Yazar Abbas Akbayrak, yıllardır Âşık Veysel üzerine araştırma yaptığını, ailesi ve yakından tanıyanlarla bir araya gelerek ayrıntılı bir çalışma yürüttüğünü belirtti. Akbayrak, bu araştırma sonucunda bir senaryo yazdığını ve bu senaryoyu yapımcı yönetmen Gökhan Keskin ile paylaştığını söyledi. İddiaya göre, taraflar arasında sözlü bir anlaşma yapıldı ve filmi birlikte yapmak için görüşmeleri birlikte yaptıklarını söyledi.

Abbas Akbayrak
REKLAM
Ancak Abbas Akbayrak’a göre Gökhan Keskin senaryoyu kendisine ait olduğunu ve değişiklikler yaptığını belirterek başına film hazırlıklarına başladı. Bu durum üzerine Akbayrak, eserinin izinsiz ticari faaliyette bulunduğu suçun duyurusunda bulundu.
“EMEĞİMİN ÇALINDIĞINI HİSSETTİM”
Konuya ilişkin açıklama yapan Abbas Akbayrak, “Bu senaryoyu yazmak için yıllarımı verdim. Âşık Veysel’in yaşadığı doğru bir şekilde anlatabilmek için büyük emek harcadım. Ancak emeğim hiçe sayılarak çalındı. Bu durum sadece bana değil, Âşık Veysel’in hatırasına da saygısızlıktır” dedi. Akbayrak, hukuki sürecin takipçisi olduğunu ve haklarını sonuna kadar arayacağını belirtti.
Yapımcı ve yönetmen Gökhan Keskin ise henüz bir açıklama yapmadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Musk, daha önce de kilo verme tedavilerine destek vermiş ve bunların halk sağlığını önemli ölçüde iyileştirme potansiyeline vurgu yapmıştı.
11 Aralık’ta X’teki mesajında şöyle yazmıştı: Amerikalılar için sağlık, yaşam süresi ve yaşam kalitesini iyileştirmek için ilaçları halka çok düşük maliyetli hale getirmekten daha iyi bir şey olamaz. Başka hiçbir şey buna yaklaşamaz bile.
Musk’ın ilaç kullanarak kilo verdiğini açıklamasının ardından sosyal medyadan yorum yağdı.
“İnanılmaz bir değişim” diyerek Musk’ın kilo vermesini övenlerin yanı sıra duruma daha şüpheci yaklaşıp ünlü milyarderin neden diyet yapmadığını merak edenler de oldu.
Bazı sosyal medya kullanıcıları, zayıflama ilacının yan etkilerine işaret ederek karşı çıktıklarını belirtti.
Bir kullanıcı, “Zayıflama ilacı ters tepecektir. Yan etkilerinin kapsamı iyi bilindiğinde çok sayıda dava açılacaktır. Bu sihirli bir kurşun değil. Sadece bir kurşu” iddiasında bulundu.
ABD’ye yeniden başkan seçilen Donald Trump’ın sağ kolu konumunda olan ve Hükümet Verimliliği Departmanı’na liderlik etmesi için Trump tarafından görevlendirilen Musk’a, zayıflama ilaçlarının ucuzlaması için yardım çağrıları da yapıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kendisine açılan cinsel saldırı davasıyla mücadele eden rapçi, avukatı Alex Spiro aracılığıyla davayı bozmak veya davacı kadının kimliğinin kamuoyuna açıklanmasını sağlamak için girişimlerde bulundu.
Ancak davanın hâkimi, asıl adı Shawn Carter olan ünlü şarkıcının aleyhinde karar alarak, davacı kadına yargılamanın bir sonraki aşamasında anonimlik hakkı tanıdı ve bu süreçte avukat Spiro’yu sert bir şekilde eleştirdi.
Davada adı Jane Doe olarak anılan kadın, 13 yaşındayken, Jay-Z’nin, seks ticareti suçlamasıyla tutuklu bulunan rapçi Sean ‘Diddy’ Combs ile birlikte, New York’ta düzenlenen 2000 MTV Video Müzik Ödülleri sonrası düzenlenen bir partide kendisine uyuşturucu verip tecavüz ettiğini iddia etti.
Jay-Z, iddiaları reddederek bunların asılsız olduğunu söyledi.
ABD mahkemesinin dün yayınladığı beş sayfalık bir dosyada, davanın hakimi, avukat Spiro’nun saldırgan hukuki manevralarını kınadı ve bunları ‘tahrik edici dil ve kişisel saldırılarla dolu’ olarak nitelendirdi.
Hâkim, Jay-Z’nin avukatını, Jane Doe’nun kimliğini ifşa etmek ve davayı reddetmek için tekrar tekrar dilekçe vererek ‘yargı sürecini hızla bitirmeye çalışmakla’ suçladı.
Hâkim; “Carter’ın avukatının tahrik edici dil ve kişisel saldırılar içeren saldırgan dilekçeleri aralıksız sunması uygunsuz, yargı kaynaklarının israfı ve müvekkiline fayda sağlama olasılığı düşük bir taktik. Mahkeme, avukat talep ettiği için yargılama sürecini hızlandırmayacaktır” dedi.
Dava dosyasına göre, iddia edilen olay, o zamanlar Radio City Music Hall’daki ödül törenine girmeye çalışan bir genç olan davacının, rapçi Diddy’nin limuzin şoförü olduğunu iddia eden bir adam tarafından ödül töreni sonrası partiye davet edilmesi sonucu meydana geldi.
Dosyada, kadının partiye gittiğinde gizlilik anlaşması imzalamaya zorlandığı, uyuşturucuyla karıştırılmış bir içki servis edildiği ve ardından Jay-Z ve Diddy tarafından, bir kadın ünlünün bakışları altında cinsel saldırıya uğradığı iddiası yer alıyor.
Jay-Z, iddiayı redderken hem davacı kadını hem de onun avukatı Tony Buzbee’yi yalan beyan uydurmakla suçladı.
Jay-Z ayrıca Buzbee’yi, tecavüz iddiaları nedeniyle yasal bir anlaşmaya varılmasını sağlamak için kendisine şantaj yapmaya çalışmakla suçladı.
Ancak şimdilik davacı kadın, Jay-Z’ye karşı önemli bir zafer kazandı. Hakim, Jane Doe’nun anonim kimliğinin korunacağına karar verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Babygirl’, kariyerini ve ailesini tehlikeye atan, kendisinden çok genç stajyeri ile ateşli bir ilişki yaşayan güçlü bir CEO’yu konu alıyor.
Yönetmen, iki oyuncu arasındaki yaş farkını ve çok daha genç bir erkekle başrol oynayan kadın başrol oyuncularının yer aldığı diğer projeleri savundu.
W Magazine’e konuşan Halina Reijn, “Erkek oyuncunun kadın oyuncuyla aynı yaşta olduğu bir film görürsek, bunu tuhaf bulmalıyız. Asıl çılgınlık bu” ifadesini kullandı.
REKLAM
Reijn, ayrıca “Yaş farklarının değişmesi ve kadınların farklı ilişkiler yaşaması tamamen normalleştirilmeli. Artık bir kutuya sıkışmış değiliz. Erkek bakış açısını içselleştiriyoruz, ataerkilliği içselleştiriyoruz ve kendimizi bundan kurtarmamız gerekiyor” diye konuştu.
Kidman, başrolde yer aldığı ‘Babygirl’ filmini çekerken erotik sahnelerde çok zorlandığını ve bir noktada çekime ara vermek zorunda kaldığını itiraf etmişti.
‘Romy’ karakterine hayat veren Kidman, The Sun gazetesine verdiği röportajda, filmdeki erotik sahnelerde aşırı tahrik olduğunu itiraf ederken, “Daha fazla orgazm olmamak için çekime ara vermek zorunda kaldım” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özcan Deniz’e ağabeyi Ercan Deniz’in yanı sıra kız kardeşi Yurda Güler de tepki göstermişti. Güler, ünlü oyuncu / şarkıcının eşi Samar Dadgar’a yüklenmişti.
“DAĞIMIN KARI, KARIM, GÜLÜ YAVRUM”
Uzun zamandır konuyla ilgili sessiz kalan Özcan Deniz’den bugün yeni bir paylaşımda bulundu. Özcan Deniz, yoluna artık ‘çekirdek ailem’ dediği eşi ve oğluyla devam edeceğini yineledi.
Özcan Deniz şunları söyledi: Yarın her şey geçse de, kalpte bıraktığı tortu asla geçmez ve onunla yaşar insan. Ben de bu tortuyu bırakanlar elbet birgün anlayacaktır; onlara benim verdiğim saygınlığı kimse vermeyecek, dertlerine canıyla, kanıyla, varıyla, yokuyla benim kadar kimse koşmayacak. Gurur duyması gerekene tepeden baktıklarını, şükretmeleri gerekenlere küfrettiklerini anlayacaklar.
Bir zeytini dört kere ısırarak kahvaltı yaptığımız günlerden, yatağa aç girdiğimiz günlerden, tuvaletsiz mutfaksız fareli evlerden (bunun filmini çekeceğim) hayal bile edemeyecekleri buralara gelme sebeplerimize küfretmenin acı finalini göstermesin Allah.
Hepsini unuttunuz değil mi? Ben tek bir gününü bile unutmadım. Kendimi ve sizi oralardan çıkartmak için 9 yaşımdan beri savaş verdim. Bu uğurda kanım bile döküldü. Nasıl unuturum? Sen de savaştın bunu inkar edemem. Farkımız sen Nimet olarak önüne serilenlere, sebeplerine küfürle, inkârla, müsrif ederek yaklaştın. Asla dilemem ama bereketsiz ve aldanılmış bir son bu yolun sonu. Çok acı. O eşik aşıldı artık. Temiz bir yer kalmadı tutabileceğim. Bana iyi gelenlerle, dağımın karı, karım ve bahçemin en güzel gülü yavrumu yanıma aldım, Allah’a güvenip seni ona emanet edip gittin. Bir gün affedilmen(iz) dileğiyle.
Seni, sizi hâlâ çok seviyorum ama tek başına yetmiyor bu. Sadece kendimi ve Çekirdek ailemi korumaya alıyorum. Ne kadar acı ve utanç verici değil mi bu korumayı sana karşı, size karşı yapıyor olmam! Hayat bana hep büyük sınavlar yaşatıp sonrasında hep armağanlarla geldi. Bu da bir armağandır diyerek eskisinden daha güçlü ve daha parlak yola devam ediyorum. Sana teşekkür borçluyum. Bana yaşattığın(ız) her ihanetle çok şey öğrettiğin(iz) için. Her şeye şükürler olsun.
“ÇOĞU İNSANI HAYATIMDAN ÇIKARDIM”
Özcan Deniz, ağustos ayında yaptığı paylaşımında da Sabahattin Ali’nin şu sözünü yayımlamıştı: İsteseler canımı vereceğim çoğu insanı hayatımdan çıkardım. Çünkü yokluklarına üzülmek, yaptıklarına üzülmekten daha kolay.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ses sanatçısı Ajda Pekkan, bugüne kadar ismini, bileziklerden, çay bardaklarına; saç kesiminden çarşaflara kadar pek çok ürüne verdi; bazıları da ismi ile anıldığı için kendiliğinden “Ajda” takısını aldı.
Süper star unvanlı Ajda Pekkan’ın adını verdiği ürün ve tasarımları sizin için derledik:
AJDA BİLEZİK
“Ajda bilezik” işçilik ücretinin olmadığı ince ama dayanıklı yapıya sahip bir bilezik.
Bu bilezikler daha çok gençler tarafından tercih ediliyor.
Bilezik sadece 22 gram olarak çalışılıyor.
Bugün bir Ajda bileziğin satış fiyatı 30 bin 750 lira civarında.
Şıklık ve zerafet ile birleşen tasarımlarıyla öne çıkan Ajda bileziği, bizzat sanatçı tarafından tasarlanan bir takı koleksiyonunun eseri.
Bilezikler, tasarruf ve yatırım amacı ile bugünlerde tekrar ün kazanmış durumda.

AJDA BARDAK
Ajda Pekkan, büyük çay bardağı istediğinde bu çay bardakları önce belirli adette kendisi için yapıldı. Sonra da çok sevildiği için aynı marka tarafından “Ajda bardak” ismiyle seri üretimine geçildi.

AJDA SAÇ KESİMİ
Ajda Pekkan, bir dönem kendine özgü kestiği saçlarıyla o kadar çok beğenildi ki adı bu tarz modellere verildi.
Sanatçının saç tasarımı kadın kuaförlerde o günlerde bugünlere “Ajda kesim saç modeli” olarak benimsendi.

Dora İşsever
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karadeniz müziğinin en bilinen isimlerinden biri olan Davut Güloğlu, siyasetten müzik sahnesine geri döndü.
Güloğlu, yeni çıkardığı şarkıyla Türkiye ve Özbekistan müziğini buluşturdu.
Sanatçı, Özbek şarkıcı Gulinur ile özel bir düet gerçekleştirdiği yeni şarkısı “Dog’loro Dushdim” ile hayranlarının karşısına çıktı. Türk müziğinin ahengiyle bezenmiş bu özel düet, dinleyenleri kendine hayran bıraktı.
“MÜZİĞİN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ İLE ATA TOPRAKLARIMIZDA BİR BAĞ KURDUK”
Yeni şarkısını duyuran Davut Güloğlu, “Gulinur ile gerçekleştirdiğimiz bu özel düette müziğin birleştirici gücüyle ata topraklarımız arasında bir bağ kurduk.Dinleyin, yorumlarınızla destek olun, ve bu kültürel yolculuğa siz de eşlik edin!” ifadelerini kullandı.
ŞARKININ TAMAMINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Seni Çılgın, Bu Akşam Ölürüm, Salını Salını, Kara Gözlüm, Unutmak O Kadar Kolay Mı Sandın gibi şarkılarıyla Türk müzik sektörüne adını altın harflerle kazıyan Murat Kekilli, bir dönem klipleriyle de ilgi gördü.
Şarkı sözleri ve sahne performansı milyonları etkileyen Kekilli, konserlerinde dinleyicileriyle buluşmaya devam ediyordu.
ANNESİ HAYATINI KAYBETTİ
2019 yılında babasını kaybeden Kekilli, son olarak acı bir haberle gündem oldu.
Ünlü sanatçının annesi Sıdıka Kekilli, yaşamını yitirdi.
Murat Kekilli, annesi Sıdıka Kekilli’nin vefat haberini sosyal medya hesabından duyurdu.
Kekilli vefat duyurusunu, “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. Annemiz Sıdıka KEKİLLİ Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur! Allah rahmet eylesin diyenin akıbeti hayır olsun.” notuyla paylaştı.

MURAT KEKİLLİ KİMDİR?
18 Nisan 1968 yılında Adana’da doğmuştur. Ekonomik durumundan dolayı Adana’da karpuz tarlalarında çalışan sanatçı, daha sonra bir arkadaşından esinlenerek piyano çalmaya başlamıştır.
İlk, orta ve lise eğitim dönemlerini Adana’da tamamlamıştır. 1989 yılında vatani görevi olan askerliğini yaparak Adana’ya dönmüştür. 1992-1993 yıllarında Adana’da Devlet Konservatuarı sınavlarına girerek sınavı kazanan Murat Kekilli, 1994 yılında konservatuardan ayrılır.
İstanbul’da 1994 yılında bir müzik grubunda müzik hayatına başlar ve aynı yıl içerisinde kendi grubu olan Kilikyalılar’ı kurar. 1996 yılında ilk albümü Eşşek Gözlüm albümünü çıkarır. Bu sırada Yolcular Grubu ile çalışmalarına devam etmektedir.
1999 yılında Boğaziçi Müzik ile anlaşarak Bu Akşam Ölürüm isimli albümünü piyasaya çıkarır. İstediği başarıyı bu albümle elde eder. Bir süre albüm çalışması yapmayan Murat Kekilli, 2002 yılında yine Boğaziçi Müzik ile beraber Yedialtı albümünü çıkarır.
Uzun yıllar Boğaziçi Müzik ile çalışan sanatçı, 2004 yılında Avara albümünü çıkarır. Her iki yılda bir albüm çıkaran Kekilli, 2006 yılında Bir Ahir Zaman isimli albümünü çıkararak ilgi odağı haline gelmiştir. 2010 yılında çıkardığı Kalbimdeki Darp albümüne tek klip çıkartarak müzik hayatına devam etmiştir.

YARDIMSEVER YÖNÜYLE DİKKAT ÇEKTİ
Albümleri arasında tek klip çektiği albüm Kalbimdeki Darp isimli albümdür. Son olarak 2013 yılında Gümüş Teller albümünü çıkarmıştır. 1999 yılından bu yana Boğaziçi Müzik ile çalışmaktadır.
Yaşam ve kendi tarzı ile dikkat çeken Murat Kekilli, gençler tarafından sevilerek müzik başarılarına devam etmektedir. Çocukluğunda yaşadığı ekonomik sıkıntılardan dolayı yardımsever yönü dikkat çekmektedir. Müzik hayatı boyunca sakin yaşamı ile gözlerden uzak bir hayat sürmektedir. Son yıllarda Adana’da bir çiftlikte yaşadığı bilinmektedir.
Müzik yaşamı boyunca en büyük başarıyı Bu Akşam Ölürüm isimli albümü ile yakalamış ve albümün başarısından dolayı birçok il ve ilçelerde konserlere katılmıştır.
Çeşitli yardımlaşma derneklerinde görev alan Murat Kekilli, sosyal dayanışma çalışmalarında da itina ile yer almaktadır. Sessiz ve sakin bir yaşam süren Murat Kekilli, son albümünden sonra müzik çalışmalarına konserler ile devam etmektedir.


Can Badak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BKM’den yapılan açıklamaya göre, ilk olarak 1993’te Türkiye’de stadyum konseri veren ABD’li rock müzik grubu Guns N’ Roses, 32 yıl sonra tam kadro ile 2 Haziran 2025’te BJK Tüpraş Stadyumu’nda sahne alacak.
Vokal ve piyanoda Axl Rose, basta Duff McKagan ve lead gitarda Slash’ten oluşan grup, gelecek yıl 23 Mayıs’ta Suudi Arabistan, 27 Mayıs’ta Birleşik Arap Emirlikleri, 30 Mayıs’ta Gürcistan, 6 Haziran’da Portekiz, 9 Haziran’da İspanya, 12 Haziran’da İtalya, 15 Haziran’da Çek Cumhuriyeti’nde konser verecek.
Grup, 18 ve 20 Haziran’da Almanya, 23 ve 26 Haziran’da İngiltere, 29 Haziran’da Danimarka, 2 Temmuz’da Norveç, 4 Temmuz’da İsveç, 7 Temmuz’da Finlandiya, 10 Temmuz’da Litvanya, 12 Temmuz’da Polonya, 15 Temmuz’da Macaristan, 18 Temmuz’da Sırbistan, 21 Temmuz’da Bulgaristan, 24 Temmuz’da Avusturya, 28 Temmuz’da Lüksemburg ve 31 Temmuz’da Almanya’da hayranlarının karşısında olacak.

BİLET SATIŞLARI 10 ARALIK’TA
Konserin biletleri ise 10 Aralık’ta ön satışa, 13 Aralık’ta ise genel satışa açılacak.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Devlet Tiyatrosu, 10-14 Aralık’ta Mecidiyeköy Büyük Sahne’de “Ebedi Barış”, Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de “Mumyalar”, 10-15 Aralık’ta Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Sonbahara Son Güller”, Üsküdar Stüdyo Sahne’de 10-13 Aralık’ta “Bir Nefes Dede Korkut”, Garibaldi Salon’da ise 12-15 Aralık’ta “Tamamen Doluyuz” oyunlarını sahneleyecek.
Şehir Tiyatrolarında 11-14 Aralık’ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Savaş ve Barış”, Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde “Tartuffe”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de “İkinci Perdenin Başı”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Ağrı Dağı Efsanesi”, Ümraniye Sahnesi’nde “Yenilmez”, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde “Gök Kubbe”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde “Yaftalı Tabut”, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde ise 14 Aralık’ta “Oscar” oyunları tiyatroseverlerle buluşacak.
Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) 13-15 Aralık’ta “Profesyonel” oyunu sahnelenecek, 11 Aralık’ta “Don Giovanni” opera gösterisi, 14 Aralık’ta “Fındıkkıran” bale gösterisi, 15 Aralık’ta ise “Khan Sultan Operası” sanatseverlerle buluşacak.
KONSERLER
Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda 11 Aralık’ta “Piatango ft. Melis Sökmen, Şirin Vatan”, 14 Aralık’ta “İBB Kent Orkestrası”, 15 Aralık’ta ise “Kebyart Saksafon Dörtlüsü-Pablo Barragan-Amadeus Wiesensee” konserleri müzikseverlerin beğenisine sunulacak.
“Kozmoz Opera Halkası Kış Konseri” KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde, “Mor ve Ötesi Akustik” konseri İş Sanat İş Kuleleri Salonu’nda 11 Aralık’ta gerçekleşecek.
Melike Şahin, Volkswagen Arena’da 11-12 Aralık’ta, Cem Adrian, IF Performance Hall’de 13 Aralık’ta, Hande Yener JJ Arena’da 14 Aralık’ta konser verecek.
İstanbul Filarmoni Derneğinin “80. Yıl Konserleri” kapsamında, 13 Aralık’ta Surp Asdvadzadzin Ermeni Katolik Katedrali’nde “IFD Quartet Konseri”, 14 Aralık’ta Kadıköy Surp Levon Ermeni Katolik Kilisesi’nde “Brooklyn Chamber Opera-Kış Konseri” düzenlenecek.
İtalyan opera sanatçısı Alessandro Safina, 15 Aralık’ta İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Oditoryumu’nda hayranlarıyla buluşacak.
Özbek müzisyen Alisher Nazirov 15 Aralık’ta Maximum Uniq Açıkhava’da sahne alacak.
AKM’de yarın “Şeb-i Arus Hz. Mevlana’nın 751. Vuslat Yıl Dönümü Özel Sema Mukabelesi” ve “Yücel Paşmakçı’ya Vefa Konseri”, 12 Aralık’ta “İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Denizbank Konserleri-Holst Gezegenler”, 14 Aralık’ta “Türk Telekom Prime Kahve Konserleri 3 Hisar” izlenebilecek.

SERGİLER
“Konuşan Resimler 10. Yıl Veda Sergisi”, 13 Aralık’ta AKM’de sanatseverlerle buluşacak.
Kış atmosferini sanatla buluşturmayı hedefleyen “Winter Tale” sergisi, The Stay Boulevard Nişantaşı’nda görülebilecek.
Ressam Ertuğrul Ateş’in, Denizbank iş birliğinde hazırladığı “40. Yıl Ertuğrul Ateş” sergisi, Galeri Deniz’de sanatseverlerle buluşuyor.
Hattat Hasan Çelebi ve Muhammet Mağ’ın eserlerinden oluşan “Kadim Şehrin Sanatkarları” sergisi Erzurumlular Kültür ve Dayanışma Vakfı Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebiliyor.
Yerli ve yabancı sanatçıların eserlerine yer verilen, karma resim sergisi “Vizyon”, Kelimat Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
Hattat Mustafa Cemil Efe’nin “Tecelli” isimli 13. kişisel hüsnühat sergisi, Saray Koleksiyonları Müzesi Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde 18 Aralık’a kadar devam edecek.
Türkiye-Japonya diplomatik ilişkilerinin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen “Wabi-Sabi-Lotus 5 Grubu Japon Sanat Sergisi”, Beyoğlu Belediyesi 6. Daire Sanat Galerisi’nde devam ediyor.
Rahmi M. Koç Müzesi’nin 30. yıl kutlamaları kapsamında, binek araçların kronolojik değişimini ele alan, “Beygir Gücü” sergisi Rahmi M. Koç Müzesi’nde görülebilecek.
İngiliz sanatçı Ian Berry’nin “Denim Ötesi” (Beyond Denim) sergisi, Kalyon Kültür’de 14 Şubat 2025’e kadar açık olacak.

FİLİSTİN HALKI DİRENİYOR
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin “NATO’ya ve savaşa karşı kaleminle, boyanla, fırçanla ses ver!” çağrısı kapsamında 5 Filistinli sanatçının hazırladığı “Filistin Halkı Direniyor” sergisi, Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde devam ediyor.
Fotoğraf sanatçısı İzzet Keribar’ın bir buçuk milyona yakın kareyi içeren arşivinden bir seçkinin yer aldığı “Renklerin Yolculuğu” sergisi, İstanbul Modern’de ziyaret edilebilir.
İtalyan ressam Fausto Zonaro’nun eşi, fotoğraf sanatçısı Elisa Zonaro’nun eserlerine odaklanan “Elisa Zonaro’nun İstanbul’u” sergisi, Kazlıçeşme Sanat’ta 31 Ocak 2025’e kadar görülebilecek.
AKM Galeri’de yer alan “Pablo Picasso: Resimden Seramiğe Bir Serüven” sergisi, ünlü sanatçının orijinal gravürleri, çizimleri, posterleri, litografileri ve fotoğraflarından oluşan 170 eserini, 31 Aralık’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mathieu, “60. Anniversary” turnesi kapsamında 20 Şubat 2025’te İstanbul Volkswagen Arena’da, 22 Şubat 2025’te Ankara Congresium’da dinleyicilerle buluşacak.
Dünyanın çeşitli yerlerinde sahne alan, 1200’den fazla şarkıyı 11 dilde seslendiren sanatçı, vokali ve sahne performansıyla müzik dünyasında beğeni kazandı.
“Edith Piaf’ın halefi” olarak gösterilen Fransız sanatçı, Eyfel Kulesi’nin 100. yıl kutlamasında Fransa ulusal marşı “La Marseillaise”i seslendirdi.
“MUTLULUK DUYUYORUM”
Türkiye’ye son seyahatim 20 yıl önce Galatasaray Kulübü için Dolmabahçe Sarayı’nda verdiğim konserdi. 60 yıllık kariyerimi kutladığım turnem kapsamında Türk seyircisiyle yeniden buluşmaktan mutluluk duyuyorum” dedi.

“KARİYERİM MASAL GİBİ BAŞLADIM”
“Kariyerim bir peri masalı gibi başladı. Menajerim Johnny Stark sayesinde, Sacha Distel ve Dionne Warwick’in ön grubu olarak Olympia sahnesine ilk adımlarımı attım ve ardından dünya çapında dağıtılan ilk şarkım ‘Mon Credo’yu kaydettim. Kariyerimin ilk üç ayı çok yoğundu. Çocukluk hayalim gerçekleşiyordu ve neler yaşayacağımı hayal dahi edemiyordum. Şarkı kayıtları, röportajlar, sahneye çıkma, dünyayı tanıma… Öğrenmem gereken çok şey vardı.”
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>38 YAŞINA GİRDİ
Geçtiğimiz gün sevgilisiyle kimseyi umursamadan poz verdikleri kırmızı halıda öpüşen Nara, 38’inci doğum günü için çılgın bir parti verdi.
HAVUZA ATLADI
Ünlü isim, kendisinden 13 yaş küçük sevgilisi L-Gante vile öpüşerek havuza atladığı anları da sosyal medya hesabından paylaşmayı ihmal etmedi.

Sosyal MedyaMauro IcardiGalatasarayWanda NaraDoğum GünüMagazinMedyaSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çift Colorado’nun Vail kentinde tatildeyken yaşanan olay sonrası Kelly erken ayrıldı ve o günden beri birbirlerini görmedikleri belirtildi. Bebeğin Mart 2025’te dünyaya gelmesi bekleniyordu.
38 yaşındaki Fox ve Kelly (gerçek adı Colson Baker), 2020’de Fox’un eski eşi Brian Austin Green’den ayrılmasından kısa süre sonra ilişkiye başladı. Çiftin ilişkisi aldatma söylentileri ve şeytani ritüeller iddialarıyla çalkantılı geçti.
Ocak 2022’de nişanlanan çift, birbirlerinin kanını içtiklerini açıklamıştı. Kelly’nin Fox’a tasarlattığı nişan yüzüğü çıkarıldığında acı verecek şekilde yapılmıştı. Fox daha sonra “şeytan tapıcısı” veya “kötü cadı” olmadığını açıklayarak bu ritüellerin yanlış anlaşıldığını söyledi.
Fox, geçtiğimiz günlerde yayımlanan “Pretty Boys Are Poisonous” adlı kitabında, 2022’de Kelly’den olan bebeğini düşürdüğünü açıkladı. Good Morning America’ya verdiği röportajda “Hayatımda hiç böyle bir şey yaşamamıştım. Üç çocuğum var ve bu durum ikimiz için de çok zordu” dedi.
Fox, kitabında 10 haftalık bir kız bebeği beklerken yaşadığı ultrason deneyimini ve kaybın acısını şiirlerle anlattı.

Machine Gun KellyHollywoodMegan Fox3-sayfaMagazinYaşamFox
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HABERLER.COM’A BİR ÖDÜL DAHA
Her yıl olduğu gibi bu yıl da birbirinden değerli isim ve kurumların ödüllendirildiği törende Haberler.com “Yılın Haber Sitesi” ödülüne layık görüldü. Ödülü, Genel Yayın Yönetmenimiz Av. Bedia Teymur adına sunucumuz Melis Yaşar aldı.

“HER YIL ÖNE ÇIKAN FİRMALARI TİTİZLİKLE SEÇİYORUZ”
Muğurtay törene ilişkin, “21. yılımızda, sektörün lider dergisi olarak, evlilik sektöründeki yılın başarılı firmalarını ödüllendirmek bizler için büyük bir onur. Başvurular arasında her yıl öne çıkan firmaları büyük bir titizlikle seçiyoruz. Değerlendirmelerimizi yaparken, firmaların yıl içerisindeki başarılarını, sektöre kattıkları yenilikçi değerleri ve genel performanslarını göz önünde bulunduruyoruz. Bazen, sadece bir yılını doldurmuş bir firma, gösterdiği başarı ve yenilikçi yaklaşımıyla bulunduğu bölgede sektöre büyük katkı sağlıyorsa, bu gece ödül alabiliyor. Gelin Damat Dergisi Ödülleri’ne uygun bulunan firmalar, ödüllerinin yanı sıra Gelin Damat Dergisi’nde özel reklam yayınlama fırsatı da elde ediyor. Bu, markalarının görünürlüğünü artırırken sektördeki prestijlerini pekiştiren önemli bir avantaj sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Bedia TeymurYönetmenMagazin3-sayfaMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“LÜTFEN SİL”
Boluğur’un paylaşımı takipçileri tarafından beğenilmedi. Fotoğrafa çok sayıda “Sil”, “Gerçekten bunu beğendin mi?”, “Lütfen sil bak yalvarıyorum” gibi yorumlar yapıldı.
Merve BoluğurSosyal Medya3-sayfaMagazinMedyaYaşamcadı
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÖZLEM CANKURTARAN KİMDİR?
Avukat Hasan Öztürk ve Mimar Tuna Öztürk çiftinin kızı olan Özlem Cankurtaran, Ordu’nun Ünye ilçesinde dünyaya geldi. Başarıyla mezun olduğu lisenin ardından İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’ne girmiş ve tıbbi doktorluk hayatına başladı. Mezuniyetin ardından mecburi hizmet yeri olan Tokat Erbaa İlçesi Doğanyurt Köyünde çalışma hayatına atıldı. Mecburi hizmeti Tokat Erbağ’da yaptıktan sonra Göğüs Cerrahisi alanında uzmanlığını tamamladı.
İhtisasını ise Yedikule Göğüs Cerrahisinde tamamladı. Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümünde Fizikokimye Profesörlüğü, Çaba Derneği Yönetim Kurulu Üyesi görevini üstlenen Dr. Özlem Cankurtaran, TRT Haber’de Hasta Yakını isimli programını sundu. 2015 – 2019 yılları arasında Onursal Başkanı olduğu Çaba Derneği’nde faaliyet gösterdi.
Sağlık alanındaki başarısının yanı sıra, Özlem Cankurtaran akademik kariyerine de büyük önem vermiştir. Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü’nde Fizikokimya profesörlüğü unvanını kazanarak bilim dünyasında önemli bir yer edinmiştir.

DR. ÖZLEM CANKURTARAN ÖLDÜ MÜ?
Çaba Derneği Dr. Özlem Cankurtaran’ın vefat haberini, “Çaba Derneği Onursal Başkanı Dr. Özlem Cankurtaran’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Cenazesi 12 Aralık Perşembe günü Zincirlikuyu Camii’nde kılınacak öğle namazına müteakip Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilecektir. Başımız sağ olsun.” sözleriyle duyurdu.
Çapa Tıp FakültesiKültür SanatSoğuk HaberMagazinYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

DİZİNİN KONUSU
Aynı işte çalışmaktan başka ortak noktası olmayan üç kadının, evliliklerinde kendilerine biçtikleri roller ellerinden alındıktan sonra, ayakta kalabilmek için birbirlerine tutunmalarının hikayesi anlatılıyordu.
TelevizyonEvlilikMagazinYaşamSanatDiziNOW
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
VEFAT HABERİNİ SOSYAL MEDYADAN DUYURDU
Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda annesinin vefat haberini duyuran Mahsun Kırmızıgül “Canım annem Faike Arık’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Cenazesi Diyarbakır Selahattin Eyyubi Camii’nde, öğle namazına müteakip kılınacaktır” ifadelerini kullanmıştı.

ÖZCAN DENİZ DE KATILDI
Defi işleminin ardından ünlü şarkıcı, annesi için mevlid okuttu. Milliyet’in haberine göre, annesinin acısıyla yıkılan Mahsun Kırmızıgül’ü sevenleri yalnız bırakmadı. Kırmızıgül’ü ziyaret edenler arasında uzun yıllardır küs olduğu Özcan Deniz’in de bulunması dikkatlerden kaçmadı.

TEŞEKKÜR MESAJI YAYINLADI
Zor günler geçiren Kırmızıgül, sosyal medya hesabından annesiyle çocukluk yıllarında çekilen bir kareyi yayınlayarak şunları ifade etmişti: “Annemin vefatı dolayısıyla bu zor günlerimde yanımda olan, sevgisini ve desteğini esirgemeyen herkese yürekten minnettarım. Cumhurbaşkanımızdan ana muhalefet liderlerine, bakanlarımız ve milletvekillerimizden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımıza, sanat ve iş dünyasındaki kıymetli dostlarımdan Diyarbakır ve Bingöl’deki hemşehrilerime kadar herkesin varlığı bize güç verdi. Acımızı paylaşan, arayıp soran, mesaj gönderen, çiçek yollayan, cenazemize ve mezarlığımıza kadar gelerek yanımızda olan, taziyelerimize katılan tüm dostlarıma, arkadaşlarıma ve sevenlerime en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca basın mensuplarına, medya sektöründe emek verenlere, müzik ve sinema dünyasındaki dostlarıma bu süreçte gösterdikleri duyarlılık ve destek için çok teşekkür ediyorum. Acımızı paylaşan, bizleri yalnız bırakmayan her birinize sonsuz şükranlarımı sunarım. Sizin desteğiniz, bu zor günlerde benim için en büyük teselli oldu. Teşekkür ederim.”
Mahsun KırmızıgülÖzcan DenizYönetmenMagazin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>32 yaşındaki Gomez, Çarşamba günü Instagram hesabından yaptığı paylaşımda “Sonsuzluk şimdi başlıyor” yazarak pırlanta yüzüğünün yakın çekim fotoğrafını, piknik düzenini ve Blanco ile gülümseyen fotoğraflarını paylaştı. 36 yaşındaki Blanco ise paylaşıma “Hey durun… Bu benim eşim” yorumunu yaptı.
Çiftin nişan haberini Taylor Swift, Jennifer Aniston, Gwyneth Paltrow, Cardi B, Lil Nas X ve Julia Michaels gibi ünlü isimler kutladı. Taylor Swift esprili bir yorumla “Evet, ben çiçekçi kız olacağım” derken, Jennifer Aniston “Tatlım!! Tebrikler canım!” mesajını paylaştı.
Yaklaşık bir yıl önce ilişkilerini açıklayan çift, “Single Soon” (2023) ve “I Can’t Get Enough” (2019) gibi şarkılarda birlikte çalışmıştı. Gomez o dönem Blanco için “O benim kalbimin mutlak her şeyi” ifadesini kullanmıştı.
Blanco da Mayıs ayında katıldığı “The Drew Barrymore Show”da Gomez hakkında övgü dolu sözler söylemişti: “O dünyanın en iyi, en samimi insanı. Her şey çok gerçek. Her sabah uyandığımda ona doğru yürürken aynadan kendime bakıyorum ve ‘Buraya nasıl geldim?’ diye düşünüyorum.”
Eski bir Disney yıldızı olan Gomez, son olarak “Only Murders in the Building” ve “Emilia Pérez” yapımlarındaki performanslarıyla Altın Küre adaylığı kazandı. Blanco ise Rihanna, Katy Perry, Maroon 5 ve Britney Spears gibi yıldızların hit şarkılarının söz yazarı olarak tanınıyor.
Bloomberg’e göre, 5 yıllık kozmetik markası Rare Beauty’nin sahibi olan Gomez, 1.3 milyar dolarlık net değeriyle ABD’nin en genç kendi kendini var eden milyarderleri arasında yer alıyor.

Selena GomezÜnlüler3-sayfaMagazinMüzikYaşamOnly
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“FİLM ÜZERİNE SOHBET EDEMİYORSAN BU İLİŞKİ DEĞİLDİR”
Hadise, “Yakışıklılık önemli değil. Filmi izledikten sonra o kişiyle film üzerine sohbet edemiyorsan, bu bir ilişki değildir.” dedi. Hadise‘nin bu sözlerinin üzerine yönetmen Şenol Sönmez ile ilişki yaşaması dikkat çekti.

Bir erkekte aradığı başlıca özellikleri sıralayan Hadise şöyle konuştu:
SADIK
“Her anlamda sadık olmalı. Örneğin bir yemekten seni rahatsız edecek şekilde bir kadına bakmamalı. Bir kadını beğenmek başkadır. Ben de bazen bir kadına bakıp ‘Ne kadar güzel bir kadın’ diyorum ama partnerini rahatsız edecek şekilde bakmamalı.”
DESTEKÇİ
“Çok önemli”
SABIRLI
“Benimle olmak. Çünkü”
KOMİK
“Kesinlikle komik olmalı. İlişki yaşadığım erkeğin komik olması bence ikimiz için de büyük bir ilham kaynağı. Çünkü o, beni de besliyor”
SORUMLULUK SAHİBİ
“Sorumluklarının farkında olmalı”
YönetmenMagazinHadise
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SELENA GOMEZ EVLENİYOR MU?
Selena Gomez ve Benny Blanco, 2023 yılının sonunda başlayan ilişkilerini uzun süre gözlerden uzak yaşamayı tercih etmişti. Gomez, geçtiğimiz yıl verdiği bir röportajda Blanco ile olan ilişkisini “Hiç bu kadar güvende hissetmemiştim, bu harika bir his” sözleriyle anlatmıştı. Blanco’nun ona herkesten daha iyi davrandığını ifade eden Gomez, ilişkisi için “O benim her şeyim” ifadelerini kullanmıştı.
Selena Gomez, evlenme teklifi aldığı anı sosyal medyada “Sonsuzluk şimdi başlıyor” notuyla paylaştı. Benny Blanco ise bu mutluluğunu “O benim eşim” diyerek hayranlarıyla paylaştı. Bu romantik açıklamalar, kısa sürede milyonlarca beğeni ve yorum alarak sosyal medyada gündem oldu.

The Howard Stern Show’a konuk olan Benny Blanco, Gomez hakkında “Ona baktığımda… Bundan daha iyisinin olduğu bir dünya hayal edemiyorum” diyerek sevgisine olan bağlılığını dile getirdi. Blanco’nun bu duygusal açıklamaları, çiftin ilişkilerindeki güçlü bağın bir kanıtı olarak görülüyor.
İkili, sadece özel hayatlarında değil, kariyerlerinde de birlikte çalışmayı sürdürüyor. Selena Gomez ve Benny Blanco, 2019 yılında “I Can’t Get Enough” adlı şarkıda bir araya gelmiş ve hayranlarından büyük beğeni toplamıştı. Son olarak, “Single Soon” adlı projede birlikte çalışan çiftin bu iş birliği, profesyonel hayatlarında da uyumlu olduklarını gösteriyor.
Selena Gomez ve Benny Blanco’nun nişan haberi, hayranları arasında büyük bir heyecan yarattı. Çiftin birbirine olan sevgisi, sosyal medyada geniş yankı buldu. Gomez’in bu önemli kararı, hayranları tarafından desteklenirken, çiftin düğün hazırlıklarına dair detaylar da merakla bekleniyor.
Selena GomezSoğuk HaberMagazinYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDİLGE VE İBRAHİM TİLAVER ARASINDA TARTIŞMA ÇIKTI
Aydilge’nin tepkisine ‘Cıstak’ şarkısının yapımcısı ‘Ebo’ takma ismi ile bilinen İbrahim Tilaver, “Sen ‘Kiralık Aşk’ adlı diziye jenerik yaparken kadın bedenini neden düşünmedin diye sorarlar Aydilge” diyerek karşılık verdi.
REKLAM
Aydilge ise, ‘Kiralık Aşk’ dizisi üzerinden Tilaver’e şu sözlerle yüklenmişti: Kendini sorgulamak yerine beni itibarsızlaştırmak için bir açık bulmaya çalışıp, bula bula ‘Kiralık Aşk’ dizisine şarkı yapmamı bulmak oldukça acıklı bir durum. ‘Kiralık Aşk’ şarkımda, cinsiyetçi ya da maddeye tapan hiçbir söz olmadığı gibi, aşkın baş tacı olduğundan ve bir mucize olduğundan, birbirimizin kalbinde kiracı olduğumuzdan bahsetmekteyim. Son derece naif, eğlenceli ve romantik bir parçadır. Dizinin başrol oyuncuları Elçin Sangu ve Barış Arduç da son derece kaliteli, toplumsal cinsiyet ayrımcılığına karşı duran isimlerdir. Dizinin başında Ömer karakterinin izinsiz Defne karakterini öpmesi, ya da senaryoda ”sevgili” olmak için para teklif edilmesi, övünülecek bir şey olarak gösterilmemiş, Ömer öptükten sonra tokadı yemiştir. Zaten para olayı da bütün dizi boyunca en büyük dezavantaj sağlayan durum olarak ortaya konulmuştur. Dizi boyunca Defne ezik bir kadın karakter değil, daha çok hakkını arayan bir kadın olarak temsil edilmiştir. Yani bir şeylerin bir dizide konu edilmesi değildir asıl sorun, bunların olumlu bir şekilde mi yoksa bir sorun olarak mı inşa edildiğidir önemli olan. Bir romantik komedi olan ‘Kiralık Aşk’, (Tabii ki her şeyinden sorumlu olamam ben sadece jenerik şarkısını yaptım) genel olarak kadınların şiddet gördüğü, mafyanın yüceltildiği, para sahibi olmanın karakter sahibi olmaktan daha önemli gösterildiği şarkı ve dizlere göre çok daha masumdur.

GERİ ADIM ATTI VE ÖZÜR DİLEDİ
Tüm bunların ardından İbrahim Tilaverdi, geri adım attı. Tilaverdi, sosyal medya hesabından yaptığı yeni açıklamada tüm kadınlardan özür diledi ve şu ifadeleri kullandı: Anneme verdiğim söz üzerine ocak ayından itibaren şirketimin bünyesinde çıkacak hiçbir parçada kadının objeleştirildiği herhangi bir parçanın çıkmasına izin vermeyeceğim. Geçmişte şirketimiz bünyesinde yayımlanan bu tarz tüm parçalar adına kadınlarımızdan özür diliyorum.
Anneme verdiğim söz üzerine ocak ayından itibaren şirketimin bünyesinde çıkıcak hiçbir parçada kadının objeleştirildiği herhangi bir parçanın çıkmasına izin vermeyeceğim. Geçmişte şirketimiz bünyesinde yayımlanan bu tarz tüm parçalar adına kadınlarımızdan özür diliyorum.
— EBO (@ibrahimtilaver0) December 6, 2024
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şubat ayından beri tüm hafta sonu seyircisi açısından en yüksek rakama ulaşılan hafta sonunda 11 ay sonra sinemaların yüzü güldü. ‘Çakallarla Dans 7’ seyircilere kahkaha dolu anlar yaşatırken sinemaların da destekçisi oldu. Hafta sonu tüm sinemalarda uzun bir aradan sonra toplam 500 bin seyirci baremi aşıldı.
REKLAM
‘ÇAKALLARLA DANS 7’ BİLETLERİ ÇARŞAMBA HALK GÜNÜNDE İNDİRİMLİ!
Sürprizlerle dolu ‘Çakallarla Dans’ın 7.filminde İzmir’e gidip kendilerini altından kalkması zor bir maceranın içinde bulan ekip seyircilere birbirinden komik anlar yaşatıyor. Sinemaların halk günü olan çarşamba günü ise ‘Çakallarla Dans 7’ biletleri yarı fiyatına olacak.

Dünya çapında bir güzellik yarışmasının organizasyonunu üstlenecek olan Çakallar’ın ekibi ‘Dişi Çakallar’ın eklenmesiyle genişliyor. ‘Çakallarla Dans 7’ içinden çıkılması zor fakat bir o kadar da eğlenceli yeni macerasıyla sinema salonlarına imzasını atıyor.

Murat Şeker ve Ali Tanrıverdi imzalı senaryodan çekilen filmin kadrosunda Şevket Çoruh, Timur Acar, Murat Akkoyunlu, Didem Balçın, Toygan Avanoğlu, Diren Polatoğulları, Rojda Demirer, Doğukan Polat, Ege Kökenli, Hakan Bilgin, Ceyhun Yılmaz yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Grubun internet sitesi ve sosyal medya üzerinden açıklama yapan McBrain, “Uzun süre düşündükten sonra, hem üzüntü hem de sevinçle, kapsamlı ve zorlayıcı turne yaşam tarzından geri adım atma kararımı açıklıyorum. Gruba bundan sonra başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Iron Maiden ailesinin parçası olmaya devam edeceğini belirten McBrain, “Uzun zamandır menajerim olan Rod Smallwood ve Andy Taylor’ın benim için düşündüğü çeşitli projeler üzerinde çalışacağım. Ayrıca çeşitli kişisel projeler üzerinde çalışacağım. The British Drum Company, Nicko McBrain’s Drum One, Titanium Tart ve tabii ki Rock-N-Roll Ribs dahil mevcut işlerime ve girişimlerime odaklanacağım! Ne diyebilirim ki? Son 42 yıldır Maiden’la turneye çıkmak inanılmaz bir yolculuktu” dedi.
Ailesine ve tüm sevenlerine teşekkür eden McBrain, “Sadık hayran kitleme, her şeyi değer kıldınız ve sizi seviyorum! Sadık eşim Rebecca’ya, her şeyi sonsuz derecede kolaylaştırdın ve seni seviyorum. Çocuklarım Justin ve Nicholas’a, yokluğumu anlayışla karşıladığınız için teşekkür ederim ve sizi seviyorum! Her zaman yanımda olan arkadaşlarıma, sizi seviyorum! Grup arkadaşlarıma, bir rüyayı gerçeğe dönüştürdünüz ve sizi seviyorum. Geleceğe büyük bir heyecan ve umutla bakıyorum. Yakında görüşmek üzere, Tanrı hepinizi kutsasın ve tabii ki ‘Yaşasın Iron’lar’!” ifadelerine yer verdi.
Iron Maiden grubu tarafından yapılan açıklamada ise, “Maiden her zaman kendi adamını bulur ve zaten seçilmiş olan yeni davulcumuz çok kısa süre içinde duyurulacak” denildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>66 yaşındaki ABD’li pop yıldızı ile 28 yaşındaki eski futbolcu olan erkek arkadaşı Morris’in ekim ayında sessiz sedasız ayrılma kararı aldığı öğrenilmişti.
Soğuk kış günü New York’ta yürüyüş yaparken görülen çiftin yanına Madonna’nın çocukları David Banda ile ikizler Stella ve Estere de katıldı.
Çiftin ayrılık haberinin ardından Madonna’ya yakın bir kaynak, Daily Mail’e konuşurken, “Madonna, son dönemdeki tüm erkek arkadaşlarında olduğu gibi şimdiki sevgilisinde de aynı sorunla karşılaştı. Yaş farkı sorun haline geldi. Farklı zaman dilimlerinden geliyorlar” demişti.
Madonna’nın, sevgilisi Morris’in gözünün dışarıda olmasından rahatsız olduğunu öne sürmüştü.
Madonna ile Morris ilk olarak 2022’de tanışmıştı, ancak o esnada ünlü şarkıcının başka biriyle ilişkisi vardı.
Madonna, 30 yaşındaki boks koçu Joshua Popper ile ilişkisini Mayıs 2023’te bitirdi. Ardından Akeem Morris ile birlikteliğe başladı.
Morris, Jamaika’nın İspanyol kasabasında doğdu ve Stony Brook Üniversitesi’nde futbol oynadı. Daha sonra birinci sınıf futbol ligi Oyster Bay United FC’de forma giydi.
Carlos Leon ile ilişkisinden 27 yaşındaki kızı Lourdes’i dünyaya getiren Madonna’nın, eski eşi Guy Ritchie’den 23 yaşında Rocco adında bir oğlu bulunuyor. Madonna daha sonra 18 yaşındaki oğlu David Banda’yı, yine aynı yaştaki kızı Chifundo ‘Mercy’ James’i ve daha sonra 11 yaşındaki ikiz kızları Stella ve Estere’yi evlat edindi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SHOW TV’nin sevilen dizisi ‘Sandık Kokusu’nda ‘Ayça’ karakterine hayat veren Nesrin Cavadzade, “Bugün of günüm” dedi ve setin yoğun geçtiğini söyledi.
“2024 GÜZEL GEÇTİ”
Cavadzade, gazetecilerin “Bu yıl sizin için nasıl geçti?” sorusuna “Benim için bu yıl güzel geçti. Reklam kampanyası çok yakında çıkıyor. Bir banka filmi çok mutluyum sonuçlardan” yanıtını verdi.

Nesrin Cavadzade daha sonra “Yeni yıldan neler bekliyorsunuz?” sorusunu ise “Kadınların, çocukların ve hayvanların şiddete uğramadığı bir Türkiye diliyorum” sözleriyle yanıtladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şerif Gören, arkadaşlarıyla gittiği restorandan evine döndükten sonra merdivenlerden düşmüştü. Gören’in 6 dakika duran kalbi, ambulansta tekrar çalıştırılsa da geçirdiği beyin kanaması nedeniyle entübe edilmişti.
80 yaşında hayata veda eden Gören’in cenazesi, pazartesi günü saat 11.00’de, Beyoğlu Atlas Sineması’nda düzenlenecek anma töreni sonrası Beyoğlu Hüseyin Ağa Camii’nden öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından Kozlu Mezarlığı’nda defnedilecek.

Gören’in vefat haberinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada; “Türk sinemasına unutulmaz eserler kazandıran, usta yönetmen Şerif Gören’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrendik. Sanat dünyamızda bıraktığı eşsiz iz ve emekleri daima hatırlanacaktır. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve sinema camiamıza başsağlığı diliyoruz” denildi.

Hülya Koçyiğit: Çok büyük bir değeri daha kaybetmenin, Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Şerif Gören’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Sinemamıza olan büyük katkısının yanında onunla yaptığım her film benim de sinema kariyerimde çok önemli yere sahip oldu benim için. ‘Kurbağalar’, ‘Derman’, ‘Firar’, ‘Herhangi Bir Kadın’… Onunla bu önemli filmleri yapmanın yanı sıra, Şerif’le zamanı paylaşmak, tüm o üstün yeteneğinin yanındaki mütevazı kişiliğine şahit olmak benim için çok çok kıymetli. Canım Şerif Gören, kalbimdesin, kalbimizdesin. Sevgili Şerif’e Allahtan rahmet, tüm sevenlerine sabır diliyorum. Türk sinemasının başı sağ olsun.

Türkan Şoray: Çok sevdiğim bir meslektaşımı daha kaybetmenin üzüntüsü içersindeyim.
Şerif Gören,Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biriydi. Sinemaya unutulmayacak filmler bıraktı. ‘Deprem’ ve ‘On Kadın’ filmlerimin yönetmeniydi. Türk sinemasında adı unutulmayacak. Allah’tan rahmet diliyorum.
Deniz Barut: Saygıyla…
Erdal Özyağcılar: Şerif Gören, sinema adamı, yürek adamı, Türk sinemasının adam gibi adamı… Nurlar içinde yat. İyi ki 40 yıl önce tanımışım seni. Türk sineması seni unutmayacak.
‘Yılanların öcü’ (1985), ‘Sen Türkülerini Söyle’ (1986), ‘On Kadın’ (1987), ‘Beyoğlunun Arka Yakası’ (1987)
REKLAM
Şerif Gören, ‘Yılanların Öcü’, ‘Derman’, ‘Umut’ ve ‘Yol’ gibi Türk sinemasının bol ödüllü filmlerine imza atan Şerif Gören, 14 Ekim 1944’te Yunanistan’ın İskeçe şehrinde doğdu.

1956’te kazandığı bursla Türkiye’ye gelerek İstanbul Erkek Lisesi’nde okuyan Şerif Gören, 1962’de kurgucu olarak işe başladığı Erman Film Stüdyosu ile sinemaya ilk adımını attı. Filmlerinin belirgin özelliği olan hızlı kurgu anlayışını burada kurgucu olarak çalıştığı dönemde kazandı.
Ünlü yönetmen entübe edildi Haberi Görüntüle
1968’de Mehmet Aslan’ın ‘Hakanların Savaşı’nda ilk kez yönetmen yardımcılığı yapan, bu alanda kendini geliştiren Şerif Gören; Remzi Jöntürk, Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney, Natuk Baytan, Osman Seden gibi yönetmenlerle çalıştı.
Durumu ciddiyetini koruyor Haberi Görüntüle
Şerif Gören, 1974’te, çekimin ilk günlerinde Yılmaz Güney’in tutuklanması üzerine ‘Endişe’nin yönetmenliğini üstlendi. Bu ilk filmi ile Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazanan Gören, senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı ‘Yol’ ile Cannes Film Festivali’nde ‘Altın Palmiye’ ödülünü kazanarak büyük başarı elde etti.
Sağlık durumu ciddiyetini koruyor Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ekin Koç, çektiği fotoğrafı da sosyal medya hesabından yayımladı.
“BİRAZ KORKUYORUM” DEMİŞTİ
Öte yandan Ekin Koç, geçtiğimiz aylarda projeyle ilgili “Hazırlığa şimdiden başladık, büyük bir iş olacak, heyecanlıyım. Beklentiler var, o yüzden biraz korkuyorum. Kolay bir şey değil, hayal kırıklığı yaratabiliyor. Ben elimden gelenin en iyisini yapacağım” ifadelerini kullanmıştı.
“RİSK ALMAYI TERCİH EDİYORUM”
Ekin Koç, daha sonra büyük bir projede yer almanın kendisine nasıl bir sorumluluk yüklediği sorusuna şu yanıtı vermişti: Beni heyecanlandıran bir proje bulduğum zaman bu riski almayı tercih ediyorum, kaçırmak istemiyorum. Elimden geleni yaparsam vicdanım rahat olacak diye düşünüyorum. O yüzden, beklenti büyük diye bu projeyi reddedemezdim; beni böyle heyecanlandıran projeler her zaman çıkmıyor.
Ekin Koç, ayrıca Barış Manço’nun ailesinden de fikir aldığını söylemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Roma döneminin sanat alanında zirvede olduğu yıllarda zengin villaları süsleyen mozaikler, bugün bile dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlıyor.
Gaziantep’e yaklaşık 60 kilometre mesafede Nizip ilçesine bağlı Belkıs Mahallesi yakınlarında bulunan Zeugma Antik Kenti, 1990’lı yıllarda Birecik Barajı kurtarma kazılarıyla gün yüzüne çıkmaya başladı.
Dünyanın en büyük mozaiklerinin bulunduğu Zeugma Antik Kenti’nde yapılan çalışmalarda; Çingene kızı mozaiği, Mars heykeli Roma dönemine ait çeşmeler, hamamlar ve Fırat Nehri kenarındaki villalarda bulunan mozaikler gibi yüzlerce eser bulundu.
SANAT ZEVKİNİ YANSITAN MOZAİKLER
Antik kentten çıkarılan dünyaca ünlü eserler, Kültür ve Turizm Bakanlığınca yapılan Zeugma Mozaik Müzesi’nde sergileniyor. Üstün bir sanat zevkini yansıtan mozaikler, dünyanın dört bir tarafından ziyaretçileri kendine çekiyor.

“ZİYARETÇİ AKININA UĞRUYOR”
Müzenin ziyaretçi sayısının her geçen gün arttığını belirten Gaziantep Valisi Kemal Çeber, “Zeugma Mozaik Müzemiz, bu sene henüz bitmeden tüm zamanların ziyaretçi rekorunu kırdı. 9 Eylül 2011 tarihinde açılan ve barındırdığı en büyük mozaik teşhir alanı ile ülkemizin en yoğun ziyaret edilen müzelerinden olan müzemiz, yıllık olarak 25 Kasım tarihi itibariyle 442 bin ziyaretçi rakamına ulaştı. Bu şehir, zengin kültürüyle adından söz ettirmeye devam edecek” ifadelerine yer verdi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bin yıllık abdallık geleneğini 20. yüzyıla taşıyan Neşet Ertaş’ın babası ve ustası olan Muharrem Ertaş, zurnacı Kara Ahmet ile Ayşe Hanım’ın beş çocuğundan biri olarak 1913 yılında Kırşehir’in Yağmurlu Büyükoba köyünde dünyaya geldi.
Müzik hayatına henüz küçük yaşlarda başlayan ve yörenin en önemli ustalarından müziği öğrenerek kendini geliştiren Ertaş, gelenek ve göreneklerini yerine getiren büyük bir halk ozanı olarak anılıyor.
Ertaş, dayısı Bulduk Usta’dan eserler dinledi, daha sonra Aşık Said’in türküleriyle ünlenmiş Yusuf Usta’nın çırağı oldu. Yusuf Usta ile birlikte köylerdeki düğünlere, eğlencelere giderek kendini geliştirip, zamanla tek başına çalıp söylemeye başladı.
Yedi yıl Yusuf Usta’dan geleneğin inceliklerini öğrenen Ertaş, İç Anadolu’nun birçok yerini bağlamasıyla dolaştı.
Muharrem Ertaş, o günleri şöyle anlatmıştı:
“ÇALIP SÖYLEMEYE BAŞLADIM”
“Çalıp söyleme merakım küçük yaşlarda başladı. Bulduk adındaki dayımın çok güzel sesi vardı. Bir köyde türkü söyledi mi diğer köyde dinlenirdi. Hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alıp köy köy dolaşırlarmış. Dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan köye inen kaçakları yakalarlarmış. Derken Yusuf Usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı, her gittiği yere götürdü. Düğünlerde, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. 7 yıl onunla çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım.”
EVLENDİ…
Hatice Hanım’la ilk evliliğini yapan Muharrem Ertaş, eşinin vefatı üzerine Kırşehir’in ardından Çiçekdağı, Yerköy, Keskin ve Kırtıllar’da sanatını sürdürdü. Kırtıllar’da ikamet ettiği sırada ikinci evliliğini Döne Hanım’la yaptı. Bu evlilikten Necati, Neşet, Ayşe, Nadiye ve Muhterem adında beş çocuğu oldu.
Burada da yaklaşık altı yıl kaldıktan sonra Çiçekdağı ilçesinin İbikli köyüne göç eden Ertaş, ikinci eşi Döne Hanım’ı kaybetti. Ardından üçüncü evliliğini Yozgat’tan Arzu Hanım’la yaptı. Bu evlilikten de Ekrem, Ali, Muhterem ve Cemal olmak üzere dört çocuğu oldu.

İLK ALBÜMÜ YAYINLANDI
TRT Türk halk müziği repertuvarına 25 eser kazandıran Ertaş’ın seslendirdiği bu eserlerden 7’si kırık hava, 18’i ise bozlaktır. YouTube’da ise Muharrem Ertaş adına kayıtlı ve erişime açık 42 eser bulunuyor.
Ertaş’dan derlenerek kayıtlara geçen tek halk hikayesi de “Arzu ile Kamber” oldu. 27 Mayıs 1982’de makara teyp vasıtasıyla yapılan kayıt, 2010 yılında 2 VCD ve 1 kitapçık olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlandı.
Sanatçının vefatından sonra ayrıca 14 parçalık “Kalktı Göç Eyledi (1998)” ve “Başımda Altın Tacım (2000)” adlı iki albümü yayınlandı.
MUHAREM ERTAŞ’IN SANATI
Muharrem Ertaş, kökü Orta Asya Türk müzik geleneğine dayanan müzikal formun sazı ve sözü elektronik ortama aktarılabilen ilk temsilcisi oldu.
“Horasan” ve “Anadolu” aşık geleneklerinin icra tarzlarını birleştiren bir müzik ustası olarak öne çıkan Ertaş, bu gelenek içinde çok değerli bir somut kaynak olarak gösterildi.
Şöhretine rağmen hayatı boyunca yoksulluk çeken Ertaş, 3 Aralık 1984’te Kırşehir’de vefat etti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sinema salonlarında bu hafta, komediden drama, gerilimden korkuya, altısı yerli, 11 film vizyona girecek.
Mete Gümürhan’ın Türkiye, Belçika ve Hollanda ortak yapımında çekilen filmi “Beraber”, annesinin ölümünden sonra babası ile doğup büyüdüğü Roterdam’dan ayrılıp, Türkiye’ye taşınan 14 yaşındaki bir gencin hikayesini konu ediyor.
Senaryosunu Chris Westendorp’un yazdığı filmde; Alihan Şahin, Sinan Eroğlu ve Hayat Van Eck rol aldı.
İşte haftanın filmleri;
MUKADDERAT
Nur Sürer, Aslıhan Gürbüz, Osman Sonant, Şerif Erol ve Osman Alkaş’ın rol aldığı Mukadderat, komedi ve dram karışımı bir hikayeyi konu alıyor.
Nadim Güç yönetmenliğindeki filmde, başrol oyuncusu Nur Sürer, kocasının ölümünün ardından yalnız kalma korkusuyla yeniden evlenmek isteyen “Sultan” karakterine hayat veriyor.

BURADA
Tom Hanks, Robin Wright, Kelly Reilly ve Michelle Dockery’in başrollerini paylaştığı Burada, bir dram hikayesini beyaz perdeye taşıyacak.
BARDA
Serdar Akar’ın “Barda” filminden 17 yıl sonra, Hande Türkel yönetmenliğinde yeniden yorumlanan “Barda” izleyici ile buluşacak.
Cem Özüduru ve Ozan Ağaç’ın senaryosunu kaleme aldığı gerilim türündeki filmde, İdris Nebi Taşkan, Melisa Berberoğlu, Cem Söküt ve Burak Can Doğan rol aldı.

PARANORMAL CUMA
Murat Akkoyunlu, Levent Tülek, Metin Coşkun ve Hazal Erişkin’in başrollerini paylaştığı “Paranormal Cuma”, komedi meraklılarının ilgisini çekmeye aday olacak.
Eray Koçak’ın yönetmenliğini yaptığı film, sakarlığıyla kendisini beklenmedik durumların içerisine sokan bir adamın hikayesini işliyor.
SON NEFES
Joachim Heden yönetmenliğinde çekilen “Son Nefes”, bir grup eski üniversite arkadaşının, İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir savaş gemisinin enkazını keşfetmek için Karayipler’de tüplü dalış gezisinde yeniden bir araya gelmesini ve kendilerini büyük beyaz köpekbalıklarıyla çevrili paslı metalden oluşan sualtı labirentinde kapana kısılmış bulmalarını anlatıyor.

MUTFAK
Meksikalı sinemacı Alonzo Ruizpalacios’un filmi “Mutfak”, New York’taki bir restoranın mutfağında gerçekleşen olayları odağına alıyor.
ABD ve Meksika ortak yapımı filmde Raul Briones, Rooney Mara, Anna Diaz ve Motell Gyn Foster rol aldı.
MOANA 2
Animasyon film “Moana 2”, David G. Derrick, Jason Hand ve Dana Ledoux Miller tarafından çekildi.
Film, kendini usta bir kaşif olarak kanıtlamaya çalışan ve atalarının yarım kalan arayışını tamamlamak için cüretkar bir göreve yelken açan cesur Moana’nın yaşadıklarını anlatıyor.
HAFTANIN KORKU FİLMLERİ
Ömer Korkmaz’ın filmi “Günah Şeytanın Oğlu” ve Gökhan Murat Toktamışoğlu’nın çektiği “Kabir Azabı 2” korku filmi sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kastamonu’da 1900’lü yıllarda mobilyacılık yapan Taşköprülü Mehmet Usta, kentte görev yapan İtalyan mühendis Karlo Efendi’nin evinde gördüğü piyanonun benzerini yapmaya karar verdi.
Karlo Efendi’nin evindeki piyanonun ölçülerini alan Mehmet Usta, uzun uğraşlar sonucu 1904 yılında ilk piyanoyu yaptı.
Çalışmalarından haberdar olan dönemin valisi Enis Paşa, Mehmet Usta’nın yaptığı beş piyanodan birini 2. Abdülhamid’e hediye etti.
Mehmet Usta’nın yaptığı piyanolardan biri bugün Yıldız Sarayı’nda, diğeri Kastamonu Kent Tarihi Müzesi’nde, üçüncüsü de Kastamonu Mimar Vedat Tek Kültür Merkezi’nde sergileniyor.

RESTORE EDİLDİ
Kastamonu Kent Tarihi Müzesi, Dünya Mirası Kastamonu İnisiyatifi, Taşköprü Belediyesi ve Esen ailesinin girişimiyle Kastamonu’ya gelen İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Müzik Teknolojisi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Tunç Buyruklar, Kent Tarihi Müzesi’ndeki piyanoyu restore ederek bakımdan geçirdi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni Zelanda’da bulunan Uluslararası Sanat Merkezinden yapılan açıklamada, ünlü Maori ruhani lider Wharekauri Tahuna’nın portresinin, Charles Frederick Goldie’nin en yüksek fiyattan alıcı bulan eseri olduğu belirtildi.
Açıklamada, sanat camiasınca başyapıt olarak kabul edilen tablonun, çıkartıldığı müzayedede 2,2 milyon dolara satıldığı, ülke sanat tarihine, bir müzayedede en yüksek fiyattan alıcı bulan eser olarak geçtiği kaydedildi.
TABLO HAKKINDA
Yeni Zelandalı ünlü ressam Goldie’nin, Maori toplumunun yaşlılarını ve kültürel figürlerini belgeleyen çalışmaları, ülkenin sanatsal mirasında önemli yer tutuyor. Ressamın 1938’de tamamladığı yağlı boya tablosu “Thoughts of a Tohunga” da bu çalışmalardan biri.
Eserde tasvir edilen Maori kabilelerinden Ngati Manawa’nın ruhani lideri Wharekauri Tahuna, yerli halkın kültürünün korunmasında önemli bir sembol olarak biliniyor.

PORTRE SANATININ ZİRVESİ
Tahuna’nın, yüzündeki “moko” (geleneksel Maori dövmesi) ile boynundaki geleneksel kolye ucu hei-tiki ile resmedildiği tablo, sanat eleştirmenlerince Goldie’nin en başarılı eseri ve Maori portre sanatının zirvesi olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye İstatistik Kurumu, 2023 yılına ilişkin kültür ekonomisi ve kültürel istihdam verilerini açıkladı. Buna göre, kültür harcamaları geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 84,7 artarak 276 milyar 338 milyon 253 bin liraya yükseldi.
Kültür harcamalarının, gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2023’te yüzde 1 olarak gerçekleşti. Toplam kültür harcamaları içinde genel devlet harcamalarının payı yüzde 64,3 oldu.
Genel devlet harcamaları içindeki kültür harcamaları geçen yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde 98,1 artarak 177 milyar 594 milyon 791 bin liraya çıktı. Harcamaların yüzde 67,9’u merkezi devlet bütçesinden gerçekleştirildi. Genel devlet kültür harcamalarında en yüksek payı yüzde 24,4 ile mimarlık alanı aldı.
Hane halklarının geçen yıl gerçekleştirdiği toplam kültür harcamasının dağılımına bakıldığında, veri işlem ekipmanlarının yüzde 22, televizyon ve ekipmanlarının yüzde 21 ve kitaplara ödenen ücretlerin yüzde 15 paya sahip olduğu görüldü.
KÜLTÜREL SEKTÖRLER
Kültürel sektörlerde faaliyet gösteren girişimlerin faktör maliyetiyle katma değeri yüzde 94 artarak 108 milyar 214 milyon 593 bin lira olurken, katma değerin yüzde 22,2’si kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması, yüzde 13’ü sinema filmi, video ve televizyon programları yapımcılığı, ses kaydı ve müzik yayımlama faaliyetleri ve yüzde 12,1’i mücevher ve benzeri eşyaların imalatı alanında faaliyet gösteren girişimlerce üretildi.

MAL İHRACATI YÜKSELDİ
Kültürel mal ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 47,7 artarak 263 milyar 740 milyon 463 bin lira olarak kayıtlara geçti. Kültürel mal ithalatı da bir önceki yıla göre yüzde 87,5 artarak 149 milyar 553 milyon 210 bin lira oldu. Kültürel mal ihracatının toplam mal ihracatı içindeki payı 2023’te yüzde 4,3 olurken, kültürel mal ithalatının toplam mal ithalatı içindeki payı yüzde 1,8 olarak gerçekleşti.

İSTİHDAM YÜZDE DOKUZ ARTTI
Kültürel istihdam 2023 yılında 2022’ye göre yüzde 9 artarak 743 bin kişi olarak belirlendi. Kültürel istihdamda olanların yüzde 60,8’i 30-54 yaş grubunda, yüzde 28,8’i 15-29 yaş grubunda, yüzde 10,4’ü ise 55 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldı.
Kültürel istihdamın yüzde 89,3’ünü kültürel meslek alanlarında, yüzde 10,7’sini ise kültürel olmayan meslek alanlarında çalışanlar oluşturdu. Kültürel istihdamda olanların yüzde 38,5’ini el sanatları çalışanları, yüzde 18,7’sini mimarlar, planlamacı ve tasarımcılar, yüzde 9,9’unu yaratıcı sanatçılar ve sahne sanatçıları, yüzde 9,3’ünü ise yazarlar, gazeteciler ve dilbilimciler oluşturdu.
Kültürel faaliyet alanlarına göre, mimarlık ve uzmanlaşmış tasarım faaliyetlerinde çalışanların toplam kültürel istihdam içindeki payı yüzde 11,1, yaratıcı sanatlar, gösteri sanatları ve eğlence faaliyetlerinde çalışanların payı yüzde 5,6, programcılık, yayıncılık ve haber ajanslarının faaliyetlerinde çalışanların payı ise yüzde 4,3 oldu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fransız Gotik mimarisinin en güzel örneklerinden kabul edilen 861 yıllık ünlü Notre-Dame Katedrali ziyaretçileriyle buluşmak için gün sayıyor. Fransa’nın başkenti Paris’teki Katedral’de 15 Nisan 2019’da meydana gelen yangının ardından başlayan yenileme çalışmaları tamamlandı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da eşi Brigitte Macron ile dikkat çeken heykelleri ve tabloları, renkli vitrayları ve etkileyici mimarisiyle tamamen restore edilen Katedrali ziyaret etti. Restorasyon çalışmalarında emeği geçenlere teşekkür eden Macron,
MACRON’DAN TEŞEKKÜR
“Kömürü sanata dönüştürmek için sihrinizi burada yaptınız” dedi. Notre-Dame Katedrali’nde kalabalığın ortasında konuşma yapan Macron, 5 yıl önceki yangının Fransa halkını ve tüm dünyadaki Katolikleri etkileyen bir olay olduğunu belirtti. Restorasyonun iyi niyet, sıkı çalışma ve kararlılıkla gerçekleştirildiğini kaydeden Macron, Paris itfaiye görevlilerine alevlerin içine koşarak gösterdikleri cesaret için teşekkür etti.


Dünya çapında gösterilen dayanışma ve yapılan bağışlar için minnettar olduğunu ifade eden Macron, “Notre-Dame’ın yeniden inşa edilmesini mümkün kılan sizin cömertliğinizdir” diye konuştu.
Katedral’in Fransa’nın ruhu olduğunu ve herkese ait olduğunu vurgulayan Macron,
“BAĞIŞLARI DEĞERLENDİRDİK”


“Bağışların tek bir kuruşunun bile boşa gitmesini istemedik. 2 bin kişi günlerini ve gecelerini burada geçirdi. 800 yıllık tarihin içine sizin de bir parçanızı koydular. Bu tarih zinciri boyunca siz bu umudu uyandırdınız. Bu gerçekten de ulusun yaşamı için bir metafor. Bu alanı yeniden vaftiz ettiniz, hayatınızın 5 yılını verdiniz. Notre-Dame’ı tüm yüzyılın en iyi inşaat alanı haline getirdiniz. Ben çok minnettarım, Fransa da çok minnettar. Notre-Dame’ı beş yıl içinde geri getirdiniz, bu yüzden teşekkür ederim” dedi.
AÇILIŞ 7 ARALIK’TA
Katedral, ziyaretçileri için kapılarını 7 Aralık’ta yeniden açacak.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Kasım 2021’de restorasyon sürecine alınan Selimiye Camisi’nde çalışmalar büyük bir özenle sürdürülüyor. Restorasyon boyunca ibadet ve ziyaretlere açık tutulan camide, Bilim Kurulu gözetiminde gerçekleştirilen detaylı yenileme işlemleri, eserin özgünlüğünü koruyarak geleceğe taşınmasını amaçlıyor.
64 ÇİNİ, YERLERİNE YERLEŞTİRİLDİ
Üç yıl boyunca etaplar halinde yürütülen çalışmalar kapsamında, özellikle onarım ihtiyacı yüksek olan dört minarede kapsamlı restorasyon yapıldı. Minarelerin taş yüzeyleri temizlenip onarılırken, külahların altında yer alan ve orijinal olarak bulunan turkuaz çiniler çoğaltılarak toplam 64 adet çini yerine yerleştirildi.
ORİJİNAL YAPIYA UYGUN OLMAYAN UNSURLAR ARINDIRILDI
Ana kubbe ve avlu kubbelerinde gerçekleştirilen güçlendirme, enjeksiyon ve kurşun kaplama işlemleriyle yapının dayanıklılığı artırıldı. Kündekari yapım tekniğiyle dikkat çeken iki ana kapı ile üç avlu kapısında titiz bir bakım çalışması tamamlanırken, cami genelindeki cam ve ahşap pencere doğramaları tamamen yenilendi. Restorasyon sürecinde, çimentolu uygulamalar gibi orijinal yapıya uygun olmayan unsurlar da yapıdan arındırıldı.

2025’İN MART’IN DA RESTORASYONUN BİTMESİ PLANLANIYOR
İç mekânda ve avlu kubbelerinde kalem işi ve alçı süslemelerin onarımına yoğunlaşan ekipler, eş zamanlı olarak çini temizliği ve onarım çalışmalarını da sürdürüyor. Ayrıca, cami bahçesinde çevre düzenleme çalışmaları başladı ve son aşamalara gelindi.

Restorasyonun 2025 yılı Mart ayında tamamlanması planlanıyor. Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç, sürecin büyük bir bölümünün başarıyla tamamlandığını belirterek, Selimiye’nin görkemine yakışır bir restorasyon gerçekleştirildiğini ifade etti. Saraç, dış cephe yenileme çalışmalarının ardından ekiplerin bahçe düzenlemesi ve ince detaylara yoğunlaştığını, bu doğrultuda büyük bir titizlikle mesai harcandığını söyledi.




Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başarılı oyunculuğuyla izleyicilerin beğenisini kazanan Erdal Tosun, Yeşilçam aktörlerinden Sevim Tosun ve Necdet Tosun’un ilk çocuğu olarak 9 Nisan 1963’te, İstanbul Sarıyer’de dünyaya geldi.
Babasını Almanya’da geçirdiği bir trafik kazası sebebiyle 12 yaşındayken kaybeden Tosun, 1980’de Beyoğlu Fındıklı Lisesi’nde halkla ilişkiler ve gazetecilik eğitimi aldı.
Mahallede top oynarken kendisini fark eden Atıf Yılmaz’ın teklifiyle 1982 yapımı “Mine” adlı filmle sinemaya adım atan Tosun, 1985’te Osman Seden’in “Karanfilli Naciye” filminde rol aldı.
Erdal Tosun, verdiği bir röportajda, sinemaya başlangıç hikayesini şu sözlerle aktarmıştı:
SİNEMAYA BAŞLAMASI

“Mahallede sosyal bir çocuğum. Bizdeki sosyallik de mahallede top oynayıp, karşı apartmanın kenarına oturup etrafa bakmak, muhabbet etmek. O sırada mahalleden geçerken Atıf ağabey (Yılmaz) beni görmüş. ‘Mine’ filminde de 2, 3 serseri var. Onlardan birine beni layık görmüş. Bir gün yatıyordum. Herhalde geçerken sordu benim evimi. Pencereye vurdular. Şişe gibi gözlükleri vardı. Açtım pencereyi, ‘Ben yeni filme başlayacağım. Benim yazıhaneye uğra.’ dedi. Sanki o kadar emindi ki benim onu tanıdığıma.”
PEK ÇOK ROLDE OYNADI
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde konservatuvara girerek başarılı bir öğrencilik dönemi geçiren Tosun, mezun olduktan sonra İstanbul Devlet Tiyatrolarında birçok görev aldı.
Sanatçı, üniversiteden sonra Uğur Yücel, Suat Sungur, Tilbe Saran ve Özdemir Çiftçioğlu’nun da aralarında bulunduğu sanatçılarla Özel Tiyatro’nun kuruluşunda bulundu.
KAZADA HAYATINI KAYBETTİ
Sanatçı, 2002’de “Yarım Elma” dizisinde, 2003’te Cem Yılmaz’ın “G.O.R.A” filminde, 2011’de “Çalgı Çengi”, 2014’te “Şipşak Anadolu” ve 2015’te ise yönetmenliğini İlker Ayrık’ın yaptığı “Yapışık Kardeşler” filminde oynadı.
Seslendirme sanatçılığı ve yönetmenliği de yapan Tosun, 30 Kasım 2016’da İstanbul Sarıyer’de geçirdiği trafik kazası sonucu 53 yaşında hayatını kaybetti ve cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünyaca ünlü fizikçi Albert Einstein’ın 1898’den 1903’e kadar uzanan ve 11 Aralık’ta İngiltere’de Christie’s Müzayede Evi’nde satışa çıkacak olan 43 aşk mektubunda ilk eşi Maric’e olan sevgisi ile evlenmeden önce doğan ve az bilinen kızına duyduğu ilgi dikkat çekiyor.
Mektup koleksiyonunun yaklaşık olarak 1.3 milyon dolara (45 milyon TL) alıcı bulması bekleniyor. Mektuplar, zaman geçtikçe Einstein’ın ailesinin onaylamamasına rağmen ilişkilerinin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Einstein, mektuplardan birinde annesinin ona “Geleceğini mahvediyorsun. O kadın düzgün bir aileye giremez” dediğini de itiraf ediyor.

ÖĞRETMENLİK BAŞVURUSU
Ancak annesini görmezden gelen Einstein, 1901’de Maric ile evlenmek için yeterli parayı kazanabilmek amacıyla öğretmenlik pozisyonlarına başvuruda bulundu. Ekim 1901’de Einstein, yazdığı bir mektupta, yaklaşan baba olma heyecanını paylaşıyor ve doğmamış kızlarından “Lieserl” olarak bahsediyor.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gülşen, bu gelişmelerin ardından kendi sosyal medya hesabından sahnede çekilen fotoğraflarını paylaştı.
Gülşen, yaptığı bu paylaşımına; “Yapıyorum bu sporu” notunu ekledi.
Fotoğraflar: Instagram
Gülşen, bir başka konserinde ise seksi kıyafet giymede kendi sınırlarını bile aştı
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burada öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına, CHP milletvekilleri Mustafa Sarıgül ve Sezgin Tanrıkulu, oyuncu Zekeriya Karakaş ile vatandaşlar katıldı.
Kırmızıgül, gözyaşlarına hakim olamazken, çok sayıda sanatçı cenazeye çelenk gönderdi.
Arık’ın cenazesi, Hani ilçesi Veziri Mahallesi’nde toprağa verildi.
Cami çıkışında bir vatandaş, Kırmızıgül ile özçekim yapmak istedi. O anlar objektiflere böyle yansırken, bazı vatandaşlar tepki gösterdi.
Mahsun Kırmızıgül, 1998 yılında, “Yıkılmadım” şarkısına çektiği klipte, annesi Faike Arık ile birlikte kamera karşısına geçmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuyla ilgili Ajda Pekkan cephesinden açıklama geldi. İş insanı Sedef Aygün’ün, Ajda Pekkan’ın menajeri değil, yakın arkadaşı ve dostu olduğu belirtildi. Açıklamada, ‘Kendi işi için Almanya’da olsa da, son 2 yıldır kurumsal alandaki birikimini Ajda Pekkan için hayata geçirmiş; İnönü Stadı’ndaki unutulmayacak tarihi konser de dahil olmak üzere, Sedef Aygün & Ajda Pekkan işbirliği döneminde gerçekleşmişti” denildi.

Ajda Pekkan, şunları söyledi: Dün bazı platformlarda yayınlanan gayri ciddi ve nezaketsiz haber, bizleri oldukça üzdü ve bu açıklamayı yapma gereği duydum. Asılsız haberde yazıldığı üzere, çok yakın aile dostlarım olan Sedef Aygün ve ailesi benim menajerim değildir, hiçbir zaman da bana menajerlik yapmamıştır. İhtiyacım olduğunda her daim yanımda olmuş, projelerime destek vermiş ve her zaman da destek olmaya devam edeceğini bildiğim, değerli aile dostlarım, kardeşim; değerli iş insanlarıdır her şeyden önce… Art niyetli, asılsız bir içerikle sunulan, dostluğumuza gölge düşürme çabası içeren bu haberler silsilesi, tamamen gerçek dışıdır. Sedef Aygün ile ebedi dostluğumuz devam etmektedir. Lütfen, bizzat benim ağzımdan çıkmadığı sürece, asıllı asılsız yayınlanan haberlere itibar etmeyiniz.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çift, son günlerde haklarında çıkan ayrılık haberleriyle ilgili sorulara, “Gördüğünüz gibi” diyerek açıklık getirdiler. Haberlere dava açılıp açılmayacağı sorusuna Anıl Altan, “Konunun uzamasına gerek yok, ciddiye aldığımız bir şey değil” yanıtını verdi.
“Bir şey 40 defa söylenirse olur” lafının kendilerini korkutup korkutmadığı sorulduğunda ise Altan, “Biz 100 kere çok daha güzel şeyler söylüyoruz karşı taraf kaygı duysun” diyerek iddialara esprili bir şekilde yanıt verdi.
Anıl Altan, Pelin Akil için bir gül alarak romantik bir jest yapmayı da ihmal etmedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turgut Karataş’ın, akciğer kanseri olduğu ve kanser hücrelerinin karaciğere kadar sıçradığı öğrenilmişti.
Turgut Karataş, 5 Kasım’da Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde entübe edildi.
Yaşam mücadelesi veren 61 yaşındaki ünlü şarkıcının sağlık durumuyla ilgili yeni açıklama yapıldı.
Turgut Karataş’ın kızı Eylem Boran, yaptığı açıklamada; “Bugün babamdan iyi haber beklerken, doktor ‘durumu kötüye gidiyor’ dedi. Umutlarım yavaş yavaş tükeniyor. Babam ne olur beni bırakma” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’de aralarında Mehmet Ali Erbil ile Serdar Ortaç’ın da bulunduğu birçok kişi hakkında yasa dışı bahisi teşvik etme suçundan soruşturma başlatılmıştı.
Uzun süredir Mauro Icardi ile yaşadığı ayrılık süreciyle konuşulan Wanda Nara hakkında ‘yasa dışı bahise teşvik’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı.
Soruşturmada; “Wanda Nara’nın Instagram profilinde tanıttığı çevrim içi kumarhanenin Buenos Aires şehrinde veya Arjantin’in herhangi bir eyaletinde lisanslı olmadığı tespit edildi” açıklamasına yer verildi.
Wanda Nara, ifade vermeye çağırıldı. Arjantin basınına göre; ünlü ismin, 17 Aralık’a kadar ifade vermesi gerekiyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Neredeyse hemen hemen tüm hayatımızı gözler önüne serdiğimiz sosyal medyadaki paylaşımlar, kısa sürede çok sayıda insana ulaşıyor. Bunun avantajları olduğu kadar dezavantajları da mümkün…
Özellikle söz konusu ünlü bir isimse yaptığı paylaşımın içeriğine dikkat etmesi bir hayli önemli.
Bu durum her ünlü isim için geçerli olmasa da bazı isimler, hayatlarında yaşadığı sorunları, kendilerine yapılan bazı eleştirilere yönelik sitemlerini sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaşıyor.
FAHRİYE EVCEN – BURAK ÖZÇİVİT
RUSYA ÇIKARMASI
Burak Özçivit, Rusya yapımı 6 bölümlük ‘Yak Tebe Nadolgo’ adlı dizide rol aldı. Özçivit, diziye dair; “Bu proje, benim için özel. Çünkü izleyicilere, küçük şeylerden bile neşe bulmayı öğretiyor. Çekimler sırasında Rus ve Türk kültürleri arasında büyük farklar olsa da birçok ortak yönümüz olduğunu keşfettik” yorumunda bulundu.

Burak Özçivit – Yulia Kalashnikova
Rol arkadaşı Yulia Kalashnikova, Burak Özçivit hakkında şöyle bir yorumda bulundu; “Onunla çalışacağımız için çok mutluyum. Burak, yalnızca yetenekli bir aktör değil, aynı zamanda kadınlara nasıl davranacağını bilen ve başkalarının yanında rahat hissetmesini sağlayan harika bir insan.”
REKLAM
Dizinin çekimleri sırasında Burak Özçivit’in birçok hayranı sete giderek ünlü oyuncuyu görmek istedi. Rus basını göre; Fahriye Evcen, bu durumdan bir hayli rahatsız oldu. Evcen’in hayranlarından kıskandığı eşinin bir daha tek başına Rusya’ya ayak basmasına izin vermeyeceği haberleri yapıldı.

Görünen o ki Rus basını haklı çıktı.
Fahriye Evcen, Burak Özçivit ile birlikte Moskova’ya giderek eşinin hayranlarına; “O, evli – mutlu – çocuklu” mesajı verdi.
DENİZ AKKAYA
KIZIYLA KAVGASI BİTMİYOR
Kızının vesayet davasına bakan kadın hâkim hakkında attığı tivitler nedeniyle Deniz Akkaya hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tehdit ve hakaret suçundan soruşturma başlattı. Akkaya’nın gözaltına alınması kararı verildi.
Ancak 26 Kasım’dan bu yana bulunup gözaltına alınamayan Deniz Akkaya, sosyal medya hesaplarından paylaşımlarda bulunmaya devam ediyor. Hatta hakaret ettiği kadın hâkime göndermede bile bulundu.
Deniz Akkaya’nın gündeminde yine kızı var. Akkaya, bir kez daha sosyal medyadan şikâyet ettiği kızını bu kez hırsızlıkla suçladı.
Şöyle ki;
Deniz Akkaya, kızı Ayşe Önbilgin tarafından darp edilip balkonuna kilitlendiğini öne sürmüştü. Devlet korumasına alınan Önbilgin ise annesinin termosla kendisine vurduğunu söylemişti. Bu ifadelerin ardından Akkaya hakkında soruşturma başlatılmıştı.
REKLAM
Süreç hakkında sosyal medya hesabından takipçilerini bilgilendiren Deniz Akkaya, bu sefer de kızının kasasını soyduğunu açıkladı.
Deniz Akkaya: Kızımla yaşadığım o sevimsiz gecede, beni balkona kilitlemişti ve bu olay yüzünden geçen hafta mahkemeye çıktık. O gece, ilk kez kızımın telefonuna baktım ve Belçika’ya arkadaşlarıyla birlikte bir seyahat planladığını, babasından bilet aldığını gördüm. Telefonu görünce bana saldırdı ve beni balkona kilitledi. Yeni evimize taşınırken eski evde dinleme cihazı bulduk. Evdeki kayıtlar, basına sızdı. Ayrıca, evde fark etmediğim yeni bir telefon buldum ve bilgisayarımı almak için mahkemeden karar çıkarmaya çalıştılar. Geçen haftaya kadar bilgisayarı hiç karıştırmamıştım.

Hayatımın en büyük şokunu geçen hafta yaşadım. Anne olarak nerede hata yaptığımı sorguluyorum. Kızım, her konuşmamı kayıt altına almış ve oraya depolamış. Bunlar benim bulabildiklerim, bilgisayarcıda ise çok daha derin bir araştırma yapılıyor. Bu, utanç verici bir hareket. Ancak beni daha da üzen, defalarca kasayı açıp boşaltmaya çalışması. Bir yandan, benden habersiz aldığı bilet için arkadaşına yalanlar söylerken, babasının da görevlerini yerine getirmediğini söylüyor ve ona hakaret ediyor.
REKLAM
Bunlar her ailede olabilir; para çalınabilir, hepimiz cepten para almışızdır. Yalanlar söylenebilir, hepimiz küçük yalanlar söyledik ama defalarca kasayı açmak, şimdi de kendi kazancıma ortak çıkmaya çalışmak büyük bir tehlike. 36 dakika boyunca gözlerim yaşlı şekilde dinledim… Tam 7 aydır üzerime atılan bütün iftiralar, benden gizlenen bir Belçika seyahatine, onların planladığı zamandan önce öğrenmiş olmamdan kaynaklanıyor. 16 senelik emek, bir Belçika seyahatine engel olmam yüzünden bir kalemde harcandı. Üzgünüm…

Sakın buraya; “Sosyal medya bunun yeri mi?” diye yazmayın. Bugün itibarıyla 40 günün bana maliyeti, 4 milyon TL oldu. Bu çocuk için 4 ev sattım! Öyle laf yapanlar, benim yürüdüğüm yolları bir görsünler, sonra konuşsunlar. Hayatımda böyle vicdansızlık ve nankörlük ancak kendi çocuğumdan yaşanabilirdi. Bu kadar iftira ve saldırıyı bir tane uçak bileti için yapmışlar… Yazıklar olsun, sadece çok üzgünüm, başka bir şey diyemem.
REKLAM
Kızının İngilizce konuşmalarının ses kayıtlarını da yayınlayan Deniz Akkaya; “Bu kadar uzun anlatmamın sebebi konuşmanın İngilizce olması. Defalarca kasam açıldı, mücevherler ve paralar konuşuldu. Çanakkale’de bir kripto konferansına katıldığımda kasa şifresini tek evladıma verdim. Benden habersiz uluslararası bir seyahat planlanmış ve arkadaşına bilet aldırmış. Kızım taşınma telaşına kızıp, babasıyla ilgili fikirlerini de paylaşmış. Bütün mesele bir bilet. Üzgünüm, 7 aydır oynanan tiyatronun özeti bu. Şahsımla ve anneliğimle ilgili iftiralar atan, ahlaksızca haber yapan herkese, kendi kötülüklerinde boğulmalarını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Konuya ilişkin İngilizce yazılan bir yazışmayı da yayınlayan Deniz Akkaya; “Hâlâ özel hayata saygı diyerek bir kez bilgisayarları karıştırmamıştım. Bu yazıyı yazan çocuk, bir bilet için atmadığı iftira kalmadı. Hangisine üzüleceğimi inanın bilemiyorum. Ünlü bir annenin çocuğu olmayı bu kadar silah gibi kullanan başka biri oldu mu hatırlamıyorum? 15 yaşındaki çocuğuna, ağzına kadar para ve mücevher dolu kasanın şifresini veren anneye devlet eliyle tedbir kondu. Bunu kimse unutmasın! Bu tedbiri koyan ve elinde hiçbir makul sebep olmayan hâkime de bu kayıtları dinleyip utanacak mı? İngilizcesi varsa tabii” şeklindeki ifadeleri not düştü.
REKLAM
Bir ses kaydı daha yayınlayan Deniz Akkaya; Baba konuya hâkim. Benden gizli bilet alındığını biliyor. Ses kaydında diğer çocuğun ailesiyle ilgili yorum yapabiliyor. Bu arada kasamdaki paraya ulaşamayan kızım, bipolar saçmalığını da ortaya atan kişi bu ses kaydı ile ortaya çıkıyor. Teşhisi koyan Ayşe . Türkiye Cumhuriyeti’nde bir hâkim, ergenliği ekstrem uçlarda geçiren, hırslı bir çocuğun ve kötü niyetli babanın iftiralarıyla 40 gündür kendi kazancımı engelliyor! Bunu kimse unutmasın.
Türkiye’deki kanun maddelerinde çocukların beyanı esastır, ancak bu durumun doğru yapılandırılması gerekiyor. Bugün bu konuyu belki hafifçe atlatmış olabilirim ancak çocukların kendi konforları için söyledikleri yalanlar nedeniyle bu ülkede nice annelerin canı yanmaya devam edecek.
ERDAL ÖZYAĞCILAR
KIZI İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ
REKLAM
Erdal Özyağcılar hakkında asılsız ‘vefat’ haberleri ortaya çıktı. Bunun üzerine 76 yaşındaki oyuncunun kızı Zeynep Özyağcılar, sert bir açıklama yaptı.

İddialara isyan eden Zeynep Özyağcılar, sosyal medya hesabından yayınladığı gönderide; “Arkadaşlar, Erdal Özyağcılar vefat haberleri dolaşıyor. Kendisi evde ve iyi. Bu haberi yapan herkesle uğraşacağım” ifadelerini kullandı.
MAURO ICARDI – WANDA NARA
JOHNNY DEPP’Lİ GÖNDERME
Galatasaray’ın 31 yaşındaki Arjantinli futbolcusu Mauro Icardi, şimdilerde boşanma süreciyle gündemde.

Geçtiğimiz günlerde ameliyat olan Mauro Icardi, sosyal medya hesabında dikkat çeken bir paylaşımda bulundu.
Mauro Icardi, paylaştığı fotoğrafta, ünlü Hollywood yıldızı Johnny Depp’in eski eşi Amber Heard ile olan bir hayli olaylı, çekişmeli boşanma davalarına ait bir kareye yer verdi.

Yıldız futbolcu sonrasında da paylaştığı bu fotoğrafına, Johnny Depp’in, “Mesele adımı temizlemek değil, bana inanan insanları savunmak” sözlerini not düştü.
REKLAM
Mauro Icardi’nin paylaşımı, boşanma sürecinde oldukça zor günler geçirse de kendisinin de mahkeme sonunda Johnny Depp gibi kazanan taraf olacağına inandığı şeklinde yorumlandı.

Johnny Depp, Amber Heard’ün 2018’de Washington Post’a yazdığı makalede isim vermeden ev içi şiddet mağduru olduğunu söylemesi üzerine eski karısına iftira davası açmış ve 50 milyon dolar tazminat istemişti. Heard de ona karşı dava açarak 100 milyon dolar tazminat talep etmişti. Depp, Amber Heard’e karşı açtığı karalama davasını kazandı.
AYDİLGE
‘CISTAK’ TEPKİSİ
Spotify 2024 Wrapped sonuçlarına göre; Türkiye’de en çok dinlenen şarkıcı Semicenk, en çok dinlenen şarkı ise Batuflex, Narco ve Era7capone’un düeti ‘Cıstak’ oldu.

“Cıstak” şarkısının Türkiye’de en çok dinlenen parça olmasına şarkıcı Aydilge’den tepki geldi.
Sosyal medya hesabından videolu bir açıklama yapan Aydilge şunları söyledi:
Türkiye’nin bu sene en çok dinlenilen şarkısı Cıstak olmuş. “Aldım marka, bakmıyorum faturasına, adı Katarina, verdim tam arasına” gibi sözleriyle ve de “Tanıştım Bebek’te, adı Natasha, dedim uzatma bebek, yat aşağı’ gibi söylemleriyle kalpleri fethetmiş bu şarkı!
REKLAM
Kadın bedenin aşağılandığı, para, marka ve bir şeyler tüttürmenin en fiyakalı ve havalı şey olarak gösterildiği bu şarkılar çok dinleniyor, evet. Nakaratında ‘Hadi cıstak, cıstak, cıstak, manitalar ıslak, ıslak, ıslak…’ diye eşlik ediyor herkes.

Kadına şiddetin, cinsiyet temelli ayrımcılığın, zorbalığın had safhada olduğu bir sene daha geçirdik. Kültürel olarak gittikçe materyalistleştiğimiz ve kadını içine girip çıkılacak bir aparattan ibaret görmeye meyilli olduğumuz bir gerçek. Bu şarkılar uzaydan gelmiyor yani. İçimizden çıkıyor ama şarkı sözü diyip geçmek yerine bu tarz sözlerin nasıl da bu kültürü pekiştirdiğini, normalleştirdiğini unutmayalım. Şiddetin dilde başladığını, dilin dünyayı nasıl algıladığımızı belirlediğini unutmayalım.
Peki çare yasaklamak mı? Ben yasakların ve sansürün sadece cazibeyi artırdığını ve yasaklanan şeylerin güçlendiğini düşünüyorum. Onun yerine kültürel bir farkındalık yaratmak çok daha anlamlı. Bu şarkıların alıcısı ne kadar çok olsa da, biz de bunu eleştirme hakkımızı kullanmaya devam edeceğiz. Elbette ki bir gün dinleyiciler, ben gerçekten ne dinliyorum ve bu şekilde neye alet oluyorum diye düşünecekler, sorgulayacaklar. Cinsiyetçi, sadece mal mülkle övünen, araba ve manita sayısıyla, bir şeyleri tüttürmekle ve marka övücülüğü ile inşa edilen bu zihniyet karşısında birbirimize destek olmalıyız diye düşünüyorum.
Bir de diyorlar ki, kadınlar da dinliyor bu şarkıları… Evet kadınlar da dinliyor. Çünkü pek çok kadın da doğduğundan beri eril tahakküm kodlarıyla yetişti ve bunu içselleştirdi. Yani kendini sadece erkek beğenirse değerli bulan, kendisini erkeğin gözünden gören pek çok kadım mevcut. O yüzden kadın düşmanlığı sadece bazı erkeklere özgü bir durum değil. Mücadele etmemiz gereken kadınlar ve erkekler değil zaten değil, azgınlaştırılmış o yapay ‘Erkeklik kültürü’. İyi de gerçek erkekliğin ya erkekliği bırakın insanlığın, insanlığın kadını mal gibi görmekle, manitalarla, arabalarla tüttürmekle ne alakası var diyebilmek önemli.
Müzik ruhun gıdasıdır ama bazen gıda zehirlenmesi de olur.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pop yıldızı, bu hafta Instagram’da paylaştığı bir videoda Meksika’ya taşındığını açıkladı. Açıklamasında ciddi miydi, değil miydi pek anlaşılamadı ama ardından gelen videolarda sebeplerini ayrıntılandırdı.
Bir gün önce yayınlanan fotoğraflara atıfta bulunarak; “Paparazzilerin beni neden Jason maskesi takıyormuşum gibi görünerek uçağa bindirdiğinden gerçekten emin değilim” dedi. İkinci videoda paparazzilerin onu tasvir etme şeklinin duygularını incittiğini, son derece kaba ve zalim olduklarını söyledi. “Bu yüzden Meksika’ya taşındım” diye bitirdi sözlerini.
Bu açıklamadan kısa süre sonra da kaçmak istediği paparazzilere ABD’deki havaalanı çıkışında ve Meksika’da özel uçaktan inişinde yakalanmasıyla, onun için kaçışın olmadığını da kanıtlamış oldu.
Taşınma hikayesi gerçek ya da değil, bilinmez; ama bu zamana kadar Spears’ın paparazzilerle çatışması hiç bitmedi.
2021’de bir paparazzi isyanında, “Herhangi bir yere gitmek oldukça zor, çünkü bu aptal yüzler fotoğrafımı çekmek için ortaya çıkıp duruyor” diye yazdı.
Britney Spears, Nisan 2023’teki başka bir Instagram gönderisinde, o zamanki eşi Sam Asghari’den kendisini fotoğrafçılardan korumasını istediğini, ancak yine de fotoğraflarını çektiklerine dair bir anekdot paylaştı.
“Bir aptal gibi görünüyordum. Yüz ifadem, eğilme şeklim, midemdeki çıkıntı! Korkunçtu, çünkü savunmasız bir durumdayken fotoğrafımı çektiler, bu yüzden tabii ki kendimi koruyorum” dedi.
ABD’li ekonomi gazetecisi Duff McDonald, 2008’de ‘Britney Spears Ekonomisi’ başlıklı makalesinde, o dönemde Amerika’daki en büyük para kazanma fırsatlarından birini tartışmaya açtı: Britney Spears’ın fotoğraflarını çekmek.
McDonald, bütün bir endüstrinin pop yıldızının etrafında dolaştığını ve onun her hareketinin yılda 110 ila 120 milyon dolar ayarında getiri sağladığını belgeledi ve “Britney ekonomisi, 50 ila 75 bin kişilik güçlü bir şirkete eşdeğer olacak” dedi.
Medya fırtınasının merkezinde yer alan şarkıcı, bir süreliğine öfkesini sanatına kanalize etmeye çalıştı. 2007’deki ‘Blackout’ albümünden bir şarkı olan ‘Piece of Me’, halkın gözü önünde büyümenin sıkıntılarını yansıttı. “On yedi yaşımdan beri Bayan Amerikan Rüyası’yım / Sahneye çıksam veya Filipinler’e gizlice kaçsam da fark etmez / Hâlâ popomun resimlerini dergiye koyacaklar” sözleriyle Spears meydan okudu.
“Benden bir parça mı istiyorsunuz?” diyordu Britney Spears. Evet, İnsanlar ondan bir parça istiyordu ve bu da onun gelecek yıllarda hayatındaki değişimi belirleyecekti.
Britney Spears’ın her hareketini takip eden, her türlü utanç verici durumda onun hiç de hoş olmayan fotoğraflarını yakalayarak geçimini sağlamaya çalışan fotoğrafçıların hayranı olmadığı bir gerçekti. 2008’deki şarkısı ‘Kill the Lights’ta “Bütün bunlar para kazanmaya çalışıyor / Gözlerimi acıtıyor” sözlerine yer vermesi bundandı.
Artık Britney Spears ne albüm yapıyor ne konser veriyor. Paparazzi sürüsü artık onun her hareketini takip etmiyor, çünkü paparazzilerin ekonomik sistemi eskisi gibi değil.
Sonuçta sosyal medya, ünlülere imajları üzerinde her zamankinden daha fazla kontrol imkanı verdi. Artık nişanlandığı, evlendiği, hamile kaldığı ya da bebeğini dünyaya getirdiği haberlerini herkesten önce veren kendileri oldu.
Ancak ünlü olmanın değişen tek yönü, imajın kontrolü değil. Paparazzilik artık akıllı telefonu olan herkesin işi haline geldi.
Dolayısıyla Britney Spears her ne kadar sosyal medyada kimsenin anlam veremediği dans videolarıyla gündeme gelmeye çalışsa da aslında sokağa adım attığında istemediği şekilde görüntülenmeye devam edeceğini de biliyor. İşte ülkesini terk edişi gerçekten bu yüzdense, tıpkı geçmişinden kaçamayacağı gibi, yeni dönemin paparazzileri olan ‘herkes’ten kaçamayacağı da bir gerçek…
HAFTANIN AĞLAYANLARI
Sharon Stone, BBC’nin 2024’te dünyada ilham kaynağı ve etkili olan 100 kadın listesine girmesinin ardından kariyeriyle ilgili samimi açıklamalarıyla gündeme geldi bu hafta.
‘Temel İçgüdü’ filminde ‘seks sembolü’ olarak gösterilen oyuncu, bu filmin sonucu olarak, hep aynı tür rollere seçildiğini ve bunun kendisini rahatsız ettiğini daha önceki birçok röportajında olduğu gibi yineledi.
Stone, “Bu filmde uydurulan benim çok seksi olduğum fikrini, insanların cinsellikleriyle cezalandırıldıkları bir hastalıkla mücadele etmek için kullanmış olmaktan çok gurur duyuyorum. Ben de kendi cinselliğim için cezalandırılıyordum” dedi.
“Göz kapaklarımın içine dövme yaptırırdım”
SharonStone, “Kendi gençliğinize ne söylemek istersiniz?” sorusuyla karşı karşıya kalınca, “İyi olacaksın” mesajını vereceğini söyledi. Bu anlarda gözyaşlarını tutamayan oyuncu, “Şu an bunu bilmiyorsun, ama iyi olacaksın” diye tekrar etti.
Oyuncu ayrıca, “Elimde olsa bunu göz kapaklarımın içine dövme olarak yazdırırdım” dedi.
Sharon Stone, bu ifadeleri 23 yıl önce, şöhretinin zirvesindeyken beyin kanaması geçirerek ölümden döndüğü anları kastederek söyledi.
“Bana ‘Şişman kız rolleriyle yetinmen gerekecek’ dediler”
Kate Winslet, başrolde yer aldığı 1997 yapımı ‘Titanik’ (Titanic) filmi döneminde vücudu hakkında acımasız yorumlara maruz kaldığını anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı.
1998 Altın Küre Ödülleri’nde henüz 22 yaşındayken kırmızı halıda yürürken gazeteciler tarafından kilosu nedeniyle eleştirildiğini anlattı.
Winslet, ‘Titanik’teki rol arkadaşı Leonardo DiCaprio’nun yanında kırmızı halıda yürürken, bir muhabir ona elbisenin içine “biraz eritilip dökülerek” girmiş gibi göründüğünü, “iki beden daha büyük” bir elbise giymesi gerektiğini söylemişti.
Winslet’e göre bunlar, ‘Titanik’ vizyona girdikten sonra aldığı birçok olumsuz yorumdan yalnızca biriydi.
“Bu kesinlikle dehşet verici” diyen Winslet, “Nasıl biri sadece yolunu bulmaya çalışan genç bir oyuncuya böyle bir şey yapar ki?” diye yakındı.
Kate Winslet, kariyerinin başlarındayken oyunculuk eğitmeninin kendisine şişman olmakla barışması gerektiğini söylediğini anımsarken, eğitmenin kendisine “Beni dinle Kate. Eğer böyle görüneceksen şişman kız rolleriyle yetinmen gerekecek” dediğini anlattı.
‘Titanik’te nasıl göründüğü konusunda küçümseyici yorumlar aldığını söyleyen Winslet, “İnsanlar bana ‘Bu rolü canlandırırken çok cesurdun. Makyaj yapmadın. Kırışıklıkların vardı’ şeklinde konuştu” dedikten sonra eğlence sektörünün kadınlarda gerçekçi olmayan beklentilerine dikkat çekti.
Ünlü oyuncu, “Erkeklere ‘Bu rolü canlandırdığın için çok cesurdun. Sakal bıraktın’ diyor muyuz? Hayır. Demiyoruz. Bu cesaret değil. Bu rolünü oynamak” ifadesini kullandı.
HAFTANIN GÜLENLERİ
Yine ve hep zirvede kalmayı başaran Taylor Swift, haftanın gülenlerinde de zirvede. 2024 Spotify listesinde dünyada en çok dinlenen sanatçısı ilan edildi.
Billboard tarafından 2024’ün ’21. Yüzyılın En Büyük Pop Yıldızları’ listesinde Beyonce’nin ardından ikinci sıraya yerleşmesi ve ardından gelen kitap rekoru da yüzünü güldürdü Swift’in.
Bu hafta sonu artık sonlandıracağı Eras Turnesi’nden şimdiye dek hiç görmediğimiz perde arkası fotoğraflara yer veren ‘Eras Tour Book’ adlı kitap, çıktığı ilk hafta sonunda 814 bin adet satılarak rekora imza attı.
Hayatına yeni sayfa açtı
Ünlü süper model Gisele Bündchen, erkek arkadaşı Joaquim Valente ile bebek heyecanı yaşıyor. Kendisinin üçüncü, sevgilisinin ilk çocuğuna hamile olan 44 yaşındaki Brezilyalı model, Costa Rica tatilinde mutluluğunu sergiledi.
13 yıl evli kaldığı Amerikan futbolcusu Tom Brady’den 2022’de ayrıldı, 2023’te resmen boşandı. 14 ve 11 yaşlarında iki çocuğu olan Bündchen’in yüzü, hayatında açtığı bu yeni sayfada gülüyor.
Taşıyıcı anneden yeni bebek
Johnny Depp ile olaylı boşanma süreci ve iftira davasını kaybetmesi üzerine ABD’yi terk ederek Madrid’de kızıyla sakin bir hayat yaşayan Amber Heard, ikinci çocuğunu bekliyor.
2021 yılında bir kız bebek annesi olduğunu açıklayan oyuncunun, sağlık sorunları nedeniyle asla kendi bebeğini taşıyamayacağı söylendikten sonra, kızının taşıyıcı anne aracılığıyla dünyaya geldiği öğrenilmişti. Belli ki ikinci çocuğunu da taşıyıcı anneden bekliyor.
İlk çocuğunun doğumunu duyururken, “O, hayatımın geri kalanının başlangıcı” ifadesini kullanmıştı. Şimdi mutluluğuna yeni bir mutluluk eklemeyi bekliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Nazan Öncel, “Affet bizi Bursa” diyerek, bugünkü Bursa konserini iptal etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“BUNLAR BOŞ ŞEYLER” DEMİŞTİ
Türkiye’nin en seksi kadını seçilmesiyle ilgili bir açıklama yapan ünlü şarkıcı, “Birileri ortaya bir şey atıyor, birileri de altını dolduruyor, kaynatıyor. Ben de evde oturup izliyorum. Bana göre ‘en’ kavramı çok zor. Kendini seven, kendini güzel hisseden herkesi çok seviyorum. En güzel, en seksi kavramları bana garip geliyor. Bunlar boş şeyler. Seçenler kim, onu da bilmiyorum” ifadelerine yer vermişti.
PAYLAŞIMLARIYLA ADINDAN SÖZ ETTİRİYOR
Tartışmalar devam ederken ünlü şarkıcı sosyal medya hesabından paylaştığı cesur fotoğraflarla adından söz ettirmeye devam ediyor. Bastık’ın paylaştığı fotoğraflar kısa sürede büyük beğeni topladı.
İşte ünlü şarkıcının o paylaşımları;










Zeynep BastıkSosyal MedyaMagazinMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BABASININ NİKAHA NEDEN KATILMADIĞINI AÇIKLADI
İstanbul’daki Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde dün başlayan Sanat ve Antika Fuarı’na iki yağlı boya tablosuyla katılan Berna Gencebay’ı eşi Altan Gencebay da yalnız bırakmadı. 2 ay önce evlenen çift, Orhan Gencabay’ın nikaha katılmamasına yönelik de açıklamalarda bulundu.
“KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR”
Babasıyla iş yaptıklarını ve her gün görüştüklerini belirten Gencebay, “Babamın düğünümüze katılmaması bizim özel bir durumumuzdu. Ailevi bir konuydu. Yoksa insan istemez mi annesi ve babası nikahına katılsın. İnsanlar çok şey söylediler, yazdılar ve çizdiler ama iç yüzünü bilmiyorlar. Bu ailevi bir mevzuydu fakat konu bizde kalsın. Kol kırılır yen içinde kalır” diye konuştu.
Orhan Gencebay3-sayfaMagazinSanatYaşamBaba
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, BEYZADER Kayseri İl Temsilciliği ile Hoca Ahmet Yesevi Derneği tarafından organize edilen program için Kayseri’ye gelirken, uçakta rahatsızlanması üzerine havaalanından direkt olarak hastaneye kaldırıldı. Ünlü’nün durumu hakkında bilgi veren Hastane Müdürü Dr. Nilgün Kaya, “Ateş şikayeti ve idrar yolunda sıkıntıyla geldi. Ufak bir enfeksiyonu vardı. Tedavisini oldu. Çok şükür ateşini de düşürdük. Bir sıkıntımız yok şu an için” dedi.
“Programda aksama yok”
Ahmet Mahmut Ünlü’nün avukatı Emir Akpınar ise geçekleşecek olan programda aksama olmadığını söyleyerek, “Değerli arkadaşlar hocam buraya bir program için gelmişti. Kadir Has Kongre Merkezi’nde saat 19.30’da basketbol sahasında bir sohbet olacak. Programda herhangi bir aksama yok. 19.30’da tüm Kayserili hemşehrilerimiz programa davetlidir. Programda herhangi bir aksama olmayacak. Hastaneden birazdan taburcu olacak ve Kadir Has Kongre Merkezi’ne geçeceğiz bizler de” ifadelerini kullandı.
Ahmet Mahmut Ünlü, hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi. – KAYSERİ
Cübbeli Ahmet HocaAhmet Mahmut ÜnlüYerel HaberlerHastanekayseriMagazinSağlıkYerel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
O SES TÜRKİYE 2025 NE ZAMAN BAŞLIYOR?
Uzun zamandır izleyicisinin karşısına çıkmayan O Ses Türkiye şarkı yarışması için geri sayım başladı. O Ses Türkiye’nin 2025 sezonunda jüri koltuğunda oturacak isimler de sonunda belli oldu. Jüride sadece bir isim değişti. Sosyal medyayı ikiye bölen değişimin reytinglere nasıl yansıyacağı ise merak konusu.
O SES TÜRKİYE 2025 JÜRİ ÜYELERİ KİM?
Daha önce jüri üyesi olarak Hadise, Murat Boz, Ebru Gündeş, Beyazıt Öztürk, Seda Sayan, Mustafa Sandal, Hülya Avşar, Mazhar Alanson, Özkan Uğur, Gökhan Özoğuz, Hakan Özoğuz, Sibel Can ve Yıldız Tilbe gibi isimlerin yer aldığı yarışmada bu sene hangi isimlerin jüri koltuğunda oturacağı sonunda belli oldu.
Ekol TV’de yer alan habere göre; O Ses Türkiye 2025 jürileri Beyazıt Öztürk, Ebru Gündeş, Murat Boz ve Sinan Akçıl oldu. Programdan bir görüntü de sosyal medyada hızla yayıldı.
O Ses TürkiyeSoğuk HaberTelevizyonTürkiyeMagazinTv8
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.
Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.
TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.
“Hurma Mumülleri” atölyesi
TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.
Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞenobaSpor Salonu’nda düzenlenen konsere, öğrenciler ve vatandaşlar ilgi gösterdi.
Marş ve türküleri seslendiren bandoya dinleyiciler zaman zaman eşlik etti.
Konseri, Uludere Kaymakamı Ekrem Ender Ergün, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı İbrahim Halil Çiftçi ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Mikail Demirtaş da izledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk sinemasının en sert ve gerilim dolu filmlerinden biri olarak tanımlanan ‘Barda’, 17 yıl sonra günümüz gerçekleriyle yeniden yorumlayan filmin yönetmeni Hande Türkel görüşlerini paylaştı.

Kült hale gelmiş bir filmi, 17 yıl sonra yeniden yorumlayan Hande Türkel, ‘Barda’ hakkında ‘Şiddet hayatın içinde olduğu sürece sinemada da var olacak. Spesifik tek bir olay değil ne yazık ki yaşadığımız dünyada sürekli olan olaylar örgüsünü anlatıyoruz. İçeriği gerçek hayatı yansıttığı için de sert’ şeklinde açıklamada bulundu.
REKLAM‘İLK KEZ BİR SETTE ‘KESTİK’ DEDİKTEN SONRA KİMSENİN KIPIRDAMADAN KAYITTAN ÇIKTIĞINI GÖRDÜM’
Çekim ortamı ve atmosferi hakkında detaylar paylaşan Hande Türkel; “En önemlisi izleyicilere izlediğinin gerçek olduğunu hissettirmekti. Bu yüzden çekim ortamını oyuncular için içine kapatıldıkları ve çıkamayacakları bir yer haline getirdik. Oyuncuları kurduğumuz dünyaya inandırdık ve onlarda bana teslim oldular. Bundan sonrası akışa güvenmek oldu’ dedi. Ekip olarak oyunculara ve onların içinde oldukları duygulara saygı duyduklarının altını çizen Türkel ‘İlk kez bir sette kestik dedikten sonra kimsenin kıpırdamadan konuşmadan sadece kayıttan çıktığını gördüm . O duygu hiç kesilmedi hiç bozmadan ikinci plana geçtik” dedi.

Oyuncuların müthiş bir sinerji yakaladığından bahseden Hande Türkel; “Filmi beğenmeye bilirsiniz ama sadece oyunculuk performanslarını izlemek için izlemelisiniz’ şeklinde konuştu.
Filmin oyuncu kadrosunda; İdris Nebi Taşkan, Melisa Berberoğlu, Cem Söküt, Burak Can Doğan, Alperen Aldanmaz, Melissa Değer, Yalım Danışman, Alperen Çavdar, Doğa Yiğit, Ender Hacımustafaoğlu, Hilmi Ahıska, Kıvanç Baran Arslan, Berkan Şal, Ertan Saban, Fatih Al, İlker Kızmaz, Ejder Özkarslıgil yer alıyor.

Geçmişin günümüze kıyasla masum kaldığı, eskisinden daha vahşi, daha karanlık, daha acımasız sosyal çevremizde, dokunsak patlayacak gibi duran toplumsal kutuplaşmaların tam ortasında, şehrin bambaşka bir yerinde bambaşka bir barda, tüm kabuslarınızın ötesinde bir gece adım adım ilerliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 9. Antalya Edebiyat Günleri, ödül gecesi ile başladı. Türkan ŞorayKültür Merkezi’nde gerçekleşen gecede En İyi Öykü Kitabı ödülü “Ne Yeni Ne Başka” adlı eseriyle Ayşen Işık’a, En İyi İlk Öykü Kitabı ödülü “Kıran Yeli” adlı eseriyle Gülser Kut Arat’a ve Onur Ödülü ise kadın edebiyatının öncülerinden Ayla Kutlu’ya takdim edildi.
Gecede konuşma yapan Başkan Uysal, “iyi kitapların çok az satıldığı bir dönemde” başlattıklarını söylediği Antalya Edebiyat Günlerinin 9’uncu yılına girmesinin önemine vurgu yaptı. Uysal, bunu bir tip ‘direniş’e benzetti.
Türkiye’nin kültür ve sanat alanında yeni bir merkez inşasının arifesinde olduğunu aktaran Uysal, şöyle konuştu:
“Benim sadece çağrım şu. İnsandan yana, bilimsel, düzgün, akli, samimi, sahici, otantik, kişilikli, kimlikli bir sanat için merkez inşa etme konusunda herkesi göreve ve yardıma davet ediyorum. Çünkü bu olmadan diğer kaostan bir demokrasi asla çıkmıyor. Doğrunun, güzelin bir merkezinin inşası önümüzdeki süreçte mutlaka sanatta ve kültürde de toplumların, ülkelerin gündeminde olacak diye düşünüyorum.”
Gecede onur ödülü alan Ayla Kutlu, “Yazarlık çok zor bir iştir gerçekten ama Türk kadını güçlüdür, nihayetinde bir aslan, bir kaplandır” dedi. En İyi Öykü Kitabı ödülünün sahibi Ayşen Işık, “Edebiyat bize yoldaşlık ediyor. Acılarımızı, kederimizi belki kurtaramıyoruz ama. Minnettarım. Öykü kitabıma verilen bu ödül benim için çok kıymetli. Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin yaptığı bu etkinlikler, eminim burada bir sürü kişinin hayatlarında fark yaratacak” diye konuştu.
Gülser Kut Arat ise aldığı En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü’ne ilişkin “Ben bu ödülü daha iyi, daha güzel, daha insanca bir yaşama inanan ve bu uğurda kendini feda eden devrimin çocuklarına ve unutamadığım arkadaşlarıma gönderiyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İbrahim Erkal Kültür Merkezindeki, Öğretmenler Müzik Topluluğunun, Öğretmenler Günü Konseri, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Öğretmen olan Ruşen Hattatoğlu Ece ile eşi Bilal Ece’nin sunduğu programda, ERSANDER Başkanı olan eğitimci Ümit Gergit, açılış konuşması yaptı.
Programın ilk bölümünde; ERSANDER Kadın Kolları Başkanı ve eğitimci Sevnur İçyar, Cumhuriyet dönemi edebiyatının önemli şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu’nun ‘Dünyanın en güzel çiçekleri’ şiirini seslendirdi.
Ardından Türk Halk Müziği Sanatçısı, ERSANDER Genel Sekreteri Vahit Alkır’ın yönetmenliğini yaptığı programda öğretmenlerden oluşan solistler Yasemin Deniz Akköse, Uğur İdem, Berna Kılıç, Hayrullah Yabatu, saz sanatçıları Ahmet Erdoğan, Bekir Karamollaoğlu, Burhanettin Kaya, Burhan Yakut, Cihangir Koşapınar, Çağatay Çapan, Eda Alemdar Çankaya, Gönül Kürkçüoğlu, Murat Yakut, Rıdvan Şanlı sahne aldı.
Vahit Alkır, ERSANDER yönetiminde görev alan Gazeteci- Fotoğraf sanatçısı Öztürk Akkök ve Ahşap Yakma sanatçısı Canip Cihangir’in hastanede tedavi gördüklerini dile getirdi, izleyicilerden alkış göndermelerini istedi.
Sonra birer ses sanatçısı gibi öğretmenler, Vahit Alkır’la birlikte Türk Sanat ve Türk Halk Müziği eserlerini, okudular. Vahit Alkır’ın isteği üzerine sahneye çıkan Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız da öğretmenlerle beraber ‘Eski Dostlar’ şarkısını söyledi.
Programın son bölümünde Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, seyirciler tarafından alkışlanan sanatçı öğretmenlere çiçek verdi ve teşekkür etti. Yakup Yıldız, “Öğretmenler Gününü bir günle sınırlamamak gerekir. Öğretmenler her gün hatırlanmalı ve anılmalı” diye konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlık tarihi boyunca ellerden hiç düşmeyen ve insanoğlunda özel bir yeri bulunan tespihler bazen duaların ve yakarışların aracı kimi zaman erkeklerin aksesuarı kimi zaman da koleksiyoncuların vazgeçilmezi oldu. Birbirinden özel taşlar ve bin bir emek ile yapılan tespihler özellikleri kadar fiyatlarıyla da hep dikkat çekiyor. Elazığ’da bir tespih dükkanında satılan Osmanlı sıkma kehribarı da hem fiyatı hem de görüntüsüyle görenlerin ağzını açık bırakıyor. Osmanlı döneminden kalma taşların özel ellerde işlenmesi ile elde edilen kehribar tespih, görüntüsü kadar fiyatı ile de dikkat çekiyor. Yaklaşık 200 yıl önce yapılan ve bugüne kadar orijinalliğini koruyan Osmanlı kehribarı tespih Elazığ’da 330 bin liraya satılıyor.
Tespih ustası Hadin Bulut yaptığı açıklamada, “Bu tespih Osmanlı sıkma kehribardır. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. O dönemde tespihe çevrilmiş bir üründür. Bu yıla kadar vişne rengi olarak gelmiş. Bazı müşterilerimiz var tekrar tıraşlayalım iç rengi ortaya çıksın dediklerinde tıraşlandı ve kayısı rengine doğru gitti. Ortalama 10-15 yıl sonra tekrar vişne rengine dönecek. Bu tespih kıymetli ve antika üründür. Genelde kıymetini bilenler alıyor. Yatırım için alıyorlar. Şu an istediğimiz rakam 300 bin lira. Altın püskülü ile 330 bin liraya buluyor. Çok nadir bir üründür. Mesela koleksiyoncular ya da tespihçiler bilir, imamenin ve habbenin temizliği ve o dönemden bu güne kadar çatlak olmamış yani değişen olmamış bir üründür. Osmanlının ham döküm fabrikası 1900’lü yılların sonunda kapandı. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. Tam yılını bilemeyiz ama kokusuna ve özelliklerine baktığımız da o kadar bir yılı olduğunu düşünüyoruz. Talep oldukça fazla. Özellikle Araplar ilgi gösteriyor. Son zamanlarda ülkemizde de ilgi görmeye başladı. Yatırımlık alanlar oluyor. Koleksiyon için alanlar oluyor” dedi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyarette, resim bölümü öğrencilerinin Bilecik Valiliği iş birliğiyle sürdürülen ‘Bilecik İlinin Tarihi ve Kültürel Mirası’ teması kapsamında tuval üzerine ürettikleri eserler incelendi. Aynı zamanda, Aralık ayında açılması planlanan ‘Kent Belleği-Kent İzlenimleri’ sergisi için hazırlanan çalışmalar da değerlendirildi.
Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, öğrencilerle bir araya gelerek projeleri ve eserlerin üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Öğrencilerin sanatsal bakış açısı ve çalışmalarına duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Kaplancıklı, bu tür iş birliklerinin üniversitenin sanatsal ve kültürel katkılarını artırdığına dikkat çekerek, yapılan çalışmalara desteklerinin devam edeceğini ifade etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana’da yaşayan 4. sınıf öğrencisi Ada Mila Irmak, sergide yer alan 28 eserini Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu
MERSİN – Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, sulu boya, kuru boya, akrilik ve pastel boya çalışmalarıyla yaptığı resimleri, Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu. Küçük yaşta açtığı ikinci sergi ile sanatseverlerin dikkatini çeken 4. sınıf öğrencisi Irmak, yazmayı planladığı öyküleri kendi resmetmek istiyor.
Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, özel bir okulda eğitimini sürdürmenin yanında kitap okumayı ve piyano çalmayı seviyor. Adana Atlı Spor Kulübü’nde lisanslı tenis oyuncusu olan Irmak, 3 yaşından itibaren resim yapmaya başladı. Annesi de amatörce resimle uğraşan Irmak’ın yaptığı resimleri gören dede İhsan Toksöz, torununa destek oldu. Irmak, zamanla yaptığı resimleri geliştirmesi üzerine, dedesinin de desteğiyle geçen yıl ilk kişisel resim sergisini açarak, gelirini de depremzedelere bağışladı. Yaklaşık 2 yıldır Bilimsel Sanat Merkezleri öğrencisi olarak sanata olan ilgisini geliştiren Irmak, serbest şekilde çalışarak özgün eserler ortaya koyuyor. İleride yazacağı öyküleri kendisi resimleyerek sanatını birleştirmek isteyen Irmak, sulu boya, akrilik, kuru boya, pastel boya ile çalışmalarını sürdürüyor. Sanatını, yönlendirilmeden kendi seçtiği konular ve malzemelerle geliştiren genç ressam, geçen yıl İçel Sanat Kulübü’nde açtığı ilk kişisel sergisinin ardından, bu kez ikinci sergisini Mersin’de sanatseverlerle buluşturdu. İSK’da açılan ve 28 eserin yer aldığı sergi, 28 Kasım’a kadar gezilebilecek.
“İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum”
Özel bir ilkokulda eğitimini sürdüren Irmak, 3 yaşında çizmeye başladığını, bir süre sonra dedesi İhsan Toksöz’un bu yeteneğini keşfettiğini söyledi. Dedesinin kendisini bu konuda sürekli desteklediğini dile getiren Irmak, böylelikle ilk kişisel sergisini geçen yıl açtığını ifade etti. Sergideki eserlerin beğenilmesi üzerine bu yıl da ikinci sergisini açmaya karar verdiğini belirten Irmak, her türlü resim çizmeyi sevdiğini kaydeti. İleride iyi bir ressam olmayı hedeflediğini vurgulayan Irmak, “İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum” dedi. Irmak, çevresinden de olumlu tepkiler aldığını kaydetti.
“İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak”
Dede İhsan Toksöz ise torununu küçük yaştan beri takip ettiklerini belirterek, “Çok ilginç resimler ortaya çıkardı. Şu anda da BİLSEM’de okulun yanı sıra eğitim görüyor. Resim yeteneğinin yanında tenis sporunda lisanslı oyuncu. Piyano çalıyor, öyküler yazıyor” diye konuştu. İSK yöneticilerinin geçen seneki serginin ardından bu yıl için de söz aldıklarını ifade eden Toksöz, torununun bütün yaz çalışarak bu sergiyi açtığını aktararak, “Onun adına çok mutluyum. İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konak Belediyesi’nin Umurbey Mahallesi’ni sanatın merkezi haline getiren Darağaç Kolektifi’yle ortaklaşa hayata geçirdiği “Darağaç Fermantasyon” Projesi, kamusal ve özel alanlarda farklı yöntemlerle çalışan sanatçıları konuk etmeye başladı. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) yürütücülüğünde, Avrupa Birliği desteğiyle gerçekleştirilen ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen projenin ilk sergisi Oksidasyon, 1519 ve 1532 Sokak’ta ziyarete açıldı.
Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergide fermantasyonun çift yönlü doğasına vurgu yapıldı. “Fermantasyon sürecin ilk adımı Oksidasyon” adıyla duyurulan etkinlikte sergilerin yanı sıra canlı performans ve enstalasyonlar da yer aldı. Etkinlik programında ilerleyen günlerde film gösterimi, konser ve söyleşiler de yapılacak.
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’ndan hibe alan 10 proje arasında yer alan ‘Darağaç Fermantasyon’ Projesi’nin kente değer kattığını vurguladı. Bir yıl sürecek projenin sanatçıları ve sanatın her boyutuyla yaşatıldığı Umurbey Mahallesi’ni her geçen gün daha yaratıcı ve üretken kıldığını belirten Başkan Mutlu, “Ne şanslıyız ki Konak’ımızda sanatla yoğrulmuş, sanatla yol almış, kolektif üretimi başarmış bir mahallemiz var. Yıllardır çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğimiz Darağaç Kolektifi ile bu yıl, Konak Belediyesi olarak ortak bir proje içinde olmaktan dolayı mutluyuz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği gibi konuların ele alınacağı Tarihi Kentler Birliği toplantısı Muğla’nın Marmaris ilçesinde Tarihi Kentler Birliği ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başkanlığında toplandı.
Toplantının açış konuşmasını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Aras şunları söyledi:
“Memleketimiz Muğla, kesintisiz insan yerleşimiyle 8 bin yıllık geçmişe sahip, Akdeniz’in en önemli kentlerinden biridir. Bir Akdeniz kenti olarak Muğla, antik çağlardan günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu kültürel çeşitliliğin mirası, günlük yaşamımızın pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir.
“Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir”
Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir. Bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz ‘demokrasi’ gibi sosyal yeniliklerin ortaya çıktığı bir tarihe Muğla’da ev sahipliği yapmaktayız.
Muğla gibi dinamik bir şehre hizmet etmek ve dünya çapında şehirlerle güçlü bağlar kurma geleneğini sürdürmek müthiş bir ayrıcalık. Ege’nin incisi kentimiz doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanları kendine çekerken, her biri ayrı güzelliklere sahip 13 ilçesi ve keşfedilmemiş yönleriyle ziyaretçilerini adeta büyüler. Böylesine eşsiz bir coğrafya ve fırsata sahip olmanın verdiği sorumlulukla çalışmalarımıza hızlıca başladık. Bugün, 8 bin yıllık kültürel mirasıyla şehrimiz, dünyayla bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşıyor. Oluşturduğumuz yol haritası ile Muğla’nın kültürel mirasını dünyaya tanıtma yolculuğuna büyük bir heyecanla çıktık.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, uluslararası ve bölgesel bağlarımızı güçlendirmeye ve hem şehirlerimiz hem de küresel topluluğumuz için fayda sağlayacak iş birliği yollarını keşfetmek için büyük bir kararlılıkla çalışmalarımıza başladık. Ortak fayda sağlayan girişimlerle, karşılıklı öğrenmeyi, en iyi uygulamaların değişimini kolaylaştırabileceğimize ve toplumlarımızın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğimize inanıyorum. Kentsel planlama, iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, tarım, turizm, kültür ve kültürel miras gibi alanlarda birçok ortak proje ve iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyon ihalesini gündeme getirerek, “Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinde konuşan CHP AntalyaMilletvekili Aykut Kaya, “Kültürel ve tarihi mirasımızın korunmasını ve ortaya çıkartılmasını amaçlayan çalışmaların doğru olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu çalışmaların kamu yararını gözeterek yapılıp yapılmadığı, birim fiyatlarının doğru hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda ciddi endişelerim var” dedi. Kaya, “Bu konuyu size somut olarak örnek bir olay üzerinden resmi belgelerle anlatmak istiyorum” diyerek, şu ifadelere yer verdi:
“296 bin liralık iş için 8.2 milyon TL ödenmiş”
“2023 yılında ihalesi yapılan Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyonu işinin birim fiyat teklif cetveline baktığımız zaman, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün yaptığı maliyet cetveline uygun hareket edilmediği görülmektedir. Örneğin, 9 numaralı harcama kaleminde ‘imitasyon yapılması pozu’ işi için Rölövö ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir.
Yine aynı şekilde 44 numaralı harcama kalemindeki enjeksiyon harcında, Rölöve ve Anıtlar Kurulu birim fiyat olarak 62 ton kalem iş için 30.81 TL belirlerken, yüklenici aynı iş için 130 TL birim fiyatı vermiş. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ne göre bu kalem iş için 1 milyon 916 bin 998 TL harcama öngörülmüşken yüklenici 8 milyon TL olarak işi almış. Aradaki farka bakın ve sadece bu iki kalemde metrekareler arttıkça yüklenicinin karını siz düşünün. Hakediş raporlarında da bu gözükecektir.”
“Yapılacak işe yüksek, yapılmayacak işe düşük fiyat”
Aynı ihale kapsamında, 7 numaralı iş kalemindeki montaj işini, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün birim fiyatını 4 bin 268 TL olarak öngördüğü işi, yüklenici 250 TL birim fiyat üzerinden yapmayı taahhüt ettiğine dikkat çeken Milletvekili Aykut Kaya, “Sayın Bakan, yüklenici bu kalem iş için birim fiyatını neden düşük vermiş, hiç düşündünüz mü? Çünkü bu işi yapmayacağı için düşük fiyat vermiş. Yapacağı kalemlerin birim fiyatını yüksek vermiş. Yani Birim Fiyat teklif cetveli ile kamu adına 15-20 milyon TL’ye imal edilecek bir iş, nasıl oluyor da 75 milyon TL’ye yapılıyor? Lütfen bu konuları araştıralım” diyerek Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy’a seslendi.
“Devlet kaynakları israf olacak”
Aykut Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elimdeki resmi belgeleri de sizlerle paylaşıyoruma ama işin sonunda siz de göreceksiniz ki yüklenici karlı olan kalemleri yapmış, karı düşük olanları yapmamış ve ödeneğin tümünü kullanmış, ancak iş bitmemiş. Siz diğer yüklenicinin düşük karlılık sebebi ile yapmadığı işler için ikmal ihalesine çıkacaksınız ve devletin kaynaklarını israf edeceksiniz. Lütfen Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün hazırladığı yaklaşık maliyetlere uygun ihale yapın ve ihale sürecini ona uygun yönetin. İhaleyi alanların hesap oyunlarıyla kamu kaynaklarını haksız yere edinmelerine izin vermeyin. Kanaatimce bu tür ihalelerde bu kötü niyet uygulamalarının yaygın olduğunu düşünüyorum. Bu konuları siz hiç takip etmiyor musunuz? Bugüne kadar herhangi bir tespitte bulundunuz mu? Merak ediyorum, bulunduysanız, sorumlulardan hesabını sordunuz mu?”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz salı günü Rize’nin Çayeli ilçesinde meydana gelen heyelanda hayatını kaybeden Yakup Özcan Bayraktar’ın vefatından sonra ortaya çıkan detay kahretti.

Çarşamba günü toprağa verilen Bayraktar’ın ailesinin Güzeltepe köyündeki evleri heyelan riski nedeniyle oturulmaz hale gelince şimdiki evlerine taşındığı öğrenildi. 2015 yılında mahallelerine yeni yapılan yolda tedbir alınmayınca Bayraktar ailesinin evinin bulunduğu bölgede 2018 yılında heyelan meydana geldiği öğrenildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Heyelandan kaçan ailenin 2016 yılında baba Kasım Bayraktar’ın emekli olarak hak kazandığı ikramiye ve biraz da kredi ile 2013 yılında teslim aldıkları ilçe merkezindeki eve taşındığı, ara ara köyde kalsalar bile her yağmurda heyelan korkusu ile ilçe merkezindeki eve geldikleri belirtildi.

Binalarının arka kısmındaki istinat duvarının çökmesi ile eve giren moloz yığınlarının altında kalan ailenin 35 yaşındaki oğulları Yakup Özcan Bayraktar hayatını kaybederken, ortaya çıkan bu detay herkesin yüreğini dağladı.

“KÖYDEKİ EVİMİZDE DE HEYELANDAN KAÇTIK”
Köydeki evlerinde heyelandan korktukları, ilçe merkezindeki evlerinde ise heyelan olduğu için oturamayan aile, diğer oğullarının kiracı olduğu eve sığındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Fikret Ersöz, konuşmasında şunları söyledi,”Hastamız 35 haftalık 1 kilo 800 gram olarak doğmuştu. Anne karnındayken çocuğun yemek borusunun olmaması şüphesi vardı. Hastanede doğduktan sonra hastamız yeni doğan yoğun bakıma alınıyor. Yeni doğan yoğun bakımda yapılan muayenede hastamızın yemek borusunun olmadığı tanımlanıyor. Bize haber verildi. 12. saatinde çok güzel bir cerrahi yaptık. Hastamızdaki yemek borusu olmama tipi klasik tip idi. Yüzde 87 oranında görünen yemek borusunun üst yüzünün kapalı olması, alt ucunun da nefes borusuna bağlantılı olması şeklindeydi. Hastamızın ameliyatta alt ucunu nefes borusundan ayrıldıktan sonra kör sonlanan üst ucuyla birleştirip ameliyatını tamamladık. Bu sevincin hiçbir karşılığı olamaz. Bu bebek normal bebekler gibi büyüyecek. Bebeğimizi şu anda besliyoruz, annesi besliyor. Büyüyecek, bize kontrole gelecek ve biz onun büyüdüğünü göreceğiz. Normal bir birey olarak yaşayacak. Biz de bu durumdan büyük zevk alacağız” dedi.

Bebeklerinin sağlığına kavuşmasından dolayı mutluluklarını dile getiren baba Umut Tanas da “Başta doktorlarımız Fikret hoca, Meral hocam ve İlkay hocama çok teşekkür ederim. Özellikle yoğun bakımda çalışan hemşirelerin ilgisinden dolayı onlara da çok teşekkür ediyoruz. Bayağı bir ilgilendiler, her sorduğumuzda net bir şekilde bize cevap verdiler. İçimiz bayağı rahat buradan ayrılıyoruz. Onlara çok çok teşekkür ediyorum. Hepsinin eline ve emeğine sağlık” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1800 YILLIK ARA
Tunç Çağı döneminde kurulduğu düşünülen ve Helenistik dönem boyunca en zengin ve en güzel şehirler arasında sayılan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ndeki antik kentin en görkemli tarihi çeşmesi Kestros’tan bin 800 yıl sonra yeniden su aktı.
“YENİDEN SUYA KAVUŞTU”
Perge’nin ilk kazı başkanı Prof. Dr. Arif Müfid Mansel döneminden itibaren su akması hedeflenen Kestros Çeşmesi’nde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Perge Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, şu ifadelere yer verdi:
“Kestros Çeşmesi’nde ilk kez su akıtma denemesini 2022 yılında gerçekleştirmiştik. Acaba su aksa nasıl olacak ve kaçaklar nerelerde gerçekleşiyor bağlamında bir çalışma gerçekleştirdik, bu çalışma sonucunda da yapıda suyun akmasının herhangi bir problem doğurmayacağını ve projenin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu anladık. 2022 yılından bu döneme kadar çalıştığımız proje, bu sene Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da ‘Geleceğe Miras’ projesi destekleriyle hayata geçti. Kestros Çeşmesi, bin 800 yıl sonra yeniden suyuna kavuşmuş oldu.”
“BAŞKA BİR ROMA KENTİNDE ÖRNEĞİYLE HENÜZ KARŞILAŞMADIK”
Perge Antik Kenti’nin eşsiz yapılardan birinin Kestros Çeşmesi olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, çeşmenin kentteki diğer yapılara göre farklı olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Kestros, Perge için en ünik yapılardan biri, antik kentte daha farklı çeşme yapılarının olduğunu biliyoruz ancak bu yapıda karşımıza çıkan en önemli özellik; suyun bir havuza akması ve ardından o havuzla bağlantılı bir kanal boyunca kentin kuzey-güney doğrultu caddelerinin tamamını kat etmesi, hatta yapılan kazı çalışmalar sonucunda kentin dışında da devam ettiğini gördük. Böylesine özel lüks görünümlü, havuz şeklindeki kanalın Roma imparatorluk döneminde başka bir Roma kentinde örneğiyle henüz karşılaşmadık. Bu bağlamda aslında yapı oldukça lüks ve özel bir statüye sahip.”

Kültür SanatAntalyaTurizmKültürSanatÇeşmeRoma
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe merkezine 19 kilometre mesafedeki Durmuşlar Mahallesi’nde bölgeye hakim noktada yer alan Hazreti Ukkaşe’nin makamının da bulunduğu türbe depremde yıkıldı.
Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır, türbenin yapımında sona yaklaşıldığını belirtti.
Depremden sonra hemen başlatılan çalışmalar sonunda tadilatın türbe kısmının bittiğini aktaran Yıldırır, “6 Şubat depremlerinde ağır hasar alan Hazreti Ukkaşe Türbesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden yaptırılan proje kapsamında hayırsever Nadir Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yeniden yapılıyor. Kendilerine buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz. Depremden sonra hemen başlatılan çalışmalar sonunda tadilatın türbe kısmı bitti. Caminin kaba kısmı da tamamlandı. İçerisindeki ince işçilik kısmında çalışılıyor şu anda. İnşallah 2 ay gibi süre içinde hizmete açılır diye düşünüyorum.” diye konuştu.
Mehmet YıldırırKültür SanatgaziantepNurdağıGüncelDepremYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NAZAR BÜYÜM NEDEN ÖLDÜ?
Adam Yayınları, Merkez Ajans ve Anadolu Yayıncılık kurucusu, çevirmen, şair ve yazar Nazar Büyüm hayatını kaybetti. Agos gazetesinde yer alan bilgiye göre Büyüm, hastalığı nedeniyle bir süredir tedavi görüyordu.
NAZAR BÜYÜM KİMDİR?
Nazar Bu¨yu¨m 1944’te dogˆdu. I·stanbul Üniversitesi’nde I·ngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. 1975’te iki arkadas¸ıyla kurdugˆu Ajans Ada’dan 1981’de ayrılarak Adam Yayınları’nı, Merkez Ajans’ı ve Anadolu Yayıncılık’ı kurdu. Adam Yayınları’nda edebiyat-sanat kitapları ve dergiler, Anadolu Yayıncılık’ta Yurt Ansiklopedisi, Tu¨rk ve Du¨nya Ansiklopedisi gibi kaynak kitaplar yayımladı. 1985’te Osman Kavala ve Selahattin Beyazıt’la birlikte kurdugˆu Ana Yayıncılık, Britannica Ansiklopedisi’nin Tu¨rkc¸e versiyonu AnaBritannica’yı, Britannica Compton’s’u ve Temel Britannica’yı yayımladı. Büyüm’ün çevirileri, derlemeleri, s¸iir kitapları bulunuyor.
Agos gazetesi yazarlarından Büyüm gazetedeki yazılarını “Dönük Baktığımda” başlıklı kitapta toplamıştı. Yazılar bir yandan kendisinin 1960’ların başlarından itibaren merkez noktalarında yer aldığı kültür, sanat, edebiyat ve yayıncılık dünyasından eşi bulunmaz tanıklıklar, portreler, galeriler sunuyor, bir yandan da Kayseri-Develi’de başlayan, İstanbul’da süren bu hayatın bir Ermeni gencinde, bir Ermeni ailesinde bıraktığı izleri renkli satırlarla canlandırıyor.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turistlerin Türk mutfağına ilgisi artıyor
NEVŞEHİR – Binlerce kilometre uzaktan gelen turistler, Nevşehir’de önce mantı doldurdu, sonra yöresel ekmek yaptı.
Fas‘tan Kapadokya bölgesine gezmeye gelen Karouay ailesi, Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan Hereni Kadın Kooperatifi’nin de önce hamur yoğurarak mantı doldurdu, daha sonra da tandırda yöresel ekmek pişirdi. Türk kültürünü ve Türk mutfağını çok merak ettiğini söyleyen 31 yaşındaki Faslı turist Rabii Karouay, bu merakını gidermek için eşi Lamyae Karafay ile Kapadokya’da mutfağa girdi. Rabii Karouay yaptığı açıklamada; “Fas’tan geliyorum. Ailem ile birlikte bu yerel yemekleri tecrübe etmek istedik. Türk yemekleri çok zengin. Burada da bunu deneyimlemek istedik. Tandır ocağında ilk defa ekmek yapıyoruz. Hayatımız boyunca bunu bir daha deneyimleyebilir miyiz bilmiyorum. Buradaki yerel insanlardan bunu öğrenmek bizim için unutamayacağımız bir tecrübe oldu” şeklinde konuştu.
Hereni Kadın Kooperatifi Başkanı Raşide Gök de yaptığı açıklamada; “Kooperatifimizde yöresel ürünler üretiyoruz. Belirli dönemlerde de yabancı misafirlerimizi ağırlıyoruz. Onlarla birlikte yemek yapıyoruz. Yaptığımız yemekleri de kendilerine tekrar ikram ediyoruz. Çoğunlukla Ortahisar’a özel ekmek yapıyoruz, dolma mantı yapıyoruz. Tatlı olarak da asede, dolaz, köftür kavurması gibi yöresel tatlılar yapıyoruz. Kendi yaptıkları yemekleri kendileri tekrar yiyince bundan çok memnun kalıyorlar. Gelen yabancı turistler Türk yemeklerini ve bizlerin neler yediğini çok merak ediyorlar” dedi.

Kültür SanatGastronomiKapadokyaturistKültürTurizmEkmekYaşamFas
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bol miktarda sebze, meyve ve tam tahıl tüketin.
Sağlıklı proteinleri beslenmenize ekleyin.
Aromasız süt, yoğurt ve peynir seçin.
Sağlıklı yağları tüketin.
Yemeklerinizi tatlandırmak için tuz yerine baharatları kullanın.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BOŞANMA DAVASI
Melek Akpınar mahkeme tarafından Beşiktaş’ta kendisine tedbir olarak verilen aile apartmanında oturduğunu, boşanma davasıyla birlikte Birol Akpınar’ın çalışan ücretlerini ve evin faturalarını ödemediği gerekçesiyle mahkemeye dilekçe sundu. Dilekçede Birol Akpınar’ın daha evvelce kendisi tarafından ödenen evde çalışan işçilerin maaş ve sigortaları, evin fatura ve aidatını artık ödemediği belirtildi. Melek Akpınar bu davranışın tek nedeninin boşanma davasından dolayı Birol Akpınar’ın kendisini cezalandırıp zorda bırakmaya çalıştığını, amacın kötü niyet olduğunu ifade etti. Melek Akpınar, mahkeme tarafından aile konutunun sabit ödemeleri (elektrik, doğal gaz, su) personelin maaş, sigorta, ikramiye, özel görev masraflarının Birol Akpınar tarafından ödenmesi taleplerinin kabul edildiğini, ödemelerin yapılmaması üzerine icra takibi başlatmalarıyla birlikte Birol Akpınar’ın icra takibine itiraz ettiğini söyledi.
BORÇLARINI ÖDEMEDİ
İstanbul Aile Mahkemesi’ne dilekçe sunan Melek Akpınar, davalı Birol Akpınar’ın sorumluluğunda bulunan borcunu kötü niyetli olarak ödemeyerek itiraz ettiğini ifade etti. Melek Akpınar, alacak konusunun likit bir alacak olduğunun, takip konusu miktarın yüzde 20’sinden az olmamak şartıyla davalının ‘icra inkâr tazminatına’ mahkûm edilmesini istedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Önceden de aidat ödemesi tartışma nedeniyle husumetli olduğu iddia edilen iki ailenin arasındaki tartışma büyüyerek kavgaya dönüştü. Çıkan kavgada, 68 yaşındaki Yunus E., 13 yaşındaki T.P. isimli çocuğu karnından bıçakladı. İhbar üzerine olay yerine polis ve ambulans sevk edildi.

Karnından bıçaklanarak ağır yaralanan 13 yaşındaki T.P., 112 Acil Servis ekiplerince Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakım servisinde tedaviye alınan 13 yaşındaki çocuğun durumunun ağır olduğu öğrenildi. Olay yerine gelen polis ekipleri, 13 yaşındaki komşusunu bıçaklayan Yunus E.’yi gözaltına aldı. Olayla ilgili tahkikat başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye, tarihe geçecek bir dolandırıcılığa ve vicdansızlığa tanıklık etti. Kendilerine doktor ve hemşire diyen bir grup vicdansızın yer aldığı çete, yenidoğan bebekleri önce anlaşmalı oldukları hastanelere sevk etti.

47 SANIKTAN 22’Sİ TUTUKLANDI
Devletten para almak için günlerce yoğun bakımda tuttukları bebekleri göz göre göre ölüme terk etti. SGK’dan haksız kazanç elde edip 10 bebeğin ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden çeteyle ilgili skandalın ortaya çıkması üzerine başlatılan soruşturmada aralarında çete lideri Fırat Sarı’nın da olduğu 47 sanıktan 22’si tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İddianamedeki her detayı tüyler ürperten soruşturmada hesap vakti geldi. İlk kez pazartesi günü hakim karşısına çıkan sanıkların yaptığı savunma tüyler ürpertti. Bugün, Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üçüncü duruşmanın gerçekleşmesi beklenirken dün hemşire Hasan Basri Gök, hemşire Deniz Korkmaz, hemşire Hüseyin Günerhan, ambulans şoförü Hüseyin Gündüz ve ambulans şoförü Fehmi Alperen’in yaptıkları savunmalar dikkat çekti. İşte dün duruşmada yapılan savunmalar:

Tutuklu sanık Hasan Basri Gök mahkeme başkanının ‘Hakkında sahtecilik ve örgüt üyesi olmak suçlarından dava açıldı Savunmanı yapacak mısın?’ demesi üzerine, “Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, suç örgütüne üye olma suçundan açılan dava hakkında, savcılık ve emniyette anlattım. Tekrar anlatmaya gerek yok. Gözümle gördüğüm bildiğim şeyler. Epikriz değiştirme olayı, hastanın bir egzersiz sistemi vardı, bebeklerin değerlerini girerdik, karşıdaki görevlinin verdiği bilgileri girerdik. Bu sistem savcılıkta var. Reyap, Silivri, Duygu hastanesinde çalıştım.

2019-2021 Reyap Hastanesi’nde çalıştım. Fırat Sarı’nın bir sene kadar normal hemşiresiydim. Son 6 ayda epikrize yardım ettim. Son zamanlarda da şoförlüğünü yaptım. Özel Reyap Hastaneleri tam işletme gibi değildi. Avcılar, Doğa, Birinci, Silivri Kolon Hastanesi, Bağcılar Şafak, TRG Hastanesi gibi hastaneler. Bebek sevklerini Fırat Sarı ve 3 kişi daha yapıyordu. Esenyurt’ta Tıp merkezinde doğan bebek, araya 112 girmeden Fırat Sarı hastaneye sevkini yaptırıyordu. Aileye ise yakında bu hastane var oraya sevkini yapıyoruz diyorlardı” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanayide otomotiv yedek parça işi yapan Hikmet Y., geçtiğimiz yıl görücü usulü ile Dilara Sena B. ile tanıştı. İkili bir süre sonra nişanlandı.

Nişanlılık sürecinde ikiliyi tanıştıran Feyza Ç. ve İlknur Ç. evlenme için gerektiğini söyleyerek sürekli Hikmet Y’den para istemeye başladı. Y’de sevdiğim kız için istiyorlar diyerek Feyza Ç’nin hesabına parça parça halinde toplamda 208 bin TL para gönderdi.

DÜĞÜNDEN SONRA KABUS BAŞLADI
Hikmet Y., sevdiği Dilara Sena ile evlenmek için düğün hazırlıklarına başladı. Evini tutup, eşyalarını alan Y., geçtiğimiz 6 Ekim tarihinde Dilara Sena ile hayatını birleştirdi. Çok mutlu olacağını hayal eden Hikmet Y., 3 gün sonra hayatının şokunu yaşadı. 3 gün boyunca farklı bahanelerle Y’den uzan duran Dilara Sena, valizini hazırlayıp, eve çağırdığı babasıyla birlikte çıkıp, gitti.

Genç kız giderken de düğünde takılan altınları, paraları ve mehir olarak verilen 200 gram altın senedini de yanına aldı. Kızın ailesi daha sonra eve aldıkları eşyaları da götürdü.

‘HAYATIMI MAHVETTİLER’
Hikmet Y., Dilara Sena’ya ulaşmaya çalıştı ancak başaramadı. Genç kızın evine giden Hikmet Y. ailesinden, ‘Kızımız senden ayrılacak, altınları da vermiyoruz’ yanıtını aldı. Ne yapacağını bilemeyen Hikmet Y. dolandırıldığını belirterek avukatı aracılığıyla suç duyurusunda bulundu. Hikmet Y., “Benim hayatımı mahvettiler.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DEFİNE KAÇAKÇILARI OLDUKLARI ORTAYA ÇIKTI
Polis ekiplerinin yaptığı incelemelerde, şüphelilerin hiçbir resmi kurumda görevli olmadığı anlaşıldı. Şahısların kaçak define aramak amacıyla kazı yaptığı tespit edildi. Olay yerinde kazı için kullanılan kepçeye el konulurken, Halis T., Hacı D.C., İsmail A. ve henüz ismi öğrenilemeyen bir şahıs olmak üzere toplam 4 şüpheli gözaltına alındı. Elektrik ve doğal gaz borularının zarar görmesi sonucu bölgedeki ekipler devreye girerek oluşan hasarı gidermek için çalışma başlattı. Kaçak define kazısı yapan şüpheliler, ifadeleri alınmak üzere emniyete götürülürken, polis olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü belirtti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu sırada, kazara ateş alan tabancadan çıkan mermi, sokakta oyun oynayan Efe. C.D.’nin sağ bacağına isabet etti. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi.
Efe, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Tedaviye alınan Efe’nin durumunun iyi olduğu öğrenilirken, polis memuru G.Ö.’nün ise emniyetteki işlemlerinin devam ettiği belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu duruma farklı tepkiler gösteren ve Donald Trump’ı destekleyen isimler de oldu. Bu isimler arasında eski profesyonel kick boksçu Andrew Tate ile SpaceX’in kurucusu Elon Musk da yer aldı.
REKLAM
Şu anda Romanya’da ev hapsinde bulunan ve ciddi suçlamalarla karşı karşıya olan Tate, Trump’ın zaferi sonrası ABD’ye geri döneceğini söyledi. Tate, yaptığı bir canlı yayında, Trump karşıtı ünlülere sert tepki gösterdi: “Trump kazanırsa ABD’yi terk edeceğini söyleyenlerin uzun bir listesi var elimde. Hepsine defolup gidin diyorum!” dedi.

Tate’in listesindeki isimler arasında, Alec Baldwin, Whoopi Goldberg , John Legend, Chrissy Teigen, Rob Reiner, Barbara Streisand, Cher, Nancy Pelosi , Hillary Clinton, Megan Rapinoe, Tom Hanks, Amy Schumer, Alexandria Ocasio-Cortez , Lady Gaga, Taylor Swift , Bill Gates, Jane Fonda, Madonna, Mark Ruffalo, Kim Kardashian, Bruce Springsteen, George Clooney, Hunter Biden , Oprah, Robert De Niro, Samuel L. Jackson, Miley Cyrus , Travis Kelce, Bobbi Althoff, Rashida Tlaib, Stormy Daniels , Anthony Fauci , George Soros , Diddy, Eminem, Ellen DeGeneres, Sean Penn, Sharon Stone, Ashley Judd, Tommy Lee, Bryan Cranston, Billie Joe Armstrong ve Bono gibi dünyaca tanınan birçok ünlü yer aldı.
REKLAM
X platformunda bir kullanıcı, dünyaca ünlü oyuncu Robert De Niro’nun seçimlerden sonra ABD’den taşınacağına dair bir paylaşım yaptı. Ardından bu paylaşımını sildi.

Elon musk, bu paylaşıma yorum yaparak, “Umarım” diye karşılık verdi.

Fotoğraflar: X, Shutterstock
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1 – 3 Kasım 2024 arasında İstanbul’da koşulan Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 6. ve son ayağı 44. Orhan Yüce İstanbul Rallisi’nde, Hyundai i20N otomobili ile birincilik kürsüsüne çıkan Kazaz;
· Türkiye’nin Gelmiş Geçmiş En Genç Ralli Şampiyonu
· Şampiyonaya Katıldığı İlk Yıl Türkiye Gençler Şampiyonu Olan ilk Pilot ve
· Türkiye’nin Girdiği İlk Yarışı Kazanan En Genç Ralli Pilotu ünvanlarını da elde etti.
REKLAM
Copilotu Fransız Corentin Silvestre ile elde ettiği bu başarılar, uzun yıllar boyunca aşılması imkansız çok değerli ünvanlar olarak Kerem’in isminin önüne yazıldı.
Türkiye Ralli tarihinin en başarılı pilotları arasında yer alan, 1999 yılında Balkan, 1999, 2002 – 2006 ve 2007 Türkiye’de Ralli Şampiyonu unvanına sahip babası Ercan Kazaz’ın yolunda ilerleyen genç pilot Kerem Kazaz’ın hedefi ise Dünya Ralli Şampiyonası’nda podyuma çıkan ilk Türk Pilot olmak.
Henüz 18 yaşında olan ve ehliyet aldıktan sadece 20 gün sonra şampiyonanın ilk yarışı olan zorlu Sarıkamış Rallisi’ni birincilikle bitiren Kerem Kazaz, eş zamanlı Avrupa Ralli Şampiyonası’nda Fiesta Rally3 Trophy ile yarıştığı ilk yıl ikinci olup aynı kategoride Avrupa üçüncülüğünü de elde edince, dünyanın en büyük WRC takımlarından Hyundai Motorsport Customer Team tarafından geçtiğimiz Ağustos ayında, sezonun son 3 rallisine Hyundai I20 N Rally2 ile girebilmesi için takımın bünyesine alınan en genç pilot oldu. Dünya Ralli Şampiyonası’na pilot yetiştiren en önemli takımlar arasında yer alan Hyundai Motorsport Customer Team bünyesine kabul edilen en genç ve tek Türk pilot olan Kerem’in 2025’e ilk hazırlık yarışı 15 – 16 Kasım’da, İspanya Şampiyonası’nın son yarışı olan Rally Pozoblanco’da ve PastRacing adına olacak.

Kerem Kazaz Hakkında:
9 Aralık 2005 doğumlu olan Kerem, motor sporlarına 4 yaşında motokros ile başladı. 13 yaşında ulusal ve lokal motokros yarışlarında yer aldı. 2020’de Ferda Dilege’nin eğitiminde kartinge başlayan, 15 yaşında 2021 Türkiye Pist Şampiyonası’nda yarışan en genç pilot olarak aldığı rekabetçi sonuçlarla dikkat çeken Kazaz, 2022 yılı başında Norveç’te John Hougland’dan buzda sürüş teknikleri eğitimi aldı. 2022 yılında Ralli kariyerinin ilk yarışına Letonya Ralli Gençler Şampiyonası’nda katılan Kerem Kazaz, “Türkiye’yi Temsil Eden En Genç Ralli Pilotu” unvanını kazandı.
16 yaşında, İspanya da Renault Clio Rally5 ile yarıştığı ilk rallide aldığı dördüncülükle Avrupa Ralli Kupası’nda finalde yarışma hakkını elde eden en genç Türk pilot olan Kerem Kazaz, aynı yıl Fransa’da gerçekleştirilen FIA Motorsport Games’de Crosscar Senior klasmanının en genç sporcusu olarak ilk kez yarıştığı Crosscar ile dünya 10.su oldu.
Aynı anda İspanya, Letonya ve Estonya Ralli Şampiyonaları’nı da takip ederek uluslararası tecrübe kazanmaya devam eden Kerem, 2024 Avrupa Ralli Şampiyonası ERC3 kategorisinde ikinci sırada yer alırken Fiesta Rally3 Trophy’de sezonu ikinci olarak tamamladı. Lycee de Pier Loti İstanbul’dan henüz mezun olan sporcu, iyi derecede Fransızca ve İngilizce konuşuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sinema dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri olan Oscar Ödülleri, 97’nci kez düzenlenecek. Akademi, bu büyük etkinliği sunacak ismi açıkladı; Emmy ödüllü talk show sunucusu ve komedyen Conan O’Brien.

Törenin sunuculuğunu üstlenecek olan 61 yaşındaki Conan O’Brien, duyurunun ardından esprili bir açıklama yaparak, “ABD, bunu talep etti ve şimdi oluyor” dedi. Akademi CEO’su Bill Kramer, O’Brien’ın törene liderlik etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: Conan O’Brien’ın bu yıl Oscar’ları sunmasından büyük heyecan ve onur duyuyoruz. Muhteşem mizahı, filmlere sevgisi ve canlı yayın tecrübesiyle törene liderlik etmek için mükemmel bir kişi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kısa süreli bir ayrılık yaşadıktan sonra aşklarına ikinci bir şans veren çift, sık sık romantik fotoğraflarını paylaşıyor. Özkan ve Torreira, bu kez yıldız futbolcunun doğup, büyüdüğü evi ziyaret etti.
REKLAM
Ünlü oyuncu, sevgilisinin doğduğu evi paylaşarak, Torreira’ya övgü dolu sözler söyledi. Özkan; “Lucas’ın doğup büyüdüğü ev. Ne savaşçı ama! Çevresindeki herkese ama herkese yardım etmeye çalışması, buradaki samimi insanlar, herkesin onunla gurur duyması… Büyüdüğü, ilk topunu koşturduğu sokakları görmek, ilk gittiği okulu görmek ne güzeldi. Seni çok seviyorum ve seninle gurur duyuyorum savaşçı… Unutma en iyisisin” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü çift, geçtiğimiz günlerde bebeklerinin cinsiyetini açıklayarak üçüncü kez bir kız çocukları olacağını duyurdu.
Zeynep Sever Demirel, şimdilerde arkadaşları ve kızlarıyla birlikte Maldivler’de tatil yapıyor.
Zeynep Demirel, sosyal medya hesabından sık sık hamilelik pozlarını paylaşıyor.
Paylaşımlarına devam eden Demirel, bu kez büyüyen karnıyla tatilden verdiği pozları paylaştı.
Zeynep Sever Demirel, Mavi mayoyuyla verdiği bir pozu paylaşarak esprili bir şekilde “Deniz anası” notunu düştü.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 16 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu’na götürüldü. Şüpheliler, ifade işlemleri tamamlandıktan sonra tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.
Mehmet Ali Erbil ile Serdar Ortaç, ev hapsi ve adli kontrol şartıyla akşam saatlerinde serbest bırakıldı.
REKLAM
Mehmet Ali Erbil’in savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı. Erbil, ifadesinde, Serdar Ortaç ile ortak arkadaşları olan Barış isimli kişinin Malta’da bir otel açılışına davet edildiklerini belirterek; “Stand-up şeklinde bir şov hazırlamışlardı, orada bizi davet ettiler, çekim yapmaya başladılar. Sahibi bana bir tişört giydirmeye çalıştı, bu tişörtün bahis reklamı içerdiğini olaydan sonra öğrendim. Buna karşı çıktım, misafir olmamızdan dolayı davet edenlerle ters düştüm. O sitede yayınlananlarda da kumarın sakıncalı olduğunu ve hayatımda hiç oynamadığımı belirttim” diye konuştu.

“HERHANGİ BİR MADDİ KAZANÇ ELDE ETMEDİM”
Mehmet Erbil, ifadesinin devamında yayının yarım saat sürdüğünü belirterek; “Yayından sonra durumu anlayarak, avukatlarım aracılığıyla basın açıklaması yaptık. Ünal isimli şahıs, beni arayarak kandırmaya çalıştı. YouTube’da bir yayın var diyerek, tekrar bir davette bulundu. Ancak ben durumu anlayarak bu daveti kabul etmedim. 3 ay boyunca teklifini sürdürdü. Bu şahısla detaylı bir tanışıklığımız bulunmuyor. Bu olaydan sonra arkadaşımız Barış da kayboldu. Kendisiyle bir daha görüşmedim. Bu videolarda yer almam karşılığında herhangi bir maddi kazanç elde etmedim. Ancak, Ünal isimli şahıs, 3 ay boyunca beni arayarak, birlikte yayın teklifinde bulunurken, 20 – 25 bin Euro ücret teklifinde bulundular, ben bunu da kabul etmedim. Belirttiğim gibi sonrasında bu şahıslarla yüz yüze görüşmedim” ifadelerini kullandı.
“BİZİ TUZAĞA DÜŞÜRMEYE ÇALIŞTILAR”
Sorgu sırasında Mehmet Ali Erbil’e, yasadışı bahis sitelerinin yayınında Ünal Orhan ile aralarında geçen para karşılığı bahis oyununda 64 bin lira kazandığını bunun emekli maaşı kadar olduğunu belirttiği ifadeleri soruldu.
Erbil; “Bu muhabbetti, gırgır ortamında gerçekleştirdik. Ancak bu olayla bizi tuzağa düşürmeye çalıştılar. Ben bahse konu ifadeleri hatırlamıyorum. Ben bir şovmenim, yaptığım iş gereği sohbet havasında geçen bir nevi gırgır ortamında bu söylemlerde bulunmuştum, art niyetim yoktu, konuya vakıf olduktan sonra bu kişilerle bir daha iletişime geçmedim” ifadelerini kullandı.
Ünlü isimlere yasa dışı bahis operasyonu Haberi Görüntüle
“Kimseye tavsiye etmiyorum” Haberi Görüntüle
“Yine kötü örnek oldum” Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Faruk Peker’e, Cem Yılmaz da sosyal medya hesabı üzerinden destek verdi. Yılmaz; “YouTube kanalında ne de güzel anlatıyor. Çok yaşa ağabeyim” dedi. Bunun üzerine Faruk Peker de “Seni seviyorum Cem Yılmaz” yazısıyla yanıt verdi.
Cem Yılmaz’ın kendisine destek vermesiyle açıklama yapan bir dönemin ünlü oyuncusu, “Çok az takipçim varken, Cem Yılmaz’ın beni görmesi çok mutlu etti. Jestini çok anlamlı buluyorum. Yeşilçam ekolüne saygısı var. Sinema tutkunu biri, kendisiyle yan yana çok gelmek isterim” dedi.
İnsanların gündelik sıkıntılarından biraz da olsa uzaklaştırmak için videolar çektiğini ifade eden Faruk Peker ayrıca; “Cem Yılmaz’ın bir projesinde yer almak çok isterim. Eski bir basketbolcuyum. Cem Yılmaz bana pas verdi, ya smaç vuracağım ya da 3’lük atacağım” açıklamasını yaptı.
Faruk Peker, son röportajını 2022’de Habertürk’ten Aytekin Teker’e vermişti…
Uzun süredir gözlerden uzaksınız neler yapıyorsunuz bu dönemde?
Senaryo ve kitap yazıyorum.
Kitap derken?
Yaşadıklarımı yazıya döküyorum. 1973’ten beri tuttuğum anılarımı anlatan bir kitap yazıyorum. Normalde senaryo yazmaya alışık bir insandım. Daha önce yazdığım senaryoları çektim ve oynadım. Senaryo yazmak kolaymış. Nasıl kolay; Yer, zaman, oyuncu diye ayırıyorsun, sayfaya diyalogları döküyorsun. 60-100 kişi bir araya geliyor ve canlandırıyor. Bu 60-100 kişinin canlandıracağı olayı sadece beyaz bir sayfaya dökmek her baba yiğidin harcı değilmiş. Sonra baktım çevreden güzel tepki alıyorum yazdıklarımı bir macera romanına çevirmeye karar verdim. 300 sayfayı tamamladım. Kahramanı kim; Faruk Peker…
Hala çok fitsiniz…
Genetiğin ve sporun etkisi. Babam tenisçi olmamı isterdi ama basketbol oynadım. Önce Ankara Koleji’nde başladım, ardından da Galatasaray’da kariyerim devam etti. Babam da iyi bir tenisçiydi. Hatta beni Wimbledon’da oynayan ilk Türk yapmak isterdi. Hayaliydi.
Sektörden neden uzaklaştınız?
Sektörden uzaklaşmadım. Kim mesleğinden uzaklaşmak ister ki. Herkes mesleğini icra etmek ister ama bana ilgi yok. Benim işim sinema ama maalesef yapamıyorum. Teklif gelirse hazır durumdayım.
Neden teklif gelmiyor sizce?
Bir şeyler söylerim ama çok can yakar. Usturuplu gitmeye çalışayım. Bu sorunun muhattabı aslında ben değilim. Ben her zaman demişimdir ki; Keşke müzisyen olsaydım. Sokakta oturur, önüme bir mendil açar gitar çalardım. Sokak müzisyenliğinden star olan insanları görüyoruz. Avrupa’da ve Amerika’da yaşarken bizzat gördüm. Gitar çalmak ne ister; bir amfi, bir gitar, iyi-kötü kafanda da melodiler, elinde de ustalık. Ama film çekmek böyle değil. En az 60 kişilik ekip lazım. Ekibin başında kim oturuyor prodüktör. Senaryolar yazdım, prodöktürlere götürdüm ama kimse geri dönmedi. Kimse de oyunculuk için de çağırmadı.
Ambargolu olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?
Evet, düşünüyorum açıkçası. Hollywood ve Avrupa sineması benim yaşıma gelmiş aktörlerini dibine kadar kullanmaya devam ediyor. Onlardan maksimumunu alıyor. Beni kullanmak istemiyorsa adam ben ne yapabilirim ki? Karar verici prodüktörler.
Oyunculuk serüveni nasıl başladı? Sizi biri mi keşfetti?
‘Keşfeden’ desek mi aslında… (Gülüyor) Yılmaz Duru keşfetti ama keşfinin zevkini sürmekten kendini men etti. Hayatta değil kendisi. Allah rahmet eylesin. Ferhat ile Şirin (Bir Aşk Masalı) için bana teklifte bulundu. Yaşım tutmuyordu o dönem ailemle görüştü. Verdiği sözleri tutmadı, tutmadığı gibi adımı da spekülasyonlara karıştırdı. Yazdığım kitapta da bunu belgeliyorum zaten.
Ne gibi spekülasyonlar?
Moskova’ya gitmişiz Türkan Şoray ile ‘Bir Aşk Masalı’ filmini çekiyoruz. Aslanlar gibi oynuyorum. Sonra ben filmi bırakmışım ekstra para istemişim. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Eski Başbakanlarından Recep Peker’in torunuyum. Babama ve anneme karşı sorumluluğum var. 20 yaşındayım o zamanlar. Babamı o dönem tanıyanlar bilir nasıl bir insan olduğunu. Bu filmin gizli ortaklarından bir tanesi Allah rahmet eylesin ünlü bir kabadayı idi. Ben öyle bir şey yapsam, o filmi Moskova’da bıraksam neler olurdu. Bir kere sen bir yalan atarken senaryonu sağlam yazacaksın. Babam git oyna demiş bu şartlarda biz de gidip oynamışız. Niye uydurdular bu yalanı; çünkü ben seninle 5 yıllık anlaşmaya imza atmamışım. Bütün sebebi bu… Bana yar olmadı, başkasına da yar olmasın… Birisi de ‘Gel bakayım sen böyle bir terbiyesizlik yaptın mı?’ demedi…
Sinemadan kazandığınız parayla yatırım yaptınız mı?
Hiç yatırım yapmadım. Kazandığım parayla dünyayı gezdim. Set biter bitmez yurt dışına giderdim. Turistik geziler değildi. İki aylığına çıkardım dokuz ay kalırdım. İyi İngilizcem olduğu için de yurt dışında çevre edindim.
Sektörden görüştüğünüz kişiler var mı?
Hayır. Nedenini anlatmak için psikoloji, sosyoloji, tarih ve antropoljiye girmek lazım. Türkiye’de oyuncular dost olamıyor. Benim samimiyetle açıldığım, dost olmaya uğraştığım oyuncular oldu. Ağabey dedik, saygılı davrandık fakat film bitti, dizi bitti, ortaklık da bitti. Belki başkalarının dostluğu vardır tabi. Ben beceremedim, benimle beceremediler. Kimseyi suçlamıyorum.
Çok filmde rol almadınız ama akıllara kazındınız…
Hakan Ural’ın beni uyandırdığı bir konu. Hakan dedi ki; Türkiye Cumhuriyeti’nde en az filmi ve diziyi çekip en çok tanınan adam sensin.
23 tane filmim, 6-7 tane dizim var. Bunların bazılarında da misafir oyunculuk yaptım.
Rol arkadaşınızla hiç aşk yaşadınız mı?
Hayır. Şöyle dersen; Kendini aşık sandın mı ya da rol arkadaşın kendini sana aşık sandı mı… Öyle şeyler oldu. Rol yapıyorsun. ‘Gibi’ yapmıyorsun ki… Yoksa kamera denen şey seni yakalar. Kamera seyircidir. Ne yapman lazım. Aşığı oynuyorsan aşık olacaksın. Ama nasıl aşık olursun. Fanusun içinde aşık olursun. O fanus da kameradır. Fanusun dışında bunu devam ettiriyorsan iş ahlakına ters düşersin.
‘İffet’ filmi hala akıllarda…
Efsaneyi yaratan rahmetli Kartal Tibet’tir. O sahne de Kartal Tibet’in aklına geldi. Kartal Tibet’in dehası.
O sahneyi nasıl anlattı?
Sabah 08:00 Belgrad Ormanı’ndayız. Rahmetli Kartal Ağabey dedi ki; “Faruk öyle bir şey yapacaz ki, 50 sene konuşulacak”. Taşı 50 seneye attı. Ben de yeni yetmeyim, 25 yaşındayım. “Nasıl olacak ağabey?” dedim. Ahmet Sezerel de asistanı. Daha Müjde sete gelmemişti. Hemen provayı yaptık.
Müjde Ar o sahneyi duyunca ne dedi?
Müjde’nin ne dediğini açıkça söylemem, yayınlayamazsın çünkü. (Gülüyor) İlk yorumundan sonra kahkahalarla güldük.
Peki siz bu sahnenin bu kadar konuşulacağını düşünüyor muydunuz?
Kartal Ağabey söyleyince bir 10-15 sene diye düşündüm. Zaman geçtikçe, bu sahnenin vuruculuğu yerleştikçe Kartal Ağabey’e olan saygım daha da arttı. 40 yıldır konuşuluyor, 10 senesi daha var.
Yavuz Turgul ne dedi, senarist oydu?
En ufak bir fikrim yok. Kartal Ağabey ile ikisi arasındadır. Hatırladığım, senaryoda o sahnenin boş bir sayfa olduğuydu. Yani yazılmamıştı senaryo. Standart bir sahne olmamasını Kartal Tibet en başında düşünmüştü sanırım.
‘Cemil’ karakteriyle üzerinize ‘kötü adam’ karakterinin yapıştığını düşünüyor musunuz?
Hiç düşünmüyorum. ‘Cemil’ kötü bir adam değildi ki… Zamanının genç bıçkınıydı. Hemen sonraki sahneyi açıp izleyin. ‘İffet’ ne diyor sazlıkların arasında; ‘Ben bambaşka bir şekilde hayal ediyordum.’ O sahne tecavüz değil, ‘Cemil’in seksüel bir fantezisiydi…
Kartal Tibet’in sizde yeri çok ayrı sanırım…
Oyuncu ve aktör dediğin vahşi bir at olmaktır. Semeri de vurmayacaksın. Semer vurduğun zaman o at idare edilir olur. Semer vurulmamış haliyle oyuncuyu role getirmek lazım. Vahşi atı filmin yolunda tutabilene yönetmen denir. Kartal Ağabey böyle birisiydi. Kartal Ağabey hiçbir zaman semer vurmadı ama kontrolümü tatlı dille tutup performansımı aldı. ‘İffet’de ben kimim ki? Beni oynatan Kartal Ağabey’dir. Aktör normal bir adam değildir, kafadan çatlaktır. Normal adam olsa 9-5 işi olur. Aktör dediğin biraz hastadır. Kartal Tibet gibi raya oturtacaksın, lokomotif olacaksın, oyuncular da vagon olacak. Bunu becerdiğin zaman ‘İffet’ ve Kartal Ağabey’in çektiği diğer filmler gibi yapımlar çıkar. Osman Sedenler, Orhan Aksoylar çıkar…
‘Şöyle bir rol gelse de oynasam’ diyor musunuz?
Çoğu aktör ‘şöyle bir rol gelse de’ diye bir tarifte bulunabilir. Ama aktör dediğin macun gibidir. Ben isterim ki zor bir rol gelsin, titreyeyim, gece uykularım kaçsın. ‘Becerebilecek miyim?’ diye yönetmeni arayayım. Oyunculuk heyecanı hala kanımda. Şu anda düşündüğüm gibi bir rol gelse, heyecanla saldırırım, önüme çıkanı da yerim. Bir aktör sete çıkarken, semer vurmayan bir yönetmenle birlikte önüme çıkan mesafeyi soluksuz yutacağım demesi gerekir.
Eşinizden boşandınız sanırım…
Evet, 96 yılında ayrıldık. 4 sene 11 ay evli kaldık.
Neden ayrıldınız?
Geçimsizlik. Uymadı, olmadı. Ben evlilik adamı değilim. Doğru insanla evlilik adamıyım ama yanlış olunca evlilik düşmanı da olabiliyorsun. Yanlış filmde olursam çok kötü bir aktör olurum, yanlış evlilikte de çok kötü bir koca olurum. Eski eşim ‘çok kötü bir eşti’ dese haklı olabilir. Çünkü onunla olan evliliğimde başarısızdım.
Şu an hayatınızda biri var mı?
Var gibi ama yok. (Gülüyor) Artık yaşlandık, bakış açımız değişti, beklentiler değişti. İlişki yaşamak çok zor oldu. Aşk, bulursan dört elle yapışacağın, bırakmayacağın bir şey oldu ama bulması da çok zor oldu.
Tekrar evlenmeyi düşünür müsünüz?
Tabii ki düşünmüyorum. Artık beni kimse almaz deyip topu taça atayım. (Gülüyor)
Büyükbabanız ve eski başbakanlardan Recep Peker’in fotoğrafının önündeyiz, kendisiyle hiç zaman geçirebildiniz mi?
Maalesef. O 1950’de vefat etti ben ise 1956’da doğdum.
Çocuğunuzun olmasını ister miydiniz?
İnsanlar yanlış anlayabilir ama iki tane köpeğim oldu. Ben onlara baktıktan sonra bir çocuğum olmadığı için haklı gördüm hayatı. Bir çocuğum olsaydı eğer, o çocuğa kan kustururdum herhalde. Çünkü benim babam da bana kan kusturdu bir nevi. Örf, adet, terbiye, bilgi, görgü aksettireceğim diye tabiri caizse işkenceye tabi tutardı. Onun içindir ki Allah böyle uygun gördü.
Pişmanlıklarınız var mı?
Var tabi, çok ciddi pişmanlıklar… Benim için derin bir konu, kitapta da yazdım. Çok ciddi olanları burada paylaşmam zor. Halbuki bundan iki sene öncesine kadar ‘yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim’ tribindeki bir adamdım.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sky Films, ONK Content ve Birleşik Heyecanlar ortak yapımı olan ‘Takıntılar’ın yapımcıları Emre Oskay, Mehmet N. Karaca ve Levent Güneri…
Fransız yazar Laurent Baffie’nin ‘Toc Toc’ adlı tiyatro oyunundan uyarlanan ‘Takıntılar’ı yönetmenliğini Yunus Nihat Özcan, senaryo uyarlamasını ise Ferhat Ergün üstlendi.
REKLAM
Seda Bakan
Obsesif kompulsif bozukluklarından ötürü içlerine kapanmış 6 kişi, dünyaca ünlü psikiyatr Orhan Kerim Baykal’dan tam bir yıl öncesinden randevu alırlar. Hepsinin beklentileri yüksektir, tedavileri konusunda çok umutludurlar.
Çizgilere basamayan, simetri ve düzen takıntılı ‘Efe’; hayatında her şeyi defalarca kontrol etmekten kendini alamayan ve batıl inançlardan kaynaklı sayısız takıntısı olan ‘Kumru’; adeta nefes alan bir hesap makinesi gibi yaşayan, hesap yapmadan bir saniye bile duramayan ‘Birol’; tahammülleri zorlayacak kadar temizlik takıntısı olan ‘Işıl’; ağzından çıkan her sözü tekrarlama takıntılı ‘Defne’ ve özünde bir İstanbul beyefendisi olan ama yakalandığı Tourette sendromu yüzünden tiklerine hakim olamayan ve durmadan küfreden ‘Hikmet’ ….
Her nedense bu 6 kişinin randevuları çakışmıştır. Efsane doktor ise ortalarda yoktur. Birbirini tanımayan her biri farklı takıntılardan muzdarip altı kişi terapi merkezinde doktoru beklemeye başlar.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, dün saat 21.30 sıralarında Tomtom Mahallesi’nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, oturma ve iş yeri işletme izni olan İran uyruklu 27 yaşındaki Soohasadat Mojsenalhosseini semtteki bir restoranı, yaklaşık 1 ay önce 6 aylık ödemesini yaparak kiraladı. Kadın restoranı işletmeyi sürdürürken bir süre sonra kira sözleşmesi yaptığı mülk sahipleri, kadın hakkında kendisine hakaret ettiğini öne sürerek şikayetçi oldu.

İRANLI KİRACIDAN ŞİKAYETÇİ OLDULAR
Emniyette ifadesi alınan kadın, sevk edildiği adliyede savcılık ifadesi sonrası serbest bırakıldı ancak Geri Gönderme Merkezine gönderildi. Burada kaldığı süre içerisinde kadının akrabaları, restoranı işletmeye devam etti. Bunun üzerine mülk sahipleri kiracının durumundan dolayı tahliye davası açtı. Dava sürerken Geri Gönderme Merkezi’nde bulunan kadın da yaklaşık 1 ay sonra hakkında açılan soruşturma sonucunda adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Kadın ardından restoranına geri dönerek tekrardan işletmeye başladı.

ÇEKPASLA KOVALADI!
Bu durumu haber alan mülk sahiplerinin kardeşi olan Erkan E. (50), akşam saatlerinde restoranı bastı. Kadına ve çalışanlara tehditler savuran Erkan E., belinden çıkarttığı palayla saldırmaya başladı. Kadının ve çalışanları dehşeti yaşadığı olayda yaralanan olmazken, saldırgan palayla iş yerine zarar verdi.

İş yerindeki çalışanın önce çekpasla kovaladığı ardından da eliyle müdahale ettiği saldırgan dışarıya çıkartıldı. Panik yaşayan müşterilerin koşarak çıktığı restoranda yaşanan o dehşet anları güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Olayda ise yaralanan olmadı.

PALALI SALDIRGAN KADINDAN ŞİKAYETÇİ OLDU
Olayın ardından ihbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, palalı saldırganı gözaltına aldı. Emniyete götürülen saldırgan Erkan E.’ye ifadesi alınarak “kasten yaralamaya teşebbüs” ve “ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçundan adli işlem yapılarak adliyeye sevk edildi. Saldırgan Erkan E.’nin “hakaret” suçundan şikayetçi olduğu kadın da işlemlerinin yapılması sonrası savcılık talimatıyla serbest bırakıldı ancak Geri Gönderme Merkezine gönderildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SPORDA ADANA’NIN MARKASI OLDU
Geleneksel olarak yapılan Adana Veteranlar Masa Tenisi Turnuvasının Türkiye’nin geniş katılımlı önemli organizasyonlarından birisi olduğunu belirten ÇİLTAR Masa Tenisi Spor Kulübü Başkanı Dr. Ali Türemiş, “Türkiye’nin bir numaralı şehrinde yapılan masa tenisi turnuvası marka organizasyon olmuştur. Adana’nın hem ulusal, hem de uluslararası tanıtımına katkı sunacak marka organizasyonlardan bir tanesi Veteranlar Masa Tenisi Turnuvasıdır. 12. turnuvamızda yine güzel kentimizde hep birlikte mutlu anlar yaşayacağımızı düşünüyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sayıştay’ın İzmir Büyükşehir Belediyesi ile bağlı şirketlerinde yaptığı denetim, belediye bürokrasisinde taşların yerinden oynamasına neden oldu.

SABAH YAZDI ERYÜCE GÖREVDEN ALINDI
SABAH’ın Türkiye’nin gündemine taşıdığı manşet haberinin ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Büyükşehir Belediyesinin Fuarcılık Şirketi İZFAŞ’ın denetim raporunda adı geçen Başkan Danışmanı Onur Kadir Eryüce’yi görevinden almış İZDOĞA Şirketindeki yönetim kurulu başkanlığı görevini de sona erdirmişti.

TUGAY İSTEDİ KARAOSMANOĞLU İSTİFA ETTİ
Eryüce’nin görevden alınmasının yankıları sürerken bir istifa haberi de İZFAŞ Genel Müdürü Canan Karaosmanoğlu’ndan geldi. Kulislerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın istifasını istediği konuşulan Canan Karaosmanoğlu, dün akşam saatlerinde görevinden istifa etti.

İZFAŞ BORCA BATMIŞ
Sayıştay denetçilerinin İZFAŞ’ta yaptığı denetim şirketin içine düştüğü borç batağını da gözler önüne sermişti. Hazırladığı raporda İZFAŞ’ın sadece 2023 yılındaki net zararının 151 milyon lira olduğuna dikkat çeken denetçi, şirketin geçmiş dönemlerden de 95 milyon lira birikmiş borcu olduğunun altını çizmişti.

İÇKİ PARASINI ŞİRKETE ÖDETMİŞLER
Sayıştay denetçisinin yaptığı denetimler İZFAŞ Genel Müdürü Canan Karaosmanoğlu adına tanımlı şirkete ait kredi kartlarının şirket personeli olmayan üçüncü kişiler tarafından usulsüz şekilde nasıl kullanıldığını da gözler önüne sermişti. Raporda Ocak 2023 tarihinde şirket personeli olmayan bir kişinin otelde içtiği içki ile yediği yemeği yine Karaosmanoğlu adına tanımlı kredi kartı ile ödediği, faturayı da K.Y adına kestirdiği görülmüştü.

DEDEKTİF GİBİ İZİNİ SÜRMÜŞ
Yapılan harcamaların bir dedektif gibi izini süren denetçi Genel Müdür Canan Karaosmanoğlu adına tanımlı şirkete ait kredi kartının üçüncü kişiler tarafından nasıl amacı dışında kullanıldığına bir örnek daha vermişti. Denetçi hazırladığı raporda İZFAŞ Genel Müdürünün 5 Ekim 2023 tarihinde Torbalı ilçesinde bir cenaze törenine katılmış olmasına rağmen yine aynı gün ve saatte genel Müdür Karaosmanoğlu adına tanımlı şirket kredi kartı ile Konya’da bir restoranda yenilen yemek karşılığı ödeme yapıldığı tespit edilmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TARİHİ PORTRE HAKKINDA RAPOR
Tablonun arkasındaki “Atatürk Portresi Raporu” başlıklı ıslak imzalı belge, bu eserin değerini ortaya koyuyor. 1961 yılında Ankara’da Kızılay Derneği binasında toplanan Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan başkanlığında Harp Tarihi Dairesi Tarih Yazarı Uzmanı Tevfik Bıyıklıoğlu, Ord. Prof. Enver Ziya Karal, Kızılay Derneği Müşavir Mimarı Muhittin Güreli, Ressamlar Derneği Başkanı Turgut Zaim ve Ressamlar Derneğinden Ressam Rami Uluer’den oluşan 6 kişilik komisyonun raporunda, Atatürk’ün fotoğrafının 75×95 ebadında büyütülmesiyle Ressam Şeref Sonel tarafından sulu boya renklendirme tekniğiyle yapılan portrenin, o güne kadar yapılmış tüm Atatürk resimlerinden daha önemli ve kıymet biçilemeyecek bir eser olduğu belirtiliyor.
KIYMET BİÇİLEMEYEN BİR ESER
Fotoğrafın, orijinaline uygun olarak çizildiğine dair komisyon raporunda şu ifadelere de yer veriliyor: “Bu tablo tamamen tarihîdir, yani Büyük Atatürk’ün o zamanki hâlini aslına tamamen uygun olarak ifadelendirmektedir. Yüz, göz ve saç rengi tamamıyla gerçeğe uygundur. İşleniş tarzı itibarıyla şimdiye kadar görülen Atatürk resimlerinin hepsinden daha üstün ifadelidir. Bu portrede Atatürk’ün iradesini, kudretini, azmini, asaletini, zekâsını, sevimliliğini ve büyük insanlığını bir arada görmek ve duymak mümkündür. Portrede kullanılan renkler gayet ahenkli ve iyi kıymetlendirilmişlerdir.”
Komisyon raporunda ayrıca, “Netice: Bu eser yalnız tarihî kıymet olarak değil, aynı zamanda Türk milletine ve sanatkârlarına hakiki Atatürk’ü göstermesi bakımından kıymet biçilemeyecek değerde bir eserdir. Bu portrenin aslının taşıdığı kıymetlerden hiç kaybetmeden teksirinin temini çok mühimdir. Bu şaheser portrenin sahasında dünyaca şöhret yapmış ve güven kazanmış bir müesseseye büyük Atamızın ululuğuna yaraşır bir hassasiyetle çoğaltılması şarttır” değerlendirmesi yer alıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SON DAKİKA: İstanbul’da dün hareketli saatler yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya üzerinden yasadışı bahisi öven, teşvik eden kişilere yönelik “Yasadışı bahse teşvik” suçundan soruşturma başlattı.

Soruşturma kapsamında, 20 kişinin gözaltına alınması talimatı verildi. Bu kişilerin arasında Serdar Ortaç ve Mehmet Ali Erbil, Batuhan Karadeniz ve İbrahim Yılmaz da vardı.

Gözaltına alındıktan sonra adliyeye sevk edilen Yılmaz tutuklandı. Serdar Ortaç ve Mehmet Ali Erbil ise ev hapsi kararıyla serbest bırakıldı.

Bugün ise önemli bir gelişme yaşandı. Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç dün yasadışı bahis soruşturması kapsamında ev hapsi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın serbest bırakılmasına itiraz etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ülke genelinde parçalı ve çok bulutlu hava hakim olacak. Yağışlar Trakya, Doğu Anadolu, İstanbul, Sakarya, Bolu, Eskişehir, Afyon, Isparta, Batman, Siirt, Çanakkale’nin doğusu, Antalya’nın iç ve doğusu, Ankara’nın güney ve batısı, Sivas’ın güneyi, Kayseri’nin doğusu, Hatay’ın güneyi ve Kahramanmaraş’ın kuzeyinde görülecek. Yağmur ve sağanak, Doğu Anadolu’nun doğusunda ise karla karışık yağmur ve kar yağışı bekleniyor. Gece ve sabah saatlerinde iç bölgelerde pus ve sis olacak.
Sağanak yağış yarın ara verecek ancak sonra hafta boyu yeniden etkisini gösterecek. Marmara’da beş günlük tahmin haritasına göre salı günü havanın kapalı olması ve diğer günlerin de yağışlı geçmesi bekleniyor.

MGM, hava tahmin raporunu yayımladı. Bölge bölge havanın nasıl olacağı açıklandı.
MARMARA
Parçalı ve çok bulutlu, Trakya ile İstanbul, Sakarya, Çanakkale’nin doğusunun aralıklı yağmurlu ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bölgenin güney ve doğusunda gece ve sabah saatlerinde pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.
EGE
Parçalı ve çok bulutlu, Afyon çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde iç ve kuzey kesimlerinde pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

AKDENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Isparta çevreleri ile Antalya’nın iç ve doğu, Hatay’ın güney kesimlerinin aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
İÇ ANADOLU
Parçalı ve çok bulutlu, Ankara’nın güney ve batısı, Sivas’ın güneyi ile Kayseri’nin doğusunun aralıklı yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.

BATI KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu, Bolu çevrelerinin aralıklı yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.

DOĞU ANADOLU
Parçalı ve yer yer çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı yağmurlu, doğusunun yüksek kesimlerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde yer yer pus ve yer yer sis görülmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kapadokya’dan dönen 5 arkadaşın içinde bulunduğu lüks cip, aşırı hız nedeniyle sürücüsünün kontrolü kaybetmesi sonucu yol kenarındaki beton direğe çarptı.

Yeni Asır’ın haberine göre; 1 Kasım’da TEM Otoyolu Havsa ilçesi gişeleri yakınlarında meydana geldi. Kapadokya’ya bir organizasyondan dönen 5 arkadaşın içinde bulunduğu, Doğukan İçem’in kullandığı cip, sürücüsünün kontrolü yitirmesi üzerine yoldan çıkıp yön levhasının beton direğine çarptı.

Feci kazada sürücü Doğukan İçem ile Ferit Azad Çölçınar olay yerinde hayatını kaybetti.

Kazada yaralanan Birand Akatak (31), T.C.U. (22) ve M.K. (20) hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Kazada, şarkıcı Aleyna Tilki’nin ‘Ayrı Gitme’ şarkısına yaptığı remiksle tanınan DJ Birand Akatak da can verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TIR’da narkotik köpeği Barbara’nın lastiklerden birine tepki vermesi üzerine lastiği jantından ayıran polis, paketlenmiş halde 53 kilogram esrar ele geçirdi. Mahsun B., gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen Mahsun B., tutuklandı.


Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Feci kazaAydın’ın Kuşadası ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 84 yaşındaki İ.İ. idaresindeki otomobil geri manevra yaptığı sırada sürücüsü henüz bilinmeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybetti.

Otomobil, süratle müşterilere de çarparak kafeye daldı. Büyük paniğin yaşandığı olayda otomobil sürücüsü İ.İ. ve kafede bulunan 85 yaşındaki Fikriye Becerikli, 23 yaşındaki Y.Y. ile 58 yaşındaki C.S. olmak üzere 4 kişi yaralandı.
Aydın’da feci kaza! 84 yaşındaki sürücü, arabasıyla kafeye böyle daldı | Video

Kısa sürede olay yerine gelen ekipler yaralılara ilk müdahalelerini yaparak ambulansla hastaneye kaldırdı.

Hastanede tedavi altına alınan yaralılardan otomobilin altında kalarak ağır yaralanan Fikriye Becerikli doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika: Kahreden olay dün akşam saatlerinde Selçuk ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’ndeki bir evde yaşandı. Hurdacılık yaparak geçimini sağlayan Melisa Akcan, iddiaya göre yaşları 1 ila 5 arasında değişen 5 çocuğunu evde bırakarak hurda toplamaya çıktı.

SOBA DEVRİLDİ
Çocuklar evde bulunduğu sırada ısınmak amacıyla kullanılan elektrikli soba bir anda devrildi ve yangın çıktı. Yangının kısa sürede büyümesiyle ev dumanla doldu ve 5 kardeş içerde kapının kilitli olması nedeniyle mahsur kaldı.

Yangını fark eden mahalle sakinleri, itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen ekipler yangına müdahale ederek söndürürken, içeride mahsur kalan; Aras Bulut (1), Masal Işık (2), Aslan Miraç (3), Funda Peri Akcan (4) ve Fadime Nefes (5) adlı kardeşlerin cansız bedenine ulaşıldı.

Dumandan zehirlenerek ölen ve yangın sırasında evde yalnız olan çocukların acı ölümü İzmir’i ve ilçeyi yasa boğdu. Babanın cezaevinde olduğu öğrenilirken, annenin hurda ve kağıt toplayarak geçimini sağladığı öğrenildi.
Beş kardeşin öldüğü faciada acı detay: “Üst üste ölmüşler. Anne kapıyı kilitleyip gitmiş” | Video

“BAZEN ANNE GİTTİĞİ ZAMAN GELMİYORDU”
Komşulardan Esma Şahin, dehşet anlarını anlattı. Yangın sırasında koşup yardım ettiklerini ifade eden Şahin, “Çok acı bir olay. Çocukların üstlerini kapıyı kilitlemiş annesi gitmiş. Hepsi üst üste ölmüşler” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Madencilik başta olmak üzere kömür ve mermer, tarımsal sektörde incir ve üzüm yetiştiriciliği, gıda sektöründe zeytinyağı üreticiliği, ticaret sektöründe akaryakıt bayiliği gibi birçok alanda faaliyet gösteren ve söz sahibi olan Atay Holding’de milyarlık miras şoku yaşanıyor.

Yeni Asır’ın haberine göre; Piyasa değeri 1 milyar 500 milyon dolar olduğu belirtilen holdingde, Mehmet Doğan Atay’ın hisseleri mal kaçırma amacıyla usulsüz olarak üzerine geçirdiğini ileri süren diğer iki kardeşi miras davası açtı.

İki yıl önce 83 yaşında yaşama vefat eden Atay Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Atay’ın ölümünün ardından aile fertleri mahkemelik oldu.

Baba Erdoğan Atay’ın ölümünün ardından, aile bütün mirasın Mehmet Doğan Atay’a geçirilmiş olduğunun şokunu yaşıyor. Piyasa değeri 1 milyar 500 milyon doların üzerinde olduğu ileri sürülen holdingde, kardeşlerden Mehmet Doğan Atay’ın hisseleri mal kaçırmak için usulsüz olarak üzerine geçirdiğini iddia eden kardeşleri Süleyman Atay ve Ahmet Ahmet Atay’ın açtığı miras davası sürüyor.

Davacı kardeşlerden Ahmet Atay’ın hayatını kaybetmesi nedeniyle, açılan davayı eşi Saba Atay ve evlatları sürdürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kan donduran olay, saat 08.00 sıralarında Gaziantep’te meydana geldi.

İddiaya göre, bir süredir geçimsizlik yaşayıp boşanma aşamasında olan Kahraman ile eşi Elif Bal, sokakta yürüdükleri sırada tartışmaya başladı.

Tartışmanın büyümesi ile Kahraman Bal, üzerinde taşıdığı tabancayla Elif Bal’ı başından vurarak canice katletti.

Elif Bal kanlar içerisinde yere yığılırken, Kahraman Bal bu kez aynı tabancayla kendi canına kıydı.

Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Bal çiftinin yaşamını yitirdiği belirlendi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü polisleri tarafından Küçükçekmece ilçesinde düzenlenen özel harekat destekli operasyonda; söz konusu olaylara karıştıkları saptanan altı kişi yakalanarak gözaltına alındı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Baskın düzenlenen adreslerde yapılan detaylı aramalarda bulunan dijital materyallere incelenmek üzere el konuldu.
Öte yandan İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından bölücü terör örgütü PKK’ya yönelik Başakşehir İlçesi’nde düzenlenen operasyonda “Terör Örgütü Üyeliği” suçundan aranan beş kişi yakalanarak gözaltına alındı. Yapılan detaylı aramalarda 12 cep telefonu, 10 sim kart ve üç örgütsel döküman ele geçirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Söğütlüçeşme’den başlayan Metrobüs seferlerinde yaklaşık 30 dakika aksama meydana geldi.
Avrupa Yakası’na doğru seferlerin ilk durağı olan Söğütlüçeşme ve kent ulaşımında ana noktalardan Altunizade ile çevresinde yoğunluk oluştu.

Altunizade’deki köprüde metrelerce yolcu kuyruğu gözlenirken M-5 Üsküdar-Samandıra Metro durağındaki yoğunluk dikkati çekti.
Duraklarda bekleyen yolcular, işlerine geç kaldıklarını belirtip görevlilere tepki gösterdi.


İBB Cep Trafik haritası verilerine göre, trafik yoğunluğu Avrupa Yakası’nda yüzde 51, Anadolu Yakası’nda ise yüzde 67’ye ulaştı.
Kent genelindeki trafik yoğunluğu ise yüzde 58’e kadar çıktı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“PATPAT SÜRÜCÜSÜ PANİK YAPARAK ÜZERİMDEN GEÇTİ”
Olayı anlatan motosiklet sürücüsü Muhammet İzgü, “Eşim ve çocuğumu almaya giderken, önüme bir patpat kırdı. Aniden fren yaptım ama frenleme mesafesi az olduğu için motosikletim ile beraber patpatın altına girdim. Patpat sürücüsü de panik yaptı ve üzerimden geçti. O anlat bende travma oluşturdu” dedi. Öte yandan, kaza anı güvenlik kameraları tarafından kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir binanı balkonunun çöktüğü olay, dün saat 16.15 sıralarında Piyalepaşa Mahallesi’nde meydana geldi.

İddiaya göre, sokakta 4 katlı bir binanın 2’nci katında bulunan balkonun duvarı büyük bir gürültüyle çöktü.

Olayda yaralanan olmazken, park halindeki bir otomobilde büyük hasar meydana geldi.

Balkonun çökme anı güvenlik kamerasına yansırken, o sırada eczaneye giren bir kadın ölümden saniyelerle kurtuldu.

KADIN SANİYELERLE KURTULDU
İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve zabıta ekibi sevk edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KURTARILAMADI
İhbarın andından halı sahaya sağlık ekipleri sevk edildi. Tam donanımlı ambulans ile olay yerine gelen doktor Mehmet İhsan A.’ya müdahale etti. Ardından sedyeye konarak ambulanssa alındı. Kalp masaj yapılarak en yakın hastaneye götürüldü. Ancak yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Acı haberi alan ailesi, yakınları ve arkadaşları gözyaşlarına boğuldu. Mehmet İhsan A. Antalya’da toprağa verildi. Olay anı ise halı sahadaki güvenlik kamerasına yansıdı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Savcılığın gözaltı kararının ardından harekete geçen polis ekipleri, Başakşehir’de düzenledikleri operasyonda 5 şüpheliyi yakaladı.
Operasyonda 12 cep telefonu, 10 SIM kartı ve 3 örgütsel doküman ele geçirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İtafiye ekiplerinin yangın ihbarı üzerine gittikleri fakat uyuşturucu imalathanesi çıkan olay, Denizköşkler Mahallesi Rüzgarlı Sokak’ta bulunan 4 katlı binada meydana geldi.

Binanın üst katında oturanlar, alt kattan duman geldiğini fark edip ihbarda bulundu. Kısa sürede olay yerine itfaiye ekipleri kapısı açık evde yoğun duman ve koku olduğunu fark etti.

Yangının mutfakta çıktığını fark eden itfaiye ekipleri diğer odaları kontrol ettiği sırada, salonda yerdeki örtü üzerinde uyuşturucu madde, hassas terazi, küçük poşetler, sıvı kimyasal maddeler olduğunu gördü.

İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri evde yaptığı incelemenin ardından bu kez komşuların bilgisine başvurdu.Bina sakinlerinin evde oturan 2 kişinin ellerinde kutu ve poşetlerle dışarı çıktığını söylemesi üzerine, bu kez apartmanda çalışma başlatıldı.

Polis ekipleri bodrum kat merdivenlerinin altına gizlenmiş kilolarca uyuşturucu madde ve sıvı kimyasal madde ele geçirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çanakkale Boğazı’nda, Ezine ilçesi Dalyan köyü yakınındaki 2 bin 400 yıllık liman kenti Alexandria Troas Antik Kenti’nde, bu yıl ki kazı çalışmaları, 25-30 kişilik bir ekibin katılımıyla devam ediyor.
Kazı çalışmaları kapsamında heyecan verici yeni gelişmeler yaşanıyor.
Bu yılki kazılarda, kentin 2 bin 200 yıllık çarşı yapısında yeni mekan gün yüzüne çıkarıldı.
“MEKAN, BİZE ÇARŞI YAPISININ İKİNCİ KATIYLA İLGİLİ BİLGİ VERECEK NİTELİKTE”
Temmuz ayı itibarıyla kazı çalışmalarının saha aşamasının devam ettiğini söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, çalışmalara ilişkin şöyle konuştu:
Kazı çalışmalarının 4’üncü ayını doldurmak üzereyiz. Birkaç farklı noktada araştırmalarımızı yürüttük. Polygonal yapı ve podyumlu salon çevresindeki çalışmalar büyük ölçüde tamamlandıktan sonra Helenistik çarşı yapısında çalışmaya başladık.
Helenistik çarşı yapısında olasılıkla dükkan olarak kullanılmış olan yeni bir mekanı açmaya başladık. Ana kayanın güneye doğru yükselmesi nedeniyle 1 katlı, kuzeye doğru alçalması nedeniyle 2 katlı olduğunu düşünüyorduk. Bu alanda açığa çıkardığımız, üzerinde sıvaları, harcı korunmuş olan mekan bize çarşı yapısının ikinci katıyla ilgili bilgi verecek nitelikte.
Dışarıdan bakıldığında dönemsel olarak geç bir dönem oluşumu gibi gözüküyor. Daha aşağıya indiğimizde özgün evresini yakaladığımızda çarşının belki uzunca bir süre, tadilatlarla, onarımlarla kullanımda olduğunu bize söyleyecek özellikleri barındıracak.
Bu konuda çalışıyoruz.

“10-15 GÜNLÜK SÜRE İÇERİSİNDE ZEMİNE KADAR İNMİŞ OLACAĞIZ”
10 gündür bu alanda çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Öztepe, devamında şu ifadelerde bulundu:
Oldukça hızlı ilerliyoruz. Bir mekanı duvarlarıyla, hatıl yuvalarıyla açığa çıkardık. Bu hatıl yuvaları 2’nci kata işaret ediyor olmalı. Önümüzdeki 10-15 günlük süre içerisinde zemine kadar inmiş olacağız.
Yapının inşaat tarihini buluntulara bağlı olarak milattan önce 2’nci yüzyılın ortası olarak düşünmüştük. Bu da yapıyı tarih olarak yaklaşık 2 bin 200 yıl öncesine kadar geriye götürür. Ama biraz daha derine indiğimizde, yeni mimari detayları yakaladığımızda yapının ne kadar sürede kullanıldığı konusu hakkında bilgi sahibi olacağız.

YAPI 13 YA DA 14’ÜNCÜ YÜZYILDA TERK EDİLMİŞ
Kentin büyük olasılıkla 13 ya da 14’üncü yüzyılda terk edilmiş olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Öztepe, “Ondan belki birkaç yüzyıl öncesinde yapının kullanımının tamamlanmış olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü doldurulmuş. Doldurulduğu için şu anda, o son dönemde yaşayanların üzerinde yaşam sergiledikleri alanın altını kazıyoruz. Belki milattan sonra 9 ya da 10’uncu yüzyıla kadar yapı kullanılmış olmalı. Bu da bin yılı aşkın bir süre, fonksiyon değişiklikleriyle de olsa yapının kullanımda olduğunu göstermesi bakımından önemli.” sözlerini sarf etti.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Küratör Robinson McClellan, 2024 yılının ilkbaharında Chopin’in kendi el yazısıyla adını yazdığı bir kağıdı fark etti. McClellan, müzik notalarını ilk gördüğünde tanıyamadığını belirtti. Kağıdın fotoğrafını çekip evde çaldıktan sonra bile eserin Chopin’e ait olup olmadığından emin olamayan küratör, notaları hem Polonyalı besteci üzerine uzman bir akademisyene iletti hem de kağıdın ve mürekkebin test edilmesini sağladı. Yapılan incelemeler sonucunda eserin Chopin’e ait olduğuna dair kesin bir kanıya varıldı.
“SONUÇTAN EMİNİZ”
McClellan, el yazmasının kaleme alınış biçiminin de Chopin’in tarzına uygun olduğunu belirterek, “Bu sonuçtan artık tamamen eminiz” dedi. Ancak New York Times, klasik müzik tarihinde sahte keşiflerin sıkça yaşandığını hatırlatarak bu buluşa şüpheyle yaklaşanların da olduğunu belirtti.

ZOR BULUNAN KAYIP ESERLER
1849’da, 39 yaşında hayatını kaybeden Chopin’in bugüne kadar 250 civarında eseri biliniyor ve yeni bir eserin keşfi oldukça nadir bir olay olarak görülüyor. Müze, Chopin’in bu eseri muhtemelen 20’li yaşlarının başında yazdığını tahmin ediyor.
Dünyaca ünlü Çinli piyanist Lang Lang, Chopin’in yeni keşfedilen eserini değerlendirerek, eserin “Çarpıcı karanlığı pozitif bir şeye dönüştürdüğünü” ifade etti. Chopin’in bu kayıp eseri, klasik müzik dünyasında büyük ilgi uyandırmış durumda.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’den Romanya’ya giden bir grup iş adamı ve gazeteciyi Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası’nda ağırlayan Başkan Tamer Atalay, verdiği brifingde, Türkiye ve Romanya ilişkileri üzerinde durdu.
“Odamız 40 yılı aşkın bir süredir Romanya’ya yatırım yapan Türk iş insanlarına destek oluyor. Romanya’da güven veren ve üretime katkıda bulunan Türk şirketleri için her türlü kolaylığı gösteriyor.”diyen Atalay, Romanya’nın hem yönetim olarak hem de vatandaşları nezdinde, Türklerle örnek bir dostluk anlayışı içinde olduğunu vurguladı.
“AMACIMIZ TÜRK-ROMEN İŞ BİRLİĞİNİ VE DAYANIŞMASINI ARTIRMAKTIR”
Tamer Atalay şunları söyledi:
Amacımız Türk-Romen iş birliğini ve dayanışmasını artırmaktır. AB üyesi olan Romanya ve Türkiye arasında mevcut dostluk ve kardeşliği ekonomik yatırımlarla karşılıkla artırıp ilişkileri daha da fazla anlamlandırmak istiyoruz. Şu anda Romanya’da yaklaşık 17 bin Türk şirketi faaliyet gösteriyor. İş adamlarımızı sık sık Romanya’ya davet edip buradaki iş imkanlarını, yatırım olanaklarını kendilerine anlatıyoruz. Romanya ile aramızdaki kültürel bağlar ve devletlerimiz arasındaki sıcak ilişkiler Türk iş adamlarına olan güveni artırıyor.
ATTİLA’NIN MEZARI ROMANYA’DA MI?
Tamer Atalay, kendi girişimleri sonucu, Romanya’nın Başkenti Bükreş’e Mustafa Kemal Atatürk ve Haydar Aliev’in büstlerinin konulduğunu söyledi.
Atalay, Büyük Hun İmparatoru Attila’nın mezarının, araştırmalar sonucunda Moldova’nın Nou Kasabası’nın karşısındaki Yasak Ada’da olabileceği ihtimaline dikkat çekti.
Bu konuda oda olarak bir belgesel hazırlattıklarını ve bu belgeselin araştırmacılara kaynak teşkil edeceğini belirten Atalay, ayrıca Şair Nazım Hikmet’in Romanya’daki anılarını derlediklerini de bildirdi.
6 ŞUBAT DEPREMİNDE ONLARCA TIR YARDIM GÖNDERİLDİ
Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Atalay, amaçlarının Türk-Romen iş birliğini artırmak olduğunun altını çizerek, 6 Şubat depreminde oda olarak, deprem bölgesine onlarca tır yardım gönderdiklerini, bu konuda Romen halkının da büyük destek sağladığını vurguladı.
Atalay, zor günlerinde Türkiye’nin yanında olan Romanya halkına ve hükümetine de teşekkür etti.
ADIYAMAN’A DAVET ETTİ
Tamer Atalay’ın konuğu olarak Bükreş’te bulunan GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Zeynel Abidin Kıymaz ve birlik üyeleri de Atalay’dan bilgi aldı.
Merkezi Adıyaman’da bulunan GAP Gazeteciler Birliği Başkanı Kıymaz, uzun yıllardan beri Başkan Atalay ile tanıştıklarını, Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası’nın başarılı çalışmalarını yakından takip ettiklerini söyledi.
Kıymaz, Adıyaman Valisi Dr.Osman Varol ve belediye başkanı Abdurrahman Tutdere’nin selamlarını ileterek “Sizleri ve odanız yönetimini de Adıyaman’a davet ediyorum.” dedi.
Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şehir Tiyatrolarında 6-9 Kasım’da Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde “Bir Halk Düşmanı”, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde “Oscar”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Yatak Odası”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de “Sivrisinekler”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Savaş ve Barış”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ise “Yaftalı Tabut” eserleri tiyatroseverlerle buluşacak.
“Uçurtmanın Kuyruğu” oyunu FSM Kültür Sanat Merkezi Rasim Öztekin Sahnesi’nde, “Gidiş Dönüş Moskova (Retro)” oyunu ise Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde 9 Kasım’da izlenebilecek.
“Bekçi ile Postacı”, “Fındıkkıran”, “Herkes Sihirbaz Olacak”, “Bir Gece Masalı” ve “Çöpsüz Dünya” adlı çocuk oyunları ise 10 Kasım’da sahnelenecek.

DEVLET TİYATROLARI’NDAN BEŞ OYUN
İstanbul Devlet Tiyatrosu; “Kapıların Dışında”, “Bir Nefes Dede Korkut” ve “Her Şey Yolundaymış Gibi” eserlerinin yanı sıra “Masal Yolu” ve “Çöp Canavarı” adlı çocuk oyunlarını sanatseverlerin beğenisine sunacak.
Yeni oyunlardan “Kapıların Dışında”, 5-9 Kasım’da Mecidiyeköy Büyük Sahne’de, “Bir Nefes Dede Korkut” 5-8 Kasım’da Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de, “Ölüler Diyarı”, “Bir Mutluluk Anı” ve “Karmakarışık” adlı üç kısa oyundan oluşan “Her Şey Yolundaymış Gibi” 8-10 Kasım’da Garibaldi Sahnesi’nde izlenebilecek.
Çocuk oyunu “Masal Yolu” 10 Kasım’da Mecidiyeköy Büyük Sahne’de, “Çöp Canavarı” da 9 Kasım’da Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de izlenebilecek.
KONSERLER
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, klasik müziğin güncel yorumcularını konuk ettiği Pera Klasikleri konserlerinde flüt, klarnet ve fagotun uyumunu müziğin farklı renkleriyle harmanlayan Anemos Trio’yu 9 Kasım’da müzikseverlerle buluşturuyor. Anemos Trio, flütte Aysu Zehra Şanyer, klarnette Ebru Mine Sonakın ve fagotta Onur Üzülmez’den oluşuyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda bu akşam 20.00’de, Murcia İspanyol Balesi ve Carmen & Matilde Rubio topluluğu “Pasion Flamenca” gösterisiyle izleyicilerle buluşacak.
Leyla Diana Gücük ve Nazlı Toprak moderatörlüğünde 7 Kasım’da 18.30’da CRR’de gerçekleştirilecek “Geçmişten Geleceğe Türkiye’de Caz Vokalinin Yolculuğu” söyleşisinde, Türkiye’de caz vokalinin gelişimi ele alınacak. Aynı gün 20.00’de CRR Caz Orkestrası, caz sahnesinin genç yetenekleri Barış Alp Dönmez ve Cansu Nihal Akarsu’ya eşlik edecek.
Halk müziğini caz ve klasik müzik unsurlarıyla harmanlayarak özgün bir şekilde yorumlayan 5 Quartet ile güçlü sesiyle tanınan Özge Arslan, 8 Kasım’da CRR’de olacak.
CRR Türk Müziği Topluluğu, 9 Kasım’da “Ata’nın Sevdiği Şarkılar” konserinde müzikseverlerle buluşacak. Hakan Talu yönetiminde gerçekleştirilecek konserde, genç sanatçılar Işıl Meriç Ayata ve Ayşe Ebru Şahinbaş misafir solist olarak yer alacak.

SERGİLER
Beyoğlu’ndaki Tokatlıyan Han’da bu yıl ikincisi düzenlenecek “Açık Kapılar Sergisi”, yarın ziyarete açılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi ve Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi Vakfının katkılarıyla hazırlanan sergide, 40’ı aşkın sanatçının farklı sanat disiplinlerinden eserleri görülebilecek. Sergi 30 Kasım’da sona erecek.
Türkiye ile Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılına özel düzenlenen “Ay-Yıldız ve Güneş-Yüz Yıllık Dostluğun Hatırası” sergisi, iki ülkenin köklü dostluğunu ve iş birliğini vurgulamak amacıyla Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) açıldı. Japonya Araştırmaları Derneği, Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi ve Japon Sanat Merkezi iş birliği ile hayata geçirilen sergi, 24 Kasım’a kadar görülebilecek.
İtalyan ressam Fausto Zonaro’nun eşi fotoğraf sanatçısı Elisa Zonaro’nun eserlerine odaklanan “Elisa Zonaro’nun İstanbul”u sergisi, Kazlıçeşme Sanat’ta 31 Ocak 2025’e kadar ziyarete açık olacak.
Türkler arasında İslamiyet’in ve tasavvufun yaygınlaşmasına öncülük eden Hoca Ahmet Yesevi’nin tasavvuftaki inceliklerini, tarikat adabını, usulünü, erkanını anlattığı “Fakrname” adlı eserinin minyatür sanatıyla buluştuğu “Minyatürlerle Fakrname” sergisi, yarına kadar Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde görülebilecek.

DİĞER ETKİNLİKLER
Mehmet Birkiye’nin küratörlüğünde gerçekleştirilen 28. İstanbul Tiyatro Festivali izleyicilerine klasik eserlerden yenilikçi tiyatro yorumlarına, uluslararası gösterilerden yerli prömiyerlere uzanan zengin bir program sunuyor. 19 Kasım’a kadar sürecek festivalin programı “tiyatro.iksv.org/tr/program”, ücretsiz yan etkinlik takvimi ise “tiyatro.iksv.org/tr/yan-etkinlikler” adresinde görülebilir.
TÜYAP Fuarcılık Grubu tarafından, Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle düzenlenen 41. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 10 Kasım’a kadar kitapseverleri konuk edecek. Öğrenci, öğretmen, çocuk, emekli ve engelliler için ücretsiz giriş imkanı sunan fuar, hafta içi 10.00-19.00, hafta sonu 10.00-20.00 saatlerinde ziyaret edilebiliyor. Fuarla ilgili etkinlik listesi, imza günleri ve detaylı bilgiye “www.istanbulkitapfuari.com” adresinden erişilebiliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle Genç Öncüler Gençlik Spor ve Eğitim Derneği tarafından düzenlenen “9. Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali”, genç sinemacılarla usta isimleri bir araya getiriyor. Festival etkinliklerine ve film gösterimlerine “www.kisadanhisse.org” adresinden ulaşılabilir.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bursa’nın Nilüfer ilçesinde, turistik Gölyazı Mahallesi’ndeki Kız Adası’nın Helenistik dönemdeki kutsal alan profili, arkeolojik kazıyla gün ışığına çıkarılıyor.
Avrupa’nın en güzel kasabaları arasında gösterilen ve antik adı “Apollonia ad Rhyndacum” olan Gölyazı’nın kıyısından yaklaşık 500 metre uzaklıktaki adada, 2022 yılında başlatılan kazı, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni, Nilüfer Belediyesinin desteğiyle Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) başkanlığında yürütülüyor.
Her yaz sular altında kalan, sonbaharda suların çekilmesiyle ortaya çıkan adaya kayıklarla ulaşan arkeologlar, ot temizliği yapılmasının ardından arkeolojik çalışmalara başlıyor.

ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR
Etrafı Helenistik dönemde yapılmış temenos adlı kutsal duvarla çevrili, tapınak, sunak, stoa (sokak ya da agoranın yanında yer alan, üstü kapalı, sütunlu galeri) ve eksedraların (avlu, salon ya da meydana açılan yarım daire ya da dikdörtgen çıkıntılı niş benzeri mekan) bulunduğu yapı kompleksinin olduğu tahmin edilen adada, öncelikle tapınağın tam mimari planının belirlenebilmesi için çalışmalar devam ediyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Edebiyat ve yayın dünyasına çocuklar ve ebeveynler de düşünülüyor.
Seslendirme Sanatçısı-Yazar Şeyma Ayık ile Eğitimci-Yazar Hurihan Yıldırım Kurtaran’ın bir araya gelerek oluşturdukları platformda, aynı zamanda anne olan yazarlar, kendi çocukları için de uyku öncesi masallar anlatıyor.
YAZARLAR AYNI ZAMANDA BİRER ANNE
Aynı zamanda anne olan yazarlar, kendi çocukları için de uyku öncesi masalların büyüsünden faydalandılar.
Şimdi bu masalları, “Masalcı Anneler” aracılığıyla tüm yetişkinlerin kullanabilmesi için paylaşıyorlar.
OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARA ÖZEL
“Uykulu Masalların” amacı, okul öncesi dönemi çocuklarının uykuya huzurla geçişini kolaylaştırmak.
Yayınlanan masallar özgün oluşturuluyor ve seslendirilerek sunuluyor.

“AMAÇ ÇOCUKLARA OKUMA ALIŞKANLIĞI OLUŞTURMAK”
Kurtaran, konuyla ilgili şunları söyledi:
Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak herkesin her dönemde gündeminde olan bir konu. Dinleme dil becerisi ise okuma alışkanlığını destekleyen ve anne karnından başlaması gereken bir yolculuk. Masallar, bu yolculukta başta gelen edebi ürünlerden. Bebeklik döneminden itibaren çocukların hayal dünyasını zenginleştiren masallar, uykuya hazırlıkta da en büyük yardımcımız.

“MASAL DİNLEMEK KADAR MASAL SEÇİMİ DE ÖNEMLİ”
Ayık da yaptıkları çalışmalarla ilgili şu ifadeleri kullandı:
Ne demiş büyük şair Cemal Süreya? ‘Masal dinlememiş çocuklar, büyüyünce kedi resmini bile cetvelle çizerler. Masal dinlemek de dinletmek de çok güzel.’ Fakat hangi masalları? Bu seçimleri yaparken biz yetişkinlere önemli bir görev düşüyor.
Dora İşsever
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazakistan’ın başkenti Astana’da bulunan Türk Akademisi, Türk dünyasına yeni eserler kazandırmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Lev Gumilyov Avrasya Milli Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Dil ve Edebiyat Mirası; Birliğin Temeli” adlı bilimsel seminerde, Türk Akademisi tarafından yayımlanan yeni eserler tanıtıldı.
HER BİRİ 5 BİN TERİM İÇERİYOR
Etkinlikte Türk Akademisi Başkan Yardımcısı Ashat Kesikbayev, Lev Gumilyov Avrasya Milli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ardak Beysenbay, Azerbaycan’ın Astana Büyükelçisi Agalar Atamoglanov, Kırgızistan’ın Astana Büyükelçisi Dastan Düyşekeyev, Türkmenistan’ın Astana Büyükelçisi Batır Recepov ve Türkiye’nin Astana Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Ömer İnan yer aldı. Burada, Türk Akademisi’nin “Türk Dillerinin Terminolojik Sözlükleri” projesi çerçevesinde yayınlanan, her biri 5 bin terim içeren dil bilimi, ekonomi ve askeri alanlardaki terminoloji sözlüklerinin kurdelesi kesildi.
İLGİLİ HABEROrtak Türk Alfabesi kabul edildi
TANITILAN ESERLER
Tanıtılan eserler arasında, Kazak Türkçesinde basılan Kırım Tatar yazarı ve Türkolog Bekir Çobanzade’nin Türkoloji alanındaki önemli araştırmaları ile Ahmet Boran’ın Türkmenlerin milli şairi Mahtumkulu üzerine kaleme aldığı monografi ve Azer Turan’ın “Ali Bey Hüseyinzade” adlı eseri, ayrıca Azerbaycanlı şairler Muhammed Hüseyin Şahriyar ve Bulud Karaçorlu’nun şiirleri de bulunuyor.
TÜRK HALKLARININ BİLİMSEL ENTEGRASYONU GÜÇLENDİRİLECEK
Kesikbayev, yaptığı açıklamada, Türk Akademisi olarak 37 alanda Türk dillerinde terminoloji sözlükleri hazırlamayı planladıklarını belirtti. İlk etapta dil bilimi, ekonomi ve askeri alanda sözlükler hazırlayarak yayımladıklarını ifade eden Kesikbayev, bu çalışmaların Türk halklarının bilimsel entegrasyonunu güçlendirmeyi amaçladığını vurguladı.


Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya rock müziğinin önemli gruplarından olan Oasis, 2025 yılında bir dizi turneye çıkacak. Bunun için hazırlıklarını yapan efsanevi grup, 50 bin bileti iptal etti. İngiltere ve İrlanda’da yapılacak konserler için satılan biletlerde usulsüzlük tespit eden müzik grubunun haksızlıkların önüne geçmek için yasa dışı yollarla satılan 50 bin bileti iptal etmesi, herkesi şaşırttı.
Grup, biletlerin Ticketmaster ve Twickets gibi resmi kanalların dışındaki platformlarda yüksek fiyatlara yeniden satılmasını engellemek amacıyla bu kararı aldı.
GRUP HAKKINDA
Oasis, gerek yakalayıcı melodiler barındıran hit şarkıları, gerekse de sex, drugs ve rock’n’roll yaşam tarzlarıyla her dönem gündemde kalmayı başarmıştır. Grubun, diğer gruplara sataşmaları da özellikle İngiliz basını için hep iyi malzemeler niteliğindedir.

DAĞILDILAR, TEKRAR BİRLEŞTİLER
Grup, kardeşler arasında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle 2009’da dağıldı. Daha sonra tekrar bir araya gelen grup üyeleri, konserler vermeye ve turnelere çıkmaya karar verdi.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Söz yazarı, besteci ve yorumcu ABD’li şarkıcı John Maus, 3 Kasım’da Blind Sahnesi’nde lo-fi, synth pop ve deneysel pop karması parçalarıyla İstanbullu hayranlarının karşısına çıkacak.
Müzik kariyerinde 40 yılı tamamlayan ve bugünün en iyi gitaristleri arasında yer alan Al Di Meola, 7 Kasım akşamı Epifoni Events organizasyonuyla Volkswagen Arena’da sevenleriyle buluşacak.
Rock’dan swing’ine, klasik müzikten triphop’a kadar uzanan geniş bir yelpazeden ilham alan Fransız techno yıldızı ve yapımcı DJ NTO, 9 Kasım’da Flexanima sunumu ile Volkswagen Arena’da olacak.
İranlı ünlü sanatçı Anoushiravan Rohani ile Homayoun Shajarian, Epifoni organizasyonuyla 9 Kasım akşamı Ülker Sports Arena’da aynı sahneyi paylaşacak.
Soul-pop, indie electronica, R&B, caz gibi birden fazla müzik türünden ilham alan Charlotte Cardin, ikinci albümü 99 Nights Tour kapsamında, Charm Music Türkiye organizasyonuyla 21 Kasım akşamı Volkswagen Arena’da performans sergileyecek.

ÖDÜLLÜ SANATÇIDAN KONSER
Flütü rock müziğine kazandıran Grammy ödüllü Jethro Tull, dünya çapında 60 milyondan fazla albüm satışı ve 55 yıllık müzikal mirasıyla 23 Kasım’da Volkswagen Arena’da konser verecek.
Kod Müzik organizasyonu ve Pozitif deneyimiyle müzikseverlerle buluşacak olan grup, Ian Anderson’ın önderliğinde rock, folk ve progresif müziği harmanlayarak unutulmaz bir performans sunmaya hazırlanıyor.
Konserde Ian Anderson’a gitarda Jack Clark, davulda Scott Hammond, klavyede John O’Hara ve bas gitarda David Goodier eşlik edecek. Grup, klasikleşmiş hitlerinden son albümü RökFlöte’e uzanan geniş bir repertuvar sunacak.

2025’TEKİ KONSERLER
Bu yıl sonunun yanı sıra 2025’te de çok sayıda ünlü müzisyen ve grup, İstanbul’da sahne alacak. Norveçli sinematik folk ve pop grubu Kalandra, seneye ilk kez İstanbul’da konser verecek. Grup, 7 Şubat 2025 gecesi IF Beşiktaş’ta hayranlarıyla buluşacak.
Manowar’un eski gitaristi Ross Friedman, “Ross The Boss” adıyla 5 Nisan 2025’te IF Beşiktaş’ta sevilen parçalarını seslendirecek.
Rock müziğin ünlü sopranolarından Tarja Turunen, Nightwhish grubunda birlikte çalıştığı solist ve bas gitarist Marko Hietala ile birlikte 10 Nisan’da JJ Arena’da dinleyiclerin karşısına çıkacak. Accept’in eski solisti Udo Dirkschneider, solo grubu UDO ile 11 Nisan’da IF Beşiktaş’ta konser verecek. Glam rock türünün öncülerinden White Lion da IF Beşiktaş’ta 14 Mayıs’ta sahne alacak.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ağrı Dağı Efsanesi’ni tiyatro sahnesinde görmek isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir uyarlamayla sahneye geldi.
İstanbul Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği oyun, yönetmen Yiğit Sertdemir’in ellerinde bir peri masalına dönüşüyor.
Bu başarıda dekor tasarımını yapan Barış Dinçel’in ve ışık tasarımı sorumlusu Osman Aktan’ın katkısı yadsınamaz.
Oyunda geçen Küp Gölü’nün sahnedeki tasviri ise unutulmayacaklarının arasına şimdiden girdi.
Oyunculukların ötesinde kostüm ve koreografi de oyuna ivme katıyor.
OYUNUN KONUSU
Tiyatro oyunu, kapısının önüne gelen beyaz atı sahiplenen ve töre gereği sahibine geri vermeyen bir dağlı ile atın sahibi olan beyin arasındaki çatışmayı konu alıyor.
Oyunun içinde bir aşk hikayesi ve Ağrı Dağı’nın yaşam şartlarının zorluğu işleniyor.
Konuyu destanlaştıran, iki aşığın beklenmeyen ve içleri sızlatan sonu.
OYUNA ÖZEL ŞARKI
Oyuna özel olarak yazılan “Gül diyem bahar diyem” şarkı ve gazeli oyunun bütünlüğüne değer katıyor.
AT KOSTÜMLÜ OYUNCU
Oyunun dekoru içinde üzerindeki at kostümü ile bir oradan bir buraya hiç yorulmadan koşturan, ritmik hareketlerle at figürüne hayat veren Özge Midilli’nin canlandırması ise kritik öneme sahip.
Oyunun iki perdeden oluştuğunu ve toplam 165 dakika sürdüğünü de hatırlatalım.



Dora İşsever
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzun zamandır boşanacakları iddiasıyla gündeme gelen hatta şiddet haberleriyle bile konuşulan magazinin ünlü yüzleri Ebru Şallı ile Uğur Akkuş çiftinden kötü haber geldi.
İş insanı Akkuş, eşi eski manken Şallı’dan boşanma kararı aldığını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.
Sosyal medya hesabından boşanma dilekçesini paylaşan Akkuş, şunları yazdı:
“BOŞANIYORUM”
“Boşanma davası açtım. Tek sebebi mutsuz olmamdır, ben bu ilişkiyi aşk sevgi evliliği zannetmiştim ama meğer her şey para ve maddiyatmış.”
Şallı, şiddet, aldatma ve dolandırıcılık içeren iddialar için hep sessiz kalmıştı.
Sıkıntılı günler geçirdiklerini kabul eden Ebru Şallı, evlilik süreciyle ilgili şu açıklamayı yapmıştı:
“Çıkan haberlere istinaden bunları yazmak istedim. Henüz açılmış, herhangi bir boşanma davası yoktur. Her evlilikte olduğu gibi zaman zaman biz de fikir ayrılıkları yaşıyoruz. Hepsi bu! Her şeyin hayırlısı olsun.”



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hadise, Kırmızı çiçekli kısa bir elbise ve siyah topuklu ayakkabısıyla verdiği pozlarını, 14.8 milyon takipçili sosyal medya hesabından paylaştı.
Şarkıcının bu cesur paylaşımına, Esas Oğlan adlı dijital dizide başrolü paylaştığı yakın arkadaşı Seda Bakan kayıtsız kalmadı.
Hadise’nin fotoğraflarına Seda Bakan, “Kurbane” şeklinde yorum yaptı.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Çalıkuşu’ dizi setinde başlayan aşklarını nikah masasına taşıyan ünlülerden olan Fahriye Evcen ile Burak Özçivit mutlu evlilikleriyle sanat camiasında parmakla gösteriliyor.

Fahriye Evcen ile Burak Özçivit’in oğulları Karan ve Kerem de en az anne-babaları kadar ilgi çekiyor.

EŞİYLE TATİLE ÇIKTI!
Sosyal medyayı sık kullanan Fahriye Evcen, eşi Burak Özçivit’le çıktığı Strasbourg tatilinden paylaşımlarda bulundu.

AŞK POZLARI İLGİ GÖRDÜ
Burak Özçivit ve eşinin aşk pozları ise sosyal medyada oldukça ilgi çekti.

İşte Fahriye Evcen ve eşi Burak Özçivit’in tatilde o pozları!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İki ünlü oyuncu Pınar Deniz ve Kaan Yıldırım, geçtiğimiz aylarda Roma’da dünyaevine girdi.

Ünlü çift, şimdilerde ilk çocuklarını kucaklarına almanın tatlı heyecanını yaşıyor.

AŞK DOLU KUTLAMA MESAJI
Ünlü oyuncu Kaan Yıldırım, bugün doğum günü olan eşi Pınar Deniz’e özel bir kutlama mesajı yayınladı.
“SENİ SEVİYORUM”
Kaan Yıldırım 31 yaşına giren eşiyle fotoğrafını paylaşıp altına ise, “İyi ki doğdun benim güzel eşim, seni seviyorum” notunu düştü.

BEĞENİ VE YORUM YAĞDI
Oldukça romantik bir kutlama yapan Yıldırım’ın paylaşımına beğeni ve yorum yağdı.

PASTASI DİKKAT ÇEKTİ
Pınar Deniz’in doğum günü pastası da oldukça ilgi topladı!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Aslı Enver ve Berkin Gökbudak geçtiğimiz yıl mutlu evliliklerini kızları Elay ile taçlandırdı.

İlk kez anne olmanın mutluluğunu yaşayan Enver, her fırsatta kızıyla paylaşım yapıyor.

KALPLERİ ISITTI
Ünlü oyuncu, bugün yaptığı paylaşımla kalpleri ısıttı.
Aslı Enver minik kızı Elay’ın yemek yerken sevimli anlarını paylaştı! Aslı Enver: Sıra var!

“SIRA VAR”
Enver, minik kızı Elay’ın yemek yerken sevimli anlarını paylaştı. Paylaşımının altına ise, “Sıra var” notunu ekledi.

İşte Aslı Enver ve kızı Elay’ın o sevimli mi sevimli halleri!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şıklık yarışına katılan birçok yıldız arasında onun adı anılmadı ama ödülü alması gerektiğini düşünenlerin sayısı az değildi. Serenay Sarıkaya tüm gece ışıldadı, kostümüyle çok konuşuldu ancak asıl konuşulması gereken hiç kasmadan eğlenmesi en doğal haliyle herkesle sohbet edip fotoğraf çektirmesiydi. Gerçek şu ki Serenay Sarıkaya; başka bir ruh, enerji, yetenek ne derseniz deyin farklı hem de çok. Gecenin en önemli konusu ise Suzan Sabancı’nın duyurduğu yeni Film, Televizyon ve Yeni Medya Fonu oldu. Bu fon, ABD’de film, televizyon ve medya alanlarında eğitim almak isteyen öğrencilere destek sunmayı amaçlıyor. ATS’nin hâlihazırda sunduğu burs fonlarına ek olarak hayata geçirilen bu fon, genç yaratıcıların uluslararası başarılar elde etmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Sabancı’nın bu duyuruyu yaparken kullandığı sözler, fonun önemini vurguluyordu: “Bu desteklerin gelecekteki yaratıcı nesillere güç vereceğine ve uluslararası pek çok başarıya zemin hazırlayacağına yürekten inanıyorum.”

TÜRK DİZİLERİ KÜRESEL ZİRVEDE
Film, Televizyon ve Yeni Medya Fonu, Türk televizyon ve sinema sektörüne büyük katkılar sağlayacak bir adım olarak görülmeli. Türk dizileri, bugün dünya genelinde 150’den fazla ülkede izleniyor ve milyonlarca hayran kitlesine ulaşıyor. Özellikle Latin Amerika, Orta Doğu ve Avrupa’da geniş bir izleyici kitlesine hitap eden yapımlar, Türk kültürünün ve hikâyelerinin sınırları aşmasını sağlıyor. Bu noktada, fonun sunduğu eğitim ve burs imkanları, gelecekte bu başarıları daha da ileriye taşıyacak, yeni yeteneklerin yetişmesine olanak tanıyacak. İşte bu yüzden bu fonu çok değerli buluyorum.

TAKSİ LOBİSİ: TRUMP MI HARRIS Mİ?
New York’ta hangi taksiye binsem, Trump mı Harris mi sorusu var. Şehirde nereye baksanız bu soru yankılanıyor. ABD’de başkanlık seçim süreci nasıl ilerliyor? 5 Kasım’da gerçekleşecek olan 60. başkanlık seçimleri için geri sayım başladı. Bu seçimlerde hem ABD’yi 4 yıl yönetecek başkan, hem de Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri belirlenecek.
Donald Trump ile Kamala Harris arasında geçecek bu seçim, Amerika’nın kaderini belirleyecek. Ancak seçimlere iki hafta kala, ne Harris ne de Trump kesin bir avantaja sahip. New York’ta taksi lobisi oldukça güçlü, her yolcuyla mutlaka bu konuyu konuşuyorlar. İşte benim New York’taki taksi lobisinden duyduklarım… Washington’da sinir bozucu bir sakinlik hakim. Bu huzur, kimin kazanacağına dair bir güven hissinden değil; daha çok artık kimsenin bu sonucu değiştirebilecek bir şey yapamayacağı düşüncesinden kaynaklanıyor.

Son altı ayda Orta Doğu’da yaşanan savaş, Trump’a yönelik iki suikast girişimi ve Kamala Harris’in aday olması gibi büyük olaylara rağmen, seçim dinamiklerinde büyük bir değişiklik olmadı. Anketlerdeki grafikler neredeyse düz bir çizgide ilerliyor. Harris’in, Trump’a karşı ulusal anketlerdeki farkı yalnızca 1,2 puandan 2,1 puana çıkmış durumda. Bu, özellikle seçimlerin genelde büyük dalgalanmalar gösterdiği önceki yıllarla karşılaştırıldığında çok şaşırtıcı bir stabilite.
2024 yılında, neredeyse herkesin kime oy vereceği belli. Tek bilinmeyen, kimin sandığa gidip oy kullanacağı. Başkanlık seçimleri artık ikna etmekten çok, katılımı artırma mücadelesine dönüştü. 5 Kasım’ı bekleyip hep birlikte neler olacak görelim.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÖKENİ ORTA ASYA
Ceviz, aslında Orta Asya sıradağlarının doğal bitki örtüsüdür. Buradan Sincan’a, Kazakistan’a, Türkmenistan’a, İran’a, Irak’a, Azerbaycan’a, Gürcistan’a ve Türkiye’ye yayılmış. Bu şifalı lezzet; Bulgaristan, eski Yugoslavya, Romanya ve Yunanistan’ın da doğal bitki örtüsü içinde. Ceviz besin değerleri, besleyici özelliği ve lezzetli tadı sayesinde popüler bir kuruyemiştir. İçerisindeki zengin yağ asitleri, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller kalp rahatsızlıklarından beyin hastalıklarına, hafıza sorunlarından diyabete, kanser riskinden korunmaya ve cilt sağlığının korunmasına kadar birçok faydası var. Cevizi beslenme rutinine dahil ederek sağlıklı bir yaşam desteklenebilir. Cevizin faydaları içeriğinde bulunan yüksek miktarda Omega-3 yağ asitleri, protein, lif, antioksidanlar ve diğer önemli besin maddelerinden gelir. Cevizin faydalarından bazıları şöyle sıralanabilir:

ANTİOKSİDAN ETKİ
Ceviz; fındık, fıstık, kaju, badem gibi diğer kuruyemişlere oranla daha fazla antioksidan içeriğe sahiptir. Cevizin antioksidan aktivitesi ise özellikle zarında bulunan selenyum, E vitamini, melatonin ve polifenoller adındaki bileşiklerden gelir. Bu bileşikler kötü kolesterol olarak bilinen LDL değerlerini düşürmeye yardımcı olup kalbi bu duruma bağlı oluşabilecek hastalık risklerine karşı koruma sağlayabilir ve ayrıca tiroit fonksiyonlarını destekleyebilir.
BAĞIRSAK SAĞLIĞI
Bağırsak mikrobiyotasının sağlıksız olması yalnızca bağırsakların düzgün çalışmamasını değil, vücudun iltihaplanmasına da neden olarak kalp hastalığı, obezite, kanser gibi durumların görülmesine de neden olabilir. Düzenli bir şekilde ceviz tüketen kişilerde tüketmeyenlere oranla hem bağırsak fonksiyonlarının normal çalışması hem de yukarıda belirtilen bazı kronik hastalıklar daha az görülebilir. Yaşlandıkça fiziksel yetenekleri kullanma ve hareketli olma zorlaşabilir. Fiziksel yetileri sağlıklı bir şekilde sürdürmek için de iyi bir beslenme düzenin olması önemlidir. Cevizde fiziksel işlevlerin devamlılığını sağlamaya yardımcı olan temel vitaminler, mineraller, kalori, lif ve yağlar bulunur.
CEVİZ ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLİR?
Ceviz alırken, boyutlarına göre ağır olan cevizleri seçin. Kabukların çatlak, lekeli ve delik olmamasına dikkat edin. Açıkta satılan cevizlerden satın almak risklidir. Oksijen, cevizin raf ömrünün bir numaralı düşmanıdır. Açıkta tutulan cevizler oksijene maruz kalırlar, bu da tazeliklerini tehlikeye atar. Taze ceviz almak için en iyi seçenek, tazeliğini koruyacak ve oksijenin dışarı sızmasını önleyecek şekilde ağzı kapalı ambalajda olanları satın almaktır. Ambalajlarda belirtilen son kullanma tarihleri sadece öneri veya tahminlerdir. Ceviz ve diğer kuruyemişlerin raf ömrü şu temel faktörlere bağlıdır: Toplandığı ve saklandığı ortamın koşulları ile paketin önceden açılıp açılmadığı. Kabuklu ve kabuksuz cevizleri, hava geçirmeyen bir kapta saklayın ve tazeliğini koruması için buzdolabında altı aya kadar veya derin dondurucuda bir yıla kadar saklayın.

KAN BASINCI KONTROLÜ
Öte yandan kan basıncının yüksekliği kalp hastalığı ve felç gibi durumları tetikleyen önemli bir faktördür. 2019’da yapılan bir araştırmada ceviz yemenin yüksek tansiyon hastaları ve kan basıncı yüksekliği problemi yaşayan kişilerde düzelme olduğunu ortaya koymuştur.
CEVİZLİ ACILI EZME
MALZEMELER
4 dolu dolu kaşığı acı biber salçası
2 dolu yemek kaşığı domates salçası
1 çay bardağına yakın zeytin yağı (küçük çay bardağı)
1 çay bardağı galeta unu
1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz
3-4 diş sarımsak 1 çay kaşığı kekik
1 çay kaşığı nane
1 çay kaşığı pul biber
Salçanızın tuz oranına göre tuz
YAPILIŞI: Cevizli ezme için öncelikle ceviz hariç tüm malzemeler robota alınır ve robottan geçirilir. Kıvam alınca ceviz de eklenir ve karıştırılır. Hemen tüketmek için hazır olan cevizli acılı ezme servis tabağına alınır. Üzerine zeytinyağı gezdirilerek cevizle süslenir ve servis edilir. 1 haftadan uzun süre buzdolabında saklamak isterseniz bir kavanoza alıp üzerine zeytinyağı dökün ki bozulmasın. Ben sunumda dondurma kaşığı ile servis ettim. Ama geniş bir kaba alıp üzerine zeytinyağı gezdirerek cevizle de sunabilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bensu Soral, Nişantaşı’nda görüntülendi. Soral, projelerde çok sık yer almamasıyla ilgili, “Hep öyleydim. İş bittikten sonra 1-2 sene dinleniyorum.

Hayatı kaçırmak istemiyorum. Yine aynısını yaptım. Setteyken sadece uyumaya vaktiniz oluyor. Çok bayıldığım iş olursa çalışırım.

Projeleri okuyorum” dedi. Yedi yıldır Hakan Baş’la evli olan oyuncu, “Bir dönem eşinizle problem yaşamıştınız” diyen muhabirlere, şöyle karşılık verdi:

“Çıkan haberler uzun sürdü. Aramızın kötü olduğu kısa bir an vardı. Haberler uzadı. Her evlilikte olabilecek şeylerdi. Belki de iyi ki yaşadık, şimdi kıymetimizi daha çok biliyoruz. Beraber güzel vakit geçiriyorsanız ilişki neden bitsin?”

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail asıllı olmasına rağmen her fırsatta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun politikasına karşı olduğunu söyleyen ABD’li oyuncu Natalie Portman, geçtiğimiz günlerde önce İstanbul’da, sonra Fethiye’de tatil yaptı. Portman’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Netanyahu denilen insanlık düşmanını durduracak bir adım atılmıyor” sözünden etkilendiği, Türkiye’yi görmek istediği öğrenildi

İsrail asıllı ABD’li oyuncu Natalie Portman, geçtiğimiz günlerde Paris’te düzenlenen Ballon d’Or törenine katıldıktan sonra İstanbul’a gelmiş, Kız Kulesi’ni gezmişti. Hollywood yıldızı ardından da rotayı Fethiye’ye çevirdi. Portman’ın Türkiye’ye gelmesinin bir nedeni olduğu öğrenildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu sevmediğini, politikalarını beğenmediğini hemen her yerde dile getiren Natalie Portman, Gazze kasabı Netanyahu hakkında tüm dünya sessiz kalırken sadece Türkiye’nin sesinin çıkmasına hayran kaldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Netanyahu denilen insanlık düşmanını durduracak, hesap soracak caydırıcı bir adım atılmıyor” ve “Tıpkı Hitler’in insanlığın ortak ittifakıyla durdurulduğu gibi

Netanyahu ve cinayet şebekesi de durdurulacak” sözlerinden oldukça etkilenen Natalie Portman, Türkiye’yi de görmek istedi. İsrail’de bu yıl onaylanan Yahudi Ulus Devlet Yasasını eleştiren ve yasayı ‘ırkçı’ olarak niteleyen Hollywood yıldızı, “O bir hataydı ve bu yasaya katılmıyorum. Komşularımızı gerçekten sevebileceğimizi ve onlarla birlikte çalışabileceğimizi umuyorum” demişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail asıllı ABD’li oyuncu Natalie Portman, geçtiğimiz günlerde Paris’te düzenlenen Ballon d’Or törenine katıldıktan sonra İstanbul’a gelmiş, Kız Kulesi’ni gezmişti. Hollywood yıldızı ardından da rotayı Fethiye’ye çevirdi. Portman’ın Türkiye’ye gelmesinin bir nedeni olduğu öğrenildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu sevmediğini, politikalarını beğenmediğini hemen her yerde dile getiren Natalie Portman, Gazze kasabı Netanyahu hakkında tüm dünya sessiz kalırken sadece Türkiye’nin sesinin çıkmasına hayran kaldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Netanyahu denilen insanlık düşmanını durduracak, hesap soracak caydırıcı bir adım atılmıyor” ve “Tıpkı Hitler’in insanlığın ortak ittifakıyla durdurulduğu gibi Netanyahu ve cinayet şebekesi de durdurulacak” sözlerinden oldukça etkilenen Natalie Portman, Türkiye’yi de görmek istedi.

İsrail’de bu yıl onaylanan Yahudi Ulus Devlet Yasasını eleştiren ve yasayı ‘ırkçı’ olarak niteleyen Hollywood yıldızı, “O bir hataydı ve bu yasaya katılmıyorum. Komşularımızı gerçekten sevebileceğimizi ve onlarla birlikte çalışabileceğimizi umuyorum” demişti.

2 MİLYON DOLAR DEĞERİNDEKİ ÖDÜLÜ REDDETTİ
YahudiNobeli olarak anılan ve gelecek nesil Yahudilere ilham kaynağı olacak, dünyaca etkili bireylere verilen Genesis Ödülü’ne layık görülen Portman, 2 milyon dolar değerindeki ödülü almayı reddetmişti. Ödül törenine İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu boykot ettiği için katılmayacağını açıklayan Portman, “Katılmamayı seçtim çünkü törende bir konuşma yapacak olan Binyamin Netanyahu’yu onaylamak istemedim” demişti.
Portman’ın katılmayacağını açıklaması üzerine Genesis Ödül Töreni iptal edilmişti. Portman’ın bu sözleri dünya basınında; Filistinlilerin yaşadığı Gazze Şeridi’ndeki sert gösteriler sırasında İsrailli güçlerin Filistinlileri vurması hakkında yaptığı bir yorum olarak algılanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekranların en güvenilir hakem programı ‘beIN Trio’daki hakem yorumcuları, Arda Kardeşler’in Galatasaray’a altı sarı kart ve iki kırmızı göstermediğini tek tek ispatladı. Şimdi birçok Beşiktaşlı da sarı kırmızılı takımı kollayan bir yapının olduğunu iddia ediyor.
Galatarasaylı taraftarlar ise Icardi’ye yapılan müdahalenin penaltı olduğunu söylüyor ama bazı hakemler, Avrupa’da bu pozisyona penaltı çalınmadığını belirtti.
Ve bir programda Arda Kardeşler’in çocukluğundan beri sıkı bir Galatasaray taraftarı olduğu iddia edildi.
Arda Kardeşler belki de buzdağının görünen kısmı!
‘BeIN Trio’ ekibi, Fırat Aydınus, Bünyamin Gezer ve Deniz Ateş Bitnel’in çoğunluk kararlarına göre hazırlanan listeye göre ligin ilk 10 haftasında oynanan maçlarda Fenerbahçe’ye verilmesi gereken ama verilmeyen bir kırmızı kart ve karşılaştığı rakiplerine ise üç kırmızı kart verilmediği tespit edildi.

Galatasaray’a ise ilk 10 maçta verilmesi gerektiği halde verilmeyen 3 kırmızı, rakiplerine ise 1 kırmızı kart gösterilmedi.
Beşiktaş maçlarında ise rakiplerine verilmesi gerektiği halde verilmeyen tam altı kırmızı kart tespit edildi.
Yukarda bahsettiğim hakemlerin yorumlarından yola çıkılarak hazırlanan diğer listede ise bu sezon oynanan 10 hafta boyunca Fenerbahçe 20 sarı kart gördü. Görmesi gereken sarı kart sayısı ise 22! Rakipleri 28 sarı kart gördü ama görmeleri gereken kart sayısı 35.
Beşiktaş 23 sarı kart gördü, görmesi gereken 25 sarı karttı. 30 sarı kart gören rakiplerinin görmesi gereken sarı kart sayısı ise tam 51!
Galatasaray ise 20 sarı kart gördü. Hakemler maçı hatasız yönetseydi sarı kırmızılılar 44 sarı kart görecekti. Rakipleri 21 sarı kart gördü, normalde 27 kart görmeleri gerekirdi.
Kart deyip geçmeyin. Yorumcular Galatasaraylı futbolcuların çoğunluğu rakiplerine karşı kasti ve sert faullü oynayarak sahada üstünlük sağlayıp, ligi domine ettiklerini iddia ediyorlar.
Aynı Galatasaray’ın Young Boys’a elenmesi, futbolcuları ortalama 200 bin dolar maaş aldıkları Rigas gibi zayıf bir takıma puan kaybetmesi ve Türkiye’ye göre Avrupa’da daha çok kart görmesi yabancı hakemlerin dürüst performansına bağlanıyor.
TFF ise yaşanan hakem skandallarını sadece izliyor!
FUTBOLDA ADALET İSTEĞİ
Bir diğer tartışmada yapay zekalı fikstür çekilişiyle ilgili; bu sezon Galatasaray Avrupa maçları öncesi tüm lig maçlarını kendi sahasında oynarken, Beşiktaş Avrupa maçları öncesindeki tüm lig maçlarında deplasmana gitti!
Daha da ilginci; Galatasaray, Avrupa’daki en zorlu Tottenham maçı öncesi ligde bay geçecek. Sosyal medyada bu durum için “Ancak ayarlasan bu kadar olur” yorumları yapılıyor!
İddialar, gerçekler, hakem yorumları, yapay zekanın Galatasaray’ı üzmemesi vs. Süper Lig’in sportif bir gerçekliğinin olup olmadığı Jose Mourinho’yu gölge gibi takip eden İngiliz medyası sayesinde artık Avrupa’da da tartışılıyor!
Milyonların gözü önünde ağır çekimlerde izlenen hakem skandalları “Futbolda bile adalet yok” diye yorumlanıyor ve toplumdaki adalet duygusuna olan güveni azaltıyor!
Futbol deyip geçmeyin! Futbol uğruna ülkeler, birbirleriyle savaştı! Futbolun siyaset üzerinde de bir etkisi var. Bu etki üzerinden milyonlarca taraftar manipüle bile ediliyor olabilir!
Sosyal medya fenomeni bazı Galatasaraylı yorumcular bile hakem skandallarına isyan ediyorsa ortada büyük bir sorun var demektir! Futboldaki adaletsizlik toplumdaki nefret duygusunu da artırıyor!
Eğer iddia edildiği gibi hakem skandallarının nedenleri arasında bahis örgütlenmesi de varsa UEFA devreye girer ve ağır cezalar kesilir!
Bu sorunu TFF çözemeyecekse, Meclis’te komisyon kurulmalı ve acilen futbolda adalet sağlanmalı!
***
ADANA KEBABI’NIN GERÇEK FİYATI
Adana Kebabı’nda kullanılan kemiksiz erkek kuzu etinin kilosunun 450 TL’ye çıkmasına kebapçılar isyan etti.
Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur da şu açıklamayı yaptı: “1 kilogram et ile 10 kişi doyabilirken vatandaşlar restoranlara gittiğinde bir kişilik Adana kebabı en az 350 liraya yiyor. Bu fahiş fiyatların önüne geçilmesi lazım. Bir porsiyon Adana kebabın maliyeti 200 TL.”

Bir porsiyon Adana kebabında 150 gram et kullanılıyor. Bir kilo etten altı porsiyon çıksa; en az 2100 TL eder.
İşletmenin kirası, faturaları, çalışan maaşları vs. tüm giderleri toplasanız da yine de fahiş fiyat uygulandığı ortaya çıkıyor.
***
DUBAİÇİKOLATASI‘NDABEZELYE MİVAR?
Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Dubai çikolatası sandığınız üründe kıyılmış bezelye bile olabilir” dedi.
Gıda ürünlerinde belgelenen sahteciliklerden sonra bu çikolatadan ıspanak bile çıksa şaşırmam!

Dubai Çikolatasında en çok kilosu 80-100 TL olan tel kadayıf kullanılıyor. Eğer iddia edildiği gibi fıstık yerine bezelye de kullanılıyorsa 200 gramı ortalama 400 liradan satılan Dubai Çikolatası şu sıralar gramı en karlı ürün olabilir!
***
DİKEÇ ETKİSİDEVAM EDİYOR
İsveçli sırıkla atlama rekortmeni Armand Duplantis, 2024 Paris Olimpiyatları’nda dünya rekorunu kırdıktan sonra da fenomen atıcı Yusuf Dikeç’in ikonik hareketiyle poz vermişti. Duplantis şimdi de Halloween (Cadılar Bayramı) için yaptığı paylaşımda Dikeç kılığına girip o ikonik pozu tekrardan verdi.
Anlaşılan İsveçli atlet, Dikeç’in ikonik hareketinin etkisinden kurtulamamış.
Aslında birçok ünlü, Dikeç’in ikonik hareketini devamlı tekrarlıyor.

Oysa olimpiyatlarda 10 metre havalı tabanca kategorisinde Dikeç, partneri Şevval İlayda Tarhan ile birlikte gümüş madalya kazanmıştı. Altın madalya kazanan rakiplerini hatırlayan var mı?
Sırp atıcı Damir Mikec “Altın madalyayı ben mi aldım, sen mi (Yusuf Dikeç)?
Benim ülkemde bile sen bir numarasın” diyerek durumu gayet güzel özetlemiş. Dikeç artık sosyal medyada dünyanın en çok tanınan kişilerinden biri.
Bunun nedeni; Japon sosyal medyacılar, Dikeç’in atış stilini ‘çabasız karizma ve kusursuz sadelik’ diye yorumlayarak güzel özetlediler.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Çılgın Dersane 5 Updated’ filmi için özel bir parti düzenlendi. Filmin oyuncularından Mustafa Topaloğlu, “Organik bir komedi. Herkes çok gülecek” yorumunda bulundu.

Topaloğlu, kızı Irmak Topaloğlu ile aynı projede olmasıyla ilgili, “Kendisi sinema yapmak istiyordu. Çok istedi. Birlikte kısmet oldu” dedi.

Irmak Topaloğlu ise “Çılgın Dersane’nin setinde büyüdüm. 22 yaşındayım, babamla aynı projede yer aldım. Ne kadar sahnem olmasa da babamla olmak kıymetli” dedi.


Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ ve eşi Başak Dizer Tatlıtuğ, oğulları Kurt Efe için İngiltere’ye taşınma kararı aldı.

İstanbul’daki düzenlerini koruyacaklarını belirten çift, yakın zamanda kreşe başlayacak olan Kurt Efe’nin eğitim hayatına Londra’da başlamasını istiyor.

Oğullarının eğitimine önem veren ikili, yılın büyük bir bölümünü Londra’da geçirecek.


Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kışlada her televizyona bakışımda birbirinizi öldürdüğünüzü, birbirinizin canını yaktığınızı gördüm. Müziğin sesini çok açtı diye komşusunu vuranlar. Gücü kadına yetenler. Cebindeki on lirası için adam vuranlar. Kız arkadaşına baktı diye alayını bıçaklayanlar. Eti az pişti diye garsona çıkışan adam; sen rahat uyu diye kurşunlar başımın üstünden geçerken ben dağda her bulduğumu kesip yedim. Arabasını solladılar diye levyesini kapıp arabadan inen adam, beni bir çöp bidonuna atıp giden anam; söylesene ben kimin için öldüm?
Yetimhanede ve askerde en güzel şeyin ekmeğini bölmek olduğunu öğrendik biz. Peki size neyi bölmeyi öğrettiler?
Sizi önce Allah’a sonra birbirinize emanet ediyorum. Ben sizden razı oldum, Allah da sizden razı olsun.”
Bu şarkıları unutalım
Köşemizin daimi tedarikçisi Muharrem Akduman bu hafta da iki önemli konuya vurgu yapmış:
“Yüksel’ciğim milli bayramlarımızda ve milli maçlarımızda koro halinde söylediğimiz Memleketim, Hayat Bayram Olsa ve Sev Kardeşim şarkıları maalesef Yahudi şarkılarıdır ve bunu 85 milyonda 1 milyon kişi bilir. Rahmetli İlham ağabey (Gencer) bunu televizyonlarda ve internet sayfasında defalarca anlattı ama ilgilenen olmadı. Hatta eski eşi Ayten Alpman okumuştu Memleketim’i… Bu şarkıları yayınlamak vatana ihanet değil midir?”

Akduman’ın Yemekteyiz yarışması için de söyleyecekleri var:
“TV 8’deki Yemekteyiz yarışmasında büyük bir hata yapılmakta. Ev hanımlarının katıldığı bu yarışmaya profesyonel aşçılar da katılmakta… Olacak şey mi? Şartlar asla eşit değil. Kim uyduruyor böyle saçmalıkları?..”
Eğer Fil’istin olsaydı
Değerli okurum Memduh Öksüz’ün küçük ama son derece değerli tespitini paylaşıyorum:
“Mümin diyarını geçtim, hani insan olmayı da geçelim, o coğrafyada bir fil katliamı söz konusu olsaydı, dünya ayağa kalkardı…”
Gaflet kürsüsü
Adam (!), içinden eşek eti çıkan sucuğun adını “Sağlam Et” koymasın mı?
Zap’tiye
Bebeklerimize gösterdiğimiz ihmal ve özensizliği, İmralı’daki bebek katiline de gösteremez miyiz acaba?
Ne demiş?
Dubai çikolatasının mucidi Mısır kökenli İngiliz Sarah Hamouda’dan itiraf geldi: “Bu çikolatayı baklavadan esinlenerek yaptım.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Perry’nin ölümünün üzerinden bir yıl geçerken, dizideki başrol arkadaşları Courteney Cox (Monica Geller) ve Jennifer Aniston(Rachel Green), onu anmak için sosyal medya paylaşımları yaptı.
Courteney Cox, Matthew Perry ile nostaljik bir fotoğrafını paylaşarak, “Bugün ve her zaman seni özlüyorum” notunu düştü.
Jennifer Aniston ise, diziden bazı kareleri ve Perry’nin fotoğrafını paylaşarak, “1 yıl” ifadesini kullandı. Bu paylaşımlar, Perry’nin anısını yaşatmak için yapılan duygusal bir hatırlatma oldu.
DOKTORU SUÇUNU KABUL ETMİŞTİ
Matthew Perry’nin ölümü hakkında devam eden soruşturma çerçevesinde, doktoru, ünlü oyuncunun kanında bulunan yüksek dozda ketaminden sorumlu olduğunu kabul ederek mahkemeyle anlaşma yoluna gitmişti.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bezmen, sözlerine şöyle başladı: Çok eski değil, bundan sadece 2-3 hafta evvel ona da bir tabak koydum sofraya. ‘Günaydın aşkım’ demiş gibi ses duyuyorum, cevap veriyorum. Ama yas zaten böyle bir şey, uzun bir yolculuk.
REKLAM
“SABAHLARI ONUN HAZIRLADIĞI KAHVENİN KOKUSUNU DUYARAK UYANIYORUM”
Nermin Bezmen, Tolga’cığımı yolcu etmemin üzerinden 8 ay geçti. İlk 6 ay garip bir duygudaydım. Sabah kahvelerini Tolga’cığım hazırlardı. O kahvenin kokusu burnumda, ‘yetişim, beraber içelim kahvemizi’ duygusuyla uyanıyordum. Akşam olunca bir an önce uykumda göreyim diye bekliyordum. Evin dışındaysam, bir an önce yazmaya döneyim, onunla buluşmak gibi oluyordu o deftere dönmek.

“TOLGA’YI SÜREKLİ RÜYAMDA GÖRÜYORUM”
Sürekli görüyorum rüyamda; bir gece görmesem, ertesi gün görüyorum. Çok sorularım vardı, o sorularıma cevaplar alıyorum rüyalarımda. Bu çok rahatlatıyor beni. İşaret veriyor, sürekli temastayım sanki.”

Bezmen, sözlerine şöyle devam etti: Tolga ve Pamir’in acısı birbiriyle kıyaslanamaz. Ben hiçbir zaman Pamir’ciğim ve Tolga’cığımın aşkını kıyaslamadan, onların ikisi de hayatımın apayrı dönemlerinde apayrı Nermin’i mutlu ettiler.
REKLAM
“TOLGA BANA İKİNCİ BAHARI NASİP ETTİ ANİ GİDİŞİYLE BAHARIM KIŞA DÖNDÜ”
Pamir’de çok ağırdı ama Yaradan bana bir şans olarak ikinci aşkı nasip etti ve Tolga geldi hayatıma. Beni tedavi etti. Yeniden aşık olabileceğimi, yeniden güvenebileceğimi Tolga’yla yaşadım. Fakat bu çok ani gidişiyle yaşattığı bahar da kışa döndü.

“İNANILMAZ BİR AŞK MASALI YAŞADIK”
Aslı Şafak’ın sorusu üzerine Bezmen’in cevabı şöyle oldu: “Hiç isyanım olmadı. Tam aksine, hasretim çok büyük ama hayatımın ikinci baharında böyle güzel bir ruhla inanılmaz bir aşk masalı yaşadık.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>42 yaşındaki Prenses Kate, önleyici kemoterapisini eylül ayında bitirdiğini duyurdu. Kral Charles, daha önce kanser tedavisi görürken karşılaştığı bir yan etkiyi paylaşmıştı. 75 yaşındaki Kral’ın tat alma duyusunu kaybettiği öğrenilmişti.
Saray, tıpkı Kate Middleton gibi Kral’ın hangi kanser türü için tedavi gördüğünü hiçbir zaman açıklamadı ancak bu özel semptom, kanser tedavilerinin yanı sıra belirli kanser türlerinde de yaygın olarak görülebiliyor.
Buckingham Sarayı’ndan 2025 için umut verici bir açıklama geldi. Saray sözcüsüne göre 2025, kraliyet ailesinin yurt dışı ziyaretleri açısından daha “normal görünümlü” bir yıl olacak.
Üst düzey bir saray yetkilisi Guardian’a yaptığı açıklamada, “Şu anda gelecek yıl için oldukça normal görünümlü, tam bir yurt dışı tur programı üzerinde çalışıyoruz. Doktorların onayına bağlı olarak bu şekilde düşünebileceğimizi bilmek bizim için mutluluk verici” dedi.
Kate Middleton, kemoterapisinin bitmesinin ardından ilk kraliyet görevi olarak İngiltere’nin Southport kentindeki Southport Toplum Merkezi’ne eşi Prens William ile ziyarette bulunmuş, acil durum personeliyle bir araya gelmişti.
Prenses, şimdiye dek İngiltere dışında bir kraliyet görevinde bulunmadı.
Kral Charles ise eşi Kraliçe Camilla ile birlikte dokuz günlük Avustralya gezisine çıktı. Bu, Charles’ın kanser teşhisinden sonraki en büyük gezisi oldu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Festivalin açılışı dolayısıyla İzmir Kültür Sanat Fabrikası’ndaki programda konuşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü ve Kültür Yolu Festivali Direktörü Selim Terzi, kentte 58 noktada kültür sanat faaliyetleri gerçekleştirileceğini söyledi.
Festivalin 9 günlük programın yanı sıra sonrasındaki 3 günde de konserlerle devam edeceğini kaydeden Terzi, “Gelecek misafirlerimiz İzmir’deki gastronomi noktalarından diğer antik kentlere, kültür sanat alanları ve merkezlerine kadar dolu dolu etkinlikleri gözlemleme, deneyimleme şansı bulacak” dedi.

İzmir Valisi Süleyman Elban da programın kültür ve sanatın iç içe olduğu inanılmaz bir turizm festivaline dönüştüğünü ifade ederek, şunları kaydetti:
“VATANDAŞIMIZ SANATA DOYACAK”
“İlimizde bugün itibariyle başlayıp 9 gün boyunca devam edecek. 58 noktada 300 civarında etkinliğimiz olacak. Bunlar içerisinde opera, sanat, kültürle ilgili resim sergilerimiz, konserlerimiz, atölye çalışmalarımız hem müze binalarımızda, hem tarihi antik alanlarımızda, hem şehrimizin birçok noktasında devam edecek. 9 gün boyunca İzmirli hemşehrilerimiz kültüre, sanata, sanatçıya ve her türlü sanatsal etkinliğe doyacaklar.”
BİRÇOK ETKİNLİK YAPILACAK
İzmir Kültür Yolu Festivali’nde konserlerden sergilere, tiyatrodan opera ve bale gösterilerine, söyleşilerden atölyelere, çocuk etkinliklerinden dijital sanatlara kadar yüzlerce etkinlik yapılacak.
Festival kapsamında İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nda Koku Kültürü ve Turizm Derneği tarafından Atatürk’ün sevdiği kokulardan yapılan parfüm ile eski Roma’nın popüler parfümü de sergilenmeye başlandı.


3 KASIM’DA SONA ERECEK
Türkiye’nin tarihi, doğal ve kültürel zenginliklerini tanıtmak için gerçekleştirilen ve ülkenin en büyük kültür ve sanat etkinliklerinden olan Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 2024 yılı takvimi ise 2-10 Kasım’da yapılacak Antalya Kültür Yolu Festivali ile tamamlanacak. İzmir’deki festival 3 Kasım’da sona erecek.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da 18 Şubat 1925’te dünyaya gelen Halit Kıvanç, ilk öğrenimini Fatih İlkokulu, orta ve lise eğitimini ise Pertevniyal Lisesinde tamamladı. Çalışkan bir öğrenci olan Kıvanç, öğrencilik yıllarında Akbaba ve Şut dergilerinde yazı yazmaya başladı. Usta gazeteci 2 yıl önce hayatını kaybetti.
Brezilyalı efsanevi futbolcu Pele ile 17 yaşındayken röportaj yaparak tarihi bir başarıya imza atan Kıvanç, 1944’ten itibaren İstanbul Ekspres, Son Saat, Tan, Milliyet, Yeni İstanbul, Tercüman ve Güneş gazetelerinde sekreter ve yazar olarak çalıştı.
Halit Kıvanç, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1946’da bitirdi. Mezun olduktan sonra 3 ay hakimlik yaptı. Milliyet ve Hürriyet başta olmak üzere, çeşitli gazete ve dergilerde yazar ve yönetici olarak görev alan Kıvanç, 1953’te Alp Zirek ve Halit Talayer ile Türkiye’nin ilk günlük spor gazetesi Türkiye Spor’u çıkardı.
Usta spiker, radyolarda 1956’dan sonra, televizyonlarda ise 1969’dan sonra futbol maçları anlattı, magazin ve yarışma programları sundu.

TELEVİZYONCULUKTA İLKLERİN İSMİ
TRT Radyosuna 1955’te giren Kıvanç, bir açıklamasında “Konuşmaya başladım bu radyoda ve uzun yıllar, bu radyoda hayatımı buldum.” ifadesini kullanmıştı.
Kıvanç, Radyo Evi’nin değişmeyen evi olduğunu kaydederek, “İstanbul Radyosu benim hayatımda gerçek olarak ilk işim değil ilk sevgimdir. Hayatta ilk yaptığım güzel şey, İstanbul Radyosunda konuşmak. ‘Abi düzgün konuşuyorsun. Sen niye radyoda konuşmuyorsun?’ dediler, girdim.” demişti.
Türkiye’de radyo ve televizyon yayıncılığının gelişmesinde önemli katkıları olan Kıvanç, Türk televizyonculuğunda da birçok ilke imza attı, olimpiyatlar ve büyük uluslararası karşılaşmalarda sunucu olarak görev aldı.
Halit Kıvanç, FIFA Dünya Kupası’nı televizyondan sunan ilk Türk spiker olarak da tarihe adını yazdırdı. Yaşamı boyunca 10 FIFA Dünya Kupası finalini radyo ve televizyondan seyircilere nakletti. Uzun yıllar TRT’de kültür-sanat, müzik eğlence programları da sunan Kıvanç, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarının da vazgeçilmez sunucusu oldu.

ANILARINI KİTAPTA TOPLADI
Bayramlarda TRT Çocuk Şenliği’ni aktaran Kıvanç, geniş bir hayran kitlesine kavuştu. Harbiye Cemil Topuzlu ve İstanbul Spor ve Sergi Sarayı’nda da çok sayıda konser ve özel etkinliğin sunuculuğunu üstlendi.
Başarılı spiker, 1963’te bir yıla yakın süre İngiliz yayın kuruluşu BBC’de çalıştı. Halit Kıvanç, 1989’da yayına başlayan Susam Sokağı’nda da sunumlar yaptı, 1971’de yayınlanan “Maskeli Üçler” filminde aktör olarak yer aldı.
Tek kanallı günlerin efsanevi sunucusu olarak anılan Kıvanç, NTV Yayınlarından çıkan “Tele Safir” adlı kitabında Türk televizyonculuğunu kaleme aldı. Kıvanç ayrıca NTV televizyonunda pazar günleri “Halit Kıvanç’la Ustalar”, NTV Radyo’da pazar sabahları “Mikrofonda Halit Kıvanç”, NTV Spor’da “Futbol Bir Aşk” adlı programları sundu.

PEK ÇOK ÖDÜLÜN SAHİİB OLDU
Ödüllerin adamı olarak bilinen Halit Kıvanç, sunuculukta 50 yılını 2005’te bir jübileyle kutladı ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Spor Yazarları Derneği ve diğer kuruluşların düzenlediği yarışmalarda binin üzerinde ödül aldı.
Kıvanç, 1983’te Cumhurbaşkanlığı Kupası maçıyla maç spikerliğine veda etti. Bu karşılaşmada canlı yayında mikrofonunu tüm genç spikerler adına İlker Yasin’e bıraktı.
Yazar, spiker ve sanat adamı olarak anılan Kıvanç, Türk halkına temiz bir Türkçe ile saygın ve eğitici çalışmalarıyla hizmet vermesinden dolayı Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından Kariyer Dalında büyük ödüle de layık görüldü. Halit Kıvanç, 2005’te Altın Koza Film Festivali’nde Yaşam Boyu Onur Ödülü aldı.
Hayata 25 Ekim 2022’de veda eden Kıvanç, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hurri-Mitanniler, Bit-Zamanı Krallığı, Asurlular, Urartular, Medler, Persler, Tigran Krallığı, Romalılar, Bizanslılar, Sasaniler, Emeviler, Abbasiler, Mervaniler, Selçuklular, Nisanoğulları, Artuklular, Eyyubiler, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlı’nın da aralarında yer aldığı birçok medeniyete ev sahipliği yapan Amida Höyük’te, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Dicle Üniversitesi (DÜ) Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Yıldız başkanlığında 2018’de başlatılan kazı çalışması sürüyor.

KAZI ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR
Bugüne kadar yaklaşık 1800 yıllık su kanalları ve kalorifer sistemi, yaklaşık 1700 yıllık mezar odaları, 1. Dünya Savaşı’ndan kalma 782 el bombası ve 800 yıllık mermer parçaları gibi kalıntıların ortaya çıkarıldığı kazılarda, bu yıl Artuklu Sarayı’nın kabul salonunun güneyindeki odada ve Saraykapı ile kral yolu arasındaki alanda çalışma yürütülüyor.
Bir açmada yürütülen çalışmalardaki yangın izi, seramik parçalarından ve taş malzemelerden elde edilen verilere göre, 10 bin yıl önce yerleşimin başladığı tespit edilen höyükte kazılar devam ediyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünyaca ünlü rock yıldızı Jimi Hendrix’in bulunan dört demosu (kaydı) müzik ve sanat dünyasını sevindirdi; hayranlarını ise heyecanlandırdı. Yaşamı boyunca önemli klasiklere imza atan Jimi Hendrix, rock müziğinde otoriter isim olarak kabul edilmektedir.
1968 yılında kaydedilen bu nadir kayıtlar, 15 Kasım’da Londra’daki Propstore müzayede evinde satışa sunulacak. Up From the Skies, Ain’t No Telling, Little Miss Lover ve Stone Free gibi şarkıları içeren demoların 261 bin dolara alıcı bulması bekleniyor.
Propstore’un kasım ayında düzenleyeceği dört günlük müzayedede, Hendrix’in demolarının yanı sıra 350’den fazla nadide eser müzikseverlerle buluşacak.

HAYATI FİLM OLACAK
Jimi Hendrix’in 1966-1967 yıllarında İngiltere’de geçirdiği ve dünya çapında üne kavuştuğu dönemi konu alan “All Is By My Side”, Dublin ve civarında çekilecek.
Başkent yakınlarındaki Bray ve Dun Laoghaire bölgelerinde bazı mekanlar, film için 1960’ların Londrası görünümüne büründürülecek. Birkaç hafta içinde başlanacak çekimlerin 6 hafta kadar süreceği belirtiliyor.
Oyunculuk deneyimi de bulunan Andre Benjamin, Four Brothers, Be Cool ve Scary Movie 4 gibi filmlerde de rol almıştı.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Nakışlarla İlmek İlmek Zeugma sergisi, II. Bayezid Türk Hamam Kültürü Müzesi’nde ziyarete açıldı.
İstanbul Üniversitesi Müze ve Kültür Miraslarının Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (MÜZEYUM) ile Kadıköy Bostancı Halk Eğitimi Merkezi iş birliğinde açılan sergide, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’ndeki mozaikler geleneksel nakış teknikleriyle yeniden yorumlandı.

“SERGİMİZ HAYIRLI OLSUN”
Açılışa katılan İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Kaya, Türkiye’nin pek çok tarihi yapı ve eserin yanı sıra farklı kültürlere de ev sahipliği yaptığını belirterek, el sanatlarıyla tarihi birleştirmesi bakımından serginin önemli olduğunu söyledi.
Sergiye emek veren kursiyer, usta öğretici, öğretmen ve katılımcılara teşekkür eden Kaya, “Her şeyiyle tarihi bir yapıda, tarihi bir etkinliği gerçekleştiriyoruz. Sergimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.” ifadesini kullandı.

SON ZİYARET TARİHİ 20 ARALIK
Sanatçıların el becerileriyle hayat bulan eserlerin yer aldığı, geçmişle olan bağı ve geleneksel el sanatlarının çağdaş yorumlarını yansıtan sergi, 20 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapım şirketlerinin ortak açıklamasına göre, ocak ayında vizyona girdikten sonra tedbir kararıyla gösterimi durdurulan film hakkında mahkeme tedbir kararını kaldırdı.
Üst mahkeme kararıyla haklı bulunan ve yeniden gösterime girmesi onaylanan film, yarından itibaren Amazon Prime’da izlenebilecek.
İsmail Hacıoğlu’nun Cem Karaca’yı canlandırdığı filmin oyuncu kadrosunda, Fikret Kuşkan, Yasemin Yalçın, Melisa Aslı Pamuk, Meral Çetinkaya, Melisa Döngel, Buçe Buse Kahraman, Kubilay Tuncer ve Alper Saldıran yer alıyor.

CEM KARACA’NIN HAYAT HİKAYESİ
Yüksel Aksu’nun yönetmenliğini üstlendiği film, Cem Karaca’nın yaşamı, müziği ve hayat mücadelesini konu alıyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin marka değerine katkıda bulunmak üzere bu yıl 16 şehirde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 14. durağı, 12-20 Ekim’de Diyarbakır oldu.
İçkale, Dağkapı Meydanı, Hasan Paşa Hanı, Yenikapı Caddesi, Gazi Caddesi, bazı burçlar, Diyarbakır Arkeoloji Müzesi, Kurşunlu Camisi Meydanı, Ulu Cami, Hazreti Süleyman Camisi, Paşa Hamamı, Surp Giragos Kilisesi, Keldani Kilisesi, Meryem Ana Kilisesi, Şeyh Mutahhar (Dört Ayaklı Minare) Camisi, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi, Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesi, Ziya Gökalp Müzesi, Mesudiye Medresesi, Ahmed Arif Edebiyat Müze Kütüphanesi, Kervansaray, On Gözlü Köprü ve Nevruz Parkı’nda festival kapsamında konser, sergi, atölye çalışması, söyleşi, gastronomi sunumları gibi birçok etkinlik gerçekleştirildi.
Diyarbakır Arkeoloji Müzesi, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi ve Ziya Gökalp Müzesi’nde ise farklı temalarda 13 sergi ve etkinlik ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
ETKİNLİKLERE ZİYARETÇİ AKINI
İç Kale Kompleksi’nde Geleneksel Sanatlar Derneğinin “Coğrafya Geleneğin Kaderi: Diyarbakır”, Türkiye Jokey Kulübünün 12. Resim Yarışması, Diyarbakır PTT Başmüdürlüğünün “Pulların Işığında Tarihin İzinde Pul” sergileri ile Cahit Sıtkı Tarancı Müzesindeyse Anadolu Ajansı’nın Gözünden Kültür Varlıkları Sergisi başta olmak üzere sergi ve etkinlikler 9 gün boyunca binlerce ziyaretçiyi ağırladı.
Diyarbakır Müze Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, kentteki 3 müzeye bu yılın 9 ayında ziyaretçi sayısı aylık ortalama 14 bin kişi olarak kayıtlara geçti.

MÜZELERE YOĞUN İLGİ
Bu yılın nisan ayında da üç müzeye ziyaretçi sayısı 27 bin 365 olarak belirlenirken, Ramazan Bayramı’nın sadece birinci günü ise bu müzeler 3 bin 11 kişiyi ağırladı.
Diyarbakır Kültür Yolu Festivali’nin ilk günü olan 12 Ekim’de de müzeleri 3 bin 754 kişi ziyaret etti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sokak sanatı bambaşka bir sanat türüdür. Etkileyicidir, verdiği mesaj derindir. Daha da önemlisi görsel zenginliği müthiştir ve insanın göz zevkine hitap eder. Bunun için sanatçıların görsel çeşitliliği eşliğinde, sizi sokak resimleriyle baş başa bırakıyoruz.
Hangisi mi daha iyi?
Biz karar veremedik…
















Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok yapımda rol alan dünyaca ünlü oyuncu 57 yaşındaki Nicole Kidman, çok koşulacak itiraflardan bulundu. 10 Ocak’ta vizyona girmesi beklenen, başrollerini Harris Dickinson ve Antonia Banderas ile paylaştığı Babygirl sevişme sahnesiyle öne çıktı.
Müstehcen sahnelerin olduğu filmle ilgili oyuncudan itiraf geldi. Filmde kendisinden yaşça küçük, aynı şirkette çalıştığı genç stajyerle yaşadığı ilişki rolüyle gündemde olan ünlü aktrist, eleştirmenlerden tam not aldı.
Buna göre, özellikle sevişme sahnelerinde çok zorlandığını söyleyen güzel oyuncu şöyle konuştu;
“YÖNETMENDEN ARA VERMESİNİ İSTEDİM”
“Sevişme sahnesinde çok zorlandım. Bugüne kadar birçok sahne yaşadım ama bu başkaydı. Yönetmenden sık sık ara vermesini istedim. Çünkü oldukça ekilendim” dedi.

FİLMİN KONUSU
Nicole Kidman’ın canlandırdığı, teknoloji geliştirme şirketi CEO’su işkolik Romy’nin yaklaşık 20 yıldır evli ve çocuklu olduğu tiyatro yönetmeni kocası Jacob’la (Banderas) tekdüze bir cinselliğe hapsolmasıyla başlayan film, Romy’nin örtülü fantezilerini canlandıran şirket stajyeri Samuel’le (Dickinson) başlayan yasak ilişkisine odaklanıyor.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şanlıurfa Valiliği öncülüğünde Batman ve Harran üniversiteleri ortaklığında imzalanan protokol çerçevesinde, aralarında arkeolog, sanat tarihçisi ve mimarların da bulunduğu 9 kişilik uzman ekip, kent genelinde Şanlıurfa İli Kültür Envanteri projesini yürütüyor.
Proje Koordinatörü Prof. Dr. Gülriz Kozbe’nin bilimsel danışmanlığı ve koordinatörlüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında, il bazında daha önce alınan tüm tescilli kayıtların yanı sıra 13 ilçenin merkez ve kırsal alanlarında güncel envanter tespiti ve belgelemesi gerçekleştiriliyor.

GÖRSEL VE YAZILI OLARAK BELGELENİYOR
Proje kapsamında, daha önce kayıt altında bulunan ancak detaylı belgelemesi yapılmayan 1700 tarihi kültür varlığının yanı sıra kayıt altında olmayan her kültür varlığı, sahada ziyaret edilip görsel ve yazılı belgeleniyor.
Çalışmaların tamamlanmasının ardından, kentteki yaklaşık 6 bin kültür varlığının dokümantasyonunun, 5 ciltlik envanter kitabı haline getirilmesi planlanıyor.
Projenin sonunda, tahribat görmüş muhtemel eserlerin aslına uygun olarak tekrar ayağa kaldırılması ve yeni alanların turizme kazandırılması gibi çıktılar elde edilmesi hedefleniyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu pislik, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme… Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme. Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme… Gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme… Dolandırıcılık vs. birçok suçtan toplam 45 davada “1” numaralı sanık olarak yargılanıyordu.
Türk ordusuna kumpas kurdu, suçsuz birçok komutanın cezaevine girmesine ve bazılarının hayatlarını kaybetmesine neden oldu.

Kurduğu yapıyı deşifre eden gazeteci ve yazarlara suikast düzenletti, kendine bağlı savcı ve hakimlerin yardımıyla hapse attırdı. ABD’NİN MAŞASI!
En şeytani planı ise 15 Temmuz Darbe Girişimi’ydi. Bu girişime karşı Türk halkı gereken yanıtı verdi. 251 şehit verildi ama bu darbe girişimi şeytani örgütünün devletin tüm kademelerinde kökünün kazınmasını hızlandırdı.
Bu şerefsiz, Türkiye’nin en köklü takımlarından biri olan Fenerbahçe’yi ele geçirmeyince şike kumpası bile kurdu!
Gülen’in Türk halkına yaşattığı en büyük kötülüklerden birisi de üniversite, askeriye, polis ve KPSS sınav sorularını çalıp kendi elemanlarına vermek oldu. Yıllarca sınav sorularını çalarak milyonlarca gencin kaderiyle oynadı!
Elbette Gülen, bu şeytani planları tek başına kuracak zeka ve bilgiye de sahip değildi. Deli saçması konuşmalarına sadece çocukluktan itibaren beyni yıkanan elemanları inandı. Gülen, ABD’nin ülkemize yönelik karanlık planlarının bir maşasıydı. Yaptığı kötülüklerin cezasını öbür tarafta çeker inşallah. Ateşi bol olsun!
***
3 DAKİKADANFAZLAKUCAKLAŞMAKYASAK
Yeni Zelanda’daki Dunedin Havaalanı’nda veda kucaklaşmalarının üç dakikayla sınırlı olduğunu belirten bir tabela asıldı. Tabelada şu uyarı yer alıyor: “Maksimum sarılma süresi 3 dakika. Daha sevgi dolu vedalar için lütfen otoparkı kullanın!”

“Can sıkıntısında kural çıkarmak buna denir” diyebilirsiniz. Ayrıca üç dakika zaten uzun bir süre ve bu süreyi güvenlik görevlileri kronometre tutarak hesaplayacaklarsa komik görüntüler oluşur. Öte yandan Dunedin Havalimanı Yönetimi ise bazen yolcuların son dakika aşk maceralarına atılmak için iniş bölgesini kullandığını söyleyerek, “Havaalanları duyguların merkezidir… Çalışanlarımız yıllar içinde ilginç şeyler gördüler” diye bir açıklama yaptı. Meseleye bu açıdan yaklaşınca “Kibarca uyarmışlar” da diyebiliriz. Yeni Zelanda’da bizdeki gibi futbolcu karşılamaları ve asker uğurlamaları olsaydı ne yaparlardı acaba?
***
İLK ‘FETÖ’ DİYENLER
En güçlü olduğu zamanda terör örgütü lideri Gülen’e destek verenler, 17-25 Aralık Kumpası ve 15 Temmuz’dan sonra dümen kıranlar şimdilerde Gülen’i en çok lanetleyenler arasında yer alıyorlar.
Ancak asıl hatırlanması gerekenler Gülen’i en güçlü zamanında eleştirenler, yaklaşan tehlikeyi deşifre edenler ve ona “FETÖ”, “Fetuş” benzetmesi yapma yürekliliği gösterenler.

Bir suikast sonucu 18 Aralık 2002 tarihinde hayatını kaybeden akademisyen ve yazar Necip Hablemitoğlu, öldürüldüğü için tamamlayamadığı ‘Köstebek’ isimli araştırma kitabında Gülen hareketinin örgütlenme biçimini yazıyordu.
Tehlikeyi en erken fark edenlerden biri de eski DGM savcısı Nuh Mete Yüksel idi. 2002 yılında Cemaat üyelerine dava açan Yüksel, dava düşmesine rağmen FETÖ’nün hedefinde kalmıştı.
Emekli Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok ise 2009 yılında TSK içinde Gülen cemaati hakkında soruşturma yürütürken görevinden uzaklaştırıldı ve sonrasında dört yıl dokuz ay cezaevinde yattı.

FETÖ’yü anlattığı ‘İmamın Ordusu’ isimli kitabı daha basılmadan toplatılan Ahmet Şık da soluğu cezaevinde almıştı.
Ergenekon Davası kapsamında tutuklanan gazeteci Nedim Şener de FETÖ üzerine araştıran isimlerdendi.
Emniyet Teşkilatının önemli isimlerinden biri olan Hanefi Avcı ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar’ isimli kitabını yazdıktan sonra ‘Devrimci Karargah Davası’ndan tutuklanmış ve uzun süre hapishanede kalmıştı.
‘ODA TV Davası’ kapsamında tutuklanan Soner Yalçın da FETÖ üzerine kararlılıkla giden gazetecilerden biriydi. Bu durum onun da yolunun ceza evinden geçmesine neden oldu.
FETÖ’nün emniyet ve yargı içindeki illegal faaliyetleri hakkında araştırma yapan Doğan Yurdakul da ODA TV Davası kapsamında tutuklanan gazetecilerdendi.
Meclisin renkli simalarından merhum Kamer Genç de FETÖ konusunda kamuoyunu uyaran isimlerden biriydi.
Gülen’in ölüm gününün Ergenekon Davası’nın ilk duruşmasıyla denk gelmesi de ilahi adalet olsa gerek.
İlk FETÖ diyen Defne Joy Foster olmuştu ve o da şüpheli bir ölümle aramızdan ayrıldı. Rahmetli İlhan İrem, 1999 yılında Gülen’e yazdığı ‘Mektup’ başlıklı köşe yazısında ona ‘Fetuş’ deme yürekliliği göstermişti ve yüklüce bir tazminat cezası ödemek zorunda kalmıştı.
Bu cesur insanların listesi Türkan Saylan’dan Uğur Mumcu’ya kadar uzanır.
***
DOLGU YAŞLANDIRIYOR
Estetik dünyasında şimdi de yüz yapısını bozan dolguların çıkarılması trend oldu.
Konuyla ilgili İngiltere’nin ünlü estetiği cerrahı Dr. Julian De Silva şu açıklamayı yaptı:
“30’lu yaşlardaki kadınlar giderek daha fazla yüz yaşlanması şikayetiyle bana geliyor. Bunun nedeni yoğun dolgu yaptırmış olmaları. Dolgu maddesi birikebilir, her zaman doğal olarak tamamen çözünmez ve çıkarılması gerçekten zor olabilir.” Bu şikayetle gelenler de genelde genç kadınlar!

Dolguların ve botoksun genç kadınların yüz yapısını bozarak erken yaşlanmalarına neden oluyormuş.
Botoks en fazla altı ayda geçiyor ama dolgular uzun yıllar yok olmadığı için yüzlerden operasyonla çıkarılması gerekiyormuş.
Genç yaşta dudaklarını şişirenlere şaşırıyorum. Bu işlemi yaptığınızda genelde altı ayda bir tekrarlamanız gerekiyor.
Sonuç ise erken yaşlanma!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELİ BÖĞRÜNDE
MALZEMELER
500 gr. kuzu kuşbaşı
5 adet domates
2 adet büyük dolmalık yeşil biber
2 adet kırmızı kapya biber
10-12 diş sarımsak
Tuz
Karabiber
Kekik
Zeytinyağı
Sıcak su

YAPILIŞI: Eti; zeytinyağı, karabiber, tuz ve kekik ile karıştırın ve en az dört saat bu şekilde bekletin. Et marine olduktan sonra tepsinin bir kısmına yayın. Diğer kısma kabukları soyulup yemeklik doğranmış domatesleri, ortasına soyulmuş bütün sarımsakları koyun. Biberleri de boyuna kesip domateslerin üzerine yerleştirin. Üzerine damak tadınıza göre tuz ve karabiber ekleyin ve bir çay bardağı kadar zeytinyağı gezdirin. Son olarak bir su bardağı kadar sıcak su dökün. Tepsinin ağzını önce fırın kağıdı, sonra alüminyum folyo ile kapatın ve 200 derecelik fırında bir saat 15 dakika kadar üzerini hiç açmadan pişirin.
MARAŞ PAÇASI
MALZEMELER
1 kilo kelle eti
1 soğan
1 patates
Bir baş sarımsak
Sıvı sumak ekşisi
SOSU İÇİN
1 yemek kaşığı biber salçası
Bir tutam tuz
Bir tutam kırmızı biber
Bir tutam karabiber
Yarım çay bardağı sıvı yağ
YAPILIŞI: İlk önce kelle etimizi iyice yıkayıp düdüklü tenceremize koyuyoruz. Üzerine patates ve soğanı etin sakatat tadını emmesi için soyup tüm olarak etin üzerine atıyoruz ve tüm malzemeleri basacak kadar su koyup bir tatlı kaşığı da tuz ilave edip kapağını kapatıyoruz. 1 saat 15 dakika pişmesi çok önemli. Etin lif lif olması, kendini bırakması önemli. Bu yüzden düdüklünün ventilini kapattıktan sonra 1 saat 15 dakika kadar pişiriyoruz. Etimiz piştikten sonra bir kaba alıp ayıklıyoruz ve küçük parçalara ayırıyoruz. Bu sırada et suyunun içinden patates ve soğan parçacıklarını alıp içine dövülmüş sarımsaklarımızı, sumak ekşimizi ekleyip kaynatıyoruz ve kaynarken etleri atıyoruz. Bir yandan ayrı bir tavada sos yapacağız. Sıvı yağın içine salçayı koyup, içine tuz biber, karabiber atıp sos hazırlıyoruz ve kaynayan paça çorbasının içine bırakıyoruz.
SÖMELEK KÖFTESİ
MALZEMELER
200 gram çift çekilmiş yağsız dana kıyma
1 su bardağı köftelik ince
Yarım su bardağı irmik
2 yemek kaşığı un
1 adet yumurta
1 tatlı kaşığı biber salçası
Kimyon
Tuz
Karabiber
SOSU İÇİN:
2 yemek kaşığı tereyağı
Yarım yemek kaşığı domates salçası
2-3 yemek kaşığı su
Tuz
Nane
Üzerine çırpılmış sarımsaklı yoğurt
YAPILIŞI: Bulguru sıcak suyla ıslatıp yarım saat üzeri kapağı olarak şişmeye bırakın. Köftelik malzemelerin tamamını macun kıvamına gelecek şekilde parmak kalınlığında şekillendirin. Kaynamakta olan suda köfteleri 6-7 dakika haşlayın. Ayrı bir tencerede tereyağını eritip salçayı kavurun. Su ve baharatını ekledikten sonra pişen köftelerinizi bu sosun olduğu tencereye alın. Alt üst yapıp köftelerin sosu çekmesini sağlayın.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başrollerinde İsmail Hacıoğlu, Çetin Tekindor, Lee Kyung-Jin, Ali Atay ve Murat Yıldırım gibi isimlerin yer aldığı Ayla filmi 2017 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında yaşanan Kore Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir olaydan esinlenen filmin yönetmen koltuğunda Can Ulkay oturmaktadır.
Ayla filminin minik yıldızı Kim Seol bakın şimdi ne yapıyor? Unutulmaz sahneleriyle hafızalarda yer edinen Ayla’nın Koreli minik yıldızı Kim Seol büyüdü güzel bir genç kız oldu…

Ayla filmi, Kore Savaşı sırasında görevli olan Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin savaş meydanında annesi ve babası ölmüş bir kızı bulmasını ve ikilinin hikayesini konu ediniyor.

Gerçek yaşanmış bir olayı anlatan Ayla filmi milyonları ağlatmıştı. 2017 yılında yılında vizyona giren Ayla filmi 8 ödül almıştı. Başarılı yapımda; İsmail Hacıoğlu, Kim Seol, Çetin Tekindor, Lee Kyung-Jin, Ali Atay ve Murat Yıldırım gibi oyuncular yer almıştı.

Ayla filminin başrol oyuncu İsmail Hacıoğlu ile sahneleri hafızalara kazınan Güney Koreli Kim Seol büyüdü.

Ayla’nın Koreli minik yıldızı Kim Seol şimdilerde güzeller güzeli bir genç kız.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şarkıcı Zara’nın kızı olduğunu biliyor muydunuz? Sosyal medyada ilgi ile takip edilen şarkıcı Zara’nın kızı Dila, herkes tarafından merak konusu oldu…

Çocuk yaşta şöhret olan isimlerden olan ünlü sanatçı Zara’nın gerçek adı ise Neşe Yılmaz.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Müzik piyasasına ilk olarak Neşecik adı ile giren Zara ilerleyen yıllarda sahne adını değiştirmiştir.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ

Son zamanlarda sesinin yanı sıra değişimi ile de adından çokça söz ettiriyor. Sevilen sanatçı Zara geçirdiği estetik operasyonlarla adeta bambaşka birine dönüştü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Ben dünyanın en iyi sır tutan, en ketum insanıyım. Ciddiyim, iddia ediyorum, benden iyi sır tutan yoktur” diyen Gümülcinelioğlu’nun bir özelliği de duyduğu veya okuduğu bir şeyi anında ezberlemesiymiş. Gümülcinelioğlu’nun hedeflerinin çoğu ise işiyle ilgili… “Hedefim uluslararası başarılar elde etmek.

Özellikle yurt dışında İngilizce projelerde yer almak. Ve en büyük hedefim de dönem işlerinde rol almak” diyor. Oyuncu Çağrı Çıtanak ile mutlu bir evliliği olan Başak Gümülcinelioğlu’nun özel hayatıyla ilgili hayali ise ‘anne’ olmak. “Minik minik de olsa çocuklar üzerine düşünmeye başladım. Gelecekte anne olabilecek olmak beni çok heyecanlandırıyor” diyor. Umarım bütün hayalleri gerçek olur.
800 YILLIKKERVANSARAYITURİZME KAZANDIRDI
Üç yıl önce eşi Elif Dağdeviren ile Türkiye’nin ilk sosyal sorumluluk otelini açan iş insanı Cem Kınay, yine bir ilke imza attı. Kınay, Konya’nın Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca’nın desteğiyle,

180 metre genişliğinde ve 145 metre derinliğindeki Kızören Obruğu’nun yanındaki tarihi kervansarayı otele dönüştürdü. 800 yıl önce inşa edilen harabe haldeki Selçuklu kervansarayını, aslına uygun restore ettirip müze otel olarak hizmete açtı. Yüzyıllar boyunca tüccarlara hizmet eden tarihi mekan, artık müze-otel ve Rumi Tat-Koku Müzesi olarak hizmet veriyor.
‘AFİFE’ İLE BULUŞTUK!
“Beni acıyarak değil, düşünerek, severek, kucaklayarak hatırlayın. Tiyatro varsa ben varım” diyen Türk tiyatrosunun unutulmaz kadın oyuncusu Afife Jale’nin hayatı ‘Afife’ oyunuyla sahneye taşındı. Demet Evgar’ın Afife Jale’ye hayat verdiği oyununun geçen ay prömiyerine gidememiştim.

Önceki akşam seyretme imkanı bulduğum oyun, anlattıkları kadar varmış. Tek perde, 120 dakika boyunca baş döndüren bir tempoda devam eden oyunda, rolünü yaşayarak oynayan Demet Evgar başta olmak üzere; Necip Memili ve Tilbe Saran’ın da kadrosunda olduğu tüm oyuncular resmen döktürdü. Tüm ekibin emeğine sağlık.
30. YILA ANLAMLI KUTLAMA
30. yılını kutlayan Ulus’taki ikonik restoran, sanat ve sosyal sorumluluğu bir araya getirdiği bir projeye imza attı. Restoran, Türk çağdaş sanatının büyük ustası Burhan Doğançay’ın 95. yaşı anısına ve Doğançay Sanat Kültür ve Eğitim Vakfı yararına, sanatçının imzası olan porselen fincan takımı ürettirdi. Sınırlı sayıda üretilen fincan takımı, Doğançay Müzesi’nde vakıf yararına satışa sunuldu.

Restoranın sahibi Barış Tansever, “Sanatı ve değerlerimizi bu anlamlı projeyle bir araya getirmek, bizim için büyük onur” dedi. Sanat eseriyle kahve keyfi yapmak isterseniz aklınızda olsun…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ama bir başka insafsızlık var ki, canımı en çok o yaktı. Hani kayıtlara geçen çete konuşmalarından biri “Suriyeli olmaz, bana ölecek Türk bebek lazım” demişti ya, bu lafı cımbızlayıp sosyal medyada “ırkçı” söylemlerine dayanak yaptılar. Dediler ki, “Bakın Suriyeli bebeklere dokunmuyorlar. Amaçları Türk’ün soyunu kurutup, vatanı Suriyelilere peşkeş çekmek..” Bu inanılmaz yalana rağbet edenler, prim verenler, bundan siyasi rant edinmeye çalışanlar oldu ne yazık ki…
Oysa gerçek şuydu: SSK ödemesinden yararlanmak için bebeğin mutlaka Türk vatandaşı olması gerekiyordu. Çünkü Suriyelilere böyle bir para ödenmiyordu.
Yazıklar olsun… Rezil siyasetiniz, sefil ırkçılığınız batsın!..
Bir canavarın portresi
Yenidoğan Çetesi kurarak 12 masum bebeğin canını aldığı iddiasıyla tutuklanan sözde doktor Fırat Sarı’nın fotoğrafını çektim sizler için. Çektim ki, bu caniler başka masumların canını almasın, sizler de uyanık olun diye…
1998’de PKK üyeliğinden 12 yıl kesinleşmiş cezası varmış. 2003’de Topluma Kazandırma Yasası ile cezası 2 yıla indirilmiş ve doktorluğa geri dönmüş.
Aslında felaket, yıllar öncesinden bağıra çağıra gelmiş de ruhumuz duymamış. Zira katıldığı bir YouTube programına yorum yağmış. İnsanlar onun gerçek yüzünü deşifre etmiş. Neler yazmamışlar ki?

“Şeytan. Bizim çocuğumuzu ne hallere koydun? TV’ye nasıl çıkabiliyorsun? (Ömer Karataş)
“Yazıklar olsun. Bebelerin ölümüne sebep olmuşlar. Özge hanım daha dikkatli konuk seçmeli.” (Kübra Türk)
“Ben de bebeklerin üzerinden nasıl para akladığını anlatacak sandım.” (S.Oğuz)
“Tüh sana be meslektaşım. Yazıklar olsun.” (Canan Bilge)
“Yazıklar olsun. Bebeklere yaptıklarının hesabını vereceksin. Rabbim hesabını sorar.” (Gülhanım Altunoğlu)
Diğer sayısız yorumda ise bu doktora emanet edilen bebeklerin nasıl günlerce sebepsiz yere yoğun bakımda tutulduğu, kiminin can verdiği, kiminin de son anda imza verilerek başka hastanelere sevk edilip kurtarıldığı anlatılıyor.
Bütün bunların ardından bir de dileğim var:
Umarım hayatını kaybeden yeni doğanların sayısı ifade edildiği gibi 12’de kalmıştır.
Ahlaksızlıkta son perde mi?
Dünyanın sonuna yaklaştığımızı belgeleyen dehşet verici videolardan birine sosyal medyada rastladım. Genç ve alımlı bir kadın, Dubai Mall’daki otoparkta lüks araçların üzerine “Zengin bir eş arıyorum” diye not iliştiriyordu.
Giderek “tamamen maddiyattan ibaret” bir dünyaya ne kadar hızla eriştiğimizi yüzümüze vuran bir ahlaksızlık manifestosu sanki. Ya da ruhunu şeytana para karşılığı satmaya niyetliler için garaj satışı…
Sonra biraz daha derinlemesine düşündüm. En azından bu kadın dürüsttü ve amacını açıkça beyan ediyordu. Çaktırmadan zengin adam avına çıkıp, nikah defterine imzayı bastırdıktan sonra asalak gibi adamın kanını emenlere ne demeli peki? Ama kadının unuttuğu bir gerçek var. O lüks araçların hiçbirini zenginler kullanmaz. Araçlardaki o notu ilk görecek kişi özel şoförlerdir. Yani bu girişim sadece şoförlerin telefon rehberine yarar…
Gaf’let kürsüsü
Gaziantep’te bir mağaza okul kıyafetlerini böyle tanıtınca büyük tepki aldı.

Zap’tiye
Biz Gazze’de katledilen bebeklere ağlarken meğer birileri burnumuzun dibinde bizim bebelerimizi soluksuz bırakıyormuş.
Ne demiş?
“Kedileri, köpekleri nasıl öldürüyorlar diyorduk. Meğer yeni doğan bebekleri de öldürüyorlarmış. Hem de gülerek, şakalaşarak…” (Sosyal medyadan)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk‘ten Eren Gürel’in haberine göre; geçtiğimiz günlerde taburcu olan Reha Muhtar, önceki gün Bebek’te görüntülendi.

Yürümekte zorlandığı görülen Reha Muhtar, basın mensuplarına; “Her şeye geri döneceğim merak etmeyin, fazlasıyla geri döneceğim. Sağlık, bu hayattaki en önemli şey. Son 40 gün içinde her şeyim varken sağlığım gitti ve hiç bir şeyim kalmadı ama şükür hâlâ sevenlerim var” dedi.
REKLAM
Reha Muhtar, hastane sürecinde çocuklarının yanında duran eski hayat arkadaşı Nilüfer hakkında da konuştu. Muhtar; “Bilmiyorum Nilüfer Hanım ne yaptı. Öğreneceğiz her şeyi, bilmiyorum henüz. Sonrasında açıklayacağız. Çocuklarımla görüşemiyorum, sadece okullarının önünde denk gelirsem görüşüyorum. Her şey elimden alındı” diye konuştu.

Reha Muhtar’ın elinde para dolu zarf dikkat çekti.

Deniz Uğur ile Nilüfer arasında gerilim Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AP’ye konuşan bir Arjantinli yetkili, 31 yaşında hayata veda eden İngiliz şarkıcının vücudunda kokain tespit edildiğini açıkladı.
Nihai toksikoloji sonuçlarının birkaç hafta sonra açıklanması beklenirken, ön toksikoloji raporunun, Payne’in kokaine maruz kaldığına dair kanıtlar öne sürdüğünü belirten yetkili, bu ilk sonuçların, öldüğünde kanında ne miktarda kokainin dolaşımda olduğuna dair doğru bir okuma sunmadığını vurguladı.
Arjantin kamu savcılığı davayı soruşturuyor.
Öte yandan Payne’in otopsisi, ölümüne neden olan travmatik yaralanmaların otelin üçüncü katından düşmesiyle tutarlı olduğu sonucuna vardı. Savcılar olaya başka birinin karıştığı idiasını reddetti.
Soruşturmayı yürütenler, Payne’in otel odasında kırık nesneler ve mobilyalar arasında narkotik maddeler ile alkolün saçılmış olduğunu tespit ettiler. Bu durum, savcılığın Payne’in düştüğü sırada madde bağımlılığının neden olduğu bir kriz yaşadığını tahmin etmesine yol açtı.
Otopsi raporunda, Payne’in otel odasının balkonundan “yarı veya tam bilinç kaybı” halinde düşmüş olabileceği belirtildi.
Yerel medyada yayınlanan, Payne’in otel odasından çekildiği iddia edilen fotoğraflarda, parçalanmış bir TV ekranı görülüyordu. Polis ayrıca Payne’in eşyaları arasında dağılmış halde çeşitli reçetesiz ilaçlar buldu.
Payne’in ölümünden kısa bir süre önce otel müdürünün 911 acil yardım hattını arayarak, agresif davranan, uyuşturucu ve alkolün etkisi altında olan bir misafiri ihbar ettiği öğrenilmişti.
Payne’in cenazesinin gelecek hafta ülkesi İngiltere’ye götürülmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
5 milyon 300 bin liralık konser bütçesi nedeniyle sosyal medyada Konak Belediyesi ve Şevval Sam’a tepki gösterildi. Tepkilerin ardından, Şevval Sam ve çalıştığı ajans ortak bir açıklama yayımladı.

“SOSYAL MEDYADA DOLAŞAN BELGE STANDART TEKLİF BELGESİDİR”
Açıklamada; “Birkaç gündür kamuoyunu meşgul eden, Şevval Sam’ın Konak Belediyesi için gerçekleştireceği Cumhuriyet Bayramı konserine yönelik mesnetsiz ithamlar ve spekülatif değerlendirmelere ilişkin açıklama yapma gereği doğmuştur. Sosyal medyada dolaşan belge standart bir teklif belgesidir; bu belge bir fatura ya da ödeme belgesi değildir. Söz konusu rakam, toplam organizasyon bütçesini içermektedir ve ses – ışık sahne, ulaşım, konaklama, ağırlama gibi tüm prodüksiyon giderlerini kapsamaktadır. Her türlü bilgi kirliliğini önlemek amacıyla kamuoyuna duyurulur. Tüm kamuoyunu, politik amaçlar uğruna gerçeklerin çarpıtıldığı bu tür haberlere karşı dikkatli olmaya davet ediyoruz” denildi.

Fotoğraflar: X, Instgram, İHA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İş kadını Caroline Koç, yılın ilk kar keyfini arkadaşlarıyla birlikte Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde yaşadı.
Arkadaşlarıyla fotoğraf çektiren Caroline Koç, o anları da sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaştı.
“YILIN İLK KARINA ŞAHİT OLMA ŞANSINI YAKALADIK”
Karın keyfini çıkaran Caroline Koç, paylaşımına; “Çamlıhemşin’deki son günümüzde, büyüleyici Sal ve Pokut yaylalarına çıktık ve yılın ilk karına şahit olma şansını yakaladık” ifadelerini not düştü.
“HARİKA BİR SEYAHATİN MÜKEMMEL BİR SONU”
Caroline Koç, ayrıca; “Kadir Bey’in bize gösterdiği en sıcak misafirperverlik ve harika rehberimiz bu deneyimi gerçekten unutulmaz kıldı. Harika bir seyahatin mükemmel bir sonu” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esra Dermancıoğlu’nun tiyatro seyircilerileriyle buluşacağı oyun için hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. Dizi projesi için Kapadokya’da sette bulunan Dermancıoğlu oyunun provalarını çevrimiçi olarak gerçekleştirdi. 22 ve 23 Ekim tarihlerinde Zorlu PSM %100 Stüdyo’da sahnelenecek oyun seyircilere 60 dakikalık unutulmayacak bir deneyim sunacak. Oyun için heyecanını dile getiren Esra Dermancıoğlu ‘Bir manifest’ dedi.
İSTANBUL’DA BİR ÖLÜM, PARİS’TE BİR GECE, HAYAL İLE GERÇEK İÇ İÇE
Muskat, yıllardır bakımını üstlendiği annesinin ölümünden sonra Yaşar’ın (Esra Dermancıoğlu) zihninin derinliklerinde yaşananları sahneye taşıyacak. Hayatı ile ilgili artık ne yapacağına dair en ufak bir fikri olmayan Yaşar’ın zihni Paris sokaklarında savrulurken İstanbul’un gölgesi onu sürekli gerçekliğe döndürecek.
IŞIK VE SES TASARIMI İLE PERFORMANSIN BİRLEŞİM
Sezonun en çok konuşulacak oyunlarından biri olan Muskat, ses ve ışık tasarımı ile seyircileri etkisi altına alacak. Görsel dünyasını dekorsuz olarak sunan Muskat, Esra Dermancıoğlu’nun performansını ışık ve ses üzerinde toplayarak hikayeyi farklı bir boyuta taşıyacak.
Muskat, OM Paparazzi, Mey|Diageo ve Arkas Holding’in katkılarıyla sahneleniyor. Etkinliğin biletleri Biletinial.com’dan temin edilebilir.
Oyun Tarih ve Saatleri:
1. oyun: 22 Ekim 19.00 – Zorlu PSM %100 Stüdyo
2. oyun: 22 Ekim 21.00 – Zorlu PSM %100 Stüdyo
3. oyun: 23 Ekim 19.00 – Zorlu PSM %100 Stüdyo
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekniker için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Tekniker’in ailesi ve dostlarının hazır bulunduğu törenin sunuculuğunu oyuncu Sevinç Erbulak yaptı.
“ÜZERİMİZDE ÇOK EMEĞİ VARDI”
Törene katılan sanatçının kardeşi Orhan Tekniker, büyük bir ustayı kaybettiklerini dile getirerek, “Böyle bir günde konuşmak çok zor. O iyi bir baba, ataydı. Üzerimizde çok emeği vardı. Onun hakkını ödemek gerçekten de çok zor. Bizim için bundan sonra onun olmadığı bir hayatta yaşamak hiç kolay olmayacak. Duygularımızı ifade etmekte zorlanıyorum. Geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Hepimizin başı sağ olsun” dedi.
“ONU DAİMA GÜZEL BİR ŞEKİLDE HATIRLAYACAĞIZ”
Sanatçı Uğurtan Atakan, Suphi Tekniker’in tiyatro ve sinemanın simge oyuncularından birisi olduğunu vurgulayarak, “Onun ‘Darülbedayi’ isimli bir kitabı vardı. Bu çok kıymetli bir eser ve şu anda baskısı yok. Bugünden itibaren basılması için ne gerekiyorsa yapacağım. Suphi, hep güler yüzlü ve sevecendi. Onu daima güzel bir şekilde hatırlayacağız” şeklinde konuştu.
“TİYATRONUN ÇALIŞANI DEĞİL, BİR PARÇASIYDI”
Sanatçı Mehmet Esatoğlu, duygularını şu sözlerle ifade etti: Ben 1974’te bu tiyatro sahnesine çıktığımda, bir ustam, ‘Tiyatronun sahipleri vardır.’ dedi. Suphi Tekniker de tiyatronun sahiplerinden birisiydi. Onlar, tiyatro için kavga ederler, dövüşürler, savaş verirler. En iyisini yapmak için emek sarf ederler. Suphi Tekniker, tiyatronun çalışanı değil, bir parçasıydı. Kendisini rahmetle anıyorum.

Sanatçı Bora Ayanoğlu da Suphi Tekniker ile çok güzel vakitler geçirdiklerini vurgulayarak, “Anılarla dolu bir hayatımız var. Birbirimiz için çok kıymetliydik. Onun benim kalbimde çok ayrı bir yeri oldu, olmaya da devam edecek. Benim, kadroya geçmemi o sağlamıştır. Bunu da hiçbir zaman unutmayacağım. Nur içinde yat. Seni seviyoruz. Allah taksiratını affetsin” dedi.

Sanatçı Fatih Mühürdar ise Tekniker ile 20 senelik dostlukları olduğuna işaret ederek, “Onunla her buluştuğumuzda, bizi geçmişte bir yolculuğa çıkartıyordu. Bizim için gerçekten de büyük bir isimdi. Allah gani gani rahmet eylesin. Seni seviyoruz Suphi Ağabey” ifadelerini kullandı.

Sanat yönetmeni Türkan Kafadar, büyük bir ustayı uğurladıklarını dile getirerek, “Onun en büyük derdi ‘Tiyatroya, sinemaya nasıl daha çok hizmet veririm?’ diye düşünmekti. Hep bunun kaygısını duydu. Kendisini rahmetle anıyorum” diye konuştu.
Törenin ardından usta sanatçı Tekiner için Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde öğle namazına müteakip cenaze namazı kılındı. Cenaze törenine, sanatçı Yalçın Boratap, sanatçı Boya Ayanoğlu, sanatçı Erhan Yazıcıoğlu, sanatçı Salim Dündar, sanatçı Fatih Mühürdar, sanatçı Coşkun Demir, sanatçı Rıdvan Çelebi, sanatçı Salih Kalyoncu ile Tekiner’in ailesi ve sevenleri katıldı.
“ÇOK DEĞERLİ BİR SANATÇIYDI”
Hayatını kaybeden Suphi Tekiner’in değerli biri olduğunu söyleyen sanatçı Bora Ayanoğlu, “Suphi abimiz gerçekten çok değerli bir sanatçıydı, iyi bir yazardı, iyi bir senaristti, iyi bir sinema ve tiyatro oyuncusuydu. Çok başarılı bir insandı. Hepimizin kalbinde çok büyük yeri olan, çok sevdiğimiz biriydi. Ben onun sayesinde tiyatroya geçtim. Bana rolünü bırakmıştı. Bu rolü sen oynayacaksın demişti. Ve onun sayesinde ben imtihan olup kadroya geçtim. Hepimize ufak tefek çok güzel anıları olan ve güzel günler geçirdiğimiz değerli bir abimizdi” dedi.
“SUPHİ BENİM 60 YILLIK ARKADAŞIMDI”
Tekiner için dünyanın en güzel yüzlü, en güzel gülen insanıydı diyen sanatçı Yalçın Boratap, “Suphi benim 60 yıllık arkadaşım, kardeşimdi. Her biri gittiğinde bir parçamız kopuyor. Dünyanın en güzel yüzlü, en güzel gülen insanıydı. Onu özleyeceğiz” diye konuştu.

Önemli insanlara keşke göçmeden önce sahip çıkılsa diyen Sanatçı Erhan Yazıcıoğlu, “Tiyatro ve sinema dünyasının başı sağ olsun. Ama ne yazık ki önemli insanları bir bir yitiriyoruz ve gittikleri zaman anmaya başlıyoruz. Keşke göçmeden önce sahip çıkılsa. 1960 – 1970 yıllarında tiyatroya sezonunda Anadolu’dan bir film teklifi geldi. Gönlü rahat film çekimine gitti umarım gönlü rahat öbür tarafa göçmüştür” dedi.

Kılınan cenaze namazının ardından Suphi Tekiner Ayazağa Mezarlığı’na defnedildi.
Suphi Tekniker’in vefatının ardından Hülya Koçyiğit de yaşadığı üzüntüyü “Canım arkadaşım Suphi Tekniker’i kaybetmenin üzüntüsü içindeyim. Oyuncu, yönetmen, senarist, yazar Suphi Tekniker, tam bir tiyatro aşığıydı. Neredeyse 60 yıla yakın bir arkadaşlıktı bizimki… Dostluğun için, biriktirdiğimiz tüm anılarımız için sonsuz teşekkürler canım arkadaşım. Sevgili Suphi’ye Allah’tan rahmet, tüm sevenlerine sabır diliyorum” sözleriyle dile getirdi.
SUPHİ TEKNİKER HAKKINDA
Suphi Tekniker, 10 Ocak 1940’ta Mersin’de 6 kardeşli bir ailede doğdu. Tekniker, Mersin Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu. Ancak Suphi Tekniker’in akrabası Saim Alpago’nun yönlendirmesiyle İstanbul Şehir Tiyatroları’na girdi. Tekniker, İlk yıllar küçük roller oynarken Toron Karacaoğlu’nun bir rolde hastalanması üzerine bir anda başrol oyuncusu oldu. Seyirciler arasındaki Atıf Yılmaz’ın kendisini beğenmesi üzerine Suphi Tekniker’in sinema kariyeri başladı.

Suphi Tekniker, 1960’ta senaryosunu Erdoğan Tünaş’ın yazdığı; Orhan Günşiray, Fatma Girik ve Suphi Kaner’in de rol aldıkları ‘Cici Kâtibem’ filmi ile oyunculuğa başladı. Tekniker, 1975’te başlayarak birçok filmlerin senaryosunu yazdı. Tekniker, oynadığı filmlerdeki, temiz yüzeyle hatırlanmaktadır. Suphi Tekniker’in belli başlı rolleri; Hülya Koçyiğit ile oynadığı ‘Şoför’ filminde Hülya Koçyiğit’in eniştesi, ‘Talihsiz Yavrum’ filminde ‘Şoför Reşat’, ‘Tatlı Dillim’ filminde basketbolcu, Tarkan Gümüş Eyer filminde ‘Tulga’, ‘Vukuat Var’ filminde Güllü’yü kandıran ‘Ramazan’, “Cici Katibem”de ise foto muhabirini canlandırmıştı. Tekniker, ilerleyen dönemlerde kamera arkasına geçip rejisörlük, senaristlik gibi işler yapmayı seçti. Ertem Eğilmez’e ‘Badi Ekrem’ rolü için Şener Şen’i tavsiye eden kişi oldu.

Filmografisi
Oyuncul olarak;
1960: Cici Katibem
1963: Büyük Yemin
1963: Kızlar Büyüdü
1963: Maceralar Kralı
1963: Zehir Hafiye
1964: İstanbul’un Kızları
1964: Sen Vur Ben Kırayım
1964: Yılların Ardından
1965: Cici Kızlar
1965: Hüseyin Baradan Çekilin Aradan
1965: Kolla Kendini Bebek
1965: Şıngırdak Melahat
1965: Taşralı Amca
1966: Kaldırım Meleği
1966: Karakolda Ayna Var
1966: Kenar Mahalle
1966: Şeref Kavgası
1966: Sokak Kızı
1966: Vatan Kurtaran Aslan
1967: Demir Kapı
1967: Elveda
1967: Kadın Düşmanı
1967: Kara Davut
1967: Utanç Kapıları
1967: Yaşlı Gözler
1968: İngiliz Kemal
1968: Öldürmek Hakkımdır
1969: Kanlı Aşk
1970: Kadın Satılmaz
1970: Meçhul Kadın
1970: Tarkan: Gümüş Eyer
1971: Beyoğlu Güzeli
1971: İntikam Kartalları
1971: Mavi Boncuk Lassi
1971: Üç Kızgın Cengaver
1972: Feryat
1972: Karaoğlan Geliyor
1972: Katerina 72
1972: Kopuk
1972: Oğlum İçin
1972: Oğlum
1972: Tatlı Dillim
1972: Vukuat Var
1972: Yumurcak Küçük Şahit
1973: Ezo Gelin
1973: Toprak Ana
1974: Talihsiz Yavrum
1976: Şoför
1977: Bir Tanem
1980: Durdurun Dünyayı
2006: Binbir Gece

Senarist olarak;
1975: Azgın Bakireler
1975: Bir Araya Gelemeyiz
1975: Hanzo
1976: Aile Şerefi
1976: Öyle Olsun
1976: Şoför
1979: Derya Gülü
1979: Umudumuz Şaban
1980: Şaşkın Milyoner
1981: Aşka Dönüş
1981: Su
1982: Dolap Beygiri
1983: Aşkım Günahımdır
1983: En Büyük Şaban
1983: Kahır
1983: Tokatçı
1984: Dil Yarası
1984: Kaptan
1985: Sekreter
1986: Alev Gibi
1986: Bir Düşmeye Gör
1987: Allah Allah
1987: Can Yoldaşım
1987: Sis
1989: Oyunun Sonu
1990: Yağ Yağmur
1993: Bayan Perşembe
1993: Geceler
1993: Hamuş
Yapımcı olarak;
1984: Yosma
Suphi Tekniker hayatını kaybetti Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koordinatörlüğünü Erkan Can’ın gerçekleştirdiği festivalin son günü; jüri üyeleri Serdar Akar, Deniz Çakır, Hakan Algül ve Ercan Mehmet Erdem ‘Film Festivallerinin Sektöre Katkıları’ başlıklı söyleşisiyle başladı. Jüri üyeleri söyleşide, dijital platformların sinemaya etkileri, toplumsal konuların sinemada işlenmesi, festivallerin genç sinemacılara sunduğu fırsatlar ve alanlar gibi konulara dikkat çekti.

Gemlik Film Festivali, Şenay Gürler’in sunduğu ödül töreniyle son buldu. Festivalin üçüncü yılında, ‘Eşref Kolçak Onur Ödülü’, Türk sinemasının usta isimlerinden Menderes Samancılar’a verildi. Menderes Samancılar; “Burada olmak ve bu ödülü almak gurur verici. Eşref Kolçak abiyle çok çalıştım. Gün gelecek, onun adına verilen ödülü alacaksın, deseler; aklıma gelmezdi. Saygıyla rahmet anıyorum Eşref ağabeyi… Eşref Kolçak çok vicdanlıydı ama şu an vicdansızların ülkesinde yaşıyoruz. Bu cendereden halkla, emekçiyle, sanat ve sanatçıyla çıkacağız. Silkelenip ayağa kalkacağız, bize çok iş düşüyor. Yolumuz uzun ama atımız yorgun değil. Bu ödülü sokak hayvanları için alıyorum. Bana her zaman destek olan eşime teşekkür ediyorum. O olmasaydı belki burada olmazdım” dedi. Kendisine verilen zeytin fidanını alan sanatçı; bu konuda duygularını; “Belki büyütmek için ömrüm olmayacak ama bu ağacın gölgesinde büyüyecek çocuklar olacak elbette” şeklinde dile getirdi.
REKLAM
Türk tiyatrosu ve Türk sinemasına katkıları dolayısıyla ‘Emek Ödülü’nü alan usta isimlerden Şükrü Avşar: Herkese çok teşekkür ederim. Sinemaya katkı sunan bu festivaller çok değerli. Çok uzun yıllardır sinemacıyım ve sinemanın her dalında çalıştım. Sinemaya çivi çakan her insan benim için önemlidir. Sinema benim için tutku.

Şükrü Avşar
Serpil Tamur: Şu anda çok duygusalım. Kelimelere dökmek çok zor geliyor. Ödülü almaktan dolayı çok mutluyum. İnsanlar sona yaklaştıkça takdir görmek çok güzel. 61 yılını bu mesleğe adamış biri olarak beni bu ödüle layık gören herkese teşekkür ederim. Benim kırmızı çizgim çocuklar. Çocuklara kıymayın, ne olur.

Serpil Tamur
Altan Erkekli: Bana emek veren başta annem olmak üzere, bende emeği olan herkes adına bu ödülü alıyorum. Bu ödül benim değil, sizin.

Altan Erkekli
Ulusal Kısa Film Yarışması Kazananları Belli Oldu
Bu yıl 484 film başvurusuyla rekora imza atan Ulusal Kısa Film Yarışması filmleri; ön jüri üyeleri Ceren Şahan, Hakan Aksun, Arda Erdikmen ve Gültekin Bayır tarafından değerlendirildi. Finale kalanlar arasından ödül alanları belirleyen; jüri başkanı Serdar Akar, jüri üyeleri Deniz Çakır, Ercan Mehmet Erdem, Hakan Algül tarafından kazananlara ödülleri takdim etti.
REKLAM
Kurmaca / Deneysel dalının birincisi; ‘Eksi Bir’, ikincisi; ‘Satışçının Bir Günü’, üçüncüsü; ‘The Surrogate Girl’.
Ulusal Belgesel dalının birincisi; ‘İyi Ölüm’, ikincisi; ‘Yaren’, üçüncüsü; ‘Antroposen’.
Ulusal Animasyon dalının birincisi için jüri üyeleri bir film belirlemedi. Bu dalın ikincisi; ‘Uzak’, üçüncüsü; ‘Yetim’. Jüri Özel Ödülü’nün sahibi ise ‘Deq’ ve ‘Kota’ filmleri oldu.

Ayrıca; Altan Erkekli, söyleşide, Menderes Samancılar ise imza gününde Gemlikliler ile buluştu
Yoğun katılımla devam eden festival, Kısa Film Yarışması’nda finale kalan filmlerin ve ‘Babamın Kanatları’ filminin gösterimiyle devam etti.

Festivalin son gün programında, Eşref Kolçak Onur Ödülü’nün takdim edildiği Menderes Samancılar’ın ‘Yanmış Orman Kokusu kitabının imza etkinliği ve ‘Emek Ödülü’nün takdim edildiği Altan Erkekli’nin söyleşisi de yer aldı. Altan Erkekli sinema kariyeri, günümüz sineması ve oyunculuk hakkında gelen soruları yanıtladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1990’lı yılların ünlü dizisi ‘Sahil Güvenlik’te (Baywatch) David Hasselhoff, Pamela Anderson ve Carmen Electra gibi yıldızlarla birlikte rol alan ve dizideki cankurtaran rolüyle hafızalara kazınan Newman, Parkinson hastalığına bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayata veda etti.
Newman, kendisine ilk kez Parkinson teşhisi konulduğunda 50 yaşındaydı. 18 yıldır hastalıkla mücadele eden oyuncu, gerçek hayatta cankurtaran olarak çalışan tek ‘Sahil Güvenlik’ oyuncusuydu.
11 sezon boyunca devam eden ve 2001’de final yapan dizi, Los Angeles sahillerinde devriye gezen cankurtaran ekibinin başından geçen olayları konu ediniyordu.
REKLAM
Dizinin 150 bölümünde yer alan Newman, aynı zamanda ‘Sahil Güvenlik’te oynadığı sırada tam zamanlı bir itfaiyeciydi.
‘Baywatch: Moment in the Sun’ adlı belgeselde Newman’ın Parkinson hastalığıyla mücadelesinden bahsedilmişti.

“HASTALIK BANA BİLGELİK KAZANDIRDI”
Ağustos ayında People’a konuşan Newman, “Bu ölümcül hastalık bana düşünmek için çok fazla zaman verdi. Belki de bunu istemiyordum ama bana bilgelik kazandırdı” demişti.
“Vücudum o kadar yavaş değişiyor ki, bunu neredeyse hiç fark etmiyorum” diyen oyuncu, “Parkinson’un artık hayatımın merkezi haline geldiğini kendime sürekli hatırlatıyorum” diye eklemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eşinin çığlık sesini duyan Emirhan Düzen de koşarak eşinin yanına gideceği sırada o da dengesini kaybedip aynı yere düştü. Çift ağır yaralanırken, ihbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Karı- koca, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak, tedaviye alındı. Hülya Düzen doktorların tüm müdahalesine rağmen yaşamını yitirirken, hayati tehlikesi bulunan eşi Emirhan Düzen’in ise tedavisi sürüyor.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza sonrası olay yerine sağlık ekipleri, itfaiye ekipleri, AFAD ekipleri ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekiplerin çalışmaları sonucunda yaralılar sıkıştıkları yerden çıkarıldı. Sağlık ekiplerince ilk müdahaleleri olay yerinde yapılan yaralılar, Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.
Burada tedavi altına alınan yaralılardan Mustafa Vural, yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Mustafa Vural’ın ailesiyle birlikte bir yakınlarının düğün töreninden döndükleri öğrenildi.
Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbulAsayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerine ihbara gelen Suudi Arabistanlı bir iş adamı lüks aracının çalındığını belirterek şikayetçi oldu. Bu şikayet üzerine çalışma başlatan Oto Masası ekipleri ilginç bir çeteyi çökertmeyi başardı. İddiaya göre çete yabancı uyruklu kişilerin yaşadığı sitelere gidip gerekirse birkaç ay kalarak onlarla yakın ilişkiler kuruyorlardı. O kişileri de otoparklarda bulunan ‘Misafir’ yani ‘M’ plaka araçlarından seçiyorlardı. O kişiler araçlarını otoparkta bırakıp birkaç günlüğüne yanda aylığına ülkelerine gittiklerinde ise çete harekete geçiyordu.

SAHTE PASAPORTLA SERVİSTEN YEDEK ANAHTAR ÇIKARILAR
İddiaya göre çete önce bir dublör bulup sitede yaşadıkları süre zarfında aracını çalacakları kişinin elde ettikleri bilgileriyle sahte pasaport çıkartıyordu. Ardından bu pasaportla lüks aracın servisini arıyorlar ve sanki araç kendilerininmiş gibi yedek anahtar talep ediyorlardı. Anahtarı alınca da aracı alıp götürüyorlardı. Bununla da yetinmeyen çete aracı yine sahte belge ve evraklarla 3. Kişilere satıp izini kaybettiriyorlardı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

100 MİLYONLUK ARAÇ ÇALDILAR
Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yöntemleri deşifre olan çete günlerce takibe alındı. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma bürosunca alınan talimatla yapılan teknik ve fiziki takip neticesinde şüphelilerin bu yöntemle tam 100 milyon lira değerinde 23 aracın çalındığı ve Güneydoğu illerimize gönderildiği belirlendi.

EŞİYLE YEMEĞE GİDEN ADAMI TAKİP ETTİLER
Şüphelilerin aynı yöntemle bir aracın anahtarını çıkartıp çalacakları sırada Suudi Arabistanlı araç sahibi erken dönüş yapınca ise aracı çalmaktan vazgeçmeyip onu takibe aldıkları ortaya çıktı. Gözü dönmüş çete restorana eşiyle yemeğe giden adamı takip etti, ellerindeki anahtarla aracın kapılarını açtılar ancak anahtar aracı çalıştırmayınca yeni bir planı devreye soktu. Akıllara durgunluk veren planla aracın kaputunu açıp bir fişini çıkardılar. İş adamı geldiğinde orijinal anahtar aracı çalıştırmadı.

ANAHTARI ORİJİNALİ İLE BÖYLE DEĞİŞTİRDİ
Adamın yanına yanaşan hırsızlar yardım etmek için bir de biz deneyelim diyerek el çabukluğu ile kendi ellerindeki anahtar ile orijinal anahtarı değiştirdi. Bir süre uğraştı araç çalışmadı biz sizi kendi aracımızla eve bırakalım diyerek adamı eve götürdüler çetenin diğer üyesi ise o aracı da orijinal anahtarıyla çalıp götürdü. Aracı götürürken otopark görevlilerine bir süre ittirdiği anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz günlerde bir kız çocuğunun Discord isimli mesajlaşma uygulaması üzerinden kendisine zorla şiddet uygulatıldığı ve cinsel içerikli görüntülerinin ailesine yollanmakla tehdit edildiğine dair sosyal medyada yayımlanan videolara yönelik İçişleri Bakanlığı inceleme başlattı. Ardından videonun kurgu olduğu ortaya çıkarken, bu olayla birlikte sosyal medyada yayılan çeşitli olaylar üzerine devlet yetkilileri Discord isimli platform için harekete geçti. Yapılan çalışmalar sonucunda Discord’un kendi bilgilerini, IP adreslerini ve içeriklerini güvenlik birimleriyle paylaşmayı reddetmesi sonucunda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı platforma erişim engeli getirdi. Türkiye’de uygulanan erişim engelinin ardından Discord ise zararlı on binlerce kullanıcıyı yasaklayıp bazı toplulukları kapattı.

ATATÜRK’E, TÜRK BAYRAĞINA VE İKBAL UZUNER’E KÜFÜRLER YAĞDIRIYORLAR
Kullanıcılar VPN kullanarak ve DNS adreslerini değiştirerek Discord’a erişmeyi sürdürüyor. Bu nedenle sanal zorbalık, çocuk istismarı, dini ve milli değerlere hakaret, şantaj ve çalıntı kredi kartıyla illegal harcamalar ile propagandalara kadar suç teşkil edecek sayısız faaliyetin gerçekleştirildiği Discord’da yaşanan birçok şey hala devam ediyor. Kişisel bilgilerini gizleyerek bulunamayacağını düşünen platform üyeleri Anıtkabir’i paramparça edeceklerini söyleyip Atatürk’e, Türk bayrağına, şehitlere, Kürtlere, Allah’a ve Semih Çelik’in katlettiği İkbal Uzuner’e bile küfürler yağdırıyor. Kuralsızca her istediklerini yapan bu kişiler, platformu sadece vakit geçirmek için kullanan insanları da rahatsız ediyor. Böyle sosyal medya uygulamalarında vakit geçiren kişiler ise, hala tam olarak çözüm üretilemediğini düşündükleri konuyla ilgili yetkililerin daha etkili yöntemleri değerlendirmesini bekliyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“DİSCORD YASAKLANDI AMA SORUNLAR ÇÖZÜLMÜŞ DEĞİL”
İnternet aleminde yaşanan olaylar sonucunda Discord’un yasaklanması ve buna rağmen devam eden problemlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan yazılımcı Yüksel Gazi Yumlu, “Bunlar Discord ilk açıldığından beri olan ama yeni yeni gündemde patlak veren olaylar. En son patlayan olayla da artık gündeme geldi ve bunun için çalışmalar yapılmaya başlandı. Bu durumda hem Discord hem de devlet adım attı. Devlet Discord’u yasakladı ama hala sorunlar çözülmüş değil, devam ediyor. VPN ve DNS ile giriş yapılıyor, sorun hala sürüyor” şeklinde konuştu.

“İNTERNET ÜZERİNDE BİLGİ GİZLİLİĞİNE DİKKAT ETMEK ÖNEMLİ”
Kullanıcıların dikkat etmesi gereken bazı detaylara değinen Yumlu, “Bireysel olarak aslında uygulamaya girmemek dışında yapılabilecek çok şey yok. İnternet üzerinde bilgi gizliliğine dikkat etmek, insanlarla konuşurken herhangi bir şekilde bilgilerini paylaşmamak önemli. Burada olay aslında kullanıcıda değil, biraz da Discord’ ile devlet arasındaki ilişkide bitiyor. Daha orta yolu bulunabilir, o kullanıcılar bir şekilde tespit edilebilir. Çünkü bunların tüm adresleri Discord’un web tabanında var. Burada devletle bir anlaşmaya gidilip bu adresler teslim edilebilir.

Teslim edilen adresler üzerinden de devlet bir çalışma yürütülebilir. Özellikle kolluk kuvvetleri bunu yapabilir. En büyük korunabilecekleri şey, girdikleri ortamlara dikkat etmeleri. Çünkü Discord iş yapılan da bir platform. Onun dışında oyun oynanan platform, anime ve dizi izlenen bir platform. Aslında o kadar da kötü olmayan bir platform ama her uygulamanın suistimal edilebildiği gibi bu uygulama da suistimal edildi ve bundan sonra artık Discord’la devlet arasında dönen bir muhabbet olacak” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Polis eşliğinde itfaiye tarafında girilen evde kadının cesedi bulundu. Olay yerinde yapılan incelemenin ardından Akan’ın cansız bedeni hastane morguna kaldırıldı. İlk belirlemelere göre Akan’ın ölümünün 3 gün önce kalp krizinden dolayı gerçekleştiği düşünülüyor. Akan’ın kesin ölüm nedeniyse yapılacak otopsi sonrası ortaya çıkacak.

En son 4 gün önce amcasının kızını gördüğünü ifade eden Ahmet Akan, evden gelen koku üzerine girdiklerinde cansız bedeniyle karşılaştıklarını söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Öte yandan Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre son 24 saatte İnebolu ilçesi 61.2, abana ilçesi 54.1, Bozkurt ilçesi 50.2, Doğanyurt ilçesi 38.9, Cide ilçesi 31.2 mm/m2 yağış aldı. Son 24 saatte rüzgar hızı ise İhsangazi ilçesinde 98.6, Taşköprü ilçesinde 80.6, Seydiler ilçesinde 76.0, Daday ilçesinde 64.1 km/h olarak kayıtlara geçti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamada, teröristler için hiçbir yerin güvenli olmadığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
“Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde tespit ettiği 2 PKK/YPG’li teröristi ve Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit bölgesinde belirlediği 2 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirdi.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AİLESİ İLE BİRLİKTE BABA OCAĞINDA KAZANIN BAŞINA GEÇTİ
Önceki dönem Ekonomi Bakanı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, parti kongresinin ardından ise baba ocağı Tavas İlçesi’nde pekmez kazanlarının başına geçerek, kepçe ile pekmez kazanını karıştırdı. Zeybekci ailesi ile birlikte yer aldığı o fotoğrafı ise “Atamızdan yadigar kalan geleneksel pekmez kaynatmayı evlatlarımıza aktarıyoruz. Bereketli olsun” diyerek paylaştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kurtarma işleminden sonra Bartın İtfaiyesi Amiri çıkabilecek bir yangında öğretmen ve öğrencilere nasıl hareket edilmesi gerektiği, neler yapılması ve yangına ilk müdahalenin konusun da çeşitli bilgiler verildi. Daha sonra bahçe yakılan ateşe öğretmen ve öğrencilere yangın tüpleri ile yangına müdahalesinin nasıl yapılacağı tatbiki olarak gösterdiler.

Milli Eğitim İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Arama Kurtarma birimi ,düzenlenen tatbikatlarla eğitim ve öğretim yılı boyunca her okulda Yangın, Deprem, Su Baskınları gibi doğal afetler ile Kimyasal Silah kullanılması ve diğer durumlarda neler yapılması gerektiği düzenlenen tatbikatlarla öğretmen ve öğrencilere anlatıldığı belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ALEV TOPUNA DÖNDÜ
Çarpmanın şiddetiyle motosiklet ile kamyonet alev aldı. Kazayı görenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbarın ardından bölgeye sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri yönlendirildi. Kısa sürede kaza yerine ulaşan itfaiye yanan araçları söndürdü. Sağlık ekipleri kamyonette bulunan İbrahim Solmaz ile motosiklet sürücüsü Aytaç Özen yanma sonucu yaşamını yitirdiğini belirledi. Yanma sonucu yaralanan kamyonet sürücüsü Hüseyin Sarıca ambulans ile Elmalı Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Kaza sonrası hayatını kaybedenlerin cansız bedenleri otopsi için Elmalı Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Jandarma kaza ile ilgili soruşturma başlattı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçen yıl kestane ağaçlarına Gal arısı adı verilen ver kestane ağaçlarına büyük zarar veren bir tür dadandı. Geçen yıl ancak 500 ton üretilmişti. Bu sene bu haşere ile yaptığımız mücadele etkisini gösterdi.

Geçtiğimiz yıl yok denecek kadar az olan kestane balından da bu sene oldukça fazla üretildi. Erfelek Belediye Başkanı Mehmet Uzun ise Erfelek kestanesinin tanıtımı açısından festivalin büyük önem taşıdığını söyledi. Başkan Uzun en büyük hedefimiz bundan 5-6 yıl öncesindeki 6-7 bin tonluk rakamlara ulaşmak” diye konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DÜNYANIN EN PARLAK BEYİNLERİNİ TOPLUYOR
BioNTech aşısının mucidi Özlem Türeci’nin de mütevelli heyetinde yer aldığı 23 milyar aeuro değerindeki enstitü, Max Planck Topluluğu’na ait 200 milyon avro sermayeli bir vakıf tarafından finanse ediliyor ve dünyanın en parlak beyinlerini bünyesinde barındırıyordu.
CİNSEL TACİZ, ZORBALIK VE DAHA FAZLASI
İnsan beyninin şifrelerini çözmek için hayvanlar üzerinde de deneyler yürüten enstitüde 2023 yılında başladığı ileri sürülen taciz skandalları tıp dünyasını ayağa kaldırdı. İddiaya göre enstitüde görev yapan üst düzey yöneticiler bazı bilim kadınlarına laboratuvarda çalıştıkları sırada cinsel tacizlerde bulundu. Aynı yönetici, bazı kadınları evlerine kadar takip etti, bazı yöneticiler ise bilim kadınlarının önünde soyundu, enstitüye yeni başlayan genç kızları taciz etti.

YÜZDE 73’Ü TACİZE MARUZ KALDI
Tacizin boyutu artan şikayetler nedeniyle başlatılan bir çevrimiçi ankette gözler ününe serildi. 85 katılımcıdan yüzde 73’ü cinsel tacize uğradığını itiraf ederek yönetimin bu duruma karşı hiçbir önem almadığı ileri sürdü.
52 ÇALIŞAN VAKFA ŞİKAYET ETTİ
Eylül ayı başında 52 bilim kadını artan tacizler nedeniyle Vakıf yönetimine bir mektup yazarak yaşadıklarını anlattı. Mektupta, “ESI’deki iş yerimiz cinsiyetçilik ve zorbalıktan büyük ölçüde etkileniyor. Bir çoğumuz bu tacizlere maruz kaldık. Korkunç bir ortamda çalışıyorz” dendi ve şikayetlerin artık “göz ardı edilmemesi veya önemsizleştirilmemesi” talep edildi.
VAKIF SORUŞTURMA AÇTI
Şikayetleri değerlendiren Max Planck Topluluğu, enstitü ile ilgili gizli bir soruşturma yönetti. Elde edilen bilgiler bir rapor halinde enstitüye iletilirken soruşturma kapsamında bir yöneticinin işine son verildi. Enstitü avukatı yaptığı açıklamada bu tür iddiaların tamamının kapsamlı bir şekilde soruşturulacağını, her türlü taciz veya cinsel saldırı iddiasının titizlikle takip edileceğini ve uygun şekilde cezalandırılacağını bildirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbulFatih’te 19 yaşındaki Semih Çelik, geçtiğimiz hafta cuma günü katliama imza attı. Sevgilisi Ayşenur Halil’i evinde öldüren Çelik, daha sonra Edirnekapı Surları’nda buluştuğu İkbal Uzuner’i öldürüp parçaladı.

Ardından Edirnekapı Surları’ndan atladı. Kan donduran cinayetteki sır perdesini aralamak için polis ekipleri titiz bir çalışma başlattı.

ELEKTRONİK CİHAZLAR İNCELEMEYE ALINDI
İkbal Uzuner’in açılan telefonunda olaya ilişkin henüz bir tespit yapılamazken, Ayşenur Halil’in telefonu ise henüz açılamadı.

KATİL SEMİH ÇELİK’İN BİLGİSAYARI AÇILDI
Polis ekipleri, Semih Çelik’in kullandığı elektronik cihazlarını da incelemeye aldı. Çelik’in açılan bilgisayarında İkbal Uzuner ile ilgili çektiği, Uzuner’i öldürmekten ve intihardan bahsettiği video tespit edilirken bilgisayardaki diğer bütün verilerin silindiğini belirledi.

Çelik’in HTS kayıtlarını da incelemeye alan polis, cinayetlerle bağlantılı herhangi bir tespite ulaşamadı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TC Candler tarafından yayınlanan ‘Dünyanın En Güzel 100 Kadını’ listesine Türk güzeller damga vurdu. 2024 yılı için hazırlanan sıralamada, Afra Saraçoğlu, Hande Erçel gibi pek çok isim kendine yer buldu. İşte dünyanın en güzel 100 kadını listesi

1. Jasmine Tookes

2. Nancy Jwewl Mcdonie

3. Lisa

4. Dasha Taran
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Açılan ateş sonucu Gazi Güler olay yerinde hayatını kaybederken, kardeşi Orhan Güler ağır yaralandı. Köylülerin ihbarı üzerine köye çok sayıda jandarma ekibi sevk edildi.

Köylüler tarafından bir araçla Alaca Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Orhan Güler burada yapılan ilk müdahalenin ardından Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.

Vali Çalgan ve İl Jandarma Komutanı Çetinkaya köye gitti
Olayın duyulması üzerine Vali Ali Çalgan ve İl Jandarma Komutanı Kd. Alb. Naim Çetinkaya köye giderek incelemelerde bulundu. Köyde cinayet nedeniyle geniş güvenlik önlemi alınırken olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul vahşet haberiyle adeta dehşete düşmüştü.
Fatih ilçesinde Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner’i katleden 19 yaşındaki Semih Çelik, kendini surlardan atmıştı.
Toplum tarafından büyük tepki gören konu hakkında ünlü oyuncu Berk Oktay da bazı açıklamalarda bulundu.
Yıldız Çağrı Atiksoy ile mutlu bir evliliği bulunan Berk Oktay, yaptığı açıklamada adeta kan kustu.
“45 KİLOLUK ZİBİDİLER KADINLARIMIZI KATLEDİYOR”
Oktay, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
Ne ekonomi, ne iş güç… Konuşmak ve çözüm bulmak zorunda olduğumuz tek bir konu var…Bizler mahallelerimiz de güvenle oynayarak, arkadaşlık dostluk nedir bilerek büyüdük. Büyüğümüze saygı, küçüğümüze sevgi nedir diye büyüdük. Maalesef görüyoruz ki yozlaşmış, hayatı sadece sanal alem sanan, iki tane rapçinin, görse korkacağı ama ağzından düşürmediği silah ve uyuşturucuyu kendine siper eden, elinin tersiyle iki tane çaksan yerden kalkamayacak 45 kiloluk p*çler, z*bidiler; bunların yanında içimize doldurulan hayatında kadın görmemiş mülteci artıkları, kadınlarımızı, kardeşlerimizi göz göre göre katlediyorlar.

“POLİS MEMURU KAÇ SENE CEZA ALIRIM DİYE DÜŞÜNÜYOR”
Bitmiyor ulan sülalesini s*ktiğimin şerefs*zi bezinden mi etkilendin 2 yaşında bebek katlediliyor. Kolluk kuvvetlerinin yetkisi arttırılacak. Yıllarca özendiğiniz o ABD’deki gibi sorgu sualsiz tehlike anında şerefsizin göğsüne 17 mermi birden bırakılacak. Bir polis memuru, suçluyu suç anında yakalıyor, acaba vurursam kaç sene ceza alırım diye düşünüyor. Ama sokağın ortasında iki kişi bir kadını yere yatıran şerefsizler 3 ay yatıp çıkıyor ya da benim kolluk kuvvetim canını hiçe sayıp suçluyu yakalıyor “adalet” sistemimiz delil yetersizliği deyip salıveriyor. Siz böyle bir durumda polisten nasıl bir şey bekleyebilirsiniz?
“BÖYLE BİR ŞEY GÖRÜRSEM, YAPANIN ALNININ ÇATINA SIKMAZSAM NAMERDİM”
O ş*refsiz o surlarda bir annenin önüne kızının başını attı. Bir insanı değil tüm ailesini yok etti. Hala herkes bakıyor, sonra kendi istediği gibi geberiyor. Yok muydu bir vatan evladı, o şerefsizi alnının ortasından vurup indirecek. Son sözüm de anne babalara…Herkes çocuk yapmasın kardeşim. Sonra açıklama yapıyorsunuz; ‘ama odasına girip bıçaklarına dokununca kızıyordu’ diye. Sizler birer katil yetiştirdiniz… Allah kimsenin başına vermesin. Ama böyle bir şey görürsem aileme ya da başkasının evladına karşı, yapanın alnının çatına sıkmazsam namerdim…”






Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 25 yıl aradan sonra Adana’da Çukurova Amfi Tiyatro’da sahne aldı.
Hayranlarıyla bir araya gelen Tatlıses, vatandaşlarla sohbet etti.
DİNLEYİCİLERDEN ALKIŞI ALDI
İbrahim Tatlıses, çok sayıda kişinin katıldığı etkinlikte sevilen eserlerini seslendirirken, şarkılarına hayranları da eşlik etti.
Vatandaşlarca cep telefonlarıyla görüntülenen Tatlıses, şarkı aralarında vatandaşlarla sohbet ederek duygusal anlar yaşadı.
İlgiyle takip edilen Tatlıses’in performansı, konser alanındaki dinleyiciler tarafından alkışlandı.


Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yapımcı Ali Sacihan ile senarist İshak Tekgül, filmle ilgili soruları cevapladı.
Ali Sacihan

● ‘Pırıl’, matematik sevgisiyle öne çıkan bir karakter. ‘Pırıl’ın yaratım sürecinde nelere dikkat ettiniz?
Ben aslında bir matematik öğretmeniyim. Eşim Neslihan da meslektaşım. Pırıl eşimin hayalinden doğmuş bir karakterdir. Öğretmenlik yaptığımız dönemlerde çocukları ve matematiği bir arada gözlemleme şansımız oldu ikimizin de. Tespit ettiğimiz ana sorun, matematiğin sevilmezse anlaşılamayacağı oldu. Pırıl bu yüzden matematiğin eğlenceli yüzünü çocuklara göstermek için oyunlaştırarak ve eğlendirerek anlatıyor. En dikkat ettiğimiz husus matematikte eğlenceden taviz vermemek.
REKLAM
● ‘Pırıl’ı dizinin ardından sinema perdesine taşımanızdaki en büyük motivasyonunuz neydi?
Pırıl TRT Çocuk’ta hedef kitle seyircisini kucaklamayı başardı. Veliler de öğretmenlerimiz de çocuklar da dizimizi sevdiler. Bu da ATF ailesi olarak bizi yüreklendirdi ve sinemaya taşımaya karar verdik. Senaristimiz İshak 2. Tekgül güzel bir sinopsisle geldi bize. Uzun ve yoğun çalışmalar neticesinde senaryosuyla müziğiyle rengiyle sesiyle içimize sinen bir film oldu.
● Türkiye’de animasyon ve çizgi dizi/film sektörünü genel olarak değerlendirmenizi rica etsek…
Ülkemiz animasyon dizi/film sektörü büyük bir mücadele veriyor gerçekten. Animasyon çok maliyetli bir iş ancak şunu görebiliyoruz ki her geçen gün bu sektör ülkemiz adına ileri taşınıyor. Bugün biz de üzerimize düşeni yaptık.
İshak Tekgül
● Matematik genellikle çocukların daha az sevdiği bir alan. Pırıl ile matematiği nasıl bir açıdan ele alıyorsunuz?
Pırıl’ın gözünden matematiğe bakan çocuk onun korkulacak bir ders değil tam aksine eğlencelerle dolu tarafını görmüş oluyor. Pırıl ve arkadaşlarının matematiğe yaklaşımı çocuklara rol model oluyor. TRT Çocuk ekranlarında yayınlanan Pırıl animasyon dizimiz çocukları eğlendirirken aslında çok önemli bir ders olan matematiği oyunu seven her çocuğun kavrayabileceğini de gösteriyor.
● Yazım süreçlerinizde ilham aldığınız ve çocuklara da ilham olmasını istediğiniz şeyler nelerdir?
Pırıl’ın sinema filmini yazarken bana ilham olan şey bu evrenin ölçülebilir ve matematikle açıklanan bir yanının olmasıydı. İnsan herhangi bir şeyi kavrayabilmek için en az iki şeyi birbirine bağlaması ve hesaplayıp aklına yatırması gerekiyor. Matematik bu noktada olmazsa olmaz bir şey. Ben matematikten hiç anlamam diyen herkesin aslında sosyal hayatta matematiği ne kadar kullandığını fark etmesi gerekiyor.
● Animasyon dizi ile filmlerin senaryo açısından farklılıkları nelerdir? Aileler ve çocukların filmi izledikten sonra nasıl bir duyguyla sinemadan ayrılmasını bekliyorsunuz?
Animasyon dizimizin her bölümü belli bir noktayı aydınlatan lokal ışık ise sinema filmimiz “Pırıl Sayıların Gizemi” kocaman bir şehri Pırıl Pırıl aydınlatan daha büyük bir hikaye. Sinema filmimizde de dizide olduğu gibi çıkış noktamız matematik. Aynı matematik hem problemimiz hem de çaremiz oluyor. Film geniş bir yaş grubuna hitap etmeyi başardı. Bunu filmimizin galasında gözlemleme şansım oldu. Aileler çocuklarıyla birlikte bu gizemli macerada aynı problemi birlikte çözmeye çalışıyorlar. Seyircilerimizi filmin çıkışında matematiğe dair uzun bir sohbet bekliyor. Film çocuklarımıza mücadele ruhundan, arkadaşlıktan, ekip bilincinden bahsederken çıkışta matematiği sevmeyen bir çocuğa bile “iyi ki matematik var” dedirtmeyi başarıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

TAKI TÖRENİ 5 SAAT SÜRDÜ
Takı töreninin 5 saat sürdüğü düğünde, damada 10 milyon TL, geline ise yaklaşık 4 kilo altın takıldı. Takılan parayı yaklaşık 25 kişi sayarken, gelin Hasret Bilici’nin üzerindeki takıları taşımakta zorlandığı görüldü. Davetliler, gelin ve damatla birlikte halay çekti, söylenen Kürtçe şarkılar eşliğinde saatlerce oynadı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

ALANSON’UN AÇIKLAMASINDAN BİR KAÇ SAAT SONRA SERT BİR MESAJ YAYIMLADI
Alanson’dan birkaç saat sonra bir açıklama da eşi Biricik Suden’den geldi. Taziye için arayanlara önce teşekkür eden Biricik Suden, taziyeye diye arayıp Mazhar Alanson’dan çok ağlayanlara uyarı geçti.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞAHAN GÖKBAKAR’IN BAŞI VİLLASIYLA DERTTE
Mülkiyeti Şahan Gökbakar’ın ortağı olduğu Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait villa ve eklentilerinin yapı kayıt belgeleri, kaçak yapılar nedeniyle 9 Kasım 2022’de MuğlaÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu tarafından iptal edildi. Ardından izinsiz faaliyet olması sebebiyle villanın sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. MarmarisBelediye Başkanlığı da yıkım kararlarının alınması ve yapı ilgilisine yıkım tebligatlarının yapılması için uyarıldı.

Marmaris Belediye Başkanlığı, 15 Aralık 2023’te iptal kararının aleyhine Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde dava açıldığını gerekçe göstererek, söz konusu davanın sonucuna göre inceleme ve tespitlerin yapılacağını ve konu hakkında bilgi verileceğini bildirdi. Bakanlık tarafından 21 Aralık 2023’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen resmi yazı ile kanundaki ilgili madde hatırlatılıp söz konusu davaların, konu hakkında yapılması gereken iş ve işlemlerin yürütülmesinde herhangi bir engel teşkil etmediği bildirildi. Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu’nun 9 Kasım 2022 tarihli iptal kararıyla ilgili mahkemelerden bugüne kadar Bakanlık aleyhine yürütmeyi durdurma veya iptal gibi herhangi bir karar çıkmadı.
BELEDİYEYE VİLLANIN YIKIM KARARI GİTTİ
6 Eylül 2024’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen yazı ile Komisyon’un iptal kararı ile ilgili karşı açılan davalarda iptal ya da yürütmeyi durdurma kararı olmadığı bir kez daha hatırlatıldı. Ayrıca, yıkım işlemlerinin tesis edilmesi için Marmaris Belediye Başkanlığı bir kez daha uyarıldı. Yıkımın, Marmaris Belediyesi tarafından gerçekleştirilmemesi durumunda kanun gereği Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın gerçekleştirmesi gerektiği hatırlatıldı. Gerekli işlemlerin yasada belirlenen süreler içinde gerçekleştirilmemesi durumunda nedenine dair bilgi istendi. Sorumluluklarının yerine getirilmesi için gerekli uyarılar yapıldı.

“MAKİNE VE EKİPMAN DESTEĞİ VERİLEBİLİR”
İlgili kanunlar gereğinde Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım için destek verebileceği hatırlatıldı. Yıkım için yeterli araç gereç bulunamaması halinde yine kanunlar gereğince makine ve ekipman desteğinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden karşılanabileceği belirtildi. Buna rağmen yıkımın yapılmaması durumunda, yapıların yıkım maliyetlerinin yüzde 100 fazlası ilgili Belediye Başkanlığı’ndan tahsil edilmek üzere Bakanlık tarafından yıkılabileceği hatırlatıldı. Yasal süresi içerisinde yıkım iş ve işlemlerinin ilgili ilçe belediye ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmemesi halinde bakanlığın denetim yetkisinin bulunduğu belirtildi
MÜHÜRLENDİ
Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile Marmaris Belediyesi ekipleri, Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait olan ve ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’nda yer alan yapıda inceleme yapıp, yapı tatil tutanağı düzenleyerek, mesken ile eklentileri mühürledi.

İDDİANAME HAZIRLANDI
Şahan Gökbakar’ın Marmaris’teki Birinci Derece Doğal SİT Alanı’nda bulunan villasında izinsiz güneş paneli ve su deposu yaptırmasıyla ilgili iddianame hazırlandı. İddianameye göre soruşturma, Muğla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla başlatıldı. Müdürlük, yaptığı suç duyurusunda şüphelilerin Turgut Mahallesi’nde yer alan yapıya izinsiz fiziki ve inşai müdahalede bulunduğuna yer verdi. Söz konusu taşınmazda kaçak olarak beton dolgu üzerine ahşap iskele, taş duvar, bir adet konut yapısı, bir adet depo yapısı, çardak, güneş paneli ve su deposu inşa edildiği vurgulandı.
“AYKIRILIKLARI BİZ YAPMADIK, SATIN ALDIĞIMIZDA BÖYLEYDİ”
Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar ve Çağrı Özeren’in ifadelerine de yer verilen iddianamede, şüphelilerin; “Biz taşınmanızı 2020’de satın aldık. Aykırılıkları biz yapmadık, satın aldığımızda böyleydi” diye savunma yaptığı hatırlatıldı. Taşınmazın önceki sahibi Osman Bayındır’ın da suçlamayı kabul etmediği ifade edildi.
GÖKBAKAR’IN 10 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
İddianamede Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar, Çağrı Özeren ve Osman Bayındır’ın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu ihlal ve imar kirliliğine neden olma suçlarından 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Hazırlanan iddianame Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianame kabul edilirse sanıklar önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ENİŞTESİNE GÖĞÜSLERİNİN FOTOĞRAFINI YOLLAMIŞ
4 yıldır evli olan ve 24 eylül salı günü akşamı ortadan kaybolan Cennet, günler sonra bir video yayınlayarak eşinin kendisine ihanet ettiğini ve bu yüzden evi terk ettiğini belirtti. Yayınladığı videoda “Neslihan seni affetmeyeceğim. Sen bana en büyük kazığı attın” diyen Cennet, ablası Neslihan’ın göğüslerinin fotoğrafını kocasına yolladığını öne sürdü.
SAVUNMASI ŞAŞIRTTI
Stüdyoda soğuk duş etkisi yaratan bu sözler sonrası gözlerin çevrildiği Neslihan ise “Göğsümde bir kitle vardı. Eniştemin tanıdığı uzman vardı. Video istedi, videoları attığım için yanlış anlaşıldım” diyerek kendini savundu.

KOCA DA YAYINA BAĞLANDI
Yayına bağlanan Cennet’in kocası da “Göğsünü attı, buradaki uzmana gösterdim. Sonra Neslihan hastaneye geldi. Cennet görünce kızdı. Sadece yaranın olduğu kısım vardı” sözleriyle Neslihan’ın sözlerini destekledi.

“GÖĞÜSLERİNİ KOMPLE ÇEKMİŞ”
Tüm bu olan bitenden sonra stüdyoya gelen Cennet, “Kocam defalarca ihanet etti. Kaçmadan 2 gün önce birileriyle iletişime geçti. Sözünde durmadı, yine aynısını yaptı. Ben hiçbirini istemiyorum. Hastalığını bahane ederek böyle bir şey yapamaz. Göğüslerini komple çekmiş. Doktor mu kendisi? Doktor önerebilirdi?” dedi.

ENİŞTESİ ÇOCUKKEN İSTİSMAR ETMİŞ!
Cennet, ayrıca ablasının kocasıyla ilgili bir istismar iddiası da ortaya attı. Ablasına “Ben 11 yaşındayken senin kocan beni taciz etti siz niye beni korumadınız? Yanımda durmadınız? Bana nenem sahip çıktı. 13 yaşında yine taciz etti beni.” dedi. Cennet, tacize rağmen boşanmayan ablası Neslihan’a isyan etti. Ablaları Rabia ve Neslihan ise Cennet’in Osman Köse isimli bir erkekle birlikte olduğunu iddia etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜNLÜ komedyen Şahan Gökbakar’ın, Marmaris’te yer alan ve Birinci Derece Doğal Sit Alanı olarak sınıflandırılan villasında yapılan izinsiz güneş paneli ve su deposu inşaatıyla ilgili Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlandı. İddianamede, Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar, Çağrı Özeren ve Osman Bayındır hakkında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu ihlal ve imar kirliliğine neden olma suçlarından 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis cezası istendi.
Mülkiyeti Şahan Gökbakar’ın ortağı olduğu Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait villa ve eklentilerinin yapı kayıt belgeleri, kaçak yapılar nedeniyle 9 Kasım 2022’de MuğlaÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu tarafından iptal edildi. Ardından izinsiz faaliyet olması sebebiyle villanın sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Marmaris Belediye Başkanlığı da yıkım kararlarının alınması ve yapı ilgilisine yıkım tebligatlarının yapılması için uyarıldı.
MAHKEMEDEN ALEYHTE KARAR ÇIKMADI
Marmaris Belediye Başkanlığı, 15 Aralık 2023’te iptal kararının aleyhine Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde dava açıldığını gerekçe göstererek, söz konusu davanın sonucuna göre inceleme ve tespitlerin yapılacağını ve konu hakkında bilgi verileceğini bildirdi. Bakanlık tarafından 21 Aralık 2023’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen resmi yazı ile kanundaki ilgili madde hatırlatılıp söz konusu davaların, konu hakkında yapılması gereken iş ve işlemlerin yürütülmesinde herhangi bir engel teşkil etmediği bildirildi. Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu’nun 9 Kasım 2022 tarihli iptal kararıyla ilgili mahkemelerden bugüne kadar Bakanlık aleyhine yürütmeyi durdurma veya iptal gibi herhangi bir karar çıkmadı.
6 Eylül 2024’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen yazı ile Komisyon’un iptal kararı ile ilgili karşı açılan davalarda iptal ya da yürütmeyi durdurma kararı olmadığı bir kez daha hatırlatıldı. Ayrıca, yıkım işlemlerinin tesis edilmesi için Marmaris Belediye Başkanlığı bir kez daha uyarıldı. Yıkımın, Marmaris Belediyesi tarafından gerçekleştirilmemesi durumunda kanun gereği Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın gerçekleştirmesi gerektiği hatırlatıldı. Gerekli işlemlerin yasada belirlenen süreler içinde gerçekleştirilmemesi durumunda nedenine dair bilgi istendi. Sorumluluklarının yerine getirilmesi için gerekli uyarılar yapıldı.
‘MAKİNE VE EKİPMAN DESTEĞİ VERİLEBİLİR’
İlgili kanunlar gereğinde Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım için destek verebileceği hatırlatıldı. Yıkım için yeterli araç gereç bulunamaması halinde yine kanunlar gereğince makine ve ekipman desteğinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden karşılanabileceği belirtildi. Buna rağmen yıkımın yapılmaması durumunda, yapıların yıkım maliyetlerinin yüzde 100 fazlası ilgili Belediye Başkanlığı’ndan tahsil edilmek üzere Bakanlık tarafından yıkılabileceği hatırlatıldı. Yasal süresi içerisinde yıkım iş ve işlemlerinin ilgili ilçe belediye ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmemesi halinde bakanlığın denetim yetkisinin bulunduğu belirtildi
MÜHÜRLENDİ
Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile Marmaris Belediyesi ekipleri, Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait olan ve ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’nda yer alan yapıda inceleme yapıp, yapı tatil tutanağı düzenleyerek, mesken ile eklentileri mühürledi.
Şahan Gökbakar’ın Marmaris’teki Birinci Derece Doğal SİT Alanı’nda bulunan villasında izinsiz güneş paneli ve su deposu yaptırmasıyla ilgili iddianame hazırlandı. İddianameye göre soruşturma, Muğla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla başlatıldı. Müdürlük, yaptığı suç duyurusunda şüphelilerin Turgut Mahallesi’nde yer alan yapıya izinsiz fiziki ve inşai müdahalede bulunduğuna yer verdi. Söz konusu taşınmazda kaçak olarak beton dolgu üzerine ahşap iskele, taş duvar, bir adet konut yapısı, bir adet depo yapısı, çardak, güneş paneli ve su deposu inşa edildiği vurgulandı.
‘AYKIRILIKLARI BİZ YAPMADIK, SATIN ALDIĞIMIZDA BÖYLEYDİ’
Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar ve Çağrı Özeren’in ifadelerine de yer verilen iddianamede, şüphelilerin; “Biz taşınmanızı 2020’de satın aldık. Aykırılıkları biz yapmadık, satın aldığımızda böyleydi” diye savunma yaptığı hatırlatıldı. Taşınmazın önceki sahibi Osman Bayındır’ın da suçlamayı kabul etmediği ifade edildi.
İddianamede Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar, Çağrı Özeren ve Osman Bayındır’ın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu ihlal ve imar kirliliğine neden olma suçlarından 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Hazırlanan iddianame Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianame kabul edilirse sanıklar önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
54 yaşındaki Combs, geçtiğimiz günlerde çete suçu, seks ticareti ve fuhuş amaçlı taşımacılık suçlamalarıyla tutuklandı. Manhattan’da bir otelde gerçekleşen tutuklamanın ardından, ünlü yapımcı kefaletle serbest bırakılma talebinin reddedilmesiyle halen hapiste bulunuyor. Combs, kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddediyor.
Bu gelişmeler, Diddy’nin uzun yıllardır düzenlediği ünlü partileriyle de bağlantılı görülüyor. Leonardo DiCaprio gibi bazı ünlüler, Diddy ile olan ilişkilerini kestiklerini açıkladı.
Öte yandan, rap yıldızı 50 Cent, Diddy’nin davası hakkında Netflix için bir belgesel dizi hazırlayacağını duyurdu. 50 Cent, bu projenin “önemli insani etkileri olan karmaşık bir hikaye” olduğunu vurguladı.
Combs’un avukatı, müvekkilinin ırkçılık nedeniyle hedef alındığını iddia ederken, belgesel yapımcıları bu olayların hip-hop kültürünün tamamını yansıtmadığını hatırlatıyor.
Bu skandallar, müzik endüstrisinde güç dengeleri ve ünlülerin özel yaşamları hakkında tartışmaları yeniden alevlendirdi. Soruşturma devam ederken, kamuoyu ve müzik dünyası gelişmeleri yakından takip ediyor.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST, Adana Havalimanı’nda devam ediyor.
Festivali gezen “Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisinin oyuncuları Serkan Çayoğlu, Sena Çakır ve Esila Umut, TRT standında düzenlenen etkinliğe katıldı.
Dizinin hayranları, oyuncuları görebilmek için stant önünde yoğunluk oluşturdu.
Etkinlikte oyuncular, imza verdikleri izleyicilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Sena Çakır, AA muhabirine, ilk kez TEKNOFEST’te yer aldığını söyledi.
Festivalin çok büyük bir organizasyon olduğunu belirten Çakır, “Müthiş bir katılım var. İmza etkinliğinden sonra festival alanını gezmeye devam edeceğiz. Seyircilerimize buraya kadar geldikleri için teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da Furkan K. (25), sevgilisinin 2’nci kattaki evinin penceresine vinçle çıkıp evlilik teklif etti. O anlar, çevredekiler tarafından cep telefonuyla kayda alındı.
Kentte yaşayan Furkan K., bir süredir birlikte olduğu kız arkadaşına evlilik teklif etmek için farklı bir yola başvurdu. Kiraladığı vinçle kız arkadaşının evinin önüne giden Furkan K., ışıklarla süslediği sepete binip 4 katlı binanın 2’nci katındaki pencereye ulaştı. Arkadaşları, ellerindeki meşalelerle Furkan K.’ye destek verirken, çalan camı açan genç kızın, sevgilisini gördüğü andaki şaşkınlığı, çevredekilerin cep telefonu kameralarına yansıdı. Çiçek ve yüzükle edilen teklifi kabul eden genç kız, mutluluğunu Furkan K.’ye sarılarak gösterdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST, Adana Havalimanı’nda devam ediyor.
Festivali ziyaret eden “Teşkilat” dizisinin oyuncuları Yunus Emre Yıldırımer, Serdar Yeğin ve Melisa Akman, TRT standında düzenlenen etkinliğe katıldı.
Oyuncular, imza verdikleri hayranlarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Yunus Emre Yıldırımer, AA muhabirine, TEKNOFEST’in çok özel ve gurur verici bir organizasyon olduğunu söyledi.
Festivalde olmaktan mutluluk duyduklarını belirten Yıldırımer, teknolojik gelişmeleri görme şansı bulduklarını anlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eve giren ekipler tarafından Erdal K.’nın doğalgaz borusuna kendini astığını tespit edildi . Haber verilmesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptığı incelemede Erdal K.’nın hayatını kaybettiğini belirledi. Erdal K.’nın cansız bedeni otopsi için Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tarihler 3 Mart 2009’u gösterdiğinde Türkiye bir vahşete tanıklık etti. Lise öğrencisi 17 yaşındaki Münevver Karabulut, sevgilisi Cem Garipoğlu tarafından canice katledildi.

Parçalanmış cesedi Etiler’deki bir çöp konteynerinde bulunan Münevver Karabulut’un katili Cem Garipoğlu, 197 gün firar etti.

Ardından kendi isteğiyle teslim olan caninin 10 Ekim 2014’te intihar ettiği söylendi.

MEZARDAKİ CEM GARİPOĞLU DEĞİL Mİ?
Ancak akıllardaki şüphe hiç bitmedi. Ölen kişinin Cem Garipoğlu olup olmadığı yönündeki iddialar üzerine Karabulut ailesi avukatları aracılığıyla fethi kabir işlemi yapılmasını talep etmişti.

Talebi kabul eden Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Cem Garipoğlu’nun mezarının açılması için Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na talimat verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye ile Özbekistan’daki üniversiteleri buluşturarak iş birliği alanları ve imkanlarınınrektörler düzeyinde görüşülmesini amaçlayan programda Iğdır Üniversitesi RektörüProf. Dr. Mehmet Hakkı Alma da yer aldı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, forumda yaptığı konuşmada, iki ülke arasında kullanılmayan büyük bir potansiyelin olduğunu vurgulayarak Özbekistan’dan Türkiye’ye gelen öğrenci sayısının artırılabileceğini ifade etti.
Özvar, “Özbekistan’dan toplam 7 bin 428 öğrenci üniversitelerimizde öğrenim görüyor. Bu öğrencilerin en yoğun bulunduğu bölümler işletme ve tıp programları. Ayrıca, 17 Özbek uyruklu akademisyen Türk üniversitelerinde görev yapıyor” dedi. İki ülkenin eğitim alanındaki iş birliğinin genişleyeceğini belirten Başkan Özvar, Türk-Özbek Üniversitesinin kurulacağı duyurarak Türkiye’nin sahip olduğu akademik tecrübenin, başta mühendislik ve bilişim olmak üzere birçok alanda Özbekistan ile paylaşılacağını ve bu iş birliğinin ülkeler arası ilişkileri derinleştireceğini kaydetti. Rektör Alma: Özbekistan’daki Pek Çok Üniversite ile İkili Anlaşmalar İmzaladık Programa katılan Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Hakkı Alma da yaptığı değerlendirmede Türkiye ile Özbekistan’ın dil, tarih ve kültürel bağlarla birbirine sıkı sıkıya bağlı iki dost ve kardeş ülke olduğunu anımsattı.

İki ülke arasındaki eğitim iş birliğinin bu tarihî ve kültürel bağlar temeline inşa edildiğini belirten Rektör Alma, “Iğdır Üniversitesi olarak uluslararasılaşma misyonumuz doğrultusunda Orta Asya’daki kardeş ülkelerle ilişkilerimizi derinleştirmeyi önemsiyoruz. Bu forum da bizim için oldukça verimli oldu. Programa katılan kardeş ülke Özbekistan’daki 25 üniversiteden pek çoğu ile ikili iş birliği anlaşmaları imzaladık. Iğdır ile Özbekistan arasında bilim köprüleri kurmanın mutluluğu içerisindeyiz” diye konuştu. Etkinlikte “Sürdürülebilir Kalkınma: Yükseköğretim Kurumlarının Yeni Gündemi”, “Yükseköğretimin Dönüşümü: Dijitalleşme ve Yapay Zekâ”, “Yüksek Teknoloji Odaklı Kalkınma: Mühendislik Eğitiminin Rolü” gibi konu başlıklarında uzman rektörlerin düşünce ve deneyimlerini içeren sunumlar ve oturumlar gerçekleştirildi. Programın ikinci gününde ise üniversiteler arası görüşmelerin yanı sıra iş birliği anlaşmalarının imza törenleri yapıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tebessüm ettiren olay Manisa’da meydana geldi.

9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Şerife Karaman, hemşire olan babası Şevket Karaman’ın 2011 yılından beri görev yaptığı Alaşehir Devlet Hastanesi’ne atandı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kızının ilk gününde onunla birlikte acil serviste görev yapan Şevket Karaman, büyük mutluluk yaşadığını söyledi.

“O ZAMANDAN BERİ HAYAL EDİYORDUK”
Karaman, “2011 yılından beri Alaşehir Devlet Hastanesi’nde görev yapıyorum. Kızım 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirip doktor olduktan sonra, aynı hastanede, aynı serviste görev yapıyoruz.

Bu benim için çok gurur verici, herkese nasip olsun inşallah. Duygular tarif edilmez, yaşanarak daha güzel. Çok mutluyuz” ifadelerini kullandı. Doktor Şerife Karaman ise “Bu sene 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Eylülde yapılan kurada Alaşehir Devlet Hastanesi çıktı. Babam 13 yıldır Alaşehir Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde çalışıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İddiaya göre, kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından sabah saatlerinde bir galeriye silahlı saldırı düzenlendi. Saldırının ardından şahıslar geldikleri siyah renkte araçlarıyla olay yerinden kaçtı.

Çevredeki vatandaşlar tarafından polis ekiplerine haber verilmesi üzerine, olay yerine çok sayıda polis ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi. Olayda ölen veya yaralanan olmazken, mermilerin isabet ettiği dükkanda maddi hasar meydana geldi.


Olayı gerçekleştiren şahısların galeri önüne araçla gelmeleri ve silah seslerini duyan vatandaşların kaçışmaları bir işyerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Polis ekipleri silahlı saldırı olayını gerçekleştiren şahısları yakalamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“HASAN BENİ VE AİLEMİ TEHDİT ETTİ”
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla gözaltına alınan şüpheliler mahkemede olayı tek tek anlatttı. Silah kullanan ise itiraf etti. İşte şüphelilerin mahkemede anlattıkları. Olayda silah kullanan Ozan Dalmaz; “Müşteki Serhat Akın’ı vurmamı isteyen kişi Hasan isimli şahıstır. Aralarında ne gibi bir alıp veremezlik var bilmiyorum. Ancak benim Serhat Akın’dan bir alıp veremezliğim olmadığı gibi kendisini de tanımıyordum bile. Benim bu iş karşılığında herhangi bir menfaatim yoktur. Hasan beni ve ailemi tehdit ettiği için bu işe girdim. Sonraki para olayından benim sonradan haberim oldu. Osman bana dışarı çıkıp geleceğini söyledi ve dışarı çıktı. Kimden ne kadar para aldı bilmiyorum, ancak para aldığından eminim. Hasan, bana ve Osman’a harçlık diye göndermiş. Ben Osman dan 150.000 TL aldım” ifadelerini kullandı.

“2 3 EL ATEŞ ETTİM ÖLDÜRMEK İSTEMEDİM”
Osman ile beraber motosikleti temin etmek üzeri bir konuma gittik diyen Ozan Dalmaz; “Orada tanımadığımız şahıslar hem motosikleti hem de silahı verdiler. Bir tane silah verdiler. Kaskın bir tanesini de onlardan almıştık. Bir tanesi de dayımın oğlundan almıştım. Kendisine motosikletle Kadıköy’ de gezeceğimizi bu sebeple kaskıma ihtiyacımız olduğunu söyleyerek ödünç olarak almak istedim. Muhammet in bu olaydan kesinlikle haberi yoktur. Keşfe Osman ile birlikte gittik. Başka kimse yoktu. Olayın olduğu gün ise, Osman ile beraber motosikletle olay yerine gittik, motoru Osman kullanıyordu, bir müddet orada Serhat Akın’ın çıkmasını bekledik. Hatta oradan sıkıldığımızdan gitmek istediğimizi ve bu işi yapmayacağımız Hasan’a söyledik. Ancak o, işin ciddiyetinin farkında değilsiniz diye bizi tehdit etti. Bir müddet sonra Serhat Akın çıkınca onu yaralamak için bacaklarına hedef alarak 2-3 el ateş ettim. Amacım kesinlikle öldürmek değildi. Sonrasında Eyüp isimli korsan taksicilik yapan Eyüp’ü çağırdım. Şile ye Eyüp ile beraber gitmeyi planlıyordum, ancak planı sonradan değiştirdiğim için Eyüp’ü geri gönderdim. Eyüp ün bu olaydan kesinlikle haberi yoktur. Muhammet den aldığım kaskı ona teslim ettim. Olay bu şekilde meydana gelmiştir, başkaca söyleyeceğim bir şey yoktur. Para getiren şahsın kim olduğunu bilmiyorum, olayı Osman ile birlikte gerçekleştirdik, diğerleri masumdur” dedi.
“BİZE MOTOR TESLİM ETTİLER KABLO İLE ÇALIŞTIRDIK”
Olayda motor kullanan Osman Mukan ise ifadesinde; ” Ben Ozan’ in. Serhat Akın’ a pusu kuracağını ve onu vuracağını kesinlikle bilmiyordum. Olay günü Ozan beni arayarak buluştuk ve beraber Pendik Çınardere tarafina motosikleti teslim almaya gittik. Bize motosiklet ile bir tane kask verdi, silah verdiğini görmedim. Motosikletin plakası yoktu ve anahtarı da yoktu, kablo ile çalıştırdık. Akabinde motoru ben kullanırken Ozan ile beraber Kartal’a geçtik. Ozan gözüne başka bir motosiklet kestirdi ve plakasını ondan çalarak sürdüğümüz motosiklete taktı. Öbür kaskı ise Ozan dayısının oğlu olan Muhammet den almış. Ardından Beykoz’a Ozan’a atılan konuma geldik ve beklemeye başladık. Niçin beklediğimizi bilmiyorduk, ben Hasan’ı tanıyorum, ancak bir bağlantım yoktur, kendisinde de herhangi bir tehdit almadım. Ozan’ ın da yanında bulunduğum süreç zarfında Hasan’ dan herhangi bir tehdit aldığına da şahit olmadım. Ozan ile telefonda görüştüğü şahıs arasında bir para meselesi geçtiğini biliyorum ancak tam olarak ne konuştuklarını bilmiyorum. Bir müddet sonra orada bulunan ford marka aracın içinden Ozan ile konuşan şahıs müştekinin çıktığını haber verince, Ozan silahını eline alarak müştekinin yanına doğru gitti, 3 el ateş etti, tam olarak nereyi hedef alarak sıktığını bilmiyorum. Sonra motoru aldığımız yere Ozan ile birlikte gittik ve teslim ettik. Sonrasında İriş bizi Pendik ten alarak Tuzla Aydınlı’ ya götürdü, hep birlikte orada alkol aldık. Ozan bana bir şahsın para getireceğini, bu parayı alıp kendisine getirmesini benden rica etti. Ben de giderek beyaz bir jip ten tanımadığım şahıstan çanta içinde parayı aldım parayı saymayarak aldım. Sonra ben bu paradan 100.000 TL komisyon aldım. Ozan bana bu parayı verdi. Gerisini kendisi aldı. Ben kesinlikle Ozan’ ın böyle bir olaya karışacağından haberim yoktu, sizlere yemin ederim benim bu olayla bir alakam yoktur.” Diye ifade everdi.

“OSMAN BİR ARA GİDİP 250 BİN LİRAYLA GELDİ”
İriş Torun ise verdiği ifadede; “Benim bu olaylarla hiç bir alakam yoktur. Olay günü gece 01:00 sıralarında Ozan beni arayarak bulunduğu yerden Osman ile birlikte kendisini almamı istedi. Ben de taksi şoför değişim saati olduğunu söyleyerek diğer şoförü de alıp, Tuzla sahilde bulunan bir mekana gittik. Orada ben, Ozan, Osman üçümüz beraber alkol aldık. Şüpheli bir durumları yoktu. Ancak kasklarını görmüştüm, silahı gece içerken masada gördüm. Öğlen saat 13:00 sıralarında Osman bir ara dışarı çıktı, geri geldiğinde yanında 250.000 TL. para vardı, hatta parayı ben saydım. Bu parayı Ozan mı Osman mı ayarladı bilemiyorum. Ben bu paranın nereden geldiğini sorduğumda Ozan bana “Adam vurduk, onun parası” diye şaka yollu söyledi” dedi.

“30 40 YAŞLARINDA SAKALLI BİRİ BANA PARAYI TESLİM ETTİ”
Olayda Parayı şüphelilere elden teslim eden Yunus Görecek ise verdiği ifadede şunları söyledi; Cüdi Şahin lakaplı Hasan’ı 2016 dan bu yana tanırım. Olaydan bir sonraki gün Hasan görüntülü arayarak “Bir tek sana güvenebilirim, bir para mevzusu var, sana tarif edeceğim konumdan parayı alarak ödemeye yap” dedi. Benden rica etmesi üzerine ben de onu kırmadım. Hadımköy de bulunan bir yere tarif ede ede gitmemi sağladı. Ora da beyaz bir araçtan 30-40 yaşlarında sakallı bir şahıs elinde para ile indi. Ben o sırada halen Hasan ŞAHİN ile görüntülü konuşuyordum. Diğer şahısla Hasan’ı görüntülü görüştürdükten sonra şahıs bana parayı teslim etti. Ardından tekrar Hasan’ in tarif ettiği yere giderek tanımadığım bir şahsa hem dolarları hem de poşetteki Türk Lirasını teslim ettim. Bu eylemim karşılığında Hasan’dan 5000 TL para ve benzin masrafi olarak da 1200 TL vermiş oldu. Toplamda 6200 TL aldım. Ancak bu paraları ne için hangi sebeple verdiğimi bilmiyordum. Müşteki Serhat Akın’ ın vurulduğundan kesinlikle haberim yoktu” dedi.
“BEN KORSAN TAKSİCİYİM ARADILAR GELDİM”
Olayda gözcülük yaptığı öne sürülen taksici Eyüp Üzer ise ifadesinde; “Ben uzun yıllardır korsan taksicilik yaparım. Keşif yaptığım iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. Diğer şüphelilerden hiç birisini tanımıyorum. Beni bir şahıs kullandığım telefondan arayarak taksi istediğini söyledi, ben de durağı aramasını söyledim. Akabinde yakın bir yerde olduğunu öğrendiğim için attığı konuma gittim. İsmini sonradan bu olay sebebiyle öğrendiğim Ozan isimli şahsı alarak Kavacıkta ki tarif ettiği yere gittim. 1000 TL taksicilik ücretini kendisinden aldım ve bir müddet tarif ettiği yerde bekledim. Ücreti nakit aldığım için kendisini yaklaşık 1,5-2 saat kadar bekledim. Bir süre sonra telefonlarımı açmayınca gelmeyeceğini anladım. Sonrasında kendisi ile yüz yüze temas kurmadım. Ben kesinlikle herhangi bir maske veya silah temini yapmadım, bana iftira atılmaktadır, benim bu şahıslarla herhangi bir alakam yoktur.” Dediği öğrenildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yangın sırasında gökyüzünü yoğun duman kapladı.

İtfaiye ekiplerinin yangına müdahalesi sürüyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Müge Anlı ilklere imza atmaya devam ediyor.

Sevtap Küçükbinar 30 yıldır hiç görmediği annesini bulmak için Müge Anlı ile Tatlı sert programına katıldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Annesini arayan Sevtap hikayesini şu şekilde dile getirdi;

“BEN BABAANNEMİ ANNEM BİLEREK BÜYÜDÜM”
1992 yılında annem Taliha, babam ve ablası aynı iş yerinde çalışıyorlarmış Yenibosna’da. Annem ve babam 2 yıl boyunca sevgiliymiş daha sonra bana hamile kalmış bunu altı aylıkken fark etmişler ama bu hamileliği istememiş.

Babaannem de çocuğu 6 aylıkken aldıramayız sen doğur ben büyüteceğim demiş annem de beni doğurduktan sonra teyzemle beraber kirli bir battaniyeye sararak babaannemlerin kapısına bırakmış. Daha sonra ben babaannemi annem bilerek büyüdüm ama dedeme dede derdim. Amcama baba derdim. Babam da bizimle aynı evdeydi ama aramızda hiçbir zaman o duygusal bağ oluşmadı iki yabancı gibiydik birbirimizle konuşmazdık bile…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “İsrail’in Lübnan’a kara saldırısı başlatarak bu ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmesi, hukuksuz bir işgal girişimidir. Bu saldırının bir an önce sona ermesi ve İsrail askerlerinin Lübnan topraklarından çekilmesi gerekmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Saldırının, sadece bölge ülkelerini değil, bölge dışı ülkelerin de güvenlik ve istikrarını hedef aldığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bu tehlikeli işgal girişimi sonucunda yeni bir göç dalgasının ortaya çıkması ve tüm dünyada aşırıcıların zemin kazanması kuvvetle muhtemeldir. Bu gelişmelerin İsrail’e siyasi destek ve silah sağlayan ülkeleri de etkileyeceği unutulmamalıdır.”
BMGK’YE ÇAĞRI: SALDIRIYA KARŞI GEREKEN ÖNLEM ALINMALI
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin, uluslararası hukukun gereğini yapması ve Lübnan’ın işgaline yönelik bu saldırıya karşı gereken önlemleri alması gerektiği ifade edilen açıklamada, İsrail tarafından işlenen her suçun, “uluslararası hukuka ve BM Şartı’na indirilen bir darbe” olduğu vurgulandı.
Açıklamada, bölgede sükunetin tesisi için atılması gereken başlıca adımın “Gazze’de acil ve kalıcı ateşkesin sağlanması” olduğuna dikkat çekilerek Gazze’ye barış getirilmesinin tüm insanlığın sorumluluğu olduğu hatırlatıldı.

İSRAİL’İN LÜBNAN’A ŞİDDETLENEN SALDIRILARINDA 1273 KİŞİ ÖLDÜ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 1273 kişi öldü.


Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü. Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden oldu. Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye 10 binlerce kişinin göç ettiği belirtiliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Korkutan olay dün İstanbulÇatalca’da meydana geldi.

Edinilen bilgilere göre, öğleden sonra ormanlık alana mantar toplamak için giden 82 yaşında ki Hüseyin Güven bir daha geri dönmedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yaşlı adamdan haber alamayan endişeli aile Jandarmaya ihbarda bulundu.

YERDE KALMIŞ HAREKET EDEMEMİŞ
yapılan ihbar üzerine bölgeye Jandarma, İtfaiye, AFAD, MAG AME, NESAR Silivri Belediyesi arama kurtarma ekipleri ve çok sayıda gönüllü arama kurtarma çalışmalarına katıldı.

Gece boyu aralıksız devam eden ve yaklaşık 16 saat süren arama çalışmaları sonucunda, saat 10.00 sıralarında ormanlık alanda düştüğü yerde bulundu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sık sık imaj değiştirmesiyle ve estetikleriyle gündeme gelen Ceylan, şu sıralar sahnede ilginç dansıyla konuşuluyor.
SAHNE DANSINA YORUM YAĞDI
Önceki gün de bir düğünde sahne alan ünlü şarkıcı, yine sahnede coştu.
Davulun sesini duyar duymaz oynamaya başlayan Ceylan’ın sahnedeki ilginç dansı olay oldu.
Ceylan’ın sosyal medyada gündem olan dansına yorum yağdı.
Ünlü isim, bu yaz lüks teknesiyle yaptığı tatille de çok konuşulmuştu.

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekranların en popüler isimlerinden Hande Erçel, sosyal medya paylaşımlarıyla gündemden düşmüyor.
Bir süredir Hakan Sabancı ile aşk yaşayan ünlü isim şimdi de son pozlarıyla dikkat çekti.
ESKİ GÜNLER
Erçel, göğüs dekolteli kırmızı büstiyeri ile araba içerisinde poz verdi. Erçel, paylaşımına “Eski günlerdeki gibi” notunu düştü.
Ünlü ismin sosyal medya hesabından peş peşe paylaştığı kareleri kısa sürede beğeni ve yorum yağmuruna tutuldu.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlülerin modacısı Gülşah Saraçoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden sesini duyurmaya çalıştı.
Uzun yıllardır takıntılı bir kişi tarafından takip edildiğini söyleyen Saraçoğlu, ‘Can güvenliğim yok’ diyerek yardım istedi.
TEHDİT, ŞANTAJ VAR
Saraçoğlu, gittiği otellerde de bu kişi tarafından takip edildiğini, mesaj yoluyla tehdit edildiğini ve yakınındaki kişilerin de saldırıya uğradığını dile getirdi.
Son olarak bir ödül töreni için Kıbrıs’a giden ünlü modacı, çektiği videoda şunları söyledi:
“RUH HASTASI”
”Ruh hastası bir sapıkla mücadele ediyorum. Ben ve benim gibi bir sürü insana musallat olan sahte numaralardan mesajlar atan, tehditlerde şantajlarda bulunan para isteyen onu yap bunu yap diyen ve bunlara maalesef boyun eğen kurbanları da var.
“ÇAKTIRMADAN YAPIYOR”
Ben eğmeyenlerdenim. Kıbrıs’a gidip ödülümü aldım. Gece bitti. Bulunduğum katın bir üst katında karşımda elinde bavuluyla elinde telefonuyla beni tehdit ederek hakaret ederek bunu da çaktırmadan yapıyor. Böyle bir korku yaşadım, çocuğum vardı odada. Bu korkuyla hemen Kıbrıs’ı terk ettim.”
Ünlü modacı, polis çağırmak için otel görevlilerine başvurduğunu ancak olayın üstünün kapatıldığını vurguladı.
Saraçoğlu, bu açıklamalarının ardından ise ”Can Güvenliğim Yok” yazan bir görsel paylaştı.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pop müziğin kraliçesi Ajda Pekkan, Efes Antik Tiyatro’da düzenlenen konserine geç kaldı.
GEÇ KALDI
Normalde geç kalmayı hiç sevmeyen, her şeyi planlı olan ünlü şarkıcı 21.00’deki konserine saat 22.00 olmasına rağmen başlamayınca yuhalama sesleri yükselmeye başladı.
Pekkan, yaşadığı teknik aksilikler nedeniyle konser alanına geç gelebildi. Trafik sıkışıklığı ve sahne hazırlıkları gibi problemler konserin bir saatten fazla gecikmesine neden oldu.
Seyirciler bu durum karşısında sabırsızlanırken, bazı kişiler konser alanını terk etti. Gecikme saati uzadıkça, izleyicilerden gelen tepkiler de büyümeye başladı. Pek çok seyirci sosyal medyada yaşanan aksaklıklarla ilgili yorumlar yaptı.
“BENİM YÜZÜMDEN”
Saatler süren bekleyişin ardından Ajda Pekkan, sonunda sahneye çıkarak hayranlarını selamladı. Pekkan, “Değerli alkışlarınız için çok ama çok ama çok teşekkür ederim. Efendim kusura bakmayın bu akşam neler çektiğimi bir bilseniz. Yemin ediyorum ben hiç böyle tahmin etmedim. Böyle yerlerin tabii ki ön provası yapılamıyor mesafeler açısından. Sizlerin yüzünüzden demeyeceğim ama benim yüzümden sizler de çok beklediniz biliyorum bu yüzden çok özür diliyorum.” ifadelerini kullandı.
NEZAKET DERSİ VERMİŞTİ
Geçtiğimiz ay Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşan Ajda Pekkan, protokolde oturan kişiler ayaklanmaya başlayınca çok sinirlenmiş ve nezaket dersi vermişti.

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Küçük’e ilk müdahale olay yerinde mahalle sakinleri tarafından yapıldı. Ardından ise olay yerine gelen 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı. 3 çocuk babası Abdullah Küçük doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

GÖZYAŞLARINA BOĞULDU
Abdullah Küçük’ün cenazesi Adlı Tıp Kurumu otopsi işlemlerin ardından Elmalı ilçesinde gözyaşları içinde toprağa verildi. Yaşanan olayın ardından vatandaşlar tarafından çok sevildiği öğrenilen Abdullah Küçük ve ablası Zühre Çetin’in iki gün ara ile hayatını kaybetmesi ailesini ve ilçe halkını derin üzüntüye boğdu. Jandarma ekipleri yaptığı çalışmada kazaya neden olan sürücü A.B.’yi kısa sürede belirledi.Mahalleye ekmek getirdiği öğrenilen sürücü ekipler tarafından gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kavacık Mahallesi, Şehit Teğmen Ali Yılmaz Sokak’ta geçtiğimiz gün sosyal medya platformunda yayınlanan spor programından çıktığı sırada silahlı saldırıya uğrayan eski futbolcu Serhat Akın’a, 2 sol, 1 sağ ayak olmak üzere 3 mermi çekirdeği isabet etti.

Silahlı saldırı sonucu yaralanan Serhat Akın, Ataşehir’deki özel bir hastaneye kaldırıldı. Akın’ın hastanedeki ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi, genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Eski milli futbolcunun servisteki takibi sürerken, sol ayağı parçalı kırık nedeniyle alçıya alındı.

TUZLA’DA SAKLANDIKLARI ADRESTE YAKALANDILAR
İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler Serhat Akın’ı hedef alan şüphelilere yönelik çalışmalarında bölgedeki güvenlik kameralarına ait görüntüleri didik didik inceledi.

Yapılan çalışmalarda bir aracın saldırganı olay yerine getirdiği belirlendi. O aracı kullanan kişi gözaltına alındı. Ardından saldırganın olayı yaptıktan sonra kaçtığı motosiklet tespit edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Menemen soğanlı mı olur soğansız mı?” tartışmasıyla hafızalara kazınan gastronomi yazarı Vedat Milor yeni sorusunu gündeme taşıdı.

Milor, sosyal medyayı yine ikiye bölecek yeni bir tartışma başlattı. Instagram hesabından “Menemeni siz nasıl seversiniz?
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Tercihiniz nedir?” notuyla bir video paylaşan Milor şunları söyledi: “Bugün tarihi bir gün.

Eşim menemen yapmayı öğreniyor. Fatma Hanım yaptı. Soğanlı mı soğansız mı?

Kuru soğan var, taze soğan var dereotu var, maydanoz var. Bir yumurta, bol domates. Ekmek yemiyoruz, modaya uyuyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eylül 2022’de aile arasında düzenlenen törenle evlilik yolunda ilk adımı atan Mert Öcal (42) ile kendisinden 15 yaş küçük Sude Burcu’dan bugün müjde geldi.

“TATLI BİR HEYECAN…”
Mert Öcal, geçtiğimiz günlerde ‘Çok heyecanlıyım, düğün hazırlıkları hızla devam ediyor. Her şeyin kusursuz olması için elimizden geleni yapıyoruz. Biraz stresli ama bu tatlı bir heyecan” demişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ÜNLÜ ÇİFT BUGÜN EVLENDİ
Bir süredir birlikte olan ünlü çift, bugün evlendi.

İşte Mert Öcal ve Sude Burcu’nun düğününden ilk kareler!

İşte Mert Öcal ve Sude Burcu’nun düğününden ilk kareler!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazada kamyonetten dışarı savrulan sürücü Oktay Tozlu ile Muhammer Öztürk (38) olay yerine hayatını kaybetti. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bilim insanları tarafından 2023 yılı Ocak ayında keşfedildiği günden beri gökyüzü meraklılarınca heyecanla beklenen C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızı, Türkiye semalarında görülmeye başlandı. Yaklaşık 80 bin yıllık yörünge periyodu hesaplanan C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızı, Cuma gününden itibaren gün doğumundan önce doğu ufkunda dürbün ve teleskoplarla gözlemlense de Güneş’e çok fazla yakın olması nedeniyle birkaç gün sonra tekrar çıplak gözle izlenebilecek. Ayrıca bazı bilim adamlarının öngörülerine göre 8-13 Ekim tarihinde Güneş’e en yakın konumuna gelecek olan kuyrukluyıldızın Güneş’in sıcaklığı ve Güneş rüzgarları nedeniyle çok fazla ısınıp parçalanma ihtimali de bulunuyor. Şayet kuyruklu yıldız parçalanmaz ise sonrasında Ekim ayı ortasından itibaren günbatımından sonra batı ufkunda tekrar gözlemlenecek.

Geçen yıl keşfedilen ve dört sabah boyunca gün doğmadan hemen önce gözlemlenen C/2023 A3 kuyruklu yıldızı, hızla Dünya’ya yaklaştığı anlara tanıklık etmek isteyen Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu ve arkadaşı Sinan Kendirci, hayatları boyunca bir kez şahit olacakları bu doğa olayını görüntüleyebilmek için gece boyunca Kastamonu’da nöbet tuttu. Işık kirliliği olmayan bölgelerden dürbün veya küçük bir teleskopla dahi seyredilebilen kuyruklu yıldızı çekebilmek için saatler öncesinde hazırlıklarını yapan Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu ve arkadaşı Sinan Kendirci, verilen koordinatları teleskopa girerek kuyruklu yıldızı incelediler.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kastamonu’nun Sapaca köyü yol ayrımında tarla üzerinde hazırlık yapan Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu ve arkadaşı Sinan Kendirci, kuyruklu yıldızın görülmeye başlamasıyla birlikte özel ekipmanlarla çekimlerini yaparak 80 bin yılda bir görülen bu doğa olayına şahitlik ettiler.

“80 BİN YILDA BİR…”
Kastamonu’dan kuyruklu yıldızı gözlemleyen Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu, “Bugün C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızını gözetlemek için buraya geldik. Yaklaşık 80 bin yılda bir gözüken ATLAS kuyruklu yıldızının Güneş’in etrafındaki turunun en büyük açıklık gününde kuyruk yıldızı görüntülemeye çalıştık. Çıplak göz ile göremedik ama teleskop ile görmeyi başardık. Şu anda bu kuyruklu yıldızı ülkemizde ilk çeken astrofotoğrafçılardan birisi olduğumuzu düşünüyorum” dedi.

Kuyruklu yıldızların Güneş’in çevresinde dönen kaya parçaları olduğunu söyleyen Helvacıoğlu, “Birkaç kilometrelik kaya parçalarıdır. Bu kaya parçaları, Güneş’e yaklaştıkları zaman içerisindeki toz ve gazı püskürterek kuyruk haline geliyor ve bizler bunu kuyruklu yıldızlar olarak adlandırıyoruz. C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldız geçen yıl keşfedildi ve bu yıl Güneş’e yakın konuma geldi. C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızı, periyodik olmayan bir kuyruklu yıldızdır. Bu nedenle 80 bin yıl gibi uzun bir yörüngeye sahip.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı, Şerif Gören’in ise yönetmen koltuğunda oturduğu Yol filmi, 1981’de çekildi. Film vizyona girdiğinde büyük beğeni kazandı.
Türk Sineması’nın önemli yapımları arasına kısa sürede girmeyi başardı. Filmde Seyit karakterini canlandıran ve aramızdan ayrılan oyuncu Tarık Akan’ın atı vurma sahnesi var ki; izleyince etkilenmemek elde değil.
Tarık Akan’ın yazdığı Anne Kafamda Bit Var kitabında anlatıyor. Akan,atı vurmak istemediğini söyledi. Önce ata bir iğne yapıldığını, at biraz gittikten sonra düşüp bayılacak ve kendisi atın kafasına tek kurşun sıkacaktı. Senaryo bu şekildedir fakat Tarık Akan buna asla cesaret edememiş.
Gerisini yazdığı kitaptan okuyalım;
“BAŞÇAVUS BİR KURŞUNDAN FAZLA VERMİYORDU”
“Atı vuracağım sahne çekilirken, hayvancığa uyuşturucu iğne yapıldı. At yere yığıldı. Yakın planların hepsi çekildi: Donmuş bir el, ateş edemeyen bir el, ısıtılmaya çalışılan bir el ve atın yakın planları böylece aradan çıktı. Sıra öldürme planının çekimine gelmişti. Kamera uzağa gitti, genel bir plan çekilecekti. Silah elimdeydi ve içinde bir tek kurşun vardı. Başçavuş bir kurşundan fazla vermiyordu. Şerif Gören, “Kamera!” diyecekti ve ben kısa bir süre sonra atın kafasına bir kurşun sıkacaktım. Karların ortasında ben ve yerde yatan atım trajik bir şekilde yerlerimizi almıştık.”


Sayfa: 176
“YAPAYACAĞIM ŞERİF, STOP”
Tarık akan o etkileyici sahneyi şöyle anlatıyor;
Kamera uzakta hazırlanırken at gözlerini açıp bana yalvarır gibi baktı. Kafasını kaldırmak istedi. Sanki bana doğru gelmek istiyormuş gibime gelmişti. Bu arada Şerif Gören, “Kamera!” diye bağırdı.
Bekledi. Burada tabancamı çekmeli ve kurşunu atın kafasına sıkmalıydım. Ama yapamıyordum işte.
“Ateş etsene! Ateş et!” diye bağırdı Şerif.
“Yapamayacağım Şerif, stop!” diye seslendim.

YILMAZ GÜNEY ARAYA GİRİYOR
Tarık Akan atı vuramayınca Yılmaz Güney’in yeğeni araya girip görevi üstleniyor ve sahneler onunla tekrar çekiliyor. Lakin at ölmüyor, başçavuş da başka mermi vermeyince ortalık karışıyor ve Tarık Akan başçavuşun yakasına yapışıyor. Uzun uğraşlar sonucu ikna edilen başçavuşun verdiği mermiyle at öldürülüyor ve sahnenin çekimi bitiyor. Filme dikkatlice bakarsanız atı vuranın sadece eli görünüyor ve yüzü saklanıyor.
Ergül Tosun
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altan Gencebay, bir süredir aşk yaşadığı sevgilisi Berna Arduç ile dünyaevine girdi.
Çift, Beykoz’daki bir mekânda hayatlarını birleştirdi.
Nikâha Orhan Gencebay’ın katılmadığı öğrenildi.
Sevim Emre; konuyla ilgili olarak; “Orhan bey ile nikâhtan haberimiz yoktu. Sade bir törenle evlenmişler” dedi.
Altan Gencebay’ın, Eda Edgül ile evliliğinden 23 yaşında Orhan Efe adında bir oğlu var.
Altan Gencebay, eşiyle yer aldığı fotoğraflarını; “Sağlıkla, huzurla, mutlulukla, saygıyla ve sevgiyle nasip olan kısmetimizle, her şeyin hayırlısı ve kolayıyla nice güzel günleri yaşamak dileğiyle sevgilim” mesajıyla yayımladı.
Orhan Gencebay’ın oğlu Altan Gencebay, Azize Gencebay ile evliliğinden dünyaya geldi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>32 yaşındaki sporcu, olimpiyatta kadınlar, 10 metre havalı tabancada gümüş madalya kazanmıştı. Sakin tavrı, tel çerçeveli atış gözlüğü ve beyzbol şapkasıyla birleşince dünya çapında bir internet fenomeni haline dönüştü.
SpaceX’in kurucusu Elon Musk gibi ünlülerden övgü aldı. Musk, o dönemde sosyal medya platformu X’te; “Bir aksiyon filminde rol almalı. Oyunculuk gerekmiyor” şeklinde bir yorumda bulunmuştu.
Seul merkezli eğlence firması Asia Lab’ın sözcüsü, cuma günü AFP’ye yaptığı açıklamada Kim Yeji’nin küresel film projesi ‘Asya’nın yan kısa dizisi ‘Crush’ta bir suikastçıyı canlandıracağını açıkladı.
Şirketten yapılan ayrı bir açıklamada, Kim Yeji’nin Hintli oyuncu ve fenomen Anushka Sen ile birlikte rol alacağı belirtildi. Ayrıca; “Kim Yeji ve Anushka Sen’in muhteşem bir ikiliye dönüşmesinden doğacak potansiyel sinerjiye” tanık olmaktan heyecan duydukları ifade edildi.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Nevra Serezli “Oscar’lık Sahneler” projesinin onur konuğu olarak geceye katıldı.
Gecede İrem Derici, ‘A Star is Born’ filminden Lady Gaga’nın söylediği ‘Shallow’ parçasını yorumladı.

Charlie Chaplin’in ‘Diktatör Konuşması’nı yapan Gürgen Öz’ün performansı seyirciden yoğun alkış aldı. Selen Öztürk ‘Show Must Go On’u, Tuana Yılmaz ‘Breakfast at Tiffany’s filminde Audrey Hepburn’ün söylediği ‘Moon River’ parçasını yorumladı.
REKLAM
Ayrıca İpek Açar, ‘Take the Lead’ filminin ikonik sahnesiyle Fırat çelik ve Yağmur Yüksel, Judy ve Rita Hayworth rolüyle Zeynep Atılgan, ‘Kadın Kokusu’ filminin ikonik tango sahnesiyle, Lilya İrem Salman ve Cihan Nacar, ‘Elvis’ rolüyle Can Aslantuğ, ‘Barbie’ rolüyle Yağmur Yüksel gecenin ilgi gören performanslarına imza attılar.

Müzikal oyunculardan oluşan ensemble ve Emil Tan Erten yönetiminde 17 kişilik Hollywood orkestrası da seyirciden tam not aldı.
‘Dirty Dancing’, ‘Wizard of Oz’, “Breakfast at Tiffany’s”, “Schindler’s List”, ‘Scent of a Woman’, ‘Pulp Fiction’ gibi her biri kült olmuş filmlerden titizlikle seçilen sahnelerin repertuvarda yer aldığı “Oscar’lık Sahneler” projesi ayakta alkışlandı.

Proje, “Hande Bizi Sezen’e Götür-Senfonik” projesinin de mimarı Nurcan Karaca’ya ait. Yönetmen Uğur Babürhan, görsel içerik yönetmeni Coşkun Turgut, koreograf İzmir Tenim.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Bahar: Kalbini Dinlemeye Var Mısın?‘ın kadrosunda; Demet Evgar (Bahar), Buğra Gülsoy (Evren), Mehmet Yılmaz Ak (Timur), Büşra Pekin (Süreyya), Ecem Özkaya (Rengin), Elçin Afacan (Eylem), Füsun Demirel (Gülçiçek), Elit Andaç Çam (Çağla), Demirhan Demircioğlu (Aziz Uras), Nil Sude Albayrak (Seren), Alisa Sezen Sever (Umay), Hasan Şahintürk (Reha), Sena Mia Kalıp (Parla) ve Hatice Aslan (Nevra) gibi birbirinden başarılı isimler yer alıyor.
‘Bahar: Kalbini Dinlemeye Var Mısın?’ın başrol oyuncuları, yeni sezon öncesinde heyecanlarını, duygu ve düşüncelerini paylaştı.

DEMET EVGAR
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
Çok heyecanlıyız, hikâyemizi çok özledik. Birbirini bu kadar seven, rengarenk bir ekiple bir arada olmak her işte nasip olmuyor. Birlikte yaratımda olmayı ben çok özledim, hikâyemizi yeniden izleyicilerle buluşturacağımız için çok mutluyum.
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
Hikâyeyi okuyunca ses getireceğini seziyordum, yönetmenimiz Neslihan ve ekibiyle tanışınca, bölümleri çekmeye başlayınca ne kadar doğru bir karar verdiğimi de gördüm. ‘Bahar’, aslında bildiğimiz, etrafımızda gördüğümüz, çok tanıdık bir kadın. Bu sebeple çok gerçek bir hikâyesi var. Bu kadar benimsenmesinin en büyük nedenlerinden biri de bu. Biz de bunu daha iyi yansıtabilmek adına tüm sahnelerde o gerçek duyguların peşindeyiz; nasıl daha hakiki bir hale getirebiliriz, nasıl daha fazla ete kemiğe büründürebiliriz ve önümüze çıkan aksaklıkları ne şekilde kullanıp oradan nasıl bir neşe yaratabiliriz, bunu düşünüyoruz. ‘Bahar’ın çok sevilmesinin nedenlerinden biri de hem oyuncu arkadaşlarımla hem de yönetmenlerimizle o neşeyi, hayatta olduğu gibi, hep kolluyor oluşumuz…
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
‘Bahar’, bu zamana kadar kendini hiçbir zaman önceliğe koymamış bir kadın. İkinci sezonda, ‘Bahar’ın kendi sorumluluğunu aldığı ve bununla beraber büyüdüğü bir sezon izleyeceğiz. Yaşadığı zorluklarla nasıl baş edecek, kalbinin sesini nasıl dinleyecek bunlara da tanık olacağımız bir sezon olacak.
REKLAM
BUĞRA GÜLSOY
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
‘Bahar’, ekranlara taze içeriğiyle ve gerçekçi hikâyesiyle yeni bir nefes oldu. Hikâyemizle birlikte tüm karakterlerimizin de sevilip ilgiyle takip edildiği dizimizin yeni sezonu da bir önceki sezonu aratmayacak ve hatta daha da üstüne koyarak izleyicilerimizle yine doyumsuz bir seyir sevki sunacağını, düşünüyorum.
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
Etrafı yalanlarla dolu bir kadının içinde bulunduğu çukurdan çıkmaya çalışması ve her şeye herkese rağmen uyanıp yeni bir hayata geçilebileceğinin umudu, izleyen herkes de karşılığını buldu. Üstelik böylesi ağır bir hikâyenin içine mizahın da tadında ekli olması izleyenlere rahat bir soluk alabilme penceresi de yaratmış oldu.
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
Yeni karakterlerimizle, daha da tazelenen hikâyemizle, temel çatının asla bozulmadan harmanlanmış olması izleyicilerimizi daha da içine çekecektir, diye düşünüyorum. Bol empati, bol tebessüm ve bol göz yaşı dolu bir sezon bekliyor herkesi. Tıpkı hayat gibi.
REKLAM
MEHMET YILMAZ AK
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
İlk sezonda hep beraber çok iyi bir enerji yakaladık, reytinglerin bize gösterdiği üzere bu aynı şekilde izleyicilerimizle de yansıdı. İkinci sezon için de çok heyecanlıyız, bu sezonda da aynı şekilde ilerlemeyi umuyoruz.
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
İzleyiciler, bence kendinden çok şey buldu projemizde, her izleyen, karakterlerden kendine yakın hissettiği özellikler yakaladı. Aynı zamanda sevinci, üzüntüyü, komediyi, aileyi, aşkı, dostluğu bir arada barındıran bir dizi izledikleri için kendilerine daha yakın görüp, benimsediler bence.
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
Çok detay vermeden, yeni sezonda da izleyicimizi dinamik bir hikâye bekliyor, diyebilirim ama bunları hep birlikte izleyip, görmek daha heyecan verici olacaktır tabii ki…

BÜŞRA PEKİN
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
Çok uzun bi aradan sonra televizyon ekranlarına dönüyorum ve geçen sezon izlerken kahkahalar attığım, hak verdiğim, beraber üzüldüğüm, başından kalkmadığım bi projeyle dönmek şahane bir his. Aklıma geldikçe seviniyorum. Tek kötü yanı çok spoiler yiyorum senaryoyu okurken.
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
Şahsen ben çok şey söylemek isterim. Yani şu an size sezon finalini anlatasım var ama maalesef şimdilik sadece “Bu sezon çok heyecanlı olacak” diyebiliyorum. Sağ gösterip sol vuracak hikâyelerimiz var.
• Bu sezon Süreyya karakteri ile diziye dahil oldunuz? Neler hissediyorsunuz, karakterinizden bize biraz bahsedebilir misiniz?
Süreyya işinde ciddi başarılara imza atmış, Orta Doğu’da, Filistin’de görev yapmış bir cerrah. Yurt dışında kliniğe geri dönmeden Peran Vakfı’ndan başhekimlik teklifi geliyor ve hastanedeki bu ağır sorumluluğu kabul ediyor. Kafası karışmış hastane ahalisine disiplini getirmeye çalışıyor. Biz de karakterimle yeni tanışıyoruz. Yazarlarımızla, izleyici, oyunumuza kattıklarımızla beraber şekillenecek hikâyemiz.
REKLAM
ECEM ÖZKAYA
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
Eveeet, ikinci sezonumuz bu akşam başlıyor, heyecanlıyım. Her şeyden önce tıpkı izleyicilerimizin hissettiği bir merakla takipteyim diziyi
Sonunda kavuşuyoruz!
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
Açıkçası ses getireceğini bekliyordum ama yankılanacağını kestirememiştim. Geçen sezon uyanış hikâyesi anlattık. Bu sezon”Kalbinin dinlemeye var mısın?” diyeceğiz. İzleyicilerimiz de sözümüze, oyunumuza eşlik ediyor bir şekilde. Arayışta olan bir kitlemiz var, birbirimize çok benziyoruz. Bu sebeple ‘Bahar’ı bir kez seyreden hep takip etti. Ne mutlu bize…
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyicileri neler bekliyor?
Her yeni bölüm senaryosu geldiğinde heyecanla okuyorum. Şu ana kadar 2 bölüm okudum, tansiyonu yüksek bir hikâye ile açılış yaptı ‘Bahar, onu söylemek isterim. Gerisi bu akşam saat 20:00’de SHOW TV’de ve sonra her salı akşamı:)

FÜSUN DEMİREL
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
Bu akşam için çok heyecanlıyım, hatta ilk sezondan bile daha heyecanlıyım. Çünkü çok sevilen bir işi ekipçe başardık, şimdi ikinci sezonda bu başarıyı daha da katlayacağımızı düşünüyorum. Senaristlerimiz, yönetmenimiz ve elbette hikâyemizin ana kahramanı bir kadın. Bu sebeple toplumsal cinsiyet eşitliği meselesine aslında ne kadar hassas ve duyarlı yaklaştığımızı da görüyorum. Türkiye’de insanlara toplumsal cinsiyet eşitliğini anlatmak, bu mesajı vermek, bu bilinci oturtmak o kadar kıymetli bir şey ki o yüzden dizinin bu anlamda da çok ciddi bir görev yaptığını, sorumlu davrandığını düşünüyorum. Uzun yıllardır yaptığım işler arasında en çok saygı duyduğum projelerden biri oldu, bu yüzden bütün hayatım boyunca gururla taşıyacağım.
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
‘Bahar’a büyük iddialar ortaya koyarak değil, aksine çok mütevazi bir şekilde başladık. Sakin bir şekilde yol aldık, dolayısıyla kendi adıma ilk günden itibaren izleyicilerle bu kadar yüksek bir buluşma beklemiyordum. Bir oyuncu için böyle bir başarıyı elde etmek büyük bir mutluluk ve çok kıvanç verici bir durum. ‘Bahar’ın kadın hikâyelerine bir farklılık getirdiğini düşüyorum. ‘Bahar’da kadının varoluş mücadelesine tanıklık ediyoruz. ‘Bahar’, mağduriyet yaşarken bununla başa çıkmayı becerebiliyor. Bu sebeple kendisini ezmeye, yok etmeye çalışan koşullara isyan etmesi, baş kaldırması, onlara itiraz etmesi ve kendine yeni bir yol çizmesi adına tüm kadınlara çok büyük bir cesaret verdi. Dolayısıyla ‘Bahar’ın hikâyesinde, özellikle Türkiye’de, birçok kadın kendisini buldu ve bu yüzden de çok sevildi.
REKLAM
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
Elbette kadının mücadelesi, doğduktan ölene kadar, bir hayat boyu devam ediyor. ‘Bahar’, aslında kendi ayakları üstünde durup kendi hayatını yeniden çizmek için yola çıktı; bu yolculukta onu neler bekliyor, nelerle karşılaşacak ikinci sezonda bunları göreceğiz. Yeni sezon sloganımız da çok anlamlı. “Kalbini dinlemeye var mısın?” diye soruyoruz. Hep başkası, başkaları için yaşadın, şimdi kendin için bir yolculuğa çıkıyorsun… Buna cesaret ettin, buna niyet ettin… Bu yolculuklarda ben hep şu sözü yeğledim: Yüreğinin götürdüğü yere git… İşte bundan hareketle kalbini dinle, iç sesine kulak ver, o seni yanıltmaz, diyoruz. ‘Bahar’, herkese ama özellikle kadınlara kendine değer vermesi, kendini değerli kılması adına çok doğru mesajlar veriyor. 66 yaşımda ‘Bahar’dan öğrendiklerim oldu ve iyi hissettim. Herkese iyi seyirler…

HATİCE ASLAN
• İlk sezonuyla reyting rekorları kıran ‘Bahar’ın ikinci sezonu bu akşam başlıyor. Neler hissediyorsunuz?
Salı akşamlarını merak ve heyecanla bekliyorum. Senaryoyu bildiğim ve içinde olduğum halde izlemek çok keyif ve gurur verici.
• İlk sezonun bu kadar ses getireceğini bekliyor muydunuz, sizce izleyici neden ‘Bahar’ı bu kadar çok sevdi?
Senaryoyu okuduğumda: “Ne güzel, herkesin yediden yetmişe oturup seyredeceği bir dizi,” demiştim. Dizinin en güzel yanlarından biri de yıllardır ekranlara küsmüş bir izleyici vardı, onları da tekrar ekran başında buluşturmuş olduk. ‘Bahar’, dizisinin bu kadar seyrediliyor olmasının nedenleri çok… Yapımcımız, reji, görüntü, sanat, ışık, set yönetmenlerimiz işlerinde çok titiz ve değişime açık bir ekip. Yani set ekibimiz işini samimiyetle ve severek yapıyor. Oyuncular, başta Demet olmak üzere, rollerine sahip çıkıyorlar. O rolü sarıp sarmalamak, samimi ve gerçekçi; hayatın içinden karakterler çıkarmak için ciddi bir vakit veriyorlar. Set bitti iş bitti olmuyor. Ekran başına ailece oturup birlikte dizi seyretmenin hasretini giderdi ‘Bahar’… Başta kadınlar olmak üzere tüm varlıklara örnek bir davranış var dizide. Ekranda açan çiçek, yüreklere tomurcuklar bırakıyor. Yani umut ve uyanış demek ‘Bahar’…
• Yeni sezon ile ilgili neler söylemek istersiniz? İzleyiciyi neler bekliyor?
Bu sezon sürpriz oyuncularımız olmaya devam edecek ve ailemiz büyümeye devam edecek. Tabii ki ‘Nevra’ karakteri içinde çok sürpriz gelişmeler olacak. Herkese keyifli, bol reytingli bir sezon diliyorum.
‘Bahar’ın ikinci sezonu başlıyor Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapay zekâyla yüzünün yaralı olduğuna ilişkin üretilen bir fotoğrafı sosyal medyada paylaşanlara karşı Gülse Birsel, şu uyarıda bulundu; “Arkadaşlar, bunlar dolandırıcılık biliyorsunuz değil mi? Takipçilerimden; ‘Tutuklandınız mı’ falan diye yazanlar var. Sahte bunlar güzel kardeşim. Tıkladığınız haberlerin altında; ‘7000’ lira ver, paranı katla’ diyen siteler çıkıyor.”
REKLAM
Gülse Birsel, konuyla ilgili yaptığı bir diğer açıklamaya şöyle devam etti; “Geçen akşam, yemek yerken birinin annesi arayıp ‘Gülse tutuklanmış, ev hapsindeymiş’ falan deyince anladık. Bu dolandırıcılık siteleri, insan avlamak için yapay zekâ yardımıyla hazırlanan yalan haberlere inanacak hiç beklemediğimiz kadar çok insan var. Videolu haberler bile var.”
REKLAM
Gülse Birsel; “Başka ünlüleri de kullanıyorlar bu yalan haber tanıtımlarında. Peki, AI biraz daha gelişirse ve dolandırıcılar daha zekice, tam anlamıyla inandırıcı videolar üretirse? Kim bakıyor bu işlere?” şeklinde endişelerini dile getirdi.

Yapay zekâyla üretilen bir fotoğrafı ti’ye alan Gülse Birsel; “Ben önce dudağıma botoks yaptırmışım, sonra sonucu beğenmeyip doktorla kavga edip, sonra gözlere kapalı makyaj mı yapmışım? Ne bu?” şeklinde espri yaptı.

Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Veri analizi şirketi Luminate, rapçinin geçen hafta tutuklanmasının ardından şarkılarının dinlenme rakamlarının yüzde 18,3 yükseldiğini açıkladı. Tartışmaların ardından dinlenme sayılarındaki artış alışılmadık bir durum değil.
Aynı şekilde ABD’li rap şarkıcısı R. Kelly, ününü ve konumunu kullanarak 20 yıl boyunca kadınlara ve çocuklara tacizde bulunma ve seks ticareti yapmak dâhil bir dizi suçtan 2021’de suçlu bulunmuştu.
R. Kelly hakkındaki iddiaların ortaya atılmasından sonra dinlenme sayısı neredeyse iki katına çıkmıştı.
Sean ‘Diddy’ Combs, aylardır seks ticareti iddiaları nedeniyle kriminal soruşturma altındaydı. 54 yaşındaki şarkıcı, seks ticareti ve şantaj suçlamaları nedeniyle pazartesi günü tutuklandı.
KEFALET TALEBİ REDDEDİLDİ
Çıkarıldığı mahkemede 50 milyon dolarlık kefaletle serbest bırakılma talebi reddedilen Sean ‘Diddy’ Combs, 2008’e kadar uzanan geniş kapsamlı bir suç operasyonu düzenlemekle suçlanıyor.
Savcılar, rapçinin uyuşturucu, şiddet ve müzik endüstrisindeki güçlü konumunu kullanarak kadınları cinsel ilişkiye zorladığını ileri sürdü. Mahkeme belgelerine göre; Sean ‘Diddy’ Combs’un “suç girişimi” cinsel istismar için insan kaçakçılığı, zorla çalıştırma ve kadınlara yönelik şiddetli saldırıları içeriyor.
MÜEBBET BİLE ALABİLİR
Sean ‘Diddy’ Combs, haraç toplama, zorla seks ticareti ve fuhuş yapmak için insan kaçakçılığını da içeren tüm suçlamaları reddetti. Suçlu bulunması halinde Combs; en az 15 yıl, en fazla müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HEPİMİZİN KALBİNDE YAŞAMAYA DEVAM EDECEK”
Alp Kavasoğlu’nun acı haberini meslektaşı Fezi Altun, “Başımız sağ olsun. Sevgili dostumuz Alp Kavasoğlu’nu kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Güler yüzü, sıcak kalbi ve güzel enerjisiyle hayatımıza dokunan Alp, hepimizin kalbinde yaşamaya devam edecek. Cenazesi bugün Üsküdar Şakirin Camii’nde ikindi namazına müteakip kılınacak namazın ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilecektir. Ailesine, sevenlerine ve tüm dostlarına sabır diliyor, Alp’e Allah’tan rahmet diliyorum” sözleriyle duyurdu.
Alp Kavasoğlu’nun vefatı ünlü isimleri üzüntüye boğdu. Ünlüler, sosyal medya hesaplarından yayımladıkları mesajlarla Kavasoğlu’na rahmet diledi…
Ege Kökenli: En güzel anlarımda hep sen vardın. Arkadaştan çok öte daha fazlasıydın benim için. Deli kahkahalı koca adamım benim. Gittiğin yer buradan çok daha güzel eminim. Çok istedim ‘Bunu da atlattım gördün mü?’ demeni ama olmadı. Kalbimde hep saklayacağım seni ve kep o yeteneğine hayran olduğum adamı hatırlayacağım. Seni seviyorum Alp’im…
“ERKEN BİR KAYIP”
Özge Ulusoy: Yazacak kelimem yok çünkü çok erken bir kayıp… Canım Alp Kavasoğlu seni her zaman çok güzel hatırlayacağız. Işıklar içinde uyu.
“ÇOK ÜZGÜN VE ŞAŞKINIM”
Meriç Aral: Sevgili Alp’i kaybetmemizin üzüntüsü ve şaşkınlığı içerisindeyim. Kendisi dünyanın en nazik, komik, yetenekli, tatlı insanlarından biriydi ve onunla çalışmış olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Huzur içinde, nur içinde yatsın. Çok üzgün ve şaşkınım. Tüm ailesine, sevenlerine, dostlarına başsağlığı ve sabır diliyorum tüm kalbimle.
Afra Saraçoğlu: Ah Alp inanamıyorum gittiğine. Şoklar içerisindeyim. seni hep o güler yüzünle, temiz kalbinle ve güzel enerjinle hatırlayacağım. Başımız sağolsun.
Eda Erdem: Seni çok özleyeceğiz Alp.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZİANTEP – CHP’li Nizip Belediye Başkanı Ali Doğan’ın, açılışını gerçekleştirdiği laboratuvar ziyaretinde sunum yapan ziraat mühendisi kadın çalışanın elini cebinden çıkarmasını istemesi sosyal medyada tepkiye neden oldu. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Doğan, kadın personelin kızı gibi olduğunu ve aile dostları olduğunu belirterek, yaptığı hareketin samimiyetlerinden kaynaklandığını söyledi.
Cumhuriyet Halk Parti’li Nizip Belediye Başkanı Ali Doğan, Nizip Belediyesi tarafından yapılan Yaprak, Toprak ve Gübre Analizi Laborantının açılışını yaptı. Başkan Doğan’ın, açılışta sunum yapan ziraat mühendisi personelin elinin cebinden çıkarmasını istemesi sosyal medyada büyük tepki uyandırdı. Başkan Doğan, sosyal medyada yayınlanan görüntülerin hızlandırıldığını ve personele temas etmeden uyarıda bulunduğunu ifade etti. Doğan, “Ben personelimizin sunum yaparken elinin cebinde olmasını ciddiyetsizlik olarak düşündüm. Bu yüzden de onu ikaz etmek istedim. Personelimizde durumu ben müdahale etmeden anlayıp elini cebinden çıkararak sunumuna devam etti. Orada benim hiçbir art niyetim yoktu. Zaten kadın personel bizim aile dostlarımız. Kadın personel elimde büyümüştür. kızım gibidir bunu istememin nedeni samimiyetten” dedi.
“Biz o gün orada Nizip’e açtığımız laboratuvarın açılışının mutluluğunu yaşıyorduk”
Başkan Doğan, sunum yaparken elin cebinde olmasının ciddiyetsiz bir görüntü oluşturduğunu söyleyerek, “Biz Nizip’in çiftçilerine çok değer veriyoruz. Biz o gün Yaprak, Toprak ve Gübre Analizi Laborantının açılışını yaptık. Açılışta birçok kurum amirleri ve bürokrattan isimler vardı. Biz o gün orada Nizip’e açtığımız laboratuvarın açılışının mutluluğunu yaşıyorduk. Oradaki açılışta benim yol arkadaşım olan hanımefendiyle birlikte kurdele kestik. Personelimiz benim kızım gibidir. Ben onu kızım gibi gördüğüm için müdahalede bulunmak istedim. Benim personelime ne kadar değer verdiğimi onunla açılış kurdelesi keserek belli ettiğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Ben üzerimde oluşturulmak istenen algıyı kabul etmiyorum”
Doğan, işçilerine çok değer verdiğini belirterek, “Ben 6 aydır Nizip’te görev yapmaktayım. İlk toplantımı işçilerle yaptım. Ben üzerimde oluşturulmak istenen algıyı kabul etmiyorum. Orada art niyetli bir arkadaşımız görüntüyü hızlandırıp sanki ben elini tutup çıkarmışım gibi bir algı veriyor. Ben böyle bir algının oluşturulmak istenmesi beni çok üzdü. Benim için tüm vatandaşlarım çok değerli. Biz Nizip Belediyesi olarak 250 kız çocuğuna burs vereceğiz. Bu da benim kız çocuklarına ne kadar değer verdiğimin bir göstergesidir” şeklinde konuştu.
“Benim hatamı gördüklerinde doğrusuyla beni uyarmalarını bekliyorum”
Başkan Doğan, “Basında yanlış algıyla benim üzerimde yapılan algıları kınıyorum. Benim hatamı gördüklerinde doğrusuyla beni uyarmalarını bekliyorum. Böyle hızlandırılmış videolarla yalan haber yapılmasın” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkeme ara kararında, Bahar Candan ile birlikte 6 sanığın tahliyesine hükmetti
Nihal Candan: “Yaz meyvesi tadında dondurma gibisin Bahar diyeceğim”
İSTANBUL – Dolandırıcılık ve suç örgütüne üye olmak suçlarından Alisya Bahar Candan’ın 44 yıla kadar, Nihal Candan adıyla bilinen Gülnihal Çiçek’in ise 24 yıla kadar hapsi istenen 21 sanıklı davada ara karar açıklandı. Mahkeme ara kararında tutuklu sanık Bahar Candan’ın tahliyesine hükmetti. Öte yandan geçtiğimiz aylarda tahliye edilen tutuksuz sanık Nihal Candan konuya ilişkin açıklama yaptı. “Kardeşinize ilk ne söylemek istersiniz diye sorulması üzerine Nihal Candan “Yaz meyvesi tadında dondurma gibisin Bahar diyeceğim” dedi. Candan “Özgürlüğü ve adaleti savunan baronun bana savunma hakkı vermeden stajımı iptal etmesi mesleğe karşı hayal kırıklığına uğrattı. Onun dışında çok mutluyum. Kardeşime sarılmak istiyorum” dedi.
Dolandırıcılık ve suç örgütüne üye olmak suçlarından Alisya Bahar Candan’ın 14 yıldan 44 yıla kadar, Nihal Candan adıyla bilinen Gülnihal Çiçek’in ise 8 yıldan 24 yıla kadar hapsi istenen davanın görülmesine devam edildi.
Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Bahar Candan ile bir kısım diğer tutuklu sanıklar hazır bulundu. Duruşmaya tutuksuz sanık Nihal Candan da katıldı.
Duruşmada savunma yapan Nihal Candan “Bu kadar zaman sonra masum olduğumuz anlaşılmıştır diye düşünüyorum. En gerçekçisinden ‘Pardon’ filmini çektik. Ben beraatımı talep etmekle beraber kız kardeşimin tahliyesini talep ediyorum. Telefonumun da iadesini istiyorum. Teşekkür ederim” dedi.
Sanık savunmalarının ardından mahkeme heyeti değerlendirme yapmak için duruşmaya yaklaşık bir saatlik ara verdi. Ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanık Bahar Candan’ın da arasında bulunduğu 6 sanığın mevcut delil durumu, savunmaların alınmış olması, tutuklulukta geçirdikleri süre göz önünde bulundurularak yurt dışına çıkmama yasağı şeklindeki adli kontrol şartı ile tahliyesine hükmetti.
Tahliye kararını duyan Nihal Candan yakınlarını arayarak mutluluğunu dile getirdi. Kardeşinin tahliye olmasına ilişkin konuşan Nihal Candan “İlahi adalete çok güveniyorum” dedi. Nihal Candan “Özgürlüğü ve adaleti savunan baronun bana savunma hakkı vermeden stajımı iptal etmesi mesleğe karşı hayal kırıklığına uğrattı. Onun dışında çok mutluyum” dedi. “Kardeşinize ilk ne söylemek istersiniz?” diye sorulması üzerine Nihal Candan “Yaz meyvesi tadında dondurma gibisin Bahar diyeceğim” şeklinde cevap verdi. Candan ardından “Konu yargıda. Ben kardeşime sarılmak istiyorum” dedi. Bahar’a en büyük nasihatiniz ne olacak diye sorulması üzerine ise Nihal Candan “Ya göründüğümüz gibi olalım ya da olduğumuz gibi görünelim artık” cevabını verdi.
Nihal Candan ardından babasına sarıldı. Candan kardeşlerin babası Hakan Candan ise “Zor acı bir süreçti. Böyle bir şey yaşansın istemezdik ama oldu. Bundan sonra bu yaşananlardan dersler çıkararak hep doğru şeyler yapmanın peşinde olacağız. İnşallah adalet yerini bulacaktır. Biz buna inanıyoruz” dedi.
İddianameden
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 38 müşteki, 1 müşteki şüpheli ve Nihal ile Bahar Candan’ın aralarında bulunduğu 21 sanık yer almıştı. İddianamede tutuklu Gülnihal Çiçek’in tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak adli kontrol şartıyla tahliye edildiği de aktarılmıştı. İddianamede Onur Apaydın ve İlker Oflu’nun liderliğindeki şebekenin ucuza araç sattıklarını söyleyerek vatandaşları sazan sarmalı yöntemiyle dolandırdığı belirtilmişti. Bahar ve Nihal Candan’ın suç örgütünün hiyerarşik ve organik yapısı içerisinde yer aldığı iddianamede kaydedilmişti. İddianamenin devamında “Şüphelilerin önceki tarihlerde çeşitli televizyon programlarına uzun süre katıldığı, ünlü olduktan sonra magazin programlarında da yer aldığı, sosyal medya platformunda çok sayıda takipçiye ulaşması sebebiyle günümüzde sosyal medya fenomeni ve ekran yüzü olarak tabir edilen bir sıfatının bulunduğu, dolayısıyla toplumun geniş kesimleri tarafından tanınan bir sima olduğu, bu özelliği sebebiyle de suç örgütü tarafından dolandırıcılık eylemlerine yönelik düzenlenen özel toplantılarda mağdurların kandırılmasında etkin rol oynadığı” ifade edilmişti. İddianamede örgüt lideri Onur Apaydın’ın örgüt içerisinde ‘gizli muhasebeci ve kasa’ konumunda olan Alisya Bahar Candan üzerinden bankacılık faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve elde edilen suç gelirinin aklandığı belirtilmişti. Öte yandan mağdur temin etme görevlisi olan şüpheli Hacı İsrafil Sağlam iddianamede yer verilen ifadesinde örgüt toplantılarına katıldığını söyleyerek “Toplantılara üst kademeden herkes katılıyordu. Saha elemanları ve alt kademe asla katılamazdı. Örgütün üst yönetimindeki herkes iştirak ediyordu. Toplantıların ikisinde Nihal Candan’ı gördüm. Nihal Candan örgüt lideri Onur Apaydın’ın sevgilisiydi. Diğer şahıslar Nihal Candan’a saygı gösteriyor ve mesafeli davranıyordu. Nihal Candan’ın yanında örgütün iç işleyişine ilişkin konular araba alım satım işler konuşuldu” şeklinde beyanda bulunduğu da iddianamede ifade edilmişti. İddianamede Bahar Candan’ın ‘suç örgütüne üye olmak’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar ‘kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık’ suçundan ise 2 kez 12 yıldan 40 yıla kadar olmak üzere toplamda 14 yıldan 44 yıla kadar hapisle, Nihal Candan’ın ise aynı suçlardan 8 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Öte yandan diğer 20 şüpheli hakkında ise değişen oranlarda hapis cezası istenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, Alisya Bahar Candan’ın da aralarında yer aldığı bazı tutuklu sanıklar hazır bulundu. Duruşmada, Gülnihal Çiçek’in de olduğu bir kısım tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları da yer aldı.
Duruşmada, müştekilerin beyanları ve sanıkların savunmalarının alınmasının ardından ara karar açıklandı.
Heyet, Alisya Bahar Candan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu 6 sanığın tahliyesini kararlaştırdı.
İddianameden
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 38 müşteki, 1 müşteki sanık, Gülnihal Çiçek ve Alisya Bahar Candan’ın da aralarında bulunduğu 21 sanık yer alıyor.
İddianamede, Onur Apaydın ve İlker Oflu’nun şebekenin elebaşları olduğu, dolandırıcılık ve tefecilik suçlarından gelir elde etmek üzere teşekkül eden organize suç örgütünün üyesi olan şüphelilerin, örgüt yapısı ve iş bölümünün sağladığı kolaylıktan faydalanarak suç dünyasında “sazan sarmalı” olarak tabir edilen dolandırıcılık yöntemini uyguladıkları belirtiliyor.
İddianamede, Alisya Bahar Candan’ın ablası Gülnihal Çiçek’e göre suç örgütü içinde daha etkin rol oynadığı, sanık Çiçek’in tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınıp adli kontrol şartıyla tahliye edildiği anlatılıyor.
Alisya Bahar Candan’ın, “suç örgütüne üye olmak” ve “kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık” suçlarından 14 yıldan 44 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Gülnihal Çiçek’in ise aynı suçlardan 8 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Diğer sanıklar hakkında ise farklı suçlardan değişik sürelerde hapis cezası talep ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE’de bisiklet turuna katılmak için antrenman yapan üniversite öğrencisi Zeliha Güneş’e (23) çarpıp ölümüne neden olduğu ileri sürülen kamyonet sürücüsü S.Ç. (56), tutuksuz yargılandığı davanın duruşmasında, “Kamyonetimle en fazla 60-70 kilometre hızımla seyir halindeyken birden maktul bisikleti ile kamyonetimin sağ tarafına çarptı. Sola manevra yapmaya çalışsam da kazaya mani olamadım” dedi.
Kaza, 28 Nisan’da saat 19.00 sıralarında Eceabat ilçesi Kocadere köyü yakınlarında meydana geldi. S.Ç. yönetimindeki 17 UR 284 plakalı kamyonet, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi Zeliha Güneş’in kullandığı bisiklete çarptı. 5 Mayıs’ta düzenlenen 11’inci Geleneksel Yeşilay Bisiklet Turu’na katılmak için antrenman yapan Güneş, kaldırıldığı Eceabat Devlet Hastanesi’nde kurtarılamadı. Kazanın ardından gözaltına alınan S.Ç., çıkarıldığı mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Kazaya ilişkin bilirkişi raporu hazırlandı. S.Ç. hakkında Zeliha Güneş’e karşı ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle 2’nci Asliye Ceza Hakimliği’nde dava açıldı.
‘BİSİKLET SÜRÜCÜSÜ BİRKAÇ METRE SAĞ TARAFA SAVRULDU’
Davanın ilk duruşması bugün görüldü. Duruşmaya sanık S.Ç. ve hayatını kaybeden Zeliha Güneş’in yakınları katıldı. S.Ç., duruşmadaki savunmasında, “Olay günü kullandığım 17 UR 284 plakalı kamyonetim ile Gökçeada’dan Eceabat istikametine gidiyordum. Kamyonetim boştu. Olay yeri olan eski toprak mahsulleri ofisi mevkiine geldiğimde yolun sağ tarafında yani tali yolda 2 bisikletliyi gördüm. Bisikletliler yan yana tali yoldaydı. Kamyonetimle en fazla 60-70 kilometre hızımla seyir halindeyken birden maktul bisikleti ile kamyonetimin sağ tarafına çarptı. Sola manevra yapmaya çalışsam da kazaya mani olamadım. Bisiklet sürücüsü birkaç metre sağ tarafa savruldu. Az ileride durdum. Hemen düşen yolcunun başına geldim. Baktığımda maktul cansız vaziyette, genç bir delikanlının kucağındaydı. Hemen 112’yi aradım, ambulans çağırdım. Ambulans geldi, onları alıp götürdü ve jandarma geldi. O sırada alkollü değildim. Ehliyetimi 2012 yılında aldım. Daha önce hiç kaza yapmamıştım. Suçsuzum. Kazada kusurum yoktur. Bu nedenle beraatimi istiyorum. Ben de trafik kazasında 4 yaşındaki torunumu kaybettim. Bu acıyı bilirim, huzurunuzda müştekilerden özür diliyorum, acılarını paylaşıyorum, başsağlığı diliyorum. Kazadan sonra kendilerine ulaştık. Taziye için görüşmek istedik fakat kabul etmediler. Buna da saygı duyuyorum. Müteveffanın anne babasının varsa maddi, manevi zararlarını karşılamak isterim” diye konuştu.
‘3 EVLADIM VARDI, 1’İ BU ŞEKİLDE VEFAT ETTİ’
Duruşmada Zeliha Güneş’in babası Satılmış Güneş ise “Kızım Zeliha Güneş kazada vefat etmiştir. Evladım 23 yaşındaydı. Kazayı görmedim. Kazadan sonra sanık hiçbir şekilde bize ulaşmadı. Bir başsağlığı dahi dilenmedi. Perişan olduk, akıl sağlığım bozuldu. 3 evladım vardı, 1’i bu şekilde vefat etti. Acım çok büyük. Kendisi üniversite öğrencisiydi. Kızım çocukluğundan beri bisiklet kullanır. Yeşilay’ın tertip ettiği bisiklet maratonuna dahi iştirak etmiştir” ifadelerini kullandı.
‘MANEVİ ACILARIMIZI BİR NEBZE HAFİFLETMEK İSTİYORSANIZ BU KİŞİNİN TUTUKLANMASINA KARAR VERMENİZİ TALEP EDİYORUM’
Anne Gülsüm Güneş de “Kızımın olay sırasında üzerinde bulunan sırt çantasını size gösteriyorum. Kızımın ayakkabıları ve her yeri kana bulandığı halde sırt çantasında en ufak bir kan izi yoktur. ve gördüğünüz gibi sırt çantasının askıları kopmuştur. Bu çantayı delil olarak dosyaya sunuyorum. Demek istediğim kamyonetin aynası veya başka bir yeri sırt çantasına takılmış ve sırt çantasının bağcıkları, askıları böylelikle kopmuştur. Kızımın bütün kemikleri kırılmış, çok feci halde can vermiştir. Kendisi durduğunu ve 112’yi aradığını söylemektedir fakat bu beyan yalandır. Olay yerinden kaçarken motosikletli bir çocuk kendisini durdurmuş. 112’yi de oradan geçen bir kadın avukat aramış, buna dair çokça görgü tanığımız vardır. Bu avukat kadın bizimle iletişime geçmiştir. 5 aydır 1 saat uyku uyumuş değilim, acım çok büyüktür. Kendisi tutuklanmamıştır. Bizim manevi acılarımızı bir nebze hafifletmek istiyorsanız bu kişinin tutuklanmasına karar vermenizi talep ediyorum” dedi.
Tarafların dinlenmesinin ardından hakim S.Ç.’nin adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasına, 4 Kasım’da olay yerinde keşif yapılmasına ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesine karar verip, duruşmayı 6 Aralık’a ertelendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahar Candan:
“Bizi soruşturmaya rock grubu gibi dahil ettiler kameralara gülümseyelim diye”
Bahar Candan:
“Ablam ve benim bu dosyada olmamız dikkat dağıtıyor ve gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor”
İSTANBUL – Dolandırıcılık ve suç örgütüne üye olmak suçlarından Alisya Bahar Candan’ın 44 yıla kadar, Nihal Candan adıyla bilinen Gülnihal Çiçek’in ise 24 yıla kadar hapsi istenen 21 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. Duruşmada cumhuriyet savcısı sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Öte yandan savunma yapan Bahar Candan “Bizi soruşturmaya rock grubu gibi dahil ettiler kameralara gülümseyelim diye. Ablam ve benim bu dosyada olmamız dikkat dağıtıyor ve gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor” dedi.
Dolandırıcılık ve suç örgütüne üye olmak suçlarından Alisya Bahar Candan’ın 14 yıldan 44 yıla kadar, Nihal Candan adıyla bilinen Gülnihal Çiçek’in ise 8 yıldan 24 yıla kadar hapsi istenen davanın görülmesine devam edildi.
Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Bahar Candan ile bir kısım diğer tutuklu sanıklar hazır bulundu. Duruşmaya tutuksuz sanık Nihal Candan ile babaları da katıldı.
Duruşmada bir müşteki beyanda bulunduğu sırada Nihal Candan kardeşi Bahar Candan’a “Seni çok seviyorum. Kıyafetlerini yerleştirdim” dedi.
Beyanların ardından görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, müştekilerin zararlarının giderilmesi için süre verilmesine, hakkında adli kontrol kararı olan sanıkların bu halinin devamına ve tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.
Ardından savunma yapan Bahar Candan “Ben hesabıma 13 milyon gelmiş gibi bir paylaşımda bulundum. Halbuki hesabımda 1 milyon TL para var. Gerçek değil bu. Yok böyle bir para. Bizi soruşturmaya rock grubu gibi dahil ettiler kameralara gülümseyelim diye. Ablam ve benim bu dosyada olmamız dikkat dağıtıyor ve gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor. Ben yine suçluların en ağır cezayı alması için medyada en ağır yükü omuzlarıma alırım ama bu durum maddi gerçeğin ortaya çıkmasına engel oluyor” dedi.
Bahar Candan savunma yaptıktan sonra ablası Nihal Candan “Harikaydın” dedi.
Duruşma sanık avukatlarının savunmaları ile sürüyor.
İddianameden
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 38 müşteki, 1 müşteki şüpheli ve Nihal ile Bahar Candan’ın aralarında bulunduğu 21 sanık yer almıştı. İddianamede tutuklu Gülnihal Çiçek’in tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak adli kontrol şartıyla tahliye edildiği de aktarılmıştı. İddianamede Onur Apaydın ve İlker Oflu’nun liderliğindeki şebekenin ucuza araç sattıklarını söyleyerek vatandaşları sazan sarmalı yöntemiyle dolandırdığı belirtilmişti. Bahar ve Nihal Candan’ın suç örgütünün hiyerarşik ve organik yapısı içerisinde yer aldığı iddianamede kaydedilmişti. İddianamenin devamında “Şüphelilerin önceki tarihlerde çeşitli televizyon programlarına uzun süre katıldığı, ünlü olduktan sonra magazin programlarında da yer aldığı, sosyal medya platformunda çok sayıda takipçiye ulaşması sebebiyle günümüzde sosyal medya fenomeni ve ekran yüzü olarak tabir edilen bir sıfatının bulunduğu, dolayısıyla toplumun geniş kesimleri tarafından tanınan bir sima olduğu, bu özelliği sebebiyle de suç örgütü tarafından dolandırıcılık eylemlerine yönelik düzenlenen özel toplantılarda mağdurların kandırılmasında etkin rol oynadığı” ifade edilmişti. İddianamede örgüt lideri Onur Apaydın’ın örgüt içerisinde ‘gizli muhasebeci ve kasa’ konumunda olan Alisya Bahar Candan üzerinden bankacılık faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve elde edilen suç gelirinin aklandığı belirtilmişti. Öte yandan mağdur temin etme görevlisi olan şüpheli Hacı İsrafil Sağlam iddianamede yer verilen ifadesinde örgüt toplantılarına katıldığını söyleyerek “Toplantılara üst kademeden herkes katılıyordu. Saha elemanları ve alt kademe asla katılamazdı. Örgütün üst yönetimindeki herkes iştirak ediyordu. Toplantıların ikisinde Nihal Candan’ı gördüm. Nihal Candan örgüt lideri Onur Apaydın’ın sevgilisiydi. Diğer şahıslar Nihal Candan’a saygı gösteriyor ve mesafeli davranıyordu. Nihal Candan’ın yanında örgütün iç işleyişine ilişkin konular araba alım satım işler konuşuldu” şeklinde beyanda bulunduğu da iddianamede ifade edilmişti. İddianamede Bahar Candan’ın ‘suç örgütüne üye olmak’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar ‘kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık’ suçundan ise 2 kez 12 yıldan 40 yıla kadar olmak üzere toplamda 14 yıldan 44 yıla kadar hapisle, Nihal Candan’ın ise aynı suçlardan 8 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Öte yandan diğer 20 şüpheli hakkında ise değişen oranlarda hapis cezası istenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sinema ve Hollywood tarihinin en karizmatik aktörlerinden biri olan Robert De Niro, yaptığı açıklamalarla gündem olmaya devam ediyor.
81 yaşındaki De Niro, bu kez Who’s Talking to Chris Wallace? adlı programda yaptığı açıklamalarla gündem yarattı.
Drena, Raphael, Julian, Aaron, Elliot and Helen ve Gia adından 7 çocuğu bulunan ünlü aktöre nasıl bir baba olduğu soruldu.
MEZAR TAŞIMA ‘ELİNDEN GELENİ YAPTI’ YAZDIRACAĞIM
En büyük çocuğu 53 yaşında olan aktör, nasıl bir baba olduğu sorusuna “Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum” ifadeleriyle cevap verdi.
İLGİLİ HABERKate Winslet cinsel isteğini artırmak için tedavi oluyor
Ünlü aktör, “Hatta mezar taşıma da bunu yazdıracağım: Elimden gelenin en iyisini yaptım” dedi.
Son olarak Oscar’a aday gösterilen Killers of the Flower Moon filmiyle adından söz ettiren yıldız, mezar taşına “Yaptığım her şey için lütfen beni affet” ifadelerini de yazdıracağını söyledi.

“KARİYERİMLE ÇOK MEŞGULDÜM”
“İyi bir baba değil miydiniz?” diye sorulan yıldız “Hayır! Elimden gelenin en iyisini yaptım. Tek diyebileceğim bu” yanıtını verdi.
Kariyeriyle çok meşgul olduğunu söyleyen oyuncu “Hep çok yoğundum ama çocuklarımı çok seviyorum” dedi.
Bir süredir birlikte olduğu Tiffany Chen’den çocuk sahibi olan oyuncu, kzıına Gia Virginia Chen De Niro adını vermişti.

Yusuf Balıkçı
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İlk kez anne olacak olmanın heyecanını yaşayan Neslihan Atagül, bebeğinin cinsiyetini sevenleriyle paylaştı.
Neslihan Atagül, bebeğinin cinsiyetini İtalya’da konuk olduğu ‘Verissimo’ programında açıkladı.
ERKEK GELİYOR
Kadir Doğulu ile evli olan Neslihan Atagül, erkek bebek beklediğini açıkladı.
Neslihan Atagül, bebeğinin ismine dair herhangi bir detay vermedi.
İLGİLİ HABERKate Winslet cinsel isteğini artırmak için tedavi oluyor
BEBEK BEKLEDİĞİNİ BÖYLE DUYURMUŞTU
Neslihan Atagül, bebek beklediğini şu sözlerle duyurmuştu:
Bir süre daha bu ‘mutluluğumuzu’ mahrem tutmak isterdik. Hakkımız da buydu açıkçası… Velhasılkelam; biz mutluyuz, memnunuz ve iyiyiz.

Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenomen diziKurtlar Vadisi dizisinde canlandırdığı Elif Polat karakteriyle hafızalara kazınan Özgü Namal uzun yıllardır ekranlarda yoktu.
2020 yılında 2 çocuğunun babası Ahmet Serdar’ı kalp krizi nedeniyle kaybeden Özgü Namal, yaşadığı büyük acının ardından Köyceğiz’de sakin bir hayat yaşamaya başladı.
Son olarak 2014 yılında yayınlanan Merhamet dizisinde rol alan Namal, Kızıl Goncalar dizisi ile ekranlara dönme kararı aldı.
SORULARI YANITLADI
Özgü Namal, yüzü olduğu markanın etkinliğinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İLGİLİ HABERRobert De Niro mezar taşı yazısı için vasiyetini açıkladı
“ÇOCUKLARIM BANA ŞİFA VERİYOR”
Yaz ayının kendisi için güzel geçtiğini ve bol bol dinlendiğini söyleyen Özgü Namal şunları söyledi:
Yoğun bir sezondan çıktım. Sonrasında Almanya’da sinema filmi çektim. Çocuklarımla ilgilendim. Çocuklarla olmak şifa veriyor, ruhumu temizleyip, arındırıyor. Güzel bir yaz geçirdim, çocuklar her geçen gün büyüyor ve her gün yeni insanlar oluyorlar. Ben de büyük bir keyifle onların yolculuklarına şahitlik ediyorum.

İKİ ÇOCUĞU VAR
Özgü Namal’ın Nefes ve Elem Su adında iki çocuğu var.
EŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Ünlü oyuncu Özgü Namal’ın 2014’te evlendiği eşi Ahmet Serdar Oral, geçirdiği kalp krizi nedeniyle 2020’de yaşamını yitirmişti.

Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pozları ve özel hayatıyla kendinden söz ettiren manken Didem Soydan, katıldığı Youtube programına damgasını vurdu…
Fenomen Ali Biçim ve Mesutcan Tomay, ‘Soba’ isimli programlarında manken Didem Soydan’ı ağırladı.
“AYAKKABIMDAN SU İÇECEKETİNİZ”
Programa jartiyerle katılan Didem Soydan, ‘Üstümü vaadettiğim gibi değiştirirsem ayakkabımdan su içeceklerini söylediler.’ dedi.
Bunun üzerine Ali Biçim ve Mesutcan Tomay, hayret verici bir davranışta bulundu.
İLGİLİ HABERKate Winslet cinsel isteğini artırmak için tedavi oluyor
AYAKKABISINDAN VİSKİ İÇTİLER
Didem Soydan’ın ayakkabılarını bizzat çıkaran Ali Biçim, getirttiği viskiyi ayakkabılara dökerek Tomay ile birlikte içti.
AYAKLARINI ÖPTÜLER
Programın devamında gözleri Soydan’ın çıplak ayaklarına takılan Mesutcan Tomay, güzel mankenin ayaklarını öperek başına koydu.
Programın paylaşılmasıyla büyük tepki çeken görüntüler kısa sürede sosyal medya üzerinde viral oldu.


Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya sinema tarihinin en ünlü filmlerinin başında Titanik filmi geliyor.
Film sadece teknik ve gişe başarısıyla değil sinema sektörüne kazandırdığı yıldızlarla da dikkat çekiyor.
Filmin yıldızları Kate Winslet ve Leonardo DiCaprio hala sinema sektörünün aranan isimleri.
Ekranların aranan yüzü Winslet, ilerleyen yaşına rağmen güzelliği ile dikkat çekerken katıldığı bir programda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
“LİBİDOM DÜŞTÜ”
İLGİLİ HABERRobert De Niro mezar taşı yazısı için vasiyetini açıkladı
Cinsel yaşamına dair konuşan Winslet, cinsel isteğini artırmak için tedavi gördüğünü söyledi. Page Six
“CİNSEL İSTEK ARTIRICI TEDAVİ GÖRÜYORUM”
Page Six’in haberine göre libidosunun düşük olduğunu, artırmak için testosteron replasman tedavisi gördüğünü söyleyen ünlü yıldız “Birçok insan bunu bilmiyor ama kadınların vücudunda testosteron var, yumurtalar gibi bittiğinde o da biter ve bittiğinde onu yerine koymanız gerekir ve bu yapılabilecek bir şeydir ve kendinizi tekrar seksi hissedersiniz” dedi.
Winslet, kadınların vücutlarında zamanla meydana gelen kaçınılmaz değişikliklere rağmen yaşla birlikte gelen birçok olumlu şeyin de olduğunu söyleyen güzel oyuncu “Bence kadınlar yaşlandıkça daha çekici, daha seksi oluyorlar ve kim oldukları gerçeğine daha çok gömülüyorlar, daha güçlü oluyorlar, dünyada daha az umursuyor ve bu güçlendirici bir şey” diye konuştu.



Yusuf Balıkçı
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trump, Kim’e Elton John’un ikonik şarkısı ‘Rocket Man’den (Roket Adam) ilhamla ‘Küçük Roket Adam’ adını takmıştı.
2024 Toronto Uluslararası Film Festivali’ne katılan John, bu takma ad hakkında ne hissettiğini açıklarken, şunları söyledi: Çok güldüm, bunun harika olduğunu düşündüm. Sadece “Aferin sana Donald” diye aklımdan geçti.
“AFERİN SANA DONALD”
“Donald her zaman benim hayranımdı ve pek çok kez konserlerime geldi” diyen John, “Yani ona karşı her zaman dostça davrandım ve desteği için kendisine teşekkür ediyorum. Bunu yaptığında, bunun çok komik olduğunu düşündüm. Beni güldürdü” ifadesini kullandı.
İngiliz müzisyen, Trump’ın Kim’e taktığı lakabı “eğlenceli” olarak tanımladı.
Peki bu, Elton John’un seçimlerde Donald Trump’ı desteklediği anlamına mı geliyor? John, ABD başkanlık seçimiyle ilgili de yorum yaptı.
John, “Sahneye çıkıp insanlara ‘Cumhuriyetçilere oy vermelisiniz, Demokratlara oy vermelisiniz’ demiyorum. Nasıl oy verdikleri beni hiç ilgilendirmiyor. Beni görmeye geliyorlar ve geldikleri için çok minnettarım” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çift, etraftaki insanlara aldırmadan el ele kol kola dolaşırken, sık sık durup birbirlerini öptü.
Sean Penn’in yeni aşkı Nicov’un Moldovalı bir oyuncu olduğu ve sinema veri tabanı IMDB’de 2018’e kadar rol aldığı çeşitli küçük projelerin listelendiği öğrenildi.
Moldovalı güzelin 20’li yaşlarında olduğu tahmin ediliyor.
Sean Penn, ilk evliliğini 1985 – 1989 arasında Madonna ile yaptı. Daha sonra Hollywood’un en güzel kadınları arasında anılan Robin Wright ile evlenen Penn’in dört yıl süren bu evliliğinden şimdi 31 yaşında olan kızı Dylan ve 28 yaşındaki oğlu Hopper dünyaya geldi.
Penn en ses getiren ilişkilerinden birini ünlü oyuncu Charlize Theron ile yaşamıştı. Ünlü çift nişanlanmış ancak bu aşk da evlilik gerçekleşemeden sona ermişti.
Sean Penn, 2016’da ünlü oyuncular Vincent D’Onofrio ve Greta Scacchi’nin kızı, Avustralyalı oyuncı Leila George ile aşk yaşamaya başladı. Penn ile yarı yaşındaki oyuncu George 2020’de evlendi, Leila George bir yıl sonra boşanma davası açarak usta oyuncudan ayrıldı.
Sean Penn, eşi George’u sadece “günlük olarak” gördüğü için “evliliği mahveden” kişinin kendisi olduğunu itiraf etti.
Ünlü oyuncu, üçüncü boşanmasının ardından Ukraynalı oyuncu Olga Korotyayeva ile aşk yaşamaya başladı. Penn, 2023 yazını Ukraynalı oyuncu Olga Korotyayeva ile aşk yaşayarak geçirdi.
Sean Penn, Aralık 2023’te de oyuncu Nathalie Kelley ile Miami sahilinde el ele görüntülendi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgilere göre; mülkiyeti Şahan Gökbakar’ın ortağı olduğu Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait villa ve eklentilerinin yapı kayıt belgeleri, kaçak yapılar nedeniyle 9 Kasım 2022’de Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu tarafından iptal edildi. Ardından izinsiz faaliyet olması sebebiyle villanın sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Marmaris Belediye Başkanlığı da yıkım kararlarının alınması ve yapı ilgilisine yıkım tebligatlarının yapılması için uyarıldı.
REKLAMMAHKEMEDEN ALEYHTE KARAR ÇIKMADI
Marmaris Belediye Başkanlığı, 15 Aralık 2023’te iptal kararının aleyhine Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde dava açıldığını gerekçe göstererek söz konusu davanın sonucuna göre inceleme ve tespitlerin yapılacağını ve konu hakkında bilgi verileceğini bildirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 21 Aralık 2023’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen resmi yazı ile kanundaki ilgili madde hatırlatılıp söz konusu davaların konu hakkında yapılması gereken iş ve işlemlerin yürütülmesinde herhangi bir engel teşkil etmediği bildirildi. Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu’nun 9 Kasım 2022 tarihli iptal kararıyla ilgili mahkemelerden bugüne kadar Bakanlık aleyhine yürütmeyi durdurma veya iptal gibi herhangi bir karar çıkmadı. 6 Eylül 2024’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen yazı ile Komisyon’un iptal kararı ile ilgili karşı açılan davalarda iptal ya da yürütmeyi durdurma kararı olmadığı bir kez daha hatırlatıldı. Ayrıca, yıkım işlemlerinin tesis edilmesi için Marmaris Belediye Başkanlığı bir kez daha uyarıldı. Yıkımın, Marmaris Belediyesi tarafından gerçekleştirilmemesi durumunda kanun gereği Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın gerçekleştirmesi gerektiği hatırlatıldı. Gerekli işlemlerin yasada belirlenen süreler içinde gerçekleştirilmemesi durumunda nedenine dair bilgi istendi. Sorumluluklarının yerine getirilmesi için gerekli uyarılar yapıldı.
“MAKİNE VE EKİPMAN DESTEĞİ VERİLEBİLİR”
İlgili kanunlar gereğinde Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım için destek verebileceği hatırlatıldı. Yıkım için yeterli araç gereç bulunamaması halinde yine kanunlar gereğince makine ve ekipman desteğinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden karşılanabileceği belirtildi. Buna rağmen yıkımın yapılmaması durumunda, yapıların yıkım maliyetlerinin yüzde 100 fazlası ilgili Belediye Başkanlığı’ndan tahsil edilmek üzere Bakanlık tarafından yıkılabileceği hatırlatıldı. Yasal süresi içerisinde yıkım iş ve işlemlerinin ilgili ilçe belediye ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmemesi halinde bakanlığın denetim yetkisinin bulunduğu vurgulandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BALIKESİR – Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Mesut Duran Müzik Derneği tarafından düzenlenen konsere ilgi yoğun oldu. Koro üyelerinin birbirinden güzel eserleri solo ve korist olarak seslendirmeleri TSM severler tarafından ayakta alkışlandı.
Mesut Duran Müzik Derneği’nin Ayvalık Belediyesi’ne ait amfi tiyatroda verdiği konser, TRT sanatçısı Şef Selim Gönüldaş’ın öncülüğünde gerçekleşti.
Dernek Başkanı Funda Öztolan’ın sunuculuğunu üstlendiği gecede, dernek üyesi sanatçıların seslendirdiği Türk Sanat Müziği’nin en güzel eserleri, amfi tiyatroyu dolduran yüzlerce TSM sever tarafından büyük bir keyifle dinlendi.
İkinci bölümünde halk müziğinden örneklerinde seslendirildiği konserde, Dernek Başkanı Funda Öztolan’ın icra edilmesi en zor eserleri son derece profesyonelce izleyicilere aktarması takdirle karşılandı.
10. Yıl Marşı ile başlayıp, aynı marş ile sona eren konserlerin kış mevsiminde de süreceği açıklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzikseverlerin ve plak koleksiyoncularının yoğun ilgi ve katılım gösterdiği ‘Şişli Plak Festivali’nin açılışı bu yıl, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın yanı sıra davetlilerin katılımıyla gerçekleşecek.
RENKLİ ETKİNLİKLERE SAHNE OLACAK
Geleneksel hale gelen; müzik dünyasının önemli isimlerini ve plak tutkunlarını 4’üncü kez buluşturacak olan Şişli Plak Festivali, iki gün boyunca birbirinden renkli etkinliklere ve konserlere ev sahipliği yapacak. Feriköy Organik Pazarı otopark alanında gerçekleşecek festivalde; söyleşiler, mezatlar, imza günleri, kahve ve yeme-içme stantları ile müzikseverler, keyifli zaman geçirecekler. Festivalde gerçekleşecek konserler kapsamında; Karsu, Sena Şener, Gaye Su Akyol ve Miskinler gibi ünlü sanatçılar da müzikseverlerle buluşacak. Plakseverler, tüm etkinlik ve konserlere ücretsiz olarak katılabilecek.
TOLGA AKYILDIZ’IN ANISINA ÖZEL PROGRAM
Şişli Plak Festivali’nde, yakın zamanda hayatını kaybeden gazeteci ve müzik yazarı Tolga Akyıldız da anılacak. Festival programında, ‘Tolga Akyıldız Anısına Açık Sahne’ etkinliğinde sürpriz isimler sahne alacak. Ayrıca festival katılımcıları, Plaktan DJ Mix ve Scratching atölyesine de katılabilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saraybosna Üniversitesi Rektörlüğü’nde yapılan tanıtım toplantısına YTB Başkanı Abdullah Eren, kitabın yazarı Dr. Sedat Beslija, akademisyenler, öğrenciler ile Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’da “gönül alma siyaseti” olarak bilinen ve fethedilen bölgelerdeki halkların uyum içinde yaşayarak, hoşgörünün hakim kılınması için uygulanan ve “istimalet” olarak adlandırılan kavram Dr. Beslija tarafından anlatıldı.
YTB Başkanı Eren, programda yaptığı konuşmada, yurt dışındaki Türklerle ve akraba topluluklarla ilişkilerin geliştirilmesine önem verdiklerini, kardeş topluluklardan Bosna Hersek’in de kendileri için önemi olduğunu söyledi. Türkiye’nin 1000’den fazla Bosna Hersekli öğrenciye burslu okuma imkanı verdiğini aktaran Eren, şu an Türkiye’de 100’den fazla Bosna Hersekli öğrencinin de üniversite eğitimini sürdürdüğünü belirtti.
Balkanlar’daki öğrencilere yönelik birçok program yürüttüklerini dile getiren Eren, “Akademik çalışmalarımız var, konferanslar düzenliyoruz ve kitaplar basıyoruz.” dedi.
Eren, dünyanın yaşadığı çok farklı sorunlar bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:
” Gazze’de 11 aydır devam eden hadiseler, bize uluslararası sistemin tamamen çöktüğünü gösteriyor. Artık dünya üzerinde sürdürülebilir bir uluslararası hukuk sistemi olmadığı kanaati hepimizde yerleşiyor. Bugün karşılaştığımız sorunlar bugüne özgüdür. Bugün dünyada 8 milyar insan var. Tarihin hiçbir döneminde bu kadar insan yaşamadı. Tarihin bir döneminde bu coğrafyada kurulan bir huzur ve istikrar ortamı var. Bunu da görmek ve anlatmak tarihçiliğin görevi diye düşünüyorum. Osmanlı Devleti’nin bu coğrafyaya ilk geldiğinde yürütmüş olduğu siyaset bizlere anlatılacak.”
“Türkçesi gönül alma siyaseti”
Dr. Sedat Beslija, yaptığı açıklamada, kitabın kendisinin akademik araştırmaları sonucu ortaya çıktığını belirterek, Boşnakça olan eserinin YTB tarafından Türkçe ve İngilizceye çevrildiğini kaydetti.
Beslija, kitabın yazılmasının kendisine onur ve şeref verdiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Bosna’da yazılan, Boşnakça yazılan tarih kitapları çok sık Türkçeye, İngilizceye çevrilmiyor. O yüzden bu bize bir şeref verdi. Osmanlı tarihçileri başta rahmetli Halil İnalcık olmak üzere bu ‘istimalet’ kavramını ele almışlardı. Biz bu kavramı Balkanlar ve özellikle de Bosna özelinde araştırmaya, tarihi bağlama oturtmaya çalıştık. Osmanlı istimalet siyasetini anlamak ve anlatmak lazım. İstimalet, Arapça kökenli bir kelime. Çağdaş Türkçesi ise ‘gönül alma siyaseti.’ Osmanlı Devleti, meylettirme, cezbetme, kendi tarafına çekme gibi siyasi stratejileri 15, 16 ve 17. yüzyılda kullanmıştır.”
Osmanlı Devleti’nin istimalet stratejisini diğer Balkan ülkelerinde de kullandığını aktaran Beslija, bu metotlarla Osmanlı’nın yüzyıllar boyunca Balkanlar’da kalıcı olduğunu belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Peyzaj Mimarları Odası tarafından Türkiye’deki peyzaj mimarlığı faaliyetlerinin tanıtılması, özendirilmesi, ödüllendirilmesi, güzel sanatların teşvik edilmesi, mesleğin gelişiminin desteklenmesi ve kamuoyunun gündeminde bulundurulması amacıyla düzenlenen 15. Ulusal Peyzaj Mimarlığı Ödülleri’nin töreni, İstanbul Kongre Merkezi’ndeki “60. IFLA Dünya Kongresi” kapsamında yapıldı.
Törende, “genel kategori proje”, “kentsel tasarım proje”, “analiz ve planlama”, “Prof. Dr. Hayran Çelem genç peyzaj mimarı”, “mesleğe katkı”, “onur”, “teşvik” ve “iletişim” kategorilerinde dereceye girenlere ödülleri verildi.
AA muhabiri Yıldız Nevin Kasım, basılı ve elektronik ortamda peyzaj mimarlığı konularına yer vermesi dolayısıyla “İletişim Ödülü”ne layık görüldü. Bu kategoride ayrıca Doç. Dr. Emrah Yalçınap da ödüllendirildi.
Kasım’ın ödülü AA ekibine takdim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezine 17 kilometre mesafedeki Karaca Mağarası, sarkıt ve dikit yoğunluğu ile tavan yüksekliği açısından dünyanın sayılı mağaraları arasında gösteriliyor.
Mağara, beyaz renkte sarkıtlar, dikitler, sütunlar, org desenli duvarlar, bayrak şekilleri, perde damla taşları, mağara çiçekleri ve incileri, traverten havuzları ve basamaklarıyla dikkati çekiyor.
Mağaranın içerisindeki 12 ile 17 derece arasındaki sıcaklık ise ziyaretçilerine serinletici bir hava sağlıyor.
Bakım çalışmaları için her yıl kasımda kapatılan ve nisanda yeniden açılan Karaca Mağarası, bu yıl 5 aylık sürede 21 bin 351’i yabancı olmak üzere 100 bin 250 turisti ağırladı.
Bayburt’tan gelen Beyzanur Sena Ayaydın, AA muhabirine, Karaca Mağarası’nı internette gördüğünü ve çok merak ettiğini söyledi.
Mağarayı ilk defa ziyaret ettiğini, gördüklerinden çok etkilendiğini dile getiren Ayaydın, “Hiç böyle bir şey beklemiyordum. Karadeniz’de ilk defa böyle büyük ve görkemli mağara gördüm. Mağaranın geçmişi beni çok etkiledi.” dedi.
Ayaydın, Karaca Mağarası’nın beklentisinin çok üzerinde olduğunu vurgulayarak, herkese ziyaret etmeleri tavsiyesinde bulundu.
Köksal Ayaydın da mağaranın kendisinde güzel bir izlenim bıraktığını ifade ederek, “Çok beğendim. Dışarıya göre içerisi gayet serin. Herkese tavsiye ederim.” diye konuştu.
Ankara’dan gelen Hatice Ebrar Güneş, Karaca Mağarası’nın içerisinin serin olduğunu kaydederek, “Trabzon gezimizde çok fazla nem vardı. Şu an burada üşüyorum. Çok güzel.” ifadelerini kullandı.
Eşi Ahmet Yusuf Güneş, geziye Van’dan başladıklarını, Trabzon ziyaretinin ardından Gümüşhane’ye geldiklerini anlatarak, “Karaca Mağarası’nı ziyaret etmek istedik. Mağaranın içerisindeki oluşumlar beklentilerimizin çok üzerinde. Yeni oluşumların olması beni çok etkiledi.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Vali Çeber ile Başkan Şahin, devam eden çalışmalar hakkında antik kentin kazı başkanlığını yürüten Münster Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Michael Blömer’den bilgi aldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kentin öne çıkan özelliklerinden birinin de tarihi ve kültürel miraslar olduğunu belirtti.
Kazıların devam ettiğini ve antik kentin önemli bir alan olduğunu aktaran Çeber, şunları söyledi:
” Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, elinden geldiğince buraya ve diğer antik kentlere destek veriyor. Biz valilik olarak da bulabildiğimiz kaynakları kullanıyoruz. Şimdi daha fazlasını yaparak çok daha hızlı yol alacağız.”
Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de antik kentin önemli kazı alanları arasında yer aldığını ifade etti.
Dülük Antik Kenti’nin dünyanın önemli antik kentlerinden olduğunu belirterek, “Burada çıkan eserler Roma Dönemi’nin en önemli eserleri. İnsanların daha çok buraya gelmesi için artık bir neden daha var. Dülük Antik Kenti’nde bir restorasyon çalışması ve giriş kapısı yaptık. Buranın diğer antik kentlerden ne farkı olduğu yönünde çalışmamızı yaptık. Valimiz ile birlikte bu detaylı sunumu yapıp bakanımızdan güçlü desteği alıp yolumuza devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Farklı ekole sahip iki sanatçının eserlerine yer verilen sergi, Filistin’de yaşananlar ile Kudüs’ün tarihi, kültürel ve dini önemi gibi konulara odaklanıyor.
Açılışta konuşan Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, Kudüs’le ilgili bir serginin İstanbul gibi kadim bir şehirde açılmasının önemine işaret ederek, “Üsküdar, İstanbul’un eski bir başlangıcı. Bugün büyük usta Mimar Sinan’ın yaptırdığı tarihi mekanda bu serginin açılışını gerçekleştirmek bizler için de çok anlamlı. En az bunun kadar önemli olan bir diğer husus, ebru sanatının yaşayan en büyük üstatlarından Hikmet Barutçugil ve değerli sanatçımız Amine Hanım’ın katkılarıyla Kudüs üzerine bir serginin açılmasıdır. Biz de adımıza yakışır bir şekilde bu tür faaliyetlerin destekçisi olduğumuz için çok mutluyuz.” ifadelerini kullandı.
” Türkiye’de çok ciddi bir şekilde şuur kaybettirme politikaları uygulandı”
Sanatçı Hikmet Buratçugil, ait oldukları kültürü anlatmak ve tanıtmak mecburiyetinde olduklarını vurgulayarak, “Medeniyetler, kültür ve sanatla oluşuyor. Biz, daha önceki medeniyetleri, yaptıkları eserlerle tanıyoruz. Gelecek nesiller için de bugünden bir medeniyet oluşturmamız gerekiyor. Ne yazık ki yakın tarihimizde başlayan Batılılaşma hareketleri içinde kendi özümüzden uzaklaştık. Türkiye’de çok ciddi bir şekilde şuur kaybettirme politikaları uygulandı. Çok şükür ki altını çamura da atsanız, değerinden bir şey kaybetmiyor. O koca çınarları kestiler ama kökleri o kadar sağlam olduğu için yeniden neşvünema buldu.” dedi.
Ebru sanatına 51 sene önce başladığını dile getiren sanatçı, “Bu sanata başladığımda herkes alay ederdi. Hatta o yıllarda bu sanatlarla uğraşanlar ‘yobaz’, ‘bağnaz’ gibi sıfatlarla anılırdı. Bugünlere geldik ve şimdi gençler bu işlere çok hevesli. Kendi sanatlarımızı güncelleyerek ve yenileyerek bu sanatları yaşatmış oluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Kudüs, bizim kanayan yaramızdır.” diyen usta sanatçı, sergide emeği geçenlere teşekkür etti.
“Filistin halkı bize zimmetlidir ve bunu gün yüzüne çıkarmak istedik”
Ressam Amine Sultan Tan da sanatın temel görevinin, var olanı görünür kılmak olduğunu altını çizerek, şunları söyledi:
“Hikmet hocama, böylesi bir görsel şölene imza attığı, Vakıf Katılıma ise sergiye destekleri için çok teşekkür ediyorum. Bildiğiniz gibi, her şey çok güzel bir ahlak içinde yaratılmış. Bizim yaptığımız bunu ufak bir şekilde tuvale yansıtmak, biraz daha farkındalık oluşturmak ve bu gerçek güzelliklere dikkat çekmek. Hikmet Hocamızın da vurguladığı gibi, Kudüs bizim yaramız. Filistin halkı bize zimmetlidir ve resimlerimizle bunu gün yüzüne çıkarmak istedik. İnşallah bu niyetlerle, hayırlar feth olsun, şerler def olsun.”
Kudüs ve Gazze’yi siyasi, askeri, kültürel ve sosyolojik olarak her açıdan gündeme getirme kabiliyetinin çok önemli olduğunu aktaran yazar İsmail Kılıçarslan ise “Bütün dünyanın Gazze katliamı için ayakta olduğu böyle bir dönemde, elbette sanat da üzerine düşeni yapmalı. Bu sergiyi çok özel yapan, barut ebrusunun da bulucusu Hikmet Hoca’nın ebrularının üzerine, Kudüs’ün köklerini, Amine Hanım’ın resimleriyle bize sunmasıdır. Vakıf Katılımı da böyle bir sorumluluk aldığı için ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Bugün, ağız ve dil Gazze’yi, Kudüs’ü söylemeli.” dedi.
Sergi, 29 Eylül’e kadar, pazartesi günleri hariç, ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana’da nisan ayında başlayan festival yolculuğu Şanlıurfa, Bursa, Samsun, Trabzon, Van, Nevşehir ve Erzurum’un ardından 9’uncu durağı Çanakkale’de devam ediyor.
Etkinlikler kapsamında kurulan ve birbirinden renkli aktiviteler, atölye çalışmaları, sahne gösterileri, tiyatro oyunları, çocuk oyun alanları ve daha birçok etkinliğin yer aldığı Çocuk Köyü, miniklere eğlenceli anlar yaşatıyor.
Çocukların ekranlardan tanıdığı çizgi film karakterlerinin sahne gösterileri, panayır çadırları, tematik oyun alanları, müzik, drama, dans, bale ve resim gibi sanat eğitimlerinin yapıldığı aktivite çadırları festival boyunca bu alanda yer alıyor.
Çanakkale’de 8 Eylül’de sona erecek festivalin en renkli etkinliklerinden biri olan Anadolu Hamidiye Tabyası Çocuk Etkinlik Alanı’nın misafirleri, okulların açılmasına sayılı günler kala bu alanda gönüllerince eğleniyor.
Türkiye Kültür Yolu Festivallerinde çocuk etkinlikleri gerçekleştiren tiyatro sanatçısı ve çocuk kitapları yazarı Özgür Özgülgün, AA muhabirine, festival kapsamında gittikleri şehirlerde çok güzel çocuk etkinlik alanlarının oluşturulduğunu, sahneler kurulduğunu söyledi.
Özgülgün, bu kapsamda geleneksel Türk tiyatrosunun temelini oluşturan gölge oyunu Karagöz ile Hacivat’ın yanı sıra hikaye anlatımı, çocukların fiziksel aktivitelerini geliştirecek büyük şişme balonlar, pedagojik yardım alınarak hazırlanan oyunlar, Troya Müzesi’nin görüntülü olarak kamyon içinde gösterilmesi ve okçuluk gibi miniklerin psikomotor gelişimlerine katkı sağlayan etkinliklerin yer aldığını dile getirdi.
Festivaller en çok çocukları mutlu ediyor
Bir kente festival geliyorsa, bundan en çok çocukların mutlu olduğunu vurgulayan Özgülgün, “Çocuklara yaptığımız yatırım, 10, 20, 30 yıl sonra bize geri dönüyor. Bizim bütün varlığımız, geleceğimiz çocuklar. Onlara yapılan yatırım hiçbir zaman boşa gitmiyor. Bir kente festival gelince çocuklar o festivalin içinde ücretsiz olarak sabahtan akşama kadar vakit geçirdiklerinde bunu hiç unutmayacaklar. Belki arkadaşlarına, dostlarına, okulda öğretmenlerine anlatacaklar. Bu bir kartopuyken çığ gibi büyüyecek. Her sene gelişen bir kültür festivali var. O kültür festivaliyle ilgili çocuk belki oturduğu şehrin bir müzesine gidecek.” diye konuştu.
Ayrıca, Troya Müzesi’nde Karagöz ile Hacivat gösterisinin düzenlendiğini anlatan Özgülgün, çocukların bu oyunda kendi geçmişini, tarihsel sürecini görüp çok mutlu olduklarını ifade etti.
Gölge oyunu gösterimlerinin sürmesini isteyen anne ve babaların müzeye mesaj gönderdiğini aktaran Özgülgün, “Önümüzdeki yıl Çanakkale Kültür Yolu Festivali yine var. Belki müze içinde bir dans, enstrüman, tiyatro ya da sergi olacak. Çocuğun müzeye 2-3 kere gelmesini sağlayacak nitelikte etkinlikler olacak.” dedi.
Özgülgün, sahnedeki sanatçıların tamamının konservatuar mezunu olduğunu, çocuk etkinliklerini bundan dolayı çok önemsediğini belirtti.
Bu tür çalışmaların kendisini geliştirmesine de katkı sağladığını söyleyen Özgülgün, şunları kaydetti:
“Sahne üzerinde bir şey yapmak, maraton koşmak gibidir. Koşmadığınız zaman enerjiniz bitiyor, çabuk yorulmaya başlıyorsunuz. Kültür Yolları ile her türlü faaliyeti gerçekleştirdiğinizde maraton koşucusu gibi genç ve dinamik oluyorsunuz. Siz de onların yaş grubuna inmiş oluyorsunuz. Onlarla bir şey yaratmanın güzelliği ve o festivalde örtüşmesi, geleceğin en büyük yatırımı olan çocuklara çok faydalı oluyor. Önemli olan eğlenmek. Festivallerin amacı sosyalleşmek, bir arada olabilmek, kentin turizmine katkı sağlamak, kentteki kültürel varlıkların kendi varlığımız olduğunu bilip, onlarla kaynaşıp çok daha ileri götürmek. Festival kapsamında gittiğimiz her yerde minimum 50 bin çocuğa ulaşmış oluyoruz. Çünkü 9 gün boyunca kentteki en büyük alanda yapılıyor. Bugün yaptığınız bir şey seneye, ondan sonraki senelerde karşılığını buluyor. Festivalle, sanat ortamı içinde büyüyen bir çocuk vatanına, milletine, ailesine faydalı, başarılı, evrensel ve kültürün değerini bilen bir çocuk olarak yetişiyor. Bu anlamda Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin çocuklara yaptığı yatırımı çok kıymetli buluyorum.”
Özgür Özgülgün, Anadolu coğrafyasının örf ve adetlerinin festival potası altında eritilerek hiç bilinmeyen bir bölgede, başka bir yerin halk oyununu, tiyatrosunu oynamanın, hikayesini icra etmenin, enstrümanını çalmanın, her bölgenin bir çatı altında etkileşimini sağladığını sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu, İzmir Tarihi Liman Kentinin UNESCO Dünya Miras Listesi adaylığı sürecine destek vermek için harekete geçti. Proje kapsamında akademisyenler ve öğrenciler, bölgenin kültürel mirasını daha geniş kitlelere tanıtacak çalışmalar yürütecek. Çalışmaların, bölgenin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edilmesine yönelik farkındalık yaratması bekleniyor.
Mimari Restorasyon, Radyo ve Televizyon Programcılığı, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık, Grafik Tasarım, Halkla İlişkiler ve Tanıtım ile İç Mekan Tasarımı programlarının öğretim elemanları, Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, şehir plancısı Bilge Bektaş ve mimar Ahu Sönmez ile Konak Meydanı’nda bulunan Saat Kulesi’nde bir araya geldi. Mimar Burçak Çıkıkçı eşliğinde, Kemeraltı ve Basmane bölgesinin mimari, kültürel, gastronomik ve turistik unsurlarını kapsayan bir rotada teknik gezi gerçekleştiren öğretim elemanları, 2024-2025 akademik yılında öğrencileriyle gerçekleştirecekleri projeler için bilgi topladı.
8 bin 500 yıllık bir geçmişe sahip İzmir Tarihi Liman Kentinin tüm dünya için önemli bir değer olduğuna dikkati çeken Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, İKMYO öğretim elemanları ve öğrencileri tarafından üretilecek projelerin, alanın tanıtımına ve kültürel miras farkındalığının artırılmasına büyük katkı sağlayacağını belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Tokat Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince tarihi eser kaçakçılığına yönelik operasyon düzenlendi. Bir ikamette gerçekleştirilen operasyon sonucunda; 36 adet farklı ebat ve şekillerde sikke, 3 adet kulplu küçük metal bakraç, 1 adet taşlı yüzük, 1 adet deve kuşu figürlü metal obje, 1 adet bakır renkli metal kılıflı hançer, 1 adet sarı ve kahverengi renkli, üzerinde hayvan figürleri bulunan vazo, 1 adet metal ok ucu, 1 adet kaşık benzeri metal obje, 1 adet kuş figürlü metal kolye ucu, 1 adet üst kısmı yuvarlak alt kısmı sap şeklinde metal obje olmak üzere toplamda 47 adet tarihi eser ele geçirildi. Operasyon sonrasında, ikamet sahibi hakkında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa Muhalefet suçundan adli işlem başlatıldı. – TOKAT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melikgazi Belediyesi, 7 yıldır vatandaşların sosyal hayatlarını zenginleştirmek ve geleneksel lezzetleri yaşatmak amacıyla Belsin Kocatepe Mahallesi, Eskişehir Bağları ve Mimarsinan Evliyalar Parkı’nda salça kaynatma etkinliği düzenleniyor.
Salça kaynatmak isteyenler belediyeden randevu alarak kazan, kürek, tuz ve domateslerin yıkanıp çekilmesi gibi işlemlerini ücretsiz yaptırıyor, belirlenen alanlarda geleneksel yöntemlerle kışlık salçalarını hazırlıyor.
Köz ateşinde yaptıkları yiyecekleri birbirlerine ikram eden aileler, odun ateşinde semaverde demledikleri çayla da günün yorgunluğunu atıyor.
“Sosyal ve kültürel faaliyet oluyor”
Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AA muhabirine, vatandaşların mağduriyetini önlemek için özel tahsis edilen alanlarda salça kaynatma ortamı hazırladıklarını söyledi.
İsteyenlerin randevu alarak 50 bakır kazanda salça kaynattığını, 24 saat açık olan alanlarda 3 vardiya şeklinde 150 kişinin çalıştığını anlatan Palancıoğlu, şöyle devam etti:
“Patlıcan, biber ve patates közlüyorlar, salçalarını yapıyorlar. Kışlık hazırlıklarını sürdürüyorlar. Bunların ötesinde daha güzel bir şey var. Burada vatandaşların iletişimi güçleniyor. Çocuklar ve gençler internet ortamından çıkıp, burada aileleriyle piknik havasında zaman geçiriyorlar. Burada samimiyet yakalayıp, aile ortamında dost olanlar var. Buralar birlik ve beraberliğimizi güçlendiren sosyal ve kültürel bir alana dönüştü. Şu anda 3 bin 500 aileyi geçmiş durumdayız. Toplam 15 bin kişiye ulaşacak bir hizmet oldu. Hem sosyal ve kültürel faaliyet oluyor hem de geleneğimiz devam ediyor.”
Kent sakinlerinden Dudu Cihan da ev salçasının daha güzel ve temiz olduğunu, hazır salçayı tercih etmediğini dile getirdi.
Salça yaparken yeni dostluklar edindiklerini vurgulayan Cihan, “Önceden köylerimizde yapıyorduk ama binaların arasında yapılmadığı için burada yapmak daha hoşumuza gidiyor. Burada birlik ve beraberlik var. Yeni arkadaşlıklar, dostluklar ediniyoruz. Komşularımızla beraber geliyoruz. Neşeli bir ortamımız oluyor. Güzel insanlarla karşılaşıyoruz.” dedi.
Nurhan Emmi ise salça yapmanın yorucu bir iş olduğunu belirterek, “Gelecek yıl yine burada olacağız. Ortamımız çok güzel, yeni dostluklar ve arkadaşlıklar ediniyoruz. Hava da çok güzel. 100 kilo domates aldık. O da bize bir yıl yetecek. Salçayı bidonlara koyuyoruz ve 100 kilogram domatesten 4 bidon umuyoruz.” diye konuştu.
“Dostluğumuzu ve arkadaşlığımızı da kaynatıyoruz”
Fuat Cihan da alandakilerle sohbet ederek salçalarını kaynattıklarını söyledi.
Güzel bir ortamın olduğunu aktaran Cihan, “Her ilçeden gelen vatandaşlar burada arkadaşlık, dostluk edinebiliyor. Salçalarımızın yanında dostluğumuzu ve arkadaşlığımızı da kaynatıyoruz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Efeler Belediyesi Kuvayı Milliye Anı Evi, Kurtuluş Savaşı Dönemine ait aydınların ve kahramanların hatıralarını yaşatıyor. İçinde dönemin sembol isimlerine ait heykeller, dönemde kullanılmış bazı silahlar ve çeşitli araç gereçler yer alıyor. Ziyaretçiler, teknolojik imkanlarla desteklenen bu mekanda, dijital olarak döneme dair bilgilere ulaşabiliyor.
Kuvayi Milliye Anı Evi’nin sadece bir anıt olmadığını aynı zamanda bölgedeki direnişin ve milli bilincin simgesi olduğunu söyleyen Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin: “İşgale karşı Aydın’da başlatılan direniş hareketine Albay Mehmet Şefik Bey, Yüzbaşı Faik Bey ve Teğmen Zekai Bey gibi cesur subaylarımız öncülük etti. Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe ve Danişmentli İsmail Efe gibi Kuvayı Milliye gönüllüleri, bu direniş hareketine büyük destek verdi. Özellikle 16 Haziran 1919’da gerçekleştirilen Malgaç Baskını, milli bilinç ve bağımsızlık anlayışının bir simgesi olarak tarihe geçti” sözleriyle bağımsızlık mücadelesi hakkında bilgiler paylaştı.
Veysipaşa Mahallesi 1607. Sokak Numara 1’de yer alan Efeler Belediyesi Kuvayi Milliye Anı Evi, bu kahramanlık öykülerini ve tarihi mücadeleyi yaşatmaya devam ederken, ziyaretçilerine geçmişin izlerini sürme fırsatı sunuyor. Bu eşsiz mekan, hem tarihi bir miras hem de milli bilincin bir parçası olarak, gelecek nesillere önemli bir kültürel değer bırakıyor. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bu sene 6’ncısı gerçekleştirilen Üzüm Festivali renkli görüntülere sahne oldu
Omuzlarına aldıkları 2 kelterde toplam 50 kilogram üzümü 500 metre koşarak taşıyan yarışmacılardan bazıları düşerken bazıları da koşmak yerine yürümeyi tercih etti
MANİSA – Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bu sene 6’ncısı düzenlenen ve ilçenin tanıtımına büyük katkı sağlayan Üzüm Festivalinde yapılan kelter yarışması renkli görüntülere sahne oldu. 20 yarışmacıdan 10’unun tamamlayabildiği yarışmada bazı yarışmacılar üzümlerle birlikte yere düşerken bazıları da koşmak yerine yürümeyi tercih etti.
Dünyaca ünlü Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümün yetiştiği Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bir yandan hasat devam ederken, diğer yandan üreticiler günün yorgunluğunu ve stresini, Alaşehir Belediyesi organizasyonunda düzenlenen 6. Üzüm Festivalinde attı.
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda başlayan ve 5 Eylül Alaşehir’in kurtuluşuna kadar devam edecek olan Alaşehir 6. Üzüm Festivalinde 20 kişi 50 kiloluk üzüm kelterleriyle 500 metrelik mesafeyi en hızlı koşabilmek için yarıştı. Pazar Camii önünden Belediye binasına kadar yaklaşık 500 metrelik Sevgi Yolunda Motosikletli Zabıtaların eşliğinde 5’erli gruplar halinde koşan yarışmacılar zaman zaman zor anlar yaşadı. Bazı yarışmacılar kelterleri bırakırken bazıları da dengelerini kaybedip üzüm yüklü kelterlerle birlikte düştü.
Yarışmanın sonunda Mehmet Özcan 1 dakika 13 saniye 93 salise ile birinci, Hüseyin Ula 1 dakika 18 saniye 23 salise ile ikinci, Uğur Özcan ise 1 dakika 18 saniye 71 salise ile üçüncü oldu.
Bağdan geldi yarışmada birinci oldu
Üzüm bağında öğlen saat 14.00’a kadar çalıştıktan sonra yarışmaya katıldığını belirten yarışmanın birincisi Mehmet Özcan, “Biraz zorlandım. Bağda çalışıp da geldim yine de kazandım. Biraz zorlandım.”
Yarışmada üçüncü olan Uğur Özcan ise yarışmaya hasta bir şekilde geldiğini belirterek katılıp katılmamakta tereddüt ettiğini ancak katılarak yarışmada üçüncü olduğu için mutlu olduğunu söyledi.
Yarışmanın ikincisi olan Hüseyin Ula ise şunları söyledi: “Belediyenin parkında çalışıyorum. Çift iş yapıyorum. Sabah bağda öğleden sonra da belediyenin parkında garson olarak çalışıyorum. Zorluk çekmedim ama yine de yoruldum.”
“Görevlerimizden biri yöresel ürünlerimizi n plana çıkarmak”
Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise Alaşehir’in ve ilçeye özgü yöresel ürünlerin tanıtımı için festivallerin önemine değinerek, “Üzüm Festivalimiz geleneksel hale geldi. Her sene Üzüm Festivalimizi yapıyoruz. Bu Festivalimizin bir etabı da kelter çekme yarışması. Çocuklarımız Sevgi Yolunda yukarıdan aşağıya doğru, arada yaşanan kazalar da oluyor, koşarak dereceye girenler belli oldu. Bizim görevlerimizden bir tanesi de yöresel ürünlerimizi ön plana çıkarmak. Alaşehir Ekmeği, Tahinli Pidesi, Kapaması, Sultani Üzümü, Yaprağı meşhurdur. Sultani Üzümümüzü Türkiye’ye tanıtmayı hedefliyoruz. Bu festivaller de buna aracı oluyor. En güzel üzüm yarışmamızı yaptık, kelter çekme yarışmamamızı yaptık akşam da Ceylan Ertem konserinde halkımızla buluşacağız.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Kars, Ardahan ve IğdırTürkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir”
“Hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın doğalgaz ve petrol arzına çok önemli katkılar yapan üç önemli ve güzide şehrimizdir”
ANKARA – Ankara’da düzenlenen ‘Kars-Ardahan-Iğdır Lezzetleri ve Kültür Festivali’nde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz” dedi.
Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan Başkent Millet Bahçesinde Kars-Ardahan-Iğdır Dernekler Federasyonu’nun düzenlediği ‘Kars-Ardahan-Iğdır Lezzetleri ve Kültür Festivali’ başladı. 3 şehre özel yemekler Başkentte görücüye çıktı. Etkinliğe getirilen kazlardan birine ise yılın altın kaz ödülü verildi. Ardahan’ın Göle ilçesinden gelen kaşar üreticileri Ankaralılara geleneksel kaşar yapımını uygulamalı olarak gösterdi. Etkinlik, 8 EylülPazar günü saat 22.00’de son bulacak.
“Kars, Ardahan ve Iğdır Türkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, enerji açısından Kars, Ardahan ve Iğdır’ın Türkiye’nin enerjisine katkı sağlayan önemli şehirler olduğunu ifade etti. Bu şehirlerde Türkiye’nin elektriğinin üretildiğine ve hidroelektrik santrallerden enerji sağlandığına değinen Bakan Bayraktar, “Kars, Ardahan ve Iğdır’da Türkiye’nin en önemli güneş potansiyelini, güneş enerjisinden elektrik üretimi için bu şehirleri değerlendiriyoruz. Ama bunların ötesinde; Kars, Ardahan ve Iğdır sadece Türkiye için değil aynı zamanda dünya ve Avrupa için Bakü-Tiflis- Ceyhan ile Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’yle hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın doğalgaz ve petrol arzına çok önemli katkılar yapan üç önemli ve güzide şehrimizdir. Sadece balıyla, peyniriyle, kaz etiyle değil bize verdiği enerjinin yanı sıra doğalgazıyla, petrolüyle, beton iletimiyle ve elektrik üretimiyle Kars, Ardahan ve Iğdır Türkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir” diye konuştu.
“Doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz”
Kars, Ardahan ve Iğdır’ın Türkiye’nin enerjisine enerji kattığını ifade eden Bayraktar, “Bu üç şehrimize de henüz doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmanın ardından bakana plaket takdim edildi ve kurdele kesildi. 8 Eylül’e kadar devam edecek olan etkinliğin açılış gününde alana getirilen beş kazdan en güzel olanına altın kaz ödülü verildi. Kars kaşarı, kaz eti ve lokma ikramları yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakanlık ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlı Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı arasında ocak ayında imzalanan iş birliği protokolünde alınan kararlar doğrultusunda çalışmalar sürüyor.
Protokol ile çocukların psikolojik, sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerinin desteklenmesi başta olmak üzere sosyalleşmelerine katkı sağlanması amacıyla proje geliştirme, sosyal, sanatsal ve kültürel etkinlikler gerçekleştirilmesi amaçlanıyor.
Bu kapsamda Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığınca 2019 yılından bu yana yürütülmekte olan ‘Türk Masal Külliyatı Projesi’nde yeni bir uygulama hayata geçiriliyor.
Proje kapsamında 10 masal görme engelli çocuklar için Braille alfabesi ile hazırlandı. Mobil uygulama için hazırlanan masallarda işitme engelli çocuklar için de gerekli altyapı çalışmaları devam ediyor.
Bunun yanı sıra çağın gereklerine uygun şekilde masalların animasyona uyarlamaları yapılarak çocuklara ulaştırılacak. Proje ile Türk anlatı geleneğinin önemli bir parçası olan ancak unutulmaya yüz tutan Türk masallarının koruma altına alınıp gelecek kuşaklara eşsiz bir kültür hazinesi bırakılması hedefleniyor.

ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENDİ
Protokol çerçevesinde bu yıl içerisinde tiyatro, kukla, müzik ve diğer güzel sanatlar ile edebiyat alanında çocuklar için çeşitli etkinlikler organize edildiği kaydedilen açıklamada, “Bu kapsamda geleneksel Türk kültürünün önemli unsurlarından olan masal anlatıcılığı ve meddahlık geleneğini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Masal ve Meddah Şenliği de düzenlendi” ifadelerine yer verildi.
ÇOCUKLAR İÇİN TÜRK MASALLARI
Yapılan iş birliğince Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından gönderilen Çocuklar için Türk Masallarından Seçmeler isimli 1500 kitabı içeren 300 masal kitabı seti çocuk bakım kuruluşlarına gönderildi.
Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeşilçam’ın yıldız oyuncusu, model ve mankenler kraliçesi olan Bahar Erdeniz, şimdilerde 74 yaşında. Bir döneme damga vuran Bahar Erdeniz’in oğlu meğer kendisinden de ünlüymüş. İlk kez öğrenenler şaşkınlığını gizleyemedi.

Bahar Erdeniz, Günaydın Gazetesi’nin ortaklaşa düzenlediği Mankenler Kraliçesi Yarışması’na katıldı. Erdeniz, 21 Mayıs 1971’de Emek Sineması’nda yapılan yarışmada birincilik tacının sahibi olmuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bahar Erdeniz, “Afacan Küçük Serseri” filmi ile sinemaya geçmişti. 17 Mayıs 1950 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Erdeniz, Fenerbahçe’nin yıldız oyuncusu Engin Verel ile 2. evliliğini yaptı.

Çiftin mutlu evliliğinden Can adından bir oğulları var. Bahar Erdeniz’in yakışıklı oğlu ünlü bir oyuncu.

Yeşilçam yıldızlarından Bahar Erdeniz güzelliğinden hiçbir şey kaybetmedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
17 dakika boyunca ayakta alkışlanan ve festivalin ‘Ana Yarışma’ bölümüne katılan film, seyirciden ve eleştirmenlerden de tam not aldı. ‘Yandaki Oda’, bu yıl festivalde en çok alkışlanan yapım oldu. Festivalde, ‘The Brutalist’ filmi, 12 dakika alkışlanırken Angelina Jolie’nin başrolünü üstlendiği ‘Maria’, 8 dakika boyunca alkışlanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Acun Ilıcalı ile Ayça Çağla Altunkaya çiftinden geçtiğimiz günlerde güzel haber gelmişti. Uzun süredir evlenecekleri konuşulan Acun Ilıcalı ile Ayça Çağla Altunkaya sonunda muradına erdi.

Dün akşam saatlerinden Esma Sultan Yalısı’nda gerçekleşen düğün öncesi Altunkaya’nın sosyal medya paylaşımları dikkat çekmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

HAZIRLIK AŞAMASINI SOSYAL MEDYADA PAYLAŞTI!
Önce gelin Ayça Çağla Altunkaya’nın hazırlık aşaması sosyal medyada paylaşıldı.

GELİNLİĞİYLE POZ VERDİ
Altunkaya ardından gelinliğiyle poz verdi.

DÜĞÜNE GİDERKEN GÖRÜNTÜLENDİLER
Düğün yalıda olunca damat Acun Ilıcalı da gelini sürat teknesi ile almaya geldi.
Acun Ilıcalı ve Ayça Çağla Altunkaya’nın düğününden ilk kare geldi! Mutluluğa böyle ‘evet’ dediler!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TUZLU PANKEK
MALZEMELER
1 adet yumurta
1 su bardağı süt
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı silme tuz
1 yemek kaşığı sıvı yağ

YAPILIŞI: Bütün malzemeleri güzelce karıştırıp, pürüzsüz akışkan bir harç elde ediyoruz. Peçeteyle yağladığımız tavaya kaşıkla döküyoruz arkalı önlü pişiriyoruz.
MAYASIZ PİŞİ
MALZEMELER
1 kg. un
2 su bardağı süt
Yarım su bardağı su
2 paket kabartma tozu
1 yemek kaşığı tuz
1 su bardağı yoğurt
1 adet yumurta
YAPILIŞI: Tüm malzemeyi yoğuruyoruz. Bir kabın içine alıp kapağını kapatıyoruz. Bir saat dinlendirdikten sonra bezeler koparıp un serdiğimiz tezgahta açıyoruz. Kızgın ayçiçek yağına atıyoruz. Kızarınca çevirip diğer tarafını da kızartıyoruz.
PRATİK PATATES BÖREĞİ
MALZEMELER
4 küçük patates
2 adet yumurta
Yarım su bardağı kaşar peyniri
Yarım su bardağı sucuk
1 yemek kaşığı dolusu mısır unu
2 yemek kaşığı sıvı yağ
Tane karabiber
Maydanoz
2-3 yemek kaşığı sıvı yağ
YAPILIŞI: Patateslerimizi rendeleyip suyunu sıkıyoruz. Derin bir kasede yumurtalarımızı çırparak üzerine patates, rende kaşar peyniri, incecik doğranmış sucuk, maydanoz, mısır unu, sıvı yağ, karabiber, tuz ekleyip iyice karıştırıyoruz. Tavamıza 1-2 yemek kaşığı kadar sıvı yağı ekliyoruz. Harcımızı 1 cm. kalınlığında eşit şekilde tavamıza yayıyoruz. Kenar kısımlarını spatulayla düzeltiyoruz. Orta ateşte kapak yardımıyla ters yüz yaparak pişiriyoruz. Fazla yağı varsa süzdürüp servis tabağına alarak dilimleyip servis yapıyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AİLESİYLE KUTLADI
ZOR günleri geride bırakan İskender, kanseri yenmenin mutluluğunu ailesiyle paylaştı. Tatil sonrası sahnelere döneceğini söyleyen şarkıcı, önümüzdeki ay da yeni albüm çalışmalarına başlayacağını açıkladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uzun zamandır konuşulan Çağatay Ulusoy ile Sümeyye Aydoğan arasındaki aşk söylentileri gerçek çıktı!

Birlikte rol aldıkları projede yakınlaşan çift, ilişkilerini gözlerden uzak bir şekilde yaşamaya çalışıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Sümeyye Aydoğan’ın doğum günü partisi, Çağatay Ulusoy’un yakın arkadaşı İlyas Güngör’ün mekanında gerçekleşti. Bu organizasyonu Çağatay Ulusoy’un düzenlendiği konuşuluyor.

Ünlü oyuncunun yakın arkadaşları, Sümeyye Aydoğan’ı hem sosyal medyadan takibe başladı, hem de ortak arkadaşlarla sosyalleşmeler başladı.

Sevgililer, geçenlerde Mustafa Mert Koç’un sahne aldığı mekanda iki ayrı masada eğlendi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Öznur, Mahmut ve Serkan da bu engellerin üzerinden bir bir atlayıp, ülkemize altın madalyayı getirdi. Tıpkı madalya kazanan pek çok engelli sporcumuz gibi…
Bakalım Mete Gazoz’a, eli cebinde atış yapan Yusuf Dikeç’e gösterilen ilgi ve takdirin onda biri bu şahane sporculara gösterilecek mi? Hiç sanmam. Peki nereden mi biliyorum? Olimpiyatların açılışını birinci kanalından, Paralimpik Olimpiyatları’nın açılış törenini ise pek çok kimsenin varlığından bile haberdar olmadığı TRT Yıldız’dan yayınlayan TRT’mizin tavrından…
ŞAHANE BİR AÇILIŞ
Dizilerde ilk sahnenin önemli olduğunu düşünürüm. Bana göre seyircide bırakılan ilk izlenim adeta o dizinin kaderini belirler.
Atv’nin yeni dizisi Bir Gece Masalı’nda o sihirli ana denk geldim. Öyle bir açılış sahnesiydi ki; beni yüreğimden yakalayıp, hikayenin içine çekiverdi.

Yörede çok sevilen Emniyet Müdürü Mehmet, ailesiyle bayram alışverişindeydi. Oğluna ayakkabı alırken, onları gıptayla seyreden pideci çocuğu gösterdi: “Bak, para kazanmak, ailesine bakmak için ramazan pidesi satıyor.” Oğlu sordu: “Fakir mi yani?” Mehmet Müdür devam etti: “Fakir ama parası olmadığı için değil, babası olmadığı için. Sevdiklerinden uzak olan, fakir kişidir. Bu ana olur, baba olur, yar olur. Hep bir eksiklik hisseder. Şimdi bu yetim çocuk da babası olmadığı için fakir. Anladın mı aslanım? Oğlu: “O zaman biz fakir değiliz” der ve aile mutlulukla birbirine sarılır. Sonra da o ayakkabıyı, pideci çocuğa hediye ederler.
Tam çarşıda yürürlerken bir çocuk, Mehmet Müdür’ü sırtından vurup şehit eder. Mehmet’in oğlu da bir anda fakirleşmiştir artık…
Sonrası Denizli’nin muhteşem doğasının başrolü kimselere bırakmadığı bir modern masal…
Ve izlemek için bir neden daha: “Yan” roller rüya takımı gibi… Gürkan Uygun, Kenan Bal, Mesut Akusta… Ekran karşısında “yan” gel yat yani…
Özel okulların kitap terörü
Özel okullar zaten yıllık ücretleriyle velilerin belini büküyordu. Bunlara yemek, servis, kıyafet ve kitap/kırtasiye fiyatlarındaki fahiş yükseliş de eklenince, özel okulda çocuk okutmak bir servete mal olmaya başladı.
İbretlik habere ise A Haber ekranlarında rastladım. Bir veli, kendisinden 40 bin lira istenen 22 adet kitabı internette tek tek bulup, gerçek fiyatlarını tespit etti. Ortaya çıkan 12 bin 363 liralık fiyat, bazı özel okulların nasıl “ticarethaneye” dönüştüğünü açıkça belgeliyordu.
40 bin lira nerede, 12 bin lira nerede? El insaf yahu…
Gaf’let kürsüsü
Yaşama Tutunan Patiler Derneği Başkanı Buket Özgünlü’nün mama paralarını at yarışlarına yatırdığı MASAK raporlarıyla ortaya çıktı.
Zap’tiye
Memlekette enflasyon yüzde sıfır olsa ne yazar? Fırsatçılık yüzde 300, açgözlülük yüzde 500 olduktan sonra…
Ne demiş?
“Bence kız babalarına yıpranma tazminatı ödenmeli. Çünkü hem karılarıyla hem de onun kopyasıyla uğraşmak zorunda kalıyorlar.” (Sosyal medyadan)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘KAZIKÇI’ ALGISI!
Öte yandan ticarette hesabını kitabını yapar, öyle iş yeri açarsın. “Küçük esnafı koruyacaklar” diye kimse bir işe başlamaz.
Özellikle turistik ya da lüks semtlerde bazı küçük esnaflar, çevrede zincir market yoksa ya da marketler kapalıysa gelen müşteriyi “Bana gelmeye mecbur kaldı” diye düşünüp yüksek fiyattan ürün satıyorlar.
Su fiyatına isyan eden vatandaşın dediği gibi marketten biraz pahalıya satsınlar ama 3,5 TL’lik küçük suyu 10 TL satınca ‘kazıkçı küçük esnaf’ algısı oluşuyor.
Oto tamircisinden restoranına, manavından tesisat ustasına kadar birçok meslek ve sektörde küçük esnaf tutturabildiğine fiyat çekiyor.
Böyle olunca da vatandaş zincir marketleri, kurumsal firmaları ve servis hizmetlerini tercih ediyor.
***
FINDIĞI DA AFRİKALILAR TOPLUYOR
Giresun’da fındık toplayan Afrikalı öğrenciler haber oldu.
Üreticiler, Afrikalı öğrencilerin çalışma performansından, öğrenciler de para kazanmaktan memnun.
Bu tarz haberleri çok sık okumaya başladık. Koyunlara Afgan çobanlar bakıyor, tarlada, tekstil fabrikalarında Suriyeli göçmenler çalışıyor, çayı Afrikalılar topluyor vs.

Gençlerimiz ise işsizlik garantili üniversitelerde, kafelerde, sosyal medyada yıllarını boşa harcıyor!
Gençlerimizde verilen maaşı ve işi beğenmeme huyu da var. Ama bazı işverenler de düşük maaşa köle gibi işçi çalıştırmak istiyor.
İşveren kim düşük ücretle çok çalışırsa onu tercih ediyor.
Acaba kaçak, sigortasız çalışan göçmenlerin SGK primleri ödense piyasa nasıl şekillenir?
***
6 KİŞİYİ EZ, 10 AY YAT!
KONYA’da, otomobiliyle yayalara çarpıp üçü çocuk, altı kişinin ölümüne, dört kişinin de yaralanmasına neden olan Sefa Selvi (20), 10 aydır cezaevindeydi.
Davası sonuçlandı iyi hal indirimi uygulanarak beş yıl hapis cezasına çarptırılıp ehliyetine iki buçuk yıl süreyle el konularak tahliye edildi.
Kazada asıl kusurlu olanlar yaya geçişi olmayan bir yerden şoförün göremeyeceği bir noktadan aniden yola çıkan yayalar.

Ancak sürücü de hız limitinin 80 olduğu yerde 110-120 ile gitmiş.
Fren izi 90 metre!
Kazada tam altı kişi ölmüş ve Selvi sadece 10 ay hapis yatmış!
Bu kadar insanın öldüğü bir kazada sürücünün de hatası varsa verilen ceza çok az!
***
ŞANSSIZ KRAL
İngiliz Kraliyet Ailesi’ne yakın bir kaynak, kanser hastası Kral 3’üncü Charles’ın iyileşmekte olduğu izlenimini verildiğini ancak hâlâ çok hasta olduğunu iddia etti.
Kralın dışarı adım attığı an çok yorulduğu ve ziyaretlerin sürelerinin kısaldığı da ileri sürüldü.
Haberde böyle durumlarda Kraliyet Ailesi’nde en küçük ölüm ihtimali bile dikkate alınarak cenaze hazırlıklarına başlandığı bilgisi de yer alıyor.
Kraliçe Elizabeth, 96 yaşında hayata veda ettiği son güne kadar inatla tahtı oğlu Charles bırakmadan tam 70 yıl kraliçe kalmıştı.

Charles kral olmayı bekleyerek yaşlandı.
Tam kral oldu, kansere yakalandı.
Şimdi 75 yaşında tahtın başında ama sağlık sorunlarıyla boğuşuyor.
Charles şanssız kral olarak tarihe geçecek gibi gözüküyor.
Galler Prensi William ise babasına göre şanslı. 42 yaşında ve genç sayılabilecek yaşlarda kral olacak gibi gözüküyor.
Birçokları Kral 3’üncü Charles’ın ölen eşi Prenses Diana’nın ahını aldığına inanıyor.
Ölünün arkasından konuşulmaz lakin Diana da koskoca Galler Prensi’ni defalarca aldatmıştı!
***
HABER OLMASAYDI
ANKARA’da iş kazasında yaralanan bir işçiye, sigortası yapılana kadar müdahale edilmedi.
İşçinin dört aydır sigortasız çalıştırıldığı, işletmenin ceza yememek için sigorta girişini yaptıktan sonra sağlık ekibi çağırdığı iddia edildi.

Bunların Allah’tan korkusu yok! Sigorta yaptırana kadar ambulans çağırmamak büyük vicdansızlık.
Neyse ki, olay basına yansıdı. SGK müfettişleri işverene ağır bir ceza keser!
Ya bu haber basına yansımasaydı ne olacaktı? İşçiyi biraz para verip sustururlardı herhalde. Yıl olmuş 2024 hâlâ sigortasız işçi çalıştıran işverenler var! Kim bilir kaç kişi sigortasız çalıştırılıyor?
***
Altyazı
“Doğru bir insan olmanın çok zor olduğu bir çağdayız. Sonsuz sayıdaki karakterlerin arasından seçilmiş kişilik özelliklerinin toplamından ibaretiz. Ve hepimiz kendimizi rollerimize kaptırmışken ruh eşi gibi bir şeyin olması mümkün değildir. Çünkü ruhlarımız bile sahte.” (Gone Girl)

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk tiyatrosunun sembol ismi Afife Jale’den ilhamla sahneye konan ‘Afife’ adlı oyun sezonun en merak edilenleri arasında yer alıyor. Başrolündeki Demet Evgar’a sahnede Tilbe Saran, Necip Memili, Bora Akkaş ve İdil Sivritepe gibi oyuncuların eşlik ettiği, ‘Afife’ 14 Eylül akşamı Zincirlikuyu’daki performans sanatları merkezinde prömiyerini gerçekleştirerek.
Kerem Alışık ve Evrim Alasya, yönetmenliğini Işıl Kasapoğlu’nun yaptığı ‘Aşk Biter mi?’ oyunuyla yeni sezonda tiyatroseverlerin karşısına çıkacak. Yıllar sonra karşılaşan iki eski sevgiliyi canlandıracak oyuncular, geçmişleri ile hesaplaşırken ‘Aşk biter mi?’ sorusuna yanıt arayacak.

Haluk Bilginer’in Oyun Atölyesi, George Orwell’ın meşhur ‘Hayvan Çiftliği’ eserini sahneye taşıyor. Barış Erdenk’in yönettiği oyunda Muharrem Özcan, Eser Karabil, Şirin Kılavuz ve Aylin Kontente gibi isimler rol alıyor.
Engin Hepileri tarafından sahneye konulan ‘Müfettişler’ isimli oyunda yeni sezonu açıyor. Garip akımının yaratıcılarından Melih Cevdet Anday’ın 1972’de yazdığı uyumsuz dört oyunundan biri olan oyunun kadrosunda Burak Altay, Kadir Çermik, Erkan Kolçak Köstendil ve Aslıhan Gürbüz gibi deneyimli oyuncular yer alıyor. 22 Ekim’de İKSV Tiyatro Festivali’nin açılışını yapacak oyunun müziklerinde de Kenan Doğulu imzası var.

Bu sene 7. yaşını kutlayan DasDas da sezonu 20 Eylül’de yeni oyunu ‘Ayna’ ile açacağını duyurdu. İngiliz yazar Sam Holcroft’un yazdığı oyun İlham Yazar’ın yönetmenliğinde Türkiye’de ilk kez sahnelenecek. Her şeyin değersizleştiği bir toplumda aşkın ve adaletin arandığı çok eğlenceli, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir düğün davetiyle başlayan oyun içinde bir oyunun anlatıldığı oyunun kadrosunda Aytek Şayan, Barış Gönenen, Begüm Akkaya ve Sarp Akkaya yer alıyor.
Fatih ve Ayça Koyunoğlu çiftinin kurucusu olduğu Tiyatro Hayali sezona iddialı bir kadroyla başlıyor. Sevil Akı, Fatih Koyunoğlu, Erdem Akakçe, Bihter Dinçel ve Bülent Çolak ‘Mercaniye Çok Yaşa’ adlı yeni oyuna hazırlanıyorlar. Ahmet Sami Özbudak’ın yazdığı oyunu Emrah Eren yönetiyor. Oyun 20 Eylül’de seyirciyle buluşacak.

Başrollerini Hande Subaşı ve Halil İbrahim Ceyhan’ın paylaştığı, konuk sanatçı olarak Yonca Lodi’nin yer aldığı ‘Bir Masaldı’ isimli müzikli oyun, yapay zekayı kullanarak izleyiciye 5 boyutlu bir deneyim yaşatmaya hazırlanıyor.
Tiyatro Mitos da Kemal Uçar’ın yazdığı oyunu sahneye koyuyor. ‘Biraz Sessizlik’ isimli oyunda Uçar’a ödüllü oyuncu Merve Polat da eşlik ediyor.
Craft Tiyatro, ‘Rocky’ ve ‘Yeter’ adlı iki oyun hazırlıyor. Noyan Arturan’ın yönettiği ekimde perde açacak olan ‘Rocky’ isimli oyunda Bala Atabek oynuyor. Gonca Küçükardalı’nın yönettiği ‘Yeter’de ise Esra Ruşen ve Gizem Erdem rol alıyor.

Hakan Altıner’in kurucusu olduğu Kedi Sahne Sanatları, ‘Despina-Bir İzmir Hikâyesi’ adlı yeni oyunu yarın İzmir’de seyirciyle buluşturacak.
Başarılı oyuncu Tuğrul Tülek, Derya Artemel ve Orçun Soytürk’ün rol aldığı ‘Karanlık Şarkılar’ adlı oyunun rejisini üstleniyor. Joe White’in yazdığı oyun ekimde perde açacak.
Tiyatro Keyfi’nin yeni sezon oyunu ‘Kaktüs Çiçeği’nden daha önce de bahsetmiştim. Kemal Başar’ın yöneteceği, oyun, Engin Benli, Azra Akın, Şilan Makal, Ercüment Aydın, Köksal Ünal, Kerem Gökçer ve Emin Olcay’lı kadrosuyla ekimde seyirciyle buluşacak.
Stephen King’in ‘Misery’ adlı eseri Kayhan Berkin rejisiyle seyirciyle buluşacak. Tema Sanat Yapım’ın yapımcılığını üstlendiği oyunda Cansel Elçin ve Sedef Akalın rol alacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çöldeki bu müzik ve sanat festivalinin Türk müdavimleri arasında, Şeyma Subaşı, Belçim Bilgin, Yağmur Ünal, Süreyya Yalçın, Oğulcan Engin, Hacı Sabancı ve Elisabeth Mas gibi daha pek çok isim vardı. Ancak festivalin ana fikri olan dünyevi zevklerin geri planda bırakılmasına ters düştüğü için internet erişimi kısıtlanınca ünlülerimiz yavaş yavaş ayağını kesmeye başlamıştı!

Önceki gün festival sona erince paylaşımlar başladı. Ancak baktım ki, Türk müdavimlerden ses soluk yok. Bir tek ünlü model Şevval Şahin’in paylaşımlarına rastladım. Görünen o ki, bu yıl kendini çöle vuran ve tozun toprağın içinde birkaç gün geçiren sadece Şevval Şahin olmuş. Bizimkiler “İnternet yoksa biz de yokuz” diyor anlaşılan…
DİKKAT KARAVANDABEBEK VAR!
Haziran 2019’da basketbolcu Caner Erdeniz ile evlenen ve aynı yıl kasımda kızı Vina’yı dünyaya getiren ünlü oyuncu Müge Boz, 1 Haziran’da da oğlu Rika’yı kucağına almıştı. Müge Boz- Caner Erdeniz, henüz üç aylık olan Rika’yı tatile çıkardı.

Hem de karavanla… Evet yanlış okumadınız; ünlü çift, kızları Vina ile her yıl olduğu gibi yine karavan tatiline çıktı. Bu kez yanlarında üç aylık Rika da var. Vina’yı karavana alıştırdılar ama üç aylık Rika ile tatilleri nasıl geçecek merak ediyorum doğrusu…
BAE’DEN MİSAFİRİ GELDİ
Mücevher markasıyla dünyaca ünlü birçok ismin radarına giren Milka Karaağaçlı İnce, geçtiğimiz günlerde Arap dünyasından önemli bir ismi İstanbul’da konuk etti.

Aldığı ödüllerle kadınlara ilham veren, girişimci ve motivasyon konuşmacısı olan Birleşik Arap Emirlikleri’nden Sara Al Madani, Milka Karaağaçlı İnce’nin davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. Milka Hanım ile kadınların gücüne vurgu yapan bir podcast yayını yapan Madani, gelmişken İstanbul’u da keşfetti. Özellikle tarihi mekanlara büyük ilgi gösteren Madani, gördüklerini sosyal medyadaki yaklaşık 1.5 milyon takipçisiyle de paylaştı.
NÖBETÇİ TATİLCİLERDAVETTE BULUŞTU
İstanbul’un elitleri, Bodrum’u terk edip şehre döndü ama geride nöbetçi bırakmayı da ihmal etmediler. Bodrum’a sahip çıkan nöbetçi tatilciler, önceki gün bir davette buluştu. Selçuk Tümay ve eşi Evin Tümay, Bodrum’da bu yaz ilk sezonunu geçiren bir otelde şık bir davet verdi.

Bodrum’da tatil yapmaya devam eden iş ve cemiyet hayatından ünlü isimlerin bir araya geldiği davet kokteyl ile başlayıp yemekle devam etti. Muhteşem manzarada yenen yemekteki en önemli konu tabii ki, tatildi! Bodrum’da sezonun nasıl geçtiğini değerlendirilip yeni tatil planları yapıldı…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rol aldıkları projeler sayesinde yurt dışında da geniş bir hayran kitlesine sahip olan çiftin bu mutlu günü birçok ülkede yakından takip edilmişti. Yaz sezonunda Yunanistan’a giden ve evlilik yıldönümlerini kutlayan çift, ardından rotayı Bodrum’a çevirdi. Yeni sezon öncesi soluğu Bodrum Titanic’te alan doğa tutkunu çift, enerji depolayıp dinlendi.

Dizide aksiyon dolu sahnelerde rol alan, at binmek, kılıç kullanmak ve atıcılık gibi konularda adeta ustalaşan Şensoy, tatilde de bu tutkusundan vazgeçmedi. Şensoy ve Arslan, jet car’a binip denizde şov yaptı. Şensoy, direksiyon başında hünerlerini gösterirken eşi de korkusuzca eğlendi. Tatilciler, ünlü çiftin denizdeki şovunu ilgiyle takip etti.
DÜNYANIN GÖZÜ ‘BİR GECE MASALI’NDA!
ATV’ninyeni dizisi ‘Bir Gece Masalı’, salı akşamı ilk bölümüyle ekrana geldi. Dizi, masalsı ve sürükleyici hikayesiyle izleyiciyi ekran başına kilitlemeyi başardı. Özellikle Mahir (Burak Deniz) ve Canfeza (Su Burcu Yazgı Coşkun) karakterlerinin uyumu, derinlikleri ve yaratıcı anlatım tarzı, dizinin öne çıkanları oldu.

Yapımını NGM’nin üstlendiği ‘Bir Gece Masalı’ salı akşamının çok izlenen yapımları arasında yer aldı. Kadrosu ve konusu ile büyük merak uyandıran dizi, ilk bölümüyle sosyal medyada da büyük bir yankı uyandırdı ve övgü dolu yorumlar aldı. İlgiyle izlenen dizi; Arjantin, İspanya ve Endonezya başta olmak üzere pek çok ülkede ilk bölümü ile trendlerde en çok konuşulanlar arasına girdi. Dizi, internetteki aramalarda da birinci sıraya yerleşti ve gecenin en çok aranan konusu oldu.
‘Bir Gece Masalı’nın ilk bölümünde; Babası görev yeri Denizli’de bir suikast sonucunda şehit edilen ‘Mahir’, yirmi yıl sonra bir komiser olarak babasının katilinden intikam almak için şehre döner. Ancak şehre geldiği ilk gün mistik bir şekilde tanıştığı güzeller güzeli bir Yörük kızına aşık olur. Adını bir türlü öğrenemediği bu masal perisi gibi kıza ‘Şehrazad’ ismini takar. Bir yandan aşık olduğu ‘Şehrazad’ı ararken bir yandan babasının katili Kürşat Kilimci’nin açık vermesini bekleyen ‘Mahir’ beklediği fırsatı ‘Kürşat’ın kızının düğününde yakalayacağını anlar. ‘Mahir’in düğüne gelişi ile heyecanı yüksek bir noktada biterken, gözler 2. bölümünde yaşanacaklara kilitlendi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sevgililer, geçenlerde Mustafa Mert Koç’un sahne aldığı mekanda iki ayrı masada eğlendi. Yan yana görüntülenmek ve dikkat çekmek istemeyen çift, ayrı ayrı yerlerde durup birbirlerine kaçamak bakışlar atarak Koç’u dinledi. Balıkçılığa meraklı Çağatay Ulusoy, sevgilisine de bu hobisini aşılamış olacak ki Sümeyye Aydoğan da bir anda balıkçılık ile ilgili paylaşımlara başladı. Çift son olarak İsviçre’de baş başa tatil yaptı. Bakalım ikili daha ne kadar saklanacak.
HER AY YENİ SİNGLE
TÜRK müziğinin önemli isimlerinden Mustafa Keser’in oğlu Emrah Keser, 2018 yılında babasının bestelerinden oluşan bir albüm çıkarmıştı. Keser, uzun bir aradan sonra ‘Kul Olurum Sana’ isimli hareketli single çalışmasıyla tekrar müzik piyasasına giriş yaptı…

Babasından farklı bir tarz seçip bundan sonraki süreçte de aynı tarz şarkılar yapmaya devam edeceğini söyleyen Emrah Keser’in her ay bir single şarkı çıkaracağını öğrendim.
‘KORKMA SENİ YEMEYİZ ÖZCAN DENİZ!’
Alaçatı sokaklarında belirli haftalarda manasız bir itiş-kakış yaşanıyor. Ve bu olay nedense hep Özcan Deniz’in sahne aldığı gün oluyor. Özcan Deniz sahneden indikten sonra, korumalarının “Yolu açın” nidaları eşliğinde, yüzünde bir tebessüm ile yürüyor.

Geçen gün aynı hadisede kadının biri “Ne yapayım Özcan Deniz’i” diyerek güzel bir kapak yaptı kendisine… Bir diğer vatandaşın ise “Korkma seni yemeyiz Özcan” diye bağırdığı duyuldu. Bu sözleri duyunca yüzü bir anda asılan Deniz, hızla minibüsüne bindi. Bazı isimlerin böyle egosal hareketlere girdiğini görünce beni bir kahkaha alıyor sormayın gitsin… Böyle janjanlı gösteriler mazide kaldı!
BABA-OĞULDÜETİ
MUSTAFA Topaloğlu ve oğlu Çağlayan Topaloğlu, müzikseverlere unutulmaz bir sürpriz yaptı.

Baba-oğulun birlikte seslendirdiği ‘Harbi Tutuldum’ son günlerin en çok konuşulanları arasında… Özellikle Z kuşağı, “Beni kendi kuşağım anlamadı gençler siz anlayın” diyen Mustafa Topaloğlu’nun ciddi fanı olmuş.
FRAGMAN KONUŞULDU
Sezonun iddialı komedisi ‘Meşru Gayrimeşru’ filmi 27 Eylül’de sinemaseverlerle buluşuyor. Filmin yayınlanan uzun fragmanı oldukça ses getirdi.

Yapımcılığını Orhan Şeddatlı’nın üstlendiği, Ömer Kaydı tarafından yazılıp yönetilen filmde Kemal Uçar, Şahin Sarsu, İbrahim Temizoğlu, Yusuf Uyar, Barış Akkoyun gibi genç kuşak oyunculara duayen Erkan Can eşlik ediyor. Film, telefon dolandırıcılarının eline düşen, aynı zamanda baktığı davalar yüzünden baskı gören bir hukuk profesörünün yaşadıklarını anlatıyor.
FİYAT TARTIŞMASI
ANADOLU yakasında ‘Gülmeyen kokoreççi’ olarak nam salan Durmuş Usta’nın fiyat tarifesi günlerdir sosyal medyada çok konuşuluyor.

Yarım ekmek kokoreç 280, çeyrek 250 lira… Birçok kişi böyle bir matematiğin nasıl ortaya çıktığını tartışıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydın İl Jandarma Komutanlığı Çevre Doğa ve Hayvanları Koruma Tim Komutanlığı tarafından Kuşadası ilçesi sınırları içerisinde bulunan koparılması ve zarar verilmesi durumunda 2872 sayılı Çevre Kanunu gereğince 387 bin 141 TL idari para cezası olduğu hususunda vatandaşlar bilgilendirildi.

Endemik bitki türünden Kuşadası bölgesinde sadece 11 tane kalan Ölmez Çiçeği/ Kadim Altınotu yönelik kontroller gerçekleştirildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Doğada bulunan bitki türlerine yönelik kontrol ve denetim faaliyetlerinin devam ettiği öğrenildi.

ÖLMEZ ÇİÇEĞİ NEDİR?
Ölmez Çiçeği, papatyagiller ailesinden gelen ve parlak sarı rengi bulunan bir bitkidir. Latince adı Helichrysum Italicum olan bu bitkinin Yunanca kökenli adı olan Helios, yani güneş anlamına gelir. 50 – 69 cm civarı büyüyebilen ölmez çiçeği, çağlar boyunca şifalı bitki olarak kullanılmıştır. Özellikle farklı tedavilerde kullanılan bu bitkinin özü, birçok rahatsızlığa karşı etkili olabilir.

Ölmümsüzlük çiçeği, yaprakları ve çiçekleri çeşitli sağlık sorunlarına karşı doğal bir çare olabilir. Ayrıca, ölmez çiçek yağı da aromaterapi alanında kullanılarak stres ve kaygı gibi sorunlara karşı da etkili olabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dehşetin eşiğinden dönülen olay Bahçelievler’de meydana geldi. 78 yaşındaki Mehmet Fatih Büyüktosun’un eşi geçtiğimiz ay akşam saatlerinde mutfak lavabosunun tıkandığını söyledi. Büyüktosun da lavabo açıcılarla tıkanıklığı gidermeye çalıştı ancak sonuç alamadı. Bunun üzerine bir tesisatçı ile görüşen yaşlı adam, tesisatçının sabah gelmesi üzerine anlaştı.

‘ACIYLA SIÇRADI’
İddiaya göre tesisatçı sabah gelmeyince yaşlı adam, farklı bir tesisatçıya ulaşmak üzere dışarı çıktı, bu sırada görüştüğü bir nalburdan aldığı lavabo açıcıyı eve gelerek deneyince bir anda patlama yaşandı.O anlarda gelininin de evde olduğunu söyleyen yaşlı adam, patlamanın etkisiyle acıyla sıçradı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Göğsü, bacakları, karnı ve birçok noktasında yanıklar meydana gelen yaşlı adam, hemen banyoya koştu. Bir süre çeşme suyunun altında bekleyen Büyüktosun, ardından ilçede bir hastaneye gitti. İlk müdahalenin ardından ise Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi’ne yönlendirildi. Burada tedavisine başlanan vücudunun yaklaşık yüzde 40’ının yandığı öğrenilen yaşlı adam, çeşitli işlemler geçirdi. Yaklaşık 1 aylık tedavi süreci tamamlanan yaşlı adam, kontrollerini sürdürmek üzere taburcu edildi. Büyüktosun, taburculuk öncesi yaşadığı korku dolu anları anlatırken Yanık Tedavi Merkezi Sorumlusu, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Turan ise tedavi sürecine ilişkin bilgi verirken bu tür kazalarda ilk müdahaleyi anlattı.

“AÇIYOR DİYE SEVİNDİM ARDINDAN ÜSTÜMDE YANMA HİSSETTİM”
Yaşadıklarını anlatan ve kişilere kendi başına bu tarz işlemleri yapmamaları önerisinde bulunan 78 yaşındaki Mehmet Fatih Büyüktosun, “Akşam hiçbir şey yokken mutfak lavabosu tıkandı, hemen tesisatçıyı aradım, yarın gelir misin dedim ‘Evet’ dedi. Saat. 09.00 oldu, gelmedi, ben de ticaretle uğraştığım için dükkana gitmek zorundayım. Başka bir tesisatçıya gittim, kapalıydı, adamın numarasını aldım. Dönüşte bir nalbura rastladım, böyle bir durum var, bana nasıl yardımcı olabilirsin dedim. Bir hortum var mı dedim, ‘Ne yapacaksın’ dedi, mutfağın lavabosu tıkalı, onu açmaya çalışacağım dedim. ‘Ağabey, ne gereği var, sana açıcı vereyim’ dedi.

Biz marketlerde satılan lavabo açıcılardan 6 paket kullandık, bir fayda görmedik dedim. ‘Bu çok etkili, hemen açar’ dedi, aldım. Adama, bunun bir tehlikesi var mı, patlama, çatlama yapar mı diye sordum, ‘Yok, yalnız bunu kullanırken, ellerini sürmeyeceksiniz, gözlerini değdirmeyeceksin, teninle temas ettirmeyeceksin’ dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATV’nin büyük bir merakla beklenen ve sezona hızlı bir giriş yapan programı Müge Anlı İle Tatlı Sert’in canlı yayınında cinayet itirafı geldi. Osmaniye’de yaşayan ve içtiği çorbanın ardından hayatını kaybeden Mehmet Yörük’ün ölümüyle ilgili iki kişi gözaltına alındı.

ÇIPLAK FOTOĞRAFLARINI ÇEKTİ
İddiaya göre; Sebile Yörük yaşadığı rahatsızlıklardan dolayı üfürükçü Mustafa Samagan ile tanıştı. Konuşulanlar korkunçtu. Mustafa Samagan, Sebile Yörük’ün çıplak fotoğraflarını çekti.
FOTOĞRAF: MUSTAFA SAMAGAN
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Sözde üfürükçünün zaten evli olan Sebile Yörük’e “benimle evlen yoksa fotoğraflarını kardeşlerine gösteririm!” şeklinde şantaj yaptığı öne sürüldü.

Araştırmacı gazeteci Müge Anlı’nın sorularına cevap veren Sebile, iddiaları doğruladı.
FOTOĞRAF: MEHMET YÖRÜK

Çok geçmeden cinayet itirafı da geldi. Mehmet Yörük’ün hastalığının Mustafa Samagan’ın getirdiği sular sonrasında ilerlediğini anlatan Sebile cinayetin detaylarını da anlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanayi Camiine giren hırsız, üst üste koyduğu rahle ve sehpaların üzerine çıkıp yaklaşık 3 metre yükseğe tırmanarak girdiği imam odasından hayırseverlerin yaptığı yardımları aldı. Ardından imam odasının masasında bulunan yedek anahtarla imam odasının kapısını açtıktan sonra camiden dışarı çıktı.

GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

CAMİ GÖREVLİSİYMİŞ GİBİ CAMİ DIŞINDA NAMAZ KILAN 1 KİŞİYİ İÇERİ ALDI
Camiden çıktığı sırada sanki cami görevlisiymiş gibi cami dışında namaz kılan 1 kişiyi içeri alan ve namazını bitirene kadar ona eşlik etti. ışarı çıktığı görüldü.

Namaz bitimi yine vatandaşla birlikte camiden çıkıp gitti.

“HIRSIZ 3 METRE YÜKSEKLİKTEN İÇERİYE GİRMİŞ”
Öğle namazının ardından camiden ayrılan ve yaklaşık 2 saat sonra camiye geri dönen cami imamı A.B., imam odasının kapısının açık olduğunu, masanın üzerindeki eşyaların yerlerinin değiştiğini görüp çevreyi kontrol ettiğinde üst üste konulmuş sehpaları gördü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapılan incelemede parmak izinin İbrahim S.M.E.Y.M.’ye ait olduğu belirlendi. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kısa süre içinde İbrahim S.M.E.Y.M.’yi gözaltına aldı. Emniyetteki sorgusunda cinayeti itiraf eden şüpheli, öldürdüğü kişiyle bahçe işlerinde kendisine yardım etmesi için anlaştığı, ancak aralarında daha sonradan tartışma çıktığını anlattı.

Eve giderek mutfaktan bıçak aldığını anlatan şüpheli bir anlık sinirle olayı gerçekleştirdiğini söyledi. Asayiş şube müdürlüğünde işlemleri tamamlanan şüpheli adliyeye sevk edildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÖNCE İÇKİ İÇTİLER SONRA BIÇAKLADILAR
Olay, 31 Ağustos’ta gece saatlerinde Çukurova ilçesi Kabasakal Mahallesi’nde meydana geldi. Oto tamircisi Ramazan Karabulut, iddiaya göre, bir süredir sevgili olduğu S.Ç. (37) adlı kadınla ile tartıştı. S.Ç., durumu arkadaşı Talüt Yavuz’a (53) anlattı. Yavuz, telefonla aradığı Karabulut’u konuşmak için Rüzgarlı Tepe’ye çağırdı. Yavuz ve beraberindeki S.Ç., Uğurcan Sergen Dokumacı (23), Kemal Elmasten (19), Murat Güngör (21) ve H.Y. (15), Karabulut ile buluştu. Burada içki içip, bir süre sohbet eden taraflar arasında tartışma çıktı.

CESEDİ ÇOBANLAR BULDU
Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda S.Ç. ve yanındaki 5 kişi, Ramazan Karabulut’u darbetti. Sergen Dokumacı arbede sırasında Karabulut’u bacağından bıçakladı. Karabulut kanlar içinde yere yığılıp, kendinden geçince; şüpheliler otomobile binip, olay yerinden kaçtı. Ertesi gün sabah saatlerinde bölgede hayvanlarını otlatan çobanlar, Ramazan Karabulut’u yerde hareketsiz yatarken buldu. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde Karabulut’un hayatını kaybettiği belirlendi. Karabulut’un cenazesi, Adana Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsisinin ardından yakınları tarafından defnedildi.
“DARP ETTİK AMA BIÇAKLAMADIK”
Olayla ilgili çalışma başlatan Cinayet Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki güvenlik kamerası görüntülerini inceleyip, şüphelilerin kimliklerini tespit etti. 6 şüpheli adreslerine yapılan eş zamanlı baskınlarda gözaltına alındı. Emniyete götürülen şüpheliler, Karabulut’u dövdüklerini itiraf edip, bıçakla yaralamadıklarını öne sürdü. Adliyeye sevk edilen zanlılardan 1’i kadın 4 kişi tutuklanırken yaşı küçük olan H.Y., adli kontrolle serbest kaldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Muammer Çatıkkaş Silsüpür, 27 Mayıs Pazartesi günü Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nde başkomiser olduğunu söyleyen dolandırıcılar tarafından telefonla arandı. Sahte polisler, Çatıkkaş’a, adına sahte kimlik çıkarıldığını ve Kastamonu’da bir emlakçı dükkanı açılarak hayali satışlar yapıldığını söyledi.

Azılı bir çetenin eline düştüğüne inandırılan Muammer Çatıkkaş ve eşi Kadir Silsüpür, sözde polislerin yürüttüğü gizli operasyona dahil olarak, mal varlıklarını güvence altına almak için tüm tapularını satışa çıkardı. Kastamonu’nun Tosya ilçesinde piyasa değeri 15 milyon lira olan ve Muammer Çatıkkaş’a babasından miras kalan ev ve arsalar, 5 milyon liraya satıldı. Operasyonun gizliliği için aileyi konuşmamak üzere ikna eden dolandırıcılar, 2 ay süren yoğun telefon trafiğinin ardından Kadir Silsüpür’ü Çankırı’ya çağırarak parayı kendisinden teslim aldı. Olaydan bir süre sonra gerçeklerin farkına varan aile emniyete giderek şikayetçi oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

‘KİMSEYE SÖYLEME GİZLİ OPERASYON DEDİLER’
Muammer Çatıkkaş Silsüpür, ‘Bir telefon geldi. ‘Ben Gayrettepe’den Başkomiser Mehmet Öztürk, kimliğinizi kaybetmişsiniz’ dedi. Hemen baktım çantama, ‘Hayır kaybetmedim’ dedim. Arkası geldi. Whatsapp’tan benim kimlik bilgilerime bir bayan resmiyle, ‘Kimliğin çalınmış kullanılıyor’ dedi. Kartvizit attı. ‘Üzerine olan tapularını bunlar satacak, bir çete eline düşmüşsünüz’ dedi. ‘Mallarını satacaklar, güvence altına alalım’, dediler.

Sabah akşam mesaj attılar. ‘Kimseye söyleme gizli operasyon’ dediler. ‘6 aydır peşindeyiz bunun, çökerteceğiz, çocuklarınıza dahi söylemeyin’ dediler, kimseye söyletmediler. Bir hafta sonra biz memlekete gittik. Giderken bile ‘Tapuları yanınıza alın’ dediler. Yolda, bir emlakçı ismi verdi, numara verdi. Emlakçıyı aradım ben, ‘İnternetten buldum numaranızı’ dedim tabii. Tapuları attım, bu arsaları satacağız diye. Ben pazarlık dahi etmiyorum. Çünkü bize diyorlar ki; ‘Tapular, sana yeni kimlik çıkınca, yeni kimliğine iade olacak. Alan kişiler de mağdur olmayacak. Savcılık çağırıp paralarını iade edecek’, dediler. Bu şekilde sattık. 3 kişi bizimle devamlı konuştular; ‘Çocuklarınıza dahi söylemeyin. Bu çete çocuklarınıza zarar verir, birşey yapıp yurt dışına kaçarlar’ dedi. Bu korkuyla hiçkimseye bir şey söylemeden bütün malımız gitti. Olayı anladıktan sonra, uyandık geç oldu; ama her şeyim gitti; evim, arsam. Devletimden, Cumhurbaşkanımdan, İçişleri Bakanımdan, Adalet Bakanımdan yardım istiyorum. Bunlar cezasız kalmasın. Uykularımız kaçıyor gece gündüz. Sağlığımız bozulacak diye korkuyoruz. Yakalanmasını istiyoruz. Ağlayanın malı gülene hayretmez. Biz isteyerek satmadık’ ifadelerini kullandı.

‘HANIMLA BEN HİPNOZ OLDUK’
Kadir Silsüpür, ‘Hanımın anneden babadan kalan arsalarını, evini sattık. Bizden dolar yapmamızı istediler. İlk satışımız zaten, ‘Türk parası almayın, Türk parasında sahte paralar oluyor’ dediler. ‘Bankalarda, tapuda, bizim görevlilerimiz var. Bunlar sizi izleyecek. Kameralarda sizi takip ediyoruz’ dediler. Bu şekilde, dolar biz de bir gün kaldı, rahatsız olduk; 3.5 milyon lira para, dolar olarak. Bu parayı, sabah eşime telefon etmişler, ekipler gelip alacak diye. Çankırı’dan alacak demişler. Çankırı’ya gittim ben Tosya’dan. 1-2 kilometre dolaştırdılar; oraya yanaşıyorum olmuyor, başka yere yanaşıyorum olmuyor. Caminin yanından bir sokak vardı aşağı doğru. Ben çok da iyi bilmediğim için, güvenlik kamerasının olmadığı yere çektiler arabamızı. Orada bir vatandaş el kaldırdı, polis olduğunu düşündüm. Belinde silah vardı, uzun boylu, 35- 40 yaşlarında esmerdi. Arabanın kapılarını açtı arkaya girdi. Çanta bana ait ama içinde torba var, ‘Torbaya koyabilirsiniz’ dedim. O sırada ben yüzüne baktım iyice. Parayı torbaya koydu, arabanın kapısını kapatıp yürüyerek gitti. Önünde arkasında araba yoktu. O şekilde kayboldu. Hanımla ben hipnoz olduk. Bizim malımız 10 milyon ise 2 milyona, 3 milyona verin diyor, nasıl olsa size geri gönderilecek diyor. O kadar mağdur durumdayız ki; bunlardan artık Allah’a sığınıyorum, devletimize sığınıyorum’ dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“İstanbul’da bir otizm spor kulübünde gerçekleştiği tespit edilen görüntülerin ardından İstanbul İl Müdürlüğü ekiplerimiz emniyet birimleri ile koordineli bir şekilde harekete geçmiştir. Şiddet uygulayan şahıs ifadesinin alınmasının ardından gözaltına alınmıştır. Otizmli gencimiz ve ailesine yönelik uzman ekiplerimiz tarafından psikososyal destek süreci başlatılmıştır. Bakanlık olarak yargı sürecine müdahil olarak şiddet uygulayan şahsın en ağır cezayı almasının yakın takipçisi olacağız.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Yıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, aranan şahıslarla mücadelesini aralıksız sürdürüyor.

Son olarak, Şükraniye Mahallesi’nde 30 yıl 1 ay 20 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir şüphelinin evi tespit edildi. Alınan izinlerin ardından eve giren ekipler şüpheliyi bulamadı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Gerginlikten aldığı nefesler, saklandığı ranzanın altında ele verdi Ekipler, ranzanın altından nefes sesleri çıktığını fark etti. Ranzanın altına bulunan halıları boşaltan ekipler, aradıkları şüpheliyi saklanırken buldu.

Hemen orada gözaltına alınan şüphelinin kelepçelenerek sorgusu yapıldı. Yapılan incelemede şüphelinin 39 suç kaydı bulunan 25 yaşındaki Faruk P. olduğu, bu kişinin “bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık” ve “hükümlü ve tutuklunun kaçması” suçundan hakkında 30 yıl 1 ay 20 gün kesinleşmiş cezası olduğu tespit edildi.

Şüphelinin ranzanın altında yakalanma anları cep telefon kamerasına saniye saniye yansıdı. Faruk P.’nin emniyetteki işlemleri devam ediyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğünü ziyaret eden Aykut, çocuklarla bir süre sohbet ederek, sosyal ve sanatsal kurslar hakkında Kuruluş Müdürü Şeyma Kılınç Beyoğlu’ndan bilgi aldı.
Devlet korumasındaki çocuklar için sosyal ve sanatsal kurslar düzenlediklerini belirten Aykut, ” Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi çocuklarımızı ziyaret ederek, sanatsal, sosyal ve sportif kurslarımız hakkında yönetici ve eğitmenlerimizden bilgi alıyoruz. Amacımız çocuklarımızın sosyalleşmesini sağlamak. Erzurum Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğümüzde el sanatları, müzik, pasta ve spor kurslarımızda çocuklarımıza sosyalleşe imkanı sağlıyoruz. Diğer kuruluşlarımızda da benzer kurslarımız devam ediyor. Çocuklarımız bizim geleceğimiz, onları en iyi imkanlarla yetiştirmek en önemli görevimiz. Her çocuğumuz bizler için çok değerli. Devletimizin sıcak eli vatandaşlarımızı her zaman sevgiyle kucaklamaya devam edecek. Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi tüm çocuklarımızla sohbet etme imkanı buluyoruz. Bir çocuk gelişir, dünya değişir” dedi.
Çocuklar ise kendileriyle yakından ilgilenen Aykut’a teşekkür etti. – ERZURUM
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen 1 Eylül Dünya Barış Günü konserinde, Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası sahne aldı. ‘Barış Şarkıları’ adını taşıyan konserde, Türkçe’nin yanı sıra İngilizce, Boşnakça, Lübnanca ve Azerice şarkılar barış dolu bir dünya için seslendirildi. Ördekli Kültür Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı konsere, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Cengiz Çelikten, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcıları Mutlu Esendemir ve Tolga Kornoşor, belediye meclis üyeleri ve davetliler katıldı.
Osmangazililerin yoğun ilgi gösterdiği konserde, savaş acısını çeken ve savaşın hüznünü yaşayan ülkeleri anlatan Li Beirut, We Will Not Go Down (Song for Gaza), Ederlezi, Güzel Türkistan, Srebrenitsa, Karabağ adlı şarkıların yanı sıra, Neşet Ertaş, Aşık Veysel, Aşık Mahzuni Şerif, Nesimi Çimen ve Zülfü Livaneli gibi birbirinden değerli sanatçılarımıza ait olan ve içerisinde barış, dostluk, kardeşlik mesajlarının yer aldığı Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli, Parsel Parsel Eylemişler Dünyayı, Beni Hor Görme Gardaşım, Sevgidir Sevgi, Gel Sevelim ve Barış Güvercini adlı türküler, barış dolu bir gelecek için seslendirildi. Konser sırasında sahneye kurulan ekranda, Gazze, Doğu Türkistan ve Bosna Hersek’teki savaşlarda yaşanan zulüm ve katliamlara ait görüntülere yer verildi. Birbirinden değerli saz ve söz sanatçılarından oluşan Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası, konser sonunda, uzun süre ayakta alkışlandı.
“Dünyanın her bölgesi yangın yeri”
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, konser sonunda yaptığı konuşmada, “Bugün, 1 Eylül Dünya Barış Günü. Ancak maalesef hemen yanı başımızdaki Gazze’de bir yıla yakın süredir, masum insanlara yönelik katliam yapılıyor. 40 bine yakın insan bebek, çocuk, kadın demeden katledildi. Dünyanın gözü önünde bu katliam hala devam ediyor. Aynı şekilde Doğu Türkistan, yıllardır zulüm altında. Yakın zamanda Srebrenistsa’da binlerce masum insan, acımasızca soykırıma uğradı. Günümüzde ise Rusya- Ukrayna savaşında insanlar ölmeye devam ediyor. Dünyanın her bölgesi yangın yeri. Barışa tüm dünyada ihtiyaç var. Bu anlamlı günde Osmangazi’nin sesini barışla, sevgiyle, kardeşlikle duyurdukları için Dünya Müzikleri Orkestrası’na çok teşekkür ediyorum. Bu güzel konserin düzenlenmesinde emeği gecen herkesi kutluyorum” dedi.
Başkan Aydın, konuşmasının ardından Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası üyelerine, teşekkür plaketi ve çiçek takdim etti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE’nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyünde Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda süren arkeolojik kazılarda bulunan yaklaşık 1700 yıllık vazo, çanak ve çömlek kalıntıları, şehrin geçmişine ışık tutuyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Davut Kaplan, “Yaşam alanlarında Romalıların bu alanda üretim ve tüketim alışkanlıkları dışında üretim tekniklerini merak ediyoruz. En yaygın buluntular, her zaman olduğu gibi çanak çömlek parçaları” dedi.
Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyündeki Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda 1980 yılında başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları, bu yıl yaklaşık 15 kişilik ekip ile Samsun Ondokuz Mayıs ÜniversitesiArkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Davut Kaplan başkanlığında sürüyor. Bu yılki kazılarda ortaya çıkarılan 1700 yıllık vazo, çanak ve çömlek kalıntıları, şehrin geçmişine ışık tutacak. Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda kazı çalışmalarına 1980 yılında başlayan ve 40 yıl aralıksız devam eden Prof. Dr. Coşkun Özgünel’in 28 Ağustos’ta hayatını kaybettiğini söyleyen Doç. Dr. Davut Kaplan, “Üzüntümüz, tarifsizdir. Öncelikle başta ailesi, sevenleri, arkadaşları, öğrencileri ve yetiştirdiği çok sayıda bilim insanının ve hepimizin başı sağ olsun. Hocamın kazısına devam etmek, gezdiği, çalıştığı, oturduğu-kalktığı, sohbet ettiğimiz, fikir ürettiğimiz, dokunduğu, kazdığı, fotoğrafladığı, çizdiği, yazdığı yerlerde ve malzeme ile her gün temas halinde olmak çok daha zor” dedi.
‘HER BİR PARÇA DEĞERLİ’
Doç. Dr. Kaplan, “Çalışmalarımız, Smintheus Kutsal Alanı’nın en uzak noktasındaki nekropol, ölüler şehri ile yaşam alanlarının birleştiği yerde yoğunlaştı. Tam bir nekropol kazıyoruz diyemeyiz; ama ortaya çıkan mezarları da çok dikkatli bir şekilde açıyor ve belgeliyoruz. Bir taraftan da Smintheus’un, kutsal alanın son evresi olan Hristiyan Romalıların yaşadığı mekanları açmaya çalışıyoruz. Yaşam alanlarında Romalıların bu alanda üretim ve tüketim alışkanlıkları dışında üretim tekniklerini merak ediyoruz. En yaygın buluntular, her zaman olduğu gibi çanak çömlek parçaları. Bunların kullanımı insanlık tarihle neredeyse yaşıt. İnsan yaşıyorsa, hayattaysa her zaman vazo kullandı. Vazolar, Neolitik Çağ’da vardı, günümüzde de var. O yüzden vazolar, Bizans’ta, Hristiyan Roma’da çok yaygın. Bulduğumuz vazo sağlam olması itibarıyla biraz daha sevindirici, çünkü sağlam eser istisnadır. Çünkü burada Hristiyan Roma tarafından pagan kültürü yok edildi. Her bir parça değerli. Sağlam olması daha sevindirici” diye konuştu.
‘DİN DEĞİŞEBİLİR ANCAK EŞYA ÇOĞU KEZ AYNIDIR’
Kazı çalışmaların yapıldığı bölgenin Roma İmparatorluk Çağı ve Geç Antik Çağ yerleşimi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Davut Kaplan, “Kazısını gerçekleştirdiğimiz alanda yaşayanlar, genelde yerli halk olarak kabul görmektedir. Çanak, çömlek parçalarını yaşam alanlarında, evlerde, odalarda hatta mutfaklarda yaygın buluyoruz. Ancak sağlam değiller. Smintheion’da en sağlam vazolar, genelde su kuyularında bulundu. Bu nedenle sert toprak tabakası arasında yarım da olsa ele geçen yonca ağızlı testi, özgün vazo tipleri özellikle mutfak malzemeleri açısından değerli ve sevindirici kabul edilebilir. Kökeni binlerce yıl öncesine dayansa da testi formlarında çok az değişim görülür. Yaklaşık günümüzden 1500-1700 yıl öncesine ait bu vazolar ve parçaları, geleneksel kültür unsurlarını da yansıtıyor. Din değişebilir ancak eşya çoğu kez aynıdır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestrası ile Otto Hahn Gymnasium Gençlik Senfoni Orkestrası 1 Eylül Dünya Barış Günün’de İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde bir araya gelerek ortak konser verdi. Farklı kültürleri ve sesleri bir araya getirip, müziğin birleştirici gücünü kullanarak dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte ünlü sanatçı Aydilge de sahne aldı. Konser sonrası açıklamalarda bulunan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, ” Filistin’deki savaş dursun. Dünyanın herhangi bir yerindeki savaş ve çatışmalar dursun istiyoruz. Mustafa Kemal Atatürk bize çok önemli bir miras bıraktı. Sadece Türkiye’de yaşayan insanlara barış dilememiş, ‘yurtta barış dünyada barış’ demiş” ifadelerini kullandı.
Almanya’nın Monheim am Rhein Belediyesi’nden Oliver Drechsel’in yönettiği Otto Hahn Gymnasium Gençlik Senfoni Orkestrası, Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestrası ile birlikte özel bir projeye imza atmak için Dünya Barış Günü’nde İstanbul’a geldi.
Proje kapsamında gerçekleştirilecek olan iki konserden ilki Ataşehir’de bulunan İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi, Şener Şen Sahnesi’nde saat 20.00’de başladı.
‘Dostluğun ve Kardeşliğin Sesi!’ temasıyla düzenlenen ilk konserde, konuk sanatçı Aydilge de sahne aldı. Etkinlik, Dünya Barış Günü’nü coşkuyla kutlamak ve müziğin birleştirici gücünü vurgulamak amacıyla hazırlandı.
Konserde, Oliver Drechsel’in Avrupa Suiti eseri, Avusturya valsi ve İtalyan tarantellası sahnelendi. Otto Hahn Gymnasium ve Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestraları’nın performansı hem Türkiye’de hem de Almanya’dan eş zamanlı olarak izlendi.
ADIGÜZEL: İSTİYORUZ Kİ BARIŞ BİR YAŞAM BİÇİMİ HALİNE GELSİN
Konser sonrası konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, “Dünya Barış Günü’nde Ataşehir’de binlerce Ataşehirlinin katıldığı bir konser düzenledik. Aslında buradan çok önemli bir mesaj verdik. Müziğin evrenselliği ile birlikte, birleştirici gücüye dünyadaki savaşların, çatışmaların durması için
Ataşehir’den bir mesajı hep birlikte paylaştık. Bu noktada gençleri kendimize örnek almalıyız. Müzik yapmak için iki ülkeden gençler bir araya geldi. İstiyoruz ki barış bir yaşam biçimi haline gelsin. Filistin’deki savaş da dursun. Dünyanın herhangi bir yerindeki savaş ve çatışmalar dursun itiyoruz. Bir de kurucumuz, liderimiz Mustafa Kemal Atatürk bize çok önemli bir miras bıraktı. Sadece Türkiye’de yaşayan insanlara barış dilememiş, yurtta barış dünyada barış, demiş” diye konuştu.
‘ÇOK GURURLU VE MUTLUYUM’
Konsere konuk şarkıcı olarak katılan Şarkıcı Aydilge ise “Çok gururlu ve mutluyum çünkü eşimin şefliğini yaptığı Ataşehir Belediyesi Gençlik Senfonisi Orkestrası’na konuk sanatçı olarak eşlik ettim. Harika konseri sevgili eşim önderliğinde bu harika gençler gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı.
‘MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, TÜM DÜNYAYA ÖRNEK OLMUŞ GERÇEK BİR LİDER’
Ataşehir Belediyesi Gençlik Senfoni Orkestrası Şefi Utku Barış Andaç, “Yurtta barış, dünyada barış ilkesini devlet politikası olarak benimsetmiş olan bir ülke liderine sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Mustafa Kemal Atatürk, tüm dünyaya örnek olmuş gerçek bir lider. Gençlerimizin de onun emeğine sahip çıktığının mesajını bu şekilde veriyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HASTANEDE HAYATINI KAYBETTİ
Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri ilk müdahalenin ardından Ahmet Yecu’yi Manavgat Devlet Hastanesi’ne kaldırdı. Burada yapılan tüm müdahaleye rağmen Yüce hayatını kaybetti. Acı haberi alan Yüce’nin ailesi ve yakınları gözyaşlarına boğuldu. Yüce’nni cansız bedeni Burdur’un Bucak ilçesi Elsazı köyü mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin en bereketli topraklarına ev sahipliği yapan Hatay’da onlarca ürün yetişiyor. Depremin vurduğu kentin yeniden ayağa kalkması için önemli bir role sahip olan tarım, bölge halkına umut olmuş durumda.

Arsuz ilçesi Kurtbağı Mahallesi’nde 100 yıllık zeytin ağaçlarında hasat başladı. Asrın felaketi sonrası üreterek hayata tutunmaya başlayan Kurtbağı Mahallesi sakinlerinden Sezer Kala ve ailesi de 30 dönümlük tarlada zeytin üretimine devam ediyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“BU YIL MAHSUL ÇOK İYİ”
Özenle toplanan sofralık halhalı zeytin, kırım işlemlerinin ardından kilogram fiyatı 70 TL’den alıcı bulurken tarım işçileri günlük bin TL kazanç elde ediyor. “Belli bir tonaj kestiremeyiz, bu yıl mahsul çok iyi kalibre de çok iyi çok memnunuz hasattan” Bahçe sahibi 32 yaşındaki Sezer Kala, sabahın erken saatleriyle birlikte hasada başladıklarını belirterek “Ağustos ayının gelmesiyle birlikte halhalı zeytine başlanır.

Kasım ve Aralık ayına kadar devam eder. Kendi ektiğimiz de var, dededen kalan 100 yıllık ağaçlarımız da var. Ortalama olarak işçinin eline geçen para masraflarıyla birlikte Bin TL. Sabah altıda başlıyoruz havalar sıcak olduğu için maksimum saat 13.00-14.00’ye kadar devam ediyoruz. Belli bir tonaj kestiremeyiz, bu yıl mahsul çok iyi kalibre de çok iyi çok memnunuz hasattan.

Bunu tüketiciye ulaştırmaya çalışıyoruz. Bizim burada 30 dönüm arazimiz var. Hava durumuna göre çalışıyoruz, zaten çok sıcak havaları da erken bırakıyoruz. Eğer hava kapalıysa ona göre biraz daha dirayet göstermeye çalışıyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN’da yaşayan emekli öğretmen Melahat Demirkol Tura (69), en büyük hayali olan annesinin anlattığı hikayeleri derleyerek oluşturduğu ‘Hafız Ali’ kitabının eline ulaşmasından 2 gün sonra hayatını kaybetti. Yaklaşık 10 yıl el yazısıyla yazdığı kitabını ailesi için imzalayamayan Tura’nın, yine el yazısıyla bitirdiği 2’nci kitabı ölüm yıl dönümünde ailesi tarafından bastırılacak.
Aydın’da yaşayan emekli sosyal bilgiler öğretmeni Melahat Demirkol Tura, çocukluğundan bu yana annesi Hatice Demirkol’dan, dedesinin Antalya’nın Akseki ilçesinden Aydın’a göç serüveni ile ilgili hikayeleri dinledi. Tura emekli olduktan sonra kitap hayalini gerçekleştirmek için bu hikayeleri el yazısıyla yazmaya başladı ancak ilk denemeleri, istediği gibi olmadı.
PANDEMİ ARAYA GİRİNCE BASILAMADI
Tekrar yazmaya başlayan Tura’nın el yazısıyla 6 yılda bitirdiği ve ailesinin göçünü anlattığı ‘Hafız Ali’ adlı ilk kitabı, pandemi nedeniyle basılamadı. Bu sırada boş durmayan Tura, Kurtuluş Savaşı öncesini anlatan yeni bir kitap yazdı. 10 yıl süren iki kitabın yazım süresinin ardından Tura, bu yıl ilk kitabını bastırmak istediğini söyledi. Eşi Hüseyin Tura ve kızı Özgün Karadağ’ın yardımlarıyla yazıları, bilgisayar ortamına geçirildi. Yayınevinin kitabı basacaklarını söylemesi ile Tura, heyecanını ailesiyle paylaştı.
MUTLULUĞUNU YAKINLARI İLE PAYLAŞTI
Tanıtımda giyeceği kıyafetini dahi hazırlayan Tura, kitabın eline ulaşacağı günü beklemeye başladı. 11 Temmuz’da basımı tamamlanan ve satışa çıkan kitap, 19 Temmuz’da Tura’nın eline ulaştı. Büyük heyecanla ilk olarak hediye edeceği kitapları imzalayan Tura, en büyük hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yakınlarıyla paylaştı. Ancak Tura, 21 Temmuz’ta kalp krizi geçirip hayatını kaybetti. Tura’nın ölümüyle büyük şok yaşayan ailesi, kitabını kendileri için imzalamaya fırsat bulamayan Tura’nın hayalini gerçekleştirmeye devam edebilmek için çalışmalara başladı. Aile, Tura’nın yine el yazısıyla yazdığı 2’nci kitabı, ilk ölüm yıl dönümünde bastırmayı planlıyor.
10 YIL NOTLAR ALDI, ELİYLE YAZDI
Kitabın basılması için eşinin çok istekli olduğunu belirten Hüseyin Tura, “Eşimin kitap macerası, dedesiyle ilgili hikayelerini dinleyerek başladı. Farklı okullarda çok uzun yıllar öğretmenlik yaptı. Ancak çocukluğundan bu yana sanatın farklı alanlarına ilgi duyuyordu. Bu hikayelerden çok etkilenmesinden dolayı emekli olunca bu kitabın üzerine yoğunlaştı. 10 yıl boyunca notlar aldı, eliyle yazdı. Aslında kitap daha önce bitti ancak pandemi nedeniyle bastıramadık. Bu yıl kitabın basılması için çok heveslendi” dedi.
‘TANITIMDA GİYECEĞİ KIYAFETİ BİLE HAZIRDI’
Eşinin kitap için çok emek verdiğini söyleyen Hüseyin Tura, “Çalışmaların ardından kitap basıldı. Eşim bu dönemde çok fazla heyecanlandı. Kitabının tanıtımında giyeceği kıyafeti bile hazırdı. Ancak o kıyafeti bugün kızım giydi. Kitap kargoyla eline ulaştıktan 2 gün sonra da kalp krizi sonucunda öldü” diye konuştu.
‘3’ÜNCÜ KİTABI YARIM KALDI NE YAZIK Kİ’
Kitabı okuyanların çok seveceğini söyleyen Özgün Karadağ ise “Annem gibi ben de öğretmenim. Annemin en büyük hayali olan kitabını duyurmaya çalışıyoruz. Kitap aslında annemin dedesinin hem Akseki’de hem Nazilli’de yaşadıklarını anlatıyor. Bu bir seri şeklinde yayınlanacak kitaptı. 2’nci kitapta da Kurtuluş Savaşı öncesi anlatılıyor. 3’üncü bir kitabı daha var, ancak yarım kaldı ne yazık ki. Onu daha sonra derleyip, yayınlatmak istiyorum. 2’nci kitabı seneye annemin ölüm yıl dönümünde yayınlamak istiyoruz” dedi.
‘TEK TESELLİMİZ, ANNEMİN HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİREBİLMESİ’
Annesinin aynı zamanda öğrencisi olduğunu söyleyen Karadağ, hikayenin önce anneannesinin tuttuğu notlar ile başladığını belirtti. Daha sonra annesi Melahat Demirkol Tura’nın anneannesinden hikayeler dinlediğini belirten Karadağ, “İlk başta yazmaya başladı, istediği gibi olmadı. Hepsini eliyle kağıtlara yazdı. El yazısıyla yazdıklarını derleyip, kitap haline getirdi. İlk kitabı yazması, 5-6 yılını aldı. Pandemi nedeniyle basılamayınca 2’nci kitabını da eliyle yazdı. Tek tesellimiz, annemin hayalini gerçekleştirebilmesi oldu. Kitap eline geçtikten 2 gün sonra vefat etti. Daha benim kitabımı bile imzalayamadı. Onu mutlu edebilmek için uğraşıyoruz. Bu kitabın sadece yayınlanması değil, dünyada kalıcı olmasını çok istiyordu” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kur’an kurslarında 15 gün namaz eğitimi alan çocuklar, Beşyol Meydanı’ndan Kent Meydanı’na kadar yürüdü.
Etkinlikte şükür namazı kılan çocuklar, şiir ve ilahiler okudu.
Platform adına konuşan Levent Dalgın, amaçlarının çocukları namaza teşvik etmek ve onlara namazı sevdirmek olduğunu söyledi.
Namazı doğru kılan ve terk etmeyen bir nesil yetiştirmek istediklerini belirten Dalgın, “Yazın camiye gidip namaz eğitimi alan çocuklarımızla final programı gerçekleştirdik. Her yıl düzenlenen bu programda çocuklar arkadaşlarıyla namaz kılıyor, namazın farzlarını ve sünnetlerini öğreniyorlar” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muratpaşa ilçesinde 8. sınıf öğrencisi Uygun, 5 yaşında başladığı piyanoda yeni başarılara imza atıyor.
Avusturya’nın başkenti Viyana’da 72 ülkenin katılımıyla düzenlenen uluslararası müzik yarışmasında birincilik elde eden Uygun, İspanya’nın Barselona kentinde 32 ülkeden katılımın olduğu Grand Prize Virtuoso uluslararası müzik yarışmasından da altın madalya alarak birincilik ödülüyle döndü.
Uluslararası yarışlara Türk eserleriyle da katılabilmek için sıkı çalışan, şan eğitimi de alan Uygun, piyanonun yanı sıra keman ve yan flüt çalıyor. Derslerini aksatmayan Uygun, AA muhabirine Mozart’ın izinden gitmek için gayret ettiğini söyledi.
Uygun, beş yaşında piyanoya başlayınca notaları çalmakta zorlandığını ancak zamanla emek vererek bu enstrümanı çalmayı başardığını anlattı.
Uluslararası yarışların önemli olduğunu aktaran Uygun, “Barselona’da 32 ülkeden katılımın olduğu Grand Prize Virtuoso uluslararası müzik yarışmasında birinci oldum. Altın madalyayı bekliyordum çünkü çok sıkı çalışmıştım. Bizi finale davet ettiler, jürinin önünde çaldım. Beni uzun süre alkışladılar ve çok gurur duydum. Türk gençleri olarak uluslararası yarışlarda ülkemizi temsil etmek onur verici.” diye konuştu.
Uygun, konservatuvar bölümündekilerin dahi çalmakta zorlandığı “Bach: Invention 13” eserini 1,5 ay çok sıkı çalışarak çalmayı başardığını ifade etti.
“Pes etmeden çalışabilmek başarının sırrı”
Emek verince başarının yakalandığını aktaran Uygun, şunları kaydetti:
“Hedefe giden yol çalışmaktan gider. Gerçekten çalışmadan bir şey olmuyor. Derslerimi de aksatmadım, onlara da çalıştım. Enstrüman çok farklı bir şey, herkesin denemesini isterim. Tek hayalim, Mozart’ın izinden gitmek. Tabii ki Beethoven, Bach da çok önemli. Onların izinden gidebilmek kariyerim için çok önemli. Türk eserlerini de çalmak istiyorum. Bir sonraki yarışmaya Türkiyem ile gitmek istiyorum. Pes etmeden çalışabilmek başarının sırrı. Bir yılda iki dünya birinciliği elde ettiğim için çok mutluyum. Çin’den, Japonya’dan çok farklı ülkelerden katılım vardı ve kendi grubunda birinci ben oldum.”
Piyano ve keman öğretmeni Serenat Sahabi ise Bade’nin başarılarının kendilerini gururlandırdığını belirterek, 5 yaşında başladığı piyano serüveninde güzel başarılara imza attığını aktardı.
Gelecek sene Philadelphia Uluslararası Müzik Kampı’na seçilmesi için sıkı çalıştıklarını anlatan Sahabi, “Orayı kazanabilirse çok üst seviyede eğitim alacak. Bade’ye parça verdiğinizde layığıyla yerine getiriyor, ekstra etütler yapıyor, anlamadığı bir şey olursa hemen soruyor. Biz, çok daha fazla Türk gencinin spordan sanata uluslararası tüm yarışlarda görmek istiyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melikgazi Belediyesi ile Erciyes Klasik Otomobilciler Derneğinin iş birliğinde, Dedeman Parkı’nda düzenlenen “Klasik Otomobil Buluşması”na yaklaşık 150 araç katıldı.
Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, her kesimden, genci yaşlısı ile birlik ve beraberlik içinde, güzel bir etkinlik gerçekleştirdiklerini söyledi.
Bu yıl 6’ncısını düzenledikleri programa yoğun katılım olduğunu belirten Palancıoğlu, katılımı her yıl daha da artırarak devam ettirmek istediklerini kaydetti.
AK Parti Kayseri milletvekilleri Hulusi Akar, Ayşe Böhürler ve Murat Cahid Cıngı da klasik otomobil tutkunlarını bir araya getiren Palancıoğlu’nu tebrik ederek, güzel etkinliğin devamını diledi.
Konuşmaların ardından Akar, Böhürler, Cıngı, AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm ve Palancıoğlu, klasik araçlara binerek, düzenlenen şehir turuna katıldı.
İki gündür süren etkinlik, yarın klasik otomobil sergisi ile sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahçelievler Belediyesi tarafından bu yıl 19’uncusu düzenlenen ‘Kocasinan Yağlı Güreşleri’nin final müsabakasında kuzen olan 2 pehlivan Mustafa Taş ve Erkan Taş güreşti. Başabaş giden müsabaka sonunda Erkan Taş başpehlivan ilan edildi. Müsabaka finalinde Mustafa Taş’ın itirazı ile Video Yardımcı Hakem (VAR)’e gidilirken hakem heyetinin 3 kez görüntüleri izlemesi sonucu değiştirmedi. 19’uncu Kocasinan Yağlı Güreşleri’nde Erkan Taş kuzeni Mustafa Taş’ı yenerek başpehlivan oldu.
Bahçelievler’de bu yıl 19’uncusu düzenlenen Geleneksel Kocasinan Yağlı Güreşleri, vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik Belediye binasının önünde düzenlenen kortej ile başladı. Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır ve 9 başpehlivan mehteran ekibi ile birlikte kortej yürüyüşü gerçekleştirdi. Kortej büyük coşku ile güreşlerin yapılacağı alana giriş yaptı. Başpehlivanlar Türk bayrağı taşıyarak etkinliğe gelen vatandaşları selamladı.
Bahçelievler Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Bahçelievler Kampüsü’ndeki güreş çayırında gerçekleşen müsabakaların finalinde karşılaşan amca çocukları Mustafa Taş ve Erkan Taş oldu. Pehlivanlar Mustafa Taş ve Erkan Taş’ın karşılaşmasında kazanan pehlivan Erkan Taş oldu. 18’inci Kocasinan Yağlı Güreşleri’nde başpehlivan olan Mustafa Taş ise bu yıl 2’nci oldu.
VAR’A GİDİLDİ
Mustafa Taş ve Erkan Taş’ın güreştiği ve başabaş giden müsabakanın finalinde Erkan Taş’ın şampiyonluğuna kuzeni Mustafa Taş itiraz etti. VAR’a gidilen finalde hakem heyeti görüntüleri 3 kez izledi fakat finalin adı değişmedi. Erkan Taş 19’uncu Kocasinan Yağlı Güreşleri’nin başpehlivanı oldu.
ÜNLÜ BAŞPEHLİVANLAR DA ETKİNLİKTE KİSPET GİYDİ
Türkiye’nin en genç başpehlivanı Yıldıray Pala, 19. Geleneksel Bahçelievler Kocasinan Yağlı Güreşleri’ne katıldı. Geçen yılın 1’incisi Mustafa Taş’ın yanı sıra, Kırkpınar Güreşleri’nde birincilik elde ederek başpehlivan olan Yusuf Can Zeybek, Ali Gürbüz, İsmail Balaban, Recep Kara, Orhan Okullu, Hüseyin Gümüşalan ve Mehmet Yeşil de etkinlikte yeniden kispet giydi.
Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır, ‘er meydanı’ vurgusu yaparak gençlere fiziki gücün yanında saygının da öğretildiği yağlı güreşlerin önemine dikkat çekti. Bahadır, dereceye giren pehlivanlar olmak üzere yarışta bulunan tüm güreşçileri tebrik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak amacıyla bu yıl 16 ilde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin 9’uncusu Çanakkale’de başladı.
Festival etkinlikleri kapsamında, Yeni Kordon bölgesinde bulunan Barış Parkı’nda kortej yürüyüşü düzenlendi.
Yürüyüşe, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, AK Parti Çanakkale MilletvekiliAyhan Gider, İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri Direktörü Selim Terzi, Çanakkale Belediye Başkan Vekili Öznur Benderlioğlu Doğangün, İl Kültür Turizm Müdürü Ergun Çağman Esirgemez, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu katıldı.
Kortej yürüyüşü Anadolu Hamidiye Tabyaları’nda sona erdi. Burada, “Çocuk Köyü” etkinliği düzenlendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, törendeki konuşmasında, Milattan Önce (MÖ) 4500 yılına ait, Orta Kalkolitik dönem mermer Kilya tipi idolün geçen yıl Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un lansmanını yaptığı eserlerden birisi olduğunu söyledi.
Bakanlığın kaçakçılıkla mücadele çalışmasını ABD’deki kaçakçılık savcısıyla beraber yürüttüğünü belirten Mumcu, şunları kaydetti:
“Bakanlığımızın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesinin ülkemize, tekrar ana yurduna geri kazandırdığı eserimizin açılışında onun örtüsünü hep birlikte açacağız. Sayın Bakan’ımızın görev aldığı yıllar içerisinde yurt dışından birçok eseri getirme fırsatı bulduk. Kaçakçılık konusunda çalışan genel müdürlüğümüze ve tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Tabii vatanına geri dönen eserlerimizi sergilemek, kültürel mirasımızı, coğrafyamızda yaşam sürmüş tüm medeniyetlere ait eserlerimizi tekrar buraya getirmek bizi son derece mutlu ediyor.”
Kaçakçılıkla Mücadele Dairesinde görevli arkeolog Funda Kumru Koşar da Türkiye’nin kültür varlıklarını ait olduğu topraklardan koparmaya çalışanların kaçışının olmadığını dile getirdi.
Bu kapsamda yaptıkları çalışmalarda “Bu ülkenin kanunlarından kaçış yok.” dediklerini anlatan Koşar, şöyle konuştu:
“Bu sergiyle bu alandaki farkındalığı artırmayı hedefliyoruz. Serginin 4’üncüsünü burada düzenliyoruz. Sayın Bakan’ımızın da desteğiyle bu sergide Troya’dan yurt dışına kaçırılmış ve tekrar topraklarına kazandırılmış kültür varlıklarıyla, kolluk kuvvetlerimizin başarılı operasyonlarıyla Çanakkale bölgesinde ele geçirilen kültür varlıklarını göreceksiniz. Bu serginin Troya’da düzenlenmesi ayrıca bizler için önemli çünkü 19’uncu yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı Devleti döneminde Troya eserlerinin ait olduğu topraklara iadesi için gerek hukuki mücadeleler gerekse ulusal ve uluslararası basının bilgilendirilip ayağa kaldırılması şeklinde ciddi mücadeleler yürütülmüş. Biz de Osmanlı Devleti döneminden aldığımız kadim bilgilerle, Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi olarak ülkemize ait olanların bu topraklarda kalması ve yurt dışına kaçırılanların da tekrar vatanına dönmesi için Sayın Bakan’ımızın da destekleriyle kararlılıkla çalışmalarımızı yürütüyoruz.”
Çıplak köyünde mayıs ayında bisikletiyle gezdiği sırada yolda bulduğu Roma dönemine ait 2 bin yıllık sikkeyi müzeye bağışlayan Onur Özcan Çimen’e, Bakan Yardımcısı Mumcu tarafından tablet bilgisayar hediye edildi.
“Mülteci Aeneas: Mitlerden Günümüze Göçün İzleri” konulu serginin gezilmesiyle sona eren programa, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri Direktörü Selim Terzi, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, Troya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüstem Aslan ile çok sayıda davetli katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa’da yer alan Neolitik Çağ yerleşim alanı Karahantepe arkeolojik sit alanındaki bir kulübenin tabanında koşar halde betimlenen yaban eşeği figürüne ulaşıldığını açıkladı.
Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Neolitik Çağ’ın en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak tarihin derinliklerine ışık tutan Karahantepe’de yeni keşif. Taş Tepeler Projemiz dünya tarihine ışık tutmaya devam ediyor. Karahantepe’deki bir kulübenin tabanında koşar halde betimlenen yaban eşeği figürüne ulaşıldı. Şanlıurfamızda ilk kez gerçekleştirilecek olan Dünya Neolitik Kongresi öncesinde ulaşılan eser, nadir örneklerden biri olarak döneminin sanat anlayışını yansıtıyor. Bu eşsiz eseri gün ışığına kavuşturan Kazılar ve Araştırmalar Dairesi Başkanlığı ekiplerimize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE Valisi Ömer Toraman Troya Kültür Yolu Festivali’nin açılışında yaptığı konuşmada, “”Festival, aslında Çanakkale’nin sahip olduğu zenginliklerin, kültür ve sanat alanındaki potansiyelinin de bir göstergesi. Bu festival, bir marka artık. Bu markanın Çanakkale’de faaliyet yürütmesi de bizim için gurur verici” dedi.
Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri kapsamında Çanakkale’de gerçekleştirilen Troya Kültür Yolu Festivali için Anadolu Hamidiye Tabyası’nda açılış töreni düzenlendi. Törene, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Kültür Yolu Festivali’nin bu yıl 3’üncüsünün gerçekleştirileceğine dikkati çekip, “Çanakkale hem yerli hem yabancı turistlerimiz için güzel bir destinasyon. Birbirinden farklı birçok etkinlikle, konser organizasyonuyla yine bir aradayız. Bugün açılışını düzenleyeceğiz ve biz de sizlerle beraber tüm duraklarımızı ziyaret edeceğiz. Öncelikle Çanakkale’ye ve bölgemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Valimiz, Alan Başkanımız, Rektörümüz, Belediye Başkan Vekilimiz ve tüm paydaşlarımız bir aradayız. İyi seyirler, iyi gezmeler diliyorum” dedi.
‘BU FESTİVAL, BİR MARKA ARTIK’
Kültür Yolu Festivali’nin Çanakkale’de düzenlenmesinin bir şans olduğunu belirten Çanakkale Valisi Ömer Toraman, “Festival, aslında Çanakkale’nin sahip olduğu zenginliklerin, kültür ve sanat alanındaki potansiyelinin de bir göstergesi. Bu sene çeşitli etkinlikler yapılacak ve bu bir haftalık süre içerisinde eminim hem Çanakkale’de oturan hemşehrilerimiz hem de civar illerden gelecek olan misafirlerimizle güzel vakit geçirecek. Bu festival, bir marka artık. Bu markanın Çanakkale’de faaliyet yürütmesi de bizim için gurur verici. İnşallah aynı güzellikte devamı da gelir” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN KALBİ ÇANAKKALE’DE ATIYOR’
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, “3’üncüsünü düzenlemiş olduğumuz Troya Kültür Yolu Festivali 9 gün boyunca Çanakkaleliler sanata, kültüre, müziğe ve tüm sanatsal etkinlikleri doyuyor. 3 yaşından 90 yaşına kadar herkesin kendisinden bir parça bulabildiği, mutlaka hoşuna giden bir faaliyetin olduğu 9 günlük bir serüven yaşıyoruz Çanakkale’de. Tabiri caizse aslında Türkiye’nin de kalbi Çanakkale’de atıyor. Basın desteğiyle yapılan faaliyetlerin büyüklüğüyle bütün Türkiye’nin gözü kulağı Çanakkale’de oluyor. Tam da festivalin amacına uygun bir durum. Çünkü Çanakkale’nin ölçeğine baktığımızda artık yavaş yavaş yazlık sezonu sona erip, daha üniversite öğrencilerimizin de gelmediği bu ara sezonda bütün Çanakkale dinamiklerine aslında büyük bir takviye oluyor. Dün arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz sohbetlerde şehirdeki o kalabalığın, restoranlardaki kalabalığın ve otellerdeki yer kalmamış olmasının festivalin yapılış amacına uygun olduğunu düşünüyoruz. Çanakkalelileri bu festivalde mutlaka görmek istiyoruz. Sabahtan başlayan etkinlikler geceye kadar devam edecek” dedi. Konuşmaların ardından Bakan Yardımcısı Mumcu ve beraberindekilerin Çanakkale Savaşları’na ait fotoğraf ve arşiv belgelerin yer aldığı, ‘Anmak-Anlatmak Çanakkale 1915’ sergisini gezmesinin ardından program sona erdi. Troya Kültür Yolu Festivali kapsamında 50’den fazla noktada düzenlenecek 500 civarı etkinlikte, 1000’e yakın sanatçı halkla buluşacak.
Haber – Kamera: Nazif Cemhan ŞEN/ ÇANAKKALE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yeni güne ilişkin hava durumu tahmin raporunu paylaştı. Buna göre; hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacağı ve mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin edilirken, İstanbul dahil 3 il için gök gürültülü sağanak uyarısı yapıldı. İşte son dakika hava durumu haberinin detayları…

MGM’den yapılan tahminlere göre, bugün Marmara’da beklenen gök gürültülü sağanak, Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ çevreleri ile İstanbul’un Çatalca, Silivri, Arnavutköy ve Büyükçekmece ilçelerinde yerel kuvvetli, Kırklareli’nin Demirköy ve Vize ile Tekirdağ’ın Saray ilçelerinde kuvvetli, yer yer çok kuvvetli olacak.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

HAVA SICAKLIĞI VE RÜZGAR
Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacağı ve mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Rüzgarın genellikle kuzeyli, güney kesimlerde güney ve batılı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.

YAĞIŞLAR NE KADAR SÜRECEK?
Öte yandan Meteoroloji Müdürlüğü ve AKOM tarafından yapılan sağanak yağış uyarıları ile suya hasret kalan İstanbul 4 Eylül’e kadar sağanak yağışın etkisinde kalacak.
Sıcak ve nemli havanın sonrasında 3 gündür devam eden sağanak yağışların 4 Eylül tarihine kadar İstanbul il genelinde yerel kuvvetli yağışların etkili olmasının beklendiği kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu esnada dengesini kaybeden küçük kız 3. kattan kafa üstü yere çakıldı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Konya Şehir Hastanesine kaldırılan küçük Ecrin burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Öğle namazına müteakip Yağbasan Mezarlığında toprağa verilen küçük Ecrin’in 4 gün sonra doğum günü olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sevilen şarkıcılardan Ece Seçkin, 2 ay önce hamile olduğunu öğrendi.
Ancak başarlı ismin bu sevinci uzun sürmedi…
Bebeğini kaybeden ve apar topar hastaneye kaldırılan Seçkin, ameliyata alındı.
“BU DURUMU BİLMENİZİ İSTEMEZDİM”
Yaşadığı bu üzücü olayın ardından sosyal medya üzerinden bir açıklama yapan Seçkin, “Ameliyatım başarılı geçti arayan herkese çok teşekkür ederim telefonlara geri dönüş yapamadıklarımdan özür dilerim. Konserimi iptal etmek zorunda kalmasaydık bu durumu bilmenizi istemezdim” dedi.

“ALLAH’IN DEDİĞİ OLUR”
Günler sonra ortaya çıkan Ece Seçkin yaşadığı üzücü olayı anlattı ancak konuşmakta bile zorlandı. Ünlü şarkıcı “Hayatımın en kötü yazıydı. Derinden sarsıldık, çok üzüldük. Hayata tutunmaya çalışıyorum. Her şeyin bir sebebi var. Allah’ın dediği olur.” ifadelerini kullandı.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bedirhan K. tarafından pompalı tüfek ile vurulara ağır yaralanan Erdal Kara, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtulamayarak hayatını kaybetti. Öte yandan olay sorası polise teslim olan Bedirhan K’nın işlemlerinin devam ettiği ve tamamlanan işlemleri sonrasında adli mercilere sevk edileceği öğrenildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Trabzon’un Araklı ilçesi Kayacık Mahallesine bağlı Hacovid Yaylasında 21 Ağustos günü sabaha karşı 05.30 sıralarında Arif Altuntaş’a ait yayla evinde yangın çıktı.

Yangında evde bulunan Arif Altuntaş (66), Gülizar Altuntaş (61) ve akrabaları inşaat ustası Kasım Altuntaş (67) olmak üzere 3 kişi yanarak öldü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Olay sonrası başlatılan geniş kapsamlı soruşturma da yangının kundaklama sonucu çıktığı ortaya çıktı.

Olayla ilgili Jandarma ekipleri şahısların aralarında arazi anlaşmazlığı bulunan ve akrabaları olan şüpheliler Mehmet Altuntaş (24), A.A. (15) ve M.A. Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlilerince gözaltına alındı.

Sorguları tamamlanan 3 kişi 22 Ağustos günü Araklı Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadeleri ardından Araklı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeşilçam filmlerinde canlandırdığı karakterlerle hafızalara kazınan usta oyuncunun cenaze namazı, Erenköy Galippaşa Camii’nde öğle namazını müteakip kılındı.
Üstekin’in ailesinin taziyeleri kabul ettiği törene, sanatçının arkadaşları, akrabaları ve sevenleri katıldı.
“Sessiz şöhretlerden biriydi”
Sanatçı Erol Evgin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1980’de Üstekin’le sahneye çıktıklarını belirterek, “Turnelerimize gelirdi, dönem dönem bize katılırdı. Çok zarif bir hanımefendiydi. Çok iyi bir aktristi. Mekanı cennet olsun, nurlar içinde yatsın.” dedi.
Oyuncu Ulvi Alacakaptan ise Üstekin ile aynı dönemde profesyonel oyunculuğa başladıklarını aktararak, “Ben Dostlar Tiyatrosundaydım, o da LCC’de idi. LCC’den çok büyük oyuncular çıktı. Sevil onlardan biriydi. Bazı oyuncular ne oynuyorsa seyretmek istersin. Sevil onlardandı. Doğuştan oyuncuydu. Sessiz şöhretlerden biriydi.” şeklinde konuştu.
Yeşilçam’da yaprak dökümü yaşandığına dikkati çeken Alacakaptan, oyuncuların tiyatro sanatına sahip çıkması gerektiğinin altını çizdi.
Sanatçının cenazesi, kılınan namazın ardından, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi.
Sevil Üstekin kimdir?
Üsküdar Amerikan Kız Lisesinden mezun olan Üstekin, Muhsin Ertuğrul’un başkanlığındaki özel tiyatro okulu LCC’de 3 yıl eğitim gördü.
Usta oyuncu Bizim Tiyatro, Gazete Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Gülriz Sururi- Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu ve Dormen Tiyatrosu’nda çalıştı.
Sevil Üstekin, “Kapıcılar Kralı” ve “Şaban Oğlu Şaban” filmlerinde canlandırdığı karakterlerle sinemaseverlerin hafızına kazandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BİR SÜRE ÖNCE YOLLARIMIZI AYIRDIK”
Yeni boşanan Rüştü Onur Atilla ile ilişkiye başladığı için “Yuva yıkan kadın” ilan edilerek eleştiri yağmuruna tutulan Nez, dün akşam takipçilerinden gelen soruları yanıtladı. Instagram hesabından peş peşe paylaşımlar yapan Nez “Onur Bey ile hiç paylaşım gelmiyor” diyen takipçisine “Herkes yeni güzel başlangıçlar dilerim. Bir süre önce yollarımızı ayırdık” ifadelerini kullandı. Özel hayatıyla ilgili samimi bir açıklama yapan şarkıcı “Minik dünyamda mutlu, sağlıklı ve huzurlu bir kadınım. Ailem, sevdiklerimle sağlıklı ve mutlu oldukları sürece her günüm en güzel gündür. Özel hayatım konusunda hep açık ve net olmuşuzdur. Şimdilik sakin ama arayış içinde de değilim” dedi.
Nez, bir takipçisinin “Ayrılmanıza üzülmedim yalan söyleyemem” yorumuna da “Arkadaşlar bu kadar abartmaya bence gerek yok. Başlarken ne derece güzelse ayrılıklar da o derece güzel olabilir. Unutmayın ki her bir bitiş yeni bir başlangıçtır” cevabını verdi.






Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü tiyatro ve sinema oyuncusu Nurullah Çelebi, başarılı oyunculuğunun yanı sıra çiftçiliğiyle de ön plana çıkıyor. Ünlü oyuncu her sezon olduğu gibi bu sezonda da Düzce’nin Gölyaka ilçesinde bulunan Hamamüstü köyündeki fındık bahçesinde hasada başladı.
Çelebi, “Fındık bahçesinde çalışıyoruz. Aslında ben yorulmuyorum, stres atıyorum. Çocukluğumdan beri fındık topluyorum ama şimdi bu hobi bahçesi sayılır. Ufak bir fındıklığım var. Kendim topluyorum. Hatta eski imece usulüyle komşularım da yardım ediyor. Zamanım olunca ben de onlara yardım ediyorum ama çok sık gidemiyorum. Allah razı olsun komşularım geliyorlar. Sadece yiyeceğimiz kadar fındığımız var” dedi. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>15 Ağustos akşamı saat 21.30’da Karşıyaka Yamanlar Dağı’nda başlayan ve 63 saat sonra kontrol altına alınan yangında, Bayraklı ilçesinde bulunan 17 ev yanarak kül oldu. İlçeye bağlı Onur Mahallesi’nde evleri yanan Canan ve Mahigül Ergül kardeşler de evlerinin yanışını, diğer mağdurlar gibi gözyaşlarıyla anlatmıştı.
Sözünü tuttu
Yangının ardından AHBAP Derneği aracılığıyla aileye ulaşan sanatçı Haluk Levent’in devreye girmesiyle sanat dünyası da yardım için harekete geçti. Ünlü şarkıcı Mustafa Ceceli, geçtiğimiz günlerde evin yeniden yapımını üstlendiğini bildirmiş, Haluk Levent de bu sevindirici haberi sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Bugün Mustafa Ceceli, iki kardeşe de ayrı ayrı ev aldı ve Ergül kardeşler ile bir araya geldi. Tapuları kardeşlere teslim eden Ceceli ile Canan ve Mahigül Ergül birlikte poz verdi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAZIRLIKLAR DEVAM EDİYOR
Gazeteci Birsen Altuntaş’ın haberine göre, bu yaz evlenecekleri konuşulan çift tarihi erteleyerek oturacakları evle ilgilendiler. Yargı dizisinden sonra gelen teklifleri kabul etmeyerek evinin dekorasyonunu tamamlayan Deniz ile Yıldırım, eylül ayının ortasında evlenecek. Her fırsatta anne olmak istediğini dile getiren oyuncudan hamilelik haberinin de yakın zamanda geleceği konuşuluyor. Deniz nasıl bir gelinlik tercih edeceği ise şimdiden merak konusu oldu.




Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“TUĞÇE SAHİPSİZ DEĞİL ASLAN GİBİ KOCASI VAR”
Instagram hesabından yayınladığı videoda Ferdi Tayfur’un yıllardır Tuğçe Tayfur’a babalık yapmadığını ve kurdukları markada hiçbir söz hakkının olmadığını söyleyen Muhammet Aydın, şu ifadeleri kullandı: “Ferdi Tayfur olan kayınpederimin avukatının aba altından benim karıma sopa gösterişini hazmedemem. Bir adam olarak aile hiyerarşisine artık karışıyorum. Tuğçe sahipsiz değil aslan gibi kocası var. Siz Tuğçe’nin yanında ne kadar dik durabildiğimi şuradan pay biçin; suikaste uğradım, para kaybettim. Senin kızın mobing yaşarken ben yanındaydım. Necla Nazır denen sultan, prenses, benim tek aile olarak saydığım kadın yanımdaydı. Sen demedin mi telefonda ‘Kızım sahneye çıkma artık kıyafet markası kur’ diye. Sen dedin ben de onu kurduruyorum işte. Senin kızını ben 1 yıldır sahneye çıkarttırmıyorum. Senin kızını koruyup kolluyorum çünkü namusum olmuş. Sen de diyorsun ya ‘Aile her şeydir diye’ ben senin kızını, karımı koruyorum.”

“BENİM PATENTLİ MARKAMDA SEN SÖZ SAHİBİ BİLE DEĞİLSİN”
“Markadan isim hakkından dolayı Ferdi Bey’in alacağı bulunduğu söylenmiş. Ferdi Bey ben sizin damadınızım. 24 tane şube oldu 9 tanesine imza atıldı. Gelip ‘Damat gel buraya markana el koydum. Parasız pulsuz elinden aldım’ desen ben vermeyecek miydim? Babamsın ya… Herkese baba oldun da senin kızınla evlendim, torunun da doğdu sen bir bize baba olamadın. Düşünce suçu gider şikayetçi olursun. Kızından dolayı 60 tane şikayetim var zaten. Hiç sorun yok… Ben karımı koruyorum. Markaya gelecek olursak da patentleri alındı. Benim patentli markam sen söz sahibi bile değilsin.”
“BENİM KARIMA AVUKAT ÜZERİNDEN ABA ALTINDAN SOPA GÖSTEREMEZSİN”
“Bak Ferdi Bey, ben karısı için ailesi için mermi yemesi gerekirse yiyebilecek bir adamım. O da denendi… Benim karıma hiçbir avukat üzerinden aba altından sopa gösteremezsin. Senin hayranlarından korkmam gerekiyormuş da niye? Biz ailesi, namusu için yaşıyoruz. ‘Tayfur soyadını kullanma’ diyor, benim karımın kimlikteki soyadı ‘Aydın’ zaten. Benim karımı leylekler getirmedi senin soy ismin ya… Tüm Türkiye’ye baba olup kendi kızına baba olamayan bir adam bir de avukat kullanıyor. Çok görmemek lazım alkışlıyorum Ferdi Baba.”

“SEN BABA OLMAYI BİLMEMİŞSİN”
“Tüm hukuki haklarımızı teyakkuza geçireceğiz. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Benim karıma da bir daha hiçbir avukat üzerinden gelmeyin. Ben sevmem öyle şeyleri bana dobra gelin dobra. Ben böyle kelime oyunlarını bilmem. Benim karım bu soyadını senden ötürü kullanıyordu ben kullanmasını istemiyordum ama şu saatten sonra inadına kullanacak. Kızının güçlü ve doğru bir adamla birlikte olmasına alışkın değilsin değil mi? Sen baba olmayı bilmemişsin ki. Sen anca kızını eleştirmişsin bu zamana kadar. Tuğçe ile evlendikten sonra herkes benden para istedi ve verdim. Size de mi lazım, ne kadarsa vereyim. Bu iğrençliğe gerek yok.”
“FERDİ TAYFUR HAYRANLARI BENİ ÖLÜMLE TEHDİT EDİYOR”
Ferdi Tayfur hayranları beni öldürmekle tehdit ediyor. Lan oğlum siz kimi nerede öldürüyorsunuz hayırdır? Oğlum doğacağım gün belli olduğu gibi öleceğim gün de belli. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Ferdi Tayfur hayranıymış… Kimseniz kimseniz Allah değilsiniz ya. Oğlum ben hiçbirinizden korkmuyorum. Ben değişik bir modelim öyle tehdit edebileceğiniz bir adam değilim. Öte de oynayın. İnsan olun önce Ferdi babanız kızını harcıyor.”
FERDİ TAYFUR VE KIZININ ARASINDA NE OLDU?
Kızının düğününe dahi katılmayan ve bu süreçte gözlerden uzak hayatına devam eden Ferdi Tayfur, avukatı aracılığıyla bir açıklama yaparak kızına soyadını kullanmaması ve ticari faaliyetlerinde isim hakkı almak istediğini belirtti. Tayfur’un avukatı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Müvekkilim Sayın Ferdi Tayfur ve kızı Tuğçe Aydın arasında gelişen birtakım özel nedenlerden dolayı müvekkilimizin ‘Tayfur’ soyadının Tuğçe Aydın tarafından gerek görsel gerekse işitsel olarak ticari amaçlarla kullanılmasına ve müvekkilimizin kendisine ait eserlerin Tuğçe Aydın tarafından sosyal medya, dijital mecralar ve sahnelerde okunmasına rızasının olmadığını ve ayrıca Tuğçe Aydın’ın işletmiş olduğu ‘Tuğçe Tayfur Store’ isimli mağazasından kaynaklı müvekkilimizin isim hakkı alacağının bulunduğunu ve gerek müvekkilimiz Sayın Ferdi Tayfur, yeğenleri gerekse akrabaları hakkında sosyal medya ve dijital mecralarda herhangi bir açıklama veya söylemlerde bulunmaması adına Tuğçe Aydın’ı bilgilendirmekle bu açıklamalarımızı da kamuoyuna duyurmaktayız. Yapmış olduğumuz açıklamalara itibar edilmemesi durumunda gerek Tuğçe Aydın gerekse Tuğçe Aydın ile beraber iş yapan ve hareket eden şahıs veya şirketler hakkında tüm yasal haklarımızı saklı tutmakla beraber Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacağımızı bildiririz.”
Tayfur, avukatının açıklamasını Instagram hesabından yayınlayarak “Böyle olmasını istemezdim” dedi.

“BABAMSIN YA ONDAN SOYADIM TAYFUR, BU İŞİN İNANMADIĞIN BİR DE AHİRETİ VAR”
Babasının talebi üzerinden avukatı aracılığıyla yapılan açıklamayı yayınlayan Tuğçe Tayfur, “Tayfur soy ismini bana leylekler vermedi. Babamsın ya ondan Tayfur soyadım. İsim hakkı talep etmişsiniz. Ben paranızın bittiğini bilseydim eşimle yardımcı olurdum size. Siz ne dediyseniz baba olarak onu yaptım ben ama kötü yine ben oldum. Allah var gam yok. Bu işin bir de inanmadığın ahireti var be baba. Olur sorun yok. Tuğçe Aydın olarak devam ederim” diyerek sitem etti.
“AL SOYADIN SENİN OLSUN”
Babasının şarkılarını okumasına izin vermemesine de cevap veren Tuğçe Tayfur sözlerine şöyle devam etti: “Şarkılarına gelince de ‘Babamın şarkıları’ albümünün temel amacı senin o dönem rahatsızlığından dolayı şarkı söyleyememenden kaynaklı, yeni neslin de şarkılarını hatırlamaları, bilmeleriydi. Bu bir projeydi. O albümde de seçilen şarkılar tamamen söz müzik sana ait olanlardı. Özellikle onlar seçilmişti. Yoksa ben de bilirdim Ahmet ağabeyin yazdığı daha çok bilinen ‘Bana Sor’ gibi şarkıları söylemeyi. Albümün bütün giderleri de sevgili Bülent Seyhan tarafından yapıldı. Bir kuruşun geçtiyse bana evlatlarımın hayrını görmeyeyim. Neyin düşmanlığı bu? Yeğenin arkamdan konuştu diye sesimi çıkardım diye bu nasıl kin? Al yeğenlerin senin olsun baba. Ben arkandan iş çevirmiyorum neyse söylüyorum. Senden bir kuruş istemiyorum, yağcılık yapmıyorum diye p.. yaptın beni 2 saniyede. Al soyadın senin olsun.”



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BABAMSIN YA ONDAN SOYADIM TAYFUR, BU İŞİN İNANMADIĞIN BİR DE AHİRETİ VAR”
Babasının talebi üzerinden avukatı aracılığıyla yapılan açıklamayı yayınlayan Tuğçe Tayfur, “Tayfur soy ismini bana leylekler vermedi. Babamsın ya ondan Tayfur soyadım. İsim hakkı talep etmişsiniz. Ben paranızın bittiğini bilseydim eşimle yardımcı olurdum size. Siz ne dediyseniz baba olarak onu yaptım ben ama kötü yine ben oldum. Allah var gam yok. Bu işin bir de inanmadığın ahireti var be baba. Olur sorun yok. Tuğçe Aydın olarak devam ederim” diyerek sitem etti.

“AL SOYADIN SENİN OLSUN”
Babasının şarkılarını okumasına izin vermemesine de cevap veren Tuğçe Tayfur sözlerine şöyle devam etti: “Şarkılarına gelince de ‘Babamın şarkıları’ albümünün temel amacı senin o dönem rahatsızlığından dolayı şarkı söyleyememenden kaynaklı, yeni neslin de şarkılarını hatırlamaları, bilmeleriydi. Bu bir projeydi. O albümde de seçilen şarkılar tamamen söz müzik sana ait olanlardı. Özellikle onlar seçilmişti. Yoksa ben de bilirdim Ahmet ağabeyin yazdığı daha çok bilinen ‘Bana Sor’ gibi şarkıları söylemeyi. Albümün bütün giderleri de sevgili Bülent Seyhan tarafından yapıldı. Bir kuruşun geçtiyse bana evlatlarımın hayrını görmeyeyim. Neyin düşmanlığı bu? Yeğenin arkamdan konuştu diye sesimi çıkardım diye bu nasıl kin? Al yeğenlerin senin olsun baba. Ben arkandan iş çevirmiyorum neyse söylüyorum. Senden bir kuruş istemiyorum, yağcılık yapmıyorum diye p.. yaptın beni 2 saniyede. Al soyadın senin olsun.”
FERDİ TAYFUR: SOYADIMI KULLANMASIN, ŞARKILARIMI SÖYLEMESİN
Kızının düğününe dahi katılmayan ve bu süreçte gözlerden uzak hayatına devam eden Ferdi Tayfur, avukatı aracılığıyla bir açıklama yaparak kızına soyadını kullanmaması ve ticari faaliyetlerinde isim hakkı almak istediğini belirtti. Tayfur’un avukatı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Müvekkilim Sayın Ferdi Tayfur ve kızı Tuğçe Aydın arasında gelişen birtakım özel nedenlerden dolayı müvekkilimizin ‘Tayfur’ soyadının Tuğçe Aydın tarafından gerek görsel gerekse işitsel olarak ticari amaçlarla kullanılmasına ve müvekkilimizin kendisine ait eserlerin Tuğçe Aydın tarafından sosyal medya, dijital mecralar ve sahnelerde okunmasına rızasının olmadığını ve ayrıca Tuğçe Aydın’ın işletmiş olduğu ‘Tuğçe Tayfur Store’ isimli mağazasından kaynaklı müvekkilimizin isim hakkı alacağının bulunduğunu ve gerek müvekkilimiz Sayın Ferdi Tayfur, yeğenleri gerekse akrabaları hakkında sosyal medya ve dijital mecralarda herhangi bir açıklama veya söylemlerde bulunmaması adına Tuğçe Aydın’ı bilgilendirmekle bu açıklamalarımızı da kamuoyuna duyurmaktayız. Yapmış olduğumuz açıklamalara itibar edilmemesi durumunda gerek Tuğçe Aydın gerekse Tuğçe Aydın ile beraber iş yapan ve hareket eden şahıs veya şirketler hakkında tüm yasal haklarımızı saklı tutmakla beraber Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacağımızı bildiririz.”


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Boşandıktan sonra yaptığı açıklamada “Boşamayı ben istemedim, çabaladım ama üslubu çok kırıcı ve netti. Her şey 5 ay içinde oldu ve her şey yeterince çirkin” dediği için günlerce adından söz ettiren Sinem Ayyıldız, Nez ile eski eşinin ayrılık kararına sessiz kalmadı. Instagram hesabından bir takipçisinden gelen “Birileri ayrılmış sen tam gaz hayata devam tatlım” yorumunu beğendi.

BOŞANDIKTAN SONRA BİRBİRLERİNE GİRMİŞLERDİ
10 Haziran Rüştü Onur Atilla ile boşanan Sinem Ayyıldız, eski eşinin 20 gün sonra Nez ile sevgili olduğunu öğrenince yaptığı açıklamada boşanmayı kendisinin istemediği her şeyin 5 ay içinde olduğunu söylemişti. Atilla ise eşinin sözlerine şu şekilde karşılık vermişti: “Sinem Ayyıldız, hayatımdaki en değerli iki varlığımın, çocuklarımın annesidir. Mahremimizi bu mecralarda meze etmem. Biz eski eşimle yıprandık, yorulduk, birbirimizi mutsuz etmeye başladık, tartışma ve kavga ortamında çocuklarımızı büyütmek istemedik. Boşanmamak için tek taraflı çabalandıysa da henüz evliyken şartları güzelleştirmek için de ben çok çabaladım. Olmadı… Daha iyi bir baba olabilmek için kendi hayatımı kurmam gerekti. İlk adımı ben attım, evden ayrıldım ve boşandık. Zamanında akbilimi dolduran eski eşime en iyi şartları sağlayarak ayrıldım. Şükür kimseye muhtaç değiller, olmayacaklar. Nez benim sevgilimdir. Biz çok kısa zaman önce bir ilişkiye başladık. Çok mutlu ve heyecanlıyız. Bu zor süreç bizim umarım ilk ve son sınavımız olur. Birbirimize tutunduk ve sığındık. Nez’in evliliğimin bitmesiyle hiçbir ilgisi yoktur. Evlilik bitirecek yapıda bir insanı hayatıma katamam zaten.”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2016 yılında dünya evine girdiği Kadir Doğulu ile evliliğinde yaşadığı krizlerle konuşulan Neslihan Atagül Doğulu, şimdilerde bambaşka bir heyecan yaşıyor.

31 yaşındaki oyuncu “Bir süre daha bu ‘mutluluğumuzu’ mahrem tutmak isterdik. Hakkımız da buydu açıkçası… Velhasılkelam; Biz mutluyuz, memnunuz ve iyiyiz.” bu sözlerle hamile olduğunu duyurdu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Atgül’ün bebeğinin cinsiyeti de belli oldu. Bir kız çocuğu ünlü oyuncu şimdi de abisiyle gündeme geldi.

Babaları Türk, anneleri Beyaz Rus (Belarus) olan Atagül kardeşler, adeta ikiz gibi benziyorlar.

Ağabey İlkay Atagül, gözlerden uzak ve sakin bir hayat sürdürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Barış Kılıç hayatını 2007 yılında Ayşegül Kılıç ile birleştirmişti. Çiftin Batu ve Emir adında iki de oğlu var.

Kızılcık Şerbeti’nin Ömer’i yakışıklı oyuncu Barış Kılıç,özel hayatı ile markaj altında.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yeni sezonu merakla beklenen Kızılcık Şerbeti dizisinin sevilen oyuncusu Barış Kılıç aile yaşantısı ile de parmakla gösterilen isimlerden.

Ayşegül Kılıç son olarak sosyal medya hesabından küçük oğlu Emir Kılıç’ın doğum gününü kutladı. Barış Kılıç’ın oğlu yakışıklılığı ile babasına benzetildi… İşte Kızılcık Şerbeti’nin Ömer’i Barış Kılıç’ın çocukları…

Kılıç’ın küçük oğlu Emir Kılıç ortaokuldan mezun olmuştu. Emir’in arkadaşlarıyla mavi balonlar uçurdukları mezuniyet töreni Çırağan Sarayı’nda yapılmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeşilçam’da sayısız filmde rol alan sanatçı Ali Şen’in oğlu olan usta oyuncu Şener Şen hakkındaki gerçekle hayranlarını bir kez daha şaşırttı! Meğer kız kardeşi de uzun yıllardır izlediğimiz ünlü bir oyuncuymuş…

Şener Şen’in kendisi gibi oyuncu olan kız kardeşi sevilen dizilerden aşina olduğumuz İnci Şen.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Şener Şen ile İnci Şen’in kardeş olduğunu ilk kez duyanlar şaşkınlığını gizleyemedi.

İnci Şen, verdiği bir röportajda ağabeyi Şener Şen’in torpili olmadığını açıklamıştı.

İNCİ ŞEN KİMDİR?
İnci Şen, 1953 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Usta oyuncu Şener Şen’in kız kardeşidir. İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun olmuştur.
Gönül Yarası, Pardon, Ormancı, Çözde Al Mustafa Ali, Geceler Yarim Oldu, Gizli Tünel, Memleket Hikayeleri, Ayakta Kal, Fadik İntikam Peşinde, İhtiras, Ayrılık, Sırlar Dünyası, Bir İstanbul Masalı, Keloğlan, Melekler Adası, Beşinci Boyut, Yaşanmış Şehir Hikayeleri, Yeşeren Düşler, Gurbet Yolcuları, Kaçak Gelin, Dizine Dursun, Kader Çizgisi, Makber, İnsan Aldandı, Tövbeler Tövbesi, Vuslat Yolu, Maral, Filinta ve İki Yalancı gibi dizlerde yer alan İnci Şen son olarak Atv ekranlarında yer alan Hercai dizisinde Nigar karakterine hayat vermişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dizi, “Aslım ve Gece” adındaki iki genç kızın hikâyesini merkezine alarak, büyük bir trafik kazasının ardından yaşanan aşk, ihanet ve entrika olaylarını konu alacak.
Kör Nokta Eylül’de atv ekranlarında izleyiciyle buluşacak.

Dizinin konusu:
Kör Nokta; suçun suçlunun birbirine karıştığı bir trafik kazasından sonra verilecek bir adalet savaşın hikayesidir. Ama bu savaşın galibinin de mağlubunun da tek bir belirleyeni olacaktır; aşk…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Raşit karakterine hayat veren Akusta, dizinin dünyasını şu şekilde özetledi; “Aşk anlık bir şeydir vurgusuyla hayatın her rengi içerisinde, tüm çatışmalara ve zorluklara rağmen, sürprizlerle aşkın büyüsünü yaşatacak modern bir masal bekliyor izleyicileri.”
‘Çok renkli ve sürprizlerle dolu bir karakter’
Ekiple hemen kaynaştıklarını söyleyen oyuncu karakterini ise şöyle tasvir etti; “Süper bir ekip olduk. Çok uyumlu ve keyifli çalışıyoruz. Raşit karakterine gelirsek de Raşit çok babacan, çok derin, konumunun ağırlığını taşıyan ve bir taraftan da çok renkli ve sürprizlerle dolu bir karakter. Onu canlandırmak benim içinde keyifli yolculuk oldu.”
atv Bir Gece Masalı 1. Bölüm İlk Fragmanı yayınlandı
3 Eylül Salı akşamı atv’de başlıyor
Yönetmen koltuğunda Emre Kabakuşak oturduğu, senaryosunu ise Eda Tezcan kaleme aldığı dizinin kadrosunda ise Burak Deniz, Su Burcu Yazgı Coşkun, Gürkan Uygun, Mesut Akusta, Rüçhan Çalışkur, Kenan Bal, Yıldız Kültür, Özlem Türkad, Eren Vurdem, İrem Altuğ, Kerem Aslanoğlu, Emel Çölgeçen, Ecem Çalhan, Nazan Diper, gibi beğeni ile izlenen isimlerin yer aldığı Bir Gece Masalı, 3 Eylül Salı akşamı atv’de başlıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2000’lerin dağılan popüler grubu Hepsi’nin üyelerinden Yasemin Yürük ve Gülçin Ergül arasında tartışma yaşanmıştı.
Yasemin, “Hepsi grubunun belgesel projesi vardı, Gülçin Ergül ya da içimizden biri kabul etmedi” demiş, Ergül’den ise yanıt gecikmemişti.

Eleştiri oklarının hedefi haline gelen Gülçin Ergül ise şöyle konuşmuştu:
Çıkıştan sonra 4 senelik yoğun bir popüler geçmişimiz olsa da efsanevi bir grup olduk galiba. Gururla kabul ediyorum. Ama kendi belgeselimizi yapmak ve satmak bana biraz megalomanca geliyor. Ayrıca hala devam eden bir hayatım ve kariyerim var. Kendimiz yapmasak da yapsak da gerçekleri birebir objektifçe yansıtacağına inancım genel olarak yok. Ayrıca buna ihtiyacım olduğunu düşünmüyorum. Yaşananları paketlemeye bence gerek yok. Huzur benim için hayatta birinci sırada. Biz anlaşamadığında anlaşan bir grubuz. Bunu uzun dönemler başarabilen gruplar da oldu. Bizim de profesyonel mazimiz kısa değil olabildiğince uzundu. Her şey etkileşim bu nedenle bunu bana yıkmamanızı rica ediyorum. Haklı haksız aramıyorum. Kinle de ne alakası var anlayamadım. Hayır diyebilmek hayatta önemli. Evetlerimizin değerini hayırlarımız belirler. Sınırlarımız kendimize olan saygımızı iyi yönde etkiler.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“BEBEĞİMİN 40’I YENİ ÇIKTI, CANIM İSTEMEDİ”
Cemre Kemer de kendisine gelen mesajlar üzerine; “Bebeğimin 40’ı yeni çıktı arkadaşlar. Konuyu hâlâ tam kavrayamadım. Açıkçası canım istemedi. Yani şu an buna girmek istemedim. Bizi bunca yıl boyunca dinleyen herkese sonsuz saygı duyuyorum. Biz çok uzun yıllar çalıştık, hazırlandık. Şu an herkes kendi istediği hayatı yaşıyor. Çocuklarımla, ailemle daha çok aile hayatı yaşamak istedim ki ben hep bu kafada bir insandım. Herkes tabii ki kendi yolunda gidiyor ama herhalde single’ı çıkıyor, bilemiyorum… Çünkü tekrar bu konular ortaya nasıl çıkıyor bilmiyorum ama ne tesadüfse hep aynı zamanlamada ortaya çıkıyor. O yüzden çok bir şey söylemek istemiyorum. Şu an bu söylediğimle bile ben kötü bir şey yapmışım gibi bir pozisyona düşürüleceğim. O yüzden hayırlı uğurlu olsun inşallah, çok dinlensin” paylaşımında bulunmuştu.

Cemre Kemer, geçtiğimiz gün Etiler Akmerkez’de objekiflere takıldı.
Hepsi Grubu’nun son dönemde sık sık gündem olmasıyla ilgili açıklama yapan Kemer, şu ifadeleri kullandı:

“BENİ ARALARINDAKİ EN KÖTÜ KIZ OLARAK GÖRÜYORLAR”
Hiçbir şey söylemek istemiyorum. İnsanlar artık biz köpürtüyoruz zannediyor. Halbuki bir tanesinin single çıkarma zamanı geldiğinde nedense bu olay patlak veriyor. Aramızdan biri dayanamayıp cevap veriyor. Sonra olay kendi kendine köpürüyor. Ben sonradan görüyorum ama kabak bana patlıyor. Bir şey söylemeyeyim. Beni aralarındaki en kötü kız olarak görüyorlar, ‘Her şey bundan çıkmıştır’ gibi… Ama o sırada benim gecem gündüzüm karışmış aslında… En asi duran bendim, ondan mıdır bilmiyorum? Güzel bir belgesel yapacaktık, Gülçin tarafı istemedi. Onu yapmak istiyordum, sevenlerimize güzel anı olurdu. Herkes yolunda başarılı olsun.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu minik tatlı kız şimdilerin sarışın güzeli! Birçok ünlü isim çocukluğundan ve gençliğinden en özel karelerini sosyal medyada takipçileri ile paylaşıyor.

Bu defa “Annem küçükken yazdığım mektupları bulmuş” diyerek paylaştığı çocukluk kareleri ile ilgi odağı olan isim ise Yasemin Şefkatli oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Güzelliği küçüklükten belli olan Yasemin Şefkatli şimdilerde ikizleri ile anneliğin tadını çıkarıyor.

İbrahim Tatlıses’in oğlu İdo Tatlıses ile mutlu bir evliliği olan Yasemin Şefkatli aynı zamanda sosyal medyada beğeni ile takip edilen bir fenomen.

Ayel ve Emir adını verdikleri ikizleri ile paylaşımları çok beğenilen ünlü çift özel hayatlarıyla her zaman markaj altında.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güldür Güldür Show’da İbrahim karakterine hayat veren ünlü oyuncu Rüştü Onur Atilla, yaklaşık 20 gün önce Sinem Ayyıldız ile boşandığını açıklamıştı. Ünlü isim, boşandıktan günler sonra şarkıcı Nez ile yeni bir aşka yelken açtı.

Rüştü Onur Atilla, şarkıcı Nez ile tatil pozunu paylaşarak aşkını ilan etti.
“NEZ VE BEN MASUMUZ”
‘İhanet’ iddialarıyla gündeme gelen ikiliden Atilla, “Ocak ayında evden ayrıldım ve altı ay içinde boşandık. Anlaşmalı olarak boşandık. Sebepleri bizim mahremimizdir. Nez benim sevgilimdir. Biz çok kısa zaman önce bir ilişkiye başladık. Çok mutlu ve heyecanlıyız. Nez’in evliliğimin bitmesiyle hiçbir ilgisi yoktur. Evlilik bitirecek yapıda bir insanı hayatıma katamam zaten. Nez’in linç edilmesine izin vermem. Ortada bir ihanet yok. Nez ve ben masumuz” ifadelerini kullanmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

AYRILDILAR
Instagram hesaplarından aşk pozlarını paylaşan ünlü çift, sessiz sedasız ayrıldı.

Özel hayatlarıyla gündemden düşmeyen ikili, sosyal medyada birbirini takipten çıktı.

“BİR SÜRE ÖNCE YOLLARIMIZI AYIRDIK”
Nez, bir takipçisinin “Onur Bey’le hiç paylaşım gelmiyor” mesajı üzerine, “Herkese yeni güzel başlangıçlar dilerim. Bir süre önce yollarımızı ayırdık” açıklamasını yaptı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AĞZINDA EMZİKLE ÖLDÜ
Burada yanında getirdiği tabancasını çıkaran Vesim Şimşek, kızlarına kurşun yağdırdı. Ardından bir yakınını arayıp çocuklarını vurduğunu, kendisinin de intihar edeceğini söyleyip bulundukları yeri bildiren Şimşek, aynı silahla intihar girişiminde bulundu.
İhbar üzerine olay yerine giden sağlık ekipleri ve polisler, Nira, Cemre ve Ceylin’in hayatını kaybettiğini belirledi. Ceylin’in ağzında emzikle öldüğü öğrenilirken, ağır yaralanan Vesim ve Hiranur Şimşek ise ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Cesetler ise arazi engebeli olduğu için yaklaşık 2 kilometre elde taşındı.

BÜYÜK BİR OLAY DUYACAKSIN
Ailenin yakınlarından Mustafa Karadaş (56), “Eşi 2.5 ay önce boşanma davası açtı. Bunalımdaydı. Eşiyle son konuşmalarında, ‘Seni seviyorum. Ayrılmayalım. Geri dön. Daha 2 yaşında çocuğumuz var’ demiş. Eşi ise ‘Gelemem’ cevabını vermiş. Bunun üzerine Vesim, ‘Büyük bir olayı duyacaksın’ demiş. Biraz psikolojik sorunları vardı ama çocuklarını öldürecek kadar gaddar bir baba değildi. Çocuklarına düşkün bir babaydı. Çok üzgünüm” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin Oscar adayını, “Türkiye’nin ‘En İyi Uluslararası Film Oscar’ adayı Zeki Demirkubuz’un yönetmenliğini yaptığı Hayat adlı filmi oldu. Bakanlığımızca da desteklenen filmimize Oscar yolculuğunda başarılar dileriz.” şeklindeki açıklamayla duyurdu.
Zeki Demirkubuz
FİLM HAKKINDA
Zeki Demirkubuz’un yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerinde Miray Daner ve Burak Dakak yer alıyor. Filmde, babasının zoruyla nişanlanmak zorunda kalan Hicran evden kaçar. Hicran’ın zaten onu istemediğini düşünen Rıza, bu durumu önceleri pek umursamasa da durum giderek zoruna gitmeye başlar ve Hicran’la yüzleşmeye karar verir. Sadece bir kere gördüğü nişanlısının peşinden İstanbul’a gidip uzun sürecek büyük bir arayışa başlar.
Filmin kadrosunda Cem Davran, Umut Kurt, Melis Birkan, Osman Alkaş, Ozan Dağara, Doğu Demirkol, Kayhan Açıkgöz, Muttalip Müjdeci, Seyit Nizam Yılmaz, Berfun Başel, Hande Özen, Özlem Türkad ve Caner Cindoruk bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SEVİL ÜSTEKİN KİMDİR?
Sevil Üstekin, Üsküdar Amerikan Kız Lisesinde okudu. Muhsin Ertuğrul’un başkanlığında özel bir tiyatro okulunda (LCC Language and Culture Center) 3 yıl eğitim gördü.
Oyunculuğu
1969’da Sersem Kocanın Kurnaz Karısı oyunuyla profesyonel oldu. Bizim Tiyatro, Gazete Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli – Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu ve Dormen Tiyatrosu’nda çalıştı. Burada tanıştığı ve kendisi gibi oyuncu olan İsmet Üstekin ile evlendi.
Kemal Sunal ile Kapıcılar Kralı filminde oynadı. 1976 yılından itibaren sinema filmlerinde rol aldı. Şaban Oğlu Şaban, İyi Aile Çocuğu, Garip ve Şalvar Davası filmlerinde de oynadı.
1992 yılında Mahallenin Muhtarları dizisinde 10 yıl süreyle “Müzevir Müzeyyen” karakterini canlandırdı. Daha sonra ise, Koçum Benim, Erkeksen Seyret ve Memur Muzaffer dizilerinde rol aldı. 2010 yılında TRT ekranlarında yayınlanmaya başlayan Yerden Yüksek dizisinde “Ülfet Nine” rolünü canlandı.
İki kez Avni Dilligil Ödülü kazanan sanatçının, bir de TV ödülü vardır. 27 Ağustos 2024’te 78 yaşında hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, Hasan Kalyoncu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Mert Can Altun, sosyal medyada izlediği bir video sayesinde tanıştığı yapay zeka teknolojisiyle içerik üretmeye devam ediyor.
Yüzde 90 engelli olmasına rağmen sağlanan destek ve imkanlarla çalışmalarını yapan Altun, yapay zeka kullanarak ürettiği sanatsal içeriklerle Amsterdam’da sergi açtı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Altun, bir içerik üreticisinin yazıyı resme dönüştüren yapay zeka teknolojisini tanıttığı videoyu izlerken, “İşte bu benim alanım.” dediğini aktardı.
O an hayal gücünü yansıtacağı şeyi bulduğunu düşündüğünü belirten Altun, daha sonra yapay zeka teknolojisini öğrenmeye başladığını ve bu alanda kendini geliştirdiğini ifade etti.
“Bu sergi bana umut verdi”
Altun, yapay zeka yardımıyla sanat eserleri ve sinematografik işler üretmeye başladığını belirterek “Klavye kullanımında yaşadığım zorlukları bir çeviri programının sesli yazma özelliğiyle aştım. Yapay zeka programları sayesinde hazırladığım eserler Amsterdam’daki The Grey Space in the Middle sanat galerisinde sergilendi. Bu uluslararası başarıyla çok mutlu oldum. Geleceğimle ilgili hep kötü düşünüyordum ama bu sergi bana umut verdi.” ifadelerini kullandı.
“Göbeklitepe ile ilgili bilim kurgu filmi çekme hayali ve hedefi olduğunu” aktaran Altun, bunun için senaryo derslerinde kendini geliştirmeye devam ettiğini kaydetti.
Altun, sanatsal alanda kendini geliştirmek isteyenlere, hayal güçlerini kullanmalarını ve yapay zeka programlarını öğrenmek için sosyal medya videolarını izlemelerini tavsiye etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GECE ACI HABERİ ALDI
Bir süredir özel bir hastanede tedavi gören Atilla Tamer’in durumu ciddileşmiş ve oyuncu, oğlu için kan anonsu yapmıştı. Durumu ağırlaşan Tamer, gece yarısı yaşamını yitirdi. Evlat acısıyla kahrolan Cihat Tamer , Instagram hesabından vefat haberini duyurarak “Sevgili oğlum Atilla Tamer’i kaybettik. Cenazesi yarın Ataköy Ömer Doruk Cami’sinde ikindi namazından sonra Bakırköy’deki aile mezarlığına defnedilecektir” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muğla Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği, sanat yönetmenliğini Eray İnal, sunuculuğunu da Berkay Tulumbacı’nın yaptığı festivalin açılışı, Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği’nde gerçekleştirildi.
Gecede sahne alan sanatçı Kubat söylediği şarkılarla sanatseverlere keyifli dakikalar yaşattı. Festivalin açılışında bazı zurna sanatçıları da sahnede performanslarını sergiledi. Geceye sanatseverler yoğun ilgi gösterdi.
Festival kapsamında yarın Menteşe ilçesindeki Prof. Dr. Şadan Gökovalı Açıkhava Tiyatrosu’nda oyuncu ve şarkıcı Öykü Gürman sahne alacak.
Üçüncü günü ise Milas Atapark’ta sanatçı İsmail Altunsaray performans sergileyecek. Festivalin kapanışı ise 29 Ağustos’ta Fethiye’de Beşkaza Meydanı’nda oyuncu, şarkıcı Suzan Kardeş’in sahnesiyle yapılacak.
Vatandaşların ücretsiz olarak katıldığı festivalde, Bulgaristan’dan 2, Tayvan’dan 1, Türkiye’nin değişik illerinden 8 zurna sanatçısı yer alıyor.
Festivalin açılışına Muğla Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz ve Bodrum Belediyesi Koordinatörü Emel Çolakoğlu’nun da arasında olduğu çok sayıda kişi katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Mimar Sinan‘ın Esenler’e mührü” olarak nitelenen ve kaynaklara göre Süleymaniye su yolunun bir parçası olan Avas Su Kemeri, 1559 öncesinde tamamlandı.
Yılanlı Kemer, Kara Kemer gibi isimlerle de anılan ve tarihi haritalarda 12 kemerli çizilen yapı, Mimar Sinan’ın diğer su kemerleriyle benzerlikler taşıyor.
Osmanlı döneminde birkaç kez tamir geçiren ancak zamanla bakımsız bırakılan kemerin çevresinde 1970’lerden sonra birçok bina inşa edildi.
Esenler Belediyesi tarafından 2009’da restorasyon çalışmaları başlatılan kemer yeniden ihya edildi.
Bitişiğindeki ve çevresindeki 100 konut kaldırıldı
AA muhabirine tarihi su kemeri ve çevresine ilişkin hazırladıkları projeleri anlatan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, geçmişte lojistik merkezi olarak kullanılan bölgenin Osmanlı döneminde önemli su yollarından biri haline geldiğini belirtti.
Göksu, 2009’da görevi devralmasıyla birlikte metruk halde bulunan kemerin restorasyon sürecini başlattıklarını anlatarak, “Çalışmalar sonunda kemeri ortaya çıkardık. Bu kemere bitişik ve etrafında olan 100 konut vardı. O binaları kaldırdık, hepsini Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm alanına taşıttık ve orayı boşalttık. Şu anda oradan çıkan insanlar kendi güvenli konutlarında oturuyorlar.” diye konuştu.
Göksu, kemeri restore ettikten sonra tarihsel ve kültürel yapıyı göz önünde bulundurarak alanı değerlendirmek için harekete geçtiklerini ifade etti.
Projelerin onaylanmasının ardından çalışmalar başlayacak
Hazırladıkları projeleri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunduklarını belirten Göksu, projelerin onaylanmasının ardından hemen çalışmalara başlayacaklarını söyledi.
Toplam proje alanının 50 bin metrekare olduğunu bildiren Göksu, kemer vadisinin müze, çocuk köyü, okuma alanı ve cami ile birlikte kültürel bir havza haline dönüşeceğini kaydetti.
Esenler’de suyun İstanbul’un değişik yerlerine hangi ölçekle verileceğini belirleyen su terazilerinin de bulunduğunu dile getiren Göksu, şu bilgileri verdi:
“Öncelikle burada bir su müzesi inşa edeceğiz. Müzenin yanı sıra çocuk köyü yapacağız. Su, çocuk, tarih, kültür buluşmasıyla hem su kemerinin bize kalan tarihi mirasını hatırlamak ve hatırlatmak hem de bu su ruhuna uygun projeyle burayı genişletiyoruz. Yani su kemeri su taşımıyor olsa da tarihi birikimi ile beraber kendi siluetini muhafaza etmiş olacak.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
REHA MUHTAR YOĞUN BAKIMA KALDIRILDI
Reha Muhtar, evvelsi gece evinin merdivenlerinden düşmesi sonucu yaralanarak, kaldırıldığı hastanede entübe edilmişti. Muhtar’ın tedavisi hastanede devam ederken, velayeti babası Muhtar’da olan Poyraz’ın annesi oyuncu Deniz Uğur, şarkıcı Nilüfer ve evlat edindiği kızı Ayşe Naz Yumlu tarafından oğlunun alıkonulduğunu iddia etmişti. Deniz Uğur, avukatı aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şarkıcı Nilüfer ve kızı Ayşe Naz Yumlu hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılığa sunulan dilekçede, Poyraz hakkında Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği’ne kayıp ihbarı yapıldığı da yer almıştı.

MUHTAR’IN ESKİ EŞİ BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ
Deniz Uğur, yaptığı basın açıklamasında yasal olarak oğlu Poyraz’ın kendisinde olması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Benden önce Seren Serengil hastaneye ulaştı. Ben o sırada 112’yi aradım. Dedim ki, ‘Çocuğumun nerede olduğunu bilmiyorum, hastaneden bilgi alamıyorum. Babası yoğun bakımda olduğu için benim yanımda olması gerekir. Çünkü çocukla ilgilenecek durumda değilken annesi olarak bana teslim edilmesi gerekir. Nerede olduğunu bilmiyorum’ dedim.
“ÇOCUĞUMUN AYŞE YUMLU’NUN YANINDA OLDUĞUNU SEREN SERENGİL SÖYLEDİ”
Polisler babasının evine gittiler, orada kapıyı açan olmadı. Oğlumun yanında Ayşe Nazlı Yumlu’nun bulunduğunu ben hastaneye gitmeden önce Seren Serengil’den öğrendim. Seren, ‘Poyraz burada, yanında Ayşe Nazlı var’ dedi. Derhal hastaneye gittim, yönetimle konuştum. ‘Çocuğum nerede?’ dedim. Babasının durumunu ve kaç gün hastanede kalacağını öğrenmek istedim. Hastane yönetimi bana bilgi olarak Reha Muhtar’ın durumunun ne olacağını henüz söyleyemeyeceklerini belirtti.

“ÇOCUĞUM KAZA ANINDA YANINDAYMIŞ”
Çocuğum da kaza anında yanındaymış, ambulansı o çağırmış. Dolayısıyla çocuğumun da bir psikolojik desteğe ihtiyacı var. Hastaneden Ayşe Nazlı ile ayrıldığını söylediler. Sorumluluk yasal olarak o an tamamen bende olmasına rağmen Ayşe Naz Yumlu’yla beraber hastaneden ayrıldığını söylediler. Nilüfer Hanım’ın menajerine ulaştık. Oğlumun benim yanıma getirilmesi gerektiğini söyledik. Bize telefonlarını vermedikleri gibi onlara da ulaşamadıklarını söylediler. Avukatım da bir yandan ulaşmaya çalışıyordu, polis de ulaşmaya çalışıyordu.”
“POLİSLER NİLÜFER’İN EVİNDE KİMSEYİ BULAMADILAR”
Bu olayın çocuk kaçırma olduğunu vurgulayan Uğur sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ben hastaneden çıktıktan sonra işlemleri başlatmak üzere ve şikayetçi olmak üzere çocuk kaçırma suçundan hemen karakola gittim. Polisler de Nilüfer Hanım’ın evine gittiler, orada da kimseyi bulamadılar. Çocuğumun nerede olduğunu hiç kimse öğrenemedi. Ben neye üzüleceğimi şaşırmış durumdayım. Ben ne yapacağımı bilmiyorum şu anda. Ben 24 saatten fazladır çocuğuma ulaşmaya çalışıyorum, çocuğum benimle konuşturulmuyor.

“BU ÇOCUK KAÇIRMADIR”
Yanında çocuğum hakkında hiçbir yetkisi olmayan insanlarla. Bu olayın magazinle bir alakası yok, bu adli bir olay. Bu çocuk kaçırmadır. Dış kapının mandalı olan insanlar hiçbir yasal hakları, yükümlülükleri olmamasına rağmen benim çocuğumu benden kaçırıyorlar. Bir şey mi saklıyorlar? Poyraz’ı neden benden ve devlet görevlilerinden uzak tutmaya çalışıyorlar? Kazanın olduğu gecenin daha erken saatlerinde Reha Bey’in oğlumla birlikte bir restoranda olduğunu, çok yüksek miktarda alkol tükettiğini, sonra kendinde olmayan bir şekilde yere kapaklandığını, hala arabayı kendisinin kullanmak istediğini, oğlumun orada sinir krizi geçirdiğini, ‘Baba ne olur arabayı sen kullanma’ dediğini görgü tanıkları söylüyorlar.
“ÇOCUK ZORLA ARABAYA BİNDİRİLMİŞ”
Bu herkesin gözü önünde olmuş bir şey. Ardından da çocuk zorla arabaya bindirilmiş ve gidilmiş. Bu insan beyin kanaması geçirdiyse yolda da geçirebilirdi. Alkol aldığı için kaza yapmış olabilirdi, benim oğlum bugün hayatta olmayabilirdi. Hukuki olarak suç duyurusunda bulundum. Yargılanacaklar. Reha Muhtar’ın içkiyi fazla kaçırdığında saldırganlaştığını ve çocuğun üstüne yürüdüğünü Seren Serengil mahkemede anlatmıştı. Her şey olmuş olabilir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melisa Sözen, Fransız ‘Le Bureau des Legendes’ dizisinin üçüncü sezonunda yer aldı. Dizide YPJ’li bir kadın terörist rolünü canlandıran Sözen’in dizideki fotoğraflarının sosyal medyada yayılması, oyuncuya tepkileri beraberinde getirdi. Öte yandan Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun 25 Haziran tarihinde oyuncu Sözen ile bir araya geldiği sosyal medya paylaşımı bazı kullanıcılar tarafından tepkilere sebep oldu. Sosyal medya platformu X üzerinden “Sanatın farklı dallarında harikalar yapan kıymetli dostlarım Hasibe Eren, Melisa Sözen ve Harun Tekin’e nazik ziyaretlerinden dolayı teşekkür ederim” notuyla paylaşım yapan Etimesgut Belediye Başkanı Beşikçioğlu’na sosyal medya kullanıcıları tepki gösterdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir, Bolu, Aydın ve Manisa’da çıkan orman yangınlarının ardından, ekiplerin müdahalesi sürüyor.
Ekipler söndürmek için canla başla çalışıyor ancak yanan yerlerde de hasar büyük…
Yangınların sona ermesinin akabinde yeniden yeşillendirme çalışmaları yapılacak.
Bu çalışmalara ise Demet Akalın da destek vermek istiyor…
ÇAĞRI YAPTI
Sosyal medya hesabını aktif kullanan Akalın, yeni bir paylaşım daha yaptı ve ünlü isimlere bir çağrıda bulundu. Şarkıcı, İzmir’den fidan dikimi başlatılmasını teklif etti.

“BÜYÜK FİDAN DİKİMİ”
Demet Akalın çağrısında, “Sanatçılar başta olmak üzere büyük fidan dikimi başlatalım İzmir’den..” ifadelerine yer verdi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü oyuncu Aydemir Akbaş’ın ardından bir isim daha aramızdan ayrıldı…
Unutulmaz ‘Hababam Sınıfı’ filminde ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolüyle tanınan Tuncay Akça (60) kalp krizi geçirdi.
KALP KRİZİ NEDENİYLE YAŞAMINI YİTİRDİ
Ünlü oyuncu kalp krizi sonucu İstanbul’da hayatını kaybetti.
Akça’nın ölüm haberini menajeri Kıvanç Terzioğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.

SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
Öte yandan Akça’ya sevenleri son görevini yerine getirdi.
Hababam Sınıfı’nda ‘Bacaksız’ rolüyle tanınan oyuncu Tuncay Akça, Üsküdar Şakirin Camii’nde son yolculuğuna uğurlandı.
Akça’nın cenazesine Hababam Sınıfı’ndaki rol arkadaşları Ahmet Arıman ve Teoman Ayık da katıldı.
Törene Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, sinema oyuncuları Ahmet Arıman ve Teoman Ayık ile birlikte Akça’nın ailesi, rol arkadaşları ve çok sayıda seveni katıldı.
Tuncay Akça’nın cenazesi, ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.

“ÇOK GÜZEL HATIRALAR BIRAKTI BİZE”
Cenaze töreninde konuşan Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, “Türk sinemasının en büyük özelliği gerçekten çok sıcak duygular yaşattılar bize. Çok sıcak yapımlardı, mahalle duygusu, aile duygusu. Bunu inşa eden tabi ki başrol oyuncularıydı ama yan rollerimiz belki de onlardan bile daha önemliydi. Bunun da tabi ki Tuncay Bey çok güzel bir örneğiydi. Çok güzel hatıralar bıraktı bize” dedi.
“ÇOK GÜZEL HATIRALAR BIRAKTI BİZE”
Cenaze töreninde konuşan Birol Güven, “Biliyorsunuz ki Türk sinemasının en büyük özelliği gerçekten çok sıcak duygular yaşattılar bize. Çok sıcak yapımlardı, mahalle duygusu, aile duygusu. Bunu inşa eden tabi ki başrol oyuncularıydı ama yan rollerimiz belki de onlardan bile daha önemliydi. Bunun da tabi ki Tuncay bey çok güzel bir örneğiydi. Çok güzel hatıralar bıraktı bize. Ne diyelim hayat böyle, biraz genç yaşta kaybettik kendisini. Mekanı cennet olsun” diye konuştu.

“HALKIMIZIN ÇOK SEVDİĞİ, ÇOK DÜZGÜN BİR İNSANDI”
Sinema oyuncusu Ahmet Arıman, “Çok kötüyüz, ben hala şoktayım. Hala daha bir şey atlatamadım gibi hissediyorum. Biz bugün yemeğe gidecektik onunla beraber. Sabahleyin gelen haberle biz mahvolduk. Öyle bir hastalığı tamam ama hastaneye yatması gibi bir durum yoktu yani. Bizim her gün beraber olduğumuz, her gün işlere gittiğimiz mesai arkadaşımız, çok yakın birisi bizim için. Halkımızın çok sevdiği bir insan, çok sevdiği çok düzgün bir insandı” dedi.

“ÇOCUKLUĞUNDAN BERİ FİLMLERDE YER ALIYORDU”
Akça’nın rol arkadaşı Teoman Ayık ise, “Tuncay benim için çok değerli ama Türk sineması için de değerli bir arkadaşımızdı. Türk sinemasından bence bir yıldız kaydı. Çocukluğundan beri filmlerde yer alıyordu. Bizim birlikte kurduğumuz Yeşilçam grubu da vardı. O grupla önümüzdeki hafta programımız vardı, 2 gün önce buluştuk ama kısmet değilmiş” dedi.

TUNCAY AKÇA KİMDİR?
16 Aralık 1963 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi. Tuncay Akça, Hababam Sınıfı’nda “Bacaksız” lakaplı rolü ile tanındı.
Yol Filminde Yusuf karakterini oynadı. 1995-2002 yılları arasında ise Bizimkiler dizisinde manav Adem rolüne hayat verdi.


Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Galatasaray’ın yıldız futbolcusu Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın evliliklerinde yaşanan ayrılık haberleri gündeme gelmişti.
Bir süredir ayrı yaşamlarını sürdüren çiftin, yakında tamamen ayrılmaları bekleniyor.
Sosyal medya paylaşımlarına devam eden Wanda Nara, Instagram hesabından paylaştığı bir fotoğrafla dikkatleri üzerine çekti. Nara, ünlü bir şarkıcıyla dudak dudağa olduğu anları takipçileriyle paylaştı.

KONSERDE DUDAK DUDAĞA ÖPÜŞTÜ
Arjantin’de Buenos Aires’in en büyük konser alanlarından biri olan Movistar Arena’da sahne alan Wanda Nara, şarkı söylediği anlarda Arjantinli ünlü şarkıcı Catriel Guerreiro ile dudak dudağa poz verdi.
O anlar kısa sürede viral oldu ve sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dilan Çıtak ve İbrahim Tatlıses arasında soğuk rüzgarlar esiyor…
Babasıyla daha önce mal paylaşımı nedeniyle tartışan Çıtak geçtiğimiz aylarda arayı düzeltti.
Ancak baba-kızın ilişkisine nazar değdi ve ipler bu defa tamamen koptu. Çıtak, sosyal medyadan soyadını kaldırmak için harekete geçti.
SAHNEDEN GÖNDERME YAPTI
Yaşanan bu gelişmelerin ardından Dilan Çıtak, bir hamle daha yaptı ve Ercan Saatçi’nin sahnesine konuk oldu.
Burada küs olduğu babasının “Aramam” şarkısını seslendiren Çıtak, göndermede bulundu. Dilan Çıtak’ın şarkıyı seslendirmesi ise seyircilerden de büyük alkış aldı.

İBRAHİM TATLISES: “DERDİ İDO”
İbrahim Tatlıses ise geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, “Benim soyadımı kullanmasın! Dilan Çıtak’ın tek derdi İdo Bey’dir.” demişti.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ACIMIZ ÇOK BÜYÜK”
Usta sanatçının vefat haberini sosyal medya üzerinden duyuran menajeri Özgür Aksoy, “Türk sinemasının koca çınarı, canımız, ustamız, Aydemir abimiz vefat etmiştir. Acımız çok büyük. Allah mekanını cennet eylesin” ifadelerini kullandı.
İBRAHİM TATLISES’TEN PAYLAŞIM
Aydemir Akbaş’ın vefatı sonrası Instagram hesabından paylaşım yapan İbrahim Tatlıses, “45 yıllık dostum ağabeyim Aydoşum mekanın cennet olsun” yazdı.
VASİYETİ ORTAYA ÇIKTI
Daha önce kolon, gırtlak ve bağırsak kanseriyle mücadele eden Akbaş, Ocak 2023’te yeniden kansere yakalandığını duyurmuştu. Usta oyuncu, ölmeden önce verdiği bir röportajda kedilerine iyi bakılmasını ve hayatını film yapılmamasını vasiyet etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Icardi’yi yıkan video
Galatasaray’ın yıldız golcüsü Mauro Icardi’den ayrılan Wanda Nara, resmi sosyal medya hesabından başka bir erkekle dudak dudağa olduğu anları paylaştı.
Galatasaray’ın yıldız futbolcusu Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın evliliklerinde yaşanan ayrılık haberleri gündeme bomba gibi düşmüştü. Bir süredir yaşantılarını ayrı devam ettiren çiftin kısa süre içinde tamamen ayrılması bekleniyor. Sosyal medya paylaşımlarına devam eden Wanda Nara, Instagram hesabından başka biriyle dudak dudağa pozunu paylaştı.
Arjantin’de Buenos Aires’in en büyük konser alanlarından olan Movistar Arena’da sahne alan Wanda Nara, şarkı söylediği anlarda ünlü şarkıcı Catriel Guerreiro ile dudak dudağa poz verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buğday taban fiyatının en az 12 lira olması gerektiğini vurgulayan çiftçi Osman Durmuş, şunları söyledi:
“Fiyat açıklanmadı. Buğdayımızı dökecek yer yok.12 liradan aşağısı bizi kurtarmaz. Mazot olmuş 45 lira. Zehir olmuş dünyanın parası. Gübre olmuş dünyanın parası. Şuan da bizim mahsulümüz para etmiyor. 12 liradan aşağı bizi hayatta kurtarmaz. Çiftçi ekmezse bu milletin hali ne olur? Aç kalır.”
Çiftçi Şahin Akgöllü çiftçinin ekonomik zorluklar çektiğini ifade ederek, “Çiftçinin masrafı mazot pahalı. Verim fena değil 11-12 lira beklentisi var. Geçen sene 7 liraydı verim yoktu bir şey anlamadı çiftçi. Çiftçi perişan. Traktör alıyorlar banka faizleri yüksek. Ödeme yapamıyorlar faize düşüyorlar” dedi.
Biçerdöver fiyatlarının yüksekliğine değinen çiftçi Tahsin Aker, 20 dönüm için 40 bin lira masraf yaptığını belirterek, şu açıklamalarda bulundu:
“Geçen sene biçer döverciler 100 liraya biçiyordu bu sene 300 lira diyorlar. Adalet mi, vicdan mı? Geçen sene buğdayı 7 liraya aldılar. Bu sene daha buğdayın fiyatı açıklanmadı. Ne yapacak bu çiftçi ? Ne edecek ? Çiftçi ağlıyor. 300 lira olur mu arkadaş bu biçer. Buğday 10 lira, 12 lira, biçer de 200 lira, 220 lira olması lazım. 300 lira çok pahalı. 20 dönüm yer ektim 40 bin lira masrafım oldu”.
Biçerdöver işi yapan Vezir Akgöllü ise yakıt ve bakım masraflarının yüksekliğinden yakınarak, “Dönümde 3 litre mazot yakıyor. Yağmur yağdığında biçerler çöke çöke ekin biçiyoruz. 250-300 liradan aşağısı kurtarmıyor. Bir şoförün yevmiyesi aylık 200 bin lira. 1 ay çalışıyor 200 bin lira veriyorum. 200 bin lirada bakımına veriyorum ben kazanmayım da neden senin hamallığını
‘ŞU AN BUĞDAYI SATACAK YER BULAMIYORUM’
Buğdayda taban fiyatlar açıklanmadığı için mahsulü satacak yer bulamadığını belirten Çiftçi Osman Durmuş, şunları kaydetti:
“Yıllardır buğday ekerim, mısır ekerim, her şey ekeriz. Ama biz mahsulümüzü yetiştirdik, mahsulümüzü şu an satacak yer bulamıyorum. Fiyat açıklanmadı. Buğdayımızı dökecek yer yok. 12 liradan aşağısı bizi kurtarmaz. Mazot olmuş 45 lira. Zehir olmuş dünyanın parası. Gübre olmuş dünyanın parası. Şuan da bizim mahsulümüz para etmiyor. 12 liradan aşağı bizi hayatta kurtarmaz. Çiftçi ekmezse bu milletin hali ne olur ? Aç kalır. Bizi de düşünün arkadaşlar. Bu şekilde giderse çiftçilik biter. Çiftçilik kalmaz.”
Çiftçi Seyran Akgöllü ise biçtirdikleri buğdaya fiyat verilmemesine tepki göstererek, “Çiftçiyim, bende buğday ektim. Buğdayları biçtiriyoruz, götürüyoruz fiyat vermiyorlar. Ne zaman verecekleri belli değil şuan için. Bu sene el elde baş başta. Şuan ne kardayız, ne zarardayız” dedi.
]]>Eczacı yüzbaşı olan ve Iğdır’daki birliğinde hayatını kaybeden Muhsin Berzeg’in, Iğdır’da kabrinin bulunduğu mezarlıktan yol geçtiği için kemiklerinin alınıp, şu anki mezarına defnedildiği öğrenildi. Ceset bütünlüğü olmayan Korhan Berzeg’in de babası gibi sadece kemikleri toprağa verilebilecek.
316 GÜN SONRA KESİNLEŞTİ
İstanbul’dan Balıkesir’in Gönen ilçesindeki yazlık evine gelen ve 17 Haziran 2023’te doberman cinsi köpeği ‘Tina’ ile yürüyüşe çıkan Korhan Berzeg’in, kaybolduktan 312 gün sonra 23 Nisan’da evine 3,5 kilometre mesafedeki Fındıklı Deresi kenarında, adına düzenlenmiş 3 farklı bankaya ait kredi kartı, 1 banka kartı, parçalanmış halde İstanbul ücretsiz taşıma kartı, İstanbul Mavi kart, sürücü belgesi, kimlik kartı, 1’i parçalanmış 5 adet 10 TL, 1 adet 100 TL, 1 adet 50 TL, 1 araç anahtarı ile muhtelif anahtarlar bulundu. Bölgede kemik parçaları da bulununca, Berzeg kaybolduktan 130 gün sonra sonlandırılan arama çalışmaları yeniden başlatıldı.
Bulunan kişisel eşyalar ve kıyafet parçaları ile üzerinde doku olmayan, kalça ve göğüs kafesine ait olduğu değerlendirilen kemik parçaları, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderildi. Bu süreçte Berzeg’in İngiltere’den Türkiye’ye gelen kızı Nisa Berzeg’ten kan örneği alındı. İncelemede, kemik parçaları ile kızından alınan kan örneğinin DNA’sının eşleştiği açıklandı. Böylece kaybolduktan 316 gün sonra Korhan Berzeg’in öldüğü kesinleşti.

BİR HAFTA KEMİKLERİ ARANDI
24 Nisan’da Korhan Berzeg’in diğer kemiklerini bulmak için arama başlatıldı. 6 Jandarma Asayiş Timi, 3 JASAT, 1 İstihbarat timi, 3 Jandarma Komando unsuru ve 3 kadavra tespit köpek unsuru olmak üzere 62 personel ile Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkisi ile Turplu ve Gelgeç mahallelerindeki ormanda 7 gün boyunca yapılan aramaların 3’üncü gününde, Bursa Jandarma Komutanlığı’nca bölgede görevlendirilen kadavra arama köpeği ‘Denek’ tarafından çalılar arasında 1 kemik parçası daha bulundu.
4’üncü gününde kol kemiğine benzeyen 1 kemik ile Berzeg’e ait gömleğin parçaları bulunurken, 5’inci günde İstanbul Jandarma Komutanlığı’nın kadavra arama köpeği ‘Duman’ tarafından kütük altı ve çalılıkların arasında, Berzeg’e ait olduğu değerlendirilen kafatasının yüz kısmına ait parça ile 3 kemik daha bulundu. 6’ncı günde jandarma komando ekipleri hem elleriyle hem tırmıklarla arama yaptı. Bu aramalar sırasında insana ait olduğu düşünülen 1’i kafatası olmak üzere 3 kemik parçası ile Berzeg’e ait iç çamaşır bulundu.
DNA SONUCU EŞLEŞTİ
Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkisindeki 30 kilometrelik alanda, 1,5 kilometrelik dere boyunca suyun akış yönüne doğru 7 gün boyunca yapılan aramalarda; Berzeg’in pantolon, gömlek ve hırkasının parçaları ile iç çamaşırı, kemeri, cüzdanı, kimlik, ehliyet, banka, kredi kartları, toplu ulaşım kartları ve araç anahtarına ulaşılırken; kaval, uyluk, kol ve kaburga kemikleri ile kafatasının ön ve arka yüzü bulundu.
Kafatasına ait kemik parçaları, diğer kemikler ve kıyafet parçalarının, 312 gün sonra dere kenarında bulunan kıyafet parçası, kemikler, kimlik ve kredi kartının 250 metre uzağında olduğu belirtilirken; toplanan kemik ve kıyafet parçaları, DNA analizi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
3 kadavra arama köpeği ve 62 jandarma personeliyle yürütülen alan tarama çalışması Berzeg kaybolduktan 319 gün sonra sonlandırılırken, bulunan tüm kemikler ve kıyafet parçaları ile kişisel eşyalar üzerinde İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan inceleme 14 Mayıs’ta tamamlandı. Bulunan kafatası ile 12 kemiğin, Korhan Berzeg’e ait olduğu kesinleşti.
DOĞUP, ÖLDÜĞÜ MAHALLEDE GÖMÜLECEK
İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan incelemenin ardından Korhan Berzeg’in kesin ölüm nedeni belirlenemezken, DHA muhabirinin telefonda konuştuğu Berzeg ailesinin avukatı Emre Akkaş, Korhan Berzeg’in ailesine teslim edilen kemikleri ve kafatasının doğup öldüğü Armutlu Mahallesi’nde, 1940 yılında hayatını kaybeden babası Muhsin Berzeg ile 1968 yılında vefat eden dedesi Kemal Berzeg’in mezarlarının yanında 27 Mayıs’ta toprağa verileceğini söyledi. Berzeg, öğle vakti Armutlu Mahalle Camisi’nde kılınacak namaz sonrası son yolculuğuna uğurlanacak.

BABA İLE OĞLUNUN KADERİ AYNI
Öte yandan Korhan Berzeg’in babasıyla benzer bir sonu paylaştığı ortaya çıktı. Eczacı yüzbaşı olarak Iğdır’da görev yapan Muhsin Berzeg’in, İstanbul’a tayininin çıktığı gün Korhan Berzeg’in doğduğu ve birlikteki arkadaşlarına oğlunun doğumu şerefine yemek vermek için görevini 1 gün daha uzattığı belirtildi.
Ertesi gün İstanbul’daki birliğine gidecek olan Muhsin Berzeg’in yatağında ölü bulunduğu öğrenildi. Iğdır’da defnedilen Muhsin Berzeg’in kabrinin olduğu mezarlıktan yol geçtiği için, yakınları tarafından alınan kemiklerinin Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi’ne getirilerek burada defnedildiği belirtildi. Ceset bütünlüğü olmayan Korhan Berzeg’in de 84 yıl önce ölen babası gibi sadece kemikleri toprağa verilebilecek.
]]>Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’ndeki antrenmanın ilk 30 dakikalık bölümü basın mensuplarına açık gerçekleştirildi. Antrenman öncesi teknik direktör Abdullah Avcı, açıklamalarda bulundu. Avcı, güzel bir gün yaşadıklarını, haftaya da iyi başladıklarını belirterek, “Umarım hafta sonuna kadar da böyle devam eder. İlk ulaşılabilir hedefimize ulaştık. Zor meşakkatli, inişli-çıkışlı yollardan sonra bunu gerçekleştirdik ve bir kenara bıraktık. Trabzonspor, Türkiye Kupası finalini 9 kez almış, perşembe günü bunu 10. kez buraya getirmek istiyoruz” dedi.
‘TAKIMIN HAVASI İYİ’
Sadece futbolun konuşulduğu, hak edenin kazandığı bir müsabaka olmasını temenni eden Avcı, şöyle konuştu: “Takımın havası iyi, geçen hafta bunun yansıması oldu. Başakşehir maçıyla beraber oyuncuların konsantrasyonları çok net yukarıdaydı. Plana daha çok sadık kaldılar, daha konsantreydiler, daha hızlıydılar, biraz daha serttiler ve topa biraz daha doğru zamanlarda dokunuşları yaptılar. Onun için geçen hafta itibarıyla karşılığını doğru aldık, bu bizi oyun olarak mutlu etti. Bunun daha fazlasını yapmamız gereken perşembe akşamı final oynayacağız. Buna da en iyi şekilde hazırlanıyoruz. Şu an itibarıyla oynayan grup toparlanmaya daha yeni geçiyor bugün. Yarın da onların ölçümleri yapılacak, riskleri var mı, yok mu, onlara bakılacak. Hem toplantımız olacak hem de hazırlığımız yarın itibarıyla devam edecek.”
Avcı, Türkiye Kupası’nın çok anlamlı olduğunu, şehrin ve camianın kupa moraline çok ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
‘BU SENE ŞEHRİN İHTİYACI VAR’
“Geçen Samsun-Trabzonspor U19 finalinde de aynı duyguyu söyledim. Çocuklar, kazananlar çok sevinçli, kaybedenler çok üzgündüler. Aslında her ikisi de çok kazanıyordu. Final oynamak, hele o yaş grubunda çok değerli. Onlara da şunu ifade ettim; ben de çok finaller oynadım ama o günü kaybederken aslında kazanıyorsun. Bu sana çok önemli deneyimler getiriyor. Ben çalıştığım her kategoride hem oyunu geliştirmeye çalıştım, oyuncuyu geliştirmeye çalıştım ve bunun da tacı, süsü olan kupayı almak istedim. Hepsinde buna ulaştık. Türkiye Kupası’nda oynadığımız finaller var. Umarım bu bizim alnımıza yazılmışsa çalışıyoruz ve bunun karşılığını alırız diye düşünüyorum. Trabzonspor için de çok anlam ifade ediyor. Bu sene buna tüm şehrin de ihtiyacı var, bizim de ihtiyacımız var. Başkanın, yönetim kurulunun da ihtiyacı var. Umarım bunun karşılığını alacağız diye düşünüyoruz.”
‘FUTBOL ŞÖLENİ OLARAK BAKIYORUM’
Perşembe günü oynanacak maçın bir festival ve şölen havasında geçmesini istediklerinin altını çizen Avcı, “Olimpiyat bize uğurlu uğursuz, onu bilmiyorum ama o şeylere çok bakmıyorum. Ben bir futbol şöleni olarak bakıyorum, bir festival havasında bakıyorum. Hakikaten bu günler güzel günler ve bunun keyfini çıkarmak lazım. Taraftar yarı yarıya. Trabzonspor taraftarının destek verdiğinde neler olabildiğini çok net görebiliyoruz. Onlar sizi orada sonuna kadar desteklediklerinde. Ben rakip olarak orada Trabzon’a karşı 80 bin kişiyi de gördüm, beraberken 80 bin kişiyi de gördüm. Onun için onlar bizi sonuna kadar destekleyeceklerdir.” ifadelerini kullandı.
Trezegeuet ve Pepe’nin son durumuyla ilgili gelişmeleri de aktaran Avcı, “Geldiğimizin ertesi günü planladığımız gibi şu an itibarıyla devam ediyor, umarım maça kadar da bir problem yaşamayız. Şu anda hatta doktorla onu konuşuyordum. Geri dönüşleri iyi. Uğurcan Çakır’ın bugün programı salon, burada değil. Onun dışında Fernandez’in ufak bir şeyi var, o da yarın daha net belli olur.” dedi. Bordo-mavililer, yarın yapacağı antrenmanla hazırlıklarını sürdürecek.
]]>Galatasaray’a konuk olan sarı-lacivertli ekip, şampiyonluk şansını koruyabilmek için mutlak galibiyet parolasıyla sahaya çıktı. Maçın 21. dakikasında Alexander Djiku’nun ikinci sarı karttan kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan Fenerbahçe, 71. dakikada Çağlar Söyüncü’nün golüyle 1-0 öne geçti.
Maçın kalan süresinde de rakibine gol şansı tanımayan Fenerbahçe, sahadan 1-0 galip ayrıldı. Bu sonuçla lider Galatasaray 99 puanda kalırken, Fenerbahçe puanını 96’ya yükseltti. Sarı-lacivertliler bu galibiyetle ikili averajda da üstünlük sağladı ve son haftaya umutlu girdi.
RAMS PARK’TA YİNE 10 KİŞİ
Sarı-lacivertli ekip, deplasmanda oynadığı son 3 Galatasaray maçını da 10 kişiyle tamamladı.
2021-2022 sezonunda oynanan maçta 82. dakikada Marcel Tisserand kırmızı kart görmüş ve Fenerbahçe, 90+4. dakikada Miguel Crespo’nun golüyle 2-1 galip gelmişti. 2022-2023 sezonunda ise 61. dakikada Luan Peres kırmızı kartla oyun dışı kalmış ve Galatasaray, bu karşılaşmadan 3-0 galip ayrılmıştı.
Son olarak dün oynanan maçta Alexander Djiku, 21. dakikada kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.

GALATASARAY’IN ÜÇ SERİSİ DE BİTTİ
Fenerbahçe, Süper Lig’in 37. hafta derbisinde Galatasaray’ı deplasmanda 1-0 yenerek rakibinin üç önemli serisine son verdi.
Sarı-kırmızılılar, Fenerbahçe maçı öncesinde ligde en son 12. haftada Hatayspor’a yenilmiş ve 24 maçlık yenilmezlik serisi yakalamıştı. Fenerbahçe karşısında aldıkları mağlubiyetle bu seri sona erdi. Ayrıca, Galatasaray ligdeki son 17 maçını kazanmışken, bu seri de Fenerbahçe karşısında noktalandı.
Sezon boyunca iç sahada oynadığı 18 maçın tamamını kazanan Galatasaray, Fenerbahçe’ye yenilerek bu seriyi de kaybetti ve sezonu iç sahada yenilgisiz kapatma şansını yitirdi.
İSABETLİ ŞUT ATAMADILAR
Fenerbahçe, derbide 10 kişi kalmasına rağmen sergilediği performansla takdir topladı.
Sarı-lacivertliler, uzatma dakikalarıyla birlikte 80 dakika eksik mücadele etmelerine rağmen Galatasaray’a isabetli şut fırsatı tanımadı. Karşılaşmada Fenerbahçe 1.41 xG (Gol Beklentisi) yaratırken, Galatasaray ise 0.67 xG ile maçı tamamladı. Ayrıca Galatasaray, bu sezon iç sahada en az şut çektiği maçı Fenerbahçe’ye karşı oynadı.

DEPLASMANDA YENİLGİSİZ
Fenerbahçe, Galatasaray’ı 1-0 yenerek bu sezon deplasman maçlarında yenilgi yüzü görmeden sezonu tamamladı. Süper Lig’in son deplasman maçında sahadan galibiyetle ayrılan sarı-lacivertliler, sezonu 16 galibiyet ve 3 beraberlik ile kapattı. Bu performansla 51 puan toplayan Fenerbahçe, deplasmanlarda 40 gol atarken kalesinde sadece 11 gol gördü.
ÇAĞLAR SÖYÜNCÜ İLKİ BAŞARDI
Fenerbahçe’nin milli stoperi Çağlar Söyüncü, Galatasaray’a karşı galibiyeti getiren golü atarak dikkat çekti. Süper Lig’in 36. haftasında Kayserispor’a karşı gol atan Söyüncü, Galatasaray maçında da gol atarak üst üste iki maçta gol sevinci yaşadı. Tecrübeli futbolcu, profesyonel kariyerinde ilk kez üst üste iki maçta gol atma başarısı gösterdi.
FENERBAHÇE’DE 2 CEZALI
Süper Lig’in son haftasında İstanbulspor’u ağırlayacak olan Fenerbahçe’de, kırmızı kart gören Alexander Djiku ve sarı kart cezalısı Michy Batshuayi bu maçta forma giyemeyecek. Sarı kart cezasını tamamlayan Rodrigo Becao ise İstanbulspor karşısında takımdaki yerini alacak.

DÜĞÜM SON HAFTA ÇÖZÜLECEK
Süper Lig’de 2023-2024 sezonunun şampiyonu, son hafta oynanacak maçların ardından belli olacak. 99 puanla lider durumda olan Galatasaray, son haftada deplasmanda Konyaspor ile karşılaşacak.
Fenerbahçe ise sahasında İstanbulspor’u konuk edecek. Galatasaray, Konyaspor deplasmanından 1 puanla ayrıldığı takdirde şampiyonluğunu ilan edecek. Fenerbahçe’nin şampiyon olabilmesi için Galatasaray’ın Konyaspor’a mağlup olması ve kendi sahasında İstanbulspor’u yenmesi gerekiyor.
Haftalar öncesinden küme düşmesi kesinleşen İstanbulspor, 16 puanla son sırada yer alırken, Konyaspor ise 41 puan ve averajla 15. sırada bulunuyor. Küme düşme tehlikesi yaşayan Konyaspor, Galatasaray karşısında alacağı 1 puanla ligde kalmayı garantileyecek.
]]>
Olayla ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 17’si tutuklu 31 sanık hakkında dava açıldı.. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianameyi kabul eden mahkeme heyeti, davanın başka bir ilde görülmesi için nakil talebinde bulundu.
Valiliğin de uygun görmesi üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden davanın nakli için olur istendi.

Bakanlık da Mahkemenin talebini haklı buldu ve davanın kamu düzeninin sağlanması, taraflar arasındaki husumetin halen devam ediyor olması, duruşma günü gerek adliye çevresi, gerekse adliye içinde kolluk kuvvetleriyle alınacak her türlü güvenlik tedbirinin yetersiz kalabileceği ihtimali nedeniyle davanın başta bir ilde görülmesinin uygun olacağına vurgu yapıldı.

Katliam davasının başka bir ilde görülmesi halinde duruşmaya sadece davanın tarafları olan sanıklar, katılanlar, mağdurlar, müştekiler ve tanıkların katılabileceği, SEGBİS yoluyla ifadelerin alınabileceği ve gerekirse duruşmaların seyircisiz yapılabileceği de göz önünde bulundurularak Konya Ağır Ceza Mahkemesi davaya bakmakla görevli ve yetkili kılındı.
Dosyanın önümüzdeki günlerde fiziki olarak Diyarbakır’dan Konya Adliyesine gönderileceği öğrenildi.

YARALILARA YARDIMA GELEN JANDARMAYI DA TARADILAR
İddianamede, sanıkların katliamdan sonra olay yerine giden jandarma timlerine yaralılara müdahale etmeyi engellemek için araziye hakim olup silahlı kontrolü sağlayarak güvenlik güçlerine de ateş açtıkları kaydedildi.
Arazinin hakim tepelerine yerleşen sanıkların jandarmaya kesintisiz yoğun yaylım ateşi açtıkları, yerde yatan ölü ve yaralıların güvenli bölgeye taşınmak istendiği sırada bile tepelere yerleşen sanıkların kalaşnikoflarla askerleri taradıkları vurgulandı.

PATİKA YOLLARDAN KAÇTILAR
İddianamede, olay yerindeki bir traktör ile pulluğun arkasına siper alan timleri gören saldırganların bu kez traktörü yaylım ateşine tuttukları ifade edildi.
Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi.
Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 9 kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.
Otopsi yapılan cesetlerin topuklarından, kafa ve vücutlarına kadar mermi çekirdeği olduğu bildirildi.
Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu belirtildi.

AİLEYİ ÖLDÜRMEK İÇİN YANGIN ÇIKARDILAR
İddianamede Muhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi.
Taş ailesinin uzun namlulu silah ve teçhizatlarla olay yerine çatışmak için gittikleri belirtildi. Taş ailesinin Alyamaç ailesini araziye çekmek için buğday tarlasını ateşe verip yangın çıkardıkları ve yangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine ateş açarak amaçlarına ulaştıkları ifade edildi.

AİLE MECLİSİ KARARI
Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın Alyamaç ailesine yoğun ateş açıldığı bildirildi.
Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçelerdekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi.
Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine de muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin kendi aralarında karar aldıkları belirtildi.
BAŞKASINA AİT PASAPORTLA KAÇACAKTI
Behçet Taş’ın katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurtdışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı.
Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi.
Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen, cenaze ve yaralılara almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları da tespit edilerek bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu.
SAVCIDAN AİLE MECLİSİ DEĞERLENDİRMESİ
İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi.
Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığının altı çizildi.
Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde bir hak edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi.
Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde, katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi.
Sanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları isteniliyor.
]]>‘GERÇEK ŞAMPİYONU GÖSTERDİK’
”Bugün biz gerçek şampiyonun kim olduğunu; şerefsizlere, hırsızlara, alçaklara gösterdik. Takımımız kahramanca savaştı. Bu atmosferde, böyle bir hakeme rağmen umudumuzu son haftaya taşımamıza vesile oldular. Allah onlardan razı olsun.”
‘SİSTEMİ YERLE BİR ETMEYE AZ KALDI’
”Biz, herkesi yendik ama sistemi yenemedik. Ama az kaldı, sistemi yerle bir etmeye az kaldı. Bunu pek çok kulüp istiyor. Bu sistem, bu şekilde gidemez. Bugün niye Süper Kupa’ya yabancı hakem istediğimizin, sezon boyunca yabancı hakem diye haykırdığımızın en güzel özeti bu maçta resmi bir şekilde tescil edilmiştir.”
‘LİGİN DENGELERİNİ ALT ÜST ETTİLER’
“Bir takımı şampiyon yapmak için, bazı takımları ligde tutmak için kurgulamış olduğunuz dizayn ligimizin tüm dengelerini alt üst etmiştir. Böylesini en son Haluk Ulusoy döneminde görmüştüm.”
DURSUN ÖZBEK’E CEVAP
“Dursun Özbek, beni düelloya mı çağırıyor? Biz iki senedir televizyonların karşısında düelloya çağırıyoruz. Düello değil, tartışalım. İnsanlar iki başkanın da kimliğini, kişiliğini görsün. Bugün biraz geç oldu, uykusu da kaçmasın. Hafta içi istediği televizyon kanalına, GS TV de dahil çıkmaya hazırım. Bu ne ucuz kabadayılık. Biz bir gün öyle bir gün böyle konuşan adamlar değiliz. Bu çağrısının arkasında dursun! İstiyorsa yarın çıkalım. Sayın Başkan’ın cesaretlenmesine çok sevindim.”
SELAHATTİN BAKİ: SİYASİLERDEN MAKAS ALDIRMIYORUZ!
Fenerbahçe yöneticisi Selahattin Baki de sosyal medyada başkan Ali Koç ile yaşadıkları tartışma görüntülerinin gündem olmasının ardından açıklamalarda bulundu. Ali Koç ile birlikte basının karşısına geçen Baki şu sözleri kullandı:
“Görüyorum ki başkanımla yaşanan 5 saniyelik bir tartışma gündeme oturmuş. Bizim dışarı çıkmamıza izin verilmediği için ortamın gerilme ihtimali vardı. Başkan özellikle beni uyardı, bir tek sen bir şey yapmayacaksın dedi. Sağ elinde kan gördüm, başkanımıza doğru hamle yapan birini gördüm. Onun sonrasında olan bir durum. Bizim üstümüzden gündem yaratmaya kalkmasınlar, biz siyasetçilere yanağımızı okşatmıyoruz. Başkanımızla yaşadığımız 3 saniyelik bir şey.”
‘HAKEMİ UNUTACAK DEĞİLİZ’
“Takımımızı, hocamızı tebrik ediyorum. Dünya derbisinde 81 dakika 10 kişi oynayıp rakibimize kendi evinde şut fırsatı vermeden kazandık. Bu herhangi bir derbi galibiyeti değil, ötesidir. Son yıllarda gerek başkanımız, gerek yönetimimizin ortaya koyduğu bir argüman var; Fenerbahçe’ye karşı kutsal ittifak. Medya, MHK, federasyon, devletin bazı birimleri ayağı var. İtile kakıla buraya kadar getirilen rakibimizle aramızdaki farkı herkes gördü. Bu galibiyet, argümanlarımızı güçlendirdi. Takımımıza, teknik direktörümüze, orayı Kadıköy’e çeviren taraftarımıza teşekkür ediyoruz. Bu maçın 19 Mayıs Pazar olması da anlamlı. Fenerbahçeliler’e ve Atamız’a armağan olsun.”
“Maçı kazandık diye hakemi unutacak değiliz. Daha ilk yarının başlarında gerek Szymanski’ye gerek Ferdi’ye yapılan fauller malum. Kart dahi çıkmadı. Son derece ucuz bir pozisyonda 21. dakikada Fenerbahçemiz’i 10 kişi bırakmayı uygun gördü. Hem Galatasaray’ı hem Fenerbahçe düşmanlarını hem hakemleri yendik. TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin bizlere yaşatmadığı skandal kalmadı. Atadığı hakemler, verdiği kararlar. Riyad skandalından sonra hala görevde kalması bambaşka yorumlanması gereken olay. Bu kadar skandal ve kötülüğe rağmen hala çıkıp konuşmuyor.”
“Biz başkaları gibi siyasetçilere yanağımızdan makas aldırtmıyoruz!
]]>“BU DERDİ HİÇBİRİNİZ ÇEKMEDİNİZ”
79 yaşındaki depremzede Hasan Doğ, 6 Şubat depremlerinden sonra 4 kez farklı noktaya yerleştirildiklerini belirtti. “Depremi görmeyen bizim ne çektiğimizi bilemez” diyen Doğ, şunları söyledi:
*Burası dördüncü yerimiz. Bizi beşinci yere göndermek istiyorlar. Melikgazi Belediye Başkanı burada bize ‘5 yıllığına oturabilirsiniz’ dedi buraya yerleştirirken. Şimdi bizi buradan başka yerlere dağıtmak istiyorlar.
*Komşularımızla birbirimize alıştık. Birbirimize yardım edebiliyoruz. Hiçbir suçumuz yok. Bizi neden büyükler başka yerlere dağıtmaya çalışıyor. Melikgazi konteynerini ne yapacaklar? Kime peşkeş çekmeye çalışıyorlar.
*Bizim amacımız buradan gitmemek. Lütfen sesimizi duyun. Tekrar ediyorum ölsek de çıkmayacağız. Eğer bizi duymazsanız biz de sizi duymayız sayın büyükler. Allah rızası için sesimizi duyun ve bize yardımcı olun. Bizi buradan götürmeyin.
*Depremi görmeyen bizim ne çektiğimizi bilmez, bilemez. Bu derdi hiçbiriniz çekmediniz. Sizin hiçbiriniz bu işin ne derece ağır olduğunu, psikolojimizin nasıl bozuk olduğunu bilmezsiniz. Bilemiyorsunuz da zaten bilseniz böyle yapmazsınız. Lütfen sesimizi duyun.
“YAŞAM ALANLARIMIZDAN GİTMEK İSTEMİYORUZ”
Konteyner kentte yaşayan kadınlar da şöyle tepki gösterdi:
“1 yıldır burada oturuyorum. Önceki hayatımızı anlatırsak çadır kentleri, yaşadığımız alanları çok çok zor süreçlerden geçtik. Asrın felaketini yaşayan insanlarız. Melikgazi sakinleri olarak biz sadece şunu istiyoruz, yaşam alanlarımızı, yerleşim yerlerimizi çocuklarımız, bizler, gençler, ve geleceğimiz için yaşam alanlarımızdan gitmek istemiyoruz.”
“BİZ YENİDEN AYNI ŞEYLERİ YAŞAMAK İSTEMİYORUZ”
Bir diğer konteyner kent sakini ise yetkililere şöyle seslendi:
*Bizler bir şeyleri yeniden inşa etme peşindeyiz. Daha kanayan yaralarımızı saramadan bir tanesiyle daha baş etmemiz mümkün değil. Şurada herkes birbiriyle arkadaş, sırdaş, aile. Güzel bir şekilde yaşam alanını inşa etmeye çalışıyoruz ve bunu da başardığımıza inanıyoruz.
*Biz yeniden, aynı şeyleri yaşamak istemiyoruz. Hepimiz anneyiz, hepimiz babayız, eminim büyüklerimiz de aynı şekilde annedir, babadır bunun için bize yardımcı olun. Bizi olduğumuz durumdan uzaklaştırmayın.
*Bizi yeniden, yeniden oradan oraya, oradan oraya atmayın. Burada kimsenin birbirine bir zararı yok. Kimse kötü olsun istemiyor. Gittiğimiz yerde neyle karşılacağız? Ne yaşayacağız? Biz yeniden aynı psikolojileri yaşamak istemiyoruz. Bizi bulunduğumuz yerden lütfen almayın.
ÖZTUNÇ’TAN TEPKİ GELDİ
CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, “Depremin vurduğu yetmedi bir de hükümet, AFAD, bakanlık vuruyor” dedi.
Öztunç, Melikgazi Yaşam Alanı’ndaki yurttaşların durumuna dikkat çekerek şunları söyledi:
*Bir başka konteyner kente götürülmek isteniyorlar. Şehrin biraz dışındaki Necip Fazıl Şehir Hastanesi’ne yakın bölgedeki konteyner kente götürülmek isteniyorlar ama bu insanlar depremden bu yana buradalar.
*İş yerleri burada, çocuklarının okulları burada. Çıkartılmak istendikleri konteyner kente yakın okullarda okuyor çocukları. Burada bir düzen kurmuşlar şimdi burayı boşaltacaksınız diyorlar. Depremin vurduğu yetmedi bir de hükümet, AFAD, bakanlık vuruyor.
*Başından beri yanlış planlama yüzünden şimdi bu noktaya geliniyor. Halbuki en başında doğru planlama yapılsaydı bugün bunlar yaşanmıyor olacaktı. Bu insanların burada kalmalarına izin vermek gerekiyor en azından eğitim öğretim yılı bitene kadar.
*İnsanlara süre vermek gerekir. ‘3-5 ay sonra şu tarihte burayı kapatacağız ama bu tarihe kadar lütfen özel işlerinizi, çocuklarınızın okul işlerini halledin’ demeleri gerekiyor ama demiyorlar. Astığım astık, kestiğim kestik mantığı ile yol yürüyorlar. Zaten yıllardır bu kafada bu AK Parti hükümeti ve onları bürokratları o yüzden vatandaş isyan ediyor biz de buna destek veriyoruz.
]]>ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, toplanan verilerin ilk analizlerine yönelik açıklamalarda bulundu.
ODTÜ Bilim İletişimi Ofisi tarafından Türkiye’nin deniz kenarı şehirlerinde ve KKTC’de gönüllü araştırma ekipleri kurduklarını söyleyen Kök, bu sayede toplumu bilimle buluştururken, 7’den 77’ye halkın desteği ile aylarca sürecek bir projeyi düşük karbon ayak izi bırakarak gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Rektör Kök, ODTÜ öğrenci ve mezunları ile yakınlarından oluşan katılımcıların denize kıyısı olan 28 ilde deney ve ölçüm kitleri aracılığıyla deniz suyunun sıcaklık, tuzluluk, çözünmüş oksijen ve pH verilerini ölçtüğünü belirterek, bu verilerin, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü tarafından incelenmeye başlandığını aktardı.
ÖZEL CİHAZ GELİŞTİRİLDİ
Proje için denizler için büyük önem arz eden parametreleri dakikalar içinde toplamayı olanaklı kılan Kaşif-1 adlı cihaz geliştirildiğini anlatan Kök, “Bu parametrelerin koordinatlarla beraber merkezi veri tabanında birleştirilerek bilim insanlarının yorumlamaları için hazır hale getirildi” dedi.
Rektör Kök, “Büyük çevre deneyinin ilk sonuçlarını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık ve aydınlanma meşalesini yaktığı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.
ODTÜ’nün gönüllü araştırmacıların ölçümlerinden toplanan tüm veriler derlendi ve ilk analizleri yapıldı.
GEÇEN YILA GÖRE DAHA YÜKSEK SICAKLIKLAR ÖLÇÜLDÜ
ODTÜ’nün projeye ilişkin ilk analiz raporunda şu ifadelere yer verildi:
“Küresel ısınmanın her yıl kendisini artarak hissettirmesine bir kez daha tanık olmanın yanı sıra bu yıl El Nino’nun da etkisiyle diğer pek çok bölgede olduğu gibi ülkemizde de rekor sıcaklıkların kendini göstermesi bu çalışmayla da onaylanmış oldu. Türkiye denizlerinde uydu verilerinden hesaplanan nisan ayı ortalama deniz yüzeyi sıcaklık artışı geçen yılın uydu verileriyle kıyaslandı. Buna göre deniz yüzeyi sıcaklık artışları, Akdeniz’de 1,5 derece Ege’de 1 derece, Marmara Bölgesi’nde 1,8 derece, Batı Karadeniz’de 2,3 derece ve Doğu Karadeniz’de 1 derece yüksek ölçüldü.

Analiz raporunda kıyılardaki kirlilik ve biyolojik üretkenlikle ilgili de şu değerlendirmeler yapıldı:
“İlk izlenim olarak Karadeniz ve Doğu Akdeniz’in, kıyılarımızda kirlilik ve biyolojik üretkenlikle paralel pH değerleri 8’in altında ölçüldü yani bu bölgelerde daha asidik bir durum gözlemlendi. Örneğin Mersin kıyılarında 7.7, Karadeniz 7.8, Marmara 7.9 civarı değerler olduğu görüldü. Görece daha temiz kıyılara sahip KKTC’de ise daha alkali (8.4 civarı) bir durum gözlemlendi.”
Raporda, deniz pH durumunun uzun süre ölçüldüğü takdirde iklim değişiminin okyanus asitlenmesi etkisi konusunda da bilgi verici olacağına işaret edilerek, “Gündüz ölçülen oksijen değerleri, yüzey sularında beklendiği üzere üst seviyesinde 6-7 mg/L olduğu görülmüştür” ifadelerine yer verildi.

Tuzluluk değerlerinde farklı denizlerin kendine özgü özelliklerinin ortaya konduğuna dikkat çekilen raporda, şu bulgular yer aldı:
“Örneğin Karadeniz’de 20 birim civarı ölçülen değerlerin Ege ve Akdeniz’de 38 civarı ölçüldüğü görülmüştür. Bahar aylarında görülen tuzluluk değerlerinin beklenenden düşük olması özellikle yüksek nehir girdilerine işaret etmektedir ve ölçümler tüm yıl devam ettiği takdirde mevsimsel değişiklikler gözlemlenebilecektir. Bunun yanında Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz kıyılarında yapılan ölçümlerde coğrafi olarak tutarlılık tespit edildi.”

Avcı, ilk olarak 2020-2021 sezonunun 8. haftasında Karadeniz ekibinin başına geçti ve 17. sıradan aldığı bordo-mavilileri sezon sonunda 4. sıraya taşıyarak Avrupa kupalarına katılma hakkı elde etmelerini sağladı.
Trabzonspor, Abdullah Avcı yönetiminde 2021-2022 sezonunda Süper Lig şampiyonluğunu kazanarak 37 sezon sonra kupayı müzesine götürdü.
2022-2023 sezonunun 23 haftalık bölümünde 11 galibiyet, 5 beraberlik ve 7 mağlubiyet alan Avcı, görevinden ayrıldı ancak bu sezon takımın başına ikinci kez getirildi.
Tecrübeli teknik direktör, 8. haftada 12 puanla yedinci sırada devraldığı Trabzonspor’un ligi üçüncü sırada tamamlamasını sağlayarak, takıma tekrar Avrupa kupalarına katılma hakkı kazandırdı.

İLK DÖNEMİNDE DİPTEN ZİRVEYE
Abdullah Avcı, 2020-2021 sezonunda zor günler geçiren Trabzonspor’un imdadına yetişti.
Ligin ilk 7 haftasında sadece 1 galibiyet, 2 beraberlik ve 4 mağlubiyet alan Karadeniz ekibi, İngiliz teknik direktör Eddie Newton ile yollarını ayırdı. Geçici olarak futbolcu izleme komitesi başkanı İhsan Derelioğlu’nu takımın başına getiren Trabzonspor, onun yönetiminde çıktığı bir maçta da beraberlik elde etti.
İlk 8 haftada 6 puanla 17. sırada yer alan Trabzonspor, Avcı yönetiminde büyük bir çıkış yakaladı. Ligin ilk 8 haftasında 4 mağlubiyet alan bordo-mavililer, Avcı’nın yönetiminde sezonun kalan 32 maçında sadece 3 kez mağlup oldu. 18 maçı kazanan Trabzonspor, 11 maçta ise sahadan beraberlikle ayrıldı.
Trabzonspor, 2020-2021 sezonunda çıktığı toplam 40 maçta 19 galibiyet, 14 beraberlik ve 7 mağlubiyet alarak 71 puan topladı ve sezonu dördüncü sırada tamamlayarak Avrupa kupalarına katılma hakkı kazandı.
37 YIL SONRA ŞAMPİYONLUK GETİRDİ
Trabzonspor, teknik direktör Abdullah Avcı yönetiminde 2022’de 37 sezonluk Süper Lig şampiyonluğu özlemine son verdi. 2021-2022 sezonunun 35. haftasında sahasında Fraport TAV Antalyaspor ile 2-2 berabere kalan bordo-mavililer, bitime 3 hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.
Ligi 81 puanla zirvede tamamlayan Trabzonspor, 37 sezon sonra yeniden şampiyon olarak 7. kez bu başarıya ulaştı.

İKİNCİ DÖNEMİNDE ÇIKIŞA GEÇTİ
Trabzonspor, 216 gün sonra tekrar takımın başına getirdiği Abdullah Avcı ile ikinci döneminde de çıkışını sürdürdü ve üçüncülük hedefini gerçekleştirdi.
Teknik direktör Nenad Bjelica ile ilk 8 haftada 12 puan toplayarak 7. sırada yer alan bordo-mavililer, Abdullah Avcı ile sezonun bitimine 1 hafta kala lig üçüncülüğünü garantiledi.
Ligde 37 hafta sonunda 64 puan toplayan Trabzonspor, Galatasaray ve Fenerbahçe’nin uzak ara önde olduğu ligde 22 haftayı üçüncü sırada tamamladı.
3 KUPA SEVİNCİ
Trabzonspor, Abdullah Avcı yönetiminde biri Süper Lig, ikisi Süper Kupa olmak üzere toplam 3 kupa kazandı.
Karadeniz ekibi, Avcı ile 2021-2022 sezonunda Süper Lig şampiyonluğu özlemine son verdi. 27 Ocak 2021’de Medipol Başakşehir’i 2-1 yenerek ve 30 Temmuz 2022’de Demir Grup Sivasspor’u 4-0 mağlup ederek Turkcell Süper Kupa’yı müzesine götürdü.
Trabzonspor, teknik direktör Abdullah Avcı yönetiminde 23 Mayıs’ta Beşiktaş karşısında Ziraat Türkiye Kupası finalinde bir kupa daha kazanmak için mücadele edecek.
]]>
TOKSİK BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ
Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, tükettiğimiz besinler, içinde çalıştığımız ve barındığımız binalar, kıyafetlerimiz, kullandığımız kişisel bakım ürünleri, kozmetikler, temizlik malzemeleri pek çok toksik madde içerir. Bu toksik maddeler; hücrelerin işlevlerini bozarak, kalp ve damar hastalıklarına, karaciğer ve böbrek hasarına, demansa (bunamaya) yol açar. Gıda ve hayvancılık sektöründe doğal ortamdan uzaklaştırılmış kaynaklardan elde edilen işlenmiş, rafine edilmiş, ambalajlanmış besinler; tatlandırıcılar; katkı maddeleri toksik yükü artırmaktadır. Su kaynaklarını dezenfekte etmek için sulara ilave edilen klor, florid, arsenik ve alüminyum gibi bileşikler yanı sıra su kaynaklarına tarım alanlarından, insan ve hayvan atıklarından bulaşan nitrit ve nitrat gibi bileşikler ve diğer pek çok toksin insan sağlığını tehdit etmektedir. Makyaj malzemeleri, kremler, nemlendiriciler, parfümler, tıraş losyonları ve spreyler de pek çok toksik karakterde kimyasal içerir. Alkol, sigara, reçeteli ilaçlar, radyasyon ve aşırı fiziksel egzersiz diğer toksik yük nedenlerinden bazılarıdır.
VÜCUDUN DOĞAL DETOKS SİSTEMLERİ
Detoks, bu zararlı kimyasal toksinleri vücuttan atmaya yönelik bir süreçtir. Karaciğer, böbrekler, lenf, mide-bağırsak sistemi, cilt ve akciğerler bu süreçte aktif rol oynar. Böbrekler ve cilde açılan ter bezleri ile suda eriyen toksinler atılmaya çalışılır. Karaciğer vücudun en önemli detoks organıdır ve bağışıklık sisteminin en önemli unsurudur. Her an vücuttaki toplam kanın yüzde 25’i karaciğerden süzülerek temizlenmeye çalışılır. Karaciğer pek çok enzim üreterek bu toksinleri zararsız hale getirmeye çalışır. Bu enzimlerin üretilebilmesi için birçok besin maddesine ve antioksidan maddeye ihtiyaç vardır. Karaciğer öncelikle kendine gelen toksinleri enzimleri aracılığıyla oksitler ve sonuçta ortaya tehlikeli, zararlı “serbest kökler” adı verilen oksidan bileşikler açığa çıkar. Bu serbest köklerin ortadan kaldırılması için antioksidan besinlere ihtiyaç vardır. Bu besinler ancak çeşit çeşit farklı renkli bitkisel gıdalardan sağlanabilir (sebze, meyve, yeşillik, baharat). Detoks işlemleri sırasında karaciğer ve vücuda en fazla yardımcı olan maddeler A, B, C, E vitaminleri, karotenoidler, koenzim Q10, çinko, selenyum, bakır, manganez, glutatyon, N-asetil sistein ve alfa lipoik asit gibi bileşiklerdir.
BUNLARI YAPIN
Vücudu toksinlerden arındırmanın yolları şöyle sıralanabilir:
1- Karaciğer toksinleri enzimleri aracılığıyla oksitler ve sonuçta ortaya tehlikeli, serbest kökler adı verilen oksidan bileşikler açığa çıkar. Bu serbest köklerin ortadan kaldırılması için antioksidan besinlere ihtiyaç vardır. Bu antioksidan besinler farklı renklerdeki bitkisel, mevsiminde ve mümkünse organik gıdalardan sağlanabilir.
2-Sebze ve meyveler aynı zamanda lif, probiyotik ve prebiyotiklerden zengin gıdalar oldukları için bağırsaklar yoluyla da toksinlerin atılmasına katkı sağlar.
3- Bazı günler oruç tutmak, saat 18.00’den sonra hiçbir şey yememek vücudun dinlenmesi ve toksinlerden kurtulmak için etkili yöntemlerdir.
4- Yılda üç-dört üniteyi geçmemek kaydıyla kan vermek, toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur.
5- Düzenli fiziksel aktiviteyle terleyerek ve lenfatik kanalları harekete geçirerek toksinlerden kurtulabilirsiniz.
6- Saunada açılan ter ve yağ bezleriyle suda ve yağda eriyen toksinler vücuttan elimine edilir. Özellikle yağda eriyen cıva gibi ağır metaller, dioksin ve PCB gibi endüstriyel toksinlerden bu şekilde kurtulmak mümkündür.
7- Gün boyunca bol bol su içmek vücudun doğal yoldan arınmasını sağlar.
Mucizevi bir bitki ya da ilaç yoktur
Piyasada detoks yapıcı özellikleri ileri sürülerek pazarlanan pek çok katı ve sıvı ürün bulunmaktadır. Bilimsel hiçbir temeli olmayan bu ürünlerden uzak durmak sağlık ve ekonomik açıdan son derece önemlidir. Detoks için mucizevi bir ilaç veya bitki bulunmamaktadır, detoks sağlıklı bir yaşam tarzı ve beslenme biçimidir.
]]>Bir zamanlar bir beyaz yakalı olan ve yatırım bankacılığından seks terapistine dönüşen Michael Lousada’dan övgülerle bahsedilmiş, feminist yazar Naomi Wolf tarafından orgazm gurusu olarak nitelenmişti.
İki çocuk babası 57 yaşındaki Lousada ise müşterilerini ‘kendi iç tanrıçalarıyla’ yeniden buluşturmakla kalmayıp aynı zamanda katı etik kurallara bağlı kaldığını da açıklasa da hakkındaki iddialar bu parlak kariyere leke sürüyor.
37 yaşındaki Ella Janneh, 750 sterlinlik üç saatlik bir terapi seansı sırasında cinsel saldırıya ve tecavüze uğradığını ileri sürerken Lousada’nın da penisinin lazer ışınına benzediğini söylediğini iddia ediyor.

Janneh, rızaya dayalı seks sırasında panik atak geçirdikten sonra Lousada’yı dört yıl arayla üç kez ziyaret ettiğini söylüyor.
EVLENDİKTEN BİR AY SONRA…
2011 ve 2012’deki iki seansın cinsellik içermediğini ve tehdit edici olmadığını, ancak 2016’da Avustralya’dan Birleşik Krallık’a döndükten kısa bir süre sonra geri döndüğünde panik atakların devam ettiğini söylüyor: “Lousada’ya ve web sitesine baktım. Çok disiplinli bir yaklaşım sunuyor ve birçok farklı alanı birbirine bağlıyor gibi görünüyordu… Pahalı olması onun çok iyi bir terapist olduğunu düşünmemi sağladı.”
Mahkemeye göre Janneh’nin beklentisi, beden çalışmasının konuşma terapisiyle birlikte fizyoterapi seansına benzer olmasıydı. Ancak son randevusundan bu yana geçen dört yıllık aralığa rağmen Lousada’nın Kuzey Londra’daki evindeki seans hızla samimi bir hal aldı. Janneh, Lousada’nın kendisine, “Nüfuz etmeyle ilgili bir sorunun var, bu yüzden sanırım penisimi kullanmalıyız, travmayı enerjik olarak absorbe etmek için. Penisin başı bir lazer ışını gibi davranarak travmayı yakabilir” dediğini söylüyor.
Yaşananların tecavüz olup olmadığına mahkeme karar verecek. Ancak yine de Ağustos 2016’da gerçekleşen seansın eski karısı Louise Mazanti ile olan düğününden bir ay sonra gerçekleşmesi dikkat çekti.
TACİZ İDDİALARI ARTIYOR
Louise da basına konuşan birkaç kadından biri. Konuşan kadınların hepsi de Lousada’yı çekici olarak tanımlıyor, ancak karakterinin kibirli, bazılarına göre kontrolcü bir yanı da var.
Louise, beş yıllık evlilikleri boyunca, kocasının terapötik yöntemlerinin tüm kapsamını nasıl yavaş yavaş fark ettiğini ve onun manipülasyonu tarafından nasıl kapana kısılmış hissettiğini anlattı: “Kendimi zeki, duygusal açıdan olgun bir kadın olarak görüyordum ve bu yine de oldu.”
Ella ile yaptığı seanslarla ilgili olarak Lousada da mahkemede penisinin travmayı yaktığını hayal etmesini istediğini itiraf etti, ancak eylemleri için defalarca açık sözlü onay istediğini ve kendisine bu iznin verildiğinde ısrarcı oldu:
“Niyetim insanların iyileşmesine destek olmaktı. Biraz iyilik yaptığımı düşünüyorum ama bazı hatalar da yaptım.”
Lousada, Ella’dan iki yıl önce de bir müşterisiyle ilişkisinin geliştiğini ve hatta bu esnada prezervatif kullanmadığını da itiraf etti.

BB olarak isimsiz ifade veren bir kadın, seans ücretlerinin düştüğünü ve sevgili haline geldiklerini anlattı. Lousada’yı ilk kez Wolf’un kitabını okuduğunda fark ettiğini söyleyen BB, ünlü seks terapisti ile ilişkisinin evine yaptığı bir ziyaretten sonra sona erdiğini belirtiyor.
Lousada’nın dairesine giden BB mahkemede şunları söyledi: “Bana partnerinin yatak odasında Skype üzerinden terapi seansı yürüttüğünü söyledi. Bundan rahatsız oldum ve ona bunu söyledim, beni önceden uyarmadığı için şok oldum.”
BB’ye göre bunu, aceleci, üzücü bir cinsel ilişki izledi ve bu da kendinden tiksinmesine neden oldu: “Bir oyuncak gibi onun zevki ve maddi kazanç için kullanıldığımı hissettim.”
ESKİ EŞİNDEN ŞAŞIRTAN İDDİALAR
Lousada’nın eski eşi Louise Mazanti, ise eski kocası tarafından nasıl hem büyülendiğini hem de baştan çıkarıldığını anlattı. 2011 yılında terapist olmak için eğitim alırken tanışmışlardı ve evli olmasına rağmen anında bir çekim oluştuğunu söyledi. Ancak Louise, hakkındaki suçlamalar üzerine kocasının tutuklanmasıyla adeta şoke oldu. Yine de Lousada, Ella’nın rıza gösterdiğine onu ikna etti. Birlikte yeni bir hayata başlamak için Yunanistan’ın Korfu adasına taşınan çift bir yıl sonra, ayrılık kararı aldı. Louise, yine kocasının aldattığını söyledi: “Onunla bir geleceğim olmadığını fark ettim ve ayrılmak zorunda kaldım.”
Ayrılmalarından bir ay sonra Louise, Ella’nın Lousada’ya karşı hukuk davası açmak için bir kitlesel fonlama sayfası açtığını keşfetti.
Şu anda Almanya’da yaşayan Lousada ise web sitesinde hâlâ koçluk seansları ve beden çalışması sunuyor. Psikoseksüel Somatik Terapi web sitesi aracılığıyla da başlayacak yeni bir eğitim kursunun tanıtımını yapıyor.
]]>RAMS Park’ta saat 19.00’da başlayacak olan maçta düdük Arda Kardeşler’de olacak.
Ligde en yakın takipçisi Fenerbahçe’nin 6 puan önünde bulunan lider Galatasaray, 36 maçta 32 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak 99 puan topladı. İkinci sıradaki Fenerbahçe ise 29 galibiyet, 6 beraberlik ve 1 mağlubiyetle 93 puanda bulunuyor.
24 MAÇTIR YENİLMİYOR
Sarı-kırmızılı takım, Süper Lig’de son 24 maçtır mağlubiyet yüzü görmedi.
Bu sezon tek yenilgisini 12. haftada deplasmanda Hatayspor’a karşı alan Galatasaray, ardından oynadığı 24 lig maçında 22 galibiyet ve 2 beraberlik elde etti.
17 MAÇINI KAZANDI
Galatasaray, Süper Lig’deki son 17 maçını galibiyetle tamamladı.
Yukatel Adana Demirspor galibiyetiyle Süper Lig’deki en uzun galibiyet serisi rekorunu (15) kıran Galatasaray, bu başarıyı devam ettirdi.
Sarı-kırmızılılar, ardından Sivasspor ve Fatih Karagümrük’ü de mağlup ederek seriyi 17 maça çıkardı.

EVİNDE 18’DE 18 YAPTI
Galatasaray, Süper Lig’de bu sezon evinde oynadığı tüm maçları kazandı.
RAMS Park’ta çıktığı 18 Süper Lig mücadelesinden de galibiyetle ayrılan sarı-kırmızılı ekip, ligde sahasında puan kaybetmeyen tek takım olma unvanını sürdürüyor.
SAHASINDA 35 MAÇTIR KAYBETMİYOR
Galatasaray, Süper Lig’de evinde oynadığı son 35 maçta yenilgi yüzü görmedi.
Geçen sezon iç sahada oynadığı ilk karşılaşma olan Giresunspor maçında aldığı yenilginin ardından, sarı-kırmızılılar sonraki 35 maçta mağlubiyet yaşamadı. Galatasaray, bu süreçteki son 21 Süper Lig maçını da kazanarak önemli bir başarıya imza attı.
Bu süreçte Seyrantepe’de oynadığı lig maçlarında 33 galibiyet ve 2 beraberlik elde eden Galatasaray, evinde rakiplerine büyük bir üstünlük kurdu.
7 OYUNCU KART SINIRINDA
Galatasaray’da Fenerbahçe maçı öncesinde 7 oyuncu sarı kart ceza sınırında bulunuyor.
Sarı-kırmızılı takımda Lucas Torreira, Sergio Oliveira, Victor Nelsson, Davinson Sanchez, Hakim Ziyech, Kaan Ayhan ve Kerem Aktürkoğlu, yarınki maçta kart görmeleri halinde ligin son haftasındaki TÜMOSAN Konyaspor maçında forma giyemeyecek.
Galatasaray, Fenerbahçe karşılaşmasına tam kadro çıkacak.

PUAN KAYBI YAŞADIĞI 4 TAKIM
Galatasaray’ın bu sezon 36 haftada puan kaybı yaşadığı 4 maçtan biri Fenerbahçe karşılaşması oldu.
Sarı-kırmızılılar, ligde 32 galibiyet elde ederken, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet yaşadı. Atakaş Hatayspor’a 2-1 yenilen Galatasaray, Fenerbahçe ve Mondihome Kayserispor ile 0-0, Sivasspor ile de 1-1 berabere kaldı.
SON 5 MAÇTA 20 GOL
Galatasaray, Trendyol Süper Lig’deki son 5 maçında 20 gol kaydetti.
Sarı-kırmızılılar, EMS Yapı Sivasspor’a 6, Corendon Alanyaspor ve Siltaş Yapı Pendikspor’a 4’er, Yukatel Adana Demirspor ve Fatih Karagümrük’e 3’er gol attı. Lig genelinde ise 36 maçta 89 kez fileleri havalandırdı.
MERTENS’İN KATKISI
Galatasaray’ın 37 yaşındaki yıldızı Dries Mertens, attığı gollerle sarı-kırmızılıların son haftalardaki galibiyetlerinde önemli rol oynadı.
EMS Yapı Sivasspor’a 2, Siltaş Yapı Pendikspor ve VavaCars Fatih Karagümrük’e birer gol atan Belçikalı oyuncu, son 4 haftada 4 kez fileleri sarstı ve ligde toplamda 9 gole ulaştı.
FENERBAHÇE’NİN KAYIPLARI
Şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe, son 5 haftada 4 puan kaybetti.
Son 5 haftada Fatih Karagümrük, Kayserispor ve Beşiktaş’ı mağlup eden sarı-lacivertliler, Sivasspor ve Konyaspor ile berabere kaldı. Fenerbahçe, bu dönemde kazanabileceği 15 puanın 11’ini toplayabildi.
]]>İhalelerde 12 sahayı geliştirecek firmalar belirlendi. Buna göre Çinli firmalardan Sinopec, CNOOC, Anton Oil ve Zhenhua 10 sahayı alırken, 2 saha ise yerel firmalara kaldı.
Irak hükümeti, 2008’den bu yana yaptığı 6. toplu ihale kapsamında mevcut 145 milyar ispatlanmış petrol rezervini 160 milyar varilin üzerine çıkarmayı hedefliyor.
Ülkenin elektrik üretiminde kullandığı doğalgaz ise büyük ölçüde İran’dan geliyor. İhaleyle ülkede üretilecek gaz miktarını artırmak ve bu gazın elektrik üretiminde kullanılarak, İran’a olan bağımlılığın azaltılması da ihalenin ana hedeflerinden birisini oluşturuyor.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) kurucu üyelerinden biri olan ülkenin ana gelir kalemini petrol ithalatı oluşturuyor. Irak, 2022’de petrol ihracatından 115 milyar dolar, 2023’te ise 97,5 milyar dolar gelir sağladı.
PETROL İHRACATININ YÜZDE 35’İ ÇİN’E
Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Irak Araştırmacısı Sercan Çalışkan, AA muhabirine Çinli firmaların Irak petrol piyasasındaki aktivitelerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Çin, yıllık 500 milyon tonu aşan ham petrol ithalatı ile dünyanın en büyük petrol ithalatçısı durumunda. Bu ithalat ihtiyacının yarıya yakını Orta Doğu ülkelerinden sağlanıyor. Irak, Orta Doğu’da Suudi Arabistan’dan sonra Çin’e en fazla ham petrol sağlayan ikinci ülke, küresel anlamda ise üçüncü ülke. Dolayısıyla Irak, Çin’in Orta Doğu ve enerji politikasında tartışmasız oldukça stratejik bir konuma sahip.” ifadelerini kullandı.
Çin’in, Orta Doğu’da askeri varlık yerine diplomatik temaslarını ve Kuşak ve Yol Projesi kapsamında yapılan yatırımlarla nüfuzunu artırma politikası izlediğini belirten Çalışkan, “Enerji yatırımları bunlardan başlıcası ve petrol akışına duyulan ihtiyaç Irak’ı bu ülkelerin başında getiriyor. Geçtiğimiz günlerde Irak’ta petrol ve gaz arama lisanslarının gerçekleşen turlarında sözleşmelerin büyük kısmının Çinli şirketler tarafından kazanılmasında bu durumun önemli bir payı var. Halihazırda Irak petrolünün yüzde 35’i Çin tarafından ithal ediliyor. Çin, halihazırda Irak’ta çok sayıda petrol ve gaz sahasının ana işleticisi konumuna gelmişken kurduğu bu etki gücünü kaybetmek istemiyor.” ifadelerini kullandı.
ÇİN’İN VERDİĞİ ÖNEMİN GÖSTERGESİ
Çalışkan, ihaleye Avrupalı, Arap ve Iraklı grupların da bulunduğu 20’den fazla firmanın katıldığını ancak Çin’in, ihalede 10 petrol ve gaz sahasının ihalesini alarak tek başına en fazla lisans alan yabancı ülke olduğuna dikkati çekti.
Avrupalı şirketlerin ihalede geri planda kaldığını ve ABD’nin ise doğrudan kendi firmaları yerine Körfez firmaları aracılığıyla ihaleye katılma yolunu tercih ettiğini kaydeden Çalışkan, şunları kaydetti:
“Bu nedenle esas şaşırtıcı olan, söz konusu lisans ihalelerinde Arap ülkelerinin Çin’in gerisinde kalmış olmasıdır. Çinli şirketlerin Körfez sermayesinin önünde net bir kararlılık ortaya koyarak söz konusu petrol ve gaz sahalarının lisansını alması, Çin’in Irak’taki petrol politikasına verdiği önemi göstermesi bakımından son derece kritiktir. Çin, hali hazırda Irak’taki petrol sahalarında 10’dan fazla petrol ve gaz sahasının ana işleticisi konumuna gelmişken kurduğu bu etki gücünü kaybetmek istemiyor. Irak’ın enerji sektöründe kurulan hakimiyet kuşkusuz iki ülke arasındaki karşılıklı siyasi bağımlılığı da beraberinde getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.”
Bu açıdan bakıldığında Çinli şirketlerin Irak’taki sahaların büyük bölümünde ana işletici aktör olarak yer aldığını ve dolayısıyla ekonomisinin yüzde 90’dan fazlasını oluşturan petrol gelirleri üzerinde ciddi bir paya sahip olacağına işaret eden Çalışkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Irak Petrol Bakanı Hayan Abdulgani’nin anlaşmaların Irak’ın petrol rezervlerini 160 milyar varile çıkaracağını vurgulaması bu açıdan da oldukça önemli. Dolayısıyla ihalelerin Çinli şirketler tarafından kazanılmasını enerji bağlamında yorumlarken, enerji yatırımlarının siyasi bağımlılıklara doğrudan sirayet ettiğini atlamamak da gerekiyor.”
BATILI FİRMALAR İÇİN 10 YIL ÖNCEKİ KADAR ÖNEMLİ DEĞİL
Qamar Enerji Üst Yöneticisi Robin Mills de Çinli firmaların ihalelerin çoğunluğunu kazanmasını, “Çinli firmalar Irak’ta petrol ve gaz sektörünü domine etti.” şeklinde niteledi.
Irak’ın mali durumunun bozuk ve bürokratik yapısının zorlu olduğunu, projelerin çok uzun zaman almasıyla birlikte karlılık oranlarının düşük olduğunun altını çizen Mills, “Çinli firmalar, Irak’ın bürokrasi ve zorlu mali dönemleriyle daha iyi başa çıkabilir.” diye konuştu.
Shell ve BP gibi Avrupalı firmaların petrol ve gaz yatırımlarını azaltma baskısıyla karşılaştığını, Exxonmobil ve Chevron gibi firmaların ise ABD’nin kaya gazı ve petrolü ile Guyana gibi diğer alanlarda büyük fırsatlara sahip olduğu değerlendirmesinde bulunan Mills, “Bu yüzden bu firmalar için Irak’ta bulunmak 10 yıl önceki kadar önemli değil. Batılı firmaların başka yerlerde fırsatları var ve genel uluslararası yatırımlara odaklanıyorlar. Bu durum Irak’ın Çinli firmalara aşırı bağımlı olması nedeniyle Bağdat hükümeti için bir sorun olabilir.” ifadelerini kullandı.
]]>1 Ocak’ta kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere ise yüzde 50 oranında zam yapıldı.
Otoyol ve köprü ücretleri, 15 Mayıs tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bir kez daha zamlandı.

KÖPRÜ VE OTOYOLLARA BÜYÜK ZAM
1 Ocak’ta kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere ise yüzde 50 oranında zam yapıldı. Otoyol ve köprü ücretleri, 15 Mayıs tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bir kez daha artırıldı.
15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek yön otomobil geçişi yüzde 60, Ankara-Niğde Otoyolu otomobil geçişi yüzde 40, 1915 Çanakkale Köprüsü otomobil geçişi yüzde 42 zamlandı.
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM), açıklamasına göre, 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek yön otomobil geçiş ücretine yüzde 60 zam yapılarak 15 liradan, 24 liraya, çıkarıldı. Aks aralığı 3.20 metre ve 3.20 metreden büyük araçlar ise 19 liradan 30 liraya, 3 akslı araçlar 42 liradan 67 liraya, 4 ve 5 akslı araçlar 83 liradan 132 liraya, 6 ve yukarı akslı araçlar 110 liradan 175 liraya çıkartıldı.
Osmangazi Köprüsü geçişi otomobiller için (birinci sınıf) yüzde 37,50 zamlanarak 290 liradan 399 liraya çıkartılırken, ikinci sınıf araçlar 465 liradan 640 liraya, üçüncü sınıf araçlar 550 liradan 760 liraya, dördüncü sınıf araçlar 730 liradan 1.005 liraya, beşinci sınıf araçlar 920 liradan 1.270 liraya, altıncı sınıf araçlar 205 liradan 280 liraya çıkartıldı.
1915 Çanakkale Köprüsü 1 sınıf araçlar için yüzde 42 zamlanarak 295 liradan 419 liraya, ikinci sınıf araçlar için 370 liradan 525 liraya, üçücü sınıf araçlar için 665 liradan 945 liraya, dördüncü sınıf araçlar için 740 liradan 1.050 liraya, beşinci sınıf araçlar için 1.400 liradan 1.990 liraya, altıncı sınıf araçlar için 75 liradan 105 liraya çıkartıldı.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü birinci sınıf araçlar için yüzde 40 zamlanarak 35 liradan 49 liraya yükseltilirken, ikinci sınıf araçlar 45 liradan 65 liraya, üçüncü sınıf araçlar için 85 liradan 120 liraya, dördüncü sınıf araçlar için 220 liradan 305 liraya, beşinci sınıf araçlar için 275 liradan 380 liraya, altıncı sınıf araçlar için 25 liradan 35 liraya yükseltildi.
Ankara-Niğde Otoyolu otomobil geçiş ücretine yüzde 40 zam yapılarak 210 TL’den 295 TL’ye çıkarıldı.

NAKLİYECİLER TEPKİLİ
Köprü ve otoyollara yapılan zamlar işleri nedeniyle otoyol ve köprüleri kullanmak zorunda olan nakliyecileri isyan ettirdi.
Gebze Nakliyeciler Garajı’nda bekleyen şoförler ANKA mikrofonuna tepkilerini şöyle dile getirdi:
Oğuzhan Kaptan: Zamlar Türkiye genelinde herkesi etkiliyor. İzmir’den çıkıyoruz otobana bağlanıyoruz, buradan Osmangazi Köprüsü’nden geçiyoruz, Kuzey Marmara’dan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiyoruz. Arnavutköy’den çıkana kadar, kuru yük çeken araçlar da Silivri’ye kadar hep ücretli yoldan gidiyor. İzmir’den İstanbul Bayrampaşa Hali’ne kadar benim kendi aracımın 5 bin 150 lira falan HGS bizden para kesiyor. Zamdan önce 3 bin 800 lira ödüyordum. Sadece köprüye, yola değil ki mazota da zam oluyor, yedek parçaya zam oluyor biz de haliyle karşı tarafa yansıtmak zorundayız. Bu durum sebze meyve fiyatlarına yüzde 40-50 yansır.
“UÇURUMDAN AŞAĞI FRENİ PATLAMIŞ KAMYON GİBİ GİDİYORUZ ŞU AN”
Şenol Candar: Zamlardan aracı çalıştırmaya korkuyoruz. Her şeye zam geliyor. Köprüye yıl başında zam yapıldı, şimdi yine zam oldu yüzde 50. Bu gidişin sonu yok. Uçurumdan aşağı freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz şu an. Ben İzmir Ödemiş’ten patates getirdim. 5 günden beri arabam yatıyor. Osmangazi Köprüsü’nden geçtim. Zamdan evvel bin 445 lira para gitti. Zamlandığı için en azından 400 lira daha eklense bin 850 lira parayı buluyor. Bu direkt bana yansıyor. Bu bana yansıdığı zaman ben de ürüne yansıtacağım ya da mal getirdiğim adama yansıtacağım, o da ürüne yansıtacak. Şu an iş alsam var ama buradan İzmir’e giderken arabanın kârını bırak, mazot parasını vermiyorlar. 10 tekerli kamyonum var, 6-7 bin lira İzmir’e mazot yazıyor. 7 bin lira para veriyor, köprüsü, otobanı, mazotu zaten o para kalmıyor ki. Nasıl alacağım? Mecburen burada (iş-yük) bekliyoruz. Bu işe bir çare bulsunlar, halk, esnaf, kamyoncular çok kötü durumda. Bu zamlara birinin dur demesi lazım.

“BU PARA ÖDEME SOYGUNA DÖNDÜ”
İsmail Candar: Dün akşam ben Orhangazi’den Gemlik’ten otobana girdim 700 lira ödüyordum, dün 900 lira ödedim. 200 lira bu para bizim cebimizden gitti. Diyorlar ki aracılar para kazanıyor, kamyoncular kazanıyor. Ben getirdiğim yükün kilosunu 900 liraya getirdim, 15 ton yük sardım. Zaten 4’de 3’ünü yakıta verdim. Bu sefer ben Ödemiş’ten buraya bir kuruş para kazanmadan gelmiş oldum. Köprülere, otoyollara habire vereceğiz. Girmeseydin deniliyor, nasıl girmeyeceğim? Ben kendi ülkemde yapılmış olan bir şeyi nasıl kullanmayacağım? Ben iyi diye giriyorum, para ödüyorum. Ama bu para ödemeyi de geçti soyguna döndü. İzmir’den giriyorum buraya Orhangazi’den geçiyorum 2 bin lira devlete para veriyorum. Bedava yolu kullansana diyorlar, o zaman bakım yapın. Kafam gibi çukur var. Ben sebze-meyve getiriyorum. Devletin malı değil mi bu yol? Tamam benden bir bedel al, al da böyle uçuk kaçık bedel olmaz ki. Bizim araçlarımız ticari araç. Biz yüksek bedel ödüyoruz. Arabamız çalışırsa para kazanıyoruz. Kazandığımız paraya devlet göz dikti. Köprüye zam, otobana zam, vergiye zam. Bu yıl 4 tane vergi ödedim. Bir aracın yılda iki kere vergisi olur. Geçen yıl 4 tane ödedik. Var mı bunu ödemeyen? Sen benim çoluğumun çocuğumun rızkından alıyorsun. Tamam ülke düzelsin de bir ülke vatandaşın cebine göz dikip de mi düzeliyor? Tasarruf yapalım, halk mı yapacak tasarrufu? Zengin keyif yapsın, halk tasarruf yapsın.
“İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMIYORUZ”
Serdar Türk: Zam yapıldığı tarihe kadar Yavuz Sultan Köprüsü’ne 500 lira ödüyorduk, şu an 750 lira olmuş. Biz kazanamıyoruz ki. Lastiklere zam geldi, her şeye zam geldi. İşin içinden çıkamıyoruz. Hatay’dan buraya biz 35 bin liraya geliyorduk. 3 bin lira komisyoncu alıyor, bize 32 bin lira kalıyor. Köprülere veriyoruz, mazot parasına geliyoruz. 3 günden beri buradayız, çıkamıyoruz. Her şey berbat durumda. Zamdan önce Hatay’dan başlıyoruz Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne kadar geliyoruz. Git-gel toplam 6 bin lira masrafı var. Zamdan önce buraya gidip gelme 3 bin 500 lira tutuyordu, şimdi 6 bin lira oldu. Niğde otobanından geçiyoruz, sonra Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde ödeme yapıyoruz. Kuzey Marmara Otoyolu’nden geçmiyoruz biz. Eski yoldan gidiyoruz. Kuzey Marmara’dan geçsek zaten hiç kazanamayız. Anadolu otobanından direkt Bayrampaşa’ya gidiyoruz.
“SÜRÜCÜLER OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ YERİNE FERİBOTLARI TERCİH EDİYOR”
Zamların ardından sürücüler, pahalı olduğu için Osmangazi Köprüsü’nden geçmek yerine Eskihisar’daki feribotlara yönelmeye başladı. Zamlardan memnun olmayan sürücüler tepkilerini şöyle dile getirdi:
“Köprü yapıldığından beri ya bir ya da iki kere geçtim. Çok yüksek maliyetlerden dolayı köprüden geçmiyoruz.”
“ZAMLARDAN SONRA FERİBOTA GEÇTİK”
“Çok yüksek paralar olduğu için mecburen feribotu kullanmak zorunda kalıyoruz. Bir saat de olsa artık geç geliyoruz. Ne yapacağımızı bilemediğimiz için feribotla devam. Osmangazi Köprüsü’ne ben çok kullanıyordum da artık feribota geçtik. Zamdan sonra dördüncü gidip gelişim. Normalde çok Bursa’ya gidip geliyorum, artık Yalova’dan devam. Her şeye zam geldiği için artık alıştık.”
“ARTIK GEMİLER DE YETİŞMİYOR”
“Köprülerdeki, otobanlardaki zamlardan dolayı zaten feribotlar şişmeye başladı. Artık gemiler de yetişmiyor. Burada bekliyoruz. Bu bir saat oluyor, iki saat oluyor. Feribotlar da artık sıkıntı yaşıyor. Artık sayısını mı çoğaltacaklar veya bu zamlara dur mu diyecekler bilemeyeceğiz.”
“HER GÜN ZAM GELİYOR ALIŞTIK ARTIK”
“Her gün zam geliyor. Alıştık artık. Hükümet yemeye içmeye devam ediyor, bizlere yükleniyor. Alıştık artık. Onlar rahat etsin biz çile çekmeye devam. Osmangazi Köprüsü çok pahalı. Gidiş-gelişi buradan daha pahalı. Bu şekilde daha uyguna geliyor. Biraz yoruluyoruz ama olsun.”
]]>
Ulusal İstatistik Bürosunun açıkladığı konut fiyat endeksine göre, Nisan 2024’te, ülkedeki büyük ve orta ölçekli 70 kentin 64’ünde yeni konut fiyatları, 69’unda ikinci el konut fiyatları geriledi.
Nisanda yeni konut fiyatları ortalama yüzde 0,58, ikinci el konut fiyatları ortalama yüzde 0,94 azalırken, bu 2021’den bu yana en hızlı düşüş oldu.
Ülkede yeni konut fiyatları 11 aydır, ikinci el konut fiyatları ise 12 aydır gerilerken, hükümetin piyasayı canlandırmak için konut satışları ve yatırımlarını artırmaya yönelik teşviklerinin beklenen etkiyi yaratmadığı gözleniyor.
Çin Emlak Enformasyon Kurumu verilerine göre, ülkenin en büyük 100 emlak şirketinin satışları, 2024’ün ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47 azaldı.
YEREL YÖNETİMLER SATIN ALACAK
Başbakan Yardımıcısı Hı Lifıng, biten ama teslim edilmeyen, tamamlanan fakat satılamayan konutların azaltılması için yerel yönetimlere bu konutları satın alarak uygun fiyatlı konut tedariki sağlanması çağrısında bulundu.
Hı’nın açıklamasının hemen ardından Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Tao Ling, konut stokunun eritilmesi için 21 ulusal banka ve kreditöre, yerel yönetimlere ait gayrimenkul şirketlerine kredi olarak verilmek üzere yüzde 1,75 faizle 300 milyar yuan (41,5 milyar dolar) kaynak sağlayacağını duyurdu.
Söz konusu “yeniden kredilendirme” mekanizmasıyla konut stokunun eritilmesi ve emlak sektöründe canlanma sağlanması umuluyor.
Adımın 500 milyar yuanlık (69,2 milyar dolar) bir kredi hacmi yaratmasını beklediklerini ifade eden Tao, “Bu, merkezi hükümetin gayrimenkul piyasasındaki arz-talep dinamiklerindeki değişime ve insanların kaliteli evlere ihtiyacına yanıt veren önemli bir adımdır.” ifadesini kullandı.
EMLAK KREDİLERİNDE LİMİTLER KALDIRILDI
Öte yandan, Merkez Bankası ve Ulusal Mali Düzenleme İdaresi, emlak kredileri için asgari teminat bedelinin birinci el konutlarda yüzde 15, ikinci el konutlarda yüzde 25’e düşürüldüğünü açıkladı.
Merkez Bankası, ayrı bir açıklamada, emlak kredilerindeki kredi tavan limitlerinin ulusal düzeyde kaldırıldığını bildirdi.
Banka, yerel birimlerinin şartlara göre asgari teminat bedeline karar verebileceği, öte yandan kredi kuruluşlarının piyasa şartlarına ve risklere göre kredi tavan limiti getirebileceğini belirtti.
GAYRİMENKUL SEKTÖRÜNDE DURUM
Çin’de gayrimenkul sektörü ve konut piyasasındaki daralma, son 2 yıldır ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyen faktörlerin de başında yer alıyor.
Ülkede gayrimenkul yatırımları 2022’de yüzde 10, 2023’te ise yüzde 9,6 gerilemişti. Yatırımlar 2024’ün ilk 4 ayında da yüzde 9,8 azaldı.
Hükümet, son aylarda sektörde büyümeyi teşvik için konut satışlarındaki bazı kısıtlamalarını kaldırmış, yarım kalan konut projelerine öncelikli kredi imkanları sağlanacağını duyurmuştu.
Merkez Bankası da geçen ay emlak kredileri için referans kabul edilen 5 yıllık kredi faizi oranını yüzde 4,20’den yüzde 3,95’e çekmişti. Ancak söz konusu adımlar sektörde beklenen canlanmayı yaratamamıştı.
]]>Yılmaz “‘Kamuya eleman alınmayacak’ diye bir şey söz konusu değil. Emekli sayısı, vefat edenler, istifa vesaire bütün bunların toplamı kadar, ne kadar eksildiyse o kadar yine istihdam edilebilecek. Kamuda 5 milyonun üzerinde çalışan var. Kamu hizmetlerini aksatmayacak bir anlayış içinde belli bir dönem için böyle bir sınır getirilmiş oldu” dedi.
SERVİSİ ALINAN MEMURA TOPLU TAŞIMA
Savunma ve güvenlik hariç tutularak toplu taşıma olan yerlerde servis uygulamasının kaldırılmasına yönelik soruyu yanıtlayan Yılmaz, güvenlik açısından sıkıntılı, farklı riskler barındıran bir bölgeyse orada daha kontrollü bir yaklaşımın söz konusu olacağını söyledi.
Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının zaten bu uygulamaya geçtiğini belirterek, şunları söyledi:
– Bunu yaygınlaştırmış olacağız. Öyle kurumlar, öyle yerleşkeler vardır ki, burada toplu taşıma imkanı yoktur. Dolayısıyla oralarda aynı uygulamalar devam edecek. Şu anda devam eden servisler de süresi doluncaya kadar devam edip yenilenme aşamasında yeni bir yönteme geçmiş olacağız. Bir taraftan da toplu taşıma konusunda kamu çalışanlarına birtakım destekler de sunulacak. Belli sayıda toplu taşıma hakkı doğurucu birtakım desteklerle birlikte bu süreç yapılacak.
BİRDEN FAZLA MAAŞ ALANLAR
Birden fazla yerden maaş alan kamu görevlilerinin ücretlerine üst sınır getirilmesine ilişkin soru üzerine Yılmaz, kamunun geneli için yıllardır bir uygulama bulunduğunu ve ne kadar yönetim kurulu üyeliği olursa olsun maaşı dışında sadece bir yerden maaş alma hakkı verildiğini anlattı.
Yılmaz, buna yönelik bazı istisnaların olduğunu belirterek “Birtakım şirketlerde, kamunun ortaklığı olduğu yapılarda görevlendirilenler istisnai de olsa yüksek (maaş) alabiliyorlar. Kamuoyunda bir tepki oluştu bu konulara, adaletsizlik duygusu oluşturdu. Dolayısıyla bir genel sınır koyma kararı aldık” dedi.
‘MAAŞ 200 BİN İSE 50 BİN ALACAK’
Koydukları sınırı örnek vererek anlatan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Diyelim ki bir kamu görevlisi kamunun iştiraki olan bir bankada görev yapıyor. Kamu ortak olduğu için oraya, kamuya belli bir yönetim hakkı oluşuyor. ‘Bunu hiç almayalım’ dediğinizde bu sefer kamuyu zarara uğratmış oluyorsunuz, o bankada kalmış oluyor. Bunu şöyle çözdük, orada görevlendirilen kamu görevlisi belli bir limit içinde alabilsin. Maaşı kadar olmaz, daha düşük olur. Geçmişte bir Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararı vardı, onunla bağlantılı bir limit olacak ve çok yüksek bir rakam olmayacak bu. Onun üzerinde aldığını da bütçeye kaydedeceğiz.
– Diyelim ki, aylık 200 bin lira kamu hakkı var yönetim kurulunda, bunun 50 bin lirasını orada kamuyu temsil eden kişi, çünkü o da sorumluluk alıyor, mesai harcıyor, hak ettiği kadar bir şeyi almış olacak. Genel ortalamamıza uygun bir karşılık almış olacak. Bunun üzerindeki rakam, mesela 150 bin lira bütçeye gidecek, genel bütçeye kaydedilmiş olacak. YPK kararı var geçmişte onunla bağlantılı ölçü konacak ama bu maaşı geçemeyecek.
]]>Fransız Başkonsolosluğunun Gazze konulu tablonun sergilenmesine izin vermediği için sergiyi iptal etmek zorunda kaldığı öğrenildi.
Çalışması sansüre maruz kalan ve diğer sanatçılar tarafından da sansüre karşı desteklenen grafiti sanatçısı Muhammed Emin Türkmen, yaşananlarını anlattı.
MET takma adıyla tanınan Türkmen, Gazze konulu çalışmasına sansür uygulanmasına diğer sanatçıların da tepki gösterdiğini ve serginin Başkonsolosluğun ısrarıyla iptal edilmek zorunda kaldığını dile getirdi.
“GAZZE’YLE İLGİLİ ESER AYLAR ÖNCE GÖRÜŞÜLDÜ”
Yaklaşık 3 ay kadar önce Fransız Kültür Merkezinin kendisi ile iletişime geçerek olimpiyat oyunları temalı sokak sergisine davet ettiğini ve kendisinin de bu davete olumlu yanıt verdiğini söyleyen Türkmen, Gazze ve olimpiyatları birleştiren bir konuya sahip eser ile sergiye katılacağını, bunun için herhangi bir problem olup olmadığını aylar öncesinden ilgililerle görüştüklerini ifade etti.
Dünyanın bir ucunda insanlar katledilirken sadece olimpiyatları konu alan bir sergi yapmanın doğru olmayacağını, bu insanlara ses olmamanın komik, gerçeklikten uzak ve vicdanen rahatsız edici olacağını Fransız Kültür Merkezi yetkilileri ile yaptıkları görüşmede dile getirdiğini kaydeden Türkmen, şunları anlattı:
“Fransız Kültür yetkilileri ve diğer sanatçı arkadaşlar bu talebime olumlu yaklaştılar. Ancak bu süreçte, benden eserimde, herhangi bir hakaret unsurunun bulunmamasını rica ettiler. ‘Fransa sanat ve fikir konusunda özgürlükler ülkesidir.’ dediler ve bu yaklaşım ile açıkçası önce beni mutlu ettiler. Ben zaten hakareti, ifade özgürlüğü olarak kabul eden bir sanatçı değilim. Ancak sonrası konuştuğumuz gibi ilerlemedi.”
“BU SERGİDE OLMAMIN BİR ANLAMI YOK”
Fransız Kültür Merkezi yetkililerinin serginin açılmasına 2 gün kala acil bir toplantı düzenlenmesini talep ettiklerini ve sonrasında eserinin sergide gösterilemeyeceğinin kendisine beyan edildiğini belirten Türkmen, şu ifadeleri kullandı:
“Serginin açılışına 2 gün kala bana bir telefon geldi. Küratörümüz bir toplantı yapmamız gerektiğini belirtti. Toplantıda bana bu sergide bu tema içerisinde eserlerimi sergileyemeyeceğim beyan edildi. Ben de diğer sanatçı arkadaşlarımızın emeğini ziyan etmemek için uğraş verdim. Ancak onlar, alınan bu kararın Fransız Başkonsolosluğunun kararı olduğunu bana ilettiler. Ben eserimde düzeltme yapabileceğimi belirtmeme rağmen konsolosluğun Filistin ile alakalı bir eseri bu sergide görmek istemediklerini belirttiler.”
Türkmen, kendisi ile birlikte sergide eserleri sergilenecek 5 sanatçının emeğinin boşa gitmemesi adına süreci yapıcı bir şekilde çözüme kavuşturmaya çalıştığını, ancak Başkonsolosluk kararının kesin olması nedeniyle programda hazırladığı tablonun sergilenemeyeceği, sadece farklı bir çalışma hazırlaması durumunda programa katılım sağlayabileceğinin kendisine söylendiğini aktardı.
Türkmen, şöyle devam etti:
“Başka bir temaya dönüştüremeyeceksem eserimin sergilenemeyeceği bana iletildi. Ben bu motivasyon ile sergiye katıldım ve en başında çalışacağım konuyu zaten kendilerine iletmiştim. Nitekim en başında bu konuyla ilgili bir problem olmamış, kendileri de bunu kabul etmişti. Fakat bu tutum Başkonsolosluğun kararı ile değişti. ‘Eğer ben oradaki insanların acısını dile getiremeyeceksem zaten benim bu sergide olmamın da bir anlamı yok.’ diyerek çekilme kararı aldım.”
Türkmen ayrıca Fransız Başkonsolosluğunun kararının ardından sergiye katılan diğer 5 sanatçı ve küratörün de “Sen yoksan ve sana bir sansür uygulanacaksa bizim de burada bulunmamızın bir anlamı yok.” diyerek programdan çekildiklerini, bunun üzerine serginin iptal edildiğini açıkladı.
“FİLİSTİN NASIL OLURDU KONUSUNU ANLATMAYA ÇALIŞTIM”
Sergide gösterilmek üzere hazırladığı tablo ile ilgili bilgiler veren Türkmen, şunları söyledi:
“Bu çalışmada konumuz olimpiyatlar olduğu için eserimde, ‘Olimpiyatlar Fransa’da değil de Filistin’de olsaydı nasıl olurdu?’ konusunu anlatmaya çalıştım. Bir an oradaki çocukların kaçışmaları, düşen bombalar canlandı. Bu tablo aslında bize şunu anlatıyor: 2040 olimpiyatlarına katılma ihtimali olan 15 bin çocuk İsrail tarafından öldürüldü. Eserin ismi: Gerçek Olimpiyatlardı (Real Olympics) Bu gerçek olimpiyatlarda bu çocuklara, yarışı kazanması durumunda sadece yaşama hakkı tanınıyor. Yani ikinci olma şansları yok çünkü ölüyorlar. Ben burada bunu anlatmak istedim.”
Hazırladığı tablonun yanı sıra Fransız Kültür Merkezi’nde kendine ayrılan bölümde evrensel barış mesajları, Gazze’de yaşananlar ile dünyanın bakış açısını gösteren ifadelerin yer aldığını belirten Türkmen, hiçbir hakaret unsuruna yer vermemesine rağmen eserine sansür uygulandığını kaydetti. Türkmen, şunları aktardı:
“Bu aslında tek başına bir tablo değildi. Bu tabloların asıldığı bir sokak duvarı oluşturmuştum enstitü içerisinde. O duvara bu tabloları asacaktım. Duvarda Filistin ile ilgili evrensel mesajlar yer alıyordu sevgi, barış ve özgürlük üzerine. Ben bu tabloları o mesajların yer aldığı duvar üzerine asacaktım ancak Başkonsolosluk kararı buna engel oldu, maalesef eserimin sergilenmesine müsaade edilmedi.”
Gazze’de süren katliama karşı sanatı ile Filistinlilere ses olmaya devam edeceğini belirten Türkmen, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“7 Ekim’den bu yana çok ciddi bir sivil katliamı var Filistin’de. Ben anlam veremiyorum, bütün dünya buna seyirci kalıyor. Ben bu süreç başladığından beri her akşam ‘Bu insanlar için acaba ne yapabilirim?’ diye düşünüyor, elimden geldiğince sanatımla oradaki insanlara, çocuklara ses olmak için çabalıyorum. Ben öbür dünyaya inanan bir insanım ve orada katledilen çocukların bir gün benim karşıma çıkıp ‘Biz orada katledilirken sen ne yapıyordun?’ diye soracaklarına inanıyorum. Benim orada onlara verebilecek bir cevabımın olması lazım. Bunu sanatımla yapmaya çalışıyorum. Onlar için yaptıklarım bir işe yarıyor mu bilmiyorum ancak elimden geldiği kadarıyla onlara ses olmaya çalışıyorum, olmaya devam edeceğim.”
]]>Sayın Başkanlarım, İstanbulspor olarak hukuki işlemin ilk etabı olan ihtarnamemizi bugün gönderdim. Ekte noter onaylı halini görebilirsiniz. Bu bugünkü son duruma göre hazırlanmış halidir. Sizlere ekte bu metnin örneğini gönderiyorum. İmzası olan Başkanlarımız aynısını gönderebilir. Ancak yeni gelen imzalar olursa diye çekmeden önce bizimle irtibata geçerlerse listenin güncel olup olmadığını kendileri ile paylaşabiliriz. Hayırlara vesile olması dileğiyle…
Konu : TFF Statüsü 29. Madde uyarınca TFF Genel Kurul Delegeleri tarafından yapılan “Olağanüstü Seçimli Genel Kurul” çağrısına uyulması talebinin ve uyulmadığı takdirde hukuki yollara başvurulacağının ihtarıdır.
Açıklamalar :
Sayın Muhatap,
Türk Futbolunun içinde bulunduğu durum nedeniyle, TFF Genel Kurul Delegesi olan ekli 147 kişi tarafından TFF Statüsünün 29/2. Maddesi uyarınca noter aracılığıyla “Olağanüstü Seçimli Genel Kurul” çağrısı yapılmıştır. (Ekli Noter Detaylı Delege Çağrı Listesi)
Söz konusu çağrı, TFF Statüsünün 22. maddesi uyarınca delege olan 325 kişinin (TFF tarafından 324 olarak açıklanmıştır) %40’ına denk gelen 130 kişiden daha fazla delege tarafından talep edildiğinden; TFF Yönetim Kurulu tarafından TFF Statüsünün 29/2. Maddesi uyarınca en geç 30 gün içerisinde “Olağanüstü Genel Kurul”un toplanması zorunludur.
TFF internet sitesinde yapılan açıklamalarda, TFF’nin kendisine gönderilen ihtarnamelerdeki delegelerin “yetkisine” ve “imzalarını geri çekmelerine” yönelik ifadeler yer almaktadır. Bununla birlikte, TFF Statüsü’nün 22/2. Maddesi ve TFF Genel Kurul İç Tüzüğünün 9. Maddesi hükümleri uyarınca TFF Yönetim Kurulu’nun delege yetkisine ya da imzalarının geri çekilmesine yönelik herhangi bir karar verme hakkı olmadığı gibi, TFF internet sitesindeki açıklamalar uyarınca TFF Yönetim Kurulu tarafından, TFF’nin en üst karar organı olan Genel Kurul’un karar yetkisine ve görevine ilişkin yetki gaspı yapılmaktadır.
Kaldı ki hiçbir hukuk normu, kendisi hakkında karar verilmesine yönelik talepler bulunan bir organın, bu taleplere yönelik karar verme hakkına yönelik hukuki koruma sağlamamaktadır. Aksinin kabulü halinde, TFF Yönetim Kurulu, aleyhinde talepte bulunan delegelerin hiçbir talebini kendi keyfiyeti doğrultusunda değerlendirmeye almayacaktır. Bu husus, TFF Genel Kurul Delegelerinin demokratik ve yasal haklarının kullanımının doğrudan engellenmesi olacağından; TFF Yönetim Kurulu’nun bu yetki ve görev gaspından vazgeçmesi zorunludur.
Bu doğrultuda; 5894 Sayılı Kanun, TFF Statüsü ve TFF Genel Kurul İç Tüzüğüne ayrı ayrı bağlı olan TFF Yönetim Kurulu’nun, ekli 147 Delegenin “Olağanüstü Seçimli Genel Kurul” talebi uyarınca, TFF Statüsünün 29. Maddesine uygun şekilde çağrı yaparak ihtarname tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde “Olağanüstü Genel Kurul”u toplamak zorundadır.
Aksine davranışta bulunulması halinde, “Olağanüstü Genel Kurul” çağrısı ile ihtarname tarihinden sonra en geç 30 gün içinde TFF Genel Kurulunun toplanmaması nedeniyle hukuki varlığı tartışmalı hale gelen TFF Yönetim Kurulu tarafından alınacak olan “liglerin tescili” dahil hiçbir kararın hukuki koruması olmadığı gibi hukuken geçerliliği de bulunmayacaktır.
Dolayısıyla, TFF Yönetim Kurulu’nun aksine davranışta bulunması durumunda FIFA’ya yapılacak olan başvuruya ek olarak; mahkemeler nezdinde TFF Yönetiminin görev ve yetki gaspına ilişkin taleplerde bulunulacağı ve TFF Kanunu, TFF Statüsü ile TFF Genel Kurul İç Tüzüğüne aykırı davranma iradesi gösteren TFF Yönetim Kurulu üyeleri ve profesyonelleri hakkında görevi suiistimal başvurusu yapılacağını ihtaren ve ihbaren tarafınıza bildiririz.
“LAFI EĞİP BÜKMEDEN SÖYLEMEK İSTERİM Kİ…”
Kılıçdaroğlu’nun “Samimiyet ve Cesaret Gerek!” diyerek başladığı mesajı şöyle:
“Kobane davaları sonuçlanmış ve çıkan hukuksuz kararlara en üst perdeden karşı duran bir açıklama yayınlamıştım. Gerek sosyal gerekse ulusal medyada, bazı kişilerin ve siyasetçilerin konuyu anlamadığını, anlayanların da işlerine gelmediği için attıkları “dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyerek sen sebep oldun” iftiralarını üzülerek takip ettim. Hiç lafı eğip bükmeden söylemek isterim ki: Mevcut iktidara benim dışımda “Diktatör” diyebilen bir siyasi lider görmediğim gibi, bırakın “Diktatör” demeyi; bu hukuksuz karara karşı çıkıyor olmanın yolunu, Erdoğan’ı eleştirmekten korktukları için, “Kılıçdaroğlu dokunulmazlıkları kaldırdı” diyerek bulanları acıyarak izliyorum.
“DEMİRTAŞ’I YALNIZ BIRAKANLARDAN OLMAYACAĞIM”
1- Terör suçu dokunulmazlık kapsamında değildir. Ayrıca Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının işlediği veya kendilerine isnat edilebilecek bir terör suçu da yoktur. Sayın Demirtaş savunmasında da vurguladığı üzere demokrasi ve barış savunucusudur.
2- Hal böyleyken Sayın Demirtaş, içerisinde AKP rejimiyle anlaşmalı bazı partililerinin de olduğu bir irade tarafından, yalan ve iftiralar manzumesiyle, “dokunulmazlığın kaldırılması” maskesiyle tutsak edilmiştir.
3- Ve aynı irade hukuksuz, etik dışı, vicdansız bir yargılamayla bu tutsaklığı hükme bağlamıştır.
4- Sayın Demirtaş’ı tutsak eden iradenin en önemli ismi Erdoğan’ın kendisidir. Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının, kendi partileri içerisinde, kimilerinin her fırsatta göz kırptığı ve Erdoğan’ın öncüsü olduğu irade tarafından tutsak edilmelerine karşı tek başıma kalsam da mücadele edeceğim. Sayın Demirtaş’ı yalnız bırakanlardan olmayacağım.
“MÜCADELE ETTİM, EDERİM”
Van’da, Diyarbakır’da, Muş’ta, Samsun’da, Kayseri’de ve bütün Türkiye’de seçim dönemi ve öncesinde bana olan sevgiyi ve çok daha önemlisi demokrasiye ve adalete olan özlemi, inancı görmüş biriyim. Güzel ülkemizin varlığı ve geleceği için samimi bir şekilde siyaset yapan ve çalışan herkes için sonuna kadar mücadele ettim, ederim!
“SİYASİ TUTSAKLARIN ÖDEDİĞİ BEDELİN KAYNAĞI DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI DEĞİL”
Bugün, Sayın Demirtaş’ın da Sayın Can Atalay’ın da ve diğer bütün siyasi tutsakların da ödedikleri bedelin kaynağı dokunulmazlıkların kalkması değil, baskıcı hükümetin karşısında, halkın yanında dik durmalarıdır! En başta kendi partileri olmak üzere, arka kapılarda adaletin değil de gücün yanında olmayı seçenlere tavsiyem; samimiyetle vatansever bir anlayışta siyaset yapmaları, yapılan bütün hukuksuzlukları cesurca muhatabına söylemeleridir.
“DEMİRTAŞ VE ATALAY BİZİMDİR”
Bütün siyasi partilerin içerisinde bedel ödemiş, müesses nizama karşı durmuş, milletin kötü talihi değişsin istemiş, bu uğurda mücadele etmiş bütün arkadaşlarımın haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Vatanperver Kürt halkının sevgili Başkanı Sayın Demirtaş ve Hatay halkının göz bebeği vekili Can Atalay bizimdir, timsah göz yaşlarıyla arka kapı pazarlıkçıları Erdoğan’ın olsun. Bir Kürt atasözünün de dediği gibi; Bila mirov kuştiyê şera be ne girtîyê rovîya be. İnsan; aslanın ölüsü olsun ama tilkinin tutsağı olmasın…”
]]>Savcılığın nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, 10 şüphelinin terör örgütü PKK ile irtibatına ilişkin tespitler yer aldı.
“DEĞER AİLESİ”
Yazıda, terör örgütü PKK/KCK’nın siyasi alan yapılanmasında faaliyette bulundukları değerlendirilen şüphelilerin, örgüt adına faaliyet yürütmekteyken ölen kişilerin “Değer ailesi” olarak adlandırdıkları ailelerini ziyaret ediyor olabileceklerine dair haklarında istihbari bilgi elde edilmesi üzerine soruşturmaya başlandığı ifade edildi.
“YANLIŞ HABERLER İLE KAMUOYUNU ETKİLEMEYE ÇALIŞTI”
Polis ekiplerinin, 20 Eylül 2022’de Yavuz Genç isimli kişiyi aracının hacizli olduğunun anlaşılması üzerine durdurduğu, Genç’in aracını yakıp polis memurlarına saldırdığı, ekipler tarafından silahla etkisiz hale getirilen Genç’in hastanede yaşamını yitirdiği aktarılan yazıda, gözaltına alınan şüphelilerden Alamettin Demir’in konuyla ilgili yanlış haberler yaptığı, kamuoyunu etkilemeye çalıştığı ve görüşmelerinin incelenmesi sonucu suç unsuru içeren 88 görüşme tespit edildiği belirtildi.
ASILSIZ KİMYASAL SİLAH İDDİASI
Yazıda, şüphelilerden Çetin Demir’in suç unsuru içeren 61 görüşmesinin tespit edildiği, cep telefonu incelemesinde, DEM Parti Bağcılar ilçe binasında gerçekleştirilen etkinlikte duvarda terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının asılı olduğunun belirlendiği bilgisi verildi.
Şüpheli Çetin’in, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak’a düzenlediği operasyonlarda kimyasal silah kullandığına ilişkin asılsız iddialarla ilgili uluslararası kamuoyunda olumsuz algı oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinliklere katıldığı ifade edilen yazıda, şüpheli Enes Ayaz’ın ise örgütün kırsal alanına eleman kazandırma faaliyeti yürüttüğünün tespit edildiği belirtildi.
Yazıda, şüphelilerden İbrahim Elban’a ait dijital materyal incelemesinde, “HDP Eyüp İlçe Dayanışma” isimli WhatsApp grubunda örgüt elebaşı Öcalan ve örgütün sözde kurucularından Sakine Cansız, Mazlum Doğan, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez’in fotoğraflarının asılı olduğu etkinliğe ait görseller ile örgüt adına gerçekleştirilen eylemlere çağrılarla ilgili yazışmaların bulunduğu ifade edildi.
“YARGI MERCİ GİBİ DAVRANDI”
Şüpheli Yaşar Gökdemir’in ise örgütün sözde anayasası kabul edilen KCK sözleşmesinde “Halk Mahkemeleri” olarak bilinen yapı kapsamında, parti çatısı altında yasal görünüm kazandırılmaya çalışılan sözde Halk Komisyonu’nda aralarında alacak-verecek veya farklı anlaşmazlıklar bulunan tarafları bir araya getirdiği ve yargı merci gibi davrandığı belirtilen yazıda, Gökdemir’in taraflar arasındaki anlaşmazlıkları çözmeye yönelik sözde kararlar vermeye çalıştığı kaydedildi.
Sevk yazısında, diğer şüphelilerin de terör örgütüyle bağlantılarına yer verilirken, 10 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanmaları talep edildi.
Şüphelilerin nöbetçi sulh ceza hakimliğindeki işlemleri sürüyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, terör örgütü PKK/KCK içinde faaliyet yürüttüğü tespit edilen 25 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.
Bunun üzerine harekete geçen emniyet güçleri, 25 adrese düzenledikleri operasyonda 21 şüpheliyi yakalamıştı.
]]>Et fiyatlarında düşüş beklemediklerini kaydeden Çiçek şunları söyledi:
“Özellikle pandemi, kuraklık, Rusya- Ukrayna savaşlarından dolayı dünyadaki emtia giderleri arttı. Türkiye ham madde yönünden dışa bağımlı. Fiyatların artmasından dolayı süt üreticileri zarar etti. İnekler kesime gitti, dana olmadı ve bir şey yok olduğu zaman pahalı olur.
Dışarıdan gelen ithal hayvanlar bile yetersiz kaldı. Hala dışarıdan ithal hayvanlar gelmeye devam ediyor. Kasaplık olsun, besi olsun, karkas olsun. Sonuçta Türkiye 85 milyon nüfusu olan, yıllık ortalama 15 milyon turisti olan 100 milyonluk bir ülke.
Maalesef Türkiye’de hayvan varlığının yetersiz olmasından dolayı et fiyatları yüksek. Bunun en büyük sebebi ham madde, besilik dana sıkıntımız var. O yüzden et pahalı. Zaten TÜİK’in açıklaması var. Gıda fiyatlarında ette yüzde 100 enflasyon var ve bu gidişle de etin 2-3 yıl ucuz olacağı öngörüsü çok zayıf.
Nereye kadar devlet dışarıdan hayvan getirip vatandaşı besleyebilir? Buna gücü yeter mi, yetmez mi? Sonuçta bir cari açık var. Bizim öngörümüz hayvan varlığının azlığından dolayı et fiyatları daha da yükselecek gibi görünüyor.
“İNSANLAR ARTIK ET YEMEMEYE BAŞLADI”
Hükümetimiz vatandaşın et ihtiyacını gidermek için yurt dışından et ithal ediyor. Şimdi bu olmadan önce tedbir alınsaydı bu durumlara gelmezdik. Maalesef belli imkanlar doğrultusunda geç kalındı. Geç kalındığından dolayı et fiyatları yükseldi.
Şimdi Et ve Süt Kurumu 2024 yılında Güney Amerika’dan 600 bin besilik dana getirecek, büyük ihtimalle de 300- 400 bin tane kasaplık karkas olsun, besilik dana olsun getirecek. Etti bir milyon hayvan. Benim görüşüme göre bir milyon hayvan Türkiye’ye yine yetmeyecek.
Zaten şu an enflasyondan dolayı bir ekonomik sıkıntı var ülkemizde arza rağmen. Et fiyatları yüksek olduğu zaman insanlar artık yememeye başladı veya aldığı etin yarısını yemeye başladı. Arzda bir sıkıntı oldu. Ona rağmen et fiyatları çok yüksek. Bunun önüne geçebilmek için ülkemizdeki dişi hayvan materyalini arttırmamız lazım.
“EN BÜYÜK SIKINTI DİŞİ HAYVANLARIN AZ OLMASI”
Süte geçenlerde küçük bir zam verildi. Siz sütçüyü memnun ederseniz sütçü inek besler, inek çok olursa süt çok olur, dana çok olur. Dana çok olursa besilik maddeler çok olur ve et fiyatları makul seviyeye gelir. Şu an Türkiye’deki en büyük sıkıntı dişi hayvan varlığının az olması. Dişi hayvan varlığının az olmasından dolayı buzağı yok. Buzağı olmayınca dana yok. Dana olmadığından dolayı et yok. Bu süreç de hemen böyle 3- 5 ayda düzelecek gibi görünmüyor. Zaten bakanlığın yeni politikası, 2028 yılında beside dışa bağımlılığı sıfırlamak istiyor ama muvaffak olur mu olmaz mı onu uygulanan politikalarla göreceğiz. Yani önümüzdeki 3- 4 yıl et fiyatlarının düşeceğini zannetmiyoruz. Bu şekilde gidecek.”
]]>

Sassone’nin, Leonardo’nun İtalya’ya iadesi için yaklaşık 4 yıl önce açtığı ve Urla 1’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada Uluslararası Lahey Sözleşmesi gereğince çocuğun vatandaşı olduğu İtalya’ya iade kararı çıktı. Yiğit’in avukatının itirazı üzerine dosya, istinaf mahkemesine taşındı. Dosyayı görüşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi itirazı reddetti.
Yiğit’in avukatı, bu kez dosyayı Yargıtay’a götürdü. Yargıtay, kararı 15 Mayıs’ta onadı. Kararın Yargıtay’da da kesinleşmesinin ardından Leonardo Maximus Yiğit, önceki gün polis ekipleri eşliğinde anneye verildi.

‘DÖVE DÖVE ÇOCUĞU ARABAYA SOKTULAR’
Demirbilek Yiğit 5 yıl önce oğlu ile birlikte İtalya’dan İzmir’e yerleştiğini belirterek, “Ortak velayette oturma hakkı bana verilmişti. İzmir’de bir hayat kurduk. Annesi küçüklüğünden beri çocuğuna bakmıyordu. İlk 6 aydan sonra çocuğa ben baktım. Annelik vazifesini yapmadı ama çocuğun iadesini talep etti. Aradan 5 yıl geçti. Arkadaşları, okulu ve tüm düzeni her şeyi burada. ‘Türkiye’den ayrılması ona zarar verir, travma yaşatır’ diye psikolog raporu var. Tek konuştuğu dil Türkçe. Ona rağmen Yargıtay’dan iade kararı çıktı” dedi.

Leonardo’nun dedesi tarafından zorla arabaya bindirildiğini söyleyen Yiğit, sözlerin şöyle devam etti:
“Onu teslim alırlarken, çocuk her şeyiyle buna karşıydı. Yalvardı, ağladı. Videoları var. Bana daha önce de ‘Gitmek istemiyorum’ diye yalvardı. Psikolog raporları ciddiye alınmadı. Çocuğum Türkiye’de kalmak için elinden geleni yaptı ama şiddetle, döve döve çocuğu arabaya soktular. Türk polisi çocuğa yardım edeceğine beni tuttu. ‘Baba imdat’ diye yalvarıyordu. Ona yardımcı olacağım diye söz verdim ama olamıyorum. Buradan yalvarıyorum. Bu konuda devletimizden yardım bekliyorum. Lütfen bizi yalnız bırakmayın.”

‘ÇOCUĞA EBEVEYN YABANCILAŞMA SENDROMU YAŞATTI’
Velayetin annede olduğunu ve çocuğunu kaçırıp buraya getirdiği için Uluslararası Lahey Sözleşmesi’ne göre çocuk kaçırma suçundan Türk mahkemelerinin İtalyan vatandaşı olan Leonardo’nun İtalya’ya iadesine karar verdiğini söyleyen Ilaria Alassondra Sassone’nin avukatı Süreyya Turan ise iade kararının Yargıtay tarafından da onararak kesinleştiğini söyledi.
Çocuğa Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromu yaşattırıldığını iddia eden Turan, “Çocuk daha önce annenin kucağına atlıyordu ama baba tamamıyla çocuğun psikolojisini bozdu. Çocuk bu yüzden anneye gelmek istemedi. Çocuğa Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu yaşattı. Sonuç olarak kesinleşmiş bir karar olduğu için teslim alındı. Fakat baba çocuğu teslim etmesi gerekirken onu doldurduğu için çocuk gitmek istemedi ve mecburen zorla alınmış oldu, polis aldı. Son çekilen görüntüde çocuk istemiyor gibi görünüyor ama daha önce istiyordu, bunu yapan baba” dedi. Vekili Sassone’nin can güvenliğinin bulunmadığını öne süren Turan, anne oğulun, çocuğu teslim alan dedeyle bir otelde kaldığını ve bir an önce İtalya’ya dönmek istediklerini belirtti.
]]>Kobani Davası’ndaki çıkan kararlar hakkında ne diyorsunuz?
Siyasi bir davanın sonucu. Türkiye’de, üzülerek söylüyorum ki birçok siyasi dava var. Siyasi davalar üzerinden insanlar boşu boşuna hapiste yatabiliyor.
Normalleşmeyi konuşuyoruz. Normalleşmenin ilk kuralı adalettir, adalete uygun hareket etmektir. Siyaseti adalete alet etmemek gerekir. Bazen adaleti bize unutturan kararların siyasi biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Şiddeti siyasetin gündeminden çıkarmamız, legal siyasetin önünü açmamız lazım. Şiddete başvurmadıkça hiç kimsenin cezalandırılmasını doğru bulmayız. Teröre de terör örgütlerine de karşıyız ama verilen kararlar siyasi temele oturduğu sürece kimsenin vicdanı rahat edemez.
Bu ülkede geçmişte çokça siyasi cezalandırmalar yapıldı. Bugün, siyasi cezalandırma kararlarının arkasında olduğunu bildiğimiz insanların bile yargılanıp cezalandırıldığı günleri yaşadık yakın zamanda. O gün ne kadar yanlışsa bugün onlardan daha fazla yanlış. Çünkü o günlerden bugüne 20 yıl geçti. İlerlememiz gerekirken geri gitmiş durumdayız.
Bunun adı ister Selahattin Demirtaş, ister Ahmet Türk olsun. Bu insanları mahkum etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmayacak da.
Legal siyaseti yok ettiğimiz takdirde makul ve mantıklı ortamı, insanların huzur, güven içerisinde kendini hissedeceği bir ülkeyi oluşturma şansımız yok.
Ben de siyasi bir davanın aktörüyüm. Benim de içeride davam var. Siyasi yasakla muhatap olan bir kişiyim. Kim bilebilir ki üst mahkemede cezanın arttırılmayacağını? Arttırılabilir. Pekala böyle bir gündemle muhatap olabiliriz. Bu bir şaka mı? Değil. Kaygı oluşturmalı mı? Kesinlikle oluşturmalı. Kaygı duyuyor muyum? Vallahi duymuyorum. Ama bu kaygıyı duyup bana soran ve “Ya ne olacak senin davan” diyen binlerce insan var.
Türkiye’nin sağlam zemine oturması noktasında bugün verilen kararların ülkeye faydası yok, zararı vardır.
Cumhur İttifakı’yla CHP’nin normalleşme, yumuşama, yol yürüme imkanı olduğunu düşünüyor musunuz?
Bunu zorlamanın hiçbir zararı yok. Ben Sayın Genel Başkanımızın Cumhurbaşkanı’yla görüşmesini kesinlikle doğru buluyorum. Hiçbir yanlış tarafı yok. Bilakis Türkiye’de bu normalleşme konusunda samimi çabaları demokrasi adına büyük bir olgunluk gösteren halkımız tarafından çok önemli değerlendirileceğini düşünüyorum. Genel Başkanımızın ziyaretlerini önemsiyor ve destekliyorum.
Beklenti kısmına gelince… Genel Başkanımızın değerlendirmesi (Özgür Özel’in Kobani Davası’ndaki kararlar üzerine yaptığı ‘Normalleşmeye uygun zemin yok’ açıklamasını kastediyor) ne yazık ki doğru. Çünkü bu tür hamlelerden sonra yargılamanın bu şekilde sonuçlanması, bunu da genel başkanımızın yadırgaması, normalleşme çabası kadar haklı bir yadırgama. Ama bu bizi şaşırtan bir şey değil. “Vay” diyecek durumda değiliz. Türkiye’de uzun yıllardır bizi şaşkın bırakan ve üzen, “Ya bu da mı yapılır mı” dedirten, çok şey yaşamış bir ekibiz.
Ama yerel iktidar olan partiyle genelde iktidar olan partinin bir masada buluşması, tartışması, konuşması kadar doğru ve makul bir şey yok. Hatta bunun zorlanmasından yanayım. Siyasi rezerv koymanın ve masadan uzaklaşmanın faydası yok. Bu ülkede hiç kimse birbirine düşman değil. Bugün biz milyonlarca insanın bize oyunun kaydığı, milyonlarca insanın tepki olarak sandığa gitmeyip iktidara oy vermediği bir ortamdayız. Niçin bu doğru refleksi yakalamış insanlarımıza, eğer değişmiyorsa bir iktidarın siyasi tavrı, bunu açığa çıkarmanın… Yanlıştan döner de olumlu bir davranışa evrilirse iktidarın tavrı ne mutlu ülkemize. Adalete evriliyorsa, hukuku kendisine referans olarak görmeye başlıyorsa ne mutlu bize. Genel başkanımızın ve partimizin bu evrede sabırla, ısrarla, doğru hamleleri pozitif hamleleri yapmasını destekliyorum. Genel Başkanımızın tavrını da destekliyorum.
Elbette detayları, tedbir alınması gereken hususlar vardır. Sandalyenin sapının kırık şekilde bana hazırlanmış bir ortamda oturmuş birisi olarak bu tedbirleri almayı düşünmek zorundayız.
Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebiniz oldu mu? Bir dönüş oldu mu?
Genel başkanımızın Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebinden sonra kamuoyuna açık ısrarımı yaptım. Ama resmi ziyaret talebinde bulunmadım. Bulunmayacağım anlamına gelmiyor. Ama önce genel başkanımızın ziyareti kurumsal olarak da benim için önemliydi. Onu takip ediyorum. Bakanlara mektup yazarak dertlerimi anlattım, randevu taleplerinde bulundum. Bunun sayısı oldukça fazla. Bazılarına yüz yüze ifadelerde bulundum.
Cumhurbaşkanının CHP’yi ziyareti söz konusu. Bunu olumlu buluyorsunuz.
Tabii ki olumlu buluyorum. Sonuçta ülkenin 2023’te seçilmiş. Cumhurbaşkanı’nın CHP’ye gelmesinden niçin endişe edelim ki? Bilakis memnun olurum. Eminim Genel Başkanımız da bunu yapacaktır. Duyması gereken ne varsa, yüzleşmesi gereken ne varsa; vatandaşın dile getirdiği hususların ona aktarılmasının değerli olduğunu düşünüyorum. Umarım gelir.
“Ekonomik darboğazdan geçiliyor. Muhalefeti normalleştirme diye oyalayarak, zamana kazanıyor. CHP de bu oyuna geliyor” diye yorumlayanlar var.
Türkiye’de aklı başında özellikle yeni nesilin bu tür uzlaşma zemininden, diyalogdan mutlu olduğunu biliyorum. Defalarca söyledim, yine de söyleyeyim. Bakanların, cumhurbaşkanının veya genel müdürlerin çocukları bile bu makul davranışlardan mutlu oluyor. Onların bile çocukların oyuna talibiz biz. Onların bile. Bunu ancak bu şekilde başarabiliriz. Diğer tutum ve tavrıların, davranışların devri geçmiştir. Hatta bu tür başkalaştıran, uzaklaştıran, sürekli kavga eden anlayıştan bugüne kadar hep kazançlı çıkan, iktidar olmuştur. Bu oyuna gelmemek lazım.
Şu yorum yapılıyor: AK Parti, CHP’deki rakibini seçiyor. Siz katılır mısınız buna?
Az önce dediğim gibi, tedbir almak, temkinli olmak. şart. Ama bugünkü iktidarın satranç oynayacak birikimi var mıdır? Ben açıkçası emin değilim. Böyle birikim olduğunu da düşünmüyorum. Bugüne kadar oyunu hep popülizm üzerinden kurmuştur. Olan mevzuları çarpıtmıştır ve buradan fayda elde etme gayretinde olmuştur ve başarı elde etmiştir. Bunun adı satranç değildir. Siz piyona fil hareketini yapmaya gayret ederseniz ve bunu karşı tarafa yutturursanız, bunun adı hile olur. Bu hilelere kapılmamak lazım.
Tedbir almak, temkinli olmak, evet. Ama uzaklaşmak, yok saymak asla doğru değil.
AK Parti mi kaybetti, CHP mi kazandı?
Bir kere 2023’ten önce bir kez tekrarladığım bir şey vardı: “Bu seçimi biz kaybederiz iktidar kazanamaz” demiştim, biz kaybettik. 2024 seçimleri için aynı yorumu yapamam. Çünkü büyük bir travmadan geri dönüş ihtiyacı olan bir topluma farklı bir yaklaşımla makul karar alma zemini hazırlamamız gerekiyordu. Doğru hamleler yapan ve değişim gösteren CHP, makul zemini hazırladı ve bu seçimi kazandıran bizatihi milletin kendisidir. Bu seçimin kahramanı bizzat millettir, çok net. Ama bu aşamadan sonra bir sonraki seçimi yine kaybedersek biz kaybederiz, iktidar asla kazanamaz. Top bizim ayağımız. Bizim topu nasıl çevireceğimize ve nasıl oyun kuracağımıza bağlı. Artık bundan sonraki sorumluluk tümden bize aittir. Millet yapacağını yaptı.
Kılıçdaroğlu’nun dillendirdiği “Sarayla müzakere olmaz, mücadele olur” görüşü var. Siz nasıl bakıyorsunuz?
Enflasyon-faiz gibi bir şey bu. Müzakeresiz mücadele olur mu? Nasıl müzakeresiz mücadele yapacaksınız? Mücadele için müzakere olur, mücadele için buluşma olur. En güzel mücadele, münazara ile olur. Çıkarsınız toplumun huzurunda mücadele edersiniz. Müzakeresiz mücadele olmaz. Müzakere edeceksiniz. Toplum nasıl anlayacak hangisi daha iyi, hangisi daha doğruyu söylüyor. Örneğin son yerel seçimde müzakere için defalarca davet yapmamıza rağmen karşımıza çıkılamadı. Müzakere olmadan mücadele olmaz.
“Bütün diyalog yollarını açtım” dediniz, bunun geri dönüşü size yüzde kaç oldu?
Yüzde 15-20. Ama bundan yılmamak lazım. Ama esas kazanım nerede? Bu müzakere arayışı bize İstanbul seçimini bir daha kazandırdı. O zaman müzakere kazandırıyor. Ben nerde kazanacağım? Kazanacağım yer sandık. Ben tam aksine müzakereyi arttırmaktan yanayım. Müzakerenin biçimi tartışılır, geliştirilir. Müzakereden uzaklaşan insan kendinden şüphe eden insandır. Biz kendimizden şüphe etmiyoruz ki, milletin lehine konuşuyoruz.
Cumhurbaşkanı 28 Şubat sanıklarını affetti. Gezi Parkı Davası ile ilgili bir adım atılır mı?
Atılmalı. Bu karar bile geç kalınmış bir karar. İnsanlar çorba içemez halde. Çorba içiyor, yanağı delinmiş, yanağından çorba akıyor. Yaşlılık var. Bu ne yasaya sığar ne yargıya sığar ne adalete sığar. Bırakın, suçlu olduğunu kabul edelim. Buna bile sığmıyor. Bu oldu diye mutlu oluyoruz, düşünebiliyor musunuz. Halbuki gecikmiş bir adalet. Bu müzakereler sonuç mı vermiştir? Vermiştir. Memnun muyum? Tabi ki memnunum. Ama geç kalınmış bir memnuniyet. Yarın Gezi kararında hapis yatanlar serbest kalabilir mi? Kalmalıdır.
İBB Mali Hizmetler Daire Başkanı Neslihan Vural, bir açıklama yaptı, çok tepki gördü. İGDAŞ’ın halka arzı konuşulmaya başladı. İBB’nin elindeki birçok iştiraki özelleştireceği iddiası ortaya atıldı.
Bir kere bir bürokratın haddini aşan bir açıklaması olmuş. Bir kere İGDAŞ’ın özelleştirilmesiyle ilgili geçmişten gelen bir meclis kararı var. Halka arz özelleştirme anlamına gelir mi? Tam anlamıyla gelmez. Halka arz mümkün müdür? Mümkündür. Ama bu konular bürokrat arkadaşımızın gündemi değildir. Bunlar toplumda tartışılır ve o çerçevede ele alınır. Toplumcu ve kamucu anlayışla bunların finansal zeminde halkçı uygulamaları vardır. Geliştirebilir. Gündemimizde yok mudur? Hayır, vardır. Ama bu konu henüz masamızda bir müzakere sahasına bile oturmuş değildir. İçerikleri detaylı incelenmesi şart olan hususlardır. Haddini aşan bir açıklamadır. Halkçı, kamucu ve toplumcu anlayışla bunların yöntemleri dünya ölçeğinde mevcuttur. Ama bizim masamızda müzakere dahi edilmiş bir zemini yoktur.
Suya zam eleştirisi var.
İstanbul, 30 büyükşehir belediyesi içerisinde en pahalı su tedariki sağlayan şehirdir. Ne yazık ki göreve geldiğimizde yüzde 45’lere yakın indirim yapmamız olmamıza rağmen daha sonra artan enflasyon, artan maliyetler, emtia fiyatlarındaki yükselişlere rağmen hiçbir zaman hak ettiği fiyat artışını İSKİ elde edememiştir. Hep bütçe açığına düşmüştür. Geçmişte bugünün parasıyla milyarlarca lira İSKİ’den İBB’ye para aktarıldığı bir ortamdan bütçe açığı verir hale gelmiştir İSKİ. Halbuki biz İSKİ’yle bütün zorluklara rağmen beş yılda mucizeler yaratan yatırımlar yaptık. Şu anda yapılan zam ile ise denk bütçe üretmiş durumdayız. Yani artı değil bakın, denk bütçe üretmiş durumdayız. Bu mecburiyettir. Kaldı ki yüzde 36 oranında zam yapılmıştır. Açıklanan enflasyon ise yüzde 38. Enflasyonun bile altında olmasına rağmen zam denk bütçeye erişmiştir. O bakımdan bu bir zam değildir aslında. Türkiye’de yaşanan ekonomik koşullarda denk bütçe oluşturma gayretidir. Belediye Birliği Başkanlığına aday mısınız?
Artık yerel yönetimlerde iktidar olan bir CHP var. CHP’nin belediyeler birlikleri üzerinden yerel yönetim politikaları geliştirme zorunluluğu var. Halk böyle bir yetki vermiştir. Bu bağlamda en güçlü sesi olan kurum biziz ama bunun konuşulması için erkendir. Bu bir kısmıyla siyasi bir karardır. Bir kısmıyla geleneklere uygun bir karar zemini oluşturmak durumundadır. İstanbul bütçesiyle, geliştirdiği yerel yönetim politikalarıyla en etkin şehirdir. Öyle bir sorumluluk bize öngörülürse bundan geri durmayız. Bilakis hazırlıklarımız vardır.
2028’de kim aday oluyor?
Kim aday oluyor derken, CHP adayının kazanmak zorunda olduğu bir seçime doğru gidiyoruz.
İkinci dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapacaksınız. Üçüncü dönemi de yapmak ister misiniz?
Ben hiçbir zaman meselelere kişisel bakmadım. Kurumsal baktım. Burada siyasi parti olarak kurumumuzun iradesi önemlidir. Eee meselelere ilkesel bakarız. Halkın ne dediğine bakarız. Bundan sonraki ilk seçimi kaybedecek olan biziz. Kazanacak olan da biziz.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? CHP acaba erken mi cumhurbaşkanlığı tartışmasının içinde kendisini buldu?
Bu konu hiç tartışılmamalı. Ben Başarır’ın söyleminden kamuoyunda konuşulduğu şekliyle bir sonuç çıkarmadım. Ali Mahir Bey’in sonuçta genel başkanına isnat edilen bir tarife dönük bir savunma refleksi olarak hissettim. Asla bir yarış ya da bir parti içindeki kimliklerin birbiri arasındaki bir kıyas olarak zerre kadar hissetmedim. Gündemimde bile olmadı yani. Bu konu bizim partimizin gündemi bile değil şu anda. Bence genel başkanımızın bile iş değil yani.
Erken seçim bekler misiniz?
Ya öyle bir gündemimiz de yok. Erken seçimi toplum ister, halk ister. Parti istemez, isteyemez. Şu anda yeni seçimden çıkmış bir ortamda böyle bir tartışma olduğunu da görmüyorum. Ben ne görüyorum? Millet bize müthiş bir kredi açtı. Nasıl bir kredi biliyor musunuz? Sıfır faizle, geri ödemesi olan bir kredi değil. Ama şöyle diyor, “İster batır, ister çıkar. Batırırsan sen batarsın, çıkarırsan milletle beraber sen de çıkarsın.” Şu anda tek mevzumuz var, bu karşılıksız kredinin karşılığını vermek.
Arapça tabelalar sökülmeli mi?
Sadece dil üzerinden tabela disiplini diye bir şey konuşulmaz. Bu hamaset olur. Popülizm olur. Tabela düzeninin dünya ölçeğinde başta kent estetiği açısından, sonra bunun toplum tarafından kabul edilmesi ya da algılanması noktasında talepler devreye sokulur ve kararlar alınır. Bizim şu anda Fatih’te Ordu Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Bağdat Caddesi’yle ilgili olağanüstü bir hazırlığımız var. Halaskargazi’de, Abdi İpekçi’de ve birçok caddede, sıralayabilirim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin estetik kurallarını tasarlayan, sonra da halkın taleplerini karşılayan tabela çalışması var. Ama “İngilizce tabelaları yasaklayalım” veya “Arapça tabelaları yasaklayalım” üzerinden konuşmak popülizm olur. Bu ne belediye başkanına yakışır. Ne de evrensel anlayışa. Biz meseleyi tümden kent estetiği ve toplumun talepleri doğrultusunda bakıyoruz.
Kimi CHP’li belediyelerde yandaş ya da akraba kayırmacılık örnekleri var.
Çok net. Siyasette gerçekten eş, dost, akraba meselesi doğru değildir. Bu, Türkiye’nin son 20 yılında çok acı biçimde yaşanmaktadır. Artık eş, dost, akrabayı geçmiştir. Aile kavramı içerisine sıkışmıştır. İktidar bunu çok kötü bir örneğini hepimize sunmuştur ve halk bundan iğreniyor. Bunu kabul etmesi mümkün değil. “bBiz bunu az yapıyoruz. Onlar çok yapıyor.” Asla bir kıyas meselesi değildir. Azı da çoğu da aynıdır. Bulunduğunuz ekosistemde sizi toplumun yargılamasına sebep olur. Asla kabul edilecek bir mesele değildir. Bazı eksiklikler, hatalar olmuştur. Bir kısmından geri adım atılmıştır. Sanırım bütün CHP’li belediyeler de aldığı mesajı uygulayacaktır. Zaten genel başkanımız ve genel merkezimiz de bir kısım tedbirleri devreye sokmuştur.
]]>İmamoğlu, Roma’da, Avrupa Olimpiyat Komitesi (EOC) Başkanı Spyros Capralos ve İtalyan Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Giovanni Malago ile bir araya geldi. İmamoğlu’na Roma ziyaretinde, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkan Yardımcısı Ali Kiremitçioğlu ve Genel Sekreter Neşe Gündoğan eşlik etti. Sala della Protometeca’da düzenlenen imza töreni öncesinde, sırasıyla; Malago, Capralos, Kiremitçioğlu ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.

“SEÇİM SÜRECİNDE HEMFİKİR OLUNAN TEK KONU…”
İmamoğlu, imza töreni öncesinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
*Roma’nın bu özel mekanında, çok anlamlı bir vesileyle sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Avrupa Olimpiyat Komitesi’nin İstanbul’a gösterdiği özel ilgi için, kendilerine müteşekkiriz.
*Hep birlikte uzun ve heyecan dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. İstanbul 2027 Avrupa Oyunları ev sahipliğimiz, bu konudaki planlarımızı açıkladığımızdan bu yana, halkımızdan büyük ilgi ve destek gördü.
*16 milyon İstanbullu, diğer birçok konuda olduğu gibi, olimpiyat adaylık çalışmalarımızı da onayladıklarını, son seçimde gösterdiler. Seçim kampanyamız boyunca, birçok konuda tartışmalar yaşandı.
*Fakat 2027 Avrupa Oyunları ve 2036 Olimpiyat Oyunları hedeflerimiz konusunda herkes hemfikirdi. Rakiplerim ve hükümet üyeleri dahil, tüm siyasiler ve halkımız, bu hedefler konusunda desteklerini ifade ettiler. İstanbul’un başarısı için birlik olduklarını kanıtladılar.
“BU BİRLİK, SPORUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ SAYESİNDE ORTAYA ÇIKTI”
*Bu birlik, sporun birleştirici gücü sayesinde ortaya çıktı. Bugün burada sadece İstanbul için değil, olimpiyatlar ve paralimpik oyunları adına önemli bir toplantı için bir arada olduğumuza inanıyorum.
*Üç imparatorluğun başkentliğini yapmış, 8500 yıllık tarihi derinliği olan kadim dünya kenti İstanbul ile dünya sporunun en önemli organizasyonunu bir araya getirmek için çalışıyoruz. 2019 yılında, İBB Başkanı olarak göreve başladığım günden beri her fırsatta, olimpik hedeflerimizin çok büyük olduğunu belirttim.
*Karşılıklı saygı, dostluk ve mükemmellik gibi olimpik değerleri, son 5 yıldır yaşatan bir şehiriz. Sporun ve olimpiyat felsefesinin dünyada en büyük dönüştürücü güçlerin başında geldiğinin farkındayız.
*İstanbul’un ve İstanbulluların, sporun olumlu etkilerini en üst düzeyde yaşamasını istiyoruz. Bunun için ilk dönemimizde, ‘2036 Olimpiyat irade beyanıyla’ birlikte, spor alanında pek çok yeni ve büyük projeyi gerçekleştirdik.
*İkinci görev dönemimizde de herkesin spor yaptığı ve bu sayede geleceğe umutla bakan bir İstanbul ve Türkiye, en büyük hedefimiz olacak. Bu dönemde, spor alanında pek çok yeni projeyi de tamamlayacağız.

“İLK VE EN BÜYÜK ADIMIMIZI…”
*Olimpik kent olma amacımız doğrultusunda ilk ve en büyük adımımızı, İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yaparak atıyoruz. 2027 Avrupa Oyunları’nın, kentimizin ve Avrupa spor tarihinin eşsiz bir sayfası olacağını biliyoruz.
*Avrupa Oyunları’yla, bölgemizin ve Avrupa’nın spora bakışına yön vermek konusunda iddialıyız. İstanbul olarak, dünyada hiçbir kentin sahip olmadığı önemli avantajlarımız var. İstanbul’umuz, Avrupa coğrafyasının ve belki de dünyanın en kalabalık ve coşkulu sporsever kitlesine sahip.
*İstanbul, toplam 60 milyon taraftarı olan, 20’ye yakın olimpik branşta faaliyet gösteren güçlü, ulusal spor kulüpleriyle bu konuda eşsiz. Her yıl takım sporlarında, Avrupa şampiyonalarında başarı peşinde koşan, basketbol ve voleybol gibi önemli olimpik branşlarda, Avrupa ve dünya şampiyonluklarına ulaşan takımlarımız var. 70 bin kişilik statları, 15-20 bin kişilik spor salonları her hafta doldurabilen bir sporsever kitlesine sahibiz.”
“İSTANBUL, AVRUPA’DAKİ HER SPORCU İÇİN, BÜYÜK VE İLHAM VERİCİ BİR SAHNE”
*Avrupa’nın en büyük yıldızları, her yıl birbirinden farklı branşlarda, İstanbul’da yeteneklerini sergiliyor. Hemen her olimpik ve paralimpik branşta, çok sayıda uluslararası turnuva düzenledik. Bugün Avrupa’da, hemen her alanda öne çıkan yıldız sporcular, uluslararası organizasyonlara ilk adımlarını İstanbul’da attılar.
*İstanbul, Avrupa’daki her sporcu için, büyük ve ilham verici bir sahne. 2027’de bu sahneyi, Avrupa Oyunları için kuracağız ve tüm dünyaya ilham vereceğiz. İstanbul 2027 ile Avrupa Oyunları’nın algısını ve etkisini büyüteceğiz.
*Spor dalı sayısı ve katılan sporcu sayısına bakınca, Avrupa Oyunları’nın bir olimpiyat olduğunu söyleyebiliriz. Biz Avrupa Oyunları’nı tam bir olimpiyat ciddiyeti ve hassasiyetiyle ele alarak, İstanbul’un organizasyon gücünü bir kez daha göstereceğiz. 2024 Paris Olimpiyat Oyunları süresince açacağımız ‘İstanbul Olimpiyat Evi’nde, Avrupa Oyunları’nı özel olarak tanıtacak çok sayıda etkinlik düzenleyeceğiz.
*Buradan, başta Başkan Capralos olmak üzere, tüm EOC üyelerine, Olimpiyat Evimiz’de konuk değil, ev sahibi olduğunuzu belirtmek istiyorum. EOC’nin Paris’teki her türlü faaliyeti için, İstanbul Olimpiyat Evimiz’in kapıları sonuna kadar açık olacak.

FEDERASYONLARA VE SPORSEVERLERE ÇAĞRILARDA BULUNDU
*İstanbul ve Avrupa’nın spor tarihi için önemli bu özel günde, konuşmamı, birkaç çağrıda bulunarak bitirmek istiyorum. İlk çağrım Avrupa’nın tüm sporcularına: Gelin Avrupa’nın en renkli ve coşkulu tribünleri önünde yeteneklerinizi sergileyin. Gelin yetenekleriniz, kapasiteniz ve kişiliğinizle yeni nesillerin rol modeli olun.
*İkinci çağrım Avrupa’nın tüm olimpik spor federasyonlarına: İstanbul olarak, her türlü iş birliğine açığız. İstanbul, sadece olimpiyatlara ve paralimpik oyunlarına değil, sizlerin bundan böyle düzenleyeceği tüm büyük organizasyonlara talip. Gelin, birçok ilham verici hikayeyi birlikte yazalım, birlikte başaralım.
*Üçüncü çağrım, Avrupa ve dünyadaki tüm sporseverlere: İstanbul’a geldiğinizde, sadece spor izlemekle kalmayacak, dünyanın en heyecan verici kentinde, hayatınızın en güzel günlerini yaşama fırsatı yakalayacaksınız. İstanbul halkının konukseverliğinin başka hiçbir şeye benzemediğini, İstanbul 2027 için tribünlerde yerinizi aldığınızda göreceksiniz. Ve son olarak; tüm Avrupa’ya 2027’de bir arada olmak için çağrı yapmak istiyorum.
*İstanbul’da, 2027 yılında, farklılıklarımızla bir araya gelirken, aslında ne kadar büyük ve renkli bir kültür birliği oluşturduğumuzu tüm dünyaya, bir kez daha kanıtlayalım. Gelin 2027’de, Avrupa’nın ve dünyanın en renkli kültürlerinin harmanlandığı İstanbul’da buluşalım. Her yıl 20 milyona yakın misafirimizin eşsiz deneyimler yaşamak için ziyaret ettiği İstanbul’a davetlisiniz.
“YAPABİLECEK BECERİYE SAHİP OLDUĞUNU KANITLADI”
EOC Başkanı Capralos da konuşmasında, İBB ve TMOK ile yaptıkları iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Capralos, “Bugün imzalanan mutabakat zaptı sayesinde, Avrupa Olimpiyat Komitesi, tüm Avrupa için özel bir spor gösterisi düzenleme noktasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Olimpiyat Komitesi ile yol alacaktır. İstanbul, muhteşem etkinliklere ev sahipliği yapabilecek beceri, deneyim ve tutkuya sahip insanların yaşadığı bir şehir olduğunu kanıtladı. Spora büyük sevgi duyan bir şehir ve kıta genelinde her yaştan insanı sağlıklı yaşam tarzları oluşturmaya ve spora katılmaya teşvik edebilecek bir Avrupa Oyunları sunmak için birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından; İBB, TMOK ve EOC arasında üçlü mutabakat zaptı imzalandı. İmamoğlu ve diğer katılımcılar, imza töreninin ardından gazetecilerden gelen soruları yanıtladı.
]]>Kararda, sanık Ahlam Albashır’ın terör örgütü YPG/PYD üyesi olduğu, hakkında yakalama kararı bulunan ve eylemin ardından Edirne üzerinden yurt dışına kaçırılan kendisi gibi terör örgütü üyesi olan sanık Bilal el-hacmaos ile beraber karı koca görüntüsünde, eylemi planlayan “Hacı” kod isimli terör örgütü yöneticisi Khalil Manja Hussein tarafından yasa dışı yollardan Türkiye’ye gönderildiği ifade edildi.
İstanbul’da Suriye uyruklu sanıklar Ferhat Habeş ve Fatma Berkel’in evlerinde 3 hafta kaldığı, sonraki süreçte ise atölyelerinde yaşamaya devam ettiği, bu süre zarfında “Hacı” kod isimli terör örgütü yöneticisinin talimatları ile Taksim ve Fatih gibi sivil vatandaşların yoğun olarak bulunduğu ve en üst zayiat ve zararın oluşabileceği bölgeleri tespit amacıyla keşifler yaptığı kaydedilen kararda, patlamanın yaşandığı gün Albashır’ın “Hacı” kod isimli örgüt yöneticisinin talimatıyla söylenilen yere çantayı bıraktığı ve ticari taksiyle bölgeden uzaklaştığı belirtildi.
“SALDIRININ AMACI DEVLETİ ACİZ GÖSTERMEK”
Kararda, sanık Albashır’ın vatandaşların can ve mal güvenliği konusunda telaşlanıp panik olacağı bir ortam oluşturmak, acı ve hüzün gibi kötü duyguların insanlarda oluşmasını sağlayarak toplumun refah ve konfor seviyesini düşürmek, devletin, vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlayamayacak düzeyde sözde aciz ve zavallı olduğu izlenimini oluşturarak vatandaşları devlete ve yönetime karşı kışkırtmak olduğu, bu nedenlerle Albashır’ın olabildiğince fazla insanın hayatını kaybetmesi hedefiyle Taksim bölgesini seçtiği ifade edildi.
Bu hedefi doğrultusunda sanığın elverişli hareketler ile belirlenmiş kurgu dahilinde tasarlandığı şekilde sebat ve ısrarla hazırlanan bombayı söylenen yere bıraktığına işaret edilen kararda, şu ifadelere yer verildi:
“Eyleminin pek çok insanın hayatını kaybetmesine sebep olacağını bildiği ve bunu isteyerek, sebatla ve koşulsuz olarak serin kanlı bir biçimde hareket ettiği, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya konan eylem neticesinde sanığın elinde olmayan sebeplerle 99 insanın hayatını kaybetmeyerek yaralandığı, sanığın suçu işledikten sonraki tutum ve davranışları, toplum açısından oluşturduğu ve oluşturma ihtimali bulunan tehlike, suçu işledikten sonra pişmanlık yaşadığına dair mahkememizde herhangi bir kanaat oluşmaması sebepleriyle hakkında takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”
Albashır’ın üzerine atılı “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin ise şu değerlendirme yapıldı:
“Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istenmiş ise de söz konusu suçun ‘devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçu içerisinde erimesi ve bu suçtan ayrıca ceza verilmesi hasebiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”
Gerekçeli kararda, Suriye topraklarının büyük bir kısmının emperyalist güçlerin, muhalif kuvvetlerin ve terör örgütlerinin kontrolü altına girmesi nedeniyle milyonlarca insanın can ve mal güvenliği endişesi ile sığınmacı statüsünde başta Türkiye olmak üzere çevre ülkelere göç ettiği, bununla beraber yasa dışı yollardan Türkiye’ye gelmek ve burayı köprü olarak kullanıp Avrupa ülkelerine geçmek isteyen insanların ve grupların da çoğalması nedeniyle büyük bir göçmen kaçakçılığı ağının oluştuğu ifade edildi.
“TERÖR ÖRGÜTLERİ GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINI ORGANİZE EDİYOR”
Göçmen kaçakçılığı ağının içinde Türkiye’de ve uluslararası alanda faaliyet gösteren terör örgütü ve yasa dışı oluşumların ve çetelerin etkin olduğu kaydedilen kararda, bu grupların kendi amaçları ve çıkarları doğrultusunda mensuplarının ve sivil insanların yasa dışı yollardan Türkiye’ye girmelerini, buradan geçerek Avrupa ülkelerine ulaşmalarını koordine ettiği ve sağladığı anlatıldı.
Terör örgütü YPG/PYD’nin emellerine ulaşmak ve kanlı eylemlerini gerçekleştirmek amacıyla, yetiştirdiği mensupları olan sanıklar Ahlam Albashır ve Bilal el-Hacmaus’u yine örgütün mensubu olan ve göçmen kaçakçılığı yaparak kendini bu şekilde tanıtan sanık Khalil Manja Hussein aracılığıyla Türkiye’ye yasa dışı yollardan gönderdiği vurgulanarak, Hussein’in irtibata geçtiği göçmen kaçakçısı sanıklar Süleyman Güder ve Tareq Alkhatib’in, sanık Güder’e ait araçla Albashır ve Hacmaus’u Hatay’dan Adana Ceyhan’a getirdiği aktarıldı.
DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde, terör örgütü PKK/YPG tarafından 13 Kasım 2022’de düzenlenen bombalı saldırıda, 6 kişinin hayatını kaybettiği, 99 kişinin yaralandığı kaydedilmişti.
İddianamede, soruşturma kapsamında terör örgütü YPG/PYD’nin özel istihbarat elemanı olan sanıklar Ahlam Albashır ve Bilal el-Hacmaus’un, örgüt tarafından özel eğitime tabi tutulup talimatlandırıldığı, patlayıcı malzeme eşliğinde Türkiye’ye gönderildiklerinin tespit edildiği belirtilmişti.
Sanıkların, örgütün kurduğu ağ vasıtasıyla illegal yollardan İstanbul’a intikal edip örgüte ait evlere yerleştirildiği aktarılan iddianamede, bu kişilerin gelen talimatla söz konusu eylemi gerçekleştirdiklerinin belirlendiği ifade edilmişti.
İddianamede, sanık Bilal el-Hacmaus’un Edirne’den yurt dışına firar ettiğine, hakkında yakalama emri düzenlenip kırmızı bülten talebinde bulunulduğuna dikkati çekilerek, Terörle Mücadele Daire Başkanlığının yaptığı araştırma ile bombalı saldırı eylemini organize edip talimatını veren, örgütün sözde yönetim kadrosundaki Cemil Bayık, Hülya Oran, Sabri Ok, Saliha Bişkin, Velid Halil, Layika Gültekin, Fehman Hüseyin ve Ferhat Abdi Şahin ile Khalil Manja Hussein (Halil Menci) hakkında yakalama emri düzenlendiği aktarılmıştı.
Terör saldırısının failleri Ahlam Albashır ile Bilal el-Hacmaus’u yönlendiren ve yurt dışına kaçmasını sağlayan terörist sanık Halil Menci’nin, PYD/YPG kontrolündeki Kamışlı’da bulunduğu tespit edilmişti. Menci, 22 Şubat’ta Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) Suriye’nin kuzeyindeki Kamışlı’da gerçekleştirdiği nokta operasyonla etkisiz hale getirilmişti.
VERİLEN CEZALAR
Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Ahlam Albashır’ı “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma”, “tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme” ve “tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme” suçlarından 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.
Heyet, sanık Albashır’a ayrıca 99 kez “kasten öldürmeye teşebbüs” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi” suçlarından da toplamda 1794 yıl hapis cezası ile 22 bin lira adli para cezası vermişti.
Mahkeme Albashır’ın üzerine atılı “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçunun “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” suçu içerisinde eridiğine kanaat getirerek, bu suç yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmetmişti.
DİĞER SANIKLARIN ALDIĞI CEZALAR
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Fatma Berkel ve Ferhat Habeş’i “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım”, “tasarlayarak, bombalama suretiyle kasten öldürmeye yardım”, “tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürmeye yardım” ve “silah sağlama” suçlarından toplamda 1035’er yıl hapis cezasına çarptırmıştı.
Tutuklu sanıklar Ammar Jarkas ile Ahmed Carkes’ı “göçmen kaçakçılığı”, “suçluyu kayırma”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlarından toplamda 17’şer yıl hapis ve 60 bin lira adli para cezasına çarptıran heyet, sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan ise beraatine karar vermişti.
Heyet, Hüseyin Güneş, Mahmud Elabid, Mahmud El Yusuf, Süleyman Güder, Tareq Alkhatib’i “göçmen kaçakçılığı” suçundan 6’şar yıl hapis cezası ile 30’ar bin lira adli para cezası verirken, sanık Hazni Gölge’yi ise aynı suçtan 9 yıl hapis cezası ve 60 bin lira adli para cezasına çarptırdı.
Sanıklar Hüseyin Güneş, Bakar Carkes, Hadir Jarkas, Hatice El Kurdi, Salih Carkes, “suçluyu kayırma” suçundan 4’er yıl hapis cezası veren mahkeme heyeti, bu sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan beraatlerine hükmetmişti.
Heyet, diğer 12 sanığın ise üzerlerine atılı tüm suçlardan delil yetersizliği nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine karar vermişti.
4 KİŞİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
Mahkeme heyeti, sanıklar Ahlam Albashır, Ahmed Carkes, Ammar Jarkas, Fatma Berkel, Ferhat Habeş ve Hazni Gölge’nin tutukluluk halinin devamına karar verirken, sanıklar Hüseyin Güneş, Ahmad Alhaj Mwas, Ahmad Haj Hasan ve Hasan Ali’nin ise tahliyesini kararlaştırmıştı.
Heyet firari sanıklar Sabri Ok, Hülya Oran, Ferhat Abdi Şahin, Layika Gültekin, Bilal El-Hacmous, Velid Halil, Cemil Bayık, Fehman Hüseyin ve Saliha Bişkin’in dosyasının ayrılmasına hükmetmişti.
]]>Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun 16.05.2024 tarih ve 82 sayılı toplantısında almış olduğu kararlar belli oldu.
Kurulun almış olduğu kararlar şu şekilde:
“1- VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK Kulübünün, 12.05.2024 tarihinde oynanan VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, çim saha sorumlusunun stadyum denetimi ile müsabaka organizasyon toplantısına katılmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK Kulübünün, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada 5. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 650.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan BATI ALT TRİBÜN 207 numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
2- GALATASARAY A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 10. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 560.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan DOĞU ALT TRİBÜN 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, DOĞU ÜST TRİBÜN 710, 711, 712, 713 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı ve bu eylemin aynı sezon içinde 5. kez gerçekleştirilmesi nedeniyle 240.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
3- YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş. sporcusu MARIO BARWUAH BALOTELLI’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.–GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, rakip takım sporcusuna yönelik şiddetli hareketi nedeniyle 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
4- GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.–GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 3. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 140.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN 234-235 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
5- EMS YAPI SİVASSPOR Kulübünün, 12.05.2024 tarihinde oynanan EMS YAPI SİVASSPOR–RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta GÜNEY ÜST TRİBÜN D-E, MARATON ÜST TRİBÜN F bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
EMS YAPI SİVASSPOR Kulübünün, Hakem ve Diğer Müsabaka Görevlileri Hakkındaki açıklamalar nedeniyle FDT’nin 38/3. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 200.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü idarecisi GÖKHAN KARAGÖL’ün, Hakem ve Diğer Müsabaka Görevlileri Hakkındaki açıklamaları nedeniyle FDT’nin 38/2. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 200.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü idarecisi GÖKHAN KARAGÖL’ün, müsabaka devre arasında akredite edilmediği alanda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü idarecisi GÖKHAN KARAGÖL’ün, hakem soyunma odası koridorlarında müsabaka hakemlerine yönelik hakareti nedeniyle 3 AY HAK MAHRUMİYETİ ve 300.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü teknik sorumlusu BÜLENT UYGUN’un, müsabaka hakemlerine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 RESMİ MÜSABAKADA SOYUNMA ODASINA VE YEDEK KULÜBESİNE GİRİŞ YASAĞI ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü sporcusu İBRAHİM AKDAĞ’ın, rakip takım mensubunayönelik hakareti nedeniyle FDT’nin 41/1-a ve 35/4. maddesi uyarınca ve FDT’nin 12. maddesinin uygulanması suretiyle 1 RESMİ MÜSABAKADAN MEN ve 19.500.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
6- RAMS BAŞAKŞEHİR FK teknik sorumlusu ÇAĞDAŞ ATAN’ın, 12.05.2024 tarihinde oynanan EMS YAPI SİVASSPOR–RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, rakip takım mensubuna yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 RESMİ MÜSABAKADA SOYUNMA ODASINA VE YEDEK KULÜBESİNE GİRİŞ YASAĞI ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
7- BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan CORENDON ALANYASPOR-BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 13. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 620.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan ROOF LOUNGE MİSAFİR TRİBÜN A numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
8- ATAKAŞ HATAYSPOR Kulübünün, 12.05.2024 tarihinde oynanan ATAKAŞ HATAYSPOR-MKE ANKARAGÜCÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 27.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
9- MKE ANKARAGÜCÜ Kulübünün, 10.05.2024 tarihinde kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımdaki açıklamalarda yer alan sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle FDT’nin 36/1-d maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 200.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
MKE ANKARAGÜCÜ Kulübü Başkanı İSMAİL MERT FIRAT’ın, 10.05.2024 tarihinde kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımdaki açıklamalarda yer alan sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle FDT’nin 36/1-d ve 36/1-b maddeleri uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 11 GÜN HAK MAHRUMİYETİ ve 50.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
10- SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.-ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
11- ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. görevlisi MUSTAFA DEMİRCİ’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.-ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, müsabaka sonrasında akredite edilmediği alanda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. görevlisi MUSTAFA DEMİRCİ’nin, sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 15 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.”
CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilaç ve eczacılık sektörünün sorunlarını, yıllarca eczacı olarak giydiğini söylediği beyaz önlüğüyle anlattı.
14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutlayan Gezmiş, Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında hayata geçen politikaların eczacıları da hastaları da çaresizliğe sürüklediğini söyledi. Ateş düşürücü çocuk şurubunun bile yarısını artık devletin ödemediğini anlatan Gezmiş, koruyucu sağlık ödeneğinin yetersiz olduğunu dile getirdi.
GENEL KURULDA “GÜRÜLTÜ” KAVGASI
TBMM Başkanvekili Önder, Gezmiş’in konuşması sırasında Genel Kurul salonunda oluşan gürültü üzerine, söz almak isteyenlerin listesini yenilemek üzere toplanan AKP’li milletvekillerini uyardı.
Önder, sisteme giriş yaparak söz isteyen milletvekillerinin bu taleplerini iptal ettiğini açıkladı ve sisteme tekrar giriş yapılmasını istedi.
AKP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, CHP’li Gezmiş’in konuşmasını tamamlamasının ardından Önder’in yanına giderek “Sizin yaptığınız keyfiyet oldu” dedi ve bu duruma itiraz etti. Bunun üzerine ikili arasında tartışma yaşandı.
Önder, Çelebi’ye “Elini sallama bana. Kime parmak sallıyorsun?” diyerek görüşmelere ara verdi.
Görüşmelere verilen arada da DEM Parti ve AKP milletvekilleri arasında kısa süreli “parmak sallama” tartışması yaşandı.

“38 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET; AFFEDERSİNİZ BORU DEĞİL”
Aranın ardından Meclis Başkanvekili Önder, İçtüzüğe göre birinci görevinin Genel Kurul’un sükunetini ve konuşma zemininin kaybolmamasını sağlamak olduğunu belirterek, Genel Kurul’un akışını bozmadan ilk 20 konuşmadan sonra iktidar-muhalefet ayırt etmeden söz söyleme hakkını en geniş şekilde kullandırmaya çalıştığını söyledi.
İki gün önce 67 milletvekilinin söz aldığını ve bunun 67 dakika sürdüğünü anlatan Önder, bunun bir süre uzatma olmadığını vurguladı. Önder, “Bazen bir saat arkadaşlarımıza tek tek söz vermek; Meclis’te 2-3 saat tasarruf etmek anlamına da geliyor.” dedi. Meclis Başkanvekili Önder, konuşmasını şöyle sürdürdü:
*Bir arkadaşımız, bir sayın milletvekili parmak salladı. Açılışta hiç bahsetmeden girdim; şu anda 38 kez ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyorum. Hakkımızdaki ferman yarım saat, bir saat içinde açıklanmış olacak.
*38 kez ağırlaştırılmış müebbet; affedersiniz boru değil. Hele bugünkü ortamda; ‘Bir şey olur olmaz, buradan adalet çıkar çıkmaz’ diyecek bir tane vekil varsa ikincisi de ben olayım.
*Buna rağmen kendi sorumluluğumuzu müdrik geliyoruz, burada bu işi suhuletle yürütmeye çalışıyoruz. Bu sayın milletvekilinin bilmesi gereken şu ki ben parmak sallanacak bir insan değilim.
*38 kez, bu parmak değil bir gürz olarak başımda sallanırken gelip burada görev ve sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum; bana sökmez. Ama bütün arkadaşlarımızın hepsinin hukukunu korumak, gözetmek benim tüm kişisel görüşlerimden ve hassasiyetlerimden daha önde gelir. Eğer varsa bir arkadaş ‘Şurada şöyle bir buğuz ile davrandın’ diyecekse boynum kıldan incedir. Onun için herkesi tertipli olmaya davet ediyorum.
SAYGI GÖSTERİLMESİNİ İSTEDİ
Konuşma yapan hatibe saygı gösterilmesini isteyen Önder, “Bunu söylemek istemezdim ama Genel Kurul’u yönetirken beyne pıhtı attı benim. Gittik, her şer bir hayra gebedir; pankreasta tümör çıktı. Gittik, beyne pıhtı atmasıyla beraber aort anevrizması yaşadık. Ağır da bir tedavi görüyorum. Ona rağmen ben bu kadar tahammüllü, bu kadar saygılı ve bu kadar zarafetle yürütmeye çalışırken bu hoyratlık kabul edebileceğim bir şey değil. Acaba zarafetimizi, nezaketimizi, edebimizi başka bir şey olarak mı yorumluyorlar duygusuna kapılıyorum. İncindiğim bir şey.” sözlerini sarf etti.
Muhalefetten de milletvekillerinin gelerek kendisini “demokrasi dışı” davranmakla suçladığını anlatan Önder, bundan sonra 20 kişiden başka hiçbir milletvekiline söz vermeyeceğini kaydetti.
Önder, kendisine yönelik “saygısızlıkla” alakalı bir şey yapmayacağını, onu bile “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirdiğini aktardı.
MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, “Engelliler Haftası”, Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel ise “emekli maaşları” hakkında konuştu.
“ATALARIMIZIN BİZE BIRAKTIĞI EN DEĞERLİ MİRAS…”
AKP İstanbul Milletvekili Halit Yerebakan da yerinden söz alarak, 16 Mayıs’ın “Barış için Birlikte Yaşama Günü” olduğuna işaret etti. Yerebakan, tarih boyunca Anadolu topraklarının medeniyetlerin kucaklaştığı, kültürlerin örüldüğü bir mozaiğe dönüştüğünü söyledi.
Yerebakan, “Çanakkale’de omuz omuza savaşan dedelerimizin, Kurtuluş Savaşı’nda bir araya gelip yedi düvele karşı koymuş atalarımızın bize bıraktığı en değerli miras birlik içinde yaşama iradesidir.” diye konuştu.
Son yıllarda dünya genelinde artan ayrışma eğilimlerinin toplumsal dokuyu tehdit ettiğine dikkati çeken Yerebakan, “Yüzyıllardır süregelen hoşgörü ve kardeşlik geleneğimizin gölgesinde bu ayrıştırıcı zihniyetle mücadele etmek hepimizin ortak sorumluluğundadır. Artık ayrışmanın değil, birleşmenin peşinde koşmalıyız. İşte bu yüzden toplumsal uzlaşı ve barışı teşvik edecek politikaları geliştirmek her birimizin önemli görevidir. Birlikte yaşamanın, birlikte başarmanın ve huzurlu bir gelecek kurmanın liderleri olalım. Unutmayalım ki biz birlikte güçlüyüz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
Şahin ise savunmasında “Ben böyle bir şeyi kasıtlı yapsaydım neden hastaneye götüreyim. Benim gönlüm rahat ben kimseyi öldürmek istemedim” diye konuştu. Mütalaasını açıklayan savcı sanık Ercan Şahin’in, “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsini talep etti.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanık Ercan Şahin bulunduğu cezaevinden getirildi. Müşteki Meleknur Özgener’in ailesi ile avukatları Elif Özdemir ve sanık avukatları da salonda hazır bulundu.
“KASITLI YAPSAM NEDEN HASTANEYE GÖTÜREYİM”
Ercan Şahin savunmasında “Kesinlikle böyle olmadı kaza oldu, kabul etmiyorum. Olay günü seyir halindeydim bakkala gidiyordum seyir halindeyken Nisanur A. ve Melek karşıma çıktı. Ben de aracı kenara çektim Melek hastaydı, üşüyordu ben de iyilik amaçlı olsun diye araca binmesini söyledim klimayı açtım. Düşman sahibi olduğum için silahı vitesin oraya koydum” dedi.
Silahın mermisinin ağzında olup olmadığını bilmediğini ileri süren Şahin “Ben o sırada telefonla uğraşıyordum. Fark etmedim o sırada Melek silahı eline almış. Eline alırken elime vurdu kafasını çevirdi. O sıra silah patladı. Ben böyle bir şeyi kasıtlı yapsaydım neden hastaneye götüreyim. Benim gönlüm rahat ben kimseyi öldürmek istemedim. Kendisini 1 senedir tanırım” dedi.
NİSANUR: OLAY KAZAYLA OLDU
Olayın yaşandığı sırada aynı araçta bulunan ve tanık sıfatıyla ifade veren Nisanur A. ise şunları söyledi:
– Bu olay kazayla oldu ancak benim çevrem bana baskı yaptı. Bana ‘Senin arkadaşın öldü. Bu olayı Ercan’ın bilerek yaptığını söyle’ dediler. Korktuğum için savcılığa o şekilde bir ifade verdim. Sanık Şahin, ‘Oyuncak değil bu’ dediği sırada Melek silahı eliyle ittirdi ve o sırada silah patladı. Olay sonrası hastaneye gittik. Hastanenin önüne gelerek Melek’i sedyeye yatırdık.
– Şahin bana ‘Hastanenin önünde bekleyeceğim’ dedi. Ben içeri girdim. Olayın ilk gününden beri Melek’in ailesi tarafından tehdit ve baskılara maruz kalıyorum. Babası bana saldırmaya çalıştı, aramıza polisler girdi. Polisler ben ifade verirken değiştirmem için baskı yaptılar.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ
Duruşma savcısı mütalaasını açıkladı. Mütalaada, sanık Ercan Şahin’in olayın kasıtla hareket ederek işlendiği vurgulanarak savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu belirtildi. Mütalaada sanık Şahin’in “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.
Mahkeme heyeti sanık Ercan Şahin’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, tarafların mütalaaya karşı savunmalarını hazırlaması için süre vererek duruşmayı erteledi.
]]>
Galatasaray bu sezon sahasında oynadığı 18 lig maçını da kazanırken, Fenerbahçe ise deplasmanda yenilmeyen tek takım konumunda. Sarı-lacivertliler 18 maçta 15 galibiyet, 3 beraberlik aldı.
Galatasaray 2 maçta, Fenerbahçe 3 maçta gol atamadı
Ligde çıktığı 36 maçın 34’ünde gol atmayı başaran Galatasaray, ligin ilk haftasında Kayseri deplasmanından golsüz beraberlikle dönerken, ligin ilk yarısında deplasmandaki Fenerbahçe derbisinden de 0-0’lık beraberlikle ayrıldı. Okan Buruk’un öğrencileri, bu 2 maç dışında çıktığı 34 maçta da fileleri havalandırmayı başardı.
Fenerbahçe ise 36 lig maçının 33’ünde gol sevinci yaşadı.
Bu sezon Yukatel Adana Demirspor ile deplasmanda oynanan maçtan 0-0’lık beraberlikle ayrılan sarı-lacivertli ekip, ilk yarıda Galatasaray derbisini de golsüz eşitlikle tamamlamıştı. İsmail Kartal’ın öğrencileri TÜMOSAN Konyaspor deplasmanında da gol atamazken kalesini de gole kapatmayı başardı.
Her iki takım da bu sezon gol atamadığı maçlardan 0-0’lık beraberlikle ayrıldı. İki ekip de ligde yalnızca 1 mağlubiyet alırken, kaybettikleri karşılaşmalarda gol buldu.
Fenerbahçe sahasında Trabzonspor’a 3-2 mağlup olurken, Galatasaray ise deplasmanda Atakaş Hatayspor’a 2-1 yenilmişti.
Galatasaray iç sahada, Fenerbahçe deplasmanda lider
Bu sezon ligde evinde oynadığı 18 lig maçından da galibiyetle ayrılan Galatasaray, iç saha puan durumunda lider durumda. Sahasında 54 puan toplayan sarı-kırmızılılar, bu maçlarda 51 gol atarken, kalesinde ise 14 gol gördü. Fenerbahçe ise bu sezon deplasmanda en fazla puan toplayan ekip oldu. Sarı-lacivertliler 18 deplasman maçında 15 galibiyet, 3 beraberlik ile 48 puan topladı. İsmail Kartal’ın öğrencileri bu maçlarda 39 gol kaydederken, kalesinde 11 gol gördü.
Galatasaray iç sahada, Fenerbahçe ise deplasmanda bu sezon mağlubiyet yaşamayan takımlar olarak dikkati çekti.
İki takım da ikinci yarılarda daha çok gol attı
Hem Galatasaray hem de Fenerbahçe bu sezon oynadığı maçlarda ikinci yarılarda daha fazla gol attı. Ligde 89 gol atan sarı-kırmızılı ekip, bu gollerin 40’ını ilk yarılarda kaydetti. Maçların ikinci yarılarında 49 kez gol sevinci yaşayan Galatasaray, yediği 24 golün de 16’sında karşılaşmaların ikinci devrelerinde topu ağlarından çıkardı.
Sarı-kırmızılılar, yediği gollerin 8’ini ise maçların ilk yarılarında kalesinde gördü.
Ligde 92 gol atarak en golcü takım olan Fenerbahçe, bu gollerin 42’sini maçların ilk yarılarında, 50’sini ise ikinci devrelerde kaydetti. Süper Lig’de 31 gol yiyen sarı-lacivertli takım, bu gollerin 12’sini ilk 45 dakikalarda, 19 golü ikinci yarılarda kalesinde gördü.
]]>Real Sociedad karşısında 29. dakikada attığı golle takımına 3 puan kazandıran Arda Güler, Granada karşısında takımının ikinci, Alaves karşısında da Madrid temsilcisinin beşinci golünü ağlara gönderdi. Ancelotti, Alaves maçının ardından “Olmayacak anlarda bile goller atıyor.” dediği Arda Güler, ligde 71 dakikada bir gol atma başarısı gösterdi. Real Madrid’i takip eden İspanyol gazeteciler, Arda Güler’in gelişimini ve son zamanlardaki performansını AA’ya değerlendirdi.
Fernando Sanchez Tavero: “Carlo Ancelotti, Arda’yı çok seviyor”
Diario AS Gazetesi muhabiri Fernando Sanchez Tavero, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Arda Güler’in son karşılaşmalarda aldığı süreden sonra taraftarlarda heyecanın arttığını söyledi.
Arda Güler’in yeteneklerinin dünya standartlarında olduğunu belirten Tavero, taraftarların Arda’yı oynarken görmek istediğini dile getirdi. Arda’nın ligin kalan haftalarında daha çok süre alacağını düşündüğünü ifade eden Tavero, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Herkes Arda’nın bir elmas olduğunu düşünüyor. Gol atma konusunda bir yeteneği var. Arda, futbol dünyasındaki en büyük yeteneklerden birisi. O Madrid’de oynadığı için herkes çok memnun. Madrid taraftarları onu çok seviyor. Bir de not paylaşmak istiyorum; Ancelotti’nin torunlarının Arda Güler forması var. Ancelotti, Arda’yı çok seviyor. İtalyan teknik adamın ‘Top Arda Güler’e aşık’ sözünü söylediği zamanki gülümseme de bunu kanıtlıyor. Gelecek yıl Arda’nın takımda kalacağını düşünüyorum. Ancak Luka Modric ve Toni Kroos’a ne olacağını bekleyip görmek zorundayız.”

Ivan Martin: “Real Madrid taraftarı Arda Güler’i izlemek için sabırsızlanıyor”
Okdiario Gazetesi muhabiri Ivan Martin, Arda Güler’in son maçlarda beklenen performansı sergilediğini aktardı. Arda Güler’in Real Madrid taraftarlarınca çok sevildiğini vurgulayan Martin, “Arda’nın çok iyi olduğundan kimse şüphe duymuyordu. Yaptıkları bunu büyük bir şekilde kanıtlıyor. Real Madrid taraftarı Arda Güler’i izlemek için sabırsızlanıyor. Taraftarlar Arda Güler’in uzun yıllar Real Madrid’de forma giyeceğini düşünüyor. Luka Modric’in büyük olasılıkla ayrılmasıyla onun pozisyonunu alması ve orta sahada oynayabilmesi düşünülüyor. Ancak o hücumda da yardımcı olacaktır.” diye konuştu.
Javier Rodriguez Pascual: “Kısa sürede çok gol atması dünya çapındaki yeteneğiyle açıklanabilir”
Spor sitesi Relevo’dan Javier Rodriguez Pascual da Arda Güler’in sezonun sonunda yaptıklarıyla beklentileri karşıladığını söyledi.
Pascual, İspanyol taraftarların her zaman Arda’nın yeteneklerini görmek için sabırsızlandığını belirterek, “Arda bu maçlarda yeteneklerini gösterdi. Arda’nın hem sahada hareket etme hem de gol atma konusunda özel bir yeteneği var. Neredeyse 71 dakikada bir gol attı. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok gol atması ancak onun dünya çapındaki yeteneğiyle açıklanabilir. Gol atmak futboldaki en zor şeydir ve Arda’da bu da var. Herkes yeteneğini biliyordu ama hiç kimse onun bu kadar etkili olacağını düşünmüyordu.” ifadelerine yer verdi.
Luis Quintana: “Arda Güler her zaman izlemesi keyif veren çok yetenekli bir oyuncu”
Radyo kanalı Cadena SER’den Luis Quintana, Arda Güler’in şansını bekleyerek akıllı davrandığını dile getirdi. Arda’nın şans geldiğinde genç yaşında Real Madrid forması giymeye hazır olduğunu gösterdiğini belirten Quintana, şunları kaydetti: “Aylar sonra beklentileri karşıladığını düşünüyorum. Taraftarlar Arda Güler’i sahada görmek istedi. Kendisi her zaman izlemesi keyif veren çok yetenekli bir oyuncu. Real Madrid taraftarları bireysel yetenekleri takdir ediyor. Arda, çok az süre almasına rağmen pek çok gol attı. Henüz 19 yaşında olması ve Real Madrid’inki gibi bir forma giymesi onun kişiliği hakkında çok şey anlatıyor. Bence Real Madrid taraftarları her zaman onu sahada daha çok görmek istiyor. Dakika sayısı arttıkça taraftarlar üzerindeki etkisinin de giderek arttığını düşünüyorum. Arda gelecek yıl kadroda yer bulacaktır.”
Sergio Lopez: “Arda Güler, Real Madrid taraftarının zayıf noktası”
Diario AS Gazetesi muhabiri Sergio Lopez, Arda Güler’in maçlarda gösterdiği performansla ne kadar kaliteli olduğunu hissettirdiğini söyledi.
Kadroda çok sayıda orta saha oyuncusu olduğu için Arda Güler’in az forma şansı bulduğunu vurgulayan Lopez, “Arda Güler bir de sezon başında sakatlandı. Ona rağmen kendisini toparlamasını bildi. Taraftar da sakatlığından dolayı onu çok bekledi. Arda Güler, Real Madrid taraftarının zayıf noktası.” dedi.
Lopez, Arda Güler’in topla ilişkisini kimse Carlo Ancelotti kadar güzel anlatamadığına dikkati çekerek, düşüncesini şöyle aktardı:
“Carlo Ancelotti, ‘Top Arda Güler’e aşık” dedi. Sadece tarif edilemeyecek kadar özel bir şeye sahip olan bir oyuncu için bu cümle kurulabilir. Ona güvenilirse dünya yıldızı olabilir. Harika bir sol ayağı var. Hatta onun da ötesinde, yaşına uygun olmayan bir öz güveni var. Çünkü o daha 18 yaşında Bernabeu’nun çimlerine adım attı. Attığı her adımda ona hafif gibi görünen ağır bir sırt çantası var. Daha da ileri gideceğini düşünüyorum.”
Üniversite öğrencisi Ata Emre Akman’ın acılı annesi Zuhal Akman, saldırıyı gerçekleştiren E.Ö.’yü babasının azmettirdiğini iddia etti.

“ONUN LİZBON’A BENİM DE PARİS’E GİTME HAYALİMİZ VARDI”
Ata Emre Akman’ın saldırıya uğramadan yaklaşık 1 hafta önce işe girdiğini ve kendi kazandığı parayla Anneler Günü’nde sürpriz yapmak istediğini söyleyen anne Akman, şöyle konuştu:
“Ata, kendi bireyselliği için çalışıyordu. Ne Ata’nın ne de bizlerin herhangi bir mali sıkıntısı yoktu. Çünkü bu çocuk 13 yaşında da çalıştı ve kendisine elektro gitar aldı. Anneler Günü’yle ilgili kısa sürede çalışıp bir sürpriz yapma durumu varmış, işte böyle bir sürpriz oldu.
O gece Ata’yı aradım, meşgule attı ‘annem ben seni sonra ararım’ diye mesaj yazmış, sonra öğreniyorum ki çalışıyormuş, dağıtım yapıyormuş. Yarım saat sonra aradı, kahkahalar attık. Onun Lizbon’a benimse Paris’e gitme hayalimiz vardı.”

“ATA’NIN YANINA ÇIKIP YATTIM, BİRAZ SARILDIK”
Çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev yapan Beden Eğitimi Öğretmeni Zuhal Akman, olayın gerçekleştiği gün yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Olay gecesi sabaha karşı eşime telefon geldi. Polis, ‘Oğlunuz bir bıçaklanma olayına karıştı, ağır yaralı ve ameliyata alındı, buraya gelmeniz gerekiyor’ deyince eşim ağlamaya başladı. Balıkesir’e doğru yola çıktık. Tuhaf bir geceydi, yağmurlu ve sisliydi. Yoldayken eşim hastaneyi aradı ancak ‘Ata Emre Akman diye bir hasta yok’ deniliyordu.
Çünkü artık yok. 150-180 kilometre hızla Balıkesir’e vardık. Acil servisten çıktıktan sadece 5 dakika sonra morgdaydık ve ikinci raftan oğlumuzu çekiyorlardı. Sonra sedyeyi aşağı indirdiler, örtüyü açtım, Ata olduğu söyleniyor ama Ata değil. Ata olamaz çünkü saçları kısaydı. Bilmiyordum ki, saçlarını kestirmiş; Anneler Günü’nde bana sürpriz yapacakmış. Her tarafını açtım ve baktım.
Otopsiden sonra bütün izleri, her şeyi gördüm. Sonra yetkililere ‘o sedye beni kaldırır mı?’ diye sordum ve Ata’nın yanına çıkıp yattım, biraz sarıldık. Çünkü bir daha sarılıp yatma şansımız olmayacaktı. Baktım ki ellerim kanlanmış. Bir müddet sonra artık Ata’dan ayrılmam gerekiyordu. Sonra tabut geldi, oradaki görevli, birisine ‘el atın da kaldıralım ‘ dedi. ‘Ben annesiyim, ben çocuğumu kaldırırım’ dedim. Kaldırdım, kuş gibiydi. Zaten Ata, Ata’ya benzemiyordu. İnsan bir anda mı değişir?.”

“EV BAKACAKKEN MEZAR YERİ BAKTIK”
Ata’nın üniversitede okuduğu dönem boyunca askeri misafirhanede kaldığını ve gelecek yaz eve çıkmak istediğini söyleyen anne Akman, “Biz ev bakacakken mezar yeri baktık. Ata, geçen yıl tek başına yaklaşık 11 ülke dolaştı. Koca Avrupa’da farklı farklı ülkelerde bir şey olmadı da kendi ülkemde Balıkesir gibi bir yerde böyle şeyler yaşadık. Ata, 2004 yılında Balıkesir’de doğdu. Balıkesir’de üniversiteyi kazandı ve Balıkesir’de sonu bitirdi. Halbuki sadece hayatının ilk 3 yılını Balıkesir’de geçirmişti, bir de son yılını” ifadelerini kullandı.
“HAYALİ DÜNYAYI GEZMEKTİ”
Ata’nın dünya turu yapmak gibi bir hayali olduğunu ifade eden Akman, “Jazz severdi, çok kitap okurdu, müzik kulağı müthişti. Bir taraftan gitar çalardı. Mantıklı, realist ve romantik bir çocuktu. Hayali, dünyayı gezmekti. Hayvanları çok severdi. Bir köpeğimiz vardı, geçen yıl aramızdan ayrıldı. Şimdi muhtemelen çılgınca oynuyorlardır, çünkü Ata’yı çok seviyordu” dedi.
“ÜZERİNDE KURYE OLDUĞUNU BELİRTEN PİZZACI MONTU VAR”
Anne Akman, sözlerine şöyle devam etti:
“Katil azmettirildi, bunun farkındayız. Katilin 17 yaşında olduğu söyleniyor. Bıçaklama ve kasten yaralama gibi 6 ayrı suç kaydı var. O caninin babası da cinayetten dolayı 10 yıldır Buca Cezaevi’nde yatıyor. Cinayetten yatan bir adam hafta sonu için izinli çıkabiliyor, Türkiye’de yeni bir meslek grubu oluşabilir.
Babası da cezalandırılmalı, çünkü azmettiricisi o. ‘Benim yapamadığımı artık çocuğum yapacak’ diye oğluna el veren kişi babası. Ata’nın sipariş götürdüğü apartmanda, bu caninin babasının daha öncesinde birlikteliği olduğu söylenilen bir kadın oturuyormuş ama o kadın bir başkasıyla evliymiş.
O caninin babası, eski kadın arkadaşına ‘senin imam nikahlı eşini öldüreceğim’ diyor. Kadının alt kattaki arkadaşına da bilenmiş, onu da tehdit ediyor ve ‘senin oğlunu öldüreceğim’ diyor. Bu caninin azmettiricisi olan babasının şöyle bir beyanı var; ‘artık benden iş geçti, benim yapamadığımı oğlum yapacak görürsünüz’ diye tehditleri var, bunun da tanıkları var. Yani o gece apartmandan kim çıksa bunu yaşayacaktı. O geceki görüntülerin bir kısmını istemeden izledim, Ata’nın üzerinde kurye olduğunu belirten pizzacı montu var. Ata’nın orada işini yaptığı belli.”
“KATİLLER EVCİ OLARAK DIŞARIYA ÇIKMASIN”
E.Ö.’nün babasının da en ağır cezayı alması gerektiğini söyleyen Akman, “Hukuka güveniyorum. Lütfen katiller evci olarak dışarıya çıkmasın. Çünkü onlar sadece kendilerine değil, tüm Türkiye’ye, hatta dünyaya zarar” ifadelerini kullandı.

BABA AKMAN: BEN SEVMEYİ ATA’DAN ÖĞRENDİM
Ata’nın Babası Emekli Subay Erol Akman ise şöyle konuştu:
“Ata, insanlara dokunmayı seven bir çocuktu. ‘Ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ denilen bir çocuk. Arkadaşları bana ‘ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ dediler, bu ne kadar güzel bir şey. Böyle bir çocuk benim elimden kaydı. Ben 25 bin asker yetiştirdim. 25 bin askerin kılına zarar gelmedi ama kendi oğlumu koruyamadım.
Benim oğlum, sadece öldürme gayesiyle bir yerde hazır bulunan bir cani tarafından ve bunu meslek haline getirme aşamalarında olan birisi tarafından katledildi. Biz çocuklarımızı bunun için mi yetiştirdik? Kız kardeşi var, ben onu nasıl sokağa salacağımı bilmiyorum. İstanbul’dan korkuyor, Balıkesir’den korkmuyordum.
Kardeşinin sınavı var, nasıl girecek? Bir yeri kazansa bile ben onu nasıl göndereceğim? Bu saatten sonra insanlar çocuklarını nasıl güvenle başka bir şehre okumak ve bu memlekete faydalı bir birey olmak için gönderecek ? Bu vaka güvenin ayaklar altına alındığı bir vakadır. Bu dava sonuna kadar takip edilmeli.”

“ANNESİNE HEDİYE ALMAK İSTİYORDU”
Ata’nın liseden arkadaşı Efe Toprak Ateş (20) de “Ata tanıdığım en iyi insanlardan biri. Birbirimize çok yardım ettiğimiz günler oldu. Hiç kötü anımız yok. Hafta sonları yanımıza geliyordu. En son olay yaşanmadan yani işe başlamadan 1 hafta önce konuşmuştuk. Dünya turu yapmak istiyordu, öyle bir hayali vardı. Bu yaz beraber hayalimiz vardı, işe başlama sebeplerinden biri de oydu, hem yaklaşan Anneler Günü için annesine hediye almak istiyordu hem de yazın hep beraber tatile gidecektik. Onun için işe başlamış, para biriktiriyordu” dedi.
Bakanlık, mesleki eğitime yönelik “Beceri Geliştirme Programı” adıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirecek.
10 İLDE PİLOT OKULLAR
Ortaokul 7. sınıftan itibaren öğrencilerin meslek liselerinde ücretsiz katılabileceği uygulama İstanbul, Ankara, İzmir, Erzurum, Konya, Mersin, Rize, Samsun, Sivas ve Şanlıurfa olmak üzere 10 ilde 196 okulda başlatılacak. Pilot uygulamanın, ülke geneline yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütülecek.
Meslek liselerinde yürütülecek “zanaat atölyeleri” olarak da anılan yeni uygulama ile ortaokul öğrencilerinin de temel becerilerinin erken yaşta geliştirilmesi sağlanacak.
Yeni program ile ayrıca öğrencilere erken dönemde temel mesleki becerileri keşfetmeleri ve kazanmaları, akademik ve mesleki başarılarını artırmaları, geniş kariyer seçeneklerine sahip olmaları, iş hayatına uyumlarının kolaylaştırılması ile yaşam boyu öğrenme felsefesinin aktarılması amaçlanıyor.
Beceri Geliştirme Programı’na, resmi ve özel örgün eğitim kurumlarında en az 7. sınıf düzeyinde öğrenim gören gönüllü öğrenciler katılacak. İlerleyen zamanda programa lise öğrencileri de başvurabilecek.
55 KURS ARASINDAN SEÇİM YAPACAKLAR
Beceri Geliştirme Programı’nın uygulanması için mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında uygulanan alanların, temel becerileri içeren derslere ait programlardan yararlanılarak “55 kurs programı” hazırlandı.
Kursa katılacak tüm öğrenciler, ilk başta 8 saatlik iş sağlığı ve güvenliği eğitiminden geçecek.
Meslek liselerinde uygulanacak programda öğrenciler, “zanaat atölyeleri”nde, yiyecek-içecek hizmetleri, bilişim, el sanatları, elektrik-elektronik, metal, gıda teknolojileri ile mobilya ve iç mekan tasarımı, grafik ve fotoğraf, tarım ve radyo-televizyon alanlarını seçebilecek.
Kurslar arasında, bilişimde ileri teknoloji kavramları, elektronik tablolama, toprak, arazi hazırlığı, bitki bakımı, yumurta pişirme, pekmez üretimi, kolay hamur işleri, bilgisayarda fotoğraf düzenleme gibi 55 seçenek bulunuyor.
MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ
Beceri Geliştirme Programı’nın uygulanması için Milli Eğitim Bakanlığı Destekleme ve Yetiştirme Kursları Yönergesi’nde değişiklik yapıldı ve uygulama kılavuzu hazırlandı.
Kılavuza göre, kursların açılış, kapanış, onay, öğretmen-öğrenci kayıt, ders programları gibi iş ve işlemleri için e-Kurs Modülü (https://e-kurs.meb.gov.tr) oluşturuldu. Kurslara katılmak isteyen öğrencilerin sınıf seviyesine uygun öğrenim görmesi sağlanacak.
Öğretmenler, yalnızca görev yaptıkları kurs merkezinde açılan ve alanına uygun kurslarda görev alacak. Kurslarda günlük eğitim süresi en fazla 6 ders saati olarak uygulanacak.
Özel öğretim kurumları veya herhangi bir yayınevi ile işbirliği içinde kurs açılamayacak.
Beceri geliştirme programlarında öğrenci başarısı, ilgili modüler kurs programının özelliğine uygun şekilde yapılacak değerlendirme sonucuna göre belirlenecek.
Beceri geliştirme programlarını başarıyla tamamlayanlara modül başarı belgesi verilecek ve belgeler, öğrencinin e-Portfolyosu’na işlenecek.
Beceri Geliştirme Programı uygulanmaya başlandıktan sonra yeni kurslar da sisteme eklenmeye devam edecek.
Programın ilki, bu yaz tatilinde başlayacak.
]]>
Buna göre, mart sonu itibarıyla özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yıl sonuna göre 1,7 milyar dolar artarak 165,7 milyar dolar oldu. Şubat 2024’e göre ise 2,3 milyar dolar arttı.
Vadeye göre incelendiğinde, 2023 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 452 milyon dolar artarak 155,3 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 1,3 milyar dolar artarak 10,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.
Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 169 milyon dolar azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 2,3 milyar dolar artışla 17,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.
Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 158 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 27 milyon dolar azalarak 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 1,1 milyar dolar azaldığı, tahvil stokunun ise 20 milyon dolar azalarak 10,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.
BANKALARIN KREDİ BORÇLANMALARI ARTTI
Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2023 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 619 milyon dolar artışla 5,1 milyar dolar; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 212 milyon dolar azalışla 1,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.
Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, mart sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,3 milyar dolar azalarak 105,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 386 milyon dolar artarak 8,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.
YÜZDE 58,5’i DOLAR CİNSİNDEN
Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 155,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 58,5’inin dolar, yüzde 35,3’ünün Euro, yüzde 2,2’sinin Türk lirası ve yüzde 4,0’ının ise diğer döviz cinslerinden oluştu.
10,4 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 48,0’ının dolar, yüzde 26,8’inin Euro, yüzde 20,5’inin Türk lirası ve yüzde 4,7’sinin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görülmektedir.
Sektör dağılımı incelendiğinde, Mart sonu itibarıyla, 155,3 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 38,1’ini finansal kuruluşların, yüzde 61,9’unu ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.
Aynı dönemde, 10,4 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 75,5’ini finansal kuruluşların, yüzde 24,5’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.
Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, mart sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 51,1 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.
]]>– ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘kasten yaralama’ ve ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından yakalama kararı bulunan Ayhan Bora Kaplan, 7 Eylül 2023’te Ankara Esenboğa Havalimanı’nda Almanya’ya kaçmak üzereyken gözaltına alındı. Beş gün sonra tutuklandı.
– Ekim ayında Kaplan ile yakın ilişkileri olduğu iddia edilen 1. sınıf emniyet müdürü olan eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Alp Aslan açığa alındı. Aslan’ın yanı sıra, eski Emniyet Müdür yardımcıları Volkan Murat Kaşıkçı, Mukadder Kardiyen ve eski Asayiş Şube Müdürü Oben Özay’ın da açığa alındığı öğrenildi. Açığa alınan eski Organize Suçlardan Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Aslan, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yakın isimlerden biri olarak biliniyordu.
– Kaplan hakkındaki iddianame 17 Ocak günü kabul edildi. 28’i tutuklu, 61 sanık Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor, bir sonraki duruşma dört gün sonra 20 Mayıs’ta yapılacak. Kaplan ve beş örgüt yöneticisi hakkında cinayet, örgüt kurma, yağma gibi 10 ayrı suçtan suçlarından 1’i ağırlaştırılmış 2’şer kez müebbet ve 169 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor.

– Yakalandıktan sonra 15 Temmuz gecesi TRT önünde ağır silahlı fotoğrafları yeniden gündeme gelen Kaplan mahkemede bu kare için “Sayın Cumhurbaşkanımız herkesi sokağa çağırdı ben de üstüme düşenden fazlasını yaptım” dedi.
– Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman ile çıkar ilişkisi olduğu ileri sürüldü. Kocaman, Kaplan ile görüştüğünü doğruladı ancak lüks villa ile otomobil aldığı yönündeki iddiaları yalanladı.
Gizli tanık Serdar Sertçelik (M7) hangi iddiaları dile getirdi?
– Suç örgütünün yöneticilerinden Serdar Sertçelik, gizli tanık olarak, ‘M7’ kod adıyla 19 sayfa ifade verdi. Sertçelik’in elektronik kelepçeyle nasıl yurt dışına kaçtığı, iddialarında neden bazı siyasilerin isimlerinin soruşturma dosyasına sokulmaya çalıştığı sorusu yanıt arıyor.
– Sertçelik 6 Ekim’de Kıbrıs’ta polislerle anlaşıp Tükirye’ye döndü ve ev hapsine alındı. Bu sırada elektronik kelepçe takılıyken dokuz kez ikametini terk etti, hakkında işlem uygulanmadı. 21 Kasım’da gittiği çorbacıda ayağından vuruldu. 3 Mayıs’ta gazeteci Erk Acarer’in programında kimliğini deşifre etti.
Sertçelik’nin iddiasına göre polislerin ‘ifadesine eklemek istediği’ siyasiler arasında şu isimler yer aldı: TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ, eski AKP milletvekili Mücahit Arslan, Bilal Arslan, AKP Grup Başkan Vekili Abdulhamit Gül, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, eski İçişleri bakanı Süleyman Soylu’nun kuzeni Sadık Soylu, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan.

Serdar Sertçelik
– Sertçelik, açığa alınan polis şefi Şevket Demircan ile arasında yapılan bir ses kaydını yayımladı. Kayıtta Sertçelik “Orada da karşıda Mücahit Aslan var. Bu tarafta Bekir Bozdağ var. Şimdi ben bunu söylediğimde ben iyice kötüye gitmeyeyim müdürüm” derken, Demircan “Bu iki konu ile ilgili söylüyorum, iki konuyla ilgili görüşeceğim ben. Gerek yok istersen sana söyleyeyim. Söylemeyeceğine söyleyeceğim. Açık ve net söyleyeyim. Bekir Bozdağ ile ilgili bir şey demiyorum. Muhtemelen söyle derler. O ayrı bir konu. Ama bu diğer konuyla ilgili tabi bakmak lazım” ifadesini kullandı.
– Sertçelik, ifadesinde zorlandığını öne sürdü, iktidara darbe teşebbüsünde bulunulduğunu iddia etti.
Siyaset, yaşananlar hakkında neler söyledi?
Beştepe’ye MİT Başkanı Kalın ve Adalet Bakanı Tunç’u çağıran Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan “Son dönemde gündeme gelen tüm hadiseyi tüm boyutlarıyla takip ediyoruz. Bürokratik vesayete izin vermeyiz. Kanunun dışına çıkan, hatası olan kim varsa hukuk zemininde hesabını mutlaka soruyoruz” şeklinde konuştu.
Erdoğan, grup toplantısının ardından soruşturmaya dair soruları yanıtsız bıraktı.
– İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya “Kimler, terör örgütleri ve onların uzantılarıyla, organize suç örgütleriyle bir olup, FETÖ taktikleriyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize, sosyal medya destekli ‘oyun kurmaya’ çalışıyorsa; onların oyunlarını da kurdukları tuzakları da yerle bir edeceğiz” dedi. Yerlikaya “Hangi kurum içinde Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize yönelik bir yapılanma varsa, sonuna kadar gidip, o yapıları tespit edip adalete teslim edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç “Cumhuriyet savcılarımız her türlü iddiayı, en ince ayrıntısına kadar, detayına kadar inceler, araştırır, soruşturur ve yargının huzuruna getirir. O anlamda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu konuda yargımıza güvenelim” dedi.
– MHP lideri Bahçeli de “Maşa kullanıp sütre gerisine saklananların hepsini takip ediyoruz. Olan biten tüm kanun dışı irtibat ve ilişki ağlarının farkındayız. Birkaç emniyet müdürünün açığa alınmasıyla geçiştirilemeyecek bir komplo devrededir” dedi ve Cumhur İttifakı’nın hedef alındığını savundu.
“17-25 emniyet ve yargı ortaklı darbe girişiminin tekrarını planlayanlara boyun eğmeyeceklerini” belirten ve gizli tanık ifadeleriyle yürütülen soruşturmaları “şerefli isimleri karalama kumpası” olarak nitelendiren Bahçeli, “emniyet, yargı ve medya uzantılarının tepesine binilmeli. Bakalım temiz eller operasyonu nasıl oluyormuş! Hepsine göstermek, hepsini yaka paça içeri tıkmak da hukuk devletinin varlık ve şeref konusudur” diye konuştu.
– Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise Bahçeli’ye “İmalı konuşmayın. Kimi kastediyorsanız açıkça söyleyin. Varsa bir darbe ihtimali ona söyleyin, bilgi ve belgeleri devlet kurumlarıyla paylaşın çünkü ifadeleriniz çok ağır” yanıtını verdi.

Soruşturmada son durum ne?
Suç örgütü ile ilgili iddialarda adı geçen ve Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı ile buluştukları iddiası sosyal medyada yer alan Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner ve Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan geçen hafta görevden uzaklaştırıldı. Gözaltına alınan üç polis müdürü ve komiser U.G.’nin ikametlerinde arama yapıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı iddialar üzerine ‘Suç işlemek için anlaşmak’, ‘Adil yargılamayı ve tanığı etkilemeye teşebbüs’, ‘Görevi kötüye kullanma’ ve ‘Suçluyu kayırma’ suçlarından soruşturma başlatmıştı.
Devam eden soruşturmada bugün üç sivil ile bir komiser daha gözaltına alındı.
]]>
Komisyonda Kızılay Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ramazan Saygılı, Kızılay Afet Yönetimi ve İklim Değişikliği Genel Müdürü Kurtuluş Açıksarı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bilir ve Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yeşim Ünal Kılıç, deprem bölgelerindeki çocukların durumuna ilişkin sunum yaptı.
KOMİSYON DEPREM BÖLGELERİNİ ZİYARET EDECEK
“Kriz ortamlarında çocuklar” üst başlığı altında deprem mağduru çocuklar konulu bir rapor hazırlığının sonuna geldiklerini belirten Katırcıoğlu, komisyon olarak mayıs ayının son haftası Malatya, Diyarbakır ve Şanlıurfa’yı ziyaret edeceklerini, temmuz ayında komisyonu sona erdireceklerini söyledi.
Kızılay Afet Yönetimi ve İklim Değişikliği Genel Müdürü Kurtuluş Açıksarı, deprem bölgesinde “3 bin 179 çocuğa 16 milyon 919 bin 500 TL nakit desteği sağlandığını, 102 bin 331 çocuğa toplamda 159 milyon 588 bin TL nakit desteği verildiğini” söyledi.
Haliç Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Dr. Yeşim Ünal Kılıç, UMKE (Uluslararası Medikal Kurtarma Ekipleri Derneği) ile birlikte saha çalışmalarına da katıldığını belirterek, gözlemlerine ilişkin yaptığı sunumda, “Ailesinden uzakta kalan çocuklar da daha ciddi reaksiyonlar var. Yuvalarda kalan, uzuv kayıpları olan kronik hasta olan ve refakatçisi olmayabilen çocuklar var” dedi.

“İNTİHAR YAŞI DÜŞTÜ”
Konteyner kentlerde çocukların oyun alanlarının olmadığını belirten Kılıç, konteynerlerde lavabo ihtiyacının kısıtlı olması nedeniyle çocuklarda alt ıslatma oranının yüksek olduğuna dikkat çekti. Akran zorbalığının da çok yaygın olduğunu belirten Kılıç, afet bölgelerinde intihar vakalarının arttığını söyledi. Kılıç, şunları kaydetti:
“Burada, galiba, en önemsediğimiz şeylerden biri … Ben yirmi yıldır afetlerde çalışan bir psikoloğum, ilk defa böyle bir sahada şöyle bir yardım istendi benden. Uzmanlarımız intihar vakalarında ciddi artış görüyorlar ve yaş oranı çok düştü. Yani 8 yaşında intihar girişiminde bulunmuş insanlardan bahsediyoruz. Afet bölgelerinde özellikle kırsallarda. Acile başvuranlar açısından da önemli oranlarda çocuk yaşta intihar düşüncelerinin ve girişimlerinin arttığını görüyoruz.”
“ERGEN ÇOCUKLARDA MADDE KULLANIMI ARTTI”
13-18 yaş arasındaki ergen yaşlardaki çocuklarda madde kullanımının arttığını söyleyen Kılıç, “Sahada özel gereksinimi olan çocuklar olduğunu biliyoruz. Sahada hiç görülmediği kadar engelli çocuk var. Sahada dağıtım faaliyetleri görüyoruz. Ötekine kırmızı ayakkabı verilip diğerine verilmediği kırmızı ayakkabı travması yaratmayalım” dedi.
Milletvekilleri, sunumun ardından yetkililere sorularını sordu.
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın kayıp çocuklar iddiasını yalanlayarak “1912 çocuğumuzdan bir tanesinin bile kayıp olması durumunun söz konusu olmadığı” yönündeki sözlerinin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra 2,5 yaşındaki Alya Kılıç’ın Elazığ’da defnedildiğinin ortaya çıktığını söyledi. Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği’ne deprem mağdurlarının kaçırıldığı yönünde bilgiler geldiğini kaydeden Ayan, “Bununla ilgili bilgiler şifahi değil çünkü başvuran aileler. Bizim bir an önce bunun cevabını bulmamız lazım. Bu çocuklar nerede, kaçırıldı mı cemaatlere mi verildi” diye sordu.
“1886 KAYIP İHBARINDAN 301 ÇOCUK AİLELERİNE TESLİM EDİLDİ”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bilir, Kunt’un sorularına şu yanıtı verdi:
*Sayın Bakanımızın kastettiği orada bin 912; bize gelen bin 912 çağrı, bin 88 de tekil ihbar söz konusu oldu.
*Biz bu bin 912 vakayla ilgili tek tek tüm araştırmaları TÜBİTAK’ın görsel derin görü sistemini de kullanarak, Adalet Bakanlığımızla iş birliği içerisinde gidip morglardaki çocuklarımızın görsellerine kadar tarayarak, Sağlık Bakanlığımızdan sağlık sistemi içerisinde tamamen kişiye özel verilerin korunması hususiyetine de dikkat ederek, hastanelere deprem nedeniyle gelen tüm çocuklar dâhil olmak üzere buralarda görsel karşılaştırmaları dâhil evrak, DNA ve benzeri her türlü karşılaştırmalar dâhil sonucunda bize gerek tekil ihbar olarak gerek de bize iletilen bin 912 vaka olmak üzere biz buradaki tüm çocuklarla ilgili tüm taramalarımızı yapmış ve gerekli aile birleştirmelerini, gerekiyorsa ailesi bulunamıyorsa koruma altına alma süreçlerini ve vefatsa vefat tespitlerini yapmış durumdayız.
*Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kayıp çocuklarla ilgili sürecin başından beri içerisinde. Bize 2 bin 500’e yakın ihbar geldi, 1088’e düşürdük.
*Şu an için de bize yeni kayıp ihbarı gelmedi. Bin 866 ihbardan aile ve aile yakınlarına teslim edilen 301 çocuk. 567 vefatını tespit ettiğimiz çocuklar. Bin 912 çocukla ilgili de bin 874’ünü ailesiyle buluşturduk.
]]>Handlova’daki Kültür Evi’nde düzenlenen Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrasında, binaya silahla ateş açan saldırgan, emniyet güçleri tarafından yakalandı.
AA muhabiri, yakın geçmişte öne çıkan liderlere yönelik düzenlenen bazı suikastlara ilişkin bilgileri derledi.
Abe Şinzo
Eski Japonya Başbakanı Abe Şinzo, Japonya’nın Nara kentinde Temmuz 2022’de katıldığı seçim kampanyasında silahla vurularak hayatını kaybetti.
Abe için Tokyo’nun merkezindeki Zojo-Ji Budist Tapınağı’nda az sayıda kişiyle basına kapalı bir cenaze töreni yapıldı.
Abe’ye suikast düzenleyen 42 yaşındaki Yamagami Tetsuya eski Başbakan’ın Birleşme Kilisesi’yle bağlantısı olduğu inancıyla Abe’yi hedef aldı.
John F. Kennedy
ABD’nin 35. Başkanı John F. Kennedy, 22 Kasım 1963’te Dallas’ta uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Suikastın faili olarak yakalanan Lee Harvey Oswald ise gözaltındayken Jack Ruby tarafından öldürüldü.
Resmi açıklamalarda Ruby’nin, Oswald’u “bireysel tepki” nedeniyle öldürdüğü ve herhangi bir örgütle bağlantısının kurulmadığı iddia edildi.
Kennedy suikastı, üzerinden geçen yaklaşık 61 yıla rağmen hala birçok soruyu içerisinde barındırıyor. Hakkında birçok komplo teorisi üretilen suikast, “Killing Kennedy” isimli filmle beyaz perdeye aktarıldı.
Kral Faysal
1964’ten suikasta uğradığı 25 Mart 1975’e kadar Suudi Arabistan’da krallık yapan Faysal bin Abdulaziz, ülkede bir dizi reformu hayata geçirdi. Televizyonların kurulmasını, kız okullarının açılmasını sağladı.
ABD’nin Yom Kippur Savaşı’nda İsrail’e destek vermesi nedeniyle Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Birliğinin petrol ambargosu kararı almasında ve tarihte “1973 Petrol Krizi” olarak bilinen olayda önemli rol oynadı.
Kral Faysal, sarayında yeğeni Faysal bin Musad tarafından vurularak öldürüldü.
Park Chung-hee
Güney Kore’de yönetimi 1961’de askeri darbeyle ele geçiren Devlet Başkanı Park Chung-hee, 26 Ekim 1979’da arkadaşı Kim Jae Kyu tarafından bir restoranda silahla vurularak öldürüldü.
Kaynaklarda, İstihbarat Başkanı olan Kim’in, ülkeyi “demir yumrukla” yönettiği aktarılan Park’ı “Güney Kore’ye demokrasiyi geri getirmek için” öldürdüğünü söylediği belirtiliyor.
Enver Sedat
Eski Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır’ın ölümünün ardından Mısır’da yönetime geçen Enver Sedat, İsrail ile yakınlaşması nedeniyle suikasta kurban gitti.
Sedat’ın cumhurbaşkanlığı döneminde Mısır’ın da aralarında bulunduğu Arap ülkeleri ile İsrail arasında 6 Ekim 1973’te “Yom Kippur” Savaşı başladı. Bu savaşın ardından Kahire ile Tel Aviv arasında “Mısır-İsrail Barış Antlaşması”na varıldı.
Mısır Cumhurbaşkanı Sedat, 6 Ekim 1981’de, 6 Ekim Savaşı’nın (Yom Kippur) 8. yılı kutlamalarında düzenlenen resmi geçit töreninde, sonradan İslami Cihad Hareketi mensubu oldukları açıklanan Mısır ordusu subayları Halid el-İslambuli ve arkadaşlarınca kurşunlanarak öldürüldü.
“Dindar Cumhurbaşkanı” olarak bilinen Sedat, İsrail’i 1967 sınırları ile tanımak için Arap ülkelerine çağrıda bulundu ancak “hain” ilan edilerek öldürüldü.
İndira Gandi
Hindistan’ın ilk ve tek kadın Başbakanı olan İndira Gandi de suikasta kurban giden liderler arasında. Gandi, Sihler’e ait “Altın Tapınak”a yapılan askeri baskının emrini verdiği gerekçesiyle 2 Sih korumasınca 31 Ekim 1984’te vurularak hayatını kaybetti.
Gandi’nin öldürülmesinin ardından Hindistan’da Sihlere yönelik saldırılarda binlerce kişi öldürüldü.
Olof Palme
Eski İsveç Başbakanı Olof Palme, Güney Afrika’daki ırkçı rejimin yanı sıra hem ABD hem de Sovyetler Birliği’ni eleştiriyordu. Palme hükümeti, 1984’te PKK’yı terör örgütü olarak tanıdı.
Palme, 28 Şubat 1986’da eşiyle gittiği sinema salonundan çıktıktan sonra arkasından yaklaşan bir kişinin ateş açması sonucu yaşamını yitirdi.
Stockholm’un en işlek caddelerinden birinde eşiyle evine doğru yürüyen Palme’nin vurulduğu gün, korumaları yanında değildi.
Terör örgütü PKK’nın da şüphelileri arasında yer aldığı suikasta ilişkin onlarca kitap yazılırken, cinayete ilişkin soru işaretleri bugün hala devam ediyor.
İzak Rabin
Eski İsrail Başbakanı İzak Rabin de suikasta kurban giden liderler arasında yer alıyor. İsrail ile Filistin arasında barış sağlanması için gösterdiği çabalar Rabin’in sonunu hazırladı.
Rabin, iki devletli çözüm girişimi için Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında 13 Eylül 1993’te imzalanan Oslo Anlaşması’na imza atan isim oldu.
Aynı zamanda eski İşçi Partisi lideri olan Rabin, 4 Kasım 1995’te Tel Aviv’de katıldığı mitingin ardından İsrailli “aşırı sağcı” Yigal Amir tarafından silahla vurularak öldürüldü.
Suikast sonrası Filistin-İsrail meselesinde iki devletli çözüm olasılığı daha da zor hale geldi.
Refik Hariri
Lübnan’ı “yeniden inşa eden siyasetçi” olarak bilinen eski Başbakan Refik el-Hariri’ye yönelik suikast, ülkenin kaderini derinden etkiledi.
Ülkedeki 15 yıllık iç savaşın sona ermesine ciddi katkılar sunduğu gibi savaştan sonra 1992’de yönetime gelen ve savaşın izlerini silmek için yeniden imara öncülük eden Hariri, 14 Şubat 2005’te başkent Beyrut’ta konvoyunun geçişi sırasında patlatılan bir ton bomba yüklü araçla suikasta kurban gitti.
Lübnan, Hariri suikastından sonra ciddi kutuplaşmaya girdi ve siyasi belirsizlikler ülkeyi derinden etkiledi.
Benazir Butto
Pakistan’ın seçimle göreve gelen ilk Başbakanı Zülfikar Ali Butto’nun kızı olan Benazir Butto, 1988’de “Pakistan’ı ve Müslüman bir ülkeyi yöneten ilk kadın” olarak tarihe geçti.
Dönemin Cumhurbaşkanı tarafından iki yıl sürdürdüğü görevinden yolsuzluk iddiaları nedeniyle alınan Butto, 1993’te seçimlerden tekrar lider olarak çıktı ve ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturdu.
İkinci başbakanlık görevinden 3 yıl sonra benzeri iddialarla alınan Butto, 1999’da kendi isteğiyle Pakistan’dan ayrıldı ve 2007’ye kadar ülkeye dönmedi.
Ülkede düzenlenen 2008 seçimlerine katılmak için Ekim 2007’de Pakistan’a dönen Butto, 27 Aralık 2007’de silahlı bir intihar bombacısının önce ateş etmesi ardından da üzerindeki düzeneği patlatması sonucu hayatını kaybetti.
Jovenel Moise
Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise de suikata uğrayan liderlerden. Haiti’nin 53 yaşındaki Devlet Başkanı Moise, 7 Temmuz 2021’de silahlı kişilerce evine düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti, eşi Martine Moise yaralandı.
Bülent Ecevit
Türkiye’de de birçok siyasi lider, suikast girişimlerine maruz kaldı. Eski Başbakan Bülent Ecevit’e yönelik biri ABD’de bir Rum tarafından olmak üzere birçok suikast girişiminde bulunuldu.
Ecevit’in atlattığı suikast girişimlerinden biri 29 Mayıs 1977’de İzmir’in Çiğli ilçesinde yaşandı. Seçim çalışmaları için İzmir’de yapılacak miting hazırlığı sırasında seçim otobüsüne binmek üzere olan Ecevit’e yaklaşan biri ateş açtı ancak kurşun sıyırarak arkada bulunan bir kişiye isabet etti.
Turgut Özal
Turgut Özal ise başbakan olarak görev yaptığı sırada, partisi ANAP’ın 18 Haziran 1988’de Ankara’da düzenlenen kongresinde kürsüde yaptığı konuşmada, Kartal Demirağ tarafından silahlı saldırıya uğradı.
Parmağından yaralanan Özal, suikast girişimi sonrası tekrar kürsüye çıkarak konuşmasını tamamladı.
]]>İstinye Üniversitesi (İSÜ) Liv Hospital Bahçeşehir, Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı’nın (KAHEV) pandemide yaşamını kaybeden sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitim bursuna destek olmak amacıyla ‘Emanetiniz emanetimizdir’ sloganıyla etkinlik düzenledi.

Uzman hekimlerden ve hastanenin sağlık çalışanlarından oluşan koro, meslektaşlarının çocukları için sahne aldı. Konseri koro şefi Atakan Konakçı yönetti.
Yaklaşık 4 aylık bir süre içerisinde hazırlıklarını tamamlayan ekip, repertuarında Türk Sanat Müziği, Pop Müziği ve Türk Halk Müziği’nin sevilen eserlerine yer verdi.
‘Sarı Gelin, ‘Bahçede Yeşil Çınar’ ve ‘Elveda Gençliğim’ gibi eserleri yorumlayan koro ve solistler dinleyicilerden büyük alkış aldı.
ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNE HARCANACAK
Konserin tüm geliri KAHEV üzerinden fonlanacak ve çocukların eğitimlerine destek sağlamak için kullanılacak.

REKTÖR İBİŞ: SANAT GÜZELLİĞİN, İYİLİĞİN VE İNSANLIĞIN İFADESİ
Konsere katılan İstinye Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, şunları söyledi;
*Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti ‘kimsesizin kimsesi’ olarak tanımlıyor. Bu aslında çok derin anlamlı bir söz.
*Başka bir sözü ise diyor ki; ‘sanat güzelliğin ifadesidir.’ Elbette ki hepimiz biliyoruz; sanat güzelliğin, iyiliğin ve insanlığın ifadesi. İşte bugün burada her iki sözü birleştirdiğimiz zaman bir, kimsesizin kimsesi olma yolunda bir etkinlik.
*İki, onun için de en güçlü, en değerli araç sanat. Amatör bir ruhla çok üstün bir inanç ve kararlılıkla pandemide şehit olan meslektaşlarının çocuklarına sahip çıkma bilinciyle hareket eden ve bu konuda sanatı en iyi şekilde kullanan İstinye Üniversitesi’nin çok değerli Liv Bahçeşehir Hastanesinin hekiminden sağlık personeline kadar tüm paydaşları bugün bize güzel bir sunuda bulunacaklar.
“SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ÇOCUKLARI ASLINDA BİZİM DE ÇOCUKLARIMIZ”
Hastanenin Genel Müdürü Dr. Fatih Akpınar ise şunları söyledi;
*Bu konseri düzenleyen ekip hastanedeki sağlık çalışanlarından oluşan bir koro. Tamamıyla esas işi sağlık olan insanlar bir araya geldi, aramızda hiç müzisyen yok. Biliyorsunuz, çok büyük bir pandemi yaşadık.
*Onlardan oluşan koroyla bu pandemide şehit olan sağlık çalışanlarının çocukları için bir burs düzenleniyor. Biz de buna etkinlikle katkı vermek istedik. Bu konserin bütün geliri Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı’nın düzenlediği ‘Emanetiniz emanetimizdir’ ön sözüyle sağlık şehitlerinin çocuklarına eğitim bursu olarak gidecek.
*Bütün arkadaşlarımız aylardır çok yoğun bir çalışma içerisinde. Onların iki sorumluluğu var hem burada önemli bir gösteri icra edecekler hem de böyle önemli bir sosyal sorumluluk projesinin içindeler.
*Pandemide şehit olan sağlık çalışanlarının çocukları aslında bizim de çocuklarımız. Sağlık çalışanları bir aile ve zor günler geçirdik. Artık bu zor günlerin ardından onların emanetlerine bakma sırası bize geldi. Biz de bu emanete sahip çıkmak için böyle bir etkinlik yaptık. Bu bir iyilik hareketi, umarım bu yaklaşım bizim gibi düşünen bütün kurumlar da örnek olur.
KESTEK: ÇOK DUYGU YÜKLÜ ANLAR YAŞIYORUZ
Hastanenin Genel Müdür Yardımcısı Mehtap İgaç Kestek, “Bugün hepimiz bütün ekip arkadaşlarımızla birlikte çok duygu yüklü anlar yaşıyoruz. Çünkü bu konserin bir amacı var. Pandemide şehit olan sağlık çalışanlarımızın evlatlarına aslında ‘Emanetiniz emanetimizdir’ sloganıyla destek vermek istiyoruz. Bu desteği bu konserdeki biletlerin gelirleriyle onlara eğitim bursu şeklinde gerçekleştirmek istedik. Böyle anlamlı bir amaç olunca gerçekten hepimiz çok duygu yüklü oluyoruz” diye konuştu.
AKSOY: GIDA OLARAK RUHUMU BESLEDİ
Koroda yer alan Klinik Diyetisyen Serkan Aksoy, “Bu koroda olmaktan çok onur duyuyorum. Sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitim katkılarına bir nebze olsun karşılayabiliyorsak ne mutlu bizlere. Elimizden geldiğince güzel bir vakit geçirdik. Biz konsere hazırlanırken de aslında çok güzel vakit geçirdik. Şimdi de sahnede biz bile kendi halimize şaşırıyoruz. Bizi çalıştıran çok iyi bir şefimiz vardı. Bunun için 4 aydır uğraşıyoruz. Şarkı söylemek aslında bir nevi motivasyon kaynağı. Ruhumuzu beslememiz gerekiyor. Aslında ben beslenme danışmanı olarak kişilere belki gıdalar yönünde yardım ediyorum ama bu da gıda olarak benim ruhumu besledi. Çok keyif aldım. Bütün arkadaşlarımla birlikte omuz omuza çalışmaktan da kıvanç duyuyorum” dedi.
“ŞARKI SÖYLEMEK DAHA ZOR”
Şarkı söylemenin mesleğine göre daha zor olduğunu ifade eden Aksoy, “Şarkı söylemek gerçekten zor bir şey. Dolayısıyla, bunun için özel bir çaba sarf ediyoruz. Bunun için bir eğitim almıştık. Bu da aslında çok kısa bir eğitimdi. Çok güzel vakit geçirdim. Anılarım arasında kalacak bir şey. Belki de devam bile edebiliriz, çok güzel oldu benim için. Güzel bir konser olacağını tahmin ediyordum ama bu kadar iyisini tahmin etmiyordum. Açıkçası beni bile şaşırttı. Hayatını kaybetmiş sağlık çalışanlarını rahmetle anıyorum, çocuklarına da başarılar diliyorum” diye konuştu.
]]>Partisinin grup önerisi üzerine konuşan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin tüm belediyelerin son 21 yılda yurt içinden ve yurt dışından aldığı kredilerin ve borçların dağılımının, borçlanma gerekçelerinin ve borçların yatırıma dönüşüp dönüşmediğinin ortaya çıkarılmasını istediklerini söyledi.
Son yerel seçimlerin ardından yönetimi el değiştiren bazı belediyelerde önceki dönemden kalan borçların ilan edildiğini aktaran Şahin, “Bunu bir siyaset üstü konu olarak ele alıp burada belediyelerin bu borçlanmalarının yasal zemini üzerinde durmak gerekiyor. Belediyelerin borçlanmaları konusunda yeni adımlara ihtiyaç var. Belediyelerin keyfi borçlanmalarının önüne geçmesi için Sayıştayın denetimi çok önemli. Siyasi parti ayrımı gözetmeksizin bütün belediyelerin harcamalarını, borçlanmalarını, bütçe konularını masaya yatıralım, sorunları konuşalım, tartışalım ve burada da belediyelere ülkemizin menfaati için reformlar sunalım.” ifadelerini kullandı.
“RAKİP BİR SİYASİ İKLİM YARATILDI”
İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, belediyelerin mecbur kalmadıkça borçlanma yoluna gitmemesi ve büyük projeler için de mutlaka merkezi yönetim tarafından destek verilmesi gerektiğini belirtti.
DEM Parti Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez, bazı belediyelerdeki kayyum yönetiminin harcamalarını eleştirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, hazineye en borçlu belediyelerin Kocaeli, Batman, Bursa, Denizli, Gaziantep, Siirt ve Sivas olduğunu belirterek, “Belediye ya da hükümet birbirine rakip değildir. Kaynakların verimli kullanılması için işbirliği yapmaları şarttır. Son zamanlarda ne yazık ki ülkemizde sanki belediye başkanları ve bakanlar birbirine rakip gibi bir siyasi iklim yaratıldı. Şüphesiz bu iklimden herkes payını almalı ama daha çok bu iklimden iktidar kendine düşen payı almalı.” diye konuştu.
AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, son yerel seçimlerin ardından AKP’nin kaybettiği belediyelerde aşırı borçlanma konusunda bir yaygara koparıldığını söyledi. İstanbul’daki bazı belediyelerin bütçelerinden örnek veren Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2023 yılında AK Parti’ye ait 24 belediye ile CHP’ye ait 14 belediyenin borçlarının bütçeye oranı AK Parti’de yüzde 35,38, CHP’de yüzde 63. Borçların bütçeye oranına baktığımızda ilk sırada Şişli, ikinci sırada Beşiktaş, üçüncü sırada Adalar, dördüncü sırada Beylikdüzü var. Hepsi CHP belediyesi. Buna karşın İstanbul’daki 39 ilçe arasından en az borcu olan ilçe belediyeleri ise Pendik, Üsküdar, Ümraniye, Silivri, Zeytinburnu. Bütçeleri esas alındığında en başarılı belediyeler bunlar. Şişli’nin 2 milyar 100 milyon bütçesi var, 2 milyar 460 milyon borcu var. Beşiktaş’ın 2 milyar 231 milyon bütçesi var, 2 milyar 55 milyon borcu var. Belediyelerde astınız ya afişleri, keşke bunları da assaydınız da hep beraber görmüş olsaydık.”
MECLİS’TE KÜRTÇE TARTIŞMASI
Genel kurulda DEM Parti’nin “anadilde eğitim”e ilişkin grup önerisinin görüşülmesi sırasında tartışma yaşandı.
Partisinin grup önerisi üzerine söz alan DEM Parti Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, 15 Mayıs’ın Kürt Dili Bayramı olduğunu ifade ederek, bir milletvekili olarak anadilini TBMM’de özgürce konuşamadığını dile getirdi.
Doğan, konuşmasının sonunda Kürt Dil Bayramını Kürtçe olarak kutladı. Bunun üzerine yerlerinden söz alan AKP Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ve MHP Grup Başkanvekilleri Filiz Kılıç ve Erkan Akçay, Anayasa’nın 3’üncü maddesi gereğince TBMM’de Türkçe konuşulması gerektiğini anımsattı.
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da DEM Parti’nin önergesini desteklediklerini belirterek, konuşmasının sonunda Kürtçe olarak Kürt Dili Bayramını kutladı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, çocukların Kürtçe öğrenmelerinde hiçbir mahzur olmadığını belirterek, “Bir ülkede ısrarlı bir şekilde ‘Kürtçe eğitim dili olsun’ derseniz bunun arkasından başka tartışmalar gelir. İYİ Parti olarak bu tutum ve davranışa, bu taleplere itiraz ediyoruz. Zaten geçtiğimiz dönemlerde adımlar atıldı. O sebeple ısrarla bunu tekrar ederek gündeme getirmenizi de çok da doğru ve yerinde bulmuyorum.” ifadelerini kullandı.
Görüşmeler sırasında AKP, MHP ve İYİ Parti’li bazı milletvekilleriyle DEM Parti’li milletvekilleri arasında zaman zaman sözlü tartışmalar yaşandı.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda daha sonra fahiş fiyat artışı ve stokçuluk cezalarının artırılmasını da içeren Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi.
]]>ASGARİ ÜCRETE ZAM GELECEK Mİ?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan asgari ücret ve emekli maaşlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bakan Işıkhan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Işıkhan asgari ücrete zam olmayacağını söylerken emekli maaşları için temmuza işaret etti.
Işıkhan, asgari ücrete ilişkin soru üzerine, ekonomik verilerin iyi gittiğine dikkati çekerek, “Aralık ayındaki düşüncemiz neyse aynı şekilde devam ediyor. Enflasyonla ilgili verilerimiz oldukça güzel geliyor. Hiçbir ara zam gündemimizde yok” ifadesini kullandı.

ASGARİ ÜCRET ERİMEYE DEVAM EDECEK
Asgari ücretin yıl ortasında en az yüzde 25.4 oranında eriyeceğini ortaya koyuyor. Asgari ücrete yıl ortasında zam yapılmaması halinde 2024 sonunda asgari ücretin alım gücü yarı yarıya erimiş olacak.
Hesaplamalar hem asgari ücrete hem de en düşük emekli aylığına temmuzda en az yüzde 25 oranında zam yapılmasının kaçınılmaz hale geldiğini gösteriyor. Merkez Bankası’nın anketine göre ilk 4 ayda yüzde 18.72 olan enflasyonun, mayıs ayında yüzde 3, haziran ayında da yüzde 2.54 daha artacak. Enflasyonun tahmin edilen rakamların etrafında oluşması halinde haziran sonunda tüketici enflasyonu yüzde 25.4’e ulaşacak.
EN AZ 21.320 TL OLMALI
Temmuzda memur ve emeklilere gerçekleşen enflasyon hesaba alınarak zam yapılacağı için bu kesim kısmen de olsa enflasyon kaybını telafi edecek. Ancak asgari ücrete zam yapılmaması halinde, açlık sınırının da altına düşmüş olan asgari ücretlinin her 4 lirasından 1 lirası enflasyonla buhar olacak. Üstelik ikinci 6 ayda kayıp daha da artarak maaşın yaklaşık yarısını götürecek. Enflasyon beklentilerine göre 17 bin 2 lira olan asgari ücretin reel alım gücü haziran sonunda 13 bin 558 liraya düşecek. İlk 6 aylık enflasyon kaybının telafi edilebilmesi için asgari ücretin 1 Temmuz’dan geçerli olmak üzere en az 21 bin 320 liraya çıkarılması gerekiyor. Zam yapılmaması halinde ise asgari ücretin bir miktar üzerinde maaş alanlarla birlikte en az 10 milyon çalışan, açlıkla karşı karşıya kalacak.
DÖRT AYDA YÜZDE 18 ERİDİ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ocak-nisan arasındaki 4 ayda tüketici fiyatlarının yüzde 18.72 arttığını hesapladı. TÜİK’in resmi enflasyonuna göre, iktidarın yıl ortasında zam yapmayacağını açıkladığı 17.002 liralık asgari ücretin alım gücü mayıs başı itibarıyla 2.681 lira eriyerek 14 .321 liraya geriledi. Asgari ücretin alım gücü İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) hesabıyla 14.043 liraya, alternaif enflasyon hesabı yapan ENAG’a göre ise 13.285 liraya düştü. Mayıs ve haziran tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artışla birlikte 6 aylık enflasyonun yüzde 25’lere ulaşması bekleniyor. Bu durumda asgari ücretin alım gücü 13.600 liraya kadar gerileyeceği için ara zam kaçınılmaz hale gelecek.
İKİ KEZ ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM YAPILDI
Enflasyonun hızla yükselmesinin etkisiyle 2022 ve 2023 yıllarında asgari ücrete temmuz ayından geçerli olacak şekilde ara zam yapıldı.
2022 yılının ocak ayında 4 bin 253 TL olan asgari ücret temmuz ayında yapılan yüzde 29,3’lük ara zamla birlikte 5 bin 500 TL’ye çıkartılmıştı.
2023 yılının ocak ayında asgari ücret yüzde 54,5 artışla 8 bin 506 TL olarak belirlenmiş, 2023 yılının temmuz ayında ise asgari ücrete yüzde 34 oranında ara zam yapılmış ve asgari ücret 11 bin 402 TL olmuştu.
2024 yılının ocak ayında ise asgari ücret yüzde 49 artışla 17 bin 2 TL’ye çıkartılmıştı.
]]>Başvuru dilekçesinde, 3 Mayıs 2024 günü açık kaynaklara yansıyan bir kısım haber içeriklerinde, Ankara Emniyeti Organize Şube Müdürlüğü yetkilileri tarafından, tehdit ve baskı ile başta siyasiler olmak üzere birtakım kişilere ilişkin, siyasi linç amaçlı ifadelerle, asılsız şekilde suç isnat edilmek istendiğini şeklinde beyanlar hatırlatıldı.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz
Dilekçede şu ifadelere yer verildi:
“Yine aynı konuyla alakalı olarak yapılan haberlerde Ankara Emniyet Müdürlüğü/ İstihbarat Şubenin, suçla mücadele için verilmiş yetkilerini amacı dışında kullandığından bahisle, bir kısım siyasilerin bu eylemlerin hedefinde olduğu belirtilmiştir. Bahsi geçen bu eylemlerin odağında, müvekkil Uğur Poyraz’ın da isminin bulunduğu, birçok siyasi kişinin isim listesi açıklanmış ve bu kişilerin kanunlar tarafından koruma altına alınan kişisel veri kapsamındaki bilgilerine, bir kısım Emniyet Müdürlüğü yetkililerinin hukuksuz eriştikleri belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen eylemlere ilişkin beyan ve haberler açık kaynak ve sosyal medyadan yayınlanmış ve tüm bunlarla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı idari, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı adli tahkikat başlatmıştır. Konuların gerçekliğinin ispatı ve olabilirliği konusunda belirli kanaat oluştuğundan adli ve idari soruşturmaya konu olmuştur.
Müvekkil ile ilgili olarak son 12 ay içerisinde Ankara Emniyet Müdürlüğü veya Emniyet Genel Müdürlüğünün başkaca birimleri tarafından yapılan tüm adli ve önleme amaçlı çalışmaların, CMK 135 ve 140 kapsamında, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu Ek 7. Madde kapsamında herhangi bir dinleme ve izleme yapılıp yapılmadığının araştırılması ve bununla birlikte kanun amir hükmü gereği suç soruşturması için depolanan önleme/adli amaçlı kullanılan tüm veriler üzerinden; telefon kayıtları, telefon baz kayıtları, IP üzerinden sosyal medya araçları üzerinden yapılan haberleşmeleri, Telefon İMEİ , TC, Adres, MERNİS kayıtları, konaklama, kayıtlı her türlü ödemeler, seyahat, yakıt alma, plaka tanıma sistemi, MOBESE vb. sistemlerde müvekkille ilgili olarak yapılan tüm incelemelerin yukarıda bahsi geçen iddialar çerçevesinde araştırılarak, bu işlemleri yapan birim ve kişiler hakkında cezalandırılmaları amacıyla iddianame tanzim edilmesini hususunda gereğini talep ederim.”
“GÖREVDEN AFFINIZI İSTEMENİZ YERİNDE BİR KARAR OLACAKTIR”
Poyraz sosyal medya üzerinde yaptığı paylaşımda da İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya istifa çağrısı yaptı. Poyraz, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili “komplo” iddialarına ilişkin, “Terör örgütleri ve onların uzantılarıyla, organize suç örgütleriyle bir olup, FETÖ taktikleriyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize, sosyal medya destekli ‘oyun kurmaya’ çalışıyorsa; onların oyunlarını da kurdukları tuzakları da yerle bir edeceğiz” paylaşımını alıntılayarak şunları ifade etti:
“Sayın Ali Yerlikaya size gönderdiğim soru önergelerini; okumayıp, cevaplamayıp, TBMM’de yaptığım çağrılara sessiz kalıp da şimdi bu ve benzeri paylaşımları yapmanız, bende nafile bir nedamet ve bolca hamaset yaptığınız hissi yaratmıştır. Bahse konu ekipler sizin sevk ve denetiminiz altındaki hatta bizzat sizin tarafınızdan seçilerek görev verilmiş isimlerdir. Bu isimlerin eylem ve faaliyetlerinin medya yönetimi ile aldığınız alkışların sesi sizi uyarılara sağır gerçeklere kör yapmıştır. Tweet atmak ve sorumluluğu ekiplerinize yıkarak haberiniz yokmuş gibi davranmak yerine sizin de görevden affınızı istemeniz yerinde bir karar olacaktır.”
]]>Yapılan kontrollerde söz konusu kişinin fotoğraf değişikliği yapılmış eski tip kimlik verdiğini gören ekipler, belgenin sahte olduğunu belirledi.

İncelemede, “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan arandığı tespit edilen kişinin, 30 Kasım 2007’de İstanbul-Isparta seferini yaparken düşen ve 57 kişinin hayatını kaybettiği kazaya ilişkin yargılandığı davada hakkında 11 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan, uçağın Atlasjet tarafından kiralandığı Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık AŞ’nin ortağı Yavuz Çizmeci olduğu bilgisine ulaşıldı.
Yavuz Çizmeci, hakkında bulunan kesinleşmiş hapis cezası uyarınca götürüldüğü adliyedeki işlemlerinin ardından cezaevine gönderildi.

NE OLMUŞTU?
İstanbul’dan Isparta’ya gelen Atlasjet Havacılık AŞ yolcularını taşıyan Dünyaya Bakış (World Focus) Hava Taşımacılığı AŞ şirketine ait yolcu uçağı, 30 Kasım 2007’de Isparta’nın Keçiborlu ilçesi yakınlarındaki Türbetepe mevkisinde düşmüş, kazada 7’si mürettebat 57 kişi hayatını kaybetmişti.
Kazada ölenler arasında, “Türk Hızlandırıcı Merkezi” projesinin Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde düzenlenen 4. Çalıştayına katılmak üzere yola çıkan proje üyesi Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Engin Arık, Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fen Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şenel Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet ile araştırma görevlileri Mustafa Fidan, Özgen Berkol Doğan ve yüksek lisans öğrencisi Engin Abat da bulunuyordu.
Uçak kazasıyla ilgili kamu davası, 16 Haziran 2009’da açıldı. World Focus Hava Yollarında görev yapan bazı üst düzey ve teknik personelden oluşan 10 kişinin yargılanacağı davanın ilk duruşması, 28 Temmuz 2009’da Isparta Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Yargılamalar sırasında sanık sayısı önce 12’ye, ardından 20’ye yükseldi.
Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Ocak 2015’te açıkladığı kararında, sanıklardan 8’ine, 11 yıl 8 ay ile 1 yıl 8 ay arasında değişen süreli hapis cezası verirken, 12 sanığın da beraatini kararlaştırdı.
Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 12. Ceza Dairesi, uçağın Atlasjet tarafından kiralandığı Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık AŞ ortağı Yavuz Çizmeci, Genel Müdürü Aydın Kızıltan ve Teknik Müdürü İsmail Taşdelen’in 11 yıl sekizer ay, Bakım Müdürü Fikri Zafer Dinçer’in 5 yıl 10 aylık hapis cezasını onadı. Dönemin Atlasjet Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tuncay Mustafa Doğaner ile uçuş işletme sorumlusu Mehmet Şerif Erbilgin hakkındaki beraat kararını bozdu. Daire, diğer sanıklara verilen beraat kararlarını da onadı.
Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine yeniden yargılanan sanıklar Doğaner ile Erbilgin’e 2021’de “taksirle öldürme” suçundan 5 yıl 10’ar ay hapis cezası verdi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin Doğaner ile Erbilgin’e verilen hapis cezalarını onaması üzerine dava dosyası 17 yıl sonra kapandı.
]]>Baba Kadri Koyun son savunmasında, “Kızım 8. Sınıfta okurken evden kaçtı. Kayıp ilanı verdik ve polisler onu buldu. Çocuk Şubeye almaya gittiğimizde eve gelmek istemediği için çocuk yurduna gönderildi. Sonra annesini arayıp ‘Beni çıkarın buradan, televizyonda gördüğüm gibi özgür bir yer değil burası’ dedi. Eve getirdik ve okuluna devam etmesini istedik. Okul müdürü bizi okula davet etti ve ‘Kızınız okumak istemiyor, devamsızlıktan okuldan atacağız’ dedi. 5 kızım halen okuyor, ben kızlarıma değer veriyorum. İclal’i sonra özel bir okula gönderdik. Burada da müdür bizi arayıp ‘Kızınız kötü örnek oluyor’ dedi ve okulla ilişkisini kestiler” dedi.
NİŞANLIYKEN SOSYAL MEDYADAN TANIŞTIĞI ADAMA KAÇTI
Kızının bir kuaförde çalışmaya başladığını, ardından eşinin akrabası olan Abdullah adlı kişinin kızıyla evlenmek istediğini belirten baba Kadri Koyun, “Henüz 16 yaşında olduğu için vermek istemedim, ama kızım da seviyorum deyince nişanladık. Nişandan sonra kızım Ali Şimşek adında biriyle sosyal medyadan tanışıyor ve Mersin’e gidiyor. Biz yine kayıp ilanı verdik. Sonra gidip getirmek istedik, ama yine kaçacağını söyleyince geri döndük. 1 yıl sonra rahatsızlanıp geri döndü” diyerek ağlayınca mahkeme duruşmaya 15 dakika ara vermek zorunda kaldı. Baba ifadesinin devamında, “Kızının cinsel organında hasar oluştuğunu, hatta annesi doktora götürdüğünde onlar bile bu yaşta nasıl böyle bir durum olduğuna anlam verememiş” diye konuştu.

“ALİ KIZINI BANA SATTI DEDİ”
Kızımla ilişki yaşayan Ali Şimşek’in kızıma çıplak resimlerini sosyal medyada paylaşacağı şantajında bulununca kızı İclal’in geri dönmek zorunda kaldığını belirten sanık baba, “Bir gece telefonuma gelen mesajda ‘Ali senin kızını bana 1.500 TL’ye sattı, gelin kızınızı götürün’ dedi. Benim Ali Şimşek ile ilgili şikâyetlerim oldu. Kızımı geri getirdim ve bir süre kaldıktan sonra tekrar gitmek isteyince ben de aracımı satıp kendisine kuaför dükkânı açabileceğimi söyledim ama başarılı olamadım. Yine o adamın yanına gitti. Sonra Ali Bozkurt adında biriyle tanıştı ve bu kez onunla evlenmek istedi. Ben de yaşının küçük olduğunu söyleyip engel olmak istedim. Kızım diretince evlendiler ama 3 ay sonra anlaşamayıp geri döndü. Sonra mevsimlik işçi olarak ailece fındık toplamaya gittik. Diyarbakır’a döndükten sonra bir gün polisler eve gelip karakola imza atmam gerektiğini söyledi. Gittiğimde kızımın beni şikâyet ettiğini öğrendim. Kızım Tekirdağ’da kuaför açacağını söyleyince ben karşı çıktım ama biletini alıp gitmiş. Buradan da Karaman’a gitmiş. Sonra bizi arayıp geri gelmek istediğini söyleyince para gönderdik. Annesine hatalarını yüzüne vurmayın yanlışını kendisini görüyor dedim. Bu kez de Diyarbakır’da Gece Yıldızı isimli pavyona gittiğini öğrendik. Kardeşini alıp Mersin’e gitmek isteyince ben de ‘Senin acını 6 yıldır çekiyorum, ikinci acıya katlanamam kendimi öldürürüm’ deyince bana ‘Sen bugün mü şerefli olsun’ diyerek küfür ve hakaretlerde bulundu. Kendimi kaybettim” dedi.

“FUHUŞ YAPIYORDU” İDDİASI
Sanığın eşi Meliha Koyun da, eşinden şikâyetçi olmadığını belirterek, “Eşim her zaman ona destek oldu. Ben kızınca düzelir diyordu. Eşim bir gün ne bana ne çocuklarıma şiddet uygulamamış, akşama kadar hamallık yapan bir insandır. Kızım 5 yıldır böyledir, alkol ve madde kullanıyordu. Süleyman ve Mehmet adlı adamlarla Diyarbakır’da evlerinde kaldı, Kızım bize garsonluk yapıyorum diyordu ama fuhuştan ve uyuşturucudan kaydı var. Küçük kızıma da okul okuyup ne yapacaksın boşver okulu ben gecede 4.000 lira kazanıyorum diyordu. Ne yaptıysak kendisiyle baş edemedik” diye konuştu.
MAHKEME TAHRİK VAR DEDİ
Mahkeme, alınan tanık ifadelerine göre İclal’in babasına hakaret ve küfür ettiği ifadelerinin sanığın ifadeleriyle uyumlu olduğu ve kızını konsomatris olmaktan vazgeçirmek için ikna etmeye uğraşırken kızının hakaretlerine maruz kalması nedeniyle savunmalarına itibar edilmesi gerektiğini belirtti.
20 YILA İNDİRİLDİ ÜYE HAKİM DAHA DA İNDİRİLMELİ DEDİ
Mahkeme, sanık babayı önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı, ardından cinayeti haksız tahrik altında işlediği gerekçesiyle 24 yıla indirdi.
Sanığın duruşmalardaki iyi hali ve pişmanlığı nedeniyle cezası 20 yıla düşürüldü.
Mahkemenin bir üyesi sanık hakkındaki tahrik indiriminin 24 yıldan değil, 20 yıldan başlanmak üzere daha fazla uygulanması gerektiği yönünde oy çokluğuyla alınan karara muhalefet şerhi yazdırdı.
]]>Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi ile Aydeniz, Kayseri Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Furkan Aydeniz, burada yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Gözaltına alınan sürücü Mustafa Ö. ise adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı. Hakkında ‘taksirle adam öldürme’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 7’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

BİLİRKİŞİ RAPORU İDDİANAMEDE
İddianamede yer alan bilirkişi raporunda; ölen Aydeniz’in seyir yönüne göre sağ tarafından gelen otomobil geçişini beklemeden kavşağa girdiği, otomobil sürücüsünün seyir şeridini kapattığı, otomobile ilk geçiş hakkını vermediği için trafik kazasının meydana geldiğine vurgu yapılarak, “2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84-h maddesine göre ‘Trafik kazalarında sürücüler kavşaklarda geçiş önceliğine uymama hallerinde asli kusurlu sayılırlar’ denildiğinden, ayrıca 5 yaşında trafikte bisiklet kullandığı, bu yaşta tamamen ebeveyninin kontrolünde olması gerektiği, kesinlikle trafikte bisiklet sürmemesi gerektiği anlaşıldığından; yine aynı trafik kanununun 37’nci maddesinde belirtilen ‘Bisiklet kullananların 11 yaşını bitirmiş olmaları zorunludur’ denildiğinden sürücülerin asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal ettiği belirtilmiştir” ifadelerine yer verildi.
Sürücü Mustafa Ö. yönünden verilen bilirkişi raporunda ise “Hız limitinin 50 kilometre olduğu yerleşim yerinde ve kontrolsüz 4 yönlü kavşağa yaklaşırken hızlı araç kullandığı, aracının hızını hiç azaltmadan kavşağa yaklaştığı, çarpışma öncesi ve sonrası durma noktasının 72,5 metre olduğu, hesaplaması yapılan bu durma mesafesinin 87 kilometre hıza tekamül ettiği, dolayısıyla aşırı hızda, dikkatsiz ve tedbirsiz olarak hızlı araç kullandığı anlaşıldığından 2918 Sayılı Kara Yolları Trafik Kanununun, 52/l-a ve b maddelerinde belirtilen ‘Sürücüler; kavşaklara yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken hızlarını azaltmak, hızlarını kullandıkları aracın görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar’ gerekçesiyle trafik kurallarını ihlal ettiği belirlenmiştir” denildi.
5 AY FİRAR ETTİ İDDİASI
Oğlunun ölümüne neden olan sürücünün 5 ay firar ettiğini öne süren baba Osman Aydeniz, “Trafik kazası geri planda çok basit gözükse de acısı dinmeyen yaralar açıyor. Oğlum kaza yaptığında ablam beni aradı ve hastaneye götürüldüğünü söyledi. Hastaneye gittiğimde doktor, oğlumun beyninde 4 farklı hasar, akciğerde yırtık, omurilikte ve bacağında kırık olduğunu söyledi. Yoğun bakımdan çıkmasının çok zor olduğunu, çıksa dahi engelli bir çocuk olacağını söyledi. Oğlum, yoğun bakımdan maalesef çıkamadı. Polisler ifademizi aldılar, aşırı hız olduğunu, sürücünün emniyet şeridine girdiğini söyledik. Otopsi sırasında savcımız da sürücünün firari olduğunu, yakalandığında gereğinin yapılacağını söyledi ama bu kişi 5 ay firariydi. Birçok sabıkası olan elektronik kelepçesi olan kişi 5 ay firar etmişti” diye konuştu.

‘EVLADIMIN ACISI İLE UYUYAMIYORUM’
Soruşturmanın yeniden ele alınması gerektiğini de belirten baba Aydeniz, şunları söyledi:
“Çünkü, kaza tutanağı çok sığ. Şoför beyanına göre ele alınmış. Kamera görüntüleri olmasına rağmen bilirkişi grafikler çizerek, çocuğumu aniden aracın önüne geçmiş gibi göstererek oğlumu suçlu çıkarması sonrası soruşturma savcısı bilirkişi raporunu iptal etti. Ama, ne hikmetse bilirkişi raporu iptal edilmesine rağmen Adli Tıp Kurumu’ndan da aynı rapor geldi. Halk otobüsündeki araç içi kamerasından dahi oğlumun bisikletinin emniyet şeridinde olduğu gözüküyor.
Buna rağmen Adli Tıp Kurumu’ndan gelen raporda iptal olan bilirkişi raporunun kopyası niteliğinde geldi. Eşimi ve oğlumu asli kusurlu, sürücüyü de tali kusurlu olarak belirtti. Üzerine de bir oran belirtmemiş. Orada da bir muğlaklık var. Burada şaibeler olduğunu düşünüyorum. Bu eksikliklerin tamamen revize edilip, adaletin hakikati ile sağlanması için yeniden bu işin ele alınması gerekiyor.
Çünkü, geceleri ben evladımın acısı ile uyuyamıyorum. İlk 2 ay ilaçlarla uyumaya çalıştım. Acım belki bir nebze hafiflese de evladımın acısı yüreğimden gitmiyor. Uykularımdan sıçrayarak uyanıyorum. Allah hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın. Hakikaten çok zor. Hukuki süreçteki zayıflık benim acımı iyice katlıyor. Sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi kazaya sebebiyet veren kişinin de hayatını rahat bir şekilde idame ettirmesi bizi çok üzdü. Bir insan bir kedi ya da köpeğe çarpsa içi acır. Acıyı paylaşmak ister.”
“OĞLUM ARTIK YOK”
Oğlunun ölümüne neden olan kazayı cinayet olarak da nitelendiren baba Aydeniz, “5 yaşında dünyalar tatlısı, parklarda oyun oynayıp, bisiklete binip eğlenceli vakit geçirmesi gereken bir çocuğu ben toprağa verdim. Oğlum artık yok. Trafik kazalarında artık canlar yok olmasın. Ehliyet almak da bu kadar kolay olmasın. Ehliyetsiz araç kullanmak da bu kadar basit ve cezasız kalmasın. Bu resmen bir cinayet. Oğlumun da benim de hayallerini maalesef çaldılar” dedi.
]]>Gözaltına alınan 11 kişi arasında, daha önce dizi ve filmlerde oynayan bir oyuncu ile 17 yaşındaki ‘Zeus’ kod adlı hacker ve 5 yıldır firari olan 47 suçtan yakalama kararı bulunan şebeke lideri C.A.’nın da olduğu öğrenildi. Operasyona komandolar da destek verdi.
VİLLALARDA FAALİYET GÖSTERDİLER
İzmir İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, siber suçlara yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, bir şebekenin İzmir merkezli Aydın ve Balıkesir illerinde faaliyet gösterdiğini tespit etti. Lüks villalar kiralayarak kurdukları sistemler ile vatandaşları arayarak kendilerini avukat, hakim, savcı, banka görevlisi, polis ve asker gibi tanıtarak dolandırdıkları öğrenildi.

Birçok şikayeti değerlendiren jandarma ekipleri, iz sürerek şebekenin faaliyet gösterdiği İzmir, Aydın ve Balıkesir’deki adreslerini tespit etti. Teknik ve fiziki takip başlatan jandarma ekipleri, yapılan çalışmalar sonrasında eş zamanlı operasyon başlattı. Belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonda komandolar da yer aldı. Operasyonlarda 11 şüpheli gözaltına alındı.
PİTBULL İÇİN OPERASYONA VETERİNER DE KATILDI
Operasyon kapsamında, Çeşme ilçesindeki lüks bir villada bulunan şüpheliler, koruma amaçlı bahçesinde yasaklı ırk olan ‘Pitbull’ cinsi iki köpeği beslediği öğrenildi. Jandarma ekipleri, önceden yapılan gözlemde bahçede bulunan köpeklerin tespit edilmesinin ardından operasyona veteriner getirerek iki köpeği de sakinleştirici ile etkisiz hale getirdiği bildirildi.
Operasyon kapsamında, şebeke lideri C.A. da jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Şebeke elebaşı C.A.’nın hakkında, 47 ayrı suçtan yakalama kararı olduğu ve 5 yıldır firari olduğu bildirildi. C.A.’nın üzerinde sahte avukat kimliği olduğu ortaya çıktı.
GÜNLÜK BEŞ MİLYON TL
Çeşitli yöntemler ile vatandaşlar dolandırarak günlük 5 milyon TL’ye yakın kazanç elde ettiği öğrenilen şebekenin içerisinde, eski dizi ve filmlerde oynayan bir kadın oyuncunun da olduğu ortaya çıktı. Ayrıca ‘Zeus’ kod adlı 17 yaşında bir hackerın bulunduğu belirtildi.
Zeus kod adlı çete üyesinin, dolandırılacak vatandaşların kimlik ve telefon numarası gibi bilgilerini yasa dışı yollarla elde ettiği belirlendi. Hackerın bilgisayarında ‘Dolandırılacak’ ve ‘Dolandırıldı’ isimli dosyalar oluşturduğu ve bu dosyalarda çok sayıda vatandaşın bilgileri yer aldığı öğrenildi.
OPERASYON DRONE KAMERASINDA
İzmir, Aydın ve Balıkesir’deki adreslere yapılan operasyon, drone ile görüntülendi. Şüphelilerin Çeşme ilçesindeki adresinde yapılan aramada, 23 dizüstü bilgisayar, 44 adet tuşlu telefon, 36 sim kart, 2 masaüstü bilgisayar, 1 ‘call center’ cihazı, 17 USB hafıza kartı, 15 uyuşturucu madde içiminde kullanılan malzeme, yaklaşık 20 gram metamfetamin, yaklaşık 35 gram kubar esrar, 1 hassas terazi ele geçirildi.
Operasyonda yakalanan hacker ve diğer 10 şüpheli sorgulanmak üzere İzmir İl Jandarma Komutanlığı’na götürüldü. Çok sayıda vatandaşı dolandırarak haksız kazanç elde eden 11 şüphelinin, işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
]]>Mevcut başkan Dursun Özbek’in karşısındaki isim, Süheyl Batum. Türkiye’nin saygın hukukçularından biri olan Batum, seçim öncesi SÖZCÜ’nün sorularını yanıtladı.
– Neden aday oldunuz?
Önemli etkenlerden biri Florya arazisi. Sportif başarılar, belirli kaygıların arka planda kalmasını gerektiriyor. Riva’da çok büyük zarara uğradık. Mecidiyeköy’ün
ne durumda olduğunu da kimse bilmiyor. Başkana sorduk: “İhaleler nerede?Nerede projeyi yürütecek firma? Nerede şartname?” Florya’da 62 bin dönüm yerimiz var. 98 bin metrekare inşaat yapabiliyoruz. 110 bin metrekare olabileceği söyleniyor. Florya’da gayrimenkulün metrekaresi 13 bin dolardan satılıyor. İnşaat maliyetlerini çıkarınca buradaki kâr minimum 900 milyon dolar. Bazı arkadaşlarımız 300 milyon dolar ile 900 milyon dolar arasındaki farkı bilmiyor!
“KULÜBE VİZYONU AYSAL GETİRDİ”
– Bankalara borç nasıl kapanacak?
Bazı veriler gelirlerin çok arttığını gösteriyor ama Spotif A.Ş. hâlâ çok borçlu. Florya’yı satmadan karşılayabilecek birtakım imkânlarımız var mı yok mu, bunu bilebilecek bir durumda değiliz. Seçimi kazanırsak mali genel kurul yapıp durumu masaya yatıracağız. Galatasaraylı firmalar var. Versinler tekliflerini, açık şartnameler hazırlansın, hepimiz bilelim, paylaşsınlar. Dursun Özbek de yapmalı.
– Başkanların desteği ne kadar önemli?
Alp Yalman, Galatasaray’ı borçsuz bırakan tek başkan. 2 de şampiyonluk kazanmış. Erden Timur’u neden seviyoruz? Yaptıkları ortada. ‘Vizyon genişledi’ diyoruz. Peki bu vizyonu ilk genişleten kimdi? Ünal Aysal. Drogba’yı, Felipe Melo’yu, Muslera’yı, Sneijder’ı getirdi. İki şampiyonluk kazandı. Şimdi şöyle diyorlar: Dursun başkan şampiyonluk kazandı, siz kimsiniz?

“PFDK’DEKİLER SÖZDE HUKUKÇU”
– TFF ve hakemler için görüşünüz ne?
Bir başkan “Ben play-off’u getirdim” der. Nihat Özdemir “Galatasaray o karanlıkta kupa aldığı için affetmeyeceğim” diyor. Ne yapacaktık? Almasa mıydık? Ali Koç “Bize beşer, altışar, dokuzar maç ceza verecekti. Baskıyı kurdum, ceza veremedin” diyor. Ve o TFF çok mutlu. PFDK’deki sözde hukukçular çok mutlu. Erkan Engin diye biri var; orta hakemi çağırıp bilinçli şekilde hata yaptırıyor. Derbide Icardi’ye yapılan hareketi görmeyen hakem mi olur? VAR hakemi Mustafa İlker Coşkun bunu göremiyor.
“İŞİMİZ AKP-CHP KAVGASI DEĞİL”
Galatasaray’daki herkesin, üyelerin, başkanın, yöneticilerin farklı siyasal görüşü olabilir. Ama ben ve arkadaşlarım şuna inanıyoruz: Galatasaray’ın başkanı, Galatasaray’ın logosu ve bayrağı altında, herhangi bir siyasi partinin, aktörün lehine ‘Bizim için iyi olur’ diyemez. ‘Bunun yolunda iyi oluruz’ denilecek bir tek kişi vardır: Mustafa Kemal Atatürk. Bizim işimiz AKP-CHP kavgası değil.
“ALİ KOÇ BAŞARISIZLIĞINA BAKSIN”
“Galatasaray’ın başkanına, yardımcısına, kurucu başkanına ve camiasına, inanılması mümkün olmayan saldırılar yapıldı. Galatasaray’ın bu saldırılar karşısında pasif kaldığını düşünüyorum. Hiçbir kulübün başkan ya da yöneticisi, Ali Sami Yen hakkında küfürlü tezahürata el çırpma ile destek veremez. Ali Koç kendi başarısızlığına baksın! Köy kıraathanesinde misin? Böyle sportif rekabet olur mu?”

“ERGİN ATAMAN PANA’DAN AYRILIRSA…”
“Ünal (Aysal) Bey’in varlığı. Vizyoner insanlar var bizde. Ergin Ataman ile Ünal Bey’in vasıtasıyla iletişime geçildi. Fakat A Milli Takım ve Panathinaikos’ta. Kazanmamız durumunda basketbol takımının koçuydu. Tabii ki Panathinaikos ile yollarını ayırdığı takdirde. Galatasaray en çok tanınan Türk markası. Sarkozy’nin çocuğu Galatasaray formasıyla poz veriyorsa, bu; Galatasaray’ın küresel gücüdür. ‘Drogba’yı Okan Buruk’un yerine getirecekler” diyorlar. Öyle bir şey yok. Okan Buruk’tan çok memnunuz. Ama Drogba, yurtdışında bizi temsil etse kötü mü?”
“BARIŞ ALPER MBAPPE GİBİ”
“Barış Alper Yılmaz gibi, kendi değerlerimizi üretmeliyiz. Galatasaray o kadar güçlü bir mekanizma ki; istediğinde dışarıdan getirebilir. Parana göre. Mbappe’yi getiremezsin ama Mbappe’yi yaratırsın. Ki yarattı; Barış Alper şu an Mbappe gibi! Emre’den (Utkucan) çok mutluyum. Ama yanına bir şeyler de vereceksin.”
]]>
Ergün Tozkoparan
Elektronik sigaranın bir çeşidi
Genel olarak elektronik sigaralar iki türden oluşur. Bir tanesinde, kartuş içerisine konulan bir solüsyonda nikotin ve diğer aromatik maddeler bulunmaktadır. Bu solüsyon, elektronik sigaranın içerisindeki bir çeşit buharlaştırıcı mekanizmayla buhar haline gelir, buhar da ciğerlere çekilir. Bu buhar çekme cihazları puff olarak da adlandırılmaktadır. Kartuşlu olanların hepsi puff sigaralardır. Bir diğer elektronik sigara çeşidinde ise işlenmiş tütün yaklaşık 250-300 dereceye kadar ısıtılmaktadır ve ısıtılan tütünün dumanı ciğerlere çekilmektedir.

GÖRÜNTÜSÜNE, AROMASINA VE KOKUSUNA KANMAYIN!
Puff barlar; nikotin, tatlandırıcı ve birçok kimyasal içermektedir. Görüntüsüne, kokusuna, aromasına kanılmaması gerekir. Çünkü puff barlar, nikotin bağımlılığına başlama aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Şu anda Amerika’daki her 10 lise öğrencisinden biri elektronik sigara kullanmakta ve yarısı da daha önce hiç sigara içmemiş bireylerden oluşmaktadır. Bu öğrenciler, hiç normal sigara içmeden elektronik sigara aracılığıyla nikotin bağımlısı olmaktadır. Ülkemizde de puff sigaraların kullanımındaki artışa dikkat çekmek gereklidir ve bu yönde önlemler alınmalıdır.
HİÇBİRİ MASUM DEĞİL
Elektronik sigaralarda akciğerlere zararlı maddeler bulunur. Bunların zararsız olduğunu söylemek kesinlikle mümkün değildir. Nitekim Amerikan Sağlık Enstitüsü ve Amerikan Kanser Enstitüsü gibi kurumların yaptığı çalışmalarda elektronik sigaralarda çekilen buharın ya da dumanın içerisinde kanserojen madde olduğu kesin olarak gösterilmiştir. Bu nedenle kesinlikle kullanılmamalıdır.
ZARARLARI ZAMANLA ORTAYA ÇIKAR
Normal sigara tüm 1945’li yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başladı. Akciğer kanseri ile olan ilişkisi ancak 60’lı yılların sonları ve 70’li yılların başlarında kesin olarak ortaya konabildi. Elektronik sigaralar 2016-2017 yılından sonra tüm dünyada yaygınlaşmaya başladı ve bunların uzun dönem etkileri şu anda bilinmiyor. Benzer şekilde uzun dönemde, belki bundan 15-20 yıl sonra elektronik sigaraların da bilemediğimiz birçok zararı ortaya çıkacaktır. Ayrıca elektronik sigara dumanlarında kurşun, arsenik, nikel gibi ağır metaller de bulunmaktadır. Bu ağır metallerin solunum yoluyla ciğerlere alınmasının uzun dönemde ne gibi etkiler yapacağı konusunda da herhangi bir araştırma bulunmamaktadır.
AİLELER FARK EDEMİYOR
Meyve aromalı ‘puff’ların ergenlerde ve gençlerde yaygınlaşmasının birçok nedeni var. Kartuş içindeki solüsyonların içine çok değişik ve ilgi çekici aromalar konulmaktadır. İçindeki aromalar cihazları daha keyif verici hale getirmektedir. Bu da gençler arasında ayrı bir cazibe unsurudur. Bunlar ağızda ya da giysilerde koku bırakmamaktadır. Dolayısıyla aileler tarafından fark edilmeleri oldukça zordur. Normal sigara içildiği zaman ağız kokusu yapması, giysiler üzerinde koku bırakması gibi nedenlerle kolay anlaşılır. Ancak ‘puff bar’ları fark etmek mümkün değil. Bu da dolaylı yoldan yaygınlaşmasını artırmaktadır. ‘Puff barlar’ın dolma kalem, flash bellek gibi çok değişik şekilde olanları mevcuttur. Görüntüsü, rengi, aroması ve kokusu gibi birçok farklı özelliğiyle diğer sigaralardan ayrılması nedeniyle zararsız oldukları kanısı ve algısının yaygınlaşması kontrol edilmesini zorlaştırmaktadır.
EVALI sendromu riskini artırıyor
Elektronik sigaranın hangi çeşidi olduğu fark etmeksizin, içimi sonrası bazı duyarlı bireylerde EVALI sendromu olarak adlandırılan bir akut solunum yetmezliği tablosu gelişmektedir. Hastalar genellikle yoğun bakım şartlarında takip edilmeyi gerektirecek derecede ciddi solunum yetmezliğine girmektedir. Erken saptanırsa tedavisi mümkündür. Ancak saptanmadığı takdirde hayati kayıp vakaları da bildirilmiştir. ABD’de 2020 yılında 200’den fazla EVALI sendromuna bağlı hayati kayıp vakası bildirilmiştir. Bu da elektronik sigaralarda olan ama normal sigarada olmayan akut hayatı tehdit eden bir istenmeyen durum olduğunu gösteriyor.
]]>İddianamede, sanığın olay günü Yunus Yılmaz’ın makam odasına girdikten sonra çantasından çıkardığı bıçakla hocasını kafasından yaraladığı belirtildi. Doktor raporu, tanık ve mağdur ifadeleri ile makam odasını gören koridordaki güvenlik kamera kayıtları bir bütün olarak incelendiğinde, sanık B.Y.’nin silahla kasten yaralama suçunun sabit olduğuna dikkat çekildi.
İDDİANAME HAZIRLANDI AMA ‘CEZA VERİLMESİN’ DENİLDİ
Olaydan sonra B.Y. hakkında alınan sağlık raporunda, sanığın ‘Sanrısal bozukluk’ rahatsızlığı bulunduğu için Yunus Yılmaz’a yönelik kasten yaralama suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu eylemiyle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olduğuna vurgu yapıldı.
İddianamede, sanığın yargılamasının yapılarak cezalandırılması için hakkında yeterli şüpheyi oluşturacak nitelikte delil elde edilmiş ise de, alınan sağlık kurulu raporuna göre, akıl hastalığı bulunduğu için hakkında CMK’nın 223/3-a hükmü uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, TCK’nın 57. hükmü uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanarak tedavi altına alınmasına karar verilmesi istendi.

BASİT DEĞİL NİTELİKLİ YARALAMA
Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan dava ile ilgili mahkeme ise görevsizlik kararı verip dosyayı yargılama yapmaya yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkeme, suçun basit yaralama değil, nitelikli kasten yaralama kapsamında kalması nedeniyle dosyanın Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi gerektiğine hükmetti.
BIÇAĞI ARKASINA GİZLEYİP ANİDEN SALDIRDI
Doç. Dr. Yunus Yılmaz ifadesinde, tanımadığı bir kişinin aniden makam odasının kapısını açarak içeri girdiğini belirterek, “Öğrenci olduğunu düşündüm. Kapıyı kapatmak istediğini söyledi, ben de açık kalmasını istedim. Kapıyı kapatarak masamın önündeki koltuğa oturdu. Bana genetik olarak psikolojik sorunları olduğunu söyledi. Ben de sakin olup problemini anlatmasını söyledim. Kim olduğunu öğrenmeye çalışıyordum. Ayağa kalkarak çantasından bir şey alıp arkasına sakladı. Benim olduğum tarafa geçmemesi için kendisini uyardım. Buna rağmen arkasına gizlediği bıçakla aniden saldırmaya başladı. Kendimi savunmaya çalıştım. Sürekli salladığı bıçak kafama isabet edince yaralandım. Bağrışma sesleri yükselince özel kalemdeki iki kadın personel içeri girdi. Ben de bana daha fazla zarar vermesin diye bileklerinden tutmuştum. Kendisini tanımıyorum” dedi.
BAĞIRIP KRİZE GİRİNCE İFADESİ ALINAMADI
Gözaltına alınan B.Y.’nin hayatın olağan akışına aykırı biçimde bağırması, krize girmesi nedeniyle sağlıklı ifade alma işlemi gerçekleşmediğinden psikiyatri servisine sevk edildiği için ifadesi alınamadı.
Özel kalemde çalışan E.B. ise, “İçeri girdiğimde kadın şahıs elindeki bıçakla defalarca Yunus Yılmaz’ın karın bölgesine doğru salladığını gördüm. Yılmaz’da kadını bileklerinden tutmuş kendini korumaya çalışıyordu. Ben kadını daha sonra dışarı çıkardım. Yunus hocanın kafasından kanlar akıyordu” dedi.
Ş.G. adlı personel de tanık olarak alınan ifadesinde, “Bağırma sesleriyle hocanın odasına girdiğimizde kafasından kanlar akıyordu. Kadının elindeki bıçakla hocayı karnından da bıçaklamaya çalışırken o da engel olmaya çalışıyordu. Kadın da hocaya bağırmaya devam ediyordu. Biz hemen ambulans çağırdık” dedi.
]]>“BU KİŞİ BEN DEĞİLİM TANIMIYORUM”
Tutuklanıp hakkında dava açılan tekniker Süleyman P. polis sorgusunda ele geçen 5 kişilik fotoğrafta kendisi olarak gösterilen 1 numaralı kişinin kendisi olmadığını iddia etti. Etkin pişmanlıktan da yararlanmak istemediğini ve dağ kadrosundaki teröristlerle ilgili teşhislerde bulunup bilgi vermek istemediğini belirten Süleyman P., “Şu anda Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesinde Anestezi Teknikeri olarak çalışıyorum. Benim PKK ile ilgim yok, kod isim kullanmadım. Ele geçirilen fotoğrafta 1 numaralı kişi ben değilim. Çünkü örgüte katılmadım. Görüştüğüm üst düzey örgüt mensubu yoktur. Fotoğrafta görülen 5 kişiyi de tanımam. Kim olduklarını bilmiyorum. 5 yıldır devlet memuru olarak çalışıyorum. Diyarbakır’a atandıktan sonra ikiz bebeklerim olduğu için vaktimin büyük bölümü evde eşimle çocuk bakmakla geçiyor. Benim hakkımda dağa gittiğim yönündeki ihbarlar benim itibarımı zedeliyor, suçsuzum” dedi.
BENİM AMA DİĞERLERİNİ TANIMIYORUM
Savcılığa sevk edilen Süleyman P. ifadesini değiştirdi. Bu kez de, “Polis sorgusunda fotoğraftaki kişinin ben olmadığımı söyledim, ancak 1 numaralı kişin benim. İstanbul’da üniversite okurken ailemle irtibatımı kopardım. Dağa çıkmaya karar verdim. 1 ay ideolojik ve psikolojik eğitim aldım. Sonra yanlarından ayrıldım. Tekrar üniversiteye devam ettim ve KPSS’ye hazırlandım. Ardından Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 3 yıl devlet memurluğu yaptım. Ardından eşimle evlendik ve eş durumundan tayinim Diyarbakır’daki Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesine anestezi teknikeri olarak çıktı. Eşimde öğretmenlik yapmaktadır. Fotoğraftaki 1 numaralı kişi benim ancak Mustafa Daşdemir, Serhat Erdoğan, Yusuf İpek ve Ayten Demir olduğu belirtilen bu kişileri tanımıyorum. Telefonumun şifresini de vermek istemiyorum. Suçu anlattığım şekliyle kabul ediyorum, pişman mısınız sorunuza da cevap vermek istemiyorum, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiyorum” dedi. Sanığın kullandığı telefon hattının geriye dönük HTS kayıtları incelendiğinde baz bilgilerinin Hakkari’nin Çukurca İlçesi Çığlı Köyünden alındığı belirlendi.

Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan sanık savunmasında, “İlk kez böyle bir şey başıma geldi. Bu fotoğrafı çektirdiğimi dahi hatırlamıyorum. Hatta fotoğrafı bile kendime benzetemedim. Ben devlet memuruyum. Anlamsız bir fotoğraf yüzünden aylardır tutukluyum. Hem ben hem eşim devlet memurudur. İçinde bulunduğum durum beni ve ailemi olumsuz etkilemektedir. Gezi amaçlı Hakkâri’ye gitmiştik. Sınırın Irak tarafında festival olduğu söylendi. Biz de geçiş yaptık, sonra da geri geldik. Orada silahlı kişiler vardı. Dönüş yolunda üzerime çamur bulaşınca o bölgenin yerel kıyafetlerini giymek zorunda kaldım. Silahlı kişiler fotoğraf çekiniyordu, benim de katılmamı isteyince birlikte fotoğraf çekindik, sonra ben tedirgin olup oradan kaçtım. Uzun süre travma yaşadım. İstanbul’a gidip okuluma devam ettim. Oku bittikten sonra Diyarbakır’a dönüp KPSS’ye hazırlandım. Daha sonra atandım ve mesleğimi icra etmeye başladım. İkiz çocuklarım vardır. Bu olanları unutmak istiyorum” dedi.
PİŞMANLIK TALEBİ OLMADIĞI HALDE 1 YIL CEZA İLE KURTULDU
Mahkeme, etkin pişmanlık talebinde bulunmayan, cep telefonunun şifresini polis ve savcılıkla paylaşmayan ve fotoğraf karesinde kendisi dahil olmak üzere bu kişileri tanımadığını, ardından kendi dışındaki tanımadığını belirtmiş olmasına rağmen sanığın etkin pişmanlıktan yararlandırılmasına karar verdi. Mahkeme, sanığın terör örgütü üyesi olduğu yönünde kuşku bulunmadığını, ancak kendi isteğiyle örgütten ayrıldığı, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili samimi bilgiler verdiğini, bu bilgilerin tutarlı ve dosya ile uyumlu olduğu, suçun aydınlatılmasına katkıda bulunarak gizlediği bir husus tespit edilemediğine dikkat çekti. Mahkeme, sanığı terör örgütü üyesi olmaktan 7,5 yıl hapisle cezalandırdı, ardından cezayı etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 1 yıl 6 ay 22 güne indirip cezayı 5 yıl süreyle erteledikten sonra hükmen tahliyesine oy birliğiyle karar verdi.
]]>TİP’liler ile Atalay’ın annesi Şükran Atalay, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Atalay’ın meslektaşları ve arkadaşları, Can Atalay’ın milletvekili seçilmesinin birinci yılında İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya geldi.
“CAN’IN MİLLETVEKİLLİĞİNİN ELİNDEN ALINMASININ 1. YIL DÖNÜMÜ”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
* “Tam bir yıl önce bugün Türkiye’de bir genel seçim yapıldı. Genel seçimler yurttaşın kendisini temsil edeceği milletvekillerini seçtirme iddiasıyla hayata geçiriliyor fakat Türkiye’deki, açık konuşalım, Saray iktidarı ‘Ancak ben izin verirsem yurttaş seçme ve seçilme hakkını kullanabilir’ diyor. Benim izin vermediğim, benim onaylamadığım herhangi bir tercihin hayata geçme şansı yoktur iddiasıyla zaten tümüyle siyasi bir dava olan, zaten tümüyle hukuksuz bir dava olan, zaten hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulan arkadaşlarımızdan birisi olan seçilmiş Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın da esaretini katmerleyerek, onun hukuksuz cezaevinde tutulmasının üstüne bir de yasaları, Anayasa’yı, Anayasa Mahkemesi kararlarını defalarca kez tekrar tekrar ayaklar altına alarak, onu esir tutmaya devam edişinin birinci yıl dönümü.
* Haksız, hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulmaya devam eden bir milletvekili Can Atalay meselesidir ama kesinlikle ve kesinlikle sadece Can Atalay’dan ibaret bir mesele değildir. Can’la beraber haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe maruz bırakılan bir bütün olarak Gezi direnişidir. Can’la birlikte Soma’da sadece ve sadece patronlar daha fazla kar etsinler diye iktidar desteğiyle katledilen 301 madenciye uygulanan adaletsizliğe, onların çocuklarının ailelerinin yakınlarının sesi olmak için buradayız.
* Ülkenin dört bir yanında bu iktidarın yarattığı iklim nedeniyle, bu iktidarın verdiği cesaret nedeniyle kadınları katlettikten sonra hayatlarına devam eden katillerin yargılanabilmesi için buradayız. Bin haftadır evlatlarını arayan Cumartesi Anneleri’nin sesini yükseltmek için buradayız. Bu ülkede onlarca anne, baba, eş, sevgili, kardeş evladını, kardeşini katleden iktidar yandaşı olduğunda sokaklarda özgürce gezmeye devam etmesin diye mücadele eden, adalet arayan aileler diye bir gerçek ortaya çıktı. AKP döneminde ortaya çıktı. Adında adalet olan bu parti Türkiye’de adaleti katlederek var oluyor.”
“KENDİNİZE LAZIM OLMADAN DEMOKRASİ VE ADALET İÇİN BİR ŞEYLER YAPIN”
Can Atalay’ın annesi Şükran Atalay, “Bütün annelere sesleniyorum. Bütün anneler iyi yüreklidir. Evlatları için iyi şeyler isterler. Onlara şöyle demek istiyorum, kendinize adalet, demokrasi lazım olmadan demokrasi ve adalet için bir şeyler yapın. Kime ne gün geleceği belli değil. Hepiniz örgütlenin” diye konuştu.
“AVUKATIMIZI BİZE VERİN”
Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da “Hatay Milletvekili Can Atalay, Ahmet Atakan’ın da aynı zamanda avukatıydı. Bugün Ahmet Atakan’ın bir dosyası yokken Can Atalay içeride. Ben Adalet Bakanı’na şunu soracağım, bizi ikna etsin. Can’ı niye tutuyorsun orada? Bizim artık sabrımız tükendi. Biz avukatımızı istiyoruz. Biz milletvekilimizi istiyoruz. Biz içerideki yoldaşlarımızı istiyoruz, yeter artık. Bu işkence bu zulüm bitsin. Biz artık dayanamıyoruz, gerçekten artık dayanamıyoruz” diye konuştu.
“HALK KAZANACAK, ADALET KAZANACAK”
TİP İstanbul İl Sözcüsü Melis Akyürek de yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:
* “Anayasa’ya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, Hatay’ın seçilmiş milletvekili olmasına rağmen tam bir yıldır hukuksuzca cezaevinde tutulan Can Atalay için adalet istiyoruz. 10 yıl önce Soma’da katledilen madenciler için, onların avukatı Can Atalay için adalet istiyoruz. Depremde katledilen, evsiz yurtsuz kalanlar için adalet istiyoruz. 1 Mayıs meydanı Taksim’in işçilere kapatılmasını kabul etmeyen ve bu nedenle tutuklanan dostlarımız için adalet istiyoruz. İktidara meydan okuduğu için cezaevlerinde tutulan siyasetçiler, Gezi tutsakları, Gezi aileleri, tutuklu gazeteciler, avukatlar için adalet istiyoruz.
* Tam bin haftadır kayıp ve katledilen yakınları için mücadele eden Cumartesi Anneleri için adalet istiyoruz. Sürekli kemer sıkması istenen, her geçen gün daha da yoksullaşan emekçiler, emekliler için adalet istiyoruz. Katledilen kadınlar, geleceksiz bırakılan, tarikatların insafına terk edilen gençler için adalet istiyoruz. Özgürlüklerimiz ve haklarımız pazarlık konusu değil. Hayatımız pazarlık konusu değil. Bir yandan vekillerimizi, siyasetçileri, emekçileri, Taksim’i savunanları tutsak edip diğer yandan halkı yoksullaştıranlarla uzlaşmayacağız. Hayatı bize zindan edenlerle aynı gemide değiliz. Temel haklarımızdan, adaletten, çocuklarımızın ekmek parasından, eğitiminden tasarruf etmeyeceğiz. Ülkeyi koca bir cezaevine çevirenlere hep birlikte meydan okumak için bir kez daha bir aradayız.
* Mesele, yalnız bir kişinin, bir grubun, bir topluluğun, bir partinin, bir partiye oy verenlerin meselesi değil. Adalete susamış, hakları elinden alınmış, özgürlüklerine kastedilmiş kim varsa yanındayız. Adalet ve özgürlük isteyenler için bir oluruz, beraber oluruz ve kimseyi yalnız bırakmayız. Gezi’de nasıl bir olduysak, öyle birleşir mücadele ederiz. 4 Mayıs seçimlerinin üzerinden bir yıl geçti. Seçilmiş bir milletvekili bir yıldır tutsak ediliyor. Bu bir yılda yoksulluğumuz arttı, ekmeğimiz, eğitimimiz, sağlığımız, özgürlüğümüz azaldı. Halk, iktidara yanıtını yerel seçimlerde verdi. Bu iktidar artık bir azınlık iktidarıdır.
* Bir azınlığın halkın haklarını gasp etmesine izin vermeyeceğiz. Adalet istiyoruz ve kazanacağız. Bir bir kazanacağız. Can Atalay başta olmak üzere Gezi tutsaklarını, cezaevlerindeki siyasetçileri, devrimcileri çıkaracağız. Soma, Ermenek, Aladağ, Çorlu için adaleti sağlayacağız. Emekçiler, emekliler, gençler, kadınlar için yan yana duracağız. Halk kazanacak, adalet kazanacak.”
]]>“HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA”
İstanbul Eczacı Odası Başkanı Şeker Pınar Özcan yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
* “1956 yılından beri var olan örgütlü yapımızla biz eczacılar, ülkemizin her ili, mahallesi ve köyünde hem mesleğimizin hem de halk sağlığının yararına hizmet veriyoruz. Bizler halkımızın eczacılarıyız. Pandemi gibi, deprem gibi olağanüstü dönemlerde biz eczacılar, halkımızın hep yanında olduk. Tarihe not düşelim, biz eczacılık hizmetini iyi yapıyoruz ve sadece eczacılık yapmak istiyoruz. Bugün burada iktidarı da muhalefeti de uyarıyoruz. Halk sağlığı tehdit altındadır çünkü bugün Türkiye’de bilim insanı yetiştirmek yerine apartmandan bozma üniversiteler açarak yeni mezun işsizler ordusu yaratılmaktadır.”
“9 BİN 500 ECZACI İŞSİZ”
Sağlık Bakanlığı’nın ‘Sağlıkta İnsan Kaynakları 2023 Raporu’na göre olması gerekenden 9 bin 500 fazla eczacı olduğunu kaydeden Özcan, şöyle devam etti:
* “Türk Eczacıları Birliği kayıtlarına göre de Türkiye’de bugün 9 bin 500 eczacı işsizdir ve buna önümüzdeki dönem, önümüzdeki ay mezun olacak 4 bin 500 eczacı dahil değildir. 20 yıl önce 8 olan eczacılık fakültesi bugün 62’dir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre, eğitim ve sağlık temel insan hakları olarak tanımlanmış ve devlet tarafından karşılanmak zorundadır. Buna rağmen bugün ülkemizde eğitim ve sağlık maalesef ticaretin konusu olmuştur. Eğitim ve sağlık ciddi bir iştir. Bir ülkenin geleceğidir. Ancak halkımızın sağlığı ve gençlerimizin geleceği maalesef ekonomiye, siyasete, ranta kurban gitmektedir. Artık bu aymazlıktan acilen vazgeçilmelidir.”
“ECZACILIK FAKÜLTESİ AÇILMASINA SON VERİLMELİ”
Sağlık Bakanlığı’na ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na seslenen Özcan, “Sağlıklı bir eczacılık eğitimi için artık eczacılık fakültesi açılmasına son verilmelidir. Eczacılık fakültesi kontenjanları yüzde 50 oranında düşürülmelidir. YKS sıralama barajı 60 bine çekilmelidir. Mevcut ve öğrenci alımına başlamamış eczacılık fakülteleri AR-GE merkezlerine veya akademisyen yetiştiren kurumlara dönüştürülmelidir. Yeni mezun eczacılarımız için kamuda kadro açılmalı, ilaç sanayinde eczacı kadrosu getirilmeli ve eczacılıkta uzmanlık alanları genişletilmelidir” diye konuştu.
“TALEPLERİMİZE MECLİSTE SAHİP ÇIKIN”
Özcan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki eczacı vekillere de şöyle seslendi:
* “Sağlık zincirinin vazgeçilmez halkası olan mesleğimiz, genç meslektaşlarımız fakülte enflasyonu nedeniyle gelecek endişesi içindeler. Eğitim politikası bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Mesleğimizin ve genç meslektaşlarımızın geleceği için taleplerimize mecliste sahip çıkın. Bu plansızlık ve kaos biliyoruz ki sadece bizim mesleğimizin sorunu da değil. Tıp, diş hekimliği ve hukuk başta olmak üzere tüm mesleklerde de benzer sorunlar yaşanıyor. Bu vesileyle ilgili tüm meslek örgütlerini de bu liyakatsizliğe, bu plansızlığa fakülte enflasyonuna karşı ses yükseltmeye ve hep birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bizler sonuç alınıncaya dek her türlü demokratik eylemi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”
]]>Türkiye’de gayrimenkulde fiyat artışı enflasyonun altında kalırken zenginler yurt dışına yöneliyor ve ülkeden döviz çıkışına neden oluyor.
Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yurt içi yerleşiklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımları 2024 yılı Mart ayında 298 milyon dolarla aylık bazda rekor kırdı.
İlk üç aylık dönemler için, pandemi öncesinde 2019’da 74 milyon dolar, 2020’de 99 milyon dolar, 2021’de 126 milyon dolar, 2022’de 97 milyon dolar, 2023’te 368 milyon dolar olan yurt dışı gayrimenkul yatırımları, 2024’te yüzde 62’lik artışla 597 milyon dolara yükseldi.
BİR YILDA 2,3 MİLYAR DOLARI AŞTI
Türklerin yurt dışı gayrimenkul alımları Nisan 2023-Mart 2024 dönemindeki son 12 ayda da 2 milyar 315 milyon dolara ulaştı.
Yurt dışı gayrimenkul yatırımları, 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 163,7’lik artışla 2 milyar 86 milyon dolar ile rekor kırmıştı.
Türklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımı 2020’de 282 milyon dolar, 2021’de 526 milyon dolar, 2022’de 791 milyon dolar olmuştu.
Türklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımlarının ülkelere göre dağılımı TCMB verilerinde yer almıyor ancak Türklerin genel yurt dışı doğrudan yatırımlarının ülke kırılımına ulaşmak mümkün.
Gayrimenkul yatırımı artarken, Yunanistan’a 2021’de 21 milyon dolar, 2022’de 52 milyon dolar olan Türklerin doğrudan yatırımının 2023’te 203 milyon dolara yükselerek dörde katlanmıştı.
Yunanistan gibi Türklerin gayrimenkul alımı yoluyla altın vize başvurularında öne çıkan Portekiz’de de söz konusu doğrudan yatırım rakamının 2022’de 13 milyon dolarken 2023’te 159 milyon dolara yükselmesi dikkat çekmişti.
Türklerin doğrudan yatırımlarında 2022’den 2023’e İtalya 26 milyon dolardan 112 milyon dolara, İspanya 39 milyon dolardan 89 milyon dolara, İngiltere 211 milyon dolardan 513 milyon dolara yükselmişti.
YABANCILARA KONUT SATIŞI AZALDI
TÜİK verilerine göre, yabancılara yapılan konut satışları 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 48,1 azalarak 35 bin 5 olmuştu. Bu rakam, 2017 sonrasındaki altı yılın en düşüğü olarak kayıtlara geçmişti.
2022’de yüzde 4,5 olan toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı, 2023’te yüzde 2,9’a gerilemişti.
2022’de 6 milyar 273 milyon dolarla rekor kıran gayrimenkul kaleminde net yabancı girişi, 2023’te yüzde 43,3’lük düşüşle 3 milyar 560 milyon dolara gerilemişti.
Yabancılara yapılan konut satışları 2024’ün Ocak-Mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48,0 azalarak 5 bin 685 oldu.
Yabancıların Türkiye’de net gayrimenkul yatırımı da 2024’ün ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 41,9 düşüşle milyon dolara geriledi.
Vatandaşlık için gayrimenkul alımlarında gerekli olan fiyat, Eylül 2018’den itibaren 1 milyon dolardan 250 bine düşürülmüş, gelen tepkilerin üzerine 13 Haziran 2022’de 400 bin dolara çıkarılmıştı.
16 Ekim 2023 tarihinden itibaren ise yabancıların ikamet izni alabilmek için alacakları taşınmazlarda 75 bin dolar olan alt sınır 200 bin dolara çıkarılmıştı.
Uzmanlar, Türkiye’de dolar bazında fiyatların çok yükselmesi, deprem riski, vatandaşlık ve ikamet izni için gerekli limitlerin yükseltilmesi gibi gerekçelerle yabancıların konut alımında düşüş olduğuna işaret ediyor.
]]>Milli takımın bu sezonki ilk maçına çıkacağı Antalya Spor Salonu’ndaki mücadele saat 20.00’de başlayacak.
Geçen yıl VNL’de ilk kez şampiyon olarak adını tarihe yazdıran “Filenin Sultanları”, oynadığı 15 karşılaşmada sadece 3 yenilgi almıştı.
Organizasyonda karşılaştığı Japonya’ya 3-2 kaybeden milli takım, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde ise rakibini 3-1 yenmeyi başarmıştı.
ÜST ÜSTE 22 GALİBİYET
Resmi karşılaşmalardaki son yenilgisini 28 Haziran 2023’te Bangkok’taki ligin üçüncü haftasının ilk maçında Japonya’ya karşı 3-2’lik skorla yaşayan A Milli Kadın Voleybol Takımı, o müsabakanın ardından VNL, CEV Avrupa Şampiyonası ve 2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde oynadığı 22 maçta yenilgi yüzü görmedi. Mili takım, ilklerin yılı 2023’te üç kupa kazanmıştı.
Milli takımın sırasıyla kazandığı organizasyondaki maçları şu şekilde:
FIVB Milletler Ligi: Tayland, Brezilya, Hırvatistan (Grup) İtalya (Çeyrek final), ABD (Yarı final), Çin (Final)
CEV Avrupa Şampiyonası: İsveç, Azerbaycan, Çekya, Yunanistan ve Almanya (Grup), Belçika (Son 16 turu), Polonya (Çeyrek final), İtalya (Yarı final), Sırbistan (Final)
2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri: Porto Riko, Bulgaristan, Peru, Arjantin, Brezilya, Japonya, Belçika
SANTRAELLİ’NİN YENİ HEDEFİ ARKA ARKAYA ŞAMPİYONLUK
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın başına geçtiği 27 Aralık 2022’de duyurulan İtalyan başantrenör Daniele Santarelli, “Filenin Sultanları”nın başında çıktığı ilk organizasyon olan VNL’de şampiyon oldu.
Daha sonra milli takımla ilk defa Avrupa şampiyonluğu yaşayan İtalyan başantrenör, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde de millileri şampiyonluğa taşıdı. Milli takım, ayrıca bu başarıyla olimpiyatlara katılma hakkı elde etti.
Milli takım, Santarelli yönetiminde çıktığı 31 maçta 28 galibiyet aldı. Galibiyet serisini devam ettirmek isteyen Santarelli, bu yılın ilk turnuvasında yeniden ipi göğüsleyerek arka arkaya şampiyon olmayı hedefliyor.
KAPTAN EDA ERDEM DÜNDAR SAKATLIĞI NEDENİYLE YOK
VNL’nin ilk haftasında mücadele edecek A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın kadrosu da belli oldu. Kaptan Eda Erdem Dündar, sakatlığı nedeniyle Antalya etabında mücadele edemeyecek.
Milli takımın kadrosunda şu oyuncular yer alıyor:
Pasörler: Cansu Özbay, Elif Şahin
Pasör çaprazları: Melissa Vargas
Smaçörler: Hande Baladın, Ebrar Karakurt, İlkin Aydın, Derya Cebecioğlu, Tuğba İvegin
Orta oyuncular: Zehra Güneş, Aslı Kalaç, Beyza Arıcı
Liberolar: Simge Aköz, Gizem Örge, Ayça Aykaç Altıntaş
İLK HAFTA PROGRAMI
“Filenin Sultanları”, ligin ilk haftasında 14-19 Mayıs’ta Antalya’da, ikinci haftasında 28 Mayıs-2 Haziran’da ABD’de, üçüncü haftasında da 11-16 Haziran’da Çin’de mücadele edecek.
16 takımın mücadele edeceği VNL’de üç hafta sonunda puan cetvelinde ilk 8 sırada yer alan takımlar, finallerde mücadele etme hakkı kazanacak.
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın VNL’nin ilk haftasında yapacağı maçların programı şöyle:
Yarın:
20.00 Japonya-Türkiye
16 Mayıs Perşembe:
20.00 Hollanda-Türkiye
18 Mayıs Cumartesi:
20.00 İtalya-Türkiye
19 Mayıs Pazar:
20.00 Fransa-Türkiye
]]>Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tutuklu sanık B.K. olay günü uyuşturucu temini için tutuklu sanık G.H.A’nın evine gittiğini, evden çıktıkları sırada polislerin eve operasyon düzenlediğini belirtti.
“KOKAİN KARŞILIĞI ESRAR”
Evde ele geçirilen uyuşturucuyu G.H.A’dan aldığını belirten sanık, diğer sanıklardan S.S’nin olayın içinde olup olmadığını bilmediğini, G.H.A’nın olmadığı zamanlarda Ö.Ö’nün evinden uyuşturucu madde aldığını iddia eden B.K. “2022-2023 yıllarında G.H.A. ve Ö.Ö’ye gönderdiğim paralar uyuşturucu karşılığında gönderilen paralardır. Bitcoinden kazanç sağlamak için alınan paralar değildir. Uyuşturucu madde kullanıyorum. G.H.A’dan aldığım uyuşturucuyu K.G’ye veriyordum. K.G’de parayı bana veriyor, ben de G.H.A’ya veriyordum. G.H.A. ile K.G. arasında kokain karşılığında esrar alışverişi oluyordu. Adli emanette kaybolan 6 kilo kokain hakkında bilgim yok.” dedi.
“BAZEN DEPONUN KAPISI AÇIK BIRAKILIYORDU”
Sanık G.H.A. ise iddianamede isimleri geçen K.G, E.B. ve S.Ç’yi tanımadığını, ilk defa duruşma salonunda gördüğünü savundu.
Olay günü, B.K. ile kendi evine gittiğini, evde üstünü değiştirdiği sırada B.K’nin uyuşturucuları mutfak terazisinde tartarken gördüğünü iddia eden G.H.A, “Polisler kapıyı açarak eve girdi. Üzerimde, evimin içerisinde ve bahçede arama yaptılar ama uyuşturucu çıkmadı. Sonra polisler B.K’yi bir odaya götürdü. Zannediyorum B.K’yi darbettiler. Odadan çıktıklarında B.K’nin gözünde darp izi vardı. Polis uyuşturucuyu kimden temin ettiğini sorduğunda beni işaret edip gösterdi ve ‘Bundan aldım.’ dedi. Polislerin aramasında evden hiç para çıkmadı. Ancak kullanmak amacıyla aldığım esrar maddesini polise teslim ettim. Sonra tutuklandım.” diye konuştu.
B.K. ile yazışmalarının kozmetik ürünleri üzerine olduğunu ve onun banka hesabından gelen paralar kozmetik ürünleriyle ilgili olduğunu iddia eden G.H.A. B.K. ve E.Y. ile ticaret yaptıkları savundu.
G.H.A, Kovid-19 salgını çıktığında cins kedi yetiştiriciliği ve kozmetik ürün ticareti yaptığını, kazandığı paraları bitcoin olarak değerlendirmesi için B.K’ye verdiğini öne sürerek, “B.K’nin ilk etapta polislerin yönlendirmesiyle, sonra ise etkin pişmanlıktan yararlanmak için uyuşturucu satışı yaptığımızı söylediğini düşünüyorum” diye konuştu.
Antalya Adliyesi emanetinden çalınan 6 kilogram uyuşturucu ile alakasının olmadığını savunan G.H.A. kamera kayıtlarında ve bilirkişi raporunda bunun görüleceğini savundu.
G.H.A. uyuşturucu madde kullandığını ve sanıklardan S.S’nin de imam nikahlı eşi olduğunu iddia ederek, “Düğün hazırlığı yaptığım S.S. kardeşinden borç aldı, kredi çekti. Bu paraları toplayıp B.K’ye bitcoinde değerlendirmesi için verdim. Örgütle alakalı hiçbir şeyi kabul etmiyorum.
Emanetin anahtarı sorumludadır. Depoya herkes kapıyı çaldığında girebiliyor. Bazen deponun kapısı havalansın diye açık bırakılıyordu.” dedi.
SAFLIK DERECESİ FARKLI İDDİASI
G.H.A’nın avukatları ise sanığın evinde uyuşturucuyla yakalanan B.K’nin üzerinde uyuşturucu maddenin saflık oranının yüzde 76 , Antalya Adliyesi emanetinden eksik çıkan 6 kilo uyuşturucunun saflık oranının ise yüzde 52 olduğunu, bunun da evde ele geçirilen uyuşturucu maddenin adli emanetten çalınan uyuşturucu madde ile alakasının olmadığını kanıtı olduğunu savundular.
Emanet memuru sanık Ö.Ö ise B.K’nin kendisinden uyuşturucu temin ettiği yönündeki ifadesinin doğru olmadığını, “Suçtan kurtulmaya yönelik böyle ifade vermiştir. Bu beyanlara dayanarak duyuma dayalı ifadelerle dava açılmıştır. Emanette kaybolan uyuşturucu ile alakam yoktur.” dedi.
G.H.A. tutuklandıktan sonra adli emanette yapılan sayımda bulunduğunu aktaran Ö.Ö, “Sabah erkenden gittim. Her yer kargaşa halindeydi. İlk sayımda herhangi bir eksik yoktu. Kendi aralarında ‘tekrar sayalım’ dediler. Önce bir çuvalda yırtık olduğunu tespit ettiler. Bunu savcıya anlattım. Uyuşturucunun olduğu bölüme sayım günü hiç girmedim. Daha önce de görevliyle girmiştim. Tek başıma yetki olmadan girmedim.” diye konuştu.
Zabıt katibi sanık S.S. de adli emanetin uyuşturucu muhafaza edilen bölümüne hiç girmediğini savunarak, “Zimmetle ilgili ifadem alınmadı. Uyuşturucu ticaretine yönelik beyanlarım alındı. Suçlamaları reddediyorum.” dedi.
Tutuksuz sanıkların ve tanıkların dinlenmesinin ardından, mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
OLAY
Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin, sanıklar G.H.A. ve B.K’nin üniversite öğrencilerine uyuşturucu satışı yaptıkları bilgisine ulaşması üzerine Ahatlı Mahallesi’ndeki bir eve 28 Nisan 2023’te operasyon düzenlenmişti.
Operasyonda B.K’nin üzerinde 117 gram uyuşturucu ele geçirilirken, evde yapılan aramada ise 10 gram esrar ve hassas terazi bulunmuştu.
Sanıklar çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklanırken, sanık B.K’nin uyuşturucuları zabıt katibi G.H.A’dan adlığını itiraf etmesinin ardından 30 Nisan 2023’te adliye emanet deposunda yapılan sayımda 6 kilogram uyuşturucunun eksik olduğu tespit edilmişti.
Yapılan operasyonlar sonucunda gözaltına alınan 9 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklardan G.H.A’nin “nitelikli zimmet”, “suç örgütü kurup, yönetmek” ve “uyuşturucu madde satma”, Ö.Ö. ve S.S’nin ise “nitelikli zimmet”, “suç örgütü üyeliği” ile “uyuşturucu madde satma” suçundan, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için yeniden ifade veren tutuklu sanıklar B.K, K.G. ile tutuksuz sanıklar E.Y’nin “uyuşturucu madde satma” ve “suç örgütü üyeliği”nden, E.B, S.Ç. ve T.P’nin de “uyuşturucu madde satma” suçundan cezalandırılmaları talep edilmişti.
]]>Bora Yalçın, kooperatiften ev sahibi olabilmek için 2015 ve 2016 yıllarında inşaat firmasına peşinat ve taksitleriyle birlikte toplam 460 bin lira ödeme yaptı. Noterden evinin tapusunu almasına rağmen, inşaat şirketi ile yaptığı sözleşmedeki 2 yıllık süre boyunca inşaatta ilerleme kaydedilmediğini fark eden Yalçın, durumu yargıya taşıdı. Yalçın, süreçteki zararı ve sözleşmede taahhüt edilen kira yatırma şartı nedeniyle Ankara 14’üncü Tüketici Mahkemesi’nde açılan ‘müspet zarar’ davasında 578 bin lira tazminat kazandı.
Yalçın, kooperatif projesinin akıllı daireler ve rezidansı içeren büyük bir lansman ile duyurulduğunu belirterek, “Bize de iyi bir vakıftan mesaj olarak geldi. Biz bu şekilde geldik. Topraktan daire almak adına bu projeye girdik. Önce bir peşinat ödedik, peyderpey ödemeye başladık. Hızlı bir şekilde bütün borcumu bitirip ben ilk 1-1,5 yıl içerisinde bütün borcu bitirip tapuyu almayı tercih ettim” dedi.
SÖZ VERİLEN TARİHTE BİTMEDİ
“Devlet tapusunun elimizde daha güçlü bir referans olarak kalması amacıyla bunu yaptık” diyen Yalçın şöyle devam etti:
-Fakat ev, söz verildiği tarihte teslim edilmedi. Zaten noterdeki sözleşmemizde de bu evin teslim edilmemesi durumunda bize kira yatırma taahhüdü vardı. Bu sebepten dava açtık. Evdeki hakkımdan feragat etmek istemedim. Evdeki tapu hakkımın devam etmesi koşuluyla ve alamadığım kiralar ve müspet kayıplarım sebebiyle açtığımız davada çok başarılı bir süreç sonrasında davayı kazandık. Tapum bende, müspet zararım için 500 bin lira, üzerine de kira bedelleri aldım.

TOPRAKTAN EV ALMAK İSTEYENLER DİKKAT
Avukat Senem Yılmazel, bu tarz zararlara ilişkin ‘menfi zarar’ ve ‘müspet zarar’ olmak üzere iki çeşit dava açılabildiğine değinerek şöyle devam etti:
– Bora Bey’in davası müspet zarar davasıdır. Bu davada tapu alıcıda kalır. Tapuyu iade etmeyiz. Sözleşme ayakta kalır, sözleşmeyi de feshetmeyiz. Sözleşme nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteriz. Mahkeme talebimizi kabul etti. Karar kesinleşti. Ayrıca bir de müvekkilin yoksun kaldığı kiralar vardı.
– 66 bin lira da kiranın davalıdan alınarak davacı vekiline ödenmesine karar verildi. Ev halen bitmedi. Bu arada bu ev taahhüt edilen tarihte müvekkilime teslim edilmedi. Tapu devredildi, müvekkilin tapusu var. Ancak gayrimenkul teslim edilmedi. Halen de teslim edilmedi ki bu nedenle hala yoksun kaldığı kira alacakları devam ediyor.
Yılmazel, topraktan ev almak isteyenlerin dikkat etmesi gereken hususlara değinerek şunları söyledi:
“Birincisi öncelikle bu sözleşmenin mutlaka tapudan ya da noter aracılığıyla yapılması gerekiyor. Noterden yapılırsa tapunun tescil edilmesi gerekiyor. Veya tapuda doğrudan sözleşme yapılması gerekiyor. Benim birinci önerim tapunun alınmasıdır. Eğer o tarihte bu gayrimenkul teslim edilmezse onlar için hangi yol uygunsa o yol için hukuki yollara başvurmaları gerekir.
]]>Paketin temel amacı, “enflasyonla mücadeleye katkı sunmak” olarak açıklandı.
Kamuda taşıt, bina ve personel alımlarıyla ilgili kısıtlamalar getiren, kamu emekçilerinin lojman, sosyal tesis ve servis haklarını da hedefe koyan paketle ilgili uzman isimler de yorumlarını paylaştı.
EKSİKLER
Sozcu.com.tr’ye konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe, pakette dört temel eksiğe işaret ederek “Kamu İhale Kanununu değiştirerek ihaleleri rekabetçi yapacak düzenleme ve kamu özel işbirliği (KÖİ) kapsamında döviz üzerinden yapılan garanti ödemelerin indirilmesi yok” dedi.
2024 bütçesinde büyük kısmı şirketlere muafiyet, indirim ve teşvik kaynaklı olarak 2,2 trilyon TL’lik vergiden vazgeçildiğini ancak bugün açıklanan pakette bu rakamı azaltmaya dönük bir madde yer almadığını belirten Karatepe, üst gelir grubunu vergilendirmeye dönük de bir madde olmadığını dile getirdi.
PAKETİN AMACI
Paketin amacının “kamuoyu algısını yönetmeye çalışmak” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karatepe, paketteki birçok maddenin 11 trilyon liralık bütçe içinde deve kulak bile olmadığına işaret etti.
Karatepe, paketteki tedbirlere dair somut parasal rakamlar da açıklanmamasını eleştirerek “50 yıldır görmeye alıştığımız standart tedbirler ağırlıkta. Çoğu zaten özelleştirilen lojman ve tesislerin kalanları da satılacak” dedi.
Karatepe ayrıca, paketle birlikte çoğunluğu muhalefete geçen belediyelerin hareket alanının daraltılmasının de hedeflenmesini beklediğini söyledi.
SEÇİM DETAYI
Prof. Dr. Ensar Yılmaz da pakete ilişkin değerlendirmelerini X hesabından paylaştı.
“Verilen kamu garantilerinde bir düzenleme gerekliydi” diyen Yılmaz, şöyle devam etti: “Yüksek gelirli gruplar için farklı vergi kalemleri de dikkate alınmalıydı. Büyüme üzerindeki etkisine dair bir projeksiyon, beklenen tasarruf harcamasının büyüklüğüne dair bir hesaplama olmalıydı.”
Çoğu yerde kullanılan 3 yıllık kriterin de büyük oranda sonraki seçim öncesine kadar olan döneme işaret ettiğini belirten Yılmaz, paketle birlikte kamu varlıklarının satışa çıkarılacağına, kamusal servetin özelleştirileceğine işaret etti.
ÖNE ÇIKAN 15 MADDE
Kamuda tasarruf alanlarının 8 ana başlık altında sıralandığı ve uymayanlara para cezası öngörülen pakette öne çıkan maddelerden bazıları şöyle:
1- 3 yıl süreyle yeni araç satın alma ve kiralama yapılmaması
2- Kanunla izin verilenler hariç araç kullanımının yasaklanması
3- İhtiyaç fazlası ve ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtların tasfiyesi
4- Savunma ve güvenlik hariç, kamuda personel servisi hizmetinin toplu taşıma olan yerlerde kaldırılması.
5- Deprem riski hariç, yeni hizmet binası alımının/yapımının 3 yıl süreyle durdurulması
6- Yeni bina kiralanmaması, mevcut kiralamaların bir takvimle sonlandırılması
7- Doğal afet ve güvenlik hariç, yeni lojman ve sosyal tesis alımı/yapımı ve kiralanmasının süresiz olarak yasaklanması
8- Savunma ve güvenlik hariç, mevcut sosyal tesislerin ekonomiye kazandırılması
9- Lojman kiralarının ve sosyal tesis ücretlerinin rayiç bedel dikkate alınarak gözden geçirilmesi
10- Kamuda yeni personel istihdamının emekli olanlarla sınırlandırılması (3 yıl)
11- Kamuda çalışanlar için yönetim kurulu ücretlerine tavan sınır getirilmesi, aşan kısmın bütçeye gelir kaydedilmesi
12- Hizmet içi eğitim, toplantı vb. faaliyetlerin kamu tesislerinde yapılması
13- Temsil ve tanıtma ödeneklerinde 2024 yılında yüzde 25 kesinti yapılması, devam eden yıllarda da bunun baz alınması
14- Zorunlu haller hariç, demirbaş alımlarının 3 yıl süreyle durdurulması
15- Mal ve hizmet alım ödeneklerinde yüzde 10, yatırım ödeneklerinde yüzde 15 kesinti
]]>Başkanlar, Tarım Bakanlığı’ndan önce çay fiyatını açıklayan Rize Ticaret Borsası (RTB) ve Ulusal Çay Konseyi (UÇK) Başkanı olan özel sektör Orçay fabrikasının sahibi Mehmet Erdoğan’a da tepki gösterirken, kendilerini temsil etmediklerini belirterek Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ettiklerini duyurdu.
‘İSTİFA EDİYORUZ’
Oda başkanları adına açıklamayı yapan Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özsoy şunları söyledi:
“Biz çay bölgesi Ziraat Odaları olarak maliyet çalışması yaptık, neredeyse bütün odalarımızdan çıkan ortak maliyet 17 buçuk – 18 TL arası iken bugün görüyoruz ki Tarım ve Orman Bakanlığı, Ulusal Çay Konseyi ve Borsanın görüşleriyle hareket ederek bir fiyat çalışması yapmış ve gece yarısı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sayfasında 17 TL’lik bir fiyat açıklandı. Bu fiyatı kesinlikle kabul etmiyoruz ve Ulusal Çay Konseyi’nin üreticiyi temsil etmediğine inanarak topluca Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ediyoruz. Ulusal Çay Konseyi bizim için, sanayicileri temsil ediyor bu saatten sonra. Üretici temsilcisi olarak Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ederek ilk tepkimizi gösteriyoruz.
Bundan sonra ki süreçte bu fiyatın kesinlikle revize edilmesi ile ilgili çalışmalarımız olacak. Orman Bakanlığı’na Sayın Cumhurbaşkanımıza mesajlarımız olacak. Çünkü bu maliyet fiyatıdır. Çiftçimizin günün sonunda sattığı çaydan alacağı para 17 TL’dir. Eklenen 2 TL’lik destekleme yılın sonunda alınacak bir fiyattır ve bunun çay taban fiyatı ile alakası yoktur. Yüzde 69 enflasyonun olduğu bir ülkede, çiftçinin cebine yansıyan gerçek enflasyonun yüzde 125 olduğu bir ülkede, çay üreticisinin emeğine ekmeğine yüzde 54 zammı kesinlikle kabul etmiyoruz ve tekrar açıkladığımız 25 TL’lik fiyatı talep ediyoruz.”
Özsoy, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan açıklanan çay taban fiyatının belirlenmesinde dikkate aldıkları maliyet çalışmasını açıklamalarını talep etti.

‘ANKARA’DA MAKAM ODALARINDA BELİRLENMEMELİ’
Artvin, Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti “Çay fiyatı aslında bence Ankara’da makam odalarında belirlenmemeli. Çay fiyatı Aslında Rize’de, Trabzon’da, Hopa’da, Borçka’da, Artvin’de gelip yerinde incelenmeli, çiftçilerle temasa girilmeli, çiftçilerin sorunları dile getirmeli o günün enflasyon koşulları, o ayın enflasyon sonuçları dile alınmalı, diye düşünüyoruz. Bir gece yarısı operasyonuyla belirlenen 17 TL çay fiyatı, çay üretici açısından kabul edilebilir bir fiyat değil. Net 16.629 lira elimize geçecek” dedi.
Arhavi Ziraat Odası Başkanı Sadık Yıldırım Bayrak ise, “Ülkemizin en çok göç veren bölgesinde ikamet ediyoruz. 210 bin ruhsatlı üreticinin çay tarımı yaptığı bakan ve Çaykur verilere karşı belirlenmiştir. Biz doğduğumuz topraklarda yaptığımız tarımdan doymak istiyoruz. Yani hak ettiğimizi, emek ettiğimiz çayın karşılığı olarak alacağımız parayla doğduğumuz topraklarda hayatımızı idame etmek istiyoruz” diye konuştu.
‘FİYATIN REVİZE EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ’
Artvin Borçka Ziraat Odası Başkanı ve Bölge Koordinatörü Tolga İskenderoğlu, şu şekilde konuştu:
“Karadeniz için ciddi anlamı olan hayatımızı idame ettirdiğimiz bir tarım ürünü çay. Ve Tirebolu’dan, Borçka’ya kadar çay üretimi yapılıyor ve bütün Karadeniz halkının doğrudan ve dolaylı olarak geçimini sağladıkları bir ürün çay. Aynı zamanda ülkemiz için de stratejik bir ürün çay, o yüzden devlet yetkililerimiz çay maliyetlerini ve sahadaki talepleri dikkate alarak tekrar konuyu değerlendirerek üreticinin memnun olacağı, STK’nın memnun olacağı, sektörün memnun olacağı bir fiyatın açıklanmasına ihtiyaç vardır.
Bu bir zincir halkası üretici işleyecek. Üretici üretecek, sanayi işleyecek. Dolayısıyla birbirinden ayrılmaz bir sektör. Dünyada üretimde beşinci olduğumuz, tüketimde de birinci olduğumuz bir ürünün hem kanuna hem taban fiyata hem de sanayinin, üretenin ve tüketenin memnun olduğu bir ortama ihtiyaç vardır. Bu açıklanan fiyat bu ortamı sağlamakta özellikle üreticinin mağduriyeti bu anlamda ciddi olmakta. O yüzden tekrar devlet yetkililerimizden bir Ziraat Odaları olarak üreticilerin temsilcileri olarak devlet yetkililerimiz maliyetlerin tekrar incelenerek bu fiyatın revize edilmesini talep ediyoruz.”
]]>Canlı yayında İsrail’in Filistin’de sivillere yönelik sistematik saldırılarını mercek altına alan ve doğrudan Hyman’a konuyla ilgili sorular soran Morgan, İsrail’in kaç sivili öldürdüğüne dair sorular sordu. Fakat İsrail hükümetinin sözcüsü hem kendisiyle çelişen yanıtlar verip hem de gerçekdışı yorumlar yapınca Morgan’ın tepkisini üzerine çekti.
İSRAİL HÜKÜMETİNİN SÖZCÜSÜ SUSPUS OLDU
İsrail’in Refah’a düzenlediği saldırılar artarken Morgan, Hyman’a Ekim ayından beri öldürülen sivillerin sayısı ile ilgili sıkıştırdı. İsrail’in çatışma sırasında kaç sivili öldürdüğüne inandığı sorusuna Hyman, “Elimizde kesin rakamlar yok” dedi. Morgan İsrail’in kaç teröristin öldürüldüğünü bildiğine buna karşılık sivil ölümlerini bilmemesine tepki göstererek, “Hamas teröristlerini öldürmeye masum sivillerden daha fazla önem verdiğiniz anlamına geliyor, bu doğru değil mi?” dedi.
Morgan sözlerine, “İsrail hükümetinin resmi sözcüsüsünüz ve kaç sivil öldürdüğünüz hakkında hiçbir fikriniz yok mu? Az önce bana sivilleri öldürmeme konusunda özellikle dikkatli olduğunuzu söylediğinizi sanıyordum ama kaç kişiyi öldürdüğünüzü bilmiyorsanız bunu nasıl kesin olarak söyleyebilirsiniz” ifadesiyle devam etti.
İsrailli yetkili Morgan’ın sert sözlerine yanıt veremezken bu yayın büyük beğeni topladı.
İŞTE O DİYALOG
Piers Morgan- 1.5 milyon insanın yaşadığı Refah’ta Hamas’ı yok etmek için ikincil zarar olarak gördüğünüz kaç sivil kişi öldü?
Avi Hyman- Operasyonun ilk gününde 100 bin kişiyi Refah’tan çıkardık.
PM- Bu da en az 1.4 milyon insanın kaldığını gösteriyor.
– Evet ve bu devam eden bir süreç.
PM- Şu ana kadar 40 bin insanı öldürdünüz ve bunların çoğu masum siviller, kadınlar ve çocuklar.
– Verdiğiniz Hamas rakamları çıkınca bunların 14 bini teröristti.
PM- O zaman kaç sivil öldürdüğünüze inanıyorsunuz?
– Tam rakam yok.
PM- Kaç Hamas teröristi öldürdüğünüzü biliyorsanız, kaç sivil öldürdüğünüzü de biliyorsunuzdur? Aksi takdirde teröristlerin ölümüne sivillerden öncelik veriyormuşsunuz gibi görünüyor.
– Dediğim gibi 14 bin ama Hamas daha net rakam verebilir. Ama bu rakam gerçek olmayabilir.
PM- Peki maden gerçek değilse neden bana bu rakamları veriyorsun?
– Ben bendeki rakamları verdim.
PM- Hayır sen bana kaç Hamas teröristi öldürdüğünü söyledin fakat kaç sivil öldürdüğünüze dair bir fikrin varmış gibi görünmüyor. Kafam karıştı. Neden ikisinin de sayısını tutmuyorsun?
– Sana şunu söyleyebilirim ki bizim amacımız Hamas’ı yok etmek.
PM- Sen İsrail hükümetinin resmi sözcüsüsün. Ve kaç sivili öldürdüğüne dair bir fikrin yok.
– Bende bu bilgi yok.
PM- Kaç sivili öldürdüğünüze dair resmen hiçbir fikrin yok.
– Benim bu bilgiye erişimim yok ve bunu bilmiyorum.
PM- Bu çok saçma. Peki neden bana kaç Hamas teröristini öldürdüğünü söyleme yetkin var da kaç sivil öldürdüğünü söyleme yetkin yok? Kaç Hamas teröristi öldürdüğünü sormamdan hemen sonra yanıt verebilmen ve kaç sivil öldürdüğünüz sormamdan sonra yanıt verememen beni şaşkına çeviriyor. Rakamlar konusunda bile hazırlıklı değilsin. Buraya çıkıp sivillerin ölümünden kaçınmak istediğinizi söylemene rağmen bence insanlar bunu saçma bulacak. Buraya İsrail hükümetinin resmi sözcüsü olarak geliyorsun ve kaç kişinin öldürüldüğünü söylemiyorsun çünkü bunu bilmiyorsun. Bunun ne kadar saçma duyulduğunu biliyor musun?
– Biz savaş dumanının içindeyiz ve sonuna kadar savaşıyoruz.
PM- Hayır, teröristlerin ölümüne gelince duman içinde değilsiniz. Bana öyle geliyor ki sadece sivil ölümleri konusu açılınca dumanın içindeyiz.
]]>10 bin ton nehir kumu kullanılıp 25 kum heykel sanatçısı tarafından yapılan uzay temalı 200 kum heykel, yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret ediliyor.
Festival koordinatörü Cem Karaca, son yıllarda etkinliği 12 ay açık hale getirdiklerini belirterek, “Bu sene sadece şöyle bir değişiklik yaptık. Her sene nisan ayında heykel yapımları 20 gün sürüyordu. Bu seneden itibaren ziyaretçilerimizden de gelen talepleri göz önünde bulundurarak heykel yapımını 15 Mayıs’ta başlattık. Haziran ayının sonuna kadar devam ettireceğiz. Burada kısmi bölümleri yıkarak yeni heykeller yapacağız. Ziyaretçilerimiz diğer bütün heykelleri görecek, aynı zamanda heykel yapımına da tanıklık edecek” dedi.

Ziyaretçilerin bir taraftan kum heykelleri gezerken, diğer yandan sanatçıların çalışmasını canlı izleme fırsatı bulacağını anlatan Karaca, “Uzay macerası temasını, geçen sene başlatmıştık ve çok beğenildi. Normal şartlarda, belli dönemlerde temalarımızı değiştiriyoruz. Ancak gördüğü talebe bağlı olarak temayı yine uzay macerası olarak devam ettirme kararı aldık” diye konuştu.

Alanda 200’e yakın irili ufaklı heykel bulunduğunu belirten Karaca, “Bazılarını bu sene 15 Mayıs’tan itibaren yıkıp yeniden farklı uzay temasıyla dönüştüreceğiz. Aynı zamanda uzaya gönderilen ve tarihte bir özelliği olan roketlerle ilgili özel bir bölüm açtık. Bu roketleri de izleyebilecekler. Mesela Almanların İkinci Dünya Savaşı’nda ilk uzaya giden V-2 roketinden başlayıp, Ariane 5’e kadar bu roketleri de görebilme fırsatı var” ifadelerini kullandı.

100 BİNİ AŞKIN ZİYARETÇİ
Festivalin, son dönemde, Antalya’nın en önemli kültür, sanat ve turistik çekim alanlarından biri olduğunu dile getiren Karaca, “Bir kültür sanat etkinliği olarak insanların böyle ilgi göstermesi bizi mutlu ediyor. Yabancı ziyaretçi yoğunluğu fazla olmakla birlikte Türk ziyaretçilerimiz de çok ilgi gösteriyor. Bizim yıllık ziyaretçi sayımız ortalama 100 bin civarında. Rakamlar gayet güzel, sevindirici. 2024 yılında daha fazla ziyaretçi alacağımızı tahmin ediyorum” dedi.

TELESKOPLA UZAY GÖZLEMİ
Kum heykel eserlerinin gezilmesinin yanında farklı etkinlikler düzenlendiğinden de bahseden Karaca, “Ziyaretçilerimize ücretsiz, özellikle akşamları çok güçlü teleskoplarla Satürn, Jüpiter ve Ay’ı izleme fırsatı sunuyoruz. Çocuklar için oluşturduğumuz özel bir alan var, sihirli kum kale. Burada miniklere hayatlarında ilk defa bir heykel yapabilme fırsatı sunuyoruz.

Kinetik kum ve modelaj kalemleriyle 1 saat süren temel eğitimle minikler ilk üç boyutlu sanat eserlerini ortaya koyabiliyor. Star Gate filmine ilişkin bir heykeli video mapping tekniğiyle hareketlendirdik. Gece gelen ziyaretçilerimiz festival alanında heykelleri rengarenk bir ambiyansla görme fırsatı buluyor” diye konuştu.

SERGİLENEN HEYKELLER
Alandaki uzay temalı eserlerden bazıları şöyle:
Star Trek, Star Gate, Star Wars, Darth Vader, Yoda, Baby Yoda, Mandalorian, Leonardo Da Vinci, Laika, Galileo Galilei, V2 Rocket, Vostok 3 KA Rocket, Yuri Gagarin, Neil Armstrong, Mars Medeniyeti, Satürn Rocket, Ariane Rocket, E.T, Space X Dragon 2 Kapsülü, Elon Musk,

Galata Kulesi, Hezarfen Ahmed Çelebi, First Step, Solaris, Ikarus, Fifth Element, Zeplin, UFO, Discovery, Challenger, Keops Piramidi, Sphinx, Roketler Sergisi, Guardian of the Galaxies, Paul, Interstellar, Prometheus, Güneş Sistemi, Voyager, Apollo Uzay Kapsülü, Avatar, Soul of the Universe.
]]>19 MAYIS HANGİ GÜN?
19 Mayıs tarihi 2024 yılında Pazar gününe denk geliyor.
19 MAYIS RESMİ TATİL Mİ?
19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak resmi tatil takviminde yer alıyor. Resmi tatil olduğu için 19 Mayıs tarihinde kamu kurum ve kuruluşları yanı sıra bankalar, eczaneler, noterler gibi kurumlar da kapalı oluyor.
19 Mayıs tarihi 2024 yılında Pazar gününe denk geldiği için resmi tatil, hafta sonu tatili ile birleşmiş oldu.

19 MAYIS 1919 TARİHİ
19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktadır. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır: “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.”
Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. TürkMilleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır ki şimdi bu yolculuğu kısaca anlatmaya çalışalım.
Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:
“-Paşa, Paşa!… Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir…Paşa, Paşa…Devleti kurtarabilirsin!…
Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?…O Vahdettin ki… bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:
-Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim…Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz…”
Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir “Türk Milleti” vardı.
Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi: III. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK), Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN), Kurmay Başkan Yardımcısı Kurbay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI), Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey(GEREDE), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey(SAYDAM), Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE), Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV), Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kâlem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT), Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ), Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS), Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV).
Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17 Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 18Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever, o zaman için Atatürk’ü tanımadığını söyler, Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır.
Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.
Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ama, O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir engel aşılmaz değildi.
Kısaca vermeye çalıştığımız bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu ve kurtuluşun başlangıcıydı. Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi gençlik kavramı genel anlamda fikirlerdeki yeniliği anlatmaktadır.
Atatürk “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır.
Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır:“ Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demiştir. Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.
]]>“Filistin halkının, 40 binden fazla şehit ve kayıp, 70 binden fazla yaralıyla sonuçlanan bir imha, yerinden etme, açlık, tutuklama ve kitlesel katliam savaşına maruz kaldığını” belirten Dekran, erkek ve kadın hemşirelerin, Filistin halkının ayrılmaz bir parçası olduğunu, yaralılar ve hastaların hayatlarını kurtarmak için ulusal ve insani görevlerini yerine getirdiklerini ifade etti.
İsrail’in sağlık çalışanlarından 500’ünü öldürdüğünü, 1500’ünü yaraladığını, 312’sini ise alıkoyduğunu aktaran Dekran, İsrail’in, 7 Ekim’den bu yana 33 hastaneyi, 53 sağlık merkezini, 133 ambulansı imha ettiğini dile getirdi.
Dekran, uluslararası topluma ve dünyanın özgür insanlarına, sağlık çalışanları ve sağlık kurumlarını koruma, sınır kapılarının açılması için baskı yapma ve tıbbi yardım gönderilmesi çağrısında bulundu.
“NEKBE’DEN BU YANA 134 BİNDEN FAZLA KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ”
Filistin Merkezi İstatistik Kurumu, 15 Mayıs 1948’in 76’ıncı yıl dönümü münasebetiyle, Filistin’de yaşanan ölüm, gözaltı, yerleşim birimleri inşaatları ve toprak gasplarıyla ilgili istatistiki bilgilerin yer aldığı bir rapor yayımladı.
Buna göre, 1948’den bu yana (Filistin içinde ve dışında) yaklaşık 134 bin Filistinli ve Arap öldürüldü. Sadece 7 Ekim’den bu yana Gazze’de en az 14 bin 944’ü çocuk, 9 bin 849’u kadın olmak üzere 35 bin 34 Filistinli öldürüldü, çoğu kadın ve çocuk yaklaşık 7 bin kişinin cesedine ulaşılamadı. Batı Şeria’da ise 7 Ekim’den bu yana 492 Filistinli, İsrail askerleri ile Yahudi yerleşimcilerin saldırıları sonucu hayatını kaybetti.
Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinin verilerine yer verilen rapora göre, 1967’den bu yana yaklaşık 1 milyon kişi gözaltına alındı.
Sadece 7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’da gözaltına alınanların sayısı 8 bin 520’ye ulaştı, bunlardan bazıları serbest kalırken bazıları tutuklandı. Nisan ayı sonu itibarıyla İsrail hapishanelerinde bulunan tutuklu sayısı 3 bin 600’ü “idari tutuklu” olmak üzere 9 bin 400’e ulaştı.
BATI ŞERİA VE GAZZE’DEKİ SALDIRILAR
Rapora göre, 2022 sonu itibarıyla Batı Şeria’daki İsrail askeri noktaları ile yerleşim bölgelerinin sayısı 483’e ulaştı. Batı Şeria’daki yerleşimci sayısı ise yine 2022 sonu itibarıyla çoğu Kudüs’te olmak üzere 745 bin 467’ye yükseldi. 2023 yılında ise yerleşim birimleri inşaatında büyük bir artış gözlendi. İsrail makamları, Kudüs de dahil olmak üzere Batı Şeria’da, 18 bini aşkın yerleşim biriminin inşaat planına onay verdi.
İsrail makamları, Batı Şeria’da 2022’de 26 bin dönümlük Filistin toprağına el koyarken, bu rakam 2023’te 50 bin 526 dönüme yükseldi.
İsrail’in, 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda Gazze’de 104’ü Birleşmiş Milletlere (BM) ait olmak üzere toplamda 89 bin bina tamamen yıkıldı ya da büyük zarar gördü. Alt yapı, yollar, elektrik ve su şebekeleri ile tarım arazilerinin de zarar gördüğü Gazze’de savaşın maliyetinin 30 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
İsrail, Batı Şeria’da ise 2023’te 659 bina ve tesisi kısmen ya da tamamen yıktı. Ruhsatsız oldukları gerekçesiyle 1333 Filistin tesisine de yıkım emri çıkardı.
Yahudi yerleşimciler ve İsrail güçleri, 2023’te Filistinlilere ve mülklerine yönelik 12 bin 161 saldırı gerçekleştirdi. Bunlardan 3 bin 808’i mülklere ve dini mekanlara, 707’si arazilere ve doğal kaynaklara, 7 bin 646’sı ise bireylere yönelik gerçekleşti. Bu saldırılarda 18 bin 964’ü zeytin ağacı olmak üzere yaklaşık 21 bin 700 ağaca zarar verildi ya da yerinden söküldü.
]]>Buruk, ligin 36. haftasında Atatürk Olimpiyat Stadı’nda 3-2 kazandıkları VavaCars Fatih Karagümrük maçının ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Maça çok iyi başlamadıklarını, ilk yarının da istedikleri gibi geçmediğini aktaran Buruk, “İlk yarı rakip kaleye gittiğimiz pozisyonlar oldu ama üretken değildik. Rakibimiz, çok net pozisyonlar vermesek bile kalemize geldi. Markao’ya atılan toplarda iyi savunma yapamadık. Maçın sonunda attığımız 3 gol ve 25 şuta, gol beklentisine, ceza sahasında topla buluşmamıza ve yüzde 65’lik topa sahip olmamıza bakınca, iyi oynamış gibi gözüksek de iyi oynamadık. Bundan önceki haftaların gerisinde kaldık. Daha iyisini yapabilirdik. İkinci yarı daha üretkendik. Rakibi daha az kalemize getirdik. İyi bir takıma karşı oynadık. Fatih Karagümrük’ün hakkını vermem gerekiyor. Geride savunsalar da hücumda kaliteli işler yaptılar. Maçın genelinde kanatlardan bizi zorladılar. Güzel bir maç oldu. Kazanarak bitirdik. Berkan’ın maçı kazandıran golü atmasına çok sevindim. Barış da hücum anlamında önemli işler yaptı.” diye konuştu.
ERDEN TİMUR DEVAM ETMEMESİ…
Tecrübeli teknik adam, son 2 sezondaki başarılarda büyük pay sahibi olan Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur’un yeni dönemde devam etmeyeceğinin hatırlatılması üzerine, “Hedefimiz şampiyonluk. Önümüzdeki sezon veya seçimle ilgili bir şey konuşmuyoruz. Oyuncularımla sadece şampiyonluğa odaklandık. Devam eden çok güzel bir ortam var. Bunun sürmesini istiyoruz. Ancak şu ana kadar Erden Bey ile bir şey konuşmadık. Başkanımız, yönetim kurulumuz hep yanımızda. Biz sadece futbola ve sahaya odaklandık. Diğer taraf da bizim işimiz değil. Biz şampiyon olmak istiyoruz. Bunun için maçlara çok iyi hazırlanıp, konsantre olmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“TEK AMACIMIZ FENERBAHÇE DERBİSİNİ KAZANMAK”
Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü, ligin 37. haftasında yapacakları Fenerbahçe derbisiyle ilgili, “Beraberlik şampiyonluğu getirecek ancak tek isteğimiz ve amacımız kazanmak.” dedi.
Son 2 haftaya 6 puanlık avantajla girdiklerinin ve alacakları 1 puanın kendilerini şampiyon yapacağının hatırlatılması üzerine Buruk, “Biz Galatasarayız. Kendi sahamızda oynadığımız her maça kazanmak için çıkarız. Haftaya da kazanmak için çıkacağız. Beraberlik bize şampiyonluğu getirecek ama tek isteğimiz ve amacımız kazanmak. Çok başarılı bir takıma karşı oynayacağız. İki takım arasında 6 puan fark var. Rakibimizin de hala ümidi var. Bunu sürdürmek isteyecekler. Biz de kendi kalitemizi ve iç saha performansımızı göstermek isteyeceğiz. Tek düşüncemiz maçı kazanıp şampiyon olmak. Geçen sezon 3-0’lık bir galibiyet almıştık. Şimdiki amacımız da derbiyi galip tamamlamak.” değerlendirmesinde bulundu.
“ÇOK ÖNEMLİ VE KARAKTERLİ OYUNCULARA SAHİBİZ”
Okan Buruk, takımından memnun olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Çok önemli ve karakterli oyunculara sahibiz. Galatasaray bir his takımıdır. Sahip olduğu oyuncular da buna layık ve uygun isimlerdir. Böyle oyuncularla çalıştığım için çok mutluyum. Biz onlara her türlü saygıyı gösteriyoruz. Onların gelişimi, takımın kazanması için her şeyi yapıyoruz. Tecrübeli oyuncular da birçok konuda bizim en büyük yardımcılarımız. Maç bitince oynayan, oynamayan hep birlikte seviniyor. Bu durum, Galatasaray’ın ne kadar güzel bir ortamda olduğunu, Florya’da mutlu ve işine odaklanmış insanlar bulunduğunu gösteriyor. Şampiyonluk ve başarı her zaman olur ama bu kadar düzgün karakterli oyuncularla çalışmak ayrıca mutluluk veriyor.”
Yeni sezon için kadronun korunmasını isteyen Okan Buruk, “Barış (Alper Yılmaz) performansını artırarak ilerliyor. Bunu da hak ediyor. Çok çalışıyor. Aynı zamanda Kerem Aktürkoğlu ve Berkan Kutlu da çok çalışıyor. Oyuncularımız ekstra çalışmaları sürekli yapıyor. Bu başarıları hak ediyorlar. Bütün oyuncuların kalmasını istiyorum. Çok fazla değişiklik adaptasyon için zaman alıyor. Niyetimiz bu takımın büyük bölümüyle devam etmek. Barış da bunlardan biri. Barış, birçok pozisyonda oynayabiliyor. Her rolü oynayabilen bir oyuncu bulmak çok zor. Barış, Berkan ve Kaan, bu sezon bizim için jokerler oldu.” şeklinde görüş belirtti.
GALİBİYET GOLÜNÜ ATAN BERKAN İÇİN…
Berkan’ın sezon başında Genoa’ya kiralık gidip, ara transferde döndüğünü hatırlatan Buruk, “Berkan çok çalışıyor. Takımın fiziksel olarak düştüğü zamanlarda onun ayağa kaldıran bir dinamizmi var. Top hem bizdeyken hem de rakipteyken iyi işler yapıyor. Bugün bir ortasında isabet olmayınca tribünden ses çıktı. Ancak golü attıktan sonra maçın kahramanı oldu. Berkan’a zaman zaman hak ettiği payı vermiyoruz. O her zaman iyi niyetli, oyunun içinde. Geçen sezon da bize şampiyonluk yolunda büyük destek vermişti. Sonra kendi isteğiyle yurt dışına gitti. Giderken kendisine kapımızın açık olduğunu söylemiştik. Yeniden döndü. Şu anda da takıma hizmet ediyor.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>
Arda Güler, Real Madrid formasıyla geçirdiği ilk sezonda şampiyonluk kutlamanın sevincini yaşadı.
Bu sezon İspanya Süper Kupası’ndan sonra lig şampiyonluğunu da kazanan Real Madrid’in kent merkezindeki kutlamalarını binlerce taraftarı izledi.
Yaklaşık 5 saat süren kutlamalar, İspanya Futbol Federasyonu (RFEF) Başkanı Pedro Rocha tarafından Madrid’in antrenman tesislerinde basına ve halka kapalı olarak düzenlenen kupa teslim töreniyle başladı.
Futbolcular, teknik heyet ve kulüp yöneticileri daha sonra sırasıyla Madrid özerk yönetim hükümet binası ve Madrid Belediyesine resmi ziyaretlerde bulundu.
Real Madrid Kulübü Başkanı Florentino Perez, takım kaptanı “Nacho” lakaplı Jose Ignacio Fernandez Iglesias ve teknik direktör Carlo Ancelotti, kazanılan kupa olmak üzere Madrid özerk yönetim hükümet başkanı Isabel Diaz Ayuso ve Madrid Belediye Başkanı Jose Luis Martinez Almeida ile bir araya geldi. Elde edilen başarı Madrid kentine ve Madridlilere adandı.
ARDA GÜLER’İN GOLÜ GÖSTERİLDİ
Törenler sırasında gösterilen fragmanda, Real Madrid’in Bellingham, Vinicius, Rodrygo, Brahim, Modric gibi yıldız futbolcularının gollerinin yanı sıra Arda Güler’in eflatun-beyazlı formayla ligde Celta Vigo’ya karşı attığı ilk gol de yer aldı.
Sol Meydanı’nda yer alan Madrid özerk hükümet binası balkonunda yapılan konuşmalarda kaptan Nacho ve teknik direktör Ancelotti ile Luka Modric, Jude Bellingham, Antonio Rüdiger gibi bazı futbolcular 1 Haziran’da Wembley Stadı’nda Borussia Dortmund’a karşı oynanacak Şampiyonlar Ligi finalini kazanarak, taraftarlara kupayla dönme sözü verdi.
Kulüp Başkanı Perez, sezon başında Militao, Courtouis, Alaba gibi önemli futbolcuların uzun süren sakatlıklarına atıfta bulunarak, “Bu şampiyonluk çok değerli. 122 yılda elde ettiğimiz her şeyi tevazu, saygı, dayanışma ve fair-play ile başardık. Bu sezon yaşadığımız olumsuzlukları aşmak çok zordu ve bu takım futbolun en kötü yanı olan sakatlıklara karşı ayağa kalkmasını bildi. Bu takım geri dönüşü olmayan bir durumun üstesinden geldi. Tüm zorlukları aştı. Şimdi önümüzde bir hedef daha var. 15. Şampiyonlar Ligi kupamızı kazanmak. Bu kupayı tekrar buraya getirmek için tüm ruhumuzu ortaya koyacağız” dedi.

ARDA GÜLER’E TEZAHÜRAT
Rüdiger de konuşmasının sonunda yanındaki takım arkadaşı Arda Güler’i göstererek, meydandaki binlerce taraftara “Güler, Güler” sloganı attırdı.
Kutlamalar sırasında takım arkadaşı Brahim Diaz ile birlikte Real Madrid televizyonuna kısa bir açıklama yapan milli futbolcu Arda Güler, İspanyolca “İlk defa buradayım. Çok memnunuz. Hala Madrid” dedi.
Arda’nın İspanyolca konuşması muhabiri şaşırtırken, Brahim, “Arda küçük erkek kardeşim gibi. Biz hep birlikteyiz, yakın arkadaşız. Arda, ben, Fede. (Federico Valverde) Bir aile gibiyiz” diye ekledi.

TARAFTARLARLA KUTLAMA
Resmi törenlerin ardından “36 şampiyonlar” yazılı üstü açık otobüse geçen ve takım elbiselerini çıkarıp, “şampiyonlar” yazılı formalarını üzerlerine giyen futbolcular ve teknik heyet, şehir turu attıktan sonra sabah erken saatlerden itibaren kendilerini bekleyen Kibele Meydanı’ndaki taraftarlarının yanına gitti.
Nacho, takım kaptanı olarak ilk kez Kibele anıtına çıkarak, her kupada yapılan merasimle Real Madrid atkısını ve flamasını anıta takarak, kupayı kaldırdı.
Futbolcular ve teknik heyet, şarkılar ve marşlarla şampiyonluk sevincini taraftarlarıyla kutladı.
İtalyan teknik direktör Ancelotti, kulüp marşını taraftarlarla birlikte söylerken, meydanlardan gelen “Modric bizimle kal”, “Altın Top Vinicius’un” tezahüratları öne çıktı.
Real Madrid’in kupa töreninin yapıldığı güzergahta geniş güvenlik önlemleri alan polis, takım otobüsüne atlı, motorlu ve çevik kuvvete bağlı ekiplerle eşlik etti.
]]>Kalamış Tesisleri’nde düzenlenen etkinliğe başkan Dursun Özbek’in yanı sıra ikinci başkan Metin Öztürk, başkan yardımcıları Niyazi Yelkencioğlu ve Mehmet Saruhan Cibara, genel sekreter Eray Yazgan ile yönetim kurulu üyesi Bora İsmail Bahçetepe katıldı.
Günün anlamına dikkati çeken Özbek, “Bugün başımızın tacı annelerimiz günü. Annelerimiz, her şeyin en güzelini ve en iyisini hak ediyor. Bütün annelerin ve anne adaylarımızın gününü şükranla kutluyorum. Benim annem de dahil olmak üzere aramızdan ayrılmış annelerimiz var. Onların da ruhu şad olsun.” dedi.
Başkanlığı boyunca verdiği sözleri yerine getirdiğini dile getiren Özbek, “Buradaki başarılarda çalışma arkadaşlarımın büyük bir emeği var. Sizlerin de desteği olmasaydı, başarılı olma şansımız yoktu. Bu dönem zarfında bize ve camiaya destek veren herkese teşekkür ediyorum. Takımımıza bağlı olan ve her maç stadımızı dolduran taraftarımıza da teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
“30 YILLIĞINA ALDIK”
Dursun Özbek, göreve geldiklerinde ilk ele aldıkları konunun sosyal tesisler olduğunu belirterek, “Uzun zamandır kullanılmaz halde bulunan bir adamız vardı. Adamızda Milli Emlak’a ait parsellerin irtifak tapusunu 30 yıllığına aldık. Sonrasında da yapılaşma için imar durumuna ihtiyacımız vardı. Adamız üzerinde oluşabilecek ihtilafları tümüyle ortadan kaldırdık. Kalamış Tesisleri’nin de ihtiyaçları vardı. Yenileme çalışmalarımızla bu tesisimizin daha iyi kullanılmasını sağladık.” değerlendirmesinde bulundu.

Özbek, Türkiye Bankalar Birliği ile yapılan anlaşmasından çıkmak istediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
Mecidiyeköy’de inşaat halinde duran binamızı rezidans projesi haline getirdik. O projenin gelirleriyle Florya’daki tesislerimize bitişik Emlak Konut’a ait 40 dönümlük araziyi satın aldık. Böylelikle Florya’daki gayrimenkulümüzün de değeri artmış oldu. Bu durum Bankalar Birliğinden en iyi koşullarda ayrılmamıza yarayacaktır. Süreç şu anda devam ediyor. Siz değerli üyelerimizden rica ediyorum. Yalan yanlış konuşanlara itibar etmeyin. Galatasaray’ın 1 kuruşu için çalışıyoruz. Kulaktan dolma bilgilerle çalışma arkadaşlarımı lekelemeye çalışanlar var. Bunlara inanmayın.
“GALATASARAY’IN MALLARINI PEŞKEŞ ÇEKMEYE GELMEDİM”
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, kapısının herkese açık olduğunu dile getirerek, “Bizleri eleştirebilirsiniz. Ne merak ediyorsanız gelin konuşalım. Divan kuruluna ve kongrelere gelmeyip sonra ‘Başkan, Florya’yı peşkeş çekiyor.’ diyemezsiniz. Bana verilen makama hakaret edemezsiniz. Bu konuda son derece duygusalım. Ben, Galatasaray’da büyüdüm. Beni sizler seçtiniz. Sevgi iklimi kurmaya çalıştığımız bu ortamda, bu tarz ifadeler olmamalı. Ben, Galatasaray’ın problemlerini çözmeye geldim. Galatasaray’ın mallarını kendime peşkeş çekmeye gelmedim.” ifadelerini kullandı.
“45 SENE AYNI TESİSİ KULLANDIK”
Amatör şubeleri tek bir yerde toplamak istediklerini anlatan Özbek, “Stadımızın hemen yanında 62 dönümlük araziyi 49 yıllığına kiraladık. Önümüzdeki dönemde göreve gelirsek bu projeyi Galatasaray’a maddi bir yük yaratmadan gerçekleştireceğiz. Bu projeyle Galatasaray’a bir gelir kaynağı yaratacağız ve amatör şubemizin dağınıklığını toparlayacağız. Dünyada spor, bambaşka bir yere gidiyor. Futboldaki eksikliğimiz şu anda Florya. 45 sene geçti ve bu tesislerle buraya kadar geldik. 45 sene aynı tesisi kullandık. İhtiyacımız olan yeni tesisleri yapmamız gerekiyor. Bu amaçla Kemerburgaz’daki tesisler için çalışıyoruz.” şeklinde görüş belirtti.
“TEK YUMRUK OLMAYA DAVET EDİYORUM”
Yeni dönemde Avrupa’da başarılı olmaya çalışacaklarını dile getiren Özbek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her rekabet ettiğimiz branşta, en iyisi olmak için çabalamalıyız. Bunun için planlama yapıyoruz. Su topunda erkeklerde geçen sene finalde kaybettiğimiz şampiyonluğu bu sene kazandık. Kadın takımımız da şampiyonluğa gidiyor. Onlara da her türlü desteği veriyoruz. Yelkende Ecem Güzel, Paris 2024 Olimpiyat Oyunları için hazırlıklarını sürdürüyor. Paris’te kalbimiz onunla atacak. Kürek şubemizin kullandığı tesisleri ve Haliç’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bize tahsis kayıkhaneyi daha iyi hale getirmek istiyoruz. Yeni bir binicilik tesisi için çalışıyoruz. Bunun için çalışmalara başladık. Eğer bu görevi yeniden yapma onuruna sahip olursak, başardıklarımızın daha iyisini yapmak için çalışacağımın sözünü veriyorum. Galatasaray’ı hayallerimizin ötesine taşımak için birlikte tek yumruk olmaya davet ediyorum.”
Dursun Özbek, konuşmasının ardından yeni yönetim listesinde bulunan isimleri sahneye davet etti.
]]>Bir süre sonra eğlenen grup, yan masalarında oturan kişilerle bilinmeyen nedenle tartışmaya başladı. Tartışma sırasında Ramazan Kaya yan masada oturan kişiye şişe fırlattıktan sonra, yanındakilerle birlikte saldırdı.
Restoranda çıkan arbede, çalışanların da araya girmesiyle büyüdü. Restoran çalışanları kavga eden grubu, yaka paça dışarı atarken, öfkeli grup tehdit ve hakaretler ederek tekrar geleceklerini söyledi.
10 Temmuz Pazartesi günü ise işletme sahibi restoranda kavga eden gruptakiler tarafından telefonla aranarak tehditler aldı.

KURŞUNLAR MEHMEDALİ’YE İSABET ETTİ
Gece saatlerinde restoranın önüne gelen motosikletli iki kişi, önce birkaç tur keşif yaptıktan sonra restorana tabancayla ateş açtı. Kurşunlar dinlenmek üzere restoranın önünde oturan Murat Alp (18), Sercan Demir (27) ve Mehmedali Memiş (19)’e isabet etti.
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralanan Alp ve Demir ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye götürüldü. Adana’dan İstanbul’a çalışmak üzere gelen ve olaydan 20 gün önce işe başlayan Mehmedali Memiş ise dinlenmek için restoranın önünde oturduğu sandalyede hayatını kaybetti. Polis ekipleri olay yerinde yaptıkları incelemelerin ardından şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.

3 ŞÜPEHLİ YURTDIŞINA KAÇTI, 2’Sİ GERİ GELİP TESLİM OLDU
Polis ekipleri, yaptıkları çalışmalarda motosikletli iki saldırganın Turgay Gündoğdu ve Eren Okumuş olduğunu, Gündoğdu’nun olaydan sonraki gün yurtdışına kaçtığını tespit etti. Ramazan Kaya ve Bayram Kaya’nın ise 15 Temmuz’da yurtdışına kaçtığı tespit edildi.
Çalışmaların devamında Eren Okumuş ve Güven Polatdemir polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Ramazan Kaya ve Bayram Kaya ise yurtdışından geri dönerek 1 Ekim’de teslim oldu. 7
İfadelerinin ardından gözaltına alınan 4 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüpheliler verdikleri ifadelerde suçlamaları kabul etmediklerini söyledi. Olayda ağır yaralanan Murat Alp ve hafif şekilde yaralanan Sercan Demir’de hastanede gördükleri tedavinin ardından taburcu oldu.
KAVGA VE SİLAHLI SALDIRI ANLARI SANİYE SANİYE GÖRÜNTÜLENDİ
Öte yandan restorandaki kavganın ve saldırının güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Güvenlik kamerası görüntülerinde şüpheli grubun yan masalarında oturan kişiye saldırması, restoran çalışanlarının da kavgaya dahil olması yer alıyor. Mehmedali Memiş’in ise kavgayı uzaktan izlediği görülüyor.
Silahlı saldırı görüntülerindeyse, şüphelilerin olaydan önce yaptıkları keşif, ardından dinlenmek üzere olan 3 çalışana ateş ettikleri, Alp ve Demir’in koşuşturması, Memiş’in ise yaralandığı görülüyor.
“TEDBİRİNİZİ ALIN BU ADAMLAR GELECEK”
Mehmedali Memiş’in babası Neşet Memiş yaşananları şu sözlerle anlattı:
“Benim oğlum burada dershaneye gidiyordu, üniversiteye gitmesi için. Kazanamadı, biz de tekrar dershaneye gönderdik. ‘Baba ben polis olacağım’ diyordu. Yunus polislerini görünce heyecanlanıyor, ‘Baba ben de bunlar gibi’ olacağım diyordu.
Sınavdan çıktıktan sonra, ‘Baba ben İstanbul’a gideceğim’ dedi. ‘Biraz kafamı dağıtırım, sınav sonuçları açıklandıktan sonra geri gelirim’ dedi. İstanbul’a gönderdik, çalışmaya gitti. 20 gün falan çalıştı.
Çalıştığı yerde daha öncede tartışmalar, bir takım kavgalar olmuştu. Ama biz bu mekanın bu kadar tartışılır, kavga edilir bir yer olduğunu bilmiyorduk.
Bir gün böyle bir masa geliyor, oradaki mekan sahipleriyle kavga ediyorlar. Bunlar gelen müşterileri dövüyorlar. Müşteriler çıkarken de ‘Tedbirini al, biz geleceğiz. Bunu senin yanına bırakmayız’ diyor.
Mekan sahibi S.Ş’de hiçbir güvenlik almadan, kimseye bir şey söylemeden normal yaşantısına devam ediyor. Para kazanayım, müşterim eksik olmasın diye. Bu sırada dayak yiyen taraf boş durmuyor, telefonla mekan sahibi S.Ş’i arıyorlar, ‘Bizim niyetimiz ciddi, biz bu mekana geleceğiz’ diyorlar.
Sadece bu konudan benim oğlum ve arkadaşlarının haberi olmuyor. Otoparkçıya dahi bu söyleniyor. Otoparkçıya, ‘Tedbirinizi alın, bu adamlar gelecekler’ diye. O sırada ne oğluma ne de yeğenim Murat Alp’e kimse bir şey söylemiyor.
Ertesi gün gece 00.00 – 01.00 civarlarında, Ramazan Kaya’nın tuttuğu adamlar geliyor, motosikletle o tarafta bir iki tur atıyorlar. Gelip sıkıp sıkıp gidiyorlar kafasına göre. O sırada benim masum oğlum gidiyor.”
“HAYALLERİMİZİ, GELECEĞİMİZİ ELİMİZDEN ALDILAR”
Anne Perin Memiş, “Benim oğlumun hayalleri, geleceği vardı. Hayallerimizi, geleceğimizi elimizden aldılar. Perşembe günü mahkeme var, İnşallah belalarını bulacaklar. Her gece gömleğini öpüp de yatıyorum. Gömleğini kokluyorum ama yok, artık gelmez” diye konuştu.
]]>Çift, oğullarının tedavisinin ardından saat 00.30 sıralarında evlerine dönmek üzere tıp merkezinden çıktı. Birol Bahadır’ın kullandığı 16 VEC 523 plakalı hafif ticari araca, evlerinin bulunduğu Belde Sokak’ta seyir halindeyken, iddiaya göre ana yolda süratle ilerleyen Hüseyin Başaran (28) yönetimindeki 16 ARL 705 plakalı otomobil yandan çarptı.

CAMDAN FIRLAYARAK DİĞER ARACIN ALTINDA KALDI
Çarpmanın şiddetiyle araçta sıkışan Birol Bahadır ile Gülsüm Bahadır ağır yaralanırken, arka koltuktaki çocuk koltuğunda oturan Mert ise camdan fırlayıp metrelerce savrularak Hüseyin Başaran’ın kullandığı otomobilin altında kaldı.

İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde Mert Bahadır’ın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirlerken, ağır yaralanan anne ve babası, sıkıştıkları araçtan itfaiye ekipleri tarafından çıkarılarak kaldırıldıkları hastanede tedaviye alındı.
Mert Bahadır, kazadan 1 gün sonra toprağa verilirken, iç kanama geçiren ve vücutlarının çeşitli yerlerinde kırıklar oluşan Bahadır çifti, öldüğünü bilmedikleri oğullarının cenazesine de katılamadı. 16 gün boyunca yoğun bakımda tedavi gören ve 15 gün önce hastaneden taburcu olan çiftin, vücutlarındaki kırıklar nedeniyle evde yatarak tedavileri devam ediyor.

‘OĞLUMUN ÖLÜMÜNÜ PSİKOLOG EŞLİĞİNDE ÖĞRENDİM’
Oğullarının öldüğünü kazadan günler sonra öğrendiklerini söyleyen Gülsüm Bahadır, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“İlk zamanlar kendimizde değildik. Oğlumun ölüm haberini sonradan psikolog eşliğinde öğrendim. Acımız çok büyük. Oğlumuzu iyileştirmek için hastaneye gittik, başımıza bu olay geldi. O cani adam, hızlı bir şekilde gelip bizim arabamıza vurdu. Oğlumuzu iyileştirmek istedik ama ölüme gitti. Kolumda, kaburgalarımda ve bacaklarımda kırıklar var. 2 ay boyunca evde yatmaya devam edeceğiz. Ben oğlumdan oldum. Bir daha oğlum geri gelmeyecek. İnşallah o cani gereken cezayı alır. O mahalle arasında o kadar hızla gelmenin bedelini öder.”

“OĞLUMUN HEP YOĞUN BAKIMDA OLDUĞUNU ZANNEDİYORDUM”
Oğlunun ölüm haberini kazadan 1 hafta sonra ziyaretine gelen bir arkadaşı tarafından öğrendiğini belirten Birol Bahadır, “Ben yoğun bakımda oğlumun ölüm haberini aldıktan sonra hastanede duramadım. Yanımıza ziyarete gelen bir arkadaşım ağzından kaçırdı. Oğlumun hep yoğun bakımda olduğunu zannediyordum. O caninin en ağır cezayı almasını istiyorum” diye konuştu.
Kaza anı ile ilgili olarak da Birol Bahadır, tutuklu sürücü Hüseyin Başaran’ın otomobiliyle çok süratli bir şekilde ana yolda ilerlediğini ve frene basmadığını söyledi. Kazanın ardından aracın içinde sıkıştıklarını ifade eden Bahadır, “Vücudumda ezilmeler var. Sol kalçamda platin var. Kalçamızda kırıklar olduğu için, 2 ay boyunca yataktan kalkamayacağız. Doktorlar, belki eski hayatımıza geri dönememe ihtimalimiz olduğunu söyledi. İnşallah adalet yerini bulur” dedi.

“ÇOCUKLARIM HALA YATAĞA MAHKUM YAŞIYOR”
Torununu, anne ve babası olmadan toprağa vermek zorunda kaldıklarını ve yaşadıkları acının tarifinin mümkün olmadığını belirten babaanne Fatma Bahadır ise “Gece yarısı, gelinimin telefonundan beni aradılar. Kaza haberini aldım. Çocuklarımı gördüğümde perişan haldeydiler. Gülsüm ve Birol’un 5 sene çocukları olmadı. Evlendikten 5 sene sonra çocukları oldu. Onu da toprağa verdik. Bu kişiden sonuna kadar davacıyım. Çocuklarım hala yatağa mahkum yaşıyor” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.
‘BU YAŞANAN KAZA DEĞİL CİNAYET’
Kazanın ardından tutuklanan otomobil sürücüsünün, sokak arasında 150 kilometre hızla gittiğini, güvenlik kamerası görüntülerinde de bunun görüldüğünü belirten, ailenin avukatı Tuncay Özdemir, olayın kaza değil cinayet olduğunu söyledi. Özdemir;
“Kazaya sebep olan Hüseyin Başaran, kanunlar niteliğinde incelendiğinde, ‘bilinçli taksir’ veya ‘olası kast’ ile yargılanmalıdır. Müvekkillerimde alkol ve madde yok. Karşı tarafta bir alkol olmadığı söyleniyor ama elimize hastane kayıtları ulaşmadı. Kazanın olduğu yeri ana yol olarak tabir etsek dahi, sokak olarak geçilen bir yer. Orada seyir halinde olan bir kişi 30 kilometre hızla gitmesi gerekirken, bize göre 150 kilometre hızla geldiği için, bu olay meydana geliyor. Bu yol tek şeritli bir yol. Karşı taraf önündeki araçları sollayarak müvekkilime çarpmıştır. Bu durum bize göre cinayet ama takdir mahkemenindir. Karşı taraf tutuklu ve sürecimiz devam ediyor” dedi.
]]>Prof. Dr. Bush, ergenler, çocuklar, hatta hamileler arasında dahi kullanımı çok artan ve elektronik sigara, iqos, puff bar gibi farklı form ve adlarla piyasada satılan ‘alternatif’ tütün ürünlerinin tehlikelerine dikkat çekti.
Prof. Dr. Bush, evdeki e-sigara sıvılarını içme sonucu 2-3 yaşındaki bebeklerde dahi e-sigara zehirlenmelerine rastladıklarını kaydetti. Gerçekleştirilen bilimsel oturumda endüstrinin esrar dahi içeren bazı ürünleri artık “astımlı hastaların kullandığı inhaler (fısfıs)” formunda satışa sunduğuna da dikkat çekildi.
“BİN 200’DEN FAZLA GENDE DEĞİŞİKLİĞE NEDEN OLUYOR”
E-sigaraların sanıldığı gibi masum olmadığını anlatan Prof. Dr. Bush, bu cihazlar yüzünden tütün ürünü kullanımının 10-11 yaşa kadar düştüğünü vurguladı. Prof. Dr. Bush’un sunumundaki en dikkat çeken verilerden biri de yapılan araştırmalara göre e-sigaranın bin 200’den fazla gende değişikliğe neden olduğuydu.
Prof. Dr. Bush tütün ürünü kullanma yaşının bu kadar düşmesinin, ileride akciğer kanseri görülme yaşını da çok daha erkene çekme endişesi doğurduğuna dikkat çekti.
Doç. Dr. Pelin Duru Çetinkaya da ülkemizde 10 yaşından itibaren elektronik sigara kullananlara şahit olduklarını anlattı:
“16 yaşın altında yapılmış bir araştırmaya göre çocukların yüzde 5’i düzenli, yüzde 20’si ise ara sıra olmak üzere elektronik sigara ve ürünlerini kullanıyor. Çocuklarımızdan önce ne yazık ki ebeveynler, eğitimciler ve sağlıkçılar tehlikeyi bilmiyor. Yapılan araştırmalarda görülmüş ki bu ürünlerin neredeyse üçte birinde Cannabis yani esrar var. Bir sürü kanserojen madde var. Elektronik sigara kullanmasa bile bir çocuk bunun sıvılarını içerek toksik zehirlenmeler yaşayabiliyor. 6 yaşında bu şekilde zehirlenme vakalarımız oldu.”
“EBEVEYNLER SESİNİ ÇIKARMIYOR”
Bu ürünlerin zararlı olmadığı ve her yerde kullanılabileceği algısıyla ebeveynlerin, çocuklarının yanında dahi kullandığına işaret eden Doç. Dr. Çetinkaya, şöyle devam etti:
“Yine ülkemizde yapılan bir çalışmada gördük ki yüzde 70’i evlerinde, yüzde 40’ı iş yerinde bu ürünleri kullanıyor. Adına istediğiniz kadar buhar deyin, bunlar da duman çıkarıyor. Eğitimcilerimizin farkına varamadığı durumlar da var. Çocuk okulda flash bellek şeklinde avucunun içerisinde saklıyor ve bunları soluyor. Ama ortama dumanı saldığında sigaradaki gibi kötü bir koku olmuyor. Çünkü içinde aromalar var, çilek, meyve aroması gibi. Öğretmenler de bunun aslında bir tütün ürünü olduğunun farkına varmıyor. Ebeveynler bir ilaç kullanması gerektiğinde her şeyi sorgularken bunları koşulsuz şartsız sorgulamadan çocuklarının kullanmasına sesini çıkarmıyor. Gebeler bile kullanıyor. Ülkemizde yapılmış bir çalışmada gebelerde elektronik sigara kullanımının yüzde 5’lerde olduğu ortaya çıkmıştı 5 yıl önce. Şu an bu oran eminim daha yüksektir.”
“AYNI AĞIZLIKLA 5-6 ÇOCUK KULLANIYOR”
İki çocuğunun olduğunu ve her ikisinin okullarında yaygın bir şekilde bu ürünlerin kullanıldığını vurgulayan Doç. Dr. Çetinkaya, sözlerini şöyle noktaladı:
“Bir de Puff Bar dedikleri tek kullanımlık ürünler var. Bir çocuk alıyor, 5-6 çocuk aynı ürünü aynı ağızlıkla kullanıyor. Akciğer, kalp damar sistemi, kanser, bulaşıcı hastalıklara zemin hazırlıyor. Sigara bırakma polikliniklerinde sadece 5 hekimden birisi elektronik sigara ve yeni nesil tütün ürünleri hakkında hastadan sorgu alıyor. Meslektaşlarımız da bunu bilmiyor. Örneğin son zamanlarda çocuk yaş hastalarda çok sık duyduğumuz pnömotoraks yani akciğer sönmesi tablosunda, altta yatan neden elektronik sigara ürünleri olabilir mi, bunun sorgulanması lazım.”
“CİDDİ ÖNLEMLER ALINMALI”
Prof. Dr. Andrew Bush ise “Çocuk hekimleri bu ürünlerin tehlikelerini biraz daha iyi biliyor. Ama yetişkin hekimleri sigaranın zararlarına daha çok odaklandıkları için daha az zararlı olan bir şeye yönlendirmek istiyor hastalarını. Ama e-sigaraların daha az zararlı olduğuna dair elimizde herhangi bir kanıt yok. Hatta acaba daha fazla zararlı olabilir mi? Bununla ilgili kanıtlar konuşuluyor artık. Dolayısıyla bu sıcak kimyasalların ciğerlerimize çekilmesi hiç de güvenli değil ve tehlikeli. Ergenlik döneminde sigara içildiği zaman yetişkinlik hayatında akciğer kanseri geliştirme riski kat kat artıyor. Kanser görülme yaşını ileride çok daha genç nüfusta görebiliriz. Bu beni çok kaygılandırıyor. Bir felaketin olmasını beklemeden bu ürünlerin tüketilmesine yönelik ciddi önlemler alınmalı” diye konuştu.
İngiltere ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde satışı serbest olan ve bu ürünlerin özel mağazalarının bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bush, Türkiye’de elektronik sigara satışının yasak olmasının önemli bir avantaj ve başarı olduğunu da vurguladı. Ancak sadece kağıt üzerindeki yasakların etkili olamayacağını ifade eden Bush, özellikle çocuklara bu ürünlerin satışını yapanlara hapis cezasına varan ciddi yaptırımlar getirilmesi gerektiğini kaydetti.
]]>
Tarım ve Orman Bakanlığı, 2024 yılı yaş çay alım fiyatının kilogram başına 17 lira, üreticilere verilen destekleme bedelinin ise 2 lira olarak belirlendiğini, böylece 2024 yılı yaş çay bedeli olarak üreticilerin eline kilogram başına 19 lira geçeceğini açıkladı.
Rizeliler, açıklanan fiyata tepki göstererek, fiyatın en az 25 lira olmasını talep etti.
Yapılan açıklamalarda, “25 lira bu milletin hakkıdır. Çünkü burada geçen sene 800 lira yevmiye yapılırken, yevmiye çay toplanırken bugün bin 500 lira isteniyor. Bunun gübresi var, çapalaması var, ot temizliği var, bakımı var. Yani bunları üste koyduğunuzda çayın değerini bugün 19 lira olarak açıklamak öyle bir çay almak bu akla ziyandır” denildi.
Rize’deki siyasi parti temsilcileri ve ziraat odası başkanlarının konuyla ilgili değerlendirmeleri şöyle:
“25 LİRA BU MİLLETİN HAKKIDIR”
İYİ Parti Rize İl Başkanı Kürşat Hacısüleymanoğlu:
“Rize Ticaret Borsası’nın çay fiyatıyla ilgili 19 lira açıklamasının tamamen bir fiyasko olduğunu, çay fiyatının manipüle edildiğini düşünüyoruz.
Ayrıca açıklanacak olan çay fiyatının güncel ekonomik koşullar dikkatine alınarak, güncel enflasyon dikkate alınarak, maliyet hesabı yapıldı. Maliyet hesabına göre en az 25 TL olarak açıklanmasını talep ediyoruz.”
Demokrat Parti Rize İl Başkanı Hamit Çelik:
“Bugün çay fiyatının gerçek rakamı uluslararası piyasada 85 senttir. Yani o da 26 lira üzerindedir. Bu para, bugün çaya verilecek zam bir defa 25 liranın altına düşmemesi lazım. 25 lira bu milletin hakkıdır.
Çünkü burada geçen sene 800 lira yevmiye yapılırken, yevmiye çay toplanırken bugün bin 500 lira isteniyor. Bunun gübresi var, çapalaması var, ot temizliği var, bakımı var. Yani bunları üste koyduğunuzda çayın değerini bugün 19 lira olarak açıklamak öyle bir çay almak bu akla ziyandır.”
“BİR AN ÖNCE BU YANLIŞTAN VAZGEÇİLMELİDİR”
Gelecek Partisi Rize İl Başkanı Osman Civelek:
“Devletin en yetkilisi o günkü parlamenter sistemde başbakan vardı. Rahmetli Başbakan Mesut Yılmaz gelirdi Rize’ye, çay fiyatını açıklardı. Çay fiyatının açıklanmasıyla bir bayram havası estirirdi. Rize Meydanı mitinglere dönüşürdü adeta. Diyelim ki o gün ki şartlarda enflasyona yakın bir rakam verilirdi. Rizeli olması münasebetiyle de onun üzerine ilave bir ek ödenek daha aktarırdı başbakan ve çay fiyatını öyle açıklanırdı.
Son yıllarda artık alışkanlık haline getirdi iktidar, Çaykur binalarından, bakanlığın
odalarından çay fiyatları açıklanmaya başlandı. Buna da Rizeliyi alıştırdılar. En son geçen sene seçimlerde mayıs ayı çayı fiyatı açıklanırken Cumhurbaşkanı Rize Meydanı’nda bir fiyat açıkladı ve fiyattan da üreticilerimiz çok memnun kalmadı. Çünkü miting alanının boşaldığını hissettik ve gördük çay fiyatı açıklandıktan sonra.
Bugünün şartlarında fiyatın 25 TL ve üzerinde olması makbuldür. Çünkü ekonomik sıkıntılarla insanlarımız uğraşırken bir nebze nefes alma adı altında belki bir faydası olacaktır bu rakamın.
Saadet Partisi Rize İL Başkanı Muhammet Kaçar:
“Ülkemizde yaşanan enflasyon da nazara alınarak, daha önceden de ifade ettiğimiz üzere asgari 25 TL olarak çay fiyatının belirlenmesini ve desteklemenin de 3 TL olarak belirlenerek milletimizin güvenle önüne bakabileceği bir ortamın oluşmasını hükümet yetkililerimize önemle arz ediyoruz.
Bu yanlıştan bir an önce vazgeçilerek olması gereken asgari 25 TL olarak fiyatın belirlenmesini ve bu fiyatın bir an önce açıklanmasını yetkililerden önemle rica ediyoruz.”
Artvin Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti:
“4 Mayıs Cumartesi günü başlayan çay tarımı bir sürü belirsizliklerle, sıkıntılarla başladı. Biz çay üreticileri olarak en az en yüzde 100 zam istiyoruz. Yani maliyetlerimiz geçen yıldan bugüne arttı.
Mazota gelen, enerjiye, gıdaya gelen maliyetler arttı. Ziraat Odaları olarak maliyet hesaplaması yaparken birçok kalemde maliyet hesaplaması yaptık ve bunların bir yıllık almış olduğu zamları hesapladık ortalama 17.8 kuruşa denk düştü.
Biz Odalar olarak, çay bölgesi Ziraat Odaları olarak, Hopa Ziraat Odası olarak bu yıl çay fiyatının 25 liranın üzerinde olmasını talep ediyoruz. Döviz artışı alım gücümüz düştü. Geçen yıl 150 liraya aldığımız çay makası, bu yıl 600 geçen yıl 20 liraya aldığımız çuval bu yıl 50 lira buyurun sayın devlet büyükleri bu hesabı bu maliyeti siz yapın ve bu yıl üreticilerimizin yüzünü güldürecek bir fiyat belirleyin.”
]]>ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
“Sevginin en kutsal sembolü, sonsuz sabır ve şefkatin kaynağı, senin gibi bir annenin değeri ölçülemez. Anneler Günün kutlu olsun!”
“Her bir gülüşünde, yüreğimizdeki sevginin yeşerdiğini hissediyoruz. Seninle geçirdiğimiz her an, bize hayatın en değerli hediyesini veriyor. Anneler Günün kutlu olsun, anneciğim!”
“Güçlü bir sığınak, sıcacık bir liman, yolumuzu aydınlatan bir yıldızsın sen. Anneler Günü kutlu olsun, varlığın bizim için en değerli hazinemizdir.”
“Hiç solmayan bir çiçek gibi, sevgin her zaman etrafımızı sarmalıyor. Seninle geçirdiğimiz her an, bize anneliğin ne demek olduğunu hatırlatıyor. Anneler Günün kutlu olsun, seni çok seviyoruz!”
“Hayatımızın her anında, yanımızda olduğun için minnettarız. Yüreğindeki sevgi ve sıcaklıkla bize rehberlik eden, değerli annemiz, Anneler Günün kutlu olsun!”
“Anneler Günü, sadece bir gün değil, senin bize her gün sunduğun sevgi ve özverinin kutlandığı özel bir zaman dilimi. Varlığınla hayatımıza anlam katan anneciğim, seni çok seviyoruz!”
“Kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük olan sevgini hissediyoruz her zaman. Bize her zaman destek olan, yüreği sonsuz sevgiyle dolu annemiz, Anneler Günün kutlu olsun!”

“Hayatın en güzel renklerini bize öğreten, her zorluğun üstesinden gelmemize yardımcı olan annemize sonsuz teşekkürler. Anneler Günün kutlu olsun, seni çok seviyoruz!”
“Sevgi dolu kalbinle, bize her zaman en iyisini sunan annemiz, sana minnettarız. Seni seviyoruz ve Anneler Günün kutlu olsun!”
“Anneler Günü, senin değerini anlamak ve sana olan sevgimizi ifade etmek için bir fırsat. Senin gibi harika bir annenin evlatları olmaktan gurur duyuyoruz. İyi ki varsın, Anneler Günün kutlu olsun!”

ARKADAŞA ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
Canım arkadaşım, Anneler Günü’nü kutlarım! Senin gibi bir anneye sahip olduğun için çok şanslısın.
Annelerimize olan sevgimizi ve saygımızı her zaman yürekten hissediyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!
Bu özel günde, tüm anne dostlarımıza en içten dileklerimizi sunuyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!
Annelik duygusunun ne kadar kutsal ve değerli olduğunu biliyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!
Tüm anne dostlarımıza, sevgi dolu bir Anneler Günü diliyoruz.

EŞE ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
Sevgili eşim, öncelikle anneler gününü kutlarım. Çocuklarımıza verdiğin sevgi ve emeği için sana minnettarım.
Sen sadece çocuklarımızın değil, benim de en şefkatli ve en sevgi dolu annemsin. Anneler Günün kutlu olsun!
Hayatımın en güzel armağanı olan sana, anneler gününü kutlarım. Hem bana hem de çocuklarımıza sunduğun sevgi ve şefkat için sana minnettarım.

Senin gibi bir anneye sahip olduğumuz için çocuklarımıza çok şanslıyım. Anneler Günün kutlu olsun!
Her zaman yanımızda olduğun, bize destek olduğun ve bize sevgini gösterdiğin için sana çok teşekkür ederim. Anneler Günün kutlu olsun canım!
]]>PATRON TAHLİYE OLDU
Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar istinaf mahkemesi tarafından da onandı. 19 Nisan 2019’da verilen onama kararıyla birlikte, Can Gürkan’ı yurt dışına çıkış yasağı koyarak tahliye edildi. Somalı madencilerin avukatları dosyayı Yargıtay’a taşıdı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, cezaları az buldu. Sanıklar Can Gürkan, Haluk Evinç, Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt’un 301 kez olası kastla öldürme suçundan, 162 kez de yaralama suçundan cezalandırılmasını istedi. Yargıtay’ın kararından hemen sonra, davanın görüldüğü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nin yeni duruşma günü verip davaya yeniden başlaması bekleniyordu ancak öyle olmadı…
Yargıtay 12. Dairesi heyeti değiştirildi
Ölen ve yaralanan her bir madenci için ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğine hükmeden Yargıtay 12. Ceza Dairesi heyeti, davanın yeniden başlamasının beklediği sırada değiştirildi. Yeni gelen heyet, siyaset ve bürokrasi kökenliydi. 12. Ceza Dairesi Başkanı Ahmet Er ve üye hakim Nadir Güngündeş koltuğunu korurken, sanıkların 301 kez olası kastla öldürme ve 162 kez yaralama suçundan cezalandırılması gerektiğine yönelik karara imza atan üyelerin yerine eski Adalet Bakanı ve Müsteşarı Kenan İpek, eski HSK Genel Sekreteri Fuzuli Aydoğdu ve eski Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Mustafa Yapıcı getirildi.
LEHE OY KULLANILDI
Heyet değişikliğinden 8 gün sonra, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan itiraz geldi. İtirazda Daire’nin bozma kararındaki ‘olası kastla öldürme’ suçundan ceza istemi fazla bulundu, sanıkların ‘bilinçli taksirle öldürme’ suçundan cezalandırılması istendi. Sanıkların ‘bilinçli taksirle öldürme’den cezalandırılmaları yönünde karar verildi. Karar 3’e karşı 2 oyla çıktı. Yeni üyeler, kararda sanıkların ‘lehine’ oy kullandı.
YAŞAM HAKLARI İHLAL EDİLMEMİŞ
2021’de başlayan yeniden yargılama sonunda Can Gürkan, 20 yıl, Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt, 12 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı. Haluk Evinç ise beraat etti. Madencilerin avukatları, Yargıtay’ın onama kararından sonra Soma Davası’nı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Başvuruda madencilerin yaşam haklarının ihlal edildiği belirtildi, yeniden yargılama ve tazminat talep edildi. Yüksek mahkeme, avukatların başvurusunu reddetti. Kararda, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrımın ceza hukukundaki en tartışmalı konulardan biri olduğu öne sürüldü ve hayatını kaybeden madencilerin yaşam hakkının ihlal edilmediği belirtildi.
]]>
Bursa temsilcisi, bu sonuçla play-off oynama şansını kaybetti.
Karşılaşmaya daha tempolu başlayarak Şehmus Hazer, Melih Mahmutoğlu ve Sertaç Şanlı ile sayılar bulan Fenerbahçe Beko, 2. dakikayı 8-2 önde geçti. Bursa temsilcisi, kötü başlangıca rağmen Zivko ve Brown ile tempoyu arttırdı ve 6. dakikada skoru lehine çevirdi: 13-12. Karşılıklı basketlerle devam eden ilk çeyrek 25-25 eşitlikle sonuçlandı.
İkinci çeyreğe de hızlı başlayan Fenerbahçe Beko, Madar’dan üst üste sayılar bularak 14. dakikada farkı 6’ya (31-37) çıkardı. Yeşil-beyazlı ekibin basit top kayıplarını iyi cezalandıran sarı-lacivertliler, bu periyodun genelinde daha iyi mücadele etti ve soyunma odasına 51-40 üstün gitti.

Üçüncü çeyrekte istediği ritmi bir türlü bulmayan Bursaspor karşısında set hücumlarını devam ettiren Fenerbahçe Beko, 32. dakikada farkı 13’e (41-54) kadar çıkardı. Farkı çift hanelerde tutmayan çalışan sarı-lacivertliler karşısında seyirci desteğini de arkasına alan Bursaspor, boyalı alandan Vlademir, çizginin dışından ise Brown’un sayılarıyla etkili olarak üçüncü çeyreğe skoru eşitleyerek (68-68) gitmeyi başardı.
Son çeyrek çekişmeye sahne oldu. Ömer Utku Al ve Michineau ile çeyreğin başında sayılar bulan Bursaspor, uzun süre sonra 32. dakikada skorda üstünlüğü ele geçirdi: 72-70. Tarık Biberoviç ve Şehmus Hazer ikilisiyle etkili olan Fenerbahçe Beko, çeyrek genelinde iyi oyunu sürdürerek son dakikaya 92-89 önde girdi. Bitime saniyeler kala Brown ile 3 sayılık isabet bulan Bursaspor, skoru 92-92 eşitleyerek adeta tekrar umutlandı. Karşılıklı basketlerin devam ettiği çeyreğin son 4 saniyesine 96-96 eşitlikle girildi. Son topu kullanan Fenerbahçe Beko, Şehmus Hazer ile yararlanamayınca maç uzatmaya gitti.
Uzatma dakikalarında iki takımın çekişmeli oyunu devam etti. Fenerbahçe Beko’nun sürekli öne geçtiği, Bursaspor’un kovaladığı uzatmanın son 19 saniyesine 102-102 eşitlikle girildi. Son hücumu kullanan sarı-lacivertliler 4. periyotta olduğu gibi yine Şehmus Hazer ile skoru bulamadı ve ikinci uzatma periyoduna geçildi.
İkinci uzatma periyodunda dar rotasyonla oynayan Bursaspor iyice yoruldu ve skor üretmekte zorlandı. Bu durumu lehine çeviren Fenerbahçe Beko, iyi oynayarak parkeden 116-112 galip ayrılmayı başardı.
Salon: TOFAŞ
Hakemler: Emin Moğulkoç, Musa Kazım Çetin, Yiğit Gönültaş
Bursaspor İnfo Yatırım: Young 14, Neal 9, Michineau 14, Brown 32, Zivko 26, Ömer Utku Al 4, Davit Mutaf 13, Metin Türen
Fenerbahçe Beko: Şehmus Hazer 17, Sertaç Şanlı 10, Melih Mahmutoğlu 13, Mert Emre Ekşioğlu, Noua 20, Montley 4, Metecan Birsen, Tarık Biberoviç 15, Pierre 11, Dorsey 6, Madar 20
1. Periyot: 25-25
Devre: 40-51
3. Periyot: 68-68
Normal süre: 96-96
5 faulle çıkan: 36.51 Neal (Bursaspor İnfo Yatırım)
]]>İsrail’in yaklaşık 8 aydır suç işlemeye devam ettiğini söyleyen Salah, Şifa Hastanesinin acil servisi, diyaliz merkezi ve ameliyathane bölümünün olduğu yerde bulunan toplam 3 toplu mezarda 80 cesede ulaştıklarını, bunların yanı sıra hastanenin diğer bölümlerinde ve kum yığınlarının altında onlarca ceset bulduklarını kaydetti.
CESETLER TOPLU MEZARLARDAN ÇIKARILIYOR
Toplu mezarlarda bulunan cesetler üzerinde yapılan incelemelere ilişkin bilgi veren Salah, şunları söyledi:
“Bu kişilerin, sağlık hizmeti almalarına engel olunan hastalar, yoğun bakımda olup suni solunum cihazı durduğu için ölenler, tedavi olamadığı için yaralarında iltihaplar oluştuğundan ötürü hayatını kaybedenler, İsrail askeri araçları tarafından ezildiği için parçalanmış bir şekilde bulunanlar, başı gövdesinden ayrılanlar, defnedilmeden önce başından ve göğsünden vurularak öldürülenler ve çöp yığınlarının altına defnedilenlerden oluştuğunu gördük. İsrail, hastaneleri, can kurtarılan mekanlardan ölüm kokularının yayıldığı mekanlara ve toplu mezarlara dönüştürdü.”
SAĞLIK PERSONELLERİ ÖLDÜRÜLDÜ VE ALIKONULDU
Kemal Advan, Nasır ve Şifa hastanelerinde bulunan 7 toplu mezarda 520 cesede ulaşıldığını aktaran Salah, İsrail ordusunun ihlallerinin sadece toplu mezarlarla sınırlı kalmadığını Şifa Hastanesinde gerçekleşen son baskında 4 sağlık çalışanının şehit olduğunu ve böylelikle ölen sağlık personeli sayısının 492’ye yükseldiğini dile getirdi.
Salah, şu ana kadar 310 sağlıkçının İsrail tarafından alıkonduğunu, bunların çok zor koşullar altında tutulduğunu ve işkenceye maruz kaldığını, bunlardan birinin de işkence sonucu hayatını kaybeden Şifa Hastanesi Ortopedi Bölümü Başkanı Adnan el-Burş olduğunu ve cesedinin hala teslim edilmediğini söyledi.
SAĞLIK SİSTEMİNİN KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR
Sağlık sektörünün pek çok sorunla karşılaştığını belirten Salah, bunların başında yakıtın geldiğini, hizmet veren az sayıdaki hastanenin yakıt sıkıntısı nedeniyle minimum kapasiteyle çalıştığını, yakıt olmadı için ambulansların da hasta ve yaralılara ulaşmakta zorlandığını kaydetti.
Salah, karşılaştıkları bir diğer zorluğun ise sağlıkçı kadrosunda verilen kayıplar ile ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği olduğunu ifade ederek, Şifa Hastanesinde hala ortaya çıkarılmamış cesetler olduğunu düşündüklerini ancak bunları bulmak için gerekli ekipman ve araçlara sahip olmadıkları için arama çalışmalarını durdurduklarını aktardı.
ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI
Salah, tüm bu ihlallere binaen uluslararası kurumlar, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ), bu suçları belgeleme ve İsrail’i bunlarla yargılama çağrısı yaptıklarını kaydetti.
Başta Şifa Hastanesi Müdürü Muhammed Ebu Silmiyye olmak üzere alıkonulan sağlıkçıların serbest bırakılmasını istediklerini kaydeden Salah, Filistin Sağlık Bakanlığı ve uluslararası kurumlardan, Şifa ve diğer hastanelerin yeniden hizmete açılması için çalışmasını talep etti.
SİVİL SAVUNMA EKİPLERİNİN KARŞILAŞTIĞI ZORLUKLAR
Basın toplantısında söz alan Basal ise sivil savunma ekiplerinin yaşadıkları sıkıntılara değindi. İsrail’in saldırılarında çoğu aracın zarar görmesi nedeniyle aylardır çok basit alet ve ekipmanlarla çalıştıklarını kaydeden Basal, bu durumun enerji ve vakit kaybetmelerine neden olduğuna işaret etti.
Basal, Uluslararası Sivil Savunma Teşkilatı, uluslararası kurumlar, insan hakları kuruluşlarına Gazze’de yaşanan “felaketi” görme çağrısı yaptı.
Basal, sivil savunma ekiplerinin görevlerini yerine getirebilmesi için yakıt ve ekipman talep ettiklerini, saldırıların devam etmesi ve enkaz altında hala en az 10 bin ceset olduğu göz önüne alındığında ağır iş makineleri ile gelişmiş ekipmanlara ihtiyaç duyduklarını söyledi.
İsrail’in, sivil savunma Kurumu’nun kapasitesinin yüzde 70-80’ini yok ettiğini, 69 sivil savunma çalışanını öldürdüğünü dile getiren Basal, çalışanlar için koruma talep ettiklerini aktardı.
]]>
“FİLİSTİN’İ ‘ÖZGÜRLÜĞÜN SEMBOLÜ’ DUYGUSUYLA TAKİP EDİYORUZ”
Kassis’i ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirten İmamoğlu şunları söyledi:
* “Sizinle en son, Mega Şehirler Zirvesi’nde bir arada olmuştuk. Çok ilginç bir şekilde, biraz da o ağırlama esnasında saldırının başlama anını yaşamıştık. Bölge çok ağır zamanlar geçiriyor. Biz, çok büyük ve derin üzüntüyle takip ediyoruz süreci. Filistin, dünyadaki bütün insanların, tabii bizim için de özellikle Türk halkı için her zaman öyle olmuştur; ama bu dönemde de yine özgürlüğün sembolü şeklinde bir duyguyla takip ediyoruz süreci. Tabii bir yandan atak ve saldırılar devam ediyor. Bunun acısı büyük.
* Ama bir yandan da 2 milyon civarında insan, yurtlarından ayrılmak zorunda kalan insanların ihtiyaçları da hepimizin içini acıtıyor. Tüm uluslararası platformlarda, Filistin halkının haklı mücadelesinin yanında olduğumuzu belirtmek isterim. Yaşanan vahşetin bir an önce durmasını ve kanın akmamasını, savaşın sona erdirilmesini, artık ne yazık ki katliama dönen bu saldırının sona ermesi gerektiğini, her yerde, sesimizin son noktasına kadar haykırarak dile getiriyoruz.

“GAZZE’YE ULAŞTIRILMAK ÜZERE YARDIM TIRLARIMIZI GÖNDERDİK”
* İstanbul özelinde de aynı duyarlılığı sürdürüyoruz. Burada yaşayan Filistinli öğrencilere katkı sunduk ve ihtiyaçlarını takip ediyoruz. Gazze’ye ulaştırılmak üzere yardım tırlarımızı gönderdik. Bu ve buna benzer aksiyonlarla, ihtiyacı olan her hususta, Filistin halkına da yardıma hazır olacağız. Bu tür ortamlarda, özellikle yerel yönetimler olarak süreci çok hassas irdelemeli ve birbirimize her yönüyle de destek olmalıyız. Ben, ilk tanıştığımız andan beri, bu konudaki hem olgun tutumunuzdan hem aynı zamanda şehrin ihtiyaçlarıyla beraber hem bölgeye hemşehrimize hem ülkemize olan güçlü bakışınızdan dolayı da sizi tebrik ederim.
İBB, RAMALLAH’TAKİ OSMANLI ADLİYESİ’NİN YENİDEN YAPIMINA KATKI SUNACAK
* Ramallah Filistin’in en önemli şehirlerinden bir tanesi. Bugün, yönetici arkadaşlarımı da dış ilişkilerdeki sorumlu arkadaşlarımla birlikte çağırdım. Oradaki Osmanlı Adliyesi’yle ilgili olan alakanızı biliyorum. Oraya vereceğimiz destekle ilgili süreci konuşmak da istediğinizi biliyorum. Ben, oradaki süreçte, -ki dün de bu konuda bir kısım görüşme yaptığınızdan da haberdarım- o projede olmak istiyoruz ve mutlaka süreci destekliyoruz. İnşallah birlikte çok güzel bir eseri şehrinize kazandırırız. Hem şehrinizde hem ülkenin genelinde, bir an önce insanların yaşam ve mücadeleleri noktasında, bütün hizmetlerden iyi faydalanması gerekiyor. Bu yönde sizin atacağınız her örnek çalışmada da İstanbul’un yanınızda olduğunu bilin. Ve öyle de imkanlar sunma gayreti içerisinde olacağız.
* Şehrinizdeki dayanışmaya katkı sunmaya, atık yönetimi ve çevreyle ilgili atacağınız adımlarda sizi her türlü desteği sunmaya hazırız. Bu yönüyle gerçekleştireceğimiz şehre dönük iyileştirici bütün projelere de destek olma konusunda kararlıyız. Şahsım ve tüm İstanbullular adına, Filistinlilerin yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum. Kalacağınız süreç içerisinde arkadaşlarımla yapacağınız toplantılardan çıkacak sonuçları hızlıca değerlendirip, mutlaka size hızlıca dönüş yapacağımızı da bilmenizi isterim. Bu adımlarla Ramallah için çok güzel hizmetler sunacağınıza da son derece eminim.”

“SİZİNLE OLAN İLİŞKİMİZDEN DOLAYI ÇOK MEMNUNUZ”
Ülkesinde ve yönettiği şehirde yaşadıkları zorluklardan örnekler veren Ramallah Belediye Başkanı Kassis de şunları söyledi:
* “Hem kişisel anlamda hem de resmi anlamda sizinle olan ilişkimizden dolayı çok memnunuz. Bildiğiniz üzere ülkemizde deki durum çok acı. Bütün gözler Gazze’de. Ama Batı Şeria’da durum, gün geçtikçe çok daha ciddileşiyor. Böyle bir durumda, insanların üzerindeki gerginliği almak ve yerel hizmetleri sürdürmek, yerel yönetimler için çok zorlu bir durum. Biz de sizin gibi genç bir toplumuz.
* Dün, BM Genel Kurulu çok önemli bir karar aldı ve tabii ki Türkiye bizim yanımızda yer aldı. Bu topraklarda, insanlarımızın varlığını sürdürmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bu topraklarda var olmak için direniyoruz. Biz, ülkemiz için ölmek istemiyoruz, ülkemiz için yaşamak istiyoruz. Yerel yönetimler açısından bu çok zorlu bir durum.”

“DEMOKRASİ ADINA KAZANÇ”
“Yeni anayasa çalışmaları için bir takvim var mı? Yeni siyasi iklim, yeni anayasaya yakınlaşmamızı daha çok sağlar mı?” sorusunu Kurtulmuş, şöyle yanıtladı: Anayasa çalışmaları, aslında hem Türkiye’de siyasetin normalleşmesi bakımından önemli bir fırsat olur hem de bu karşılıklı normalleşme sürecinin anayasa başta olmak üzere yasama faaliyetlerinin kalitesinin arttırılması bakımından katkısı olur. Siyasi partiler arasında görüşmelerin yapılmış olması, Sayın Cumhurbaşkanımızın ana muhalefet partisinin liderini kabul etmesi ve bu görüşmenin oldukça sıcak, dostane bir ortamda geçmesi Türkiye demokrasisi adına kazançtır.
Kurtulmuş, TBMM’nin 28. Dönemi’nde halkın oylarının yüzde 95’inin temsil edildiğine; 14 siyasi parti ve 6 siyasi parti grubunun bulunduğuna işaret ederek, “Çok sesliliğe açık bir parlamentomuz var. Eğer burada partiler bir uzlaşma zemini geliştirebilirlerse bu parlamentoda istenilen bir anayasa gerçekleşebilir” diye konuştu.
“DAYATMA DOĞRU DEĞİL”
Yeni anayasa için doğru zemin ve doğru yöntemin bulunması gerektiğine dikkati çeken Kurtulmuş, bu çalışmaların doğru zemininin TBMM olduğunu söyledi. Herkesin bu konuda fikrini söyleyeceği, toplumun bütün kesimlerinin anayasayla ilgili külli bir fikri de dile getirebileceğini anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
– İsteyen istediği maddelerle ilgili teklifler de yapılabilir. Bunun için parti ziyaretlerinden sonra sivil toplum kuruluşlarının, hukuk camiasının, üniversitelerin, kanaati olan grupların da fikirlerinin alınması için zemini düzgün bir şekilde oluşturmaya gayret edeceğiz. Ayrıca bu tartışmalar yapılırken doğru bir yöntemin tespit edilmesi lazım. Açıkçası şuna başından itibaren özen gösteriyorum. Doğru zemini, doğru yöntemi söylüyorum ama ‘Şu yöntemle yapacağız.’ ya da ‘Şöyle olması gerekir.’ diye bir dayatmayı ortaya koymanın doğru olmadığına inanıyorum. Partilerle görüşmelerimizi tamamladıktan sonra yönteme ilişkin belki teklifler talep edeceğim.
“ESAS TARTIŞMA KONULARA GİRİNCE ÇIKACAK”
Kurtulmuş, yeni anayasa konusunda yaptığı görüşmeler anımsatılarak, yapıcı görüşmeler olup olmadığı sorusunu, “Şimdiye kadar ziyaret ettiğim partiler, anayasa çalışmaları için kapıyı açık tutmuştur. Yani iyi karşıladılar, çok olumlu görüşmeler oldu. Ama tabii ki anayasa görüşmelerinde yöntemi bulunduktan sonra esas tartışma, konulara girildikçe ortaya çıkacaktır” diye yanıtladı.
Kurtulmuş, “Anayasa’nın değişmesi gerektiğini düşünüyorlar mı?” sorusuna karşılık, “Tabii ki. Zaten bu siyasi partilerin tamamı kendi programlarında da anayasa değişikliklerinden bahsetmişlerdir. Dolayısıyla bu bir fantezi değil, bu bir hayal değil. Olabilir. İlk turdaki görüşmelerimizi çok sıcak, çok olumlu gördüm. Ümit ediyorum ki sonuç alırız” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, yeni anayasanın tartışılacağı yerin Meclis çatısı olduğunu belirterek, “TBMM, anayasa yapma iradesine de gücüne de yetkisine de sahiptir. Bu süreci kimsenin zehirlemesine müsaade edilmemesi lazım” dedi.
FİLİSTİNLİ AKADEMİSYEN ÇAĞRISI
Kurtulmuş, Filistin’e destek verdiği için okuldan uzaklaştırılan üniversite öğrencileri ve akademisyenlerle ilgili de çağrısını yineledi:
– Dünyanın dört bir tarafında şu anda siyonizmin baskılarıyla işini bırakmak zorunda kalan öğretim üyelerinin, akademisyenlerin tamamına çağrıda bulunuyoruz. Dünya üniversitelerinde siyonist baskılar yüzünden işinden atılan insanlara Türkiye üniversitelerinin kapıları açıktır.
]]>Tüpraş Stadı’nda gerçekleştirilen ve kulüp genel sekreteri Cem Sezgin’in açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen başkan Hasan Arat, Beşiktaş Kulübünün tarihinde ilk kez stadyumda genel kurul yapıldığını belirterek, “(Yeni tüzüğü okumadım ama şöyle…) diye başlayan sözleri üzülerek izliyoruz. Beşiktaş’ta yaşanan değişimi görmek istemeyenler var. Bu değişikliklerin Beşiktaş’a faydası olacaktır. Beşiktaş halkın takımıdır, genel kurul ne derse o olur. 3 Aralık’ta emaneti almaya nasıl geldiysek bu emaneti gelecek nesillere bırakacağız. Bu tüzük değişikliği tamamlandığında sokakta gururla dolaşacaksınız. Bu değişiklikler başka kulüplere örnek alacaktır.” dedi.
Beşiktaş’taki sıkıntıları çözmeye çalıştıklarını vurgulayan Arat, “Tüm değişikliklerden önce kaos gelir. Biz bir kaosta seçime gittik. Hala sıkıntıları çözmeye çalışıyoruz. Bu yönetimin tüzüğü değildir. Yönetim bazı maddeleri tüzük kuruluna sunmuştur. Bu tüzük taslağı 17 Nisan’da ilana çıktı. Bu tüzük Beşiktaş’ın halk içinde büyümesini sağlayacaktır. Üniversiteli gençlerimiz, kadınlarımız, çocuklarımız yeni doğan bebekler için Beşiktaş üyeliğinde avantajlar gelmektedir. Şehit aileleri, gaziler, olimpik ve paralimpik sporcular için üyelikte kolaylıklar gelmektedir. Örneğin Nesrin Baş, Paris’e katılınca otomatik üye olacaktır. 10 Aralık 2016’daki şehitlerimizden Beşiktaş’a üye olmak isteyen otomatik üye olacaktır.” diye konuştu.
“DEĞİŞİM KAÇINILMAZDIR”
Çeşitli oylamaların ve işlemlerin elektronik ortamda yapılacağını kaydeden Arat, “Beşiktaş dijital aplikasyon çalışmaları sonuca ulaşmak üzere. Haziranda lansmanını yapacağız. Eğer genel kurul onaylarsa elektronik ortamda oylamaya katılabilecek. Birçok işi elektronik ortamda yapmak mümkün olabilecektir. Daha iyiye gitmek için iyiden vazgeçmekten korkmayacağız. Beşiktaş gelecek yıllarda benzer yeniliklere ayak uydurmak için değişiklikler yapacaktır. Değişim kaçınılmazdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Arat, tüzük taslağını inceleyerek gerekli değişiklikleri yaptıkları için Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’a ve devlet kademesindeki ilgililere teşekkür etti.
“YÖNETİMDE KEYFİLİĞE SON VERMEKTE”
Beşiktaş’ın gayrimenkullerini tekrar devralacağına dikkati çeken Arat, şunları kaydetti:
“Bu tüzük, tarihimizde ilk kez yönetimde keyfiliğe esastan son vermektedir. Yönetim kurulu başkanı tek imzayla her şeye imza atabiliyordu. ‘Böyle şey olmaz’ dedik, kurula özellikle bildirdik ve iki imza şartı olması gerektiğini söyledik. Bir başkan tek başına Beşiktaş’ın en kritik davalarından birinin ibralaşmasına hukuki gerekçeler olmadan imza atamazdı, attılar. Kimse kendi isteğiyle bu imzayı atamayacak. Yine tüzüğümüzde Akaretler’i 2044’e kadar, Fulya’yı 25 yıllığına kiralıyorlardı. Kiralanan binamızın bize geri teslimini istedik. Hüseyin Yücel ve hukuk kurulumuz, geri adım atmadı ve tahliye davası açtık. Tahliye davasında çok kuvvetli bir yere geldik. ‘Yönetim kurulu 10 yıldan fazla kiralama yapamaz’ diyoruz bu tüzükte. Fulya’da Aşçıoğlu’na tahliye davası açtık. Binanın üzerindeki Aşçıoğlu yazısı tamamen kalktı. Beşiktaş mallarını tek tek geri alacak, haksızlığa son verecek. Sayın Aşçıoğlu son derece duyarlı bu konuda. Kira artırımı istemiyoruz, ‘binayı komple Beşiktaş’a devredeceksiniz’ diyoruz, o da anlayışla karşılıyor. Beşiktaş Fulya meselesindeki en önemli adımlardan biri çözülecek. Sorunlarımız çok büyük. Beşiktaş Belediye Başkanı’yla konuştum, yarın 1903 Mehmet Üstünkaya tesislerini boşaltıyor. Ekrem İmamoğlu’yla konuştuk, Çilekli’yi devralacağız. Bunların hepsini tek tek yapacağız. Uzun süreli kiralamalarda 5 yılda bir yeniden değerleme şartı getiriliyor, denetimin gücü arttırılıyor.”
“BU KULÜPTEN ELİNİZİ ÇEKİN”
Her kurula minimum 2 kadın üye şartı getirdiklerini hatırlatan Arat, “Yeni üye referansı 35’e yükseltiliyor artık sahte imza atılmasın diye. Denetim kurulunun sunduğu raporda 5700’ün üzerinde üye farklı şekilde kaydedilmiş. Hepsi tespit edildi. Disiplin kurulu gerekli işleri yapacak. Bu kulüpten elinizi çekin. Beşiktaş’ta bu tip hakimiyet bitmiştir. Artık kimse gruplardan medet ummasın.” ifadelerini kullandı.
]]>İsrailli çalışanların anlattığına göre, askeri tesis, Gazze’den alıkonularak getirilen Filistinlilerin tutulduğu kapalı alanlar ile yaralıların yataklara bağlı halde yattığı bir sahra hastanesi olmak üzere ikiye ayrılıyor.
Tesiste çalışanların CNN ile paylaştığı görüntülerde alıkonulan Filistinlilerin dikenli tellerle çevrili alanlarda tutulduğu, kağıt inceliğinde şiltelerin üzerinde oturmak zorunda bırakıldığı ve gözlerinin bağlı olduğu görüldü.
Çalışanlardan biri alıkonulan Filistinlilerin birbirleriyle konuşmalarının yasak olduğunu belirtirken, doktorların sürekli kelepçe takmaktan dolayı yaralananlardan bazılarının uzuvlarını kestiğini ve bazı tıbbi işlemlerin deneyimsiz veya o alanda uzman olmayan sağlık görevlileri tarafından uygulandığını ifade etti.
Gardiyanlara “sorun çıkardığı” iddia edilen kişileri seçip cezalandırmaları talimatı verildiğini ifade eden bir çalışan, “Bize onların (Filistinlilerin) hareket etmesine ve konuşmasına izin verilmediği söylendi. Sürekli dik oturmaları gerekiyordu.” dedi.
“İNSANLIKLARINI SÖKÜP ALDILAR”
“Sde Teiman”da sağlık görevlisi olarak görev yapan bir çalışan da tesisin sahra hastanesindeki durumu anlattı.
Yaralıların bez taktığını, yataklara bağlı halde yattığını ve pipetle beslendiğini belirten İsrailli sağlık görevlisi, “(Filistinlilerden) Onlardan insanlıklarını söküp aldılar.” dedi.
Bir başka çalışan ise kendisine, çoğu zaman anestezi kullanmadan Filistinliler üzerinde tıbbi işlemler uygulamasının emredildiğini söyleyerek, “Hastalara uzmanlığımın tamamen dışında olan küçük tıbbi işlemler yaptım.” ifadesini kullandı.
“İNSANLARIN GÖRDÜĞÜ MUAMELEYE ŞAHİT OLDUM”
İsrail tarafından alıkonulan ve gözaltı merkezlerinden birine gönderilen Filistinlilerden biri olan Doktor Muhammed el-Ran, çölün kavurucu sıcağı ve gecelerin soğukluğunda hayatta kalmaya çalıştığını anlattı.
İsrail’in saldırıları sonucu kapanan Endonezya Hastanesi’nin cerrahi biriminde çalışan el-Ran, El-Ehli Baptist Hastanesi’nde çalışmaya başlamasının üçüncü günü olan 18 Aralık 2023’te alıkonulduğunu belirtti.
El-Ran, kıyafetlerinin çıkarıldığını, gözlerinin ve bileklerinin bağlandığını, ardından bir kamyonun arkasına atıldığını ve neredeyse çıplak olan Filistinlilerin tesise götürülmek üzere üst üste yığıldığını kaydetti.
Gözaltı merkezinde 44 gün tutulan el-Ran, “Göz bağımı çıkardıklarında insanların gördüğü muameleye, küçük düşürücü davranışlara, bizi nasıl insan değil de hayvan olarak gördüklerine şahit oldum.” ifadesini kullandı.
İSRAİL, İŞKENCE SONUCU 27 FİLİSTİNLİNİN ÖLDÜĞÜNÜ DUYURMUŞTU
İsrail’deki Haaretz gazetesi, mart ayında, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana alıkoyduğu Filistinlilerden 27’sinin askeri tesislerde öldüğünü, birçoğunun ise dayak, kötü muamele ve tacize maruz kaldığını yazmıştı.
Gazetenin haberinde, İsrail güçlerinin alıkoyduğu Filistinlilerin “Sde Teiman” ve “Anatot” isimli askeri tesislerde veya İsrail sınırlarında gerçekleştirilen sorgulamalar sırasında öldüğü belirtilmişti.
– UNRWA: İsrail’in gözaltı merkezlerinde tutulan Filistinliler kötü muamelelere maruz kalıyor
Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) martta yayımlanan raporunda, İsrail’in gözaltı merkezlerinde tutulan Filistinlilerin dayak ve cinsel saldırı gibi çok kötü muamelelere maruz kaldıkları bildirilmişti.
Raporda bildirilen kötü muamele yöntemleri arasında, dayak, tutuklulara ve ailelerine zarar verme tehditleri, köpek saldırıları, kişinin onuruna hakaret ve aşağılama, su, yemek, uyku ve tuvaletten mahrum bırakma, alıkonulanların üzerine idrar yapma gibi davranışların yer aldığı kaydedilmişti.
]]>
“PLANLANMIŞ BİR OLAYDIR, NASIL YAPTIKLARI BELLİDİR”
Baba Cantürk Erzen ifadesinde, “Olaydan önce, 10-15 dakika önce, oğlum Yunus Emre ile telefonla konuşmuştum ama bu olayla ilgili konuşmadım. Kredi kartına para yatırması için aramıştım. Sosyal medya paylaşımımla ilgili herhangi bir konuşmamız olmadı. Bana isteselerdi parayı almak için ulaşıp alırlardı. İsteseler beni arayabilirlerdi. Benim telefon 24 saat açıktır. Benden alacakları varsa şimdi de ödemeye hazırım. Planlanmış bir olaydır. Nasıl yaptıkları bellidir” dedi.

MAHKEMEDE OLAY ANI İZLENİNCE ANNE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Anne Solmaz Erzen ise oğlunun acımasızca katledildiğini belirterek sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Anne Erzen’in talebi üzerine duruşma salonunda olay anına ait güvenlik kamera görüntüsü izletildi. O anlarda anne Solmaz Erzen gözyaşlarına hakim olamadı.
AVUKATLAR ARASINDA TARTIŞMA
Tutuksuz sanıklardan biri, şikayetçi avukata şov yaptığını söyleyince avukatlar arasında sözlü tartışma çıktı. Baba Cantürk Erzen’in sanık avukatlarına bağırması üzerine mahkeme başkanı duruşmaya 10 dakika ara verdi.
“YUNUS EMRE’Yİ ENGELLEMEK İÇİN 4 KURŞUNU AYAKLARINA DOĞRU SIKTIM”
Tutuklu sanık Tarık Özer, şunları söyledi:
* “Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Ölenler içinde üzgünüm keşke yaşanmasaydı. Olaydan dolayı çok pişmanım. Olayda tasarlama söz konusu değildir. Bir anda gelişen bir olaydı.
* Oraya gitmemin sebebi; Cantürk’ün sosyal medya hesabından yapmış olduğu hakaret içerikli sözleri nedeniyle gittik. İlk girdiğimiz anda, konuşmak için gittiğimiz için konuştuk. Olay başlayınca oğlumun baba demesinin üzerine babalık içgüdüsüyle, oğluma zarar geldi düşüncesiyle hareket ettim. Yunus Emre’nin silahını çıkartıp kardeşimi vurmasıyla olay başladı. Oğlumu ve kardeşimi koruma içgüdüsüyle hareket ettim. Ne olduysa bir anda oldu.
* Olay nedeniyle pişmanım. Öldürmek gibi bir niyetim yoktu. Emre’yi engellemek için 4 kurşunu ayaklarına doğru sıktım. Yunus Emre’yi kardeşim gibi severdim. Cantürk, o akşam çok hakaret etti sosyal medyada. Eminim ki Cantürk alkolsüz kafayla olsa bunları yapacak biri değildir.
* Kaçmak gibi bir niyetim olsa kendim gidip teslim olmazdım. Kötü insanlar değiliz, iş insanıyız. Bu zamana kadar şiddet içeren bir olaya karışmadım.”

“SANIKLARIN PASAPORTU ARACIN İÇERİSİNDE ÇIKMIŞTIR, BU KAÇACAKLARINI GÖSTERMEKTEDİR”
Erzen ailesi avukatı Kerim Bahadır Şeker, “Olayda herhangi bir meşru müdafaa söz konusu değildir. Meşru müdafaanın koşulları arasında saldırı olmalı, savunma olmalı, orantılılık olmalı ve araçların eşitliği olmalı. Bu olayda bunların hiçbiri yoktur. Haksız tahrik de söz konusu değildir. Sanıkların pasaportu aracın içerisinde çıkmıştır. Bu kaçacaklarını göstermektedir. Meydana gelen olayda sanıklar lehine takdiri indirim nedenlerinin de uygulanmaması suretiyle en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyoruz” diye konuştu.
“OLAYDA TASARLAMA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”
Sanık avukatı Büşra Bayraktar ise, “Olayda tasarlama söz konusu değildir. Tasarlama için aranılan sebat etme olgusu dosyada yoktur. Müvekkilimizin beraat edeceğini düşünüyoruz. Tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
DURUŞMA 12 TEMMUZ’A ERTELENDİ
Mahkeme heyeti, sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, 5 tutuksuz sanığın imza atma şeklinde adli kontrollerinin kaldırılmasına, yurt dışı çıkış yasaklarının ise devamına hükmetti.

İDDİANAME
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in, Yunus Emre Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Batuhan Bayındır’a yönelik “kasten öldürme” suçundan müebbet, Yusuf Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
Sanıkların ayrıca, “kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak” suçundan 6’şar aydan 3’er yıla kadar, “ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan da 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. İddianamede, tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Erdal Adıyaman, Ercan Topçu, Vedat Erkin, Nimetullah Özer, Hüsamettin Ahmetoğlu’nun da “suçluyu kayırma” suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları gerektiği belirtildi.
]]>Gürsel Aksel Stadı’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen Ankersen, “Yakaladığımız başarıyı ve Süper Lig’e çıkmayı kutluyoruz” dedi. İzmir’e gelmeden önce Göztepe’nin çok ilgisini çektiğini anlatan Ankersen, “Göztepe ile ilgili en çok ilgimi çeken tesisleri, antrenman sahaları, Gürsel Aksel Stadı ve Şampiyonlar Ligi’ni hak eden taraftarıydı. İzmir gelişmeye açık kapasitede bir şehir. Sport Republic olarak bu potansiyeli gördük ve böyle bir yatırımı yaptık. 2 yılı tamamladık, temelleri oturttuk. Üstün çalışmalarımızla yolculuğumuzun ilk kısmı tamamlandı. Artık ikinci kısma geçiyoruz. Tüm şehrin desteğini ve muhteşem kutlamaları görüyoruz, sıcaklığı görüyoruz. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde yolumuza çok çalışarak devam edeceğiz” diye konuştu.
“FUTBOLDA PARA OYNAMAZ”
Rasmus Ankersen altyapıyla İlgili çalıştıklarını belirterek, “Biz altyapıya yatırımlar yapmak istiyoruz. Genç yetenekleri keşfetmek istiyoruz. Maalesef altyapı tesisi sıkıntımız var. Şehrin desteğini, yetkililerin desteğini istiyoruz. Doğru tesis için doğru alanlar olmalı. Yönetimle de konuşuyoruz ancak kesinlikle altyapıyla ve tesisleşmeyle ilgili desteğe ihtiyacımız var. Para futbolda önemli ama tek şey değil. Teknik direktörümüz Stanimir Stoilov hocanın bir lafı vardır, ‘Futbolda para oynayamaz’ diye. Futbolda olay doğru oluşum, doğru kültür ve doğru seçimdir. Para dışında farklı yöntemlerimiz var. Türk futbolunun yaşadığı sorunlardan bir tanesi, futbol sadece transferler üzerinden okunmaya çalışılıyor. Birçok iyi oyuncuyu bir araya getirisiniz ama doğru plan yoksa başarı gelmez. Türkiye’de bu eksik, dünyada da bu eksik” ifadelerine yer verdi.
“DOĞRU TRANSFERLER YAPMAK ZORUNDAYIZ”
Başarılı bir futbol takımı yönetmek için çok bileşenin olduğunu söyleyen Rasmus Ankersen, “Öncelikle futbolda nasıl oynamak istiyoruz bunu iyi bilmek lazım. Oyuncularınız ve takımınız sizin ürününüz. Buna uygun olarak doğru transferler yapmak zorundasınız. Bu da futbol kültürünüzü, yapılanmanızı oluşturacak. Oyuncu iyi olabilir ama doğru oyuncuyu bulmak gerekli, bu teknik direktör için de gerekli. Biz hoca değişikliğine gittik. Biraz daha fazlasına ihtiyacımız vardı. Eski teknik direktörümüz Radomir Kokovic de burada istikrarlı işler gerçekleştirdi. Başarılı olmak adına birçok bileşen var. Doğru oyuncuyu ve doğru hocayı buluşturmak bunların başında. Teknik futbol oynamak istiyorsanız teknik oyuncuları seçeceksiniz, fizik olarak iyi olacaksanız fiziği güçlü oyuncuları getireceksiniz. Bunu mimarlık gibi düşünüyoruz.”
“ÇOK BÜYÜK İSİMLER GÖRECEĞİMİZİ SANMAM”
Futbolcu yetiştirmenin en büyük hırsları olduğunu vurgulayan Ankersen, “Göztepe’de bu konuda başarılı olduk. En büyük hırslarımızdan biri en iyi Türk futbolcuları yetiştirmekti, bunda başarılı olduk. Önümüzde Taha örneği, Ümit örneği var. Yurt dışından getirdiğimiz Antony Dennis de iyi bir örnek. Yetenek geliştirme adına Afrika’dan önemli oyuncular bulmaya çalışıyoruz. Bu stratejiye devam edeceğiz. Biz Göztepe için aç, potansiyeli yüksek gençleri getirmek için çalışıyoruz. Onlara Süper Lig’de şans vermek için her şeyi yapacağız. Çok büyük isimler göreceğimizi düşünmüyorum. Bizim çalışma prensibimiz bu değil. Geçmişinde oyuncu çok iyi şeyler yapmış olabilir ama bu gelecekte başarılı olacağı anlamına gelmez. Biz potansiyele odaklanıyoruz. Biz oyuna uygun oyuncalara odaklanıyoruz. Bizim şiddetli, agresif oyun anlaşımız var. Futbolcu seçerken bu oyun tarzını sahaya yansıtacak oyunculara odaklanacağız” açıklamasında bulundu.
]]>213 televizyon kanalı ile 562 radyoda yayınlanan kampanyada 115.1 milyar liralık bağış rakamına ulaşılırken, 9 milyon adedi aşkın SMS gönderilmişti.

‘Türkiye Tek Yürek’ kampanyasına kulüp başkanları, sporcular, iş insanları ve oyuncular katılmıştı.
Spor, sanat ve iş dünyasından önde gelen isimlerin yer aldığı etkinlikte toplanan paranın akıbeti, program sonrası sık sık gündeme geldi.
Söz konusu programda yardım taahhüdünde bulunup uzun süre sözünün yerine getirmeyen kişi ve kurumların isimlerinin açıklanması yönünde kamuoyunda beklenti oluşmuştu.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in toplanan paralarla ilgili soru önergesini yanıtlayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, toplam yardım tutarının 133 milyar 216 milyon 444 bin 143 TL olduğunu açıkladı.

Yerlikaya’nın yanıtına göre bu paranın 83 milyar 784 milyon 910 bin 635 TL’si harcandı. Yapılan harcamaların 48 milyar 975 milyon 698 bin 500 TL’sinin afetzedelere yönelik nakdi ödemeler olduğu belirtildi.
Yerlikaya “Bağış hesabında 133.216.444.143 TL toplanmış olup 83.784.910.635 TL’si harcanmıştır. Harcanan tutarın 48.975.698.500 TL’sini afetzedelere yapılan nakdi yardım ödemeleri (hasar hane ödemesi, taşınma yardımı, vefat edenlerin yakınlarına ödeme, kira ödemesi ve tahliye ödemesi) ve 34.809.212.135 TL’sini barınma giderleri (çadır-konteyner ahır ve konteyner altyapısı, gıda-hijyen seti alımı ve Esenkart ödemeleri) oluşturmaktadır” dedi.
Yerlikaya, aradan bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen “Türkiye Tek Yürek Kampanyası” kapsamında toplanan ve kampanya hesaplarında bulunan 49.431.533.508TL’nin afetzedelere yapılacak nakdi yardım ödemeleri, konteyner kent kurulumu ve sosyal donatı için kullanılacağını belirtti.
“AFAD HESAPLARINDA DEĞERLENDİRİLİYOR”
Yerlikaya, Gürer’in paraların nasıl değerlendirildiğine ilişkin sorusuna da “Kampanya hesaplarında bulunan 49.975.698.500 TL’nin tutarın kamu bankalarında AFAD adına açılan hesaplarda değerlendirilmekte olup afetzedelere yapılacak nakdi yardım ödemeleri, konteyner kent kurulumu ve sosyal donatı çalışmaları kapsamında kullanılacaktır” yanıtını verdi.

“YARDIMLAR BİR YILDIR NEDEN ULAŞMADI?”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede; bağış kampanyasında toplanan yardımların bölgeye bir an önce yansıtılması gerektiğini bildirdi.
Gürer, şunları söyledi:
– Bir yardım kampanyası dahi depremin ardından geçen süreçte tamamı bölgeye ulaşmaması, bu bağlamda planlama sorununun göstergesidir. Bir yılı geçmiş kampanya yapılalı ve yardımlar toplanıp AFAD hesabına yatmış ve de halen tamamı bölgeye ulaşmamış. Orada sorun yaşayan mağdur olan binlerce yurttaşımız var. Deprem bağışları bir yıldır tamamı yerine neden ulaşmadı?
– Deprem sonrası yaşanan sorunlar ve eksiklikler kamuoyuna sıkça yansımıştır. Deprem acısı yürekleri dağlamış ve unutulmamıştır. Depremi o dönem milletvekillerimiz ile bölgede bizzat yaşamış ve tanıklık etmiş bir milletvekili olarak, deprem bölgesinin bir an önce tüm sorunlardan arındırılmasının önemini bir kez daha altını çizmek isterim. Hesapta bulunan toplanan yardımlar bir an önce bölgeye ulaşmalıdır.
]]>Rapora göre nisan ayında en az 163 işçi hayatını kaybetti.
Yaş dağılıma göre incelediğinde ise 14 yaş ve altı 2 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 3 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 27 işçi, 30-49 yaş arası 64 işçi, 50-64 yaş arası 51 işçi, 65 yaş ve üstü 8 işçi, yaşını bilmediğimiz 8 işçi hayatını kaybetti.
Raporda, 2024’ün ilk dört ayında ise 597 işçinin hayatını kaybettiği belirtilerek “2024 yılının ilk dört ayında (Ocak’ta 161, Şubat’ta 149, Mart’ta 124 ve Nisan’da 163 olmak üzere) ise en az 597 işçiyi; yani her gün “en az” 5 işçiyi iş cinayetlerinde kaybettik…” ifadelerine yer verildi.
İSİG tarafından yapılan açıklamada “Raporumuzu İstanbul Beşiktaş Gayrettepe’de 16 katlı bir binanın eksi 1. ve eksi 2. katında faaliyet gösteren Masquerade Club (eski Discorium) adlı gece kulübünde tadilat yapıldığı sırada sahnenin yanında meydana gelen yangın sonucu hayatını kaybeden 30 işçi arkadaşımıza adıyoruz” denildi.

İŞKOLLARINA VE ŞEHİRLERE GÖRE DAĞILIM
Nisan ayında iş cinayetlerinin işkollarına ve şehirlere göre dağılımı ise şöyle oldu:
İnşaat, Yol işkolunda 51 işçi; Tarım, Orman işkolunda 36 emekçi (8 işçi ve 26 çiftçi+2 balıkçı); Konaklama, Eğlence işkolunda 20 işçi; Taşımacılık işkolunda 10 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 8 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 8 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 3 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Metal işkolunda 2 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 6 işçi hayatını kaybetti.
46 ölüm İstanbul’da; 7 ölüm Antalya’da; 6 ölüm Sakarya’da; 5’er ölüm Manisa ve Muğla’da; 4’er ölüm Adana, Adıyaman, Ankara, Hatay, Konya, Mersin, Niğde ve Şanlıurfa’da; 3’er ölüm Aydın, Gaziantep, İzmir, Kocaeli, Osmaniye, Sinop ve Sivas’ta; 2’şer ölüm Balıkesir, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Kahramanmaraş, Kayseri, Kütahya, Ordu, Samsun, Siirt ve Zonguldak’ta; 1’er ölüm Aksaray, Artvin, Bilecik, Çorum, Denizli, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Hakkari, Isparta, Karabük, Kastamonu, Mardin, Şırnak, Trabzon, Tokat, Yalova, Arnavutluk ve Karadağ’da meydana geldi.
Nisan ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı ise şöyle açıklandı:
Ezilme, Göçük nedeniyle 35 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 32 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 27 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 16 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 13 işçi; Şiddet nedeniyle 13 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 7 işçi; İntihar nedeniyle 6 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 4 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 3 işçi; diğer nedenlerden dolayı 7 işçi hayatını kaybetti…
]]>
Kane’in sezon başında transfer olduğu Bayern Münih, mücadele ettiği 4 kulvarda da havlu attı.
Sezon başında oynanan Almanya Süper Kupa’da Leipzig’e yenilen Münih ekibi, Almanya Kupası 2. turunda 3. lig ekibi Saarbrücken’e elendi. Bayern Münih, bitime iki hafta kalan Bundesliga’da ise şampiyonluğunu ilan eden Bayer Leverkusen’in 15 puan gerisinde kaldı.
Bayern Münih, son olarak UEFA Şampiyonlar Ligi yarı finalinde İspanya temsilcisi Real Madrid’e elenmekten kurtulamadı.
BAYERN MÜNİH 12 YIL SONRA KUPASIZ KALDI
Alman futbolunun en başarılı takımı Bayern Münih, 12 yıl sonra ilk kez sezonu kupasız tamamlayacak.
Münih ekibi, 2012’den bu yana her sezon en az bir kupa kazanmasına rağmen Kane’in takıma transfer olduğu ilk sezonda kupa kazanmayı başaramadı. Kane, Bayern Münih formasıyla 45 karşılaşmada 44 gol kaydederek başarılı bir bireysel performans sergiledi.
KUPASIZ GEÇEN TOTTENHAM YILLARI
Harry Kane, altyapısına 2004’te girdiği Tottenham ile 2010’da profesyonel sözleşme imzaladı.
Tottenham’da sahaya çıktığı 435 maçta 280 gol atma başarısı gösteren yıldız oyuncu, futbol dünyasında adını en etkili santrforlar arasına yazdırdı.
Kane, etkileyici performansına rağmen 2008 İngiltere Lig Kupası’ndan bu yana kupa sevinci yaşayamayan Tottenham’ın makus talihini değiştiremedi. Golcü futbolcu, kariyerinin başlarında kiralık olarak top koşturduğu Leyton Orient, Milwall, Norwich City ve Leicester City’de de kupa sevinci yaşayamadı.
TOTTENHAM’DA ÜÇ KEZ FİNAL KAYBETTİ
İngilizlerin “gol makinesi” Harry Kane, Tottenham formasıyla üç kez kupa finali kaybetti.
Tottenham, Kane’in oynadığı dönemde 2014-2015 sezonunda Chelsea, 2020-2021 sezonunda Manchester City’ye İngiltere Lig Kupası finalinde yenildi. UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 2018-2019 sezonu finalini Liverpool’a kaybeden Londra ekibi, Premier Lig’de ise 2016-2017 sezonunu ikinci sırada tamamlayarak şampiyonluğun bir adım uzağında kaldı.

MİLLİ TAKIMDA DA KUPASI YOK
İngiltere Milli Takımı’nın en golcü futbolcusu Kane, kupa şanssızlığını milli takımda da kıramadı.
Harry Kane, 89 maçta 62 gol attığı milli formayla bir kez final oynamasına rağmen mutlu sona ulaşamadı. Kane’in forma giydiği dönemde 2020 Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya’ya yenilen İngiltere, 2018-2019 sezonunda ise UEFA Uluslar Ligi’nde üçüncü oldu.
6. KEZ GOL KRALLIĞININ EŞİĞİNDE
Bu sezon Bundesliga’nın en skorer ismi Kane, kariyerinde 6. kez gol krallığı yaşamak için gün sayıyor.
İngiltere Premier Lig’de 2015-2016, 2016-2017 ve 2020-2021 sezonlarında gol krallığına ulaşan tecrübeli oyuncu, 2018 FIFA Dünya Kupası ve 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri’nde de en çok gol atan futbolcu oldu. İngiliz futbolcu, Bundesliga’da bu sezon gol krallığına ulaşmaya en yakın isim olarak dikkati çekiyor. Ligde 36 gol kaydeden Kane, Stuttgartlı Serhou Guirassy’nin (25 gol) önünde bitime iki hafta kala zirvede bulunuyor.

LEWANDOWSKI’NİN REKORUNA YAKLAŞTI
Bayern Münih efsaneleri arasına giren Robert Lewandowski’nin Bundesliga rekoru, Harry Kane’in bir sonraki hedefi olarak göze çarpıyor.
Lewandowski, 2020-2021 sezonunda 29 maçta kaydettiği 41 golle Bundesliga tarihinin bir sezonda en çok gol atan futbolcusu ünvanını elde etti. Polonyalı oyuncu, Gerd Müller’in 1971-1972 sezonundaki 40 gollük performansını geçerek yaklaşık 50 yıllık rekoru kırmıştı.
Kane, ligin son iki haftasında 5 gol daha atması halinde Lewandowski’nin 41 gollük rekoruna ortak olacak.
]]>Telefonla dolandırıcılık yöntemlerinin detaylı olarak anlatıldığı iddianamede, sanıkların müştekilerle olan telefon görüşme kayıtları ile görüntüleri de yer aldı.
İddianamede, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yeni atanan ya da sözleşmeli olarak görev yapan kadın öğretmenlerin bilgilerini ele geçiren sanıkların, aradıkları müştekilere kendilerini polis, savcı gibi kamu görevlisi olarak tanıttıkları ve gizli bir soruşturma yürüttüklerini söyledikleri belirtildi.
“Atıcı” olarak tabir edilen ve organizasyonun başındaki kişinin, kadın öğretmenlere bazı kişilerin kimlik bilgilerini ve telefonlarındaki fotoğrafları ele geçirerek cinsel içerikli görüntülerle montajladığı ve bunların internette yayınlanacağı sırada engellendiğini söylediği, müştekilerde korku ve endişe oluşturarak sanıkların banka hesaplarına para göndermelerini sağladıkları ve bu şekilde dolandırıcılık eylemlerini gerçekleştirdikleri aktarıldı.
CİNSEL İÇERİKLİ YAZIŞMA YALANI
Sanıkların 32 müştekiyi 4 milyon 396 bin lira dolandırdığı aktarılan iddianamede, belirli bir iş bölümü içerisinde eylemleri gerçekleştiren sanıkların yabancı uyruklu kişiler adına açılan GSM hatları üzerinden müştekileri aradığı ifade edildi.
İddianamede şu bilgilere yer verildi:
“Şüpheliler Mustafa C, Mehmet C. ve Casım Y’nin hedef olarak mesleğe yeni atanmış ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan aday statüsündeki kadın öğretmenleri seçtikleri, öğretmenlerin tüm kişisel bilgilerine tape kayıtlarından anlaşıldığı üzere vakıf oldukları, bu öğretmenlere ‘yol uygulamasında yakaladıkları şahıs ya da şahısların üzerinde kimlik bilgilerinin ve GSM hattının ikizinin çıktığı, bu hat üzerinden WhatsApp uygulamasını yedekleyerek başkaları ile cinsel içerikli görüşmeler yaptıklarını, müstehcen görüntülerinin sosyal medyada yayılacağı veyahut aile bireylerine gönderileceği sırada engellendiğini, dosyanın gizli olduğunu, gizlilik kalktığı takdirde aday öğretmen olması nedeniyle mesleğinin riske gireceğini ve Milli Eğitim Müdürlüğüne faks gönderilerek görevden uzaklaştırılacaklarını, kimlik bilgilerinin banka çalışanları tarafından sızdırıldığını, banka hesaplarına erişim sağlandığını’ söyleyerek onları korkutup bir nevi etkisiz hale getirdikleri anlaşılmıştır.
KREDİ ÇEKMEYE İKNA ETMİŞLER
Şüphelilerin, öğretmen müştekilere kendilerine inanmaları için aile fertlerinin isimlerini sayıp kendisi ile alakalı kişisel veri niteliğindeki bilgileri verdikleri, WhatsApp üzerinden kadın fotoğrafları gönderip tanıyıp tanımadıklarını sorduktan sonra fotoğraftaki kişinin banka çalışanı olduğunu ve kimlik bilgilerini sızdırdığını söyledikleri, banka hesaplarında yapacağı işlemin hayali olduğunu, hesaplarının koruma altında olduğunu, hesabından gönderilecek paranın geri iade edileceğini söyleyerek müştekinin tüm inceleme ve denetleme olanağını ortadan kaldırdıktan sonra onları kredi çekmeye ikna ederek verdikleri hesaba para göndermesini sağladıkları, hedef olarak seçtikleri mağdurlar ve onlara uyguladıkları hile yöntemleri nedeniyle cezalarının alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesi gerektiği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.”
578 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTEMİ
İddianamede “atıcı” oldukları tespit edilen tutuklu sanıklar Mehmet C, Mustafa C. ve Casım Y. için 32 kez “nitelikli dolandırıcılık”, “şantaj” ve “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” ve farklı suçlardan toplam 237’şer yıldan 578’er yıla kadar hapis cezası istendi.
30 sanık için ise “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 6’şar yıldan 15’er yıla kadar hapis talep edildi.
Hem binanın müteahhidi tutuksuz sanık Mahmut Oktay Hartavi (63) hem de yakınlarını kaybedenler, fırının işletmecisi firari sanıklar Akın (78) ve Ferihan Yağcı (78) çiftini suçladı. Depremde anne ve babasını kaybeden Mehmet Kaan Çimen “O kadar çok usulsüzlük vardı ki anlatılmaz. Arka tarafı kırıp kapı ve pencereler açtırdı. 2-3 haftada TIR’la un geliyordu. A ve B Blok’ta laf arasında ‘Bir gün deprem olursa bu apartman yıkılacak’ derlerdi” diye konuştu.
BELEDİYE 2013’TE MÜHÜRLEMİŞ
Mimar Sinan Mahallesi’ndeki 2 bloklu Fazilet Apartmanı’nın A bloğu, 6 Şubat’ta meydana gelen ilk depremde yıkıldı. Binada yaşayanların 19’u hayatını kaybederken, 20 kişi enkazdan yaralı çıkarıldı. Binanın yıkılmasıyla ilgili başlatılan soruşturmada, zemin katta fırının usulsüz tadilatlar yaptığı iddiasıyla bina sakinlerinin şikayeti üzerine Kahramanmaraş Belediyesi’nin 2013’te fırını mühürlediği, aynı yıl binada oturanlara can güvenlikleri olmadığı binayı boşaltmaları içi yazı gönderdiği belirlendi.

Akın Yağcı ve Ferihan Yağcı
Kahramanmaraş 1’nci Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı ve mahkemenin 16 Nisan 2019 tarihinde tadilatların binayı zayıflattığının tespit edildiği ve tadilatların güçlendirme projesi ile yapılması gerektiğine karar verdiği tespit edildi. Fırın işletmecileri Akın Yağcı ve eşi Ferihan Yağcı hakkında gözaltı kararı verildi ancak adreslerinde bulunamadı. Bunun üzerine fırıncı çift hakkında yakalama kararı çıkartıldı.
BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ ETTİ
Soruşturma sonunda binanın hem müteahhidi, statik proje müellifi ve fenni mesulü olan Mahmut Oktay Hartavi ile zemin katta fırının işletmecileri Akın Yağcı ve eşi Ferihan Yağcı hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Davanın ilk duruşmasına başka suçtan tutuklu olan tutuksuz Mahmut Oktay Hartavi, taraf avukatları, tanıklar ve ölenlerin yakınları katıldı. Duruşmada ilk olarak Hartavi savunma yaptı. Suçlamaları reddeden Hartavi, bilirkişi raporunu kabul etmediğini söyledi. Her şeyi o dönem yürürlükte olan yönetmeliklere uygun olarak yaptığını, A ve B blokun aynı dönem yapıldığını ve her ikisinde de aynı malzemenin kullanıldığını kaydeden Hartavi, şunları söyledi:
– 1975 yılı yönetmeliğine göre Kahramanmaraş 2’nci deprem bölgesiydi ve projeyi yönetmeliğe göre hazırladım. Projem hem inşaat mühendisleri odasından hem de belediye tarafından incelenip onaylandı. Statik projeyi hazırlarken hesaplamalar fırına göre yapılmadı. İddianamede binanın altında faaliyet gösteren yapının Akın Ekmek Unlu Malulleri’nde tadilat yapıldığından dolayı Kahramanmaraş 1’nci Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurdukları, mahkemenin 2019’da yapılan tadilatların güçlendirme projesi ile yapılması gerektiğinden bu haliyle tadilatların binayı zayıflattığının tespit edildiği ifade edilmektedir.
GÜÇLENDİRİLEN BİNALARI ÖRNEK GÖSTERDİ
– Güçlendirme projesiyle ilgili bir iki örnek vereceğim. Trabzon Caddesi’ndeki LcWaikiki binası deprem öncesi güçlendirme yapıldı, biliyorsunuz ilk depremde yıkılmadı. Aynı şekilde Belli Oteli’nde deprem öncesi güçlendirme yapılmıştı yine depremde ağır hasarlı olmakla birlikte yıkılmadı. Şekerbank’ın olduğu emek iş hanında yine güçlendirme yapılmıştı, bina yıkılmadan depremi atlattı. Son olarak Beyzade Sokak’ta Efes Oteli’nde güçlendirme yapıldı ve yaşadığımız asrın felaketi denilen bu büyüklükteki depremde yıkım olmadan ilk depremi atlatabildi.

“BABAM DA ‘YIKILACAK’ DERDİ”
Firari olan Akın Yağcı ve Ferihan Yağcı duruşmaya katılmadığı için ölenlerin yakınlarına söz hakkı verildi. Binada anne ve babasını kaybeden Mehmet Kaan Çimen, zemin kattaki fırında sürekli tadilatların yapıldığını ve apartmandaki herkesin fırından şikayetçi olduğunu söyledi.
Çimen, “O kadar çok usulsüzlük vardı ki anlatılmaz. Arka tarafı kırıp kapı ve pencereler açtırdı. 2-3 haftada TIR’la un geliyor. A ve B Blok’ta laf arasında ‘Bir gün deprem olursa bu apartman yıkılacak’ derlerdi. Bunu babam da komşularımız da dedi. Laf arasında herkes fırınla ilgili bunu söylemişken bir deprem oluyor, Oktay Bey’in söylediği gibi aynı malzemeler, aynı yılda aynı yönetmeliğe göre yapılan iki blok, o iki bloktan hep ‘Yıkılacak’ diye konuşulan fırının altında olduğu bloka yıkılıyor” diye konuştu.
BİNA SALLANMADAN YIKILDI
Ayşenur Tekin de sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, “Fırında tadilatlar yıllardır hiç bitmedi. Bina zaten ilk depremde 10-15 saniye içinde yıkıldı. Bina hiçbir salınım yapmadan tak tak şeklinde yıkıldı, yani sallanma yaşamadık” dedi.
B BLOK’TA ÇATLAK DAHİ YOK
Binada yakınlarını kaybedenlerden Nurettin Çağdaş Çakmak da fırında birçok usulsüz tadilatların yapıldığını belirterek, “Bu bina aynı zamanda aynı malzemelerle yapıldı. Biz deprem sonrasında enkazın üzerine çıktığımız zaman B blokta çatlak dahi göremedik ve cenazelerimizi oradan indirip çıkardık. Yani bir sıkıntı varsa bunun yapısal mimariyle alakalı olduğunu düşünmüyorum, eğer öyle bir şey olsaydı bırakın içine girmeyi, yanından bile korkarak geçerdik. Akın Bey, fırının borusunu, kapıcı dairesindeki kirişi kırarak çıkarmış ve bunu herkesten saklamış. Biz bunu yıkımdan sonraki fotoğraflardan tespit ettik” diye konuştu.
BELEDİYENİN YAZISI ENKAZDA BULUNDU
Gülay Sevinç Kahveci de sanıkların cezalandırılmasını talep ederek, “Sanırım babamın yaptığı başvuru üzerine Kahramanmaraş Belediyesi’nden 10 Haziran 2013 tarihli bir yazı gelmiş ve imara aykırı yapılan usulsüzlüklerin belediye tarafından düzeltileceği ancak bunun yapılabilmesi için evi boşaltması gerektiği, ‘Can güvenliğiniz yok boşaltın’ diye 27 Haziran 2013 tadilat yapılacağını söylemiş. Biz bu yazıyı tesadüfen enkazda bulduk” dedi.
Avukatların da savunmalarını yapmalarının ardından duruşma 24 Ekim’e ertelendi.
]]>Suç örgütü elebaşı olduğu öne sürülen Okan Atlas, kardeşi Eren Atlas ile Turgut Ergen tutuklanırken, 21 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Okan Atlas’ın kaldığı evde yapılan aramada yaklaşık 7 metre uzunluğunda, 80 santim genişliğindeki Kürkçüler Cezaevi’nin krokisi, muska kavanozlar içinde düğümlenmiş saç, iplik örgüleri bulundu. Ayrıca, Atlas’ın polise yakalanmamak ve işlerinin iyi gitmesi için ‘Medyum’a gittiği, bin 500 liraya muska yaptırdığı ortaya çıktı.

Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı, yaptığı soruşturmada, şüphelilerle ilgili ‘Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık, ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Suç örgütü üyesi olmak’ ve ‘Suç örgütüne yardım etmek’ suçlarından dava açtı.
Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaklaşık 5 yıldır devam eden davanın karar duruşması görüldü. Duruşmaya davanın tek tutuklu sanığı suç örgütünün elebaşısı olduğu iddia edilen Okan Atlas ve bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı. Sanıklar, eski savunmalarını tekrarladı.

‘HESAPLARINI KULLANDIKLARIMA HARÇLIK VERİYORDUM’
Okan Atlas, daha önceki savunmasında internetten hasarlı ya da pert olmuş araçları tespit ettiğini söyledi.
Kardeşi Eren Atlas’ın dolandırıcılık yapmak istemediğini ifade eden Okan Atlas, “Ancak benim baskım sonucunda bu işlere yardım ediyordu. Turgut Ergen, benim yanımda çalışmıyordu. Annemin suçu yok. Bir keresinde annemin hesabına para aktardık ancak annem dolandırıcılık parası olduğunu bilmiyordu” dedi.
Okan Atlas, hesaplarını kullandıkları kişilerin dolandırıcılık olayını bilmediğini, bu kişilere 50-100 lira gibi harçlık verdiğini söyledi.
Ağabeyi Okan Atlas’ın bir kağıda bazı isimleri yazıp aramasını istediğini iddia eden Eren Atlas da “Kendimi Bahadır veya Hakan olarak tanıttıktan sonra ağabeyimin kağıda yazdıklarını söyledim. Bu şekilde aradığım birkaç müşteki vardır” dedi.
‘GECE KULÜBÜNDE PARAYI YEDİK’
Olaylarla ilgisinin olmadığını savunan Turgut Ergen ise “Ben bu insanların hiçbirini tanımam. Müştekilerin herhangi birisi beni görmüş, bana para vermiş ise her türlü cezaya razıyım. Boşu boşuna tutukluyum. Biz Okan ile gece eğlenmeye gidiyorduk, masrafları kendi karşılıyordu. Ben sadece R.Ç.’nin hesap numarasını Okan’a verdim. Okan da bunun karşılığında bana 1000 lira verdi, biz de R.Ç. ile gece kulübünde bu parayı yedik” diye konuştu.
SUÇ ÖRGÜTÜ ELEBAŞINA 147 YIL HAPİS
Mahkeme heyeti, suç örgütünün elebaşısı olduğu iddia edilen Okan Atlas’ı ‘Nitelikle Dolandırıcılık’ suçundan toplam 147,5 yıl hapis cezasına mahkum etti. Aynı suçtan Atlas’ın kardeşi Eren Atlas’a 117,5 yıl hapis cezası verildi.
Diğer sanıklar, Turgut Ergen 53 yıl, R.Ç. 31 yıl 3 ay, S.A. 26 yıl 3 ay, G.D. 17 yıl 1 ay, E.G. 15 yıl, T.S.G. ve M.G. 11 yıl 3’er ay, H.E.S. 10 yıl 10 ay, K.T.P. 10 yıl, V.C., H.C. ve M.A. 8 yıl 9’ar ay, Ö.K., Y.O.S., D.P., İ.E. ve C.S. 5’er yıl, M.H. 4 yıl 2 ay, G.M. 3 yıl 9 ay ve S.A. 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
A.E. ve S.Ş.O. ise delil yetersizliğinden beraat etti. Tüm sanıkların ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlarından ise beraatlerine karar verildi.
NASIL DOLANDIRDILAR?
İddianamede, suç örgütü üyelerinin, hasarlı araç sahiplerini nasıl dolandırıldıkları ayrıntılarıyla anlatıldı.
Okan Atlas’ın suç örgütünü kurup yönettiği, Atlas’ın kardeşi Eren ile Turgut Ergen’in ise suç örgütü yöneticisi oldukları, diğer şüphelilerin de örgüt üyesi ya da örgüte yardım ettikleri belirtilen iddianamede, Atlas kardeşlerin internet üzerinden ilana koyulan kaza yapmış, perte ayrılmış araç ilanlarından faydalanarak hasarlı araçların bağlı bulundukları servis istasyonlarını arayıp kendilerini bazı sigorta şirketlerinin yetkilisi olarak tanıttıkları ve ‘Serviste bulunan aracı perte ayıracağız ancak araç sahibinin telefonu sisteme yanlış girilmiş, araç sahibine ulaşamıyoruz, araç sahibine gün içerisinde 30 ile 50 bin lira gibi araç parası yatıracağız’ diyerek araç sahiplerinin irtibat bilgilerini temin ettikleri belirtildi.
ÖNCE ARAÇ SAHİPLERİNİ SONRA SERVİS ÇALIŞANLARINI DOLANDIRDILAR
Daha sonra suç örgütü yöneticileri, telefonlarını aldıkları araç sahiplerini de sigorta şirketi yetkilisi olarak arayıp, ‘Sizin aracınızın pert işlemi onaylandı, size yeni araç vereceğiz ya da gün içerisinde 30 ile 50 bin lira gibi araç parası yatıracağız. Perte ayrılan aracı da size 3’te bir oranında 5-10 bin lira gibi paraya geri vereceğiz, plakası ile birlikte satın almak isterseniz bu hali ile size verebiliriz’ diyerek kandırdıkları araç sahiplerine suç örgütünün bazı üyelerine ait banka ve PTT hesap numaralarına değişik miktarlarda para havalesi yaptırdıkları kaydedildi.
Bununla da yetinmeyen suç örgütü üyelerinin, aracın devrini vereceklerini söyleyerek vatandaşları noterlere yönlendirdikleri, hemen devamında da aracın bulunduğu servisi arayarak dolandırdıkları vatandaşa ait aracın kendi sigorta şirketlerinde olduğunu, aracı üçte bir fiyata alıp almayacaklarını sorup pazarlık sonucu hiçbir hakları olmayan aracı servis çalışanlarına ya da üçüncü şahıslara satış yaptıkları ve belli bir miktar parayı kapora olarak hesaplara havale ettirip nitelikli dolandırıcılık olaylarını gerçekleştirdikleri ve haksız kazanç sağladıklarına dikkat çekildi.
HESABI KULLANILANLARI EĞLENCEYE GÖTÜRÜYORLARDI
Hesap sahiplerine dolandırıcılıktan yatan paranın belli bir yüzdesini komisyon olarak veren Atlas kardeşlerin, gerçekleştirdikleri olaylarda hesabı kullanılan ya da kendilerine hesap temin eden şahısları gece kulüplerine eğlenceye götürdükleri kaydedildi.
]]>Düğünlerde çalgıcılık yapan Gencay Korur, 9 Ağustos 2022 saat 20.00 sıralarında, boşanma davaları süren eşiyle konuşmak için kayınpederinin evine gitti. Gencay Korur, burada yanında getirdiği av tüfeğiyle eşini öldürüp, kaçtı.
Sosyal medya hesabından ‘gülen yüz’ ifadesi ve ‘gururlu hissediyor’ paylaşımı yapan Korur, polis tarafından İzmir’in Dikili ilçesinde yakalandı. İfadesinde, “Olay günü eşimin yaşadığı ailesinin evine gittiğimde dışarıda telefon ile konuşurken gördüm.
Cilveli şekilde konuştuğunu duyunca sinirlenerek av tüfeğini sakladığım yerden aldım. Eşimi takip ederek evin içerisine girip kendisine ateş ettim” diyen Korur, tutuklandı. Korur hakkında ‘eşi kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI
Davanın 12 Mart’ta görülen Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşmasına tutuklu sanık Gencay Korur, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, Ayşe Korur’un yakınları ise duruşma salonunda yerlerini aldı.
Duruşmada mütalaasını açıklayan savcı, tutuklu sanık Gencay Korur’un ‘eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talebinde bulundu.
Duruşmada savunma yapan sanık Korur, “Yaptığınızın adil yargılanma olmadığını düşünüyorum. Mütalaayı kabul etmiyorum” dedi. Korur’un savunmasından sonra mahkeme heyeti kararını açıkladı. Korur, ‘eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, indirim de uygulamadı.
GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI
Davayla ilgili 14 sayfalık gerekçeli karar açıklandı. Açıklanan gerekçeli kararda olay günü sanığın ilk önce olay yerinde bulanan evin bahçesinin içindeki hurda araca tüfeği bıraktığı, daha sonrasında saklandığı ve evi izlediği belirtildi. Sanık Gencay Korur’un, o sırada telefonla konuşmak için evin dışına çıkan Ayşe Korur’u gördüğü, ailesi eve girdiğinde ise harekete geçtiği kaydedildi.
Sanık Korur’un evin dış penceresinden içeriye hedef gözeterek Ayşe Korur’a doğru tüfekle tek el ateş edip, ağır yaralayıp, ölümüne neden olduğu da gerekçeli kararda belirtildi. 10 Ağustos 2022 tarihli olay yeri inceleme raporunda, evin tek katlı olduğu ve sadece bir odası bulunduğu ve tüfekten atılan saçmaları evin farklı yerlerine isabet ettiği, kartuşun olay yerinde olduğu tüfeğin ise olmadığı daha sonrasında ise olay yerinden kaçan sanık Korur için yakalama kararı çıkartıldığı, mobil telefonun sinyal bilgilerinin takip edilerek 11 Ağustos 2022 tarihinde İzmir’in Dikili ilçesinde olayda kullanılan tüfekle beraber yakalandığı da kararda yer buldu.
Korur’un olayda kullandığı pompalı tüfeğin incelenmesi sonucunda, alınan swaplarda atış artıkları çıktığı ve olay yerinde bulunan boş kartuşun bu tüfekten atıldığının sabit olduğu belirtilerek, bilirkişi raporunda ise sanığın telefonu incelenmiş olup savunmasında geçtiği üzere Ayşe Korur’un kendisini aldattığına dair mesaj kayıtları ve ekran görüntülerinin yer almadığı, aksine sanığın bir başka kadınla yazışmasının olduğu sonucuna varıldığı kaydedildi. Adli Tıp Raporu’nda Ayşe Korur’un silah saçma taneleriyle yaralanmasına bağlı olarak beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu öldüğünün anlaşıldığına da dikkat çekildi.
‘SAVUNMASINI DEĞİŞTİRDİĞİNE KANAAT GETİRİLMİŞ’
Gerekçeli kararda sanık Korur’un eşi sadakatsiz olduğu için eylemi gerçekleştirdiğini savunduğu belirtilip, “Sanık mahkememiz huzurunda verdiği beyanında ‘Ses gelince eşim beni fark etti. ‘Korkma’ dedim. Bana ‘Neden geldin’ diye sordu. Ben de ‘Senin için geldim. Hadi gidelim. Neden böyle yapıyorsun? Hani sen tövbe etmiştin? Adamlarla konuşuyorsun ama ben seni dinledim’ dedim. O da bana ‘Madem bunları biliyorsun boynuzlusun, niye geliyorsun’ dedi ve yüzüme tükürdü. Ben de ona ‘Kızıma seni adamlara satacağım’ dedin mi diye sordum. Ayağa kalkıp eve gitmeye başladı. Eve giderken dönüp, bana küfretti. ‘Bıktım sizden Allah sizin belanızı versin’ dedi ve eve girdi. Ben de kendimi tutamadım. Tüfeği aldım evin içine direkt ateş ettim’ beyanında bulunmuş. Ancak, Ezine Cumhuriyet Başsavcılığı’nda 11 Ağustos 2022 tarihli beyanında böyle bir olaydan bahsetmediği buna göre sanığın haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdiğine kanaat getirilmiş, sonradan değiştirdiği bu beyanlarına da mahkememizce itibar edilmemiştir” denildi.
‘OLAY ANİ KASTLA GELİŞMİŞ’
Öte yandan gösterilen delillere ve sanığın savunmalarına göre olayın ani bir kastla geliştiği, olay yerine gitmeden önce yaptıklarına ve içinde bulundukları ruh hallerine dair herhangi bir delilin dava dosyasında bulunmadığı anlaşıldığı için sanık hakkında tasarlama hükümlerinin uygulanmadığı gerekçeli kararda yer aldı.
]]>Usta sanatçı, Safranbolu’nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı Alexandra Angela Minakovska’nın çocuğu olarak, 10 Ekim 1928’de Polonezköy’de dünyaya geldi.
Fransız bakıcısından dil öğrenerek Fransız klasiklerini okumaya başlayan sanatçı, çocukluğunda edebiyat, tiyatro, müzik, sanat ve kültürün her alanında geniş bilgiler edindi.
Babasını genç yaşta kaybeden Gencer, 18 yaşındayken İbrahim Gencer ile evlendi. Evlendikten sonra da eğitimine devam eden sanatçı, kariyeri boyunca eşi tarafından desteklendi.
Notre Dame de Sion’un ardından gittiği İstanbul İtalyan Lisesi’nden mezun olan Gencer, bir süre Beyazıt Kütüphanesi’nde çalıştı.
KONSERVATUVARDAKİ İLK GÜNÜDE KAFASINA KOYDU
Leyla Gencer, İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi aldığı sırada Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak’ın öğrencisi oldu.
Konservatuvardaki ilk gününde La Scala’da sahneye çıkmayı kafasına koyan Gencer, 1946-1949’da İstanbul Şehir Korosunda solo sanatçısı olarak yer aldı.
Ankara Devlet Konservatuvarına şan eğitimi vermek üzere davet edilen ünlü İtalyan sanatçı Arangi Lombardi’yi ziyaret ederek sesini dinleten Gencer, performansıyla etkiledi. Lombardi, Gencer’in konservatuvarı bırakarak kendisiyle Ankara’ya gelmesini isteyince, sanatçı İstanbul Konservatuvarındaki eğitimini yarıda bıraktı. Gencer Ankara’da, İtalyan tenor Apollo Granforte, Adolfo Camozzo, Di Ferdinando, George Reinwald ve Domenico Trizzio’nun da öğrencisi oldu.

Usta sanatçı, 1949’da operanın bağlı bulunduğu Devlet Tiyatrosu sınavlarına girdi. Sınavı kazanan Gencer, operanın solist kadrosunda yer olmadığından koro kadrosuna alındı.
Opera kariyerine 1950’de Ankara Devlet Tiyatrosunda Cavalleria Rusticana eserindeki “Santuzza” rolüyle adım atan sanatçı, İtalya’da da ilk kez bu rolle seyirci karşısına çıktı.
Gencer, ilk sahne deneyimine ilişkin TRT’de 1990’da yayınlanan röportajında, “Ben sahneye ilk adımımı Ankara Devlet Operasında attım ve ‘Cavalleria Rusticana’ ile başladım. Sene 1950, 15 Ocak. 15 Ocak 1990’da Rossini seminerime başladım İstanbul Devlet Tiyatrosunda. Bu benim için çok güzel bir olaydı. Aradan şöyle bir 40 sene geçmiş yani kolay değil” ifadelerini kullandı.
“İNSAN HİÇBİR ZAMAN KÖKLERİNİ İNKAR ETMEMELİ”
Sanatçı, La Scala’ya ilk gittiğinde yaşadıklarını da aynı röportajda şu sözlerle dile getirdi:
“Ben ilk kez İtalya’da Scala’ya gittiğim zaman, (Antonio) Ghiringhelli diye bir umum müdürü vardı. Harpten sonra uzun seneler kaldı. Beni ilk defa Scala’ya davet ettiği zaman, ‘Siz büyük bir kariyer yapmak isterseniz bir İtalyan ismi alın.’ dedi bana. ‘Hayır. Ben kendi ismimle kariyer yapmak istiyorum.’ dedim. ‘Ama senin ismin bir Türk ismi. İtalyan ismi alırsan diğer Amerikalı arkadaşların gibi, daha çabuk isim yaparsın.’ dedi. ‘Zararı yok. Ben daha yavaş isim yaparım ama kendi Türk ismimle yapacağım.’ dedim. Yani insan hiçbir zaman köklerini inkar etmemeli.”
ABD BAŞKANI İÇİN 1953’TE ÇANKAYA KÖŞKÜ’NDE SANHE ALDI
Birçok resmi devlet resepsiyonunda sahne alan Gencer, 1953’te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü’nde verilen konserde, Henry Purcell’a ait “Didone” aryasını söyledi.
Leyla Gencer, Fransız Parlamento Başkanı ve Dışişleri Bakanı için ise Faust operasının “Mücevherler” aryasını seslendirdi.
Türkiye ile İtalya arasında 1953’te gerçekleştirilen kültür anlaşması kapsamında, Roma’da bir resital vermek üzere görevlendirilen Gencer’in yaşamı ve kariyeri, büyük başarı elde ettiği konserin ardından farklı bir yön kazandı. Konserdeki performansı dolayısıyla RAI Stüdyoları Genel Müdürü ve Müzik Yönetmeni Mairo Labroca, Gencer’i sesini dinletmesi için Napoli’deki San Carlo Operası’na gönderdi.
Gencer, San Carlo Operası ile 1954’te Napoli’de gerçekleştirilen yaz festivalinde yeniden “Santuzza” rolünü oynadı. “Yevgeni Onegin” ve “Madam Butterfly”da başrol alan Gencer, “Madam Butterfly” operası için yıl içinde 23 kez sahne aldı.
“Napolili Türk” olarak anılmaya başlayan usta sanatçı, “La Traviata”daki “Violetta” rolünü, Avrupa’nın çeşitli kentlerindeki operalarda canlandırdı, uluslararası festivallere katıldı ve piyano eşliğinde resitaller verdi.

LA SCALA’DAKİ BAŞARISIYLA PRİMADONNA OLDU
Leyla Gencer, 1956’da San Francisco’da rahatsızlanan Renata Tebaldi’nin yerine 1956’da “San Francesca de Rimini” operasında sahne aldı. San Francisco Operası ile 1957’de “La Traviata” eserinde “Violeta”yı seslendiren sanatçı, “Lucia di 74 Lammermoor” adlı eserde ise Maria Callas’ın yerine “Lucia” rolünü üstlendi.
Konservatuvara girdiği ilk günden itibaren hayalini kurduğu, operanın merkezi sayılan Milano’daki La Scala’da 26 Ocak 1957’de sahneye çıkan sanatçı, Francis Poulenc’in “Les Dialogues de Carmelites” operasındaki başarısıyla primadonnalığa yükseldi.
Unutulmaz sanatçı, Milano’da La Scala’da Verdi, Bellini, Donizetti, Mozart, Monteverdi, Tchaikovsky ve Puccini’nin de aralarında bulunduğu ünlü bestecilerin eserlerini başarıyla yorumladı.
Londra Royal Albert Hall ve New York Carnagie Hall’de orkestra eşliğinde çok sayıda konser veren sanatçı ayrıca Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Rio de Janerio, Bilbao ve Chicago’da sahne aldı.
Leyla Gencer, son kez 1985’te Venedik Fenice Tiyatrosu’nda opera seslendirdi, 1994’te Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası’nı aldı.
İTALYA’DA CARUSO ÖDÜLÜ ALDI
Konserlerini 1992’ye kadar sürdüren, sonraki yıllarda genç sanatçılar yetiştiren Gencer, Ankara ve İstanbul’da opera seminerleri verdi.
Gencer, Türkiye’de opera sanatının tanınması ve gelişmesi için birçok çalışmaya imza attı, araştırmacı yönüyle Türk ve dünya operasına önemli katkılarda bulundu. Dönemi itibarıyla unutulmuş birçok opera eserini tozlu arşivleri tarayarak gün yüzüne çıkaran sanatçı, yorumladığı eserleri yeniden opera dünyasına kazandırdı.
“Devlet Sanatçısı” ünvanını 1988’de alan sanatçı, 2007’de İtalya’da Caruso Ödülü’ne layık görüldü.
Opera dünyasına yeni yetenekler kazandırmayı amaçlayan “Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması” sanatçı adına ilk kez 1995’te düzenlenmeye başladı.
Ayrıca 2004’te Türkiye’de Leyla Gencer adına gümüş hatıra parası basıldı.
“BEN ANADOLU ÇOCUĞUYUM”
Birçok ülkeden ve kurumdan sayısız ödülle nişan alan Gencer’e, pek çok ülke vatandaşlık teklifinde bulundu. Tekliflerin tamamını geri çeviren sanatçı, “Ben, Anadolu çocuğuyum.” diyerek, yaşamı boyunca Türk vatandaşlığını onurla taşıdı.
Hakkında, Zeynep Oral’ın yazdığı “Tutkunun Romanı: Leyla Gencer” kitabının yanı sıra birçok yazı ve araştırma kaleme alınan Gencer, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle 10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde hayata veda etti.
]]>“BÜTÜN KADINLAR CADIYIZ AMA TESCİLLİ CADI OLMAK ÇOK SEVİNDİRDİ”
Festival, Sevda Cenap And Müzik Vakfı Dostlar Korosu’nun kısa bir müzik şöleniyle başladı. Festivalin bu yıl Genç Cadı Ödülü oyuncu Deniz İlhan’a verildi. İlhan’a, ödülünü geçen yıl Genç Cadı Ödülü’nü alan Öyküsu Özyürek takdim etti. İlhan, “Bütün kadınlar cadıyız ama tescilli cadı olmak çok sevindirdi. Kadın dayanışması tarafından ödüllendirilmenin de insan çok güvende hissettiren bir tarafı var” dedi.
Festivalin Bilge Olgaç Başarı Ödülleri film yapımcısı Nida Karabol, yönetmen Ayşe Polat ve oyuncu Tülin Özen’e verildi. Karabol’a ödülünü yönetmen Biket İlhan takdim etti. Ödül konuşmasında Gazze için ateşkes çağrısı yapan Karabol, şunları söyledi:
“EN ÇOK İSTEDİĞİMİZ ŞEY BARIŞ”
“Festivalin teması olan ‘Daha fazlası azı değil.’ Neler dersek, her şeyden önce toplumsal cinsiyet eşitliği diyoruz. Kesinlikle daha fazlası, daha azı değil. Günümüzde çok önemli olan hak, hukuk, adalet kesinlikle daha fazlası daha azı değil. En çok istediğimiz şeylerden biri barış, empati, sevgi. Laik eğitim istiyoruz. Kültür-sanat istiyoruz. En çok sinemayı istiyoruz.”

“ÇOĞUNLUKLA KADIN YÖNETMENLER ARKA PLANDA KALMIŞTIR”
Yönetmen Ayşe Polat, bir diğer Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi oldu. Polat, “Kadın olmak zor, kadın yönetmen olmak daha zor. Çoğunlukla kadın yönetmenler arka planda kalmıştır. Sinema tarihi böyledir. Gelecek için çok umutluyum. Yeni nesil çok aktif, kadın dayanışmasını çok iyi biliyorlar” diye konuştu.
Bir diğer Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi olan Tülin Özen, bu gece açılış törenine katılamadığı için kadın sinemaseverlere bir video mesaj yolladı. Özen, “Bilge Olgaç ile anılan bir ödüle sahip olmak çok gurur verici. Bundan sonrası için de çok büyük bir güç veriyor bana” dedi.
Festivalin bu yılki Onur Ödülü oyuncu Hatice Aslan’a verildi. Aslan’a ödül takdimini oyuncu Ece Dizdar yaptı. Aslan, şunları söyledi:
“ÖZÜ SÖZÜ BİR OLMAK BENİM İÇİN ÇOK ÖZEL”
“Opera binası benim için çok özel bir yer. Çünkü ben ilk tiyatro oyunumu burada seyrettim. Yücel Erten sahneye koymuştu. Çok etkilendim, 10 defa seyrettim. Sivas’tan gelip böyle bir oyunu seyretmenin ne demek olduğunu anlarsınız diye düşünüyorum. Ankara, benim için çok özel. Hayatımın dönüm noktası olan bir şehir burası. Ece, benim için çok özel. Benim biricik manevi kızım. Kendine ve tüm varlıklara şefkatin, özenin ve saygının iyileştirici gücünü daima hatırlamaya devam edeceğim. Özü sözü bir olmak benim için çok özel bir şey.”

Açılış töreni, tüm kadınların sahneye çıkarak “Kadınlar Vardır” şarkısını söylemesiyle son buldu.
Onur Ödülü alan oyuncu Hatice Aslan, ANKA Haber Ajansı’na duygu ve düşüncelerini şöyle paylaştı:
“Bu ödülü Ankara’da almak benim için çok kıymetli. Ankara benim hayatımın dönüm noktası olan yer. İlk oyunculuk eğitimime burada başladım. Sivas’tan Ankara Devlet Konservatuvarı’na geldim. 27 yıl dile kolay, festivalin 27. yılı. Çok çaba sarf ettiklerini gözlüyorum. Özümle sözüm birbirini tuttuğu sürece ben varım. Yoksa bilgi var. Harekete geçmek ve onu en azından kendi bulunduğun köşede yapabilmek… Çünkü her yere kolumuz yetişemez. Oyuncu olduğum için insan olmanın çok kıymetli bir şey olduğunu, değişik karakterler oynadığım için biliyorum. Her bir karakter benim için kıymetli. Şefkat ve anlayışa devam.
“DAİMA CESARETLİ VE ÖZGÜRDÜM”
Daima yapabileceğimin en doğrusunu yapmaya çalıştım. Daima cesaretli ve özgürdüm. Başkasının ne dediği ya da ne yaptığından çok kendi yaptığımla ilgilendim. O zaman zaten bir şeyler yapmaya başlıyorsun. Başkalarını bırakıp kendine odaklı, yaptığın işe saygı gösterdiğin zaman çok farklı bir yere doğru gidiyor hayat.”
“HAYALİM KADIN YÖNETMENLERLE ÇALIŞMAK”
Oyuncu Deniz İlhan ise ANKA Haber Ajansı’na “Çok mutluyum, gururluyum. Filmde oynayalı 2 sene oldu. O zamandan bu zamana insan bazen durgunlaşabiliyor. Sinemayla ilgili bir düşüncem yoktu. Daha sonra film çıktı. Oyunculuk, tekrardan aklıma düştü. Daha sonra hiç beklemediğim bir anda bu ödül haberi geldi. Bunun bir kadın filmleri festivalinden gelmesi çok büyük bir motivasyon oldu. Hayalim, kadın yönetmenlerle ve genç insanlarla çalışmak” diye konuştu.
]]>Miçotakis’in 13 Mayıs’ta Türkiye yapacağı ziyarete ilişkin soruları yanıtlayan Yerapetritis, Türk ve Yunan liderler arasındaki görüşmelerin “dramatize” edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Yerapetritis, Türk ve Yunan liderlerin buluşmalarının, diğer tüm ülke liderlerinin ikili görüşmeleri gibi olağan değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Buluşup, konuşup, krizleri bertaraf edip, sonraki adımları atmamız önemli.” dedi.
Kariye Camii’nin ibadete açılmasının ardından Miçotakis’in Türkiye ziyaretini ertelemesi gerektiği yönündeki Yunanistan muhalefetindeki yorumları da değerlendiren Yerapetritis, hükümet olarak böyle bir ihtimali hiç düşünmediklerini kaydetti.
Yerapetritis, Kariye Camii’nin ibadete açılması kararından Yunanistan’ın duyduğu memnuniyetsizliği dile getirerek, bunun yeni bir karar değil, 2020’de alınmış bir karar olduğuna dikkat çekti.
Türk-Yunan ilişkilerinde her iki ülkenin de temel tezlerinin değişmesine yönelik bir beklenti bulunmadığını belirten Yerapetritis, “Türk-Yunan yakınlaşmasından beklentimiz sükunet dolu bir dönemdir.” diye konuştu.
Yerapetritis, Yunanistan’ın bir başka beklentisinin de iki taraf arasında iletişim kanallarının açık kalması olduğunu vurgulayarak, bu şekilde olası krizlerin de önlenebileceğine işaret etti.
MİÇOTAKİS’İN TÜRKİYE ZİYARETİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Aralık 2023’teki Atina ziyaretinde iki taraf arasında imzalanan anlaşmaların iki ülke ilişkilerini ileriye taşıyan önemli anlaşmalar olduğunu vurgulayan Yerapetritis, bu anlaşmaların, sistematik olarak ilerlediğini ve pazartesi günü Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Miçotakis arasında yapılacak görüşmenin de bir parçası olacağını kaydetti.
Yerapetritis, 13 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Miçotakis arasında yapılacak görüşme için “Bence beklememiz gereken samimi bir görüşme olmasıdır. Ortaya konması gereken konular ortaya konacaktır. Dikenli konular da liderler ve heyetlerimiz arasında ele alınacaktır. Pozitif gündem, siyasi diyalog ve güven artırıcı önlemleri içeren görüşmelere yönelik sonraki adımlar için bir yol haritası çizilecektir.” diye konuştu.
Miçotakis’in 13 Mayıs’taki Türkiye ziyaretinin ikili ilişkilerde atılacak önemli bir adım olduğunu ifade eden Yerapetritis, bir sonraki önemli adımın ise iki liderin NATO Zirvesi kapsamında temmuzda Washington’da buluşması olduğunu belirtti.
– Edi Rama’nın Yunanistan ziyareti
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın Arnavutluk diasporası ile buluşma amacıyla hafta sonu Yunanistan’a yapmayı planladığı özel ziyareti de değerlendiren Yerapetritis, ziyaretin zamanlamasını doğru bulmadığını ifade etti.
Yerapetritis, hem Arnavutluk’ta 2025’te düzenlenecek seçimlere kadar daha çok zaman olduğuna hem de Yunanistan’ın Avrupa Parlamentosu seçimleri arifesinde bulunduğuna dikkat çekti.
Arnavutluk’taki belediye seçimlerinde Himara’dan aday olan Yunan kökenli siyasetçi Alfred Beleri, 12 Mayıs 2023’te “seçimlerde aktif yolsuzluk” yaptığı suçlamasıyla gözaltına alınmıştı.
14 Mayıs 2023’te düzenlenen yerel seçimlerde Beleri, Himara Belediye Başkanı seçilmişti.
Arnavutluk Yolsuzluk ve Organize Suçlara ilişkin Özel Mahkemesi, 22 Mayıs 2023’te Beleri’nin tutuklanmasına karar vermişti
Beleri’nin tutuklanması, Arnavutluk ve Yunanistan’daki siyasi partilerin ve yetkililerin tepkilerine neden olmuştu.
Yunanistan’da iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi, nisanda Beleri’yi Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili seçimleri için aday göstermişti.
]]>Bu süre sona erinceye kadar kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri ve memurları hakkında KOOPBİS yükümlülüğüne aykırı davranmalarına yönelik hükümler uygulanmayacak. Bu düzenleme, 26 Nisan 2024 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.
Kooperatiflerin ana sözleşmelerini intibak ettirmeleri için öngörülen süre, 2 yıl daha uzatılıyor.
Teklifle Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’unda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, Kanun’un ekinde yer alan cetvellerdeki kadro ünvanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla dolu kadrolarda derece değişikliği ile boş kadrolarda sınıf, ünvan ve derece değişiklikleri Rekabet Kurulu kararıyla yapılacak.
Rekabet Kurulu, başlattığı soruşturmaları, soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirecek. Kurul, bu bildirim yazısı ile birlikte iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara gönderecek. Böylece hem tarafların daha etkin savunma yapabilmesine olanak sağlanması hem de soruşturma süreçlerinin daha seri ilerlemesi amaçlanıyor.
Taraflara yazılı savunmalarını soruşturma raporunun tebliğinden itibaren 30 gün içinde Kurula göndermeleri tebliğ edilecek. Haklı gerekçeler sunulması halinde bu süre bir kereye mahsus olmak üzere ve en çok bir katına kadar uzatılabilecek. Soruşturmayı yürütmekle görevlendirilenler, gelen yazılı savunmalar sonucunda soruşturma raporundaki görüşlerinde bir değişiklik olması halinde 15 gün içinde yazılı görüşlerini tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara bildirecek. Taraflar 30 gün içinde bu görüşe cevap verebilecek.
ÜRÜN İHTİSAS BORSALARI
Teklifle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nda değişiklik öngörülüyor.
Buna göre, ürün senetleri ve alivre sözleşmelere ilişkin işlemlerde, devir ile bedelin ödenmesi, alıcı ve satıcının diğer yükümlülüklerinin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edenlerce veya takas ve saklama hizmeti aldıkları kuruluşlarca yerine getirilmesi, alım satımın tescili ve alım satıma ilişkin diğer hususlar yasa ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak ürün ihtisas borsası tarafından yürütülecek.
Ürün ihtisas borsasının veya ürün ihtisas borsası tarafından takas merkezi olarak yetkilendirilen kuruluşun takas işlemlerinde mali sorumluluğu, tesis edecekleri limitler dahilinde ve alınacak teminatlar ile garanti fonu varlıklarıyla sınırlı olacak.
Ürün ihtisas borsalarında gerçekleştirilen işlemlerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak ve zararların tazmini için alınacak teminatların ve oluşturulabilecek garanti fonunun kuruluşu, işletimi, kullanımı ve katılımcılarına ilişkin usul ve esaslar, Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Düzenlenen teminatlar ve garanti fonundaki varlıklar tevdi amaçları dışında kullanılamayacak, üçüncü kişilere devredilemeyecek, kamu alacakları için olsa dahi haczedilemeyecek, rehin edilemeyecek, iflas masasına dahil edilemeyecek ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamayacak.
Ürün senetleri ve alivre sözleşmelerin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edilmesine, aracıların yetkilendirilmesi ile bu yetkinin askıya alınması ve iptaline, aracıların gözetim ve denetimine, ürün senetleri ve alivre sözleşmeler üzerindeki aracılık hizmetlerine dair diğer işlemlere müşterinin verdiği yetkiye bağlı olarak müşteri hesaplarındaki nakit alacak bakiyelerinin nemalandırılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Sermaye Piyasası Kurulunun birlikte çıkaracağı yönetmeliklerle düzenlenecek.
LİSANSLI DEPOCULUKTA İDARİ PARA CEZALARI
Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’nda değişiklik yapılarak, cezaların etkinliği ile caydırıcılığının artırılması amacıyla bazı fiillere yeni cezai yaptırımlar getiriliyor ve idari para cezaları artırılıyor.
Buna göre, lisanslı depoculuk ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ürün teslimi sırasında mevzuata aykırı şekilde ürün miktarından kesinti yapan, yasanın “teşhir” hükmüne aykırı hareket eden, ürün senedinin ilgili yönetmeliğinde düzenlenen içerik, şekil ve muhafaza şartlarına uymayan lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası kesilecek.
Teslim yükümlülüğü düzenlenmiş ve iptal edilmemiş ürün senedinin temsil ettiği tarım ürününün tümü veya bir bölümü için başka bir ürün senedi düzenlenememesi, teslim yükümlülüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uyarı ve idari tedbirlerine rağmen verilen sürede kanuna ve ilgili yönetmeliklere aykırı ya da eksik hususların giderilmemesinin de aralarında bulunduğu hükümlere aykırı hareket eden lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Analiz ve sınıflandırma işlemi yapılmadan ürünün depoya kabul edilmesi veya depodan çıkarılması, tartım makbuzunun ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, muhafaza şartlarına uyulmaması nedeniyle ürünü temsil eden elektronik ürün senedinde belirtilen sınıf ve kalite ile depoda bulunan ürünlerin sınıf ve kalitesi arasında farklılık tespit edilmesi durumlarında, bu fiilleri gerçekleştiren lisanslı depo işletmelerine her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası uygulanacak.
Şahit numune alınmaması ve ilgili yönetmelikte belirlenen süre boyunca saklanmaması, analiz ve sınıflandırma belgesinin ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, laboratuvarda yer alan alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, şahit numune ile bu numunenin temsil ettiği ürünün analiz ve sınıflandırma belgesinin farklı olması, analiz esnasında tutulan kayıtlardaki değerler ile analiz ve sınıflandırma belgesindeki değerlerin farklı olması durumlarında bu fiilleri gerçekleştiren yetkili sınıflandırıcılara her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası kesilecek.
Yetkili sınıflandırıcılık ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ilgili hükme aykırı hareket eden yetkili sınıflandırıcılara 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
İdari para cezalarının verilmesini gerektiren aykırılığın bir takvim yılı içinde tekrarı halinde her bir tekrar için bir önceki cezanın iki katı idari para cezası uygulanacak.
KAPALI PAZAR YERLERİNİN KULLANIMINDA TAHSİS USÜLÜ
Yasa teklifiyle Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da da değişiklik yapılması öngörülüyor.
Düzenlemeye göre, kapalı pazar yerlerindeki satış yerleri ve diğer yerlerin, pazarcılara yüksek fiyatlarla kiralanmasına neden olan sınırlı ayni hak yöntemiyle kiralama usulü kaldırılıyor. Pazar yerlerinde bulunan satış yerleri yalnızca tahsis usulüyle kullandırılarak pazarcıların maliyetlerinin azaltılması amaçlanıyor.
Teklifle kapalı pazar yerlerindeki satış yerlerinin sınırlı ayni hak yöntemiyle pazarcılık mesleğinden olmayan diğer kişilere verilmesi sonucu pazarcıların maliyetlerinin artmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
3 Mayıs 2024’ten önce kapalı pazar yerlerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve kiracılık hakları, bu hakların kullanımı için öngörülen sürenin sonuna kadar geçerli olacak.
]]>Her 45 dakikada 50 kadar üye yapıldığını ifade eden Özgür Özel, “Türkiye ittifakı kazandı ve Türkiye ittifakı büyük bir moralle güçlenmeye devam ediyor. CHP’nin üye kampanyasında, üye kayıt formu yetiştiremiyoruz. Kuyrukta gençler oluyor. 45 dakikada 50’ye yakın kayıt yapılan standımız oluyor. Ankara genç üye kayıtlarını yetiştiremiyor. Ailemiz büyüyor, baba evi büyüyor” diye konuştu.
Eskişehir’in bir önceki dönem belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen’in tüm CHP’li belediyeler için kurulan Eğitim ve Eşgüdüm Denetim Komisyonu’nun başkanı olduğunu ve komisyonun hızla çalışmalarına devam ettiğini kaydeden Özel, şu ifadeleri kullandı:
* “Önümüzdeki günlerde hizmetlerin tüm belediyelerde ortaklaştığını, belli hizmetlerin tek tipleştiğini, CHP belediyeciliğinin kanıtlandığını ve artık bütün Türkiye’de görülen bu iyi uygulamaların ileride genel iktidar içinde CHP’ye olan ilgiyi, alakayı, güveni artıracağını hep birlikte göreceğiz. İsrafa son verip, hizmeti getirmeye devam edeceğiz. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Kırıkkale’de, Kastamonu’da Eskişehirler yaratacağız.
* Türkiye’nin dört bir yanında CHP belediyeciliğini mutlaka özdenetimi kuvvetli, israfı olmayan, yolsuzluk olmayan bir şekilde halkın gözleri önünde şeffaf bir şekilde yönetecek, denetleyecek, denetlettirecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek işlevsizleştirilen Sayıştay’ın yeniden güçlendirileceği, gerek CHP iktidarında başkanlığını ana muhalefet partisinin yapacağı kesin hesap denetim komisyonunu kurulacağı ve bu memlekette artık rüşvetin, adam kayırmanın, ortadan kaldırılacağı yarınları müjdeleyeceğiz.”
ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER VE EMEKLİLER İÇİN MİTİNG DÜZENLENECEK
Özgür Özel, atanamayan öğretmenler ve emeklilerin seslerini duyurabilmek için Ankara ve İstanbul’da iki miting düzenleyeceklerini belirterek, şunları söyledi:
* “Bu süreçte muhataplarımızla bir yandan sizlerin haklarını, işçinin ve emekçinin haklarını, kiracıların haklarını, atanmayan öğretmenin haklarını staj mağdurlarının haklarını, astsubayın, uzman çavuşun talep ve haklarını konuşurken bir yandan da büyük bir mücadeleyle sokaktan korkmadan, meydandan kaçmadan halkın sesini en yukarıdan duyuracağız. CHP geçen günlerde atanmayan öğretmenlerle ilgili mülakatın kaldırılma sözünün verildiği öğretmenlerle ilgili, onların talebine uygun olarak 68 bin mülakatsız atama talebinin kampanya boyunca arkasında durduk. Kürsümüzü, bu taleplere açtık. Ancak geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Erdoğan, kendi açıklamaya varamadı, ertesi gün Milli Eğitim Bakanı’na bıraktı. Bakan salı günü, sadece 20 bin atama dediğinde gençlerimizin umutları kırıldı. Ardından biz ‘Hani mülakat yapmayacaktınız? Hani 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta Sayın Erdoğan ‘mülakatı kaldırıyoruz’ diye söz vermişti, hani seçim bildirgesine yazmıştınız.
* Gençlerin kendilerinden ailelerinden böyle oy istemiş, böyle oy toplamıştınız’ dediğimizde, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ dediler. Elbette kabul etmedik. Bugün duyuyoruz ki ‘Efendim 45 dakika sürecek, kamera da koyacağız, bunu da yapacağız’ diyerek partizanlığı, adam kayırmayı, yüksek not alanı ailesi muhalif, diye geride bırakıp, düşük not alanı birilerinin yakını, diye AK Parti’den diye ileri alan bir sistemi devam ettirecekleri anlaşılıyor. İşte biz bu şartlar altında, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’ndan bir gün önce genç hocalarımız, öğretmenlerimizle atanamayan değil, ne kusuru varmış da atanamıyormuş veya senin nasıl bir mesuliyetin var bu işte? Atayamıyormuşsun.
* Atanmayan öğretmenlerle, mülakat mağdurlarıyla çağdaş, bilimsel, laik eğitime karşı yürütülen müfredat çalışmasına da isyan eden herkes ile birlikte 18 Mayıs’ta İstanbul Saraçhane’de onların sesine ses, mücadelelerine omuz vereceğiz. Onların sesini duyuracağız, müzakere de edeceğiz ama bu güzelim gençler için mücadelenin de en büyüğünü vereceğiz. Artan enflasyon asgari ücreti kemiriyor. Biz temmuz ayında enflasyon güncellemesi beklerken, hatta yılda 4 kez olsun derken, asgari ücrete enflasyon zammı yapmamaya, emeklileri süründürmeye devam ediyorlar. Bununla da mücadele edeceğiz. Bunun için ilk adım emekliler, sonra da emekçiler geliyor. Emekliler için 26 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te Ankara’da bir büyük emekli mitingi düzenliyoruz. Emeklilerin sesini bütün Türkiye’ye duyuracağız.”
“BİRAZ DA ZENGİNLERİN KAPISINA GİT”
Özel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i eleştirerek, “Buradan herkese sesleniyorum, hayat pahalılığıyla mücadele emeklinin, emekçinin, yoksulun sırtından yapılamaz. Bugün Türkiye’de bir IMF programı uygulanmaktadır, örgülü bir IMF programı uygulanmaktadır. IMF hayalet gibi üzerimizde dolaşmaktadır. IMF, ‘Memura zam yapma’ diyecek yapmıyor. ‘Emekliye zam yapma’ diyecek, yapmıyor. IMF ile anlaşsan ‘İstihdam yaratma, işe alma’ diyecek ama adına bir tek IMF demiyor. Bu hayalet, bu gulyabani, hep emeklinin penceresinde, hep emekçinin, yoksulların kapısına dayanıyor. Mehmet Şimşek’e sesleniyorum; gulyabanini al biraz da zenginlerin kapısına git. Biraz da zenginlerle uğraş, yoksulun peşini bırak” diye konuştu.
]]>Zübeyde Hanım Teknik ve Anadolu Lisesi 9’uncu sınıf öğrencisi Sıla Akgül, ambulansla kaldırıldığı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Gözaltına alınan otomobil sürücüsü Yağcı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Sıla’nın cenazesi ise Menteşe ilçesi Akgedik Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi.

İLK DURUŞMADA TAHLİYE EDİLDİ
Soruşturmanın ardından Tolga Yağcı hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yağcı, Muğla 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde 17 Ocak 2023’te görülen davanın ilk duruşmasında, 33 gün kaldığı cezaevinden adli kontrol şartı ile tahliye edildi.
Davanın 19 Ekim 2023’te görülen 4’üncü duruşmasında mütalaasını veren savcı, sanık Yağcı’nın, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nin raporuna göre, otomobil ile kavşak yaklaşımındaki seyrini kendisine hitaplı levhalar dikkate alacak şekilde sürdürmediği, aydınlatma bulunmayan mahalde zeminin de ıslak olmasını gözeterek far ışığı altındaki görüş alanını dair yeterli kontrolleri yapmadığını belirtti.
Yağcı’nın ilk geçiş hakkını yaya geçidinden geçiş yapmakta olan Sıla Akgül’e vermeyip, kontrolsüzce gerçekleştirdiği seyri sırasında çarptığını kaydetti. Savcı, olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı nedeniyle otomobil sürücüsü Yağcı’nın ‘asli kusurlu’ olduğu, ölen Akgül’ün ise kusurunun bulunmadığını belirtti. Mütalaada, sanık Yağcı’nın 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
4 YIL HAPİS CEZASI İNDİRİLDİ
Hakim, mütalaaya ilişkin beyanların alınmasının ardından kararını açıklayıp, sanık Tolga Yağcı’ya ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl hapis cezası verdi. Hakim, ardından pişman olması ve cezanın üzerindeki olası etkilerini dikkati alarak, cezasını 3 yıl 4 aya indirdi. Hakim, sanığın ekonomik durumunu da göz önünde bulundurup, verilen hapis cezasını 24 ay taksitle ödenmek üzere 24 bin 300 lira para cezasına çevirerek, sürücü belgesine 6 ay süreyle el konulmasını hükmetti.
SAVCILIK, DOSYAYI İSTİNAF MAHKEMESİNE TAŞIDI
Bunun üzerine Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı, temel cezanın azlığı ve hapis cezasının paraya çevrilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin kararını istinaf mahkemesine taşıdı. Dosyayı görüşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, Yağcı’ya verilen cezayı az bularak yeniden yargılanmasına karar verdi.
CEZASI ARTTIRILDI
Kararın bozulmasının ardından bugün Muğla 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesinde yeni duruşma görüldü. Duruşmada mahkeme heyeti sanık Yağcı’ya önce üst sınırdan 6 yıl hapis cezası verdi. Ardından cezanın sanık üzerindeki etkilerini dikkate alıp, bu cezasında 6’da 1 oranında indirim yaparak 5 yıla düşürdü. Ayrıca sanık Yağcı’nın daha önce verilen 6 ay ehliyetine al koyma cezası da 1 yıla çıkarılıp, hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağının infaz süresinin başlamasına kadar devamına da karar verildi.
]]>Yenilenen 7 köy parkının da açılışının yapıldığı temel atma törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi ve İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa ile birlikte katıldı.

“MUHALEFETE ÇOK ÇALIŞMAYI DA ÖĞRETECEĞİZ”
İmamoğlu törende yaptığı konuşmada, seçildikleri 2019 yılından beri 39 ilçeye ayrım yapmadan eşit hizmet götürdüklerini söyledi.
İmamoğlu “Biz seçimi sadece birkaç günlük seçim maratonu olarak görmüştük. Seçimin son gününe kadar sahada çalışıyorduk. İş üretiyorduk, temel atıyorduk, açılış yapıyorduk. Seçim bitti, o günden bugüne yine açılışlar yaptık, temel atma törenleri yaptık. Biz ne dedik? Arı gibi çalışmak… ‘Ekrem İmamoğlu atom karınca.’ Ben diyorum ki; biz bundan sonra çok çalışmanın adını bile değiştireceğiz. Bize bakıp akıllarına sadece şu gelecek; kim olursa olsun ‘biz de çok çalışmalıyız’ diyecekler. Biz Türkiye’de muhalefetimize çok çalışmayı da öğreteceğiz. Göreceksiniz hem gayretli, hem adaletli, hep liyakatli olacağız. Size mahcup olmayacağız” diye konuştu.

“ATIK SU KAYNAKLI KİRLİLİĞİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ”
Çatalca’ya sundukları hizmetleri anlatan İmamoğlu, 16 mahallede altyapı eksikliğinden dolayı yaşanan su baskınlarını temelini attıkları yatırımlarla kalıcı olarak çözüleceğini belirtti.
İmamoğlu “Muhtemel can kayıplarını, mal kayıplarını artık Çatalca’da da hiç yaşamayacağız. Atık su kaynaklı kirliliği ortadan kaldıracağız. Ne Karadeniz’e ne de Büyükçekmece Gölü’ne herhangi bir atık su gitmeyecek. Çevre temizliğini çok önemsiyoruz. Arıtma tesislerinin yükünü hafifletiyoruz. Yağmur sularının en temiz şekilde göle denize ulaşmasını sağlıyoruz” dedi. Hiçbir zaman göz boyayan işler yapmayacaklarını vurgulayan İmamoğlu “Biz size faydalı işler yapacağız. Görmeyeceksiniz ama toprağın altında size hayatınızı güzelleştirecek, hayatınızı, yaşamınızı kaliteli hale getirecek yatırımları yaptık. Yapmaya devam edeceğiz” dedi. Çatalca’nın 7 köy parkını da yenileyerek açılışını yaptıklarını anlatarak Çatalca’nın bütün köylerinin elden geçirileceğini söyledi.

“İHANET, EMANETE EDİLMEZ”
Bakış açılarının “insana saygı ve şehre özen” olduğunu dile getiren İmamoğlu “İnsanlarımızı dinleyeceğiz. Onların ne dediklerini duyacağız. Ona göre sorunlarına çözüm ulaştıracağız. Çözemeyeceğimiz bir sorun ise niçin çözülemeyeceğini anlatacağız. Bizim gizlimiz saklımız yok. Biz neyi biliyoruz? Sizin adınıza görev yaptığınızı biliyoruz. Biz, sizlerin şehri emanet ettiği insanlarız. Ben de öyleyim Erhan Başkan da öyle. İhanet, emanete edilmez. Hele hele sizlerin emaneti olan bu kutsal şehre hiç ihanet edilmez. Bu şehre Allah’a şükür hep koruyucu gözle baktık. Hep iyi işler, güzel işler yapma gayretinde olduk, olmaya devam edeceğiz. 100 milyonlarca liralık temel atma töreni yapıyoruz. Bir liralık iş de, bir milyar liralık iş de birbirinden çok farklı değildir. Biz baktığımız pencere şu; milletin parasını kullanıyoruz. Milletin parasıyla sizlere faydalı işler yapıyoruz. Yani milletin parasını kuruşuna kadar millete veriyoruz. Bu bizim en asil yolculuğumuzdur” diye konuştu.

“BAŞARIMIZIN ÖNÜNDE ENGEL DEĞİL”
İmamoğlu, son seçimde AKP’den CHP’ye geçen Çatalca Belediyesi’nin sıkıntılarıyla teslim alındığını belirterek “ Problemleri var. Ama inşallah her birini çözeceğiz. Mazeretimiz yok. Sorunları tespit edecekler. Size anlatacaklar. Belediyenin borcu neydi? Hangi eksikler yapıldı? Hangi hatalar yapıldı? Hangi işler yapılırken vatandaşa bilgi verilmedi. Bunları tek tek sizinle paylaşacak ama hiçbirisi bizim başarımızın önündeki bir engel değil. El ele, kol kola, sizin de o manevi gücünüzle bizim bu sorunlara çözmeye ve aşmaya Allah’ın izniyle gücümüz yeter. Hiç endişeniz olmasın” dedi. İmamoğlu “Aradan 5 yıl geçecek, görev dönemimiz biterken sizin huzurunuza geldiğimizde hem seçim öncesi söylediklerimi hem de bugün burada söylediklerimi hatırlayacaksınız. Diyeceksiniz ki; ‘İmamoğlu hemşerimiz, Erhan Başkanımızla birlikte söylemişti, yaptı. Bize oraları kazandırdı.’ Endişeniz olmasın” diye konuştu.
]]>
Sedir ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı ormandaki mermer ocaklarına karşı verdikleri mücadeleyle tanınan çiftin cinayet şüphelisi Ali Yamuç, olaydan bir gün sonra yakalandı ve Elmalı Cezaevi’ne gönderildi. Alanya L Tipi Cezaevi’ne nakledilen Yamuç’un, 20 Eylül 2017’de intihar ettiği açıklandı.
DAVA ANAYASA MAHKEMESİ’NDE
Çiftin kızı Emine Büyüknohutçu, cinayetin ardından olayda azmettirici olduğuna dair Finike Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, soruşturmanın bu yönde derinleştirilmesi talebinde bulundu. Savcılık ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Büyüknohutçu ailesi, savcılığın kararına Elmalı Sulh Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren mahkeme, savcılık kararını onadı ve itirazı reddetti. Soruşturmanın derinleştirilmesi yönündeki talebin reddedilmesi üzerine çiftin kızları ve avukatları, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
MEZARLARI BAŞINDA ANMA TÖRENİ
Büyüknohutçu çiftinin öldürülmesinin 7’nci yıl dönümünde, Andızlı Mezarlığı’ndaki mezarları başında kızı Emine Büyüknohutçu, yakınları ve çok sayıda seveni tarafından anma töreni düzenlendi. Çiftin mezarlarına çiçek bırakıldı.
Babasının ‘Eğer biri bir gün çıkıp deli cesaretiyle bu işlerin üstüne gitmezse, canları pahasına bu işlerin peşinden koşmazsa, bu işler çözülecek işler değil’ diye bir cümlesi olduğunu belirten Emine Büyüknohutçu, “Gerçekten öyle. Birilerinin çıkıp deli cesaretiyle bu rant sisteminin üzerine gitmesi ve bu rantın özellikle hangi konularda döndüğünün araştırılması ve didik didik edilmesi gerekiyor ki bu tür şirketlerin desteklenmeleri, ÇED raporlarına onay verilmeleri ve güzelim sedir ağaçlarının, nehirlerin, kurdun, kuşun evinin, yuvasının yıkılması, yok olmasına son verilmesi gerekiyor” dedi.
AZMETTİRİCİ İDDİASINDA MEKTUPTAKİ İSMİ HATIRLATTI
Aradan 7 yıl geçtiğini, hala umudu olduğunu söyleyen Büyüknohutçu, “Evet davada herhangi bir ilerleme katedilmedi. Şu an dosyamız AYM’de, azmettiricinin takipsizliği yönünden onaması beklenen bir dosyamız var. Azmettirici olarak anılan isim Ali Yamuç’un da mektuplarında ifade ettiği, taş ocağı, mermer ocağı sahibi, ortaklarından N.B. Mektuplarında da Ali’nin ifade ettiği isim budur, ‘Vadettiğiniz parayı ödeyin. Yoksa ipleriniz cebinizde’ dediği isim budur. Kamuoyuna senelerdir yansıyan isim budur. Bu ismi saklamayın. Bu ismi daha çok dile getirin. Ben bu ismin saklanmasını uygun görmüyorum. Bu dava senelerdir söylediğim gibi tekrar söylüyorum, bir gün çözülecek. Eğer biz peşini bırakmazsak çözülecek” diye konuştu.

DAVA AYM ÖN KOMİSYONDA
Davanın avukatı Tuncay Koç, “Maalesef her yıl burada yargılamanın durumunu anlatmaya söz bulamıyorum. Yargı adına utanıyorum. Ama Ali Ulvi ve Aysin’i unutmadığınız için bu da bize güç veriyor. Maalesef geçtiğimiz süreç içinde davalarda hiçbir gelişme yok. Anayasa Mahkemesi’nde süreç bekliyor. Ön komisyonda incelemede şu anda. Oradan gelecek olumlu bir sonuçtan sonra daireye gidecek. Olumlu sonucu bekliyoruz. Her an karar çıkabilir. O yüzden kamuoyunda gündeme gelmesi çok önemli” dedi.
KATİLİN MEKTUBU EŞİNİN ÜSTÜNDE YAKALANMIŞTI
Büyüknohutçu Dostları Grubu adına konuşan Erol Malçok ise “Ölümlerinin üzerinden geçen 7 yıla rağmen organize bir cinayet olduğu apaçık belli bu olayın azmettiricileri yargılanmadı. Cinayetin arkasından tutuklanan Ali Yamuç, yaşam savunucuları Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’yu para için öldürdüğünü söyledi. Arkasından eşi Fatma Yamuç’un üzerinde bir mermer şirketi sahibine hitaben yazılan, ’10 gün içerisinde param gelmezse görüşürüz. İpleriniz cebinizde haberiniz olsun’ ifadeleri bulunan bir mektup yakalandı. Bu mektuba ve cinayet delillerini saklamasına dayanarak Fatma Yamuç cinayete iştirakten tutuklandı. Ancak tüm bu süreçler, derinleştirme ve etkili bir soruşturmadan yoksun işletildi” diye konuştu.

İddianamede, Türkiye genelinde çok sayıda kişiye, avukatlık ofisi isimleri ve telefon numaraları ile birlikte, “Dosyanız icra takibi başlatılması için hukuk ofisine devredilmiştir.” mesajı gönderildiği belirtildi.
Telefonlarına mesaj gelen vatandaşların bu numaraları aradığında ise geçmiş yıllarda teslim almadıkları siparişlere ait kargo parasının faiziyle birlikte istenildiği belirtilen iddianamede, arayanlara ödeme yapmadıkları takdirde masraflarla birlikte haciz işlemi başlatılacağının söylendiği kaydedildi.
İddianamede, 90 lira ve 200 lira arasında değişen parayı faiziyle birlikte ödetmek için sürekli mesaj atılarak taciz edilen vatandaşların CİMER’e, emniyete ve savcılıklara giderek şikayette bulunması üzerine soruşturma başlatıldığı ifade edildi.
Kargo şirketinin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu dilekçesine de yer verilen iddianamede, şirketin müşterilerine mesaj gönderip borç tahsilatı yapma gibi bir uygulamasının olmadığı, yapılan incelemede de mağdurların borcunun bulunmadığının belirlendiği aktarıldı.
DOLANDIRICILIK YÖNTEMLERİ
İddianamede, şüphelilerin güvenli olmayan ya da sahte alışveriş sitesi üzerinden ürün reklamı verdikleri, sonra da sipariş vermek amacıyla bu ürünlere erişim sağlayan mağdurların kişisel bilgilerini temin ettikleri anlatıldı.
Mağdurların sipariş vermese de oluşturulmuş gibi gösterildiği tespitine yer verilen iddianamede, sipariş verenlere ise alakasız ürünler gönderilerek, kargo iade işlemi yapılmasının sağlandığına dikkat çekildi.
İddianamede, şüphelilerin bu yöntem dışında, çeşitli firmalardan verilen siparişler sonrasında teslim alınmamış ve iade işlemi yapılmış kargo bilgilerini de temin ettikleri belirtildi.
Farklı dolandırıcılık grupları tarafından da kargo iade bilgilerinin ele geçirildiği ve birçok vatandaşın bu şekilde arandığı vurgulanan iddianamede, “Mevcut örgüt kapsamında mağdur olan on binlerce şahsın olduğu değerlendirilmekte olup, sadece şikayette bulunan şahısların bir kısmı yönünden evrak hazırlanmıştır.” ifadesine yer verildi.
AVUKATLARIN SORUŞTURMASI AYRICA SÜRÜYOR
İddianamede, haklarında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden soruşturma izni alındığı belirtilen şüpheli avukatlar yönünden, soruşturma ve kovuşturma usullerinin farklı olması sebebiyle dosyalarının tefrik edildiği kaydedildi.
Şüpheli avukat G.Ö’nün şirket adına mesaj atarak, mağdurlardan para almaya çalıştığı öne sürülen iddianamede, mağdurların para yatırmaları için verilen hesap numaralarının ise avukat şüpheliler G.Ö, Y.M.Y, E.O.B ve M.D’ye ait olduğunun tespit edildiği kaydedildi.
Kargo şirketinin hukuk bürosu hakkında pek çok şikayeti olduğu belirtilen iddianamede, şirketin, avukat G.Ö. ile çok sayıda görüşme yaptığı, noterden de 18 Mayıs 2021 tarihli ihtarname gönderdiği ancak avukatın bu ihtarlara cevap vermeyip dolandırıcılık eylemine devam ettiği öne sürüldü.
Avukat şüphelilerin mesleklerini kullanarak müştekilerin kendilerine kolayca inanmasını sağladıklarına vurgu yapılan iddianamede, bu şüphelilerin avukat yapılanması adı altında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye oldukları, aynı zamanda kendi çalışanları olmadığı halde kendi isimleri adına diğer şüphelilerin arama yapmalarını sağladıkları iddia edildi.
Suç örgütü elebaşlarının Hakan Üzer ve Hakikan Üzer olduğu kaydedilen iddianamede, bu şüphelilerle doğrudan bağlantılı olan ve çağrı merkezlerinin kurulumu ile müşterilerin bilgi akışını sağlayan örgüt yöneticilerinin ise Mehmet Avcı ile Bekir Bekiroğlu olduğu ileri sürüldü.
İddianamede, örgütün hukuki altyapısının kurulmasını Avcı’nın, İstanbul ve İzmir’de kurulan çağrı merkezlerinin kontrolünü ise Bekiroğlu’nun sağladığı dile getirildi.
CEZA İSTEMLERİ
Haklarında dava açılan şüpheliler Hakan Üzer, Hakikan Üzer, Mehmet Avcı, ve Bekir Bekiroğlu’nun “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, 65 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri verme veya ele geçirilmesi” ile 137 mağdura yönelik “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarından 712’er yıldan 1945’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenen iddianamede, Hakan ve Hakikan Üzer’in ayrıca “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçundan 3’er yıldan 7’şer yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılmaları istendi.
İddianamede, şüpheliler Erdoğan Yılmaz, Kubilay Elmas, Mustafa Yüksel, Olcay Altuğ, Mehmet Bestami Güder, Ramazan Emir Oran, Sedat Önder, Ahmet Tantaş, Yener Çıdıroğlu, Naki Şen, İsmail Karakaya, Hümeyra Yelkenci, Ayşe Karık, Melek Bal, Meryem Muratoğlu, Kübra Hasar, Özge Can, Rabia Üney ve Kübra Yılmaz’ın da “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak”, 65 müştekiye karşı “dolandırıcılık”, 137 mağdura yönelik “dolandırıcılığa teşebbüs” ile “kişisel verileri verme veya ele geçirme” suçlarından 603’er yıldan 1466’şar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Ayselin Ünsal, Berna Kovan, Fadime Nur Uysal, Zeynep Karık, Senanur Ülker, Gülşen Tavukçu, Aleyna Uzunyılmaz, Hülya Atılmış, Eyüp Can Aytan, Enis Yılmaz ve Müşerref Ünal’ın da benzer suçlardan 594’er yıldan 1476’şar yıla kadar hapsi istenen iddianame, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Şüphelilerin yargılanmalarına ilerleyen günlerde başlanacak.
]]>Barman, Çiğli ilçesindeki özel bir hastaneye yanık izinin tedavisi için başvurdu. Barman’a boynundaki yanık izi için lazer tedavisi uygulanmaya başlandı ve 13 Ekim 2022’den itibaren aralıklarla lazer tedavisi yapıldı.

Tedavi sonrası gün geçtikçe boynundaki yanık izlerinin daha da belirginleştiğini öne süren Barman, hastaneye konuyu iletti ancak bir çözüme ulaşamadı.
Barman, 4 Mart’ta avukatı Serap Demir aracılığıyla konuyu yargıya taşıdı. İzmir 6. Tüketici Mahkemesi’nce kabul edilen davanın ilk duruşması, 6 Haziran’da görülecek.

“PSİKOLOJİK SORUNLAR YAŞIYORUM”
Yaşadıklarını anlatan Suat Barman, şöyle konuştu:
“Boynumda ufak bir yanık izi vardı. Tedavisi için özel bir hastaneye başvurdum. Deneyecekleri bir yöntemle izin iyileşeceği söylendi. Bu yöntemleri denedikçe boynumdaki yara izi daha kötü oldu. Kabardı. Kendimi çok kötü hissediyorum. Defalarca kendilerine başvuruda bulundum.
Çözüm üretemediler. İş, içinden çıkamayacağım bir hale geldi. Devlet hastanesine gidip, durumu anlattım. Bu tedavi yüzünden boynumdaki izin 30 yıl geriye gittiğini belirtip, tedavi için sürecin meşakkatli olduğunu söylediler.
Özel hayatımı, iş hayatımı etkiledi. Psikolojik sorunlar yaşıyorum. Bu konu yüzünden psikiyatrik ilaç kullanıyorum. Hayallerim vardı ancak başarılı olamıyorum. Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum.”
Avukat Serap Demir ise davanın olumlu sonuçlanacağını beklediklerini söyledi.

HASTANEDEN AÇIKLAMA
Konuya ilişkin hastaneden yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:
“Suat Barman isimli hasta 35 yıl önce boynunda iz oluştuğu şikayeti ile yaklaşık 2 yıl kadar önce plastik cerrahi polikliniğimize başvurmuş olup, yapılan muayenesi sonucunda dermatoloji bölümüne yönlendirilmiştir. Hastaya dermatoloji bölümünde mikrofraksiyonel cilt yenileme işlemi uygulanmıştır.
Bu işlem yapılmadan önce hastaya yapılacak olan işlemin detayları, sonuçları, iyileşme süreci, muhtemel komplikasyonlar, verilen medikal tedavileri uygulaması gerektiği, güneşten kaçınması gerektiği gibi hususlar anlatılmış ve aydınlatılmış yazılı onamları alınmıştır.
Uygulanan işlem neticesinde 35 yıldır mevcut olan izin tamamen silinmesinin mümkün olmadığı ve keloid dokunun tekrar nüksedebileceği hastaya anlatılmıştır. Hastanın işlem sonrasında uygun medikal tedavi verilmiş, tedavi süreci devam etmiştir. Hasta planlanan seanslarına devam etmemiştir.
Süreç sonunda hasta, yapılan işlemden memnun olmadığı gerekçesi ile tıp merkezimize ödemiş olduğu ücretin iadesi ile 1 milyon Türk lirası tazminat talebinde bulunmuş, talep haksız olduğu için tıp merkezimiz tarafından reddedilmiştir. Konu yargıya intikal etmiş olup dava süreci devam etmektedir.
Hastaya uygulanan tedavi ve işlem tıp bilimi kurallarına ve standartlarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Tıp merkezimiz ve hekimlerimizin herhangi bir kusuru, ihmali ya da özen eksikliği bulunmamaktadır. Dava sürecinde yapılacak Adli Tıp Kurumu incelemesi neticesinde haklılığımız ortaya konacak olup konu yargıdadır.”
]]>ANNELER GÜNÜ NE ZAMAN?
Anneler Günü Dünya’da farklı günlerde kutlanır. En yaygın şekliyle Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.
2024 yılında Türkiye’de de 12 Mayıs Pazar 2024′de Anneler Günü kutlanacak.

ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ NE ALINIR?
Kişiselleştirilmiş hediyeler: Annenizin adını veya resmini içeren özel bir hediye, ona kendisinin ne kadar özel olduğunu hatırlatır. Örneğin, kişiselleştirilmiş bir kupa, fotoğraf albümü veya takı.
Spa günü: Annenizi bir spa gününe veya masaj seansına götürerek ona rahatlamayı ve kendini şımartmayı sağlayabilirsiniz.
Yemek deneyimi: Annenizi sevdiği bir restoranda romantik bir yemek veya evde özel bir akşam yemeğiyle şaşırtabilirsiniz.
Hobiye yönelik hediyeler: Annenizin ilgi alanlarına yönelik bir hediye seçerek onun hobilerini destekleyebilirsiniz. Örneğin, bahçe işleriyle ilgileniyorsa yeni bir bitki veya bahçe aletleri, el işleriyle ilgileniyorsa bir el işi seti veya resim yapmayı seviyorsa yeni bir boya seti.
Kitaplar: Eğer anneniz kitap okumayı seviyorsa, ilgi alanlarına uygun kitaplar veya bir Kindle gibi bir e-okuyucu hediye edebilirsiniz.
Wellness ürünleri: Yoga matı, aromaterapi seti, egzersiz ekipmanları veya sağlıklı beslenmeyle ilgili ürünler gibi wellness ürünleri annenizin sağlığını desteklemesine yardımcı olabilir.
Hatıra hediyeleri: Annenizin geçmişten gelen hatıralarını içeren özel bir hediye, duygusal bir bağ kurmanıza yardımcı olabilir. Örneğin, aile albümü, eski bir fotoğrafın bulunduğu bir çerçeve veya aile mirası bir takı.

ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
* Hayat yolculuğumun en başından beri beni besleyen, üzerimden duayı hiç eksik etmeyen, benim için her an endişelenen, bana rehberlik eden ve her arayışımda beni destekleyen kişi sendin anneciğim. İhtiyacım olan sevgi için her gün orada olduğunu biliyorum. Anneler Günün kutlu olsun!
* Bana yolları göstermek için orada olduğun sürece, hiçbir şey için endişelenmem gerekmiyor. Seni seviyorum anneciğim. Anneler Günün kutlu olsun!
* Sarılmaya ihtiyacım olduğunda, kolların benim için her zaman açık. Bir arkadaşa ihtiyacım olduğunda, her zaman yanımdasın. Bir derse ihtiyacım olduğunda, en iyi öğretmensin. Gücün ve sevgin bana her zaman rehberlik ediyor. Seni çok seviyorum anneciğim, Anneler Günün kutlu olsun!
* Çocukken, bana örnek olmak için benden önce; gençken, her ihtiyacım olduğunda beni gözetmek için arkamdan, yetişkin olduğumda ise destek vermek için hep yanımda yürüdün. Her an yanımda olduğun için sana minnettarım. Anneler Günün kutlu olsun!
* Gökyüzünden bir yıldız kayar dilek tutarız. Annem gözlerini kapar bütün dilekleri benim içindir. Ellerinden öperim anneciğim.
* Sen hayatımın kutup yıldızı oldun. Nereye gidersem gideyim ışığının altında sevginle uyudum. Doğru yolu buldum. Seni seviyorum annem.
*Geleceğini oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. Anneler günün kutlu olsun benim melek annem.
*Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı, kuş olsa, çiçek olsa, gündüz olsa, kırılmaz mı? Acıdan bir sap menekşenin boynu bu kez dağlar doğursun beni anne. Sen de ılık bir yağmur ol durmadan yağ kanayan yerlerime. Anneler günün kutlu olsun canım annem.
*Anne gökte bir ışık, anne parlak bir yıldız anne yoklukta bir düş, ayda bir yaldız anne tutunulan bir dal, dertlerin garip çizgisi anne gözümdeki yaşların bir virane dizgisi. Anneler günün kutlu olsun canım anam.
* Annem senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum.
* Sen evimizin kraliçesi, başımızın tacısın.. en aziz varlığımız. Anneler günün kutlu olsun annem.
* Senin kucağın, senin merhametin beni yaşama bağlıyor sevgili anneciğim. Anneler günün kutlu olsun..
* Kuzey rüzgarı da esse, kopsa da fırtına, sığınacağım tek liman sensin annem. Hakkını nasıl öderim.. Başımı dizlerine koymaya geldim.
]]>Belinden rahatsızdı. Kasları zayıfladığı için yürümekte zorluk çekiyor. Şu anda haftada üç gün fizik tedaviye gidiyor. Giderek iyileşmeye başladığının farkında. Hareketleri aksatmıyor. Hemşire Güler Akıncı, hareketsiz kalmasına asla izin vermiyor.
DUYGU YÜKLÜYDÜ
Odasını, gazetenin havasını özlemişti. Eski model cep telefonunu masasına koydu. Sigarasını, çakmağını çıkardı. Belki 40 yıldır binlerce sigarasını söndürdüğü kül tablasını önüne çekti. Üzerinde fotoğrafı olan kupasına suyunu Dilek Hanım doldurmuştu. “Döne Hanım kahve” dediğinde, “Senin kahveni özledim” diye ekledi. Gazetemizin havası ayrıdır. Hemen her gün de konuşsak biz de Emin abiyi özlemiştik. Emin abiyi en çok duygulandıran olaylar gazetemiz sahibi Burak Akbay’ın, Genel yayın Yönetmenimiz Metin Yılmaz’ın, Genel Müdürümüz Asım Akgül’ün ve diğer arkadaşlarımızın her zaman olduğu gibi bu süreçte de yakın ilgileriydi.
“Vay be… Neredeyse 5 aydır bürodan uzaktayım” dedi. Duygu yüklüydü. “Abi sen yazmadığın zaman bak neler oldu neler” dedim. Ben sordum, Emin Çölaşan ağabeyimizin cevapları şöyle oldu:

Özel’in Erdoğan’a gitmesi olumludur
Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu isteyip gitmesi bana göre olumlu olmuştur. Çünkü AKP, bu sürecin sonucunda bir kez daha köşeye sıkışacaktır ve bunları hepimiz göreceğiz. Yeter ki yerel seçimlerde kazanılan başarıyı bazı CHP’li başkanlar kötüye kullanmasın, yolsuzluklar olmasın, vurgun düzenine son verilsin, kayırmacılık son bulsun.
Bu ortamda CHP’lilere düşen temel bir görev vardır. Doğru yoldan sapmadığı sürece Genel Başkanlarına ve partilerine saygı duymak ve ortalığı velveleye vermemektir. Sonuç olarak hepimiz AKP’nin bu anayasa oyununun fiyaskoyla sonuçlanacağını, yakında görmüş olmasak bile görmeye başlayacağız.
SORUMLULUĞU ARTTI
Yerel seçimler sonrasında siyasetin ipleri artık AKP’nin elinde değildir. CHP’nin eline geçmiş durumdadır. Birinci parti olmuştur, sorumluluğu artmıştır. Buna uygun hareket etmek durumundadır.
Anayasayı beğenmiyor paspas gibi çiğniyorlar
“Önce bir gerçeğe değinelim. Yıllardır iktidar partisi olan AKP’ye, anayasa beğendirmek mümkün değil. Bugünkü anayasayı beğenmiyorlar. Ama sürekli anayasaya saygısızlık edip paspas gibi çiğniyorlar. Şimdi yeniden anayasayı gündeme getirdiler. Herkesin dikkat etmesi gereken bir husus var, o da anayasanın hangi maddelerinin nasıl değiştirilmek istendiğini bir türlü söylemiyorlar. Bunu adeta bir devlet sırrıymış gibi kendilerine saklıyorlar.

23 KEZ DEĞİŞTİ
Burada şunu irdelemek gerekir. Sıfırdan bir anayasa mı istiyorlar, yoksa bazı maddelerin değiştirilmesini mi? Bunu bilen yok. Kendilerinin de bildiği kanısında değilim. Anayasa bu güne kadar tam 23 kez değiştirildi. Toplam 78 madde ya değiştirildi ya da tamamen yürürlükten kaldırıldı. Bu nasıl iştir ki karşımıza yeniden anayasa değişikliği istemiyle çıkıyorlar? Bu sorunun yanıtını kimse bilmiyor.
Burada ikinci bir husus daha var. İktidar partisiyle küçük ortağı MHP’nin TBMM’deki salt çoğunluk sayısı anayasa değişikliğine izin vermiyor. İktidar partisi bunları bildiği halde şimdi Türk milletini oyalamak ve zaman kazanmak için karşımıza yeniden anayasa talebiyle çıkıyor. Ben şunu söylüyorum: Bu anayasa değişikliği onların istediği doğrultuda olmayacaktır. Olsa bile sonuçta piyasaya civciv çıkacak, kuş çıkacaktır. Türk milletinin bunca sorunu varken şimdi AKP’nin yeni bir tezgahıyla karşı karşıyayız. İktidar partisi, bu çabalarından hiçbir sonuç elde edemeyecektir.
Bu görüşmeler sonucunda siyasette değişen fazla bir şey olmaz. Siyasette gerilim Türkiye’de azalmaz. Çünkü, başta iktidar partisi olmak üzere belli kesimler milleti birbirine düşürmenin, ortalığı germenin peşinde koşuyor. Bu söylediğimin kanıtı 22 yıldan bu yana iktidarda bulunan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan zihniyetidir. Dolayısıyla ben siyasette herhangi bir yumuşama beklemiyorum. Eğer olursa göstermelik olur. Anayasa değişmez, değişecek olursa zaten hepimiz hayretler içinde kalır ve olayları şaşkınlıkla izlemeye çalışırız.
Akşener’in siyaseti bırakması iyi oldu!
Meral Akşener’in siyaseti bıraktığını açıklaması iyi oldu. Çünkü görevinde neredeyse 180 derece çark etti. Nedenini kimsenin çözebildiğini sanmıyorum. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun gideceğini açıklamasına ise ben kendi adıma üzüldüm. Çünkü sağlam duran bir siyasetçiydi. Başkaları gibi vücudunun her organı aşağıya, yukarıya oynamıyordu.

İktidarın küçük ortağı ne yapacağını bilmiyor
Bu ortamda bir de MHP’nin, özellikle de Devlet Bahçeli’nin durumuna iyi bakmak gerekir. Karşımızda, ne yapacağını bilmeyen ya da şaşırmış olan bir küçük ortak var. Bu ortak, Devlet Bahçeli’nin kişiliğinde dün ak dediğine, bugün hiç şaşırmadan kara deyip AKP iktidarını, yerine daha sağlam bir biçimde yerleştirmek için çaba harcamaktadır. Ülkücüler şaşkındır. Nitekim partileri, DEM’in bile gerisinde kalıp dördüncü parti konumuna düşmüştür. Bu durum özellikle Türk milliyetçileri açısından üzücüdür. Anayasa değişikliği belli birkaç konuda uzlaşma sağlanmadığı sürece zaten gerçekleşmeyecek. Ben bu durumu şöyle görüyorum: AKP, bu anayasa çıkışı sonrasında kendi ayağına kurşun sıkmıştır. Bence hikayenin en önemli kısmı budur.
]]>Örneğin, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey aranarak, yeğeninin ataması geri çektirildi.
LİYAKAT BAHANE DEĞİL
Balıkesir’de CHP milletvekili Serkan Sarı’nın ağabeyi Gökhan Sarı’nın ataması da durduruldu.
Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu kayınbiraderini ve bacanağını, Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı ise kız kardeşinin oğlunu başkan yardımcısı olarak atamıştı. Bu başkanlara “Atamaları geri alın” diye haber verildi.
Dün Özel’i aradım.
“Atamalar hakkındaki ne düşünüyorsunuz” diye sordum.
Şöyle dedi:
“Milletvekilleri ya da belediye başkanlarının yakınları istediği kadar liyakatli olsunlar, AKP’nin bu kadar nepotizm (kayırmacılık) yaptığı bir yerde bu tip atamaları kimseye anlatamayız. Bu kadar işsizlik ve yoksulluğun olduğu yerde bu tip işler CHP’ye duyulan güveni kökten sarsar. Hiç tavizimiz yok. Asla kabul etmiyoruz. En sert tepkiyi ben gösteriyorum. Bundan sonra da asla izin vermeyeceğiz. Atamaların geri alınması gerekiyor. Aksi takdirde parti hukuku içinde ne yapmamız gerekirse onu yaparız. Bana yapılan her kusuru, partideki her hatayı affedebilirim. Ama belediyede akraba, eş, dost işi ve paralı pullu işlere bulaşanların gözüne yaşına bakamayız.”
KARDEŞİNİN DURUMU
Özel, geçen hafta kardeşi Barış’ın işsiz olduğunu vurgulamıştı.
“Siz kardeşinizi bu yüzden örnek vermiştiniz, değil mi?” sorusunu yönelttim.
“Öyle” dedi.
Ve şöyle devam etti:
“Kardeşim iyi bir bilgisayar mühendisi. Türkiye’nin en büyük bankasının IT’sinde (teknoloji) çok önemli bir görevdeydi. Adalet yürüyüşüne izin vermedikleri için ayrıldı. Sonra bunu duyan bir sürü kişi ‘Belediyeye koysana, şuraya-buraya koysana’ diyor.”
ÖRGÜTE ALARM VERDİ
“Bir keresinde bankadaki amiri aramış, ‘Veri korumanın başına geçer misin’ demiş. Ancak müşterinin İBB olduğunu öğrenince gitmedi. Kayınbiraderim Bursa’da 15 yıldır ilaç deposunda paketleme departmanında çalışıyor. Ben bilmiyor muyum kardeşimi Bursa’da bir belediyede işe koymayı. Ama yapmam. Geçmişte de yapmadım. Bursa’da üç belediyemiz var. Bugün de yapmam. Yapanın da gözünün yaşına bakmam.”
Özel, bu tür atamaları takip edeceklerini ifade ediyor. Şunları söylüyor:
“Hatta ‘Alarma geçin’ dedim. WhatsApp grupları var başkanlara ait. ‘Oraya yazın’ dedim, ‘Genel başkan bizzat takip ediyor, bu işlere sakın kalkışılmasın’ diye.”

Özgür Özel’in iktidar yanlısı Taha Hüseyin Karagöz’le görüşmesi tepki çekmişti.
TARTIŞILAN GÖRÜŞMEYİ BÖYLE AÇIKLADI: Düğün davetiyesi getirdi geri çeviremezdim
Özel’in iktidar yanlısı Taha Hüseyin Karagöz’ü makamında ağırlaması büyük tartışma yarattı ve çok eleştiri aldı.
Özel’e bu görüşmeyi de sordum.
Şöyle yanıt verdi:
“Yıllar önce programa çağırdı, gittim. En sert sorularına en net cevapları vererek, karşı mahalleye iyi ulaştığımızı değerlendirdik. Bayramda seyranda arar. Bir kez meclisteydim. Aradı, kuliste merhabalaştık. Geçen aramış. ‘Özgür Beye uğramak istiyorum. Beş dakika işim var’ demiş. Salı günü tüm gruplara uğrarken bana da gelmiş. ‘Evleniyorum’ dedi. Davetiye verdi. Oturduk, beş dakika sohbet ettik, ayrıldı. Son derece insani bir şey. Bizim mahallede çok makbul ve çok sevilen bir gazeteci değil. Birçok görüşümüz taban tabana zıt. Programda bana en ağır eleştirileri yaptı ve en zor soruları sordu. Ama düğün davetiyesi vermeye geleni kapıdan çeviremezsin. ‘Seninle görüşmem’ diyemezsin ki.”
]]>Konuya vakıf iki kaynağa göre, İsrailli üst düzey yetkililer, İsrail’e silah sevkiyatını durdurma kararından dolayı Biden yönetimine “derin hayal kırıklığı” yaşadıklarını bildirdi.
Yetkililer ayrıca, silah sevkiyatının durdurulması kararının esir takası müzakerelerini tehlikeye atabileceği konusunda Washington yönetimini uyardı.
Kaynaklara göre, İsrailli yetkililer, ABD’li muhataplarına sadece silah sevkiyatının askıya alınma kararından değil, aynı zamanda konunun medyaya sızdırılmasından da rahatsızlık duyduklarını iletti.
ABD SAVUNMA BAKANI, SEVKİYATIN DURDURULDUĞUNU DOĞRULADI
Amerikan medyasında yer alan, adı açıklanmayan bazı ABD’li yetkililere dayandırılan haberlerde, ABD’nin İsrail’e bazı silahların sevkiyatını geçici olarak durdurduğu ve sürecin Refah’taki gelişmeler kapsamında değerlendirildiği belirtilmişti.
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, bugün İsrail’in Refah’a yönelik kapsamlı bir kara saldırısı bağlamında bu ülkeye yakında gönderilecek silahlarla ilgili bir değerlendirme sürecinde olduklarını ve bu süreç devam ederken bazı silahların sevkiyatını askıya aldıklarını doğruladı.
Austin, İsrail’in Refah’a yönelik kapsamlı bir kara saldırısı düzenlemesini istemediklerini, bu konudaki net mesajlarını Tel Aviv’deki muhataplarına aktardıklarını ve Biden yönetimi olarak bölgedeki gelişmeleri yakından izlediklerini söyledi.
Austin, “İsrail’in kendini savunma araçlarına sahip olduğundan emin olmaya devam edeceğiz. Ancak şu anda Refah’taki gelişmelerin seyri bağlamında yakın zamanda (İsrail’e) gönderilecek güvenlik desteği sevkiyatlarını değerlendiriyoruz. Mevcut durumu değerlendirirken içinde yüksek miktarda mühimmat barındıran bir sevkiyatı durdurduk.” dedi.
“GAZZE’Yİ HASSAS OLMAYAN FÜZELERLE VURURUZ”
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun partisi Likud Milletvekili Tali Gottlieb, İsrail Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Joe Biden yönetiminin geçen hafta İsrail’e gönderilecek ABD yapımı mühimmat sevkiyatını durdurmasına tepki gösterdi.
Sevkiyatın durdurulmasına karşılık Gazze’yi hedef alacakları tehdidinde bulunan Gottlieb, şunları söyledi:
“ABD bizi hassas saldırı füzeleri vermemekle tehdit ediyor. Evet, ABD’ye haberlerim var. Bizim de hassas olmayan füzelerimiz ve kendimizi koruma hakkımız var. Bu yüzden belki hassas füzeler kullanarak belirli bir odayı veya binayı yıkmak yerine hassas olmayan füzelerimizi kullanarak (Gazze’de) on binayı çökertirim. On bina. Kullanacağım. Yapacağım şey bu.”
BIDEN, REFAH SALDIRISINA KARŞI
Biden yönetimi, İsrail’in Refah’ta sivilleri korumaya yönelik gerçekçi bir plan içermeyen herhangi bir kapsamlı kara saldırısına karşı çıkıyor.
Biden ve Batılı yetkililerin, Refah’a yönelik olası kara saldırısının daha çok sivil ölümüne ve insani krizin büyümesine neden olacağı uyarılarına rağmen Netanyahu, yaklaşık 1,5 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah kentine saldırının yapılacağını duyurmuştu.
İsrail ordusu, yaklaşık 1,5 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Refah bölgesine dün kara saldırısı başlatarak Gazze’nin Mısır’a açılan sınır kapısının Filistin tarafını ele geçirdiğini duyurmuştu. Refah’ın doğusundaki kara saldırıları devam ederken İsrail ordusu sık sık bölgeye hava saldırıları düzenliyor.
Öte yandan, ABD Kongresi’nde Demokrat Partili 88 üye, İsrail’in Filistinli sivillere yönelik insani yardımları kasten engellediğine dair inandırıcı iddialar bulunduğunu belirterek, Biden’a ABD yasalarına göre İsrail’e yapılan yardımları yeniden gözden geçirme çağrısında bulunmuştu.
]]>Bu tarihi anlaşma, 14 Aralık 2000’de Barcelona yöneticisi Carles Rexach’ın, o dönem 13 yaşında olan Messi ile sözleşme imzalamak istemesiyle yapıldı.
Messi, Eylül 2000’de Barcelona ile geçirdiği iki haftalık deneme sürecinde oldukça etkileyici bir performans sergilemişti. Ancak kulüp, o dönemde genç ve Avrupa dışından gelen bir oyuncuyla sözleşme yapma konusunda tereddüt ediyordu.
Messi’nin memleketi Rosario’ya dönmesinden ve Barcelona’nın imzasını kaçırmasından endişelenen Rexach, genç yetenek konusunda kararlıydı.
Gaggioli, geçen yıl The Athletic’e verdiği demeçte, Aralık 2000’de Rexach’a Messi’yi transfer edememeleri halinde genç oyuncunun Real Madrid de dahil olmak üzere başka kulüplere teklif edileceğini söylediğini belirtti.

PEÇETE ÜZERİNE ATILAN İMZA
Rexach, Messi ile ilgili nihai kararı vermek için Gaggioli’yi Barselona’da bir akşam yemeğine davet etti. Ancak bir sorun vardı: Rexach’ın resmi bir sözleşme hazırlayacak ya da yazdıracak zamanı yoktu.
Bu nedenle, yasal olarak bağlayıcı olacak bir belge için imzalara ihtiyaç duydu ve sözleşmeyi peçete üzerine yazdı.
Rexach, o dönem 13 yaşında olan Messi ile sözleşme yapmak için bir peçete üzerine “14 Aralık 2000 tarihinde Barselona’da, beyefendinin (menajer Josep Maria) Minguella ve Horacio’nun (Gaggioli) huzurunda, FCB teknik sekreteri Carles Rexach, Lionel Messi’nin imzalanmasına karşı olan diğer kişilerin görüşlerine rağmen, anlaşılan ücretler korunduğu sürece, kendi sorumluluğunda olduğunu taahhüt eder.” sözlerini yazdı.
Peçete, Rexach, futbol menajerleri Josep Maria Minguella ve Horacio Gaggioli tarafından imzalanarak yasal bir taahhüde dönüştü. Rexach, daha önce Diego Maradona da dahil olmak üzere birçok Barcelona anlaşmasında görev almıştı.
“EN HEYECAN VERİCİ PARÇALARDAN BİRİ”
Bonhams New York’un güzel kitaplar ve el yazmaları bölüm başkanı Ian Ehling, “Bu şimdiye kadar elime geçen en heyecan verici parçalardan biri. Evet, bu bir kağıt peçete ama Lionel Messi’nin kariyerinin başlangıcında yer alan ünlü peçete. Messi’nin hayatını, FC Barcelona’nın geleceğini değiştirdi ve dünyanın dört bir yanındaki milyarlarca taraftara futbolun en görkemli anlarından bazılarını yaşattı.” ifadelerini kullandı.

Gaggioli ise yıllar sonra bu olayı “muhteşem bir an” olarak nitelendirerek ekledi: “O peçete kördüğümü çözdü.”
“PEÇETEYİ KASADA SAKLIYORUM”
Lionel Messi’nin Barcelona ile yaptığı ilk sözleşmenin yazılı olduğu peçetenin satışa çıkmasıyla, peçeteyi ilk bulan isim olan Josep Maria Minguella açıklamalarda bulundu.
Minguella, “Avukatlarım ona baktı. Peçetede her şey vardı: benim adım, onun adı, tarih. Noter onaylı. Yasal bir belgeydi. Hayatımın geri kalanında benim bir parçam olacak. Peçete her zaman yanımda olacak. Andorra’da yaşıyorum ve peçeteyi bir bankanın içindeki kasada saklıyorum.” ifadelerini kullandı.
Peçetenin yıllardır ofisinde durduğunu belirten Minguella, Katalunya Radyosu’na yaptığı açıklamada peçeteyi Barcelona’nın müzesinde sergilemeyi teklif ettiğini ancak kulüpten bir yanıt alamadığını söyledi.
Minguella, “Şimdi avukatlarımdan peçetenin yasal sahibinin kim olduğunu ve peçeteyi satışa çıkarmak için peçeteye yasal olarak sahip olduğumuzu nasıl kanıtlayabileceğimizi öğrenmelerini isteyeceğim.” dedi.
Ayrıca Minguella, peçeteden kar elde etmek istemediğini, ancak peçeteyi Barcelona’nın müzesinde görmeyi ya da satılması durumunda gelirinin kulübün vakfına gitmesini tercih edeceğini vurguladı.
]]>İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı yönetimindeki park içeresinde meydana gelen ve elim olayla ilgili İBB Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü ile İBB iştiraki Ağaç A.Ş. görevlilerinin ihmali olup olmadığı araştırıldı. Soruşturma sonrası zaafiyetin varlığı araştırılarak raporlandı.
İHRAÇ KARARI PAYLAŞILDI
Suda Boğulma olayına istinaden hazırlanan raporda AĞAÇ A.Ş. uhdesinde işçi statüsünde bulunan Makine Teknikeri F. K., kepçe operatörü S. A. ve tesisat ustası F. C. ile 2. Bölge Şefi C.Ş. isimli personellerin gerçekleştirmiş oldukları eylemlerin şirket Disiplin Yönergesinin ‘Disiplin Cezaları’ başlıklı 4.maddesinde sayılan ‘III.İhraç’ başlıklı ceza türüne tekabül ettiği değerlendirildi.
Hükmünün tesis edilmesi maksadıyla Soruşturma Raporunun bir örneğinin AĞAÇ A.Ş. Genel Müdürlüğü Disiplin Kuruluna gönderilmesi gerektiği belirtildi.
İDARİ SORUMLULUĞU SORUŞTURULDU
İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü görevlilerinin idari sorumluluğu (disiplin) da soruşturuldu. Soruşturmada Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z.D. , Teknik Müdür Yardımcısı E. U., Küçükçekmece Bölge Şefi T.Y. ’nin, 26 Nisan 2024 tarihinde Ağaç A.Ş. görevlileri tarafından gerçekleştirilen kazı işlemi öncesinde ve sonraki süreçte haberdar edilmedikleri anlaşıldı. Kazı esnasında alanda bulunmadıkları, bu bağlamda yüklenici firma görevlileri tarafından sergilenen ihmalkar tutum ve davranışların neticesi olarak açık bırakılan 135 cm derinliğindeki çukurun su dolması nedeniyle 5 yaşında bir çocuğun boğularak hayatını kaybetmesi eyleminde doğrudan bir dahli ve illiyet bağı bulunmadığı tespit edildi.
İKİ GÜN ÖNCE SU BİRİKİNTİSİ TESPİT EDİLDİ
Raporda ayrıca ölümle ilgili doğrudan bağları bulunmamakla birlikte Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z. D., Teknik Müdür Yardımcısı E. U., Küçükçekmece Bölge Şefi T.Y. ve AĞAÇ A.Ş. yetkililerinin vuku bulan olayın gerçekleşme tarihinden iki gün önce 24 Nisan 2024 tarihinde bakım çalışmalarını kontrol ettikleri esnada parkın bir lokasyonunda çim ve yürüyüş yolu üzerinde yüzeyde bir su sızıntısı/birikintisi olduğunun tespit ettiğine yer verildi. Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z. D.’nin sorunun tespitinin yapılması ve sorunun çözülmesi için talimat verdiği bilgisi raporda paylaşıldı. “İdare kontrol teşkilatının teknik konulardaki görev dağılımına göre süreci idare adına takip edecek olan kontrol mühendisi (Makine Mühendisi) M.E.Ö’nün 24 Nisan 2024 tarihinde yapılan saha gezisindeki heyet arasında bulunmadığı (Başakşehir şefliği ofisinde bulunduğu), su sızıntısına/birikintisine dair sorunun giderilmesi yönünde (Makine Mühendisi) M.E Ö.’nün bilgilendirilmediği/haberdar edilmediği, nitekim 26 Nisan 2024 tarihinde yüklenici firma çalışanlarının idareye haber vermeksizin/bildirim yapmaksızın kazı çalışması yapıldığı, dosya içeriğinde yer alan belgelerle sübuta erdiğinin anlaşıldı” denildi.
MÜDÜR VE TEKNİK PERSONEL DE SORUŞTURULDU
Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z.D.’nin 24 Nisan 2024 tarihindeki talimatının gereğinin yapılıp yapılmadığını takip etmemesi nedeniyle “Uyarma” cezası alması raporda tavsiye edildi. Talimata yönelik işlem tesis etmeyen kontrol mühendisi (Makine Mühendisi) M. E. Ö.’nün bilgilendirme noktasında eylemsiz kaldıkları anlaşılan Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı E.U. ile Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Küçükçekmece Bölge Şefi T. Y.’nin “Kınama” cezası alması gerektiği soruşturma raporunda yer aldı.
]]>‘HER ŞEYİ DİYEBİLİRSİN AMA…’
“Bizim kültürümüzde çok daha iyiye ulaşmak için eleştirmek vardır, her zaman da olacaktır. Ama başka bir konu var. Bizleri eleştirebilirsiniz, bir takım yapıcı tenkitlerle karşımıza gelebilirsiniz. Elbette ki hatalar yapmışızdır. İş yapan insan hata da yapar. Ben Galatasaray için her konuyu, her üyemizle konuşmaya varsa daha doğrusunu bulmaya hazırım. Genel kurul iradesiyle ilerlediğimiz süreci devam eden bir projede, seçim için divana gelip imzalarını teslim ederken basının karşısına çıkıp, biraz önce de ifade etti Süheyl kardeşim, ‘Başkan bu araziyi peşkeş çekiyor’ diyemez. Her şeyi diyebilirsin ama peşkeş çekiyor diyemezsin.”
‘ÇAMUR ATMAYA KİMSE CÜRET EDEMEZ’
“Bir takım yalan ve iftiralarla kulaktan dolma bilgilerle, araştırmadan, soruşturmadan, sormadan Galatasaray’ı yanlış yönlendirmeye kimsenin hakkı yoktur. Sadece benim değil, burada birlikte görev yaptığımız pırıl pırıl insanlara çamur atmaya kimse cüret edemez.”
‘2 SENEDE BİRÇOK BAŞARIYA İMZA ATTIK’
“Geçtiğimiz 2 senede büyük mutluluklar yaşadık. İnşallah Galatasaray bu mutlulukları yaşamaya devam etsin. Bu 2 senede emek verenlerle beraber birçok başarıya imza attık. Sağ olsun, var olsunlar. Bazı arkadaşlarımızın, genel kurul ve divanlarımıza katılma alışkanlıkları olmadığı için kulübümüzle alakalı detaylı ve doğru bilgiye sahip değiller.”
“Göreve geldiğimizde Galatasaray için bir gelecek hedefimiz vardı. O da Galatasaray’ı güçlü bir mali yapıyla rekabet ettiği her branşta sürdürülebilir başarıya ulaşmış, bizden sonra geleceklere bu şekilde bir Galatasaray bırakmaktı.”
‘ADA İÇİN SON DERECE ÜZGÜNDÜK’
“İlk olarak ele aldığımız konulardan biri Galatasaray Adası oldu. Kalamış gibi sosyal tesiste bir araya gelmenin ne kadar önemli olduğuna inanıyorduk. Uzun süredir kullanılamaz halde olan ada için son derece üzgündük. Bugün sadece üyelerimizin kullanımına açık yaz ve kış hizmet veren bir tesisimiz oldu. Adamızda, Milli Emlak’a ait yerlerin irtifak tapusunu 30 yıllığına aldık. İhtilafları tümüyle ortadan kaldırdık. Çok da önemsediğim bir konu, Galatasaray Adası’nın imar iznini de aldık. Adamızın koşullarını çok daha iyi hale getirip çok uzun yıllar hizmet vermesini sağlamak için tüm gücümüzle çalışacağız. Adamıza bu yatırımları yaparken yüzme, yelken, su topu branşlarımızın yuvası olan Kalamış’ta bir takım yenilemelere ihtiyaç vardı. Bu yenilemeleri yaparak Kalamış tesislerimizin üyelerimize daha iyi hizmet verecek şekilde organizasyonunu sağladık.”
‘DEFALARCA BAHSETTİM, ANLATTIM’
“Divan toplantılarında, genel kurullarda defalarca bahsettim, anlattım. Siz de verdiğiniz destekle bu konuyu ön planda tuttum. Amacımız kulübümüzün finansal anlamda daha güçlü olması için ekstra kalemler yaratmaya ihtiyaç olduğunu her seferinde belirttim. Bunun yanında faaliyetlerimizi büyük ölçüde etkileyen Bankalar Birliği yapılandırma anlaşmasından çıkma hedefini ifade etmiştim. Amacımız, elimizdeki gayrimenkulleri geliştirme suretiyle elde edilecek fonlarla süreci yönetmekti. Bu hedefimiz doğrultusunda genel kurulları toplayıp iradenin bu şekilde olduğunu hep birlikte gördük.”
]]>Diyarbakır’a kayyum yönetimi tarafından kent dışından atanan belediye bürokratlarına yüksek maaşlar ve yönetim kurulu üyeliği huzur hakkı adıyla ek ödemeler verildiği ortaya çıktı. Bazı bürokratlar yerel seçime kadar aylık 176 bin TL’yi aşan çifte maaşlar aldı.
MAAŞ VE HUZUR HAKKI ÖDEMESİ: AYLIK 176 BİN TL
Diyarbakır Belediye Başkanı seçildikten sonra, belediye başkanı makamında mermer döşemelerle yapılan lüks harcamayı kamuoyuna duyuran HDP’li Selçuk Mızraklı’nın tutuklanmasının ardından atanan kayyum yönetimi kent dışından bazı bürokratları belediyede görevlendirmeye başladı.

Önce Mersin’den Diyarbakır’a getirilen Vedat Güngör Belediye’de Genel Sekreter Yardımcısı yapıldı.
Güngör, bu görevinin yanı sıra belediye şirketi MED A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görevlendirildi.
2020 yılında Mersin Üniversitesi Genel Sekreteri iken kızlarını rektörlük kadrosundan işe soktuğu gerekçesiyle ”akraba kayırma” iddialarıyla gündeme gelen Vedat Güngör’e Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi 31 Mart 2024’e kadar maaş ödemeyi sürdürdü. Güngör’ün son maaşı Genel Sekreter Yardımcısı olarak 80 bin 200 TL, huzur hakkı da 96 bin 300 TL oldu.
Toplam 176 bin 500 TL aylık alan Güngör, yerel seçimde DEM Parti’nin belediye başkanlığını kazanmasının ardından görev yaptığı üniversiteye geri döndü.
Güngör, Diyarbakır’da görev yaptığı son bir yılda belediyenin kent dışından hasta getiren yurttaşlar için kurduğu ancak “ithal bürokratlar” için otel gibi düzenlenen hasta yakını misafirhanesinde konakladı.
“İTHAL BELEDİYE BÜROKRATI” ELEŞTİRİSİ
Kent halkı, belediye görevlerinin yanı sıra huzur hakkı da alan ve tamamı başka illerden getirilen yöneticileri yerel basında zaman zaman yayınlanan haberlerle tanıdı ve “ithal bürokrat” tanımlamasıyla anmaya başladı. Kent dışından Diyarbakır’a atanan ve çifte maaş alan yöneticiler arasında Genel Sekreter Yardımcısı Bülent Civelek (aynı zamanda MED A.Ş. Yönetim Kurul Üyesi), İnsan Kaynakları Daire Başkanı Ali Yücel (aynı zamanda Personel A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi), Kültür Daire Başkanı Ali Çelik (aynı zamanda Personel A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi), Destek Hizmetleri Daire Başkanı Sedat İpek (aynı zamanda Personel A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi) bulunuyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı görevine Ordu Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliğinden getirilen Bülent Civelek’in aylığı 77 bin 600 TL’si maaş, 96 bin 300 TL’si huzur hakkı olmak üzere toplam 173 bin 900 olarak ödendi. Ali Yücel, Ali Çelik ve Sedat İpek’e 5 bin 900’er TL’si huzur hakkı olmak üzere 52 bin ila 37 bin TL arasında maaşlar ödendi.
BELEDİYE KAYNAKLARIYLA “OTEL KONFORU”
Kayyumların farklı tarihlerde atadığı, aralarında Güngör, Civelek, Yücel’in de olduğu dokuz yönetici Diyarbakır’da oldukları dönemde belediye kaynaklarıyla konaklamayı tercih etti. Bunun için belediyenin kent dışından Diyarbakır’a hastalarını getiren hasta yakınlarının gecelemesi için kurduğu misafirhanede bazı odalar bu yöneticilere tahsis edildi.
Misafirhanenin bir otel konforunda yeniden düzenlendiği, odalara klima, buzdolabı ve mobilyalar yerleştirildiği, belediye bürokratlarının da herhangi bir ücret ödemeden misafirhaneye sonradan eklenen oda hizmeti, ütü, kuru temizleme, temizlik gibi hizmetlerden faydalandıkları ortaya çıktı.
ANKA Haber Ajansı’nın görüşlerine başvurduğu bu isimler aldıkları maaş ve ödemelerin “yasa ve yönetmelikler kapsamında” olduğunu vurguladı.
Kamu kaynağı israfı yönündeki iddiaları reddeden bürokratlar, belediye misafirhanesinde konaklamalarının da belediye uygulama ve mevzuatına aykırı olmadığını dile getirdi. İsminin yayınlanmasını istemeyen bir bürokrat “misafirhaneye kim ödeme yapmış ki ben yapayım” yanıtını verdi.
SAYIŞTAY DENETİMİNDE DE USULSÜZLÜKLER TESPİT EDİLMİŞTİ
Kayyum yönetiminde yapılan bazı usulsüz uygulamalar Sayıştay’ın denetim raporlarına ve TBMM gündemine de yansımıştı. Sayıştay’ın 2021 raporuna göre, MED Kentsel ve Sosyal Hizmetler Sanayi Ticaret A.Ş. 2021 yılı içinde tedariki gerçekleştirilmiş olan dört adet yazar kasa demirbaş olarak kayıt edilmeyerek doğrudan gider gösterildi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile protokol tanzim edilerek belli bir süreliğine kiralanmış olan taşınmazlar, daha uzun süreler ile üçüncü kişilere kiralandı. Üçüncü kişilere kiralanan Belediye taşınmazlarının kira bedelleri defalarca vaktinde ödenmemesine rağmen Şirket tarafından sözleşme fesih işlemi yapılmadı.
Belediyeden kiralanan 320 araçlık otopark, sözleşmesinde üçüncü kişilere devir yapılamayacağı belirtilmiş olmasına rağmen, üçüncü kişiye kiralandı. Ağaç, çalı, bitki ve lale soğanı alımları ihalesiz olarak yapıldı.
Minibüs hatları ihalesiz şekilde süresiz kooperatiflere verildi. Taşınmazlar için elektrik tüketim vergisi ödenmedi ve sosyal konutlarda oturma süresine uyulmadı.
]]>Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında yerleştirilmesi planlanan 20 adet yeni ‘Çok Disiplinli Tsunami Erken Uyarı’ istasyonlarından 19’unu devreye aldı.
Yapımı devam eden İmralı istasyonunun devreye alınmasıyla birlikte daha önce yapılan 28 istasyonla birlikte toplam erken uyarı sistemi sayısı 48’e ulaşılmış olacak.
Türkiye genelinde faaliyet gösteren istasyonlar sayesinde depremin ardından 7 dakika içerisinde tsunami olup olmayacağı yönünde vatandaşların uyarılabileceğini belirten Kandilli Rasathanesi Müdürü Haluk Özener, istasyon sayısını arttırarak süreyi 4 dakika seviyesine indirmeyi planladıklarını söyledi.

“13 FARKLI ÜLKEDE 19 TANE KURUMA TSUNAMİ UYARI MESAJI YOLLUYORUZ”
Tsunami Erken Uyarı Sistemi hakkında bilgi veren Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Haluk Özener, şöyle konuştu:
– Hepimizin bildiği gibi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü sadece Türkiye’de değil, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve bağlantılı denizlerde tsunami uyarı merkezi. Bu merkezin görevi sadece Türkiye’ye değil bize abone olan 13 farklı ülkede 19 tane farklı kuruma biz tsunami uyarı mesajı yolluyoruz.
-Bir denizde bahsetmiş olduğum denizlerde veya karadan 100 kilometre içeride, 5 buçuğun üzerinde bir deprem olduktan sonra bu depremlerin tsunami yaratma riski bulunuyor.
-Enstitümüzde bu konuda bir depremden sonra arkadaşlarımız bir algoritma çalıştırdıktan sonra bunun bir tsunami yaratma imkanı varsa bunu Türkiye’de AFAD aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılıyor. Onun dışında dediğim gibi farklı ülkelere gönderiliyor” ifadelerini kullandı.
“MARMARA DENİZİ’NDE TSUNAMİ OLMA RİSKİ VAR”
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün 10 yılı aşkın süredir bu konuda yetkili olduğunu söyleyen Haluk Özener, şöyle konuştu:
-Sadece Türkiye içinde değil, bakın şu ana kadar Harita Genel Müdürlüğü’nün kurmuş olduğu 20 tane deniz seviyesi istasyonlarının verileri Kandilli’ye geliyor. Bizim kurmuş olduğumuz 8 tane daha öncesinde deniz seviyesi istasyonları var.
-Tsunami istasyonları diyoruz, mareograf diyoruz. Fakat önceki 8 tanenin farklılıkları, içinde sismik gözlem yapan cihazların da olmasıydı. Bununla birlikte İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında, tabii ki bunun büyük ölçekteki organizasyonda TARAP, Türkiye Afet Risk Azaltma planı.
-Marmara Denizi çevresinde yakın alan tsunamisini belirlemek için Kandilli’ye verilmiş bir görev var. Yani hepiniz biliyorsunuz olası bir Marmara depremi, Marmara Denizi içinde olacak ve özellikle meydana gelecek heyelanlardan dolayı tsunami olma riski var.
-Biz de mümkün olan en kısa sürede vatandaşlarımıza tsunami riskine karşı haberdar etmek için bu istasyonları kuruyoruz. Bu görev bize verildi.

“TARAP KAPSAMINDA 50 TANE İSTASYONU TAMAMLAMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”
Projenin bütçesinin Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığı tarafından tahsis edildiğini belirten Özener, şu ifadeleri kullandı:
-Marmara Denizi çevresinde 20 tane ilk etapta tsunami istasyonu kurmaya başladık. Bunların 19 tanesini hayata geçirdik. Bu istasyonlar sadece deniz seviyesi gözlem istasyonu değil, aynı zamanda içinde sismik gözlem cihazlarının olduğu, meteorolojik parametrelerin gözlemlendiği istasyonlar, bu istasyonların bazılarında da GNSS alıcıları var. Yani yer kabuğu hareketlerini belirleyen istasyonlar var.
-Ekranda da gördüğünüz üzere Marmara Denizi’nin çevresine yani farklı illerde Yalova, Bursa’ya bağlı, Balıkesir’e bağlı istasyonlarımız var. Tekirdağ’da var, Edirne’nin sahil kesimlerinde var.
-Denizin içine İstanbul’da, Büyükada’da, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda, aynı zamanda en son istasyon da İmralı Adası’na kurulacak. Bunlarla ilgili gerekli bütün izinler kurumlardan alınmış vaziyette.
-Dediğim gibi son bir tanesi kaldı. İstasyon sayısı 47 oldu, 48 olacak ve bundan sonraki aşamada da bu istasyona biz sadece Marmara özelinde değil, tüm kıyı şeridinde, Türkiye’nin etrafında sayılarına 30 tane daha ilave etmeyi düşünüyoruz.
-Toplam İRAP dolayısıyla TARAP kapsamında 50 tane istasyonu tamamlamayı düşünüyoruz.
“4-5 DAKİKA CİVARLARINA İNDİRMEYİ PLANLIYORUZ”
Sistemin ne kadar süre önce uyarı vereceğini de açıklayan Özener, şöyle konuştu:
-Uluslararası standartlarda biz bir deprem olduktan sonra 7 dakika içerisinde bir tsunaminin olup olmayacağını AFAD üzerinden vatandaşlarla paylaşacağız. Dolayısıyla uluslararası standartlar 7 dakika, Marmara Denizi için istasyon sayımızı ne kadar arttırırsak bu uyarı mesajını daha erken verme şansımız var.
-Biz bunu 4-5 dakika civarlarına indirmeyi planlıyoruz. Yine enstitümüzün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile birlikte yürütmüş olduğu projeler kapsamında, tüm Marmara Denizi içindeki İstanbul’a bağlı ilçelerde tsunami tahliye tabelaları kuruldu.
-Dolayısıyla tsunami konusunda gerçekten İstanbul üzerinde özellikle çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Bununla birlikte özellikle vatandaşları bir konuda uyarmak istiyorum. Yani bizden uyarı beklemelerine de gerek yok aslında.
-Olası bir Marmara depreminde, deniz kıyısındaysanız yani kıyıya yakın yerlerdeyseniz deprem olduktan sonra meraklı gözlerle deniz kenarına gidip de denizin çekildiğini seyretmektense mümkün olan en hızlı sürede kendinizi güvende hissedeceğiniz ve yüksek rakımlı yerlere doğru kendinizi tahliye etmenizde fayda var.

İlaç o kadar popüler bir hale geldi ki, ünlü bir ismin aniden çok daha zayıf göründüğünde, Ozempic kullandığının varsayılmasında şaşılacak bir şey yok.
Hollywood oyuncusu Melissa McCarthy, Instagram sayfasına son yıllardaki en ince görünen fotoğrafını yüklediğinde, takipçilerinin çoğu kendisinin ilacı kullanıp kullanmadığını merak etti.
53 yaşındaki McCarthy, kilolarıyla mücadelesinden bahsetti ve ünlü tasarımcıların kendisini kırmızı halı etkinliklerinde giydirmeyi reddettiğini açıkladı.
McCarthy’nin söz konusu ilacı kullanarak zayıfladığı iddia ediliyor, peki başka hangi ünlülerin Ozempic kullandığını ve ne kadar zayıfladıklarını biliyor musunuz?
REBEL WİLSON
Avustralyalı aktris, hedef ağırlığı olan 75 kg’ya ulaşmak için dört yılda 36 kilo kaybetti. 2020’yi “sağlık yılı” olarak nitelendirerek fazlalıkların çoğunu attı ve hayatında sağlıklı beslenme ve egzersize yer açtı.

Ancak anı kitabı “Rebel Rising”in tanıtımını yaparken Ozempic’i kullandığını itiraf etti. 44 yaşındaki yıldız, kilo verdikten sonra yeni şeklini korumasına yardımcı olmak için ilacı kısa bir süre kullandığını söylüyor.

AMY SCHUMER
Komedyen Schumer, Haziran 2023’te yapılan bir röportajda bir yıl önce bu ilacı aldığını itiraf etmiş ancak yan etkiler nedeniyle kullanmayı bırakmıştı.

İstenmeyen vücut yağlarını ortadan kaldıran kozmetik bir prosedür olan liposuction yaptırdığını da kabul eden Schumer, Ozempic’in yaygın olarak kullanıldığının Hollywood’da açık bir sır olduğunu ve birçok yıldızın nasıl zayıfladıkları konusunda yalan söylediğini belirtti.

OPRAH WİNFREY
70 yaşındaki talk show sunucusu yakın zamanda kilosu hakkında gülmenin Amerika’da ulusal bir eğlence haline geldiğini söyledi.

30 kilo vermesiyle ve sonrasında hızla geri almasıyla sonuçlanan, yalnızca sıvı içeren bir diyet de dahil olmak üzere moda diyetleri denediğini itiraf etti. Aralık ayında Winfrey, söz konusu kilo verme ilacı kullandığını itiraf etti ve içinin rahat olduğunu söyledi.
ELON MUSK

Kasım 2022’de milyarder, 182 milyon takipçisine 13 kg kaybettiğiyle övünmek için X’i kullandı. Bu kadar fit ve sağlıklı görünmesinin sırrının ne olduğu sorulduğunda, Musk, “Aralıklı oruç + Ozempic + yakınımda lezzetli yemek yok.” cevabını verdi.

SHARON OSBOURNE
Osbourne, kilo verme mücadelesi konusunda oldukça dürüst. 71 yaşındaki ünlü isim, zayıflamasının Ozempic’e bağlı olduğunu itiraf etti.

Mail’e yaptığı açıklamada, “Geçen aralık ayında kendime Ozempic enjekte edilmesi için başvurdum… 19 kg kaybettim. Aslında 4 kilo almam gerekiyor ama ne kadar yersem yiyeyim aynı kiloda kalıyorum.” dedi.

ROBBIE WILLIAMS
Williams, gençliğinden beri kilolarıyla mücadele ediyor.

50 yaşındaki şarkıcı, Netflix dizisinin tanıtımını yaparken şu anki fiziğinin “Ozempic gibi bir şey” alması nedeniyle olduğunu söyledi. Kendisinin “tip 2 kendinden nefret etme” sorunu yaşadığını söylerken enjeksiyonları “bir mucize” olarak nitelendirdiğini söyledi.
Not: Bu ilacı kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmanızı tavsiye ederiz.
]]>Antalya 3’üncü İdare Mahkemesi’nin iptal kararı, Danıştay’dan ‘bilirkişi raporu eksik’ denilerek iade edildi. Keşif yapılmadan eksiklik giderildi, ancak mahkeme yeniden iptal etti ve karar geçen yıl Danıştay tarafından onandı.

130 KÖYLÜ DAVALARA MÜDAHİL OLDU
130 köylü ikinci davayı ise Toprak Koruma Kurulu’nun, alanın tarım dışı kullanımına izin veren kararının iptali için açtı. Antalya 3’üncü İdare Mahkemesi bu davada da iptal kararı verdi. Konya’da istinaf mahkemesine yapılan itiraz sonrası, bilirkişi heyetinin raporu yine eksik görüldü ve iade edildi. Geçen hafta bilirkişi heyeti, aynı alanda üçüncü kez keşif yaptı.
Köylülerin avukatı Tuncay Koç, Dereköy’de 39 hektarlık mutlak tarım arazisi üzerinde 2021 yılında kömür ocağı açılmasına yönelik ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının iptaline yönelik dava hazırlanırken, proje dosyası içinde Toprak Koruma Kurulu kararına göre 39 hektar tarım arazisinin, Toprak Koruma Kanunu dışına çıkarıldığını gördüklerini söyledi.

Tarım vasfı niteliğini değiştiren bu kararın iptali için de aynı yıl dava açtıklarını belirten Koç, “2022 yılında ise bakanlık, alanın 8 hektarlık kısmında ‘kamu yararı’ olduğunu kabul etmiş. Bu işlemi öğrenince o işleme de dava açtık. ÇED Gerekli Değildir kararı davasında bilirkişi raporları doğrultusunda mahkeme iptal kararı verdi. Karar Danıştay’dan geçerek, onandı. Dolayısıyla şirket şu aşamada Dereköy yaylasında ‘ÇED Olumlu’ kararı almadan hiçbir faaliyette bulunamaz” dedi.

İKİNCİ DAVA TOPRAK KORUMA KURULUNA
İkinci davada mahkemenin Toprak Koruma Kurulu kararına karşı ilk bilirkişi heyetinin raporu doğrultusunda iptal kararı verdiğini belirten Koç, şunları söyledi:
“Biz davayı kazanıyoruz, üst mahkemeler bozuyor. Bu sefer de Konya’da istinaf mahkemesi ‘eksik inceleme var’ gerekçesiyle kararı bozdu. Bu nedenle geçen hafta Korkuteli Dereköy’de üçüncü defa keşfe gidildi.
Bu, Antalya’da açtığımız, 130 davacının olduğu en kalabalık davalarımızdan biri. Çünkü Dereköylü orada kesinlikle kömür ocağı istemiyor.
Arazi çok değerli, mutlak sulu tarım arazisi, böyle bir arazinin kömür ocağı için tarım vasfının değiştirilmesi, tarım dışına çıkarılması kamu yararınca uygun değil”
BİLİRKİŞİ RAPORU BEKLENİYOR
Dünyanın en değerli topraklarından birinin tarım toprağı olduğuna dikkati çeken Koç, “Bunu dört yıllık bir kömür ocağı yerine ikame etmek mümkün değildir. Oradaki toprak binlerce yıldır burayı beslemiştir. Binlerce yıldır da torunlarımızı besleme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle verilen kararın Toprak Koruma Kanunu’na da uygun olmadığını düşünüyoruz. Bilirkişi raporu şu anda bekleniyor. Bu rapor neticesi mahkeme yeniden bir karar verecek” dedi.
ÜRETİLEN MEYVELER İHRAÇ EDİLİYOR
Buradaki tarım arazilerinde çok nitelikli erik, kayısı, vişne gibi meyve ve hububat üretimi yapıldığını anlatan Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meyveler özellikle erik ve vişne ihraç ediliyor ve döviz kazandırılıyor. Durmadan gelir getiren, döviz getiren bir alana 4 yıllık faaliyet uğruna, özellikle bütün dünyanın üretiminden artık çekildiği, kullanmaktan imtina ettiği kömür gibi bir enerji kaynağıyla ikame etmek akıl dışı bir karar.
Dolayısıyla mahkemenin bu akıl dışılığın önüne geçeceğine güveniyoruz. Zaten ilk ÇED Gerekli Değildir kararı iptal edildi.
Dolayısıyla köylüler bu haklı mücadelede öne geçti. Şimdi Toprak Koruma Kurulu davasında da önce bilirkişi raporunu bekliyoruz, sonra kararı bekleyeceğiz”
]]>
“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ GİBİ AB’NİN TEMEL ALDIĞI DEĞERLER GERİLEME SÜRECİNDE”
İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “‘Avrupa Günü’nü kutlamak, önem verdiğimiz ortak değerlerimizi hatırlamak için iyi bir fırsat. Bizim için AB, her şeyden önce demokratik bir barış projesidir. Uluslar arasındaki birliğin, etnik köken, dil veya din farkı gözetmeksizin demokratik ve insani ideallerin bayrağı altında kurulabileceğinin bir kanıtıdır. Ancak, uzun bir süredir AB hem içeride hem de sınırlarının dışında yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı.
* Euro krizi ve 2010’ların başındaki göç baskısıyla artan sorunlar, Brexit, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve son olarak Gazze’de yaşanan insanlık trajedisinin ortaya çıkmasıyla derinleşti. Bu jeopolitik çalkantıların sonuçları, Avrupa’daki liberal demokrasileri adalet, insan hakları ve özgürlükler üzerinden test ediyor. Hükümetlerin bu sorunlara halkın beklentileri yönünde cevap verememesi, popülist otoriter liderlere doğru bir kaymaya yol açıyor. Esasında, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gibi AB’nin temel aldığı değerler maalesef küresel olarak da gerileme sürecinde.

“BU DEMOKRATİK KRİZ DÖNEMİ, AVRUPA VE TÜRKİYE İÇİN NE ANLAM İFADE EDİYOR?
* Peki içinde bulunduğumuz bu demokratik kriz dönemi, Avrupa ve Türkiye için ne anlam ifade ediyor? Geçen hafta sonu Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun daveti üzerine, Avrupa’nın yaşadığı demokratik krizi ele almak üzere sosyal demokrat belediye başkanlarıyla Paris’te bir araya geldik. Orada da şu soruyu sordum: Kendisini ‘demokratik ideallerin muhafızı’ olarak konumlandıran Avrupa, bu değerleri tutarlı bir biçimde savunduğunu samimiyetle söyleyebilir mi? Göçmen ve mülteci sorununun AB dışındaki ülkelere aktarılmaya çalışılması, bunun aksini göstermektedir.
* Konu, mültecilerin Avrupa ülkelerinde barınmasına izin verilip, verilmemesi değil, onların Türkiye gibi, Avrupa sınırı dışındaki ülkelerde tutulmasının politika haline getirilmesidir. Bu durum, mülteci meselesinin popülist ve yabancı düşmanı siyasi söylemlerde kullanılmasına zemin hazırlıyor ve sağ otoriterlik Avrupa’da güçleniyor. Oysa, Türkiye ve İstanbul, dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke ve şehirlerin başında geliyor. Buna rağmen, Türkiye’de demokratların güçlenmesi önemlidir.

“BİZİM GİBİ, AVRUPA İDEALİNİ ÖNEMSEYEN İNSANLARI ENDİŞELENDİREN…”
* Avrupa’daki mevcut hükümetlerin Gazze’de yaşananlara verdikleri, daha doğrusu veremedikleri cevap da Avrupa’nın insani değerlerinin farklı coğrafyalarda tutarlı bir şekilde savunulamadığı anlamına geliyor. Aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu on binlerce masum Filistinlinin, tüm dünyanın gözlerinin önünde katledilmesinin daha yüksek bir sesle eleştirilmesi ve kınanması gerekmez mi?
* Bazı hükümetler, bırakın kendileri bunu yapmayı, bunu yapan vatandaşlarının toplantı ve gösteri haklarını, ifade özgürlüklerini kısıtlama yoluna gidiyor. Bu ise, Avrupa’nın demokratik değerler üzerinde yükselen evrensel bir barış projesi olma niteliğinin sorgulanmasına yol açıyor. Bizim gibi, Avrupa idealini önemseyen insanları endişelendiren en önemli konulardan birisi budur.

“İSRAİL’İN REFAH’A ASKERİ HAREKATINI YİNE İZLEMEKLE Mİ YETİNECEĞİZ?
* İsrail’in, dün, ateşkes teklifini reddederek, 1,5 milyon Filistinlinin sığındığı Refah kentine askeri harekat başlatmasını da yine izlemekle mi yetineceğiz? Avrupa’yı ve insani değerlere önem veren tüm ülkeleri, bu vahşete ‘dur’ demeye çağırıyorum. Gazze’de olanlar, insanlık tarihinde kara bir leke haline gelmiştir. Buna daha fazla izin verilmemelidir. Önümüzdeki dönemde AB’nin kendi iç demokrasi mücadelesine devam edeceğini gözlemliyorum.
* Haziran ayında gerçekleşecek Avrupa Parlamentosu seçimlerini, dikkatle takip edeceğiz. Türkiye’de ve Avrupa’nın diğer bazı ülkelerinde karşılaştığımız demokratik gerilemeye, ancak kapsayıcı, katılımcı ve halkın sesine kulak veren yeni bir siyaset kültürü ve bu anlayışla inşa edeceğimiz siyasal ve ekonomik kurumlarla çözüm bulabiliriz.

“MART 2024 YEREL SEÇİM SONUÇLARI, TÜRKİYE’DEKİ DEMOKRATİK GERİLEMEYE SON VERDİ”
* Türkiye de kendi içinde derinleşen bir demokrasi krizinden geçiyor. Ülkemizde son 10 yılda kurumsal yapı zayıflatıldı. Arkasından tek bir lider etrafında otoriter bir siyasal rejim şekillendi. Mart 2024 yerel seçim sonuçları, Türkiye’deki demokratik gerilemeye son verdi. Seçmen, muhalefeti güçlendirerek, siyaset zeminindeki meşruiyeti yeniden dağıttı. Bu sonuç, demokrasimizin dayanıklılığının göstergesidir. Bu zor zamanlarda Türk halkı demokratik değerlere olağanüstü bir bağlılık gösterdi. İstanbul’da geçtiğimiz 5 yıl boyunca, siyasi görüşü ne olursa olsun, İstanbulluların her kesimine hizmet götürdük. Kutuplaşmanın ilacı buydu.
* ‘İstanbul İttifakı’ adı altında kapsayıcı bir toplumsal hareket inşa ettik. Dahası; halkın endişelerini dinlemenin ve bunlara uyum sağlamanın önemini gösterdik. Toplumla, güçlü ve samimi bir iletişim kurduk. Bu siyasi zeminde CHP, liyakatli adaylarla halkın karşısına çıktı ve ülke genelinde her kesimden 3,5 milyondan fazla yeni seçmen kazandı. Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 65’inden fazlasını ve ekonomisinin, neredeyse yüzde 80’ini oluşturan belediyeleri, sosyal demokrat belediye başkanları yönetiyor. CHP, Türk siyasetinin yeni ağırlık merkezi haline geldi.
“BİRLEŞİK VE DEMOKRATİK BİR AVRUPA, TÜRKİYE’NİN KATILIMI OLMADAN GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ”
* Avrupa, kendi demokratik sorunlarıyla mücadele ederken, Türkiye’nin rolü sıklıkla göz ardı edilmektedir. AB’nin, ‘önce Avrupa’ vizyonunun demokratik bir Türkiye’yi kucaklaması gerektiğini fark etmesi elzemdir. Avrupa’ya yönelik varoluşsal tehditlerle mücadele, Türkiye’yi de içeren kapsayıcı bir yaklaşımı gerektirmektedir. CHP olarak biz, Türkiye’yi her zaman Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak gördük ve kendimizi Avrupa meseleleri ve çözümlerinin paydaşı olarak konumlandırdık.
* İddiamız şudur: Birleşik ve demokratik bir Avrupa, Türkiye’nin katılımı olmadan gerçekleştirilemez. Bu nedenle, AB’nin genişleme politikaları tartışılırken, Türkiye’nin adının geçmemesi, 60 yıldır süregelen ortaklık ilişkisinin ve 20 yılı aşkındır devam eden üyelik sürecinin yok sayılması kabul edilemez.
“SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL, AVRUPA’DA DA İLHAM KAYNAĞI OLMAYI SÜRDÜRECEK”
* Büyükelçi Meyer-Landrut’un konuşmasında bahsettiği gibi, İstanbul’un karbon-nötr bir şehir olması ve iklim değişikliğine adaptasyon programı gibi AB ile beraber başarılı projelere de imza attık. Fakat bunlar yeterli değil. Önümüzdeki dönemde, AB’nin yerel yönetimlerle daha yakın çalışmasını ve etkisi halkımız tarafından da hissedilebilen projeleri birlikte hayata geçirebilmeyi hedeflemeliyiz. İstanbul’daki yönetim anlayışımızın temelinde, demokrasi ve katılımcılığın olduğunun altını çiziyorum. Bunu, son 5 yıl içerisinde yaptığımız icraatlarla kanıtladık. İnsanı odağımıza alıyor, ayrım gözetmeden 16 milyon İstanbulluya eşit hizmet veriyor, şehri yurttaşlarla birlikte yönetiyoruz. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde de aynı anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Katılımcı ‘İstanbul Modeli’, sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da ilham kaynağı olmayı sürdürecek.”
]]>Kanununun verdiği yetki çerçevesinde KDV oranlarının günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre “Cumhurbaşkanı” tarafından belirlendiği ifade edilen açıklamada, “Mal ve hizmetler itibarıyla halihazırda 3 farklı oran uygulanmaktadır. Temel gıda maddelerinin yer aldığı 1 sayılı listedeki mallar için oran yüzde 1’dir. Yeme-içme, sağlık, eğitim, tekstil, konaklama gibi bazı mal ve hizmetlerin yer aldığı 2 sayılı listedeki mallar için oran yüzde 10’dur. Bu iki listede yer almayan mal ve hizmetler ise genel oran olan yüzde 20’ye tabiidir.” denildi.
KDV TEBLİĞ DÜZENLEMESİNE NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?
Açıklamada, yeme içme sektöründeki bazı lokanta ve kafelerle ilaç dışında çeşitli ürünleri satan eczanelerin, oran farklılığını istismar ettiği ve rekabet eşitliğini bozduğunun tespit edildiğine işaret edilerek, fiyatları KDV dahil olarak belirlenen lokanta veya kafelerde, yeme içme hizmeti karşılığında yüzde 10 KDV hesaplaması gerekirken, bu hizmet yerine market gibi et, su, meyve suyu ve benzeri ürünleri satmış gibi göstererek KDV’nin yüzde 1 olarak hesaplandığının görüldüğü belirtildi.
Bu işletmelerin vatandaştan aldığı yüzde 10’luk KDV tutarını fiş veya faturada yüzde 1 olarak gösterdiğine işaret edilen açıklamada, “Aynı şekilde KDV oranı yüzde 10 olan ilaç ve benzeri tıbbi ürünlerin yanında KDV oranı yüzde 1 olan gıda takviyesi içeren ürünleri satan eczanelerin, KDV dahil belirlenmiş fiyatlar üzerinden satış yaptıkları halde tüm satışlarını gıda takviyesi içeren ürün gibi göstermek suretiyle yine vatandaştan aldığı yüzde 10 KDV’yi devlete vermedikleri görüldü.” ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, bu örneklerin sürekli arttığı dikkate alınarak istismarın önüne geçmek ve bu konudaki tereddütleri gidermek maksadıyla konuya açıklık getiren tebliğin hazırlandığı belirtilerek, “Tebliğ ile KDV oran artışı yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla Tebliğ ile herhangi bir oran artışı yapılmamıştır.” bilgisine yer verildi.
“YENİDEN DÜZENLENECEK”
Yeme içme hizmeti sunan işletmelerin, gıda maddelerini olduğu gibi satmadığı, bu ürünlerden hazırlanmış bir yemeği veya içeceği hizmet şeklinde müşterilerine sunduğu aktarılan açıklamada, bu hizmetle beraber sunulan tuzun, karabiberin, peçetenin, ıslak mendilin veya ikram edilen çay ya da kahvenin ayrı fiyatlandırmasının söz konusu olmadığı vurgulandı.
Açıklamada, tüm bunların yeme içme hizmetinin bir parçası olduğu için hizmet bedelinin tüm maliyetler dikkate alınarak belirleneceği ifade edilerek buradaki KDV’nin yüzde 10 olduğunun altı çizildi.
Söz konusu işletmelerin düzenledikleri fiş veya faturada doğru KDV oranı belirttiği takdirde vatandaşın ödediği verginin Hazine’ye gideceği, aksi halde ise işletmenin kasasında kalacağı belirtilerek şunlar kaydedildi:
“Sayın Bakanımız Mehmet Şimşek birçok kez genel KDV oranında artış olmayacağını ifade etmiş, ancak, indirim, istisna ve muafiyetlerin gözden geçirileceğini, etkin olmayanların kaldırılacağını, kayıt dışılıkla mücadelede suistimale açık, vergi kayıp ve kaçağına sebebiyet veren alanların yeniden düzenleneceğini belirtmiştir. Halihazırda KDV oranlarında artış yapılmasına yönelik herhangi bir çalışma bulunmamaktadır.”
]]>
Ölen Fadime Aslan’ın diğer kızı Emine Atalay (32), çocukları Hasan Atalay (11), Ali Cemal Atalay (8), Fadime Aslan (6) ve sürücünün yanındaki Ceylin Naz Övüş (16) yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan Emine Atalay da kurtarılamadı. Kazadan sonra gözaltına alınan Sefa Selvi ise işlemleri sonrası tutuklandı.
89 METRE FREN İZİ
Kaza tespit tutanağında caddedeki azami hız limitinin otomobiller için 82 kilometre olduğu, ancak Selvi’nin otomobilinin 111-120 kilometre hızla gittiği, fren izi uzunluğunun da 89,6 metre olduğu belirtildi. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamedeki bilirkişi raporuna göre de kaza yerindeki aydınlatma lambalarından birkaçının çalışmadığı, ancak farların etkisiyle görüş açısının yeterli olduğu ve sürücünün hız limitinin üzerinde seyrettiği için kazanın meydana geldiği ve birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verdiği ifade edildi.
“YOLDA AYDINLATMALAR YETERSİZDİ”
İddianamede Sefa Selvi’nin savcılıkta alınan ifadesi de yer aldı. Selvi, bir anda karşısına kalabalık bir grubun çıktığını belirterek, “Direksiyonu refüje doğru kırdım, frene bastım, ancak duramadım. Yolda aydınlatmalar yetersizdi; bu yüzden yayaları göremedim, hayatımda hiç uyuşturucu madde kullanmadım. Olay öncesinde protein tozu ve enerji içeceği almıştım. Zaten alkol testim olumsuz çıktı. O gün spora giderken 1,5 litre protein tozu içmiştim. Bir önceki gece de 1 litre enerji içeceği içmiştim” dedi.
Selvi hakkında ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar, ‘Taksirle yaralama’ suçundan ise 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianame, Konya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.
“HAYATINI KAYBEDENLERİN AİLELERİ BANA HAKKINI HELAL ETSİN”
Tutuklu Sefa Selvi’nin yargılanmasına başlandı. Duruşmaya kazada ölenlerin yakınları Hamza Aslan ve Ramazan Aslan, tutuklu olarak yargılanan Sefa Selvi ve taraf avukatları katıldı. Sürücü Selvi savunmasında, fren yaptığını, ama duramadığını belirterek “Akşamüstü arkadaşımla, onu eve bırakmak için yola çıktım. Sancak tramvay durağının orası karanlıktı. Karanlıktan bir şey geldiğini gördüm. Fren yaptım, ama duramadım. Çarpmamak için refüje manevra yaptım, ancak kazayı engelleyemedim. Kazanın ardından ilk kız arkadaşımın durumuna baktım. Sonra ise aşağı inerek ambulansı aradım. Kaç kilometre hızla gittiğimi hatırlamıyorum. Hayatını kaybedenlerin aileleri bana hakkını helal etsinler” dedi.
“ÇOK KİŞİYDİK, ŞİMDİ AZALDIK”
Kazadan yaralı olarak kurtulan Fadime Aslan da tanık olarak dinlendi. Ses ve görüntü bilişim sistemiyle (SEGBİS) adli görüşme odasında (AGO) psikolog eşliğinde ifade veren Fadime Aslan, “Sadece anneannemin elini tuttuğumu hatırlıyorum. Çok kişiydik, şimdi azaldık” dedi.
Kazada eşi Sultan, kızları Elif ve Fadime Aslan’ı kaybeden Hamza Aslan, “Kaza olduğunda ben şehir dışında çalışıyordum. Kazada kayınvalidem, eşim ve 2 kızımı kaybettim şikayetçiyim” diye konuştu.
Kazada annesini, 2 ablası ve yeğenlerini kaybettiğini söyleyen Ramazan Aslan ise “Şikayetçiyim. En ağır şekilde ceza alsın” ifadelerini kullandı.
“YOLDA KARARTI OLDU”
Sürücü Sefa Selvi’nin yanında bulunan ve kazadan yaralı olarak kurtulan Ceylin Naz Övüş de tanık olarak ifadesinde “Sefa beni eve bırakacaktı. Yol karanlıktı. Bir anda yolda karartı oldu ve kaza anını gördüm. Arabanın hızını bilmiyorum” dedi.
Olay sırasında aynı istikamette ilerleyen başka aracın sürücüsü Fatih Büyükkurt da “Sol şeritteydim. Hızım 60-70 kilometre vardı. Arkamdan gelen araç selektör yapınca, sağ şeride geçtim. 100 metre sonra ise kazayı gördük. Paramedik olduğum için ilk müdahaleyi yapmak için koştum” diye konuştu.
“KAZAYI O YAPMASAYDI, BEN ÇARPACAKTIM”
Tanık olarak dinlenen başka bir sürücü Sefa Ayhan da kazaya yakın mesafede olduğunu söyledi. Kaza yapan aracın, kendisini solladığını belirten Ayhan, “Olay günü şehir merkezi istikametine seyir halinde olduğum sırada araç sağımdan beni geçti. Bir anda gaza yüklendi ve hızlandı. Beni geçmesiyle kaza meydana geldi. Eğer kaza yapmasaydı, büyük ihtimalle ben çarpacaktım. Çünkü yayaları görmedim. Kaza sonrası aracımdan inerek hemen yardım ettim. Yayaları gördüğümde hepsi yerdeydi. Kaza yapan aracın hızı da tahminime göre 110-120 kilometre arasındaydı” ifadelerini kullandı.
Sefa Ayhan’ın kızı Sevda Ayhan ise “Babamla eve giderken araç bizim sağımızdan geçerek hızlandı ve bir anda önümüze kırdı. Yayalara çarptı. Biz çok hızlı değildik. Babam insanlara çarpmamak için fren ve manevra yaptı. Kazayı yapan araç çok hızlıydı. Yol boştu, biz hariç 3 araç daha vardı” dedi.
Mahkeme heyeti tanıkların dinlenmesinin ardından dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için Sefa Selvi’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
]]>Akdoğan, “Darağacında 3 fidan” başlığıyla Genel Kurul’da şunları söyledi:
“KORKULARI KERBELA’DA BIRAKTIK”
“Deniz, Hüseyin İnan’a idama giderken “Korkuyor musun?” diye soruyor. Hüseyin, Deniz’e şöyle cevap veriyor: ‘Biz korkularımızı Kerbela’da bıraktık.’ İşte, Hüseyin’in bu cevabı emperyalizme karşı, faşizme karşı yıllardır direnen gençlere ışık tutuyor. O ışık tutarken, bakın, açık konuşuyorum; görüşünün ne olduğu, hangi partiden olduğu fark etmeksizin, onların idamını onaylayanların çocukları, babalarının bu tercihlerinden utanıyorsa bundan herkesin ders çıkarması gerekir.
“HESAP VERECEKLER”
Zaman kamuya mal olmuş insanları ikiye ayırır: Bir, tarihe geçenler; iki, hesap verecek olanlar. Sistematik, dönemsel bir mezalime ortak olmuşsanız siz hesap vereceklerdensiniz.
Gencecik evlatları ölüme yollamışsanız, Sivas gibi bir katliam zaman aşımına uğradığında ‘Hayırlı olsun’ demişseniz, Roboski’deki utancı görmemişseniz, Berkin Elvan’ın annesini miting meydanlarında on binlerce kişiye yuhalatmışsanız, Gezi’de kaybettiğimiz canlara yanmamışsanız, Sinan Ateş’in cinayetiyle ilgili on yedi ay sonra bir iddianame değil de bir örtbasname hazırlamışsanız siz tarih önünde hesap verirsiniz.
“SİZİN GİBİLER TARİH ÖNÜNDE YARGILANIR”
Kimler tarihe geçer? 23 yaşında Filistin meselesini davasının merkezine koymuş Deniz Gezmişler, Uğur Mumcular, Metin Göktepeler, 1 Mart tezkeresinde cesaretle burada ‘hayır’ oyu vermiş AKP’li, CHP’li milletvekilleri, Recep Yazıcıoğlu gibi valiler, Gaffar Okkan gibi emniyet müdürleri, Cumartesi Anneleri, 2 Temmuzda dilinde bir Pir Sultan Abdal dizesi, elinde bağlaması yüreği sızısıyla Sivas’a gidenler tarihe geçer, siz ve sizin gibiler de tarih önünde yargılanırlar.
‘1400 YIL’ TARTIŞMASI
Ey zalimler ister Kaymakam olun ister Vali! İster vekil olun ister Bakan. Boşa çiğniyorsunuz yalan dünyayı. bin 400 senedir yapıyorsunuz bunu. Nesimi’nin derisi yüzerken yaptınız bunu, Hallacı Mansur’u asarken yaptınız bunu.
Kubilay’ın başın keserken yaptınız. Mustafa Pehlivanoğlu’nu annesi görmeden asarken, Erdal Eren’i yaşını büyüterek asarken yaptınız bunu… (AKP sıralarından ‘bin 400 yılla ne demek istediniz?’ diye itirazlar)”
Akdoğan’ın sözlerine yanıt veren AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta “Sayın vekil ‘bin 400 yıldır yapıyorsunuz’ derken neyi kast ettiğini, açıklayacak. Müslümanlar üzerindeki bu ithamları, yaftayı bitirmek zorundalar. Müslümanlara bu hakarettir” dedi.
Akdoğan bu sözlerine açıklık getirdi ve “Konuşmamda ey zalimler diye başladım, bunu üzerinize alındınız. Bunda bir beis yok. Sonra Müslümanlara itham olarak gördünüz. Tekrar söylüyorum: ey zalimler tarih önünde yargılanacaksınız” dedi.
Tartışma devam edince oturuma ara verildi. Ancak AKP-CHP’li vekiller arasında karşılıklı atışmalar sürdü, bazı vekiller ayağa kalkarak birbirlerine üzerine yürüdü.
]]>Vanspor FK, şampiyonluk mücadelesi verdikleri Esenler Erokspor karşısında Serik Belediyespor’un U19 takımı ile sahaya çıkmasını protesto etmek için sahadan çekildiklerini duyurmuştu.
Serik Belediyespor Kulüp Başkanı İbrahim Şahin, 4 Mayıs Cumartesi günü Serik İsmail Ogan Stadyumu’nda oynadıkları Esenler Erokspor karşılaşması ile sessizliğini bozdu.
Kulüp Başkanı İbrahim Şahin, “Ligin son haftasında hakkımızda birçok yorumlar yapıldı, röportajlar verildi. Sosyal medyalarda birçok asılsız ve mesnetsiz iddialarda bulundular. Zonguldak Kömürspor maçına çıkmadan önce futbolcu kafilemizle bir görüşme yaptık. İçeride alacak bir primleri vardı. ‘Primler ödenmezse Zonguldak Kömürspor maçına çıkmayacağız’ dediler. Şahsım olarak o bir maç primini ödedim. Maça çıktılar. Maçı kazandık ve ligde kalmayı garantiledik. Son maçımız Esenler Erokspor maçıydı. Maçtan 3-4 gün önce futbolcular yanıma gelerek içeride sadece Zonguldak maçının primi kalmıştı. Maçtan bir gün önce cuma günü prim ödemelerinin yapılacağını söylememe rağmen ve bu zamana kadar verdiğim sözleri mertçe tutmama rağmen perşembe günü futbolcular kendi sosyal medya hesaplarından açıklama yaparak Esenler Erokspor maçına çıkmayacaklarını bildirdi. Biz de bu tehditler üzerine U19 takımı hocalarımız ve yönetim kurulumuz ile görüşmeler yaparak U19 takımımızı sahaya çıkartma kararı aldık” dedi.
“GÜVENMEDİĞİM FUTBOLCU TOPLULUĞU İLE MAÇA ÇIKMAM”
Bu kararı almaktaki en büyük sebeplerden birinin sahaya çıkmamaları durumunda alacakları ceza ile alt lige düşmeleri olduğunu vurgulayan Başkan İbrahim Şahin, şunları söyledi:
Maçtan 2 saat önce A takımı oyuncuları sahaya gelerek ‘Biz maça çıkacağız’ diye söylemlerde bulunmuş, sosyal medya hesaplarında açıklamalar yapmışlar. Onların sahaya çıkıp 5- 10 dakika sonra sahadan çekilmeyeceklerini nereden bileyim? Güvenmediğim futbolcu topluluğu ile maça çıkmam. Onlar maçtan çekildiği zaman ben ceza alacağım ve benim kulübüm bir alt lige düşecek. Biz de bu yüzden U19 takımımızla sahaya çıktık. Maçımızı oynadık. Şöyle söylemler var. Biz Esenler Erokspor maçını kazanırsak Van takımı da karşıdaki rakibini yenerse Vanspor şampiyon oluyor. Biz kimsenin içişlerine karışmıyoruz. İstediğimiz futbolcu ile maça çıkarız. Bize bu zamana kadar yapılan haksızlıklara ve hakem hataları, buna benzer şeylerde kimse yoktu da ne oldu da bir anda ‘siz maça U19 takımı ile çıkıyorsunuz’ diyorlar. İstediğimiz takımla maça çıkarız. Şampiyonun kim olup olmadığı bizi ilgilendirmiyor. Biz kulübümüzün çıkarlarını gözetiyoruz. Bu zamana kadar da sonuna kadar gözettik. Gözetmeye de devam edeceğiz. Bu şekilde sosyal medya algısı yapmalarına gerek yok. Çıksınlar sahaya maçlarını oynasınlar. Biz kimseden ne maddi olarak ne de manevi olarak hiçbir şey almadık ve almayız. Biz mertçe ligimizi bitirdik. Sürecimizi tamamladık.
“DEVAM EDECEĞİMİZ FUTBOLCU OLACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM”
Kulüpte sözleşmeleri devam eden futbolcularla ilgili yönetim kurulu kararı alacaklarını kaydeden Serik Belediyespor Kulüp Başkanı İbrahim Şahin, “Devam edeceğimiz futbolcu olacağını düşünmüyorum. Son maçta Erbay Eker’e teşekkür ederim. Abiliğini gösterdi ve mertçe sahaya çıktı, oyununu oynadı” dedi.
Geçen sezon sonunda hiçbir futbolcunun kulüpte alacağı kalmadığını, tüm borçları sıfırladıklarını aktaran Şahin, “Ben futbolcuların alacaklarına karşılık sahaya çıkmamalarını normal bulmuyorum. Karşılarında Esenler Erok, Vanspor girdabı olmasaydı sahaya çıkarlardı” diye konuştu.
Esenler Erokspor’dan teşvik primi aldıkları iddialarına da yanıt veren Serik Belediyespor Kulüp Başkanı İbrahim Şahin, “Banka hesaplarımız ve etrafımızdaki kişilerin banka hesapları sonuna kadar incelenebilir. Biz bu kulübe kendi cebimizden para veriyoruz. Bazı kulüplerin söylemleri tamamen asılsız ve mesnetsizdir. Doğruluğu kabul edilemez. Biz hayatımız boyunca böyle bir şeyin içine girmedik, girmeyiz. Esenler Erokspor başkanı ile ben sadece maçtan bir gün önce ter idmanı için antrenman sahası istedi, bir defa ve hayatımda ilk kez görüştüm” dedi.
]]>İYİ Parti’nin 31 Mart’ta tüm seçim çevrelerinde aday çıkarma kararına karşı çıkıp istifa eden eski Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem de grup toplantısında CHP’ye katıldı. Özel “Sayın Bahadır Erdem baba evine katılıyor” dedi. Erdem de “Tek adam rejimini demokrasiyle sonlandırmak için elimden geleni yapacağım” ifadesini kullandı.
Ardından Özel, Erdem’e rozetini taktı.

SARAÇHANE’DEKİ ‘BOZDOĞAN DUVARI’
Özel, grup toplantısında şu mesajları verdi:
– (Taksim’in 1 Mayıs’a kapanması) Çağrıda bulundum, arabuluculuk teklif ettik ama tüm bu önerilerimiz reddedildi. Elimiz havada bırakıldı. AYM kararına rağmen Taksim 1 Mayıs’ta emekçilere kapatıldı. Orada örülen utanç duvarını gördük. Surların önüne, sarnıcın önüne, tarihi kemerlerin önüne toma ve polisimizi dizerek orayı utanç duvarı haline getirdiler. O utanç duvarı tarihe geçti. O utanç duvarı hep hatırlanacak. O gün birileri anayasaya uymadılar. Emekçileri içeriye almadılar. Girmek isteyenler karşısında kendileri de emekçi olan polisimizle karşı karşıya getirildiler.
1 MAYIS TUTUKLAMALARI
– 49 yurttaşımız, önce gözaltına alındı ve tutuklandılar. Bir taraftan AYM kararına direnip kanunsuz emir verenler gençleri tutukluyor. Suçluların mağdur, mağdurların suçlu ilan edildiği bir süreçteyiz. Orantısız tutuklama tedbirinin ortadan kaldırılması gerektiğini hatırlatıyoruz. Gençler serbest bırakılmalı. Milletten kanuna uymasını isteyenlerin önce Anayasa’ya uyması gerektiğini hatırlatıyorum.
26 MAYIS’TA EMEKLİ MİTİNGİ
– (Ekonomi) İstanbul’da ortalama kira 23 bin lira, asgari ücret 17 bin lira. Bunun Avrupa’da bir örneği yok. Ortalama kiranın yarısından az emekli maaşı alan dünyada hiçbir ülke yok. Emeklimize ve emekçimize yapılan zulmün altını çiziyoruz. Geçen bayram İstanbulluların yüzde 70’i tatile gidemedi, memleketine gidemedi. Önümüz kurban… Bırakın kurban almayı Kayseri’ye otobüs bileti almanın maaşı aştığı bir süreçteyiz.
ŞİMŞEK’E IMF GÖNDERMESİ
– Enflasyon maaşları dört ayda kuşa çevirdi. Herkesi 26 Mayıs pazar Büyük Emekli Mitingi’ne davet ediyorum. Emeklinin hakkını CHP alacak. Mehmet Şimşek… Harcamaları kısıp, tüketimi düşürecek bir yöntem arıyor. Görünmez IMF programı… IMF’nin yap dediklerini vatandaşa yaptırıyor. Program Şimşek’in Gulyabani programıdır. Şu Gulyabani’yi biraz da zenginlere götür be kardeşim…
SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİ
– (Sinan Ateş cinayeti ve Ayşe Ateş ile görüşmesi) Görüşmede birçok şeyi konuştuk. Arkasında olduğunu söyledik, bir kez daha ifade ediyoruz. İddianamelerle yeni gerçekler ortaya çıkar, adalete atılmış adımdır. Gazeteciler, iddianamenin kendilerinin gerisinde olduğunu gördüler. Bu iddianamenin iade edilmesi, asla yargılamaya başlanmaması gerekmektedir.
– (Müfredat ve öğretmen atamaları) Müfredat önemli dedik, sesimizi duyuramadık. Çıkmış Milli Eğitim Bakanı 10 günde görüşlerini bildirsinler diyor, gülüyor. Küstahlık, küstahlık, küstahlık… 68 bin atama beklenirken, 20 bin mülakatlı atama söylediler. Biz atanmayan her bir öğretmenimizin arkasındayız, yanlarındayız.
– (İsrail ile ticaret durması) Bizi ve kendilerini eleştirenleri haklı çıkardılar. Biz mazlum Filistin halkının yanında durmaya devam edeceğiz. İsrail’in Refah Sınır Kapısı’na saldırmasını kabul edilemez buluyoruz.
AYRINTILAR GELİYOR…
]]>19-21 Nisan 2024 tarihlerinde telefon araması yapılarak gerçekleştirilen araştırmada Türkiye’deki 15 yaş üstü nüfusun enflasyon beklentilerini ölçmek hedeflendi.
76 ilde ve 1447 farklı mahallede yaşayan 2 bin 906 kişiyle telefonda gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda Nisan 2024 itibarıyla yıllık enflasyon beklentisi yüzde 119, yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 96 olarak açıklandı.
Merkez Bankası’nın (TCMB) nisan ayı anket sonuçlarında ise yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi nisan anketinde yüzde 44,16, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi ise yüzde 35,17 oldu.
Anket sonucunda yıl sonu enflasyon beklentilerinin Ocak 2024-Nisan 2024 döneminde yüzde 72’den yüzde 96’ya yükseldiği belirtildi.
Enflasyon beklentileri ortalama değeri hem yıllık hem yıl sonu enflasyon beklentisinde medyan değerin üzerinde ölçüldü. Yani yıllık enflasyon beklentileri yüzde 119’dan yüksek olanların sayısı, düşük olanlardan daha fazla oldu. Benzer şekilde yıl sonu enflasyon beklentileri yüzde 96’dan yüksek olanların sayısı düşük olanlardan daha fazla.
EN YÜKSEK BEKLENTİ METROPOLDE
Ankette bireylerin yaşadığı yerleşim tiplerine göre, kır, kent ve metropol şeklinde bir ayrıştırma yapıldığında kırdan metropol alanlarına doğru gittikçe fiyat artışı beklentisinin yükseldiği gözlemlendi.
Kırda yaşayanların fiyat artışı beklentisi yüzde 89,85 olurken bu oran kentte yüzde 92,46’ya metropolde ise 99,07 olarak ölçüldü.

EN YÜKSEK ENFLASYON BEKLENTİSİ EMEKLİDE
Görüşülen kişilerin çalışma durumuna göre bir inceleme yapıldığında ise enflasyon beklentisi en yüksek olan grup emekliler oldu. Emekli grubunu işsizler takip etti.
Emeklinin enflasyon beklentisi yüzde 111,09 olurken işsizlerin enflasyon beklentisi yüzde 98,37 oldu. İşçi, esnaf ve çiftçi grubunda ise beklenti yüzde 96,88 oldu.

GELİR DÜŞTÜKÇE BEKLENTİ YÜKSELİYOR
Haneye giren toplam gelir beyanına göre bir gruplama yapıldığında ise düşük gelir seviyeleri için gelir düştükçe yılsonu enflasyon beklentisinin yükseldiği gözlendi.
10 bin TL altı maaş alan grubun enflasyon beklentisi 108,13 olurken, 10 bin-15 bin arası gelire sahip kişilerin enflasyon beklentisi 104,25 oldu.

ENFLASYON BEKLENTİSİ NEDEN ÖNEMLİ?
TEBA sitesinde ayrıca hanehalkı enflasyon beklentisini ölçmenin önemine de yer verildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
Enflasyon beklentileri ileriye yönelik ekonomik dinamiklerin anlaşılması açısından önemli bir öncü gösterge. Varlık fiyatlamalarında, politika kararlarında, tüketim ve yatırım kararlarının oluşturulmasında kritik bir rol oynuyor.
Firmalar ürün fiyatını belirlerken, çalışanlar ücret pazarlığına oturduklarında, ev sahibi kira ödemesini belirlerken enflasyon beklentilere göre hareket ediyor. Dolayısı ile bugünün enflasyon beklentileri yarının gerçekleşen enflasyonunu da şekillendiriyor.
Gelişmiş ülkelerde enflasyon beklentileri büyük ölçüde merkez bankalarının koyduğu enflasyon hedefine yakın seyretmesine rağmen bu veriyi yine de çok yakından takip ediyorlar. Gerek piyasa katılımcılarının perspektifinden, gerekse hanehalkı perspektifinden ayrı ayrı değerlendiriyorlar. Gelişmekte olan ülkelerde ise enflasyon beklentilerinin ölçümü çok yetersiz durumda.
]]>
2 SAAT 50 DAKİKA
Asya ve Avrupa yakalarını birbirine bağlayan bu hat, her gün katettiği 72 kilometre uzunluğuyla, kentin en uzun hatları arasında yer alıyor. Zeytinburnu’ndan hareket edildiğinde kentin 39 ilçesinin 12’sinden, Tuzla’dan binildiğinde ise 13 ilçeden geçen hatta 79 durak bulunuyor. Hat, ortalama 2 saat 50 dakika sürüyor. Sefer aralığı yolcuların yoğun kullandığı saatlere göre belirlenen ve çift biletle seyahat edilebilen hatta kullanımın pik yaptığı saatlerde her 3 dakikada bir sefer gerçekleştiriliyor. Günlük 437 sefer yapan 500T, 45 bin kişinin ulaşımını sağlıyor.
500 T DİNLENME TESİSLERİ VAR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren 500T, Şifa Mahallesi’nden ilk seferini 04.20’de son seferini 23.30’da gerçekleştirirken, Cevizlibağ’dan 05.20’de başladığı seferini 00.00’da bitiriyor.
Ayrıca, otobüsün Tuzla’daki son durağında şoförler için 500T Dinlenme Tesisleri bulunuyor. Burada, çay ocağı, mescit ve berber gibi alanlar da yer alıyor. Hattın şoförleri, sefer süreleri arasındaki mola saatlerinde tesiste dinlenip, vakit geçirebiliyor.
SOSYAL MEDYADA ÇOK KONUŞULUYOR
İşe, okula ya da evlerine gitmek için bu hattı kullananlar, uzun seyahat süresi nedeniyle, vakit geçirmek için çeşitli aktiviteler yapıyor. Bir kısım yolcular, sosyal medyaya hesaplarına bakarak vakit geçirmeyi tercih ederken, bazıları dizi ya da film izliyor. Uyumak, kitap okumak ve geçilen yolları izlemek de vakit geçirmek için tercih edilen yöntemler arasında.
Zaman zaman sosyal medyanın çok konuşulanları arasına giren ve hakkında çeşitli espriler yapılan hat ayrıca, dizi ve filmlerde repliklere de konu oluyor.
“GÜNEŞİ BATIRMAYAN TEK HAT”
500T şoförü Kerem Temur, bu hattın Türkiye’nin en uzun ve tercih edilen hattı olduğunu belirterek, “Tabiri caizse üzerinde güneşi batırmayan tek hat diyebiliriz. Çok uzun bir süreç içerisinde bu hatta çalıştığımdan dolayı rahatım. İşimi severek yapıyorum. Artık alıştık” dedi.
Bu hattı neredeyse her gün kullandığını, çünkü okula gidip geldiğini ifade eden Emine Nur Ateş, Cevizlibağ ile Kavacık Köprüsü arasında seyahat ettiğini aktardı. Ateş, yol süresinin trafiğe göre değiştiğini, yolunun 40 dakika ila bir saat arası sürdüğünü ifade etti. İlk duraktan bindiği için otobüste oturabildiğini dile getiren Ateş, müzik dinlendiğini, dizi izlediğini, bu süreçte yapılabilecek birçok şey olduğunu söyledi.
“BURSA’YA ÇOK RAHAT GİDEBİLİRDİM”
Haftanın 2-3 günü 500T’yi kullandığını ifade eden Sezgin Demir de sabah trafiğinde kullanmayı tercih etmediğini belirterek, “Topkapı-Tuzla arasında yol gidiyorum. Hemen hemen ilk duraktan son durak gibi bir şey oluyor. Trafiğe bağlı değişiyor ama 5,5 saatte gittiğim de oldu. Bir gün trafiğe bir takıldık, o gün de maç varmış, her taraf kilit. Bursa’ya çok rahat gidebilirdim” diye konuştu.
Ece Hanadova ise, bu hatla Kavacık’tan Kozyatağı’na gittiğini, yolun trafik olması halinde bir saat sürebildiğini söyledi. Bu süreci müzik ve kitapla geçirdiğini anlatan Hanadova, otobüsün kalabalık olmaması halinde sıkıntı yaşamadığını aktardı.
]]>ASGARİ ÜCRETE ZAM GELECEK Mİ?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan yaptığı açıklama ile Temmuz ayında asgari ücrete zam yapılmayacağını duyurdu.
Bakan Işıkhan, “Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirler. Biz Bakanlık olarak işçi ve işvereni bir masada toplayıp müzakerelerin sağlanmasını sağlayan moderatör bir kurumuz. Temmuz’da artış yapılmayacağı dikkate alınarak Ocak ayında ona göre artış yapıldı. ” dedi.
ASGARİ ÜCRET ERİMEYE DEVAM EDECEK
Asgari ücretin yıl ortasında en az yüzde 25.4 oranında eriyeceğini ortaya koyuyor. Asgari ücrete yıl ortasında zam yapılmaması halinde 2024 sonunda asgari ücretin alım gücü yarı yarıya erimiş olacak.
Hesaplamalar hem asgari ücrete hem de en düşük emekli aylığına temmuzda en az yüzde 25 oranında zam yapılmasının kaçınılmaz hale geldiğini gösteriyor. Merkez Bankası’nın anketine göre ilk 4 ayda yüzde 18.72 olan enflasyonun, mayıs ayında yüzde 3, haziran ayında da yüzde 2.54 daha artacak. Enflasyonun tahmin edilen rakamların etrafında oluşması halinde haziran sonunda tüketici enflasyonu yüzde 25.4’e ulaşacak.
EN AZ 21.320 TL OLMALI
Temmuzda memur ve emeklilere gerçekleşen enflasyon hesaba alınarak zam yapılacağı için bu kesim kısmen de olsa enflasyon kaybını telafi edecek. Ancak asgari ücrete zam yapılmaması halinde, açlık sınırının da altına düşmüş olan asgari ücretlinin her 4 lirasından 1 lirası enflasyonla buhar olacak. Üstelik ikinci 6 ayda kayıp daha da artarak maaşın yaklaşık yarısını götürecek. Enflasyon beklentilerine göre 17 bin 2 lira olan asgari ücretin reel alım gücü haziran sonunda 13 bin 558 liraya düşecek. İlk 6 aylık enflasyon kaybının telafi edilebilmesi için asgari ücretin 1 Temmuz’dan geçerli olmak üzere en az 21 bin 320 liraya çıkarılması gerekiyor. Zam yapılmaması halinde ise asgari ücretin bir miktar üzerinde maaş alanlarla birlikte en az 10 milyon çalışan, açlıkla karşı karşıya kalacak.

DÖRT AYDA YÜZDE 18 ERİDİ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ocak-nisan arasındaki 4 ayda tüketici fiyatlarının yüzde 18.72 arttığını hesapladı. TÜİK’in resmi enflasyonuna göre, iktidarın yıl ortasında zam yapmayacağını açıkladığı 17.002 liralık asgari ücretin alım gücü mayıs başı itibarıyla 2.681 lira eriyerek 14 .321 liraya geriledi. Asgari ücretin alım gücü İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) hesabıyla 14.043 liraya, alternaif enflasyon hesabı yapan ENAG’a göre ise 13.285 liraya düştü. Mayıs ve haziran tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artışla birlikte 6 aylık enflasyonun yüzde 25’lere ulaşması bekleniyor. Bu durumda asgari ücretin alım gücü 13.600 liraya kadar gerileyeceği için ara zam kaçınılmaz hale gelecek.
İKİ KEZ ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM YAPILDI
Enflasyonun hızla yükselmesinin etkisiyle 2022 ve 2023 yıllarında asgari ücrete temmuz ayından geçerli olacak şekilde ara zam yapıldı.
2022 yılının ocak ayında 4 bin 253 TL olan asgari ücret temmuz ayında yapılan yüzde 29,3’lük ara zamla birlikte 5 bin 500 TL’ye çıkartılmıştı.
2023 yılının ocak ayında asgari ücret yüzde 54,5 artışla 8 bin 506 TL olarak belirlenmiş, 2023 yılının temmuz ayında ise asgari ücrete yüzde 34 oranında ara zam yapılmış ve asgari ücret 11 bin 402 TL olmuştu.
2024 yılının ocak ayında ise asgari ücret yüzde 49 artışla 17 bin 2 TL’ye çıkartılmıştı.
]]>Bu sezon dört kulvarda mücadele eden Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde iyi bir performans sergilemesine rağmen Bayern Münih, Manchester United ve Kopenhag’ın yer aldığı zorlu grupta üçüncü sırada yer alarak yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam etti.
Süper Lig’e Kayserispor beraberliğiyle başlayan sarı-kırmızılılar, Fenerbahçe ile kıyasıya bir mücadeleye girdi. İlk 10 hafta rakibini yakından takip eden Galatasaray, 11. haftada liderliği ele geçirdi, ancak bir sonraki hafta koltuğunu kaybetti.
Yoğun Avrupa kupaları programı nedeniyle yorucu bir periyot geçiren Galatasaray, sakatlıklar ve bazı oyuncuların formsuzluğuna rağmen Süper Lig’deki yarıştan kopmadı. Fenerbahçe ile puan puana mücadele eden sarı-kırmızılılar, 10 Şubat’taki 25. hafta maçından sonra liderliği ele aldı.
Şubat ayında UEFA Avrupa Ligi’nde Çekya temsilcisi Sparta Prag ile iki kez karşılaşan Galatasaray, 22 Şubat’taki ikinci maçtan sonra elendi. Üç kulvarda yoluna devam eden sarı-kırmızılılar, 29 Şubat’ta Fatih Karagümrük’e yenilerek Türkiye Kupası’na çeyrek finalde veda etti.
Galatasaray’ın elinde yalnızca Süper Lig ve 7 Nisan’da Şanlıurfa’da oynanan Süper Kupa kaldı. Fenerbahçe’nin 19 yaş altı takımıyla sahaya çıktığı ve ilk dakikanın ardından çekildiği Süper Kupa maçı, sarı-kırmızılıların ligdeki maç programını etkilemedi.

SÜPER LİG’E ODAKLANDI
Mart ayı itibarıyla Galatasaray, tüm dikkatini Süper Lig’e vermeye başladı.
Sarı-kırmızılı ekip, ocak ve şubat aylarında Mauro Icardi’nin sakatlığı nedeniyle idman yapamadan maçlara çıkması, Afrika Uluslar Kupası’nda yer alan Hakim Ziyech ile yeni transfer Serge Aurier’in sakat dönmesi, Abdülkerim Bardakcı’nın sakatlığı, Sacha Boey’in ara transferde takımdan ayrılması, Wilfried Zaha, Tanguy Ndombele ve Tete’nin formsuzluğu, sol bek Derrick Köhn’ün geç transfer edilmesi gibi sorunlarla mücadele etti.

Mart ayı öncesinde yoğun fikstür ve yaşanan problemlere rağmen Süper Lig’de galibiyet serisini sürdüren Galatasaray, 8 maçlık bir galibiyet serisi yakaladı. Teknik direktör Okan Buruk’un bu dönemde Barış Alper Yılmaz, Berkan Kutlu ve Kaan Ayhan’ı farklı pozisyonlarda kullanarak ürettiği taktiksel çözümler, sarı-kırmızılıların performansında belirleyici oldu.
Avrupa Ligi ve Ziraat Türkiye Kupası’ndan elendikten sonra Galatasaray, tamamen Süper Lig’e odaklandı.

YILDIZLAR ŞAMPİYONLUK HAVASINA GİRDİ
Süper Lig’de son 8 haftaya damga vuran Galatasaray’ın yıldız futbolcuları, şampiyonluk havasına girdi.
Mart ayı öncesinde 8 maç üst üste kazanarak yükselişe geçen sarı-kırmızılı ekip, bu seriyi 16 maça çıkardı. Özellikle Mauro Icardi, Hakim Ziyech, Dries Mertens ve Kerem Demirbay’ın başını çektiği yıldız futbolcular, attıkları gollerle Galatasaray’ın başarısında önemli rol oynadı.

Son 7 lig maçında 9 kez ağları sarsan Icardi, toplamda 23 gole ulaşarak gol krallığı yarışında zirveye yerleşti. Arjantinli yıldız, son dönemde gösterdiği performansla dikkatleri üzerine çekti.
Formlarıyla son haftalarda dikkat çeken Mertens, Ziyech ve Kerem Demirbay dörder, Barış Alper Yılmaz iki, Derrick Köhn, Lucas Torreira, Carlos Vinicius, Kerem Aktürkoğlu ve Abdülkerim Bardakcı ise birer kez fileleri havalandırdı.
AVERAJDA FENERBAHÇE’Yİ GEÇTİ
Mart ayı öncesinde genel averajda Fenerbahçe’nin gerisinde bulunan Galatasaray, mart ayı sonrasında bu alanda rakibini geçti.
2020-2021 sezonunda şampiyonluğu 1 gol averajla Beşiktaş’a kaptıran Galatasaray, bu sezon benzer bir duruma düşmemek için tedbirli davrandı. Sarı-kırmızılı ekip, 27. hafta sonunda attığı gol bakımından 13, genel averajda ise 6 gol farkla Fenerbahçe’nin arkasındaydı.

Son 8 haftada 29 gol atan ve kalesinde sadece 7 gol gören Galatasaray, bu performansıyla +22 averaj elde etti. Fenerbahçe ise aynı dönemde 19 gol atarken kalesinde 9 gol görerek +10 averaj yakalayabildi.
Bu performansın ardından son 3 haftaya 6 puan farkla lider giren Galatasaray, attığı gol sayısında farkı 3’e indirirken genel averajda da 6 gol farkla Fenerbahçe’yi geride bıraktı.
]]>Olay, 3 Mart’ta saat 07.00 sıralarında, Melikgazi ilçesi Alpaslan Mahallesi Ünal Sokak’ta meydana geldi. Fırında iş yeri sahibi Lütfullah Tüysüz ile aynı sokakta oto yıkamacı olan Osman Tüşümel arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesiyle taraflar tabancalarını çekip, birbirine ateş etti. Osman Tüşümel hayatını kaybetti, Tüysüz ise bacağından yaralandı.
İhbarla bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Lütfullah Tüysüz, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılırken, Tüşümel’in cenazesi ise Kayseri Devlet Hastanesi’nin morguna götürüldü. Otopsi işlemlerinin ardından Tüşümel toprağa verildi, cinayet şüphelisi Tüysüz ise Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından 13 Mart’ta taburcu edilip sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Öte yandan, silahlı çatışmada fırında poğaça almak için bekleyen ve seken kurşunun koluna isabet etmesiyle yaralanan M.T.E.’nin babası A.E. ve avukatı Umut Taşdemir, Cinayet Büro Amirliği’ne giderek şikayetçi oldu.
OLAY GÜVENLİK KAMERASINDA
Çatışma anı güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntülerde, Osman Tüşümel’in fırına geldiği, bu sırada Lütfullah Tüysüz’ün masada oturduğu görüldü. İçeride dolaşan Tüşümel dışarı çıktı, kısa süre sonra tekrar fırına girip Tüysüz’e doğru yönelip belinden 2 tabanca çıkararak ateş etti. Lütfullah Tüysüz de belinden çıkardığı silahla karşılık verdi. Tüşümel’in aldığı kurşunlarla yere yığıldığı da görüntülerde yer aldı. Bu sırada fırından ekmek alan bir kişinin hızla dışarı doğru kaçtığı görüldü. Görüntülerde, çatışma sırasında fırının giriş kapısının yanında oturan ve poğaça almak için bekleyen abla kardeşin panik yaşadığı, ablanın erkek kardeşine sarılıp, masanın altına saklanmaya çalıştığı anlar yer aldı. Cinayet şüphelisi Tüysüz’ün, Tüşümel yere düştükten sonra cep telefonuyla uğraştığı görüldü.

Lütfullah Tüysüz – Osman Tüşümel
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanıp, iddianame hazırlandı. Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede sanık Lütfullah Tüysüz hakkında, ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’dan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis, fırında bekleyen M.T.E.’nin koluna kurşun isabet ederek yaralanmasına neden olduğu gerekçesiyle de ‘Olası kastla silahla basit yaralama’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.
“CAN HAVLİYLE ATEŞ ETTİM”
İddianamede ifadesine yer verilen Lütfullah Tüysüz, “Osman Tüşümel’i gıyabında tanırdım. Kendisi beni tanımazdı. Olaydan bir gün önce Osman Tüşümel’in oğluyla tartıştık. Olay günü de fırında karşımdaki kişinin silahını çıkarıp ateş edeceğini düşünemedim. 2 silahını görünce kendimi korumak amacıyla can havliyle ateş ettim. Böyle bir şeyin olmasını istemezdim. Üzgünüm. Olayın nasıl olduğunu anlamadım. Şoka girdim. Bacağıma aldığım kurşunlarla ağrı ve yanma hissedince can havliyle silahımı ateşledim. Her şey bir anda oldu. Panik oldum” dedi.
İDDİANAME İADE EDİLDİ
İddianamenin geldiği ağır ceza mahkemesi, fırındaki çatışma sırasında koluna kurşun isabet eden M.T.E.’nin yaralanmasının ateşli silahtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, eğer silah yaralanması ise hangi silahtan çıkan kurşun sonucu yaralandığının tespit edilmesi için ilgili kolluk biriminden bilgi alınmasını isteyerek, dosyayı yeniden Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etti ve söz konusu eksikliklerin tamamlanmasını istedi. Polis, M.T.E.’nin koluna isabet eden kurşunun hangi silahtan çıktığını inceleyecek.
]]>“BELGRAD ORMANI’NDA HAVA SICAKLIĞI 30 DERECE, MASLAK’TA 42- 43 DERECE”
Gökdelenlerin şehirlerde hissedilen hava sıcaklığını arttırdığını belirten Ahmet Köse, “Aşırı şehirleşme, betonlaşma ve asfalt yüzeyler şehirleri ciddi manada etkiliyor. Her yağış sele neden oluyor. Her yağış su baskınına neden oluyor. Ve şunun farkına vardık ki, yazın Maslak’ın 2 kilometre ilerisindeki Belgrad Ormanı’nda hava sıcaklığı 30 derece olsun, nem yüzde 55 olsun, hissedilen sıcaklık 32 derece iken, bulunduğumuz bölgede hissedilen sıcaklık 42- 43 derece oluyor. Şanlıurfa sıcağını hissediyoruz.” dedi.
“GİYDİRME CAM ISIYI ARTIRIYOR”
Köse, “Nasıl oluyor bu? Buradaki hava sıcaklığı 32-33 derece. Nem yine yüzde 55 olsun. Ancak giydirme cam binaların, yapılan bilimsel çalışmalarda ortamın ısısını 3 derece kadar arttırdığı tespit edilmiş, yine beton ve asfalt yüzeylerin sıcaklığı 54 dereceye, 30 derece sıcaklıkta asfalt yüzeyin sıcaklığı ise 58 dereceye kadar çıkabiliyor. O yüzden bunların ve mercek görevi gören giydirme cam binaların da etkisiyle sıcaklığı 45 dereceye yakın hissediyoruz. Yine uluslararası tıbbi merkezin yaptığı araştırmalara göre 2003 yılında Avrupa’da sıcak hava dalgaları sebebiyle yaklaşık 70 bin kişi hayatını kaybetti. Yapılan çalışmalar şunu gösteriyor ki sıcak hava dalgasının yaşandığı günlerde ölüm oranları yüzde 10 oranında artıyor. Ülkemizde bununla ilgili çok ciddi çalışmalar olmasa da yapılan sadece Avrupa’da değil Amerika’da da yapılan çalışmalarda yüzde 14’lere kadar ölüm vakalarında ciddi artışlar görülüyor. Bu da kalp krizi ve beyin kanaması risklerinin arttığını gösteriyor” dedi.

“MERCEK GÖREVİ GÖRÜYOR”
Gökdelenleri ‘Rüzgar kapanı’ olarak adlandıran meteoroloji mühendisi Köse, “İstanbul’un hakim rüzgar yönü yüzde 70 poyrazdır. Biz gökdelenleri İstanbul’un hakim rüzgar aldığı alanlara diktik ve aralarında boşluk bırakmadığımız için rüzgar bir taraftan geliyor, diğer taraftan çıkamıyor. Çıkamadığı için o gökdelenlerin arka tarafında kalanlar yaklaşık bunun 50 katı mesafede rüzgarsız kalıyor. Rüzgarsız kalmak ne demek? Hava sirkülasyonu olmaması, hava kirliliğinin artması anlamına geliyor. Gökdelenin diğer tarafında kalanlar ise bu defa türbülans sebebiyle başta kulak rahatsızlıkları olmak üzere çok ciddi sinir harbine neden olan hastalıklara maruz kalmak zorunda kalıyor.” dedi.
Köse “Dolayısıyla biz bir şeyler yaparken, bir şeyleri göz ardı ediyoruz. Mesela gökdelenler, tamam cam giydirme binalar çok şık duruyor. Gece gündüz siz arka taraftakini göremiyorsunuz, işiniz gidiyor. Ancak diğer taraftan baktığınız zaman gelen ışığın bir kısmını gökdelenler geri yansıtıyor. Bu da mercek görevi görüyor. Hatta İngiltere’ de bir vaka var. Aynı yere park eden bir vatandaş belli bir süre sonra bakıyor ki arabası o mercek görevi sebebiyle boyası yanmış ve dava açıyor. Bunun gibi olayları artık gelecekte de sık sık biz görmeye başlayacağız. Öncelikle meteorolojik etki değerlendirme dediğimiz bir hadise var. Bir yörenin şehirleşme yapılırken meteorolojik hadiselere, parametrelere bakılması gerekiyor. O yörenin suyu yetecek mi, insanlara havası yeterli mi, yeterince temiz mi? Ya da biz dere boyunca, mesela Büyükdere Caddesi diyoruz. Derenin haberi yok bundan. Her tarafa plazalar dikmişiz. İki damla yağmur düştüğü zaman buralarda sel ve su baskınları yaşanıyor ve sonrasında bütün suçu iklim değişikliğine bağlıyoruz” diye konuştu.
“ŞEHİRLEŞME VE İMAR PLANLAMALARINDA METEOROLOJİ UZMANLARI DİNLENMELİ”
Şehirleşme ve imar planlamalarında meteoroloji uzmanlarının dinlenmesi gerektiğini savunan Ahmet Köse, “Şehirleşmeyi yeniden bizim tasarlamamız gerekiyor. Artık günümüzde sürdürülebilir şehircilik kavramı hat safhada ön plana çıkmış durumda. Çünkü biz gelecek nesillere artık yaşanabilir şehirler bırakabilmemiz için meteoroloji mühendislerinin sözlerine dikkat ederek, imar planlarında onlara yer vererek imar planlarını yeniden revize etmemiz gerekiyor. Çatı eğiminden, binaların yön seçimine kadar mesela biz kuzey-güney cepheler yapıyoruz. Binalara kuzey-güney istikamette yerleştiriyoruz, batı-doğu istikamette yerleştiriyoruz. Bunlar hakikaten o yöresel şartlara uygun mu? Mesela İstanbul da hakim rüzgar yönü poyraz olduğu için güneşi maksimum alacak şekilde şehirleri planlamamız gerekiyor. Binaları planlamamız gerekiyor. Zira mimar arsaya bakıyor. Şehre en fazla kaç metrekare alan çıkıyorsa ona göre binayı tasarlıyor ki şu an iyi günlerimiz” ifadelerini kullandı.
“BU KISIR DÖNGÜ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BİZİM SORUNLARIMIZ KATLANARAK DEVAM EDECEK”
Gökdelenlerin plansız şekilde yapılması durumunda yaşanacakları değerlendiren Köse, “Her geçen gün, iddia ediyorum her sene sel olayları katlanarak devam edecek, çatı uçmaları katlanarak devam edecek ve orman yangınları katlanarak devam edecek. Bunu önlemenin yolu sürdürebilir şehirleşme ve ulaşım. Orta çağdaki ahşap binaların ısı yalıtımı ile mevcut cam giydirme binaların ısı yalıtımı eşdeğer. Dolayısıyla biz bu evleri karşılamak için kışın sürekli buraları ısıtmak yazın ise soğutmak ile uğraşıyoruz. Bu da hava kirliliğine neden oluyor çünkü sürekli sera gazı salmak zorunda kalıyoruz. Bu kısır döngü devam ettiği sürece bizim sorunlarımız katlanarak devam edecek” dedi.
]]>Eşleri gönüllü olmasına rağmen donör olmaya uygun olmadıkları için yıllardır diyalize mahkum olan Saliha Aslan ile Akil Taka, çareyi çapraz nakil yönteminde buldu. Saliha Aslan’ın eşi Engin Aslan, Akil Taka’ya, Engin Aslan’ın eşi Gülgün Taka da Saliha Aslan’a donör oldu.
İzmir Acıbadem Kent Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Uzman Dr. Uğur Saraçoğlu, Uzman Dr. Işık Özgü, Uzman Dr. Gökhan Ekin ve Nefroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hüseyin Töz, Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok’un gerçekleştirdiği ameliyattan 1 ay sonra hastanede bir araya gelen çiftler, böbrek değiş tokuşu sonrasındaki yeni hayatlarını anlattı.
Evliliklerinde 30 yılı geride bırakan, ikişer çocuk sahibi olan çiftler, ameliyattan sonra donör kardeşi olduklarını söyledi.
“YENİ DOĞMUŞ GİBİ OLDUM”
2022 yılı Ocak ayında diyalize başladığını belirten Saliha Aslan, “6 ay sonra felç geçirdim. Hastaneye çapraz nakil için başvurmuştuk ama felç geçirince iptal ettik. ‘1,5 sene geçmesi lazım’ dediler. Onu atlattım. Sonra burada çapraz nakle başvurduk” dedi.
Donör bulunduğunu ilk duyduğunda çok sevindiğini aktaran Aslan, “Ameliyat çok güzel geçti. Kendime geldim” diye konuştu. Donör olma konusunda vatandaşlara seslenen Aslan, “Herkesin gelmesini istiyorum. Kimse bu çileyi çekmesin. Çapraz nakil çok güzel bir şey, herkes başvursun. Çaresizdim. Diyaliz çok zor. Allah kimsenin başına vermesin. Kurtulduk. Yeni doğmuş gibi oldum” ifadesini kullandı.
“HERKESE ÇAPRAZ NAKLİ TAVSİYE EDERİM”
3,5 yıl boyunca diyalize girdiğini ifade eden Akil Taka, çok zor günler geçirdiğini söyledi. Çapraz naklin ne olduğunu diyaliz sürecinde öğrendiklerini belirten Taka, “Şu anda çok iyiyiz, mutluyuz. Böbrek veren eşime, böbrek kardeşime de teşekkür ederim. Bir ay bir gün oldu. Adeta yeniden doğdum” dedi.
Donör bulunduğunu duyduğunda çok mutlu olduğunu dile getiren Taka, “Ocak ayında bir donör bulunmuştu ama ‘Günah’ deyip, iptal ettiler. Bir ay sonra mart gibi tekrar donör bulundu. Bayramı burada geçirdik. Zor bir hastaydım. Diyabet, kalp yetmezliği hastasıyım ve damarlarımda daralma var. Dikişlerim alındıktan sonra damar ameliyatım olacak. Ondan sonra yeniden doğmuş gibi hayatıma devam edeceğim. Bütün böbrek hastalarına donörlerin organ bağışlamasını isterim” diye konuştu.
Ali Taka, sürecin başında kadavra donörden nakil için sıraya yazıldığını ve çok beklediğini hatta son zamanlarda ümidini yitirdiğini söyleyerek, “Herkese çapraz nakli tavsiye ederim. Akrabalarından kardeşlerinden, çocuklarından böbreğini vermek isteyenler versinler, her iki tarafta mutlu olsun. Bundan iyi sevap yok” dedi.
“ALAN RAZI, VEREN RAZI”
Eşinin ilk defa 2022 Ocak’ta diyalize girdiğini belirten Engin Aslan, “Diyaliz sürecinde hastanede 18 gün kaldık. Hastaneden çıktıktan sonra Bursa’ya başvurduk, 28 gün sonra böbrek bulundu. Yatış yaptılar ama donör Covid-19 olduğu için evimize dönmek zorunda kaldık. Sonra İzmir’e geldik. 15 gün sonra geri çağrıldık. ‘Nakil yapacağız’ dediler. Donör hazırdı, tanıştık. 15 günün içinde eşim diyalizdeyken beyinde pıhtı atınca nakil işi askıda kaldı. İzmir’de hastaneye başvurduktan 40 gün sonra böbrek bulundu. Sonra süreç bizi buraya kadar getirdi” diye konuştu. Donör olma sürecini anlatan Aslan, “Ayağımdan dikeni, gözümden çapağı çıkartamam. Bir cesaret geldi. Böbrek vermişim, vermemişim kendimde öyle bir şey hissetmiyorum. 5 Nisan’da nakil oldu. Alan razı, veren razı. Hepimize geçmiş olsun” ifadelerinin kullandı.
“ÇAPRAZ NAKİL ÇARESİZLİĞİMİZE ÇARE OLDU”
Böbrek beklediği süreç boyunca eşinin sağlığını kaybettiğini belirten Gülgün Taka, 3,5 yıllık süreçte eşinin kaslarının zayıfladığını, tansiyonunun düzensizleştiğini belirtti. Taka, “Ben verici oldum, çapraz nakile yazıldık. Çapraz nakilden hiç korkum olmadı. Çok şükür şu an oldu bitti. Allah’a şükür eşim sağlığına kavuştu” dedi.
Böbreğini verdiği Saniye Aslan’a ‘böbrek kardeşim’ diye hitap ettiğini dile getiren Taka, “Tanıştığımızda Saniye zor yürüyordu. Şimdi maşallah çok iyi. Böbrek kardeşim oldu. Herkesin çapraz nakle yazılmasını isterim. Bir rahatsızlığım yok. Tek böbrekle yaşıyorum. Çapraz nakil çaresizliğimize çare oldu. Herkesin organ bağışlamasını istiyorum” diye konuştu.
“EN İYİ TEDAVİ CANLI VERİCİLİ BÖBREK NAKLİ”
Böbrek yetmezliği hastalığının en iyi tedavisinin canlı vericili böbrek nakli olduğunu aktaran Dr. Uğur Saraçoğlu, “Kadavradan da böbrek nakli yapabiliyor ama en uzun böbrek sağlığını gerçekleştiren müdahale canlı vericili böbrek. Canlı vericili böbrek naklinde de genellikle hastaların birinci ya da ikinci derece akrabaları gönüllü oluyor. Fakat her zaman hastanın yakınlarının kan grupları, doku tipleri hastaya uymuyor. Hastalar bize ‘Yanımda bir vericim, gönüllü yakınım var’ diye geliyor. Tetkikleri yapıyoruz. Diyelim ki, böbreği uymadı. Bu hastaları biz bir yere yazıyoruz, bir grup oluşuyor. Daha sonra aynı şekilde olan hastaların birbirlerinin böbreklerinin uyacağı ortaya çıkıyor. Örneğin, ben hastayım, sizin böbreğinizi bana değil ama uyan başka bir vericisi olan kişiye takıyoruz. O kişinin yakınının böbreği de bana takılıyor. Biz buna çapraz nakil diyoruz” diye konuştu.
Çapraz naklin bütün dünyada uygulandığını söyleyen Dr. Saraçoğlu, “Gelişmiş ülkelerde, Amerika’da bazen gönüllü ama alıcısı olmayan, tek bir hastayla başlayan zincirler oluyor. Herhangi bir yakını böbrek yetmezliği yok ama verici oluyor. Böylelikle bir çapraz nakil zinciri başlıyor. Şu ana kadar yapılan en uzun zincir, 12-13 hastaya ulaştı. Tek bir kişinin gönüllü olması bile çapraz nakilde 13 hastanın böbrek nakliyle hayatının uzamasına sebep olabiliyor” dedi.
“DEVLETİN ORGANİZE ETMESİ LAZIM”
Hastaların durumu hakkında bilgi veren Dr. Saraçoğlu, “Hastaların durumu iyi. Ameliyat iyi geçti. Özellikle ilk 3 ay önemli. İlk 3 ayda doku reddi, operasyona dair komplikasyonlar olabiliyor. Yaklaşık 1 ay oldu. Sağlıkları iyi gidiyor. Onlar kontrole gelmeye devam ediyor” diye konuştu.
Gönüllü vericisi olan fakat doku tipi uymayan hastalarla ilgili böbrek nakli yapan merkezlerin listeleri olduğunu belirten Dr. Saraçoğlu, “Biz bu listeli kendi hastalarımızla çakıştırmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte diğer hastanelerle de iletişim devam ediyor. Bazen de başka hastanelerle çakışmalar yapılıyor. Aslında devletin organize etmesi lazım. Bununla ilgili bazı çalışmalar olduğunu biliyorum ama henüz bir sonucu ulaşmamış. Çakıştırmak kolay değil. Yüzlerce hastayı tanımak gerekiyor. Bununla ilgili yapılan algoritma çalışmaları var. Bilgisayar ortamında yapay zekanın çakıştırdığı hastalar oluyor. İleride yaygınlaşacak ama Türkiye’de şu an merkezlerin çabasıyla giden bir şey. Daha devlet bu işe elini atmış değil” ifadelerini kullandı.
]]>Cesaretleri ve sadakatleri nedeniyle saygı gören İsviçreli paralı askerler, 16. yüzyılın başlarından bu yana, Papa’nın ikametgahını ve şehrin sınırlarını korumak için Vatikan’da yaşıyor.

Guardian’ın haberinde, Vatikan Şehri’nin doğu kesiminde yer alan muhafızlar ile aralarına katılan yeni askerlerin yemin töreni için prova yapan birliklerin geçmişine ve günlük yaşamlarına dair bir fikir verildi.
Zırh ve kargılarla tamamlanan geleneksel kırmızı, sarı ve mavi kıyafetlerini giymiş erkekler, kışlanın avlusunda kusursuz bir koreografiye sahip yürüyüş provası yapıyorlardı; her biri papalık yeminini ederken Kutsal Teslis’i anmak için sağ ellerinin üç parmağını gökyüzüne kaldırıyordu.
Pazartesi günü yapılan törenle papayı savunmak için “hayatını feda etme” sözü veren 34 yeni kişi birliğe katıldı.

Muhafızlar sıra dışı görünebilir, ancak 1914’te Col Jules Repond tarafından tasarlanan Rönesans tarzı üniformaların arkasındaki adamlar, birçok kişinin inandığı gibi, bu noktaya gelebilmek için rekabetçi bir başvuru sürecinden ve sıkı bir eğitimden geçiyor.
Askere alınacak kişiler erkek, İsviçreli, 19 ile 30 yaşları arasında, 1,74 metrenin üzerinde, bekar ve “kusursuz bir karaktere” sahip dindar bir Katolik olmalıdır. İsviçre’de askerlik hizmetinden geçmeleri ve en az iki yıl boyunca papaya hizmet edeceklerini taahhüt etmeleri gerekiyor. Beş yıllık hizmetin ardından evlenebilirler.
Teber onların geleneksel silahıdır, ancak birlikler, daha yakın zamanda tanıtılan şok silahları da dahil olmak üzere, günümüzün küçük silahlarını kullanmak üzere eğitiliyor.

Papa Francis, Fransa’da ve Avrupa’nın başka yerlerinde gerçekleşen bir dizi terör saldırısının ardından ve 35 milyon kişinin Vatikan’ı ziyaret etmesinin beklendiği gelecek yılki yıldönümüne hazırlık amacıyla 2018’de ordunun sayısını 110’dan 135’e çıkardı.
Askere alınan askerler, askeri eğitimin yanı sıra, İsviçreli Muhafız olarak hayata uyum sağlayabilecek zihinsel kapasiteye sahip olduklarından emin olmak için yoğun psikolojik testlerden de geçiriliyor. Bir kaynak, “Birçoğu bu noktada başarısız oluyor ya da belki işe alınıyorlar ve kariyerin kendilerine göre olmadığını anladıklarında yalnızca birkaç ay dayanabiliyorlar” dedi.
İsviçreli Muhafızların bugünkü rolü kısmen törensel ve kısmen de papanın güvenlik hizmeti olarak hizmet etmek olsa da, tarih boyunca şiddetli savaşlara da dahil oldular.

Ordu yalnızca erkeklere yönelik kalsa da, kadınların da barınabileceği yeni bir kışla planlanıyor. Bir yetkili, “Kadınların katılıp katılamayacağına karar vermek papaya kalmış ve biz de onun istediği her şeyi yasalaştıracağız” dedi.
Gardiyanlar, yoğun günlerde bazen 12 olmak üzere altı saatlik vardiyalar halinde çalışıyor. Ayda yaklaşık 42 bin TL (1.299 euro) kazanıyorlar ve boş zamanlarında Vatikan’ın ötesine geçmekte özgürler. Ortak yurtlarda birlikte yaşıyorlar.
İsviçreli Muhafızlardan biri olan Peter, “Hayatınız neredeyse günün 24 saati birlikte geçiyor. Ama iyi bir ortam var ve gerçekten iyi arkadaşlıklar kuruyorsunuz.” diyor.
Ama hepsi papaya hizmet etmeye hazır. Peter, “Bu işin en iyi kısmı; o dünyadaki en önemli insanlar arasında ve sadece 135 kişi bunu yapma fırsatına sahip.” diye ekliyor.
]]>Diyarbakır’da 23 Ocak 2023 günü aşırı hız sonucu biri polis aracı olmak üzere iki araca çarpan ve Kemal Güleç adlı polisi şehit edip 4 kişiyi yaraladıktan sonra tutuklanan Hasan Aydın’ın yargılanmasına Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Şehit polisin eşi Hilal Güleç, vatanına hizmet eden bir polisin hayatın kaybettiğini belirterek sanığın cezalandırılmasını istedi.
“ECELİNE GİDERMİŞCESİNE SÜRÜYOR”
Güleç’in avukatı da, sanığın daha önce de ehliyetsiz araç kullanmaktan cezalandırıldığını belirterek, “Alkollü ve ehliyetsiz araç kullanarak bu kazaya neden olmuştur. Kaza bilinçli taksir değil, olası kastla öldürmedir. Savcı bile iddianamesinde ‘Eceline gidermişçesine sürüyor’ ifadesini kullanmıştır. Vefat eden polis 32 yaşındaydı. Hayatını kaybettiğinde üzerinde polis üniforması vardır. 4 yaşında bir çocuğu var ve ailesi Malatya’da depremzede oldukları için halen konteynerde yaşamaktadırlar. Sanığın olası kastla en üst sınırdan cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

“GÖREV BAŞINDA ÜNİFORMALIYDIK”
Olayda yaralanan polis memuru da, “Görev başındaydık, üzerimizde resmi üniformalarımız vardı. Kazadan sonra uzun süredir araç kullanamıyorum, ağrılarım devam ediyor. Maddi ve manevi kaybımız oldu. Zararın karşılanacağı söyleniyor ancak karşılanmadı. Sanığın cezalandırılmasını istiyorum” diye konuştu.
“BEN DE ÖLEBİLİRDİM, MAĞDURUM”
Sanık ise, kazayı bilerek yapmadığını, evli ve 3 çocuklu olduğunu belirterek, “Aldığım alkol oranı bellidir, kaza anında frene de bastım ancak tutmadı. Ben de bu kazada ölebilirdim. Rahmetlinin ailesine elimden geleni yaptım yine yapmaya devam edeceğim, bende mağdur oldum, tahliyemi istiyorum” dedi. Mahkeme, 13 aydan beri tutuklu yargılanan sanıkla ilgili delillerin önemli ölçüde toplandığını, sanığın tutuklu kaldığı süre ve kaçma, gizlenme ya da delilleri karartması yönünde somut olguların bulunmayışı dikkate alınarak tahliyesine karar verdi.

FREN YAPMADI
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Hasan Durmaz’ın 34 FPH 196 plakalı araçla sokak arasındaki tali yoldan ana bulvara adeta eceline gidercesine durmadan ve fren yapmadan hızla çıktığı, ardından seyir halindeki polis Ömer Doğan’ın kullandığı araca 46 AFF 530 plakalı araca çaptığı bildirildi.
Sanığın hızını alamayarak bu kez seyir halindeki Velat Karakaş’ın kullandığı 27 AHF 268 plakalı araca çarparak durduğu kaydedildi. Olayda Devriye Ekipler Büro Amirliğinde görev yapan Kemal Güleç’in şehit olduğu, polis Ömer Doğan ile ikinci araçta bulunan Velat Karakaş ile kazaya neden olan Hasan Aydın’ın kullandığı araçtaki Mehmet Ali Başyiğit ile Mehmet Ali Özen’in de yaralandıkları ifade edildi.
PTS ve KGYS kayıtlarından kazaya neden olduğu belirlenen Hasan Aydın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin raporuna göre asli derecede kusurlu bulundu. Sanığın kullandığı aracın 6 aylık yeni bir araç olduğu, mekanik sisteminde bir arıza bulunmadığı, fren balatalarının monteli ve güvenli kullanım durumuna uygun olduğuna dair uzman raporu soruşturma dosyasına eklendi.
KANINDA ALKOL, AMFETAMİN, EXTACY…
İddianamede, sanığın alkol ve uyuşturucunun etkisiyle “Olası kastla kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmek” suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı oluşsa da, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, somut olaya dair bilinçli taksir suçu olduğuna dair emsal kararları olduğuna dikkat çekildi. Sanığın olay anında ters yönden çok hızlı şekilde hareket ettiğine dair izlenen kamera kayıtları, kanında alkol, amfetamin ve Extasy uyuşturucu madde bulunduğu ve kaza anında ehliyetsiz olduğu da göz önüne alındığında failinin “Ne olursa olsun her durumda eylemi gerçekleştirirdim” düşüncesi ile hareket ettiğine dikkat çekildi.
EHLİYET YOK, ŞANSINA VE BECERİSİNE GÜVENDİ
Sanığın bu şekilde meydana gelen zararlı sonucu kabul ettiği olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu değerlendirmesi yapılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararlarının irdelenmesiyle suçun “Bilinçli taksir” olduğunun altı çizildi. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonucun, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmediği belirtildi. İddianamede, neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya kişisel becerisine güvenerek hareket ettiği vurgulandı.
Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde ise bilinçli taksirin söz konusu olacağı vurgulandı. Sanık Hasan Aydın’ın amfetamin, esrar, Extasy uyuşturucu ve alkolün etkisiyle ehliyetsiz biçimde araç kullanma konusundaki kişisel becerisine güvenerek kaza yapacağına inanmadığı için mevcut sonucun ortaya çıkması nedeniyle hukuki durumunun bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağının altı çizildi.
İSTEMEDİĞİ BİR SONUCA NEDEN OLDU
Sanığın şoförlük yeteneklerine güvenerek gece olması nedeniyle trafiğin az olacağı düşüncesiyle ve karşı yönden gelenlerin kendilerini koruma yönünde dikkatli davranacaklarına inandığı için bu saikle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek öngördüğü ancak istemediği neticeye neden olduğu belirtildi.
Meydana gelen sonucu kabullenmediği ve arzulamadığı anlaşıldığından gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde özen yükümlülüğüne uygun davranmayarak bir kişinin ölümüne birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak suçundan 15 yıla kadar bilinçli taksirle cezalandırılması isteniyor.

Şehit polis Kemal Güleç
]]>Hamas’ın kabul ettiği anlaşmaya İsrail’den ret geldi. İsrail, ateşkesin taleplerini karşılama konusunda yetersiz kaldığını ancak bir anlaşmaya varmak için bir heyet göndereceğini duyurdu.
Katar ve Mısır tarafından iletilen, Hamas’ın onay verdiği ateşkes teklifinin, toplamda 124 gün süreceği ve 3 aşamadan oluştuğu belirtiliyor.
Filistinli bir yetkiliye göre, ilk aşama “ilk günden itibaren iki taraf arasındaki karşılıklı saldırıların geçici olarak durdurulmasını ve İsrail askerlerinin, Gazze’nin doğu bölgelerine ve nüfusu yoğun bölgelerden uzakta İsrail sınırına yakın bir bölgeye çekilmesini içerecek.
İlk aşamanın 7’inci gününde tüm İsrailli kadın esirlerin serbest bırakılmasının ardından, İsrail askerleri, sahil boyunca uzanan Er-Reşid Caddesi ile doğuda onun paralelindeki Salahaddin Caddesi’nden çekilecek ve böylece, insani yardımların kuzeye girişleri kolaylaşacak, yerinden edilenlerin evlerine dönüşüne izin verilecek ve Gazze’nin tamamında halkın hareket özgürlüğü garanti edilecek.
İlk aşamada ayrıca, İsrail’in askeri ve keşif uçuşları günde 8 saat, İsrailli esirlerin serbest bırakıldığı günlerde ise 10 saat süreyle durdurulacak. Ayrıca 50’si yakıt olmak üzere günlük 500 yardım tırı Gazze’ye girecek ve bunlardan 250’si kuzeye gönderilecek, Gazze genelinde hastaneler, sağlık merkezleri ve fırınlar yeniden faaliyete geçirilecek.
KARŞILIKLI ESİR TAKASI
Hamas’ın, aralarında hala hayatta olan kadınlar, 19 yaş altı çocuklar ve 50 yaş üstü yaşlıların da bulunduğu 33 İsrailli tutukluyu serbest bırakmasına karşılık İsrail tarafı, Hamas’ın belirleyeceği liste doğrultusunda her bir İsrailli için çocuk, kadın ve yaşlılardan 20 Filistinliyi serbest bırakacak.
İlk aşamada ayrıca, 7 Ekim’de alıkonulduklarında fiili olarak askerlik görevini yürüten ve halen hayatta olan her bir İsrailli kadın askere karşılık 20’si müebbet hapis mahkumu 40 Filistinli tutuklu serbest bırakılacak.

Önerinin 42 gün sürecek ikinci aşamasında ise sürdürülebilir sükunet için gerekli düzenlemeler üzerinde anlaşılacak ve tüm esirlerin takas edilmesinden önce bunun yürürlüğe gireceği ilan edilecek. İkinci aşamada ayrıca, üzerinde anlaşmaya varılan sayıda Filistinli mahkuma karşılık hala hayatta olan İsrailli sivil erkekler ile askerler serbest bırakılacak, İsrail askerleri Gazze’den tamamen çekilecek, savaş nedeniyle tahrip edilen evlerin, sivil tesislerin ve altyapının kapsamlı bir şekilde yeniden inşası için gerekli düzenlemeler başlatılacak.
Üçüncü aşamada ise her iki tarafın elinde bulunan hayatını kaybetmiş tüm esirlerin naaşları takas edilecek ve Gazze’nin 5 yıllık imar planı uygulamaya koyulacak.
ABD: İSRAİL’İN CEVABINI BEKLİYORUZ
ABD yönetimi, Hamas’ın Katar ve Mısır tarafından iletilen “İsrail’le ateşkes önerilerine” onay vermesini hem içeride hem de bölgedeki müttefikleriyle değerlendirdiğini ve İsrail’in cevabını beklediğini açıkladı.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, günlük basın brifinginde, Gazze’deki olası ateşkes durumuna ilişkin son durumu değerlendirdi. “Rehine anlaşması konusunda Hamas’ın bir yanıtı oldu. Şu anda bunu değerlendiriyoruz. Bunu bölgedeki ortaklarımızla da konuşuyoruz. (CIA) Direktörü Burns bölgede ve şu anda sahada bunun üzerine çalışıyor” diyen Kirby, hassas bir noktada olunduğu için daha ileri bir yorum yapamayacağını söyledi.
Kirby, bu noktada herkesin İsrail’in vereceği yanıtı beklediğini ve kendilerinin bu sürecin önüne geçmek istemediğini kaydetti.
]]>Özel, törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP liderine “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP içinde bir karışıklık planı olduğu” iddiası da soruldu.
TUTUKLU GENERALLERİN DURUMU
Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde generallerle ilgili bir talimatı olup olmadığı sorusu üzerine şunları söyledi:
– İki genel başkan bir görüşme yaptıktan sonra ya ortak bir açıklama yapılır ya da herkes görüşmeyle ilgili kendine ait kısımlar hakkında bilgi verebilir. Diğeri son derece müzakere tekniğine aykırıdır. Ben şöyle dedim, bana böyle dediler dediğinizde, görüşmenin belli seyrini, bundan sonra olabilecek olumlu görüşmeleri engellemiş olursunuz. Ben gazetecilik merakına sonuna kadar saygılıyım ancak bu cevap için muhatap ben değilim. Benim söylemem doğru olmaz. Ben sadece kendimin ne yaptığını söyleyebilirim.
– Biz detaylı bir dosya hazırlamıştık. O dosyayı, Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmede gündemimize aldık, üzerinde konuştuk. Ben bu konuda, önümüzdeki günlerde olumlu gelişmeler olacağını ümit ediyorum, bu ümidimi koruyorum. Dikkatle takip edeceğiz. Belki Sayın Erdoğan bu konuda bir açıklama yaparsa ondan sonra o günle ilgili diğer detaylar aleniyet kazanabilir. Ama benim aksini yapmam müzakere tekniğine uygun bir davranış olmaz.

“BÜYÜK BİR NEZAKETLE MÜZAKERE EDİLDİ”
– Herkesin içi rahat olsun. Gezi davasında da 28 Şubat davasında da yaşanan hukuksuzluklar ve toplumdaki tüm beklentiler, yani önceden bir gündem hazırladığımızı söylemiştim. O gündem içindeki herhangi bir madde konuşulmadan o toplantıdan ayrılınmadı. O gün de söylemiştim, daha önce söylediğimiz her şey ve daha fazlası toplantıda konuşuldu. Büyük bir nezaket ile karşılıklı müzakere edildi, görüş alışverişi yapıldı. Bizim tarafımızdan belli talepler çok net şekilde dillendirildi. Ben marj içinde kalmak zorundayım.
SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİ
Özel, Sinan Ateş iddianamesi ile ilgili soru üzerine şöyle konuştu:
– Sinan Ateş iddianamesi le ilgili kapsamlı bir çalışma ve açıklama yapacağız. Ancak iddianame hem aileyi son derece rahatsız etmiştir hem de Türkiye’deki gerçekten adalet isteyen herkesi rahatsız etmiştir. İddianameyi hazırlayan savcının görevi şudur; delilleri toplamak, şahitleri dinlemek, soruşturmayı genişletmek ve en geniş şekilde yargılanma safhası gelmeden önce iddianameyi hazırlamak.
– Kamuoyunun kapsamı savcıdan geniş. Sizler savcıdan daha çok şey biliyorsunuz. İddianamenin özelliği şudur; iddianameyi okuduğunuzda haber yaparsınız. İddianame ile ilgili yapılan haberler, iddianamede bir şey olmadığına yönelik. İddianamede yeni bilgiler yok. Sizlerden birisi eline kalem alsa daha güçlü bir iddianame yazar. Bunu kabul etmemiz mümkün değil.

AYŞE ATEŞ İLE GÖRÜŞECEK
Bu arada Sayın Ayşe Ateş -Sinan Ateş’in eşi- bizden bir randevu talebi olmuştu. Kendisiyle bugün görüşeceğiz. Kendisinin bu konuyla ilgili topluma mal olan tepkisini biz de sizlerle takip ettik. Onun dışında kendisiyle de görüştükten sonra dah fazla, daha net şeyler söyleme imkanı buluruz.”
ERDOĞAN’IN ZİYARET TARİHİ NET DEĞİL
Erdoğan’ın iade-i ziyaretine ilişkin tarihin netleşip netleşmediği sorusu üzerine Özel, “Bize henüz böyle bir başvuru yapılmadı. Böyle bir talepte bulunulacağını biliyoruz. Tarih netleşince açıklanır” dedi.

“ÖZGÜVENSİZ DÖNEMDEN KALAN MESELELER”
“Görüşmeden sonra bazı iddialar da ortaya atıldı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın CHP içinde bir karışıklık planı olduğu şeklinde yorumlar yapılıyor. Bu konuda değerlendirmeniz nedir” sorusu üzerine Özel, şu yanıtı verdi:
– 47 yıl seçim kazanamamanın verdiği özgüvensizliği atamamış bazı arkadaşlarımızın değerlendirmeleri. Türkiye’nin birinci partisini, yüzde 38 oy almış bir partiyi, gelecek seçimlerde Türkiye’nin iktidar partisi olmak için canla, başla çalışan ve buna yürekten inanmış kadroların partisini kim karıştırmak isteyebilir, kim komplo teorileriyle bizleri meşgul etmek isteyebilir. Bunlar özgüvensiz dönemden kalan meseleler. Kendimize güvenimiz tam. Kayıt dışı siyasete karşıyız.
– Her şeyi gözlerinizin önünde yapıyoruz, açıklıyoruz, çalışıyoruz. Gayret ediyoruz. Hiç kimse korkmasın. CHP’yi topuyla, tüfeğiyle, tankıyla darbeciler karıştıramadı. Biz her seferinde bazen düştük, hep beraber düştüğümüz yerden kalktık. Şimdi yerdeyken kalkacağına inanan bir parti, tarihinin en önemli çıkışlarından birinde böyle özgüvensiz sorularla, özgüvensiz tartışmalarla kimse kimseyi meşgul etmesin. İşimiz var daha iktidar olacağız.
]]>Bunun üzerine söz alan sanık avukatlarından Aykan Akkaçmaz “Dönemin savcısı Word belgesini tarayıp bize PDF olarak sunmuştur. Biz de savunmalarımızı buna göre hazırladık. İstanbul Adliyesi’nde belgenin orijinal hali Word şeklinde. Karargah Evleri dosyasının kumpas olduğu ortaya çıktı. Tamer Tatar’ın getirdiği Karargah Evleri dosyasından devşirildiğini düşündüğümüz 5 numaralı CD’den çıkan Genelkurmay belgelerinin üstünde 03 kodları var. Karargah Evleri’nin kumpas olduğu sabit. Burada da aynı kodlar var. CD 5’in uydurma bir delil olduğu kanaatindeyiz. Bu esas olmamalıdır” talebinde bulundu ve ”Tamer Tatar’a gönderildiği iddia edilen askeri belgeler FETÖ’cü savcılara veriliyor hatta biri firari. Ayrıca Tamer Tatar bu belgelere yama yapıyor. Tamer Tatar’ın Bank Asya hesaplarına ve yurt dışı ziyaretlerine rağmen ne hikmetse sadece 2 yıl 2 ay ceza almıştır” diye konuştu.
”FETÖ’CÜ TUTUKLU SAVCI TARAFINDAN İDDİALAR SUNULDU”
Sanık avukatlarından Mehmet Sever de “Bu davada yargılanan kişiler 7 Nisan toplantısı ile ilgili yargılanmaktadırlar. Bu 7 Nisan toplantısına dair soruşturmanın genişletilmesi talebim var. FETÖ’cü tutuklu savcı Kemal Çetin tarafından bu iddialar sunulmuştur. FETÖ’nün kumpas ve yalan delil üretmekte olduğunun ne kadar usta olduğu tüm yargılamalarda ortaya çıkmıştır. FETÖ örgüt üyeliğinden mahkum olan ve yardımdan ceza alan ve bu dosyaya bilgi ve belge sunan kişilerin dosyaları sunulmalıdır. Bu dosyalar bu davadaki süreci etkileyecek derecede önemlidir” talebinde bulundu.
“HİÇ KİMSE 18 MADDEYE İTİRAZ ETMEDİ”
Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Devlet Bakanı-Hükümet Sözcüsü ve ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, şunları söyledi:
– Refah Yol hükümetinde Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü’ydüm. Doğru Yol Partisi adına bir hafta ben sözcülük yapardım bir hafta Refah Partisi adına Abdullah Gül. Dolayısıyla hükümetin içindeydim. 12 Eylül sonrasında MHP ve ülkücü kuruluşlar davasında devleti cebir ve tehditle yıkmak suçlamasıyla tutuklandım, idamla yargılandım ve aklandım. Yeminime sadık kalarak söylüyorum o dönemde herhangi bir şekilde darbe söz konusu değildi ne klasik bir darbe ne de postmodern darbe.
– Eğer MGK’da kararlaştırılan 18 maddeden söz ediliyorsa Süleyman Demirel’in bana söylediğini söylüyorum ‘8 saat boyunca Başbakan hiçbir konuya itiraz etmedi hatta başını sallıyordu. MGK’da kararlaştırılan 18 maddeye aynen katılıyorum. Biz de o görüşteyiz. Devlette irtica vardır hatta 200 yıldır vardı’ dedi. Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü ve Tansu Çiller de içinde olmak üzere hiç kimse bu 18 maddeye itiraz etmedi.
”TOPLUMUN GERİLDİĞİ BİR GERÇEK”
”Refah Partisi iktidara gelince ve Necmettin Erbakan’da başa gelince sanki yeraltında bekleyen örgütler bir anda ortaya çıktı ve ‘gün bizim günümüz’ dedi. Tarikat şeyhleri olduğu iddiasıyla bir takım insanlar Başbakanlık konutuna çağrıldı ve iftar yemeği verildi” diyen Zeybek, şöyle devam etti:
– Bir örnek daha vermek istiyorum. Ben aynı zamanda Basın Yayın’dan Sorumlu Devlet Bakanıydım. Gazetelerde Refah Partisi Genel Sekreteri Oğuzhan Asiltürk diyor ki ikindi namazı da tatil olsun. Dedim ki sayın başbakanım siz artık başbakansınız güzel işler de yapıyorsunuz. Ama artık dini siyasete alet etme işini bırakın ne demek ikindi namazı tatil olsun. ‘Oğuzhan öyle bir şey söylemez’ dedi. Dolayısıyla toplumun gerildiği bir gerçek. Dolayısıyla bu gerginlik MGK’ya da yansıdı ve bu kararlar çıkarıldı. Darbe zorlamayla olur ancak benim kanaatimce asla bir darbe girişimi söz konusu değildir.
– 2 yıl sonra Tansu Çiller Başbakan olacaktı ama Türkiye gerçekten çok gerilmişti ve bu gerginliği gidermenin bir yolu olarak da Tansu hanım Başbakan olursa bu kabaran gerginlik halkımızın daha sakin olabileceği düşünüldü buna Erbakan da razı oldu ama o dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başka yönde bir karar verdi. Dolayısıyla Mesut Yılmaz’a verdi hükümeti ve buna Tansu Çiller ‘darbe’ dedi. Generallerin hükümet üzerindeki baskısı asla söz konusu değildir.
”BİR DARBE DÜŞÜNCESİ OLSAYDI YAPILIRDI “
– Sincan’dan tankların yürüme iddiası da bana gülünç geliyor. Sonradan öğrendik normal bir geçişmiş. O gün tankların Sincan’dan yürümesi ile 4 ay sonra hükümetin düşmesinin arasında bir bağlantı olduğu iddiası oldukça gülünç. Ben sanıkları tanımam. Batı Çalışma Grubu sanki bir cuntaymış gibi anlatıldı. Ancak bir çok bakanlıkta çalışma grupları kuruldu. O dönemin şartlarında bir darbe düşüncesi olsaydı bu yapılırdı ve kimse de bunu önleyemezdi.’
DURUŞMA 9 EYLÜL’DE
Mahkeme sanık avukatlarının ATK raporu hakkında beyan vermesi için bir sonraki duruşmaya kadar süre tanırken savunma delili olarak dosyaya celbi istenen Deniz Ay, Gökhan Eski ve Tamer Tatar’ın dosyaya katkısı olmayacağı gerekçesiyle bu taleplerin reddine karar verdi ve bir sonraki duruşmayı 9 Eylül saat 10.30’a erteledi.
Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Namık Kemal Zeybek, ”28 Şubat’ın darbe olduğuna yönelik tüm savlar tutarsız ve temelsizdir. Böyle bir şey olmamıştır. Şimdi yargılanan generaller, subaylar o süreçte vatana büyük hizmet etmişlerdir ve gerginleşen ortamı soğukkanlı şekilde sakinleştirerek görevlerini yapmışlardır” diye konuştu.
]]>

Ümit Yalım
LOZAN’I İHLAL EDEN ZİYARET
1- Lozan’ı ihlal eden Yunan Tugayı’nın Komutanı General, Edirne’deki tugayımızı ziyaret etti. T.C. Milli Savunma Bakanlığı resmi internet sitesinde Güven Artırıcı Önlemler çerçevesinde Trakya’daki Türk ve Yunan sınır birlik komutanlarının karşılıklı olarak ziyaretler yaptığı açıklandı. Bu kapsamda Yunanistan 3. Mekanize Piyade Tugay Komutanı’nın 16-17 Nisan 2024’te Edirne’deki 54. Mekanize Piyade Tugayı’nı ziyaret ettiği belirtildi. Yunan 3. Mekanize Piyade Tugayı, Meriç Nehri’nin batısında Orestias bölgesinde konuşlu olup bölge 1923 Lozan Antlaşması’na göre Gayri Askeri Statüde’dir. Yunan Tugay Komutanı’nın ziyaret ettiği 54. Mekanize Piyade Tugayı ise Bulgaristan sınırının güneyindeki bölgede konuşludur. Yani Yunan sınır bölgesinde değildir. 1923 Lozan Antlaşması’na ekli Trakya sınırlarına ilişkin sözleşmenin 1. Maddesi ile Ege Denizi’nden Karadeniz’e kadar Türkiye’yi Yunanistan’dan ve Bulgaristan’dan ayıran sınırların iki yanındaki topraklar üzerinde 30 kilometre genişliğinde Gayri Askeri Bölge oluşturuldu. Sözleşmenin 3. Maddesi’ne göre Gayri Askeri Bölge’de hiçbir kara, deniz ve hava tesisi/birliği kurulmayacak/bulunmayacak, sadece jandarma, polis, gümrük memurları ile her türlü top dışında tüfek ve makinalı tüfeklerle donatılmış Hudut Birlikleri bulundurulacaktır.

Yunanlı general Edirne’de konuşlu 3. Mekanize Tugay Komutanlığı’nı ziyaret etti.
2- Türk Generali, Gayri Askeri Bölge’de konuşlu Yunan Tugayı’nı ziyaret etti. Savunma Bakanlığı, Keşan’da konuşlu 4. Mekanize Tugayı Komutanı’nın 18-19 Nisan 2024’te Yunan 31. Mekanize Piyade Tugayı’nın yaptığı ziyaretin haber ve görüntülerini de yayınladı. Yunan 31. Mekanize Piyade Tugayı, Meriç Nehri’nin batısında Ferecik bölgesinde konuşlu olup bölge 1923 Lozan Antlaşması’na göre Gayri Askeri statüdedir. Türkiye, Gayri Askeri Statü’deki adalara yapılan askeri ziyaretleri sert bir şekilde eleştirip Yunanistan’a nota verirken T.C. Milli Savunma Bakanlığı’nın Gayri Askeri Bölge’de bulunan Yunan Tugayı’na ziyaret maksadıyla Türk generalini göndermesi tam bir skandaldır. Bakanlık bu uygulaması ile Yunanistan’ın Lozan Antlaşması’nı ihlal etmesini kabulleniyor ve sınır güvenliğimizi tehlikeye atıyor. Yunanistan’ın Gayri Askeri Statü’deki sınır bölgesine konuşlandırdığı 2 Tümen’de toplam 4 Tugay bulunuyor. Yunanistan’ın Gayri Askeri Bölge’nin dışındaki sınır bölgesinde 2 Tugay bulundurması dikkat çekiyor.

Türk subaylar Meriç’in batısındaki Ferecik bölgesinde konuşlu Yunan tugayını ziyaret etti.
DEDEAĞAÇ ÜSSÜNE SEYİRCİYİZ
3- Savunma Bakanlığı, Gayri Askeri Bölge’de/Dedeağaç’ta konuşlu ABD Askeri üslerine seyirci kalıyor. Trakya Sınırları’na İlişkin Sözleşme’nin 3. Maddesi ile Gayri Askeri Bölge’de kara, deniz ve hava üsleri kurulamaz ve hava araçları uçurulamaz. ABD 2020’de Yunanistan’ın Gayri Askeri Statü’deki Dedeağaç bölgesinde deniz ve hava üssü kurdu. Hem ABD hem de Yunanistan bu uygulama ile 1923 Lozan Antlaşması’nı ihlal ediyor. Gayri Askeri Bölge’deki ABD üslerine seyirci kalan bakanlık, ABD ve Yunanistanın Lozan Antlaşması’nı ihlal etmesini kabulleniyor ve sınır güvenliğimizi tehdit ediyor.

ABD’nin Dedeağaç bölgesindeki askeri yığınağı bölgedeki dengeleri değiştirdi.
TÜRKİYE’YE MEYDAN OKUDU
4- Savunma Bakanlığı işgalci Nikos Dendias ile Güven Artırıcı Önlemler’i görüşüyor. Savunma Bakanlığı’nda görevli amirallerden oluşan Türk Heyeti 22 Nisan 2024’te Atina’da işgalci Yunan Savunma Bakanı Nikos Dendias ile görüştü. 2015-2016 yıllarında da Savunma Bakanlığı yapan Dendias 11 Ocak 2015’te Aydın Eşek Adası’na gelerek bizim adamızda egemenlik ve bayrak gösterisi yapmış ve Türkiye’ye meydan okumuştu. Dendias’ın bizim adamızda bize meydan okuduğu tarihte şimdiki Savunma Bakanı Yaşar Güler de Genelkurmay İkinci Başkanı olarak görev yapıyordu. Dendias’ın Aydın Eşek Adası’ndaki fotoğrafları da Yunan Savunma Bakanlığı’nın resmi intirnet sitesinde yayınlanmıştı.
İşgalci Dendias ile Güven Artırıcı Önlemleri görüşmek havanda su dövmek ve adalarımızdaki Yunan işgaline meşruiyet kazandırmaktır. Savunma Bakanlığı Yunanistan ile yapılan Güven Artırıcı Önlemler toplantılarına ve sınır birlik komutanlıklarının karşılıklı ziyaretlerine derhal son vermelidir.

Türk heyetin görüştüğü Yunanlı isim Dendias Aydın Eşek adasını ziyaret ederek poz vermişti.
]]>“PARTİ BAŞKANINI BULDU”
“Peki Erdoğan aniden neden Özgür Özel’e yeşil ışık yaktı? Olası 2028 seçimleri için CHP içindeki olası rakibini mi seçiyor?” sorusu üzerine ise Ali Mahir Başarır, genel başkanından övgüyle bahsederek “Erdoğan’ın yerinde olsam Özgür Özel ile yarışmak istemem. Zor bir rakip. Çok çalışkan. Zeki ve çok güçlü bir hafızası var. İkna edilmesi kolay biri değil. Uzun yıllardan sonra parti genel başkanını buldu, herkes çok mutlu” açıklamasını yaptı.
Başarır parti içi çekişmenin, o’cu bu’cu tartışmalarını bittiğini söyledi “Ekrem Bey, Mansur Bey, hepimiz bir bütünüz. Hiçbirimizin derdi koltuk değil. Türkiye’nin geleceği egolarımızdan daha önemli. 85 milyon yurttaşımız müsterih olsun. 31 Mart seçimlerinde yüzde 38 oy alarak birinci olduk. Seçim olsa umutla adaletle ülkeyi biz yöneteceğiz. Bunun üzerimizde sorumluluğu var. Bir oyun kurulacaksa o oyunu biz kuracağız herkes rahat olsun. Adalet ve ekonomi taleplerimizi iletmek için gittik. Özellikle ezilenler, emekliler ve gençler için mücadele edeceğimizi söyledik. biz tarihe not düşelim de çözerler ya da çözmezler gerisi onlara kalmış” ifadelerini kullandı.
Eleştirilerin aksine anayasa için AKP’nin tuzağına düşmeyeceklerini söyleyen CHP Grup Başkanvekili, iktidarın anayasa hamlesinin de samimi olmadığı görüşünde: “Erdoğan’ın siyasi ikbaline göre bir anayasa yapamayız. Erdoğan’ın kurtuluş reçetesi olacak maddeleri bütününü imzalamayız. Çağdaş toplumlarda anayasalar yüzde 90 kabullü yürürlüğe girer. Bizde yüzde 50+1 ile girdi. Bu noktaya geldikten sonra ‘parlamenter sisteme geçelim’ demek samimi değil. Elbette bizler parlamenter sistemini, hukukun üstünlüğünü istiyoruz ama önce sorunları çözsünler.”
Yaratılan siyasi iklimin yumuşaması gerektiğine de dikkat çeken Başarır “Yarın seçim olsa bu ülke böyle mi gidecek. Emekli 10 bin TL ile mi geçinecek, açlık sınırı asgari ücretin altında mı kalacak, Can Atalay cezaevinde mi olacak?” dedi.
“HİZBULLAH’A VAR DOĞAN’A YOK”
Cezaevinde hâlâ tutuklu bulunan Çetin Doğan ve Osman Kavala konusuna değinen Başarır “Biz hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını savunuyoruz. Erdoğan’a ‘Sen aldın sen ver’ diyemeyiz. Ne diyoruz; ‘Adaletin önündeki dikenli tellerini kaldır. HSK üyelerini, AYM üyelerini sen atama.’ Kavala için AYM’nin gerekçeli kararı yeninden yargılama sebebi de olabilir. Biz bunu istiyoruz. Sadece bir konu kendi iradesinde. Çetin Doğan’a af… Hizbullah’a kullandığı af yetkisini Çetin Doğan’a kullanmaması utanç verici. Derhal kullanmalı. Görüşmede bunu da talep ettik” diye konuştu.
]]>Şimşek’in 2026 yılına ilişkin enflasyon beklentilerini hatırlatan Karabat, iktidarın tek güvencesinin sıcak para olduğunu söyledi.
Yıllara göre enflasyon verilerini yorumlayan Karabat, “Tek haneli enflasyon yaşanan dönemlerin, Türkiye’ye yoğun sıcak para girişi olduğu dönemler olduğunu görebilirsiniz” dedi. Türkiye’de artan gelir adaletsizliğini de eleştiren Karabat, “Mehmet Şimşek günü kurtarmak istiyor ve üretim reformu yapmak yerine yine sıcak para peşinde. Bu paralar doğrudan yatırım yerine borsaya ve faize akacak, Türkiye’nin yapısal sorunlarına çare olmayacaktır” dedi.
ENFLASYONDA BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
AKP iktidarının enflasyon hedeflerini tutturamayarak rakamları sürekli güncellediğini ifade eden Karabat, “Tek haneli enflasyon için önce 2025 dediler, baktılar ki dünyada işler istenildiği gibi gitmiyor, şimdi 2026 dediler” ifadesini kullandı. AKP’nin ekonomide yarattığı bağımlılık ilişkilerini de eleştiren CHP’li Karabat “Bugün sıcak para diye kaynak alanlar, yarın aynı yerlerden emir alıyorlar” dedi.

ENFLASYONDA YİNE SICAK PARA HİKAYESİ DEVREYE ALINIYOR
Karabat’ın açıklamaları şöyle:
*Mehmet Şimşek, 2026 yılında enflasyonun tek haneye ineceğini söylüyor. Şimşek’in burada tek güvencesi ise dış kaynak girişi, yani sıcak para.
Veriler üzerinden anlatalım. Yıllar itibarıyla enflasyon tablosuna baktığımızda, tek haneli enflasyon yaşanan dönemlerin, Türkiye’ye yoğun sıcak para girişi olduğu dönemler olduğunu görebilirsiniz.
*AKP, 2002 yılından bu yana küresel finans sistemine hizmet eden, dış girdiye ve sıcak paraya bağımlı ekonomi modeli inşa etmiştir. Türkiye’nin rekor kıran ihracatı, aynı şekilde rekor kıran ithalata bağımlıdır. Ara malı ve hammadde üretimi konusunda gereken adımlar atılmamıştır. Bu, bilinçli bir tercihtir. Bazı ülkelere diplomatik taviz olarak “Sizden ithalat yapacağız” denilmiştir.
*AKP’nin ve Mehmet Şimşek’in sürekli dile getirdiği ihracat ve büyüme hikayesinin dünya ölçeğinde bir karşılığı yoktur. Türkiye en büyük 20 ekonomi sıralamasından düşmüş, gelir adaletsizliği derinleşmiş ve yoksulluk artmıştır.
Şimşek günü kurtarmak istiyor ve üretim reformu yapmak yerine yine sıcak para peşindedir. Bu paralar doğrudan yatırım yerine borsaya ve faize akacak, Türkiye’nin yapısal sorunlarına çare olmayacaktır.
*Daha önce de belirttiğimiz gibi, AKP elde kalan son enerji santrallerini satmak dahil özelleştirme programını devreye almak istiyor. İşçi ve emeklilerin maaşlarının tırpanlanması ile zaten gayrı resmi IMF programını da uyguluyor.
Verilen diplomatik tavizler ve mevcut ekonomi politikaları ile küresel fonların Türkiye’ye gelmesi bekleniyor. Tabii bu süreçti ABD ve AB’nin faiz indirimine gitmesi gerekiyor.
*Küresel enflasyon ve faiz hedeflerinin belirsiz olması nedeniyle AKP’nin planları da aksıyor. Bu nedenle tek haneli enflasyon için önce 2025 dediler, baktılar ki dünyada işler istenildiği gibi gitmiyor, şimdi 2026 dediler. Görüyorsunuz AKP yine aynı hikaye ile sahnede. Buna geçit vermememiz gerekiyor. Bugün sıcak para diye kaynak alanlar, yarın aynı yerlerden emir alıyorlar.
]]>*Kendi iklimini kurabilen, kendi kültürünü oluşturabilen siyasi partiler, kendi siyasi iklimini oluşturabilen ülkeler kalıcı kurumlar oluştururlar. Ve sorunlarla karşılaştıklarında akılla, yürekle bu sorunları çözmeyi başarılar.
*Siyasi partileri de ülkeleri de ayakta tutan, ortak ruhtur. Kurallar önemlidir ama iklim yoksa kuralların nasıl baypas edildiğini yakın dönemde ülkemizde müşahede ettik. Kuralları uygulayacağız ama iklimi kuracağız.
*Kampımızda, dört soruya cevap aradık. Bir: 31 Mart seçimlerinden sonra Türkiye’nin siyasi iklimi, görüntüsü, tablosu nedir ve ülkemizin nereye doğru gitmesi konusunda milletimiz hangi mesajları vermiştir?
*İkincisi: Alandan gelen bilgilerle Türkiye’nin her yerinden bu tabloya bakış açısı nedir? Üçüncü sorumuz: Partimizin bu tablo içindeki konumlanması ne olmalıdır? Dördüncü soru: Bu konumlanma esnasında alınması gereken tedbirler nelerdir?
“TOPLUMDA OTOKRASİYE DOĞRU GİDİŞ KAYGISININ YERİNİ…”
*Çok önemli sonuçlara ulaştık. İlk soru için hepimizi kaygılandırması ama ümitlendirmesi gereken bir olgu var. Türkiye’de siyasetin psikolojisi çok çabuk değişiyor. Geçen sene, 14 ve 28 Mayıs seçimlerinden sonra ülkede iktidarın mutlak egemen olduğu ve artık bazı demokratik kazanımların dahi tehlikeye düşebileceği, AK Parti kitlelerinin dahi ‘Acaba nereye gidiyoruz’ sorusunu sorduğu bir iklim mevcuttu.
*Muhalefet partileri dağınık, kafalar karışık, iktidar aşırı bir özgüvenle, kibir halinde geleceğe bakıyordu. 31 Mart seçimleri bunun tam tersi bir tablo ortaya koydu. Bu sefer iktidar partisi ilk kez ikinci kez parti konumuna geriledi.
*Muhalefet yaşadığı bütün travmaya rağmen, özellikle öfke oylarıyla ana muhalefet partisi öne çıktı. Ve toplumda otokrasiye doğru gidiş kaygısının yerini, ‘Demokratik bir dönem başlayabilir ama sonrası ne olacak’ kaygısı aldı.
“SİYASET ÖZGÜRLEŞİYOR”
*Dün ve bugün yaptığımız istişarelerde geldiğimiz sonuçları paylaşmak isterim. Birincisi: Yeni bir dönem başlıyor. Belki de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni, hatta 2016’dan bu yana ilk kez siyasetin tartışma alanı ve önü açılıyor. Bu önemli bir değişimdir. Geçmişte, son 8 yıldır ittifak partileri, Cumhur İttifakı düşmanlaştırma, şeytanlaştırma, terörle işbirliği iddiasıyla yöntemlediği bir kutuplaştırma stratejisi takip etti.
*Toplum karpuz gibi ortadan ikiye bölündü neredeyse. Birbiriyle konuşamaz niteliğe dönüştü insanlar. Siz iktidarı eleştirdiğinizde hain oldunuz, muhalefette olduğunuzda dış güçlerin ajanı oldunuz. Ama iktidar içindekiler de kendi hallerinden hiç memnun değillerdi. Çünkü ahlaki meşruiyetlerini kaybetmeye başlamışlardı.
*İktidar içindeki tartışmalar kapalı kapılar ardından yapılıyordu. İktidar bağımlılığı oluşmuştu, uyuşturucu gibi iktidarı ‘nasıl olsa güç bizde’ ataletine sevk etmişti. Şimdi siyaset özgürleşiyor. Bu, siyasi partilerin aldığı oyların ötesinde bir gerçektir.
*Belki de en önemlisi iktidar unsurları, AK Parti’nin içerisindeki kesimler ilk defa özgürleşiyorlar. Bu sağlık işaretidir. Muhasebe yapacaklar. ‘Neden 22 sene sonra, mutlak bir iktidar imkanına sahipken AK Parti ikinci parti konumuna düştü?’
“TARİHİ BİR AÇIKLAMA OLARAK GÖRÜYOR VE DESTEKLİYORUZ”
*Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘Millete küsmek olmaz. Oturup değerlendireceğiz’ sözünü ciddiye almıştık. Son attığı adımları, özellikle son cuma namazı çıkışı ‘Siyasi yumuşama dönemi başlamıştır’ ifadesini tarihi bir açıklama olarak görüyor ve destekliyoruz. Ancak içinin doldurulması lazım.
*Sayın Erdoğan’ın siyasi hayatının önemli bir kısmında yanında en yakın çalışma arkadaşı olarak bulunmuş, bir kısmında da yapılan yanlışlar karşısında hiç çekinmeden konuşmuş bir siyasetçi olarak şu soruyu sormak isterim kendisine: Bu siyasi yumuşama bir taktik manevra mı, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek stratejik bir dönüşüm kararı mı?
*Hepimiz biliyoruz, Sayın Erdoğan bir siyasi taktik dehasıdır. Ama stratejik hedefler konusunda bir uçtan diğer uca gidecek esnekliğe de sahiptir. AK Parti içindeki arkadaşlarıma seslenerek ifade ediyorum: Onların taktik olarak gücü koruma sorusuna verdiği cevaplar, Türkiye’nin stratejik hedeflerini bir uçtan bir uca savrulur hale dönüştürmüştür.
*2002’de, ekonomik kriz sonrası yolsuzluklarla, hortumlamalarla, siyasi ahlak açısından yaşanan büyük zaaflarla, yasaklarla boğuşan bir Türkiye’den AK Parti kurulurken bunu alıp özgürlüklere, demokrasiye, insan haklarına dayalı yeni bir siyasal düzen, yoksullaşmayı durduracak sosyal adalet anlayışı, ve temiz siyaset anlayışıyla Türkiye’yi bir yere taşımayı hedeflemiştik. Sayın Erdoğan’ın ve iktidardakilerin taktik güçlerini koruma düşüncesi o stratejik hedefi yok etti.
“ERDOĞAN CHP’YE GİDECEKSE BİZDEN BİR KÜÇÜK ÖZRÜ BORCU VAR”
*İktidara ve Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum: Siyasi yumuşama kararınız ve ifadeniz çok doğrudur, içini stratejik olarak doldurmak şartıyla. Ama amacınız, ‘İkinci parti konumuna düştüm. Bir müddet tartışmaları benim alanımdan çıkarıp muhalefetin içine taşımak için muhalefetin bir liderini öne çıkarıp diğerlerini göz ardı edeyim ve içeride böylece bir tartışma çıkartayım gibi bir taktik manevraysa Türkiye bir yerden diğer yere yine savrulur.
*Çok doğru bir tavır, eleştirmek için söylemiyorum; Sayın Erdoğan CHP Genel Merkez’e gidecekse bizden bir küçük özür borcu var. Eğer 2016 darbesinden sonra Yenikapı ruhu korunmuş olsaydı Türkiye’de ‘tek millet’ çağrısını her alanda söylemek gibi bir ihtiyaç hissetmeden milleti tek bir ruhta birleştirmek mümkün olmaz mıydı?
*Üslubumuzu bunda sonra değiştireceğiz, siyasi yumuşamaysa biz de aynısını yapacağız ama samimiyet görmek istiyoruz.
“NİYE EN YAKIN ARKADAŞLARINIZLA GÖRÜŞMÜYORSUNUZ”
*Arkasından atılması gereken adımların şunlar olduğunu düşünüyorum: Siyasi yumuşamanın bütün kesimlere aynı ölçüde yansıması. Eğer siyasi yumuşamaysa Sayın Erdoğan’ın Gazze konusunda bir özür dileme ihtiyacı var. bayramlarda bile bizimle bayramlaşmaktan kaçan AK Parti, neyin yumuşamasını yapmış olur?
*AK Partili kardeşlerime sesleniyorum: Dönün, Sayın Erdoğan’a sorun, Daha geçen sene terörle işbirliğiyle suçladığınız CHP, Erdoğan görüşmesinden bir gün sonra DEM ile de görüşme yapıp Erdoğan da şimdi orayı ziyaret edecek -ki bunların hepsi doğru- bir sene önce, ‘Masanın altında HDP var’ deyip terörle işbirliği yapmakla suçladığınız CHP ile görüşüyorsunuz -ve doğru da- niye en yakın arkadaşlarınızla görüşmüyorsunuz?
*Anayasa tartışmalarına siyasi yumuşamanın yansıması lazım. Siyasi yumuşama, dikte ettirilmiş anayasa değişikliği veya oyalama taktikleriyle olmaz.
*Numan Kurtulmuş, anayasa görüşmesinde grubumuzu ziyaret ettiğinde, ‘Usul için geldik, detaya girmeyeceğiz’ demiş. Siyasi yumuşama varsa anayasa tartışmalarına limit konmamalı. Türkiye gerçek anlamda sivil bir anayasaya kavuşmalı.
“SİNAN ATEŞ CİNAYETİNE BULAŞAN HERKES EŞKIYADIR”
*Yumuşama varsa görüşlerini beğenmesek bile milli iradeyle seçilmiş milletvekillerine saygı göstereceğiz. AYM kararının gereği olarak Can Atalay’ın TBMM’de göreve başlamasının önünü açacaksınız. AYM üzerindeki tartışmaları bitireceksiniz. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin gereği olan bireysel başvuru hakkını ortadan kaldıracak her teşebbüse karşı çıkacaksınız.
*Biliyorum, Sayın Bahçeli bunların hepsinde size karşı çıkacak. O zaman yol ayrımına geleceksiniz. Basın ve düşünce özgürlüğü başlıklı olarak hapishanelerde bulunan herkesi serbest bırakacaksınız. TRT başta olmak üzere sizin kontrolünüzdeki bütün basın kuruluşlarına, ‘Bundan sonra diğer siyasi partilere de söz hakkı tanıyın’ diye küçük mesaj göndereceksiniz.
*Türkiye’yi Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi diye Goebbelsvari bir yapının algı operasyonu yaptığı bir ülke halinden çıkaracaksınız. Sinan Ateş cinayetine bulaşan herkes eşkıyadır. Savunan da eşkıyadır vuran da eşkıyadır, katildir.
*Sayın Erdoğan, eşkıyayı korursanız siyasette yumuşama falan olmaz, herkes eşkıyalığa özenir. Devlet, katilin cezasını verir, maktulun de hakkını sorar ve arar. Devlet demişken devleti kastediyorum, ismi ‘Devlet’ olanları değil.
“KHK’LILARIN HAKLARINI VERECEKSİNİZ”
*Mafyatik yapılara karşı net bir tavır alın. Son beş yıldır siyaset mafyatik yapıların gölgesinde yapıldı. Sayın Erdoğan, o geçmişi bir temizleyin. Yumuşaması gereken en önemli unsurlardan biri yoksul halkla onun kanını sömürerek cebindeki son kuruşu çalarak oluşturulan rantiye sınıf arasındaki uçurumu kapatmalısınız.
*Bu halk, ıstakoz yiyenleri görüp nasıl yumuşasın? Niye siyasi ahlak yasasına hala ayak sürüyorsunuz? 15 Temmuz’un Çankaya’ya helikopterle inen darbecibaşını, kardeşini büyükelçi yapacaksınız; parasızlıktan burs alıp da o okullara giden çocukların anne-babalarını cezalandıracaksınız, sivil ölüme mahkum edeceksiniz.
*Yumuşama istiyorsanız darbecilerle iltisakı olmayan KHK’lıların da haklarını vereceksiniz. Özgür Özel ile bir resim verelim, demokrasi geri gelsin. Biz o resimleri çok gördük.
“YÜZDE 37’YE ÇIKABİLECEK MİYDİNİZ?”
*Altılı Masa’da bütün bu çabamızı sürdürdüğümüz için ve onun için bedeller ödediğimizi göre göre bize dönüp ‘Bizden şu kadar milletvekili aldınız’ diye hesaba çekenlere soruyorum şimdi: Eğer o masanın oluşturduğu yumuşama olmasaydı siz yüzde 37’ye çıkabilecek miydiniz?
*Oranlar değişir ama değişmeyecek olan tek şey ilkeleriyle davranan siyasetçilerin gün gelip halkın vicdanında hak ettiği yeri alacakları gerçeğidir.
“BÜTÜN PARTİLERE KAPIMIZ AÇIKTIR, BÜTÜN PARTİLERLE GÖRÜŞÜRÜZ”
*Alanda bize büyük bir teveccüh vardı ama niye oya dönmedi? Bu önemli bir sorudur. İktidara yönelik öfkenin en büyük alternatife yönelmesi önemli bir sebeptir. Bunun bize uygulanan medya ambargolarıyla da ilgili sebepleri vardır.
*Yeni bir yönetime ihtiyacımız var. İstikametimiz doğrudur. Siz, Gelecek Partisi’nin milletvekillerini satılık mal, şahsiyetsiz insanlar mı zannettiniz? İşte buradan bu fitneyi çıkaran tilkilere, çakallara söylüyorum: Gelecek Partisi’nin neferleri, milletvekilleri, il başkanları, kurucuları aslanlar gibi burada.
*Bu yeni üslup içerisinde en zayıf tarafımızın iletişim olduğunu biliyoruz. Biz bu milletin yürekten yüreğe iletişimine talibiz. İlkesel olarak aldığımız kararı paylaşıyorum: Bütün partilere kapımız açıktır, bütün partilerle görüşürüz, milletten oy almış hiçbir partiyi dışlamayız.
*Bugün AK Parti ile CHP’nin böyle görüşüyor olması, bazı ipotekleri siyasetin üzerinden kaldırmıştır. Bizim AK Parti ile görüşmemiz halinde, -görüşme peşinde değiliz- hiçbir CHP’linin ‘AK Parti ile iş mi tutuyorsunuz’ deme hakkı yoktur.
“BİR SİYASİ TUTUM BELGESİ KALEME ALACAĞIZ”
*Bundan sonra yolumuz açık ve nettir. Bizimle görüşmek, birleşmek, bir yapı kurmak, bir şekilde kurumsal ilişki kurmak isteyen bize gelecek. Biz ise doğru bildiğimiz yolda, hiçbir fire vermeden milletin ihtiyaç hissettiği konularda kararlı bir şekilde yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Üç kanatlı yapımızdan üçer temsilciyle bir koordinasyon kurulu kuracağız.
*Bu kurul, partinin gidişatıyla ilgili hem yön verici ve koordine edici çalışmalar yapacak hem de parti organlarının vazifesini ne kadar yaptığıyla ilgili denetim görevini üstlenecek.
*Bu bağlamda bütün bu tartıştıklarımızı, konuştuklarımızı ve özellikle de siyasi partimizin kimliğini kamuoyuyla açık ve net bir şekilde paylaşmak, bundan sonraki yol haritamızın ana unsurlarını milletimize açıklama üzere bir siyasi tutum belgesi kaleme alacağız. En geç bir ay içinde bir toplantıyla kamuoyumuzla paylaşacağız.
]]>
Bahis ve şike iddialarının bitmek bilmediği alt liglerde, kısa süre önce Ankaraspor ve Nazilli Belediyespor arasında oynanan maç kamuoyunun gündemine oturdu.
TFF 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden iki ekibin maçında, hiç şut çekilmedi ve karşılaşma 0-0 beraberlikle sona erdi. Bu sonuçla Ankaraspor play-off oynama şansı yakalarken, Nazilli Belediyespor’un kümede kalması garantilendi. Zonguldak Kömürspor ise bir alt lige düştü.
‘İki takımın anlaşarak maçı 0-0 berabere tamamladığı’ iddiası üzerine, Türkiye Futbol Federasyonu karşılaşmayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurmuştu.
Yaklaşık 1 hafta geçmesine rağmen henüz konuyla ilgili başka bir bilgilendirme yapılmadı.
TARTIŞMALI ESENLER EROKSPOR VE SERİK BELEDİYESPOR MAÇI
Ankaraspor ve Nazilli Belediyespor arasındaki maçla ilgili soru işaretleri yerini korurken, aynı ligin son haftasında oynanan Serik Belediyespor-Esenler Erokspor mücadelesi de kamuoyunda tartışma yarattı.
Ligin son haftasına 80 puanla zirvede giren Esenler Erokspor, 78 puana sahip ikinci sıradaki Van Spor ile şampiyonluk mücadelesi veriyordu. Son maçında, alt sıralarda yer alan ve ligde kalması kesinleşen Serik Belediyespor’a konuk olan Esenler Erokspor, TFF Başkan Vekili Mustafa Eröğüt’ün tribünden izlediği maçta 6-0 galip gelerek şampiyon oldu ve 1. Lig’e yükseldi.
Ancak Serik Belediyespor’un maça genç takımla çıkması, Van Spor cephesinde tepkiyle karşılandı. Serik Belediyespor cephesi, as takım oyuncularının, hafta içinde para alamadıkları gerekçesiyle maça çıkmama kararı aldıklarını iddia etti.

(Erokspor maçında görev yapan Serik Belediyespor’un genç oyuncuları)
“TEŞVİK PRİMLERİ GİBİ ŞEYLER…”
Maç günü futbolcular karardan vazgeçse de, Serik Belediyespor Başkanı İbrahim Şahin, bazı futbolcuların teşvik primi teklif edildiği için maça çıkmak istediğini iddia etti:
Biz sahaya ve maça çıkmayacağız’ açıklaması yapan, kampa katılmayan futbolcu kafilesi maça 2 saat kala ‘Biz maça çıkacağız’ diye stada geliyor. Bu zamana kadar zorlu imkanlar ile kulübü ayakta tutmaya çalıştık. Bir kulüp tarafından şahsıma yapılan açıklamalar asılsız, mesnetsiz ve üzüntü vericidir. Siz kendi maçınıza odaklanacağınıza bizim maçımıza gölge düşürmeyin. Futbolcular aranıp teşvik primleri gibi şeyler söylenip, sahaya çıkmaları istendiği gibi duyumlar aldık. Biz edepli ve şerefli şekilde bu zamana kadar ilerledik ve bu çizgimizi hiçbir zaman da bozmayız. ‘Muhatap bulamadık’ açıklamaları gerçeği yansıtmamaktadır. Görüşmeler yapılmış, cuma günü içeride kalan 1 prim ödemeleri şahsım tarafından yapılacaktı. Perşembe günü yaptıkları açıklama ile kulübü değil kendi çıkarlarını ve futbolu yerler altına almışlardır. As takım da, ‘U’ takımlarımız da bizim. Biz kime güvenirsek onların sahada olmasını isteriz.
VAN SPOR SAHADAN ÇEKİLDİ
Öte yandan, Esenler Erokspor ile şampiyonluk mücadelesini son haftaya taşıyan Van Spor ise, Serik Belediyespor’un genç takımla maça çıkma kararı sonrasında Bursaspor karşılaşmasında sahadan çekildi.
Küme düşen Bursaspor ile karşılaşan Van Spor oyuncuları, maç başladıktan sonra bir süre hareketsiz kalıp daha sonra sahayı terk etti.

Yaşananlarla ilgili görüşlerini açıklayan Van Spor Başkanı Feyat Kıyak, şöyle konuştu:
Kimsenin gönlünü kırmamak ve bu kirli ligde temiz kalan sporcu kardeşlerim ile değerli spor çalışanlarını zan altında bırakmamak için kısa bir süre olayları izleyerek pazartesi gününe kadar sessiz kalmayı tercih etmiş bulunmaktayım. Gerek değerli yöneticilerim gerekse kulüp hukukçularımız ile yapmış olduğumuz istişare neticesinde bu olayın üstünün kapatılmasına müsaade etmeyeceğimizi ve sonuna kadar temiz futbolu desteklemek maksadıyla sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygı ile bildiririm. Masa başında kazanılmayan şampiyonluğu sahada kazanacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
ERDOĞAN’IN PROJE TAKIMI: ESENLER EROKSPOR
1959 yılında Kasımpaşa semtinde kurulan Erokspor, uzun yıllar amatör liglerde mücadele etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, amatör futbol oynadığı dönemde formasını giydiği Erokspor, 2017 yılındaki şirketleşme ve Başakşehir’in pilot takımı olma hamlelerinden sonra yükselişe geçti.
Esenler semtine taşınan, tarihinde ilk kez 2017 yılında 3. Lig’de mücadele eden ve Esenler Erokspor adını alan kulüp, 2022’de 2. Lig’e yükseldi.

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erokspor formasıyla)
İki sene sonra, gelecek yıl 1. Lig’de yer alma hakkını elde eden kulüpte, Erdoğan’ın yanı sıra eski Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve eski A Milli futbolcu Nevruz Şerif forma giyen isimler arasında yer aldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başakşehir’in Süper Lig şampiyonu olduğu sezon katıldığı bir televizyon programında, Esenler Erokspor için şu sözleri sarf etmişti:
Proje takımı var, benim mahalli takım olarak çocukluğumda 14-15 yaşında oynadığım takım. O da Başakşehir’in altyapısını oluşturuyor, Esenler Erokspor diye. Başakşehir bu sene şampiyon olursa, bir Bursaspor gibi şampiyonluk yakalarsa, bu da bir devrimdir.
OLAYLI ERDOĞAN PANKARTI
Esenler Erokspor’un başkanlığını TOYA Yapı’nın sahibi olan Zafer Topaloğlu yürütüyor.
Topaloğlu, 2014 seçimleri öncesinde Cevizlibağ’da Basın İlan Kurumu’na dev bir Erdoğan posteri açılması olayıyla ilgili açıklama yaparak binanın kendilerine ait olduğunu ve Basın İlan Kurumu’nun kiracı olduğunu belirtmişti.

İsrail’de Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin getirilmesi için anlaşma imzalanması çağrısının yapıldığı, Netanyahu hükümetine karşı her hafta cumartesi günü düzenlenen protestolar, bu hafta da geniş katılımla devam etti.
Hükümet karşıtı gruplara katılan on binlerce kişi, Gazze’ye saldırıların sonlandırılmaması ve esirlerin geri getirilmesi konusunda siyasi iradenin kayıtsızlığını eleştirerek, ülke tarihinin “en sağcı hükümetinin” istifasını ve erken seçim talep ettikleri protestolarını yineledi.

Tel Aviv, Hayfa, Birüssebi ve Batı Kudüs’ün yanı sıra Netanyahu’nun konutunun bulunduğu kuzeydeki Kayserya kenti ile ülkenin farklı noktalarında hükümetin istifasının ve esirlerin geri getirilmesinin istendiği gösteriler düzenlendi.
Protestoların merkezi, on binlerce İsraillinin akşam saatlerinde toplandığı başkent Tel Aviv’de yer alan, Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemelerine karşı yapılan gösterilerde sembolleşen, polisin demir bariyerlerle kapattığı Kaplan Caddesi oldu.
İsrail bayrakları taşıyan binlerce protestocu, Başbakan Netanyahu ve hükümetindeki siyasetçiler aleyhinde pankart, afiş ve dövizler taşıdı, caddede kurulan platformda hükümeti eleştiren konuşmalar yapıldı.

Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin yakınları da yakındaki Savunma Bakanlığının önünde Netanyahu ve öncülük ettiği hükümete eleştirilerini yöneltti.
Esirlerin bir an önce evlerine dönmesi çağrısı yaparak davullar ve düdükler çalan protestocular, “Hepsi hemen eve!”, “Yardım!” yazılı dövizler taşıdı, Netanyahu’yu suçlayan sloganlar attı. Göstericiler, “(Netanyahu) Bibi esirleri serbest bırak!” diye bağırdı.
Burada konuşma yapan İsrailli esir Matan’ın annesi Einav Zangauker, masada Hamas’ın uzlaşabileceğini belirttiği bir anlaşmanın olduğunu, buna rağmen Netanyahu’nun savaşı sonlandırmaya razı olmayacağını dile getirerek, ateşkesi sabote ettiğini söyledi.
Kaplan Caddesi’nden yürüyerek bakanlık binasının önüne gelen hükümet karşıtı protestocular, esir takası talep eden göstericilerle eylemlerini sürdürdü.

Göstericiler, buradan ayrılarak kalabalık gruplar halinde kentin sokaklarında ilerledi.
İsrail polisi, kentin ana arteri Ayalon Otoyolu’na çıkışlarda demir bariyer ve göstericilerin geçişini engellemek için kamyonlar yerleştirerek konuşlandı.
Ayalon Otoyolu’na ilerlemek isteyen göstericilere İsrail polisi atlı birliklerle müdahale etti. İsrail polisi ile göstericiler arasında zaman zaman arbede yaşandı. Göstericiler, kolluk kuvvetlerinden sorumlu aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’e hitaben “Ben-Gvir terörist” sloganı attı.
NETANYAHU’NUN EVİNİN ÖNÜNDE GÖSTERİ
Sahil kenti Hayfa’nın yanı sıra kuzeyde Kayserya kentindeki Netanyahu’nun şahsi konutunun çevresinde de binden fazla gösterici İsrail bayrakları, davul ve düdüklerle toplandı. Göstericiler, “Sen baştasın, sen suçlusun!” sloganları atarak hükümetin istifasını ve erken seçim talep etti.

Batı Kudüs’te de binlerce kişi, esirlerin serbest bırakılması için hükümetin anlaşma yapması talebiyle yürüdü.
Hükümetin istifası ve Gazze Şeridi’ndeki esirlerin geri getirilmesi için bir an önce anlaşma imzalanmasını isteyen İsrailliler, ülkenin çeşitli noktalarındaki yolları ve kavşakları kapattı.
130’DAN FAZLA İSRAİLLİ ESİR VAR
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Mısır ile Katar arabuluculuğunda hazırlanan yeni ateşkes ve karşılıklı esir takası anlaşması, Kahire’de görüşülüyor. İsrail, Hamas’ın ateşkes teklifine yanıt vermeden Kahire’ye heyet göndermeyeceğini ve savaşı bitirmeyi kabul etmediğini açıklıyor.
Başta Netanyahu olmak üzere İsrail’deki üst düzey isimler, Gazze Şeridi’nin güneyinde en az bir kez zorla yerinden edilmiş, 1,5 milyon kadar Filistinlinin sığındığı Refah’a saldırı düzenleyeceklerini uluslararası toplumdan gelen uyarılara rağmen yineliyor.
Hamas ise imzalanacak esir takası anlaşmasında Gazze’deki savaşın sona ereceği kalıcı ateşkes konusunda güvence talep ediyor.
İsrail makamlarına göre Gazze Şeridi’nde bazıları hayatta, bazıları ölü 130’dan fazla İsrailli esir bulunuyor.
]]>Avcı, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, Samsunspor’un çok basit ama güçlü bir oyunu olduğunu dile getirdi.
Rakibin aynı oyunu hem iç sahada hem de dış sahada uyguladığına işaret eden Avcı, “Yani çok basit, sade ama çok güçlü bir oyunları var Samsunspor’un. Bizim maça gelmeden evvel, yanlış hatırlamıyorsam 11 maçın 7’sini içeride kazanmış, tek mağlubiyeti var. Oyunu basit ama doğru ve bunu şiddetli şekilde uygulayan bir takım. Direkt oyunları var ve özellikle burada ikinci topa yanaşmak, ondan sonrasında yapılacak ortalar, bir de rakip arkası şiddetli yapacağı koşullar vardı. Bu plan her maç böyle yani burada da dışarıda da oynadıklarında bunu kendi güçlü oyunlarını oynatıp bunu yansıtıyorlar. Biz buna özellikle oyunun başlangıcında doğru cevap veremedik.” ifadesini kullandı.
“HİÇ ŞIK OLMADI”
Avcı, oyuna girmek için birtakım denemelerinin olduğunu ancak arkasından penaltı geldiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Arkasından da bizim gibi takıma yakışmayacak bir organizasyon bozukluğundan dolayı yediğimiz bir gol oldu. Rakip 2-0 öne geçti. Sonrasında golü de bulduk. Tam oyuna tutunacakken kornerden bu sefer kendi kalemize attığımız gol… 3-1 mağlup duruma düştük devreye girerken. Olabilir mi? Olabilir. Geçen hafta da iki farklı mağlup duruma düşmüştük. İkinci yarıda daha doğru oyun oynamamız gerekiyordu. Topa sahip miyiz? Evet topa sahibiz. Bunu da bekliyorduk zaten. Ama bunu beklerken bu oyunu oynarken özellikle oyuna genişlik verip sayısal olarak fazla girdiğimiz ceza sahasında paslar veya kısa ortalar yapmamız gerekiyordu. Rakibi böyle çözecektik, rakibin de baskı şiddeti düşecekti. Zaman zaman bunu dedik ama sonuçlandıramadık. Oyunun başından sonuna kadar net bir şekilde hem bireysel performansımızın hem de oyun performansımızın çok altında kaldık. Hiç doğru ve şık olmadı.”
“KONSANTRASYON BOZUKTU”
Ligde rakiplerden puanla önde olduklarını anlatan Avcı, “Üçüncülük anlamında lige baktığında haftaya başlarken birine 6 puan, birine 7 puan önde girdik. Rakibin bir tanesinin kazanması puan farkının 4 puana düşmesi bizi yukarıya doğru çekmesi gerekirken aşağıya doğru gitti. Konsantrasyon bozuktu. Oyunun her anını doğru oynamadık. Futbolda bazen kaybedersin. Oyunu doğru oynamaya çalışırsın ama kaybedebilirsin. Çünkü karşında da bir rakip vardır. Rakip bugün çok istedi. Fiziksel olarak bizden daha fazla mücadele etti. Daha fazla temas yaptı. Daha fazla sertlik yaptı ki normal. Biz buna hem sertlikle hem mücadeleyle doğru cevap veremedik. Onun için rakibimizi tebrik ediyoruz.” diye konuştu.
“LÜTFEN OYUNA BÖYLE BAKALIM”
Samsun’daki stadyuma ilk kez geldiğini vurgulayan Avcı, şunları kaydetti:
“Çok güzel bir ortam. Samsun bir futbolcu yeri geçmişiyle, tarihiyle…Stadyuma ilk defa geldim. Yapanların emeğine sağlık. Ama şunu da belirtmek istiyorum. Futbol bir iyileştirme gücü olan güzel bir oyundur. Bu sadece burayla alakalı değil genel olarak söylüyorum. Dilimizi, üslubumuzu değiştirmediğimiz sürece gönlümüzü dönüştüremeyeceğiz. Sonunda ölüm yoktur, kalım yoktur, savaş yoktur. Mücadele vardır. Onun için bu bir ölüm kalım maçı değildir. Bu tarihte oynanmıştır, oynanmaya da devam edecektir müsabakalar. Lütfen bu oyuna böyle bakalım. Rakibimizi yaptıkları mücadeleden dolayı tebrik ediyoruz. Bundan sonraki maçlarında başarılar diliyorum. Bizim adımıza 4 gün sonra, çarşamba günü bir adım kaldı finale, oynayacağımız kupa maçımız var. İstanbul’da oynayacağız. Şimdi buradan ne çıkartacağız? Bir sürü olumsuzluğun olduğu oyun anlamında ve performans anlamında bunu kaldırıp konsantrasyonumuz daha yüksek, doğru bir oyunla Karagümrük maçına hazırlanıp ligde de bundan sonra kalan 3 maçı en iyi şekilde tamamlayıp ligi, 3. sırada bitirmek istiyoruz.”
]]>Söz konusu listede basketbol ve voleybolun olmadığını belirtelim… Türk bisiklet tarihinde ilk yarışlar Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1890’larda yapılsa da; profesyonelleşme ancak 2010’lu yıllardan sonra gerçekleşti.
Buna karşın, ülkemizin en köklü ve prestijli uluslararası spor organizasyonlarından biri, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu. Bu yıl 59’uncusu düzenlenen TUR’da SÖZCÜ’yü de misafir eden Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu ile Türk bisikletinin dününü, bugününü ve yarınını konuştuk.
– Öncelikle bu yılki TUR’un genel bir değerlendirmesini yapar mısınız?
– Bu yılki organizasyon fazlasıyla tatmin etti. Takımların ve hakemlerin geri dönüşlerinden çok memnunuz. Bizim için çok önemli bu. Bir etabın sonucu, itirazlar üzerine, futboldaki VAR’a benzer incelemeyle değişti. Bu, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun uluslararası arenada ne kadar ciddiye alındığını gösteriyor.
– Geçen yıllara göre merkezi ve yerel otoritenin desteğinin arttığını gözlemledik. Doğru mu?
– Evet. Geçen yıllara göre Cumhurbaşkanlığı’ndan yerel otoritelere, polisi, jandarması, tüm devlet kurumlarımız da bize çok daha fazla destek verdiler. Çok daha organizeydik. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
– Antalya’dan İzmir’e, oradan İstanbul’a… Halkın ilgisi?
– Bu yıl halk desteğinin de arttığını gördük. Ellerinde bayraklar, telefonlar. Hem sporcuları, hem kendilerini hem de yarışı çekiyorlar. Sosyal medya etkisi. Bisiklet kültürüne çok büyük katkısı olacak bunun. İnsanlar okuduklarına değil, gördükleri şeylere daha iyi adapte oluyor.
– Bu ilgi, Türk bisikletinin gelişimine nasıl katkı yapar? Nereden nereye geldik?
– Eskiden Mallorca’da, İsviçre’de çalışıyordu sporcularımız. Konya’daki velodromun yapılmasıyla bisikletin makus talihi değişti. Balkan şampiyonalarında onlarca madalya aldık. Avrupa ikincisi, üçüncüsü olduk. Yıldız seviyesinde (14-15-16 yaş) 150 civarı gencimizi okullarından izin alarak Konya’da kampa aldık. 25-30 kişilik bir havuz oluşturacağız. Bu gençleri TOHM’da (Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri) yetiştireceğiz. Bundan sonraki olimpiyata nasıl gidiliri değil, nasıl madalya alırızı hesap eden bir federasyon olacağız. Futbolda Mısır, Mohamed Salah gibi bir figür çıkarıp peşinden kitleleri sürüklüyorsa, biz de çıkarmalıyız.
– Profesyonel seviyede durumumuz nedir?
– 2010’a kadar profesyonel takımımız yoktu. Daha önce sporcular kulüplerde ‘ek iş’ yaparak bisiklet sürüyorlardı. Artık 4 profesyonel takımımız var. 10’ardan 40 sporcu. Maaşları, hakları banka teminat mektubuyla garantiye alınmış sporcular. Sayıları çoğalsın istiyoruz. Bundan sonra kıta takımı kurmak istiyoruz. Bugün 1500-2000 aileyi bulan ‘gran fondo’ amatör yarışları var. Bir kültür, bir havuz oluştu. Çocuklar, anne-babalarının yaptığı spora ilgi duyuyor, yöneliyor. Ailece yarışlara katılanlar var. Bu açıdan, her yarış çok önemli.
– Dünya turu takımı?
– O çok zor! Bir dünya turu takımının bütçesi, futbolda Süper Lig’deki Anadolu takımlarının bütçelerinden fazla. Euro bazında hesap yapmanız lazım…
– Her çocuk, küçükken bisiklet hayali kurar…
– Bisiklet bir özgürlük. Çocukların güreş, tekvando, tenis gibi hayalleri yok. Bisiklet hayali var. O özgürlüğü yaşamak istiyorlar. Bisiklet sahibi olmak eskiden daha zordu. Şimdi genelde belediyeler, karne hediyesi olarak bisiklet dağıtıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı, okullara antrenör göndererek bisiklet eğitimi veriyor. Jandarma Genel Komutanlığı da bu yıl güvenli sürüş eğitimleri verdi.
– Bakanlığın size ayırdığı bütçeden, sponsor desteğinden memnun musunuz?
– Bütçemiz yeterli. Sıkıntımız yok çok şükür… Sponsorlarımız da günün şartlarında iyi. Ama olması gereken kadar mı; hayır.
– Avrupa’nın pek çok ülkesinde bisiklet yolları görüyoruz.
– Şehirlerdeki güvenli yollarla çok daha ilerleyeceğiz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu konuda destek veriyor. İstanbul’da sahil semtlerinde; Akdeniz’de, Ege illerinde bisiklet yolları var. Belediyeler artık bu işe önem veriyor.
– TUR’un kategorisi düşürülmüştü. Daha yukarılara çıkma olasılığı var mı?
– UCI (Uluslararası Bisiklet Birliği) yönetiminde, uluslararası masada daha önce vardık. Ara verdik, yine olmalıyız. Hep orada olmalıyız. O zaman turumuzun seviyesini arttırabiliriz.
]]>Açıklamada, mutabakat kapsamında, ihtilaflı adaların çevresinde küçük ölçekli balıkçılığa izin verilmesine, buna karşın donanma, sahil güvenlik ve diğer resmi gemi ve uçakların 12 deniz mili (22 kilometre) içinde adaların “kara suları” olarak anılan bölgelere erişiminin kısıtlanmasında anlaşmaya varıldığı ileri sürüldü.
Filipinler tarafının son 7 yılda anlaşmaya uyduğu ancak geçen yıldan itibaren “kendi siyasi gündemini tatmin etmek için” mutabakatı bozduğu savunulan açıklamada, “Çin ile Filipinler arasında bir yılı aşkın süredir denizlerde sürekli yaşanan sürtüşmelerin temel sebebi budur.” ifadesine yer verildi.
Açıklamada, Duterte’nin, Filipinler’in İkinci Thomas Sığı’nda karaya oturan savaş gemisine ikmal yapılmasına Çin tarafından yerinde kontrol edilmesi ve inşaat malzemesi taşınmaması şartıyla izin verilmesini kabul ettiği de ileri sürüldü.
İDDİALARI REDDETMİŞLERDİ
Çin’in gizli mutabakata dair iddiası, hem Duterte hem de görevdeki Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. tarafından reddedilmişti.
2016’daki ziyaretinde yalnızca Güney Çin Denizi’nde “statükonun sürdürülmesi” konusunda mutabakata vardıklarını belirten Duterte, “Devlet Başkanı Şi ile el sıkışmamız dışında hatırladığım tek şey, ‘statüko’; kullandığımız sözcük buydu. Temas olmayacak, hareket olmayacak, silahlı devriye olmayacak ve cepheleşme olmayacak.” demişti.
Duterte, savaş gemisine inşaat malzemesi taşınmaması konusunda anlaşmaya varıp varmadıklarına ilişkin ise bunun da yazılı bir taahhüt değil, statükoyu korumaya yönelik bir centilmenlik anlaşması olduğunu vurgulamıştı.
Haziran 2022’de iktidara gelen Devlet Başkanı Marcos ise ülkesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Çin tarafının gizli mutabakatın varlığında ısrar ettiğini, ancak kendisinin böyle bir uzlaşmadan haberdar olmadığını belirterek, “Eğer böyle bir gizli anlaşma varsa ben şimdi yürürlükten kaldırıyorum.” diye konuşmuştu.
Marcos’un kuzeni, Temsilciler Meclisi Başkanı Ferdinand Martin Romualdez, Duterte’nin “centilmenlik anlaşması” dediği mutabakat konusunda soruşturma başlatılması talimatı vermişti.
İKİNCİ THOMAS SIĞI
Güney Çin Denizi’nde Spratly Adaları’nın parçası olan, Filipinler’in kontrolündeki İkinci Thomas Sığı, iki ülke arasında ihtilaflı deniz bölgeleri arasında yer alıyor.
Filipinlilerin “Ayungin”, Çinlilerin “Rınai” adını verdiği sığ resifte, Filipinler Donanmasına ait savaş gemisi karaya oturmuş halde bulunuyor. Gemiye ikmal sağlamak üzere Filipin gemileri aralıklarla bölgeyi ziyaret ediyor.
Pekin yönetimi, karaya oturtulan savaş gemisinin bölgede yasa dışı bulunduğunu belirterek, geminin geri çekilmesi ve resifin eski haline getirilmesini talep ediyor.
GÜNEY ÇİN DENİZİ ANLAŞMAZLIĞI
Güney Çin Denizi, kıyıdaş ülkelerin bağımsızlıklarını kazandığı İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bölge ülkeleri arasında egemenlik ihtilaflarının odağında yer alıyor.
Çin, ilk kez 1947’de yayınladığı haritayla Güney Çin Denizi’nin yüzde 80’i üzerinde egemenlik iddiasında bulunurken, yer altı kaynakları açısından zengin bölgede Filipinler’in yanı sıra Vietnam, Brunei ve Malezya da hak iddia ediyor.
Çin’in bölgedeki ihtilaflı adalarda üsler inşa etmesine, askeri unsurların yanı sıra sivil gemi filolarıyla varlık göstermesine, bölge ülkelerinin yanı sıra ABD karşı çıkıyor.
Lahey’deki Daimi Tahkim Mahkemesi, 2016’da Filipinler’in başvurusuyla verdiği kararda, Çin’in, Güney Çin Denizi’nde tek taraflı egemenlik taleplerinin yasal olmadığına hükmetmişti.
]]>Karşılaşmanın 3. dakikasında Carlos Mane’nin golüyle 1-0 öne geçen ev sahibi Kayserispor, ilk yarıyı bu skorla üstün tamamladı. İkinci yarıda Emre Mor ve Sofiane Feghouli’nin oyuna girmesiyle etkisini artıran Karagümrük , 51. dakikada Feghouli ve 60. dakikada Marcao ile 2-1’lik üstünlüğü yakaladı.
Ancak Kayserispor’un bu gollere yanıtı gecikmedi ve 64. dakikada Aylton Boa Morte ile duruma 2-2’lik eşitliği getirdi. Kalan dakikalarda iki takımın da çabası üstünlük golü için yetmedi ve mücadele beraberlikle sona erdi.
Öte yandan, Karagümrük’ün yıldızı Feghouli, 86. dakikada VAR kararıyla kırmızı kartla oyun dışında bırakıldı.
MAÇTAN DAKİKALAR
Stat: RHG Enertürk Enerji
Hakemler: Atilla Karaoğlan, Ceyhun Sesigüzel, Abdullah Bora Özkara
Mondihome Kayserispor: Bilal Bayazıt, Gökhan Sazdağı, Kolovetsios, Arif Kocaman, Shukurov, Kartal Kayra Yılmaz (Dk. 82 Eray Özbek), Boa Morte, Ramazan Civelek (Dk. 79 Carole), Cardoso, Nazon (Dk. 73 Bahoken), Mane
VavaCars Fatih Karagümrük: Sirigu, Veseli (Dk. 41 Nazım Sangare), Koray Günter, Kourbelis, Ceccherini, Levent Mercan (Dk. 74 Salih Dursun), Rohden (Dk. 46 Feghouli), Can Keleş (Dk. 46 Emre Mor), Eysseric, Mendes, Marcao (Dk. 88 Paoletti)
Goller: Dk. 3 Mane, Dk. 64 Boa Morte (Mondihome Kayserispor), Dk. 51 Feghouli, Dk. 60 Marcao (VavaCars Fatih Karagümrük)
Kırmızı kart: Dk. 86 Feghouli (VavaCars Fatih Karagümrük)
Sarı kartlar: Dk. 24 Mane (Mondihome Kayserispor), Dk. 67 Kourbelis, Dk. 80 Ceccherini, Dk. 87 Eysseric (VavaCars Fatih Karagümrük)
]]>Ret kararının ardından Kocagöz’ün avukatları tutukluluğa tekrar itiraz için savcılığın istediği bilirkişi raporunu bekledi. İstenen bilirkişi raporu dün akşam dosyaya eklendi.
“KONTROLLER YAPILMADAN SİSTEMİN TEKRAR ÇALIŞTIRILMASI SONUCU OLAY MEYDANA GELMİŞ”
Hazırlanan raporda, “Olayın meydana geldiği gün boyunca teleferik otomasyon sisteminde çok sayıda düşük tork hatası oluşmasına rağmen hata kodunun nedenlerine dair inceleme yapılıp, gerekli önlemler alınmadan sistemin çalıştırılmaya devam ettirildiği anlaşılmaktadır. Olaya yakın bir süreçte yolcuların uyarısıyla sistemin durdurulmasının akabinde gerekli kontroller yapılmadan sistemin tekrar çalıştırılması sonucu olay meydana gelmiş ve hemen sonrasında teleferik kontrol/kumanda sistemi elektriksel olarak tüm sistemi durdurmuştur. ANET Antalya İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’de Mesut Kocagöz’ün, 28 Kasım 2023 tarihine kadar ANET Genel Müdürü görevi yaptığı ve görevinden istifa ettiği, Mesut Kocagöz’ün kazanın olduğu 12.04.2024 tarihinde genel müdür ya da işveren sıfatı olmaması sebebiyle kazada sorumluluğunun olup olmadığının takdiri Sayın Savcılığınızdadır” ifadelerine yer verildi.
Ayrıca aynı raporda, üst yapıyı oluşturan boru tipi çelik kolonlar ve bunların birleşim detayları için benzer nitelikte inşaat mühendisi imzalı ve yine idare adına inşaat mühendisi onaylı standart bir uygulama projesine rastlanmadığı, bunun yerine direk kısımlarını gösteren ve eksik bilgili çizimler ve onaylı olmayan hesaplar bulunduğu, çizimlerin üzerinde ise sorumlu inşaat mühendisi imzası ve onayı görülmediği, dış yüklere göre tasarım yapılmadığı ve mevcut bulon sayısının ve çapının yetersiz olduğu belirtildi.
KOCAGÖZ’ÜN AVUKATINDAN AÇIKLAMA
Raporun dosyaya eklenmesinin ardından Kocagöz’ün avukatları adına avukat Buğra Özçelik açıklama yaparak, Kocagöz’ün tutukluluğuna yeniden itiraz edeceklerini belirtti. Yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
* “Kazanın meydana geldiği teleferik işletmesinin yapımı, kazanın olduğu tarihte bakım ve kullanma sorumluluğu bulunmadığı açık olmasına, soruşturma konusu taksirle ölüme ve yaralamaya sebebiyet vermek suçunun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olmamasına karşın Mesut Kocagöz’ün ‘yüklenen suçun CMK 100 maddesinde sayılan suçlardan olması’ gerekçesiyle tutuklanmasına yönelik uygulama, mesuliyeti gerektirecek vahamette hukuka aykırı olduğu kadar, son derece talihsiz ve vicdanları ciddi surette rahatsız eden ve örseleyen bir uygulamadır. Bu nedenle Sayın Başkanın tutuklanmasına dair karar mevzuatımıza uygun şekilde görevli ve yetkili hakim tarafından verilmiş ise de hukuki bir karar değildir. Açıklanan nedenlerle açık hukuka aykırılıklar nedeniyle Sayın Mesut Kocagöz’ün tutuklanmasına dair kararın ‘bir şekilde tutuklansın da nasıl tutuklanırsa tutuklansın’ düşüncesiyle tesis edildiği kuşkusunu ciddi surette uyandırmaktadır.”
Yapılan açıklamada bilirkişi raporuyla birlikte İl Emniyet Müdürlüğü’nün kamera tespit tutanaklarının da sabit olduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:
* “Ne yazık ki yolcuların uyarıları ve sistemsel hata bildirimlerine rağmen teleferiğin durdurulmaması, durdurulduğunda uyarıların nedenlerinin tespit edilmemesi, gerekli prosedürün ve talimatların uygulanmadan teleferiğin tekrar çalıştırılması kazanın meydana gelmesindeki en büyük etkendir. Müvekkilin tutukluluk haline dair yaptığımız itirazlar, bilirkişi raporunun hazırlanmamış olması gerekçesiyle sürekli olarak reddedilmiştir. Müvekkil 20 gündür tutuklu olup, ailesinden ve nihayet hizmet bekleyen Kepez halkından uzak tutulmaktadır.
* Sayın Başsavcılık makamından beklentimiz, sadece 12 saatte hazırlanan raporla tutuklanan müvekkilin, 20 günde 5 keşif yapılarak hazırlanan ve elim kazanın müvekkille bağı olmadığını teyit eden bilirkişi raporuyla birlikte artık re’sen harekete geçerek hukuka aykırı tutukluluk sürecini sonlandırmasıdır. Müdafileri olarak aksi halde, maddi ve hukuki nedenlerle dosya kapsamındaki kanıtlara ve konuyla ilgili Türk Ticaret Yasası amir hükümlerine göre, soruşturma konusu olayda hiçbir sorumluluğu bulunmayan tutuklu müvekkilin yeni oluşan delil sebebiyle salıverilme talebini Pazartesi 08.30’da dosyaya sunacak olduğumuzu kamuoyuna bildiririz.”
]]>Özel ve Yavaş 31 Mart seçimlerinin ardından ilk kez bir araya geldi.
Özel, ziyarette Yavaş’ı seçim başarısından dolayı tebrik etti. Özel, görüşmeye geçerken Yavaş’ın ve eşinin 2019 ve 2024 yılına ait mal varlığı listesini gösteren duvardaki tabelayı inceledi.
Ziyarette Yavaş, Özel’e Ankara’nın 5 beyazı olan Ankara tavşanı, Ankara balı, Ankara keçisi, Ankara kedisi ve Ankara güvercinini simgeleyen bir plaket takdim ederken, Özel de Yavaş’a seçimlerdeki başarısı adına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yaptığı bağışın sertifikasını hediye etti.
Özel ve Yavaş’ın görüşmesinin ardından ikili belediye meclisi üyeleri ve ilçe belediyeleriyle meclis salonunda bir araya geldi. Ardından yapılan açıklamada Özel, şunları söyledi:
‘-Mansur Başkan bana Ankara’nın 5 beyazını temsil eden çok güzel hediye verdi. Biz de kendisine hem ADD’ye he de ÇYDD’ye bağış yaparak kız öğrencilerin bursları için onun adına bağış yaptık ona sunduk.
”İSRAFI BİTİREN, HİZMETİ GETİREN BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINA SAHİBİZ”
-Bu belediye tasarrufun başkenti. Önümüzdeki günlerde bütün belediyelere göndereceğimiz tasarruf genelgesi titizlikle hazırlanıyor. Tasarruf nedir israf nedir diye tartışan, israf nedir diye bakacaklarsa 7 kere tasarruf belgesi çıkarıp uymayıp 8’incisini hazırlayanlara baksınlar.
-Tasarruf nedir diye bakacaklarsa başta ABB olmak üzere yönettiğimiz belediyelere baksınlar. Biz tasarrufu ön plana alan, israfı bitiren, hizmeti getiren belediyecilik anlayışına sahibiz.
-Bu anlayış çakarlı arabalarla, uzun konvoylarla, korumalarla değil bir minibüsle, sokakta yürümesiyle, vatandaşın derdini bizzat dinlemesiyle, halkın içinde belediye başkanının neler yapabileceğini gösterdi.
”CHP’Lİ BELEDİYELERİN ÇOK DAHA ÖNEMLİ İŞLERİ YAPTIĞINI GÖRECEKSİNİZ”
-Ankaralılara Mansur Yavaş’ı anlatacak değilim. Mansur Yavaş’ın elde ettiği başarı tek başına elde dilmiş başarı değildir.
-Biz gücü elimize geçirdiğimizde şımaranlardan, kibre kapılanlardan değiliz. Belediye meclisine eşimizi, dostumuzu işe sokmak, onun bunun işini takip etmek için değil, kimsesizlerin kimsesi olarak girdik.
-CHP’nin geçen dönem Meclis’te azınlıkken birçok kararı alamazken bir destan yazdılar ve CHP belediyeciliği tescillendi.
-Bir 5 yıl daha görev aldılar. Ama bu 5 yılın seçimlerin yapılacağı güne kadar ki kısmı, bu sefer CHP’liler kamu yönetiminde çok iyiler, dürüstler, tutumlular dedirtip bundan sonraki süreçte genel iktidarın anahtarı da bu arkadaki ABB Meclis grubunun uyumlu, emek yoğun icraatlarıyla gerçekleşecek. Bundan sonraki süreçte CHP’li belediyelerin çok daha önemli işleri yaptığını göreceksiniz.
Açıklamanın ardından Özgür Özel, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
-Erdoğan’la görüşmede gündeme gelen Gezi tutukluları, Osman Kavala ile ilgili yeniden yargılama, atılacak olumlu bir adım bekliyor musunuz” sorusuna Özel, şu açıklamayı yaptı:
”TÜRKİYE BU CENDEREDEN KURTULSUN”
‘-Bu konuda en yoğun beklenti Türkiye’nin ekonomisi iyiye gitsin isteyen herkesin beklentisidir. Gezi Davası, bu konudaki AİHM ve AYM karaları ayrı ayrı uygulanmadığı için Türkiye’de hukukun üstünlüğü olmadığını, insanların önünü göremediğini böyle bir ülkeye yatırım yapılamayacağını, kredi verilemeyeceğini doğrudan ekonomiye dahi olumsuz etkisi olan durum olduğunu anımsatalım.
-Erdoğan’a özellikle Tayfun Kahraman’ın Bülent Arınç’la ve kendisi ile yaptığı konuşmayı hatırlattım belgeleri bıraktım.
-AİHM kararına karşın inatlaşılmamalı. Türkiye’de yargı talimat alıyor tartışmasına ben girmeyeyim, yargı da talimat almasın. Yeniden yargılamam mı yargılamanın yenilenmesi mi en doğrusunu hukukçular bilir ama bir yol bulunsun, Türkiye bu cendereden kurtulsun.”
”CUMHURBAŞKANI’NIN DÜŞÜNCELERİNİ İFADE ETMEK BANA DÜŞMEZ”
”Erdoğan ile ilgili görüşmede hasta tutuklular konusunun gündeme geldiği ve Erdoğan’ın bu konuda talimat verdiği doğru mu” sorusuna Özel, ”Kamuoyuna mal olmuş konularda kendi düşüncelerimi söyleyebilirim ama Cumhurbaşkanı’nın düşüncelerini ifade etmek bana düşmez. Bu sorunun muhatabı kendisi. Ben büyük dramı anlattım, gerekenin yapılmasını kendisinden talep ettim” yanıtını verdi.
Ahlatlıbel’de Kemal Kılıçdaroğlu ile dünkü görüşmede 31 Mart sonuçlarını ve Erdoğan görüşmesini nasıl değerlendirdikleri ile ilgili soruya Özel, şu yanıtı verdi:
‘-Genel Başkanımızla en çok faydalı hem bugüne kadar en rahat ve en keyifli yemeğimizi yedik. İki taraf da kazanan tarafta sonuçta. Tabii ki hem Meclis Başkanı hem de Cumhurbaşkanı’yla yaptığım görüşmeyle ile ilgili kendisine bilgi verdim. Detayların önemli bir kısmını paylaştım. Kendisinin görüşlerini aldım.
-O Twitter meselesiyle ilgili ben onu hiç üstüme almamıştım, almamakla da doğru yapmışım. Genel başkanlar her tweeti üstüne almazlar.
-Dün de kendisinin son derece yapıcı, son derece katkı verici, geleceğe dönük ve ışık tutucu bir yaklaşımı vardı.
-Öyle bir sorun alanımız yok Genel Başkan’la. Bundan sonra partiyle ilgili, partinin geleceğiyle ilgili, partinin iktidara gelmesiyle ilgili umutlarımız var. Bu konuları konuştuk. Genel Başkanla 8,5 yıl çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek hiç yememiştik.”
]]>
Müzayede evinden yapılan açıklamada satın alacak kişinin kimliğinin ve teklifinin gizli tutulacağı belirtildi:
“Kitapta Epstein’in irtibat kurduğu kişilerin isimleri, adresleri ve telefon numaralarının yanı sıra aile üyelerinin, sekreterlerin, acil durum iletişim bilgileri de bulunuyor. Kitapta daha önce kamuya açıklanan isimler dışında açıklanmayan yüksek profilli 221 kişinin ismi de bulunuyor.

Bu kitabı 1990’ların ortasında Manhattan’da yaşayan bir müzisyen, New York’ta bir kaldırımda buldu. Daha sonra kitap FBI tarafından incelendi fakat o dönem delil teşkil edecek bir öneme sahip olduğu düşünülmedi. Kitapta 1998’de satın aldığı özel adası Little Saint James ile ilgili ayrıntılar da bulunuyor.
Epstein’ın adayı satın aldığı adamın karısının iletişim bilgileri yer alıyor. Kitapta ayrıca adresleri kamuya açık kayıt aramalarında bulduğumuz konutlarla eşleşen Epstein’ın akrabalarına ilişkin ayrıntılı bilgiler de yer alıyor.”
EPSTEIN DAVASI
Jeffrey Epstein dava dosyaları 3 Ocak’ta kamuya açıklanmaya başlanmış ve dünyada büyük yankı uyandırmıştı. Yayınlanan belgeler, Epstein’ın kurbanlarından biri olan Virginia Giuffre tarafından 2015 yılında Ghislaine Maxwell’e karşı açılan davanın bir parçası olan dosyalarda, birçok ünlü iş insanı, politikacı ve ünlünün isimleri yer almıştı.

Jeffrey Epstein, 2005’te ABD’nin Florida eyaletinde, 14 yaşında bir kızla cinsel ilişkiye girmek için para verdiği iddiasıyla gözaltına alınmış, reşit olmayan birçok kız Epstein’in ve arkadaşlarının kendilerini cinsel istismara maruz bıraktığını iddia etse de mahkeme Epstein’i 2008’de tek bir kişiye cinsel istismar uygulamaktan suçlu bulmuştu.
Epstein, suçlu bulunmasının ardından 13 aylık bir ceza aldı. New York savcılarının Epstein’i 2019’da fuhuş ağı oluşturmaktan suçlu bulmasının ardından, milyarder gözaltında tutulurken hapishanede ölü bulundu. Dava dosyasında ilk gözaltı sürecine dair;

“Bu davanın kökenleri, finansçı Jeffrey Epstein’a karşı on yıldır devam eden ceza davasına dayanıyor. 30 Haziran 2008’de Epstein, Florida eyaletinde on sekiz yaşın altındaki bir kişiyi fuhuş için teşvik etme ve temin etme suçlamalarını kabul etti. Suçlamalar, bazıları Florida’nın reşit olma yaşı olan on sekiz yaşın altında olan, özel olarak kiralanan ‘masözler’ ile cinsel aktiviteden kaynaklanıyordu. Eyalet ve federal savcılarla yapılan anlaşma uyarınca Epstein, eyaletin suçlamalarını kabul etti. Sınırlı hapis cezasına çarptırıldı, cinsel suçlu olarak kaydedildi ve kurbanlarına tazminat ödemeyi kabul etti. Buna karşılık savcılar federal suçlamalarda bulunmayı reddetti” ifadeleri kullanıldı.
DOSYALARDA KİMLERİN İSİMLERİ GEÇİYOR?
Dosyalarda adı geçen çok sayıda tanınan politikacı ve ünlü bulunuyor. Clinton ve Trump’ın yanı sıra İngiltere Prensi Andrew, eski New Mexico Valisi Bill Richardson ve eski Senatör George Mitchell, ünlü mankenler Heidi Klum ve Naomi Campbell, şarkıcı Michael Jackson ‘da dosyalarda adı geçen ünlülerdendi.

Eski ABD Başkanı Bill Clinton ile ilgili olarak Epsetin ile yakın oldukları ve birçok uçak yolculuğu yaptıkları ifadeler arasında yer alırken, Prens Andrew’in söz konusu adayı çok kez ziyaret ettiği ve reşit olmayan kızlara cinsel istismarda bulunduğu davacılar tarafından iddia edilmişti. Prens, verdiği röportajlarda bu iddiaları reddederek Jeffrey ile arkadaş olduklarını doğruladı. Donald Trump ile ilgili dava dosyalarında, Epstein ile yakın oldukları ifadeleri kullanıldı.
FRANSIZ ŞÜPHELİ DE ÖLÜ BULUNDU
Dosyada ismi geçen Fransız mankenlik ajansı sahibi Jean Luc Brunel ise, reşit olmayan kızların cinsel istismar amaçlı ticareti şüphesiyle 2020 Aralık’da tutuklanmıştı. Epstein ile yakın arkadaş olduğu belirtilen Brunel, 2022’nin Şubat ayında tutuklu olduğu Paris’teki hapishane hücresinde ölü bulunmuştu.

“EVİNİN HER KÖŞESİNDE ÇIPLAK KIZ TABLOLARI VARDI”
Birçok üst düzey siyasetçi ve sanatçı ile cinsel birlikteliğe zorlandığını ifade eden davacı Virginia Guiffre, tanınmış bir başbakan, iş insanı ve model ajansı işleten Jean Luc Brunel, Harvard hukuk profesörü Alan Dershowitz tarafından birçok kez istismar edildiğini ifade etmişti. Virginia ayrıca, Epstein’in istismar görüntülerini kayıt altında tuttuğunu açıklamıştı. Evde çalışan hizmetliler, evinin her odasında kamera olduğunu ve duvarlarda çıplak kız tablolarının olduğunu belirtmişti.
]]>Peki bu veriler bize ne söylüyor? Avukat Mustafa Zafer, yakın zamanda çekini ödeyemediği için birçok şirket hakkında icra takiplerine girişilebileceğini ve karşılıksız çıkan çeklerin yapılacak icra takipleri sonrasında tahsil edilmeye çalışılacağını söylüyor.
Aynı zamanda eski icra müdürü olan Zafer şöyle devam ediyor: “Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen faiz artışları sonrasında geçen yılın bu zamanlarında çeki karşılıksız çıkan bir borçlu alacaklısına yüzde 10,75 yıllık faiz öderken bugün karşılıksız çıkan bir çek hakkında yapılan takipte alacaklı yüzde 51,75 yıllık faiz talep edebilecek. Borcun anaparasını ödeyemeyen borçluya bir de faiz yükü binmiş olacak.” Avukat Zafer’den bir örnek vermesini istiyorum: “100 bin liralık çeki yazılan esnaf hakkında icra takibine başlandı diyelim. Borcun 3 ay sonra ödeneceği düşünülürse haciz masrafları hariç olmak üzere esnaf 154 bin lira icra dairesine ödemek suretiyle çekini icra dairesinden geri alabilecek.”

KONKORDATO TALEBİ ARTACAK
2024 Ocak ayından bu yana icra dosyalarındaki artış sayısı bankaların kredi musluklarını kapamasıyla hayli yükselmişti. UYAP istatistik bilgi siteminden edinilen verilere göre 2 Mayıs 2024 tarihi itibariyle 21 Milyon 852 bin icra dosyası derdest olup borçlular hakkında işlem yapılmaya devam edilmekte. Avukat Mustafa Zafer yaşanacak bir soruna daha dikkat çekiyor: “Merkez Bankası tarafından açıklanan sektörel bilançolar verisi de çok kıymetliydi. Özellikle gayrimenkul faaliyetlerinde bulunan firmalardaki zarar oranının yüzde 62’ye eğitim sektöründe faaliyet gösteren firmaların yüzde 60, madencilikte yüzde 55, kültür sanat ve eğlence sektöründe ise faaliyet gösteren şirketlerin yüzde 53’nün zarar gösterdiği verisi paylaşıldı. Tüm bu verilerden hareketle artan faiz oranları, kredi musluklarının kapatılması ve nakit akışlarında yaşanan önemli daralmalar sonrasına özellikle işletme sermayesi olmayan firmaların yakın bir dönemde ekonomik olarak daha fazla sıkıntı yaşayabileceği bununla birlikte konkordato taleplerinde ciddi bir artışın yaşanabileceğini söylemek yanlış olmayacaktır.”
VATANDAŞ KARTINI KULLANAMIYOR
Avukat Mustafa Zafer’e göre, kredi kartı kullanmaması için son 15 ayda azami gecikme faizi aylık yüzde 1,66 seviyesinden 4,55’e, kredi kartı nakit çekim işlemlerinde uygulanan faiz oranın ise yüzde 1,66 seviyesinden yüzde 5,3’ e yükseltilmesiyle vatandaş bitmeyen bir faiz sarmalının içine girdi. Bununla birlikte bankaların kredi kartlarındaki taksit uygulamasını neredeyse kaldırmış olmaları, düşürülen kullanım limitleri ve nakit avans taleplerinin bazı bankalar tarafından hemen hemen yüzde 15 seviyesine kadar düşürülmesi vatandaşın cebindeki kredi kartını da kullanamaz hale getirdi.
4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuklu sanık Mehmet Tekin ve tutuksuz sanık Yakup A. ile müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanık Ertan Danacı, duruşmaya bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.
Tanık M.C. ifadesinde, eşiyle birlikte 2020 yılında Ezgi Apartmanında daire kiraladıklarını daire içerisinde detaylı bir tadilat yapmadıklarını dekorasyon amaçlı çalışmalar yaptıklarını belirtti.
“KAFAMIZA GÖRE İZİN VERİLMİYORDU”
Diğer tanık M.D. de binanın inşa edildiği dönemde Kahramanmaraş Belediyesi’nde mimar olarak çalıştığını ifade ederek, “İmar bölümünde yapı kullanım izinlerini veriyordum. Mimar, projenin yerinde kullanıp kullanılmadığını kontrol ediyordu. Makine mühendisi, kazan dairesi ve asansörle ilgileniyordu. İncelemeler sonrasında bir eksiklik çıkarsa liste yapılıyordu. Yönetmeliğe uygunsa izin veriliyordu öyle kafamıza göre izinler verilmiyordu” diye konuştu.
BİLİRKİŞİYİ SUÇLADI
Sanık Mehmet Tekin ise savunmasında KTÜ’nün sonuçlarında yanıldığını, binadan demir numunesinin alınmadığını öne sürdü.
Bilirkişinin inşaattan anlamadığını iddia eden Tekin, “Ben 60 yaşındayım Kahramanmaraş’ta 30 tane bina yapmışım hiçbirinde sorun yok. Özel apartmanda ben niye yanlış yaptırayım. Benim yanımda çalışan demirci ve kalıpcı ekipleri Özel İdare İş Merkezi, Necip Fazıl Kültür Merkezi ve Ezgi Apartmanı aynı dönemde yapıldı. Diğer bir konu da Ezgi Apartmanı köstebek yuvasına dönmüş. Sabah’tan beri herkesi dinliyorum hiç kimse teknik konudan bir konuşma yapmadı. Ben şeker hastasıyım iki defa kalp krizi geçirdim. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum” ifadesini kullandı.
Diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmediğini belirterek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.
DURUMŞA TEMMUZA ERTELENDİ
Daha sonra söz alan müşteki avukatları, Ezgi Apartmanı’nda faaliyet gösteren pastane yetkilisi firari sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’in yakalanması için “kırmızı bülten” çıkarılmasını talep etti.
Sanık avukatlarından Ersan Şen de Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’in kiriş ve kolon kesmediğini savunarak sanıkların yakalama kararının kaldırılmasını talep etti.
Mahkeme heyeti, Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel hakkında “kırmızı bülten” çıkarılması talebini reddetti.
Sanıkların mevcut halinin devamına, eksik hususların giderilmesine karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 12 Temmuz’a erteledi.
NE OLMUŞTU?
Davanın Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamesinde, merkez Onikişubat ilçesinde bulunan Ezgi Apartmanı’nın depremde yıkılması sonucu 35 kişinin öldüğü, 1 kişinin de yaralandığı belirtildi.
İddianamede, sanıklardan apartmanda faaliyet gösteren pastanenin yetkilisi firari sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel ile pastanedeki tadilatı organize eden tutuklu sanık Ertan Danacı hakkında 35 kez “olası kastla kasten öldürme” ve “olası kastla kasten yaralama” suçlarından 700 yıl 4 aydan 876 yıl 6 aya kadar, tutuksuz sanık apartmanın müteahhidi Yakup A. ve tutuklu sanık fenni mesulü Mehmet Tekin hakkında ise “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 8 aydan 22 yıl 5 aya kadar hapis cezası talep edildi.
]]>
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz
ERKEN EVRE
Bir Alzheimer hastasının başlangıçta gösterdiği belirtiler, genellikle yaşlılıkla karıştırılan türdendir: Yakın zamanda yapılan konuşmaları unutma, isimleri hatırlayamama ve günlük eşyaları yerleştirdiği yeri unutma gibi… Ancak bu durumlar, Alzheimer hastalığının tipik işaretleridir. Bu dönemde beyinde, özellikle hafızayı yöneten hipokampüs bölgesinde, zararlı proteinlerin biriktiğine dair belirtiler başlar. MR ve PET taramaları, bu evrede hipokampüste hafif bir küçülme ve protein birikintilerinin arttığını gösterebilir. Zamanla günlük işlerde zorlanma; özellikle parasal işlemleri yönetme veya etkinlikler planlama gibi daha karmaşık görevlerde bu durum kendini gösterir. Bu tür zorluklar, Alzheimer’ın ilk belirtileri olan hafif bilişsel bozulmayı (MCI) işaret eder.

Erken evrede hangi sorunlar yaşanır?
Alzheimer hastalığının genellikle gözden kaçan erken evresinde şu sorunlar ortaya çıkar:
Hafızada bozulma: Özellikle yakın zamanda olan olayları hatırlamada güçlük, yeni bilgileri öğrenmede zorlanma. Örneğin, yeni tanışılan insanların isimlerini veya o gün yapılan önemli bir konuşmayı unutmak gibi…
Kelime bulma güçlüğü: Konuşma sırasında doğru kelimeyi bulmada zorluk çekme, cümle kurarken ara verme ya da yanlış kelimeler kullanma.
Görevleri tamamlamada güçlük: Günlük işlerde, özellikle birden fazla adım gerektiren işlerde zorlanma. Örneğin, tariflere uygun yemek yapma veya faturaları ödeme gibi.
Karar verme ve muhakemede bozulma: Basit kararlarda zorlanma, normalde kolayca yapılan finansal kararlar gibi işlerde hatalar yapma.
Planlama ve organizasyon problemleri: Planlama gerektiren görevlerde başarısızlık, önceden kolaylıkla yapılan organizasyon görevlerinde zorlanma.
Sosyal çekilme: Sosyal aktivitelere ve hobilere olan ilginin azalması, eskiden keyif alınan sosyal etkinliklerden kaçınma.
Ruhsal değişiklikler: Depresyon, kaygı veya sinirlilik gibi duygusal değişiklikler, değişken ruh hali, önceden keyif alınan aktivitelere karşı ilgisizlik.
Yönlendirme ve mekansal problemler: Yolunu kaybetme ya da tanıdık yerleri tanımada güçlük çekme.
ORTA EVRE
Alzheimer’ın orta evresinde hasta zaman ve mekan algısını yitirmeye başlar, ciddi oranda ruh hali değişiklikleri yaşamaya başlar. Bu durum, sosyal ilişkilerini ve günlük konuşmalarını olumsuz etkiler. Bu evrede beyindeki zararlı proteinlerin yayılması ve sinir hücreleri arasındaki iletişimin bozulması daha belirgin hale gelir. Bu da günlük yaşam aktivitelerinin ciddi şekilde etkilenmesine yol açar ve hastalar giderek daha fazla desteğe ve gözetime ihtiyaç duyar. En önemli belirtiler; daha ciddi hafıza kaybı, dil kullanımında bozulma, karar verme kabiliyetinde azalma, kolay sinirlenip, üzülme, giyinme, banyo yapma ve tuvalet için desteğe ihtiyaç duyma, zaman-mekan kavramında bozulma, sosyal becerilerde azalma, halüsinasyonlar görme, yürümede zorlanma, uyku düzeni ve konuşmaları takip etmede bozulmalardır.

GEÇ EVRE
Hasta bu evrede artık sürekli bakıma ihtiyaç duyar hale gelir, büyük kişilik değişiklikleri gösterir ve yakın aile üyelerini tanıyamaz hale gelir. Fiziksel ve bilişsel işlevlerde ciddi bozulmalar görülür; yutma güçlüğü, hareket kabiliyetindeki problemler ve genel motor fonksiyonlarında düşüş gibi belirtiler daha da belirginleşir. Ağır hafıza kaybı, iletişim kuramama, enfeksiyon, beslenme sorunları gibi sağlık problemleriyle daha sık karşılaşma, duygusal tepkilerde azalma ve uyku düzeninde bozulmalar görülür.
]]>
Açıklamada, İsrail ordusunun “7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde 3 bin 70 katliam gerçekleştirdiği” bildirildi.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 14 bin 944 çocuk ve 9 bin 849 kadının hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, 10 bin kişinin enkaz altında veya kayıp olduğu, hastanelere ulaşan ölü sayısının 34 bin 622, yaralı sayısının da 77 bin 867 olduğu kaydedildi.
Açıklamada ayrıca Gazze’de İsrail saldırılarına maruz kalanların yüzde 72’sinin kadın ve çocuk olduğu vurgulandı.
75 BİN TONDAN FAZLA PATLAYICIYLA SALDIRI DÜZENLENDİ
İsrail’in halkı zorla aç ve susuz bıraktığı, yardımların girişini engelleyerek insani felakete neden olduğu Gazze’de 30 çocuğun yetersiz beslenme ve sıvı kaybı nedeniyle hayatını kaybettiği hatırlatıldı.
İsrail ordusunun 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye 75 bin tondan fazla patlayıcıyla saldırı düzenlediği aktarılan açıklamada, sağlık sektörünü de hedef alan İsrail saldırılarında Gazze’de 492 sağlık çalışanı ve 68 sivil savunma görevlisinin yaşamını yitirdiği ifade edildi.
İsrail askerlerinin baskın yaptığı hastanelerde bulunan 6 toplu mezardan 471 Filistinlinin cenazesinin çıkarıldığı belirtildi.
Saldırılar nedeniyle Gazze’de 17 bin çocuğun ebeveynlerinden biri veya her ikisinden yoksun şekilde yaşadığı vurgulandı.
Hayati tehlikesi bulunan ve yurt dışında tedavi edilmesi gereken yaralı sayısının 11 bin olduğu, yetersiz sağlık hizmeti nedeniyle 10 bin kanser hastasının ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu aktarıldı.
2 MİLYON KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ
Yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı kalabalık barınma merkezlerindeki gayriinsani duruma işaret edilen açıklamada, yerinden edilme sonucu 1 milyon 95 bin bulaşıcı hastalık ve 20 binden fazla “Hepatit A” vakasının tespit edildiği bilgisi verildi.
Gazze’de sağlık bakımı verilemediği için 60 bin hamile kadının, ilaç eksikliği nedeniyle de kronik hastalığı bulunan 350 bin kişinin hayati tehlikesinin olduğu kaydedildi.
Açıklamada, İsrail ordusunun saldırılarını başlatmasından bu yana Gazze’de 5 binden fazla Filistinliyi gözaltına aldığı belirtildi.
İsrail askerlerinin 310 sağlık çalışanı ve 20 gazeteciyi alıkoyduğu, 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi’nde 2 milyon kişinin yerinden edildiği vurgulandı.
İsrail’in Gazze’deki saldırılarında 86 bin konutun tamamen yıkıldığı, toplamda ise 294 bin konutun zarar görerek oturulamaz durumda olduğu bilgisi paylaşıldı.
İSRAİL’İN VERDİĞİ ZARAR 33 MİLYAR DOLAR
İsrail ordusunun, 184 hükümet tesisi ile 103 okul ve üniversiteyi yerle bir ettiği, 311 okul ve üniversitenin ise kısmen zarar gördüğü kaydedildi.
İsrail ordusunun Gazze’de 243’ünü tümüyle yıktığı 321 camiye zarar verdiği ve 3 kiliseyi hedef alarak yıkımına neden olduğu aktarıldı.
Gazze’de İsrail’in 160 sağlık kuruluşunu hedef aldığı, 53 sağlık merkezi ile 32 hastaneyi hizmet dışı bıraktığı, 126 ambulansı da kullanılamaz hale getirdiği belirtildi.
İsrail’in Filistin’in kültürel mirasını da hedef aldığı, Gazze’de 206 tarihi ve kültürel varlığı yıktığı ifade edildi.
Gazze Şeridi’nde İsrail’in saldırılarıyla doğrudan verdiği zararın 33 milyar dolar olduğu belirtildi.
]]>Taktaş’ın ailesi, daha önce darbedilen ve dalağını kaybeden kızlarının ölümüne sebep olduğunu iddia ederek avukatları aracılığıyla Türk asıllı ABD vatandaşı ressam sevgilisi A.C.F.’den şikayetçi oldu.
Taktaş’ın ismini açıklamak istemeyen teyzesi K.C., kanında ölümüne neden olmayacak kadar uyuşturucu bulunduğu tespit edilen yeğeninin, ressam sevgilisi tarafından uyuşturucuya alıştırıldığını ileri sürdü.
Yeğeninin darbedilip, tutulduğu yerde aç bırakıldığını da iddia eden teyze, “Hem ABD’de hem Türkiye’de hukuk mücadelesi başlattık. Bu konunun asla peşini bırakmayacağız. Sevgilisi, kıskançlığından güzel görünmesin diye saçlarının ön kısmını ve kaşlarını bile kazıyordu” dedi.

AİLE AVUKATI BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ
Taktaş ailesinin avukatı Fethi Öksüz, düzenlediği basın toplantısında, soruşturmayla ilgili gelişmeleri açıkladı. Öksüz, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde cinayet şüphesiyle başlatılan soruşturmanın aktif olarak devam ettiğini ve Türkiye’de de otopsi yapılması için 6 Mayıs’ta fethi kabir işlemi yapılacağını söyledi. Öksüz, şunları söyledi:
* “Amerika’daki otopsi sonucu henüz çıkmadı. Bu 3-4 aylık bir süreç olduğu Amerika’nın adli makamları tarafından tarafımıza iletildi. Bununla beraber tabii ki darp yahut kanında bir yabancı maddenin olup olmadığıyla alakalı somut bir tespit varsa, bu yabancı maddenin miktarı, cinsi, yoğunluğu, öldürmeye ilişkin elverişli olup olmadığı, bunun yanında Yağmur’un aç bırakılıp bırakılmadığı yahut başkaca bir şekilde eziyet edilip edilmediğiyle alakalı bir otopsiden sonuç çıkmasını bekliyoruz.
* Siz de takdir edersiniz ki otopsiyle alakalı süreçlerin hızlı olarak ilerletilmesi lazım. Yağmur 3 Nisan’da vefat etti. Ölümünden bu yana 30 gün geçti. Bu sebeple Türkiye’de yapılan otopsi ile alakalı sonuçların ne kadar sağlıklı olacağını biz bilemiyoruz fakat en azından aç bırakılıp bırakılmadı yahut kanında yabancı madde olup olmadığıyla alakalı somut bir şeylerin ortaya çıkabileceğini düşünüyoruz.”

“MESAJLAŞMA KAYITLARIYLA ALAKALI ARAŞTIRMALAR DEVAM EDECEK”
Yağmur Taktaş’ın cinayete kurban gitmiş olabileceğine dair ellerinde deliller olduğunu kaydeden Öksüz, şunları belirtti:
* “Yağmur Hanım’ın öldüğü zaman, vefat ettiği vakitte şüpheli şahsın yanında bulunduğuna ilişkin elimizde şu anda mevcut bir delil var. Bunu soruşturmaya da aksettiriyoruz. Bununla alakalı adli makamlarımız da gerekli araştırmaları yapacaktır. Bununla beraber de otopsi raporunun çıkması akabinde soruşturma süreci hızlı bir şekilde ilerleyeceğine ilişkin bizim bir şüphemiz yok.
* Pazartesi günü fethi kabir işlemleri gerçekleşecek, akabinde hemen otopsi işlemlerine başlanacak. Daha sonra ilerleyen süreçlerde şüpheli şahısların ifadeleriyle, verdiğimiz telefon numaralarıyla, mesajlaşma kayıtlarıyla alakalı araştırmalar devam edecek. Bizim vermiş olduğumuz bilgi ve belgelerle alakalı araştırmalar yapacak.”

SEVGİLİSİNİN ANNESİ HAKKINDA DA SUÇ DUYURUSU
Yağmur Taktaş’ın sistematik bir şekilde işkence ve şiddete uğradığını öne süren Öksüz şunları söyledi:
* “Şüphelinin Yağmur Hanım’a karşı gerçekleştirmiş olduğu şiddet, tehdit, hakaret eylemleri mevcut. Bununla alakalı birtakım soruşturmalar ve kovuşturmalar halihazırda zaten devam ediyor. Bununla alakalı Yağmur Hanım’ın zaten şikayeti akabinde gerekli adli prosedürler başlatılmış. Yağmur Hanım’ı daha önceden bir organını, bir uzvunu kaybetmesine neden olacak kadar ciddi bir şiddet eylemi gerçekleştirilmiş. Yağmur Hanım bu şiddet eylemi neticesinde dalağını kaybetmiş ve boydan boya, boynundan aşağıya kadar uzun bir kesikle bir operasyon gerçekleştirilmiş.
* Yağmur Hanım’ın kaşlarının tıraşlanması, saçlarının ön kısımlarının tıraşlanması gibi durumlar da söz konusu. Burada bir eziyet, bir işkence durumu söz konusu. Açık konuşmak gerekirse bu konuda bizim bir şüphemiz yok. Bununla beraber elimizdeki bilgi ve belgelerden zaten Yağmur’un Amerika’dayken vefat etmeden önce parasına, çantasına, pasaportuna el konulmuş olduğu ve şüpheli şahıs tarafından Türkiye’ye dönmemesi için zorla tutulmuş olduğu anlaşılıyor. Yağmur Hanım’ın mesajlaşmalarından, belgelerinden bunu da anlayabiliyoruz. Zaten bu zorla tutulma akabinde hürriyeti tahdit neticesinde Yağmur hanım maalesef şu anda aramızda değil. Maalesef kaybettik. Bununla alakalı zaten bilgi ve belgeleri de savcılığımıza sunduk.”
Avukat Öksüz, Yağmur Taktaş’ın öldürülmesinde sevgilisinin annesinin azmettirici olabileceğini düşündükleri için ayrıca suç duyurusunda bulunduklarını kaydetti.
]]>Dr. Leno, sabahları bırakmanız gereken dört ve bunların yerine yapmaya başlamanız gereken beş alışkanlığı şu şekilde sıralıyor…

YAPMAYIN: Güne hızlı bir başlangıç yapmak için e-postalarınızı kontrol etmeyin
İyi bir şey yaptığınızı düşünebilirsiniz, ancak Dr. Leno bunun yerine sadece sabahınıza gereksiz yere stres katıyor olabileceğinizi söylüyor.
Sabah ilk iş olarak telefonunuza uzanmamanız yönünde sık sık tekrarlanan tavsiyeyi duymuş olabilirsiniz. Ancak yatmadan önce telefon kullanımını kötü uyku kalitesine bağlayan çok sayıda çalışma olsa da sabah kullanımına ilişkin kanıtlar daha az kesindir.
Bir çalışma, “telefon molası” vermenin beyninizin gerçek bir mola vermesine gerçekten izin vermediğini gösterdi. Yani, ilk iş olarak telefonunuzu kontrol ettiğinizde beyninizin aşırı hızlandığını hissediyorsanız, nedeni bu olabilir.
YAPMAYIN: Yüksek sesli alarm sesiyle uyanmayın
Uyanmak için gürültüye ihtiyacınız olsa da, daha iyi bir uyanma deneyimine olanak tanıyan farklı sesler veya alarm saatleri denemelisiniz.
Dr. Leno, “Sizi uyandıran o büyük ses, çok fazla kaygıya neden olabilir. Neyin daha rahatlatıcı olduğunu bulun. Dünyada bizi kaygılandıran yeterince şey var.” dedi.
YAPMAYIN: Sorunu hemen çözmeye çalışmayın
İlk uyandığınızda kendinizi biraz sersem hissetmeniz normaldir. Bu duyguya uyku ataleti denir ve normalde 15 ila 60 dakika sürer. Bilim insanları bunun neden olduğunu tam olarak bilmese de bunun, gece boyunca beklenmedik veya istenmeyen uyanmalarda tekrar uykuya dalmanıza yardımcı olacak koruyucu bir önlem olabileceğini öne sürüyorlar.
Mesele şu ki, ilk uyandığınızda beyniniz en iyi durumda değildir.
Dr. Leno, “Sabah ilk iş olarak problemi çözmeye çalışmayın. Bazı şeyleri nasıl düzelteceğimi, nasıl çözeceğimi bulmaya çalışırken ben de çok suçluydum.” diyor.

YAPMAYIN: Dün ters giden şeylere odaklanmayın
Dr. Leno, “Bu çok ama çok zor bir şey” diye kabul ederken, uyanıp önceki gün sizi sinirlendiren bir şeyi düşünmenin kolay olduğunu ve “ne olursa olsun, kendimizi onunla tükettiğimizi” söyledi.
Bunun yerine zihninizi sinir bozucu konudan uzaklaştırmaya çalışın. Zor ve biraz pratik gerektirecek.
Dr. Leno, “Bu, gün boyunca onu hiç düşünmeyeceğiniz anlamına gelmiyor, ancak onu düşünerek uyanmamaya çalışın. Ve bunu bir sabah deneyebilirsiniz, işe yaramaz, ertesi sabah işe yaramaz. Ertesi sabah bunu denersiniz ve işe yarar.” diye ekledi.
Bu önerilerin çoğunda olduğu gibi, onlara bağlı kalmak çok önemlidir. Artık bırakmanız gereken alışkanlıkları bildiğinize göre, güne daha parlak bir şekilde başlamanın bilim destekli bazı yollarını burada bulabilirsiniz.
YAPIN: Meditasyonla ve derin nefeslerle başlayın
Dr. Leno, “Yaptığım ilk şey bir çeşit meditasyonla başlamaya çalışmak. Ve bunun tüm gününüzü almasına gerek yok.” dedi.
Psikolog, sabahları birkaç dakikanızı derin nefes almaya ve zihninizi sakinleştirmeye ayırmanın – ister rehberli bir meditasyon izliyor olun ister sadece kendi başınıza nefes alıyor olun – daha uyanık ve açık fikirli hissetmenize yardımcı olabileceğini söyledi.
YAPIN: Ne olmasını istediğinize odaklanın ve bir liste yapın
Güne dün neyin yanlış gittiğini veya bugün neyin yanlış gidebileceğini düşünerek başlamak yerine, başarmak istediğiniz şeyleri düşünün.
Bu çok açık görünüyor, ancak olumsuz “eğer olursa”ların ortaya çıkması kolaydır.
Dr. Leno, “Gününüzün veya günlerinizin kaosla dolu olacağına inansanız bile, olumlu bir şeyi hayal etmeye başlayın” diye önerdi.
Yapın: Yatak odanıza sizi gülümseten bir şey asın
Yatak odanızda asılı “neşe uyandıran” bir sanat eseri veya fotoğrafınız yoksa hemen bir tane edinin. Uyandığınızda, eğlenceli bir tatilin, sevdiğiniz birinin veya gerçekten keyif aldığınız bir sanat eserinin görsel olarak anında hatırlatılması, güne başlamanın harika bir yolu olabilir.

Yapın: Biraz hareket edin
Bunun tam bir egzersiz olması gerekmez. Birkaç dakika esneyebilir veya biraz yoga yapabilirsiniz. Dr. Leno, “eğer zamanınız ve enerjiniz varsa mutlaka egzersiz yapın” diyor. Ancak bazen basit hareketlerle de ruh halinizi iyileştirebilirsiniz.
YAPIN: Ne deniyorsanız ona sadık kalın
Bir alışkanlığın en zor kısmı onu oluşturmaktır. Dr. Leno, bu uygulamaları entegre etmenin zor olmasına rağmen önemli olanın denemeye devam etmeniz ve disiplinli kalmanız olduğunu belirtiyor.
Dr. Leno, “Sizin için önemli olan şeylere zaman ayırdığınıza inanıyorum. Zamanla yaptıklarınız doğal gelecek ve bunları devam ettirmek isteyeceksiniz.” diye ekliyor.
]]>
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere bir araya geldiklerini anlatan Özel, yerel seçimlerden başarı ile ayrılan DEM Partili belediye başkanlarını kutladı.
“İKİNCİYE MAZBATA AYIBINDAN DÖNÜLDÜ”
Özel, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
– Bu nazik ziyaret için teşekkür ederken DEM Parti’nin seçimleri kazanan belediye başkanlarını hem tebrik ediyorum, hem çalışmalarında başarılar diliyorum. Hem de geçmiş yerel seçimlerden sonra Türkiye demokrasisi önemli bir yara almıştı kayyum atamaları ile. Bu seçimde önce Van’daki durum ortaya çıktı. Orada çok önemli bir dayanışma sergilendi, toplumun tüm kesimleri tarafından. İkinciye mazbata verme gibi bir ayıptan, yanlıştan dönüldü. Şu ana kadar da herhangi bir kayyum uygulamasının yaşanmamış olmasından ihtiyatlı bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim.

“KRİZLERİ YENİDEN KONUŞMAK ANLAMLI DEĞİL”
Özel, bir soru üzerine Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
– Aşılmış krizleri yeniden konuşmak anlamlı değil. Orada ortaya çıkan tablo ve aramızdaki görüşmeden sonra Sayın Erdoğan’ın CHP’ye bir ziyaret yapma talebini iletmesiyle birlikte olabilecek en iyi şekilde çözümlenmiş oldu. Burada artık dönüp de tekrar bir değerlendirme yapmayı doğru bulmam. Nezaketli de bir davranış olmaz.
“TÜRKİYE DEMOKRASİSİ İÇİN BİR KİLOMETRE TAŞI”
– Biz kamuoyunun gündeminde ne varsa hepsini dün Sayın Erdoğan ile konuşma imkanı bulduk. Benim ortaya koyduğum gündemlerin tamamını kendisi ve heyetinde bulunan arkadaşlar not aldılar. Biz de Sayın Erdoğan’ın yapmış olduğu değerlendirmeleri dinledik. Ben dünkü toplantının Türkiye demokrasisi açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu ifade etmek isterim. Siyasetçilerin el sıkışmadığı dönemlerin sonu demokrasi açısından hep felaket olmuştur. 1977 ile 80 arası iktidar ile ana muhalefetin el sıkışmadığı ve konuşmadığı bir dönemdi.
– Türkiye’de de ana muhalefet ile iktidarın ve bütün siyasi partilerin birbirleri ile konuşabilen, el sıkışabilen, her şeyde anlaşmak mümkün değildir ama tartışabilen bir çizgide kalmalarını son derece önemli buluyoruz. Dünkü konuşmalar ve tartışmaların bu anlamda nasıl sonuç verdiğini önümüzdeki günlerde, haftalarda, aylarda biz de takip edeceğiz. Siz de takip edeceksiniz.

AHMET NECDET SEZER’DEN BÜYÜKELÇİ ÖNERİSİ
Özel, Erdoğan görüşmesine CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın da katılması ve deprem bakanlığı önerisine ilişkin sorulara da şöyle yanıt verdi:
– Namık Tan ile ilgili merakı giderelim. Ben Sayın Cumhurbaşkanını ziyaret etmeden önce seçilmiş son tarafsız Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’e bir ziyarette bulundum. Ziyaretim hem kendisinin bana nazik kutlama mesajına teşekkür etmek içindi, hem de bir Cumhurbaşkanı ile yapılacak görüşmeden önce kendisinin önerilerini almak ve bazı sorularıma kendisinden yardım istemek üzereydi. Kendisini uyarısı bana şöyle oldu.
– Cumhurbaşkanlığı’nın özel kaleminin ve protokol müdürlüğünün bir büyükelçi olduğunu, onun için benim de partimde bulunan büyükelçilerden birini görevlendirmek suretiyle bu protokol akışını, randevulaşmayı ve devamını özel kalemimizle koordineli bir büyükelçinin götürmesinin doğru olacağını ifade ettiler. Ben de partimizde görev yapan ve şu anda İstanbul Milletvekilimiz olan Namık Tan’ı bu konuda görevlendirdim. Kendisi de Cumhurbaşkanlığı Protokol Başkanı ve Özel Kalem Müdürü’yle dünkü görüşmenin detaylarını görüştüler.
– Heyet teşekkülü sırasında da kendi mesleki deneyimleri ve birikimleri gereğince görüşmeyi takip etmek ve gerekli notları tutmak üzere de Namık Tan’ı heyette bulundurduk. Kendileri de önce Sayın Elitaş, Sayın Cumhurbaşkanına eşlik ediyordu. Not tutma noktasında ilerleyen süreçte Sayın Cumhurbaşkanının daveti üzerine Özel Kalem Müdürü de eşlik etti ve böylece iki büyükelçinin görüşme ile ilgili not tuttukları süreci hep birlikte yaşamış olduk. İsim tercihini elbette ben yaptım. Milletvekili grubumuzdaki tek büyükelçidir kendisi. Ama bir büyükelçiyi görevlendirme önerisi kendi deneyim ve taktirleri ile Sayın Ahmet Necdet Sezer’in doğrudan bana teklifiyle olmuştur.
“DEPREM BAKANLIĞI ÖNERDİM”
Özel, Erdoğan’la görüşmesine ilişkin şöyle devam etti:
– Deprem bakanlığını önemsiyorum. Bu mesele ne iktidarın tek başına bir meselesidir. Ne o kenti yöneten belediyenin tek başına çözebileceği bir meseledir. Ne de muhalefete muhalefet alanı tanıyacak bir durumdur. Bu meselenin kendisi ülke için bir beka sorunudur. Bunun için de Sayın Erdoğan’a bir deprem üzerine, ismi doğrudan deprem bakanlığı olarak konur mu, yoksa doğal afetlerle mücadele ve depreme hazırlık bakanlığı mı olur ama bir bakanlık kurmasını önerdim. Dahasını önerdim, Meclis’te grubu bulunan bütün siyasi partilerden birer bakan yardımcısı talep etmesi durumunda ben partimden bir bakan yardımcısını görevlendireceğimi ve depreme meselesini siyaset üstü bir şekilde ele almanın, siyasetin kısır tartışmalarının dışına çıkarmanın, bir beka sorununu el birliği ile ortadan kaldırmanın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundum.
– Sayın Cumhurbaşkanı dikkatle takip etti, not aldı ve not aldırdı. Ancak bu konuda biliyorsunuz, Anayasa gereği yeni bakanlıklar kurulması kendi yetkisindedir. Kendi uhdesindedir. Nasıl bir adım atacağını bilmiyorum. Kurulmasını önemserim. Partimizden talep olduğu taktirde deprem bakanlığına bir bakan yardımcısı vermeyi de siyasi açıdan değil insani açıdan, vicdani açıdan ve o gün pişman olmamak için almamız gerekli bir sorumluluk olarak görürüm.
ATATÜRK VE ERDOĞAN’A HAKARET
DEM Partili bir belediyede Atatürk, Erdoğan ve bayrağa yönelik sarf edildiği bildirilen sözleri de yorumlayan Özel, şunları söyledi:
– Olaylar yaşandığında da diyalog halindeydik. Birincisi bir Atatürk’e ve Sayın Erdoğan’a saygısızca ifadenin DEM Parti Eş Başkanları tarafından sarf edildiği noktasındaki yanlış iletişim kendileri tarafından düzeltildi. Ardından kolluk güçlerinin yapmış olduğu soruşturma ve kovuşturma aşamasında da netleşti. DEM Parti’nin seçilmiş başkanları değildi onu söyleyenler.
– İkinci husus da bayrak konusu. O konuda ben her iki Sayın Eş Başkanın yapmış olduğu açıklamaları DEM’in kurumsal tavrı olarak görüyoruz ve o noktada da yapmış oldukları açıklamalarda hem bayrağa, hem Atatürk resmine, simgelere ve sembollere karşı bir hürmetsizlik ve saygısızlıklarının olmadıklarına ilişkin açıklamalarını son derece önemli, yerinde ve yeterli buluyorum.
]]>“Durup dururken imza süreci başlamadı. Herkes memnun mesut, dünya toz pembe, kimse şikayet etmiyor, boş vaktimiz var gidip imza toplayalım denmedi. Olağanüstü bir kişiyle muhatap oluyoruz. Milyonların maç skorlarına, hafta sonu skorlarına bütün haftasını etkilediği futbol sektörünün nasıl son derece ilginç, garip, kindar, son derece kolay günü anı kurtarmak için yalan söyleyen bir insanın elinde olduğunu anlatmaya çalışacağım. Biz artık bıktık devamlı kendimizi müdafaa etmekten. Riyad’da ihaleyi bize çıkardılar. Yine aynı şeyi yapıyorlar. En son sert cevabı mecburen, istemeyerek, üzülerek vermek zorundayım. Onlar siyaseti karıştırdıkları için siyasete değinmek zorundayım.”
“RAHATÇA YALAN SÖYLEYEN BİR İNSAN…”
“MHK Başkanı’na ‘omurgasız’ derken bunu ifade etmek istiyorum. İmzasını koyduruyor ve açıklamayı yaptırıyor. Yaşanan bunca skandal ve kriz var, bunları yönetemedi. Mesela hakem olayı… Talihsiz olaydan önce TFF’deydik. Devre arasında MHK’yi ve hakemlerin yüzde 40’ını değiştireceğini söyledi. Yumruk olayı oldu, bizim başkan 180 derece değişti. Riyad olayı zaten malumunuz. Bir sürü başkan çıktı ‘Bana şike teklif edildi’ dedi, bahis olayları diz boyu… Bunlar soruşturuldu mu? Hiçbirine cesaret edemedi. Bizim futbolcularımıza Trabzonspor maçından dolayı dörder beşer maç ceza verilecekti, cesaret edemedi. Liyakatsiz kadrolar… Kurumsal hafıza silindi silinecek. Futbolla alakası olmayan danışmanlarla kurumu yönetmeyi çalıştı. Ama esas sıkıntı şu; doğruları söylememek, gerçekleri çarpıtmak. Olağanüstü şekilde rahatça yalan söyleyen bir insandan söz ediyoruz.”
“TELEFONUNUZDA BYLOCK ÇIKTI”
”Sayın başkan beni iyi dinleyin! Söz konusu milli değerler ise bizi en son sorgulayacak kişilerden biri sizsiniz. 2 telefonunuzda Bylock çıktı. Bize milli değerler hakkında konuşamazsınız.”
“Bu ülkeyi de anlamıyorum artık! Bu örgütün kenarından köşesinden geçenlerin futbolun içinde yer almaması lazım. Adam mı kalmadı bu ülkede? Bu FETÖ unsuru hala futbolun içerisinde. Daha fazla o günlere dönme adımları atılmaktadır.”
“BEŞİKTAŞ OLAYINDA GÖRDÜK Kİ KİNDAR BİRİ”
“21 ayda hakemlik müessesinde ne kadar çok format denenip vazgeçildi. Kişilere ve kurumlara özel düzenlemelere gidildi. TFF statüsü madde 3, tarafsız davranmak ve ayrımcılık yapmamak diyor. Bize göre tamamen ters bir yönetim anlayışı var. Bunu anlamamız zaman aldı. Kindar bir başkan var. Sayın Ahmet Nur Çebi ile ilgili girdiği polemikte olayı kişiselleştirdi. Birçok kez arayı bulmaya çalıştım, olmadı. Beşiktaş’a gösterdiği muamele… Amirimiz TFF. Seviyorum sevmiyorumla futbolu yönetemez. Standart içinde muamele göstermesi lazım. Beşiktaş olayında gördük ki kindar biri.”
“GALATASARAY’LA ARASINDA GARİP BİR İLİŞKİ VAR”
“Galatasaray ile arasında garip bir ilişki var. Kendilerine söylüyorum. Galatasaray Başkanı ve TFF Başkanı’na ‘Sizin kavganız kayıkçı kavgası’ diyorum.”
“DERHAL SEÇİME GİDELİM DİYEN DURSUN ÖZBEK…”
“4 Nisan’da 8 takım, Galatasaray ve Trabzonspor da dahil buna, imza vereceklerini söylüyorlar. Pazartesi lafı geçiyor, pazartesi geç diyenler de var. 5 Nisan’da 4 takım daha sürece dahil oluyor, bunlardan biri Fenerbahçe. Süper Kupa’yla ilgili TFF’den bize zehir zemberek bir yazı geldi. Biz de ‘Yeter’ dedik ve katıldık. Sonrasında Beşiktaş da katıldı. Beşiktaş da suçlanıyor ya. Bu işin farkına varan Büyükekşi, dayanamayacağını anlayıp Şanlıurfa’da zaman kazanmak için bir açıklama yaptı. Hala yönetim kurulu kararı var mı yok mu bilmiyoruz. Bu açıklama gelince, orada da Dursun Özbek ile istişare yapıyorlar. Derhal seçime gidelim diyen Dursun Özbek ne olacak 15-20 günden noktasına geliyor. İmza vereceğinden üçü, 18 Temmuz hedefimize ulaştık, imzaya gerek yok diyorlar. 18 Temmuz’da yeni bir TFF seçileceğini düşünerek bunu söylüyorlar.””
]]>Savcı, şirket yetkilisi Şafak Sırrı Demirel, şirket görevlisi Ersin Koparan ve TTK Şube Müdürü Ahmet Aktaş hakkında ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne veya yaralanmasına neden olmak’ suçundan ayrı ayrı 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti. Mütalaada TTK’nin dönemin üst düzey yöneticileri olan 6 sanığın bilinçli taksir suçlamasından beraati istendi.
YERİN 630 METRE ALTINDA
TTK Kozlu Müessese Müdürlüğü’ne ait maden ocağında 7 Ocak 2013’te yerin 630 metre altında ani metan gazı püskürmesi sonucu taşeron olarak çalışan Star İnşaat A.Ş.’nin 8 işçisi hayatını kaybetti, 8 işçi yaralandı.

Kazanın meydana geldiği dönemde TTK Kozlu Müessese Müdürü olan Kazım Eroğlu, TTK Kozlu Müessese Müdür Yardımcısı Nurettin Yılmaz, Şube Müdürü Ahmet Aktaş, taşeron firma Star İnşaat Genel Müdürü Şafak Sırrı Demirel, şirket ortağı İlal Köksal, şirket görevlileri Ersin Koparan, Mustafa Ünlü ile firma mühendisleri Yüksel Keskin, Murat Çınar ve Uğur Öztürk hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek’ten, Zonguldak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
YENİ İDDİANAME HAZIRLANDI
Dava sürerken dönemin TTK üst düzey yöneticilerinden Rıfat Dağdelen, Burhan İnan, Mahmut Yılmaz, Mehmet Açıkel, Mustafa Şimşek ve Çetin Onur hakkında Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla yeni iddianame yazıldı. Yöneticilerin yargılaması ana davadan bağımsız olarak devam etti. Ana davada, Star İnşaat Genel Müdürü Şafak Sırrı Demirel, şirket ortağı İlal Köksal, şirket görevlisi Ersin Koparan’a ‘iyi hal’ indirimi uygulayarak ‘Basit taksirle ölüme neden olma’ suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası verildi.
Dönemin Kozlu Müessese Müdürü Kazım Eroğlu ile Müessese Müdür Yardımcısı Nurettin Yılmaz ‘tali kusurlu’ oldukları gerekçesiyle 3 yıl 4’er ay hapis cezasına çarptırıldı. Eroğlu ile Yılmaz’ın cezaları para cezasına çevrilirken, ana davadaki şube müdürü Ahmet Aktaş ve firma çalışanları Mustafa Ünlü, Murat Çınar, Uğur Öztürk ve Yücel Keskin beraat etti.
DAVALAR BİRLEŞTİRİLDİ
Yargıtay 12’nci Ceza Dairesi ana davadaki kararı, “Bilinçli taksir’ uygulanmalı” diyerek bozdu. Ardından üst düzey yöneticilerin de yargılandığı dava ile bozulan dosya birleştirildi. Birleştirilen dosya ile 9 sanığın bu kez ‘Bilinçli taksirle öldürme’ suçundan TTK üst düzey yöneticilerinden Rıfat Dağdelen, Burhan İnan, Mahmut Yılmaz, Mehmet Açıkel, Mustafa Şimşek ve Çetin Onur ile TTK Kozlu Müessese Müdürlüğü Yapı Denetim Grup Başkanı ve Hizmet Alım Şube Müdürü Ahmet Aktaş, Star İnşaat Genel Müdürü Şafak Sırrı Demirel, şirket görevlisi Ersin Koparan hakkında 22,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılama devam etti.
Bozma kararının ardından yeniden görülen davanın 2’nci duruşması yapıldı. Duruşmaya tutuksuz sanıklar Rıfat Dağdelen, Ersin Koparan, Mehmet Açıkel, ölen madencilerin yakınları ile taraf avukatları katıldı.

SAVUNMALARINI YAPTILAR
Bozma kararına karşı söz verilen şirket görevlisi Ersin Koparan, “Ben talimatla çalışırım, idarenin yap dediğini yaparım, yapma dediğini yapmam” dedi.
Yaşanan degaj olayının yönetmelikleri ve yönergeleri değiştirdiğini, dünyada yaşanan en büyük 2’nci degaj olayı olduğunu belirten Koparan, “Bu yaşanan olaydan sonra yönergeler değişti. Tedbirlerin seviyesi arttırıldı. Yönerge ve yönetmeliklerin bile öngörmediği bir kaza yaşandı. Türkiye’de yaşanan en büyük degaj olayıydı. Dünyada ise 2’nci en büyük degaj olayıydı. Ayrıca bu olay yönetmelikleri değiştiren bir olay olduğu için bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmamasını talep ederim” diye konuştu.
Mehmet Açıkel de “İhalenin tüm aşamaları Sayıştay denetçileri tarafından her yıl inceliyor. İhaleyi alan firmanın yetersiz olduğuna dair hiçbir tespit yapılmamış. Eğer bu kaza olmasaydı firmanın yetkin olmadığına dair bir konu gündeme gelmeyecekti. Firmanın yetkin olmadığını söylemek, suç üretmek gibi oluyor. Beraatimi talep ederim” dedi.
“BEN EMEKLİYDİM”
TTK’nin eski genel müdürü Rıfat Dağdelen, “Ben emekli olalı 15 sene oluyor. Ben emekli olduktan 3 sene sonra bu hadise oluyor. Ben bununla suçlanmaya karşıyım” diyerek kendini savundu.
Madencilerin ve hayatını kaybedenlerin ailelerinin avukatları, sanıkların bilinçli taksir suçundan cezalandırılmalarını talep etti. Avukatlardan Murat Kemal Gündüz, Yargıtay kararı ile ana dava ve birleşen dosyadaki bilirkişi raporlarının çeliştiğini ve birleşen dosya açısından yeni bilirkişi raporu alınmasını talep etti. Mahkeme heyeti, dosyanın geldiği aşama gereği yeniden bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığını belirterek bu talepleri reddetti.
MAHKEME ERTELENDİ
Savcı duruşmada mütalaasını açıkladı. Sanıklardan Ersin Koparan, Şafak Sırrı Demirel ve Ahmet Aktaş hakkında ‘Bilinçli taksirle birden çok kişinin ölümüne neden olmak’ suçundan ayrı ayrı 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilen mütalaada, diğer sanıkların bilinçli taksir suçundan beraati istendi.
Buna göre Yargıtay’ın bozduğu ana dava dosyasının 3 sanığına ceza istenirken, TTK’nin üst düzey yöneticilerinin yargılandığı birleştirilen dava sanığı 6 kişiye beraat talep edildi. Mahkeme, mütalaaya karşı avukatların savunma hazırlamaları için ertelendi.
]]>Dünyanın en büyük saray müzelerinden biri olan ve mimarisiyle dikkatleri üzerine çeken Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a kazandırdığı en önemli yapı olarak gösteriliyor.
Saray, Sultan Abdülmecit’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar devletin idari merkezi konumundayken 1924’ten itibaren ise müze olarak kullanılıyor.
Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Haliç arasında bulunan ve İstanbul’un sembolik yapılarından biri olan Topkapı Sarayı’nda, Osmanlı dönemine ait koleksiyonlar, mimari yapılar ile yaklaşık 300 bin arşiv belge bulunuyor.
Askeri dehası ve devlet adamlığı kimliği ile bilinen Fatih Sultan Mehmet bilim, kültür ve sanat alanında da şehre pek çok eser kazandırdı.
Bunların başında ise İstanbul’daki ilk külliye olma özelliğine sahip Fatih Camisi ve Külliyesi geliyor. İstanbul’un fethinden sonra Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen külliyede medrese, kütüphane, darüşşifa, hamam, çarşı ve türbeler yer alıyor.
Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı eserlerden 20 kapısı, 65 caddesi, 17’den fazla han ve 4 bin dükkanıyla Osmanlı’dan bugüne miras kalan Kapalıçarşı, kente gelen yerli ve yabancı turistlerin en sık ziyaret ettiği yerler arasında bulunuyor.

Fatih’in ünlü portresi 2020’de İstanbul’a getirildi
İstanbul’u fethettikten sonra adeta yeniden imar eden Fatih Sultan Mehmet, 3 Mayıs 1481’deki vefatının ardından adını taşıyan Fatih Camisi’ndeki türbeye defnedildi.
Fatih’in kılıçları, kaftanları, zırhları ve yüzükleri gibi şahsi eşyaları günümüze kadar özenle korunarak Topkapı Sarayı’nda sergileniyor.
Sanata ilgisiyle bilinen Fatih Sultan Mehmet, 1480 yılında diplomatik bir görev için İstanbul’da bulunan Venedikli ressam Gentile Bellini’ye portresini çizdirdi.
Uzun yıllar Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’daki National Gallery’de sergilenen portre, 2020’de İstanbul Belediye Sarayı’na getirildi.
Yine Bellini tarafından çizilen ve Fatih Sultan Mehmet ile oğlu Cem Sultan’ın resmedildiği varsayılan tablo da İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından 2020’de Londra’daki bir müzayededen satın alınarak İstanbul Belediye Sarayı’nda sergilenmeye başladı.
Ayrıca Fatih Sultan Mehmet’in İtalyan sanatçı Costanzo de Ferrara’ya yaptırdığı, ön yüzeyinde “Bizans İmparatoru Muhammed” yazan ve dünyada sadece 4 adet bulunan madalyon da 2023’te İBB tarafından satın alınıp İstanbul Belediye Sarayı’na getirildi.

Kılıçları ve kaftanları Topkapı Sarayı’nda sergileniyor
Milli Saraylar Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, sarayın Fatih Sultan Mehmet döneminde kullanılmaya başlandığını söyledi.
Fatih Sultan Mehmet’in 1457’den itibaren fiilen Topkapı Sarayı’nı kullandığı belirten Kocaman, bu sebeple o dönemden kalma Fatih’e ait özel eşyaların da arasında olduğu birçok eserin envanterlerinde bulunduğunu dile getirdi.
Bu eserlerin başında Fatih Sultan Mehmet’in tahta çıkarken ve kılıç kuşanma törenlerinde kullandığı kılıçların olduğunu aktaran Kocaman, şöyle devam etti:
“Biz bunların birini Fatih Köşkü dediğimiz mekanda, bir tanesini de silahlar bölümünde sergilemekteyiz. Onun ötesinde kaftanlar arasındaki en önemli eserlerin başında da zırhlı kaftan gelmektedir. 2 tane zırhlı kaftanı var ve bu kaftanlar da ipek olmasına ve içinde zırh olmasına rağmen günümüze kadar çok fazla bir bozulmaya uğramadan gelmiştir. Onun ötesinde yine Fatih Sultan Mehmet’in vefat ettiği zaman üzerindeki kıyafetler de çıkarılmış ve onu da yine biz bu depoda muhafaza etmekteyiz.”
Eserlerin bugüne kadar gelme sürecini hakkında bilgi veren Kocaman, “Sarayda padişahların bizzat kullanmış oldukları eserler hemen vefatıyla birlikte belli bir düzen içerisinde, örneğin kıyafet ise bohçaya sarılır, üzerine damgası vurulur, envanteri belirlenir ve hazinenin saklanmış olduğu yere konarak muhafaza edilirdi” dedi.
Söz konusu eserlerin Cumhuriyet döneminde de kayıt altına alındığını, defterlere işlendiğini ve muhafazasının yapıldığını ifade eden Kocaman, “Günümüzde de Milli Saraylar Başkanlığına ait uzmanlarımız tarafından onların kondisyonlarına bakılıyor. Eğer bir bozulma görülürse atölyelerimiz var, atölyedeki uzmanlarımız tarafından restorasyonları ve konservasyonları yapılmaktadır” diye konuştu.

Topkapı Sarayı’nın genel yapısı Fatih döneminde belirlendi
Tarihi eserlerin muhafazasının kolay olmadığına dikkati çeken Kocaman, şöyle devam etti:
“Gerek restorasyonu, gerek konservasyonu, gerekse muhafazası, depoda olsun, tefrişte olsun, vitrinde olsun elbette ki belli kuralar içerisinde yapılması gerekiyor. Bunların çağdaş anlamda muhafazası ve sergilenmesi, Milli Saraylar Başkanlığı olarak biz bunların nasıl yapılacağını çok iyi biliyoruz. Tarihi bir eserin gerek sergilenmesi gerekse muhafazası için çağdaş önlemler ne ise onların tamamı alınmıştır. Vitrinlerin iklimlendirilmesi, güvenliği gerek kamera ile gerekse alarmlar ile muhafazası sağlanmaktadır. Günümüzde biz bunları bu şekilde muhafaza ediyoruz.”
Topkapı Sarayı’nda Fatih Sultan Mehmet’e ait eşyalar arasında en dikkat çekenlerin kılıçları olduğunu söyleyen Kocaman, “Topkapı Sarayı’nın Seferlik Koğuşu’nda ‘Elbise-i Hümayun’ diye belirlediğimiz bölümde sergilemiş olduğumuz zırhlı kaftanları öne çıkıyor” dedi.
Bunların ötesinde birçok eserin sarayın mutfaklarında, silahlar bölümünde ve diğer bölümlerde sergilendiğini belirten Kocaman, Topkapı Sarayı’nda Fatih döneminin en önemli eserinin saraydaki yapılar olduğunu, sarayın genel yapısının Fatih döneminde belirlendiğini belirtti.
]]>DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “TÜİK sürekli olarak enflasyonu düşük belirleyerek her gün ama her gün soframızdaki ekmeğin daha fazla küçülmesine yol açıyor. TÜİK, İşçinin , emekçinin sofrasından bir dilim ekmeği daha çalıyor” dedi.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) önünde “TÜİK’i yargı kararlarına uymaya, ekmeğimizle oynamamaya, gerçekleri açıklamaya çağırıyoruz” çağrısıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamaya DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Yönetim Kurulu üyeleri katıldı.
DİSK üyeleri “Gerçekleri açıkla ekmeğimle oynama”, “TÜİK elini cebimizden çek”, “Sefalete teslim olmayacağız”, ”İnsanca yaşamak istiyoruz” sloganları attı.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yaptığı açıklamada, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda işçilerin Taksim’e çıkışının engellendiğini hatırlatarak, “Bizlerin Taksim’de olmamızı engellemek demek milyonlarca emekliyi on bin lira emekli aylığıyla yaşamaya mahkum etmek demektir. Bizlerin Taksim’de olmasını engellemek adaletsiz vergi sistemiyle krizin bütün yükünü işçiye emekçiye yüklemek demektir. Bizler 1 Mayıs’a ve Taksim’e sahip çıktığımız gibi emeğimize, ekmeğimizi sahip çıkmak için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.
‘HER GÜN DAHA FAZLA YOKSULLAŞIYORUZ’
TÜİK tarafından bugün açıklanan Nisan ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çerkezoğlu, “Enflasyon 3,18 yıllık enflasyon ise 70’ye dayanmış. Geçen yıl nisan ayında enflasyon yüzde 43,6 idi. TÜİK’in baskılanmış rakamlarıyla bile tablo ortada. Dört aylık enflasyonu hesapladığımızda yüzde 18,72 gıda enflasyonu yüzde 70’e dayanmış, ama bizim araştırma dairemizin gelir gruplarına göre hesapladığı gıda enflasyonuna baktığımızda örneğin emeklinin gıda enflasyonu yüzde 84, en düşük gelirli grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 107. TÜİK rakamlarıyla bile baktığımızda çok yüksek bir enflasyon karşısında her gün daha fazla yoksullaştığımız bir dönemi yaşıyoruz” diye konuştu.
TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin uzun bir süredir tartışma konusu olduğunu, rakamların gerçekle ilgisinin olmadığını ve vatandaşların bu rakamların yanlış olduğunu yaşayarak gördüğünü söyleyen Çerkezoğlu, “Her gün hepimiz çarşıya, pazara, manava gittiğimizde, evimize elektrik, su faturası geldiğinde gerçek enflasyonun ne kadar olduğunu yaşayarak görüyoruz. TÜİK sürekli olarak enflasyonu düşük belirleyerek her gün ama her gün soframızdaki ekmeği daha fazla küçülmesine yol açıyor. TÜİK, İşçinin , emekçinin sofrasından bir dilim ekmeği daha çalıyor.”
‘TÜİK, VERİLERİ KARARTMAYA DEVAM EDİYOR’
TÜİK’in gerçekleri açıklamadığını ve verileri kararttığını ifade eden Çerkezoğlu, TÜİK’in 20 yıl boyunca açıkladığı enflasyon sepetini iki yıldır açıklamadığını ve bunun için TÜİK’e yaptıkları başvurunun reddedildiğini söyledi.
Çerkezoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz DİSK olarak bu listenin açıklanması için TÜİK’e bir başvuru yaptık. TÜİK, bu başvurumuzu reddetti. Arkasından CİMER üzerinden TÜİK’den bu listeyi istedik. TÜİK, ikinci kez reddetti. Adalet Bakanlığı bünyesindeki Bilgi Edinme Kurulu’na başvurduk. Biz işçi örgütüyüz, emekçi örgütüyüz. Milyonlar emekçinin ücreti bu rakam üzerinden belirleniyor. Bu rakamı neye belirlediğinizi görmek, bizim ve Türkiye’nin hakkıdır dedik. Kurul, başvuruyu reddetti.
Ondan sonra bu süreci yargıya taşıdık. Ankara 6. İdare Mahkemesi, oy birliğiyle verdiği kararda bu verilerin TÜİK’in elinde olduğu ve bunu bütün kamuoyu ile ve DİSK ile paylaşmasının görevi gereği olduğunu söyledi. Ama TÜİK, buna rağmen verileri bizlerle paylaşmamaya devam ediyor. Yargı kararlarına uymayan TÜİK, verileri karartmaya devam etti. TÜİK’in Danıştay’a yaptığı başvurusu reddedildi. TÜİK’in verileri açıklamamak için denediği bütün yollar tükendi.
‘EMEKÇİNİN EKMEĞİYLE OYNAMAKTAN VAZGEÇİN’
TÜİK’e Anayasa’nın 138. maddesini hatırlatıyoruz. Yasama, yürütme, yargı arasındaki idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Mahkeme kararlarını değiştiremez ve yerine getirilmesini geciktiremez. TÜİK başkanı, yargı kararlarına uymayarak açıkça suç işlemektedir. Ceza hukuku açısından ciddi suçtur. Kararı geciktirenler kişisel olarak da suçludur.
Yargı kararlarına uymayarak milyonları mağdur edenlerin yarattığı hukuksuzluk ve haksızlıkla sonuna kadar mücadele edeceğiz. TÜİK başkanlığını görevini yapmaya çağırıyoruz. Gerçekleri saklamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz. TÜİK başkanlığını işçinin, emekçinin ekmeğiyle oynamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz.
Bu enflasyon rakamlarıyla bile her gün daha fazla yoksullaştığımız bu süreçte herkes bilsin ki yargı ve hukuk tanımaz düzenle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmak için dönen bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. İktidar yöneticilerinin kemer sıkma politikaları adı altında, enflasyonla mücadele adı altında ücretleri baskılayan politikaları karşısında DİSK olarak mücadele edeceğiz. İktidar, enflasyonun sebebi ücretlerdeki artış diyor. Bu kocaman bir yalan.”
]]>

PKK- YPG’nin silahlı kadın yapılanması olan YPJ’nin tepe isimlerinden olan teröristin Suriye’den çıkış yaparak bir toplantı için Irak’ın kuzeyine geçiş yapacağı bilgisi üzerine MİT harekete geçti.

Her anı saniye saniye takip edilen kadın teröristin önce Irak’ın Sincar bölgesine, buradan da PKK elebaşlarıyla gizli bir toplantı gerçekleştirmek için Irak’ın Süleymaniye bölgesine geçiş yapacağı bilgisi üzerine operasyon için düğmeye basıldı.
MİT’in sahadaki yerel saha ajanlarından da aldığı bilgiler doğrulanınca kadın teröristin içinde bulunduğu sivil zırhlı araç deşifre edildi.

Sinyal takibiyle uydudan izlenen araca yönelik Irak’ın Sincar bölgesinde hareket halindeyken Silahlı İnsansız Hava Aracıyla nokta hava operasyonu gerçekleştirildi.
Tam isabetle vurulan araç patlamanın da etkisiyle yanarak hurda yığınına dönerken, araçta Zozan Haseki kod adlı Münevver Fatima ile şoförü de öldürüldü.

SİLAH VE LOJİSTİK AKTAMINDAN SORUMLUYDU
Kadın teröristin ölümü terör örgütü PKK içinde de şok etkisi yarattı. TSK’nın Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Fırat Kalkanı harekâtlarında yüzlerce teröristin başında yer alıp terörist aktarımı; lojistik ve silah aktarımından sorumlu olan terörist Fatima, ABD başta olmak üzere batılı ülkelerin IŞİD’le mücadele adı altında Suriye’ye gönderdiği silah ve mühimmatın da Suriye ile Irak’ın kuzeyine aktarımından da sorumluydu.

ABD’LİLERLE TOPLANTI VE TATBİKATLARA KATILIYORDU
Kadın terörist Suriye’nin kuzeyinde de sık sık bölgeye gelen ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Ortadoğu Masasında görev alan CENTCOM’a bağlı üst düzey generallerle birlikte gizli toplantılara katılarak PKK-YPG’li teröristlerin sahadaki askeri eğitimleriyle ilgili tatbikatlara katılıyordu.
Kadın terörist, bölgedeki Arap aşiretlerinin de ileri gelenleriyle birlikte ABD’li generallerle toplantılara katılan isimlerden biriydi.
Terörist Münevver Fatima’nın Irak’ın kuzeyindeki barınma alanları başta olmak üzere Kandil bölgesi, Suriye ve Türkiye içinde de 1990’lı yılların sonlarına kadar Hakkâri, Siirt, Şırnak kırsalında da çok sayıda mayınlama, karakol baskını ve bombalı saldırı gibi saldırılarda yer aldığı bildirildi.

ŞAMDA APO’NUN SEKRETERYASINDAKİ İSİMDİ
Teröristin 1990 yılında terör örgütüne katıldıktan sonra 5 yıl boyunca Suriye’nin başkenti Şam’da Abdullah Öcalan’ın kaldığı villada ideolojik eğitim aldıktan sonra terörist elebaşının sekretaryasında da bir dönem görev aldığı öğrenildi.
Teröristin Şanlıurfa Suruç sınırındaki Ayn El Arab, Ceylanpınar sınırındaki Resulayn, Akçakale sınırındaki Teb Abyad, Kızıltepe sınırındaki Amude, Cizre sınırındaki El Malikiye, Nusaybin sınırındaki Kamışlı bölgelerinde hudut birliklerine çok sayıda füzeli, havan ve roketli saldırıları da bizzat yöneten, emir ve talimatını veren isimlerden olduğu yakalanan veya teslim olan teröristlerin teşhis ve ifadelerinde yer alıyordu.
Zozan Haseki kod adlı terörist, Suriye’deki örgüt elebaşı Mazlum Kobani kod adlı Ferhad Abdi Şahin ile birlikte her yıl terör örgütü PKK-YPG için Pentagonun ayırdığı bütçeyle ilgili örgütün para trafiğini de yöneten isimlerden biri olduğu ifade edildi.
]]>Genel Müdürlükten yapılan yazılı açıklamada, Avrupa Birliğine (AB) ihraç edilen ve geri dönen ürünlerle ilgili medyada yer alan haberler üzerine açıklama yapılması ihtiyacı doğduğu belirtildi.
AB üye ülkeleri tarafından yapılan resmi kontroller sonucunda tespit edilen olumsuzlukların Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) üzerinden ilan edildiği aktarılarak, sistemin erişime açık olup herkes tarafından görülebildiği ifade edildi.
ÜRETİCİ VE İHRACATÇIYA SORUŞTURMA
Türkiye’nin itibarı ile Türk malının imajının korunması, güvenilir ürünlerin piyasaya sunulması ve ihraç edilmesi için RASFF bildirimlerinin kurumca ivedilikle incelendiği ve hata kaynağının tespitine yönelik resmi kontrollerin başlatıldığına yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bildirim alan üretici, ihracatçı ve bildirime konu ürünlere yönelik resmi kontroller yapılmakta, tedbirler alınmakta, ihracatçı firmalara 1 yıl süreyle yüzde 100 analiz sıklığı uygulanmaktadır. Son günlerde haberlere konu olan, RASFF bildirimlerinde tespit edildiği belirtilen, chlorpyrifos-ethyl aktif maddesinin 21 Mayıs 2020’de, propiconazole aktif maddesinin 31 Aralık 2020’de, chlorpyrifos-methyl aktif maddesinin 31 Aralık 2021’de, Avrupa Birliğinde alınan kararlar, çevre ve insan sağlığı dikkate alınarak ülkemizdeki kullanımları sonlandırılmıştır.
Ayrıca ülkemizde AB uyum çerçevesinde çevre ve insan sağlığı açısından olumsuz etkileri tespit edilen 223 aktif madde daha yasaklanmıştır. Belirtilen tarihlerden sonra yasaklı aktif maddeleri içeren bitki koruma ürünlerinin üretimine ve ithalatına izin verilmemektedir. Mevzuata aykırı hareket eden bütün kişi ve firmalara olduğu gibi, son olarak haberlere konu olan, Bulgaristan’dan dönen ve yasaklı madde kullanıldığı tespit edilen limonlarla ilgili de üretici ve ihracatçı firmalarla ilgili soruşturma başlatılmıştır.”
Açıklamada, bitki koruma ürünlerinin kaçak veya tavsiye dışı kullanımının önlenebilmesi amacıyla kolluk kuvvetleri ile işbirliği yapılarak ilaç üreticilerin, dağıtıcıların, bayilerin ve çiftçilerin denetlendiği aktarılarak, yasaklı veya tavsiye dışı aktif maddeli bitki koruma ürünlerinin kullanımının engellenmesi amacıyla “hasat öncesi pestisit denetimi” yapıldığı belirtildi.
Denetimlerde pestisit kullanımına alternatif yöntemlerden biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemlerinin kullanılmasının teşvik edildiği ve maddi olarak da desteklendiği vurgulanan açıklamada, “Ülkemizde yetiştirilen ürünlerin tarladan çatala gelene kadar bütün süreçlerde pestisit kontrolleri aralıksız gerçekleştirilmektedir. Yetiştirilen ürünlerin ülkemiz mevzuatına uygun olmadığı tespit edilen ürünler nedeniyle, gıda işletmesine ve birincil üreticiye 5996 sayılı Kanuna uygun yasal işlem uygulanmaktadır” ifadelerine yer verildi.
‘UYGUNSUZ ÜRÜNLER İMHA EDİLİYOR’
Uygunsuz ürünlerin tüketime sunulmasına izin verilmeyerek imha edildiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“RASFF’a konu olan veya herhangi bir nedenle ülkemize geri dönen tüm gıda ve yem ürünleri, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunumuz ve yönetmeliklerimiz gereği yüzde 100 analize alınarak resmi kontrole tabi tutulmakta olup, analiz sonucu ülkemiz mevzuatına uygun olmayan ürünlerin girişine katiyen izin verilmemektedir. Bu tür haberler, ülkemizin uluslararası itibarını zedelemekte ve ihracatını da riskli hale getirmektedir. Halkımızın sağlıklı gıdaya erişebilmesi için resmi kontrollerimiz aralıksız devam etmektedir.”
]]>
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), enflasyon verilerinin ardından yaptığı açıklamada, “En yoksul gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 108 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 50 oranında kaldı” ifadelerine yer verdi.
Açıklamada ayrıca TÜİK’in Haziran 2022’de madde sepeti fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesi üzerine DİSK’in TÜİK’e karşı açtığı davaya rağmen madde sepeti verilerinin hâlâ yayımlanmadığına da değinildi.
YOKSULUN GIDA ENFLASYONU YÜZDE 108
“TÜİK, Nisan 2024 döneminde gıda enflasyonunu yüzde 68,5 olarak açıkladı. Ancak bu enflasyon halkın hissettiği gerçek enflasyonu yansıtmaktan oldukça uzak bir oran” denilen açıklamada DİSK-AR’ın araştırmasına ait verilere yer verildi.
DİSK-AR’ın TÜİK verilerinden yararlanarak yaptığı hesaplamaya göre resmi gıda enflasyonu ortalama yüzde 68,5 olarak gerçekleşirken emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 84,1 oldu.
Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 78,1 olurken, düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 89,5 ve en yoksul yüzde 20’lik gelir grubun gıda enflasyonu ise yüzde 107,6 olarak gerçekleşti.
“Yüksek gelir gruplarının daha düşük gıda enflasyonu hissettiği görülüyor” denilen açıklamada yüksek gelir gruplarının gıda enflasyonuna ilişkin şunlar paylaşıldı:
Dördüncü (yüksek) yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 65,5 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 49,9 oldu. Böylece en yoksul gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 108 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 50 oranında kaldı. Bu durum enflasyonun gelir gruplarına, farklı toplumsal kesim ve sınıflara göre önemli ölçüde farklı hissedildiğini ortaya koyuyor.
DİSK- AR, TÜİK, aylık Tüketici Eğilim Anketi gerçekleştirmesine rağmen, bunun çıktısı olan “hissedilen/algılanan enflasyon”u açıklamadığını belirtirken “TÜİK, uluslararası kuruluşların yaptığı gibi halkın hissettiği/algıladığı enflasyon oranı ve beklenen enflasyonu da elinde hazır bulunan verileri işleyerek yeni bir veri olarak yayımlamalıdır. TÜİK ayrıca gelir gruplarına göre enflasyon farklılaşmasını da açıklamalıdır” ifadelerine yer verdi.
GIDA ENFLASYONU İLE FARK AÇILDI
2005 ve 2024 verilerinin karşılaştırıldığı açıklamada son yıllarda gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki farkın açılmaya başladığı belirtilerek şunlar kaydedildi:
*2005 Nisan’da 115,6 olan TÜFE endeksi, Nisan 2024’te 2207,5’e yükseldi.
*2005 Nisan’da 111,9 olan gıda fiyatları endeksi ise 2024 Nisan’da 3237,6’ya yükseldi.
*Nisan 2005’te yüzde 8 olan yıllık enflasyon oranı Nisan 2024’te yüzde 69,8 oldu.
*2005’te yüzde 3,5 olan yıllık gıda enflasyonu ise Nisan 2024’te yüzde 68,5’e yükseldi.
*Öte yandan son yıllarda gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark açılmaya başladı. Nisan 2005’te TÜFE’yle aynı seyreden gıda fiyatları endeksi Nisan 2024’te TÜFE’nin 1.030 puan (yüzde 46,6) üstüne çıktı.
]]>Saraçlı istenen bu ücretin yasal olmadığını ve vatandaşların ödemeyebileceğini söyledi. Ödemek zorunda kalan vatandaşların ise şikayet haklarını kullanmalarını isteyen Saraçlı, işletmeleri de yeni çıkacak genelge ile ticaretten men edilebilecekleri yönünde uyardı.
“BÖYLE BİR TALEBİ İSTEMEYE KESİNLİKLE HAKLARI YOK”
Müşteriden istenen servis ücretinin yasal olmadığını söyleyen TUKONFED Hukuk Komisyonu Başkan Yardımcısı Mücahit Saraçlı, “Adisyonların altında yüzde 15, yüzde 20, yüzde 10 artık işletmeye göre değişen tabii ki tamamında olan bir şey değil. Ama servis ücreti diye bir ilave bir ücret koyuyorlar. Böylesine bir ücret talebinde bulunmaya hakları yok. Bu tamamen yasaya aykırı bir taleptir. Bir de bilsinler ki bu tür uygulamalar yapan işletmeler Maliye Bakanlığı tarafından da geriye dönük denetlenmekte. Bu servis ücreti gibi bir isimden adlandırılmış olan ekstradan bir taleptir. Böyle bir talebi istemeye kesinlikle hakları yok. Tüketiciler de böyle bir talep karşısında ödeme yapmasınlar. Çünkü bu talepleri yasaya aykırıdır” dedi.

“VERGİ USUL KANUNUNA GÖRE HAKSIZ İŞLEM YAPIYORLAR”
Tüketicilerin şikayet etme haklarını sonuna kadar kullanmaları gerektiğini söyleyen Mücahit Saraçlı, “Adisyonun altında böyle bir şey gördüğünüzde mecbur kalınırsa tabii ki yani tartışma ortamı restoran içerisinde bir noktaya derdinizi anlatabiliyorsunuz ama sizden bunu gerçekten direterek bu tahsilatı yaparlarsa bu ödediğiniz fişi yanınızda bulunduracaksınız. Alo 175 tüketici hattına da bildirdiğinizde veya Ticaret Bakanlığı’nın kendi portalı üzerinden haksız rekabet kurulunun portalına girildiğinde bu işletmenin adını verdiklerinde ve bu ödemiş oldukları fişi de buraya fotoğrafını gönderdiklerinde bu işletmelerin geriye dönük incelemesi yapılacak.” ifadelerini kullandı.
Saraçlı “Burada sadece aslında tüketicileri uyarmanın dışında bu işletmeleri de uyarmamız gerekiyor. Vergi usul kanununa göre haksız işlem yapıyorlar. Haksız kazanç elde etme yolunu seçiyorlar. Burada da bu tür işlem yapan işletmeler çok ciddi denetlenecektir. Özellikle Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü nezdinde birçok denetçisinden fazla mesailer yaparak bu denetimleri yapmaktalar. Çünkü burada servis ücreti dedikleri olay satmış oldukları ürünlerin haricinde bir hizmet bedeli talebindeler. Bu hizmete dayalı ücretlerin KDV oranı da farklıdır. Ayrı fiş kesmeleri gerekir” dedi.
“İŞLETMELER BU UYGULAMALARDAN BİR AN EVVEL VAZGEÇSİNLER”
İşletme sahiplerini uyaran Saraçlı, “Bu tür uygulamalarla ilgili olarak Ticaret Bakanlığı bir genelge yayınlayacak. Bu genelge içeriği hazırlandı. Her türlü haksız ticari işlemler adı altında yapılan her türlü işlemler kapatma cezaları, hapis cezaları hatta ve hatta ticaretten men cezalarına kadar boyutlara ulaşacak. Bunun da Resmi Gazete de yayınlanmasıyla birlikte aslında var olan bir genelgenin genişletilmiş şekliyle yayınlanmış olacak ve bu konuda Ticaret Bakanlığı, Maliye Bakanlığıyla birlikte senkronize bir şekilde çalışıyorlar. İşletmeler bu uygulamalardan bir an evvel vazgeçsinler. Çünkü denetimlere girdiklerinde geriye dönük incelemelerde çok ciddi cezai boyutlara ulaşacaktır” diye konuştu.

“ÜRÜNDEN 3 DEĞİL, 3,50 AL AMA O ÜCRETİ AYRICA YANSITMA”
Müşterilerden servis ücreti alınmasının doğru olmadığını söyleyen restoran sahibi Murat Sakin, “Vatandaşın durumu zaten zorda, dışarda yemek yemeye zorlanıyorlar. Bizim müessesemizde öyle bir şey yok. Büyük restoranlar yapıyorsa onu da bilmiyorum ama bence yanlış bir uygulama. Müşteri ne yediyse zaten parasını alıyorsun. Onun altında birde servis ücreti şahsen bence yanlış. Son zamanlarda mı personel ücreti servis ücretinden çıkıyor onu bilemem. İşletme sahibinin kendi görüşüdür. Üründen 3 değil, 3,50 al ama o ücreti ayrıca yansıtma. 20 lira üstüne koy, ‘Beni kurtarmıyor’ de ama o ücret vatandaşın zoruna gider. Ne kadar lahmacun, bende 110 lira. Ben yüzde 20’de servis ücreti dersem geldi 130 liraya. 115 liraya satarım ama servis ücreti yazmam” ifadelerini kullandı.
“YEMEĞİ EVİME Mİ GETİRİYORLAR, MASAYA GETİRİYORLAR”
Restoranda yemek yiyen Mahmut Ayaz, “Böyle bir hizmet bedeli olmaması gerekiyor. Öyle bir mekana gitmem de kimseye tavsiye de etmem. Böyle bir şeyle karşılaşmadım, saçmalık. Yemeği evime mi getiriyorlar, masaya getiriyorlar. Şuradan şuraya getiriyor. Resmen insanlarla alay etmektir, başka bir şey değil” dedi. Bir diğer müşteri Nurhan Güler ise, “Ben böyle bir uygulama ile karşılaşmadım, karşılaşsaydım da kesinlikle tepkimi gösterirdim. Servis ücretini ne için istiyorlar, ben kabul etmem. Restoranlar, her şey çok pahalı o yüzden ödemem bunu dile getiririm” diye konuştu.
]]>Galatasaray’ın çok ciddi bir puan avantajıyla girdiği son düzlükte Fenerbahçe de iddiasını korumak için mücadele edecek. Sarı-kırmızılıların başında Okan Buruk, sarı-lacivertlilerin başında da İsmail Kartal yer alırken sonuç ne olursa olsun, Süper Lig’de son 16 sezondur yaşanan Türk teknik direktörlerin şampiyonluk geleneği değişmeyecek.
Ligde 2007-2008 sezonundan bu yana olduğu gibi yine bir yerli teknik adam, 17. kez takımını şampiyonluğa taşıyacak. Sezon sonunda kupa İstanbul’un hangi yakasına giderse gitsin Türk futbolunda yerli teknik direktörlerin başarılarına bir yenisi daha eklenecek.
Türk teknik adamlar son 16 sezona damga vurdu
Süper Lig’de geride kalan 65 sezonun 30’unda Türk teknik adamların yönettiği takımlar zirvede yer aldı. Türk teknik direktörler, son 16 sezonda şampiyonluklara ambargo koydu.
Ligde 2007-2008 sezonunda Karl Heinz Feldkamp’tan devraldığı Galatasaray’ı son haftalarda şampiyonluğa taşıyan Cevat Güler’le başlayan seride, 2008-2009 sezonunu Mustafa Denizli yönetimindeki Beşiktaş, 2009-2010 sezonunu Ertuğrul Sağlam teknik direktörlüğündeki Bursaspor kazandı.
2010-2011 sezonunda Aykut Kocaman, Fenerbahçe’yi şampiyonluğa taşırken 2011-2012 ile 2012-2013 sezonlarında Fatih Terim yönetimindeki Galatasaray mutlu sona ulaştı.
Ersun Yanal yönetimindeki Fenerbahçe 2013-2014 sezonunda zirvede yer alırken, 2014-2015’de Hamza Hamzaoğlu idaresindeki Galatasaray, 2015-2016 ve 2016-17 sezonlarında Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş, 2017-2018 ve 2018-2019 sezonlarında yine Fatih Terim idaresindeki Galatasaray aynı başarıyı gösterdi. 2019-2020 sezonunu Okan Buruk’un çalıştırdığı İstanbul Başakşehir, 2020-2021 sezonunu Sergen Yalçın idaresindeki Beşiktaş, 2021-2022 sezonunu Abdullah Avcı’nın yönetimindeki Trabzonspor, 2022-2023 sezonunu da Okan Buruk’un yönettiği Galatasaray şampiyon tamamlayarak Türk teknik adamların geleneğini sürdürdü.
Fatih Terim zirvede
Süper Lig’de 8 kez şampiyonluk yaşayan teknik direktör Fatih Terim, bu alanda rekoru elinde bulunduruyor.
Tecrübeli teknik adam, dört dönem çalıştığı Galatasaray’da 1996-1997, 1997-1998, 1998-1999, 1999-2000, 2011-2012, 2012-2013, 2017-2018 ve 2018-2019’da şampiyonluk sevinci yaşadı.
Ligde Terim’in ardından en fazla şampiyonluk yaşayan ikinci isim ise 4 kez ile Ahmet Suat Özyazıcı oldu. Özyazıcı, Trabzonspor ile 1975-1976, 1976-1977, 1979-1980 ve 1983-1984 sezonlarında şampiyonluk ipini göğüsledi.
Daha önce Başakşehir ve Galatasaray ile Süper Lig’i kazanan Okan Buruk, bu sezon da mutlu sona ulaşması durumunda şampiyonluk apoletini üçüncü kez takacak. Gündüz Kılıç ve Şenol Güneş’i geride bırakacak Buruk, 3 şampiyonluğu bulunan Mustafa Denizli’yi yakalayacak.
Dört puanlık dezavantaja rağmen sezon sonunda ipi önde göğüslemesi durumunda Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal ise ilk kez bu sevinci yaşayacak.
Şampiyonluk yaşayan son yabancı teknik adam
Ligde şampiyonluk yaşayan son yabancı teknik adam, 2006-2007 sezonunda Fenerbahçe ile mutlu sona ulaşan Brezilyalı Zico olmuştu.
Son 16 sezonda Galatasaray 7, Beşiktaş 4, Fenerbahçe 2, Bursaspor, İstanbul Başakşehir ve Trabzonspor ise birer kez şampiyonluk kupasını kazandı.
Associated Press’in (AP) kendi kaynaklarını kullanarak elde ettiği bilgilere göre, bu protestolarda aralarında birçok öğretim görevlisi ve profesörün de bulunduğu en az 2 bin gösterici gözaltına alındı.
UCLA’DA POLİS MÜDAHALESİ
Ülkenin dört bir tarafındaki üniversite kampüslerinde kurulan Gazze ile dayanışma kampları, üniversite yönetimlerinin baskısı ve polisin sert müdahalesiyle dağıtılırken, California eyaletindeki üniversite kampüsleri, son 24 saatte en çok hareketliliğin yaşandığı protesto alanlarından oldu.
Los Angeles California Üniversitesi’nde (UCLA), günün erken saatlerinde özel polis birliklerinin öğrencilere müdahalesinde “kaotik sahneler” yaşandı.
Eyalet polisi, UCLA’daki polis baskınında en az 200 kişinin gözaltına alındığını ve bu kişilerin Los Angeles merkezindeki ilçe hapishanesinde tutulduğunu açıkladı.
New Hampshire, Kuzey Arizona ve Tulane üniversitelerinde de protesto kampları dağıtıldı, öğrenciler gözaltına alındı.
Gazze ile dayanışma kamplarının öncüsü olan New York’ta, Columbia Üniversitesinden sonra City College, Stony Brook, Buffalo ve Fordham üniversitelerindeki protestolarda da eylemciler polisin sert müdahalesiyle dağıtıldı.

ÖĞRENCİLER POLİSE “DÜN GECE NEREDEYDİNİZ?” DİYE SORDU
Polis, Gazze ile dayanışma kampını dağıtmaya çalışırken UCLA öğrencileri, İsrail yanlısı bir grubun kendilerine yaptığı saldırıyı hatırlatarak güvenlik güçlerine, “Dün gece neredeydiniz?” diye sordu.
Filistin destekçisi öğrenciler, polise, kesici alet, çekiç ve taşlarla saldıran İsrail yanlılarına karşı neden korunmadıkları ve saldırganların neden gözaltına alınmadığı sorularını yöneltti.
UCLA’da dün gece İsrail yanlısı maskeli grubun kampüsteki çadır alanına saldırmasıyla tansiyon yükselmiş, polisin olaya müdahale etmesi saatler almıştı.
Müslüman Halkla İlişkiler Konseyi yetkilisi Rebecca Husaini, düzenlediği basın toplantısında, “Toplumun, polisin kendilerini koruduğunu, başkalarının onlara zarar vermesine izin vermediğini hissetmesi gerekiyor.” ifadesini kullanmıştı.
Amerikan Üniversite Profesörleri Birliğinin Columbia Üniversitesi şubesi de sosyal medyadan paylaştığı basın açıklamasıyla, kampüste Filistin’e destek veren öğrencilerin dağıtılması için New York Polis Departmanını müdahaleye çağıran okul yönetimini kınamıştı.

COLUMBIA ÜNİVERSİTESİ’NDE BASKI ARTIYOR
New York’ta, Columbia Üniversitesindeki Gazze dayanışma kampının dağıtılmasından bir gün sonra, Fordham Üniversitesinde kurulan kamp da 24 saat geçmeden polis zoruyla kaldırıldı.
ABD’nin batı yakasındaki California Üniversitesinde ise Filistin destekçisi öğrenciler, hem polisin hem de İsrail destekçisi protestocuların saldırısına uğradı.
İsrail destekçisi grubun, çekiç, kesici alet ve göz yaşartıcı sprey gazıyla saldırdığı öğrencilerin kampı, daha sonra California eyalet polisinin sert müdahalesiyle sonlandırıldı.
İsrail yanlısı grubun kampa saldırısından saatler sonra olay yerine gelen ve hiç kimseyi gözaltına almayan polis, Filistin destekçisi öğrencilerin tepkisiyle karşılaştı.
Diğer taraftan başkent Washington’da ise bazı Kongre üyeleri, Filistin’e destek gösterisi düzenlenen üniversite kampüslerini ziyaret ederek, okul yönetimlerine, protestoların sonlandırılması için baskı yapmaya devam ediyor.
ABD’nin birçok üniversite kampüslerine sıçrayan gösteriler, her türlü siyasi ve polis baskısına rağmen büyümeye devam ediyor.

ABD ÜNİVERSİTELERİNDE FİLİSTİN’E DESTEK EYLEMLERİ
Columbia Üniversitesinde Filistin destekçisi öğrenciler, 16 Nisan’da okulun, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını ve işgalini destekleyen şirketlere devam eden finansal yatırımlarını protesto amacıyla kampüsün bahçesinde oturma eylemi başlatmıştı.
Rektörlük, eylemlerin 2. gününde, New York polisinden göstericilerin dağıtılması için yardım talebinde bulunmuş, kampüse giren polis 108 öğrenciyi gözaltına almıştı.
Columbia Üniversitesindeki olay, 7 Ekim 2023’ten sonra ABD’deki üniversitelerde Filistinli öğrencilere karşı başlayan “ifade özgürlüğü kısıtlaması” tartışmalarını alevlendirirken, gözaltına almalara tepki olarak öğrenci protestoları ülke genelindeki diğer üniversitelere de yayılmıştı.
En son 29 Nisan’da okul yönetimi ile öğrenciler arasında devam eden müzakerelerin çıkmaza girmesi üzerine o gece öğrenciler okulun tarihi Hamilton Hall binasını işgal etmişti.
Okul yönetiminin talebi üzerine 30 Nisan gecesi New York Polisi’ne bağlı çevik kuvvet ekipleri, öğrencilere müdahale ederek binayı boşaltmış, bahçedeki Filistin ile dayanışma kampını da dağıtmıştı.
Aynı gece Columbia Üniversitesinin yakınındaki City College okulundaki öğrencilere de müdahale eden polis, yaklaşık 300 kişiyi gözaltına almıştı.
ABD genelindeki birçok büyük üniversitede, Filistin’e destek için öğrenci eylemleri hala devam ediyor.
Polis, son 2 haftada aralarında bazı öğretim görevlilerinin de bulunduğu 2 binden fazla öğrenciyi gözaltına aldı.
]]>Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, arama ruhsatı alarak bulduğu madenler için UMREK koduna göre rapor hazırlama şartı aranmaksızın MTA tarafından hazırlanan raporlar ile buluculuk hakkını kazanacak.
İÇME-KULLANMA DUYU
İçme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlar ile Kıyı Kanunu kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç olmak üzere denizler, baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yenilenebilir enerji kaynak alanı olarak ilan edilen alanlarında imar planı yapılmaksızın yenilenebilir enerji üretim santralleri kurulabilecek.
İçme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlar ile yasa kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç olmak üzere baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerde imar planı yapılmaksızın Elektrik Piyasası Kanunu’na göre hidrolik kaynaklara dayalı önlisans veya üretim lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından yenilenebilir enerji kaynağına dayalı birden çok kaynaklı üretim tesisi kurulması mümkün olacak.
Söz konusu alanlarda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne veya sulama birliklerine ait tarımsal sulama amaçlı tesislerin elektrik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya Genel Müdürlüğün izniyle sulama birlikleri tarafından yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi kurulabilecek.
Öte yandan, teklifin bu düzenlemelerini içeren 4. maddesi, Danışma Kurulu kararıyla, tekriri müzakere önergesiyle yeniden görüşüldü.
Maddeye, belediye sınırları içinde yer alan söz konusu alanlarda DSİ Genel Müdürlüğünün izniyle ilgili belediyeler ve bağlı kuruluşları tarafından yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi kurulabilmesine yönelik düzenleme de eklendi.
DOĞALGAZIN SIVILAŞTIRILMASI
Doğal Gaz Piyasası Kanunu’na “doğal gazın sıvılaştırılması” tanımı eklenerek, Türkiye’nin doğal gazda ticaret merkezi olma hedefleri çerçevesinde hem yerli üretim doğal gazın hem de farklı kaynaklardan ithal edilen veya ithal edilecek doğal gazın ülkede sıvılaştırılarak dünya piyasalarına LNG olarak pazarlanabilmesi hedefleniyor.
Yüzen LNG tesislerinin işletilmesi ve yer değişikliği kapsamında sağlanacak istisnalar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının görüşü alınarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından bu düzenleme uyarınca yayımlanan usul ve esaslara göre belirlenecek.
Mevcut depolama tesisleri, mevcut tesislerdeki kapasite artışları veya yeni yapılacak tesisler, kullanım oranları veya rekabet koşulları dikkate alınarak düzenlemenin sisteme erişime ilişkin hükümlerinden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının görüşü alınarak Kurul kararı ile belirli süre muaf tutulabilecek. Depolama şirketleri verecekleri hizmetlere ilişkin birim bedelleri ve tesis kapasitelerini yayımlamak zorunda olacak.
Yurt içinde üretilen veya ithal edilen doğal gazın sıvılaştırılarak yurt dışına ihraç edilmesi ya da yurt içinde yeniden satışı amacıyla kurulacak sıvılaştırma tesislerini işletecek tüzel kişilerin Kuruldan lisans almaları gerekecek.
Doğal gaz sıvılaştırma lisansı başvurusunda bulunan tüzel kişilerin teknik ve ekonomik güce sahip olmaları ve yönetmeliklerde belirtilen diğer şartları taşımaları zorunlu olacak. Sıvılaştırma tesislerinde yürütülen faaliyetler depolama faaliyeti olarak sayılmayacak. Sıvılaştırma tesisi işletmecileri faaliyet gösterdikleri tesislerin ilgili standartlara ve teknik kriterlere göre yapılması ve işletilmesinden sorumlu olacak. Sıvılaştırma tesislerinde yürütülecek faaliyetlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlık görüşü alınarak Kurul tarafından belirlenecek.
YEKA YARIŞMALARI
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’da yapılan değişiklikle, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) yarışmalarına ilişkin usul ve esaslar, ilgili yarışma şartnamesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından belirlenecek. Yarışma sonucunda oluşan fiyat veya bedel, yarışma şartnamesinde belirlenecek süre boyunca YEK Destekleme Mekanizması kapsamında değerlendirilecek.
10 yıllık süresini bitiren lisanssız üretim faaliyeti kapsamındaki tesisler, talep halinde ve lisans alma bedeli ile lisans süresi boyunca elektrik piyasasında oluşan saatlik piyasa takas fiyatını, tesis tipi bazında uygulanan güncel YEK Destekleme Mekanizması fiyatından fazla olması halinde aradaki fiyat farkının YEK Destekleme Mekanizmasına katkı bedeli olarak ödeyerek lisanslı üretim faaliyetine geçebilecek.
Bu kapsamdaki başvurular için uygulanacak lisans alma bedeli, lisans süresi ve lisanslı üretim faaliyetine geçilmesine ilişkin diğer hususlar EPDK tarafından ayrıca belirlenecek.
Lisanssız üretime devam edecek tesislerde üretilecek ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi için elektrik piyasasında oluşan piyasa takas fiyatını geçmemek üzere uygulanacak fiyat ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek.
ENERJİ VERİMLİLİĞİ PROJELERİNİN DESTEKLENMESİ
Enerji Verimliliği Kanunu’na “başvuru sahibi”, “spesifik enerji tüketimi” ve “karbon yoğunluğu” tanımları ekleniyor.
Enerji verimliliği projelerinin desteklenmesi, enerji veya karbon yoğunluğunun veya spesifik enerji tüketiminin azaltılmasıyla ilgili uygulamalara yönelik usul ve esaslar belirleniyor. Buna göre, enerji verimliliğini artırmak amacıyla hazırlanan projeler, Bakanlık tarafından 15 milyon lirayı geçmemek kaydıyla bedellerinin en fazla yüzde 30’u oranında desteklenecek. Bu kapsamdaki destekler hibe veya faiz desteği şeklinde verilecek. Destek bedeli her yıl, bir önceki yıla ilişkin ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılacak.
Enerji veya karbon yoğunluğunu veya spesifik enerji tüketimini Bakanlığın belirlediği kriterler çerçevesinde azaltan başvuru sahiplerine, ödenek imkanları göz önüne alınmak ve 10 milyon lirayı geçmemek kaydıyla, kriterlerde belirlenen yıla ait enerji giderinin en fazla yüzde 30’u oranında destek ödemesi yapılacak. Destek bedeli her yıl, bir önceki yıla ilişkin ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılacak.
Enerji verimliliği projelerinin ve enerji veya karbon yoğunluğunu veya spesifik enerji tüketimini azaltan başvuru sahiplerinin desteklenmesi ile ilgili usul ve esaslar Bakanlık tarafından yönetmelikle düzenlenecek. Bakanlık tarafından enerji verimliliği desteklerine ilişkin iş ve işlemlerde mevzuat ile belirlenen hükümlere aykırı davranılması, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlenmesi veya kullanılması, yanlış ve yanıltıcı bilgi verilmesi veya herhangi bir usulsüzlük tespit edilmesi halinde, başvuru veya proje sahiplerine ödenen desteklerin, ödeme tarihinden itibaren belirlenen oranda hesaplanarak faizi ile birlikte bir ay içinde ödenmesi istenecek.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, enerji verimliliğinin artırılması ile yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılmasına yönelik araştırma ve geliştirme projelerini öncelikle destekleyecek. Bu projelerin yönlendirilmesinde ve değerlendirilmesinde Bakanlığın görüşü alınacak.
GEÇİCİ SÜRELİ ELEKTRİK ENERJİSİ TALEPLERİ
Elektrik Piyasası Kanunu’nda yapılan değişiklikle, olağanüstü hal kararı alınan veya genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, elektrik hizmetlerinin kesintisiz karşılanabilmesi için geçici süreli elektrik enerjisi talepleri Kurul kararı ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde karşılanabilecek.
Elektrik dağıtım tesisleri veya nakil hatlarına ilişkin irtifak alanı, en düşük yaklaşım mesafesi, iletkenin salınım mesafesi ve direkler arası uzaklık dikkate alınarak ilgili mevzuata göre belirlenecek. Böylece fahiş kamulaştırma bedelleri belirlenmesinin önüne geçilmesi ve kamu kaynaklarının tasarrufuyla yatırımların artırılması hedefleniyor.
Yenilenebilir enerji kaynak alanları yarışmaları sonucunda imzalanan sözleşmeler nedeniyle hak kazanılmış olanlar hariç, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce mevcut olan üretim lisanslarını, ön lisanslarını, lisans başvurularını sonlandırmak veya kurulu güç düşümü suretiyle tadil etmek isteyen tüzel kişilerin 2 ay içerisinde Kuruma başvurmaları halinde başvuruları sonlandırılarak veya tadil edilerek Kuruma sundukları teminatları kısmen ya da tamamen iade edilecek.
Söz konusu yarışmalar sonucunda imzalanmış sözleşmelerini iptal etmek isteyen tüzel kişilerin düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından iki ay içerisinde Bakanlığa başvurmaları halinde tüm hak ve yükümlülükleri sona erecek, başvuruları sonlandırılacak, Bakanlığa ve Kuruma sunduğu teminatları iade edilecek.
Nükleer Düzenleme Kanunu’nda yapılan değişiklikle, nükleer madde taşıyan kişinin talebi, nükleer tesis işletenin muvafakati ve Nükleer Düzenleme Kurumunun onay yönündeki kararıyla, taşıyıcının sorumlu olabilmesine imkan tanınıyor. Buna göre, işleten, nükleer maddelerin taşınmasına ilişkin sigorta yaptırma veya teminat gösterme yükümlülüğünü Kurumun onaylaması şartıyla taşıyıcıya devredebilecek. Yükümlülüğü devralan taşıyıcı, düzenleme kapsamında işleten olarak sorumlu olacak.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, teklifin kabul edilmesinin ardından, birleşimi, 7 Mayıs Salı saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>Venedik Cumhuriyeti’yle bir anlaşma imzalayan Osmanlı İmparatorluğu, 1479’da Venedik’ten İstanbul’a hem resimde hem de heykelde başarılı bir sanatçı gönderilmesini istedi.
Bu şekilde İstanbul’a gelen Bellini, 1481’e kadar İstanbul’da kaldı. Fatih Sultan Mehmet’in portresinin yanı sıra bir de madalyonunu yapan Bellini, dönemin Osmanlı vatandaşlarını, manzaralarını ve kıyafetlerini de resmetti.
İtalyan Rönesans sanatçılarının biyografilerini kaleme alan 16. yüzyıl yazarı Giorgio Vasari’ye göre portrenin yapımı İstanbul’da başlasa da Venedik’te tamamlandı.

Portrede “Dünyanın Fatihi” yazıyor
Üzerinde “1480, Kasım’ın 25’inci günü” ifadesi yazsa da zamanla tahrip olan tablodaki bazı müdahaleler nedeniyle yazılar ya tamamen okunamıyor ya da yeniden yazılmış durumda.
Buna rağmen tablodaki bazı yazılar ve detaylar net şekilde görülebiliyor. Alt kısmında incelikle işlenmiş dantelli bir örtünün yer aldığı kemerli kapının iki ayağında kısmen tahrip olmuş iki yazı dikkati çekiyor.
Bunların birinde Latince “Victor Orbis (Dünyanın Fatihi)”, diğerinde ise “1480, Kasım’ın 25’inci günü” yazısı okunabiliyor.
Portre, kişilerin özelliklerini sembollerle anlatma tekniğinin de örneklerini taşıyor. Portrenin sağ ve sol üst köşelerinde yer alan üçer taç, Fatih’in üç büyük zaferini simgeliyor.
Bunlar Roma İmparatorluğu’nun yıkılışını sembolize eden İstanbul’un fethini, Anadolu’nun fethi anlamına gelen Konya’nın ve Trabzon Rum İmparatorluğu’nun alınmasını işaret ediyor.
Öte yandan Fatih Sultan Mehmet’in içinde resmedildiği kapı, Osmanlı sanatında devleti ve adaletin tesis edildiği yeri sembolize ediyor. Bellini ise kapıyı, kötülükten iyiliğe girişin sembolü kabul edilen Aziz Zekeriya Kilisesi’nin kapısını çizerek portresinde kullandığı belirtiliyor.
Sultan Mehmet’in kırmızı-beyaz sarığı siyasi ve dini mevkisini, yan duruşu ise o dönemin portre çizim modasını yansıtıyor. Fatih’in kemerli burnu ve çıkık çenesinin portrede yer alması ise bir kişinin olduğu gibi resmedilmesi akımının ilk örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Fatih Sultan Mehmet’i tasvir eden üç madalyon sergileniyor
VA’da Fatih Sultan Mehmet’in tasvir edildiği tek eser Bellini’nin tablosu değil. Sergide, İstanbul ziyareti sırasında Fatih’i yakından görüp portresini çizme şansı yakalayan Bellini’nin bir de Sultan Mehmet’i tasvir ettiği kabartmalı bronz madalyonu bulunuyor.
Madalyonun bir yüzünde Fatih’in sol profilden portresi bulunurken arka yüzünde yine tablodaki gibi üç taç yer alıyor. Bellini’nin madalyon ve portresi, Fatih’in dönemin Avrupa’sında da tanınan bir yüz haline gelmesi açısından önem taşıyor.
Bellini’nin İstanbul dönüşü yaptığı tahmin edilen madalyon, sanatçının bilinen tek madalyonu olma özelliğine de sahip.
Fatih Sultan Mehmet’in portresini taşıyan bir diğer madalyonun sahibi ise Constanza de Ferrera. Bu madalyonun arkasında ise Fatih, at üzerinde görülüyor.

Yine Sultan’ın isteği üzerine İstanbul’a gönderilen sanatçılardan Ferrera’nın madalyonunun Fatih Sultan Mehmet öldükten sonra satılmak üzere tekrar yaptığı madalyonlardan olduğu tahmin ediliyor.
Bertoldo di Giovanni’ye ait Fatih madalyonunun arkasında ise at arabası üzerinde bir genç kabartması bulunuyor.
Medici ailesinin saray heykeltıraşı Giovanni’nin hiç İstanbul’a gelmediği, madalyonunun ise Bellini’nin tablosundan esinlenerek yapıldığı düşünülüyor.
Madalyonun arkasındaki at arabası üzerindeki genç figürü, Fatih’in askeri zaferlerini sembolize ediyor.

Koleksiyonerlerin mirası olarak müze envanterine girdi
Tablo ile madalyonların müzelere kimlerden geldiği bilinse de bu kişilerin eserleri nasıl elde ettiğine ilişkin bilgi bulunmuyor.
Son 10 yılda yaklaşık 30 milyon ziyaretçi ağırlayan Victoria ve Albert Müzesi’ndeki bilgilere göre, tablonun sahibi Ulusal Galeri ancak tablo galeri envanterine Austen Henry Layard isimli İngiliz diplomatın mirası olarak 1916’da dahil oldu.
İngiltere’nin 1877’de İstanbul’a atadığı büyükelçi olan Layard, farklı dönemlerde Osmanlı topraklarında farklı kademelerde diplomatlık ve arkeolojik araştırma ekip başkanlığı da yaptı.
Çocukluğu Venedik’te geçen Layard, emekliliğinde de Venedik’te yaşadı. Sanat eseri koleksiyonu yapan Layard, diplomatlığın verdiği dokunulmazlık sayesinde birçok sanat eserini rahatlıkla İngiltere’ye kaçırabildi.
Layard, 1894’te öldüğünde koleksiyonundaki birçok eserini miras olarak Ulusal Galeri’ye bırakırken, bunlar arasında Bellini’nin Fatih portresi de yer aldı.
Di Giovanni ve de Ferrera’nın madalyonları ise 1909’da ölen iş insanı ve koleksiyoner George Salting’in miras yoluyla müzeye bağışladığı eserlerden.
]]>“17 BİN MADEN İŞÇİSİ KAPININ ÖNÜNE KONULACAK”
Türkiye Maden İşçileri Sendikası Ege ve Marmara Bölgesi Örgütlenme Uzmanı Selçuk Metin:
“Soma yüzde 65 linyit rezervi ile Türkiye’nin göz bebeği. 17 bin maden işçisi Soma’da istihdam edilmekte. Maalesef son zamanlarda yapılan uygulamalarla iş yerimizdeki iş barışı bozulmak üzere. Bunun nedeni hükümetin 2015 yılından sonra yapmış olduğu destek bizlerden geri almaya başladı. Yeraltı madencileri zor durumda. Yeraltı madencileri elindeki kömür rezervlerini tüketemiyor. Piyasaya veremediği için ithal kömür bizim yerli kömürümüzden daha ucuza denk geliyor. Yarın yerli kömürümüz satılmadığında 17 bin maden işçisi kapının önüne konulacak. Ocaklar kapanacak. Hem yerli hem milli olmakla olunmuyor. Biz diyoruz ki ithal kömür durdurulup yerli kömürlere daha ağırlık verilsin. Sadece Somada maden sektöründeki arkadaşlarımız değil, bu kömürü pazarlamadığımız da esnafımız, kamyoncular Türkiye’deki maden sektörü zor durumda kalacak.
Emin Kara: “Maden işçisi kaygılı maden işçisi tedirgin. Bugün 1 Mayıs’ın anlam ve önlemi bizim için daha da fazla. Hem maden işçileri hem de maden işletmeleri ithal kömür yüzünden büyük darbe almakta. Bildiğim kadarıyla 13 – 15 bin maden işçisi var. Bu da aileleriyle birlikte 30 bine yakın maden işçisi yapıyor. Tedirginiz. Daha önce yaşanmışlıklar var. Balıkesir’in Balya ilçesi gibi. Ve Soma’da yaşanmıştı. Aynı sahneleri bir daha yaşamak istemiyoruz. Bu politika bize darbe vurmakta elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışacağız. Madenciliği sürdürülebilir pozisyonundan çıkarmış durumda. İşçi çıkışları başlar işsizlik başlar. Umudumuzda geleceğimize kararmaya başlar. Maden işçilerinin sesine kulak verin. Yerin metrelerce altından çıkarılan kömürü eğer satamazsak işçiler işsiz kalacak. Soma esnafa mağduriyet yaşayacak bölgeye büyük sıkıntı yaşanacak.”
“İTHAL KÖMÜRE HAYIR DİYORUZ”
Şendoğan Serin: “İthal kömürü hayır diyoruz. Yerli kömürümüz varken, emeğimiz varken ithal kömür neden olsun. Neden biz işçiler işsiz kalalım. Neden biz kendi milli enerjimizi çıkarmayalım. Onun için ithal kömüre hayır diyoruz.”
Birol Kara: “Tasarruf yapmaya çalışıyorlar galiba üretimden tasarruf olmaz. Biz üretiriz. Üretirsek satmamız lazım. Satamazsak kazanamayız. Kömür satışları durduğu zaman Soma’da 15- 20 bin kişi ekmeksiz kalır aç kalır. Soma biter. Soma’da esnaf kazanamaz işçi kazanamaz kimse kazanamaz.”
Bir maden işçisi: “Bu kömürler satılmazsa yarın maden işçisinin sıkıntısı başlar. Soma biter. Bu işten esnaflarda zarar görür. İthal kömür geldiği zaman Soma’da 15 bine yakın madenci aç kalır.”
Madencilerin protestolarının ardından Türkiye Maden İşçileri Sendikası yöneticileri Zekeriya Aydın ve Mehmet Ali Çakır, Soma Belediye Başkanı Sercan Okur’u ziyaret etti.
“YERLİ VE MİLLİ OLAN KÖMÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM”
Zekeriya Aydın, burada yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bizim bir sloganımız vardı. ‘Yerli ve milli’. Bizim kömürlerimiz yerli ve milli olduğu için işçi arkadaşlar üretim yaptığı müddetçe ve bu pazarlanmaya sunduğu müddetçe burada döngü döner. Hiç üretim yapmayan hiç sorumluluk almayan işçi çalıştırmayan insanlar ithal kömürle yerli kömürün önüne geçerse ileride sıkıntılar büyük olur. Bizim bu Soma bölgesinde, işçi arkadaşlarımızın işten çıkarılmasıyla da karşı karşıya kalırız. Madenlerimizin kapanması gündeme gelir. Yerli ve milli olan kömürümüze sahip çıkmamız lazım.”
“İŞBİRLİĞİ YAPMAYA HAZIRIZ”
Soma Belediye Başkanı Sercan Okur ise şunları dile getirdi:
*Soma madenci kenti işçi ve emekli kenti. Biz burada bütün sendikalarımızla, sivil toplum örgütlerimizle, meslek odalarımızla işbirliği içerisinde yerel hizmetlerin üretilmesi, bu hizmetlerde yaşanan sorunların sıkıntıların aşılması noktasında işbirliği yapmaya hazırız.
*Maden İş Sendikası da Soma’da çok ciddi bir kesimi temsil eden, madenci kardeşlerimizi temsil eden bir sendikadır. Bu anlamda onların sorunları bizim sorunlarımızdır.
*Bu sorunların çözümünde yerel yönetim olarak belediye imkanları doğrultusunda her türlü desteği kendilerine vereceğimizden madenci kardeşlerimizin ve sendika kardeşlerimizin hiçbir zaman bizden şüphesi olmasın.
*Biz Soma’da ithal kömürden kaynaklanan özellikle maden şirketlerinin özellikle bu işin yükünü çeken firmaların yaşadığı sıkıntıların bir an önce çözülmesini istiyoruz.
*Bu çözülmediği takdirde işçilerin işsiz kalması, işten çıkarılması onların haklı olarak tepkileri dile getirmek için sokağa çıkmaları hem Soma’nın ekonomisine zarar vereceği gibi toplumsal huzuru ve barışı bozan hakkaniyetli olmayan bir durum ortaya çıkaracaktır.
*Bunun da yaşanmasın istemiyoruz. İnşallah temenni ediyoruz ki işçi arkadaşlarımız işsiz kalma gibi bir durumla karşılaşmaz.
*Böyle eylemlerle tepkilerle haklarını aramak zorunda kalmazlar. Bu konuda bunu yaşanması bizi üzer. İşçilerinde her türlü haklı taleplerini yanında olacağımızı şimdiden söylemek istiyoruz.
]]>Beşiktaş’a iki ayrı konuda toplam 732 bin TL ceza verilirken, siyah-beyazlıların Fenerbahçe ile oynadığı derbide kırmızı kart gören Al Musrati 2 maç ceza aldı.
Al Musrati, Beşiktaş’ın Süper Lig’deki Çaykur Rizespor ve Alanyaspor maçlarında forma giyemeyecek. Libyalı orta saha oyuncusu kupadaki Ankaragücü rövanşında ise tercih edilmesi halinde sahada olabilecek.
Öte yandan Fenerbahçe’ye 112 bin, Galatasaray’a da 500 bin TL para cezası verildi.
TFF’DEN YAPILAN AÇIKLAMA
“Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun 02.05.2024 tarih ve 76 sayılı toplantısında almış olduğu kararlar aşağıda belirtilmiştir.
1- YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.’nin, 26.04.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan KUZEY KALE ARKASI ALT TRİBÜN 110-111 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.’nin, sportif ekipman talimatına aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.’nin, zaman çizelgesine uygun hareket edilmemesinden dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
2- GALATASARAY A.Ş.’nin, 26.04.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 9. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 500.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN 201-202-234-235 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
3- FENERBAHÇE A.Ş.’nin, 27.04.2024 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş.-BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta SPOR TOTO TRİBÜN SPOR TOTO B, C, D, E, F, L, M, N, MARATON ÜST TRİBÜN C, D, E, F, G, H, KUZEY TRİBÜNÜ D, E numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada FENERBAHÇE A.Ş.’nin, sportif ekipman talimatına aykırılık nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
4- BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, 27.04.2024 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş.-BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 12. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 620.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN KUZEY G, H, N, O, F, P numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş. sporcusu ALMOATASEMBELLAH ALI MOHAMMED AL MUSRATI’nın, rakip takım sporcusuna yönelik ciddi faulü nedeniyle 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,
5- SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.’nin, 28.04.2024 tarihinde oynanan SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.–MONDİHOME KAYSERİSPOR Trendyol Süper Lig müsabakasında, mensubunun ve taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
6- ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.’nin, 28.04.2024 tarihinde oynanan ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.–MKE ANKARAGÜCÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta KAPALI DENİZ TRİBÜN A blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
7- MKE ANKARAGÜCÜ Kulübünün, 28.04.2024 tarihinde oynanan ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.–MKE ANKARAGÜCÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 7. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 380.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜNDE yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada MKE ANKARAGÜCÜ Kulübü sporcusu ATAKAN RIDVAN ÇANKAYA’nın, sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada MKE ANKARAGÜCÜ Kulübü doktoru MEHMET MESUT ÇELEBİ’nin, müsabaka hakemine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 RESMİ MÜSABAKADA SOYUNMA ODASINA VE YEDEK KULÜBESİNE GİRİŞ YASAĞI ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.”
]]>Ziyaretçilerini “anne evi sıcaklığıyla karşılayan” müzede Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Baha Said Bey, Sanayi-i Nefise’nin kurucularından Fuat Soyhan, ünlü ressamlar İbrahim Balaban, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Fikret Otyam, Abidin Dino, Ali Demir, Hüseyin Bilişik, Mustafa Aslıer, Erol Özden ve daha pek çok isme ait tablolar bulunuyor.
Burhan Alkar, Metin Yurdanur, Jale Yılmabaşar, Hüseyin Gezer gibi isimlere ait heykel ve seramik sanatı eserlerinin de sergilendiği müzede annelik teması üzerine sanata dair geniş bir koleksiyon sunuluyor.

Annelerin ve bebeklerin kullandığı eşyalar, analık madalyaları
Müzede, geçmişten bugüne annelerin kullandığı ve anneliği simgeleyen eşyalar, objeler, anneliğin değerine dikkati çeken sanatsal çalışmalar, tablolar bulunuyor.
Bebeklerin kullandığı kıyafet, emzik, bez, biberon gibi eşyalar ve anne çocuk ilişkisini sanatsal bir anlatımla sunan çalışmalar da ziyaretçilere anılarını yeniden canlandırma imkanı sunuyor.
Türk resim ve heykel sanatının anne çocuk, anne bebek temalı pek çok önemli eserinin de bulunduğu müzede, Türkiye’den ve farklı ülkelerden “analık madalyası” örnekleri sergileniyor.
Geçici sergi alanında ise Cumhuriyet Müzesi envanterine kayıtlı Mustafa Kemal Atatürk’ün bebeklik eşyaları zıbını ve başlığı ile Zübeyde Hanım’ın seccadesi ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.
Dünya anne bebek koleksiyonunun bulunduğu salonda ise 50’den fazla ülkeye ait anne bebek temalı ve görselli antika bebekler yer alıyor.

“Anadolu annelerinin sırtını sıvazlamak istedim”
Yazar Şermin Yaşar, müzeyi ve kuruluş sürecini anlattı.
“Anadolu annelerinin biraz sırtını sıvazlamak istedim” diyen Yaşar, bunu yapmanın pek çok yolunun bulunduğunu, müze fikrinin de bunlardan biri olduğunu söyleyerek, “Anlatmak istediğim Anadolu’nun annelik hikayelerini, annelik tarihini ve o eşsiz sanat eserlerini bir araya getirip bir kompozisyon oluşturarak biraz Anadolu kadınına, Anadolu annelerine, bugünün annelerine ve kadınlarına bir selam vermek istedim” ifadelerini kullandı.
Müzeye gelen ziyaretçilerin bir sanat eserine bakarak dile getirdikleri “Ondan benim annemde de vardı. Bundan benim de vardı” ifadelerinin aslında bir “birliktelik duygusunu” yansıttığı değerlendirmesinde bulunan Yaşar, şöyle konuştu:
“Bir sanat eseri kıymetlidir. Müzelerde bulunan envanterler değerli ve kıymetlidir. Böyle baktığında aslında kendi annesinde olanın, kendi evinde var olanın, kendi çocuğuna ya da kendi çocukluğunda alınmış ve verilmiş olanın ne kadar kıymetli ve değerli olduğunu da görebiliyor ziyaretçilerimiz.”

“El ele gezmelerini istiyoruz”
Ziyaretçilerden, “Hemen çıktım ve annemi aradım” şeklinde dönüşler aldıklarını bildiren Yaşar, annesi ya da çocuğuyla gelenlerin müzeyi el ele gezmelerini istediklerini, bunu görmenin kendileri için çok mutluluk verici olduğunu ifade etti.
Yaşar, müzeyi gezen anne ve çocuklarının aralarındaki bağı hatırlamalarının, müzeden birbirlerine sevgi sözcükleriyle ayrılmalarının kendileri için kıymetli olduğunu söyledi.
Dünyanın her yerinde çocukların annelerinin yanında, kucağında, omzunda, dizinde, yanı başında olduğunu, her kültürde bu durumun benzediğini ziyaretçilere göstermek istediklerini belirten Yaşar, bunun katılımcıları iyi hissettirdiğini ve onlara tanıdık geldiğini anlattı.

“Bugünün yaşantısı başka çocukların varlığını çok fazla düşünmeye fırsat vermiyor”
Annenin yokluğunun da bahsedilmesi gereken başka bir konuya dönüştüğünü, bu nedenle öksüzlük kavramına da değinmek istediklerini kaydeden Yaşar, şöyle konuştu:
“Çünkü öksüz kelimesi eski Türkçe ve geride kalmış bir kelime. Kelime eski olunca sanki kavramın kendisi de eskiymiş gibi algılıyoruz ve bugün insanımız sadece kendi çocuğuna ve kendi anneliğine daha çok odaklanıyor. Bugünün yaşantısı başka çocukların varlığını çok fazla düşünmeye fırsat vermiyor. Kelime eski ama kavram hala devam ediyor. Hala öksüz çocuklar var. Bunun üzerine düşündürtmek istedik biraz da.”
Altındağ Hacettepe Mahallesi Salaş Sokak’ta bulunan Anne Müzesi, Pazartesi günleri hariç her gün 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.
]]>Çiçek, ülkemizin saygın siyasetçilerindendir. Hedef haline geleceğini bilse bile gerçeği, inandıklarını söylemekten çekinmez. TBMM Başkanlığı döneminde Anayasa görüşmelerini başlattı. Bugün TBMM arşivinde siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin yer aldığı on binlerce sayfalık dokuman var.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa görüşmeleri için siyasi partilere gidiyor. Ancak, gidilse bile sonuç alabilmek öyle kolay değil. 2011’de parlamentoda 4 siyasi partinin grubu vardı. AKP, CHP, MHP ve HADEP’in seçim beyannamelerinde yeni Anayasa talebi ve bu konuda mutabakat vardı. Çiçek, TBMM Başkanı seçilince partileri ziyaret etti, Anayasa değişikliği konusunda seçim öncesi vaatlerindeki gibi aynı fikirdelerse çalışma başlatacağını söyledi. Hepsi de “Evet” dedi. Bunun üzerine Çiçek çalışmaya başladı. O süreci SÖZCÜ’ye şöyle anlattı:
“Anayasa değişikliğine partiler destek vereceğini söyleyince kendilerine yazı gönderip uygun buldukları arkadaşlarla komisyon kuracağımı bildirdim. Yöntemlerden birisi buydu. İkincisi ise onlardan onay aldıktan sonra akademik çevrelerde tartışılan o günkü meclisin yeni bir Anayasa yapma yetkisini konuşacaktık. Bazı akademisyenler ‘Bu meclisin anaysa yapma yetkisi yok. Çünkü anayasayı kurucu meclisler yapar. Bu meclis anayasa yapmak üzere yetkilendirilmemiştir. Dolayısıyla kurucu meclisin yapacağı işi bugünkü meclis yapamaz’ diyorlardı. Prof. Dr. Atilla Özer ise ‘Her meslek grubundan belli sayıda insanlardan bir meclis oluşsun, anayasayı bu meclis değil, onlar yapsın’ görüşündeydi.
26 ANAYASA HOCASINI DAVET ETTİM
Yani o günlerde ‘Bu meclis anayasa yapar- yapamaz’ tartışması var. Ben, bunun üzerine üniversitelerde aktif olarak görev yapan hemen her görüşten 26 anayasa hukuku Profesörünü davet ettim. Böyle bir şey ilk defa oluyordu. Çoğu o toplantıda birbirini tanıdı. Onlar da yeni bir Anayasaya ihtiyaç olduğunu belirtip tutanak düzenlediler. Siyasi partilerin yeni Anayasa için görüşleri var. Yani bir anayasa ihtiyacı olduğu da ortada.
Mevcut Anayasa, daha yapılırken tartışılmış ve halende 42 yıldır tartışılmaya devam ediyor. Toplumun her kesiminin tartıştığı ama varlığını sürdüren tek anayasa metnidir. O da orijinal bir durum. Yani herkes tartışıyor ama kısmi değişiklikler hariç bir türlü değiştirilemiyor. 26 hocadan 3’ü hariç meclisin anayasa yapabileceğini söyledi. Ben siyasetçilerden onay aldıktan sonra ilim çevrelerinin desteğini almaya, yol göstericiliğine ihtiyaç duyduğumu söyledim. Dolayısıyla bu da ilk defa oluyor.
SIFIR KİLOMETRE ANAYASA MI, YOKSA…
Şimdi bir şey yapılacaksa, TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş ‘Yeni bir anayasa mı?’ diyor onun netleşmesi lazım. Anladığım kadarıyla ‘yeni anayasa’ denilince başlangıçtan son maddesine kadar sıfır km bir araba mı yoksa zaman içerisinde eskimiş maddeler var değişiklikler yapıldı o değişikliklere rağmen yine de değişmesi gereken maddeler olabilir, kısmı bir değişiklik mi arzu ediliyor netleşmesi lazım.
Yapılan açıklamalara bakarsanız yeni bir anayasa gözükmüyor. Bazıları ‘ilk 4 madde ve 66. Madde değişmez’ diyor. Bununla ilgili farklı görüşleri olan da var. Daha işin başında yeni bir anayasa konusu tam netleşmiş olmuyor. Meclis başkanının önce bunu netleştirmesi lazım. Bazıları ‘Biz onu çözdük, Artık bu meclis yeni bir Anayasa yapabilir. Artık kurucu meclis safhası geride kaldı. Bu tartışmalar akademik olarak yapılabilir ama fiilen bir karşılığı yok’ diyor.
Bu değişiklikler nerede yapılacak?1921 ve 1924 anayasalarının ismi Anayasa değil, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu. Yani devletin esas teşkilatı, anayasada yer alacak organları, bunların görev yetki ve sorumluluklarını belirleyen bir düzenleme. Halbuki günümüzdeki bir kısım anayasalarda teşkilatlarla ilgili bölümün dışında bir de hak ve özgürlüklerle, temel haklarla ilgili hükümler var. Dolayısıyla bu anayasanın değiştirilmek istenen kısmı, kısmi bir değişiklikse hak ve özgürlüklerle ilgili kısmı mı, erkler arasındaki ilişkilerle ilgili kısmı mı yeniden ele alınacak? Meclistir, yasamadır, yürütmedir, yargı kısmı mı ele alınacak. Evet, birinci bölümü anladık temel ilkler, değiştirilemez maddeler, hak ve özgürlükler. Ondan sonra işte esas teşkilat kısmı geliyor. Anayasanın yani meclisin görev, yetki ve sorumluluğu, icra organı, yürütme organı sonra da yargı ile ilgili maddeler var.
ORTA SAHADA TOP ÇEVİRİRLER
Şimdi işin bu kısmına gelince bir taraftan ‘yeni anayasa’ diyoruz ama öbür taraftan da yapılan açıklamalara baktığımızda seçim öncesi ve sonrası cumhur ittifakı dışında olanlar ‘Doğru olanı parlamenter sistem’ diyor. Cumhur ittifakı ise Sayın Devlet Bahçeli’nin bu konuda yazdığı metin de ortada. 100 maddelik bir anayasa taslağı var. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Başkanı Mehmet Uçum’un yaptığı açıklamalar var. Onlara bakarsanız ‘Bu iyi bir sistem. Sadece aksayan yönleri var’ diyor. Dolayasıyla teşkilat kısmında çok ciddi görüş farklılığı var.
‘Parlamenter sistem’ diyenler, ‘Başkanlık sistemini düzeltelim biz ona evet mi diyoruz’ diyorlar, yoksa cumhurbaşkanı hükümet sistemi diyenler ‘Tamam eksiklikleri var ama biz parlamenter sistemi de konuşabiliriz mi?’ diyorlar. Bu soru netleşmeden sadece orta sahada top çevirmek bir yere götürmez. Çünkü parlamenter sistem veya cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dediğinizde hangisini tercih edecekseniz en az 30-40 madde ona göre yazılacak. Öyle bir tek madde değil.
‘Onu anayasaya koymasak da olur’ diyebilirsiniz ama meclisin görev, yetki ve sorumlulukları, yürütme organının görev, yeki ve sorumlulukları, yargı ve yargının yönetimi bu sisteme göre şekilleneceği için en az 30-40 maddeyi yazmayacaksınız demektir. Daha baştan ihtilaf var. O zaman nasıl bir anayasa olacak? ‘Yeni’ demekle, yeni olmaz, içeriğine bakarak yeni demek lazım. Önce bunların bir netleşmesi gerekiyor.”
CİDDİ İTİBAR KAYBEDER
Çiçek, “42 senedir konuşup konuşup yine sonunda anlaşamadılar yine bu iş olmadı” tarzında bir sonuca varılırsa, parlamentonun, siyasi partilerin ciddi bir itibar kaybına uğrayacağını, darbecileri bir manada haklı çıkaracak bir sonuca götüreceğini belirtti.
Nasıl bir usulle bu değişiklik ya da yeni bir Anayasa yapılacağının önemli olduğunu hatırlatan Çiçek, “Başkanlığım döneminde ‘4 parti bir araya gelecek, her madde ittifakla çıkacak’. Daha bunu derken baştan bu işin yapılma şansı çok zorlaştı. 60 maddede anlaşılabilmesi için göbeğimiz çatladı. Çünkü, A partisinin ‘Evet’ dediğine, B partisi ‘Hayır’ dedi. Yalnız partiler arasında değil, aynı partinin temsilcileri arasında da köklü görüş ayrılıkları çıkıyordu. O yüzden komisyonda görev alacak aynı parti mensuplarının da birbiriyle uyumlu olması son derece önemli. Şimdi her maddeye 6 partinin temsilcisinin ‘evet’ demesiyle mi, yoksa çoğunluk oyuna göre mi karar verilecek? Bunların netleşmesi gerekir” dedi.
HER TÜRLÜ ÖNERİ VAR
2012’de Anayasa değişikliği çalışmalarına aralarında TOBB, TESK’, işçi ve işveren sendikaları konfederasyonlarının da bulunduğu 7 çatı kuruluş aracılığıyla 13 bölgede toplantı yaptıklarını, hemen her toplantıda 700-800 kişinin bulunduğunu hatırlatan Çiçek, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Her kesimin görüşünü yansıtan yaklaşık 30 bin sayfalık dokuman meclis arşivinde. Toplumun ne düşündüğü, anayasadan ne beklediği o metinlerde var. Önemli bir kaynak. Bunlardan yararlanabilirler. Kaldı ki 60’a yakın maddenin müzakeresi sırasında hangi partinin neyi nasıl düşündüğü de var. Orada bu müzakerelere katılan 4 partinin anayasa taslağı da peyderpey de olsa münakaşa müzakere edilmek üzere meclise verdiler. Yani mutfakta iyi bir menü çıkarmak için her şey var. Geri kalanı mutfakta çalışanlara kalmış.
O zaman kabul edilen bir ilke var. Ona bakmak lazım. ‘Usul önemlidir’ derim. 6 parti anayasanın tümüyle ilgili genel bir onay vermedikçe maddeler üzerindeki mutabakatın bir anlamı yok. Anayasayı değiştirmek öyle sanıldığı kadar kolay bir şey değil. Emin olun Erciyes dağını taşımaktan daha zor. Kimse kolay gösterip de o fiyakalı laflara bakarak bu işin kolay olacağını zannetmesin. Gerçekçi olmak lazım. İnşallah şeytanın bacağını bu sefer kırarız.”
]]>Edirne’de her yıl 5-6 Mayıs’ta, Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu anın simgesi, baharın gelişi ve yenilenme ritüeliyle kutlanan Kakava eğlencelerine katılmak için Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından kente turist geliyor.
Özel olarak Kakava turları düzenlenirken, turla gelmeyenler ise kendi imkanlarıyla adeta kente akın ediyor.
Kakava’nın yarattığı hareketlilik kentteki ciğerci, şekerlemeci, otel işletmecisi başta olmak üzere esnafın da yüzünü güldürüyor.
Etkinlikler tüm yıla yayılmalı
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Sezai Irmak, AA muhabirine, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ndeki Kakava’nın yüzyıllardır kutlandığını söyledi.
Şenlikler öncesi Vali Yunus Sezer başkanlığında yapılan toplantıda ciddi önlemler alındığını belirten Irmak, “Otoparklar, Kakava’ya gidiş ve geliş güzergahları konusunda ciddi düzenlemeler yapıldı. Edirne ekonomisini canlandıran etkinliklerden biri. Kakava’ya yurdun her tarafından geniş katılım olacak” dedi.
Irmak, hem Kakava hem de Tarihi Yağlı Kırkpınar Güreşleri’nin Sarayiçi’nden başka bir alanda, tüm yıla yayılacak etkinlikler kapsamında kutlanması gerektiğini ifade etti.
“Edirne önemli bir destinasyon”
Türkiye Otelciler Birliği Edirne Temsilcisi Gökhan Balta da kentin Kakava zamanı Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçi aldığını söyledi.
Şenlikler dolayısıyla Edirne’nin bayram havası yaşayacağını anlatan Balta, şunları kaydetti:
“Kakava Şenlikleri’yle çok güzel bir hafta geçireceğiz. Her yıl olduğu gibi Kakava’da başarılı bir organizasyon yapıyoruz. Otellerimizde rezervasyonlar devam ediyor. Tur şirketleri için Edirne önemli bir destinasyon olmaya başladı ve daha iyi bir yere gelecek. Edirne sadece Kakava değil Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir şehir olarak tarihi, turistik, gastronomi noktalarıyla ilgi çekiyor.”
Balta, kentteki 7 bin yatak kapasitesinin Kakava rezervasyonlarıyla yüzde 80 doluluğa ulaştığını aktardı.
“Heyecanla misafirlerimizi bekliyoruz”
Otel İşletmecisi Kemal Kılıç ise yoğun talep alan Kakava’nın kentte bir festival havası oluşturduğuna işaret etti.
Kakava’nın şehre büyük katkı sağladığını belirten Kılıç, “Gördüğümüz kadarıyla otellerin doluluk oranı yüzde 80’i geçti. Şehirde üretilen geleneksel lezzetlerden Kavala kurabiyesi, badem ezmesi üretimi hızlandı, ayrıca hediyelik mis sabunu üretimi arttı. Heyecanla misafirlerimizi bekliyoruz. Tur şirketleri de yoğun şekilde Edirne’ye taleplerini oluşturmaktalar. Geniş katılımlı bir şenlik bekliyoruz.” diye konuştu.
“Edirne’ye gel ciğerimi ye”
Tava ciğer ustası Uğurcan İmrak, kentteki ciğercilerin de Kakava’ya hazırlandığını söyledi.
Kentte tam bir bayram havası olduğunu anlatan İmrak, “Kakava Edirne’nin özel ve önemli günlerinden. Tava ciğerciler olarak bizler de bu günlerde ciğer kapasitemizi artırıyoruz. Kakava’da misafirlerimize en iyi hizmeti vereceğiz. Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz ve bu kente çok katkısı olan Edirne’yi Tanıtma ve Tava Ciğeri Kalite Kontrol Derneği Başkanı Bahri Dinar’ın ifadeleriyle ‘Edirne’ye gel, ciğerimi ye’ diyoruz” diye konuştu.
Kutlamalar 4 Mayıs’ta başlıyor
Edirne Belediyesince organize edilen kutlamalar, Tunca Nehri’nin çevrelediği Sarayiçi’nde 4 Mayıs Cumartesi çeşitli konserlerle başlayacak.
Etkinlikler, 5 Mayıs Pazar günü saat 10.00’da başlayacak konserler ve gösterilerin ardından Kakava ateşinin saat 15.00’te Sarayiçi’nde yakılmasıyla devam edecek.
Program kapsamında 6 Mayıs Pazartesi günü sabahı ise şafak sökmeden Roman ritüelini görmek için binlerce turist Tunca Nehri kenarında dilekler dileyecek. Tunca’da sağlık için yüzünü yıkayan Roman gençleri ise hava uygun olduğu takdirde nehre girecek.
]]>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “rehine anlaşması olsa da olmasa da Refah’a girecekleri” yönündeki son açıklamasıyla ilgili Austin, “Saldırı gerçekleşmeden önce yapılması gerekenler açısından, daha önce gerçekleşmesi gerektiğine inandığımız çok sayıda şeyi görmedik.” dedi.
Austin, California Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Ro Khanna’nın, “Biz en güçlü bir ülkeyiz, bu konuda müphemliğe yer bırakmadan Netanyahu’nun Refah’a girmemesi gerektiği yönünde net bir mesaj verebilir misiniz?” sorusuna, “Onlara, savaş alanında sivillerin güvenliği için çok daha fazlasını yapmaları gerektiğini her defasında söyledik.” diye konuştu.
Netanyahu’nun mevcut durumda Refah’a girmesine karşı olduğunu belirten Austin, girmesi halinde ise buna karşılık ABD’nin tutumunun ne olacağına ABD Başkanı Joe Biden’ın karar vereceğine işaret etti.
Austin, Refah’ta sivillerin hepsinin tahliyesinin gerçekleşmesi konusunda şüpheleri olduğunu belirterek, 1 milyon insanın nereye gidebileceği sorusuna da “muhtemelen kuzeye” şeklinde yanıt verdi.
“ABD ASKERLERİNİN ÇATIŞMAYA GİRMESİ MÜMKÜN”
ABD’nin insani yardımları ulaştırmak amacıyla Gazze’ye kuracağını açıkladığı geçici limanla ilgili sorulara değinen Austin, burada görev yapacak ABD askerlerine karadan ateş açılmasının ve karşılık verilmesinin “mümkün” olabileceğini söyledi.
Florida Cumhuriyetçi Kongre üyesi Matt Gaetz ile girdiği diyalogda Austin, Gazze’ye kurulacak geçici limanda görev yapacak ABD askerlerinin silahlı olacağını ve karadan kendilerine yapılabilecek saldırıların “mümkün” olacağını söyledi.
Austin, ABD askerlerinin kendilerini korumak için karadan yapılacak ateşlere karşılık verebileceğini belirterek, “Kendilerini koruma hakkı var.” diye konuştu.
Bunun üzerine Gaetz, “Bu şu anda çok önemli bir an Sayın Bakan. Çünkü, Gazze’den askerlerimize yönelik ateş açılabileceğini, askerlerimizin de Gazze içine canlı karşılık vermesinin mümkün olabileceğini söylediniz. Başkan Biden ise halka askerlerimizi Gazze’de sahaya sürmeyeceğini söylüyor. Bu askerimizi çatışma alanına sürmek olmuyor mu?” diye sordu.
Austin’ın “Hayır, olmuyor” cevabı üzerine Gaetz, “Amerikalılar, sahaya sürmek deyince, askerin çatışmalara aktif olarak angaje olabileceğini, zarar görebileceğini anlıyor. Siz, Gazze sahilinde karaya bağlantılı liman üzerine konulmuş, Gazze’ye ateş açan askerlerimizi böyle görmüyor musunuz?” diye tekrar sordu.
Gaetz, Bakan Austin’in “Hayır, görmüyoruz” yanıtı üzerine, “Bu konuda Amerika halkının farklı düşündüğünü sanıyorum. Eğer askerlerimiz orada silahlı çatışma yaşayacaksa, muhtemelen bunun ‘savaş yetkisi’ çerçevesinde Kongre’de oylanması gerekir.” diye konuştu.
NELER YAŞANMIŞTI?
ABD Başkanı Joe Biden, mart ortasında yaptığı açıklamada, İsrail’in karadan Gazze’ye insani yardımların geçişine izin vermemesi üzerine, Gazze sahiline geçici olarak liman kurulacağını ve yardımların buradan ulaştırılacağını duyurmuştu.
Mayıs başında hazır olacağı belirtilen söz konusu limanın kurulumu ve işleyişinde 1000 ABD askerinin görev yapacağı, bu askerlerin Gazze’ye ayak basmayacağı ve çatışmalara girmeyeceği belirtilmişti.
320 milyon dolara mal olacağı kaydedilen geçici limanın güvenliğinin ise İsrail tarafından sağlanacağı ifade edilmişti.
]]>
Yapılan açıklamada; “Şimdi TFF Başkanının Genel Kurul tarihini Haziran ayı başına almaması nedeniyle SENİN SÖZÜN DE YERE DÜŞMÜŞKEN; bizlere verdiğin imza sözünü tutmanı bekliyor ve artık sana verdiği sözlerin dahi arkasında durmayan ve zavallı bahanelere sığınan TFF Başkanını hiçbir ortamda sahiplenmeni istemiyoruz Dursun Abi.” denildi.
İşte İstanbulspor’un o açıklaması:
“HATIRLA DURSUN ABİ!
16.04.2024 tarihli Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı toplantısındaki ifadelerini hatırlıyor musun Dursun Abi?
Bize olan ifadelerini hatırlamıyorsan da; en azından TFF Yönetimine ilişkin, birebir görüşmelerin öncesindeki açıklamalarını unutmamışsındır Abi.
Mevcut TFF Yönetimine “gelmiş geçmiş en kötü federasyon” dediğin günler de üzerinden çok geçmiş değil Abi.
“BUNLARI HATIRLATMAK İSTERİZ”
Ama halen bir büyüğümüz olduğun, “Abi” dediğimiz ve temsil ettiğin Türkiye’nin en büyük kulüplerinden Galatasaray Camiasına duyduğumuz saygıdan ötürü aşağıdaki hususları yeniden hatırlatmak isteriz Dursun Abi.
16.04.2024 tarihli toplantıda “mevcut TFF Yönetimi’nin kesinlikle değişmesi gerektiğini ve bunun en geç Haziran ayı başında yapılacak genel kurul ile yapılmasının zaruri olduğunu” Kulüpler Birliği Vakfı tarafından yapılan sunumda ve Kulübümüzün 23.04.2024 tarihli açıklamasında yer alan detaylar nedeniyle TFF’nin belirlediği Temmuz ayının kesinlikle kabul edilemez bir tarih olduğu hususunda, sizin de dahil olduğunuz şekliyle, katılan 16 Kulüp olarak nasıl ortak bir fikre vardığımızı hatırlıyorsundur Dursun Abi.
Söz aldığında “Ben kendisiyle görüşüyorum, merak etmeyin. Seçimi Haziran başına alacaktır” diyerek “imza vermeyi bu görüşme sonrasına bırakalım” diyen de, “18 Temmuz çok geç bir tarih, en geç Haziranın ilk haftası olması gerekli” diyen de sen değil miydin Dursun Abi?
Toplantıya katılan 16 Kulübümüzün temsilcileri önünde “en azından imzayla gitmesin, saygısızlık olmasın, diyalog kapımız açık kalsın” diye bizleri ikna etmeye çalışırken; “merak etmeyin, bu seçim Haziran başında yapılacak.” dedin diye sözüne itimat ettiğimiz Başkan da sendin Dursun Abi.
“İMZA VERECEĞİZ DEMİŞTİN”
“Eğer seçimi öne almazlarsa biz de imza vereceğiz.” diyen de sendin Abi.
Kulüplerimizle yapılan müzakerede, TFF ile yapılacak görüşmeleri yürütecek İstişare Heyetine seçilen ve TFF ile olan toplantıya Galatasaray Spor Kulübü Başkanı olarak değil, Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfının yetkilendirdiği İstişare Heyeti olarak katılacağını söyleyen de sendin Abi.
Vakfımıza yapılan terbiyesizliğe ve alaycı tavra karşı, istişare heyetinin diğer üyeleri olan güzide Kulüplerimizin Başkanları gibi tepki koymak yerine; kameralara “Bu ne güzel soru Serhan” diye cevap vermen doğru oldu mu Dursun Abi ?
“SANA YAKIŞTI MI?”
Türk futbolunu her gün bataklığın içine çekenler için “İmzayla giderse saygısızlık olur” hassasiyetine sahipken; katıldığın toplantıda Vakfımıza saygısızlık yapılmasına müsaade etmen yakıştı mı Dursun Abi ?
Kameralara “Kulüpler Birliği içerisinde bölünme var.” derken, son istişare toplantısında senin taleplerine istinaden “bölünme var” dediğin Kulüplerin TAMAMININ ittifakıyla diyalog kapısının açık bırakıldığını unuttun mu Dursun Abi ?
Şimdi TFF Başkanının Genel Kurul tarihini Haziran ayı başına almaması nedeniyle SENİN SÖZÜN DE YERE DÜŞMÜŞKEN; bizlere verdiğin imza sözünü tutmanı bekliyor ve artık sana verdiği sözlerin dahi arkasında durmayan ve zavallı bahanelere sığınan TFF Başkanını hiçbir ortamda sahiplenmeni istemiyoruz Dursun Abi.
Temsil ettiğin Milyonlarca onurlu Galatasaray Taraftarına ve Galatasaray Spor Kulübü Camiasına olan saygımızdan ötürü sen bizim ABİMİZ kalmaya devam edeceksin. Ama tüm konuştuklarımızı iyi hatırlamanı ve Türk Futbolu’nun geleceği için bizlere verdiğin imza sözünü tutarak gereğini yapmanı bekliyoruz Dursun Abi.”
]]>7 Ekim’in ardından Gazze’de durumun her gün kötüleştiğine dikkati çeken Guterres, insani ateşkes, esirlerin acilen ve koşulsuz serbest bırakılması ve insani yardımın artırılması için çok kez çağrıda bulunduğunu anımsatarak, henüz bunun gerçekleşmediğini ancak müzakerelerin tekrar başlatıldığını kaydetti.
Guterres, “Gazze’deki halk, esirler ve İsrail’deki aileleri, bölge ve dünya için İsrail ve Hamas liderlerini anlaşma sağlamaları için güçlü bir şekilde teşvik ediyorum. Eğer anlaşma sağlanmazsa, Gazze ve bölgedeki durum çok daha hızlı bir şekilde kötüleşir.” uyarısında bulundu.
REFAH’A SALDIRIYA KARŞI GÜÇLÜ İKAZ
Refah’a yönelik hava saldırılarının arttığına işaret eden Guterres, “Refah’a yönelik bir askeri saldırı dayanılmaz bir şekilde gerginliği arttırır, binlerce sivilin ölümüne yol açar ve yüz binlerce kişiyi yerinden eder. Bunun, Gazze’deki Filistinliler, işgal altındaki Batı Şeria ve bölge için korkunç sonuçları olur.” ifadesini kullandı.
Hem BM Güvenlik Konseyi üyeleri, hem de diğer ülkelerin Refah operasyonuna açık bir şekilde karşı çıktığının altını çizen Guterres, “İsrail üzerinde nüfuzu olan ülkelerin var gücüyle Refah’a operasyonu engellemeleri için çağrıda bulunuyorum.” vurgusunu yaptı.
Gazze’nin kuzeyinde çocuklar ve engelli kişilerin açlık ve hastalıktan öldüğünü ifade eden Guterres, “İnsan eliyle oluşturulan ve engellenebilen kıtlığın önüne geçmek için her şeyi yapmalıyız.” dedi.
Korkunç bir trajediyi engellemek için her türlü baskıyı uygulamanın önemli olduğuna işaret eden Guterres, Gazze’ye yardım önündeki en büyük engelin insani yardım çalışanlarının güvende olmaması olduğunu, insani yardım konvoyları, tesisleri, personeli ve ihtiyaç sahiplerinin hedef olmaması gerektiğini kaydetti.
Hava ve denizden yardımı da memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunların kara yoluna alternatif teşkil etmediğini ifade eden Guterres, İsrailli yetkililerin güvenli, hızlı ve engelsiz yardıma izin vermeleri çağrısını yineledi.
TOPLU MEZARLARA ULUSLARARASI SORUŞTURMA ÇAĞRISI
Gazze’de sağlık sisteminin yok edildiğini ve “bazı hastanelerin mezarlığa dönüştüğünü” vurgulayan Guterres, Gazze’nin farklı yerlerinde bulunan toplu mezarlara ilişkin haberleri derin endişeyle takip ettiğini, sadece Nasir Hastanesi’nde 390 cesedin çıkarıldığına dikkati çekti.
Toplu mezarlara ilişkin farklı iddiaların bulunduğunu, bazı kişilerin yasa dışı yollarla öldürülerek gömüldüklerinin iddia edildiğini anımsatan Guterres, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Adli tıp uzmanlığı bulunan, bağımsız, uluslararası soruşturmacılara bu alanlara acilen giriş izni verilmesi şart. Yüzlerce Filistinlinin hangi koşullar altında hayatlarını kaybettikleri ve gömüldüklerinin bilinmesi gerekiyor. Yakınlarını kaybeden ailelerin buna hakkı var. Dünyanın uluslararası hukuk ihlallerinin cezalandırıldığını görmeye hakkı var.”
UNRWA’YA DESTEK ÇAĞRISI
BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) tarafsızlığına ilişkin Bağımsız İnceleme Grubu’nun raporunun ardından tavsiyeleri uygulamak için eylem planı oluşturulduğunu dile getiren Guterres, UNRWA’ya fonlarını askıya alan birçok ülkenin tekrar fon sağlamaya başladığını bildirdi.
Guterres, bazı üye ülkelerin ise ilk kez UNRWA’ya destek olmaya başladığını belirterek, özel donörlerin de cömertliğine karşın hala fon açığı olduğu bilgisini paylaştı.
“UNRWA’nın operasyonlarını sürdürebilmesi için tüm üye ülkelere, geleneksel ve yeni donörlere cömertçe katkı sağlama çağrısında bulunuyorum.” diyen Guterres, UNRWA’nın varlığının bölge için umut ve istikrar kaynağı olduğunu bildirdi.
İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜME VURGU
Antonio Guterres, “Şimdi iki devletli çözüm için umut ve katkılarımızı sunma zamanı.” diyerek, bunun sürdürülebilir barış ve güvenlik için tek yol olduğunu ifade etti.
BM Genel Sekreteri, BM’nin işgalin sonlandığı, Gazze’nin de parçası olduğu tamamen bağımsız, demokratik ve egemen Filistin devletinin kurulduğu barış sürecini desteklediğini sözlerine ekledi.
]]>“EDANUR ÇOCUĞUMUZU BİZ BURADA CİNAYETE KURBAN VERMİŞİZ”
Yıldırım, “Piknik yapan aile parkta güvenli bir şekilde çocuğunu koruyamaz hâlde. Çok basit bir olay, basit bir tedbirle engellenmesi gereken bir kazayı maalesef, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kazmış olduğu bu çamur çukurunu kapatamamış ve Edanur çocuğumuzu biz burada cinayete kurban vermişiz” dedi.
“CHP’NİN AÇTIĞI ÇUKUR YOK”
Yıldırım’a konuşması sırasında tepki gösteren CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, “CHP’nin açmış olduğu çukur, diyor ya. Ya, sizin açtığınız çukurlar bitmedi. CHP’nin açtığı çukur yok” dedi.
“İSTANBUL’UN CAN GÜVENLİĞİ YOK”
Yıldırım, “İstanbul’un can güvenliği yok. Otobüse binenler otobüste, metrobüse binenler metrobüste kaza yapıyor. Metroya binenler metroda takılı kalıyor. Pikniğe gidenler parkta çocuklarını ölü olarak teslim ediyor. CHP’li belediyenin getirmiş olduğu sonuç bu” diyerek konuşmasını sürdürdü.
“31 MART’A KADAR O İFTİRALARI YAPTINIZ, CEVABINI ALDINIZ”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise yerinden konuşarak “31 Mart’ta aldın cevabını, hâlâ bu iftiralara devam et. 31 Mart’a kadar o iftiraları yaptınız, cevabını aldınız” dedi.
Yıldım ise “Biz boşuna demiyoruz CHP demek çamur, çukur, çöp demek” diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, şunları söyledi:
*Biz böyle bir kazanın olmuş olmasından derin üzüntü duyuyoruz, keşke hiç olmasaydı. Sorumlu bir idare bu durumda hemen soruşturma başlatır ve adalet talep eder; biz bunu yapıyoruz, korkmayın.
*Ama sizin neler yapmadığınızı söyleyeceğim ben şimdi. Daha, Çorlu’da çocuklarını kaybeden anneler altı yıldır adalet arıyorlar, adaleti bulamıyorlar; mahkeme daha yeni kararı verdi, haberiniz var mı sizin bundan?
*Aladağ’da yurtta yanan çocuklar için ne yaptınız hatırlıyor musunuz? Peki, siz Gökçek döneminde metro kazısında ölüp de 300 metre arkada cenazesi bulunan vatandaşı hatırlıyor musunuz?
“SİYASET ÜRETELİM DİYORSANIZ BAŞKA KAPIYA”
*Yüreğiniz yetiyorsa, bakın, bir yavrunun ölümü üzerinden siyaset yapmayın; ayıptır, yazıktır, günahtır. Cesaretiniz var mı? Gelin, kamu idaresinin hizmet kusurundan kaynaklı bütün ölümleri araştıralım, var mısınız?
*Bütün o yargılama safahatlarının niye on yıl sürdüğünü araştıralım, var mısınız? Gelemezsiniz, gelemezsiniz. Bir yavrumuz çukura düştü, Allah rahmet eylesin; tabii ki gereğini yapacağız hiç şüphesiz ama ‘Bunu bir fırsata çevirelim, bundan yararlanalım, bundan siyaset üretelim’ diyorsanız başka kapıya.
“VAR MISINIZ; HER ŞEYİ KONUŞALIM”
*Çünkü ikiyüzlüsünüz, çünkü bugüne kadar kılınızı kıpırdatmadınız. Ama gerçekten bu bir vesile olsun sayın vekiller, bundan sonra bu Meclis, bu tip kazaların peşine düşsün, araştırsın, mahkeme safahatını takip etsin.
*Adalet de yerini bulsun; var mısınız, yüreğiniz yetiyor mu? Sayın Hatip yavaş yavaş bizim olduğumuz noktaya gelecek ama zorlanıyor çünkü onun kulağına üflemişler: “Çamur çukuru” demişler, iki de bir söylemek zorunda kalıyor. Şimdi, biz arkadaşlar diyoruz ki: ‘Her şeyi konuşalım.’
“GELİN ARAŞTIRALIM”
*Bu ülkede idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan bu belediye olabilir, kamu olabilir… Gelin araştıralım, üzerine eğilelim siyaset olarak ve Meclis olarak yapacağımız şey var mı, yok mu bakalım diyoruz. Siz ne diyorsunuz?
*Israrla “Bu yavrumuzu konuşalım.” diyorsunuz. Sayın Vekil burası bir hukuk devletiyse bu iş savcılığın işidir. Bakın, idari soruşturma da var, savcılık da el altmış; biz, bunları burada konuşamayız. Bakın, bunları bilmelisiniz.
*Eğer siz mahkemelerde adalet bıraktıysanız, savcı araştırır, soruşturur, kovuşturur, mahkeme olur, o safahatları birlikte takip ederiz ama o 5 yaşındaki yavruyu ısrarla konuşmaya çalışmanızı sadece kuru ve kötü bir siyaset yapmak olarak tanımlıyorum çünkü bunun başka bir açıklaması yok.
*Ama gerçekten samimiyseniz, gerçekten siz bu işe kafanızı takıyorsanız, gerçekten bir gün kalktınız ve 5 yaşındaki bir yavrumuzun böylesine müessir bir durumda vefat etmesinden rahatsız olduysanız, vicdanlarınız ayağa kalktıysa bundan önceki o yavruları düşünün, bundan önce yanan yavruları, kaybettiğimiz canlarımızı da düşünün.
*Bakın, sizin iktidarınıza sadece 32 bin işçi iş kazasında hayatını kaybetti. Şimdi bunları niye konuşmuyoruz? Bunların hepsini alalım, hepsini konuşalım Türkiye Büyük Millet Meclisi de görevini yapmış olsun.
]]>Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz “Genelde bu tarz uygulamalar, pazarlama amacıyla kayalık yapıyı yok etmek için ya da endemik ve koruma altındaki deniz canlılarını yok etmek için yapılıyor. Çünkü oradaki yosunların dipteki görüntüsü siyah. İnsanların ne olduğunu hoşlanmadığını düşünüyorlar ve böyle adımlar atıyorlar. Cezalar ise çok komik kalıyor, devede kulak” dedi.

Torba Mahallesi’nde bulunan Demir Koyu’nda Mesa Mesken tarafından inşa edilen, milyon dolarlık villaların bulunduğu tatil sitesinde sahildeki doğal yapıyı bozarak denizin içine kadar beyaz renkli maden tozu serilmesi görenleri isyan ettirdi.
İKAZ TUTANAĞI DÜZENLENDİ
Bodrum Belediyesi ekipleri hareket geçerek bölgede inceleme yaptı, tatil sitesine 106 bin TL para cezası vererek, serilen maden tozunun kaldırılmasını istedi. Bodrum Belediyesi ekipleri MESA Sitesi’ne sahile doğal olmayan malzeme dökmek ve çevre kirliliğine neden olmaktan, kabahatler kanunu 41/4 maddesi gereği en üst limitten cezai işlem uyguladı. Ayrıca kumun kaldırılması için işletmeye 2 gün süre verilerek, ikaz tutanağı düzenlendi, konu ile ilgili tutanak ilgili birim ve kurumlara sevk edildi.
Denize mermer tozu dökülmesinin ve pazarlama amacıyla denizin yapısının bozulmasının doğaya verdiği zararları anlatan Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz ”Burada denize ne döktüklerinden ziyade denize bir şey döküp dökemeyecekleri önemli. Ama bu döktükleri malzemelerin zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Bununla ilgili çalışmalar sürüyor” dedi.
GÖRÜNTÜ SİYAH OLDUĞU İÇİN YAPIYORLAR
Yılmazi şöyle devam etti:
– Genelde bu tarz uygulamalar, pazarlama amacıyla kayalık yapıyı yok etmek için ya da endemik ve koruma altındaki deniz canlılarını yok etmek için yapılıyor. Çünkü oradaki yosunların dipteki görüntüsü siyah. İnsanların ne olduğunu hoşlanmadığını düşünüyorlar ve böyle adımlar atıyorlar.

AKINTIYA KARŞI DUVAR ÖRÜYORLAR
Yılmaz, denize mermer tozu veya benzer madde dökenlerle ilçede 5 yıldır mücadele verdiklerini belirterek “Kum yeni gündem oldu ama yıllardır zaman zaman kimyasal dökerek, kireç dökerek zaman zaman iş makineleri ile deniz çayırları yok ediliyor. Deniz akıntılarını engellemek için beton duvarlar yapılıyor. Daha sonra da içine çeşitli malzemeler dolduruluyor. Şimdi olduğu gibi kumlarla da bu yapılıyor. Bu faaliyetler denizin doğal yapısını bozuyor” dedi.
“MALDİVLER’E BENZEMEYE ÇALIŞIRKEN…”
Yılmaz “Yanı sıra suların berrak olmasını engelliyor. Kıyı erozyonunu engelleyen doğal bariyerleri engelliyor. Bu faaliyetler önümüzdeki yıllarda kıyılarda çökmelere de neden olabilir. Karadeniz’in sahil yolları gibi. Nereden bakarsanız bakın her türlü zarar. Maldivlere benzemeye çalışırken bindikleri dalı kesiyorlar” ifadesini kullandı.

“CEZALAR CAYDIRICI OLMUYOR”
Verilen cezaların işletmeler için caydırıcı olmadığını belirten Yılmaz, ”Çevre Şehircilik Bakanlığı da belediye de ceza kesiyor. 106 bin TL ceza da caydırı değil. Ama kanunun en üst limiti bu. Bazı site ve oteller için bu cezalar yıldırıcı olmuyor. Doğaya zarar verseniz de, masmavi görünen deniz işletmenizin değerini yükseltiyor. Doğal olarak umursamıyorsunuz” dedi.
Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
– Ayrıca bu kuruluşlar cezai yaptırımın dışında neden olduğu sorunu da düzeltmeli. Yani orada öyle bir şey yapıyorsa, işletmeye verilen zararı düzeltmeleri sağlanmalı. Bu işlerde lazım olan kepçelerin, iş araçlarının denizde kullanılması için Liman Başkanlığı’ndan izin verilmesi gerekir.
Tatil sitesinin çuvallarla getirdiği maden tozunun sahilde durduğu görüldü.
CNN İklim Muhabiri Bill Weir, iklim krizinin giderek Dünya’yı ve tüm canlı yaşamını tehdit ettiğine dikkat çekerek bireysel olarak alınabilecek önlemleri sıraladı.
İşte iklim krizine karşı uygulanabilecek beş ipucu…
1. Fosil yakıtlara olan bağımlılığa son verin
Weir’a göre, küresel ölçekte fosil yakıt tüketimimizi kontrol altına almalıyız. Amerika Birleşik Devletleri sera gazı yayan ilk üç ülke arasında yer alıyor. Elektrik, ısı ve ulaşım için fosil yakıt yaktığımızda süreç, ısıyı hapseden emisyonları üretir.
Weir, Maine’de karbon bazlı fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı “Godzilla” olarak nitelendiren bir balıkçıyla konuştuğunu hatırlıyor. “‘Karbon Godzilla’yı parçalayıp geldiği yere geri koymak insanlığın ileriye dönük 1 numaralı işidir.”
2. Daha sıcak bir iklime uyum sağlamayı öğrenin
Weir, develerin aslen Kanada’dan geldiğini ancak kendilerini çölde bulduklarında sıcağa adapte olduklarını açıkladı.
Weir, develerin evrimleşmesinin binlerce yıl sürdüğüne değinerek, insanların bizim için vakti olmadığını söyledi, “ama teknolojiye sahibiz.” Örnek olarak, ışığın %98’ini uzaya geri yansıtan ve bir binayı 19 Fahrenheit’e (10,6 santigrat derece) kadar soğutabilen, şimdiye kadar yaratılmış en beyaz boyayı gösterdi.
3. Aktivistleri arayın
Olumlu değişiklikler yapan kişileri belirleyin ve onları destekleyin.
Weir, “Her zaman felaketlere koşan yardımcılar vardır” dedi. Gerçekten morali bozulduğunda, “Yardımcıları aramam gerekiyor; yalnızca Lahaina’daki orman yangını veya kasırga gibi bir olayın ardından toplulukları yöneten kişileri değil, aynı zamanda daha iyi fikir ve yöntemler arayan insanları da aramam gerekiyor. Sorunu çözelim ve hayatımızın daha sağlıklı, daha sürdürülebilir ve dayanıklı parçalarını yaratalım.”
4. Çevreyi kurtarmak için güçlerinizi birleştirin
Topluluğunuzun aktif bir üyesi olun; Çevreye ve birbirlerine birçok yerli topluluğun gösterdiği saygı ve özenle davranın.
“Suyla, toprakla ve havayla ilgileniyor… (bu) Maslow’un ihtiyaçlarını modern, kullanışlı dünyamızda hayal bile edemeyeceğimiz şekillerde karşılıyor” dedi. “Kendimizi tecrit etmenin altın çağında yaşıyoruz, oysa birbirimize her zamankinden daha çok ihtiyacımız var” dedi.
Bunu yapmak için, ister bir miting düzenlemek, uzmanlığınızı iyi bir amaç için kullanmak veya mahalle parkının temizlenmesine yardımcı olmak olsun, size en uygun şekilde yardım edin.
“İnsanların birbirleriyle ve doğayla mümkün olan en iyi şekilde bağlantı kurmasını istiyorum” dedi.
5. Yapabildiğiniz yerde emisyonları azaltın
Fırsatınız olduğunda çevreye biraz mola verin. Temel Maslow piramidi ihtiyaçlarınızı daha sürdürülebilir bir şekilde karşılamayı düşünün.
Weir kitabında Maslow’un “İnsan sürekli olarak isteyen bir hayvandır” yazdığını hatırlatıyor. Ancak Weir şunu yazdı: “O (Maslow) ‘sınırlı kaynaklara sahip bir gezegene’ gidiyor.”
“(Bu) İhtiyaç Piramidini nasıl çizdiğiniz önemli değil; Weir, önemli olan onu nasıl doldurduğunuzdur, diye yazdı.
Öyleyse onu nasıl dolduracağınızı düşünün. Belki tek kullanımlık plastiklere olan bağımlılığınızı azaltabilirsiniz; araba kullanmak yerine pazara yürüyerek gidin; Diyetinizin karbon ayak izini dikkate alın; Yiyecek, su, malzeme, kıyafet israf etmemeye özen gösterin. Küçük şeyler birikiyor.
]]>Törende İmamoğlu’na Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ile İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa da eşlik etti. İmamoğlu törende yaptığı konuşmada “Seçimler geçti. Biz aynı şeyi söylemeye devam ediyoruz. Bundan sonra da hedefe ulaşana kadar aynı sözleri kullanacağız. Nedir o? ‘Tam yol ileri’ kavramı aslında milletimizin diline de işledi, ruhuna da işledi. Tabiri caizse çok ciddi kabul gördü. Çünkü insanlarımıza moral veriyor. Geleceğe dair yol yürümenin, koşmanın çok iyi geldiğini görüyorum insanlarımıza” dedi.
“SEÇİMİ KAZANMAK BİR GÜNLÜK MESELE”
Hedeflerinin seçimi kazanmak olmadığını dile getiren İmamoğlu “Seçimi kazanacağız elbette ama o bir günlük mesele. Esas olan sonrası, 5 yıllık mesele. O da aslında hedefimiz olan; İstanbul’un sorunlarını çözmek, 16 milyonun hayatını kolaylaştırmak, güzelleştirmek. Hedefimiz İstanbul’da yaşam kalitesini yükseltmek. Bu konuda da çok kararlıyız. Odaklandığımız, kitlendiğimiz hedef budur. Seçim kazandığımız zaman değil, bu hedefe ulaştığımız zaman biz kazanmış olacağız ve mutlu olacağız. Bunu her yerden beyan ettik. Onun için tam yol ileri diyerek hızımızı artırdık. Ve seçimden bu yana yine açılışlarımızı yapıyoruz. Temel atma törenlerimizi yapıyoruz” diye konuştu.

“SÖZDE YATIRIMLARIN DEVRİ BİTTİ”
İmamoğlu, İstanbul’un geleceğinin ancak doğru, gerçek yatırımlarla güvence altına alınabileceğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Kamu yatırımlarını iyi yönetmek lazım. Aksi takdirde eğer israfa dayalı bir sistemle yönetir, bir avuç insanın ihya edilmesi gibi meseleyi görürseniz geleceğimizi karartan işler olur. Biz asla buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz. O nedenle İBB’nin bütün yatırımlarını, işlerini şeffaf katılımcı ve bilimsel süreçlerle yönettik. Yönetmeye devam ediyoruz. Plansız, projesiz, seçimde insanların gözlerini boyamak için değil, insanları aldatmak için değil, insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için yol yürüdük. Sözde yatırımların devrini zaten milletimiz bu seçimde bitirdi. Zarar veren, doğasına, insanına fayda vermeyen, sadece cebindeki paraya göz diken anlayışı da bitirdi. Hatırlayın; Kanal İstanbul’un ismini bile ağızlarına alamadılar. Çünkü o milletimiz için bir kabustu. İsmini anmamalarına rağmen, ‘gündemimizde yok’ deyip insanımızı bu seçimde de aldatırız demelerine rağmen, hem onları aldatamadılar, hem insanımız aldanmadı hem de Kanal İstanbul denen ucubeye, o beton projesine ‘bay bay’ dedi insanımız. Onu uğurladı. Onu artık gündeminden kaldırdı İstanbul’un. Bu bakımdan biz İstanbul’u gerçekten yatırımlarımızla ekonomik, toplumsal, çevresel, risk ve tehditlere karşı güçlendiren işler yapıyoruz.”
“HER YÖNETİCİMİZİN RUHUNA İŞLEMELİ”
İmamoğlu “Bizim işimiz, bizim projemiz, bizim anlayışımız yani bir partinin projesi ya da şahsın projesi değil. Milletimize ait, sizin işiniz. Sizin paranız. Onu iyi kullanmanın gururunu yaşıyoruz. Siz de ‘bugün törene katıldım, temeli attık’ diyeceksiniz. Sahipleneceksiniz. Çünkü sizin, size ait” dedi.
Halkçı ve icraatçı bir belediyecilik anlayışına sahip olduklarını söyleyen İmamoğlu “Herkesin, her yöneticimizin ruhuna işlemeli; halkçı, icraatçı belediyecilik” dedi.
SU TASARRUFU VE MELEN BARAJI ÇAĞRISI
İmamoğlu küresel iklim değişikliğine ve yaklaşan yaz mevsimine de dikkat çekerek vatandaşlara su tasarrufu çağrısı yaptı.
Yapımı yılan hikayesine dönen ve 2016 yılında açılması planlanan İstanbul’un su sorununu çözecek Melen Barajı’nın hala bitmesine tepkisini sürdüren İmamoğlu, “Orada kocaman çatlak bir gövdeyle bir inşaat duruyor. Nasıl düzeltileceği, nasıl yönetileceği konusunda harekete geçilmiyor. Bu olumsuzluk bütün kurumlara iletildi. Cevap bile yazılmıyor, üzülüyoruz. Bu konuları bizimle masalarda konuşsalar, çözümü birlikte arasak, sorunu birlikte çözsek daha güçlü işler yaparız. Kurumların arasına bu soğukluğu sokan bir siyasi anlayıştır. O siyasi anlayışı her ne kadar bu seçimde yerel yönetimlerden uzaklaştırmış isek de hala hükümetin bazı kanallarında aynı anlayış devam ediyor. Bunun onlara siyasi olarak da faydası olmadığını bu seçim gösterdi. Bunun insanlarımıza da faydası yok. Bundan vazgeçin. Birlikte düşünelim, birlikte konuşalım. Geçmişte hatalar niçin yapıldı? Hatalarda bir ihmal var mıdır? Bir kamu zararı var mıdır? Hesabı sorulsun. Derhal Melen’in bir kaynak olarak sağlıklı bir biçimde depolanıp enerji üreterek İstanbul’a hizmet etmesinin sağlanması şart. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ olarak böylesi önemli bir problemin çözümüne katkı sunmaya hazırız” diye konuştu.
“EN ÖNDE YÜRÜYERLER OLACAĞIZ”
İstanbul’un 39 ilçesini ayrım yapmadan gezdiğini söyleyen İmamoğlu “Seçilen herkesin yeri başımızın üstü. Hiç sorun yok. Birlikte iş üretmek istiyoruz. Bürokrasimiz eş güdümlü çalışsın istiyoruz. O parti, bu parti demeden artık işimiz milletimize hizmet üretmek. Bu bağlamdaki anlayışın her zaman en önde yürüyenler olacağız. Altyapıdan üst yapıya, peyzajdan, yeşil alanda kreşlere, kültür merkezlerinden birçok noktaya kadar seçim öncesi söylediğimiz her sözün karşılığını bu 5 yıllık yolculuğumuzda bulacaksınız” dedi.
EMEKÇİLERİN İŞÇİ BAYRAMINI KUTLADI
Tüm bu yatırım projelerinde çalışan emekçilere özel olarak teşekkür eden İmamoğlu “Yarın işçinin ve emekçinin bayramı. Biz bu bayramı çok önemsiyoruz. Bayram tabii ki aynı zamanda bizim dertlenme günümüz. Dertleneceğiz, işçimizin, emekçimizin derdine. Ve çözüm bulma konusunda bize düşen payıyla en üstün sorumluluğu üzerimize alacağız. Ama ülkemizde biliyoruz ki ne yazık ki işçinin, emekçinin ve de ne yazık ki çok yazık ki çok üzülerek söylüyorum ki özellikle emeklinin derdi büyük. Biz elbette dayanışmayı, yardımlaşmayı arttırmayı da o insanlarımıza destek olmayı da birinci sırada tutuyoruz. İşçimizin, emekçimizin bayramı kutlu olsun. İnşallah sendikasız çalışan kalmasın. Biz İBB’de sadece 5 yılda hem sendikal çeşitliliği arttırdık. Hem de sendikalı çalışan sayısını iki katına çıkardık. Az buz değil. Biz insanımızla işimizi konuştuğumuz gibi insanımızla onun emeğinin karşılığını almasını da konuşmayı başarmalıyız. Çünkü biz demokrat olmayı, öncü olarak zihnine yerleştirmiş insanlarız. Demokrat olacağız, adil olacağız, ahlaklı olacağız. Özenli olacağız. Milletimize layık olacağız” dedi.
]]>1 MAYIS’TA TAKSİM KAPALI MI?
Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile ilgili bakanlık binasında basın açıklaması yaptı.
Ali Yerlikaya, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmayacağını açıkladı. Yerlikaya, “Taksim Meydanı toplantı ve gösteri yürüyüşü için belirlenen yer ve güzergahlar arasında değil” dedi.
1 MAYIS TAKSİM’DE KUTLANACAK MI?
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla vatandaşları 1 Mayıs’ta Taksim’e çağırdı.
Çelik, mesajında “1 Mayıs’ta Taksim’e! Emeği, adaleti, sömürüden arınmış düzeni savunmak için hep birlikte Taksim’e yürüyoruz. Toplanma alanı: Saraçhane, Saat: 10.00” bilgisini paylaştı.

TAKSİM’E İKİ KOLDAN YÜRÜYÜŞ PLANI
Özgür Çelik, SÖZCÜ TV canlı yayınında Taksim çağrısına ilişkin açıklamalar yaptı. İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulunan Çelik, şunları söyledi:
* “1 Mayıs çağrısını tabii ki sendikalar yapıyorlar, kutlamanın düzenleyicisi sendikalar ve meslek odaları. DİSK’in, KESK’in Mimarlar Odası’nın Mühendisler Odası’nın ve Tabipler Birliği’nin organizasyonuyla bir planlama yapıldı. Biz de siyasi partiler olarak bu planlamaya uygun biçimde onların çağrısına uygun biçimde çağrılarımızı gerçekleştirdik.
* Sendikalar ve meslek odaları, Taksim’e iki koldan bir yürüyüş yapmayı planlıyor. DİSK, Devrimci İşçi Sendikası ve TMMOB Saraçhane’de buluşarak bir yürüyüş gerçekleştirecek. KESK ve Tabipler Birliği de Beşiktaş’ta buluşarak bir yürüyüş gerçekleştirecek.
* Biz de Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak Saraçhane önünde buluşup DİSK’in ve TMMOB’un arkasından yürüyüşü gerçekleştireceğiz.
1 MAYIS GÜNÜ TAKSİM’E ÇIKAN YOLLAR KAPATILACAK
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle alınan olağanüstü önlemleri açıkladı.
Yüze yakın cadde 04.00’ten itibaren trafiğe kapatılacak. Deniz ve raylı sistem ulaşımındaki kısıtlama 05.30 itibarıyla başlayacak.
Anadolu yakasından Avrupa yakasına, Beşiktaş-Kabataş-Karaköy-Eminönü iskelelerine yolcu taşınmayacak.
Yenikapı-Hacıosman metrosu Vezneciler Levent, M11 Kağıthane Yıldız arası ulaşım yapılmayacak. Kabataş-Taksim Füniküler seferleri durdurulacak. Kabataş tramvayı Topkapı -Kabataş arası yolcu taşımayacak. Alibeyköy tramvayının son durağı Cibali olacak. Çok sayıda İETT seferi durdurulacak. Anadolu yakasından Avrupa yakasına pek çok noktadan yolcu taşınamayacak. Marmaray-Sirkeci istasyonu çift taraflı ulaşıma kapatılacak.
OTOPARKLAR BOŞALTILIYOR
Taksim, Şişhane, Kabataş, Mecidiyeköy, Şişli, Saraçhane, Beşiktaş Meydan, Dolmabahçe civarındaki otoparklar boşaltılacak ve araç parkına izin verilmeyecek.
İtfaiye Daire Başkanlığı 05.30’dan itibaren yeterli sayıda itfaiye aracı ve su tankerinin belirlenen noktalarda görevlileri ile birlikte hazır bulunduracak.
KAMYONLAR HAZIR KITA
Yol Bakım Müdürlüğü de belirtilen sayıda iş makinesi ve kamyonun belirlenen noktalarda hazır edecek. Çöp konteynerleri yürüyüş güzergahlarından kaldırılacak.
Beyoğlu, Şişli, Beşiktaş, Fatih ve Kadıköy ilçeleri seyyar satıcılardan arındırılacak.
Şehir genelinde belirlenen yerlerde yeterli sayıda ambulans sağlık personeli ile birlikte görevlendirilecek. İhtiyaç halinde sağlıkçılar İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan ve Gayrettepe Hizmet Binalarında görev alacak.
]]>Blue Origin, SpaceX, Virgin Galactic uzay meraklıları için pek de yabancı isimler değil. Son birkaç yıldır her üç şirket de uzay turizminde hızlı bir şekilde ilerlemeyi başarıp sık sık dünya basınında manşetlerde yer aldılar. Ancak uzay turizminde seçenekler fazla ve her seyahatin vadettiği deneyim çok farklı.
MİLYONLARCA DOLARLIK SEYAHAT PLANLIYOR
Bu konudaki açığı fark eden Roman Chiporukha da uzay turizmine yöneliyor. SpaceVIP’in kurucu ortağı olan Roman Chiporukha, varlıklı müşterilere varış noktaları, ulaşım seçenekleri, seyahatlerin riskleri ve bir seyahatten en iyi şekilde nasıl yararlanılabileceği konusunda tavsiyelerde bulunuyor.

Aslında Chiporukha’nın, Roman & Erica adında, dünyanın en varlıklı kişilerine hizmet veren seyahat şirketi var. Bu müşteri portföyü sayesinde de 2018’de Axiom Space kendisine ulaşıyor ve “Dünyanın en zengin insanlarından bazılarıyla çalıştığınızı duyuyoruz. Uluslararası Uzay İstasyonu’na yapılacak tamamen özel ilk astronot misyonunu tanıtmamıza yardımcı olun. Üç biletimiz var, tanesi 50 milyon dolar değerinde” diyerek bir teklifte bulunuyor.
İşe koyulduğunda fark ettiği ilk şey, kamuoyunun diğer uzay turizmi operatörleri hakkında hiçbir fikrinin olmaması: “Blue Origin’i, SpaceX’i ve Virgin Galactic’i biliyorlar. Müşterilerin tüm bilgileri toplamak için tek bir yere ihtiyacı vardı, bu yüzden SpaceVIP’i yarattık.”

SEYAHATLER NASIL PLANLANIYOR?
Chiporukha, sundukları hizmetler hakkında bilgi vermeye şu sözlerle devam ediyor: “Pek çok insan Uluslararası Uzay İstasyonu görevinin yörünge altı uçuşla aynı şey olduğunu düşünüyor. Hayır, yörünge altı demek, beş dakika boyunca ağırlıksız kalmanız ve sonra tekrar aşağı inmeniz anlamına gelir. Bir Axiom görevi dört buçuk aylık eğitim ve 10 günlük uzay deneyiminden oluşur. Bu büyük bir taahhüt. Buradaki rolümüz, müşterilerimize süreç boyunca rehberlik etmek, onları doğru şirketlerle tanıştırmak.”

SpaceVIP Kurucu Ortağı Roman Chiporukha
ÖLÜM RİSKİ VAR
Her ne kadar çok cazip olsa da ve pek çok kişiye “Çok zengin olsam uzaya gitmek isterim” dedirtse de bu maceranın yaşatacağı deneyim ne kadar büyükse riski de o kadar büyük. Chiporukha, ölüm riskinin altına çizerek şunları söylüyor:
“İnsanlar şunu bilmeli ki evet ölebilirler. Bu onların düşünmesi gereken bir şey. Ancak yalnızca istatistiklere bakarsanız; bir araba kazasında ölme veya sokakta yürürken hayatınızı kaybetme olasılığınız, uçakta uçarken veya uzaya giderken ölmekten daha yüksek.”
Her seyahatte olduğu gibi uzay için de farklı bütçeler ve deneyimler söz konusu. 150 bin dolarlık bir seyahate de Uluslararası Uzay İstasyonu’nda kalarak roket fırlatmaya kadar 55 milyon dolarlık bir seyahat de planlanabilir.
]]>“Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldubittiye getirilmemelidir” çıkışının yer aldığı açıklamada, “Çocuklarımıza ve gençlerimize Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitim sunulmalıdır” ifadelerine yer verildi.
‘ÇAĞDAŞ EĞİTİMİN GEREKLERİNİ NE KADAR KARŞILADIĞI TARTIŞMALI’
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatının, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır.
Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat hedeflenmelidir.
Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır.
Eğitim hepimizin en öncelikli ve ortak meselesidir. Müfredatın çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazandırması kritik önemdedir. Çocuklarımıza ve gençlerimize Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitim sunulmalıdır. Yeni nesillerin ve ülkemizin geleceğinde belirleyici önemdeki müfredat çalışmasının hem yöntem hem içerik olarak bilimsel temelde, şeffaflık ve katılımcılık ile yürütülmesi esas olmalıdır.
Dünyada eğitim sistemleri yarış halindeyken ve yüksek katma değerli ekonomi olma hedefimiz varken, ülkemizin en kıymetli varlığı çocuklarımız ve gençlerimizin vasat bir eğitime mahkum edilmeyeceğinden emin olmalıyız. Çağdaş uygarlık seviyesini aşmanın yolu; Cumhuriyet değerlerini ve demokrasi ilkelerini özümsemiş, bilim-teknolojide yetkinleşmiş, sosyo-duygusal becerileri gelişmiş, özgür düşünceli nesiller yetiştirmektir.
Bu çerçevede, geçtiğimiz Cuma günü açıklanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatının, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır.
STK’LAR YETERİNCE DAHİL EDİLMEDİ
Ülkemiz; eğitim STK’ları, öğretmenleri, öğrencileri, velileri, akademisyen ve uzmanları, eğitim-iş dünyası etkileşimi ile çok geniş bir “eğitim paydaş ekosistemi”ne sahiptir. Oysa müfredat hazırlık sürecinde yer alan kişi ve kurumlar açıklanmamış, farklı görüşlerden eğitim uzmanı ve STK’lar sürece yeterince dahil edilmemiş, yeni müfredata ilişkin görüşlerin iletilmesi için sadece bir hafta süre verilmiş, yeni müfredatın hemen önümüzdeki öğretim yılında belirli sınıflarda uygulamaya geçeceği kaydedilmiştir.
Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldu bittiye getirilmemelidir. Müfredat çalışmasında yer almış kişi ve kurumlar, yapılan ihtiyaç analizleri, çalıştay sonuçları gibi bilgi ve belgelerin kamuoyuna açıklanması faydalı olacaktır.
Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır. Alınan geri bildirimlerin neler olduğu ve müfredat revizyonunda nasıl dikkate alındığının açıklanması sürecin şeffaflığına katkı sağlayacaktır.
Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat ülkemizin çağdaş uygarlık seviyesini aşma hedefine hizmet edecektir.
Kentin park ve sokaklarına egzersiz yapmaları, sosyalleşmeleri ve tuvalet ihtiyacını gidermeleri için çıkarılan evcil köpeklerin çoğunun chihuahua, toy poodle, pug ve maltese gibi boyut olarak daha küçük ırklardan seçilmesi dikkati çekiyor.
Bu seçimde küçük ırkların daha az alan ve egzersize ihtiyaç duyması ve az tüy dökmesi, apartman yaşamına daha kolay uyum sağlaması gibi faktörler ön plana çıkıyor.
“İnsanların tercihleri mekan genişliği gibi farklı olgulara göre değişiyor”
Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, yaptığı açıklamada, insanların birlikte yaşayacakları evcil hayvanları seçerken, tercihlerinin mekan genişliği gibi farklı olgulara göre değiştiğini söyledi.
Fizyolojik ihtiyaçları olan köpeklerin bakımlarıyla ilgili bazen sorunlar yaşandığını belirten Arslan, bu nedenle son zamanlarda bazı hayvanseverlerin küçük ırk köpekler ve kedi sahiplenmeyi tercih ettiğini aktardı.
Arslan, bunun nedenlerinden birinin evlerin daralması olduğunu belirterek, “Eskiden üç artı bir, dört artı bir evlerde otururken şimdi şehirlerin daralması ve nüfusun artmasıyla beraber daireler de küçülmeye başladı. İnsanlar daha dar bir alanda küçük ırklar tercih etmeye başladılar. Diğer önemli bir konu da aslında hayvanların ihtiyaçlarıyla ilgili. Bir hayvanın egzersiz yapabilmesi için yeterli alanının olabilmesi bilinçli hayvan severlerin tercihini etkiliyor. Hayvansever, bir hayvanı sahiplenirken kendi evinin büyüklüğüyle ilgili bir araştırma da yapıyor, ona göre karar veriyor” diye konuştu.
“Köpek cinsi seçiminde hayvanseverin kişiliği de etkili”
Arslan, köpek cinsi seçiminde hayvanseverin kişiliğinin de etkili olduğunu belirterek, “Bana köpeğini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Herkes kendi mizacına uygun köpeği seçiyor aslında. Sakin insanlar sakin ve küçük köpekleri seçerken, bazıları statü göstergesine göre büyük ve güçlü hayvan seçiyor” diye konuştu.
Büyük ve küçük ırk köpekler arasında veteriner hizmetleri açısında pek bir fark olmadığını belirten Arslan, bu hayvanların beslenme şekli ve yedikleri mamamın miktarının değişim gösterdiğini anlattı.
Arslan, hayvanseverlerin köpek dostlarına kıyafet ve ayakkabı giydirmelerini önermediklerini kaydederek, “Köpeklerin ısısını dışarıya vermeleriyle ilgili insanlardan farklı bir yapıları var. Isılarını ağızdan verirler. Köpeklerin solunumu ağızdan vermeleri, enerjilerini atabilmelerinin tek yolu. Köpeklere giysi ve ayakkabı giydirilmesini önermiyoruz çünkü ayaklarının, reseptörlerinin yere temas etmesi lazım” dedi.
Ciddi bir hastalık geçirmedikleri sürece hayvanların üşümediğini dile getiren Arslan, hayvanlara giysi giydirmenin sağlıklarıyla ilgili riskler oluşturulabileceğini dile getirdi.
“Büyük köpek bahçe ister, dışarıda olmak ister”
“Mars” adını verdiği 5 yaşındaki poddle cinsi köpeğini Beşiktaş’taki bir parkta gezdirmeye çıkaran Erhan Çetinkaya küçük cins köpeklerin bakımının daha kolay olduğunu düşünenlerden biri.
Bu cins köpeklerin çok sosyal hayvanlar olduğunu belirten Çetinkaya, “Büyük köpek bahçe ister, dışarıda olmak ister. Küçük köpeklerin çok fazla öyle derdi olmuyor. Bu tür küçük cins hayvanlar çok sosyal. Dolaşmayı, birbirleriyle oynamayı seviyorlar. Sahipleri mama masrafını çok düşünmez ama elbette büyük bir hayvan ile küçük cinsin arasında maliyet açısından mutlaka fark var” ifadelerini kullandı.
Aynı parkta 8,5 aylık “Ricky” adını verdiği köpeğini gezdiren Hasan Kartın, French Bulldog ile Staffordshire Bull Terrier melezi olan köpeğinin tüylerinin çok kısa olmasının kendisi için bir avantaj olduğunu söyledi.
Kartın, küçük cinslerin bakımı daha kolay olsa da köpek bakmanın sorumluluk istediğini belirterek, “Bir çocuktan farkı yok. Düzenli yemeğini vermeniz, sokağa çıkarmanız gerekiyor. Gün boyu evde yalnız kalınca sıkılıyorlar. Eve gidince onunla ilgilenmenizi istiyorlar.” diye konuştu.
“Küçük ırk daha sevimli, istediğin yere alıp götürüyorsun”
“Çilek” adını verdiği köpeğiyle gezen Cüneyt Yılmaz ise “Evde ve ofiste bakımı çok zor. Muhakkak bir bahçe, toprak istiyor. Bayram tatilinde Ege tarafına götürdük. Hayvan bir anda değişti, gözlerinin içi parlamaya başladı. Oradaki mutluluğu bile hemen fark ediliyordu. İstanbul’a dönünce mutsuzlaştı tekrar, çünkü alanı daraldı. Orada hayvanlar var, toprak var, trafik yok ve mutlu. Burada ancak bahçeye, parka çıkarabilirsek mutlu olabiliyor. Evde bir karamsarlık halinde” diye konuştu.
Yılmaz, büyük ırk köpeklerin evdeki eşyalara zarar verebildiğini kaydederek, “Tuvalet eğitimi sıkıntı. Evde bakım için bazı kanunlar var. Hayvan 10 kilo üstüyse binadakilerden izin alınması lazım. Küçük ırk daha sevimli, istediğin yere alıp götürüyorsun. Masrafları arasında fark var. Mama tüketimi büyük ırklarda daha çok. Daha haşarı oluyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Güllü, “Abonelik sözleşmesinin tüketici tarafından sonlandırması halinde Abonelik Sözleşmesi Yönetmeliği’nin 8’inci maddesinde yer alan ‘Sağlayıcı, sunmadığı hizmetin bedelini tüketiciden talep edemez’ hükmü gereği sözleşme süresinin ne kadar olduğuna bakılmaksızın kalan aylar için sağlayıcı, tüketiciden bedel talep edemez” dedi.
Güllü, birçok insanın gerek internetten gerekse satıcıdan temin ettiği ürün veya hizmeti aldıktan hemen sonra çeşitli sebeplerle iade etmek durumunda kaldığını belirtti.
“Bununla ilgili tüketiciler birçok sorun yaşıyor, tüketici şikayetleri içerisinde abonelikten kaynaklananların sayısı tüm şikayetler içinde çok önemli bir bölümü oluşturuyor” diyen Güllü, aboneliğini sonlandırmak isteyenlere, tüketiciye istisnasız denilecek şekilde işletmeler tarafından “cayma bedeli dayatması” uygulandığını söyledi.
‘TÜKETİCİ ALDATILIYOR’
Abonelik sözleşmelerinde, kanun koyucu tarafından tüketicinin uzun dönem bağlayıcı sözleşmelerle mağdur olmaması adına birtakım süre sınırlamaları getirildiğini hatırlatan Güllü, şunları kaydetti:
“Sağlayıcılar ve müşteri hizmetleri, tüketiciyi abonelik iptalinden caydırmak için fesih halinde kalan ayların ücretlerini ödemek zorunda olduklarını söylemekte ve tüketici aldatılmaktadır. Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 8’inci maddesinde de belirtildiği üzere tüketici almadığı/almayacağı ayların bedelini ödemek zorunda değildir.
Esasen herhangi bir ek menfaat söz konusu değilse hiçbir tüketici, kendisini taahhüt altına sokacak bir sözleşmenin tarafı olmaz dolayısıyla belirsiz süreli abonelik tesis eder. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 52’inci maddesinde abonelik sözleşmesinin tanımı, dördüncü fıkrasında ise abonelik sözleşmelerinin tüketici tarafından feshedilmesi düzenlenmiştir.”
‘TALEP EDEMEZ’
TÜKONFED Başkan Vekili Güllü, 6502 sayılı yasanın 52’inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince “Taahhütlü Aboneliklerin” süresinin 1 yıldan uzun olduğu durumlarda cayma bedeli yansıtılamayacağına dikkati çekti.
Kanun yapıcının bu maddeyi düzenlerken kanun gerekçesi olarak tüketicilere belirsiz süreli veya süresi bir yıldan daha uzun olan belirli süreli abonelik sözleşmelerini diledikleri zaman feshetme hakkı verdiğini hatırlatan Güllü, “Kanunun bu maddesinde kanun koyucunun asıl amacının satıcı ve sağlayıcının, tüketiciyi uzun süre kendisine bağlamasını engellemeyi amaçladığı açıktır.” dedi.
Yasaların, satıcı ve sağlayıcılardan, tüketicileri uzun süreli taahhütlerin vereceği zararlara karşı koruduğunu dile getiren Güllü, şöyle devam etti:
“Satıcı, sağlayıcı işletmeler, taahhütlü abonelik sözleşme sürelerini ve aynı sözleşme içeriğindeki birçok hususu tüketici ile müzakere yolu kapalı olarak matbu şekilde sunuyor. Tüketicinin içeriğine etki edemediği ve tüketici ile müzakere edilmeden hazırlanan matbu sözleşme hükümleri haksız şart olarak kabul edilmektedir. Firmalar 24 ay olarak belirli bir paket halinde sunulan sözleşmenin tüketici tarafından 10 veya 12 ay olarak uygulanmasını talep etmesi halinde satıştan kaçınma yoluna başvurmaktadır.”
Güllü, tüketiciyi sözleşmeyi kabule zorlayan bu durumun, 6502 sayılı kanunun haksız şart başlıklı 5’inci maddesi ile satıştan kaçınma başlıklı 6’ıncı maddesinin firmalar tarafından açıkça ihlal edilmesi anlamına geldiğini vurgulayarak, “Abonelik sözleşmesinin tüketici tarafından sonlandırması halinde Abonelik Sözleşmesi Yönetmeliği’nin 8’inci maddesinde yer alan ‘Sağlayıcı, sunmadığı hizmetin bedelini tüketiciden talep edemez’ hükmü gereği sözleşme süresinin ne kadar olduğuna bakılmaksızın kalan aylar için sağlayıcı, tüketiciden bedel talep edemez.” ifadelerini kullandı.
‘TÜKETİCİ HAKEM HEYETİNE BAŞVURABİLİR’
Güllü, satıcı veya sağlayıcıların tüketicilerin faturalarına cayma bedeli yansıtmaları durumunda tüketicilerin cayma bedelinin haksız ve fazla hesaplandığını düşünüyorsa bu konuda haklarını arayabileceklerini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Uyuşmazlığın parasal değerine göre İllerde Ticaret İl Müdürlüğü ilçelerde kaymakamlık bünyesinde oluşturulan tüketici hakem heyetine” (THH) veya arabulucuda mutabakat sağlanamadığı durumda tüketici mahkemesine başvuru yaparak haklarımızı kullanmamız mümkündür. 2024 yılı için tüketici hakem heyetlerine yapılacak başvurularda değeri 104 bin lira altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvurulabilecektir.
THH kararlarına karşı taraflar tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde tüketici mahkemesinde itiraz için dava açabilirler. Bu davanın açılması ayrıca tedbir kararı verilmediği sürece THH kararının icrasını durdurmayacaktır. 104 bin lira ve üzerindeki uyuşmazlıklarda ise tüketici mahkemesinde dava açılabilecektir. Bu davanın açılmasından önce zorunlu dava şartı kapsamında Arabulucuya başvurulmuş olması gerekmektedir.”
]]>Galatasaray forması giyen Icardi, Süper Lig’de oynadığı son altı karşılaşmada 7 kez rakip fileleri havalandırarak formunu gözler önüne serdi. Adana Demirspor karşısında kaydettiği gol ile Dzeko’yu geride bırakan Icardi, bu performansıyla Galatasaray tarihinde en çok gol atan yabancı oyuncular listesinde üçüncü sıraya yükselerek Bafetimbi Gomis’i yakaladı.
DZEKO İKİ HAFTADIR SUSKUN
Öte yandan Fenerbahçe’nin golcüsü Edin Dzeko, ligdeki son iki haftada gol atma başarısı gösteremedi.
En son golünü 32. haftada Fatih Karagümrük ağlarına gönderen Dzeko, sonraki haftalarda golle tanışamadı. 34. haftadaki kritik Beşiktaş derbisine yedek başlayan ve maçın 73. dakikasında sahaya giren Bosna Hersekli oyuncu, bu sürede gol kaydedemedi. Dzeko, bu sezon Süper Lig’de çıktığı 33 maçta 20 gol atma başarısını gösterdi.

REY MANAJ SİVASSPOR’U SIRTLADI
Sivasspor, Süper Lig’de 48 puanla dokuzuncu sırada yer alıyor ve takımın golcüsü Rey Manaj, özellikle sezonun ikinci yarısında sergilediği performansla dikkat çekiyor. Arnavut forvet, ligdeki son dört maçında üç kez gol sevinci yaşayarak toplamda 18 gole ulaştı ve takımının gelecek sezon Avrupa kupaları için umutlanmasını sağladı.
Rey Manaj, bu sezon Süper Lig’de çıktığı 29 maçta 18 gol atarak etkileyici bir performans sergiliyor. Gol krallığı yarışında ise Icardi, Dzeko ve Manaj’ın ardından en yakın rakipleri, Pendikspor’dan Mame Thiam (15 gol) ve Antalyaspor’dan Adam Buksa, Kasımpaşa’dan Aytaç Kara ve Başakşehir’den Krzysztof Piatek (her biri 14 gol) olarak sıralanıyor.

AYTAÇ KARA, TÜRK KRAL
Bu sezon Süper Lig’de en çok gol atan Türk oyuncu, Kasımpaşa’nın orta saha oyuncusu Aytaç Kara oldu. Aytaç, kariyerinin en golcü sezonunu yaşayarak 33 lig maçında 14 gol kaydetti ve özellikle ceza sahası dışından attığı etkileyici gollerle göz doldurdu.
Aytaç Kara’yı, Fenerbahçeli İrfan Can Kahveci ve Galatasaraylı Kerem Aktürkoğlu 12’şer golle takip ediyor. Alanyaspor’dan Oğuz Aydın 11, Beşiktaş’tan Semih Kılıçsoy ise 10 golle diğer çift haneli Türk golcüler arasında yer alıyor.

BATSHUAYI EN VERİMLİ GOLCÜ
Fenerbahçe’nin Belçikalı santrforu Michy Batshuayi, Süper Lig’de en iyi gol ortalamasına sahip oyuncu oldu. Genellikle yedek kulübesinden maçlara dahil olan Batshuayi, bu sezon 24 lig maçında 564 dakika süre alarak 11 gol attı. Her 51 dakikada bir gol atma başarısı gösteren Batshuayi, bu alanda ligin zirvesinde yer alıyor.

Batshuayi’nin takım arkadaşı Cengiz Ünder, 900 dakikada 9 gol atarak her 100 dakikada bir gol ortalamasıyla onu takip ederken, Trabzonspor’un Nijeryalı forveti Paul Onuachu, 1315 dakikada 12 gol atarak her 110 dakikada bir gol kaydetti.
]]>Yurt dışından gelen görevliler için kentteki Karaağaç Mahallesi’nde konsolosluklar kurulurken, Yunanistan sınırına yakın bir alanda da Katolik mezarlığı oluşturuldu.
Osmanlı İmparatorluğu’nda çalışan Katolik mezhebine bağlı kişilerin defnedildiği, halk arasında ‘İtalyan mezarlığı’ olarak bilinen tarihi mezarlık, zamanla unutularak kaderine terk edildi.

‘DEMİR YOLU İLE BİRLİKTE NÜFUSLARI DA ARTMIŞ’
Bölgede Katolik nüfusunun özellikle demir yolu yapımı sırasında arttığını anlatan Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanlığından emekli olan Prof. Dr. Engin Beksaç, “Aslında Levanten ve Katolikler çok daha erken tarihlerden itibaren Edirne’de yaşamaktadır, bunu bilgilerimiz içerisinde bulabilmekteyiz ama yoğun faaliyetin olma süreci, özellikle demir yollarının yapılmaya başlamasıyla birlikte Avusturya, Fransız ve Alman Katolik mühendislerin ve bunların ailelerinin Edirne’ye gelmesi, buradaki yoğun Katolik nüfusun artışını sağlamıştır. Özellikle Kaleiçi’nde faaliyet gösterirken, yazlık yerleşimlerin Karaağaç’ta olduğunu biliyoruz ve bu Karaağaç’taki yoğun nüfusun, İslami nüfustan çok Hıristiyan nüfus olduğu da bilgilerimiz dahilindedir” dedi.

‘TAMAMIYLA KADERİNE TERK EDİLMİŞ’
Bölgede 19’uncu yüzyıl sonlarından itibaren 20’nci yüzyıl başlarına kadar yoğun bir defin olduğunu belirten Prof. Dr. Beksaç, “Sonraki süreçler itibariyle baktığınızda buradaki Katolik ve Levanten grupların ayrılmasından sonra buradaki mezarlıklar kaderine terk ediliyor. Özellikle 1940 yılından sonraki süreçte buradaki tahribat yoğunlaşmaya başlıyor. Hatta özellikle son yıllarda mevcut olan pek çok şey hızlı bir biçimde yok oldu. Ben 2006 yılında ilk defa bu mezarlığa gelmiştim, bugünkünden çok daha fazla veriler ortaya koymaktaydı. Mezar taşlarının büyük bir kısmı ayaktaydı ve çoğu yazılar da okunabilmekteydi. Fakat her geçen gün bunlar da kırıldı ve yok oldu. Şu andaki şekliyle baktığımız zaman tamamıyla kaderine terk edilmiş bir mezarlık alanıyla karşılaşıyoruz” diye konuştu.

‘PEK BİR ŞEY KALDIĞINI SANMIYORUM’
Prof. Dr. Beksaç, katakomb adı verilen mezarların çoğunun yağmalandığını belirterek, “Mezarlık aslında tipik bir Katolik mezarlığı, katakomb şeklinde örgütlenmiş birkaç kat oluşturulmuş bir mezarlık. Aşağıda koridorlar etrafında tabutların konması için hazırlanmış nişler mevcuttur. Fakat bütün bu nişlerin açıldığını ve tabutların çıkarıldığını görmekteyiz. Aşağıda esasında artık fazla bir şeyin de kaldığını sanmıyorum. Bugünkü haliyle tamamen kaderine terk edilmiş, pek çok insanın dikkatle yürümesi gereken bir alan haline gelmiştir. Esasında Edirne’nin hoşgörüsünün, dinler arası diyaloğun sağlanmasının, etnik grupların zenginliğinin en güzel göstergelerinden birisiydi burası” diye konuştu.

‘DEĞERLİ EŞYALAR TAHRİBATI HAZIRLANDIRMIŞ’
Mezarlardaki değerli eşyaların da tahribatı hızlandırdığını kaydeden Prof. Dr. Beksaç, “Özellikle 2006’dan beri burasının temizlenmesi, korunması ve belli ölçülerde tedbirler alınması konusunda epeyce mücadele verdim. Fakat aynı şekilde burası böyle kalmaya devam etti ve her geçen gün biraz daha yıprandı, biraz daha terk edildi ve şu anki şekliyle gördüğünüz gibi ortada hiçbir şey gözükmüyor. Maalesef buradaki Katolik mezarlarında cesetlerin altın dişleri, buna benzeyen bazı şeylerin cesetle birlikte kaldığını biliyoruz. Bu definler nedeniyle bazı Hıristiyan mezarlıklarında bazı ufak tefek de olsa soyguna neden olabilecek unsurlar var. Bunun da burada tahribatı hızlandırmış olduğu bir gerçektir” ifadelerini kullandı.

Engin Beksaç
‘TEDBİR ALINMASI ŞART’
Bölgenin korunmaya alınıp elden geçirilmesi gerektiğini de söyleyen Prof. Dr. Beksaç, “Artık öyle bir hale geldi ki, tanınmayacak halde, belki de son aşamalarını yaşıyor burası. Bir aşağıdaki katakombların çökmediği kaldı. Fazlasıyla yok oldu, ayakta kalan hiçbir mezar taşı yok. Son dönemde burada gördüğüm taşların hemen hemen hepsi kırılmış ve parçalanmış. Esasında burasının bir an önce tedbirinin alınması, korunmaya alınması, temizlenmesi ve bu ağır tahribatın ne kadar geç olursa olsun bir ölçüde engellenerek bu bölgede bir tedbir alınması şart. Bu sadece Edirne için değil bir insanlık onuru, bir insanlık saygısı, burada yaşayan insanlara karşı duyulması gereken bir saygı ve görev olarak algılanması gereken bir konu” dedi.
]]>




