Azerbaycan Hava Yolları’na ait bir Embraer 190 yolcu uçağı, dün Kazakistan’ın Aktau kenti yakınlarında alev alarak yere çakıldı.
38 kişinin hayatını kaybettiği kazada, 29 kişi ise mucizevi şekilde kurtarılarak tedavi altına alındı. Kazanın ardından uçaksavar füzesi iddiaları gündeme geldi.
Uçak, Bakü’den Çeçenistan’ın Grozni kentine gitmek üzere yola çıkmış, ancak rotasından yüzlerce kilometre saparak Hazar Denizi’nin doğu kıyısında acil iniş yapmaya çalışmıştı.
UÇAKSAVAR FÜZESİ TARAFINDAN VURULDU İDDİASI
Havadayken sekiz çizen uçağın neden böyle bir sapma yaşadığıyla ilgili tartışmalar sürerken İngiliz Telegraph gazetesine göre, Rus askeri blog yazarları ve bazı havacılık analistleri, kazanın sebebinin uçaksavar füzesi olabileceğini öne sürdü.
Olay yerinden gelen görüntüler, uçağın dik bir açıyla çakıldığı ve yere düşerken bir ateş topuna dönüştüğünü gösteriyor.

RUSLAR İDDİALARI DESTEKLİYOR
Kaza sonrasında uçağın gövdesindeki deliklerin dikkat çektiğini belirten bazı analistler, bu deliklerin uçaksavar füzesinin şarapnel parçalarından kaynaklanabileceğini iddia etti.
Rus güvenlik servisleriyle bağlantılı olduğu bilinen Baza isimli bir Telegram kanalı, “Bu delikler, bombardıman veya bir patlama izlerini andırıyor.” dedi.
1,3 milyon abonesi olan Rybar isimli bir başka Telegram kanalı ise, gövdedeki hasarın “uçaksavar füzesinin çarpıcı unsurlarını” taşıdığını belirterek iddiaları destekledi.

OKSİJEN TANKI PATLADI
Kazadan hemen önce, uçak mürettebatının havada bir çarpışma yaşandığını bildirdiği öğrenildi.
İlk etapta, bu çarpışmanın kuş sürüsünden kaynaklandığı düşünüldü.
Ancak, daha sonra uçağın oksijen tanklarından birinin patladığı bilgisi ortaya çıktı.
RUSYA’NIN MÜDAHALE ETTİĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR
Bu durum, çarpışmanın bir Rus hava savunma sistemiyle karşılaşma olabileceği yönündeki spekülasyonları güçlendirdi.
Telegraph’a göre, uçak planlanmayan bir rota üzerinden geçerken, Rus yetkililerin uçağın uçtuğu bölgeyi kontrol altına aldığı ileri sürüldü.
Kazanın kesin nedeni henüz netleşmemişken uçaksavar füze iddiası, hem Azerbaycan hem de Kazakistan yetkilileri tarafından derinlemesine incelenmeye alındı.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de Heyet Tahrir Şam çatısı altında birleşen muhalif gruplar, Beşar Esad yönetimine karşı ayaklanarak 8 Aralık tarihinde Şam’a girerek 61 yıllık Baas rejimin çökertmişti.
İran ve Rusya’nın destekleriyle ayakta duran Beşar Esad ise, yenilgisinin ardından Rusya’ya kaçarak mülteci olmuştu.
Suriye’nin geçici yönetimini devralan HTŞ lideri Ahmed eş-Şera , ülkenin yeniden ayaklanması sürecini resmen başlattığını duyurmuştu.
SURİYE’DEN TAZMİNAT TALEP ETTİ
Yaşanan halk darbesinden dış güçleri sorumlu tuttuklarını ifade eden İran yönetimi ise, yeni Suriye hükümetinden Esad yönetimindeki borçları ödemesini istedi.
30 milyar dolarlık bir tazminat beklediklerini açıklayan İran, “Hükümet değişse bile İran’ın Suriye üzerindeki alacaklarından vazgeçilmeyecek. Suriye’de kurulacak yeni yönetim, bu borcu İran halkına ödemekle yükümlü olacak” açıklamasını yapmıştı.

İRAN’A 300 MİLYAR DOLARLIK TAZMİNAT
İran’ın tazminat isteğine, eş-Şara geçici hükümetinden bir adım geldi.
Lübnan’ın El-Modon gazetesinde yayınlanan habere göre, Suriye’nin yeni yönetimi, uluslararası mahkemeler aracılığıyla İran’dan 300 milyar dolar tazminat talep etmeye hazırlanıyor.
“ESAD’A VERDİKLERİ DESTEK ÜLKEDE YIKIMA NEDEN OLDU”
Tazminatın, “Tahran’ın devrik devlet başkanı Beşşar Esad rejimi lehine milislerle kurduğu askeri ittifak sırasında, Suriyelilere ve Suriye’nin altyapısına yönelik suç teşkil eden ve keyfi politikalar nedeniyle oluşan zararların karşılanması amacıyla, Suriye halkına ve Suriye devletine ödeneceği” ifade edildi.
Yeni hükümet, İran’ı Esad’a verdikleri destek nedeniyle yaşanan katliama “ortak” olarak görüyor.

İRAN İLE İLETİŞİM KURULMADI
Lübnan merkezli El-Modon gazetesinin haberine göre, Suriye’deki yeni siyasi yönetime yakın bir kaynak, İran ile henüz herhangi bir iletişim kurulmadığını belirtti.
Kaynak ayrıca, Şam Büyükelçiliği ve Suriye’nin Tahran Büyükelçiliğinin açılmasına ilişkin diplomatik müzakereler de dahil olmak üzere, İran’la hiçbir görüşme gerçekleştirilmediğini ve Tahran yönetiminin, Esad rejimine destek amacıyla kurduğu askeri ittifak nedeniyle dava edileceğini ifade etti.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazze topraklarını işgal eden İsrail ordusu, saldırılarına yenilerini eklemeye devam ediyor.
Binlerce masumu katleden ordu, bu defa yaptıkları katliamı dünyaya duyuran basın mensuplarını hedef aldı.
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’na baskın düzenleyen İsrail askerleri El-Kuds el-Yevm (alqudstoday-tv) televizyonuna ait canlı yayın aracına bombalı saldırı düzenledi.
5 GAZETECİ HAYATINI KAYBETTİ
Feci saldırıda araçta ve aracın yakınında bulunan 5 gazeteci hayatını kaybetti.

KİMLİKLERİ AÇIKLANDI
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, televizyon çalışanlarından 5’inin hayatını kaybettiği, ölenlerin foto muhabiri Eymen el-Cedy ile gazeteciler Faysal Ebu el-Kumsan, İbrahim eş-Şeyh Ali, Muhammed el-Led’a ve Fadi Hassune olduğu kaydedildi.
ÖLDÜRÜLEN GAZETECİ SAYISI 201’E ÇIKTI
Açıklamada, söz konusu gazetecilerin öldürülmesiyle İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda öldürülen gazeteci sayısının 201’e çıktığı ifade edildi.
İsrail’in Filistinli gazetecileri hedef alması, öldürmesi ve suikasta uğratmasının en güçlü şekilde kınandığı açıklamada, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, Arap Gazeteciler Federasyonu ve dünyanın tüm ülkelerindeki gazetecilik kuruluşlarına, Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik bu sistematik suçları kınamaları çağrısında bulunuldu.

“ABD, İNGİLTERE, ALMANYA VE FRANSA SORUMLU”
Açıklamada, “Bu iğrenç ve vahşi suçun işlenmesinden” tamamen İsrail ve soykırım suçuna iştirak eden ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkeler sorumlu tutuldu.
Uluslararası topluma, uluslararası örgütlere ve dünyanın tüm ülkelerindeki gazetecilik ve medya çalışmalarıyla ilgili örgütlere İsrail’in suçlarını kınamaları, onu caydırmaları, devam eden suçlarından dolayı uluslararası mahkemelerde yargılamaları ve İsrailli suçluları adalete teslim etmeleri çağrısında bulunulan açıklamada ayrıca soykırım suçunu durdurmak, Filistin’de ve özelde Gazze Şeridi’nde gazetecileri ve medya çalışanlarını korumak, onları öldürme ve suikast suçunu durdurmak için İsrail’e ciddi ve etkili baskı uygulamaları talep edildi.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Halep kentinde din adamı Ebu Abdullah Hasibi’nin türbesine zarar verildiği iddialarına ilişkin videoların bazı sosyal medya kullanıcıları arasında dolaşıma girmesinin ardından Hama, Humus, Lazkiye, Tartus illeri ile Ceble ve Banyas ilçelerinde bazı gruplar meydanlarda toplanarak eylem yaptı.
ÖLÜ VE YARALILAR VAR
Humus ve Tartus’da eylemciler ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedelerde taraflardan ölen ve yaralananlar oldu. Suriye Haber Ajansına (SANA) göre, Humus’ta 18.00-08.00 saatleri arası sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Geçici hükümete bağlı güvenlik güçlerinin son 3 gündür Lazkiye ve Tartus illeri başta olmak üzere bazı kentlerde, devrilen rejimin Suriye’de savaş suçları işlemiş yetkilileriyle ilgili arama tarama çalışmalarına hız vermişti.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA
Geçici hükümetin İçişleri BakanlığıMedya Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Bazı sosyal medya hesaplarında Halep vilayetindeki bir tarikatın dini türbelerinden olan Şeyh Ebu Abdullah el-Hüseybi’nin türbesine baskın ve saldırı olayını gösteren videolar dolaşıma sokuldu. Bu videolar yakın zamanda gerçekleşmiş gibi lanse edildi. Dolaşıma sokulan videolar Halep kentinin bilinmeyen gruplar tarafından kurtarıldığı döneme ait eski bir video olup, kurumlarımızın mülklerini ve dini mekanları korumak için gece gündüz çalıştığımızı ve bu tür videoların yeniden yayınlanmasının amacının Suriye’nin içinden geçtiği bu hassas dönemde Suriye halkı arasına nifak sokmak olduğunu belirtiriz” ifadeleri kullanıldı.
LAZKİYE VALİSİ’NDEN ÇAĞRI
Açıklamada, Suriye’nin kıyı kesimlerindeki devrik rejimin bazı unsurlarının olayları fırsat bilip güvenlik güçlerine silahlı saldırılar düzenlediği ve güvenlik güçlerinden ölenler olduğu kaydedildi. SANA’nın haberine göre, Lazkiye Valisi Muhammed Osman, konuya ilişkin açıklamasında, yönetimin sivil barışı ve toplumsal uyumu korumakta kararlı olduğunu bildirdi. Osman, güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirdiğini belirterek, Suriyelilere tepkilerin etkilerine kapılmamaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de Esad rejimini deviren muhaliflerin iktidara gelmesinin ardından hayat normale dönüyor. Esad rejiminin ardından ülkede sakinlik hakim olsa da kimi zaman rejim destekçileri ile muhalifler arasında çatışmalar yaşanıyor. Başkent Şam’da bu gece silah sesleri yüskeldi. Kenar mahallelerde Esad yanlısı halk ile muhalifler arasında yaşanan çatışmaların ardından toplanan bir grup, “Suriye özgürdür, Suriye’de herkes eşittir, birdir” sloganları atarak, Emevi Meydanı’na yürüdü. Muhalif güçlerin yoğun önlem aldığı meydanda slogan atmaya devam eden göstericiler, bir süre sonra dağıldı. – ŞAM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GRÖNLAND, ABD İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Sputnik’e konuşan askeri analist Aleksey Leonkov, Grönland’ın doğal kaynaklarının kayda değer olduğunu ancak Trump’ın Danimarka’dan bu adayı satın alma isteği her şeyden önce askeri kaygılardan kaynaklandığını belirtti. Leonkov, Grönland’da kürsel ısınmayla beraber ABD’nin burada tüm Kuzey Atlantik’i ‘örtmesine’ ve Kuzey Kutbu’nu izlemesine olanak tanıyacak bir deniz tesisleri zinciri kurabileceğini öne sürdü. Leonkov ayrıca ABD’nin daha önce Grönland’da bir deniz üssü kurma girişiminde bulunduğunu ancak orada elektrik ve ısınma kaynaklı maliyetler nedeniyle ileri karakolun inşasından vazgeçtiğini vurguladı.
ABD’nin Kuzey Atlantik bölgesindeki mevcut donanma varlıklarının Rusya’nın buradaki denizaltı operasyonlarını hala güvenilir bir şekilde takip edemediğini vurgulayan Leonkov, ABD’nin bu sorunu Grönland’a genişleme yoluyla donanma varlığını güçlendirerek çözmeye çalışabileceğini söyledi. İzlanda’nın hem nispeten küçük olması hem de volkanik faaliyetlerle ilgili tüm riskler barındırması nedeniyle İzlanda’nın üsler için kullanılmasının söz konusu olmadığını da ekleyen Leonkov ABD’nin Grönland’ı ele geçirme çabasının muhtemel nedenini, “Çözümleri orada daimi deniz varlığı, özellikle de Rus denizaltılarını aktif olarak arayacak deniz ve dalgıç insansız hava araçları bulundurmaktan geçiyor” cümlesiyle özetledi.
“GRÖNLAND BİR DEVLET OLARAK ABD’YE KATILACAK”
Leonkov, ABD’nin Grönland’ı ilhak edebilecek mi? sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
“Bence büyük bir yaygara kopacak ama Grönland bir bölge hatta bir devlet olarak ABD’ye katılacak. Danimarka maddi tazminat alacak ve Rus tankerlerinin Baltık Denizi’ne açılan Danimarka boğazlarından geçişini engellemesi için kesin emir verilecek.

İLK TEKLİF 1946 YILINDA YAPILMIŞTI?
Grönland, 1979’da Danimarka’dan özerkliğini elde etmesine rağmen dışişleri, güvenlik ve mali konularda hala bu ülkeye bağlı. Eski ABD Başkanı Harry Truman, 1946’da, zengin uranyum, altın, petrol ve gaz rezervlerine sahip Grönland’ı satın almak için Danimarka’ya 100 milyon dolarlık altın teklif etmişti. Bu tekliften 73 yıl sonra dönemin başkanı Trump, Grönland’ı satın almak istediklerini belirtmiş, konu Danimarka ile ABD arasında kısa süreli diplomatik krize neden olmuştu. Diplomatik gerilim nedeniyle Trump, Danimarka’ya yapacağı resmi geziyi iptal etmişti.
DANİMARKA SAVUNMA HARCAMALARINI ARTIRDI
Danimarka, ABD’nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump’ın, “Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiği” yönündeki açıklamalarının ardından savunma harcamalarını arttırmayı planladığını açıkladı. Yeni savunma paketini açıklayan Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen, bölgede “daha güçlü bir varlık” sergilemeyi hedeflediklerini belirtti. Poulsen, Grönland için hazırlanan paket kapsamında bölgeye iki devriye gemisi, iki uzun menzilli insansız hava aracı ve kızaklı köpekler sevk edileceği bilgisini paylaştı. Trump’ın, “Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiği” yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan Poulsen, yeni savunma paketinin zamanlamasını “kaderin ironisi” olarak nitelendirdi. ABD’de görevi devralmaya hazırlanan Trump, 23 Aralık’ta Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiğine ilişkin söylemini yineleyerek Ada’nın mülkiyeti ve kontrolüne sahip olmanın “mutlak zorunluluk” olduğunu savunmuştu. Trump’ın bu sözleri, Grönland yetkilileri başta olmak üzere, birçok kesimden tepki çekmişti. Grönland Başbakanı Mute Bourup Egede, AA muhabirine yaptığı yazılı açıklamada, Grönland’ın “satılık olmadığını” vurgulayarak, “Grönland, Grönland halkına aittir. Biz satılık değiliz ve asla satılık olmayacağız. Uzun süredir devam eden özgürlük mücadelemizi kaybetmeyeceğiz.” ifadelerini kullanmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UÇAKTAKİ 10 KİŞİ ÖLDÜ
Brezilya’nın Rio Grande do Sul eyaletindeki turistik şehir Gramado’da küçük uçak yerleşim bölgesine düştü. Kazada uçaktaki 10 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, uçağın düştüğü bölgede yangın çıktığını ve 15 kişinin dumandan etkilendiğini kaydetti.

Rio Grande Do SulAcil DurumHavacılıkBrezilya3-sayfaDünyaKazaRio
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÜLKELERİNİ AYAĞA KALDIRMALILAR: Bölgemizde ve dünyada önemli hadiseler cereyan ediyor. Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri de aynı zaviyeden Suriye halkının çıkarını önceleyen bir yaklaşımla çok yakından takip ediyoruz. Suriye halkının birliğe, dayanışmaya, uzlaşıya ve savaş yorgunu ülkelerini süratle ayağa kaldırmaya ihtiyacı var. Biz de komşuları ve kardeşleri, bu zorlu süreçte Suriye’de istikrarın sağlanmasına katkı sunmaya çalışıyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve birliğinin yeniden tesisine atfettiğimiz önemi her fırsatta vurguluyoruz.
SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDA OLMALIYIZ: Tüm dini, mezhebi ve etnik grupların yan yana sulh içinde yaşadığı terörden arındırılmış bir Suriye’nin inşası en samimi beklentimiz. D-8 üyeleri olarak bu zorlu mücadelelerle Suriyeli kardeşlerimizin yanında olmamız gerektiğine inanıyorum.

BUGÜN DÜNDEN DAHA GÜÇLÜYÜZ: Teşkilatımızı büyütmek suretiyle etki alanını daha da geliştirmek için yeni üye ve ortaklara kapımızın açık olması gerekiyor. Bu noktada Endonezya Cumhurbaşkanımızın talebini ben de aynen paylaşıyorum. Son yıllarda önemli atılımlar gerçekleştiren Azerbaycan’ın teşkilatımıza üye olmasıyla birlikte bugün dünden daha güçlüyüz. Kardeş Azerbaycan’a D-8 ailemize hoş geldiniz diyorum.
KÜRESEL GÜVENLİK KURUMLARI İŞLEVSİZ: Yaklaşık çeyrek asırlık geçmişe sahip teşkilatımızın kuruluş felsefesinde yer alan barış, diyalog, işbirliği, adalet ve eşitlik kavramlarının önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Artan çatışmalar, krizler ve savaşlar karşısında maalesef küresel güvenlik ve istikrarı teminle görevli kurumlar sorumluluklarını yerine getirmiyor. Gelinen noktada sadece siyasi sistemin değil, temelleri İkinci Dünya Savaşı sonrasında atılan ekonomik nizamın da ciddi sarsıntılar geçirdiğini görüyoruz. Küresel iktisadi kurumlar cari gerçeklere ya uyum sağlayamıyor ya da ihtiyaç duyulan desteği vermekte zorlanıyor. Böylesine hassas bir dönemde gerçekleştirdiğimiz zirvemizde alacağımız kararların sorunların çözümünde bize rehberlik etmesini ümit ediyorum.
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN YOLU GENÇLER: Toplantımızın temasını teşkil eden gençler ve KOBİ’ler ülkemizin son 22 yıldır ekonomi alanında kaydettiği ilerlemenin de lokomotifi oldu. Üye ülkelerimizdeki toplamda 1 milyardan fazla nüfusumuzun çok büyük kısmı gençlerden oluşuyor. Avrupa dahil Batı’da nüfusun giderek yaşlandığı bir dönemde genç nüfus iyi değerlendirilebildiğinde bizler için çok büyük bir avantaj. Türkiye olarak sürdürülebilir kalkınmanın ancak gençlerin ekonomiye azami iştiraki ile mümkün olabileceğini biliyoruz. Gençlerimizin teknolojik ve dijital becerileriyle girişimci ruhlarını geliştiren proje ve programlar yürütüyoruz. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’e en az gelişmiş ülkeleri dahil etmek suretiyle küresel adalet ve gelişime katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

TERCİHLİ TİCARETİN ÖNEMİ: KOBİ’lerin desteklenmesinde D-8’in mevcut imkânlarını daha etkin şekilde kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Ticaretten yatırıma, kırsal kalkınmadan tarıma, turizmden enerji ve ulaştırmaya kadar çeşitli alanlarda KOBİ’leri bilgilendirici programlar düzenlenmesinde fayda var. KOBİ’lerin teşkilatımızın en önemli girişimlerinden olan tercihli ticaret uygulamalarından azami derecede istifade edebilmeleri için programlar geliştirilmesi gerekiyor. Bu programlar ülkemiz arasındaki ticarete önemli katkı sunacak. Mısır’ın da tercihli ticaret anlaşmasını onaylamasıyla birlikte artık çok daha geniş çerçevede anlaşmanın uygulanması mümkün olacak.
ABBAS VE MİKATİ DESTEK İSTEDİ
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, “İsrail’in 1967 sınırlarında Doğu Kudüs dahil olmak üzere Filistin topraklarındaki işgaline son verilmesi gerektiği konusunda tüm dünya hemfikirdir. İsrail, Filistin halkına yönelik ihlallerine devam ediyor ve dünya, tek bir standartla hareket etmeli” ifadelerini kullandı. Lübnan Başbakanı Necib Mikati ise Lübnan’ın çok büyük bir kriz yaşadığını belirtti ve İsrail’in ülkelerine saldırıları nedeniyle D-8 ülkelerinden yardım istedi.

KAHIRE’DE YOĞUN DIPLOMASI TRAFIĞI
YENİ Başkanlık Sarayı’ndaki aile fotoğrafı çekiminin ardından, liderler Kuran’da ilk inen ayet olan İkra (Oku) yazılı tablo önünde zirve anı defterini imzaladı. Salonda, Fetih Suresi okundu. Toplantıya, D-8 üyesi Türkiye, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ile Pakistan’ın devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov da katıldı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es- Sisi ile görüşen Erdoğan, Mısır’la savunma sanayii, enerji, ulaştırma ve kalkınma başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini geliştirmeye, 15 milyar dolar karşılıklı ticaret hacmi hedefine ulaşmak için gayret göstermeye devam edeceklerini ifade etti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le görüşmesinde ise Erdoğan, siyasi ve ekonomik işbirliğini artırmak için çalışmaların devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’la da bir araya geldi.

İSRAİL’E KARŞI BİRLİK ÇAĞRISI
D-8 Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Filistin ve Lübnan’daki durumlara ilişkin özel oturumda İslam ülkelerine İsrail’e karşı atılacak adımlar için birlik ve öncülük etme çağrısında bulunan Başkan Erdoğan şu mesajları verdi:
İsrail yönetimi, Amerika’nın aleni, birçok Batılı ülkenin de dolaylı desteğinden cesaret alarak saldırılarını genişleterek sürdürüyor. Lübnan’dan sonra Suriye de İsrail yayılmacılığının hedefi oldu. İsrail’in Golan tepelerinde yasadışı yerleşimlerini genişletmesi dâhil Suriye’nin toprak bütünlüğünü hiçe sayan adımlarını görüyoruz. Suriye’nin ve bölgemizin istikrarını tehdit eden bu hukuksuzluklara D-8 olarak çok daha güçlü tepki vermemiz gerek.

TECRİT EDİLMELİ
İslam ülkeleri olarak İsrail’e karşı atılabilecek adımlara öncülük etmeliyiz. Her şeyden önce İsrail’e silah ambargosu uygulanması, İsrail ile ticaretin sonlandırılması ve uluslararası alanda tecrit edilmesi çok mühim. Silah satışının durdurulması girişimimize aralarında güvenlik konseyinin daimi 2 üyesinin de bulunduğu 52 üye ve 2 uluslararası teşkilat destek verdi. Güney Afrika tarafından Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan ve Türkiye olarak bizim de müdahillik başvurusu yaptığımız davaya D-8 üyeleri başta olmak üzere azami sayıda ülkenin müdahil olmasını teşvik etmeliyiz. Kısa vadede Gazze’de kalıcı ateşkese ulaşmak her zamankinden daha fazla önem kazandı. Bu konuda hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Uzun soluklu hedefimiz ise 2 devletli çözümü hayata geçirmek için bir müzakere sürecinin başlatılması olmalıdır. Ateşkesin sağlanması konusunda Katar ve Mısır’ın sürdürdüğü müzakerelere güçlü destek vererek bir an evvel neticeye ulaşmalıyız.
DAHA FAZLA ÇABA HARCAMALIYIZ
Lübnan’da ateşkesin tesisi ve Suriye’de Esad rejiminin çökmesi, ümit ediyorum daha olumlu bir dönemin başlangıcı olacaktır. Lübnan’ın içinde bulunduğu sıkıntılı dönemde hep birlikte kardeşlerimizin yanında olmamız lazım. Filistin’de olduğu gibi Lübnan’da da siyasi dağınıklığın devam etmesine izin vermemeliyiz. Acil ve kalıcı bir barışın tesisi için D-8 ülkeleri olarak hep birlikte daha fazla çaba harcamalıyız.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin Güney Kore halkına olan “sarsılmaz” desteğine dikkati çeken Blinken, ABD’nin iki ülke arasındaki ittifaka olan bağlılığını yineledi ve ittifakın ortak değerlere ve karşılıklı çıkarlara dayanan ilişkisine değindi.
Blinken, ABD’nin bölgesel güvenlik, refah ve demokratik ilkelerin desteklenmesi de dahil olmak üzere ittifakın ortak hedeflerini yerine getirmek üzere Güney Kore’de Devlet Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Yoon Suk Yeol’un yerine vekaleten getirilen Başbakan Han Duck-soo ile işbirliği içinde çalışma niyetini ifade etti.
İkili, bölgesel ve küresel zorlukların ele alınmasında iki ülke arasında süregelen işbirliğine dikkati çekti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de yaşanan halk devriminin ardından Golan Tepeleri, Esad askerlerinin çekilmesiyle boş kalmıştı.
Bunu fırsat bilen İsrail ise, Golan Tepeleri’ni işgal etmiş ve Suriye’ye 400’den fazla hava saldırısı düzenlemişti.
İsrail’in Suriye’yi işgali sürerken BM Ateşkes Gözlem Gücü (UNDOF), İsrail’in Golan Tepeleri’nde artan askeri faaliyetlerine karşı uyarıda bulundu.
İSRAİL’E İŞGALİ DURDURUN ÇAĞRISI
UNDOF tarafından dün yapılan açıklamada, “İsrail’e bu eylemlerin 1974’teki Ayrılma Anlaşması’nın ihlali anlamına geldiği konusunda bilgi verdik. UNDOF, tüm tarafları Anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerine saygı göstermeye, ayırma bölgesindeki tüm askeri faaliyetleri durdurmaya ve Golan’da istikrarı korumak için 1974 anlaşmasının şartlarını yerine getirmeye çağırıyor.” denildi.
1974’te İsrail ile Suriye arasında imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması ile tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırları belirlendi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılar nefretle kınanıyor.
Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 55 artarak, 44 bin 930’a yükseldi.
Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne 435 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.
BİR GÜNDE 55 KİŞİ ÖLDÜ VE 170 KİŞİ YARALANDI
İsrail ordusunun son 24 saatte Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde gerçekleştirdiği “2 katliamda” 55 kişinin hayatını kaybettiği, 170 kişinin yaralandığı belirtildi.

44 BİN 930 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 44 bin 930’a, yaralı sayısının da 106 bin 624’e yükseldiği kaydedildi.
ENKAZ ALTINDA KALAN VAR
Açıklamada ayrıca hala enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı yinelendi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de 61 yıl sonra yeni bir dönem başlıyor…
Esad rejiminin yıkılmasıyla Suriye yeniden şekillenirken, gözler rafa kaldırılan projelere çevrildi..
2009’da durdurulan “Katar-Türkiye Doğalgaz Boru Hattı” yeniden gündeme geldi.
Uzmanlar, bölge güvenliği, yatırım ortamı ve istikrar gibi konuların önemine dikkati çekerken, değişen enerji dinamiklerine de değindi.
KATAR’IN DOĞALGAZ REZERVİ
SETA Vakfı araştırmacısı Büşra Zeynep Özdemir, Katar’ın doğalgaz açısından oldukça önemli bir ülke olduğunu belirterek, kapladığı küçük alana karşılık Rusya ve İran’ın ardından yaklaşık 25 trilyon metreküple dünyanın en büyük üçüncü ispatlanmış doğalgaz rezervine sahip olduğunu kaydetti.
Katar’ın Rusya’nın ardından dünyanın en fazla doğalgaz ihraç eden ikinci ülkesi olduğunu anımsatan Özdemir, ülkenin bunu ağırlıklı olarak sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) formunda gerçekleştirdiğini anlattı.
Özdemir, Katar’ın 2004’te faaliyete alınan Dolphin Gas projesinin gaz ihraç ettiği tek boru hattı olduğunun altını çizerek, bu hattın toplam uzunluğunun 370 kilometreyi bulduğunu ifade etti.
“SURİYE’DE İSTİKRARLI BİR REJİMİN KURULMASIYLA PROJE, BÖLGEDE SİYASİ AÇIDAN BİR ENGELLE KARŞILAŞMAYACAK”
Katar’ın doğalgaz ihracatı konusunda yüksek kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:
Ancak ülkenin buluğundu coğrafya oldukça kırılgan bir yapıya sahip. Daha önce 2009’da gündeme gelen, Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye’den geçmesi planlanan Katar-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı projesi Esad rejiminin karşı çıkmasının da etkisiyle rafa kaldırılmıştı. Sonrasında da 10 yıldan uzun süren Suriye iç savaşı projeyi planlanan şekliyle hayata geçirilemez hale getirdi.
Suriye’de istikrarlı bir rejimin kurulmasının ardından bugünkü konjonktürün devamlılığı halinde projenin bölgede siyasi açıdan bir engelle karşılaşmayacağı söylenebilir. Ancak bahse konu boru hattının her açıdan büyük olduğunu göz önünde bulundurmak gerek.

AB’NİN KÖMÜR KULLANIMINI BIRAKMASININ ARDINDAN TALEBİN MİKTARI ÖNEMLİ
Özdemir, Katar’dan Türkiye’ye oldukça uzun bir hattın inşasının projeyi maliyetli kıldığına dikkati çekerek, bu noktada uluslararası piyasalardaki doğal gaz fiyatlarının da kritik önem taşıdığını söyledi.
Fiyatların böylesi yüksek maliyetli bir hattı hayata geçirmeye elverişli seviyelerde olması gerektiğine vurgu yapan Özdemir, aksi halde finansman sağlanmasının mümkün olamayacağını belirtti.
Özdemir, bunun yanında uzun süreli alım garantisinin de projenin hayata geçirilmesinde olmazsa olmazların başında geldiğine değinerek, “Türkiye bölgedeki en büyük doğalgaz piyasalarından biri, Almanya’dan sonra en fazla doğalgaz ithal eden ülke konumunda. Ancak Türkiye’nin de Rusya, İran ve Azerbaycan ile uzun dönemli doğal gaz kontratları bulunuyor. Bu uzunlukta bir boru hattının yüksek miktarda doğalgaz transfer etmesi beklenir. Türkiye’nin günümüz koşullarında projeyi karşılanabilir kılacak kadar yüksek talep oluşturması söz konusu olmayabilir.” ifadelerine yer verdi.
Avrupa’nın Rusya ile yaşadığı olumsuzluklar nedeniyle uzun dönemli kontratlara mesafeli yaklaştığını ve 2050 Net Sıfır Emisyon hedefleri bulunduğunu da dile getiren Özdemir, mevcut durumda yalnızca kömür termik santrallerine ikame olacak doğal gaz termik santrallerinin desteklenmesinin söz konusu olduğunu aktardı.
Özdemir, bu durumda AB’nin kömür kullanımını bırakmasının ardından ortaya çıkacak gaz talebinin miktarını ve süresini öngörmesi gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
Son olarak AB dediğimizin 27 üye ülkeli bir yapı olduğunu ve tüm ülkelerin alt yapılarının birbiriyle bağlantılı olmadığını da hatırlamak gerek. Örneğin bugün İspanya’ya ulaşan bir gazın Almanya’ya boru hatlarıyla taşınması mümkün değil.
AB üyesi ülkelerin de mutabık olduğu bir senaryoda hem AB’nin hem de Türkiye’nin kömür santrallerinin yerini doğalgaz yakıtlı santrallerin aldığı, hane ve sanayi gaz tüketiminin de arttığı bir senaryoda Katar’dan gelecek gazın alıcı bulması ihtimali oldukça yüksek.
“SURİYE HENÜZ İSTİKRARDAN UZAK”
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi uzmanı Anne-Sophie Corbeau da söz konusu boru hattının çok uzun olduğunu ve alıcıların uzun vadeli taahhütlerde bulunması gerektiğini ifade etti.
Corbeau, söz konusu boru hattının hayata geçmesinin 2030’u bulabileceğini belirterek, Avrupa’nın 2050’de karbon nötr olma hedefini anımsattı.
Birçok ülkenin 2050’ye kadar doğal gaza hala ihtiyacı olacağının altını çizen Corbeau, boru hatlarının LNG’nin aksine bir kez inşa edildikten sonra bağlı kalınması gereken bir çözüm olduğunu vurguladı.
Corbeau, Suriye’nin henüz istikrarlı olmaktan uzak olduğunu ve gaz talebinden bağımsız olarak bölgede bunun önemli olduğuna işaret ederek, “Bu arada ABD’li LNG ihracatçıları da Avrupa pazarına LNG satmaya çalışıyorlar. Yani bu bir yarış. Suudi Arabistan’ın böyle bir boru hattının ülkeden geçmesine izin verip vermeyeceği ayrı bir konu. Eğer Türk oyuncular bu anlaşmaları imzalamak isterlerse o zaman durum değişir. Türkiye’nin gaz talebiyle ilgili daha az endişeleri var ve kaynak çeşitlendirmekten memnun.” diye konuştu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika… Suriye’de Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra terör örgütü YPG de işgal ettiği bölgeleri bir bir kaybetmeye devam ediyor. Suriye Milli Ordusu (SMO) başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu kapsamında, özellikle doğu kesimde yer alan illerin su ve elektrik kaynağının büyük bölümünü sağlayan Tişrin Barajı’nı, terör örgütü PKK/YPG’nin işgalinden kurtardı. SMO, operasyon kapsamında 2015’ten beri PKK/YPG terör örgütünün işgalindeki Tişrin Barajı’nın kontrolünü sağladı.

HEDEF AYN EL ARAB
Münbiç ilçesinin güneyinde yer alan ve Fırat Nehri üzerindeki önemli barajlardan biri olan Tişrin, şu ana kadar ele geçirilen en büyük ve önemli baraj. Suriye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i Tişrin, Tabka ve Baas barajlarından karşılanıyor. Fırat Nehri’nin batı yakasındaki Tişrin Barajı, 27 Aralık 2015’te ABD desteğiyle YPG/ PKK’nın eline geçmişti. Baraj, terör örgütünün Fırat’ın batısında işgal ettiği ilk nokta olmuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ABD, Ocak 2016’da barajda üs kurmuştu. Özgürlük Şafağı Operasyonu kapsamında terör örgütü PKK/YPG’den kurtarılan Münbiç ilçesinde, örgütün terörist faaliyetler için kullandığı tünel ağları bir bir ortaya çıkarken, SMO askerleri, terör örgütünü Münbiç’ten tamamen temizledikten sonra yeni hedeflerinin Ayn el arab olduğunu söyledi.

Özgürlük Şafağı Operasyonu ile Tel Rıfat ve Münbiç terör örgütü PKK/ YPG’den arındırıldı. SMO askerleri bundan sonraki hedeflerinin Rakka, Aynelarab, Haseki ve Kamışlı olduğunu belirterek, “Suriye’den PKK/ YPG’yi temizleyecek ve buraları da terörden kurtarak insanlarımızı özgürleştireceğiz” dedi.

Öte yandan Anadolu Ajansı, Özgürlük Şafağı Operasyonu kapsamında terör örgütü PKK/YPG’den kurtarılan Münbiç ilçesinde örgüte ait TIR dahi sığabilecek genişlikte, bazı noktalarda yüksekliği 7 metreyi bulan tünel ağını görüntüledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TEHLİKE ARAMIZDA
Kaybolan tüplerden ikisinde bulunan Hantavirüs, kemirgenler aracılığıyla yayılıyor ve insanlarda yüzde 38 ölüm oranına sahip Hantavirüs Pulmoner Sendromu’na yol açabiliyor. Lyssavirüs ise kuduza benzer semptomlarla ölümcül sonuçlara neden olabiliyor. Queensland Sağlık Bakanlığı, kayıp tüplerin olabildiğince hızlı bir şekilde bozulduğunu ve bulaşıcı olmaktan çıktığını belirtti. Bununla birlikte, tüplerin olası imhasının doğrulanamadığı ifade ediliyor. Başsağlık Yetkilisi John Gerrard, virüslerin muhtemelen otoklavda imha edildiğini, ancak kaybolmalarının nasıl fark edilmediğinin hâlâ bir soru işareti olduğunu söyledi. Queensland’de son beş yılda Hendra veya Lyssavirüs vakası tespit edilmezken, Avustralya’da hiçbir Hantavirüs enfeksiyonu rapor edilmedi. Sağlık Bakanlığı, biyogüvenlik protokollerindeki ciddi ihlalin nedenlerini ve yaklaşık iki yıl boyunca fark edilmemesinin sebeplerini araştırmak için soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırılarda 33 kişi yaşamını yitirdi.
İsrail’in Yunus kentinde yerinden edilenlerin sığındığı bir çadırı hedef aldığı saldırıda 3 Filistinli öldü.
İsrail’in Gazze Şeridi’nde toplanan Filistinlileri hedef aldığı saldırıda 8 kişi hayatını kaybetti.
BM’den “Gazze’de günlük acı ve eziyetin bir standart haline gelmesi kesinlikle korkunç” açıklaması yapıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FT’nin haberine göre kardeşlerden biri olan Hafız Makhlouf’un Moskova yakınlarındaki bir konut binasında üç odalı bir dairede yaşıyor. Bir kaynak, Esad’ın erkek ve kız kardeşlerinin Moskova’da daire satın almadığını belirtti. İddiaya göre mülkü Neva kulelerine yapılan yatırımlardan kâr elde etmek için aldılar. Telegram kanalı, Beşar Esad’ın ailesinin, Ulitsa 1905 Goda metro istasyonunun yakınındaki Klimashkina Caddesi’ndeki bir evde bir daireye yerleşmiş olabileceğine yazdı. Cheka-OGPU, Esad ailesinin Suriye’deki hizmetkarlarının da Rusya’ya taşınabileceğini belirti. ABD Dışişleri Bakanlığı, Esad ailesinin sermayesinin 1-2 milyar dolar olduğunu tahmin ederken, Washington, zengin Suriyelilerin varlıklarının farklı hesaplarda veya offshore hesaplarda saklandığına inandığı için kesin bir rakam veremiyor. Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre ise, Suriye eski cumhurbaşkanının mevcut parası rahat bir yaşam için yeterli. Telegraph haberinde, “Beşar Esad sürgündeki yeni lüks hayatında hâlâ şampanya yudumluyor ve havyar yiyor olabilir” dedi. Rusya’da Suriye’nin eski cumhurbaşkanının durumu resmi olarak açıklanmazken, Kommersant, gelecekte Beşar Esad’ın Rusya’dan siyasi sığınma hakkı alabileceğini öne sürdü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Suriyeliler kendi kendilerini savunmak zorundalar çünkü biz orada olmayacağız. Orta Doğu önemli ama Orta Doğu’daki sorunu yönetmek Ukrayna ile Rusya’yı barıştırmaktan daha kolay.”
BLINKEN TÜRKİYE’Yİ ZİYARET EDECEK
ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Blinken, sırasıyla Ürdün’ün Akabe kentinde ve daha sonra Ankara’da temaslarda bulunacak.
Blinken’ın ana gündeminde Suriye’deki son gelişmeler, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından geçiş süreci çalışmaları ve ülkedeki siyasi süreç ile Gazze’de olası ateşkes anlaşmasına yönelik başlıklar olacak.
Açıklamada, “Bakan Blinken, değerli bir NATO müttefiki olan Türkiye’de üst düzey yetkililerle bir araya gelecek ve terörle mücadeleden bölgesel istikrara kadar ortak öncelikler üzerindeki devam eden ikili iş birliklerini ele alacak.” ifadesine yer verildi.
Açıklamaya göre Blinken, Türkiye ve Ürdün temaslarında, “ABD’nin hesap verebilir ve temsili bir Suriye hükümetine geçiş sürecine desteğini” de yineleyecek.
Blinken ayrıca, görüşmelerinde, bu geçiş döneminde ABD’nin Suriye’nin komşularına desteğini vurgulayacak ve bölgede yerinden edilmiş Suriyelilerle ilgili ihtiyaçların giderilmesine yönelik konuları görüşecek.
ABD’li Bakan’ın bir diğer önemli başlığı ise Gazze’de olası ateşkes süreci ile buna bağlı olarak esirlerin serbest bırakılması ve Gazze’ye daha fazla insani yardım girmesi olacak.
Ankara’da resmi kaynaklardan edinilen bilgiye göre, ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın 13 Aralık Cuma günü Türkiye’ye ziyaret gerçekleştireceği bildirilmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gerçek adı Anna Vasilyevna Kuşenko olan Anna Chapman, ajanlık yapmak adına Rusya tarafından İngiltere’ye gönderildi.
Burada Alex Chapman ile evlenerek Anna Chapman adını alan casus, 2010 yılında FBI tarafından yürütülen federal soruşturmada ifşa oldu.
Rus Dış İstihbarat Servisi’nin ifşa haberini almasıyla “Kızıl Ajan” lakaplı Anna’nın görevi de sonlandırıldı.
CASUSLUK ANILARINI YAZDI
Ülkesine döndükten sonra mankenlik ve sunuculuk yapmaya başlayan ajanın güzelliği tüm dünyanın ilgisini çekti.
Bir dönemin en popüler kadınları arasına giren Anna Chapman, casusluk süreci boyunca yaşadıklarını kaleme aldı.

“LORDLAR, ŞEYHLER ELLERİMİ ÖPÜYORDU”
“Bondianna” ismini verdiği kitabında bilgi almak için görüştüğü lord ve şeyhlerden bahseden Anna, ilginç itiraflada bulundu.
Cinselliği sayesinde çevresindekileri kandırmanın kolay olduğunu belirten kızıl ajan dizelerinde, “Lordlar ile şeyhler her gördükleri yerde elimi öpüyor, bana parlak gelecek vadediyorlardı.” ifadelerine yer verdi.
“CİNSELLİK SİLAHIM OLDU”
Görünüşü ve çevresi sayesinde Rus ajanı olarak işe girebildiğini itiraf eden casus Anna, gizli silahının cinsellik olduğunu belirtti.



Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de savaş büyürken Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, defalarca kez kaçtığı ifade edildi.
Ancak 12 günün sonunda, başkent Şam’ın muhaliflerin eline geçmesiyle gerçekten Suriye’den çıktığı öğrenildi.
Sonrasında Rusya’da olduğu ortaya çıktı.
KREMLİN’DEN SURİYE AÇIKLAMASI
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Moskova’da gündemdeki konuları gazetecilere değerlendirdi.
“ESAD’IN GÖREVDEN AYRILMASI KARARI KENDİNE AİT”
“Moskova’nın, Rusya’ya ailesiyle sığınan Beşar Esad’ın görevini bırakmasında nasıl bir rol oynadığı” yönündeki soruyu yanıtlayan Peskov, “Esad’ın görevden ayrılma kararı kendisine ait. Diğer konuları yorumsuz bırakıyorum.” diye konuştu.
Peskov, “Rusya’nın, Esad’ın gitmesinin ardından Orta Doğu bölgesindeki askeri etkisinin muhafaza edilmesiyle ilgili endişesi var mı?” sorusuna ise “Elbette, şimdi gelişmeleri derinden analiz etme zamanı. Bu belirsizlik döneminin ardından bölgenin nihai biçimini tahmin etmek şu anda zor.” ifadelerini kullandı.

“BÖLGEDEKİ ÜLKELERLE ÇIKARLARIMIZ ÖRTÜŞÜYOR”
Rusya’nın tüm bölge ülkeleriyle temas halinde olduğunu dile getiren Peskov, “Diyaloğu sürdüreceğiz. Bölgedeki birçok ülkeyle çıkarlarımız örtüşüyor. Hem ticari, ekonomik hem de diğer konularda yeterince geniş kapsamlı işbirliğimiz var. Tüm bu süreçleri devam ettirme niyetindeyiz.” dedi.
“UKRAYNA İLE İLGİLİ HEDEFLERİMİZE ULAŞACAĞIZ”
Sözcü Peskov, Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerin yeniden başlatılması ihtimalini değerlendirerek, şunları kaydetti:
(Ukrayna’da) Özel askeri operasyon, Devlet Başkanı tarafından belirlenen tüm hedeflere ulaşıldığında sona erecek. Bu hedeflere ya operasyonla ya da müzakereler aracılığıyla ulaşılacak. Henüz herhangi bir müzakere süreci söz konusu değil. Ukrayna bunu reddediyor. Bu nedenle özel askeri operasyon zafere ulaşana kadar devam edecek.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’deki ABD askerlerinin bölgeden çekilip çekilmeyeceğine dair Beyaz Saray’dan açıklama geldi.
“BU MİSYONA HALA BAĞLIYIZ”
ABD Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Jon Finer, New York’ta düzenlenen bir konferansta, Suriye’deki ABD askerlerine değinerek, “Bu birlikler çok özel ve önemli bir nedenle oradalar, bir tür pazarlık kozu olarak değil. ABD askerleri DEAŞ’la savaşmak için 10 yıldan uzun bir süredir oradalar ve bu misyona hala bağlıyız” dedi.
Finer, ABD askerlerinin Suriye’de kalıp kalmayacağına dair gelen soruya ise “evet” cevabını verdi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Başkanı Joe Biden, ABD’nin başkenti Washington DC’de önde gelen düşünce kuruluşlarından biri olan Brookings Enstitüsü’nde konuştu.
Biden, konuşmasında ABD yönetiminin son dört yıl boyunca izlediği ekonomi politikalarının sonuçlarından bahsetti.
Gelecek ay görevden ayrılmaya hazırlanan Biden, konuşmasında seçilmiş Başkan Donald Trump’ın ekonomide elverişli bir durum devralacağını savundu.
“BURADA ELEKTRİĞİM KESİLDİ”
Trump dönemindeki ABD ekonomisinden bahsettiği sırada prompter cihazı bozulan Biden şöyle dedi:
“Pandemi ve ekonomik kriz, bu başarısızlığı herkesin göreceği ve hissedebileceği şekilde gün yüzüne çıkardı. Ve biliyorsunuz, şu anda burada olan şeylerden biri, az önce kapattılar. Burada elektriğim kesildi. Neyse”

TRUMP’IN GÜMRÜK VERGİLERİNİ ARTIRMA PLANINI “BÜYÜK HATA” OLARAK NİTELENDİRDİ
Biden, Trump’ı bazı ülkelerden gelen ürünlere büyük çaplı ilave gümrük vergileri getirme planından vazgeçmeye çağırdı.
Biden, Trump’ın ABD’nin üç büyük ticaret ortağı Meksika, Kanada ve Çin’den yapılacak ithalata uygulamayı vaat ettiği ilave gümrük vergilerinin bedelini Amerikalı tüketicilerin ödeyeceğini ileri sürdü.
Biden, “Bu yaklaşımın büyük bir hata olduğuna inanıyorum” dedi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Dujarric’e, “İsrail ve BM arasındaki ilişkinin karmaşık olduğu çok açık. İsrail, 7 Ekim’den de önce BM Genel Sekreteri ve yetkililerinin yaptığı çağrıları ve uyarıları duymazdan geldi. Şimdi Golan Tepeleri’ne ilişkin yaptığınız uyarıları ciddiye alacağını düşünüyor musunuz? BM Genel Sekreteri, İsrail’in Suriye’deki askeri faaliyetlerinin geçici olmadığından ve Gazze ve Lübnan’da olduğu gibi uluslararası hukuku ihlal etmeye devam edeceğinden endişe ediyor mu?” soruları yöneltildi.
“SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE SAYGI DUYULMASI İÇİN ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ”
Geleceğe ilişkin tahminde bulunamayacaklarına dikkati çeken Dujarric, “Ancak Suriye’nin güvenliği, istikrarı ve uluslararası hukuk ile Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyulması için çağrıda bulunabiliriz.” dedi.
Dujarric, BM ile İsrail arasındaki ilişkinin karmaşık olduğunu ve bunu bir çok kez dile getirdiğini anımsatarak, diğer taraftan ilişkilerin insani, siyasi ve barış koruma güçleri gibi farklı düzeylerde devam ettiğini, iletişim kanallarının açık olduğunu söyledi.
“BM İÇİN GOLAN TEPELERİ İŞGAL ALTINDA TOPRAKLARDIR”
BM için Golan Tepeleri’nin “işgal altında topraklar” olduğunun altını çizen Dujarric, İsrail ordusunun buradaki tampon bölgeyi işgalinin de 1974 anlaşmasını ihlal ettiğini dile getirdiklerini kaydetti.
Dujarric, İsrail’in Suriye’deki saldırılarıyla ilgili ise “Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve birliğini ihlal eden her saldırıya açık bir şekilde karşıyız. Suriye’de bir dönüm noktasıyla karşı karşıyayız. Ancak bu Suriye’nin komşuları tarafından sınır ihlali için kullanılmamalı.” diye konuştu.
Bu dönüm noktasının Suriye halkını desteklemek ve kendi yollarını çizmelerine katkı sağlamak için kullanılması gerektiğinin altını çizen Dujarric, sürecin Suriyeliler tarafından yürütülmesi ve kapsayıcı olması gerektiğini, azınlıkların korunması gerektiğini ifade etti.

HTŞ’NİN BMGK YAPTIRIM LİSTESİNDEN ÇIKARILMASI
Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) yaptırım listesinden çıkarılmasına ilişkin bir soruya cevaben ise Dujarric, bu sürecin BMGK Ombdusman’ı tarafından yürütüldüğünü, Genel Sekreterle alakalı bir konu olmadığını bildirdi.
Dujarric, Suriye’de siyasi sürece ilişkin BMGK’nın 2254 sayılı kararının ne kadar geçerli olduğuna ilişkin ise kararın hala geçerli olduğunu dile getirdi.
Suriye’de gücün el değiştirdiğine ve birçok değişimin gerçekleştiğini belirten Dujarric, kendilerinin BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’ın öncülüğünde Suriye halkına gerekli desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti.
Dujarric, Suriye’deki farklı taraflarla iletişimde olduklarını, kendilerinin de gelişmelerin netlik kazanmasını beklediğini söyledi.
KİMYASAL SİLAHLAR
Esed rejimine ait kimyasal silahların tehdit teşkil edip etmediğine ilişkin bir soruya da Dujarric, konuya dair Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) ile yakın temasta olduklarını bildirdi.
Dujarric, kimyasal silahlara ilişkin her zaman tehdit bulunduğunu, Esed rejiminin bu konudaki beyanlarının da yetersiz kaldığını anımsattı.
Suriye’deki tüm tarafların kimyasal silahların güvenli bir şekilde ortadan kaldırılmasına öncelik vermesi gerektiğini kaydeden Dujarric, bunların hiçbir zaman kullanılmaması gerektiğini vurguladı.

MAHKUMLARIN SERBEST BIRAKILMASI
Dujarric, Suriye’deki hapishanelerde mahkumların serbest bırakılması ve belgelerin güvenliği hususlarında ise bölgedeki yetkililerin kontrolü sağlamasının önem taşıdığına dikkati çekti.
Belgelerin güvenli bir şekilde muhafaza edilmesinin önemli olduğunun altını çizen Dujarric, insan hakları alanında çalışmalar yürüten meslektaşlarının en kısa zamanda Şam’a yönlendirileceğini bildirdi.
Dujarric, ilgili kişilerin belgelere erişimi olması gerektiğini kaydederek, “Bu ihtilafta, intikamla değil yasal süreçlerle hesap verilebilirliğin sağlanması kritik öneme sahip.” ifadesini kullandı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Suriye’deki son durumla ilgili yazılı açıklama yaptı.
Blinken, Suriye’deki geçiş sürecinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararındaki ilkelere uygun, uluslararası şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarına göre olması gerektiğini belirterek ülkedeki yeni siyasi denklemin mezhep temelli olmayan bir yönetimle devam etmesi gerektiğini kaydetti.
Blinken, geçiş süreci ve yeni hükümetin azınlık haklarına saygı göstermesi, Suriye’nin terörizm için bir üs olarak kullanılmasının önlemesi, kimyasal veya biyolojik silah stoklarının güvenli şekilde imha edilmesi konusundaki taahhütlere sadık kalması çağrısı yaptı.
“SURİYE’NİN GELECEĞİNE SURİYELİLER KARAR VERECEKTİR”
Suriye’deki toplumsal kesimlere uygun her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını vurgulayan Blinken, “Suriye’nin geleceğine Suriyeliler karar verecektir. Tüm milletler kapsayıcı ve şeffaf bir sürece destek sözü vermeli ve dış müdahaleden kaçınmalıdır. ABD, bu süreçte oluşacak Suriye hükümetini tanıyacak ve tam destek verecektir” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, 431 gündür Gazze Şeridi’ni hedef alıyor…
Bölgede yoğun saldırılarını uluslararası kamuoyundan gelen tepkilere rağmen sürdüren İsrail güçleri, sivilleri hedef alarak bölgede tam anlamıyla bir soykırım faaliyeti yürütüyor.
SON DURUM HAKKINDA BİLGİ VERİLDİ
Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son 24 saatte gerçekleştirilen 4 saldırıda 28 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 54 Filistinlinin ise yaralandığı belirtildi.
CAN KAYBI 44 BİN 786’YA YÜKSELDİ
İsrail’in 7 Ekim 2023’te başlattığı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 44 bin 786’ya, yaralıların sayısının 106 bin 188’e yükseldiği kaydedildi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de tarihi anlar yaşanmaya devam ediliyor…
Suriye’de son günlerde yaşanan gelişmelerde, 61 yıllık Baas rejimi, muhaliflerin başarılı mücadelesi ile çökertildi.
Uzun süre yaşanan sessizlikten sonra 27 Kasım’da tekrar harekete geçen Suriyeli muhalifler, 30 Kasım’da Halep’i ve Tel Rıfat’ı aldıktan sonra yürüyüşlerini sürdürerek son olarak Şam’ın kontrolünü de ele geçirdi.
Esad’ın düşmesinin ardından terör örgütleri PKK/YPG’de bölgede köşeye sıkıştı.
PKK/YPG’DEN YARDIM TALEBİ
Gelen son dakika bilgisi ise dikkat çekti.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, Esad’ın düşmesinin ardından PKK/YPG’nin İsrail’den yardım ve koruma talep ettiği öğrenildi.
Ancak, söz konusu haberlerde bu talebin ne yolla yapıldığı veya İsrail’in yanıtına dair herhangi bir detaya yer verilmedi.

Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de 61 yıllık Baas rejimi devrildi, Beşar Esad ve ailesi ise Rusya’ya sığındı..
Ülkede Esad rejiminin çöküşü kutlanırken, İsrail ise durumu kendisi açısından fırsata çevirdi.
İsrail, hava savunma sistemlerini ve kimyasal silah üretme kapasitesini yok etmek için pazar gününden beri Suriye’yi ağır bir bombardıman altına aldı.
Bu hava bombardımanlarının yanı sıra İsrail ordusu karadan da Golan tepelerinin Suriye tarafında kalan tampon bölgeye de, bunun ötesine de girdi.
Reuters, İsrail ordusunun Suriye’nin güneyine yaptığı saldırıların ardından, askerlerin başkent Şam’a yaklaşık 25 kilometre mesafede olduklarını bildirdi.
“SURİYE ORDUSUNUN KABİLİYETLERİ YOK EDİLDİ”
İsrail Ordu Radyosu’ndan yapılan son açıklamada ise Suriye Ordusu’nun kabiliyetlerinin yok edildiği duyuruldu.
“KARA OPERASYONLARIMIZ SÜRECEK”
İsrail Ordusu’ndan yapılan açıklamada ifadeler kullanıldı:
Suriye Ordusu’nun yetenekleri önemli ölçüde yok edildi.
Onlarca ordu uçağı imha edildi. Hava savunma sistemi ve silah depoları vuruldu.
Bölgede kara operasyonlarımız sürecek.

İLGİLİ HABERİsrail Suriye’de ilerliyor: Şam’a 25 kilometre mesafedelerDilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için yolun sonu görünüyor…
Binyamin Netanyahu, yolsuzluk davasında ilk kez ifade vermek üzere Tel Aviv’deki mahkemeye ulaştı.
MAHKEMEYE ÇIKAN İLK BAŞBAKAN
Mahkemeye çıkmasını defalarca ertelemeye çalışan Netanyahu, İsrail’in ceza davasıyla karşı karşıya kalan ilk başbakanı.
Netanyahu, üç ayrı davada rüşvet, dolandırıcılık ve kamu güvenini ihlal suçlamalarıyla karşı karşıya.

PURO VE ŞAMPANYALAR
Netanyahu, milyarder bir Hollywood yapımcısından, kişisel ve ticari çıkarları konusunda kendisine yardımcı olması karşılığında on binlerce dolar değerinde puro ve şampanya kabul etmekle suçlanıyor.
Ayrıca kendisi ve ailesi hakkında olumlu haberler yapılması karşılığında medya patronları için avantajlı düzenlemeleri teşvik etmekle de suçlanıyor.

SUÇLAMALARA “CADI AVI” DİYOR
Bazı aşırı sağcı milletvekilleri de güvenlik gerekçesiyle yer altındaki bir salonda yapılan oturuma katıldı.
Suçlamaları reddeden 75 yaşındaki Netanyahu, bunun düşman bir medya ve uzun süreli iktidarını devirmek isteyen önyargılı bir hukuk sistemi tarafından yürütülen bir cadı avı olduğunu iddia ediyor.
İfadesi, kendisi ve ailesinin etrafında yıllarca dönen skandalları da kapsıyor.

“BİBİ HAPSE” SLOGANLARI
Duruşma devam ederken mahkeme dışında gösteriler vardı.
Netanyahu destekçileri “Netanyahu, halk seni destekliyor” sloganları atarken, karşıt protestocular ise “Bibi hapse” diye bağırdı.
Duruşmanın, Gazze’de savaş suçu işlediği gerekçesiyle hakkında uluslararası tutuklama emri çıkarılan Netanyahu’ya karşıtı bir gösteriye dönüşmesi bekleniyor.

“KONUŞACAĞIM, KAÇMIYORUM”
Netanyahu, mahkemeye en son Haziran 2023’te, İsrail’in 7 Ekim 2023 saldırısıyla başlayan savaştan önce çıkmıştı.
Başbakan dün akşam düzenlediği basın toplantısında, “Mahkemede konuşacağım. Kaçmıyorum” dedi.
İSTİFA ETMESİ GEREKMİYOR
İsrail yasalarına göre suçlanan başbakanların istifa etmesi gerekmiyor.
Ancak Netanyahu’ya yönelik suçlamalar İsrail’de derin bölünmelere yol açmış, protestocular istifasını talep etmiş ve eski siyasi müttefikleri İsrail lideriyle birlikte hükümette görev almayı reddederek 2019’dan itibaren dört yıldan kısa bir süre içinde beş seçime yol açan siyasi bir krizi tetiklemişti.

Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seminer, Alaçam Etyemez Mahallesi Merkez Camii Kur’an Kursu’nda yapıldı. Seminerde konuşan Alaçam İlçe Jandarma Komutanı Teğmen Mevlüt Şen, bağımlılığın dünyanın en önemli problemlerinden biri olduğunu söyledi. Şen, “Başta uyuşturucu olmak üzere her türlü olumsuz etkiye sahip bağımlılıkla mücadele konusunda anne ve babalara büyük sorumluluklar düşüyor. Bağımlılıkla mücadele konusunda devletimiz her türlü tedbiri alıyor ve önleyici çalışmalar yapıyor. Milli ve manevi değerlere bağlı, merhametli, karar alan, vicdanlı, ‘hayır’ demeyi bilen, vatanına ve milletine bağlı çocuklar yetiştirme gayretindeyiz. Böylece çocuklarımızın ve gençlerimizin bağımlılıkla karşılaşma ihtimali en aza indirmiş olacağız. Proje ilçemizde de başarılı bir şekilde uygulanıyor. Olumlu sonuçlar alıyoruz. Projenin hedef kitlesi olan annelerden bu projeleri sahiplenmelerini ve projenin geliştirilmesi yönünde katılımcı olmalarını istiyoruz” dedi.
İlçe Jandarma Komutanı Şen, proje ile ilgili bütün mahallelerde seminer vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. – SAMSUN
JandarmaNarkotik3-sayfasamsunEğitimSağlıkAlaçam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya’da, polis ekiplerinin okul çevreleri ile servis araçlarına yönelik denetimleri sürüyor. Bu kapsamda 35 okul çevresinde yapılan uygulamada, 426 şahıs ile 192 araç sorgulandı.
13 yurt çevresinde yapılan denetimlerde ise 189 şahıs ile 107 araç sorgulandı. Servis araçlarına yönelik denetimlerde de 62 araç kontrolü gerçekleştirildi.
Ekiplerin denetimlerinin devam edeceği bildirildi. – MALATYA
Yerel HaberlerGüvenlikmalatya3-sayfaEğitimPolis
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ 15 Temmuz Demokrasi Meydanında ayakkabı boyacılığı yapan Ahmet Kartalmış (52), azmiyle takdir topluyor. Mesleğe 17 yaşında başlayan 4 çocuk babası Kartalmış, yaşadığı geçim sıkıntısına rağmen 4 çocuğundan 2’sini okuttuğunu, 2’sini ise okutmaya devam ettiğini söyledi.
“Okumadığım için pişmanım”
Kış aylarında çalışmanın zorluğundan bahseden Kartalmış, “Ekmeğimi ayakkabı boyacılığı yaparak kazanıyorum. Bu iş sayesinde çocuklarımı okutuyorum. Tabi kış aylarında çalışmak çok zor. Bununda nedeni hava çok soğuk ama mecbur işimizi yapmak zorundayız. Günlük 600 ile 700 lira bir kazanç sağlıyoruz. Okumadığım için çok pişmanım. Okumanın kıymetini şimdi daha iyi anlıyorum. Bu yüzden çocuklarımı okutmaya çalışıyorum. Çocuklarıma okumanın öneminden bahsediyorum ve gençlere naçizane tavsiyem, eğitimlerini tamamlayarak kendilerini geliştirsinler ve bir meslek sahibi olsunlar” dedi.
“Boyacılık bizden sonra biter”
Yapmış olduğu mesleğin gençler tarafından tercih edilmediğini belirten Ahmet Kartalmış, “Gençler şimdi bir işe girip çalışmıyor bile, gelip burada boyacılık mı yapacak? Zaten gençlik bitmiş. Biz 17 yaşımızdan beri bu işi yaptığımız için devam ettiriyoruz ama bizden sonra boyacılık yapan olmaz. Bizde bir yerde mecburiyetten yapıyoruz. Geçimimizi sağlamamız gerekiyor” diye konuştu. – ELAZIĞ
Yerel HaberlerDemokrasi15 TemmuzEkonomiEğitimYerelYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yetkililerden çalışmalara ilişkin bilgi alan Vali Aygöl, yaptığı açıklamada, anaokulunun kentin eğitim kalitesini artırma yolunda önemli bir adım olduğunu belirtti.
Eğitim yatırımlarının sadece bugünü değil aynı zamanda geleceği de şekillendirdiğini vurgulayan Aygöl, “Çocuklarımızın çağın gereklerine uygun ortamlarda eğitim alabilmesi için elimizden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
İl genelinde eğitim altyapısını güçlendirmek ve modern kurumlar kazandırmak amacıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında inşa edilmeye başlanan anaokulunun kısa sürede hizmete açılması planlanıyor.
Bahçelievler MahallesiŞefik AygölPolitikaEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İLKOKUL, ORTAOKUL VE LİSELER İÇİN OKUL KIYAFETİ OKUL MÜDÜRLÜĞÜNCE BELİRLENECEK
Değişiklik ile birlikte; ilkokul, ortaokul ve liselerde öğrenciler için okul kıyafeti, okul-aile birliği yönetim kurulunun ve ikinci dönem başında yapılacak öğretmenler kurulunda öğretmenlerin de görüşü alınarak özel işaret, baskı ve desen gibi kısıtlayıcı ayrıntılara yer verilmeden okul müdürlüğünce belirlenecek. Belirlenen okul kıyafeti görseli ise okulun internet sitesinde yayınlanacak. Belirlenen okul kıyafeti 4 eğitim ve öğretim yılı geçmeden değiştirilemeyecek. Okul kıyafeti değiştirildiğinde ara sınıflardaki öğrenciler bir üst öğrenim kademesine geçene kadar mevcut okul kıyafetlerini giymeye devam edebilecek.
EKONOMİK OLACAK, ÖZEL GÜNLER İÇİN KIYAFET ALDIRILMAYACAK
Belirlenen okul kıyafeti 1739 sayılı kanunda yer alan genel ve özel amaçlar ile temel ilkeler doğrultusunda ekonomik, sade, kullanışlı, kolay temin edilebilir ve pedagojik esaslara uygun olacak. Özel gün, hafta ve kutlamalarda ders içi ve ders dışı faaliyetlerde kullanılmak üzere veliye mali yük getirecek özel kıyafet aldırılamayacak. Okul öncesi eğitim kurumları ve özel eğitim okullarındaki öğrenciler ise yaş grubu özelliklerine uygun, temiz ve düzenli bir kıyafet giyecek. Sağlık özrü bulunan ve bu durumu belgelendiren öğrenciler ise özürlerinin gerektirdiği şekilde kıyafet giyebilecek. Öğrenciler, öğrenim gördükleri programın özelliklerine göre atölye, işçilik, laboratuvar ve işyerlerinde okul yönetiminin onayı ile önlük, tulum veya yapılan işin özelliklerine uygun kıyafet giyecek. Okul kıyafeti temin edilmesine yönelik olarak okul-aile birliklerince kıyafet satışı ve serbest rekabet şartlarını ihlal eden yaklaşım ve yönlendirilmeler yapılamayacak.


Milli Eğitim BakanlığıAile İçi ŞiddetEğitimYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Beylikdüzü Haldun Taner İlkokulu’nda düzenlenen etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, programda yaptığı konuşmada, İstanbul’un farklı ilçelerinde kentin birikimi, kültürü ve akademik potansiyelini yazacak uzman eğiticiler ve üniversite hocalarıyla buluştuklarını söyledi.
İstanbul’un farklı yerlerinde bu etkinliklerin devam ettiğini belirten Yentür, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ndeki yeni pedagojik ve sınıf içi uygulamalar ağırlıklı, ölçme değerlendirme ve iletişime yönelik, öğretmen arkadaşlarımızın, sınıfta ve sahada daha güçlü olması ve ihtiyaç duydukları bütün alanlar için, öğrenme, erişim ve tecrübe paylaşımı etkinlikleri düzenliyoruz. Bu programının en büyük amacı, herhangi resmi zorunluluk yok. Tamamen gönüllü ve istekli.” diye konuştu.
Öğretmenlerin kendini geliştiren, yenileyen, değiştiren ve topluma öncü insanlar olduğuna dikkati çeken Yentür, “Öğretmen hem öğrenendir hem de öğretendir. O yüzden biz burada öğretmen arkadaşlarımıza çok nitelikli öğrenme ve paylaşma imkanları sunuyoruz ve hazırlıyoruz. Öğretmenlerimizin ilgi ve motivasyonu bizi de bu konuda şevklendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Yentür, 5-6 yıldır İstanbul’da olan öğretmen akademelerini son 2 yılda daha çok yaygınlaştırdıklarını belirterek şöyle devam etti:
“Öğretmenlerin rahat erişebilecekleri Anadolu Yakası’nda Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Kartal; Avrupa Yakası’nda da Fatih, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Beylikdüzü ilçelerinde haftasonları rahatlıkla erişebilecekleri okullarda bu tür faaliyetler ve atölyeleri düzenliyoruz. Bugün de Beylikdüzü’ndeki 130 öğretmen katılım belgesi alacak.”
Konuşmaların sonunda Yentür tarafından öğretmenlere katılım sertifikaları takdim edildi.
Beylikdüzü İlçe Milli Eğitim Müdürü Zekeriya Postacı da ay yıldızlı bayrağın olduğu tabloyu Yentür’e hediye etti.
Programın sonunda toplu hatıra fotoğrafı çekildi.
Türkiye YüzyılıYerel HaberlerKültür SanatEtkinliklerBeylikdüzüistanbulEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uşak Valisi Naci Aktaş başkanlığında hayırsever etkinliğinde Yaşar Erdem, Saim Erdem, Sultan Metin ve Filiz Şanlı tarafından yaptırılıp Diyanet İşleri Başkanlığına devredilecek olan Kur’an kursunun protokol imza töreni gerçekleştirildi. İmza töreninde Vali Aktaş ve hayırseverlerin yanı sıra Uşak İl Müftüsü Burhan Çakır’da katıldı.
Öte yandan Vali Aktaş, hayırseverlere teşekkür ederek Uşak’a için hayırlı olmasını diledi. – UŞAK
Diyanet İşleri BaşkanlığıBurhan ÇakırPolitikaEğitimYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, eğitim, İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanlığı tarafından gerçekleştirildi.
Eğitime Kayseri Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı Oğuzhan Postallı, Kayseri Mesleki Eğitim ve Kültür AŞ (KAYMEK) Aile Akademisi’nde görevli Psikolojik Danışman Muhammed Ali Akdağ, yetkililer ve belediye personeli katıldı.
Akdağ, burada yaptığı konuşmada, telefon, uyuşturucu, alkol, sigara ve kumar gibi bağımlılık türleri ile bunların tespiti, etkileri, sakıncaları ve kısmen önlem ve tedavilerine yönelik bilgi verdi.
Kayseri Büyükşehir BelediyesikayseriEğitimSağlıkGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ÇOCUKLAR YANLIŞ ANLAMIŞ”
Amasya Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi 3 kızın ailesi konuyla ilgili açıklama yaptı. Cumhuriyet’ten Mehmet Menekşe’ye konuşan mağdur öğrencilerden A.K’nın annesi Ayşe K. “Kızım bana otelde çalışan şefin kendisine dokunduğunu, rahatsız ettiğini söyledi. Bana ‘Çocuklar yanlış anlamış, gözünüz arkada kalmasın, böyle bir sıkıntı yok’ dendi. Kızım şu an psikolojik destek alıyor” dedi.
“KIZLAR İFFETSİZLİK YAPIYOR”
Tacize uğrayan E.A’nın babası A.A. ise şu ifadeleri kullandı; “Lütfullah Aksu ismindeki hoca çocuğu tehdit etmiş ‘Sesini çıkarma, senin boğazını sıkarım’ diye. Benim çocuğum sekiz kez kriz geçirdi, şu anda psikolojik tedavi görüyor, ilaç kullanıyor. Ben bir buçuk ay önce okula gidip Müdür İbrahim Şimşek ile görüştüm ‘Önemli bir durum yok, bunlar çocuk’ dedi. Stajdan sorumlu Ahmet Ünlü de bir şey yok diye olayı kapatmaya çalışıyor. Müdür, çocukların erkek arkadaşı var, iffetsizlik yapıyor diye çocukları karalamaya çalışmış. Benim kızım böyle bir şey olmadığını söylüyor.”
Kız öğrencilerden A.A’nın üç yıl önce de okulun uygulama otelinde taciz edildiği, o dönemin okul müdür yardımcısı Lütfullah Aksu ve müdür Yusuf M’nin olayı örtbas ettiği öne sürüldü.
“SANA KİMSE İNANMAZ, BOŞUNA REKLAM YAPMA”
Müdür Yusuf M., geçtiğimiz yıl 11. sınıfta okuyan bir öğrencinin taciz şikâyeti üzerine görevden alınmış, başka bir okula öğretmen olarak atanmış. Daha sonra da emekli olmuştu. Yusuf M’nin taciz davası devam ediyor. Olaylara tepki gösteren baba A.A., “Üç yıl önce de okulun uygulama otelinde kızıma yönelik bir taciz olayı olduğunu duyunca okula gittim. O zaman da Müdür yardımcısı Lütfullah Aksu kızıma ‘Bundan bir şey tutturamazsın, sana kimse inanmaz, boşuna kendini reklam yapma, adın kötüye çıkar’ diye tehditkâr konuşmuş” şeklinde konuştu.
Cumhuriyet SavcılığıAntalya3-sayfaGüncelEğitimTurizmHukukÇocukYaşamBaba
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VİDEO İZLEYEREK HELİKOPTER KULLANMAYI ÖĞRENİYORLAR
Silahlı muhaliflerin sık sık ele geçirdiklerinden birisi de helikopterler oluyor. Daha önce helikopter kullanmayan muhalifler, Youtube’da video izliyor. Muhaliflerin Youtube’dan video izleyerek helikopter kullanmayı öğrendiği anlar dikkat çekti.

Savaş ve ÇatışmaHelikopterTeknolojiYouTubeEğitimSuriyeDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Yapıcı, Zeytinburnu İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Çetinkaya, ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, din görevlileri, akademisyenler, öğretmenler ile sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan çalıştayın açılışında konuşan İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Yapıcı, saha araştırmalarında karşılaştıkları sorunlardan birinin, imam hatip okullarında ya da seçmeli din derslerinde Kur’an-ı Kerim öğretimi olduğunu, bunun çözülmemesinin öğrencileri imam hatip okullarını tercih etme noktasında olumsuz etkilediğini söyledi.
Öğrencilerin, Kur’an-ı Kerim dersi nedeniyle imam hatip okullarından nakil aldırdığını aktaran Yapıcı, “Kur’an-ı Kerim öğretimi konusu öğrencilerin nazarında bir problem gibi gözüküyor. Bunları görmezden gelemeyiz, suçu da hiç kimseye atamayız. Bazı okullarda meslektaşlarımız öyle bir yöntem geliştirmişler ki Kur’an-ı Kerim dersi problem değil. İyi örnekler var sahada. O yüzden Kur’an-ı Kerim öğretimi konusunu sahada bunu uygulayan öğretmenlerimizle sorunla bizzat karşılaşan hocalarımızla bu işin paydaşı olan Diyanet İşleri Başkanlığı mensubu hocalarımızla ilahiyat fakültelerimizdeki hocalarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızın bu alandaki yetkin gönüllüleriyle bu meseleyi masaya yatırmak, ‘Sorun nedir? Bu sorunu nasıl çözebiliriz? Bu konuda farklı öneriler nelerdir?’ sorularını konuşalım istedik.” ifadelerini kullandı.
Çalıştayda, Kur’an-ı Kerim dersinin daha etkili ve verimli hale gelmesi için 7 başlığın tartışılacağını ve çözüm üretileceğini belirten Yapıcı, konunun “Kur’an-ı Kerim’i nasıl sevdirelim?”, “Kur’an-ı Kerim öğretiminde yöntem ve teknikler”, “Kur’an-ı Kerim dersinde ölçme, değerlendirme ve eğitim teknolojilerinin kullanımı”, “Kur’an-ı Kerim öğretmenlerinin eğitimi ve gelişimi”, “Kur’an-ı Kerim eğitiminde hafızlık”, “Çocukluk döneminde Kur’an-ı Kerim öğretimi” ve “Seçmeli derslerde Kur’an-ı Kerim öğretimi” başlıklarında ele alınacağını aktardı.
Yapıcı, Türkiye ve İstanbul genelindeki seçmeli ders oranlarına bakıldığında en düşük oranın Kur’an-ı Kerim dersi olduğunu vurguladı.
“Gençlerden ne kadarına Allah’ın kelamını ulaştırabiliyoruz?”
ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, bugünün gençlerine dini nasıl anlatacakları ve onlara ilahi kelamı nasıl ulaştıracakları konusuna önem verdiklerini anlattı.
Türkiye’de 4-6 yaştan üniversite son sınıfa kadar 28 milyon genç olduğuna işaret eden Ceylan, “Biz bu gençlerden ne kadarına Allah’ın kelamını ulaştırabiliyoruz? Ulaştıramadıklarımızı ne kadar dertleniyoruz? Ulaştırdıklarımızın niteliğini, kalitesini ne kadar artırabiliriz? Bu soruların cevaplarını arayacağız. İmam hatip okullarımızı baz aldığımızda 1,5 milyona yakın gencimiz var. Onları yeniden Kur’an’la buluşturmak, sadece yüzüyle değil, ruhuyla buluşturmak, o ruhu kimliklerine işlemek için bir mücadelemiz, çabamız var.” diye konuştu.
Çalıştayın sonucunda, Türkiye’de okullarda okutulan Kur’an-ı Kerim dersinin daha etkili ve verimli bir hale gelmesi amacıyla eylem planı çıkarılacak.
Kültür SanatSivil ToplumistanbulEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AKILLARA İBRAHİM TATLISES GELDİ
Söz konusu anaokulu fiyatlarının Oxford’u bile sollaması ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses’in yıllar önce yaptığı “Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık?” çıkışını da akıllara getirdi.

İbrahim TatlısesİstanbulEkonomi3-sayfaAnkaraEğitimGenelİzmir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Depetris, Yanık ve Travma Derneğince Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) işbirliğiyle düzenlenen “1. Ulusal Yanık Kongresi”, “1. Avrasya Yanık Kongresi” ve “1. Ulusal Yanık Hemşireliği Kongresi” için geldiği Antalya’da, AA muhabirine, toplantıya katılmanın kendisi için mutluluk ve ayrıcalık olduğunu söyledi.
Kongreye ABD’den Avrupa’ya, Orta Doğu’dan Balkanlar’a kadar birçok ülkeden katılım olmasının önemine işaret eden Depetris, programa Avrupa Yanık Derneğini temsil etmek için katıldığını, “Uluslararası yanık yaralanmaları” üzerine sunum yaptığını belirtti.
Türkiye’ye ilk kez geldiğini anlatan Depetris, “Türk bilim insanlarının başarısını gördüm. Son yıllarda Türk meslektaşlarımla temaslarımız oldu. ‘Türkiye gerçekten bir referans noktası’ diye düşünüyorum. Bu kongre de bunların göstergelerinden bir tanesi. Türkiye, yanık tedavileri konusunda bu coğrafyada hem bilimsel verileri hem kaynaklarıyla hem de kültürel anlamda bir referans noktası. Bu coğrafyadaki diğer ülkeler gerçekten Türkiye’yi takip ediyor.” diye konuştu.
“Türkiye bu anlamda çok doğru yolda ilerliyor”
Depetris, dünya genelinde yanık bakımları ve tedavileriyle ilgili iyileştirilmesi gereken durumlar olduğunu vurgulayarak bunun sadece Türkiye’ye değil tüm dünyaya özgü olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin yanık tedavileri alanında oldukça başarılı olduğuna dikkati çeken Depetris, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye bu anlamda çok doğru yolda ilerliyor. Tedavi süreçlerinden güncel gelişmelere, tecrübe paylaşımına, teknolojik altyapısına kadar yanıkla ilgili tüm konuların konuşulduğu bu kongre, yanık tedavilerine katkı için önemli. Bu kongrenin çok etkili ve başarılı sonuçlar vereceğini düşünüyorum. Sadece Türkiye’den katılımcılar için değil, aynı zamanda dünyanın farklı yerlerinden, başka ülkelerden gelen katılımcılar için de önem arz ediyor.”
Avrupa ülkelerindeki yanıkla ilgili tedavi süreçlerini ve tecrübelerini paylaşan Depetris, yanık tedavilerinde ülkelerarası işbirliği ve tecrübe paylaşımının herkese faydalı olduğunu sözlerine ekledi.
TürkiyeantalyaEğitimSağlık
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünce desteklenen “Engellerin Ötesinde Müzik” başlıklı proje kapsamında kentteki bir otelde dün başlayan kampa, 15 ila 37 yaşlarındaki 15 otizmli birey katılıyor.
Eğitmenlerin destekleriyle hazırlandıkları koroda hünerlerini sergileyen katılımcılar, solo performanslarıyla dinleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.
Kampı ziyaret eden Çanakkale Valisi Ömer Toraman, gazetecilere, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla farkındalık oluşturmak için hafta boyunca sosyal etkinlikler gerçekleştirildiğini söyledi.
ÇOMÜ Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Türkmen ve öğretim üyelerine, emeği geçen herkese teşekkür eden Toraman, şöyle konuştu:
“Annelerine, babalarına, yakınlarına onlara destek verdikleri, bu tür etkinliklere dahil ettikleri için teşekkür ederim. Bu etkinlikler çok kıymetli. Otizmli kardeşlerimiz çok üst seviyede parçaları çalabiliyor, icra edebiliyorlar. Önemli olan bu yeteneklerin açığa çıkarılması. Bu proje vesilesiyle bunun gerçekleşmiş olduğunu görmekten de memnuniyet duyuyoruz. Özellikle de otizmli gençlerimizi tebrik etmek istiyorum.”
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Arda Aydın da ÇOMÜ olarak sadece bu haftaya özel değil sürekli bu tür etkinlikler yaptıklarını, halkın tüm kesimlerine, ihtiyaçlarına odaklanan, onlarla üreten ve emek veren bir üniversite oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti.
Ziyarette, Dekan Prof. Dr. Uğur Türkmen, proje yürütücüleri, akademisyenler, eğitmenler ve otizmli bireylerin aileleri hazır bulundu.
“Otizm ve Müzik Kış Kampı” yarın sona erecek.
Dünya Engelliler GünüÇanakkale ValiliğiAralıkEğitimSağlıkGüncelMüzikOtizm
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencileri, dezavantajlı çocuklara yönelik çalışma yaptı.
Yaklaşık 25 gönüllü öğrenci bir araya gelerek “Doya Doya Oyun Projesi”ni hazırladı.
Bu kapsamda gönüllü öğrenciler, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren İl Çocuk Hakları Komitesiyle iletişime geçti.
Yaklaşık bir yıldır Kırklareli Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Çocuk Koordinasyon Merkezi’ne giden öğrenciler, buradaki çocuklarla halat çekme, çuval, yumurta taşıma, duvar boyama gibi geleneksel oyunlar oynuyor.
Gönüllü öğrenciler zaman zaman dezavantajlı çocuklarla sohbet edip isteklerini dinliyor.
“Çocuklarla oyunlar oynadıkça biz de mutlu oluyoruz”?
Kırklareli Üniversitesi öğrencisi Sümeyra Ekşioğlu AA muhabirine, dezavantajlı çocuklarla haftanın belirli günlerinde bir araya geldiklerini söyledi.
Çocuklarla çok kaliteli zaman geçirdiklerini ifade eden Ekşioğlu, etkinlikler kapsamında duvar boyama, akrilik resim, halat çekme, çuval yarışmaları gibi etkinlikler düzenlediklerini kaydetti.
Projede 10 gönüllü öğrencinin yer aldığını dile getiren Ekşioğlu, çocukları mutlu görmenin kendilerini sevindirdiğini dile getirdi.
Ekşioğlu, her çocuğun mutlu olması gerektiğini vurgulayarak, “Çocukları çok seviyoruz, onlarla oyun oynamaktan keyif alıyoruz. Her hafta gelip çocukları mutlu etmeye çalışıyoruz. Çocuklarla oyunlar oynadıkça biz de mutlu oluyoruz.” dedi.
Projenin 1 yıldır sürdüğünü anlatan Ekşioğlu, haftanın bir günü 3 saat oyun oynadıklarını kaydetti.
Projenin sürdürülebilirliğini önemsediklerini ifade eden Ekşioğlu, “Buraya her hafta koşa koşa geliyoruz ama üzülerek dönüyoruz. Çünkü burada çocuklarla beraber oyun oynayıp, onların dertlerini, nasıl oyun oynamak istediklerini görüyoruz ve biz hiç gitmek istemiyoruz. İlk geldiğimizde kenarda çekingen duran çocukların şimdi bizi kapıda beklediklerini gördük. Burada çocukların rol modeli olduk, abileri ablaları olduk.” diye konuştu.
“Ben buraya geldiğimde kendimi çok mutlu hissediyorum”
Üniversite öğrencisi Merve Doğan ise proje kapsamında çocukların özgüvenleri ile motivasyonlarının artmasını istediklerini söyledi.
Çocukların bu ülkenin geleceği olduklarını vurgulayan Doğan, “Çocukların yüzünde birazcık da olsa gülümsemeyi görmek bizi mutlu ediyor.” dedi.
Çocukların hayatlarında güzel bir iz bırakmak istediklerini anlatan Doğan, şöyle devam etti:
“Çocuklarla olmak bizi mutlu ediyor. Kitap okuyoruz çocuklara, tuval resim yapıyoruz, halat çekme, çuval yarışı gibi. Ben buraya geldiğimde kendimi çok mutlu hissediyorum. Bazen gelemediğimde kendimi boşlukta hissediyorum. Onların mutluluğunu görmek beni mutlu ediyor.”
GüncelEğitimYaşamÇocuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Temaslarda bulunmak amacıyla Bingöl’e gelen Bakan Işıkhan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile Valilik ziyaretinde Vali Ahmet Hamdi Usta ve il protokolü tarafından karşılandı.
Işıkhan, Şeref Defteri’ni imzaladıktan sonra Vali Usta ile görüştü.
Bakan Işıkhan’a, AK Parti Bingöl milletvekilleri Feyzi Berdibek ve Zeki Korkutata, Belediye Başkanı Erdal Arıkan, AK Parti İl Başkanı Yılmaz Seven de eşlik etti.
Bingöl ValiliğiYerel HaberlerVedat IşıkhanHamdi UstaPolitikaEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Starmer, gerek ABD gerek Avrupa ile olan bağlarını güçlendireceklerini belirten Starmer bir taraf seçmek zorunda olmaklarını ifade etti.
Starmer yaptığı açıklamada, Ukrayna konusuna vurgu yaparak Batı’nın asıl yönelmesi gereken konunun Ukrayna-Rusya savaşı olduğunu dile getirerek Batı’da bölünme yaratacak tartışmalardan kaçındı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esed rejimi güçleriyle 7 gündür çatışan Heyet Tahrir Şam’ın başını çektiği rejim karşıtı gruplar, Hama ili istikametinde ilerliyor.
Gruplar, Hama’nın kuzeyindeki Zor El Mahruka, Zor El Heysa, Zor Ebu Zeyid, Zor El Meselih, Zor Ec-Cedid, Hattap, El-Rehcen, Kuzey Serha, Güney Serha, Mericib El-Cemelen, Şıheytir, El-Hasnevi, El-Şekusiye, Ebu Leffe, Musteriha, Beyyud, Servet ve Maarşahrura yerleşim yerleri ile Nasiriye Tepesi’nin kontrolünü ele geçirdi.
Birinci hat olan Maptane-Halfaya-Taybet İmam’ı kırarak, rejim kontrolündeki Hama kent merkezine 3 koldan ilerleyen rejim karşıtı gruplar, Kamhane-Muharde-Maar Suhur hattında rejim güçleriyle çatışıyor.
REKLAM
Çatışma hattı, Hama kent merkezinin dış mahallelerine 6 kilometre uzaklıkta yer alıyor.
Sahadaki kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Esed rejimi, Hama’daki bankaları ve döviz bürolarını boşaltıyor.
– Suriye’deki gelişmeler
Suriye’nin kuzeyindeki Halep ilinin batı kırsalında, 27 Kasım’da, Esed rejimi güçleriyle rejim karşıtı silahlı gruplar arasında çatışma başlamıştı.
28 Kasım’da Halep’in batı kırsalından merkeze doğru hızla ilerleyen rejim karşıtı silahlı gruplar, 30 Kasım’da merkezin büyük bölümünü ele geçirmişti.
30 Kasım’da Han Şeyhun ilçesini alarak tüm İdlib genelinde hakimiyet sağlayan silahlı gruplar, Hama ilinde de çatışarak ilerleyişini sürdürüyor.
Suriye Milli Ordusunun Halep kırsalında 1 Aralık’ta terör örgütü PKK/YPG’ye karşı başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu’nda ise Tel Rıfat ilçe merkezi terörden kurtarıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk TV Güvenlik Politikaları Koordinatörü Çetiner Çetin’in aktardığı bilgilere göre, Suriye Milli Ordusu güçlerinin öncülüğünde Münbiç’e yönelik harekâtın yarın sabah başlaması söz konusu.
Habertürk TV canlı yayınında konuşan Çetiner Çetin, “Harekât aslında bugün başlayacaktı ancak Suriye Milli Ordusu’nun eksik kalacağı endişesiyle harekât ertelendi. İdlib’ten diğer muhalif güçlerinde de katılımıyla harekâtın yarın sabah başlaması planlanıyor. İdlib’den Münbiç’e muhalif gruplar gelmeye başladı.” dedi.
REKLAM
Halep İline bağlı olan Münbiç’in savaş öncesi nüfusu 100 bin olarak tespit edilirken hâlihazırda ne kadar insan yaşadığına dâir net bir bilgi bulunmuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanlığı’nın ‘X’ hesabından yapılan açıklamada “Bakanımız Hakan Fidan, Brüksel’de düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında Kuzey Atlantik Konseyi Dışişleri Bakanları Çalışma Oturumu’na katıldı.” denildi.
HAKAN FİDAN, MEVKİDAŞLARI İLE GÖRÜŞTÜ.
Hakan Fidan NATO Dışişleri Bakanları Zirvesi için bulunduğu Brüksel’de Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ve Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly ile görüşmelerde bulundu.
Hakan Fidan ayrıca İspanya Dışişleri, Avrupa Birliği ve İşbirliği Bakanı José Manuel Albares ile de bir araya geldi.
Hakan Fidan, mevkidaşlarıyla bölgede ve dünyada yaşanan çatışmaları ele aldı. Suriye, Ukrayna ve Gazze görüşmelerin ana konusu oldu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Sybiha, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında düzenlenen NATO-Ukrayna Konseyi formatındaki oturum öncesi açıklamalarda bulundu.
Rutte, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın da katılacağını belirttiği toplantıda Ukrayna’ya askeri desteğin artırılması ihtiyacı, ülkedeki enerji altyapısının korunması ve hava savunması yardımları gibi başlıkların ele alınacağını belirtti.
NATO’nun Ukrayna’ya desteğini yineleyen Rutte, “Müttefiklerin sizinle birlikte olduğu konusunda sizi temin etmek istiyorum.” dedi.
REKLAM
Rutte, savaşın sürdüğü Ukrayna’da soğuk kış günlerinin de yaşandığına işaret ederek, enerji şebekesi ve altyapısının korunmasına destek olunması gerektiğini vurguladı. Rutte, “Ukrayna’da Rusya’nın kışı silah haline getirmesine izin veremeyiz.” diye konuştu.
Ukrayna’nın başta hava savunma sistemleri olmak üzere askeri yardımların artırılması ihtiyacına da değinen Rutte, “Bir gün Ruslarla bir tür görüşmeye karar verdiğinizde bunu güçlü bir pozisyonda yapabileceğinizden emin olmak için çok daha fazlasının yapılması gerekiyor. Bu akşam bunu konuşacağız.” ifadelerini kullandı.
“Kesinliğe, güçlü kararlara ihtiyacımız var”
Sybiha ise ülkesinin geleceği için “kesinliğe” ihtiyaçları olduğunu dile getirerek, “Şimdi jeopolitik kesinlik zamanıdır ve bizim bu kesinliğe ihtiyacımız var. Bizi güçlendirecek, kapasitelerimizi güçlendirecek güçlü kararlara ihtiyacımız var.” dedi.
Rusya’nın ülkedeki enerji kaynaklarını “silah haline getirdiği” yorumunu yapan Sybiha, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ukrayna halkı, Ukraynalı siviller, muhtemelen en yoğun füze saldırısına maruz kalıyor. Bizi nükleer enerjiden koparmaya çalışıyorlar. Nükleer enerji tesislerine saldırmaya başladılar. Bu da Rus saldırganlığının yeni bir gerçeği. Bu nedenle (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’i aramak ya da Moskova’yı ziyaret etmek yerine güçlü, güçlü tarihi kararlara ihtiyacımız var.”
Sybiha, ülkesinin stratejik enerji tesislerini ve altyapılarının korunması için “acilen ilave 19 hava savunma sistemine ihtiyaçları olduğunu” aktararak, “Bu 19 hava savunma sistemini temin ettikten sonra kışı geçireceğimizden eminiz. İhtiyaçlarımızın somut listesini zaten gönderdik, bugün ve önümüzdeki günlerde yapacağımız görüşmelerin somut sonuçlarından birinin de en yakın ortaklarımızın bu hava savunma sistemlerini acilen tedarik etme kararı olacağını umuyoruz.” ifadelerini kullandı.
NATO’nun Brüksel’deki karargahında bugün başlayan Dışişleri Bakanları Toplantısı, yarın da devam edecek.
Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rutte, Ukrayna’ya üyelik daveti ile ilgili herhangi bir gelişme olmadığını söylerken şu an için önemli olan meselenin Ukrayna’ya silah yardımı olduğunu belirtti. Rutte “Toplandığımız bu zirvede şu an için âcil olan konuları ele almalıyız. Şu an için âcil olan konu ise Ukrayna’ya silah yardımıdır.” dedi.
Rutte, Ukrayna’nın üyeliğinin bir süreç gerektirdiğini belirtirken “Ukrayna’nın üyeliği için bir köprü kurduk ancak bu yavaş yavaş gerçekleşecektir.” dedi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise 1 Aralık’ta yaptığı açıklamada, NATO’ya üyelik konusunda dolaylı bir daveti kabul etmeyeceklerini belirterek sürecin netleşmesi konusundaki kararlılığını vurguladı. Ukrayna Savaşın başından beri NATO’ya üyelik konusunda taleplerini iletse de henüz net bir karşılık bulamadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yonhap’ın haberine göre, sıkıyönetimin kaldırılmasını talep etmek üzere Ulusal Meclis’te acil oturum düzenlendi. Meclisin 300 üyesinden 190’ının katılabildiği kurulda sunulan önerge, oybirliğiyle kabul edildi.
Güney Kore Ulusal Meclis Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamada, ülkede ilan edilen sıkıyönetimin yapılan oylamanın ardından “hükümsüz” hale geldiği belirtildi.
Anayasa uyarınca sıkıyönetimin parlamento çoğunluğunun talebiyle kaldırılması gerekiyor.
Güney Kore Ulusal Meclisi Başkanı Woo Won-Shik, yaptığı açıklamada, “Meclisin ana binasına giren tüm askerler tamamen ayrıldı.” ifadesini kullandı.
CUMHURBAŞKANI SIKIYÖNETİM İLAN ETTİĞİNİ DUYURMUŞTU
Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol YTN televizyonunda canlı olarak yayınlanan konuşmasında sıkıyönetim ilan ettiğini duyurdu.
Cumhurbaşkanı Yoon, ülke muhalefetinin ‘yıkıcı’ çabaları nedeniyle hükümetin felç olduğunu öne sürerken, sıkıyönetim kararıyla ülkenin demokrasisinin ve özgür bir Kore’nin yeniden inşa edileceğini söyledi.
Muhalefet partilerinin ülkeyi krize sokmak için parlamentoyu rehin aldıklarını öne süren Yoon, özgür ve anayasal düzeni korumak için böyle bir tedbire başvurmaktan başka çaresi olmadığını belirtti.
Yoon, “Özgür Kore Cumhuriyeti’ni Kuzey Kore komünist güçlerinin tehdidinden korumak, halkımızın özgürlüğünü ve mutluluğunu yağmalayan aşağılık Kuzey Kore yanlısı devlet karşıtı güçleri ortadan kaldırmak ve özgür anayasal düzeni korumak için sıkıyönetim ilan ediyorum” dedi.
REKLAM
Güney Kore ordusu, parlamento ve parti faaliyetlerinin yasaklandığını duyururken, tüm medya ve yayıncılık faaliyetlerinin kontrol altına alınacağını bildirdi.
Stajyerler dahil tüm sağlık personelinin 48 saat içinde işe dönmeleri emredildi. Ordunun kurallarına uymayanların ‘bir tutuklama emri olmaksızın’ tutuklanacağı duyuruldu.
“ORDU MİLLETVEKİLLERİNİ TUTUKLAYABİLİR”
Anamuhalefet partisi olan Demokrat Parti, kararın ardından milletvekillerini ‘acil’ koduyla parlamentoya çağırdı. Parti lideri Lee Jae-Myung, kararın anayasaya aykırı olduğunu söyledi. Sıkıyönetim kararını parlamentoda durdurmaya çalışacaklarını söyleyen Lee Jae-Myung, “Ancak ordu parlamento üyelerini tutuklayabilir” açıklamasını yaptı.
Parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran Lee Jae-Myung, internet üzerinden yaptığı canlı yayında “Tanklar, zırhlı personel taşıyıcılar, silahlı ve bıçaklı askerler ülkeyi yönetecek. Kore Cumhuriyeti ekonomisi geri dönüşü olmayacak şekilde çökecek. Yurttaşlarım, lütfen parlamentoya gelin” dedi.
Ülkenin iktidar partisi olan Halkın Gücü Partisi lideri Han Dong-Hoon da sıkıyönetim ilanının yanlış olduğunu belirtirken, kararı engelleme sözü verdi.
Parlamento Başkanı’nın ise oturumu toplamak için parlamentoya gittiği bilgisi paylaşıldı. Ancak polis araçlarının parlamentoyu çembere aldığı belirtildi.
Ülke para birimi Won, sıkıyönetim kararının duyurulmasıyla yüzde 1 değer kaybederek dolar karşısında son iki yılın dip seviyesine geriledi.
Kore Borsasının yarın açılıp açılmayacağına da henüz karar verilmedi.
ABD, KONUYU TAKİP ETTİKLERİNİ BİLDİRDİ
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden Yönetiminin, Güney Kore yönetimi ile temas hâlinde olduğu ve durumu yakından takip ettikleri ifade edildi. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise olayları endişe ile takip ettiklerini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Yetkilisi Kurt Campbell yaptığı açıklamada “Güney Kore ile olan ittifakımız çelik gibidir, sarsılmaz. Ancak yaşananları endişe ile takip ediyoruz ve krizin anayasaya uygun olarak çözülmesini bekliyoruz.” dedi.
ORDU MECLİSE GİRMEYE ÇALIŞIRKEN PROTESTOLAR BAŞLADI
Sıkıyönetim kararını protesto etmek amacıyla Güney Kore Ulusal Meclisi’nin önünde toplanan protestocular, güvenlik güçleriyle arbede yaşıyor. Bu sırada Güney Kore Ordusuna bağlı birlikler de meclis binasına girmeye çalışıyor.

Yetkililerince yapılan açıklamaya göre sıkıyönetim, rejim karşıtı güçler hariç Güney Kore vatandaşlarının gündelik hayatında herhangi bir rahatsızlık yaratmayacak.

Güney Kore Ulusal Meclisi ise yapılan oylamada sıkıyönetim kararını engelleme yönünde karar aldı.
“EKONOMİYİ RAHATLATMAK İÇİN GEREKEN ÖNLEMLERİ ALACAĞIZ”
Güney Kore Maliye Bakanı Choi San-Mok, sıkıyönetim ilânı sonrası yaptığı açıklamada “Ekonomiyi rahatlatmak için bütün yöntemleri seferber edeceğiz. Buna piyasaya nakit akışı sağlamak da dâhil.” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, Türkiye-Rusya ilişkileri ile Suriye’deki son gelişmeler, küresel ve bölgesel konular ele alındı.
Görüşmede, Türkiye’nin bir yandan Suriye’nin toprak bütünlüğünü desteklemeye devam ederken, öte yandan Suriye’de adil ve kalıcı çözüm için çabaladığını belirten Erdoğan, bütün bunlarla birlikte bölgede diplomasiye daha fazla alan açılmasının önemli olduğunu, bu süreçte Suriye rejiminin siyasi çözüm sürecine angaje olması gerektiğini kaydetti.
Suriye’de yaşanan son gelişmeler bağlamında en önemli hususun sivillerin zarar görmemesi olduğunun altını çizen Erdoğan, Suriye’nin daha büyük istikrarsızlıklara kaynaklık etmemesi gerektiğini, Türkiye’nin Suriye’de sükunetin sağlanması için elinden gelen tüm gayreti gösterdiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki son gelişmelerden istifade etmeye çalışan terör örgütü PKK ve uzantılarıyla mücadele konusunda Türkiye’nin kararlı tutumunu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mark Rutte, olası barış görüşmeleri ile ilgili 47. ABD Başkanı Donald Trump’ı uyardı. Rutte; Kuzey Kore, Rusya, Çin ve İran arasında gelişen ekonomik ve askerî iş birliğini vurgulayarak Trump’ın barış antlaşması konusunda vereceği tavizlerin korkunç sonuçlara neden olabileceğini belirtti. Rutte, Trump’a Ukrayna’ya desteklemeye devam edilmesi konusunda tavsiyelerde bulundu.
AVRASYA ÜLKELERİ ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİ ARTIYORREKLAM
Rutte, Rusya ile Kuzey Kore arasındaki teknoloji transferlerine ve Rusya ile İran arasındaki ekonomik iş birliğinin önemle altını çizdi. Avrasya ülkelerinin bu derecede birbirlerine destek oldukları bir dönemde NATO’nun tereddütlere düşmesinin vahim sonuçları olacağını dile getirdi.
Rutte, Trump’a seslenerek “Kuzey Kore’ye gönderilen füzelere bir bakın, bunlar sadece Avrupa için değil ABD ana karası için de büyük tehdit oluşturacaktır.” diyerek Donald Trump’ı uyardı.
Rutte son olarak daha evvel Hollanda Başbakanlığı görevini yürütürken Trump ile iyi ilişkileri olduğunu ve bu ilişkilerin sürmesini beklediğini bildirdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güney Kore’de siyasi kriz Haberi Görüntüle
Öncelikle Güney Kore’de “Başkanlık Sistemi” uygulanıyor, Cumhurbaşkanı’nın 5 yılda bir halk tarafından seçildiği bir şekilde yönetiliyor. Nisan ayında gerçekleşen seçimlerde, 300 koltuklu parlamentoda çoğunluk muhalefete geçti.

Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol’un partisi Halkın Gücü Partisi 108 koltuğa sahip. Muhalefetin ise toplamda 192 koltuğu bulunuyor, bunun çoğunluğu da 171 ile ana muhalefet partisi Kore Demokratik Partisi‘nde.
SIKIYÖNETİM SÜRECİNE NASIL GELİNDİ?
Bir süredir siyasi baskı karşısında olan Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol, ülkede 50 yıldan uzun bir süre sonra ilk kez sıkıyönetim ilan etti. Peki bu akşam Güney Kore’de yerel saatle 23:00 sularında ilan edilen sıkıyönetim sürecine nasıl gelindi?
REKLAM
Ulusal televizyon kanalında gece yarısı duyuru yapan Güney Kore Cumhurbaşkanı, Kuzey Kore’yi tehdit olarak gösterdi ve “Kuzey Kore yanlısı, devlet karşıtı güçleri ortadan kaldırmak ve özgür anayasal düzeni korumak için sıkıyönetim ilan ediyorum” ifadelerini kullandı.
Dünyanın şaşkına döndüğü bu açıklama, Güney Kore ve dünya basınında Yoon’un aslında kendi üstündeki siyasi baskıdan kurtulmak istediği şeklinde yorumlandı.
Bu yılın başında parlamentoda çoğunluğunu kaybetmiş olan Yoon, muhalefet tarafından hükümetin iktidarını zayıflatmaya amaçlayan bir dizi muhalefet tasarısı ve önergesiyle mücadele ediyordu.
NİSAN AYINDAN BERİ ‘TOPAL ÖRDEK’
Yoon, muhalefetin ezici bir çoğunlukla kazandığı Nisan ayındaki Güney Kore genel seçimlerinden bu yana ‘topal ördek’ bir başkandı. O zamandan beri hükümeti istediği yasa tasarılarını geçiremedi ve bunun yerine muhalefetin geçirdiği yasa tasarılarını veto etmekle yetindi.
Yoon ve First Lady’e yönelik de bazı yolsuzluk iddiaları da medyada yer almıştı. Yoon, geçtiğimiz ay, First Lady’nin görevlerini denetleyecek bir ofis kurduğunu söyleyerek ulusal televizyonda özür dilemek zorunda kalmıştı. Ancak muhalefet partilerinin talep ettiği daha geniş ve bağımsız bir soruşturmayı reddetti.
REKLAM
Bu hafta başında ise muhalefet, hükümetin bütçe kesinti yapmasını önerdi. (Bütçe tasarısı veto edilemez). Aynı zamanda, muhalefet, First Lady’i soruşturmadıkları için hükümetin denetim kurumunun başkanı da dahil olmak üzere kabine üyelerini görevden almak için harekete geçti.
Yoon’un bu beklenmedik sıkıyönetim ilanı da üzerinde artan baskıdan kaçmanın bir yolu olarak yorumlandı.
SAATLER SONRA SIKIYÖNETİM HÜKÜMSÜZ HALE GELDİ
Güney Kore’de sıkıyönetim en son 1979’da, başkanın darbe sırasında suikasta uğraması üzerine ilan edilmişti. Ülkede 1987’de parlamenter demokrasiye kavuştuğundan beri hiç sıkıyönetim uygulanmadı.
Yoon’un kararının ardından saatler sonra parlamento sıkıyönetimin kaldırılmasını oylayarak kabul etti. Sıkıyönetimin kaldırılmasını talep etmek üzere Ulusal Meclis’te acil oturum düzenlendi. Meclisin 300 üyesinden 190’ının katılabildiği kurulda sunulan önerge, oybirliğiyle kabul edildi.
Güney Kore Ulusal Meclis Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamada, ülkede ilan edilen sıkıyönetimin yapılan oylamanın ardından “hükümsüz” hale geldiği belirtildi.
EĞİTİM VE ULAŞIM NORMAL İŞLEYİŞİNDE SÜRECEK
Güney Kore’de, Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un sıkıyönetim ilanı, Parlamento’nun da bu kararı oylayıp kaldırılmasını kabulünün ardından ülkede eğitim ve ulaşımın olağan akışında faaliyet göstermeye devam edeceği belirtildi.
Yonhap’ın haberine göre, sıkıyönetim kararının kaldırılması için Ulusal Meclis’te yapılan oylama sonrası, Devlet Başkan Yoon’un oylamaya ilişkin tepkisi bekleniyor. Güney Kore yasalarına göre, Devlet Başkanı oylamaya uymakla yükümlü.
Diğer yandan Güney Kore Eğitim Bakanlığı, ülkedeki basın mensuplarına eğitimin normal akışında süreceğine ilişkin açıklama gönderdi.
Açıklamada, okul ve eğitim kurumlarının kapanmayacağı, olağan akışında faaliyetine devam edeceği belirtildi.
Aynı şekilde, Güney Kore Arazi, Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı’ndaki acil toplantının ardından duruma ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, insanların günlük yaşamında aksaklıkları önlemek için kara yolları, demir yolları, hava taşımacılığı ve inşaat alanlarının normal şekilde çalışmasının sağlanacağı belirtildi.
Güney Kore Merkez Bankasından yapılan açıklamada da sıkıyönetim ilanının piyasa üzerindeki etkisini ölçmek ve gerekli müdahaleleri görüşmek üzere acil toplantı yapılacağı bilgisi yer aldı.
*Haberin görselleri Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Prens ve Prensesi, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Ankara Vali Yardımcısı Murat Soylu, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Faruk Köylüoğlu, Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürü Ahmet Cemil Miroğlu ve Japonya Büyükelçilik yetkilileri karşıladı. Veliaht Prens Fumihito ve Veliaht Prenses Kiko 3-8 Aralık tarihlerinde Türkiye’de bir dizi resmi ziyarette bulunacak. Veliaht çiftin, 4 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Okul servis araçlarıyla ilgili yönetmelikte değişiklik yapıldı.
Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmeliğe göre; okul servis aracı olarak kullanılacak yaş şartını haiz taşıtlardan sözleşme süresi içerisinde yaş şartını kaybedenler, içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı süresini aşmamak koşuluyla çalışmaya devam ettirilebilecek.
SÜRÜCÜLERLE İLGİLİ DE DĞEİŞİKLİKLER YAPILDI
Okul servis araçlarını kullanan şoförlerin, D sınıfı sürücü belgesi için en az 2 yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az 5 yıllık sürücü belgesi olacak. Büyükşehir belediyesi olan illerde Ulaşım Koordinasyon Merkezinin (UKOME) diğer illerde ise İl Trafik Komisyonunun kararı ile zorunlu tutulması durumunda Mesleki Yeterlilik Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun çerçevesinde mesleki yeterlilik belgesi bulunacak.
2017 VE ÖNCESİ MODELLER
Okul servis araçlarında, tüm koltukları görecek şekilde iç ve dış kamera ile en az 30 gün süreli kayıt yapabilen kayıt cihazı bulundurma, araçlarda iç mekanı gösteren şeffaf cam dışında cam kullanılamaz şartı, 2017 ve öncesi modeller için 1 Mart 2025’ten sonraki ilk periyodik muayeneye kadar aranmayacak.
İLGİLİ HABERHakim ve Savcılar Kurulu’na ait atama kararları Resmi Gazete’deKaynak: Anadolu Ajansı (AA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ülkemizde, 24 Kasım her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.
24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, bakanlık bünyesinde öğretmen olarak görev yapan personelleri ağırladı.
SOSYAL MEDYA HESABINDAN PAYLAŞTI
Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) sosyal medya hesabından görüşmeye ilişkin paylaşımda bulunuldu.
Paylaşımda şu ifadeler yer aldı:
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bakanlığımız bünyesinde öğretmen olarak görev yapan personellerimizle bir araya geldi. Bakan Güler, öğretmenlerimizin bu özel gününü kutlayarak icra ettikleri mesleğin ülkemizin ve milletimizin geleceği için büyük önem taşıdığını vurguladı.
Öte yandan, kabulde, Bakan Yardımcısı Musa Heybet ve Personel Genel Müdürü Tümgeneral Orhan Gürdal da bulundu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği ile başlayan ‘Hastanede Eğitim Hizmeti’ İzmir’de sürüyor.
“Hastane Okul” uygulaması, Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören çocukların eğitimden uzak kalmaması için 1995 yılında başladı.
Bu kapsamda Konak ilçesindeki Kahramanlar Mustafa Öğütveren İlkokulu’nda kadrosu bulunan sınıf öğretmeni Nezih Yaşar Bor, Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hastane öğretmeni olarak görev alıyor.
ÇOCUKLARIN BAŞUCUNDA
1992 yılından beri öğretmen olan Bor, 1995 yılından itibaren tedavi gören çocuklara eğitim veriyor.
Özellikle uzun süreli tedavi gören kanser hastası çocukların başucunda ders veren Bor, kimine en baştan okuma yazma öğretirken kimi çocuğa satranç, drama dersleri gibi etkinliklerle motivasyon kaynağı oluyor.

“YATAĞIN BAŞINDA BİREBİR DERS İŞLİYORUZ”
Çocuklara faydalı olabilmek için kurslara gittiğini ve 2000 ile 2005 yılları arasında da Fransa’daki hastane okullarını inceleme fırsatı bulduğunu söyleyen Bor, “Amacımız, hastanede uzun süreli yatan çocukların eğitimden geri kalmasına engel olmak. Hastanede kaldıkları süre içerisinde mevcut olan sınıfa gelebilenlerle sınıf ortamında gelemeyenlerle ise yatağı başında birebir ders işliyoruz. Özellikle onkolojide yatan ve uzun süre kemoterapi tedavisi gören çocuklarla ilgileniyoruz.
Bu onları çok mutlu ediyor, onların sevinci de beni mutlu ediyor. Velilerden ‘Hocam çocuğumun tedavisinin bir parçası oldunuz’ diye görüşler alıyoruz. Bu sözleri asla unutamam. Bizim de amacımız, onların tedavilerine katkıda bulunabilmek. En büyük mutluluğumuz, çocuklarımızın iyileşmesi ve bunun için de elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

“TERAPİ MERKEZİ GİBİ KULLANMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Sınıf öğretmeni Gülistan Çelik ile ilkokul çocuklarıyla ilgilendiğini belirten Bor, “Ortaokul, lise öğrencileri için de valilik doğrultusunda branş öğretmeni arkadaşlar geliyor. Çocuklarla odalarında ders ve ders dışı etkinlikler yapıyoruz. Çocuklar bu şekilde çocuklar mutlu oluyor. Gönüllü olarak hastanede görev almayı tercih ettim.
Bunun için ayrı bir eğitim aldım. Ayrıca Gülistan hocamızla da çocuklara daha fazla yardımcı olabilmek için drama eğitimi aldık. İçine kapanık, konuşmak istemeyen çocuklarımıza faydalı olabilmek için ayrıca çalışmalar yapıyoruz. Buradaki ortam okullara göre elbette çok farklı. Görevlendirmeyle gelen öğretmenleri hemen başlatmıyoruz.
Önce gelip ortamı görüyorlar. Çünkü herkes bu ortamda olmak istemeyebilir, insanı derinden etkiliyor. Bunun için gönüllü olması lazım. Biz de bu işleri gönülden yapmaya çalışıyoruz. Buradaki mezuniyetler de bir ayrı oluyor.
Buradan tedavileri bitip, giden çocuklar 5-6 ay ya da 1 yıl sonra tekrar geldiklerinde onları tanıyamıyoruz. Saçları çıkmış, uzamış, büyümüş olarak geri geliyorlar. Bu da ayrı bir mutluluk veriyor. Burada okuma yazma öğrenip, giden daha sonra üniversiteyi kazanan çocuklarımız bizi hastanede ziyaret etmeye geliyor. Sadece okul olarak değil, hastane sınıfını bir terapi merkezi gibi kullanmaya çalışıyoruz. Etkinliklerle çocukların motivasyonlarını arttırıyoruz” diye konuştu.

“ÖĞRETMENLERİMİ ÇOK SEVİYORUM”
Hastanede 2 aydır lösemi tedavisi gören ve 3’üncü sınıfa hastane okulunda devam eden Zeki Mustafa Kılıçöz, hastanede derslerinden geri kalmadığını ve böylelikle sıkılmadan vakit geçirdiğini söyledi. Kılıçöz, “Öğretmenlerimin verdiği ödevleri yapıyorum, zaman zaman bize dergiler veriyorlar. Onları okumayı seviyorum. Öğretmenlerimle ders işliyorum ve çok eğlenceli vakit geçiyorum, hiç sıkılmıyorum. Öğretmenlerimi de doktorları da çok seviyorum” dedi.
Zeki Mustafa Kılıçöz’ün annesi Songül Kılıçöz de “2 ay önce lösemi teşhisi konuldu ve tedavi altına alındı. Bazen ders çalışmak istemediği, yorgun olduğu zamanlar oluyor ama yine de hocalarımızın desteği ile motive olup, çalışıyor. Öğretmenleri sayesinde mutlu oluyor. Burada derslerinden geri kalmamasına da ayrıca memnunum” diye konuştu.

“ÇOK MEMNUNUZ, MUTLUYUZ”
Aynı hastanede lösemi tedavisi gören ve hastanede 1’inci sınıfa başlayan Bilge Deniz Karadeniz, “Burada öğretmenlerimle mutluyum. Öğretmenlerimle resimler çiziyorum, ödevlerimi yapıyorum. Bütün öğretmenlerimi çok seviyorum” dedi.
Bilge Deniz Karadeniz’in annesi Elif Karadeniz de “26 Ağustos’ta lösemi teşhisi konuldu ve o zamandan beri tedavi görüyor. Hocalarımız çok ilgililer. Biz de bu durumdan çok memnunuz, mutluyuz. Bilge Deniz de öğretmenlerini çok seviyor ve birlikte çok güzel zaman geçiriyorlar. Onun için de motive edici oluyor. Tedaviye de çok katkısı oluyor ve okulundan geri kalmaması da bizi motive ediyor” diye konuştu.
2 aydır lösemi tedavisi gören ve 7’nci sınıfa giden Nevzat Efe Susam ise “Buraya gelip ders anlatmalarından çok mutlu oluyorum. Birçok öğretmenimden daha çok seviyorum. Okuldaki arkadaşlarımdan geri kalmıyorum aksine bence daha öndeyim. Öğretmenlerim sayesinde iyi vakit geçirebiliyorum” dedi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baklava Hangi İlimize Aittir?
Baklava, Güneydoğu’nun incisi Gaziantep’e ait olan ve burayla özdeşleşmiş bir tatlıdır. Gaziantep, baklavanın anavatanı olarak kabul edilir ve bu şehirde yapılan baklava, coğrafi işaret tescili almayı başarmıştır. Gaziantep baklavası, incecik yufkalarının arasında yer alan, bol fıstık, ceviz veya fındık içeriği ve özel şerbeti ile tüm Türkiye’ye ve hatta dünyaya nam salmıştır. Bu tatlı, Gaziantep’in zengin mutfak kültürünün bir parçasıdır ve büyük bir beğeniyle tüketilmektedir.
Baklavanın Patenti Hangi Ülkede?
Baklavanın patenti, Türkiye’nin Gaziantep şehrine aittir. Gaziantep, baklavanın anavatanı olarak kabul edilmektedir. Bu tatlı, şehrin en önemli kültürel miraslarından biri olarak dikkat çekmektedir. Avrupa Komisyonu, 2013 yılında Gaziantep baklavasının coğrafi işaret tescilini onaylamıştır. Bu tescil, baklavanın Gaziantep’e özgü bir tatlı olduğunu ve bu bölgedeki geleneksel yöntemlerle üretildiğini resmen tanımaktadır. Bu sayede, Gaziantep baklavası uluslararası alanda tanınmış ve korunmuş bir ürün haline gelmiştir.
Baklavayı Kim Buldu?
Baklavanın kesin olarak kim tarafından bulunduğu net değildir. Tatlının kökenleri incelendiğinde, antik dönemlere kadar uzandığı görülür. Baklava benzeri ilk tatlıların, M.Ö. 8. yüzyılda Asur İmparatorluğu’nda yapıldığı düşünülmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bugünkü halini almış olan baklava, özellikle 15. yüzyılda ün kazanmıştır. Baklava, bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nun en sevilen tatlılarından biri olmuştur.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nergiz “Sorular öğrencilerin ezberden çok öğrendiklerini anlamlı şekilde kullanmasını teşvik ediyor. Bu durum, beceri temelli eğitim anlayışıyla örtüşüyor. Özellikle problem çözme odaklı sorular, öğrencilerin bilimsel süreç becerilerini geliştirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, öğrencileri yalnızca sınava değil, ileri kademelerdeki eğitim yaşamına da hazırlıyor” dedi. Nergiz örnek sorularla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
MATEMATİKTE UZUN İŞLEM
-GÜNLÜK HAYAT SORULARDA: Örnek sorular, önceki yıllardaki LGS sorularına paralel şekilde orta ve üst düzey zorluk seviyesinde. Özellikle matematik ve fen bilimleri testlerinde çözümü uzun işlem gerektiren, günlük hayattan bağlamlarla ilişkilendirilebilen ve mantık yürütmeyi zorunlu kılan sorular yer almıştır.
-TÜRKÇE’DE ANLAM BECERİSİ: Türkçe testinde ise anlam ve yorumlama soruları dikkat çekmektedir. Paragraflardaki çok katmanlı içerik, öğrencilerin yalnızca yüzeysel bilgisini değil, derinlemesine anlama becerilerini de ölçmektedir.
-SÖZELDE ÇIKARIM YAPMA: Sözel bölümdeki sorular, özellikle metin tabanlı analiz ve çıkarım yapma yeteneğine odaklanırken sayısal bölümde işlem yeteneği ve mantık yürütme ön plana çıkmıştır. Çözümlü videoların eklenmesi öğrencilerin eksiklerini gidermesi ve doğru stratejiler geliştirmesi için etkili bir stratejidir.
NASIL ÇALIŞMALI?
Nergiz LGS’ye hazırlanan öğrencilere, kalan süre için şu önerilerde bulundu:
-Çalışma Programı Oluşturma: Her gün belirli saatlerde çalışmayı hedefleyin ve programınıza sadık kalın. Hangi gün, hangi konulara çalışacağınızı önceden belirleyin.
-Düzenli Tekrar ve Not Tutma: Öğrenilen bilgilerin unutulmaması için düzenli tekrar yapın. Kısa ve öz notlar tutarak bilgilerinizi pekiştirin.
-Bol Bol Soru Çözme: Farklı soru tipleriyle karşılaşmak için bolca pratik yapın. Çözülemeyen sorular üzerinde durarak eksiklerinizi giderin.
-Okuma ve Anlama Becerilerini Geliştirme: Özellikle Türkçe sorularında başarılı olmak için farklı metinler okuyun ve anladıklarınızı yorumlayın.
-Deneme Sınavları ve Analiz: Deneme sınavlarını gerçek sınav koşullarında çözün ve sonuçlarını analiz edin. Hangi konulara daha fazla çalışmanız gerektiğini belirleyin.
-Motivasyonu Yüksek Tutma: Başarılı olma hedefinize odaklanın ve bu süreçte kendinizi motive edecek aktiviteler yapın.
-Resmi Kaynaklardan Yararlanma: Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan örnek soruları mutlaka çözün. Bu sorular, sınavın tarzını anlamanızda size büyük katkı sağlar.
-Rehberlik ve Yardım Alma: Öğretmenlerinizden ve rehberlik servisi uzmanlarınızdan yardım alın. Herhangi bir konuda zorlandığınızda onların desteğinden yararlanın.
ÖRNEK SORULARI ÖNEMSEYİN
LGS adaylarına seslenen Nergiz “2025 LGS örnek soruları, öğrencilerin sınava yönelik doğru stratejiler geliştirmelerine yardımcı olabilecek bir rehber niteliğindedir. Sorular, sadece sınav başarısını değil, öğrencilerin düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirmeyi de hedeflemektedir. Bu materyallerin etkin kullanımı, sınava hazırlık sürecinde öğrencilere önemli bir avantaj sağlayacaktır. Disiplinli çalışma, doğru kaynaklarla birleştiğinde, sınav stresini azaltarak başarı şansınızı artıracaktır. Unutmayın, istikrarlı ve planlı bir çalışma programı her zaman olumlu sonuçlar doğurur” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PUANLAR NASIL HESAPLANIYOR?
Açıklamada YKS puan hesaplanmasının nasıl yapıldığı şöyle anlatıldı: “YKS’de her aday için hesaplanmış olan Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) 0.12 katsayısı ile çarpılarak sınav puanlarına eklenmekte ve böylece adayların yerleştirme puanları hesaplanmaktadır. İlgili puan türünde sınav puanı hesaplanan tüm adayların söz konusu puan türünde yerleştirme puanları hesaplanmaktadır. TYT puanı olmayan veya TYT puanı hesaplanmayan adayların, AYT veya YDT’ye girmiş olsalar da SAY, SÖZ, EA, DİL için puanları hesaplanmamaktadır. Merkezi yerleştirmede adaylar yükseköğretim programlarına; yerleştirme puanları, varsa ek puanları, yükseköğretim programları ile ilgili tercihleri ve bu programların kontenjan ve koşulları göz önünde tutularak ÖSYM tarafından yerleştirilmektedir. ANKARA
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“CHP’NİN LAİKLİK ANLAYIŞIYLA BENİMKİNİN ÖRTÜŞMESİ MÜMKÜN MÜ?”
Tekin, konuşmasında 1940’lı yıllara yapılan göndermelerden rahatsızlık duyulduğunu belirterek, “Tamam, onu geçtik, onu söylemiyorum. Şimdi, 2008’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin Anayasa Mahkemesi’ne başörtüsüyle ilgili iptal başvurusunun gerekçelerine bir bakalım. Başörtüsüne özgürlük getiren düzenlemenin anayasaya aykırı olduğunu iddia etmişler. Üç tane ana gerekçeleri var:
Toplumun huzuru, milli dayanışma ve anayasanın ilk üç maddesindeki kavramsallaştırmalara başvuruyorlar. Başörtüsüne özgürlük getirmek, toplumun huzurunu bozar. Başörtüsüne özgürlük getirmek, anayasanın başlangıç kısmında ifade edilen genel ruhu kırar. Başörtüsüne özgürlük getirmek, anayasanın ilk üç maddesinde yer verilen laiklik ilkesine aykırıdır.
Şimdi ben merak ediyorum, gerçekten merak ediyorum. 2008 yılında başörtüsünün anayasanın laiklik ilkesine aykırı olduğunu iddia eden Cumhuriyet Halk Partisi’nin laiklik anlayışıyla benimkinin örtüşmesi mümkün mü? Ya da Anadolu insanının laiklik anlayışının örtüşmesi mümkün mü?
”LGBT’YLE BERABER HAREKET ETMEK, BURALARA AYKIRI DEĞİL Mİ ACABA?”
Kendisini eleştirenlere anayasanın ilk 3 maddesinden yola çıkarak ‘LGBT’yle beraber hareket etmek, buralara aykırı değil mi acaba?’ sorusuyla cevap veren Bakan Tekin “Ben şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu söylemimizi eleştiren, AK Parti’nin bu anlamda yaptığı özgürleştirici hamleleri eleştiren kişilere bir soru sormak istiyorum o zaman. İnsanların, çocuklarının, kızlarının başlarını örterek okuması anayasanın ilk üç maddesini ve başlangıç kısmına aykırı da üniter devleti tartışmaya açan bir siyasi partiyle koalisyon yapmak anayasanın ilk üç maddesine aykırı mıdır, değil midir? Mantıklı olarak daha başka bir şey söylemek istiyorum. Anayasanın başlangıç kısmında vurgu yapılan Türk toplumsal geleneklerin ve anayasa mahkemesine açtıkları iptal davasında referans gösterdikleri toplumun huzuru ifadesini madem çok önemsiyorsunuz, LGBT’yi savunmak buralara aykırı değil mi acaba? LGBT’yle beraber hareket etmek, buralara aykırı değil mi acaba?
”BEN DEMOKRASİ AŞIĞI VATAN VE MİLLET SEVDALISI TÜRK EVLADIYIM”
Şimdi buradan hareketle bir sürü eleştiri yapıyorlar. Anayasanın başlangıç kısmının sonu diyor ki ‘Bu anayasayı demokrasi aşığı Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ediyorum’ diyor. Ben işte oyum arkadaşlar. Ben demokrasi aşığı vatan ve millet sevdalısı Türk evladıyım. O yüzden de Türk vatandaşlarının, Türk insanlarının temel hak ve hürriyetlerini ölümüne savunacağım. Sizin değerlerinizi, sizin geleneklerinizi, benim içinden çıktığım toplumun geleneksel yapısını, geleneklerini çocuklarımıza gelecek kuşaklarımıza öğretebilmek için, milli birlik ve beraberliğimizi, gelecek kuşak çocuklarımızın savunmasını sağlamak için, örtümüze, adetlerimize sahip çıkan bir toplum yetiştirebilmek için ve üniter devlet yapımıza, bağımsızlığa demokrasimize, cumhuriyetimize sahip çıkabilecek bir kuşak yetiştirilsin diye bu mücadeleyi yürütmeye devam edeceğim” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Online İngilizce Kurslarının Yükselişi
Son yıllarda online İngilizce kursları, eğitim dünyasında dikkat çekici bir büyüme gösterdi bu hızlı yükselişin ardında pandeminin rolünü yadsımamak gerekir. COVID-19 pandemisi, dijital eğitimi hızlandırarak online İngilizce kurslarının daha yaygın hale gelmesine yol açtı. İnsanlar, evlerinde güvenli bir ortamda dil öğrenme imkanını tercih etti. Bunun yanı sıra çevrimiçi kurslar, bireylerin zamandan ve mekandan bağımsız bir şekilde öğrenmelerine olanak tanıyor. Özellikle yoğun tempoda çalışan kişiler için bu esneklik büyük bir avantaj. Online ve geleneksel İngilizce kursları arasındaki farkları farklı bakış açılarıyla inceleyelim:
1. Her Zaman, Her Yerde Öğrenme Fırsatı
Online İngilizce Kursu:
En büyük avantajlarından biri, zamandan ve mekandan bağımsız eğitim sunmasıdır. Öğrenciler 7/24 erişebilecekleri dersler sayesinde kendilerini “iyi ve hazır hissettikleri” anlarda, hatta seyahat ederken bile online İngilizce konuşma pratiklerine ulaşabilir, ders yapabilir, alıştırmalar çözebilir ve eğitim materyallerine ulaşabilir. Yoğun bir iş veya okul temposu içinde olan bireyler için bu esneklik büyük kolaylık sağlar.
Geleneksel Kurslar:
Sabit bir programa bağlıdır. Derslere fiziksel olarak katılmak zorunlu olduğundan, katılımcılar zamanlarını kursun saatlerine göre ayarlamak zorunda kalır. Bu durum, özellikle yoğun bir hayat temposuna sahip olanlar için zorluk yaratabilir.
2. Kişiselleştirilmiş Dersler ve İlerleme Takibi
Online İngilizce Kursu:
Online İngilizce Kursları, öğrencilerin seviyesine, öğrenme hızına ve bireysel ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş içerikler sunar. Çalışma temponuza, öğrenme hızınıza uygun bir program seçebilir ya da kendinizi eksik hissettiğiniz konuya eğilip eksiklerinizi giderebilirsiniz. Ayrıca yapay zeka destekli sistemler, öğrencilerin ilerlemesini takip eder, eksik oldukları konuları önceliklendirir.
Geleneksel Kurslar:
Gruplar halinde verilen eğitimlerde, ders içeriği genellikle sınıfın genel seviyesine göre hazırlanır. Bu durum, bireysel farklılıkları göz ardı edebilir ve bazı öğrencilerin ya geride kalmasına ya da bildiği konuları tekrar ederek sıkılmasına yol açabilir.
3. Maliyet Avantajları
Online İngilizce Kursu:
Geleneksel kurslara kıyasla daha uygun maliyetlidir. Fiziksel mekan, materyal ve ulaşım gibi ek masraflar olmadan hizmet sunulur. Üstelik birçok platform ücretsiz ya da düşük ücretli deneme dersleri sunarak kullanıcıları cezbetmektedir.
Geleneksel Kurslar:
Fiziksel mekan, öğretmen maaşı, materyal ve diğer masraflar nedeniyle daha yüksek maliyetlidir. Bunun yanında, kursa ulaşım için harcanan zaman ve para da ekstra bir yük oluşturabilir.
Sonuç olarak, online ve geleneksel İngilizce kursları, İngilizce öğrenimi için farklı avantajlar ve deneyimler sunar. Geleneksel kurslar klasik yöntemlerle öğrenim imkanı sağlarken, online kurslar teknolojinin gücünü kullanarak esneklik, çeşitlilik ve kişiselleştirilmiş içerik sunar.
Hangi yöntemin sizin için en uygun olduğuna karar verirken, kendi öğrenme tarzınızı, hedeflerinizi, zaman ve bütçe faktörlerinizi göz önünde bulundurmanız önemlidir. Görsel, işitsel veya kinestetik öğrenmeye yatkınsanız ve esneklik sizin için önemliyse, online İngilizce kursları daha etkili bir çözüm olabilir. Nihai kararınızı verirken ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi analiz ederek, size en uygun yöntemi seçebilirsiniz.
Black Friday indirimlerinden faydalanmak için Open English Kampanya sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da, NUN Eğitim ve Kültür Vakfınca “Özgürleştiren Sınırlar” temasıyla “Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi” düzenlendi.
NUN Okulları Beykoz Kampüsü’nde düzenlenen zirvede bir konuşma yapan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak, zirvenin bu yıl dördüncü kez düzenlendiğini söyledi.

Zirvenin her yıl temasını belirlerken hem Türkiye hem de dünya gündemini yakından incelediklerini belirten Albayrak, “Önümüzdeki on yıllara hazırlıklı olmamız gereken temaları bilhassa da öğretmen, öğrenci ve aileleri ilgilendiren boyutlarıyla interdisipliner bir yaklaşımla ele almaya çalışıyoruz. Buradan ortaya çıkan bilginin, ortak anlayışın eğitimin bütün paydaşları için yol gösterici olmasını arzu ediyoruz.” dedi.
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak’ın açıklamaları
Albayrak, makine ve tekniğin gelişmesinin engel algısını sınırsız bir değişim fikriyle yeniden şekillendirdiğini vurgulayarak, “İnsanı zaman ve mekanda tutan her türlü sabite, bu değişim fikrinin beslediği dalgayla yüzer gezer hale gelerek, hayatta belirsizliğin hakim olduğu bir akışkanlık kazandırdı. Böylelikle insanın yaratıcıyla, kendisiyle, tabiat ve toplumla kurduğu ilişkide sınırlar göreceleşti ve özgürlük fikri ‘istediğini yapabilme gücü’ gibi korkunç bir başıboşluk durumu olarak, sanayi toplumundaki sahnesini aldı.” diye konuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İnsanlığın artık yeryüzündeki bütün canlılarla birlikte bu ‘sorumsuz özgürlük’ fikrinin kıskacında bir bilinmeze doğru sürüklendiğini dile getiren Albayrak, şöyle devam etti:
“Dünyanın bir kısmında insanlar, sınırsız olduğunu düşündükleri kaynakları tüketme ve özgürlüğüne sahip olanlar yüzünden açlık çekiyor. Gazze’de, Suriye’de, Myanmar’da ve daha birçok ülkede masum insanlar, hiçbir insani, ahlaki sınır tanımayan, tırnak içinde ‘sözde özgürler’ tarafından acımasızca öldürülüyor.
Peki soruyoruz, birinin cenneti bir başkasının cehennemi üzerine inşa ediliyorsa orada cenneti yaratma özgürlüğünden söz edebilir miyiz? Böyle bir dünyada bir arada yaşama kültürü oluşabilir mi? Böyle bir dünyada insanlar arasında adalet gözetilebilir mi? İşte bu yüzden, vicdan sahibi bütün sosyal bilim insanları gibi biz de, özgürlüğü sınırsız bir yaşam ideali gibi sunarak sorumluluk ahlakını bir kenara koyan bütün çarpık anlayışları sorgulanmaya muhtaç buluyoruz.”

“HER 4 ÇOCUKTAN 1’İ OYUN OYNAMADIĞI ZAMAN HUZURSUZ VE MUTSUZ OLDUĞUNU BELİRTİYOR”
Albayrak, sınırların hem kimlik ve karakter oluşumu için hem de başkalarıyla sağlıklı ilişkiler sürdürebilmek ve bağlanabilmek için gerekli olduğunu kaydetti.
Zamanın sınırlı olduğu bir yaşamda her konuda sınırsız bir hayat deneyimi talep etmenin gerçekçi olmadığına dikkati çeken Albayrak, “Zira malumdur ki, sınırsız yemek sizi zamanla hasta, sınırsız konuşmak sizi zamanla mutsuz, sınırsız düşünmek ise sizi zamanla yorgun bir insana dönüştürebilir. Hem de tüm bu sınırsızlığı, özgürlük beklentisi ile yaşarken zamanın sınırları ile çarpışabilir ve bir anda sandığınızdan daha fazla tutsak ve bağımlı hale gelebilirsiniz.” dedi.

Albayrak, “Bugün her 10 çocuktan 4’ünün dijital oyun oynarken planladığı zaman sınırına uyamıyor, yaklaşık 3’te 2’si fazla oyun oynamaktan dolayı sorumluluklarını aksattıklarını düşünüyor. Her 4 çocuktan 1’i ise oyun oynamadığı zaman huzursuz ve mutsuz olduğunu belirtiyor. Ortaya çıkan bu tablo, çocuklarımızın kendi sınırlarını oluşturma ve bunları koruma konusunda ciddi bir rehberliğe ihtiyaç duyduğuna işaret ediyor.” diye konuştu.
Öğretmenleri birer “sınır mimarı” olarak gördüğünün altını çizen Albayrak, şunları kaydetti:
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kayseri, Niğde ve Nevşehir’de kar nedeniyle yarın eğitime ara verildi.
AA’da yer alan habere göre Kayseri Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, kentte eğitim öğretime, özel eğitim kurumları ve kurslar dahil 1 gün ara verildiği belirtildi.

Açıklamada, kamu kurumlarında görevli engelli ve hamile personelin de izinli sayılacağı kaydedildi.
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sevgili öğrenciler ilimizde devam etmekte olan yoğun kar nedeniyle 25 Kasım’da okullarımız 1 gün süreyle il genelinde tatil edilmiştir. Vali amcaları olarak tüm öğrencilerimizin bu kar tatilini kitap okuyarak ve kar topu oynayarak geçirmelerini rica ediyorum.” ifadelerini kullandı.

NİĞDE
Valilikten yapılan açıklamada, kar ve buzlanma nedeniyle il genelinde eğitime 1 günlüğüne ara verildiği bildirildi.
Açıklamada, hamile ve engelli kamu personelinin de idari izinli sayılacağı ifade edildi.

NEVŞEHİR
Nevşehir Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada ise bölgede aralıklarla devam eden kar, olası buzlanma riski ve olumsuz hava koşulları nedeniyle resmi ve özel okullarda eğitim ve öğretimin 25 Kasım Pazartesi günü tatil edildiği belirtildi.

ADANA
Adana’nın Feke, Saimbeyli ilçelerinde de köy okullarında Tufanbeyli ilçesinde ise tamamen eğitime 1 gün ara verildi.
Feke ve Saimbeyli ilçe kaymakamlıklarından yapılan açıklamada, “Olumsuz hava şartları nedeni ile köy okullarında eğitime pazartesi günü ara verilmiştir” denildi.
Tufanbeyli Kaymakamlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise tüm okullarda eğitime 1 gün ara verildiği bildirildi.
Açıklamada, kamu kurumlarında görevli engelli, hamile, kronik hastalığı bulunanlarla çocuğu kreş veya anaokuluna devam eden annelerin de yarın idari izinli sayılacağı bildirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarihi Yakutiye Medresesi’nde “Öğretmenler Odası” buluşmalarına katılan Tekin, burada yaptığı konuşmada, katılımcı öğretmenlerin gününü kutladı.
Göreve geldikten sonra “Öğretmenler Odası” gibi toplantılar gerçekleştirdiklerini anlatan Tekin, 2023 haziran ayından itibaren gittikleri her ilde öğretmenlerle sohbet etmeyi bir disiplin haline getirdiklerini, sonra bunu rutinleştirdiklerini söyledi.
Bakan Tekin, “Öğretmenler Odası başlığıyla oturup sohbet etmek, istişare etmek, uyguladığımız, uygulamaya çalıştığımız programların, politikaların, yeniliklerin sahada nasıl karşılandığını, eksikliklerin giderilmesi ve daha sağlıklı yürümesi için neler yapılması gerektiğini öğretmen arkadaşlarımızla sohbet ediyoruz” diye konuştu.
“YAKLAŞIK 300 BİN CİVARINDA ÖĞRETMENİMİZ ÜNVAN ALMIŞ OLACAK”
Toplantılarla varsa eksiklikleri çözmeye çalıştıklarını dile getiren Tekin, şöyle devam etti: “Bizim fark edemediğimiz eksiklikler varsa onları tespit etmek, bunları öğretmen arkadaşlarımızdan duymak ve onları hayata geçirecek şekilde bir çabanın içerisindeyiz. Bunun birçok örneği var. Bunlardan en somut olan daha önceki bakanımız döneminde yürürlüğe konulan Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda oradaki ifadeyle 20 yıl öğretmenlik yapan ve 20 yılın sonunda uzman öğretmen ünvanını alan arkadaşımızın başöğretmen olmak için 10 yıl daha beklemesi yani 30. yılında başöğretmen oluyordu. Gittiğimiz Öğretmenler Odası toplantılarının tamamında, öğretmen arkadaşlarımız, buradaki düzenlemenin yanlış anlaşıldığını ve düzeltilmesinin iyi olacağını söylemişlerdi. Biz de onu yeni Öğretmenlik Meslek Kanunu’na koyduk ve bunun da savunucusu olduk. Oradaki öğretmen arkadaşlarımızın yoğun istekleri neticesinde bizim de ısrarcısı olduğumuz bir konuydu. Bunun sonucunda da 2025 yılı içerisinde yani 1 Ocak’tan itibaren yıl içerisinde yaklaşık 300 bin civarında öğretmenimiz ünvan almış olacak.”
Bu toplantılardan beslendiklerini belirterek, konunun önemini vurgulayan Tekin, şunları kaydetti: “Burada öğretmen arkadaşlarımız bazen Bakanına ulaşmak istediği özel projelerini anlatıyorlar. Bu projelerden Türkiye geneline yaymamızı istedikleri oluyor. Mesela İstanbul’dan bir arkadaşımız ‘Yetim projesi’, yetim öğrencilerle ilgili proje yapıyordu onu ‘Türkiye çapında yayabilir miyiz?’ dedi. Deprem bölgesiyle başladık ve 11 ilde arkadaşlarımız projeyi yürütüyor. Burası, bunun gibi öğretmen arkadaşlarımızın kendi ürettikleri projeleri paylaştıkları bir ortam oluyor. Kişisel problemler, resmi uygulamalar, resmi mevzuat içerisinde veya resmi başvuru ortamında anlaşılamayan özel problemleri bizimle paylaşıyorlar ve biz onlara çözüm üretmeye çalışıyoruz. Bizim ve Bakanlığın uygulamaları açısından çok faydalı oluyor. Bu toplantılarımızın, görüntünün ötesinde çok işlevsel bir amacının olduğunu biliyorum ve o yüzden de çok önemsiyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu doğrultuda, mesleki ve teknik eğitim kurumlarının değişen ve dönüşen dünyaya entegre olması, sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanması amacıyla 1200 mesleki ve teknik Anadolu lisesinin ilgili alan ve dallarda ihtisaslaşmasına yönelik düzenlemeler başlatıldı.
Daha önce meslek lisesi adıyla “denizcilik”, “tarım”, “ticaret” ve “turizm” alanlarında eğitim öğretimine devam eden okulların eğitim ortamları bu alanlara özgü yeniden düzenlendi.
REKLAM494 MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ İHTİSASLAŞTIRILDI
Bakanlıkça, bugüne kadar denizcilik veya gemi yapımı alanlarındaki 31, tarım alanındaki 35 okul ile “ticaret meslek lisesi” adıyla “bilişim teknolojileri”, “büro yönetimi ve yönetici asistanlığı”, “muhasebe ve finansman”, “pazarlama ve perakende” ve “ulaştırma hizmetleri” alanlarında eğitim veren ticaret alanlarının bulunduğu 291 okul, “ihtisaslaşmış okullar” kapsamına alındı.
Ayrıca “konaklama ve seyahat hizmetleri” ile “yiyecek içecek hizmetleri” alanının birlikte bulunduğu “otelcilik ve turizm meslek lisesi” kapsamındaki 137 okul da yeni sisteme dahil edildi ve “ihtisaslaşmış” mesleki ve teknik Anadolu lisesi sayısı 494’e ulaştı.
“İhtisaslaşma” kapsamına alınan 4 alandaki bu okullar artık, “Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi”, “Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi”, “Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” ve “Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” şeklindeki yeni isimleriyle eğitim öğretime devam edecek.
İhtisaslaşmış mesleki ve teknik Anadolu liseleri belirlenirken, Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’ndeki değişiklikle tanımlanan “ihtisas mesleki ve teknik Anadolu Lisesi” açma kriterleri dikkate alındı.
Bu kapsamda, yeni okullar, “ihtisas mesleki ve teknik Anadolu liselerinde alanın öğretim programı, öğretmen kaynağı, atölye ve laboratuvar donanımı ve hitap ettiği sektörler bakımından birbiriyle ilişkili ve birbirini destekleyici meslek alanlarının birlikte uygulanması ve okulun, eğitimi yapılan meslek alanlarıyla ilişkili sektörün yoğun olduğu bölgelerde yer alması” kriterleri doğrultusunda belirlendi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>45. yıl etkinlikleri kapsamında, Kadir Has Üniversitesi’nin ev sahipliğinde ve Allianz Türkiye sponsorluğunda gerçekleştirilen “Eğitime Erişim: Sivil Toplum Kuruluşlarının Etkisi” konferansı kapsamında farklı sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla eğitim alanına dair önemli rapor sunumları ve paneller gerçekleştirildi.
REKLAMKIZ ÇOCUKLARININ EĞİTİME ERİŞİMİNİN SAĞLANMASI, ÜLKEMİZİN AYDINLIK BİR GELECEĞE ULAŞMASINI SAĞLAYACAK
Açılış konuşmasını Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz’in gerçekleştirdiği konferansta Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan konuşmasında “Allianz Türkiye olarak kız çocuklarımızın eğitime erişimini sağlamanın, onların bireysel gelişiminin ötesinde, ailelerinin, çevrelerinin ve dolayısıyla ülkemizin daha aydınlık bir geleceğe ulaşmasını sağlayacağına inanıyoruz. Sürdürülebilir değer yaratma modelimiz doğrultusunda, eğitime erişimleri risk altındaki kız çocuklarının özgüvenli bireyler olarak toplum içinde yer almaları amacıyla Koruncuk Vakfı ile 2016 yılından bu yana yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Çocukların hareket ve spor yoluyla sağlıklı büyümelerine katkı sağlayan sosyal sorumluluk programımız Allianz Motto Hareket kapsamında birlikte pek çok çalışma yürütüyoruz. Çalışma arkadaşlarımızla ve acentelerimizle birlikte hem kurumsal gönüllülük hem de kurumsal bağış desteği sağlıyoruz. Geçtiğimiz yıl yine birlikte başlattığımız Bir Kız Gelecek sosyal sorumluluk programımızla da Koruncukların yaşam boyu destekçisi olma hedefiyle çalışıyoruz. 6 Şubat depremlerinden etkilenen 25 depremzede kızın koruyucu ailesi olmanın yanında, yeni yurt binası inşa etme, Koruncuklara üniversite bursu, gelişim ve istihdam gibi imkanlar da sağlıyoruz. Koruncuk Vakfı ile birlikte çok daha fazlasını yapmaya devam edeceğimize inanıyorum” cümleleriyle düşüncelerini ifade etti.
“EĞİTİM ERİŞİLEBİLİR, DÜZENLİ VE SÜRDÜREBİLİR OLMALI”
Koruncuk Vakfı Mütevelli Heyeti ve YK Başkanı Av. Dr. Figen Samuray ise konuşmasında “Koruncuk Vakfı olarak destekçilerimizle, gönüllülerimizle bir sonraki 45 yıla daha ilerlemek çok önemli bizim için. Özellikle Vakfımızın son 5 yılındaki geçirdiğimiz değişim ve dönüşümü ifade etmek ve paydaşlarımızla bir araya gelmek için 45. Yılımızda böyle bir konferansı düzenlemek istedik. Çocuklarımız çok farklı ailelerden geliyorlar ve çok farklı okullara gidiyorlar. Bu süreçte eğitime erişimin ne kadar önemli olduğunu gördük ve konu olarak bunu ele almak istedik. Bu noktada sivil topluma çok önemli bir rol düştüğünü gördük. Eğitimin erişilebilir, düzenli ve sürdürülebilir olması gerekiyor. Bu bizim için bireysel değil toplumsal bir sorun. Bu konuşacağımız sorun hepimizin sorunu. Pek çok STK’nın bir sorun etrafında bir araya gelmesi ve daha etkin bir tavır alması gerekiyor” dedi.
REKLAM
Prof. Dr. Acar Baltaş, dünyada yıllar içerisinde gerçekleşen değişimlere, sahip olduklarımızın farkında olmamız gerektiğine dair gerçekleştirdiği ufuk açıcı konuşmasında sivil toplum dünyasının toplumsal mücadeledeki rolüne ve umutlu olmanın önemine değinerek Koruncuk Vakfı’nın umudu yaşatmak anlamında ne kadar büyük işler yaptığına değindi.
GENÇLER EN ÇOK MADDİ İMKANSIZLIKLAR NEDENİYLE EĞİTİME DEVAM EDEMİYOR
GFK Araştırma Şirketi tarafından gerçekleştirilen “Eğitim Olanakları Araştırması”na dair çarpıcı verileri aktaran Hande Diker, maddi imkânsızlıkların eğitime erişimde çok büyük engel olduğuna dikkat çekti.
“Eğitime Erişimdeki Engeller” başlıklı panelde bir araya gelen farklı sivil toplum kuruluşu temsilcileri kendi kurumları ve çalışma alanları doğrultusunda eğitime erişime dair sorunları dile getirdiler. Eğitim Reformu Girişimi’nden Kayıhan Nedim Kesbiç, Eğitim İzleme Raporu 2024’ten veriler ışığında eğitim dışında kalmış çocukların oranı ve nedenleri ile eğitime erişimin önündeki kısıtlardan bahsederken; Köy Okulları Değişim Ağı (KODA)’ndan Gökçen Karaman, köy okulları odaklı çalışan bir dernek olarak köy okullarına dair net ve düzenli veriye ulaşmakta çok zorlandıklarını, köylerde taşımalı eğitim ya da birleştirilmiş sınıf gibi kırsala has sorunların eğitime erişimde farklı problemlere yol açtığını ve bu nedenle kentte okula giden çocukların başarı ortalamasının köydekilerin iki katı olduğunu vurguladı. Buradayız Hatay Derneği’nden Av. Mehmet Ali Gümüş ise deprem sonrasında afetzede çocukların eğitime erişimde yaşadıkları zorlukları, şehrin olumsuz koşullarının çocukların eğitimi üzerindeki olumsuz etkileri ve dernek olarak gerçekleştirdikleri çalışmaları anlattı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, halk eğitimi merkezlerindeki “aile okulları” kapsamına Maarif Modeli Ebeveyn Okulu kurs programını da dahil etti.
Öğrenci velilerinin katılabileceği kursların programı, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”, “Türk sosyal hayatında aile”, “ailece nitelikli zaman”, “ailede kültürel zenginlik”, “çocuğun başarısında aile”, “sosyal etkinliklere katılımın ve çevre bilincinin aile ve çocuk üzerindeki etkisi”, “hane içi dijital eğitim” ve “akran ve arkadaşlık ilişkileri” olmak üzere 8 konudan oluşacak.
REKLAM
MEB’e bağlı halk eğitimi merkezlerinde yüz yüze uygulanacak ve ücretsiz düzenlenecek kurslar 32 ders saati olarak planlandı. Kurslar, Maarif Modeli formatörleri tarafından verilecek.
VELİLERİN ÇOCUKLARIYLA BİRLİKTE YAPABİLECEKLERİ ETKİNLİKLER HAZIRLANDI
Kurslar için alan uzmanlarınca çocukların bilişsel, fiziksel, sosyal ve duygusal iyi olma durumunu ve sosyal yönlerini geliştirecek doğal ortamda, aileleri, arkadaşlarıyla uyum içinde nitelikli zaman geçirmelerini sağlayacak oyun ve etkinlikler hazırlandı.
Velilerin öneri niteliğindeki bu etkinlikleri kursun ardından çocuklarıyla da gerçekleştirmesi beklenecek.
Kurslarda, MEB tarafından okul ile aile iş birliğini güçlendirmek amacıyla çekilen “Ailem” dizisinden de bölümler izletilecek.
Kurslara katılmak isteyen tüm öğrenci velileri, “e-yaygin.meb.gov.tr” üzerinden ya da şahsen başvuru yapabilecek.
BECERİLER ÇERÇEVESİNDE YÖNELİK VELİ ROLLERİ ANLATILACAK
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli konulu derslerde modelin felsefesi hakkında bilgiler aktarılacak, yeni öğretim programlarının beceriler çerçevesine yönelik yapısı ile velilerin rolü anlatılacak.
REKLAM
Ayrıca modelin eylemlerden değerlere, değerlerden erdemli insana, erdemli insandan ise nihai hedef olan yaşanabilir çevrede, aile ve toplum ile huzurlu insana ulaşmayı amaçlayan yapısı aktarılacak.
Kurslarda, çocuğun akademik başarıları, sosyal ve duygusal becerilerden oluşan bütüncül gelişiminde ailenin rolüne ilişkin bilgiler de aktarılacak.
Modelin uygulanmasında veliye düşen görev ve sorumluluklar detaylandırılacak.
“Türk sosyal hayatında aile” başlıklı derslerde ise toplumsal bir kurum olarak aile, tarihsel süreçte Türk aile yapısı, Türk aile yapısındaki değişim ve dönüşüm, Türk aile yapısının karşılaştığı güncel sorunlar, mahalle kültürü ve komşuluk ilişkileri aktarılacak.
ÇOCUKLARLA NİTELİKLİ ZAMAN GEÇİRMENİN ÖNEMİ VURGULANACAK
“Ailece nitelikli zaman” başlıklı derslerde de çocukla nitelikli zaman geçirmek, oyunun aile içi iletişimdeki yeri, oyunun çocuk gelişimine etkisi ile oyun ve etkinlikler anlatılacak.
“Ailede kültürel zenginlik” başlıklı derslerde de kitap okuma alışkanlığı kazandırmada çocukların kültürel ve sanatsal yönlerini güçlendirmede ailenin görev ve sorumlulukları ile kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılımın önemine ilişkin içerikler sunulacak.
REKLAM
“Çocuğun başarısında aile” başlıklı derslerde rol model olarak aile tiplerine vurgu yapılacak, “sosyal ekinliklere katılımın ve çevre bilincinin aile ve çocuk üzerindeki etkisi” başlıklı derslerdeki başlıklar ise örneklerle anlatılacak.
DİJİTAL ORTAMLARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ ELE ALINACAK
Kurslarda, dijital ortamların çocuklar üzerindeki etkisine vurgu yapmak üzere “hane içi dijital eğitim” başlıklı bir program oluşturuldu.
Bu kapsamda, ailelere bilinçli ve güvenli teknoloji kullanımındaki rolleri anlatılacak.
Dijital ortamların çocuklar üzerindeki etkileri ile dijital bağımlılık ve bağımlılığı önleme yollarına ilişkin bilgiler verilecek.
“Akran ve arkadaşlık ilişkileri” konulu derslerde ise akran gruplarının olumlu ve olumsuz işlevleri, akran ilişkilerini iyileştirme ve geliştirme yolları ile özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların velilerine yönelik eğitimler verilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Örnek soru kitapçıklarında, Türkçe, matematik, fen bilimleri alanlarından 10’ar soru; T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile İngilizce alanlarından ise 5’er soru olmak üzere toplam 45 soru yer alıyor.
Örnek sorular 8’inci sınıf Türkçe, matematik, fen bilimleri, din kültürü ve ahlak bilgisi, T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil derslerinin öğretim programlarında belirlenen konu ve kazanımlar esas alınarak hazırlandı.
REKLAM
Sorular, öğrencinin okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme, analiz yapma, eleştirel düşünme gibi bilimsel süreç becerilerini ölçecek nitelikte oluşturuldu.
Soruların hazırlanmasında ilgili sınıf düzeyindeki ders kitaplarında bulunan konu anlatımları, bu konuların işleniş biçimleri, konu ile ilgili metinler ve etkinlikler dikkate alındı.
Soruların çözümleri, Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünün “YouTube” kanalından da izlenebiliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekin, CHP grubundan öğretmen atamalarındaki mülakatlarla ilgili yoğun eleştiriler geldiğini ifade ederek, mülakatlarda kamera kaydından tutanağa kadar birçok başlıkta tedbirler aldıklarını söyledi.
CHP’li vekillerin mülakatlara karşı olmasına rağmen partilerinin yönetimindeki belediyelerin mülakatlarla işçi ilanlarına çıktığını ifade eden Tekin, “Eğer ‘itfaiye memurluğu öğretmenlikten daha önemlidir’ diyorsanız bir şey demeyeceğim. Benim öğretmenlik mülakatıyla ilgili yaptığım şey bu.” dedi.
REKLAM“60 BİN KİŞİDEN 1100 KİŞİNİN YERİ DEĞİŞMİŞ”
Çok sayıda adayın KPSS’deki başarı sıralamasının, sözlü mülakat sonuçlarının ardından düştüğüne ve illerdeki komisyonların farklı puanlar verdiğine yönelik iddialara cevap veren Tekin, şu bilgileri verdi:
“Benim elimde bütün komisyonların raporları var. Benimki, sizinki gibi istatistiksel anlamı olmayan rakamlar değiller. Mesela bir komisyonda 193 kişi mülakata girmiş, 3 kişinin yeri değişmiş. Bir başka ilimizde 682 kişi girmiş, 11 kişinin yeri değişmiş. Bunların hepsinin istatistikleri elimizde var. 60 bin kişiden toplam 1100 kişinin yeri değişmiş.”
Tekin, bazı milletvekillerinin sıralaması değişen kişi sayısının 5 bin olduğunu söylemesi üzerine, “Yanlış. Benim elimde il bazlı rakam var.” karşılığını verdi.
Bursa ve İstanbul’daki sözlü mülakatların sıkıntılı olduğunun ifade edilmesi üzerine Tekin, “Din kültürü konuşulduğu için onu söylüyorum; din kültüründe Bursa’da 197 kişi mülakata girmiş, İstanbul’da 688 kişi. Bursa’da mülakata girip sıralamanın dışında kalan kişi sayısı 23. 688 kişinin girdiği İstanbul’da ise 51 kişi.” dedi.
REKLAM
“YENİ BÜTÇEMİZLE İNŞALLAH BU SIKINTIYI AŞMIŞ OLACAĞIZ”
Halk Eğitim Merkezlerindeki usta öğreticilerin ücretlerine ilişkin soru üzerine Tekin, CHP’li milletvekillerin tasarruf tedbirleri kapsamında usta öğreticilerin halk eğitim merkezlerinde görevlendirilmediklerini söylediğini belirtti.
CHP’nin geçen yıl bütçeyle ilgili Anayasa Mahkemesine açtığı iptal davasının ardından bütçe üstü ödeme konusunda sıkıntıya girdiklerini dile getiren Tekin, şöyle konuştu:
“Özellikle özel eğitime ihtiyaç duyan, ‘gölge öğretmen’ diye tanımlanan kişiler açısından veyahut okullarımızda Destekleme ve Yetiştirme Kursları kapsamında bizim kullandığımız bir marj var, yıl içerisinde. Her yıl bütçe kanununa tahmini bir rakam konulur saat bazlı olarak, 64 milyon saat, 65 milyon saat ve benzeri. Biz yıl içerisinde kaç saat kurs açılacağını bilemediğimiz için veya kaç öğrencimiz kursa devam edeceğini bilemediğimiz için bu bir bazdır. Her yıl Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanlığımız ile Hazine ve Maliye Bakanlığımız bize açılan kurslarda görevliler için ödemelerimizi yaptı. Kurslar açıldıkça da ödemeler yapıldı. Fakat Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında 2 ay yaz aylarında usta öğreticilerimizin maaşlarını ödeyemedik, çünkü bu kota dolmuş oldu. Şu an itibarıyla biz yeni bütçemizle inşallah bu sıkıntıyı da aşmış olacağız.”
REKLAM
“BÜTÜN PROTOKOLLERDE, PROTOKOLLERİ TEK TARAFLI FESİH HAKKI BİZDEDİR”
Bakan Yusuf Tekin, tarikat veya cemaat vakıflarına bütçeden para aktarılıp aktarılmadığına ilişkin soruya, bu konuda daha önce birçok kez açıklama yaptıkları karşılığını verdi.
Bakanlığın 5 bin civarında farklı sivil toplum örgütleriyle protokolü bulunduğunu, bunların hiçbirisinde protokol imzalarken siyasi veya ideolojik olarak bakmadıklarını ifade eden Tekin, “Bir tek şeye bakıyoruz. İçişleri Bakanlığı Dernekler Masası tarafından legal olarak, hukuki olarak kabul edilmiş bir STK mıdır? Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onaylanmış bir vakıf mıdır? Onun dışındaki konular beni ilgilendirmez.” dedi.
“Herhangi bir sivil toplum örgütüyle imzaladığımız protokolde hiçbir tüzel kişiliğe ödenmiş bir tek kuruş kamu kaynağı yoktur.” diyen Tekin, ısrarla bunu açıklamasına rağmen birçok kişinin bütçede kullanılan “kar amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan transferler” başlığında yaptıkları ödemelerin bu tür vakıf veya derneklere yapıldığını söylediğini ifade etti.
Bütçedeki 5 milyar 895 milyon liranın nerelere aktarıldığına ilişkin soru üzerine Tekin, paranın aktarıldığı yerleri sıralayarak, şöyle konuştu:
REKLAM
“Şimdi bunu söyledikten sonra hala ısrarla 5 milyar 895 milyon lirayı cemaatlere, derneklere aktardınız mı derseniz, bunu duyduğumda benim rahatsız olmam çok doğal. Bu konularla ilgili olarak yaptığımız bütün protokollerde, protokolleri tek taraflı fesih hakkı bizdedir. Protokolde yazılan ilkelere aykırı davranan bir sivil toplum örgütü varsa protokolümüzü hemen iptal ederiz, örnekleri var.
Bu protokol kapsamında protokol yaptığımız kuruluşlar eğer okullarımızda bir eğitim verecekse bu eğitimleri kimin vereceği, hangi diplomaya sahip kişilerin vereceği ve hangi içerik eğitim verecekleri bizim protokolümüzde tanımlanmıştır.”
OKULLARDAKİ TEMİZLİK PERSONELİ İSTİHDAMI
Okullarda temizlik personeli istihdamına ilişkin de Tekin, ülkede yaklaşık 55 bin civarında kadrolu temizlik elemanının bulunduğunu söyledi. Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadrolu temizlik elemanlarımız bu okullarımızdaki temizlik açısından yeterli olmadığından biz, her yıl Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ‘TYP’ diye tanımladığı istihdam türüyle bakanlığımıza personel istihdam ediyoruz. Yaz aylarında Çalışma Bakanlığı, TYP kapsamındaki istihdam türüyle ilgili özellikle Kovid-19’dan sonra gelişen istihdam türleri açısından farklı bir model deneyeceklerini ifade etti. Biz de bu konuda kendisiyle konuştuk. Bize dedi ki ‘Kısmi zamanlı çalışma usulü getireceğiz. Bu yıl size toplam 120 bin kadro vereceğiz. Haftada 3 gün çalışacaklar.’ Biz de kendileriyle bu konuda uzlaştık. Nihayetinde İşgücü Uyum Programıyla ilgili başvurular istediğimiz gibi olmayınca Çalışma Bakanlığımızdan ilave kadro istedik ve bu mevzu çözülmüş oldu.”
REKLAM
Bazı belediyelerin okulları temizlemeye çalışmasıyla ilgili konuşan Tekin, Ankara’da yaklaşık 2 bin 300 okul olduğunu dile getirerek, “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, bu okullardan 13’ünü sadece bir gün temizliyor, sonra ekrana çıkıp diyor ki ‘Ben Ankara’daki bütün okulları temizledim.’ Arkadaşlar bu olmaz. Bu iyi niyetli bir şey değil.” ifadesini kullandı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Eğitim Bakanlığının 2025 yılı bütçesinin yanı sıra Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, Yükseköğretim Kalite Kurulu ve üniversitelerin özel bütçe, bütçe ve kesin hesapları ile Sayıştay raporları kabul edildi.
*Haberin görseli DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ardından 28 Ekim’de başlayan sözlü sınav sonuçlarına yönelik itiraz süreci 1 Kasım’da sona ermiş, 11 Kasım’a kadar da yapılan itirazlar sözlü sınav komisyonlarınca değerlendirilmişti.
Yarın itibarıyla kesinleşen puanlara göre oluşacak sıralamalar, adayların tercih ekranında yer alacak. 20 bin öğretmen için tercih başvuru süreci 20 Kasım saat 16.00’da sona erecek.
Sözlü sınavda 60 ve üzerinde puan alan adaylar, en fazla 40 eğitim kurumunu elektronik ortamda tercih edebilecek.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ersoy, yaptığı açıklamada, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) 21-22 Haziran tarihlerinde yapılacağını da söyledi.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sözcü Farah Dakhlallah, Rutte ve Trump’ın ‘ittifakın karşı karşıya olduğu bir dizi küresel güvenlik meselesini ele aldıklarını’ belirtti.
Donald Trump’ın Rusya-Ukrayna Savaşı ve NATO’nun yapısıyla ilgili görüşlerinin mevcut Başkan Biden’dan çok daha farklı olduğu biliniyor.
Trump kampanya döneminde birçok kez, göreve geldikten sonra Rusya-Ukrayna Savaşı’nı hızla bitireceğini vurgularken, Trump’ın ekibi Biden yönetiminin Kiev’e uzun menzilli füzelerin kullanılması yetkisi vermesini sert bir biçimde eleştirmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Florida’da ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump ile bir araya geldiğini söyledi. Sözcü Farah Dakhlallah, Rutte ve Trump’ın ‘ittifakın karşı karşıya olduğu bir dizi küresel güvenlik meselesini ele aldıklarını’ belirtti.
TRUMP BİDEN’I FÜZE KARARI NEDENİYLE ELEŞTİRMİŞTİ
Donald Trump’ın Rusya-Ukrayna Savaşı ve NATO’nun yapısıyla ilgili görüşlerinin mevcut Başkan Biden’dan çok daha farklı olduğu biliniyor. Trump kampanya döneminde birçok kez, göreve geldikten sonra Rusya-Ukrayna Savaşı’nı hızla bitireceğini vurgularken, Trump’ın ekibi Biden yönetiminin Kiev’e uzun menzilli füzelerin kullanılması yetkisi vermesini sert bir biçimde eleştirmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnan’daki haber kurumlarına göre merkezdeki sekiz katlı bir bina beş füze ile vuruldu.
Cumartesi yerel saatle sabaha karşı saat 04:00’te gerçekleşen saldırılar şehri sarstı.
İsrail ordusu saldırılarla ilgili bir yorum yapmadı.
Merkezdeki Basta mahallesinde arama ve kurtarma ekipleri karanlıkta çalışmalarını yürütmek zorunda kaldı.
Son aylarda İsrail’in Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah da dahil olmak üzere örgütün çok sayıda lideri öldürüldü.
Hizbullah, Filistin’deki Hamas’a destek olmak için attığı füzeleri sıklaştırmasıyla İsrail’in hedefi oldu.
Lübnanlı yetkililere göre çatışmalarda şimdiye kadar 3.500 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ve Lübnan arasında ateşkesin gerçekleştirilmesi için ABD bölgeye bir arabulucu gönderse de henüz görüşmelerde bir ilerleme sağlanamadı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NATO’dan yapılan yazılı açıklamada, Rutte’nin göreve geldikten sonraki ilk Ankara ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bir araya geleceği bildirildi.
Açıklamada, Rutte’nin Türk savunma sanayisi yetkilileriyle de görüşeceği, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ tesisleri ile Anıtkabir’i de ziyaret edeceği belirtildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Gemi İnsanlarının Karşılıklı Çalıştırılması Anlaşmasını Yunanistan’la da Yapmak İsteriz”
Toplantıda konuşan Bakan Uraloğlu, gemi insanlarının karşılıklı çalıştırılmasıyla ilgili Türkiye’nin Dünyada birçok ülkeyle anlaşması olduğunu kaydederek “Benzer anlaşmayı Yunanistan’la da yapmak isteriz. Bu konuda sizin desteğiniz kıymetli. Sizin samimi ve açık yaklaşımlarınızın iki ülke ilişkilerine çok ciddi katkılar sağlayacağını düşünüyorum.” dedi.
REKLAM
“Yunanistan ile Ticaret Hacmini Kısa Vadede 10 Milyar Dolara Çıkartmamız Lazım”
Türkiye ve Yunanistan iki komşu ülke olarak geçen sene 5,8 milyar dolarlık bir ticaret hacmi olduğunu anımsatan Bakan Uraloğlu, “Bu sene muhtemelen 6 milyar dolar olacak. 10 milyar dolara kısa vadede çıkarmamız lazım. En büyük görev size ve bize düşüyor. IMO’da da iş birliğimizin devamını faydalı görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

İki Bakan Ortak Basın Açıklaması Gerçekleştirdi
Bakan Uraloğlu ve Bakan Stylianides, görüşmenin ardından Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nde ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. İki ülkenin denizcilik ilişkilerini ele aldıklarını bildiren Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Yunanistan’ın denizcilik sektöründe iş birliğini geliştirme hususunda mutabık kaldıklarını belirtti.
Karbonsuzlaştırma ve yeşil enerji konularında iş birliğini de ele aldıklarını ifade eden Uraloğlu, ticari yatçılık konusunda da Bakan Stylianides’in önemli yaklaşımları olduğunu belirtti. Uraloğlu, “Küresel olayların, savaşların denizcilik sektöründeki etkilerinin neler olduğu noktasında görüş alışverişinde bulunduk. Özellikle Ukrayna ve Filistin’de süren savaşın bu anlamda sektöre etkilerini karşılıklı değerlendirdik.” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olayın ardından Başbakan Meloni, yaptığı yazılı açıklamada, “UNIFIL’in Güney Lübnan’daki İtalyan karargahının uğradığı ve barışı koruma misyonunda görev yapan bazı askerlerimizin de yaralanmasına neden olan yeni saldırı haberlerini derin bir öfke ve endişeyle öğreniyorum.” ifadesini kullandı.
Yaralılar ve aileleriyle kendisi ve hükümeti adına dayanışmasını vurgulayan Meloni, Lübnan’daki tüm İtalyan birliğine faaliyetleri için şükranlarını iletti.
REKLAM
Meloni, “Bu tür saldırıların kabul edilemez olduğunu bir kez daha yineliyor ve sahadaki taraflara UNIFIL askerlerinin güvenliğini her zaman garanti altına almaları ve sorumluların hızla tespit edilmesi için işbirliği yapmaları yönündeki çağrımı yineliyorum.” ifadelerini kullandı.
Savunma Bakanı Guido Crosetto da yaptığı yazılı açıklamada, olayın ardından 4 askerin durumunun endişe verici olmadığını teyit etmek için hemen UNIFIL’deki İtalyan Birliği’nin komutanı Tuğgeneral Stefano Messina’yı aradığını, ayrıca Lübnanlı mevkidaşıyla temasa geçtiğini bildirdi.
Crosetto, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bir UNIFIL üssünün bir kez daha vurulması kabul edilemez. Bugüne kadar göreve başlamasından bu yana mümkün olmayan görüşmeyi gerçekleştirmek üzere, İsrail’in yeni Savunma Bakanı ile konuşmaya çalışacağım ve ona UNIFIL üslerinin kalkan olarak kullanılmamasının gerektiğini söyleyeceğim. Güney Lübnan’da mavi berelilerin ve sivil halkın güvenliğini tehlikeye atan teröristlerin varlığı ise daha da kabul edilemez bir durumdur.”
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de Torino kentinde katıldığı etkinlikte yaptığı açıklamada, UNIFIL üssünde İtalyan askerlerinin yaralanmasına yol açan olayın “Hizbullah’ın fırlattığı iki roketten kaynaklanmış olabileceğini” belirterek, yaşananların kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RUSYA DIŞİŞLERİ BAKANI LAVROV: DEMOKRATLARIN PİSLİK YAPMA ÇABALARI BUGÜN DE GÖZLEMLENİYOR
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’de mevcut Joe Biden yönetiminin, gitmeden önce Başkan seçilen Donald Trump’a Ukrayna konusunda kötü miras bırakmaya çalıştığını belirterek “Demokratların pislik yapma çabaları bugün de gözlemleniyor.” dedi.
Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Lavrov ile Belarus Dışişleri Bakanı Maksim Rıjenkov, Belarus’un Brest kentinde bir araya geldi.
REKLAM
Lavrov ve Rıjenkov, toplantıda yaptırımlara karşı önlem alınması konusunda bildiri dahil bazı belgeler imzaladı. İki bakan, toplantının ardından basın toplantısı düzenledi.
NÜKLEER OLMAYAN HİPERSONİK EKİPMANLARLA DONATILMIŞ “OREŞNİK” BALİSTİK FÜZE FIRLATILDI
Basın toplantısında konuşan Lavrov, Rusya’nın dün, Ukrayna’nın askeri ve sanayi kompleksi tesislerinden birine saldırması esnasında, savaş koşullarında, nükleer olmayan hipersonik ekipmanlarla donatılmış “Oreşnik” balistik füzenin fırlatıldığına dikkati çekti.
Lavrov, “(Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir) Zelenskiy, bundan korktu ve sahiplerini, Rusya karşısında silahsız bırakmakla suçladı. Bu, yararlı bir sonuç. Çünkü gerçeğe daha yakın olmak, bu tehlikeyi hissetmek faydalı.” diye konuştu.
Biden yönetiminin eylemlerini değerlendiren Lavrov, Ukrayna’ya temin edilen Kara Taktik Füze Sistemleri (ATACMS) füzeleri ile “Storm Shadow” (Fırtına Gölgesi) uzun menzilli seyir füzelerinin saldırılarda kullanıldığına işaret ederek “Burada, bir sonraki yönetime mümkün olduğu kadar kötü bir miras bırakma unsuru var.” dedi.
REKLAM
OBAMA’YI HATIRLATTI
Lavrov, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın 2016’da Trump göreve başlamadan önce Rus diplomatlarını sınır dışı ettiğini anımsatarak “Demokratların pislik yapma çabaları bugün de gözlemleniyor.” ifadesini kullandı.
Rusya’nın nükleer doktrininin güncellendiğine dikkati çeken Lavrov, bu doktrinin içeriğinin Rusya-Belarus Birlik Devleti kapsamındaki anlaşmalarıyla senkronize edildiğini dile getirdi.
Belarus Dışişleri Bakanı Rıjenkov da Batı’nın Belarus’a yönelik baskı kurarak yıkıcı eylemlerde bulunduğunu belirterek “Bu, Belarus devletinin varoluşu süresince devam ediyor.” dedi.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINDA SON DURUM
Rusya İnsan Hakları Yüksek Komiseri Tatiyana Moskalkova, çatışmaların devam ettiği Rus toprağı Kursk bölgesinin 46 sakininin Ukrayna’dan geri alındığını bildirdi.
Moskalkova, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Ukrayna tarafıyla yapılan müzakere sonucu Kursk bölgesi sakinlerinden 46 kişi, Ukrayna’dan Rusya’ya geri döndü. Bunların 12’si çocuk.” ifadelerini kullandı.
Bunun Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi, savunma ve dışişleri bakanlıkları ile Belarus’un ilgili kurum çalışanlarının etkileşimi sayesinde gerçekleştiğini belirten Moskalkova, bu vatandaşların Ukraynalı askerlerce Kursk bölgesinden Ukrayna’ya götürüldüğüne dikkati çekti.
REKLAM
Ukraynalı askerlerin, ağustos başında Rus toprağı Kursk bölgesine girmesinin ardından iki ülke orduları arasında başlayan çatışmalar devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buna göre, OpenAI çalışanlarının, avukat ekibinin 150 saatten fazla zaman harcayarak “potansiyel kanıt” olarak çıkardığı verileri “yanlışlıkla” sildiği öne sürüldü.
ORİJİNAL DOSYA GERİ GETİRİLMESİNE RAĞMEN EKSİK
OpenAI’ın “yanlışlıkla silinen” verilerin çoğunu geri getirmeyi başardığı belirtilirken, avukatlar orijinal dosya adlarının ve klasör yapılarının hala eksik olduğunu ifade etti.
Öte yandan avukatlar, söz konusu durumun “kasıtlı olduğuna inanılması için bir sebep olmadığını” da belirtti.
Gazeteden konuya ilişkin açıklama gelmezken, OpenAI’ın sözcülerinden Jason Deutrom, Wired’a yaptığı açıklamada, “Yapılan nitelendirmelere katılmıyoruz ve yanıtımızı yakında sunacağız.” dedi.
REKLAM
Mahkemenin kararı üzerine, OpenAI, The New York Times’ın, “yapay zeka teknolojilerinin eğitim” verilerinin bir kısmına ulaşabilmesine izin vermişti.
TELİF HAKKI DAVASI
ABD’nin önde gelen gazetelerinden The New York Times, 27 Aralık 2023’te yapay zeka teknolojilerinin eğitilmesi amacıyla çalışmalarının izinsiz kullanıldığı ve telif hakkının ihlal edildiği iddiasıyla OpenAI ve Microsoft’a dava açmıştı.
Gazete, OpenAI’ı yayımlanan milyonlarca makalesini artık güvenilir bilgi kaynağı olan haber kuruluşlarıyla rekabet eden sohbet robotlarını eğitmek için izinsiz olarak kullanmakla suçlamıştı.
Böylece, The New York Times, yazılı eserleriyle ilgili telif hakkı sorunları nedeniyle ChatGPT ve diğer popüler yapay zeka platformlarının geliştiricisi olan şirketlere dava açan ilk büyük medya kuruluşu olmuştu.
Ardından şubatta OpenAI, The New York Times’ın telif hakkının ihlal edildiği iddiasıyla şirkete karşı açtığı dava için yanıltıcı deliller oluşturmak amacıyla ChatGPT’yi ve diğer yapay zeka sistemlerini “hacklediğini” ileri sürmüştü.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İkili, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki gelişmeleri ele alırken Ukrayna’nın kışa daha güçlü bir pozisyonda girmesi konusunda görüş birliğine vardı.
Rutte ve Starmer, Rusya saflarında savaşa katılan Kuzey Koreli askerler konusunun, Avrupa-Atlantik ve Hint-Pasifik güvenliği için önemli olduğunu vurguladı.
Görüşmede Starmer, hükümetinin savunma alanındaki çalışmalarından söz ederken milli gelirin yüzde 2,5’ini savunma alanına harcama kararlılığını da yineledi.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Peru’dan Brezilya’nın Manaus kentine giden Biden, Amazon ormanları içindeki en büyük kent olan Manaus’ta yerli topluluklarla bir araya geldi.
Amazon ve Rio Negro nehirlerinin bazı bölümlerini başkanlık helikopteriyle turlayan Biden, daha sonra basın mensuplarına açıklamalar yaptı.
İklim değişikliği konusunda tüm ülkeleri daha hassas olmaya çağıran Biden, ABD’nin Amazon ormanlarının korunmasına yönelik oluşturulan fona katkı sağlamaya devam edeceğini belirtti.
İklim değişikliğiyle mücadelede karbondioksit salınımının azaltılmasının yanı sıra Amazon ormanlarının korunmasının da önemli bir görev olduğunu kaydeden Biden, bu hususta Brezilya yönetimi ile çalışmaya devam edecekleri mesajını verdi.
Manaus’tan G20 Zirvesi’nin yapılacağı Rio de Janeiro kentine geçen Biden, burada 18-19 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek zirveye katılacak.
*Haberin fotoğrafı Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gösteriye katılan Haredi Yahudilerden Yona, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail hükümetinin Haredi gençleri askere almak istediğini ancak “hayatları pahasına da olsa askere gitmeyeceklerini” söyledi.
7 BİN HAREDİ’Yİ ASKERE ÇAĞIRMA KARARI ONAYLANMIŞTI
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ordunun 7 bin Haredi’yi askere çağırma kararını dün onaylamıştı.
İsrail’de Harediler, zorunlu askere alınmalarına karşı sık sık protestolar düzenliyor.
NÜFUSUN YÜZDE 12’SİNİ OLUŞTURUYOR
Çoğu dini gerekçelerle askere gitmeyi reddeden Harediler, 9 milyonluk ülkede nüfusun yaklaşık yüzde 12’sini oluşturuyor.
Ülkedeki Haredilerin büyük çoğunluğu Batı Kudüs’teki Meaşerim Mahallesi’nde ve başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde yaşıyor.
İsrail’de 1 Kasım 2022 seçimlerinden zaferle ayrılan Likud lideri Binyamin Netanyahu’nun koalisyon ittifakında aşırı sağcı partilerin yanı sıra Ultra Ortodoks Şas ve Birleşik Tevrat Yahudilik partileri de yer alıyor.
Laik Yahudilerle aralarında birçok konuda görüş ayrılığı olan ve toplumun geri kalanına entegre olmayı reddeden Haredilerin çoğu, orduda dinlerinin gerektirdiği şekilde yaşayamayacakları gerekçesiyle askerlik yapmayı reddediyor.
Kadın ve erkekler için İsrail’de 3 yıl zorunlu askerlik hizmeti bulunuyor. Ultra Ortodoks Yahudilik inanca sahip Harediler ise 26 yaşına kadar Tevrat kurslarında (Yeşiva) eğitim almaları halinde askerlikten muaf tutuluyor.
İsrail’de koalisyon ortağı Haredi partiler, “Tevrat eğitiminin temel hak olduğu” yönünde bir kanunu geçirerek temsil ettikleri kesimin askerlikten muaf tutulmasını yasal güvence altına almak istiyor.
*Haberin görselleri Associated Press ve AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘ÇOK MUTLU OLDULAR’
Öğretmen Gülümser Balcı, “Öğrencilerimin hayallerini dinleyip yapay zeka ortamında gerçekleştirerek onların hayallerine ışık tutmak istedim. Unutulmaz anlar yaşayıp, çok mutlu oldular. Onların mutluluğu bizi de mutlu ediyor. Umarız gelecekte o güzel hayalleri gerçek olur” dedi.
İl Milli Eğitim müdürü Fahri Acar da çalışmanın diğer öğretmenlere de ilham olacağını belirterek, “Eğitim ve öğretimdeki faaliyetlerimizdeki en büyük hedeflerden birisi, tüm öğrencilerimizi öncelikle, vatana millete hayırlı iyi birer evlat olarak yetiştirmektir. Bunu yapmaya çalışırken öğrencilerimizin ileride yapmak istedikleri, kendilerini orada görmeleri, onu hayal etmeleri önemli bir faaliyettir. Bu çalışmayı kullanarak güzel bir örnekle sergileyen başarılı öğretmenimiz Gülümser Balcı’yı tebrik ediyorum. Bütün uğraşımız, çocuklarınızın, hem ülkemize hem ailelerine faydalı olabilecek şekilde geleceğe hazırlamaktır” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğretmenler, ara tatil seminerlerini 11-15 Kasım’da okula gitmeden çevrim içi tamamlayabilecek.
Ara tatilin ardından öğrenciler, 18 Kasım’da tekrar ders başı yapacak.
Bu senenin eğitim öğretim yılı birinci dönemi, 17 Ocak 2025 Cuma günü sona erecek. Yarıyıl tatili, 20 Ocak 2025 Pazartesi günü başlayacak ve 31 Ocak 2025 Cuma günü sona erecek.
İkinci dönem, 3 Şubat 2025 Pazartesi günü başlayacak. İkinci dönem ara tatili ise 31 Mart 2025 Pazartesi günü başlayacak ve 4 Nisan 2025 Cuma günü son bulacak.
9 Eylül’de başlayan 2024-2025 eğitim öğretim dönemi, 20 Haziran 2025’te tamamlanacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sınav, 89 sınav merkezinde saat 10.15’te başlayacak. Adaylar saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacak. 180 dakika sürecek sınavda ek süre verilmesine uygun bulunan engelli adaylar, 30 dakika ilave sürelerini kullanabilecek.
Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri sınav günü saat 10.00’a kadar açık bulundurulacak.
Sınav sonuçları, 22 Kasım’da açıklanacak.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, sınav günü emniyet personeli dahil 17 bin 721 kişinin görev yapacağını bildirdi.
Ersoy, YDS/2’nin 5 farklı dilde uygulanacağını belirterek, şunları kaydetti: “Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’nda 104 bin 363 aday İngilizce, 6 bin 568 aday Arapça, bin 688 aday Almanca, bin 38 aday Fransızca, 966 aday Rusça dillerinde uygulamaya katılacak. Adaylara çoktan seçmeli 80 soru sorulacak. Sınava başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocukları sınav ücretinden muaf tutulurken, bin 15 aday bu haktan yararlandı. Sınava 336 engelli aday katılacak. Sınava katılacak tüm adaylara başarılar dilerim.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuyla ilgili detaylı bilgiye “https://personeltemin.msb.gov.tr” adresinden ulaşılabilecek.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görüşmede, 4 Eylül 2024’te Ankara’da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi huzurunda imzalanan Türkiye ile Mısır arasında yükseköğretim alanında işbirliğine yönelik mutabakat zaptının detayları değerlendirildi.
Özvar, görüşmeye ilişkin, Türkiye ile Mısır arasında yükseköğretim alanında yeni bir dönemi başlattıklarını belirterek, “Bu yıl eğitim öğretime başlanan Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi ve Türk dünyasına yönelik ortak üniversite kurulması çalışmalarına bir yenisini Mısır ile ekliyoruz. Türkiye-Mısır Üniversitesi kurulması için gerekli çalışmaları başlatıyoruz” ifadelerini kullandı.
Erol Özvar, ayrıca Türkiye’nin köklü üniversitelerinin Mısır’da şube açacaklarını bildirdi.
İstanbul’da ve Kahire’de Türkiye ve Mısır üniversiteleri rektörlerinin bir araya gelecekleri “Türkiye-Mısır Üniversiteleri Forumu” düzenleyeceklerini de açıklayan Özvar, şunları kaydetti: “Böylece iki ülke üniversiteleri birbirlerini yakından tanıma ve aralarındaki işbirliği konularını müzakere etme fırsatı yakalayacak. İki ülke akademisyenleri, ortak çalışma kültürünü ve akademik bağları güçlendirmek amacıyla ortak araştırma projeleri hazırlayacak. Teknoloji alanında yükseköğretim kurumlarımızın iş birliği yapabilmesi ve bu alanda tecrübe paylaşımı için gerekli koordinasyon sağlanacak. Bu kapsamda özellikle yapay zeka, bilişim ve sağlık eğitimi konularında işbirliği yapılması ve karşılıklı tecrübe paylaşımının yol haritasını belirledik.”
Ashour ile görüşmelerinde ayrıca yükseköğretim alanında yapılacak işbirliklerinin planlama ve koordinasyonu için Türkiye ve Mısır taraflarından yetkili kişilerle oluşturulacak bir çalışma komitesi kurulmasını da planladıklarını bildiren Özvar, “Ziyaretimizin, Türkiye ile Mısır arasında yükseköğretim alanında yeni ve verimli bir dönemin başlamasına vesile olacağına yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ülke genelinde çok sayıda öğrenci, İl Milli Eğitim müdürlüklerince görevlendirilen öğretmenler sayesinde evlerinde eğitim görürken sadece Siirt, Batman, Mardin ve Şırnak’ta bu yıl 184 öğrenci bu hizmetten faydalanıyor.
Siirt
Siirt’te sağlık sorunları nedeniyle örgün eğitim hizmetinden doğrudan yararlanamayan, özel eğitim ihtiyacı olan 22 öğrenciye evlerinde eğitim veriliyor.
11’i ilkokul, 10’u ortaokul ve 1’i de lisede kaydı bulunan öğrencilere İl Milli Eğitim Müdürlüğü Rehberlik ve Araştırma Merkezince görevlendirilen öğretmenler eğitim veriyor.
REKLAM
İl Milli Eğitim Müdürü Salih Sadoğlu, öğrencilerin bu hizmetten faydalanması için sağlık raporlarıyla kurumun Rehberlik ve Araştırma Merkezine müracaat edilmesi gerektiğini belirtti.
İlkokul öğrencilerine sınıf öğretmenlerinin, ortaokul ve lise öğrencilerine ise branş öğretmenlerinin eğitim verdiğini anlatan Sadoğlu, “Hem çocuklar dersten geri kalmıyor ve sosyalleşiyorlar hem de moral ve motivasyonlarına katkıda bulunuyoruz. ‘Eğitimde feda edilecek tek bir fert yoktur’ düşüncesiyle tüm çocuklarımızın eğitim imkanından faydalanmaları için elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz” dedi.
Öğretmenlerden Yasin Bardak, özel durumu olan öğrenciler için bu hizmetin çok faydalı olduğunu belirtti.
Bardak, “2. sınıf öğrencisi Muhammed Ali’ye bire bir ders vermekteyim. Öğrencimin başarısı günden güne artmakta. Bu durum beni ve aileyi mutlu etmekte. Evde hizmet sayesinde öğrenci eğitim ve öğretimde geri kalmıyor hatta okuldan bir tık ileri gidebilmekteyiz çünkü bire bir eğitimin faydalarını hepimiz biliyoruz” diye konuştu.
REKLAM
Zeynel Abidin Çekmen de 20 yıllık öğretmen olduğunu, bir öğrencisine haftanın 5 günü evinde ders verdiğini anlatarak, “Öğrencim Nisanur Satıcı’nın durumu iyi değildi ama şu an okuma yapıyor. Akranlarına göre iyi duruma geldi” ifadelerini kullandı.
Cam kemik hastası 8 yaşındaki Muhammed Ali Ay ise evde eğitim gördüğü için derslerinin iyi olduğunu, çok sayıda kitap okuduğunu ve evde düzenli ders çalıştığını söyledi.
Baba Hüseyin Ay da oğlunun derslerdeki açığının bu eğitimle kapandığını, emeği geçen herkese teşekkür ettiğini belirtti.
Batman
Batman’da sağlık sorunları nedeniyle okula gidemeyen çeşitli kademelerdeki 26 öğrenciye evde eğitim veriliyor.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Mustafa Çakan, evde eğitim hizmetini yürütenlerin öncelikle öğrencinin kayıtlı olduğu okuldaki öğretmenler olduğunu ayrıca rehberlik ve araştırma merkezinden uzmanların da bu eğitimleri verdiğini, müfredat doğrultusunda eğitimlerin sürdürüldüğünü söyledi.
REKLAM
Batman Ziya Gökalp Ortaokulunda İngilizce öğretmeni Habib Kurtay da 8. sınıf öğrencisi Muhammed Mert Aslan’a 3 yıldır evde eğitim verdiğini anlattı.
Kurtay, “Çok başarılı bir öğrencimiz. Geçen sene bursluluk sınavını da kazandı” dedi.
Öğrenci Aslan ise okula gidemese de evinde çok kaliteli eğitim gördüğünü anlatarak, fen lisesini kazanıp yazılım mühendisi olmak istediğini belirtti.
Mardin
Mardin’de rahatsızlığı nedeniyle okula gidemeyen çeşitli kademelerdeki 106 öğrenciye evde eğitim veriliyor.
Bu öğrencilerden biri de merkez Artuklu ilçesinde yaşayan 4 yaşındaki mikrosefali ve epilepsi hastası Fatma Turan.
Öğretmen Canan Verep Anaokulunda özel eğitim öğretmeni İlknur Savaşçı, Fatma Turan’a evinde eğitim veriyor.
Öğretmen Savaşçı, egzersizlerle öğrencinin bilişsel gelişimine katkı sağlayacak çalışmalar yaptıklarını söyledi.
Savaşçı, şunları söyledi: “Çocuklarımız okula gidemiyorsa okulu eve taşımamız gerekiyor. Çocuklar okula gidemiyor diye eğitimsiz kalmaları doğru değil. İhtiyacı olan her çocuk için evde eğitim şart.”
REKLAM
Anne Hadra Turan da kızının fizik tedavi gördüğünü ve 2 yıldır evde eğitim gördüğünü anlattı.
Turan, “Çok şükür kızımız bizleri tanıyor. Evde gördüğü eğitimin katkısını hem o hem biz fark ediyoruz. Aldığı eğitimden çok memnunuz. Milli Eğitim Müdürlüğümüze ve öğretmenlerimize çok teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
Şırnak
Şırnak’ta 22’si ilkokul, 5’i ortaokul, 3’ü de lise olmak üzere 30 öğrenciye evde eğitim veriliyor.
Epilepsi hastası olan ve yürüyemeyen 10 yaşındaki Yusuf İdin’e Şehit Bayram Tatar İlkokulu’nda görevli öğretmen Vedat Tuncay, haftanın 5 günü 2’şer saat evinde eğitim veriyor.
Tuncay, İdin’e bireyselleştirilmiş eğitim programını uyguladıklarını, olumlu sonuçlarını da gördüklerini söyledi.
İdin’in şu an akranları gibi 2. sınıf dersleri gördüğünü anlatan Tuncay, şunları kaydetti: “Kendi seviyesindeki çocuklardan daha iyi bir seviyede. Başta kalem tutmada bile zorluk çekiyordu, motor becerileri yetersizdi ama verilen eğitimleri çok iyi aldı. Gelişimi beni sevindiriyor.”
Yusuf İdin de öğretmeninin verdiği eğitimle okuma ve yazma becerilerinin geliştiğini, okumayı çok sevdiğini söyledi.
Baba Zeki İdin de 2 yıldır okula gidemeyen oğluna evde verilen eğitimden memnuniyet duyduklarını söyledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, her ayın ilk haftasında düzenledikleri Öğretmenler Odası Buluşmaları’nda ve ziyaret ettikleri okullarda, öğretmenlerle buluşarak eğitime dair önemli konuları istişare ettiklerini belirtti.
Attıkları tüm adımları öğretmenlerin görüş ve önerileri doğrultusunda belirlediklerini kaydeden Tekin, “Öğretmenlerimizle yaptığımız bu görüşmelerde, birçok meslektaşımızdan gelen yoğun talep üzerine, 11-15 Kasım arasında gerçekleştirilecek olan ara tatil seminerlerini çevrim içi yapma kararı aldık. Eğitim ailemize hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, sosyal medya hesabından 2024-2025 eğitim öğretim yılı Yükseköğrenim GSB Burs ve Öğrenim Kredisi başvuru sonuçlarının açıklandığını duyurdu.
Sevgili gençler, GSB Burs ve Öğrenim Kredisi başvuru sonuçları açıklandı. Hepinize hayırlı olsun.
8 Kasım saat 23.59’a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerinizi onaylamayı unutmayın.
Sonuçlar için: https://t.co/kFYlop2mYZpic.twitter.com/OGxc7NzZNO
— Dr. Osman Aşkın Bak (@OA_BAK) November 5, 2024
Taahhütname onayı için son gün 8 Kasım
Burs ve öğrenim kredisi hakkı kazanan öğrencilerin en geç 8 Kasım saat 23.59’a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerini onaylamaları gerekiyor.
REKLAM
Yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin taahhütname onayı için de aynı tarih geçerli olacak.
18 yaşından küçük öğrenciler
Burs ve öğrenim kredisi tahsis edilen 15-18 yaş arası öğrenciler, anne/babalarının e-Devlet şifreleriyle sisteme girerek burs/kredi taahhütnamesi için veli onayı verebilecek. Sonrasında bu öğrenciler, kendi e-Devlet şifreleriyle taahhütnamelerini onaylayabilecek.
15 yaşından küçük ya da anne-babası olmayan öğrenciler ise kanuni vasileri ile birlikte kendilerine en yakın gençlik ve spor il müdürlüğü ya da yurt müdürlüğüne belgeleri (kimlik, vasi kararı vb.) ile giderek taahhütnamelerini onaylatabilecek.
Yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin kefaletname işlemi
Yükseköğrenimini yurt dışında sürdüren ve kendilerine burs ve öğrenim kredisi tahsis edilen öğrencilerin, yurt içinde ikamet eden bir kefil tarafından Türkiye’deki noterlerden 25 Kasım tarihi mesai bitimine kadar kefaletname hazırlatması şartı aranıyor.
Kefaletnameler Noterlik Bilgi Sistemi (NBS) üzerinden kontrol edileceği için öğrencilerin herhangi bir belge göndermesi gerekmiyor.
TIKLA ÖĞREN
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ülke geneli ortak yazılı sınavlarda 6. sınıf Türkçe dersinde 7, 6. sınıf matematik dersinde 7, 10. sınıf Türk Dili ve Edebiyatı dersinde 8 ve 10. sınıf matematik dersinde 7 açık uçlu ve kısa cevaplı soru kullanıldı.
Böylece ilk defa ülke geneli ortak yazılı sınavlarda tamamen açık uçlu ve kısa cevaplı sorular kullanıldı.
REKLAM
Öğrencilerin gelişimini takip etmek, müfredatın işlenmesinde okullar arasında bütünlük sağlamak ve uygulama birliği oluşturmak amacıyla yapılan ülke geneli ortak sınavlarda kullanılan açık uçlu sorularda öğrenciler, cevapları kendi cümleleriyle yazdı.
Sınavlar, sabahçı ve öğlenci öğrenciler için ayrı oturumlarda gerçekleştirildi.
Sabah ve öğle oturumlarında birbirine denk olan farklı sorular kullanıldı. Oturumlar bir ders süresi olan 40 dakikayla sınırlandırıldı.
Oturumların ülke genelinde aynı saatte başlatılması ve sonlandırılması sağlandı.
Sınavların değerlendirme işlemleri 6. sınıf matematik dersi için bağımsız iki puanlayıcı tarafından il ölçme değerlendirme merkezi müdürlüklerince yapılacak.
Matematik dersi 6. sınıf ortak yazılı sınav sonuçları, “ortakyazilisinav.meb.gov.tr” adresinde okul müdürlüklerinin erişimine açılacak ve alan öğretmenlerince e-Okul sistemine işlenecek.
6. sınıf Türkçe, 10. sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ile 10. sınıf matematik derslerinin değerlendirilmesi ise eğitim kurumu sınıf/alan zümreleri veya ilgili dersin öğretmenlerince yapılacak.
Bu derslere ait sınav sonuçları da ilgili dersin öğretmenlerince e-Okul sistemine işlenecek ve öğrencilere bildirilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>20 bin sözleşmeli öğretmen atamasına ilişkin sözlü sınav sonuçları ve KPSS puanının %50’si ile sözlü sınav puanının %50’si alınarak elde edilen sözlü sınav başarı puanları, e-Devlet üzerinden 25 Ekim 2024 tarihinde öğretmen adaylarımızın erişimine açılmıştır.
İTİRAZLAR 1 KASIM’A KADAR YAPILABİLECEK
Sözlü sınav sonuçlarına yönelik itiraz süreci, bugün (28 Ekim) başlamış olup 1 Kasım 2024 tarihinde sona erecektir.
Sonuçlara ilişkin itirazlar, sözlü sınav komisyonlarınca değerlendirilerek 11 Kasım 2024 tarihinde sonuçlandırılacaktır.
İtiraz süreci tamamlandıktan sonra kesinleşen puanlara göre oluşacak sıralamalar, 14 Kasım’da başlayacak atama tercihleri esnasında adayların tercih ekranlarında yer alacaktır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Festival alanında büyük bir kalabalığın gözü önünde gerçekleşen kaza anı kameralara yansıdı. Görüntülerde, Caballero’nun yaptığı tehlikeli hareketin ardından olay yerinde can verdiği görülüyor. Göstericinin yanında bulunan diğer kişiler hızla alandan uzaklaştı.
Mahates kentinden gelen ve daha önce de benzer gösterilerde yer alan Caballero’nun ani ölümü, festivalin geri kalanını da gölgeledi. Yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma başlattı.
Bu yıl İspanya’da da benzer kazaların yaşandığını hatırlatan uzmanlar, bu tür etkinliklerde güvenlik önlemlerinin artırılması çağrısında bulundu. Valencia’da 64 yaşında bir kişinin ağır yaralandığı, Tordesillas kentinde ise başka bir göstericinin kaza geçirdiği bildirildi.



KolombiyaFestivalGüvenlik3-sayfaYaşamDünyaKaza
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NHC, bazı izole bölgelerde 75 santimetreye kadar yağış bırakması beklenen tropikal fırtınanın, Orta Amerika ülkeleri ve Meksika’nın güneyinde toprak kaymaları ve sellere neden olabileceği uyarısı yaptı.
Meksikalı yetkililer de tropikal fırtınanın Yucatan Yarımadası üzerinde yoğun yağışlara neden olabileceği konusunda halka uyarıda bulundu.
Uzmanlar, tropik fırtınanın ilerleyen haftalarda ABD’ye ulaşabileceğini belirterek, özellikle Florida’da ikamet edenlerin hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÖREV İÇİN YETERSİZ
* Trump, Savunma Bakanlığı için eski asker ve televizyon yorumcusu Pete Hegseth’i aday göstereceğini açıkladı. Çin karşıtlığı ile bilinin Hegseth, hem Irak hem de Afganistan’da farklı dönemlerde görev yaptı. Bazı yetkililer Hegseth’in bu görev için yeterli olmadığını iddia etti.
* Donald Trump, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilciliği görevine emlak zengini golf arkadaşı Yahudi işadamı Steven Witkoff’u atayacağını duyurdu. Witkoff, Filistin’de iki devletli çözüme karşı biri. Gazze saldırıları sırasında ateşkes ve barış görüşmelerine de itiraz etmesiyle dikkat çekmişti.
* İşadamı Elon Musk ve girişimci Vivek Ramaswamy yeni kurulacak Hükümet Verimliliği Bakanlığı’nı yönetecek. Trump, ikilinin savurgan harcamaların kesilmesinde etkili olacağını aktardı.

ABD’DE BAŞKANLIK DEVRİ ‘BARIŞÇIL’ OLACAK
ABD Başkanı Joe Biden ile seçilmiş başkan Donald Trump seçimden sonra ilk kez Washington’da bir araya geldi.
Görüşmenin başında Oval Ofis’te kameralara poz veren ve el sıkışan Biden ile Trump, birbirlerine teşekkür etti.
Biden, başkanlık görevini Trump’a sorunsuz bir şekilde devredeceğini vurgulayarak, “Yeniden hoş geldiniz. Pürüzsüz bir geçiş süreci olmasını bekliyoruz, ihtiyacınız olan her şeyi karşılamak üzere yapabileceğimiz her şeyi yapacağız” diye konuştu. Daha sonra söz alan Trump da “Siyaset zor bir iş ve çoğunlukla dünya çok hoş değil ama bugün dünya güzel. Geçiş süreci olabildiğince pürüzsüz olacak, bunun için çok minnettarım” ifadesini kullandı.
Daha sonra Trump ve Biden’ın, Beyaz Saray’daki basına kapalı görüşmesi, yaklaşık iki saat sürdü.
ANKARA-WASHINGTON İLİŞKİLERİNDE YENİ SAYFA
Donald Trump ikinci kez ABD’de başkanlık koltuğuna oturmaya hazırlanırken, Amerikalı uzmanlar Türkiye-ABD ilişkilerinin olumlu yönde ilerleyebileceğini düşünüyor. Eski ABD’nin Ankara Büyükelçisi, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Wilson Center Ortadoğu Programı Başkanı James Jeffrey, ikinci Trump döneminde ikili ilişkilerin geleceği konusunda “gayet iyimser” olduğunu vurguladı. Hudson Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Luke Coffey ise her yeni ABD yönetiminin müttefiklerle ilişkileri sıfırlama konusunda bir fırsat sunduğunu belirterek, “Bir fırsat sunacak, çünkü hem Başkan Trump hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan, pragmatik olabileceğini ve milli meseleleri her tür kişisel anlaşmazlığın önüne koyabileceğini kanıtladı” ifadesini kullandı.
ABD ASKERLERİ GÜNEY KIBRIS’A YERLEŞMEK İÇİN GÜN SAYIYOR
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından ABD’ye verildiği belirtilen eski bir Türk köyü olan Tatlısu’daki (Mari) helikopter üssünde çalışmalara hız verildiği bildirildi. Rum basınının Mari’deki Evangelos Florakis Helikopter Üssü ile ilgili yayımladığı haber fotoğraflarında, ABD’ye ait askeri iş makinelerinin bölgedeki çalışmalara katıldığı görüldü. Mari’deki deniz üssü ile liman bölgesinde de genişletme çalışmaları yürüten GKRY’nin, bu alanlarda ABD’den teknik destek aldığı ileri sürülürken, helikopter üssünün Vasiliko Elektrik Santrali’ne komşu olarak inşa edilmesi dikkati çekti. ABD’nin bölgede gizli helikopter üssü bulunduğu iddia edilmiş, Pentagon bu iddiaları ve Mari’ye üs kurulması konusuna dair soruları yanıtsız bırakmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Terör örgütü PKK/YPG, Fırat Nehri’nin doğusunda Irak sınırından başlayarak yaklaşık 122 kilometrelik bir hatta kurduğu onlarca gözlem kulesiyle Fırat Nehri’nin batısında konuşlu İran destekli grupları gözetleme olanağına sahip olacak. Kuleler sayesinde terör örgütü PKK/YPG, Fırat Nehri’nin iki yakasında silah ve petrol kaçakçılığını gözetleyebilecek. AA muhabiri, PKK/YPG’li teröristlerin inşa ettiği kuleleri ve kulelerin karşısında konuşlanan İran destekli grupların mevzilerini görüntüledi.

12 METRE YÜKSEKLİĞİNDE BETONARME KULELER
Kulelerin inşaat projesi, doğuda Suriye-Irak sınırındaki Bağoz beldesinden başlayarak Cedit Akidat beldesine kadar uzanıyor. Terör örgütü PKK/YPG, kuleleri yıl başından bu yana 1000 metrekare, yani yaklaşık bir dönüm alan üzerinde Arap çiftçilerin arazilerine el koyarak kurmaya başladı.
Her biri 12 metre yüksekliğindeki betonarme kuleler, teröristlere hem yer altında hem de üstünde faaliyet alanı tanıyor. Demirle güçlendirilerek beton duvarlarla çevrilen kuleler, toplamda 1000 metrekarelik bir alanı kaplıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

GELİŞMİŞ GÖZETİM SİSTEMLERİ
Kulelerin ABD ordusunun desteğiyle modern güvenlik teknolojileriyle donatıldığını aktaran kaynaklar, her kulede güvenlik kameraları, termal dürbünler, hafif ve orta çaplı silahlar, sinyal karıştırıcı sistemleri, anti-personel ve zırh delici füzelerin bulunduğunu anlattı.

PKK/YPG’li teröristler, inşası tamamlanan kulelere, terör örgütünün “öz savunma güçleri” olarak adlandırılan yapılanmasının üyelerini konuşlandırdı. Her bir kulede iki saatlik sürelerle 7-8 terörist nöbet tutuyor. Kulelerde görev yapan teröristlere her 24 saatte bir lojistik malzeme sağlayan araçlarla destek veriliyor. Ayrıca teröristler düzenli olarak kuleler arasında devriye geziyor. Terör örgütü, Deyrizor’un doğusunda Latva Ziban bölgesinde de kule inşaat faaliyetlerini sürdürüyor.

TOPRAKLAR GASBEDİLDİ
Güvenlik gerekçesiyle adını vermek istemeyen Bağozlu çiftçi, PKK/YPG’li teröristlerin nehrin kenarındaki tarlasından bir dönüm toprak gasbettiğini söyledi. Tarlasını belirli saatlerde ve teröristlerden izin almak zorunda kalarak sulayabildiğini söyleyen çiftçi, “İtiraz ettik. Ama boş. Tarlama sadece 09.00-17.00 saatlerinde girebiliyorum. Kulelere yakın evler boşaltıldı. Artık orada kimse yaşamıyor.” dedi.
Acil durumlarda nehrin bir yakasından diğerine geçişi sağlayan geçitlerin de kuleler nedeniyle engellendiğini belirten çiftçi, “Köylerin bir kısmı doğuda, kalan kısmı da batıda. Her iki tarafta akrabalarım var. Acil sağlık durumu olduğunda nehrin diğer tarafına geçiyorduk. Artık geçemiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başkan Erdoğan, geçtiğimiz gün Bakü’ye gitmişti. Burada BM İklim Zirvesi’ne katılmış ve ardından uçakta gazetecilerin sorularını cevaplamıştı. Başkan Erdoğan’ın İsrail ile ticareti tümüyle kestik mesajı dünya basınının gündemine girdi.

BAŞKAN ERDOĞAN’I ÖVDÜ
ABD merkezli VOA News, Başkan Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i övdü. BM iklim görüşmelerinde dünya liderlerinin en önemli isimlerinin katılmadığını, boşluğu başka liderlerin doldurduğunu bildirdi. Haberde 50 liderin konuşma yapacağı ancak bunlardan en önemlilerinin Aliyev ve Başkan Erdoğan olduğu belirtildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

BAŞKAN ERDOĞAN’IN SÖZLERİ GÜNDEMDE
ABD merkezli Newsweek, “Türkiye İsrail ile ilişkilerini kesti” başlığıyla haber yayınladı. Haberde, Başkan Erdoğan’ın sözlerine yer verildi.

Bir diğer ABD merkezli haber kuruluşuABC News, Başkan Erdoğan’ın Suriye ile normalleşme süreci hakkındaki görüşlerine yer verdi ve Başkan Erdoğan’ın “Suriye ile uzlaşma konusunda umutluyuz” sözünü başlığına taşıdı.

İngiltere merkezli Middle East Eye, Başkan Erdoğan’ın “Türkiye, İsrail ile tüm ilişkilerini kesiyor” ifadelerini başlığına taşıdı. Haberinde uçakta gazetecilere yapılan açıklamalara yer verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberi: Barbar İsrail ordusu, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde akıl almaz vahşetine devam ediyor. Çocuk, kadın demeden sivilleri katleden katil İsrail ordusu, yaralıları bile yattığı yerde vuruyor.

Gazze’de bir ay görev yapan İngiliz organ nakli uzmanı Prof. Dr. Nizam Mamode, İngiltere Parlamentosu’nun Uluslararası Kalkınma Komitesi’nin “Gazze’deki İnsani Durum” başlıklı oturumunda İsrail vahşetini anlattı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Mamode, bölgedeki manzarayı 2. Dünya Savaşı’nda atom bombası atılan Hiroşima ve Nagasaki’ye benzettiğini söyledi.

İnsanların çadır veya derme çatma yapılarda yaşadığını kaydeden Mamode, drone’ların, İsrail bombardımanlarının ardından operasyon yaptığını söyledi.

Mamode “Çadırların bulunduğu kalabalık bir noktaya bomba düştükten sonra drone’lar geliyordu, çocukları ve sivilleri vuruyordu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesini sabah saatlerinden itibaren en az 5 hava saldırısıyla hedef aldı. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre İsrail, Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiye’deki Gubeyri ve Burc el-Baracine bölgelerini hedef aldı.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee’nin tehdidinin ardından gelen şiddetli saldırılar sonrası bölgeyi toz ve duman bulutu kapladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Gubeyri bölgesine, ilk etapta ikisi İsrail’e ait bir insansız hava aracı, biri de savaş uçaklarıyla 3 hava saldırısı düzenlendi ve saldırılar sonucunda Gubeyri belediyesi yakınlarındaki bir bina yıkıldı. Hizbullah mensuplarının, Gubeyri’de bölge sakinlerini uyarmak ve tahliyeyi hızlandırmak için havaya yoğun ateş açtığı kaydedildi.

İsrail’in daha sonra yine Gubeyri’deki Tayyune bölgesine çok şiddetli bir saldırı daha düzenlediği ve bu saldırının sesinin tüm Beyrut’tan duyulduğu aktarıldı.
İsrail bombası yolcu uçağının yanına düştü!

Öte yandan İsrail güçlerinin Uluslararası Refik Hariri Havalimanı’na yakın bir noktaya bir hava saldırısı gerçekleştirdiği aktarıldı. Havalimanında bir yolcu uçağının yakınına düşen bomba büyük paniğe neden oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DİRENİŞ MUTFAĞI
Filistinli gastronomi içerik üreticisi Hamada Shoo, sosyal medyada yıllardır Gazze’nin kültürel zenginliklerini tanıtırken, İsrail’in saldırıları sonrası bambaşka bir görevi üstlenerek bir mülteci kampında çadır mutfak kurdu. Shoo, yardım paketlerinden çıkan sınırlı malzemelerle hazırladığı çikolatalı donutlardan sıcak makarnalara kadar birçok lezzetle çocukların yüzlerini güldürüyor. “Her yemek bir direnişin hikayesi” diyen Shoo, Gazze halkının zorluklara karşı mücadelesini dünyaya duyuruyor.

ÇOCUKLARI SEVİNDİREN GÖNÜLLÜ
Eskiden sosyal medya hesaplarında Gazze’nin pidelerini, çıtır kızarmış tavuklarını paylaşan Shoo, şimdi yardım paketlerinden hazırladığı yemeklerle kamptaki çocuklara mutluluk aşılıyor. Gönüllü kuruluşlarla iş birliği yapan Hamada Shoo, savaştan etkilenen çocuklara yalnızca besin değil moral ve psikolojik destek de sağlıyor. “Çocukların yüzlerindeki o mutluluğu görmek, bu işin değerini hatırlatıyor” diyen Shoo, savaşın gölgesinde yaşayan çocukların en sevdikleri lezzetleri tekrar tatmalarını sağlıyor.

SAMİRA’NIN MÜTEVAZI SOFRASI
Gazze’nin doğusunda, yoksulluğun izlerini en ağır şekilde taşıyan el-Zeytun Mahallesi’nde ise Samira Abu Amra’nın mütevazı mutfağı, bir umut kapısı olarak öne çıkıyor. Kendi imkanları ve hayırseverden aldığı bağışlarla ayakta kalan Samira, her hafta yaklaşık 70 aile için yemek hazırlıyor. İhtiyaç sahiplerine ulaşabilmek için kısıtlı kaynaklarını büyük bir titizlikle kullanan Samira, mahalledeki çocuklar ve ailelerin sıcak bir öğün için evinin önünde sıraya dizilmesine vesile oluyor. Çocuklar ve aileler, Samira’nın mutfağında buluşarak savaşın soğuk yüzüne karşı birlikte direniş sergiliyor.



Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – CHP DiyarbakırMilletvekili Sezgin Tanrıkulu, ” Hukuk, yasalarla yurttaşların başı derde girdiğinde vatadandaşın öngörüsü demektir. Yasa koyucu olarak bizim açımızdan bile öngörüden bahsetmek mümkün değil. Neden torba yasa yapıyorsunuz? Adı Noterlik yasası ama noterlikle ilgisi olmayan 12 yasa var. Bir parlamento bu kadar çok Anayasa’ya aykırı yasa yapabilir mi? Ondan sonra ya buradan ya da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor. Amacınız şu; Anayasa’ya aykırı bir kamu düzeni oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları geriye dönük yürümüyor. Yürümediği için de o arada oluşturduğunuz kamu düzeni yasallaşmış oluyor” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler devam ediyor. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, şunları söyledi:
” Türkiye’deki rejimin demokrasi olmadığını göstermek istiyorsunuz”
“Hukuk, yasalarla yurttaşların başı derde girdiğinde vatadandaşın öngörüsü demektir. Yasa koyucu olarak bizim açımızdan bile öngörüden bahsetmek mümkün değil. Neden torba yasa yapıyorsunuz? Adı Noterlik yasası ama noterlikle ilgisi olmayan 12 yasa var. Bir parlamento bu kadar çok Anayasa’ya aykırı yasa yapabilir mi? Ondan sonra ya buradan ya da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor. Burada yasama uzmanları var, biz varız ama Anayasa’ya aykırı yasa yapılıyor. Amacınız şu; Anayasa’ya aykırı bir kamu düzeni oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları geriye dönük yürümüyor. Yürümediği için de o arada oluşturduğunuz kamu düzeni yasallaşmış oluyor. Kanun Hükmünde Kararname ile bu kadar çok işlemin yapılmayacağını Cumhurbaşkanı’nın hukukçuları bilmiyor mu? Ama Anayasa’ya aykırı bir düzen oluşsun sonra Anayasa’ya aykırılık arkadan gelir. Böyle bir düzen olmaz. Hiçkimse Türkiye’ye demokratik demiyor. Yumuşak mı sert mi bir otokrasi arasında gidip geliyoruz. Etki Ajanlığı Yasası’na teorik olarak ihtiyacınız var mı? Bana göre yok. Torba ceza maddeleri var. Onlar sizin ihtiyacınızı zaten karşılıyor. Yargı düzeni bağımsız değil. İstediğiniz insanı istediğiniz biçimde bir soruşturma açıp, bir gizli tanık bulup içeri alabiliyorsunuz. Buna neden ihtiyaç duyuyorsunuz? Çünkü Türkiye’deki rejimin demokrasi olmadığını hem içeriye hem de dışarıya, aynı sınıfta yarıştığınız devletlere göstermek için. O devletler Rusya, Gürcistan, Kırgızistan, Macaristan. Artık biz demokrasi liginde değiliz. O nedenle kayyum yasasına ihtiyaç duyuyorsunuz. Ahmet Özer’in, Ahmet Türk’ün suçsuz olduğunu bilmiyor musunuz? Toplumsal barışımızın altına bu kayyum siyasetiyle, uyguladığınız dille en büyük dinamiti koyuyorsunuz. Böyle bir barış siyaseti, demokratik siyaset olmaz. Siyaseti bütün bu uygulamalarla zehirlediniz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı barışçıl eylemlerle başlayan olaylar, 2011 yılında iç savaş boyutlarına ulaşmıştı. Bölgedeki diğer ülkeler, Rusya ve ABD’nin de dahil olmasıyla vekalet savaşına dönüşen çatışmalarda bugüne kadar 500.000 kişi hayatını kaybetti.
Bugün Suriye dört farklı bölgeye ayrılmış durumda. Bunlar Esad yönetiminin ya da farklı ideoloji ve bağlantılara sahip çeşitli silahlı grupların ve tek taraflı ilan edilmiş oluşumların kontrolünde.
Suriye’de hangi grupların nerelere hakim olduğu, savaşın başından beri önemli ölçüde değişti.
Başlangıçta muhalif gruplara büyük miktarda toprak kaybeden Esad yönetimi, 2015 yılında Rusya’nın savaşa aktif müdahalesi sayesinde, bugün ülkenin üçte ikisini kontrol ediyor.
Ancak özellikle ülkenin kuzeyinde Türkiye ile sınır bölgesinde, kendilerini yetkili ilan eden gruplar ve uluslararası aktörlerin desteklediği silahlı örgütler tarafından çizilen birçok iç sınır bulunuyor.
Pros&Cons Güvenlik ve Risk Analizi Merkezi Direktörü Prof. Dr. Serhat Erkmen, “Şam’ın doğusundan Fırat Nehri’ne kadar olan bölgede daha yoğun bir İran etkisi var” diyor.
“ Akdeniz kıyı şeridinden Şam’a kadar uzanan bölge ile ülkenin güneyindeki topraklar, Rusya’nın etki alanı.”
İran ve Rusya, Esad yönetimine en fazla destek veren ülkeler.
Suriye’nin Akdeniz’deki başlıca limanının bulunduğu ve iç savaşın başından beri kritik önem taşıyan Lazkiye, Esad’ın kontrolünde.
İdlib kimin kontrolünde?
Suriye’nin Türkiye sınırındaki İdlib, Esad karşıtı cihatçı silahlı grupların ellerinde kalan son kaleleri.
Şam yönetiminin 2015 yılında kontrolünü kaybetmesinden bu yana İdlib, birçok rakip muhalif grubun kontrolü altına girdi.
İdlib’in hakimiyeti şu anda Sünni İslamcı siyasi ve silahlı örgüt ’ın (HTŞ) elinde.
BBC İzleme Servisi Cihatçı Medya Uzmanı Mina Al-Lami HTŞ’nin eski isminin “Nusra Cephesi” olduğunu belirtiyor ve “Bu isim birçok kişiye tanıdık gelecektir. Bu örgüt El Kaide’nin Suriye’deki koluydu” diye hatırlatıyor.
Suriye’deki muhalif gruplar El Kaide bağlantıları sebebiyle Nusra Cephesi ile işbirliği yapmayı reddederken, örgüt 2017’de El Kaide ile bağlarını kopardığını açıkladı.
Al-Lami, “Herkes, El Kaide etiketinden korkuyordu. Örgüt de, bağımsızlığını ilan etti.” diyor.
HTŞ bağımsız olduğunu, herhangi bir dış güçle bağlantısı bulunmadığını ve küresel cihat hedefleri olmadığını iddia ediyor. Ancak Birleşmiş Milletler (BM), ABD ve Türkiye, HTŞ’nin El Kaide ile bağlantısı olduğunu düşünüyor ve HTŞ’yi terör örgütü olarak sınıflandırıyor.
Suriyeli gazeteci ve Annaharar Gazetesi Türkiye Editörü Sarkis Kassargian bölgede HTŞ’yi destekleyen birçok radikal grup bulunduğunu, çoğunluğu Çinli Uygurlardan oluşan Türkistan İslam Partisi’nin de bunlardan biri olduğunu söylüyor.
HTŞ, Türkiye destekli silahlı grupların çoğunu İdlib’den çıkardıktan sonra İdlib’de fiili idari kontrolü ele aldı.
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “HTŞ’nin bakanlıkları var, sosyal medyayı aktif olarak kullanan bakanları var. Bakanlar yeni projeler duyuruyorlar, yeniden yapılandırma çalışmalarına odaklanıyorlar, mezuniyet törenlerine katılıyorlar” diyor ve ekliyor.
“Yani gerçekten kendini devletin içindeki bir alt devlet olarak sunmaya çalışıyor, kendi hizmetlerini sunuyor ve gerçekten uluslararası kamuoyunun onayını kazanmaya çalışıyor.”
Şam yönetimine muhalif Türkiye ile Şam yönetiminin müttefikleri Rusya ve İran, 2017 yılında Kazakistan’ın başkenti Astana’daki görüşmelerinde çatışmaları azaltmak için, İdlib’in de aralarında bulunduğu çatışmasızlık bölgeleri oluşturma kararı aldı.
Sonraki yıl Rusya ile Türkiye, İdlib’de muhalifler ve Suriye Ordusu arasında tampon bölge oluşturmak üzere anlaştı.
Afrin kimin kontrolünde?
Bir zamanlar Kürt grupların denetimindeki, Suriye’nin kuzeybatısında yer alan bölgesinin kontrolü bugün Türkiye destekli Esad muhaliflerinin elinde.
2018 yılında ABD’nin, Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Afrin’de sınır güvenlik gücü oluşturma kararının ardından Türkiye, sınırın karşı tarafındaki Kürt gruplara yönelik ‘nı başlattı. Ankara YPG’yi, ülkenin güneydoğusunda 30 yılı aşkın süredir çatıştığı PKK’nın bir kolu olarak ve milli güvenlik tehdidi olarak görüyor.
Zeytin Dalı Harekatı’ndan beri Afrin bölgesi Türkiye ile müttefiki Suriyeli grupların kontrolünde.
Türkiye 2017 yılında, desteklediği silahlı örgütleri (SMO) şemsiyesi altında toplamıştı. SMO, ilk etapta Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olarak adlandırılmıştı.
SMO’nun oluşumunda, Sultan Murat Tugayı gibi Türkiye ordusu ve istihbaratı ile bizzat bağlantılı olan örgütler ile Müslüman Kardeşler ve Katar’a bağlı diğer gruplar yer almıştı.
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Bildiğimiz kadarıyla bu gruplar cihatçı gruplarla beraber çalışmıyor. Türkiye’nin bölgedeki gündemi, öncelikleri ve hedefleri ile eşgüdüm içindeler. Yani, Kürtlerin yönetimindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Suriye hükümetinin güçlerinin kesinlikle karşısındalar” diyor.
Türkiye’nin desteğiyle SMO’nun kontrolünü ele aldığı bölgeler Afrin’den Cerablus’a, Fırat Nehri’nin batısına ve doğuda da Tel Abyad’dan Resulayn’a kadar uzanıyor.
SMO, Suriye Geçici Hükümeti isimli idari yapının parçası. Türkiye devleti ve ordusu da Afrin bölgesinde büyük rol oynuyor.
Menbic kimin denetiminde?
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de, ülkenin kuzeyinde büyük etkiye sahip.
Kürt ve Arap kökenli milisler ile muhalif gruplardan oluşan koalisyon, Fırat Nehri’nin doğusundan Irak sınırına kadar olan bölge ile batıdaki Tel Rıfat ve Menbic kentlerinin kontrolünü elinde tutuyor.
SDG 2018 yılında, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni kurarak tek taraflı olarak özerkliğini ilan etti. Suriye topraklarının dörtte biri SDG’nin kontrolünde ve bu alanda ABD ile Rusya’nın askeri üsleri bulunuyor.
Güvenlik uzmanı Serhat Erkmen, SDG’yi “Diğer muhalif yapılardan farklı olarak, bir tarafıyla Moskova, diğer tarafıyla Washington olmak üzere, iki ayrı kanaldan kendisine uluslararası meşruiyet yaratma hedefinde olan bir yapı” olarak tanımlıyor.
“Bir yandan Rusya’nın da yönlendirmesiyle Suriye hükümetiyle görüşmeler yapıp Suriye’nin geleceğine nasıl entegre olabileceğine dair mevcut Beşar Esad yönetimiyle görüşmelerini devam ettirirken, diğer tarafıyla onun kendi ülkesinde kesinlikle reddettiği ABD ile yakın politik, ekonomik ve askeri işbirliği yapıyor.”
Suriye’deki IŞİD tehdidi bitti mi?
(IŞİD) ya da Arapça ismiyle DAEŞ olarak da bilinen örgüt, 2014 yılında halifelik ilan etmiş, yıllar içinde Suriye ve Irak’ta geniş toprakları ele geçirmişti.
IŞİD’in ortaya çıkması Suriye’deki savaşın gidişatını değiştirmişti. ABD öncülüğünde 70’ten fazla devlet, IŞİD’e karşı koalisyon kurmuştu.
2019 yılında bu koalisyon IŞİD’i, Suriye’de elinde kalan son topraktan da çıkardı. Ama Suriye’de IŞİD tehdidi tamamen sona erdi mi?
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Yeniden, vur-kaç saldırıları düzenleyen bir muhalif gruba dönüştü. Ancak hala Suriye’de çok aktifler, hatta bu sene saldırıları kayda değer miktarda arttı” diyor.
Al-Lami’ye göre IŞİD, Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrol ettiği kamplardaki savaşçılarını ve ailelerini serbest bırakabilirse bir dönüm noktası yaşanabilir.
Uluslararası Af Örgütü, IŞİD’in yenilmesinin üzerinden beş yıldan uzun süre geçmesine rağmen hala on binlerce kişinin alıkonduğunu söylüyor.
El Hol ve Roj kampları ile en az 27 gözaltı tesisinde 11.500 erkek, 14.500 kadın ve 30.000 çocuğun alıkonduğu tahmin ediliyor.
Mina al-Lami, “IŞİD’in gözü o kampların üzerinde. Bu kampları ve hapishaneleri basıp, alıkonulan insanları serbest bırakmak için herhangi bir kriz çıkmasını, güvenlik önlemlerinde herhangi bir zayıflama olmasını bekliyor” diyor.
“Örneğin Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlere karşı büyük bir askeri operasyon düzenlemesi, ya da ABD’nin Suriye’deki Şii milis gruplara yönelik bir operasyon düzenlemesi, bu tarz bir kriz oluşturabilir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – ABD Başkanı seçilen Donald Trump, görevi 20 Ocak’ta devralacağı Joe Biden ile Beyaz Saray’da bir araya geldi. Trump’ı karşılayan Biden yaptığı açıklamada, Trump’a Ocak ayında sorunsuz bir iktidar devretme sözü verdi. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, yaklaşık iki saat süren görüşmede, Trump ve Biden’ın ulusal güvenlik ve iç politika konularını ele aldığını açıkladı.
ABD’de 4 Kasım’da yapılan seçimlerde 47’inci Başkan seçilen Donald Trump, “Beyaz Saray’ı geri kazanmasından” bir hafta sonra Başkan Joe Biden ile görüşmek üzere Beyaz Saray’a geldi.
Trump’ı karşılayan Biden, basına yaptığı kısa açıklamada, “yumuşak bir iktidar geçişi” çağrısında bulundu.
Biden, “Söylediğimiz gibi, yumuşak bir geçiş geçirmeyi, ihtiyaç duyduğunuz her şeyi karşılamak için elimizden geleni yapmayı dört gözle bekliyoruz. Tekrar hoş geldiniz” dedi. Görevi 20 Ocak’ta devralacak olan Trump ise “Siyaset zordur ve pek çok durumda pek hoş bir dünya değildir, ancak bugün hoş bir dünya ve olabildiğince sorunsuz bir geçişi çok takdir ediyorum ve bunu çok takdir ediyorum” dedi.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, iki saat süren görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Başkan Joe Biden’ın seçilmiş Başkan Donald Trump ile Oval Ofis’te yaptığı görüşmenin “önemli bir toplantı – görüş alışverişi” olduğunu söyledi.
Jean-Pierre, “Toplantıda ulusun ve dünyanın karşı karşıya olduğu önemli ulusal güvenlik ve iç politika konuları ele alındı. Başkan Biden ayrıca Kongre’nin halefinin seçildiği ancak görev süresinin başlamasından önceki dönemi için yapılacaklar listesinde yer alan, hükümetin finanse edilmesi ve Başkan’ın talep ettiği afet ek fonunun sağlanması gibi önemli konuları da gündeme getirdi” ifadelerini kullandı.
Jean-Pierre, Biden’ın, seçimden bir gün sonra seçilmiş Başkana ve geçen hafta Rose Garden’da Amerikan halkına yönelik yaptığı “Düzenli bir geçiş ve barışçıl bir iktidar geçişi sağlayacağız” ifadelerini yinelediğini belirtti.
Joe Biden’ın Donald Trump ile görüşmesine, Biden’ın özel kalem müdürü Jeff Zients’in yanı sıra seçilmiş başkan Trump’ın kısa süre önce Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü olarak görev yapacağını açıkladığı Susie Wiles da katıldı. Trump’ın kampanyasını yöneten Wiles, bu görevi üstlenen ilk kadın olacak.
Joe Biden’ın eşi Jill Biden da Trump’ı karşılama töreninde Biden’a eşlik etti.
Beyaz Saray, Jill Biden’ın Trump’a eşi Melania Trump için el yazısıyla yazılmış bir tebrik mektubu verdiğini ve “ekibinin geçiş sürecine yardımcı olmaya hazır olduğunu ifade ettiğini” bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polonya’nın kuzeyindeki Redzikowo köyü yakınlarında inşa edilen ABD füze savunma sisteminin bir parçası olan Aegeis Ashore Füze Savunma Üssü bugün düzenlenen törenle faaliyete girdi. ABD ve onun Avrupalı müttefiklerini İran başta olmak üzere Orta Doğu’dan gelecek füze tehditlerine karşı korumayı amaçlayan füze savunma üssünün her biri 8’er SM-3 IIA önleyici füzesine sahip 3 adet MK41 dikey atım sistemi ve 1 adet SPY-1D balistik füze erken uyarı radarı ile donatıldığı bildirildi.
Bin ile 3 bin kilometre arasında menzile sahip füzelerinin bulunduğu üssün aynı zamanda NATO savunma sisteminin önemli bir unsuru olduğu belirtildi. Üssün açılışında konuşan Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, ABD ordusu gibi dünyanın güvenliğini koruyacak olan Aegeis Ashore Füze Savunma Üssü’nün açılışından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Şimdi tüm dünya açık ve net bir şekilde burasının artık Rusya’nın etki alanı olmadığını görecek” ifadelerini kullanan Duda, Polonya genelinde halihazırda 10 bine yakın ABD askerinin görev yaptığını, ABD’nin Polonya ve tüm NATO’nun güvenliğinin garantörü olduğunu söyledi.
Aegeis Ashore Füze Savunma Üssün’nde 500’e yakın ABD askerinin görev yapacağı belirtilirken Polonya hükümeti üssün gelecekte Rusya’dan gelebilecek tehditlere karşı da Polonya’yı savunmasını bekliyor. – VARŞOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Kongresi’nin iki yasama organından biri olan Senato’da Çoğunluk Lideri içim seçim yapıldı. Senatonun çoğunluk liderliğine Güney Dakota Senatörü John Thune seçildi. Cumhuriyetçi Partili senatörler tarafından seçilen Thune, görevi 2007 yılından bu yana Senatodaki Cumhuriyetçilerin liderliğini üstlenen 82 yaşındaki Kentucky Senatörü Mitch McConnel’dan devralacak.
Halihazırda Senato Azınlık Lider Yardımcısı olarak görev yapan Thune’un Senatonun Çoğunluk Lideri olarak görevi, ocak ayında yeni seçilen senatörlerin göreve gelmesiyle birlikte devralması bekleniyor.
ABD basınında yer alan haberlere göre, kapalı kapılar ardında yapılan gizli oylamada, Thune 29 oy, rakibi Texas Senatörü John Cornyn ise 24 oy aldı. Haberlerde, daha önce kendisini seçilmiş başkan Donald Trump’ın adayı olarak tanıtan ve Trump’ın sağcı müttefikleri tarafından desteklenen Florida Senatörü Rick Scott ise önceki oylama turunda sadece 13 oy aldı ve diğer adaylar Thune ile Cornyn’in oldukça gerisinde kalması nedeniyle yarıştan çekilmek zorunda kaldı.
1961 doğumlu Thune, 2005 yılından bu yana Güney Dakota Senatörü olarak görev yapıyor. Senatoda dördüncü döneminde bulunan Thune, 2021’den bu yana da Azınlık Lideri Yardımcısı vazifesinde bulunuyor. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, fotokapan ile görüntülenen Anadolu Parsının görüntülerini sosyal medya hesabından paylaştı.
Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, “Tüm ihtişamıyla, bugüne kadar kaydedilen en net görüntülerinden biriyle ormanlarımızın gizli kahramanı Anadolu Parsı. Tüm imkanlarımızla bu kıymetli hazinemizi korumaya devam edeceğiz” dedi. Bakan Yumaklı paylaşımında Anadolu Parsı’nın görüntülerine de yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnanlı yetkililerden alınan bilgiye göre, Beyrut’taki Camille Chamoun Sports City Stadium’un, yerinden edilenlerin yerleştirileceği bir merkez haline getirilmesi için inşa ve donatım çalışmalarına başlandı.
Onlarca işçi, söz konusu spor tesisinde oda inşası ve su tesisatı kurulumuna yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Beyrut Belediyesi ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle inşa edilecek merkeze, İsrail saldırılarında evleri yıkılan veya evlerinden ayrılmak zorunda kalan aileler yerleştirilecek.
Merkeze, yerinden edilenler ve Beyrut’taki okullarda veya özel mekanlarda kalanlar kabul edilecek.
Yerel kaynaklara göre, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları nedeniyle bugüne kadar 1 milyon 200 binden fazla insan yerinden edildi. Bu da Lübnan nüfusunun yüzde 20’sinden fazlasını oluşturuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kazanan ve 20 Ocak 2025’te göreve başlaması beklenen Donald Trump’ın kabinesinde bir isim daha belli oldu. Trump, yaptığı açıklamada, Ulusal İstihbarat Direktörü olarak eski Demokrat Kongre Üyesi Tulsi Gabbard’ı seçtiğini aktardı. Trump, “Tulsi 20 yılı aşkın bir süredir ülkemiz ve tüm ABD’lilerin özgürlükleri için mücadele etmekte. Demokratların eski başkan adayı olarak her iki partide de geniş bir desteğe sahip olan Tulsi, artık gururlu bir Cumhuriyetçi. Tulsi’nin kariyerini tanımlayan korkusuzluğunu istihbarat topluluğumuza yansıtacağına, anayasal haklarımızı savunacağını ve barışı güvence altına alacağını biliyorum. Tulsi hepimizi gururlandıracak” dedi. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vietnam’ın başkenti Hanoi’de bu yıl yedincisi düzenlenen “Hanoi Uluslararası Film Festivali”nin geliştirme bölümünde yarışan film, “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü.
Festivalin geliştirme bölümünde Bangladeş, Malezya, Hindistan, Türkiye, Arjantin ve Vietnam’dan 8 proje yarıştı.
Bir hafta süren festivalde iki gün konuk olarak ağırlanan yönetmen Soysal, “Rahma” projesini tanıtmanın yanı sıra Türk sineması hakkında da Vietnamlı sinemaseverlere bilgi aktardı.
Soysal, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, çekimlerine hazırlandığı “Rahma” filminin ödüle değer görülmesinden mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Vietnam’da düzenlenen festivalde bulunmak benim için farklı bir deneyimdi. Festivallerin en güzel tarafı farklı coğrafyalardan insanlarla bir araya gelmek, onları sinema penceresinden tanıyabilmek. İki günlük konukluğum sırasında bölgenin sineması hakkında yakından fikir edinme fırsatım da oldu. Hanoi Uluslararası Film Festivali’nin değerli jürisine projemi ödüle layık gördükleri için teşekkür ediyorum. Festival yönetimine ve ekibini de başarılı organizasyonları için kutluyorum.” dedi.
Proje, 2023’te TRT 12 Punto Senaryo Geliştirme Platformu’ndan “Ön Alım”, geçen ay Çanakkale’de ilki düzenlenen Troya Proje Geliştirme Platformu’ndan ise “En İyi Proje” ödüllerini kazanmıştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen “Rahma”, yurt dışında da BulgaristanKültür Bakanlığı Film Fonu’ndan ortak yapım desteği aldı.
Konusunda “Anne sadece doğuran kişi midir, yoksa daha çok bağ kuran mıdır?” sorusunun cevabını arayacak olan film için ayrıca Balkon Film Yapım ve Ars Digital Yapım ortaklığında Avrupa’nın büyük fonu olan Euroimage’a da başvuru için hazırlanılıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ICARDI’NIN YERİNİ JOVİC DOLDURACAK
Calcio Mercato’da yer alan habere göre; Galatasaray, Milan forması giyen Luka Jovic ile ilgileniyor. Mauro Icardi’nin sakatlığı sonrası forvet transferi yapmak isteyen sarı kırmızılı takım, Milan’ın 26 yaşındaki golcüyü radarına aldı. Sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Sırp golcünün ayrılığa sıcak baktığı belirtildi. Ayrıca yıldız isme İtalya’dan da taliplerin olduğu vurgulandı.

JOVIC’İN RAKAMLARI
Luka Jovic, bu sezon Milan’da istediğini bulamadı. Sadece 4 maçta forma giyebilen 26 yaşındaki golcü, 1 kez gol sevinci yaşadı. Kızılyıldız, Benfica, Frankfurt, Real Madrid ve Fiorentina formaları giyen Jovic, kariyeri boyunca tüm kulvarlarda çıktığı 297 maçta 82 gol, 26 asistlik performans sergiledi. Sırbistan Milli Takımı’nın da formasını terleton deneyimli forvet, 42 karşılaşmada 11 gol attı ve 2 asist yaptı. Luka Jovic’in güncel piyasa değeri ise 5 milyon euro.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde Teknik Direktör Vincenzo Montella yönetiminde gerçekleştirilen idmanda ısınmanın ardından kuvvet ve çabukluk çalışmaları yapıldı. Daha sonra taktik varyasyonlar üzerinde duruldu. Son bölümde 3 takıma ayrılan futbolcular, turnuva şeklinde düzenlenen maç yaptı ve kazanan yeşil ekip oldu.
Öte yandan sol arka adalesinde gerilme ve ödem olan Ahmed Kutucu çalışmada da yer almazken, yüksek ateş nedeniyle iki gündür idmanlara çıkamayan Emirhan Topçu, bugünkü antrenmana katıldı. Hakan Çalhanoğlu ise takımdan ayrı bireysel antrenman yaptı.
Ay-yıldızlıların bu akşamki çalışmasını TFF Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu, TFF Başkan Vekili Ceyhun Kazancı ve Genel Sekreter Abdullah Ayaz da tribünden takip etti.
Ay-yıldızlılar, yarın saat 16.30’da basına kapalı olarak yapacağı antrenmanla Galler maçının hazırlıklarını sürdürecek. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kazanan ve 20 Ocak 2025’te göreve başlaması beklenen Donald Trump’ın kabinesi belli oluyor. Trump, yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı için Florida Senatörü Marco Rubio’yu aday gösterdi. Trump, “Marco son derece saygın bir lider ve özgürlük için çok güçlü bir ses. Ulusumuzun için güçlü bir savunucusu, müttefiklerimiz için gerçek bir dost ve düşmanlarımıza karşı asla geri adım atmayacak korkusuz bir savaşçı olacaktır” dedi. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İMZALANAN ANLAŞMADA KRİTİK BİR MADDE VAR
Putin’in onayladığı, Rusya ile Kuzey Kore arasında stratejik ortaklık kurulmasını içeren anlaşma, ülkenin yasal bilgi sisteminde yayımlandı. İki ülke arasındaki ilişkilerin savunma, tarım, sağlık, eğitim gibi çok sayıda alanda geliştirilmesini öngören anlaşma, taraflardan birine saldırı yapılması halinde diğer tarafın askeri yardım sağlayacağına yönelik bir madde de içeriyor.
ORTAK ASKERİ TATBİKATLAR DÜZENLEYEBİLECEKLER
Anlaşmaya göre, iki ülke “savaşı önlemek ve savunma kabiliyetlerini güçlendirmek” amacıyla ortak askeri tatbikatlar da düzenleyebilecek. Söz konusu anlaşma, Putin’in Kuzey Kore’ye haziran ayında gerçekleştirdiği ziyarette imzalanmış, ardından Rus parlamentosunun alt kanadı Duma ve parlamentonun üst kanadı Federasyon Konseyi tarafından onaylanmıştı.

Uluslararası İlişkilerVladimir PutinKuzey KoreDiplomasiPolitikaGüvenlikSavunmaGüncelDünyaTarımRusya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hebestreit, Başbakan Scholz’un koalisyon ortağı FDP’nin lideri Maliye Bakanı Lindner’i görevden aldığını doğruladı.
Ülke medyasında yer alan haberlerde, koalisyon hükümetini oluşturan Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller ve FDP yetkililerinin aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için Başbakanlıkta bir araya geldiği belirtildi.

FDP lideri Lindner’in Şansölye Scholz’a bu görüşmede erken seçim önerisinde bulunduğu aktarılan haberlerde, ancak Scholz’un bunu reddettiği bildirildi.
REKLAMMECLİSTEN GÜVEN OYU İSTEYECEK
Scholz, Almanya’nın gerekli kararları alabilecek güce sahip bir hükümete ihtiyaç duyduğunu dile getirerek, “15 Ocak 2025’te Federal Meclisten güven oyu isteyeceğim. Parlamento üyeleri erken seçimin önünün açılıp açılmayacağına karar verebilecekler. Bu seçim, Anayasa’da öngörülen sürelere uygun olarak en geç mart ayı sonuna kadar gerçekleştirilebilir.” dedi.
Scholz, koalisyonun diğer ortağı olan Yeşillerden Başbakan Yardımcısı Robert Habeck ile Almanya’nın gelecekteki siyasi rotasının bir an önce netleştirilmesi gerektiği konusunda hemfikir olduğunu söyledi.
Almanya Başbakanı olarak tüm enerjisini ülkeyi bu zor zamanlardan geçirmeye adamaya devam edeceğini belirten Scholz, doğru kararlarla bu krizden daha güçlü şekilde çıkacaklarına emin olduğunu ifade etti.
“HERKES DERİNDEN BÖLÜNMÜŞ BİR ÜLKE GÖRDÜ”
Uzlaşma yeteneğinin kaybedilmemesini isteyen Scholz, “ABD’ye son haftalarda bakan herkes derinden bölünmüş bir ülke gördü. Siyasi farklılıkların, dostlukların ve ailelerin yok edildiği, siyasi sınırların ötesinde işbirliğinin neredeyse imkansız hale geldiği bir ülke. Bu Almanya’da bizim başımıza gelmemeli. Çünkü gelecekte de işbirliği ve uzlaşma gerektiren seçim sonuçlarıyla uğraşmak zorunda kalacağız. Bu çoğu zaman zordur ama Almanya’yı güçlü kılan ve bizi karakterize eden de tam olarak budur.” diye konuştu.
Başbakan Scholz, koalisyon ortağı Hür Demokrat Partiye (FDP) bir kez daha ülkeyi kaosa sürüklemeden bütçedeki açığı kapatabilecek kapsamlı bir teklif sunduğunu dile getirerek, “Zor dönemde Almanya’yı güçlendirmek için bir teklif. FDP’nin önerilerini de alan bir teklif.” dedi.
Bunun, Almanya’yı ekonomik olarak güçlendirecek, otomobil sektöründe istihdamı güvenceye alacak, şirketlerin yatırım yapabileceği ve Ukrayna’yı destekleyecek 4 unsurdan oluşan bir teklif olduğunu ifade eden Scholz, bunun aynı zamanda ABD’deki seçimlerden sonra Almanya’ya güvenebileceği mesajı veren bir teklif olduğunu söyledi.
Ancak Maliye Bakanı Lindner’in ülkenin yararına olacak bu teklifi uygulamaya hazır olmadığını belirten Scholz, “Artık ülkemizi bu tür davranışlara maruz bırakmak istemiyorum.” ifadesini kullandı.
Ülkesinin karşı karşıya kaldığı zorlukları anlatan Scholz, böyle bir durumda uzlaşma teklifini reddeden kişinin sorumsuzca davrandığını vurguladı.
“BAŞBAKAN OLARAK BUNA MÜSAMAHA GÖSTEREMEM”
Scholz, “Başbakan olarak buna müsamaha gösteremem. Geçtiğimiz 3 yıl boyunca 3 farklı partiden oluşan bir koalisyonun nasıl iyi uzlaşmalara varabileceği konusunda defalarca önerilerde bulundum. Bu çoğu zaman zordu.” diye konuştu.
Başbakan olarak ülkenin iyiliği için pragmatik çözümler bulması gerektiğini belirten Scholz, Lindner’in çoğu zaman yasaları bloke ettiğini, önemsiz, partizan taktiklere başvurduğunu ve güveni zedelediğini ifade etti.
Scholz, güven kalmadığı için bu şekilde ciddi hükümet çalışmalarının mümkün olamayacağını belirtti.
Başbakan Olaf Scholz, ana muhalefet lideri Hristiyan Demokrat Birlik Partisi Genel Başkanı Friedrich Merz ile ülke için önemli olan ekonominin canlanması ve savunmanın güçlendirilmesi konularında işbirliği yapması için görüşeceğini kaydetti.
ANLAŞMAZLIK KONUSU NE?
Koalisyon hükümeti, 2025 bütçesi, ikinci emeklilik paketi ve “Büyüme Girişimi-Almanya için Yeni Ekonomik Dinamikler” adı verilen bir büyüme paketi konusunda zorluk yaşıyor.
Özellikle FDP’nin mali açıdan şahin tutumu 2025 için hazırlanacak bütçe konusunda ortakları anlaşmazlığa düşürdü ve ülkede hükümet krizi havası oluşturdu.
Maliye Bakanı Christian Lindner ve Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck ekonominin canlandırılması için farklı ve birbirlerinden bağımsız olarak öneriler sundu. Partiler arasında koordineli bir şekilde yapılmayan bu öneriler koalisyonda derin bir ayrışma olduğunu gösterdi.
Koalisyon ortakları, bütçe komisyonu toplanıp bütçeye son şeklini verene kadar kapatılması gereken milyarlarca avroluk açık ile ekonomik krizden çıkış için izlenecek yol konusunda sıkıntılar yaşıyor.
REKLAMMUHTEMEL 4 SENARYO KONUŞULUYOR
Koalisyonda yer alan bir tarafın ayrılması durumunda, Başbakan Scholz, 4 yıllığına seçildiği için mecliste başka çoğunluk oluşturabilir. Bu durumda Scholz, hükümetten ayrılan tarafın bakanlarının görevine son verir ve bunların yerine yeni bakanlar atar.
Ancak bu senaryo gerçekçi bulunmuyor. Çünkü kamuoyu yoklamalarında, yüzde 32-34 bandında bulunan ve erken seçime gidilmesini talep eden ana muhalefetteki Hristiyan Birlik partilerinin (CDU-CSU) buna yanaşmayacağı ifade ediliyor.
Bir başka senaryoya göre, Başbakan Scholz azınlık hükümeti kurabilir. Bunun gerçekleşmesi durumunda, Scholz hükümetinin her bir yasa için mecliste çoğunluk bulması gerekecek. Bunun için de muhalefetin desteğine ihtiyaç duyacak ve muhtemelen yasaların çıkması zorlaşacak.
Bir başka seçenek de milletvekillerinin başbakana karşı bir güven oylamasına gitmesi. Mevcut başbakan güven oylamasını kaybeder ve milletvekillerinin gösterdiği bir başbakan adayı meclisten çoğunluğu alırsa, yeni başbakan olarak görev yapabilir.
Ancak bunun için aşırı sağcı parti AfD milletvekillerinin desteğine ihtiyaç duyulacak. Meclisteki diğer tüm partiler AfD ile her türlü işbirliğine karşı çıktığı için bu seçeneğin gerçekleşmesi zor görünüyor.
Bir diğer ve en gerçekçi seçenek ise Başbakan Scholz’un meclisten güvenoyu istemesi olarak görülüyor.
Başbakan meclis çoğunluğunu arkasında toplaması ve güvenoyu alması durumunda hükümet devam eder, aksi durumda ise Başbakan, Cumhurbaşkanından erken seçime gidilmesini isteyebilir.
Cumhurbaşkanı 21 gün içinde bu kararı alır, ardından 60 gün içinde erken seçim yapılması gerekir.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Lübnan’da dün düzenlediği saldırılarda 37 kişinin öldüğü, 105 kişinin yaralandığı vurgulanan açıklamada, İsrail ordusunun ülkeye yönelik devam eden saldırıları sonucu yaşamını yitirenlerin sayısının 3 bin 50’ye yükseldiği ifade edildi.
Açıklamada, İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 13 bin 658’e ulaştığı kaydedildi.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Lübnan hükümeti yerinden edilen kişilerden 539 binden fazlasının Suriye’ye göç ettiğini açıkladı.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, Biden, başkanlık seçimlerini kazanan Trump ile telefonda görüştü.
Donald Trump’ı seçimde elde ettiği zafer dolayısıyla kutlayan Biden, Ocak 2025’te düzenlenecek yemin töreni öncesinde “yumuşak bir geçiş” için çalışacağı sözünü verdi.
TRUMP’I BEYAZ SARAY’A DAVET ETTİ
Trump’ı, Beyaz Saray’a görüşmeye davet eden Biden, ayrıca “ülkeyi bir araya getirmek” için çalışmanın önemini vurguladı.
ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Trump, 270 delegeyi geçerek ülkenin 47. başkanı olmaya hak kazanmıştı.
Trump, 20 Ocak 2025’te yemin ederek resmen görevine başlayacak.
BIDEN, HARRIS İLE DE GÖRÜŞTÜ
ABD Başkanı Joe Biden’ın Demokrat Parti Başkan Adayı ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris ile de görüşerek kendisini seçim kampanyasından dolayı tebrik ettiği ifade edildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“İSTEDİĞİMİZ SONUÇ DEĞİLDİ”
Ben de sizi çok seviyorum. Çok teşekkür ediyorum. Şunu söylememe müsaade edin. Bugün kalbim çok dolu. Çok dolu bugün kalbim. Şükranla dolu ve bana güvendiğiniz için şükranla dolu. Sevgiyle dolu, bu ülkeye yönelik sevgimle dolu. Ve şunu söylemek istiyorum. Bu sonuç bizim istediğimiz sonuç değildi. Bizim mücadele ettiğimiz sonuç değildi. Bizim oy verdiğimiz sonuç değildi. Ama bakın şunu lütfen dinleyin. Amerika’nın vadettiği ışık her zaman yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
Kamala Harris yenilgiyi kabul etti Haberi Görüntüle
Sevgili ailem, sizleri çok seviyorum. Beni desteklediğiniz için Başkan Biden’a ve Doktor Biden’a çok teşekkür ediyorum. Vali Walce’a ve Walce ailesine çok teşekkür ediyorum. Sizin bu ülkeye hizmetleriniz devam edecek. Ve benim olağanüstü takımıma, gönüllülere, kendilerinden birçok şey veren, fedakarlıkta bulunan gönüllülere, yerel seçim görevlilerine, sahada çalışan herkese çok çok teşekkür ediyorum. Bakın bizim seçim yarışımızdan ve öyle gurur duyuyorum ki.
REKLAM
Nasıl yarıştığımızdan çok gurur duyuyorum. 107 gün boyunca, bu kampanya 107 gün boyunca birlikler, gruplar oluşturmaya çalıştık. İnsanları birleştirmeye çalıştık. Çok farklı geçmişlerden insanları bir araya getirmeye çalıştık. Bu ülkeye sevgileri üzerinden, bu ülkeyi duydukları heyecan üzerinden birleştirmeye çalıştık. Amerika’nın daha iyi bir geleceği olması için çalışan insanları birleştirmeye çalıştık. Ve bunu şu bilinçle yaptık. Bizi ayıranlardan çok daha fazla ortak noktamız olduğunu düşündük.
“SEÇİMİN SONUÇLARINI KABUL ETMEMİZ GEREKİYOR”
Bakın şu an şunu biliyorum. Şu an birbirinden çok farklı duygular hissediyorsunuz. Evet bunu anlıyorum. Anlıyorum. Ama şunu bakın bu seçimin sonuçlarını kabul etmemiz gerekiyor. Bugün erken saatlerde seçilmiş başkan Trump’la konuştum ve onun başarısını kutladım. Ama ona şunu da söyledim. Devir tesliminde, iktidar tesliminde ona ve takımına yardımcı olacağız ve huzurlu bir iktidar değişimi için elimizden gelen her şey yapacağız.
Amerikan demokrasinin en önemli prensiplerinden biri şudur. Bir seçim yapılır ve o seçimin sonucu kabul edilir. Bu prensip bizi demokrasileri, monarkilerden ve tiranlıklardan ayıran şeydir. Ve toplum da buna saygı duymalıdır. Aynı zamanda bizim toplumumuzda biz şunu unutmayın, bu ülkede başkana ya da partiye değil, anayasaya bağlıyızdır ve vicdanımıza ve tanrımıza olan bağlılığımız da çok önemlidir.
REKLAM
Bakın bu üç bu üç bağlılık çok önemli. Ben o yüzden bugün buradayım. Ve o yüzden bu seçimi bu seçimin bakın bu seçimin sonucunu kabul ediyorum. Ama bu seçim sürecinde yaşanan bu savaş ortamını kabul etmiyorum. Bakın bizim özgürlük savaşımız, adalet savaşımız. ve her insanların, herkesin adil bir düzende yaşama hakkı bizim için çok önemli. Bakın biz Amerika için en iyisini vaat eden ideallerimiz için mücadeleye devam edeceğiz. Onlardan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. Hiçbir zaman Amerikalıların hayallerini gerçekleştirebileceği bir gelecek için mücadelemden vazgeçmeyeceğim.
MÜCADELEYE DEVAM MESAJI
Amerika’da herkesin kendi vücudu hakkında karar hakkı olması mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Okullarımızı ve caddelerimizi silahın vahşetinden koruma mücadelemize devam edeceğiz. Ve biz Amerika’da demokrasi mücadelemizden, hukuk devleti mücadelemizden, herkes için eşit hukuktan, hukuk idealinden vazgeçmeyeceğiz. Kim olursa olsun, hepimiz nereden başlıyor olursak olalım, temel haklara sahip olduğumuzu, temel özgürlüklere sahip olduğumuzu sonuna kadar söyleyeceğiz ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz. Ve aynı zamanda bu mücadeleye mahkemelerde, seçim sisteminde, kamusal alanda da devam edeceğiz. Daha sessiz şekilde de devam edeceğiz.
Nasıl yaşadığımız üzerinden birbirimize nasıl davrandığımız üzerinden birbirimize nezaketle ve saygıyla davranarak yabancıların yüzüne bakarak onlara dostça gülümseyerek ve hep güçlü yanlarımızı ortaya çıkararak ve herkesin hak ettiği saygıyı insanlara göstererek. Bakın özgürlüğümüz için mücadele zor bir süreç. Ama unutmayın biz bu zor süreçleri, zor görevleri seviyoruz. Zor görevler iyi görevlerdir. Üzerine mücadele edilecek görevlerdir ve bu ülke buna değer. Bizi izleyen gençlere sesleniyorum. Sizi çok seviyorum. İzleyen gençlere şunu söylüyorum.
“LÜTFEN ORTADAN YOK OLMAYIN”
Bakın, üzgün ve hayal kırıklığına uğramış hissetmeniz çok normal. Ama bakın kampanyada da hep söylüyordum mücadele edince kazanırız. Ama bakın şunu unutmayın, bazen bazen mücadele beklendiğinde uzun sürebilir. Bu kazanmayacağımız anlamına gelmez. Unutmayın bu kazanmayacağınız anlamına gelmez. Önemli olan hiçbir zaman pes etmemektir. Asla asla pes etmeyin.
Ve her zaman dünyayı daha iyi bir yer yapmak için mücadele etmeye devam edin. Sizde bu güç var. Ve hiçbir zaman dinlemeyin eğer biri size bir şey imkansız derse. Daha önce hiç yapılmadı bu imkansız diyenlere asla kulak asmayın. Sizin bu kapasiteniz var. Olağanüstü iyi işler yapma kapasiteniz var bu dünyada. O yüzden beni izleyen herkese şunu söylüyorum. Lütfen ortadan yok olmayın. Şu an bu teslim olma, teslim olma zamanı değil. Mücadeleye devam edeceğiz. Bu organize olma, mobilize olma ve birlikte durma vakti.
“CESARETİMİZ BİZİM İLHAMIMIZ OLSUN”
Özgürlükler için ve adalet için ve inşa edebileceğimizi birlikte inşa edebileceğimizi düşündüğümüz geleceğimiz için birlikte durmamız gerekiyor. Ben hakikaten çok acı çekmiş insanlarla karşılaştım. Çok zor durumda insanlarla karşılaştım. Ama şunu gördüm, içlerinde eğer bunlarla mücadele edecek cesaret ve gücü bulurlarsa, eğer bu gücü görebilirlerse, mücadele gücünü, adalet için mücadele etme, kendileri için mücadele etme, başkaları için mücadele etme gücünü kendilerinde bulurlarsa, o zaman her şeyi yenebilirler. O yüzden cesaretimiz bizim ilhamımız olsun.
Kararlılığımız bizim şarjımız olsun. İşte ben bununla kapatmak istiyorum. Bir zamanlar, bir tarihçi vardı. Diyordu ki tarihler boyunca toplumlarda şu vardır. Eğer yeterince karanlıksa işte o zaman yıldızları görebilirsin. Biliyorum, biliyorum şu anda birçok kişi karanlık bir zamana girdiğimizi düşünüyor. Ama hepimizin faydasına olan şöyle düşünmektir: Umuyorum böyle değildir şimdi ama eğer öyleyse… Unutmayın. Amerika eğer böyle bir sürece giriyorsa o zaman yıldızları görmeye çalışın. Çünkü birçok yıldız var burada.
Işık, iyimselliğin ışığı, inancın ışığı, gerçeğin ışığı ve hizmetin ışığı. O sistemiz. Ve bu bize bizi zorluklarda da hep yardımcı olsun. Bize yolumuzu göstersin. Bakın bu zor sözü hep tutalım. Amerika Birleşik Devletleri’ne. Amerika Birleşik Devletleri. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Tanrı sizi korusun. Tanrı Amerika Birleşik Devletleri’ni korusun. Çok teşekkür ederim.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı yakınlarındaki bir askeri üssün füzelerle hedef alındığına dikkat çekilen açıklamada, söz konusu üste askeri eğitimlerin verildiğine vurgu yapıldı.
İşgal altındaki Golan Tepelerinde bulunan bir üs ile diğer bazı askeri bölgelere de bir dizi roketle saldırı düzenlendiğine işaret edilen açıklamada, füzelerle İsrail’in Safed kenti ile 9 yerleşim birimine saldırılar düzenlendiği kaydedildi.
İSRAİL’İN LÜBNAN’DA ŞİDDETLENEN SALDIRILARINDA 3 BİN 50 KİŞİ ÖLDÜ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
REKLAM
Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 8 Ekim 2023’ten bu yana 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 3 bin 50 kişi öldü, 13 bin 658 kişi yaralandı.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
İsrail bombardımanı nedeniyle Lübnan’da 100 binlerce kişinin yerinden edildiği tahmin ediliyor.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Lübnan hükümeti yerinden edilen kişilerden 553 binden fazlasının Suriye’ye göç ettiğini açıkladı.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’de resmi olmayan sonuçlara göre başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump’a karşı kaybeden Harris’in, konuşmasında “mağlubiyeti kabul ettiğini” ifade etmesi bekleniyor.

ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Trump 270 delegeyi geçerek ülkenin 47. başkanı olmaya hak kazanmıştı.
Trump, 20 Ocak 2025 günü yemin ederek resmen görevine başlayacak.
REKLAMTRUMP İLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ
Amerikan CNN kanalına açıklama yapan Harris’in yardımcılarından biri, Başkan Yardımcısı’nın Trump’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirtti.
Harris’in yardımcısı, “Harris, seçilmiş başkan Trump’ı arayarak 2024 başkanlık seçimini kazanması dolayısıyla tebrik etti. Kendisi, görüşmede, barışçıl bir yetki devir sürecinin ve tüm Amerikalıların başkanı olmasının önemini dile getirdi.” ifadelerini kullandı.
Böylece seçim mağlubiyetini resmen kabul eden Harris’in bugün yerel saatle 16.00’da (TSİ 24.00) seçim sonuçlarını değerlendireceği bir konuşma yapması bekleniyor.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bezos, X hesabından paylaştığı tebrik mesajında Trump’ın zaferini “olağanüstü geri dönüş” olarak tanımladı ve yönetimi için başarılar diledi.
Big congratulations to our 45th and now 47th President on an extraordinary political comeback and decisive victory. No nation has bigger opportunities. Wishing @realDonaldTrump all success in leading and uniting the America we all love.
— Jeff Bezos (@JeffBezos) November 6, 2024
ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post, tarihinde ilk kez başkanlık seçiminde bir adayı desteklemeyeceğini duyurmuştu. Washington Post’un Demokrat Parti destekçisi okurları, gazetenin Kamala Harris’e açıkça destek vermemesine tepki göstermiş ve gazetenin birkaç gün içinde 200 bine yakın abonesini kaybettiği belirtilmişti.
“Acı gerçek: Amerikalılar haberlere güvenmiyor”
Yaşananların ardından gazetenin sahibi Jeff Bezos, “Acı gerçek: Amerikalılar haberlere güvenmiyor” başlıklı bir yazı kaleme almış ve tarafsızlık algısını zedeleyen başkanlık adayları için destek açıklamalarını durdurmanın önemli bir adım olduğunu ifade etmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saldırıda aralarında kadınların da olduğu 50’den fazla kişi yaşamını yitirdi, 63 kişi yaralandı.
Haberde, Baalbek ve Bekaa’nın pek çok bölgesine düzenlenen saldırılarda savunmasız sivillere yönelik katliamlar yapıldığı kaydedildi.
Saldırılardan birinde Baalbek kentindeki Şeykan mahallesinde bulunan ve yoksul ailelerin yaşadığı eski bir evin hedef alındığı ve sadece bu saldırıda 10 kişinin öldüğü; 9 kişinin yaraladığı bilgisi paylaşıldı.
Saldırı nedeniyle kayıpların olduğu ifade edildi.
Baalbek el-Hirmil Valisi Beşir Hıdır, gün içerisinde yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun düzenlediği 20 saldırıda 30 kişinin öldüğünü, 35 kişinin yaralandığını ifade etmişti.
REKLAM
İsrail ordusunun Baalbek ilçesine saldırıları yedinci gününde devam ediyor.
Baalbek’i Hizbullah’ın insan kaynağı olarak nitelendiren Lübnanlı uzmanlar, Hizbullah’ın burada geniş bir etkiye ve halk tabanına sahip olduğunu belirtiyor.
Geçmişi yaklaşık 3 bin yıl öncesine dayanan tarihi Baalbek kenti, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Joe Biden-Kamala Harris yönetiminin Gazze soykırımına verdiği desteğe tepkili Amerikalı Müslümanların ve Arapların en yoğun yaşadığı “salıncak eyaletlerden” Michigan’da, başkanlık seçimini Cumhuriyetçi aday Trump kazandı.
Trump, Michigan’ın 15 delegesini hanesine yazdırdı.
Michigan’da açık kaynaklara göre 250 bine yakın Arap Amerikalı ve Müslüman yaşıyor.
2020 seçimlerinde Demokrat parti adayı Biden, Cumhuriyetçi rakibi Trump’tan 154 bin 188 daha fazla oy alarak seçimi kazanmıştı.
REKLAM
ABD başkanlık seçiminde, seçmenler, esas olarak destekledikleri partinin delegelerine oy veriyor.
“Seçiciler Kurulu” adı verilen bu sistemde her eyalete farklı ağırlıklarla dağıtılmış toplam 538 delege belirleniyor.
Bu sayının yarıdan 1 fazlasına yani 270 delegeye ulaşan aday, başkan olmaya hak kazanıyor.
CUMHURİYETÇİLER SENATODA 51 SANDALYEYE ULAŞTI
Kongre seçimlerinde Cumhuriyetçiler Senato’da 51 sandalyeye ulaşarak çoğunluğu pekiştirirken, oy sayımı devam eden Temsilciler Meclisinde de yarışı önde götürüyor.
ABD’de 5 Kasım’da yapılan Kongre seçimlerinde Senato’da 52 sandalyeye ulaşan Cumhuriyetçiler, 4 yıllık aradan sonra Kongre’nin üst kanadında kontrolü yeniden ele geçirdi.
Associated Press’in (AP) paylaştığı resmi olmayan sonuçlara göre Cumhuriyetçiler, bu seçimlerde Demokratlarda olan 3 Senato koltuğunu kazanarak Kongre’nin üst kanadında çoğunluğu sağladı.
Cumhuriyetçi Donald Trump’ın seçimleri kazanmasının ardından Senato’da da çoğunluğa ulaşan Cumhuriyetçiler, 2024 seçimlerinden büyük bir başarıyla çıkmış oldu.
WEST VİRGİNİA, MONTANA VE OHİO’DA 3 SENATO SANDALYESİ CUMHURİYETÇİLERE GEÇTİ
Seçimlerin en çarpıcı sonuçlarından biri olarak, West Virginia’daki seçimi kazanan Cumhuriyetçi aday Jim Justice, Demokrat rakibinden senatörlüğü alarak partisine yeni bir Senato sandalyesi kazandırdı.
Aynı şekilde Ohio’da Cumhuriyetçi aday Bernie Moreno ve Montana’da Cumhuriyetçi aday Tim Sheehy de Demokrat rakiplerindeki sandalyeleri kazandı.
Böylece önceki dönemde 49 olan Cumhuriyetçi senatör sayısı şu an itibarıyla 52’ye yükselmiş oldu.
Halen oy sayım işlemleri devam eden Temsilciler Meclisinde ise Cumhuriyetçiler 201 sandalyeye ulaşırken, Demokratlar ise 183 sandalye kazandı.
Temsilciler Meclisinde çoğunluğu kazanabilmek için bir partinin 218 sandalyeyi geçmesi gerekiyor.
TEMSİLCİLER MECLİSİ
Toplam 435 temsilcinin bulunduğu Temsilciler Meclisinde, her eyalet nüfusuna oranla temsil ediliyor. Kalabalık nüfusa sahip eyaletler daha fazla temsilciye, düşük nüfuslu eyaletler en az 1 olmak üzere daha az temsilciye sahip oluyor.
SENATO
Seçilenlerin 6 yıllığına görev başına geldiği Senato’da toplam 100 kişi görev yaparken, 50 eyaletin her birinin 2 senatörü bulunuyor. Bu seçimde, Senato’daki 34 sandalyede kimlerin oturacağı belirlenecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Joyce Msuya’nın mesajını aktaran Dujarric, Gazze’nin kuzeyinin son 1 aydır tamamıyla İsrail kuşatması altında olduğuna işaret etti.
Dujarric, Msuya’nın “Dünya izlerken Filistinli siviller açlıktan ölüyor” ifadelerini ileterek, suçların son bulması gerektiğinin altını çizdi.
Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durum
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durum hakkında da bilgi veren Dujarric, sahadaki meslektaşlarından edindiği bilgiye göre bu bölgelerde bu yıl yaklaşık 1000 Filistinlinin evinin yıkıldığını bildirdi.
Dujarric, bu durumun 1100’den fazla kişinin yerinden edilmesine neden olduğunu belirterek, yerinden edilenlerin yüzde 40’ının Doğu Kudüs’ten olduğunu aktardı.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, ?”Türk dünyası için ortak bir gelecek inşasını hedef alıyoruz. Türk dünyası yüzyılı için birlikte çalışacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ?Türk Devletleri Teşkilatı 11. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde konuştu. Türk dünyası için ortak bir gelecek inşasını hedef aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ata yurdumuz Bişkek’te bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Zirvemizin tüm Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türk Devletleri Teşkilatı, örnek alınan bir platform haline gelmiştir. Türk dünyasını ilelebet payidar kılacak güçlü irade masanın etrafındaki tüm dostlarımda ziyadesiyle mevcuttur. Teşkilatımızı çok daha ileriye taşıyacağız” dedi.
Erdoğan, Gazze başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan soykırımın durdurulması noktasında uluslararası toplumun kötü bir sınav verdiğini belirterek, “Karar dahi alamıyor, almak istemiyor. İsrail’in kan ve gözyaşını tüm bölgeye yayma hedefini Lübnan’da görüyoruz. Türkiye olarak bu vahşeti, katliamı kabul etmiyoruz. İsrail’i durdurmak Filistin devletini kalıcı tesis etmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” diye konuştu.
Azerbaycan’ın şehitler vererek elde ettiği tarihi kazanımların bir barış anlaşması imzalanması suretiyle masada da perçinlenmesini ümit ve temenni ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “KKTC’nin teşkilatımızın bugünkü zirvesinde onur konuğu olarak yer alması dayanışma irademizin tezahürüdür. Kendilerinin yakın zamanda tam üye olarak yer almasını bekliyoruz. Kıbrıs’ta adil çözüm için Türk dünyasına sorumluluk düşüyor. Ukrayna’da da kalıcı ve adil bir barışı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘POTANSİYELİMİZİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN İŞ BİRLİĞİMİZİ GELİŞTİRELİM’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim, enerji ve ulaştırma gibi alanlardaki iş birliğine vurgu yaparak, “175 milyona ulaşan genç ve dinamik nüfusumuz ve ticaret hacmimizle büyük atılımlar gerçekleşebilir. Bilim, enerji ve ulaştırma gibi alanlarda potansiyelimizi ortaya çıkarmak için iş birliğimizi geliştirelim. Geçen sene hayata geçirdiğimiz Türk projelerimize destek sağlayacağından eminim. Enerji konusunda da tek kaynağa bağımlılığı azaltmalıyız” dedi.
Ortak alfabe oluşturulması girişimlerinin Eylül 2024’te tamamlandığı belirten Erdoğan, “Ortak alfabemiz geleceği birlikte inşa etmemizin de nişanesidir. Bundan sonra üye ülkelerin bu alfabeyi esas alarak gerekli dönüşümü gerçekleştirmesi gerekiyor. Üyelerimizin yeni alfabeye geçişte adım atması isabetli olacak. Türk dünyası yüzyılı için birlikte çalışacağız” diye konuştu.
…………………………………………………………………………………………..
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de yapılan seçimlerde zaferini ilan eden Donald Trump’a liderlerden tebrik mesajları gelmeye başladı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, sosyal medya hesabından Trump’ı tebrik etti. Rutte, “Az önce Donald Trump’ı ABD Başkanı seçilmesi vesilesiyle tebrik etim. Trump’ın liderliği ittifakımızın güçlü kalmasında yine kilit bir rol oynayacaktır. NATO aracılığıyla barışı ilerletmek için kendisiyle yeniden çalışmayı dört gözle bekliyorum” ifadelerini kullandı.
“Etkileyici zaferi için Donald Trump’ı tebrik ederim”
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise, “Etkileyici zaferi için Donald Trump’ı tebrik ederim” dedi. Trump ile eylül ayında Ukrayna-ABD stratejik ortaklığını, Zafer Planı’nı ve Rusya’nın Ukrayna saldırılarını sonlandırma yollarının ele alındığı bir toplantı yaptıklarını hatırlatan Zelenskiy, “Güç yoluyla barış yaklaşımına bağlılığını takdir ediyorum. Ukrayna’da adil barışı getirebilecek ilke budur. Bunu birlikte hayata geçireceğimizden umutluyum” dedi.
“Başkan Trump’ın kararlı liderliği altında güçlü bir ABD dönemini dört gözle bekliyoruz” diyen Zelenskiy, açıklamasını şu şekilde tamamladı:
“Her iki ülkenin de yararına olacak karşılıklı fayda sağlayan siyasi ve ekonomik işbirliği geliştirmek istiyoruz. Avrupa’nın en güçlü askeri güçlerinden biri olan Ukrayna, müttefiklerimizin de desteğiyle Avrupa’da ve Transatlantik toplumunda uzun vadeli barış ve güvenliği sağlamaya kararlı. Başkan Trump’ı şahsen tebrik etmek ve Ukrayna’nın ABD ile stratejik ortaklığını güçlendirmenin yollarını görüşmek için sabırsızlanıyorum.”
“Dünya için çok ihtiyaç duyulan bir zafer”
Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “ABD siyasi tarihinin en büyük geri dönüşü. Başkan Trump’ı muazzam zaferinden dolayı kutluyorum. Dünya için çok ihtiyaç duyulan bir zafer” ifadelerini kullandı.
“Daha fazla barış ve refah için”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Trump’ı tebrik ederek, “Dört yıl boyunca yaptığımız gibi birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum. İnancımızla. Saygı ve hırsla. Daha fazla barış ve refah için” ifadelerini kullandı. – BRÜKSEL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adem Kalaç ayrıca, Fetullah Gülen’in son anına kadar yanından ayrılmayan ‘Uzun Cevdet’ lakaplı Fetullah Gülen’in kara kutusu olan Cevdet Türkyolu’nun da bacanağı. Hansa Zeynep ile evli olması nedeniyle damat kadrosunda yer alan Adem Kalaç’ın 4 çocuğundan Hayreddin Kalaç’ın ABD askeri olduğu ortaya çıktı.
Hayreddin Kalaç, New Jersey’de bulunan ve ABD ordusuna subay yetiştiren The Scarlet Knight Battalion-Army ROTC at Rutgers Üniversitesi’nde okudu.
23 Mayıs 2023 tarihinde okuldan teğmen rütbesiyle mezun oldu. Mezuniyetine örgütün yönetim kadrosunda yer alan babası Adem Kalaç ile Fetullah Gülen’in öz yeğeni olan annesi Hansa Zeynep Kalaç da katıldı. ABD vatandaşı gibi hayatını sürdüren Hayreddin Kalaç, ABD ordusunda subay olarak görevine devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuşmasına destekçilerine teşekkür ederek başlayan Trump, “Bu, ülkemizde daha önce hiç görmediğimiz bir siyasi zaferdir. 47. başkan seçilmem dolayısıyla Amerikan halkına teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
KAMALA AÇIKLAMA YAPMADAN ORTADAN KAYBOLDU
Seçim zaferi sonrası açıklama yapmadan bir anda ortadan kaybolan rakibi Kamala Harris’i de unutmayan Trump dikkat çeken ifadeler kullandı.
“KOVULDUN, ÇIK ORADAN”
Trump “Ayağa kalkmalısın ve Kamala’nın en kötü başkan yardımcısı olduğunu söylemelisin. Kamala, sen kovuldun, çık oradan” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eski First Lady, Fox News’teki Eylül ayı röportajında da giydiği Christian Dior imzalı uzun, kısa kollu, siyah-beyaz puantiyeli elbisesiyle görüntülendi. Kusursuz şekilde şekillendirilmiş saçları, siyah topuklu ayakkabıları ve büyük güneş gözlükleriyle dikkat çekti.
Ancak sosyal medyada bazı kullanıcılar, 54 yaşındaki bir çocuk annesi Melania’nın yerine kameralar için bir dublör kullanıldığını, özellikle kapalı mekanda taktığı büyük güneş gözlüklerini kanıt göstererek iddia etti.
X platformunda bir kullanıcı “Bu kesinlikle Melania değil. Bu sahte kişi bütün gün kapalı mekanda güneş gözlüğü takıyor” yorumunda bulundu. Liberal görüşlü kullanıcılar, “Sahte bir eşle gezen biri nasıl başkan adayı olabilir?” gibi eleştiriler yöneltti.
Melania, Florida’daki oy kullanma işleminin ardından sosyal medya hesaplarında “Oy Kullandım” çıkartması ve Amerikan bayrağı paylaştı. Seçim merkezinde sadece “Çok iyi hissediyorum” açıklamasını yaptı.
“Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” şapkasıyla görünen eski Başkan Donald Trump ise gazetecilerin sorularını yanıtlayarak, ülke genelindeki oy merkezlerinde yaşanan karmaşa haberlerini eleştirdi. Trump özellikle yarışın başa baş gittiği Pennsylvania’da sonuçların açıklanmasının 2-3 gün sürebileceğini belirterek, “Bu durum kesinlikle kabul edilemez” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Odunpazarı ve Tepebaşı merkez ilçelerinin sınırını oluşturan çayı süsleyen yeşil alanlara, sarı, kahverengi ve yeşilin tonları hakim oldu.
Çayın yanında yer alan ve sonbaharın güzelliklerini yaşatan Kanlıkavak Parkı, yürüyüş yapmak, bisikletle gezmek ve fotoğraf çektirmek isteyenlerden ilgi görüyor.
Porsuk Çayı’nın dinginliği ve çevresindeki söğüt, kestane, çınar ağaçlarının yapraklarının sararmasıyla ortaya çıkan manzaralar, dronla görüntülendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzun süredir baş ve karın ağrısı ile mide bulantısı olan Demirel, nefes darlığı ve ani tansiyon yükselmesi gibi şikayetlerinin artması üzerine hastaneye gitti.
Hastanede sol böbreğinin alınması önerilen hasta, tavsiye üzerine kentteki Lokman Hekim Hastanesi’ne başvurdu.
Üroloji uzmanı Doç. Dr. Kasım Ertaş’ın muayene ettiği Demirel’in tetkiklerinde, böbreğinde 4 santimetrelik kötü huylu kitle tespit edildi.
Ertaş ve ekibi tarafından ameliyata alınan kadının sol böbreğindeki kitle, parsiyel nefrektomi tekniğiyle (açık yöntemle böbrekteki kanser dokusunun alınması) çıkarıldı.
4 saat süren ameliyatın ardından şikayetlerinden kurtulan Demirel, taburcu edildi.
“Koruyucu cerrahi yöntemlerle böbrekler kurtarılabiliyor”
Ertaş, AA muhabirine, böbrek kanserinde erken tanının önemli olduğunu söyledi.
Böbrek tümörünün genellikle 60’lı yaşlardan sonra gelişen, ölümcül bir hastalık olduğunu belirten Ertaş, “Özellikle ailesinde böbrek kanseri hikayesi olanların mutlaka düzenli kontrole gitmelerini tavsiye ediyoruz. Görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle erken evrede tanı konulabiliyor. Bu tarz durumlarda koruyucu cerrahi yöntemlerle böbrekler kurtarılabiliyor. Bu ameliyatlar hastanın hem yaşam süresini hem de kalitesini olumlu etkiliyor.” diye konuştu.
Hastaya daha önce böbreğinin alınmasının önerildiğini ifade eden Ertaş, “Tecrübeli ekibimizle böbreği koruyarak başarılı bir ameliyat gerçekleştirdik. Yaklaşık 4 saat süren operasyonla kitleyi böbreğin içinden çıkardık. Sağlık durumu iyi.” dedi.
Demirel ise kontrollerinin devam ettiğini dile getirerek, “Sürekli başım, karnım ağrıyordu, midem bulanıyordu. Birçok doktora gittim. Böbreğimin alınacağını söylediler. Kabul etmedim. Tavsiye üzerine Kasım hocaya başvurduk. Allah razı olsun. Ameliyat oldum. Onun sayesinde sağlığıma kavuştum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eğitim yardımlarını gerçekleştirmek amacıyla okulları ziyaret eden ÇTB Meclis Başkanı Hacı Toraman, okul müdürlerine belirlenen eğitim yardımlarını teslim ederek, yetkililerden okulların şartları ve öğrenciler hakkında detaylı bilgi aldı.
“Eğitim ilim yayacak gençlerin en aydınlık yoludur”
Çocukların aydınlık bir geleceğe sahip olması için, aldıkları eğitimle yetkin bir öğrenim kazanmış donanımlı bireyler olması gerektiğinin altını çizen Başkan Toraman, bu hususta her yıl eğitim yardımlarının düzenli olarak yapılmasına büyük önem verdiklerini vurguladı. Toraman, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteği ile Çarşamba ilçe merkezinde ve kırsal mahalle okullarında belirlenen öğrencilerimize kışlık bot yardımlarımızı meclis kurulumuz ve personellerimiz aracılığıyla ulaştırmanın mutluluğu içerisindeyiz. Eğitime gereken tüm desteği vermeyi amaçlayarak tüm öğrencilerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimizin eşit şartlarda okuyabilmesi adına gerekli adımları atmaya hazır olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz. Eğitim, ilim yayacak gençlerimizin tek aydınlık yoldur, öğrencilerimizin destekçisi olamaya devam edeceğiz” dedi.
Başkan Toraman konuşmasının devamında, “TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere, eğitim yardımlarının öğrencilerimize ulaşmasında emeği geçen İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze, okul müdürlerimize, öğretmenlerimize ve personelimize teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
Ziyaretlere Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Servet Zeren, Genel Sekreter Sercan Yaşar, Genel Sekreter Yardımcısı Saliha Şen, Meclis Üyeleri Mehmet Çalışkan ile Onur Bahattin Yılmaz ve Kurucu Meclis Başkanı Nurettin Öztekin iştirak etti. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE, 6 Kasım (Xinhua) — Gazze’de mahsur kalan onlarca Filistinli öğrenci salı günü protesto gösterisi düzenleyerek bölgeden ayrılmak ve yurtdışındaki öğrenimlerine devam etmek için izin verilmesi talebinde bulundu.
Uygulanan abluka ve devam eden savaş yüzünden 13 aydır Gazze Şeridi dışındaki üniversitelere gitmeleri ve kayıt olmaları engellenen öğrenciler, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinde bulunan Nasır Hastanesi’nin önünde toplanarak eğitimlerine devam hakkı için pankartlar taşıdı ve sloganlar attı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İtalyan basınında bugün çıkan haberlerde, bir dönem üst düzey yetkilere sahip olması sebebiyle “süper polis” olarak anılan Carmine Gallo hakkında yeni iddialar gündeme geldi.
Soruşturmanın baş şüphelilerinden olan ve halihazırda ev hapsinde tutulan eski polis Gallo’nun İsrail teknolojisine sahip kriptolu telefon kullandığı iddia edildi.
Buna ek olarak, Başbakanlıktan bazı kişilerin, Gallo ile Milano Fuar Vakfı Başkanı Enrico Pazzali’nin ortak şirketi “Equalize”yi ziyaret ettiğinin de soruşturma dosyasında yer aldığı, bu durumun, bağlantı kurulan kişilerin nüfuzunu ve sahip oldukları bağlantılar ağını gösterdiği kaydedildi.

SORUŞTURMADA MOSSAD’IN ADI GEÇİYOR
Soruşturmadan basına yansıyan daha önceki haberlerde de Gallo ve Pazzali’nin, yasa dışı şekilde elde ettikleri bilgileri, özel şirketleri “Equalize” üzerinden milyonlarca avro karşılığında İsrail ve Vatikan gibi başka ülkelerin gizli servislerine sattıkları ileri sürülmüştü.
İsrail gizli servisi Mossad ajanlarının, “Equalize” ile bazı anlaşmalar yapmış ve bilgi takaslarına gitmiş olabileceği iddia edilmişti.
Corriere Della Sera gazetesi, soruşturmada, Mossad ajanı oldukları sanılan iki İsraillinin “Equalize” firmasını ziyaret ettiğinin belirlendiğini duyurmuştu.
Vatikan’ın da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın bir Rus iş adamı hakkında bilgi almak için “Equalize” ile temasa geçtiği iddiaları basında yer almıştı.

Bu arada, soruşturma kapsamında sorgulanan eski polis memuru Marco Malerba da ifadesinde, halihazırda ev hapsinde tutulan başlıca şüphelilerden eski amiri Gallo’ya “bir dönem amiri olduğu için ‘hayır’ diyemediğini” ve bu nedenle devletin veri tabanına erişim sağlayıp istediği bilgileri eski amirine verdiğini kabul etmişti.
Başbakan Giorgia Meloni, hafta içinde RAI kanalında katıldığı programda, siber casusluk skandalının “kabul edilemez” olduğunu belirterek, “İtalya’da bir bilgi piyasası var. Bu tiksintiye son vermemiz lazım. Bu davalardan önce de siber güvenliğe dair bir kararname çıkarmıştık, şimdi teknik bir kurul yeni bir kararname üzerinde çalışıyor.” demişti.
Savunma Bakanı Guido Crosetto ise siber casusluk skandalıyla ilgili derhal meclis araştırması başlatılması çağrısında bulunarak devlet sırlarının risk altında olabileceği uyarısı yapmıştı.
Crosetto, skandalla ilgili ortaya dökülen bilgilerin sadece “buzdağının görünen kısmı” olduğunu belirtmişti.
Mafya ile Mücadele Savcısı Giovanni Melillo, soruşturmaya dair daha önce yaptığı açıklamada, gizli verilerin “devasa ve endişe verici bir pazar ortaya çıkardığını” söylemişti.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trump’ın seçimleri kaybetmesi halinde sonucu kabul edip etmeyeceği sorulan Bolton, “Hayır, sanmıyorum. Ve buna hazırlıklı olmalıyız” yanıtını verdi.

TRUMP’IN LİZ CHENEY YORUMLARI
Bolton, Trump’ın Michigan eyaletindeki seçim kampanyasında, Cumhuriyetçi Partinin önemli isimlerinden eski Kongre üyesi Liz Cheney’e yönelik “savaş kışkırtıcısı” yorumunu da ele aldı.
Trump’ın eleştirisinin Cheney’nin “savaş kışkırtıcısı” olmasıyla alakalı olmadığını savunan Bolton, “Gerçek şu ki, (Trump), 6 Ocak Kongre baskını sonrası azledilmesi için Cheney’nin oy kullanmasını aklından çıkaramıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Trump, “Harris, Liz Cheney gibi savaş kışkırtıcılarıyla birlikte kampanya yürütüyor. (Dick Cheney) Babası Orta Doğu’yu neredeyse mahvetmişti” ifadesini kullanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, ABD’nin bölgedeki güçlerini korumak, İsrail’i savunmak, “caydırma ve diplomasi yoluyla gerginliğin azaltılması” amacıyla taahhütlerini yerine getirmek üzere bölgede ek balistik füze savunma muhripleri, savaş ve tanker uçakları filosu ile ABD Hava Kuvvetlerine ait B-52 uzun menzilli saldırı bombardıman uçaklarının konuşlandırılacağı bildirildi.
Bu güçlerin bölgeye gitmek için hazırlanan USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle gelecek ay ulaşmaya başlayacağı kaydedilen açıklamada, bu hareketlerin, ABD’nin gelişen ulusal güvenlik tehditlerini karşılamak amacıyla kısa sürede dünya çapında konuşlandırma yeteneğini gösterdiği ifade edildi.
Açıklamada ayrıca bu konuşlandırmaların, kısa süre önce İsrail’e yerleştirilen Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD) sisteminin yanı sıra Pentagon’un Doğu Akdeniz’deki Amfibi Hazır Grup Deniz Seferi Birimi (ARG/MEU) duruşuna dayandığı bildirildi.
Pentagon, 13 Ekim’de yaptığı yazılı açıklamada, İran tehdidine karşı İsrail’e THAAD batarya sistemi ile bunu çalıştıracak 100 civarında askeri personelin gönderileceğini duyurmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAMAS: AKSA TUFANI TEL AVİV’İNEN BÜYÜK GÜVENLİK ZAFİYETİ
Hamas’ın İran’daki temsilcisi Halid el-Kaddumi, Aksa Tufanı’nın, İsrail’in yaşadığı en büyük güvenlik zafiyeti olduğunu belirtti. Kaddumi burada yaptığı açıklamada, “Aksa Tufanı, siyonist düşmana stratejik bir güvenlik darbesi vurdu. Bu darbe, İsrail tarihindeki en büyük güvenlik zafiyeti olarak siyonistlerin hafızasında yer edecek” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PENTAGON’DAN ORTADOĞU’YA EK ASKERİ GÜÇ
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ortadoğu’da savaş ve uzun menzilli saldırı bombardıman uçakları dahil ek askeri güç konuşlandıracağını duyurdu. Yapılan açıklamada, ABD’nin bölgedeki güçlerini korumak, İsrail’i savunmak, “caydırma ve diplomasi yoluyla gerginliğin azaltılması” amacıyla taahhütlerini yerine getirmek üzere bölgede ek balistik füze savunma muhripleri, savaş ve tanker uçakları filosu ile ABD Hava Kuvvetleri’ne ait B-52 uzun menzilli saldırı bombardıman uçaklarının konuşlandırılacağı bildirildi. Bu güçlerin bölgeye gitmek için hazırlanan USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle gelecek ay ulaşmaya başlayacağı kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“EYLEMLER VATANA İHANET OLARAK DEĞERLENDİRİLECEK”
Öte yandan Bolivya ordusundan dün yapılan açıklamada, silahlı grubun askeri personeli kaçırdığı, silah ve mühimmatı da ele geçirdiği aktarılmıştı. Ordu, grubu “derhal ve barışçıl bir şekilde” kışlayı terk etmeye çağırmış, bu eylemlerin “vatana ihanet” olarak değerlendirileceğini vurgulamıştı. Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce ise, silahlı grubun eski Devlet Başkanı Morales ile “bağlantılı” olduğunu ifade etmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’de mesleki eğitimin önüme arttıkça içeriklerinde de zenginleşmeye gidiliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, “2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”nda, mesleki eğitime ilişkin gelecek yıl izlenecek politika ve tedbirler yer aldı.
Buna göre Milli Eğitim Bakanlığı, gelecek yıldan itibaren mesleki eğitim müfredatını sektörün ihtiyaçlarına göre düzenleyecek.
Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre, mesleki eğitimde kamu-özel sektör iş birliğinin artırılması, meslek liseleri ve meslek yüksekokullarının yönetiminde özel sektörün daha etkin rol alması sağlanacak.
Ayrıca mesleki ve teknik eğitimde mesleğe özgü yabancı dil eğitimine ağırlık verilecek.
ÖZEL SEKTÖRLE İŞ BİRLİĞİ YAPILACAK
İhtiyaç duyulan alanlara yönelik özel sektörle iş birliği yapılarak protokoller hazırlanıp yürütülecek.
Müfredat ve eğitim yöntemleri, teknolojik gerekliliklere uygun şekilde güncellenecek. Özel sektörün ülke rekabetçiliğini güçlendirecek programlar desteklenecek.
Özel sektörün eğitim teknolojilerinde yapmış olduğu yeni çalışmalar ekosisteme dâhil edilecek ve eğitim teknolojilerinin sınıf içi kullanımına yönelik test ve pilot uygulamaları yapılacak.
Mesleki eğitim müfredatı sektörün ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenecek. Ulusal meslek standartları, ulusal ve uluslararası yeterlilikler, teknolojik gelişmeler ve sektörden gelen talepler doğrultusunda mesleki ve teknik ortaöğretim programları güncellenecek.
MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİNDE OKUYANLAR EN AZ 3 YABANCI DİL ÖĞRENECEK
Turizm sektörünün ihtiyacı olan nitelikli ara eleman ihtiyacının karşılanmasına yönelik uygulamalı eğitim programları geliştirilecek. Mesleki ve Teknik Eğitimi Geliştirme İş Birliği Protokolü kapsamında mesleki ve teknik Anadolu lisesinde okuyan öğrencilerin en az 3 yabancı dil öğrenmelerine ve turizm işletmelerinde yoğunlaştırılmış beceri eğitimi almaları yaygınlaştırılacak.

MESLEKİ VE TEKNİK ÖĞRETMEN YETİŞTİRME PROGRAMLARI AÇILACAK
Programa göre, 2025’te MEB tarafından yapılacak mesleki eğitim merkezleri ve meslek liselerinin yer seçiminde OSB’ler öncelikli olarak değerlendirilecek. Mesleki ve teknik eğitim mezunlarının istihdam olanaklarını artırmak için modeller geliştirilecek.
Mesleki ve teknik öğretim alanlarındaki öğretmen ihtiyacının karşılamak için üniversitelerle iş birliği yapılarak mesleki ve teknik öğretmen yetiştirme programları açılacak.
Staj ve işletmede mesleki eğitim uygulamalarının niteliğini artırmak için işletmelerdeki usta öğretici ve eğitici personelin meslek içi eğitim almalarına yönelik projeler geliştirilecek. İlgili proje kapsamında belirlenen pilot illerdeki mesleki eğitim merkezi öğrencilerinin uygulamalı eğitim aldığı işletmelerin usta, usta öğretici ve yöneticilerine yönelik eğitim faaliyetleri düzenlenecek.
Mesleki ve teknik ortaöğretimde alan, dal açma ile kapatma süreci, yerel ihtiyaçlar ve sektör talepleri doğrultusunda gerçekleştirilecek. İl düzeyinde sektöre uygun alanların bulunduğu okullar oluşturulması amacıyla yeni alanların açılması ve güncelliğini kaybeden alanların ise kapatılması sağlanacak.
İş gücü piyasası ile mesleki ve teknik eğitim arasındaki uyumun geliştirilmesi için gençlerin iş gücü piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda tercih yapmaları sağlanacak. Öncelikli sektörlerdeki mesleki ve teknik eğitime yönelimin sağlanması için burs ve eğitim desteği gibi çeşitli teşvik mekanizmaları uygulanacak.

İHTİYAÇ PLANLAMASI YAPILACAK
Programa göre, özel sektörle iş birliği içinde mesleki ve teknik eğitimde bölüm ve alan bazında ihtiyaç planlaması yapılarak bölgesel ve sektörel düzeyde beceri ihtiyaç haritası çıkarılacak. Mesleki ve teknik eğitimde sektör ve bölge düzeyinde ise bölüm ve alan bazında beceri ihtiyaç haritası oluşturularak belirlenen okullarda gerekli alan ve dallar belirlenecek.
MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM SÜRECİ BÜTÜNCÜL OLARAK PLANLANACAK
Mesleki ve teknik eğitim süreci bütüncül olarak planlanacak. Eğitim kademeleri arasında birbirini tamamlayıcı programlar geliştirilecek ve 60 mesleki teknik eğitim ortaöğretim programı güncellenecek.
MESLEĞE ÖZGÜ YABANCI DİL
Mesleğe özgü yabancı dil eğitiminde ihtiyaç alanlarına ait mesleki ve teknik ortaöğretim programlarının güncellenmesine dair çalışmalar yürütülecek.
Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Birçok aday, Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’na (2024-YDS/2) ilişkin gelecek haberi bekliyordu.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığından açıklama geldi.
3 KASIM PAZAR GÜNÜ DÜZENLENECEK
ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre, Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2024-YDS/2) 3 Kasım Pazar günü yapılacak.
Sınav sonuçları ise, 22 Kasım’da açıklanacak.
114 BİN 623 ADAY SINAVA GİRECEK
Açıklamaya göre, sınava Lefkoşa, Bişkek ve Türkiye’den 114 bin 623 aday girecek.
81 ilde düzenlenecek sınavlar kapsamında 399 bina ve 5 bin 26 salon kullanılacak.
SINAV 180 DAKİKA SÜRECEK
89 sınav merkezinde saat 10.15’te başlayacak olan sınavlarda, adayların saat 10.00’dan sonra sınav binalarına girişlerine izin verilmeyecek.
Ayrıca, 180 dakika sürecek sınavda ek süre verilmesine uygun bulunan engelli adaylar, 30 dakika ilave sürelerini kullanabilecek.

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİ SINAV GÜNÜ AÇIK OLACAK
Öte yandan, her sene yaşanan kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için de il ve ilçe nüfus müdürlükleri sınav günü saat 10.00’a kadar açık bulundurulacak.
“ADAYLARA ÇOKTAN SEÇMELİ 80 SORU SORULACAK”
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, sınav günü emniyet personeli dahil 17 bin 721 kişinin görev yapacağını açıklayarak YDS/2’nin 5 farklı dilde uygulanacağını bildirdi.
Ersoy, düzenlenecek sınava ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’nda 104 bin 363 aday İngilizce, 6 bin 568 aday Arapça, bin 688 aday Almanca, bin 38 aday Fransızca, 966 aday Rusça dillerinde uygulamaya katılacak. Adaylara çoktan seçmeli 80 soru sorulacak. Sınava başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocukları sınav ücretinden muaf tutulurken, bin 15 aday bu haktan yararlandı. Sınava 336 engelli aday katılacak. Sınava katılacak tüm adaylara başarılar dilerim.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Meksika’da düzenlenen Merida Açık Kadınlar Tenis Turnuvası’nda heyecan devam ediyor.
Klasmanın 127. basamağındaki milli tenisçi Zeynep Sönmez, Arjantin’den Maria Lourdes Carle’yi (dünya 90 numarası) 2-1 ve Fransız Elsa Jacquemot’u (148) 2-0 yenerek çıktığı çeyrek finalde ev sahibi ülke Meksika’dan 1 numaralı seribaşı Renata Zarazua ile karşılaştı.

İLK DEFA SON 4’E KALDI
Zarazua’ya (62) karşı ilk seti 6-3 kaybeden Zeynep, sonraki setleri 6-3 ve 6-4 kazanarak Kadınlar Tenis Birliği’nin (WTA) toplam 250 bin dolar ödül dağıtılan turnuvalarında ilk defa adını son 4’e yazdırdı.
RUS RAKİBİYLE KARŞILAŞACAK
22 yaşındaki Zeynep, sert zeminde oynanan turnuvanın yarı finalinde Rus Alina Korneeva’nın (254) karşısına çıkacak.
Emre Çalışkan
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1. Lig’in 11. hafta mücadelesinde Adanaspor ile Bandırmaspor karşı karşıya geldi.
Yeni Adana Stadyumu’ndaki maçta Bandırmaspor sahadan 1-0’lık skorla galip ayrıldı.
Bandırmaspor’a galibiyeti getiren tek golü 28’de Sergen Piçinciol kaydetti.
BANDIRMASPOR, PUANINI 21 YAPTI
Bandırmaspor, bu sonucun ardından puanını 21 yaparak maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturdu. Adanaspor, 6 puanda kaldı.
1.Lig’in bir sonraki haftasında Bandırmaspor, Boluspor’u konuk edecek. Adanaspor, İstanbulspor deplasmanına gidecek.

Emre Çalışkan
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İspanya tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşıyor.
ülkenin doğusunda ve güneyinde etkili olan şiddetli fırtınanın yol açtığı sel felaketinde can kaybı artıyor.
Valencia özerk bölgesi Acil Durum Koordinasyon Merkezi tarafından yapılan açıklamada, selde hayatını kaybedenlerin sayısının 202’ye yükseldiği bildirildi.
CAN KAYBI 211’E YÜKSELDİ
Kastilya-La Mancha’daki 2 ve Endülüs’e bağlı Malaga’daki 1 ölümle birlikte toplam can kaybı 211’e yükseldi.
“YÜZYILIN FELAKETİ”
İspanya Devlet Meteoroloji Enstitüsü tarafından ‘İspanya tarihinin en öldürücü doğal afeti’ ve ‘Yüzyılın felaketi’ olarak tanımlanan sel felaketinde halen çok sayıda kayıp insan için arama ve kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Devam eden arama-kurtarma çalışmalarına destek amacıyla Valecia’da 500 asker daha görevlendirildi.
İspanya Ulusal Meteoroloji Ajansı (AEMET), Valencia dahil 4 bölge için daha fazla yağış konusunda uyarıda bulundu.

ELEKTRİK SU VE GIDA ERİŞİMİ YOK
Binlerce aracın sel suyunda sürüklendiği, köprülerin çöktüğü ve yerleşim yerlerinin çamurla kaplandığı selin ardından temizlik çalışmaları da devam ederken, birçok kişi hala elektrik, su ve gıdaya erişim sağlayamıyor.
Selden en çok etkilenen Valencia’da 1 yıllık yağışın yalnızca 8 saatte yağdığı belirtilmişti.

FELAKETİN DAKİKA DAKİKA YAKLAŞTIĞI ANLAR
Diğer yandan felaketin öncesinden itibaren kayıtta olan kameralara sel sularının dakika dakika yükselişi yansıdı.
Tüm dünyada gündem olan görüntülerde felaketin adım adım gelişi tüyleri diken diken etti.





Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İngiltere Premier Lig’in 10. hafta mücadelesinde Arne Slot’un çalıştırdığı Liverpool ile Fabian Hürzeler yönetimindeki Brighton karşı karşıya geldi.
Anfield Road’da oynanan müsabakanın ilk yarısında ise sezon başında Fenerbahçe’den Brighton’a 30+5 milyon euro bonservis bedeli karşılığında transfer olan milli futbolcu Ferdi Kadıoğlu sahneye çıktı.
FERDİ’DEN ŞIK GOL
Dakikalar 14’ü gösterdiğinde rakip yarı alanın ortalarında Ferdi rakibinden topu kurtardı ve sol tarafa pasını aktardı.
Mitoma geniş bir hareket alanı bularak ceza sahasına sokuldu ve penaltı noktasına yerden pasını aktardı. Welbeck’in arkasında kalan top, ceza sahası sağ tarafına açıldı.
Ferdi’nin gelişine sağ ayağı ile vuruşunda top sol direğe çarparak ağlara gitti.

PREMIER LİG’DEKİ İLK GOL LIVERPOOL’A
Böylelikle 25 yaşındaki futbolcu, İngiltere Premier Lig’deki ilk golünü Liverpool ağlarına gönderdi.
Savunma oyuncusu, daha önce Brighton’ın Lig Kupası’nda Wolverhamton’ı 3-2 yendiği maçta da gol sevinci yaşamıştı.






(Görüntüler BeIN Sports’tan alınmıştır.)
Emre Çalışkan
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süper Lig’in 11. hafta mücadelesinde Sinan Kaloğlu yönetimindeki Kayserispor ile Serkan Damla’nın çalıştırdığı Adana Demirspor karşı karşıya geldi.
Kayseri Stadyumu’nda oynanan müsabakada her iki takım da pozisyonlara girmesine rağmen golü bulamadı ve maç golsüz eşitlikle sona erdi.
ADANA DEMİRSPOR, GALİBİYETLE TANIŞAMADI
Bu sonuçla birlikte Kayserispor 9 puana ulaşırken, Adana Demirspor ligde henüz galibiyet alamadı ve 2 puana yükseldi.
Ligin bir sonraki maç haftasında Kayserispor deplasmanda Kasımpaşa ile karşılaşırken, Adana Demirspor sahasında Eyüpspor ile mücadele edecek.




Emre Çalışkan
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD halkı başkanlık seçimine gün sayıyor.
Beyaz Saray koltuğuna oturmak için yarışan Demokratların adayı Kamala Harris ve Donald Trump arasındaki gerginlik de sandığa gitme günü yaklaştıkça yükseliyor.
Adayların seçim kampanyalarına ise dünyaca ünlü isimlerden destek yağıyor.
Bu bağlamda Latin asıllı şarkıcı ve oyuncu Jennifer Lopez de desteklediği ismi açıkladı.
LOPEZ, HARRIS’İ DESTEKLİYOR
Jennifer Lopez, başkanlık yarışında Kamala Harris’i desteklediğini belirtti.
Lopez, Nevada eyaletinde bulunan North Las Vegas’ta Harris ile birlikte bir mitinge de katılım gösterdi.

“TÜM LATİN KÖKENLİLERİ RENCİDE ETTİLER”
Lopez, Donald Trump’ın kampanya ekibinin Madison Square Garden’da düzenlediği mitingde bir komedyenin Porto Riko ile alay etmesiyle “ülkedeki tüm Latin kökenlileri” rencide ettiğini söyledi.
Ünlü yıldızın, Harris’in Las Vegas’taki mitinginde yaptığı yorumlar, Trump yanlısı komedyenin Lopez’in anne ve babasının doğduğu ABD adası Porto Riko’yu “yüzen çöp adası” olarak adlandırması üzerine oluşan öfkenin yankılanmasının ardından geldi.
“BURASI BİZİM DE ÜLKEMİZ”
Ünlü yıldız, Trump hakkında “Madison Square Garden’da bize gerçekte kim olduğunu ve gerçekte nasıl hissettiğini hatırlattı. O gün sadece Porto Rikolular gücenmedi. Bu ülkedeki her Latin, insanlık ve iyi karakterli herkes gücendi. Burası bizim de ülkemiz.” diye konuştu.



Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1. Lig 11. hafta mücadelesinde Esenler Erokspor ile Şanlıurfaspor karşı karşıya geldi.
Esenler Erokspor Stadyumu’nda oynanan müsabakada kazanan çıkmadı ve maç 1-1’lik eşitlikle sona erdi.
KAZANAN ÇIKMADI
İstanbul ekibinin golü 12. dakikada Oscar Pinchi’den geldi. Şanlıurfaspor’un beraberlik golünü ise 18. dakikada Olarenwaju Kayode attı.
PUANLAR PAYLAŞILDI
Bu sonucun ardından Esenler Erokspor, puanını 17’ye yükseltti. Şanlıurfaspor ise 15’e çıkardı.
Ligin bir sonraki haftasında Urfaspor, Gençlerbirliği ile karşılaşacak. Esenler Erokspor ise Ankaragücü ile karşılaşacak.

Emre Çalışkan
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beşiktaş, Süper Lig’in 11. haftasında Kasımpaşa’yı konuk edecek.
Dolmabahçe’de saat 19.00’da başlayacak karşılaşmayı hakem Zorbay Küçük yönetecek. Karşılaşmanın VAR hakemi olarak ise Abdullah Buğra Taşkınsoy görev yapacak.
Ligdeki namağlup ünvanı derbide lider Galatasaray’a karşı yaşadığı 2-1’lik yenilgiyle son bulan Beşiktaş, sarı-kırmızılıların bay geçtiği haftada Kasımpaşa’ya üstünlük kurarak zirveyle arasındaki puan farkını azaltmaya çalışacak.
Süper Lig’de çıktığı 9 mücadelede 6 galibiyet, 2 beraberlik, 1 mağlubiyet yaşayan siyah-beyazlılar, haftaya 20 puanla 4. sırada girdi.
Kasımpaşa, Trabzonspor’un ardından ligin geride kalan bölümünde en fazla beraberlik yaşayan iki takımdan biri olarak öne çıkıyor. Oynadığı maçların 2’sini kazanan, 5’inde berabere kalan ve 3’ünden yenilgiyle ayrılan lacivert-beyazlı ekip, 11 puanla 10. basamakta yer aldı.
İLK 11’LER
Beşiktaş: Mert, Onur, Uduokhai, Emirhan, Masuaku, Ndour, Gedson, Rafa Silva, Muçi, Semih, Immobile
Kasımpaşa: Gianniotis, Winck, Opoku, Yasin, Ben Ouanes, Gökhan, Fall, Hajradinovic, Aytaç, Brekalo, Da Costa
Emre Çalışkan
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’nin 47’inci başkanını belirleyecek 5 Kasım seçimleri için geri sayım başladı.
Günler sonra yapılacak seçim için heyecan dorukta.
Dünya çapında ünlü isimler, ABD başkanlık koltuğuna oturmak için yarışan Kamala Harris ve Donald Trump’a desteklerini açıklıyor.
İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg ise, ABD seçimlerine ilişkin yaptığı açıklama ile dikkatleri üzerine çekti.
“İNSANLIĞIN GELECEĞİ İÇİN SONUÇLARI ABARTMAK İMKANSIZDIR”
Greta Thunberg, açıklamasında, “Bu yıl dünyanın dört bir yanında birçok belirleyici seçim gördük. 5 Kasım’da, dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olan ABD’nin sandık başına gitme zamanı geldi. Bu özel seçimin dünya ve insanlığın geleceği için sonuçlarını abartmak muhtemelen imkansızdır.” ifadelerini kullandı.

“KİM KAZANIRSA KAZANSIN ABD AŞIRI KAPİTALİST BİR DÜNYA GÜCÜ OLACAK”
Thunberg açıklamasında her iki adayı da eleştirerek, “Trump’ın Harris’ten çok daha tehlikeli olduğuna şüphe yok. Ancak kim kazanırsa kazansın çalınmış topraklar ve yerli halklara yönelik soykırım üzerine kurulu bir ülke olan ABD, yine de emperyalist, aşırı kapitalist bir dünya gücü olacak. Dünyayı giderek artan bir çevre acil durumuyla ve eşitsiz bir dünyaya doğru götürmeye devam edecek.” dedi.
“İKİ ADAYIN DA ELLERİNDE KAN VAR”
İklim aktivisti Thunberg açıklamasında, Gazze’deki mevcut duruma dikkat çekerek, “Amerikalılara ana mesajım, yalnızca en az kötü seçeneğe razı olamayacağınızı hatırlamanızdır. Sadece oy vererek ‘yeterince’ şey yaptığınızı düşünemezsiniz, özellikle de bu iki adayın da ellerinde kan varken.
Filistin’deki soykırımın Biden ve Harris yönetimi altında, Amerikan parası ve suç ortaklığıyla gerçekleştiğini unutmayalım. Masum çocukları ve sivilleri bombalamak hiçbir şekilde ‘feminist’, ‘ilerici’ veya ‘insani’ değildir – tam tersidir, sorumlu bir kadın olsa bile.” ifadelerine yer verdi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye Basketbol Süper Ligi’nin 5. hafta mücadelesinde Beşiktaş ile Mersinspor karşı karşıya geldi.
Akatlar Spor Salonu’nda oynanan müsabakada kazanan 72-66’lık skorla ev sahibi takım Beşiktaş oldu.

SKOR DAĞILIMI
Beşiktaş: Allman 4, Mathews 24, Needham 10, Sleva 13, Kerem Kuthan Konan 6, Berk İbrahim Uğurlu 3, Yiğit Arslan 3, Morgan 2, Terry 7
Mersinspor: Olaseni 11, Cobbs 12, Pineiro 8, Berkay Sinirlioğlu, Cruz 15, Emre Tanışan 3, Simmons 2, Kairys 7, Canberk Kuş 8

Emre Çalışkan
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Batman’da psikiyatri hastası olan 25 yaşındaki V.Ö., babası U.Ö. ile henüz bilinmeyen nedenle tartışmaya başladı.
Tartışma sırasında baba U.Ö., bıçakla oğlu V.Ö.’yü ayağından yaraladı.
YARALI OĞUL HASTANEYE KALDIRILDI
Ayağından yaralanan genç, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılarak tedavi edilmek üzere Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
U.Ö. ise polis tarafından gözaltına alındı.
Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Senegal Cumhurbaşkanı Beşir Cuma Fay, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde baş başa yaptıkları görüşme ve heyetlerin bir araya gelmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Senegal Cumhurbaşkanı Beşir Cuma Fay onuruna akşam yemeği verdi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde basına kapalı gerçekleşen yemeğe, iki ülke heyetleri de katıldı.
Senegal Cumhurbaşkanı Fay ve heyetini Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, mart ayındaki seçimlerde elde ettiği zafer dolayısıyla Fay’ı tebrik etti.
Senegal’in, Türkiye’nin Batı Afrika’da en sıkı münasebeti olan ülke olduğunu, Afrika kıtasının istikrar ve esenliğine en fazla katkıda bulunan ülkelerin başında geldiğini söyleyen Erdoğan, “Birçok konuda aynı tutumu paylaşıyoruz. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkaran mutabakat protokolünü biraz önce imzaladık. Bugünkü temaslarımızda ülkelerimiz arasında yatırım ve ticaret başta olmak üzere güvenlik, savunma sanayi, terörle mücadele, enerji, tarım, şehircilik, kültür ve yükseköğretim alanlarında işbirliği imkanlarını ele aldık.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, bu çerçevede yapılan anlaşmaları anımsatarak şöyle devam etti:
“Senegal ile ticaret ve yatırım ilişkilerimiz sürekli artıyor. Ticaret hacmimiz 500 milyon dolara yaklaştı. İlk aşamada hedefimiz 1 milyar dolar. Bu hedefe süratle ulaşma noktasında değerli dostumla hemfikiriz. Türk şirketlerinin Senegal’deki yatırımlarının ve üstlendiği müteahhitlik projelerinin toplam değeri 3 milyar doları buldu. Bundan ülkelerimiz adına büyük memnuniyet duyuyoruz. Firmalarımıza Senegal’deki fırsatları değerlendirmelerini tavsiye ediyoruz. İstanbul’da yarın Türkiye-Senegal İş Formu düzenlenecek. Önümüzdeki dönemde de Karma Ekonomik İşbirliği Toplantısı yapılacak.
Bu önemli toplantıların ekonomik münasebetlerimizin gerçek potansiyelini ortaya çıkaracağına inanıyorum. Görüşmelerimizde Senegal hükümetinin ahiren açıkladığı Senegal 2050 Ulusal Dönüşüm Programı da gündeme geldi. Türkiye olarak bu alanda tecrübelerimizi Senegalli dostlarımızla paylaşmaya hazır olduğumuzu ifade ettim. Bugün ayrıca güvenlik, savunma sanayi ve FETÖ başta olmak üzere terörle mücadelede atılabilecek ortak adımları değerlendirdik. Bu vesileyle Senegal makamlarına FETÖ ile mücadelemizde verdikleri destek için teşekkür ediyorum. Bu destek ve dayanışmanın önümüzdeki dönemde de devam edeceğinden şüphe duymuyorum.”
REKLAM“İsrail’in soykırımı karşısında Türkiye ve Senegal’in atabilecekleri adımları konuştuk”
Görüşmelerinde Sahel bölgesi ve Filistin’deki gelişmeleri de ele alma fırsatı olduğunu belirten Erdoğan, “Sahel bölgesinde güvenlik sağlanmadan, Afrika kıtasında güvenlik ve istikrarın sağlanamayacağına ilişkin müşterek tutumumuzu bir kez daha kayda geçirdik. İsrail’in, Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarındaki soykırımı karşısında Türkiye ve Senegal’in atabilecekleri adımları konuştuk.” dedi.
Bu noktada Senegal’in 1975’ten bu yana Birleşmiş Milletler Filistin Halkının Vazgeçilmez Haklarının Kullanılması Komitesinin Başkanlığını yürütmesini takdirle karşıladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Senegal’in, Filistin meselesinde iki devletli çözümü esas alan tutumunu son derece kıymetli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Biz de bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Filistin ve Lübnan halkının yanında olmayı, kardeşlik ve insani vazifemiz olarak görüyoruz. Zulmün, baskının, savaşın, katliamın ne demek olduğunu çok iyi bilen, bunun acısını yaşayan Afrikalı kardeşlerimizin İsrail hükümetinin soykırım politikasına karşı dirayetli duruşlarını takdirle takip ediyoruz.
Kan, katliam ve gözyaşı üzerine huzurlu bir gelecek inşa edilemeyeceğini emperyalistler Afrika kıtasında tecrübe ettiler. İnanıyoruz ki aynı hakikat Gazze ve Lübnan’da da tecelli edecektir. Zulmederek güvenlik arayanlar, çok daha büyük bir güvensizlik girdabına sürükleneceklerdir. Bundan en küçük bir şüphe duymuyoruz. Vicdan sahibi tüm ülkeleri, İsrail hükümeti üzerinde daha fazla baskı yapmaya davet ediyoruz. Bu düşüncelerle kıymetli kardeşime ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bugünkü görüşmelerimizin ve imzalanan anlaşmaların hayırlara vesile olmasını diliyorum. Senegal başta olmak üzere Afrika’daki tüm kardeş ve dostlarımıza en kalbi selamlarımı gönderiyorum.”
“Bölge çok ciddi bir ateş çemberine doğru gidiyor”
Erdoğan ve Fay, konuşmalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin, “Senegal iki hafta önce 2050 Senegal Ulusal Dönüşüm Planı’nı kabul etti. Türkiye, bu anlamda Senegal’i nasıl desteklemeyi öngörüyor?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Yükseköğretim noktasında atılacak adımlar, bunun yanında çok daha önemlisi savunma sanayine yönelik müşterek atabileceğimiz adımlar, altyapı ve üstyapıda geçmişten bu yana atılan adımlar var. Bu konuda Senegal’in Türk inşaat sektörünü çok iyi tanıdığını biliyorum. Bunu bilmekle beraber de yeni bazı adımları müşterek atabileceğimize inanıyorum. Bu konuyla ilgili olarak da birbirimize karşı olan güvenimizi tazeleyerek yolumuza devam edeceğiz. Özellikle dijitalleşmeyi de bir kenara koymak mümkün değil.”
“Lübnan Başbakanı Necib Mikati ‘Ateşkes bekliyoruz’ derken İsrail bir kez daha saldırı düzenledi. Hizbullah’ın yeni lideri açıklama yaptı, ‘Biz Lübnan için savaşacağız ve savaşı da sürdüreceğiz.’ dedi. Nasıl değerlendirirsiniz? Gazze’de de zaman zaman ateşkese yaklaşıldığında İsrail bir kez daha saldırı düzenleyerek süreci baltalıyor. Bölgenin geleceğini, bu iki ileri bir geri durumu nasıl yorumluyorsunuz?” sorusuna karşılık Erdoğan, şunları kaydetti:
“Sayın Mikati bir tespit ortaya koydu. O da muhataplarının ne kadar güvenilir olduğunu ortaya koydu ama özellikle Hasan Nasrallah’ın yerine bu görevi devralan yeni lider, ‘Biz aynı istikamette gideceğiz.’ dedi. Bir kararlılık ortaya koydu. Dolayısıyla bu şunu gösterecek; bölge çok ciddi bir ateş çemberine doğru, ne yapıyor? Gidiyor. Bundan sonraki süreç maalesef tabii bölgede çok daha sıkıntılı olacak. Temennimiz odur ki bölgedeki bu gelişmeleri nasıl acaba başta Birleşmiş Milletler olmak üzere kontrol altına alırız? Bunun çalışmalarını hep birlikte yapacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Senegal Cumhurbaşkanı Fay onuruna yemek verdi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Senegal Cumhurbaşkanı Beşir Cuma Fay onuruna akşam yemeği verdi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde basına kapalı gerçekleşen yemeğe, iki ülke heyetleri de katıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Musk’ın siyasi eylem komitesi America PAC’ın kampanyasını imzalayanlar arasında düzenlediği 1 milyon dolarlık çekiliş hakkında açılan davanın duruşması yapıldı.

Musk, çağırılmasına rağmen duruşmaya katılmazken avukatlarından Matthew Haverstick, duruşmadan önce davanın federal mahkemeye taşınması için başvuruda bulunduklarını açıkladı.
REKLAM
Yargıç Angelo Foglietta bugünkü duruşmada, Musk’ın avukatlarının başvurusu nedeniyle davada “artık yetkisi olmadığını” belirtti.
Musk’ın avukatlarının talebi, davada karara varılmasını ertelerken, davayı açan Philadelphia Bölge Savcısı Larry Krasner, federal mahkemeden davanın yeniden eyalet mahkemesine sevk edilmesini talep edebilir.
Krasner’dan mahkemede “güvenliğin artırılması” talebi
The Independent gazetesinin haberine göre, Philadelphia Bölge Savcılık Ofisi avukatları, Musk’ın, X sosyal medya platformunda bir kullanıcının “O (Krasner), çekilişin yasa dışı olmadığını biliyor fakat solcu bir yargıcın seçim gününden önce bunu durdurmasını istiyor.” ifadesinin yer aldığı bir gönderiyi yeniden paylaştığını ifade etti.
Bu gönderiyi paylaşmasının ardından Krasner’ın, Musk’a destek verenlerin “tehditlerine maruz kaldığını” ifade eden avukatlar, bugünkü duruşmada güvenliğin artırılması talebinde bulundu.
Avukatların talebinde, Musk’ın destekçilerinden birinin “siyasi şiddet çağrısı yaptığı ve Krasner ailesinin ev adresini paylaştığı” belirtiliyor.
REKLAM
Krasner, 28 Ekim’de yaptığı açıklamada, “America PAC ve Musk, Philadelphia vatandaşlarını kişisel bilgilerini vermeleri ve 1 milyon dolar kazanma ihtimali karşılığında siyasi taahhütte bulunmaları konusunda kandırıyor.” ifadesini kullanmıştı.
Musk’ı kafa karışıklığı yaratabilecek “belirsiz veya yanıltıcı ifadeler” kullanarak tüketiciyi koruma yasalarını da ihlal etmekle suçlayan Krasner, “yasa dışı çekiliş düzenlediği” gerekçesiyle Musk aleyhine dava açtığını belirtmiş, başkanlık seçimlerinden önce konuya ilişkin acil tedbir kararı alınmasını istemişti.
Musk’tan siyasi eylem komitesini destekleyen seçmenlere 1 milyon dolar vaadi
Musk, salıncak eyaletlerde Trump’ı destekleyen “America PAC” adlı siyasi eylem komitesinin kampanyasını imzalayanlar arasından 5 Kasım’a kadar her gün seçilecek kişiye 1 milyon dolar vereceğini duyurmuştu.
Çekilişe katılabilmek için kayıtlı seçmenlerin adres ile telefon numarası gibi kişisel bilgilerini vermesi ve anayasayı desteklediklerini belirten bir taahhütname imzalaması gerekiyor.
Şimdiye kadar, toplam 13 kişinin para ödülünü kazandığı açıklandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Telefon görüşmesinden önce 5 Kasım tarihi öncesinde bir ateşkesin olabileceğini beklemiyordum.” diyen Mikati, Hochstein’in kendisine söylediklerinden sonra önümüzdeki günler ya da saatlerde ateşkesin olabileceğinden umutlu olduğunu dile getirdi.
Hochstein’in Beyrut’a yaptığı son ziyarette kendisiyle Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri arasında “gizli” kalan bir öneri getirdiğini kaydeden Mikati, “Litani’nin güneyinde Lübnan’ın meşruiyeti dışında hiçbir silah bulunmamalı.” ifadesini kullanarak buradan Hizbullah’ın silahlı unsurlarının çekilmesi gerektiği imasında bulundu.
REKLAM
Mikati, bu çerçevede Lübnan ordusunun görevini yerine getirebilmesi için teçhizata ihtiyacı olduğunu kaydetti.
Öte yandan İsrail basını, ateşkes anlaşmasının taslağı olduğu öne sürülen bir belge paylaştı.
Belgenin, Hochstein tarafından yazılan anlaşmanın taslağı olduğu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve yardımcıları tarafından incelendiği ve son görüşmelerin önümüzdeki günlerde gerçekleşeceği belirtildi.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Blinken, ABD’nin halihazırda Rusya’da 10 bin civarında Kuzey Kore askerinin olduğunu değerlendirdiklerini belirterek, “En son bilgiler, bu Kuzey Kore güçlerinden 8 bininin Kursk bölgesine konuşlandırıldığını gösteriyor.” diye konuştu.
HENÜZ ÇATIŞMAYA GİRMEDİLER
Blinken, bu birliklerin, Ukrayna güçlerine karşı çatışmaya girdiğini henüz görmediklerini ancak gelecek günlerde bunun olacağını tahmin ettiklerini ifade etti.
Savunma Bakanı Austin de Rusya’nın Kuzey Kore askerlerini topçuluk ve siper temizleme dahil temel piyade operasyonları üzerine eğittiği yönünde değerlendirmeleri olduğunu aktararak, “Tüm bunlar, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı tercih ettiği savaşta bu yabancı güçleri ön cephe operasyonlarında kullanmayı amaçladığını güçlü şekilde gösteriyor.” dedi.
REKLAM“KENDİLERİNİ MEŞRU ASKERİ HEDEF HALİNE GETİRECEK”
Rusya’nın Kuzey Kore askerlerine Rus üniforması ve ekipmanları da sağladığını kaydeden Austin, “Eğer Kuzey Kore birlikleri Ukrayna’ya karşı muharebe veya cephede destek operasyonlarına girerse kendilerini meşru askeri hedef haline getirecektir.” diye konuştu.
Austin, gelişmeleri bölgedeki diğer müttefik ve ortaklarla istişare halinde yakından izlediklerini bildirdi.
KUZEY KORE’NİN DAHİL OLMASI
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, haziranda Kuzey Kore’ye resmi ziyarette bulunmuş, taraflar arasında “kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması” imzalanmıştı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 25 Ekim’deki açıklamasında, Rusya’nın Kuzey Kore askerlerini ilk muharebe bölgelerine 27-28 Ekim’de konuşlandıracağını öğrendiklerini duyurmuştu.
Beyaz Saray’dan da aynı gün yapılan açıklamada Ukrayna ile savaşmak üzere Rusya’ya 3 binden fazla askerin getirildiği ve bu askerlerin bazılarının muhtemelen Kursk bölgesine yerleştirildiği açıklanmıştı.
*Haberin görseli İHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ile Lübnan arasında BMGK’nin bu kararı temelinde ateşkese ulaşmak için “iyi bir ilerleme” kaydedildiğini ifade eden Blinken, “Daha yapacak çok işimiz var ancak ateşkes de dahil, diplomatik bir çözüme ulaşmamız için gerekli olan şey bu.” dedi.
AA’nın haberine göre; Blinken, Gazze’deki insani durumda da iyileşme olduğunu ancak yeterli olmadığını, yardım tırlarının bölgeye girişi kadar dağıtımların da etkili şekilde yapılmasının önemli olduğunu söyledi.
WSJ: ABD’NİN İSRAİL’E SUNDUĞU TASLAK ANLAŞMADA LÜBNAN’A SALDIRILARINI 2 AY DAHA SÜRDÜRMESİ ÖNERİLİYOR
Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD’den bir heyetin İsrail ile Lübnan arasındaki çatışmaları durdurmak için hazırladıkları “taslak anlaşma” üzerinde İsrailli yetkililerle görüşmeler yürüttüğünü belirtti.
Taslak anlaşmanın WSJ tarafından görüldüğü kaydedilen haberde, İsrail’in “kendisine yönelik tehditleri bertaraf etmek” amacıyla Lübnan’a saldırılarını 60 gün daha sürdürmesinin önerildiği ileri sürüldü.
Taslak anlaşma metninde ayrıca, İsrail askerlerinin bir hafta içinde Lübnan topraklarını terk etmesi ve BMGK’nin 1701 sayılı kararı temelinde “Hizbullah ve diğer silahlı grupların temizlenmesi” için Lübnan ordusunun devreye girmesi konularını da içerdiği kaydedildi.
WSJ’nin haberinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, “ABD başkanlık seçimlerinden önce herhangi bir anlaşmaya yanaşmadığı” belirtilerek, Lübnan ve Hizbullah’ın da “İsrail’e saldırılarını sürdürmesi için çok serbestlik tanındığı ve Lübnan’ın egemenliğinin hiçe sayıldığı” gerekçesiyle ABD’nin teklifine karşı oldukları öne sürüldü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Darrieussecq, bu ürünlerin reklamlarının hedef kitlesinin gençler olduğuna dikkati çekerek, gençleri korumak istediğini ifade etti.
Hükümetin, nikotin poşetleri ve benzeri ürünlerin tüketimini yasaklama kararı aldığını belirten Darrieussecq, bu yöndeki kararın gelecek haftalarda çıkacağını duyurdu.
Darrieussecq, nikotin dozu yüksek bu ürünlerin tehlikeli olduğunu vurgulayarak, “Bunların pazarlanmasını yasaklamak bizim görevimiz.” dedi.
Gençler arasında kullanımı yaygın olan küçük çay poşetlerine benzeyen nikotin poşetleri, farklı aromalarda satılıyor.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CBS News’tan yapılan açıklamada, Trump’ın haber kanalına karşı açtığı davanın tamamen mesnetsiz olduğu ve bu iddiaya karşı sonuna kadar mücadele edileceği belirtildi.

Trump’ın avukatları tarafından Texas eyaletinin Amarillo bölgesindeki federal mahkemeye verilen dava dilekçesinde CBS’in, Harris’in “laf salatası yaptığı zafiyetini örtbas etmek” amacıyla “aldatıcı şekilde manipüle edici davranarak çizgiyi aştığı” öne sürüldü.
REKLAM
Dava dilekçesinde CBS’in ana kaydındaki düzenlemenin, “rakibine yardımcı olmak ve halkı yanıltmak” için “kasıtlı” yapıldığı, bunun Trump’ı haksız yere dezavantajlı hale düşürdüğü savunuldu.
Texas sakinlerinin de dahil olduğu milyonlarca Amerikalının, üzerinde oynanmış iki röportaj versiyonuyla yanıltılarak kafalarının karıştırıldığı ileri sürülen dava dilekçesinde Trump’a, uğradığı zararlar için 10 milyar dolar tazminat ödenmesi talebinde bulunuldu.
“İddia edildiği gibi kayıtlarda herhangi bir kurgusal oynama yapılmadı”
CBS News’un açıklamasında Trump’ın iddialarının tamamen mesnetsiz olduğu belirtilerek, “Eski başkanın 60 Minutes programına yönelik suçlamaları doğru değil ve iddia edildiği gibi kayıtlarda herhangi bir kurgusal oynama yapılmadı.” ifadesi kullanıldı.
CBS’in bu davaya karşı güçlü şekilde savunma yapacağı vurgulanan açıklamada, Harris ile mülakatta yöneltilen soru ve cevaplarının aynı olduğu, “kısa ve uzun” iki ayrı versiyon şeklinde düzenlenmesinin, kullanılan farklı programlardaki süre sınırlamalarına uyması için yapıldığı bildirildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hizbullah’tan yapılan açıklamada, Hizbullah Şura Konseyi’nin Naim Kasım’ı yeni Genel Sekreter olarak seçtiği belirtildi.

Naim Kasım daha önce Hizbullah Genel Sekreter Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybetmişti.


“DİRENİŞ YENİLMEYECEK”
Naim Kasım yaptığı son konuşmada İsrail’e yönelik saldırıların meşru olduğunu belirterek, “İsraillilere söylüyorum. Çözüm saldırıları durdurmak. Çözüm ateşkes. Ateşkesten sonra İsrailli yerleşimciler kuzeye dönebilir” ifadelerini kullanmıştı.

İsrail’in Lübnan ve Gazze’deki saldırılarına devam etmesi durumunda kuzeydeki 2 milyondan fazla İsraillinin sürekli bir tehdit altında olacağını vurgulayan Kasım, “Direniş yenilmeyecek çünkü bu toprakların sahibi onlar. Onurlu bir şekilde savaşacak ve ölecekler. Zafer sabırla gelecek” demişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yerel yetkililer, uygun izinler alınmadan otelde yapılan inşaat çalışmalarının Ağustos ayında belediyenin talimatıyla durdurulduğunu açıklarken çevrede yaşayanlar ise çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Arjantin’de 10 katlı otel çöktü! 1 kişi öldü, çok sayıda kişi mahsur kaldı | Video
Arjantin Ulusal Güvenlik Bakanı Patricia Bullrich, olay yerine iki uzman ekibin gönderildiğini açıkladı.

GÖZALTILAR VAR
Buenos Aires Eyaleti Güvenlik Bakanı Javier Alonso ise, şantiyede çalışan 4 duvar ustasının göçükten kurtulduğunu ve polis tarafından gözaltına alındığını söyledi. Alonso, ilk verilere göre çalışmaların otelin ilk katında yapıldığı ihtimali üzerinde durulduğunu ifade etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya’dan gözdağı: Nükleer tatbikat başladı!
Nükleer silahları kullanmanın Rusya’nın ulusal güvenliğini sağlamak için alacağı son çare önlemi olduğunu vurgulayan Putin, Rusya’nın nükleer gücünü gerekli seviyede koruyacağını belirtti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baalbek kentin ve çevresindeki bazı köylerin yer aldığı bir harita paylaşan Adraee, burada bulunduğunu ileri sürdüğü “Hizbullah’a ait hedeflere” saldırı düzenleneceğini belirtti.

TÜRKMENLER DE ORADA
Adraee, haritada yer alan Baalbek ve çevresindeki köylerdeki halktan evlerini terk ederek bölgeden ayrılmalarını istedi.
Boşaltılması istenen yerler arasında Türkmenlerin yaşadığı Duris köyü de yer alıyor.

HALK YERİNDEN OLUYOR
Saldırı tehdidinin ardından Lübnanlılar kuzeydoğudaki Baalbek kentinden Zahli yoluyla güvenli bölgelere doğru göç etmeye çalışıyor.
Halkın şiddetli İsrail saldırıları altında olan Baalbek’i terk etmeye başlaması sebebiyle Baalbek-Zahli yolunda yoğun araç trafiği oluştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rus ordusunun cephede ilerlemeye devam ettiği belirtilen açıklamada, “Batı Askeri Grubu birlikleri, Harkiv bölgesinde Kruglyakovka yerleşim birimini kurtardı.” ifadesi kullanıldı.

SON 24 SAATTE…
Son 24 saatte 147 bölgede Ukrayna’nın askeri unsurlarına saldırılar düzenlendiği aktarılan açıklamada, saldırılarda, askeri havaalanı altyapısı, petrol tesisi, mühimmat deposu, Ukraynalı asker ve askeri teçhizatın konuşlandırıldığı noktaların vurulduğu kaydedildi.
Açıklamada, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna ordusuna ait 647 uçak, 283 helikopter, 34 bin 850 İHA, 584 hava savunma füze sistemi, 18 bin 911 tank ve zırhlı araç, 1482 çok namlulu roketatar, 16 bin 989 obüs ve havan topu ile 27 bin 755 özel askeri aracın imha edildiği bildirildi.
Rusya Savunma Bakanlığı, dün ordularının, Donetsk bölgesinde Katerinovka, Gornyak, Dobrovolye ve Selidovo yerleşim birimlerini kontrolüne aldığını belirtmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun devam eden çatışmalar ve insansız hava aracı (İHA) tehdidi nedeniyle oğlunun gelecek ay yapılması planlanan düğününün ertelenmesini istediği belirtildi.
İsrail devlet televizyonu KAN, Netanyahu’nun küçük oğlu Avner’in 26 Kasım’da düğününün yapılmasının planlandığını kaydetti.

Tel Aviv yakınlarındaki bir bölgede düzenlenmesi planlanan düğün töreninin ertelenmesinin gündemde olduğu ifade edildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Planlanan bir etkinliğin katılımcılara risk oluşturabileceği öne sürüldü. Netanyahu’nun devam eden çatışmalar ve İHA tehdidi nedeniyle oğlunun düğününü ertelemeyi istediği aktarıldı.

Lübnan’dan 19 Ekim’de fırlatılan İHA, İsrail’in kuzeyindeki Kayserya kentinde Netanyahu’nun konutuna isabet etmişti.
Saldırı sırasında Netanyahu ve eşi Sara’nın konutta olmadığı açıklanırken, evin yatak odasının camında ufak hasar oluşmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Söz konusu bölgelerin Uzak Doğu ve Sibirya’nın güneyinde olduğunu anlatan Grabçak, “Eğer dijitalleşmenin öncüsü madencilikse yakın gelecekte bazı bölgelerde madenciliğin devlet düzeyinde yasaklanması planlanıyor.” dedi.
Grabçak, kripto para madenciliğinin yasaklanacağı bölgelere elektrik tedarikinin 2030’a kadar önemli oranda artmayacağını söyledi.

VLADİMİR PUTİN YASALLAŞTIRMIŞTI
Kripto para madenciliğinin yasallaşması Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından 8 Ağustos’ta onaylamıştı.
Kararnameye göre, Rus hükümetinin belirleyeceği kişi ve şirketler, belirlenen enerji tüketim sınırlarını aşmamak kaydıyla 1 Kasım’dan itibaren kripto para birimlerinin madenciliğini yapabilecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bölgede büyük bir projeyle karşı karşıyayız ve bu savaş sadece Lübnan ve Gazze ile sınırlı değil, direnişe karşı küresel bir savaş. Projenin hayata geçirilmesi için tüm vahşet ve soykırımın kullanıldığı bu saldırganlıkla yüzleşmeli ve seyretmekle yetinmemeliyiz. Bu yüzleşme, Batılı değerlerin sahte sloganlar olduğunu ve vahşinin yanında yer almadan önce düştüğünü ortaya çıkaracaktır. Gazze ve Lübnan’daki direnişin efsanevi kararlılığı bir haysiyet destanıdır ve nesillerimizin geleceğini şekillendirecektir. Efendimizin de vurguladığı gibi savaş istemediğimizi defalarca söyledik, ancak bize dayatılırsa hazırız ve bunu gururla karşılayacağız. Direnerek İsrail projesini sekteye uğratırız ama bekleyerek her şeyi kaybederiz. Savaş planımıza devam edeceğiz. Benim yolum Nasrallah’ın yoludur, onu takip edeceğim” ifadelerini kullandı.

“KİMSE ADINA SAVAŞMIYORUZ”
İran’ın İsrail’in saldırılarına karşı yanlarında durduğunu belirten Kasım, “Kimse bizim adımıza savaşmıyor ve biz de kimse adına savaşmıyoruz ve bizim projemiz topraklarımızı korumak ve ülkemizi savunmak. İran bizi destekliyor ve bizden hiçbir şey istemiyor ve İsrail ‘e karşı bizi desteklemek isteyen tüm Arap ve İslam ülkelerini memnuniyetle karşılıyoruz. İran direnişe verdiği destek için ödediği bedelin farkındadır ve şehit Korgeneral Süleymani aracılığıyla direnişe kimsenin vermediğini vermiştir. Biz kendi topraklarımızda savaşıyor ve işgal altındaki topraklarımızı kurtarıyoruz ve kimse bizden bir şey istemiyor ya da bizi bir şey yapmaya mecbur bırakmıyor” dedi.
Hizbullah lideri Naim Kasım ilk kez konuştu | Video
NAİM KASIM KİMDİR?
Beyrut’ta 1953 yılında dünyaya gelen Naim Kasım, 30 yıldan uzun süredir İran destekli Hizbullah’ın üst düzey isimlerinden biri. Lübnan Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun olan Kasım, 1970’lerde Lübnanlı Müslüman Öğrenciler Birliğini kurdu.
Kasım, daha sonra Lübnan’daki Şii Emel Hareketine katıldı. İran’daki 1979 devriminin ardından Kasım, Emel Hareketinden ayrıldı. İran’daki devrim, birçok Lübnanlı Şii aktivistin siyasi düşüncesini de şekillendirdi.
Kasım, 1982’de İsrail’in Lübnan’ı işgaline yanıt olarak, İran Devrim Muhafızlarının desteğiyle kurulan Hizbullah’ın temelini atan toplantılara katıldı. Kasım, 1991 yılında silahlı hareketin o zamanki Genel Sekreteri Abbas el-Musavi tarafından Genel Sekreter Yardımcısı olarak atandı.
Musavi, ertesi yıl İsrail’in helikopter saldırısında öldürüldü ve Hasan Nasrallah Hizbullah’ın yeni lideri oldu. Nasrallah lider olduğunda da Kasım, Genel Sekreter Yardımcılığı görevine devam etti. Kasım, uzun süredir Hizbullah’ın önde gelen sözcülerinden biri olarak son bir yıldır İsrail ile yaşanan çatışmalarla ilgili uluslararası basına açıklamalarda bulunan bir isimdi.
Aynı şekilde Kasım, Nasrallah’ın 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlenen İsrail hava saldırısında öldürülmesinin ardından televizyondan açıklama yapan ilk Hizbullah üst düzey yöneticisi idi.
Kasım, 30 Eylül’de yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın eski Genel Sekreterinin yerine “en erken fırsatta” bir halef seçeceğini ve Filistinlilerle dayanışma içinde İsrail’e karşı mücadeleye devam edileceğini söylemişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“ALAN SARP VE YOL ULAŞIMI YOK”
Devam eden yangınla ilgili açıklama yapan Vali Ömer Faruk Coşkun, orman yangınına bütün kurum ve kuruluşların etkili şekilde müdahale ettiklerini belirterek, “Yangının çıktığı alan oldukça sarp ve yol ulaşımı yok. Yangın mahalli çok sarp ve kayalık bir bölge. Dolayısıyla bu müdahaleyi zorlaştırıyor. Bu dediğimiz bölgelerde çoğunlukla yol yok. Yani özellikle arasözlerin ulaşımı noktasında ciddi sıkıntılar söz konusuydu. Tabii ilk günden itibaren arkadaşlarımız iş makineleriyle, dozerlerle, kırıcılarda bu bölgelere yol açtılar. Bir çok bölgede yeni yol açıldı ve arazözlerle yerden müdahale imkanına kavuşuldu. Ancak bizi zorlayan arazi şartları; yani buradaki mevcut arazi şartları bizim müdahalemizi çok zorlaştırmaktadır. Ancak ona rağmen her türlü imkanımızı seferber ederek ve yol açarak müdahale etmeye çalışıyoruz. Gün boyunca havadan 7 helikopter, karadan ise bini aşan personel ve orman gönüllüsüyle yangına müdahale devam ediliyor. İnşallah temennimiz bir an önce yangını kontrol altına almak. Bütün kurumlarımızın hedefi bu. Malum hava şartları ve özellikle nem noktasında diğer hususlarda biraz sıkıntılı ama inşallah bütün bunlara rağmen bütün bu çalışmalarla birlikte inşallah önümüzdeki süreçte yangını kontrol altına almayı hedefliyoruz.” dedi.

“13 DAKİKA SONRA İLK MÜDAHALE YAPILDI”
Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ise özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle birlikte her geçen yıl orman yangını riskinin daha da artarak devam ettiğini belirterek, “Bu konuda tabii biz iklim şartlarını kısa sürede değiştiremeyeceğimize göre durumumuzu kendi imkanlarımızı ve kabiliyetlerimizi buna göre değiştirmemiz, ayarlamamız gerekiyor. Biz de Orman Genel Müdürlüğü olarak her geçen gün 185 yıllık tecrübemizi gelişen bütün teknolojileri, bilimsel gereklilikleri yerine getirerek adapte oluyoruz ve kendimizi bu şekilde hazırlıyoruz. Tabii bütün bunlara rağmen maalesef istenmese de hiçbirimiz istemesek de orman yangınları da meydana geliyor. Buradaki yangın ihbarının yapılmasının ardından 13 dakika sonra ilk müdahale yapıldı. Arazi çok sarp ve kayalık; bu bizim yangına müdahaledeki en önemli unsur olan arazözlerimizin yangına müdahalesini maalesef kısıtlı hale getirdi. Bununla birlikte tabii arazi şartlarını değiştiremeyeceğimiz için biz tedbirlerimizi buna göre alarak hemen iş makinalarıyla yangına ulaşabilmek için yol yapım çalışmalarına başladık. Şu an itibariyle 7 ayrı noktadan iş makinalarıyla yaptığımız yollarda arasözlerle müdahale ederek yangını kontrol altına almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hava araçlarının da bu yangında kullanıldığını biliyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

“YANGIN ÖRTÜ YANGINI”
Denizli’deki yangının örtü yangını olduğunu ifade eden Karacabey, “Bu sahadaki ağaç türünün kabuğu kalın olan karaçam ağaç türü olması hasebiyle ağaçların tepelerinde yanma olmadığı için yüzde 90 oranında bu sahadaki ağaçların hayatiyetini devam ettireceğini ifade etmek istiyorum. Örtü yangını olduğunu ifade ettik. Hava araçları da çalışıyor. Ancak hava araçları daha çok tepe yangını diye ifade ettiğimiz yangınlarda tepedeki yangını yere indirip, yerdeki ekiplerin müdahalesine imkan tanıyan araçlardır. Dünyanın hiç bir yerinde sırf hava araçlarıyla yangın söndürülemez. İnsanın ayakta bile durmakta güçlük çektiği bu ortamda her türlü olumsuzluğa rağmen geceli gündüzlü arkadaşlarımızla birlikte biz, yangını kontrol altına alabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Arazinin kayalık ve çok sarp olması nedeniyle yol yapım çalışmaları zorlaşıyor. Biz pes etmiyoruz, mücadelemize devam ediyoruz, yılmıyoruz, yılmayacağız. Yol açma çalışmalarını sürdürerek yangının şu an için iyiye giden çalışmaları daha iyiye götürüp, bir an önce kontrol altına alabilmek için yol yapım çalışmalarıyla birlikte arazözlerimizden hortum çekerek de yangını kısa sürede kontrol altına almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sahanın tamamındaki ağaçlar yanmadı. Sanırım ormanın tümü yanmadığı için bir rakam telaffuz etmek çok sağlıklı olmayacak. Yangının 400 hektara yakın bir alan, dıştan dışa yakın bir alanda etkili olduğunu söyleyebiliriz. Yangının başından itibaren biz yangının şu ana kadar herhangi bir yerleşim yerini tehdit etmediğini özellikle vurguladık. Şu ana kadar da çok şükür insan canı bakımından herhangi bir zayiat yok. Yangında rahatsızlanan arkadaşlarımız ve gönüllülerin haricinde vatandaşlarımızın canıyla ilgili sıkıntı çok şükür yok.” dedi.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diğer saldırılarda Burc el-Baracine, Leylaki ve El-Kefaat mahallelerinin vurulduğu, saldırılardan birinin oldukça şiddetli olduğu ifade edildi.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, akşam saatlerinde X hesabından bir harita paylaşarak Hureyk Mahallesi ve Burc el-Baracine bölgelerindeki 3 nokta için “tahliye” uyarısı yapmıştı.
İsrail’in Lübnan’da şiddetlenen saldırılarında 2 bin 593 kişi öldü
Hizbullah ile 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yoğun hava saldırısı başlattı.
REKLAM
Lübnan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 8 Ekim 2023’ten bu yana düzenlenen İsrail saldırılarında 2 bin 634 kişi öldü, 12 bin 252 kişi yaralandı.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
İsrail bombardımanı nedeniyle Lübnan’da 100 binlerce kişinin yerinden edildiği değerlendiriliyor.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Lübnan hükümeti yerinden edilen kişilerden 486 binden fazlasının Suriye’ye göç ettiğini açıkladı.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) en bilinen davalarından biri olan Menendez kardeşlerin hikayesi, Eylül 2024’te Netflix’te yayınlanan ‘Canavarlar: Lyle ve Erik Menendez’in Hikayesi’ dizisi ardından yeniden gündem olmuştu.

Yeniden görülen davada savcılık, cezaların yeniden değerlendirilmesini ve şartlı tahliye edilmelerini talep etti.
MENENDEZ DAVASI
20 Ağustos 1989’da 21 ve 18 yaşlarındaki Lyle ve Erik Menendez, Beverly Hills’teki malikanede ebeveynlerini av tüfeğiyle öldürdü.
REKLAM
Savcılık o zamanlar kardeşlerin aile servetini ele geçirmeye çalıştığını ileri sürdü. Kardeşlerse ilk günden itibaren cinayetleri babaları tarafından ömür boyu maruz kaldıkları fiziksel, duygusal ve cinsel istismar nedeniyle işlediğini savundu. Kardeşler, 1996’da kamuya açık görülen iki davadan sonra şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Cinayetler ve dava hala tartışılıyor. Son 35 yılda Menendez kardeşler üzerine çok sayıda belgesel ve dizi çekildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Paylaşımında iklim değişikliğine dikkati çeken DiCaprio, “İklim değişikliği dünyayı öldürüyor ve ekonomimizi mahvediyor. Ekonomimizi, gezegenimizi ve kendimizi kurtarmak için cesur bir adım atmamız gerekiyor. Bu yüzden Kamala Harris’e oy veriyorum.” ifadesini kullandı.
DiCaprio, videoda en son Florida’yı vuran Helene ve Milton kasırgalarına da işaret ederek, Harris’in 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma ve yeşil bir ekonomi inşa etmeye yardımcı olma konusundaki iddialı hedeflerini de övdü.

Donald Trump’ı, ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan çekmekle ve “kritik çevre korumalarını” geri götürmekle eleştiren DiCaprio, Trump’ın gerçekleri ve bilimi inkar etmeye devam ettiğini savundu.
DiCaprio, 2020 başkanlık seçiminde de o zamanki Demokrat parti adayı Joe Biden’a desteğini açıklamıştı.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“YAPTIKLARIMIZ İÇİN ABD BAŞKANI OLARAK RESMEN ÖZÜR DİLİYORUM”
Biden, “Yaptıklarımız için ABD Başkanı olarak resmen özür diliyorum. Bunun çoktan zamanı gelmişti.” dedi.
Bu açıklamayla ilk kez bir ABD başkanı, yıllar boyunca yatılı okullara gitmeye zorlanan on binlerce Amerikan yerlisi çocuğun maruz kaldığı davranışlar için özür dilemiş oldu.
Biden’a eşlik eden ve New Mexico’daki Pueblo of Laguna kabilesinin bir üyesi olan, dedesi ve büyük dedesi de bu yatılı okullara gönderilen ABD İçişleri Bakanı Deb Haaland de bu özür açıklamasının Amerikalı yerliler için çok değerli olduğunu vurguladı.
REKLAM
Haaland, “Federal hükümetimizin bu konuda başarısız olduğunu biliyoruz. Dilimizi, geleneklerimizi ve yaşam tarzlarımızı bozma konusunda başarısız oldu, bizi yok etme konusunda başarısız oldu çünkü biz sebat edip direndik.” ifadesini kullandı.
Amerikan yerlisi çocukların gittiği Gila Crossing adlı okuldaki törene Tulalip Kabilesi vatandaşı ve Ulusal Amerikan Yerlileri Yatılı Okul İyileştirme Koalisyonu’nun Başkanı Deborah Parker ve bölgede yaşayan çok sayıda Amerikalı yerli topluluk üyesi katıldı.
Parker da konuyla ilgili açıklamasında, “Bu okullar, dil ve kültür kaybına, çocukların ailelerinden ayrılmasına yol açan asimilasyon ve kültürel soykırım araçlarıydı.” diye konuştu.
BAKANLIĞIN RAPORU GÜNDEMİ SARSMIŞTI
ABD İçişleri Bakanlığının kısa süre önce açıklanan raporuna göre bu okullarda en az 973 çocuğun kötü muamele ve koşullar nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıkmıştı. Raporda, pek çok çocuğun fiziksel, cinsel ve duygusal şiddete maruz kaldığı, hayatını kaybeden çocukların gömüldüğü ülke genelinde toplam 74 toplu mezar olduğu belirtilmişti.
REKLAM
ABD hükümeti, 1819’dan 1969’a kadar 37 eyalette 400’den fazla federal Amerikan yerlisi yatılı okulunu yönetmiş ya da kiliselere ve dini gruplara bu okullar için para ödemişti.
Kızılderili Medeniyeti Yasası’nın 1819’da çıkarılmasıyla ABD çapında Kızılderili yatılı okulları kurmak ve desteklemek için yasalar çıkarılmıştı. 1996 yılına kadar Kızılderili çocuklar asimilasyon için bu yatılı okullara gitmeye zorlanmıştı.
ABD ve Kanada’da, Amerika kıtasının yerli halkının çocuklarının, asimile edilmek üzere devlet tarafından finanse edilen Hristiyan okullarına gitmesi gerekiyordu. Bu çocuklar aynı zamanda zorla Hristiyanlığa geçiriliyor ve dillerini konuşmalarına izin verilmiyordu.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Macron ve Netanyahu telefon görüşmesi yaptı.
Macron, 19 Ekim’de Netanyahu’nun konutunun insansız hava aracı (İHA) ile hedef alındığı saldırıları “kabul edilemez” olarak niteledi ve dayanışma mesajı verdi.
Fransa’nın İsrail’in güvenliğine bağlılığını yineleyen Macron, Hamas lideri Yahya Sinvar’ın ölümünün, “Gazze’de ateşkesin sağlanmasına yönelik müzakerelerin yeni bir aşamaya taşınmasına fırsat sunması gerektiğini” savundu.

İsrail’in Lübnan’a saldırıları bağlamında Macron, sivil altyapıların hedef alınmamasını, sivillerin korunmasını ve bir an evvel ateşkes sağlanmasını istedi.
İsrail ordusunun, Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Geçici Barış Gücü’ne (UNIFIL) yönelik eylemlerini kınayan Macron, BM’nin “Güney Lübnan’daki rolünü tam olarak ifa etmesini” arzu ettiğini belirtti.
İki lider ayrıca, “İran’ın Orta Doğu’da krizlerin yayılmasındaki sorumluluğunu” ele aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koridor, savaş sırasında İsrail güçleri tarafından kurulmuştu ve Gazze’nin kuzeyini ülkenin geri kalanından ayırmışı.
İsrail medyasının haberine göre, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich konferansta bir konuşma yapacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şener, AA muhabirine, son günlerde hastaneye grip şikayetiyle başvuran hastaların sayısında artış olduğunu, birçok kişinin ise hastaneye gitmeden aldıkları ilaçlarla bu süreci ayakta geçirmeye çalıştığını anlattı.
Kovid-19, influenza ve grip virüslerini ayırt etmenin zor olduğunu ifade eden Şener, “Üst solunum yolu enfeksiyonu, burun akıntısı ve burun tıkanıklığının daha belirgin olduğu tablolar rinovirüs dediğimiz tablo. Boğazda ağrı ve yanma, kuru öksürük ile eklem ve kas ağrılarının daha belirgin olduğu tablolarda ise korona ya da influenza dediğimiz tablolarla karşı karşıya kalıyoruz. Özellikle gece gündüz ısı farkının artmasıyla virüsün yayılımının başlaması aslında şaşırtıcı değil.” dedi.
Şener, okulların açılmasıyla birlikte çocuk ve gençlerin enfeksiyonları evlere taşımaya başladığını, onlar ağır geçirmese de evlerde temas ettikleri grip aşısı olmayan 65 yaş üstü ve bağlı hastalığı olan kişilerin daha ağır semptomlar gösterdiğini kaydetti.
Grip aşısının önemine değinen Şener, şunları kaydetti:
“65 yaş üstü kişilerin 15 Kasım’a kadar olan periyotta grip aşısını olmaları gerekiyor. Çünkü grip aşısı olmayan grupta yaygın akciğer enfeksiyonu ve zatürre gibi tabloları sık görüyoruz. Grip vakaları her sene artıyor aslında. Grip aşısı, hastalığın yayılımını engelleyen bir aşı değil. Bireysel korunma için olmak gerekiyor. Yani ağır akciğer enfeksiyonu geçirmemek için, yoğun bakıma yatmamak için. Yoksa aşı olunca grip olmayacaksın demek değil. Hastalığı hafif atlatmanız, sonrasında komplikasyon gelişme ihtimalinizin düşük olması demek.”
Prof. Dr. Alper Şener, grip ve benzeri enfeksiyonlardan korunmak için kapalı ya da iyi havalandırılmayan alanlarda maske kullanımının da önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan yazılı açıklamaya göre, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş liderliğinde, sosyal destek alan ailelerin çocukları için ücretsiz HPV aşısı uygulaması hayata geçirildi.
Bu kapsamda, 9-30 yaş aralığındaki kişilere yönelik “HPV Aşı Programı” için başvurular, 20 Mart-20 Nisan arasında kabul edildi.
Gazi Üniversitesi Hastanesi işbirliğiyle gerçekleştirilen programda 15 yaş altı 251 ve 15 yaş üzeri 1324 birey olmak üzere 1575 kişinin başvurusu alındı.
Projeye, 15 milyon 180 bin lira bütçe ayrıldı ve 5 bin doz HPV aşısı temin edildi. İlk dozlar Gazi Hastanesinde yapılmaya başlandı. Projenin ilk etabında 2 bin kişinin aşılanması planlanıyor.
Açıklamada değerlendirmesine yer verilen Sağlık İşleri Daire Başkanı Mustafa Ünsal, proje kapsamında 9-30 yaş arasındaki kız çocuklarına ve kadınlara, rahim ağzı kanserini önlemeye yönelik üç doz HPV aşısı yapılacağını belirtti.
Ünsal, ilk dozun bugün, ikinci dozun 2 ay sonra ve üçüncü dozun ise 6 ay sonra yapılacağını, projenin yaklaşık 1 yıl süreceğini kaydederek, 11 belediyenin teknik destek almak için başvuruda bulunduğunu aktardı.
“İş birliğinden mutluluk duyuyoruz”
GÜ Hastanesi Başhekim Prof. Dr. Hasan Bostancı da iş birliğinden memnuniyet duyduğunu belirterek, uygulamanın Türkiye’de yayılarak devam etmesini temenni etti.
GÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol ise “HPV aşısı, özellikle 15 yaş altındaki bireylere uygulandığında yüzde 99,5 oranında koruma sağlıyor. Enfeksiyon kadın ve erkek bireylerin yüzde 85’ini etkiliyor. Dileriz ki Türkiye’deki tüm kadınlar ve erkekler bu aşıya kavuşur. Bu enfeksiyonu önlemenin başka bir yolu yok.” değerlendirmesinde bulundu.
GÜ Hastanesi Yetişkin Aşı Merkezi’ne gelerek ilk doz HPV aşısını yaptıran vatandaşlar, emeği geçenlere teşekkür etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van YYÜ Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği birinci sınıf öğrencisi olan Rojin Kabaiş, üniversiteye yeni kayıt yaptırdıktan sonra Diyarbakır’dan Van’a geldi. 27 Eylül 2024 günü kaldığı yurtta yemek yedikten sonra Van Gölü sahiline inmek üzere yurttan ayrılan Kabaiş’ten bir daha haber alınamadı. Kameralara yansıyan görüntülere göre, yolda annesiyle görüntülü konuşan ve ardından bir büfeden alışveriş yapan genç kız, sahile ulaşarak bir süre bankta oturup gölü izledi. Kamera açısından çıkan Rojin, o andan itibaren ortadan kayboldu.
12 gündür kendisinden haber alınamayan Kabaiş’in babası Nizamettin ve anne Aygül Kabaiş’in umutlu bekleyişi ise devam ediyor. – VAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VAN’da kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra, geri dönmeyen üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’ten (21), 12 gündür haber alınamıyor. Arama kurtarma çalışmaları, gölde tekne ve botlarla, karada polis, AFAD, itfaiye ve gönüllü arama ekiplerinin katılımıyla devam ediyor. Polis helikopteri zaman zaman aramalara bölgede alçak uçuşlarla destek verirken, çalışmalarda hassas burunlu iz köpekleri de kullanılıyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül’de kaldığı yurtta akşam yemeğini yedikten sonra dışarı çıktı. Geri dönmeyen Rojin Kabaiş’e telefonla ulaşamayan arkadaşları, 28 Eylül’de saat 12.00 sıralarında polise haber verdi. Kabaiş’in 27 Eylül’de saat 18.30 sıralarında Van Gölü Sahili’ne çakıl taşı toplamaya gideceğini söylediği, birlikte gitmeyi teklif ettiği arkadaşının olumsuz yanıt verdiği tespit edildi. Kabaiş’in arkadaşları, 28 Eylül’de Van Gölü Sahili’nde Rojin’e ait cep telefonu, kulaklık, kek ve su bulundu. Yüksek düzeyde şifreli olan telefon incelenmek üzere polise teslim edildi.
Polis, Jandarma Sahil Güvenlik, AFAD ve Büyükşehir Belediyesi’nin itfaiye ekiplerinin katıldığı arama çalışmaları, 12’nci gününe girdi. Göl üzerinde tekne ve botlarla, karada da polis, AFAD, itfaiye ve gönüllü arama birliklerinin katıldığı arama çalışmalarında polis helikopteri zaman zaman alçak uçuşlar yaparak destek veriyor.
Ekipler, ‘Rojin kaçtı mı, kaçırıldı mı, öldü mü, öldürüldü mü’ gibi tüm şüpheleri değerlendirerek çalışmalarını yürütüyor. Ekipler, iskele sahilinden Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Bardakçı Mahallesi’ne kadar ekipler her yeri detaylıca arıyor. AFAD’ın deprem bölgesinde kullandığı hassas burunlu iz köpeklerinin de kullanıldığı arama çalışmalarında, gönüllü arama kurtarma ekipleri de termal kameralı dronla göl üzerini ile etrafını tarıyor. Çalışmalarda, yandan taramalı sonar ile su üstü radar cihazları da kullanılıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in kaybolmasının üzerinden 12 gün geçti. Van’da kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra geri dönmeyen üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’ten 12 gündür haber alınamazken hem Van Gölü‘nde hem de karada aramalar devam ediyor.
Olay yerinde devam eden çalışmaları yerinde gezen Van Valisi Ozan Balcı, gazetecilere açıklamalarda bulundu. Rojin Kabaiş’in 25 Eylül’de babasıyla beraber okumak için Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin yurduna geldiğini ifade eden vali Balcı, “Rojin, 25 Eylül’de giriş yapıyor. 25 ve 26 Eylül’de kalıyor. 27 Eylül Cuma’da akşam çıkıyor. Yani geldikten sonra 3 gün sonra bu sahilde gezerken cep telefonuyla kulaklığı bulunuyor. Saat 12.00 civarında yurt görevleri haberdar ediliyor. Oradan da emniyet müdürlüğüne kayıp şahıs ilanı veriliyor. O günden itibaren emniyet müdürlüğümüz, jandarma, sahil güvenlik ve üniversiteyle beraber yoğun bir şekilde eldeki bütün iz, emare ve delilleri değerlendirerek kızımızı aramaya, bulmaya çalışıyoruz. Sadece sahilde yapmıyoruz arama taramayı. Kampüs içerisinde, çevre köylerde, hatta tüm 81 il emniyet müdürlüklerine, jandarma komutanlıklarına da kızımızın kimlik bilgileri verildi” dedi.
En son Rojin’in kameralara yansıdığı Van Gölü sahilinde aramaların yoğun olarak sürdüğünü belirten Vali Balcı, “Burada cep telefonu ile kulaklığı bulunduğu için emniyet, jandarma birimlerimiz, sahil güvenlik birimimiz, AFAD ve üniversitesi ile beraber yoğun bir şekilde aramaya, bulmaya çalışıyoruz. Elimizdeki bütün izleri, bulguları, emareleri ve delilleri çok titiz bir şekilde değerlendiriyoruz. İşte helikopterlerimiz sürekli tarıyor. Gölde kaybolma ihtimalle güvenliğimizin botları yoğun bir şekilde çalışıyor. Daha dip taramalar yapmak için Çanakkale’den Sonar cihazı getirdik. Kesin bir şey söylemek mümkün değil. Dalgıçlarımız çalışıyor. Şehirdeki bütün kameralarımız inceleniyor. Umarım en kısa zamanda kızımıza kavuşuruz” ifadelerini kullandı.
“Rojin’i arama çalışmalarımız 81 ilde devam ediyor”
Arama çalışmalarının her yerde yürütüldüğüne vurgu yapan Vali Balcı, “Rojin’i her yerde arıyoruz. Sadece gölde değil her yerde arıyoruz. Hatta Van’da değil 81 il emniyet müdürlüğüne, jandarma komutanlıklarına kimlik bilgileri zaten verildi. Elimizdeki bütün izleri, bulguları, emareleri, olabilecek nitelikteki her şeyi de değerlendiriyoruz. Onun dışında itibar etmemek lazım. Bizim amacımız da bir an önce bulmak. Bütün birimlerimiz bu kızımızın bulmaya çalışıyor. Devletimizin tüm imkanlarını kızımızı bulmak için kullanıyoruz. Umarım bir an önce kavuşuruz” diye konuştu. – VAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YILDIZ Holding, çalışanlarına yönelik eğitim ve gelişim programlarına bir yenisini ekledi. Holding çalışanları, yapay zekanın uçtan uca kullanımında yetkinliklerini artırmak üzere Yapay Zeka Akademisi’nden eğitim alacak.
Yıldız Holding‘İnsana Yatırım’ yaklaşımıyla çalışanları için hayata geçirdiği eğitim ve gelişim programlarına bir yenisini daha ekledi. Çalışanların yeni yetkinlikler kazanmaları ve yapay zekanın geleceğine hazırlanmaları amacıyla Yapay Zeka Akademisi (AI Academy) hayata geçirildi. Akademi, yapay zeka teknolojilerinin günlük yaşamdaki etkileri ve gelecek potansiyeli göz önünde bulundurularak özel olarak tasarlandı. Programa, yapay zekanın temellerini anlamak, gelişmiş uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmak, sektör uygulamalarını öğrenerek kendini bu alanda geliştirmek isteyen Yıldız Holding çalışanları başvuru yaparak katılabiliyor.
Akademideki dersler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan ‘Yerinde Ar-Ge Merkezi’ statüsü alan Yıldız Tech ekibi tarafından Yıldız Holding’in Çamlıca Kampüsü’nde verilecek. 4 Ekim’de başlayan Yapay Zeka Akademisi, Holding çalışanlarını işin geleceğine taşıyacak yetkinliklerin kazandırılması amacıyla bir süre önce hayata geçirilen Analitik Akademi’nin devamı niteliğini taşıyor.
‘SÜRDÜRÜLEBİLİR BAŞARININ EN ÖNEMLİ UNSURU ÇALIŞANLARIMIZ’
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Mehmet Tütüncü, paradigma kırılımlarının yaşandığı iş dünyasında yapay zeka teknolojilerinin ağırlığının arttığını vurgulayarak, çalışanların yetkinliklerine yatırım yapmanın daha da önemli hale geldiğini belirtti. Yıldız Holding’de “İnsana Yatırım” yaklaşımıyla bugüne kadar Holding bünyesinde öncü birçok eğitim programı hayata geçirdiklerinin altını çizen Tütüncü, Yapay Zeka Akademisi ile ilgili şunları söyledi:
“Yıldız Holding’de ‘İşin Geleceği’ kapsamında attığımız adımların tamamında insan kaynağımızı ve şirketlerimizi geleceğe hazırlamak bulunuyor. Biliyoruz ki, sürdürülebilir başarının en önemli unsuru çalışanlarımız. Bizler hedeflerimize ancak alanında uzman, yetkinliği yüksek ekiplerle ulaşabiliriz. Holding bünyesinde bugüne kadar, çalışanlarımızın yetkinliklerini artıran ve entelektüel birikimlerine katkı sağlayan birçok önemli eğitim programını hayata geçirdik. Şimdi de hayatın her alanında giderek daha fazla yer almaya başlayan yapay zeka teknolojilerine uyumun, çalışanlarımızın ana yetkinlikleri arasında yer almasını istedik ve Yapay Zeka Akademisi’ni hayata geçirdik. Yıldız Tech ile Yıldız Holding İnsan ve İş Destek Başkanlığımızın iş birliğinde “birbirimizden öğrenme” yaklaşımıyla tasarlanan bu program ile Holding çalışanlarımızın bu alanda yetkinliklerini geliştirmeleri, iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu eğitimlerle dijitalleşen iş dünyasında Yıldız Holding çalışanlarını bir adım öne taşıyor, geleceğe hazırlıyoruz.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“ÇALIŞMALARIMDA DESTEK OLAN EŞİME İTHAFEN İSMİ VERDİM”
Yeni akrep türünü tespit eden Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur, “Bu türü yaptığım saha çalışmaları sırasında keşfettim. Çalışmalarıma verdiği destek nedeniyle bu türe eşim Gülhanım Yağmur’a ithafen ‘Euscorpius gulhanimae’ ismini verdim” dedi. Beyşehir Gölü’ne yakın bir yerde çam ormanının içerisinden topladığı akrebin Türkiye için yeni bir tür olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Yağmur, “Örnekleri toplayıp çalışmaları yaptığım zaman, patellasındaki trichobothri sayılarının bilinen türlerden daha yüksek olduğunu gördüm. Bu iki renk bir tür. Bu yönüyle bilinen türlerden çok bariz bir şekilde ayrılıyor” dedi. Yeni keşfedilen akrep türü, MCBÜ Alaşehir Meslek Yüksekokulu Zooloji Müzesi’nde korunuyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BELİNE YAZMA BAĞLATIP OYNATIYOR
Anne Esra, çocuğuna kadın kıyafetleri giydirilip, makyajlı ve ojeli hallerinin eski eşi Alper Gümüş’ün imam nikahlı eşi Selin tarafından gönderildiğini açıkladı. Hayatının şokunu yaşayan Esra, “Babaannesi küçük yaşta alıştırmıştır. Kadın hareketleri yaptırıyor. Beline yazma bağlayıp oynatıyor,” diyerek çocuğunun yaşadığı durumu gözler önüne serdi.
Babanın bu duruma umursamaz bir tavırla yaklaştığını belirten Esra, çocuğunun bu hallerine izin verildiğini ifade etti. Bu çarpıcı iddialar, izleyicileri derinden etkileyerek, çocuk istismarı ve cinsiyet algısı konularında önemli bir tartışma başlattı. Esra Hanım, çocuğunun acil olarak kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, yetkililere seslendi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıldız Holding‘den yapılan açıklamaya göre AI Academy, yapay zeka teknolojilerinin günlük yaşamdaki etkileri ve gelecek potansiyeli göz önünde bulundurularak özel olarak tasarlandı. Programa, yapay zekanın temellerini anlamak, gelişmiş uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmak, sektör uygulamalarını öğrenerek kendini bu alanda geliştirmek isteyen Holding çalışanları başvuru yaparak katılabiliyor.
Akademideki dersler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan “Yerinde AR-GE Merkezi” statüsü alan Yıldız Tech ekibi tarafından Yıldız Holding‘in Çamlıca Kampüsü’nde verilecek. 4 Ekim’de başlayan Yapay Zeka Akademisi, Holding çalışanlarını işin geleceğine taşıyacak yetkinliklerin kazandırılması amacıyla bir süre önce hayata geçirilen Analitik Akademi’nin devamı niteliğini taşıyor.
“Dijital dönüşümle çalışanlarımızı geleceğe hazırlıyoruz”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Tütüncü, paradigma kırılımlarının yaşandığı iş dünyasında yapay zeka teknolojilerinin ağırlığının arttığını vurgulayarak, çalışanların yetkinliklerine yatırım yapmanın daha da önemli hale geldiğini belirtti.
Tütüncü, “‘İnsana Yatırım’ yaklaşımıyla bugüne kadar Holding bünyesinde öncü birçok eğitim programı hayata geçirdik. Yıldız Holding’de ‘İşin Geleceği’ kapsamında attığımız adımların tamamında insan kaynağımızı ve şirketlerimizi geleceğe hazırlamak bulunuyor. Biliyoruz ki, sürdürülebilir başarının en önemli unsuru çalışanlarımız.” ifadelerini kullandı.
Hedeflerine ancak alanında uzman, yetkinliği yüksek ekiplerle ulaşabileceklerine işaret eden Tütüncü, Holding bünyesinde bugüne kadar, çalışanlarının yetkinliklerini artıran ve entelektüel birikimlerine katkı sağlayan birçok önemli eğitim programını hayata geçirdiklerine değindi.
Tütüncü, “Yıldız Tech ile Yıldız Holding İnsan ve İş Destek Başkanlığımızın iş birliğinde ‘birbirimizden öğrenme’ yaklaşımıyla tasarlanan bu program ile Holding çalışanlarımızın bu alanda yetkinliklerini geliştirmeleri, iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu eğitimlerle dijitalleşen iş dünyasında Yıldız Holding çalışanlarını bir adım öne taşıyor, geleceğe hazırlıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Janice, Dailymail.com’a verdiği demeçte, oğlunun geçmişte hatalar yaptığını kabul etti. Özellikle, Diddy’nin eski kız arkadaşı Cassie Ventura’ya karşı şiddet kullandığını inkar etmesine rağmen, otel kameralarının aksini gösterdiğini belirtti. Ancak Janice, bu durumun oğlunun diğer ciddi suçlamalardan suçlu olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.
Anneye göre, Diddy’nin Cassie ile davasını hızla çözmesi, diğer kişilerin maddi kazanç için benzer iddialarla ortaya çıkmasına neden oldu. Janice, oğlunun bu iddiaların çoğunun yalan olduğunu ve finansal kazanç amacıyla uydurulduğunu düşündüğünü belirtti.
Janice, oğlunun özgürlüğünün kaybı ve itibarının zedelenmesi karşısında yıkıldığını ifade etti. Kamuoyundan, oğlunu henüz kendi tarafını anlatma fırsatı bulamadan yargılamamalarını istedi.
Bu açıklama, Houston’lı avukat Tony Buzbee’nin Diddy’ye karşı 120 kişiyi temsil ettiğini duyurmasının ardından geldi. Buzbee, müvekkillerinin çoğunun New York ve Los Angeles’ta dava açacağını ve iddiaların 1991’den bu yana olan dönemi kapsadığını söyledi.
Diddy’nin avukatı Erica Wolff ise, müvekkilinin tüm iddiaları reddettiğini ve mahkemede masumiyetini kanıtlayacağını belirtti.
54 yaşındaki Diddy, şu anda Brooklyn’deki Metropolitan Tutukevi’nde bulunuyor ve federal suçlamalara karşı suçsuz olduğunu iddia ediyor. Ünlü yapımcı, üç Grammy ödülü sahibi ve hip-hop dünyasının en tanınmış isimlerinden biri olarak biliniyor.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Korkunç anlar kameralara yansıdı: Roca Rey, boğanın boynuzuyla delinip havaya fırlatıldı. Kuma düştükten sonra, kendini korumaya çalışırken boğa tekrar saldırdı. Seyirciler ve diğer matadorlar, öfkeli hayvanı uzaklaştırmak için hızla müdahale etti.
Roca Rey, kalçasından ve bacağından ciddi şekilde yaralandı. Hemen arenada bulunan tıp merkezine kaldırıldı ve ameliyata alındı. Doktorlar, yaraların kasları ve sinirleri etkilediğini belirtti.
Bu, Roca Rey’in kariyerindeki ilk kaza değil. 2016’da da benzer bir olay yaşamış ve o yıl içinde dört kez boğa tarafından yaralanmıştı. Bu tekrarlanan kazalar, onun mesleğini sorgulamasına neden olmuştu.
Boğa güreşi, tehlikeli ve tartışmalı bir gelenek olarak bilinir. Bu son olay, sporun riskleri ve etik yönleri hakkındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Hayvan hakları savunucuları, bu tür olayları boğa güreşinin yasaklanması için bir neden olarak gösteriyor.
Roca Rey’in durumu stabil olarak bildirildi, ancak uzun bir iyileşme süreci bekleniyor. Bu olay, hem matadorun kariyeri hem de İspanya’daki boğa güreşi geleneğinin geleceği üzerinde önemli etkilere sahip olabilir.





Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden 30 Eylül’de açıklanan verilere göre, İsrail ordusu bu 1 yıl içinde yaklaşık “3 bin 650 katliam” işledi. Bu katliamlarda, yaklaşık 17 bini çocuk, 11 bin 378’i kadın ve 13 bini erkek olmak üzere 41 bin 870 kişi hayatını kaybederken, 97 bin 166 kişi yaralandı. Enkaz altında ya da kayıp olan 10 bin kişinin cesedine ise hala ulaşılamadı. Bu haliyle ölenlerin yüzde 42’sini çocuklar, yüzde 27’sini kadınlar, yüzde 31’ini de erkekler oluşturdu.
EN AĞIR BEDELİ ÇOCUKLAR ÖDEDİ
İsrail saldırılarının en ağır bedelini çocuklar ödedi. Saldırılar sırasında doğan 171 bebek yaşama şansı dahi bulamadan öldü. Henüz 1 yaşını doldurmamış 710 bebek de saldırılarda hayatını kaybetti. Enkaz altından çıkarılan fetüsler bile oldu. 25 bin 973 çocuk anne ve babasını ya da ikisinden birini kaybetti. Hastanelerde ortaya çıkarılan 7 toplu mezarda 520 Filistinlinin cansız bedenine ulaşıldı.

902 AİLE NÜFUSTAN SİLİNDİ
İsrail’in saldırılarında yüzlerce ailenin tüm fertleri hayatlarını kaybederken, binlercesinin ise sadece bir ya da 2 ferdi hayatta kalabildi. Medya Ofisinin 2 Ekim tarihli yazılı açıklamasına göre, bir yıldır devam eden soykırım sırasında tüm fertleri ölen 902 aile nüfustan silindi, 1364 ailenin sadece bir ferdi, 3 bin 472 ailenin ise sadece 2 ferdi hayatta kaldı. Gazze Şeridi’ne açılan sınır kapılarını 5 aydır kapalı tutarak sıkı bir abluka uygulayan İsrail, hayatta kalan Filistinlilere karşı da açlık, yetersiz beslenme ve ilaç eksikliğini silah olarak kullandı. Bir yılda çoğu çocuk 36 Filistinli açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti. 3 bin 500 çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 71 bin 338 kişi sürekli yerinden edilme ve göç nedeniyle hepatite, 1 milyon 737 bin 524 kişi de çeşitli salgın hastalıklara yakalandı. 10 bin kanser hastası Gazze’de tedavi imkanı olmaması nedeniyle her an ölüm riskiyle karşı karşıya. Saldırılarda yaralanan 12 bin Filistinli ile 3 bin hastanın ise Gazze dışında tedavi edilmesi ihtiyacı doğdu.

DOKTORLAR İŞKENCE SONUCU HAYATINI KAYBETTİ
İsrail ordusu, uluslararası hukuku hiçe sayarak hastaneler ve sağlık çalışanlarını özellikle hedef aldı. Böylelikle, hastalar ve saldırılarda yaralanan Filistinlilerin tedavi imkanlarını da ellerinden aldı. Saldırılar nedeniyle 34 hastane ile 80 sağlık merkezi hizmet dışı kaldı, 162 sağlık kuruluşu zarar gördü, 131 ambulans da kullanılamaz hale geldi. 986 sağlıkçı hayatını kaybetti, 310 sağlıkçı ise alıkonuldu. İsrail’in alıkoyduğu doktorlardan bazıları İsrail hapishanelerinde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybetti. Bunların başında bölgenin en tanınmış ortopedi cerrahlarından biri olan Adnan el-Burş ile kadın doğum uzmanı İyad er-Rantisi geldi.

OKUL VE ÜNİVERSİTELER YERLE BİR EDİLDİ
İsrail’in sürdürdüğü soykırımın en önemli boyutlarından biri de eğitim sistemine uygulanan “soykırım” oldu. İsrail kasıtlı şekilde Gazze’deki okul ve üniversiteleri yerle bir ederek bir nesli eğitimsiz bıraktı. Filistin verilerine göre, 7 Ekim 2023’ten önce Gazze Şeridi’nde 17 üniversite ve kolejin yanı sıra 800 bin öğrencinin eğitim aldığı 796 okul bulunuyordu. İsrail ordusu, saldırılarıyla bu okulların 125’ini tamamen, 337’sini ise kısmen yıktı. Böylelikle okul binalarının yüzde 93’ü tamamen ya da kısmen yıkılmış oldu. Medya Ofisinin verilerine göre, İsrail saldırıları sonucu Gazze’de ilköğretim ve lise çağındaki 11 bin 500 öğrenci, 750 öğretmen ve eğitim alanında çalışan kişi ile 115 üniversite hocası ve akademisyen katledildi.
Bölge halkı yanlarına alabildikleri eşyalarıyla güvenli gördükleri yerlere göç ediyor
ALT VE ÜST YAPI TAHRİP EDİLDİ
İsrail, 1 yılda 85 bin ton patlayıcı kullanarak Gazze’de taş üstünde taş bırakmadı. Bu saldırılarda, evler, hükümet binaları, tarihi eserlerin yanı sıra elektrik ve su şebekeleri de kullanılamaz hale geldi. Medya Ofisine göre, 611 cami tamamen, 214 cami kısmen, 150 bin konut tamamen, 200 bin konut kısmen yıkıldı, 80 bin konut ise kullanılamaz hale geldi. 201 kamu dairesi, 206 tarihi eser ve sit alanı ve 3 kilise de İsrail saldırılarının hedefi oldu. 36 spor tesisi ve stat ile 700 su kuyusu hizmet dışı kaldı.

MEZARLARIN İÇİNDEN CESETLER ÇALINDI
Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı, 5 Ekim’de yaptığı açıklamada, Gazze genelindeki 1245 caminin yüzde 79’unun yıkıldığını, 60 mezarlıktan 19’unun kasıtlı ve sistematik olarak hedef alındığını, mezarların kazılarak onlarca cesedin çalındığını ve vücut bütünlüklerinin de bozulduğunu belirtti. Açıklamada, bakanlığın 238 görevlisinin İsrail ordusunca öldürüldüğü, 19’unun alıkonulduğu aktarıldı. Alt yapıda ise 3 bin 130 kilometrelik elektrik, 330 bin metrelik su, 655 bin metrelik kanalizasyon şebekesi ile 2 milyon 835 bin metrelik yol ağı tahrip edildi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 3 Ekim’de Katar’ın başkenti Doha’da “Spor diplomasisi” başlığıyla düzenlenen Asya İşbirliği Diyaloğu (AİD) Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, İsrail ordusunun “vahşi soykırım savaşında spor tesisleri dahil Gazze Şeridi’ndeki altyapının yüzde 90’ından fazlasını yok ettiğini” söyledi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağabeyi John Buchanan, The U.S. Sun’a verdiği demeçte, kardeşinin cesedini bulduğu anı anlattı. Komşunun endişeli aramasıyla eve giden John, Ricky’nin vücudunu tuhaf bir pozisyonda, başının ise yaklaşık 2,5 metre uzakta olduğunu gördüğünü söyledi.
“DJ Slick Rick” olarak tanınan Ricky, annesiyle birlikte yıllarca The Stage Shop adlı canlı müzik barını işletmişti. Oğlunun ölümünden üç ay sonra annesi Nita Makris de üzüntüden hayatını kaybetti.
Olayın en şok edici yönlerinden biri, polis incelemesinden günler sonra ailenin evde kanlı bir testere bıçağı bulması oldu. Buchanan’ın yeğeni Ashley Shea, “Gördüğüm anda ne olduğunu anladım,” diyerek durumun ciddiyetini vurguladı.
Aile, Ricky’nin bir soygun sırasında öldürülmüş olabileceğinden şüpheleniyor. John, evdeki dağınıklığın ve kardeşinin vücudunun durumunun, saldırganların bir şey aradığını gösterdiğini düşünüyor.
Olayla ilgili daha fazla detay ortaya çıktıkça, ailenin endişeleri artıyor. Shea, “Sanki bir tuzağa düşürülmüş gibiydi. Eve girer girmez saldırıya uğramış olabilir,” dedi.
Memphis polisi, olayı hâlâ “nedeni belirlenemeyen ölüm” olarak nitelendiriyor. Ancak aile, sevdiklerinin başına gelenleri tam olarak anlamak ve adaletin yerini bulması için mücadele etmeye devam ediyor.
Bu trajik olay, Memphis’in müzik camiasını ve Raleigh mahallesini derinden etkiledi. Ricky Buchanan’ın arkadaşları ve hayranları, onun anısını yaşatmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı, Milli Görüş Hareketi’nin önde gelen isimlerinden Recai Kutan, 94 yaşında hayatını kaybetti. Saadet Partisi Kutan’ın vefatını; “Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanımız, Yüksek İstişare Kurulu üyemiz, ESAM Genel Başkanı muhterem büyüğümüz Recai Kutan hakkın rahmetine kavuşmuştur” ifadeleriyle duyurdu.
Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı, Milli Görüş Hareketi’nin önde gelen isimlerinden, Eonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Genel Başkanı Recai Kutan, 94 yaşında yaşamını yitirdi. Kutan’ın vefatını Saadet Partisi duyurdu. Saadet Partisi tarafından yapılan açıklamada; “Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanımız, Yüksek İstişare Kurulu üyemiz, ESAM Genel Başkanı muhterem büyüğümüz Recai Kutan hakkın rahmetine kavuşmuştur. Milletimizin ve camiamızın başı sağ olsun” denildi.
Necmettin Erbakan’ın yakın çalışma arkadaşıydı
Malatya’da 5 Nisan 1930’da doğan Recai Kutan, Milli Görüş Hareketi’nin kurucusu ve eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın yakın çalışma arkadaşıydı.
Kutan, ilk, orta ve lise tahsilini Malatya’da tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesiİnşaat Fakültesi’nden 1952 yılında mezun olan Kutan, 1952-1969 yılları arasında Devlet Su İşleri’nde (DSİ) çalıştı. Kutan, 1969’da Türk Mühendislik Müşavirlik Anonim Şirketi’ni kurdu. Kutan, 1974-1980 yılları arasında MSP Genel Başkan Yardımcılığı göreviyle siyasi çalışmaların içerisinde oldu.
1977 seçimlerinde, Milli Selamet Partisi’nden Malatya Milletvekili seçilen Kutan, 1977 koalisyon hükümetinde İmar ve İskan Bakanı olarak görev aldı. Kutan, 12 Eylül Darbesi’nden sonra diğer MSP yöneticileriyle beraber 9,5 ay hapis yattı.
Kutan, 1983’ten sonra kurulan Refah Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı oldu ve Refah Partisi’nin Malatya Milletvekili olarak meclise girdi. 1996-1997 yılları arasında 54. Hükümet’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görev yaptı.
Refah Partisi’nin kapatılmasının ardından yeni kurulan Fazilet Partisi’nin Genel Başkanlığına seçilen Kutan, 1999 genel seçimleri sonucu Meclis’e girdi. Kutan, Rahşan Affı’na destek verdi, 21 Aralık 2000’de yapılan oylamada kabul oyu verdi.
Fazilet Partisi’nin de kapatılmasıyla, Kutan, 2001 yılında Saadet Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve kurucu Genel Başkanlık görevini üstlendi. Kutan, sürdürdüğü Genel Başkanlık görevini, 11 Mayıs 2003 tarihinde yapılan 1. Olağan Kongrede Necmettin Erbakan’a devretti ancak 29 Aralık 2003’te Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Necmettin Erbakan’ın kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle görevlerinden ayrılmasını istedi. Bunun üzerine Erbakan, 30 Ocak 2004’te parti üyeliğinden ve Genel Başkanlıktan istifa etti.
Bu tarihten itibaren Recai Kutan, Genel Başkanlık görevini vekaleten yürütmeye başladı. Kutan, 8 Nisan 2006’da yapılan 2. Olağan Kongre’de, Genel Başkanlık görevini bu sefer seçimle üstlendi. Kutan, 2007 genel seçimlerinden sonra Genel Başkanlığı, 26 Ekim 2008’de yapılan 3. Olağan Kongrede Numan Kurtulmuş’a devretti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) –Gazze’de savaşın birinci yılı dolarken, İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’a karşı tedbir ve saldırılarını yoğunlaştırdığını açıkladı. Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e roket saldırısı düzenledi . Ateşkes çabaları gölgede kalırken çatışmaların Lübnan’a da yayılması bölgeyi geniş çaplı bir savaş riskiyle tehdit ediyor.
Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e yönelik bir roket saldırısı başlattığını duyurdu. Hamas’ın saldırısı sonrası Tel Aviv ve çevresinde siren sesleri duyulurken İsraillli yetkililer Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’tan Tel Aviv’e 5 roket ateşlendiğini, saldırı neticesinde şarapnel parçaları nedeniyle hafif yaralanan 30’lu yaşlardaki iki kadına tıbbi müdahale yapıldığını açıkladı.
Gazze’deki savaş birinci yılını doldururken, sabah erken saatlerde İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’ın olası bir saldırısına karşı sınır bölgelerinde tedbirleri artırdığını ve bölgedeki Hamas mevzilerinin hedef alındığını açıklamıştı. İsrail’de Hamas’ın “Aksa Tufanı” olarak isimlendirdiği 7 Ekim 2023 saldırılarında öldürülen 1200 İsrailli ve rehin alınan 250 kişi için anma törenleri düzenleniyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Hamas’ı yok edeceklerini söylerken 7 Ekim’den bu yana Gazze’de öldürülen kadın ve çocukların da aralarında bulunduğıu 41 bin Filistinli’nin büyük bir kısmının Hamas militanı olduğunu iddia etti. İsrail ordusu ayrıca Lübnan’a yönelik kara operasyonunu yeni birlikler göndererek genişlettiğini duyurdu.
Ateşkes çabaları gölgede kaldı
Hafta sonu dünya genelinde düzenlenen savaş karşıtı protestolarda Gazze ve Lübnan’da ateşkesin sağlanması çağrısı yapıldı. Hamas’ın İsrail’e saldırısının yıldönümü olan 7 Ekim’de öncesinde planlanan protesto ve anma etkinlikleri nedeniyle Avrupa, Asya ve ABD’nin birçok büyük kentinde güvenlik önlemleri artırıldı.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 31 Mayıs’ta Gazze’de ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için üç aşamalı bir ateşkes planı sunmuştu. Hamas’ın kabul ettiği üç aşamalı ateşkes önerisi önerisi, ilk aşamada altı haftalık bir ateşkes ve rehinelerin bir kısmının serbest bırakılmasını öngörüyordu, ilerleyen aşamalarda da kalıcı ateşkese yönelik adımlar atılacaktı.
Temmuz ayında Roma’da düzenlenen ateşkes görüşmelerde, İsrail, “üç aşamalı ateşkes planına” eklemeler yapılmasını talep etmişti. Bu eklemeler Mısır-Gazze sınırındaki Philedelpia ve Gazze’nin ortasından geçen Netzarim koridorlarının İsrail tarafından kontrol edilmesini içeriyordu. Washington’ın İsrailli yetkililerle müzakere ederek hazırladığı düşünülen ateşkes önerisinin uygulanmasına ilişkin görüşmeler bu noktada tıkandı.
Roma görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD, Mısır ve Katar liderleri ağustos ayında Gazze’de ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasını sağlamak üzere İsrail ve Hamas arasında ortak çabalarla arabuluculu ateşkes görüşmeleri başlattı. ABD’li yetkililer Doha ve Katar’da gerçekleştirilen görüşmelerin yapıcı geçtiğini ve teknik detaylar üzerinde heyetlerarası görüşmelerin devam ettiğini duyurmuştu. Görüşmelerin üzerinden neredeyse iki ay geçmişken ateşkes sağlanamamasıyla birlikte savaş Lübnan’a sıçradı.
İsrail’in İran’a nasıl bir cevap vereceği belirsizliğini koruyor
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını genişletmesi ülkedeki İran destekli Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah’ın bir İsrail saldırısı sırasında öldürülmesi İran’ın İsrail’e yönelik bir misilleme saldırısını kışkırttı. Geçen hafta yaklaşık 180 balistik füzeyle İsrail’e saldıran İran’a İsrail’in vereceği yanıtın bölgesel çatışmaları daha da derinleştirmesinden endişe duyuluyor. Beyaz Saray İsrail’in İran’ın nükleer altyapılarını hedef alabileceği olası bir saldırısını desteklemeyeceğini duyurmuştu. Ancak Biden’ın İsrail’in İran’a ait petrol tesislerine yönelik olası misilleme saldırısının değerlendirdiklerine ilişkin açıklamalarının ardından petrol fiyatlarında yüzde 5’in üzerinde artış kaydedildi.
Hizbullah ve İsrail arasında 7 Ekim’den sonra başlayan karşılıklı roket saldırıları, geçen ay İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Lübnan’a yönelik bir kara operasyonu başlatmasının ardından derinleşmişti. 7 Ekim’den sonra başlayan çatışmalardan etkilenen bölgelerde 3 milyondan fazla insanın yerinden olduğu tahmin ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çalışmaya, lisans eğitimini Türkiye’de tamamlayıp, mezuniyetinin ardından yurtdışında uzun süreli ikamet eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları dahil edildi. Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, eğitim ve öğretim alanı, bölüm, cinsiyet ve göç edilen ülke gibi çeşitli kategorilere göre detaylandırıldı.
REKLAM
BEYİN GÖÇÜ ORANI KADINLARDA DA ERKEKLERDE DE ARTTI
Yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2023 yılında yüzde 2 seviyesine ulaştı. 2015 yılında bu oran yüzde 1.6 olarak kaydedilmişti. İstatistiklere cinsiyet bazında bakıldığında ise yükseköğretim mezunu kadınların beyin göçü oranı 2015 yılında yüzde 1.1 iken bu oran 2023 yılında 1.6’ya; erkeklerde ise yüzde 2’den yüzde 2.4’e tırmandı.
EN YÜKSEK BEYİN GÖÇÜ ORANINA SAHİP MESLEKLER
İstatistiklere göre, en yüksek beyin göçü oranına sahip alanlar yüzde 6.8 ile bilişim ve iletişim teknolojileri, yüzde 4.4 ile mühendislik, imalat ve inşaat ile yüzde 2.6 ile doğa bilimleri, matematik ve istatistik oldu.
Bu meslekleri yüzde 2.1 ile hizmetler, yüzde 2 ile sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon, yüzde 1.9 ile sanat ve beşeri bilimler, yüzde 1.7 ile iş, yönetim ve hukuk, yüzde 0.7 ile tarım ormancılık, balıkçılık ve veterinerlik, sağlık ve refah ile eğitim takip etti.
MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK BÖLÜMÜ YÜZDE 17,9 İLE ZİRVEDE YER ALDI
Mezunların beyin göçü oranları incelendiğinde, en yüksek beyin göçü oranına sahip bölüm yüzde 17,9 ile moleküler biyoloji ve genetik oldu. Bu bölümü 10,2 ile biyomühendislik, yüzde 9.8 ile işletme mühendisliği, yüzde 9.1 ile elektronik mühendisliği, yüzde 8.9 ile matematik mühendisliği ve yüzde 8.4 ile bilgisayar mühendisliği takip etti.
EN ÇOK ABD’YE GÖÇ ETTİLER
Yükseköğretim mezunlarının en fazla göç ettiği ülke Amerika Birleşik Devletleri (ABD) oldu.
ABD’den sonra mezunların göç tercihinde şu ülkeler yer aldı:
Almanya (yüzde 17,5),
Birleşik Krallık (yüzde 11,2),
Hollanda (yüzde 6.9)
Kanada (yüzde 4.9)
HANGİ BÖLÜM HANGİ ÜLKEYİ TERCİH ETTİ?
ABD ve Kanada’ya göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı işletme oldu.
Almanya, Birleşik Krallık ve Hollanda’yı en fazla tercih eden mezunlar ise bilgisayar mühendisliği bölümünden oldu.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜVENLİK NASIL SAĞLANIYOR?
Ersoy güvenliğin nasıl sağlandığına ilişkin “İçeriye giren hocalarımız sistem tarafından tanımlanıyorlar. İçeri girmesi için el avuç içi tarama cihazlarımız şu şekilde gösteriyoruz. İsmim çıktı kapı otomatik açılıyor. İçeri giriyoruz başkalarının girmesi yasak. Burada hocalarımızın ihtiyaç duyduğu tüm materyaller hazır bulunmakta. Hazırlanmış olan soru uzmanlarımızın yönetiminde ve en az 4-5 denetiminden geçtikten sonra soru bankasına şifreli bir şekilde atılıyor.” ifadelerini kullandı.
REKLAM
“SORULAR BAKANLIĞIN DEĞİŞEN MÜFREDATINA ENTEGRE EDİLECEK”
Bakanlığın değişen müfredatının zamanla sorulara entegre edileceğini belirten Ersoy, “bunun sağlanması dört yıl sonraki sınavda olmuş olacak. Ama biz bunun da şimdiden önlemini almak için az önce bahsetmiş olduğum gibi Milli Eğitim Bakanlığının ölçme ve değerlendirmedeki öğretmenleri ile beraber YKS çalıştayları başlattık.” dedi.
“SORULAR SEÇİLDİKTEN SONRA TEKRAR TEKRAR ÇÖZÜLÜYOR”
Sürecin işleyişine yönelik Ersoy, “Kapalı dönem matbaasında sorular seçildikten sonra tekrar tekrar çözülüyor kontrol ediliyor. Baskıya hazırlanıyor ve paketlenip ilgili sınav merkezini götürülüyor. sınav soru paketlerimiz sınav araçlarımızı yüklendikten sonra elektro mekanik kilitlerle kitleniyorlar. Araç takip cihazları ile takip ediliyorlar. Sınav gününün sabahında Ankara’dan verilen talimatla elektromekanik kilitler açılıyor. Açıldıktan sonra şehir içi kuryelere nakliye verildikten sonra sınavlar sınav merkezlerine soru kitapçıkları sınav merkezleri ulaştırılıyor.” diye konuştu.
2025-2026 DÖNEMİ İÇİN ÖSYM SINAV HAZIRLIKLARI BAŞLADI MI?
Ersoy, “Sınav hazırlıklarına başladık. Özellikle YKS için bahsetmek isterim. Kasım ayı ortalarında muhtemelen sınav takvimimizi açıklayacağız ve sürecimizi başlatmış olacağız.” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇIRILÇIPLAK İRAN’I PROTESTO ETTİLER
Kadınlar, İsrail’e geçtiğimiz günlerde füze saldırısı düzenleyen İran’ı çırılçıplak protesto etti. Kadınlar, “Kahrolsun İran” sloganları attı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ’da İl Jandarma Komutanlığına bağlı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma timleri, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’ dolayısıyla Sivrice ilçesinde bulunan Hazar Gölü kıyısında ve Hayvan Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde bulunan hayvanları ziyaret ederek mama desteğinde bulundu. Ekipler daha sonra, Avukat Rasim Küçükel Ortaokulunda öğrencilerle bir araya gelerek ‘Hayvan hakları ve hayvan sevgisi’ hakkında bilgilendirmelerde bulundu. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mustafa Tarık Erdoğan, 1996 yılında Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nü birincilikle bitirdi. 50 yaşındaki Erdoğan, dönemin şartları nedeniyle ticaretle uğraşmaya başladı. Ticaret yaptığı sırada bir kişinin borcuna karşılık lunapark alan Erdoğan, içerisinde gondol, salıncak, atlı karınca gibi eğlence aletlerinin bulunduğu taşınabilir malzemelerle Türkiye’nin birçok şehrini gezmeye başladı. Vinç yardımıyla tırlara lunapark aletlerini koyan Erdoğan, 25 çalışanıyla şehir şehir gezerek panayırlara katılıyor. Erdoğan, son olarak Bolu’nun Mudurnu ilçesi, Taşkesti beldesi ve Gerede ilçesinde düzenlenen panayırlara katıldı.
“İl il, ilçe ilçe giderek hizmet vermeye çalışıyorum”
Mezun olduğu dönemde şartlar nedeniyle ticarete atıldığını ifade eden Mustafa Tarık Erdoğan, “Ülkemizin bulunduğu şartlar nedeniyle ticaretle uğraştım. Alacağım karşılığında bir lunapark almak zorunda kaldım ve bu işe başladım. Türkiye’nin çeşitli noktalarına il il, ilçe ilçe giderek hizmet vermeye çalışıyorum. Ekmeğimizin kavgasındayız. Bir makine mühendisi olarak bu işle uğraşıyorum. Bazen gondol sallıyorum, gerektiğinde bakımını yapıyorum. Makine mühendisleri arasında Türkiye’de lunaparkçılık yapan tek benimdir. Ancak masrafımızı alabiliyoruz. Tır, nakliye, vinç ve eleman giderlerine harcıyoruz. Ama en azından yanımızda yaklaşık 20-25 kişinin geçimini sağlamış oluyoruz” dedi. – BOLU
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TÜRKİYE’NİN ÖNDE GELEN BİLİM İNSANI
Kocaeli Üniversitesi’nin bilimsel başarıları bir kez daha dünya çapında dikkat çekti. Üniversitenin önemli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Zafer Cantürk, “Kariyer Boyu Etki” kategorisinde dünyanın en etkili bilim insanları listesine girerek büyük bir onur elde etti. Bu prestijli liste, bilim insanlarının kariyerleri boyunca yaptıkları araştırmaların ve yayınladıkları makalelerin dünya bilim camiasında yarattığı etkiyi ölçüyor. Prof. Dr. Cantürk’ün uzun yıllar boyunca sağlık ve bilim dünyasında gerçekleştirdiği çalışmalar, onun bu prestijli listeye adını yazdırmasını sağladı.

DÜNYANIN EN ETKİLİ BİLİM İNSANLARI LİSTESİNDE
Kocaeli Üniversitesi’nden yalnızca Prof. Dr. Cantürk değil, pek çok öğretim üyesi de bu önemli listede yer aldı. “Yıllık Etki” ve “Kariyer Boyu Etki” kategorilerinde öne çıkan isimler, mühendislik, teknoloji ve sağlık alanlarında yaptıkları çalışmalarla bilime değerli katkılarda bulunuyor. Prof. Dr. Mustafa Çanakçı, Doç. Dr. Ertan Alptekin gibi isimler de bu listeye girmeyi başaran bilim insanları arasında yer alıyor.

GELECEĞİN BİLİM İNSANLARINI YETİŞTİRİYOR
Kocaeli Üniversitesi’nin dünya çapındaki bu bilimsel başarıları, üniversitenin ulusal ve uluslararası alanda tanınırlığını daha da artırırken, Türkiye’nin bilim dünyasındaki yükselen konumunu da pekiştiriyor. Üniversite, güçlü akademik kadrosu ile geleceğin bilim insanlarını yetiştirmeye ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlamaya devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte, 1 Ekim’de NATO Genel Sekreterliği görevini Jens Stoltenberg’den devralmasının ardından ilk yurt dışı ziyaretini Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gerçekleştirdi.
NATO Genel Sekreteri olarak ilk kez Ukrayna’ya gelen Rutte, Kiev temaslarında Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelensky ile gerçekleştirdiği ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Rusya’nın saldırılarının ardından Ukrayna’yı beşinci kez ziyaret ettiğini söyleyen Rutte, “Odessa, Harkov ve Kiev’de çeşitli temaslarda bulundum. Ancak, NATO Genel Sekreteri olarak ilk kez buraya geliyorum” dedi.
“NATO UKRAYNA’NIN YANINDA”
“Ukrayna halkına ve izleyen herkese NATO’nun Ukrayna’nın yanında olduğunu açıkça ifade etmek istiyorum” diyen Rutte, şu ifadeleri kullandı:
Yeni NATO Genel Sekreteri olarak bu desteği ileriye taşımak önceliğim ve ayrıcalığım. Ukrayna’nın galip gelmesini sağlamak için sizinle birlikte çalışıyoruz. Daha önce de ifade etmiştim, yorulmak bilmeyen liderliğiniz bana ve hepimize ilham kaynağı.
Ordunuzun bağlılığı ve Ukrayna halkının kararlılığı, bize özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu ve bunu savunmak için elimizden geleni yapmamızın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

“BİR YIL İÇİNDE 40 MİLYAR EURO DEĞERİNDE ASKERİ YARDIM YAPILMASI ÖNGÖRÜLÜYOR”
Ukrayna’nın güvenliğinin NATO için de önemli olduğunu kaydeden Genel Sekreter Mark Rutte, “NATO müttefikleri, Rusya’nın 2022 yılında başlayan saldırılarının ardından yüzde 99’u askeri yardım olmak üzere eşi benzeri görülmemiş bir destek sağlıyor. Ancak daha fazlasının gerektiğini biliyoruz” dedi.
NATO müttefiklerinin mali yardımda bulunmayı taahhüt ettiklerini kaydeden Rutte,“Bir yıl içerisinde 40 milyar euro değerinde askeri yardım yapılması öngörülüyor”dedi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Gazze’deki masumları öldürmeye devam ederken bir yandan da rotasını Lübnan’a çevirdi.
Orta Doğu adeta ateş çemberine döndü.
Saldırılarını durdurmayan İsrail, dün Beyrut’ta 3 farklı noktaya hava saldırısı düzenledi.
İsrail ordusu saldırıdan sonra yaptığı açıklamada, Beyrut’ta “nokta atışı” bir saldırı düzenlendiğinin altını çizdi.
Hedef alınan noktanın Başura bölgesindeki Hizbullah’a ait sağlık merkezi olduğu belirtildi.
Gece gerçekleştirilen bu saldırıda 7 kişi öldü, 11 kişi yaralandı.
LÜBNAN’DA DA ÇOCUKLAR ÖLÜYOR
Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiye’de de şiddetli patlama sesleri duyuldu.
İsrail ordusu bugün ise Lübnan’ın güneyindeki Bint Cubeyl belediye binasını vurduklarını, saldırıda en az 15 Hizbullah üyesinin öldüğünü açıkladı.
Hizbullah’tan saldırıya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında 127’si çocuk olmak üzere bin 974 kişinin öldüğünü açıkladı.

İSRAİL BİR KEZ DAHA “TAHLİYE” DEDİ
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki 25 kasabada yaşayanlar için yeni tahliye uyarısı yayınladı.
Lübnan haber ajansı, İsrail’in ilerleyen saatlerde Beyrut’un güneyindeki Jamous, Kafa’at ve Chyah mahallelerini de vurduğunu aktardı.
İsrail’in bugün Lübnan’ın güneyinde Nebatiye kentinin Ernun beldesine düzenlediği hava saldırısında iki kişinin öldüğü bildirildi.
Öte yandan Hizbullah, İsrail’in kuzeyindeki Sa’sa yerleşimine İsrail güçlerini hedef alan roket saldırısı düzenlediğini açıkladı.

İLK KEZ İSRAİL’E ATEŞ AÇILDI
İsrail ordusu dün ise Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde, Hizbullah’ın kalesi olarak nitelendirilen Dahiye bölgesindeki birçok mahalleye 12 hava saldırısı gerçekleştirdi.
Saldırılarda Dahiye’nin Hreyk, Eş-Şeyyah, Hades Beyrut, Şuveyfat, El-Amrusiye, Er-Ruveys ve El-Camus mahalleleri hedef alındı.
Lübnan ordusu, ülkenin güneyindeki hava saldırılarında bir Lübnan askerinin yaralandığını açıkladı. Askerin, Lübnan ordusuna bağlı bir birliğin güneydeki Kawkaba kasabasının girişinde yol açma çalışmaları sırasında yaralandığı belirtildi.
Lübnan ordusu daha sonraki açıklamasında, bir askerin öldürülmesinin ardından ilk kez İsrail’e ateş açıldığını duyurdu. İsrail saldırılarında şimdiye kadar üç Lübnan askeri öldü.
Öte yandan İsrail ordusu, sekiz askerinin Lübnan’daki çatışmalarda öldürüldüğünü duyurdu.

YÜZLERCE KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam bin 328 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında ise Hizbullah lideri Hasan Nasrallah öldürüldü.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden edildi.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, 100 binden fazla kişinin de Suriye’ye geçtiği belirtiliyor.


Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ZONGULDAK
Aşırı yağıştan kaynaklanan su taşkınları ve heyelanların yaşandığı Zonguldak’ta, valilik sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, kent genelinde devam etmesi beklenen olumsuz hava koşulları nedeniyle 2 Ekim Çarşamba günü tüm okullarda eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği duyuruldu. Valiliğin açıklamasında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personelin de idari izinli sayılacağı ifade edildi. Ayrıca BEUN sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, üniversitede de eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği açıklandı.
BARTIN
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün turuncu kod uyarısı verdiği Bartın’da, valilikçe sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, kent genelinde olumsuz hava koşulları nedeniyle 2 Ekim Çarşamba günü tüm okullarda eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği duyuruldu. Vali Nurtaç Arslan imzasını taşıyan açıklamada, “Bartın il genelinde olumsuz hava koşulları nedeniyle 2 Ekim 2024 Çarşamba günü tüm resmi ve özel örgün ile yaygın eğitim kurumlarında (rehabilitasyon merkezleri ve özel kurslar dahil) eğitim öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personel de 2 Ekim 2024 tarihinde 1 gün süreyle idari izinli sayılacaklardır” denildi.
KASTAMONU
Valilikten yapılan açıklamada, olumsuz hava koşulları nedeniyle kent genelindeki resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında, 1 Ekim Salı günü eğitim öğretime bir gün süreyle ara verildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personelin de belirtilen tarihte idari izinli sayılacağı kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zonguldak ve Bartın Valilikleri’nce x hesabı üzerinden eğitime 1 günlük ara verildiği bildirildi. Zonguldak Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada “Olumsuz hava koşulları nedeniyle; ilimiz genelindeki resmi, özel örgün ve yaygın eğitim kurumları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile özel eğitim kurslarında 1 Ekim 2024 Salı günü eğitim-öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir” denildi.
Bartın Valiliği’nden yapılan açıklamada ise “Meteorolojik verilere göre ilimiz genelindeki olumsuz hava koşulları göz önüne alınarak 01.10.2024 Salı günü il genelinde özel ve resmi tüm eğitim kurumlarımızda eğitim-öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personel de 1 gün süreyle idari izinli sayılacaktır” ifadelerine yer verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ZONGULDAK’ta olumsuz hava koşulları nedeniyle 1 Ekim Salı günü tüm okullarda eğitim öğretime 1 gün ara verildi.
AFAD’ın turuncu kod uyarısı verdiği Zonguldak’ta, valilik sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kent genelinde beklenen olumsuz hava koşulları nedeniyle 1 Ekim Pazartesi günü tüm okullarda eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildiği duyuruldu. Vali Osman Hacıbektaşoğlu imzasını taşıyan açıklamada, “Olumsuz hava koşulları nedeniyle; ilimiz genelindeki resmi, özel örgün ve yaygın eğitim kurumları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile özel eğitim kurslarında 1 Ekim Pazartesi günü eğitim-öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir.” denildi.
Açıklamada, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personelin de idari izinli sayılacağı ifade edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversitenin 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezinde başlayan etkinlik, birçok yazara ev sahipliği yapıyor.
İlgi gören etkinlikte, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, öğrencilere hediye çeki dağıttı.
Vali Vekili Mustafa Batuhan Alpboğa, yaptığı konuşmada, etkinliği geleneksel hale getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Alpboğa, “Bu güzel programla bir araya gelmemizden dolayı mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da program devam edecek.” dedi.
Rektör Prof. Dr. Mustafa Alican da “Onlarca yazarı burada ağırlayacağız. Yine üniversitemizin değişik salonlarında yazarların söyleşileri ve imza günleri olacak. Fırsatı olan herkesi buraya bekliyorum. İnşallah bu kitap fuarı kalıcı olur.” diye konuştu.
Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir de üniversite öğrencisi 4 bin 500 öğrencinin GSB yurtlarında barındığını hatırlattı.
Taşdemir, “Çocuklarımızı ve gençlerimizi kitap okumaya teşvik ediyoruz. Bugün burada da birbirinden değerli yazarlarımızla buluşuyoruz. Bir hafta sürecek etkinlikte gençlerimiz kitap okumayı sevecek. 500 adet hediye çekimizi gençlerimize verdik.” diye konuştu.
Konuşmaların ardında protokol üyeleri, stantları gezerek yazarlarla sohbet etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Etkinliğe, Hindistan’ın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Anto Alphonse, Dışişleri BakanlığıDoğu Asya Genel Müdür Yardımcısı Sadin Ayyıldız, ITEC programı mezunları ve çok sayıda davetli katıldı.
Alphonse, 1964’ten beri yürütülen ITEC programı kapsamında, yaklaşık 160 ülkeden 200 binin üzerinde memurun eğitim gördüğünü söyleyerek, programın her yıl binlerce kişiye Hindistan’daki enstitülerde eğitim görme imkanı sağladığını kaydetti.
Programın Türkiye ile Hindistan arasında dostluk köprüleri kurmaya katkı sunduğunu dile getiren Alphonse, 1964’ten beri birçok Türk memurun programdan faydalandığını belirtti.
Alphonse, iki ülke arasındaki tarihsel ilişkilere dikkati çekerek, halklar arasındaki etkileşimin önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye-Hindistan ilişkileri
Ayyıldız da haziranda hayatını kaybeden Hindistan’ın Ankara Büyükelçisi Virander Paul’u anarak, taziyelerini dile getirdi.
Dışişleri Bakanlığının merhum Büyükelçi hakkında yayınladığı taziye mesajına atıfta bulunan Ayyıldız, Paul’un görevi sırasında Türkiye-Hindistan ilişkilerini geliştirmek için çaba sarf ettiğini anlattı.
Ayyıldız, iki ülke arasındaki ilişkilere değinerek, Hindistan ve Türkiye ilişkilerinin tarihinin köklü geçmişi olduğuna dikkati çekti.
İki ülke arasında ve halkları arasında her zaman dayanışma örneklerinin görüldüğünü vurgulayan Ayyıldız, dayanışmanın sadece ihtiyaç anlarında değil, teknik, bilimsel, kültür ve diğer işbirliği alanlarının da teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.
Ayyıldız, “ITEC bu tür işbirliklerinin çok başarılı bir örneğidir. ITEC’in Türkiye’deki kapasite geliştirme çalışmaları sayesinde, birçok devlet kurumundan çok sayıda Türk yetkili, Hindistan’da çeşitli alanlarda ve sektörlerde eğitimler aldı.” diye konuştu.
Hindistan hükümeti tarafından 1964’ten bu yana finanse edilen ITEC programı çerçevesinde Hindistan, kalkınma deneyimlerini gelişmekte olan yaklaşık 160 ülke ile paylaşıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUŞ – Muş’ta ‘Okutan şehir okuyan nesil’ mottosuyla düzenlenen 2. Kitap Günleri başladı.
Muş Valiliği ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen “2. Kitap Günleri” kitapseverleri buluşturdu. 7 gün boyunca MAUN kampüsünde ziyaretçilerini ağırlayacak olan etkinlik, birçok yazarın katılacağı söyleşilere de ev sahipliği yapacak. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından stantları ziyaret eden öğrencilere ise hediye çeki verildi.
Etkinliğin açılışında konuşan Muş Vali Vekili Mustafa Batuhan Alpboğa, geçen yıl ilkini yaptıkları programın ikincisini düzenlediklerini ifade ederek, “2. Kitap Günleri etkinliği yapmanın mutluluğu ve sevinci içerisindeyiz. Önümüzdeki zamanlarda da üçüncüsünü, dördüncüsünü, beşincisini, böyle devamını getirerek bu programın geleneksel hale gelmesi bizim en büyük temennilerimizden birisidir. Bu vesileyle katılımcıların hepsine teşekkür ediyorum. Öncelikli olarak bu yıl Zeliha hocamıza teşekkür etmek istiyorum. Kendisi öncelikle bizlere geldi. Kitap günleri programını yapmak istediklerini söylediler. Daha sonra sayın rektörümüzle beraber birlikte bir organizasyon içinde programın başlangıcını yaptık. Valiliğimiz ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz, yine Milli Eğitim Müdürlüğümüz vasıtasıyla programı icra etme aşamasına geldik. Bu güzel programla bir araya gelmemizden dolayı mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da programın devam edeceğini temenni ediyoruz” dedi.
Muş’ta yaklaşık 4 bin 500 üniversite öğrencisinin Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında barındığını söyleyen Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir ise, “Burada her faaliyeti desteklediğimiz gibi kitap okumanın önemi ehemmiyetine binaen gençlik merkezimizde kitap okuma halkalarını düzenliyor ve zaman zaman okuryazar buluşmasıyla çocuklarımızı, gençlerimizi kitap okumaya teşvik ediyoruz. Bugün burada da birbirinden değerli yazarlarımız ve okurlarla beraber inşallah bir hafta sürecek bu kitap fuarında gençler kitap okumayı sevecek. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak 500 tane hediye çekimizi gençlerimize verdik. Burada yazarlarımızın kitaplarını almak suretiyle kitaplarını imzalayacaklar. İnşallah yazarlarımız kitapseverlerle buluşacaklardır. Kitap stantlarımızı boş bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri stantları gezerek, yazarlarla sohbet etti. Etkinliğe Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, Adalet Komisyonu Başkanı İbrahim Karlı, İl Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, akademisyenler, yazarlar, öğrenciler ve kitapseverler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BARTIN’DA EĞİTİME 1 GÜN ARA
Meteorolojinin sarı kodla yağış uyarısında bulunduğu 21 il arasında yer alan Bartın’da okulların 1 gün tatil olduğu duyuruldu. Kentte uyarı üstüne uyarı yapılarak, sel, su baskını ve taşkınlar konusunda vatandaşların dikkatli olması isteniyor.
Bartın Valiliği tarafından okulların tatil edildiğini belirtilen açıklamada “Meteorolojik verilere göre ilimiz genelindeki olumsuz hava şartları göz önüne alınarak 01.10.2024 Salı günü il genelinde özel ve resmi tüm eğitim kurumlarımızda eğitim-öğretime 1 (bir) gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamile personel de 01.10.2024 tarihinde 1 (bir) gün süreyle idari izinli sayılacaktır” denildi.

ZONGULDAK’TA DA EĞİTİME ARA VERİLDİ
Zonguldak’ta olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime 1 gün ara verildi. Valiliğin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, olumsuz hava koşulları nedeniyle kent genelindeki resmi, özel örgün ve yaygın eğitim kurumları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile özel eğitim kurslarında 1 Ekim Salı günü eğitim öğretime bir gün süreyle ara verildiği belirtildi. Ayrıca belirtilen tarihte engelli ve hamile kamu personeli de idari izinli sayılacak.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İSRAİL, YEMEN’İ VURMAYA BAŞLADI
İsrail, Yemen’e hava saldırısı düzenlediğini doğruladı. İsrail ordusu, Yemen’deki Hudeyde Limanı ve Ras Isa Limanı’na hava saldırıları düzenlendiğini belirterek, saldırıda çok sayıda savaş uçağı ve yakıt ikmal uçağı kullanıldığını aktardı. Ordu, Husilerin söz konusu limanları İran’dan silah ve petrol dahil olmak üzere askeri amaçlı sevkiyatlar için kullandığını belirterek, saldırıların Husilerin İsrail’e düzenlediği füze saldırılarına yanıt olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

HUSİLER: İSRAİL’LE UZUN SOLUKLU BİR SAVAŞA GİRECEĞİZ
Yemen’deki İran destekli Husiler, İsrail ile uzun soluklu bir savaşa gireceklerini belirtti. Husilere bağlı sözde Savunma Bakanlığı Manevi Yönlendirme Dairesi Müdür Yardımcısı Abdullah bin Amir, İsrail ordusundan yapılan “Husilerin de zamanının geleceği” şeklindeki açıklamaya tepki gösterdi.

“GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR SAVAŞ”
Bin Amir, “26sep.net” sitesine yaptığı açıklamada, “İsrail, ‘Yemen’in de vakti gelecek’ diyor. Yemenliler ise ‘O vakit gelinceye kadar beklemeyeceğiz’ diyor. Allah’ın izniyle ilerleyen günler ve aylar yenilgi değil zaferlerle dolu olacak. Bu, uzun ve geri dönüşü olmayan bir savaş olacak.” ifadesini kullandı.
LÜBNAN’DAKİ SON SALDIRIDA 21 KİŞİ CAN VERDİ
İsrail ordusunun, Lübnan’ın doğusundaki Baalbek kentine düzenlediği hava saldırılarında 21 kişinin hayatını kaybettiği, 47 kişinin yaralandığı bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun, ülkenin doğusundaki Baalbek kentini hava saldırılarıyla hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail saldırılarında ilk belirlemelere göre 21 kişinin öldüğü, 47 kişinin yaralandığı kaydedildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun ülkeye bugün düzenlediği hava saldırılarında 42 kişinin öldüğünü, son iki gün içinde öldürülenler arasında 14 sağlık çalışanının bulunduğunu bildirmişti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkememizin aşağıda esas numaraları belirtilen dosyalarında verilen ara kararı gereğince; Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Zonguldak ili, Merkez, Karaman, Çukurören ve Eceler Mah/Köylerinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 06.12.2018 tarih ve 8230-9 sayılı Kamu Yararı Kararına müteakip, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 7’nci maddesi gereğince Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulu tarafından 28/02/2019 tarih 5-146 no’lu Kamulaştırma Kararı ile kamulaştırma işlemlerine başlandığı, aşağıda dökümü yapılan taşınmazlar hakkında kamulaştırılmasına karar verilmiş olmakla; taşınmaz maliklerinin tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine karşı 30 gün içinde idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açabileceği, açılacak davanın Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’ne yöneltileceği, tebliğ ve ilandan itibaren 30 gün içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri takdirde kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan ilgili idare adına tescil edileceğine karar verileceği,Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına Vakıflar Bankası Zonguldak Şubesine yatırılacağı, konuya ve kamulaştırılan taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delillerin tebliğden itibaren 10 gün içinde mahkememize yazılı olarak bildirilmesi gerektiği konusu, aşağıda numarası bildirilen Esas sayılı dosyaların duruşmalarının 01.10.2024, 03.10.2024 ve 15.10.2024 günü saat:09.00’dan itibaren itibaren yapılacağı 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca ilanen tebliğ olunur.
DAVACI : TÜRKİYE ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
TAŞINMAZIN BULUNDUĞU YER: ZONGULDAK İLİ, MERKEZ, KARAMAN, ÇUKURÖREN VE ECELER MAH./KÖY
DOSYA NOADAPARSELDAVALI/MALİKMAH/KÖYKAMULAŞTIRILAN ALAN M212024/1381746ABDURRAHMAN AKYÜZ ve ark.KARAMAN43,25 m² irtifak22024/1391745ÜMİT AKYÜZ ve ark.KARAMAN21,94 m² irtifak32024/14118887AHMET KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE425,21 m² irtifak
29,16 m² direk yeri42024/14218514BAYRAM KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE1648,29 m² irtifak52024/14315612GÜLTEN BİÇER ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ386,45 m² irtifak62024/14418935AKİF KÖKGÖZ ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE313,54 m² irtifak72024/145105169ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN70,21 m² irtifak82024/1461105AYHAN SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN1153,25 m² irtifak92024/14710342İLYAS ÇOLAKOĞLU ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ40,92 m²irtifak102024/14815714CEVAT ÜSTÜNBAŞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ392,74 m² irtifak112024/14915719BEDRİYE AKKUŞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ212,27 m² irtifak122024/15015710ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ209,5 m² irtifak132024/15115718FATMA DEMİRTAŞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ523,71 m² irtifak142024/1521575EMİNE ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ73,71 m² irtifak152024/15315717NAZIM ERÇETİN ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ10,45 m² irtifak162024/1541574EROL ÇOLAKOĞLU ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ607,6 m² irtifak172024/15510619AYŞE SARIOĞLU ve ark.ECELER209,22 m² irtifak182024/15610617ERSİN SARI ve ark.ECELER153,57 m² irtifak
24,21m² direk yeri192024/1571573HAYRULLAH ÜSTÜNKARAMAN
KADI MAHALLESİ212,78m² irtifak202024/15810621-ECELER116,06 m² irtifak
8,89 m² direk yeri212024/15910343ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ1160,01 m² irtifak
13,51 m² direk yeri222024/16010635HAYRULLAH BİLİRECELER288,75 m² irtifak232024/1611891CELALETTİN KÖKGÖZ ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE591,73 m² irtifak
21,89 m² direk yeri242024/16210642NAZIM SARIECELER506,49 m² irtifak252024/16318884AHMET KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE601,56 m² irtifak262024/1641063ALİ BİLİRECELER313,12 m² irtifak272024/16518882AHMET KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE164,08m² irtifak282024/16618876HALİT KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE1099,06 m² irtifak
9,52 m² direk yeri292024/16711020ARİF SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN1132,15 m² irtifak
25,81 m² direk yeri302024/16821718HALİL ALBOĞA ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR MAH.37,4m² irtifak312024/169105221ABDULKERİM ERKOL ve ark.KARAMAN14,27m² irtifak322024/17010590ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN577,96 m² irtifak
17,64 m² direk yeri332024/171105115ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN1197,04 m² irtifak342024/17210624AYŞE KAHYA ve ark.ECELER119,22 m² irtifak352024/17310626DURSUNE KAHYA ve ark.ECELER584,65 m² irtifak362024/17410628CEMİL TOPALECELER498,8 m² irtifak372024/17510625HİKMET KAHYA ve ark.ECELER211,18 m² irtifak382024/1761762ALİ AKKOÇ ve ark.KARAMAN26,9 m² irtifak392024/17710636İSMAİL BİLİR ve ark.ECELER17,36 m² irtifak402024/17810599ALİ BAŞKURT ve ark.KARAMAN57,33 m² irtifak412024/1791074NAZIM SARIECELER263,92 m² irtifak422024/1801072KENAN KAHYA ve ark.ECELER39,4 m² irtifak432024/1811106RAHMİ SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN228,07 m² irtifak442024/18211021RAHMİ SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN287,19 m² irtifak
10,58 direk yeri452024/18311023RAHMİ SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN210,23 m² irtifak462024/18511014NURTEN SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN78,22 m² irtifak472024/18710584HASAN ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN1024,23 m² irtifak
12,59 direk yeri482024/19018840HALİT KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE20,33 m² irtifak492024/19110597ASIM BOZKURT ve ark.KARAMAN72,51 m² irtifak502024/19218846CEMAL EKİM ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE169,13m² irtifak512024/19310598ORHAN ÇOLAKOĞLUKARAMAN31,1m² irtifak522024/1941102SELAHATTİN SEMERCİ ve arkÇUKURÖREN248,98 m² irtifak532024/195105113MUSTAFA AYKANATKARAMAN624,43 m² irtifak542024/1961103RECEP SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN319,08 m² irtifak
21,9 m² direk yeri55
562024/197
2024/198217
11019
7HAYRULLAH ÜSTÜN
KEMAL SEMERCİ ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR M.
ÇUKURÖREN9,83 m² irtifak
384,46 m² irtifak572024/19911022RECEP SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN648,54 m² irtifak582024/2001871FEVZİ KESKİN ve ark.KARAMAN YENİ MAHALLE2334,65 m² irtifak
15,54 m² direk yeri592024/2011872ŞAHİN SEMERCİ ve ark.KARAMAN57,67 m² irtifak602024/20210344HAYRULLAH ÜSTÜNKARAMAN
KADI MAHALLESİ38,04 m² irtifak612024/2031761ALİ AKKOÇ ve ark.KARAMAN46,63 m² irtifak622024/204105117KİBAR DEMİRCAN ve ark.KARAMAN565,65 m² irtifak632024/20515715GÜLAY AKKOÇ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ235,73 m² irtifak642024/206105114ALİ EKİM ve ark.KARAMAN1024,59 m² irtifak652024/2071756CELAL AYDINKARAMAN9,99 m² irtifak662024/20810537HAYRİ ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN48m² irtifak672024/2091755CELAL AYDINKARAMAN19,6 m² irtifak682024/2101744CEMİL AKYÜZ ve ark.KARAMAN18,54 m² irtifak692024/211105116HASAN ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN257,95 m² irtifak702024/2121757EMİNE AYKUŞ ve ark.KARAMAN12,28 m² irtifak712024/2131743CEMİL AKYÜZ ve ark.KARAMAN24,64 m² irtifak722024/2141747FATMA AYDEMİR ve ark.KARAMAN16,21 m² irtifak732024/2151754ABDULLAH ERARSLAN ve ark.KARAMAN25,92 m² irtifak742024/2161742CEMİL AYKÜZve ark.KARAMAN12,52 m² irtifak752024/21715631CEVDET AKYOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ82,57 m² irtifak762024/21815630HÜSNÜ ERKOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ168,57m² irtifak77
782024/219
2024/220156
15621
29RIFAT ALBOĞA ve ark.
ORHAN ÇOLAKOĞLUKARAMAN
KADI MAHALLESİ
KARAMAN
KADI MAHALLESİ334,17 m² irtifak
130,95 m² irtifak792024/22115627ADEM ÜSTÜNTAĞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ876,42 m² irtifak
15,43 m² direk yeri802024/22215615ERDAL AKYOLKARAMAN
KADI MAHALLESİ13,32 m² irtifak812024/22315617NAİL AKTAŞKARAMAN
KADI MAHALLESİ785,54 m² irtifak822024/22415614ABDÜLKERİM ERKOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ857,42 m² irtifak
9,52 m² direk yeri832024/22510535NECATİ AYKANATKARAMAN13,83 m² irtifak842024/22610716KADİR KAHYA ve ark.ECELER168,27 m² irtifak
8,88 m² direk yeri852024/22710534BAHATTİN EMEÇKARAMAN29,56 m² irtifak862024/22810536CEVAT ÜSTÜNBAŞ ve ark.KARAMAN17,21 m² irtifak872024/22915720EROL ÇOLAKOĞLUKARAMAN
KADI MAHALLESİ56,38 m² irtifak882024/2301073AHMET -ECELER633,67 m² irtifak
17,64 m² direk yeri892024/23110715HABİBE AKTAŞ ve ark.ECELER235,72 m² irtifak902024/23218881ERCAN ALKAN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE303,52 m² irtifak912024/2331762MEHMET AKKOÇ ve ark.KARAMAN26,9 m² irtifak922024/2341075EMİN SARI ve ark.ECELER174,11 m² irtifak932024/235105168AKİF ATAMAN ve ark.KARAMAN528,22 m² irtifak942024/236105164ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN149,5 m² irtifak952024/237105181KAMİL ATAMAN ve ark.KARAMAN44,03 m² irtifak
11,64 m² direk yeri962024/23818834FEVZİ KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE3609,33 m² irtifak
35,28 m² direk yeri972024/23910719ERSİN SARI ve ark.ECELER163,32 m² irtifak982024/240105183MUSTAFA AKAY ve ark.KARAMAN378,39 m² irtifak
2,8 m² direk yeri992024/2412164KAMİL ATAMAN ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR M.1101,46 m² irtifak1002024/24210714AHMET ÇOLAK ve ark.ECELER208,58 m² irtifak1012024/2432163KAMİL ATAMAN ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR M.128,52 m² irtifak1022024/24410341ŞABAN DEMİRTAŞKARAMAN
KADI MAHALLESİ526,24m² irtifak1032024/24510712HASAN KAHYAECELER402,24 m² irtifak1042024/24618880MUZAFFER ALKANKARAMAN
YENİ MAHALLE31,12 m² irtifak1052024/247105182MEHMET DİRLİKKARAMAN239,92 m² irtifak
7,46 m² direk yeri1062024/24810713AYŞE KAHYA ve ark.ECELER182m² irtifak1072024/24910316ERDAL AKYOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ122,99 m² irtifak1082024/25018879HALİT KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE306 m² irtifak
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02096786
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edirne Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Edirne Belediyesi Gençlik Korosu seçmeleri 8-18 yaş arası gençler arasında olacak.
Kontenjanın sınırlı olduğu seçmeler, 30 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarında gerçekleşecek.
Belediye Başkanı Akın, çocuklara süt dağıttı
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, 28 Eylül Dünya Okul Sütü Günü kapsamında çocuklara süt dağıttı.
Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Akın, Edirne Belediyesi Romacted Çocuk Evi’ni ziyaret ederek burada eğitim gören çocuklarla bir araya geldi.
Çocuklara süt ikram eden Akın, eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve dezavantajlı çocukların eğitime erişimini arttırmak amacıyla hizmet veren Romacted öğrencilerine belediye olarak desteklerini sürdüreceklerini söyledi.
Programa Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, Edirne Belediyesi Sağlık Hizmetleri Birimi Hemşiresi İnci Özer ve Çavuşbey Mahalle Muhtarı Serkan Kuş da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tasarruf tedbirleri kapsamında okullarda temizlik hizmetlerinin sınırlandırılmasıyla ortaya çıkan hijyen sorunu çözmek için harekete geçen Ankara Büyükşehir Belediyesi, “Temiz Okul, Sağlıklı Gelecek” projesiyle Başkent’teki okullara destek vermeye başladı. Çankaya, Keçiören ve Gölbaşı Belediyeleri de okullara temizlik desteğinin ilk gününde Büyükşehir Belediyesi’ni yalnız bırakmadı.
Projenin ilk gününde toplamda 22 okulun 454 dersliği temizlendi
Büyükşehir Belediyesi, yeni başlattığı projeyle okullara hem temizlik malzemesi sağlıyor hem de hafta sonları belediyeye bağlı ekiplerle okullarda temizlik hizmeti sunuyor. Başkent’te yaşayan öğrencilerin sağlıklı ve hijyenik bir ortamda eğitim almasını hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, projenin ilk gününde 208 personel ve 44 aracıyla toplam 10 bin 376 öğrencinin öğrenim gördüğü 22 okulun 454 dersliğini detaylı bir şekilde temizledi. Okullarda ayrıca ilaçlama işlemleri de yapıldı.
Başvuruların 106’sı son dakika iptal edildi
Büyükşehir Belediyesi’nin okulların temizlik taleplerini almaya başlamasının ardından toplam 265 okul hizmetten faydalanmak için başvuruda bulundu. Başvuran okullardan 106’sı “Milli Eğitim Bakanlığı talimatıyla başvurumuzu iptal ediyoruz”, “Okulda tadilat var”, “Okulda sınav var”, “Velilerin talebi üzerine başvurumuzu iptal ediyoruz” gibi çeşitli nedenlerle son dakikada başvurularının iptalini istedi.
208 personel ve 44 muhtelif araçla temizlik başladı
Kent Estetiği Daire Başkanı Esra Güngör, okullara temizlik desteğine ilişkin, “Ankara’da eğitim öğretim veren okullarımızda temizlik ve hijyen malzemelerinin dağıtılmasının yanında, hafta sonları da belediyemizin tüm ekiplerinin seferberliğiyle temizleme ve dezenfekte çalışmalarına başlamış bulunmaktayız. Her hafta sonu 50 okulumuzun bu hizmetten yararlanmasını hedefliyoruz. Kısa sürede 208 personel ve 44 muhtelif araçla ekibimizi kurduk” dedi.
28 ve 29 Eylül’de 52 okul için temizlik planlaması yaptıklarını kaydeden Güngör, “Talep formunda bize iletilen bilgilere göre 1199 derslikte toplam 30 bin 985 öğrencinin kullandığı 52 okulda okul içi ve avlusunda temizlik, dezenfekte ve ilaçlama çalışması programlanmıştır” diye konuştu. Bazı okulların taleplerini son dakika iptal ettiklerini belirten Güngör, temizlik desteği programında ilk ve orta dereceli okullara öncelik verdiklerinin altını çizerek, “Avlu temizliğiyle başlayıp iç mekanlarda sınıf ve ortak kullanım alanlarının temizliği yapılacak, tüm sıraları silip, tuvaletleri yıkayacağız. Okulu komple dezenfekte edip belediyemizin kendi şirketinin ürettiği el dezenfektanlarını okullara bırakacağız” ifadelerini kullandı.
Okullara malzeme ve hizmet desteği
“Temiz Okul, Sağlıklı Gelecek” projesiyle talepte bulunan tüm okullara hem temizlik malzemesi sağlanıyor hem de hafta sonları belediyeye bağlı ekiplerle okullarda temizlik hizmeti sunuluyor. Okullar, temizlik malzemesi talebi için “https://forms.ankara.bel.tr/okul-temizlik”, hafta sonu temizlik hizmeti için ise “https://forms.ankara.bel.tr/temizlik-hizmeti” adreslerinden başvurabiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AVM içerisinde kurulan eğitim parkurunda çocuklar, itfaiyecilik mesleğini keşfetme fırsatı buldu. Çocuklar aynı zamanda parkurda yer alan çeşitli aktivitelerle yangın güvenliği ve acil durum müdahale yöntemleri hakkında bilgi sahibi oldu. Ayrıca, etkinlik alanında kurulan bilgilendirme standında uzman itfaiyeciler, ziyaretçilere meslekleri hakkında detaylı bilgi vererek yangın güvenliği konusunda bilinçlendirme çalışması yaptı.
Mersin Büyükşehir Belediyesinin bu etkinliği, çocukların itfaiyecilik mesleğine olan ilgisini ve yangın güvenliği konusundaki farkındalığını arttırdı. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada, Vali Hasan Şıldak’ın Taş Tepeler Projesi kapsamında il genelinde 10 noktada devam eden kazı çalışmalarını yakından takip ettiği belirtildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Vali Şıldak, Dünya Neolitik Kongresi’nin bir ilk olacağını, birçok ülkeden akademisyen ve uzmanın Şanlıurfa’da bir araya geleceğini ifade etti.
Kongre öncesi tüm planlamaları gözden geçirdiklerini belirten Şıldak, şunları kaydetti:
“Bu buluşma ile birlikte yine neolitik sözcüğünün gerçek değerinin Şanlıurfa’da çok daha değer kazanacağını düşünüyorum. Böylesine bir buluşmanın dünyada ilk kez olacak olması ilimiz adına mutluluk verici. İnşallah 4-8 Kasım tarihleri arasında ilimizdeki tüm arkeolojik çalışmalara ivme kazandıracak bu girişim, Valiliğimiz ile birlikte Büyükşehir Belediyemiz, Kalkınma Ajansımızın desteği ve iki güzide üniversitemiz ev sahipliğinde ilimizde yapılacaktır. Şanlıurfa adına gurur duyacağımız bir buluşma olacak. Bizler de bu organizasyona katkı sunmak için heyecanlanıyoruz. Tüm bu çerçevede Şanlıurfa, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla göz kamaştırıyor. Son yıllarda hızla ilerleyen arkeolojik kazılar şimdi Taş Tepeler Projesi ile çok daha kapsamlı bir boyutta gelişiyor. Bizler de Dünya Neolitik Kongresi öncesi tüm planlamalarımızı gözden geçirerek, ilimizi en iyi şekilde bu dev buluşmaya hazırlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bunge Gıda Türkiye ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) arasında gerçekleştirilen iş birliği çerçevesinde kurulan KomiliZeytin ve Zeytinyağı Enstitüsü’nün Sonbahar dönemi eğitimlerinin ikinci etabı tamamlandı. Geçen yıl eğitimlerine başlayan Komili Zeytin ve Zeytinyağı Enstitüsü’nde 2023 yılı boyunca 127 kadın zeytin çiftçisi eğitim alarak zeytin yetiştiriciliği sertifikasına sahip olurken proje kapsamında beş yılın sonunda en az 600 kadın çiftçiye eğitim verilmesi hedefleniyor. Proje Koordinatörü Bülent Önder, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın ekonomik desteğiyle yürütülen Kadın Zeytincilerin Sürdürülebilir Tarıma dahil edilebilmesi projesinin bir etabının daha başarılı bir şekilde sona ermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 2023 yılında başladıkları eğitim serüveni yolculuğunda bugüne kadar 7 eğitim verdiklerini aktaran Önder, “Geçen yıl 127 kadın zeytin üreticimize yönelik bu eğitimleri verdik. Bu yıl Edremit Körfezi bölgesinde 150 kadın üreticimize eğitim verebilmek için yola çıktık. Bundan sonra da Ayvalık Ticaret Odası’nda bir eğitim daha yapacağız. Devamında da Burhaniye ve Edremit’te de eğitimlerimizi sürdüreceğiz” dedi.
Bülent Önder, verdikleri eğitimlerde öncelikle dünya ve Türkiye’de zeytincilik ile başlayıp; zeytincilik ve zeytinyağındaki genel durumun yanı sıra zeytin filizinin seçiminden, ekimine, aşılanmasına, budanmasına, bakımına, hasadına, hasatta dikkat edilmesi gerekenlere, ambalajlamaya, gıda regülasyonuna, devamında ise işin ticarileşme boyutuna, markalaşmasına, nihayetinde de zeytinyağı ve turizm ilişkisiyle de eğitimlerimizi tamamlıyoruz. 2023 yılında eğitim verdikleri 127 kadın zeytinci üzerinde olan etkilerini ölçmek için bu yıl içerisinde ‘etki enerjisi’ çalışması yapacağız. Bu eğitimlerde o kadın zeytincilerimizin hayatlarına nasıl dokunduğumuzu ve neleri değiştirebildiğini ölçerek, bunların sonucunu bir rapor halinde yayınlayacağız” diye konuştu.
Bünge -Komili Zeytinyağları Operasyon Şefi Mehmet Cavlı ise Türkiye geneline bakıldığında zeytin üreticilerinin bilimsel olarak bazı eksikliklerinin olduğunu ve bu tür bir eğitime ihtiyaçları olduğunu tespit ettikten hemen sonra Kadın Zeytin Çiftçilere yönelik söz konusu eğitimlere başladıklarını anlattı. Zeytin ağaçlarının verimini ve daha kaliteli zeytinyağı üretimini arttırabilmek adına Kadın Çiftçilere yönelik verdikleri eğitimlerin oldukça başarılı olduğunu belirten Cavlı, “Eğitimlerin ardından bu eğitimlere katılan kadın çiftçilerimiz kendi aralarında oluşturdukları sosyal medya gruplarında bilgi birikimlerini paylaşıyorlar. Zeytin hasadı yaptıklarında; hasat konusunda yaptıkları çalışmaları bu gruplarda bulunan diğer arkadaşlarıyla paylaşarak, aslında kendi aralarında bambaşka bir eğitim sürecine daha girmiş oluyorlar. Hatta bazı sosyal medya guruplarındaki kadın çiftçilerimiz kooperatifleşmeye kadar gidebiliyorlar. Bizler, bu gelişmeleri izledikçe, sektörel anlamda gerçekten çok önemli bir meşale yaktığımızı gözlemleyebiliyoruz. Bu durumda bizleri sonsuz mutlu kılıyor” dedi.
Kadın çiftçiler için verilen sonbahar eğitimlerinin ikinci etabının sertifika töreninde; Bülent Önder ve Mehmet Cavlı’nın yanı sıra Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, ATO Yönetim Kurulu Mehmet Çokkorkmaz ve proje eğitmenleri yer aldı.
Öte yandan, Komili Zeytin ve Zeytinyağı Enstitü’nün düzenlediği ‘Kadın zeytinciler için zeytin yetiştiriciliği, zeytinyağı üretimi ve girişimcilik’ eğitim programına katılan kadın zeytin çiftçilerinin eğitimini desteklemesi için ‘Zeytincinin Başucu Rehberi’ kitabı hazırlandığı da gelen bilgiler arasında. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin New York şehrindeki Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantısının ardından Kanada’ya geçen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, burada Kanada Başbakanı Justin Trudeau’yu ziyaret etti.
Macron, Montreal kentinde Trudeau ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuştu.
İsrail’in Lübnan’a saldırılarını değerlendiren Macron, Gazze’de ve İsrail-Lübnan Mavi Hattı’nda ateşkes sağlanması çağrısında bulundu.
“BU DURUM SONA ERMELİ”
Macron, Gazze’ye insani yardımın ulaştırılması gerektiğini vurgulayarak, “Bu tahammül edilemez durum sona ermeli.” dedi.
Trudeau ile birlikte bölgede siyasi bir çözümün kalıcı barışı sağlayabileceği konusunda hemfikir olduklarını dile getiren Macron, “Gazze’deki savaşın devam etmesi, çatışmanın bölgede yayılmasına katkı sağlıyor. Bu son derece endişe verici ve bu durumun ana kurbanı Lübnan.” ifadelerini kullandı.
Macron, “Lübnan’da İsrail’in saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son derece sarsıcı.” diyerek, Fransa’nın bugüne kadar Hizbullah’ın attığı adımları kınadığını kaydetti.

“FRANSA, LÜBNAN’IN GAZZE OLMASINA KARŞI ÇIKIYOR”
“Fransa, Lübnan’ın yeni bir Gazze olmasına karşı çıkıyor.” değerlendirmesini paylaşan Macron, İsrail’in saldırılarını durdurması ve Hizbullah’ın “misilleme mantığından” vazgeçmesi gerektiğini söyledi.
Macron, Lübnan ile İsrail arasındaki sorunun siyasi bir yolla çözülebileceğini belirtti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Yusuf Balıkçı
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya çapında Müslümanlara yönelik ırkçı saldırılar devam ederken son yaşanan olayla birlikte Almanya’da, Türklere ve Müslümanlara yönelik saldırılar yeniden gündeme geldi.
Geçtiğimiz günlerde, Almanya’nın Eberswalde kentinde iki Türk şüpheli kundaklama saldırısıyla yaşamını yitirdi.
Ayrıca, söz konusu olay sonrası ülkede gerçekleştirilen ırkçı saldırılara ilişkin değerlendirmeler, verilen cezaların caydırıcılık oranlarını da ortaya koydu.
SALDIRININ BOYUTU KORKUTTU
Nüfusu 84 milyondan fazla olan Almanya, yaklaşık 5 milyon Müslüman ile Batı Avrupa’da en fazla Müslüman nüfusa sahip ikinci ülke konumunda olurken hükümetin ırkçı faaliyetlere yönelik cezaları yetersiz kalmaya devam ediyor.
2024 yılında Almanya’da yaşanan olaylar, ülkede yaşayan Müslüman ve Türklerin karşı karşıya kaldığı tehlikenin boyutunu da gözler önüne seriyor.
14 Eylül’de gece geç saatlerde, Emine Çoban ve oğlu Umut Can Çoban, Eberswalde kentinde yangınla yaşamını yitirdi.
Savcılığın, yangının kasıtlı çıkarıldığına dair güçlü şüpheler olduğunu açıkladığı olayda kundaklama şüphesiyle soruşturma başlatıldı.

KUNDAKLAMA OLAYLARINDA ARTIŞ
Almanya’nın Solingen kentinde mart ayında kundaklama sonucu Türk kökenli Bulgaristan vatandaşı aileden 4 kişi yaşamını yitirirken, mayıs ayında Düsseldorf kentinde bir binada gece saatlerinde çıkan ve 18 yaşındaki Türk genci Ada Abay’ın da dahil olduğu 3 kişinin hayatını kaybettiği ve 16 kişinin yaralandığı yangının da kundaklama sonucu çıktığı belirlendi.
BİNAYA KUTU BIRAKILDI
Köln kentinde 16 Eylül’de bir Türk’e ait eğlence mekanının bulunduğu binada gerçekleşen patlama da ise güvenlik kamerası kayıtlarına göre, patlama öncesinde binaya bir kutu bırakıldığı ve ardından infilak ettiği görüldü.
Ayrıca, 2008 yılında güney Almanya’da, 2020’de Hanau’da Türkleri hedef alan benzer saldırılar da gerçekleşti.
CEZALAR YETERSİZ KALIYOR
Almanya’da ırkçı kundaklamalar denildiğinde akıllara 29 Mayıs 1993’te ırkçılar tarafından Solingen kentinde kundaklanan ev geliyor.
Evde, 5 aile bireyini kaybeden Genç Ailesi’nin acısı ise dün gibi taze.
Öte yandan uzmanlar, Solingen katliamının ardından Almanya’da Türkleri hedef alan saldırılara verilen cezaların yetersiz olması sebebiyle bu tür olayların yıllar boyunca devam ettiğini bildirdi.
20 BİNDEN FAZLA AYRIMCILIK ŞİKAYETİ ALDILAR
Geçen ay açıklamada bulunan Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi Başkanı Ferda Ataman, ülkede Müslüman karşıtı ayrımcılığın arttığını ve 2021-2023 yılları arasında 20 binden fazla ayrımcılık şikayeti aldıklarını açıkladı.
Ayrıca, Almanya’da faaliyet gösteren İslam ve Müslüman Düşmanlığı Karşıtı İttifakının (CLAIM) hazırladığı rapora göre, 2023 yılında ülkede toplam 1926 Müslüman karşıtı vaka kayıtlara geçti.

MÜSLÜMAN KADINLAR HEDEF ALINDI
Kayıtlara göre, bu vakaların yüzde 66’sı sözlü hakaret, tehdit ve iftira içerirken, yüzde 19’u ayrımcılık ve yüzde 15’i fiziksel şiddet, mala zarar verme ve kundaklama vakalarını kapsıyor.
Saldırıların yüzde 62’si Müslüman kadınları hedef alırken, özellikle kadınların hedef alındığı bu saldırılar, toplumdaki kırılgan kesimlerin güvensizliğini artırıyor.
AŞIRI SAĞIN YÜKSELİŞİ
Aşırı sağın yükseldiği Almanya’da, aşırı sağcı grupların işlediği suçlar endişe verici boyutlara ulaştı.
Bu kapsamda, Alman hükümetinin açıkladığı verilere göre 2024’ün ilk yarısında aşırı sağcılar tarafından işlenen suç sayısı 9 bin 802 olarak kaydedildi.
Bu sayı, 2023’ün ilk yarısındaki 6 bin 992 rakamını büyük oranda geçti.

GERÇEK RAKAMLAR DAHA YÜKSEK OLABİLİR
Verilere göre, suçlar arasında propaganda, tehdit, mala zarar verme ve öldürmeye teşebbüs gibi vakalar bulunuyor.
Bu saldırılarda 166 kişi yaralanırken uzmanlar, eyaletlerin bazı bilgileri geç vermesi nedeniyle gerçek rakamların daha yüksek olabileceğinin altını çizdi.
İKİ KATTAN FAZLA ARTIŞ YAŞANDI
Yine hükümet verilerine göre, 2023 yılında Almanya’da 1464 Müslüman karşıtı nefret suçu işlenirken, bu sayıda bir önceki yıla göre iki kattan fazla artış yaşandı.
Bu suçların 53’ü fiziksel şiddet içerirken, 2024’ün ilk çeyreğinde Müslümanlara yönelik nefret suçları nedeniyle 9 kişi yaralandı.
Öte yandan, artan ırkçı saldırılar karşısında Alman hükümeti, etkili caydırıcı önlemler almakta yetersiz kalıyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Gazze’de bir eve hava saldırısı düzenledi.
İsrail ordusu, Cibaliya bölgesinde el-Batş Ailesi’nin evine hava saldırısı düzenledi.
Gazze’deki Sivil Savunma Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, saldırıda 4 Filistinlinin yaşamını yitirdiği belirtildi.
BİR AİLE YOK OLDU!
Açıklamada, söz konusu saldırıda yaşamını yitirenlerin aynı aileden anne, baba ve engelli iki çocukları olduğu vurgulandı.
Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, hava saldırısında hedef alınan ev yıkıldı, çevredeki birçok evde büyük hasar meydana gelirken, çok sayıda kişi de yaralandı.
41 BİNDEN FAZLA MASUM ÖLDÜ
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 795’i çocuk, 11 bin 378’i kadın olmak üzere 41 bin 534 Filistinli öldü, 96 bin 92 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İLGİLİ HABERİsrail, Gazze’ye bomba yağdırmaya devam ediyorKaynak: Anadolu Ajansı (AA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İngiltere’nin en yoğun tren istasyonlarında ücretsiz wi-fi hizmetini kullanmaya çalışan yolcular, hayatlarının şokunu yaşadı.
Yolcular, telefonlarının ekranlarında İslam karşıtı bir mesaj ile karşılaştı.
19 TREN İSTASYONUNA SİBER SALDIRI
Saldırı, Manchester Piccadilly, Birmingham New Street, Edinburgh Waverley ve Londra’daki 10 istasyonun da aralarında bulunduğu toplam 19 tren istasyonunda meydana geldi.
TERÖR SALDIRILARINA ATIFTA BULUNULDU
Yolcular, wi-fi’ye bağlanmaya çalıştıklarında “Seni seviyoruz Avrupa” başlıklı bir sayfada, terör saldırılarına atıfta bulunan içeriklerle karşılaştı.
Etki altında kalan istasyonlar arasında Londra Bridge, Paddington, King’s Cross, Waterloo ve Liverpool Lime Street gibi büyük istasyonlar yer alıyor.

TEKNOLOJİ ŞİRKETİNDE ÇALIŞAN BİR KİŞİ TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Siber saldırı olayının ardından başlatılan soruşturma kapsamında harekete geçen İngiliz Ulaştırma Polisi, saldırıyla bağlantılı bir kişiyi gözaltına aldı.
Independent’te yer alan haberde; saldırının, Network Rail’e wifi hizmeti sağlayan Global Reach Technology şirketinde çalışan bir kişi tarafından gerçekleştirildiği belirtildi.
GÖZALTINA ALINDI
Tespit edilen şüpheli, Bilgisayarı Kötüye Kullanım Yasası 1990 ve Kötü Niyetli İletişim Yasası 1988 kapsamındaki suçlamalarla gözaltına alındı.
Öte yandan yetkililer, saldırıda kişisel verilerin etkilenmediğini duyurdu.
Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koronavirüsün ardından yeni bir pandemiyi engellemek adına hayvanlardan bulaşan virüsleri tespit etmek üzerine yapılan çalışmalara hız verildi.
Bu kapsamda özellikle yarasalar üzerinde yapılan testlerde, yeni bir gelişme yaşandı.
Japonya’nın Yamaguchi bölgesinde bir grup araştırmacı, yarasaların vücudunda çok çeşitli DNA ve RNA virüsleri tespit edildi.
İNSANA BULAŞABİLEN VİRÜSLER TESPİT EDİLDİ
130’dan fazla yarasa üzerinde yapılan incelemeler sonucunda yarasaların yüzde 60’ından fazlasının, zoonotik (hayvandan insana bulaşabilen) virüsler de dahil olmak üzere en az bir virüsle enfekte olduğu belirlendi.
Çalışmada özellikle adenovirüs ve astrovirüs gibi bazı virüslerin genetik olarak hızla evrildiği gözlemlendi.

10 YENİ HERPESVİRÜS TÜRÜ KEŞFEDİLDİ
Ayrıca, daha önce Japonya’da tespit edilmemiş 10 yeni herpesvirüs türü keşfedildi.
Araştırmada bulunan bazı virüslerin, Çin ve Kore’deki virüslerle genetik benzerlik göstermesi, Japonya’daki yarasaların bölgedeki diğer yarasalarla temas halinde olabileceğini düşündürdü.
YARASALARIN YÜZDE 60’I BİRDEN FAZLA VİRÜSLE ENFEKTE
Bunun yanı sıra, çalışmada yarasaların yüzde 36’sının birden fazla virüsle enfekte olduğu tespit edildi.
Bu durum, Japon yarasalarının zoonotik salgınlara yol açma potansiyelini artırıyor.
Uzmanlar, bu virüslerin yaşam döngülerini ve patolojik etkilerini daha iyi anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

ARAŞTIRMALAR HASTALIKLARIN ÖNLENMESİNDE ROL ALACAK
Japonya ve çevresindeki bölgeler için yarasalardan insanlara bulaşabilecek hastalıkların önlenmesi adına rutin tarama ve izleme çalışmalarının artırılması öneriliyor.
Japonya’daki yarasalarda yüksek oranlarda tespit edilen virüsler, gelecekteki zoonotik salgınlar konusunda endişeleri artırıyor.
Bu çalışma, zoonotik hastalıkların önlenmesi ve halk sağlığı risklerinin azaltılması için viral denetim çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ve Lübnan arasındaki süren savaşta gerilim her geçen gün tırmanıyor.
Lübnan’ın adeta yok olma noktasına geldiği kanlı saldırılar için birçok ülke ateşkes çağrısı yaptı.
İsrail’e yakınlığıyla bilinen ABD ise, Lübnan’da yaşayan siviller için Fransa ile birlikte hayati önem taşıyan bir ‘geçici ateşkes’ önerisi sundu.
ABD’nin girişimi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu cephesinen ılımlı bir yanıt aldı.
ATEŞKESİ REDDEDEN TAVRI YUMUŞADI
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na hitap etmek üzere New York’a giden Katil Netanyahu’nun, Lübnan’da 21 günlük geçici ateşkesi öngören ABD-Fransa ortak girişimini doğrudan reddeden tavrı yumuşadı.

“ABD İLE AYNI AMACI PAYLAŞIYORUZ”
İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, “ABD bu hafta başında uluslararası, bölgesel ortaklarıyla Lübnan’da bir ateşkes teklifi sunma niyetini iletti. ABD liderliğindeki girişimin kuzey sınırındaki vatandaşların evlerine güven içinde dönmesi amacını İsrail de paylaşıyor.” ifadeleri kullanıldı.
ATEŞKES GÖRÜŞMELERİ DEVAM EDECEK
Açıklamada, ABD’nin rolünün bölgede istikrar ve güven için kaçınılmaz olduğu savunulan açıklamada bu nedenle İsrail’in, ABD’nin bu amaçtaki rolünü takdir ettiği aktarıldı.
Başbakanlık, “Amerika ve İsrail heyetinin ABD’nin girişimini ve İsrail’in kuzey sınırındaki vatandaşların güvenli şekilde eve dönmesi ortak amacının nasıl sağlanabileceğini ele aldıklarını, ilerleyen günlerde görüşmelerinin devam edeceğini” kaydetti.
NE OLMUŞTU
ABD ile Fransa’nın öncülük ettiği ve Avrupa Birliği ile 8 ülkeyi daha bir araya getiren ortak açıklamada, İsrail ile Lübnan arasındaki çatışmaların durdurulması ve diplomasiye alan açılması için 21 günlük acil ateşkes çağrısı yapılmıştı.
Soykırımcı Binyamin Netanyahu, New York’ta konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “hedeflerine ulaşıncaya kadar” Lübnan’da Hizbullah’a saldırılara devam edeceklerini söylemişti.
Beyaz Saray ise “İsrail’den olumlu dönüş almamış olsalardı 21 günlük İsrail-Lübnan ateşkes önerisi ortak açıklamasını bu şekilde yayımlamayacaklarını” bildirmişti.
ABD Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, ortak ateşkes çağrısı açıklamasından önce “İsrail’in bundan haberi ve bilgisinin olduğunu” vurgulamıştı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD Başkan adayı Donald Trump, 5 Kasım’da yapılacak olan seçimlere hazırlanıyor.
Seçimler için oldukça heyecanlı olan Trump, destekçilerine yeni bir çağrıda bulundu.
Sosyal medyada saat satışına başlayan Trump, destekçilerine bu saatlerin yılbaşı hediyesi olarak ideal olacağını ifade etti ve satın alma için bir bağlantı paylaştı.
SINIRLI SAYIDA VAR: 100 BİN DOLAR
Saatlerin büyük çoğunluğu 499 dolardan satılırken, sınırlı sayıda üretilen Tourbillon serisinin fiyatı 100 bin dolar olarak açıklandı.
Üç farklı renkte sunulan bu seri, sadece 147 adetle sınırlı olacak. Ancak, saatlerin üretimi ve tasarımıyla Trump’ın doğrudan bir bağlantısı bulunmuyor.
İSMİ ÜZERİNDEN MİLYONLARCA DOLAR KAZANDI
Web sitesindeki açıklamaya göre, Trump’ın ismini kullanarak bu saatleri satışa sunan şirket “TheBestWatchesOnEarth LLC” isimli bir lisans firması.
Trump, 2024 seçim kampanyasına başladığından bu yana ismi ve imajı üzerinden milyonlarca dolar gelir elde etti.
Geçtiğimiz yıl, NFT INT, LLC ile yaptığı lisans anlaşması sayesinde 7,2 milyon dolar kazandı. Trump dijital NFT “ticaret kartları” da bu anlaşmanın bir parçasıydı.

SAF GÜMÜŞTEN ÜRETİLEN MADALYONLAR PİYASAYA ÇIKTI
Eski başkan ayrıca altın ayakkabılar, Trump temalı İncil serisi ve iki kitap da dahil olmak üzere birçok yeni ürün piyasaya sürdü.
Bu ürünler, oğlu Donald Trump Jr. tarafından kurulan bir yayınevi aracılığıyla satışa sunuldu. Geçtiğimiz günlerde de “Trump Coins” adıyla yüzde 99,9 saf gümüşten üretilen madalyonlar piyasaya çıktı.
Trump, seçim kampanyasında hem ticari girişimlerini hem de siyasi platformunu birlikte yürüterek dikkat çekmeye devam ediyor.
Yakın zamanda oğulları ve emlak geliştiricisi Steve Witkoff tarafından yönetilen yeni bir kripto para projesi de başlatıldı.
İLGİLİ HABERDonald Trump suikast girişimine uğradığı alanda tekrar miting düzenleyecekAdile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin New York kentinde devam eden Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu’nda ilginç anlar yaşandı..
Haiti Başbakanı Edgar Leblanc Fils, ABD’nin New York kentinde gerçekleşen BM 79. Genel Kurulu’nda konuşma yaparken yanındaki su bardağını görmedi.
SÜRAHİDEN SU İÇTİ
Fils, Genel Kurul’a hitabı sırasında kürsüdeki bardağı kullanmak yerine sürahiden su içti.
Fils’in sürahiden su içtiği anlar sosyal medyada gündem oldu.

KONUŞMANIN SONUNDA BARDAK KULLANDI
Haitili lider, sürahiden su içmesinin ardından konuşmasına kaldığı yerden devam ederken, konuşmasının sonunda ise suyu bardaktan içerek kürsüden ayrıldı.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Japonya’da eski boksör Hakamata İwao, Tokyo’nun güneydoğusundaki Şizuoka’da, soya fasulyesi imalathanesi çalışanı olduğu 1966’da, aynı aileden 4 kişiyi bıçakla öldürme iddiasıyla tutuklanmıştı.
Cinayet dahil bir dizi suçlamayla Eylül 1968’de idama mahkum edilen Hakamata’nın bu cezası, Aralık 1980’de kesinleşmişti.
Nisan 1981’de Hakamata yeniden yargılanmak için temyize gitmiş, Şizuoka Bölge Mahkemesi, Ağustos 1994’te bunu reddetmişti.
ESKİ BOKSÖR İDAMDAN DÖNDÜ
Hakamata bu sonuçla aynı yıl Tokyo Yüksek Mahkemesi’ne temyiz dilekçesi vermiş ancak mahkeme bunu, Ağustos 2004’te reddetmişti.
2004’te yapılan özel temyiz başvurusu ise Anayasa Mahkemesi tarafından Mart 2008’de reddedilmişti.
Hakamata’nın kız kardeşi Nisan 2008’de yeniden temyiz başvurusu yapmış, Şizuoka Bölge Mahkemesi Mart 2014’te verdiği kararda, davasının yeniden açılmasına hükmederek tutuklu bulunan Hakamata’yı salıvermişti.
Hakamata, Anayasa Mahkemesine özel temyiz başvurusu yapmış, Anayasa Mahkemesi, Aralık 2020’de, davayı Tokyo Yüksek Mahkemesi’ne geri göndermişti.

DAVA YENİDEN GÖRÜLDÜ
Mahkeme, Mart 2023’te, Hakamata’nın davasının yeniden görülmesine hükmetmişti.
Yaşananların ardından 88 yaşındaki eski boksör Hakamata’nın, 1966’da 4 kişiyi öldürmek suçundan idama mahkum edildiği dava yeniden görüldü.
Şizuoka Bölge Mahkemesi, davaya konu kıyafetlerin geçerli delil kabul edilemeyeceğini açıklayarak Hakamata’nın beraatine hükmetti.


Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Savaşı daha geniş alana yaymak isteyen İsrail, rotasını Lübnan’a çevirdi.
Gece boyun Lübnan’a bomba yağdıran İsrail, Şeba bölgesinde 3 katlı bir evi hedef aldı.
Bombalanan evde 9 kişi hayatını kaybederken çevresindeki çok sayıda yapının zarar gördüğü ifade edildi.
GÖÇ DALGASINA DİKKAT ÇEKİLDİ
İsrail’in Deyr Kanun en-Nehr, El-Halusiye, Debal, El-Bazuriye, Şehabiye, El-Abasiye, Kadmus, Cel el-Bahr ve Sur kentinin doğusunda düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişinin öldüğü ve yaralandığı da kaydedildi.
İsrail hava saldırılarına maruz kalan güneyden başkent Beyrut ve diğer güvenli bölgelere göç dalgasının ise sürdüğüne dikkat çekildi.
SALDIRILAR ŞİDDETLENDİ
Hizbullah ile 8 Ekim’den beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan makamlarına göre, şiddetlenen hava saldırılarında 748 kişi ölürken, bombardıman nedeniyle ülke içerisinde yaklaşık 150 bin kişi yerinden oldu.
HİZBULLAH KARŞILIK VERİYOR
Hizbullah ise İsrail ordusu tarafından ülkenin güney ve doğu bölgelerine yönelik yoğun bombardımana karşı füzeli saldırılarla karşılık veriyor.
İsrail tarafında çoğunluklu ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar açıklanmadı.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye göç edenlerin de olduğu belirtiliyor.













Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER?YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Dönüşüm Projeleri Özel Hesabı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Elektrik Piyasası Ölçüm Sistemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
TEBLİĞLER
–– Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 565)
–– Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 483)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 566)
–– Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 552)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 567)
–– Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 456)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 568)
–– Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2012/1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/3)
–– İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2024/3)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
–– Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
–– Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararı
–– Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararı
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Yargı İlânları
b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
c – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Döviz Kurları ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
TÜMÜ
Osman DEMİRHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hayat tabloları verilerinde eğitim düzeyi yükseldikçe yaşam süresinin uzadığı görüldü. Ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim eğitim seviyesine sahip 30 yaşındaki kişilerin beklenen yaşam süreleri arasındaki fark 5 yıl olarak tespit edildi. Prof. Dr. Emine Özmete, “Okulda geçen her 1 yıl, insana yaşam becerisi kazandırmaktadır. Bu yaşam becerilerinin de hayata yansıdığını ve ömrü uzattığını değerlendirebiliriz” dedi.
TÜİK, 2021-2023 dönemine ait hayat tabloları verilerinde ilk kez eğitim seviyesinin yaşam süresine etkisini hesapladı. Buna göre 30 yaş erkekte ortaöğretim altı eğitime sahip olanlarda yaşam süresi 45,7, ortaöğretim mezunlarında 47,7, yükseköğretim mezunlarında 50,5 olarak hesaplandı. 65 yaş erkekte ortaöğretim altı eğitime sahip olanlarda 15,3, ortaöğretim mezunlarında 16,7, yükseköğretim mezunlarında 18,5 oldu. 30 yaş kadında ortaöğretim altı eğitime sahip olanlarda 51,1, ortaöğretim mezunlarında 54,0, yükseköğretim mezunlarında 56,1 olurken, 65 yaş kadında ortaöğretim altı eğitime sahip olanlarda 18,9, ortaöğretim mezunlarında 21,2, yükseköğretim mezunlarında 22,9 olarak hesaplandı. Tabloda eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de uzadığı görüldü. Ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim eğitim seviyesine sahip 30 yaşındaki kişilerin beklenen yaşam süreleri arasındaki farkın 5 yıl civarında olduğu tespit edildi.
‘SAĞLIK OKURYAZARLIĞIYLA DOĞRUDAN BAĞLANTILI’
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı, Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Özmete, eğitim seviyesinin yaşam süresine etkisinin sağlık okuryazarlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Özmete, “Yani sağlık alanında bilgi ve hizmetlere erişim, sağlıklı yaşam biçimini benimseme, zararlı alışkanlıklardan korunma, düzenli doktora gitme, kronik hastalıklardan korunma, düzenli egzersiz, erken teşhis ve tedaviden yararlanma olanaklarıyla doğrudan bağlantılıdır. Diğer yandan, eğitim düzeyi yüksek olan bireylerin kendi sorun çözme kapasitelerinin daha yüksek olmasını beklemekteyiz” dedi.
Eğitim düzeyinin yükselmesiyle bireylerin toplumdaki olanaklardan yararlanma oranlarının da arttığını belirten Prof. Dr. Özmete, birey sağlığının korunmasında sosyal etkileşim ve sosyal destek mekanizmalarının önem arz ettiğini dile getirdi.
‘ÖMRÜN UZAMASI, İNSANLIĞIN EN BÜYÜK BAŞARISIDIR’
Yaşam kalitesi göstergeleri ile eğitim seviyesini değerlendiren Prof. Dr. Özmete, “Okulda geçen her 1 yıl, insana yaşam becerisi kazandırmaktadır. Bu yaşam becerilerinin de hayata yansıdığını ve ömrü uzattığını değerlendirebiliriz. Ömrün uzaması, insanlığın en büyük başarısıdır. Eğitim düzeyinin yükselmesi bireylerde yaşam kalitesini de yükseltmektedir. Güvenli yaşam koşullarını tesis etme, gelir düzeyi yüksek olan meslek sahibi olma ve bilinçli bir yaşam sürmek kolaylaşıyor. Sağlıklı olmak yaşam kalitesinin en önemli göstergelerinden bir tanesidir. Sağlığı bozulan bireylerin topluma katılım olanakları da azalıyor. Bu durum bireyin yaşamdan duyduğu memnuniyeti de azaltıyor. Yaşam memnuniyetini artıran en önemli unsurlardan bir tanesi ise özellikle yaşlılarda aile, torun ve çocuklarla zamanını geçirmesidir. Hem aile içerisinde, hem de toplum içerisinde sosyal etkileşim sistemlerinin ve kuşaklar arası dayanışmanın korunması ve sürdürülmesi önemli hale gelmektedir” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Özmete, Türkiye’de yaşlı nüfus oranının hızla arttığına vurgu yaparak, “Bugün genel nüfus içerisinde yaşlı nüfusu oranımız yüzde 10,2 düzeyindedir. Yaklaşık 8 milyon 65 yaşın üzerinde nüfus grubumuz bulunmaktadır. Önemli olan uzun yaşamak değil, sağlıklı yaşamaktır. Sağlıklı yaşam beklentisinin artırılması için de hareketli bir yaşam, kronik hastalıkların önlenmesi önemli hale gelmektedir. Sağlıklı yaşam beklentimiz, ortalama beklenen yaşam süresinden daha düşüktür” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, ilçede yaşayan ve 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde üniversiteye başlayacak öğrencilere başarı ödülü verilecek.
Devlet ile vakıf üniversitelerinin yüzde 100 burslu lisans programlarında örgün eğitime yerleşen öğrencilere 10 bin lira takdim edilecek projede, başvurular 31 Ekim’e kadar belediyenin resmi internet adresinden yapılacak.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, üniversite sınavını başarıyla geçen tüm gençleri tebrik etti.
Özdemir, gençlerin yarının güçlü Türkiye’sini inşa edecek nesilleri oluşturduğunu belirterek, “Bizim de görevimiz onlara bu yolda destek vermek. Bu amaçla çalışkan öğrencilerimizi ödüllendiriyoruz. Geçen yıl 6 bin lira olarak verdiğimiz başarı ödülümüzü bu yıl 10 bin liraya yükseltiyoruz. Şimdiden hayırlı olsun.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında kente gelen Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Kağan Kadıoğlu ve Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selma Kadıoğlu, arkeolojik kazıların devam ettiği Arhavi Ciha Kalesi, Ardanuç Kutlu Köyü Bağlığı Yapısı ve Ardanuç’taki Gevhernik Kalesi’nde görüntüleme yaptı.
Kazıların, hazırlanacak rapor doğrultusunda ilerlemesi planlanıyor.
Ankara Üniversitesi Yer Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi de olan Prof. Dr. Yusuf Kağan Kadıoğlu, AA muhabirine, zamanla tahrip olan ve toprak altında kalan yapıların arkeolojik kazısına yön vermek amacıyla bölgede inceleme yaptıklarını söyledi.
Arhavi Ciha Kalesi’nin bulunduğu alanda 50 santimetre aralıklarla, Kutlu köyü bağlığındaki alanda ise 1 metre aralıklarla yer altı görüntülemesi gerçekleştirdiklerini anlatan Kadıoğlu, bu alanların oluşumuna ilişkin bilgi verdi.
Kadıoğlu, bölgeden aldıkları kaya, toprak ve harç örneklerini inceleyeceklerini ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Kutlu köyündeki alanda 1-2 yerde volkanik cam olan obsidiyen parçalarını gördük, onlardan da örnek aldık. Bu volkanik camla birlikte seramik antik fırın ocağı olabilecek şekilde bir yapı gördük, oradan da örnek aldık. Onların analizlerini yapacağız, obsidiyen ile ilişkilerini ortaya koyacağız. Özellikle Kutlu köyünde bulunan yapı arkeolojik olarak kazanıldığı zaman gerçek anlamda Türkiye’nin kültürel mirası açısından bir zenginliğini yeniden ortaya koyacaktır. Bu kazı bölgenin de kalkınmasına yardımcı olacak. O yüzden ekip olarak bu bölgeyi bir şekilde kültürel mirasa kazandırmak için ne gerekiyorsa yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bu bölgeye geldik ve ekip olarak da yine bu şekilde çalışıyoruz.”
Prof. Dr. Selma Kadıoğlu ise hedeflerinin kazmadan, yer altı görüntüleme yaparak kale içindeki olası yapı kalıntılarının konum, alan ve derinlik değişimi hakkındaki bilgileri ortaya koymak olduğunu dile getirdi.
Sadece üst yüzeydeki yapı kalıntılarını değil katman katman da kalıntıların değişimini görüntülediklerine dikkati çeken Kadıoğlu, “Arkeolog hocalarımıza, kazmadan görüntüleme değerlerini sunarak başlangıç ve ne kadar derine inebilecekleri konusunda ciddi bir bilgi paylaşımı yapacağız. Bu açıdan çalışma çok önemli. Buranın bakir bir arkeolojik alan olması bütün çalışma ekibi ve bizler adına da çok önemli.” diye konuştu.
Ekibe çalışmaları sırasında, İl Kültür ve Turizm Müdürü Yunus Emre Aytekin ile Gevhernik Kalesi Kazı Başkanı Dr. Osman Aytekin de eşlik etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu bir dizi programlara katılmak üzere Sivas’a geldi. Bakan Memişoğlu, kent merkezinde hayırsever iş adamı Hulusi Şahin tarafından yaptırılacak olan Bekir-Latife Şahin İlkokulu binasının temel atma törenine katıldı. Burada konuşan Bakan Memişoğlu, birlikte olunduğu sürece üstesinden gelinmeyecek hiçbir sorunun olmadığını ifade etti.
Bakan Memişoğlu, okul açılışında bulunmaktan onur duyduğunu söyleyerek, “Selçuklu’nun baş şehri Osmanlı’nın merkez vilayeti kadim şehrimiz Sivas’ta böyle güzel bir açılışta bulunmaktan onur ve gurur duyuyorum. Şu anda yaptığımız en önemli yatırım, geleceğe yatırım yapıyoruz. Buraya isimlerini verdikleri anne ve babalarından Allah razı olsun. Böyle evlat yetiştirdikleri için mekanları cennet olsun. Biz artık ülke olarak daha çok çalışacağız daha çok üreteceğiz daha güçlü olacağız ve birlikte hareket edeceğiz. Birlikte olduğumuz sürece üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun yok” dedi.
“Geleceğe yatırım çok önemli”
Geleceğe yatırımın çok önemli olduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, ” Bugün baktığımız zaman maalesef dünyada birçok vahşeti ve kötülüğün olduğunu görüyoruz. Eğer bizler çalışıp üretirsek bu kötülüğe üstünlük sağlar ve iyiliği dünyaya hakim kılarız diye düşünüyorum. Bunun için geleceğe yatırım çok önemli. Ben bu okulda çocuklarımızın en değerlilerimizi emanet edeceğimiz ve 30 yıl ilkokul öğretmenliği yapmış bir annenin evladı olarak bütün öğretmenlerimizden Allah razı olsun. Onların emeklerine çok teşekkür ediyorum. Hakları ödenmez. Çocuklarımızı geleceğe hazırlayan bütün öğretmenlere ve eğitim camiasına teşekkür ediyorum” diye konuştu.
İş adamı Hulusi Şahin, okumanın cehaletten kurtulmak olduğuna değinerek, ” Böyle bir coşkuyu görünce hiç durmadan okul temeli atası geliyor insanın. Çocuklarımızla bir arada olmak çok güzel. Aslında okumak; cehaletten kurtulmak, gelişmek, büyümek, öğrenmek demektir. Biz burada bir okul temeli atmıyoruz. Biz burada devletimizi ileriye taşıyacak çocuklarımızın temelini atıyoruz” şeklinde konuştu.
Sivas Valisi Yılmaz Şimşek ise okulun hayırlara vesile olmasını diledi.
Konuşmaların ardından ilkokulun temeli atıldı. – SİVAS
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara, üçüncü kez Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında yer alıyor ve şehrin dört bir yanındaki 100’den fazla mekanda sergiler, konserler, söyleşiler ve her yaş grubuna hitap eden etkinlikler düzenleniyor. Sanatçılar, bu etkinlikler aracılığıyla Ankaralılarla buluşuyor.
Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri, ses sanatçısı ve televizyon programcısı Züleyha Ortak moderatörlüğünde Psikolog Yazar Beyhan Budak’ın, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde gerçekleştirdiği söyleşi oldu.

“Kaliteli İlişkiler” başlığı altında özsaygı ve yaşamda dikkat edilmesi gereken konular ele alınan etkinliğe Ankaralılar büyük ilgi gösterdi, tarihi mekan dolup taştı.
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Züleyha Ortak ve Beyhan Budak, 30 Eylül’de AKM’de İstanbullularla buluşacak. İkilinin sonraki durağı ise Diyarbakır olacak.

Züleyha Ortak Kimdir?
Züleyha Ortak, 1987’de İstanbul’da doğdu ve Türkçe, Zazaca ve Kürtçe olmak üzere üç dilin konuşulduğu bir ailede büyüdü. Marmara Üniversitesi’nde Büro Yönetimi okurken, bir yandan müzik eğitimi aldı ve Zülfü Livaneli’nin asistanlığını yaptı. Livaneli, Züleyha’nın yeteneğini keşfederek ona sahnede yer verdi. Kürtçe seslendirdiği “Yiğidim Aslanım” şarkısıyla büyük beğeni topladı ve müzik kariyerine profesyonel olarak adım attı.
2012’de “Müzik Evi” adlı programı hazırlayıp sundu, ardından “Gelin Kınası” albümüyle Anadolu’nun düğün türkülerini yorumladı. 2015’te TRT1’de “İyi Fikir” programını sundu. Ayrıca, Göksel Baktagir’in yönettiği “7 Cihan Kadınları” grubunda yer alarak konserler vermeye devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’li yetkililer, Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının satışının önündeki engelleri kaldırmak için bir teklifte bulundu.
Yunan Kathimerini gazetesinin özel haberine göre, Rus yapımı S-400 füze savunma sisteminin devre dışı bırakılması durumunda, F-35 programına geri dönmenin mümkün olabileceği belirtildi.
F-35 İÇİN İNCİRLİK’İ ŞART KOŞTULAR
Haberde, F-35 programına yeniden girmeleri karşılığında Türkiye’den Rus füze sistemi S-400’leri ABD’ye teslim etmesini veya İncirlik Üssü’nde ABD birliğinin içine konulmasını önerdi.
Bu şekilde hem füzeler Türkiye’de tutulurken Rusya ile yapılan anlaşma da bozulmamış olacak.
“HERHANGİ BİR MADDEYİ İHLAL ETMEYECEK”
Haberde şu ifadeler yer aldı:
“Daha önce bilinenden daha ileri bir aşamada olan görüşmelerin bir parçası olarak, üst düzey ABD yetkilileri Rus sistemlerinin Türkiye’nin güneyindeki ABD kontrolündeki İncirlik üssüne aktarılması önerisini ortaya attılar. Bu şekilde Türkiye, kendi bakış açısından uluslararası bir utançla eşdeğer olacak bir geri dönüşten kaçınacak, ancak Rusya ile olan sözleşmesinin şartlarını ihlal etmeyecek veya bağlayıcı olabilecek herhangi bir maddeyi ihlal etmeyecek.”

“ABD VE TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNDE OLACAK”
Kathimerini kaynaklarına göre, Türkiye’nin bu aşamadaki tepkisi olumlu değil, ancak görüşmelerin bu hafta New York’taki BM Genel Kurulu’nun aralarında devam etmesi bekleniyor.
Eski Pentagon yetkilisi olan Michael Rubin ise konuyla ilgili şöyle demişti:
“Türk mevkidaşları reddetti ve onları Türkiye’nin içindeki kutuda tutacaklarını söyledi. Ancak anlaşma ölmedi, çünkü F-35 anlaşmasının yeniden canlandırılması, liderler ve güvenlik yetkililerinin önümüzdeki hafta BM Genel Kurulu’nda bir araya gelmesiyle ABD ve Türkiye’nin gündeminde olacak.”
Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi’ne saldırıları sürüyor.
Katliamlarına her geçen gün yenilerini ekleyen İsrail; kadın, çocuk, yaşlı demeden öldürmeye devam ediyor.
İsraillilerin ise Binyamin Netanyahu’ya olan tepkileri artışta..
Kanal 13 televizyonunun İsrail Merkezi İstatistik Dairesinden aktardığı habere göre, İsraillilerin yurt dışına göçünde dikkate değer bir yükseliş kaydedildi.
ARTIŞ İSTATİSTİKLERE YANSIDI
“Negatif göç” olgusundaki büyük artışı ortaya koyan yeni istatistiğe göre, Ocak 2024-Temmuz 2024 döneminde 40 binden fazla İsrailli ülkeyi terk etti.
Aynı istatistiğe göre, 2023 yılı içinde yaklaşık 55 bin 300 İsrailli yurt dışına göç etti. Aynı yıl içinde 27 bin kişi İsrail’e geri döndü veya başka bir ülkeden İsrail’e göç etti.
2022 yılında yaklaşık 38 bin İsrailli yurt dışına göç ederken 23 bin kişi İsrail’e geri döndü veya göç etti.
2021 yılında İsrail’den ayrılanların sayısı 31 bin, geri dönenlerin sayısı ise 29 bin oldu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avrupa Birliği, Schengen bölgesindeki vize krizinde giderek daha fazla zorlanıyor.
Özellikle Schengen vizesi başvurularında artan reddedilme oranları ve sınır güvenliği endişeleri, Avrupa’nın karşılaştığı ciddi bir sorunu işaret ediyor.
TÜRKİYE’NİN ROLÜ: GÖÇ POLİTİKALARI VE SINIR YÖNETİMİ
Bu krizin, göç politikaları ve sınır yönetimiyle doğrudan bağlantılı olduğu düşünülüyor. Ancak, bu karmaşık süreçte Türkiye’nin Avrupa’nın çözüm arayışında merkezi bir rol oynayabileceği vurgulanıyor.
Türkiye, göç ve mülteci krizinin yönetiminde kritik bir ülke olarak öne çıkıyor. 2016’da imzalanan AB-Türkiye mülteci anlaşması, Avrupa’nın mülteci akışını kontrol etmesine yardımcı olmuştu.
Türkiye’nin sınır güvenliği konusundaki etkinliği, Avrupa’nın Schengen sınırlarını güvence altına almak için Türkiye’ye olan ihtiyacını artırıyor.
Avrupa Birliği, Türkiye ile iş birliğini güçlendirerek göç akışlarını yönetmeyi ve Schengen bölgesinde yaşanan sınır güvenliği sıkıntılarını hafifletmeyi hedefliyor.
Schengen vizesine olan taleplerin yoğunluğu, özellikle pandemi sonrası dönemde, artan seyahat isteği ile daha da yükseldi. Bu durum, Schengen vize başvurularında daha katı değerlendirmelere yol açtı.

TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ
AB ülkeleri, Schengen bölgesinin açık sınırlarının, yasadışı göçmenler ve güvenlik tehditleri nedeniyle zayıfladığını düşünüyor. Özellikle Yunanistan ve İtalya gibi güney Avrupa ülkelerine yönelik göç baskısının artması, Avrupa’nın Türkiye ile iş birliğini güçlendirmesini zorunlu hale getiriyor.
Avrupa’nın, Schengen vize krizini aşmak için Türkiye ile ilişkilerini yeniden yapılandırma ve güçlendirme ihtiyacı, bu krizin çözümünde kritik bir unsur olarak görülüyor.
Uzmanlar, Türkiye’nin stratejik konumu ve göçmenlere yönelik politikalarının, Avrupa Birliği’nin sınır güvenliği politikalarıyla uyumlu bir hale getirilmesinin Schengen krizini hafifletebileceğini belirtiyor.

GÖÇ KRİZİNE ÇÖZÜM ARAYIŞI
Bu süreçte Türkiye, AB ile olan mülteci anlaşmalarını daha etkin hale getirerek Avrupa’nın bu zorlu sürecinden çıkmasına yardımcı olabilir.
AB ve Türkiye arasındaki bu iş birliği, sadece göç politikalarıyla sınırlı kalmayıp, Schengen bölgesinin genel güvenliğini artırma ve vize süreçlerini daha verimli hale getirme yolunda önemli bir adım olabilir.
Schengen bölgesi, AB vatandaşları için serbest dolaşımın temel direği olarak kabul ediliyor ve bu bölgedeki sorunlar, Avrupa’nın ekonomik ve sosyal yapısını doğrudan etkiliyor.
Türkiye ile yapılacak iş birlikleri, hem Avrupa’nın göç krizini hafifletmesi hem de Schengen bölgesinin sürdürülebilirliği açısından büyük bir fırsat olarak görülüyor.
Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Almanya’da şu sıralar gündem seçim…
Almanya’nın Brandenburg eyaletinde halk, eyalet meclis üyelerini seçmek üzere sandık başına gitti.
İlk sonuçlara göre, Sosyal Demokrat Parti yüzde 32 oyla önde görülüyor.
SAĞ PARTİ 29 OYLA İKİNCİ SIRADA
İkinci sırada yüzde 29 oyla aşırı sağ parti Almanya için Alternatif Partisi yer alıyor.
BSW yüzde 12 ile üçüncü sırada yer alırken Hristiyan Birlik Partisi ise yüzde 11 buçuk ile dördüncü parti oldu.
AFD’YE PROTESTO OYU
AFD’nin bir önceki seçime göre yüzde 5 buçukluk oy artışı özellikle göç, hayat pahalılığı ve güvenlik konularındaki endişelere dayanan bir protesto oyu olarak değerlendiriliyor.
İLGİLİ HABERSchengen’de derin çatlak: Almanya bugün kara denetimlerine başlıyorAdile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, işgal altındaki Golan Tepeleri’nin güneyinde ve Beyt Şan kentinde uyarı sirenlerinin çaldığı belirtildi.
İSRAİL HAVA SAHASINA GİREN İHA’YA ROKETLİ MÜDAHALE
Irak’tan gönderilen ve Suriye üzerinden İsrail hava sahasına giren bir İHA’nın tespit edildiği belirtilen açıklamada, söz konusu İHA’ya çok sayıda roketle müdahale edildiği ve yaralanmanın yaşanmadığı aktarıldı.
Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde çok sayıda roketin havalandığı görünüyor.
Irak’ta Şii milis gruplardan oluşan “Irak’ta İslami Direniş”, insansız hava aracıyla Ürdün Vadisi’nin kuzeyindeki İsrail yerleşimine saldırı düzenlediklerini duyurmuştu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arap Baharı’nın etkisi ile 2011’de Suriye’deki halk ayaklanması tüm dünyayı etkileyen bir iç savaşa dönüştü..
Uzun yıllar sonra bugün halen çatışmaların devam ettiği, Suriyelilerin yüzlerce gruba ayrıldığı, şehirlerin yerle bir olduğu ülkede askeri ve siyasi birlik sağlanamıyor.
Tüm yaşananlara rağmen koltuğunu koruyan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ise savaş nedeniyle ülkeyi terk eden vatandaşlarının ülkeye geri dönmeleri için af çıkarmaya devam ediyor.
Daha önce 25 kez Suriye halkına yönelik af ilan eden ve halkından geri gelmelerini isteyen Esad, bu çağrılarında başarılı olamamıştı, ancak çağrılarına devam etmekten vazgeçmiyor..
YENİDEN GENEL AF İLAN ETTİ
Suriye Devlet Başkanı BeşarEsad, 22 Eylül 2024 tarihinden önce işlenen firar suçları, cünhalar ve ihlaller için genel af sağlayan bir kanunun hükmünde kararname yayınladı.
Suriye Arap Haber Ajansı’nda (SANA) yer alan habere göre kararname, yurt içinde 3 ay, yurt dışından 4 ay içinde teslim olan hükümlüleri, saklanan ve adaletten kaçanları kapsıyor.
Ayrıca topluma ve devlete ciddi saldırı teşkil eden bazı cünhalar, rüşvet, sahtecilik ve genel ahlaka aykırı bazı kabahatler dışındaki tüm cünhalar ve ihlallere ilişkin cezalar için genel af öngörülüyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN ÇAĞRI
Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 79. Genel Kurulu’na katılmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) hareketi öncesi İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yaptığı açıklamasında Esad’a çağrıda bulunmuştu:
Suriye’deki gerilimin sona ermesi gerektiğini, İsrail’in terör estirdiğini çok açık ortaya koyacağız. Batılı ülkeler bunu anlamamakta ısrar ediyor. Bizler de söylemekte ısrar edeceğiz.
Türkiye ile Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için Esad ile görüşme irademizi ortaya koyduk. Karşı taraftan cevap bekliyoruz. Biz buna hazırız.
İLGİLİ HABERCumhurbaşkanı Erdoğan: Esad ile görüşmek için irade ortaya koydukDilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eyalet yetkilileri, bölgedeki Suzu kentinde bir kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Wajima’da ise şehrin belediye başkanı 10 kişinin kaybolduğunu açıkladı. Eyaletin kuzey bölgesindeki itfaiye ekipleri Suzu, ve Wajima’da nehirler tarafından sürüklenen üç kişinin kaybolduğunu rapor etti.
Noto bölgesindeki deprem restorasyonundan sorumlu kara bakanlık ofisi, 1 Ocak’taki depremde hasar gören Wajima’daki bir tünelin, inşaat sahasında meydana gelen heyelandan sonra dört kişinin kayıp olduğunu belirtti.

TEHLİKELİ DURUMLAR SÖZ KONUSU
Bölgede birçok ev su altında kalırken, Wajima’da yaklaşık 3.100, Suzu’da 1.200 hane elektriksiz kaldı.
Bir kişinin heyelan altında kaldığı ve iki kişinin bir evin çatısından yardım istediği yönünde raporlar var.
Kara bakanlığına göre, sabah saat 11 itibarıyla eyalette 10’dan fazla nehir taştı.
Noto, Yeni Yıl Günü’nde 7.6 büyüklüğünde bir depremle sarsılan bir bölgeydi. Ishikawa Valisi Hiroshi Hase, güçlü depremin ardından bazı bölgelerdeki yapıların hâlâ savunmasız olduğunu göz önünde bulundurarak, insanları “beklenen tehlikeli durumlara karşı” harekete geçmeye çağırdı.

YOĞUN YAĞIŞLAR DEVAM EDECEK
Ajans, Pazar gününe kadar Noto da dahil olmak üzere Tohoku ve Hokuriku bölgesinde heyelanlar, düşük rakımlı alanlarda sel ve nehir taşkınlarına karşı insanları dikkatli olmaya çağırdı.
Yoğun yağış nedeniyle çeşitli yerlerde otoyollar ve yollar kapatıldı. Ajans, Tohoku ve Hokuriku bölgelerinde Pazar sabahı saat 6’ya kadar 24 saatlik süre içinde yağışın 150 mm’ye kadar ulaşmasının beklendiğini bildirdi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da katıldığı törende 23 tip balistik füze ve insansız hava araçları sergilendi.
Törende yeni geliştirilen 1000 kilometrelik menzile sahip “Cihad” adlı balistik füze ile keşif ve saldırı operasyonları için geliştirilen “Şahid-136 B” adı verilen kamikaze insansız hava aracı da ilk kez sergilendi.

İŞGAL EDİLEMEZ OLDUKLARINI SAVUNDU
Geçit töreninde konuşan Pezeşkiyan, İran’ın caydırıcılık kapasitesi nedeniyle kimsenin işgal etme girişiminde dahi bulunamayacağını savunarak, “Bu silahlı kuvvetler güçlü ve yetenekli olmasaydı bugün İran güvende olmazdı.” dedi.
Bölgede İsrail’in saldırganlığından kaynaklanan sorunlara işaret eden Pezeşkiyan, “İslam ülkeleri birlik sağlarsa siyonist rejim (İsrail) bu suçları işleyemez.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu hafta yayınlanan bir araştırmaya göre 2024 PT 5 adlı asteroit, Dünya’nın atmosferine çarpmak yerine yörüngeye girerek “Mini Ay” olarak kalacak.
Yaklaşık bir şehir otobüsü uzunluğundaki bir asteroitin gezegenimizin etrafında yaklaşık iki ay kalması bekleniyor.
29 Eylül’den 25 Kasım’a kadar Dünya’nın yörüngesinde kalacak ve ardından Güneş’in yörüngesine dönecek olan asteroid Güneş Sistemi’nde yolcuğuna devam edecek.
REKLAM
Asteroit, 7 Ağustos’ta NASA tarafından finanse edilen bir program olan Asteroid Terrestrial-Impact Last Alert System (Atlas) tarafından keşfedildi.
DÜNYA’NIN İLK MİNİ AY’I DEĞİL
Yaklaşık 10 metre çapı olan asteroit, Dünya’nın uydusu Ay ile karşılaştırıldığında çok küçük.
Bilim insanları, asteroit “Mini Ay’ın1 2055’te tekrar Dünya yörüngesine döneceğine inandıklarını eklediler.
Bu, Dünya’nın sahip olduğu ilk “Mini Ay” değil. Araştırmacılar, 1981 ve 2022’de iki “Mini Ay” olay gerçekleştiğini yazdı.
*Haberin görseli ShutterStock tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünyanın hiç beklemediği bu siber saldırının ardından herkes saldırıların nasıl gerçekleştiği sorusunun yanıtını arıyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah da dün yaptığı açıklamada soruşturmanın sürdüğünü söyledi.
Budapeşte merkezli "BAC" şirketi
İlk kez New York Times’ın ortaya attığı ve daha sonra birçok yetkilinin açıkladığına göre, MOSSAD, Hizbullah’ın sipariş ettiği çağrı cihazlarının içine patlayıcı yerleştirdi. Salı günü Hizbullah mensuplarının kullandığı çağrı cihazlarının patlatılmasının ardından gözler bu cihazların üreticisi Gold Apollo’ya çevrildi. Tayvan merkezli çağrı cihazı şirketi Gold Apollo Lübnan’a gönderilen çağrı cihazlarını kendisinin üretmediğini açıkladı, Budapeşte merkezli şirketi işaret etti.
REKLAM
Gold Apollo, Lübnan’a ithal edilen ve daha sonra Hizbullah’ın tedarik ettiği 5 bin adet çağrı cihazının (çoğunlukla AP924 model çağrı cihazı) üretimini Avrupa’daki bir şirkete taşeron olarak verdiğini açıklayarak, marka lisansı verdikleri Budapeşte merkezli “BAC” isimli firmayı işaret etti.
New York Times’ın 12 eski ve mevcut istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberinde, İsrail’in cihazları kendisinin ürettiği iddia ediliyor. MOSSAD’ın geliştirdiği plan dahilinde Macaristan, Norveç ve Bulgaristan’da üç paravan şirket kurduğu öne sürüldü ve Hizbullah için üretilen ilk cihazların 2022 yazında temin edildiği iddia edildi.
Cristiana Barsony Arcidiacono
Bu süreçte öne çıkan isim ise cihazları tedarik eden BAC şirketi ve kurucusu 49 yaşındaki Cristiana Barsony Arcidiacono oldu. MOSSAD’ın operasyonuyla Hizbullah’ı tuzağa düşüren ismin Cristiana olduğu iddia edildi.
Birleşik Krallık’ta eğitim gören iş kadını, Hizbullah’a yönelik saldırıda kullanılan çağrı cihazlarını ürettiği yönündeki iddiaları reddetti. University College London (UCL) mezunu ve BAC Consultancy’nin CEO’su Cristiana Barsony-Arcidiacono, kendisinin sadece tedarik zincirinde bir halka olduğunu ve çağrı cihazlarını üretmediğini söyledi.
Sadece NBC News’in ulaşabildiği Cristiana, “Çağrı cihazlarını ben üretmiyorum. Ben sadece aracıyım. Yanlış anladınız sanırım” dedi.

Diğer yandan şirketin internet sitesine dünden beri erişim sağlanamıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bölgede yaşananlar izlenirken, 18 Eylül günü yine aynı saatlerde bu sefer Lübnan’da telsizler patlatıldı. Saldırıların ardından 37 kişi öldü, binlerce kişi yaralandı.
Lübnan’da iki gün üst üste gerçekleştirilen bu siber saldırılarının ardından gözler İsrail’e ve Hizbullah’a çevrildi.
Hizbullah İsrail’i suçladı, İsrail saldırılara dair yorum yapmadı.
“ASLA TESLİM OLMAYACAĞIZ”
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın beklenen açıklaması dün geldi. Siber saldırıların ardından kameraların karşısına ilk kez geçen Nasrallah, İsrail’e yanıt vereceklerini söyledi.
Nasrallah açıklamasında İsrail’in kırmızı çizgiyi aştığını, ve bunun bir savaş ilanı olabileceğini söyledi. “İki gün boyunca yaşananlar katliamdı” diyen Nasrallah, “Asla teslim olmayacağız. Bu saldırı cevapsız kalmayacak. Yılmayacağız, İsrail’e gereken yanıtı vereceğiz” ifadelerini kullandı ve ekledi “Düşmanı bitireceğiz, Lübnan cephesi asla bitmeyecek. Bugün itibarıyla karşılık vereceğimiz üslup çok sert olacak”
İSRAİL HİZBULLAH HEDEFLERİNİ VURDU
Nasrallah’ın konuşmasından hemen önce İsrail ordusu, Lübnan’daki Hizbullah hedeflerinin vurulduğunu duyurdu.
İsrail ordusu gece boyu da Lübnan’da çok sayıda noktaya hava saldırısı düzenledi. Yetkililer, Hizbullah’ın ateşlenmeye hazır 30 füze platformuyla 150 füze rampasının hedef alındığını açıkladı
İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göreyse söz konusu saldırı İsrail istihbaratıyla işbirliği içinde gerçekleştirildi.
Açıklamada, Hizbullah’a ait İsrail topraklarına doğru ateşlenmeye hazır 30 füze platformu ve 150 füze rampasının hedef alındığı belirtildi.
Açıklamada, hava saldırılarında, 100 noktada İsrail’e fırlatmaya hazır bin roket başlığının vurularak imha edildiği aktarıldı.
Hizbullah’ın açıklamalarının ardından, yetkililer, İsrail askerlerinin Lübnan sınırındaki hareketliliğini artırdığını söyledi.
Son haftalarda, İsrailli yetkililer, Hizbullah’a karşı potansiyel olarak daha büyük bir askeri operasyon konusunda uyarılarını artırdılar.
İsrail-Lübnan sınırında yaşayan on binlerce İsrailli, tahliye edildi.
İsrail Savunma Bakanı, dün yaptığı açıklamada yerinden edilen sakinlerin geri dönmesi için bölgenin güvenli hale getirilmesi için çalıştıklarını, Hizbullah’ın ise ağır bir bedel ödeyeceğini söyledi.
*Haberin görselleri Associated Press ve AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu gelişmelerin ardından konuşan eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçilerin yeniden başkan adayı olan Donald Trump, Kasım ayında gerçekleşecek ABD Başkanlık seçimlerini “İsrail tarihinin en önemli seçimi” olarak nitelendirdi.
Trump, rakibi Kamala Harris’in seçimi kazanması durumunda Yahudi devletinin “yok edileceğini”, “dünyadan silineceğini” ve “varlığının sona ereceğini” iddia etti.
ABD’de bir antisemitizm etkinliğinde konuşan Trump, İsrail için kendisinin büyük oranda desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Trump, Yahudi seçmenlere hitap ederek, “Dünyadaki diğer insanlardan daha fazla Kamala Harris’i yenmelisiniz,” dedi.
Ardından “İsrail’i yeniden harika yapma” sözü verdi.
*Haberin görseli Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyaz Saray Sözcüsü Jean-Pierre, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayarak ABD’nin İsrail’e verdiği desteğe ilişkin konuştu.
Orta Doğu’daki “gerginliğin” artmasının ardından ABD’nin İsrail’e sağladığı silah desteğinin durdurulması taleplerinin sorulması üzerine Jean-Pierre, “ABD’nin politikasının değişmediğini” kaydetti.
Sözcü Jean-Pierre, “İsrail’in güvenliğine olan bağlılığımız sarsılmazdır ve bu değişmemiştir. İsrail’in güvenliğini desteklemeye devam etme konusundaki kararlılığımız sürüyor.” dedi.
REKLAM
Jean-Pierre ayrıca bölgede bir “diplomatik çözüm” görmek istediklerine dikkati çekerek, “Bunun başarılabileceğine inanıyoruz ve bu şekilde ilerlemek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’e koşulsuz destek vermekle eleştirilen ABD yönetimi, ağustos ortasında yaptığı duyuruyla, bu ülkeye 5 ayrı pakette toplam 20 milyar dolarlık silah satışına onay vermişti.
Toplam değeri 18,9 milyar doları bulan 50 adet F-15IA ve 25 adet F-15I savaş uçağı ile bunların ilgili mühimmatları, tüm satışın içindeki en büyük payı oluşturuyordu.
Öte yandan 30 adet orta menzilli havadan havaya füze sistemi (AMRAAM) ile 32 binden fazla tank mermisi ve diğer ilgili ekipmanlar da diğer paketlerde yer almış, bunlara ilaveten 50 binden fazla top mermisi ile ilgili ekipmanların satışına da ayrı bir paket olarak onay verilmişti.
Toplam satış değeri 20,3 milyar doları bulan paket, Gazze’de ateşkes sürecinin belirsizliğini koruduğu ve bölgede gerginliğin yükseldiği bir dönemde onaylanmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adaylar, ek yerleştirme sonuçlarına 19 Eylül 2024 tarihinde saat 14.00’ten itibaren ÖSYM’nin https://sonuc.osym.gov.tr adresinden T.C. kimlik numarası ve aday şifresiyle erişebilecek. Yerleştirme Sonuç Belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecek.
YKS ek yerleştirme sonuçlarına göre bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri 25-30 Eylül 2024 tarihleri arasında yapılacak. Elektronik kayıtlar ise 25-27 Eylül 2024 tarihleri arasında yapılabilecek. Kayıt için adayların yerleştirildikleri yükseköğretim programının bağlı bulunduğu üniversiteye süresi içinde başvurmaları gerekiyor. Elektronik kayıt yapan adaylar, üniversiteleri tarafından duyurulan tarihe ve ilgili belgelere göre işlem yapacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vakıf üniversitesinde İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Korhan Mavnacıoğlu, 2020’de dünya çapında 3,6 milyar kişinin aktif sosyal medya kullanıcısıyken, 2025 yılına kadar bu sayının 4 milyarı aşacağının tahmin edildiğini söyledi.
REKLAM
Çocuklar ve gençlerin dijital dünyada oldukça fazla zaman harcadığını anlatan Mavnacıoğlu, “Üstelik çocuk, henüz gerçek hayatta pratiğini kazanmadığı bir iletişimin içine giriyor. Kişisel verilerini paylaşıyor, tanımadığı insanlarla diyalog kurabiliyor. Bu da siber güvenlik ve zorbalık risklerini gündeme getiriyor. Diğer yandan çocuğa ait kişisel verilerin pazarlama amacıyla toplanıp işlendiğini de biliyoruz. Bu durum haliyle aileler için tedirginlik yaratmanın yanı sıra aile içi iletişim çatışmalarına da neden olabiliyor” diye konuştu.
Mavnacıoğlu, çocukların sosyal medyadan tamamen uzaklaştırılmasının ya da yasağın çözüm olmadığını belirterek, çocukları dijital dünyadaki faydalardan yararlanma becerisi yüksek şekilde donatmak gerektiğini anlattı.
“ÇOCUKLAR DİJİTAL PLATFORMLARDA TÜKETİME DEĞİL ÜRETİME TEŞVİK EDİLMELİ”
Çocukların sosyal medyada ya da diğer dijital platformlarda geçirdikleri sürenin, tüketime değil üretime yönelik teşvik edilmesinin önemli olduğuna dikkati çeken Mavnacıoğlu, “Çocukların, özellikle okul öncesi dönemde, dijital ekran kullanım davranışlarında önemli ölçüde ebeveynlerini rol model aldığı unutulmamalı. Dolayısıyla ailelerin yasakçı bir anlayıştan ziyade öncelikle kendi dijital kullanım alışkanlıklarını gözden geçirmesi önem taşıyor” dedi.
Mavnacıoğlu, bu aşamada gerek aile gerek okul ortamında dijital ve sosyal medya okuryazarlığının hedeflenmesi gerektiğine işaret ederek, “Geçmiş yıllarda sıklıkla gündeme gelen medya okuryazarlığı eğitimlerinin, dijital medyayı da kapsayacak şekilde müfredatta yer alması önem taşıyor. Başta da belirttiğim gibi yasaklamaktan ziyade; teşvik, örnek rol model ve doğru kullanım davranışlarının çocuğa aktarılması gerekiyor. Üstelik sosyal medya okuryazarlığı eğitimlerinin sadece çocukları değil ailelerini kapsayacak şekilde yaygınlaşması gerekiyor” dedi.
“ÇOCUĞU RİSKLERDEN KORUYACAK ŞEKİLDE DONANIMLA YETİŞTİRMEK ÖNEM TAŞIYOR”
Önemli olanın dijital dünyanın içinde çocuğu ve çocuğun menfaatlerini koruyacak şekilde düzenlemeler yapılması olduğuna değinen Mavnacıoğlu, “Çocuğu, kişisel verilerinin korunması, siber güvenlik, siber zorbalık ve diğer dijital risklerle minimum düzeyde karşılaştırmak ve kendisini bu risklerden koruyacak şekilde donanımla yetiştirmek önem taşıyor. Sonuç itibarıyla, dijital teknolojinin içine doğan, ‘dijital yerli’ olarak adlandırdığımız ve yapay zekaya yön verecek olan bu kuşağın, dijital dünya ile günlük yaşam pratikleri arasındaki dengeyi sağlaması için başta aile olmak üzere eğitimcilerin de çaba sarf etmesi gerekiyor” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yalçın’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, Yalçın ve beraberinde Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tonbul, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ı ziyaret etti.
Görüşmeyi 29 Ağustos’ta tanıtımı yapılan İşgücü Uyum Programının (İUP) okulların personel ihtiyacını çözmesi amacıyla gerçekleştirdiklerini belirten Yalçın, “Okulların temel hizmet ihtiyaçlarını karşılamayan, iş ve sosyal güvenceden yoksun ve ücret adaletsizliği üreten İUP, çözümde anahtar olamamıştır. Öğrencilerimize, çocuklarımıza iyi bir eğitim, sağlıklı ve hijyenik bir okul ortamı sağlanabilmesi için idarecisinden öğretmenine tüm eğitim çalışanları seferber olmak zorunda kalmıştır. Yan hizmetlerin eksiksiz yerine getirilmesiyle eğitim sistemimiz çok daha iyi sonuçlar verecektir.” ifadelerini kullandı.
Ücret adaletsizliğinin giderilerek programın işlevsel hale getirilebileceğini ve asgari ücretin altındaki rakamların ilgi görmediğinin bilinmesini istediklerini ifade eden Yalçın, programın cazip hale getirilmesi gerekliliğini Bakan Işıkhan’a ilettiklerini bildirdi.
Yalçın, bunun üzerine Bakan Işıkhan’ın, İUP kapsamında ödenecek ücretin 12 bin liraya yükseltilmesi ve ilgili mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi için çalışma yapacaklarını belirttiğini aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kilis İl Emniyet Müdürlüğü, 2024-2025 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte, okullar ve çevresinde denetimlerini sıkılaştırdı. Okulların bulunduğu bölgelerde trafiğin yoğunlaşmasından dolayı kazaların önlenmesi amacıyla sıkı denetim yaptı. Denetimler sonucunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerinin eksiği olan araç ve motosiklet sürücülerine gerekli cezai işlem uygulandı. Okul çevrelerinde GBT ve ehliyet sorgulamasında bulunan ekipler sürücülere ise kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulundu.
Okullar bölgesinde yaya ve öğrenci güvenliği sağlanabilmesi için uygulamaların devam edeceği bilgisi öğrenildi. – KİLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KİLİS – Kilis’te polis ekipleri, yeni eğitim öğretimin yılının başlamasıyla birlikte okul önlerinde denetim gerçekleştirdi.
Kilis İl Emniyet Müdürlüğü, 2024-2025 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte, okullar ve çevresinde denetimlerini sıkılaştırdı. Okulların bulunduğu bölgelerde trafiğin yoğunlaşmasından dolayı kazaların önlenmesi amacıyla sıkı denetim yaptı. Denetimler sonucunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerinin eksiği olan araç ve motosiklet sürücülerine gerekli cezai işlem uygulandı. Okul çevrelerinde GBT ve ehliyet sorgulamasında bulunan ekipler sürücülere ise kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulundu.
Okullar bölgesinde yaya ve öğrenci güvenliği sağlanabilmesi için uygulamaların devam edeceği bilgisi öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yalçın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Bakan Işıkhan ile toplu sözleşme hükümlerini engelleyen tasarruf genelgesinin revize edilmesi konusunu ele aldıklarını belirtti. Yalçın, “Geçtiğimiz ay Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yapmış olduğumuz görüşmede Anayasa, Kanunlar ve uluslararası sözleşmelere aykırı olarak toplu sözleşme hükümlerimizi engelleyen Tasarruf Tedbirlerini görüşmüş, yanlışın düzeltilmesi gerektiğini belirtmiştik” dedi.
Yalçın, Bakan Işıkhan ile yaptıkları görüşmede de toplu sözleşme görüşmelerinde karar altına alınan servis hizmeti kazanımının engellenmesinin oluşturduğu mağduriyeti ve toplumsal maliyet oluşturduğunu, okulların açılmasıyla artan trafik ve bazı kurumlarda servis sözleşme yenileme dönemlerinin gelmesi sebebiyle sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğini söyledi. Yalçın, ilk toplu sözleşmeden itibaren 12 yıldır uygulanan koruyucu giyim kazanımının kapsamının genişlemesi yönüyle memurların memnuniyetinin arttığını, usulsüz idari işlemlerle engellenerek masaya olan güveni zedelediğini belirterek, “Kamu İşveren Heyeti ve Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinin masada kararlaştırılanı sahada uygulama noktasında ortak hareket etmesi gerektiğini, fazla çalışma ücreti T.S’deki kazanımlarımızla hemen hemen bütün kurumlarda uygulanan, emeğin ve akıtılan alın terinin karşılığının verilmesi noktasında emekçinin hakkı olan bir kazanımdır” ifadelerini kullandı.
Fazla çalışma ücretinin eksiksiz verilmesi ve masanın dışında karar alınmaması gerektiğini ifade eden Yalçın, şunları kaydetti:
“Seyyanen ilave ödemenin emekli aylığına yansıtılması, 1. Dereceye 3600 Ek Gösterge çalışmasının tamamlanması, 4688 sayılı Kanun’da değişikliğin gerçekleşmesi, koruma ve güvenlik görevlilerinin ek ödemesi, Ayniyat saymanlarının ÖHT sorununun çözülmesi, Mühendislik Meslek Kanunu, YHS ve diğer kamu görevlilerinin beklentilerinin karşılanması gerektiğini belirterek, çözümde geç kalınmaması, hızlı hareket edilmesi gerektiğini aktardık.”
“İyi bir eğitim sağlanabilmesi için tüm eğitim çalışanları seferber olmak zorunda kalmıştır”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İşgücü Uyum Programının (İUP) okulların personel ihtiyacını çözmesi amacıyla görüştüklerini de belirten Yalçın, “Okulların temel hizmet ihtiyaçlarını karşılamayan, iş ve sosyal güvenceden yoksun ve ücret adaletsizliği üreten İUP, çözümde anahtar olamamıştır. Öğrencilerimize, çocuklarımıza iyi bir eğitim, sağlıklı ve hijyenik bir okul ortamı sağlanabilmesi için idarecisinden öğretmenine tüm eğitim çalışanları seferber olmak zorunda kalmıştır. Yan hizmetlerin eksiksiz yerine getirilmesiyle eğitim sistemimiz çok daha iyi sonuçlar verecektir” şeklinde konuştu.
Ücret adaletsizliğinin giderilerek programın işlevsel hale getirilebileceğini ve asgari ücretin altındaki rakamların ilgi görmediğinin bilinmesini istediklerini ifade eden Yalçın, programın cazip hale getirilmesi gerekliliğini Bakan Işıkhan’a ilettiklerini belirtti.
Yalçın, Bakan Işıkhan’ın, İUP kapsamında ödenecek ücretin 12 bin liraya yükseltilmesi ve ilgili mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi için çalışma yapacaklarını belirttiğini kaydetti. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ahi Evran Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte konuşan Rektör Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil, Ahiliğin bir meslek örgütü olmasının dışında insan yetiştirme ve medeniyet projesi olduğunu söyledi.
Ahiliğin toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini, toplumsal hayata düzen getirdiğini, yeni bir anlayışın hakim olmasını sağladığını, dışarıdan tehditlerin olduğu dönemlerde devleti ve milleti ayakta tutabildiğini vurgulayan Karahocagil, “Ahiliğin bizim ne kadar önemli bir değerimiz olduğu daha çok ortaya çıkmaktadır. Bir yıla yakın bir süredir Gazze’de insanlık katliamı ve soykırım yapılıyor, bütün dünyanın seyirci kaldığı bu sistem devam ediyor. Yarın bunların başka yerlerde olma ihtimalini görüyoruz. Bunun için mazlumların sesi ve güvencesi olmak, onların güvendiği yer olmak gibi tarihi bir sorumluluğumuz var. Ahilik öyle bir değer ve sistem ki içindekilerle toplumsal düzeni, barışı sağlarken, insanın gelişimine de odaklanmaktadır.” diye konuştu.
Daha sonra öğrencilere üniversite, yerleşke, imkanlar ve kent hakkında bilgiler verilirken, her fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulu da kendi bünyesinde öğrencilere yönelik seminer düzenledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Memur- Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ı kabul etti.
Yalçın’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, Yalçın ve beraberinde Memur- Sen Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tonbul, Bakan Işıkhan’ı ziyaret etti. Görüşmeyi 29 Ağustos’ta tanıtımı yapılan İşgücü Uyum Programının (İUP) okulların personel ihtiyacını çözmesi amacıyla gerçekleştirdiklerini ifade eden Yalçın, “Okulların temel hizmet ihtiyaçlarını karşılamayan, iş ve sosyal güvenceden yoksun ve ücret adaletsizliği üreten İUP, çözümde anahtar olamamıştır. Öğrencilerimize, çocuklarımıza iyi bir eğitim, sağlıklı ve hijyenik bir okul ortamı sağlanabilmesi için idarecisinden öğretmenine tüm eğitim çalışanları seferber olmak zorunda kalmıştır. Yan hizmetlerin eksiksiz yerine getirilmesiyle eğitim sistemimiz çok daha iyi sonuçlar verecektir” dedi.
Yalçın, ücret adaletsizliğinin giderilerek programın işlevsel hale getirilebileceğini ve asgari ücret altı rakamların ilgi görmediğinin bilinmesini istediklerini ve uygulamanın cazip hale getirilmesi gerekliliğini Bakan Işıkhan’a ilettiklerini ifade etti.
Yalçın, bunun üzerine Bakan Işıkhan’ın, İUP kapsamında ödenecek ücretin 12 bin liraya yükseltilmesi ve ilgili mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi için çalışma yapacaklarını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Törene, Kaymakam Semih Doğanoğlu, Belediye Başkanı Ertunç Güngör, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hakan Keşküş, Nallıhan Meslek Yüksekokulu Müdürü Ayhan Aydın ve öğrenciler katıldı.
Bilgisayar programcılığı ve elektronik teknolojisi alanında 2 yıl eğitim görecek öğrencilere başarılar dileyen Aydın, her zaman öğrencilerin yanında olacaklarını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakırhan, bir restoranda düzenlenen “Ekmek ve Adalet Mücadelesinde Buluşuyoruz Programı”na katılarak, basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Burada konuşan Bakırhan, yerel basının Türkiye’nin aynası olduğunu ifade etti.
Toplumun her kesimiyle bir araya geldiklerini dile getiren Bakırhan, adalet ve özgürlük arayanların yanında olmaya devam edeceklerini anlattı.
Bir gazetecinin Anayasa çalışmaları hakkındaki sorusu üzerine Bakırhan, şu cevabı verdi:
“Yeni bir Anayasa olmalı, demokratik olmalı. Toplumun dinamikleri yapım sürecine katılmalı. Bu konuda samimiyet olmalı. Anayasa 3-5 farklı partinin bir araya gelerek yapacağı bir şey değil, toplum sözleşmesidir. Toplumun dahil olmadığı bir Anayasa, Anayasa olmaz. Öncekilerinin kötü bir örneği olur. Adı Anayasa olur, yine olur, demokratik olmaz.”
Bakırhan, daha sonra Akdeniz ilçesindeki Karaduvar Balıkçılar Kooperatifi’ni ziyaret etti, ardından Kazanlı Taziye Evi’nde “Kazanlı Örtü Altı Üreticileri Toplantısı”na katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düşük doğum oranları ve azalan genç nüfus sorunlarıyla mücadele eden Japonya, yaşlı nüfus konusunda yeni bir rekor kırdı.
Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı’nın 2023 yılı verilerine göre, 100 yaş ve üzeri kişilerin sayısı 54 yıl üst üste artarak geçen sene 95 bin 119 ile rekor seviyeye ulaştı.
100 yaş ve üzeri kişilerin yüzde 83’lük kısmını 83 bin 958 kişi ile kadınların oluşturduğu bildirilirken, yüzde 17’lik kısmını ise 11 bin 161 kişi ile erkeklerin oluşturduğu kaydedildi.
YAŞLI NÜFUSTA YENİ REKOR
100 yaşını geçenlerin toplam sayısının bir önceki yıla göre 2 bin 980 arttığı bildirilirken, ortalama yaşam süresinin de 3 yıl sonra ilk kez artarak 2023’te kadınlar için 87,14’e, erkekler için ise 81,09’a yükseldiği ifade edildi.
Güncel verilere göre, en yaşlı erkek 110 yaşındaki Kiyotaka Mizuno olurken, en yaşlı kadın ise aynı zamanda dünyanın en yaşlı insanı unvanını elinde bulunduran 116 yaşındaki Tomiko Itooka oldu.
61 YIL ÖNCE SAYILARI 153’TÜ
Bu alandaki verilerin toplanmaya başlandığı yıl olan 1963’te 153 olarak bilinen 100 yaş ve üzeri kişi sayısı; 1981’de bin, 1998’de ise 10 bin sınırını aşmıştı.
Ortalama yaşam sürelerinin tıp endüstrisi ile tedavi ve bakım hizmetlerindeki gelişmeler nedeniyle düzenli olarak arttığı değerlendiriliyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in siber saldırısı sonucu Lübnan’da Hizbullah’ın da iletişim için kullandığı çağrı cihazlarında patlamalar meydana geldi.
Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, İsrail’in “pager” isimli çağrı cihazlarına sızması sonucu yüzlerce Lübnanlı yaralandı.
NNA’dan yapılan açıklamada, “Beyrut’un güney banliyöleri ile Lübnan’ın birçok bölgesinde benzeri görülmemiş düşmanca bir güvenlik olayı yaşandı. Yüksek teknoloji kullanılarak taşınabilir pager sistemleri patlatıldı ve çok sayıda yaralı olduğu, yaralıların hastanelere nakledildiği bildirildi.” ifadeleri kullanıldı.
İSRAİL ÇAĞRI CİHAZLARINI PATLATTI
Lübnan’da bazı çağrı cihazlarının, sahiplerinin üzerindeyken patladığı anlar sosyal medyaya yansıdı.
Görüntülerde, taşınabilir cihazların sinyal vermesiyle sahipleri tarafından ellerine alındığı ve bu esnada infilak ettiği fark ediliyor.
8 ÖLÜ, 2 BİN 800 YARALI VAR
Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada 8 kişinin hayatını kaybettiği, 2 bin 800 kişinin ise yaralandığı duyuruldu.
Yaralanan kişilerin çoğunun Hizbullah mensubu olduğu kaydedildi.

SAĞLIKÇILARA ACİL KODLU ÇAĞRI YAPILDI
Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanı Firas el-Ebyad, “Ülkenin farklı bölgelerinde çağrı cihazlarının patlaması sonucu yüzlerce kişi yaralandı.” dedi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, acil servislere gelen yüksek sayıda yaralılarla ilgilenmek için tüm sağlık çalışanlarına görev yaptıkları sağlık merkezine gitmeleri talimatı verdi.
Lübnanlılardan kan bağışı yapmalarını talep eden Sağlık Bakanlığı, yollarda ambulanslara öncelik verilmesi çağrısı yaptı.

LÜBNAN SOKAKLARINDA KAOS…
Sağlık Bakanlığı, personelinden ve vatandaşlardan çağrı cihazları kullanmamasını istedi.
Başkent Beyrut sokaklarında onlarca ambulansın hareketliliği gözlemlenirken Lübnan askerleri de kentteki kaos ve trafikteki yoğunluğu ortadan kaldırmak için caddelerde konuşlandı.

HİZBULLAH: EN BÜYÜK GÜVENLİK İHLALİ
Reuters’a konuşan bir güvenlik kaynağı ise, Hizbullah’ın yüzlerce üyesinin, haberleşmek için kullandıkları çağrı cihazlarının patlaması sonucu ağır yaralandığını söyledi.
Hizbullah yetkilisi, çağrı cihazlarının patlatılmasının İsrail ile yaklaşık bir yıldır süren savaşta örgütün maruz kaldığı “en büyük güvenlik ihlali” olduğunu söyledi.



Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Meta’dan Rusya’yı kızdıran karar…
Milyonlarca kullanıcıya sahip uygulamaları tek çatı altında toplayan Meta, Rus medyasına ait bazı kuuluşları ve haber ajanslarını platformlarında yasakladı.
Yasağın duyurulmasının ardından tepki gören Meta, konuya ilişkin açıklama yaptı.
“RUS MEDYA KURULUŞLARI KÜRESEL OLARAK YASAKLANDI”
Açıklamada, “Dikkatli bir değerlendirmenin ardından Rus devlet medya kuruluşlarına karşı devam eden yaptırımlarımızı genişlettik. Rossiya Segodnya, RT ve bunlarla bağlantılı kuruluşlar, dış müdahale faaliyetleri nedeniyle uygulamalarımızdan küresel olarak yasaklanmıştır.” ifadesi kullanıldı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Moskova’da gündemdeki konulara dair yaptığı açıklamada, Meta’nın aldığı karara da değindi.
“BU KARAR OLUMSUZ VE KABUL EDİLEMEZ”
Peskov, Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta’nın Rus medya kuruluşlarını yasaklama kararının olumsuz ve kabul edilemez olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
Meta bu eylemlerle kendisini itibarsızlaştırıyor. Rus medyasına yönelik bu tür seçici eylemler kabul edilemez. Bunu son derece olumsuz bir karar olarak değerlendiriyoruz. Elbette bu, Meta ile ilişkilerimizi iyileştirme ihtimalini zorlaştırıyor.

RUS MEDYASI VE ABD
ABD Adalet Bakanlığı, 4 Eylül’de yaptığı açıklamada, aralarında RT’nin de olduğu Rusya’ya bağlı bazı medya kuruluşları ile sosyal medya platformlarını, 5 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimlerine müdahale etmeye çalışmakla suçlamış ve bu kapsamda yaptırımlar açıklamıştı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da 13 Eylül’de yabancı ülkelerde “istikrarsızlaştırıcı” faaliyetlerde bulunduğu ve Ukrayna’daki savaşında Moskova yönetimine önemli ölçüde destek sağladığı gerekçesiyle Rus devlet kanalı RT ile bağlantılı 3 kurum ile 2 kişiye yönelik yaptırım kararı alındığını açıklamıştı.
SEÇİMLERE MÜDAHALE İDDİALARINI REDDETTİLER
ABD istihbaratı, ülkede 2016 yılında düzenlenen başkanlık seçimlerine Rusya’nın RT ve diğer medya kurumları üzerinden müdahale etmeye çalıştığı sonucuna varmış, Moskova ise seçimlere müdahale iddialarını reddetmişti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuk felci vakalarındaki artış sonrası yapılan aşılama çalışmalarına ilişkin konuşan UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, “Gazze’den nadir görülen olumlu bir hikaye.” ifadesinde bulundu.
Lazzarini, açıklamalarında ikinci doz uygulamalarına ilişkin de konuştu.
“BİR SONRAKİ GÖREVİMİZ İKİNCİ DOZU SAĞLAMAKTIR”
Aşılamaya ilişkin konuşan Lazzari, şu sözleri sarf etti:
Gazze’den nadir görülen olumlu bir hikaye: Çocuk felci aşılama kampanyasının 1. turu başarıyla sona erdi. UNRWA ve ortakları yüz binlerce çocuğu aşılayarak aşılama kapsamını yüzde 90’a ulaştırmıştır.
Çatışmanın tarafları, gerekli olan farklı ‘insani duraklamalara’ büyük ölçüde saygı göstererek, siyasi irade olduğunda yardımın kesintiye uğramadan sağlanabileceğini göstermiştir.
Bir sonraki görevimiz çocuklara Eylül sonunda ikinci dozu sağlamaktır. Kampanyayı güvenli bir şekilde yürütmek için yeni duraklamalara ihtiyaç duyulacak olsa da, Gazze’deki insanların nerede olurlarsa olsunlar acilen ihtiyaç duydukları şey ateşkestir.

KAMPANYA BAŞLATILMIŞTI
Filistin Sağlık Bakanlığı, 16 Ağustos’ta, Gazze’de ilk çocuk felci vakasının tespit edildiğini duyurması sonrası, DSÖ, Filistin Sağlık Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve BM’nin Filistin Ajansının (UNWRA) iş birliğiyle, Gazze’de 10 yaş altı 600 binden fazla çocuğu kapsayan çocuk felci aşılama kampanyası başlatılmıştı.
Ayrıca, cumartesi günü açıklamada bulunan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kampanyanın ilk aşamasında 560 binden fazla çocuğun aşılandığını duyurmuştu.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail askerlerinin Gazze’de sürdürdüğü zulüm 10 ayı aşkındır devam ediyor.
Binlerce Gazzeliyi öldüren İsrail ordusu, savaştan kaçmayı başaran sivilleri ise yurtlarından ederek kendi topraklarından uzaklaştırıyor.
Göçebe olarak zor şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışan Gazzeliler, İsrail askerlerinin sınırda uyguladığı ambargo nedeniyle yiyecek ve temiz suya ulaşmakta zorluk çekiyor.
TÜRK KIZILAYI’NDAN YARDIM ELİ
Savaşın ilk gününden itibaren yardımlarını esirgemeyen Türk Kızılayı, açlıkla mücadele eden Gazzelilere bir gıda yardımı daha gerçekleştirdi.

20 BİN KİŞİLİK GIDA YARDIMI DAĞITILIYOR
Gazze’ye insani yardımın ulaşmasında yaşanan zorluğu yerelden temin ettiği gıda malzemeleriyle aşma yoluna giden Kızılay, kuru gıda, sıvı yağ, ton balığı dahil 16 kalem malzemeden oluşan 20 bin kişilik gıda kolisini Han Yunus’taki dağınık yerleşim bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya başladı.
Yardımların Gazze’ye ulaşması sürecinin her aşamasında Filistin, Mısır ve Ürdün Kızılayı ile koordineli bir çalışma yürüten Kızılay, bölgeye karayolu üzerinden insani yardım sevkiyatı gerçekleştirmek için de planlama çalışmalarını sürdürüyor.
GÜNDE 15 BİN KİŞİ KAPASİTELİ AŞEVİ FAALİYETİ SÜRÜYOR
Çatışmaların başladığı 7 Ekim’den bu yana önce Refah’ta, ardından Deyr Belah’ta hizmet veren aşeviyle Kızılay, günde 15 bin kişinin sıcak yemek ihtiyacını karşılıyor.
Aşevinden yararlananların pek çoğu, günde sadece bir öğün yemek yediklerini, bu yemeğin de Türk Kızılay aşevinden sağladıkları öğün olduğunu anlatıyor.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖCALAN İÇİN SLOGAN ATTILAR
“Festival” adı altında gerçekleştirilen gösteride PKK yandaşları, terör örgütünün bayraklarını taşıdı ve elebaşı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması yönünde sloganlar attı.

FRANSA’NIN İZNİ DAHİLİNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Fransa Dışişleri Bakanlığı, AA muhabirinin, PKK Avrupa Birliği ve Fransa tarafından terör örgütü olarak tanınırken örgüte ait paçavralarla terör propagandasının yapıldığı bu gösteriye neden izin verildiği sorusunu henüz yanıtlamadı. Türkiye, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2021’de terör örgütü PKK/PYD/YPG güdümündeki sözde “Suriye Demokratik Konseyi” mensupları ile görüşmesini kınamıştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2024-2025 Eğitim-Öğretim yılı başladı.
Türkiye genelinde milyonlarca öğrenci ve öğretmen okullarına geri döndü.
Van’da da bu kapsamda eğitim başlarken Gürpınar ilçesine bağlı Yaşlıdal mezrasında alışılmışın dışında bir durum yaşanıyor.
TEK ÖĞRENCİYLE EĞİTİM BAŞLADI
İlçeye 78 kilometre uzaklıkta bulunan Dağseven Mahallesi’ne bağlı 16 haneli ve yaklaşık 100 nüfuslu Yaşlıdal mezrasındaki okul, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce yaz tatilinde temizlik ve bakımı yapılarak eğitim öğretime hazır hale getirildi.
Yaşadığı mezrada üç yıldır ücretli öğretmen olarak görev yapan Şahin Aydın, üçüncü sınıfa başlayan ve akrabası olan tek öğrencisini geleceğe hazırlamak için her gün 08.00’de evden alıyor.
Gün boyunca öğrencisiyle okulda vakit geçiren öğretmen Aydın, öğrencisine hem öğretmenlik hem de arkadaşlık yapıyor.

HİÇ ARKADAŞI YOK
Hasret Aydın, AA muhabirine, tatil süresince okulunu ve öğretmenini çok özlediğini belirtti.
Okula başladığı için mutlu ve heyecanlı olduğunu belirten Aydın, şunları söyledi:
Sabah uyandığımda kahvaltımı yapıyorum. Okula gitmem için annem beni hazırlıyor, saçımı tarıyor. Öğretmenim beni evden alıyor ve okula gidiyoruz. Okulumu çok seviyorum.
Bütün günümüz öğretmenimle geçiyor. Bu sene de okula yalnız devam edeceğim. Keşke sınıf arkadaşım olsaydı. Onunla beraber saklambaç ve voleybol oynardım. Beraber ders çalışıp ip atlardık.

HEM AĞABEY HEM ÖĞRETMEN
Üç senedir okulda Hasret’e eğitim verdiğini anlatan öğretmen Aydın, en ücra noktalarda bile eğitim ve öğretimin ihmal edilmediğini vurguladı.
Hasret’in geleceği için elinden geleni yaptığını dile getiren Aydın, şunları kaydetti:
Hasret ile üçüncü yılımız olacak. Tek başına olmanın avantajları ve dezavantajları var. Hasret’in sıkılmaması için elimden geleni yapıyorum. Sınıfta arkadaşı olmadığı için yeri geldiğinde ağabeyi, arkadaşı oluyorum.
Teneffüslerde birlikte top oynuyoruz. Evden alıp, evine bırakıyorum. Normalde bir öğrenci için okul açılmaz. Devletimiz bir öğrencinin bile geleceğine önem veriyor.
Okulumuzun bakımı, ısınma sorunu, kitapları, her şeyiyle ilgileniliyor. Bir öğrencinin geleceğine değer veren, bütün toplumun geleceğine önem verir. Ülkemizin en ücra noktasında bile devletimiz bütün imkanlarını seferber ediyor. Allah devletimize zeval vermesin.

“ÜLKEMİZDE EĞİTİME VERİLEN ÖNEMİ GÖREBİLİYORUZ”
Tarım ve hayvancılıkla uğraşan baba Ramazan Aydın da “Ülkemizde eğitime verilen önemi görebiliyoruz. Devletimiz, Hasret için elinden geleni yapıyor. Bir öğrenci için öğretmen atanıyor. Destekler esirgenmiyor. Devlet büyüklerimize, Valimize ve Kaymakamımıza teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Yusuf Balıkçı
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), ağır yaralı bir askerin tahliyesi için Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentine uçan UH-60 Black Hawk tipi helikopterin iniş yaptığı sırada düştüğünü duyurdu.
Yerel saatle 00.30 sıralarında meydana gelen kazada 37 ve 38 yaşlarındaki iki İsrail askerinin öldüğü, 7 askerin yaralandığı belirtildi.
SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR
Olayla ilgili ön soruşturmada helikopterin vurulmadığı, olayın bir kaza olduğu ve alçak irtifadayken düştüğü kaydedildi.
Yaralanan askerlerin hastaneye kaldırıldığı ifade edilen açıklama, helikopterin ağır hasar aldığı belirtildi.
Kazanın nedenine ilişkin soruşturma devam ediyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Abdullah Paçal
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangın, saat 15.00 sıralarında Göynük ilçesi Karaardıç köyü yakınlarında başlamıştı. Henüz bilinmeyen bir nedenle başlayan orman yangını için Nallıhan, Göynük ve Mudurnu ilçelerinden bölgeye çok sayıda itfaiye ve arazöz ekibi sevk edildi. Ekiplerin hızlı müdahalesi neticesinde yangının etrafı çevrildi. Yaklaşık 3 saatlik mücadelenin sonucunda alevler kontrol altına alındı. Ekiplerin bölgede soğutma çalışması devam ediyor. – BOLU

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polis, iki haftadır ülkenin güneyindeki Davao kentinde kendisine ait İsa Mesih Krallığı Kilisesi’nin yerleşkesinde kalan Quiboloy’un yakalanması için girişimlerde bulunuyordu ancak destekçileri, emniyet mensuplarının yerleşkeye girmelerine izin vermiyordu.
Polis ve silahlı kuvvetlerin 24 saatlik ültimatom vermesinin ardından papaz Quiboloy, emniyet güçlerine teslim oldu.
“SÜRECE DAHİL OLAN HERKES HESAP VERECEK”
Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr, yaptığı açıklamada, “(Quiboloy) Ona diğer tutuklular gibi davranacağız ve haklarına saygı göstereceğiz. Süreci sonuna kadar götüreceğiz. Süreç şeffaf olacak. Sürece dahil olan herkes hesap verecek.” dedi.
ABD’NİN İADE TALEBİ OLMADI
Marcos, Quiboloy için ABD’den iade talebinin olmadığını belirterek, papazın önce yerel mahkemelerde yargılanması ve yöneltilen suçlamalara cevap vermesi gerektiğini vurguladı.
Quiboloy, FBI’ın arananlar listesinde yer alıyordu.
NE OLMUŞTU?
Kasım 2021’de ABD Federal Savcılığı, Quiboloy ile iki üst düzey kilise yöneticisi hakkında komplo, çocuk ve kadınların zorla cinsel istismarı, dolandırıcılık, sahte evlilik, kara para aklama, nakit kaçakçılığı ve vize sahteciliği gibi suçlamalarla iddianame hazırlamıştı.
Federal savcıların yaptığı açıklamada, ABD’nin Los Angeles eyaletindeki Van Nuys bölgesinde faaliyet gösteren Filipinler merkezli kilisenin liderinin “lanetleme” tehdidiyle zorladığı kadınlar ve reşit olmayan kız çocuklarına cinsel istismarda bulunmakla suçlandığı duyurulmuştu.
1985 yılında kurulan ve 74 yaşındaki Quiboloy’un başkanlık ettiği İsa Mesih Krallığı Kilisesinin yaklaşık 200 ülkede 6 milyon üyesinin bulunduğu öne sürülüyor.
Eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin yakın arkadaşı Quiboloy, kendisini “Tanrı’nın tayin edilmiş oğlu” olarak tanımlamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adı açıklanmayan Suriyeli bir askeri kaynak, Lübnan’ın kuzeybatısından Suriye’nin orta bölümündeki bazı askeri mevzileri hedef alan bir hava saldırısı başlatıldığını ve hava savunma sistemlerinin füzeleri engellediğini bazılarını da düşürdüğünü söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>12 GÖZALTI
İsrail ordusunun son 24 saatte işgal altındaki Batı Şeria’nın çeşitli kentlerinde aralarında bir kadın gazeteci ile eski tutukluların da bulunduğu en az 12 Filistinliyi gözaltına aldığı kaydedildi.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı 7 Ekim’den bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 691 Filistinli hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçtiğimiz günlerde de beş senenin ardından Avrupa Birliği’nce dışişleri bakanlarının Gymnich adı verilen gayri resmi toplantısına davet edildi. Fidan’ın AB’nin ardından AL toplantısına davet edilmesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ülkelerle normalleşme süreçlerine verdiği katkının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Fidan, bu toplantılara katılım göstererek küresel şartları gözeterek alternatif kulvarlarda Türkiye’nin politikalarını ve tezlerini üst düzeyde dünyaya anlatıyor. Türkiye uyguladığı kapsayıcı ve çok boyutlu diplomasi ile dünya politikalarında etkisini günden güne artırıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KURUMSAL İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİ GÜNDEMDE
Konsey toplantıları Mart ve Eylül aylarında olmak üzere düzenli olarak yılda iki kez Kahire’de yapılıyor. Arap Ligi’nin gündeminde bulunan Filistin başta olmak üzere birçok başlık Türkiye’nin dış politika gündeminde öncelikli konular arasında yer alıyor.

Türkiye’nin Arap ülkeleriyle son yıllarda gelişen ve çeşitlenen ilişkileri, hem bölgedeki mevcut sorunlara çözüm arayışları hem de karşılıklı yarar temelinde geleceğe yönelik somut işbirlikleri bağlamında yeni fırsatlar sunuyor.Bu çerçevede, Arap Ligi’yle kurumsal ilişkilerin geliştirilmesi ve eşgüdümün artırılması gündemde.

ÜYE ÜLKELERLE GELİŞEN İLİŞKİLERİN YANSIMASI
Fidan’ın Arap Ligi Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısına davet edilmesi de üye ülkelerle gelişen ikili ilişkilerin yanı sıra, Türkiye’nin bölgedeki rolüne duyulan ilginin yansıması olarak değerlendiriliyor.
SON DÖNEM TEMASLARDA ARTIŞ
AL Dışişleri Bakanları Konseyi (DBK) toplantılarında, 2018 yılından başlayarak Türkiye’nin Arap ülkelerinin içişlerine karıştığı iddiasıyla bazı aleyhte kararlar kabul edilmiş, ancak farklı seviyelerde gerçekleştirilen girişimler ve zaman içinde Mısır başta olmak üzere Arap ülkeleriyle gelişen ilişkiler neticesinde mezkûr kararlarda kullanılan dilin giderek yumuşatıldığı görüldü. Bu süre zarfında AL’yle gelişen temas ve ilişkilerimiz kapsamında, Fidan 13-14 Ekim 2023 tarihlerinde Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyarette AL Genel Sekreteri (ALGS) Ahmed Aboul Gheit’le görüştü. Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ahmet Yıldız ile AL Genel Sekreter Yardımcısı (ALGSY) Büyükelçi Hossam Zaki başkanlığında 28 Şubat 2024 tarihinde Ankara’da siyasi istişareler gerçekleştirildi, Hossam Zaki bilahare Antalya Diplomasi Forumu’na katıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düzce’de S plaka öğrenci servis taşımacılığı 2024-2025 eğitim öğretim yılı kilometre ücret tarifelerinin belirlenmesi için Düzce Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda toplantı düzenlendi.
Belediye Başkan Yardımcısı Cihan Ünal başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü, SS Otobüsçüler Minibüsçüler ve Servis Araçları Odası ile Düzce Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası temsilcileri katıldı. Görüşmelerde çevre illerdeki ücret tarifeleri de göz önünde bulunduruldu. Görüşmeler sonucu, kar oranı düşürülerek yeni servis ücretleri maliyetin altında ve diğer şehirlerden daha düşük tutuldu.
Buna göre, 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde Düzce’de uygulanacak servis ücret tarifesi en kısa mesafe (0-1 km) için bin 670 lira, en uzun mesafe (23-25 km) için ise 3 bin 900 TL olarak belirlendi. 25 kilometreyi aşanlar için kilometre başına alınacak ücret ise 39 TL olarak tespit edildi.
Ayrıca, 36 hafta üzerinden hesaplanan servis ücret tarifesinde; aynı aileden 2 çocuğun aynı servisten yararlanması halinde ve ayrıca peşin ödemelerde yüzde 10 indirim uygulanması da kararlaştırıldı.
Yeni ücret tarifesinin 1 yıl süreyle artış planlanmadan uygulanacağı açıklandı. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da 9 Eyül’de başlayacak yeni eğitim öğretim yılında 2 milyon 951 bin 685 öğrenci ders başı yapacak. İstanbul Valiliği, servis araçları ve ilk günlerde velilerin yaratacağı sirkülasyonun şehir trafiğinde yoğunluk yaşanmasına neden olabileceği gerekçesiyle, eğitim – öğretim saatlerinde düzenlemeye gidildiğini duyurdu.
Konuyla ilgili İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklama şöyle:
“2024 – 2025 Eğitim öğretim yılı, 09.09.2024 Pazartesi günü başlayacak. İstanbul’da resmi ve özel okullarımızda 2.951.685 öğrencimiz eğitim öğretime başlayacak olup bu öğrencilerimizden 715.835’i ilk kez yeni okullarında eğitim – öğretime başlayacaklardır. Okulların açılmasıyla birlikte 16.000’i aşkın öğrenci servisi trafiğe çıkacaktır. Servis araçları ve velilerimizin ilk günlerde yaratacağı sirkülasyonun, şehir trafiğinde yoğunluk yaşanmasına sebep olacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle İstanbul’daki tüm okullarda okulların açılacağı 09.09.2024 Pazartesi günü eğitim öğretimin 10.00 ile 15.00 saatleri arasında yapılmasına karar verilmiştir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıda, Aydın genelindeki okullarda güvenliğin sağlanması için alınacak tedbirler, öğrenci sağlığı ve okul çevresindeki denetimlerin sıkılaştırılması gibi konular ele alındı. Toplantıya başkanlık eden Aydın Valisi Yakup Canbolat, eğitimin toplumun gelişimindeki önemine dikkat çekerek, Aydın’daki okullarda yeni döneme dair hedefleri paylaştı.
Vali Canbolat, konuşmasında Türkiye’nin geleceği için nitelikli ve donanımlı bir nesil yetiştirmenin önemine vurgu yaparak, “Günümüzün güçlü, ekonomik ve sosyal yaşantısına sahip ülkeleri, bu gelişimlerini büyük ölçüde insanı merkeze alan bir eğitim öğretim sistemine borçludur. Gerçek gücün fiziksel güçte değil, okumuş insan beyninde olduğu kabul edilmektedir. Ülkemizin hayallerini hedeflere, hedeflerini de gerçeğe dönüştürmede en büyük güç kaynağımız, nitelikli, özgüveni yüksek, milli ve manevi değerlerle donatılmış yeni nesiller olacaktır” dedi.
Aydın genelinde eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin bilgiler paylaşan Vali Canbolat, “2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı’nda Aydın il genelindeki resmi ve özel okul ve kurumlarımızda 974 okul ve kurumda toplam 16 bin 390 öğretmen temel eğitimde 133 bin 555 ve ortaöğretimde 50 bin 536 olmak üzere toplam 184 bin 91 öğrenci ile eğitim öğretim başlamış bulunmaktadır. Aydın il genelindeki okullarımızda temel eğitim okullarımızda toplam 6 bin 601, ortaöğretimde de 2 bin 517 olmak üzere toplam 9 bin 118 sınıfta öğrencilerimize eğitim öğretim hizmeti verilmektedir. İlimiz genelinde ilkokul ve ortaokullarımızda sınıf başına düşen öğrenci sayısı 20, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ise 13’tür” diye konuştu.
Yeni eğitim-öğretim yılı boyunca okul çevrelerinde güvenliğin sağlanmasının önemine de değinen Canbolat, “2024-2025 Eğitim-Öğrenim Yılı’nın huzur ve güven içerisinde sürdürülmesi, ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın ve gençlerimizin okul çevrelerinde maruz kalabilecekleri her türlü olumsuzlukların engellenmesi ve trafik güvenliğinin arttırılması önem arz etmektedir. Bu kapsamda emniyet asayişinin temini, muhafazası ve trafik güvenliğine ilişkin alınan tedbirleri gözden geçirilmesi, alınacak ilave tedbirlerin planlanması ve yapılacak etkin denetimlerle söz konusu tedbirlilere uyulmasını sağlamak gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Çocukların sağlığını da önemsediklerini kaydeden Vali Canbolat, “Bu konularla ilgili olarak ilimiz okullarında ilköğretim birinci sınıflara yönelik ağız ve diş sağlığı taraması ile anaokulu, iki, üç ve dördüncü sınıflara eğitim hizmetleri, toplum sağlığı hizmetlerimiz ve ilçe sağlık müdürlüklerimizce yürütülürken ilköğretim birinci sınıflara işitme testi ve görme muayeneleri ile 13’üncü sınıflar için tetanos aşısı kayıtlı oldukları aile hekimleri tarafından uygulanmaktadır. Tüm bu çalışmalar İl Sağlık Müdürlüğümüz ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz koordinasyonunda gerçekleştirilecektir. Ayrıca okullarımızda bulaşıcı hastalıkları önlemeye yönelik bilgilendirme ve eğitim faaliyetlerini yine Sağlık Müdürlüğü ve Milli Eğitim Müdürlüğü hassasiyetle yürütecektir” dedi.
Vali Canbolat ayrıca okul çevresindeki gıda işletmeleri ve okul kantinlerinde sıkı hijyen denetimlerinin gerçekleştirileceğini belirtti. Akran zorbalığının okullarda öğrencilerin psikolojik ve akademik başarısına olumsuz etkilerine de dikkat çeken Canbolat, bu konuda gerekli tedbirlerin alınacağını ifade etti.
Toplantının sonunda Canbolat, 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı’nın huzurlu, sağlıklı ve başarılı geçmesi temennisinde bulunarak, toplantının başarılı geçmesini ve alınan kararların hayırlı olmasını diledi. – AYDIN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çamaltı Mahallesi’nde, iş insanı Ahmet Eren ve Cem Eren’in destekleriyle yapılan 24 derslikli lisenin açılışı İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu ve Hatay Valisi Mustafa Masatlı‘nın katımıyla gerçekleştirildi.
İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, törende yaptığı konuşmada, Hatay’ın 6 Şubat 2023’teki depremlerden en çok etkilenen il olduğunu hatırlattı.
Depremlerde eğitim kurumlarının da hasar aldığını belirten Karaloğlu, şöyle devam etti:
“Çok hızlı müdahaleyle eğitimi kesintisiz hale getirerek Hatay’da devam ettiriyoruz. Bugün tamamlanan, devam eden ve proje aşamasında olan okul ve dersliklerimiz tamamlandığında, Hatay’da 5 Şubat 2023’teki derslik sayımıza 2 bin yeni derslik daha ilave olacak. Ortalama 14 bin 500 sayısında olan derslik sayımızı, ortalama 17 bin derslik sayısına ulaştıracağız.”
Hayırseverlere de desteklerinden dolayı teşekkür eden Karaloğlu, Hatay’ın eğitim sisteminin inşa ve ihya faaliyetleriyle deprem öncesinden daha iyi konuma geleceğini söyledi.
Hatay Valisi Mustafa Masatlı da depremlerde kentteki konutların yanı sıra çok sayıda okulun da yıkıldığını belirterek, “Eğitim ve öğretime başlama bakımından süratle tarihin en büyük iyileştirme operasyonunu Sayın Cumhurbaşkanı’mızın başkanlığında, bakanlarımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız, sivil toplum örgütlerimizle hayırsever vatandaşlarımızın da desteğiyle başlattık. İlk önce 422 okulumuzu bakım ve onarımdan geçirttik, devamında derslik sayısı 718 olan 100 okulumuzu da eğitim öğretim hizmetine aldık.” diye konuştu.
Hayırseverlere de desteklerinden dolayı teşekkür eden Masatlı, yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını diledi.
Törende, Yayladağı Belediye Başkanı Mehmet Yalçın ile iş insanı Ahmet Eren de konuşma yaptı.
Açılışı yapılan ve sınavla öğrenci alan okulda bu yıl 750 öğrenci eğitim görecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>McGarry, 1943 yılında ailesinin ihtiyaçları nedeniyle son sınıftayken okulu bırakmıştı. Yıllar boyunca eczacı ve hademe olarak çalışan McGarry, her zaman liseyi bitirme hayalini korudu. Bu hayalin farkında olan arkadaşı Marie Adams, okul bölgesiyle iletişime geçerek bu sürprizi organize etti.
Tören günü, akşam yemeğine gideceğini sanan McGarry, Switzerland of Ohio Yerel Okul Bölgesi binasına getirildi. Burada, Müdür Phil Ackerman tarafından diploması takdim edildi. McGarry ayrıca bir cübbe ve kep de aldı.
Ohio Revize Edilmiş Yasası’ndaki bir istisna sayesinde, McGarry’ye 2024 yerine 1944 tarihli diploma verildi. Bu istisna, savaş sırasında iş gücüne katılmak için liseyi bırakan kadınları kapsıyor.
Müdür Ackerman, bu olayın hedeflere ulaşmak için hiçbir zaman geç olmadığını gösterdiğini vurguladı. McGarry’nin 99 yaşında diplomasını alması, herkes için ilham verici bir örnek oluşturdu.
Birkaç ay içinde 100 yaşına girecek olan ve hala Woodsfield’da yaşayan McGarry, uzun zamandır beklediği bu başarının tadını çıkaracağını ifade etti. Bu hikâye, yaşam boyu öğrenmenin ve hayallerin peşinden gitmenin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.




Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uzman Psikolog Muhammed Ali Bakış, uyum haftasıyla birlikte okula yeni başlayan çocuklarda enerji kaybı, isteksizlik, iştahsızlık, mide bulantısı ve baş ağrısı gibi şikayetlerin okul fobisinin belirtileri olduğunu açıkladı. Okul fobisinin ilk günlerden başladığını belirten Uzman Psikolog Bakış, okul korkusu yaşayan çocukların geçmiş zamanında anne, baba, tutum ve davranışlarına bağlı olarak geliştiğini belirtti. Çocuklarda görülecek hastalıklara karşı dikkat çeken Bakış; “Bu yüzden çocukta okula gitme korkusu ya da okul zamanı geldiğinde baş ağrısı, mide bulantısı, karın ağrısı gibi belirtiler görülebilir. Bu okul fobisini işaret eden belirtilerdir. Bu tür belirtiler görüldüğünde çocuğun mutlaka psikolojik destek alması gerekiyor çünkü bu bir tanıdır. Tanıyı koyduktan sonra anne babayla ilgili tutum ve davranışlarıyla ilgili mutlaka bir sorun olduğunu gösterir. Çocuk okula gitmek istemediği zaman ne yapmamız gerekiyor? Bazen çocuk okula gider, okulda ağlamaya başlar, hemen ne yaparlar? Anne babayı çağırırlar, anneyi çağırırlar ve çocuğunuzu alıp götürmenizi isterler. Çünkü çocuk okulda duramaz. Bu şekilde yapıldığı zaman çocuğun mutlaka okulda kalması gerekiyor. Çocuk ağladı diye onu okuldan almamak gerekiyor. Anne ona yakın bir yerde bir müddet bekleyebilir. Çocuk her ağladığında onu okuldan alınması yanlış olur. Çocuk her ağladığında okuldan alınırsa pekiştirilmiş olur. Bu da tedaviyi olumsuz etkileyen bir durumdur. Buna mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor. Anne babaların dikkat etmesi gereken en önemli husustur. Anne, baba, tutum ve davranışlarına bağlı olduğu için çocuk bağımlı büyümüş anne ve babasıyla, daha çok annesiyle bağımlı olduğu için okula adapte olamıyor, uyum sağlayamıyor. Bunun en büyük problemi budur. Yani çocuk annesine bağımlı olduğu için annesinden kopamıyor haliyle okula da uyum sağlayamıyor. O yüzden bu şekilde bir durum ile karşılaşılırsa mutlaka uzmanlar tarafından incelenmesi gerekiyor” dedi. – SİİRT
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE – Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 4. Uluslararası Avrasya Mikoloji Kongresi Troia Kültür Merkezinde devam ediyor. Kongrede, Kastamonu Üniversitesi İhsan Gazi Meslek Yüksekokulu Öğretim Elemanı ve Veteriner Hekim Abdullah Şimşek, ‘Ahırlardaki Mikrofungal Kontaminasyonun: Veteriner Hekimler ve Hayvanlar İçin Sağlık Riskleri ve Ekonomik Etkileri’ konulu sunum gerçekleştirdi. Sunumda Öğretim Elemanı Abdullah Şimşek, Veteriner hekimlerin sağlık sektörünün vazgeçilmez bir parçası olduğunu, sağlık çalışanı sayılmadıklarına dikkat çekti. Şimşek, İnsan, hayvan yada çevre sağlığı olmadığını, tek tip tek sağlık olduğunu vurguladı.
Dün açılışı gerçekleştirilen 4. Uluslararası Avrasya Mikoloji Kongresi, Troia Kültür Merkezi’nde devam ediyor. Kongrede, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerden gelen akademisyenler, Mikoloji alanında yapılan çalışmalar hakkında sunumlar yaptı.
Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu Amfisinde de devam eden kongrede, Kastamonu Üniversitesi İhsan Gazi Meslek Yüksekokulu Öğretim Elemanı ve Veteriner Hekim Abdullah Şimşek, ‘Ahırlardaki Mikrofungal Kontaminasyonun: Veteriner Hekimler ve Hayvanlar İçin Sağlık Riskleri ve Ekonomik Etkileri’ konulu sunum gerçekleştirdi. Sunumda Öğretim Elemanı Abdullah Şimşek, Veteriner hekimlerin sağlık sektörünün vazgeçilmez bir parçası olduğunu, sağlık çalışanı sayılmadıklarına dikkat çekti. Şimşek, İnsan, hayvan yada çevre sağlığı olmadığını, tek tip tek sağlık olduğunu vurguladı. Aynı zamanda veteriner hekimlerin çalışma şartları, ortamlarının sağlık için elverişsiz olduğunu da ifade etti.
Kongreyle, mikoloji alanında yeni araştırmaların paylaşılması ve genç bilim insanlarının bu alanda teşvik edilmesi hedefleniyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhtiyaç sahibi öğrencilere yönelik eğitim yardımı dolayısıyla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde tören düzenlendi.
Törene katılan Mut Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Sezer, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince gönderilen 150 bin liralık çeki, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdal Dölek’e teslim etti.
Programda konuşan Kaymakam İhsan Ayrancı, “Geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitimi her şeyden önemli. Bu konuda katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS – Bitlis il merkezi ile Mutki ilçesine bağlı köylerde meydana gelen orman yangınları, ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alındı.
Yangınlar, Bitlis merkeze bağlı Yukarı karaboy ve Yaygın köyleri ile Mutki ilçesine bağlı Yazıcık ve Kayran köylerinde meydana geldi. Bitlis İl Özel İdaresi ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin özverili çalışmaları sayesinde yangınlar büyümeden kontrol altına alındı. Yangınlarla ilgili Bitlis İl Özel İdaresi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Merkez ilçemiz Yukarı Karaboy ve Yaygın köyleri ile Mutki ilçemiz Yazıcık ve Kayran köyleri bölgelerinde çıkan orman yangını, ilgili kurumlarla beraber personellerimizin özverili çalışmaları sonucunda kontrol altına alınarak söndürülmüştür” ifadelerine yer verildi.
Bölgede yangın söndürme ve soğutma çalışmaları devam ederken, yetkililer ise vatandaşları orman yangınlarına karşı dikkatli olmaya davet etti.
Yangınların çıkış nedeni ile ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİCARET Bakanı Ömer Bolat, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği İsveç’te Uluslararası Kalkınma İşbirliği ve Dış Ticaret Bakanı Johan Forssell ile bir araya geldi.
Bakan Bolat, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “İsveç’te Uluslararası Kalkınma İşbirliği ve Dış Ticaret Bakanı Sayın Johan Forssell ile JETCO II. Dönem Toplantısı vesilesiyle bir araya gelerek, ülkelerimiz arasındaki işbirliğini ve fırsatları değerlendirdik. Toplantıda, ikili ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesini teminen özellikle yenilenebilir enerji, sağlık turizmi, yeşil ekonomi, teknoloji, savunma, KOBİler ve start-uplar konusunda yeni işbirlikleri için güçlü bir zemin inşa ettik, yol haritamızı imzaladığımız JETCO Protokolü ile kayda geçirdik. Özel sektör kuruluşlarımız, iş dünyamız, sanayicilerimiz ve şirketlerimizle el ele vererek ikili ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 5 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. İsveç ile ikili düzeydeki işbirliğimizi ilerletmenin yanı sıra Gümrük Birliğinin modernizasyonu için de ortak çalışmalar yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Moğolistan’a inen Putin havalimanında törenle karşılandı.
Putin’in yarın Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaagiin Khurelsukh ile bir araya gelmesi beklenirken, iki ülke arasında bazı belgelerin da imzalanması planlanıyor.
Öte yandan, Moğolistan’ın Putin hakkında yakalama kararı çıkartan Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) üyeliği gündeme gelmişti.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, gazetecilere yaptığı açıklamada, UCM kararı veya Moğolistan’ın üyeliğinin Rusya’nın gündemindeki bir sorun olmadığını söylemişti.
UCM’NİN PUTİN HAKKINDA YAKALAMA KARARI
UCM, Ukrayna’da işlenen suçlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, Rusya Devlet Başkanı Putin ve Rusya’nın Çocuk Hakları Komiseri Maria Alekseyevna Lvova-Belova hakkında savaş suçu gerekçesiyle yakalama kararı çıkarıldığını ve bu kararın ömür boyu geçerli olduğunu Mart 2023’te duyurmuştu.
Moğolistan da Roma Statüsü’nü imzalayan ve UCM’ye üye olan 124 ülke arasında yer alıyor.
*Haberin görselleri Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Netanyahu’nun dün akşam düzenlediği basın toplantısında, Hamas’ı, 6 İsrailli esirin ölümünden sorumlu tutmasının ardından Hareketin Siyasi Büro üyesi İzzet er-Rişk, Telegram hesabından yazılı açıklama yaptı.
Rişk, “Direniş güçlerinin elindeki esirlerin hayatından Netanyahu sorumludur. Direniş güçleri onların hayatını korumaya ve iyi muamelede bulunmaya özen gösterirken o (Netanyahu) onları öldürme ve durumlarını görmezden gelmede ısrar ediyor.” ifadelerini kullandı.
Netanyahu’nun yaptığı açıklamayla esir takası ve ateşkes anlaşmasını engelleyenin kendisi olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Rişk, “Netanyahu, 11 aydır Gazze’de yürüttüğü ve halkına pazarlamada başarılı olamadığı hayali bir zafer arıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
REKLAM
Netanyahu dünkü basın toplantısında, geçen hafta Gazze’de 6 İsrailli esirin cenazelerinin bulunmasının ardından bazı İsrailli yetkililerin Mısır ile Gazze sınır hattındaki Philadelphi Koridoru’ndaki işgalin sona erdirilmesi yönündeki açıklamalarını duyduğunda “şoke olduğunu” belirtmiş ve buradaki işgale devam etme konusunda ısrarcı olacaklarını söylemişti.
İsrail ordusu, 1 Eylül’de Gazze Şeridi’nin Refah kentinde bir tünelde 6 İsrailli esirin cesedine ulaşıldığını açıklamıştı.
Hamas, 6 İsrailli esirin “Amerikan silahlarıyla Filistin halkını katleden İsrail bombardımanında” öldüğünü belirtmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA-KAHİRE HATTINDA YENİ DÖNEM
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuğunu Beştepe’de resmi törenle karşılayacak. İki lider, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısına başkanlık edecek. Birçok alanda da anlaşmaya imza atılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır’ın başkenti Kahire’ye 14 Şubat 2024’te yaptığı ziyaretle, ilişkilerde yeni bir sayfa açıldı. Bu, 12 yıl sonra bir ilkti.
GÜNDEM GAZZE OLACAK
Sisi’nin iadeiziyaretinde başlıca gündem Gazze olacak. İsrail’in saldırılarının durdurulması, bölgede ateşkesin sağlanması ve Netanyahu hükümetinin yargılanması konusunda atılabilecek ortak adımlar görüşülecek. Filistin başta olmak üzere Libya, sudan, Somali gibi bölgesel meselelerde; kalıcı istikrar, barış ve huzurun tesisi iki yapılabilecekler ele alınacak.
REKLAMEKONOMİ, TİCARET, ENERJİ VE EĞİTİM MASAYA YATIRILACAK
Mısır ve Türkiye arasındaki iş birliği, Gazze ile sınırlı kalmayacak. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısında ilişkilerin ekonomik boyutu da masaya yatırılacak. İki ülke arasında 10 milyar dolara ulaşan ticaret hacminde yeni hedef 15 milyar dolar. Bu hedefe ulaşmak için atılacak adımlar görüşülecek. LNG, yenilenebilir, madencilik başta olmak üzere enerjinin yanı sıra; sağlık, turizm ve savunma sanayiinde iş birliği gündemde olacak. Kahire’deki Yunus Emre Enstitüsü’nün 20 bin öğrencisi var. Her iki ülke de üniversiteler arası işbirliği, medya ve iletişim alanında çalışmaları artırıcı yöndeki çabalar da ele alınacak.
Mısır’daki havacılık fuarında sergilenmeye başlanan HÜRJET ile Türkiye’nin fuara katılımı, iki ülke arasındaki askeri ve diplomatik ilişkilerin güçlenmesi adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ziyaretin, siyasi ve askeri alanlarda da bölgesel dengelere etki etmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belçika Kraliyeti’nden yapılan yazılı açıklamada, Kral Philppe’nin, hükümeti kurma görevini bir kez daha De Wever’e verdiği duyuruldu.
Açıklamada De Wever’in, Kral’a raporunu 23 Eylül’de sunacağı bildirildi.
Kral, ardından yapacağı değerlendirmede ya De Wever’in süresini uzatacak ya da hükümeti kurma görevini başka bir isme devretmeye veya arabuluculuk prosedürüne bir kez daha başvurmaya karar verecek.
De Wever, 9 Haziran’daki seçimin ardından Kral tarafından seçimin galibi olması nedeniyle hükümeti kurmakla görevlendirilmişti.
REKLAM
Partisi N-VA hükümeti kuracak çoğunluğu elde edemediği için De Wever, Brüksel Başkent Bölgesi ve Fransızca konuşan toplumun bölgesi Valonya parlamentosunda birinci sıraya yerleşen Frankofon liberal MR partisi, Valonya’da 4. sırada gelen merkez parti Les Engages, Flaman bölgesinde 3. sırada gelen Flaman Vooruit ve 4. gelen Flaman Hıristiyan demokrat CD&V ile 5’li görüşmeler yapmıştı.
Görüşmeler, De Wever’in federal sosyal reform önerisi etrafında sürmüş ancak uzlaşma çıkmamıştı.
De Wever bu nedenle 23 Ağustos’ta görevi Kral’a iade etmişti. Kral, Les Engages lideri Maxime Prevot’u 5 parti arasında “arabulucu” olarak atamıştı.
Her seçim sonrası sancılı süreç
Belçika’da federal bölgelerin arasında yaşanan anlaşmazlıklar, hemen her seçim sonrasında siyasi krizlere neden oluyor.
Ülke 1979 seçimlerinin ardından 107 gün, 1988’de 148 gün, 2007’de 194 gün ve 2019 seçimleri sonrası 653 gün hükümetsiz kalarak bu konuda rekor kırmıştı.
*Haberin görseli ShutterStock tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin Ankara Büyükelçiliği X hesabından İzmir’de askerlerinin maruz kaldığı olaya ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“USS Wasp’te görevli ABD’li askeri personelin bugün İzmir’de saldırıya maruz kaldığını ve şu an güvende olduğunu teyit ederiz. Olaya hızlı müdahale etmelerinden ve olayla ilgili soruşturma başlatmalarından dolayı Türk makamlarına teşekkür ederiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE – Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden yasa dışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen 11’i çocuk 26 kaçak göçmen, Yunan unsurları tarafından Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde, motoru sökülmüş, lastik bot içindeki kaçak göçmenlerin dalgalar arasında denizin ortasında mahsur kaldığı görülüyor.
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden lastik bot ile denize açılan ve umuda yolculuk için Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen kaçak göçmenler, iddiaya göre Midilli Adası’na yaklaştıkları sırada Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince durduruldu. Motoru sökülmüş lastik bot içinde aralarında çocukların da bulunduğu kaçak göçmenleri Yunan Sahil Güvenliği, Türk kara sularına geri iterek ölüme terk etti.
Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık açıklarında lastik bot içerisinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Sahil Güvenlik Botları ‘KB-111’ ve ‘KB-4510’ tarafından Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edilen lastik bot içindeki 11’i çocuk toplam 26 kaçak göçmen kurtarıldı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.
Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde motoru sökülmüş, lastik bot içindeki kaçak göçmenlerin dalgalar arasında denizin ortasında mahsur kaldığı görülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖDÜLÜ ALMAYA SEVGİLİSİYLE GİTTİ
Venedik Film Festivali kapsamında bu yıl 22’ncisi düzenlenen Kineo Ödül Töreni’nde “Uluslararası En İyi Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Çelikkol ödülünü almak için bugün İtalya’ya gitti ve ödül töreni öncesinde gerçekleştirilen basın toplantısına katıldı. Bu ödülü alan ilk Türk erkek oyuncu olan Çelikkol, ödülünü yarın akşam Ca’ Sagredo Hotel’de gerçekleştirilecek törende alacak. Yakışıklı oyuncu İtalya’ya bir süredir aşk yaşadığı Natali Yarcan ile giderek romantik bir poz vermeyi de ihmal etmedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fransa’nın başkenti Paris’te, 8 Eylül’e kadar sürecek olan 17. Paralimpik Yaz Oyunları’nın açılış töreni gerçekleşti. 183 ülkeden, 4 binden fazla sporcusunun katıldığı Paris 2024 Paralimpik Oyunları geçit töreninde önemli anlar yaşandı.
Tüm dünyanın gözü önünde İsrail’in soykırımına uğrayan Filistin, oyunlara tek sporcuyla katıldı. Filistin’in kafilesi, seyircilerden büyük destek aldı.

Filistin’i para atletizmde temsil eden Fadi Aldeeb ve beraberindeki heyet Concorde Meydanı’ndan geçerken binlerce seyirci tarafından alkışlandı. Bazı sporseverler de ayağa kalkıp alkışlarla Filistin’e olan desteğini gösterdi.
Alman televizyon kanalında skandal! Büyük tepki topladı: Filistin’in adını anmadılar… | Video
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu anlara, Alman devlet kanalının anonsu damga vurdu. AB ülkeleri içerisinde en koşulsuz şartsız İsrail’e destek veren ülke olan Almanya’nın devlet kanalında Filistin sansürü uygulandı. Geçit törenini canlı yayınlayan ZDF’de Alman spiker, tepki çeken bir skandala imza attı. Anons yapan Alman spiker, Filistinli sporcuların geçişi sırasında suskunluğa büründü.

Ülkelerin alfabetik sırayla anons yapıldığı anları simultane çevirerek yayınlayan ZDF, Filistin’in adını es geçti. Kendinden önce ve sonra gelen ülkeleri sıralayan Alman spiker, Filistin’i anons etmedi. Filistin’i açık açık görmezden gelen Alman kanalın yayını medyada büyük tepki topladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantının başında Savunma Bakanı, kabine üyelerine hitaben yaptığı konuşmada esir takası anlaşmasının İsrail için stratejik bir dönüm noktası olduğunu savunarak, İsrail’in anlaşma müzakerelerine devam etmemesi halinde bu durumun etkilerinin esir meselesinden çok daha öteye taşınacağını ve bölgesel savaşa yol açabileceğini söyledi.
Netanyahu’nun, ordunun İsrail işgalinin sürdüğü Mısır ile Gazze sınırındaki 14 kilometrelik Philadelphi Koridoru’ndaki varlığının devam etmesini oylamaya sunmak istediğine dair planlanmamış duyurusu kabine üyeleri arasında gerilime yol açtı.
Başbakan’ın duyurusuna karşı çıkan Gallant, Philadelphi Koridoru’nda kalma yönünde resmi bir karar almanın esir takası müzakerelerinde “İsrail’in elini kolunu bağlayacağını” öne sürdü.
“NETANYAHU’NUN ESİRLERİ İDAM ETME YETKİSİ DAHİ VAR”
Üst düzey bir İsrailli yetkili, Netanyahu’nun konuyu oylamaya sunma niyetini açıklamasının ardından Gallant’ın, “Başbakanın her kararı oylamaya sunma yetkisi, hatta esirleri idam etme yetkisi dahi var.” dediğini söyledi.
Gallant, “Philadelphi Koridoru’nda kalmak veya esir takası yapmak” seçeneklerinden birinin tercih edilmesi gerektiğini ve iki seçeneğe birlikte ulaşılmayacağını kaydetti.
Ayrıca, Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve Mossad Direktörü David Barnea da oylama öncesinde çekincelerini dile getirdi.
Halevi, ordunun Philadelphi Koridoru’ndaki varlığının devam etmesi yönündeki bir resmi kararın esirlerle ilgili durumu daha da karmaşık hale getireceğini ifade etti.
İKİLİ ARASINDA GERİLİM UZUN ZAMANDIR SÜRÜYOR
Netanyahu ile Gallant, İsrail ile Hamas arasında Gazze’de ateşkes ve esir takası anlaşması için yapılan dolaylı müzakerelerin önündeki engellerden biri olarak görülen, İsrail işgalinin sürdüğü Mısır ile Gazze sınırındaki 14 kilometrelik Philadelphi Koridoru konusunda uzun süredir ayrışma yaşıyor.
Savunma Bakanı Gallant, 27 Ağustos’ta İsrail’in koridorda “bulunması ila bulunmamasının güvenlik engeli oluşturmadığını” belirtirken, Başbakan, “Philadelphi Koridoru’yla ilgili talebimizden geri adım atmayacağız. (Yahudi) ölse de vazgeçmez.” demişti.
İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Netanyahu’nun anlaşma teklifine eklediği maddelerin uzlaşıyı zora soktuğu aktarılıyor.
Netanyahu’nun Mısır-Gazze sınır hattındaki “Philadelphi Koridoru’nda” İsrail’in kontrolünü şart koşan maddeyi anlaşmaya eklemesinin görüşmeleri tıkadığı kaydediliyor. Netanyahu, söz konusu maddede geri adım atmayacağının altını çizmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna’daki unsurlara yönelik hipersonik “Kinjal” füzeleri dahil yüksek hassasiyetli silah ve insansız hava araçları (İHA) ile saldırıların Rus ordusunca düzenlendiği kaydedilen açıklamada, enerji ve havaalanı altyapısı unsurları, yakıt depoları, Batılı uçak ve topçu mühimmatı, İHA üretim atölyeleri, insansız deniz araçlarının saklandığı merkezler, Ukraynalı asker ve paralı savaşçıların geçici olarak konuşlandığı noktaların vurulduğu belirtildi.
Rus ordusunun cephe hattında pozisyonlarını iyileştirdiği ifade edilen açıklamada, Ukrayna’da 7 yerleşim biriminin ele geçirildiği bilgisi paylaşıldı.
Açıklamada “Harkiv bölgesinde Sinkovka, Luhansk Halk Cumhuriyeti’nin Stelmahovka, Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin Konstantinovka, Orlovka, Kamışevka, Nikolayevka ve Novojelannoye yerleşim birimi kurtarıldı.” ifadesine yer verildi.
Aynı tarihlerde 58 Ukraynalı askerin teslim olduğu bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Askeri operasyonun başlangıcından bu yana Ukrayna ordusuna ait 641 uçak, 283 helikopter, 30 bin 701 İHA, 575 hava savunma füze sistemi, 17 bin 783 tank ve zırhlı araç, 1431 çok namlulu roketatar, 13 bin 809 obüs ve havan topu ile 25 bin 447 özel askeri araç imha edildi.”
Bakanlığın açıklamasında ayrıca Ukrayna ordusunun 6 Ağustos’tan bugüne kadar Kursk yönünde 7 bin 800 askerini, 75 tankını, 36 piyade savaş aracını, 64 zırhlı personel taşıyıcısını ve 507 zırhlı aracını kaybettiği belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Almanya, Taliban’ın kontrolü ele geçirdiği Ağustos 2021’den bu yana ilk kez Afganistan uyrukluları ülkesine geri gönderiyor.
Hükümet sözcüsü Steffen Hebestreit yaptığı açıklamada, gönderilen Afganistan vatandaşlarının Almanya’da kalma hakları bulunmayan ve haklarında sınır dışı emri çıkarılan hükümlü suçlular olduğunu söyledi.
ALMANYA, AFGANLARI GÖNDERMEYE BAŞLADI
Hebestreit, Taliban ile diplomatik ilişkileri bulunmayan Almanya’nın sınır dışı işlemlerini gerçekleştirmek için önemli bölgesel ortaklardan destek istediğini ifade etti.

28 AFGAN KABİL’E GİTMEK ÜZERE HAVALANDI
Alman basınının güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre Qatar Airways’e ait 28 Afganın bulunduğu uçak, Leipzig Havaalanı’ndan yerel saatle 07.00’de Afganistan’ın başkenti Kabil’e gitmek üzere havalandı.

2 AY SÜREN GİZLİ MÜZAKERELER SONUCUNDA GERÇEKLEŞTİ
Habere göre deport işlemi Katar arabuluculuğunda 2 ay süren gizli müzakereler sonucunda gerçekleştirildi.
NE OLMUŞTU?
Almanya, Taliban yönetiminin 2021’de iktidara gelmesinin ardından Afganistan’a sınır dışı etme işlemlerini tamamen durdurmuş ve Kabil’deki büyükelçiliğini kapatmıştı.
Almanya’da göçmenler tarafından işlenen yüksek profilli suçların artmasının ardından, yasadışı göçe karşı sert önlemler alınması yönünde hükümete karşı baskılar artmıştı.

Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusu, Han Yunus kentine bağlı Absan el-Kebire beldesinde bir evi insansız hava aracıyla (İHA) bombaladı.
İsrail’in düzenlediği saldırıda 3 kişi hayatını kaybederken, çok sayıda ise yaralı olduğu öğrenildi.
Han Yunus’un el-Fahhari beldesinde de eve düzenlenen hava saldırısı sonucu çok sayıda Filistinlinin yaralandığı bilgisi verildi.
Görgü tanıkları da İsrail topçu birliklerinin, Han Yunus’un batı kesimi ve Dar Selam Hastanesi muhitini topçu atışlarıyla hedef aldığını aktardı.
CENAZELER AKSA HASTANESİ’NE KALDIRILDI
Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’ta bir grup vatandaşı İHA’yla hedef aldı. Söz konusu saldırıda ölen bir kişinin cansız bedeni ile birkaç yaralı, Aksa Şehitleri Hastanesi’ne kaldırıldı.
İsrail ordusunun gece saatlerinde de İHA’yla düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden 3 Filistinlinin cenazesi Aksa Şehitleri Hastanesi’ne nakledildi.
Deyr el-Belah kentinin doğusunda konuşlanan İsrail zırhlı araçlarından vatandaşların evlerine ateş açılmasıyla bir kişi yaralandı. Nusayrat Mülteci Kampı’nda İsrail’in İHA’yla bir evi bombalaması sonucu çok sayıda Filistinlinin yaralandığı bilgisi paylaşıldı.
Gazze Şeridi’nin kuzeyinde de İsrail’in Ebu Neda ailesine ait eve hava saldırısı düzenlemesi sonucu 3 kişinin yaşamını yitirdiği ifade edildi.
7 EKİM’DEN BU YANA SALDIRILAR DURMUYOR
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 589’u çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 40 bin 602 Filistinli öldü, 93 bin 855 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Genelkurmay Başkanlığı’nın Telegram hesabından yapılan yazılı açıklamada, Rusya’nın 26 Ağustos’ta Ukrayna’ya düzenlediği yoğun hava saldırılarında Ukrayna’ya ait F-16 uçaklarının görev uçuşları yaptığı bildirildi.
UÇAK DÜŞTÜ, PİLOT ÖLDÜ
Açıklamada, F-16’ların füze saldırısını püskürtmek amacıyla görev yaptıkları bilgisi verilerek, “Hava muharebesi sırasında F-16 uçağı yüksek verimlilik gösterdi, dört düşman seyir füzesi havadan silahlarla düşürüldü.” ifadesi kullanıldı. Bir F-16’yla hedefe yaklaştığı sırada bağlantının kesildiği belirtilen açıklamada, “Bir sonraki hedefe yaklaşırken uçaklardan biriyle iletişim kesildi. Daha sonra ortaya çıktığı üzere uçak düştü, pilot öldü.” denildi.
Açıklamada, kazanın nedenlerini öğrenmek için uçağın düştüğü bölgede incelemelerde bulunmak üzere özel bir ekip görevlendirildiği aktarıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığının internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Datça ilçesi açıklarında düzensiz göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine bölgeye Sahil Güvenlik botu sevk edildi.
Ekipler tarafından lastik bottaki 2’si çocuk 9 düzensiz göçmen kurtarıldı, 1 göçmen kaçakçısı şüphelisi de yakalanarak gözaltına alındı.
Dalaman ilçesi açıklarında ise tespit edilen ve Sahil Güvenlik ekiplerince durdurulan lastik bottaki 13’ü çocuk 41 düzensiz göçmen yakalanarak karaya çıkarıldı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Tulkerim kentindeki Nur Şems Mülteci Kampı’na 26 Ağustos akşamı insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda biri 13, diğeri 15 yaşında 2 çocuğun öldüğü ifade edildi.
Saldırı sırasında bölgede İsrail güçleri ile Filistinli gruplar arasında herhangi bir çatışma yaşanmadığı ifade edilirken, ölen 2 çocuğun hava saldırıları sırasında vurulan evin yakınındaki bir sokaktan geçtiğine işaret edildi.
Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin Batı Şeria’da artan saldırılarına da dikkati çekilen açıklamada, 26 Ağustos’ta Beytüllahim’in Vadi Rahhal beldesine düzenlenen baskında 37 yaşındaki Halil Salim Halvi’nin öldüğü anımsatıldı.
Halvi’nin Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsrailliler veya İsrailli yedek askerlerce öldürüldüğünün düşünüldüğü aktarılırken, 3 Filistinlinin yaralandığı saldırıya rağmen İsrail güçlerinin kimseyi gözaltına almadığına dikkati çekildi.
Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin bazı üst düzey İsrailli siyasetçilerce desteklendiğinin altı çizilen açıklamada, “Halvi’nin öldürülmesi münferit bir olay değil, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da uluslararası hukukun ihlali olan yerleşim politikasının doğrudan bir sonucudur. Buna İsrail güçlerinin suç ortaklığı ve halihazırdaki cezasızlık ortamı da dahildir.” ifadelerine yer verildi.
Batı Şeria’daki durumun 7 Ekim’den sonra hızla kötüleştiği ve bundan endişe duyulduğu belirtilen açıklamada, İsrail güçlerinin bölgedeki saldırılarına ve Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin şiddetine göz yummaya devam etmesi halinde durumun daha da kötüye gidebileceği uyarısında bulunuldu.
Açıklamada ayrıca İsrail güçlerinin Batı Şeria’daki artan saldırılarında uluslararası hukukun ihlal edildiğine ve bölgede “patlama seviyesinde” olan durumu daha da alevlendirme riski taşıdığına vurgu yapılarak bu saldırılar kınandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Samsun Valiliği ile İŞKUR İl Müdürlüğü tarafından desteklenen Gezici Kütüphane, il merkezi ve köylerde hizmet veriyor.
En ücra mahallelere kadar giderek öğrencilere kitaplara erişim imkanı sağlayan Gezici Kütüphane ile Samsun’un Çarşamba ilçesi Ustacalı ve Kızılot mahalleleri ile Terme’nin Kumcağız Mahallesi’nde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan ailelerin çocuklarına yönelik etkinlikler düzenlendi.
Kütüphane otobüsü ile çocuklar kitapla buluşturularak vakitlerini değerlendirmeleri ve gelişimlerine katkı verilmesi sağlanıyor.
Ayrıca akıl ve zeka oyunları oynama, boyama, çizgi film izleme gibi etkinliklerin yanı sıra otobüsün yanında oluşturulan alanda halat çekme, çuval yarışı, seksek gibi oyunlar oynanarak sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunuluyor.
Gazi İl Halk Kütüphanesi Müdürü Mikdat Malat, AA muhabirine, Gezici Kütüphane ile mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına yönelik sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunduklarını söyledi.
Çocukların sportif ve sosyal yeteneklerini geliştirmek, kütüphaneye farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli aktiviteler sunduklarını belirten Malat, “Bundan sonra da mevsimlik tarım işçilerinin bulunduğu alanlarda kütüphane otobüsümüzle hizmet vermeye devam edeceğiz.” dedi.
İŞKUR Çarşamba Hizmet Merkezi Şube Müdürü Rıfat Yıldız da mevsimlik işçilerin bölgede bulunduğu dönemde boşta kalan çocuklara yönelik etkinlikler yaptıklarını, bu sayede çocukların eğitim ve sosyal anlamda eksiklerini bir nebze gidermeyi amaçladıklarını vurguladı.
Gezici Kütüphane’den yararlanan çocuklardan Yaren Karka ise oyunlar oynayıp kütüphane aracına girince kendisini mutlu hissettiğini, resim yaparken yeteneğinin geliştiğini, kitap okurken de okumasının hızlandığını fark ettiğini anlattı.
Rosidar Utaş da kitap okuyup resim yaptığını kaydetti.
Helin Yol, boyadığı resimlerin kendisini resim öğretmeni olma hayaline yönelttiğini dile getirerek, “Resimler çok güzeldi, inşallah resim öğretmeni olurum. Burayı çok sevdim.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbulKültür Üniversitesi’nde Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi’nin faaliyete açılmasını duyuran, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe ve üniversitenin Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Müdürü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil, üniversite öğrencilerinin, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının gerçekleşmesinde en önemli rolü üstlendiklerini belirtti.
İstanbul Kültür Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi’ni faaliyete açtı. Müdürlüğünü Üniversitenin Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil’in yürüteceği Merkezde sürdürülebilir kalkınmada üniversite ve sanayi iş birliği üzerine çalışmalar olacak.
REKTÖR PROF.DR.YÜKSEKTEPE: SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMADA ÜNİVERSİTELERİN ROLÜ BÜYÜK
Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının bir kültür olarak benimsenmesi, gerektiğini kaydeden Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, üniversitelerin bu başlıktaki rolünden bahsederek, “2015’te Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Konferansında “Gündem 2030: BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” belirlendi. Bu kapsamda üniversitelerden beklenen bir rehberlik misyonu var. “Gündem 2030″ İstanbul Kültür Üniversitesi olarak bizim Kurumsal Anayasamızda başta doğaya, çevreye saygı ve toplumsal duyarlılık olmak üzere pek çok maddemizle örtüşüyor. Dolayısıyla Merkezin açılışında Gündem 2030 referansımız, kurumsal anayasamız ise planladığımız faaliyet alanlarında ilham kaynağımız oldu” dedi.
“BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN BELİRLEDİĞİ TÜM KALKINMA AMAÇLARI BİZİM İÇİN KIYMETLİ”
Pandemi ile birlikte kriz ve riskler noktasında çok önemli dersler alındığını kaydeden Rektör Prof. Dr. Üney Yüksektepe, Kültür Üniversitesi’nin Sürdürülebilir Kalkınma Merkezinde odaklanacakları temel faaliyet alanlarını ise şöyle açıkladı: “Birleşmiş Milletlerin belirlediği tüm kalkınma amaçları bizim için çok kıymetli. Bu 17 amaç içinde Kültür olarak; nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, sanayi, yenilikçilik ve altyapı, eşitsizliklerin azaltılması, amaçlar için ortaklıklar alanında Merkezimizle fayda üreteceğiz. Merkez bünyesinde tüm çalışma başlıklarımızda önlisans ve lisans öğrencilerimizin aktif rol alması da bizim için önemli. Her öğrencimizi, sürdürülebilir kalkınma amaçlarını içselleştirmiş, bu konuda duyarlı bireyler olarak iş dünyasına hazırlamak en önemli hedefimiz”.
PROF.DR. TİFTİKÇİGİL: SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMADA SANAYİ VE ÜNİVERSİTE İŞ BİRLİĞİ ÖN PLANDA OLACAK
2024-2025 yılında faaliyetlerine başlayacak Sürdürülebilir Kalkınma Merkezinin; ulusal ve uluslararası boyutta çalışmalara odaklanacağını belirten Merkez Müdürü Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil, sürdürülebilir kalkınma amaçlarını yükseköğretim misyonu ve vizyonunun bir parçası olarak benimsediklerini belirtti. Eğitim faaliyetlerini gerçekleştirirken; çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan topluma sürdürülebilir bir yaşam biçimi oluşturma konusunda da öncülük etmeyi hedeflediklerini belirten Prof.Dr. Yavuz Tiftikçigil merkezin amaçları ve faaliyet alanlarını şöyle özetledi:
“Öncelikli amacımız Sürdürülebilir kalkınmanın bir alan olarak gelişmesi ve farkındalığı artırmak. Bu amaç çerçevesinde sanayi ile üniversite iş birliğini sağlamak ve geliştirmek üzerine çıktılar vereceğiz. Türkiye’deki yeşil ekonomik dönüşüm başlığındaki konular da alanımızda olacak. Mikro ve makro düzeyde sürdürülebilir büyüme ve kalkınma, kapsayıcı kalkınma, adil dönüşüm, ekonomik, sosyal ve ekolojik sürdürülebilirlik gibi alanlarda bilgi üretmek, araştırma ve uygulama girişimlerimiz olacak. Sürdürülebilir kalkınmayı merkeze alan kurum ve kuruluşlara eğitim-öğretim, danışmanlık hizmeti, Ar-Ge ve proje desteği başlıklarında da aktif çalışmalarımız olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Depremin derin izlerini kendisini çocuklara adayarak sildi
ADIYAMAN – Adıyaman’ın Besni ilçesinde yetim büyüyen ve 6 Şubat depreminde kardeşini kaybeden Leman Neslihan Aslan, deprem sonrası travmaları kendisini yetim ve öksüz çocuklara adayarak atlattı.
Babasız büyüyen Leman Neslihan Aslan, 6 Şubat depreminde Besni ilçesi Pınarbaşı Mahallesi Abdiağa Caddesi’nde bulunan Nur Apartmanı’nın enkazında kaldı. Annesi ve iki kardeşiyle saatler sonra enkazdan sağ çıkmayı başaran Leman Neslihan Aslan’ın 19 yaşındaki kardeşi İbrahim Aslan’ın cansız bedeni enkazdan çıkartıldı.
Annesi ağır yaralanan, kardeşini kaybeden Leman Neslihan Aslan, depremden sonra yetim ve öksüz çocuklara destek olmak için Besni Sosyal Hizmetler Merkezi gönüllüsü oldu. İngilizce Öğretmenliği mezunu olan Leman Neslihan Aslan, köy köy dolaşarak çocukların yanında oldu. Leman öğretmen daha sonra Besni Belediyesi Toplumsal Gelişim Merkezi bünyesinde açılan İngilizce kursunda öğrencilere İngilizce eğitimi verdi. Yaz tatili boyunca 60 öğrenciye İngilizce eğitimi veren Leman öğretmen, depremin açtığı derin yaraları kendisini çocuklara adayarak kapattı.
Çocuklarla hayata bağlandığını vurgulayan öğretmen Leman Neslihan Aslan, “6 Şubat depreminde yani asrın felaketi olayında Adıyaman’ın Besni ilçesinde ailemle birlikte enkazda kaldık maalesef. Bir kardeşimi enkazda kaybettik, annem ağır yaralı olarak çıktı, hala tedavileri devam etmekte. Ben içerden kendim çıktım. Daha önce AFAD eğitimleri almıştım, depremin olduğunu bildiğim için güvenli bir şekilde çıktım. Kendim çıktıktan sonra annemi çıkarttım aynı şekilde. Sosyal hizmetlere giderek ‘ailesini kaybeden yetim, öksüzlerle ilgilenmek istiyorum’ dedim. Onlar da sağ olsunlar yardımcı oldular. Besni de ailesini kaybeden 19 yetim ve öksüz öğrenci var, çocuk var. Daha öğrenci olmayan 5 yaşında çocuklar var. Onlarla ilgilenmek istedim. Onların psiko-sosyal destekte bulunmak istedim. Okul hayatlarında eğitimlerine katkı sunmak istedim. Bir şeyler yapmak istedim. Sosyal hizmetlerde beş ay boyunca gönüllü öğretmenlik yapmamı sağladılar ve o çocuklarla ilgilendim. Ben yetim büyüdüm, o yüzden benim hayatım her zaman yetimlerin hayatında iz bırakmak, yetimlere dokunmak. Yasımı hala tutmadım, hala içimde bir yerde kardeşimin sızısı, hala içimde bir yerde var. Çocuklar ben demek olduğu için çocuklarla birlikte yasımı, stresimi, her türlü hüznümü attım zaten. Öğretmen olduğum için de benim tek gayem öğretmek, çocuklarla birlikte olmak. O yüzden her şeyi çocuklarla birlikte hallettim, öyle güzel gelişmeler yaşadık ki hayata tutundular, eğitime tutundular. Bir hayalleri oldu. Deprem zamanı umudunu kaybeden çocuklar şuan kitap okuyorlar, bir yandan okul dersleriyle ilgileniyorlar, bir yandan edebiyatla ilgileniyorlar. O şekilde hayata tutundular yani” dedi.
Besni Belediye Başkanı Reşit Alkan ise konuşmasında, “Leman hocamız 6 Şubat depreminde bütün halkımızla, bizimle birlikte yaşadığımız bütün acıların hepsini yaşamış bir öğretmenimiz. Belediyemizin himayesindeki TOGEM’lerde kurs vererek öğrencilere faydalı olmaya çalıştı. Bu vesileyle de üzerindeki travmayı, üzüntüyü, bir takım yaşadığı psikolojik sorunları bu şekliyle bertaraf etmiş oldu” şeklinde konuştu.
Leman öğretmen ile aynı okulda görev yapan öğretmen Songül Tüy ise, “Birçok insanda kaygı bozukluğu, psikolojik sıkıntılar, umutsuzluk baş gösterirken Leman öğretmenimde tam tersine her gün yeni bir ışık, her gün yeni bir umut oldu. Hem kendisine, hem bize, hem tüm öğrencilerine umut vermeye devam ediyor. Işık saçıyor, kendisini tebrik ediyorum” diye konuştu.
Öğrenciler ise Leman öğretmenlerini çok sevdiklerini ve onun derslerine katıldıkları için oldukça mutlu olduklarını vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EHAD’dan yapılan açıklamaya göre, dün açılış konuşmalarıyla başlayan program, bugün de çeşitli etkinlikler ve toplantılarla devam etti.
Kızılcahamam İlçe Müftülüğü ve Kızılcahamam Belediyesinin de katkılarıyla gerçekleştirilen ve yarın da sürecek kamp programında, öğretim görevlisi Ayşe Karakaya “Hafızlığın Değeri ve İşlevselliğinin Arttırılması”, Emine Çınar da ” Gazze, Kur’an ve Direniş Gücü” konulu sunum yapacak.
Türkiye’nin farklı illerinden 80 üniversiteli kadın hafızın katıldığı programda ayrıca takım çalışması ve gönüllülük, zaman yönetimi, kariyer planlama, temel iletişim becerileri, liderlik, gençlerin zararlı akımlardan korunması ve aile bilinci, hızlı öğrenme teknikleri konularında seminerler verilecek.
Gençlerin ve hafızların profesyonel kariyerlerinde başarılı olmaları için gereken bilgi ve becerileri kazanmalarını amaçlayan ve staj ile kariyer geliştirme süreçlerini destekleyen çeşitli eğitim modüllerini içeren EHAD Staj ve Kariyer Eğitim Programı, Ankara gezisiyle son bulacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Üniversitesi Rektörlük makamında gerçekleşen bu anlamlı buluşma, Türkiye ve İran arasındaki dostane ilişkilerin eğitim ve kültürel iş birliği alanlarında daha da güçlendirilmesi için önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Ziyaret sırasında Başkonsolos Ebrahimi, Prof. Dr. Hacımüftüoğlu’nu tebrik ederek, yeni görevinde başarılar diledi. Ebrahimi, İran ve Türkiye arasındaki tarihi ve kültürel bağların her iki ülkenin de akademik alanlarda yapacağı ortak çalışmalarla daha da pekişeceğine olan inancını dile getirdi. İki ülke arasındaki ilişkilerin her alanda güçlenmesi adına, başta eğitim, kültür ve bilimsel araştırmalar olmak üzere çeşitli projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Ebrahimi, Erzurum’da görev yaptığı süre boyunca bu tür iş birliklerine öncülük edeceklerini belirtti.
Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Atatürk Üniversitesinin sadece ulusal değil, uluslararası alanda da önemli projelere imza attığını ve bu projelerin bölgesel kalkınmaya önemli katkılar sağladığını söyledi. Üniversitenin, uluslararası iş birlikleri kapsamında gerçekleştirdiği sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetlerin artarak devam edeceğini belirten Hacımüftüoğlu, İran üniversiteleri ile ortak yürütülecek projelerin iki ülke halkları arasındaki bağları daha da güçlendireceğini vurguladı.
Öğrenci ve akademisyen değişim programları gibi alanlarda yapılabilecek iş birliklerinin de gündeme geldiği görüşme, karşılıklı iyi dileklerin sunulmasının ardından sona erdi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı İshak Hasanoğlu ile birlikte Patnos İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nü ziyaret etti. Ziyarette, yeni eğitim-öğretim yılına yönelik hazırlıklar hakkında bilgi alındı. Daha sonra Patnos Kaymakamı Hasan Taş’ı makamında ziyaret eden Kökrek, ilçedeki eğitim çalışmaları ve hazırlıklarla ilgili görüş alışverişinde bulundu. Kökrek, Patnos Belediye Başkanı Abdulhalik Taşkın’ı da makamında ziyaret ederek, ilçede yeni eğitim-öğretim yılında hayata geçirilecek projeler üzerinde duruldu. Dedeli Belde Belediye Başkanı Veysi Durak’ı ziyaret eden Kökrek, yerel yönetimlerle iş birliğinin eğitimde daha etkili çözümler üretilmesine katkı sağlayacağını belirtti. Kökrek, Patnos Süphan Dağı Anadolu Lisesi’nde de incelemelerde bulunarak, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde yapılan hazırlıkları yerinde inceledi. Program kapsamında, Patnos İlçe Milli Eğitim Müdürü Mansur Vural’ın vefat eden annesi Hazal Vural için de taziye ziyaretinde bulunan Kökrek, merhumeye Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi. – AĞRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay günü sabah saatlerinde, Melotte sosyal medya hesaplarından tehdit içerikli mesajlar paylaşmaya başladı. “Bugün o gün” ve “Tanrı’nın emrini yerine getireceğim” gibi ifadeler kullanan gencin bu paylaşımları, maalesef yaklaşan tehlikenin habercisiydi.
Saat 10:00 civarında, Melotte elinde gizlediği kırık cam parçalarıyla okula girdi. Güvenlik kamerası görüntüleri, gencin sakin bir şekilde resepsiyona yaklaştığını, ardından aniden “Sizi öldüreceğim!” diye bağırarak saldırıya geçtiğini gösteriyor. İlk hedefi, maalesef 12 yaşındaki bir öğrenci oldu.
Bu kritik anda, okulun iki kahraman çalışanı devreye girdi. Gençlik ve entegrasyon koordinatörü Molly Bulmer ile resepsiyonist Alicia Richards, kendi canlarını hiçe sayarak Melotte’u etkisiz hale getirmeye çalıştılar. Bu cesur müdahale sayesinde, daha büyük bir facianın önüne geçildi.
Olayın ardından okul hemen kapatıldı ve polis ekipleri kısa sürede olay yerine ulaştı. Melotte gözaltına alındı ve ardından başlayan hukuki süreç, geçtiğimiz günlerde sonuçlandı.
Sheffield Crown Court’ta görülen davada, Melotte üç kez ağır yaralama teşebbüsünden suçlu bulundu. Hâkim Jeremy Richardson KC, gencin ruh sağlığı sorunları olduğunu kabul etmekle birlikte, toplum güvenliğinin ön planda tutulması gerektiğini vurguladı. Sonuç olarak Melotte, 5 yılı genç suçlu kurumunda ve 5 yılı şartlı tahliye olmak üzere toplam 10 yıllık bir cezaya çarptırıldı.




Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Mali Sekreteri Hasan Kütük, 9 eylül’de başlayacak 2024-2025 eğitim öğretim yılı öncesi artan eğitim giderlerini ve ailelerin yaşadıkları ekonomik sorunları ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi çeşitli eğitim materyallerinin maliyetlerinin hesaplandığı ve geçen yıllarla karşılaştırıldığı bir rapor hazırladıklarını belirten Kütük, raporda ayrıca hükümetin eğitimde nasıl sorunlara sebep olduğuna iliksin tespitler ve bu sorunların çözümlerine yönelik önerilere yer verdiklerini söyledi.
Kütük’ün yaptığı açıklamalar şöyle:
“Çocuklarımızın okula kaydında bir ailenin ödemesi gereken maliyeti ve bir çocuğun okula başlama giderleriyle ilgili bir araştırma yaptık. Ankara’da 137 kalem üzerinden yaptırmış olduğumuz araştırmalarda maliyetlerin ne kadar yüksek olduğunu, veliler ve aileler için bunu karşılamanın ne kadar zor olduğunu gördük. Burada geçen yılla bu yıl arasında yaptığımız bir kıyaslamada ortalama artışın yüzde 88.8 olduğunu gördük. Asgari ücretin 17 bin lira olduğu, memur emeklilerine ve memurlara yüzde 19 zam yapıldığı bir yerde bir çocuğun okula başlamasının maliyetinin geçen yılla bu yıl arasındaki artışı yüzde 88.8 olmuştur.
“Zor bir eğitim-öğretim süreci bizleri bekliyor”
Gerçekten okulların açılmasıyla beraber çocuklar, veliler ve öğretmenler açısından da zor bir eğitim-öğretim sürecinin bizleri beklediğini görüyoruz. Doğal olarak hükümet, Milli Eğitim Bakanlığı’na yeterli bütçeyi ayırmadığı için okul idareleri bu giderleri karşılamak için velilere yükleniyor. Oradan bunun karşılanması için çeşitli adlar altında veliler ödeme yapmak durumunda kalıyor. Veliler müşteri, öğretmenler tahsildar, okullar ticarethane haline gelmiş.
Buradan baktığımızda önünde ‘milli’ sözcüğü yazan bir kurumda hükümetin ve devletin bu çocukların nitelikle eğitim-öğretim alabilmesi için öncelikle çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek ekonomik bir desteğe ihtiyaç var. Ama görüyoruz ki özel okullara hükümet tarafından aktarılan paralar devlet okullarına aktarıldığı zaman -çok az bir miktarıyla bile- çok zor durumda kalmadan eğitim-öğretim devam eder.
Bu eğitim-öğretim yılında çocuklarımızın daha nitelikli okullara başlayabilmesi, velilerin daha az sıkıntı yaşaması adına hükümete çağrımızdır. Okullarımızın ihtiyaçlarını karşılayın. Bir de bunun gibi, güvenlik ve temizlik ihtiyacını karşılayacak personel gibi de ayrıca yine veliler üzerinden okul idaresinin yapmış olduğu personel alımları da olacak. Bu da velilerin üzerine ek yükün getirileceğini gösteriyor.”
Okullar eğitim-öğretime hazır değil. Deprem bölgesindeki konteyner kentlerde çok ilkel ve zor koşullarda hiçbir destek almadan eğitim-öğretimini sürdürmek zorunda kalan öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekin, Gerede Esentepe Güreş Sahası’nda düzenlenen 4. Ramazan Dede Anma Etkinlikleri ve Gerede 73. Tarihi Esentepe Yağlı Güreşleri programına katıldı.
Başpehlivanlarla dev Türk bayrağını taşıyan ve fotoğraf çektiren Tekin, daha sonra başpehlivanların kura çekimini gerçekleştirdi.
Tekin, yaptığı konuşmada, bu geleneğe ve kültüre sahip çıkan Geredelilere teşekkür etti.
Bu geleneğin, Anadolu’da azalmaya başladığını dile getiren Tekin, “Aynı şey seyirci açısından da geçerli. Şimdi seyircilerimiz de azaldı. Ama ısrarla bu geleneklere sahip çıkmamız lazım. Biz sahip çıkacağız, güreşçi kardeşlerimiz sahip çıkacak ve bu gelenek devam edecek inşallah. Hep beraber bunlara sahip çıkmamız lazım.” ifadelerini kullandı.
“Bizi bir arada tutan değerler ilanihaye devam edecek”
Bakanlık olarak hedeflerine değinen Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Milli Eğitim Bakanlığı olarak görevimiz, çocuklarımıza, gençlerimize bu kültürü gelecek kuşaklara aksettirecek şekilde bir eğitim öğretim vermek. Sizi temin ediyorum, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile geleneklerimizin, kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılması için inanın yapılması gereken şeyleri yapıyoruz. Siz de destek verirseniz başarılı olacağız. Biz başarılı olursak, işte bu ilişkilerimiz, toplumsal yapımız, kültürümüz, geleneklerimiz bizi bir arada tutan değerler, ilanihaye devam edecek inşallah.”
Gerede’de planlanan eğitim yatırımlarından bahseden Tekin, 2024 ve 2025 yatırım programındaki çalışmalarla ilgili bilgi verdi.
Tekin, bu etkinlikleri devam ettiren Kaymakamlığa, Belediyeye, Valiliğe ve milletvekillerine teşekkür ederek, “Sporcularımız ve seyircilerimize teşekkür ediyorum. Onlar olmasa bu etkinliğin hiçbir anlamı yok.” dedi.
Konuşmasının ardından Bakan Tekin, “güreş ağası açık artırması”na katıldı. İş insanı Sadık Öner, açık artırmayla Güreş ağası oldu.
Etkinliğe, Bolu Valisi Erkan Kılıç, AK Parti Bolu MilletvekiliYüksel Coşkunyürek, MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Gerede Belediye Başkanı Mustafa Allar, AK Parti İl Başkanı Suat Güner, MHP İl Başkanı Ayhan Çelikkol, vatandaşlar ve güreşçiler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adaklı ilçesine bağlı Sütlüce köyünden uzun yıllar önce İstanbul’a göç eden 1924 doğumlu iş insanı Kazım Demircioğlu, köyünün 2 bin 300 rakımlı tepesinde bulunan Şeker Baba Türbesi’nin (Haser Baba) yolunu yaptırdı ve türbenin yanına mutfak inşa ettirdi.
Mutfak binasının hizmete açılması dolayısıyla Vali Ahmet Hamdi Usta, Demircioğlu ve Belediye Başkanı Erdal Arıkan’ın da katılımıyla program düzenlendi.
Programda Demircioğlu, öğrencilere burs verilmesi için Valiliğe 500 bin lira teslim edeceğini söyledi. Ardından Vali Usta’nın Bingöl’de bazı okulları depreme dayanaksız olması nedeniyle yıktıklarını anlatmasına üzerine Demircioğlu, kentte anne ve babasının adını taşıyan 12 derslikli okul yaptıracağı sözünü verdi.
Vali Usta, Demircioğlu’na verdiği destekten dolayı teşekkür etti.
Kazım Demircioğlu gibi insanların çok kıymetli olduğunu ifade eden Usta, “Bu insanları kuvözde büyütülen bir bebek gibi pamuklar içerisinde yaşatmamız, gerekli ilgiyi göstermemiz lazım. Onların her sözü, konuşması, adımı inanın asırlık birikimin neticesi olan işler. Onun için de o insanlarla sık sık beraber olmak, konuşmak ve anmak büyük bir kazanç. Allah Kazım amcaya uzun ve sağlıklı ömürler versin.” diye konuştu.
Mutfağın olduğu yapının etrafına ceviz ağaçları diken Vali Usta ve beraberindekiler, daha sonra Şeker Baba Türbesi’ni ziyaret etti.
Programa, Vali Usta’nın eşi Şerife Usta, İstanbul Kent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Atsü, Yayladere Kaymakamı Mehmet Buğra Katırcı, Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kadir Çintay, Adaklı Belediye Başkanı Erdal Almalı, eski Ilıcalar Belediye Başkanı Mehmet Akif Günerigök, askeri erkan, bölgede yaşayan vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ancak Kanada yetkili makamlarının “cezanın kaçınılmazlığı” ilkesini ihlal ederek Hunka’yı iade etmeyi reddettiği kaydedilen açıklamada, “Bazı ülkelerin Nazizm ile mücadele konusundaki isteksizliğine rağmen başsavcılık, Hunka’nın Interpol veri tabanına dahil edilmesi yönünde olumlu bir karar aldırmayı başardı. Soykırım sanığının uluslararası alanda aranması sürüyor.” ifadelerine yer verildi.
REKLAM
Açıklamada, Hunka’nın herhangi bir devletin topraklarında bulunduğunun tespit edilmesi halinde Rus yetkili kurumlarının iade talebi göndereceği ifade edildi.
KANADA PARLAMENTOSU’NDA ALKIŞLANMIŞTI
Geçen yıl 22 Eylül’de, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmanın ardından Avam Kamarası Başkanı Anthony Rota, salonda bulunan 99 yaşındaki Ukrayna kökenli Yaroslav Hunka’yı “savaş kahramanı” olarak tanıtmış ve kendisine hizmetlerinden dolayı teşekkür etmişti.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve parlamento üyelerince alkışlarla karşılanan Hunka’nın, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerin tarafında savaştığının ortaya çıkması üzerine Rota, ağır eleştirilere maruz kalmış, tepkilerin ardından istifa etmişti.
Daha sonra Kanada Başbakanı Trudeau, parlamentoda yapılan oturumda eski Nazi askeri Hunka’nın alkışlanmasını “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantıda, TikTok’a erişim yasağının kaldırılmasına karar verildiğini bildiren Gurung, ayrıca Başbakan Khadga Prasad Oli’nin tüm sosyal medya platformlarına eşit muamele edilmesi için talimat verdiğini aktardı.
Hükümet, tüm sosyal medya platformlarından Nepal’de irtibat bürosu açmalarını, vergi ödemelerini ve ülkenin yasa ve yönetmeliklerine uymalarını da istedi.
Çin menşeli sosyal medya platformu TikTok’a erişim, platformun “ülkedeki sosyal yapıya zarar verdiği” gerekçesiyle Kasım 2023’te yasaklanmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzakerelerde tarihin tekerrür ettiğini belirten Albanese, “İsrail, Filistin’in geri kalan kısımlarına sahip olmak için müzakereleri kullanıyor. İsrail, ateşkes müzakereleri kılıfıyla kalıcı işgal ve daha fazla toprak gaspı için koşullar oluşturmayı deniyor.” ifadelerini kullandı.
Albanese, Filistin tarihine aşina olanların, İsrail’in yasadışı işgali altında Filistinlilere neler olduğunu ve yerleşimci sömürgeciliğin örneğinin farkında olacağını bildirdi.
Katar’ın başkenti Doha’da 15-16 Ağustos’ta, İsrail ile Hamas arasında esir takası ve Gazze’de ateşkes sağlanması için müzakereler yapılmıştı.
Hamas, ABD, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yeni şartlar sürerek anlaşmaya varılmasını engellediğini belirtmişti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankete göre katılımcıların yüzde 85’i ülkede bir ayrışma olduğunu belirtirken, yüzde 84’ü ülkedeki kamu hizmetlerinin, yüzde 83’ü ise İngiltere ekonomisinin endişe verici seviyede olduğunu ifade etti.
Ülkede temmuz sonunda başlayan ve yaklaşık 1 hafta süren aşırı sağcı şiddet olayları sonrasında yapılan ankete katılanların yüzde 73’ü aşırı sağın yükselişinin endişe verici olduğunu kaydetti.
Aşırı sağın yükselişinden endişeli olduğunu belirtenlerin sayısı marttan bu yana 11 puan artarken aşırı solun yükselişinden endişeli olanların oranı 7 puan artarak yüzde 59 oldu.
REKLAM
Katılımcıların yüzde 84’ü aşırı sağcı şiddet olaylarının yaşandığı bölgelerdeki halkın güvenliğinden endişe duyduğunu da vurguladı.
SOSYAL MEDYA BAŞARISIZ OLDU
Halkın yüzde 57’si aşırı sağcı olayları ele almakta polisi başarılı bulurken, Başbakan Keir Starmer’ı başarılı bulanların oranı yüzde 39, İçişleri Bakanı Yvette Cooper’ı başarılı bulanların oranı yüzde 30, politikacıları başarılı bulanların oranı ise yüzde 21 oldu.
Aşırı sağcı şiddet olaylarını ele almada ana muhalefetteki Muhafazakar Parti lideri Rishi Sunak’ın “iyi iş çıkardığını” belirtenlerin oranı yüzde 13, aşırı sağcı Reform UK Partisi lideri Nigel Farage’ı aynı konuda başarılı bulanların oranı yüzde 21 oldu.
Olayların yaşandığı dönemde Starmer’ın eleştiri oklarının hedefi olan sosyal medya şirketleri, halkın gözünde de olayları ele almakta başarılı olamadı.
Sosyal medya şirketlerini başarılı bulanların oranı yüzde 12, başarısız bulanların oranı yüzde 60 oldu.
REKLAMHALKIN YARISI SİYASİ GÖRÜŞ FARKLILIKLARININ AYRIŞTIRICI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR
İngiltere’de suçların ve antisosyal davranışların büyük bir problem olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 86 olurken, kadınların yüzde 55’i, erkeklerin ise yüzde 42’si bir suçun kurbanı olmaktan endişe duyduğunu aktardı.
Aralık 2018’de halkın yüzde 31’i insanların siyasi görüşlerindeki farklılıkların toplum için tehlikeli olacak kadar ayrıştırıcı olduğuna inanırken bu oran “Bölünmüş Britanya” anketine yüzde 51 olarak yansıdı.
Ankete katılanlar yüzde 73’ü ülkede demokrasinin durumundan, yüzde 74’ü ise dini aşırıcılıktan endişeli olduğunu dile getirdi.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Askalan şehrinden olan ve 46. Zırhlı Tabur’da görev yaptığı belirtilen Nekhemia’nın ailesine ölüm haberinin iletildiği dile getirildi.
7 Ekim 2023’ten bu yana ölen İsrail askerlerinin sayısı 331’i Gazze’yi karadan işgal sürecinde olmak üzere 695’e yükseldi.
GAZZE’NİN İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
REKLAM
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 480’i çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 40 bin 265 Filistinli öldü, 93 bin 144 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 331’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 695 askerinin öldüğünü, 10 bin 56 askerinin yaralandığını duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 640 Filistinli hayatını kaybetti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, 8 Ekim 2023 – 20 Ağustos 2024 tarihleri arasında İsrail’in Lübnan topraklarına düzenlediği saldırılarda 564 kişinin öldüğü, bin 848 kişinin ise yaralandığı belirtildi. Ölenlerin yüzde 93’ünün Lübnan vatandaşı olduğu ifade edildi.
İsrail saldırıları nedeniyle Lübnan’da 110 bin 99 kişinin de yerinden edildiği aktarıldı.
İsrail ordusu ile Lübnan Hizbullahı arasında sınır hattında 8 Ekim 2023’ten bu yana çatışmalar yaşanıyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sürerken, en fazla zararı yine çocuklar görüyor.
Gazze’de binlerce sivil yerinden ediliyor ve İsrail, bölgeye gönderilen yardımların da Filistinli halka ulaşmasına engel oluyor.
Bu yardımların bölgeye gelmemesi de binlerce çocuğu, hem açlık hem de hastalıkla başa başa bırakıyor.
Şimdiye kadar açlık nedeniyle Gazze’de hayatını kaybeden çocuklar da oldu…
GAZZE’DE ÇOCUKLARDAN YEMEK SIRASI
Gazze’deki gönüllüler, Deyr Belah kentine sığınan yerinden edilmiş Filistinliler için sıcak yemek dağıttı. Aralarında çocukların da bulunduğu Filistinliler dağıtılan yemeklerden alabilmek için kuyrukta beklerken gönüllüler yemekleri tencere ve kaplara doldurarak paylaştırdı.
İnsani yardımın önemini vurgulamak ve dünya genelindeki insani yardım faaliyetlerine daha fazla dikkat çekmek amacıyla her yıl 19 Ağustos “Dünya İnsani Yardım Günü” olarak anılıyor.
Irak’ın başkenti Bağdat’ta, 19 Ağustos 2003’te, aralarında Birleşmiş Milletler (BM) Irak Özel Temsilcisi Sergio Vieira de Mello’nun da bulunduğu 22 yardım çalışanının bombalı saldırıda hayatını kaybetmesi sonucu BM Genel Kurulu’nda 2008’de alınan kararla 19 Ağustos, “Dünya İnsani Yardım Günü” ilan edilmişti.










Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlığın internet sitesinden yayımlanan duyuruya göre, öğrencilerin zihinsel, sosyal, duygusal, fiziksel ve ahlaki bakımdan gelişimini desteklemek amacıyla geliştirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin uygulanmasına ilişkin genelge Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla 81 ile gönderildi.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne yönelik planlanan eğitimler kapsamında eğitici eğitimleri 3 Haziran’da başladı. Öğretmenlerin eğitimi ise 2-6 Eylül’de mesleki çalışma döneminde il milli eğitim müdürlükleri koordinesinde yapılacak.
REKLAM
Bu kapsamda eğitimler, eğitici eğitimi belgesi alan öğretmenler tarafından okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5, ortaöğretim hazırlık ve 9’uncu sınıf düzeyinde derslere girecek öğretmenlere yönelik il veya ilçe milli eğitim müdürlükleri ve okul yönetimleri tarafından 3 gün sürecek şekilde teorik ve uygulamalı olarak planlanacak.
EĞİTİMLER BRANŞ TEMELLİ YAPILACAK
Eğitici eğitimi belgesi alan öğretmenlerce modelin kapsamı dışındaki diğer sınıf düzeylerinde derslere giren öğretmenlere de ayrıca teorik ve uygulamalı eğitimler verilecek.
Buna göre diğer sınıf düzeylerinde derse giren öğretmenlere yönelik eğitimler, birinci dönem içinde yer alan ara tatilde, il milli eğitim müdürlükleri koordinesinde il veya ilçe milli eğitim müdürlüklerince planlanarak yapılacak ve branş temelli olarak en fazla 50 kişilik gruplar şeklinde düzenlenecek.
Genelgeye göre, eğitici eğitimi belgesi alan öğretmenlerin, okul idarelerince hazırlanacak şube ve ders dağılımlarında öncelikli olarak ilgili sınıflara görevlendirilmeleri, ilgili sınıflar düzeyinde derse girecek öğretmenlerin branşlarında eğitim almaları sağlanacak. Herhangi bir zorunlulukla ilgili sınıflarda öğretmen değişimi yaşandığında bu sınıflara girecek öğretmenler eğitimlerini tamamlamalarının ardından derslere girebilecek.
REKLAMPLANLAMALAR YAPILACAK
İl milli eğitim müdürlükleri koordinesinde il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerince yapılacak planlama dahilinde tüm kademelerdeki okul yöneticileri Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Ortak Metni’ni inceleyecek.
Yöneticilere yönelik eğitimlerde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne göre yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerin rol ve görevleriyle ilgili bilgilendirme ve müzakereler gerçekleştirilecek, okul yöneticileri modelin yapı taşları ve temel yaklaşımı konusunda 1 Eylül’e kadar eğitime tabi tutulacak.
Zümre toplantılarında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin temel yaklaşımı ve öğrenci profili doğrultusunda öğretim programları ve ders kitapları göz önünde bulundurularak modelde yer alan tüm bileşenlerin etkin ve doğru şekilde hayata geçirilmesini sağlayacak planlamalar yapılacak.
Bu kapsamda, planlama yapılırken temel, bütünleşik ve üst düzey düşünme becerilerinden oluşan kavramsal beceriler, alan becerileri ve eğilimler dikkate alınacak. “Erdem-değer-eylem” çerçevesi, sosyal duygusal öğrenme becerileri ve sistem düşüncesi olarak yapılandırılan okuryazarlık becerilerini içeren programlar arası bileşenler, zenginleştirme ve destekleme olmak üzere ikiye ayrılan farklılaştırma uygulamaları temel alınacak.
REKLAM
Ayrıca okul temelli planlama kapsamında etkinliklerde öğrenci katılımını destekleyici, yaparak ve yaşayarak öğrenmeye imkan tanıyan ve öğrencilerin bütüncül gelişimini amaçlayan çalışmalar ile sosyal sorumluluk çalışmaları ve hayat boyu öğrenme olarak yer alan program dışı faaliyetler dikkate alınacak.
BEP’LERDE TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ ÖĞRETİM PROGRAMI ESAS ALINACAK
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin yapısı gereği her tür yerel şart ve imkanda uygulamaya müsait olduğu göz önünde bulundurularak, öğretim programlarının öğrenme çıktılarının gerektirdiği beceriler azami düzeyde öğrenciye kazandırılacak şekilde planlama yapılacak.
Genel eğitim programı uygulayan özel eğitim okullarında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programları uygulanacak, öğrenciler için bireyselleştirilmiş eğitim programları (BEP) Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programı esas alınarak hazırlanacak.
Kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları kapsamında eğitimlerini sürdüren özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için de BEP’ler Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programı esas alınarak hazırlanacak.
REKLAM
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda çocuklara sunulacak ders kitapları ve e-içerikler, öğrencilerin çok yönlü gelişimi için birbirinin tamamlayıcısı olarak hazırlandı. Bu nedenle, ders kitapları ve ders kitaplarında yer alan e-içeriklerin tamamı kullanılacak.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yapılacak sınıf içi ölçme değerlendirme faaliyetleri, öğrencilerin bilgi ve beceri düzeylerinin ölçülmesinin yanı sıra öğrenme eksiklikleri ve eğilimlerine ilişkin veri oluşturacak şekilde planlanacak.
ÖĞRENCİLER AKADEMİK BAŞARILARINA GÖRE SIRALANACAK
Ölçme ve değerlendirme faaliyetleri, beceri odaklı, öğretim sürecini en üst düzeyde destekleyen ve geri bildirim sağlayan geliştirici bir yapıda olacak şekilde yürütülecek.
Ölçme ve değerlendirme uygulamaları Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne uygun olarak süreç odaklı ve geliştirici bir yaklaşımla yürütülecek. Öğrenciler eğitim öğretim yılı içerisinde sınıf içi ölçme uygulamaları hariç akademik başarılarına göre sıralanacak ve onları bir yarışa dahil edecek şekilde il, ilçe ve okul geneli sınavlar yapılmayacak.
REKLAM
Sınıf içi ölçme kapsamında gerçekleştirilecek yazılı sınavları öğrenme çıktıları esas alınarak bilgi ve beceri bütünlüğünü ölçecek şekilde eğitim kurumu sınıf veya alan zümreleri tarafından hazırlanıp uygulanacak.
ÖĞRENCİLERİN ESERLERİN İÇERİĞİNİ DEĞERLENDİRMELERİ SAĞLANACAK
İlkokul, ortaokul kademelerinde Türkçe, lise kademesinde ise Türk dili ve edebiyatı derslerinde, yaygın edebi türler arasından seçilmek kaydıyla ilgili sınıflar düzeyinde her dönem iki, öğretim yılı boyunca toplam 4 eser okunacak ve bir eleştirel film analizi yapılacak.
Öğretim programı kapsamında değerlendirmeye tabi olacak 4 eserin dışında da öğrencilerin kitap okuması teşvik edilecek.
Okunacak eserlerin ve izlenecek filmlerin belirlenmesinde öğretim programında yer alan metin seçimi ölçütleri dikkate alınacak. Eserlerin bu ölçütler doğrultusunda zümre öğretmenleri tarafından öğrencilerin yaş ve sınıf seviyelerine uygun olarak belirlenecek.
Ayrıca zümre öğretmenlerince Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programları kapsamında yer alan Eleştirel Okuma, Dinleme/İzleme Formu kullanılarak öğrencilerin okudukları ve dinledikleri/izledikleri eserlerin içeriğini değerlendirmeleri sağlanacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOLU – Bolu’nun Göynük ilçesindeki ormanlık alanda çıkan yangında 28’inci saate girildi. Yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Dün, Bekirfakılar köyü mevkisinde ormanlık alanda saat 12.30 sıralarında yangın çıktı. Bölgeye Bolu ve çevre illerden çok sayıda itfaiye ekibi, arazöz, dozer ve helikopterler sevk edildi. Ekiplerin, yangını söndürmek için başlattığı çalışma 28 saattir sürüyor. Yangın sebebiyle Yeniköy ile Bekirfakılar köyünde Ayvatlar Mahallesi ve Çaylak köyünde Seferler Mahallesi’nde 281 vatandaşın tedbir amaçlı tahliyesine karar verildi. Akşam saatlerine kadar 118 arazöz, 7 iş makinesi ve 9 helikopter ile müdahale edildi. Gece saatlerinde helikopterler havadan müdahaleye ara verdi.
Sabahın erken saatlerinde bölgeye gelen 10 helikopterle havadan müdahale başladı. Yangının çıktığı bölgeye yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan Sünnet Gölü’nden helikopterler su alarak, alevlere püskürtmeye devam ediyor. Ekiplerin müdahalesi sürerken yangının çıkış nedeninin ise anız yakmaktan olduğu düşünülüyor. Karadan müdahale ise 90 arazöz, 96 iş makinesi, 637 personelle sürüyor.
Öte yandan, orman yangını sebebiyle tedbir amacıyla Göynük- Nallıhan yolu trafiğe kapatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARABÜK – Karabük’ün Ovacık ilçesinde henüz bilinmeyen bir nedenle orman yangını çıktı. Bölgeye çok sayıda itfaiye ve arazöz ekipler sevk edildi.
İlçeye bağlı Beydini ile Alınca Köyü arasındaki ormanlık alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevler kısa sürede yayılarak büyürken durumun bildirilmesi üzerine olay yerine 9 arazöz, 3 su ikmal aracı, 2 dozer, 11 pick-up, 4 ilk müdahale aracı ve 81 personel sevk edildi.
Kayalık alanlarda hızla yayılan yangına karşı helikopter desteği istenirken dumanlar kentin bir çok noktasından görülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>23 İLDEN EKİPLER YANGIN BÖLGESİNDE
Bolu’nun Göynük ilçesinde dün başlayan orman yangınına müdahale için Bolu, Adana, Amasya, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Denizli, Eskişehir, Giresun, Isparta, İstanbul, Kastamonu, Kayseri, Konya, Kütahya, Muğla, Samsun, Sivas, Sakarya, Sinop, Trabzon ve Zonguldak’tan Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı ekipler sevk edildi. Yangına, 166 arazöz, 8 iş makinesi, 13 yangın söndürme helikopteri ve yaklaşık 1000 yangın söndürme personeli ile müdahale ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Kastamonu’nun Taşköprü ve Hanönü ilçeleri sınırında, Erik köyü mevkiindeki ormanlık alanda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ormanlık alanda bilinmeyen sebeple yangın çıktı. Yangını gören vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda orman ve itfaiye ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. – KASTAMONU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Beçin Çamovası yakınlarındaki ormanlık alanda henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangın ihbarı üzerine bölgeye yangın söndürme ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yangına müdahalesi havadan ve karada sürüyor. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN’ın Bozdoğan ilçesinde orman yangını çıktı. Ekiplerin havadan ve karadan alevlere müdahalesi sürüyor.
Alhisar Mahallesi yakınlarındaki ormanda, saat 17.00 sıralarında yangın çıktı. Henüz bilinmeyen nedenle çıkan yangın, rüzgarın da etkisiyle yayıldı. İhbar üzerine bölgeye Aydın Orman İşletme Şefliği’ne ait arazözler ile itfaiye ve Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ekipler sevk edildi. Ekipler arazinin sarp olması nedeniyle müdahalede güçlük çekerken, alevlere havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Doha’da ABD, Mısır ve Katar arabuluculuğunda gerçekleşen Gazze’de ateşkes sağlanması müzakerelerinin ikinci günü sona erdi. Arabulucular tarafından yayımlanan ortak açıklamada, müzakerelerde her iki tarafın da “taraflar arasındaki farkları azaltan” bir öneriyle temsil edildiği ve taraflara ABD Başkanı Joe Biden’ın mayıs ayında gündeme getirdiği üç aşamalı ateşkes planındaki ilkelerle uyumlu bir öneri sunulduğu ifade edildi.
Ortak açıklamada, “Hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, önümüzdeki haftanın sonunda Kahire’de tekrar bir araya gelecekler ve bugün belirlenen şartlarda bir anlaşmaya varmayı umuyorlar” denildi. Katar, Mısır ve ABD’nin görüşmelerle ilgili daha önceki ortak açıklamasında olduğu gibi “Artık kaybedilecek zaman yok ve hiçbir tarafça kabul edilebilecek bir gecikme mazereti bulunmuyor” ifadelerine yer verildi.
ABD, Mısır ve Katar’ın ortak açıklamasında şunlar kaydedildi:
“Son 48 saatte Doha’da, hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için anlaşmayı sonuçlandırmayı hedefleyen yoğun görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler ciddi ve yapıcıydı ve olumlu bir atmosferde gerçekleştirildi. Bugün erken saatlerde, ABD, Mısır ve Katar’ın desteğiyle, her iki tarafa da Başkan (Joe) Biden’ın 31 Mayıs 2024 tarihinde belirttiği ilkelerle ve BM Güvenlik Konseyi 2735 numaralı kararı ile uyumlu bir köprü önerisi sunuldu. Bu öneri, geçen hafta boyunca üzerinde anlaşmaya varılan noktalara dayanarak, anlaşmanın hızlı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak şekilde kalan detayları kapatmakta.
Çalışma ekipleri, önümüzdeki günlerde uygulama detayları üzerinde teknik çalışmalarına devam edecek, bu kapsamda anlaşmanın geniş kapsamlı insani hükümlerinin uygulanması için düzenlemeler ve rehine ile tutuklularla ilgili özel konular ele alınacaktır.
Hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, önümüzdeki haftanın sonunda Kahire’de yeniden bir araya gelecek ve bugün ortaya konan şartlar altında anlaşmayı sonuca bağlamak için çabalayacaklar. Üç ülkenin liderlerinin geçen hafta belirttiği gibi, artık kaybedilecek zaman yok ve herhangi bir tarafın daha fazla erteleme için hiçbir mazereti kabul edilemez. Rehineleri ve tutukluları serbest bırakma, ateşkesi başlatma ve anlaşmayı uygulama zamanı geldi.
Sonuca ulaşmak, hayat kurtarmak, Gazze halkına yardım sağlamak ve bölgesel gerilimleri yatıştırmak için bir yol artık açtık.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yamanlar Karatepe mevkisindeki ormanlık alanda dün akşam başlayan ve İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait 5 uçak, 15 helikopter, 46 arazöz, 10 su ikmal, 4 dozer ve 4 yer ekibi ile müdahale edilen yangın, kuvvetli rüzgarın etkisiyle büyüdü.
Yangınla mücadele sabaha kadar sürdü.
Gündüz saatlerinde yaklaşık hızı saatte 80 kilometreyi bulan rüzgar nedeniyle hava araçları bir süre yangına müdahale edemedi. Yangın, kara ekiplerinin müdahalesine rağmen büyük bölümü makilik olan alana yayıldı.
Karşıyaka ilçesine bağlı Doğançay ve Sancaklı Mahalleleri ile Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’ndeki bazı evler ile bölgedeki bir hayvan barınağı tahliye edildi. Yangının bulunduğu bölgelere çıkan yollar trafiğe kapatıldı, jandarma ve polis güvenlik önlemi aldı.
Alevler bir süre sonra Örnekköy Sanayi Sitesi’ne kadar ulaştı. Yangın, buradaki geri dönüşüm fabrikası, mermer, kablo, ahşap işletmeler, mobilya atölyesi gibi birçok dükkana sıçradı.
Öğleden sonra rüzgarın şiddetini düşürmesi üzerine hava araçları yeniden çalışmaya başladı. Helikopter ve uçaklar, yoğun olarak alevlerin bulunduğu alana su bırakıyor.
Yangın halen Karşıyaka, Bayraklı ve Çiğli ilçesi sınırlarındaki ormanlık alanlar ile bazı yerleşim yeri ve sanayi sitesinde sürüyor. Şehrin birçok noktasından yoğun duman görülürken, ormanlık alanlara yakın bölgelerdeki bazı ev ve araçlar, sıçrayan yangın nedeniyle zarar gördü.
Yangın söndürme çalışmalarına, orman ekiplerinin yanı sıra belediyeler, polis, AFAD, jandarma personeli de araçlarıyla destek veriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Datça ilçesi Gedik Koyu’nda düzensiz göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine görevlendirilen Sahil Güvenlik Botu ve Bozburun İlçe Jandarma Karakol Komutanlığı personeli ile müştereken kara üzerinde bulunan bir düzensiz göçmen yakalandı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki Yamanlar Dağı’nda çıkan orman yangınında havadan ve karadan müdahale sürüyor. Alevler, Karşıyaka Seyir Tepesi’nin alt tarafında yer alan Karşıyaka Belediyesi’nin şantiyesi ile özel bir işletmeye bağlı ayrıştırma tesisine kadar ulaştı. Birçok iş yeri yanarken, yoğun duman gökyüzünü kapladı. Sanayi sitesinin bir bölümü boşaltıldı. Veteriner İşleri ve Halk Sağlığı Daire Başkanlığı ekipleri de Karşıyaka ve Bayraklı belediyelerinin barınaklarındaki 600 kadar sokak hayvanını tahliye etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buğday taban fiyatının en az 12 lira olması gerektiğini vurgulayan çiftçi Osman Durmuş, şunları söyledi:
“Fiyat açıklanmadı. Buğdayımızı dökecek yer yok.12 liradan aşağısı bizi kurtarmaz. Mazot olmuş 45 lira. Zehir olmuş dünyanın parası. Gübre olmuş dünyanın parası. Şuan da bizim mahsulümüz para etmiyor. 12 liradan aşağı bizi hayatta kurtarmaz. Çiftçi ekmezse bu milletin hali ne olur? Aç kalır.”
Çiftçi Şahin Akgöllü çiftçinin ekonomik zorluklar çektiğini ifade ederek, “Çiftçinin masrafı mazot pahalı. Verim fena değil 11-12 lira beklentisi var. Geçen sene 7 liraydı verim yoktu bir şey anlamadı çiftçi. Çiftçi perişan. Traktör alıyorlar banka faizleri yüksek. Ödeme yapamıyorlar faize düşüyorlar” dedi.
Biçerdöver fiyatlarının yüksekliğine değinen çiftçi Tahsin Aker, 20 dönüm için 40 bin lira masraf yaptığını belirterek, şu açıklamalarda bulundu:
“Geçen sene biçer döverciler 100 liraya biçiyordu bu sene 300 lira diyorlar. Adalet mi, vicdan mı? Geçen sene buğdayı 7 liraya aldılar. Bu sene daha buğdayın fiyatı açıklanmadı. Ne yapacak bu çiftçi ? Ne edecek ? Çiftçi ağlıyor. 300 lira olur mu arkadaş bu biçer. Buğday 10 lira, 12 lira, biçer de 200 lira, 220 lira olması lazım. 300 lira çok pahalı. 20 dönüm yer ektim 40 bin lira masrafım oldu”.
Biçerdöver işi yapan Vezir Akgöllü ise yakıt ve bakım masraflarının yüksekliğinden yakınarak, “Dönümde 3 litre mazot yakıyor. Yağmur yağdığında biçerler çöke çöke ekin biçiyoruz. 250-300 liradan aşağısı kurtarmıyor. Bir şoförün yevmiyesi aylık 200 bin lira. 1 ay çalışıyor 200 bin lira veriyorum. 200 bin lirada bakımına veriyorum ben kazanmayım da neden senin hamallığını
‘ŞU AN BUĞDAYI SATACAK YER BULAMIYORUM’
Buğdayda taban fiyatlar açıklanmadığı için mahsulü satacak yer bulamadığını belirten Çiftçi Osman Durmuş, şunları kaydetti:
“Yıllardır buğday ekerim, mısır ekerim, her şey ekeriz. Ama biz mahsulümüzü yetiştirdik, mahsulümüzü şu an satacak yer bulamıyorum. Fiyat açıklanmadı. Buğdayımızı dökecek yer yok. 12 liradan aşağısı bizi kurtarmaz. Mazot olmuş 45 lira. Zehir olmuş dünyanın parası. Gübre olmuş dünyanın parası. Şuan da bizim mahsulümüz para etmiyor. 12 liradan aşağı bizi hayatta kurtarmaz. Çiftçi ekmezse bu milletin hali ne olur ? Aç kalır. Bizi de düşünün arkadaşlar. Bu şekilde giderse çiftçilik biter. Çiftçilik kalmaz.”
Çiftçi Seyran Akgöllü ise biçtirdikleri buğdaya fiyat verilmemesine tepki göstererek, “Çiftçiyim, bende buğday ektim. Buğdayları biçtiriyoruz, götürüyoruz fiyat vermiyorlar. Ne zaman verecekleri belli değil şuan için. Bu sene el elde baş başta. Şuan ne kardayız, ne zarardayız” dedi.
]]>Eczacı yüzbaşı olan ve Iğdır’daki birliğinde hayatını kaybeden Muhsin Berzeg’in, Iğdır’da kabrinin bulunduğu mezarlıktan yol geçtiği için kemiklerinin alınıp, şu anki mezarına defnedildiği öğrenildi. Ceset bütünlüğü olmayan Korhan Berzeg’in de babası gibi sadece kemikleri toprağa verilebilecek.
316 GÜN SONRA KESİNLEŞTİ
İstanbul’dan Balıkesir’in Gönen ilçesindeki yazlık evine gelen ve 17 Haziran 2023’te doberman cinsi köpeği ‘Tina’ ile yürüyüşe çıkan Korhan Berzeg’in, kaybolduktan 312 gün sonra 23 Nisan’da evine 3,5 kilometre mesafedeki Fındıklı Deresi kenarında, adına düzenlenmiş 3 farklı bankaya ait kredi kartı, 1 banka kartı, parçalanmış halde İstanbul ücretsiz taşıma kartı, İstanbul Mavi kart, sürücü belgesi, kimlik kartı, 1’i parçalanmış 5 adet 10 TL, 1 adet 100 TL, 1 adet 50 TL, 1 araç anahtarı ile muhtelif anahtarlar bulundu. Bölgede kemik parçaları da bulununca, Berzeg kaybolduktan 130 gün sonra sonlandırılan arama çalışmaları yeniden başlatıldı.
Bulunan kişisel eşyalar ve kıyafet parçaları ile üzerinde doku olmayan, kalça ve göğüs kafesine ait olduğu değerlendirilen kemik parçaları, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderildi. Bu süreçte Berzeg’in İngiltere’den Türkiye’ye gelen kızı Nisa Berzeg’ten kan örneği alındı. İncelemede, kemik parçaları ile kızından alınan kan örneğinin DNA’sının eşleştiği açıklandı. Böylece kaybolduktan 316 gün sonra Korhan Berzeg’in öldüğü kesinleşti.

BİR HAFTA KEMİKLERİ ARANDI
24 Nisan’da Korhan Berzeg’in diğer kemiklerini bulmak için arama başlatıldı. 6 Jandarma Asayiş Timi, 3 JASAT, 1 İstihbarat timi, 3 Jandarma Komando unsuru ve 3 kadavra tespit köpek unsuru olmak üzere 62 personel ile Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkisi ile Turplu ve Gelgeç mahallelerindeki ormanda 7 gün boyunca yapılan aramaların 3’üncü gününde, Bursa Jandarma Komutanlığı’nca bölgede görevlendirilen kadavra arama köpeği ‘Denek’ tarafından çalılar arasında 1 kemik parçası daha bulundu.
4’üncü gününde kol kemiğine benzeyen 1 kemik ile Berzeg’e ait gömleğin parçaları bulunurken, 5’inci günde İstanbul Jandarma Komutanlığı’nın kadavra arama köpeği ‘Duman’ tarafından kütük altı ve çalılıkların arasında, Berzeg’e ait olduğu değerlendirilen kafatasının yüz kısmına ait parça ile 3 kemik daha bulundu. 6’ncı günde jandarma komando ekipleri hem elleriyle hem tırmıklarla arama yaptı. Bu aramalar sırasında insana ait olduğu düşünülen 1’i kafatası olmak üzere 3 kemik parçası ile Berzeg’e ait iç çamaşır bulundu.
DNA SONUCU EŞLEŞTİ
Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkisindeki 30 kilometrelik alanda, 1,5 kilometrelik dere boyunca suyun akış yönüne doğru 7 gün boyunca yapılan aramalarda; Berzeg’in pantolon, gömlek ve hırkasının parçaları ile iç çamaşırı, kemeri, cüzdanı, kimlik, ehliyet, banka, kredi kartları, toplu ulaşım kartları ve araç anahtarına ulaşılırken; kaval, uyluk, kol ve kaburga kemikleri ile kafatasının ön ve arka yüzü bulundu.
Kafatasına ait kemik parçaları, diğer kemikler ve kıyafet parçalarının, 312 gün sonra dere kenarında bulunan kıyafet parçası, kemikler, kimlik ve kredi kartının 250 metre uzağında olduğu belirtilirken; toplanan kemik ve kıyafet parçaları, DNA analizi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
3 kadavra arama köpeği ve 62 jandarma personeliyle yürütülen alan tarama çalışması Berzeg kaybolduktan 319 gün sonra sonlandırılırken, bulunan tüm kemikler ve kıyafet parçaları ile kişisel eşyalar üzerinde İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan inceleme 14 Mayıs’ta tamamlandı. Bulunan kafatası ile 12 kemiğin, Korhan Berzeg’e ait olduğu kesinleşti.
DOĞUP, ÖLDÜĞÜ MAHALLEDE GÖMÜLECEK
İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan incelemenin ardından Korhan Berzeg’in kesin ölüm nedeni belirlenemezken, DHA muhabirinin telefonda konuştuğu Berzeg ailesinin avukatı Emre Akkaş, Korhan Berzeg’in ailesine teslim edilen kemikleri ve kafatasının doğup öldüğü Armutlu Mahallesi’nde, 1940 yılında hayatını kaybeden babası Muhsin Berzeg ile 1968 yılında vefat eden dedesi Kemal Berzeg’in mezarlarının yanında 27 Mayıs’ta toprağa verileceğini söyledi. Berzeg, öğle vakti Armutlu Mahalle Camisi’nde kılınacak namaz sonrası son yolculuğuna uğurlanacak.

BABA İLE OĞLUNUN KADERİ AYNI
Öte yandan Korhan Berzeg’in babasıyla benzer bir sonu paylaştığı ortaya çıktı. Eczacı yüzbaşı olarak Iğdır’da görev yapan Muhsin Berzeg’in, İstanbul’a tayininin çıktığı gün Korhan Berzeg’in doğduğu ve birlikteki arkadaşlarına oğlunun doğumu şerefine yemek vermek için görevini 1 gün daha uzattığı belirtildi.
Ertesi gün İstanbul’daki birliğine gidecek olan Muhsin Berzeg’in yatağında ölü bulunduğu öğrenildi. Iğdır’da defnedilen Muhsin Berzeg’in kabrinin olduğu mezarlıktan yol geçtiği için, yakınları tarafından alınan kemiklerinin Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi’ne getirilerek burada defnedildiği belirtildi. Ceset bütünlüğü olmayan Korhan Berzeg’in de 84 yıl önce ölen babası gibi sadece kemikleri toprağa verilebilecek.
]]>Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’ndeki antrenmanın ilk 30 dakikalık bölümü basın mensuplarına açık gerçekleştirildi. Antrenman öncesi teknik direktör Abdullah Avcı, açıklamalarda bulundu. Avcı, güzel bir gün yaşadıklarını, haftaya da iyi başladıklarını belirterek, “Umarım hafta sonuna kadar da böyle devam eder. İlk ulaşılabilir hedefimize ulaştık. Zor meşakkatli, inişli-çıkışlı yollardan sonra bunu gerçekleştirdik ve bir kenara bıraktık. Trabzonspor, Türkiye Kupası finalini 9 kez almış, perşembe günü bunu 10. kez buraya getirmek istiyoruz” dedi.
‘TAKIMIN HAVASI İYİ’
Sadece futbolun konuşulduğu, hak edenin kazandığı bir müsabaka olmasını temenni eden Avcı, şöyle konuştu: “Takımın havası iyi, geçen hafta bunun yansıması oldu. Başakşehir maçıyla beraber oyuncuların konsantrasyonları çok net yukarıdaydı. Plana daha çok sadık kaldılar, daha konsantreydiler, daha hızlıydılar, biraz daha serttiler ve topa biraz daha doğru zamanlarda dokunuşları yaptılar. Onun için geçen hafta itibarıyla karşılığını doğru aldık, bu bizi oyun olarak mutlu etti. Bunun daha fazlasını yapmamız gereken perşembe akşamı final oynayacağız. Buna da en iyi şekilde hazırlanıyoruz. Şu an itibarıyla oynayan grup toparlanmaya daha yeni geçiyor bugün. Yarın da onların ölçümleri yapılacak, riskleri var mı, yok mu, onlara bakılacak. Hem toplantımız olacak hem de hazırlığımız yarın itibarıyla devam edecek.”
Avcı, Türkiye Kupası’nın çok anlamlı olduğunu, şehrin ve camianın kupa moraline çok ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
‘BU SENE ŞEHRİN İHTİYACI VAR’
“Geçen Samsun-Trabzonspor U19 finalinde de aynı duyguyu söyledim. Çocuklar, kazananlar çok sevinçli, kaybedenler çok üzgündüler. Aslında her ikisi de çok kazanıyordu. Final oynamak, hele o yaş grubunda çok değerli. Onlara da şunu ifade ettim; ben de çok finaller oynadım ama o günü kaybederken aslında kazanıyorsun. Bu sana çok önemli deneyimler getiriyor. Ben çalıştığım her kategoride hem oyunu geliştirmeye çalıştım, oyuncuyu geliştirmeye çalıştım ve bunun da tacı, süsü olan kupayı almak istedim. Hepsinde buna ulaştık. Türkiye Kupası’nda oynadığımız finaller var. Umarım bu bizim alnımıza yazılmışsa çalışıyoruz ve bunun karşılığını alırız diye düşünüyorum. Trabzonspor için de çok anlam ifade ediyor. Bu sene buna tüm şehrin de ihtiyacı var, bizim de ihtiyacımız var. Başkanın, yönetim kurulunun da ihtiyacı var. Umarım bunun karşılığını alacağız diye düşünüyoruz.”
‘FUTBOL ŞÖLENİ OLARAK BAKIYORUM’
Perşembe günü oynanacak maçın bir festival ve şölen havasında geçmesini istediklerinin altını çizen Avcı, “Olimpiyat bize uğurlu uğursuz, onu bilmiyorum ama o şeylere çok bakmıyorum. Ben bir futbol şöleni olarak bakıyorum, bir festival havasında bakıyorum. Hakikaten bu günler güzel günler ve bunun keyfini çıkarmak lazım. Taraftar yarı yarıya. Trabzonspor taraftarının destek verdiğinde neler olabildiğini çok net görebiliyoruz. Onlar sizi orada sonuna kadar desteklediklerinde. Ben rakip olarak orada Trabzon’a karşı 80 bin kişiyi de gördüm, beraberken 80 bin kişiyi de gördüm. Onun için onlar bizi sonuna kadar destekleyeceklerdir.” ifadelerini kullandı.
Trezegeuet ve Pepe’nin son durumuyla ilgili gelişmeleri de aktaran Avcı, “Geldiğimizin ertesi günü planladığımız gibi şu an itibarıyla devam ediyor, umarım maça kadar da bir problem yaşamayız. Şu anda hatta doktorla onu konuşuyordum. Geri dönüşleri iyi. Uğurcan Çakır’ın bugün programı salon, burada değil. Onun dışında Fernandez’in ufak bir şeyi var, o da yarın daha net belli olur.” dedi. Bordo-mavililer, yarın yapacağı antrenmanla hazırlıklarını sürdürecek.
]]>Galatasaray’a konuk olan sarı-lacivertli ekip, şampiyonluk şansını koruyabilmek için mutlak galibiyet parolasıyla sahaya çıktı. Maçın 21. dakikasında Alexander Djiku’nun ikinci sarı karttan kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan Fenerbahçe, 71. dakikada Çağlar Söyüncü’nün golüyle 1-0 öne geçti.
Maçın kalan süresinde de rakibine gol şansı tanımayan Fenerbahçe, sahadan 1-0 galip ayrıldı. Bu sonuçla lider Galatasaray 99 puanda kalırken, Fenerbahçe puanını 96’ya yükseltti. Sarı-lacivertliler bu galibiyetle ikili averajda da üstünlük sağladı ve son haftaya umutlu girdi.
RAMS PARK’TA YİNE 10 KİŞİ
Sarı-lacivertli ekip, deplasmanda oynadığı son 3 Galatasaray maçını da 10 kişiyle tamamladı.
2021-2022 sezonunda oynanan maçta 82. dakikada Marcel Tisserand kırmızı kart görmüş ve Fenerbahçe, 90+4. dakikada Miguel Crespo’nun golüyle 2-1 galip gelmişti. 2022-2023 sezonunda ise 61. dakikada Luan Peres kırmızı kartla oyun dışı kalmış ve Galatasaray, bu karşılaşmadan 3-0 galip ayrılmıştı.
Son olarak dün oynanan maçta Alexander Djiku, 21. dakikada kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.

GALATASARAY’IN ÜÇ SERİSİ DE BİTTİ
Fenerbahçe, Süper Lig’in 37. hafta derbisinde Galatasaray’ı deplasmanda 1-0 yenerek rakibinin üç önemli serisine son verdi.
Sarı-kırmızılılar, Fenerbahçe maçı öncesinde ligde en son 12. haftada Hatayspor’a yenilmiş ve 24 maçlık yenilmezlik serisi yakalamıştı. Fenerbahçe karşısında aldıkları mağlubiyetle bu seri sona erdi. Ayrıca, Galatasaray ligdeki son 17 maçını kazanmışken, bu seri de Fenerbahçe karşısında noktalandı.
Sezon boyunca iç sahada oynadığı 18 maçın tamamını kazanan Galatasaray, Fenerbahçe’ye yenilerek bu seriyi de kaybetti ve sezonu iç sahada yenilgisiz kapatma şansını yitirdi.
İSABETLİ ŞUT ATAMADILAR
Fenerbahçe, derbide 10 kişi kalmasına rağmen sergilediği performansla takdir topladı.
Sarı-lacivertliler, uzatma dakikalarıyla birlikte 80 dakika eksik mücadele etmelerine rağmen Galatasaray’a isabetli şut fırsatı tanımadı. Karşılaşmada Fenerbahçe 1.41 xG (Gol Beklentisi) yaratırken, Galatasaray ise 0.67 xG ile maçı tamamladı. Ayrıca Galatasaray, bu sezon iç sahada en az şut çektiği maçı Fenerbahçe’ye karşı oynadı.

DEPLASMANDA YENİLGİSİZ
Fenerbahçe, Galatasaray’ı 1-0 yenerek bu sezon deplasman maçlarında yenilgi yüzü görmeden sezonu tamamladı. Süper Lig’in son deplasman maçında sahadan galibiyetle ayrılan sarı-lacivertliler, sezonu 16 galibiyet ve 3 beraberlik ile kapattı. Bu performansla 51 puan toplayan Fenerbahçe, deplasmanlarda 40 gol atarken kalesinde sadece 11 gol gördü.
ÇAĞLAR SÖYÜNCÜ İLKİ BAŞARDI
Fenerbahçe’nin milli stoperi Çağlar Söyüncü, Galatasaray’a karşı galibiyeti getiren golü atarak dikkat çekti. Süper Lig’in 36. haftasında Kayserispor’a karşı gol atan Söyüncü, Galatasaray maçında da gol atarak üst üste iki maçta gol sevinci yaşadı. Tecrübeli futbolcu, profesyonel kariyerinde ilk kez üst üste iki maçta gol atma başarısı gösterdi.
FENERBAHÇE’DE 2 CEZALI
Süper Lig’in son haftasında İstanbulspor’u ağırlayacak olan Fenerbahçe’de, kırmızı kart gören Alexander Djiku ve sarı kart cezalısı Michy Batshuayi bu maçta forma giyemeyecek. Sarı kart cezasını tamamlayan Rodrigo Becao ise İstanbulspor karşısında takımdaki yerini alacak.

DÜĞÜM SON HAFTA ÇÖZÜLECEK
Süper Lig’de 2023-2024 sezonunun şampiyonu, son hafta oynanacak maçların ardından belli olacak. 99 puanla lider durumda olan Galatasaray, son haftada deplasmanda Konyaspor ile karşılaşacak.
Fenerbahçe ise sahasında İstanbulspor’u konuk edecek. Galatasaray, Konyaspor deplasmanından 1 puanla ayrıldığı takdirde şampiyonluğunu ilan edecek. Fenerbahçe’nin şampiyon olabilmesi için Galatasaray’ın Konyaspor’a mağlup olması ve kendi sahasında İstanbulspor’u yenmesi gerekiyor.
Haftalar öncesinden küme düşmesi kesinleşen İstanbulspor, 16 puanla son sırada yer alırken, Konyaspor ise 41 puan ve averajla 15. sırada bulunuyor. Küme düşme tehlikesi yaşayan Konyaspor, Galatasaray karşısında alacağı 1 puanla ligde kalmayı garantileyecek.
]]>
Olayla ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 17’si tutuklu 31 sanık hakkında dava açıldı.. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianameyi kabul eden mahkeme heyeti, davanın başka bir ilde görülmesi için nakil talebinde bulundu.
Valiliğin de uygun görmesi üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden davanın nakli için olur istendi.

Bakanlık da Mahkemenin talebini haklı buldu ve davanın kamu düzeninin sağlanması, taraflar arasındaki husumetin halen devam ediyor olması, duruşma günü gerek adliye çevresi, gerekse adliye içinde kolluk kuvvetleriyle alınacak her türlü güvenlik tedbirinin yetersiz kalabileceği ihtimali nedeniyle davanın başta bir ilde görülmesinin uygun olacağına vurgu yapıldı.

Katliam davasının başka bir ilde görülmesi halinde duruşmaya sadece davanın tarafları olan sanıklar, katılanlar, mağdurlar, müştekiler ve tanıkların katılabileceği, SEGBİS yoluyla ifadelerin alınabileceği ve gerekirse duruşmaların seyircisiz yapılabileceği de göz önünde bulundurularak Konya Ağır Ceza Mahkemesi davaya bakmakla görevli ve yetkili kılındı.
Dosyanın önümüzdeki günlerde fiziki olarak Diyarbakır’dan Konya Adliyesine gönderileceği öğrenildi.

YARALILARA YARDIMA GELEN JANDARMAYI DA TARADILAR
İddianamede, sanıkların katliamdan sonra olay yerine giden jandarma timlerine yaralılara müdahale etmeyi engellemek için araziye hakim olup silahlı kontrolü sağlayarak güvenlik güçlerine de ateş açtıkları kaydedildi.
Arazinin hakim tepelerine yerleşen sanıkların jandarmaya kesintisiz yoğun yaylım ateşi açtıkları, yerde yatan ölü ve yaralıların güvenli bölgeye taşınmak istendiği sırada bile tepelere yerleşen sanıkların kalaşnikoflarla askerleri taradıkları vurgulandı.

PATİKA YOLLARDAN KAÇTILAR
İddianamede, olay yerindeki bir traktör ile pulluğun arkasına siper alan timleri gören saldırganların bu kez traktörü yaylım ateşine tuttukları ifade edildi.
Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi.
Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 9 kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.
Otopsi yapılan cesetlerin topuklarından, kafa ve vücutlarına kadar mermi çekirdeği olduğu bildirildi.
Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu belirtildi.

AİLEYİ ÖLDÜRMEK İÇİN YANGIN ÇIKARDILAR
İddianamede Muhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi.
Taş ailesinin uzun namlulu silah ve teçhizatlarla olay yerine çatışmak için gittikleri belirtildi. Taş ailesinin Alyamaç ailesini araziye çekmek için buğday tarlasını ateşe verip yangın çıkardıkları ve yangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine ateş açarak amaçlarına ulaştıkları ifade edildi.

AİLE MECLİSİ KARARI
Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın Alyamaç ailesine yoğun ateş açıldığı bildirildi.
Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçelerdekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi.
Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine de muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin kendi aralarında karar aldıkları belirtildi.
BAŞKASINA AİT PASAPORTLA KAÇACAKTI
Behçet Taş’ın katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurtdışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı.
Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi.
Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen, cenaze ve yaralılara almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları da tespit edilerek bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu.
SAVCIDAN AİLE MECLİSİ DEĞERLENDİRMESİ
İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi.
Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığının altı çizildi.
Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde bir hak edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi.
Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde, katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi.
Sanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları isteniliyor.
]]>‘GERÇEK ŞAMPİYONU GÖSTERDİK’
”Bugün biz gerçek şampiyonun kim olduğunu; şerefsizlere, hırsızlara, alçaklara gösterdik. Takımımız kahramanca savaştı. Bu atmosferde, böyle bir hakeme rağmen umudumuzu son haftaya taşımamıza vesile oldular. Allah onlardan razı olsun.”
‘SİSTEMİ YERLE BİR ETMEYE AZ KALDI’
”Biz, herkesi yendik ama sistemi yenemedik. Ama az kaldı, sistemi yerle bir etmeye az kaldı. Bunu pek çok kulüp istiyor. Bu sistem, bu şekilde gidemez. Bugün niye Süper Kupa’ya yabancı hakem istediğimizin, sezon boyunca yabancı hakem diye haykırdığımızın en güzel özeti bu maçta resmi bir şekilde tescil edilmiştir.”
‘LİGİN DENGELERİNİ ALT ÜST ETTİLER’
“Bir takımı şampiyon yapmak için, bazı takımları ligde tutmak için kurgulamış olduğunuz dizayn ligimizin tüm dengelerini alt üst etmiştir. Böylesini en son Haluk Ulusoy döneminde görmüştüm.”
DURSUN ÖZBEK’E CEVAP
“Dursun Özbek, beni düelloya mı çağırıyor? Biz iki senedir televizyonların karşısında düelloya çağırıyoruz. Düello değil, tartışalım. İnsanlar iki başkanın da kimliğini, kişiliğini görsün. Bugün biraz geç oldu, uykusu da kaçmasın. Hafta içi istediği televizyon kanalına, GS TV de dahil çıkmaya hazırım. Bu ne ucuz kabadayılık. Biz bir gün öyle bir gün böyle konuşan adamlar değiliz. Bu çağrısının arkasında dursun! İstiyorsa yarın çıkalım. Sayın Başkan’ın cesaretlenmesine çok sevindim.”
SELAHATTİN BAKİ: SİYASİLERDEN MAKAS ALDIRMIYORUZ!
Fenerbahçe yöneticisi Selahattin Baki de sosyal medyada başkan Ali Koç ile yaşadıkları tartışma görüntülerinin gündem olmasının ardından açıklamalarda bulundu. Ali Koç ile birlikte basının karşısına geçen Baki şu sözleri kullandı:
“Görüyorum ki başkanımla yaşanan 5 saniyelik bir tartışma gündeme oturmuş. Bizim dışarı çıkmamıza izin verilmediği için ortamın gerilme ihtimali vardı. Başkan özellikle beni uyardı, bir tek sen bir şey yapmayacaksın dedi. Sağ elinde kan gördüm, başkanımıza doğru hamle yapan birini gördüm. Onun sonrasında olan bir durum. Bizim üstümüzden gündem yaratmaya kalkmasınlar, biz siyasetçilere yanağımızı okşatmıyoruz. Başkanımızla yaşadığımız 3 saniyelik bir şey.”
‘HAKEMİ UNUTACAK DEĞİLİZ’
“Takımımızı, hocamızı tebrik ediyorum. Dünya derbisinde 81 dakika 10 kişi oynayıp rakibimize kendi evinde şut fırsatı vermeden kazandık. Bu herhangi bir derbi galibiyeti değil, ötesidir. Son yıllarda gerek başkanımız, gerek yönetimimizin ortaya koyduğu bir argüman var; Fenerbahçe’ye karşı kutsal ittifak. Medya, MHK, federasyon, devletin bazı birimleri ayağı var. İtile kakıla buraya kadar getirilen rakibimizle aramızdaki farkı herkes gördü. Bu galibiyet, argümanlarımızı güçlendirdi. Takımımıza, teknik direktörümüze, orayı Kadıköy’e çeviren taraftarımıza teşekkür ediyoruz. Bu maçın 19 Mayıs Pazar olması da anlamlı. Fenerbahçeliler’e ve Atamız’a armağan olsun.”
“Maçı kazandık diye hakemi unutacak değiliz. Daha ilk yarının başlarında gerek Szymanski’ye gerek Ferdi’ye yapılan fauller malum. Kart dahi çıkmadı. Son derece ucuz bir pozisyonda 21. dakikada Fenerbahçemiz’i 10 kişi bırakmayı uygun gördü. Hem Galatasaray’ı hem Fenerbahçe düşmanlarını hem hakemleri yendik. TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin bizlere yaşatmadığı skandal kalmadı. Atadığı hakemler, verdiği kararlar. Riyad skandalından sonra hala görevde kalması bambaşka yorumlanması gereken olay. Bu kadar skandal ve kötülüğe rağmen hala çıkıp konuşmuyor.”
“Biz başkaları gibi siyasetçilere yanağımızdan makas aldırtmıyoruz!
]]>“BU DERDİ HİÇBİRİNİZ ÇEKMEDİNİZ”
79 yaşındaki depremzede Hasan Doğ, 6 Şubat depremlerinden sonra 4 kez farklı noktaya yerleştirildiklerini belirtti. “Depremi görmeyen bizim ne çektiğimizi bilemez” diyen Doğ, şunları söyledi:
*Burası dördüncü yerimiz. Bizi beşinci yere göndermek istiyorlar. Melikgazi Belediye Başkanı burada bize ‘5 yıllığına oturabilirsiniz’ dedi buraya yerleştirirken. Şimdi bizi buradan başka yerlere dağıtmak istiyorlar.
*Komşularımızla birbirimize alıştık. Birbirimize yardım edebiliyoruz. Hiçbir suçumuz yok. Bizi neden büyükler başka yerlere dağıtmaya çalışıyor. Melikgazi konteynerini ne yapacaklar? Kime peşkeş çekmeye çalışıyorlar.
*Bizim amacımız buradan gitmemek. Lütfen sesimizi duyun. Tekrar ediyorum ölsek de çıkmayacağız. Eğer bizi duymazsanız biz de sizi duymayız sayın büyükler. Allah rızası için sesimizi duyun ve bize yardımcı olun. Bizi buradan götürmeyin.
*Depremi görmeyen bizim ne çektiğimizi bilmez, bilemez. Bu derdi hiçbiriniz çekmediniz. Sizin hiçbiriniz bu işin ne derece ağır olduğunu, psikolojimizin nasıl bozuk olduğunu bilmezsiniz. Bilemiyorsunuz da zaten bilseniz böyle yapmazsınız. Lütfen sesimizi duyun.
“YAŞAM ALANLARIMIZDAN GİTMEK İSTEMİYORUZ”
Konteyner kentte yaşayan kadınlar da şöyle tepki gösterdi:
“1 yıldır burada oturuyorum. Önceki hayatımızı anlatırsak çadır kentleri, yaşadığımız alanları çok çok zor süreçlerden geçtik. Asrın felaketini yaşayan insanlarız. Melikgazi sakinleri olarak biz sadece şunu istiyoruz, yaşam alanlarımızı, yerleşim yerlerimizi çocuklarımız, bizler, gençler, ve geleceğimiz için yaşam alanlarımızdan gitmek istemiyoruz.”
“BİZ YENİDEN AYNI ŞEYLERİ YAŞAMAK İSTEMİYORUZ”
Bir diğer konteyner kent sakini ise yetkililere şöyle seslendi:
*Bizler bir şeyleri yeniden inşa etme peşindeyiz. Daha kanayan yaralarımızı saramadan bir tanesiyle daha baş etmemiz mümkün değil. Şurada herkes birbiriyle arkadaş, sırdaş, aile. Güzel bir şekilde yaşam alanını inşa etmeye çalışıyoruz ve bunu da başardığımıza inanıyoruz.
*Biz yeniden, aynı şeyleri yaşamak istemiyoruz. Hepimiz anneyiz, hepimiz babayız, eminim büyüklerimiz de aynı şekilde annedir, babadır bunun için bize yardımcı olun. Bizi olduğumuz durumdan uzaklaştırmayın.
*Bizi yeniden, yeniden oradan oraya, oradan oraya atmayın. Burada kimsenin birbirine bir zararı yok. Kimse kötü olsun istemiyor. Gittiğimiz yerde neyle karşılacağız? Ne yaşayacağız? Biz yeniden aynı psikolojileri yaşamak istemiyoruz. Bizi bulunduğumuz yerden lütfen almayın.
ÖZTUNÇ’TAN TEPKİ GELDİ
CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, “Depremin vurduğu yetmedi bir de hükümet, AFAD, bakanlık vuruyor” dedi.
Öztunç, Melikgazi Yaşam Alanı’ndaki yurttaşların durumuna dikkat çekerek şunları söyledi:
*Bir başka konteyner kente götürülmek isteniyorlar. Şehrin biraz dışındaki Necip Fazıl Şehir Hastanesi’ne yakın bölgedeki konteyner kente götürülmek isteniyorlar ama bu insanlar depremden bu yana buradalar.
*İş yerleri burada, çocuklarının okulları burada. Çıkartılmak istendikleri konteyner kente yakın okullarda okuyor çocukları. Burada bir düzen kurmuşlar şimdi burayı boşaltacaksınız diyorlar. Depremin vurduğu yetmedi bir de hükümet, AFAD, bakanlık vuruyor.
*Başından beri yanlış planlama yüzünden şimdi bu noktaya geliniyor. Halbuki en başında doğru planlama yapılsaydı bugün bunlar yaşanmıyor olacaktı. Bu insanların burada kalmalarına izin vermek gerekiyor en azından eğitim öğretim yılı bitene kadar.
*İnsanlara süre vermek gerekir. ‘3-5 ay sonra şu tarihte burayı kapatacağız ama bu tarihe kadar lütfen özel işlerinizi, çocuklarınızın okul işlerini halledin’ demeleri gerekiyor ama demiyorlar. Astığım astık, kestiğim kestik mantığı ile yol yürüyorlar. Zaten yıllardır bu kafada bu AK Parti hükümeti ve onları bürokratları o yüzden vatandaş isyan ediyor biz de buna destek veriyoruz.
]]>ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, toplanan verilerin ilk analizlerine yönelik açıklamalarda bulundu.
ODTÜ Bilim İletişimi Ofisi tarafından Türkiye’nin deniz kenarı şehirlerinde ve KKTC’de gönüllü araştırma ekipleri kurduklarını söyleyen Kök, bu sayede toplumu bilimle buluştururken, 7’den 77’ye halkın desteği ile aylarca sürecek bir projeyi düşük karbon ayak izi bırakarak gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Rektör Kök, ODTÜ öğrenci ve mezunları ile yakınlarından oluşan katılımcıların denize kıyısı olan 28 ilde deney ve ölçüm kitleri aracılığıyla deniz suyunun sıcaklık, tuzluluk, çözünmüş oksijen ve pH verilerini ölçtüğünü belirterek, bu verilerin, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü tarafından incelenmeye başlandığını aktardı.
ÖZEL CİHAZ GELİŞTİRİLDİ
Proje için denizler için büyük önem arz eden parametreleri dakikalar içinde toplamayı olanaklı kılan Kaşif-1 adlı cihaz geliştirildiğini anlatan Kök, “Bu parametrelerin koordinatlarla beraber merkezi veri tabanında birleştirilerek bilim insanlarının yorumlamaları için hazır hale getirildi” dedi.
Rektör Kök, “Büyük çevre deneyinin ilk sonuçlarını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık ve aydınlanma meşalesini yaktığı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.
ODTÜ’nün gönüllü araştırmacıların ölçümlerinden toplanan tüm veriler derlendi ve ilk analizleri yapıldı.
GEÇEN YILA GÖRE DAHA YÜKSEK SICAKLIKLAR ÖLÇÜLDÜ
ODTÜ’nün projeye ilişkin ilk analiz raporunda şu ifadelere yer verildi:
“Küresel ısınmanın her yıl kendisini artarak hissettirmesine bir kez daha tanık olmanın yanı sıra bu yıl El Nino’nun da etkisiyle diğer pek çok bölgede olduğu gibi ülkemizde de rekor sıcaklıkların kendini göstermesi bu çalışmayla da onaylanmış oldu. Türkiye denizlerinde uydu verilerinden hesaplanan nisan ayı ortalama deniz yüzeyi sıcaklık artışı geçen yılın uydu verileriyle kıyaslandı. Buna göre deniz yüzeyi sıcaklık artışları, Akdeniz’de 1,5 derece Ege’de 1 derece, Marmara Bölgesi’nde 1,8 derece, Batı Karadeniz’de 2,3 derece ve Doğu Karadeniz’de 1 derece yüksek ölçüldü.

Analiz raporunda kıyılardaki kirlilik ve biyolojik üretkenlikle ilgili de şu değerlendirmeler yapıldı:
“İlk izlenim olarak Karadeniz ve Doğu Akdeniz’in, kıyılarımızda kirlilik ve biyolojik üretkenlikle paralel pH değerleri 8’in altında ölçüldü yani bu bölgelerde daha asidik bir durum gözlemlendi. Örneğin Mersin kıyılarında 7.7, Karadeniz 7.8, Marmara 7.9 civarı değerler olduğu görüldü. Görece daha temiz kıyılara sahip KKTC’de ise daha alkali (8.4 civarı) bir durum gözlemlendi.”
Raporda, deniz pH durumunun uzun süre ölçüldüğü takdirde iklim değişiminin okyanus asitlenmesi etkisi konusunda da bilgi verici olacağına işaret edilerek, “Gündüz ölçülen oksijen değerleri, yüzey sularında beklendiği üzere üst seviyesinde 6-7 mg/L olduğu görülmüştür” ifadelerine yer verildi.

Tuzluluk değerlerinde farklı denizlerin kendine özgü özelliklerinin ortaya konduğuna dikkat çekilen raporda, şu bulgular yer aldı:
“Örneğin Karadeniz’de 20 birim civarı ölçülen değerlerin Ege ve Akdeniz’de 38 civarı ölçüldüğü görülmüştür. Bahar aylarında görülen tuzluluk değerlerinin beklenenden düşük olması özellikle yüksek nehir girdilerine işaret etmektedir ve ölçümler tüm yıl devam ettiği takdirde mevsimsel değişiklikler gözlemlenebilecektir. Bunun yanında Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz kıyılarında yapılan ölçümlerde coğrafi olarak tutarlılık tespit edildi.”

Avcı, ilk olarak 2020-2021 sezonunun 8. haftasında Karadeniz ekibinin başına geçti ve 17. sıradan aldığı bordo-mavilileri sezon sonunda 4. sıraya taşıyarak Avrupa kupalarına katılma hakkı elde etmelerini sağladı.
Trabzonspor, Abdullah Avcı yönetiminde 2021-2022 sezonunda Süper Lig şampiyonluğunu kazanarak 37 sezon sonra kupayı müzesine götürdü.
2022-2023 sezonunun 23 haftalık bölümünde 11 galibiyet, 5 beraberlik ve 7 mağlubiyet alan Avcı, görevinden ayrıldı ancak bu sezon takımın başına ikinci kez getirildi.
Tecrübeli teknik direktör, 8. haftada 12 puanla yedinci sırada devraldığı Trabzonspor’un ligi üçüncü sırada tamamlamasını sağlayarak, takıma tekrar Avrupa kupalarına katılma hakkı kazandırdı.

İLK DÖNEMİNDE DİPTEN ZİRVEYE
Abdullah Avcı, 2020-2021 sezonunda zor günler geçiren Trabzonspor’un imdadına yetişti.
Ligin ilk 7 haftasında sadece 1 galibiyet, 2 beraberlik ve 4 mağlubiyet alan Karadeniz ekibi, İngiliz teknik direktör Eddie Newton ile yollarını ayırdı. Geçici olarak futbolcu izleme komitesi başkanı İhsan Derelioğlu’nu takımın başına getiren Trabzonspor, onun yönetiminde çıktığı bir maçta da beraberlik elde etti.
İlk 8 haftada 6 puanla 17. sırada yer alan Trabzonspor, Avcı yönetiminde büyük bir çıkış yakaladı. Ligin ilk 8 haftasında 4 mağlubiyet alan bordo-mavililer, Avcı’nın yönetiminde sezonun kalan 32 maçında sadece 3 kez mağlup oldu. 18 maçı kazanan Trabzonspor, 11 maçta ise sahadan beraberlikle ayrıldı.
Trabzonspor, 2020-2021 sezonunda çıktığı toplam 40 maçta 19 galibiyet, 14 beraberlik ve 7 mağlubiyet alarak 71 puan topladı ve sezonu dördüncü sırada tamamlayarak Avrupa kupalarına katılma hakkı kazandı.
37 YIL SONRA ŞAMPİYONLUK GETİRDİ
Trabzonspor, teknik direktör Abdullah Avcı yönetiminde 2022’de 37 sezonluk Süper Lig şampiyonluğu özlemine son verdi. 2021-2022 sezonunun 35. haftasında sahasında Fraport TAV Antalyaspor ile 2-2 berabere kalan bordo-mavililer, bitime 3 hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.
Ligi 81 puanla zirvede tamamlayan Trabzonspor, 37 sezon sonra yeniden şampiyon olarak 7. kez bu başarıya ulaştı.

İKİNCİ DÖNEMİNDE ÇIKIŞA GEÇTİ
Trabzonspor, 216 gün sonra tekrar takımın başına getirdiği Abdullah Avcı ile ikinci döneminde de çıkışını sürdürdü ve üçüncülük hedefini gerçekleştirdi.
Teknik direktör Nenad Bjelica ile ilk 8 haftada 12 puan toplayarak 7. sırada yer alan bordo-mavililer, Abdullah Avcı ile sezonun bitimine 1 hafta kala lig üçüncülüğünü garantiledi.
Ligde 37 hafta sonunda 64 puan toplayan Trabzonspor, Galatasaray ve Fenerbahçe’nin uzak ara önde olduğu ligde 22 haftayı üçüncü sırada tamamladı.
3 KUPA SEVİNCİ
Trabzonspor, Abdullah Avcı yönetiminde biri Süper Lig, ikisi Süper Kupa olmak üzere toplam 3 kupa kazandı.
Karadeniz ekibi, Avcı ile 2021-2022 sezonunda Süper Lig şampiyonluğu özlemine son verdi. 27 Ocak 2021’de Medipol Başakşehir’i 2-1 yenerek ve 30 Temmuz 2022’de Demir Grup Sivasspor’u 4-0 mağlup ederek Turkcell Süper Kupa’yı müzesine götürdü.
Trabzonspor, teknik direktör Abdullah Avcı yönetiminde 23 Mayıs’ta Beşiktaş karşısında Ziraat Türkiye Kupası finalinde bir kupa daha kazanmak için mücadele edecek.
]]>
TOKSİK BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ
Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, tükettiğimiz besinler, içinde çalıştığımız ve barındığımız binalar, kıyafetlerimiz, kullandığımız kişisel bakım ürünleri, kozmetikler, temizlik malzemeleri pek çok toksik madde içerir. Bu toksik maddeler; hücrelerin işlevlerini bozarak, kalp ve damar hastalıklarına, karaciğer ve böbrek hasarına, demansa (bunamaya) yol açar. Gıda ve hayvancılık sektöründe doğal ortamdan uzaklaştırılmış kaynaklardan elde edilen işlenmiş, rafine edilmiş, ambalajlanmış besinler; tatlandırıcılar; katkı maddeleri toksik yükü artırmaktadır. Su kaynaklarını dezenfekte etmek için sulara ilave edilen klor, florid, arsenik ve alüminyum gibi bileşikler yanı sıra su kaynaklarına tarım alanlarından, insan ve hayvan atıklarından bulaşan nitrit ve nitrat gibi bileşikler ve diğer pek çok toksin insan sağlığını tehdit etmektedir. Makyaj malzemeleri, kremler, nemlendiriciler, parfümler, tıraş losyonları ve spreyler de pek çok toksik karakterde kimyasal içerir. Alkol, sigara, reçeteli ilaçlar, radyasyon ve aşırı fiziksel egzersiz diğer toksik yük nedenlerinden bazılarıdır.
VÜCUDUN DOĞAL DETOKS SİSTEMLERİ
Detoks, bu zararlı kimyasal toksinleri vücuttan atmaya yönelik bir süreçtir. Karaciğer, böbrekler, lenf, mide-bağırsak sistemi, cilt ve akciğerler bu süreçte aktif rol oynar. Böbrekler ve cilde açılan ter bezleri ile suda eriyen toksinler atılmaya çalışılır. Karaciğer vücudun en önemli detoks organıdır ve bağışıklık sisteminin en önemli unsurudur. Her an vücuttaki toplam kanın yüzde 25’i karaciğerden süzülerek temizlenmeye çalışılır. Karaciğer pek çok enzim üreterek bu toksinleri zararsız hale getirmeye çalışır. Bu enzimlerin üretilebilmesi için birçok besin maddesine ve antioksidan maddeye ihtiyaç vardır. Karaciğer öncelikle kendine gelen toksinleri enzimleri aracılığıyla oksitler ve sonuçta ortaya tehlikeli, zararlı “serbest kökler” adı verilen oksidan bileşikler açığa çıkar. Bu serbest köklerin ortadan kaldırılması için antioksidan besinlere ihtiyaç vardır. Bu besinler ancak çeşit çeşit farklı renkli bitkisel gıdalardan sağlanabilir (sebze, meyve, yeşillik, baharat). Detoks işlemleri sırasında karaciğer ve vücuda en fazla yardımcı olan maddeler A, B, C, E vitaminleri, karotenoidler, koenzim Q10, çinko, selenyum, bakır, manganez, glutatyon, N-asetil sistein ve alfa lipoik asit gibi bileşiklerdir.
BUNLARI YAPIN
Vücudu toksinlerden arındırmanın yolları şöyle sıralanabilir:
1- Karaciğer toksinleri enzimleri aracılığıyla oksitler ve sonuçta ortaya tehlikeli, serbest kökler adı verilen oksidan bileşikler açığa çıkar. Bu serbest köklerin ortadan kaldırılması için antioksidan besinlere ihtiyaç vardır. Bu antioksidan besinler farklı renklerdeki bitkisel, mevsiminde ve mümkünse organik gıdalardan sağlanabilir.
2-Sebze ve meyveler aynı zamanda lif, probiyotik ve prebiyotiklerden zengin gıdalar oldukları için bağırsaklar yoluyla da toksinlerin atılmasına katkı sağlar.
3- Bazı günler oruç tutmak, saat 18.00’den sonra hiçbir şey yememek vücudun dinlenmesi ve toksinlerden kurtulmak için etkili yöntemlerdir.
4- Yılda üç-dört üniteyi geçmemek kaydıyla kan vermek, toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur.
5- Düzenli fiziksel aktiviteyle terleyerek ve lenfatik kanalları harekete geçirerek toksinlerden kurtulabilirsiniz.
6- Saunada açılan ter ve yağ bezleriyle suda ve yağda eriyen toksinler vücuttan elimine edilir. Özellikle yağda eriyen cıva gibi ağır metaller, dioksin ve PCB gibi endüstriyel toksinlerden bu şekilde kurtulmak mümkündür.
7- Gün boyunca bol bol su içmek vücudun doğal yoldan arınmasını sağlar.
Mucizevi bir bitki ya da ilaç yoktur
Piyasada detoks yapıcı özellikleri ileri sürülerek pazarlanan pek çok katı ve sıvı ürün bulunmaktadır. Bilimsel hiçbir temeli olmayan bu ürünlerden uzak durmak sağlık ve ekonomik açıdan son derece önemlidir. Detoks için mucizevi bir ilaç veya bitki bulunmamaktadır, detoks sağlıklı bir yaşam tarzı ve beslenme biçimidir.
]]>Bir zamanlar bir beyaz yakalı olan ve yatırım bankacılığından seks terapistine dönüşen Michael Lousada’dan övgülerle bahsedilmiş, feminist yazar Naomi Wolf tarafından orgazm gurusu olarak nitelenmişti.
İki çocuk babası 57 yaşındaki Lousada ise müşterilerini ‘kendi iç tanrıçalarıyla’ yeniden buluşturmakla kalmayıp aynı zamanda katı etik kurallara bağlı kaldığını da açıklasa da hakkındaki iddialar bu parlak kariyere leke sürüyor.
37 yaşındaki Ella Janneh, 750 sterlinlik üç saatlik bir terapi seansı sırasında cinsel saldırıya ve tecavüze uğradığını ileri sürerken Lousada’nın da penisinin lazer ışınına benzediğini söylediğini iddia ediyor.

Janneh, rızaya dayalı seks sırasında panik atak geçirdikten sonra Lousada’yı dört yıl arayla üç kez ziyaret ettiğini söylüyor.
EVLENDİKTEN BİR AY SONRA…
2011 ve 2012’deki iki seansın cinsellik içermediğini ve tehdit edici olmadığını, ancak 2016’da Avustralya’dan Birleşik Krallık’a döndükten kısa bir süre sonra geri döndüğünde panik atakların devam ettiğini söylüyor: “Lousada’ya ve web sitesine baktım. Çok disiplinli bir yaklaşım sunuyor ve birçok farklı alanı birbirine bağlıyor gibi görünüyordu… Pahalı olması onun çok iyi bir terapist olduğunu düşünmemi sağladı.”
Mahkemeye göre Janneh’nin beklentisi, beden çalışmasının konuşma terapisiyle birlikte fizyoterapi seansına benzer olmasıydı. Ancak son randevusundan bu yana geçen dört yıllık aralığa rağmen Lousada’nın Kuzey Londra’daki evindeki seans hızla samimi bir hal aldı. Janneh, Lousada’nın kendisine, “Nüfuz etmeyle ilgili bir sorunun var, bu yüzden sanırım penisimi kullanmalıyız, travmayı enerjik olarak absorbe etmek için. Penisin başı bir lazer ışını gibi davranarak travmayı yakabilir” dediğini söylüyor.
Yaşananların tecavüz olup olmadığına mahkeme karar verecek. Ancak yine de Ağustos 2016’da gerçekleşen seansın eski karısı Louise Mazanti ile olan düğününden bir ay sonra gerçekleşmesi dikkat çekti.
TACİZ İDDİALARI ARTIYOR
Louise da basına konuşan birkaç kadından biri. Konuşan kadınların hepsi de Lousada’yı çekici olarak tanımlıyor, ancak karakterinin kibirli, bazılarına göre kontrolcü bir yanı da var.
Louise, beş yıllık evlilikleri boyunca, kocasının terapötik yöntemlerinin tüm kapsamını nasıl yavaş yavaş fark ettiğini ve onun manipülasyonu tarafından nasıl kapana kısılmış hissettiğini anlattı: “Kendimi zeki, duygusal açıdan olgun bir kadın olarak görüyordum ve bu yine de oldu.”
Ella ile yaptığı seanslarla ilgili olarak Lousada da mahkemede penisinin travmayı yaktığını hayal etmesini istediğini itiraf etti, ancak eylemleri için defalarca açık sözlü onay istediğini ve kendisine bu iznin verildiğinde ısrarcı oldu:
“Niyetim insanların iyileşmesine destek olmaktı. Biraz iyilik yaptığımı düşünüyorum ama bazı hatalar da yaptım.”
Lousada, Ella’dan iki yıl önce de bir müşterisiyle ilişkisinin geliştiğini ve hatta bu esnada prezervatif kullanmadığını da itiraf etti.

BB olarak isimsiz ifade veren bir kadın, seans ücretlerinin düştüğünü ve sevgili haline geldiklerini anlattı. Lousada’yı ilk kez Wolf’un kitabını okuduğunda fark ettiğini söyleyen BB, ünlü seks terapisti ile ilişkisinin evine yaptığı bir ziyaretten sonra sona erdiğini belirtiyor.
Lousada’nın dairesine giden BB mahkemede şunları söyledi: “Bana partnerinin yatak odasında Skype üzerinden terapi seansı yürüttüğünü söyledi. Bundan rahatsız oldum ve ona bunu söyledim, beni önceden uyarmadığı için şok oldum.”
BB’ye göre bunu, aceleci, üzücü bir cinsel ilişki izledi ve bu da kendinden tiksinmesine neden oldu: “Bir oyuncak gibi onun zevki ve maddi kazanç için kullanıldığımı hissettim.”
ESKİ EŞİNDEN ŞAŞIRTAN İDDİALAR
Lousada’nın eski eşi Louise Mazanti, ise eski kocası tarafından nasıl hem büyülendiğini hem de baştan çıkarıldığını anlattı. 2011 yılında terapist olmak için eğitim alırken tanışmışlardı ve evli olmasına rağmen anında bir çekim oluştuğunu söyledi. Ancak Louise, hakkındaki suçlamalar üzerine kocasının tutuklanmasıyla adeta şoke oldu. Yine de Lousada, Ella’nın rıza gösterdiğine onu ikna etti. Birlikte yeni bir hayata başlamak için Yunanistan’ın Korfu adasına taşınan çift bir yıl sonra, ayrılık kararı aldı. Louise, yine kocasının aldattığını söyledi: “Onunla bir geleceğim olmadığını fark ettim ve ayrılmak zorunda kaldım.”
Ayrılmalarından bir ay sonra Louise, Ella’nın Lousada’ya karşı hukuk davası açmak için bir kitlesel fonlama sayfası açtığını keşfetti.
Şu anda Almanya’da yaşayan Lousada ise web sitesinde hâlâ koçluk seansları ve beden çalışması sunuyor. Psikoseksüel Somatik Terapi web sitesi aracılığıyla da başlayacak yeni bir eğitim kursunun tanıtımını yapıyor.
]]>RAMS Park’ta saat 19.00’da başlayacak olan maçta düdük Arda Kardeşler’de olacak.
Ligde en yakın takipçisi Fenerbahçe’nin 6 puan önünde bulunan lider Galatasaray, 36 maçta 32 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak 99 puan topladı. İkinci sıradaki Fenerbahçe ise 29 galibiyet, 6 beraberlik ve 1 mağlubiyetle 93 puanda bulunuyor.
24 MAÇTIR YENİLMİYOR
Sarı-kırmızılı takım, Süper Lig’de son 24 maçtır mağlubiyet yüzü görmedi.
Bu sezon tek yenilgisini 12. haftada deplasmanda Hatayspor’a karşı alan Galatasaray, ardından oynadığı 24 lig maçında 22 galibiyet ve 2 beraberlik elde etti.
17 MAÇINI KAZANDI
Galatasaray, Süper Lig’deki son 17 maçını galibiyetle tamamladı.
Yukatel Adana Demirspor galibiyetiyle Süper Lig’deki en uzun galibiyet serisi rekorunu (15) kıran Galatasaray, bu başarıyı devam ettirdi.
Sarı-kırmızılılar, ardından Sivasspor ve Fatih Karagümrük’ü de mağlup ederek seriyi 17 maça çıkardı.

EVİNDE 18’DE 18 YAPTI
Galatasaray, Süper Lig’de bu sezon evinde oynadığı tüm maçları kazandı.
RAMS Park’ta çıktığı 18 Süper Lig mücadelesinden de galibiyetle ayrılan sarı-kırmızılı ekip, ligde sahasında puan kaybetmeyen tek takım olma unvanını sürdürüyor.
SAHASINDA 35 MAÇTIR KAYBETMİYOR
Galatasaray, Süper Lig’de evinde oynadığı son 35 maçta yenilgi yüzü görmedi.
Geçen sezon iç sahada oynadığı ilk karşılaşma olan Giresunspor maçında aldığı yenilginin ardından, sarı-kırmızılılar sonraki 35 maçta mağlubiyet yaşamadı. Galatasaray, bu süreçteki son 21 Süper Lig maçını da kazanarak önemli bir başarıya imza attı.
Bu süreçte Seyrantepe’de oynadığı lig maçlarında 33 galibiyet ve 2 beraberlik elde eden Galatasaray, evinde rakiplerine büyük bir üstünlük kurdu.
7 OYUNCU KART SINIRINDA
Galatasaray’da Fenerbahçe maçı öncesinde 7 oyuncu sarı kart ceza sınırında bulunuyor.
Sarı-kırmızılı takımda Lucas Torreira, Sergio Oliveira, Victor Nelsson, Davinson Sanchez, Hakim Ziyech, Kaan Ayhan ve Kerem Aktürkoğlu, yarınki maçta kart görmeleri halinde ligin son haftasındaki TÜMOSAN Konyaspor maçında forma giyemeyecek.
Galatasaray, Fenerbahçe karşılaşmasına tam kadro çıkacak.

PUAN KAYBI YAŞADIĞI 4 TAKIM
Galatasaray’ın bu sezon 36 haftada puan kaybı yaşadığı 4 maçtan biri Fenerbahçe karşılaşması oldu.
Sarı-kırmızılılar, ligde 32 galibiyet elde ederken, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet yaşadı. Atakaş Hatayspor’a 2-1 yenilen Galatasaray, Fenerbahçe ve Mondihome Kayserispor ile 0-0, Sivasspor ile de 1-1 berabere kaldı.
SON 5 MAÇTA 20 GOL
Galatasaray, Trendyol Süper Lig’deki son 5 maçında 20 gol kaydetti.
Sarı-kırmızılılar, EMS Yapı Sivasspor’a 6, Corendon Alanyaspor ve Siltaş Yapı Pendikspor’a 4’er, Yukatel Adana Demirspor ve Fatih Karagümrük’e 3’er gol attı. Lig genelinde ise 36 maçta 89 kez fileleri havalandırdı.
MERTENS’İN KATKISI
Galatasaray’ın 37 yaşındaki yıldızı Dries Mertens, attığı gollerle sarı-kırmızılıların son haftalardaki galibiyetlerinde önemli rol oynadı.
EMS Yapı Sivasspor’a 2, Siltaş Yapı Pendikspor ve VavaCars Fatih Karagümrük’e birer gol atan Belçikalı oyuncu, son 4 haftada 4 kez fileleri sarstı ve ligde toplamda 9 gole ulaştı.
FENERBAHÇE’NİN KAYIPLARI
Şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe, son 5 haftada 4 puan kaybetti.
Son 5 haftada Fatih Karagümrük, Kayserispor ve Beşiktaş’ı mağlup eden sarı-lacivertliler, Sivasspor ve Konyaspor ile berabere kaldı. Fenerbahçe, bu dönemde kazanabileceği 15 puanın 11’ini toplayabildi.
]]>İhalelerde 12 sahayı geliştirecek firmalar belirlendi. Buna göre Çinli firmalardan Sinopec, CNOOC, Anton Oil ve Zhenhua 10 sahayı alırken, 2 saha ise yerel firmalara kaldı.
Irak hükümeti, 2008’den bu yana yaptığı 6. toplu ihale kapsamında mevcut 145 milyar ispatlanmış petrol rezervini 160 milyar varilin üzerine çıkarmayı hedefliyor.
Ülkenin elektrik üretiminde kullandığı doğalgaz ise büyük ölçüde İran’dan geliyor. İhaleyle ülkede üretilecek gaz miktarını artırmak ve bu gazın elektrik üretiminde kullanılarak, İran’a olan bağımlılığın azaltılması da ihalenin ana hedeflerinden birisini oluşturuyor.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) kurucu üyelerinden biri olan ülkenin ana gelir kalemini petrol ithalatı oluşturuyor. Irak, 2022’de petrol ihracatından 115 milyar dolar, 2023’te ise 97,5 milyar dolar gelir sağladı.
PETROL İHRACATININ YÜZDE 35’İ ÇİN’E
Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Irak Araştırmacısı Sercan Çalışkan, AA muhabirine Çinli firmaların Irak petrol piyasasındaki aktivitelerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Çin, yıllık 500 milyon tonu aşan ham petrol ithalatı ile dünyanın en büyük petrol ithalatçısı durumunda. Bu ithalat ihtiyacının yarıya yakını Orta Doğu ülkelerinden sağlanıyor. Irak, Orta Doğu’da Suudi Arabistan’dan sonra Çin’e en fazla ham petrol sağlayan ikinci ülke, küresel anlamda ise üçüncü ülke. Dolayısıyla Irak, Çin’in Orta Doğu ve enerji politikasında tartışmasız oldukça stratejik bir konuma sahip.” ifadelerini kullandı.
Çin’in, Orta Doğu’da askeri varlık yerine diplomatik temaslarını ve Kuşak ve Yol Projesi kapsamında yapılan yatırımlarla nüfuzunu artırma politikası izlediğini belirten Çalışkan, “Enerji yatırımları bunlardan başlıcası ve petrol akışına duyulan ihtiyaç Irak’ı bu ülkelerin başında getiriyor. Geçtiğimiz günlerde Irak’ta petrol ve gaz arama lisanslarının gerçekleşen turlarında sözleşmelerin büyük kısmının Çinli şirketler tarafından kazanılmasında bu durumun önemli bir payı var. Halihazırda Irak petrolünün yüzde 35’i Çin tarafından ithal ediliyor. Çin, halihazırda Irak’ta çok sayıda petrol ve gaz sahasının ana işleticisi konumuna gelmişken kurduğu bu etki gücünü kaybetmek istemiyor.” ifadelerini kullandı.
ÇİN’İN VERDİĞİ ÖNEMİN GÖSTERGESİ
Çalışkan, ihaleye Avrupalı, Arap ve Iraklı grupların da bulunduğu 20’den fazla firmanın katıldığını ancak Çin’in, ihalede 10 petrol ve gaz sahasının ihalesini alarak tek başına en fazla lisans alan yabancı ülke olduğuna dikkati çekti.
Avrupalı şirketlerin ihalede geri planda kaldığını ve ABD’nin ise doğrudan kendi firmaları yerine Körfez firmaları aracılığıyla ihaleye katılma yolunu tercih ettiğini kaydeden Çalışkan, şunları kaydetti:
“Bu nedenle esas şaşırtıcı olan, söz konusu lisans ihalelerinde Arap ülkelerinin Çin’in gerisinde kalmış olmasıdır. Çinli şirketlerin Körfez sermayesinin önünde net bir kararlılık ortaya koyarak söz konusu petrol ve gaz sahalarının lisansını alması, Çin’in Irak’taki petrol politikasına verdiği önemi göstermesi bakımından son derece kritiktir. Çin, hali hazırda Irak’taki petrol sahalarında 10’dan fazla petrol ve gaz sahasının ana işleticisi konumuna gelmişken kurduğu bu etki gücünü kaybetmek istemiyor. Irak’ın enerji sektöründe kurulan hakimiyet kuşkusuz iki ülke arasındaki karşılıklı siyasi bağımlılığı da beraberinde getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.”
Bu açıdan bakıldığında Çinli şirketlerin Irak’taki sahaların büyük bölümünde ana işletici aktör olarak yer aldığını ve dolayısıyla ekonomisinin yüzde 90’dan fazlasını oluşturan petrol gelirleri üzerinde ciddi bir paya sahip olacağına işaret eden Çalışkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Irak Petrol Bakanı Hayan Abdulgani’nin anlaşmaların Irak’ın petrol rezervlerini 160 milyar varile çıkaracağını vurgulaması bu açıdan da oldukça önemli. Dolayısıyla ihalelerin Çinli şirketler tarafından kazanılmasını enerji bağlamında yorumlarken, enerji yatırımlarının siyasi bağımlılıklara doğrudan sirayet ettiğini atlamamak da gerekiyor.”
BATILI FİRMALAR İÇİN 10 YIL ÖNCEKİ KADAR ÖNEMLİ DEĞİL
Qamar Enerji Üst Yöneticisi Robin Mills de Çinli firmaların ihalelerin çoğunluğunu kazanmasını, “Çinli firmalar Irak’ta petrol ve gaz sektörünü domine etti.” şeklinde niteledi.
Irak’ın mali durumunun bozuk ve bürokratik yapısının zorlu olduğunu, projelerin çok uzun zaman almasıyla birlikte karlılık oranlarının düşük olduğunun altını çizen Mills, “Çinli firmalar, Irak’ın bürokrasi ve zorlu mali dönemleriyle daha iyi başa çıkabilir.” diye konuştu.
Shell ve BP gibi Avrupalı firmaların petrol ve gaz yatırımlarını azaltma baskısıyla karşılaştığını, Exxonmobil ve Chevron gibi firmaların ise ABD’nin kaya gazı ve petrolü ile Guyana gibi diğer alanlarda büyük fırsatlara sahip olduğu değerlendirmesinde bulunan Mills, “Bu yüzden bu firmalar için Irak’ta bulunmak 10 yıl önceki kadar önemli değil. Batılı firmaların başka yerlerde fırsatları var ve genel uluslararası yatırımlara odaklanıyorlar. Bu durum Irak’ın Çinli firmalara aşırı bağımlı olması nedeniyle Bağdat hükümeti için bir sorun olabilir.” ifadelerini kullandı.
]]>1 Ocak’ta kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere ise yüzde 50 oranında zam yapıldı.
Otoyol ve köprü ücretleri, 15 Mayıs tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bir kez daha zamlandı.

KÖPRÜ VE OTOYOLLARA BÜYÜK ZAM
1 Ocak’ta kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere ise yüzde 50 oranında zam yapıldı. Otoyol ve köprü ücretleri, 15 Mayıs tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bir kez daha artırıldı.
15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek yön otomobil geçişi yüzde 60, Ankara-Niğde Otoyolu otomobil geçişi yüzde 40, 1915 Çanakkale Köprüsü otomobil geçişi yüzde 42 zamlandı.
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM), açıklamasına göre, 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek yön otomobil geçiş ücretine yüzde 60 zam yapılarak 15 liradan, 24 liraya, çıkarıldı. Aks aralığı 3.20 metre ve 3.20 metreden büyük araçlar ise 19 liradan 30 liraya, 3 akslı araçlar 42 liradan 67 liraya, 4 ve 5 akslı araçlar 83 liradan 132 liraya, 6 ve yukarı akslı araçlar 110 liradan 175 liraya çıkartıldı.
Osmangazi Köprüsü geçişi otomobiller için (birinci sınıf) yüzde 37,50 zamlanarak 290 liradan 399 liraya çıkartılırken, ikinci sınıf araçlar 465 liradan 640 liraya, üçüncü sınıf araçlar 550 liradan 760 liraya, dördüncü sınıf araçlar 730 liradan 1.005 liraya, beşinci sınıf araçlar 920 liradan 1.270 liraya, altıncı sınıf araçlar 205 liradan 280 liraya çıkartıldı.
1915 Çanakkale Köprüsü 1 sınıf araçlar için yüzde 42 zamlanarak 295 liradan 419 liraya, ikinci sınıf araçlar için 370 liradan 525 liraya, üçücü sınıf araçlar için 665 liradan 945 liraya, dördüncü sınıf araçlar için 740 liradan 1.050 liraya, beşinci sınıf araçlar için 1.400 liradan 1.990 liraya, altıncı sınıf araçlar için 75 liradan 105 liraya çıkartıldı.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü birinci sınıf araçlar için yüzde 40 zamlanarak 35 liradan 49 liraya yükseltilirken, ikinci sınıf araçlar 45 liradan 65 liraya, üçüncü sınıf araçlar için 85 liradan 120 liraya, dördüncü sınıf araçlar için 220 liradan 305 liraya, beşinci sınıf araçlar için 275 liradan 380 liraya, altıncı sınıf araçlar için 25 liradan 35 liraya yükseltildi.
Ankara-Niğde Otoyolu otomobil geçiş ücretine yüzde 40 zam yapılarak 210 TL’den 295 TL’ye çıkarıldı.

NAKLİYECİLER TEPKİLİ
Köprü ve otoyollara yapılan zamlar işleri nedeniyle otoyol ve köprüleri kullanmak zorunda olan nakliyecileri isyan ettirdi.
Gebze Nakliyeciler Garajı’nda bekleyen şoförler ANKA mikrofonuna tepkilerini şöyle dile getirdi:
Oğuzhan Kaptan: Zamlar Türkiye genelinde herkesi etkiliyor. İzmir’den çıkıyoruz otobana bağlanıyoruz, buradan Osmangazi Köprüsü’nden geçiyoruz, Kuzey Marmara’dan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiyoruz. Arnavutköy’den çıkana kadar, kuru yük çeken araçlar da Silivri’ye kadar hep ücretli yoldan gidiyor. İzmir’den İstanbul Bayrampaşa Hali’ne kadar benim kendi aracımın 5 bin 150 lira falan HGS bizden para kesiyor. Zamdan önce 3 bin 800 lira ödüyordum. Sadece köprüye, yola değil ki mazota da zam oluyor, yedek parçaya zam oluyor biz de haliyle karşı tarafa yansıtmak zorundayız. Bu durum sebze meyve fiyatlarına yüzde 40-50 yansır.
“UÇURUMDAN AŞAĞI FRENİ PATLAMIŞ KAMYON GİBİ GİDİYORUZ ŞU AN”
Şenol Candar: Zamlardan aracı çalıştırmaya korkuyoruz. Her şeye zam geliyor. Köprüye yıl başında zam yapıldı, şimdi yine zam oldu yüzde 50. Bu gidişin sonu yok. Uçurumdan aşağı freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz şu an. Ben İzmir Ödemiş’ten patates getirdim. 5 günden beri arabam yatıyor. Osmangazi Köprüsü’nden geçtim. Zamdan evvel bin 445 lira para gitti. Zamlandığı için en azından 400 lira daha eklense bin 850 lira parayı buluyor. Bu direkt bana yansıyor. Bu bana yansıdığı zaman ben de ürüne yansıtacağım ya da mal getirdiğim adama yansıtacağım, o da ürüne yansıtacak. Şu an iş alsam var ama buradan İzmir’e giderken arabanın kârını bırak, mazot parasını vermiyorlar. 10 tekerli kamyonum var, 6-7 bin lira İzmir’e mazot yazıyor. 7 bin lira para veriyor, köprüsü, otobanı, mazotu zaten o para kalmıyor ki. Nasıl alacağım? Mecburen burada (iş-yük) bekliyoruz. Bu işe bir çare bulsunlar, halk, esnaf, kamyoncular çok kötü durumda. Bu zamlara birinin dur demesi lazım.

“BU PARA ÖDEME SOYGUNA DÖNDÜ”
İsmail Candar: Dün akşam ben Orhangazi’den Gemlik’ten otobana girdim 700 lira ödüyordum, dün 900 lira ödedim. 200 lira bu para bizim cebimizden gitti. Diyorlar ki aracılar para kazanıyor, kamyoncular kazanıyor. Ben getirdiğim yükün kilosunu 900 liraya getirdim, 15 ton yük sardım. Zaten 4’de 3’ünü yakıta verdim. Bu sefer ben Ödemiş’ten buraya bir kuruş para kazanmadan gelmiş oldum. Köprülere, otoyollara habire vereceğiz. Girmeseydin deniliyor, nasıl girmeyeceğim? Ben kendi ülkemde yapılmış olan bir şeyi nasıl kullanmayacağım? Ben iyi diye giriyorum, para ödüyorum. Ama bu para ödemeyi de geçti soyguna döndü. İzmir’den giriyorum buraya Orhangazi’den geçiyorum 2 bin lira devlete para veriyorum. Bedava yolu kullansana diyorlar, o zaman bakım yapın. Kafam gibi çukur var. Ben sebze-meyve getiriyorum. Devletin malı değil mi bu yol? Tamam benden bir bedel al, al da böyle uçuk kaçık bedel olmaz ki. Bizim araçlarımız ticari araç. Biz yüksek bedel ödüyoruz. Arabamız çalışırsa para kazanıyoruz. Kazandığımız paraya devlet göz dikti. Köprüye zam, otobana zam, vergiye zam. Bu yıl 4 tane vergi ödedim. Bir aracın yılda iki kere vergisi olur. Geçen yıl 4 tane ödedik. Var mı bunu ödemeyen? Sen benim çoluğumun çocuğumun rızkından alıyorsun. Tamam ülke düzelsin de bir ülke vatandaşın cebine göz dikip de mi düzeliyor? Tasarruf yapalım, halk mı yapacak tasarrufu? Zengin keyif yapsın, halk tasarruf yapsın.
“İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMIYORUZ”
Serdar Türk: Zam yapıldığı tarihe kadar Yavuz Sultan Köprüsü’ne 500 lira ödüyorduk, şu an 750 lira olmuş. Biz kazanamıyoruz ki. Lastiklere zam geldi, her şeye zam geldi. İşin içinden çıkamıyoruz. Hatay’dan buraya biz 35 bin liraya geliyorduk. 3 bin lira komisyoncu alıyor, bize 32 bin lira kalıyor. Köprülere veriyoruz, mazot parasına geliyoruz. 3 günden beri buradayız, çıkamıyoruz. Her şey berbat durumda. Zamdan önce Hatay’dan başlıyoruz Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne kadar geliyoruz. Git-gel toplam 6 bin lira masrafı var. Zamdan önce buraya gidip gelme 3 bin 500 lira tutuyordu, şimdi 6 bin lira oldu. Niğde otobanından geçiyoruz, sonra Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde ödeme yapıyoruz. Kuzey Marmara Otoyolu’nden geçmiyoruz biz. Eski yoldan gidiyoruz. Kuzey Marmara’dan geçsek zaten hiç kazanamayız. Anadolu otobanından direkt Bayrampaşa’ya gidiyoruz.
“SÜRÜCÜLER OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ YERİNE FERİBOTLARI TERCİH EDİYOR”
Zamların ardından sürücüler, pahalı olduğu için Osmangazi Köprüsü’nden geçmek yerine Eskihisar’daki feribotlara yönelmeye başladı. Zamlardan memnun olmayan sürücüler tepkilerini şöyle dile getirdi:
“Köprü yapıldığından beri ya bir ya da iki kere geçtim. Çok yüksek maliyetlerden dolayı köprüden geçmiyoruz.”
“ZAMLARDAN SONRA FERİBOTA GEÇTİK”
“Çok yüksek paralar olduğu için mecburen feribotu kullanmak zorunda kalıyoruz. Bir saat de olsa artık geç geliyoruz. Ne yapacağımızı bilemediğimiz için feribotla devam. Osmangazi Köprüsü’ne ben çok kullanıyordum da artık feribota geçtik. Zamdan sonra dördüncü gidip gelişim. Normalde çok Bursa’ya gidip geliyorum, artık Yalova’dan devam. Her şeye zam geldiği için artık alıştık.”
“ARTIK GEMİLER DE YETİŞMİYOR”
“Köprülerdeki, otobanlardaki zamlardan dolayı zaten feribotlar şişmeye başladı. Artık gemiler de yetişmiyor. Burada bekliyoruz. Bu bir saat oluyor, iki saat oluyor. Feribotlar da artık sıkıntı yaşıyor. Artık sayısını mı çoğaltacaklar veya bu zamlara dur mu diyecekler bilemeyeceğiz.”
“HER GÜN ZAM GELİYOR ALIŞTIK ARTIK”
“Her gün zam geliyor. Alıştık artık. Hükümet yemeye içmeye devam ediyor, bizlere yükleniyor. Alıştık artık. Onlar rahat etsin biz çile çekmeye devam. Osmangazi Köprüsü çok pahalı. Gidiş-gelişi buradan daha pahalı. Bu şekilde daha uyguna geliyor. Biraz yoruluyoruz ama olsun.”
]]>
Ulusal İstatistik Bürosunun açıkladığı konut fiyat endeksine göre, Nisan 2024’te, ülkedeki büyük ve orta ölçekli 70 kentin 64’ünde yeni konut fiyatları, 69’unda ikinci el konut fiyatları geriledi.
Nisanda yeni konut fiyatları ortalama yüzde 0,58, ikinci el konut fiyatları ortalama yüzde 0,94 azalırken, bu 2021’den bu yana en hızlı düşüş oldu.
Ülkede yeni konut fiyatları 11 aydır, ikinci el konut fiyatları ise 12 aydır gerilerken, hükümetin piyasayı canlandırmak için konut satışları ve yatırımlarını artırmaya yönelik teşviklerinin beklenen etkiyi yaratmadığı gözleniyor.
Çin Emlak Enformasyon Kurumu verilerine göre, ülkenin en büyük 100 emlak şirketinin satışları, 2024’ün ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47 azaldı.
YEREL YÖNETİMLER SATIN ALACAK
Başbakan Yardımıcısı Hı Lifıng, biten ama teslim edilmeyen, tamamlanan fakat satılamayan konutların azaltılması için yerel yönetimlere bu konutları satın alarak uygun fiyatlı konut tedariki sağlanması çağrısında bulundu.
Hı’nın açıklamasının hemen ardından Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Tao Ling, konut stokunun eritilmesi için 21 ulusal banka ve kreditöre, yerel yönetimlere ait gayrimenkul şirketlerine kredi olarak verilmek üzere yüzde 1,75 faizle 300 milyar yuan (41,5 milyar dolar) kaynak sağlayacağını duyurdu.
Söz konusu “yeniden kredilendirme” mekanizmasıyla konut stokunun eritilmesi ve emlak sektöründe canlanma sağlanması umuluyor.
Adımın 500 milyar yuanlık (69,2 milyar dolar) bir kredi hacmi yaratmasını beklediklerini ifade eden Tao, “Bu, merkezi hükümetin gayrimenkul piyasasındaki arz-talep dinamiklerindeki değişime ve insanların kaliteli evlere ihtiyacına yanıt veren önemli bir adımdır.” ifadesini kullandı.
EMLAK KREDİLERİNDE LİMİTLER KALDIRILDI
Öte yandan, Merkez Bankası ve Ulusal Mali Düzenleme İdaresi, emlak kredileri için asgari teminat bedelinin birinci el konutlarda yüzde 15, ikinci el konutlarda yüzde 25’e düşürüldüğünü açıkladı.
Merkez Bankası, ayrı bir açıklamada, emlak kredilerindeki kredi tavan limitlerinin ulusal düzeyde kaldırıldığını bildirdi.
Banka, yerel birimlerinin şartlara göre asgari teminat bedeline karar verebileceği, öte yandan kredi kuruluşlarının piyasa şartlarına ve risklere göre kredi tavan limiti getirebileceğini belirtti.
GAYRİMENKUL SEKTÖRÜNDE DURUM
Çin’de gayrimenkul sektörü ve konut piyasasındaki daralma, son 2 yıldır ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyen faktörlerin de başında yer alıyor.
Ülkede gayrimenkul yatırımları 2022’de yüzde 10, 2023’te ise yüzde 9,6 gerilemişti. Yatırımlar 2024’ün ilk 4 ayında da yüzde 9,8 azaldı.
Hükümet, son aylarda sektörde büyümeyi teşvik için konut satışlarındaki bazı kısıtlamalarını kaldırmış, yarım kalan konut projelerine öncelikli kredi imkanları sağlanacağını duyurmuştu.
Merkez Bankası da geçen ay emlak kredileri için referans kabul edilen 5 yıllık kredi faizi oranını yüzde 4,20’den yüzde 3,95’e çekmişti. Ancak söz konusu adımlar sektörde beklenen canlanmayı yaratamamıştı.
]]>Yılmaz “‘Kamuya eleman alınmayacak’ diye bir şey söz konusu değil. Emekli sayısı, vefat edenler, istifa vesaire bütün bunların toplamı kadar, ne kadar eksildiyse o kadar yine istihdam edilebilecek. Kamuda 5 milyonun üzerinde çalışan var. Kamu hizmetlerini aksatmayacak bir anlayış içinde belli bir dönem için böyle bir sınır getirilmiş oldu” dedi.
SERVİSİ ALINAN MEMURA TOPLU TAŞIMA
Savunma ve güvenlik hariç tutularak toplu taşıma olan yerlerde servis uygulamasının kaldırılmasına yönelik soruyu yanıtlayan Yılmaz, güvenlik açısından sıkıntılı, farklı riskler barındıran bir bölgeyse orada daha kontrollü bir yaklaşımın söz konusu olacağını söyledi.
Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının zaten bu uygulamaya geçtiğini belirterek, şunları söyledi:
– Bunu yaygınlaştırmış olacağız. Öyle kurumlar, öyle yerleşkeler vardır ki, burada toplu taşıma imkanı yoktur. Dolayısıyla oralarda aynı uygulamalar devam edecek. Şu anda devam eden servisler de süresi doluncaya kadar devam edip yenilenme aşamasında yeni bir yönteme geçmiş olacağız. Bir taraftan da toplu taşıma konusunda kamu çalışanlarına birtakım destekler de sunulacak. Belli sayıda toplu taşıma hakkı doğurucu birtakım desteklerle birlikte bu süreç yapılacak.
BİRDEN FAZLA MAAŞ ALANLAR
Birden fazla yerden maaş alan kamu görevlilerinin ücretlerine üst sınır getirilmesine ilişkin soru üzerine Yılmaz, kamunun geneli için yıllardır bir uygulama bulunduğunu ve ne kadar yönetim kurulu üyeliği olursa olsun maaşı dışında sadece bir yerden maaş alma hakkı verildiğini anlattı.
Yılmaz, buna yönelik bazı istisnaların olduğunu belirterek “Birtakım şirketlerde, kamunun ortaklığı olduğu yapılarda görevlendirilenler istisnai de olsa yüksek (maaş) alabiliyorlar. Kamuoyunda bir tepki oluştu bu konulara, adaletsizlik duygusu oluşturdu. Dolayısıyla bir genel sınır koyma kararı aldık” dedi.
‘MAAŞ 200 BİN İSE 50 BİN ALACAK’
Koydukları sınırı örnek vererek anlatan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Diyelim ki bir kamu görevlisi kamunun iştiraki olan bir bankada görev yapıyor. Kamu ortak olduğu için oraya, kamuya belli bir yönetim hakkı oluşuyor. ‘Bunu hiç almayalım’ dediğinizde bu sefer kamuyu zarara uğratmış oluyorsunuz, o bankada kalmış oluyor. Bunu şöyle çözdük, orada görevlendirilen kamu görevlisi belli bir limit içinde alabilsin. Maaşı kadar olmaz, daha düşük olur. Geçmişte bir Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararı vardı, onunla bağlantılı bir limit olacak ve çok yüksek bir rakam olmayacak bu. Onun üzerinde aldığını da bütçeye kaydedeceğiz.
– Diyelim ki, aylık 200 bin lira kamu hakkı var yönetim kurulunda, bunun 50 bin lirasını orada kamuyu temsil eden kişi, çünkü o da sorumluluk alıyor, mesai harcıyor, hak ettiği kadar bir şeyi almış olacak. Genel ortalamamıza uygun bir karşılık almış olacak. Bunun üzerindeki rakam, mesela 150 bin lira bütçeye gidecek, genel bütçeye kaydedilmiş olacak. YPK kararı var geçmişte onunla bağlantılı ölçü konacak ama bu maaşı geçemeyecek.
]]>Fransız Başkonsolosluğunun Gazze konulu tablonun sergilenmesine izin vermediği için sergiyi iptal etmek zorunda kaldığı öğrenildi.
Çalışması sansüre maruz kalan ve diğer sanatçılar tarafından da sansüre karşı desteklenen grafiti sanatçısı Muhammed Emin Türkmen, yaşananlarını anlattı.
MET takma adıyla tanınan Türkmen, Gazze konulu çalışmasına sansür uygulanmasına diğer sanatçıların da tepki gösterdiğini ve serginin Başkonsolosluğun ısrarıyla iptal edilmek zorunda kaldığını dile getirdi.
“GAZZE’YLE İLGİLİ ESER AYLAR ÖNCE GÖRÜŞÜLDÜ”
Yaklaşık 3 ay kadar önce Fransız Kültür Merkezinin kendisi ile iletişime geçerek olimpiyat oyunları temalı sokak sergisine davet ettiğini ve kendisinin de bu davete olumlu yanıt verdiğini söyleyen Türkmen, Gazze ve olimpiyatları birleştiren bir konuya sahip eser ile sergiye katılacağını, bunun için herhangi bir problem olup olmadığını aylar öncesinden ilgililerle görüştüklerini ifade etti.
Dünyanın bir ucunda insanlar katledilirken sadece olimpiyatları konu alan bir sergi yapmanın doğru olmayacağını, bu insanlara ses olmamanın komik, gerçeklikten uzak ve vicdanen rahatsız edici olacağını Fransız Kültür Merkezi yetkilileri ile yaptıkları görüşmede dile getirdiğini kaydeden Türkmen, şunları anlattı:
“Fransız Kültür yetkilileri ve diğer sanatçı arkadaşlar bu talebime olumlu yaklaştılar. Ancak bu süreçte, benden eserimde, herhangi bir hakaret unsurunun bulunmamasını rica ettiler. ‘Fransa sanat ve fikir konusunda özgürlükler ülkesidir.’ dediler ve bu yaklaşım ile açıkçası önce beni mutlu ettiler. Ben zaten hakareti, ifade özgürlüğü olarak kabul eden bir sanatçı değilim. Ancak sonrası konuştuğumuz gibi ilerlemedi.”
“BU SERGİDE OLMAMIN BİR ANLAMI YOK”
Fransız Kültür Merkezi yetkililerinin serginin açılmasına 2 gün kala acil bir toplantı düzenlenmesini talep ettiklerini ve sonrasında eserinin sergide gösterilemeyeceğinin kendisine beyan edildiğini belirten Türkmen, şu ifadeleri kullandı:
“Serginin açılışına 2 gün kala bana bir telefon geldi. Küratörümüz bir toplantı yapmamız gerektiğini belirtti. Toplantıda bana bu sergide bu tema içerisinde eserlerimi sergileyemeyeceğim beyan edildi. Ben de diğer sanatçı arkadaşlarımızın emeğini ziyan etmemek için uğraş verdim. Ancak onlar, alınan bu kararın Fransız Başkonsolosluğunun kararı olduğunu bana ilettiler. Ben eserimde düzeltme yapabileceğimi belirtmeme rağmen konsolosluğun Filistin ile alakalı bir eseri bu sergide görmek istemediklerini belirttiler.”
Türkmen, kendisi ile birlikte sergide eserleri sergilenecek 5 sanatçının emeğinin boşa gitmemesi adına süreci yapıcı bir şekilde çözüme kavuşturmaya çalıştığını, ancak Başkonsolosluk kararının kesin olması nedeniyle programda hazırladığı tablonun sergilenemeyeceği, sadece farklı bir çalışma hazırlaması durumunda programa katılım sağlayabileceğinin kendisine söylendiğini aktardı.
Türkmen, şöyle devam etti:
“Başka bir temaya dönüştüremeyeceksem eserimin sergilenemeyeceği bana iletildi. Ben bu motivasyon ile sergiye katıldım ve en başında çalışacağım konuyu zaten kendilerine iletmiştim. Nitekim en başında bu konuyla ilgili bir problem olmamış, kendileri de bunu kabul etmişti. Fakat bu tutum Başkonsolosluğun kararı ile değişti. ‘Eğer ben oradaki insanların acısını dile getiremeyeceksem zaten benim bu sergide olmamın da bir anlamı yok.’ diyerek çekilme kararı aldım.”
Türkmen ayrıca Fransız Başkonsolosluğunun kararının ardından sergiye katılan diğer 5 sanatçı ve küratörün de “Sen yoksan ve sana bir sansür uygulanacaksa bizim de burada bulunmamızın bir anlamı yok.” diyerek programdan çekildiklerini, bunun üzerine serginin iptal edildiğini açıkladı.
“FİLİSTİN NASIL OLURDU KONUSUNU ANLATMAYA ÇALIŞTIM”
Sergide gösterilmek üzere hazırladığı tablo ile ilgili bilgiler veren Türkmen, şunları söyledi:
“Bu çalışmada konumuz olimpiyatlar olduğu için eserimde, ‘Olimpiyatlar Fransa’da değil de Filistin’de olsaydı nasıl olurdu?’ konusunu anlatmaya çalıştım. Bir an oradaki çocukların kaçışmaları, düşen bombalar canlandı. Bu tablo aslında bize şunu anlatıyor: 2040 olimpiyatlarına katılma ihtimali olan 15 bin çocuk İsrail tarafından öldürüldü. Eserin ismi: Gerçek Olimpiyatlardı (Real Olympics) Bu gerçek olimpiyatlarda bu çocuklara, yarışı kazanması durumunda sadece yaşama hakkı tanınıyor. Yani ikinci olma şansları yok çünkü ölüyorlar. Ben burada bunu anlatmak istedim.”
Hazırladığı tablonun yanı sıra Fransız Kültür Merkezi’nde kendine ayrılan bölümde evrensel barış mesajları, Gazze’de yaşananlar ile dünyanın bakış açısını gösteren ifadelerin yer aldığını belirten Türkmen, hiçbir hakaret unsuruna yer vermemesine rağmen eserine sansür uygulandığını kaydetti. Türkmen, şunları aktardı:
“Bu aslında tek başına bir tablo değildi. Bu tabloların asıldığı bir sokak duvarı oluşturmuştum enstitü içerisinde. O duvara bu tabloları asacaktım. Duvarda Filistin ile ilgili evrensel mesajlar yer alıyordu sevgi, barış ve özgürlük üzerine. Ben bu tabloları o mesajların yer aldığı duvar üzerine asacaktım ancak Başkonsolosluk kararı buna engel oldu, maalesef eserimin sergilenmesine müsaade edilmedi.”
Gazze’de süren katliama karşı sanatı ile Filistinlilere ses olmaya devam edeceğini belirten Türkmen, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“7 Ekim’den bu yana çok ciddi bir sivil katliamı var Filistin’de. Ben anlam veremiyorum, bütün dünya buna seyirci kalıyor. Ben bu süreç başladığından beri her akşam ‘Bu insanlar için acaba ne yapabilirim?’ diye düşünüyor, elimden geldiğince sanatımla oradaki insanlara, çocuklara ses olmak için çabalıyorum. Ben öbür dünyaya inanan bir insanım ve orada katledilen çocukların bir gün benim karşıma çıkıp ‘Biz orada katledilirken sen ne yapıyordun?’ diye soracaklarına inanıyorum. Benim orada onlara verebilecek bir cevabımın olması lazım. Bunu sanatımla yapmaya çalışıyorum. Onlar için yaptıklarım bir işe yarıyor mu bilmiyorum ancak elimden geldiği kadarıyla onlara ses olmaya çalışıyorum, olmaya devam edeceğim.”
]]>Sayın Başkanlarım, İstanbulspor olarak hukuki işlemin ilk etabı olan ihtarnamemizi bugün gönderdim. Ekte noter onaylı halini görebilirsiniz. Bu bugünkü son duruma göre hazırlanmış halidir. Sizlere ekte bu metnin örneğini gönderiyorum. İmzası olan Başkanlarımız aynısını gönderebilir. Ancak yeni gelen imzalar olursa diye çekmeden önce bizimle irtibata geçerlerse listenin güncel olup olmadığını kendileri ile paylaşabiliriz. Hayırlara vesile olması dileğiyle…
Konu : TFF Statüsü 29. Madde uyarınca TFF Genel Kurul Delegeleri tarafından yapılan “Olağanüstü Seçimli Genel Kurul” çağrısına uyulması talebinin ve uyulmadığı takdirde hukuki yollara başvurulacağının ihtarıdır.
Açıklamalar :
Sayın Muhatap,
Türk Futbolunun içinde bulunduğu durum nedeniyle, TFF Genel Kurul Delegesi olan ekli 147 kişi tarafından TFF Statüsünün 29/2. Maddesi uyarınca noter aracılığıyla “Olağanüstü Seçimli Genel Kurul” çağrısı yapılmıştır. (Ekli Noter Detaylı Delege Çağrı Listesi)
Söz konusu çağrı, TFF Statüsünün 22. maddesi uyarınca delege olan 325 kişinin (TFF tarafından 324 olarak açıklanmıştır) %40’ına denk gelen 130 kişiden daha fazla delege tarafından talep edildiğinden; TFF Yönetim Kurulu tarafından TFF Statüsünün 29/2. Maddesi uyarınca en geç 30 gün içerisinde “Olağanüstü Genel Kurul”un toplanması zorunludur.
TFF internet sitesinde yapılan açıklamalarda, TFF’nin kendisine gönderilen ihtarnamelerdeki delegelerin “yetkisine” ve “imzalarını geri çekmelerine” yönelik ifadeler yer almaktadır. Bununla birlikte, TFF Statüsü’nün 22/2. Maddesi ve TFF Genel Kurul İç Tüzüğünün 9. Maddesi hükümleri uyarınca TFF Yönetim Kurulu’nun delege yetkisine ya da imzalarının geri çekilmesine yönelik herhangi bir karar verme hakkı olmadığı gibi, TFF internet sitesindeki açıklamalar uyarınca TFF Yönetim Kurulu tarafından, TFF’nin en üst karar organı olan Genel Kurul’un karar yetkisine ve görevine ilişkin yetki gaspı yapılmaktadır.
Kaldı ki hiçbir hukuk normu, kendisi hakkında karar verilmesine yönelik talepler bulunan bir organın, bu taleplere yönelik karar verme hakkına yönelik hukuki koruma sağlamamaktadır. Aksinin kabulü halinde, TFF Yönetim Kurulu, aleyhinde talepte bulunan delegelerin hiçbir talebini kendi keyfiyeti doğrultusunda değerlendirmeye almayacaktır. Bu husus, TFF Genel Kurul Delegelerinin demokratik ve yasal haklarının kullanımının doğrudan engellenmesi olacağından; TFF Yönetim Kurulu’nun bu yetki ve görev gaspından vazgeçmesi zorunludur.
Bu doğrultuda; 5894 Sayılı Kanun, TFF Statüsü ve TFF Genel Kurul İç Tüzüğüne ayrı ayrı bağlı olan TFF Yönetim Kurulu’nun, ekli 147 Delegenin “Olağanüstü Seçimli Genel Kurul” talebi uyarınca, TFF Statüsünün 29. Maddesine uygun şekilde çağrı yaparak ihtarname tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde “Olağanüstü Genel Kurul”u toplamak zorundadır.
Aksine davranışta bulunulması halinde, “Olağanüstü Genel Kurul” çağrısı ile ihtarname tarihinden sonra en geç 30 gün içinde TFF Genel Kurulunun toplanmaması nedeniyle hukuki varlığı tartışmalı hale gelen TFF Yönetim Kurulu tarafından alınacak olan “liglerin tescili” dahil hiçbir kararın hukuki koruması olmadığı gibi hukuken geçerliliği de bulunmayacaktır.
Dolayısıyla, TFF Yönetim Kurulu’nun aksine davranışta bulunması durumunda FIFA’ya yapılacak olan başvuruya ek olarak; mahkemeler nezdinde TFF Yönetiminin görev ve yetki gaspına ilişkin taleplerde bulunulacağı ve TFF Kanunu, TFF Statüsü ile TFF Genel Kurul İç Tüzüğüne aykırı davranma iradesi gösteren TFF Yönetim Kurulu üyeleri ve profesyonelleri hakkında görevi suiistimal başvurusu yapılacağını ihtaren ve ihbaren tarafınıza bildiririz.
“LAFI EĞİP BÜKMEDEN SÖYLEMEK İSTERİM Kİ…”
Kılıçdaroğlu’nun “Samimiyet ve Cesaret Gerek!” diyerek başladığı mesajı şöyle:
“Kobane davaları sonuçlanmış ve çıkan hukuksuz kararlara en üst perdeden karşı duran bir açıklama yayınlamıştım. Gerek sosyal gerekse ulusal medyada, bazı kişilerin ve siyasetçilerin konuyu anlamadığını, anlayanların da işlerine gelmediği için attıkları “dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyerek sen sebep oldun” iftiralarını üzülerek takip ettim. Hiç lafı eğip bükmeden söylemek isterim ki: Mevcut iktidara benim dışımda “Diktatör” diyebilen bir siyasi lider görmediğim gibi, bırakın “Diktatör” demeyi; bu hukuksuz karara karşı çıkıyor olmanın yolunu, Erdoğan’ı eleştirmekten korktukları için, “Kılıçdaroğlu dokunulmazlıkları kaldırdı” diyerek bulanları acıyarak izliyorum.
“DEMİRTAŞ’I YALNIZ BIRAKANLARDAN OLMAYACAĞIM”
1- Terör suçu dokunulmazlık kapsamında değildir. Ayrıca Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının işlediği veya kendilerine isnat edilebilecek bir terör suçu da yoktur. Sayın Demirtaş savunmasında da vurguladığı üzere demokrasi ve barış savunucusudur.
2- Hal böyleyken Sayın Demirtaş, içerisinde AKP rejimiyle anlaşmalı bazı partililerinin de olduğu bir irade tarafından, yalan ve iftiralar manzumesiyle, “dokunulmazlığın kaldırılması” maskesiyle tutsak edilmiştir.
3- Ve aynı irade hukuksuz, etik dışı, vicdansız bir yargılamayla bu tutsaklığı hükme bağlamıştır.
4- Sayın Demirtaş’ı tutsak eden iradenin en önemli ismi Erdoğan’ın kendisidir. Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının, kendi partileri içerisinde, kimilerinin her fırsatta göz kırptığı ve Erdoğan’ın öncüsü olduğu irade tarafından tutsak edilmelerine karşı tek başıma kalsam da mücadele edeceğim. Sayın Demirtaş’ı yalnız bırakanlardan olmayacağım.
“MÜCADELE ETTİM, EDERİM”
Van’da, Diyarbakır’da, Muş’ta, Samsun’da, Kayseri’de ve bütün Türkiye’de seçim dönemi ve öncesinde bana olan sevgiyi ve çok daha önemlisi demokrasiye ve adalete olan özlemi, inancı görmüş biriyim. Güzel ülkemizin varlığı ve geleceği için samimi bir şekilde siyaset yapan ve çalışan herkes için sonuna kadar mücadele ettim, ederim!
“SİYASİ TUTSAKLARIN ÖDEDİĞİ BEDELİN KAYNAĞI DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI DEĞİL”
Bugün, Sayın Demirtaş’ın da Sayın Can Atalay’ın da ve diğer bütün siyasi tutsakların da ödedikleri bedelin kaynağı dokunulmazlıkların kalkması değil, baskıcı hükümetin karşısında, halkın yanında dik durmalarıdır! En başta kendi partileri olmak üzere, arka kapılarda adaletin değil de gücün yanında olmayı seçenlere tavsiyem; samimiyetle vatansever bir anlayışta siyaset yapmaları, yapılan bütün hukuksuzlukları cesurca muhatabına söylemeleridir.
“DEMİRTAŞ VE ATALAY BİZİMDİR”
Bütün siyasi partilerin içerisinde bedel ödemiş, müesses nizama karşı durmuş, milletin kötü talihi değişsin istemiş, bu uğurda mücadele etmiş bütün arkadaşlarımın haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Vatanperver Kürt halkının sevgili Başkanı Sayın Demirtaş ve Hatay halkının göz bebeği vekili Can Atalay bizimdir, timsah göz yaşlarıyla arka kapı pazarlıkçıları Erdoğan’ın olsun. Bir Kürt atasözünün de dediği gibi; Bila mirov kuştiyê şera be ne girtîyê rovîya be. İnsan; aslanın ölüsü olsun ama tilkinin tutsağı olmasın…”
]]>Savcılığın nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, 10 şüphelinin terör örgütü PKK ile irtibatına ilişkin tespitler yer aldı.
“DEĞER AİLESİ”
Yazıda, terör örgütü PKK/KCK’nın siyasi alan yapılanmasında faaliyette bulundukları değerlendirilen şüphelilerin, örgüt adına faaliyet yürütmekteyken ölen kişilerin “Değer ailesi” olarak adlandırdıkları ailelerini ziyaret ediyor olabileceklerine dair haklarında istihbari bilgi elde edilmesi üzerine soruşturmaya başlandığı ifade edildi.
“YANLIŞ HABERLER İLE KAMUOYUNU ETKİLEMEYE ÇALIŞTI”
Polis ekiplerinin, 20 Eylül 2022’de Yavuz Genç isimli kişiyi aracının hacizli olduğunun anlaşılması üzerine durdurduğu, Genç’in aracını yakıp polis memurlarına saldırdığı, ekipler tarafından silahla etkisiz hale getirilen Genç’in hastanede yaşamını yitirdiği aktarılan yazıda, gözaltına alınan şüphelilerden Alamettin Demir’in konuyla ilgili yanlış haberler yaptığı, kamuoyunu etkilemeye çalıştığı ve görüşmelerinin incelenmesi sonucu suç unsuru içeren 88 görüşme tespit edildiği belirtildi.
ASILSIZ KİMYASAL SİLAH İDDİASI
Yazıda, şüphelilerden Çetin Demir’in suç unsuru içeren 61 görüşmesinin tespit edildiği, cep telefonu incelemesinde, DEM Parti Bağcılar ilçe binasında gerçekleştirilen etkinlikte duvarda terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının asılı olduğunun belirlendiği bilgisi verildi.
Şüpheli Çetin’in, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak’a düzenlediği operasyonlarda kimyasal silah kullandığına ilişkin asılsız iddialarla ilgili uluslararası kamuoyunda olumsuz algı oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinliklere katıldığı ifade edilen yazıda, şüpheli Enes Ayaz’ın ise örgütün kırsal alanına eleman kazandırma faaliyeti yürüttüğünün tespit edildiği belirtildi.
Yazıda, şüphelilerden İbrahim Elban’a ait dijital materyal incelemesinde, “HDP Eyüp İlçe Dayanışma” isimli WhatsApp grubunda örgüt elebaşı Öcalan ve örgütün sözde kurucularından Sakine Cansız, Mazlum Doğan, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez’in fotoğraflarının asılı olduğu etkinliğe ait görseller ile örgüt adına gerçekleştirilen eylemlere çağrılarla ilgili yazışmaların bulunduğu ifade edildi.
“YARGI MERCİ GİBİ DAVRANDI”
Şüpheli Yaşar Gökdemir’in ise örgütün sözde anayasası kabul edilen KCK sözleşmesinde “Halk Mahkemeleri” olarak bilinen yapı kapsamında, parti çatısı altında yasal görünüm kazandırılmaya çalışılan sözde Halk Komisyonu’nda aralarında alacak-verecek veya farklı anlaşmazlıklar bulunan tarafları bir araya getirdiği ve yargı merci gibi davrandığı belirtilen yazıda, Gökdemir’in taraflar arasındaki anlaşmazlıkları çözmeye yönelik sözde kararlar vermeye çalıştığı kaydedildi.
Sevk yazısında, diğer şüphelilerin de terör örgütüyle bağlantılarına yer verilirken, 10 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanmaları talep edildi.
Şüphelilerin nöbetçi sulh ceza hakimliğindeki işlemleri sürüyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, terör örgütü PKK/KCK içinde faaliyet yürüttüğü tespit edilen 25 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.
Bunun üzerine harekete geçen emniyet güçleri, 25 adrese düzenledikleri operasyonda 21 şüpheliyi yakalamıştı.
]]>Et fiyatlarında düşüş beklemediklerini kaydeden Çiçek şunları söyledi:
“Özellikle pandemi, kuraklık, Rusya- Ukrayna savaşlarından dolayı dünyadaki emtia giderleri arttı. Türkiye ham madde yönünden dışa bağımlı. Fiyatların artmasından dolayı süt üreticileri zarar etti. İnekler kesime gitti, dana olmadı ve bir şey yok olduğu zaman pahalı olur.
Dışarıdan gelen ithal hayvanlar bile yetersiz kaldı. Hala dışarıdan ithal hayvanlar gelmeye devam ediyor. Kasaplık olsun, besi olsun, karkas olsun. Sonuçta Türkiye 85 milyon nüfusu olan, yıllık ortalama 15 milyon turisti olan 100 milyonluk bir ülke.
Maalesef Türkiye’de hayvan varlığının yetersiz olmasından dolayı et fiyatları yüksek. Bunun en büyük sebebi ham madde, besilik dana sıkıntımız var. O yüzden et pahalı. Zaten TÜİK’in açıklaması var. Gıda fiyatlarında ette yüzde 100 enflasyon var ve bu gidişle de etin 2-3 yıl ucuz olacağı öngörüsü çok zayıf.
Nereye kadar devlet dışarıdan hayvan getirip vatandaşı besleyebilir? Buna gücü yeter mi, yetmez mi? Sonuçta bir cari açık var. Bizim öngörümüz hayvan varlığının azlığından dolayı et fiyatları daha da yükselecek gibi görünüyor.
“İNSANLAR ARTIK ET YEMEMEYE BAŞLADI”
Hükümetimiz vatandaşın et ihtiyacını gidermek için yurt dışından et ithal ediyor. Şimdi bu olmadan önce tedbir alınsaydı bu durumlara gelmezdik. Maalesef belli imkanlar doğrultusunda geç kalındı. Geç kalındığından dolayı et fiyatları yükseldi.
Şimdi Et ve Süt Kurumu 2024 yılında Güney Amerika’dan 600 bin besilik dana getirecek, büyük ihtimalle de 300- 400 bin tane kasaplık karkas olsun, besilik dana olsun getirecek. Etti bir milyon hayvan. Benim görüşüme göre bir milyon hayvan Türkiye’ye yine yetmeyecek.
Zaten şu an enflasyondan dolayı bir ekonomik sıkıntı var ülkemizde arza rağmen. Et fiyatları yüksek olduğu zaman insanlar artık yememeye başladı veya aldığı etin yarısını yemeye başladı. Arzda bir sıkıntı oldu. Ona rağmen et fiyatları çok yüksek. Bunun önüne geçebilmek için ülkemizdeki dişi hayvan materyalini arttırmamız lazım.
“EN BÜYÜK SIKINTI DİŞİ HAYVANLARIN AZ OLMASI”
Süte geçenlerde küçük bir zam verildi. Siz sütçüyü memnun ederseniz sütçü inek besler, inek çok olursa süt çok olur, dana çok olur. Dana çok olursa besilik maddeler çok olur ve et fiyatları makul seviyeye gelir. Şu an Türkiye’deki en büyük sıkıntı dişi hayvan varlığının az olması. Dişi hayvan varlığının az olmasından dolayı buzağı yok. Buzağı olmayınca dana yok. Dana olmadığından dolayı et yok. Bu süreç de hemen böyle 3- 5 ayda düzelecek gibi görünmüyor. Zaten bakanlığın yeni politikası, 2028 yılında beside dışa bağımlılığı sıfırlamak istiyor ama muvaffak olur mu olmaz mı onu uygulanan politikalarla göreceğiz. Yani önümüzdeki 3- 4 yıl et fiyatlarının düşeceğini zannetmiyoruz. Bu şekilde gidecek.”
]]>

Sassone’nin, Leonardo’nun İtalya’ya iadesi için yaklaşık 4 yıl önce açtığı ve Urla 1’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada Uluslararası Lahey Sözleşmesi gereğince çocuğun vatandaşı olduğu İtalya’ya iade kararı çıktı. Yiğit’in avukatının itirazı üzerine dosya, istinaf mahkemesine taşındı. Dosyayı görüşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi itirazı reddetti.
Yiğit’in avukatı, bu kez dosyayı Yargıtay’a götürdü. Yargıtay, kararı 15 Mayıs’ta onadı. Kararın Yargıtay’da da kesinleşmesinin ardından Leonardo Maximus Yiğit, önceki gün polis ekipleri eşliğinde anneye verildi.

‘DÖVE DÖVE ÇOCUĞU ARABAYA SOKTULAR’
Demirbilek Yiğit 5 yıl önce oğlu ile birlikte İtalya’dan İzmir’e yerleştiğini belirterek, “Ortak velayette oturma hakkı bana verilmişti. İzmir’de bir hayat kurduk. Annesi küçüklüğünden beri çocuğuna bakmıyordu. İlk 6 aydan sonra çocuğa ben baktım. Annelik vazifesini yapmadı ama çocuğun iadesini talep etti. Aradan 5 yıl geçti. Arkadaşları, okulu ve tüm düzeni her şeyi burada. ‘Türkiye’den ayrılması ona zarar verir, travma yaşatır’ diye psikolog raporu var. Tek konuştuğu dil Türkçe. Ona rağmen Yargıtay’dan iade kararı çıktı” dedi.

Leonardo’nun dedesi tarafından zorla arabaya bindirildiğini söyleyen Yiğit, sözlerin şöyle devam etti:
“Onu teslim alırlarken, çocuk her şeyiyle buna karşıydı. Yalvardı, ağladı. Videoları var. Bana daha önce de ‘Gitmek istemiyorum’ diye yalvardı. Psikolog raporları ciddiye alınmadı. Çocuğum Türkiye’de kalmak için elinden geleni yaptı ama şiddetle, döve döve çocuğu arabaya soktular. Türk polisi çocuğa yardım edeceğine beni tuttu. ‘Baba imdat’ diye yalvarıyordu. Ona yardımcı olacağım diye söz verdim ama olamıyorum. Buradan yalvarıyorum. Bu konuda devletimizden yardım bekliyorum. Lütfen bizi yalnız bırakmayın.”

‘ÇOCUĞA EBEVEYN YABANCILAŞMA SENDROMU YAŞATTI’
Velayetin annede olduğunu ve çocuğunu kaçırıp buraya getirdiği için Uluslararası Lahey Sözleşmesi’ne göre çocuk kaçırma suçundan Türk mahkemelerinin İtalyan vatandaşı olan Leonardo’nun İtalya’ya iadesine karar verdiğini söyleyen Ilaria Alassondra Sassone’nin avukatı Süreyya Turan ise iade kararının Yargıtay tarafından da onararak kesinleştiğini söyledi.
Çocuğa Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromu yaşattırıldığını iddia eden Turan, “Çocuk daha önce annenin kucağına atlıyordu ama baba tamamıyla çocuğun psikolojisini bozdu. Çocuk bu yüzden anneye gelmek istemedi. Çocuğa Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu yaşattı. Sonuç olarak kesinleşmiş bir karar olduğu için teslim alındı. Fakat baba çocuğu teslim etmesi gerekirken onu doldurduğu için çocuk gitmek istemedi ve mecburen zorla alınmış oldu, polis aldı. Son çekilen görüntüde çocuk istemiyor gibi görünüyor ama daha önce istiyordu, bunu yapan baba” dedi. Vekili Sassone’nin can güvenliğinin bulunmadığını öne süren Turan, anne oğulun, çocuğu teslim alan dedeyle bir otelde kaldığını ve bir an önce İtalya’ya dönmek istediklerini belirtti.
]]>Kobani Davası’ndaki çıkan kararlar hakkında ne diyorsunuz?
Siyasi bir davanın sonucu. Türkiye’de, üzülerek söylüyorum ki birçok siyasi dava var. Siyasi davalar üzerinden insanlar boşu boşuna hapiste yatabiliyor.
Normalleşmeyi konuşuyoruz. Normalleşmenin ilk kuralı adalettir, adalete uygun hareket etmektir. Siyaseti adalete alet etmemek gerekir. Bazen adaleti bize unutturan kararların siyasi biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Şiddeti siyasetin gündeminden çıkarmamız, legal siyasetin önünü açmamız lazım. Şiddete başvurmadıkça hiç kimsenin cezalandırılmasını doğru bulmayız. Teröre de terör örgütlerine de karşıyız ama verilen kararlar siyasi temele oturduğu sürece kimsenin vicdanı rahat edemez.
Bu ülkede geçmişte çokça siyasi cezalandırmalar yapıldı. Bugün, siyasi cezalandırma kararlarının arkasında olduğunu bildiğimiz insanların bile yargılanıp cezalandırıldığı günleri yaşadık yakın zamanda. O gün ne kadar yanlışsa bugün onlardan daha fazla yanlış. Çünkü o günlerden bugüne 20 yıl geçti. İlerlememiz gerekirken geri gitmiş durumdayız.
Bunun adı ister Selahattin Demirtaş, ister Ahmet Türk olsun. Bu insanları mahkum etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmayacak da.
Legal siyaseti yok ettiğimiz takdirde makul ve mantıklı ortamı, insanların huzur, güven içerisinde kendini hissedeceği bir ülkeyi oluşturma şansımız yok.
Ben de siyasi bir davanın aktörüyüm. Benim de içeride davam var. Siyasi yasakla muhatap olan bir kişiyim. Kim bilebilir ki üst mahkemede cezanın arttırılmayacağını? Arttırılabilir. Pekala böyle bir gündemle muhatap olabiliriz. Bu bir şaka mı? Değil. Kaygı oluşturmalı mı? Kesinlikle oluşturmalı. Kaygı duyuyor muyum? Vallahi duymuyorum. Ama bu kaygıyı duyup bana soran ve “Ya ne olacak senin davan” diyen binlerce insan var.
Türkiye’nin sağlam zemine oturması noktasında bugün verilen kararların ülkeye faydası yok, zararı vardır.
Cumhur İttifakı’yla CHP’nin normalleşme, yumuşama, yol yürüme imkanı olduğunu düşünüyor musunuz?
Bunu zorlamanın hiçbir zararı yok. Ben Sayın Genel Başkanımızın Cumhurbaşkanı’yla görüşmesini kesinlikle doğru buluyorum. Hiçbir yanlış tarafı yok. Bilakis Türkiye’de bu normalleşme konusunda samimi çabaları demokrasi adına büyük bir olgunluk gösteren halkımız tarafından çok önemli değerlendirileceğini düşünüyorum. Genel Başkanımızın ziyaretlerini önemsiyor ve destekliyorum.
Beklenti kısmına gelince… Genel Başkanımızın değerlendirmesi (Özgür Özel’in Kobani Davası’ndaki kararlar üzerine yaptığı ‘Normalleşmeye uygun zemin yok’ açıklamasını kastediyor) ne yazık ki doğru. Çünkü bu tür hamlelerden sonra yargılamanın bu şekilde sonuçlanması, bunu da genel başkanımızın yadırgaması, normalleşme çabası kadar haklı bir yadırgama. Ama bu bizi şaşırtan bir şey değil. “Vay” diyecek durumda değiliz. Türkiye’de uzun yıllardır bizi şaşkın bırakan ve üzen, “Ya bu da mı yapılır mı” dedirten, çok şey yaşamış bir ekibiz.
Ama yerel iktidar olan partiyle genelde iktidar olan partinin bir masada buluşması, tartışması, konuşması kadar doğru ve makul bir şey yok. Hatta bunun zorlanmasından yanayım. Siyasi rezerv koymanın ve masadan uzaklaşmanın faydası yok. Bu ülkede hiç kimse birbirine düşman değil. Bugün biz milyonlarca insanın bize oyunun kaydığı, milyonlarca insanın tepki olarak sandığa gitmeyip iktidara oy vermediği bir ortamdayız. Niçin bu doğru refleksi yakalamış insanlarımıza, eğer değişmiyorsa bir iktidarın siyasi tavrı, bunu açığa çıkarmanın… Yanlıştan döner de olumlu bir davranışa evrilirse iktidarın tavrı ne mutlu ülkemize. Adalete evriliyorsa, hukuku kendisine referans olarak görmeye başlıyorsa ne mutlu bize. Genel başkanımızın ve partimizin bu evrede sabırla, ısrarla, doğru hamleleri pozitif hamleleri yapmasını destekliyorum. Genel Başkanımızın tavrını da destekliyorum.
Elbette detayları, tedbir alınması gereken hususlar vardır. Sandalyenin sapının kırık şekilde bana hazırlanmış bir ortamda oturmuş birisi olarak bu tedbirleri almayı düşünmek zorundayız.
Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebiniz oldu mu? Bir dönüş oldu mu?
Genel başkanımızın Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebinden sonra kamuoyuna açık ısrarımı yaptım. Ama resmi ziyaret talebinde bulunmadım. Bulunmayacağım anlamına gelmiyor. Ama önce genel başkanımızın ziyareti kurumsal olarak da benim için önemliydi. Onu takip ediyorum. Bakanlara mektup yazarak dertlerimi anlattım, randevu taleplerinde bulundum. Bunun sayısı oldukça fazla. Bazılarına yüz yüze ifadelerde bulundum.
Cumhurbaşkanının CHP’yi ziyareti söz konusu. Bunu olumlu buluyorsunuz.
Tabii ki olumlu buluyorum. Sonuçta ülkenin 2023’te seçilmiş. Cumhurbaşkanı’nın CHP’ye gelmesinden niçin endişe edelim ki? Bilakis memnun olurum. Eminim Genel Başkanımız da bunu yapacaktır. Duyması gereken ne varsa, yüzleşmesi gereken ne varsa; vatandaşın dile getirdiği hususların ona aktarılmasının değerli olduğunu düşünüyorum. Umarım gelir.
“Ekonomik darboğazdan geçiliyor. Muhalefeti normalleştirme diye oyalayarak, zamana kazanıyor. CHP de bu oyuna geliyor” diye yorumlayanlar var.
Türkiye’de aklı başında özellikle yeni nesilin bu tür uzlaşma zemininden, diyalogdan mutlu olduğunu biliyorum. Defalarca söyledim, yine de söyleyeyim. Bakanların, cumhurbaşkanının veya genel müdürlerin çocukları bile bu makul davranışlardan mutlu oluyor. Onların bile çocukların oyuna talibiz biz. Onların bile. Bunu ancak bu şekilde başarabiliriz. Diğer tutum ve tavrıların, davranışların devri geçmiştir. Hatta bu tür başkalaştıran, uzaklaştıran, sürekli kavga eden anlayıştan bugüne kadar hep kazançlı çıkan, iktidar olmuştur. Bu oyuna gelmemek lazım.
Şu yorum yapılıyor: AK Parti, CHP’deki rakibini seçiyor. Siz katılır mısınız buna?
Az önce dediğim gibi, tedbir almak, temkinli olmak. şart. Ama bugünkü iktidarın satranç oynayacak birikimi var mıdır? Ben açıkçası emin değilim. Böyle birikim olduğunu da düşünmüyorum. Bugüne kadar oyunu hep popülizm üzerinden kurmuştur. Olan mevzuları çarpıtmıştır ve buradan fayda elde etme gayretinde olmuştur ve başarı elde etmiştir. Bunun adı satranç değildir. Siz piyona fil hareketini yapmaya gayret ederseniz ve bunu karşı tarafa yutturursanız, bunun adı hile olur. Bu hilelere kapılmamak lazım.
Tedbir almak, temkinli olmak, evet. Ama uzaklaşmak, yok saymak asla doğru değil.
AK Parti mi kaybetti, CHP mi kazandı?
Bir kere 2023’ten önce bir kez tekrarladığım bir şey vardı: “Bu seçimi biz kaybederiz iktidar kazanamaz” demiştim, biz kaybettik. 2024 seçimleri için aynı yorumu yapamam. Çünkü büyük bir travmadan geri dönüş ihtiyacı olan bir topluma farklı bir yaklaşımla makul karar alma zemini hazırlamamız gerekiyordu. Doğru hamleler yapan ve değişim gösteren CHP, makul zemini hazırladı ve bu seçimi kazandıran bizatihi milletin kendisidir. Bu seçimin kahramanı bizzat millettir, çok net. Ama bu aşamadan sonra bir sonraki seçimi yine kaybedersek biz kaybederiz, iktidar asla kazanamaz. Top bizim ayağımız. Bizim topu nasıl çevireceğimize ve nasıl oyun kuracağımıza bağlı. Artık bundan sonraki sorumluluk tümden bize aittir. Millet yapacağını yaptı.
Kılıçdaroğlu’nun dillendirdiği “Sarayla müzakere olmaz, mücadele olur” görüşü var. Siz nasıl bakıyorsunuz?
Enflasyon-faiz gibi bir şey bu. Müzakeresiz mücadele olur mu? Nasıl müzakeresiz mücadele yapacaksınız? Mücadele için müzakere olur, mücadele için buluşma olur. En güzel mücadele, münazara ile olur. Çıkarsınız toplumun huzurunda mücadele edersiniz. Müzakeresiz mücadele olmaz. Müzakere edeceksiniz. Toplum nasıl anlayacak hangisi daha iyi, hangisi daha doğruyu söylüyor. Örneğin son yerel seçimde müzakere için defalarca davet yapmamıza rağmen karşımıza çıkılamadı. Müzakere olmadan mücadele olmaz.
“Bütün diyalog yollarını açtım” dediniz, bunun geri dönüşü size yüzde kaç oldu?
Yüzde 15-20. Ama bundan yılmamak lazım. Ama esas kazanım nerede? Bu müzakere arayışı bize İstanbul seçimini bir daha kazandırdı. O zaman müzakere kazandırıyor. Ben nerde kazanacağım? Kazanacağım yer sandık. Ben tam aksine müzakereyi arttırmaktan yanayım. Müzakerenin biçimi tartışılır, geliştirilir. Müzakereden uzaklaşan insan kendinden şüphe eden insandır. Biz kendimizden şüphe etmiyoruz ki, milletin lehine konuşuyoruz.
Cumhurbaşkanı 28 Şubat sanıklarını affetti. Gezi Parkı Davası ile ilgili bir adım atılır mı?
Atılmalı. Bu karar bile geç kalınmış bir karar. İnsanlar çorba içemez halde. Çorba içiyor, yanağı delinmiş, yanağından çorba akıyor. Yaşlılık var. Bu ne yasaya sığar ne yargıya sığar ne adalete sığar. Bırakın, suçlu olduğunu kabul edelim. Buna bile sığmıyor. Bu oldu diye mutlu oluyoruz, düşünebiliyor musunuz. Halbuki gecikmiş bir adalet. Bu müzakereler sonuç mı vermiştir? Vermiştir. Memnun muyum? Tabi ki memnunum. Ama geç kalınmış bir memnuniyet. Yarın Gezi kararında hapis yatanlar serbest kalabilir mi? Kalmalıdır.
İBB Mali Hizmetler Daire Başkanı Neslihan Vural, bir açıklama yaptı, çok tepki gördü. İGDAŞ’ın halka arzı konuşulmaya başladı. İBB’nin elindeki birçok iştiraki özelleştireceği iddiası ortaya atıldı.
Bir kere bir bürokratın haddini aşan bir açıklaması olmuş. Bir kere İGDAŞ’ın özelleştirilmesiyle ilgili geçmişten gelen bir meclis kararı var. Halka arz özelleştirme anlamına gelir mi? Tam anlamıyla gelmez. Halka arz mümkün müdür? Mümkündür. Ama bu konular bürokrat arkadaşımızın gündemi değildir. Bunlar toplumda tartışılır ve o çerçevede ele alınır. Toplumcu ve kamucu anlayışla bunların finansal zeminde halkçı uygulamaları vardır. Geliştirebilir. Gündemimizde yok mudur? Hayır, vardır. Ama bu konu henüz masamızda bir müzakere sahasına bile oturmuş değildir. İçerikleri detaylı incelenmesi şart olan hususlardır. Haddini aşan bir açıklamadır. Halkçı, kamucu ve toplumcu anlayışla bunların yöntemleri dünya ölçeğinde mevcuttur. Ama bizim masamızda müzakere dahi edilmiş bir zemini yoktur.
Suya zam eleştirisi var.
İstanbul, 30 büyükşehir belediyesi içerisinde en pahalı su tedariki sağlayan şehirdir. Ne yazık ki göreve geldiğimizde yüzde 45’lere yakın indirim yapmamız olmamıza rağmen daha sonra artan enflasyon, artan maliyetler, emtia fiyatlarındaki yükselişlere rağmen hiçbir zaman hak ettiği fiyat artışını İSKİ elde edememiştir. Hep bütçe açığına düşmüştür. Geçmişte bugünün parasıyla milyarlarca lira İSKİ’den İBB’ye para aktarıldığı bir ortamdan bütçe açığı verir hale gelmiştir İSKİ. Halbuki biz İSKİ’yle bütün zorluklara rağmen beş yılda mucizeler yaratan yatırımlar yaptık. Şu anda yapılan zam ile ise denk bütçe üretmiş durumdayız. Yani artı değil bakın, denk bütçe üretmiş durumdayız. Bu mecburiyettir. Kaldı ki yüzde 36 oranında zam yapılmıştır. Açıklanan enflasyon ise yüzde 38. Enflasyonun bile altında olmasına rağmen zam denk bütçeye erişmiştir. O bakımdan bu bir zam değildir aslında. Türkiye’de yaşanan ekonomik koşullarda denk bütçe oluşturma gayretidir. Belediye Birliği Başkanlığına aday mısınız?
Artık yerel yönetimlerde iktidar olan bir CHP var. CHP’nin belediyeler birlikleri üzerinden yerel yönetim politikaları geliştirme zorunluluğu var. Halk böyle bir yetki vermiştir. Bu bağlamda en güçlü sesi olan kurum biziz ama bunun konuşulması için erkendir. Bu bir kısmıyla siyasi bir karardır. Bir kısmıyla geleneklere uygun bir karar zemini oluşturmak durumundadır. İstanbul bütçesiyle, geliştirdiği yerel yönetim politikalarıyla en etkin şehirdir. Öyle bir sorumluluk bize öngörülürse bundan geri durmayız. Bilakis hazırlıklarımız vardır.
2028’de kim aday oluyor?
Kim aday oluyor derken, CHP adayının kazanmak zorunda olduğu bir seçime doğru gidiyoruz.
İkinci dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapacaksınız. Üçüncü dönemi de yapmak ister misiniz?
Ben hiçbir zaman meselelere kişisel bakmadım. Kurumsal baktım. Burada siyasi parti olarak kurumumuzun iradesi önemlidir. Eee meselelere ilkesel bakarız. Halkın ne dediğine bakarız. Bundan sonraki ilk seçimi kaybedecek olan biziz. Kazanacak olan da biziz.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? CHP acaba erken mi cumhurbaşkanlığı tartışmasının içinde kendisini buldu?
Bu konu hiç tartışılmamalı. Ben Başarır’ın söyleminden kamuoyunda konuşulduğu şekliyle bir sonuç çıkarmadım. Ali Mahir Bey’in sonuçta genel başkanına isnat edilen bir tarife dönük bir savunma refleksi olarak hissettim. Asla bir yarış ya da bir parti içindeki kimliklerin birbiri arasındaki bir kıyas olarak zerre kadar hissetmedim. Gündemimde bile olmadı yani. Bu konu bizim partimizin gündemi bile değil şu anda. Bence genel başkanımızın bile iş değil yani.
Erken seçim bekler misiniz?
Ya öyle bir gündemimiz de yok. Erken seçimi toplum ister, halk ister. Parti istemez, isteyemez. Şu anda yeni seçimden çıkmış bir ortamda böyle bir tartışma olduğunu da görmüyorum. Ben ne görüyorum? Millet bize müthiş bir kredi açtı. Nasıl bir kredi biliyor musunuz? Sıfır faizle, geri ödemesi olan bir kredi değil. Ama şöyle diyor, “İster batır, ister çıkar. Batırırsan sen batarsın, çıkarırsan milletle beraber sen de çıkarsın.” Şu anda tek mevzumuz var, bu karşılıksız kredinin karşılığını vermek.
Arapça tabelalar sökülmeli mi?
Sadece dil üzerinden tabela disiplini diye bir şey konuşulmaz. Bu hamaset olur. Popülizm olur. Tabela düzeninin dünya ölçeğinde başta kent estetiği açısından, sonra bunun toplum tarafından kabul edilmesi ya da algılanması noktasında talepler devreye sokulur ve kararlar alınır. Bizim şu anda Fatih’te Ordu Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Bağdat Caddesi’yle ilgili olağanüstü bir hazırlığımız var. Halaskargazi’de, Abdi İpekçi’de ve birçok caddede, sıralayabilirim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin estetik kurallarını tasarlayan, sonra da halkın taleplerini karşılayan tabela çalışması var. Ama “İngilizce tabelaları yasaklayalım” veya “Arapça tabelaları yasaklayalım” üzerinden konuşmak popülizm olur. Bu ne belediye başkanına yakışır. Ne de evrensel anlayışa. Biz meseleyi tümden kent estetiği ve toplumun talepleri doğrultusunda bakıyoruz.
Kimi CHP’li belediyelerde yandaş ya da akraba kayırmacılık örnekleri var.
Çok net. Siyasette gerçekten eş, dost, akraba meselesi doğru değildir. Bu, Türkiye’nin son 20 yılında çok acı biçimde yaşanmaktadır. Artık eş, dost, akrabayı geçmiştir. Aile kavramı içerisine sıkışmıştır. İktidar bunu çok kötü bir örneğini hepimize sunmuştur ve halk bundan iğreniyor. Bunu kabul etmesi mümkün değil. “bBiz bunu az yapıyoruz. Onlar çok yapıyor.” Asla bir kıyas meselesi değildir. Azı da çoğu da aynıdır. Bulunduğunuz ekosistemde sizi toplumun yargılamasına sebep olur. Asla kabul edilecek bir mesele değildir. Bazı eksiklikler, hatalar olmuştur. Bir kısmından geri adım atılmıştır. Sanırım bütün CHP’li belediyeler de aldığı mesajı uygulayacaktır. Zaten genel başkanımız ve genel merkezimiz de bir kısım tedbirleri devreye sokmuştur.
]]>İmamoğlu, Roma’da, Avrupa Olimpiyat Komitesi (EOC) Başkanı Spyros Capralos ve İtalyan Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Giovanni Malago ile bir araya geldi. İmamoğlu’na Roma ziyaretinde, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkan Yardımcısı Ali Kiremitçioğlu ve Genel Sekreter Neşe Gündoğan eşlik etti. Sala della Protometeca’da düzenlenen imza töreni öncesinde, sırasıyla; Malago, Capralos, Kiremitçioğlu ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.

“SEÇİM SÜRECİNDE HEMFİKİR OLUNAN TEK KONU…”
İmamoğlu, imza töreni öncesinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
*Roma’nın bu özel mekanında, çok anlamlı bir vesileyle sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Avrupa Olimpiyat Komitesi’nin İstanbul’a gösterdiği özel ilgi için, kendilerine müteşekkiriz.
*Hep birlikte uzun ve heyecan dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. İstanbul 2027 Avrupa Oyunları ev sahipliğimiz, bu konudaki planlarımızı açıkladığımızdan bu yana, halkımızdan büyük ilgi ve destek gördü.
*16 milyon İstanbullu, diğer birçok konuda olduğu gibi, olimpiyat adaylık çalışmalarımızı da onayladıklarını, son seçimde gösterdiler. Seçim kampanyamız boyunca, birçok konuda tartışmalar yaşandı.
*Fakat 2027 Avrupa Oyunları ve 2036 Olimpiyat Oyunları hedeflerimiz konusunda herkes hemfikirdi. Rakiplerim ve hükümet üyeleri dahil, tüm siyasiler ve halkımız, bu hedefler konusunda desteklerini ifade ettiler. İstanbul’un başarısı için birlik olduklarını kanıtladılar.
“BU BİRLİK, SPORUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ SAYESİNDE ORTAYA ÇIKTI”
*Bu birlik, sporun birleştirici gücü sayesinde ortaya çıktı. Bugün burada sadece İstanbul için değil, olimpiyatlar ve paralimpik oyunları adına önemli bir toplantı için bir arada olduğumuza inanıyorum.
*Üç imparatorluğun başkentliğini yapmış, 8500 yıllık tarihi derinliği olan kadim dünya kenti İstanbul ile dünya sporunun en önemli organizasyonunu bir araya getirmek için çalışıyoruz. 2019 yılında, İBB Başkanı olarak göreve başladığım günden beri her fırsatta, olimpik hedeflerimizin çok büyük olduğunu belirttim.
*Karşılıklı saygı, dostluk ve mükemmellik gibi olimpik değerleri, son 5 yıldır yaşatan bir şehiriz. Sporun ve olimpiyat felsefesinin dünyada en büyük dönüştürücü güçlerin başında geldiğinin farkındayız.
*İstanbul’un ve İstanbulluların, sporun olumlu etkilerini en üst düzeyde yaşamasını istiyoruz. Bunun için ilk dönemimizde, ‘2036 Olimpiyat irade beyanıyla’ birlikte, spor alanında pek çok yeni ve büyük projeyi gerçekleştirdik.
*İkinci görev dönemimizde de herkesin spor yaptığı ve bu sayede geleceğe umutla bakan bir İstanbul ve Türkiye, en büyük hedefimiz olacak. Bu dönemde, spor alanında pek çok yeni projeyi de tamamlayacağız.

“İLK VE EN BÜYÜK ADIMIMIZI…”
*Olimpik kent olma amacımız doğrultusunda ilk ve en büyük adımımızı, İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yaparak atıyoruz. 2027 Avrupa Oyunları’nın, kentimizin ve Avrupa spor tarihinin eşsiz bir sayfası olacağını biliyoruz.
*Avrupa Oyunları’yla, bölgemizin ve Avrupa’nın spora bakışına yön vermek konusunda iddialıyız. İstanbul olarak, dünyada hiçbir kentin sahip olmadığı önemli avantajlarımız var. İstanbul’umuz, Avrupa coğrafyasının ve belki de dünyanın en kalabalık ve coşkulu sporsever kitlesine sahip.
*İstanbul, toplam 60 milyon taraftarı olan, 20’ye yakın olimpik branşta faaliyet gösteren güçlü, ulusal spor kulüpleriyle bu konuda eşsiz. Her yıl takım sporlarında, Avrupa şampiyonalarında başarı peşinde koşan, basketbol ve voleybol gibi önemli olimpik branşlarda, Avrupa ve dünya şampiyonluklarına ulaşan takımlarımız var. 70 bin kişilik statları, 15-20 bin kişilik spor salonları her hafta doldurabilen bir sporsever kitlesine sahibiz.”
“İSTANBUL, AVRUPA’DAKİ HER SPORCU İÇİN, BÜYÜK VE İLHAM VERİCİ BİR SAHNE”
*Avrupa’nın en büyük yıldızları, her yıl birbirinden farklı branşlarda, İstanbul’da yeteneklerini sergiliyor. Hemen her olimpik ve paralimpik branşta, çok sayıda uluslararası turnuva düzenledik. Bugün Avrupa’da, hemen her alanda öne çıkan yıldız sporcular, uluslararası organizasyonlara ilk adımlarını İstanbul’da attılar.
*İstanbul, Avrupa’daki her sporcu için, büyük ve ilham verici bir sahne. 2027’de bu sahneyi, Avrupa Oyunları için kuracağız ve tüm dünyaya ilham vereceğiz. İstanbul 2027 ile Avrupa Oyunları’nın algısını ve etkisini büyüteceğiz.
*Spor dalı sayısı ve katılan sporcu sayısına bakınca, Avrupa Oyunları’nın bir olimpiyat olduğunu söyleyebiliriz. Biz Avrupa Oyunları’nı tam bir olimpiyat ciddiyeti ve hassasiyetiyle ele alarak, İstanbul’un organizasyon gücünü bir kez daha göstereceğiz. 2024 Paris Olimpiyat Oyunları süresince açacağımız ‘İstanbul Olimpiyat Evi’nde, Avrupa Oyunları’nı özel olarak tanıtacak çok sayıda etkinlik düzenleyeceğiz.
*Buradan, başta Başkan Capralos olmak üzere, tüm EOC üyelerine, Olimpiyat Evimiz’de konuk değil, ev sahibi olduğunuzu belirtmek istiyorum. EOC’nin Paris’teki her türlü faaliyeti için, İstanbul Olimpiyat Evimiz’in kapıları sonuna kadar açık olacak.

FEDERASYONLARA VE SPORSEVERLERE ÇAĞRILARDA BULUNDU
*İstanbul ve Avrupa’nın spor tarihi için önemli bu özel günde, konuşmamı, birkaç çağrıda bulunarak bitirmek istiyorum. İlk çağrım Avrupa’nın tüm sporcularına: Gelin Avrupa’nın en renkli ve coşkulu tribünleri önünde yeteneklerinizi sergileyin. Gelin yetenekleriniz, kapasiteniz ve kişiliğinizle yeni nesillerin rol modeli olun.
*İkinci çağrım Avrupa’nın tüm olimpik spor federasyonlarına: İstanbul olarak, her türlü iş birliğine açığız. İstanbul, sadece olimpiyatlara ve paralimpik oyunlarına değil, sizlerin bundan böyle düzenleyeceği tüm büyük organizasyonlara talip. Gelin, birçok ilham verici hikayeyi birlikte yazalım, birlikte başaralım.
*Üçüncü çağrım, Avrupa ve dünyadaki tüm sporseverlere: İstanbul’a geldiğinizde, sadece spor izlemekle kalmayacak, dünyanın en heyecan verici kentinde, hayatınızın en güzel günlerini yaşama fırsatı yakalayacaksınız. İstanbul halkının konukseverliğinin başka hiçbir şeye benzemediğini, İstanbul 2027 için tribünlerde yerinizi aldığınızda göreceksiniz. Ve son olarak; tüm Avrupa’ya 2027’de bir arada olmak için çağrı yapmak istiyorum.
*İstanbul’da, 2027 yılında, farklılıklarımızla bir araya gelirken, aslında ne kadar büyük ve renkli bir kültür birliği oluşturduğumuzu tüm dünyaya, bir kez daha kanıtlayalım. Gelin 2027’de, Avrupa’nın ve dünyanın en renkli kültürlerinin harmanlandığı İstanbul’da buluşalım. Her yıl 20 milyona yakın misafirimizin eşsiz deneyimler yaşamak için ziyaret ettiği İstanbul’a davetlisiniz.
“YAPABİLECEK BECERİYE SAHİP OLDUĞUNU KANITLADI”
EOC Başkanı Capralos da konuşmasında, İBB ve TMOK ile yaptıkları iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Capralos, “Bugün imzalanan mutabakat zaptı sayesinde, Avrupa Olimpiyat Komitesi, tüm Avrupa için özel bir spor gösterisi düzenleme noktasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Olimpiyat Komitesi ile yol alacaktır. İstanbul, muhteşem etkinliklere ev sahipliği yapabilecek beceri, deneyim ve tutkuya sahip insanların yaşadığı bir şehir olduğunu kanıtladı. Spora büyük sevgi duyan bir şehir ve kıta genelinde her yaştan insanı sağlıklı yaşam tarzları oluşturmaya ve spora katılmaya teşvik edebilecek bir Avrupa Oyunları sunmak için birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından; İBB, TMOK ve EOC arasında üçlü mutabakat zaptı imzalandı. İmamoğlu ve diğer katılımcılar, imza töreninin ardından gazetecilerden gelen soruları yanıtladı.
]]>Kararda, sanık Ahlam Albashır’ın terör örgütü YPG/PYD üyesi olduğu, hakkında yakalama kararı bulunan ve eylemin ardından Edirne üzerinden yurt dışına kaçırılan kendisi gibi terör örgütü üyesi olan sanık Bilal el-hacmaos ile beraber karı koca görüntüsünde, eylemi planlayan “Hacı” kod isimli terör örgütü yöneticisi Khalil Manja Hussein tarafından yasa dışı yollardan Türkiye’ye gönderildiği ifade edildi.
İstanbul’da Suriye uyruklu sanıklar Ferhat Habeş ve Fatma Berkel’in evlerinde 3 hafta kaldığı, sonraki süreçte ise atölyelerinde yaşamaya devam ettiği, bu süre zarfında “Hacı” kod isimli terör örgütü yöneticisinin talimatları ile Taksim ve Fatih gibi sivil vatandaşların yoğun olarak bulunduğu ve en üst zayiat ve zararın oluşabileceği bölgeleri tespit amacıyla keşifler yaptığı kaydedilen kararda, patlamanın yaşandığı gün Albashır’ın “Hacı” kod isimli örgüt yöneticisinin talimatıyla söylenilen yere çantayı bıraktığı ve ticari taksiyle bölgeden uzaklaştığı belirtildi.
“SALDIRININ AMACI DEVLETİ ACİZ GÖSTERMEK”
Kararda, sanık Albashır’ın vatandaşların can ve mal güvenliği konusunda telaşlanıp panik olacağı bir ortam oluşturmak, acı ve hüzün gibi kötü duyguların insanlarda oluşmasını sağlayarak toplumun refah ve konfor seviyesini düşürmek, devletin, vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlayamayacak düzeyde sözde aciz ve zavallı olduğu izlenimini oluşturarak vatandaşları devlete ve yönetime karşı kışkırtmak olduğu, bu nedenlerle Albashır’ın olabildiğince fazla insanın hayatını kaybetmesi hedefiyle Taksim bölgesini seçtiği ifade edildi.
Bu hedefi doğrultusunda sanığın elverişli hareketler ile belirlenmiş kurgu dahilinde tasarlandığı şekilde sebat ve ısrarla hazırlanan bombayı söylenen yere bıraktığına işaret edilen kararda, şu ifadelere yer verildi:
“Eyleminin pek çok insanın hayatını kaybetmesine sebep olacağını bildiği ve bunu isteyerek, sebatla ve koşulsuz olarak serin kanlı bir biçimde hareket ettiği, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya konan eylem neticesinde sanığın elinde olmayan sebeplerle 99 insanın hayatını kaybetmeyerek yaralandığı, sanığın suçu işledikten sonraki tutum ve davranışları, toplum açısından oluşturduğu ve oluşturma ihtimali bulunan tehlike, suçu işledikten sonra pişmanlık yaşadığına dair mahkememizde herhangi bir kanaat oluşmaması sebepleriyle hakkında takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”
Albashır’ın üzerine atılı “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin ise şu değerlendirme yapıldı:
“Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istenmiş ise de söz konusu suçun ‘devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçu içerisinde erimesi ve bu suçtan ayrıca ceza verilmesi hasebiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”
Gerekçeli kararda, Suriye topraklarının büyük bir kısmının emperyalist güçlerin, muhalif kuvvetlerin ve terör örgütlerinin kontrolü altına girmesi nedeniyle milyonlarca insanın can ve mal güvenliği endişesi ile sığınmacı statüsünde başta Türkiye olmak üzere çevre ülkelere göç ettiği, bununla beraber yasa dışı yollardan Türkiye’ye gelmek ve burayı köprü olarak kullanıp Avrupa ülkelerine geçmek isteyen insanların ve grupların da çoğalması nedeniyle büyük bir göçmen kaçakçılığı ağının oluştuğu ifade edildi.
“TERÖR ÖRGÜTLERİ GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINI ORGANİZE EDİYOR”
Göçmen kaçakçılığı ağının içinde Türkiye’de ve uluslararası alanda faaliyet gösteren terör örgütü ve yasa dışı oluşumların ve çetelerin etkin olduğu kaydedilen kararda, bu grupların kendi amaçları ve çıkarları doğrultusunda mensuplarının ve sivil insanların yasa dışı yollardan Türkiye’ye girmelerini, buradan geçerek Avrupa ülkelerine ulaşmalarını koordine ettiği ve sağladığı anlatıldı.
Terör örgütü YPG/PYD’nin emellerine ulaşmak ve kanlı eylemlerini gerçekleştirmek amacıyla, yetiştirdiği mensupları olan sanıklar Ahlam Albashır ve Bilal el-Hacmaus’u yine örgütün mensubu olan ve göçmen kaçakçılığı yaparak kendini bu şekilde tanıtan sanık Khalil Manja Hussein aracılığıyla Türkiye’ye yasa dışı yollardan gönderdiği vurgulanarak, Hussein’in irtibata geçtiği göçmen kaçakçısı sanıklar Süleyman Güder ve Tareq Alkhatib’in, sanık Güder’e ait araçla Albashır ve Hacmaus’u Hatay’dan Adana Ceyhan’a getirdiği aktarıldı.
DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde, terör örgütü PKK/YPG tarafından 13 Kasım 2022’de düzenlenen bombalı saldırıda, 6 kişinin hayatını kaybettiği, 99 kişinin yaralandığı kaydedilmişti.
İddianamede, soruşturma kapsamında terör örgütü YPG/PYD’nin özel istihbarat elemanı olan sanıklar Ahlam Albashır ve Bilal el-Hacmaus’un, örgüt tarafından özel eğitime tabi tutulup talimatlandırıldığı, patlayıcı malzeme eşliğinde Türkiye’ye gönderildiklerinin tespit edildiği belirtilmişti.
Sanıkların, örgütün kurduğu ağ vasıtasıyla illegal yollardan İstanbul’a intikal edip örgüte ait evlere yerleştirildiği aktarılan iddianamede, bu kişilerin gelen talimatla söz konusu eylemi gerçekleştirdiklerinin belirlendiği ifade edilmişti.
İddianamede, sanık Bilal el-Hacmaus’un Edirne’den yurt dışına firar ettiğine, hakkında yakalama emri düzenlenip kırmızı bülten talebinde bulunulduğuna dikkati çekilerek, Terörle Mücadele Daire Başkanlığının yaptığı araştırma ile bombalı saldırı eylemini organize edip talimatını veren, örgütün sözde yönetim kadrosundaki Cemil Bayık, Hülya Oran, Sabri Ok, Saliha Bişkin, Velid Halil, Layika Gültekin, Fehman Hüseyin ve Ferhat Abdi Şahin ile Khalil Manja Hussein (Halil Menci) hakkında yakalama emri düzenlendiği aktarılmıştı.
Terör saldırısının failleri Ahlam Albashır ile Bilal el-Hacmaus’u yönlendiren ve yurt dışına kaçmasını sağlayan terörist sanık Halil Menci’nin, PYD/YPG kontrolündeki Kamışlı’da bulunduğu tespit edilmişti. Menci, 22 Şubat’ta Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) Suriye’nin kuzeyindeki Kamışlı’da gerçekleştirdiği nokta operasyonla etkisiz hale getirilmişti.
VERİLEN CEZALAR
Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Ahlam Albashır’ı “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma”, “tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme” ve “tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme” suçlarından 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.
Heyet, sanık Albashır’a ayrıca 99 kez “kasten öldürmeye teşebbüs” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi” suçlarından da toplamda 1794 yıl hapis cezası ile 22 bin lira adli para cezası vermişti.
Mahkeme Albashır’ın üzerine atılı “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçunun “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” suçu içerisinde eridiğine kanaat getirerek, bu suç yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmetmişti.
DİĞER SANIKLARIN ALDIĞI CEZALAR
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Fatma Berkel ve Ferhat Habeş’i “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım”, “tasarlayarak, bombalama suretiyle kasten öldürmeye yardım”, “tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürmeye yardım” ve “silah sağlama” suçlarından toplamda 1035’er yıl hapis cezasına çarptırmıştı.
Tutuklu sanıklar Ammar Jarkas ile Ahmed Carkes’ı “göçmen kaçakçılığı”, “suçluyu kayırma”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlarından toplamda 17’şer yıl hapis ve 60 bin lira adli para cezasına çarptıran heyet, sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan ise beraatine karar vermişti.
Heyet, Hüseyin Güneş, Mahmud Elabid, Mahmud El Yusuf, Süleyman Güder, Tareq Alkhatib’i “göçmen kaçakçılığı” suçundan 6’şar yıl hapis cezası ile 30’ar bin lira adli para cezası verirken, sanık Hazni Gölge’yi ise aynı suçtan 9 yıl hapis cezası ve 60 bin lira adli para cezasına çarptırdı.
Sanıklar Hüseyin Güneş, Bakar Carkes, Hadir Jarkas, Hatice El Kurdi, Salih Carkes, “suçluyu kayırma” suçundan 4’er yıl hapis cezası veren mahkeme heyeti, bu sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan beraatlerine hükmetmişti.
Heyet, diğer 12 sanığın ise üzerlerine atılı tüm suçlardan delil yetersizliği nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine karar vermişti.
4 KİŞİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
Mahkeme heyeti, sanıklar Ahlam Albashır, Ahmed Carkes, Ammar Jarkas, Fatma Berkel, Ferhat Habeş ve Hazni Gölge’nin tutukluluk halinin devamına karar verirken, sanıklar Hüseyin Güneş, Ahmad Alhaj Mwas, Ahmad Haj Hasan ve Hasan Ali’nin ise tahliyesini kararlaştırmıştı.
Heyet firari sanıklar Sabri Ok, Hülya Oran, Ferhat Abdi Şahin, Layika Gültekin, Bilal El-Hacmous, Velid Halil, Cemil Bayık, Fehman Hüseyin ve Saliha Bişkin’in dosyasının ayrılmasına hükmetmişti.
]]>Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun 16.05.2024 tarih ve 82 sayılı toplantısında almış olduğu kararlar belli oldu.
Kurulun almış olduğu kararlar şu şekilde:
“1- VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK Kulübünün, 12.05.2024 tarihinde oynanan VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, çim saha sorumlusunun stadyum denetimi ile müsabaka organizasyon toplantısına katılmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK Kulübünün, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada 5. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 650.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan BATI ALT TRİBÜN 207 numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
2- GALATASARAY A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 10. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 560.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan DOĞU ALT TRİBÜN 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, DOĞU ÜST TRİBÜN 710, 711, 712, 713 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı ve bu eylemin aynı sezon içinde 5. kez gerçekleştirilmesi nedeniyle 240.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
3- YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş. sporcusu MARIO BARWUAH BALOTELLI’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.–GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, rakip takım sporcusuna yönelik şiddetli hareketi nedeniyle 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
4- GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.–GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 3. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 140.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN 234-235 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
5- EMS YAPI SİVASSPOR Kulübünün, 12.05.2024 tarihinde oynanan EMS YAPI SİVASSPOR–RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta GÜNEY ÜST TRİBÜN D-E, MARATON ÜST TRİBÜN F bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
EMS YAPI SİVASSPOR Kulübünün, Hakem ve Diğer Müsabaka Görevlileri Hakkındaki açıklamalar nedeniyle FDT’nin 38/3. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 200.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü idarecisi GÖKHAN KARAGÖL’ün, Hakem ve Diğer Müsabaka Görevlileri Hakkındaki açıklamaları nedeniyle FDT’nin 38/2. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 200.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü idarecisi GÖKHAN KARAGÖL’ün, müsabaka devre arasında akredite edilmediği alanda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü idarecisi GÖKHAN KARAGÖL’ün, hakem soyunma odası koridorlarında müsabaka hakemlerine yönelik hakareti nedeniyle 3 AY HAK MAHRUMİYETİ ve 300.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü teknik sorumlusu BÜLENT UYGUN’un, müsabaka hakemlerine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 RESMİ MÜSABAKADA SOYUNMA ODASINA VE YEDEK KULÜBESİNE GİRİŞ YASAĞI ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü sporcusu İBRAHİM AKDAĞ’ın, rakip takım mensubunayönelik hakareti nedeniyle FDT’nin 41/1-a ve 35/4. maddesi uyarınca ve FDT’nin 12. maddesinin uygulanması suretiyle 1 RESMİ MÜSABAKADAN MEN ve 19.500.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
6- RAMS BAŞAKŞEHİR FK teknik sorumlusu ÇAĞDAŞ ATAN’ın, 12.05.2024 tarihinde oynanan EMS YAPI SİVASSPOR–RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, rakip takım mensubuna yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 RESMİ MÜSABAKADA SOYUNMA ODASINA VE YEDEK KULÜBESİNE GİRİŞ YASAĞI ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
7- BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan CORENDON ALANYASPOR-BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 13. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 620.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan ROOF LOUNGE MİSAFİR TRİBÜN A numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
8- ATAKAŞ HATAYSPOR Kulübünün, 12.05.2024 tarihinde oynanan ATAKAŞ HATAYSPOR-MKE ANKARAGÜCÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 27.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
9- MKE ANKARAGÜCÜ Kulübünün, 10.05.2024 tarihinde kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımdaki açıklamalarda yer alan sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle FDT’nin 36/1-d maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 200.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
MKE ANKARAGÜCÜ Kulübü Başkanı İSMAİL MERT FIRAT’ın, 10.05.2024 tarihinde kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımdaki açıklamalarda yer alan sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle FDT’nin 36/1-d ve 36/1-b maddeleri uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 11 GÜN HAK MAHRUMİYETİ ve 50.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
10- SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.-ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
11- ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. görevlisi MUSTAFA DEMİRCİ’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.-ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, müsabaka sonrasında akredite edilmediği alanda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. görevlisi MUSTAFA DEMİRCİ’nin, sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 15 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.”
CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilaç ve eczacılık sektörünün sorunlarını, yıllarca eczacı olarak giydiğini söylediği beyaz önlüğüyle anlattı.
14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutlayan Gezmiş, Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında hayata geçen politikaların eczacıları da hastaları da çaresizliğe sürüklediğini söyledi. Ateş düşürücü çocuk şurubunun bile yarısını artık devletin ödemediğini anlatan Gezmiş, koruyucu sağlık ödeneğinin yetersiz olduğunu dile getirdi.
GENEL KURULDA “GÜRÜLTÜ” KAVGASI
TBMM Başkanvekili Önder, Gezmiş’in konuşması sırasında Genel Kurul salonunda oluşan gürültü üzerine, söz almak isteyenlerin listesini yenilemek üzere toplanan AKP’li milletvekillerini uyardı.
Önder, sisteme giriş yaparak söz isteyen milletvekillerinin bu taleplerini iptal ettiğini açıkladı ve sisteme tekrar giriş yapılmasını istedi.
AKP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, CHP’li Gezmiş’in konuşmasını tamamlamasının ardından Önder’in yanına giderek “Sizin yaptığınız keyfiyet oldu” dedi ve bu duruma itiraz etti. Bunun üzerine ikili arasında tartışma yaşandı.
Önder, Çelebi’ye “Elini sallama bana. Kime parmak sallıyorsun?” diyerek görüşmelere ara verdi.
Görüşmelere verilen arada da DEM Parti ve AKP milletvekilleri arasında kısa süreli “parmak sallama” tartışması yaşandı.

“38 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET; AFFEDERSİNİZ BORU DEĞİL”
Aranın ardından Meclis Başkanvekili Önder, İçtüzüğe göre birinci görevinin Genel Kurul’un sükunetini ve konuşma zemininin kaybolmamasını sağlamak olduğunu belirterek, Genel Kurul’un akışını bozmadan ilk 20 konuşmadan sonra iktidar-muhalefet ayırt etmeden söz söyleme hakkını en geniş şekilde kullandırmaya çalıştığını söyledi.
İki gün önce 67 milletvekilinin söz aldığını ve bunun 67 dakika sürdüğünü anlatan Önder, bunun bir süre uzatma olmadığını vurguladı. Önder, “Bazen bir saat arkadaşlarımıza tek tek söz vermek; Meclis’te 2-3 saat tasarruf etmek anlamına da geliyor.” dedi. Meclis Başkanvekili Önder, konuşmasını şöyle sürdürdü:
*Bir arkadaşımız, bir sayın milletvekili parmak salladı. Açılışta hiç bahsetmeden girdim; şu anda 38 kez ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyorum. Hakkımızdaki ferman yarım saat, bir saat içinde açıklanmış olacak.
*38 kez ağırlaştırılmış müebbet; affedersiniz boru değil. Hele bugünkü ortamda; ‘Bir şey olur olmaz, buradan adalet çıkar çıkmaz’ diyecek bir tane vekil varsa ikincisi de ben olayım.
*Buna rağmen kendi sorumluluğumuzu müdrik geliyoruz, burada bu işi suhuletle yürütmeye çalışıyoruz. Bu sayın milletvekilinin bilmesi gereken şu ki ben parmak sallanacak bir insan değilim.
*38 kez, bu parmak değil bir gürz olarak başımda sallanırken gelip burada görev ve sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum; bana sökmez. Ama bütün arkadaşlarımızın hepsinin hukukunu korumak, gözetmek benim tüm kişisel görüşlerimden ve hassasiyetlerimden daha önde gelir. Eğer varsa bir arkadaş ‘Şurada şöyle bir buğuz ile davrandın’ diyecekse boynum kıldan incedir. Onun için herkesi tertipli olmaya davet ediyorum.
SAYGI GÖSTERİLMESİNİ İSTEDİ
Konuşma yapan hatibe saygı gösterilmesini isteyen Önder, “Bunu söylemek istemezdim ama Genel Kurul’u yönetirken beyne pıhtı attı benim. Gittik, her şer bir hayra gebedir; pankreasta tümör çıktı. Gittik, beyne pıhtı atmasıyla beraber aort anevrizması yaşadık. Ağır da bir tedavi görüyorum. Ona rağmen ben bu kadar tahammüllü, bu kadar saygılı ve bu kadar zarafetle yürütmeye çalışırken bu hoyratlık kabul edebileceğim bir şey değil. Acaba zarafetimizi, nezaketimizi, edebimizi başka bir şey olarak mı yorumluyorlar duygusuna kapılıyorum. İncindiğim bir şey.” sözlerini sarf etti.
Muhalefetten de milletvekillerinin gelerek kendisini “demokrasi dışı” davranmakla suçladığını anlatan Önder, bundan sonra 20 kişiden başka hiçbir milletvekiline söz vermeyeceğini kaydetti.
Önder, kendisine yönelik “saygısızlıkla” alakalı bir şey yapmayacağını, onu bile “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirdiğini aktardı.
MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, “Engelliler Haftası”, Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel ise “emekli maaşları” hakkında konuştu.
“ATALARIMIZIN BİZE BIRAKTIĞI EN DEĞERLİ MİRAS…”
AKP İstanbul Milletvekili Halit Yerebakan da yerinden söz alarak, 16 Mayıs’ın “Barış için Birlikte Yaşama Günü” olduğuna işaret etti. Yerebakan, tarih boyunca Anadolu topraklarının medeniyetlerin kucaklaştığı, kültürlerin örüldüğü bir mozaiğe dönüştüğünü söyledi.
Yerebakan, “Çanakkale’de omuz omuza savaşan dedelerimizin, Kurtuluş Savaşı’nda bir araya gelip yedi düvele karşı koymuş atalarımızın bize bıraktığı en değerli miras birlik içinde yaşama iradesidir.” diye konuştu.
Son yıllarda dünya genelinde artan ayrışma eğilimlerinin toplumsal dokuyu tehdit ettiğine dikkati çeken Yerebakan, “Yüzyıllardır süregelen hoşgörü ve kardeşlik geleneğimizin gölgesinde bu ayrıştırıcı zihniyetle mücadele etmek hepimizin ortak sorumluluğundadır. Artık ayrışmanın değil, birleşmenin peşinde koşmalıyız. İşte bu yüzden toplumsal uzlaşı ve barışı teşvik edecek politikaları geliştirmek her birimizin önemli görevidir. Birlikte yaşamanın, birlikte başarmanın ve huzurlu bir gelecek kurmanın liderleri olalım. Unutmayalım ki biz birlikte güçlüyüz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
Şahin ise savunmasında “Ben böyle bir şeyi kasıtlı yapsaydım neden hastaneye götüreyim. Benim gönlüm rahat ben kimseyi öldürmek istemedim” diye konuştu. Mütalaasını açıklayan savcı sanık Ercan Şahin’in, “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsini talep etti.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanık Ercan Şahin bulunduğu cezaevinden getirildi. Müşteki Meleknur Özgener’in ailesi ile avukatları Elif Özdemir ve sanık avukatları da salonda hazır bulundu.
“KASITLI YAPSAM NEDEN HASTANEYE GÖTÜREYİM”
Ercan Şahin savunmasında “Kesinlikle böyle olmadı kaza oldu, kabul etmiyorum. Olay günü seyir halindeydim bakkala gidiyordum seyir halindeyken Nisanur A. ve Melek karşıma çıktı. Ben de aracı kenara çektim Melek hastaydı, üşüyordu ben de iyilik amaçlı olsun diye araca binmesini söyledim klimayı açtım. Düşman sahibi olduğum için silahı vitesin oraya koydum” dedi.
Silahın mermisinin ağzında olup olmadığını bilmediğini ileri süren Şahin “Ben o sırada telefonla uğraşıyordum. Fark etmedim o sırada Melek silahı eline almış. Eline alırken elime vurdu kafasını çevirdi. O sıra silah patladı. Ben böyle bir şeyi kasıtlı yapsaydım neden hastaneye götüreyim. Benim gönlüm rahat ben kimseyi öldürmek istemedim. Kendisini 1 senedir tanırım” dedi.
NİSANUR: OLAY KAZAYLA OLDU
Olayın yaşandığı sırada aynı araçta bulunan ve tanık sıfatıyla ifade veren Nisanur A. ise şunları söyledi:
– Bu olay kazayla oldu ancak benim çevrem bana baskı yaptı. Bana ‘Senin arkadaşın öldü. Bu olayı Ercan’ın bilerek yaptığını söyle’ dediler. Korktuğum için savcılığa o şekilde bir ifade verdim. Sanık Şahin, ‘Oyuncak değil bu’ dediği sırada Melek silahı eliyle ittirdi ve o sırada silah patladı. Olay sonrası hastaneye gittik. Hastanenin önüne gelerek Melek’i sedyeye yatırdık.
– Şahin bana ‘Hastanenin önünde bekleyeceğim’ dedi. Ben içeri girdim. Olayın ilk gününden beri Melek’in ailesi tarafından tehdit ve baskılara maruz kalıyorum. Babası bana saldırmaya çalıştı, aramıza polisler girdi. Polisler ben ifade verirken değiştirmem için baskı yaptılar.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ
Duruşma savcısı mütalaasını açıkladı. Mütalaada, sanık Ercan Şahin’in olayın kasıtla hareket ederek işlendiği vurgulanarak savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu belirtildi. Mütalaada sanık Şahin’in “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.
Mahkeme heyeti sanık Ercan Şahin’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, tarafların mütalaaya karşı savunmalarını hazırlaması için süre vererek duruşmayı erteledi.
]]>
Galatasaray bu sezon sahasında oynadığı 18 lig maçını da kazanırken, Fenerbahçe ise deplasmanda yenilmeyen tek takım konumunda. Sarı-lacivertliler 18 maçta 15 galibiyet, 3 beraberlik aldı.
Galatasaray 2 maçta, Fenerbahçe 3 maçta gol atamadı
Ligde çıktığı 36 maçın 34’ünde gol atmayı başaran Galatasaray, ligin ilk haftasında Kayseri deplasmanından golsüz beraberlikle dönerken, ligin ilk yarısında deplasmandaki Fenerbahçe derbisinden de 0-0’lık beraberlikle ayrıldı. Okan Buruk’un öğrencileri, bu 2 maç dışında çıktığı 34 maçta da fileleri havalandırmayı başardı.
Fenerbahçe ise 36 lig maçının 33’ünde gol sevinci yaşadı.
Bu sezon Yukatel Adana Demirspor ile deplasmanda oynanan maçtan 0-0’lık beraberlikle ayrılan sarı-lacivertli ekip, ilk yarıda Galatasaray derbisini de golsüz eşitlikle tamamlamıştı. İsmail Kartal’ın öğrencileri TÜMOSAN Konyaspor deplasmanında da gol atamazken kalesini de gole kapatmayı başardı.
Her iki takım da bu sezon gol atamadığı maçlardan 0-0’lık beraberlikle ayrıldı. İki ekip de ligde yalnızca 1 mağlubiyet alırken, kaybettikleri karşılaşmalarda gol buldu.
Fenerbahçe sahasında Trabzonspor’a 3-2 mağlup olurken, Galatasaray ise deplasmanda Atakaş Hatayspor’a 2-1 yenilmişti.
Galatasaray iç sahada, Fenerbahçe deplasmanda lider
Bu sezon ligde evinde oynadığı 18 lig maçından da galibiyetle ayrılan Galatasaray, iç saha puan durumunda lider durumda. Sahasında 54 puan toplayan sarı-kırmızılılar, bu maçlarda 51 gol atarken, kalesinde ise 14 gol gördü. Fenerbahçe ise bu sezon deplasmanda en fazla puan toplayan ekip oldu. Sarı-lacivertliler 18 deplasman maçında 15 galibiyet, 3 beraberlik ile 48 puan topladı. İsmail Kartal’ın öğrencileri bu maçlarda 39 gol kaydederken, kalesinde 11 gol gördü.
Galatasaray iç sahada, Fenerbahçe ise deplasmanda bu sezon mağlubiyet yaşamayan takımlar olarak dikkati çekti.
İki takım da ikinci yarılarda daha çok gol attı
Hem Galatasaray hem de Fenerbahçe bu sezon oynadığı maçlarda ikinci yarılarda daha fazla gol attı. Ligde 89 gol atan sarı-kırmızılı ekip, bu gollerin 40’ını ilk yarılarda kaydetti. Maçların ikinci yarılarında 49 kez gol sevinci yaşayan Galatasaray, yediği 24 golün de 16’sında karşılaşmaların ikinci devrelerinde topu ağlarından çıkardı.
Sarı-kırmızılılar, yediği gollerin 8’ini ise maçların ilk yarılarında kalesinde gördü.
Ligde 92 gol atarak en golcü takım olan Fenerbahçe, bu gollerin 42’sini maçların ilk yarılarında, 50’sini ise ikinci devrelerde kaydetti. Süper Lig’de 31 gol yiyen sarı-lacivertli takım, bu gollerin 12’sini ilk 45 dakikalarda, 19 golü ikinci yarılarda kalesinde gördü.
]]>Real Sociedad karşısında 29. dakikada attığı golle takımına 3 puan kazandıran Arda Güler, Granada karşısında takımının ikinci, Alaves karşısında da Madrid temsilcisinin beşinci golünü ağlara gönderdi. Ancelotti, Alaves maçının ardından “Olmayacak anlarda bile goller atıyor.” dediği Arda Güler, ligde 71 dakikada bir gol atma başarısı gösterdi. Real Madrid’i takip eden İspanyol gazeteciler, Arda Güler’in gelişimini ve son zamanlardaki performansını AA’ya değerlendirdi.
Fernando Sanchez Tavero: “Carlo Ancelotti, Arda’yı çok seviyor”
Diario AS Gazetesi muhabiri Fernando Sanchez Tavero, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Arda Güler’in son karşılaşmalarda aldığı süreden sonra taraftarlarda heyecanın arttığını söyledi.
Arda Güler’in yeteneklerinin dünya standartlarında olduğunu belirten Tavero, taraftarların Arda’yı oynarken görmek istediğini dile getirdi. Arda’nın ligin kalan haftalarında daha çok süre alacağını düşündüğünü ifade eden Tavero, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Herkes Arda’nın bir elmas olduğunu düşünüyor. Gol atma konusunda bir yeteneği var. Arda, futbol dünyasındaki en büyük yeteneklerden birisi. O Madrid’de oynadığı için herkes çok memnun. Madrid taraftarları onu çok seviyor. Bir de not paylaşmak istiyorum; Ancelotti’nin torunlarının Arda Güler forması var. Ancelotti, Arda’yı çok seviyor. İtalyan teknik adamın ‘Top Arda Güler’e aşık’ sözünü söylediği zamanki gülümseme de bunu kanıtlıyor. Gelecek yıl Arda’nın takımda kalacağını düşünüyorum. Ancak Luka Modric ve Toni Kroos’a ne olacağını bekleyip görmek zorundayız.”

Ivan Martin: “Real Madrid taraftarı Arda Güler’i izlemek için sabırsızlanıyor”
Okdiario Gazetesi muhabiri Ivan Martin, Arda Güler’in son maçlarda beklenen performansı sergilediğini aktardı. Arda Güler’in Real Madrid taraftarlarınca çok sevildiğini vurgulayan Martin, “Arda’nın çok iyi olduğundan kimse şüphe duymuyordu. Yaptıkları bunu büyük bir şekilde kanıtlıyor. Real Madrid taraftarı Arda Güler’i izlemek için sabırsızlanıyor. Taraftarlar Arda Güler’in uzun yıllar Real Madrid’de forma giyeceğini düşünüyor. Luka Modric’in büyük olasılıkla ayrılmasıyla onun pozisyonunu alması ve orta sahada oynayabilmesi düşünülüyor. Ancak o hücumda da yardımcı olacaktır.” diye konuştu.
Javier Rodriguez Pascual: “Kısa sürede çok gol atması dünya çapındaki yeteneğiyle açıklanabilir”
Spor sitesi Relevo’dan Javier Rodriguez Pascual da Arda Güler’in sezonun sonunda yaptıklarıyla beklentileri karşıladığını söyledi.
Pascual, İspanyol taraftarların her zaman Arda’nın yeteneklerini görmek için sabırsızlandığını belirterek, “Arda bu maçlarda yeteneklerini gösterdi. Arda’nın hem sahada hareket etme hem de gol atma konusunda özel bir yeteneği var. Neredeyse 71 dakikada bir gol attı. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok gol atması ancak onun dünya çapındaki yeteneğiyle açıklanabilir. Gol atmak futboldaki en zor şeydir ve Arda’da bu da var. Herkes yeteneğini biliyordu ama hiç kimse onun bu kadar etkili olacağını düşünmüyordu.” ifadelerine yer verdi.
Luis Quintana: “Arda Güler her zaman izlemesi keyif veren çok yetenekli bir oyuncu”
Radyo kanalı Cadena SER’den Luis Quintana, Arda Güler’in şansını bekleyerek akıllı davrandığını dile getirdi. Arda’nın şans geldiğinde genç yaşında Real Madrid forması giymeye hazır olduğunu gösterdiğini belirten Quintana, şunları kaydetti: “Aylar sonra beklentileri karşıladığını düşünüyorum. Taraftarlar Arda Güler’i sahada görmek istedi. Kendisi her zaman izlemesi keyif veren çok yetenekli bir oyuncu. Real Madrid taraftarları bireysel yetenekleri takdir ediyor. Arda, çok az süre almasına rağmen pek çok gol attı. Henüz 19 yaşında olması ve Real Madrid’inki gibi bir forma giymesi onun kişiliği hakkında çok şey anlatıyor. Bence Real Madrid taraftarları her zaman onu sahada daha çok görmek istiyor. Dakika sayısı arttıkça taraftarlar üzerindeki etkisinin de giderek arttığını düşünüyorum. Arda gelecek yıl kadroda yer bulacaktır.”
Sergio Lopez: “Arda Güler, Real Madrid taraftarının zayıf noktası”
Diario AS Gazetesi muhabiri Sergio Lopez, Arda Güler’in maçlarda gösterdiği performansla ne kadar kaliteli olduğunu hissettirdiğini söyledi.
Kadroda çok sayıda orta saha oyuncusu olduğu için Arda Güler’in az forma şansı bulduğunu vurgulayan Lopez, “Arda Güler bir de sezon başında sakatlandı. Ona rağmen kendisini toparlamasını bildi. Taraftar da sakatlığından dolayı onu çok bekledi. Arda Güler, Real Madrid taraftarının zayıf noktası.” dedi.
Lopez, Arda Güler’in topla ilişkisini kimse Carlo Ancelotti kadar güzel anlatamadığına dikkati çekerek, düşüncesini şöyle aktardı:
“Carlo Ancelotti, ‘Top Arda Güler’e aşık” dedi. Sadece tarif edilemeyecek kadar özel bir şeye sahip olan bir oyuncu için bu cümle kurulabilir. Ona güvenilirse dünya yıldızı olabilir. Harika bir sol ayağı var. Hatta onun da ötesinde, yaşına uygun olmayan bir öz güveni var. Çünkü o daha 18 yaşında Bernabeu’nun çimlerine adım attı. Attığı her adımda ona hafif gibi görünen ağır bir sırt çantası var. Daha da ileri gideceğini düşünüyorum.”
Üniversite öğrencisi Ata Emre Akman’ın acılı annesi Zuhal Akman, saldırıyı gerçekleştiren E.Ö.’yü babasının azmettirdiğini iddia etti.

“ONUN LİZBON’A BENİM DE PARİS’E GİTME HAYALİMİZ VARDI”
Ata Emre Akman’ın saldırıya uğramadan yaklaşık 1 hafta önce işe girdiğini ve kendi kazandığı parayla Anneler Günü’nde sürpriz yapmak istediğini söyleyen anne Akman, şöyle konuştu:
“Ata, kendi bireyselliği için çalışıyordu. Ne Ata’nın ne de bizlerin herhangi bir mali sıkıntısı yoktu. Çünkü bu çocuk 13 yaşında da çalıştı ve kendisine elektro gitar aldı. Anneler Günü’yle ilgili kısa sürede çalışıp bir sürpriz yapma durumu varmış, işte böyle bir sürpriz oldu.
O gece Ata’yı aradım, meşgule attı ‘annem ben seni sonra ararım’ diye mesaj yazmış, sonra öğreniyorum ki çalışıyormuş, dağıtım yapıyormuş. Yarım saat sonra aradı, kahkahalar attık. Onun Lizbon’a benimse Paris’e gitme hayalimiz vardı.”

“ATA’NIN YANINA ÇIKIP YATTIM, BİRAZ SARILDIK”
Çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev yapan Beden Eğitimi Öğretmeni Zuhal Akman, olayın gerçekleştiği gün yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Olay gecesi sabaha karşı eşime telefon geldi. Polis, ‘Oğlunuz bir bıçaklanma olayına karıştı, ağır yaralı ve ameliyata alındı, buraya gelmeniz gerekiyor’ deyince eşim ağlamaya başladı. Balıkesir’e doğru yola çıktık. Tuhaf bir geceydi, yağmurlu ve sisliydi. Yoldayken eşim hastaneyi aradı ancak ‘Ata Emre Akman diye bir hasta yok’ deniliyordu.
Çünkü artık yok. 150-180 kilometre hızla Balıkesir’e vardık. Acil servisten çıktıktan sadece 5 dakika sonra morgdaydık ve ikinci raftan oğlumuzu çekiyorlardı. Sonra sedyeyi aşağı indirdiler, örtüyü açtım, Ata olduğu söyleniyor ama Ata değil. Ata olamaz çünkü saçları kısaydı. Bilmiyordum ki, saçlarını kestirmiş; Anneler Günü’nde bana sürpriz yapacakmış. Her tarafını açtım ve baktım.
Otopsiden sonra bütün izleri, her şeyi gördüm. Sonra yetkililere ‘o sedye beni kaldırır mı?’ diye sordum ve Ata’nın yanına çıkıp yattım, biraz sarıldık. Çünkü bir daha sarılıp yatma şansımız olmayacaktı. Baktım ki ellerim kanlanmış. Bir müddet sonra artık Ata’dan ayrılmam gerekiyordu. Sonra tabut geldi, oradaki görevli, birisine ‘el atın da kaldıralım ‘ dedi. ‘Ben annesiyim, ben çocuğumu kaldırırım’ dedim. Kaldırdım, kuş gibiydi. Zaten Ata, Ata’ya benzemiyordu. İnsan bir anda mı değişir?.”

“EV BAKACAKKEN MEZAR YERİ BAKTIK”
Ata’nın üniversitede okuduğu dönem boyunca askeri misafirhanede kaldığını ve gelecek yaz eve çıkmak istediğini söyleyen anne Akman, “Biz ev bakacakken mezar yeri baktık. Ata, geçen yıl tek başına yaklaşık 11 ülke dolaştı. Koca Avrupa’da farklı farklı ülkelerde bir şey olmadı da kendi ülkemde Balıkesir gibi bir yerde böyle şeyler yaşadık. Ata, 2004 yılında Balıkesir’de doğdu. Balıkesir’de üniversiteyi kazandı ve Balıkesir’de sonu bitirdi. Halbuki sadece hayatının ilk 3 yılını Balıkesir’de geçirmişti, bir de son yılını” ifadelerini kullandı.
“HAYALİ DÜNYAYI GEZMEKTİ”
Ata’nın dünya turu yapmak gibi bir hayali olduğunu ifade eden Akman, “Jazz severdi, çok kitap okurdu, müzik kulağı müthişti. Bir taraftan gitar çalardı. Mantıklı, realist ve romantik bir çocuktu. Hayali, dünyayı gezmekti. Hayvanları çok severdi. Bir köpeğimiz vardı, geçen yıl aramızdan ayrıldı. Şimdi muhtemelen çılgınca oynuyorlardır, çünkü Ata’yı çok seviyordu” dedi.
“ÜZERİNDE KURYE OLDUĞUNU BELİRTEN PİZZACI MONTU VAR”
Anne Akman, sözlerine şöyle devam etti:
“Katil azmettirildi, bunun farkındayız. Katilin 17 yaşında olduğu söyleniyor. Bıçaklama ve kasten yaralama gibi 6 ayrı suç kaydı var. O caninin babası da cinayetten dolayı 10 yıldır Buca Cezaevi’nde yatıyor. Cinayetten yatan bir adam hafta sonu için izinli çıkabiliyor, Türkiye’de yeni bir meslek grubu oluşabilir.
Babası da cezalandırılmalı, çünkü azmettiricisi o. ‘Benim yapamadığımı artık çocuğum yapacak’ diye oğluna el veren kişi babası. Ata’nın sipariş götürdüğü apartmanda, bu caninin babasının daha öncesinde birlikteliği olduğu söylenilen bir kadın oturuyormuş ama o kadın bir başkasıyla evliymiş.
O caninin babası, eski kadın arkadaşına ‘senin imam nikahlı eşini öldüreceğim’ diyor. Kadının alt kattaki arkadaşına da bilenmiş, onu da tehdit ediyor ve ‘senin oğlunu öldüreceğim’ diyor. Bu caninin azmettiricisi olan babasının şöyle bir beyanı var; ‘artık benden iş geçti, benim yapamadığımı oğlum yapacak görürsünüz’ diye tehditleri var, bunun da tanıkları var. Yani o gece apartmandan kim çıksa bunu yaşayacaktı. O geceki görüntülerin bir kısmını istemeden izledim, Ata’nın üzerinde kurye olduğunu belirten pizzacı montu var. Ata’nın orada işini yaptığı belli.”
“KATİLLER EVCİ OLARAK DIŞARIYA ÇIKMASIN”
E.Ö.’nün babasının da en ağır cezayı alması gerektiğini söyleyen Akman, “Hukuka güveniyorum. Lütfen katiller evci olarak dışarıya çıkmasın. Çünkü onlar sadece kendilerine değil, tüm Türkiye’ye, hatta dünyaya zarar” ifadelerini kullandı.

BABA AKMAN: BEN SEVMEYİ ATA’DAN ÖĞRENDİM
Ata’nın Babası Emekli Subay Erol Akman ise şöyle konuştu:
“Ata, insanlara dokunmayı seven bir çocuktu. ‘Ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ denilen bir çocuk. Arkadaşları bana ‘ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ dediler, bu ne kadar güzel bir şey. Böyle bir çocuk benim elimden kaydı. Ben 25 bin asker yetiştirdim. 25 bin askerin kılına zarar gelmedi ama kendi oğlumu koruyamadım.
Benim oğlum, sadece öldürme gayesiyle bir yerde hazır bulunan bir cani tarafından ve bunu meslek haline getirme aşamalarında olan birisi tarafından katledildi. Biz çocuklarımızı bunun için mi yetiştirdik? Kız kardeşi var, ben onu nasıl sokağa salacağımı bilmiyorum. İstanbul’dan korkuyor, Balıkesir’den korkmuyordum.
Kardeşinin sınavı var, nasıl girecek? Bir yeri kazansa bile ben onu nasıl göndereceğim? Bu saatten sonra insanlar çocuklarını nasıl güvenle başka bir şehre okumak ve bu memlekete faydalı bir birey olmak için gönderecek ? Bu vaka güvenin ayaklar altına alındığı bir vakadır. Bu dava sonuna kadar takip edilmeli.”

“ANNESİNE HEDİYE ALMAK İSTİYORDU”
Ata’nın liseden arkadaşı Efe Toprak Ateş (20) de “Ata tanıdığım en iyi insanlardan biri. Birbirimize çok yardım ettiğimiz günler oldu. Hiç kötü anımız yok. Hafta sonları yanımıza geliyordu. En son olay yaşanmadan yani işe başlamadan 1 hafta önce konuşmuştuk. Dünya turu yapmak istiyordu, öyle bir hayali vardı. Bu yaz beraber hayalimiz vardı, işe başlama sebeplerinden biri de oydu, hem yaklaşan Anneler Günü için annesine hediye almak istiyordu hem de yazın hep beraber tatile gidecektik. Onun için işe başlamış, para biriktiriyordu” dedi.
Bakanlık, mesleki eğitime yönelik “Beceri Geliştirme Programı” adıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirecek.
10 İLDE PİLOT OKULLAR
Ortaokul 7. sınıftan itibaren öğrencilerin meslek liselerinde ücretsiz katılabileceği uygulama İstanbul, Ankara, İzmir, Erzurum, Konya, Mersin, Rize, Samsun, Sivas ve Şanlıurfa olmak üzere 10 ilde 196 okulda başlatılacak. Pilot uygulamanın, ülke geneline yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütülecek.
Meslek liselerinde yürütülecek “zanaat atölyeleri” olarak da anılan yeni uygulama ile ortaokul öğrencilerinin de temel becerilerinin erken yaşta geliştirilmesi sağlanacak.
Yeni program ile ayrıca öğrencilere erken dönemde temel mesleki becerileri keşfetmeleri ve kazanmaları, akademik ve mesleki başarılarını artırmaları, geniş kariyer seçeneklerine sahip olmaları, iş hayatına uyumlarının kolaylaştırılması ile yaşam boyu öğrenme felsefesinin aktarılması amaçlanıyor.
Beceri Geliştirme Programı’na, resmi ve özel örgün eğitim kurumlarında en az 7. sınıf düzeyinde öğrenim gören gönüllü öğrenciler katılacak. İlerleyen zamanda programa lise öğrencileri de başvurabilecek.
55 KURS ARASINDAN SEÇİM YAPACAKLAR
Beceri Geliştirme Programı’nın uygulanması için mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında uygulanan alanların, temel becerileri içeren derslere ait programlardan yararlanılarak “55 kurs programı” hazırlandı.
Kursa katılacak tüm öğrenciler, ilk başta 8 saatlik iş sağlığı ve güvenliği eğitiminden geçecek.
Meslek liselerinde uygulanacak programda öğrenciler, “zanaat atölyeleri”nde, yiyecek-içecek hizmetleri, bilişim, el sanatları, elektrik-elektronik, metal, gıda teknolojileri ile mobilya ve iç mekan tasarımı, grafik ve fotoğraf, tarım ve radyo-televizyon alanlarını seçebilecek.
Kurslar arasında, bilişimde ileri teknoloji kavramları, elektronik tablolama, toprak, arazi hazırlığı, bitki bakımı, yumurta pişirme, pekmez üretimi, kolay hamur işleri, bilgisayarda fotoğraf düzenleme gibi 55 seçenek bulunuyor.
MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ
Beceri Geliştirme Programı’nın uygulanması için Milli Eğitim Bakanlığı Destekleme ve Yetiştirme Kursları Yönergesi’nde değişiklik yapıldı ve uygulama kılavuzu hazırlandı.
Kılavuza göre, kursların açılış, kapanış, onay, öğretmen-öğrenci kayıt, ders programları gibi iş ve işlemleri için e-Kurs Modülü (https://e-kurs.meb.gov.tr) oluşturuldu. Kurslara katılmak isteyen öğrencilerin sınıf seviyesine uygun öğrenim görmesi sağlanacak.
Öğretmenler, yalnızca görev yaptıkları kurs merkezinde açılan ve alanına uygun kurslarda görev alacak. Kurslarda günlük eğitim süresi en fazla 6 ders saati olarak uygulanacak.
Özel öğretim kurumları veya herhangi bir yayınevi ile işbirliği içinde kurs açılamayacak.
Beceri geliştirme programlarında öğrenci başarısı, ilgili modüler kurs programının özelliğine uygun şekilde yapılacak değerlendirme sonucuna göre belirlenecek.
Beceri geliştirme programlarını başarıyla tamamlayanlara modül başarı belgesi verilecek ve belgeler, öğrencinin e-Portfolyosu’na işlenecek.
Beceri Geliştirme Programı uygulanmaya başlandıktan sonra yeni kurslar da sisteme eklenmeye devam edecek.
Programın ilki, bu yaz tatilinde başlayacak.
]]>
Buna göre, mart sonu itibarıyla özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yıl sonuna göre 1,7 milyar dolar artarak 165,7 milyar dolar oldu. Şubat 2024’e göre ise 2,3 milyar dolar arttı.
Vadeye göre incelendiğinde, 2023 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 452 milyon dolar artarak 155,3 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 1,3 milyar dolar artarak 10,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.
Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 169 milyon dolar azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 2,3 milyar dolar artışla 17,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.
Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 158 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 27 milyon dolar azalarak 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 1,1 milyar dolar azaldığı, tahvil stokunun ise 20 milyon dolar azalarak 10,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.
BANKALARIN KREDİ BORÇLANMALARI ARTTI
Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2023 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 619 milyon dolar artışla 5,1 milyar dolar; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 212 milyon dolar azalışla 1,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.
Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, mart sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,3 milyar dolar azalarak 105,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 386 milyon dolar artarak 8,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.
YÜZDE 58,5’i DOLAR CİNSİNDEN
Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 155,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 58,5’inin dolar, yüzde 35,3’ünün Euro, yüzde 2,2’sinin Türk lirası ve yüzde 4,0’ının ise diğer döviz cinslerinden oluştu.
10,4 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 48,0’ının dolar, yüzde 26,8’inin Euro, yüzde 20,5’inin Türk lirası ve yüzde 4,7’sinin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görülmektedir.
Sektör dağılımı incelendiğinde, Mart sonu itibarıyla, 155,3 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 38,1’ini finansal kuruluşların, yüzde 61,9’unu ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.
Aynı dönemde, 10,4 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 75,5’ini finansal kuruluşların, yüzde 24,5’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.
Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, mart sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 51,1 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.
]]>– ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘kasten yaralama’ ve ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından yakalama kararı bulunan Ayhan Bora Kaplan, 7 Eylül 2023’te Ankara Esenboğa Havalimanı’nda Almanya’ya kaçmak üzereyken gözaltına alındı. Beş gün sonra tutuklandı.
– Ekim ayında Kaplan ile yakın ilişkileri olduğu iddia edilen 1. sınıf emniyet müdürü olan eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Alp Aslan açığa alındı. Aslan’ın yanı sıra, eski Emniyet Müdür yardımcıları Volkan Murat Kaşıkçı, Mukadder Kardiyen ve eski Asayiş Şube Müdürü Oben Özay’ın da açığa alındığı öğrenildi. Açığa alınan eski Organize Suçlardan Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Aslan, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yakın isimlerden biri olarak biliniyordu.
– Kaplan hakkındaki iddianame 17 Ocak günü kabul edildi. 28’i tutuklu, 61 sanık Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor, bir sonraki duruşma dört gün sonra 20 Mayıs’ta yapılacak. Kaplan ve beş örgüt yöneticisi hakkında cinayet, örgüt kurma, yağma gibi 10 ayrı suçtan suçlarından 1’i ağırlaştırılmış 2’şer kez müebbet ve 169 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor.

– Yakalandıktan sonra 15 Temmuz gecesi TRT önünde ağır silahlı fotoğrafları yeniden gündeme gelen Kaplan mahkemede bu kare için “Sayın Cumhurbaşkanımız herkesi sokağa çağırdı ben de üstüme düşenden fazlasını yaptım” dedi.
– Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman ile çıkar ilişkisi olduğu ileri sürüldü. Kocaman, Kaplan ile görüştüğünü doğruladı ancak lüks villa ile otomobil aldığı yönündeki iddiaları yalanladı.
Gizli tanık Serdar Sertçelik (M7) hangi iddiaları dile getirdi?
– Suç örgütünün yöneticilerinden Serdar Sertçelik, gizli tanık olarak, ‘M7’ kod adıyla 19 sayfa ifade verdi. Sertçelik’in elektronik kelepçeyle nasıl yurt dışına kaçtığı, iddialarında neden bazı siyasilerin isimlerinin soruşturma dosyasına sokulmaya çalıştığı sorusu yanıt arıyor.
– Sertçelik 6 Ekim’de Kıbrıs’ta polislerle anlaşıp Tükirye’ye döndü ve ev hapsine alındı. Bu sırada elektronik kelepçe takılıyken dokuz kez ikametini terk etti, hakkında işlem uygulanmadı. 21 Kasım’da gittiği çorbacıda ayağından vuruldu. 3 Mayıs’ta gazeteci Erk Acarer’in programında kimliğini deşifre etti.
Sertçelik’nin iddiasına göre polislerin ‘ifadesine eklemek istediği’ siyasiler arasında şu isimler yer aldı: TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ, eski AKP milletvekili Mücahit Arslan, Bilal Arslan, AKP Grup Başkan Vekili Abdulhamit Gül, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, eski İçişleri bakanı Süleyman Soylu’nun kuzeni Sadık Soylu, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan.

Serdar Sertçelik
– Sertçelik, açığa alınan polis şefi Şevket Demircan ile arasında yapılan bir ses kaydını yayımladı. Kayıtta Sertçelik “Orada da karşıda Mücahit Aslan var. Bu tarafta Bekir Bozdağ var. Şimdi ben bunu söylediğimde ben iyice kötüye gitmeyeyim müdürüm” derken, Demircan “Bu iki konu ile ilgili söylüyorum, iki konuyla ilgili görüşeceğim ben. Gerek yok istersen sana söyleyeyim. Söylemeyeceğine söyleyeceğim. Açık ve net söyleyeyim. Bekir Bozdağ ile ilgili bir şey demiyorum. Muhtemelen söyle derler. O ayrı bir konu. Ama bu diğer konuyla ilgili tabi bakmak lazım” ifadesini kullandı.
– Sertçelik, ifadesinde zorlandığını öne sürdü, iktidara darbe teşebbüsünde bulunulduğunu iddia etti.
Siyaset, yaşananlar hakkında neler söyledi?
Beştepe’ye MİT Başkanı Kalın ve Adalet Bakanı Tunç’u çağıran Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan “Son dönemde gündeme gelen tüm hadiseyi tüm boyutlarıyla takip ediyoruz. Bürokratik vesayete izin vermeyiz. Kanunun dışına çıkan, hatası olan kim varsa hukuk zemininde hesabını mutlaka soruyoruz” şeklinde konuştu.
Erdoğan, grup toplantısının ardından soruşturmaya dair soruları yanıtsız bıraktı.
– İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya “Kimler, terör örgütleri ve onların uzantılarıyla, organize suç örgütleriyle bir olup, FETÖ taktikleriyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize, sosyal medya destekli ‘oyun kurmaya’ çalışıyorsa; onların oyunlarını da kurdukları tuzakları da yerle bir edeceğiz” dedi. Yerlikaya “Hangi kurum içinde Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize yönelik bir yapılanma varsa, sonuna kadar gidip, o yapıları tespit edip adalete teslim edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç “Cumhuriyet savcılarımız her türlü iddiayı, en ince ayrıntısına kadar, detayına kadar inceler, araştırır, soruşturur ve yargının huzuruna getirir. O anlamda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu konuda yargımıza güvenelim” dedi.
– MHP lideri Bahçeli de “Maşa kullanıp sütre gerisine saklananların hepsini takip ediyoruz. Olan biten tüm kanun dışı irtibat ve ilişki ağlarının farkındayız. Birkaç emniyet müdürünün açığa alınmasıyla geçiştirilemeyecek bir komplo devrededir” dedi ve Cumhur İttifakı’nın hedef alındığını savundu.
“17-25 emniyet ve yargı ortaklı darbe girişiminin tekrarını planlayanlara boyun eğmeyeceklerini” belirten ve gizli tanık ifadeleriyle yürütülen soruşturmaları “şerefli isimleri karalama kumpası” olarak nitelendiren Bahçeli, “emniyet, yargı ve medya uzantılarının tepesine binilmeli. Bakalım temiz eller operasyonu nasıl oluyormuş! Hepsine göstermek, hepsini yaka paça içeri tıkmak da hukuk devletinin varlık ve şeref konusudur” diye konuştu.
– Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise Bahçeli’ye “İmalı konuşmayın. Kimi kastediyorsanız açıkça söyleyin. Varsa bir darbe ihtimali ona söyleyin, bilgi ve belgeleri devlet kurumlarıyla paylaşın çünkü ifadeleriniz çok ağır” yanıtını verdi.

Soruşturmada son durum ne?
Suç örgütü ile ilgili iddialarda adı geçen ve Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı ile buluştukları iddiası sosyal medyada yer alan Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner ve Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan geçen hafta görevden uzaklaştırıldı. Gözaltına alınan üç polis müdürü ve komiser U.G.’nin ikametlerinde arama yapıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı iddialar üzerine ‘Suç işlemek için anlaşmak’, ‘Adil yargılamayı ve tanığı etkilemeye teşebbüs’, ‘Görevi kötüye kullanma’ ve ‘Suçluyu kayırma’ suçlarından soruşturma başlatmıştı.
Devam eden soruşturmada bugün üç sivil ile bir komiser daha gözaltına alındı.
]]>
Komisyonda Kızılay Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ramazan Saygılı, Kızılay Afet Yönetimi ve İklim Değişikliği Genel Müdürü Kurtuluş Açıksarı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bilir ve Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yeşim Ünal Kılıç, deprem bölgelerindeki çocukların durumuna ilişkin sunum yaptı.
KOMİSYON DEPREM BÖLGELERİNİ ZİYARET EDECEK
“Kriz ortamlarında çocuklar” üst başlığı altında deprem mağduru çocuklar konulu bir rapor hazırlığının sonuna geldiklerini belirten Katırcıoğlu, komisyon olarak mayıs ayının son haftası Malatya, Diyarbakır ve Şanlıurfa’yı ziyaret edeceklerini, temmuz ayında komisyonu sona erdireceklerini söyledi.
Kızılay Afet Yönetimi ve İklim Değişikliği Genel Müdürü Kurtuluş Açıksarı, deprem bölgesinde “3 bin 179 çocuğa 16 milyon 919 bin 500 TL nakit desteği sağlandığını, 102 bin 331 çocuğa toplamda 159 milyon 588 bin TL nakit desteği verildiğini” söyledi.
Haliç Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Dr. Yeşim Ünal Kılıç, UMKE (Uluslararası Medikal Kurtarma Ekipleri Derneği) ile birlikte saha çalışmalarına da katıldığını belirterek, gözlemlerine ilişkin yaptığı sunumda, “Ailesinden uzakta kalan çocuklar da daha ciddi reaksiyonlar var. Yuvalarda kalan, uzuv kayıpları olan kronik hasta olan ve refakatçisi olmayabilen çocuklar var” dedi.

“İNTİHAR YAŞI DÜŞTÜ”
Konteyner kentlerde çocukların oyun alanlarının olmadığını belirten Kılıç, konteynerlerde lavabo ihtiyacının kısıtlı olması nedeniyle çocuklarda alt ıslatma oranının yüksek olduğuna dikkat çekti. Akran zorbalığının da çok yaygın olduğunu belirten Kılıç, afet bölgelerinde intihar vakalarının arttığını söyledi. Kılıç, şunları kaydetti:
“Burada, galiba, en önemsediğimiz şeylerden biri … Ben yirmi yıldır afetlerde çalışan bir psikoloğum, ilk defa böyle bir sahada şöyle bir yardım istendi benden. Uzmanlarımız intihar vakalarında ciddi artış görüyorlar ve yaş oranı çok düştü. Yani 8 yaşında intihar girişiminde bulunmuş insanlardan bahsediyoruz. Afet bölgelerinde özellikle kırsallarda. Acile başvuranlar açısından da önemli oranlarda çocuk yaşta intihar düşüncelerinin ve girişimlerinin arttığını görüyoruz.”
“ERGEN ÇOCUKLARDA MADDE KULLANIMI ARTTI”
13-18 yaş arasındaki ergen yaşlardaki çocuklarda madde kullanımının arttığını söyleyen Kılıç, “Sahada özel gereksinimi olan çocuklar olduğunu biliyoruz. Sahada hiç görülmediği kadar engelli çocuk var. Sahada dağıtım faaliyetleri görüyoruz. Ötekine kırmızı ayakkabı verilip diğerine verilmediği kırmızı ayakkabı travması yaratmayalım” dedi.
Milletvekilleri, sunumun ardından yetkililere sorularını sordu.
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın kayıp çocuklar iddiasını yalanlayarak “1912 çocuğumuzdan bir tanesinin bile kayıp olması durumunun söz konusu olmadığı” yönündeki sözlerinin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra 2,5 yaşındaki Alya Kılıç’ın Elazığ’da defnedildiğinin ortaya çıktığını söyledi. Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği’ne deprem mağdurlarının kaçırıldığı yönünde bilgiler geldiğini kaydeden Ayan, “Bununla ilgili bilgiler şifahi değil çünkü başvuran aileler. Bizim bir an önce bunun cevabını bulmamız lazım. Bu çocuklar nerede, kaçırıldı mı cemaatlere mi verildi” diye sordu.
“1886 KAYIP İHBARINDAN 301 ÇOCUK AİLELERİNE TESLİM EDİLDİ”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bilir, Kunt’un sorularına şu yanıtı verdi:
*Sayın Bakanımızın kastettiği orada bin 912; bize gelen bin 912 çağrı, bin 88 de tekil ihbar söz konusu oldu.
*Biz bu bin 912 vakayla ilgili tek tek tüm araştırmaları TÜBİTAK’ın görsel derin görü sistemini de kullanarak, Adalet Bakanlığımızla iş birliği içerisinde gidip morglardaki çocuklarımızın görsellerine kadar tarayarak, Sağlık Bakanlığımızdan sağlık sistemi içerisinde tamamen kişiye özel verilerin korunması hususiyetine de dikkat ederek, hastanelere deprem nedeniyle gelen tüm çocuklar dâhil olmak üzere buralarda görsel karşılaştırmaları dâhil evrak, DNA ve benzeri her türlü karşılaştırmalar dâhil sonucunda bize gerek tekil ihbar olarak gerek de bize iletilen bin 912 vaka olmak üzere biz buradaki tüm çocuklarla ilgili tüm taramalarımızı yapmış ve gerekli aile birleştirmelerini, gerekiyorsa ailesi bulunamıyorsa koruma altına alma süreçlerini ve vefatsa vefat tespitlerini yapmış durumdayız.
*Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kayıp çocuklarla ilgili sürecin başından beri içerisinde. Bize 2 bin 500’e yakın ihbar geldi, 1088’e düşürdük.
*Şu an için de bize yeni kayıp ihbarı gelmedi. Bin 866 ihbardan aile ve aile yakınlarına teslim edilen 301 çocuk. 567 vefatını tespit ettiğimiz çocuklar. Bin 912 çocukla ilgili de bin 874’ünü ailesiyle buluşturduk.
]]>Handlova’daki Kültür Evi’nde düzenlenen Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrasında, binaya silahla ateş açan saldırgan, emniyet güçleri tarafından yakalandı.
AA muhabiri, yakın geçmişte öne çıkan liderlere yönelik düzenlenen bazı suikastlara ilişkin bilgileri derledi.
Abe Şinzo
Eski Japonya Başbakanı Abe Şinzo, Japonya’nın Nara kentinde Temmuz 2022’de katıldığı seçim kampanyasında silahla vurularak hayatını kaybetti.
Abe için Tokyo’nun merkezindeki Zojo-Ji Budist Tapınağı’nda az sayıda kişiyle basına kapalı bir cenaze töreni yapıldı.
Abe’ye suikast düzenleyen 42 yaşındaki Yamagami Tetsuya eski Başbakan’ın Birleşme Kilisesi’yle bağlantısı olduğu inancıyla Abe’yi hedef aldı.
John F. Kennedy
ABD’nin 35. Başkanı John F. Kennedy, 22 Kasım 1963’te Dallas’ta uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Suikastın faili olarak yakalanan Lee Harvey Oswald ise gözaltındayken Jack Ruby tarafından öldürüldü.
Resmi açıklamalarda Ruby’nin, Oswald’u “bireysel tepki” nedeniyle öldürdüğü ve herhangi bir örgütle bağlantısının kurulmadığı iddia edildi.
Kennedy suikastı, üzerinden geçen yaklaşık 61 yıla rağmen hala birçok soruyu içerisinde barındırıyor. Hakkında birçok komplo teorisi üretilen suikast, “Killing Kennedy” isimli filmle beyaz perdeye aktarıldı.
Kral Faysal
1964’ten suikasta uğradığı 25 Mart 1975’e kadar Suudi Arabistan’da krallık yapan Faysal bin Abdulaziz, ülkede bir dizi reformu hayata geçirdi. Televizyonların kurulmasını, kız okullarının açılmasını sağladı.
ABD’nin Yom Kippur Savaşı’nda İsrail’e destek vermesi nedeniyle Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Birliğinin petrol ambargosu kararı almasında ve tarihte “1973 Petrol Krizi” olarak bilinen olayda önemli rol oynadı.
Kral Faysal, sarayında yeğeni Faysal bin Musad tarafından vurularak öldürüldü.
Park Chung-hee
Güney Kore’de yönetimi 1961’de askeri darbeyle ele geçiren Devlet Başkanı Park Chung-hee, 26 Ekim 1979’da arkadaşı Kim Jae Kyu tarafından bir restoranda silahla vurularak öldürüldü.
Kaynaklarda, İstihbarat Başkanı olan Kim’in, ülkeyi “demir yumrukla” yönettiği aktarılan Park’ı “Güney Kore’ye demokrasiyi geri getirmek için” öldürdüğünü söylediği belirtiliyor.
Enver Sedat
Eski Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır’ın ölümünün ardından Mısır’da yönetime geçen Enver Sedat, İsrail ile yakınlaşması nedeniyle suikasta kurban gitti.
Sedat’ın cumhurbaşkanlığı döneminde Mısır’ın da aralarında bulunduğu Arap ülkeleri ile İsrail arasında 6 Ekim 1973’te “Yom Kippur” Savaşı başladı. Bu savaşın ardından Kahire ile Tel Aviv arasında “Mısır-İsrail Barış Antlaşması”na varıldı.
Mısır Cumhurbaşkanı Sedat, 6 Ekim 1981’de, 6 Ekim Savaşı’nın (Yom Kippur) 8. yılı kutlamalarında düzenlenen resmi geçit töreninde, sonradan İslami Cihad Hareketi mensubu oldukları açıklanan Mısır ordusu subayları Halid el-İslambuli ve arkadaşlarınca kurşunlanarak öldürüldü.
“Dindar Cumhurbaşkanı” olarak bilinen Sedat, İsrail’i 1967 sınırları ile tanımak için Arap ülkelerine çağrıda bulundu ancak “hain” ilan edilerek öldürüldü.
İndira Gandi
Hindistan’ın ilk ve tek kadın Başbakanı olan İndira Gandi de suikasta kurban giden liderler arasında. Gandi, Sihler’e ait “Altın Tapınak”a yapılan askeri baskının emrini verdiği gerekçesiyle 2 Sih korumasınca 31 Ekim 1984’te vurularak hayatını kaybetti.
Gandi’nin öldürülmesinin ardından Hindistan’da Sihlere yönelik saldırılarda binlerce kişi öldürüldü.
Olof Palme
Eski İsveç Başbakanı Olof Palme, Güney Afrika’daki ırkçı rejimin yanı sıra hem ABD hem de Sovyetler Birliği’ni eleştiriyordu. Palme hükümeti, 1984’te PKK’yı terör örgütü olarak tanıdı.
Palme, 28 Şubat 1986’da eşiyle gittiği sinema salonundan çıktıktan sonra arkasından yaklaşan bir kişinin ateş açması sonucu yaşamını yitirdi.
Stockholm’un en işlek caddelerinden birinde eşiyle evine doğru yürüyen Palme’nin vurulduğu gün, korumaları yanında değildi.
Terör örgütü PKK’nın da şüphelileri arasında yer aldığı suikasta ilişkin onlarca kitap yazılırken, cinayete ilişkin soru işaretleri bugün hala devam ediyor.
İzak Rabin
Eski İsrail Başbakanı İzak Rabin de suikasta kurban giden liderler arasında yer alıyor. İsrail ile Filistin arasında barış sağlanması için gösterdiği çabalar Rabin’in sonunu hazırladı.
Rabin, iki devletli çözüm girişimi için Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında 13 Eylül 1993’te imzalanan Oslo Anlaşması’na imza atan isim oldu.
Aynı zamanda eski İşçi Partisi lideri olan Rabin, 4 Kasım 1995’te Tel Aviv’de katıldığı mitingin ardından İsrailli “aşırı sağcı” Yigal Amir tarafından silahla vurularak öldürüldü.
Suikast sonrası Filistin-İsrail meselesinde iki devletli çözüm olasılığı daha da zor hale geldi.
Refik Hariri
Lübnan’ı “yeniden inşa eden siyasetçi” olarak bilinen eski Başbakan Refik el-Hariri’ye yönelik suikast, ülkenin kaderini derinden etkiledi.
Ülkedeki 15 yıllık iç savaşın sona ermesine ciddi katkılar sunduğu gibi savaştan sonra 1992’de yönetime gelen ve savaşın izlerini silmek için yeniden imara öncülük eden Hariri, 14 Şubat 2005’te başkent Beyrut’ta konvoyunun geçişi sırasında patlatılan bir ton bomba yüklü araçla suikasta kurban gitti.
Lübnan, Hariri suikastından sonra ciddi kutuplaşmaya girdi ve siyasi belirsizlikler ülkeyi derinden etkiledi.
Benazir Butto
Pakistan’ın seçimle göreve gelen ilk Başbakanı Zülfikar Ali Butto’nun kızı olan Benazir Butto, 1988’de “Pakistan’ı ve Müslüman bir ülkeyi yöneten ilk kadın” olarak tarihe geçti.
Dönemin Cumhurbaşkanı tarafından iki yıl sürdürdüğü görevinden yolsuzluk iddiaları nedeniyle alınan Butto, 1993’te seçimlerden tekrar lider olarak çıktı ve ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturdu.
İkinci başbakanlık görevinden 3 yıl sonra benzeri iddialarla alınan Butto, 1999’da kendi isteğiyle Pakistan’dan ayrıldı ve 2007’ye kadar ülkeye dönmedi.
Ülkede düzenlenen 2008 seçimlerine katılmak için Ekim 2007’de Pakistan’a dönen Butto, 27 Aralık 2007’de silahlı bir intihar bombacısının önce ateş etmesi ardından da üzerindeki düzeneği patlatması sonucu hayatını kaybetti.
Jovenel Moise
Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise de suikata uğrayan liderlerden. Haiti’nin 53 yaşındaki Devlet Başkanı Moise, 7 Temmuz 2021’de silahlı kişilerce evine düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti, eşi Martine Moise yaralandı.
Bülent Ecevit
Türkiye’de de birçok siyasi lider, suikast girişimlerine maruz kaldı. Eski Başbakan Bülent Ecevit’e yönelik biri ABD’de bir Rum tarafından olmak üzere birçok suikast girişiminde bulunuldu.
Ecevit’in atlattığı suikast girişimlerinden biri 29 Mayıs 1977’de İzmir’in Çiğli ilçesinde yaşandı. Seçim çalışmaları için İzmir’de yapılacak miting hazırlığı sırasında seçim otobüsüne binmek üzere olan Ecevit’e yaklaşan biri ateş açtı ancak kurşun sıyırarak arkada bulunan bir kişiye isabet etti.
Turgut Özal
Turgut Özal ise başbakan olarak görev yaptığı sırada, partisi ANAP’ın 18 Haziran 1988’de Ankara’da düzenlenen kongresinde kürsüde yaptığı konuşmada, Kartal Demirağ tarafından silahlı saldırıya uğradı.
Parmağından yaralanan Özal, suikast girişimi sonrası tekrar kürsüye çıkarak konuşmasını tamamladı.
]]>İstinye Üniversitesi (İSÜ) Liv Hospital Bahçeşehir, Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı’nın (KAHEV) pandemide yaşamını kaybeden sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitim bursuna destek olmak amacıyla ‘Emanetiniz emanetimizdir’ sloganıyla etkinlik düzenledi.

Uzman hekimlerden ve hastanenin sağlık çalışanlarından oluşan koro, meslektaşlarının çocukları için sahne aldı. Konseri koro şefi Atakan Konakçı yönetti.
Yaklaşık 4 aylık bir süre içerisinde hazırlıklarını tamamlayan ekip, repertuarında Türk Sanat Müziği, Pop Müziği ve Türk Halk Müziği’nin sevilen eserlerine yer verdi.
‘Sarı Gelin, ‘Bahçede Yeşil Çınar’ ve ‘Elveda Gençliğim’ gibi eserleri yorumlayan koro ve solistler dinleyicilerden büyük alkış aldı.
ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNE HARCANACAK
Konserin tüm geliri KAHEV üzerinden fonlanacak ve çocukların eğitimlerine destek sağlamak için kullanılacak.

REKTÖR İBİŞ: SANAT GÜZELLİĞİN, İYİLİĞİN VE İNSANLIĞIN İFADESİ
Konsere katılan İstinye Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, şunları söyledi;
*Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti ‘kimsesizin kimsesi’ olarak tanımlıyor. Bu aslında çok derin anlamlı bir söz.
*Başka bir sözü ise diyor ki; ‘sanat güzelliğin ifadesidir.’ Elbette ki hepimiz biliyoruz; sanat güzelliğin, iyiliğin ve insanlığın ifadesi. İşte bugün burada her iki sözü birleştirdiğimiz zaman bir, kimsesizin kimsesi olma yolunda bir etkinlik.
*İki, onun için de en güçlü, en değerli araç sanat. Amatör bir ruhla çok üstün bir inanç ve kararlılıkla pandemide şehit olan meslektaşlarının çocuklarına sahip çıkma bilinciyle hareket eden ve bu konuda sanatı en iyi şekilde kullanan İstinye Üniversitesi’nin çok değerli Liv Bahçeşehir Hastanesinin hekiminden sağlık personeline kadar tüm paydaşları bugün bize güzel bir sunuda bulunacaklar.
“SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ÇOCUKLARI ASLINDA BİZİM DE ÇOCUKLARIMIZ”
Hastanenin Genel Müdürü Dr. Fatih Akpınar ise şunları söyledi;
*Bu konseri düzenleyen ekip hastanedeki sağlık çalışanlarından oluşan bir koro. Tamamıyla esas işi sağlık olan insanlar bir araya geldi, aramızda hiç müzisyen yok. Biliyorsunuz, çok büyük bir pandemi yaşadık.
*Onlardan oluşan koroyla bu pandemide şehit olan sağlık çalışanlarının çocukları için bir burs düzenleniyor. Biz de buna etkinlikle katkı vermek istedik. Bu konserin bütün geliri Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı’nın düzenlediği ‘Emanetiniz emanetimizdir’ ön sözüyle sağlık şehitlerinin çocuklarına eğitim bursu olarak gidecek.
*Bütün arkadaşlarımız aylardır çok yoğun bir çalışma içerisinde. Onların iki sorumluluğu var hem burada önemli bir gösteri icra edecekler hem de böyle önemli bir sosyal sorumluluk projesinin içindeler.
*Pandemide şehit olan sağlık çalışanlarının çocukları aslında bizim de çocuklarımız. Sağlık çalışanları bir aile ve zor günler geçirdik. Artık bu zor günlerin ardından onların emanetlerine bakma sırası bize geldi. Biz de bu emanete sahip çıkmak için böyle bir etkinlik yaptık. Bu bir iyilik hareketi, umarım bu yaklaşım bizim gibi düşünen bütün kurumlar da örnek olur.
KESTEK: ÇOK DUYGU YÜKLÜ ANLAR YAŞIYORUZ
Hastanenin Genel Müdür Yardımcısı Mehtap İgaç Kestek, “Bugün hepimiz bütün ekip arkadaşlarımızla birlikte çok duygu yüklü anlar yaşıyoruz. Çünkü bu konserin bir amacı var. Pandemide şehit olan sağlık çalışanlarımızın evlatlarına aslında ‘Emanetiniz emanetimizdir’ sloganıyla destek vermek istiyoruz. Bu desteği bu konserdeki biletlerin gelirleriyle onlara eğitim bursu şeklinde gerçekleştirmek istedik. Böyle anlamlı bir amaç olunca gerçekten hepimiz çok duygu yüklü oluyoruz” diye konuştu.
AKSOY: GIDA OLARAK RUHUMU BESLEDİ
Koroda yer alan Klinik Diyetisyen Serkan Aksoy, “Bu koroda olmaktan çok onur duyuyorum. Sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitim katkılarına bir nebze olsun karşılayabiliyorsak ne mutlu bizlere. Elimizden geldiğince güzel bir vakit geçirdik. Biz konsere hazırlanırken de aslında çok güzel vakit geçirdik. Şimdi de sahnede biz bile kendi halimize şaşırıyoruz. Bizi çalıştıran çok iyi bir şefimiz vardı. Bunun için 4 aydır uğraşıyoruz. Şarkı söylemek aslında bir nevi motivasyon kaynağı. Ruhumuzu beslememiz gerekiyor. Aslında ben beslenme danışmanı olarak kişilere belki gıdalar yönünde yardım ediyorum ama bu da gıda olarak benim ruhumu besledi. Çok keyif aldım. Bütün arkadaşlarımla birlikte omuz omuza çalışmaktan da kıvanç duyuyorum” dedi.
“ŞARKI SÖYLEMEK DAHA ZOR”
Şarkı söylemenin mesleğine göre daha zor olduğunu ifade eden Aksoy, “Şarkı söylemek gerçekten zor bir şey. Dolayısıyla, bunun için özel bir çaba sarf ediyoruz. Bunun için bir eğitim almıştık. Bu da aslında çok kısa bir eğitimdi. Çok güzel vakit geçirdim. Anılarım arasında kalacak bir şey. Belki de devam bile edebiliriz, çok güzel oldu benim için. Güzel bir konser olacağını tahmin ediyordum ama bu kadar iyisini tahmin etmiyordum. Açıkçası beni bile şaşırttı. Hayatını kaybetmiş sağlık çalışanlarını rahmetle anıyorum, çocuklarına da başarılar diliyorum” diye konuştu.
]]>Partisinin grup önerisi üzerine konuşan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin tüm belediyelerin son 21 yılda yurt içinden ve yurt dışından aldığı kredilerin ve borçların dağılımının, borçlanma gerekçelerinin ve borçların yatırıma dönüşüp dönüşmediğinin ortaya çıkarılmasını istediklerini söyledi.
Son yerel seçimlerin ardından yönetimi el değiştiren bazı belediyelerde önceki dönemden kalan borçların ilan edildiğini aktaran Şahin, “Bunu bir siyaset üstü konu olarak ele alıp burada belediyelerin bu borçlanmalarının yasal zemini üzerinde durmak gerekiyor. Belediyelerin borçlanmaları konusunda yeni adımlara ihtiyaç var. Belediyelerin keyfi borçlanmalarının önüne geçmesi için Sayıştayın denetimi çok önemli. Siyasi parti ayrımı gözetmeksizin bütün belediyelerin harcamalarını, borçlanmalarını, bütçe konularını masaya yatıralım, sorunları konuşalım, tartışalım ve burada da belediyelere ülkemizin menfaati için reformlar sunalım.” ifadelerini kullandı.
“RAKİP BİR SİYASİ İKLİM YARATILDI”
İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, belediyelerin mecbur kalmadıkça borçlanma yoluna gitmemesi ve büyük projeler için de mutlaka merkezi yönetim tarafından destek verilmesi gerektiğini belirtti.
DEM Parti Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez, bazı belediyelerdeki kayyum yönetiminin harcamalarını eleştirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, hazineye en borçlu belediyelerin Kocaeli, Batman, Bursa, Denizli, Gaziantep, Siirt ve Sivas olduğunu belirterek, “Belediye ya da hükümet birbirine rakip değildir. Kaynakların verimli kullanılması için işbirliği yapmaları şarttır. Son zamanlarda ne yazık ki ülkemizde sanki belediye başkanları ve bakanlar birbirine rakip gibi bir siyasi iklim yaratıldı. Şüphesiz bu iklimden herkes payını almalı ama daha çok bu iklimden iktidar kendine düşen payı almalı.” diye konuştu.
AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, son yerel seçimlerin ardından AKP’nin kaybettiği belediyelerde aşırı borçlanma konusunda bir yaygara koparıldığını söyledi. İstanbul’daki bazı belediyelerin bütçelerinden örnek veren Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2023 yılında AK Parti’ye ait 24 belediye ile CHP’ye ait 14 belediyenin borçlarının bütçeye oranı AK Parti’de yüzde 35,38, CHP’de yüzde 63. Borçların bütçeye oranına baktığımızda ilk sırada Şişli, ikinci sırada Beşiktaş, üçüncü sırada Adalar, dördüncü sırada Beylikdüzü var. Hepsi CHP belediyesi. Buna karşın İstanbul’daki 39 ilçe arasından en az borcu olan ilçe belediyeleri ise Pendik, Üsküdar, Ümraniye, Silivri, Zeytinburnu. Bütçeleri esas alındığında en başarılı belediyeler bunlar. Şişli’nin 2 milyar 100 milyon bütçesi var, 2 milyar 460 milyon borcu var. Beşiktaş’ın 2 milyar 231 milyon bütçesi var, 2 milyar 55 milyon borcu var. Belediyelerde astınız ya afişleri, keşke bunları da assaydınız da hep beraber görmüş olsaydık.”
MECLİS’TE KÜRTÇE TARTIŞMASI
Genel kurulda DEM Parti’nin “anadilde eğitim”e ilişkin grup önerisinin görüşülmesi sırasında tartışma yaşandı.
Partisinin grup önerisi üzerine söz alan DEM Parti Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, 15 Mayıs’ın Kürt Dili Bayramı olduğunu ifade ederek, bir milletvekili olarak anadilini TBMM’de özgürce konuşamadığını dile getirdi.
Doğan, konuşmasının sonunda Kürt Dil Bayramını Kürtçe olarak kutladı. Bunun üzerine yerlerinden söz alan AKP Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ve MHP Grup Başkanvekilleri Filiz Kılıç ve Erkan Akçay, Anayasa’nın 3’üncü maddesi gereğince TBMM’de Türkçe konuşulması gerektiğini anımsattı.
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da DEM Parti’nin önergesini desteklediklerini belirterek, konuşmasının sonunda Kürtçe olarak Kürt Dili Bayramını kutladı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, çocukların Kürtçe öğrenmelerinde hiçbir mahzur olmadığını belirterek, “Bir ülkede ısrarlı bir şekilde ‘Kürtçe eğitim dili olsun’ derseniz bunun arkasından başka tartışmalar gelir. İYİ Parti olarak bu tutum ve davranışa, bu taleplere itiraz ediyoruz. Zaten geçtiğimiz dönemlerde adımlar atıldı. O sebeple ısrarla bunu tekrar ederek gündeme getirmenizi de çok da doğru ve yerinde bulmuyorum.” ifadelerini kullandı.
Görüşmeler sırasında AKP, MHP ve İYİ Parti’li bazı milletvekilleriyle DEM Parti’li milletvekilleri arasında zaman zaman sözlü tartışmalar yaşandı.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda daha sonra fahiş fiyat artışı ve stokçuluk cezalarının artırılmasını da içeren Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi.
]]>ASGARİ ÜCRETE ZAM GELECEK Mİ?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan asgari ücret ve emekli maaşlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bakan Işıkhan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Işıkhan asgari ücrete zam olmayacağını söylerken emekli maaşları için temmuza işaret etti.
Işıkhan, asgari ücrete ilişkin soru üzerine, ekonomik verilerin iyi gittiğine dikkati çekerek, “Aralık ayındaki düşüncemiz neyse aynı şekilde devam ediyor. Enflasyonla ilgili verilerimiz oldukça güzel geliyor. Hiçbir ara zam gündemimizde yok” ifadesini kullandı.

ASGARİ ÜCRET ERİMEYE DEVAM EDECEK
Asgari ücretin yıl ortasında en az yüzde 25.4 oranında eriyeceğini ortaya koyuyor. Asgari ücrete yıl ortasında zam yapılmaması halinde 2024 sonunda asgari ücretin alım gücü yarı yarıya erimiş olacak.
Hesaplamalar hem asgari ücrete hem de en düşük emekli aylığına temmuzda en az yüzde 25 oranında zam yapılmasının kaçınılmaz hale geldiğini gösteriyor. Merkez Bankası’nın anketine göre ilk 4 ayda yüzde 18.72 olan enflasyonun, mayıs ayında yüzde 3, haziran ayında da yüzde 2.54 daha artacak. Enflasyonun tahmin edilen rakamların etrafında oluşması halinde haziran sonunda tüketici enflasyonu yüzde 25.4’e ulaşacak.
EN AZ 21.320 TL OLMALI
Temmuzda memur ve emeklilere gerçekleşen enflasyon hesaba alınarak zam yapılacağı için bu kesim kısmen de olsa enflasyon kaybını telafi edecek. Ancak asgari ücrete zam yapılmaması halinde, açlık sınırının da altına düşmüş olan asgari ücretlinin her 4 lirasından 1 lirası enflasyonla buhar olacak. Üstelik ikinci 6 ayda kayıp daha da artarak maaşın yaklaşık yarısını götürecek. Enflasyon beklentilerine göre 17 bin 2 lira olan asgari ücretin reel alım gücü haziran sonunda 13 bin 558 liraya düşecek. İlk 6 aylık enflasyon kaybının telafi edilebilmesi için asgari ücretin 1 Temmuz’dan geçerli olmak üzere en az 21 bin 320 liraya çıkarılması gerekiyor. Zam yapılmaması halinde ise asgari ücretin bir miktar üzerinde maaş alanlarla birlikte en az 10 milyon çalışan, açlıkla karşı karşıya kalacak.
DÖRT AYDA YÜZDE 18 ERİDİ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ocak-nisan arasındaki 4 ayda tüketici fiyatlarının yüzde 18.72 arttığını hesapladı. TÜİK’in resmi enflasyonuna göre, iktidarın yıl ortasında zam yapmayacağını açıkladığı 17.002 liralık asgari ücretin alım gücü mayıs başı itibarıyla 2.681 lira eriyerek 14 .321 liraya geriledi. Asgari ücretin alım gücü İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) hesabıyla 14.043 liraya, alternaif enflasyon hesabı yapan ENAG’a göre ise 13.285 liraya düştü. Mayıs ve haziran tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artışla birlikte 6 aylık enflasyonun yüzde 25’lere ulaşması bekleniyor. Bu durumda asgari ücretin alım gücü 13.600 liraya kadar gerileyeceği için ara zam kaçınılmaz hale gelecek.
İKİ KEZ ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM YAPILDI
Enflasyonun hızla yükselmesinin etkisiyle 2022 ve 2023 yıllarında asgari ücrete temmuz ayından geçerli olacak şekilde ara zam yapıldı.
2022 yılının ocak ayında 4 bin 253 TL olan asgari ücret temmuz ayında yapılan yüzde 29,3’lük ara zamla birlikte 5 bin 500 TL’ye çıkartılmıştı.
2023 yılının ocak ayında asgari ücret yüzde 54,5 artışla 8 bin 506 TL olarak belirlenmiş, 2023 yılının temmuz ayında ise asgari ücrete yüzde 34 oranında ara zam yapılmış ve asgari ücret 11 bin 402 TL olmuştu.
2024 yılının ocak ayında ise asgari ücret yüzde 49 artışla 17 bin 2 TL’ye çıkartılmıştı.
]]>Başvuru dilekçesinde, 3 Mayıs 2024 günü açık kaynaklara yansıyan bir kısım haber içeriklerinde, Ankara Emniyeti Organize Şube Müdürlüğü yetkilileri tarafından, tehdit ve baskı ile başta siyasiler olmak üzere birtakım kişilere ilişkin, siyasi linç amaçlı ifadelerle, asılsız şekilde suç isnat edilmek istendiğini şeklinde beyanlar hatırlatıldı.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz
Dilekçede şu ifadelere yer verildi:
“Yine aynı konuyla alakalı olarak yapılan haberlerde Ankara Emniyet Müdürlüğü/ İstihbarat Şubenin, suçla mücadele için verilmiş yetkilerini amacı dışında kullandığından bahisle, bir kısım siyasilerin bu eylemlerin hedefinde olduğu belirtilmiştir. Bahsi geçen bu eylemlerin odağında, müvekkil Uğur Poyraz’ın da isminin bulunduğu, birçok siyasi kişinin isim listesi açıklanmış ve bu kişilerin kanunlar tarafından koruma altına alınan kişisel veri kapsamındaki bilgilerine, bir kısım Emniyet Müdürlüğü yetkililerinin hukuksuz eriştikleri belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen eylemlere ilişkin beyan ve haberler açık kaynak ve sosyal medyadan yayınlanmış ve tüm bunlarla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı idari, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı adli tahkikat başlatmıştır. Konuların gerçekliğinin ispatı ve olabilirliği konusunda belirli kanaat oluştuğundan adli ve idari soruşturmaya konu olmuştur.
Müvekkil ile ilgili olarak son 12 ay içerisinde Ankara Emniyet Müdürlüğü veya Emniyet Genel Müdürlüğünün başkaca birimleri tarafından yapılan tüm adli ve önleme amaçlı çalışmaların, CMK 135 ve 140 kapsamında, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu Ek 7. Madde kapsamında herhangi bir dinleme ve izleme yapılıp yapılmadığının araştırılması ve bununla birlikte kanun amir hükmü gereği suç soruşturması için depolanan önleme/adli amaçlı kullanılan tüm veriler üzerinden; telefon kayıtları, telefon baz kayıtları, IP üzerinden sosyal medya araçları üzerinden yapılan haberleşmeleri, Telefon İMEİ , TC, Adres, MERNİS kayıtları, konaklama, kayıtlı her türlü ödemeler, seyahat, yakıt alma, plaka tanıma sistemi, MOBESE vb. sistemlerde müvekkille ilgili olarak yapılan tüm incelemelerin yukarıda bahsi geçen iddialar çerçevesinde araştırılarak, bu işlemleri yapan birim ve kişiler hakkında cezalandırılmaları amacıyla iddianame tanzim edilmesini hususunda gereğini talep ederim.”
“GÖREVDEN AFFINIZI İSTEMENİZ YERİNDE BİR KARAR OLACAKTIR”
Poyraz sosyal medya üzerinde yaptığı paylaşımda da İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya istifa çağrısı yaptı. Poyraz, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili “komplo” iddialarına ilişkin, “Terör örgütleri ve onların uzantılarıyla, organize suç örgütleriyle bir olup, FETÖ taktikleriyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize, sosyal medya destekli ‘oyun kurmaya’ çalışıyorsa; onların oyunlarını da kurdukları tuzakları da yerle bir edeceğiz” paylaşımını alıntılayarak şunları ifade etti:
“Sayın Ali Yerlikaya size gönderdiğim soru önergelerini; okumayıp, cevaplamayıp, TBMM’de yaptığım çağrılara sessiz kalıp da şimdi bu ve benzeri paylaşımları yapmanız, bende nafile bir nedamet ve bolca hamaset yaptığınız hissi yaratmıştır. Bahse konu ekipler sizin sevk ve denetiminiz altındaki hatta bizzat sizin tarafınızdan seçilerek görev verilmiş isimlerdir. Bu isimlerin eylem ve faaliyetlerinin medya yönetimi ile aldığınız alkışların sesi sizi uyarılara sağır gerçeklere kör yapmıştır. Tweet atmak ve sorumluluğu ekiplerinize yıkarak haberiniz yokmuş gibi davranmak yerine sizin de görevden affınızı istemeniz yerinde bir karar olacaktır.”
]]>Yapılan kontrollerde söz konusu kişinin fotoğraf değişikliği yapılmış eski tip kimlik verdiğini gören ekipler, belgenin sahte olduğunu belirledi.

İncelemede, “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan arandığı tespit edilen kişinin, 30 Kasım 2007’de İstanbul-Isparta seferini yaparken düşen ve 57 kişinin hayatını kaybettiği kazaya ilişkin yargılandığı davada hakkında 11 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan, uçağın Atlasjet tarafından kiralandığı Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık AŞ’nin ortağı Yavuz Çizmeci olduğu bilgisine ulaşıldı.
Yavuz Çizmeci, hakkında bulunan kesinleşmiş hapis cezası uyarınca götürüldüğü adliyedeki işlemlerinin ardından cezaevine gönderildi.

NE OLMUŞTU?
İstanbul’dan Isparta’ya gelen Atlasjet Havacılık AŞ yolcularını taşıyan Dünyaya Bakış (World Focus) Hava Taşımacılığı AŞ şirketine ait yolcu uçağı, 30 Kasım 2007’de Isparta’nın Keçiborlu ilçesi yakınlarındaki Türbetepe mevkisinde düşmüş, kazada 7’si mürettebat 57 kişi hayatını kaybetmişti.
Kazada ölenler arasında, “Türk Hızlandırıcı Merkezi” projesinin Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde düzenlenen 4. Çalıştayına katılmak üzere yola çıkan proje üyesi Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Engin Arık, Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fen Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şenel Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet ile araştırma görevlileri Mustafa Fidan, Özgen Berkol Doğan ve yüksek lisans öğrencisi Engin Abat da bulunuyordu.
Uçak kazasıyla ilgili kamu davası, 16 Haziran 2009’da açıldı. World Focus Hava Yollarında görev yapan bazı üst düzey ve teknik personelden oluşan 10 kişinin yargılanacağı davanın ilk duruşması, 28 Temmuz 2009’da Isparta Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Yargılamalar sırasında sanık sayısı önce 12’ye, ardından 20’ye yükseldi.
Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Ocak 2015’te açıkladığı kararında, sanıklardan 8’ine, 11 yıl 8 ay ile 1 yıl 8 ay arasında değişen süreli hapis cezası verirken, 12 sanığın da beraatini kararlaştırdı.
Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 12. Ceza Dairesi, uçağın Atlasjet tarafından kiralandığı Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık AŞ ortağı Yavuz Çizmeci, Genel Müdürü Aydın Kızıltan ve Teknik Müdürü İsmail Taşdelen’in 11 yıl sekizer ay, Bakım Müdürü Fikri Zafer Dinçer’in 5 yıl 10 aylık hapis cezasını onadı. Dönemin Atlasjet Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tuncay Mustafa Doğaner ile uçuş işletme sorumlusu Mehmet Şerif Erbilgin hakkındaki beraat kararını bozdu. Daire, diğer sanıklara verilen beraat kararlarını da onadı.
Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine yeniden yargılanan sanıklar Doğaner ile Erbilgin’e 2021’de “taksirle öldürme” suçundan 5 yıl 10’ar ay hapis cezası verdi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin Doğaner ile Erbilgin’e verilen hapis cezalarını onaması üzerine dava dosyası 17 yıl sonra kapandı.
]]>Baba Kadri Koyun son savunmasında, “Kızım 8. Sınıfta okurken evden kaçtı. Kayıp ilanı verdik ve polisler onu buldu. Çocuk Şubeye almaya gittiğimizde eve gelmek istemediği için çocuk yurduna gönderildi. Sonra annesini arayıp ‘Beni çıkarın buradan, televizyonda gördüğüm gibi özgür bir yer değil burası’ dedi. Eve getirdik ve okuluna devam etmesini istedik. Okul müdürü bizi okula davet etti ve ‘Kızınız okumak istemiyor, devamsızlıktan okuldan atacağız’ dedi. 5 kızım halen okuyor, ben kızlarıma değer veriyorum. İclal’i sonra özel bir okula gönderdik. Burada da müdür bizi arayıp ‘Kızınız kötü örnek oluyor’ dedi ve okulla ilişkisini kestiler” dedi.
NİŞANLIYKEN SOSYAL MEDYADAN TANIŞTIĞI ADAMA KAÇTI
Kızının bir kuaförde çalışmaya başladığını, ardından eşinin akrabası olan Abdullah adlı kişinin kızıyla evlenmek istediğini belirten baba Kadri Koyun, “Henüz 16 yaşında olduğu için vermek istemedim, ama kızım da seviyorum deyince nişanladık. Nişandan sonra kızım Ali Şimşek adında biriyle sosyal medyadan tanışıyor ve Mersin’e gidiyor. Biz yine kayıp ilanı verdik. Sonra gidip getirmek istedik, ama yine kaçacağını söyleyince geri döndük. 1 yıl sonra rahatsızlanıp geri döndü” diyerek ağlayınca mahkeme duruşmaya 15 dakika ara vermek zorunda kaldı. Baba ifadesinin devamında, “Kızının cinsel organında hasar oluştuğunu, hatta annesi doktora götürdüğünde onlar bile bu yaşta nasıl böyle bir durum olduğuna anlam verememiş” diye konuştu.

“ALİ KIZINI BANA SATTI DEDİ”
Kızımla ilişki yaşayan Ali Şimşek’in kızıma çıplak resimlerini sosyal medyada paylaşacağı şantajında bulununca kızı İclal’in geri dönmek zorunda kaldığını belirten sanık baba, “Bir gece telefonuma gelen mesajda ‘Ali senin kızını bana 1.500 TL’ye sattı, gelin kızınızı götürün’ dedi. Benim Ali Şimşek ile ilgili şikâyetlerim oldu. Kızımı geri getirdim ve bir süre kaldıktan sonra tekrar gitmek isteyince ben de aracımı satıp kendisine kuaför dükkânı açabileceğimi söyledim ama başarılı olamadım. Yine o adamın yanına gitti. Sonra Ali Bozkurt adında biriyle tanıştı ve bu kez onunla evlenmek istedi. Ben de yaşının küçük olduğunu söyleyip engel olmak istedim. Kızım diretince evlendiler ama 3 ay sonra anlaşamayıp geri döndü. Sonra mevsimlik işçi olarak ailece fındık toplamaya gittik. Diyarbakır’a döndükten sonra bir gün polisler eve gelip karakola imza atmam gerektiğini söyledi. Gittiğimde kızımın beni şikâyet ettiğini öğrendim. Kızım Tekirdağ’da kuaför açacağını söyleyince ben karşı çıktım ama biletini alıp gitmiş. Buradan da Karaman’a gitmiş. Sonra bizi arayıp geri gelmek istediğini söyleyince para gönderdik. Annesine hatalarını yüzüne vurmayın yanlışını kendisini görüyor dedim. Bu kez de Diyarbakır’da Gece Yıldızı isimli pavyona gittiğini öğrendik. Kardeşini alıp Mersin’e gitmek isteyince ben de ‘Senin acını 6 yıldır çekiyorum, ikinci acıya katlanamam kendimi öldürürüm’ deyince bana ‘Sen bugün mü şerefli olsun’ diyerek küfür ve hakaretlerde bulundu. Kendimi kaybettim” dedi.

“FUHUŞ YAPIYORDU” İDDİASI
Sanığın eşi Meliha Koyun da, eşinden şikâyetçi olmadığını belirterek, “Eşim her zaman ona destek oldu. Ben kızınca düzelir diyordu. Eşim bir gün ne bana ne çocuklarıma şiddet uygulamamış, akşama kadar hamallık yapan bir insandır. Kızım 5 yıldır böyledir, alkol ve madde kullanıyordu. Süleyman ve Mehmet adlı adamlarla Diyarbakır’da evlerinde kaldı, Kızım bize garsonluk yapıyorum diyordu ama fuhuştan ve uyuşturucudan kaydı var. Küçük kızıma da okul okuyup ne yapacaksın boşver okulu ben gecede 4.000 lira kazanıyorum diyordu. Ne yaptıysak kendisiyle baş edemedik” diye konuştu.
MAHKEME TAHRİK VAR DEDİ
Mahkeme, alınan tanık ifadelerine göre İclal’in babasına hakaret ve küfür ettiği ifadelerinin sanığın ifadeleriyle uyumlu olduğu ve kızını konsomatris olmaktan vazgeçirmek için ikna etmeye uğraşırken kızının hakaretlerine maruz kalması nedeniyle savunmalarına itibar edilmesi gerektiğini belirtti.
20 YILA İNDİRİLDİ ÜYE HAKİM DAHA DA İNDİRİLMELİ DEDİ
Mahkeme, sanık babayı önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı, ardından cinayeti haksız tahrik altında işlediği gerekçesiyle 24 yıla indirdi.
Sanığın duruşmalardaki iyi hali ve pişmanlığı nedeniyle cezası 20 yıla düşürüldü.
Mahkemenin bir üyesi sanık hakkındaki tahrik indiriminin 24 yıldan değil, 20 yıldan başlanmak üzere daha fazla uygulanması gerektiği yönünde oy çokluğuyla alınan karara muhalefet şerhi yazdırdı.
]]>Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi ile Aydeniz, Kayseri Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Furkan Aydeniz, burada yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Gözaltına alınan sürücü Mustafa Ö. ise adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı. Hakkında ‘taksirle adam öldürme’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 7’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

BİLİRKİŞİ RAPORU İDDİANAMEDE
İddianamede yer alan bilirkişi raporunda; ölen Aydeniz’in seyir yönüne göre sağ tarafından gelen otomobil geçişini beklemeden kavşağa girdiği, otomobil sürücüsünün seyir şeridini kapattığı, otomobile ilk geçiş hakkını vermediği için trafik kazasının meydana geldiğine vurgu yapılarak, “2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84-h maddesine göre ‘Trafik kazalarında sürücüler kavşaklarda geçiş önceliğine uymama hallerinde asli kusurlu sayılırlar’ denildiğinden, ayrıca 5 yaşında trafikte bisiklet kullandığı, bu yaşta tamamen ebeveyninin kontrolünde olması gerektiği, kesinlikle trafikte bisiklet sürmemesi gerektiği anlaşıldığından; yine aynı trafik kanununun 37’nci maddesinde belirtilen ‘Bisiklet kullananların 11 yaşını bitirmiş olmaları zorunludur’ denildiğinden sürücülerin asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal ettiği belirtilmiştir” ifadelerine yer verildi.
Sürücü Mustafa Ö. yönünden verilen bilirkişi raporunda ise “Hız limitinin 50 kilometre olduğu yerleşim yerinde ve kontrolsüz 4 yönlü kavşağa yaklaşırken hızlı araç kullandığı, aracının hızını hiç azaltmadan kavşağa yaklaştığı, çarpışma öncesi ve sonrası durma noktasının 72,5 metre olduğu, hesaplaması yapılan bu durma mesafesinin 87 kilometre hıza tekamül ettiği, dolayısıyla aşırı hızda, dikkatsiz ve tedbirsiz olarak hızlı araç kullandığı anlaşıldığından 2918 Sayılı Kara Yolları Trafik Kanununun, 52/l-a ve b maddelerinde belirtilen ‘Sürücüler; kavşaklara yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken hızlarını azaltmak, hızlarını kullandıkları aracın görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar’ gerekçesiyle trafik kurallarını ihlal ettiği belirlenmiştir” denildi.
5 AY FİRAR ETTİ İDDİASI
Oğlunun ölümüne neden olan sürücünün 5 ay firar ettiğini öne süren baba Osman Aydeniz, “Trafik kazası geri planda çok basit gözükse de acısı dinmeyen yaralar açıyor. Oğlum kaza yaptığında ablam beni aradı ve hastaneye götürüldüğünü söyledi. Hastaneye gittiğimde doktor, oğlumun beyninde 4 farklı hasar, akciğerde yırtık, omurilikte ve bacağında kırık olduğunu söyledi. Yoğun bakımdan çıkmasının çok zor olduğunu, çıksa dahi engelli bir çocuk olacağını söyledi. Oğlum, yoğun bakımdan maalesef çıkamadı. Polisler ifademizi aldılar, aşırı hız olduğunu, sürücünün emniyet şeridine girdiğini söyledik. Otopsi sırasında savcımız da sürücünün firari olduğunu, yakalandığında gereğinin yapılacağını söyledi ama bu kişi 5 ay firariydi. Birçok sabıkası olan elektronik kelepçesi olan kişi 5 ay firar etmişti” diye konuştu.

‘EVLADIMIN ACISI İLE UYUYAMIYORUM’
Soruşturmanın yeniden ele alınması gerektiğini de belirten baba Aydeniz, şunları söyledi:
“Çünkü, kaza tutanağı çok sığ. Şoför beyanına göre ele alınmış. Kamera görüntüleri olmasına rağmen bilirkişi grafikler çizerek, çocuğumu aniden aracın önüne geçmiş gibi göstererek oğlumu suçlu çıkarması sonrası soruşturma savcısı bilirkişi raporunu iptal etti. Ama, ne hikmetse bilirkişi raporu iptal edilmesine rağmen Adli Tıp Kurumu’ndan da aynı rapor geldi. Halk otobüsündeki araç içi kamerasından dahi oğlumun bisikletinin emniyet şeridinde olduğu gözüküyor.
Buna rağmen Adli Tıp Kurumu’ndan gelen raporda iptal olan bilirkişi raporunun kopyası niteliğinde geldi. Eşimi ve oğlumu asli kusurlu, sürücüyü de tali kusurlu olarak belirtti. Üzerine de bir oran belirtmemiş. Orada da bir muğlaklık var. Burada şaibeler olduğunu düşünüyorum. Bu eksikliklerin tamamen revize edilip, adaletin hakikati ile sağlanması için yeniden bu işin ele alınması gerekiyor.
Çünkü, geceleri ben evladımın acısı ile uyuyamıyorum. İlk 2 ay ilaçlarla uyumaya çalıştım. Acım belki bir nebze hafiflese de evladımın acısı yüreğimden gitmiyor. Uykularımdan sıçrayarak uyanıyorum. Allah hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın. Hakikaten çok zor. Hukuki süreçteki zayıflık benim acımı iyice katlıyor. Sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi kazaya sebebiyet veren kişinin de hayatını rahat bir şekilde idame ettirmesi bizi çok üzdü. Bir insan bir kedi ya da köpeğe çarpsa içi acır. Acıyı paylaşmak ister.”
“OĞLUM ARTIK YOK”
Oğlunun ölümüne neden olan kazayı cinayet olarak da nitelendiren baba Aydeniz, “5 yaşında dünyalar tatlısı, parklarda oyun oynayıp, bisiklete binip eğlenceli vakit geçirmesi gereken bir çocuğu ben toprağa verdim. Oğlum artık yok. Trafik kazalarında artık canlar yok olmasın. Ehliyet almak da bu kadar kolay olmasın. Ehliyetsiz araç kullanmak da bu kadar basit ve cezasız kalmasın. Bu resmen bir cinayet. Oğlumun da benim de hayallerini maalesef çaldılar” dedi.
]]>Gözaltına alınan 11 kişi arasında, daha önce dizi ve filmlerde oynayan bir oyuncu ile 17 yaşındaki ‘Zeus’ kod adlı hacker ve 5 yıldır firari olan 47 suçtan yakalama kararı bulunan şebeke lideri C.A.’nın da olduğu öğrenildi. Operasyona komandolar da destek verdi.
VİLLALARDA FAALİYET GÖSTERDİLER
İzmir İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, siber suçlara yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, bir şebekenin İzmir merkezli Aydın ve Balıkesir illerinde faaliyet gösterdiğini tespit etti. Lüks villalar kiralayarak kurdukları sistemler ile vatandaşları arayarak kendilerini avukat, hakim, savcı, banka görevlisi, polis ve asker gibi tanıtarak dolandırdıkları öğrenildi.

Birçok şikayeti değerlendiren jandarma ekipleri, iz sürerek şebekenin faaliyet gösterdiği İzmir, Aydın ve Balıkesir’deki adreslerini tespit etti. Teknik ve fiziki takip başlatan jandarma ekipleri, yapılan çalışmalar sonrasında eş zamanlı operasyon başlattı. Belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonda komandolar da yer aldı. Operasyonlarda 11 şüpheli gözaltına alındı.
PİTBULL İÇİN OPERASYONA VETERİNER DE KATILDI
Operasyon kapsamında, Çeşme ilçesindeki lüks bir villada bulunan şüpheliler, koruma amaçlı bahçesinde yasaklı ırk olan ‘Pitbull’ cinsi iki köpeği beslediği öğrenildi. Jandarma ekipleri, önceden yapılan gözlemde bahçede bulunan köpeklerin tespit edilmesinin ardından operasyona veteriner getirerek iki köpeği de sakinleştirici ile etkisiz hale getirdiği bildirildi.
Operasyon kapsamında, şebeke lideri C.A. da jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Şebeke elebaşı C.A.’nın hakkında, 47 ayrı suçtan yakalama kararı olduğu ve 5 yıldır firari olduğu bildirildi. C.A.’nın üzerinde sahte avukat kimliği olduğu ortaya çıktı.
GÜNLÜK BEŞ MİLYON TL
Çeşitli yöntemler ile vatandaşlar dolandırarak günlük 5 milyon TL’ye yakın kazanç elde ettiği öğrenilen şebekenin içerisinde, eski dizi ve filmlerde oynayan bir kadın oyuncunun da olduğu ortaya çıktı. Ayrıca ‘Zeus’ kod adlı 17 yaşında bir hackerın bulunduğu belirtildi.
Zeus kod adlı çete üyesinin, dolandırılacak vatandaşların kimlik ve telefon numarası gibi bilgilerini yasa dışı yollarla elde ettiği belirlendi. Hackerın bilgisayarında ‘Dolandırılacak’ ve ‘Dolandırıldı’ isimli dosyalar oluşturduğu ve bu dosyalarda çok sayıda vatandaşın bilgileri yer aldığı öğrenildi.
OPERASYON DRONE KAMERASINDA
İzmir, Aydın ve Balıkesir’deki adreslere yapılan operasyon, drone ile görüntülendi. Şüphelilerin Çeşme ilçesindeki adresinde yapılan aramada, 23 dizüstü bilgisayar, 44 adet tuşlu telefon, 36 sim kart, 2 masaüstü bilgisayar, 1 ‘call center’ cihazı, 17 USB hafıza kartı, 15 uyuşturucu madde içiminde kullanılan malzeme, yaklaşık 20 gram metamfetamin, yaklaşık 35 gram kubar esrar, 1 hassas terazi ele geçirildi.
Operasyonda yakalanan hacker ve diğer 10 şüpheli sorgulanmak üzere İzmir İl Jandarma Komutanlığı’na götürüldü. Çok sayıda vatandaşı dolandırarak haksız kazanç elde eden 11 şüphelinin, işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
]]>Mevcut başkan Dursun Özbek’in karşısındaki isim, Süheyl Batum. Türkiye’nin saygın hukukçularından biri olan Batum, seçim öncesi SÖZCÜ’nün sorularını yanıtladı.
– Neden aday oldunuz?
Önemli etkenlerden biri Florya arazisi. Sportif başarılar, belirli kaygıların arka planda kalmasını gerektiriyor. Riva’da çok büyük zarara uğradık. Mecidiyeköy’ün
ne durumda olduğunu da kimse bilmiyor. Başkana sorduk: “İhaleler nerede?Nerede projeyi yürütecek firma? Nerede şartname?” Florya’da 62 bin dönüm yerimiz var. 98 bin metrekare inşaat yapabiliyoruz. 110 bin metrekare olabileceği söyleniyor. Florya’da gayrimenkulün metrekaresi 13 bin dolardan satılıyor. İnşaat maliyetlerini çıkarınca buradaki kâr minimum 900 milyon dolar. Bazı arkadaşlarımız 300 milyon dolar ile 900 milyon dolar arasındaki farkı bilmiyor!
“KULÜBE VİZYONU AYSAL GETİRDİ”
– Bankalara borç nasıl kapanacak?
Bazı veriler gelirlerin çok arttığını gösteriyor ama Spotif A.Ş. hâlâ çok borçlu. Florya’yı satmadan karşılayabilecek birtakım imkânlarımız var mı yok mu, bunu bilebilecek bir durumda değiliz. Seçimi kazanırsak mali genel kurul yapıp durumu masaya yatıracağız. Galatasaraylı firmalar var. Versinler tekliflerini, açık şartnameler hazırlansın, hepimiz bilelim, paylaşsınlar. Dursun Özbek de yapmalı.
– Başkanların desteği ne kadar önemli?
Alp Yalman, Galatasaray’ı borçsuz bırakan tek başkan. 2 de şampiyonluk kazanmış. Erden Timur’u neden seviyoruz? Yaptıkları ortada. ‘Vizyon genişledi’ diyoruz. Peki bu vizyonu ilk genişleten kimdi? Ünal Aysal. Drogba’yı, Felipe Melo’yu, Muslera’yı, Sneijder’ı getirdi. İki şampiyonluk kazandı. Şimdi şöyle diyorlar: Dursun başkan şampiyonluk kazandı, siz kimsiniz?

“PFDK’DEKİLER SÖZDE HUKUKÇU”
– TFF ve hakemler için görüşünüz ne?
Bir başkan “Ben play-off’u getirdim” der. Nihat Özdemir “Galatasaray o karanlıkta kupa aldığı için affetmeyeceğim” diyor. Ne yapacaktık? Almasa mıydık? Ali Koç “Bize beşer, altışar, dokuzar maç ceza verecekti. Baskıyı kurdum, ceza veremedin” diyor. Ve o TFF çok mutlu. PFDK’deki sözde hukukçular çok mutlu. Erkan Engin diye biri var; orta hakemi çağırıp bilinçli şekilde hata yaptırıyor. Derbide Icardi’ye yapılan hareketi görmeyen hakem mi olur? VAR hakemi Mustafa İlker Coşkun bunu göremiyor.
“İŞİMİZ AKP-CHP KAVGASI DEĞİL”
Galatasaray’daki herkesin, üyelerin, başkanın, yöneticilerin farklı siyasal görüşü olabilir. Ama ben ve arkadaşlarım şuna inanıyoruz: Galatasaray’ın başkanı, Galatasaray’ın logosu ve bayrağı altında, herhangi bir siyasi partinin, aktörün lehine ‘Bizim için iyi olur’ diyemez. ‘Bunun yolunda iyi oluruz’ denilecek bir tek kişi vardır: Mustafa Kemal Atatürk. Bizim işimiz AKP-CHP kavgası değil.
“ALİ KOÇ BAŞARISIZLIĞINA BAKSIN”
“Galatasaray’ın başkanına, yardımcısına, kurucu başkanına ve camiasına, inanılması mümkün olmayan saldırılar yapıldı. Galatasaray’ın bu saldırılar karşısında pasif kaldığını düşünüyorum. Hiçbir kulübün başkan ya da yöneticisi, Ali Sami Yen hakkında küfürlü tezahürata el çırpma ile destek veremez. Ali Koç kendi başarısızlığına baksın! Köy kıraathanesinde misin? Böyle sportif rekabet olur mu?”

“ERGİN ATAMAN PANA’DAN AYRILIRSA…”
“Ünal (Aysal) Bey’in varlığı. Vizyoner insanlar var bizde. Ergin Ataman ile Ünal Bey’in vasıtasıyla iletişime geçildi. Fakat A Milli Takım ve Panathinaikos’ta. Kazanmamız durumunda basketbol takımının koçuydu. Tabii ki Panathinaikos ile yollarını ayırdığı takdirde. Galatasaray en çok tanınan Türk markası. Sarkozy’nin çocuğu Galatasaray formasıyla poz veriyorsa, bu; Galatasaray’ın küresel gücüdür. ‘Drogba’yı Okan Buruk’un yerine getirecekler” diyorlar. Öyle bir şey yok. Okan Buruk’tan çok memnunuz. Ama Drogba, yurtdışında bizi temsil etse kötü mü?”
“BARIŞ ALPER MBAPPE GİBİ”
“Barış Alper Yılmaz gibi, kendi değerlerimizi üretmeliyiz. Galatasaray o kadar güçlü bir mekanizma ki; istediğinde dışarıdan getirebilir. Parana göre. Mbappe’yi getiremezsin ama Mbappe’yi yaratırsın. Ki yarattı; Barış Alper şu an Mbappe gibi! Emre’den (Utkucan) çok mutluyum. Ama yanına bir şeyler de vereceksin.”
]]>
Ergün Tozkoparan
Elektronik sigaranın bir çeşidi
Genel olarak elektronik sigaralar iki türden oluşur. Bir tanesinde, kartuş içerisine konulan bir solüsyonda nikotin ve diğer aromatik maddeler bulunmaktadır. Bu solüsyon, elektronik sigaranın içerisindeki bir çeşit buharlaştırıcı mekanizmayla buhar haline gelir, buhar da ciğerlere çekilir. Bu buhar çekme cihazları puff olarak da adlandırılmaktadır. Kartuşlu olanların hepsi puff sigaralardır. Bir diğer elektronik sigara çeşidinde ise işlenmiş tütün yaklaşık 250-300 dereceye kadar ısıtılmaktadır ve ısıtılan tütünün dumanı ciğerlere çekilmektedir.

GÖRÜNTÜSÜNE, AROMASINA VE KOKUSUNA KANMAYIN!
Puff barlar; nikotin, tatlandırıcı ve birçok kimyasal içermektedir. Görüntüsüne, kokusuna, aromasına kanılmaması gerekir. Çünkü puff barlar, nikotin bağımlılığına başlama aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Şu anda Amerika’daki her 10 lise öğrencisinden biri elektronik sigara kullanmakta ve yarısı da daha önce hiç sigara içmemiş bireylerden oluşmaktadır. Bu öğrenciler, hiç normal sigara içmeden elektronik sigara aracılığıyla nikotin bağımlısı olmaktadır. Ülkemizde de puff sigaraların kullanımındaki artışa dikkat çekmek gereklidir ve bu yönde önlemler alınmalıdır.
HİÇBİRİ MASUM DEĞİL
Elektronik sigaralarda akciğerlere zararlı maddeler bulunur. Bunların zararsız olduğunu söylemek kesinlikle mümkün değildir. Nitekim Amerikan Sağlık Enstitüsü ve Amerikan Kanser Enstitüsü gibi kurumların yaptığı çalışmalarda elektronik sigaralarda çekilen buharın ya da dumanın içerisinde kanserojen madde olduğu kesin olarak gösterilmiştir. Bu nedenle kesinlikle kullanılmamalıdır.
ZARARLARI ZAMANLA ORTAYA ÇIKAR
Normal sigara tüm 1945’li yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başladı. Akciğer kanseri ile olan ilişkisi ancak 60’lı yılların sonları ve 70’li yılların başlarında kesin olarak ortaya konabildi. Elektronik sigaralar 2016-2017 yılından sonra tüm dünyada yaygınlaşmaya başladı ve bunların uzun dönem etkileri şu anda bilinmiyor. Benzer şekilde uzun dönemde, belki bundan 15-20 yıl sonra elektronik sigaraların da bilemediğimiz birçok zararı ortaya çıkacaktır. Ayrıca elektronik sigara dumanlarında kurşun, arsenik, nikel gibi ağır metaller de bulunmaktadır. Bu ağır metallerin solunum yoluyla ciğerlere alınmasının uzun dönemde ne gibi etkiler yapacağı konusunda da herhangi bir araştırma bulunmamaktadır.
AİLELER FARK EDEMİYOR
Meyve aromalı ‘puff’ların ergenlerde ve gençlerde yaygınlaşmasının birçok nedeni var. Kartuş içindeki solüsyonların içine çok değişik ve ilgi çekici aromalar konulmaktadır. İçindeki aromalar cihazları daha keyif verici hale getirmektedir. Bu da gençler arasında ayrı bir cazibe unsurudur. Bunlar ağızda ya da giysilerde koku bırakmamaktadır. Dolayısıyla aileler tarafından fark edilmeleri oldukça zordur. Normal sigara içildiği zaman ağız kokusu yapması, giysiler üzerinde koku bırakması gibi nedenlerle kolay anlaşılır. Ancak ‘puff bar’ları fark etmek mümkün değil. Bu da dolaylı yoldan yaygınlaşmasını artırmaktadır. ‘Puff barlar’ın dolma kalem, flash bellek gibi çok değişik şekilde olanları mevcuttur. Görüntüsü, rengi, aroması ve kokusu gibi birçok farklı özelliğiyle diğer sigaralardan ayrılması nedeniyle zararsız oldukları kanısı ve algısının yaygınlaşması kontrol edilmesini zorlaştırmaktadır.
EVALI sendromu riskini artırıyor
Elektronik sigaranın hangi çeşidi olduğu fark etmeksizin, içimi sonrası bazı duyarlı bireylerde EVALI sendromu olarak adlandırılan bir akut solunum yetmezliği tablosu gelişmektedir. Hastalar genellikle yoğun bakım şartlarında takip edilmeyi gerektirecek derecede ciddi solunum yetmezliğine girmektedir. Erken saptanırsa tedavisi mümkündür. Ancak saptanmadığı takdirde hayati kayıp vakaları da bildirilmiştir. ABD’de 2020 yılında 200’den fazla EVALI sendromuna bağlı hayati kayıp vakası bildirilmiştir. Bu da elektronik sigaralarda olan ama normal sigarada olmayan akut hayatı tehdit eden bir istenmeyen durum olduğunu gösteriyor.
]]>İddianamede, sanığın olay günü Yunus Yılmaz’ın makam odasına girdikten sonra çantasından çıkardığı bıçakla hocasını kafasından yaraladığı belirtildi. Doktor raporu, tanık ve mağdur ifadeleri ile makam odasını gören koridordaki güvenlik kamera kayıtları bir bütün olarak incelendiğinde, sanık B.Y.’nin silahla kasten yaralama suçunun sabit olduğuna dikkat çekildi.
İDDİANAME HAZIRLANDI AMA ‘CEZA VERİLMESİN’ DENİLDİ
Olaydan sonra B.Y. hakkında alınan sağlık raporunda, sanığın ‘Sanrısal bozukluk’ rahatsızlığı bulunduğu için Yunus Yılmaz’a yönelik kasten yaralama suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu eylemiyle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olduğuna vurgu yapıldı.
İddianamede, sanığın yargılamasının yapılarak cezalandırılması için hakkında yeterli şüpheyi oluşturacak nitelikte delil elde edilmiş ise de, alınan sağlık kurulu raporuna göre, akıl hastalığı bulunduğu için hakkında CMK’nın 223/3-a hükmü uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, TCK’nın 57. hükmü uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanarak tedavi altına alınmasına karar verilmesi istendi.

BASİT DEĞİL NİTELİKLİ YARALAMA
Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan dava ile ilgili mahkeme ise görevsizlik kararı verip dosyayı yargılama yapmaya yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkeme, suçun basit yaralama değil, nitelikli kasten yaralama kapsamında kalması nedeniyle dosyanın Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi gerektiğine hükmetti.
BIÇAĞI ARKASINA GİZLEYİP ANİDEN SALDIRDI
Doç. Dr. Yunus Yılmaz ifadesinde, tanımadığı bir kişinin aniden makam odasının kapısını açarak içeri girdiğini belirterek, “Öğrenci olduğunu düşündüm. Kapıyı kapatmak istediğini söyledi, ben de açık kalmasını istedim. Kapıyı kapatarak masamın önündeki koltuğa oturdu. Bana genetik olarak psikolojik sorunları olduğunu söyledi. Ben de sakin olup problemini anlatmasını söyledim. Kim olduğunu öğrenmeye çalışıyordum. Ayağa kalkarak çantasından bir şey alıp arkasına sakladı. Benim olduğum tarafa geçmemesi için kendisini uyardım. Buna rağmen arkasına gizlediği bıçakla aniden saldırmaya başladı. Kendimi savunmaya çalıştım. Sürekli salladığı bıçak kafama isabet edince yaralandım. Bağrışma sesleri yükselince özel kalemdeki iki kadın personel içeri girdi. Ben de bana daha fazla zarar vermesin diye bileklerinden tutmuştum. Kendisini tanımıyorum” dedi.
BAĞIRIP KRİZE GİRİNCE İFADESİ ALINAMADI
Gözaltına alınan B.Y.’nin hayatın olağan akışına aykırı biçimde bağırması, krize girmesi nedeniyle sağlıklı ifade alma işlemi gerçekleşmediğinden psikiyatri servisine sevk edildiği için ifadesi alınamadı.
Özel kalemde çalışan E.B. ise, “İçeri girdiğimde kadın şahıs elindeki bıçakla defalarca Yunus Yılmaz’ın karın bölgesine doğru salladığını gördüm. Yılmaz’da kadını bileklerinden tutmuş kendini korumaya çalışıyordu. Ben kadını daha sonra dışarı çıkardım. Yunus hocanın kafasından kanlar akıyordu” dedi.
Ş.G. adlı personel de tanık olarak alınan ifadesinde, “Bağırma sesleriyle hocanın odasına girdiğimizde kafasından kanlar akıyordu. Kadının elindeki bıçakla hocayı karnından da bıçaklamaya çalışırken o da engel olmaya çalışıyordu. Kadın da hocaya bağırmaya devam ediyordu. Biz hemen ambulans çağırdık” dedi.
]]>“BU KİŞİ BEN DEĞİLİM TANIMIYORUM”
Tutuklanıp hakkında dava açılan tekniker Süleyman P. polis sorgusunda ele geçen 5 kişilik fotoğrafta kendisi olarak gösterilen 1 numaralı kişinin kendisi olmadığını iddia etti. Etkin pişmanlıktan da yararlanmak istemediğini ve dağ kadrosundaki teröristlerle ilgili teşhislerde bulunup bilgi vermek istemediğini belirten Süleyman P., “Şu anda Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesinde Anestezi Teknikeri olarak çalışıyorum. Benim PKK ile ilgim yok, kod isim kullanmadım. Ele geçirilen fotoğrafta 1 numaralı kişi ben değilim. Çünkü örgüte katılmadım. Görüştüğüm üst düzey örgüt mensubu yoktur. Fotoğrafta görülen 5 kişiyi de tanımam. Kim olduklarını bilmiyorum. 5 yıldır devlet memuru olarak çalışıyorum. Diyarbakır’a atandıktan sonra ikiz bebeklerim olduğu için vaktimin büyük bölümü evde eşimle çocuk bakmakla geçiyor. Benim hakkımda dağa gittiğim yönündeki ihbarlar benim itibarımı zedeliyor, suçsuzum” dedi.
BENİM AMA DİĞERLERİNİ TANIMIYORUM
Savcılığa sevk edilen Süleyman P. ifadesini değiştirdi. Bu kez de, “Polis sorgusunda fotoğraftaki kişinin ben olmadığımı söyledim, ancak 1 numaralı kişin benim. İstanbul’da üniversite okurken ailemle irtibatımı kopardım. Dağa çıkmaya karar verdim. 1 ay ideolojik ve psikolojik eğitim aldım. Sonra yanlarından ayrıldım. Tekrar üniversiteye devam ettim ve KPSS’ye hazırlandım. Ardından Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 3 yıl devlet memurluğu yaptım. Ardından eşimle evlendik ve eş durumundan tayinim Diyarbakır’daki Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesine anestezi teknikeri olarak çıktı. Eşimde öğretmenlik yapmaktadır. Fotoğraftaki 1 numaralı kişi benim ancak Mustafa Daşdemir, Serhat Erdoğan, Yusuf İpek ve Ayten Demir olduğu belirtilen bu kişileri tanımıyorum. Telefonumun şifresini de vermek istemiyorum. Suçu anlattığım şekliyle kabul ediyorum, pişman mısınız sorunuza da cevap vermek istemiyorum, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiyorum” dedi. Sanığın kullandığı telefon hattının geriye dönük HTS kayıtları incelendiğinde baz bilgilerinin Hakkari’nin Çukurca İlçesi Çığlı Köyünden alındığı belirlendi.

Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan sanık savunmasında, “İlk kez böyle bir şey başıma geldi. Bu fotoğrafı çektirdiğimi dahi hatırlamıyorum. Hatta fotoğrafı bile kendime benzetemedim. Ben devlet memuruyum. Anlamsız bir fotoğraf yüzünden aylardır tutukluyum. Hem ben hem eşim devlet memurudur. İçinde bulunduğum durum beni ve ailemi olumsuz etkilemektedir. Gezi amaçlı Hakkâri’ye gitmiştik. Sınırın Irak tarafında festival olduğu söylendi. Biz de geçiş yaptık, sonra da geri geldik. Orada silahlı kişiler vardı. Dönüş yolunda üzerime çamur bulaşınca o bölgenin yerel kıyafetlerini giymek zorunda kaldım. Silahlı kişiler fotoğraf çekiniyordu, benim de katılmamı isteyince birlikte fotoğraf çekindik, sonra ben tedirgin olup oradan kaçtım. Uzun süre travma yaşadım. İstanbul’a gidip okuluma devam ettim. Oku bittikten sonra Diyarbakır’a dönüp KPSS’ye hazırlandım. Daha sonra atandım ve mesleğimi icra etmeye başladım. İkiz çocuklarım vardır. Bu olanları unutmak istiyorum” dedi.
PİŞMANLIK TALEBİ OLMADIĞI HALDE 1 YIL CEZA İLE KURTULDU
Mahkeme, etkin pişmanlık talebinde bulunmayan, cep telefonunun şifresini polis ve savcılıkla paylaşmayan ve fotoğraf karesinde kendisi dahil olmak üzere bu kişileri tanımadığını, ardından kendi dışındaki tanımadığını belirtmiş olmasına rağmen sanığın etkin pişmanlıktan yararlandırılmasına karar verdi. Mahkeme, sanığın terör örgütü üyesi olduğu yönünde kuşku bulunmadığını, ancak kendi isteğiyle örgütten ayrıldığı, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili samimi bilgiler verdiğini, bu bilgilerin tutarlı ve dosya ile uyumlu olduğu, suçun aydınlatılmasına katkıda bulunarak gizlediği bir husus tespit edilemediğine dikkat çekti. Mahkeme, sanığı terör örgütü üyesi olmaktan 7,5 yıl hapisle cezalandırdı, ardından cezayı etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 1 yıl 6 ay 22 güne indirip cezayı 5 yıl süreyle erteledikten sonra hükmen tahliyesine oy birliğiyle karar verdi.
]]>TİP’liler ile Atalay’ın annesi Şükran Atalay, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Atalay’ın meslektaşları ve arkadaşları, Can Atalay’ın milletvekili seçilmesinin birinci yılında İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya geldi.
“CAN’IN MİLLETVEKİLLİĞİNİN ELİNDEN ALINMASININ 1. YIL DÖNÜMÜ”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
* “Tam bir yıl önce bugün Türkiye’de bir genel seçim yapıldı. Genel seçimler yurttaşın kendisini temsil edeceği milletvekillerini seçtirme iddiasıyla hayata geçiriliyor fakat Türkiye’deki, açık konuşalım, Saray iktidarı ‘Ancak ben izin verirsem yurttaş seçme ve seçilme hakkını kullanabilir’ diyor. Benim izin vermediğim, benim onaylamadığım herhangi bir tercihin hayata geçme şansı yoktur iddiasıyla zaten tümüyle siyasi bir dava olan, zaten tümüyle hukuksuz bir dava olan, zaten hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulan arkadaşlarımızdan birisi olan seçilmiş Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın da esaretini katmerleyerek, onun hukuksuz cezaevinde tutulmasının üstüne bir de yasaları, Anayasa’yı, Anayasa Mahkemesi kararlarını defalarca kez tekrar tekrar ayaklar altına alarak, onu esir tutmaya devam edişinin birinci yıl dönümü.
* Haksız, hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulmaya devam eden bir milletvekili Can Atalay meselesidir ama kesinlikle ve kesinlikle sadece Can Atalay’dan ibaret bir mesele değildir. Can’la beraber haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe maruz bırakılan bir bütün olarak Gezi direnişidir. Can’la birlikte Soma’da sadece ve sadece patronlar daha fazla kar etsinler diye iktidar desteğiyle katledilen 301 madenciye uygulanan adaletsizliğe, onların çocuklarının ailelerinin yakınlarının sesi olmak için buradayız.
* Ülkenin dört bir yanında bu iktidarın yarattığı iklim nedeniyle, bu iktidarın verdiği cesaret nedeniyle kadınları katlettikten sonra hayatlarına devam eden katillerin yargılanabilmesi için buradayız. Bin haftadır evlatlarını arayan Cumartesi Anneleri’nin sesini yükseltmek için buradayız. Bu ülkede onlarca anne, baba, eş, sevgili, kardeş evladını, kardeşini katleden iktidar yandaşı olduğunda sokaklarda özgürce gezmeye devam etmesin diye mücadele eden, adalet arayan aileler diye bir gerçek ortaya çıktı. AKP döneminde ortaya çıktı. Adında adalet olan bu parti Türkiye’de adaleti katlederek var oluyor.”
“KENDİNİZE LAZIM OLMADAN DEMOKRASİ VE ADALET İÇİN BİR ŞEYLER YAPIN”
Can Atalay’ın annesi Şükran Atalay, “Bütün annelere sesleniyorum. Bütün anneler iyi yüreklidir. Evlatları için iyi şeyler isterler. Onlara şöyle demek istiyorum, kendinize adalet, demokrasi lazım olmadan demokrasi ve adalet için bir şeyler yapın. Kime ne gün geleceği belli değil. Hepiniz örgütlenin” diye konuştu.
“AVUKATIMIZI BİZE VERİN”
Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da “Hatay Milletvekili Can Atalay, Ahmet Atakan’ın da aynı zamanda avukatıydı. Bugün Ahmet Atakan’ın bir dosyası yokken Can Atalay içeride. Ben Adalet Bakanı’na şunu soracağım, bizi ikna etsin. Can’ı niye tutuyorsun orada? Bizim artık sabrımız tükendi. Biz avukatımızı istiyoruz. Biz milletvekilimizi istiyoruz. Biz içerideki yoldaşlarımızı istiyoruz, yeter artık. Bu işkence bu zulüm bitsin. Biz artık dayanamıyoruz, gerçekten artık dayanamıyoruz” diye konuştu.
“HALK KAZANACAK, ADALET KAZANACAK”
TİP İstanbul İl Sözcüsü Melis Akyürek de yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:
* “Anayasa’ya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, Hatay’ın seçilmiş milletvekili olmasına rağmen tam bir yıldır hukuksuzca cezaevinde tutulan Can Atalay için adalet istiyoruz. 10 yıl önce Soma’da katledilen madenciler için, onların avukatı Can Atalay için adalet istiyoruz. Depremde katledilen, evsiz yurtsuz kalanlar için adalet istiyoruz. 1 Mayıs meydanı Taksim’in işçilere kapatılmasını kabul etmeyen ve bu nedenle tutuklanan dostlarımız için adalet istiyoruz. İktidara meydan okuduğu için cezaevlerinde tutulan siyasetçiler, Gezi tutsakları, Gezi aileleri, tutuklu gazeteciler, avukatlar için adalet istiyoruz.
* Tam bin haftadır kayıp ve katledilen yakınları için mücadele eden Cumartesi Anneleri için adalet istiyoruz. Sürekli kemer sıkması istenen, her geçen gün daha da yoksullaşan emekçiler, emekliler için adalet istiyoruz. Katledilen kadınlar, geleceksiz bırakılan, tarikatların insafına terk edilen gençler için adalet istiyoruz. Özgürlüklerimiz ve haklarımız pazarlık konusu değil. Hayatımız pazarlık konusu değil. Bir yandan vekillerimizi, siyasetçileri, emekçileri, Taksim’i savunanları tutsak edip diğer yandan halkı yoksullaştıranlarla uzlaşmayacağız. Hayatı bize zindan edenlerle aynı gemide değiliz. Temel haklarımızdan, adaletten, çocuklarımızın ekmek parasından, eğitiminden tasarruf etmeyeceğiz. Ülkeyi koca bir cezaevine çevirenlere hep birlikte meydan okumak için bir kez daha bir aradayız.
* Mesele, yalnız bir kişinin, bir grubun, bir topluluğun, bir partinin, bir partiye oy verenlerin meselesi değil. Adalete susamış, hakları elinden alınmış, özgürlüklerine kastedilmiş kim varsa yanındayız. Adalet ve özgürlük isteyenler için bir oluruz, beraber oluruz ve kimseyi yalnız bırakmayız. Gezi’de nasıl bir olduysak, öyle birleşir mücadele ederiz. 4 Mayıs seçimlerinin üzerinden bir yıl geçti. Seçilmiş bir milletvekili bir yıldır tutsak ediliyor. Bu bir yılda yoksulluğumuz arttı, ekmeğimiz, eğitimimiz, sağlığımız, özgürlüğümüz azaldı. Halk, iktidara yanıtını yerel seçimlerde verdi. Bu iktidar artık bir azınlık iktidarıdır.
* Bir azınlığın halkın haklarını gasp etmesine izin vermeyeceğiz. Adalet istiyoruz ve kazanacağız. Bir bir kazanacağız. Can Atalay başta olmak üzere Gezi tutsaklarını, cezaevlerindeki siyasetçileri, devrimcileri çıkaracağız. Soma, Ermenek, Aladağ, Çorlu için adaleti sağlayacağız. Emekçiler, emekliler, gençler, kadınlar için yan yana duracağız. Halk kazanacak, adalet kazanacak.”
]]>“HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA”
İstanbul Eczacı Odası Başkanı Şeker Pınar Özcan yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
* “1956 yılından beri var olan örgütlü yapımızla biz eczacılar, ülkemizin her ili, mahallesi ve köyünde hem mesleğimizin hem de halk sağlığının yararına hizmet veriyoruz. Bizler halkımızın eczacılarıyız. Pandemi gibi, deprem gibi olağanüstü dönemlerde biz eczacılar, halkımızın hep yanında olduk. Tarihe not düşelim, biz eczacılık hizmetini iyi yapıyoruz ve sadece eczacılık yapmak istiyoruz. Bugün burada iktidarı da muhalefeti de uyarıyoruz. Halk sağlığı tehdit altındadır çünkü bugün Türkiye’de bilim insanı yetiştirmek yerine apartmandan bozma üniversiteler açarak yeni mezun işsizler ordusu yaratılmaktadır.”
“9 BİN 500 ECZACI İŞSİZ”
Sağlık Bakanlığı’nın ‘Sağlıkta İnsan Kaynakları 2023 Raporu’na göre olması gerekenden 9 bin 500 fazla eczacı olduğunu kaydeden Özcan, şöyle devam etti:
* “Türk Eczacıları Birliği kayıtlarına göre de Türkiye’de bugün 9 bin 500 eczacı işsizdir ve buna önümüzdeki dönem, önümüzdeki ay mezun olacak 4 bin 500 eczacı dahil değildir. 20 yıl önce 8 olan eczacılık fakültesi bugün 62’dir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre, eğitim ve sağlık temel insan hakları olarak tanımlanmış ve devlet tarafından karşılanmak zorundadır. Buna rağmen bugün ülkemizde eğitim ve sağlık maalesef ticaretin konusu olmuştur. Eğitim ve sağlık ciddi bir iştir. Bir ülkenin geleceğidir. Ancak halkımızın sağlığı ve gençlerimizin geleceği maalesef ekonomiye, siyasete, ranta kurban gitmektedir. Artık bu aymazlıktan acilen vazgeçilmelidir.”
“ECZACILIK FAKÜLTESİ AÇILMASINA SON VERİLMELİ”
Sağlık Bakanlığı’na ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na seslenen Özcan, “Sağlıklı bir eczacılık eğitimi için artık eczacılık fakültesi açılmasına son verilmelidir. Eczacılık fakültesi kontenjanları yüzde 50 oranında düşürülmelidir. YKS sıralama barajı 60 bine çekilmelidir. Mevcut ve öğrenci alımına başlamamış eczacılık fakülteleri AR-GE merkezlerine veya akademisyen yetiştiren kurumlara dönüştürülmelidir. Yeni mezun eczacılarımız için kamuda kadro açılmalı, ilaç sanayinde eczacı kadrosu getirilmeli ve eczacılıkta uzmanlık alanları genişletilmelidir” diye konuştu.
“TALEPLERİMİZE MECLİSTE SAHİP ÇIKIN”
Özcan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki eczacı vekillere de şöyle seslendi:
* “Sağlık zincirinin vazgeçilmez halkası olan mesleğimiz, genç meslektaşlarımız fakülte enflasyonu nedeniyle gelecek endişesi içindeler. Eğitim politikası bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Mesleğimizin ve genç meslektaşlarımızın geleceği için taleplerimize mecliste sahip çıkın. Bu plansızlık ve kaos biliyoruz ki sadece bizim mesleğimizin sorunu da değil. Tıp, diş hekimliği ve hukuk başta olmak üzere tüm mesleklerde de benzer sorunlar yaşanıyor. Bu vesileyle ilgili tüm meslek örgütlerini de bu liyakatsizliğe, bu plansızlığa fakülte enflasyonuna karşı ses yükseltmeye ve hep birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bizler sonuç alınıncaya dek her türlü demokratik eylemi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”
]]>Türkiye’de gayrimenkulde fiyat artışı enflasyonun altında kalırken zenginler yurt dışına yöneliyor ve ülkeden döviz çıkışına neden oluyor.
Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yurt içi yerleşiklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımları 2024 yılı Mart ayında 298 milyon dolarla aylık bazda rekor kırdı.
İlk üç aylık dönemler için, pandemi öncesinde 2019’da 74 milyon dolar, 2020’de 99 milyon dolar, 2021’de 126 milyon dolar, 2022’de 97 milyon dolar, 2023’te 368 milyon dolar olan yurt dışı gayrimenkul yatırımları, 2024’te yüzde 62’lik artışla 597 milyon dolara yükseldi.
BİR YILDA 2,3 MİLYAR DOLARI AŞTI
Türklerin yurt dışı gayrimenkul alımları Nisan 2023-Mart 2024 dönemindeki son 12 ayda da 2 milyar 315 milyon dolara ulaştı.
Yurt dışı gayrimenkul yatırımları, 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 163,7’lik artışla 2 milyar 86 milyon dolar ile rekor kırmıştı.
Türklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımı 2020’de 282 milyon dolar, 2021’de 526 milyon dolar, 2022’de 791 milyon dolar olmuştu.
Türklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımlarının ülkelere göre dağılımı TCMB verilerinde yer almıyor ancak Türklerin genel yurt dışı doğrudan yatırımlarının ülke kırılımına ulaşmak mümkün.
Gayrimenkul yatırımı artarken, Yunanistan’a 2021’de 21 milyon dolar, 2022’de 52 milyon dolar olan Türklerin doğrudan yatırımının 2023’te 203 milyon dolara yükselerek dörde katlanmıştı.
Yunanistan gibi Türklerin gayrimenkul alımı yoluyla altın vize başvurularında öne çıkan Portekiz’de de söz konusu doğrudan yatırım rakamının 2022’de 13 milyon dolarken 2023’te 159 milyon dolara yükselmesi dikkat çekmişti.
Türklerin doğrudan yatırımlarında 2022’den 2023’e İtalya 26 milyon dolardan 112 milyon dolara, İspanya 39 milyon dolardan 89 milyon dolara, İngiltere 211 milyon dolardan 513 milyon dolara yükselmişti.
YABANCILARA KONUT SATIŞI AZALDI
TÜİK verilerine göre, yabancılara yapılan konut satışları 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 48,1 azalarak 35 bin 5 olmuştu. Bu rakam, 2017 sonrasındaki altı yılın en düşüğü olarak kayıtlara geçmişti.
2022’de yüzde 4,5 olan toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı, 2023’te yüzde 2,9’a gerilemişti.
2022’de 6 milyar 273 milyon dolarla rekor kıran gayrimenkul kaleminde net yabancı girişi, 2023’te yüzde 43,3’lük düşüşle 3 milyar 560 milyon dolara gerilemişti.
Yabancılara yapılan konut satışları 2024’ün Ocak-Mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48,0 azalarak 5 bin 685 oldu.
Yabancıların Türkiye’de net gayrimenkul yatırımı da 2024’ün ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 41,9 düşüşle milyon dolara geriledi.
Vatandaşlık için gayrimenkul alımlarında gerekli olan fiyat, Eylül 2018’den itibaren 1 milyon dolardan 250 bine düşürülmüş, gelen tepkilerin üzerine 13 Haziran 2022’de 400 bin dolara çıkarılmıştı.
16 Ekim 2023 tarihinden itibaren ise yabancıların ikamet izni alabilmek için alacakları taşınmazlarda 75 bin dolar olan alt sınır 200 bin dolara çıkarılmıştı.
Uzmanlar, Türkiye’de dolar bazında fiyatların çok yükselmesi, deprem riski, vatandaşlık ve ikamet izni için gerekli limitlerin yükseltilmesi gibi gerekçelerle yabancıların konut alımında düşüş olduğuna işaret ediyor.
]]>Milli takımın bu sezonki ilk maçına çıkacağı Antalya Spor Salonu’ndaki mücadele saat 20.00’de başlayacak.
Geçen yıl VNL’de ilk kez şampiyon olarak adını tarihe yazdıran “Filenin Sultanları”, oynadığı 15 karşılaşmada sadece 3 yenilgi almıştı.
Organizasyonda karşılaştığı Japonya’ya 3-2 kaybeden milli takım, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde ise rakibini 3-1 yenmeyi başarmıştı.
ÜST ÜSTE 22 GALİBİYET
Resmi karşılaşmalardaki son yenilgisini 28 Haziran 2023’te Bangkok’taki ligin üçüncü haftasının ilk maçında Japonya’ya karşı 3-2’lik skorla yaşayan A Milli Kadın Voleybol Takımı, o müsabakanın ardından VNL, CEV Avrupa Şampiyonası ve 2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde oynadığı 22 maçta yenilgi yüzü görmedi. Mili takım, ilklerin yılı 2023’te üç kupa kazanmıştı.
Milli takımın sırasıyla kazandığı organizasyondaki maçları şu şekilde:
FIVB Milletler Ligi: Tayland, Brezilya, Hırvatistan (Grup) İtalya (Çeyrek final), ABD (Yarı final), Çin (Final)
CEV Avrupa Şampiyonası: İsveç, Azerbaycan, Çekya, Yunanistan ve Almanya (Grup), Belçika (Son 16 turu), Polonya (Çeyrek final), İtalya (Yarı final), Sırbistan (Final)
2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri: Porto Riko, Bulgaristan, Peru, Arjantin, Brezilya, Japonya, Belçika
SANTRAELLİ’NİN YENİ HEDEFİ ARKA ARKAYA ŞAMPİYONLUK
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın başına geçtiği 27 Aralık 2022’de duyurulan İtalyan başantrenör Daniele Santarelli, “Filenin Sultanları”nın başında çıktığı ilk organizasyon olan VNL’de şampiyon oldu.
Daha sonra milli takımla ilk defa Avrupa şampiyonluğu yaşayan İtalyan başantrenör, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde de millileri şampiyonluğa taşıdı. Milli takım, ayrıca bu başarıyla olimpiyatlara katılma hakkı elde etti.
Milli takım, Santarelli yönetiminde çıktığı 31 maçta 28 galibiyet aldı. Galibiyet serisini devam ettirmek isteyen Santarelli, bu yılın ilk turnuvasında yeniden ipi göğüsleyerek arka arkaya şampiyon olmayı hedefliyor.
KAPTAN EDA ERDEM DÜNDAR SAKATLIĞI NEDENİYLE YOK
VNL’nin ilk haftasında mücadele edecek A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın kadrosu da belli oldu. Kaptan Eda Erdem Dündar, sakatlığı nedeniyle Antalya etabında mücadele edemeyecek.
Milli takımın kadrosunda şu oyuncular yer alıyor:
Pasörler: Cansu Özbay, Elif Şahin
Pasör çaprazları: Melissa Vargas
Smaçörler: Hande Baladın, Ebrar Karakurt, İlkin Aydın, Derya Cebecioğlu, Tuğba İvegin
Orta oyuncular: Zehra Güneş, Aslı Kalaç, Beyza Arıcı
Liberolar: Simge Aköz, Gizem Örge, Ayça Aykaç Altıntaş
İLK HAFTA PROGRAMI
“Filenin Sultanları”, ligin ilk haftasında 14-19 Mayıs’ta Antalya’da, ikinci haftasında 28 Mayıs-2 Haziran’da ABD’de, üçüncü haftasında da 11-16 Haziran’da Çin’de mücadele edecek.
16 takımın mücadele edeceği VNL’de üç hafta sonunda puan cetvelinde ilk 8 sırada yer alan takımlar, finallerde mücadele etme hakkı kazanacak.
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın VNL’nin ilk haftasında yapacağı maçların programı şöyle:
Yarın:
20.00 Japonya-Türkiye
16 Mayıs Perşembe:
20.00 Hollanda-Türkiye
18 Mayıs Cumartesi:
20.00 İtalya-Türkiye
19 Mayıs Pazar:
20.00 Fransa-Türkiye
]]>Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tutuklu sanık B.K. olay günü uyuşturucu temini için tutuklu sanık G.H.A’nın evine gittiğini, evden çıktıkları sırada polislerin eve operasyon düzenlediğini belirtti.
“KOKAİN KARŞILIĞI ESRAR”
Evde ele geçirilen uyuşturucuyu G.H.A’dan aldığını belirten sanık, diğer sanıklardan S.S’nin olayın içinde olup olmadığını bilmediğini, G.H.A’nın olmadığı zamanlarda Ö.Ö’nün evinden uyuşturucu madde aldığını iddia eden B.K. “2022-2023 yıllarında G.H.A. ve Ö.Ö’ye gönderdiğim paralar uyuşturucu karşılığında gönderilen paralardır. Bitcoinden kazanç sağlamak için alınan paralar değildir. Uyuşturucu madde kullanıyorum. G.H.A’dan aldığım uyuşturucuyu K.G’ye veriyordum. K.G’de parayı bana veriyor, ben de G.H.A’ya veriyordum. G.H.A. ile K.G. arasında kokain karşılığında esrar alışverişi oluyordu. Adli emanette kaybolan 6 kilo kokain hakkında bilgim yok.” dedi.
“BAZEN DEPONUN KAPISI AÇIK BIRAKILIYORDU”
Sanık G.H.A. ise iddianamede isimleri geçen K.G, E.B. ve S.Ç’yi tanımadığını, ilk defa duruşma salonunda gördüğünü savundu.
Olay günü, B.K. ile kendi evine gittiğini, evde üstünü değiştirdiği sırada B.K’nin uyuşturucuları mutfak terazisinde tartarken gördüğünü iddia eden G.H.A, “Polisler kapıyı açarak eve girdi. Üzerimde, evimin içerisinde ve bahçede arama yaptılar ama uyuşturucu çıkmadı. Sonra polisler B.K’yi bir odaya götürdü. Zannediyorum B.K’yi darbettiler. Odadan çıktıklarında B.K’nin gözünde darp izi vardı. Polis uyuşturucuyu kimden temin ettiğini sorduğunda beni işaret edip gösterdi ve ‘Bundan aldım.’ dedi. Polislerin aramasında evden hiç para çıkmadı. Ancak kullanmak amacıyla aldığım esrar maddesini polise teslim ettim. Sonra tutuklandım.” diye konuştu.
B.K. ile yazışmalarının kozmetik ürünleri üzerine olduğunu ve onun banka hesabından gelen paralar kozmetik ürünleriyle ilgili olduğunu iddia eden G.H.A. B.K. ve E.Y. ile ticaret yaptıkları savundu.
G.H.A, Kovid-19 salgını çıktığında cins kedi yetiştiriciliği ve kozmetik ürün ticareti yaptığını, kazandığı paraları bitcoin olarak değerlendirmesi için B.K’ye verdiğini öne sürerek, “B.K’nin ilk etapta polislerin yönlendirmesiyle, sonra ise etkin pişmanlıktan yararlanmak için uyuşturucu satışı yaptığımızı söylediğini düşünüyorum” diye konuştu.
Antalya Adliyesi emanetinden çalınan 6 kilogram uyuşturucu ile alakasının olmadığını savunan G.H.A. kamera kayıtlarında ve bilirkişi raporunda bunun görüleceğini savundu.
G.H.A. uyuşturucu madde kullandığını ve sanıklardan S.S’nin de imam nikahlı eşi olduğunu iddia ederek, “Düğün hazırlığı yaptığım S.S. kardeşinden borç aldı, kredi çekti. Bu paraları toplayıp B.K’ye bitcoinde değerlendirmesi için verdim. Örgütle alakalı hiçbir şeyi kabul etmiyorum.
Emanetin anahtarı sorumludadır. Depoya herkes kapıyı çaldığında girebiliyor. Bazen deponun kapısı havalansın diye açık bırakılıyordu.” dedi.
SAFLIK DERECESİ FARKLI İDDİASI
G.H.A’nın avukatları ise sanığın evinde uyuşturucuyla yakalanan B.K’nin üzerinde uyuşturucu maddenin saflık oranının yüzde 76 , Antalya Adliyesi emanetinden eksik çıkan 6 kilo uyuşturucunun saflık oranının ise yüzde 52 olduğunu, bunun da evde ele geçirilen uyuşturucu maddenin adli emanetten çalınan uyuşturucu madde ile alakasının olmadığını kanıtı olduğunu savundular.
Emanet memuru sanık Ö.Ö ise B.K’nin kendisinden uyuşturucu temin ettiği yönündeki ifadesinin doğru olmadığını, “Suçtan kurtulmaya yönelik böyle ifade vermiştir. Bu beyanlara dayanarak duyuma dayalı ifadelerle dava açılmıştır. Emanette kaybolan uyuşturucu ile alakam yoktur.” dedi.
G.H.A. tutuklandıktan sonra adli emanette yapılan sayımda bulunduğunu aktaran Ö.Ö, “Sabah erkenden gittim. Her yer kargaşa halindeydi. İlk sayımda herhangi bir eksik yoktu. Kendi aralarında ‘tekrar sayalım’ dediler. Önce bir çuvalda yırtık olduğunu tespit ettiler. Bunu savcıya anlattım. Uyuşturucunun olduğu bölüme sayım günü hiç girmedim. Daha önce de görevliyle girmiştim. Tek başıma yetki olmadan girmedim.” diye konuştu.
Zabıt katibi sanık S.S. de adli emanetin uyuşturucu muhafaza edilen bölümüne hiç girmediğini savunarak, “Zimmetle ilgili ifadem alınmadı. Uyuşturucu ticaretine yönelik beyanlarım alındı. Suçlamaları reddediyorum.” dedi.
Tutuksuz sanıkların ve tanıkların dinlenmesinin ardından, mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
OLAY
Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin, sanıklar G.H.A. ve B.K’nin üniversite öğrencilerine uyuşturucu satışı yaptıkları bilgisine ulaşması üzerine Ahatlı Mahallesi’ndeki bir eve 28 Nisan 2023’te operasyon düzenlenmişti.
Operasyonda B.K’nin üzerinde 117 gram uyuşturucu ele geçirilirken, evde yapılan aramada ise 10 gram esrar ve hassas terazi bulunmuştu.
Sanıklar çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklanırken, sanık B.K’nin uyuşturucuları zabıt katibi G.H.A’dan adlığını itiraf etmesinin ardından 30 Nisan 2023’te adliye emanet deposunda yapılan sayımda 6 kilogram uyuşturucunun eksik olduğu tespit edilmişti.
Yapılan operasyonlar sonucunda gözaltına alınan 9 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklardan G.H.A’nin “nitelikli zimmet”, “suç örgütü kurup, yönetmek” ve “uyuşturucu madde satma”, Ö.Ö. ve S.S’nin ise “nitelikli zimmet”, “suç örgütü üyeliği” ile “uyuşturucu madde satma” suçundan, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için yeniden ifade veren tutuklu sanıklar B.K, K.G. ile tutuksuz sanıklar E.Y’nin “uyuşturucu madde satma” ve “suç örgütü üyeliği”nden, E.B, S.Ç. ve T.P’nin de “uyuşturucu madde satma” suçundan cezalandırılmaları talep edilmişti.
]]>Bora Yalçın, kooperatiften ev sahibi olabilmek için 2015 ve 2016 yıllarında inşaat firmasına peşinat ve taksitleriyle birlikte toplam 460 bin lira ödeme yaptı. Noterden evinin tapusunu almasına rağmen, inşaat şirketi ile yaptığı sözleşmedeki 2 yıllık süre boyunca inşaatta ilerleme kaydedilmediğini fark eden Yalçın, durumu yargıya taşıdı. Yalçın, süreçteki zararı ve sözleşmede taahhüt edilen kira yatırma şartı nedeniyle Ankara 14’üncü Tüketici Mahkemesi’nde açılan ‘müspet zarar’ davasında 578 bin lira tazminat kazandı.
Yalçın, kooperatif projesinin akıllı daireler ve rezidansı içeren büyük bir lansman ile duyurulduğunu belirterek, “Bize de iyi bir vakıftan mesaj olarak geldi. Biz bu şekilde geldik. Topraktan daire almak adına bu projeye girdik. Önce bir peşinat ödedik, peyderpey ödemeye başladık. Hızlı bir şekilde bütün borcumu bitirip ben ilk 1-1,5 yıl içerisinde bütün borcu bitirip tapuyu almayı tercih ettim” dedi.
SÖZ VERİLEN TARİHTE BİTMEDİ
“Devlet tapusunun elimizde daha güçlü bir referans olarak kalması amacıyla bunu yaptık” diyen Yalçın şöyle devam etti:
-Fakat ev, söz verildiği tarihte teslim edilmedi. Zaten noterdeki sözleşmemizde de bu evin teslim edilmemesi durumunda bize kira yatırma taahhüdü vardı. Bu sebepten dava açtık. Evdeki hakkımdan feragat etmek istemedim. Evdeki tapu hakkımın devam etmesi koşuluyla ve alamadığım kiralar ve müspet kayıplarım sebebiyle açtığımız davada çok başarılı bir süreç sonrasında davayı kazandık. Tapum bende, müspet zararım için 500 bin lira, üzerine de kira bedelleri aldım.

TOPRAKTAN EV ALMAK İSTEYENLER DİKKAT
Avukat Senem Yılmazel, bu tarz zararlara ilişkin ‘menfi zarar’ ve ‘müspet zarar’ olmak üzere iki çeşit dava açılabildiğine değinerek şöyle devam etti:
– Bora Bey’in davası müspet zarar davasıdır. Bu davada tapu alıcıda kalır. Tapuyu iade etmeyiz. Sözleşme ayakta kalır, sözleşmeyi de feshetmeyiz. Sözleşme nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteriz. Mahkeme talebimizi kabul etti. Karar kesinleşti. Ayrıca bir de müvekkilin yoksun kaldığı kiralar vardı.
– 66 bin lira da kiranın davalıdan alınarak davacı vekiline ödenmesine karar verildi. Ev halen bitmedi. Bu arada bu ev taahhüt edilen tarihte müvekkilime teslim edilmedi. Tapu devredildi, müvekkilin tapusu var. Ancak gayrimenkul teslim edilmedi. Halen de teslim edilmedi ki bu nedenle hala yoksun kaldığı kira alacakları devam ediyor.
Yılmazel, topraktan ev almak isteyenlerin dikkat etmesi gereken hususlara değinerek şunları söyledi:
“Birincisi öncelikle bu sözleşmenin mutlaka tapudan ya da noter aracılığıyla yapılması gerekiyor. Noterden yapılırsa tapunun tescil edilmesi gerekiyor. Veya tapuda doğrudan sözleşme yapılması gerekiyor. Benim birinci önerim tapunun alınmasıdır. Eğer o tarihte bu gayrimenkul teslim edilmezse onlar için hangi yol uygunsa o yol için hukuki yollara başvurmaları gerekir.
]]>Paketin temel amacı, “enflasyonla mücadeleye katkı sunmak” olarak açıklandı.
Kamuda taşıt, bina ve personel alımlarıyla ilgili kısıtlamalar getiren, kamu emekçilerinin lojman, sosyal tesis ve servis haklarını da hedefe koyan paketle ilgili uzman isimler de yorumlarını paylaştı.
EKSİKLER
Sozcu.com.tr’ye konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe, pakette dört temel eksiğe işaret ederek “Kamu İhale Kanununu değiştirerek ihaleleri rekabetçi yapacak düzenleme ve kamu özel işbirliği (KÖİ) kapsamında döviz üzerinden yapılan garanti ödemelerin indirilmesi yok” dedi.
2024 bütçesinde büyük kısmı şirketlere muafiyet, indirim ve teşvik kaynaklı olarak 2,2 trilyon TL’lik vergiden vazgeçildiğini ancak bugün açıklanan pakette bu rakamı azaltmaya dönük bir madde yer almadığını belirten Karatepe, üst gelir grubunu vergilendirmeye dönük de bir madde olmadığını dile getirdi.
PAKETİN AMACI
Paketin amacının “kamuoyu algısını yönetmeye çalışmak” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karatepe, paketteki birçok maddenin 11 trilyon liralık bütçe içinde deve kulak bile olmadığına işaret etti.
Karatepe, paketteki tedbirlere dair somut parasal rakamlar da açıklanmamasını eleştirerek “50 yıldır görmeye alıştığımız standart tedbirler ağırlıkta. Çoğu zaten özelleştirilen lojman ve tesislerin kalanları da satılacak” dedi.
Karatepe ayrıca, paketle birlikte çoğunluğu muhalefete geçen belediyelerin hareket alanının daraltılmasının de hedeflenmesini beklediğini söyledi.
SEÇİM DETAYI
Prof. Dr. Ensar Yılmaz da pakete ilişkin değerlendirmelerini X hesabından paylaştı.
“Verilen kamu garantilerinde bir düzenleme gerekliydi” diyen Yılmaz, şöyle devam etti: “Yüksek gelirli gruplar için farklı vergi kalemleri de dikkate alınmalıydı. Büyüme üzerindeki etkisine dair bir projeksiyon, beklenen tasarruf harcamasının büyüklüğüne dair bir hesaplama olmalıydı.”
Çoğu yerde kullanılan 3 yıllık kriterin de büyük oranda sonraki seçim öncesine kadar olan döneme işaret ettiğini belirten Yılmaz, paketle birlikte kamu varlıklarının satışa çıkarılacağına, kamusal servetin özelleştirileceğine işaret etti.
ÖNE ÇIKAN 15 MADDE
Kamuda tasarruf alanlarının 8 ana başlık altında sıralandığı ve uymayanlara para cezası öngörülen pakette öne çıkan maddelerden bazıları şöyle:
1- 3 yıl süreyle yeni araç satın alma ve kiralama yapılmaması
2- Kanunla izin verilenler hariç araç kullanımının yasaklanması
3- İhtiyaç fazlası ve ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtların tasfiyesi
4- Savunma ve güvenlik hariç, kamuda personel servisi hizmetinin toplu taşıma olan yerlerde kaldırılması.
5- Deprem riski hariç, yeni hizmet binası alımının/yapımının 3 yıl süreyle durdurulması
6- Yeni bina kiralanmaması, mevcut kiralamaların bir takvimle sonlandırılması
7- Doğal afet ve güvenlik hariç, yeni lojman ve sosyal tesis alımı/yapımı ve kiralanmasının süresiz olarak yasaklanması
8- Savunma ve güvenlik hariç, mevcut sosyal tesislerin ekonomiye kazandırılması
9- Lojman kiralarının ve sosyal tesis ücretlerinin rayiç bedel dikkate alınarak gözden geçirilmesi
10- Kamuda yeni personel istihdamının emekli olanlarla sınırlandırılması (3 yıl)
11- Kamuda çalışanlar için yönetim kurulu ücretlerine tavan sınır getirilmesi, aşan kısmın bütçeye gelir kaydedilmesi
12- Hizmet içi eğitim, toplantı vb. faaliyetlerin kamu tesislerinde yapılması
13- Temsil ve tanıtma ödeneklerinde 2024 yılında yüzde 25 kesinti yapılması, devam eden yıllarda da bunun baz alınması
14- Zorunlu haller hariç, demirbaş alımlarının 3 yıl süreyle durdurulması
15- Mal ve hizmet alım ödeneklerinde yüzde 10, yatırım ödeneklerinde yüzde 15 kesinti
]]>Başkanlar, Tarım Bakanlığı’ndan önce çay fiyatını açıklayan Rize Ticaret Borsası (RTB) ve Ulusal Çay Konseyi (UÇK) Başkanı olan özel sektör Orçay fabrikasının sahibi Mehmet Erdoğan’a da tepki gösterirken, kendilerini temsil etmediklerini belirterek Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ettiklerini duyurdu.
‘İSTİFA EDİYORUZ’
Oda başkanları adına açıklamayı yapan Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özsoy şunları söyledi:
“Biz çay bölgesi Ziraat Odaları olarak maliyet çalışması yaptık, neredeyse bütün odalarımızdan çıkan ortak maliyet 17 buçuk – 18 TL arası iken bugün görüyoruz ki Tarım ve Orman Bakanlığı, Ulusal Çay Konseyi ve Borsanın görüşleriyle hareket ederek bir fiyat çalışması yapmış ve gece yarısı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sayfasında 17 TL’lik bir fiyat açıklandı. Bu fiyatı kesinlikle kabul etmiyoruz ve Ulusal Çay Konseyi’nin üreticiyi temsil etmediğine inanarak topluca Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ediyoruz. Ulusal Çay Konseyi bizim için, sanayicileri temsil ediyor bu saatten sonra. Üretici temsilcisi olarak Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ederek ilk tepkimizi gösteriyoruz.
Bundan sonra ki süreçte bu fiyatın kesinlikle revize edilmesi ile ilgili çalışmalarımız olacak. Orman Bakanlığı’na Sayın Cumhurbaşkanımıza mesajlarımız olacak. Çünkü bu maliyet fiyatıdır. Çiftçimizin günün sonunda sattığı çaydan alacağı para 17 TL’dir. Eklenen 2 TL’lik destekleme yılın sonunda alınacak bir fiyattır ve bunun çay taban fiyatı ile alakası yoktur. Yüzde 69 enflasyonun olduğu bir ülkede, çiftçinin cebine yansıyan gerçek enflasyonun yüzde 125 olduğu bir ülkede, çay üreticisinin emeğine ekmeğine yüzde 54 zammı kesinlikle kabul etmiyoruz ve tekrar açıkladığımız 25 TL’lik fiyatı talep ediyoruz.”
Özsoy, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan açıklanan çay taban fiyatının belirlenmesinde dikkate aldıkları maliyet çalışmasını açıklamalarını talep etti.

‘ANKARA’DA MAKAM ODALARINDA BELİRLENMEMELİ’
Artvin, Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti “Çay fiyatı aslında bence Ankara’da makam odalarında belirlenmemeli. Çay fiyatı Aslında Rize’de, Trabzon’da, Hopa’da, Borçka’da, Artvin’de gelip yerinde incelenmeli, çiftçilerle temasa girilmeli, çiftçilerin sorunları dile getirmeli o günün enflasyon koşulları, o ayın enflasyon sonuçları dile alınmalı, diye düşünüyoruz. Bir gece yarısı operasyonuyla belirlenen 17 TL çay fiyatı, çay üretici açısından kabul edilebilir bir fiyat değil. Net 16.629 lira elimize geçecek” dedi.
Arhavi Ziraat Odası Başkanı Sadık Yıldırım Bayrak ise, “Ülkemizin en çok göç veren bölgesinde ikamet ediyoruz. 210 bin ruhsatlı üreticinin çay tarımı yaptığı bakan ve Çaykur verilere karşı belirlenmiştir. Biz doğduğumuz topraklarda yaptığımız tarımdan doymak istiyoruz. Yani hak ettiğimizi, emek ettiğimiz çayın karşılığı olarak alacağımız parayla doğduğumuz topraklarda hayatımızı idame etmek istiyoruz” diye konuştu.
‘FİYATIN REVİZE EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ’
Artvin Borçka Ziraat Odası Başkanı ve Bölge Koordinatörü Tolga İskenderoğlu, şu şekilde konuştu:
“Karadeniz için ciddi anlamı olan hayatımızı idame ettirdiğimiz bir tarım ürünü çay. Ve Tirebolu’dan, Borçka’ya kadar çay üretimi yapılıyor ve bütün Karadeniz halkının doğrudan ve dolaylı olarak geçimini sağladıkları bir ürün çay. Aynı zamanda ülkemiz için de stratejik bir ürün çay, o yüzden devlet yetkililerimiz çay maliyetlerini ve sahadaki talepleri dikkate alarak tekrar konuyu değerlendirerek üreticinin memnun olacağı, STK’nın memnun olacağı, sektörün memnun olacağı bir fiyatın açıklanmasına ihtiyaç vardır.
Bu bir zincir halkası üretici işleyecek. Üretici üretecek, sanayi işleyecek. Dolayısıyla birbirinden ayrılmaz bir sektör. Dünyada üretimde beşinci olduğumuz, tüketimde de birinci olduğumuz bir ürünün hem kanuna hem taban fiyata hem de sanayinin, üretenin ve tüketenin memnun olduğu bir ortama ihtiyaç vardır. Bu açıklanan fiyat bu ortamı sağlamakta özellikle üreticinin mağduriyeti bu anlamda ciddi olmakta. O yüzden tekrar devlet yetkililerimizden bir Ziraat Odaları olarak üreticilerin temsilcileri olarak devlet yetkililerimiz maliyetlerin tekrar incelenerek bu fiyatın revize edilmesini talep ediyoruz.”
]]>Canlı yayında İsrail’in Filistin’de sivillere yönelik sistematik saldırılarını mercek altına alan ve doğrudan Hyman’a konuyla ilgili sorular soran Morgan, İsrail’in kaç sivili öldürdüğüne dair sorular sordu. Fakat İsrail hükümetinin sözcüsü hem kendisiyle çelişen yanıtlar verip hem de gerçekdışı yorumlar yapınca Morgan’ın tepkisini üzerine çekti.
İSRAİL HÜKÜMETİNİN SÖZCÜSÜ SUSPUS OLDU
İsrail’in Refah’a düzenlediği saldırılar artarken Morgan, Hyman’a Ekim ayından beri öldürülen sivillerin sayısı ile ilgili sıkıştırdı. İsrail’in çatışma sırasında kaç sivili öldürdüğüne inandığı sorusuna Hyman, “Elimizde kesin rakamlar yok” dedi. Morgan İsrail’in kaç teröristin öldürüldüğünü bildiğine buna karşılık sivil ölümlerini bilmemesine tepki göstererek, “Hamas teröristlerini öldürmeye masum sivillerden daha fazla önem verdiğiniz anlamına geliyor, bu doğru değil mi?” dedi.
Morgan sözlerine, “İsrail hükümetinin resmi sözcüsüsünüz ve kaç sivil öldürdüğünüz hakkında hiçbir fikriniz yok mu? Az önce bana sivilleri öldürmeme konusunda özellikle dikkatli olduğunuzu söylediğinizi sanıyordum ama kaç kişiyi öldürdüğünüzü bilmiyorsanız bunu nasıl kesin olarak söyleyebilirsiniz” ifadesiyle devam etti.
İsrailli yetkili Morgan’ın sert sözlerine yanıt veremezken bu yayın büyük beğeni topladı.
İŞTE O DİYALOG
Piers Morgan- 1.5 milyon insanın yaşadığı Refah’ta Hamas’ı yok etmek için ikincil zarar olarak gördüğünüz kaç sivil kişi öldü?
Avi Hyman- Operasyonun ilk gününde 100 bin kişiyi Refah’tan çıkardık.
PM- Bu da en az 1.4 milyon insanın kaldığını gösteriyor.
– Evet ve bu devam eden bir süreç.
PM- Şu ana kadar 40 bin insanı öldürdünüz ve bunların çoğu masum siviller, kadınlar ve çocuklar.
– Verdiğiniz Hamas rakamları çıkınca bunların 14 bini teröristti.
PM- O zaman kaç sivil öldürdüğünüze inanıyorsunuz?
– Tam rakam yok.
PM- Kaç Hamas teröristi öldürdüğünüzü biliyorsanız, kaç sivil öldürdüğünüzü de biliyorsunuzdur? Aksi takdirde teröristlerin ölümüne sivillerden öncelik veriyormuşsunuz gibi görünüyor.
– Dediğim gibi 14 bin ama Hamas daha net rakam verebilir. Ama bu rakam gerçek olmayabilir.
PM- Peki maden gerçek değilse neden bana bu rakamları veriyorsun?
– Ben bendeki rakamları verdim.
PM- Hayır sen bana kaç Hamas teröristi öldürdüğünü söyledin fakat kaç sivil öldürdüğünüze dair bir fikrin varmış gibi görünmüyor. Kafam karıştı. Neden ikisinin de sayısını tutmuyorsun?
– Sana şunu söyleyebilirim ki bizim amacımız Hamas’ı yok etmek.
PM- Sen İsrail hükümetinin resmi sözcüsüsün. Ve kaç sivili öldürdüğüne dair bir fikrin yok.
– Bende bu bilgi yok.
PM- Kaç sivili öldürdüğünüze dair resmen hiçbir fikrin yok.
– Benim bu bilgiye erişimim yok ve bunu bilmiyorum.
PM- Bu çok saçma. Peki neden bana kaç Hamas teröristini öldürdüğünü söyleme yetkin var da kaç sivil öldürdüğünü söyleme yetkin yok? Kaç Hamas teröristi öldürdüğünü sormamdan hemen sonra yanıt verebilmen ve kaç sivil öldürdüğünüz sormamdan sonra yanıt verememen beni şaşkına çeviriyor. Rakamlar konusunda bile hazırlıklı değilsin. Buraya çıkıp sivillerin ölümünden kaçınmak istediğinizi söylemene rağmen bence insanlar bunu saçma bulacak. Buraya İsrail hükümetinin resmi sözcüsü olarak geliyorsun ve kaç kişinin öldürüldüğünü söylemiyorsun çünkü bunu bilmiyorsun. Bunun ne kadar saçma duyulduğunu biliyor musun?
– Biz savaş dumanının içindeyiz ve sonuna kadar savaşıyoruz.
PM- Hayır, teröristlerin ölümüne gelince duman içinde değilsiniz. Bana öyle geliyor ki sadece sivil ölümleri konusu açılınca dumanın içindeyiz.
]]>10 bin ton nehir kumu kullanılıp 25 kum heykel sanatçısı tarafından yapılan uzay temalı 200 kum heykel, yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret ediliyor.
Festival koordinatörü Cem Karaca, son yıllarda etkinliği 12 ay açık hale getirdiklerini belirterek, “Bu sene sadece şöyle bir değişiklik yaptık. Her sene nisan ayında heykel yapımları 20 gün sürüyordu. Bu seneden itibaren ziyaretçilerimizden de gelen talepleri göz önünde bulundurarak heykel yapımını 15 Mayıs’ta başlattık. Haziran ayının sonuna kadar devam ettireceğiz. Burada kısmi bölümleri yıkarak yeni heykeller yapacağız. Ziyaretçilerimiz diğer bütün heykelleri görecek, aynı zamanda heykel yapımına da tanıklık edecek” dedi.

Ziyaretçilerin bir taraftan kum heykelleri gezerken, diğer yandan sanatçıların çalışmasını canlı izleme fırsatı bulacağını anlatan Karaca, “Uzay macerası temasını, geçen sene başlatmıştık ve çok beğenildi. Normal şartlarda, belli dönemlerde temalarımızı değiştiriyoruz. Ancak gördüğü talebe bağlı olarak temayı yine uzay macerası olarak devam ettirme kararı aldık” diye konuştu.

Alanda 200’e yakın irili ufaklı heykel bulunduğunu belirten Karaca, “Bazılarını bu sene 15 Mayıs’tan itibaren yıkıp yeniden farklı uzay temasıyla dönüştüreceğiz. Aynı zamanda uzaya gönderilen ve tarihte bir özelliği olan roketlerle ilgili özel bir bölüm açtık. Bu roketleri de izleyebilecekler. Mesela Almanların İkinci Dünya Savaşı’nda ilk uzaya giden V-2 roketinden başlayıp, Ariane 5’e kadar bu roketleri de görebilme fırsatı var” ifadelerini kullandı.

100 BİNİ AŞKIN ZİYARETÇİ
Festivalin, son dönemde, Antalya’nın en önemli kültür, sanat ve turistik çekim alanlarından biri olduğunu dile getiren Karaca, “Bir kültür sanat etkinliği olarak insanların böyle ilgi göstermesi bizi mutlu ediyor. Yabancı ziyaretçi yoğunluğu fazla olmakla birlikte Türk ziyaretçilerimiz de çok ilgi gösteriyor. Bizim yıllık ziyaretçi sayımız ortalama 100 bin civarında. Rakamlar gayet güzel, sevindirici. 2024 yılında daha fazla ziyaretçi alacağımızı tahmin ediyorum” dedi.

TELESKOPLA UZAY GÖZLEMİ
Kum heykel eserlerinin gezilmesinin yanında farklı etkinlikler düzenlendiğinden de bahseden Karaca, “Ziyaretçilerimize ücretsiz, özellikle akşamları çok güçlü teleskoplarla Satürn, Jüpiter ve Ay’ı izleme fırsatı sunuyoruz. Çocuklar için oluşturduğumuz özel bir alan var, sihirli kum kale. Burada miniklere hayatlarında ilk defa bir heykel yapabilme fırsatı sunuyoruz.

Kinetik kum ve modelaj kalemleriyle 1 saat süren temel eğitimle minikler ilk üç boyutlu sanat eserlerini ortaya koyabiliyor. Star Gate filmine ilişkin bir heykeli video mapping tekniğiyle hareketlendirdik. Gece gelen ziyaretçilerimiz festival alanında heykelleri rengarenk bir ambiyansla görme fırsatı buluyor” diye konuştu.

SERGİLENEN HEYKELLER
Alandaki uzay temalı eserlerden bazıları şöyle:
Star Trek, Star Gate, Star Wars, Darth Vader, Yoda, Baby Yoda, Mandalorian, Leonardo Da Vinci, Laika, Galileo Galilei, V2 Rocket, Vostok 3 KA Rocket, Yuri Gagarin, Neil Armstrong, Mars Medeniyeti, Satürn Rocket, Ariane Rocket, E.T, Space X Dragon 2 Kapsülü, Elon Musk,

Galata Kulesi, Hezarfen Ahmed Çelebi, First Step, Solaris, Ikarus, Fifth Element, Zeplin, UFO, Discovery, Challenger, Keops Piramidi, Sphinx, Roketler Sergisi, Guardian of the Galaxies, Paul, Interstellar, Prometheus, Güneş Sistemi, Voyager, Apollo Uzay Kapsülü, Avatar, Soul of the Universe.
]]>19 MAYIS HANGİ GÜN?
19 Mayıs tarihi 2024 yılında Pazar gününe denk geliyor.
19 MAYIS RESMİ TATİL Mİ?
19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak resmi tatil takviminde yer alıyor. Resmi tatil olduğu için 19 Mayıs tarihinde kamu kurum ve kuruluşları yanı sıra bankalar, eczaneler, noterler gibi kurumlar da kapalı oluyor.
19 Mayıs tarihi 2024 yılında Pazar gününe denk geldiği için resmi tatil, hafta sonu tatili ile birleşmiş oldu.

19 MAYIS 1919 TARİHİ
19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktadır. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır: “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.”
Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. TürkMilleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır ki şimdi bu yolculuğu kısaca anlatmaya çalışalım.
Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:
“-Paşa, Paşa!… Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir…Paşa, Paşa…Devleti kurtarabilirsin!…
Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?…O Vahdettin ki… bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:
-Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim…Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz…”
Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir “Türk Milleti” vardı.
Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi: III. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK), Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN), Kurmay Başkan Yardımcısı Kurbay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI), Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey(GEREDE), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey(SAYDAM), Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE), Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV), Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kâlem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT), Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ), Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS), Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV).
Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17 Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 18Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever, o zaman için Atatürk’ü tanımadığını söyler, Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır.
Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.
Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ama, O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir engel aşılmaz değildi.
Kısaca vermeye çalıştığımız bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu ve kurtuluşun başlangıcıydı. Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi gençlik kavramı genel anlamda fikirlerdeki yeniliği anlatmaktadır.
Atatürk “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır.
Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır:“ Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demiştir. Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.
]]>“Filistin halkının, 40 binden fazla şehit ve kayıp, 70 binden fazla yaralıyla sonuçlanan bir imha, yerinden etme, açlık, tutuklama ve kitlesel katliam savaşına maruz kaldığını” belirten Dekran, erkek ve kadın hemşirelerin, Filistin halkının ayrılmaz bir parçası olduğunu, yaralılar ve hastaların hayatlarını kurtarmak için ulusal ve insani görevlerini yerine getirdiklerini ifade etti.
İsrail’in sağlık çalışanlarından 500’ünü öldürdüğünü, 1500’ünü yaraladığını, 312’sini ise alıkoyduğunu aktaran Dekran, İsrail’in, 7 Ekim’den bu yana 33 hastaneyi, 53 sağlık merkezini, 133 ambulansı imha ettiğini dile getirdi.
Dekran, uluslararası topluma ve dünyanın özgür insanlarına, sağlık çalışanları ve sağlık kurumlarını koruma, sınır kapılarının açılması için baskı yapma ve tıbbi yardım gönderilmesi çağrısında bulundu.
“NEKBE’DEN BU YANA 134 BİNDEN FAZLA KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ”
Filistin Merkezi İstatistik Kurumu, 15 Mayıs 1948’in 76’ıncı yıl dönümü münasebetiyle, Filistin’de yaşanan ölüm, gözaltı, yerleşim birimleri inşaatları ve toprak gasplarıyla ilgili istatistiki bilgilerin yer aldığı bir rapor yayımladı.
Buna göre, 1948’den bu yana (Filistin içinde ve dışında) yaklaşık 134 bin Filistinli ve Arap öldürüldü. Sadece 7 Ekim’den bu yana Gazze’de en az 14 bin 944’ü çocuk, 9 bin 849’u kadın olmak üzere 35 bin 34 Filistinli öldürüldü, çoğu kadın ve çocuk yaklaşık 7 bin kişinin cesedine ulaşılamadı. Batı Şeria’da ise 7 Ekim’den bu yana 492 Filistinli, İsrail askerleri ile Yahudi yerleşimcilerin saldırıları sonucu hayatını kaybetti.
Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinin verilerine yer verilen rapora göre, 1967’den bu yana yaklaşık 1 milyon kişi gözaltına alındı.
Sadece 7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’da gözaltına alınanların sayısı 8 bin 520’ye ulaştı, bunlardan bazıları serbest kalırken bazıları tutuklandı. Nisan ayı sonu itibarıyla İsrail hapishanelerinde bulunan tutuklu sayısı 3 bin 600’ü “idari tutuklu” olmak üzere 9 bin 400’e ulaştı.
BATI ŞERİA VE GAZZE’DEKİ SALDIRILAR
Rapora göre, 2022 sonu itibarıyla Batı Şeria’daki İsrail askeri noktaları ile yerleşim bölgelerinin sayısı 483’e ulaştı. Batı Şeria’daki yerleşimci sayısı ise yine 2022 sonu itibarıyla çoğu Kudüs’te olmak üzere 745 bin 467’ye yükseldi. 2023 yılında ise yerleşim birimleri inşaatında büyük bir artış gözlendi. İsrail makamları, Kudüs de dahil olmak üzere Batı Şeria’da, 18 bini aşkın yerleşim biriminin inşaat planına onay verdi.
İsrail makamları, Batı Şeria’da 2022’de 26 bin dönümlük Filistin toprağına el koyarken, bu rakam 2023’te 50 bin 526 dönüme yükseldi.
İsrail’in, 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda Gazze’de 104’ü Birleşmiş Milletlere (BM) ait olmak üzere toplamda 89 bin bina tamamen yıkıldı ya da büyük zarar gördü. Alt yapı, yollar, elektrik ve su şebekeleri ile tarım arazilerinin de zarar gördüğü Gazze’de savaşın maliyetinin 30 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
İsrail, Batı Şeria’da ise 2023’te 659 bina ve tesisi kısmen ya da tamamen yıktı. Ruhsatsız oldukları gerekçesiyle 1333 Filistin tesisine de yıkım emri çıkardı.
Yahudi yerleşimciler ve İsrail güçleri, 2023’te Filistinlilere ve mülklerine yönelik 12 bin 161 saldırı gerçekleştirdi. Bunlardan 3 bin 808’i mülklere ve dini mekanlara, 707’si arazilere ve doğal kaynaklara, 7 bin 646’sı ise bireylere yönelik gerçekleşti. Bu saldırılarda 18 bin 964’ü zeytin ağacı olmak üzere yaklaşık 21 bin 700 ağaca zarar verildi ya da yerinden söküldü.
]]>Buruk, ligin 36. haftasında Atatürk Olimpiyat Stadı’nda 3-2 kazandıkları VavaCars Fatih Karagümrük maçının ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Maça çok iyi başlamadıklarını, ilk yarının da istedikleri gibi geçmediğini aktaran Buruk, “İlk yarı rakip kaleye gittiğimiz pozisyonlar oldu ama üretken değildik. Rakibimiz, çok net pozisyonlar vermesek bile kalemize geldi. Markao’ya atılan toplarda iyi savunma yapamadık. Maçın sonunda attığımız 3 gol ve 25 şuta, gol beklentisine, ceza sahasında topla buluşmamıza ve yüzde 65’lik topa sahip olmamıza bakınca, iyi oynamış gibi gözüksek de iyi oynamadık. Bundan önceki haftaların gerisinde kaldık. Daha iyisini yapabilirdik. İkinci yarı daha üretkendik. Rakibi daha az kalemize getirdik. İyi bir takıma karşı oynadık. Fatih Karagümrük’ün hakkını vermem gerekiyor. Geride savunsalar da hücumda kaliteli işler yaptılar. Maçın genelinde kanatlardan bizi zorladılar. Güzel bir maç oldu. Kazanarak bitirdik. Berkan’ın maçı kazandıran golü atmasına çok sevindim. Barış da hücum anlamında önemli işler yaptı.” diye konuştu.
ERDEN TİMUR DEVAM ETMEMESİ…
Tecrübeli teknik adam, son 2 sezondaki başarılarda büyük pay sahibi olan Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur’un yeni dönemde devam etmeyeceğinin hatırlatılması üzerine, “Hedefimiz şampiyonluk. Önümüzdeki sezon veya seçimle ilgili bir şey konuşmuyoruz. Oyuncularımla sadece şampiyonluğa odaklandık. Devam eden çok güzel bir ortam var. Bunun sürmesini istiyoruz. Ancak şu ana kadar Erden Bey ile bir şey konuşmadık. Başkanımız, yönetim kurulumuz hep yanımızda. Biz sadece futbola ve sahaya odaklandık. Diğer taraf da bizim işimiz değil. Biz şampiyon olmak istiyoruz. Bunun için maçlara çok iyi hazırlanıp, konsantre olmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“TEK AMACIMIZ FENERBAHÇE DERBİSİNİ KAZANMAK”
Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü, ligin 37. haftasında yapacakları Fenerbahçe derbisiyle ilgili, “Beraberlik şampiyonluğu getirecek ancak tek isteğimiz ve amacımız kazanmak.” dedi.
Son 2 haftaya 6 puanlık avantajla girdiklerinin ve alacakları 1 puanın kendilerini şampiyon yapacağının hatırlatılması üzerine Buruk, “Biz Galatasarayız. Kendi sahamızda oynadığımız her maça kazanmak için çıkarız. Haftaya da kazanmak için çıkacağız. Beraberlik bize şampiyonluğu getirecek ama tek isteğimiz ve amacımız kazanmak. Çok başarılı bir takıma karşı oynayacağız. İki takım arasında 6 puan fark var. Rakibimizin de hala ümidi var. Bunu sürdürmek isteyecekler. Biz de kendi kalitemizi ve iç saha performansımızı göstermek isteyeceğiz. Tek düşüncemiz maçı kazanıp şampiyon olmak. Geçen sezon 3-0’lık bir galibiyet almıştık. Şimdiki amacımız da derbiyi galip tamamlamak.” değerlendirmesinde bulundu.
“ÇOK ÖNEMLİ VE KARAKTERLİ OYUNCULARA SAHİBİZ”
Okan Buruk, takımından memnun olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Çok önemli ve karakterli oyunculara sahibiz. Galatasaray bir his takımıdır. Sahip olduğu oyuncular da buna layık ve uygun isimlerdir. Böyle oyuncularla çalıştığım için çok mutluyum. Biz onlara her türlü saygıyı gösteriyoruz. Onların gelişimi, takımın kazanması için her şeyi yapıyoruz. Tecrübeli oyuncular da birçok konuda bizim en büyük yardımcılarımız. Maç bitince oynayan, oynamayan hep birlikte seviniyor. Bu durum, Galatasaray’ın ne kadar güzel bir ortamda olduğunu, Florya’da mutlu ve işine odaklanmış insanlar bulunduğunu gösteriyor. Şampiyonluk ve başarı her zaman olur ama bu kadar düzgün karakterli oyuncularla çalışmak ayrıca mutluluk veriyor.”
Yeni sezon için kadronun korunmasını isteyen Okan Buruk, “Barış (Alper Yılmaz) performansını artırarak ilerliyor. Bunu da hak ediyor. Çok çalışıyor. Aynı zamanda Kerem Aktürkoğlu ve Berkan Kutlu da çok çalışıyor. Oyuncularımız ekstra çalışmaları sürekli yapıyor. Bu başarıları hak ediyorlar. Bütün oyuncuların kalmasını istiyorum. Çok fazla değişiklik adaptasyon için zaman alıyor. Niyetimiz bu takımın büyük bölümüyle devam etmek. Barış da bunlardan biri. Barış, birçok pozisyonda oynayabiliyor. Her rolü oynayabilen bir oyuncu bulmak çok zor. Barış, Berkan ve Kaan, bu sezon bizim için jokerler oldu.” şeklinde görüş belirtti.
GALİBİYET GOLÜNÜ ATAN BERKAN İÇİN…
Berkan’ın sezon başında Genoa’ya kiralık gidip, ara transferde döndüğünü hatırlatan Buruk, “Berkan çok çalışıyor. Takımın fiziksel olarak düştüğü zamanlarda onun ayağa kaldıran bir dinamizmi var. Top hem bizdeyken hem de rakipteyken iyi işler yapıyor. Bugün bir ortasında isabet olmayınca tribünden ses çıktı. Ancak golü attıktan sonra maçın kahramanı oldu. Berkan’a zaman zaman hak ettiği payı vermiyoruz. O her zaman iyi niyetli, oyunun içinde. Geçen sezon da bize şampiyonluk yolunda büyük destek vermişti. Sonra kendi isteğiyle yurt dışına gitti. Giderken kendisine kapımızın açık olduğunu söylemiştik. Yeniden döndü. Şu anda da takıma hizmet ediyor.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>
Arda Güler, Real Madrid formasıyla geçirdiği ilk sezonda şampiyonluk kutlamanın sevincini yaşadı.
Bu sezon İspanya Süper Kupası’ndan sonra lig şampiyonluğunu da kazanan Real Madrid’in kent merkezindeki kutlamalarını binlerce taraftarı izledi.
Yaklaşık 5 saat süren kutlamalar, İspanya Futbol Federasyonu (RFEF) Başkanı Pedro Rocha tarafından Madrid’in antrenman tesislerinde basına ve halka kapalı olarak düzenlenen kupa teslim töreniyle başladı.
Futbolcular, teknik heyet ve kulüp yöneticileri daha sonra sırasıyla Madrid özerk yönetim hükümet binası ve Madrid Belediyesine resmi ziyaretlerde bulundu.
Real Madrid Kulübü Başkanı Florentino Perez, takım kaptanı “Nacho” lakaplı Jose Ignacio Fernandez Iglesias ve teknik direktör Carlo Ancelotti, kazanılan kupa olmak üzere Madrid özerk yönetim hükümet başkanı Isabel Diaz Ayuso ve Madrid Belediye Başkanı Jose Luis Martinez Almeida ile bir araya geldi. Elde edilen başarı Madrid kentine ve Madridlilere adandı.
ARDA GÜLER’İN GOLÜ GÖSTERİLDİ
Törenler sırasında gösterilen fragmanda, Real Madrid’in Bellingham, Vinicius, Rodrygo, Brahim, Modric gibi yıldız futbolcularının gollerinin yanı sıra Arda Güler’in eflatun-beyazlı formayla ligde Celta Vigo’ya karşı attığı ilk gol de yer aldı.
Sol Meydanı’nda yer alan Madrid özerk hükümet binası balkonunda yapılan konuşmalarda kaptan Nacho ve teknik direktör Ancelotti ile Luka Modric, Jude Bellingham, Antonio Rüdiger gibi bazı futbolcular 1 Haziran’da Wembley Stadı’nda Borussia Dortmund’a karşı oynanacak Şampiyonlar Ligi finalini kazanarak, taraftarlara kupayla dönme sözü verdi.
Kulüp Başkanı Perez, sezon başında Militao, Courtouis, Alaba gibi önemli futbolcuların uzun süren sakatlıklarına atıfta bulunarak, “Bu şampiyonluk çok değerli. 122 yılda elde ettiğimiz her şeyi tevazu, saygı, dayanışma ve fair-play ile başardık. Bu sezon yaşadığımız olumsuzlukları aşmak çok zordu ve bu takım futbolun en kötü yanı olan sakatlıklara karşı ayağa kalkmasını bildi. Bu takım geri dönüşü olmayan bir durumun üstesinden geldi. Tüm zorlukları aştı. Şimdi önümüzde bir hedef daha var. 15. Şampiyonlar Ligi kupamızı kazanmak. Bu kupayı tekrar buraya getirmek için tüm ruhumuzu ortaya koyacağız” dedi.

ARDA GÜLER’E TEZAHÜRAT
Rüdiger de konuşmasının sonunda yanındaki takım arkadaşı Arda Güler’i göstererek, meydandaki binlerce taraftara “Güler, Güler” sloganı attırdı.
Kutlamalar sırasında takım arkadaşı Brahim Diaz ile birlikte Real Madrid televizyonuna kısa bir açıklama yapan milli futbolcu Arda Güler, İspanyolca “İlk defa buradayım. Çok memnunuz. Hala Madrid” dedi.
Arda’nın İspanyolca konuşması muhabiri şaşırtırken, Brahim, “Arda küçük erkek kardeşim gibi. Biz hep birlikteyiz, yakın arkadaşız. Arda, ben, Fede. (Federico Valverde) Bir aile gibiyiz” diye ekledi.

TARAFTARLARLA KUTLAMA
Resmi törenlerin ardından “36 şampiyonlar” yazılı üstü açık otobüse geçen ve takım elbiselerini çıkarıp, “şampiyonlar” yazılı formalarını üzerlerine giyen futbolcular ve teknik heyet, şehir turu attıktan sonra sabah erken saatlerden itibaren kendilerini bekleyen Kibele Meydanı’ndaki taraftarlarının yanına gitti.
Nacho, takım kaptanı olarak ilk kez Kibele anıtına çıkarak, her kupada yapılan merasimle Real Madrid atkısını ve flamasını anıta takarak, kupayı kaldırdı.
Futbolcular ve teknik heyet, şarkılar ve marşlarla şampiyonluk sevincini taraftarlarıyla kutladı.
İtalyan teknik direktör Ancelotti, kulüp marşını taraftarlarla birlikte söylerken, meydanlardan gelen “Modric bizimle kal”, “Altın Top Vinicius’un” tezahüratları öne çıktı.
Real Madrid’in kupa töreninin yapıldığı güzergahta geniş güvenlik önlemleri alan polis, takım otobüsüne atlı, motorlu ve çevik kuvvete bağlı ekiplerle eşlik etti.
]]>Kalamış Tesisleri’nde düzenlenen etkinliğe başkan Dursun Özbek’in yanı sıra ikinci başkan Metin Öztürk, başkan yardımcıları Niyazi Yelkencioğlu ve Mehmet Saruhan Cibara, genel sekreter Eray Yazgan ile yönetim kurulu üyesi Bora İsmail Bahçetepe katıldı.
Günün anlamına dikkati çeken Özbek, “Bugün başımızın tacı annelerimiz günü. Annelerimiz, her şeyin en güzelini ve en iyisini hak ediyor. Bütün annelerin ve anne adaylarımızın gününü şükranla kutluyorum. Benim annem de dahil olmak üzere aramızdan ayrılmış annelerimiz var. Onların da ruhu şad olsun.” dedi.
Başkanlığı boyunca verdiği sözleri yerine getirdiğini dile getiren Özbek, “Buradaki başarılarda çalışma arkadaşlarımın büyük bir emeği var. Sizlerin de desteği olmasaydı, başarılı olma şansımız yoktu. Bu dönem zarfında bize ve camiaya destek veren herkese teşekkür ediyorum. Takımımıza bağlı olan ve her maç stadımızı dolduran taraftarımıza da teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
“30 YILLIĞINA ALDIK”
Dursun Özbek, göreve geldiklerinde ilk ele aldıkları konunun sosyal tesisler olduğunu belirterek, “Uzun zamandır kullanılmaz halde bulunan bir adamız vardı. Adamızda Milli Emlak’a ait parsellerin irtifak tapusunu 30 yıllığına aldık. Sonrasında da yapılaşma için imar durumuna ihtiyacımız vardı. Adamız üzerinde oluşabilecek ihtilafları tümüyle ortadan kaldırdık. Kalamış Tesisleri’nin de ihtiyaçları vardı. Yenileme çalışmalarımızla bu tesisimizin daha iyi kullanılmasını sağladık.” değerlendirmesinde bulundu.

Özbek, Türkiye Bankalar Birliği ile yapılan anlaşmasından çıkmak istediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
Mecidiyeköy’de inşaat halinde duran binamızı rezidans projesi haline getirdik. O projenin gelirleriyle Florya’daki tesislerimize bitişik Emlak Konut’a ait 40 dönümlük araziyi satın aldık. Böylelikle Florya’daki gayrimenkulümüzün de değeri artmış oldu. Bu durum Bankalar Birliğinden en iyi koşullarda ayrılmamıza yarayacaktır. Süreç şu anda devam ediyor. Siz değerli üyelerimizden rica ediyorum. Yalan yanlış konuşanlara itibar etmeyin. Galatasaray’ın 1 kuruşu için çalışıyoruz. Kulaktan dolma bilgilerle çalışma arkadaşlarımı lekelemeye çalışanlar var. Bunlara inanmayın.
“GALATASARAY’IN MALLARINI PEŞKEŞ ÇEKMEYE GELMEDİM”
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, kapısının herkese açık olduğunu dile getirerek, “Bizleri eleştirebilirsiniz. Ne merak ediyorsanız gelin konuşalım. Divan kuruluna ve kongrelere gelmeyip sonra ‘Başkan, Florya’yı peşkeş çekiyor.’ diyemezsiniz. Bana verilen makama hakaret edemezsiniz. Bu konuda son derece duygusalım. Ben, Galatasaray’da büyüdüm. Beni sizler seçtiniz. Sevgi iklimi kurmaya çalıştığımız bu ortamda, bu tarz ifadeler olmamalı. Ben, Galatasaray’ın problemlerini çözmeye geldim. Galatasaray’ın mallarını kendime peşkeş çekmeye gelmedim.” ifadelerini kullandı.
“45 SENE AYNI TESİSİ KULLANDIK”
Amatör şubeleri tek bir yerde toplamak istediklerini anlatan Özbek, “Stadımızın hemen yanında 62 dönümlük araziyi 49 yıllığına kiraladık. Önümüzdeki dönemde göreve gelirsek bu projeyi Galatasaray’a maddi bir yük yaratmadan gerçekleştireceğiz. Bu projeyle Galatasaray’a bir gelir kaynağı yaratacağız ve amatör şubemizin dağınıklığını toparlayacağız. Dünyada spor, bambaşka bir yere gidiyor. Futboldaki eksikliğimiz şu anda Florya. 45 sene geçti ve bu tesislerle buraya kadar geldik. 45 sene aynı tesisi kullandık. İhtiyacımız olan yeni tesisleri yapmamız gerekiyor. Bu amaçla Kemerburgaz’daki tesisler için çalışıyoruz.” şeklinde görüş belirtti.
“TEK YUMRUK OLMAYA DAVET EDİYORUM”
Yeni dönemde Avrupa’da başarılı olmaya çalışacaklarını dile getiren Özbek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her rekabet ettiğimiz branşta, en iyisi olmak için çabalamalıyız. Bunun için planlama yapıyoruz. Su topunda erkeklerde geçen sene finalde kaybettiğimiz şampiyonluğu bu sene kazandık. Kadın takımımız da şampiyonluğa gidiyor. Onlara da her türlü desteği veriyoruz. Yelkende Ecem Güzel, Paris 2024 Olimpiyat Oyunları için hazırlıklarını sürdürüyor. Paris’te kalbimiz onunla atacak. Kürek şubemizin kullandığı tesisleri ve Haliç’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bize tahsis kayıkhaneyi daha iyi hale getirmek istiyoruz. Yeni bir binicilik tesisi için çalışıyoruz. Bunun için çalışmalara başladık. Eğer bu görevi yeniden yapma onuruna sahip olursak, başardıklarımızın daha iyisini yapmak için çalışacağımın sözünü veriyorum. Galatasaray’ı hayallerimizin ötesine taşımak için birlikte tek yumruk olmaya davet ediyorum.”
Dursun Özbek, konuşmasının ardından yeni yönetim listesinde bulunan isimleri sahneye davet etti.
]]>Bir süre sonra eğlenen grup, yan masalarında oturan kişilerle bilinmeyen nedenle tartışmaya başladı. Tartışma sırasında Ramazan Kaya yan masada oturan kişiye şişe fırlattıktan sonra, yanındakilerle birlikte saldırdı.
Restoranda çıkan arbede, çalışanların da araya girmesiyle büyüdü. Restoran çalışanları kavga eden grubu, yaka paça dışarı atarken, öfkeli grup tehdit ve hakaretler ederek tekrar geleceklerini söyledi.
10 Temmuz Pazartesi günü ise işletme sahibi restoranda kavga eden gruptakiler tarafından telefonla aranarak tehditler aldı.

KURŞUNLAR MEHMEDALİ’YE İSABET ETTİ
Gece saatlerinde restoranın önüne gelen motosikletli iki kişi, önce birkaç tur keşif yaptıktan sonra restorana tabancayla ateş açtı. Kurşunlar dinlenmek üzere restoranın önünde oturan Murat Alp (18), Sercan Demir (27) ve Mehmedali Memiş (19)’e isabet etti.
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralanan Alp ve Demir ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye götürüldü. Adana’dan İstanbul’a çalışmak üzere gelen ve olaydan 20 gün önce işe başlayan Mehmedali Memiş ise dinlenmek için restoranın önünde oturduğu sandalyede hayatını kaybetti. Polis ekipleri olay yerinde yaptıkları incelemelerin ardından şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.

3 ŞÜPEHLİ YURTDIŞINA KAÇTI, 2’Sİ GERİ GELİP TESLİM OLDU
Polis ekipleri, yaptıkları çalışmalarda motosikletli iki saldırganın Turgay Gündoğdu ve Eren Okumuş olduğunu, Gündoğdu’nun olaydan sonraki gün yurtdışına kaçtığını tespit etti. Ramazan Kaya ve Bayram Kaya’nın ise 15 Temmuz’da yurtdışına kaçtığı tespit edildi.
Çalışmaların devamında Eren Okumuş ve Güven Polatdemir polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Ramazan Kaya ve Bayram Kaya ise yurtdışından geri dönerek 1 Ekim’de teslim oldu. 7
İfadelerinin ardından gözaltına alınan 4 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüpheliler verdikleri ifadelerde suçlamaları kabul etmediklerini söyledi. Olayda ağır yaralanan Murat Alp ve hafif şekilde yaralanan Sercan Demir’de hastanede gördükleri tedavinin ardından taburcu oldu.
KAVGA VE SİLAHLI SALDIRI ANLARI SANİYE SANİYE GÖRÜNTÜLENDİ
Öte yandan restorandaki kavganın ve saldırının güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Güvenlik kamerası görüntülerinde şüpheli grubun yan masalarında oturan kişiye saldırması, restoran çalışanlarının da kavgaya dahil olması yer alıyor. Mehmedali Memiş’in ise kavgayı uzaktan izlediği görülüyor.
Silahlı saldırı görüntülerindeyse, şüphelilerin olaydan önce yaptıkları keşif, ardından dinlenmek üzere olan 3 çalışana ateş ettikleri, Alp ve Demir’in koşuşturması, Memiş’in ise yaralandığı görülüyor.
“TEDBİRİNİZİ ALIN BU ADAMLAR GELECEK”
Mehmedali Memiş’in babası Neşet Memiş yaşananları şu sözlerle anlattı:
“Benim oğlum burada dershaneye gidiyordu, üniversiteye gitmesi için. Kazanamadı, biz de tekrar dershaneye gönderdik. ‘Baba ben polis olacağım’ diyordu. Yunus polislerini görünce heyecanlanıyor, ‘Baba ben de bunlar gibi’ olacağım diyordu.
Sınavdan çıktıktan sonra, ‘Baba ben İstanbul’a gideceğim’ dedi. ‘Biraz kafamı dağıtırım, sınav sonuçları açıklandıktan sonra geri gelirim’ dedi. İstanbul’a gönderdik, çalışmaya gitti. 20 gün falan çalıştı.
Çalıştığı yerde daha öncede tartışmalar, bir takım kavgalar olmuştu. Ama biz bu mekanın bu kadar tartışılır, kavga edilir bir yer olduğunu bilmiyorduk.
Bir gün böyle bir masa geliyor, oradaki mekan sahipleriyle kavga ediyorlar. Bunlar gelen müşterileri dövüyorlar. Müşteriler çıkarken de ‘Tedbirini al, biz geleceğiz. Bunu senin yanına bırakmayız’ diyor.
Mekan sahibi S.Ş’de hiçbir güvenlik almadan, kimseye bir şey söylemeden normal yaşantısına devam ediyor. Para kazanayım, müşterim eksik olmasın diye. Bu sırada dayak yiyen taraf boş durmuyor, telefonla mekan sahibi S.Ş’i arıyorlar, ‘Bizim niyetimiz ciddi, biz bu mekana geleceğiz’ diyorlar.
Sadece bu konudan benim oğlum ve arkadaşlarının haberi olmuyor. Otoparkçıya dahi bu söyleniyor. Otoparkçıya, ‘Tedbirinizi alın, bu adamlar gelecekler’ diye. O sırada ne oğluma ne de yeğenim Murat Alp’e kimse bir şey söylemiyor.
Ertesi gün gece 00.00 – 01.00 civarlarında, Ramazan Kaya’nın tuttuğu adamlar geliyor, motosikletle o tarafta bir iki tur atıyorlar. Gelip sıkıp sıkıp gidiyorlar kafasına göre. O sırada benim masum oğlum gidiyor.”
“HAYALLERİMİZİ, GELECEĞİMİZİ ELİMİZDEN ALDILAR”
Anne Perin Memiş, “Benim oğlumun hayalleri, geleceği vardı. Hayallerimizi, geleceğimizi elimizden aldılar. Perşembe günü mahkeme var, İnşallah belalarını bulacaklar. Her gece gömleğini öpüp de yatıyorum. Gömleğini kokluyorum ama yok, artık gelmez” diye konuştu.
]]>Çift, oğullarının tedavisinin ardından saat 00.30 sıralarında evlerine dönmek üzere tıp merkezinden çıktı. Birol Bahadır’ın kullandığı 16 VEC 523 plakalı hafif ticari araca, evlerinin bulunduğu Belde Sokak’ta seyir halindeyken, iddiaya göre ana yolda süratle ilerleyen Hüseyin Başaran (28) yönetimindeki 16 ARL 705 plakalı otomobil yandan çarptı.

CAMDAN FIRLAYARAK DİĞER ARACIN ALTINDA KALDI
Çarpmanın şiddetiyle araçta sıkışan Birol Bahadır ile Gülsüm Bahadır ağır yaralanırken, arka koltuktaki çocuk koltuğunda oturan Mert ise camdan fırlayıp metrelerce savrularak Hüseyin Başaran’ın kullandığı otomobilin altında kaldı.

İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde Mert Bahadır’ın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirlerken, ağır yaralanan anne ve babası, sıkıştıkları araçtan itfaiye ekipleri tarafından çıkarılarak kaldırıldıkları hastanede tedaviye alındı.
Mert Bahadır, kazadan 1 gün sonra toprağa verilirken, iç kanama geçiren ve vücutlarının çeşitli yerlerinde kırıklar oluşan Bahadır çifti, öldüğünü bilmedikleri oğullarının cenazesine de katılamadı. 16 gün boyunca yoğun bakımda tedavi gören ve 15 gün önce hastaneden taburcu olan çiftin, vücutlarındaki kırıklar nedeniyle evde yatarak tedavileri devam ediyor.

‘OĞLUMUN ÖLÜMÜNÜ PSİKOLOG EŞLİĞİNDE ÖĞRENDİM’
Oğullarının öldüğünü kazadan günler sonra öğrendiklerini söyleyen Gülsüm Bahadır, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“İlk zamanlar kendimizde değildik. Oğlumun ölüm haberini sonradan psikolog eşliğinde öğrendim. Acımız çok büyük. Oğlumuzu iyileştirmek için hastaneye gittik, başımıza bu olay geldi. O cani adam, hızlı bir şekilde gelip bizim arabamıza vurdu. Oğlumuzu iyileştirmek istedik ama ölüme gitti. Kolumda, kaburgalarımda ve bacaklarımda kırıklar var. 2 ay boyunca evde yatmaya devam edeceğiz. Ben oğlumdan oldum. Bir daha oğlum geri gelmeyecek. İnşallah o cani gereken cezayı alır. O mahalle arasında o kadar hızla gelmenin bedelini öder.”

“OĞLUMUN HEP YOĞUN BAKIMDA OLDUĞUNU ZANNEDİYORDUM”
Oğlunun ölüm haberini kazadan 1 hafta sonra ziyaretine gelen bir arkadaşı tarafından öğrendiğini belirten Birol Bahadır, “Ben yoğun bakımda oğlumun ölüm haberini aldıktan sonra hastanede duramadım. Yanımıza ziyarete gelen bir arkadaşım ağzından kaçırdı. Oğlumun hep yoğun bakımda olduğunu zannediyordum. O caninin en ağır cezayı almasını istiyorum” diye konuştu.
Kaza anı ile ilgili olarak da Birol Bahadır, tutuklu sürücü Hüseyin Başaran’ın otomobiliyle çok süratli bir şekilde ana yolda ilerlediğini ve frene basmadığını söyledi. Kazanın ardından aracın içinde sıkıştıklarını ifade eden Bahadır, “Vücudumda ezilmeler var. Sol kalçamda platin var. Kalçamızda kırıklar olduğu için, 2 ay boyunca yataktan kalkamayacağız. Doktorlar, belki eski hayatımıza geri dönememe ihtimalimiz olduğunu söyledi. İnşallah adalet yerini bulur” dedi.

“ÇOCUKLARIM HALA YATAĞA MAHKUM YAŞIYOR”
Torununu, anne ve babası olmadan toprağa vermek zorunda kaldıklarını ve yaşadıkları acının tarifinin mümkün olmadığını belirten babaanne Fatma Bahadır ise “Gece yarısı, gelinimin telefonundan beni aradılar. Kaza haberini aldım. Çocuklarımı gördüğümde perişan haldeydiler. Gülsüm ve Birol’un 5 sene çocukları olmadı. Evlendikten 5 sene sonra çocukları oldu. Onu da toprağa verdik. Bu kişiden sonuna kadar davacıyım. Çocuklarım hala yatağa mahkum yaşıyor” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.
‘BU YAŞANAN KAZA DEĞİL CİNAYET’
Kazanın ardından tutuklanan otomobil sürücüsünün, sokak arasında 150 kilometre hızla gittiğini, güvenlik kamerası görüntülerinde de bunun görüldüğünü belirten, ailenin avukatı Tuncay Özdemir, olayın kaza değil cinayet olduğunu söyledi. Özdemir;
“Kazaya sebep olan Hüseyin Başaran, kanunlar niteliğinde incelendiğinde, ‘bilinçli taksir’ veya ‘olası kast’ ile yargılanmalıdır. Müvekkillerimde alkol ve madde yok. Karşı tarafta bir alkol olmadığı söyleniyor ama elimize hastane kayıtları ulaşmadı. Kazanın olduğu yeri ana yol olarak tabir etsek dahi, sokak olarak geçilen bir yer. Orada seyir halinde olan bir kişi 30 kilometre hızla gitmesi gerekirken, bize göre 150 kilometre hızla geldiği için, bu olay meydana geliyor. Bu yol tek şeritli bir yol. Karşı taraf önündeki araçları sollayarak müvekkilime çarpmıştır. Bu durum bize göre cinayet ama takdir mahkemenindir. Karşı taraf tutuklu ve sürecimiz devam ediyor” dedi.
]]>Prof. Dr. Bush, ergenler, çocuklar, hatta hamileler arasında dahi kullanımı çok artan ve elektronik sigara, iqos, puff bar gibi farklı form ve adlarla piyasada satılan ‘alternatif’ tütün ürünlerinin tehlikelerine dikkat çekti.
Prof. Dr. Bush, evdeki e-sigara sıvılarını içme sonucu 2-3 yaşındaki bebeklerde dahi e-sigara zehirlenmelerine rastladıklarını kaydetti. Gerçekleştirilen bilimsel oturumda endüstrinin esrar dahi içeren bazı ürünleri artık “astımlı hastaların kullandığı inhaler (fısfıs)” formunda satışa sunduğuna da dikkat çekildi.
“BİN 200’DEN FAZLA GENDE DEĞİŞİKLİĞE NEDEN OLUYOR”
E-sigaraların sanıldığı gibi masum olmadığını anlatan Prof. Dr. Bush, bu cihazlar yüzünden tütün ürünü kullanımının 10-11 yaşa kadar düştüğünü vurguladı. Prof. Dr. Bush’un sunumundaki en dikkat çeken verilerden biri de yapılan araştırmalara göre e-sigaranın bin 200’den fazla gende değişikliğe neden olduğuydu.
Prof. Dr. Bush tütün ürünü kullanma yaşının bu kadar düşmesinin, ileride akciğer kanseri görülme yaşını da çok daha erkene çekme endişesi doğurduğuna dikkat çekti.
Doç. Dr. Pelin Duru Çetinkaya da ülkemizde 10 yaşından itibaren elektronik sigara kullananlara şahit olduklarını anlattı:
“16 yaşın altında yapılmış bir araştırmaya göre çocukların yüzde 5’i düzenli, yüzde 20’si ise ara sıra olmak üzere elektronik sigara ve ürünlerini kullanıyor. Çocuklarımızdan önce ne yazık ki ebeveynler, eğitimciler ve sağlıkçılar tehlikeyi bilmiyor. Yapılan araştırmalarda görülmüş ki bu ürünlerin neredeyse üçte birinde Cannabis yani esrar var. Bir sürü kanserojen madde var. Elektronik sigara kullanmasa bile bir çocuk bunun sıvılarını içerek toksik zehirlenmeler yaşayabiliyor. 6 yaşında bu şekilde zehirlenme vakalarımız oldu.”
“EBEVEYNLER SESİNİ ÇIKARMIYOR”
Bu ürünlerin zararlı olmadığı ve her yerde kullanılabileceği algısıyla ebeveynlerin, çocuklarının yanında dahi kullandığına işaret eden Doç. Dr. Çetinkaya, şöyle devam etti:
“Yine ülkemizde yapılan bir çalışmada gördük ki yüzde 70’i evlerinde, yüzde 40’ı iş yerinde bu ürünleri kullanıyor. Adına istediğiniz kadar buhar deyin, bunlar da duman çıkarıyor. Eğitimcilerimizin farkına varamadığı durumlar da var. Çocuk okulda flash bellek şeklinde avucunun içerisinde saklıyor ve bunları soluyor. Ama ortama dumanı saldığında sigaradaki gibi kötü bir koku olmuyor. Çünkü içinde aromalar var, çilek, meyve aroması gibi. Öğretmenler de bunun aslında bir tütün ürünü olduğunun farkına varmıyor. Ebeveynler bir ilaç kullanması gerektiğinde her şeyi sorgularken bunları koşulsuz şartsız sorgulamadan çocuklarının kullanmasına sesini çıkarmıyor. Gebeler bile kullanıyor. Ülkemizde yapılmış bir çalışmada gebelerde elektronik sigara kullanımının yüzde 5’lerde olduğu ortaya çıkmıştı 5 yıl önce. Şu an bu oran eminim daha yüksektir.”
“AYNI AĞIZLIKLA 5-6 ÇOCUK KULLANIYOR”
İki çocuğunun olduğunu ve her ikisinin okullarında yaygın bir şekilde bu ürünlerin kullanıldığını vurgulayan Doç. Dr. Çetinkaya, sözlerini şöyle noktaladı:
“Bir de Puff Bar dedikleri tek kullanımlık ürünler var. Bir çocuk alıyor, 5-6 çocuk aynı ürünü aynı ağızlıkla kullanıyor. Akciğer, kalp damar sistemi, kanser, bulaşıcı hastalıklara zemin hazırlıyor. Sigara bırakma polikliniklerinde sadece 5 hekimden birisi elektronik sigara ve yeni nesil tütün ürünleri hakkında hastadan sorgu alıyor. Meslektaşlarımız da bunu bilmiyor. Örneğin son zamanlarda çocuk yaş hastalarda çok sık duyduğumuz pnömotoraks yani akciğer sönmesi tablosunda, altta yatan neden elektronik sigara ürünleri olabilir mi, bunun sorgulanması lazım.”
“CİDDİ ÖNLEMLER ALINMALI”
Prof. Dr. Andrew Bush ise “Çocuk hekimleri bu ürünlerin tehlikelerini biraz daha iyi biliyor. Ama yetişkin hekimleri sigaranın zararlarına daha çok odaklandıkları için daha az zararlı olan bir şeye yönlendirmek istiyor hastalarını. Ama e-sigaraların daha az zararlı olduğuna dair elimizde herhangi bir kanıt yok. Hatta acaba daha fazla zararlı olabilir mi? Bununla ilgili kanıtlar konuşuluyor artık. Dolayısıyla bu sıcak kimyasalların ciğerlerimize çekilmesi hiç de güvenli değil ve tehlikeli. Ergenlik döneminde sigara içildiği zaman yetişkinlik hayatında akciğer kanseri geliştirme riski kat kat artıyor. Kanser görülme yaşını ileride çok daha genç nüfusta görebiliriz. Bu beni çok kaygılandırıyor. Bir felaketin olmasını beklemeden bu ürünlerin tüketilmesine yönelik ciddi önlemler alınmalı” diye konuştu.
İngiltere ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde satışı serbest olan ve bu ürünlerin özel mağazalarının bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bush, Türkiye’de elektronik sigara satışının yasak olmasının önemli bir avantaj ve başarı olduğunu da vurguladı. Ancak sadece kağıt üzerindeki yasakların etkili olamayacağını ifade eden Bush, özellikle çocuklara bu ürünlerin satışını yapanlara hapis cezasına varan ciddi yaptırımlar getirilmesi gerektiğini kaydetti.
]]>
Tarım ve Orman Bakanlığı, 2024 yılı yaş çay alım fiyatının kilogram başına 17 lira, üreticilere verilen destekleme bedelinin ise 2 lira olarak belirlendiğini, böylece 2024 yılı yaş çay bedeli olarak üreticilerin eline kilogram başına 19 lira geçeceğini açıkladı.
Rizeliler, açıklanan fiyata tepki göstererek, fiyatın en az 25 lira olmasını talep etti.
Yapılan açıklamalarda, “25 lira bu milletin hakkıdır. Çünkü burada geçen sene 800 lira yevmiye yapılırken, yevmiye çay toplanırken bugün bin 500 lira isteniyor. Bunun gübresi var, çapalaması var, ot temizliği var, bakımı var. Yani bunları üste koyduğunuzda çayın değerini bugün 19 lira olarak açıklamak öyle bir çay almak bu akla ziyandır” denildi.
Rize’deki siyasi parti temsilcileri ve ziraat odası başkanlarının konuyla ilgili değerlendirmeleri şöyle:
“25 LİRA BU MİLLETİN HAKKIDIR”
İYİ Parti Rize İl Başkanı Kürşat Hacısüleymanoğlu:
“Rize Ticaret Borsası’nın çay fiyatıyla ilgili 19 lira açıklamasının tamamen bir fiyasko olduğunu, çay fiyatının manipüle edildiğini düşünüyoruz.
Ayrıca açıklanacak olan çay fiyatının güncel ekonomik koşullar dikkatine alınarak, güncel enflasyon dikkate alınarak, maliyet hesabı yapıldı. Maliyet hesabına göre en az 25 TL olarak açıklanmasını talep ediyoruz.”
Demokrat Parti Rize İl Başkanı Hamit Çelik:
“Bugün çay fiyatının gerçek rakamı uluslararası piyasada 85 senttir. Yani o da 26 lira üzerindedir. Bu para, bugün çaya verilecek zam bir defa 25 liranın altına düşmemesi lazım. 25 lira bu milletin hakkıdır.
Çünkü burada geçen sene 800 lira yevmiye yapılırken, yevmiye çay toplanırken bugün bin 500 lira isteniyor. Bunun gübresi var, çapalaması var, ot temizliği var, bakımı var. Yani bunları üste koyduğunuzda çayın değerini bugün 19 lira olarak açıklamak öyle bir çay almak bu akla ziyandır.”
“BİR AN ÖNCE BU YANLIŞTAN VAZGEÇİLMELİDİR”
Gelecek Partisi Rize İl Başkanı Osman Civelek:
“Devletin en yetkilisi o günkü parlamenter sistemde başbakan vardı. Rahmetli Başbakan Mesut Yılmaz gelirdi Rize’ye, çay fiyatını açıklardı. Çay fiyatının açıklanmasıyla bir bayram havası estirirdi. Rize Meydanı mitinglere dönüşürdü adeta. Diyelim ki o gün ki şartlarda enflasyona yakın bir rakam verilirdi. Rizeli olması münasebetiyle de onun üzerine ilave bir ek ödenek daha aktarırdı başbakan ve çay fiyatını öyle açıklanırdı.
Son yıllarda artık alışkanlık haline getirdi iktidar, Çaykur binalarından, bakanlığın
odalarından çay fiyatları açıklanmaya başlandı. Buna da Rizeliyi alıştırdılar. En son geçen sene seçimlerde mayıs ayı çayı fiyatı açıklanırken Cumhurbaşkanı Rize Meydanı’nda bir fiyat açıkladı ve fiyattan da üreticilerimiz çok memnun kalmadı. Çünkü miting alanının boşaldığını hissettik ve gördük çay fiyatı açıklandıktan sonra.
Bugünün şartlarında fiyatın 25 TL ve üzerinde olması makbuldür. Çünkü ekonomik sıkıntılarla insanlarımız uğraşırken bir nebze nefes alma adı altında belki bir faydası olacaktır bu rakamın.
Saadet Partisi Rize İL Başkanı Muhammet Kaçar:
“Ülkemizde yaşanan enflasyon da nazara alınarak, daha önceden de ifade ettiğimiz üzere asgari 25 TL olarak çay fiyatının belirlenmesini ve desteklemenin de 3 TL olarak belirlenerek milletimizin güvenle önüne bakabileceği bir ortamın oluşmasını hükümet yetkililerimize önemle arz ediyoruz.
Bu yanlıştan bir an önce vazgeçilerek olması gereken asgari 25 TL olarak fiyatın belirlenmesini ve bu fiyatın bir an önce açıklanmasını yetkililerden önemle rica ediyoruz.”
Artvin Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti:
“4 Mayıs Cumartesi günü başlayan çay tarımı bir sürü belirsizliklerle, sıkıntılarla başladı. Biz çay üreticileri olarak en az en yüzde 100 zam istiyoruz. Yani maliyetlerimiz geçen yıldan bugüne arttı.
Mazota gelen, enerjiye, gıdaya gelen maliyetler arttı. Ziraat Odaları olarak maliyet hesaplaması yaparken birçok kalemde maliyet hesaplaması yaptık ve bunların bir yıllık almış olduğu zamları hesapladık ortalama 17.8 kuruşa denk düştü.
Biz Odalar olarak, çay bölgesi Ziraat Odaları olarak, Hopa Ziraat Odası olarak bu yıl çay fiyatının 25 liranın üzerinde olmasını talep ediyoruz. Döviz artışı alım gücümüz düştü. Geçen yıl 150 liraya aldığımız çay makası, bu yıl 600 geçen yıl 20 liraya aldığımız çuval bu yıl 50 lira buyurun sayın devlet büyükleri bu hesabı bu maliyeti siz yapın ve bu yıl üreticilerimizin yüzünü güldürecek bir fiyat belirleyin.”
]]>ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
“Sevginin en kutsal sembolü, sonsuz sabır ve şefkatin kaynağı, senin gibi bir annenin değeri ölçülemez. Anneler Günün kutlu olsun!”
“Her bir gülüşünde, yüreğimizdeki sevginin yeşerdiğini hissediyoruz. Seninle geçirdiğimiz her an, bize hayatın en değerli hediyesini veriyor. Anneler Günün kutlu olsun, anneciğim!”
“Güçlü bir sığınak, sıcacık bir liman, yolumuzu aydınlatan bir yıldızsın sen. Anneler Günü kutlu olsun, varlığın bizim için en değerli hazinemizdir.”
“Hiç solmayan bir çiçek gibi, sevgin her zaman etrafımızı sarmalıyor. Seninle geçirdiğimiz her an, bize anneliğin ne demek olduğunu hatırlatıyor. Anneler Günün kutlu olsun, seni çok seviyoruz!”
“Hayatımızın her anında, yanımızda olduğun için minnettarız. Yüreğindeki sevgi ve sıcaklıkla bize rehberlik eden, değerli annemiz, Anneler Günün kutlu olsun!”
“Anneler Günü, sadece bir gün değil, senin bize her gün sunduğun sevgi ve özverinin kutlandığı özel bir zaman dilimi. Varlığınla hayatımıza anlam katan anneciğim, seni çok seviyoruz!”
“Kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük olan sevgini hissediyoruz her zaman. Bize her zaman destek olan, yüreği sonsuz sevgiyle dolu annemiz, Anneler Günün kutlu olsun!”

“Hayatın en güzel renklerini bize öğreten, her zorluğun üstesinden gelmemize yardımcı olan annemize sonsuz teşekkürler. Anneler Günün kutlu olsun, seni çok seviyoruz!”
“Sevgi dolu kalbinle, bize her zaman en iyisini sunan annemiz, sana minnettarız. Seni seviyoruz ve Anneler Günün kutlu olsun!”
“Anneler Günü, senin değerini anlamak ve sana olan sevgimizi ifade etmek için bir fırsat. Senin gibi harika bir annenin evlatları olmaktan gurur duyuyoruz. İyi ki varsın, Anneler Günün kutlu olsun!”

ARKADAŞA ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
Canım arkadaşım, Anneler Günü’nü kutlarım! Senin gibi bir anneye sahip olduğun için çok şanslısın.
Annelerimize olan sevgimizi ve saygımızı her zaman yürekten hissediyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!
Bu özel günde, tüm anne dostlarımıza en içten dileklerimizi sunuyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!
Annelik duygusunun ne kadar kutsal ve değerli olduğunu biliyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!
Tüm anne dostlarımıza, sevgi dolu bir Anneler Günü diliyoruz.

EŞE ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
Sevgili eşim, öncelikle anneler gününü kutlarım. Çocuklarımıza verdiğin sevgi ve emeği için sana minnettarım.
Sen sadece çocuklarımızın değil, benim de en şefkatli ve en sevgi dolu annemsin. Anneler Günün kutlu olsun!
Hayatımın en güzel armağanı olan sana, anneler gününü kutlarım. Hem bana hem de çocuklarımıza sunduğun sevgi ve şefkat için sana minnettarım.

Senin gibi bir anneye sahip olduğumuz için çocuklarımıza çok şanslıyım. Anneler Günün kutlu olsun!
Her zaman yanımızda olduğun, bize destek olduğun ve bize sevgini gösterdiğin için sana çok teşekkür ederim. Anneler Günün kutlu olsun canım!
]]>PATRON TAHLİYE OLDU
Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar istinaf mahkemesi tarafından da onandı. 19 Nisan 2019’da verilen onama kararıyla birlikte, Can Gürkan’ı yurt dışına çıkış yasağı koyarak tahliye edildi. Somalı madencilerin avukatları dosyayı Yargıtay’a taşıdı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, cezaları az buldu. Sanıklar Can Gürkan, Haluk Evinç, Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt’un 301 kez olası kastla öldürme suçundan, 162 kez de yaralama suçundan cezalandırılmasını istedi. Yargıtay’ın kararından hemen sonra, davanın görüldüğü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nin yeni duruşma günü verip davaya yeniden başlaması bekleniyordu ancak öyle olmadı…
Yargıtay 12. Dairesi heyeti değiştirildi
Ölen ve yaralanan her bir madenci için ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğine hükmeden Yargıtay 12. Ceza Dairesi heyeti, davanın yeniden başlamasının beklediği sırada değiştirildi. Yeni gelen heyet, siyaset ve bürokrasi kökenliydi. 12. Ceza Dairesi Başkanı Ahmet Er ve üye hakim Nadir Güngündeş koltuğunu korurken, sanıkların 301 kez olası kastla öldürme ve 162 kez yaralama suçundan cezalandırılması gerektiğine yönelik karara imza atan üyelerin yerine eski Adalet Bakanı ve Müsteşarı Kenan İpek, eski HSK Genel Sekreteri Fuzuli Aydoğdu ve eski Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Mustafa Yapıcı getirildi.
LEHE OY KULLANILDI
Heyet değişikliğinden 8 gün sonra, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan itiraz geldi. İtirazda Daire’nin bozma kararındaki ‘olası kastla öldürme’ suçundan ceza istemi fazla bulundu, sanıkların ‘bilinçli taksirle öldürme’ suçundan cezalandırılması istendi. Sanıkların ‘bilinçli taksirle öldürme’den cezalandırılmaları yönünde karar verildi. Karar 3’e karşı 2 oyla çıktı. Yeni üyeler, kararda sanıkların ‘lehine’ oy kullandı.
YAŞAM HAKLARI İHLAL EDİLMEMİŞ
2021’de başlayan yeniden yargılama sonunda Can Gürkan, 20 yıl, Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt, 12 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı. Haluk Evinç ise beraat etti. Madencilerin avukatları, Yargıtay’ın onama kararından sonra Soma Davası’nı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Başvuruda madencilerin yaşam haklarının ihlal edildiği belirtildi, yeniden yargılama ve tazminat talep edildi. Yüksek mahkeme, avukatların başvurusunu reddetti. Kararda, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrımın ceza hukukundaki en tartışmalı konulardan biri olduğu öne sürüldü ve hayatını kaybeden madencilerin yaşam hakkının ihlal edilmediği belirtildi.
]]>
Bursa temsilcisi, bu sonuçla play-off oynama şansını kaybetti.
Karşılaşmaya daha tempolu başlayarak Şehmus Hazer, Melih Mahmutoğlu ve Sertaç Şanlı ile sayılar bulan Fenerbahçe Beko, 2. dakikayı 8-2 önde geçti. Bursa temsilcisi, kötü başlangıca rağmen Zivko ve Brown ile tempoyu arttırdı ve 6. dakikada skoru lehine çevirdi: 13-12. Karşılıklı basketlerle devam eden ilk çeyrek 25-25 eşitlikle sonuçlandı.
İkinci çeyreğe de hızlı başlayan Fenerbahçe Beko, Madar’dan üst üste sayılar bularak 14. dakikada farkı 6’ya (31-37) çıkardı. Yeşil-beyazlı ekibin basit top kayıplarını iyi cezalandıran sarı-lacivertliler, bu periyodun genelinde daha iyi mücadele etti ve soyunma odasına 51-40 üstün gitti.

Üçüncü çeyrekte istediği ritmi bir türlü bulmayan Bursaspor karşısında set hücumlarını devam ettiren Fenerbahçe Beko, 32. dakikada farkı 13’e (41-54) kadar çıkardı. Farkı çift hanelerde tutmayan çalışan sarı-lacivertliler karşısında seyirci desteğini de arkasına alan Bursaspor, boyalı alandan Vlademir, çizginin dışından ise Brown’un sayılarıyla etkili olarak üçüncü çeyreğe skoru eşitleyerek (68-68) gitmeyi başardı.
Son çeyrek çekişmeye sahne oldu. Ömer Utku Al ve Michineau ile çeyreğin başında sayılar bulan Bursaspor, uzun süre sonra 32. dakikada skorda üstünlüğü ele geçirdi: 72-70. Tarık Biberoviç ve Şehmus Hazer ikilisiyle etkili olan Fenerbahçe Beko, çeyrek genelinde iyi oyunu sürdürerek son dakikaya 92-89 önde girdi. Bitime saniyeler kala Brown ile 3 sayılık isabet bulan Bursaspor, skoru 92-92 eşitleyerek adeta tekrar umutlandı. Karşılıklı basketlerin devam ettiği çeyreğin son 4 saniyesine 96-96 eşitlikle girildi. Son topu kullanan Fenerbahçe Beko, Şehmus Hazer ile yararlanamayınca maç uzatmaya gitti.
Uzatma dakikalarında iki takımın çekişmeli oyunu devam etti. Fenerbahçe Beko’nun sürekli öne geçtiği, Bursaspor’un kovaladığı uzatmanın son 19 saniyesine 102-102 eşitlikle girildi. Son hücumu kullanan sarı-lacivertliler 4. periyotta olduğu gibi yine Şehmus Hazer ile skoru bulamadı ve ikinci uzatma periyoduna geçildi.
İkinci uzatma periyodunda dar rotasyonla oynayan Bursaspor iyice yoruldu ve skor üretmekte zorlandı. Bu durumu lehine çeviren Fenerbahçe Beko, iyi oynayarak parkeden 116-112 galip ayrılmayı başardı.
Salon: TOFAŞ
Hakemler: Emin Moğulkoç, Musa Kazım Çetin, Yiğit Gönültaş
Bursaspor İnfo Yatırım: Young 14, Neal 9, Michineau 14, Brown 32, Zivko 26, Ömer Utku Al 4, Davit Mutaf 13, Metin Türen
Fenerbahçe Beko: Şehmus Hazer 17, Sertaç Şanlı 10, Melih Mahmutoğlu 13, Mert Emre Ekşioğlu, Noua 20, Montley 4, Metecan Birsen, Tarık Biberoviç 15, Pierre 11, Dorsey 6, Madar 20
1. Periyot: 25-25
Devre: 40-51
3. Periyot: 68-68
Normal süre: 96-96
5 faulle çıkan: 36.51 Neal (Bursaspor İnfo Yatırım)
]]>İsrail’in yaklaşık 8 aydır suç işlemeye devam ettiğini söyleyen Salah, Şifa Hastanesinin acil servisi, diyaliz merkezi ve ameliyathane bölümünün olduğu yerde bulunan toplam 3 toplu mezarda 80 cesede ulaştıklarını, bunların yanı sıra hastanenin diğer bölümlerinde ve kum yığınlarının altında onlarca ceset bulduklarını kaydetti.
CESETLER TOPLU MEZARLARDAN ÇIKARILIYOR
Toplu mezarlarda bulunan cesetler üzerinde yapılan incelemelere ilişkin bilgi veren Salah, şunları söyledi:
“Bu kişilerin, sağlık hizmeti almalarına engel olunan hastalar, yoğun bakımda olup suni solunum cihazı durduğu için ölenler, tedavi olamadığı için yaralarında iltihaplar oluştuğundan ötürü hayatını kaybedenler, İsrail askeri araçları tarafından ezildiği için parçalanmış bir şekilde bulunanlar, başı gövdesinden ayrılanlar, defnedilmeden önce başından ve göğsünden vurularak öldürülenler ve çöp yığınlarının altına defnedilenlerden oluştuğunu gördük. İsrail, hastaneleri, can kurtarılan mekanlardan ölüm kokularının yayıldığı mekanlara ve toplu mezarlara dönüştürdü.”
SAĞLIK PERSONELLERİ ÖLDÜRÜLDÜ VE ALIKONULDU
Kemal Advan, Nasır ve Şifa hastanelerinde bulunan 7 toplu mezarda 520 cesede ulaşıldığını aktaran Salah, İsrail ordusunun ihlallerinin sadece toplu mezarlarla sınırlı kalmadığını Şifa Hastanesinde gerçekleşen son baskında 4 sağlık çalışanının şehit olduğunu ve böylelikle ölen sağlık personeli sayısının 492’ye yükseldiğini dile getirdi.
Salah, şu ana kadar 310 sağlıkçının İsrail tarafından alıkonduğunu, bunların çok zor koşullar altında tutulduğunu ve işkenceye maruz kaldığını, bunlardan birinin de işkence sonucu hayatını kaybeden Şifa Hastanesi Ortopedi Bölümü Başkanı Adnan el-Burş olduğunu ve cesedinin hala teslim edilmediğini söyledi.
SAĞLIK SİSTEMİNİN KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR
Sağlık sektörünün pek çok sorunla karşılaştığını belirten Salah, bunların başında yakıtın geldiğini, hizmet veren az sayıdaki hastanenin yakıt sıkıntısı nedeniyle minimum kapasiteyle çalıştığını, yakıt olmadı için ambulansların da hasta ve yaralılara ulaşmakta zorlandığını kaydetti.
Salah, karşılaştıkları bir diğer zorluğun ise sağlıkçı kadrosunda verilen kayıplar ile ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği olduğunu ifade ederek, Şifa Hastanesinde hala ortaya çıkarılmamış cesetler olduğunu düşündüklerini ancak bunları bulmak için gerekli ekipman ve araçlara sahip olmadıkları için arama çalışmalarını durdurduklarını aktardı.
ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI
Salah, tüm bu ihlallere binaen uluslararası kurumlar, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ), bu suçları belgeleme ve İsrail’i bunlarla yargılama çağrısı yaptıklarını kaydetti.
Başta Şifa Hastanesi Müdürü Muhammed Ebu Silmiyye olmak üzere alıkonulan sağlıkçıların serbest bırakılmasını istediklerini kaydeden Salah, Filistin Sağlık Bakanlığı ve uluslararası kurumlardan, Şifa ve diğer hastanelerin yeniden hizmete açılması için çalışmasını talep etti.
SİVİL SAVUNMA EKİPLERİNİN KARŞILAŞTIĞI ZORLUKLAR
Basın toplantısında söz alan Basal ise sivil savunma ekiplerinin yaşadıkları sıkıntılara değindi. İsrail’in saldırılarında çoğu aracın zarar görmesi nedeniyle aylardır çok basit alet ve ekipmanlarla çalıştıklarını kaydeden Basal, bu durumun enerji ve vakit kaybetmelerine neden olduğuna işaret etti.
Basal, Uluslararası Sivil Savunma Teşkilatı, uluslararası kurumlar, insan hakları kuruluşlarına Gazze’de yaşanan “felaketi” görme çağrısı yaptı.
Basal, sivil savunma ekiplerinin görevlerini yerine getirebilmesi için yakıt ve ekipman talep ettiklerini, saldırıların devam etmesi ve enkaz altında hala en az 10 bin ceset olduğu göz önüne alındığında ağır iş makineleri ile gelişmiş ekipmanlara ihtiyaç duyduklarını söyledi.
İsrail’in, sivil savunma Kurumu’nun kapasitesinin yüzde 70-80’ini yok ettiğini, 69 sivil savunma çalışanını öldürdüğünü dile getiren Basal, çalışanlar için koruma talep ettiklerini aktardı.
]]>
“FİLİSTİN’İ ‘ÖZGÜRLÜĞÜN SEMBOLÜ’ DUYGUSUYLA TAKİP EDİYORUZ”
Kassis’i ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirten İmamoğlu şunları söyledi:
* “Sizinle en son, Mega Şehirler Zirvesi’nde bir arada olmuştuk. Çok ilginç bir şekilde, biraz da o ağırlama esnasında saldırının başlama anını yaşamıştık. Bölge çok ağır zamanlar geçiriyor. Biz, çok büyük ve derin üzüntüyle takip ediyoruz süreci. Filistin, dünyadaki bütün insanların, tabii bizim için de özellikle Türk halkı için her zaman öyle olmuştur; ama bu dönemde de yine özgürlüğün sembolü şeklinde bir duyguyla takip ediyoruz süreci. Tabii bir yandan atak ve saldırılar devam ediyor. Bunun acısı büyük.
* Ama bir yandan da 2 milyon civarında insan, yurtlarından ayrılmak zorunda kalan insanların ihtiyaçları da hepimizin içini acıtıyor. Tüm uluslararası platformlarda, Filistin halkının haklı mücadelesinin yanında olduğumuzu belirtmek isterim. Yaşanan vahşetin bir an önce durmasını ve kanın akmamasını, savaşın sona erdirilmesini, artık ne yazık ki katliama dönen bu saldırının sona ermesi gerektiğini, her yerde, sesimizin son noktasına kadar haykırarak dile getiriyoruz.

“GAZZE’YE ULAŞTIRILMAK ÜZERE YARDIM TIRLARIMIZI GÖNDERDİK”
* İstanbul özelinde de aynı duyarlılığı sürdürüyoruz. Burada yaşayan Filistinli öğrencilere katkı sunduk ve ihtiyaçlarını takip ediyoruz. Gazze’ye ulaştırılmak üzere yardım tırlarımızı gönderdik. Bu ve buna benzer aksiyonlarla, ihtiyacı olan her hususta, Filistin halkına da yardıma hazır olacağız. Bu tür ortamlarda, özellikle yerel yönetimler olarak süreci çok hassas irdelemeli ve birbirimize her yönüyle de destek olmalıyız. Ben, ilk tanıştığımız andan beri, bu konudaki hem olgun tutumunuzdan hem aynı zamanda şehrin ihtiyaçlarıyla beraber hem bölgeye hemşehrimize hem ülkemize olan güçlü bakışınızdan dolayı da sizi tebrik ederim.
İBB, RAMALLAH’TAKİ OSMANLI ADLİYESİ’NİN YENİDEN YAPIMINA KATKI SUNACAK
* Ramallah Filistin’in en önemli şehirlerinden bir tanesi. Bugün, yönetici arkadaşlarımı da dış ilişkilerdeki sorumlu arkadaşlarımla birlikte çağırdım. Oradaki Osmanlı Adliyesi’yle ilgili olan alakanızı biliyorum. Oraya vereceğimiz destekle ilgili süreci konuşmak da istediğinizi biliyorum. Ben, oradaki süreçte, -ki dün de bu konuda bir kısım görüşme yaptığınızdan da haberdarım- o projede olmak istiyoruz ve mutlaka süreci destekliyoruz. İnşallah birlikte çok güzel bir eseri şehrinize kazandırırız. Hem şehrinizde hem ülkenin genelinde, bir an önce insanların yaşam ve mücadeleleri noktasında, bütün hizmetlerden iyi faydalanması gerekiyor. Bu yönde sizin atacağınız her örnek çalışmada da İstanbul’un yanınızda olduğunu bilin. Ve öyle de imkanlar sunma gayreti içerisinde olacağız.
* Şehrinizdeki dayanışmaya katkı sunmaya, atık yönetimi ve çevreyle ilgili atacağınız adımlarda sizi her türlü desteği sunmaya hazırız. Bu yönüyle gerçekleştireceğimiz şehre dönük iyileştirici bütün projelere de destek olma konusunda kararlıyız. Şahsım ve tüm İstanbullular adına, Filistinlilerin yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum. Kalacağınız süreç içerisinde arkadaşlarımla yapacağınız toplantılardan çıkacak sonuçları hızlıca değerlendirip, mutlaka size hızlıca dönüş yapacağımızı da bilmenizi isterim. Bu adımlarla Ramallah için çok güzel hizmetler sunacağınıza da son derece eminim.”

“SİZİNLE OLAN İLİŞKİMİZDEN DOLAYI ÇOK MEMNUNUZ”
Ülkesinde ve yönettiği şehirde yaşadıkları zorluklardan örnekler veren Ramallah Belediye Başkanı Kassis de şunları söyledi:
* “Hem kişisel anlamda hem de resmi anlamda sizinle olan ilişkimizden dolayı çok memnunuz. Bildiğiniz üzere ülkemizde deki durum çok acı. Bütün gözler Gazze’de. Ama Batı Şeria’da durum, gün geçtikçe çok daha ciddileşiyor. Böyle bir durumda, insanların üzerindeki gerginliği almak ve yerel hizmetleri sürdürmek, yerel yönetimler için çok zorlu bir durum. Biz de sizin gibi genç bir toplumuz.
* Dün, BM Genel Kurulu çok önemli bir karar aldı ve tabii ki Türkiye bizim yanımızda yer aldı. Bu topraklarda, insanlarımızın varlığını sürdürmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bu topraklarda var olmak için direniyoruz. Biz, ülkemiz için ölmek istemiyoruz, ülkemiz için yaşamak istiyoruz. Yerel yönetimler açısından bu çok zorlu bir durum.”

“DEMOKRASİ ADINA KAZANÇ”
“Yeni anayasa çalışmaları için bir takvim var mı? Yeni siyasi iklim, yeni anayasaya yakınlaşmamızı daha çok sağlar mı?” sorusunu Kurtulmuş, şöyle yanıtladı: Anayasa çalışmaları, aslında hem Türkiye’de siyasetin normalleşmesi bakımından önemli bir fırsat olur hem de bu karşılıklı normalleşme sürecinin anayasa başta olmak üzere yasama faaliyetlerinin kalitesinin arttırılması bakımından katkısı olur. Siyasi partiler arasında görüşmelerin yapılmış olması, Sayın Cumhurbaşkanımızın ana muhalefet partisinin liderini kabul etmesi ve bu görüşmenin oldukça sıcak, dostane bir ortamda geçmesi Türkiye demokrasisi adına kazançtır.
Kurtulmuş, TBMM’nin 28. Dönemi’nde halkın oylarının yüzde 95’inin temsil edildiğine; 14 siyasi parti ve 6 siyasi parti grubunun bulunduğuna işaret ederek, “Çok sesliliğe açık bir parlamentomuz var. Eğer burada partiler bir uzlaşma zemini geliştirebilirlerse bu parlamentoda istenilen bir anayasa gerçekleşebilir” diye konuştu.
“DAYATMA DOĞRU DEĞİL”
Yeni anayasa için doğru zemin ve doğru yöntemin bulunması gerektiğine dikkati çeken Kurtulmuş, bu çalışmaların doğru zemininin TBMM olduğunu söyledi. Herkesin bu konuda fikrini söyleyeceği, toplumun bütün kesimlerinin anayasayla ilgili külli bir fikri de dile getirebileceğini anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
– İsteyen istediği maddelerle ilgili teklifler de yapılabilir. Bunun için parti ziyaretlerinden sonra sivil toplum kuruluşlarının, hukuk camiasının, üniversitelerin, kanaati olan grupların da fikirlerinin alınması için zemini düzgün bir şekilde oluşturmaya gayret edeceğiz. Ayrıca bu tartışmalar yapılırken doğru bir yöntemin tespit edilmesi lazım. Açıkçası şuna başından itibaren özen gösteriyorum. Doğru zemini, doğru yöntemi söylüyorum ama ‘Şu yöntemle yapacağız.’ ya da ‘Şöyle olması gerekir.’ diye bir dayatmayı ortaya koymanın doğru olmadığına inanıyorum. Partilerle görüşmelerimizi tamamladıktan sonra yönteme ilişkin belki teklifler talep edeceğim.
“ESAS TARTIŞMA KONULARA GİRİNCE ÇIKACAK”
Kurtulmuş, yeni anayasa konusunda yaptığı görüşmeler anımsatılarak, yapıcı görüşmeler olup olmadığı sorusunu, “Şimdiye kadar ziyaret ettiğim partiler, anayasa çalışmaları için kapıyı açık tutmuştur. Yani iyi karşıladılar, çok olumlu görüşmeler oldu. Ama tabii ki anayasa görüşmelerinde yöntemi bulunduktan sonra esas tartışma, konulara girildikçe ortaya çıkacaktır” diye yanıtladı.
Kurtulmuş, “Anayasa’nın değişmesi gerektiğini düşünüyorlar mı?” sorusuna karşılık, “Tabii ki. Zaten bu siyasi partilerin tamamı kendi programlarında da anayasa değişikliklerinden bahsetmişlerdir. Dolayısıyla bu bir fantezi değil, bu bir hayal değil. Olabilir. İlk turdaki görüşmelerimizi çok sıcak, çok olumlu gördüm. Ümit ediyorum ki sonuç alırız” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, yeni anayasanın tartışılacağı yerin Meclis çatısı olduğunu belirterek, “TBMM, anayasa yapma iradesine de gücüne de yetkisine de sahiptir. Bu süreci kimsenin zehirlemesine müsaade edilmemesi lazım” dedi.
FİLİSTİNLİ AKADEMİSYEN ÇAĞRISI
Kurtulmuş, Filistin’e destek verdiği için okuldan uzaklaştırılan üniversite öğrencileri ve akademisyenlerle ilgili de çağrısını yineledi:
– Dünyanın dört bir tarafında şu anda siyonizmin baskılarıyla işini bırakmak zorunda kalan öğretim üyelerinin, akademisyenlerin tamamına çağrıda bulunuyoruz. Dünya üniversitelerinde siyonist baskılar yüzünden işinden atılan insanlara Türkiye üniversitelerinin kapıları açıktır.
]]>Tüpraş Stadı’nda gerçekleştirilen ve kulüp genel sekreteri Cem Sezgin’in açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen başkan Hasan Arat, Beşiktaş Kulübünün tarihinde ilk kez stadyumda genel kurul yapıldığını belirterek, “(Yeni tüzüğü okumadım ama şöyle…) diye başlayan sözleri üzülerek izliyoruz. Beşiktaş’ta yaşanan değişimi görmek istemeyenler var. Bu değişikliklerin Beşiktaş’a faydası olacaktır. Beşiktaş halkın takımıdır, genel kurul ne derse o olur. 3 Aralık’ta emaneti almaya nasıl geldiysek bu emaneti gelecek nesillere bırakacağız. Bu tüzük değişikliği tamamlandığında sokakta gururla dolaşacaksınız. Bu değişiklikler başka kulüplere örnek alacaktır.” dedi.
Beşiktaş’taki sıkıntıları çözmeye çalıştıklarını vurgulayan Arat, “Tüm değişikliklerden önce kaos gelir. Biz bir kaosta seçime gittik. Hala sıkıntıları çözmeye çalışıyoruz. Bu yönetimin tüzüğü değildir. Yönetim bazı maddeleri tüzük kuruluna sunmuştur. Bu tüzük taslağı 17 Nisan’da ilana çıktı. Bu tüzük Beşiktaş’ın halk içinde büyümesini sağlayacaktır. Üniversiteli gençlerimiz, kadınlarımız, çocuklarımız yeni doğan bebekler için Beşiktaş üyeliğinde avantajlar gelmektedir. Şehit aileleri, gaziler, olimpik ve paralimpik sporcular için üyelikte kolaylıklar gelmektedir. Örneğin Nesrin Baş, Paris’e katılınca otomatik üye olacaktır. 10 Aralık 2016’daki şehitlerimizden Beşiktaş’a üye olmak isteyen otomatik üye olacaktır.” diye konuştu.
“DEĞİŞİM KAÇINILMAZDIR”
Çeşitli oylamaların ve işlemlerin elektronik ortamda yapılacağını kaydeden Arat, “Beşiktaş dijital aplikasyon çalışmaları sonuca ulaşmak üzere. Haziranda lansmanını yapacağız. Eğer genel kurul onaylarsa elektronik ortamda oylamaya katılabilecek. Birçok işi elektronik ortamda yapmak mümkün olabilecektir. Daha iyiye gitmek için iyiden vazgeçmekten korkmayacağız. Beşiktaş gelecek yıllarda benzer yeniliklere ayak uydurmak için değişiklikler yapacaktır. Değişim kaçınılmazdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Arat, tüzük taslağını inceleyerek gerekli değişiklikleri yaptıkları için Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’a ve devlet kademesindeki ilgililere teşekkür etti.
“YÖNETİMDE KEYFİLİĞE SON VERMEKTE”
Beşiktaş’ın gayrimenkullerini tekrar devralacağına dikkati çeken Arat, şunları kaydetti:
“Bu tüzük, tarihimizde ilk kez yönetimde keyfiliğe esastan son vermektedir. Yönetim kurulu başkanı tek imzayla her şeye imza atabiliyordu. ‘Böyle şey olmaz’ dedik, kurula özellikle bildirdik ve iki imza şartı olması gerektiğini söyledik. Bir başkan tek başına Beşiktaş’ın en kritik davalarından birinin ibralaşmasına hukuki gerekçeler olmadan imza atamazdı, attılar. Kimse kendi isteğiyle bu imzayı atamayacak. Yine tüzüğümüzde Akaretler’i 2044’e kadar, Fulya’yı 25 yıllığına kiralıyorlardı. Kiralanan binamızın bize geri teslimini istedik. Hüseyin Yücel ve hukuk kurulumuz, geri adım atmadı ve tahliye davası açtık. Tahliye davasında çok kuvvetli bir yere geldik. ‘Yönetim kurulu 10 yıldan fazla kiralama yapamaz’ diyoruz bu tüzükte. Fulya’da Aşçıoğlu’na tahliye davası açtık. Binanın üzerindeki Aşçıoğlu yazısı tamamen kalktı. Beşiktaş mallarını tek tek geri alacak, haksızlığa son verecek. Sayın Aşçıoğlu son derece duyarlı bu konuda. Kira artırımı istemiyoruz, ‘binayı komple Beşiktaş’a devredeceksiniz’ diyoruz, o da anlayışla karşılıyor. Beşiktaş Fulya meselesindeki en önemli adımlardan biri çözülecek. Sorunlarımız çok büyük. Beşiktaş Belediye Başkanı’yla konuştum, yarın 1903 Mehmet Üstünkaya tesislerini boşaltıyor. Ekrem İmamoğlu’yla konuştuk, Çilekli’yi devralacağız. Bunların hepsini tek tek yapacağız. Uzun süreli kiralamalarda 5 yılda bir yeniden değerleme şartı getiriliyor, denetimin gücü arttırılıyor.”
“BU KULÜPTEN ELİNİZİ ÇEKİN”
Her kurula minimum 2 kadın üye şartı getirdiklerini hatırlatan Arat, “Yeni üye referansı 35’e yükseltiliyor artık sahte imza atılmasın diye. Denetim kurulunun sunduğu raporda 5700’ün üzerinde üye farklı şekilde kaydedilmiş. Hepsi tespit edildi. Disiplin kurulu gerekli işleri yapacak. Bu kulüpten elinizi çekin. Beşiktaş’ta bu tip hakimiyet bitmiştir. Artık kimse gruplardan medet ummasın.” ifadelerini kullandı.
]]>İsrailli çalışanların anlattığına göre, askeri tesis, Gazze’den alıkonularak getirilen Filistinlilerin tutulduğu kapalı alanlar ile yaralıların yataklara bağlı halde yattığı bir sahra hastanesi olmak üzere ikiye ayrılıyor.
Tesiste çalışanların CNN ile paylaştığı görüntülerde alıkonulan Filistinlilerin dikenli tellerle çevrili alanlarda tutulduğu, kağıt inceliğinde şiltelerin üzerinde oturmak zorunda bırakıldığı ve gözlerinin bağlı olduğu görüldü.
Çalışanlardan biri alıkonulan Filistinlilerin birbirleriyle konuşmalarının yasak olduğunu belirtirken, doktorların sürekli kelepçe takmaktan dolayı yaralananlardan bazılarının uzuvlarını kestiğini ve bazı tıbbi işlemlerin deneyimsiz veya o alanda uzman olmayan sağlık görevlileri tarafından uygulandığını ifade etti.
Gardiyanlara “sorun çıkardığı” iddia edilen kişileri seçip cezalandırmaları talimatı verildiğini ifade eden bir çalışan, “Bize onların (Filistinlilerin) hareket etmesine ve konuşmasına izin verilmediği söylendi. Sürekli dik oturmaları gerekiyordu.” dedi.
“İNSANLIKLARINI SÖKÜP ALDILAR”
“Sde Teiman”da sağlık görevlisi olarak görev yapan bir çalışan da tesisin sahra hastanesindeki durumu anlattı.
Yaralıların bez taktığını, yataklara bağlı halde yattığını ve pipetle beslendiğini belirten İsrailli sağlık görevlisi, “(Filistinlilerden) Onlardan insanlıklarını söküp aldılar.” dedi.
Bir başka çalışan ise kendisine, çoğu zaman anestezi kullanmadan Filistinliler üzerinde tıbbi işlemler uygulamasının emredildiğini söyleyerek, “Hastalara uzmanlığımın tamamen dışında olan küçük tıbbi işlemler yaptım.” ifadesini kullandı.
“İNSANLARIN GÖRDÜĞÜ MUAMELEYE ŞAHİT OLDUM”
İsrail tarafından alıkonulan ve gözaltı merkezlerinden birine gönderilen Filistinlilerden biri olan Doktor Muhammed el-Ran, çölün kavurucu sıcağı ve gecelerin soğukluğunda hayatta kalmaya çalıştığını anlattı.
İsrail’in saldırıları sonucu kapanan Endonezya Hastanesi’nin cerrahi biriminde çalışan el-Ran, El-Ehli Baptist Hastanesi’nde çalışmaya başlamasının üçüncü günü olan 18 Aralık 2023’te alıkonulduğunu belirtti.
El-Ran, kıyafetlerinin çıkarıldığını, gözlerinin ve bileklerinin bağlandığını, ardından bir kamyonun arkasına atıldığını ve neredeyse çıplak olan Filistinlilerin tesise götürülmek üzere üst üste yığıldığını kaydetti.
Gözaltı merkezinde 44 gün tutulan el-Ran, “Göz bağımı çıkardıklarında insanların gördüğü muameleye, küçük düşürücü davranışlara, bizi nasıl insan değil de hayvan olarak gördüklerine şahit oldum.” ifadesini kullandı.
İSRAİL, İŞKENCE SONUCU 27 FİLİSTİNLİNİN ÖLDÜĞÜNÜ DUYURMUŞTU
İsrail’deki Haaretz gazetesi, mart ayında, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana alıkoyduğu Filistinlilerden 27’sinin askeri tesislerde öldüğünü, birçoğunun ise dayak, kötü muamele ve tacize maruz kaldığını yazmıştı.
Gazetenin haberinde, İsrail güçlerinin alıkoyduğu Filistinlilerin “Sde Teiman” ve “Anatot” isimli askeri tesislerde veya İsrail sınırlarında gerçekleştirilen sorgulamalar sırasında öldüğü belirtilmişti.
– UNRWA: İsrail’in gözaltı merkezlerinde tutulan Filistinliler kötü muamelelere maruz kalıyor
Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) martta yayımlanan raporunda, İsrail’in gözaltı merkezlerinde tutulan Filistinlilerin dayak ve cinsel saldırı gibi çok kötü muamelelere maruz kaldıkları bildirilmişti.
Raporda bildirilen kötü muamele yöntemleri arasında, dayak, tutuklulara ve ailelerine zarar verme tehditleri, köpek saldırıları, kişinin onuruna hakaret ve aşağılama, su, yemek, uyku ve tuvaletten mahrum bırakma, alıkonulanların üzerine idrar yapma gibi davranışların yer aldığı kaydedilmişti.
]]>
“PLANLANMIŞ BİR OLAYDIR, NASIL YAPTIKLARI BELLİDİR”
Baba Cantürk Erzen ifadesinde, “Olaydan önce, 10-15 dakika önce, oğlum Yunus Emre ile telefonla konuşmuştum ama bu olayla ilgili konuşmadım. Kredi kartına para yatırması için aramıştım. Sosyal medya paylaşımımla ilgili herhangi bir konuşmamız olmadı. Bana isteselerdi parayı almak için ulaşıp alırlardı. İsteseler beni arayabilirlerdi. Benim telefon 24 saat açıktır. Benden alacakları varsa şimdi de ödemeye hazırım. Planlanmış bir olaydır. Nasıl yaptıkları bellidir” dedi.

MAHKEMEDE OLAY ANI İZLENİNCE ANNE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Anne Solmaz Erzen ise oğlunun acımasızca katledildiğini belirterek sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Anne Erzen’in talebi üzerine duruşma salonunda olay anına ait güvenlik kamera görüntüsü izletildi. O anlarda anne Solmaz Erzen gözyaşlarına hakim olamadı.
AVUKATLAR ARASINDA TARTIŞMA
Tutuksuz sanıklardan biri, şikayetçi avukata şov yaptığını söyleyince avukatlar arasında sözlü tartışma çıktı. Baba Cantürk Erzen’in sanık avukatlarına bağırması üzerine mahkeme başkanı duruşmaya 10 dakika ara verdi.
“YUNUS EMRE’Yİ ENGELLEMEK İÇİN 4 KURŞUNU AYAKLARINA DOĞRU SIKTIM”
Tutuklu sanık Tarık Özer, şunları söyledi:
* “Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Ölenler içinde üzgünüm keşke yaşanmasaydı. Olaydan dolayı çok pişmanım. Olayda tasarlama söz konusu değildir. Bir anda gelişen bir olaydı.
* Oraya gitmemin sebebi; Cantürk’ün sosyal medya hesabından yapmış olduğu hakaret içerikli sözleri nedeniyle gittik. İlk girdiğimiz anda, konuşmak için gittiğimiz için konuştuk. Olay başlayınca oğlumun baba demesinin üzerine babalık içgüdüsüyle, oğluma zarar geldi düşüncesiyle hareket ettim. Yunus Emre’nin silahını çıkartıp kardeşimi vurmasıyla olay başladı. Oğlumu ve kardeşimi koruma içgüdüsüyle hareket ettim. Ne olduysa bir anda oldu.
* Olay nedeniyle pişmanım. Öldürmek gibi bir niyetim yoktu. Emre’yi engellemek için 4 kurşunu ayaklarına doğru sıktım. Yunus Emre’yi kardeşim gibi severdim. Cantürk, o akşam çok hakaret etti sosyal medyada. Eminim ki Cantürk alkolsüz kafayla olsa bunları yapacak biri değildir.
* Kaçmak gibi bir niyetim olsa kendim gidip teslim olmazdım. Kötü insanlar değiliz, iş insanıyız. Bu zamana kadar şiddet içeren bir olaya karışmadım.”

“SANIKLARIN PASAPORTU ARACIN İÇERİSİNDE ÇIKMIŞTIR, BU KAÇACAKLARINI GÖSTERMEKTEDİR”
Erzen ailesi avukatı Kerim Bahadır Şeker, “Olayda herhangi bir meşru müdafaa söz konusu değildir. Meşru müdafaanın koşulları arasında saldırı olmalı, savunma olmalı, orantılılık olmalı ve araçların eşitliği olmalı. Bu olayda bunların hiçbiri yoktur. Haksız tahrik de söz konusu değildir. Sanıkların pasaportu aracın içerisinde çıkmıştır. Bu kaçacaklarını göstermektedir. Meydana gelen olayda sanıklar lehine takdiri indirim nedenlerinin de uygulanmaması suretiyle en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyoruz” diye konuştu.
“OLAYDA TASARLAMA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”
Sanık avukatı Büşra Bayraktar ise, “Olayda tasarlama söz konusu değildir. Tasarlama için aranılan sebat etme olgusu dosyada yoktur. Müvekkilimizin beraat edeceğini düşünüyoruz. Tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
DURUŞMA 12 TEMMUZ’A ERTELENDİ
Mahkeme heyeti, sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, 5 tutuksuz sanığın imza atma şeklinde adli kontrollerinin kaldırılmasına, yurt dışı çıkış yasaklarının ise devamına hükmetti.

İDDİANAME
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in, Yunus Emre Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Batuhan Bayındır’a yönelik “kasten öldürme” suçundan müebbet, Yusuf Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
Sanıkların ayrıca, “kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak” suçundan 6’şar aydan 3’er yıla kadar, “ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan da 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. İddianamede, tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Erdal Adıyaman, Ercan Topçu, Vedat Erkin, Nimetullah Özer, Hüsamettin Ahmetoğlu’nun da “suçluyu kayırma” suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları gerektiği belirtildi.
]]>Gürsel Aksel Stadı’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen Ankersen, “Yakaladığımız başarıyı ve Süper Lig’e çıkmayı kutluyoruz” dedi. İzmir’e gelmeden önce Göztepe’nin çok ilgisini çektiğini anlatan Ankersen, “Göztepe ile ilgili en çok ilgimi çeken tesisleri, antrenman sahaları, Gürsel Aksel Stadı ve Şampiyonlar Ligi’ni hak eden taraftarıydı. İzmir gelişmeye açık kapasitede bir şehir. Sport Republic olarak bu potansiyeli gördük ve böyle bir yatırımı yaptık. 2 yılı tamamladık, temelleri oturttuk. Üstün çalışmalarımızla yolculuğumuzun ilk kısmı tamamlandı. Artık ikinci kısma geçiyoruz. Tüm şehrin desteğini ve muhteşem kutlamaları görüyoruz, sıcaklığı görüyoruz. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde yolumuza çok çalışarak devam edeceğiz” diye konuştu.
“FUTBOLDA PARA OYNAMAZ”
Rasmus Ankersen altyapıyla İlgili çalıştıklarını belirterek, “Biz altyapıya yatırımlar yapmak istiyoruz. Genç yetenekleri keşfetmek istiyoruz. Maalesef altyapı tesisi sıkıntımız var. Şehrin desteğini, yetkililerin desteğini istiyoruz. Doğru tesis için doğru alanlar olmalı. Yönetimle de konuşuyoruz ancak kesinlikle altyapıyla ve tesisleşmeyle ilgili desteğe ihtiyacımız var. Para futbolda önemli ama tek şey değil. Teknik direktörümüz Stanimir Stoilov hocanın bir lafı vardır, ‘Futbolda para oynayamaz’ diye. Futbolda olay doğru oluşum, doğru kültür ve doğru seçimdir. Para dışında farklı yöntemlerimiz var. Türk futbolunun yaşadığı sorunlardan bir tanesi, futbol sadece transferler üzerinden okunmaya çalışılıyor. Birçok iyi oyuncuyu bir araya getirisiniz ama doğru plan yoksa başarı gelmez. Türkiye’de bu eksik, dünyada da bu eksik” ifadelerine yer verdi.
“DOĞRU TRANSFERLER YAPMAK ZORUNDAYIZ”
Başarılı bir futbol takımı yönetmek için çok bileşenin olduğunu söyleyen Rasmus Ankersen, “Öncelikle futbolda nasıl oynamak istiyoruz bunu iyi bilmek lazım. Oyuncularınız ve takımınız sizin ürününüz. Buna uygun olarak doğru transferler yapmak zorundasınız. Bu da futbol kültürünüzü, yapılanmanızı oluşturacak. Oyuncu iyi olabilir ama doğru oyuncuyu bulmak gerekli, bu teknik direktör için de gerekli. Biz hoca değişikliğine gittik. Biraz daha fazlasına ihtiyacımız vardı. Eski teknik direktörümüz Radomir Kokovic de burada istikrarlı işler gerçekleştirdi. Başarılı olmak adına birçok bileşen var. Doğru oyuncuyu ve doğru hocayı buluşturmak bunların başında. Teknik futbol oynamak istiyorsanız teknik oyuncuları seçeceksiniz, fizik olarak iyi olacaksanız fiziği güçlü oyuncuları getireceksiniz. Bunu mimarlık gibi düşünüyoruz.”
“ÇOK BÜYÜK İSİMLER GÖRECEĞİMİZİ SANMAM”
Futbolcu yetiştirmenin en büyük hırsları olduğunu vurgulayan Ankersen, “Göztepe’de bu konuda başarılı olduk. En büyük hırslarımızdan biri en iyi Türk futbolcuları yetiştirmekti, bunda başarılı olduk. Önümüzde Taha örneği, Ümit örneği var. Yurt dışından getirdiğimiz Antony Dennis de iyi bir örnek. Yetenek geliştirme adına Afrika’dan önemli oyuncular bulmaya çalışıyoruz. Bu stratejiye devam edeceğiz. Biz Göztepe için aç, potansiyeli yüksek gençleri getirmek için çalışıyoruz. Onlara Süper Lig’de şans vermek için her şeyi yapacağız. Çok büyük isimler göreceğimizi düşünmüyorum. Bizim çalışma prensibimiz bu değil. Geçmişinde oyuncu çok iyi şeyler yapmış olabilir ama bu gelecekte başarılı olacağı anlamına gelmez. Biz potansiyele odaklanıyoruz. Biz oyuna uygun oyuncalara odaklanıyoruz. Bizim şiddetli, agresif oyun anlaşımız var. Futbolcu seçerken bu oyun tarzını sahaya yansıtacak oyunculara odaklanacağız” açıklamasında bulundu.
]]>213 televizyon kanalı ile 562 radyoda yayınlanan kampanyada 115.1 milyar liralık bağış rakamına ulaşılırken, 9 milyon adedi aşkın SMS gönderilmişti.

‘Türkiye Tek Yürek’ kampanyasına kulüp başkanları, sporcular, iş insanları ve oyuncular katılmıştı.
Spor, sanat ve iş dünyasından önde gelen isimlerin yer aldığı etkinlikte toplanan paranın akıbeti, program sonrası sık sık gündeme geldi.
Söz konusu programda yardım taahhüdünde bulunup uzun süre sözünün yerine getirmeyen kişi ve kurumların isimlerinin açıklanması yönünde kamuoyunda beklenti oluşmuştu.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in toplanan paralarla ilgili soru önergesini yanıtlayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, toplam yardım tutarının 133 milyar 216 milyon 444 bin 143 TL olduğunu açıkladı.

Yerlikaya’nın yanıtına göre bu paranın 83 milyar 784 milyon 910 bin 635 TL’si harcandı. Yapılan harcamaların 48 milyar 975 milyon 698 bin 500 TL’sinin afetzedelere yönelik nakdi ödemeler olduğu belirtildi.
Yerlikaya “Bağış hesabında 133.216.444.143 TL toplanmış olup 83.784.910.635 TL’si harcanmıştır. Harcanan tutarın 48.975.698.500 TL’sini afetzedelere yapılan nakdi yardım ödemeleri (hasar hane ödemesi, taşınma yardımı, vefat edenlerin yakınlarına ödeme, kira ödemesi ve tahliye ödemesi) ve 34.809.212.135 TL’sini barınma giderleri (çadır-konteyner ahır ve konteyner altyapısı, gıda-hijyen seti alımı ve Esenkart ödemeleri) oluşturmaktadır” dedi.
Yerlikaya, aradan bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen “Türkiye Tek Yürek Kampanyası” kapsamında toplanan ve kampanya hesaplarında bulunan 49.431.533.508TL’nin afetzedelere yapılacak nakdi yardım ödemeleri, konteyner kent kurulumu ve sosyal donatı için kullanılacağını belirtti.
“AFAD HESAPLARINDA DEĞERLENDİRİLİYOR”
Yerlikaya, Gürer’in paraların nasıl değerlendirildiğine ilişkin sorusuna da “Kampanya hesaplarında bulunan 49.975.698.500 TL’nin tutarın kamu bankalarında AFAD adına açılan hesaplarda değerlendirilmekte olup afetzedelere yapılacak nakdi yardım ödemeleri, konteyner kent kurulumu ve sosyal donatı çalışmaları kapsamında kullanılacaktır” yanıtını verdi.

“YARDIMLAR BİR YILDIR NEDEN ULAŞMADI?”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede; bağış kampanyasında toplanan yardımların bölgeye bir an önce yansıtılması gerektiğini bildirdi.
Gürer, şunları söyledi:
– Bir yardım kampanyası dahi depremin ardından geçen süreçte tamamı bölgeye ulaşmaması, bu bağlamda planlama sorununun göstergesidir. Bir yılı geçmiş kampanya yapılalı ve yardımlar toplanıp AFAD hesabına yatmış ve de halen tamamı bölgeye ulaşmamış. Orada sorun yaşayan mağdur olan binlerce yurttaşımız var. Deprem bağışları bir yıldır tamamı yerine neden ulaşmadı?
– Deprem sonrası yaşanan sorunlar ve eksiklikler kamuoyuna sıkça yansımıştır. Deprem acısı yürekleri dağlamış ve unutulmamıştır. Depremi o dönem milletvekillerimiz ile bölgede bizzat yaşamış ve tanıklık etmiş bir milletvekili olarak, deprem bölgesinin bir an önce tüm sorunlardan arındırılmasının önemini bir kez daha altını çizmek isterim. Hesapta bulunan toplanan yardımlar bir an önce bölgeye ulaşmalıdır.
]]>Rapora göre nisan ayında en az 163 işçi hayatını kaybetti.
Yaş dağılıma göre incelediğinde ise 14 yaş ve altı 2 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 3 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 27 işçi, 30-49 yaş arası 64 işçi, 50-64 yaş arası 51 işçi, 65 yaş ve üstü 8 işçi, yaşını bilmediğimiz 8 işçi hayatını kaybetti.
Raporda, 2024’ün ilk dört ayında ise 597 işçinin hayatını kaybettiği belirtilerek “2024 yılının ilk dört ayında (Ocak’ta 161, Şubat’ta 149, Mart’ta 124 ve Nisan’da 163 olmak üzere) ise en az 597 işçiyi; yani her gün “en az” 5 işçiyi iş cinayetlerinde kaybettik…” ifadelerine yer verildi.
İSİG tarafından yapılan açıklamada “Raporumuzu İstanbul Beşiktaş Gayrettepe’de 16 katlı bir binanın eksi 1. ve eksi 2. katında faaliyet gösteren Masquerade Club (eski Discorium) adlı gece kulübünde tadilat yapıldığı sırada sahnenin yanında meydana gelen yangın sonucu hayatını kaybeden 30 işçi arkadaşımıza adıyoruz” denildi.

İŞKOLLARINA VE ŞEHİRLERE GÖRE DAĞILIM
Nisan ayında iş cinayetlerinin işkollarına ve şehirlere göre dağılımı ise şöyle oldu:
İnşaat, Yol işkolunda 51 işçi; Tarım, Orman işkolunda 36 emekçi (8 işçi ve 26 çiftçi+2 balıkçı); Konaklama, Eğlence işkolunda 20 işçi; Taşımacılık işkolunda 10 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 8 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 8 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 3 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Metal işkolunda 2 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 6 işçi hayatını kaybetti.
46 ölüm İstanbul’da; 7 ölüm Antalya’da; 6 ölüm Sakarya’da; 5’er ölüm Manisa ve Muğla’da; 4’er ölüm Adana, Adıyaman, Ankara, Hatay, Konya, Mersin, Niğde ve Şanlıurfa’da; 3’er ölüm Aydın, Gaziantep, İzmir, Kocaeli, Osmaniye, Sinop ve Sivas’ta; 2’şer ölüm Balıkesir, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Kahramanmaraş, Kayseri, Kütahya, Ordu, Samsun, Siirt ve Zonguldak’ta; 1’er ölüm Aksaray, Artvin, Bilecik, Çorum, Denizli, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Hakkari, Isparta, Karabük, Kastamonu, Mardin, Şırnak, Trabzon, Tokat, Yalova, Arnavutluk ve Karadağ’da meydana geldi.
Nisan ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı ise şöyle açıklandı:
Ezilme, Göçük nedeniyle 35 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 32 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 27 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 16 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 13 işçi; Şiddet nedeniyle 13 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 7 işçi; İntihar nedeniyle 6 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 4 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 3 işçi; diğer nedenlerden dolayı 7 işçi hayatını kaybetti…
]]>
Kane’in sezon başında transfer olduğu Bayern Münih, mücadele ettiği 4 kulvarda da havlu attı.
Sezon başında oynanan Almanya Süper Kupa’da Leipzig’e yenilen Münih ekibi, Almanya Kupası 2. turunda 3. lig ekibi Saarbrücken’e elendi. Bayern Münih, bitime iki hafta kalan Bundesliga’da ise şampiyonluğunu ilan eden Bayer Leverkusen’in 15 puan gerisinde kaldı.
Bayern Münih, son olarak UEFA Şampiyonlar Ligi yarı finalinde İspanya temsilcisi Real Madrid’e elenmekten kurtulamadı.
BAYERN MÜNİH 12 YIL SONRA KUPASIZ KALDI
Alman futbolunun en başarılı takımı Bayern Münih, 12 yıl sonra ilk kez sezonu kupasız tamamlayacak.
Münih ekibi, 2012’den bu yana her sezon en az bir kupa kazanmasına rağmen Kane’in takıma transfer olduğu ilk sezonda kupa kazanmayı başaramadı. Kane, Bayern Münih formasıyla 45 karşılaşmada 44 gol kaydederek başarılı bir bireysel performans sergiledi.
KUPASIZ GEÇEN TOTTENHAM YILLARI
Harry Kane, altyapısına 2004’te girdiği Tottenham ile 2010’da profesyonel sözleşme imzaladı.
Tottenham’da sahaya çıktığı 435 maçta 280 gol atma başarısı gösteren yıldız oyuncu, futbol dünyasında adını en etkili santrforlar arasına yazdırdı.
Kane, etkileyici performansına rağmen 2008 İngiltere Lig Kupası’ndan bu yana kupa sevinci yaşayamayan Tottenham’ın makus talihini değiştiremedi. Golcü futbolcu, kariyerinin başlarında kiralık olarak top koşturduğu Leyton Orient, Milwall, Norwich City ve Leicester City’de de kupa sevinci yaşayamadı.
TOTTENHAM’DA ÜÇ KEZ FİNAL KAYBETTİ
İngilizlerin “gol makinesi” Harry Kane, Tottenham formasıyla üç kez kupa finali kaybetti.
Tottenham, Kane’in oynadığı dönemde 2014-2015 sezonunda Chelsea, 2020-2021 sezonunda Manchester City’ye İngiltere Lig Kupası finalinde yenildi. UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 2018-2019 sezonu finalini Liverpool’a kaybeden Londra ekibi, Premier Lig’de ise 2016-2017 sezonunu ikinci sırada tamamlayarak şampiyonluğun bir adım uzağında kaldı.

MİLLİ TAKIMDA DA KUPASI YOK
İngiltere Milli Takımı’nın en golcü futbolcusu Kane, kupa şanssızlığını milli takımda da kıramadı.
Harry Kane, 89 maçta 62 gol attığı milli formayla bir kez final oynamasına rağmen mutlu sona ulaşamadı. Kane’in forma giydiği dönemde 2020 Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya’ya yenilen İngiltere, 2018-2019 sezonunda ise UEFA Uluslar Ligi’nde üçüncü oldu.
6. KEZ GOL KRALLIĞININ EŞİĞİNDE
Bu sezon Bundesliga’nın en skorer ismi Kane, kariyerinde 6. kez gol krallığı yaşamak için gün sayıyor.
İngiltere Premier Lig’de 2015-2016, 2016-2017 ve 2020-2021 sezonlarında gol krallığına ulaşan tecrübeli oyuncu, 2018 FIFA Dünya Kupası ve 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri’nde de en çok gol atan futbolcu oldu. İngiliz futbolcu, Bundesliga’da bu sezon gol krallığına ulaşmaya en yakın isim olarak dikkati çekiyor. Ligde 36 gol kaydeden Kane, Stuttgartlı Serhou Guirassy’nin (25 gol) önünde bitime iki hafta kala zirvede bulunuyor.

LEWANDOWSKI’NİN REKORUNA YAKLAŞTI
Bayern Münih efsaneleri arasına giren Robert Lewandowski’nin Bundesliga rekoru, Harry Kane’in bir sonraki hedefi olarak göze çarpıyor.
Lewandowski, 2020-2021 sezonunda 29 maçta kaydettiği 41 golle Bundesliga tarihinin bir sezonda en çok gol atan futbolcusu ünvanını elde etti. Polonyalı oyuncu, Gerd Müller’in 1971-1972 sezonundaki 40 gollük performansını geçerek yaklaşık 50 yıllık rekoru kırmıştı.
Kane, ligin son iki haftasında 5 gol daha atması halinde Lewandowski’nin 41 gollük rekoruna ortak olacak.
]]>Telefonla dolandırıcılık yöntemlerinin detaylı olarak anlatıldığı iddianamede, sanıkların müştekilerle olan telefon görüşme kayıtları ile görüntüleri de yer aldı.
İddianamede, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yeni atanan ya da sözleşmeli olarak görev yapan kadın öğretmenlerin bilgilerini ele geçiren sanıkların, aradıkları müştekilere kendilerini polis, savcı gibi kamu görevlisi olarak tanıttıkları ve gizli bir soruşturma yürüttüklerini söyledikleri belirtildi.
“Atıcı” olarak tabir edilen ve organizasyonun başındaki kişinin, kadın öğretmenlere bazı kişilerin kimlik bilgilerini ve telefonlarındaki fotoğrafları ele geçirerek cinsel içerikli görüntülerle montajladığı ve bunların internette yayınlanacağı sırada engellendiğini söylediği, müştekilerde korku ve endişe oluşturarak sanıkların banka hesaplarına para göndermelerini sağladıkları ve bu şekilde dolandırıcılık eylemlerini gerçekleştirdikleri aktarıldı.
CİNSEL İÇERİKLİ YAZIŞMA YALANI
Sanıkların 32 müştekiyi 4 milyon 396 bin lira dolandırdığı aktarılan iddianamede, belirli bir iş bölümü içerisinde eylemleri gerçekleştiren sanıkların yabancı uyruklu kişiler adına açılan GSM hatları üzerinden müştekileri aradığı ifade edildi.
İddianamede şu bilgilere yer verildi:
“Şüpheliler Mustafa C, Mehmet C. ve Casım Y’nin hedef olarak mesleğe yeni atanmış ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan aday statüsündeki kadın öğretmenleri seçtikleri, öğretmenlerin tüm kişisel bilgilerine tape kayıtlarından anlaşıldığı üzere vakıf oldukları, bu öğretmenlere ‘yol uygulamasında yakaladıkları şahıs ya da şahısların üzerinde kimlik bilgilerinin ve GSM hattının ikizinin çıktığı, bu hat üzerinden WhatsApp uygulamasını yedekleyerek başkaları ile cinsel içerikli görüşmeler yaptıklarını, müstehcen görüntülerinin sosyal medyada yayılacağı veyahut aile bireylerine gönderileceği sırada engellendiğini, dosyanın gizli olduğunu, gizlilik kalktığı takdirde aday öğretmen olması nedeniyle mesleğinin riske gireceğini ve Milli Eğitim Müdürlüğüne faks gönderilerek görevden uzaklaştırılacaklarını, kimlik bilgilerinin banka çalışanları tarafından sızdırıldığını, banka hesaplarına erişim sağlandığını’ söyleyerek onları korkutup bir nevi etkisiz hale getirdikleri anlaşılmıştır.
KREDİ ÇEKMEYE İKNA ETMİŞLER
Şüphelilerin, öğretmen müştekilere kendilerine inanmaları için aile fertlerinin isimlerini sayıp kendisi ile alakalı kişisel veri niteliğindeki bilgileri verdikleri, WhatsApp üzerinden kadın fotoğrafları gönderip tanıyıp tanımadıklarını sorduktan sonra fotoğraftaki kişinin banka çalışanı olduğunu ve kimlik bilgilerini sızdırdığını söyledikleri, banka hesaplarında yapacağı işlemin hayali olduğunu, hesaplarının koruma altında olduğunu, hesabından gönderilecek paranın geri iade edileceğini söyleyerek müştekinin tüm inceleme ve denetleme olanağını ortadan kaldırdıktan sonra onları kredi çekmeye ikna ederek verdikleri hesaba para göndermesini sağladıkları, hedef olarak seçtikleri mağdurlar ve onlara uyguladıkları hile yöntemleri nedeniyle cezalarının alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesi gerektiği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.”
578 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTEMİ
İddianamede “atıcı” oldukları tespit edilen tutuklu sanıklar Mehmet C, Mustafa C. ve Casım Y. için 32 kez “nitelikli dolandırıcılık”, “şantaj” ve “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” ve farklı suçlardan toplam 237’şer yıldan 578’er yıla kadar hapis cezası istendi.
30 sanık için ise “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 6’şar yıldan 15’er yıla kadar hapis talep edildi.
Hem binanın müteahhidi tutuksuz sanık Mahmut Oktay Hartavi (63) hem de yakınlarını kaybedenler, fırının işletmecisi firari sanıklar Akın (78) ve Ferihan Yağcı (78) çiftini suçladı. Depremde anne ve babasını kaybeden Mehmet Kaan Çimen “O kadar çok usulsüzlük vardı ki anlatılmaz. Arka tarafı kırıp kapı ve pencereler açtırdı. 2-3 haftada TIR’la un geliyordu. A ve B Blok’ta laf arasında ‘Bir gün deprem olursa bu apartman yıkılacak’ derlerdi” diye konuştu.
BELEDİYE 2013’TE MÜHÜRLEMİŞ
Mimar Sinan Mahallesi’ndeki 2 bloklu Fazilet Apartmanı’nın A bloğu, 6 Şubat’ta meydana gelen ilk depremde yıkıldı. Binada yaşayanların 19’u hayatını kaybederken, 20 kişi enkazdan yaralı çıkarıldı. Binanın yıkılmasıyla ilgili başlatılan soruşturmada, zemin katta fırının usulsüz tadilatlar yaptığı iddiasıyla bina sakinlerinin şikayeti üzerine Kahramanmaraş Belediyesi’nin 2013’te fırını mühürlediği, aynı yıl binada oturanlara can güvenlikleri olmadığı binayı boşaltmaları içi yazı gönderdiği belirlendi.

Akın Yağcı ve Ferihan Yağcı
Kahramanmaraş 1’nci Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı ve mahkemenin 16 Nisan 2019 tarihinde tadilatların binayı zayıflattığının tespit edildiği ve tadilatların güçlendirme projesi ile yapılması gerektiğine karar verdiği tespit edildi. Fırın işletmecileri Akın Yağcı ve eşi Ferihan Yağcı hakkında gözaltı kararı verildi ancak adreslerinde bulunamadı. Bunun üzerine fırıncı çift hakkında yakalama kararı çıkartıldı.
BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ ETTİ
Soruşturma sonunda binanın hem müteahhidi, statik proje müellifi ve fenni mesulü olan Mahmut Oktay Hartavi ile zemin katta fırının işletmecileri Akın Yağcı ve eşi Ferihan Yağcı hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Davanın ilk duruşmasına başka suçtan tutuklu olan tutuksuz Mahmut Oktay Hartavi, taraf avukatları, tanıklar ve ölenlerin yakınları katıldı. Duruşmada ilk olarak Hartavi savunma yaptı. Suçlamaları reddeden Hartavi, bilirkişi raporunu kabul etmediğini söyledi. Her şeyi o dönem yürürlükte olan yönetmeliklere uygun olarak yaptığını, A ve B blokun aynı dönem yapıldığını ve her ikisinde de aynı malzemenin kullanıldığını kaydeden Hartavi, şunları söyledi:
– 1975 yılı yönetmeliğine göre Kahramanmaraş 2’nci deprem bölgesiydi ve projeyi yönetmeliğe göre hazırladım. Projem hem inşaat mühendisleri odasından hem de belediye tarafından incelenip onaylandı. Statik projeyi hazırlarken hesaplamalar fırına göre yapılmadı. İddianamede binanın altında faaliyet gösteren yapının Akın Ekmek Unlu Malulleri’nde tadilat yapıldığından dolayı Kahramanmaraş 1’nci Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurdukları, mahkemenin 2019’da yapılan tadilatların güçlendirme projesi ile yapılması gerektiğinden bu haliyle tadilatların binayı zayıflattığının tespit edildiği ifade edilmektedir.
GÜÇLENDİRİLEN BİNALARI ÖRNEK GÖSTERDİ
– Güçlendirme projesiyle ilgili bir iki örnek vereceğim. Trabzon Caddesi’ndeki LcWaikiki binası deprem öncesi güçlendirme yapıldı, biliyorsunuz ilk depremde yıkılmadı. Aynı şekilde Belli Oteli’nde deprem öncesi güçlendirme yapılmıştı yine depremde ağır hasarlı olmakla birlikte yıkılmadı. Şekerbank’ın olduğu emek iş hanında yine güçlendirme yapılmıştı, bina yıkılmadan depremi atlattı. Son olarak Beyzade Sokak’ta Efes Oteli’nde güçlendirme yapıldı ve yaşadığımız asrın felaketi denilen bu büyüklükteki depremde yıkım olmadan ilk depremi atlatabildi.

“BABAM DA ‘YIKILACAK’ DERDİ”
Firari olan Akın Yağcı ve Ferihan Yağcı duruşmaya katılmadığı için ölenlerin yakınlarına söz hakkı verildi. Binada anne ve babasını kaybeden Mehmet Kaan Çimen, zemin kattaki fırında sürekli tadilatların yapıldığını ve apartmandaki herkesin fırından şikayetçi olduğunu söyledi.
Çimen, “O kadar çok usulsüzlük vardı ki anlatılmaz. Arka tarafı kırıp kapı ve pencereler açtırdı. 2-3 haftada TIR’la un geliyor. A ve B Blok’ta laf arasında ‘Bir gün deprem olursa bu apartman yıkılacak’ derlerdi. Bunu babam da komşularımız da dedi. Laf arasında herkes fırınla ilgili bunu söylemişken bir deprem oluyor, Oktay Bey’in söylediği gibi aynı malzemeler, aynı yılda aynı yönetmeliğe göre yapılan iki blok, o iki bloktan hep ‘Yıkılacak’ diye konuşulan fırının altında olduğu bloka yıkılıyor” diye konuştu.
BİNA SALLANMADAN YIKILDI
Ayşenur Tekin de sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, “Fırında tadilatlar yıllardır hiç bitmedi. Bina zaten ilk depremde 10-15 saniye içinde yıkıldı. Bina hiçbir salınım yapmadan tak tak şeklinde yıkıldı, yani sallanma yaşamadık” dedi.
B BLOK’TA ÇATLAK DAHİ YOK
Binada yakınlarını kaybedenlerden Nurettin Çağdaş Çakmak da fırında birçok usulsüz tadilatların yapıldığını belirterek, “Bu bina aynı zamanda aynı malzemelerle yapıldı. Biz deprem sonrasında enkazın üzerine çıktığımız zaman B blokta çatlak dahi göremedik ve cenazelerimizi oradan indirip çıkardık. Yani bir sıkıntı varsa bunun yapısal mimariyle alakalı olduğunu düşünmüyorum, eğer öyle bir şey olsaydı bırakın içine girmeyi, yanından bile korkarak geçerdik. Akın Bey, fırının borusunu, kapıcı dairesindeki kirişi kırarak çıkarmış ve bunu herkesten saklamış. Biz bunu yıkımdan sonraki fotoğraflardan tespit ettik” diye konuştu.
BELEDİYENİN YAZISI ENKAZDA BULUNDU
Gülay Sevinç Kahveci de sanıkların cezalandırılmasını talep ederek, “Sanırım babamın yaptığı başvuru üzerine Kahramanmaraş Belediyesi’nden 10 Haziran 2013 tarihli bir yazı gelmiş ve imara aykırı yapılan usulsüzlüklerin belediye tarafından düzeltileceği ancak bunun yapılabilmesi için evi boşaltması gerektiği, ‘Can güvenliğiniz yok boşaltın’ diye 27 Haziran 2013 tadilat yapılacağını söylemiş. Biz bu yazıyı tesadüfen enkazda bulduk” dedi.
Avukatların da savunmalarını yapmalarının ardından duruşma 24 Ekim’e ertelendi.
]]>Suç örgütü elebaşı olduğu öne sürülen Okan Atlas, kardeşi Eren Atlas ile Turgut Ergen tutuklanırken, 21 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Okan Atlas’ın kaldığı evde yapılan aramada yaklaşık 7 metre uzunluğunda, 80 santim genişliğindeki Kürkçüler Cezaevi’nin krokisi, muska kavanozlar içinde düğümlenmiş saç, iplik örgüleri bulundu. Ayrıca, Atlas’ın polise yakalanmamak ve işlerinin iyi gitmesi için ‘Medyum’a gittiği, bin 500 liraya muska yaptırdığı ortaya çıktı.

Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı, yaptığı soruşturmada, şüphelilerle ilgili ‘Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık, ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Suç örgütü üyesi olmak’ ve ‘Suç örgütüne yardım etmek’ suçlarından dava açtı.
Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaklaşık 5 yıldır devam eden davanın karar duruşması görüldü. Duruşmaya davanın tek tutuklu sanığı suç örgütünün elebaşısı olduğu iddia edilen Okan Atlas ve bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı. Sanıklar, eski savunmalarını tekrarladı.

‘HESAPLARINI KULLANDIKLARIMA HARÇLIK VERİYORDUM’
Okan Atlas, daha önceki savunmasında internetten hasarlı ya da pert olmuş araçları tespit ettiğini söyledi.
Kardeşi Eren Atlas’ın dolandırıcılık yapmak istemediğini ifade eden Okan Atlas, “Ancak benim baskım sonucunda bu işlere yardım ediyordu. Turgut Ergen, benim yanımda çalışmıyordu. Annemin suçu yok. Bir keresinde annemin hesabına para aktardık ancak annem dolandırıcılık parası olduğunu bilmiyordu” dedi.
Okan Atlas, hesaplarını kullandıkları kişilerin dolandırıcılık olayını bilmediğini, bu kişilere 50-100 lira gibi harçlık verdiğini söyledi.
Ağabeyi Okan Atlas’ın bir kağıda bazı isimleri yazıp aramasını istediğini iddia eden Eren Atlas da “Kendimi Bahadır veya Hakan olarak tanıttıktan sonra ağabeyimin kağıda yazdıklarını söyledim. Bu şekilde aradığım birkaç müşteki vardır” dedi.
‘GECE KULÜBÜNDE PARAYI YEDİK’
Olaylarla ilgisinin olmadığını savunan Turgut Ergen ise “Ben bu insanların hiçbirini tanımam. Müştekilerin herhangi birisi beni görmüş, bana para vermiş ise her türlü cezaya razıyım. Boşu boşuna tutukluyum. Biz Okan ile gece eğlenmeye gidiyorduk, masrafları kendi karşılıyordu. Ben sadece R.Ç.’nin hesap numarasını Okan’a verdim. Okan da bunun karşılığında bana 1000 lira verdi, biz de R.Ç. ile gece kulübünde bu parayı yedik” diye konuştu.
SUÇ ÖRGÜTÜ ELEBAŞINA 147 YIL HAPİS
Mahkeme heyeti, suç örgütünün elebaşısı olduğu iddia edilen Okan Atlas’ı ‘Nitelikle Dolandırıcılık’ suçundan toplam 147,5 yıl hapis cezasına mahkum etti. Aynı suçtan Atlas’ın kardeşi Eren Atlas’a 117,5 yıl hapis cezası verildi.
Diğer sanıklar, Turgut Ergen 53 yıl, R.Ç. 31 yıl 3 ay, S.A. 26 yıl 3 ay, G.D. 17 yıl 1 ay, E.G. 15 yıl, T.S.G. ve M.G. 11 yıl 3’er ay, H.E.S. 10 yıl 10 ay, K.T.P. 10 yıl, V.C., H.C. ve M.A. 8 yıl 9’ar ay, Ö.K., Y.O.S., D.P., İ.E. ve C.S. 5’er yıl, M.H. 4 yıl 2 ay, G.M. 3 yıl 9 ay ve S.A. 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
A.E. ve S.Ş.O. ise delil yetersizliğinden beraat etti. Tüm sanıkların ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlarından ise beraatlerine karar verildi.
NASIL DOLANDIRDILAR?
İddianamede, suç örgütü üyelerinin, hasarlı araç sahiplerini nasıl dolandırıldıkları ayrıntılarıyla anlatıldı.
Okan Atlas’ın suç örgütünü kurup yönettiği, Atlas’ın kardeşi Eren ile Turgut Ergen’in ise suç örgütü yöneticisi oldukları, diğer şüphelilerin de örgüt üyesi ya da örgüte yardım ettikleri belirtilen iddianamede, Atlas kardeşlerin internet üzerinden ilana koyulan kaza yapmış, perte ayrılmış araç ilanlarından faydalanarak hasarlı araçların bağlı bulundukları servis istasyonlarını arayıp kendilerini bazı sigorta şirketlerinin yetkilisi olarak tanıttıkları ve ‘Serviste bulunan aracı perte ayıracağız ancak araç sahibinin telefonu sisteme yanlış girilmiş, araç sahibine ulaşamıyoruz, araç sahibine gün içerisinde 30 ile 50 bin lira gibi araç parası yatıracağız’ diyerek araç sahiplerinin irtibat bilgilerini temin ettikleri belirtildi.
ÖNCE ARAÇ SAHİPLERİNİ SONRA SERVİS ÇALIŞANLARINI DOLANDIRDILAR
Daha sonra suç örgütü yöneticileri, telefonlarını aldıkları araç sahiplerini de sigorta şirketi yetkilisi olarak arayıp, ‘Sizin aracınızın pert işlemi onaylandı, size yeni araç vereceğiz ya da gün içerisinde 30 ile 50 bin lira gibi araç parası yatıracağız. Perte ayrılan aracı da size 3’te bir oranında 5-10 bin lira gibi paraya geri vereceğiz, plakası ile birlikte satın almak isterseniz bu hali ile size verebiliriz’ diyerek kandırdıkları araç sahiplerine suç örgütünün bazı üyelerine ait banka ve PTT hesap numaralarına değişik miktarlarda para havalesi yaptırdıkları kaydedildi.
Bununla da yetinmeyen suç örgütü üyelerinin, aracın devrini vereceklerini söyleyerek vatandaşları noterlere yönlendirdikleri, hemen devamında da aracın bulunduğu servisi arayarak dolandırdıkları vatandaşa ait aracın kendi sigorta şirketlerinde olduğunu, aracı üçte bir fiyata alıp almayacaklarını sorup pazarlık sonucu hiçbir hakları olmayan aracı servis çalışanlarına ya da üçüncü şahıslara satış yaptıkları ve belli bir miktar parayı kapora olarak hesaplara havale ettirip nitelikli dolandırıcılık olaylarını gerçekleştirdikleri ve haksız kazanç sağladıklarına dikkat çekildi.
HESABI KULLANILANLARI EĞLENCEYE GÖTÜRÜYORLARDI
Hesap sahiplerine dolandırıcılıktan yatan paranın belli bir yüzdesini komisyon olarak veren Atlas kardeşlerin, gerçekleştirdikleri olaylarda hesabı kullanılan ya da kendilerine hesap temin eden şahısları gece kulüplerine eğlenceye götürdükleri kaydedildi.
]]>Düğünlerde çalgıcılık yapan Gencay Korur, 9 Ağustos 2022 saat 20.00 sıralarında, boşanma davaları süren eşiyle konuşmak için kayınpederinin evine gitti. Gencay Korur, burada yanında getirdiği av tüfeğiyle eşini öldürüp, kaçtı.
Sosyal medya hesabından ‘gülen yüz’ ifadesi ve ‘gururlu hissediyor’ paylaşımı yapan Korur, polis tarafından İzmir’in Dikili ilçesinde yakalandı. İfadesinde, “Olay günü eşimin yaşadığı ailesinin evine gittiğimde dışarıda telefon ile konuşurken gördüm.
Cilveli şekilde konuştuğunu duyunca sinirlenerek av tüfeğini sakladığım yerden aldım. Eşimi takip ederek evin içerisine girip kendisine ateş ettim” diyen Korur, tutuklandı. Korur hakkında ‘eşi kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI
Davanın 12 Mart’ta görülen Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşmasına tutuklu sanık Gencay Korur, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, Ayşe Korur’un yakınları ise duruşma salonunda yerlerini aldı.
Duruşmada mütalaasını açıklayan savcı, tutuklu sanık Gencay Korur’un ‘eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talebinde bulundu.
Duruşmada savunma yapan sanık Korur, “Yaptığınızın adil yargılanma olmadığını düşünüyorum. Mütalaayı kabul etmiyorum” dedi. Korur’un savunmasından sonra mahkeme heyeti kararını açıkladı. Korur, ‘eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, indirim de uygulamadı.
GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI
Davayla ilgili 14 sayfalık gerekçeli karar açıklandı. Açıklanan gerekçeli kararda olay günü sanığın ilk önce olay yerinde bulanan evin bahçesinin içindeki hurda araca tüfeği bıraktığı, daha sonrasında saklandığı ve evi izlediği belirtildi. Sanık Gencay Korur’un, o sırada telefonla konuşmak için evin dışına çıkan Ayşe Korur’u gördüğü, ailesi eve girdiğinde ise harekete geçtiği kaydedildi.
Sanık Korur’un evin dış penceresinden içeriye hedef gözeterek Ayşe Korur’a doğru tüfekle tek el ateş edip, ağır yaralayıp, ölümüne neden olduğu da gerekçeli kararda belirtildi. 10 Ağustos 2022 tarihli olay yeri inceleme raporunda, evin tek katlı olduğu ve sadece bir odası bulunduğu ve tüfekten atılan saçmaları evin farklı yerlerine isabet ettiği, kartuşun olay yerinde olduğu tüfeğin ise olmadığı daha sonrasında ise olay yerinden kaçan sanık Korur için yakalama kararı çıkartıldığı, mobil telefonun sinyal bilgilerinin takip edilerek 11 Ağustos 2022 tarihinde İzmir’in Dikili ilçesinde olayda kullanılan tüfekle beraber yakalandığı da kararda yer buldu.
Korur’un olayda kullandığı pompalı tüfeğin incelenmesi sonucunda, alınan swaplarda atış artıkları çıktığı ve olay yerinde bulunan boş kartuşun bu tüfekten atıldığının sabit olduğu belirtilerek, bilirkişi raporunda ise sanığın telefonu incelenmiş olup savunmasında geçtiği üzere Ayşe Korur’un kendisini aldattığına dair mesaj kayıtları ve ekran görüntülerinin yer almadığı, aksine sanığın bir başka kadınla yazışmasının olduğu sonucuna varıldığı kaydedildi. Adli Tıp Raporu’nda Ayşe Korur’un silah saçma taneleriyle yaralanmasına bağlı olarak beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu öldüğünün anlaşıldığına da dikkat çekildi.
‘SAVUNMASINI DEĞİŞTİRDİĞİNE KANAAT GETİRİLMİŞ’
Gerekçeli kararda sanık Korur’un eşi sadakatsiz olduğu için eylemi gerçekleştirdiğini savunduğu belirtilip, “Sanık mahkememiz huzurunda verdiği beyanında ‘Ses gelince eşim beni fark etti. ‘Korkma’ dedim. Bana ‘Neden geldin’ diye sordu. Ben de ‘Senin için geldim. Hadi gidelim. Neden böyle yapıyorsun? Hani sen tövbe etmiştin? Adamlarla konuşuyorsun ama ben seni dinledim’ dedim. O da bana ‘Madem bunları biliyorsun boynuzlusun, niye geliyorsun’ dedi ve yüzüme tükürdü. Ben de ona ‘Kızıma seni adamlara satacağım’ dedin mi diye sordum. Ayağa kalkıp eve gitmeye başladı. Eve giderken dönüp, bana küfretti. ‘Bıktım sizden Allah sizin belanızı versin’ dedi ve eve girdi. Ben de kendimi tutamadım. Tüfeği aldım evin içine direkt ateş ettim’ beyanında bulunmuş. Ancak, Ezine Cumhuriyet Başsavcılığı’nda 11 Ağustos 2022 tarihli beyanında böyle bir olaydan bahsetmediği buna göre sanığın haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdiğine kanaat getirilmiş, sonradan değiştirdiği bu beyanlarına da mahkememizce itibar edilmemiştir” denildi.
‘OLAY ANİ KASTLA GELİŞMİŞ’
Öte yandan gösterilen delillere ve sanığın savunmalarına göre olayın ani bir kastla geliştiği, olay yerine gitmeden önce yaptıklarına ve içinde bulundukları ruh hallerine dair herhangi bir delilin dava dosyasında bulunmadığı anlaşıldığı için sanık hakkında tasarlama hükümlerinin uygulanmadığı gerekçeli kararda yer aldı.
]]>Usta sanatçı, Safranbolu’nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı Alexandra Angela Minakovska’nın çocuğu olarak, 10 Ekim 1928’de Polonezköy’de dünyaya geldi.
Fransız bakıcısından dil öğrenerek Fransız klasiklerini okumaya başlayan sanatçı, çocukluğunda edebiyat, tiyatro, müzik, sanat ve kültürün her alanında geniş bilgiler edindi.
Babasını genç yaşta kaybeden Gencer, 18 yaşındayken İbrahim Gencer ile evlendi. Evlendikten sonra da eğitimine devam eden sanatçı, kariyeri boyunca eşi tarafından desteklendi.
Notre Dame de Sion’un ardından gittiği İstanbul İtalyan Lisesi’nden mezun olan Gencer, bir süre Beyazıt Kütüphanesi’nde çalıştı.
KONSERVATUVARDAKİ İLK GÜNÜDE KAFASINA KOYDU
Leyla Gencer, İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi aldığı sırada Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak’ın öğrencisi oldu.
Konservatuvardaki ilk gününde La Scala’da sahneye çıkmayı kafasına koyan Gencer, 1946-1949’da İstanbul Şehir Korosunda solo sanatçısı olarak yer aldı.
Ankara Devlet Konservatuvarına şan eğitimi vermek üzere davet edilen ünlü İtalyan sanatçı Arangi Lombardi’yi ziyaret ederek sesini dinleten Gencer, performansıyla etkiledi. Lombardi, Gencer’in konservatuvarı bırakarak kendisiyle Ankara’ya gelmesini isteyince, sanatçı İstanbul Konservatuvarındaki eğitimini yarıda bıraktı. Gencer Ankara’da, İtalyan tenor Apollo Granforte, Adolfo Camozzo, Di Ferdinando, George Reinwald ve Domenico Trizzio’nun da öğrencisi oldu.

Usta sanatçı, 1949’da operanın bağlı bulunduğu Devlet Tiyatrosu sınavlarına girdi. Sınavı kazanan Gencer, operanın solist kadrosunda yer olmadığından koro kadrosuna alındı.
Opera kariyerine 1950’de Ankara Devlet Tiyatrosunda Cavalleria Rusticana eserindeki “Santuzza” rolüyle adım atan sanatçı, İtalya’da da ilk kez bu rolle seyirci karşısına çıktı.
Gencer, ilk sahne deneyimine ilişkin TRT’de 1990’da yayınlanan röportajında, “Ben sahneye ilk adımımı Ankara Devlet Operasında attım ve ‘Cavalleria Rusticana’ ile başladım. Sene 1950, 15 Ocak. 15 Ocak 1990’da Rossini seminerime başladım İstanbul Devlet Tiyatrosunda. Bu benim için çok güzel bir olaydı. Aradan şöyle bir 40 sene geçmiş yani kolay değil” ifadelerini kullandı.
“İNSAN HİÇBİR ZAMAN KÖKLERİNİ İNKAR ETMEMELİ”
Sanatçı, La Scala’ya ilk gittiğinde yaşadıklarını da aynı röportajda şu sözlerle dile getirdi:
“Ben ilk kez İtalya’da Scala’ya gittiğim zaman, (Antonio) Ghiringhelli diye bir umum müdürü vardı. Harpten sonra uzun seneler kaldı. Beni ilk defa Scala’ya davet ettiği zaman, ‘Siz büyük bir kariyer yapmak isterseniz bir İtalyan ismi alın.’ dedi bana. ‘Hayır. Ben kendi ismimle kariyer yapmak istiyorum.’ dedim. ‘Ama senin ismin bir Türk ismi. İtalyan ismi alırsan diğer Amerikalı arkadaşların gibi, daha çabuk isim yaparsın.’ dedi. ‘Zararı yok. Ben daha yavaş isim yaparım ama kendi Türk ismimle yapacağım.’ dedim. Yani insan hiçbir zaman köklerini inkar etmemeli.”
ABD BAŞKANI İÇİN 1953’TE ÇANKAYA KÖŞKÜ’NDE SANHE ALDI
Birçok resmi devlet resepsiyonunda sahne alan Gencer, 1953’te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü’nde verilen konserde, Henry Purcell’a ait “Didone” aryasını söyledi.
Leyla Gencer, Fransız Parlamento Başkanı ve Dışişleri Bakanı için ise Faust operasının “Mücevherler” aryasını seslendirdi.
Türkiye ile İtalya arasında 1953’te gerçekleştirilen kültür anlaşması kapsamında, Roma’da bir resital vermek üzere görevlendirilen Gencer’in yaşamı ve kariyeri, büyük başarı elde ettiği konserin ardından farklı bir yön kazandı. Konserdeki performansı dolayısıyla RAI Stüdyoları Genel Müdürü ve Müzik Yönetmeni Mairo Labroca, Gencer’i sesini dinletmesi için Napoli’deki San Carlo Operası’na gönderdi.
Gencer, San Carlo Operası ile 1954’te Napoli’de gerçekleştirilen yaz festivalinde yeniden “Santuzza” rolünü oynadı. “Yevgeni Onegin” ve “Madam Butterfly”da başrol alan Gencer, “Madam Butterfly” operası için yıl içinde 23 kez sahne aldı.
“Napolili Türk” olarak anılmaya başlayan usta sanatçı, “La Traviata”daki “Violetta” rolünü, Avrupa’nın çeşitli kentlerindeki operalarda canlandırdı, uluslararası festivallere katıldı ve piyano eşliğinde resitaller verdi.

LA SCALA’DAKİ BAŞARISIYLA PRİMADONNA OLDU
Leyla Gencer, 1956’da San Francisco’da rahatsızlanan Renata Tebaldi’nin yerine 1956’da “San Francesca de Rimini” operasında sahne aldı. San Francisco Operası ile 1957’de “La Traviata” eserinde “Violeta”yı seslendiren sanatçı, “Lucia di 74 Lammermoor” adlı eserde ise Maria Callas’ın yerine “Lucia” rolünü üstlendi.
Konservatuvara girdiği ilk günden itibaren hayalini kurduğu, operanın merkezi sayılan Milano’daki La Scala’da 26 Ocak 1957’de sahneye çıkan sanatçı, Francis Poulenc’in “Les Dialogues de Carmelites” operasındaki başarısıyla primadonnalığa yükseldi.
Unutulmaz sanatçı, Milano’da La Scala’da Verdi, Bellini, Donizetti, Mozart, Monteverdi, Tchaikovsky ve Puccini’nin de aralarında bulunduğu ünlü bestecilerin eserlerini başarıyla yorumladı.
Londra Royal Albert Hall ve New York Carnagie Hall’de orkestra eşliğinde çok sayıda konser veren sanatçı ayrıca Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Rio de Janerio, Bilbao ve Chicago’da sahne aldı.
Leyla Gencer, son kez 1985’te Venedik Fenice Tiyatrosu’nda opera seslendirdi, 1994’te Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası’nı aldı.
İTALYA’DA CARUSO ÖDÜLÜ ALDI
Konserlerini 1992’ye kadar sürdüren, sonraki yıllarda genç sanatçılar yetiştiren Gencer, Ankara ve İstanbul’da opera seminerleri verdi.
Gencer, Türkiye’de opera sanatının tanınması ve gelişmesi için birçok çalışmaya imza attı, araştırmacı yönüyle Türk ve dünya operasına önemli katkılarda bulundu. Dönemi itibarıyla unutulmuş birçok opera eserini tozlu arşivleri tarayarak gün yüzüne çıkaran sanatçı, yorumladığı eserleri yeniden opera dünyasına kazandırdı.
“Devlet Sanatçısı” ünvanını 1988’de alan sanatçı, 2007’de İtalya’da Caruso Ödülü’ne layık görüldü.
Opera dünyasına yeni yetenekler kazandırmayı amaçlayan “Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması” sanatçı adına ilk kez 1995’te düzenlenmeye başladı.
Ayrıca 2004’te Türkiye’de Leyla Gencer adına gümüş hatıra parası basıldı.
“BEN ANADOLU ÇOCUĞUYUM”
Birçok ülkeden ve kurumdan sayısız ödülle nişan alan Gencer’e, pek çok ülke vatandaşlık teklifinde bulundu. Tekliflerin tamamını geri çeviren sanatçı, “Ben, Anadolu çocuğuyum.” diyerek, yaşamı boyunca Türk vatandaşlığını onurla taşıdı.
Hakkında, Zeynep Oral’ın yazdığı “Tutkunun Romanı: Leyla Gencer” kitabının yanı sıra birçok yazı ve araştırma kaleme alınan Gencer, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle 10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde hayata veda etti.
]]>“BÜTÜN KADINLAR CADIYIZ AMA TESCİLLİ CADI OLMAK ÇOK SEVİNDİRDİ”
Festival, Sevda Cenap And Müzik Vakfı Dostlar Korosu’nun kısa bir müzik şöleniyle başladı. Festivalin bu yıl Genç Cadı Ödülü oyuncu Deniz İlhan’a verildi. İlhan’a, ödülünü geçen yıl Genç Cadı Ödülü’nü alan Öyküsu Özyürek takdim etti. İlhan, “Bütün kadınlar cadıyız ama tescilli cadı olmak çok sevindirdi. Kadın dayanışması tarafından ödüllendirilmenin de insan çok güvende hissettiren bir tarafı var” dedi.
Festivalin Bilge Olgaç Başarı Ödülleri film yapımcısı Nida Karabol, yönetmen Ayşe Polat ve oyuncu Tülin Özen’e verildi. Karabol’a ödülünü yönetmen Biket İlhan takdim etti. Ödül konuşmasında Gazze için ateşkes çağrısı yapan Karabol, şunları söyledi:
“EN ÇOK İSTEDİĞİMİZ ŞEY BARIŞ”
“Festivalin teması olan ‘Daha fazlası azı değil.’ Neler dersek, her şeyden önce toplumsal cinsiyet eşitliği diyoruz. Kesinlikle daha fazlası, daha azı değil. Günümüzde çok önemli olan hak, hukuk, adalet kesinlikle daha fazlası daha azı değil. En çok istediğimiz şeylerden biri barış, empati, sevgi. Laik eğitim istiyoruz. Kültür-sanat istiyoruz. En çok sinemayı istiyoruz.”

“ÇOĞUNLUKLA KADIN YÖNETMENLER ARKA PLANDA KALMIŞTIR”
Yönetmen Ayşe Polat, bir diğer Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi oldu. Polat, “Kadın olmak zor, kadın yönetmen olmak daha zor. Çoğunlukla kadın yönetmenler arka planda kalmıştır. Sinema tarihi böyledir. Gelecek için çok umutluyum. Yeni nesil çok aktif, kadın dayanışmasını çok iyi biliyorlar” diye konuştu.
Bir diğer Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi olan Tülin Özen, bu gece açılış törenine katılamadığı için kadın sinemaseverlere bir video mesaj yolladı. Özen, “Bilge Olgaç ile anılan bir ödüle sahip olmak çok gurur verici. Bundan sonrası için de çok büyük bir güç veriyor bana” dedi.
Festivalin bu yılki Onur Ödülü oyuncu Hatice Aslan’a verildi. Aslan’a ödül takdimini oyuncu Ece Dizdar yaptı. Aslan, şunları söyledi:
“ÖZÜ SÖZÜ BİR OLMAK BENİM İÇİN ÇOK ÖZEL”
“Opera binası benim için çok özel bir yer. Çünkü ben ilk tiyatro oyunumu burada seyrettim. Yücel Erten sahneye koymuştu. Çok etkilendim, 10 defa seyrettim. Sivas’tan gelip böyle bir oyunu seyretmenin ne demek olduğunu anlarsınız diye düşünüyorum. Ankara, benim için çok özel. Hayatımın dönüm noktası olan bir şehir burası. Ece, benim için çok özel. Benim biricik manevi kızım. Kendine ve tüm varlıklara şefkatin, özenin ve saygının iyileştirici gücünü daima hatırlamaya devam edeceğim. Özü sözü bir olmak benim için çok özel bir şey.”

Açılış töreni, tüm kadınların sahneye çıkarak “Kadınlar Vardır” şarkısını söylemesiyle son buldu.
Onur Ödülü alan oyuncu Hatice Aslan, ANKA Haber Ajansı’na duygu ve düşüncelerini şöyle paylaştı:
“Bu ödülü Ankara’da almak benim için çok kıymetli. Ankara benim hayatımın dönüm noktası olan yer. İlk oyunculuk eğitimime burada başladım. Sivas’tan Ankara Devlet Konservatuvarı’na geldim. 27 yıl dile kolay, festivalin 27. yılı. Çok çaba sarf ettiklerini gözlüyorum. Özümle sözüm birbirini tuttuğu sürece ben varım. Yoksa bilgi var. Harekete geçmek ve onu en azından kendi bulunduğun köşede yapabilmek… Çünkü her yere kolumuz yetişemez. Oyuncu olduğum için insan olmanın çok kıymetli bir şey olduğunu, değişik karakterler oynadığım için biliyorum. Her bir karakter benim için kıymetli. Şefkat ve anlayışa devam.
“DAİMA CESARETLİ VE ÖZGÜRDÜM”
Daima yapabileceğimin en doğrusunu yapmaya çalıştım. Daima cesaretli ve özgürdüm. Başkasının ne dediği ya da ne yaptığından çok kendi yaptığımla ilgilendim. O zaman zaten bir şeyler yapmaya başlıyorsun. Başkalarını bırakıp kendine odaklı, yaptığın işe saygı gösterdiğin zaman çok farklı bir yere doğru gidiyor hayat.”
“HAYALİM KADIN YÖNETMENLERLE ÇALIŞMAK”
Oyuncu Deniz İlhan ise ANKA Haber Ajansı’na “Çok mutluyum, gururluyum. Filmde oynayalı 2 sene oldu. O zamandan bu zamana insan bazen durgunlaşabiliyor. Sinemayla ilgili bir düşüncem yoktu. Daha sonra film çıktı. Oyunculuk, tekrardan aklıma düştü. Daha sonra hiç beklemediğim bir anda bu ödül haberi geldi. Bunun bir kadın filmleri festivalinden gelmesi çok büyük bir motivasyon oldu. Hayalim, kadın yönetmenlerle ve genç insanlarla çalışmak” diye konuştu.
]]>Miçotakis’in 13 Mayıs’ta Türkiye yapacağı ziyarete ilişkin soruları yanıtlayan Yerapetritis, Türk ve Yunan liderler arasındaki görüşmelerin “dramatize” edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Yerapetritis, Türk ve Yunan liderlerin buluşmalarının, diğer tüm ülke liderlerinin ikili görüşmeleri gibi olağan değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Buluşup, konuşup, krizleri bertaraf edip, sonraki adımları atmamız önemli.” dedi.
Kariye Camii’nin ibadete açılmasının ardından Miçotakis’in Türkiye ziyaretini ertelemesi gerektiği yönündeki Yunanistan muhalefetindeki yorumları da değerlendiren Yerapetritis, hükümet olarak böyle bir ihtimali hiç düşünmediklerini kaydetti.
Yerapetritis, Kariye Camii’nin ibadete açılması kararından Yunanistan’ın duyduğu memnuniyetsizliği dile getirerek, bunun yeni bir karar değil, 2020’de alınmış bir karar olduğuna dikkat çekti.
Türk-Yunan ilişkilerinde her iki ülkenin de temel tezlerinin değişmesine yönelik bir beklenti bulunmadığını belirten Yerapetritis, “Türk-Yunan yakınlaşmasından beklentimiz sükunet dolu bir dönemdir.” diye konuştu.
Yerapetritis, Yunanistan’ın bir başka beklentisinin de iki taraf arasında iletişim kanallarının açık kalması olduğunu vurgulayarak, bu şekilde olası krizlerin de önlenebileceğine işaret etti.
MİÇOTAKİS’İN TÜRKİYE ZİYARETİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Aralık 2023’teki Atina ziyaretinde iki taraf arasında imzalanan anlaşmaların iki ülke ilişkilerini ileriye taşıyan önemli anlaşmalar olduğunu vurgulayan Yerapetritis, bu anlaşmaların, sistematik olarak ilerlediğini ve pazartesi günü Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Miçotakis arasında yapılacak görüşmenin de bir parçası olacağını kaydetti.
Yerapetritis, 13 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Miçotakis arasında yapılacak görüşme için “Bence beklememiz gereken samimi bir görüşme olmasıdır. Ortaya konması gereken konular ortaya konacaktır. Dikenli konular da liderler ve heyetlerimiz arasında ele alınacaktır. Pozitif gündem, siyasi diyalog ve güven artırıcı önlemleri içeren görüşmelere yönelik sonraki adımlar için bir yol haritası çizilecektir.” diye konuştu.
Miçotakis’in 13 Mayıs’taki Türkiye ziyaretinin ikili ilişkilerde atılacak önemli bir adım olduğunu ifade eden Yerapetritis, bir sonraki önemli adımın ise iki liderin NATO Zirvesi kapsamında temmuzda Washington’da buluşması olduğunu belirtti.
– Edi Rama’nın Yunanistan ziyareti
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın Arnavutluk diasporası ile buluşma amacıyla hafta sonu Yunanistan’a yapmayı planladığı özel ziyareti de değerlendiren Yerapetritis, ziyaretin zamanlamasını doğru bulmadığını ifade etti.
Yerapetritis, hem Arnavutluk’ta 2025’te düzenlenecek seçimlere kadar daha çok zaman olduğuna hem de Yunanistan’ın Avrupa Parlamentosu seçimleri arifesinde bulunduğuna dikkat çekti.
Arnavutluk’taki belediye seçimlerinde Himara’dan aday olan Yunan kökenli siyasetçi Alfred Beleri, 12 Mayıs 2023’te “seçimlerde aktif yolsuzluk” yaptığı suçlamasıyla gözaltına alınmıştı.
14 Mayıs 2023’te düzenlenen yerel seçimlerde Beleri, Himara Belediye Başkanı seçilmişti.
Arnavutluk Yolsuzluk ve Organize Suçlara ilişkin Özel Mahkemesi, 22 Mayıs 2023’te Beleri’nin tutuklanmasına karar vermişti
Beleri’nin tutuklanması, Arnavutluk ve Yunanistan’daki siyasi partilerin ve yetkililerin tepkilerine neden olmuştu.
Yunanistan’da iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi, nisanda Beleri’yi Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili seçimleri için aday göstermişti.
]]>Bu süre sona erinceye kadar kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri ve memurları hakkında KOOPBİS yükümlülüğüne aykırı davranmalarına yönelik hükümler uygulanmayacak. Bu düzenleme, 26 Nisan 2024 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.
Kooperatiflerin ana sözleşmelerini intibak ettirmeleri için öngörülen süre, 2 yıl daha uzatılıyor.
Teklifle Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’unda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, Kanun’un ekinde yer alan cetvellerdeki kadro ünvanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla dolu kadrolarda derece değişikliği ile boş kadrolarda sınıf, ünvan ve derece değişiklikleri Rekabet Kurulu kararıyla yapılacak.
Rekabet Kurulu, başlattığı soruşturmaları, soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirecek. Kurul, bu bildirim yazısı ile birlikte iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara gönderecek. Böylece hem tarafların daha etkin savunma yapabilmesine olanak sağlanması hem de soruşturma süreçlerinin daha seri ilerlemesi amaçlanıyor.
Taraflara yazılı savunmalarını soruşturma raporunun tebliğinden itibaren 30 gün içinde Kurula göndermeleri tebliğ edilecek. Haklı gerekçeler sunulması halinde bu süre bir kereye mahsus olmak üzere ve en çok bir katına kadar uzatılabilecek. Soruşturmayı yürütmekle görevlendirilenler, gelen yazılı savunmalar sonucunda soruşturma raporundaki görüşlerinde bir değişiklik olması halinde 15 gün içinde yazılı görüşlerini tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara bildirecek. Taraflar 30 gün içinde bu görüşe cevap verebilecek.
ÜRÜN İHTİSAS BORSALARI
Teklifle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nda değişiklik öngörülüyor.
Buna göre, ürün senetleri ve alivre sözleşmelere ilişkin işlemlerde, devir ile bedelin ödenmesi, alıcı ve satıcının diğer yükümlülüklerinin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edenlerce veya takas ve saklama hizmeti aldıkları kuruluşlarca yerine getirilmesi, alım satımın tescili ve alım satıma ilişkin diğer hususlar yasa ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak ürün ihtisas borsası tarafından yürütülecek.
Ürün ihtisas borsasının veya ürün ihtisas borsası tarafından takas merkezi olarak yetkilendirilen kuruluşun takas işlemlerinde mali sorumluluğu, tesis edecekleri limitler dahilinde ve alınacak teminatlar ile garanti fonu varlıklarıyla sınırlı olacak.
Ürün ihtisas borsalarında gerçekleştirilen işlemlerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak ve zararların tazmini için alınacak teminatların ve oluşturulabilecek garanti fonunun kuruluşu, işletimi, kullanımı ve katılımcılarına ilişkin usul ve esaslar, Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Düzenlenen teminatlar ve garanti fonundaki varlıklar tevdi amaçları dışında kullanılamayacak, üçüncü kişilere devredilemeyecek, kamu alacakları için olsa dahi haczedilemeyecek, rehin edilemeyecek, iflas masasına dahil edilemeyecek ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamayacak.
Ürün senetleri ve alivre sözleşmelerin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edilmesine, aracıların yetkilendirilmesi ile bu yetkinin askıya alınması ve iptaline, aracıların gözetim ve denetimine, ürün senetleri ve alivre sözleşmeler üzerindeki aracılık hizmetlerine dair diğer işlemlere müşterinin verdiği yetkiye bağlı olarak müşteri hesaplarındaki nakit alacak bakiyelerinin nemalandırılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Sermaye Piyasası Kurulunun birlikte çıkaracağı yönetmeliklerle düzenlenecek.
LİSANSLI DEPOCULUKTA İDARİ PARA CEZALARI
Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’nda değişiklik yapılarak, cezaların etkinliği ile caydırıcılığının artırılması amacıyla bazı fiillere yeni cezai yaptırımlar getiriliyor ve idari para cezaları artırılıyor.
Buna göre, lisanslı depoculuk ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ürün teslimi sırasında mevzuata aykırı şekilde ürün miktarından kesinti yapan, yasanın “teşhir” hükmüne aykırı hareket eden, ürün senedinin ilgili yönetmeliğinde düzenlenen içerik, şekil ve muhafaza şartlarına uymayan lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası kesilecek.
Teslim yükümlülüğü düzenlenmiş ve iptal edilmemiş ürün senedinin temsil ettiği tarım ürününün tümü veya bir bölümü için başka bir ürün senedi düzenlenememesi, teslim yükümlülüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uyarı ve idari tedbirlerine rağmen verilen sürede kanuna ve ilgili yönetmeliklere aykırı ya da eksik hususların giderilmemesinin de aralarında bulunduğu hükümlere aykırı hareket eden lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Analiz ve sınıflandırma işlemi yapılmadan ürünün depoya kabul edilmesi veya depodan çıkarılması, tartım makbuzunun ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, muhafaza şartlarına uyulmaması nedeniyle ürünü temsil eden elektronik ürün senedinde belirtilen sınıf ve kalite ile depoda bulunan ürünlerin sınıf ve kalitesi arasında farklılık tespit edilmesi durumlarında, bu fiilleri gerçekleştiren lisanslı depo işletmelerine her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası uygulanacak.
Şahit numune alınmaması ve ilgili yönetmelikte belirlenen süre boyunca saklanmaması, analiz ve sınıflandırma belgesinin ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, laboratuvarda yer alan alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, şahit numune ile bu numunenin temsil ettiği ürünün analiz ve sınıflandırma belgesinin farklı olması, analiz esnasında tutulan kayıtlardaki değerler ile analiz ve sınıflandırma belgesindeki değerlerin farklı olması durumlarında bu fiilleri gerçekleştiren yetkili sınıflandırıcılara her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası kesilecek.
Yetkili sınıflandırıcılık ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ilgili hükme aykırı hareket eden yetkili sınıflandırıcılara 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
İdari para cezalarının verilmesini gerektiren aykırılığın bir takvim yılı içinde tekrarı halinde her bir tekrar için bir önceki cezanın iki katı idari para cezası uygulanacak.
KAPALI PAZAR YERLERİNİN KULLANIMINDA TAHSİS USÜLÜ
Yasa teklifiyle Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da da değişiklik yapılması öngörülüyor.
Düzenlemeye göre, kapalı pazar yerlerindeki satış yerleri ve diğer yerlerin, pazarcılara yüksek fiyatlarla kiralanmasına neden olan sınırlı ayni hak yöntemiyle kiralama usulü kaldırılıyor. Pazar yerlerinde bulunan satış yerleri yalnızca tahsis usulüyle kullandırılarak pazarcıların maliyetlerinin azaltılması amaçlanıyor.
Teklifle kapalı pazar yerlerindeki satış yerlerinin sınırlı ayni hak yöntemiyle pazarcılık mesleğinden olmayan diğer kişilere verilmesi sonucu pazarcıların maliyetlerinin artmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
3 Mayıs 2024’ten önce kapalı pazar yerlerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve kiracılık hakları, bu hakların kullanımı için öngörülen sürenin sonuna kadar geçerli olacak.
]]>Her 45 dakikada 50 kadar üye yapıldığını ifade eden Özgür Özel, “Türkiye ittifakı kazandı ve Türkiye ittifakı büyük bir moralle güçlenmeye devam ediyor. CHP’nin üye kampanyasında, üye kayıt formu yetiştiremiyoruz. Kuyrukta gençler oluyor. 45 dakikada 50’ye yakın kayıt yapılan standımız oluyor. Ankara genç üye kayıtlarını yetiştiremiyor. Ailemiz büyüyor, baba evi büyüyor” diye konuştu.
Eskişehir’in bir önceki dönem belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen’in tüm CHP’li belediyeler için kurulan Eğitim ve Eşgüdüm Denetim Komisyonu’nun başkanı olduğunu ve komisyonun hızla çalışmalarına devam ettiğini kaydeden Özel, şu ifadeleri kullandı:
* “Önümüzdeki günlerde hizmetlerin tüm belediyelerde ortaklaştığını, belli hizmetlerin tek tipleştiğini, CHP belediyeciliğinin kanıtlandığını ve artık bütün Türkiye’de görülen bu iyi uygulamaların ileride genel iktidar içinde CHP’ye olan ilgiyi, alakayı, güveni artıracağını hep birlikte göreceğiz. İsrafa son verip, hizmeti getirmeye devam edeceğiz. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Kırıkkale’de, Kastamonu’da Eskişehirler yaratacağız.
* Türkiye’nin dört bir yanında CHP belediyeciliğini mutlaka özdenetimi kuvvetli, israfı olmayan, yolsuzluk olmayan bir şekilde halkın gözleri önünde şeffaf bir şekilde yönetecek, denetleyecek, denetlettirecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek işlevsizleştirilen Sayıştay’ın yeniden güçlendirileceği, gerek CHP iktidarında başkanlığını ana muhalefet partisinin yapacağı kesin hesap denetim komisyonunu kurulacağı ve bu memlekette artık rüşvetin, adam kayırmanın, ortadan kaldırılacağı yarınları müjdeleyeceğiz.”
ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER VE EMEKLİLER İÇİN MİTİNG DÜZENLENECEK
Özgür Özel, atanamayan öğretmenler ve emeklilerin seslerini duyurabilmek için Ankara ve İstanbul’da iki miting düzenleyeceklerini belirterek, şunları söyledi:
* “Bu süreçte muhataplarımızla bir yandan sizlerin haklarını, işçinin ve emekçinin haklarını, kiracıların haklarını, atanmayan öğretmenin haklarını staj mağdurlarının haklarını, astsubayın, uzman çavuşun talep ve haklarını konuşurken bir yandan da büyük bir mücadeleyle sokaktan korkmadan, meydandan kaçmadan halkın sesini en yukarıdan duyuracağız. CHP geçen günlerde atanmayan öğretmenlerle ilgili mülakatın kaldırılma sözünün verildiği öğretmenlerle ilgili, onların talebine uygun olarak 68 bin mülakatsız atama talebinin kampanya boyunca arkasında durduk. Kürsümüzü, bu taleplere açtık. Ancak geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Erdoğan, kendi açıklamaya varamadı, ertesi gün Milli Eğitim Bakanı’na bıraktı. Bakan salı günü, sadece 20 bin atama dediğinde gençlerimizin umutları kırıldı. Ardından biz ‘Hani mülakat yapmayacaktınız? Hani 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta Sayın Erdoğan ‘mülakatı kaldırıyoruz’ diye söz vermişti, hani seçim bildirgesine yazmıştınız.
* Gençlerin kendilerinden ailelerinden böyle oy istemiş, böyle oy toplamıştınız’ dediğimizde, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ dediler. Elbette kabul etmedik. Bugün duyuyoruz ki ‘Efendim 45 dakika sürecek, kamera da koyacağız, bunu da yapacağız’ diyerek partizanlığı, adam kayırmayı, yüksek not alanı ailesi muhalif, diye geride bırakıp, düşük not alanı birilerinin yakını, diye AK Parti’den diye ileri alan bir sistemi devam ettirecekleri anlaşılıyor. İşte biz bu şartlar altında, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’ndan bir gün önce genç hocalarımız, öğretmenlerimizle atanamayan değil, ne kusuru varmış da atanamıyormuş veya senin nasıl bir mesuliyetin var bu işte? Atayamıyormuşsun.
* Atanmayan öğretmenlerle, mülakat mağdurlarıyla çağdaş, bilimsel, laik eğitime karşı yürütülen müfredat çalışmasına da isyan eden herkes ile birlikte 18 Mayıs’ta İstanbul Saraçhane’de onların sesine ses, mücadelelerine omuz vereceğiz. Onların sesini duyuracağız, müzakere de edeceğiz ama bu güzelim gençler için mücadelenin de en büyüğünü vereceğiz. Artan enflasyon asgari ücreti kemiriyor. Biz temmuz ayında enflasyon güncellemesi beklerken, hatta yılda 4 kez olsun derken, asgari ücrete enflasyon zammı yapmamaya, emeklileri süründürmeye devam ediyorlar. Bununla da mücadele edeceğiz. Bunun için ilk adım emekliler, sonra da emekçiler geliyor. Emekliler için 26 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te Ankara’da bir büyük emekli mitingi düzenliyoruz. Emeklilerin sesini bütün Türkiye’ye duyuracağız.”
“BİRAZ DA ZENGİNLERİN KAPISINA GİT”
Özel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i eleştirerek, “Buradan herkese sesleniyorum, hayat pahalılığıyla mücadele emeklinin, emekçinin, yoksulun sırtından yapılamaz. Bugün Türkiye’de bir IMF programı uygulanmaktadır, örgülü bir IMF programı uygulanmaktadır. IMF hayalet gibi üzerimizde dolaşmaktadır. IMF, ‘Memura zam yapma’ diyecek yapmıyor. ‘Emekliye zam yapma’ diyecek, yapmıyor. IMF ile anlaşsan ‘İstihdam yaratma, işe alma’ diyecek ama adına bir tek IMF demiyor. Bu hayalet, bu gulyabani, hep emeklinin penceresinde, hep emekçinin, yoksulların kapısına dayanıyor. Mehmet Şimşek’e sesleniyorum; gulyabanini al biraz da zenginlerin kapısına git. Biraz da zenginlerle uğraş, yoksulun peşini bırak” diye konuştu.
]]>Zübeyde Hanım Teknik ve Anadolu Lisesi 9’uncu sınıf öğrencisi Sıla Akgül, ambulansla kaldırıldığı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Gözaltına alınan otomobil sürücüsü Yağcı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Sıla’nın cenazesi ise Menteşe ilçesi Akgedik Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi.

İLK DURUŞMADA TAHLİYE EDİLDİ
Soruşturmanın ardından Tolga Yağcı hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yağcı, Muğla 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde 17 Ocak 2023’te görülen davanın ilk duruşmasında, 33 gün kaldığı cezaevinden adli kontrol şartı ile tahliye edildi.
Davanın 19 Ekim 2023’te görülen 4’üncü duruşmasında mütalaasını veren savcı, sanık Yağcı’nın, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nin raporuna göre, otomobil ile kavşak yaklaşımındaki seyrini kendisine hitaplı levhalar dikkate alacak şekilde sürdürmediği, aydınlatma bulunmayan mahalde zeminin de ıslak olmasını gözeterek far ışığı altındaki görüş alanını dair yeterli kontrolleri yapmadığını belirtti.
Yağcı’nın ilk geçiş hakkını yaya geçidinden geçiş yapmakta olan Sıla Akgül’e vermeyip, kontrolsüzce gerçekleştirdiği seyri sırasında çarptığını kaydetti. Savcı, olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı nedeniyle otomobil sürücüsü Yağcı’nın ‘asli kusurlu’ olduğu, ölen Akgül’ün ise kusurunun bulunmadığını belirtti. Mütalaada, sanık Yağcı’nın 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
4 YIL HAPİS CEZASI İNDİRİLDİ
Hakim, mütalaaya ilişkin beyanların alınmasının ardından kararını açıklayıp, sanık Tolga Yağcı’ya ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl hapis cezası verdi. Hakim, ardından pişman olması ve cezanın üzerindeki olası etkilerini dikkati alarak, cezasını 3 yıl 4 aya indirdi. Hakim, sanığın ekonomik durumunu da göz önünde bulundurup, verilen hapis cezasını 24 ay taksitle ödenmek üzere 24 bin 300 lira para cezasına çevirerek, sürücü belgesine 6 ay süreyle el konulmasını hükmetti.
SAVCILIK, DOSYAYI İSTİNAF MAHKEMESİNE TAŞIDI
Bunun üzerine Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı, temel cezanın azlığı ve hapis cezasının paraya çevrilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin kararını istinaf mahkemesine taşıdı. Dosyayı görüşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, Yağcı’ya verilen cezayı az bularak yeniden yargılanmasına karar verdi.
CEZASI ARTTIRILDI
Kararın bozulmasının ardından bugün Muğla 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesinde yeni duruşma görüldü. Duruşmada mahkeme heyeti sanık Yağcı’ya önce üst sınırdan 6 yıl hapis cezası verdi. Ardından cezanın sanık üzerindeki etkilerini dikkate alıp, bu cezasında 6’da 1 oranında indirim yaparak 5 yıla düşürdü. Ayrıca sanık Yağcı’nın daha önce verilen 6 ay ehliyetine al koyma cezası da 1 yıla çıkarılıp, hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağının infaz süresinin başlamasına kadar devamına da karar verildi.
]]>Yenilenen 7 köy parkının da açılışının yapıldığı temel atma törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi ve İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa ile birlikte katıldı.

“MUHALEFETE ÇOK ÇALIŞMAYI DA ÖĞRETECEĞİZ”
İmamoğlu törende yaptığı konuşmada, seçildikleri 2019 yılından beri 39 ilçeye ayrım yapmadan eşit hizmet götürdüklerini söyledi.
İmamoğlu “Biz seçimi sadece birkaç günlük seçim maratonu olarak görmüştük. Seçimin son gününe kadar sahada çalışıyorduk. İş üretiyorduk, temel atıyorduk, açılış yapıyorduk. Seçim bitti, o günden bugüne yine açılışlar yaptık, temel atma törenleri yaptık. Biz ne dedik? Arı gibi çalışmak… ‘Ekrem İmamoğlu atom karınca.’ Ben diyorum ki; biz bundan sonra çok çalışmanın adını bile değiştireceğiz. Bize bakıp akıllarına sadece şu gelecek; kim olursa olsun ‘biz de çok çalışmalıyız’ diyecekler. Biz Türkiye’de muhalefetimize çok çalışmayı da öğreteceğiz. Göreceksiniz hem gayretli, hem adaletli, hep liyakatli olacağız. Size mahcup olmayacağız” diye konuştu.

“ATIK SU KAYNAKLI KİRLİLİĞİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ”
Çatalca’ya sundukları hizmetleri anlatan İmamoğlu, 16 mahallede altyapı eksikliğinden dolayı yaşanan su baskınlarını temelini attıkları yatırımlarla kalıcı olarak çözüleceğini belirtti.
İmamoğlu “Muhtemel can kayıplarını, mal kayıplarını artık Çatalca’da da hiç yaşamayacağız. Atık su kaynaklı kirliliği ortadan kaldıracağız. Ne Karadeniz’e ne de Büyükçekmece Gölü’ne herhangi bir atık su gitmeyecek. Çevre temizliğini çok önemsiyoruz. Arıtma tesislerinin yükünü hafifletiyoruz. Yağmur sularının en temiz şekilde göle denize ulaşmasını sağlıyoruz” dedi. Hiçbir zaman göz boyayan işler yapmayacaklarını vurgulayan İmamoğlu “Biz size faydalı işler yapacağız. Görmeyeceksiniz ama toprağın altında size hayatınızı güzelleştirecek, hayatınızı, yaşamınızı kaliteli hale getirecek yatırımları yaptık. Yapmaya devam edeceğiz” dedi. Çatalca’nın 7 köy parkını da yenileyerek açılışını yaptıklarını anlatarak Çatalca’nın bütün köylerinin elden geçirileceğini söyledi.

“İHANET, EMANETE EDİLMEZ”
Bakış açılarının “insana saygı ve şehre özen” olduğunu dile getiren İmamoğlu “İnsanlarımızı dinleyeceğiz. Onların ne dediklerini duyacağız. Ona göre sorunlarına çözüm ulaştıracağız. Çözemeyeceğimiz bir sorun ise niçin çözülemeyeceğini anlatacağız. Bizim gizlimiz saklımız yok. Biz neyi biliyoruz? Sizin adınıza görev yaptığınızı biliyoruz. Biz, sizlerin şehri emanet ettiği insanlarız. Ben de öyleyim Erhan Başkan da öyle. İhanet, emanete edilmez. Hele hele sizlerin emaneti olan bu kutsal şehre hiç ihanet edilmez. Bu şehre Allah’a şükür hep koruyucu gözle baktık. Hep iyi işler, güzel işler yapma gayretinde olduk, olmaya devam edeceğiz. 100 milyonlarca liralık temel atma töreni yapıyoruz. Bir liralık iş de, bir milyar liralık iş de birbirinden çok farklı değildir. Biz baktığımız pencere şu; milletin parasını kullanıyoruz. Milletin parasıyla sizlere faydalı işler yapıyoruz. Yani milletin parasını kuruşuna kadar millete veriyoruz. Bu bizim en asil yolculuğumuzdur” diye konuştu.

“BAŞARIMIZIN ÖNÜNDE ENGEL DEĞİL”
İmamoğlu, son seçimde AKP’den CHP’ye geçen Çatalca Belediyesi’nin sıkıntılarıyla teslim alındığını belirterek “ Problemleri var. Ama inşallah her birini çözeceğiz. Mazeretimiz yok. Sorunları tespit edecekler. Size anlatacaklar. Belediyenin borcu neydi? Hangi eksikler yapıldı? Hangi hatalar yapıldı? Hangi işler yapılırken vatandaşa bilgi verilmedi. Bunları tek tek sizinle paylaşacak ama hiçbirisi bizim başarımızın önündeki bir engel değil. El ele, kol kola, sizin de o manevi gücünüzle bizim bu sorunlara çözmeye ve aşmaya Allah’ın izniyle gücümüz yeter. Hiç endişeniz olmasın” dedi. İmamoğlu “Aradan 5 yıl geçecek, görev dönemimiz biterken sizin huzurunuza geldiğimizde hem seçim öncesi söylediklerimi hem de bugün burada söylediklerimi hatırlayacaksınız. Diyeceksiniz ki; ‘İmamoğlu hemşerimiz, Erhan Başkanımızla birlikte söylemişti, yaptı. Bize oraları kazandırdı.’ Endişeniz olmasın” diye konuştu.
]]>
Sedir ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı ormandaki mermer ocaklarına karşı verdikleri mücadeleyle tanınan çiftin cinayet şüphelisi Ali Yamuç, olaydan bir gün sonra yakalandı ve Elmalı Cezaevi’ne gönderildi. Alanya L Tipi Cezaevi’ne nakledilen Yamuç’un, 20 Eylül 2017’de intihar ettiği açıklandı.
DAVA ANAYASA MAHKEMESİ’NDE
Çiftin kızı Emine Büyüknohutçu, cinayetin ardından olayda azmettirici olduğuna dair Finike Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, soruşturmanın bu yönde derinleştirilmesi talebinde bulundu. Savcılık ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Büyüknohutçu ailesi, savcılığın kararına Elmalı Sulh Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren mahkeme, savcılık kararını onadı ve itirazı reddetti. Soruşturmanın derinleştirilmesi yönündeki talebin reddedilmesi üzerine çiftin kızları ve avukatları, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
MEZARLARI BAŞINDA ANMA TÖRENİ
Büyüknohutçu çiftinin öldürülmesinin 7’nci yıl dönümünde, Andızlı Mezarlığı’ndaki mezarları başında kızı Emine Büyüknohutçu, yakınları ve çok sayıda seveni tarafından anma töreni düzenlendi. Çiftin mezarlarına çiçek bırakıldı.
Babasının ‘Eğer biri bir gün çıkıp deli cesaretiyle bu işlerin üstüne gitmezse, canları pahasına bu işlerin peşinden koşmazsa, bu işler çözülecek işler değil’ diye bir cümlesi olduğunu belirten Emine Büyüknohutçu, “Gerçekten öyle. Birilerinin çıkıp deli cesaretiyle bu rant sisteminin üzerine gitmesi ve bu rantın özellikle hangi konularda döndüğünün araştırılması ve didik didik edilmesi gerekiyor ki bu tür şirketlerin desteklenmeleri, ÇED raporlarına onay verilmeleri ve güzelim sedir ağaçlarının, nehirlerin, kurdun, kuşun evinin, yuvasının yıkılması, yok olmasına son verilmesi gerekiyor” dedi.
AZMETTİRİCİ İDDİASINDA MEKTUPTAKİ İSMİ HATIRLATTI
Aradan 7 yıl geçtiğini, hala umudu olduğunu söyleyen Büyüknohutçu, “Evet davada herhangi bir ilerleme katedilmedi. Şu an dosyamız AYM’de, azmettiricinin takipsizliği yönünden onaması beklenen bir dosyamız var. Azmettirici olarak anılan isim Ali Yamuç’un da mektuplarında ifade ettiği, taş ocağı, mermer ocağı sahibi, ortaklarından N.B. Mektuplarında da Ali’nin ifade ettiği isim budur, ‘Vadettiğiniz parayı ödeyin. Yoksa ipleriniz cebinizde’ dediği isim budur. Kamuoyuna senelerdir yansıyan isim budur. Bu ismi saklamayın. Bu ismi daha çok dile getirin. Ben bu ismin saklanmasını uygun görmüyorum. Bu dava senelerdir söylediğim gibi tekrar söylüyorum, bir gün çözülecek. Eğer biz peşini bırakmazsak çözülecek” diye konuştu.

DAVA AYM ÖN KOMİSYONDA
Davanın avukatı Tuncay Koç, “Maalesef her yıl burada yargılamanın durumunu anlatmaya söz bulamıyorum. Yargı adına utanıyorum. Ama Ali Ulvi ve Aysin’i unutmadığınız için bu da bize güç veriyor. Maalesef geçtiğimiz süreç içinde davalarda hiçbir gelişme yok. Anayasa Mahkemesi’nde süreç bekliyor. Ön komisyonda incelemede şu anda. Oradan gelecek olumlu bir sonuçtan sonra daireye gidecek. Olumlu sonucu bekliyoruz. Her an karar çıkabilir. O yüzden kamuoyunda gündeme gelmesi çok önemli” dedi.
KATİLİN MEKTUBU EŞİNİN ÜSTÜNDE YAKALANMIŞTI
Büyüknohutçu Dostları Grubu adına konuşan Erol Malçok ise “Ölümlerinin üzerinden geçen 7 yıla rağmen organize bir cinayet olduğu apaçık belli bu olayın azmettiricileri yargılanmadı. Cinayetin arkasından tutuklanan Ali Yamuç, yaşam savunucuları Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’yu para için öldürdüğünü söyledi. Arkasından eşi Fatma Yamuç’un üzerinde bir mermer şirketi sahibine hitaben yazılan, ’10 gün içerisinde param gelmezse görüşürüz. İpleriniz cebinizde haberiniz olsun’ ifadeleri bulunan bir mektup yakalandı. Bu mektuba ve cinayet delillerini saklamasına dayanarak Fatma Yamuç cinayete iştirakten tutuklandı. Ancak tüm bu süreçler, derinleştirme ve etkili bir soruşturmadan yoksun işletildi” diye konuştu.

İddianamede, Türkiye genelinde çok sayıda kişiye, avukatlık ofisi isimleri ve telefon numaraları ile birlikte, “Dosyanız icra takibi başlatılması için hukuk ofisine devredilmiştir.” mesajı gönderildiği belirtildi.
Telefonlarına mesaj gelen vatandaşların bu numaraları aradığında ise geçmiş yıllarda teslim almadıkları siparişlere ait kargo parasının faiziyle birlikte istenildiği belirtilen iddianamede, arayanlara ödeme yapmadıkları takdirde masraflarla birlikte haciz işlemi başlatılacağının söylendiği kaydedildi.
İddianamede, 90 lira ve 200 lira arasında değişen parayı faiziyle birlikte ödetmek için sürekli mesaj atılarak taciz edilen vatandaşların CİMER’e, emniyete ve savcılıklara giderek şikayette bulunması üzerine soruşturma başlatıldığı ifade edildi.
Kargo şirketinin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu dilekçesine de yer verilen iddianamede, şirketin müşterilerine mesaj gönderip borç tahsilatı yapma gibi bir uygulamasının olmadığı, yapılan incelemede de mağdurların borcunun bulunmadığının belirlendiği aktarıldı.
DOLANDIRICILIK YÖNTEMLERİ
İddianamede, şüphelilerin güvenli olmayan ya da sahte alışveriş sitesi üzerinden ürün reklamı verdikleri, sonra da sipariş vermek amacıyla bu ürünlere erişim sağlayan mağdurların kişisel bilgilerini temin ettikleri anlatıldı.
Mağdurların sipariş vermese de oluşturulmuş gibi gösterildiği tespitine yer verilen iddianamede, sipariş verenlere ise alakasız ürünler gönderilerek, kargo iade işlemi yapılmasının sağlandığına dikkat çekildi.
İddianamede, şüphelilerin bu yöntem dışında, çeşitli firmalardan verilen siparişler sonrasında teslim alınmamış ve iade işlemi yapılmış kargo bilgilerini de temin ettikleri belirtildi.
Farklı dolandırıcılık grupları tarafından da kargo iade bilgilerinin ele geçirildiği ve birçok vatandaşın bu şekilde arandığı vurgulanan iddianamede, “Mevcut örgüt kapsamında mağdur olan on binlerce şahsın olduğu değerlendirilmekte olup, sadece şikayette bulunan şahısların bir kısmı yönünden evrak hazırlanmıştır.” ifadesine yer verildi.
AVUKATLARIN SORUŞTURMASI AYRICA SÜRÜYOR
İddianamede, haklarında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden soruşturma izni alındığı belirtilen şüpheli avukatlar yönünden, soruşturma ve kovuşturma usullerinin farklı olması sebebiyle dosyalarının tefrik edildiği kaydedildi.
Şüpheli avukat G.Ö’nün şirket adına mesaj atarak, mağdurlardan para almaya çalıştığı öne sürülen iddianamede, mağdurların para yatırmaları için verilen hesap numaralarının ise avukat şüpheliler G.Ö, Y.M.Y, E.O.B ve M.D’ye ait olduğunun tespit edildiği kaydedildi.
Kargo şirketinin hukuk bürosu hakkında pek çok şikayeti olduğu belirtilen iddianamede, şirketin, avukat G.Ö. ile çok sayıda görüşme yaptığı, noterden de 18 Mayıs 2021 tarihli ihtarname gönderdiği ancak avukatın bu ihtarlara cevap vermeyip dolandırıcılık eylemine devam ettiği öne sürüldü.
Avukat şüphelilerin mesleklerini kullanarak müştekilerin kendilerine kolayca inanmasını sağladıklarına vurgu yapılan iddianamede, bu şüphelilerin avukat yapılanması adı altında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye oldukları, aynı zamanda kendi çalışanları olmadığı halde kendi isimleri adına diğer şüphelilerin arama yapmalarını sağladıkları iddia edildi.
Suç örgütü elebaşlarının Hakan Üzer ve Hakikan Üzer olduğu kaydedilen iddianamede, bu şüphelilerle doğrudan bağlantılı olan ve çağrı merkezlerinin kurulumu ile müşterilerin bilgi akışını sağlayan örgüt yöneticilerinin ise Mehmet Avcı ile Bekir Bekiroğlu olduğu ileri sürüldü.
İddianamede, örgütün hukuki altyapısının kurulmasını Avcı’nın, İstanbul ve İzmir’de kurulan çağrı merkezlerinin kontrolünü ise Bekiroğlu’nun sağladığı dile getirildi.
CEZA İSTEMLERİ
Haklarında dava açılan şüpheliler Hakan Üzer, Hakikan Üzer, Mehmet Avcı, ve Bekir Bekiroğlu’nun “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, 65 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri verme veya ele geçirilmesi” ile 137 mağdura yönelik “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarından 712’er yıldan 1945’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenen iddianamede, Hakan ve Hakikan Üzer’in ayrıca “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçundan 3’er yıldan 7’şer yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılmaları istendi.
İddianamede, şüpheliler Erdoğan Yılmaz, Kubilay Elmas, Mustafa Yüksel, Olcay Altuğ, Mehmet Bestami Güder, Ramazan Emir Oran, Sedat Önder, Ahmet Tantaş, Yener Çıdıroğlu, Naki Şen, İsmail Karakaya, Hümeyra Yelkenci, Ayşe Karık, Melek Bal, Meryem Muratoğlu, Kübra Hasar, Özge Can, Rabia Üney ve Kübra Yılmaz’ın da “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak”, 65 müştekiye karşı “dolandırıcılık”, 137 mağdura yönelik “dolandırıcılığa teşebbüs” ile “kişisel verileri verme veya ele geçirme” suçlarından 603’er yıldan 1466’şar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Ayselin Ünsal, Berna Kovan, Fadime Nur Uysal, Zeynep Karık, Senanur Ülker, Gülşen Tavukçu, Aleyna Uzunyılmaz, Hülya Atılmış, Eyüp Can Aytan, Enis Yılmaz ve Müşerref Ünal’ın da benzer suçlardan 594’er yıldan 1476’şar yıla kadar hapsi istenen iddianame, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Şüphelilerin yargılanmalarına ilerleyen günlerde başlanacak.
]]>Barman, Çiğli ilçesindeki özel bir hastaneye yanık izinin tedavisi için başvurdu. Barman’a boynundaki yanık izi için lazer tedavisi uygulanmaya başlandı ve 13 Ekim 2022’den itibaren aralıklarla lazer tedavisi yapıldı.

Tedavi sonrası gün geçtikçe boynundaki yanık izlerinin daha da belirginleştiğini öne süren Barman, hastaneye konuyu iletti ancak bir çözüme ulaşamadı.
Barman, 4 Mart’ta avukatı Serap Demir aracılığıyla konuyu yargıya taşıdı. İzmir 6. Tüketici Mahkemesi’nce kabul edilen davanın ilk duruşması, 6 Haziran’da görülecek.

“PSİKOLOJİK SORUNLAR YAŞIYORUM”
Yaşadıklarını anlatan Suat Barman, şöyle konuştu:
“Boynumda ufak bir yanık izi vardı. Tedavisi için özel bir hastaneye başvurdum. Deneyecekleri bir yöntemle izin iyileşeceği söylendi. Bu yöntemleri denedikçe boynumdaki yara izi daha kötü oldu. Kabardı. Kendimi çok kötü hissediyorum. Defalarca kendilerine başvuruda bulundum.
Çözüm üretemediler. İş, içinden çıkamayacağım bir hale geldi. Devlet hastanesine gidip, durumu anlattım. Bu tedavi yüzünden boynumdaki izin 30 yıl geriye gittiğini belirtip, tedavi için sürecin meşakkatli olduğunu söylediler.
Özel hayatımı, iş hayatımı etkiledi. Psikolojik sorunlar yaşıyorum. Bu konu yüzünden psikiyatrik ilaç kullanıyorum. Hayallerim vardı ancak başarılı olamıyorum. Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum.”
Avukat Serap Demir ise davanın olumlu sonuçlanacağını beklediklerini söyledi.

HASTANEDEN AÇIKLAMA
Konuya ilişkin hastaneden yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:
“Suat Barman isimli hasta 35 yıl önce boynunda iz oluştuğu şikayeti ile yaklaşık 2 yıl kadar önce plastik cerrahi polikliniğimize başvurmuş olup, yapılan muayenesi sonucunda dermatoloji bölümüne yönlendirilmiştir. Hastaya dermatoloji bölümünde mikrofraksiyonel cilt yenileme işlemi uygulanmıştır.
Bu işlem yapılmadan önce hastaya yapılacak olan işlemin detayları, sonuçları, iyileşme süreci, muhtemel komplikasyonlar, verilen medikal tedavileri uygulaması gerektiği, güneşten kaçınması gerektiği gibi hususlar anlatılmış ve aydınlatılmış yazılı onamları alınmıştır.
Uygulanan işlem neticesinde 35 yıldır mevcut olan izin tamamen silinmesinin mümkün olmadığı ve keloid dokunun tekrar nüksedebileceği hastaya anlatılmıştır. Hastanın işlem sonrasında uygun medikal tedavi verilmiş, tedavi süreci devam etmiştir. Hasta planlanan seanslarına devam etmemiştir.
Süreç sonunda hasta, yapılan işlemden memnun olmadığı gerekçesi ile tıp merkezimize ödemiş olduğu ücretin iadesi ile 1 milyon Türk lirası tazminat talebinde bulunmuş, talep haksız olduğu için tıp merkezimiz tarafından reddedilmiştir. Konu yargıya intikal etmiş olup dava süreci devam etmektedir.
Hastaya uygulanan tedavi ve işlem tıp bilimi kurallarına ve standartlarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Tıp merkezimiz ve hekimlerimizin herhangi bir kusuru, ihmali ya da özen eksikliği bulunmamaktadır. Dava sürecinde yapılacak Adli Tıp Kurumu incelemesi neticesinde haklılığımız ortaya konacak olup konu yargıdadır.”
]]>ANNELER GÜNÜ NE ZAMAN?
Anneler Günü Dünya’da farklı günlerde kutlanır. En yaygın şekliyle Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.
2024 yılında Türkiye’de de 12 Mayıs Pazar 2024′de Anneler Günü kutlanacak.

ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ NE ALINIR?
Kişiselleştirilmiş hediyeler: Annenizin adını veya resmini içeren özel bir hediye, ona kendisinin ne kadar özel olduğunu hatırlatır. Örneğin, kişiselleştirilmiş bir kupa, fotoğraf albümü veya takı.
Spa günü: Annenizi bir spa gününe veya masaj seansına götürerek ona rahatlamayı ve kendini şımartmayı sağlayabilirsiniz.
Yemek deneyimi: Annenizi sevdiği bir restoranda romantik bir yemek veya evde özel bir akşam yemeğiyle şaşırtabilirsiniz.
Hobiye yönelik hediyeler: Annenizin ilgi alanlarına yönelik bir hediye seçerek onun hobilerini destekleyebilirsiniz. Örneğin, bahçe işleriyle ilgileniyorsa yeni bir bitki veya bahçe aletleri, el işleriyle ilgileniyorsa bir el işi seti veya resim yapmayı seviyorsa yeni bir boya seti.
Kitaplar: Eğer anneniz kitap okumayı seviyorsa, ilgi alanlarına uygun kitaplar veya bir Kindle gibi bir e-okuyucu hediye edebilirsiniz.
Wellness ürünleri: Yoga matı, aromaterapi seti, egzersiz ekipmanları veya sağlıklı beslenmeyle ilgili ürünler gibi wellness ürünleri annenizin sağlığını desteklemesine yardımcı olabilir.
Hatıra hediyeleri: Annenizin geçmişten gelen hatıralarını içeren özel bir hediye, duygusal bir bağ kurmanıza yardımcı olabilir. Örneğin, aile albümü, eski bir fotoğrafın bulunduğu bir çerçeve veya aile mirası bir takı.

ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
* Hayat yolculuğumun en başından beri beni besleyen, üzerimden duayı hiç eksik etmeyen, benim için her an endişelenen, bana rehberlik eden ve her arayışımda beni destekleyen kişi sendin anneciğim. İhtiyacım olan sevgi için her gün orada olduğunu biliyorum. Anneler Günün kutlu olsun!
* Bana yolları göstermek için orada olduğun sürece, hiçbir şey için endişelenmem gerekmiyor. Seni seviyorum anneciğim. Anneler Günün kutlu olsun!
* Sarılmaya ihtiyacım olduğunda, kolların benim için her zaman açık. Bir arkadaşa ihtiyacım olduğunda, her zaman yanımdasın. Bir derse ihtiyacım olduğunda, en iyi öğretmensin. Gücün ve sevgin bana her zaman rehberlik ediyor. Seni çok seviyorum anneciğim, Anneler Günün kutlu olsun!
* Çocukken, bana örnek olmak için benden önce; gençken, her ihtiyacım olduğunda beni gözetmek için arkamdan, yetişkin olduğumda ise destek vermek için hep yanımda yürüdün. Her an yanımda olduğun için sana minnettarım. Anneler Günün kutlu olsun!
* Gökyüzünden bir yıldız kayar dilek tutarız. Annem gözlerini kapar bütün dilekleri benim içindir. Ellerinden öperim anneciğim.
* Sen hayatımın kutup yıldızı oldun. Nereye gidersem gideyim ışığının altında sevginle uyudum. Doğru yolu buldum. Seni seviyorum annem.
*Geleceğini oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. Anneler günün kutlu olsun benim melek annem.
*Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı, kuş olsa, çiçek olsa, gündüz olsa, kırılmaz mı? Acıdan bir sap menekşenin boynu bu kez dağlar doğursun beni anne. Sen de ılık bir yağmur ol durmadan yağ kanayan yerlerime. Anneler günün kutlu olsun canım annem.
*Anne gökte bir ışık, anne parlak bir yıldız anne yoklukta bir düş, ayda bir yaldız anne tutunulan bir dal, dertlerin garip çizgisi anne gözümdeki yaşların bir virane dizgisi. Anneler günün kutlu olsun canım anam.
* Annem senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum.
* Sen evimizin kraliçesi, başımızın tacısın.. en aziz varlığımız. Anneler günün kutlu olsun annem.
* Senin kucağın, senin merhametin beni yaşama bağlıyor sevgili anneciğim. Anneler günün kutlu olsun..
* Kuzey rüzgarı da esse, kopsa da fırtına, sığınacağım tek liman sensin annem. Hakkını nasıl öderim.. Başımı dizlerine koymaya geldim.
]]>Belinden rahatsızdı. Kasları zayıfladığı için yürümekte zorluk çekiyor. Şu anda haftada üç gün fizik tedaviye gidiyor. Giderek iyileşmeye başladığının farkında. Hareketleri aksatmıyor. Hemşire Güler Akıncı, hareketsiz kalmasına asla izin vermiyor.
DUYGU YÜKLÜYDÜ
Odasını, gazetenin havasını özlemişti. Eski model cep telefonunu masasına koydu. Sigarasını, çakmağını çıkardı. Belki 40 yıldır binlerce sigarasını söndürdüğü kül tablasını önüne çekti. Üzerinde fotoğrafı olan kupasına suyunu Dilek Hanım doldurmuştu. “Döne Hanım kahve” dediğinde, “Senin kahveni özledim” diye ekledi. Gazetemizin havası ayrıdır. Hemen her gün de konuşsak biz de Emin abiyi özlemiştik. Emin abiyi en çok duygulandıran olaylar gazetemiz sahibi Burak Akbay’ın, Genel yayın Yönetmenimiz Metin Yılmaz’ın, Genel Müdürümüz Asım Akgül’ün ve diğer arkadaşlarımızın her zaman olduğu gibi bu süreçte de yakın ilgileriydi.
“Vay be… Neredeyse 5 aydır bürodan uzaktayım” dedi. Duygu yüklüydü. “Abi sen yazmadığın zaman bak neler oldu neler” dedim. Ben sordum, Emin Çölaşan ağabeyimizin cevapları şöyle oldu:

Özel’in Erdoğan’a gitmesi olumludur
Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu isteyip gitmesi bana göre olumlu olmuştur. Çünkü AKP, bu sürecin sonucunda bir kez daha köşeye sıkışacaktır ve bunları hepimiz göreceğiz. Yeter ki yerel seçimlerde kazanılan başarıyı bazı CHP’li başkanlar kötüye kullanmasın, yolsuzluklar olmasın, vurgun düzenine son verilsin, kayırmacılık son bulsun.
Bu ortamda CHP’lilere düşen temel bir görev vardır. Doğru yoldan sapmadığı sürece Genel Başkanlarına ve partilerine saygı duymak ve ortalığı velveleye vermemektir. Sonuç olarak hepimiz AKP’nin bu anayasa oyununun fiyaskoyla sonuçlanacağını, yakında görmüş olmasak bile görmeye başlayacağız.
SORUMLULUĞU ARTTI
Yerel seçimler sonrasında siyasetin ipleri artık AKP’nin elinde değildir. CHP’nin eline geçmiş durumdadır. Birinci parti olmuştur, sorumluluğu artmıştır. Buna uygun hareket etmek durumundadır.
Anayasayı beğenmiyor paspas gibi çiğniyorlar
“Önce bir gerçeğe değinelim. Yıllardır iktidar partisi olan AKP’ye, anayasa beğendirmek mümkün değil. Bugünkü anayasayı beğenmiyorlar. Ama sürekli anayasaya saygısızlık edip paspas gibi çiğniyorlar. Şimdi yeniden anayasayı gündeme getirdiler. Herkesin dikkat etmesi gereken bir husus var, o da anayasanın hangi maddelerinin nasıl değiştirilmek istendiğini bir türlü söylemiyorlar. Bunu adeta bir devlet sırrıymış gibi kendilerine saklıyorlar.

23 KEZ DEĞİŞTİ
Burada şunu irdelemek gerekir. Sıfırdan bir anayasa mı istiyorlar, yoksa bazı maddelerin değiştirilmesini mi? Bunu bilen yok. Kendilerinin de bildiği kanısında değilim. Anayasa bu güne kadar tam 23 kez değiştirildi. Toplam 78 madde ya değiştirildi ya da tamamen yürürlükten kaldırıldı. Bu nasıl iştir ki karşımıza yeniden anayasa değişikliği istemiyle çıkıyorlar? Bu sorunun yanıtını kimse bilmiyor.
Burada ikinci bir husus daha var. İktidar partisiyle küçük ortağı MHP’nin TBMM’deki salt çoğunluk sayısı anayasa değişikliğine izin vermiyor. İktidar partisi bunları bildiği halde şimdi Türk milletini oyalamak ve zaman kazanmak için karşımıza yeniden anayasa talebiyle çıkıyor. Ben şunu söylüyorum: Bu anayasa değişikliği onların istediği doğrultuda olmayacaktır. Olsa bile sonuçta piyasaya civciv çıkacak, kuş çıkacaktır. Türk milletinin bunca sorunu varken şimdi AKP’nin yeni bir tezgahıyla karşı karşıyayız. İktidar partisi, bu çabalarından hiçbir sonuç elde edemeyecektir.
Bu görüşmeler sonucunda siyasette değişen fazla bir şey olmaz. Siyasette gerilim Türkiye’de azalmaz. Çünkü, başta iktidar partisi olmak üzere belli kesimler milleti birbirine düşürmenin, ortalığı germenin peşinde koşuyor. Bu söylediğimin kanıtı 22 yıldan bu yana iktidarda bulunan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan zihniyetidir. Dolayısıyla ben siyasette herhangi bir yumuşama beklemiyorum. Eğer olursa göstermelik olur. Anayasa değişmez, değişecek olursa zaten hepimiz hayretler içinde kalır ve olayları şaşkınlıkla izlemeye çalışırız.
Akşener’in siyaseti bırakması iyi oldu!
Meral Akşener’in siyaseti bıraktığını açıklaması iyi oldu. Çünkü görevinde neredeyse 180 derece çark etti. Nedenini kimsenin çözebildiğini sanmıyorum. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun gideceğini açıklamasına ise ben kendi adıma üzüldüm. Çünkü sağlam duran bir siyasetçiydi. Başkaları gibi vücudunun her organı aşağıya, yukarıya oynamıyordu.

İktidarın küçük ortağı ne yapacağını bilmiyor
Bu ortamda bir de MHP’nin, özellikle de Devlet Bahçeli’nin durumuna iyi bakmak gerekir. Karşımızda, ne yapacağını bilmeyen ya da şaşırmış olan bir küçük ortak var. Bu ortak, Devlet Bahçeli’nin kişiliğinde dün ak dediğine, bugün hiç şaşırmadan kara deyip AKP iktidarını, yerine daha sağlam bir biçimde yerleştirmek için çaba harcamaktadır. Ülkücüler şaşkındır. Nitekim partileri, DEM’in bile gerisinde kalıp dördüncü parti konumuna düşmüştür. Bu durum özellikle Türk milliyetçileri açısından üzücüdür. Anayasa değişikliği belli birkaç konuda uzlaşma sağlanmadığı sürece zaten gerçekleşmeyecek. Ben bu durumu şöyle görüyorum: AKP, bu anayasa çıkışı sonrasında kendi ayağına kurşun sıkmıştır. Bence hikayenin en önemli kısmı budur.
]]>Örneğin, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey aranarak, yeğeninin ataması geri çektirildi.
LİYAKAT BAHANE DEĞİL
Balıkesir’de CHP milletvekili Serkan Sarı’nın ağabeyi Gökhan Sarı’nın ataması da durduruldu.
Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu kayınbiraderini ve bacanağını, Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı ise kız kardeşinin oğlunu başkan yardımcısı olarak atamıştı. Bu başkanlara “Atamaları geri alın” diye haber verildi.
Dün Özel’i aradım.
“Atamalar hakkındaki ne düşünüyorsunuz” diye sordum.
Şöyle dedi:
“Milletvekilleri ya da belediye başkanlarının yakınları istediği kadar liyakatli olsunlar, AKP’nin bu kadar nepotizm (kayırmacılık) yaptığı bir yerde bu tip atamaları kimseye anlatamayız. Bu kadar işsizlik ve yoksulluğun olduğu yerde bu tip işler CHP’ye duyulan güveni kökten sarsar. Hiç tavizimiz yok. Asla kabul etmiyoruz. En sert tepkiyi ben gösteriyorum. Bundan sonra da asla izin vermeyeceğiz. Atamaların geri alınması gerekiyor. Aksi takdirde parti hukuku içinde ne yapmamız gerekirse onu yaparız. Bana yapılan her kusuru, partideki her hatayı affedebilirim. Ama belediyede akraba, eş, dost işi ve paralı pullu işlere bulaşanların gözüne yaşına bakamayız.”
KARDEŞİNİN DURUMU
Özel, geçen hafta kardeşi Barış’ın işsiz olduğunu vurgulamıştı.
“Siz kardeşinizi bu yüzden örnek vermiştiniz, değil mi?” sorusunu yönelttim.
“Öyle” dedi.
Ve şöyle devam etti:
“Kardeşim iyi bir bilgisayar mühendisi. Türkiye’nin en büyük bankasının IT’sinde (teknoloji) çok önemli bir görevdeydi. Adalet yürüyüşüne izin vermedikleri için ayrıldı. Sonra bunu duyan bir sürü kişi ‘Belediyeye koysana, şuraya-buraya koysana’ diyor.”
ÖRGÜTE ALARM VERDİ
“Bir keresinde bankadaki amiri aramış, ‘Veri korumanın başına geçer misin’ demiş. Ancak müşterinin İBB olduğunu öğrenince gitmedi. Kayınbiraderim Bursa’da 15 yıldır ilaç deposunda paketleme departmanında çalışıyor. Ben bilmiyor muyum kardeşimi Bursa’da bir belediyede işe koymayı. Ama yapmam. Geçmişte de yapmadım. Bursa’da üç belediyemiz var. Bugün de yapmam. Yapanın da gözünün yaşına bakmam.”
Özel, bu tür atamaları takip edeceklerini ifade ediyor. Şunları söylüyor:
“Hatta ‘Alarma geçin’ dedim. WhatsApp grupları var başkanlara ait. ‘Oraya yazın’ dedim, ‘Genel başkan bizzat takip ediyor, bu işlere sakın kalkışılmasın’ diye.”

Özgür Özel’in iktidar yanlısı Taha Hüseyin Karagöz’le görüşmesi tepki çekmişti.
TARTIŞILAN GÖRÜŞMEYİ BÖYLE AÇIKLADI: Düğün davetiyesi getirdi geri çeviremezdim
Özel’in iktidar yanlısı Taha Hüseyin Karagöz’ü makamında ağırlaması büyük tartışma yarattı ve çok eleştiri aldı.
Özel’e bu görüşmeyi de sordum.
Şöyle yanıt verdi:
“Yıllar önce programa çağırdı, gittim. En sert sorularına en net cevapları vererek, karşı mahalleye iyi ulaştığımızı değerlendirdik. Bayramda seyranda arar. Bir kez meclisteydim. Aradı, kuliste merhabalaştık. Geçen aramış. ‘Özgür Beye uğramak istiyorum. Beş dakika işim var’ demiş. Salı günü tüm gruplara uğrarken bana da gelmiş. ‘Evleniyorum’ dedi. Davetiye verdi. Oturduk, beş dakika sohbet ettik, ayrıldı. Son derece insani bir şey. Bizim mahallede çok makbul ve çok sevilen bir gazeteci değil. Birçok görüşümüz taban tabana zıt. Programda bana en ağır eleştirileri yaptı ve en zor soruları sordu. Ama düğün davetiyesi vermeye geleni kapıdan çeviremezsin. ‘Seninle görüşmem’ diyemezsin ki.”
]]>Konuya vakıf iki kaynağa göre, İsrailli üst düzey yetkililer, İsrail’e silah sevkiyatını durdurma kararından dolayı Biden yönetimine “derin hayal kırıklığı” yaşadıklarını bildirdi.
Yetkililer ayrıca, silah sevkiyatının durdurulması kararının esir takası müzakerelerini tehlikeye atabileceği konusunda Washington yönetimini uyardı.
Kaynaklara göre, İsrailli yetkililer, ABD’li muhataplarına sadece silah sevkiyatının askıya alınma kararından değil, aynı zamanda konunun medyaya sızdırılmasından da rahatsızlık duyduklarını iletti.
ABD SAVUNMA BAKANI, SEVKİYATIN DURDURULDUĞUNU DOĞRULADI
Amerikan medyasında yer alan, adı açıklanmayan bazı ABD’li yetkililere dayandırılan haberlerde, ABD’nin İsrail’e bazı silahların sevkiyatını geçici olarak durdurduğu ve sürecin Refah’taki gelişmeler kapsamında değerlendirildiği belirtilmişti.
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, bugün İsrail’in Refah’a yönelik kapsamlı bir kara saldırısı bağlamında bu ülkeye yakında gönderilecek silahlarla ilgili bir değerlendirme sürecinde olduklarını ve bu süreç devam ederken bazı silahların sevkiyatını askıya aldıklarını doğruladı.
Austin, İsrail’in Refah’a yönelik kapsamlı bir kara saldırısı düzenlemesini istemediklerini, bu konudaki net mesajlarını Tel Aviv’deki muhataplarına aktardıklarını ve Biden yönetimi olarak bölgedeki gelişmeleri yakından izlediklerini söyledi.
Austin, “İsrail’in kendini savunma araçlarına sahip olduğundan emin olmaya devam edeceğiz. Ancak şu anda Refah’taki gelişmelerin seyri bağlamında yakın zamanda (İsrail’e) gönderilecek güvenlik desteği sevkiyatlarını değerlendiriyoruz. Mevcut durumu değerlendirirken içinde yüksek miktarda mühimmat barındıran bir sevkiyatı durdurduk.” dedi.
“GAZZE’Yİ HASSAS OLMAYAN FÜZELERLE VURURUZ”
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun partisi Likud Milletvekili Tali Gottlieb, İsrail Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Joe Biden yönetiminin geçen hafta İsrail’e gönderilecek ABD yapımı mühimmat sevkiyatını durdurmasına tepki gösterdi.
Sevkiyatın durdurulmasına karşılık Gazze’yi hedef alacakları tehdidinde bulunan Gottlieb, şunları söyledi:
“ABD bizi hassas saldırı füzeleri vermemekle tehdit ediyor. Evet, ABD’ye haberlerim var. Bizim de hassas olmayan füzelerimiz ve kendimizi koruma hakkımız var. Bu yüzden belki hassas füzeler kullanarak belirli bir odayı veya binayı yıkmak yerine hassas olmayan füzelerimizi kullanarak (Gazze’de) on binayı çökertirim. On bina. Kullanacağım. Yapacağım şey bu.”
BIDEN, REFAH SALDIRISINA KARŞI
Biden yönetimi, İsrail’in Refah’ta sivilleri korumaya yönelik gerçekçi bir plan içermeyen herhangi bir kapsamlı kara saldırısına karşı çıkıyor.
Biden ve Batılı yetkililerin, Refah’a yönelik olası kara saldırısının daha çok sivil ölümüne ve insani krizin büyümesine neden olacağı uyarılarına rağmen Netanyahu, yaklaşık 1,5 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah kentine saldırının yapılacağını duyurmuştu.
İsrail ordusu, yaklaşık 1,5 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Refah bölgesine dün kara saldırısı başlatarak Gazze’nin Mısır’a açılan sınır kapısının Filistin tarafını ele geçirdiğini duyurmuştu. Refah’ın doğusundaki kara saldırıları devam ederken İsrail ordusu sık sık bölgeye hava saldırıları düzenliyor.
Öte yandan, ABD Kongresi’nde Demokrat Partili 88 üye, İsrail’in Filistinli sivillere yönelik insani yardımları kasten engellediğine dair inandırıcı iddialar bulunduğunu belirterek, Biden’a ABD yasalarına göre İsrail’e yapılan yardımları yeniden gözden geçirme çağrısında bulunmuştu.
]]>Bu tarihi anlaşma, 14 Aralık 2000’de Barcelona yöneticisi Carles Rexach’ın, o dönem 13 yaşında olan Messi ile sözleşme imzalamak istemesiyle yapıldı.
Messi, Eylül 2000’de Barcelona ile geçirdiği iki haftalık deneme sürecinde oldukça etkileyici bir performans sergilemişti. Ancak kulüp, o dönemde genç ve Avrupa dışından gelen bir oyuncuyla sözleşme yapma konusunda tereddüt ediyordu.
Messi’nin memleketi Rosario’ya dönmesinden ve Barcelona’nın imzasını kaçırmasından endişelenen Rexach, genç yetenek konusunda kararlıydı.
Gaggioli, geçen yıl The Athletic’e verdiği demeçte, Aralık 2000’de Rexach’a Messi’yi transfer edememeleri halinde genç oyuncunun Real Madrid de dahil olmak üzere başka kulüplere teklif edileceğini söylediğini belirtti.

PEÇETE ÜZERİNE ATILAN İMZA
Rexach, Messi ile ilgili nihai kararı vermek için Gaggioli’yi Barselona’da bir akşam yemeğine davet etti. Ancak bir sorun vardı: Rexach’ın resmi bir sözleşme hazırlayacak ya da yazdıracak zamanı yoktu.
Bu nedenle, yasal olarak bağlayıcı olacak bir belge için imzalara ihtiyaç duydu ve sözleşmeyi peçete üzerine yazdı.
Rexach, o dönem 13 yaşında olan Messi ile sözleşme yapmak için bir peçete üzerine “14 Aralık 2000 tarihinde Barselona’da, beyefendinin (menajer Josep Maria) Minguella ve Horacio’nun (Gaggioli) huzurunda, FCB teknik sekreteri Carles Rexach, Lionel Messi’nin imzalanmasına karşı olan diğer kişilerin görüşlerine rağmen, anlaşılan ücretler korunduğu sürece, kendi sorumluluğunda olduğunu taahhüt eder.” sözlerini yazdı.
Peçete, Rexach, futbol menajerleri Josep Maria Minguella ve Horacio Gaggioli tarafından imzalanarak yasal bir taahhüde dönüştü. Rexach, daha önce Diego Maradona da dahil olmak üzere birçok Barcelona anlaşmasında görev almıştı.
“EN HEYECAN VERİCİ PARÇALARDAN BİRİ”
Bonhams New York’un güzel kitaplar ve el yazmaları bölüm başkanı Ian Ehling, “Bu şimdiye kadar elime geçen en heyecan verici parçalardan biri. Evet, bu bir kağıt peçete ama Lionel Messi’nin kariyerinin başlangıcında yer alan ünlü peçete. Messi’nin hayatını, FC Barcelona’nın geleceğini değiştirdi ve dünyanın dört bir yanındaki milyarlarca taraftara futbolun en görkemli anlarından bazılarını yaşattı.” ifadelerini kullandı.

Gaggioli ise yıllar sonra bu olayı “muhteşem bir an” olarak nitelendirerek ekledi: “O peçete kördüğümü çözdü.”
“PEÇETEYİ KASADA SAKLIYORUM”
Lionel Messi’nin Barcelona ile yaptığı ilk sözleşmenin yazılı olduğu peçetenin satışa çıkmasıyla, peçeteyi ilk bulan isim olan Josep Maria Minguella açıklamalarda bulundu.
Minguella, “Avukatlarım ona baktı. Peçetede her şey vardı: benim adım, onun adı, tarih. Noter onaylı. Yasal bir belgeydi. Hayatımın geri kalanında benim bir parçam olacak. Peçete her zaman yanımda olacak. Andorra’da yaşıyorum ve peçeteyi bir bankanın içindeki kasada saklıyorum.” ifadelerini kullandı.
Peçetenin yıllardır ofisinde durduğunu belirten Minguella, Katalunya Radyosu’na yaptığı açıklamada peçeteyi Barcelona’nın müzesinde sergilemeyi teklif ettiğini ancak kulüpten bir yanıt alamadığını söyledi.
Minguella, “Şimdi avukatlarımdan peçetenin yasal sahibinin kim olduğunu ve peçeteyi satışa çıkarmak için peçeteye yasal olarak sahip olduğumuzu nasıl kanıtlayabileceğimizi öğrenmelerini isteyeceğim.” dedi.
Ayrıca Minguella, peçeteden kar elde etmek istemediğini, ancak peçeteyi Barcelona’nın müzesinde görmeyi ya da satılması durumunda gelirinin kulübün vakfına gitmesini tercih edeceğini vurguladı.
]]>İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı yönetimindeki park içeresinde meydana gelen ve elim olayla ilgili İBB Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü ile İBB iştiraki Ağaç A.Ş. görevlilerinin ihmali olup olmadığı araştırıldı. Soruşturma sonrası zaafiyetin varlığı araştırılarak raporlandı.
İHRAÇ KARARI PAYLAŞILDI
Suda Boğulma olayına istinaden hazırlanan raporda AĞAÇ A.Ş. uhdesinde işçi statüsünde bulunan Makine Teknikeri F. K., kepçe operatörü S. A. ve tesisat ustası F. C. ile 2. Bölge Şefi C.Ş. isimli personellerin gerçekleştirmiş oldukları eylemlerin şirket Disiplin Yönergesinin ‘Disiplin Cezaları’ başlıklı 4.maddesinde sayılan ‘III.İhraç’ başlıklı ceza türüne tekabül ettiği değerlendirildi.
Hükmünün tesis edilmesi maksadıyla Soruşturma Raporunun bir örneğinin AĞAÇ A.Ş. Genel Müdürlüğü Disiplin Kuruluna gönderilmesi gerektiği belirtildi.
İDARİ SORUMLULUĞU SORUŞTURULDU
İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü görevlilerinin idari sorumluluğu (disiplin) da soruşturuldu. Soruşturmada Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z.D. , Teknik Müdür Yardımcısı E. U., Küçükçekmece Bölge Şefi T.Y. ’nin, 26 Nisan 2024 tarihinde Ağaç A.Ş. görevlileri tarafından gerçekleştirilen kazı işlemi öncesinde ve sonraki süreçte haberdar edilmedikleri anlaşıldı. Kazı esnasında alanda bulunmadıkları, bu bağlamda yüklenici firma görevlileri tarafından sergilenen ihmalkar tutum ve davranışların neticesi olarak açık bırakılan 135 cm derinliğindeki çukurun su dolması nedeniyle 5 yaşında bir çocuğun boğularak hayatını kaybetmesi eyleminde doğrudan bir dahli ve illiyet bağı bulunmadığı tespit edildi.
İKİ GÜN ÖNCE SU BİRİKİNTİSİ TESPİT EDİLDİ
Raporda ayrıca ölümle ilgili doğrudan bağları bulunmamakla birlikte Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z. D., Teknik Müdür Yardımcısı E. U., Küçükçekmece Bölge Şefi T.Y. ve AĞAÇ A.Ş. yetkililerinin vuku bulan olayın gerçekleşme tarihinden iki gün önce 24 Nisan 2024 tarihinde bakım çalışmalarını kontrol ettikleri esnada parkın bir lokasyonunda çim ve yürüyüş yolu üzerinde yüzeyde bir su sızıntısı/birikintisi olduğunun tespit ettiğine yer verildi. Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z. D.’nin sorunun tespitinin yapılması ve sorunun çözülmesi için talimat verdiği bilgisi raporda paylaşıldı. “İdare kontrol teşkilatının teknik konulardaki görev dağılımına göre süreci idare adına takip edecek olan kontrol mühendisi (Makine Mühendisi) M.E.Ö’nün 24 Nisan 2024 tarihinde yapılan saha gezisindeki heyet arasında bulunmadığı (Başakşehir şefliği ofisinde bulunduğu), su sızıntısına/birikintisine dair sorunun giderilmesi yönünde (Makine Mühendisi) M.E Ö.’nün bilgilendirilmediği/haberdar edilmediği, nitekim 26 Nisan 2024 tarihinde yüklenici firma çalışanlarının idareye haber vermeksizin/bildirim yapmaksızın kazı çalışması yapıldığı, dosya içeriğinde yer alan belgelerle sübuta erdiğinin anlaşıldı” denildi.
MÜDÜR VE TEKNİK PERSONEL DE SORUŞTURULDU
Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Z.D.’nin 24 Nisan 2024 tarihindeki talimatının gereğinin yapılıp yapılmadığını takip etmemesi nedeniyle “Uyarma” cezası alması raporda tavsiye edildi. Talimata yönelik işlem tesis etmeyen kontrol mühendisi (Makine Mühendisi) M. E. Ö.’nün bilgilendirme noktasında eylemsiz kaldıkları anlaşılan Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı E.U. ile Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Küçükçekmece Bölge Şefi T. Y.’nin “Kınama” cezası alması gerektiği soruşturma raporunda yer aldı.
]]>‘HER ŞEYİ DİYEBİLİRSİN AMA…’
“Bizim kültürümüzde çok daha iyiye ulaşmak için eleştirmek vardır, her zaman da olacaktır. Ama başka bir konu var. Bizleri eleştirebilirsiniz, bir takım yapıcı tenkitlerle karşımıza gelebilirsiniz. Elbette ki hatalar yapmışızdır. İş yapan insan hata da yapar. Ben Galatasaray için her konuyu, her üyemizle konuşmaya varsa daha doğrusunu bulmaya hazırım. Genel kurul iradesiyle ilerlediğimiz süreci devam eden bir projede, seçim için divana gelip imzalarını teslim ederken basının karşısına çıkıp, biraz önce de ifade etti Süheyl kardeşim, ‘Başkan bu araziyi peşkeş çekiyor’ diyemez. Her şeyi diyebilirsin ama peşkeş çekiyor diyemezsin.”
‘ÇAMUR ATMAYA KİMSE CÜRET EDEMEZ’
“Bir takım yalan ve iftiralarla kulaktan dolma bilgilerle, araştırmadan, soruşturmadan, sormadan Galatasaray’ı yanlış yönlendirmeye kimsenin hakkı yoktur. Sadece benim değil, burada birlikte görev yaptığımız pırıl pırıl insanlara çamur atmaya kimse cüret edemez.”
‘2 SENEDE BİRÇOK BAŞARIYA İMZA ATTIK’
“Geçtiğimiz 2 senede büyük mutluluklar yaşadık. İnşallah Galatasaray bu mutlulukları yaşamaya devam etsin. Bu 2 senede emek verenlerle beraber birçok başarıya imza attık. Sağ olsun, var olsunlar. Bazı arkadaşlarımızın, genel kurul ve divanlarımıza katılma alışkanlıkları olmadığı için kulübümüzle alakalı detaylı ve doğru bilgiye sahip değiller.”
“Göreve geldiğimizde Galatasaray için bir gelecek hedefimiz vardı. O da Galatasaray’ı güçlü bir mali yapıyla rekabet ettiği her branşta sürdürülebilir başarıya ulaşmış, bizden sonra geleceklere bu şekilde bir Galatasaray bırakmaktı.”
‘ADA İÇİN SON DERECE ÜZGÜNDÜK’
“İlk olarak ele aldığımız konulardan biri Galatasaray Adası oldu. Kalamış gibi sosyal tesiste bir araya gelmenin ne kadar önemli olduğuna inanıyorduk. Uzun süredir kullanılamaz halde olan ada için son derece üzgündük. Bugün sadece üyelerimizin kullanımına açık yaz ve kış hizmet veren bir tesisimiz oldu. Adamızda, Milli Emlak’a ait yerlerin irtifak tapusunu 30 yıllığına aldık. İhtilafları tümüyle ortadan kaldırdık. Çok da önemsediğim bir konu, Galatasaray Adası’nın imar iznini de aldık. Adamızın koşullarını çok daha iyi hale getirip çok uzun yıllar hizmet vermesini sağlamak için tüm gücümüzle çalışacağız. Adamıza bu yatırımları yaparken yüzme, yelken, su topu branşlarımızın yuvası olan Kalamış’ta bir takım yenilemelere ihtiyaç vardı. Bu yenilemeleri yaparak Kalamış tesislerimizin üyelerimize daha iyi hizmet verecek şekilde organizasyonunu sağladık.”
‘DEFALARCA BAHSETTİM, ANLATTIM’
“Divan toplantılarında, genel kurullarda defalarca bahsettim, anlattım. Siz de verdiğiniz destekle bu konuyu ön planda tuttum. Amacımız kulübümüzün finansal anlamda daha güçlü olması için ekstra kalemler yaratmaya ihtiyaç olduğunu her seferinde belirttim. Bunun yanında faaliyetlerimizi büyük ölçüde etkileyen Bankalar Birliği yapılandırma anlaşmasından çıkma hedefini ifade etmiştim. Amacımız, elimizdeki gayrimenkulleri geliştirme suretiyle elde edilecek fonlarla süreci yönetmekti. Bu hedefimiz doğrultusunda genel kurulları toplayıp iradenin bu şekilde olduğunu hep birlikte gördük.”
]]>Diyarbakır’a kayyum yönetimi tarafından kent dışından atanan belediye bürokratlarına yüksek maaşlar ve yönetim kurulu üyeliği huzur hakkı adıyla ek ödemeler verildiği ortaya çıktı. Bazı bürokratlar yerel seçime kadar aylık 176 bin TL’yi aşan çifte maaşlar aldı.
MAAŞ VE HUZUR HAKKI ÖDEMESİ: AYLIK 176 BİN TL
Diyarbakır Belediye Başkanı seçildikten sonra, belediye başkanı makamında mermer döşemelerle yapılan lüks harcamayı kamuoyuna duyuran HDP’li Selçuk Mızraklı’nın tutuklanmasının ardından atanan kayyum yönetimi kent dışından bazı bürokratları belediyede görevlendirmeye başladı.

Önce Mersin’den Diyarbakır’a getirilen Vedat Güngör Belediye’de Genel Sekreter Yardımcısı yapıldı.
Güngör, bu görevinin yanı sıra belediye şirketi MED A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görevlendirildi.
2020 yılında Mersin Üniversitesi Genel Sekreteri iken kızlarını rektörlük kadrosundan işe soktuğu gerekçesiyle ”akraba kayırma” iddialarıyla gündeme gelen Vedat Güngör’e Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi 31 Mart 2024’e kadar maaş ödemeyi sürdürdü. Güngör’ün son maaşı Genel Sekreter Yardımcısı olarak 80 bin 200 TL, huzur hakkı da 96 bin 300 TL oldu.
Toplam 176 bin 500 TL aylık alan Güngör, yerel seçimde DEM Parti’nin belediye başkanlığını kazanmasının ardından görev yaptığı üniversiteye geri döndü.
Güngör, Diyarbakır’da görev yaptığı son bir yılda belediyenin kent dışından hasta getiren yurttaşlar için kurduğu ancak “ithal bürokratlar” için otel gibi düzenlenen hasta yakını misafirhanesinde konakladı.
“İTHAL BELEDİYE BÜROKRATI” ELEŞTİRİSİ
Kent halkı, belediye görevlerinin yanı sıra huzur hakkı da alan ve tamamı başka illerden getirilen yöneticileri yerel basında zaman zaman yayınlanan haberlerle tanıdı ve “ithal bürokrat” tanımlamasıyla anmaya başladı. Kent dışından Diyarbakır’a atanan ve çifte maaş alan yöneticiler arasında Genel Sekreter Yardımcısı Bülent Civelek (aynı zamanda MED A.Ş. Yönetim Kurul Üyesi), İnsan Kaynakları Daire Başkanı Ali Yücel (aynı zamanda Personel A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi), Kültür Daire Başkanı Ali Çelik (aynı zamanda Personel A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi), Destek Hizmetleri Daire Başkanı Sedat İpek (aynı zamanda Personel A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi) bulunuyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı görevine Ordu Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliğinden getirilen Bülent Civelek’in aylığı 77 bin 600 TL’si maaş, 96 bin 300 TL’si huzur hakkı olmak üzere toplam 173 bin 900 olarak ödendi. Ali Yücel, Ali Çelik ve Sedat İpek’e 5 bin 900’er TL’si huzur hakkı olmak üzere 52 bin ila 37 bin TL arasında maaşlar ödendi.
BELEDİYE KAYNAKLARIYLA “OTEL KONFORU”
Kayyumların farklı tarihlerde atadığı, aralarında Güngör, Civelek, Yücel’in de olduğu dokuz yönetici Diyarbakır’da oldukları dönemde belediye kaynaklarıyla konaklamayı tercih etti. Bunun için belediyenin kent dışından Diyarbakır’a hastalarını getiren hasta yakınlarının gecelemesi için kurduğu misafirhanede bazı odalar bu yöneticilere tahsis edildi.
Misafirhanenin bir otel konforunda yeniden düzenlendiği, odalara klima, buzdolabı ve mobilyalar yerleştirildiği, belediye bürokratlarının da herhangi bir ücret ödemeden misafirhaneye sonradan eklenen oda hizmeti, ütü, kuru temizleme, temizlik gibi hizmetlerden faydalandıkları ortaya çıktı.
ANKA Haber Ajansı’nın görüşlerine başvurduğu bu isimler aldıkları maaş ve ödemelerin “yasa ve yönetmelikler kapsamında” olduğunu vurguladı.
Kamu kaynağı israfı yönündeki iddiaları reddeden bürokratlar, belediye misafirhanesinde konaklamalarının da belediye uygulama ve mevzuatına aykırı olmadığını dile getirdi. İsminin yayınlanmasını istemeyen bir bürokrat “misafirhaneye kim ödeme yapmış ki ben yapayım” yanıtını verdi.
SAYIŞTAY DENETİMİNDE DE USULSÜZLÜKLER TESPİT EDİLMİŞTİ
Kayyum yönetiminde yapılan bazı usulsüz uygulamalar Sayıştay’ın denetim raporlarına ve TBMM gündemine de yansımıştı. Sayıştay’ın 2021 raporuna göre, MED Kentsel ve Sosyal Hizmetler Sanayi Ticaret A.Ş. 2021 yılı içinde tedariki gerçekleştirilmiş olan dört adet yazar kasa demirbaş olarak kayıt edilmeyerek doğrudan gider gösterildi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile protokol tanzim edilerek belli bir süreliğine kiralanmış olan taşınmazlar, daha uzun süreler ile üçüncü kişilere kiralandı. Üçüncü kişilere kiralanan Belediye taşınmazlarının kira bedelleri defalarca vaktinde ödenmemesine rağmen Şirket tarafından sözleşme fesih işlemi yapılmadı.
Belediyeden kiralanan 320 araçlık otopark, sözleşmesinde üçüncü kişilere devir yapılamayacağı belirtilmiş olmasına rağmen, üçüncü kişiye kiralandı. Ağaç, çalı, bitki ve lale soğanı alımları ihalesiz olarak yapıldı.
Minibüs hatları ihalesiz şekilde süresiz kooperatiflere verildi. Taşınmazlar için elektrik tüketim vergisi ödenmedi ve sosyal konutlarda oturma süresine uyulmadı.
]]>Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında yerleştirilmesi planlanan 20 adet yeni ‘Çok Disiplinli Tsunami Erken Uyarı’ istasyonlarından 19’unu devreye aldı.
Yapımı devam eden İmralı istasyonunun devreye alınmasıyla birlikte daha önce yapılan 28 istasyonla birlikte toplam erken uyarı sistemi sayısı 48’e ulaşılmış olacak.
Türkiye genelinde faaliyet gösteren istasyonlar sayesinde depremin ardından 7 dakika içerisinde tsunami olup olmayacağı yönünde vatandaşların uyarılabileceğini belirten Kandilli Rasathanesi Müdürü Haluk Özener, istasyon sayısını arttırarak süreyi 4 dakika seviyesine indirmeyi planladıklarını söyledi.

“13 FARKLI ÜLKEDE 19 TANE KURUMA TSUNAMİ UYARI MESAJI YOLLUYORUZ”
Tsunami Erken Uyarı Sistemi hakkında bilgi veren Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Haluk Özener, şöyle konuştu:
– Hepimizin bildiği gibi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü sadece Türkiye’de değil, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve bağlantılı denizlerde tsunami uyarı merkezi. Bu merkezin görevi sadece Türkiye’ye değil bize abone olan 13 farklı ülkede 19 tane farklı kuruma biz tsunami uyarı mesajı yolluyoruz.
-Bir denizde bahsetmiş olduğum denizlerde veya karadan 100 kilometre içeride, 5 buçuğun üzerinde bir deprem olduktan sonra bu depremlerin tsunami yaratma riski bulunuyor.
-Enstitümüzde bu konuda bir depremden sonra arkadaşlarımız bir algoritma çalıştırdıktan sonra bunun bir tsunami yaratma imkanı varsa bunu Türkiye’de AFAD aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılıyor. Onun dışında dediğim gibi farklı ülkelere gönderiliyor” ifadelerini kullandı.
“MARMARA DENİZİ’NDE TSUNAMİ OLMA RİSKİ VAR”
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün 10 yılı aşkın süredir bu konuda yetkili olduğunu söyleyen Haluk Özener, şöyle konuştu:
-Sadece Türkiye içinde değil, bakın şu ana kadar Harita Genel Müdürlüğü’nün kurmuş olduğu 20 tane deniz seviyesi istasyonlarının verileri Kandilli’ye geliyor. Bizim kurmuş olduğumuz 8 tane daha öncesinde deniz seviyesi istasyonları var.
-Tsunami istasyonları diyoruz, mareograf diyoruz. Fakat önceki 8 tanenin farklılıkları, içinde sismik gözlem yapan cihazların da olmasıydı. Bununla birlikte İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında, tabii ki bunun büyük ölçekteki organizasyonda TARAP, Türkiye Afet Risk Azaltma planı.
-Marmara Denizi çevresinde yakın alan tsunamisini belirlemek için Kandilli’ye verilmiş bir görev var. Yani hepiniz biliyorsunuz olası bir Marmara depremi, Marmara Denizi içinde olacak ve özellikle meydana gelecek heyelanlardan dolayı tsunami olma riski var.
-Biz de mümkün olan en kısa sürede vatandaşlarımıza tsunami riskine karşı haberdar etmek için bu istasyonları kuruyoruz. Bu görev bize verildi.

“TARAP KAPSAMINDA 50 TANE İSTASYONU TAMAMLAMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”
Projenin bütçesinin Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığı tarafından tahsis edildiğini belirten Özener, şu ifadeleri kullandı:
-Marmara Denizi çevresinde 20 tane ilk etapta tsunami istasyonu kurmaya başladık. Bunların 19 tanesini hayata geçirdik. Bu istasyonlar sadece deniz seviyesi gözlem istasyonu değil, aynı zamanda içinde sismik gözlem cihazlarının olduğu, meteorolojik parametrelerin gözlemlendiği istasyonlar, bu istasyonların bazılarında da GNSS alıcıları var. Yani yer kabuğu hareketlerini belirleyen istasyonlar var.
-Ekranda da gördüğünüz üzere Marmara Denizi’nin çevresine yani farklı illerde Yalova, Bursa’ya bağlı, Balıkesir’e bağlı istasyonlarımız var. Tekirdağ’da var, Edirne’nin sahil kesimlerinde var.
-Denizin içine İstanbul’da, Büyükada’da, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda, aynı zamanda en son istasyon da İmralı Adası’na kurulacak. Bunlarla ilgili gerekli bütün izinler kurumlardan alınmış vaziyette.
-Dediğim gibi son bir tanesi kaldı. İstasyon sayısı 47 oldu, 48 olacak ve bundan sonraki aşamada da bu istasyona biz sadece Marmara özelinde değil, tüm kıyı şeridinde, Türkiye’nin etrafında sayılarına 30 tane daha ilave etmeyi düşünüyoruz.
-Toplam İRAP dolayısıyla TARAP kapsamında 50 tane istasyonu tamamlamayı düşünüyoruz.
“4-5 DAKİKA CİVARLARINA İNDİRMEYİ PLANLIYORUZ”
Sistemin ne kadar süre önce uyarı vereceğini de açıklayan Özener, şöyle konuştu:
-Uluslararası standartlarda biz bir deprem olduktan sonra 7 dakika içerisinde bir tsunaminin olup olmayacağını AFAD üzerinden vatandaşlarla paylaşacağız. Dolayısıyla uluslararası standartlar 7 dakika, Marmara Denizi için istasyon sayımızı ne kadar arttırırsak bu uyarı mesajını daha erken verme şansımız var.
-Biz bunu 4-5 dakika civarlarına indirmeyi planlıyoruz. Yine enstitümüzün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile birlikte yürütmüş olduğu projeler kapsamında, tüm Marmara Denizi içindeki İstanbul’a bağlı ilçelerde tsunami tahliye tabelaları kuruldu.
-Dolayısıyla tsunami konusunda gerçekten İstanbul üzerinde özellikle çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Bununla birlikte özellikle vatandaşları bir konuda uyarmak istiyorum. Yani bizden uyarı beklemelerine de gerek yok aslında.
-Olası bir Marmara depreminde, deniz kıyısındaysanız yani kıyıya yakın yerlerdeyseniz deprem olduktan sonra meraklı gözlerle deniz kenarına gidip de denizin çekildiğini seyretmektense mümkün olan en hızlı sürede kendinizi güvende hissedeceğiniz ve yüksek rakımlı yerlere doğru kendinizi tahliye etmenizde fayda var.

İlaç o kadar popüler bir hale geldi ki, ünlü bir ismin aniden çok daha zayıf göründüğünde, Ozempic kullandığının varsayılmasında şaşılacak bir şey yok.
Hollywood oyuncusu Melissa McCarthy, Instagram sayfasına son yıllardaki en ince görünen fotoğrafını yüklediğinde, takipçilerinin çoğu kendisinin ilacı kullanıp kullanmadığını merak etti.
53 yaşındaki McCarthy, kilolarıyla mücadelesinden bahsetti ve ünlü tasarımcıların kendisini kırmızı halı etkinliklerinde giydirmeyi reddettiğini açıkladı.
McCarthy’nin söz konusu ilacı kullanarak zayıfladığı iddia ediliyor, peki başka hangi ünlülerin Ozempic kullandığını ve ne kadar zayıfladıklarını biliyor musunuz?
REBEL WİLSON
Avustralyalı aktris, hedef ağırlığı olan 75 kg’ya ulaşmak için dört yılda 36 kilo kaybetti. 2020’yi “sağlık yılı” olarak nitelendirerek fazlalıkların çoğunu attı ve hayatında sağlıklı beslenme ve egzersize yer açtı.

Ancak anı kitabı “Rebel Rising”in tanıtımını yaparken Ozempic’i kullandığını itiraf etti. 44 yaşındaki yıldız, kilo verdikten sonra yeni şeklini korumasına yardımcı olmak için ilacı kısa bir süre kullandığını söylüyor.

AMY SCHUMER
Komedyen Schumer, Haziran 2023’te yapılan bir röportajda bir yıl önce bu ilacı aldığını itiraf etmiş ancak yan etkiler nedeniyle kullanmayı bırakmıştı.

İstenmeyen vücut yağlarını ortadan kaldıran kozmetik bir prosedür olan liposuction yaptırdığını da kabul eden Schumer, Ozempic’in yaygın olarak kullanıldığının Hollywood’da açık bir sır olduğunu ve birçok yıldızın nasıl zayıfladıkları konusunda yalan söylediğini belirtti.

OPRAH WİNFREY
70 yaşındaki talk show sunucusu yakın zamanda kilosu hakkında gülmenin Amerika’da ulusal bir eğlence haline geldiğini söyledi.

30 kilo vermesiyle ve sonrasında hızla geri almasıyla sonuçlanan, yalnızca sıvı içeren bir diyet de dahil olmak üzere moda diyetleri denediğini itiraf etti. Aralık ayında Winfrey, söz konusu kilo verme ilacı kullandığını itiraf etti ve içinin rahat olduğunu söyledi.
ELON MUSK

Kasım 2022’de milyarder, 182 milyon takipçisine 13 kg kaybettiğiyle övünmek için X’i kullandı. Bu kadar fit ve sağlıklı görünmesinin sırrının ne olduğu sorulduğunda, Musk, “Aralıklı oruç + Ozempic + yakınımda lezzetli yemek yok.” cevabını verdi.

SHARON OSBOURNE
Osbourne, kilo verme mücadelesi konusunda oldukça dürüst. 71 yaşındaki ünlü isim, zayıflamasının Ozempic’e bağlı olduğunu itiraf etti.

Mail’e yaptığı açıklamada, “Geçen aralık ayında kendime Ozempic enjekte edilmesi için başvurdum… 19 kg kaybettim. Aslında 4 kilo almam gerekiyor ama ne kadar yersem yiyeyim aynı kiloda kalıyorum.” dedi.

ROBBIE WILLIAMS
Williams, gençliğinden beri kilolarıyla mücadele ediyor.

50 yaşındaki şarkıcı, Netflix dizisinin tanıtımını yaparken şu anki fiziğinin “Ozempic gibi bir şey” alması nedeniyle olduğunu söyledi. Kendisinin “tip 2 kendinden nefret etme” sorunu yaşadığını söylerken enjeksiyonları “bir mucize” olarak nitelendirdiğini söyledi.
Not: Bu ilacı kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmanızı tavsiye ederiz.
]]>Antalya 3’üncü İdare Mahkemesi’nin iptal kararı, Danıştay’dan ‘bilirkişi raporu eksik’ denilerek iade edildi. Keşif yapılmadan eksiklik giderildi, ancak mahkeme yeniden iptal etti ve karar geçen yıl Danıştay tarafından onandı.

130 KÖYLÜ DAVALARA MÜDAHİL OLDU
130 köylü ikinci davayı ise Toprak Koruma Kurulu’nun, alanın tarım dışı kullanımına izin veren kararının iptali için açtı. Antalya 3’üncü İdare Mahkemesi bu davada da iptal kararı verdi. Konya’da istinaf mahkemesine yapılan itiraz sonrası, bilirkişi heyetinin raporu yine eksik görüldü ve iade edildi. Geçen hafta bilirkişi heyeti, aynı alanda üçüncü kez keşif yaptı.
Köylülerin avukatı Tuncay Koç, Dereköy’de 39 hektarlık mutlak tarım arazisi üzerinde 2021 yılında kömür ocağı açılmasına yönelik ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının iptaline yönelik dava hazırlanırken, proje dosyası içinde Toprak Koruma Kurulu kararına göre 39 hektar tarım arazisinin, Toprak Koruma Kanunu dışına çıkarıldığını gördüklerini söyledi.

Tarım vasfı niteliğini değiştiren bu kararın iptali için de aynı yıl dava açtıklarını belirten Koç, “2022 yılında ise bakanlık, alanın 8 hektarlık kısmında ‘kamu yararı’ olduğunu kabul etmiş. Bu işlemi öğrenince o işleme de dava açtık. ÇED Gerekli Değildir kararı davasında bilirkişi raporları doğrultusunda mahkeme iptal kararı verdi. Karar Danıştay’dan geçerek, onandı. Dolayısıyla şirket şu aşamada Dereköy yaylasında ‘ÇED Olumlu’ kararı almadan hiçbir faaliyette bulunamaz” dedi.

İKİNCİ DAVA TOPRAK KORUMA KURULUNA
İkinci davada mahkemenin Toprak Koruma Kurulu kararına karşı ilk bilirkişi heyetinin raporu doğrultusunda iptal kararı verdiğini belirten Koç, şunları söyledi:
“Biz davayı kazanıyoruz, üst mahkemeler bozuyor. Bu sefer de Konya’da istinaf mahkemesi ‘eksik inceleme var’ gerekçesiyle kararı bozdu. Bu nedenle geçen hafta Korkuteli Dereköy’de üçüncü defa keşfe gidildi.
Bu, Antalya’da açtığımız, 130 davacının olduğu en kalabalık davalarımızdan biri. Çünkü Dereköylü orada kesinlikle kömür ocağı istemiyor.
Arazi çok değerli, mutlak sulu tarım arazisi, böyle bir arazinin kömür ocağı için tarım vasfının değiştirilmesi, tarım dışına çıkarılması kamu yararınca uygun değil”
BİLİRKİŞİ RAPORU BEKLENİYOR
Dünyanın en değerli topraklarından birinin tarım toprağı olduğuna dikkati çeken Koç, “Bunu dört yıllık bir kömür ocağı yerine ikame etmek mümkün değildir. Oradaki toprak binlerce yıldır burayı beslemiştir. Binlerce yıldır da torunlarımızı besleme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle verilen kararın Toprak Koruma Kanunu’na da uygun olmadığını düşünüyoruz. Bilirkişi raporu şu anda bekleniyor. Bu rapor neticesi mahkeme yeniden bir karar verecek” dedi.
ÜRETİLEN MEYVELER İHRAÇ EDİLİYOR
Buradaki tarım arazilerinde çok nitelikli erik, kayısı, vişne gibi meyve ve hububat üretimi yapıldığını anlatan Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meyveler özellikle erik ve vişne ihraç ediliyor ve döviz kazandırılıyor. Durmadan gelir getiren, döviz getiren bir alana 4 yıllık faaliyet uğruna, özellikle bütün dünyanın üretiminden artık çekildiği, kullanmaktan imtina ettiği kömür gibi bir enerji kaynağıyla ikame etmek akıl dışı bir karar.
Dolayısıyla mahkemenin bu akıl dışılığın önüne geçeceğine güveniyoruz. Zaten ilk ÇED Gerekli Değildir kararı iptal edildi.
Dolayısıyla köylüler bu haklı mücadelede öne geçti. Şimdi Toprak Koruma Kurulu davasında da önce bilirkişi raporunu bekliyoruz, sonra kararı bekleyeceğiz”
]]>
“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ GİBİ AB’NİN TEMEL ALDIĞI DEĞERLER GERİLEME SÜRECİNDE”
İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “‘Avrupa Günü’nü kutlamak, önem verdiğimiz ortak değerlerimizi hatırlamak için iyi bir fırsat. Bizim için AB, her şeyden önce demokratik bir barış projesidir. Uluslar arasındaki birliğin, etnik köken, dil veya din farkı gözetmeksizin demokratik ve insani ideallerin bayrağı altında kurulabileceğinin bir kanıtıdır. Ancak, uzun bir süredir AB hem içeride hem de sınırlarının dışında yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı.
* Euro krizi ve 2010’ların başındaki göç baskısıyla artan sorunlar, Brexit, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve son olarak Gazze’de yaşanan insanlık trajedisinin ortaya çıkmasıyla derinleşti. Bu jeopolitik çalkantıların sonuçları, Avrupa’daki liberal demokrasileri adalet, insan hakları ve özgürlükler üzerinden test ediyor. Hükümetlerin bu sorunlara halkın beklentileri yönünde cevap verememesi, popülist otoriter liderlere doğru bir kaymaya yol açıyor. Esasında, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gibi AB’nin temel aldığı değerler maalesef küresel olarak da gerileme sürecinde.

“BU DEMOKRATİK KRİZ DÖNEMİ, AVRUPA VE TÜRKİYE İÇİN NE ANLAM İFADE EDİYOR?
* Peki içinde bulunduğumuz bu demokratik kriz dönemi, Avrupa ve Türkiye için ne anlam ifade ediyor? Geçen hafta sonu Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun daveti üzerine, Avrupa’nın yaşadığı demokratik krizi ele almak üzere sosyal demokrat belediye başkanlarıyla Paris’te bir araya geldik. Orada da şu soruyu sordum: Kendisini ‘demokratik ideallerin muhafızı’ olarak konumlandıran Avrupa, bu değerleri tutarlı bir biçimde savunduğunu samimiyetle söyleyebilir mi? Göçmen ve mülteci sorununun AB dışındaki ülkelere aktarılmaya çalışılması, bunun aksini göstermektedir.
* Konu, mültecilerin Avrupa ülkelerinde barınmasına izin verilip, verilmemesi değil, onların Türkiye gibi, Avrupa sınırı dışındaki ülkelerde tutulmasının politika haline getirilmesidir. Bu durum, mülteci meselesinin popülist ve yabancı düşmanı siyasi söylemlerde kullanılmasına zemin hazırlıyor ve sağ otoriterlik Avrupa’da güçleniyor. Oysa, Türkiye ve İstanbul, dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke ve şehirlerin başında geliyor. Buna rağmen, Türkiye’de demokratların güçlenmesi önemlidir.

“BİZİM GİBİ, AVRUPA İDEALİNİ ÖNEMSEYEN İNSANLARI ENDİŞELENDİREN…”
* Avrupa’daki mevcut hükümetlerin Gazze’de yaşananlara verdikleri, daha doğrusu veremedikleri cevap da Avrupa’nın insani değerlerinin farklı coğrafyalarda tutarlı bir şekilde savunulamadığı anlamına geliyor. Aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu on binlerce masum Filistinlinin, tüm dünyanın gözlerinin önünde katledilmesinin daha yüksek bir sesle eleştirilmesi ve kınanması gerekmez mi?
* Bazı hükümetler, bırakın kendileri bunu yapmayı, bunu yapan vatandaşlarının toplantı ve gösteri haklarını, ifade özgürlüklerini kısıtlama yoluna gidiyor. Bu ise, Avrupa’nın demokratik değerler üzerinde yükselen evrensel bir barış projesi olma niteliğinin sorgulanmasına yol açıyor. Bizim gibi, Avrupa idealini önemseyen insanları endişelendiren en önemli konulardan birisi budur.

“İSRAİL’İN REFAH’A ASKERİ HAREKATINI YİNE İZLEMEKLE Mİ YETİNECEĞİZ?
* İsrail’in, dün, ateşkes teklifini reddederek, 1,5 milyon Filistinlinin sığındığı Refah kentine askeri harekat başlatmasını da yine izlemekle mi yetineceğiz? Avrupa’yı ve insani değerlere önem veren tüm ülkeleri, bu vahşete ‘dur’ demeye çağırıyorum. Gazze’de olanlar, insanlık tarihinde kara bir leke haline gelmiştir. Buna daha fazla izin verilmemelidir. Önümüzdeki dönemde AB’nin kendi iç demokrasi mücadelesine devam edeceğini gözlemliyorum.
* Haziran ayında gerçekleşecek Avrupa Parlamentosu seçimlerini, dikkatle takip edeceğiz. Türkiye’de ve Avrupa’nın diğer bazı ülkelerinde karşılaştığımız demokratik gerilemeye, ancak kapsayıcı, katılımcı ve halkın sesine kulak veren yeni bir siyaset kültürü ve bu anlayışla inşa edeceğimiz siyasal ve ekonomik kurumlarla çözüm bulabiliriz.

“MART 2024 YEREL SEÇİM SONUÇLARI, TÜRKİYE’DEKİ DEMOKRATİK GERİLEMEYE SON VERDİ”
* Türkiye de kendi içinde derinleşen bir demokrasi krizinden geçiyor. Ülkemizde son 10 yılda kurumsal yapı zayıflatıldı. Arkasından tek bir lider etrafında otoriter bir siyasal rejim şekillendi. Mart 2024 yerel seçim sonuçları, Türkiye’deki demokratik gerilemeye son verdi. Seçmen, muhalefeti güçlendirerek, siyaset zeminindeki meşruiyeti yeniden dağıttı. Bu sonuç, demokrasimizin dayanıklılığının göstergesidir. Bu zor zamanlarda Türk halkı demokratik değerlere olağanüstü bir bağlılık gösterdi. İstanbul’da geçtiğimiz 5 yıl boyunca, siyasi görüşü ne olursa olsun, İstanbulluların her kesimine hizmet götürdük. Kutuplaşmanın ilacı buydu.
* ‘İstanbul İttifakı’ adı altında kapsayıcı bir toplumsal hareket inşa ettik. Dahası; halkın endişelerini dinlemenin ve bunlara uyum sağlamanın önemini gösterdik. Toplumla, güçlü ve samimi bir iletişim kurduk. Bu siyasi zeminde CHP, liyakatli adaylarla halkın karşısına çıktı ve ülke genelinde her kesimden 3,5 milyondan fazla yeni seçmen kazandı. Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 65’inden fazlasını ve ekonomisinin, neredeyse yüzde 80’ini oluşturan belediyeleri, sosyal demokrat belediye başkanları yönetiyor. CHP, Türk siyasetinin yeni ağırlık merkezi haline geldi.
“BİRLEŞİK VE DEMOKRATİK BİR AVRUPA, TÜRKİYE’NİN KATILIMI OLMADAN GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ”
* Avrupa, kendi demokratik sorunlarıyla mücadele ederken, Türkiye’nin rolü sıklıkla göz ardı edilmektedir. AB’nin, ‘önce Avrupa’ vizyonunun demokratik bir Türkiye’yi kucaklaması gerektiğini fark etmesi elzemdir. Avrupa’ya yönelik varoluşsal tehditlerle mücadele, Türkiye’yi de içeren kapsayıcı bir yaklaşımı gerektirmektedir. CHP olarak biz, Türkiye’yi her zaman Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak gördük ve kendimizi Avrupa meseleleri ve çözümlerinin paydaşı olarak konumlandırdık.
* İddiamız şudur: Birleşik ve demokratik bir Avrupa, Türkiye’nin katılımı olmadan gerçekleştirilemez. Bu nedenle, AB’nin genişleme politikaları tartışılırken, Türkiye’nin adının geçmemesi, 60 yıldır süregelen ortaklık ilişkisinin ve 20 yılı aşkındır devam eden üyelik sürecinin yok sayılması kabul edilemez.
“SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL, AVRUPA’DA DA İLHAM KAYNAĞI OLMAYI SÜRDÜRECEK”
* Büyükelçi Meyer-Landrut’un konuşmasında bahsettiği gibi, İstanbul’un karbon-nötr bir şehir olması ve iklim değişikliğine adaptasyon programı gibi AB ile beraber başarılı projelere de imza attık. Fakat bunlar yeterli değil. Önümüzdeki dönemde, AB’nin yerel yönetimlerle daha yakın çalışmasını ve etkisi halkımız tarafından da hissedilebilen projeleri birlikte hayata geçirebilmeyi hedeflemeliyiz. İstanbul’daki yönetim anlayışımızın temelinde, demokrasi ve katılımcılığın olduğunun altını çiziyorum. Bunu, son 5 yıl içerisinde yaptığımız icraatlarla kanıtladık. İnsanı odağımıza alıyor, ayrım gözetmeden 16 milyon İstanbulluya eşit hizmet veriyor, şehri yurttaşlarla birlikte yönetiyoruz. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde de aynı anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Katılımcı ‘İstanbul Modeli’, sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da ilham kaynağı olmayı sürdürecek.”
]]>Kanununun verdiği yetki çerçevesinde KDV oranlarının günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre “Cumhurbaşkanı” tarafından belirlendiği ifade edilen açıklamada, “Mal ve hizmetler itibarıyla halihazırda 3 farklı oran uygulanmaktadır. Temel gıda maddelerinin yer aldığı 1 sayılı listedeki mallar için oran yüzde 1’dir. Yeme-içme, sağlık, eğitim, tekstil, konaklama gibi bazı mal ve hizmetlerin yer aldığı 2 sayılı listedeki mallar için oran yüzde 10’dur. Bu iki listede yer almayan mal ve hizmetler ise genel oran olan yüzde 20’ye tabiidir.” denildi.
KDV TEBLİĞ DÜZENLEMESİNE NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?
Açıklamada, yeme içme sektöründeki bazı lokanta ve kafelerle ilaç dışında çeşitli ürünleri satan eczanelerin, oran farklılığını istismar ettiği ve rekabet eşitliğini bozduğunun tespit edildiğine işaret edilerek, fiyatları KDV dahil olarak belirlenen lokanta veya kafelerde, yeme içme hizmeti karşılığında yüzde 10 KDV hesaplaması gerekirken, bu hizmet yerine market gibi et, su, meyve suyu ve benzeri ürünleri satmış gibi göstererek KDV’nin yüzde 1 olarak hesaplandığının görüldüğü belirtildi.
Bu işletmelerin vatandaştan aldığı yüzde 10’luk KDV tutarını fiş veya faturada yüzde 1 olarak gösterdiğine işaret edilen açıklamada, “Aynı şekilde KDV oranı yüzde 10 olan ilaç ve benzeri tıbbi ürünlerin yanında KDV oranı yüzde 1 olan gıda takviyesi içeren ürünleri satan eczanelerin, KDV dahil belirlenmiş fiyatlar üzerinden satış yaptıkları halde tüm satışlarını gıda takviyesi içeren ürün gibi göstermek suretiyle yine vatandaştan aldığı yüzde 10 KDV’yi devlete vermedikleri görüldü.” ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, bu örneklerin sürekli arttığı dikkate alınarak istismarın önüne geçmek ve bu konudaki tereddütleri gidermek maksadıyla konuya açıklık getiren tebliğin hazırlandığı belirtilerek, “Tebliğ ile KDV oran artışı yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla Tebliğ ile herhangi bir oran artışı yapılmamıştır.” bilgisine yer verildi.
“YENİDEN DÜZENLENECEK”
Yeme içme hizmeti sunan işletmelerin, gıda maddelerini olduğu gibi satmadığı, bu ürünlerden hazırlanmış bir yemeği veya içeceği hizmet şeklinde müşterilerine sunduğu aktarılan açıklamada, bu hizmetle beraber sunulan tuzun, karabiberin, peçetenin, ıslak mendilin veya ikram edilen çay ya da kahvenin ayrı fiyatlandırmasının söz konusu olmadığı vurgulandı.
Açıklamada, tüm bunların yeme içme hizmetinin bir parçası olduğu için hizmet bedelinin tüm maliyetler dikkate alınarak belirleneceği ifade edilerek buradaki KDV’nin yüzde 10 olduğunun altı çizildi.
Söz konusu işletmelerin düzenledikleri fiş veya faturada doğru KDV oranı belirttiği takdirde vatandaşın ödediği verginin Hazine’ye gideceği, aksi halde ise işletmenin kasasında kalacağı belirtilerek şunlar kaydedildi:
“Sayın Bakanımız Mehmet Şimşek birçok kez genel KDV oranında artış olmayacağını ifade etmiş, ancak, indirim, istisna ve muafiyetlerin gözden geçirileceğini, etkin olmayanların kaldırılacağını, kayıt dışılıkla mücadelede suistimale açık, vergi kayıp ve kaçağına sebebiyet veren alanların yeniden düzenleneceğini belirtmiştir. Halihazırda KDV oranlarında artış yapılmasına yönelik herhangi bir çalışma bulunmamaktadır.”
]]>
Ölen Fadime Aslan’ın diğer kızı Emine Atalay (32), çocukları Hasan Atalay (11), Ali Cemal Atalay (8), Fadime Aslan (6) ve sürücünün yanındaki Ceylin Naz Övüş (16) yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan Emine Atalay da kurtarılamadı. Kazadan sonra gözaltına alınan Sefa Selvi ise işlemleri sonrası tutuklandı.
89 METRE FREN İZİ
Kaza tespit tutanağında caddedeki azami hız limitinin otomobiller için 82 kilometre olduğu, ancak Selvi’nin otomobilinin 111-120 kilometre hızla gittiği, fren izi uzunluğunun da 89,6 metre olduğu belirtildi. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamedeki bilirkişi raporuna göre de kaza yerindeki aydınlatma lambalarından birkaçının çalışmadığı, ancak farların etkisiyle görüş açısının yeterli olduğu ve sürücünün hız limitinin üzerinde seyrettiği için kazanın meydana geldiği ve birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verdiği ifade edildi.
“YOLDA AYDINLATMALAR YETERSİZDİ”
İddianamede Sefa Selvi’nin savcılıkta alınan ifadesi de yer aldı. Selvi, bir anda karşısına kalabalık bir grubun çıktığını belirterek, “Direksiyonu refüje doğru kırdım, frene bastım, ancak duramadım. Yolda aydınlatmalar yetersizdi; bu yüzden yayaları göremedim, hayatımda hiç uyuşturucu madde kullanmadım. Olay öncesinde protein tozu ve enerji içeceği almıştım. Zaten alkol testim olumsuz çıktı. O gün spora giderken 1,5 litre protein tozu içmiştim. Bir önceki gece de 1 litre enerji içeceği içmiştim” dedi.
Selvi hakkında ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar, ‘Taksirle yaralama’ suçundan ise 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianame, Konya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.
“HAYATINI KAYBEDENLERİN AİLELERİ BANA HAKKINI HELAL ETSİN”
Tutuklu Sefa Selvi’nin yargılanmasına başlandı. Duruşmaya kazada ölenlerin yakınları Hamza Aslan ve Ramazan Aslan, tutuklu olarak yargılanan Sefa Selvi ve taraf avukatları katıldı. Sürücü Selvi savunmasında, fren yaptığını, ama duramadığını belirterek “Akşamüstü arkadaşımla, onu eve bırakmak için yola çıktım. Sancak tramvay durağının orası karanlıktı. Karanlıktan bir şey geldiğini gördüm. Fren yaptım, ama duramadım. Çarpmamak için refüje manevra yaptım, ancak kazayı engelleyemedim. Kazanın ardından ilk kız arkadaşımın durumuna baktım. Sonra ise aşağı inerek ambulansı aradım. Kaç kilometre hızla gittiğimi hatırlamıyorum. Hayatını kaybedenlerin aileleri bana hakkını helal etsinler” dedi.
“ÇOK KİŞİYDİK, ŞİMDİ AZALDIK”
Kazadan yaralı olarak kurtulan Fadime Aslan da tanık olarak dinlendi. Ses ve görüntü bilişim sistemiyle (SEGBİS) adli görüşme odasında (AGO) psikolog eşliğinde ifade veren Fadime Aslan, “Sadece anneannemin elini tuttuğumu hatırlıyorum. Çok kişiydik, şimdi azaldık” dedi.
Kazada eşi Sultan, kızları Elif ve Fadime Aslan’ı kaybeden Hamza Aslan, “Kaza olduğunda ben şehir dışında çalışıyordum. Kazada kayınvalidem, eşim ve 2 kızımı kaybettim şikayetçiyim” diye konuştu.
Kazada annesini, 2 ablası ve yeğenlerini kaybettiğini söyleyen Ramazan Aslan ise “Şikayetçiyim. En ağır şekilde ceza alsın” ifadelerini kullandı.
“YOLDA KARARTI OLDU”
Sürücü Sefa Selvi’nin yanında bulunan ve kazadan yaralı olarak kurtulan Ceylin Naz Övüş de tanık olarak ifadesinde “Sefa beni eve bırakacaktı. Yol karanlıktı. Bir anda yolda karartı oldu ve kaza anını gördüm. Arabanın hızını bilmiyorum” dedi.
Olay sırasında aynı istikamette ilerleyen başka aracın sürücüsü Fatih Büyükkurt da “Sol şeritteydim. Hızım 60-70 kilometre vardı. Arkamdan gelen araç selektör yapınca, sağ şeride geçtim. 100 metre sonra ise kazayı gördük. Paramedik olduğum için ilk müdahaleyi yapmak için koştum” diye konuştu.
“KAZAYI O YAPMASAYDI, BEN ÇARPACAKTIM”
Tanık olarak dinlenen başka bir sürücü Sefa Ayhan da kazaya yakın mesafede olduğunu söyledi. Kaza yapan aracın, kendisini solladığını belirten Ayhan, “Olay günü şehir merkezi istikametine seyir halinde olduğum sırada araç sağımdan beni geçti. Bir anda gaza yüklendi ve hızlandı. Beni geçmesiyle kaza meydana geldi. Eğer kaza yapmasaydı, büyük ihtimalle ben çarpacaktım. Çünkü yayaları görmedim. Kaza sonrası aracımdan inerek hemen yardım ettim. Yayaları gördüğümde hepsi yerdeydi. Kaza yapan aracın hızı da tahminime göre 110-120 kilometre arasındaydı” ifadelerini kullandı.
Sefa Ayhan’ın kızı Sevda Ayhan ise “Babamla eve giderken araç bizim sağımızdan geçerek hızlandı ve bir anda önümüze kırdı. Yayalara çarptı. Biz çok hızlı değildik. Babam insanlara çarpmamak için fren ve manevra yaptı. Kazayı yapan araç çok hızlıydı. Yol boştu, biz hariç 3 araç daha vardı” dedi.
Mahkeme heyeti tanıkların dinlenmesinin ardından dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için Sefa Selvi’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
]]>Akdoğan, “Darağacında 3 fidan” başlığıyla Genel Kurul’da şunları söyledi:
“KORKULARI KERBELA’DA BIRAKTIK”
“Deniz, Hüseyin İnan’a idama giderken “Korkuyor musun?” diye soruyor. Hüseyin, Deniz’e şöyle cevap veriyor: ‘Biz korkularımızı Kerbela’da bıraktık.’ İşte, Hüseyin’in bu cevabı emperyalizme karşı, faşizme karşı yıllardır direnen gençlere ışık tutuyor. O ışık tutarken, bakın, açık konuşuyorum; görüşünün ne olduğu, hangi partiden olduğu fark etmeksizin, onların idamını onaylayanların çocukları, babalarının bu tercihlerinden utanıyorsa bundan herkesin ders çıkarması gerekir.
“HESAP VERECEKLER”
Zaman kamuya mal olmuş insanları ikiye ayırır: Bir, tarihe geçenler; iki, hesap verecek olanlar. Sistematik, dönemsel bir mezalime ortak olmuşsanız siz hesap vereceklerdensiniz.
Gencecik evlatları ölüme yollamışsanız, Sivas gibi bir katliam zaman aşımına uğradığında ‘Hayırlı olsun’ demişseniz, Roboski’deki utancı görmemişseniz, Berkin Elvan’ın annesini miting meydanlarında on binlerce kişiye yuhalatmışsanız, Gezi’de kaybettiğimiz canlara yanmamışsanız, Sinan Ateş’in cinayetiyle ilgili on yedi ay sonra bir iddianame değil de bir örtbasname hazırlamışsanız siz tarih önünde hesap verirsiniz.
“SİZİN GİBİLER TARİH ÖNÜNDE YARGILANIR”
Kimler tarihe geçer? 23 yaşında Filistin meselesini davasının merkezine koymuş Deniz Gezmişler, Uğur Mumcular, Metin Göktepeler, 1 Mart tezkeresinde cesaretle burada ‘hayır’ oyu vermiş AKP’li, CHP’li milletvekilleri, Recep Yazıcıoğlu gibi valiler, Gaffar Okkan gibi emniyet müdürleri, Cumartesi Anneleri, 2 Temmuzda dilinde bir Pir Sultan Abdal dizesi, elinde bağlaması yüreği sızısıyla Sivas’a gidenler tarihe geçer, siz ve sizin gibiler de tarih önünde yargılanırlar.
‘1400 YIL’ TARTIŞMASI
Ey zalimler ister Kaymakam olun ister Vali! İster vekil olun ister Bakan. Boşa çiğniyorsunuz yalan dünyayı. bin 400 senedir yapıyorsunuz bunu. Nesimi’nin derisi yüzerken yaptınız bunu, Hallacı Mansur’u asarken yaptınız bunu.
Kubilay’ın başın keserken yaptınız. Mustafa Pehlivanoğlu’nu annesi görmeden asarken, Erdal Eren’i yaşını büyüterek asarken yaptınız bunu… (AKP sıralarından ‘bin 400 yılla ne demek istediniz?’ diye itirazlar)”
Akdoğan’ın sözlerine yanıt veren AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta “Sayın vekil ‘bin 400 yıldır yapıyorsunuz’ derken neyi kast ettiğini, açıklayacak. Müslümanlar üzerindeki bu ithamları, yaftayı bitirmek zorundalar. Müslümanlara bu hakarettir” dedi.
Akdoğan bu sözlerine açıklık getirdi ve “Konuşmamda ey zalimler diye başladım, bunu üzerinize alındınız. Bunda bir beis yok. Sonra Müslümanlara itham olarak gördünüz. Tekrar söylüyorum: ey zalimler tarih önünde yargılanacaksınız” dedi.
Tartışma devam edince oturuma ara verildi. Ancak AKP-CHP’li vekiller arasında karşılıklı atışmalar sürdü, bazı vekiller ayağa kalkarak birbirlerine üzerine yürüdü.
]]>Vanspor FK, şampiyonluk mücadelesi verdikleri Esenler Erokspor karşısında Serik Belediyespor’un U19 takımı ile sahaya çıkmasını protesto etmek için sahadan çekildiklerini duyurmuştu.
Serik Belediyespor Kulüp Başkanı İbrahim Şahin, 4 Mayıs Cumartesi günü Serik İsmail Ogan Stadyumu’nda oynadıkları Esenler Erokspor karşılaşması ile sessizliğini bozdu.
Kulüp Başkanı İbrahim Şahin, “Ligin son haftasında hakkımızda birçok yorumlar yapıldı, röportajlar verildi. Sosyal medyalarda birçok asılsız ve mesnetsiz iddialarda bulundular. Zonguldak Kömürspor maçına çıkmadan önce futbolcu kafilemizle bir görüşme yaptık. İçeride alacak bir primleri vardı. ‘Primler ödenmezse Zonguldak Kömürspor maçına çıkmayacağız’ dediler. Şahsım olarak o bir maç primini ödedim. Maça çıktılar. Maçı kazandık ve ligde kalmayı garantiledik. Son maçımız Esenler Erokspor maçıydı. Maçtan 3-4 gün önce futbolcular yanıma gelerek içeride sadece Zonguldak maçının primi kalmıştı. Maçtan bir gün önce cuma günü prim ödemelerinin yapılacağını söylememe rağmen ve bu zamana kadar verdiğim sözleri mertçe tutmama rağmen perşembe günü futbolcular kendi sosyal medya hesaplarından açıklama yaparak Esenler Erokspor maçına çıkmayacaklarını bildirdi. Biz de bu tehditler üzerine U19 takımı hocalarımız ve yönetim kurulumuz ile görüşmeler yaparak U19 takımımızı sahaya çıkartma kararı aldık” dedi.
“GÜVENMEDİĞİM FUTBOLCU TOPLULUĞU İLE MAÇA ÇIKMAM”
Bu kararı almaktaki en büyük sebeplerden birinin sahaya çıkmamaları durumunda alacakları ceza ile alt lige düşmeleri olduğunu vurgulayan Başkan İbrahim Şahin, şunları söyledi:
Maçtan 2 saat önce A takımı oyuncuları sahaya gelerek ‘Biz maça çıkacağız’ diye söylemlerde bulunmuş, sosyal medya hesaplarında açıklamalar yapmışlar. Onların sahaya çıkıp 5- 10 dakika sonra sahadan çekilmeyeceklerini nereden bileyim? Güvenmediğim futbolcu topluluğu ile maça çıkmam. Onlar maçtan çekildiği zaman ben ceza alacağım ve benim kulübüm bir alt lige düşecek. Biz de bu yüzden U19 takımımızla sahaya çıktık. Maçımızı oynadık. Şöyle söylemler var. Biz Esenler Erokspor maçını kazanırsak Van takımı da karşıdaki rakibini yenerse Vanspor şampiyon oluyor. Biz kimsenin içişlerine karışmıyoruz. İstediğimiz futbolcu ile maça çıkarız. Bize bu zamana kadar yapılan haksızlıklara ve hakem hataları, buna benzer şeylerde kimse yoktu da ne oldu da bir anda ‘siz maça U19 takımı ile çıkıyorsunuz’ diyorlar. İstediğimiz takımla maça çıkarız. Şampiyonun kim olup olmadığı bizi ilgilendirmiyor. Biz kulübümüzün çıkarlarını gözetiyoruz. Bu zamana kadar da sonuna kadar gözettik. Gözetmeye de devam edeceğiz. Bu şekilde sosyal medya algısı yapmalarına gerek yok. Çıksınlar sahaya maçlarını oynasınlar. Biz kimseden ne maddi olarak ne de manevi olarak hiçbir şey almadık ve almayız. Biz mertçe ligimizi bitirdik. Sürecimizi tamamladık.
“DEVAM EDECEĞİMİZ FUTBOLCU OLACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM”
Kulüpte sözleşmeleri devam eden futbolcularla ilgili yönetim kurulu kararı alacaklarını kaydeden Serik Belediyespor Kulüp Başkanı İbrahim Şahin, “Devam edeceğimiz futbolcu olacağını düşünmüyorum. Son maçta Erbay Eker’e teşekkür ederim. Abiliğini gösterdi ve mertçe sahaya çıktı, oyununu oynadı” dedi.
Geçen sezon sonunda hiçbir futbolcunun kulüpte alacağı kalmadığını, tüm borçları sıfırladıklarını aktaran Şahin, “Ben futbolcuların alacaklarına karşılık sahaya çıkmamalarını normal bulmuyorum. Karşılarında Esenler Erok, Vanspor girdabı olmasaydı sahaya çıkarlardı” diye konuştu.
Esenler Erokspor’dan teşvik primi aldıkları iddialarına da yanıt veren Serik Belediyespor Kulüp Başkanı İbrahim Şahin, “Banka hesaplarımız ve etrafımızdaki kişilerin banka hesapları sonuna kadar incelenebilir. Biz bu kulübe kendi cebimizden para veriyoruz. Bazı kulüplerin söylemleri tamamen asılsız ve mesnetsizdir. Doğruluğu kabul edilemez. Biz hayatımız boyunca böyle bir şeyin içine girmedik, girmeyiz. Esenler Erokspor başkanı ile ben sadece maçtan bir gün önce ter idmanı için antrenman sahası istedi, bir defa ve hayatımda ilk kez görüştüm” dedi.
]]>İYİ Parti’nin 31 Mart’ta tüm seçim çevrelerinde aday çıkarma kararına karşı çıkıp istifa eden eski Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem de grup toplantısında CHP’ye katıldı. Özel “Sayın Bahadır Erdem baba evine katılıyor” dedi. Erdem de “Tek adam rejimini demokrasiyle sonlandırmak için elimden geleni yapacağım” ifadesini kullandı.
Ardından Özel, Erdem’e rozetini taktı.

SARAÇHANE’DEKİ ‘BOZDOĞAN DUVARI’
Özel, grup toplantısında şu mesajları verdi:
– (Taksim’in 1 Mayıs’a kapanması) Çağrıda bulundum, arabuluculuk teklif ettik ama tüm bu önerilerimiz reddedildi. Elimiz havada bırakıldı. AYM kararına rağmen Taksim 1 Mayıs’ta emekçilere kapatıldı. Orada örülen utanç duvarını gördük. Surların önüne, sarnıcın önüne, tarihi kemerlerin önüne toma ve polisimizi dizerek orayı utanç duvarı haline getirdiler. O utanç duvarı tarihe geçti. O utanç duvarı hep hatırlanacak. O gün birileri anayasaya uymadılar. Emekçileri içeriye almadılar. Girmek isteyenler karşısında kendileri de emekçi olan polisimizle karşı karşıya getirildiler.
1 MAYIS TUTUKLAMALARI
– 49 yurttaşımız, önce gözaltına alındı ve tutuklandılar. Bir taraftan AYM kararına direnip kanunsuz emir verenler gençleri tutukluyor. Suçluların mağdur, mağdurların suçlu ilan edildiği bir süreçteyiz. Orantısız tutuklama tedbirinin ortadan kaldırılması gerektiğini hatırlatıyoruz. Gençler serbest bırakılmalı. Milletten kanuna uymasını isteyenlerin önce Anayasa’ya uyması gerektiğini hatırlatıyorum.
26 MAYIS’TA EMEKLİ MİTİNGİ
– (Ekonomi) İstanbul’da ortalama kira 23 bin lira, asgari ücret 17 bin lira. Bunun Avrupa’da bir örneği yok. Ortalama kiranın yarısından az emekli maaşı alan dünyada hiçbir ülke yok. Emeklimize ve emekçimize yapılan zulmün altını çiziyoruz. Geçen bayram İstanbulluların yüzde 70’i tatile gidemedi, memleketine gidemedi. Önümüz kurban… Bırakın kurban almayı Kayseri’ye otobüs bileti almanın maaşı aştığı bir süreçteyiz.
ŞİMŞEK’E IMF GÖNDERMESİ
– Enflasyon maaşları dört ayda kuşa çevirdi. Herkesi 26 Mayıs pazar Büyük Emekli Mitingi’ne davet ediyorum. Emeklinin hakkını CHP alacak. Mehmet Şimşek… Harcamaları kısıp, tüketimi düşürecek bir yöntem arıyor. Görünmez IMF programı… IMF’nin yap dediklerini vatandaşa yaptırıyor. Program Şimşek’in Gulyabani programıdır. Şu Gulyabani’yi biraz da zenginlere götür be kardeşim…
SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİ
– (Sinan Ateş cinayeti ve Ayşe Ateş ile görüşmesi) Görüşmede birçok şeyi konuştuk. Arkasında olduğunu söyledik, bir kez daha ifade ediyoruz. İddianamelerle yeni gerçekler ortaya çıkar, adalete atılmış adımdır. Gazeteciler, iddianamenin kendilerinin gerisinde olduğunu gördüler. Bu iddianamenin iade edilmesi, asla yargılamaya başlanmaması gerekmektedir.
– (Müfredat ve öğretmen atamaları) Müfredat önemli dedik, sesimizi duyuramadık. Çıkmış Milli Eğitim Bakanı 10 günde görüşlerini bildirsinler diyor, gülüyor. Küstahlık, küstahlık, küstahlık… 68 bin atama beklenirken, 20 bin mülakatlı atama söylediler. Biz atanmayan her bir öğretmenimizin arkasındayız, yanlarındayız.
– (İsrail ile ticaret durması) Bizi ve kendilerini eleştirenleri haklı çıkardılar. Biz mazlum Filistin halkının yanında durmaya devam edeceğiz. İsrail’in Refah Sınır Kapısı’na saldırmasını kabul edilemez buluyoruz.
AYRINTILAR GELİYOR…
]]>19-21 Nisan 2024 tarihlerinde telefon araması yapılarak gerçekleştirilen araştırmada Türkiye’deki 15 yaş üstü nüfusun enflasyon beklentilerini ölçmek hedeflendi.
76 ilde ve 1447 farklı mahallede yaşayan 2 bin 906 kişiyle telefonda gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda Nisan 2024 itibarıyla yıllık enflasyon beklentisi yüzde 119, yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 96 olarak açıklandı.
Merkez Bankası’nın (TCMB) nisan ayı anket sonuçlarında ise yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi nisan anketinde yüzde 44,16, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi ise yüzde 35,17 oldu.
Anket sonucunda yıl sonu enflasyon beklentilerinin Ocak 2024-Nisan 2024 döneminde yüzde 72’den yüzde 96’ya yükseldiği belirtildi.
Enflasyon beklentileri ortalama değeri hem yıllık hem yıl sonu enflasyon beklentisinde medyan değerin üzerinde ölçüldü. Yani yıllık enflasyon beklentileri yüzde 119’dan yüksek olanların sayısı, düşük olanlardan daha fazla oldu. Benzer şekilde yıl sonu enflasyon beklentileri yüzde 96’dan yüksek olanların sayısı düşük olanlardan daha fazla.
EN YÜKSEK BEKLENTİ METROPOLDE
Ankette bireylerin yaşadığı yerleşim tiplerine göre, kır, kent ve metropol şeklinde bir ayrıştırma yapıldığında kırdan metropol alanlarına doğru gittikçe fiyat artışı beklentisinin yükseldiği gözlemlendi.
Kırda yaşayanların fiyat artışı beklentisi yüzde 89,85 olurken bu oran kentte yüzde 92,46’ya metropolde ise 99,07 olarak ölçüldü.

EN YÜKSEK ENFLASYON BEKLENTİSİ EMEKLİDE
Görüşülen kişilerin çalışma durumuna göre bir inceleme yapıldığında ise enflasyon beklentisi en yüksek olan grup emekliler oldu. Emekli grubunu işsizler takip etti.
Emeklinin enflasyon beklentisi yüzde 111,09 olurken işsizlerin enflasyon beklentisi yüzde 98,37 oldu. İşçi, esnaf ve çiftçi grubunda ise beklenti yüzde 96,88 oldu.

GELİR DÜŞTÜKÇE BEKLENTİ YÜKSELİYOR
Haneye giren toplam gelir beyanına göre bir gruplama yapıldığında ise düşük gelir seviyeleri için gelir düştükçe yılsonu enflasyon beklentisinin yükseldiği gözlendi.
10 bin TL altı maaş alan grubun enflasyon beklentisi 108,13 olurken, 10 bin-15 bin arası gelire sahip kişilerin enflasyon beklentisi 104,25 oldu.

ENFLASYON BEKLENTİSİ NEDEN ÖNEMLİ?
TEBA sitesinde ayrıca hanehalkı enflasyon beklentisini ölçmenin önemine de yer verildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
Enflasyon beklentileri ileriye yönelik ekonomik dinamiklerin anlaşılması açısından önemli bir öncü gösterge. Varlık fiyatlamalarında, politika kararlarında, tüketim ve yatırım kararlarının oluşturulmasında kritik bir rol oynuyor.
Firmalar ürün fiyatını belirlerken, çalışanlar ücret pazarlığına oturduklarında, ev sahibi kira ödemesini belirlerken enflasyon beklentilere göre hareket ediyor. Dolayısı ile bugünün enflasyon beklentileri yarının gerçekleşen enflasyonunu da şekillendiriyor.
Gelişmiş ülkelerde enflasyon beklentileri büyük ölçüde merkez bankalarının koyduğu enflasyon hedefine yakın seyretmesine rağmen bu veriyi yine de çok yakından takip ediyorlar. Gerek piyasa katılımcılarının perspektifinden, gerekse hanehalkı perspektifinden ayrı ayrı değerlendiriyorlar. Gelişmekte olan ülkelerde ise enflasyon beklentilerinin ölçümü çok yetersiz durumda.
]]>
2 SAAT 50 DAKİKA
Asya ve Avrupa yakalarını birbirine bağlayan bu hat, her gün katettiği 72 kilometre uzunluğuyla, kentin en uzun hatları arasında yer alıyor. Zeytinburnu’ndan hareket edildiğinde kentin 39 ilçesinin 12’sinden, Tuzla’dan binildiğinde ise 13 ilçeden geçen hatta 79 durak bulunuyor. Hat, ortalama 2 saat 50 dakika sürüyor. Sefer aralığı yolcuların yoğun kullandığı saatlere göre belirlenen ve çift biletle seyahat edilebilen hatta kullanımın pik yaptığı saatlerde her 3 dakikada bir sefer gerçekleştiriliyor. Günlük 437 sefer yapan 500T, 45 bin kişinin ulaşımını sağlıyor.
500 T DİNLENME TESİSLERİ VAR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren 500T, Şifa Mahallesi’nden ilk seferini 04.20’de son seferini 23.30’da gerçekleştirirken, Cevizlibağ’dan 05.20’de başladığı seferini 00.00’da bitiriyor.
Ayrıca, otobüsün Tuzla’daki son durağında şoförler için 500T Dinlenme Tesisleri bulunuyor. Burada, çay ocağı, mescit ve berber gibi alanlar da yer alıyor. Hattın şoförleri, sefer süreleri arasındaki mola saatlerinde tesiste dinlenip, vakit geçirebiliyor.
SOSYAL MEDYADA ÇOK KONUŞULUYOR
İşe, okula ya da evlerine gitmek için bu hattı kullananlar, uzun seyahat süresi nedeniyle, vakit geçirmek için çeşitli aktiviteler yapıyor. Bir kısım yolcular, sosyal medyaya hesaplarına bakarak vakit geçirmeyi tercih ederken, bazıları dizi ya da film izliyor. Uyumak, kitap okumak ve geçilen yolları izlemek de vakit geçirmek için tercih edilen yöntemler arasında.
Zaman zaman sosyal medyanın çok konuşulanları arasına giren ve hakkında çeşitli espriler yapılan hat ayrıca, dizi ve filmlerde repliklere de konu oluyor.
“GÜNEŞİ BATIRMAYAN TEK HAT”
500T şoförü Kerem Temur, bu hattın Türkiye’nin en uzun ve tercih edilen hattı olduğunu belirterek, “Tabiri caizse üzerinde güneşi batırmayan tek hat diyebiliriz. Çok uzun bir süreç içerisinde bu hatta çalıştığımdan dolayı rahatım. İşimi severek yapıyorum. Artık alıştık” dedi.
Bu hattı neredeyse her gün kullandığını, çünkü okula gidip geldiğini ifade eden Emine Nur Ateş, Cevizlibağ ile Kavacık Köprüsü arasında seyahat ettiğini aktardı. Ateş, yol süresinin trafiğe göre değiştiğini, yolunun 40 dakika ila bir saat arası sürdüğünü ifade etti. İlk duraktan bindiği için otobüste oturabildiğini dile getiren Ateş, müzik dinlendiğini, dizi izlediğini, bu süreçte yapılabilecek birçok şey olduğunu söyledi.
“BURSA’YA ÇOK RAHAT GİDEBİLİRDİM”
Haftanın 2-3 günü 500T’yi kullandığını ifade eden Sezgin Demir de sabah trafiğinde kullanmayı tercih etmediğini belirterek, “Topkapı-Tuzla arasında yol gidiyorum. Hemen hemen ilk duraktan son durak gibi bir şey oluyor. Trafiğe bağlı değişiyor ama 5,5 saatte gittiğim de oldu. Bir gün trafiğe bir takıldık, o gün de maç varmış, her taraf kilit. Bursa’ya çok rahat gidebilirdim” diye konuştu.
Ece Hanadova ise, bu hatla Kavacık’tan Kozyatağı’na gittiğini, yolun trafik olması halinde bir saat sürebildiğini söyledi. Bu süreci müzik ve kitapla geçirdiğini anlatan Hanadova, otobüsün kalabalık olmaması halinde sıkıntı yaşamadığını aktardı.
]]>ASGARİ ÜCRETE ZAM GELECEK Mİ?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan yaptığı açıklama ile Temmuz ayında asgari ücrete zam yapılmayacağını duyurdu.
Bakan Işıkhan, “Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirler. Biz Bakanlık olarak işçi ve işvereni bir masada toplayıp müzakerelerin sağlanmasını sağlayan moderatör bir kurumuz. Temmuz’da artış yapılmayacağı dikkate alınarak Ocak ayında ona göre artış yapıldı. ” dedi.
ASGARİ ÜCRET ERİMEYE DEVAM EDECEK
Asgari ücretin yıl ortasında en az yüzde 25.4 oranında eriyeceğini ortaya koyuyor. Asgari ücrete yıl ortasında zam yapılmaması halinde 2024 sonunda asgari ücretin alım gücü yarı yarıya erimiş olacak.
Hesaplamalar hem asgari ücrete hem de en düşük emekli aylığına temmuzda en az yüzde 25 oranında zam yapılmasının kaçınılmaz hale geldiğini gösteriyor. Merkez Bankası’nın anketine göre ilk 4 ayda yüzde 18.72 olan enflasyonun, mayıs ayında yüzde 3, haziran ayında da yüzde 2.54 daha artacak. Enflasyonun tahmin edilen rakamların etrafında oluşması halinde haziran sonunda tüketici enflasyonu yüzde 25.4’e ulaşacak.
EN AZ 21.320 TL OLMALI
Temmuzda memur ve emeklilere gerçekleşen enflasyon hesaba alınarak zam yapılacağı için bu kesim kısmen de olsa enflasyon kaybını telafi edecek. Ancak asgari ücrete zam yapılmaması halinde, açlık sınırının da altına düşmüş olan asgari ücretlinin her 4 lirasından 1 lirası enflasyonla buhar olacak. Üstelik ikinci 6 ayda kayıp daha da artarak maaşın yaklaşık yarısını götürecek. Enflasyon beklentilerine göre 17 bin 2 lira olan asgari ücretin reel alım gücü haziran sonunda 13 bin 558 liraya düşecek. İlk 6 aylık enflasyon kaybının telafi edilebilmesi için asgari ücretin 1 Temmuz’dan geçerli olmak üzere en az 21 bin 320 liraya çıkarılması gerekiyor. Zam yapılmaması halinde ise asgari ücretin bir miktar üzerinde maaş alanlarla birlikte en az 10 milyon çalışan, açlıkla karşı karşıya kalacak.

DÖRT AYDA YÜZDE 18 ERİDİ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ocak-nisan arasındaki 4 ayda tüketici fiyatlarının yüzde 18.72 arttığını hesapladı. TÜİK’in resmi enflasyonuna göre, iktidarın yıl ortasında zam yapmayacağını açıkladığı 17.002 liralık asgari ücretin alım gücü mayıs başı itibarıyla 2.681 lira eriyerek 14 .321 liraya geriledi. Asgari ücretin alım gücü İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) hesabıyla 14.043 liraya, alternaif enflasyon hesabı yapan ENAG’a göre ise 13.285 liraya düştü. Mayıs ve haziran tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artışla birlikte 6 aylık enflasyonun yüzde 25’lere ulaşması bekleniyor. Bu durumda asgari ücretin alım gücü 13.600 liraya kadar gerileyeceği için ara zam kaçınılmaz hale gelecek.
İKİ KEZ ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM YAPILDI
Enflasyonun hızla yükselmesinin etkisiyle 2022 ve 2023 yıllarında asgari ücrete temmuz ayından geçerli olacak şekilde ara zam yapıldı.
2022 yılının ocak ayında 4 bin 253 TL olan asgari ücret temmuz ayında yapılan yüzde 29,3’lük ara zamla birlikte 5 bin 500 TL’ye çıkartılmıştı.
2023 yılının ocak ayında asgari ücret yüzde 54,5 artışla 8 bin 506 TL olarak belirlenmiş, 2023 yılının temmuz ayında ise asgari ücrete yüzde 34 oranında ara zam yapılmış ve asgari ücret 11 bin 402 TL olmuştu.
2024 yılının ocak ayında ise asgari ücret yüzde 49 artışla 17 bin 2 TL’ye çıkartılmıştı.
]]>Bu sezon dört kulvarda mücadele eden Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde iyi bir performans sergilemesine rağmen Bayern Münih, Manchester United ve Kopenhag’ın yer aldığı zorlu grupta üçüncü sırada yer alarak yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam etti.
Süper Lig’e Kayserispor beraberliğiyle başlayan sarı-kırmızılılar, Fenerbahçe ile kıyasıya bir mücadeleye girdi. İlk 10 hafta rakibini yakından takip eden Galatasaray, 11. haftada liderliği ele geçirdi, ancak bir sonraki hafta koltuğunu kaybetti.
Yoğun Avrupa kupaları programı nedeniyle yorucu bir periyot geçiren Galatasaray, sakatlıklar ve bazı oyuncuların formsuzluğuna rağmen Süper Lig’deki yarıştan kopmadı. Fenerbahçe ile puan puana mücadele eden sarı-kırmızılılar, 10 Şubat’taki 25. hafta maçından sonra liderliği ele aldı.
Şubat ayında UEFA Avrupa Ligi’nde Çekya temsilcisi Sparta Prag ile iki kez karşılaşan Galatasaray, 22 Şubat’taki ikinci maçtan sonra elendi. Üç kulvarda yoluna devam eden sarı-kırmızılılar, 29 Şubat’ta Fatih Karagümrük’e yenilerek Türkiye Kupası’na çeyrek finalde veda etti.
Galatasaray’ın elinde yalnızca Süper Lig ve 7 Nisan’da Şanlıurfa’da oynanan Süper Kupa kaldı. Fenerbahçe’nin 19 yaş altı takımıyla sahaya çıktığı ve ilk dakikanın ardından çekildiği Süper Kupa maçı, sarı-kırmızılıların ligdeki maç programını etkilemedi.

SÜPER LİG’E ODAKLANDI
Mart ayı itibarıyla Galatasaray, tüm dikkatini Süper Lig’e vermeye başladı.
Sarı-kırmızılı ekip, ocak ve şubat aylarında Mauro Icardi’nin sakatlığı nedeniyle idman yapamadan maçlara çıkması, Afrika Uluslar Kupası’nda yer alan Hakim Ziyech ile yeni transfer Serge Aurier’in sakat dönmesi, Abdülkerim Bardakcı’nın sakatlığı, Sacha Boey’in ara transferde takımdan ayrılması, Wilfried Zaha, Tanguy Ndombele ve Tete’nin formsuzluğu, sol bek Derrick Köhn’ün geç transfer edilmesi gibi sorunlarla mücadele etti.

Mart ayı öncesinde yoğun fikstür ve yaşanan problemlere rağmen Süper Lig’de galibiyet serisini sürdüren Galatasaray, 8 maçlık bir galibiyet serisi yakaladı. Teknik direktör Okan Buruk’un bu dönemde Barış Alper Yılmaz, Berkan Kutlu ve Kaan Ayhan’ı farklı pozisyonlarda kullanarak ürettiği taktiksel çözümler, sarı-kırmızılıların performansında belirleyici oldu.
Avrupa Ligi ve Ziraat Türkiye Kupası’ndan elendikten sonra Galatasaray, tamamen Süper Lig’e odaklandı.

YILDIZLAR ŞAMPİYONLUK HAVASINA GİRDİ
Süper Lig’de son 8 haftaya damga vuran Galatasaray’ın yıldız futbolcuları, şampiyonluk havasına girdi.
Mart ayı öncesinde 8 maç üst üste kazanarak yükselişe geçen sarı-kırmızılı ekip, bu seriyi 16 maça çıkardı. Özellikle Mauro Icardi, Hakim Ziyech, Dries Mertens ve Kerem Demirbay’ın başını çektiği yıldız futbolcular, attıkları gollerle Galatasaray’ın başarısında önemli rol oynadı.

Son 7 lig maçında 9 kez ağları sarsan Icardi, toplamda 23 gole ulaşarak gol krallığı yarışında zirveye yerleşti. Arjantinli yıldız, son dönemde gösterdiği performansla dikkatleri üzerine çekti.
Formlarıyla son haftalarda dikkat çeken Mertens, Ziyech ve Kerem Demirbay dörder, Barış Alper Yılmaz iki, Derrick Köhn, Lucas Torreira, Carlos Vinicius, Kerem Aktürkoğlu ve Abdülkerim Bardakcı ise birer kez fileleri havalandırdı.
AVERAJDA FENERBAHÇE’Yİ GEÇTİ
Mart ayı öncesinde genel averajda Fenerbahçe’nin gerisinde bulunan Galatasaray, mart ayı sonrasında bu alanda rakibini geçti.
2020-2021 sezonunda şampiyonluğu 1 gol averajla Beşiktaş’a kaptıran Galatasaray, bu sezon benzer bir duruma düşmemek için tedbirli davrandı. Sarı-kırmızılı ekip, 27. hafta sonunda attığı gol bakımından 13, genel averajda ise 6 gol farkla Fenerbahçe’nin arkasındaydı.

Son 8 haftada 29 gol atan ve kalesinde sadece 7 gol gören Galatasaray, bu performansıyla +22 averaj elde etti. Fenerbahçe ise aynı dönemde 19 gol atarken kalesinde 9 gol görerek +10 averaj yakalayabildi.
Bu performansın ardından son 3 haftaya 6 puan farkla lider giren Galatasaray, attığı gol sayısında farkı 3’e indirirken genel averajda da 6 gol farkla Fenerbahçe’yi geride bıraktı.
]]>Olay, 3 Mart’ta saat 07.00 sıralarında, Melikgazi ilçesi Alpaslan Mahallesi Ünal Sokak’ta meydana geldi. Fırında iş yeri sahibi Lütfullah Tüysüz ile aynı sokakta oto yıkamacı olan Osman Tüşümel arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesiyle taraflar tabancalarını çekip, birbirine ateş etti. Osman Tüşümel hayatını kaybetti, Tüysüz ise bacağından yaralandı.
İhbarla bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Lütfullah Tüysüz, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılırken, Tüşümel’in cenazesi ise Kayseri Devlet Hastanesi’nin morguna götürüldü. Otopsi işlemlerinin ardından Tüşümel toprağa verildi, cinayet şüphelisi Tüysüz ise Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından 13 Mart’ta taburcu edilip sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Öte yandan, silahlı çatışmada fırında poğaça almak için bekleyen ve seken kurşunun koluna isabet etmesiyle yaralanan M.T.E.’nin babası A.E. ve avukatı Umut Taşdemir, Cinayet Büro Amirliği’ne giderek şikayetçi oldu.
OLAY GÜVENLİK KAMERASINDA
Çatışma anı güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntülerde, Osman Tüşümel’in fırına geldiği, bu sırada Lütfullah Tüysüz’ün masada oturduğu görüldü. İçeride dolaşan Tüşümel dışarı çıktı, kısa süre sonra tekrar fırına girip Tüysüz’e doğru yönelip belinden 2 tabanca çıkararak ateş etti. Lütfullah Tüysüz de belinden çıkardığı silahla karşılık verdi. Tüşümel’in aldığı kurşunlarla yere yığıldığı da görüntülerde yer aldı. Bu sırada fırından ekmek alan bir kişinin hızla dışarı doğru kaçtığı görüldü. Görüntülerde, çatışma sırasında fırının giriş kapısının yanında oturan ve poğaça almak için bekleyen abla kardeşin panik yaşadığı, ablanın erkek kardeşine sarılıp, masanın altına saklanmaya çalıştığı anlar yer aldı. Cinayet şüphelisi Tüysüz’ün, Tüşümel yere düştükten sonra cep telefonuyla uğraştığı görüldü.

Lütfullah Tüysüz – Osman Tüşümel
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanıp, iddianame hazırlandı. Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede sanık Lütfullah Tüysüz hakkında, ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’dan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis, fırında bekleyen M.T.E.’nin koluna kurşun isabet ederek yaralanmasına neden olduğu gerekçesiyle de ‘Olası kastla silahla basit yaralama’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.
“CAN HAVLİYLE ATEŞ ETTİM”
İddianamede ifadesine yer verilen Lütfullah Tüysüz, “Osman Tüşümel’i gıyabında tanırdım. Kendisi beni tanımazdı. Olaydan bir gün önce Osman Tüşümel’in oğluyla tartıştık. Olay günü de fırında karşımdaki kişinin silahını çıkarıp ateş edeceğini düşünemedim. 2 silahını görünce kendimi korumak amacıyla can havliyle ateş ettim. Böyle bir şeyin olmasını istemezdim. Üzgünüm. Olayın nasıl olduğunu anlamadım. Şoka girdim. Bacağıma aldığım kurşunlarla ağrı ve yanma hissedince can havliyle silahımı ateşledim. Her şey bir anda oldu. Panik oldum” dedi.
İDDİANAME İADE EDİLDİ
İddianamenin geldiği ağır ceza mahkemesi, fırındaki çatışma sırasında koluna kurşun isabet eden M.T.E.’nin yaralanmasının ateşli silahtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, eğer silah yaralanması ise hangi silahtan çıkan kurşun sonucu yaralandığının tespit edilmesi için ilgili kolluk biriminden bilgi alınmasını isteyerek, dosyayı yeniden Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etti ve söz konusu eksikliklerin tamamlanmasını istedi. Polis, M.T.E.’nin koluna isabet eden kurşunun hangi silahtan çıktığını inceleyecek.
]]>“BELGRAD ORMANI’NDA HAVA SICAKLIĞI 30 DERECE, MASLAK’TA 42- 43 DERECE”
Gökdelenlerin şehirlerde hissedilen hava sıcaklığını arttırdığını belirten Ahmet Köse, “Aşırı şehirleşme, betonlaşma ve asfalt yüzeyler şehirleri ciddi manada etkiliyor. Her yağış sele neden oluyor. Her yağış su baskınına neden oluyor. Ve şunun farkına vardık ki, yazın Maslak’ın 2 kilometre ilerisindeki Belgrad Ormanı’nda hava sıcaklığı 30 derece olsun, nem yüzde 55 olsun, hissedilen sıcaklık 32 derece iken, bulunduğumuz bölgede hissedilen sıcaklık 42- 43 derece oluyor. Şanlıurfa sıcağını hissediyoruz.” dedi.
“GİYDİRME CAM ISIYI ARTIRIYOR”
Köse, “Nasıl oluyor bu? Buradaki hava sıcaklığı 32-33 derece. Nem yine yüzde 55 olsun. Ancak giydirme cam binaların, yapılan bilimsel çalışmalarda ortamın ısısını 3 derece kadar arttırdığı tespit edilmiş, yine beton ve asfalt yüzeylerin sıcaklığı 54 dereceye, 30 derece sıcaklıkta asfalt yüzeyin sıcaklığı ise 58 dereceye kadar çıkabiliyor. O yüzden bunların ve mercek görevi gören giydirme cam binaların da etkisiyle sıcaklığı 45 dereceye yakın hissediyoruz. Yine uluslararası tıbbi merkezin yaptığı araştırmalara göre 2003 yılında Avrupa’da sıcak hava dalgaları sebebiyle yaklaşık 70 bin kişi hayatını kaybetti. Yapılan çalışmalar şunu gösteriyor ki sıcak hava dalgasının yaşandığı günlerde ölüm oranları yüzde 10 oranında artıyor. Ülkemizde bununla ilgili çok ciddi çalışmalar olmasa da yapılan sadece Avrupa’da değil Amerika’da da yapılan çalışmalarda yüzde 14’lere kadar ölüm vakalarında ciddi artışlar görülüyor. Bu da kalp krizi ve beyin kanaması risklerinin arttığını gösteriyor” dedi.

“MERCEK GÖREVİ GÖRÜYOR”
Gökdelenleri ‘Rüzgar kapanı’ olarak adlandıran meteoroloji mühendisi Köse, “İstanbul’un hakim rüzgar yönü yüzde 70 poyrazdır. Biz gökdelenleri İstanbul’un hakim rüzgar aldığı alanlara diktik ve aralarında boşluk bırakmadığımız için rüzgar bir taraftan geliyor, diğer taraftan çıkamıyor. Çıkamadığı için o gökdelenlerin arka tarafında kalanlar yaklaşık bunun 50 katı mesafede rüzgarsız kalıyor. Rüzgarsız kalmak ne demek? Hava sirkülasyonu olmaması, hava kirliliğinin artması anlamına geliyor. Gökdelenin diğer tarafında kalanlar ise bu defa türbülans sebebiyle başta kulak rahatsızlıkları olmak üzere çok ciddi sinir harbine neden olan hastalıklara maruz kalmak zorunda kalıyor.” dedi.
Köse “Dolayısıyla biz bir şeyler yaparken, bir şeyleri göz ardı ediyoruz. Mesela gökdelenler, tamam cam giydirme binalar çok şık duruyor. Gece gündüz siz arka taraftakini göremiyorsunuz, işiniz gidiyor. Ancak diğer taraftan baktığınız zaman gelen ışığın bir kısmını gökdelenler geri yansıtıyor. Bu da mercek görevi görüyor. Hatta İngiltere’ de bir vaka var. Aynı yere park eden bir vatandaş belli bir süre sonra bakıyor ki arabası o mercek görevi sebebiyle boyası yanmış ve dava açıyor. Bunun gibi olayları artık gelecekte de sık sık biz görmeye başlayacağız. Öncelikle meteorolojik etki değerlendirme dediğimiz bir hadise var. Bir yörenin şehirleşme yapılırken meteorolojik hadiselere, parametrelere bakılması gerekiyor. O yörenin suyu yetecek mi, insanlara havası yeterli mi, yeterince temiz mi? Ya da biz dere boyunca, mesela Büyükdere Caddesi diyoruz. Derenin haberi yok bundan. Her tarafa plazalar dikmişiz. İki damla yağmur düştüğü zaman buralarda sel ve su baskınları yaşanıyor ve sonrasında bütün suçu iklim değişikliğine bağlıyoruz” diye konuştu.
“ŞEHİRLEŞME VE İMAR PLANLAMALARINDA METEOROLOJİ UZMANLARI DİNLENMELİ”
Şehirleşme ve imar planlamalarında meteoroloji uzmanlarının dinlenmesi gerektiğini savunan Ahmet Köse, “Şehirleşmeyi yeniden bizim tasarlamamız gerekiyor. Artık günümüzde sürdürülebilir şehircilik kavramı hat safhada ön plana çıkmış durumda. Çünkü biz gelecek nesillere artık yaşanabilir şehirler bırakabilmemiz için meteoroloji mühendislerinin sözlerine dikkat ederek, imar planlarında onlara yer vererek imar planlarını yeniden revize etmemiz gerekiyor. Çatı eğiminden, binaların yön seçimine kadar mesela biz kuzey-güney cepheler yapıyoruz. Binalara kuzey-güney istikamette yerleştiriyoruz, batı-doğu istikamette yerleştiriyoruz. Bunlar hakikaten o yöresel şartlara uygun mu? Mesela İstanbul da hakim rüzgar yönü poyraz olduğu için güneşi maksimum alacak şekilde şehirleri planlamamız gerekiyor. Binaları planlamamız gerekiyor. Zira mimar arsaya bakıyor. Şehre en fazla kaç metrekare alan çıkıyorsa ona göre binayı tasarlıyor ki şu an iyi günlerimiz” ifadelerini kullandı.
“BU KISIR DÖNGÜ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BİZİM SORUNLARIMIZ KATLANARAK DEVAM EDECEK”
Gökdelenlerin plansız şekilde yapılması durumunda yaşanacakları değerlendiren Köse, “Her geçen gün, iddia ediyorum her sene sel olayları katlanarak devam edecek, çatı uçmaları katlanarak devam edecek ve orman yangınları katlanarak devam edecek. Bunu önlemenin yolu sürdürebilir şehirleşme ve ulaşım. Orta çağdaki ahşap binaların ısı yalıtımı ile mevcut cam giydirme binaların ısı yalıtımı eşdeğer. Dolayısıyla biz bu evleri karşılamak için kışın sürekli buraları ısıtmak yazın ise soğutmak ile uğraşıyoruz. Bu da hava kirliliğine neden oluyor çünkü sürekli sera gazı salmak zorunda kalıyoruz. Bu kısır döngü devam ettiği sürece bizim sorunlarımız katlanarak devam edecek” dedi.
]]>Eşleri gönüllü olmasına rağmen donör olmaya uygun olmadıkları için yıllardır diyalize mahkum olan Saliha Aslan ile Akil Taka, çareyi çapraz nakil yönteminde buldu. Saliha Aslan’ın eşi Engin Aslan, Akil Taka’ya, Engin Aslan’ın eşi Gülgün Taka da Saliha Aslan’a donör oldu.
İzmir Acıbadem Kent Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Uzman Dr. Uğur Saraçoğlu, Uzman Dr. Işık Özgü, Uzman Dr. Gökhan Ekin ve Nefroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hüseyin Töz, Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok’un gerçekleştirdiği ameliyattan 1 ay sonra hastanede bir araya gelen çiftler, böbrek değiş tokuşu sonrasındaki yeni hayatlarını anlattı.
Evliliklerinde 30 yılı geride bırakan, ikişer çocuk sahibi olan çiftler, ameliyattan sonra donör kardeşi olduklarını söyledi.
“YENİ DOĞMUŞ GİBİ OLDUM”
2022 yılı Ocak ayında diyalize başladığını belirten Saliha Aslan, “6 ay sonra felç geçirdim. Hastaneye çapraz nakil için başvurmuştuk ama felç geçirince iptal ettik. ‘1,5 sene geçmesi lazım’ dediler. Onu atlattım. Sonra burada çapraz nakle başvurduk” dedi.
Donör bulunduğunu ilk duyduğunda çok sevindiğini aktaran Aslan, “Ameliyat çok güzel geçti. Kendime geldim” diye konuştu. Donör olma konusunda vatandaşlara seslenen Aslan, “Herkesin gelmesini istiyorum. Kimse bu çileyi çekmesin. Çapraz nakil çok güzel bir şey, herkes başvursun. Çaresizdim. Diyaliz çok zor. Allah kimsenin başına vermesin. Kurtulduk. Yeni doğmuş gibi oldum” ifadesini kullandı.
“HERKESE ÇAPRAZ NAKLİ TAVSİYE EDERİM”
3,5 yıl boyunca diyalize girdiğini ifade eden Akil Taka, çok zor günler geçirdiğini söyledi. Çapraz naklin ne olduğunu diyaliz sürecinde öğrendiklerini belirten Taka, “Şu anda çok iyiyiz, mutluyuz. Böbrek veren eşime, böbrek kardeşime de teşekkür ederim. Bir ay bir gün oldu. Adeta yeniden doğdum” dedi.
Donör bulunduğunu duyduğunda çok mutlu olduğunu dile getiren Taka, “Ocak ayında bir donör bulunmuştu ama ‘Günah’ deyip, iptal ettiler. Bir ay sonra mart gibi tekrar donör bulundu. Bayramı burada geçirdik. Zor bir hastaydım. Diyabet, kalp yetmezliği hastasıyım ve damarlarımda daralma var. Dikişlerim alındıktan sonra damar ameliyatım olacak. Ondan sonra yeniden doğmuş gibi hayatıma devam edeceğim. Bütün böbrek hastalarına donörlerin organ bağışlamasını isterim” diye konuştu.
Ali Taka, sürecin başında kadavra donörden nakil için sıraya yazıldığını ve çok beklediğini hatta son zamanlarda ümidini yitirdiğini söyleyerek, “Herkese çapraz nakli tavsiye ederim. Akrabalarından kardeşlerinden, çocuklarından böbreğini vermek isteyenler versinler, her iki tarafta mutlu olsun. Bundan iyi sevap yok” dedi.
“ALAN RAZI, VEREN RAZI”
Eşinin ilk defa 2022 Ocak’ta diyalize girdiğini belirten Engin Aslan, “Diyaliz sürecinde hastanede 18 gün kaldık. Hastaneden çıktıktan sonra Bursa’ya başvurduk, 28 gün sonra böbrek bulundu. Yatış yaptılar ama donör Covid-19 olduğu için evimize dönmek zorunda kaldık. Sonra İzmir’e geldik. 15 gün sonra geri çağrıldık. ‘Nakil yapacağız’ dediler. Donör hazırdı, tanıştık. 15 günün içinde eşim diyalizdeyken beyinde pıhtı atınca nakil işi askıda kaldı. İzmir’de hastaneye başvurduktan 40 gün sonra böbrek bulundu. Sonra süreç bizi buraya kadar getirdi” diye konuştu. Donör olma sürecini anlatan Aslan, “Ayağımdan dikeni, gözümden çapağı çıkartamam. Bir cesaret geldi. Böbrek vermişim, vermemişim kendimde öyle bir şey hissetmiyorum. 5 Nisan’da nakil oldu. Alan razı, veren razı. Hepimize geçmiş olsun” ifadelerinin kullandı.
“ÇAPRAZ NAKİL ÇARESİZLİĞİMİZE ÇARE OLDU”
Böbrek beklediği süreç boyunca eşinin sağlığını kaybettiğini belirten Gülgün Taka, 3,5 yıllık süreçte eşinin kaslarının zayıfladığını, tansiyonunun düzensizleştiğini belirtti. Taka, “Ben verici oldum, çapraz nakile yazıldık. Çapraz nakilden hiç korkum olmadı. Çok şükür şu an oldu bitti. Allah’a şükür eşim sağlığına kavuştu” dedi.
Böbreğini verdiği Saniye Aslan’a ‘böbrek kardeşim’ diye hitap ettiğini dile getiren Taka, “Tanıştığımızda Saniye zor yürüyordu. Şimdi maşallah çok iyi. Böbrek kardeşim oldu. Herkesin çapraz nakle yazılmasını isterim. Bir rahatsızlığım yok. Tek böbrekle yaşıyorum. Çapraz nakil çaresizliğimize çare oldu. Herkesin organ bağışlamasını istiyorum” diye konuştu.
“EN İYİ TEDAVİ CANLI VERİCİLİ BÖBREK NAKLİ”
Böbrek yetmezliği hastalığının en iyi tedavisinin canlı vericili böbrek nakli olduğunu aktaran Dr. Uğur Saraçoğlu, “Kadavradan da böbrek nakli yapabiliyor ama en uzun böbrek sağlığını gerçekleştiren müdahale canlı vericili böbrek. Canlı vericili böbrek naklinde de genellikle hastaların birinci ya da ikinci derece akrabaları gönüllü oluyor. Fakat her zaman hastanın yakınlarının kan grupları, doku tipleri hastaya uymuyor. Hastalar bize ‘Yanımda bir vericim, gönüllü yakınım var’ diye geliyor. Tetkikleri yapıyoruz. Diyelim ki, böbreği uymadı. Bu hastaları biz bir yere yazıyoruz, bir grup oluşuyor. Daha sonra aynı şekilde olan hastaların birbirlerinin böbreklerinin uyacağı ortaya çıkıyor. Örneğin, ben hastayım, sizin böbreğinizi bana değil ama uyan başka bir vericisi olan kişiye takıyoruz. O kişinin yakınının böbreği de bana takılıyor. Biz buna çapraz nakil diyoruz” diye konuştu.
Çapraz naklin bütün dünyada uygulandığını söyleyen Dr. Saraçoğlu, “Gelişmiş ülkelerde, Amerika’da bazen gönüllü ama alıcısı olmayan, tek bir hastayla başlayan zincirler oluyor. Herhangi bir yakını böbrek yetmezliği yok ama verici oluyor. Böylelikle bir çapraz nakil zinciri başlıyor. Şu ana kadar yapılan en uzun zincir, 12-13 hastaya ulaştı. Tek bir kişinin gönüllü olması bile çapraz nakilde 13 hastanın böbrek nakliyle hayatının uzamasına sebep olabiliyor” dedi.
“DEVLETİN ORGANİZE ETMESİ LAZIM”
Hastaların durumu hakkında bilgi veren Dr. Saraçoğlu, “Hastaların durumu iyi. Ameliyat iyi geçti. Özellikle ilk 3 ay önemli. İlk 3 ayda doku reddi, operasyona dair komplikasyonlar olabiliyor. Yaklaşık 1 ay oldu. Sağlıkları iyi gidiyor. Onlar kontrole gelmeye devam ediyor” diye konuştu.
Gönüllü vericisi olan fakat doku tipi uymayan hastalarla ilgili böbrek nakli yapan merkezlerin listeleri olduğunu belirten Dr. Saraçoğlu, “Biz bu listeli kendi hastalarımızla çakıştırmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte diğer hastanelerle de iletişim devam ediyor. Bazen de başka hastanelerle çakışmalar yapılıyor. Aslında devletin organize etmesi lazım. Bununla ilgili bazı çalışmalar olduğunu biliyorum ama henüz bir sonucu ulaşmamış. Çakıştırmak kolay değil. Yüzlerce hastayı tanımak gerekiyor. Bununla ilgili yapılan algoritma çalışmaları var. Bilgisayar ortamında yapay zekanın çakıştırdığı hastalar oluyor. İleride yaygınlaşacak ama Türkiye’de şu an merkezlerin çabasıyla giden bir şey. Daha devlet bu işe elini atmış değil” ifadelerini kullandı.
]]>Cesaretleri ve sadakatleri nedeniyle saygı gören İsviçreli paralı askerler, 16. yüzyılın başlarından bu yana, Papa’nın ikametgahını ve şehrin sınırlarını korumak için Vatikan’da yaşıyor.

Guardian’ın haberinde, Vatikan Şehri’nin doğu kesiminde yer alan muhafızlar ile aralarına katılan yeni askerlerin yemin töreni için prova yapan birliklerin geçmişine ve günlük yaşamlarına dair bir fikir verildi.
Zırh ve kargılarla tamamlanan geleneksel kırmızı, sarı ve mavi kıyafetlerini giymiş erkekler, kışlanın avlusunda kusursuz bir koreografiye sahip yürüyüş provası yapıyorlardı; her biri papalık yeminini ederken Kutsal Teslis’i anmak için sağ ellerinin üç parmağını gökyüzüne kaldırıyordu.
Pazartesi günü yapılan törenle papayı savunmak için “hayatını feda etme” sözü veren 34 yeni kişi birliğe katıldı.

Muhafızlar sıra dışı görünebilir, ancak 1914’te Col Jules Repond tarafından tasarlanan Rönesans tarzı üniformaların arkasındaki adamlar, birçok kişinin inandığı gibi, bu noktaya gelebilmek için rekabetçi bir başvuru sürecinden ve sıkı bir eğitimden geçiyor.
Askere alınacak kişiler erkek, İsviçreli, 19 ile 30 yaşları arasında, 1,74 metrenin üzerinde, bekar ve “kusursuz bir karaktere” sahip dindar bir Katolik olmalıdır. İsviçre’de askerlik hizmetinden geçmeleri ve en az iki yıl boyunca papaya hizmet edeceklerini taahhüt etmeleri gerekiyor. Beş yıllık hizmetin ardından evlenebilirler.
Teber onların geleneksel silahıdır, ancak birlikler, daha yakın zamanda tanıtılan şok silahları da dahil olmak üzere, günümüzün küçük silahlarını kullanmak üzere eğitiliyor.

Papa Francis, Fransa’da ve Avrupa’nın başka yerlerinde gerçekleşen bir dizi terör saldırısının ardından ve 35 milyon kişinin Vatikan’ı ziyaret etmesinin beklendiği gelecek yılki yıldönümüne hazırlık amacıyla 2018’de ordunun sayısını 110’dan 135’e çıkardı.
Askere alınan askerler, askeri eğitimin yanı sıra, İsviçreli Muhafız olarak hayata uyum sağlayabilecek zihinsel kapasiteye sahip olduklarından emin olmak için yoğun psikolojik testlerden de geçiriliyor. Bir kaynak, “Birçoğu bu noktada başarısız oluyor ya da belki işe alınıyorlar ve kariyerin kendilerine göre olmadığını anladıklarında yalnızca birkaç ay dayanabiliyorlar” dedi.
İsviçreli Muhafızların bugünkü rolü kısmen törensel ve kısmen de papanın güvenlik hizmeti olarak hizmet etmek olsa da, tarih boyunca şiddetli savaşlara da dahil oldular.

Ordu yalnızca erkeklere yönelik kalsa da, kadınların da barınabileceği yeni bir kışla planlanıyor. Bir yetkili, “Kadınların katılıp katılamayacağına karar vermek papaya kalmış ve biz de onun istediği her şeyi yasalaştıracağız” dedi.
Gardiyanlar, yoğun günlerde bazen 12 olmak üzere altı saatlik vardiyalar halinde çalışıyor. Ayda yaklaşık 42 bin TL (1.299 euro) kazanıyorlar ve boş zamanlarında Vatikan’ın ötesine geçmekte özgürler. Ortak yurtlarda birlikte yaşıyorlar.
İsviçreli Muhafızlardan biri olan Peter, “Hayatınız neredeyse günün 24 saati birlikte geçiyor. Ama iyi bir ortam var ve gerçekten iyi arkadaşlıklar kuruyorsunuz.” diyor.
Ama hepsi papaya hizmet etmeye hazır. Peter, “Bu işin en iyi kısmı; o dünyadaki en önemli insanlar arasında ve sadece 135 kişi bunu yapma fırsatına sahip.” diye ekliyor.
]]>Diyarbakır’da 23 Ocak 2023 günü aşırı hız sonucu biri polis aracı olmak üzere iki araca çarpan ve Kemal Güleç adlı polisi şehit edip 4 kişiyi yaraladıktan sonra tutuklanan Hasan Aydın’ın yargılanmasına Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Şehit polisin eşi Hilal Güleç, vatanına hizmet eden bir polisin hayatın kaybettiğini belirterek sanığın cezalandırılmasını istedi.
“ECELİNE GİDERMİŞCESİNE SÜRÜYOR”
Güleç’in avukatı da, sanığın daha önce de ehliyetsiz araç kullanmaktan cezalandırıldığını belirterek, “Alkollü ve ehliyetsiz araç kullanarak bu kazaya neden olmuştur. Kaza bilinçli taksir değil, olası kastla öldürmedir. Savcı bile iddianamesinde ‘Eceline gidermişçesine sürüyor’ ifadesini kullanmıştır. Vefat eden polis 32 yaşındaydı. Hayatını kaybettiğinde üzerinde polis üniforması vardır. 4 yaşında bir çocuğu var ve ailesi Malatya’da depremzede oldukları için halen konteynerde yaşamaktadırlar. Sanığın olası kastla en üst sınırdan cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

“GÖREV BAŞINDA ÜNİFORMALIYDIK”
Olayda yaralanan polis memuru da, “Görev başındaydık, üzerimizde resmi üniformalarımız vardı. Kazadan sonra uzun süredir araç kullanamıyorum, ağrılarım devam ediyor. Maddi ve manevi kaybımız oldu. Zararın karşılanacağı söyleniyor ancak karşılanmadı. Sanığın cezalandırılmasını istiyorum” diye konuştu.
“BEN DE ÖLEBİLİRDİM, MAĞDURUM”
Sanık ise, kazayı bilerek yapmadığını, evli ve 3 çocuklu olduğunu belirterek, “Aldığım alkol oranı bellidir, kaza anında frene de bastım ancak tutmadı. Ben de bu kazada ölebilirdim. Rahmetlinin ailesine elimden geleni yaptım yine yapmaya devam edeceğim, bende mağdur oldum, tahliyemi istiyorum” dedi. Mahkeme, 13 aydan beri tutuklu yargılanan sanıkla ilgili delillerin önemli ölçüde toplandığını, sanığın tutuklu kaldığı süre ve kaçma, gizlenme ya da delilleri karartması yönünde somut olguların bulunmayışı dikkate alınarak tahliyesine karar verdi.

FREN YAPMADI
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Hasan Durmaz’ın 34 FPH 196 plakalı araçla sokak arasındaki tali yoldan ana bulvara adeta eceline gidercesine durmadan ve fren yapmadan hızla çıktığı, ardından seyir halindeki polis Ömer Doğan’ın kullandığı araca 46 AFF 530 plakalı araca çaptığı bildirildi.
Sanığın hızını alamayarak bu kez seyir halindeki Velat Karakaş’ın kullandığı 27 AHF 268 plakalı araca çarparak durduğu kaydedildi. Olayda Devriye Ekipler Büro Amirliğinde görev yapan Kemal Güleç’in şehit olduğu, polis Ömer Doğan ile ikinci araçta bulunan Velat Karakaş ile kazaya neden olan Hasan Aydın’ın kullandığı araçtaki Mehmet Ali Başyiğit ile Mehmet Ali Özen’in de yaralandıkları ifade edildi.
PTS ve KGYS kayıtlarından kazaya neden olduğu belirlenen Hasan Aydın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin raporuna göre asli derecede kusurlu bulundu. Sanığın kullandığı aracın 6 aylık yeni bir araç olduğu, mekanik sisteminde bir arıza bulunmadığı, fren balatalarının monteli ve güvenli kullanım durumuna uygun olduğuna dair uzman raporu soruşturma dosyasına eklendi.
KANINDA ALKOL, AMFETAMİN, EXTACY…
İddianamede, sanığın alkol ve uyuşturucunun etkisiyle “Olası kastla kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmek” suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı oluşsa da, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, somut olaya dair bilinçli taksir suçu olduğuna dair emsal kararları olduğuna dikkat çekildi. Sanığın olay anında ters yönden çok hızlı şekilde hareket ettiğine dair izlenen kamera kayıtları, kanında alkol, amfetamin ve Extasy uyuşturucu madde bulunduğu ve kaza anında ehliyetsiz olduğu da göz önüne alındığında failinin “Ne olursa olsun her durumda eylemi gerçekleştirirdim” düşüncesi ile hareket ettiğine dikkat çekildi.
EHLİYET YOK, ŞANSINA VE BECERİSİNE GÜVENDİ
Sanığın bu şekilde meydana gelen zararlı sonucu kabul ettiği olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu değerlendirmesi yapılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararlarının irdelenmesiyle suçun “Bilinçli taksir” olduğunun altı çizildi. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonucun, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmediği belirtildi. İddianamede, neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya kişisel becerisine güvenerek hareket ettiği vurgulandı.
Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde ise bilinçli taksirin söz konusu olacağı vurgulandı. Sanık Hasan Aydın’ın amfetamin, esrar, Extasy uyuşturucu ve alkolün etkisiyle ehliyetsiz biçimde araç kullanma konusundaki kişisel becerisine güvenerek kaza yapacağına inanmadığı için mevcut sonucun ortaya çıkması nedeniyle hukuki durumunun bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağının altı çizildi.
İSTEMEDİĞİ BİR SONUCA NEDEN OLDU
Sanığın şoförlük yeteneklerine güvenerek gece olması nedeniyle trafiğin az olacağı düşüncesiyle ve karşı yönden gelenlerin kendilerini koruma yönünde dikkatli davranacaklarına inandığı için bu saikle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek öngördüğü ancak istemediği neticeye neden olduğu belirtildi.
Meydana gelen sonucu kabullenmediği ve arzulamadığı anlaşıldığından gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde özen yükümlülüğüne uygun davranmayarak bir kişinin ölümüne birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak suçundan 15 yıla kadar bilinçli taksirle cezalandırılması isteniyor.

Şehit polis Kemal Güleç
]]>Hamas’ın kabul ettiği anlaşmaya İsrail’den ret geldi. İsrail, ateşkesin taleplerini karşılama konusunda yetersiz kaldığını ancak bir anlaşmaya varmak için bir heyet göndereceğini duyurdu.
Katar ve Mısır tarafından iletilen, Hamas’ın onay verdiği ateşkes teklifinin, toplamda 124 gün süreceği ve 3 aşamadan oluştuğu belirtiliyor.
Filistinli bir yetkiliye göre, ilk aşama “ilk günden itibaren iki taraf arasındaki karşılıklı saldırıların geçici olarak durdurulmasını ve İsrail askerlerinin, Gazze’nin doğu bölgelerine ve nüfusu yoğun bölgelerden uzakta İsrail sınırına yakın bir bölgeye çekilmesini içerecek.
İlk aşamanın 7’inci gününde tüm İsrailli kadın esirlerin serbest bırakılmasının ardından, İsrail askerleri, sahil boyunca uzanan Er-Reşid Caddesi ile doğuda onun paralelindeki Salahaddin Caddesi’nden çekilecek ve böylece, insani yardımların kuzeye girişleri kolaylaşacak, yerinden edilenlerin evlerine dönüşüne izin verilecek ve Gazze’nin tamamında halkın hareket özgürlüğü garanti edilecek.
İlk aşamada ayrıca, İsrail’in askeri ve keşif uçuşları günde 8 saat, İsrailli esirlerin serbest bırakıldığı günlerde ise 10 saat süreyle durdurulacak. Ayrıca 50’si yakıt olmak üzere günlük 500 yardım tırı Gazze’ye girecek ve bunlardan 250’si kuzeye gönderilecek, Gazze genelinde hastaneler, sağlık merkezleri ve fırınlar yeniden faaliyete geçirilecek.
KARŞILIKLI ESİR TAKASI
Hamas’ın, aralarında hala hayatta olan kadınlar, 19 yaş altı çocuklar ve 50 yaş üstü yaşlıların da bulunduğu 33 İsrailli tutukluyu serbest bırakmasına karşılık İsrail tarafı, Hamas’ın belirleyeceği liste doğrultusunda her bir İsrailli için çocuk, kadın ve yaşlılardan 20 Filistinliyi serbest bırakacak.
İlk aşamada ayrıca, 7 Ekim’de alıkonulduklarında fiili olarak askerlik görevini yürüten ve halen hayatta olan her bir İsrailli kadın askere karşılık 20’si müebbet hapis mahkumu 40 Filistinli tutuklu serbest bırakılacak.

Önerinin 42 gün sürecek ikinci aşamasında ise sürdürülebilir sükunet için gerekli düzenlemeler üzerinde anlaşılacak ve tüm esirlerin takas edilmesinden önce bunun yürürlüğe gireceği ilan edilecek. İkinci aşamada ayrıca, üzerinde anlaşmaya varılan sayıda Filistinli mahkuma karşılık hala hayatta olan İsrailli sivil erkekler ile askerler serbest bırakılacak, İsrail askerleri Gazze’den tamamen çekilecek, savaş nedeniyle tahrip edilen evlerin, sivil tesislerin ve altyapının kapsamlı bir şekilde yeniden inşası için gerekli düzenlemeler başlatılacak.
Üçüncü aşamada ise her iki tarafın elinde bulunan hayatını kaybetmiş tüm esirlerin naaşları takas edilecek ve Gazze’nin 5 yıllık imar planı uygulamaya koyulacak.
ABD: İSRAİL’İN CEVABINI BEKLİYORUZ
ABD yönetimi, Hamas’ın Katar ve Mısır tarafından iletilen “İsrail’le ateşkes önerilerine” onay vermesini hem içeride hem de bölgedeki müttefikleriyle değerlendirdiğini ve İsrail’in cevabını beklediğini açıkladı.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, günlük basın brifinginde, Gazze’deki olası ateşkes durumuna ilişkin son durumu değerlendirdi. “Rehine anlaşması konusunda Hamas’ın bir yanıtı oldu. Şu anda bunu değerlendiriyoruz. Bunu bölgedeki ortaklarımızla da konuşuyoruz. (CIA) Direktörü Burns bölgede ve şu anda sahada bunun üzerine çalışıyor” diyen Kirby, hassas bir noktada olunduğu için daha ileri bir yorum yapamayacağını söyledi.
Kirby, bu noktada herkesin İsrail’in vereceği yanıtı beklediğini ve kendilerinin bu sürecin önüne geçmek istemediğini kaydetti.
]]>Özel, törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP liderine “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP içinde bir karışıklık planı olduğu” iddiası da soruldu.
TUTUKLU GENERALLERİN DURUMU
Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde generallerle ilgili bir talimatı olup olmadığı sorusu üzerine şunları söyledi:
– İki genel başkan bir görüşme yaptıktan sonra ya ortak bir açıklama yapılır ya da herkes görüşmeyle ilgili kendine ait kısımlar hakkında bilgi verebilir. Diğeri son derece müzakere tekniğine aykırıdır. Ben şöyle dedim, bana böyle dediler dediğinizde, görüşmenin belli seyrini, bundan sonra olabilecek olumlu görüşmeleri engellemiş olursunuz. Ben gazetecilik merakına sonuna kadar saygılıyım ancak bu cevap için muhatap ben değilim. Benim söylemem doğru olmaz. Ben sadece kendimin ne yaptığını söyleyebilirim.
– Biz detaylı bir dosya hazırlamıştık. O dosyayı, Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmede gündemimize aldık, üzerinde konuştuk. Ben bu konuda, önümüzdeki günlerde olumlu gelişmeler olacağını ümit ediyorum, bu ümidimi koruyorum. Dikkatle takip edeceğiz. Belki Sayın Erdoğan bu konuda bir açıklama yaparsa ondan sonra o günle ilgili diğer detaylar aleniyet kazanabilir. Ama benim aksini yapmam müzakere tekniğine uygun bir davranış olmaz.

“BÜYÜK BİR NEZAKETLE MÜZAKERE EDİLDİ”
– Herkesin içi rahat olsun. Gezi davasında da 28 Şubat davasında da yaşanan hukuksuzluklar ve toplumdaki tüm beklentiler, yani önceden bir gündem hazırladığımızı söylemiştim. O gündem içindeki herhangi bir madde konuşulmadan o toplantıdan ayrılınmadı. O gün de söylemiştim, daha önce söylediğimiz her şey ve daha fazlası toplantıda konuşuldu. Büyük bir nezaket ile karşılıklı müzakere edildi, görüş alışverişi yapıldı. Bizim tarafımızdan belli talepler çok net şekilde dillendirildi. Ben marj içinde kalmak zorundayım.
SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİ
Özel, Sinan Ateş iddianamesi ile ilgili soru üzerine şöyle konuştu:
– Sinan Ateş iddianamesi le ilgili kapsamlı bir çalışma ve açıklama yapacağız. Ancak iddianame hem aileyi son derece rahatsız etmiştir hem de Türkiye’deki gerçekten adalet isteyen herkesi rahatsız etmiştir. İddianameyi hazırlayan savcının görevi şudur; delilleri toplamak, şahitleri dinlemek, soruşturmayı genişletmek ve en geniş şekilde yargılanma safhası gelmeden önce iddianameyi hazırlamak.
– Kamuoyunun kapsamı savcıdan geniş. Sizler savcıdan daha çok şey biliyorsunuz. İddianamenin özelliği şudur; iddianameyi okuduğunuzda haber yaparsınız. İddianame ile ilgili yapılan haberler, iddianamede bir şey olmadığına yönelik. İddianamede yeni bilgiler yok. Sizlerden birisi eline kalem alsa daha güçlü bir iddianame yazar. Bunu kabul etmemiz mümkün değil.

AYŞE ATEŞ İLE GÖRÜŞECEK
Bu arada Sayın Ayşe Ateş -Sinan Ateş’in eşi- bizden bir randevu talebi olmuştu. Kendisiyle bugün görüşeceğiz. Kendisinin bu konuyla ilgili topluma mal olan tepkisini biz de sizlerle takip ettik. Onun dışında kendisiyle de görüştükten sonra dah fazla, daha net şeyler söyleme imkanı buluruz.”
ERDOĞAN’IN ZİYARET TARİHİ NET DEĞİL
Erdoğan’ın iade-i ziyaretine ilişkin tarihin netleşip netleşmediği sorusu üzerine Özel, “Bize henüz böyle bir başvuru yapılmadı. Böyle bir talepte bulunulacağını biliyoruz. Tarih netleşince açıklanır” dedi.

“ÖZGÜVENSİZ DÖNEMDEN KALAN MESELELER”
“Görüşmeden sonra bazı iddialar da ortaya atıldı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın CHP içinde bir karışıklık planı olduğu şeklinde yorumlar yapılıyor. Bu konuda değerlendirmeniz nedir” sorusu üzerine Özel, şu yanıtı verdi:
– 47 yıl seçim kazanamamanın verdiği özgüvensizliği atamamış bazı arkadaşlarımızın değerlendirmeleri. Türkiye’nin birinci partisini, yüzde 38 oy almış bir partiyi, gelecek seçimlerde Türkiye’nin iktidar partisi olmak için canla, başla çalışan ve buna yürekten inanmış kadroların partisini kim karıştırmak isteyebilir, kim komplo teorileriyle bizleri meşgul etmek isteyebilir. Bunlar özgüvensiz dönemden kalan meseleler. Kendimize güvenimiz tam. Kayıt dışı siyasete karşıyız.
– Her şeyi gözlerinizin önünde yapıyoruz, açıklıyoruz, çalışıyoruz. Gayret ediyoruz. Hiç kimse korkmasın. CHP’yi topuyla, tüfeğiyle, tankıyla darbeciler karıştıramadı. Biz her seferinde bazen düştük, hep beraber düştüğümüz yerden kalktık. Şimdi yerdeyken kalkacağına inanan bir parti, tarihinin en önemli çıkışlarından birinde böyle özgüvensiz sorularla, özgüvensiz tartışmalarla kimse kimseyi meşgul etmesin. İşimiz var daha iktidar olacağız.
]]>Bunun üzerine söz alan sanık avukatlarından Aykan Akkaçmaz “Dönemin savcısı Word belgesini tarayıp bize PDF olarak sunmuştur. Biz de savunmalarımızı buna göre hazırladık. İstanbul Adliyesi’nde belgenin orijinal hali Word şeklinde. Karargah Evleri dosyasının kumpas olduğu ortaya çıktı. Tamer Tatar’ın getirdiği Karargah Evleri dosyasından devşirildiğini düşündüğümüz 5 numaralı CD’den çıkan Genelkurmay belgelerinin üstünde 03 kodları var. Karargah Evleri’nin kumpas olduğu sabit. Burada da aynı kodlar var. CD 5’in uydurma bir delil olduğu kanaatindeyiz. Bu esas olmamalıdır” talebinde bulundu ve ”Tamer Tatar’a gönderildiği iddia edilen askeri belgeler FETÖ’cü savcılara veriliyor hatta biri firari. Ayrıca Tamer Tatar bu belgelere yama yapıyor. Tamer Tatar’ın Bank Asya hesaplarına ve yurt dışı ziyaretlerine rağmen ne hikmetse sadece 2 yıl 2 ay ceza almıştır” diye konuştu.
”FETÖ’CÜ TUTUKLU SAVCI TARAFINDAN İDDİALAR SUNULDU”
Sanık avukatlarından Mehmet Sever de “Bu davada yargılanan kişiler 7 Nisan toplantısı ile ilgili yargılanmaktadırlar. Bu 7 Nisan toplantısına dair soruşturmanın genişletilmesi talebim var. FETÖ’cü tutuklu savcı Kemal Çetin tarafından bu iddialar sunulmuştur. FETÖ’nün kumpas ve yalan delil üretmekte olduğunun ne kadar usta olduğu tüm yargılamalarda ortaya çıkmıştır. FETÖ örgüt üyeliğinden mahkum olan ve yardımdan ceza alan ve bu dosyaya bilgi ve belge sunan kişilerin dosyaları sunulmalıdır. Bu dosyalar bu davadaki süreci etkileyecek derecede önemlidir” talebinde bulundu.
“HİÇ KİMSE 18 MADDEYE İTİRAZ ETMEDİ”
Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Devlet Bakanı-Hükümet Sözcüsü ve ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, şunları söyledi:
– Refah Yol hükümetinde Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü’ydüm. Doğru Yol Partisi adına bir hafta ben sözcülük yapardım bir hafta Refah Partisi adına Abdullah Gül. Dolayısıyla hükümetin içindeydim. 12 Eylül sonrasında MHP ve ülkücü kuruluşlar davasında devleti cebir ve tehditle yıkmak suçlamasıyla tutuklandım, idamla yargılandım ve aklandım. Yeminime sadık kalarak söylüyorum o dönemde herhangi bir şekilde darbe söz konusu değildi ne klasik bir darbe ne de postmodern darbe.
– Eğer MGK’da kararlaştırılan 18 maddeden söz ediliyorsa Süleyman Demirel’in bana söylediğini söylüyorum ‘8 saat boyunca Başbakan hiçbir konuya itiraz etmedi hatta başını sallıyordu. MGK’da kararlaştırılan 18 maddeye aynen katılıyorum. Biz de o görüşteyiz. Devlette irtica vardır hatta 200 yıldır vardı’ dedi. Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü ve Tansu Çiller de içinde olmak üzere hiç kimse bu 18 maddeye itiraz etmedi.
”TOPLUMUN GERİLDİĞİ BİR GERÇEK”
”Refah Partisi iktidara gelince ve Necmettin Erbakan’da başa gelince sanki yeraltında bekleyen örgütler bir anda ortaya çıktı ve ‘gün bizim günümüz’ dedi. Tarikat şeyhleri olduğu iddiasıyla bir takım insanlar Başbakanlık konutuna çağrıldı ve iftar yemeği verildi” diyen Zeybek, şöyle devam etti:
– Bir örnek daha vermek istiyorum. Ben aynı zamanda Basın Yayın’dan Sorumlu Devlet Bakanıydım. Gazetelerde Refah Partisi Genel Sekreteri Oğuzhan Asiltürk diyor ki ikindi namazı da tatil olsun. Dedim ki sayın başbakanım siz artık başbakansınız güzel işler de yapıyorsunuz. Ama artık dini siyasete alet etme işini bırakın ne demek ikindi namazı tatil olsun. ‘Oğuzhan öyle bir şey söylemez’ dedi. Dolayısıyla toplumun gerildiği bir gerçek. Dolayısıyla bu gerginlik MGK’ya da yansıdı ve bu kararlar çıkarıldı. Darbe zorlamayla olur ancak benim kanaatimce asla bir darbe girişimi söz konusu değildir.
– 2 yıl sonra Tansu Çiller Başbakan olacaktı ama Türkiye gerçekten çok gerilmişti ve bu gerginliği gidermenin bir yolu olarak da Tansu hanım Başbakan olursa bu kabaran gerginlik halkımızın daha sakin olabileceği düşünüldü buna Erbakan da razı oldu ama o dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başka yönde bir karar verdi. Dolayısıyla Mesut Yılmaz’a verdi hükümeti ve buna Tansu Çiller ‘darbe’ dedi. Generallerin hükümet üzerindeki baskısı asla söz konusu değildir.
”BİR DARBE DÜŞÜNCESİ OLSAYDI YAPILIRDI “
– Sincan’dan tankların yürüme iddiası da bana gülünç geliyor. Sonradan öğrendik normal bir geçişmiş. O gün tankların Sincan’dan yürümesi ile 4 ay sonra hükümetin düşmesinin arasında bir bağlantı olduğu iddiası oldukça gülünç. Ben sanıkları tanımam. Batı Çalışma Grubu sanki bir cuntaymış gibi anlatıldı. Ancak bir çok bakanlıkta çalışma grupları kuruldu. O dönemin şartlarında bir darbe düşüncesi olsaydı bu yapılırdı ve kimse de bunu önleyemezdi.’
DURUŞMA 9 EYLÜL’DE
Mahkeme sanık avukatlarının ATK raporu hakkında beyan vermesi için bir sonraki duruşmaya kadar süre tanırken savunma delili olarak dosyaya celbi istenen Deniz Ay, Gökhan Eski ve Tamer Tatar’ın dosyaya katkısı olmayacağı gerekçesiyle bu taleplerin reddine karar verdi ve bir sonraki duruşmayı 9 Eylül saat 10.30’a erteledi.
Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Namık Kemal Zeybek, ”28 Şubat’ın darbe olduğuna yönelik tüm savlar tutarsız ve temelsizdir. Böyle bir şey olmamıştır. Şimdi yargılanan generaller, subaylar o süreçte vatana büyük hizmet etmişlerdir ve gerginleşen ortamı soğukkanlı şekilde sakinleştirerek görevlerini yapmışlardır” diye konuştu.
]]>

Ümit Yalım
LOZAN’I İHLAL EDEN ZİYARET
1- Lozan’ı ihlal eden Yunan Tugayı’nın Komutanı General, Edirne’deki tugayımızı ziyaret etti. T.C. Milli Savunma Bakanlığı resmi internet sitesinde Güven Artırıcı Önlemler çerçevesinde Trakya’daki Türk ve Yunan sınır birlik komutanlarının karşılıklı olarak ziyaretler yaptığı açıklandı. Bu kapsamda Yunanistan 3. Mekanize Piyade Tugay Komutanı’nın 16-17 Nisan 2024’te Edirne’deki 54. Mekanize Piyade Tugayı’nı ziyaret ettiği belirtildi. Yunan 3. Mekanize Piyade Tugayı, Meriç Nehri’nin batısında Orestias bölgesinde konuşlu olup bölge 1923 Lozan Antlaşması’na göre Gayri Askeri Statüde’dir. Yunan Tugay Komutanı’nın ziyaret ettiği 54. Mekanize Piyade Tugayı ise Bulgaristan sınırının güneyindeki bölgede konuşludur. Yani Yunan sınır bölgesinde değildir. 1923 Lozan Antlaşması’na ekli Trakya sınırlarına ilişkin sözleşmenin 1. Maddesi ile Ege Denizi’nden Karadeniz’e kadar Türkiye’yi Yunanistan’dan ve Bulgaristan’dan ayıran sınırların iki yanındaki topraklar üzerinde 30 kilometre genişliğinde Gayri Askeri Bölge oluşturuldu. Sözleşmenin 3. Maddesi’ne göre Gayri Askeri Bölge’de hiçbir kara, deniz ve hava tesisi/birliği kurulmayacak/bulunmayacak, sadece jandarma, polis, gümrük memurları ile her türlü top dışında tüfek ve makinalı tüfeklerle donatılmış Hudut Birlikleri bulundurulacaktır.

Yunanlı general Edirne’de konuşlu 3. Mekanize Tugay Komutanlığı’nı ziyaret etti.
2- Türk Generali, Gayri Askeri Bölge’de konuşlu Yunan Tugayı’nı ziyaret etti. Savunma Bakanlığı, Keşan’da konuşlu 4. Mekanize Tugayı Komutanı’nın 18-19 Nisan 2024’te Yunan 31. Mekanize Piyade Tugayı’nın yaptığı ziyaretin haber ve görüntülerini de yayınladı. Yunan 31. Mekanize Piyade Tugayı, Meriç Nehri’nin batısında Ferecik bölgesinde konuşlu olup bölge 1923 Lozan Antlaşması’na göre Gayri Askeri statüdedir. Türkiye, Gayri Askeri Statü’deki adalara yapılan askeri ziyaretleri sert bir şekilde eleştirip Yunanistan’a nota verirken T.C. Milli Savunma Bakanlığı’nın Gayri Askeri Bölge’de bulunan Yunan Tugayı’na ziyaret maksadıyla Türk generalini göndermesi tam bir skandaldır. Bakanlık bu uygulaması ile Yunanistan’ın Lozan Antlaşması’nı ihlal etmesini kabulleniyor ve sınır güvenliğimizi tehlikeye atıyor. Yunanistan’ın Gayri Askeri Statü’deki sınır bölgesine konuşlandırdığı 2 Tümen’de toplam 4 Tugay bulunuyor. Yunanistan’ın Gayri Askeri Bölge’nin dışındaki sınır bölgesinde 2 Tugay bulundurması dikkat çekiyor.

Türk subaylar Meriç’in batısındaki Ferecik bölgesinde konuşlu Yunan tugayını ziyaret etti.
DEDEAĞAÇ ÜSSÜNE SEYİRCİYİZ
3- Savunma Bakanlığı, Gayri Askeri Bölge’de/Dedeağaç’ta konuşlu ABD Askeri üslerine seyirci kalıyor. Trakya Sınırları’na İlişkin Sözleşme’nin 3. Maddesi ile Gayri Askeri Bölge’de kara, deniz ve hava üsleri kurulamaz ve hava araçları uçurulamaz. ABD 2020’de Yunanistan’ın Gayri Askeri Statü’deki Dedeağaç bölgesinde deniz ve hava üssü kurdu. Hem ABD hem de Yunanistan bu uygulama ile 1923 Lozan Antlaşması’nı ihlal ediyor. Gayri Askeri Bölge’deki ABD üslerine seyirci kalan bakanlık, ABD ve Yunanistanın Lozan Antlaşması’nı ihlal etmesini kabulleniyor ve sınır güvenliğimizi tehdit ediyor.

ABD’nin Dedeağaç bölgesindeki askeri yığınağı bölgedeki dengeleri değiştirdi.
TÜRKİYE’YE MEYDAN OKUDU
4- Savunma Bakanlığı işgalci Nikos Dendias ile Güven Artırıcı Önlemler’i görüşüyor. Savunma Bakanlığı’nda görevli amirallerden oluşan Türk Heyeti 22 Nisan 2024’te Atina’da işgalci Yunan Savunma Bakanı Nikos Dendias ile görüştü. 2015-2016 yıllarında da Savunma Bakanlığı yapan Dendias 11 Ocak 2015’te Aydın Eşek Adası’na gelerek bizim adamızda egemenlik ve bayrak gösterisi yapmış ve Türkiye’ye meydan okumuştu. Dendias’ın bizim adamızda bize meydan okuduğu tarihte şimdiki Savunma Bakanı Yaşar Güler de Genelkurmay İkinci Başkanı olarak görev yapıyordu. Dendias’ın Aydın Eşek Adası’ndaki fotoğrafları da Yunan Savunma Bakanlığı’nın resmi intirnet sitesinde yayınlanmıştı.
İşgalci Dendias ile Güven Artırıcı Önlemleri görüşmek havanda su dövmek ve adalarımızdaki Yunan işgaline meşruiyet kazandırmaktır. Savunma Bakanlığı Yunanistan ile yapılan Güven Artırıcı Önlemler toplantılarına ve sınır birlik komutanlıklarının karşılıklı ziyaretlerine derhal son vermelidir.

Türk heyetin görüştüğü Yunanlı isim Dendias Aydın Eşek adasını ziyaret ederek poz vermişti.
]]>“PARTİ BAŞKANINI BULDU”
“Peki Erdoğan aniden neden Özgür Özel’e yeşil ışık yaktı? Olası 2028 seçimleri için CHP içindeki olası rakibini mi seçiyor?” sorusu üzerine ise Ali Mahir Başarır, genel başkanından övgüyle bahsederek “Erdoğan’ın yerinde olsam Özgür Özel ile yarışmak istemem. Zor bir rakip. Çok çalışkan. Zeki ve çok güçlü bir hafızası var. İkna edilmesi kolay biri değil. Uzun yıllardan sonra parti genel başkanını buldu, herkes çok mutlu” açıklamasını yaptı.
Başarır parti içi çekişmenin, o’cu bu’cu tartışmalarını bittiğini söyledi “Ekrem Bey, Mansur Bey, hepimiz bir bütünüz. Hiçbirimizin derdi koltuk değil. Türkiye’nin geleceği egolarımızdan daha önemli. 85 milyon yurttaşımız müsterih olsun. 31 Mart seçimlerinde yüzde 38 oy alarak birinci olduk. Seçim olsa umutla adaletle ülkeyi biz yöneteceğiz. Bunun üzerimizde sorumluluğu var. Bir oyun kurulacaksa o oyunu biz kuracağız herkes rahat olsun. Adalet ve ekonomi taleplerimizi iletmek için gittik. Özellikle ezilenler, emekliler ve gençler için mücadele edeceğimizi söyledik. biz tarihe not düşelim de çözerler ya da çözmezler gerisi onlara kalmış” ifadelerini kullandı.
Eleştirilerin aksine anayasa için AKP’nin tuzağına düşmeyeceklerini söyleyen CHP Grup Başkanvekili, iktidarın anayasa hamlesinin de samimi olmadığı görüşünde: “Erdoğan’ın siyasi ikbaline göre bir anayasa yapamayız. Erdoğan’ın kurtuluş reçetesi olacak maddeleri bütününü imzalamayız. Çağdaş toplumlarda anayasalar yüzde 90 kabullü yürürlüğe girer. Bizde yüzde 50+1 ile girdi. Bu noktaya geldikten sonra ‘parlamenter sisteme geçelim’ demek samimi değil. Elbette bizler parlamenter sistemini, hukukun üstünlüğünü istiyoruz ama önce sorunları çözsünler.”
Yaratılan siyasi iklimin yumuşaması gerektiğine de dikkat çeken Başarır “Yarın seçim olsa bu ülke böyle mi gidecek. Emekli 10 bin TL ile mi geçinecek, açlık sınırı asgari ücretin altında mı kalacak, Can Atalay cezaevinde mi olacak?” dedi.
“HİZBULLAH’A VAR DOĞAN’A YOK”
Cezaevinde hâlâ tutuklu bulunan Çetin Doğan ve Osman Kavala konusuna değinen Başarır “Biz hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını savunuyoruz. Erdoğan’a ‘Sen aldın sen ver’ diyemeyiz. Ne diyoruz; ‘Adaletin önündeki dikenli tellerini kaldır. HSK üyelerini, AYM üyelerini sen atama.’ Kavala için AYM’nin gerekçeli kararı yeninden yargılama sebebi de olabilir. Biz bunu istiyoruz. Sadece bir konu kendi iradesinde. Çetin Doğan’a af… Hizbullah’a kullandığı af yetkisini Çetin Doğan’a kullanmaması utanç verici. Derhal kullanmalı. Görüşmede bunu da talep ettik” diye konuştu.
]]>Şimşek’in 2026 yılına ilişkin enflasyon beklentilerini hatırlatan Karabat, iktidarın tek güvencesinin sıcak para olduğunu söyledi.
Yıllara göre enflasyon verilerini yorumlayan Karabat, “Tek haneli enflasyon yaşanan dönemlerin, Türkiye’ye yoğun sıcak para girişi olduğu dönemler olduğunu görebilirsiniz” dedi. Türkiye’de artan gelir adaletsizliğini de eleştiren Karabat, “Mehmet Şimşek günü kurtarmak istiyor ve üretim reformu yapmak yerine yine sıcak para peşinde. Bu paralar doğrudan yatırım yerine borsaya ve faize akacak, Türkiye’nin yapısal sorunlarına çare olmayacaktır” dedi.
ENFLASYONDA BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
AKP iktidarının enflasyon hedeflerini tutturamayarak rakamları sürekli güncellediğini ifade eden Karabat, “Tek haneli enflasyon için önce 2025 dediler, baktılar ki dünyada işler istenildiği gibi gitmiyor, şimdi 2026 dediler” ifadesini kullandı. AKP’nin ekonomide yarattığı bağımlılık ilişkilerini de eleştiren CHP’li Karabat “Bugün sıcak para diye kaynak alanlar, yarın aynı yerlerden emir alıyorlar” dedi.

ENFLASYONDA YİNE SICAK PARA HİKAYESİ DEVREYE ALINIYOR
Karabat’ın açıklamaları şöyle:
*Mehmet Şimşek, 2026 yılında enflasyonun tek haneye ineceğini söylüyor. Şimşek’in burada tek güvencesi ise dış kaynak girişi, yani sıcak para.
Veriler üzerinden anlatalım. Yıllar itibarıyla enflasyon tablosuna baktığımızda, tek haneli enflasyon yaşanan dönemlerin, Türkiye’ye yoğun sıcak para girişi olduğu dönemler olduğunu görebilirsiniz.
*AKP, 2002 yılından bu yana küresel finans sistemine hizmet eden, dış girdiye ve sıcak paraya bağımlı ekonomi modeli inşa etmiştir. Türkiye’nin rekor kıran ihracatı, aynı şekilde rekor kıran ithalata bağımlıdır. Ara malı ve hammadde üretimi konusunda gereken adımlar atılmamıştır. Bu, bilinçli bir tercihtir. Bazı ülkelere diplomatik taviz olarak “Sizden ithalat yapacağız” denilmiştir.
*AKP’nin ve Mehmet Şimşek’in sürekli dile getirdiği ihracat ve büyüme hikayesinin dünya ölçeğinde bir karşılığı yoktur. Türkiye en büyük 20 ekonomi sıralamasından düşmüş, gelir adaletsizliği derinleşmiş ve yoksulluk artmıştır.
Şimşek günü kurtarmak istiyor ve üretim reformu yapmak yerine yine sıcak para peşindedir. Bu paralar doğrudan yatırım yerine borsaya ve faize akacak, Türkiye’nin yapısal sorunlarına çare olmayacaktır.
*Daha önce de belirttiğimiz gibi, AKP elde kalan son enerji santrallerini satmak dahil özelleştirme programını devreye almak istiyor. İşçi ve emeklilerin maaşlarının tırpanlanması ile zaten gayrı resmi IMF programını da uyguluyor.
Verilen diplomatik tavizler ve mevcut ekonomi politikaları ile küresel fonların Türkiye’ye gelmesi bekleniyor. Tabii bu süreçti ABD ve AB’nin faiz indirimine gitmesi gerekiyor.
*Küresel enflasyon ve faiz hedeflerinin belirsiz olması nedeniyle AKP’nin planları da aksıyor. Bu nedenle tek haneli enflasyon için önce 2025 dediler, baktılar ki dünyada işler istenildiği gibi gitmiyor, şimdi 2026 dediler. Görüyorsunuz AKP yine aynı hikaye ile sahnede. Buna geçit vermememiz gerekiyor. Bugün sıcak para diye kaynak alanlar, yarın aynı yerlerden emir alıyorlar.
]]>*Kendi iklimini kurabilen, kendi kültürünü oluşturabilen siyasi partiler, kendi siyasi iklimini oluşturabilen ülkeler kalıcı kurumlar oluştururlar. Ve sorunlarla karşılaştıklarında akılla, yürekle bu sorunları çözmeyi başarılar.
*Siyasi partileri de ülkeleri de ayakta tutan, ortak ruhtur. Kurallar önemlidir ama iklim yoksa kuralların nasıl baypas edildiğini yakın dönemde ülkemizde müşahede ettik. Kuralları uygulayacağız ama iklimi kuracağız.
*Kampımızda, dört soruya cevap aradık. Bir: 31 Mart seçimlerinden sonra Türkiye’nin siyasi iklimi, görüntüsü, tablosu nedir ve ülkemizin nereye doğru gitmesi konusunda milletimiz hangi mesajları vermiştir?
*İkincisi: Alandan gelen bilgilerle Türkiye’nin her yerinden bu tabloya bakış açısı nedir? Üçüncü sorumuz: Partimizin bu tablo içindeki konumlanması ne olmalıdır? Dördüncü soru: Bu konumlanma esnasında alınması gereken tedbirler nelerdir?
“TOPLUMDA OTOKRASİYE DOĞRU GİDİŞ KAYGISININ YERİNİ…”
*Çok önemli sonuçlara ulaştık. İlk soru için hepimizi kaygılandırması ama ümitlendirmesi gereken bir olgu var. Türkiye’de siyasetin psikolojisi çok çabuk değişiyor. Geçen sene, 14 ve 28 Mayıs seçimlerinden sonra ülkede iktidarın mutlak egemen olduğu ve artık bazı demokratik kazanımların dahi tehlikeye düşebileceği, AK Parti kitlelerinin dahi ‘Acaba nereye gidiyoruz’ sorusunu sorduğu bir iklim mevcuttu.
*Muhalefet partileri dağınık, kafalar karışık, iktidar aşırı bir özgüvenle, kibir halinde geleceğe bakıyordu. 31 Mart seçimleri bunun tam tersi bir tablo ortaya koydu. Bu sefer iktidar partisi ilk kez ikinci kez parti konumuna geriledi.
*Muhalefet yaşadığı bütün travmaya rağmen, özellikle öfke oylarıyla ana muhalefet partisi öne çıktı. Ve toplumda otokrasiye doğru gidiş kaygısının yerini, ‘Demokratik bir dönem başlayabilir ama sonrası ne olacak’ kaygısı aldı.
“SİYASET ÖZGÜRLEŞİYOR”
*Dün ve bugün yaptığımız istişarelerde geldiğimiz sonuçları paylaşmak isterim. Birincisi: Yeni bir dönem başlıyor. Belki de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni, hatta 2016’dan bu yana ilk kez siyasetin tartışma alanı ve önü açılıyor. Bu önemli bir değişimdir. Geçmişte, son 8 yıldır ittifak partileri, Cumhur İttifakı düşmanlaştırma, şeytanlaştırma, terörle işbirliği iddiasıyla yöntemlediği bir kutuplaştırma stratejisi takip etti.
*Toplum karpuz gibi ortadan ikiye bölündü neredeyse. Birbiriyle konuşamaz niteliğe dönüştü insanlar. Siz iktidarı eleştirdiğinizde hain oldunuz, muhalefette olduğunuzda dış güçlerin ajanı oldunuz. Ama iktidar içindekiler de kendi hallerinden hiç memnun değillerdi. Çünkü ahlaki meşruiyetlerini kaybetmeye başlamışlardı.
*İktidar içindeki tartışmalar kapalı kapılar ardından yapılıyordu. İktidar bağımlılığı oluşmuştu, uyuşturucu gibi iktidarı ‘nasıl olsa güç bizde’ ataletine sevk etmişti. Şimdi siyaset özgürleşiyor. Bu, siyasi partilerin aldığı oyların ötesinde bir gerçektir.
*Belki de en önemlisi iktidar unsurları, AK Parti’nin içerisindeki kesimler ilk defa özgürleşiyorlar. Bu sağlık işaretidir. Muhasebe yapacaklar. ‘Neden 22 sene sonra, mutlak bir iktidar imkanına sahipken AK Parti ikinci parti konumuna düştü?’
“TARİHİ BİR AÇIKLAMA OLARAK GÖRÜYOR VE DESTEKLİYORUZ”
*Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘Millete küsmek olmaz. Oturup değerlendireceğiz’ sözünü ciddiye almıştık. Son attığı adımları, özellikle son cuma namazı çıkışı ‘Siyasi yumuşama dönemi başlamıştır’ ifadesini tarihi bir açıklama olarak görüyor ve destekliyoruz. Ancak içinin doldurulması lazım.
*Sayın Erdoğan’ın siyasi hayatının önemli bir kısmında yanında en yakın çalışma arkadaşı olarak bulunmuş, bir kısmında da yapılan yanlışlar karşısında hiç çekinmeden konuşmuş bir siyasetçi olarak şu soruyu sormak isterim kendisine: Bu siyasi yumuşama bir taktik manevra mı, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek stratejik bir dönüşüm kararı mı?
*Hepimiz biliyoruz, Sayın Erdoğan bir siyasi taktik dehasıdır. Ama stratejik hedefler konusunda bir uçtan diğer uca gidecek esnekliğe de sahiptir. AK Parti içindeki arkadaşlarıma seslenerek ifade ediyorum: Onların taktik olarak gücü koruma sorusuna verdiği cevaplar, Türkiye’nin stratejik hedeflerini bir uçtan bir uca savrulur hale dönüştürmüştür.
*2002’de, ekonomik kriz sonrası yolsuzluklarla, hortumlamalarla, siyasi ahlak açısından yaşanan büyük zaaflarla, yasaklarla boğuşan bir Türkiye’den AK Parti kurulurken bunu alıp özgürlüklere, demokrasiye, insan haklarına dayalı yeni bir siyasal düzen, yoksullaşmayı durduracak sosyal adalet anlayışı, ve temiz siyaset anlayışıyla Türkiye’yi bir yere taşımayı hedeflemiştik. Sayın Erdoğan’ın ve iktidardakilerin taktik güçlerini koruma düşüncesi o stratejik hedefi yok etti.
“ERDOĞAN CHP’YE GİDECEKSE BİZDEN BİR KÜÇÜK ÖZRÜ BORCU VAR”
*İktidara ve Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum: Siyasi yumuşama kararınız ve ifadeniz çok doğrudur, içini stratejik olarak doldurmak şartıyla. Ama amacınız, ‘İkinci parti konumuna düştüm. Bir müddet tartışmaları benim alanımdan çıkarıp muhalefetin içine taşımak için muhalefetin bir liderini öne çıkarıp diğerlerini göz ardı edeyim ve içeride böylece bir tartışma çıkartayım gibi bir taktik manevraysa Türkiye bir yerden diğer yere yine savrulur.
*Çok doğru bir tavır, eleştirmek için söylemiyorum; Sayın Erdoğan CHP Genel Merkez’e gidecekse bizden bir küçük özür borcu var. Eğer 2016 darbesinden sonra Yenikapı ruhu korunmuş olsaydı Türkiye’de ‘tek millet’ çağrısını her alanda söylemek gibi bir ihtiyaç hissetmeden milleti tek bir ruhta birleştirmek mümkün olmaz mıydı?
*Üslubumuzu bunda sonra değiştireceğiz, siyasi yumuşamaysa biz de aynısını yapacağız ama samimiyet görmek istiyoruz.
“NİYE EN YAKIN ARKADAŞLARINIZLA GÖRÜŞMÜYORSUNUZ”
*Arkasından atılması gereken adımların şunlar olduğunu düşünüyorum: Siyasi yumuşamanın bütün kesimlere aynı ölçüde yansıması. Eğer siyasi yumuşamaysa Sayın Erdoğan’ın Gazze konusunda bir özür dileme ihtiyacı var. bayramlarda bile bizimle bayramlaşmaktan kaçan AK Parti, neyin yumuşamasını yapmış olur?
*AK Partili kardeşlerime sesleniyorum: Dönün, Sayın Erdoğan’a sorun, Daha geçen sene terörle işbirliğiyle suçladığınız CHP, Erdoğan görüşmesinden bir gün sonra DEM ile de görüşme yapıp Erdoğan da şimdi orayı ziyaret edecek -ki bunların hepsi doğru- bir sene önce, ‘Masanın altında HDP var’ deyip terörle işbirliği yapmakla suçladığınız CHP ile görüşüyorsunuz -ve doğru da- niye en yakın arkadaşlarınızla görüşmüyorsunuz?
*Anayasa tartışmalarına siyasi yumuşamanın yansıması lazım. Siyasi yumuşama, dikte ettirilmiş anayasa değişikliği veya oyalama taktikleriyle olmaz.
*Numan Kurtulmuş, anayasa görüşmesinde grubumuzu ziyaret ettiğinde, ‘Usul için geldik, detaya girmeyeceğiz’ demiş. Siyasi yumuşama varsa anayasa tartışmalarına limit konmamalı. Türkiye gerçek anlamda sivil bir anayasaya kavuşmalı.
“SİNAN ATEŞ CİNAYETİNE BULAŞAN HERKES EŞKIYADIR”
*Yumuşama varsa görüşlerini beğenmesek bile milli iradeyle seçilmiş milletvekillerine saygı göstereceğiz. AYM kararının gereği olarak Can Atalay’ın TBMM’de göreve başlamasının önünü açacaksınız. AYM üzerindeki tartışmaları bitireceksiniz. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin gereği olan bireysel başvuru hakkını ortadan kaldıracak her teşebbüse karşı çıkacaksınız.
*Biliyorum, Sayın Bahçeli bunların hepsinde size karşı çıkacak. O zaman yol ayrımına geleceksiniz. Basın ve düşünce özgürlüğü başlıklı olarak hapishanelerde bulunan herkesi serbest bırakacaksınız. TRT başta olmak üzere sizin kontrolünüzdeki bütün basın kuruluşlarına, ‘Bundan sonra diğer siyasi partilere de söz hakkı tanıyın’ diye küçük mesaj göndereceksiniz.
*Türkiye’yi Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi diye Goebbelsvari bir yapının algı operasyonu yaptığı bir ülke halinden çıkaracaksınız. Sinan Ateş cinayetine bulaşan herkes eşkıyadır. Savunan da eşkıyadır vuran da eşkıyadır, katildir.
*Sayın Erdoğan, eşkıyayı korursanız siyasette yumuşama falan olmaz, herkes eşkıyalığa özenir. Devlet, katilin cezasını verir, maktulun de hakkını sorar ve arar. Devlet demişken devleti kastediyorum, ismi ‘Devlet’ olanları değil.
“KHK’LILARIN HAKLARINI VERECEKSİNİZ”
*Mafyatik yapılara karşı net bir tavır alın. Son beş yıldır siyaset mafyatik yapıların gölgesinde yapıldı. Sayın Erdoğan, o geçmişi bir temizleyin. Yumuşaması gereken en önemli unsurlardan biri yoksul halkla onun kanını sömürerek cebindeki son kuruşu çalarak oluşturulan rantiye sınıf arasındaki uçurumu kapatmalısınız.
*Bu halk, ıstakoz yiyenleri görüp nasıl yumuşasın? Niye siyasi ahlak yasasına hala ayak sürüyorsunuz? 15 Temmuz’un Çankaya’ya helikopterle inen darbecibaşını, kardeşini büyükelçi yapacaksınız; parasızlıktan burs alıp da o okullara giden çocukların anne-babalarını cezalandıracaksınız, sivil ölüme mahkum edeceksiniz.
*Yumuşama istiyorsanız darbecilerle iltisakı olmayan KHK’lıların da haklarını vereceksiniz. Özgür Özel ile bir resim verelim, demokrasi geri gelsin. Biz o resimleri çok gördük.
“YÜZDE 37’YE ÇIKABİLECEK MİYDİNİZ?”
*Altılı Masa’da bütün bu çabamızı sürdürdüğümüz için ve onun için bedeller ödediğimizi göre göre bize dönüp ‘Bizden şu kadar milletvekili aldınız’ diye hesaba çekenlere soruyorum şimdi: Eğer o masanın oluşturduğu yumuşama olmasaydı siz yüzde 37’ye çıkabilecek miydiniz?
*Oranlar değişir ama değişmeyecek olan tek şey ilkeleriyle davranan siyasetçilerin gün gelip halkın vicdanında hak ettiği yeri alacakları gerçeğidir.
“BÜTÜN PARTİLERE KAPIMIZ AÇIKTIR, BÜTÜN PARTİLERLE GÖRÜŞÜRÜZ”
*Alanda bize büyük bir teveccüh vardı ama niye oya dönmedi? Bu önemli bir sorudur. İktidara yönelik öfkenin en büyük alternatife yönelmesi önemli bir sebeptir. Bunun bize uygulanan medya ambargolarıyla da ilgili sebepleri vardır.
*Yeni bir yönetime ihtiyacımız var. İstikametimiz doğrudur. Siz, Gelecek Partisi’nin milletvekillerini satılık mal, şahsiyetsiz insanlar mı zannettiniz? İşte buradan bu fitneyi çıkaran tilkilere, çakallara söylüyorum: Gelecek Partisi’nin neferleri, milletvekilleri, il başkanları, kurucuları aslanlar gibi burada.
*Bu yeni üslup içerisinde en zayıf tarafımızın iletişim olduğunu biliyoruz. Biz bu milletin yürekten yüreğe iletişimine talibiz. İlkesel olarak aldığımız kararı paylaşıyorum: Bütün partilere kapımız açıktır, bütün partilerle görüşürüz, milletten oy almış hiçbir partiyi dışlamayız.
*Bugün AK Parti ile CHP’nin böyle görüşüyor olması, bazı ipotekleri siyasetin üzerinden kaldırmıştır. Bizim AK Parti ile görüşmemiz halinde, -görüşme peşinde değiliz- hiçbir CHP’linin ‘AK Parti ile iş mi tutuyorsunuz’ deme hakkı yoktur.
“BİR SİYASİ TUTUM BELGESİ KALEME ALACAĞIZ”
*Bundan sonra yolumuz açık ve nettir. Bizimle görüşmek, birleşmek, bir yapı kurmak, bir şekilde kurumsal ilişki kurmak isteyen bize gelecek. Biz ise doğru bildiğimiz yolda, hiçbir fire vermeden milletin ihtiyaç hissettiği konularda kararlı bir şekilde yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Üç kanatlı yapımızdan üçer temsilciyle bir koordinasyon kurulu kuracağız.
*Bu kurul, partinin gidişatıyla ilgili hem yön verici ve koordine edici çalışmalar yapacak hem de parti organlarının vazifesini ne kadar yaptığıyla ilgili denetim görevini üstlenecek.
*Bu bağlamda bütün bu tartıştıklarımızı, konuştuklarımızı ve özellikle de siyasi partimizin kimliğini kamuoyuyla açık ve net bir şekilde paylaşmak, bundan sonraki yol haritamızın ana unsurlarını milletimize açıklama üzere bir siyasi tutum belgesi kaleme alacağız. En geç bir ay içinde bir toplantıyla kamuoyumuzla paylaşacağız.
]]>
Bahis ve şike iddialarının bitmek bilmediği alt liglerde, kısa süre önce Ankaraspor ve Nazilli Belediyespor arasında oynanan maç kamuoyunun gündemine oturdu.
TFF 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden iki ekibin maçında, hiç şut çekilmedi ve karşılaşma 0-0 beraberlikle sona erdi. Bu sonuçla Ankaraspor play-off oynama şansı yakalarken, Nazilli Belediyespor’un kümede kalması garantilendi. Zonguldak Kömürspor ise bir alt lige düştü.
‘İki takımın anlaşarak maçı 0-0 berabere tamamladığı’ iddiası üzerine, Türkiye Futbol Federasyonu karşılaşmayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurmuştu.
Yaklaşık 1 hafta geçmesine rağmen henüz konuyla ilgili başka bir bilgilendirme yapılmadı.
TARTIŞMALI ESENLER EROKSPOR VE SERİK BELEDİYESPOR MAÇI
Ankaraspor ve Nazilli Belediyespor arasındaki maçla ilgili soru işaretleri yerini korurken, aynı ligin son haftasında oynanan Serik Belediyespor-Esenler Erokspor mücadelesi de kamuoyunda tartışma yarattı.
Ligin son haftasına 80 puanla zirvede giren Esenler Erokspor, 78 puana sahip ikinci sıradaki Van Spor ile şampiyonluk mücadelesi veriyordu. Son maçında, alt sıralarda yer alan ve ligde kalması kesinleşen Serik Belediyespor’a konuk olan Esenler Erokspor, TFF Başkan Vekili Mustafa Eröğüt’ün tribünden izlediği maçta 6-0 galip gelerek şampiyon oldu ve 1. Lig’e yükseldi.
Ancak Serik Belediyespor’un maça genç takımla çıkması, Van Spor cephesinde tepkiyle karşılandı. Serik Belediyespor cephesi, as takım oyuncularının, hafta içinde para alamadıkları gerekçesiyle maça çıkmama kararı aldıklarını iddia etti.

(Erokspor maçında görev yapan Serik Belediyespor’un genç oyuncuları)
“TEŞVİK PRİMLERİ GİBİ ŞEYLER…”
Maç günü futbolcular karardan vazgeçse de, Serik Belediyespor Başkanı İbrahim Şahin, bazı futbolcuların teşvik primi teklif edildiği için maça çıkmak istediğini iddia etti:
Biz sahaya ve maça çıkmayacağız’ açıklaması yapan, kampa katılmayan futbolcu kafilesi maça 2 saat kala ‘Biz maça çıkacağız’ diye stada geliyor. Bu zamana kadar zorlu imkanlar ile kulübü ayakta tutmaya çalıştık. Bir kulüp tarafından şahsıma yapılan açıklamalar asılsız, mesnetsiz ve üzüntü vericidir. Siz kendi maçınıza odaklanacağınıza bizim maçımıza gölge düşürmeyin. Futbolcular aranıp teşvik primleri gibi şeyler söylenip, sahaya çıkmaları istendiği gibi duyumlar aldık. Biz edepli ve şerefli şekilde bu zamana kadar ilerledik ve bu çizgimizi hiçbir zaman da bozmayız. ‘Muhatap bulamadık’ açıklamaları gerçeği yansıtmamaktadır. Görüşmeler yapılmış, cuma günü içeride kalan 1 prim ödemeleri şahsım tarafından yapılacaktı. Perşembe günü yaptıkları açıklama ile kulübü değil kendi çıkarlarını ve futbolu yerler altına almışlardır. As takım da, ‘U’ takımlarımız da bizim. Biz kime güvenirsek onların sahada olmasını isteriz.
VAN SPOR SAHADAN ÇEKİLDİ
Öte yandan, Esenler Erokspor ile şampiyonluk mücadelesini son haftaya taşıyan Van Spor ise, Serik Belediyespor’un genç takımla maça çıkma kararı sonrasında Bursaspor karşılaşmasında sahadan çekildi.
Küme düşen Bursaspor ile karşılaşan Van Spor oyuncuları, maç başladıktan sonra bir süre hareketsiz kalıp daha sonra sahayı terk etti.

Yaşananlarla ilgili görüşlerini açıklayan Van Spor Başkanı Feyat Kıyak, şöyle konuştu:
Kimsenin gönlünü kırmamak ve bu kirli ligde temiz kalan sporcu kardeşlerim ile değerli spor çalışanlarını zan altında bırakmamak için kısa bir süre olayları izleyerek pazartesi gününe kadar sessiz kalmayı tercih etmiş bulunmaktayım. Gerek değerli yöneticilerim gerekse kulüp hukukçularımız ile yapmış olduğumuz istişare neticesinde bu olayın üstünün kapatılmasına müsaade etmeyeceğimizi ve sonuna kadar temiz futbolu desteklemek maksadıyla sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygı ile bildiririm. Masa başında kazanılmayan şampiyonluğu sahada kazanacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
ERDOĞAN’IN PROJE TAKIMI: ESENLER EROKSPOR
1959 yılında Kasımpaşa semtinde kurulan Erokspor, uzun yıllar amatör liglerde mücadele etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, amatör futbol oynadığı dönemde formasını giydiği Erokspor, 2017 yılındaki şirketleşme ve Başakşehir’in pilot takımı olma hamlelerinden sonra yükselişe geçti.
Esenler semtine taşınan, tarihinde ilk kez 2017 yılında 3. Lig’de mücadele eden ve Esenler Erokspor adını alan kulüp, 2022’de 2. Lig’e yükseldi.

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erokspor formasıyla)
İki sene sonra, gelecek yıl 1. Lig’de yer alma hakkını elde eden kulüpte, Erdoğan’ın yanı sıra eski Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve eski A Milli futbolcu Nevruz Şerif forma giyen isimler arasında yer aldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başakşehir’in Süper Lig şampiyonu olduğu sezon katıldığı bir televizyon programında, Esenler Erokspor için şu sözleri sarf etmişti:
Proje takımı var, benim mahalli takım olarak çocukluğumda 14-15 yaşında oynadığım takım. O da Başakşehir’in altyapısını oluşturuyor, Esenler Erokspor diye. Başakşehir bu sene şampiyon olursa, bir Bursaspor gibi şampiyonluk yakalarsa, bu da bir devrimdir.
OLAYLI ERDOĞAN PANKARTI
Esenler Erokspor’un başkanlığını TOYA Yapı’nın sahibi olan Zafer Topaloğlu yürütüyor.
Topaloğlu, 2014 seçimleri öncesinde Cevizlibağ’da Basın İlan Kurumu’na dev bir Erdoğan posteri açılması olayıyla ilgili açıklama yaparak binanın kendilerine ait olduğunu ve Basın İlan Kurumu’nun kiracı olduğunu belirtmişti.

İsrail’de Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin getirilmesi için anlaşma imzalanması çağrısının yapıldığı, Netanyahu hükümetine karşı her hafta cumartesi günü düzenlenen protestolar, bu hafta da geniş katılımla devam etti.
Hükümet karşıtı gruplara katılan on binlerce kişi, Gazze’ye saldırıların sonlandırılmaması ve esirlerin geri getirilmesi konusunda siyasi iradenin kayıtsızlığını eleştirerek, ülke tarihinin “en sağcı hükümetinin” istifasını ve erken seçim talep ettikleri protestolarını yineledi.

Tel Aviv, Hayfa, Birüssebi ve Batı Kudüs’ün yanı sıra Netanyahu’nun konutunun bulunduğu kuzeydeki Kayserya kenti ile ülkenin farklı noktalarında hükümetin istifasının ve esirlerin geri getirilmesinin istendiği gösteriler düzenlendi.
Protestoların merkezi, on binlerce İsraillinin akşam saatlerinde toplandığı başkent Tel Aviv’de yer alan, Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemelerine karşı yapılan gösterilerde sembolleşen, polisin demir bariyerlerle kapattığı Kaplan Caddesi oldu.
İsrail bayrakları taşıyan binlerce protestocu, Başbakan Netanyahu ve hükümetindeki siyasetçiler aleyhinde pankart, afiş ve dövizler taşıdı, caddede kurulan platformda hükümeti eleştiren konuşmalar yapıldı.

Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin yakınları da yakındaki Savunma Bakanlığının önünde Netanyahu ve öncülük ettiği hükümete eleştirilerini yöneltti.
Esirlerin bir an önce evlerine dönmesi çağrısı yaparak davullar ve düdükler çalan protestocular, “Hepsi hemen eve!”, “Yardım!” yazılı dövizler taşıdı, Netanyahu’yu suçlayan sloganlar attı. Göstericiler, “(Netanyahu) Bibi esirleri serbest bırak!” diye bağırdı.
Burada konuşma yapan İsrailli esir Matan’ın annesi Einav Zangauker, masada Hamas’ın uzlaşabileceğini belirttiği bir anlaşmanın olduğunu, buna rağmen Netanyahu’nun savaşı sonlandırmaya razı olmayacağını dile getirerek, ateşkesi sabote ettiğini söyledi.
Kaplan Caddesi’nden yürüyerek bakanlık binasının önüne gelen hükümet karşıtı protestocular, esir takası talep eden göstericilerle eylemlerini sürdürdü.

Göstericiler, buradan ayrılarak kalabalık gruplar halinde kentin sokaklarında ilerledi.
İsrail polisi, kentin ana arteri Ayalon Otoyolu’na çıkışlarda demir bariyer ve göstericilerin geçişini engellemek için kamyonlar yerleştirerek konuşlandı.
Ayalon Otoyolu’na ilerlemek isteyen göstericilere İsrail polisi atlı birliklerle müdahale etti. İsrail polisi ile göstericiler arasında zaman zaman arbede yaşandı. Göstericiler, kolluk kuvvetlerinden sorumlu aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’e hitaben “Ben-Gvir terörist” sloganı attı.
NETANYAHU’NUN EVİNİN ÖNÜNDE GÖSTERİ
Sahil kenti Hayfa’nın yanı sıra kuzeyde Kayserya kentindeki Netanyahu’nun şahsi konutunun çevresinde de binden fazla gösterici İsrail bayrakları, davul ve düdüklerle toplandı. Göstericiler, “Sen baştasın, sen suçlusun!” sloganları atarak hükümetin istifasını ve erken seçim talep etti.

Batı Kudüs’te de binlerce kişi, esirlerin serbest bırakılması için hükümetin anlaşma yapması talebiyle yürüdü.
Hükümetin istifası ve Gazze Şeridi’ndeki esirlerin geri getirilmesi için bir an önce anlaşma imzalanmasını isteyen İsrailliler, ülkenin çeşitli noktalarındaki yolları ve kavşakları kapattı.
130’DAN FAZLA İSRAİLLİ ESİR VAR
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Mısır ile Katar arabuluculuğunda hazırlanan yeni ateşkes ve karşılıklı esir takası anlaşması, Kahire’de görüşülüyor. İsrail, Hamas’ın ateşkes teklifine yanıt vermeden Kahire’ye heyet göndermeyeceğini ve savaşı bitirmeyi kabul etmediğini açıklıyor.
Başta Netanyahu olmak üzere İsrail’deki üst düzey isimler, Gazze Şeridi’nin güneyinde en az bir kez zorla yerinden edilmiş, 1,5 milyon kadar Filistinlinin sığındığı Refah’a saldırı düzenleyeceklerini uluslararası toplumdan gelen uyarılara rağmen yineliyor.
Hamas ise imzalanacak esir takası anlaşmasında Gazze’deki savaşın sona ereceği kalıcı ateşkes konusunda güvence talep ediyor.
İsrail makamlarına göre Gazze Şeridi’nde bazıları hayatta, bazıları ölü 130’dan fazla İsrailli esir bulunuyor.
]]>Avcı, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, Samsunspor’un çok basit ama güçlü bir oyunu olduğunu dile getirdi.
Rakibin aynı oyunu hem iç sahada hem de dış sahada uyguladığına işaret eden Avcı, “Yani çok basit, sade ama çok güçlü bir oyunları var Samsunspor’un. Bizim maça gelmeden evvel, yanlış hatırlamıyorsam 11 maçın 7’sini içeride kazanmış, tek mağlubiyeti var. Oyunu basit ama doğru ve bunu şiddetli şekilde uygulayan bir takım. Direkt oyunları var ve özellikle burada ikinci topa yanaşmak, ondan sonrasında yapılacak ortalar, bir de rakip arkası şiddetli yapacağı koşullar vardı. Bu plan her maç böyle yani burada da dışarıda da oynadıklarında bunu kendi güçlü oyunlarını oynatıp bunu yansıtıyorlar. Biz buna özellikle oyunun başlangıcında doğru cevap veremedik.” ifadesini kullandı.
“HİÇ ŞIK OLMADI”
Avcı, oyuna girmek için birtakım denemelerinin olduğunu ancak arkasından penaltı geldiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Arkasından da bizim gibi takıma yakışmayacak bir organizasyon bozukluğundan dolayı yediğimiz bir gol oldu. Rakip 2-0 öne geçti. Sonrasında golü de bulduk. Tam oyuna tutunacakken kornerden bu sefer kendi kalemize attığımız gol… 3-1 mağlup duruma düştük devreye girerken. Olabilir mi? Olabilir. Geçen hafta da iki farklı mağlup duruma düşmüştük. İkinci yarıda daha doğru oyun oynamamız gerekiyordu. Topa sahip miyiz? Evet topa sahibiz. Bunu da bekliyorduk zaten. Ama bunu beklerken bu oyunu oynarken özellikle oyuna genişlik verip sayısal olarak fazla girdiğimiz ceza sahasında paslar veya kısa ortalar yapmamız gerekiyordu. Rakibi böyle çözecektik, rakibin de baskı şiddeti düşecekti. Zaman zaman bunu dedik ama sonuçlandıramadık. Oyunun başından sonuna kadar net bir şekilde hem bireysel performansımızın hem de oyun performansımızın çok altında kaldık. Hiç doğru ve şık olmadı.”
“KONSANTRASYON BOZUKTU”
Ligde rakiplerden puanla önde olduklarını anlatan Avcı, “Üçüncülük anlamında lige baktığında haftaya başlarken birine 6 puan, birine 7 puan önde girdik. Rakibin bir tanesinin kazanması puan farkının 4 puana düşmesi bizi yukarıya doğru çekmesi gerekirken aşağıya doğru gitti. Konsantrasyon bozuktu. Oyunun her anını doğru oynamadık. Futbolda bazen kaybedersin. Oyunu doğru oynamaya çalışırsın ama kaybedebilirsin. Çünkü karşında da bir rakip vardır. Rakip bugün çok istedi. Fiziksel olarak bizden daha fazla mücadele etti. Daha fazla temas yaptı. Daha fazla sertlik yaptı ki normal. Biz buna hem sertlikle hem mücadeleyle doğru cevap veremedik. Onun için rakibimizi tebrik ediyoruz.” diye konuştu.
“LÜTFEN OYUNA BÖYLE BAKALIM”
Samsun’daki stadyuma ilk kez geldiğini vurgulayan Avcı, şunları kaydetti:
“Çok güzel bir ortam. Samsun bir futbolcu yeri geçmişiyle, tarihiyle…Stadyuma ilk defa geldim. Yapanların emeğine sağlık. Ama şunu da belirtmek istiyorum. Futbol bir iyileştirme gücü olan güzel bir oyundur. Bu sadece burayla alakalı değil genel olarak söylüyorum. Dilimizi, üslubumuzu değiştirmediğimiz sürece gönlümüzü dönüştüremeyeceğiz. Sonunda ölüm yoktur, kalım yoktur, savaş yoktur. Mücadele vardır. Onun için bu bir ölüm kalım maçı değildir. Bu tarihte oynanmıştır, oynanmaya da devam edecektir müsabakalar. Lütfen bu oyuna böyle bakalım. Rakibimizi yaptıkları mücadeleden dolayı tebrik ediyoruz. Bundan sonraki maçlarında başarılar diliyorum. Bizim adımıza 4 gün sonra, çarşamba günü bir adım kaldı finale, oynayacağımız kupa maçımız var. İstanbul’da oynayacağız. Şimdi buradan ne çıkartacağız? Bir sürü olumsuzluğun olduğu oyun anlamında ve performans anlamında bunu kaldırıp konsantrasyonumuz daha yüksek, doğru bir oyunla Karagümrük maçına hazırlanıp ligde de bundan sonra kalan 3 maçı en iyi şekilde tamamlayıp ligi, 3. sırada bitirmek istiyoruz.”
]]>Söz konusu listede basketbol ve voleybolun olmadığını belirtelim… Türk bisiklet tarihinde ilk yarışlar Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1890’larda yapılsa da; profesyonelleşme ancak 2010’lu yıllardan sonra gerçekleşti.
Buna karşın, ülkemizin en köklü ve prestijli uluslararası spor organizasyonlarından biri, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu. Bu yıl 59’uncusu düzenlenen TUR’da SÖZCÜ’yü de misafir eden Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu ile Türk bisikletinin dününü, bugününü ve yarınını konuştuk.
– Öncelikle bu yılki TUR’un genel bir değerlendirmesini yapar mısınız?
– Bu yılki organizasyon fazlasıyla tatmin etti. Takımların ve hakemlerin geri dönüşlerinden çok memnunuz. Bizim için çok önemli bu. Bir etabın sonucu, itirazlar üzerine, futboldaki VAR’a benzer incelemeyle değişti. Bu, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun uluslararası arenada ne kadar ciddiye alındığını gösteriyor.
– Geçen yıllara göre merkezi ve yerel otoritenin desteğinin arttığını gözlemledik. Doğru mu?
– Evet. Geçen yıllara göre Cumhurbaşkanlığı’ndan yerel otoritelere, polisi, jandarması, tüm devlet kurumlarımız da bize çok daha fazla destek verdiler. Çok daha organizeydik. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
– Antalya’dan İzmir’e, oradan İstanbul’a… Halkın ilgisi?
– Bu yıl halk desteğinin de arttığını gördük. Ellerinde bayraklar, telefonlar. Hem sporcuları, hem kendilerini hem de yarışı çekiyorlar. Sosyal medya etkisi. Bisiklet kültürüne çok büyük katkısı olacak bunun. İnsanlar okuduklarına değil, gördükleri şeylere daha iyi adapte oluyor.
– Bu ilgi, Türk bisikletinin gelişimine nasıl katkı yapar? Nereden nereye geldik?
– Eskiden Mallorca’da, İsviçre’de çalışıyordu sporcularımız. Konya’daki velodromun yapılmasıyla bisikletin makus talihi değişti. Balkan şampiyonalarında onlarca madalya aldık. Avrupa ikincisi, üçüncüsü olduk. Yıldız seviyesinde (14-15-16 yaş) 150 civarı gencimizi okullarından izin alarak Konya’da kampa aldık. 25-30 kişilik bir havuz oluşturacağız. Bu gençleri TOHM’da (Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri) yetiştireceğiz. Bundan sonraki olimpiyata nasıl gidiliri değil, nasıl madalya alırızı hesap eden bir federasyon olacağız. Futbolda Mısır, Mohamed Salah gibi bir figür çıkarıp peşinden kitleleri sürüklüyorsa, biz de çıkarmalıyız.
– Profesyonel seviyede durumumuz nedir?
– 2010’a kadar profesyonel takımımız yoktu. Daha önce sporcular kulüplerde ‘ek iş’ yaparak bisiklet sürüyorlardı. Artık 4 profesyonel takımımız var. 10’ardan 40 sporcu. Maaşları, hakları banka teminat mektubuyla garantiye alınmış sporcular. Sayıları çoğalsın istiyoruz. Bundan sonra kıta takımı kurmak istiyoruz. Bugün 1500-2000 aileyi bulan ‘gran fondo’ amatör yarışları var. Bir kültür, bir havuz oluştu. Çocuklar, anne-babalarının yaptığı spora ilgi duyuyor, yöneliyor. Ailece yarışlara katılanlar var. Bu açıdan, her yarış çok önemli.
– Dünya turu takımı?
– O çok zor! Bir dünya turu takımının bütçesi, futbolda Süper Lig’deki Anadolu takımlarının bütçelerinden fazla. Euro bazında hesap yapmanız lazım…
– Her çocuk, küçükken bisiklet hayali kurar…
– Bisiklet bir özgürlük. Çocukların güreş, tekvando, tenis gibi hayalleri yok. Bisiklet hayali var. O özgürlüğü yaşamak istiyorlar. Bisiklet sahibi olmak eskiden daha zordu. Şimdi genelde belediyeler, karne hediyesi olarak bisiklet dağıtıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı, okullara antrenör göndererek bisiklet eğitimi veriyor. Jandarma Genel Komutanlığı da bu yıl güvenli sürüş eğitimleri verdi.
– Bakanlığın size ayırdığı bütçeden, sponsor desteğinden memnun musunuz?
– Bütçemiz yeterli. Sıkıntımız yok çok şükür… Sponsorlarımız da günün şartlarında iyi. Ama olması gereken kadar mı; hayır.
– Avrupa’nın pek çok ülkesinde bisiklet yolları görüyoruz.
– Şehirlerdeki güvenli yollarla çok daha ilerleyeceğiz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu konuda destek veriyor. İstanbul’da sahil semtlerinde; Akdeniz’de, Ege illerinde bisiklet yolları var. Belediyeler artık bu işe önem veriyor.
– TUR’un kategorisi düşürülmüştü. Daha yukarılara çıkma olasılığı var mı?
– UCI (Uluslararası Bisiklet Birliği) yönetiminde, uluslararası masada daha önce vardık. Ara verdik, yine olmalıyız. Hep orada olmalıyız. O zaman turumuzun seviyesini arttırabiliriz.
]]>Açıklamada, mutabakat kapsamında, ihtilaflı adaların çevresinde küçük ölçekli balıkçılığa izin verilmesine, buna karşın donanma, sahil güvenlik ve diğer resmi gemi ve uçakların 12 deniz mili (22 kilometre) içinde adaların “kara suları” olarak anılan bölgelere erişiminin kısıtlanmasında anlaşmaya varıldığı ileri sürüldü.
Filipinler tarafının son 7 yılda anlaşmaya uyduğu ancak geçen yıldan itibaren “kendi siyasi gündemini tatmin etmek için” mutabakatı bozduğu savunulan açıklamada, “Çin ile Filipinler arasında bir yılı aşkın süredir denizlerde sürekli yaşanan sürtüşmelerin temel sebebi budur.” ifadesine yer verildi.
Açıklamada, Duterte’nin, Filipinler’in İkinci Thomas Sığı’nda karaya oturan savaş gemisine ikmal yapılmasına Çin tarafından yerinde kontrol edilmesi ve inşaat malzemesi taşınmaması şartıyla izin verilmesini kabul ettiği de ileri sürüldü.
İDDİALARI REDDETMİŞLERDİ
Çin’in gizli mutabakata dair iddiası, hem Duterte hem de görevdeki Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. tarafından reddedilmişti.
2016’daki ziyaretinde yalnızca Güney Çin Denizi’nde “statükonun sürdürülmesi” konusunda mutabakata vardıklarını belirten Duterte, “Devlet Başkanı Şi ile el sıkışmamız dışında hatırladığım tek şey, ‘statüko’; kullandığımız sözcük buydu. Temas olmayacak, hareket olmayacak, silahlı devriye olmayacak ve cepheleşme olmayacak.” demişti.
Duterte, savaş gemisine inşaat malzemesi taşınmaması konusunda anlaşmaya varıp varmadıklarına ilişkin ise bunun da yazılı bir taahhüt değil, statükoyu korumaya yönelik bir centilmenlik anlaşması olduğunu vurgulamıştı.
Haziran 2022’de iktidara gelen Devlet Başkanı Marcos ise ülkesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Çin tarafının gizli mutabakatın varlığında ısrar ettiğini, ancak kendisinin böyle bir uzlaşmadan haberdar olmadığını belirterek, “Eğer böyle bir gizli anlaşma varsa ben şimdi yürürlükten kaldırıyorum.” diye konuşmuştu.
Marcos’un kuzeni, Temsilciler Meclisi Başkanı Ferdinand Martin Romualdez, Duterte’nin “centilmenlik anlaşması” dediği mutabakat konusunda soruşturma başlatılması talimatı vermişti.
İKİNCİ THOMAS SIĞI
Güney Çin Denizi’nde Spratly Adaları’nın parçası olan, Filipinler’in kontrolündeki İkinci Thomas Sığı, iki ülke arasında ihtilaflı deniz bölgeleri arasında yer alıyor.
Filipinlilerin “Ayungin”, Çinlilerin “Rınai” adını verdiği sığ resifte, Filipinler Donanmasına ait savaş gemisi karaya oturmuş halde bulunuyor. Gemiye ikmal sağlamak üzere Filipin gemileri aralıklarla bölgeyi ziyaret ediyor.
Pekin yönetimi, karaya oturtulan savaş gemisinin bölgede yasa dışı bulunduğunu belirterek, geminin geri çekilmesi ve resifin eski haline getirilmesini talep ediyor.
GÜNEY ÇİN DENİZİ ANLAŞMAZLIĞI
Güney Çin Denizi, kıyıdaş ülkelerin bağımsızlıklarını kazandığı İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bölge ülkeleri arasında egemenlik ihtilaflarının odağında yer alıyor.
Çin, ilk kez 1947’de yayınladığı haritayla Güney Çin Denizi’nin yüzde 80’i üzerinde egemenlik iddiasında bulunurken, yer altı kaynakları açısından zengin bölgede Filipinler’in yanı sıra Vietnam, Brunei ve Malezya da hak iddia ediyor.
Çin’in bölgedeki ihtilaflı adalarda üsler inşa etmesine, askeri unsurların yanı sıra sivil gemi filolarıyla varlık göstermesine, bölge ülkelerinin yanı sıra ABD karşı çıkıyor.
Lahey’deki Daimi Tahkim Mahkemesi, 2016’da Filipinler’in başvurusuyla verdiği kararda, Çin’in, Güney Çin Denizi’nde tek taraflı egemenlik taleplerinin yasal olmadığına hükmetmişti.
]]>Karşılaşmanın 3. dakikasında Carlos Mane’nin golüyle 1-0 öne geçen ev sahibi Kayserispor, ilk yarıyı bu skorla üstün tamamladı. İkinci yarıda Emre Mor ve Sofiane Feghouli’nin oyuna girmesiyle etkisini artıran Karagümrük , 51. dakikada Feghouli ve 60. dakikada Marcao ile 2-1’lik üstünlüğü yakaladı.
Ancak Kayserispor’un bu gollere yanıtı gecikmedi ve 64. dakikada Aylton Boa Morte ile duruma 2-2’lik eşitliği getirdi. Kalan dakikalarda iki takımın da çabası üstünlük golü için yetmedi ve mücadele beraberlikle sona erdi.
Öte yandan, Karagümrük’ün yıldızı Feghouli, 86. dakikada VAR kararıyla kırmızı kartla oyun dışında bırakıldı.
MAÇTAN DAKİKALAR
Stat: RHG Enertürk Enerji
Hakemler: Atilla Karaoğlan, Ceyhun Sesigüzel, Abdullah Bora Özkara
Mondihome Kayserispor: Bilal Bayazıt, Gökhan Sazdağı, Kolovetsios, Arif Kocaman, Shukurov, Kartal Kayra Yılmaz (Dk. 82 Eray Özbek), Boa Morte, Ramazan Civelek (Dk. 79 Carole), Cardoso, Nazon (Dk. 73 Bahoken), Mane
VavaCars Fatih Karagümrük: Sirigu, Veseli (Dk. 41 Nazım Sangare), Koray Günter, Kourbelis, Ceccherini, Levent Mercan (Dk. 74 Salih Dursun), Rohden (Dk. 46 Feghouli), Can Keleş (Dk. 46 Emre Mor), Eysseric, Mendes, Marcao (Dk. 88 Paoletti)
Goller: Dk. 3 Mane, Dk. 64 Boa Morte (Mondihome Kayserispor), Dk. 51 Feghouli, Dk. 60 Marcao (VavaCars Fatih Karagümrük)
Kırmızı kart: Dk. 86 Feghouli (VavaCars Fatih Karagümrük)
Sarı kartlar: Dk. 24 Mane (Mondihome Kayserispor), Dk. 67 Kourbelis, Dk. 80 Ceccherini, Dk. 87 Eysseric (VavaCars Fatih Karagümrük)
]]>Ret kararının ardından Kocagöz’ün avukatları tutukluluğa tekrar itiraz için savcılığın istediği bilirkişi raporunu bekledi. İstenen bilirkişi raporu dün akşam dosyaya eklendi.
“KONTROLLER YAPILMADAN SİSTEMİN TEKRAR ÇALIŞTIRILMASI SONUCU OLAY MEYDANA GELMİŞ”
Hazırlanan raporda, “Olayın meydana geldiği gün boyunca teleferik otomasyon sisteminde çok sayıda düşük tork hatası oluşmasına rağmen hata kodunun nedenlerine dair inceleme yapılıp, gerekli önlemler alınmadan sistemin çalıştırılmaya devam ettirildiği anlaşılmaktadır. Olaya yakın bir süreçte yolcuların uyarısıyla sistemin durdurulmasının akabinde gerekli kontroller yapılmadan sistemin tekrar çalıştırılması sonucu olay meydana gelmiş ve hemen sonrasında teleferik kontrol/kumanda sistemi elektriksel olarak tüm sistemi durdurmuştur. ANET Antalya İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’de Mesut Kocagöz’ün, 28 Kasım 2023 tarihine kadar ANET Genel Müdürü görevi yaptığı ve görevinden istifa ettiği, Mesut Kocagöz’ün kazanın olduğu 12.04.2024 tarihinde genel müdür ya da işveren sıfatı olmaması sebebiyle kazada sorumluluğunun olup olmadığının takdiri Sayın Savcılığınızdadır” ifadelerine yer verildi.
Ayrıca aynı raporda, üst yapıyı oluşturan boru tipi çelik kolonlar ve bunların birleşim detayları için benzer nitelikte inşaat mühendisi imzalı ve yine idare adına inşaat mühendisi onaylı standart bir uygulama projesine rastlanmadığı, bunun yerine direk kısımlarını gösteren ve eksik bilgili çizimler ve onaylı olmayan hesaplar bulunduğu, çizimlerin üzerinde ise sorumlu inşaat mühendisi imzası ve onayı görülmediği, dış yüklere göre tasarım yapılmadığı ve mevcut bulon sayısının ve çapının yetersiz olduğu belirtildi.
KOCAGÖZ’ÜN AVUKATINDAN AÇIKLAMA
Raporun dosyaya eklenmesinin ardından Kocagöz’ün avukatları adına avukat Buğra Özçelik açıklama yaparak, Kocagöz’ün tutukluluğuna yeniden itiraz edeceklerini belirtti. Yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
* “Kazanın meydana geldiği teleferik işletmesinin yapımı, kazanın olduğu tarihte bakım ve kullanma sorumluluğu bulunmadığı açık olmasına, soruşturma konusu taksirle ölüme ve yaralamaya sebebiyet vermek suçunun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olmamasına karşın Mesut Kocagöz’ün ‘yüklenen suçun CMK 100 maddesinde sayılan suçlardan olması’ gerekçesiyle tutuklanmasına yönelik uygulama, mesuliyeti gerektirecek vahamette hukuka aykırı olduğu kadar, son derece talihsiz ve vicdanları ciddi surette rahatsız eden ve örseleyen bir uygulamadır. Bu nedenle Sayın Başkanın tutuklanmasına dair karar mevzuatımıza uygun şekilde görevli ve yetkili hakim tarafından verilmiş ise de hukuki bir karar değildir. Açıklanan nedenlerle açık hukuka aykırılıklar nedeniyle Sayın Mesut Kocagöz’ün tutuklanmasına dair kararın ‘bir şekilde tutuklansın da nasıl tutuklanırsa tutuklansın’ düşüncesiyle tesis edildiği kuşkusunu ciddi surette uyandırmaktadır.”
Yapılan açıklamada bilirkişi raporuyla birlikte İl Emniyet Müdürlüğü’nün kamera tespit tutanaklarının da sabit olduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:
* “Ne yazık ki yolcuların uyarıları ve sistemsel hata bildirimlerine rağmen teleferiğin durdurulmaması, durdurulduğunda uyarıların nedenlerinin tespit edilmemesi, gerekli prosedürün ve talimatların uygulanmadan teleferiğin tekrar çalıştırılması kazanın meydana gelmesindeki en büyük etkendir. Müvekkilin tutukluluk haline dair yaptığımız itirazlar, bilirkişi raporunun hazırlanmamış olması gerekçesiyle sürekli olarak reddedilmiştir. Müvekkil 20 gündür tutuklu olup, ailesinden ve nihayet hizmet bekleyen Kepez halkından uzak tutulmaktadır.
* Sayın Başsavcılık makamından beklentimiz, sadece 12 saatte hazırlanan raporla tutuklanan müvekkilin, 20 günde 5 keşif yapılarak hazırlanan ve elim kazanın müvekkille bağı olmadığını teyit eden bilirkişi raporuyla birlikte artık re’sen harekete geçerek hukuka aykırı tutukluluk sürecini sonlandırmasıdır. Müdafileri olarak aksi halde, maddi ve hukuki nedenlerle dosya kapsamındaki kanıtlara ve konuyla ilgili Türk Ticaret Yasası amir hükümlerine göre, soruşturma konusu olayda hiçbir sorumluluğu bulunmayan tutuklu müvekkilin yeni oluşan delil sebebiyle salıverilme talebini Pazartesi 08.30’da dosyaya sunacak olduğumuzu kamuoyuna bildiririz.”
]]>Özel ve Yavaş 31 Mart seçimlerinin ardından ilk kez bir araya geldi.
Özel, ziyarette Yavaş’ı seçim başarısından dolayı tebrik etti. Özel, görüşmeye geçerken Yavaş’ın ve eşinin 2019 ve 2024 yılına ait mal varlığı listesini gösteren duvardaki tabelayı inceledi.
Ziyarette Yavaş, Özel’e Ankara’nın 5 beyazı olan Ankara tavşanı, Ankara balı, Ankara keçisi, Ankara kedisi ve Ankara güvercinini simgeleyen bir plaket takdim ederken, Özel de Yavaş’a seçimlerdeki başarısı adına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yaptığı bağışın sertifikasını hediye etti.
Özel ve Yavaş’ın görüşmesinin ardından ikili belediye meclisi üyeleri ve ilçe belediyeleriyle meclis salonunda bir araya geldi. Ardından yapılan açıklamada Özel, şunları söyledi:
‘-Mansur Başkan bana Ankara’nın 5 beyazını temsil eden çok güzel hediye verdi. Biz de kendisine hem ADD’ye he de ÇYDD’ye bağış yaparak kız öğrencilerin bursları için onun adına bağış yaptık ona sunduk.
”İSRAFI BİTİREN, HİZMETİ GETİREN BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINA SAHİBİZ”
-Bu belediye tasarrufun başkenti. Önümüzdeki günlerde bütün belediyelere göndereceğimiz tasarruf genelgesi titizlikle hazırlanıyor. Tasarruf nedir israf nedir diye tartışan, israf nedir diye bakacaklarsa 7 kere tasarruf belgesi çıkarıp uymayıp 8’incisini hazırlayanlara baksınlar.
-Tasarruf nedir diye bakacaklarsa başta ABB olmak üzere yönettiğimiz belediyelere baksınlar. Biz tasarrufu ön plana alan, israfı bitiren, hizmeti getiren belediyecilik anlayışına sahibiz.
-Bu anlayış çakarlı arabalarla, uzun konvoylarla, korumalarla değil bir minibüsle, sokakta yürümesiyle, vatandaşın derdini bizzat dinlemesiyle, halkın içinde belediye başkanının neler yapabileceğini gösterdi.
”CHP’Lİ BELEDİYELERİN ÇOK DAHA ÖNEMLİ İŞLERİ YAPTIĞINI GÖRECEKSİNİZ”
-Ankaralılara Mansur Yavaş’ı anlatacak değilim. Mansur Yavaş’ın elde ettiği başarı tek başına elde dilmiş başarı değildir.
-Biz gücü elimize geçirdiğimizde şımaranlardan, kibre kapılanlardan değiliz. Belediye meclisine eşimizi, dostumuzu işe sokmak, onun bunun işini takip etmek için değil, kimsesizlerin kimsesi olarak girdik.
-CHP’nin geçen dönem Meclis’te azınlıkken birçok kararı alamazken bir destan yazdılar ve CHP belediyeciliği tescillendi.
-Bir 5 yıl daha görev aldılar. Ama bu 5 yılın seçimlerin yapılacağı güne kadar ki kısmı, bu sefer CHP’liler kamu yönetiminde çok iyiler, dürüstler, tutumlular dedirtip bundan sonraki süreçte genel iktidarın anahtarı da bu arkadaki ABB Meclis grubunun uyumlu, emek yoğun icraatlarıyla gerçekleşecek. Bundan sonraki süreçte CHP’li belediyelerin çok daha önemli işleri yaptığını göreceksiniz.
Açıklamanın ardından Özgür Özel, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
-Erdoğan’la görüşmede gündeme gelen Gezi tutukluları, Osman Kavala ile ilgili yeniden yargılama, atılacak olumlu bir adım bekliyor musunuz” sorusuna Özel, şu açıklamayı yaptı:
”TÜRKİYE BU CENDEREDEN KURTULSUN”
‘-Bu konuda en yoğun beklenti Türkiye’nin ekonomisi iyiye gitsin isteyen herkesin beklentisidir. Gezi Davası, bu konudaki AİHM ve AYM karaları ayrı ayrı uygulanmadığı için Türkiye’de hukukun üstünlüğü olmadığını, insanların önünü göremediğini böyle bir ülkeye yatırım yapılamayacağını, kredi verilemeyeceğini doğrudan ekonomiye dahi olumsuz etkisi olan durum olduğunu anımsatalım.
-Erdoğan’a özellikle Tayfun Kahraman’ın Bülent Arınç’la ve kendisi ile yaptığı konuşmayı hatırlattım belgeleri bıraktım.
-AİHM kararına karşın inatlaşılmamalı. Türkiye’de yargı talimat alıyor tartışmasına ben girmeyeyim, yargı da talimat almasın. Yeniden yargılamam mı yargılamanın yenilenmesi mi en doğrusunu hukukçular bilir ama bir yol bulunsun, Türkiye bu cendereden kurtulsun.”
”CUMHURBAŞKANI’NIN DÜŞÜNCELERİNİ İFADE ETMEK BANA DÜŞMEZ”
”Erdoğan ile ilgili görüşmede hasta tutuklular konusunun gündeme geldiği ve Erdoğan’ın bu konuda talimat verdiği doğru mu” sorusuna Özel, ”Kamuoyuna mal olmuş konularda kendi düşüncelerimi söyleyebilirim ama Cumhurbaşkanı’nın düşüncelerini ifade etmek bana düşmez. Bu sorunun muhatabı kendisi. Ben büyük dramı anlattım, gerekenin yapılmasını kendisinden talep ettim” yanıtını verdi.
Ahlatlıbel’de Kemal Kılıçdaroğlu ile dünkü görüşmede 31 Mart sonuçlarını ve Erdoğan görüşmesini nasıl değerlendirdikleri ile ilgili soruya Özel, şu yanıtı verdi:
‘-Genel Başkanımızla en çok faydalı hem bugüne kadar en rahat ve en keyifli yemeğimizi yedik. İki taraf da kazanan tarafta sonuçta. Tabii ki hem Meclis Başkanı hem de Cumhurbaşkanı’yla yaptığım görüşmeyle ile ilgili kendisine bilgi verdim. Detayların önemli bir kısmını paylaştım. Kendisinin görüşlerini aldım.
-O Twitter meselesiyle ilgili ben onu hiç üstüme almamıştım, almamakla da doğru yapmışım. Genel başkanlar her tweeti üstüne almazlar.
-Dün de kendisinin son derece yapıcı, son derece katkı verici, geleceğe dönük ve ışık tutucu bir yaklaşımı vardı.
-Öyle bir sorun alanımız yok Genel Başkan’la. Bundan sonra partiyle ilgili, partinin geleceğiyle ilgili, partinin iktidara gelmesiyle ilgili umutlarımız var. Bu konuları konuştuk. Genel Başkanla 8,5 yıl çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek hiç yememiştik.”
]]>
Müzayede evinden yapılan açıklamada satın alacak kişinin kimliğinin ve teklifinin gizli tutulacağı belirtildi:
“Kitapta Epstein’in irtibat kurduğu kişilerin isimleri, adresleri ve telefon numaralarının yanı sıra aile üyelerinin, sekreterlerin, acil durum iletişim bilgileri de bulunuyor. Kitapta daha önce kamuya açıklanan isimler dışında açıklanmayan yüksek profilli 221 kişinin ismi de bulunuyor.

Bu kitabı 1990’ların ortasında Manhattan’da yaşayan bir müzisyen, New York’ta bir kaldırımda buldu. Daha sonra kitap FBI tarafından incelendi fakat o dönem delil teşkil edecek bir öneme sahip olduğu düşünülmedi. Kitapta 1998’de satın aldığı özel adası Little Saint James ile ilgili ayrıntılar da bulunuyor.
Epstein’ın adayı satın aldığı adamın karısının iletişim bilgileri yer alıyor. Kitapta ayrıca adresleri kamuya açık kayıt aramalarında bulduğumuz konutlarla eşleşen Epstein’ın akrabalarına ilişkin ayrıntılı bilgiler de yer alıyor.”
EPSTEIN DAVASI
Jeffrey Epstein dava dosyaları 3 Ocak’ta kamuya açıklanmaya başlanmış ve dünyada büyük yankı uyandırmıştı. Yayınlanan belgeler, Epstein’ın kurbanlarından biri olan Virginia Giuffre tarafından 2015 yılında Ghislaine Maxwell’e karşı açılan davanın bir parçası olan dosyalarda, birçok ünlü iş insanı, politikacı ve ünlünün isimleri yer almıştı.

Jeffrey Epstein, 2005’te ABD’nin Florida eyaletinde, 14 yaşında bir kızla cinsel ilişkiye girmek için para verdiği iddiasıyla gözaltına alınmış, reşit olmayan birçok kız Epstein’in ve arkadaşlarının kendilerini cinsel istismara maruz bıraktığını iddia etse de mahkeme Epstein’i 2008’de tek bir kişiye cinsel istismar uygulamaktan suçlu bulmuştu.
Epstein, suçlu bulunmasının ardından 13 aylık bir ceza aldı. New York savcılarının Epstein’i 2019’da fuhuş ağı oluşturmaktan suçlu bulmasının ardından, milyarder gözaltında tutulurken hapishanede ölü bulundu. Dava dosyasında ilk gözaltı sürecine dair;

“Bu davanın kökenleri, finansçı Jeffrey Epstein’a karşı on yıldır devam eden ceza davasına dayanıyor. 30 Haziran 2008’de Epstein, Florida eyaletinde on sekiz yaşın altındaki bir kişiyi fuhuş için teşvik etme ve temin etme suçlamalarını kabul etti. Suçlamalar, bazıları Florida’nın reşit olma yaşı olan on sekiz yaşın altında olan, özel olarak kiralanan ‘masözler’ ile cinsel aktiviteden kaynaklanıyordu. Eyalet ve federal savcılarla yapılan anlaşma uyarınca Epstein, eyaletin suçlamalarını kabul etti. Sınırlı hapis cezasına çarptırıldı, cinsel suçlu olarak kaydedildi ve kurbanlarına tazminat ödemeyi kabul etti. Buna karşılık savcılar federal suçlamalarda bulunmayı reddetti” ifadeleri kullanıldı.
DOSYALARDA KİMLERİN İSİMLERİ GEÇİYOR?
Dosyalarda adı geçen çok sayıda tanınan politikacı ve ünlü bulunuyor. Clinton ve Trump’ın yanı sıra İngiltere Prensi Andrew, eski New Mexico Valisi Bill Richardson ve eski Senatör George Mitchell, ünlü mankenler Heidi Klum ve Naomi Campbell, şarkıcı Michael Jackson ‘da dosyalarda adı geçen ünlülerdendi.

Eski ABD Başkanı Bill Clinton ile ilgili olarak Epsetin ile yakın oldukları ve birçok uçak yolculuğu yaptıkları ifadeler arasında yer alırken, Prens Andrew’in söz konusu adayı çok kez ziyaret ettiği ve reşit olmayan kızlara cinsel istismarda bulunduğu davacılar tarafından iddia edilmişti. Prens, verdiği röportajlarda bu iddiaları reddederek Jeffrey ile arkadaş olduklarını doğruladı. Donald Trump ile ilgili dava dosyalarında, Epstein ile yakın oldukları ifadeleri kullanıldı.
FRANSIZ ŞÜPHELİ DE ÖLÜ BULUNDU
Dosyada ismi geçen Fransız mankenlik ajansı sahibi Jean Luc Brunel ise, reşit olmayan kızların cinsel istismar amaçlı ticareti şüphesiyle 2020 Aralık’da tutuklanmıştı. Epstein ile yakın arkadaş olduğu belirtilen Brunel, 2022’nin Şubat ayında tutuklu olduğu Paris’teki hapishane hücresinde ölü bulunmuştu.

“EVİNİN HER KÖŞESİNDE ÇIPLAK KIZ TABLOLARI VARDI”
Birçok üst düzey siyasetçi ve sanatçı ile cinsel birlikteliğe zorlandığını ifade eden davacı Virginia Guiffre, tanınmış bir başbakan, iş insanı ve model ajansı işleten Jean Luc Brunel, Harvard hukuk profesörü Alan Dershowitz tarafından birçok kez istismar edildiğini ifade etmişti. Virginia ayrıca, Epstein’in istismar görüntülerini kayıt altında tuttuğunu açıklamıştı. Evde çalışan hizmetliler, evinin her odasında kamera olduğunu ve duvarlarda çıplak kız tablolarının olduğunu belirtmişti.
]]>Peki bu veriler bize ne söylüyor? Avukat Mustafa Zafer, yakın zamanda çekini ödeyemediği için birçok şirket hakkında icra takiplerine girişilebileceğini ve karşılıksız çıkan çeklerin yapılacak icra takipleri sonrasında tahsil edilmeye çalışılacağını söylüyor.
Aynı zamanda eski icra müdürü olan Zafer şöyle devam ediyor: “Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen faiz artışları sonrasında geçen yılın bu zamanlarında çeki karşılıksız çıkan bir borçlu alacaklısına yüzde 10,75 yıllık faiz öderken bugün karşılıksız çıkan bir çek hakkında yapılan takipte alacaklı yüzde 51,75 yıllık faiz talep edebilecek. Borcun anaparasını ödeyemeyen borçluya bir de faiz yükü binmiş olacak.” Avukat Zafer’den bir örnek vermesini istiyorum: “100 bin liralık çeki yazılan esnaf hakkında icra takibine başlandı diyelim. Borcun 3 ay sonra ödeneceği düşünülürse haciz masrafları hariç olmak üzere esnaf 154 bin lira icra dairesine ödemek suretiyle çekini icra dairesinden geri alabilecek.”

KONKORDATO TALEBİ ARTACAK
2024 Ocak ayından bu yana icra dosyalarındaki artış sayısı bankaların kredi musluklarını kapamasıyla hayli yükselmişti. UYAP istatistik bilgi siteminden edinilen verilere göre 2 Mayıs 2024 tarihi itibariyle 21 Milyon 852 bin icra dosyası derdest olup borçlular hakkında işlem yapılmaya devam edilmekte. Avukat Mustafa Zafer yaşanacak bir soruna daha dikkat çekiyor: “Merkez Bankası tarafından açıklanan sektörel bilançolar verisi de çok kıymetliydi. Özellikle gayrimenkul faaliyetlerinde bulunan firmalardaki zarar oranının yüzde 62’ye eğitim sektöründe faaliyet gösteren firmaların yüzde 60, madencilikte yüzde 55, kültür sanat ve eğlence sektöründe ise faaliyet gösteren şirketlerin yüzde 53’nün zarar gösterdiği verisi paylaşıldı. Tüm bu verilerden hareketle artan faiz oranları, kredi musluklarının kapatılması ve nakit akışlarında yaşanan önemli daralmalar sonrasına özellikle işletme sermayesi olmayan firmaların yakın bir dönemde ekonomik olarak daha fazla sıkıntı yaşayabileceği bununla birlikte konkordato taleplerinde ciddi bir artışın yaşanabileceğini söylemek yanlış olmayacaktır.”
VATANDAŞ KARTINI KULLANAMIYOR
Avukat Mustafa Zafer’e göre, kredi kartı kullanmaması için son 15 ayda azami gecikme faizi aylık yüzde 1,66 seviyesinden 4,55’e, kredi kartı nakit çekim işlemlerinde uygulanan faiz oranın ise yüzde 1,66 seviyesinden yüzde 5,3’ e yükseltilmesiyle vatandaş bitmeyen bir faiz sarmalının içine girdi. Bununla birlikte bankaların kredi kartlarındaki taksit uygulamasını neredeyse kaldırmış olmaları, düşürülen kullanım limitleri ve nakit avans taleplerinin bazı bankalar tarafından hemen hemen yüzde 15 seviyesine kadar düşürülmesi vatandaşın cebindeki kredi kartını da kullanamaz hale getirdi.
4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuklu sanık Mehmet Tekin ve tutuksuz sanık Yakup A. ile müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanık Ertan Danacı, duruşmaya bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.
Tanık M.C. ifadesinde, eşiyle birlikte 2020 yılında Ezgi Apartmanında daire kiraladıklarını daire içerisinde detaylı bir tadilat yapmadıklarını dekorasyon amaçlı çalışmalar yaptıklarını belirtti.
“KAFAMIZA GÖRE İZİN VERİLMİYORDU”
Diğer tanık M.D. de binanın inşa edildiği dönemde Kahramanmaraş Belediyesi’nde mimar olarak çalıştığını ifade ederek, “İmar bölümünde yapı kullanım izinlerini veriyordum. Mimar, projenin yerinde kullanıp kullanılmadığını kontrol ediyordu. Makine mühendisi, kazan dairesi ve asansörle ilgileniyordu. İncelemeler sonrasında bir eksiklik çıkarsa liste yapılıyordu. Yönetmeliğe uygunsa izin veriliyordu öyle kafamıza göre izinler verilmiyordu” diye konuştu.
BİLİRKİŞİYİ SUÇLADI
Sanık Mehmet Tekin ise savunmasında KTÜ’nün sonuçlarında yanıldığını, binadan demir numunesinin alınmadığını öne sürdü.
Bilirkişinin inşaattan anlamadığını iddia eden Tekin, “Ben 60 yaşındayım Kahramanmaraş’ta 30 tane bina yapmışım hiçbirinde sorun yok. Özel apartmanda ben niye yanlış yaptırayım. Benim yanımda çalışan demirci ve kalıpcı ekipleri Özel İdare İş Merkezi, Necip Fazıl Kültür Merkezi ve Ezgi Apartmanı aynı dönemde yapıldı. Diğer bir konu da Ezgi Apartmanı köstebek yuvasına dönmüş. Sabah’tan beri herkesi dinliyorum hiç kimse teknik konudan bir konuşma yapmadı. Ben şeker hastasıyım iki defa kalp krizi geçirdim. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum” ifadesini kullandı.
Diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmediğini belirterek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.
DURUMŞA TEMMUZA ERTELENDİ
Daha sonra söz alan müşteki avukatları, Ezgi Apartmanı’nda faaliyet gösteren pastane yetkilisi firari sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’in yakalanması için “kırmızı bülten” çıkarılmasını talep etti.
Sanık avukatlarından Ersan Şen de Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’in kiriş ve kolon kesmediğini savunarak sanıkların yakalama kararının kaldırılmasını talep etti.
Mahkeme heyeti, Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel hakkında “kırmızı bülten” çıkarılması talebini reddetti.
Sanıkların mevcut halinin devamına, eksik hususların giderilmesine karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 12 Temmuz’a erteledi.
NE OLMUŞTU?
Davanın Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamesinde, merkez Onikişubat ilçesinde bulunan Ezgi Apartmanı’nın depremde yıkılması sonucu 35 kişinin öldüğü, 1 kişinin de yaralandığı belirtildi.
İddianamede, sanıklardan apartmanda faaliyet gösteren pastanenin yetkilisi firari sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel ile pastanedeki tadilatı organize eden tutuklu sanık Ertan Danacı hakkında 35 kez “olası kastla kasten öldürme” ve “olası kastla kasten yaralama” suçlarından 700 yıl 4 aydan 876 yıl 6 aya kadar, tutuksuz sanık apartmanın müteahhidi Yakup A. ve tutuklu sanık fenni mesulü Mehmet Tekin hakkında ise “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 8 aydan 22 yıl 5 aya kadar hapis cezası talep edildi.
]]>
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz
ERKEN EVRE
Bir Alzheimer hastasının başlangıçta gösterdiği belirtiler, genellikle yaşlılıkla karıştırılan türdendir: Yakın zamanda yapılan konuşmaları unutma, isimleri hatırlayamama ve günlük eşyaları yerleştirdiği yeri unutma gibi… Ancak bu durumlar, Alzheimer hastalığının tipik işaretleridir. Bu dönemde beyinde, özellikle hafızayı yöneten hipokampüs bölgesinde, zararlı proteinlerin biriktiğine dair belirtiler başlar. MR ve PET taramaları, bu evrede hipokampüste hafif bir küçülme ve protein birikintilerinin arttığını gösterebilir. Zamanla günlük işlerde zorlanma; özellikle parasal işlemleri yönetme veya etkinlikler planlama gibi daha karmaşık görevlerde bu durum kendini gösterir. Bu tür zorluklar, Alzheimer’ın ilk belirtileri olan hafif bilişsel bozulmayı (MCI) işaret eder.

Erken evrede hangi sorunlar yaşanır?
Alzheimer hastalığının genellikle gözden kaçan erken evresinde şu sorunlar ortaya çıkar:
Hafızada bozulma: Özellikle yakın zamanda olan olayları hatırlamada güçlük, yeni bilgileri öğrenmede zorlanma. Örneğin, yeni tanışılan insanların isimlerini veya o gün yapılan önemli bir konuşmayı unutmak gibi…
Kelime bulma güçlüğü: Konuşma sırasında doğru kelimeyi bulmada zorluk çekme, cümle kurarken ara verme ya da yanlış kelimeler kullanma.
Görevleri tamamlamada güçlük: Günlük işlerde, özellikle birden fazla adım gerektiren işlerde zorlanma. Örneğin, tariflere uygun yemek yapma veya faturaları ödeme gibi.
Karar verme ve muhakemede bozulma: Basit kararlarda zorlanma, normalde kolayca yapılan finansal kararlar gibi işlerde hatalar yapma.
Planlama ve organizasyon problemleri: Planlama gerektiren görevlerde başarısızlık, önceden kolaylıkla yapılan organizasyon görevlerinde zorlanma.
Sosyal çekilme: Sosyal aktivitelere ve hobilere olan ilginin azalması, eskiden keyif alınan sosyal etkinliklerden kaçınma.
Ruhsal değişiklikler: Depresyon, kaygı veya sinirlilik gibi duygusal değişiklikler, değişken ruh hali, önceden keyif alınan aktivitelere karşı ilgisizlik.
Yönlendirme ve mekansal problemler: Yolunu kaybetme ya da tanıdık yerleri tanımada güçlük çekme.
ORTA EVRE
Alzheimer’ın orta evresinde hasta zaman ve mekan algısını yitirmeye başlar, ciddi oranda ruh hali değişiklikleri yaşamaya başlar. Bu durum, sosyal ilişkilerini ve günlük konuşmalarını olumsuz etkiler. Bu evrede beyindeki zararlı proteinlerin yayılması ve sinir hücreleri arasındaki iletişimin bozulması daha belirgin hale gelir. Bu da günlük yaşam aktivitelerinin ciddi şekilde etkilenmesine yol açar ve hastalar giderek daha fazla desteğe ve gözetime ihtiyaç duyar. En önemli belirtiler; daha ciddi hafıza kaybı, dil kullanımında bozulma, karar verme kabiliyetinde azalma, kolay sinirlenip, üzülme, giyinme, banyo yapma ve tuvalet için desteğe ihtiyaç duyma, zaman-mekan kavramında bozulma, sosyal becerilerde azalma, halüsinasyonlar görme, yürümede zorlanma, uyku düzeni ve konuşmaları takip etmede bozulmalardır.

GEÇ EVRE
Hasta bu evrede artık sürekli bakıma ihtiyaç duyar hale gelir, büyük kişilik değişiklikleri gösterir ve yakın aile üyelerini tanıyamaz hale gelir. Fiziksel ve bilişsel işlevlerde ciddi bozulmalar görülür; yutma güçlüğü, hareket kabiliyetindeki problemler ve genel motor fonksiyonlarında düşüş gibi belirtiler daha da belirginleşir. Ağır hafıza kaybı, iletişim kuramama, enfeksiyon, beslenme sorunları gibi sağlık problemleriyle daha sık karşılaşma, duygusal tepkilerde azalma ve uyku düzeninde bozulmalar görülür.
]]>
Açıklamada, İsrail ordusunun “7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde 3 bin 70 katliam gerçekleştirdiği” bildirildi.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 14 bin 944 çocuk ve 9 bin 849 kadının hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, 10 bin kişinin enkaz altında veya kayıp olduğu, hastanelere ulaşan ölü sayısının 34 bin 622, yaralı sayısının da 77 bin 867 olduğu kaydedildi.
Açıklamada ayrıca Gazze’de İsrail saldırılarına maruz kalanların yüzde 72’sinin kadın ve çocuk olduğu vurgulandı.
75 BİN TONDAN FAZLA PATLAYICIYLA SALDIRI DÜZENLENDİ
İsrail’in halkı zorla aç ve susuz bıraktığı, yardımların girişini engelleyerek insani felakete neden olduğu Gazze’de 30 çocuğun yetersiz beslenme ve sıvı kaybı nedeniyle hayatını kaybettiği hatırlatıldı.
İsrail ordusunun 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye 75 bin tondan fazla patlayıcıyla saldırı düzenlediği aktarılan açıklamada, sağlık sektörünü de hedef alan İsrail saldırılarında Gazze’de 492 sağlık çalışanı ve 68 sivil savunma görevlisinin yaşamını yitirdiği ifade edildi.
İsrail askerlerinin baskın yaptığı hastanelerde bulunan 6 toplu mezardan 471 Filistinlinin cenazesinin çıkarıldığı belirtildi.
Saldırılar nedeniyle Gazze’de 17 bin çocuğun ebeveynlerinden biri veya her ikisinden yoksun şekilde yaşadığı vurgulandı.
Hayati tehlikesi bulunan ve yurt dışında tedavi edilmesi gereken yaralı sayısının 11 bin olduğu, yetersiz sağlık hizmeti nedeniyle 10 bin kanser hastasının ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu aktarıldı.
2 MİLYON KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ
Yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı kalabalık barınma merkezlerindeki gayriinsani duruma işaret edilen açıklamada, yerinden edilme sonucu 1 milyon 95 bin bulaşıcı hastalık ve 20 binden fazla “Hepatit A” vakasının tespit edildiği bilgisi verildi.
Gazze’de sağlık bakımı verilemediği için 60 bin hamile kadının, ilaç eksikliği nedeniyle de kronik hastalığı bulunan 350 bin kişinin hayati tehlikesinin olduğu kaydedildi.
Açıklamada, İsrail ordusunun saldırılarını başlatmasından bu yana Gazze’de 5 binden fazla Filistinliyi gözaltına aldığı belirtildi.
İsrail askerlerinin 310 sağlık çalışanı ve 20 gazeteciyi alıkoyduğu, 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi’nde 2 milyon kişinin yerinden edildiği vurgulandı.
İsrail’in Gazze’deki saldırılarında 86 bin konutun tamamen yıkıldığı, toplamda ise 294 bin konutun zarar görerek oturulamaz durumda olduğu bilgisi paylaşıldı.
İSRAİL’İN VERDİĞİ ZARAR 33 MİLYAR DOLAR
İsrail ordusunun, 184 hükümet tesisi ile 103 okul ve üniversiteyi yerle bir ettiği, 311 okul ve üniversitenin ise kısmen zarar gördüğü kaydedildi.
İsrail ordusunun Gazze’de 243’ünü tümüyle yıktığı 321 camiye zarar verdiği ve 3 kiliseyi hedef alarak yıkımına neden olduğu aktarıldı.
Gazze’de İsrail’in 160 sağlık kuruluşunu hedef aldığı, 53 sağlık merkezi ile 32 hastaneyi hizmet dışı bıraktığı, 126 ambulansı da kullanılamaz hale getirdiği belirtildi.
İsrail’in Filistin’in kültürel mirasını da hedef aldığı, Gazze’de 206 tarihi ve kültürel varlığı yıktığı ifade edildi.
Gazze Şeridi’nde İsrail’in saldırılarıyla doğrudan verdiği zararın 33 milyar dolar olduğu belirtildi.
]]>Taktaş’ın ailesi, daha önce darbedilen ve dalağını kaybeden kızlarının ölümüne sebep olduğunu iddia ederek avukatları aracılığıyla Türk asıllı ABD vatandaşı ressam sevgilisi A.C.F.’den şikayetçi oldu.
Taktaş’ın ismini açıklamak istemeyen teyzesi K.C., kanında ölümüne neden olmayacak kadar uyuşturucu bulunduğu tespit edilen yeğeninin, ressam sevgilisi tarafından uyuşturucuya alıştırıldığını ileri sürdü.
Yeğeninin darbedilip, tutulduğu yerde aç bırakıldığını da iddia eden teyze, “Hem ABD’de hem Türkiye’de hukuk mücadelesi başlattık. Bu konunun asla peşini bırakmayacağız. Sevgilisi, kıskançlığından güzel görünmesin diye saçlarının ön kısmını ve kaşlarını bile kazıyordu” dedi.

AİLE AVUKATI BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ
Taktaş ailesinin avukatı Fethi Öksüz, düzenlediği basın toplantısında, soruşturmayla ilgili gelişmeleri açıkladı. Öksüz, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde cinayet şüphesiyle başlatılan soruşturmanın aktif olarak devam ettiğini ve Türkiye’de de otopsi yapılması için 6 Mayıs’ta fethi kabir işlemi yapılacağını söyledi. Öksüz, şunları söyledi:
* “Amerika’daki otopsi sonucu henüz çıkmadı. Bu 3-4 aylık bir süreç olduğu Amerika’nın adli makamları tarafından tarafımıza iletildi. Bununla beraber tabii ki darp yahut kanında bir yabancı maddenin olup olmadığıyla alakalı somut bir tespit varsa, bu yabancı maddenin miktarı, cinsi, yoğunluğu, öldürmeye ilişkin elverişli olup olmadığı, bunun yanında Yağmur’un aç bırakılıp bırakılmadığı yahut başkaca bir şekilde eziyet edilip edilmediğiyle alakalı bir otopsiden sonuç çıkmasını bekliyoruz.
* Siz de takdir edersiniz ki otopsiyle alakalı süreçlerin hızlı olarak ilerletilmesi lazım. Yağmur 3 Nisan’da vefat etti. Ölümünden bu yana 30 gün geçti. Bu sebeple Türkiye’de yapılan otopsi ile alakalı sonuçların ne kadar sağlıklı olacağını biz bilemiyoruz fakat en azından aç bırakılıp bırakılmadı yahut kanında yabancı madde olup olmadığıyla alakalı somut bir şeylerin ortaya çıkabileceğini düşünüyoruz.”

“MESAJLAŞMA KAYITLARIYLA ALAKALI ARAŞTIRMALAR DEVAM EDECEK”
Yağmur Taktaş’ın cinayete kurban gitmiş olabileceğine dair ellerinde deliller olduğunu kaydeden Öksüz, şunları belirtti:
* “Yağmur Hanım’ın öldüğü zaman, vefat ettiği vakitte şüpheli şahsın yanında bulunduğuna ilişkin elimizde şu anda mevcut bir delil var. Bunu soruşturmaya da aksettiriyoruz. Bununla alakalı adli makamlarımız da gerekli araştırmaları yapacaktır. Bununla beraber de otopsi raporunun çıkması akabinde soruşturma süreci hızlı bir şekilde ilerleyeceğine ilişkin bizim bir şüphemiz yok.
* Pazartesi günü fethi kabir işlemleri gerçekleşecek, akabinde hemen otopsi işlemlerine başlanacak. Daha sonra ilerleyen süreçlerde şüpheli şahısların ifadeleriyle, verdiğimiz telefon numaralarıyla, mesajlaşma kayıtlarıyla alakalı araştırmalar devam edecek. Bizim vermiş olduğumuz bilgi ve belgelerle alakalı araştırmalar yapacak.”

SEVGİLİSİNİN ANNESİ HAKKINDA DA SUÇ DUYURUSU
Yağmur Taktaş’ın sistematik bir şekilde işkence ve şiddete uğradığını öne süren Öksüz şunları söyledi:
* “Şüphelinin Yağmur Hanım’a karşı gerçekleştirmiş olduğu şiddet, tehdit, hakaret eylemleri mevcut. Bununla alakalı birtakım soruşturmalar ve kovuşturmalar halihazırda zaten devam ediyor. Bununla alakalı Yağmur Hanım’ın zaten şikayeti akabinde gerekli adli prosedürler başlatılmış. Yağmur Hanım’ı daha önceden bir organını, bir uzvunu kaybetmesine neden olacak kadar ciddi bir şiddet eylemi gerçekleştirilmiş. Yağmur Hanım bu şiddet eylemi neticesinde dalağını kaybetmiş ve boydan boya, boynundan aşağıya kadar uzun bir kesikle bir operasyon gerçekleştirilmiş.
* Yağmur Hanım’ın kaşlarının tıraşlanması, saçlarının ön kısımlarının tıraşlanması gibi durumlar da söz konusu. Burada bir eziyet, bir işkence durumu söz konusu. Açık konuşmak gerekirse bu konuda bizim bir şüphemiz yok. Bununla beraber elimizdeki bilgi ve belgelerden zaten Yağmur’un Amerika’dayken vefat etmeden önce parasına, çantasına, pasaportuna el konulmuş olduğu ve şüpheli şahıs tarafından Türkiye’ye dönmemesi için zorla tutulmuş olduğu anlaşılıyor. Yağmur Hanım’ın mesajlaşmalarından, belgelerinden bunu da anlayabiliyoruz. Zaten bu zorla tutulma akabinde hürriyeti tahdit neticesinde Yağmur hanım maalesef şu anda aramızda değil. Maalesef kaybettik. Bununla alakalı zaten bilgi ve belgeleri de savcılığımıza sunduk.”
Avukat Öksüz, Yağmur Taktaş’ın öldürülmesinde sevgilisinin annesinin azmettirici olabileceğini düşündükleri için ayrıca suç duyurusunda bulunduklarını kaydetti.
]]>Dr. Leno, sabahları bırakmanız gereken dört ve bunların yerine yapmaya başlamanız gereken beş alışkanlığı şu şekilde sıralıyor…

YAPMAYIN: Güne hızlı bir başlangıç yapmak için e-postalarınızı kontrol etmeyin
İyi bir şey yaptığınızı düşünebilirsiniz, ancak Dr. Leno bunun yerine sadece sabahınıza gereksiz yere stres katıyor olabileceğinizi söylüyor.
Sabah ilk iş olarak telefonunuza uzanmamanız yönünde sık sık tekrarlanan tavsiyeyi duymuş olabilirsiniz. Ancak yatmadan önce telefon kullanımını kötü uyku kalitesine bağlayan çok sayıda çalışma olsa da sabah kullanımına ilişkin kanıtlar daha az kesindir.
Bir çalışma, “telefon molası” vermenin beyninizin gerçek bir mola vermesine gerçekten izin vermediğini gösterdi. Yani, ilk iş olarak telefonunuzu kontrol ettiğinizde beyninizin aşırı hızlandığını hissediyorsanız, nedeni bu olabilir.
YAPMAYIN: Yüksek sesli alarm sesiyle uyanmayın
Uyanmak için gürültüye ihtiyacınız olsa da, daha iyi bir uyanma deneyimine olanak tanıyan farklı sesler veya alarm saatleri denemelisiniz.
Dr. Leno, “Sizi uyandıran o büyük ses, çok fazla kaygıya neden olabilir. Neyin daha rahatlatıcı olduğunu bulun. Dünyada bizi kaygılandıran yeterince şey var.” dedi.
YAPMAYIN: Sorunu hemen çözmeye çalışmayın
İlk uyandığınızda kendinizi biraz sersem hissetmeniz normaldir. Bu duyguya uyku ataleti denir ve normalde 15 ila 60 dakika sürer. Bilim insanları bunun neden olduğunu tam olarak bilmese de bunun, gece boyunca beklenmedik veya istenmeyen uyanmalarda tekrar uykuya dalmanıza yardımcı olacak koruyucu bir önlem olabileceğini öne sürüyorlar.
Mesele şu ki, ilk uyandığınızda beyniniz en iyi durumda değildir.
Dr. Leno, “Sabah ilk iş olarak problemi çözmeye çalışmayın. Bazı şeyleri nasıl düzelteceğimi, nasıl çözeceğimi bulmaya çalışırken ben de çok suçluydum.” diyor.

YAPMAYIN: Dün ters giden şeylere odaklanmayın
Dr. Leno, “Bu çok ama çok zor bir şey” diye kabul ederken, uyanıp önceki gün sizi sinirlendiren bir şeyi düşünmenin kolay olduğunu ve “ne olursa olsun, kendimizi onunla tükettiğimizi” söyledi.
Bunun yerine zihninizi sinir bozucu konudan uzaklaştırmaya çalışın. Zor ve biraz pratik gerektirecek.
Dr. Leno, “Bu, gün boyunca onu hiç düşünmeyeceğiniz anlamına gelmiyor, ancak onu düşünerek uyanmamaya çalışın. Ve bunu bir sabah deneyebilirsiniz, işe yaramaz, ertesi sabah işe yaramaz. Ertesi sabah bunu denersiniz ve işe yarar.” diye ekledi.
Bu önerilerin çoğunda olduğu gibi, onlara bağlı kalmak çok önemlidir. Artık bırakmanız gereken alışkanlıkları bildiğinize göre, güne daha parlak bir şekilde başlamanın bilim destekli bazı yollarını burada bulabilirsiniz.
YAPIN: Meditasyonla ve derin nefeslerle başlayın
Dr. Leno, “Yaptığım ilk şey bir çeşit meditasyonla başlamaya çalışmak. Ve bunun tüm gününüzü almasına gerek yok.” dedi.
Psikolog, sabahları birkaç dakikanızı derin nefes almaya ve zihninizi sakinleştirmeye ayırmanın – ister rehberli bir meditasyon izliyor olun ister sadece kendi başınıza nefes alıyor olun – daha uyanık ve açık fikirli hissetmenize yardımcı olabileceğini söyledi.
YAPIN: Ne olmasını istediğinize odaklanın ve bir liste yapın
Güne dün neyin yanlış gittiğini veya bugün neyin yanlış gidebileceğini düşünerek başlamak yerine, başarmak istediğiniz şeyleri düşünün.
Bu çok açık görünüyor, ancak olumsuz “eğer olursa”ların ortaya çıkması kolaydır.
Dr. Leno, “Gününüzün veya günlerinizin kaosla dolu olacağına inansanız bile, olumlu bir şeyi hayal etmeye başlayın” diye önerdi.
Yapın: Yatak odanıza sizi gülümseten bir şey asın
Yatak odanızda asılı “neşe uyandıran” bir sanat eseri veya fotoğrafınız yoksa hemen bir tane edinin. Uyandığınızda, eğlenceli bir tatilin, sevdiğiniz birinin veya gerçekten keyif aldığınız bir sanat eserinin görsel olarak anında hatırlatılması, güne başlamanın harika bir yolu olabilir.

Yapın: Biraz hareket edin
Bunun tam bir egzersiz olması gerekmez. Birkaç dakika esneyebilir veya biraz yoga yapabilirsiniz. Dr. Leno, “eğer zamanınız ve enerjiniz varsa mutlaka egzersiz yapın” diyor. Ancak bazen basit hareketlerle de ruh halinizi iyileştirebilirsiniz.
YAPIN: Ne deniyorsanız ona sadık kalın
Bir alışkanlığın en zor kısmı onu oluşturmaktır. Dr. Leno, bu uygulamaları entegre etmenin zor olmasına rağmen önemli olanın denemeye devam etmeniz ve disiplinli kalmanız olduğunu belirtiyor.
Dr. Leno, “Sizin için önemli olan şeylere zaman ayırdığınıza inanıyorum. Zamanla yaptıklarınız doğal gelecek ve bunları devam ettirmek isteyeceksiniz.” diye ekliyor.
]]>
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere bir araya geldiklerini anlatan Özel, yerel seçimlerden başarı ile ayrılan DEM Partili belediye başkanlarını kutladı.
“İKİNCİYE MAZBATA AYIBINDAN DÖNÜLDÜ”
Özel, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
– Bu nazik ziyaret için teşekkür ederken DEM Parti’nin seçimleri kazanan belediye başkanlarını hem tebrik ediyorum, hem çalışmalarında başarılar diliyorum. Hem de geçmiş yerel seçimlerden sonra Türkiye demokrasisi önemli bir yara almıştı kayyum atamaları ile. Bu seçimde önce Van’daki durum ortaya çıktı. Orada çok önemli bir dayanışma sergilendi, toplumun tüm kesimleri tarafından. İkinciye mazbata verme gibi bir ayıptan, yanlıştan dönüldü. Şu ana kadar da herhangi bir kayyum uygulamasının yaşanmamış olmasından ihtiyatlı bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim.

“KRİZLERİ YENİDEN KONUŞMAK ANLAMLI DEĞİL”
Özel, bir soru üzerine Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
– Aşılmış krizleri yeniden konuşmak anlamlı değil. Orada ortaya çıkan tablo ve aramızdaki görüşmeden sonra Sayın Erdoğan’ın CHP’ye bir ziyaret yapma talebini iletmesiyle birlikte olabilecek en iyi şekilde çözümlenmiş oldu. Burada artık dönüp de tekrar bir değerlendirme yapmayı doğru bulmam. Nezaketli de bir davranış olmaz.
“TÜRKİYE DEMOKRASİSİ İÇİN BİR KİLOMETRE TAŞI”
– Biz kamuoyunun gündeminde ne varsa hepsini dün Sayın Erdoğan ile konuşma imkanı bulduk. Benim ortaya koyduğum gündemlerin tamamını kendisi ve heyetinde bulunan arkadaşlar not aldılar. Biz de Sayın Erdoğan’ın yapmış olduğu değerlendirmeleri dinledik. Ben dünkü toplantının Türkiye demokrasisi açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu ifade etmek isterim. Siyasetçilerin el sıkışmadığı dönemlerin sonu demokrasi açısından hep felaket olmuştur. 1977 ile 80 arası iktidar ile ana muhalefetin el sıkışmadığı ve konuşmadığı bir dönemdi.
– Türkiye’de de ana muhalefet ile iktidarın ve bütün siyasi partilerin birbirleri ile konuşabilen, el sıkışabilen, her şeyde anlaşmak mümkün değildir ama tartışabilen bir çizgide kalmalarını son derece önemli buluyoruz. Dünkü konuşmalar ve tartışmaların bu anlamda nasıl sonuç verdiğini önümüzdeki günlerde, haftalarda, aylarda biz de takip edeceğiz. Siz de takip edeceksiniz.

AHMET NECDET SEZER’DEN BÜYÜKELÇİ ÖNERİSİ
Özel, Erdoğan görüşmesine CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın da katılması ve deprem bakanlığı önerisine ilişkin sorulara da şöyle yanıt verdi:
– Namık Tan ile ilgili merakı giderelim. Ben Sayın Cumhurbaşkanını ziyaret etmeden önce seçilmiş son tarafsız Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’e bir ziyarette bulundum. Ziyaretim hem kendisinin bana nazik kutlama mesajına teşekkür etmek içindi, hem de bir Cumhurbaşkanı ile yapılacak görüşmeden önce kendisinin önerilerini almak ve bazı sorularıma kendisinden yardım istemek üzereydi. Kendisini uyarısı bana şöyle oldu.
– Cumhurbaşkanlığı’nın özel kaleminin ve protokol müdürlüğünün bir büyükelçi olduğunu, onun için benim de partimde bulunan büyükelçilerden birini görevlendirmek suretiyle bu protokol akışını, randevulaşmayı ve devamını özel kalemimizle koordineli bir büyükelçinin götürmesinin doğru olacağını ifade ettiler. Ben de partimizde görev yapan ve şu anda İstanbul Milletvekilimiz olan Namık Tan’ı bu konuda görevlendirdim. Kendisi de Cumhurbaşkanlığı Protokol Başkanı ve Özel Kalem Müdürü’yle dünkü görüşmenin detaylarını görüştüler.
– Heyet teşekkülü sırasında da kendi mesleki deneyimleri ve birikimleri gereğince görüşmeyi takip etmek ve gerekli notları tutmak üzere de Namık Tan’ı heyette bulundurduk. Kendileri de önce Sayın Elitaş, Sayın Cumhurbaşkanına eşlik ediyordu. Not tutma noktasında ilerleyen süreçte Sayın Cumhurbaşkanının daveti üzerine Özel Kalem Müdürü de eşlik etti ve böylece iki büyükelçinin görüşme ile ilgili not tuttukları süreci hep birlikte yaşamış olduk. İsim tercihini elbette ben yaptım. Milletvekili grubumuzdaki tek büyükelçidir kendisi. Ama bir büyükelçiyi görevlendirme önerisi kendi deneyim ve taktirleri ile Sayın Ahmet Necdet Sezer’in doğrudan bana teklifiyle olmuştur.
“DEPREM BAKANLIĞI ÖNERDİM”
Özel, Erdoğan’la görüşmesine ilişkin şöyle devam etti:
– Deprem bakanlığını önemsiyorum. Bu mesele ne iktidarın tek başına bir meselesidir. Ne o kenti yöneten belediyenin tek başına çözebileceği bir meseledir. Ne de muhalefete muhalefet alanı tanıyacak bir durumdur. Bu meselenin kendisi ülke için bir beka sorunudur. Bunun için de Sayın Erdoğan’a bir deprem üzerine, ismi doğrudan deprem bakanlığı olarak konur mu, yoksa doğal afetlerle mücadele ve depreme hazırlık bakanlığı mı olur ama bir bakanlık kurmasını önerdim. Dahasını önerdim, Meclis’te grubu bulunan bütün siyasi partilerden birer bakan yardımcısı talep etmesi durumunda ben partimden bir bakan yardımcısını görevlendireceğimi ve depreme meselesini siyaset üstü bir şekilde ele almanın, siyasetin kısır tartışmalarının dışına çıkarmanın, bir beka sorununu el birliği ile ortadan kaldırmanın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundum.
– Sayın Cumhurbaşkanı dikkatle takip etti, not aldı ve not aldırdı. Ancak bu konuda biliyorsunuz, Anayasa gereği yeni bakanlıklar kurulması kendi yetkisindedir. Kendi uhdesindedir. Nasıl bir adım atacağını bilmiyorum. Kurulmasını önemserim. Partimizden talep olduğu taktirde deprem bakanlığına bir bakan yardımcısı vermeyi de siyasi açıdan değil insani açıdan, vicdani açıdan ve o gün pişman olmamak için almamız gerekli bir sorumluluk olarak görürüm.
ATATÜRK VE ERDOĞAN’A HAKARET
DEM Partili bir belediyede Atatürk, Erdoğan ve bayrağa yönelik sarf edildiği bildirilen sözleri de yorumlayan Özel, şunları söyledi:
– Olaylar yaşandığında da diyalog halindeydik. Birincisi bir Atatürk’e ve Sayın Erdoğan’a saygısızca ifadenin DEM Parti Eş Başkanları tarafından sarf edildiği noktasındaki yanlış iletişim kendileri tarafından düzeltildi. Ardından kolluk güçlerinin yapmış olduğu soruşturma ve kovuşturma aşamasında da netleşti. DEM Parti’nin seçilmiş başkanları değildi onu söyleyenler.
– İkinci husus da bayrak konusu. O konuda ben her iki Sayın Eş Başkanın yapmış olduğu açıklamaları DEM’in kurumsal tavrı olarak görüyoruz ve o noktada da yapmış oldukları açıklamalarda hem bayrağa, hem Atatürk resmine, simgelere ve sembollere karşı bir hürmetsizlik ve saygısızlıklarının olmadıklarına ilişkin açıklamalarını son derece önemli, yerinde ve yeterli buluyorum.
]]>“Durup dururken imza süreci başlamadı. Herkes memnun mesut, dünya toz pembe, kimse şikayet etmiyor, boş vaktimiz var gidip imza toplayalım denmedi. Olağanüstü bir kişiyle muhatap oluyoruz. Milyonların maç skorlarına, hafta sonu skorlarına bütün haftasını etkilediği futbol sektörünün nasıl son derece ilginç, garip, kindar, son derece kolay günü anı kurtarmak için yalan söyleyen bir insanın elinde olduğunu anlatmaya çalışacağım. Biz artık bıktık devamlı kendimizi müdafaa etmekten. Riyad’da ihaleyi bize çıkardılar. Yine aynı şeyi yapıyorlar. En son sert cevabı mecburen, istemeyerek, üzülerek vermek zorundayım. Onlar siyaseti karıştırdıkları için siyasete değinmek zorundayım.”
“RAHATÇA YALAN SÖYLEYEN BİR İNSAN…”
“MHK Başkanı’na ‘omurgasız’ derken bunu ifade etmek istiyorum. İmzasını koyduruyor ve açıklamayı yaptırıyor. Yaşanan bunca skandal ve kriz var, bunları yönetemedi. Mesela hakem olayı… Talihsiz olaydan önce TFF’deydik. Devre arasında MHK’yi ve hakemlerin yüzde 40’ını değiştireceğini söyledi. Yumruk olayı oldu, bizim başkan 180 derece değişti. Riyad olayı zaten malumunuz. Bir sürü başkan çıktı ‘Bana şike teklif edildi’ dedi, bahis olayları diz boyu… Bunlar soruşturuldu mu? Hiçbirine cesaret edemedi. Bizim futbolcularımıza Trabzonspor maçından dolayı dörder beşer maç ceza verilecekti, cesaret edemedi. Liyakatsiz kadrolar… Kurumsal hafıza silindi silinecek. Futbolla alakası olmayan danışmanlarla kurumu yönetmeyi çalıştı. Ama esas sıkıntı şu; doğruları söylememek, gerçekleri çarpıtmak. Olağanüstü şekilde rahatça yalan söyleyen bir insandan söz ediyoruz.”
“TELEFONUNUZDA BYLOCK ÇIKTI”
”Sayın başkan beni iyi dinleyin! Söz konusu milli değerler ise bizi en son sorgulayacak kişilerden biri sizsiniz. 2 telefonunuzda Bylock çıktı. Bize milli değerler hakkında konuşamazsınız.”
“Bu ülkeyi de anlamıyorum artık! Bu örgütün kenarından köşesinden geçenlerin futbolun içinde yer almaması lazım. Adam mı kalmadı bu ülkede? Bu FETÖ unsuru hala futbolun içerisinde. Daha fazla o günlere dönme adımları atılmaktadır.”
“BEŞİKTAŞ OLAYINDA GÖRDÜK Kİ KİNDAR BİRİ”
“21 ayda hakemlik müessesinde ne kadar çok format denenip vazgeçildi. Kişilere ve kurumlara özel düzenlemelere gidildi. TFF statüsü madde 3, tarafsız davranmak ve ayrımcılık yapmamak diyor. Bize göre tamamen ters bir yönetim anlayışı var. Bunu anlamamız zaman aldı. Kindar bir başkan var. Sayın Ahmet Nur Çebi ile ilgili girdiği polemikte olayı kişiselleştirdi. Birçok kez arayı bulmaya çalıştım, olmadı. Beşiktaş’a gösterdiği muamele… Amirimiz TFF. Seviyorum sevmiyorumla futbolu yönetemez. Standart içinde muamele göstermesi lazım. Beşiktaş olayında gördük ki kindar biri.”
“GALATASARAY’LA ARASINDA GARİP BİR İLİŞKİ VAR”
“Galatasaray ile arasında garip bir ilişki var. Kendilerine söylüyorum. Galatasaray Başkanı ve TFF Başkanı’na ‘Sizin kavganız kayıkçı kavgası’ diyorum.”
“DERHAL SEÇİME GİDELİM DİYEN DURSUN ÖZBEK…”
“4 Nisan’da 8 takım, Galatasaray ve Trabzonspor da dahil buna, imza vereceklerini söylüyorlar. Pazartesi lafı geçiyor, pazartesi geç diyenler de var. 5 Nisan’da 4 takım daha sürece dahil oluyor, bunlardan biri Fenerbahçe. Süper Kupa’yla ilgili TFF’den bize zehir zemberek bir yazı geldi. Biz de ‘Yeter’ dedik ve katıldık. Sonrasında Beşiktaş da katıldı. Beşiktaş da suçlanıyor ya. Bu işin farkına varan Büyükekşi, dayanamayacağını anlayıp Şanlıurfa’da zaman kazanmak için bir açıklama yaptı. Hala yönetim kurulu kararı var mı yok mu bilmiyoruz. Bu açıklama gelince, orada da Dursun Özbek ile istişare yapıyorlar. Derhal seçime gidelim diyen Dursun Özbek ne olacak 15-20 günden noktasına geliyor. İmza vereceğinden üçü, 18 Temmuz hedefimize ulaştık, imzaya gerek yok diyorlar. 18 Temmuz’da yeni bir TFF seçileceğini düşünerek bunu söylüyorlar.””
]]>Savcı, şirket yetkilisi Şafak Sırrı Demirel, şirket görevlisi Ersin Koparan ve TTK Şube Müdürü Ahmet Aktaş hakkında ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne veya yaralanmasına neden olmak’ suçundan ayrı ayrı 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti. Mütalaada TTK’nin dönemin üst düzey yöneticileri olan 6 sanığın bilinçli taksir suçlamasından beraati istendi.
YERİN 630 METRE ALTINDA
TTK Kozlu Müessese Müdürlüğü’ne ait maden ocağında 7 Ocak 2013’te yerin 630 metre altında ani metan gazı püskürmesi sonucu taşeron olarak çalışan Star İnşaat A.Ş.’nin 8 işçisi hayatını kaybetti, 8 işçi yaralandı.

Kazanın meydana geldiği dönemde TTK Kozlu Müessese Müdürü olan Kazım Eroğlu, TTK Kozlu Müessese Müdür Yardımcısı Nurettin Yılmaz, Şube Müdürü Ahmet Aktaş, taşeron firma Star İnşaat Genel Müdürü Şafak Sırrı Demirel, şirket ortağı İlal Köksal, şirket görevlileri Ersin Koparan, Mustafa Ünlü ile firma mühendisleri Yüksel Keskin, Murat Çınar ve Uğur Öztürk hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek’ten, Zonguldak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
YENİ İDDİANAME HAZIRLANDI
Dava sürerken dönemin TTK üst düzey yöneticilerinden Rıfat Dağdelen, Burhan İnan, Mahmut Yılmaz, Mehmet Açıkel, Mustafa Şimşek ve Çetin Onur hakkında Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla yeni iddianame yazıldı. Yöneticilerin yargılaması ana davadan bağımsız olarak devam etti. Ana davada, Star İnşaat Genel Müdürü Şafak Sırrı Demirel, şirket ortağı İlal Köksal, şirket görevlisi Ersin Koparan’a ‘iyi hal’ indirimi uygulayarak ‘Basit taksirle ölüme neden olma’ suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası verildi.
Dönemin Kozlu Müessese Müdürü Kazım Eroğlu ile Müessese Müdür Yardımcısı Nurettin Yılmaz ‘tali kusurlu’ oldukları gerekçesiyle 3 yıl 4’er ay hapis cezasına çarptırıldı. Eroğlu ile Yılmaz’ın cezaları para cezasına çevrilirken, ana davadaki şube müdürü Ahmet Aktaş ve firma çalışanları Mustafa Ünlü, Murat Çınar, Uğur Öztürk ve Yücel Keskin beraat etti.
DAVALAR BİRLEŞTİRİLDİ
Yargıtay 12’nci Ceza Dairesi ana davadaki kararı, “Bilinçli taksir’ uygulanmalı” diyerek bozdu. Ardından üst düzey yöneticilerin de yargılandığı dava ile bozulan dosya birleştirildi. Birleştirilen dosya ile 9 sanığın bu kez ‘Bilinçli taksirle öldürme’ suçundan TTK üst düzey yöneticilerinden Rıfat Dağdelen, Burhan İnan, Mahmut Yılmaz, Mehmet Açıkel, Mustafa Şimşek ve Çetin Onur ile TTK Kozlu Müessese Müdürlüğü Yapı Denetim Grup Başkanı ve Hizmet Alım Şube Müdürü Ahmet Aktaş, Star İnşaat Genel Müdürü Şafak Sırrı Demirel, şirket görevlisi Ersin Koparan hakkında 22,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılama devam etti.
Bozma kararının ardından yeniden görülen davanın 2’nci duruşması yapıldı. Duruşmaya tutuksuz sanıklar Rıfat Dağdelen, Ersin Koparan, Mehmet Açıkel, ölen madencilerin yakınları ile taraf avukatları katıldı.

SAVUNMALARINI YAPTILAR
Bozma kararına karşı söz verilen şirket görevlisi Ersin Koparan, “Ben talimatla çalışırım, idarenin yap dediğini yaparım, yapma dediğini yapmam” dedi.
Yaşanan degaj olayının yönetmelikleri ve yönergeleri değiştirdiğini, dünyada yaşanan en büyük 2’nci degaj olayı olduğunu belirten Koparan, “Bu yaşanan olaydan sonra yönergeler değişti. Tedbirlerin seviyesi arttırıldı. Yönerge ve yönetmeliklerin bile öngörmediği bir kaza yaşandı. Türkiye’de yaşanan en büyük degaj olayıydı. Dünyada ise 2’nci en büyük degaj olayıydı. Ayrıca bu olay yönetmelikleri değiştiren bir olay olduğu için bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmamasını talep ederim” diye konuştu.
Mehmet Açıkel de “İhalenin tüm aşamaları Sayıştay denetçileri tarafından her yıl inceliyor. İhaleyi alan firmanın yetersiz olduğuna dair hiçbir tespit yapılmamış. Eğer bu kaza olmasaydı firmanın yetkin olmadığına dair bir konu gündeme gelmeyecekti. Firmanın yetkin olmadığını söylemek, suç üretmek gibi oluyor. Beraatimi talep ederim” dedi.
“BEN EMEKLİYDİM”
TTK’nin eski genel müdürü Rıfat Dağdelen, “Ben emekli olalı 15 sene oluyor. Ben emekli olduktan 3 sene sonra bu hadise oluyor. Ben bununla suçlanmaya karşıyım” diyerek kendini savundu.
Madencilerin ve hayatını kaybedenlerin ailelerinin avukatları, sanıkların bilinçli taksir suçundan cezalandırılmalarını talep etti. Avukatlardan Murat Kemal Gündüz, Yargıtay kararı ile ana dava ve birleşen dosyadaki bilirkişi raporlarının çeliştiğini ve birleşen dosya açısından yeni bilirkişi raporu alınmasını talep etti. Mahkeme heyeti, dosyanın geldiği aşama gereği yeniden bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığını belirterek bu talepleri reddetti.
MAHKEME ERTELENDİ
Savcı duruşmada mütalaasını açıkladı. Sanıklardan Ersin Koparan, Şafak Sırrı Demirel ve Ahmet Aktaş hakkında ‘Bilinçli taksirle birden çok kişinin ölümüne neden olmak’ suçundan ayrı ayrı 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilen mütalaada, diğer sanıkların bilinçli taksir suçundan beraati istendi.
Buna göre Yargıtay’ın bozduğu ana dava dosyasının 3 sanığına ceza istenirken, TTK’nin üst düzey yöneticilerinin yargılandığı birleştirilen dava sanığı 6 kişiye beraat talep edildi. Mahkeme, mütalaaya karşı avukatların savunma hazırlamaları için ertelendi.
]]>Dünyanın en büyük saray müzelerinden biri olan ve mimarisiyle dikkatleri üzerine çeken Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a kazandırdığı en önemli yapı olarak gösteriliyor.
Saray, Sultan Abdülmecit’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar devletin idari merkezi konumundayken 1924’ten itibaren ise müze olarak kullanılıyor.
Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Haliç arasında bulunan ve İstanbul’un sembolik yapılarından biri olan Topkapı Sarayı’nda, Osmanlı dönemine ait koleksiyonlar, mimari yapılar ile yaklaşık 300 bin arşiv belge bulunuyor.
Askeri dehası ve devlet adamlığı kimliği ile bilinen Fatih Sultan Mehmet bilim, kültür ve sanat alanında da şehre pek çok eser kazandırdı.
Bunların başında ise İstanbul’daki ilk külliye olma özelliğine sahip Fatih Camisi ve Külliyesi geliyor. İstanbul’un fethinden sonra Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen külliyede medrese, kütüphane, darüşşifa, hamam, çarşı ve türbeler yer alıyor.
Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı eserlerden 20 kapısı, 65 caddesi, 17’den fazla han ve 4 bin dükkanıyla Osmanlı’dan bugüne miras kalan Kapalıçarşı, kente gelen yerli ve yabancı turistlerin en sık ziyaret ettiği yerler arasında bulunuyor.

Fatih’in ünlü portresi 2020’de İstanbul’a getirildi
İstanbul’u fethettikten sonra adeta yeniden imar eden Fatih Sultan Mehmet, 3 Mayıs 1481’deki vefatının ardından adını taşıyan Fatih Camisi’ndeki türbeye defnedildi.
Fatih’in kılıçları, kaftanları, zırhları ve yüzükleri gibi şahsi eşyaları günümüze kadar özenle korunarak Topkapı Sarayı’nda sergileniyor.
Sanata ilgisiyle bilinen Fatih Sultan Mehmet, 1480 yılında diplomatik bir görev için İstanbul’da bulunan Venedikli ressam Gentile Bellini’ye portresini çizdirdi.
Uzun yıllar Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’daki National Gallery’de sergilenen portre, 2020’de İstanbul Belediye Sarayı’na getirildi.
Yine Bellini tarafından çizilen ve Fatih Sultan Mehmet ile oğlu Cem Sultan’ın resmedildiği varsayılan tablo da İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından 2020’de Londra’daki bir müzayededen satın alınarak İstanbul Belediye Sarayı’nda sergilenmeye başladı.
Ayrıca Fatih Sultan Mehmet’in İtalyan sanatçı Costanzo de Ferrara’ya yaptırdığı, ön yüzeyinde “Bizans İmparatoru Muhammed” yazan ve dünyada sadece 4 adet bulunan madalyon da 2023’te İBB tarafından satın alınıp İstanbul Belediye Sarayı’na getirildi.

Kılıçları ve kaftanları Topkapı Sarayı’nda sergileniyor
Milli Saraylar Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, sarayın Fatih Sultan Mehmet döneminde kullanılmaya başlandığını söyledi.
Fatih Sultan Mehmet’in 1457’den itibaren fiilen Topkapı Sarayı’nı kullandığı belirten Kocaman, bu sebeple o dönemden kalma Fatih’e ait özel eşyaların da arasında olduğu birçok eserin envanterlerinde bulunduğunu dile getirdi.
Bu eserlerin başında Fatih Sultan Mehmet’in tahta çıkarken ve kılıç kuşanma törenlerinde kullandığı kılıçların olduğunu aktaran Kocaman, şöyle devam etti:
“Biz bunların birini Fatih Köşkü dediğimiz mekanda, bir tanesini de silahlar bölümünde sergilemekteyiz. Onun ötesinde kaftanlar arasındaki en önemli eserlerin başında da zırhlı kaftan gelmektedir. 2 tane zırhlı kaftanı var ve bu kaftanlar da ipek olmasına ve içinde zırh olmasına rağmen günümüze kadar çok fazla bir bozulmaya uğramadan gelmiştir. Onun ötesinde yine Fatih Sultan Mehmet’in vefat ettiği zaman üzerindeki kıyafetler de çıkarılmış ve onu da yine biz bu depoda muhafaza etmekteyiz.”
Eserlerin bugüne kadar gelme sürecini hakkında bilgi veren Kocaman, “Sarayda padişahların bizzat kullanmış oldukları eserler hemen vefatıyla birlikte belli bir düzen içerisinde, örneğin kıyafet ise bohçaya sarılır, üzerine damgası vurulur, envanteri belirlenir ve hazinenin saklanmış olduğu yere konarak muhafaza edilirdi” dedi.
Söz konusu eserlerin Cumhuriyet döneminde de kayıt altına alındığını, defterlere işlendiğini ve muhafazasının yapıldığını ifade eden Kocaman, “Günümüzde de Milli Saraylar Başkanlığına ait uzmanlarımız tarafından onların kondisyonlarına bakılıyor. Eğer bir bozulma görülürse atölyelerimiz var, atölyedeki uzmanlarımız tarafından restorasyonları ve konservasyonları yapılmaktadır” diye konuştu.

Topkapı Sarayı’nın genel yapısı Fatih döneminde belirlendi
Tarihi eserlerin muhafazasının kolay olmadığına dikkati çeken Kocaman, şöyle devam etti:
“Gerek restorasyonu, gerek konservasyonu, gerekse muhafazası, depoda olsun, tefrişte olsun, vitrinde olsun elbette ki belli kuralar içerisinde yapılması gerekiyor. Bunların çağdaş anlamda muhafazası ve sergilenmesi, Milli Saraylar Başkanlığı olarak biz bunların nasıl yapılacağını çok iyi biliyoruz. Tarihi bir eserin gerek sergilenmesi gerekse muhafazası için çağdaş önlemler ne ise onların tamamı alınmıştır. Vitrinlerin iklimlendirilmesi, güvenliği gerek kamera ile gerekse alarmlar ile muhafazası sağlanmaktadır. Günümüzde biz bunları bu şekilde muhafaza ediyoruz.”
Topkapı Sarayı’nda Fatih Sultan Mehmet’e ait eşyalar arasında en dikkat çekenlerin kılıçları olduğunu söyleyen Kocaman, “Topkapı Sarayı’nın Seferlik Koğuşu’nda ‘Elbise-i Hümayun’ diye belirlediğimiz bölümde sergilemiş olduğumuz zırhlı kaftanları öne çıkıyor” dedi.
Bunların ötesinde birçok eserin sarayın mutfaklarında, silahlar bölümünde ve diğer bölümlerde sergilendiğini belirten Kocaman, Topkapı Sarayı’nda Fatih döneminin en önemli eserinin saraydaki yapılar olduğunu, sarayın genel yapısının Fatih döneminde belirlendiğini belirtti.
]]>DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “TÜİK sürekli olarak enflasyonu düşük belirleyerek her gün ama her gün soframızdaki ekmeğin daha fazla küçülmesine yol açıyor. TÜİK, İşçinin , emekçinin sofrasından bir dilim ekmeği daha çalıyor” dedi.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) önünde “TÜİK’i yargı kararlarına uymaya, ekmeğimizle oynamamaya, gerçekleri açıklamaya çağırıyoruz” çağrısıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamaya DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Yönetim Kurulu üyeleri katıldı.
DİSK üyeleri “Gerçekleri açıkla ekmeğimle oynama”, “TÜİK elini cebimizden çek”, “Sefalete teslim olmayacağız”, ”İnsanca yaşamak istiyoruz” sloganları attı.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yaptığı açıklamada, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda işçilerin Taksim’e çıkışının engellendiğini hatırlatarak, “Bizlerin Taksim’de olmamızı engellemek demek milyonlarca emekliyi on bin lira emekli aylığıyla yaşamaya mahkum etmek demektir. Bizlerin Taksim’de olmasını engellemek adaletsiz vergi sistemiyle krizin bütün yükünü işçiye emekçiye yüklemek demektir. Bizler 1 Mayıs’a ve Taksim’e sahip çıktığımız gibi emeğimize, ekmeğimizi sahip çıkmak için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.
‘HER GÜN DAHA FAZLA YOKSULLAŞIYORUZ’
TÜİK tarafından bugün açıklanan Nisan ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çerkezoğlu, “Enflasyon 3,18 yıllık enflasyon ise 70’ye dayanmış. Geçen yıl nisan ayında enflasyon yüzde 43,6 idi. TÜİK’in baskılanmış rakamlarıyla bile tablo ortada. Dört aylık enflasyonu hesapladığımızda yüzde 18,72 gıda enflasyonu yüzde 70’e dayanmış, ama bizim araştırma dairemizin gelir gruplarına göre hesapladığı gıda enflasyonuna baktığımızda örneğin emeklinin gıda enflasyonu yüzde 84, en düşük gelirli grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 107. TÜİK rakamlarıyla bile baktığımızda çok yüksek bir enflasyon karşısında her gün daha fazla yoksullaştığımız bir dönemi yaşıyoruz” diye konuştu.
TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin uzun bir süredir tartışma konusu olduğunu, rakamların gerçekle ilgisinin olmadığını ve vatandaşların bu rakamların yanlış olduğunu yaşayarak gördüğünü söyleyen Çerkezoğlu, “Her gün hepimiz çarşıya, pazara, manava gittiğimizde, evimize elektrik, su faturası geldiğinde gerçek enflasyonun ne kadar olduğunu yaşayarak görüyoruz. TÜİK sürekli olarak enflasyonu düşük belirleyerek her gün ama her gün soframızdaki ekmeği daha fazla küçülmesine yol açıyor. TÜİK, İşçinin , emekçinin sofrasından bir dilim ekmeği daha çalıyor.”
‘TÜİK, VERİLERİ KARARTMAYA DEVAM EDİYOR’
TÜİK’in gerçekleri açıklamadığını ve verileri kararttığını ifade eden Çerkezoğlu, TÜİK’in 20 yıl boyunca açıkladığı enflasyon sepetini iki yıldır açıklamadığını ve bunun için TÜİK’e yaptıkları başvurunun reddedildiğini söyledi.
Çerkezoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz DİSK olarak bu listenin açıklanması için TÜİK’e bir başvuru yaptık. TÜİK, bu başvurumuzu reddetti. Arkasından CİMER üzerinden TÜİK’den bu listeyi istedik. TÜİK, ikinci kez reddetti. Adalet Bakanlığı bünyesindeki Bilgi Edinme Kurulu’na başvurduk. Biz işçi örgütüyüz, emekçi örgütüyüz. Milyonlar emekçinin ücreti bu rakam üzerinden belirleniyor. Bu rakamı neye belirlediğinizi görmek, bizim ve Türkiye’nin hakkıdır dedik. Kurul, başvuruyu reddetti.
Ondan sonra bu süreci yargıya taşıdık. Ankara 6. İdare Mahkemesi, oy birliğiyle verdiği kararda bu verilerin TÜİK’in elinde olduğu ve bunu bütün kamuoyu ile ve DİSK ile paylaşmasının görevi gereği olduğunu söyledi. Ama TÜİK, buna rağmen verileri bizlerle paylaşmamaya devam ediyor. Yargı kararlarına uymayan TÜİK, verileri karartmaya devam etti. TÜİK’in Danıştay’a yaptığı başvurusu reddedildi. TÜİK’in verileri açıklamamak için denediği bütün yollar tükendi.
‘EMEKÇİNİN EKMEĞİYLE OYNAMAKTAN VAZGEÇİN’
TÜİK’e Anayasa’nın 138. maddesini hatırlatıyoruz. Yasama, yürütme, yargı arasındaki idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Mahkeme kararlarını değiştiremez ve yerine getirilmesini geciktiremez. TÜİK başkanı, yargı kararlarına uymayarak açıkça suç işlemektedir. Ceza hukuku açısından ciddi suçtur. Kararı geciktirenler kişisel olarak da suçludur.
Yargı kararlarına uymayarak milyonları mağdur edenlerin yarattığı hukuksuzluk ve haksızlıkla sonuna kadar mücadele edeceğiz. TÜİK başkanlığını görevini yapmaya çağırıyoruz. Gerçekleri saklamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz. TÜİK başkanlığını işçinin, emekçinin ekmeğiyle oynamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz.
Bu enflasyon rakamlarıyla bile her gün daha fazla yoksullaştığımız bu süreçte herkes bilsin ki yargı ve hukuk tanımaz düzenle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmak için dönen bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. İktidar yöneticilerinin kemer sıkma politikaları adı altında, enflasyonla mücadele adı altında ücretleri baskılayan politikaları karşısında DİSK olarak mücadele edeceğiz. İktidar, enflasyonun sebebi ücretlerdeki artış diyor. Bu kocaman bir yalan.”
]]>

PKK- YPG’nin silahlı kadın yapılanması olan YPJ’nin tepe isimlerinden olan teröristin Suriye’den çıkış yaparak bir toplantı için Irak’ın kuzeyine geçiş yapacağı bilgisi üzerine MİT harekete geçti.

Her anı saniye saniye takip edilen kadın teröristin önce Irak’ın Sincar bölgesine, buradan da PKK elebaşlarıyla gizli bir toplantı gerçekleştirmek için Irak’ın Süleymaniye bölgesine geçiş yapacağı bilgisi üzerine operasyon için düğmeye basıldı.
MİT’in sahadaki yerel saha ajanlarından da aldığı bilgiler doğrulanınca kadın teröristin içinde bulunduğu sivil zırhlı araç deşifre edildi.

Sinyal takibiyle uydudan izlenen araca yönelik Irak’ın Sincar bölgesinde hareket halindeyken Silahlı İnsansız Hava Aracıyla nokta hava operasyonu gerçekleştirildi.
Tam isabetle vurulan araç patlamanın da etkisiyle yanarak hurda yığınına dönerken, araçta Zozan Haseki kod adlı Münevver Fatima ile şoförü de öldürüldü.

SİLAH VE LOJİSTİK AKTAMINDAN SORUMLUYDU
Kadın teröristin ölümü terör örgütü PKK içinde de şok etkisi yarattı. TSK’nın Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Fırat Kalkanı harekâtlarında yüzlerce teröristin başında yer alıp terörist aktarımı; lojistik ve silah aktarımından sorumlu olan terörist Fatima, ABD başta olmak üzere batılı ülkelerin IŞİD’le mücadele adı altında Suriye’ye gönderdiği silah ve mühimmatın da Suriye ile Irak’ın kuzeyine aktarımından da sorumluydu.

ABD’LİLERLE TOPLANTI VE TATBİKATLARA KATILIYORDU
Kadın terörist Suriye’nin kuzeyinde de sık sık bölgeye gelen ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Ortadoğu Masasında görev alan CENTCOM’a bağlı üst düzey generallerle birlikte gizli toplantılara katılarak PKK-YPG’li teröristlerin sahadaki askeri eğitimleriyle ilgili tatbikatlara katılıyordu.
Kadın terörist, bölgedeki Arap aşiretlerinin de ileri gelenleriyle birlikte ABD’li generallerle toplantılara katılan isimlerden biriydi.
Terörist Münevver Fatima’nın Irak’ın kuzeyindeki barınma alanları başta olmak üzere Kandil bölgesi, Suriye ve Türkiye içinde de 1990’lı yılların sonlarına kadar Hakkâri, Siirt, Şırnak kırsalında da çok sayıda mayınlama, karakol baskını ve bombalı saldırı gibi saldırılarda yer aldığı bildirildi.

ŞAMDA APO’NUN SEKRETERYASINDAKİ İSİMDİ
Teröristin 1990 yılında terör örgütüne katıldıktan sonra 5 yıl boyunca Suriye’nin başkenti Şam’da Abdullah Öcalan’ın kaldığı villada ideolojik eğitim aldıktan sonra terörist elebaşının sekretaryasında da bir dönem görev aldığı öğrenildi.
Teröristin Şanlıurfa Suruç sınırındaki Ayn El Arab, Ceylanpınar sınırındaki Resulayn, Akçakale sınırındaki Teb Abyad, Kızıltepe sınırındaki Amude, Cizre sınırındaki El Malikiye, Nusaybin sınırındaki Kamışlı bölgelerinde hudut birliklerine çok sayıda füzeli, havan ve roketli saldırıları da bizzat yöneten, emir ve talimatını veren isimlerden olduğu yakalanan veya teslim olan teröristlerin teşhis ve ifadelerinde yer alıyordu.
Zozan Haseki kod adlı terörist, Suriye’deki örgüt elebaşı Mazlum Kobani kod adlı Ferhad Abdi Şahin ile birlikte her yıl terör örgütü PKK-YPG için Pentagonun ayırdığı bütçeyle ilgili örgütün para trafiğini de yöneten isimlerden biri olduğu ifade edildi.
]]>Genel Müdürlükten yapılan yazılı açıklamada, Avrupa Birliğine (AB) ihraç edilen ve geri dönen ürünlerle ilgili medyada yer alan haberler üzerine açıklama yapılması ihtiyacı doğduğu belirtildi.
AB üye ülkeleri tarafından yapılan resmi kontroller sonucunda tespit edilen olumsuzlukların Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) üzerinden ilan edildiği aktarılarak, sistemin erişime açık olup herkes tarafından görülebildiği ifade edildi.
ÜRETİCİ VE İHRACATÇIYA SORUŞTURMA
Türkiye’nin itibarı ile Türk malının imajının korunması, güvenilir ürünlerin piyasaya sunulması ve ihraç edilmesi için RASFF bildirimlerinin kurumca ivedilikle incelendiği ve hata kaynağının tespitine yönelik resmi kontrollerin başlatıldığına yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bildirim alan üretici, ihracatçı ve bildirime konu ürünlere yönelik resmi kontroller yapılmakta, tedbirler alınmakta, ihracatçı firmalara 1 yıl süreyle yüzde 100 analiz sıklığı uygulanmaktadır. Son günlerde haberlere konu olan, RASFF bildirimlerinde tespit edildiği belirtilen, chlorpyrifos-ethyl aktif maddesinin 21 Mayıs 2020’de, propiconazole aktif maddesinin 31 Aralık 2020’de, chlorpyrifos-methyl aktif maddesinin 31 Aralık 2021’de, Avrupa Birliğinde alınan kararlar, çevre ve insan sağlığı dikkate alınarak ülkemizdeki kullanımları sonlandırılmıştır.
Ayrıca ülkemizde AB uyum çerçevesinde çevre ve insan sağlığı açısından olumsuz etkileri tespit edilen 223 aktif madde daha yasaklanmıştır. Belirtilen tarihlerden sonra yasaklı aktif maddeleri içeren bitki koruma ürünlerinin üretimine ve ithalatına izin verilmemektedir. Mevzuata aykırı hareket eden bütün kişi ve firmalara olduğu gibi, son olarak haberlere konu olan, Bulgaristan’dan dönen ve yasaklı madde kullanıldığı tespit edilen limonlarla ilgili de üretici ve ihracatçı firmalarla ilgili soruşturma başlatılmıştır.”
Açıklamada, bitki koruma ürünlerinin kaçak veya tavsiye dışı kullanımının önlenebilmesi amacıyla kolluk kuvvetleri ile işbirliği yapılarak ilaç üreticilerin, dağıtıcıların, bayilerin ve çiftçilerin denetlendiği aktarılarak, yasaklı veya tavsiye dışı aktif maddeli bitki koruma ürünlerinin kullanımının engellenmesi amacıyla “hasat öncesi pestisit denetimi” yapıldığı belirtildi.
Denetimlerde pestisit kullanımına alternatif yöntemlerden biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemlerinin kullanılmasının teşvik edildiği ve maddi olarak da desteklendiği vurgulanan açıklamada, “Ülkemizde yetiştirilen ürünlerin tarladan çatala gelene kadar bütün süreçlerde pestisit kontrolleri aralıksız gerçekleştirilmektedir. Yetiştirilen ürünlerin ülkemiz mevzuatına uygun olmadığı tespit edilen ürünler nedeniyle, gıda işletmesine ve birincil üreticiye 5996 sayılı Kanuna uygun yasal işlem uygulanmaktadır” ifadelerine yer verildi.
‘UYGUNSUZ ÜRÜNLER İMHA EDİLİYOR’
Uygunsuz ürünlerin tüketime sunulmasına izin verilmeyerek imha edildiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“RASFF’a konu olan veya herhangi bir nedenle ülkemize geri dönen tüm gıda ve yem ürünleri, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunumuz ve yönetmeliklerimiz gereği yüzde 100 analize alınarak resmi kontrole tabi tutulmakta olup, analiz sonucu ülkemiz mevzuatına uygun olmayan ürünlerin girişine katiyen izin verilmemektedir. Bu tür haberler, ülkemizin uluslararası itibarını zedelemekte ve ihracatını da riskli hale getirmektedir. Halkımızın sağlıklı gıdaya erişebilmesi için resmi kontrollerimiz aralıksız devam etmektedir.”
]]>
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), enflasyon verilerinin ardından yaptığı açıklamada, “En yoksul gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 108 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 50 oranında kaldı” ifadelerine yer verdi.
Açıklamada ayrıca TÜİK’in Haziran 2022’de madde sepeti fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesi üzerine DİSK’in TÜİK’e karşı açtığı davaya rağmen madde sepeti verilerinin hâlâ yayımlanmadığına da değinildi.
YOKSULUN GIDA ENFLASYONU YÜZDE 108
“TÜİK, Nisan 2024 döneminde gıda enflasyonunu yüzde 68,5 olarak açıkladı. Ancak bu enflasyon halkın hissettiği gerçek enflasyonu yansıtmaktan oldukça uzak bir oran” denilen açıklamada DİSK-AR’ın araştırmasına ait verilere yer verildi.
DİSK-AR’ın TÜİK verilerinden yararlanarak yaptığı hesaplamaya göre resmi gıda enflasyonu ortalama yüzde 68,5 olarak gerçekleşirken emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 84,1 oldu.
Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 78,1 olurken, düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 89,5 ve en yoksul yüzde 20’lik gelir grubun gıda enflasyonu ise yüzde 107,6 olarak gerçekleşti.
“Yüksek gelir gruplarının daha düşük gıda enflasyonu hissettiği görülüyor” denilen açıklamada yüksek gelir gruplarının gıda enflasyonuna ilişkin şunlar paylaşıldı:
Dördüncü (yüksek) yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 65,5 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 49,9 oldu. Böylece en yoksul gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 108 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 50 oranında kaldı. Bu durum enflasyonun gelir gruplarına, farklı toplumsal kesim ve sınıflara göre önemli ölçüde farklı hissedildiğini ortaya koyuyor.
DİSK- AR, TÜİK, aylık Tüketici Eğilim Anketi gerçekleştirmesine rağmen, bunun çıktısı olan “hissedilen/algılanan enflasyon”u açıklamadığını belirtirken “TÜİK, uluslararası kuruluşların yaptığı gibi halkın hissettiği/algıladığı enflasyon oranı ve beklenen enflasyonu da elinde hazır bulunan verileri işleyerek yeni bir veri olarak yayımlamalıdır. TÜİK ayrıca gelir gruplarına göre enflasyon farklılaşmasını da açıklamalıdır” ifadelerine yer verdi.
GIDA ENFLASYONU İLE FARK AÇILDI
2005 ve 2024 verilerinin karşılaştırıldığı açıklamada son yıllarda gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki farkın açılmaya başladığı belirtilerek şunlar kaydedildi:
*2005 Nisan’da 115,6 olan TÜFE endeksi, Nisan 2024’te 2207,5’e yükseldi.
*2005 Nisan’da 111,9 olan gıda fiyatları endeksi ise 2024 Nisan’da 3237,6’ya yükseldi.
*Nisan 2005’te yüzde 8 olan yıllık enflasyon oranı Nisan 2024’te yüzde 69,8 oldu.
*2005’te yüzde 3,5 olan yıllık gıda enflasyonu ise Nisan 2024’te yüzde 68,5’e yükseldi.
*Öte yandan son yıllarda gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark açılmaya başladı. Nisan 2005’te TÜFE’yle aynı seyreden gıda fiyatları endeksi Nisan 2024’te TÜFE’nin 1.030 puan (yüzde 46,6) üstüne çıktı.
]]>Saraçlı istenen bu ücretin yasal olmadığını ve vatandaşların ödemeyebileceğini söyledi. Ödemek zorunda kalan vatandaşların ise şikayet haklarını kullanmalarını isteyen Saraçlı, işletmeleri de yeni çıkacak genelge ile ticaretten men edilebilecekleri yönünde uyardı.
“BÖYLE BİR TALEBİ İSTEMEYE KESİNLİKLE HAKLARI YOK”
Müşteriden istenen servis ücretinin yasal olmadığını söyleyen TUKONFED Hukuk Komisyonu Başkan Yardımcısı Mücahit Saraçlı, “Adisyonların altında yüzde 15, yüzde 20, yüzde 10 artık işletmeye göre değişen tabii ki tamamında olan bir şey değil. Ama servis ücreti diye bir ilave bir ücret koyuyorlar. Böylesine bir ücret talebinde bulunmaya hakları yok. Bu tamamen yasaya aykırı bir taleptir. Bir de bilsinler ki bu tür uygulamalar yapan işletmeler Maliye Bakanlığı tarafından da geriye dönük denetlenmekte. Bu servis ücreti gibi bir isimden adlandırılmış olan ekstradan bir taleptir. Böyle bir talebi istemeye kesinlikle hakları yok. Tüketiciler de böyle bir talep karşısında ödeme yapmasınlar. Çünkü bu talepleri yasaya aykırıdır” dedi.

“VERGİ USUL KANUNUNA GÖRE HAKSIZ İŞLEM YAPIYORLAR”
Tüketicilerin şikayet etme haklarını sonuna kadar kullanmaları gerektiğini söyleyen Mücahit Saraçlı, “Adisyonun altında böyle bir şey gördüğünüzde mecbur kalınırsa tabii ki yani tartışma ortamı restoran içerisinde bir noktaya derdinizi anlatabiliyorsunuz ama sizden bunu gerçekten direterek bu tahsilatı yaparlarsa bu ödediğiniz fişi yanınızda bulunduracaksınız. Alo 175 tüketici hattına da bildirdiğinizde veya Ticaret Bakanlığı’nın kendi portalı üzerinden haksız rekabet kurulunun portalına girildiğinde bu işletmenin adını verdiklerinde ve bu ödemiş oldukları fişi de buraya fotoğrafını gönderdiklerinde bu işletmelerin geriye dönük incelemesi yapılacak.” ifadelerini kullandı.
Saraçlı “Burada sadece aslında tüketicileri uyarmanın dışında bu işletmeleri de uyarmamız gerekiyor. Vergi usul kanununa göre haksız işlem yapıyorlar. Haksız kazanç elde etme yolunu seçiyorlar. Burada da bu tür işlem yapan işletmeler çok ciddi denetlenecektir. Özellikle Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü nezdinde birçok denetçisinden fazla mesailer yaparak bu denetimleri yapmaktalar. Çünkü burada servis ücreti dedikleri olay satmış oldukları ürünlerin haricinde bir hizmet bedeli talebindeler. Bu hizmete dayalı ücretlerin KDV oranı da farklıdır. Ayrı fiş kesmeleri gerekir” dedi.
“İŞLETMELER BU UYGULAMALARDAN BİR AN EVVEL VAZGEÇSİNLER”
İşletme sahiplerini uyaran Saraçlı, “Bu tür uygulamalarla ilgili olarak Ticaret Bakanlığı bir genelge yayınlayacak. Bu genelge içeriği hazırlandı. Her türlü haksız ticari işlemler adı altında yapılan her türlü işlemler kapatma cezaları, hapis cezaları hatta ve hatta ticaretten men cezalarına kadar boyutlara ulaşacak. Bunun da Resmi Gazete de yayınlanmasıyla birlikte aslında var olan bir genelgenin genişletilmiş şekliyle yayınlanmış olacak ve bu konuda Ticaret Bakanlığı, Maliye Bakanlığıyla birlikte senkronize bir şekilde çalışıyorlar. İşletmeler bu uygulamalardan bir an evvel vazgeçsinler. Çünkü denetimlere girdiklerinde geriye dönük incelemelerde çok ciddi cezai boyutlara ulaşacaktır” diye konuştu.

“ÜRÜNDEN 3 DEĞİL, 3,50 AL AMA O ÜCRETİ AYRICA YANSITMA”
Müşterilerden servis ücreti alınmasının doğru olmadığını söyleyen restoran sahibi Murat Sakin, “Vatandaşın durumu zaten zorda, dışarda yemek yemeye zorlanıyorlar. Bizim müessesemizde öyle bir şey yok. Büyük restoranlar yapıyorsa onu da bilmiyorum ama bence yanlış bir uygulama. Müşteri ne yediyse zaten parasını alıyorsun. Onun altında birde servis ücreti şahsen bence yanlış. Son zamanlarda mı personel ücreti servis ücretinden çıkıyor onu bilemem. İşletme sahibinin kendi görüşüdür. Üründen 3 değil, 3,50 al ama o ücreti ayrıca yansıtma. 20 lira üstüne koy, ‘Beni kurtarmıyor’ de ama o ücret vatandaşın zoruna gider. Ne kadar lahmacun, bende 110 lira. Ben yüzde 20’de servis ücreti dersem geldi 130 liraya. 115 liraya satarım ama servis ücreti yazmam” ifadelerini kullandı.
“YEMEĞİ EVİME Mİ GETİRİYORLAR, MASAYA GETİRİYORLAR”
Restoranda yemek yiyen Mahmut Ayaz, “Böyle bir hizmet bedeli olmaması gerekiyor. Öyle bir mekana gitmem de kimseye tavsiye de etmem. Böyle bir şeyle karşılaşmadım, saçmalık. Yemeği evime mi getiriyorlar, masaya getiriyorlar. Şuradan şuraya getiriyor. Resmen insanlarla alay etmektir, başka bir şey değil” dedi. Bir diğer müşteri Nurhan Güler ise, “Ben böyle bir uygulama ile karşılaşmadım, karşılaşsaydım da kesinlikle tepkimi gösterirdim. Servis ücretini ne için istiyorlar, ben kabul etmem. Restoranlar, her şey çok pahalı o yüzden ödemem bunu dile getiririm” diye konuştu.
]]>Galatasaray’ın çok ciddi bir puan avantajıyla girdiği son düzlükte Fenerbahçe de iddiasını korumak için mücadele edecek. Sarı-kırmızılıların başında Okan Buruk, sarı-lacivertlilerin başında da İsmail Kartal yer alırken sonuç ne olursa olsun, Süper Lig’de son 16 sezondur yaşanan Türk teknik direktörlerin şampiyonluk geleneği değişmeyecek.
Ligde 2007-2008 sezonundan bu yana olduğu gibi yine bir yerli teknik adam, 17. kez takımını şampiyonluğa taşıyacak. Sezon sonunda kupa İstanbul’un hangi yakasına giderse gitsin Türk futbolunda yerli teknik direktörlerin başarılarına bir yenisi daha eklenecek.
Türk teknik adamlar son 16 sezona damga vurdu
Süper Lig’de geride kalan 65 sezonun 30’unda Türk teknik adamların yönettiği takımlar zirvede yer aldı. Türk teknik direktörler, son 16 sezonda şampiyonluklara ambargo koydu.
Ligde 2007-2008 sezonunda Karl Heinz Feldkamp’tan devraldığı Galatasaray’ı son haftalarda şampiyonluğa taşıyan Cevat Güler’le başlayan seride, 2008-2009 sezonunu Mustafa Denizli yönetimindeki Beşiktaş, 2009-2010 sezonunu Ertuğrul Sağlam teknik direktörlüğündeki Bursaspor kazandı.
2010-2011 sezonunda Aykut Kocaman, Fenerbahçe’yi şampiyonluğa taşırken 2011-2012 ile 2012-2013 sezonlarında Fatih Terim yönetimindeki Galatasaray mutlu sona ulaştı.
Ersun Yanal yönetimindeki Fenerbahçe 2013-2014 sezonunda zirvede yer alırken, 2014-2015’de Hamza Hamzaoğlu idaresindeki Galatasaray, 2015-2016 ve 2016-17 sezonlarında Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş, 2017-2018 ve 2018-2019 sezonlarında yine Fatih Terim idaresindeki Galatasaray aynı başarıyı gösterdi. 2019-2020 sezonunu Okan Buruk’un çalıştırdığı İstanbul Başakşehir, 2020-2021 sezonunu Sergen Yalçın idaresindeki Beşiktaş, 2021-2022 sezonunu Abdullah Avcı’nın yönetimindeki Trabzonspor, 2022-2023 sezonunu da Okan Buruk’un yönettiği Galatasaray şampiyon tamamlayarak Türk teknik adamların geleneğini sürdürdü.
Fatih Terim zirvede
Süper Lig’de 8 kez şampiyonluk yaşayan teknik direktör Fatih Terim, bu alanda rekoru elinde bulunduruyor.
Tecrübeli teknik adam, dört dönem çalıştığı Galatasaray’da 1996-1997, 1997-1998, 1998-1999, 1999-2000, 2011-2012, 2012-2013, 2017-2018 ve 2018-2019’da şampiyonluk sevinci yaşadı.
Ligde Terim’in ardından en fazla şampiyonluk yaşayan ikinci isim ise 4 kez ile Ahmet Suat Özyazıcı oldu. Özyazıcı, Trabzonspor ile 1975-1976, 1976-1977, 1979-1980 ve 1983-1984 sezonlarında şampiyonluk ipini göğüsledi.
Daha önce Başakşehir ve Galatasaray ile Süper Lig’i kazanan Okan Buruk, bu sezon da mutlu sona ulaşması durumunda şampiyonluk apoletini üçüncü kez takacak. Gündüz Kılıç ve Şenol Güneş’i geride bırakacak Buruk, 3 şampiyonluğu bulunan Mustafa Denizli’yi yakalayacak.
Dört puanlık dezavantaja rağmen sezon sonunda ipi önde göğüslemesi durumunda Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal ise ilk kez bu sevinci yaşayacak.
Şampiyonluk yaşayan son yabancı teknik adam
Ligde şampiyonluk yaşayan son yabancı teknik adam, 2006-2007 sezonunda Fenerbahçe ile mutlu sona ulaşan Brezilyalı Zico olmuştu.
Son 16 sezonda Galatasaray 7, Beşiktaş 4, Fenerbahçe 2, Bursaspor, İstanbul Başakşehir ve Trabzonspor ise birer kez şampiyonluk kupasını kazandı.
Associated Press’in (AP) kendi kaynaklarını kullanarak elde ettiği bilgilere göre, bu protestolarda aralarında birçok öğretim görevlisi ve profesörün de bulunduğu en az 2 bin gösterici gözaltına alındı.
UCLA’DA POLİS MÜDAHALESİ
Ülkenin dört bir tarafındaki üniversite kampüslerinde kurulan Gazze ile dayanışma kampları, üniversite yönetimlerinin baskısı ve polisin sert müdahalesiyle dağıtılırken, California eyaletindeki üniversite kampüsleri, son 24 saatte en çok hareketliliğin yaşandığı protesto alanlarından oldu.
Los Angeles California Üniversitesi’nde (UCLA), günün erken saatlerinde özel polis birliklerinin öğrencilere müdahalesinde “kaotik sahneler” yaşandı.
Eyalet polisi, UCLA’daki polis baskınında en az 200 kişinin gözaltına alındığını ve bu kişilerin Los Angeles merkezindeki ilçe hapishanesinde tutulduğunu açıkladı.
New Hampshire, Kuzey Arizona ve Tulane üniversitelerinde de protesto kampları dağıtıldı, öğrenciler gözaltına alındı.
Gazze ile dayanışma kamplarının öncüsü olan New York’ta, Columbia Üniversitesinden sonra City College, Stony Brook, Buffalo ve Fordham üniversitelerindeki protestolarda da eylemciler polisin sert müdahalesiyle dağıtıldı.

ÖĞRENCİLER POLİSE “DÜN GECE NEREDEYDİNİZ?” DİYE SORDU
Polis, Gazze ile dayanışma kampını dağıtmaya çalışırken UCLA öğrencileri, İsrail yanlısı bir grubun kendilerine yaptığı saldırıyı hatırlatarak güvenlik güçlerine, “Dün gece neredeydiniz?” diye sordu.
Filistin destekçisi öğrenciler, polise, kesici alet, çekiç ve taşlarla saldıran İsrail yanlılarına karşı neden korunmadıkları ve saldırganların neden gözaltına alınmadığı sorularını yöneltti.
UCLA’da dün gece İsrail yanlısı maskeli grubun kampüsteki çadır alanına saldırmasıyla tansiyon yükselmiş, polisin olaya müdahale etmesi saatler almıştı.
Müslüman Halkla İlişkiler Konseyi yetkilisi Rebecca Husaini, düzenlediği basın toplantısında, “Toplumun, polisin kendilerini koruduğunu, başkalarının onlara zarar vermesine izin vermediğini hissetmesi gerekiyor.” ifadesini kullanmıştı.
Amerikan Üniversite Profesörleri Birliğinin Columbia Üniversitesi şubesi de sosyal medyadan paylaştığı basın açıklamasıyla, kampüste Filistin’e destek veren öğrencilerin dağıtılması için New York Polis Departmanını müdahaleye çağıran okul yönetimini kınamıştı.

COLUMBIA ÜNİVERSİTESİ’NDE BASKI ARTIYOR
New York’ta, Columbia Üniversitesindeki Gazze dayanışma kampının dağıtılmasından bir gün sonra, Fordham Üniversitesinde kurulan kamp da 24 saat geçmeden polis zoruyla kaldırıldı.
ABD’nin batı yakasındaki California Üniversitesinde ise Filistin destekçisi öğrenciler, hem polisin hem de İsrail destekçisi protestocuların saldırısına uğradı.
İsrail destekçisi grubun, çekiç, kesici alet ve göz yaşartıcı sprey gazıyla saldırdığı öğrencilerin kampı, daha sonra California eyalet polisinin sert müdahalesiyle sonlandırıldı.
İsrail yanlısı grubun kampa saldırısından saatler sonra olay yerine gelen ve hiç kimseyi gözaltına almayan polis, Filistin destekçisi öğrencilerin tepkisiyle karşılaştı.
Diğer taraftan başkent Washington’da ise bazı Kongre üyeleri, Filistin’e destek gösterisi düzenlenen üniversite kampüslerini ziyaret ederek, okul yönetimlerine, protestoların sonlandırılması için baskı yapmaya devam ediyor.
ABD’nin birçok üniversite kampüslerine sıçrayan gösteriler, her türlü siyasi ve polis baskısına rağmen büyümeye devam ediyor.

ABD ÜNİVERSİTELERİNDE FİLİSTİN’E DESTEK EYLEMLERİ
Columbia Üniversitesinde Filistin destekçisi öğrenciler, 16 Nisan’da okulun, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını ve işgalini destekleyen şirketlere devam eden finansal yatırımlarını protesto amacıyla kampüsün bahçesinde oturma eylemi başlatmıştı.
Rektörlük, eylemlerin 2. gününde, New York polisinden göstericilerin dağıtılması için yardım talebinde bulunmuş, kampüse giren polis 108 öğrenciyi gözaltına almıştı.
Columbia Üniversitesindeki olay, 7 Ekim 2023’ten sonra ABD’deki üniversitelerde Filistinli öğrencilere karşı başlayan “ifade özgürlüğü kısıtlaması” tartışmalarını alevlendirirken, gözaltına almalara tepki olarak öğrenci protestoları ülke genelindeki diğer üniversitelere de yayılmıştı.
En son 29 Nisan’da okul yönetimi ile öğrenciler arasında devam eden müzakerelerin çıkmaza girmesi üzerine o gece öğrenciler okulun tarihi Hamilton Hall binasını işgal etmişti.
Okul yönetiminin talebi üzerine 30 Nisan gecesi New York Polisi’ne bağlı çevik kuvvet ekipleri, öğrencilere müdahale ederek binayı boşaltmış, bahçedeki Filistin ile dayanışma kampını da dağıtmıştı.
Aynı gece Columbia Üniversitesinin yakınındaki City College okulundaki öğrencilere de müdahale eden polis, yaklaşık 300 kişiyi gözaltına almıştı.
ABD genelindeki birçok büyük üniversitede, Filistin’e destek için öğrenci eylemleri hala devam ediyor.
Polis, son 2 haftada aralarında bazı öğretim görevlilerinin de bulunduğu 2 binden fazla öğrenciyi gözaltına aldı.
]]>Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, arama ruhsatı alarak bulduğu madenler için UMREK koduna göre rapor hazırlama şartı aranmaksızın MTA tarafından hazırlanan raporlar ile buluculuk hakkını kazanacak.
İÇME-KULLANMA DUYU
İçme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlar ile Kıyı Kanunu kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç olmak üzere denizler, baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yenilenebilir enerji kaynak alanı olarak ilan edilen alanlarında imar planı yapılmaksızın yenilenebilir enerji üretim santralleri kurulabilecek.
İçme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlar ile yasa kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç olmak üzere baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerde imar planı yapılmaksızın Elektrik Piyasası Kanunu’na göre hidrolik kaynaklara dayalı önlisans veya üretim lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından yenilenebilir enerji kaynağına dayalı birden çok kaynaklı üretim tesisi kurulması mümkün olacak.
Söz konusu alanlarda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne veya sulama birliklerine ait tarımsal sulama amaçlı tesislerin elektrik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya Genel Müdürlüğün izniyle sulama birlikleri tarafından yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi kurulabilecek.
Öte yandan, teklifin bu düzenlemelerini içeren 4. maddesi, Danışma Kurulu kararıyla, tekriri müzakere önergesiyle yeniden görüşüldü.
Maddeye, belediye sınırları içinde yer alan söz konusu alanlarda DSİ Genel Müdürlüğünün izniyle ilgili belediyeler ve bağlı kuruluşları tarafından yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi kurulabilmesine yönelik düzenleme de eklendi.
DOĞALGAZIN SIVILAŞTIRILMASI
Doğal Gaz Piyasası Kanunu’na “doğal gazın sıvılaştırılması” tanımı eklenerek, Türkiye’nin doğal gazda ticaret merkezi olma hedefleri çerçevesinde hem yerli üretim doğal gazın hem de farklı kaynaklardan ithal edilen veya ithal edilecek doğal gazın ülkede sıvılaştırılarak dünya piyasalarına LNG olarak pazarlanabilmesi hedefleniyor.
Yüzen LNG tesislerinin işletilmesi ve yer değişikliği kapsamında sağlanacak istisnalar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının görüşü alınarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından bu düzenleme uyarınca yayımlanan usul ve esaslara göre belirlenecek.
Mevcut depolama tesisleri, mevcut tesislerdeki kapasite artışları veya yeni yapılacak tesisler, kullanım oranları veya rekabet koşulları dikkate alınarak düzenlemenin sisteme erişime ilişkin hükümlerinden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının görüşü alınarak Kurul kararı ile belirli süre muaf tutulabilecek. Depolama şirketleri verecekleri hizmetlere ilişkin birim bedelleri ve tesis kapasitelerini yayımlamak zorunda olacak.
Yurt içinde üretilen veya ithal edilen doğal gazın sıvılaştırılarak yurt dışına ihraç edilmesi ya da yurt içinde yeniden satışı amacıyla kurulacak sıvılaştırma tesislerini işletecek tüzel kişilerin Kuruldan lisans almaları gerekecek.
Doğal gaz sıvılaştırma lisansı başvurusunda bulunan tüzel kişilerin teknik ve ekonomik güce sahip olmaları ve yönetmeliklerde belirtilen diğer şartları taşımaları zorunlu olacak. Sıvılaştırma tesislerinde yürütülen faaliyetler depolama faaliyeti olarak sayılmayacak. Sıvılaştırma tesisi işletmecileri faaliyet gösterdikleri tesislerin ilgili standartlara ve teknik kriterlere göre yapılması ve işletilmesinden sorumlu olacak. Sıvılaştırma tesislerinde yürütülecek faaliyetlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlık görüşü alınarak Kurul tarafından belirlenecek.
YEKA YARIŞMALARI
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’da yapılan değişiklikle, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) yarışmalarına ilişkin usul ve esaslar, ilgili yarışma şartnamesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından belirlenecek. Yarışma sonucunda oluşan fiyat veya bedel, yarışma şartnamesinde belirlenecek süre boyunca YEK Destekleme Mekanizması kapsamında değerlendirilecek.
10 yıllık süresini bitiren lisanssız üretim faaliyeti kapsamındaki tesisler, talep halinde ve lisans alma bedeli ile lisans süresi boyunca elektrik piyasasında oluşan saatlik piyasa takas fiyatını, tesis tipi bazında uygulanan güncel YEK Destekleme Mekanizması fiyatından fazla olması halinde aradaki fiyat farkının YEK Destekleme Mekanizmasına katkı bedeli olarak ödeyerek lisanslı üretim faaliyetine geçebilecek.
Bu kapsamdaki başvurular için uygulanacak lisans alma bedeli, lisans süresi ve lisanslı üretim faaliyetine geçilmesine ilişkin diğer hususlar EPDK tarafından ayrıca belirlenecek.
Lisanssız üretime devam edecek tesislerde üretilecek ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi için elektrik piyasasında oluşan piyasa takas fiyatını geçmemek üzere uygulanacak fiyat ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek.
ENERJİ VERİMLİLİĞİ PROJELERİNİN DESTEKLENMESİ
Enerji Verimliliği Kanunu’na “başvuru sahibi”, “spesifik enerji tüketimi” ve “karbon yoğunluğu” tanımları ekleniyor.
Enerji verimliliği projelerinin desteklenmesi, enerji veya karbon yoğunluğunun veya spesifik enerji tüketiminin azaltılmasıyla ilgili uygulamalara yönelik usul ve esaslar belirleniyor. Buna göre, enerji verimliliğini artırmak amacıyla hazırlanan projeler, Bakanlık tarafından 15 milyon lirayı geçmemek kaydıyla bedellerinin en fazla yüzde 30’u oranında desteklenecek. Bu kapsamdaki destekler hibe veya faiz desteği şeklinde verilecek. Destek bedeli her yıl, bir önceki yıla ilişkin ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılacak.
Enerji veya karbon yoğunluğunu veya spesifik enerji tüketimini Bakanlığın belirlediği kriterler çerçevesinde azaltan başvuru sahiplerine, ödenek imkanları göz önüne alınmak ve 10 milyon lirayı geçmemek kaydıyla, kriterlerde belirlenen yıla ait enerji giderinin en fazla yüzde 30’u oranında destek ödemesi yapılacak. Destek bedeli her yıl, bir önceki yıla ilişkin ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılacak.
Enerji verimliliği projelerinin ve enerji veya karbon yoğunluğunu veya spesifik enerji tüketimini azaltan başvuru sahiplerinin desteklenmesi ile ilgili usul ve esaslar Bakanlık tarafından yönetmelikle düzenlenecek. Bakanlık tarafından enerji verimliliği desteklerine ilişkin iş ve işlemlerde mevzuat ile belirlenen hükümlere aykırı davranılması, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlenmesi veya kullanılması, yanlış ve yanıltıcı bilgi verilmesi veya herhangi bir usulsüzlük tespit edilmesi halinde, başvuru veya proje sahiplerine ödenen desteklerin, ödeme tarihinden itibaren belirlenen oranda hesaplanarak faizi ile birlikte bir ay içinde ödenmesi istenecek.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, enerji verimliliğinin artırılması ile yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılmasına yönelik araştırma ve geliştirme projelerini öncelikle destekleyecek. Bu projelerin yönlendirilmesinde ve değerlendirilmesinde Bakanlığın görüşü alınacak.
GEÇİCİ SÜRELİ ELEKTRİK ENERJİSİ TALEPLERİ
Elektrik Piyasası Kanunu’nda yapılan değişiklikle, olağanüstü hal kararı alınan veya genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, elektrik hizmetlerinin kesintisiz karşılanabilmesi için geçici süreli elektrik enerjisi talepleri Kurul kararı ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde karşılanabilecek.
Elektrik dağıtım tesisleri veya nakil hatlarına ilişkin irtifak alanı, en düşük yaklaşım mesafesi, iletkenin salınım mesafesi ve direkler arası uzaklık dikkate alınarak ilgili mevzuata göre belirlenecek. Böylece fahiş kamulaştırma bedelleri belirlenmesinin önüne geçilmesi ve kamu kaynaklarının tasarrufuyla yatırımların artırılması hedefleniyor.
Yenilenebilir enerji kaynak alanları yarışmaları sonucunda imzalanan sözleşmeler nedeniyle hak kazanılmış olanlar hariç, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce mevcut olan üretim lisanslarını, ön lisanslarını, lisans başvurularını sonlandırmak veya kurulu güç düşümü suretiyle tadil etmek isteyen tüzel kişilerin 2 ay içerisinde Kuruma başvurmaları halinde başvuruları sonlandırılarak veya tadil edilerek Kuruma sundukları teminatları kısmen ya da tamamen iade edilecek.
Söz konusu yarışmalar sonucunda imzalanmış sözleşmelerini iptal etmek isteyen tüzel kişilerin düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından iki ay içerisinde Bakanlığa başvurmaları halinde tüm hak ve yükümlülükleri sona erecek, başvuruları sonlandırılacak, Bakanlığa ve Kuruma sunduğu teminatları iade edilecek.
Nükleer Düzenleme Kanunu’nda yapılan değişiklikle, nükleer madde taşıyan kişinin talebi, nükleer tesis işletenin muvafakati ve Nükleer Düzenleme Kurumunun onay yönündeki kararıyla, taşıyıcının sorumlu olabilmesine imkan tanınıyor. Buna göre, işleten, nükleer maddelerin taşınmasına ilişkin sigorta yaptırma veya teminat gösterme yükümlülüğünü Kurumun onaylaması şartıyla taşıyıcıya devredebilecek. Yükümlülüğü devralan taşıyıcı, düzenleme kapsamında işleten olarak sorumlu olacak.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, teklifin kabul edilmesinin ardından, birleşimi, 7 Mayıs Salı saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>Venedik Cumhuriyeti’yle bir anlaşma imzalayan Osmanlı İmparatorluğu, 1479’da Venedik’ten İstanbul’a hem resimde hem de heykelde başarılı bir sanatçı gönderilmesini istedi.
Bu şekilde İstanbul’a gelen Bellini, 1481’e kadar İstanbul’da kaldı. Fatih Sultan Mehmet’in portresinin yanı sıra bir de madalyonunu yapan Bellini, dönemin Osmanlı vatandaşlarını, manzaralarını ve kıyafetlerini de resmetti.
İtalyan Rönesans sanatçılarının biyografilerini kaleme alan 16. yüzyıl yazarı Giorgio Vasari’ye göre portrenin yapımı İstanbul’da başlasa da Venedik’te tamamlandı.

Portrede “Dünyanın Fatihi” yazıyor
Üzerinde “1480, Kasım’ın 25’inci günü” ifadesi yazsa da zamanla tahrip olan tablodaki bazı müdahaleler nedeniyle yazılar ya tamamen okunamıyor ya da yeniden yazılmış durumda.
Buna rağmen tablodaki bazı yazılar ve detaylar net şekilde görülebiliyor. Alt kısmında incelikle işlenmiş dantelli bir örtünün yer aldığı kemerli kapının iki ayağında kısmen tahrip olmuş iki yazı dikkati çekiyor.
Bunların birinde Latince “Victor Orbis (Dünyanın Fatihi)”, diğerinde ise “1480, Kasım’ın 25’inci günü” yazısı okunabiliyor.
Portre, kişilerin özelliklerini sembollerle anlatma tekniğinin de örneklerini taşıyor. Portrenin sağ ve sol üst köşelerinde yer alan üçer taç, Fatih’in üç büyük zaferini simgeliyor.
Bunlar Roma İmparatorluğu’nun yıkılışını sembolize eden İstanbul’un fethini, Anadolu’nun fethi anlamına gelen Konya’nın ve Trabzon Rum İmparatorluğu’nun alınmasını işaret ediyor.
Öte yandan Fatih Sultan Mehmet’in içinde resmedildiği kapı, Osmanlı sanatında devleti ve adaletin tesis edildiği yeri sembolize ediyor. Bellini ise kapıyı, kötülükten iyiliğe girişin sembolü kabul edilen Aziz Zekeriya Kilisesi’nin kapısını çizerek portresinde kullandığı belirtiliyor.
Sultan Mehmet’in kırmızı-beyaz sarığı siyasi ve dini mevkisini, yan duruşu ise o dönemin portre çizim modasını yansıtıyor. Fatih’in kemerli burnu ve çıkık çenesinin portrede yer alması ise bir kişinin olduğu gibi resmedilmesi akımının ilk örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Fatih Sultan Mehmet’i tasvir eden üç madalyon sergileniyor
VA’da Fatih Sultan Mehmet’in tasvir edildiği tek eser Bellini’nin tablosu değil. Sergide, İstanbul ziyareti sırasında Fatih’i yakından görüp portresini çizme şansı yakalayan Bellini’nin bir de Sultan Mehmet’i tasvir ettiği kabartmalı bronz madalyonu bulunuyor.
Madalyonun bir yüzünde Fatih’in sol profilden portresi bulunurken arka yüzünde yine tablodaki gibi üç taç yer alıyor. Bellini’nin madalyon ve portresi, Fatih’in dönemin Avrupa’sında da tanınan bir yüz haline gelmesi açısından önem taşıyor.
Bellini’nin İstanbul dönüşü yaptığı tahmin edilen madalyon, sanatçının bilinen tek madalyonu olma özelliğine de sahip.
Fatih Sultan Mehmet’in portresini taşıyan bir diğer madalyonun sahibi ise Constanza de Ferrera. Bu madalyonun arkasında ise Fatih, at üzerinde görülüyor.

Yine Sultan’ın isteği üzerine İstanbul’a gönderilen sanatçılardan Ferrera’nın madalyonunun Fatih Sultan Mehmet öldükten sonra satılmak üzere tekrar yaptığı madalyonlardan olduğu tahmin ediliyor.
Bertoldo di Giovanni’ye ait Fatih madalyonunun arkasında ise at arabası üzerinde bir genç kabartması bulunuyor.
Medici ailesinin saray heykeltıraşı Giovanni’nin hiç İstanbul’a gelmediği, madalyonunun ise Bellini’nin tablosundan esinlenerek yapıldığı düşünülüyor.
Madalyonun arkasındaki at arabası üzerindeki genç figürü, Fatih’in askeri zaferlerini sembolize ediyor.

Koleksiyonerlerin mirası olarak müze envanterine girdi
Tablo ile madalyonların müzelere kimlerden geldiği bilinse de bu kişilerin eserleri nasıl elde ettiğine ilişkin bilgi bulunmuyor.
Son 10 yılda yaklaşık 30 milyon ziyaretçi ağırlayan Victoria ve Albert Müzesi’ndeki bilgilere göre, tablonun sahibi Ulusal Galeri ancak tablo galeri envanterine Austen Henry Layard isimli İngiliz diplomatın mirası olarak 1916’da dahil oldu.
İngiltere’nin 1877’de İstanbul’a atadığı büyükelçi olan Layard, farklı dönemlerde Osmanlı topraklarında farklı kademelerde diplomatlık ve arkeolojik araştırma ekip başkanlığı da yaptı.
Çocukluğu Venedik’te geçen Layard, emekliliğinde de Venedik’te yaşadı. Sanat eseri koleksiyonu yapan Layard, diplomatlığın verdiği dokunulmazlık sayesinde birçok sanat eserini rahatlıkla İngiltere’ye kaçırabildi.
Layard, 1894’te öldüğünde koleksiyonundaki birçok eserini miras olarak Ulusal Galeri’ye bırakırken, bunlar arasında Bellini’nin Fatih portresi de yer aldı.
Di Giovanni ve de Ferrera’nın madalyonları ise 1909’da ölen iş insanı ve koleksiyoner George Salting’in miras yoluyla müzeye bağışladığı eserlerden.
]]>“17 BİN MADEN İŞÇİSİ KAPININ ÖNÜNE KONULACAK”
Türkiye Maden İşçileri Sendikası Ege ve Marmara Bölgesi Örgütlenme Uzmanı Selçuk Metin:
“Soma yüzde 65 linyit rezervi ile Türkiye’nin göz bebeği. 17 bin maden işçisi Soma’da istihdam edilmekte. Maalesef son zamanlarda yapılan uygulamalarla iş yerimizdeki iş barışı bozulmak üzere. Bunun nedeni hükümetin 2015 yılından sonra yapmış olduğu destek bizlerden geri almaya başladı. Yeraltı madencileri zor durumda. Yeraltı madencileri elindeki kömür rezervlerini tüketemiyor. Piyasaya veremediği için ithal kömür bizim yerli kömürümüzden daha ucuza denk geliyor. Yarın yerli kömürümüz satılmadığında 17 bin maden işçisi kapının önüne konulacak. Ocaklar kapanacak. Hem yerli hem milli olmakla olunmuyor. Biz diyoruz ki ithal kömür durdurulup yerli kömürlere daha ağırlık verilsin. Sadece Somada maden sektöründeki arkadaşlarımız değil, bu kömürü pazarlamadığımız da esnafımız, kamyoncular Türkiye’deki maden sektörü zor durumda kalacak.
Emin Kara: “Maden işçisi kaygılı maden işçisi tedirgin. Bugün 1 Mayıs’ın anlam ve önlemi bizim için daha da fazla. Hem maden işçileri hem de maden işletmeleri ithal kömür yüzünden büyük darbe almakta. Bildiğim kadarıyla 13 – 15 bin maden işçisi var. Bu da aileleriyle birlikte 30 bine yakın maden işçisi yapıyor. Tedirginiz. Daha önce yaşanmışlıklar var. Balıkesir’in Balya ilçesi gibi. Ve Soma’da yaşanmıştı. Aynı sahneleri bir daha yaşamak istemiyoruz. Bu politika bize darbe vurmakta elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışacağız. Madenciliği sürdürülebilir pozisyonundan çıkarmış durumda. İşçi çıkışları başlar işsizlik başlar. Umudumuzda geleceğimize kararmaya başlar. Maden işçilerinin sesine kulak verin. Yerin metrelerce altından çıkarılan kömürü eğer satamazsak işçiler işsiz kalacak. Soma esnafa mağduriyet yaşayacak bölgeye büyük sıkıntı yaşanacak.”
“İTHAL KÖMÜRE HAYIR DİYORUZ”
Şendoğan Serin: “İthal kömürü hayır diyoruz. Yerli kömürümüz varken, emeğimiz varken ithal kömür neden olsun. Neden biz işçiler işsiz kalalım. Neden biz kendi milli enerjimizi çıkarmayalım. Onun için ithal kömüre hayır diyoruz.”
Birol Kara: “Tasarruf yapmaya çalışıyorlar galiba üretimden tasarruf olmaz. Biz üretiriz. Üretirsek satmamız lazım. Satamazsak kazanamayız. Kömür satışları durduğu zaman Soma’da 15- 20 bin kişi ekmeksiz kalır aç kalır. Soma biter. Soma’da esnaf kazanamaz işçi kazanamaz kimse kazanamaz.”
Bir maden işçisi: “Bu kömürler satılmazsa yarın maden işçisinin sıkıntısı başlar. Soma biter. Bu işten esnaflarda zarar görür. İthal kömür geldiği zaman Soma’da 15 bine yakın madenci aç kalır.”
Madencilerin protestolarının ardından Türkiye Maden İşçileri Sendikası yöneticileri Zekeriya Aydın ve Mehmet Ali Çakır, Soma Belediye Başkanı Sercan Okur’u ziyaret etti.
“YERLİ VE MİLLİ OLAN KÖMÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM”
Zekeriya Aydın, burada yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bizim bir sloganımız vardı. ‘Yerli ve milli’. Bizim kömürlerimiz yerli ve milli olduğu için işçi arkadaşlar üretim yaptığı müddetçe ve bu pazarlanmaya sunduğu müddetçe burada döngü döner. Hiç üretim yapmayan hiç sorumluluk almayan işçi çalıştırmayan insanlar ithal kömürle yerli kömürün önüne geçerse ileride sıkıntılar büyük olur. Bizim bu Soma bölgesinde, işçi arkadaşlarımızın işten çıkarılmasıyla da karşı karşıya kalırız. Madenlerimizin kapanması gündeme gelir. Yerli ve milli olan kömürümüze sahip çıkmamız lazım.”
“İŞBİRLİĞİ YAPMAYA HAZIRIZ”
Soma Belediye Başkanı Sercan Okur ise şunları dile getirdi:
*Soma madenci kenti işçi ve emekli kenti. Biz burada bütün sendikalarımızla, sivil toplum örgütlerimizle, meslek odalarımızla işbirliği içerisinde yerel hizmetlerin üretilmesi, bu hizmetlerde yaşanan sorunların sıkıntıların aşılması noktasında işbirliği yapmaya hazırız.
*Maden İş Sendikası da Soma’da çok ciddi bir kesimi temsil eden, madenci kardeşlerimizi temsil eden bir sendikadır. Bu anlamda onların sorunları bizim sorunlarımızdır.
*Bu sorunların çözümünde yerel yönetim olarak belediye imkanları doğrultusunda her türlü desteği kendilerine vereceğimizden madenci kardeşlerimizin ve sendika kardeşlerimizin hiçbir zaman bizden şüphesi olmasın.
*Biz Soma’da ithal kömürden kaynaklanan özellikle maden şirketlerinin özellikle bu işin yükünü çeken firmaların yaşadığı sıkıntıların bir an önce çözülmesini istiyoruz.
*Bu çözülmediği takdirde işçilerin işsiz kalması, işten çıkarılması onların haklı olarak tepkileri dile getirmek için sokağa çıkmaları hem Soma’nın ekonomisine zarar vereceği gibi toplumsal huzuru ve barışı bozan hakkaniyetli olmayan bir durum ortaya çıkaracaktır.
*Bunun da yaşanmasın istemiyoruz. İnşallah temenni ediyoruz ki işçi arkadaşlarımız işsiz kalma gibi bir durumla karşılaşmaz.
*Böyle eylemlerle tepkilerle haklarını aramak zorunda kalmazlar. Bu konuda bunu yaşanması bizi üzer. İşçilerinde her türlü haklı taleplerini yanında olacağımızı şimdiden söylemek istiyoruz.
]]>Beşiktaş’a iki ayrı konuda toplam 732 bin TL ceza verilirken, siyah-beyazlıların Fenerbahçe ile oynadığı derbide kırmızı kart gören Al Musrati 2 maç ceza aldı.
Al Musrati, Beşiktaş’ın Süper Lig’deki Çaykur Rizespor ve Alanyaspor maçlarında forma giyemeyecek. Libyalı orta saha oyuncusu kupadaki Ankaragücü rövanşında ise tercih edilmesi halinde sahada olabilecek.
Öte yandan Fenerbahçe’ye 112 bin, Galatasaray’a da 500 bin TL para cezası verildi.
TFF’DEN YAPILAN AÇIKLAMA
“Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun 02.05.2024 tarih ve 76 sayılı toplantısında almış olduğu kararlar aşağıda belirtilmiştir.
1- YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.’nin, 26.04.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan KUZEY KALE ARKASI ALT TRİBÜN 110-111 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.’nin, sportif ekipman talimatına aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.’nin, zaman çizelgesine uygun hareket edilmemesinden dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
2- GALATASARAY A.Ş.’nin, 26.04.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 9. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 500.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN 201-202-234-235 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
3- FENERBAHÇE A.Ş.’nin, 27.04.2024 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş.-BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta SPOR TOTO TRİBÜN SPOR TOTO B, C, D, E, F, L, M, N, MARATON ÜST TRİBÜN C, D, E, F, G, H, KUZEY TRİBÜNÜ D, E numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada FENERBAHÇE A.Ş.’nin, sportif ekipman talimatına aykırılık nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
4- BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, 27.04.2024 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş.-BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 12. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 620.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN KUZEY G, H, N, O, F, P numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş. sporcusu ALMOATASEMBELLAH ALI MOHAMMED AL MUSRATI’nın, rakip takım sporcusuna yönelik ciddi faulü nedeniyle 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,
5- SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.’nin, 28.04.2024 tarihinde oynanan SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.–MONDİHOME KAYSERİSPOR Trendyol Süper Lig müsabakasında, mensubunun ve taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
6- ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.’nin, 28.04.2024 tarihinde oynanan ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.–MKE ANKARAGÜCÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta KAPALI DENİZ TRİBÜN A blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
7- MKE ANKARAGÜCÜ Kulübünün, 28.04.2024 tarihinde oynanan ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.–MKE ANKARAGÜCÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 7. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 380.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜNDE yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada MKE ANKARAGÜCÜ Kulübü sporcusu ATAKAN RIDVAN ÇANKAYA’nın, sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada MKE ANKARAGÜCÜ Kulübü doktoru MEHMET MESUT ÇELEBİ’nin, müsabaka hakemine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 RESMİ MÜSABAKADA SOYUNMA ODASINA VE YEDEK KULÜBESİNE GİRİŞ YASAĞI ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.”
]]>Ziyaretçilerini “anne evi sıcaklığıyla karşılayan” müzede Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Baha Said Bey, Sanayi-i Nefise’nin kurucularından Fuat Soyhan, ünlü ressamlar İbrahim Balaban, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Fikret Otyam, Abidin Dino, Ali Demir, Hüseyin Bilişik, Mustafa Aslıer, Erol Özden ve daha pek çok isme ait tablolar bulunuyor.
Burhan Alkar, Metin Yurdanur, Jale Yılmabaşar, Hüseyin Gezer gibi isimlere ait heykel ve seramik sanatı eserlerinin de sergilendiği müzede annelik teması üzerine sanata dair geniş bir koleksiyon sunuluyor.

Annelerin ve bebeklerin kullandığı eşyalar, analık madalyaları
Müzede, geçmişten bugüne annelerin kullandığı ve anneliği simgeleyen eşyalar, objeler, anneliğin değerine dikkati çeken sanatsal çalışmalar, tablolar bulunuyor.
Bebeklerin kullandığı kıyafet, emzik, bez, biberon gibi eşyalar ve anne çocuk ilişkisini sanatsal bir anlatımla sunan çalışmalar da ziyaretçilere anılarını yeniden canlandırma imkanı sunuyor.
Türk resim ve heykel sanatının anne çocuk, anne bebek temalı pek çok önemli eserinin de bulunduğu müzede, Türkiye’den ve farklı ülkelerden “analık madalyası” örnekleri sergileniyor.
Geçici sergi alanında ise Cumhuriyet Müzesi envanterine kayıtlı Mustafa Kemal Atatürk’ün bebeklik eşyaları zıbını ve başlığı ile Zübeyde Hanım’ın seccadesi ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.
Dünya anne bebek koleksiyonunun bulunduğu salonda ise 50’den fazla ülkeye ait anne bebek temalı ve görselli antika bebekler yer alıyor.

“Anadolu annelerinin sırtını sıvazlamak istedim”
Yazar Şermin Yaşar, müzeyi ve kuruluş sürecini anlattı.
“Anadolu annelerinin biraz sırtını sıvazlamak istedim” diyen Yaşar, bunu yapmanın pek çok yolunun bulunduğunu, müze fikrinin de bunlardan biri olduğunu söyleyerek, “Anlatmak istediğim Anadolu’nun annelik hikayelerini, annelik tarihini ve o eşsiz sanat eserlerini bir araya getirip bir kompozisyon oluşturarak biraz Anadolu kadınına, Anadolu annelerine, bugünün annelerine ve kadınlarına bir selam vermek istedim” ifadelerini kullandı.
Müzeye gelen ziyaretçilerin bir sanat eserine bakarak dile getirdikleri “Ondan benim annemde de vardı. Bundan benim de vardı” ifadelerinin aslında bir “birliktelik duygusunu” yansıttığı değerlendirmesinde bulunan Yaşar, şöyle konuştu:
“Bir sanat eseri kıymetlidir. Müzelerde bulunan envanterler değerli ve kıymetlidir. Böyle baktığında aslında kendi annesinde olanın, kendi evinde var olanın, kendi çocuğuna ya da kendi çocukluğunda alınmış ve verilmiş olanın ne kadar kıymetli ve değerli olduğunu da görebiliyor ziyaretçilerimiz.”

“El ele gezmelerini istiyoruz”
Ziyaretçilerden, “Hemen çıktım ve annemi aradım” şeklinde dönüşler aldıklarını bildiren Yaşar, annesi ya da çocuğuyla gelenlerin müzeyi el ele gezmelerini istediklerini, bunu görmenin kendileri için çok mutluluk verici olduğunu ifade etti.
Yaşar, müzeyi gezen anne ve çocuklarının aralarındaki bağı hatırlamalarının, müzeden birbirlerine sevgi sözcükleriyle ayrılmalarının kendileri için kıymetli olduğunu söyledi.
Dünyanın her yerinde çocukların annelerinin yanında, kucağında, omzunda, dizinde, yanı başında olduğunu, her kültürde bu durumun benzediğini ziyaretçilere göstermek istediklerini belirten Yaşar, bunun katılımcıları iyi hissettirdiğini ve onlara tanıdık geldiğini anlattı.

“Bugünün yaşantısı başka çocukların varlığını çok fazla düşünmeye fırsat vermiyor”
Annenin yokluğunun da bahsedilmesi gereken başka bir konuya dönüştüğünü, bu nedenle öksüzlük kavramına da değinmek istediklerini kaydeden Yaşar, şöyle konuştu:
“Çünkü öksüz kelimesi eski Türkçe ve geride kalmış bir kelime. Kelime eski olunca sanki kavramın kendisi de eskiymiş gibi algılıyoruz ve bugün insanımız sadece kendi çocuğuna ve kendi anneliğine daha çok odaklanıyor. Bugünün yaşantısı başka çocukların varlığını çok fazla düşünmeye fırsat vermiyor. Kelime eski ama kavram hala devam ediyor. Hala öksüz çocuklar var. Bunun üzerine düşündürtmek istedik biraz da.”
Altındağ Hacettepe Mahallesi Salaş Sokak’ta bulunan Anne Müzesi, Pazartesi günleri hariç her gün 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.
]]>Çiçek, ülkemizin saygın siyasetçilerindendir. Hedef haline geleceğini bilse bile gerçeği, inandıklarını söylemekten çekinmez. TBMM Başkanlığı döneminde Anayasa görüşmelerini başlattı. Bugün TBMM arşivinde siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin yer aldığı on binlerce sayfalık dokuman var.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa görüşmeleri için siyasi partilere gidiyor. Ancak, gidilse bile sonuç alabilmek öyle kolay değil. 2011’de parlamentoda 4 siyasi partinin grubu vardı. AKP, CHP, MHP ve HADEP’in seçim beyannamelerinde yeni Anayasa talebi ve bu konuda mutabakat vardı. Çiçek, TBMM Başkanı seçilince partileri ziyaret etti, Anayasa değişikliği konusunda seçim öncesi vaatlerindeki gibi aynı fikirdelerse çalışma başlatacağını söyledi. Hepsi de “Evet” dedi. Bunun üzerine Çiçek çalışmaya başladı. O süreci SÖZCÜ’ye şöyle anlattı:
“Anayasa değişikliğine partiler destek vereceğini söyleyince kendilerine yazı gönderip uygun buldukları arkadaşlarla komisyon kuracağımı bildirdim. Yöntemlerden birisi buydu. İkincisi ise onlardan onay aldıktan sonra akademik çevrelerde tartışılan o günkü meclisin yeni bir Anayasa yapma yetkisini konuşacaktık. Bazı akademisyenler ‘Bu meclisin anaysa yapma yetkisi yok. Çünkü anayasayı kurucu meclisler yapar. Bu meclis anayasa yapmak üzere yetkilendirilmemiştir. Dolayısıyla kurucu meclisin yapacağı işi bugünkü meclis yapamaz’ diyorlardı. Prof. Dr. Atilla Özer ise ‘Her meslek grubundan belli sayıda insanlardan bir meclis oluşsun, anayasayı bu meclis değil, onlar yapsın’ görüşündeydi.
26 ANAYASA HOCASINI DAVET ETTİM
Yani o günlerde ‘Bu meclis anayasa yapar- yapamaz’ tartışması var. Ben, bunun üzerine üniversitelerde aktif olarak görev yapan hemen her görüşten 26 anayasa hukuku Profesörünü davet ettim. Böyle bir şey ilk defa oluyordu. Çoğu o toplantıda birbirini tanıdı. Onlar da yeni bir Anayasaya ihtiyaç olduğunu belirtip tutanak düzenlediler. Siyasi partilerin yeni Anayasa için görüşleri var. Yani bir anayasa ihtiyacı olduğu da ortada.
Mevcut Anayasa, daha yapılırken tartışılmış ve halende 42 yıldır tartışılmaya devam ediyor. Toplumun her kesiminin tartıştığı ama varlığını sürdüren tek anayasa metnidir. O da orijinal bir durum. Yani herkes tartışıyor ama kısmi değişiklikler hariç bir türlü değiştirilemiyor. 26 hocadan 3’ü hariç meclisin anayasa yapabileceğini söyledi. Ben siyasetçilerden onay aldıktan sonra ilim çevrelerinin desteğini almaya, yol göstericiliğine ihtiyaç duyduğumu söyledim. Dolayısıyla bu da ilk defa oluyor.
SIFIR KİLOMETRE ANAYASA MI, YOKSA…
Şimdi bir şey yapılacaksa, TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş ‘Yeni bir anayasa mı?’ diyor onun netleşmesi lazım. Anladığım kadarıyla ‘yeni anayasa’ denilince başlangıçtan son maddesine kadar sıfır km bir araba mı yoksa zaman içerisinde eskimiş maddeler var değişiklikler yapıldı o değişikliklere rağmen yine de değişmesi gereken maddeler olabilir, kısmı bir değişiklik mi arzu ediliyor netleşmesi lazım.
Yapılan açıklamalara bakarsanız yeni bir anayasa gözükmüyor. Bazıları ‘ilk 4 madde ve 66. Madde değişmez’ diyor. Bununla ilgili farklı görüşleri olan da var. Daha işin başında yeni bir anayasa konusu tam netleşmiş olmuyor. Meclis başkanının önce bunu netleştirmesi lazım. Bazıları ‘Biz onu çözdük, Artık bu meclis yeni bir Anayasa yapabilir. Artık kurucu meclis safhası geride kaldı. Bu tartışmalar akademik olarak yapılabilir ama fiilen bir karşılığı yok’ diyor.
Bu değişiklikler nerede yapılacak?1921 ve 1924 anayasalarının ismi Anayasa değil, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu. Yani devletin esas teşkilatı, anayasada yer alacak organları, bunların görev yetki ve sorumluluklarını belirleyen bir düzenleme. Halbuki günümüzdeki bir kısım anayasalarda teşkilatlarla ilgili bölümün dışında bir de hak ve özgürlüklerle, temel haklarla ilgili hükümler var. Dolayısıyla bu anayasanın değiştirilmek istenen kısmı, kısmi bir değişiklikse hak ve özgürlüklerle ilgili kısmı mı, erkler arasındaki ilişkilerle ilgili kısmı mı yeniden ele alınacak? Meclistir, yasamadır, yürütmedir, yargı kısmı mı ele alınacak. Evet, birinci bölümü anladık temel ilkler, değiştirilemez maddeler, hak ve özgürlükler. Ondan sonra işte esas teşkilat kısmı geliyor. Anayasanın yani meclisin görev, yetki ve sorumluluğu, icra organı, yürütme organı sonra da yargı ile ilgili maddeler var.
ORTA SAHADA TOP ÇEVİRİRLER
Şimdi işin bu kısmına gelince bir taraftan ‘yeni anayasa’ diyoruz ama öbür taraftan da yapılan açıklamalara baktığımızda seçim öncesi ve sonrası cumhur ittifakı dışında olanlar ‘Doğru olanı parlamenter sistem’ diyor. Cumhur ittifakı ise Sayın Devlet Bahçeli’nin bu konuda yazdığı metin de ortada. 100 maddelik bir anayasa taslağı var. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Başkanı Mehmet Uçum’un yaptığı açıklamalar var. Onlara bakarsanız ‘Bu iyi bir sistem. Sadece aksayan yönleri var’ diyor. Dolayasıyla teşkilat kısmında çok ciddi görüş farklılığı var.
‘Parlamenter sistem’ diyenler, ‘Başkanlık sistemini düzeltelim biz ona evet mi diyoruz’ diyorlar, yoksa cumhurbaşkanı hükümet sistemi diyenler ‘Tamam eksiklikleri var ama biz parlamenter sistemi de konuşabiliriz mi?’ diyorlar. Bu soru netleşmeden sadece orta sahada top çevirmek bir yere götürmez. Çünkü parlamenter sistem veya cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dediğinizde hangisini tercih edecekseniz en az 30-40 madde ona göre yazılacak. Öyle bir tek madde değil.
‘Onu anayasaya koymasak da olur’ diyebilirsiniz ama meclisin görev, yetki ve sorumlulukları, yürütme organının görev, yeki ve sorumlulukları, yargı ve yargının yönetimi bu sisteme göre şekilleneceği için en az 30-40 maddeyi yazmayacaksınız demektir. Daha baştan ihtilaf var. O zaman nasıl bir anayasa olacak? ‘Yeni’ demekle, yeni olmaz, içeriğine bakarak yeni demek lazım. Önce bunların bir netleşmesi gerekiyor.”
CİDDİ İTİBAR KAYBEDER
Çiçek, “42 senedir konuşup konuşup yine sonunda anlaşamadılar yine bu iş olmadı” tarzında bir sonuca varılırsa, parlamentonun, siyasi partilerin ciddi bir itibar kaybına uğrayacağını, darbecileri bir manada haklı çıkaracak bir sonuca götüreceğini belirtti.
Nasıl bir usulle bu değişiklik ya da yeni bir Anayasa yapılacağının önemli olduğunu hatırlatan Çiçek, “Başkanlığım döneminde ‘4 parti bir araya gelecek, her madde ittifakla çıkacak’. Daha bunu derken baştan bu işin yapılma şansı çok zorlaştı. 60 maddede anlaşılabilmesi için göbeğimiz çatladı. Çünkü, A partisinin ‘Evet’ dediğine, B partisi ‘Hayır’ dedi. Yalnız partiler arasında değil, aynı partinin temsilcileri arasında da köklü görüş ayrılıkları çıkıyordu. O yüzden komisyonda görev alacak aynı parti mensuplarının da birbiriyle uyumlu olması son derece önemli. Şimdi her maddeye 6 partinin temsilcisinin ‘evet’ demesiyle mi, yoksa çoğunluk oyuna göre mi karar verilecek? Bunların netleşmesi gerekir” dedi.
HER TÜRLÜ ÖNERİ VAR
2012’de Anayasa değişikliği çalışmalarına aralarında TOBB, TESK’, işçi ve işveren sendikaları konfederasyonlarının da bulunduğu 7 çatı kuruluş aracılığıyla 13 bölgede toplantı yaptıklarını, hemen her toplantıda 700-800 kişinin bulunduğunu hatırlatan Çiçek, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Her kesimin görüşünü yansıtan yaklaşık 30 bin sayfalık dokuman meclis arşivinde. Toplumun ne düşündüğü, anayasadan ne beklediği o metinlerde var. Önemli bir kaynak. Bunlardan yararlanabilirler. Kaldı ki 60’a yakın maddenin müzakeresi sırasında hangi partinin neyi nasıl düşündüğü de var. Orada bu müzakerelere katılan 4 partinin anayasa taslağı da peyderpey de olsa münakaşa müzakere edilmek üzere meclise verdiler. Yani mutfakta iyi bir menü çıkarmak için her şey var. Geri kalanı mutfakta çalışanlara kalmış.
O zaman kabul edilen bir ilke var. Ona bakmak lazım. ‘Usul önemlidir’ derim. 6 parti anayasanın tümüyle ilgili genel bir onay vermedikçe maddeler üzerindeki mutabakatın bir anlamı yok. Anayasayı değiştirmek öyle sanıldığı kadar kolay bir şey değil. Emin olun Erciyes dağını taşımaktan daha zor. Kimse kolay gösterip de o fiyakalı laflara bakarak bu işin kolay olacağını zannetmesin. Gerçekçi olmak lazım. İnşallah şeytanın bacağını bu sefer kırarız.”
]]>Edirne’de her yıl 5-6 Mayıs’ta, Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu anın simgesi, baharın gelişi ve yenilenme ritüeliyle kutlanan Kakava eğlencelerine katılmak için Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından kente turist geliyor.
Özel olarak Kakava turları düzenlenirken, turla gelmeyenler ise kendi imkanlarıyla adeta kente akın ediyor.
Kakava’nın yarattığı hareketlilik kentteki ciğerci, şekerlemeci, otel işletmecisi başta olmak üzere esnafın da yüzünü güldürüyor.
Etkinlikler tüm yıla yayılmalı
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Sezai Irmak, AA muhabirine, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ndeki Kakava’nın yüzyıllardır kutlandığını söyledi.
Şenlikler öncesi Vali Yunus Sezer başkanlığında yapılan toplantıda ciddi önlemler alındığını belirten Irmak, “Otoparklar, Kakava’ya gidiş ve geliş güzergahları konusunda ciddi düzenlemeler yapıldı. Edirne ekonomisini canlandıran etkinliklerden biri. Kakava’ya yurdun her tarafından geniş katılım olacak” dedi.
Irmak, hem Kakava hem de Tarihi Yağlı Kırkpınar Güreşleri’nin Sarayiçi’nden başka bir alanda, tüm yıla yayılacak etkinlikler kapsamında kutlanması gerektiğini ifade etti.
“Edirne önemli bir destinasyon”
Türkiye Otelciler Birliği Edirne Temsilcisi Gökhan Balta da kentin Kakava zamanı Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçi aldığını söyledi.
Şenlikler dolayısıyla Edirne’nin bayram havası yaşayacağını anlatan Balta, şunları kaydetti:
“Kakava Şenlikleri’yle çok güzel bir hafta geçireceğiz. Her yıl olduğu gibi Kakava’da başarılı bir organizasyon yapıyoruz. Otellerimizde rezervasyonlar devam ediyor. Tur şirketleri için Edirne önemli bir destinasyon olmaya başladı ve daha iyi bir yere gelecek. Edirne sadece Kakava değil Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir şehir olarak tarihi, turistik, gastronomi noktalarıyla ilgi çekiyor.”
Balta, kentteki 7 bin yatak kapasitesinin Kakava rezervasyonlarıyla yüzde 80 doluluğa ulaştığını aktardı.
“Heyecanla misafirlerimizi bekliyoruz”
Otel İşletmecisi Kemal Kılıç ise yoğun talep alan Kakava’nın kentte bir festival havası oluşturduğuna işaret etti.
Kakava’nın şehre büyük katkı sağladığını belirten Kılıç, “Gördüğümüz kadarıyla otellerin doluluk oranı yüzde 80’i geçti. Şehirde üretilen geleneksel lezzetlerden Kavala kurabiyesi, badem ezmesi üretimi hızlandı, ayrıca hediyelik mis sabunu üretimi arttı. Heyecanla misafirlerimizi bekliyoruz. Tur şirketleri de yoğun şekilde Edirne’ye taleplerini oluşturmaktalar. Geniş katılımlı bir şenlik bekliyoruz.” diye konuştu.
“Edirne’ye gel ciğerimi ye”
Tava ciğer ustası Uğurcan İmrak, kentteki ciğercilerin de Kakava’ya hazırlandığını söyledi.
Kentte tam bir bayram havası olduğunu anlatan İmrak, “Kakava Edirne’nin özel ve önemli günlerinden. Tava ciğerciler olarak bizler de bu günlerde ciğer kapasitemizi artırıyoruz. Kakava’da misafirlerimize en iyi hizmeti vereceğiz. Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz ve bu kente çok katkısı olan Edirne’yi Tanıtma ve Tava Ciğeri Kalite Kontrol Derneği Başkanı Bahri Dinar’ın ifadeleriyle ‘Edirne’ye gel, ciğerimi ye’ diyoruz” diye konuştu.
Kutlamalar 4 Mayıs’ta başlıyor
Edirne Belediyesince organize edilen kutlamalar, Tunca Nehri’nin çevrelediği Sarayiçi’nde 4 Mayıs Cumartesi çeşitli konserlerle başlayacak.
Etkinlikler, 5 Mayıs Pazar günü saat 10.00’da başlayacak konserler ve gösterilerin ardından Kakava ateşinin saat 15.00’te Sarayiçi’nde yakılmasıyla devam edecek.
Program kapsamında 6 Mayıs Pazartesi günü sabahı ise şafak sökmeden Roman ritüelini görmek için binlerce turist Tunca Nehri kenarında dilekler dileyecek. Tunca’da sağlık için yüzünü yıkayan Roman gençleri ise hava uygun olduğu takdirde nehre girecek.
]]>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “rehine anlaşması olsa da olmasa da Refah’a girecekleri” yönündeki son açıklamasıyla ilgili Austin, “Saldırı gerçekleşmeden önce yapılması gerekenler açısından, daha önce gerçekleşmesi gerektiğine inandığımız çok sayıda şeyi görmedik.” dedi.
Austin, California Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Ro Khanna’nın, “Biz en güçlü bir ülkeyiz, bu konuda müphemliğe yer bırakmadan Netanyahu’nun Refah’a girmemesi gerektiği yönünde net bir mesaj verebilir misiniz?” sorusuna, “Onlara, savaş alanında sivillerin güvenliği için çok daha fazlasını yapmaları gerektiğini her defasında söyledik.” diye konuştu.
Netanyahu’nun mevcut durumda Refah’a girmesine karşı olduğunu belirten Austin, girmesi halinde ise buna karşılık ABD’nin tutumunun ne olacağına ABD Başkanı Joe Biden’ın karar vereceğine işaret etti.
Austin, Refah’ta sivillerin hepsinin tahliyesinin gerçekleşmesi konusunda şüpheleri olduğunu belirterek, 1 milyon insanın nereye gidebileceği sorusuna da “muhtemelen kuzeye” şeklinde yanıt verdi.
“ABD ASKERLERİNİN ÇATIŞMAYA GİRMESİ MÜMKÜN”
ABD’nin insani yardımları ulaştırmak amacıyla Gazze’ye kuracağını açıkladığı geçici limanla ilgili sorulara değinen Austin, burada görev yapacak ABD askerlerine karadan ateş açılmasının ve karşılık verilmesinin “mümkün” olabileceğini söyledi.
Florida Cumhuriyetçi Kongre üyesi Matt Gaetz ile girdiği diyalogda Austin, Gazze’ye kurulacak geçici limanda görev yapacak ABD askerlerinin silahlı olacağını ve karadan kendilerine yapılabilecek saldırıların “mümkün” olacağını söyledi.
Austin, ABD askerlerinin kendilerini korumak için karadan yapılacak ateşlere karşılık verebileceğini belirterek, “Kendilerini koruma hakkı var.” diye konuştu.
Bunun üzerine Gaetz, “Bu şu anda çok önemli bir an Sayın Bakan. Çünkü, Gazze’den askerlerimize yönelik ateş açılabileceğini, askerlerimizin de Gazze içine canlı karşılık vermesinin mümkün olabileceğini söylediniz. Başkan Biden ise halka askerlerimizi Gazze’de sahaya sürmeyeceğini söylüyor. Bu askerimizi çatışma alanına sürmek olmuyor mu?” diye sordu.
Austin’ın “Hayır, olmuyor” cevabı üzerine Gaetz, “Amerikalılar, sahaya sürmek deyince, askerin çatışmalara aktif olarak angaje olabileceğini, zarar görebileceğini anlıyor. Siz, Gazze sahilinde karaya bağlantılı liman üzerine konulmuş, Gazze’ye ateş açan askerlerimizi böyle görmüyor musunuz?” diye tekrar sordu.
Gaetz, Bakan Austin’in “Hayır, görmüyoruz” yanıtı üzerine, “Bu konuda Amerika halkının farklı düşündüğünü sanıyorum. Eğer askerlerimiz orada silahlı çatışma yaşayacaksa, muhtemelen bunun ‘savaş yetkisi’ çerçevesinde Kongre’de oylanması gerekir.” diye konuştu.
NELER YAŞANMIŞTI?
ABD Başkanı Joe Biden, mart ortasında yaptığı açıklamada, İsrail’in karadan Gazze’ye insani yardımların geçişine izin vermemesi üzerine, Gazze sahiline geçici olarak liman kurulacağını ve yardımların buradan ulaştırılacağını duyurmuştu.
Mayıs başında hazır olacağı belirtilen söz konusu limanın kurulumu ve işleyişinde 1000 ABD askerinin görev yapacağı, bu askerlerin Gazze’ye ayak basmayacağı ve çatışmalara girmeyeceği belirtilmişti.
320 milyon dolara mal olacağı kaydedilen geçici limanın güvenliğinin ise İsrail tarafından sağlanacağı ifade edilmişti.
]]>
Yapılan açıklamada; “Şimdi TFF Başkanının Genel Kurul tarihini Haziran ayı başına almaması nedeniyle SENİN SÖZÜN DE YERE DÜŞMÜŞKEN; bizlere verdiğin imza sözünü tutmanı bekliyor ve artık sana verdiği sözlerin dahi arkasında durmayan ve zavallı bahanelere sığınan TFF Başkanını hiçbir ortamda sahiplenmeni istemiyoruz Dursun Abi.” denildi.
İşte İstanbulspor’un o açıklaması:
“HATIRLA DURSUN ABİ!
16.04.2024 tarihli Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı toplantısındaki ifadelerini hatırlıyor musun Dursun Abi?
Bize olan ifadelerini hatırlamıyorsan da; en azından TFF Yönetimine ilişkin, birebir görüşmelerin öncesindeki açıklamalarını unutmamışsındır Abi.
Mevcut TFF Yönetimine “gelmiş geçmiş en kötü federasyon” dediğin günler de üzerinden çok geçmiş değil Abi.
“BUNLARI HATIRLATMAK İSTERİZ”
Ama halen bir büyüğümüz olduğun, “Abi” dediğimiz ve temsil ettiğin Türkiye’nin en büyük kulüplerinden Galatasaray Camiasına duyduğumuz saygıdan ötürü aşağıdaki hususları yeniden hatırlatmak isteriz Dursun Abi.
16.04.2024 tarihli toplantıda “mevcut TFF Yönetimi’nin kesinlikle değişmesi gerektiğini ve bunun en geç Haziran ayı başında yapılacak genel kurul ile yapılmasının zaruri olduğunu” Kulüpler Birliği Vakfı tarafından yapılan sunumda ve Kulübümüzün 23.04.2024 tarihli açıklamasında yer alan detaylar nedeniyle TFF’nin belirlediği Temmuz ayının kesinlikle kabul edilemez bir tarih olduğu hususunda, sizin de dahil olduğunuz şekliyle, katılan 16 Kulüp olarak nasıl ortak bir fikre vardığımızı hatırlıyorsundur Dursun Abi.
Söz aldığında “Ben kendisiyle görüşüyorum, merak etmeyin. Seçimi Haziran başına alacaktır” diyerek “imza vermeyi bu görüşme sonrasına bırakalım” diyen de, “18 Temmuz çok geç bir tarih, en geç Haziranın ilk haftası olması gerekli” diyen de sen değil miydin Dursun Abi?
Toplantıya katılan 16 Kulübümüzün temsilcileri önünde “en azından imzayla gitmesin, saygısızlık olmasın, diyalog kapımız açık kalsın” diye bizleri ikna etmeye çalışırken; “merak etmeyin, bu seçim Haziran başında yapılacak.” dedin diye sözüne itimat ettiğimiz Başkan da sendin Dursun Abi.
“İMZA VERECEĞİZ DEMİŞTİN”
“Eğer seçimi öne almazlarsa biz de imza vereceğiz.” diyen de sendin Abi.
Kulüplerimizle yapılan müzakerede, TFF ile yapılacak görüşmeleri yürütecek İstişare Heyetine seçilen ve TFF ile olan toplantıya Galatasaray Spor Kulübü Başkanı olarak değil, Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfının yetkilendirdiği İstişare Heyeti olarak katılacağını söyleyen de sendin Abi.
Vakfımıza yapılan terbiyesizliğe ve alaycı tavra karşı, istişare heyetinin diğer üyeleri olan güzide Kulüplerimizin Başkanları gibi tepki koymak yerine; kameralara “Bu ne güzel soru Serhan” diye cevap vermen doğru oldu mu Dursun Abi ?
“SANA YAKIŞTI MI?”
Türk futbolunu her gün bataklığın içine çekenler için “İmzayla giderse saygısızlık olur” hassasiyetine sahipken; katıldığın toplantıda Vakfımıza saygısızlık yapılmasına müsaade etmen yakıştı mı Dursun Abi ?
Kameralara “Kulüpler Birliği içerisinde bölünme var.” derken, son istişare toplantısında senin taleplerine istinaden “bölünme var” dediğin Kulüplerin TAMAMININ ittifakıyla diyalog kapısının açık bırakıldığını unuttun mu Dursun Abi ?
Şimdi TFF Başkanının Genel Kurul tarihini Haziran ayı başına almaması nedeniyle SENİN SÖZÜN DE YERE DÜŞMÜŞKEN; bizlere verdiğin imza sözünü tutmanı bekliyor ve artık sana verdiği sözlerin dahi arkasında durmayan ve zavallı bahanelere sığınan TFF Başkanını hiçbir ortamda sahiplenmeni istemiyoruz Dursun Abi.
Temsil ettiğin Milyonlarca onurlu Galatasaray Taraftarına ve Galatasaray Spor Kulübü Camiasına olan saygımızdan ötürü sen bizim ABİMİZ kalmaya devam edeceksin. Ama tüm konuştuklarımızı iyi hatırlamanı ve Türk Futbolu’nun geleceği için bizlere verdiğin imza sözünü tutarak gereğini yapmanı bekliyoruz Dursun Abi.”
]]>7 Ekim’in ardından Gazze’de durumun her gün kötüleştiğine dikkati çeken Guterres, insani ateşkes, esirlerin acilen ve koşulsuz serbest bırakılması ve insani yardımın artırılması için çok kez çağrıda bulunduğunu anımsatarak, henüz bunun gerçekleşmediğini ancak müzakerelerin tekrar başlatıldığını kaydetti.
Guterres, “Gazze’deki halk, esirler ve İsrail’deki aileleri, bölge ve dünya için İsrail ve Hamas liderlerini anlaşma sağlamaları için güçlü bir şekilde teşvik ediyorum. Eğer anlaşma sağlanmazsa, Gazze ve bölgedeki durum çok daha hızlı bir şekilde kötüleşir.” uyarısında bulundu.
REFAH’A SALDIRIYA KARŞI GÜÇLÜ İKAZ
Refah’a yönelik hava saldırılarının arttığına işaret eden Guterres, “Refah’a yönelik bir askeri saldırı dayanılmaz bir şekilde gerginliği arttırır, binlerce sivilin ölümüne yol açar ve yüz binlerce kişiyi yerinden eder. Bunun, Gazze’deki Filistinliler, işgal altındaki Batı Şeria ve bölge için korkunç sonuçları olur.” ifadesini kullandı.
Hem BM Güvenlik Konseyi üyeleri, hem de diğer ülkelerin Refah operasyonuna açık bir şekilde karşı çıktığının altını çizen Guterres, “İsrail üzerinde nüfuzu olan ülkelerin var gücüyle Refah’a operasyonu engellemeleri için çağrıda bulunuyorum.” vurgusunu yaptı.
Gazze’nin kuzeyinde çocuklar ve engelli kişilerin açlık ve hastalıktan öldüğünü ifade eden Guterres, “İnsan eliyle oluşturulan ve engellenebilen kıtlığın önüne geçmek için her şeyi yapmalıyız.” dedi.
Korkunç bir trajediyi engellemek için her türlü baskıyı uygulamanın önemli olduğuna işaret eden Guterres, Gazze’ye yardım önündeki en büyük engelin insani yardım çalışanlarının güvende olmaması olduğunu, insani yardım konvoyları, tesisleri, personeli ve ihtiyaç sahiplerinin hedef olmaması gerektiğini kaydetti.
Hava ve denizden yardımı da memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunların kara yoluna alternatif teşkil etmediğini ifade eden Guterres, İsrailli yetkililerin güvenli, hızlı ve engelsiz yardıma izin vermeleri çağrısını yineledi.
TOPLU MEZARLARA ULUSLARARASI SORUŞTURMA ÇAĞRISI
Gazze’de sağlık sisteminin yok edildiğini ve “bazı hastanelerin mezarlığa dönüştüğünü” vurgulayan Guterres, Gazze’nin farklı yerlerinde bulunan toplu mezarlara ilişkin haberleri derin endişeyle takip ettiğini, sadece Nasir Hastanesi’nde 390 cesedin çıkarıldığına dikkati çekti.
Toplu mezarlara ilişkin farklı iddiaların bulunduğunu, bazı kişilerin yasa dışı yollarla öldürülerek gömüldüklerinin iddia edildiğini anımsatan Guterres, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Adli tıp uzmanlığı bulunan, bağımsız, uluslararası soruşturmacılara bu alanlara acilen giriş izni verilmesi şart. Yüzlerce Filistinlinin hangi koşullar altında hayatlarını kaybettikleri ve gömüldüklerinin bilinmesi gerekiyor. Yakınlarını kaybeden ailelerin buna hakkı var. Dünyanın uluslararası hukuk ihlallerinin cezalandırıldığını görmeye hakkı var.”
UNRWA’YA DESTEK ÇAĞRISI
BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) tarafsızlığına ilişkin Bağımsız İnceleme Grubu’nun raporunun ardından tavsiyeleri uygulamak için eylem planı oluşturulduğunu dile getiren Guterres, UNRWA’ya fonlarını askıya alan birçok ülkenin tekrar fon sağlamaya başladığını bildirdi.
Guterres, bazı üye ülkelerin ise ilk kez UNRWA’ya destek olmaya başladığını belirterek, özel donörlerin de cömertliğine karşın hala fon açığı olduğu bilgisini paylaştı.
“UNRWA’nın operasyonlarını sürdürebilmesi için tüm üye ülkelere, geleneksel ve yeni donörlere cömertçe katkı sağlama çağrısında bulunuyorum.” diyen Guterres, UNRWA’nın varlığının bölge için umut ve istikrar kaynağı olduğunu bildirdi.
İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜME VURGU
Antonio Guterres, “Şimdi iki devletli çözüm için umut ve katkılarımızı sunma zamanı.” diyerek, bunun sürdürülebilir barış ve güvenlik için tek yol olduğunu ifade etti.
BM Genel Sekreteri, BM’nin işgalin sonlandığı, Gazze’nin de parçası olduğu tamamen bağımsız, demokratik ve egemen Filistin devletinin kurulduğu barış sürecini desteklediğini sözlerine ekledi.
]]>“EDANUR ÇOCUĞUMUZU BİZ BURADA CİNAYETE KURBAN VERMİŞİZ”
Yıldırım, “Piknik yapan aile parkta güvenli bir şekilde çocuğunu koruyamaz hâlde. Çok basit bir olay, basit bir tedbirle engellenmesi gereken bir kazayı maalesef, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kazmış olduğu bu çamur çukurunu kapatamamış ve Edanur çocuğumuzu biz burada cinayete kurban vermişiz” dedi.
“CHP’NİN AÇTIĞI ÇUKUR YOK”
Yıldırım’a konuşması sırasında tepki gösteren CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, “CHP’nin açmış olduğu çukur, diyor ya. Ya, sizin açtığınız çukurlar bitmedi. CHP’nin açtığı çukur yok” dedi.
“İSTANBUL’UN CAN GÜVENLİĞİ YOK”
Yıldırım, “İstanbul’un can güvenliği yok. Otobüse binenler otobüste, metrobüse binenler metrobüste kaza yapıyor. Metroya binenler metroda takılı kalıyor. Pikniğe gidenler parkta çocuklarını ölü olarak teslim ediyor. CHP’li belediyenin getirmiş olduğu sonuç bu” diyerek konuşmasını sürdürdü.
“31 MART’A KADAR O İFTİRALARI YAPTINIZ, CEVABINI ALDINIZ”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise yerinden konuşarak “31 Mart’ta aldın cevabını, hâlâ bu iftiralara devam et. 31 Mart’a kadar o iftiraları yaptınız, cevabını aldınız” dedi.
Yıldım ise “Biz boşuna demiyoruz CHP demek çamur, çukur, çöp demek” diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, şunları söyledi:
*Biz böyle bir kazanın olmuş olmasından derin üzüntü duyuyoruz, keşke hiç olmasaydı. Sorumlu bir idare bu durumda hemen soruşturma başlatır ve adalet talep eder; biz bunu yapıyoruz, korkmayın.
*Ama sizin neler yapmadığınızı söyleyeceğim ben şimdi. Daha, Çorlu’da çocuklarını kaybeden anneler altı yıldır adalet arıyorlar, adaleti bulamıyorlar; mahkeme daha yeni kararı verdi, haberiniz var mı sizin bundan?
*Aladağ’da yurtta yanan çocuklar için ne yaptınız hatırlıyor musunuz? Peki, siz Gökçek döneminde metro kazısında ölüp de 300 metre arkada cenazesi bulunan vatandaşı hatırlıyor musunuz?
“SİYASET ÜRETELİM DİYORSANIZ BAŞKA KAPIYA”
*Yüreğiniz yetiyorsa, bakın, bir yavrunun ölümü üzerinden siyaset yapmayın; ayıptır, yazıktır, günahtır. Cesaretiniz var mı? Gelin, kamu idaresinin hizmet kusurundan kaynaklı bütün ölümleri araştıralım, var mısınız?
*Bütün o yargılama safahatlarının niye on yıl sürdüğünü araştıralım, var mısınız? Gelemezsiniz, gelemezsiniz. Bir yavrumuz çukura düştü, Allah rahmet eylesin; tabii ki gereğini yapacağız hiç şüphesiz ama ‘Bunu bir fırsata çevirelim, bundan yararlanalım, bundan siyaset üretelim’ diyorsanız başka kapıya.
“VAR MISINIZ; HER ŞEYİ KONUŞALIM”
*Çünkü ikiyüzlüsünüz, çünkü bugüne kadar kılınızı kıpırdatmadınız. Ama gerçekten bu bir vesile olsun sayın vekiller, bundan sonra bu Meclis, bu tip kazaların peşine düşsün, araştırsın, mahkeme safahatını takip etsin.
*Adalet de yerini bulsun; var mısınız, yüreğiniz yetiyor mu? Sayın Hatip yavaş yavaş bizim olduğumuz noktaya gelecek ama zorlanıyor çünkü onun kulağına üflemişler: “Çamur çukuru” demişler, iki de bir söylemek zorunda kalıyor. Şimdi, biz arkadaşlar diyoruz ki: ‘Her şeyi konuşalım.’
“GELİN ARAŞTIRALIM”
*Bu ülkede idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan bu belediye olabilir, kamu olabilir… Gelin araştıralım, üzerine eğilelim siyaset olarak ve Meclis olarak yapacağımız şey var mı, yok mu bakalım diyoruz. Siz ne diyorsunuz?
*Israrla “Bu yavrumuzu konuşalım.” diyorsunuz. Sayın Vekil burası bir hukuk devletiyse bu iş savcılığın işidir. Bakın, idari soruşturma da var, savcılık da el altmış; biz, bunları burada konuşamayız. Bakın, bunları bilmelisiniz.
*Eğer siz mahkemelerde adalet bıraktıysanız, savcı araştırır, soruşturur, kovuşturur, mahkeme olur, o safahatları birlikte takip ederiz ama o 5 yaşındaki yavruyu ısrarla konuşmaya çalışmanızı sadece kuru ve kötü bir siyaset yapmak olarak tanımlıyorum çünkü bunun başka bir açıklaması yok.
*Ama gerçekten samimiyseniz, gerçekten siz bu işe kafanızı takıyorsanız, gerçekten bir gün kalktınız ve 5 yaşındaki bir yavrumuzun böylesine müessir bir durumda vefat etmesinden rahatsız olduysanız, vicdanlarınız ayağa kalktıysa bundan önceki o yavruları düşünün, bundan önce yanan yavruları, kaybettiğimiz canlarımızı da düşünün.
*Bakın, sizin iktidarınıza sadece 32 bin işçi iş kazasında hayatını kaybetti. Şimdi bunları niye konuşmuyoruz? Bunların hepsini alalım, hepsini konuşalım Türkiye Büyük Millet Meclisi de görevini yapmış olsun.
]]>Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz “Genelde bu tarz uygulamalar, pazarlama amacıyla kayalık yapıyı yok etmek için ya da endemik ve koruma altındaki deniz canlılarını yok etmek için yapılıyor. Çünkü oradaki yosunların dipteki görüntüsü siyah. İnsanların ne olduğunu hoşlanmadığını düşünüyorlar ve böyle adımlar atıyorlar. Cezalar ise çok komik kalıyor, devede kulak” dedi.

Torba Mahallesi’nde bulunan Demir Koyu’nda Mesa Mesken tarafından inşa edilen, milyon dolarlık villaların bulunduğu tatil sitesinde sahildeki doğal yapıyı bozarak denizin içine kadar beyaz renkli maden tozu serilmesi görenleri isyan ettirdi.
İKAZ TUTANAĞI DÜZENLENDİ
Bodrum Belediyesi ekipleri hareket geçerek bölgede inceleme yaptı, tatil sitesine 106 bin TL para cezası vererek, serilen maden tozunun kaldırılmasını istedi. Bodrum Belediyesi ekipleri MESA Sitesi’ne sahile doğal olmayan malzeme dökmek ve çevre kirliliğine neden olmaktan, kabahatler kanunu 41/4 maddesi gereği en üst limitten cezai işlem uyguladı. Ayrıca kumun kaldırılması için işletmeye 2 gün süre verilerek, ikaz tutanağı düzenlendi, konu ile ilgili tutanak ilgili birim ve kurumlara sevk edildi.
Denize mermer tozu dökülmesinin ve pazarlama amacıyla denizin yapısının bozulmasının doğaya verdiği zararları anlatan Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz ”Burada denize ne döktüklerinden ziyade denize bir şey döküp dökemeyecekleri önemli. Ama bu döktükleri malzemelerin zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Bununla ilgili çalışmalar sürüyor” dedi.
GÖRÜNTÜ SİYAH OLDUĞU İÇİN YAPIYORLAR
Yılmazi şöyle devam etti:
– Genelde bu tarz uygulamalar, pazarlama amacıyla kayalık yapıyı yok etmek için ya da endemik ve koruma altındaki deniz canlılarını yok etmek için yapılıyor. Çünkü oradaki yosunların dipteki görüntüsü siyah. İnsanların ne olduğunu hoşlanmadığını düşünüyorlar ve böyle adımlar atıyorlar.

AKINTIYA KARŞI DUVAR ÖRÜYORLAR
Yılmaz, denize mermer tozu veya benzer madde dökenlerle ilçede 5 yıldır mücadele verdiklerini belirterek “Kum yeni gündem oldu ama yıllardır zaman zaman kimyasal dökerek, kireç dökerek zaman zaman iş makineleri ile deniz çayırları yok ediliyor. Deniz akıntılarını engellemek için beton duvarlar yapılıyor. Daha sonra da içine çeşitli malzemeler dolduruluyor. Şimdi olduğu gibi kumlarla da bu yapılıyor. Bu faaliyetler denizin doğal yapısını bozuyor” dedi.
“MALDİVLER’E BENZEMEYE ÇALIŞIRKEN…”
Yılmaz “Yanı sıra suların berrak olmasını engelliyor. Kıyı erozyonunu engelleyen doğal bariyerleri engelliyor. Bu faaliyetler önümüzdeki yıllarda kıyılarda çökmelere de neden olabilir. Karadeniz’in sahil yolları gibi. Nereden bakarsanız bakın her türlü zarar. Maldivlere benzemeye çalışırken bindikleri dalı kesiyorlar” ifadesini kullandı.

“CEZALAR CAYDIRICI OLMUYOR”
Verilen cezaların işletmeler için caydırıcı olmadığını belirten Yılmaz, ”Çevre Şehircilik Bakanlığı da belediye de ceza kesiyor. 106 bin TL ceza da caydırı değil. Ama kanunun en üst limiti bu. Bazı site ve oteller için bu cezalar yıldırıcı olmuyor. Doğaya zarar verseniz de, masmavi görünen deniz işletmenizin değerini yükseltiyor. Doğal olarak umursamıyorsunuz” dedi.
Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
– Ayrıca bu kuruluşlar cezai yaptırımın dışında neden olduğu sorunu da düzeltmeli. Yani orada öyle bir şey yapıyorsa, işletmeye verilen zararı düzeltmeleri sağlanmalı. Bu işlerde lazım olan kepçelerin, iş araçlarının denizde kullanılması için Liman Başkanlığı’ndan izin verilmesi gerekir.
Tatil sitesinin çuvallarla getirdiği maden tozunun sahilde durduğu görüldü.
CNN İklim Muhabiri Bill Weir, iklim krizinin giderek Dünya’yı ve tüm canlı yaşamını tehdit ettiğine dikkat çekerek bireysel olarak alınabilecek önlemleri sıraladı.
İşte iklim krizine karşı uygulanabilecek beş ipucu…
1. Fosil yakıtlara olan bağımlılığa son verin
Weir’a göre, küresel ölçekte fosil yakıt tüketimimizi kontrol altına almalıyız. Amerika Birleşik Devletleri sera gazı yayan ilk üç ülke arasında yer alıyor. Elektrik, ısı ve ulaşım için fosil yakıt yaktığımızda süreç, ısıyı hapseden emisyonları üretir.
Weir, Maine’de karbon bazlı fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı “Godzilla” olarak nitelendiren bir balıkçıyla konuştuğunu hatırlıyor. “‘Karbon Godzilla’yı parçalayıp geldiği yere geri koymak insanlığın ileriye dönük 1 numaralı işidir.”
2. Daha sıcak bir iklime uyum sağlamayı öğrenin
Weir, develerin aslen Kanada’dan geldiğini ancak kendilerini çölde bulduklarında sıcağa adapte olduklarını açıkladı.
Weir, develerin evrimleşmesinin binlerce yıl sürdüğüne değinerek, insanların bizim için vakti olmadığını söyledi, “ama teknolojiye sahibiz.” Örnek olarak, ışığın %98’ini uzaya geri yansıtan ve bir binayı 19 Fahrenheit’e (10,6 santigrat derece) kadar soğutabilen, şimdiye kadar yaratılmış en beyaz boyayı gösterdi.
3. Aktivistleri arayın
Olumlu değişiklikler yapan kişileri belirleyin ve onları destekleyin.
Weir, “Her zaman felaketlere koşan yardımcılar vardır” dedi. Gerçekten morali bozulduğunda, “Yardımcıları aramam gerekiyor; yalnızca Lahaina’daki orman yangını veya kasırga gibi bir olayın ardından toplulukları yöneten kişileri değil, aynı zamanda daha iyi fikir ve yöntemler arayan insanları da aramam gerekiyor. Sorunu çözelim ve hayatımızın daha sağlıklı, daha sürdürülebilir ve dayanıklı parçalarını yaratalım.”
4. Çevreyi kurtarmak için güçlerinizi birleştirin
Topluluğunuzun aktif bir üyesi olun; Çevreye ve birbirlerine birçok yerli topluluğun gösterdiği saygı ve özenle davranın.
“Suyla, toprakla ve havayla ilgileniyor… (bu) Maslow’un ihtiyaçlarını modern, kullanışlı dünyamızda hayal bile edemeyeceğimiz şekillerde karşılıyor” dedi. “Kendimizi tecrit etmenin altın çağında yaşıyoruz, oysa birbirimize her zamankinden daha çok ihtiyacımız var” dedi.
Bunu yapmak için, ister bir miting düzenlemek, uzmanlığınızı iyi bir amaç için kullanmak veya mahalle parkının temizlenmesine yardımcı olmak olsun, size en uygun şekilde yardım edin.
“İnsanların birbirleriyle ve doğayla mümkün olan en iyi şekilde bağlantı kurmasını istiyorum” dedi.
5. Yapabildiğiniz yerde emisyonları azaltın
Fırsatınız olduğunda çevreye biraz mola verin. Temel Maslow piramidi ihtiyaçlarınızı daha sürdürülebilir bir şekilde karşılamayı düşünün.
Weir kitabında Maslow’un “İnsan sürekli olarak isteyen bir hayvandır” yazdığını hatırlatıyor. Ancak Weir şunu yazdı: “O (Maslow) ‘sınırlı kaynaklara sahip bir gezegene’ gidiyor.”
“(Bu) İhtiyaç Piramidini nasıl çizdiğiniz önemli değil; Weir, önemli olan onu nasıl doldurduğunuzdur, diye yazdı.
Öyleyse onu nasıl dolduracağınızı düşünün. Belki tek kullanımlık plastiklere olan bağımlılığınızı azaltabilirsiniz; araba kullanmak yerine pazara yürüyerek gidin; Diyetinizin karbon ayak izini dikkate alın; Yiyecek, su, malzeme, kıyafet israf etmemeye özen gösterin. Küçük şeyler birikiyor.
]]>Törende İmamoğlu’na Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ile İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa da eşlik etti. İmamoğlu törende yaptığı konuşmada “Seçimler geçti. Biz aynı şeyi söylemeye devam ediyoruz. Bundan sonra da hedefe ulaşana kadar aynı sözleri kullanacağız. Nedir o? ‘Tam yol ileri’ kavramı aslında milletimizin diline de işledi, ruhuna da işledi. Tabiri caizse çok ciddi kabul gördü. Çünkü insanlarımıza moral veriyor. Geleceğe dair yol yürümenin, koşmanın çok iyi geldiğini görüyorum insanlarımıza” dedi.
“SEÇİMİ KAZANMAK BİR GÜNLÜK MESELE”
Hedeflerinin seçimi kazanmak olmadığını dile getiren İmamoğlu “Seçimi kazanacağız elbette ama o bir günlük mesele. Esas olan sonrası, 5 yıllık mesele. O da aslında hedefimiz olan; İstanbul’un sorunlarını çözmek, 16 milyonun hayatını kolaylaştırmak, güzelleştirmek. Hedefimiz İstanbul’da yaşam kalitesini yükseltmek. Bu konuda da çok kararlıyız. Odaklandığımız, kitlendiğimiz hedef budur. Seçim kazandığımız zaman değil, bu hedefe ulaştığımız zaman biz kazanmış olacağız ve mutlu olacağız. Bunu her yerden beyan ettik. Onun için tam yol ileri diyerek hızımızı artırdık. Ve seçimden bu yana yine açılışlarımızı yapıyoruz. Temel atma törenlerimizi yapıyoruz” diye konuştu.

“SÖZDE YATIRIMLARIN DEVRİ BİTTİ”
İmamoğlu, İstanbul’un geleceğinin ancak doğru, gerçek yatırımlarla güvence altına alınabileceğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Kamu yatırımlarını iyi yönetmek lazım. Aksi takdirde eğer israfa dayalı bir sistemle yönetir, bir avuç insanın ihya edilmesi gibi meseleyi görürseniz geleceğimizi karartan işler olur. Biz asla buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz. O nedenle İBB’nin bütün yatırımlarını, işlerini şeffaf katılımcı ve bilimsel süreçlerle yönettik. Yönetmeye devam ediyoruz. Plansız, projesiz, seçimde insanların gözlerini boyamak için değil, insanları aldatmak için değil, insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için yol yürüdük. Sözde yatırımların devrini zaten milletimiz bu seçimde bitirdi. Zarar veren, doğasına, insanına fayda vermeyen, sadece cebindeki paraya göz diken anlayışı da bitirdi. Hatırlayın; Kanal İstanbul’un ismini bile ağızlarına alamadılar. Çünkü o milletimiz için bir kabustu. İsmini anmamalarına rağmen, ‘gündemimizde yok’ deyip insanımızı bu seçimde de aldatırız demelerine rağmen, hem onları aldatamadılar, hem insanımız aldanmadı hem de Kanal İstanbul denen ucubeye, o beton projesine ‘bay bay’ dedi insanımız. Onu uğurladı. Onu artık gündeminden kaldırdı İstanbul’un. Bu bakımdan biz İstanbul’u gerçekten yatırımlarımızla ekonomik, toplumsal, çevresel, risk ve tehditlere karşı güçlendiren işler yapıyoruz.”
“HER YÖNETİCİMİZİN RUHUNA İŞLEMELİ”
İmamoğlu “Bizim işimiz, bizim projemiz, bizim anlayışımız yani bir partinin projesi ya da şahsın projesi değil. Milletimize ait, sizin işiniz. Sizin paranız. Onu iyi kullanmanın gururunu yaşıyoruz. Siz de ‘bugün törene katıldım, temeli attık’ diyeceksiniz. Sahipleneceksiniz. Çünkü sizin, size ait” dedi.
Halkçı ve icraatçı bir belediyecilik anlayışına sahip olduklarını söyleyen İmamoğlu “Herkesin, her yöneticimizin ruhuna işlemeli; halkçı, icraatçı belediyecilik” dedi.
SU TASARRUFU VE MELEN BARAJI ÇAĞRISI
İmamoğlu küresel iklim değişikliğine ve yaklaşan yaz mevsimine de dikkat çekerek vatandaşlara su tasarrufu çağrısı yaptı.
Yapımı yılan hikayesine dönen ve 2016 yılında açılması planlanan İstanbul’un su sorununu çözecek Melen Barajı’nın hala bitmesine tepkisini sürdüren İmamoğlu, “Orada kocaman çatlak bir gövdeyle bir inşaat duruyor. Nasıl düzeltileceği, nasıl yönetileceği konusunda harekete geçilmiyor. Bu olumsuzluk bütün kurumlara iletildi. Cevap bile yazılmıyor, üzülüyoruz. Bu konuları bizimle masalarda konuşsalar, çözümü birlikte arasak, sorunu birlikte çözsek daha güçlü işler yaparız. Kurumların arasına bu soğukluğu sokan bir siyasi anlayıştır. O siyasi anlayışı her ne kadar bu seçimde yerel yönetimlerden uzaklaştırmış isek de hala hükümetin bazı kanallarında aynı anlayış devam ediyor. Bunun onlara siyasi olarak da faydası olmadığını bu seçim gösterdi. Bunun insanlarımıza da faydası yok. Bundan vazgeçin. Birlikte düşünelim, birlikte konuşalım. Geçmişte hatalar niçin yapıldı? Hatalarda bir ihmal var mıdır? Bir kamu zararı var mıdır? Hesabı sorulsun. Derhal Melen’in bir kaynak olarak sağlıklı bir biçimde depolanıp enerji üreterek İstanbul’a hizmet etmesinin sağlanması şart. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ olarak böylesi önemli bir problemin çözümüne katkı sunmaya hazırız” diye konuştu.
“EN ÖNDE YÜRÜYERLER OLACAĞIZ”
İstanbul’un 39 ilçesini ayrım yapmadan gezdiğini söyleyen İmamoğlu “Seçilen herkesin yeri başımızın üstü. Hiç sorun yok. Birlikte iş üretmek istiyoruz. Bürokrasimiz eş güdümlü çalışsın istiyoruz. O parti, bu parti demeden artık işimiz milletimize hizmet üretmek. Bu bağlamdaki anlayışın her zaman en önde yürüyenler olacağız. Altyapıdan üst yapıya, peyzajdan, yeşil alanda kreşlere, kültür merkezlerinden birçok noktaya kadar seçim öncesi söylediğimiz her sözün karşılığını bu 5 yıllık yolculuğumuzda bulacaksınız” dedi.
EMEKÇİLERİN İŞÇİ BAYRAMINI KUTLADI
Tüm bu yatırım projelerinde çalışan emekçilere özel olarak teşekkür eden İmamoğlu “Yarın işçinin ve emekçinin bayramı. Biz bu bayramı çok önemsiyoruz. Bayram tabii ki aynı zamanda bizim dertlenme günümüz. Dertleneceğiz, işçimizin, emekçimizin derdine. Ve çözüm bulma konusunda bize düşen payıyla en üstün sorumluluğu üzerimize alacağız. Ama ülkemizde biliyoruz ki ne yazık ki işçinin, emekçinin ve de ne yazık ki çok yazık ki çok üzülerek söylüyorum ki özellikle emeklinin derdi büyük. Biz elbette dayanışmayı, yardımlaşmayı arttırmayı da o insanlarımıza destek olmayı da birinci sırada tutuyoruz. İşçimizin, emekçimizin bayramı kutlu olsun. İnşallah sendikasız çalışan kalmasın. Biz İBB’de sadece 5 yılda hem sendikal çeşitliliği arttırdık. Hem de sendikalı çalışan sayısını iki katına çıkardık. Az buz değil. Biz insanımızla işimizi konuştuğumuz gibi insanımızla onun emeğinin karşılığını almasını da konuşmayı başarmalıyız. Çünkü biz demokrat olmayı, öncü olarak zihnine yerleştirmiş insanlarız. Demokrat olacağız, adil olacağız, ahlaklı olacağız. Özenli olacağız. Milletimize layık olacağız” dedi.
]]>1 MAYIS’TA TAKSİM KAPALI MI?
Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile ilgili bakanlık binasında basın açıklaması yaptı.
Ali Yerlikaya, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmayacağını açıkladı. Yerlikaya, “Taksim Meydanı toplantı ve gösteri yürüyüşü için belirlenen yer ve güzergahlar arasında değil” dedi.
1 MAYIS TAKSİM’DE KUTLANACAK MI?
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla vatandaşları 1 Mayıs’ta Taksim’e çağırdı.
Çelik, mesajında “1 Mayıs’ta Taksim’e! Emeği, adaleti, sömürüden arınmış düzeni savunmak için hep birlikte Taksim’e yürüyoruz. Toplanma alanı: Saraçhane, Saat: 10.00” bilgisini paylaştı.

TAKSİM’E İKİ KOLDAN YÜRÜYÜŞ PLANI
Özgür Çelik, SÖZCÜ TV canlı yayınında Taksim çağrısına ilişkin açıklamalar yaptı. İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulunan Çelik, şunları söyledi:
* “1 Mayıs çağrısını tabii ki sendikalar yapıyorlar, kutlamanın düzenleyicisi sendikalar ve meslek odaları. DİSK’in, KESK’in Mimarlar Odası’nın Mühendisler Odası’nın ve Tabipler Birliği’nin organizasyonuyla bir planlama yapıldı. Biz de siyasi partiler olarak bu planlamaya uygun biçimde onların çağrısına uygun biçimde çağrılarımızı gerçekleştirdik.
* Sendikalar ve meslek odaları, Taksim’e iki koldan bir yürüyüş yapmayı planlıyor. DİSK, Devrimci İşçi Sendikası ve TMMOB Saraçhane’de buluşarak bir yürüyüş gerçekleştirecek. KESK ve Tabipler Birliği de Beşiktaş’ta buluşarak bir yürüyüş gerçekleştirecek.
* Biz de Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak Saraçhane önünde buluşup DİSK’in ve TMMOB’un arkasından yürüyüşü gerçekleştireceğiz.
1 MAYIS GÜNÜ TAKSİM’E ÇIKAN YOLLAR KAPATILACAK
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle alınan olağanüstü önlemleri açıkladı.
Yüze yakın cadde 04.00’ten itibaren trafiğe kapatılacak. Deniz ve raylı sistem ulaşımındaki kısıtlama 05.30 itibarıyla başlayacak.
Anadolu yakasından Avrupa yakasına, Beşiktaş-Kabataş-Karaköy-Eminönü iskelelerine yolcu taşınmayacak.
Yenikapı-Hacıosman metrosu Vezneciler Levent, M11 Kağıthane Yıldız arası ulaşım yapılmayacak. Kabataş-Taksim Füniküler seferleri durdurulacak. Kabataş tramvayı Topkapı -Kabataş arası yolcu taşımayacak. Alibeyköy tramvayının son durağı Cibali olacak. Çok sayıda İETT seferi durdurulacak. Anadolu yakasından Avrupa yakasına pek çok noktadan yolcu taşınamayacak. Marmaray-Sirkeci istasyonu çift taraflı ulaşıma kapatılacak.
OTOPARKLAR BOŞALTILIYOR
Taksim, Şişhane, Kabataş, Mecidiyeköy, Şişli, Saraçhane, Beşiktaş Meydan, Dolmabahçe civarındaki otoparklar boşaltılacak ve araç parkına izin verilmeyecek.
İtfaiye Daire Başkanlığı 05.30’dan itibaren yeterli sayıda itfaiye aracı ve su tankerinin belirlenen noktalarda görevlileri ile birlikte hazır bulunduracak.
KAMYONLAR HAZIR KITA
Yol Bakım Müdürlüğü de belirtilen sayıda iş makinesi ve kamyonun belirlenen noktalarda hazır edecek. Çöp konteynerleri yürüyüş güzergahlarından kaldırılacak.
Beyoğlu, Şişli, Beşiktaş, Fatih ve Kadıköy ilçeleri seyyar satıcılardan arındırılacak.
Şehir genelinde belirlenen yerlerde yeterli sayıda ambulans sağlık personeli ile birlikte görevlendirilecek. İhtiyaç halinde sağlıkçılar İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan ve Gayrettepe Hizmet Binalarında görev alacak.
]]>Blue Origin, SpaceX, Virgin Galactic uzay meraklıları için pek de yabancı isimler değil. Son birkaç yıldır her üç şirket de uzay turizminde hızlı bir şekilde ilerlemeyi başarıp sık sık dünya basınında manşetlerde yer aldılar. Ancak uzay turizminde seçenekler fazla ve her seyahatin vadettiği deneyim çok farklı.
MİLYONLARCA DOLARLIK SEYAHAT PLANLIYOR
Bu konudaki açığı fark eden Roman Chiporukha da uzay turizmine yöneliyor. SpaceVIP’in kurucu ortağı olan Roman Chiporukha, varlıklı müşterilere varış noktaları, ulaşım seçenekleri, seyahatlerin riskleri ve bir seyahatten en iyi şekilde nasıl yararlanılabileceği konusunda tavsiyelerde bulunuyor.

Aslında Chiporukha’nın, Roman & Erica adında, dünyanın en varlıklı kişilerine hizmet veren seyahat şirketi var. Bu müşteri portföyü sayesinde de 2018’de Axiom Space kendisine ulaşıyor ve “Dünyanın en zengin insanlarından bazılarıyla çalıştığınızı duyuyoruz. Uluslararası Uzay İstasyonu’na yapılacak tamamen özel ilk astronot misyonunu tanıtmamıza yardımcı olun. Üç biletimiz var, tanesi 50 milyon dolar değerinde” diyerek bir teklifte bulunuyor.
İşe koyulduğunda fark ettiği ilk şey, kamuoyunun diğer uzay turizmi operatörleri hakkında hiçbir fikrinin olmaması: “Blue Origin’i, SpaceX’i ve Virgin Galactic’i biliyorlar. Müşterilerin tüm bilgileri toplamak için tek bir yere ihtiyacı vardı, bu yüzden SpaceVIP’i yarattık.”

SEYAHATLER NASIL PLANLANIYOR?
Chiporukha, sundukları hizmetler hakkında bilgi vermeye şu sözlerle devam ediyor: “Pek çok insan Uluslararası Uzay İstasyonu görevinin yörünge altı uçuşla aynı şey olduğunu düşünüyor. Hayır, yörünge altı demek, beş dakika boyunca ağırlıksız kalmanız ve sonra tekrar aşağı inmeniz anlamına gelir. Bir Axiom görevi dört buçuk aylık eğitim ve 10 günlük uzay deneyiminden oluşur. Bu büyük bir taahhüt. Buradaki rolümüz, müşterilerimize süreç boyunca rehberlik etmek, onları doğru şirketlerle tanıştırmak.”

SpaceVIP Kurucu Ortağı Roman Chiporukha
ÖLÜM RİSKİ VAR
Her ne kadar çok cazip olsa da ve pek çok kişiye “Çok zengin olsam uzaya gitmek isterim” dedirtse de bu maceranın yaşatacağı deneyim ne kadar büyükse riski de o kadar büyük. Chiporukha, ölüm riskinin altına çizerek şunları söylüyor:
“İnsanlar şunu bilmeli ki evet ölebilirler. Bu onların düşünmesi gereken bir şey. Ancak yalnızca istatistiklere bakarsanız; bir araba kazasında ölme veya sokakta yürürken hayatınızı kaybetme olasılığınız, uçakta uçarken veya uzaya giderken ölmekten daha yüksek.”
Her seyahatte olduğu gibi uzay için de farklı bütçeler ve deneyimler söz konusu. 150 bin dolarlık bir seyahate de Uluslararası Uzay İstasyonu’nda kalarak roket fırlatmaya kadar 55 milyon dolarlık bir seyahat de planlanabilir.
]]>“Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldubittiye getirilmemelidir” çıkışının yer aldığı açıklamada, “Çocuklarımıza ve gençlerimize Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitim sunulmalıdır” ifadelerine yer verildi.
‘ÇAĞDAŞ EĞİTİMİN GEREKLERİNİ NE KADAR KARŞILADIĞI TARTIŞMALI’
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatının, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır.
Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat hedeflenmelidir.
Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır.
Eğitim hepimizin en öncelikli ve ortak meselesidir. Müfredatın çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazandırması kritik önemdedir. Çocuklarımıza ve gençlerimize Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitim sunulmalıdır. Yeni nesillerin ve ülkemizin geleceğinde belirleyici önemdeki müfredat çalışmasının hem yöntem hem içerik olarak bilimsel temelde, şeffaflık ve katılımcılık ile yürütülmesi esas olmalıdır.
Dünyada eğitim sistemleri yarış halindeyken ve yüksek katma değerli ekonomi olma hedefimiz varken, ülkemizin en kıymetli varlığı çocuklarımız ve gençlerimizin vasat bir eğitime mahkum edilmeyeceğinden emin olmalıyız. Çağdaş uygarlık seviyesini aşmanın yolu; Cumhuriyet değerlerini ve demokrasi ilkelerini özümsemiş, bilim-teknolojide yetkinleşmiş, sosyo-duygusal becerileri gelişmiş, özgür düşünceli nesiller yetiştirmektir.
Bu çerçevede, geçtiğimiz Cuma günü açıklanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatının, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır.
STK’LAR YETERİNCE DAHİL EDİLMEDİ
Ülkemiz; eğitim STK’ları, öğretmenleri, öğrencileri, velileri, akademisyen ve uzmanları, eğitim-iş dünyası etkileşimi ile çok geniş bir “eğitim paydaş ekosistemi”ne sahiptir. Oysa müfredat hazırlık sürecinde yer alan kişi ve kurumlar açıklanmamış, farklı görüşlerden eğitim uzmanı ve STK’lar sürece yeterince dahil edilmemiş, yeni müfredata ilişkin görüşlerin iletilmesi için sadece bir hafta süre verilmiş, yeni müfredatın hemen önümüzdeki öğretim yılında belirli sınıflarda uygulamaya geçeceği kaydedilmiştir.
Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldu bittiye getirilmemelidir. Müfredat çalışmasında yer almış kişi ve kurumlar, yapılan ihtiyaç analizleri, çalıştay sonuçları gibi bilgi ve belgelerin kamuoyuna açıklanması faydalı olacaktır.
Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır. Alınan geri bildirimlerin neler olduğu ve müfredat revizyonunda nasıl dikkate alındığının açıklanması sürecin şeffaflığına katkı sağlayacaktır.
Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat ülkemizin çağdaş uygarlık seviyesini aşma hedefine hizmet edecektir.
Kentin park ve sokaklarına egzersiz yapmaları, sosyalleşmeleri ve tuvalet ihtiyacını gidermeleri için çıkarılan evcil köpeklerin çoğunun chihuahua, toy poodle, pug ve maltese gibi boyut olarak daha küçük ırklardan seçilmesi dikkati çekiyor.
Bu seçimde küçük ırkların daha az alan ve egzersize ihtiyaç duyması ve az tüy dökmesi, apartman yaşamına daha kolay uyum sağlaması gibi faktörler ön plana çıkıyor.
“İnsanların tercihleri mekan genişliği gibi farklı olgulara göre değişiyor”
Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, yaptığı açıklamada, insanların birlikte yaşayacakları evcil hayvanları seçerken, tercihlerinin mekan genişliği gibi farklı olgulara göre değiştiğini söyledi.
Fizyolojik ihtiyaçları olan köpeklerin bakımlarıyla ilgili bazen sorunlar yaşandığını belirten Arslan, bu nedenle son zamanlarda bazı hayvanseverlerin küçük ırk köpekler ve kedi sahiplenmeyi tercih ettiğini aktardı.
Arslan, bunun nedenlerinden birinin evlerin daralması olduğunu belirterek, “Eskiden üç artı bir, dört artı bir evlerde otururken şimdi şehirlerin daralması ve nüfusun artmasıyla beraber daireler de küçülmeye başladı. İnsanlar daha dar bir alanda küçük ırklar tercih etmeye başladılar. Diğer önemli bir konu da aslında hayvanların ihtiyaçlarıyla ilgili. Bir hayvanın egzersiz yapabilmesi için yeterli alanının olabilmesi bilinçli hayvan severlerin tercihini etkiliyor. Hayvansever, bir hayvanı sahiplenirken kendi evinin büyüklüğüyle ilgili bir araştırma da yapıyor, ona göre karar veriyor” diye konuştu.
“Köpek cinsi seçiminde hayvanseverin kişiliği de etkili”
Arslan, köpek cinsi seçiminde hayvanseverin kişiliğinin de etkili olduğunu belirterek, “Bana köpeğini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Herkes kendi mizacına uygun köpeği seçiyor aslında. Sakin insanlar sakin ve küçük köpekleri seçerken, bazıları statü göstergesine göre büyük ve güçlü hayvan seçiyor” diye konuştu.
Büyük ve küçük ırk köpekler arasında veteriner hizmetleri açısında pek bir fark olmadığını belirten Arslan, bu hayvanların beslenme şekli ve yedikleri mamamın miktarının değişim gösterdiğini anlattı.
Arslan, hayvanseverlerin köpek dostlarına kıyafet ve ayakkabı giydirmelerini önermediklerini kaydederek, “Köpeklerin ısısını dışarıya vermeleriyle ilgili insanlardan farklı bir yapıları var. Isılarını ağızdan verirler. Köpeklerin solunumu ağızdan vermeleri, enerjilerini atabilmelerinin tek yolu. Köpeklere giysi ve ayakkabı giydirilmesini önermiyoruz çünkü ayaklarının, reseptörlerinin yere temas etmesi lazım” dedi.
Ciddi bir hastalık geçirmedikleri sürece hayvanların üşümediğini dile getiren Arslan, hayvanlara giysi giydirmenin sağlıklarıyla ilgili riskler oluşturulabileceğini dile getirdi.
“Büyük köpek bahçe ister, dışarıda olmak ister”
“Mars” adını verdiği 5 yaşındaki poddle cinsi köpeğini Beşiktaş’taki bir parkta gezdirmeye çıkaran Erhan Çetinkaya küçük cins köpeklerin bakımının daha kolay olduğunu düşünenlerden biri.
Bu cins köpeklerin çok sosyal hayvanlar olduğunu belirten Çetinkaya, “Büyük köpek bahçe ister, dışarıda olmak ister. Küçük köpeklerin çok fazla öyle derdi olmuyor. Bu tür küçük cins hayvanlar çok sosyal. Dolaşmayı, birbirleriyle oynamayı seviyorlar. Sahipleri mama masrafını çok düşünmez ama elbette büyük bir hayvan ile küçük cinsin arasında maliyet açısından mutlaka fark var” ifadelerini kullandı.
Aynı parkta 8,5 aylık “Ricky” adını verdiği köpeğini gezdiren Hasan Kartın, French Bulldog ile Staffordshire Bull Terrier melezi olan köpeğinin tüylerinin çok kısa olmasının kendisi için bir avantaj olduğunu söyledi.
Kartın, küçük cinslerin bakımı daha kolay olsa da köpek bakmanın sorumluluk istediğini belirterek, “Bir çocuktan farkı yok. Düzenli yemeğini vermeniz, sokağa çıkarmanız gerekiyor. Gün boyu evde yalnız kalınca sıkılıyorlar. Eve gidince onunla ilgilenmenizi istiyorlar.” diye konuştu.
“Küçük ırk daha sevimli, istediğin yere alıp götürüyorsun”
“Çilek” adını verdiği köpeğiyle gezen Cüneyt Yılmaz ise “Evde ve ofiste bakımı çok zor. Muhakkak bir bahçe, toprak istiyor. Bayram tatilinde Ege tarafına götürdük. Hayvan bir anda değişti, gözlerinin içi parlamaya başladı. Oradaki mutluluğu bile hemen fark ediliyordu. İstanbul’a dönünce mutsuzlaştı tekrar, çünkü alanı daraldı. Orada hayvanlar var, toprak var, trafik yok ve mutlu. Burada ancak bahçeye, parka çıkarabilirsek mutlu olabiliyor. Evde bir karamsarlık halinde” diye konuştu.
Yılmaz, büyük ırk köpeklerin evdeki eşyalara zarar verebildiğini kaydederek, “Tuvalet eğitimi sıkıntı. Evde bakım için bazı kanunlar var. Hayvan 10 kilo üstüyse binadakilerden izin alınması lazım. Küçük ırk daha sevimli, istediğin yere alıp götürüyorsun. Masrafları arasında fark var. Mama tüketimi büyük ırklarda daha çok. Daha haşarı oluyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
]]>





