Azerbaycan Hava Yolları’na ait bir Embraer 190 yolcu uçağı, dün Kazakistan’ın Aktau kenti yakınlarında alev alarak yere çakıldı.
38 kişinin hayatını kaybettiği kazada, 29 kişi ise mucizevi şekilde kurtarılarak tedavi altına alındı. Kazanın ardından uçaksavar füzesi iddiaları gündeme geldi.
Uçak, Bakü’den Çeçenistan’ın Grozni kentine gitmek üzere yola çıkmış, ancak rotasından yüzlerce kilometre saparak Hazar Denizi’nin doğu kıyısında acil iniş yapmaya çalışmıştı.
UÇAKSAVAR FÜZESİ TARAFINDAN VURULDU İDDİASI
Havadayken sekiz çizen uçağın neden böyle bir sapma yaşadığıyla ilgili tartışmalar sürerken İngiliz Telegraph gazetesine göre, Rus askeri blog yazarları ve bazı havacılık analistleri, kazanın sebebinin uçaksavar füzesi olabileceğini öne sürdü.
Olay yerinden gelen görüntüler, uçağın dik bir açıyla çakıldığı ve yere düşerken bir ateş topuna dönüştüğünü gösteriyor.

RUSLAR İDDİALARI DESTEKLİYOR
Kaza sonrasında uçağın gövdesindeki deliklerin dikkat çektiğini belirten bazı analistler, bu deliklerin uçaksavar füzesinin şarapnel parçalarından kaynaklanabileceğini iddia etti.
Rus güvenlik servisleriyle bağlantılı olduğu bilinen Baza isimli bir Telegram kanalı, “Bu delikler, bombardıman veya bir patlama izlerini andırıyor.” dedi.
1,3 milyon abonesi olan Rybar isimli bir başka Telegram kanalı ise, gövdedeki hasarın “uçaksavar füzesinin çarpıcı unsurlarını” taşıdığını belirterek iddiaları destekledi.

OKSİJEN TANKI PATLADI
Kazadan hemen önce, uçak mürettebatının havada bir çarpışma yaşandığını bildirdiği öğrenildi.
İlk etapta, bu çarpışmanın kuş sürüsünden kaynaklandığı düşünüldü.
Ancak, daha sonra uçağın oksijen tanklarından birinin patladığı bilgisi ortaya çıktı.
RUSYA’NIN MÜDAHALE ETTİĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR
Bu durum, çarpışmanın bir Rus hava savunma sistemiyle karşılaşma olabileceği yönündeki spekülasyonları güçlendirdi.
Telegraph’a göre, uçak planlanmayan bir rota üzerinden geçerken, Rus yetkililerin uçağın uçtuğu bölgeyi kontrol altına aldığı ileri sürüldü.
Kazanın kesin nedeni henüz netleşmemişken uçaksavar füze iddiası, hem Azerbaycan hem de Kazakistan yetkilileri tarafından derinlemesine incelenmeye alındı.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de Heyet Tahrir Şam çatısı altında birleşen muhalif gruplar, Beşar Esad yönetimine karşı ayaklanarak 8 Aralık tarihinde Şam’a girerek 61 yıllık Baas rejimin çökertmişti.
İran ve Rusya’nın destekleriyle ayakta duran Beşar Esad ise, yenilgisinin ardından Rusya’ya kaçarak mülteci olmuştu.
Suriye’nin geçici yönetimini devralan HTŞ lideri Ahmed eş-Şera , ülkenin yeniden ayaklanması sürecini resmen başlattığını duyurmuştu.
SURİYE’DEN TAZMİNAT TALEP ETTİ
Yaşanan halk darbesinden dış güçleri sorumlu tuttuklarını ifade eden İran yönetimi ise, yeni Suriye hükümetinden Esad yönetimindeki borçları ödemesini istedi.
30 milyar dolarlık bir tazminat beklediklerini açıklayan İran, “Hükümet değişse bile İran’ın Suriye üzerindeki alacaklarından vazgeçilmeyecek. Suriye’de kurulacak yeni yönetim, bu borcu İran halkına ödemekle yükümlü olacak” açıklamasını yapmıştı.

İRAN’A 300 MİLYAR DOLARLIK TAZMİNAT
İran’ın tazminat isteğine, eş-Şara geçici hükümetinden bir adım geldi.
Lübnan’ın El-Modon gazetesinde yayınlanan habere göre, Suriye’nin yeni yönetimi, uluslararası mahkemeler aracılığıyla İran’dan 300 milyar dolar tazminat talep etmeye hazırlanıyor.
“ESAD’A VERDİKLERİ DESTEK ÜLKEDE YIKIMA NEDEN OLDU”
Tazminatın, “Tahran’ın devrik devlet başkanı Beşşar Esad rejimi lehine milislerle kurduğu askeri ittifak sırasında, Suriyelilere ve Suriye’nin altyapısına yönelik suç teşkil eden ve keyfi politikalar nedeniyle oluşan zararların karşılanması amacıyla, Suriye halkına ve Suriye devletine ödeneceği” ifade edildi.
Yeni hükümet, İran’ı Esad’a verdikleri destek nedeniyle yaşanan katliama “ortak” olarak görüyor.

İRAN İLE İLETİŞİM KURULMADI
Lübnan merkezli El-Modon gazetesinin haberine göre, Suriye’deki yeni siyasi yönetime yakın bir kaynak, İran ile henüz herhangi bir iletişim kurulmadığını belirtti.
Kaynak ayrıca, Şam Büyükelçiliği ve Suriye’nin Tahran Büyükelçiliğinin açılmasına ilişkin diplomatik müzakereler de dahil olmak üzere, İran’la hiçbir görüşme gerçekleştirilmediğini ve Tahran yönetiminin, Esad rejimine destek amacıyla kurduğu askeri ittifak nedeniyle dava edileceğini ifade etti.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazze topraklarını işgal eden İsrail ordusu, saldırılarına yenilerini eklemeye devam ediyor.
Binlerce masumu katleden ordu, bu defa yaptıkları katliamı dünyaya duyuran basın mensuplarını hedef aldı.
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’na baskın düzenleyen İsrail askerleri El-Kuds el-Yevm (alqudstoday-tv) televizyonuna ait canlı yayın aracına bombalı saldırı düzenledi.
5 GAZETECİ HAYATINI KAYBETTİ
Feci saldırıda araçta ve aracın yakınında bulunan 5 gazeteci hayatını kaybetti.

KİMLİKLERİ AÇIKLANDI
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, televizyon çalışanlarından 5’inin hayatını kaybettiği, ölenlerin foto muhabiri Eymen el-Cedy ile gazeteciler Faysal Ebu el-Kumsan, İbrahim eş-Şeyh Ali, Muhammed el-Led’a ve Fadi Hassune olduğu kaydedildi.
ÖLDÜRÜLEN GAZETECİ SAYISI 201’E ÇIKTI
Açıklamada, söz konusu gazetecilerin öldürülmesiyle İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda öldürülen gazeteci sayısının 201’e çıktığı ifade edildi.
İsrail’in Filistinli gazetecileri hedef alması, öldürmesi ve suikasta uğratmasının en güçlü şekilde kınandığı açıklamada, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, Arap Gazeteciler Federasyonu ve dünyanın tüm ülkelerindeki gazetecilik kuruluşlarına, Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik bu sistematik suçları kınamaları çağrısında bulunuldu.

“ABD, İNGİLTERE, ALMANYA VE FRANSA SORUMLU”
Açıklamada, “Bu iğrenç ve vahşi suçun işlenmesinden” tamamen İsrail ve soykırım suçuna iştirak eden ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkeler sorumlu tutuldu.
Uluslararası topluma, uluslararası örgütlere ve dünyanın tüm ülkelerindeki gazetecilik ve medya çalışmalarıyla ilgili örgütlere İsrail’in suçlarını kınamaları, onu caydırmaları, devam eden suçlarından dolayı uluslararası mahkemelerde yargılamaları ve İsrailli suçluları adalete teslim etmeleri çağrısında bulunulan açıklamada ayrıca soykırım suçunu durdurmak, Filistin’de ve özelde Gazze Şeridi’nde gazetecileri ve medya çalışanlarını korumak, onları öldürme ve suikast suçunu durdurmak için İsrail’e ciddi ve etkili baskı uygulamaları talep edildi.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Halep kentinde din adamı Ebu Abdullah Hasibi’nin türbesine zarar verildiği iddialarına ilişkin videoların bazı sosyal medya kullanıcıları arasında dolaşıma girmesinin ardından Hama, Humus, Lazkiye, Tartus illeri ile Ceble ve Banyas ilçelerinde bazı gruplar meydanlarda toplanarak eylem yaptı.
ÖLÜ VE YARALILAR VAR
Humus ve Tartus’da eylemciler ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedelerde taraflardan ölen ve yaralananlar oldu. Suriye Haber Ajansına (SANA) göre, Humus’ta 18.00-08.00 saatleri arası sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Geçici hükümete bağlı güvenlik güçlerinin son 3 gündür Lazkiye ve Tartus illeri başta olmak üzere bazı kentlerde, devrilen rejimin Suriye’de savaş suçları işlemiş yetkilileriyle ilgili arama tarama çalışmalarına hız vermişti.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA
Geçici hükümetin İçişleri BakanlığıMedya Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Bazı sosyal medya hesaplarında Halep vilayetindeki bir tarikatın dini türbelerinden olan Şeyh Ebu Abdullah el-Hüseybi’nin türbesine baskın ve saldırı olayını gösteren videolar dolaşıma sokuldu. Bu videolar yakın zamanda gerçekleşmiş gibi lanse edildi. Dolaşıma sokulan videolar Halep kentinin bilinmeyen gruplar tarafından kurtarıldığı döneme ait eski bir video olup, kurumlarımızın mülklerini ve dini mekanları korumak için gece gündüz çalıştığımızı ve bu tür videoların yeniden yayınlanmasının amacının Suriye’nin içinden geçtiği bu hassas dönemde Suriye halkı arasına nifak sokmak olduğunu belirtiriz” ifadeleri kullanıldı.
LAZKİYE VALİSİ’NDEN ÇAĞRI
Açıklamada, Suriye’nin kıyı kesimlerindeki devrik rejimin bazı unsurlarının olayları fırsat bilip güvenlik güçlerine silahlı saldırılar düzenlediği ve güvenlik güçlerinden ölenler olduğu kaydedildi. SANA’nın haberine göre, Lazkiye Valisi Muhammed Osman, konuya ilişkin açıklamasında, yönetimin sivil barışı ve toplumsal uyumu korumakta kararlı olduğunu bildirdi. Osman, güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirdiğini belirterek, Suriyelilere tepkilerin etkilerine kapılmamaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de Esad rejimini deviren muhaliflerin iktidara gelmesinin ardından hayat normale dönüyor. Esad rejiminin ardından ülkede sakinlik hakim olsa da kimi zaman rejim destekçileri ile muhalifler arasında çatışmalar yaşanıyor. Başkent Şam’da bu gece silah sesleri yüskeldi. Kenar mahallelerde Esad yanlısı halk ile muhalifler arasında yaşanan çatışmaların ardından toplanan bir grup, “Suriye özgürdür, Suriye’de herkes eşittir, birdir” sloganları atarak, Emevi Meydanı’na yürüdü. Muhalif güçlerin yoğun önlem aldığı meydanda slogan atmaya devam eden göstericiler, bir süre sonra dağıldı. – ŞAM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GRÖNLAND, ABD İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Sputnik’e konuşan askeri analist Aleksey Leonkov, Grönland’ın doğal kaynaklarının kayda değer olduğunu ancak Trump’ın Danimarka’dan bu adayı satın alma isteği her şeyden önce askeri kaygılardan kaynaklandığını belirtti. Leonkov, Grönland’da kürsel ısınmayla beraber ABD’nin burada tüm Kuzey Atlantik’i ‘örtmesine’ ve Kuzey Kutbu’nu izlemesine olanak tanıyacak bir deniz tesisleri zinciri kurabileceğini öne sürdü. Leonkov ayrıca ABD’nin daha önce Grönland’da bir deniz üssü kurma girişiminde bulunduğunu ancak orada elektrik ve ısınma kaynaklı maliyetler nedeniyle ileri karakolun inşasından vazgeçtiğini vurguladı.
ABD’nin Kuzey Atlantik bölgesindeki mevcut donanma varlıklarının Rusya’nın buradaki denizaltı operasyonlarını hala güvenilir bir şekilde takip edemediğini vurgulayan Leonkov, ABD’nin bu sorunu Grönland’a genişleme yoluyla donanma varlığını güçlendirerek çözmeye çalışabileceğini söyledi. İzlanda’nın hem nispeten küçük olması hem de volkanik faaliyetlerle ilgili tüm riskler barındırması nedeniyle İzlanda’nın üsler için kullanılmasının söz konusu olmadığını da ekleyen Leonkov ABD’nin Grönland’ı ele geçirme çabasının muhtemel nedenini, “Çözümleri orada daimi deniz varlığı, özellikle de Rus denizaltılarını aktif olarak arayacak deniz ve dalgıç insansız hava araçları bulundurmaktan geçiyor” cümlesiyle özetledi.
“GRÖNLAND BİR DEVLET OLARAK ABD’YE KATILACAK”
Leonkov, ABD’nin Grönland’ı ilhak edebilecek mi? sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
“Bence büyük bir yaygara kopacak ama Grönland bir bölge hatta bir devlet olarak ABD’ye katılacak. Danimarka maddi tazminat alacak ve Rus tankerlerinin Baltık Denizi’ne açılan Danimarka boğazlarından geçişini engellemesi için kesin emir verilecek.

İLK TEKLİF 1946 YILINDA YAPILMIŞTI?
Grönland, 1979’da Danimarka’dan özerkliğini elde etmesine rağmen dışişleri, güvenlik ve mali konularda hala bu ülkeye bağlı. Eski ABD Başkanı Harry Truman, 1946’da, zengin uranyum, altın, petrol ve gaz rezervlerine sahip Grönland’ı satın almak için Danimarka’ya 100 milyon dolarlık altın teklif etmişti. Bu tekliften 73 yıl sonra dönemin başkanı Trump, Grönland’ı satın almak istediklerini belirtmiş, konu Danimarka ile ABD arasında kısa süreli diplomatik krize neden olmuştu. Diplomatik gerilim nedeniyle Trump, Danimarka’ya yapacağı resmi geziyi iptal etmişti.
DANİMARKA SAVUNMA HARCAMALARINI ARTIRDI
Danimarka, ABD’nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump’ın, “Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiği” yönündeki açıklamalarının ardından savunma harcamalarını arttırmayı planladığını açıkladı. Yeni savunma paketini açıklayan Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen, bölgede “daha güçlü bir varlık” sergilemeyi hedeflediklerini belirtti. Poulsen, Grönland için hazırlanan paket kapsamında bölgeye iki devriye gemisi, iki uzun menzilli insansız hava aracı ve kızaklı köpekler sevk edileceği bilgisini paylaştı. Trump’ın, “Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiği” yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan Poulsen, yeni savunma paketinin zamanlamasını “kaderin ironisi” olarak nitelendirdi. ABD’de görevi devralmaya hazırlanan Trump, 23 Aralık’ta Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiğine ilişkin söylemini yineleyerek Ada’nın mülkiyeti ve kontrolüne sahip olmanın “mutlak zorunluluk” olduğunu savunmuştu. Trump’ın bu sözleri, Grönland yetkilileri başta olmak üzere, birçok kesimden tepki çekmişti. Grönland Başbakanı Mute Bourup Egede, AA muhabirine yaptığı yazılı açıklamada, Grönland’ın “satılık olmadığını” vurgulayarak, “Grönland, Grönland halkına aittir. Biz satılık değiliz ve asla satılık olmayacağız. Uzun süredir devam eden özgürlük mücadelemizi kaybetmeyeceğiz.” ifadelerini kullanmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Fransız mevkidaşıyla bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmenin ana gündem maddesi Suriye’deki gelişmeler oldu.
“SURİYE HALKINA GÜÇLÜ DESTEK SUNULMALI”
Bakan Fidan, Suriye’deki geçiş sürecinin barışçıl, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir şekilde ilerletilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Bu süreçte uluslararası toplumun Suriye halkına her alanda güçlü bir destek sunmasının gerekliliğine dikkat çekti.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ile görüşme gerçekleştirdi.
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, Türkiye’nin Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin yeniden canlandırılmasına yönelik olarak AB içinde Almanya’nın öncü bir rol oynamasını beklediğini, Suriye’de güvenlik ve istikrarın tesisinin gerektiğini, ülkenin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin desteklenmesinin şart olduğunu ifade etti.
Görüşmede geçiş sürecinin kapsayıcı şekilde sürdürülmesinin ve azınlıklara saygı gösterilmesinin büyük önem arz ettiğini, gönüllü ve güvenli geri dönüşlerin sağlanmasının gerekli olduğunu vurgulayan Fidan, Suriye’nin yeniden inşası için yapıcı bir yaklaşım sergilemekte fayda olduğunu ve tüm bu konularda uluslararası toplumun Suriye’ye gerekli desteği sağlaması gerektiğini belirtti.
TERÖR ÖRGÜTLERİNE SURİYE’DE İZİN VERİLMEYECEĞİ MESAJI
Türkiye’nin Suriye’deki tüm azınlıkların haklarının korunması gerektiğini savunduğunu, PKK/YPG’nin Suriye’deki Kürtleri temsil ettiği anlayışının yanlış olduğunu kaydeden Fidan, Alman mevkidaşına PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin Suriye’deki durumu suistimal etmesine asla müsaade edilemeyeceğini ve PKK/YPG’nin silahlarını bırakması ve kendisini lağvetmesinin şart olduğunu vurguladı.

Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün Suriye’deki PKK/YPG dahil tüm terörist unsurların temizlenmesiyle muhafaza edilebileceğini ifade eden Fidan, tüm müttefiklerden Türkiye’nin güvenlik kaygılarına saygı göstermesinin beklendiğinin altını çizdi.
Fidan, DEAŞ’lıların bulunduğu kampların ve cezaevlerinin idaresi için alternatifler geliştirilmesi gerektiğini, üçüncü ülkelerin Suriye’de bulunan DEAŞ tutuklusu ve bunların ailesi olan vatandaşlarını geri kabul etmesi gerektiğini belirtti.
FİLİSTİN MESELESİ
İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırıma son verilmesi gerektiğine işaret eden Fidan, Gazze’de acil ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için uluslararası toplumun ortak çaba göstermesi gerektiğini bildirdi.
Fidan ayrıca Rusya-Ukrayna Savaşı’nın bir an önce kalıcı şekilde sona ermesi için Türkiye’nin müzakere sürecini desteklediğini vurgulayarak Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecinin başarıyla sonuçlanması açısından tarihi bir fırsat yakalandığını, üçüncü tarafların adil ve tarafsız şekilde bu süreci teşvik etmeleri gerektiğini kaydetti.
Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UÇAKTAKİ 10 KİŞİ ÖLDÜ
Brezilya’nın Rio Grande do Sul eyaletindeki turistik şehir Gramado’da küçük uçak yerleşim bölgesine düştü. Kazada uçaktaki 10 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, uçağın düştüğü bölgede yangın çıktığını ve 15 kişinin dumandan etkilendiğini kaydetti.

Rio Grande Do SulAcil DurumHavacılıkBrezilya3-sayfaDünyaKazaRio
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Netanyahu, Yemen’de Husilere “şiddetli bir harekat” başlatacaklarını söyleyerek, “İran’ın bölgedeki vekil güçlerine karşı harekete geçtikleri gibi Husiler’e karşı da harekete geçeceğiz” dedi.
“DÜNYA DÜZENİ İÇİN BÜYÜK BİR TEHDİT”
Binyamin Netanyahu, “ABD ve bizim gibi diğer ülkeler de Husileri yalnızca uluslararası deniz taşımacılığı için değil, aynı zamanda dünya düzeni için bir tehdit olarak görüyor” ifadesini kullandı.
İSRAİL HEDEFLERİNİ BALİSTİK FÜZELERLE VURDULAR
Yemen’deki İran destekli Husiler, 19 Aralık’ta İsrail’in Yafa kentindeki iki askeri hedefin “Filistin 2” tipi balistik füzelerle vurulduğunu duyurmuştu.
SAVAŞ UÇAKLARIYLA MİSİLLEME
İsrail ordu radyosu, Husilerin Yafa’ya füze saldırısı sonrası İsrail ordusunun, Yemen’deki 5 hedefe 14 savaş uçağıyla çok sayıda bombalı saldırı düzenlediğini aktarmıştı. İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise Husilerin düzenlediği saldırıda, Tel Aviv yakınlarındaki Ramat Gan kentinde bulunan bir okulun zarar gördüğü belirtilmişti.

Binyamin NetanyahuOrta DoğuGüvenlikPolitikaGüncelİsrailDünyaYemenİran
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÜLKELERİNİ AYAĞA KALDIRMALILAR: Bölgemizde ve dünyada önemli hadiseler cereyan ediyor. Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri de aynı zaviyeden Suriye halkının çıkarını önceleyen bir yaklaşımla çok yakından takip ediyoruz. Suriye halkının birliğe, dayanışmaya, uzlaşıya ve savaş yorgunu ülkelerini süratle ayağa kaldırmaya ihtiyacı var. Biz de komşuları ve kardeşleri, bu zorlu süreçte Suriye’de istikrarın sağlanmasına katkı sunmaya çalışıyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve birliğinin yeniden tesisine atfettiğimiz önemi her fırsatta vurguluyoruz.
SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDA OLMALIYIZ: Tüm dini, mezhebi ve etnik grupların yan yana sulh içinde yaşadığı terörden arındırılmış bir Suriye’nin inşası en samimi beklentimiz. D-8 üyeleri olarak bu zorlu mücadelelerle Suriyeli kardeşlerimizin yanında olmamız gerektiğine inanıyorum.

BUGÜN DÜNDEN DAHA GÜÇLÜYÜZ: Teşkilatımızı büyütmek suretiyle etki alanını daha da geliştirmek için yeni üye ve ortaklara kapımızın açık olması gerekiyor. Bu noktada Endonezya Cumhurbaşkanımızın talebini ben de aynen paylaşıyorum. Son yıllarda önemli atılımlar gerçekleştiren Azerbaycan’ın teşkilatımıza üye olmasıyla birlikte bugün dünden daha güçlüyüz. Kardeş Azerbaycan’a D-8 ailemize hoş geldiniz diyorum.
KÜRESEL GÜVENLİK KURUMLARI İŞLEVSİZ: Yaklaşık çeyrek asırlık geçmişe sahip teşkilatımızın kuruluş felsefesinde yer alan barış, diyalog, işbirliği, adalet ve eşitlik kavramlarının önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Artan çatışmalar, krizler ve savaşlar karşısında maalesef küresel güvenlik ve istikrarı teminle görevli kurumlar sorumluluklarını yerine getirmiyor. Gelinen noktada sadece siyasi sistemin değil, temelleri İkinci Dünya Savaşı sonrasında atılan ekonomik nizamın da ciddi sarsıntılar geçirdiğini görüyoruz. Küresel iktisadi kurumlar cari gerçeklere ya uyum sağlayamıyor ya da ihtiyaç duyulan desteği vermekte zorlanıyor. Böylesine hassas bir dönemde gerçekleştirdiğimiz zirvemizde alacağımız kararların sorunların çözümünde bize rehberlik etmesini ümit ediyorum.
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN YOLU GENÇLER: Toplantımızın temasını teşkil eden gençler ve KOBİ’ler ülkemizin son 22 yıldır ekonomi alanında kaydettiği ilerlemenin de lokomotifi oldu. Üye ülkelerimizdeki toplamda 1 milyardan fazla nüfusumuzun çok büyük kısmı gençlerden oluşuyor. Avrupa dahil Batı’da nüfusun giderek yaşlandığı bir dönemde genç nüfus iyi değerlendirilebildiğinde bizler için çok büyük bir avantaj. Türkiye olarak sürdürülebilir kalkınmanın ancak gençlerin ekonomiye azami iştiraki ile mümkün olabileceğini biliyoruz. Gençlerimizin teknolojik ve dijital becerileriyle girişimci ruhlarını geliştiren proje ve programlar yürütüyoruz. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’e en az gelişmiş ülkeleri dahil etmek suretiyle küresel adalet ve gelişime katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

TERCİHLİ TİCARETİN ÖNEMİ: KOBİ’lerin desteklenmesinde D-8’in mevcut imkânlarını daha etkin şekilde kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Ticaretten yatırıma, kırsal kalkınmadan tarıma, turizmden enerji ve ulaştırmaya kadar çeşitli alanlarda KOBİ’leri bilgilendirici programlar düzenlenmesinde fayda var. KOBİ’lerin teşkilatımızın en önemli girişimlerinden olan tercihli ticaret uygulamalarından azami derecede istifade edebilmeleri için programlar geliştirilmesi gerekiyor. Bu programlar ülkemiz arasındaki ticarete önemli katkı sunacak. Mısır’ın da tercihli ticaret anlaşmasını onaylamasıyla birlikte artık çok daha geniş çerçevede anlaşmanın uygulanması mümkün olacak.
ABBAS VE MİKATİ DESTEK İSTEDİ
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, “İsrail’in 1967 sınırlarında Doğu Kudüs dahil olmak üzere Filistin topraklarındaki işgaline son verilmesi gerektiği konusunda tüm dünya hemfikirdir. İsrail, Filistin halkına yönelik ihlallerine devam ediyor ve dünya, tek bir standartla hareket etmeli” ifadelerini kullandı. Lübnan Başbakanı Necib Mikati ise Lübnan’ın çok büyük bir kriz yaşadığını belirtti ve İsrail’in ülkelerine saldırıları nedeniyle D-8 ülkelerinden yardım istedi.

KAHIRE’DE YOĞUN DIPLOMASI TRAFIĞI
YENİ Başkanlık Sarayı’ndaki aile fotoğrafı çekiminin ardından, liderler Kuran’da ilk inen ayet olan İkra (Oku) yazılı tablo önünde zirve anı defterini imzaladı. Salonda, Fetih Suresi okundu. Toplantıya, D-8 üyesi Türkiye, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ile Pakistan’ın devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov da katıldı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es- Sisi ile görüşen Erdoğan, Mısır’la savunma sanayii, enerji, ulaştırma ve kalkınma başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini geliştirmeye, 15 milyar dolar karşılıklı ticaret hacmi hedefine ulaşmak için gayret göstermeye devam edeceklerini ifade etti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le görüşmesinde ise Erdoğan, siyasi ve ekonomik işbirliğini artırmak için çalışmaların devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’la da bir araya geldi.

İSRAİL’E KARŞI BİRLİK ÇAĞRISI
D-8 Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Filistin ve Lübnan’daki durumlara ilişkin özel oturumda İslam ülkelerine İsrail’e karşı atılacak adımlar için birlik ve öncülük etme çağrısında bulunan Başkan Erdoğan şu mesajları verdi:
İsrail yönetimi, Amerika’nın aleni, birçok Batılı ülkenin de dolaylı desteğinden cesaret alarak saldırılarını genişleterek sürdürüyor. Lübnan’dan sonra Suriye de İsrail yayılmacılığının hedefi oldu. İsrail’in Golan tepelerinde yasadışı yerleşimlerini genişletmesi dâhil Suriye’nin toprak bütünlüğünü hiçe sayan adımlarını görüyoruz. Suriye’nin ve bölgemizin istikrarını tehdit eden bu hukuksuzluklara D-8 olarak çok daha güçlü tepki vermemiz gerek.

TECRİT EDİLMELİ
İslam ülkeleri olarak İsrail’e karşı atılabilecek adımlara öncülük etmeliyiz. Her şeyden önce İsrail’e silah ambargosu uygulanması, İsrail ile ticaretin sonlandırılması ve uluslararası alanda tecrit edilmesi çok mühim. Silah satışının durdurulması girişimimize aralarında güvenlik konseyinin daimi 2 üyesinin de bulunduğu 52 üye ve 2 uluslararası teşkilat destek verdi. Güney Afrika tarafından Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan ve Türkiye olarak bizim de müdahillik başvurusu yaptığımız davaya D-8 üyeleri başta olmak üzere azami sayıda ülkenin müdahil olmasını teşvik etmeliyiz. Kısa vadede Gazze’de kalıcı ateşkese ulaşmak her zamankinden daha fazla önem kazandı. Bu konuda hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Uzun soluklu hedefimiz ise 2 devletli çözümü hayata geçirmek için bir müzakere sürecinin başlatılması olmalıdır. Ateşkesin sağlanması konusunda Katar ve Mısır’ın sürdürdüğü müzakerelere güçlü destek vererek bir an evvel neticeye ulaşmalıyız.
DAHA FAZLA ÇABA HARCAMALIYIZ
Lübnan’da ateşkesin tesisi ve Suriye’de Esad rejiminin çökmesi, ümit ediyorum daha olumlu bir dönemin başlangıcı olacaktır. Lübnan’ın içinde bulunduğu sıkıntılı dönemde hep birlikte kardeşlerimizin yanında olmamız lazım. Filistin’de olduğu gibi Lübnan’da da siyasi dağınıklığın devam etmesine izin vermemeliyiz. Acil ve kalıcı bir barışın tesisi için D-8 ülkeleri olarak hep birlikte daha fazla çaba harcamalıyız.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin Güney Kore halkına olan “sarsılmaz” desteğine dikkati çeken Blinken, ABD’nin iki ülke arasındaki ittifaka olan bağlılığını yineledi ve ittifakın ortak değerlere ve karşılıklı çıkarlara dayanan ilişkisine değindi.
Blinken, ABD’nin bölgesel güvenlik, refah ve demokratik ilkelerin desteklenmesi de dahil olmak üzere ittifakın ortak hedeflerini yerine getirmek üzere Güney Kore’de Devlet Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Yoon Suk Yeol’un yerine vekaleten getirilen Başbakan Han Duck-soo ile işbirliği içinde çalışma niyetini ifade etti.
İkili, bölgesel ve küresel zorlukların ele alınmasında iki ülke arasında süregelen işbirliğine dikkati çekti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de yaşanan halk devriminin ardından Golan Tepeleri, Esad askerlerinin çekilmesiyle boş kalmıştı.
Bunu fırsat bilen İsrail ise, Golan Tepeleri’ni işgal etmiş ve Suriye’ye 400’den fazla hava saldırısı düzenlemişti.
İsrail’in Suriye’yi işgali sürerken BM Ateşkes Gözlem Gücü (UNDOF), İsrail’in Golan Tepeleri’nde artan askeri faaliyetlerine karşı uyarıda bulundu.
İSRAİL’E İŞGALİ DURDURUN ÇAĞRISI
UNDOF tarafından dün yapılan açıklamada, “İsrail’e bu eylemlerin 1974’teki Ayrılma Anlaşması’nın ihlali anlamına geldiği konusunda bilgi verdik. UNDOF, tüm tarafları Anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerine saygı göstermeye, ayırma bölgesindeki tüm askeri faaliyetleri durdurmaya ve Golan’da istikrarı korumak için 1974 anlaşmasının şartlarını yerine getirmeye çağırıyor.” denildi.
1974’te İsrail ile Suriye arasında imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması ile tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırları belirlendi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılar nefretle kınanıyor.
Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 55 artarak, 44 bin 930’a yükseldi.
Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne 435 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.
BİR GÜNDE 55 KİŞİ ÖLDÜ VE 170 KİŞİ YARALANDI
İsrail ordusunun son 24 saatte Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde gerçekleştirdiği “2 katliamda” 55 kişinin hayatını kaybettiği, 170 kişinin yaralandığı belirtildi.

44 BİN 930 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 44 bin 930’a, yaralı sayısının da 106 bin 624’e yükseldiği kaydedildi.
ENKAZ ALTINDA KALAN VAR
Açıklamada ayrıca hala enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı yinelendi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de 61 yıl sonra yeni bir dönem başlıyor…
Esad rejiminin yıkılmasıyla Suriye yeniden şekillenirken, gözler rafa kaldırılan projelere çevrildi..
2009’da durdurulan “Katar-Türkiye Doğalgaz Boru Hattı” yeniden gündeme geldi.
Uzmanlar, bölge güvenliği, yatırım ortamı ve istikrar gibi konuların önemine dikkati çekerken, değişen enerji dinamiklerine de değindi.
KATAR’IN DOĞALGAZ REZERVİ
SETA Vakfı araştırmacısı Büşra Zeynep Özdemir, Katar’ın doğalgaz açısından oldukça önemli bir ülke olduğunu belirterek, kapladığı küçük alana karşılık Rusya ve İran’ın ardından yaklaşık 25 trilyon metreküple dünyanın en büyük üçüncü ispatlanmış doğalgaz rezervine sahip olduğunu kaydetti.
Katar’ın Rusya’nın ardından dünyanın en fazla doğalgaz ihraç eden ikinci ülkesi olduğunu anımsatan Özdemir, ülkenin bunu ağırlıklı olarak sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) formunda gerçekleştirdiğini anlattı.
Özdemir, Katar’ın 2004’te faaliyete alınan Dolphin Gas projesinin gaz ihraç ettiği tek boru hattı olduğunun altını çizerek, bu hattın toplam uzunluğunun 370 kilometreyi bulduğunu ifade etti.
“SURİYE’DE İSTİKRARLI BİR REJİMİN KURULMASIYLA PROJE, BÖLGEDE SİYASİ AÇIDAN BİR ENGELLE KARŞILAŞMAYACAK”
Katar’ın doğalgaz ihracatı konusunda yüksek kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:
Ancak ülkenin buluğundu coğrafya oldukça kırılgan bir yapıya sahip. Daha önce 2009’da gündeme gelen, Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye’den geçmesi planlanan Katar-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı projesi Esad rejiminin karşı çıkmasının da etkisiyle rafa kaldırılmıştı. Sonrasında da 10 yıldan uzun süren Suriye iç savaşı projeyi planlanan şekliyle hayata geçirilemez hale getirdi.
Suriye’de istikrarlı bir rejimin kurulmasının ardından bugünkü konjonktürün devamlılığı halinde projenin bölgede siyasi açıdan bir engelle karşılaşmayacağı söylenebilir. Ancak bahse konu boru hattının her açıdan büyük olduğunu göz önünde bulundurmak gerek.

AB’NİN KÖMÜR KULLANIMINI BIRAKMASININ ARDINDAN TALEBİN MİKTARI ÖNEMLİ
Özdemir, Katar’dan Türkiye’ye oldukça uzun bir hattın inşasının projeyi maliyetli kıldığına dikkati çekerek, bu noktada uluslararası piyasalardaki doğal gaz fiyatlarının da kritik önem taşıdığını söyledi.
Fiyatların böylesi yüksek maliyetli bir hattı hayata geçirmeye elverişli seviyelerde olması gerektiğine vurgu yapan Özdemir, aksi halde finansman sağlanmasının mümkün olamayacağını belirtti.
Özdemir, bunun yanında uzun süreli alım garantisinin de projenin hayata geçirilmesinde olmazsa olmazların başında geldiğine değinerek, “Türkiye bölgedeki en büyük doğalgaz piyasalarından biri, Almanya’dan sonra en fazla doğalgaz ithal eden ülke konumunda. Ancak Türkiye’nin de Rusya, İran ve Azerbaycan ile uzun dönemli doğal gaz kontratları bulunuyor. Bu uzunlukta bir boru hattının yüksek miktarda doğalgaz transfer etmesi beklenir. Türkiye’nin günümüz koşullarında projeyi karşılanabilir kılacak kadar yüksek talep oluşturması söz konusu olmayabilir.” ifadelerine yer verdi.
Avrupa’nın Rusya ile yaşadığı olumsuzluklar nedeniyle uzun dönemli kontratlara mesafeli yaklaştığını ve 2050 Net Sıfır Emisyon hedefleri bulunduğunu da dile getiren Özdemir, mevcut durumda yalnızca kömür termik santrallerine ikame olacak doğal gaz termik santrallerinin desteklenmesinin söz konusu olduğunu aktardı.
Özdemir, bu durumda AB’nin kömür kullanımını bırakmasının ardından ortaya çıkacak gaz talebinin miktarını ve süresini öngörmesi gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
Son olarak AB dediğimizin 27 üye ülkeli bir yapı olduğunu ve tüm ülkelerin alt yapılarının birbiriyle bağlantılı olmadığını da hatırlamak gerek. Örneğin bugün İspanya’ya ulaşan bir gazın Almanya’ya boru hatlarıyla taşınması mümkün değil.
AB üyesi ülkelerin de mutabık olduğu bir senaryoda hem AB’nin hem de Türkiye’nin kömür santrallerinin yerini doğalgaz yakıtlı santrallerin aldığı, hane ve sanayi gaz tüketiminin de arttığı bir senaryoda Katar’dan gelecek gazın alıcı bulması ihtimali oldukça yüksek.
“SURİYE HENÜZ İSTİKRARDAN UZAK”
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi uzmanı Anne-Sophie Corbeau da söz konusu boru hattının çok uzun olduğunu ve alıcıların uzun vadeli taahhütlerde bulunması gerektiğini ifade etti.
Corbeau, söz konusu boru hattının hayata geçmesinin 2030’u bulabileceğini belirterek, Avrupa’nın 2050’de karbon nötr olma hedefini anımsattı.
Birçok ülkenin 2050’ye kadar doğal gaza hala ihtiyacı olacağının altını çizen Corbeau, boru hatlarının LNG’nin aksine bir kez inşa edildikten sonra bağlı kalınması gereken bir çözüm olduğunu vurguladı.
Corbeau, Suriye’nin henüz istikrarlı olmaktan uzak olduğunu ve gaz talebinden bağımsız olarak bölgede bunun önemli olduğuna işaret ederek, “Bu arada ABD’li LNG ihracatçıları da Avrupa pazarına LNG satmaya çalışıyorlar. Yani bu bir yarış. Suudi Arabistan’ın böyle bir boru hattının ülkeden geçmesine izin verip vermeyeceği ayrı bir konu. Eğer Türk oyuncular bu anlaşmaları imzalamak isterlerse o zaman durum değişir. Türkiye’nin gaz talebiyle ilgili daha az endişeleri var ve kaynak çeşitlendirmekten memnun.” diye konuştu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika… Suriye’de Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra terör örgütü YPG de işgal ettiği bölgeleri bir bir kaybetmeye devam ediyor. Suriye Milli Ordusu (SMO) başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu kapsamında, özellikle doğu kesimde yer alan illerin su ve elektrik kaynağının büyük bölümünü sağlayan Tişrin Barajı’nı, terör örgütü PKK/YPG’nin işgalinden kurtardı. SMO, operasyon kapsamında 2015’ten beri PKK/YPG terör örgütünün işgalindeki Tişrin Barajı’nın kontrolünü sağladı.

HEDEF AYN EL ARAB
Münbiç ilçesinin güneyinde yer alan ve Fırat Nehri üzerindeki önemli barajlardan biri olan Tişrin, şu ana kadar ele geçirilen en büyük ve önemli baraj. Suriye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i Tişrin, Tabka ve Baas barajlarından karşılanıyor. Fırat Nehri’nin batı yakasındaki Tişrin Barajı, 27 Aralık 2015’te ABD desteğiyle YPG/ PKK’nın eline geçmişti. Baraj, terör örgütünün Fırat’ın batısında işgal ettiği ilk nokta olmuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ABD, Ocak 2016’da barajda üs kurmuştu. Özgürlük Şafağı Operasyonu kapsamında terör örgütü PKK/YPG’den kurtarılan Münbiç ilçesinde, örgütün terörist faaliyetler için kullandığı tünel ağları bir bir ortaya çıkarken, SMO askerleri, terör örgütünü Münbiç’ten tamamen temizledikten sonra yeni hedeflerinin Ayn el arab olduğunu söyledi.

Özgürlük Şafağı Operasyonu ile Tel Rıfat ve Münbiç terör örgütü PKK/ YPG’den arındırıldı. SMO askerleri bundan sonraki hedeflerinin Rakka, Aynelarab, Haseki ve Kamışlı olduğunu belirterek, “Suriye’den PKK/ YPG’yi temizleyecek ve buraları da terörden kurtarak insanlarımızı özgürleştireceğiz” dedi.

Öte yandan Anadolu Ajansı, Özgürlük Şafağı Operasyonu kapsamında terör örgütü PKK/YPG’den kurtarılan Münbiç ilçesinde örgüte ait TIR dahi sığabilecek genişlikte, bazı noktalarda yüksekliği 7 metreyi bulan tünel ağını görüntüledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TEHLİKE ARAMIZDA
Kaybolan tüplerden ikisinde bulunan Hantavirüs, kemirgenler aracılığıyla yayılıyor ve insanlarda yüzde 38 ölüm oranına sahip Hantavirüs Pulmoner Sendromu’na yol açabiliyor. Lyssavirüs ise kuduza benzer semptomlarla ölümcül sonuçlara neden olabiliyor. Queensland Sağlık Bakanlığı, kayıp tüplerin olabildiğince hızlı bir şekilde bozulduğunu ve bulaşıcı olmaktan çıktığını belirtti. Bununla birlikte, tüplerin olası imhasının doğrulanamadığı ifade ediliyor. Başsağlık Yetkilisi John Gerrard, virüslerin muhtemelen otoklavda imha edildiğini, ancak kaybolmalarının nasıl fark edilmediğinin hâlâ bir soru işareti olduğunu söyledi. Queensland’de son beş yılda Hendra veya Lyssavirüs vakası tespit edilmezken, Avustralya’da hiçbir Hantavirüs enfeksiyonu rapor edilmedi. Sağlık Bakanlığı, biyogüvenlik protokollerindeki ciddi ihlalin nedenlerini ve yaklaşık iki yıl boyunca fark edilmemesinin sebeplerini araştırmak için soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırılarda 33 kişi yaşamını yitirdi.
İsrail’in Yunus kentinde yerinden edilenlerin sığındığı bir çadırı hedef aldığı saldırıda 3 Filistinli öldü.
İsrail’in Gazze Şeridi’nde toplanan Filistinlileri hedef aldığı saldırıda 8 kişi hayatını kaybetti.
BM’den “Gazze’de günlük acı ve eziyetin bir standart haline gelmesi kesinlikle korkunç” açıklaması yapıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Selvi Kılıçdaroğlu, 2023 Genel Seçim döneminde Cumhurbaşkanı adayı olan eşini desteklemek için X hesabı açmıştı.
O dönem CHP, CHP Kadın Kolları ve eşi Kemal Kılıçdaroğlu’nu takip eden Selvi Kılıçdaroğlu, CHP hesaplarını takipten çıktı. Böylece takip ettiği tek kişi eşi Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Kemal Kılıçdaroğlu ise CHP hesaplarını takip etmeye devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Genel Kurul’da sunum yapan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık ailesinin her geçen gün güçlendiğini belirterek, “2002 yılında toplam 379 bin sağlık çalışanımız vardı. Bugün bu sayı 1,5 milyona ulaştı. Bakanlığımıza bağlı kurumlardaki sağlık çalışan sayısı, 2002 yılında sadece 257 bindi. Bugün biz bu sayıyı 873 bine çıkarttık. 92 bin olan hekim sayımızı, 222 bine çıkarttık. 2002 yılında 114 bin ebe ve hemşiremiz hizmet verirken, bugün 327 bin ebe ve hemşiremiz hizmet veriyor” ifadelerini kullandı.
REKLAM‘2025’TE BİN YENİ AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ AÇACAĞIZ’
Sağlık sistemi içerisinde aile hekimliğinin daha işlevsel hale getirilmesi için çalıştıklarını belirten Bakan Memişoğlu, “Bakmayın siz birilerinin, ‘aile hekimi bundan sonra ilaç yazamayacak, vatandaş hastaneye giderse aile hekiminin maaşı kesilecek’, gibi yalan yanlış iddialarına. Biz, görevinin sorumluluklarını yerine getiren aile hekimlerinin mevcutta sahip olduğu maaş ve teşvik ödemelerinde hiçbir surette kesintiye gitmedik ve de gitmeyeceğiz. Tam aksine; yeni ilave teşvik mekanizmaları getirdik. Aile hekimlerimize verdiğimiz teşvik ödemelerini üç kat arttırarak 14 bin 800 liradan 44 bin 600 liraya çıkarttık. Elbette bu yeni ilave teşvikleri getirirken, bunları belirli kriterlere bağladık” dedi. Öte yandan birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeye devam edeceklerini de vurgulayan Memişoğlu, 2025 yılında bin yeni Aile Sağlığı Merkezi açacaklarını kaydetti.
‘MADEM ELİNİZDE BELGE VARDI NEDEN SAVCILARLA PAYLAŞMADINIZ?’
‘Yenidoğan Çetesi’yle ilgili de konuşan Bakan Memişoğlu “Denetimlerimizde sıra dışılığı fark eden ve CİMER ihbarıyla daha somut bir hal alınca konuyu adli bir operasyona dönüştüren biziz. Bakın, bu kadar teknik takibi yapan bu devletin savcıları, bu devletin emniyet mensupları. Bu kadar denetimi gerçekleştiren bu devletin sağlık personelleri. Bakmayın siz, bugün birilerinin operasyon yapıldıktan 6 ay sonra ortaya çıkıp, iddianamenin aleniyet kazanmasının üzerinden 2 ay geçtikten sonra; tüm tape kayıtları ve dijital materyallerden elde edilen bulgular kamuoyuna yansıdıktan sonra, sanki konuyu kendileri ortaya çıkarmışlar gibi sözde kahramanlık yapanlara. Madem ellerinde bilgi belge vardı, iddianame yayınlanana kadar akılları neredeydi, bu bilgileri neden kendilerine sakladılar? Neden savcılarla, yetkili makamlarla paylaşmadılar?” diye konuştu.
‘MİTOMANİ’ TARTIŞMASI
Genel Kurul’da bakanların sunumunun ardından soru-cevaba geçildi. Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Memişoğlu, “Yenidoğan konusuna yeniden girmeyecektim. Zira, tüm gerçekleri komisyonda açıklamıştım. Gerçeklere tahammül edemeyenler, oradan kaçanlar öğrenememişler. Buna rağmen bazılarının ısrarla kamuoyuna yalan söylemekten vazgeçmediklerini üzülerek izliyorum. Hatta birilerinin patolojik yalan söyleme hastalığı olan mitomaniye yakalandıklarını, psikiyatrist olmasam da bir genel cerrahi olarak görüyorum. Allah şifalarını versin inşallah. Bize başvururlarsa da tedavileri için elimizden geleni yapacağız” dedi.
‘Seyirci kalındı’ şeklindeki iddiaya ilişkin ise Memişoğlu, “Defalarca söyledik, işin başında biz vardık. Gerçekleri öğrenin, algı oluşturmayın. İşin doğası gereği gizlilik içerisinde yürütülen soruşturma aşamasında savcılık makamı ve emniyet güçleriyle çalıştık. Özel denetimleri biz yaptık. Soruşturmanın gizliliği kapsamında elde edilen her bilgi eş zamanlı şekilde bize gelmedi. Ancak bu ne acizlik ne de izlemektir. Bu soruşturmanın gizliliğini korumak için başvurulan zorunlu bir yöntemdir. Kıdemli cerrah olarak çömezleri muhatap almadım” şeklinde cevap verdi.
Bakan Memişoğlu’nun ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “Bize saldırarak, bize kabalaşarak, bizleri tehdit ederek, sorularımızı duymazdan gelip küstahlaşarak gerçekleri örtemeyeceksiniz. Mitomani diyenin hak ettiği kelime budur. Kendisini özür dilemeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesince (İBB), “Orta Doğu ve Kuzey Afrika Barış ve İşbirliği Belediye Başkanları Toplantısı” yapıldı. Eyüpsultan Artİstanbul Feshane’deki toplantıda konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bu toplantının İstanbul’da tarihin mirası ile günün dinamizmini bir araya getiren Feshane’de düzenlendiğini söyledi.
Feshane’nin, 19. yüzyılın ilk yarısında fes imal eden sanayi tesisi olduğunu dile getiren İmamoğlu, “Bugün kütüphanesi ve sergi alanlarıyla bir kültür merkezi. Feshane de İstanbul gibi, bölgemizin kültürel zenginliğini, direncini ve kendini yenileyebilme gücünü simgeliyor. Bugün, Orta Doğu ve Kuzey Afrika şehirlerinin temsilcileri olarak, barış ve işbirliği vizyonuyla bir araya geldik. Çünkü yoksulluk, adaletsizlik, savaş ve göç gibi sınır aşan pek çok sorunun birlikte yaşandığı bu dönemde, biz yerel yöneticilere tarihi bir sorumluluk düşüyor.” diye konuştu.
REKLAM
Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın tarihsel mirasında barışın, refahın ve biliminin önemli bir yeri olduğuna değinen İmamoğlu, “Bu miras, bize, bölgemizin en parlak dönemlerinin yalnızca güçlü liderlere değil, şehirleri, toplumları ve kültürleri birbirine bağlayan ilişkilere dayandığını hatırlatır.” dedi.
İstanbul’un, Suriye’ye en üst seviyede destek olmaya kararlı olduğunu dile getiren İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sevdiklerini, evlerini ve tüm mal varlıklarını bırakarak, Türkiye ve civar ülkelere giden Suriyeliler, yurtlarına geri döndüklerinde yeni bir bedel ödememeli. Bu yüzden, geri dönerek ülkelerini yeniden inşa etmek isteyenlere, elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız. Gönüllü olarak geri dönmek isteyenlere, İBB Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları İSMEK’lerde, belediyecilikten zanaatkarlığa pek çok alanda eğitim verebiliriz. Kardeş şehrimiz Şam’la çatışma sonrası kentlere yönelik bir eylem planını birlikte hazırlayabiliriz. Bu çerçevede; kapsayıcılık, kalkınma ve refah ilkeleri üzerine oturan ‘İstanbul Modeli’nin birikiminin ve geliştirdiğimiz pek çok ‘dayanışma belediyeciliği’ uygulamasının, bölgedeki büyük şehirlere ilham kaynağı olabileceğini biliyorum ve düşünüyorum. İBB olarak, afet ve acil durum sonrası müdahaleler konusundaki tecrübemizi dahil olmak üzere, her türlü bilgi birikimimizi paylaşmaya hazırız.”
İmamoğlu, “Uluslararası toplumun, bölgemizdeki çatışmalardan zarar görmüş kentler için yeniden güçlü imar fonu oluşturmasına sözcülük ve liderlik yapalım. Bu fon sayesinde, sadece kentlerin yeniden inşa edilmelerini değil, başka topraklara sığınmak zorunda kalan milyonlarca insanın evlerine onurlu biçimde dönmelerini hep birlikte mümkün kılalım.” şeklinde konuştu.
Toplantıda, “Barış İnşasında Şehirlerin Rolü: Fırsatlar ve Zorluklar” başlıklı oturumda, Bağdat Belediye Başkanı Ammar Mousa Kadhim, Ramallah Belediye Başkanı Issa Kassis, İsfahan Belediye Başkan Yardımcısı Kamal Heidari, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Genel Kurulu’nda, 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi görüşmelerinde TBMM, Anayasa Mahkemesi, Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçeleri kabul edildi.

DHA’nın haberine göre; Genel Kurul’da bugün saat 11.00’de, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı bütçeleri görüşülecek.
*Haberin fotoğrafları AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FT’nin haberine göre kardeşlerden biri olan Hafız Makhlouf’un Moskova yakınlarındaki bir konut binasında üç odalı bir dairede yaşıyor. Bir kaynak, Esad’ın erkek ve kız kardeşlerinin Moskova’da daire satın almadığını belirtti. İddiaya göre mülkü Neva kulelerine yapılan yatırımlardan kâr elde etmek için aldılar. Telegram kanalı, Beşar Esad’ın ailesinin, Ulitsa 1905 Goda metro istasyonunun yakınındaki Klimashkina Caddesi’ndeki bir evde bir daireye yerleşmiş olabileceğine yazdı. Cheka-OGPU, Esad ailesinin Suriye’deki hizmetkarlarının da Rusya’ya taşınabileceğini belirti. ABD Dışişleri Bakanlığı, Esad ailesinin sermayesinin 1-2 milyar dolar olduğunu tahmin ederken, Washington, zengin Suriyelilerin varlıklarının farklı hesaplarda veya offshore hesaplarda saklandığına inandığı için kesin bir rakam veremiyor. Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre ise, Suriye eski cumhurbaşkanının mevcut parası rahat bir yaşam için yeterli. Telegraph haberinde, “Beşar Esad sürgündeki yeni lüks hayatında hâlâ şampanya yudumluyor ve havyar yiyor olabilir” dedi. Rusya’da Suriye’nin eski cumhurbaşkanının durumu resmi olarak açıklanmazken, Kommersant, gelecekte Beşar Esad’ın Rusya’dan siyasi sığınma hakkı alabileceğini öne sürdü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Suriyeliler kendi kendilerini savunmak zorundalar çünkü biz orada olmayacağız. Orta Doğu önemli ama Orta Doğu’daki sorunu yönetmek Ukrayna ile Rusya’yı barıştırmaktan daha kolay.”
BLINKEN TÜRKİYE’Yİ ZİYARET EDECEK
ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Blinken, sırasıyla Ürdün’ün Akabe kentinde ve daha sonra Ankara’da temaslarda bulunacak.
Blinken’ın ana gündeminde Suriye’deki son gelişmeler, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından geçiş süreci çalışmaları ve ülkedeki siyasi süreç ile Gazze’de olası ateşkes anlaşmasına yönelik başlıklar olacak.
Açıklamada, “Bakan Blinken, değerli bir NATO müttefiki olan Türkiye’de üst düzey yetkililerle bir araya gelecek ve terörle mücadeleden bölgesel istikrara kadar ortak öncelikler üzerindeki devam eden ikili iş birliklerini ele alacak.” ifadesine yer verildi.
Açıklamaya göre Blinken, Türkiye ve Ürdün temaslarında, “ABD’nin hesap verebilir ve temsili bir Suriye hükümetine geçiş sürecine desteğini” de yineleyecek.
Blinken ayrıca, görüşmelerinde, bu geçiş döneminde ABD’nin Suriye’nin komşularına desteğini vurgulayacak ve bölgede yerinden edilmiş Suriyelilerle ilgili ihtiyaçların giderilmesine yönelik konuları görüşecek.
ABD’li Bakan’ın bir diğer önemli başlığı ise Gazze’de olası ateşkes süreci ile buna bağlı olarak esirlerin serbest bırakılması ve Gazze’ye daha fazla insani yardım girmesi olacak.
Ankara’da resmi kaynaklardan edinilen bilgiye göre, ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın 13 Aralık Cuma günü Türkiye’ye ziyaret gerçekleştireceği bildirilmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gerçek adı Anna Vasilyevna Kuşenko olan Anna Chapman, ajanlık yapmak adına Rusya tarafından İngiltere’ye gönderildi.
Burada Alex Chapman ile evlenerek Anna Chapman adını alan casus, 2010 yılında FBI tarafından yürütülen federal soruşturmada ifşa oldu.
Rus Dış İstihbarat Servisi’nin ifşa haberini almasıyla “Kızıl Ajan” lakaplı Anna’nın görevi de sonlandırıldı.
CASUSLUK ANILARINI YAZDI
Ülkesine döndükten sonra mankenlik ve sunuculuk yapmaya başlayan ajanın güzelliği tüm dünyanın ilgisini çekti.
Bir dönemin en popüler kadınları arasına giren Anna Chapman, casusluk süreci boyunca yaşadıklarını kaleme aldı.

“LORDLAR, ŞEYHLER ELLERİMİ ÖPÜYORDU”
“Bondianna” ismini verdiği kitabında bilgi almak için görüştüğü lord ve şeyhlerden bahseden Anna, ilginç itiraflada bulundu.
Cinselliği sayesinde çevresindekileri kandırmanın kolay olduğunu belirten kızıl ajan dizelerinde, “Lordlar ile şeyhler her gördükleri yerde elimi öpüyor, bana parlak gelecek vadediyorlardı.” ifadelerine yer verdi.
“CİNSELLİK SİLAHIM OLDU”
Görünüşü ve çevresi sayesinde Rus ajanı olarak işe girebildiğini itiraf eden casus Anna, gizli silahının cinsellik olduğunu belirtti.



Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de savaş büyürken Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, defalarca kez kaçtığı ifade edildi.
Ancak 12 günün sonunda, başkent Şam’ın muhaliflerin eline geçmesiyle gerçekten Suriye’den çıktığı öğrenildi.
Sonrasında Rusya’da olduğu ortaya çıktı.
KREMLİN’DEN SURİYE AÇIKLAMASI
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Moskova’da gündemdeki konuları gazetecilere değerlendirdi.
“ESAD’IN GÖREVDEN AYRILMASI KARARI KENDİNE AİT”
“Moskova’nın, Rusya’ya ailesiyle sığınan Beşar Esad’ın görevini bırakmasında nasıl bir rol oynadığı” yönündeki soruyu yanıtlayan Peskov, “Esad’ın görevden ayrılma kararı kendisine ait. Diğer konuları yorumsuz bırakıyorum.” diye konuştu.
Peskov, “Rusya’nın, Esad’ın gitmesinin ardından Orta Doğu bölgesindeki askeri etkisinin muhafaza edilmesiyle ilgili endişesi var mı?” sorusuna ise “Elbette, şimdi gelişmeleri derinden analiz etme zamanı. Bu belirsizlik döneminin ardından bölgenin nihai biçimini tahmin etmek şu anda zor.” ifadelerini kullandı.

“BÖLGEDEKİ ÜLKELERLE ÇIKARLARIMIZ ÖRTÜŞÜYOR”
Rusya’nın tüm bölge ülkeleriyle temas halinde olduğunu dile getiren Peskov, “Diyaloğu sürdüreceğiz. Bölgedeki birçok ülkeyle çıkarlarımız örtüşüyor. Hem ticari, ekonomik hem de diğer konularda yeterince geniş kapsamlı işbirliğimiz var. Tüm bu süreçleri devam ettirme niyetindeyiz.” dedi.
“UKRAYNA İLE İLGİLİ HEDEFLERİMİZE ULAŞACAĞIZ”
Sözcü Peskov, Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerin yeniden başlatılması ihtimalini değerlendirerek, şunları kaydetti:
(Ukrayna’da) Özel askeri operasyon, Devlet Başkanı tarafından belirlenen tüm hedeflere ulaşıldığında sona erecek. Bu hedeflere ya operasyonla ya da müzakereler aracılığıyla ulaşılacak. Henüz herhangi bir müzakere süreci söz konusu değil. Ukrayna bunu reddediyor. Bu nedenle özel askeri operasyon zafere ulaşana kadar devam edecek.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’deki ABD askerlerinin bölgeden çekilip çekilmeyeceğine dair Beyaz Saray’dan açıklama geldi.
“BU MİSYONA HALA BAĞLIYIZ”
ABD Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Jon Finer, New York’ta düzenlenen bir konferansta, Suriye’deki ABD askerlerine değinerek, “Bu birlikler çok özel ve önemli bir nedenle oradalar, bir tür pazarlık kozu olarak değil. ABD askerleri DEAŞ’la savaşmak için 10 yıldan uzun bir süredir oradalar ve bu misyona hala bağlıyız” dedi.
Finer, ABD askerlerinin Suriye’de kalıp kalmayacağına dair gelen soruya ise “evet” cevabını verdi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Başkanı Joe Biden, ABD’nin başkenti Washington DC’de önde gelen düşünce kuruluşlarından biri olan Brookings Enstitüsü’nde konuştu.
Biden, konuşmasında ABD yönetiminin son dört yıl boyunca izlediği ekonomi politikalarının sonuçlarından bahsetti.
Gelecek ay görevden ayrılmaya hazırlanan Biden, konuşmasında seçilmiş Başkan Donald Trump’ın ekonomide elverişli bir durum devralacağını savundu.
“BURADA ELEKTRİĞİM KESİLDİ”
Trump dönemindeki ABD ekonomisinden bahsettiği sırada prompter cihazı bozulan Biden şöyle dedi:
“Pandemi ve ekonomik kriz, bu başarısızlığı herkesin göreceği ve hissedebileceği şekilde gün yüzüne çıkardı. Ve biliyorsunuz, şu anda burada olan şeylerden biri, az önce kapattılar. Burada elektriğim kesildi. Neyse”

TRUMP’IN GÜMRÜK VERGİLERİNİ ARTIRMA PLANINI “BÜYÜK HATA” OLARAK NİTELENDİRDİ
Biden, Trump’ı bazı ülkelerden gelen ürünlere büyük çaplı ilave gümrük vergileri getirme planından vazgeçmeye çağırdı.
Biden, Trump’ın ABD’nin üç büyük ticaret ortağı Meksika, Kanada ve Çin’den yapılacak ithalata uygulamayı vaat ettiği ilave gümrük vergilerinin bedelini Amerikalı tüketicilerin ödeyeceğini ileri sürdü.
Biden, “Bu yaklaşımın büyük bir hata olduğuna inanıyorum” dedi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Dujarric’e, “İsrail ve BM arasındaki ilişkinin karmaşık olduğu çok açık. İsrail, 7 Ekim’den de önce BM Genel Sekreteri ve yetkililerinin yaptığı çağrıları ve uyarıları duymazdan geldi. Şimdi Golan Tepeleri’ne ilişkin yaptığınız uyarıları ciddiye alacağını düşünüyor musunuz? BM Genel Sekreteri, İsrail’in Suriye’deki askeri faaliyetlerinin geçici olmadığından ve Gazze ve Lübnan’da olduğu gibi uluslararası hukuku ihlal etmeye devam edeceğinden endişe ediyor mu?” soruları yöneltildi.
“SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE SAYGI DUYULMASI İÇİN ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ”
Geleceğe ilişkin tahminde bulunamayacaklarına dikkati çeken Dujarric, “Ancak Suriye’nin güvenliği, istikrarı ve uluslararası hukuk ile Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyulması için çağrıda bulunabiliriz.” dedi.
Dujarric, BM ile İsrail arasındaki ilişkinin karmaşık olduğunu ve bunu bir çok kez dile getirdiğini anımsatarak, diğer taraftan ilişkilerin insani, siyasi ve barış koruma güçleri gibi farklı düzeylerde devam ettiğini, iletişim kanallarının açık olduğunu söyledi.
“BM İÇİN GOLAN TEPELERİ İŞGAL ALTINDA TOPRAKLARDIR”
BM için Golan Tepeleri’nin “işgal altında topraklar” olduğunun altını çizen Dujarric, İsrail ordusunun buradaki tampon bölgeyi işgalinin de 1974 anlaşmasını ihlal ettiğini dile getirdiklerini kaydetti.
Dujarric, İsrail’in Suriye’deki saldırılarıyla ilgili ise “Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve birliğini ihlal eden her saldırıya açık bir şekilde karşıyız. Suriye’de bir dönüm noktasıyla karşı karşıyayız. Ancak bu Suriye’nin komşuları tarafından sınır ihlali için kullanılmamalı.” diye konuştu.
Bu dönüm noktasının Suriye halkını desteklemek ve kendi yollarını çizmelerine katkı sağlamak için kullanılması gerektiğinin altını çizen Dujarric, sürecin Suriyeliler tarafından yürütülmesi ve kapsayıcı olması gerektiğini, azınlıkların korunması gerektiğini ifade etti.

HTŞ’NİN BMGK YAPTIRIM LİSTESİNDEN ÇIKARILMASI
Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) yaptırım listesinden çıkarılmasına ilişkin bir soruya cevaben ise Dujarric, bu sürecin BMGK Ombdusman’ı tarafından yürütüldüğünü, Genel Sekreterle alakalı bir konu olmadığını bildirdi.
Dujarric, Suriye’de siyasi sürece ilişkin BMGK’nın 2254 sayılı kararının ne kadar geçerli olduğuna ilişkin ise kararın hala geçerli olduğunu dile getirdi.
Suriye’de gücün el değiştirdiğine ve birçok değişimin gerçekleştiğini belirten Dujarric, kendilerinin BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’ın öncülüğünde Suriye halkına gerekli desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti.
Dujarric, Suriye’deki farklı taraflarla iletişimde olduklarını, kendilerinin de gelişmelerin netlik kazanmasını beklediğini söyledi.
KİMYASAL SİLAHLAR
Esed rejimine ait kimyasal silahların tehdit teşkil edip etmediğine ilişkin bir soruya da Dujarric, konuya dair Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) ile yakın temasta olduklarını bildirdi.
Dujarric, kimyasal silahlara ilişkin her zaman tehdit bulunduğunu, Esed rejiminin bu konudaki beyanlarının da yetersiz kaldığını anımsattı.
Suriye’deki tüm tarafların kimyasal silahların güvenli bir şekilde ortadan kaldırılmasına öncelik vermesi gerektiğini kaydeden Dujarric, bunların hiçbir zaman kullanılmaması gerektiğini vurguladı.

MAHKUMLARIN SERBEST BIRAKILMASI
Dujarric, Suriye’deki hapishanelerde mahkumların serbest bırakılması ve belgelerin güvenliği hususlarında ise bölgedeki yetkililerin kontrolü sağlamasının önem taşıdığına dikkati çekti.
Belgelerin güvenli bir şekilde muhafaza edilmesinin önemli olduğunun altını çizen Dujarric, insan hakları alanında çalışmalar yürüten meslektaşlarının en kısa zamanda Şam’a yönlendirileceğini bildirdi.
Dujarric, ilgili kişilerin belgelere erişimi olması gerektiğini kaydederek, “Bu ihtilafta, intikamla değil yasal süreçlerle hesap verilebilirliğin sağlanması kritik öneme sahip.” ifadesini kullandı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Suriye’deki son durumla ilgili yazılı açıklama yaptı.
Blinken, Suriye’deki geçiş sürecinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararındaki ilkelere uygun, uluslararası şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarına göre olması gerektiğini belirterek ülkedeki yeni siyasi denklemin mezhep temelli olmayan bir yönetimle devam etmesi gerektiğini kaydetti.
Blinken, geçiş süreci ve yeni hükümetin azınlık haklarına saygı göstermesi, Suriye’nin terörizm için bir üs olarak kullanılmasının önlemesi, kimyasal veya biyolojik silah stoklarının güvenli şekilde imha edilmesi konusundaki taahhütlere sadık kalması çağrısı yaptı.
“SURİYE’NİN GELECEĞİNE SURİYELİLER KARAR VERECEKTİR”
Suriye’deki toplumsal kesimlere uygun her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını vurgulayan Blinken, “Suriye’nin geleceğine Suriyeliler karar verecektir. Tüm milletler kapsayıcı ve şeffaf bir sürece destek sözü vermeli ve dış müdahaleden kaçınmalıdır. ABD, bu süreçte oluşacak Suriye hükümetini tanıyacak ve tam destek verecektir” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, 431 gündür Gazze Şeridi’ni hedef alıyor…
Bölgede yoğun saldırılarını uluslararası kamuoyundan gelen tepkilere rağmen sürdüren İsrail güçleri, sivilleri hedef alarak bölgede tam anlamıyla bir soykırım faaliyeti yürütüyor.
SON DURUM HAKKINDA BİLGİ VERİLDİ
Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son 24 saatte gerçekleştirilen 4 saldırıda 28 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 54 Filistinlinin ise yaralandığı belirtildi.
CAN KAYBI 44 BİN 786’YA YÜKSELDİ
İsrail’in 7 Ekim 2023’te başlattığı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 44 bin 786’ya, yaralıların sayısının 106 bin 188’e yükseldiği kaydedildi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de tarihi anlar yaşanmaya devam ediliyor…
Suriye’de son günlerde yaşanan gelişmelerde, 61 yıllık Baas rejimi, muhaliflerin başarılı mücadelesi ile çökertildi.
Uzun süre yaşanan sessizlikten sonra 27 Kasım’da tekrar harekete geçen Suriyeli muhalifler, 30 Kasım’da Halep’i ve Tel Rıfat’ı aldıktan sonra yürüyüşlerini sürdürerek son olarak Şam’ın kontrolünü de ele geçirdi.
Esad’ın düşmesinin ardından terör örgütleri PKK/YPG’de bölgede köşeye sıkıştı.
PKK/YPG’DEN YARDIM TALEBİ
Gelen son dakika bilgisi ise dikkat çekti.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, Esad’ın düşmesinin ardından PKK/YPG’nin İsrail’den yardım ve koruma talep ettiği öğrenildi.
Ancak, söz konusu haberlerde bu talebin ne yolla yapıldığı veya İsrail’in yanıtına dair herhangi bir detaya yer verilmedi.

Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de 61 yıllık Baas rejimi devrildi, Beşar Esad ve ailesi ise Rusya’ya sığındı..
Ülkede Esad rejiminin çöküşü kutlanırken, İsrail ise durumu kendisi açısından fırsata çevirdi.
İsrail, hava savunma sistemlerini ve kimyasal silah üretme kapasitesini yok etmek için pazar gününden beri Suriye’yi ağır bir bombardıman altına aldı.
Bu hava bombardımanlarının yanı sıra İsrail ordusu karadan da Golan tepelerinin Suriye tarafında kalan tampon bölgeye de, bunun ötesine de girdi.
Reuters, İsrail ordusunun Suriye’nin güneyine yaptığı saldırıların ardından, askerlerin başkent Şam’a yaklaşık 25 kilometre mesafede olduklarını bildirdi.
“SURİYE ORDUSUNUN KABİLİYETLERİ YOK EDİLDİ”
İsrail Ordu Radyosu’ndan yapılan son açıklamada ise Suriye Ordusu’nun kabiliyetlerinin yok edildiği duyuruldu.
“KARA OPERASYONLARIMIZ SÜRECEK”
İsrail Ordusu’ndan yapılan açıklamada ifadeler kullanıldı:
Suriye Ordusu’nun yetenekleri önemli ölçüde yok edildi.
Onlarca ordu uçağı imha edildi. Hava savunma sistemi ve silah depoları vuruldu.
Bölgede kara operasyonlarımız sürecek.

İLGİLİ HABERİsrail Suriye’de ilerliyor: Şam’a 25 kilometre mesafedelerDilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için yolun sonu görünüyor…
Binyamin Netanyahu, yolsuzluk davasında ilk kez ifade vermek üzere Tel Aviv’deki mahkemeye ulaştı.
MAHKEMEYE ÇIKAN İLK BAŞBAKAN
Mahkemeye çıkmasını defalarca ertelemeye çalışan Netanyahu, İsrail’in ceza davasıyla karşı karşıya kalan ilk başbakanı.
Netanyahu, üç ayrı davada rüşvet, dolandırıcılık ve kamu güvenini ihlal suçlamalarıyla karşı karşıya.

PURO VE ŞAMPANYALAR
Netanyahu, milyarder bir Hollywood yapımcısından, kişisel ve ticari çıkarları konusunda kendisine yardımcı olması karşılığında on binlerce dolar değerinde puro ve şampanya kabul etmekle suçlanıyor.
Ayrıca kendisi ve ailesi hakkında olumlu haberler yapılması karşılığında medya patronları için avantajlı düzenlemeleri teşvik etmekle de suçlanıyor.

SUÇLAMALARA “CADI AVI” DİYOR
Bazı aşırı sağcı milletvekilleri de güvenlik gerekçesiyle yer altındaki bir salonda yapılan oturuma katıldı.
Suçlamaları reddeden 75 yaşındaki Netanyahu, bunun düşman bir medya ve uzun süreli iktidarını devirmek isteyen önyargılı bir hukuk sistemi tarafından yürütülen bir cadı avı olduğunu iddia ediyor.
İfadesi, kendisi ve ailesinin etrafında yıllarca dönen skandalları da kapsıyor.

“BİBİ HAPSE” SLOGANLARI
Duruşma devam ederken mahkeme dışında gösteriler vardı.
Netanyahu destekçileri “Netanyahu, halk seni destekliyor” sloganları atarken, karşıt protestocular ise “Bibi hapse” diye bağırdı.
Duruşmanın, Gazze’de savaş suçu işlediği gerekçesiyle hakkında uluslararası tutuklama emri çıkarılan Netanyahu’ya karşıtı bir gösteriye dönüşmesi bekleniyor.

“KONUŞACAĞIM, KAÇMIYORUM”
Netanyahu, mahkemeye en son Haziran 2023’te, İsrail’in 7 Ekim 2023 saldırısıyla başlayan savaştan önce çıkmıştı.
Başbakan dün akşam düzenlediği basın toplantısında, “Mahkemede konuşacağım. Kaçmıyorum” dedi.
İSTİFA ETMESİ GEREKMİYOR
İsrail yasalarına göre suçlanan başbakanların istifa etmesi gerekmiyor.
Ancak Netanyahu’ya yönelik suçlamalar İsrail’de derin bölünmelere yol açmış, protestocular istifasını talep etmiş ve eski siyasi müttefikleri İsrail lideriyle birlikte hükümette görev almayı reddederek 2019’dan itibaren dört yıldan kısa bir süre içinde beş seçime yol açan siyasi bir krizi tetiklemişti.

Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP içindeki kavgalara bir yenisi daha eklendi.
Sık sık eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerle karşı karşıya gelen Özgür Özel parti içi muhalefetin kapalı oturum talebini reddetti.
Kılıçdaroğlu’na yakınlığıyla bilinen bazı milletvekilleri Genel Kurul’da kürsüye çıkamama ve görmezden gelinme şikayetleriyle Genel Başkan Özel’den kapalı grup toplantısı yapmasını talep etti.
“ATATÜRK DÖNEMİ MUHALİFLERİNE TANINAN KONFOR YOK”
3 saat süren toplantıda muhalif milletvekillerini temsilen Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç söz aldı.
Öztunç, 1931’de yapılan CHP Kurultayı’na atıfta bulunarak Atatürk’ün kendine muhalif olanlara söz hakkı verdiğine dikkat çekti.
Öztunç, “Partide yanlış gittiği düşündüğünüz bir şey varsa söyleyin uyarılarda bulunun” dediğini, o dönemki konforun şu an kendilerine tanınmadığını söyledi.

“BENİM DE ATATÜRK GİBİ KONFORUM YOK”
Özel, Öztunç’a gülümseyerek cevap verdi.
Özel, “O dönemde Atatürk rahattı, sosyal medya yoktu, WhatsApp yoktu benim de öyle bir konforum yok” dedi.
Özel, milletvekillerine, “Bir eleştiriniz varsa gelin burada söyleyin, sosyal medyada partimizi tartıştıracak, zora sokacak açıklamalarda bulunmayın” diye seslendi.
Özel, “Konuşmaya devam edenler istemediğimiz adımlar atmamıza yol açabilir” uyarısında bulundu.

Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tayland Krallığı Milli Günü Resepsiyonu’na katılan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu,Tayland’da yaşanan sel felaketinden etkilenenlere geçmiş olsun temennilerini ve hayatını kaybedenler için ise taziye dileklerini ileterek, “Tayland ile diplomatik ilişkilerimizin kurulduğu 1958 yılından bu yana dostluk ve halkların karşılıklı yararı temelinde iş birliklerini geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Son dönemde artan karşılıklı temasların ikili ve çok taraflı platformlarda yürütülen iş birliğini pekiştirdiğini söyleyen Uraloğlu, “Bu kapsamda üst düzey ziyaretlerin önümüzdeki dönemde artarak devam etmesini temenni ediyor, çeşitli proje ve çalışmalarla çok boyutlu iş birliğimizin daha da gelişeceğine inanıyorum” diye konuştu.
“İKİLİ TİCARET 1,5 MİLYAR DOLARI AŞTI”
İkili ticaret hacmine ilişkin açıklamalarda bulunan Uraloğlu, “Son dönemde ivme kazanarak büyüdüğünü memnuniyetle müşahede ediyoruz. 2002 yılında 200 milyon dolar civarında olan ticaret hacmimiz 2024 yılının ilk 9 ayında 1,5 milyar doları aştı. Ticaretimizin dengeli şekilde büyümesine, yatırımların karşılıklı olarak artmasına önem atfediyor, bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.
“TAYLAND İLE FREKANS ARTIŞI”
Türkiye’nin stratejik konumuyla Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya’ya açılım yapmak isteyen Tay firmalarına önemli fırsatlar sunduğunu kaydeden Uraloğlu, “Tayland da, Güneydoğu Asya da birçok Türk firması için vazgeçilmez bir ortak haline gelmiş durumda. Türkiye ve Tayland’ın bayrak taşıyıcıları olan Türk Hava Yolları ve Tay Havayolları’nın doğrudan seferleri ekonomik ilişkilerimizi geliştirmede ve halklarımızı birbirine yakınlaştırmada birer köprü işlevi görüyor. Nitekim Tayland’dan ülkemize gelen ziyaretçi sayısı 2022 yılından bu yana neredeyse 2 kat artarak bu yıl ekim ayında 40 bine ulaştı. Ülkemizden de Tayland’a giden turist sayısı her geçen gün artıyor. Bu vesileyle geçtiğimiz hafta sivil havacılık otoritelerimiz arasında yapılan müzakere sonucunda sağlanan frekans artışından memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim” dedi.

Tayland ile demiryolu alanındaki iş birliğinin iki ülke için büyük önem taşıdığını vurgulayan Uraloğlu, şunları kaydetti:
2004 yılından bu yana TÜRASAŞ ile Tayland demiryolları arasında sürdürülen iş birliğinin daha da derinleşerek devam etmesini arzu ediyoruz. İkili bağlarımızın güçlendirilmesinde ülkemizde eğitim gören Tay öğrenciler de önemli yere sahip. Onları ülkelerimiz arasında gönül ve kültür elçileri olarak görüyoruz. İlişkilerimizin ahdi temelini oluşturan ticaret, eğitim, kültür, bilim ve kalkınma alanlarındaki çeşitli anlaşmaların ilerleyen dönemde iş birliği potansiyelimizin olduğu enerji, ileri teknolojiler, savunma ve güvenlik gibi diğer alanlarda akdedeceğimiz belgelerle desteklenerek güçlendirilmesini temenni ediyoruz.
Uraloğlu, Türkiye’nin çok boyutlu dış politikası ve Yeniden Asya Girişimi çerçevesinde Asya-Pasifik’in önem atfedilen bir bölge olduğunu ifade etti.
Bölgede çok taraflı diyaloğun güçlendirilmesini arzu ettiklerini ifade den Uraloğlu, “Bu çerçevede Tayland’la iş birliğimizi de ikili boyutun yanı sıra Birleşmiş Milletler ve sektörel diyalog ortağı olduğumuz ASEAN gibi platformlarda ilerletmeyi hedefliyoruz. Zira bölgesel sınamaların her geçen gün arttığı ve küresel çapta kritik gelişmelerin yaşandığı bu dönemde yakın iş birliğimizin önemine inanıyoruz. Başta Sayın Büyükelçi Epirat Sugondabirom olmak üzere Tayland hükümeti ve dost Tay halkı ile Türkiye’deki Tay vatandaşlarını milli günleri vesilesiyle en içten dileklerimle kutluyorum” açıklamasında bulundu.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DEM PARTİLİLERLE NEDEN TOKALAŞTIĞINI ANLATTI
Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM açılışında yaptığı konuşmada ‘‘Türkiye’nin ve 85 milyon vatandaşımızın menfaati söz konusu olduğunda siyasi rekabeti bir kenara bırakmamız gerekiyor’ sözlerini hatırlattı. Bahçeli, Cumhurbaşkanının bu ifadesinin ardından Cumhur İttifakı’nın parçası olarak harekete geçtiğini ve Erdoğan’ın Genel Kurul Salonu’ndan ayrılmasının hemen ardından DEM’lilerin sırasına yöneldiğini ve onlarla tokalaştığını anlattı.
“SİYASİ DEĞİL ÇÖZÜM ODAKLI BİR GİRİŞİM”REKLAM
MHP lideri, Türkiye’nin terörle mücadele sürecine ilişkin “Huzur içinde terörsüz Türkiye” vurgusu yaptı ve Öcalan çağrısının siyasi değil, çözüm odaklı bir girişim olduğunu ifade etti.
“İMRALI A, DEM PARTİ B NOKTASIDIR”
Devlet Bahçeli, çok konuşulan Öcalan çağrısını neden yaptığına da açıklık getirirken bir geometri örneği verdi. Bahçeli, “İki nokta arasındaki en kısa çizgi bir doğru parçasıdır. İmralı A noktasıysa, DEM B noktasıdır. Bu iki nokta arasında doğrudan irtibat sağlanmalı” yorumunu yaptı. DEM’in Türkiye partisi olması yolunda adım atması beklentisini dile getiren MHP Lideri Bahçeli, terör sorununun 40 yıldır devam ettiğini bunun artık sonlanması gerektiğini ifade etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin konuşan Özel, iktidar olmaları durumunda atacakları adımları sıraladı. Özel, “Engelli maaşını net asgari ücret yapacağız. Engelli ve yaşlılara bakan evde bakım parasını net asgari ücrete çıkartacağız” dedi.
4 Aralık Dünya Madenciler Günü hakkında konuşan Özel, “Dünya Madenciler Günü bu topraklarda boynu bükük ve taziye tadında geçmektedir. Topraklarımızda ‘Fıtratında ölüm var’ klişesiyle geçti. Bu kazaların önüne geçmenin mümkün olduğunu söylemeye çalıştım. 2002’den bugüne kadar 2 bin 79 madenci hayatını kaybetti. Bütün madencilere ve emekçilere diyorum ki; örgütlenin, sendikalı olun, haklarını arayın ve savunun diyorum” diye konuştu.
REKLAMAKIN GÜRLEK MESAJI
CHP lideri Özgür Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek için “Başka bir iş bilmiyorsa avukatlık yapabilir” sözleri için açıklama yaparken, İstanbul Barosu’nun açıklamasına da dikkat çekti. Özel, İstanbul Barosu’nun “Avukatlık yasasında açıkça yer alan bu gereklere ve avukatlık andına açıkça aykırı hareket eden savcı ve yargıçlar, avukatlık mesleğine kabul koşullarından yoksundurlar” cümlelerine yer vererek, Akın Gürlek’in avukatlık da yapamayacağını ileri sürdü.
“FEDA EDİLECEK BİR MEHMET YOK”
Suriye’de yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Özgür Özel şunları söyledi:
“Biz Türkiye’nin birinci partisiyiz. Bu ülkenin ve bu partinin kurucusu bize vasiyet niteliğinde dış politika öğütleri bıraktı. Birincisi; komşularınla iyi geçin, iç işlerine karışma. 2010’ların başlarından bugüne kadar Emevi Camisi’nde namaz kılmaya gitmeler, Esad’ı terörist ilan edip Suriye’yi bölmek üzerine stratejiler… Bunun sonucunda milyonlarca sığınmacı Türkiye’ye geldi, bizim gencimiz yerine ucuz işgücü oluyorlar. Bizim yerimize sosyal yardım alıyorlar. Ne huzurları var ne huzur veriyorlar. Birileri aynı yanlışta ısrar ediyorlar.
İlk seçimde iktidarı devralacak partinin genel başkanı olarak; dış politikaya yaz-boz tahtası gibi bakmamalıyız. Burada devlete düşen, tüm kurum ve kurallarıyla bu gelişmeler hakkında şeffaf ve samimi iletişimin partilerle kurulması TBMM’nin bilgilendirilmesidir.
REKLAM
Bizim beklentimiz Suriye’de istikrarın sağlanması, terör tehdidinin son bulması, Suriyelilerin kendi ülkesine dönmesidir. Türkiye sonu belli olmayan maceralardan uzak durmalıdır. Mezhep savaşlarının körüklenmesi, İsrail’in hakimiyetinin artması Ankara’nın önceliği olmamalıdır. Rusya’nın mevzi kaybetmemesi, İran’ın gerilemesi Ankara’nın gündemi olamaz. Bu macerada feda edilecek bir tane bile Mehmetimiz yoktur.
Yurttaşlarımızın güvenliği ne gerekiyorsa CHP orada durmaktadır. Esad’la görüşülsün derken temel gayemiz istikrar ve sığınmacı sorununun çözümüdür. Esad’a çağrımızdır herkes gittiğinde biz burada olmaya devam edeceğiz. CHP üzerine ne düşüyorsa oradadır.
Sayın Erdoğan’ı da uyarıyorum; maceracılığı bırakın, geçmişten ders alın, yıkıntılar üzerinde yeni inşaat kurmayın. Gaziantep’teki, Hatay’daki, Kilis’teki yurttaşlarımızın acılarını hatırlayın. Bu maceradan geri dönün.”
BAHÇELİ’NİN SÖZLERİ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin CHP ve Özgür Özel hakkındaki konuşmasını Meclis kürsüsünde yırtan Özel, “Sayın Bahçeli’nin bana ve partimize söyledikleri. Kendi durumuna bakmaz, neler neler söylüyor. Sözlerinin peşine takılma dönemi çok gerilerde kaldı” diye yanıt verdi.
“KREDİ KARTI BORCU 2,1 MİLYAR LİRA”
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP lideri, “Nüfusun toplam borcu 2,1 milyar liraya çıktı. Kişibaşı 25 bin lira borcumuz var. Bu işe bir çare bulmak lazım. 10 bin liraya kadar kredi kartı borcu faizlerinin silinmesini, borcun kamu tarafından üstlenilmesinin. 50 bin liraya olan borcun faizin silinip 3 yıla taksitlendirilmesini, 100 bin lira üzerindekilerde de faiz yükünün 3’te 1’inin banka, 3’te 2’sinin kamu tarafından karşılanmasına ilişkin kanun teklifi hazırlıyoruz. Kredi kartı borcu bıçağın kemiğe dayandığı noktadadır. Bu Meclis bu sorunu çözmelidir” ifadelerini kullandı.
ASGARİ ÜCRET VE BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ
“Asgari ücret 30 altında biz yokuz” diyen Özgür Özel, asgari ücretin enflasyona etkisi olmadığını söyledi. Özel, “Biz 40 haramilere değil; öğrenciye, emekliye, memura, çiftçiye, çalışana bütçe istiyoruz” dedi.

Özel, “Devlet Bey arabalara meraklı. Onun hesabından yapalım. 2009 yılında Bursa’da yerli bir firma 26 bin liraydı” derken, “şimdi o yerli arabayı almak için” diyerek bir bavul parayı Meclis kürsüsüne dizdi. Devlet Bey’in değil, Tayyip Bey’in değil halkın talebini konuşuyoruz. Bu milletin hakkını yedirmeyiz” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Starmer, gerek ABD gerek Avrupa ile olan bağlarını güçlendireceklerini belirten Starmer bir taraf seçmek zorunda olmaklarını ifade etti.
Starmer yaptığı açıklamada, Ukrayna konusuna vurgu yaparak Batı’nın asıl yönelmesi gereken konunun Ukrayna-Rusya savaşı olduğunu dile getirerek Batı’da bölünme yaratacak tartışmalardan kaçındı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esed rejimi güçleriyle 7 gündür çatışan Heyet Tahrir Şam’ın başını çektiği rejim karşıtı gruplar, Hama ili istikametinde ilerliyor.
Gruplar, Hama’nın kuzeyindeki Zor El Mahruka, Zor El Heysa, Zor Ebu Zeyid, Zor El Meselih, Zor Ec-Cedid, Hattap, El-Rehcen, Kuzey Serha, Güney Serha, Mericib El-Cemelen, Şıheytir, El-Hasnevi, El-Şekusiye, Ebu Leffe, Musteriha, Beyyud, Servet ve Maarşahrura yerleşim yerleri ile Nasiriye Tepesi’nin kontrolünü ele geçirdi.
Birinci hat olan Maptane-Halfaya-Taybet İmam’ı kırarak, rejim kontrolündeki Hama kent merkezine 3 koldan ilerleyen rejim karşıtı gruplar, Kamhane-Muharde-Maar Suhur hattında rejim güçleriyle çatışıyor.
REKLAM
Çatışma hattı, Hama kent merkezinin dış mahallelerine 6 kilometre uzaklıkta yer alıyor.
Sahadaki kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Esed rejimi, Hama’daki bankaları ve döviz bürolarını boşaltıyor.
– Suriye’deki gelişmeler
Suriye’nin kuzeyindeki Halep ilinin batı kırsalında, 27 Kasım’da, Esed rejimi güçleriyle rejim karşıtı silahlı gruplar arasında çatışma başlamıştı.
28 Kasım’da Halep’in batı kırsalından merkeze doğru hızla ilerleyen rejim karşıtı silahlı gruplar, 30 Kasım’da merkezin büyük bölümünü ele geçirmişti.
30 Kasım’da Han Şeyhun ilçesini alarak tüm İdlib genelinde hakimiyet sağlayan silahlı gruplar, Hama ilinde de çatışarak ilerleyişini sürdürüyor.
Suriye Milli Ordusunun Halep kırsalında 1 Aralık’ta terör örgütü PKK/YPG’ye karşı başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu’nda ise Tel Rıfat ilçe merkezi terörden kurtarıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk TV Güvenlik Politikaları Koordinatörü Çetiner Çetin’in aktardığı bilgilere göre, Suriye Milli Ordusu güçlerinin öncülüğünde Münbiç’e yönelik harekâtın yarın sabah başlaması söz konusu.
Habertürk TV canlı yayınında konuşan Çetiner Çetin, “Harekât aslında bugün başlayacaktı ancak Suriye Milli Ordusu’nun eksik kalacağı endişesiyle harekât ertelendi. İdlib’ten diğer muhalif güçlerinde de katılımıyla harekâtın yarın sabah başlaması planlanıyor. İdlib’den Münbiç’e muhalif gruplar gelmeye başladı.” dedi.
REKLAM
Halep İline bağlı olan Münbiç’in savaş öncesi nüfusu 100 bin olarak tespit edilirken hâlihazırda ne kadar insan yaşadığına dâir net bir bilgi bulunmuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanlığı’nın ‘X’ hesabından yapılan açıklamada “Bakanımız Hakan Fidan, Brüksel’de düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında Kuzey Atlantik Konseyi Dışişleri Bakanları Çalışma Oturumu’na katıldı.” denildi.
HAKAN FİDAN, MEVKİDAŞLARI İLE GÖRÜŞTÜ.
Hakan Fidan NATO Dışişleri Bakanları Zirvesi için bulunduğu Brüksel’de Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ve Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly ile görüşmelerde bulundu.
Hakan Fidan ayrıca İspanya Dışişleri, Avrupa Birliği ve İşbirliği Bakanı José Manuel Albares ile de bir araya geldi.
Hakan Fidan, mevkidaşlarıyla bölgede ve dünyada yaşanan çatışmaları ele aldı. Suriye, Ukrayna ve Gazze görüşmelerin ana konusu oldu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Sybiha, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında düzenlenen NATO-Ukrayna Konseyi formatındaki oturum öncesi açıklamalarda bulundu.
Rutte, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın da katılacağını belirttiği toplantıda Ukrayna’ya askeri desteğin artırılması ihtiyacı, ülkedeki enerji altyapısının korunması ve hava savunması yardımları gibi başlıkların ele alınacağını belirtti.
NATO’nun Ukrayna’ya desteğini yineleyen Rutte, “Müttefiklerin sizinle birlikte olduğu konusunda sizi temin etmek istiyorum.” dedi.
REKLAM
Rutte, savaşın sürdüğü Ukrayna’da soğuk kış günlerinin de yaşandığına işaret ederek, enerji şebekesi ve altyapısının korunmasına destek olunması gerektiğini vurguladı. Rutte, “Ukrayna’da Rusya’nın kışı silah haline getirmesine izin veremeyiz.” diye konuştu.
Ukrayna’nın başta hava savunma sistemleri olmak üzere askeri yardımların artırılması ihtiyacına da değinen Rutte, “Bir gün Ruslarla bir tür görüşmeye karar verdiğinizde bunu güçlü bir pozisyonda yapabileceğinizden emin olmak için çok daha fazlasının yapılması gerekiyor. Bu akşam bunu konuşacağız.” ifadelerini kullandı.
“Kesinliğe, güçlü kararlara ihtiyacımız var”
Sybiha ise ülkesinin geleceği için “kesinliğe” ihtiyaçları olduğunu dile getirerek, “Şimdi jeopolitik kesinlik zamanıdır ve bizim bu kesinliğe ihtiyacımız var. Bizi güçlendirecek, kapasitelerimizi güçlendirecek güçlü kararlara ihtiyacımız var.” dedi.
Rusya’nın ülkedeki enerji kaynaklarını “silah haline getirdiği” yorumunu yapan Sybiha, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ukrayna halkı, Ukraynalı siviller, muhtemelen en yoğun füze saldırısına maruz kalıyor. Bizi nükleer enerjiden koparmaya çalışıyorlar. Nükleer enerji tesislerine saldırmaya başladılar. Bu da Rus saldırganlığının yeni bir gerçeği. Bu nedenle (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’i aramak ya da Moskova’yı ziyaret etmek yerine güçlü, güçlü tarihi kararlara ihtiyacımız var.”
Sybiha, ülkesinin stratejik enerji tesislerini ve altyapılarının korunması için “acilen ilave 19 hava savunma sistemine ihtiyaçları olduğunu” aktararak, “Bu 19 hava savunma sistemini temin ettikten sonra kışı geçireceğimizden eminiz. İhtiyaçlarımızın somut listesini zaten gönderdik, bugün ve önümüzdeki günlerde yapacağımız görüşmelerin somut sonuçlarından birinin de en yakın ortaklarımızın bu hava savunma sistemlerini acilen tedarik etme kararı olacağını umuyoruz.” ifadelerini kullandı.
NATO’nun Brüksel’deki karargahında bugün başlayan Dışişleri Bakanları Toplantısı, yarın da devam edecek.
Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rutte, Ukrayna’ya üyelik daveti ile ilgili herhangi bir gelişme olmadığını söylerken şu an için önemli olan meselenin Ukrayna’ya silah yardımı olduğunu belirtti. Rutte “Toplandığımız bu zirvede şu an için âcil olan konuları ele almalıyız. Şu an için âcil olan konu ise Ukrayna’ya silah yardımıdır.” dedi.
Rutte, Ukrayna’nın üyeliğinin bir süreç gerektirdiğini belirtirken “Ukrayna’nın üyeliği için bir köprü kurduk ancak bu yavaş yavaş gerçekleşecektir.” dedi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise 1 Aralık’ta yaptığı açıklamada, NATO’ya üyelik konusunda dolaylı bir daveti kabul etmeyeceklerini belirterek sürecin netleşmesi konusundaki kararlılığını vurguladı. Ukrayna Savaşın başından beri NATO’ya üyelik konusunda taleplerini iletse de henüz net bir karşılık bulamadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yonhap’ın haberine göre, sıkıyönetimin kaldırılmasını talep etmek üzere Ulusal Meclis’te acil oturum düzenlendi. Meclisin 300 üyesinden 190’ının katılabildiği kurulda sunulan önerge, oybirliğiyle kabul edildi.
Güney Kore Ulusal Meclis Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamada, ülkede ilan edilen sıkıyönetimin yapılan oylamanın ardından “hükümsüz” hale geldiği belirtildi.
Anayasa uyarınca sıkıyönetimin parlamento çoğunluğunun talebiyle kaldırılması gerekiyor.
Güney Kore Ulusal Meclisi Başkanı Woo Won-Shik, yaptığı açıklamada, “Meclisin ana binasına giren tüm askerler tamamen ayrıldı.” ifadesini kullandı.
CUMHURBAŞKANI SIKIYÖNETİM İLAN ETTİĞİNİ DUYURMUŞTU
Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol YTN televizyonunda canlı olarak yayınlanan konuşmasında sıkıyönetim ilan ettiğini duyurdu.
Cumhurbaşkanı Yoon, ülke muhalefetinin ‘yıkıcı’ çabaları nedeniyle hükümetin felç olduğunu öne sürerken, sıkıyönetim kararıyla ülkenin demokrasisinin ve özgür bir Kore’nin yeniden inşa edileceğini söyledi.
Muhalefet partilerinin ülkeyi krize sokmak için parlamentoyu rehin aldıklarını öne süren Yoon, özgür ve anayasal düzeni korumak için böyle bir tedbire başvurmaktan başka çaresi olmadığını belirtti.
Yoon, “Özgür Kore Cumhuriyeti’ni Kuzey Kore komünist güçlerinin tehdidinden korumak, halkımızın özgürlüğünü ve mutluluğunu yağmalayan aşağılık Kuzey Kore yanlısı devlet karşıtı güçleri ortadan kaldırmak ve özgür anayasal düzeni korumak için sıkıyönetim ilan ediyorum” dedi.
REKLAM
Güney Kore ordusu, parlamento ve parti faaliyetlerinin yasaklandığını duyururken, tüm medya ve yayıncılık faaliyetlerinin kontrol altına alınacağını bildirdi.
Stajyerler dahil tüm sağlık personelinin 48 saat içinde işe dönmeleri emredildi. Ordunun kurallarına uymayanların ‘bir tutuklama emri olmaksızın’ tutuklanacağı duyuruldu.
“ORDU MİLLETVEKİLLERİNİ TUTUKLAYABİLİR”
Anamuhalefet partisi olan Demokrat Parti, kararın ardından milletvekillerini ‘acil’ koduyla parlamentoya çağırdı. Parti lideri Lee Jae-Myung, kararın anayasaya aykırı olduğunu söyledi. Sıkıyönetim kararını parlamentoda durdurmaya çalışacaklarını söyleyen Lee Jae-Myung, “Ancak ordu parlamento üyelerini tutuklayabilir” açıklamasını yaptı.
Parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran Lee Jae-Myung, internet üzerinden yaptığı canlı yayında “Tanklar, zırhlı personel taşıyıcılar, silahlı ve bıçaklı askerler ülkeyi yönetecek. Kore Cumhuriyeti ekonomisi geri dönüşü olmayacak şekilde çökecek. Yurttaşlarım, lütfen parlamentoya gelin” dedi.
Ülkenin iktidar partisi olan Halkın Gücü Partisi lideri Han Dong-Hoon da sıkıyönetim ilanının yanlış olduğunu belirtirken, kararı engelleme sözü verdi.
Parlamento Başkanı’nın ise oturumu toplamak için parlamentoya gittiği bilgisi paylaşıldı. Ancak polis araçlarının parlamentoyu çembere aldığı belirtildi.
Ülke para birimi Won, sıkıyönetim kararının duyurulmasıyla yüzde 1 değer kaybederek dolar karşısında son iki yılın dip seviyesine geriledi.
Kore Borsasının yarın açılıp açılmayacağına da henüz karar verilmedi.
ABD, KONUYU TAKİP ETTİKLERİNİ BİLDİRDİ
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden Yönetiminin, Güney Kore yönetimi ile temas hâlinde olduğu ve durumu yakından takip ettikleri ifade edildi. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise olayları endişe ile takip ettiklerini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Yetkilisi Kurt Campbell yaptığı açıklamada “Güney Kore ile olan ittifakımız çelik gibidir, sarsılmaz. Ancak yaşananları endişe ile takip ediyoruz ve krizin anayasaya uygun olarak çözülmesini bekliyoruz.” dedi.
ORDU MECLİSE GİRMEYE ÇALIŞIRKEN PROTESTOLAR BAŞLADI
Sıkıyönetim kararını protesto etmek amacıyla Güney Kore Ulusal Meclisi’nin önünde toplanan protestocular, güvenlik güçleriyle arbede yaşıyor. Bu sırada Güney Kore Ordusuna bağlı birlikler de meclis binasına girmeye çalışıyor.

Yetkililerince yapılan açıklamaya göre sıkıyönetim, rejim karşıtı güçler hariç Güney Kore vatandaşlarının gündelik hayatında herhangi bir rahatsızlık yaratmayacak.

Güney Kore Ulusal Meclisi ise yapılan oylamada sıkıyönetim kararını engelleme yönünde karar aldı.
“EKONOMİYİ RAHATLATMAK İÇİN GEREKEN ÖNLEMLERİ ALACAĞIZ”
Güney Kore Maliye Bakanı Choi San-Mok, sıkıyönetim ilânı sonrası yaptığı açıklamada “Ekonomiyi rahatlatmak için bütün yöntemleri seferber edeceğiz. Buna piyasaya nakit akışı sağlamak da dâhil.” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, Türkiye-Rusya ilişkileri ile Suriye’deki son gelişmeler, küresel ve bölgesel konular ele alındı.
Görüşmede, Türkiye’nin bir yandan Suriye’nin toprak bütünlüğünü desteklemeye devam ederken, öte yandan Suriye’de adil ve kalıcı çözüm için çabaladığını belirten Erdoğan, bütün bunlarla birlikte bölgede diplomasiye daha fazla alan açılmasının önemli olduğunu, bu süreçte Suriye rejiminin siyasi çözüm sürecine angaje olması gerektiğini kaydetti.
Suriye’de yaşanan son gelişmeler bağlamında en önemli hususun sivillerin zarar görmemesi olduğunun altını çizen Erdoğan, Suriye’nin daha büyük istikrarsızlıklara kaynaklık etmemesi gerektiğini, Türkiye’nin Suriye’de sükunetin sağlanması için elinden gelen tüm gayreti gösterdiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki son gelişmelerden istifade etmeye çalışan terör örgütü PKK ve uzantılarıyla mücadele konusunda Türkiye’nin kararlı tutumunu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mark Rutte, olası barış görüşmeleri ile ilgili 47. ABD Başkanı Donald Trump’ı uyardı. Rutte; Kuzey Kore, Rusya, Çin ve İran arasında gelişen ekonomik ve askerî iş birliğini vurgulayarak Trump’ın barış antlaşması konusunda vereceği tavizlerin korkunç sonuçlara neden olabileceğini belirtti. Rutte, Trump’a Ukrayna’ya desteklemeye devam edilmesi konusunda tavsiyelerde bulundu.
AVRASYA ÜLKELERİ ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİ ARTIYORREKLAM
Rutte, Rusya ile Kuzey Kore arasındaki teknoloji transferlerine ve Rusya ile İran arasındaki ekonomik iş birliğinin önemle altını çizdi. Avrasya ülkelerinin bu derecede birbirlerine destek oldukları bir dönemde NATO’nun tereddütlere düşmesinin vahim sonuçları olacağını dile getirdi.
Rutte, Trump’a seslenerek “Kuzey Kore’ye gönderilen füzelere bir bakın, bunlar sadece Avrupa için değil ABD ana karası için de büyük tehdit oluşturacaktır.” diyerek Donald Trump’ı uyardı.
Rutte son olarak daha evvel Hollanda Başbakanlığı görevini yürütürken Trump ile iyi ilişkileri olduğunu ve bu ilişkilerin sürmesini beklediğini bildirdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güney Kore’de siyasi kriz Haberi Görüntüle
Öncelikle Güney Kore’de “Başkanlık Sistemi” uygulanıyor, Cumhurbaşkanı’nın 5 yılda bir halk tarafından seçildiği bir şekilde yönetiliyor. Nisan ayında gerçekleşen seçimlerde, 300 koltuklu parlamentoda çoğunluk muhalefete geçti.

Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol’un partisi Halkın Gücü Partisi 108 koltuğa sahip. Muhalefetin ise toplamda 192 koltuğu bulunuyor, bunun çoğunluğu da 171 ile ana muhalefet partisi Kore Demokratik Partisi‘nde.
SIKIYÖNETİM SÜRECİNE NASIL GELİNDİ?
Bir süredir siyasi baskı karşısında olan Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol, ülkede 50 yıldan uzun bir süre sonra ilk kez sıkıyönetim ilan etti. Peki bu akşam Güney Kore’de yerel saatle 23:00 sularında ilan edilen sıkıyönetim sürecine nasıl gelindi?
REKLAM
Ulusal televizyon kanalında gece yarısı duyuru yapan Güney Kore Cumhurbaşkanı, Kuzey Kore’yi tehdit olarak gösterdi ve “Kuzey Kore yanlısı, devlet karşıtı güçleri ortadan kaldırmak ve özgür anayasal düzeni korumak için sıkıyönetim ilan ediyorum” ifadelerini kullandı.
Dünyanın şaşkına döndüğü bu açıklama, Güney Kore ve dünya basınında Yoon’un aslında kendi üstündeki siyasi baskıdan kurtulmak istediği şeklinde yorumlandı.
Bu yılın başında parlamentoda çoğunluğunu kaybetmiş olan Yoon, muhalefet tarafından hükümetin iktidarını zayıflatmaya amaçlayan bir dizi muhalefet tasarısı ve önergesiyle mücadele ediyordu.
NİSAN AYINDAN BERİ ‘TOPAL ÖRDEK’
Yoon, muhalefetin ezici bir çoğunlukla kazandığı Nisan ayındaki Güney Kore genel seçimlerinden bu yana ‘topal ördek’ bir başkandı. O zamandan beri hükümeti istediği yasa tasarılarını geçiremedi ve bunun yerine muhalefetin geçirdiği yasa tasarılarını veto etmekle yetindi.
Yoon ve First Lady’e yönelik de bazı yolsuzluk iddiaları da medyada yer almıştı. Yoon, geçtiğimiz ay, First Lady’nin görevlerini denetleyecek bir ofis kurduğunu söyleyerek ulusal televizyonda özür dilemek zorunda kalmıştı. Ancak muhalefet partilerinin talep ettiği daha geniş ve bağımsız bir soruşturmayı reddetti.
REKLAM
Bu hafta başında ise muhalefet, hükümetin bütçe kesinti yapmasını önerdi. (Bütçe tasarısı veto edilemez). Aynı zamanda, muhalefet, First Lady’i soruşturmadıkları için hükümetin denetim kurumunun başkanı da dahil olmak üzere kabine üyelerini görevden almak için harekete geçti.
Yoon’un bu beklenmedik sıkıyönetim ilanı da üzerinde artan baskıdan kaçmanın bir yolu olarak yorumlandı.
SAATLER SONRA SIKIYÖNETİM HÜKÜMSÜZ HALE GELDİ
Güney Kore’de sıkıyönetim en son 1979’da, başkanın darbe sırasında suikasta uğraması üzerine ilan edilmişti. Ülkede 1987’de parlamenter demokrasiye kavuştuğundan beri hiç sıkıyönetim uygulanmadı.
Yoon’un kararının ardından saatler sonra parlamento sıkıyönetimin kaldırılmasını oylayarak kabul etti. Sıkıyönetimin kaldırılmasını talep etmek üzere Ulusal Meclis’te acil oturum düzenlendi. Meclisin 300 üyesinden 190’ının katılabildiği kurulda sunulan önerge, oybirliğiyle kabul edildi.
Güney Kore Ulusal Meclis Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamada, ülkede ilan edilen sıkıyönetimin yapılan oylamanın ardından “hükümsüz” hale geldiği belirtildi.
EĞİTİM VE ULAŞIM NORMAL İŞLEYİŞİNDE SÜRECEK
Güney Kore’de, Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un sıkıyönetim ilanı, Parlamento’nun da bu kararı oylayıp kaldırılmasını kabulünün ardından ülkede eğitim ve ulaşımın olağan akışında faaliyet göstermeye devam edeceği belirtildi.
Yonhap’ın haberine göre, sıkıyönetim kararının kaldırılması için Ulusal Meclis’te yapılan oylama sonrası, Devlet Başkan Yoon’un oylamaya ilişkin tepkisi bekleniyor. Güney Kore yasalarına göre, Devlet Başkanı oylamaya uymakla yükümlü.
Diğer yandan Güney Kore Eğitim Bakanlığı, ülkedeki basın mensuplarına eğitimin normal akışında süreceğine ilişkin açıklama gönderdi.
Açıklamada, okul ve eğitim kurumlarının kapanmayacağı, olağan akışında faaliyetine devam edeceği belirtildi.
Aynı şekilde, Güney Kore Arazi, Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı’ndaki acil toplantının ardından duruma ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, insanların günlük yaşamında aksaklıkları önlemek için kara yolları, demir yolları, hava taşımacılığı ve inşaat alanlarının normal şekilde çalışmasının sağlanacağı belirtildi.
Güney Kore Merkez Bankasından yapılan açıklamada da sıkıyönetim ilanının piyasa üzerindeki etkisini ölçmek ve gerekli müdahaleleri görüşmek üzere acil toplantı yapılacağı bilgisi yer aldı.
*Haberin görselleri Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Prens ve Prensesi, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Ankara Vali Yardımcısı Murat Soylu, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Faruk Köylüoğlu, Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürü Ahmet Cemil Miroğlu ve Japonya Büyükelçilik yetkilileri karşıladı. Veliaht Prens Fumihito ve Veliaht Prenses Kiko 3-8 Aralık tarihlerinde Türkiye’de bir dizi resmi ziyarette bulunacak. Veliaht çiftin, 4 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Antalya’da düzenlenen HIMSS Eurasia 2024 Sağlık Bilişim ve Teknolojileri Eğitimi Konferansı ve Fuarı’na katıldı. Pakistan, Fildişi, Karadağ gibi ülkelerden sağlık bakanı ve bakan yardımcıları, birçok ülkeden sağlık alanındaki teknoloji ve yapay zeka uzmanlarıyla Antalya Valisi Hulusi Şahin ve sağlık teknolojileri temsilcilerinin yer aldığı fuarda, sağlıkta yüksek teknolojiler birçok başlıkta ele alınıyor.
SAĞLIK SEKTÖRÜNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM
Sağlık Bakanı Memişoğlu, bilim ve teknoloji alanlarında yaşanan gelişmelerin hayatın her alanını derinden etkilediğine işaret ederek, günümüzde Endüstri 4,0 ile birlikte tüm dünyanın veri madenciliği, makineler arası iletişim, bulut bilişim, nesnelerin interneti, yapay zeka, artırılmış gerçeklik gibi kavramları çokça konuştuğunu kaydetti. Sağlık sektörünün, dijital dönüşümün en güçlü şekilde yaşandığı alanların başında geldiğini belirten Memişoğlu, “Sağlık sektöründeki dijital dönüşüm, elbette teknolojide yaşanan gelişmelere paralel gerçekleşiyor. Ancak bu dönüşümü tetikleyen başkaca gelişmeler de oldu. Dünya nüfusundaki artış, demografik değişiklikler ve ortaya çıkan küresel sağlık krizleri gibi sebepler, sağlık sistemlerinde hızlı bir değişim ve dönüşümü zorunlu kıldı” diye konuştu.
YAPAY ZEKA İLE YENİDEN YAPILANDIRMA
Devletlerin hızlı karar alma kabiliyetleri, sağlık yönetişim süreçlerinin etkin hale getirilmesi, vatandaşların sağlığa erişiminin kolaylaşması ve sağlığın takibi gibi birçok meselenin kritik önem kazandığını anlatan Memişoğlu, “Türkiye olarak sürekli gelişen bir sağlık sistemine sahibiz. Günümüzde hızla gelişen yapay zeka uygulamaları ile sağlık sektörünü yeniden yapılandırıyoruz. Yeni teknolojilerle sağlık kurum ve kuruluşlarının yönetimi başta olmak üzere, sağlığın korunması, tedavi süreçleri ve hastalarla iletişim gibi tüm süreçleri elden geçiriyoruz. Sağlık hizmetlerinin sunumunda randevu, takip, raporlama gibi işlemler, internet alt yapısı ve mobil bağlantı çözümleri ile büyük oranda sanallaşmış durumda. Klinik alanda yapay zeka uygulamaları ile teşhis, tanı, tedavi, rehabilitasyon ve sağlığın korunması gibi süreçlerde yeni yöntemleri hayata geçiriyoruz. Dijitalleşmede başarılı EMRAM validasyon deneyimine sahip sağlık kuruluşlarımızın sayısı her geçen gün artıyor. Bu durum aynı zamanda, dijitalleşen sağlık eko sisteminin kökleşmesine ve derinleşmesine yol açıyor” dedi.
E-DEVLET ÖLÇÜTÜ RAPORUNDA NÜFUSA GÖRE TÜRKİYE BİRİNCİ
Avrupa Komisyonu’nun 2024 yılında yayımladığı e-Devlet Ölçütü raporunda puanlama yapılırken kullanıcı odaklılık, şeffaflık, temel etkinleştiriciler ve sınır ötesi hizmetler şeklinde 4 temel kriter olduğunu kaydeden Memişoğlu, “Raporda, Avrupa Birliği hükümetlerinin genel performans puan ortalaması 76 olarak tespit ediliyor. Yine aynı raporda Türkiye 83 puanla AB ortalamasının üzerinde değerlendiriliyor. Aynı raporda Türkiye, 11 puanlık artış ile son dört yılda en çok gelişme gösteren ülkelerden biri olarak gösteriliyor. Burada en önemli göstergelerden biri de sağlık alanında yapılan değerlendirme. Türkiye ‘sağlık’ kategorisinde 90 puanla 4’üncü sırada yer alıyor. İlk 3 sırada Lüksemburg, Malta ve Estonya’nın yer aldığı dikkate alındığında, nüfus büyüklüğüne göre ülkemiz 1’inci sırada bulunuyor” diye konuştu.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÖNCÜSÜ
Türkiye’nin dijital dönüşüm alanında son 22 yılda önemli mesafe katettiğini dile getiren Bakan Memişoğlu, şöyle dedi: “Sağlık hizmeti sunumunda devreye aldığımız teknoloji, altyapı, yazılım ve uygulamalar, Türkiye’de dijital dönüşümün öncüsü oldu. Dijital sağlık alanında dünya çapında marka ülke haline geldik. Sağlığın bugününü değiştiren ve geleceğini etkileyen bir dizi dijital sağlık uygulamasına imza atmış bulunuyoruz. Bakanlığımızın yeni dönem yol haritasında öne çıkan bazı başlıklarımızı da sizlerle paylaşmak istiyorum. Sağlık Bakanlığı olarak önümüzdeki dönemde bireyin, kendi sağlığı üzerindeki sahiplenmesini ve kontrolünü artırdığı koruyucu sağlık hizmetini geliştirmeyi hedefliyoruz. Elbette doğru yerde, doğru zamanda, etkin tedavinin mümkün olacağı, verimli ve sürdürülebilir sağlık sistemini güçlendireceğiz. Bu süreçte aile hekimliğimizi güçlendiriyoruz. İkinci ve üçüncü basamakla entegrasyonlarını arttırarak, vatandaşımızın doğru yerde, doğru zamanda, etkin tedaviyi alarak şifa bulmasına önem veriyoruz. Şeffaf, bilişim tabanlı, bilimsel verilere ve risk yönetimine dayalı, yapay zekanın kullanılacağı, çoklu denetim mekanizmasını geliştireceğiz. Çok sayıda branşta, Denetim ve Değerlendirme Bilim Kurulları oluşturuyoruz.”
BİLİM ÜRETECEK HEKİMLERE TÜSEB DESTEĞİ
Bakan Memişoğlu, Sağlık Bakanlığı olarak yeni dönemde hekimlerin bilim üretmeleri noktasında en güçlü şekilde teşvik edici bir rol oynayacaklarını da açıkladı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) üzerinden oluşturacakları ekosistemle bilhassa Faz 1 çalışmaları yürüten bilim insanlarına destek vereceklerini belirten Memişoğlu, şunları söyledi:
“‘Yeni bir şey söyleyeceğim, yeni bir şey üreteceğim’ diyen arkadaşlarımızın arkasında duracağız. Çünkü ülkemizin ekonomik büyümesine ve kalkınmasına katkı sunacak, marka ve katma değer oluşturacak, üreten sağlık modelini hayata geçirmek istiyoruz. Bu çerçevede Milli Sağlık hamlemizin lokomotifi olacak yeni TÜSEB vizyonumuzu hayata geçiriyoruz. TÜSEB öncülüğünde başlatmakta olduğumuz ve tüm paydaşları kapsayan Üreten Sağlık Modeli, sağlık sektörünü Türkiye’nin lokomotif sektörü haline getirmeyi ve sağlık alanında önemli bir dönüşüm sürecini tetiklemeyi hedefliyor.”
YILDA 1,8 TRİLYON DOLAR BOŞA HARCANIYOR
Kongre Başkanı Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci de dijitalleşmenin hem hasta hem sağlık profesyoneline sağladığı bu avantajların, sağlık sisteminin çıktılarındaki verimliliği ciddi düzeyde artırdığını söyledi. Birinci, “Bunun önemini vurgulamak için şu veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Her yıl dünyanın sağlığı için harcanan 1,8 trilyon doların verimsizlik sebebiyle boşa harcandığı değerlendirilmektedir. Dijitalleşme sayesinde, harcamaların hangi kalemlere yapıldığı tespit edilebilmekte ve buna yönelik eylem planları oluşturmak için veri analizi yapılabilmektedir. Dünya Bankası’na göre, insan merkezli ve kanıta dayalı dijital yatırımlar, hükümetlerin sağlık maliyetlerinde yüzde 15’e kadar tasarruf sağlamasına yardımcı olmaktadır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı Kriminal Şube Müdürlüğü, Kasım ayı boyunca meydana gelen ve olay yeri inceleme timlerince müdahale edilen; 2 kasten öldürme, bir terör (FETÖ), 8 hırsızlık, 4 adet ateşli silahla yaralama, 2 mala zarar verme, 4 genel güvenliği tehlikeye sokmak, 2 narkotik ve psikotrop madde kaçakçılığı olmak üzere toplam 23 olayda olay yerinden elde edilen delillerle olayın faili 29 şüpheli şahıs tespit edilerek olaylar aydınlatıldı. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre Asayiş Şube Müdürlüğü Devriye Ekipler Amirliği ekipleri ile Yunus Timleri, Güven Timleri ve Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü personelince toplam 39 ekip 78 personelle çalışma yapıldı. Yapılan 27 şok uygulamada; 3 bin 61 şahıs ve bin 233 oto sorgusu yapıldı, 119 Park/ Bahçe kontrol edildi. Kontrollerde aranan 6 şahıs yakalandı, 2 yoklama kaçağı şahsa da işlem yapıldı. Aramalarda ise; 1 adet ruhsatsız tabanca, 1 adet kuru sıkı tabanca ve 21 adet fişek ele geçirildi.
Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada; “Halkımızın huzurunu bozmaya çalışanlar ile mücadelemiz aralıksız ve kararlı bir şekilde devam edecektir” ifadelerine yer verildi. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zorlu kış şartlarında ticari araçların olumsuz etkilenmemesi için 1 Aralık’ta kış lastiği uygulaması devreye girdi. Türkiye’nin en önemli geçiş noktalarından biri olan D-100 kara yolunun Bolu Dağı geçişinde de polis ekipleri denetimlerini sıkılaştırdı. Kışın zorlu geçtiği ve dik rampaların bulunduğu kara yolunda ticari araçlara yönelik Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kış lastiği denetimi yapıldı. Hafif ticari, kamyon, tır ve yolcu otobüsleri denetim noktasında tek tek denetlendi.
Polis ekiplerinin bölgede denetimlerini artıracağı öğrenildi. – BOLU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Akbıyık, “Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Engelliler Günü” olarak kabul edilen 3 Aralık, toplumumuzun ayrılmaz bir parçası olan engelli bireylerin sorunlarına ve ihtiyaçlarına dikkat çekilen, onların seslerini daha güçlü duyurdukları anlamlı bir gündür. Devletimiz, son yıllarda engelli bireylerin hak ettikleri yaşam standartlarına ulaşmaları için fiziki engelleri kaldıracak yatırım ve hizmetlere öncelik vermekte, tüm imkanlarını seferber etmektedir. Eğitimde, iş hayatında, sporda ve sanatta elde ettikleri başarılar, engelli vatandaşlarımızın azmini ve kararlılığını gözler önüne sermekte ve hepimiz için büyük bir gurur kaynağı olmaktadır. Engelli bireylerimizi desteklemek, onları sosyal hayata dahil etmek ve yalnızca fiziki değil, kalplerdeki ve zihinlerdeki engelleri de kaldırmak, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki her birey, bir engelli adayıdır. Bu bilinçle hareket ederek empatiyi, yardımlaşmayı ve dayanışmayı hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün, toplumda engellilere yönelik farkındalığın artmasına ve herkesin daha fazla sorumluluk almasına vesile olmasını temenni ediyorum. Hayatın zorluklarına karşı mücadele azmini ve kararlılığını kaybetmeyerek topluma örnek olan tüm engelli kardeşlerimize ve ailelerine sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir hayat diliyorum” dedi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Denizli Teşkilatı İl Delegeleri Ortak Akıl Toplantısı geniş bir katılımla yapıldı. İl Delegeleri Ortak Akıl toplantısına İl Koordinatörü UşakMilletvekiliAlim Tunç, Denizli Milletvekili Cahit Özkan, İl Başkanı Yücel Güngör, Çameli Belediye Başkanı Osman Özpek, ilçe başkanları ve delegeler katılım sağladı. Toplantıya katılan 600 il delegesi, bundan sonraki süreçte yapılması gerekenlerle ilgili fikirlerini yazılı şekilde zarflar içerisinde sandıklara bıraktı. Talep ve önerilerin yazılı olarak ifade edildiği bu zarflar, İl Koordinatörü Tunç tarafından AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığına götürüldü.
AK Parti Denizli İl Başkanı Yücel Güngör, İl Delegeleri Ortak Akıl Toplantısına yoğun bir katılım sağlamasından dolayı tüm il delegelerine teşekkür etti. Başkan Güngör, “AK Parti Denizli İl Teşkilatı olarak İl Delegeleri Ortak Akıl Toplantımızı yoğun bir katılım ile gerçekleştirdik. Katılım gösteren tüm delegelerimize teşekkür ediyorum. Toplantımız hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Durmak yok, yola devam” dedi.
AK Parti’nin milletin iradesine önem verdiğine vurgu yapan Başkan Güngör, “Bizim sicil amirimiz sadece milletimizdir. Bize ayar verecek olan da sade milletimizdir. Milletimizden başka hiç bir gücü tanımadık. Teşkilatımızla birlikte daha çok çalışacak daha çok koşacağız ve 2028 seçimlerinde bir zafere imza atacağız. İlk tümsekte hedeflerimizden vazgeçecek değiliz. Milletimize güveniyoruz, inanıyoruz. Bugüne kadar rotamızı milletimiz belirledi bundan sonrada milletimiz belirleyecek” diye konuştu. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Merkezefendi ilçesi Sarayalar Mahallesinde meydana geldi. edinilen bilgilere göre Mert T., kız arkadaşı Rabia O.’nun yaşadığı apart dairesine gitti. Burada ikili arasındaki tartışma kavgaya dönüştü. Öfkesine yenik düşen Rabia O., önce Mert T.’nin bir arkadaşını arayarak yanlarına gelerek Mert T.’yi götürmesini istedi. Daha sonra hararetlenen tartışma sonucunda Rabia O., eline aldığı bıçakla Mert T.’yi göğsünde yaraladı. Binadan çıkan Mert T., çevredeki vatandaşlardan yardım istedi. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Bölgeye sevk edilen sağlık ekipleri göğsünden hafif yaralanan Mert T.’yi ambulansla Denizli Devlet Hastanesine sevk etti. Polis ekipleri ise Rabia O.’yu gözaltına aldı.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altun, Anadolu Ajansı (AA) ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’te “Albert Long Hall”da düzenlenen “II. Haberin Telifi ve Medyada Yapay Zeka Sempozyumu’nda konuştu.
Dünyanın en köklü haber ajanslarından AA ile ülkenin en itibarlı yükseköğretim öğretim kurumlarından biri olan Boğaziçi Üniversitesi işbirliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla 2’ncisi düzenlenen Haberin Telifi ve Medyada Yapay Zeka Sempozyumu’nda olmaktan memnuniyet ve şeref duyduğunu belirtti.
Altun, her şeyden önce medyada üretilen bilgi, haber ve eserlerin, bunların arkasındaki fikir işçilerinin haklarını ve hukuklarını korumak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.
Amaçları ve hedeflerinin belli olduğunu ifade eden Altun, “Muhabirlerin, gazetecilerin, basın emekçilerinin büyük emek ve özveriyle hazırladıkları özgün içeriklerin, bedeli ödenmeden ticari amaçla kullanılmasının önüne geçmek. Yayıncıların ürettiği içeriklerin bedelsizce kullanımıyla oluşan haksız rekabeti ortadan kaldırmak. Bu doğrultuda bir an önce basın haber içeriklerinin telifinin koruması için gerekli mevzuat çalışmalarının yapılması için gerekli ortamın hazırlanmasına katkıda bulunmak.” diye konuştu.
Altun, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, “On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi” isimli abidevi eserinde gazeteciliğin doğuşuna bir yer ayırarak, burada modernleşme tarihinin içinde “Gazetelerin sadece haber üreten, ileten araçlar olmadığını, aynı zamanda kültürel ve sanatsal değerler taşıyan içerikler ürettiğini” ortaya koyduğunu anlattı.
İletişim Başkanı Altun, şöyle devam etti:
“Nitekim geriye dönüp baktığımızda edebiyatımızın pek çok nadide eserinin ilk kez gazetelerde tefrika edildiğini, gazetelerin kültür, düşünce tarihimiz açısından muhteşem bir araştırma vasatı teşkil ettiğini görürüz. Yine tarihsel olarak gazetelerde üretilen içeriklerin, velev ki bunlar doğrudan edebi içerikler olsun, dergiler ve kitaplar gibi hukuk nazarında korunması gereken fikir ve sanat ürünleri olarak telakki edilmediklerini görürüz. Elbette bunun bir nedeni gazete içeriklerinin ‘güncel’, ‘aktüel’, bugüne dair konularla ilgili ‘hızlı üretilmiş, olgusal aktarımlarda bulunan içerikler’ olarak ele alınması. Bir diğer nedeni de gazetelerin, haber ajanslarının edebiyat eserlerine günden güne daha az yer ayırması olmuştur. Ne var ki durum böyle olsa da haber üretimi yalın bir olgusal veri paylaşımı etkinliği olarak ele alınmaz.”
“Haber metni telif hakkı kapsamına alınarak korunması gereken eserdir”
Haber üretiminin bir yandan muhabirin emeğine, araştırma, soyutlama ve analizine öte yandan yayın kuruluşunun editöryal tercih, çaba, cesaret, imkan ve kabiliyetlerine muhtaç olduğuna dikkati çeken Altun, gerçek haber üretiminin zahmetli, maliyetli, emek isteyen, çetrefilli bir iş olduğunu vurguladı.
Fahrettin Altun, “Örneğin, Anadolu Ajansının pandemi döneminde yaptığı gazetecilik, yine Rusya- Ukrayna Savaşı’nda sergilediği habercilik performansı, yahut 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’de soykırım uyguladığı dönemden bu yana verdiği hakikat mücadelesi ‘yalın birer olgusal veri paylaşımı etkinliği’ olarak ele alınamaz. Çok açık ve net bir şekilde vurgulamak istiyorum. Haber metni, mutlak surette telif hakkı kapsamına alınarak korunması gereken bir eserdir. Bu analog medya dönemi için de dijital medya dönemi için de geçerli olan bir gerçekliktir. Hatta ve hatta içinde bulunduğumuz şu dijital medya-iletişim ekosistemi içinde haberin telif hakkıyla korunması meselesi, analog medya döneminden çok daha önemli ve acil bir hal almıştır. Zira bugün orijinal haber içeriklerinin izinsiz bir şekilde kolaylıkla ve hızla dolaşıma sokulabildiğini görüyoruz.” diye konuştu.
“Bu gidişe bir dur denmesi gerektiği açıktır”
Bu durumun orijinal içerik üreten medya kuruluşlarının gelirlerinin azalmasına neden olduğu, dolayısıyla da medyanın iş modellerine zarar verdiğini kaydeden Altun, şunları söyledi:
“Ne yazık ki Batılı dijital medya şirketleri, sosyal medya platformları, teknoloji devleri bu durumdan haksız kazanç elde etmekte, dahası açık ve net şekilde medya sektöründe haksız rekabet ortamı oluşturulmakta. Bu gidişe bir ‘dur’ denmesi gerektiği açıktır. Bizler her platformda dilimiz döndüğünce şu gerçeği dillendirmeye çalışıyoruz: Bugün insanlık, küresel düzlemde bir adalet sorunuyla pençeleşmekte ve bu adalet krizini derinleştiren başlıca dinamiklerinden biri de bütün dünyanın muhatap olduğu medya emperyalizmi ve dijital faşizmdir. Batılı medya şirketleri küresel adaletsizliği yaymakta, kurumsallaştırmaya çalışmaktadır. Tam da bu nedenle toplumlararası iletişim, asimetrik şekilde cereyan etmekte, eşitler arası bir ilişki olarak karşımıza çıkmamaktadır. Sözünü ettiğimiz Batılı medya şirketleri, sosyal medya platformları, orijinal haber içerikleri başta olmak üzere dünya üzerindeki bilgi kaynaklarını sömürmekte, bu içerikleri istedikleri formatlarda dağıtarak büyük gelirler elde etmekte.”
Türkiye’de haberciliği de içine alacak şekilde telif haklarının 1952 yılında yürürlüğe giren “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu” kapsamında korunduğunu aktaran Altun, gerçek haberin korunması kadar, haberciliğin geleceği açısından da bu kanunun bir an önce güncellenmesi, modern bir “Dijital Telif Yasası”nın yürürlüğe girmesinin elzem olduğunu bildirdi.
Altun, dijitalleşen medya sektöründe faaliyet gösteren yayıncıların bu faaliyetleri karşılığında gelir elde etmesine imkan tanıyacak, Avrupa Birliği müktesebatına da uyumlu şekilde telif haklarını düzenleyecek bir yasa yapılmasının gündemde olduğunu söyledi.
“Batılı sosyal medya şirketleri tarafından sömürülmesi sona erecek”
Söz konusu düzenleme için teknik çalışmaların Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, AA, Rekabet Kurumu ve Basın İlan Kurumu gibi paydaşların katkılarıyla sürdürüldüğünün altını çizen Altun, “Umudum odur ki yüce Meclis’imizin gündemine bu çalışmalar çok hızlı şekilde girer ve Dijital Telif Yasası hayata geçer. Sözünü ettiğimiz bu süreçte emek hırsızlığının önüne geçilir. Haber içeriklerinin telifinin korunması için gereken adımların atılması, her şeyden önce gerçek haberciliğin gelişmesine, kökleşmesine, gazetecilik mesleğinin güçlenmesine hizmet edecek. Medya kuruluşlarımızın, haber ajanslarımızın, Batılı sosyal medya şirketleri tarafından sömürülmesi böylelikle sona erecek. Karşımızda bir sömürü var ve bu sömürüyü gerçekleştirenler Batılı sosyal medya platformları ve büyük teknoloji şirketleri. Sömürülense bizim haber ajanslarımızdır, bizim gerçek haber üreten medya kuruluşlarımızdır. Haberin telif hakları korunursa bu medyada etik davranış kodlarının daha da güçlenmesine hizmet edecektir. Dahası her bir vatandaşımızın, toplumumuzun, devletimizin, ülkemizin verdiği yalan haberle, dezenformasyonla mücadele sürecinde önemli bir kazanım elde edilmiş olacak.” ifadelerini kullandı.
Altun, toplumsal, siyasal, askeri ve teknolojik gelişmelerin yeni hukuki düzenlemeleri zorunlu kıldığını, içinde bulunulduğu çağın, baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknolojik dönüşüm, medya ve iletişim dünyasını yeniden şekillendirdiğini söyledi.
Dijital çağın getirdiği yeniliklerin, iletişim dünyasında köklü değişimlere yol açtığını, medyanın yapısı ve işleyişinin radikal biçimde dönüştüğünü dile getiren Altun, bu dönüşümün en önemli bileşenlerinden birinin de şüphesiz yapay zeka olduğunu kaydetti.
“Karşımızda yeni imkanlar kadar yeni riskler de var”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, yapay zekanın medya üzerinde oynadığı etkin rolün, bilgiye erişimden, içerik üretimine kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığına dikkati çekerek, şunları belirtti:
“Günümüzde yapay zeka, haberlerin otomatikleştirilmesi, içeriklerin kişiselleştirilmesi ve hatta hedef kitlelere yönelik reklamların belirlenmesi gibi birçok alanda kullanılıyor. Ancak bu teknolojinin etkileri, sadece iş süreçlerini kolaylaştırmakla kalmıyor. Karşımızda yeni imkanlar kadar yeni riskler, meydan okumalar, tehditler de var. Yapay zeka araçları bir yandan, verimlilik, zaman tasarrufu, maliyet, pazarlama ve yenilikçi reklam pazarları gibi imkan ve fırsatlar sunarken, diğer yandan mahremiyet, gözetim, deepfake ve dezenformasyon gibi risk ve meydan okumaları da beraberinde getiriyor. Biz, yapay zeka teknolojilerine ihtiyatlı bir iyimserlikle yaklaşıyor ve şunun altını çiziyoruz: Esas olan yapay zekanın hakikat namına kullanılmasıdır. Bizim gayretimiz bu yöndedir. Yapay zekayla evrime uğrayan yeni medya düzenindeki en önemli risk, tıklama odaklı haber metinlerinin birer referansa dönüşmesi ve özgün metinler yerine sansasyon yaratan ya da dezenformasyon içeren haberlerin kontrolsüzce dolaşıma sokulması, bir diğer deyişle sahtenin gerçeğin önüne geçmesidir.”
Buna karşılık, yapay zeka teknolojilerinin medya üzerindeki etkisinin sadece içerik üretimi ve yayılımıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Altun, bu teknolojilerin aynı zamanda kimin sesinin daha çok duyulduğunu ve hangi içeriklerin ön plana çıkarıldığını da belirlediğini kaydetti.
Altun, “Benzer şekilde, kişisel verilerin izinsiz şekilde kopyalanması ve dağıtılması, yine kişisel verilerde tahrifat yapılması, genel ahlaka aykırı içeriklerin yayılması ve veri madenciliği gibi hususlar da masamızdaki sorunlar yumağından öne çıkanlardır. Hepimizin bildiği gibi medya, toplumu bilgilendirme ve kamuoyu oluşturma işleviyle demokrasi adına vazgeçilmez bir unsurdur. İşte tam da bu nedenle yapay zeka teknolojilerinin medya alanında kullanılması toplumsal adalet ve şeffaflık ilkelerine uygun olmak zorunda. Altını özellikle çizmek isterim ki İletişim Başkanlığımızın tüm birimleri, yapay zekanın toplum üzerindeki etkilerini göz ardı etmenin büyük bir hata olacağı bilinciyle toplumsal faydayı gözeten insan odaklı bir perspektifi öncelemekte.” değerlendirmesini yaptı.
“Yapay zeka üretimi olan içerikleri ayırt etmek daha da güçleşecek”
Bu çerçevede, birçok uluslararası aktörün dijital dünyada hesap verilebilirliği sağlamaya çalıştığı günümüzde İletişim Başkanlığı olarak her bir çalışan ile birimin profesyonel ve kaliteli gazeteciliği sürdürmesi, toplumun nitelikli ve doğru bilgiye erişim sağlaması ve dijital medyada haksız rekabetin önlenmesi amacıyla yürütülen çabaları en güçlü şekilde desteklemeyi sürdüreceklerine işaret eden Altun, şu ifadeleri kullandı:
“Yapay zeka teknolojileriyle birlikte haber içeriklerinin telifi konusunun günden güne daha ciddi bir meydan okumaya dönüştüğü de izahtan varestedir. Mevcut yasalar eser sahiplerinin maddi haklarını korumaya gayret etse de yapay zekanın aynı yazarın metninden hareketle oluşturduğu ürünün telifinin kimde olacağı dahi henüz muammadır. Sorun maalesef müzikten, sinemaya, senaryodan, fotoğrafa kadar çok çeşitli alanları da kapsıyor. Korsan yayın, izinsiz paylaşım, kişilik hakları ve mahremiyet ihlali gibi riskler de günden güne büyüyor. Kesin olan şu ki yapay zeka araçları gelişmeye devam ettikçe insan ve yapay zeka üretimi olan içerikleri ayırt etmek de güçleşecek. Bu güçlüğü aşmanın yolu ise telif başlığı altındaki yeni sorulara karşı her an teyakkuzda olmaktır. Söz konusu teknolojilere yönelik kendi stratejilerimizi geliştirmemiz bu yüzden önemli.Bu sempozyum da bu bağlamda inanıyorum ki önemli içerikler üretecektir. “
İletişim Başkanı Altun, bunun hem haber ve eser sahiplerinin haklarını korumak hem de küresel hegemonyanın tek taraflı ve yanlı tutumlarla yeni teknolojileri araçsallaştırmasını engellemek için elzem olduğunu anlattı.
“Küresel meydan okumalar küresel çözüm üretmeyi gerektirir”
Dijitalleşmenin neden olduğu sorunlara karşı hukuki ve etik bilinç uyanmış olsa da bu kaygıların henüz tümüyle hukuki çerçeveye büründürülmediğini aktaran Altun, “Mevcut telif hakkı yasalarının güncellenmesi sürecinde uluslararası bir işbirliğine gereksinim duyulduğunu da somut şekilde müşahede ediyoruz. İletişim Başkanlığı olarak 22 farklı ülkeyle iletişim ve medya alanında yaptığımız anlaşmalar, bu sorunların çözümünde benimsediğimiz uluslararası işbirliği yaklaşımımızın somut bir tezahürüdür. Zira dijitalleşme, fırsatları ve sorunları itibarıyla küresel bir meydan okumadır. Küresel meydan okumalar küresel çözüm üretmeyi gerektirir. Haberin Telifi ve Medyada Yapay Zeka Sempozyumu’nun yeni medya teknolojileri ile temel iletişim ilkelerimiz arasında nasıl bir köprü kuracağımız konusunda yol gösterici olacağına tüm kalbimle inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
3 Aralık Dünya Engelliler Günü tüm Türkiye’de olduğu gibi Bursa’da da çeşitli programlarla kutlanarak engellilerin yaşadığı sıkıntılara ve taleplerine dikkat çekiliyor. Bursa Büyükşehir BelediyesiSosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı da engelli bireyler için faaliyetlerde bulunan sivil toplum kuruluşlarının ve Büyükşehir Belediyesi’nde görevli engelli personelin katılımıyla program düzenledi. Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’ndeki programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa MilletvekiliHasan Öztürk, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, engelli belediye personelleri, Bursa Kent Konseyi Engelliler Meclisi üyeleri, eğitmenler ve engelli bireylerin aileleri katıldı.
“Eşit şartlara sahip olmalıyız”
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, birbirimize güç vermek, dayanışma ve sevginin her türlü engeli aşabileceğini vurgulamak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi. Engellerin ötesinde bir kenti birlikte planladıklarını ve birlikte yol aldıklarını belirten Başkan Bozbey, Dünya Engelliler Farkındalık Günü dolayısıyla Aralık ayı boyunca çeşitli etkinlikler ve çalışmalar düzenleyeceklerini açıkladı. Sadece bir gün değil her zaman engelli bireylerin yanında olduklarını ifade eden Başkan Bozbey, “En büyük engel, zihinlerdeki ön yargılardır. Hepimiz aynı havayı soluyor, aynı çevreyi paylaşıyoruz. Dolayısıyla eşitiz ve eşit şartlara sahip olmalıyız. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak yurttaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak çözümler üretmek ve iş yerinde dezavantajlı çalışma arkadaşlarımızın haklarını gözeterek daha kapsayıcı bir çalışma ortamı kurmak bizim öncelikli görevlerimizden biridir. Bursa’mızda adil, katılımcı ve herkesin kendini değerli hissettiği yönetim anlayışımız doğrultusunda birlikte çalışıyoruz” dedi.
“Sizinle daha zengin ve anlamlıyız”
‘Sürekli Engelsiz Yol Yardım Hizmetleri’ (SEYYAH) projesi ile ortopedik engelli yurttaşların akülü ve manuel tekerlekli sandalyelerinin tamir ve bakımlarını karşıladıklarını hatırlatan Başkan Bozbey, “Şehir içinde ulaşım desteği veriyoruz. 17 ilçemizin tamamında lift donanımlı araçlarımız, ortopedik engelli yurttaşlarımızı hastane ve kamu kurumlarına ulaştırıyor. Bursa Engelsiz Kulüp uygulamamız ise özel ihtiyaçlı yurttaşlarımızın kentin imkanlarından faydalanmasını, bilgi ve teknolojiye erişim sağlamasına imkan sunan bir dayanışma ağıdır. Her alanda aktif rol alabileceğiniz projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Büyük bir ailenin fertleri olarak dayanışma ruhumuzu daha da güçlendireceğimize inanıyorum. Sizin yanınızda olarak birlikte daha güzel yarınlara yürümekte kararlıyız. Sizinle daha zengin ve anlamlıyız. Hep birlikte engellerin olmadığı, herkesin eşit ve mutlu yaşadığı Bursa planlıyoruz. Sizlere güveniyor ve sizlerle gurur duyuyoruz” dedi.
CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Türkiye’de ciddi oranda engelli bireyin bulunduğunu belirterek sorunların ancak empati yapılarak aşılabileceğini söyledi. Engellilerin hayatını kolaylaştırarak geleceğin inşa edilebileceğini ifade eden Öztürk, engelli bireylerle birlikte daha fazla farkındalık çalışmaları yapacaklarını dile getirdi.
CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, herkesin birer engelli adayı olduğunu hatırlattı. Başkan Mustafa Bozbey’in herkesin daha rahat yaşayabileceği engelsiz bir kent inşa etmek için çalıştığını söyleyen Yeşiltaş, ortak akılla daha yaşanabilir Bursa’yı tüm kesimlerle birlikte oluşturacaklarını dile getirdi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık Bilgi ve Yönetim Sistemleri Topluluğu (HIMSS) Avrasya Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Konferansı ve Fuarı, Antalya’nın Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde başladı.
Bakan Memişoğlu, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerin hayatın her alanını derinden etkilediğini söyledi.
“Endüstri 4.0” olarak ifade edilen dijital dönüşümün, kendi kendini yöneten otonom sistemleri ve insansız iş akışları gibi kavramları öne çıkarttığına dikkati çeken Memişoğlu, ‘endüstri 4.0’ ile tüm dünyanın, veri madenciliği, makineler arası iletişim, bulut bilişim, nesnelerin interneti, yapay zeka, artırılmış gerçeklik gibi kavramları çokça konuştuğunu kaydetti.
Memişoğlu, sağlık sektörünün de dijital dönüşümün en güçlü yaşandığı alanların başında geldiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Sağlık sektöründeki dijital dönüşüm, elbette teknolojide yaşanan gelişmelere paralel gerçekleşiyor. Ancak bu dönüşümü tetikleyen başkaca gelişmeler de oldu. Dünya nüfusundaki artış, yaşanan demografik değişiklikler ve ortaya çıkan küresel sağlık krizleri gibi sebepler, sağlık sistemlerinde hızlı bir değişim ve dönüşümü zorunlu kıldı. Özellikle Kovid-19 küresel salgını sonrası dünyada, sağlık sistemlerinin kriz yönetme kabiliyetlerinin çok daha kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde planlanması, donatılması ve sağlık hizmetlerinin yeni yöntemlerle desteklenerek sunulması gerekliliği ortaya çıktı. Bu süreçte devletlerin hızlı karar alma kabiliyetleri, sağlık yönetişim süreçlerinin etkin hale getirilmesi, vatandaşların sağlığa erişiminin kolaylaşması, vatandaşların sağlığın takibi gibi birçok mesele kritik önem kazandı. Bu noktada dijital dönüşümün etkisiyle, dünyada değişen hasta profiline de dikkat çekmek gerekiyor. Hastalar, internet ve benzeri kitle iletişim araçları sayesinde sağlık bilgilerine daha kolay erişebiliyor ve kendi sağlık yönetim süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmak istiyor.”
“Yapay zeka uygulamaları ile sağlık sektörünü yeniden yapılandırdık”
Türkiye’nin sürekli gelişen bir sağlık sistemine sahip olduğunu dile getiren Memişoğlu, “Sağlık hizmeti sunumunda son 22 yılda önemli bir mesafe katettik. Gelinen noktada bu süreci daha ileri bir noktaya taşırken, sağlığın bilim ve teknolojisini üretip sürdürülebilir altyapısını güçlendiriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Memişoğlu, hızla gelişen yapay zeka uygulamalarıyla sağlık sektörünü yeniden yapılandırdıklarını, yeni teknolojilerle sağlık kurum ve kuruluşlarının yönetimi başta olmak üzere, sağlığın korunması, tedavi süreçleri ve hastalarla iletişim gibi tüm süreçleri elden geçirdiklerini anlattı.
Sağlık hizmetlerinin sunumunda randevu, takip, raporlama gibi işlemlerin, internet altyapısı ve mobil bağlantı çözümleri ile büyük oranda sanallaştığına işaret eden Memişoğlu, “Klinik alanda yapay zeka uygulamaları ile teşhis, tanı, tedavi, rehabilitasyon ve sağlığın korunması gibi süreçlerde yeni yöntemleri hayata geçiriyoruz. Dijitalleşmede başarılı EMRAM validasyon deneyimine sahip sağlık kuruluşlarımızın sayısı her geçen gün artıyor. Bu durum aynı zamanda, dijitalleşen sağlık eko sisteminin kökleşmesine ve derinleşmesine yol açıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye sağlık kategorisinde 90 puanla 4. sırada yer alıyor”
Bakan Memişoğlu, Avrupa Komisyonunun 2024’te yayınladığı e-Devlet Ölçütü Raporu’nda puanlama yapılırken kullanıcı odaklılık, şeffaflık, temel etkinleştiriciler ve sınır ötesi hizmetler olmak üzere dört temel kritere yer verildiğini aktardı.
Raporda, AB hükümetlerinin genel performans puan ortalamasının 76 olarak tespit edildiğini belirten Memişoğlu, Türkiye’nin 83 puanla AB ortalamasının üzerinde değerlendirildiğini söyledi.
Türkiye’nin aynı raporda 11 puanlık artışla son dört yılda en çok gelişme gösteren ülkelerden birisi olarak gösterildiğinin altını çizen Memişoğlu, şöyle devam etti:
“Burada en önemli göstergelerden birisi de sağlık alanında yapılan değerlendirme. Türkiye sağlık kategorisinde 90 puanla 4. sırada yer alıyor. İlk üç sırada Lüksemburg, Malta ve Estonya’nın yer aldığı dikkate alındığında, nüfus büyüklüğüne göre ülkemiz birinci sırada bulunuyor. Türkiye olarak, gerçekten de dijital dönüşüm alanında son 22 yılda önemli bir mesafe katettik. Sağlık hizmeti sunumunda devreye aldığımız teknoloji, altyapı, yazılım ve uygulamalar, Türkiye’de dijital dönüşümün öncüsü oldu. Dijital sağlık alanında dünya çapında marka ülke haline geldik. Sağlığın bugününü değiştiren ve geleceğini etkileyen bir dizi dijital sağlık uygulamasına imza atmış bulunuyoruz.”
“Aile hekimliğini güçlendireceğiz”
Sağlık Bakanlığı olarak bireyin, kendi sağlığı üzerindeki sahiplenmesini ve kontrolünü artırdığı koruyucu sağlık hizmetini geliştirmeyi hedeflediklerini dile getiren Memişoğlu, doğru yerde, doğru zamanda, etkin tedavinin mümkün olacağı, verimli ve sürdürülebilir sağlık sistemini güçlendireceklerini kaydetti.
Memişoğlu, bu süreçte aile hekimliğini güçlendireceklerini vurgulayarak, “İkinci ve üçüncü basamakla entegrasyonlarını arttırarak, vatandaşımızın doğru yerde, doğru zamanda, etkin tedaviyi alarak şifa bulmasına önem veriyoruz. Şeffaf, bilişim tabanlı, bilimsel verilere ve risk yönetimine dayalı, yapay zekanın kullanılacağı, çoklu denetim mekanizmasını geliştireceğiz. Çok sayıda branşta, denetim ve değerlendirme bilim kurulları oluşturuyoruz.” dedi.
Sağlık Bakanlığı olarak yeni dönemde hekimlerin bilim üretmeleri noktasında en güçlü şekilde teşvik edici bir rol oynayacaklarına da değinen Memişoğlu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) üzerinden oluşturacakları ekosistem ile “faz1” çalışmaları yürüten bilim insanlarına destek vereceklerini anlattı.
Memişoğlu, araştırma hastanelerinde teknoloji transfer ofisleri kurduklarını, AR-GE ve üretim süreçlerini planlayıp, AR-GE ekiplerine gerekli bilgi ve deneyim aktarılmasına rehberlik ettiklerini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sözcü Farah Dakhlallah, Rutte ve Trump’ın ‘ittifakın karşı karşıya olduğu bir dizi küresel güvenlik meselesini ele aldıklarını’ belirtti.
Donald Trump’ın Rusya-Ukrayna Savaşı ve NATO’nun yapısıyla ilgili görüşlerinin mevcut Başkan Biden’dan çok daha farklı olduğu biliniyor.
Trump kampanya döneminde birçok kez, göreve geldikten sonra Rusya-Ukrayna Savaşı’nı hızla bitireceğini vurgularken, Trump’ın ekibi Biden yönetiminin Kiev’e uzun menzilli füzelerin kullanılması yetkisi vermesini sert bir biçimde eleştirmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Florida’da ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump ile bir araya geldiğini söyledi. Sözcü Farah Dakhlallah, Rutte ve Trump’ın ‘ittifakın karşı karşıya olduğu bir dizi küresel güvenlik meselesini ele aldıklarını’ belirtti.
TRUMP BİDEN’I FÜZE KARARI NEDENİYLE ELEŞTİRMİŞTİ
Donald Trump’ın Rusya-Ukrayna Savaşı ve NATO’nun yapısıyla ilgili görüşlerinin mevcut Başkan Biden’dan çok daha farklı olduğu biliniyor. Trump kampanya döneminde birçok kez, göreve geldikten sonra Rusya-Ukrayna Savaşı’nı hızla bitireceğini vurgularken, Trump’ın ekibi Biden yönetiminin Kiev’e uzun menzilli füzelerin kullanılması yetkisi vermesini sert bir biçimde eleştirmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnan’daki haber kurumlarına göre merkezdeki sekiz katlı bir bina beş füze ile vuruldu.
Cumartesi yerel saatle sabaha karşı saat 04:00’te gerçekleşen saldırılar şehri sarstı.
İsrail ordusu saldırılarla ilgili bir yorum yapmadı.
Merkezdeki Basta mahallesinde arama ve kurtarma ekipleri karanlıkta çalışmalarını yürütmek zorunda kaldı.
Son aylarda İsrail’in Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah da dahil olmak üzere örgütün çok sayıda lideri öldürüldü.
Hizbullah, Filistin’deki Hamas’a destek olmak için attığı füzeleri sıklaştırmasıyla İsrail’in hedefi oldu.
Lübnanlı yetkililere göre çatışmalarda şimdiye kadar 3.500 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ve Lübnan arasında ateşkesin gerçekleştirilmesi için ABD bölgeye bir arabulucu gönderse de henüz görüşmelerde bir ilerleme sağlanamadı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NATO’dan yapılan yazılı açıklamada, Rutte’nin göreve geldikten sonraki ilk Ankara ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bir araya geleceği bildirildi.
Açıklamada, Rutte’nin Türk savunma sanayisi yetkilileriyle de görüşeceği, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ tesisleri ile Anıtkabir’i de ziyaret edeceği belirtildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Gemi İnsanlarının Karşılıklı Çalıştırılması Anlaşmasını Yunanistan’la da Yapmak İsteriz”
Toplantıda konuşan Bakan Uraloğlu, gemi insanlarının karşılıklı çalıştırılmasıyla ilgili Türkiye’nin Dünyada birçok ülkeyle anlaşması olduğunu kaydederek “Benzer anlaşmayı Yunanistan’la da yapmak isteriz. Bu konuda sizin desteğiniz kıymetli. Sizin samimi ve açık yaklaşımlarınızın iki ülke ilişkilerine çok ciddi katkılar sağlayacağını düşünüyorum.” dedi.
REKLAM
“Yunanistan ile Ticaret Hacmini Kısa Vadede 10 Milyar Dolara Çıkartmamız Lazım”
Türkiye ve Yunanistan iki komşu ülke olarak geçen sene 5,8 milyar dolarlık bir ticaret hacmi olduğunu anımsatan Bakan Uraloğlu, “Bu sene muhtemelen 6 milyar dolar olacak. 10 milyar dolara kısa vadede çıkarmamız lazım. En büyük görev size ve bize düşüyor. IMO’da da iş birliğimizin devamını faydalı görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

İki Bakan Ortak Basın Açıklaması Gerçekleştirdi
Bakan Uraloğlu ve Bakan Stylianides, görüşmenin ardından Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nde ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. İki ülkenin denizcilik ilişkilerini ele aldıklarını bildiren Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Yunanistan’ın denizcilik sektöründe iş birliğini geliştirme hususunda mutabık kaldıklarını belirtti.
Karbonsuzlaştırma ve yeşil enerji konularında iş birliğini de ele aldıklarını ifade eden Uraloğlu, ticari yatçılık konusunda da Bakan Stylianides’in önemli yaklaşımları olduğunu belirtti. Uraloğlu, “Küresel olayların, savaşların denizcilik sektöründeki etkilerinin neler olduğu noktasında görüş alışverişinde bulunduk. Özellikle Ukrayna ve Filistin’de süren savaşın bu anlamda sektöre etkilerini karşılıklı değerlendirdik.” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olayın ardından Başbakan Meloni, yaptığı yazılı açıklamada, “UNIFIL’in Güney Lübnan’daki İtalyan karargahının uğradığı ve barışı koruma misyonunda görev yapan bazı askerlerimizin de yaralanmasına neden olan yeni saldırı haberlerini derin bir öfke ve endişeyle öğreniyorum.” ifadesini kullandı.
Yaralılar ve aileleriyle kendisi ve hükümeti adına dayanışmasını vurgulayan Meloni, Lübnan’daki tüm İtalyan birliğine faaliyetleri için şükranlarını iletti.
REKLAM
Meloni, “Bu tür saldırıların kabul edilemez olduğunu bir kez daha yineliyor ve sahadaki taraflara UNIFIL askerlerinin güvenliğini her zaman garanti altına almaları ve sorumluların hızla tespit edilmesi için işbirliği yapmaları yönündeki çağrımı yineliyorum.” ifadelerini kullandı.
Savunma Bakanı Guido Crosetto da yaptığı yazılı açıklamada, olayın ardından 4 askerin durumunun endişe verici olmadığını teyit etmek için hemen UNIFIL’deki İtalyan Birliği’nin komutanı Tuğgeneral Stefano Messina’yı aradığını, ayrıca Lübnanlı mevkidaşıyla temasa geçtiğini bildirdi.
Crosetto, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bir UNIFIL üssünün bir kez daha vurulması kabul edilemez. Bugüne kadar göreve başlamasından bu yana mümkün olmayan görüşmeyi gerçekleştirmek üzere, İsrail’in yeni Savunma Bakanı ile konuşmaya çalışacağım ve ona UNIFIL üslerinin kalkan olarak kullanılmamasının gerektiğini söyleyeceğim. Güney Lübnan’da mavi berelilerin ve sivil halkın güvenliğini tehlikeye atan teröristlerin varlığı ise daha da kabul edilemez bir durumdur.”
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de Torino kentinde katıldığı etkinlikte yaptığı açıklamada, UNIFIL üssünde İtalyan askerlerinin yaralanmasına yol açan olayın “Hizbullah’ın fırlattığı iki roketten kaynaklanmış olabileceğini” belirterek, yaşananların kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RUSYA DIŞİŞLERİ BAKANI LAVROV: DEMOKRATLARIN PİSLİK YAPMA ÇABALARI BUGÜN DE GÖZLEMLENİYOR
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’de mevcut Joe Biden yönetiminin, gitmeden önce Başkan seçilen Donald Trump’a Ukrayna konusunda kötü miras bırakmaya çalıştığını belirterek “Demokratların pislik yapma çabaları bugün de gözlemleniyor.” dedi.
Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Lavrov ile Belarus Dışişleri Bakanı Maksim Rıjenkov, Belarus’un Brest kentinde bir araya geldi.
REKLAM
Lavrov ve Rıjenkov, toplantıda yaptırımlara karşı önlem alınması konusunda bildiri dahil bazı belgeler imzaladı. İki bakan, toplantının ardından basın toplantısı düzenledi.
NÜKLEER OLMAYAN HİPERSONİK EKİPMANLARLA DONATILMIŞ “OREŞNİK” BALİSTİK FÜZE FIRLATILDI
Basın toplantısında konuşan Lavrov, Rusya’nın dün, Ukrayna’nın askeri ve sanayi kompleksi tesislerinden birine saldırması esnasında, savaş koşullarında, nükleer olmayan hipersonik ekipmanlarla donatılmış “Oreşnik” balistik füzenin fırlatıldığına dikkati çekti.
Lavrov, “(Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir) Zelenskiy, bundan korktu ve sahiplerini, Rusya karşısında silahsız bırakmakla suçladı. Bu, yararlı bir sonuç. Çünkü gerçeğe daha yakın olmak, bu tehlikeyi hissetmek faydalı.” diye konuştu.
Biden yönetiminin eylemlerini değerlendiren Lavrov, Ukrayna’ya temin edilen Kara Taktik Füze Sistemleri (ATACMS) füzeleri ile “Storm Shadow” (Fırtına Gölgesi) uzun menzilli seyir füzelerinin saldırılarda kullanıldığına işaret ederek “Burada, bir sonraki yönetime mümkün olduğu kadar kötü bir miras bırakma unsuru var.” dedi.
REKLAM
OBAMA’YI HATIRLATTI
Lavrov, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın 2016’da Trump göreve başlamadan önce Rus diplomatlarını sınır dışı ettiğini anımsatarak “Demokratların pislik yapma çabaları bugün de gözlemleniyor.” ifadesini kullandı.
Rusya’nın nükleer doktrininin güncellendiğine dikkati çeken Lavrov, bu doktrinin içeriğinin Rusya-Belarus Birlik Devleti kapsamındaki anlaşmalarıyla senkronize edildiğini dile getirdi.
Belarus Dışişleri Bakanı Rıjenkov da Batı’nın Belarus’a yönelik baskı kurarak yıkıcı eylemlerde bulunduğunu belirterek “Bu, Belarus devletinin varoluşu süresince devam ediyor.” dedi.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINDA SON DURUM
Rusya İnsan Hakları Yüksek Komiseri Tatiyana Moskalkova, çatışmaların devam ettiği Rus toprağı Kursk bölgesinin 46 sakininin Ukrayna’dan geri alındığını bildirdi.
Moskalkova, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Ukrayna tarafıyla yapılan müzakere sonucu Kursk bölgesi sakinlerinden 46 kişi, Ukrayna’dan Rusya’ya geri döndü. Bunların 12’si çocuk.” ifadelerini kullandı.
Bunun Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi, savunma ve dışişleri bakanlıkları ile Belarus’un ilgili kurum çalışanlarının etkileşimi sayesinde gerçekleştiğini belirten Moskalkova, bu vatandaşların Ukraynalı askerlerce Kursk bölgesinden Ukrayna’ya götürüldüğüne dikkati çekti.
REKLAM
Ukraynalı askerlerin, ağustos başında Rus toprağı Kursk bölgesine girmesinin ardından iki ülke orduları arasında başlayan çatışmalar devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buna göre, OpenAI çalışanlarının, avukat ekibinin 150 saatten fazla zaman harcayarak “potansiyel kanıt” olarak çıkardığı verileri “yanlışlıkla” sildiği öne sürüldü.
ORİJİNAL DOSYA GERİ GETİRİLMESİNE RAĞMEN EKSİK
OpenAI’ın “yanlışlıkla silinen” verilerin çoğunu geri getirmeyi başardığı belirtilirken, avukatlar orijinal dosya adlarının ve klasör yapılarının hala eksik olduğunu ifade etti.
Öte yandan avukatlar, söz konusu durumun “kasıtlı olduğuna inanılması için bir sebep olmadığını” da belirtti.
Gazeteden konuya ilişkin açıklama gelmezken, OpenAI’ın sözcülerinden Jason Deutrom, Wired’a yaptığı açıklamada, “Yapılan nitelendirmelere katılmıyoruz ve yanıtımızı yakında sunacağız.” dedi.
REKLAM
Mahkemenin kararı üzerine, OpenAI, The New York Times’ın, “yapay zeka teknolojilerinin eğitim” verilerinin bir kısmına ulaşabilmesine izin vermişti.
TELİF HAKKI DAVASI
ABD’nin önde gelen gazetelerinden The New York Times, 27 Aralık 2023’te yapay zeka teknolojilerinin eğitilmesi amacıyla çalışmalarının izinsiz kullanıldığı ve telif hakkının ihlal edildiği iddiasıyla OpenAI ve Microsoft’a dava açmıştı.
Gazete, OpenAI’ı yayımlanan milyonlarca makalesini artık güvenilir bilgi kaynağı olan haber kuruluşlarıyla rekabet eden sohbet robotlarını eğitmek için izinsiz olarak kullanmakla suçlamıştı.
Böylece, The New York Times, yazılı eserleriyle ilgili telif hakkı sorunları nedeniyle ChatGPT ve diğer popüler yapay zeka platformlarının geliştiricisi olan şirketlere dava açan ilk büyük medya kuruluşu olmuştu.
Ardından şubatta OpenAI, The New York Times’ın telif hakkının ihlal edildiği iddiasıyla şirkete karşı açtığı dava için yanıltıcı deliller oluşturmak amacıyla ChatGPT’yi ve diğer yapay zeka sistemlerini “hacklediğini” ileri sürmüştü.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İkili, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki gelişmeleri ele alırken Ukrayna’nın kışa daha güçlü bir pozisyonda girmesi konusunda görüş birliğine vardı.
Rutte ve Starmer, Rusya saflarında savaşa katılan Kuzey Koreli askerler konusunun, Avrupa-Atlantik ve Hint-Pasifik güvenliği için önemli olduğunu vurguladı.
Görüşmede Starmer, hükümetinin savunma alanındaki çalışmalarından söz ederken milli gelirin yüzde 2,5’ini savunma alanına harcama kararlılığını da yineledi.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir yandan Devlet Bahçeli’nin Öcalan çıkışı, bir yandan da CHP’den seçilen Esenyurt Belebiye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve bazı DEM Partili belediye başkanlarının yerine kayyum atanması, CHP’de “yön tayini” kararsızlığına neden oldu.
Bahçeli’nin çağrısına verdiği destekte partisi tarafından yalnız bırakılan, kayyum atamaları ve belediyelerdeki konser ücretleri “çatlağı” ile iyice bunalan Özgür Özel, bu karmaşalardan biraz uzaklaşmak için sokağa indi.
PAZARCILARLA GÖRÜŞTÜ, ÖNLÜK TAKIP LAHANA SATTI
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde bulunan Yenibosna Pazaryerinde pazarcı esnafı ve vatandaşlarla buluşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, pazarcıların ve cadde üzerinde satış yapan esnafın taleplerini ve sorunlarını dinleyip çözüm önerilerini anlattı.
Özgür Özel, önlük takarak tezgaha geçti ve lahana da sattı.
İLGİLİ HABERCHP, belediye konserlerine standart getirecek
“ASGARİ ÜCRET 30 BİN LİRA OLMALI”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, asgari ücretin temmuzda yeniden zam yapılması koşuluyla 30 bin liraya çıkarılmasını savundu:
Asgari ücretin satın alma gücü 10 bin liraya kadar düştü. Buna rağmen asgari ücreti hak eden seviyeye çekmemek için çalıştıkları ortada. Şu anda CHP’nin milletvekilleri bu meramı anlatmaya çalışıyorlar.
İLGİLİ HABERİstanbul’da CHP’li 4 belediyede temizlik işçileri grevde: Çöp dağları oluştu
İLGİLİ HABERCHP’nin heykel hizmetinde son eser Merkezefendi Belediyesi’nden
İLGİLİ HABERMansur Yavaş konser bütçesi açıklamasına CHP’li ilçe belediye başkanlarıyla çıktı
İLGİLİ HABERCHP’de güç savaşları: İl başkanları Özgür Özel’den yana tavır aldı




Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muhalefette kayyum gündemi var…
Bu gündem, CHP içinde fikir ayrılıklarını da ortaya çıkardı.
Özellikle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, katılmadığı kayyum mitingiyle öne çıktı.
Bunun yanında Yavaş, 29 Ekim ve diğer milli bayramlardaki yüksek konser ücretleri ödemekle eleştiriliyor.
Bu kapsamda yaptığı ‘Sağdan soldan vuruyorlar’ açıklaması yine parti içindeki ayrılıklara dikkat çekerken Yavaş’tan yeni bir açıklama geldi.
Yavaş, tv100’de Gürkan Hacır ile Taksim Meydanı’nda özel açıklama yaptı.
“MUHALİF GİBİ GÖRÜNEN KİŞİLER”
Mansur Yavaş, o sözleriyle ne anlatmak istediğini açarken şu ifadeleri kullandı:
“O açıklama tartışmayı körüklemek isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi dışındaki odakları, grupları, parti içinde sorun varmış gibi göstermeye odaklanan çevreleri, sabah akşam Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve kendini gündemden düşürmeyen kişileri ve ‘muhalif’ gibi görünen kişileri kapsamaktadır.”
“SAĞLI SOLLU VURUYORLAR”
Son 1 haftadır fahiş konser ihaleleri nedeniyle saldırıya uğradığını öne süren Yavaş, şu açıklama ile gündeme gelmişti:
Son 50 ankete baktığınız zaman, hemen hemen hepsinde hem başarı oranları açısından hem de kamuoyu yoklamalarında ben birinci çıkıyorum. Son 1 haftadır acımasız bir saldırı var, her türlü iftirayla başladılar saldırmaya. Bu maalesef sağlı sollu yapılıyor.
Ama çekindiğimiz hiçbir şey yok çünkü 5 yıl boyunca belediye meclisinde 148 üyede 40 kişiydik. Her türlü hakarete ve iftiraya rağmen halk bunun cezasını büyük bir tokat atarak Türkiye rekoruyla kırdı. Varsa herkes bildiğini şeffaf bir şekilde açıklasın, her şey soruşturulsun. Veremeyeceğimiz hiçbir hesabımız yok. Ama yargıyı sopa gibi kullanıp kumpasları yapmak, bunlar FETÖ taktikleridir, tavsiye etmem.”
Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeni Zelanda parlamentosunda yerli haklarını savunan Te Pati Maori Partisi üyeleri, tartışmalı yasa tasarısı oylaması öncesinde bir protesto gösterisi düzenledi. Maori milletvekilleri, tasarıya tepkilerini geleneksel Haka dansı yaparak ifade edince, parlamento oturumuna kısa bir ara verildi.
ÜLKENİN YÜZDE 20 NÜFUSU MAORİLERDEN OLUŞUYOR
ACT New Zealand Partisi lideri David Seymour, tasarıya karşı çıkanları “korku ve ayrışmayı teşvik etmekle” suçladı. Yaklaşık yüzde 20’sini yerli Maorilerin oluşturduğu 5,23 milyonluk Yeni Zelanda nüfusunda, birçok Maori ve destekçisi ise yasa tasarısını Maori haklarını kısıtlayıcı bir adım olarak görüyor.

TARTIŞMALI “ANTLAŞMA İLKELERİ YASASI”
Koalisyon hükümetinin sunduğu “Antlaşma İlkeleri Yasası” ise İngiliz Kraliyeti ile Maori liderleri arasında 1840 yılında imzalanan Waitangi Antlaşması’nın yeniden yorumlanmasını öngörüyor. Bu yasa, hükümetin yerli haklarını tanımakla birlikte, bu hakların yerli olmayanların haklarıyla çeliştiği durumlarda parlamentonun karar alması gerektiğini belirterek, yerli halkın yoğun tepkisine yol açmış durumda.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son bir aydır partisinin grup toplantısında yaptığı, PKK’nın silah bırakması ve terör sorunun çözülmesine yönelik çağrılarıyla gündemi belirleyen isim oluyor.
Bahçeli, bugün de önemli açıklamalarda bulundu.
Geçtiğimiz günlerde PKK’nın Kandil’deki terörist elebaşlarının silah bırakmayacakları yönündeki demeçleri gündeme gelmişti.
“PKK KÜRTLERİ TEMSİL EDEMEZ”
Devlet Bahçeli, bugün yaptığı çağrı ile PKK’nın kürtleri temsil edemeyeceğini belirterek birlik mesajı verdi.
Bahçeli şöyle konuştu:
“Buradan bütün Kürt kardeşlerime sesleniyorum. PKK Kürtleri temsil edemez.
Şimdi açıkça görüldü ki, bir adım ileri gitmek için yola çıkanları engellemeye çalışanlar vardır.
“ABD’NİN UŞAĞI OLMUŞLAR”
Dün terörist başının yoldaşı olanlar, şimdi Amerika’nın uşağı olmuşlar. Biden’ın üvey evlatlarına, Türk milletinin asil evlatlarını kurban edemeyiz.
“GELİN BİR OLALIM”
Buna hakkımız yok. Gelin bir olalım, beraber olalım, hep beraber Türkiye olalım.”
İLGİLİ HABERDevlet Bahçeli: Cumhur İttifakı’nın soluğu kısa ve kesik değildirYusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’deki iç savaş 13 yıldır devam ederken, fiilen birçok bölgeye bölünen ülkede Esad rejimiyle Türkiye arasında yeniden diplomatik ilişkiler geliştiriliyor.
KRT’de Seçil Özer’in sunduğu programa katılan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Suriye sorununun kendisine mal edilmesine yönelik açıklamaları eleştirdi.
“BU KRİZİ BANA MAL EDEMEZSİNİZ”
Davutoğlu’nun açıklamaları şöyle:
2002’den 2024’e, 22 yıl içinde, 2003’ten 2011’e kadar olan dönemde hiçbir sorun yok, muazzam başarılar var ve o dönem ben varım. 2011 ile 2015 arasında krizin olduğu dönemde, Dışişleri Bakanı olduğum dönemde hariciye ile ilgili hesap veririm. Ama mültecilerle ilgili hesap vermem. Çünkü sınırı ben kontrol etmiyorum, ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı, genelkurmay başkanı var, onlara sorun.
Başbakan olarak görev yaptığımda ise zaten kriz tırmanmış o da 2 yıl bile değil. Sonraki 8 yılda ise hiç yokum. Allah aşkına nasıl bu krizi bana mal ediyorsunuz.
“ÖNÜMÜ KESMEK İSTİYORLAR”
Mesele Suriye değil, Davutoğlu’nun siyasette tekrar ağırlığını hissettirip, çetelere karşı verdiği mücadelede önünü kesmek. Beni yıldıramazsınız, korkutamazsınız. Açık ve net söylüyorum. Ciddi eleştiri yapoanın cevabını veririm. Ama Davutoğlu bir daha siyaset sahnesine çıkmasın diye karşıma çıkanla da sonuna kadar mücadele ederim.
Suriye dosyası benim için bir başarı hikayesidir. 2011’e kadar. Ve o başarı hikayesinin hepsinde benim imzam var. Sonrasında ise sadece 2 yıl için hesap veririm. Geri kalan dönemler benim değil. Zaten 8 yıldır da yokum, el insaf ya.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mardin’de bir otelde açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Türk, kalıcı barışın sağlanması ve demokratik bir geleceğin inşa edilmesi için herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.
“HEPİMİZE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR”
Türk, sözlerinde şu ifadelere yer verdi:
Bugün kendi deneyim ve tecrübelerimizi paylaştık. Demokratik bir geleceği nasıl şekillendirebileceğimiz konusunda fikirlerimizi dile getirdik. İnancım odur ki; bu ülkede adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün hakim olduğu bir geleceğe hep birlikte ulaşacağız. Bunun için hepimize önemli görevler düşüyor. Bu yalnızca siyasetçilerin ya da yöneticilerin değil, halklarımızın da omuzlaması gereken bir sorumluluk. Demokratik bir geleceği ancak el birliğiyle inşa edebiliriz. Çok kültürlü, çok inançlı, çok dilli kadim şehrimizde başkanımızı ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.
“BÜTÜN VATANDAŞLAR, HİÇBİR AYRIM GÖZETİLMEKSİZİN EŞİTTİR”
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da kayyum uygulamalarına dair parti duruşunu net bir şekilde ifade etti. Halk tarafından seçilen belediye başkanlarının görevden alınmalarına ilkesel olarak her zaman karşı çıktıklarını belirten Davutoğlu, Ahmet Türk ile gerçekleştirdikleri görüşmeyi şu sözlerle değerlendirdi:
Ahmet Türk ile dostane ve samimi bir bilgi alışverişinde bulunduk. Birlikte yaşadığımız tecrübeler, paylaştığımız acılar var. Ancak herkesin şunu görmesi gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti, bir demokratik hukuk devletidir. Bu ülkenin bütün vatandaşları, hiçbir ayrım gözetilmeksizin eşittir. Demokratik devlet anlayışının gerekliliklerini yerine getirme konusunda zorlu bir mücadele veriyoruz.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
31 Mart yerel seçimlerinden sonra AK Parti kadroları için değişim söylentileri başladı.
İl ve ilçe teşkilatlarından kabineye kadar partinin köklü bir değişikliğe gideceği Ankara kulislerinde sık sık gündeme gelirken özellikle 3 büyükşehir İstanbul, Ankara ve İzmir yönetimlerinin akıbeti de merak konusu.
Bu kapsamda bu 2 önemli şehir için belli isimler ön plana çıkmaya başladı.
İstanbul bu konuda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özel hassasiyetinin de bilinmesi açısından en önemli şehir.
Bu açıdan mevcut il başkanı Osman Nuri Kabaktepe’nin yerine gelmesi muhtemel isimler hayli dikkat çekiyor.
Bu isimler arasında Halit Hızır, Mustafa Kara, Haydar Ali Yıldız, Aziz Babuşçu yer alıyor.
EN GÜÇLÜ İSİM HALİT HIZIR
Bu isimler arasında en güçlü aday olarak ise Halit Hızır dikkat çekiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hemşehrisi olan Rize’nin Güneysu ilçesi doğumluHızır, Parti İçi Demokrasi Ve Hakem Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor.
Siyasi hayatına 1985’te Refah Partisi Sarıyer Gençlik Kollarında başlayan Hızır, sırasıyla Sarıyer, Şişli ve Üsküdar ilçelerinde siyasi faaliyetlerde bulundu. Adalet ve Kalkınma Partisi kuruluş sürecinde fahri görevlerde bulundu. 2002 genel seçimler sonrası Üsküdar İlçe Başkanlığında, çeşitli komisyonlarda görev aldı.
2011 yılında yapılan Üsküdar İlçe Olağan 4. Kongresinde Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi. İlçe Ekonomi İşleri Başkanlığı ve ardından İlçe Teşkilat Başkanlığı görevlerinde bulundu. 2014 yılında yapılan Üsküdar İlçe Olağan 5. Kongresinde İlçe Başkanlığı görevine seçildi. 2014-2018 yılları arasında Üsküdar İlçe Başkanlığı görevini ifa etti.

İSTANBUL İÇİN KONUŞULAN DİĞER İSİMLER
İstanbul için geçen bir diğer isim olan Babuşçu da bu görevde daha önce bulunmasıyla dikkat çekiyor.
Babuşçu, 2006 yılında AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi ve İl Başkan yardımcılığına getirildi. Nisan 2007 – Şubat 2015 tarihleri arasında AK Parti İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüttü. 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde İstanbul 2. Bölgeden Milletvekili seçildi.
1971 doğumlu Haydar Ali Yıldız ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski danışmanı ve eski Beyoğlu Belediye Başkanı olarak partiye ön planda hizmet eden isimler arasında yer alıyor.
Bir diğer isim 1968 Erzincan doğumlu Mustafa Kara. Kara da AK Parti içinde Üsküdar ilçesi özelinde birçok görevde bulunan partililerden biri.

ANKARA’DA ADI BAŞKANLIK İÇİN GEÇENLER
Ankara’da da değişim bekleniyor.
Mevcut Başkan Hakan Han Özcan’ın yerine gelmesi beklenen 3 isim üzerinde duruluyor.
O isimler Hilmi Gökçınar, Serkan Korkutata ve AK Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Meclis Üyesi Mümin Altunışık.
Hilmi Gökçınar, Ankara Meclisi’nin Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı görevini sürdürüyor.
Serkan Korkutata da AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı olarak aktif görevde olan bir isim.

İzmir’de ise bir değişim beklentisi yok. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın görevine devam etmesi bekleniyor.
Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’nın Gemlik ilçesinde geçen hafta düzenlenen Belediye Meclisi toplantısında, CHP’li meclis üyeleri Mardin Büyükşehir, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atanmasına karşı tepkilerini göstermek amacıyla “Kayyuma Hayır” yazılı bir pankart açtı. Bugünkü meclis oturumunda ise AK Parti ve MHP’li üyeler, “Teröre Hayır” pankartı açarak konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.
2 CHP’Lİ DESTEK VERMEYİNCE ORTAM GERİLDİ
Gemlik Belediye Meclisi’nde yaşanan gerginlikte, CHP’li Belediye Başkanı Şükrü Deviren, destek için CHP’li meclis üyelerini “Kayyuma Hayır” pankartının arkasında durmaya davet etti. İlhan Ermiş ve Mehmet Şah Kızılaltun dışında tüm CHP’li üyeler pankartın arkasında yer aldı.
Açıklamanın ardından AK Parti ve MHP ilçe başkanları ile partililerin salonu terk etmek istemesi üzerine, Deviren “Çıkmadan önce cevabı da dinleseydiniz” diyerek eleştiride bulundu.

MHP İlçe Başkanı Emrah Keskinden, “Temsilcilerimiz burada. Kalmamızı gerektiren bir durum varsa kalırız” diye yanıt verdi.
Bu sözlerle başlayan gerginlik, MHP’li meclis üyesi Mehmet Demir’in, “Pankartın arkasında durmayan CHP’li üyeleriniz var” tepkisiyle daha da büyüdü. Tartışma yükselince Belediye Başkanı Deviren, oturuma 10 dakikalık ara verdi. Gerginlik, AK Parti ve MHP üyelerinin salonu terk etmesiyle sona erdi.

“PANKARTIN ARKASINA GEÇMEMELERİ YOĞUN TEPKİYE NEDEN OLDU”
MHP İlçe Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Belediye Meclisi’ndeki gerginliğin, iki CHP’li meclis üyesinin “Teröre Hayır” pankartının arkasında durmaması üzerine yaşandığı vurgulandı.
Açıklamada, önceki Gemlik Belediye Meclis toplantısında, CHP’li üyelerin “Kayyuma Hayır” pankartlarıyla sorunsuz bir demokratik eylem gerçekleştirdiği hatırlatıldı.
Bugünkü oturumda ise MHP ve AK Parti’li üyelerin “Teröre Hayır” pankartı açarak aynı şekilde demokratik bir tepki gösterdikleri ifade edildi. Belediye Başkanı Şükrü Deviren’in çağrısıyla CHP’li üyelerin sahneye çıktığı, ancak İlhan Ermiş ve Mehmet Şah Kızılaltun’un pankartın arkasına geçmeyerek salonu terk etmelerinin mecliste yoğun tepkiyle karşılandığı belirtildi. Açıklama, “Ülkemizin bu zor günlerinde, meclis üyelerinin bu tavrı, teröre karşı duruşlarını açıkça gözler önüne sermektedir” sözleriyle tamamlandı.

MHP İlçe Başkanı Emrah Keskinden ise yaptığı açıklamada,
Cumhur İttifakı olarak, terör destekçilerine ve devletin bekasına karşı olanlara karşı en sert tepkiyi gerek dağda, gerek şehirde, gerekse mecliste göstereceğimizi kamuoyuna bildiririz
ifadelerine yer verdi.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay saat 23.30 sıralarında Orhaniye Mahallesi’nde meydana geldi. Polis ekipleri şüphelendikleri 16 ANU 328 plakalı araca “dur” ihtarında bulundular. Ekiplerin “dur” ihtarına uymayan sürücü hızla kaçmaya başladı. Çok sayıda polis ekibi aracın peşine düştü. Tehlikeli şekilde devam sürücü, tüm kuralları ihlal etti. Sürücü 25 kilometre süren kovalamaca sonucu İnegöl’ün Mahmudiye Mahallesi’nde önü kesilerek durduruldu.
Yapılan incelemede sürücü Arda Ö.’nün (19) ehliyetinin olmadığı ve aracın çekme belgeli olduğu tespit edildi. Sürücüye ehliyetsiz araç kullanmaktan 12 bin 977 TL, drift atmaktan 32 bin 233 TL, makas atmaktan 6 bin 439 TL, çekme belgeli araçla trafiğe çıkmaktan 6 bin 439 TL cezai işlem uygulandı. Araç çekici yardımıyla otoparka çekildi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın seçim vaatleri arasında yer alan ve ilki 12 Temmuz’da İskenderpaşa Mahallesi’nde açılan Kent Lokantası’nın ikincisi, İnönü Mahallesi’nde yoğun bir katılımla hizmete girdi. Kent Lokantası’nda ilk güne özel yemekler ücretsiz dağıtıldı.
Açılış törenine Başkan Kaya’nın yanı sıra Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz, Ortahisar Muhtarlar Derneği Başkanı Muhittin Eyüboğlu, Muharip Gaziler Derneği Trabzon Şube Başkanı Seyyah Sağıroğlu, Trabzon Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Şeref İşler, Belediye Başkan Yardımcıları, Belediye Meclis Üyeleri, birim müdürleri, STK temsilcileri, muhtarlar ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Kent Lokantası projesinin önemine değinen Kaya, şunları söyledi:
“Sizlerin de bildiği gibi biz seçildiğimiz günden beri sosyal belediyecilik demiştik. Vatandaşa dokunan, vatandaşın derdiyle dertlenen ve o dertleri çözme gayreti içinde olan bir anlayışla Trabzonumuza ve Trabzonlu hemşehrilerimize hizmet edeceğiz demiştik. Seçildiğimiz günden beri de bu gayret içinde çalışıyoruz. Bu kapsamda ilk kent lokantamızı ki bu işin mimarı İstanbul’daki gururumuz, Türkiye’nin gururu Sayın Ekrem İmamoğlu’dur, ilk kent lokantasını Sayın Ekrem İmamoğlu İstanbul’da açtı. Orada yarattığı marka, dalga dalga Türkiye’ye yayıldı. ve bugün bütün illerde, bütün ilçelerde bir şubesi açılsın diye vatandaşlardan talep gelen bir kent lokantası gerçeğine dönüştü. Bazıları tabi bunu küçümseyebilir, bazıları bu konuda gerekli gerekli sözler söyleyebilir ama ben vatandaşa, halka bakıyorum, ben vatandaşın içindeyim. Kent Lokantası’na gittiğimde orada vatandaşlara selam verdiğimde, ‘nasıl memnun musunuz’ dediğimde binlerce insandan ‘Allah razı olsun, çok doğru bir iş, sayenizde sıcak yemeye uygun fiyata kavuşuyoruz’ diyorlar.
‘Bizim derdimiz millete hizmet’
Biz buna bakıyoruz. Bizim derdimiz millet, bizim derdimiz millete hizmet. Biz saraylarda sırça köşklerde yaşamıyoruz. Biz vatandaşın içindeyiz. Biz sokaktayız. Vatandaşımızın derdi, vatandaşımızın sıkıntısı, vatandaşımızın önceliği ne, bunu biliyoruz. Bugün üzülerek söylüyorum. Bugün bu ülkede yüzlerce insan gıdaya ulaşma sıkıntısı çekiyor, geçim sıkıntısı çekiyor. O her gün gelen zamların altında insanlarımız inim inim inliyor. İşte sosyal belediyecilik, halkçı belediyecilik bunu gerektiriyor. Vatandaşın derdi neyse onunla dertleneceksin. Onu çözmeye gayret edeceksin. Böyle bir yoksulluk sıkıntısı, böyle bir geçim sıkıntısı varken biz gidip keyfi işler yapamayız arkadaşlar. Şuraya şunu yaptım, buraya bunu yaptım diyemeyiz. Biz vatandaşın önceliği neyse onu çözmeye çalışıyoruz.
‘Önceliğimiz vatandaşlarımızın memnuniyetidir’
Tabi biz bunu çözerken, yaptığımız işler bugüne kadar bu alanda, çok hizmeti olmayan, ihtiyaçları duymayan birçok arkadaşa da ilham veriyor. Bakıyorsun biz Kent Lokantası açıyoruz, Halk Ekmek büfesi açıyoruz. Bugüne kadar bu işler hiç aklına gelmeyenler de bu alanda adım atıyorlar. Mesela bir market açıldı Trabzon’da. Teşekkür ediyoruz. Güzel bir hizmet, vatandaşımıza uygun fiyattan et temin edeceklerini söylüyorlar. Ben teşekkür ediyorum. Arkadaşlar mesele vatandaşın, milletin, memleketin faydasına iş yapmaktır. Kim yaptığından bağımsız olarak yapılan işin doğru ya da yanlış olduğuna bakmaktır. Tabi orada bir hassasiyet var. Kasap esnafımızı da mağdur etmemek lazım. Biz Kent Lokantalarını açarken özellikle esnafımız, lokantacı esnafımız mağdur olmasın ama vatandaşımıza da hizmet verebilelim diye hem nitelikli, kaliteli, uygun fiyata yemek veriyoruz ama bir yandan da çalışma saatlerini kısıtlayarak ve alanı dar tutarak da lokantacı esnafımızın mağdur olmasını önlemeye çalışıyoruz. Yoksa biz burada buranın on katı büyüklüğünde bir lokanta yapabilirdik. Günün yirmi dört saati açık bir lokanta yapabilirdik. Ama bütün lokantacı esnafımızı mağdur ederdik. Bu mağduriyetleri de dikkate alarak esnafımızı da koruyacak tedbirleri alarak yol almaya çalışıyoruz. Önceliğimiz tabii vatandaş memnuniyetidir.
‘Gıda mühendisi denetiminde yemeklerimiz yapılıyor’
Biraz sonra lokantamıza sizler de gireceksiniz. Yemeklerimizden takma olanağı bulacaksınız. Birbirinden lezzetli, kaliteli, besleyici ki, gıda mühendisi denetiminde yemeklerimiz yapılıyor. Öyle tesadüfen yemek pişirmiyoruz. Gıda mühendisi denetiminde her türlü hijyen şartlarında, besleyici nitelikli, kaliteli yemekler yapıyoruz. Tabii bugün açılışa özgü hiçbir vatandaşımızdan para almıyoruz. Yemek paralarını bugün ben ödüyorum, belediye başkan yardımcılarım ödüyor, il başkanımız ödüyor, ilçe başkanımız ödüyor. Kredi kartlarımızı vereceğiz. Bugünkü yemeğin parasını biz ödeyeceğiz. Bütün misafirler bugün bizim misafirimizdir. Sonrasındaki günlerde de dört çeşit yemeği burada 50 liraya vatandaşlarımızla buluşturmuş olacağız. Ben Trabzonumuza vatandaşlarımıza hepimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Nice nice güzel hizmette, nice nice güzel günlerde buluşmak dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum sevgiler sunuyorum. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.”
Bak: Trabzon’a sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerini sunuyoruz
CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, yerel seçimlerde Trabzon’a sosyal belediyeciliği en güzel şekliyle getireceklerini, halka yaşatacaklarının sözünü verdiklerini hatırlatarak, “Şimdi bugün bunun en güzel örneklerinden birini yaşıyoruz. Öncelikle Belediye Başkanımız Ahmet Kaya’ya, yedi ay gibi kısa bir süre içerisinde ikinci kent lokantasını bu şehre kazandırdığı için yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Burada emek veren belediye çalışanları, meclis üyeleri, il ve ilçe yöneticileri, mahalle sakinlerinin hepsine teşekkür ediyorum. Şimdi emeklinin aldığı maaş ortada mı? Dar gelirlinin aldığı maaş ortada mı? Hepsinin açlık sınırının altında yaşadığı da acı bir gerçek. Bu durumda Belediye Başkanımızın bu kadar kısa sürede ikincisini açtığı kent lokantası gibi bir hizmeti küçümseyecek kadar bu şehrin sorunlarından ve şehirden habersiz bir siyasi kadro, Trabzon şehrini yönetme kabiliyetinden uzak ve şehirden habersizdir. Onun için burada bugün açılan kent lokantamızı çok kıymetli buluyorum. Sevgili halkımıza hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Hizmet etme sevdasından asla vazgeçmeyeceğiz. Ömrümüz yettiğince bu şehre hizmet edeceğiz. Belediye başkanlarım, meclis üyelerim, ilçe başkanlarım, bütün yöneticilerimiz, muhtarlarımız, STK’larımız bir araya geleceğiz ve bu şehri kalkındırma adına büyük işlere imza atacağız” diye konuştu.
Hüseyin Avni Aker Millet Parkı’nın karşısında hizmete açılan ikinci Kent Lokantası’nın ilk gün menüsünde mercimek çorbası, fırında köfte, pirinç pilavı, yoğurt, tatlı, ekmek ve su yer aldı. İlk gün yemeği ücretsiz olarak sunulurken, Başkan Kaya vatandaşlara yemek servisi yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polisten kaçan ehliyetsiz sürücü 58 bin lira ceza yedi
BURSA – Bursa’nın İnegöl ilçesinde polisin “dur” ihtarına uymayan sürücü 25 kilometre süren kovalamaca sonucu yakalandı. Sürücüye 58 bin 88 TL cezai işlem uygulandı.
Olay saat 23.30 sıralarında Orhaniye Mahallesi’nde meydana geldi. Polis ekipleri şüphelendikleri 16 ANU 328 plakalı araca “dur” ihtarında bulundular. Ekiplerin “dur” ihtarına uymayan sürücü hızla kaçmaya başladı. Çok sayıda polis ekibi aracın peşine düştü. Tehlikeli şekilde devam sürücü, tüm kuralları ihlal etti. Sürücü 25 kilometre süren kovalamaca sonucu İnegöl’ün Mahmudiye Mahallesi’nde önü kesilerek durduruldu.
Yapılan incelemede sürücü Arda Ö.’nün ehliyetinin olmadığı ve aracın çekme belgeli olduğu tespit edildi. Sürücüye ehliyetsiz araç kullanmaktan 12 bin 977 TL, drift atmaktan 32 bin 233 TL, makas atmaktan 6 bin 439 TL, çekme belgeli araçla trafiğe çıkmaktan 6 bin 439 TL cezai işlem uygulandı. Araç çekici yardımıyla otoparka çekildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KONYA – Konya’da galericilik yapan iki esnaf arasında çıkan kavgada 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı. Olayın yaşandığı aynı dükkanda ise geçtiğimiz mayıs ayında 1 mimarın öldürüldüğü ortaya çıktı.
Olay, gece saatlerinde merkez Selçuklu ilçesi Yazır Mahallesi Mahallesi Türkerler Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sokak üzerinde Muhammed Paytar’a ait iş yerine henüz kimliği belirlenemeyen kişi veya kişiler geldi. 2 grup arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonrası Muhammed Paytar ve henüz ismi belirlenemeyen 1 kişi iş yerine gelen kişiler tarafından tabancayla vurularak ağır yaralandı. Ağır yaralanan Muhammed Paytar ve 1 kişi ihbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı. Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan Muhammed Paytar yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alınan 1 kişinin ise tedavisi ise sürüyor. Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerin olaya karışan 4 kişiyi gözaltına alarak ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldüğü öğrenildi.
Öte yandan, olayın yaşandığı aynı dükkanda ise 5 ay 5 gün önce geçtiğimiz mayıs ayında 1 mimarın çıkan silahlı kavgada öldürüldüğü ortaya çıktı.
Olayla ilgili tahkikat sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, saat 00.00 sıralarında Kemalpaşa Mahallesi İsmail Efendi Caddesi’nde meydana geldi. Enes Ç. (17) yönetimindeki 16 F 9394 plakalı kamyonet, yoldan karşıya geçmeye çalışan Bölge Trafik Büro Amirliğinde görevli polis memuru Çağrı T.’ye (48) çarptı. Çarpmanın etkisiyle yere düşen polis yaralandı. Çarpan sürücü aracıyla kaçarak kayıplara karıştı.
Yaralı, kaza yerine sevk edilen Ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Başından yaralanan polisin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Araç park halinde bulundu
Devriye atan polis ekipleri kamyoneti Hamidiye Mahallesi Kutlu Sokak’ta park halinde buldular.
Kaçan sürücü Enes Ç. (17) park halinde bulunan kamyonete yakın alanda polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Sürücünün ehliyeti olmadığı tespit edildi.
Kaza anı kameraya yansıdı
Kaza anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Güvenlik kamera görüntülerinde; aracın, başka bir aracı hızla sollayıp kaldırımda yürüyen trafik polisine çarpıp 20 metre sürüklediği görüldü. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trafik polisine çarpıp yaralayan kamyonet sürücüsü yakalandı
BURSA – Bursa’nın İnegöl ilçesinde 17 yaşındaki sürücünün kullandığı kamyonet, kaldırımda yürüyen trafik polisine çarpıp 20 metre sürükledi. Sürücü aracıyla olay yerinden kaçarken yaralı polis ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Kaza anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
Olay, saat 00.00 sıralarında Kemalpaşa Mahallesi İsmail Efendi Caddesi’nde meydana geldi. Enes Ç. yönetimindeki 16 F 9394 plakalı kamyonet, yoldan karşıya geçmeye çalışan Bölge Trafik Büro Amirliğinde görevli polis memuru Çağrı T.’ye çarptı. Çarpmanın etkisiyle yere düşen polis yaralandı. Çarpan sürücü aracıyla kaçarak kayıplara karıştı.
Yaralı, kaza yerine sevk edilen Ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Başından yaralanan polisin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Araç park halinde bulundu
Devriye atan polis ekipleri kamyoneti Hamidiye Mahallesi Kutlu Sokak’ta park halinde buldular.
Kaçan sürücü Enes Ç. park halinde bulunan kamyonete yakın alanda polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Sürücünün ehliyeti olmadığı tespit edildi.
Kaza anı kameraya yansıdı
Kaza anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Güvenlik kamera görüntülerinde; aracın, başka bir aracı hızla sollayıp kaldırımda yürüyen trafik polisine çarpıp 20 metre sürüklediği görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÖRÜŞMELER GECE GEÇ SAATLERE KADAR SÜRDÜ
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da ateşli silahlara ve yetkisiz çakar kullanımına ilişkin ceza hükümleri ile iç güvenlik alanında düzenlemeler içeren “Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin birinci bölümü üzerindeki görüşmelere devam edildi. İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Görüşmeler gece geç saatlere kadar sürdü.
HELALLİK DİYALOĞU SÜLEYMAN SOYLU’YU KAHKAHALARA BOĞDU
Görüşmeler devam ederken şöyle bir diyalog yaşandı. AK Parti İstanbul Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu konuşmasına devam ederken bir anda mikrofonu kapandı. Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder ise anında müdahale ederek mikrofonu açtırdı.
Soylu, mikrofonunu açtıran Önder’e “Hakkını helal et” dedi. Önder ise helallik isteyen Soylu’ya ‘O başka’ diyerek yanıt verdi. Yanıtı duyan Soylu’nun anlık bir duraksama yaşadığı görüldü. Süleyman Soylu, duraksamanın ardından kendini tutamayarak kahkaha attı. Yaşanan duruma Genel Kurul’daki vekiller de gülerek eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AMASYA’nın Merzifon ilçesinde durdurulan arı yüklü kamyonette kaçak göçmen taşıdığı belirlenen 2 şüpheli, tutuklandı.
Ardahan’dan aldıkları 4 kaçak göçmeni batı illerine taşıyan Telat Yılmaz (44) yönetimindeki arı kovanı yüklü kamyonet, dün Merzifon ilçesinde polis uygulama noktasında durduruldu. İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Merzifon İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından kamyonette yapılan aramada; özel düzenekli bölmede yaşları 18 ile 30 arasında değişen Afganistan uyruklu 4 göçmen yakalandı. Kamyonet sürücüsü Telat Yılmaz ve yanındaki arkadaşı Gökhan Orak (34), gözaltına alındı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresi’ne teslim edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edilen 2 şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber: Şerife Serap KARA-AMASYA-DHA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, İl Genel Meclisi 2024 Yılı Kasım Ayı 13. birleşimine konuk oldu. Başkan Uzun, Sivas Belediyesi’nin 2024 yılı faaliyetleri hakkında meclis üyelerine bilgi vererek soruları yanıtladı. İl genel Meclisi Kasım ayı 13. birleşimi İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Şarkışla’nın yönetiminde başladı. Gündem maddelerinin görüşülerek karara bağlandığı toplantının ardından Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun tarafından Sivas Belediyesi’nin çalışmaları anlatıldı.
Başkan Uzun, göreve başladıkları günden bu yana kent merkezinde hayata geçirilen; parklar ve yeşil alan projeleri, altyapı ve üstyapı projeleri, ulaşım projeleri, tarih kültür ve turizm projeleri, Sosyal yaşam ve engelsiz şehir projeleri, gençlik spor ve eğitim projeleri, çevre ve yaşam projeleri gibi ana başlıklar altında yapılan çalışmaları özetledi. Başkan Uzun ayrıca, seçim döneminde vaat ettikleri ve halk tarafından merak edilen emekliler için 2 bin lira nakit destek ödemelerinin Ocak ayında yapılacağının müjdesini verdi. İçme suyunda ciddi boyutlara varan kayıp-kaçak oranının minimuma indirilmesi adına yoğun bir çalışma yürüttüklerini dile getiren Başkan Uzun, SCADA sistemi ile su yönetimini daha verimli hale getireceklerini ifade etti. Şehir kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak adına hassasiyetle çalıştıklarını kaydeden Başkan Uzun, özellikle şehir hafızasında yer alan eski isimlerin tekrar kullanılacağını vurguladı. – SİVAS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İSTANBUL)Yenidoğan Çetesi Davası’nın duruşması 3’üncü gününde Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanıkların savunmalarıyla devam ediyor. Telefon görüşmelerinde Kaya bebek için, “Fişi çek” dediği ileri sürülen sanık doktor Rıza Keykubad’ın baba olduğunu, çocukları olduğunu söylemesi üzerine Mehmet Hanifi Kaya’nın avukatı, “Benim müvekkilim çocuğunu morgtan bisküvi kutusunda almış bir babadır” diyerek sanığın savunmasını kabul edemediğini söyledi.
Yenidoğan Çetesi Davası’nda 22’si tutuklu 47 sanığın yargılandığı duruşma 3’üncü gününde Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. 22 tutuklu sanık cezaevinden getirilirken 20 tutuksuz sanık ve taraf avukatları duruşmada hazır bulundu. Duruşmaya, 2 sanık ise SEGBİS yöntemiyle bağlandı. Duruşmayı, çok sayıda avukat ve basın mensubu takip ediyor.
Kaya bebek için “Fişini çek” dediği öne sürülmüştü
Kaya bebek hakkında, “Fişini çek” dediği ileri sürülen tutuklu sanık doktor Rıza Keykubad, mahkemedeki savunmasında, “Dosyadaki olaylarla alakam olmamasına rağmen sanık olarak karşısınızda bulunmam beni kahretmektedir. Aylardır tutukluyum. Soruşturma aşamasında beni dinlemediler. Hiç görmediğim bir bebeğin ölümünden sorumlu tutuluyorum. Türk adaletine güveniyorum, haksız tutukluluğumun sonlanacağına inanıyorum. Benim Kaya bebeğin vefatıyla ilgili hiçbir alakam yoktur. Maddi veya manevi hiçbir menfaatim yoktur. İki aydan fazladır tutukluyum haksız yere” dedi. Keykubad savunmasının devamında şunları söyledi:
“Ben hiçbir zaman Güney Hastanesi’nde çalışmadım. Doktoru olmadım. Diplomam Güney Hastanesi’ne kayıtlı değil. Kaya bebeği hiç görmedim. Müdahale yapmadım. Tedavi yapmadım. 2023 yılının Kasım ayının ikinci haftasında benimle iletişime geçerek part time çocuk doktoruna ihtiyacı olduğunu söyledi. Eşim Duygu Hastanesi’nde çalışıyordu. ‘Süreç sürüncemede kalınca size haber vereceğim. Sizin için uygunsa Hilda hanım işe başlayabilir’ dedi.
“Bizim bebek Kaya’dan haberimiz bile yoktu”
Kaya bebeğin vefatından sonra denetim olacağını düşündükleri için doktor arayışındalarmış meğerse. Eşim bu tarihte Güney Hastanesi’nde çalışmıyordu. Ben hiçbir delil olmaksızın suçlu ilan edildim. Kaya bebeğin vefat edeceğini düşündükleri için denetimler öncesi doktor aradıklarını konuştukları tapelerde mevcuttur. ‘Çözeceğiz, halledeceğiz’ diye kendi aralarında konuşuyorlar. 13 Kasım 2023 tarihinde konuşuyorlar kendi aralarında. Mert Özddemir, ‘çözeceğiz’ diyor. Bebek Kaya’nın değerleri çok yüksek olması sebebiyle vefat ediyor. Denetimlerden kurtılmak için doktor arıyorlar. Birkaç kişiyle görüşüyorlar. En son eşimin orada başlamasını kararlaştırıyorlar. Bebek 15 kasım da ex oluyor. (ölüyor) Başhekim ’17’sinde başlayabilirsin’ diyor. Bizim bebeğin ölümünden haberimiz bile yok. Bebek kaya ex olmadan birkaç saat önce eşimin sigorta kaydı yapılmıştır. Part time olarak eşimin çalışacağı konusunda anlaştılar. Yenidoğan doktoru diye anlaşmadık biz. Benim yenidoğanla ilgili hiçbir anlaşmamız olmadı. Bizim part time anlaşmamız 1 saatti. 1 saatte nasıl yenidoğana bakalım bunu sorarım.
“Bebek tedavi görürken biz çalışmaya başlamamıştık zaten”
Kaya bebekten sonra iyi ki de denetim gelmiş. Denetimde her şeyi açık bir şekilde yazmışlar. Ne benim ne de eşimin adı geçiyor o raporda. ‘Hilda da geldi müdahale etti’ diyeceğim ben orada diyor halbuki böyle bir şey yok. Ne eşim ne de ben bu bebeği görmedik. Hiçbir bilgimiz yoktur. Bebek tedavi görürken biz çalışmaya başlamamıştık zaten.
“Tüm işlemler Şehmus Çelik adınadır”
Denetim raporunda bizim üstümüze oyun oynandı. Ayın 15’inde doktor Şehmus Çelik’in 3 yıldır sorumlu olduğu yazıyor. Benim eşim ise 19-20 arası sorumlu ifadeleri geçiyor. Sağlık Bakanlığı resmi sisteminden de görebilirsiniz. Yukarıda Allah var bize oynadılar bu oyunu. Biz yabancı olduğumuz için mi bu oyun oynandı bilmiyorum onu. Bebeğin epikirizi dosyada mevcuttur. Tüm işlemler Şehmus Çelik adınadır. Ben 4 aydır tutukluyum. Tek sebebi 3 hemşirenin kendi aralarında benim hakkımda dedikodu yapması. Ben sadece bunun üzerine tutuklandım. Fırat Sarı ve İlker Gönen’le hiçbir zaman çalışmadım.”
“Müvekkilim çocuğunun cenazesini bisküvi kutusunda almış bir babadır”
Sanığın baba olduğunu, çocukları olduğunu söylemesi üzerine Mehmet Hanifi Kaya’nın avukatı, “Benim müvekkilim çocuğunu morgtan bisküvi kutusunda almış bir babadır” diyerek sanığın evladından bahsettiği savunmasını kabul edemediğini söyledi.
SÜRECEK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda çıkan kavgaya ilişkin, “Bu sabah saatlerinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu girişinde yaşanan görüntüler fevkalade üzüntü vericidir ve TBMM’ye yakışmamıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu günlerdir Meclis’in en önemli fonksiyonlarından olan denetim fonksiyonunu yerine getirmek için fedakarca bir çalışma yürütüyor. Bu görüntülerin komisyon girişinde ortaya konulmuş olması her şeyden evvel Meclis’in demokratik işleyişine, Meclis’in yasamanın yanında denetleme fonksiyonunu gerçekleştirmesine karşı yapılan saygısızca bir davranıştır” dedi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesinin görüşüleceği TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu salonuna gelişinde CHP’li vekillerin kayyum tepkisiyle ve fiziksel engeliyle karşılaştı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, konuya ilişkin açıklama yaptı. Kurtulmuş, bu görüntülerin Meclis’e yakışmadığını belirterek konuya ilişkin CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile de telefonla görüştüğünü söyledi.
“Bu durumun makul görülmesi mümkün değildir”
Numan Kurtulmuş konuşmasında şunları söyledi:
“Bu sabah saatlerinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu girişinde yaşanan görüntüler fevkalade üzüntü vericidir ve TBMM’ye yakışmamıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu günlerdir Meclis’in en önemli fonksiyonlarından olan denetim fonksiyonunu yerine getirmek için fedakarca bir çalışma yürütüyor. Bu görüntülerin komisyon girişinde ortaya konulmuş olması her şeyden evvel Meclis’in demokratik işleyişine, Meclis’in yasamanın yanında denetleme fonksiyonunu gerçekleştirmesine karşı yapılan saygısızca bir davranıştır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bu kadar büyük fedakarlık içinde çalışan Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine karşı da bir haksızlık olduğu kanaatindeyim. TBMM, her türlü fikrin konuşulduğu her türlü müzakerenin yapılabileceği ama bütün bunların kaba kuvvetle, engellemeyle, ağır ve yaralayıcı sözlerle değil medeni ilişkiler içerisinde ve sözün gücünü kullanarak gerçekleştirilebileceği bir alandır. TBMM, 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının dört gözle beklediği, kendisinin lehine olan kararların alınabilmesi için teşvik ettiği ve herbir milletvekili arkadaşımızın da kendisini temsil yetkisini en iyi şekilde kullanmasını istediği bir büyük demokratik platformdur. Ancak fiili olarak müdahale etmek, İçişleri Bakanımıza ‘sen buraya giremezsin’ demek hiçbir demokratik anlayışa sığmaz. Bu durumun makul görülmesi mümkün değildir.
“TBMM’de herhangi bir engellemelere müsade etmememiz lazım”
Bundan sonraki süreçte bütün partilerden beklentimiz bu sürecin daha olumlu bir şekilde TBMM’nin demokratik fonksiyonlarını uygulaması için bütün Meclis gruplarının yöneticisi arkadaşlarımızın üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini bekliyoruz. Olay yaşandıktan sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel beyi aradım, burada ortaya konulan yaklaşımdan, tutum ve davranışlardan asla memnun olmadığımızı, büyük bir rahatsızlık duyduğumuzu kendisiyle de paylaştım. TBMM’ye sadece 86 milyon vatandaşımız değil aynı zamanda Türkiye’yi dikkatle izleyen bütün devletler de TBMM’de neler olup bittiğini takip ediyor. O anda söylenen bir söz, maksadını aşan tavırların kalıcı olarak Türkiye demokrasisi üzerinde hasarlar bıraktığını da arkadaşlarımızın görmesi lazım.
Bu Meclis bir sonraki seçim dönemine kadar iş yapacak. Burada milletin hayrına olacak kararları alacak bir Meclis olmalı. Burada ne kaba söze ne fiili müdahaleye ne herhangi bir engellemelere müsade etmememiz lazım.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 6 Şubat depremlerinde 75 depremzedenin arama çalışmalarının devam ettiğini açıkladı. Yerlikaya, “Asrın Felaketi olan Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinden; 14 milyon insanımız derinden etkilendi. 53 bin 725 can kaybı yaşandı, 107 bin 213 kişi yaralandı. Depremden sonra 161’i çocuk, 379’u yetişkin 540 depremzede hakkında kayıp müracaatı yapıldı. Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde yürütülen çalışmalar neticesinde, DNA eşleşmesi, ölüm tespiti ve ölüm karinesi düzenlendi. Bu çalışmalar sonrası 13 Kasım 2024 tarihi itibarıyla 30’u çocuk, 45’i yetişkin olmak üzere toplam 75 depremzedenin arama çalışmaları devam ediyor. Arama çalışmaları devam eden 75 depremzedenin 50’si Türk vatandaşı, 25’i yabancı uyrukludur” dedi.
“Deprem davalarında adalet ne zaman tecelli edecek?”
Yerlikaya’nın konuşması sonrasında Adalet Peşinde Aileleri Platformu, sosyal medya hesabı üzerinden konuya tepki gösterdi. Platformun açıklaması şöyle:
“21 ay sonra hala kayıplarımız var: Neden?
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 6 Şubat deprem kayıplarına ilişkin ’30’u çocuk, 45’i yetişkin olmak üzere toplam 75 depremzedenin arama çalışmaları devam ediyor’ bilgisini paylaştı.
Arama çalışmalarının 21 ay sürmesi, koordinasyon eksikliği, yetersiz kaynak kullanımı ve şeffaflık sorunlarını gündeme getiriyor.
Soruyoruz: Neden bu insanlar hala bulunamadı?, 21 ayın sonunda depreme dair kaç dava açıldı? Kaçının ‘daha’ soruşturması bitmedi? 11 ilde 53 bin insanın öldüğü depremde sadece 42 kamu görevlisi mi yargılanıyor? Firari suçluları ne zaman mahkemeye çıkaracaksınız? Deprem davalarında adalet ne zaman tecelli edecek? Yetkililer, bu sorulara yanıt vermek ve sorumluluk almak zorunda.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ulusal basındaki haberlere göre, sendika ve meslek odalarının çağrısıyla doktorlar ve hemşireler, hükümeti 2025 bütçesinde sağlığa az kaynak ayırdığı gerekçesiyle protesto etmek ve hastanelerde sağlık çalışanlarının güvenliğinin yetersiz olmasına tepki göstermek için bir günlük iş bırakma eylemi yaptı.
Sendikalar, ülke genelinde greve katılım oranının yüzde 85 civarında olduğunu belirtti.
Grevde acil durumdaki hastalar için hizmetler garanti edilirken, durumu acil olmayan 15 binin üzerinde operasyon ile 100 bin muayenenin ertelenme riski olduğu kaydedildi.
Grev nedeniyle 500’ü aşkın sağlık çalışanı da başkent Roma’nın Apostoli Meydanı’nda miting düzenledi.
Hastanelerde sağlık personeline daha fazla saygı gösterilmesini talep eden gruptakiler, İtalyanca “saygı” yazılı dövizler taşıdı. Katılımcılar, kaynak yetersizliğine de tepki gösterdi.
Sağlık sektörü temsilcilerinden ve muhalefetten hükümete yöneltilen 2025 bütçesinde sağlığa az kaynak ayrıldığı eleştirilerine karşı çıkan Başbakan Giorgia Meloni, hükümetinin ulusal sağlık hizmetlerine benzeri görülmemiş bir kaynak ayırdığını savunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bakü’de Pakistan Özelleştirme, Yatırım Kurulu ve İletişim Federal Bakanı Abdul Aleem Khan ile görüştü.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bakü’de gerçekleştirilen COP29 İklim Değişikliği Konferansı kapsamında Pakistan Özelleştirme, Yatırım Kurulu ve İletişim Federal Bakanı Abdul Aleem Khan ile bir araya geldi. İki bakan, Türkiye-Pakistan arasındaki ticaret ve yatırım iş birliğini güçlendirmek adına karşılıklı istişarelerde bulundu.
Bakan Uraloğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yapacağımız ortak projeler sayesinde ilişkilerimizi daha da ileriye taşıyacağımıza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP’Yİ ZİYARET EDECEK
Muhalefetin itirazları sonucu Noterlik Kanun Teklifi’nden çıkarılan ‘etki ajanlığı’ maddesinin AKP ve CHP arasında yeniden değerlendirileceği belirtildi.
Bu kapsamda AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, saat 17.00’de CHP Grup Başkan vekilleriyle bir araya gelecek. Görüşmede ‘etki ajanlığı’ düzenlemesi de ele alınacak.
TEKLİF NEYİ İÇERİYOR?
Yasa teklifi, TCK’daki “casususluk” suçunu düzenleyen 339’uncu maddeye “devletin güvenliği veya siyasal yararları aleyhine suç işleme” başlığı altında yeni bir suç ihdası ekliyor.
Teklif, “casusluk suçu” kapsamı dışında olmak kaydıyla, “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda suç işleyenler hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası” verilmesini öngörüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Manavgat ilçesini ziyaret etti. Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ile makamında bir araya gelen Başkan Böcek, Manavgat’a çalışma ziyareti gerçekleştirdiklerini belirterek, “Güzel Manavgat’ımıza yeni dönemde yapacağımız çalışmaları ele alacağız. Manavgatımızın 106 muhtarımızın, meclis üyelerimizin, ilçe başkanımızın talepleri doğrultusunda Manavgat’ımıza yapılması gereken projeleri hayata geçireceğiz. Manavgat’ımızın ihtiyaçlarını değerlendirerek, yapacağımız çalışmalar hakkında fikir alışverişinde bulunacağız” dedi.
Manavgat Belediye Başkanı Kara, Başkan Böcek’e ziyareti için teşekkür ederek, “Muhittin Başkanımızın Manavgat’a ne kadar önem verdiğini biliyoruz. Büyükşehir Belediyesi bürokratlarıyla, Manavgat Belediyesi bürokratları sık sık bir araya geliyor. Bugün başkanlar nezdinde bir çalışma toplantısı yaptık. Muhittin Başkanımıza ziyaretleri için teşekkür ederim” diye konuştu.
Başkan Böcek ve Manavgat Belediye Başkanı Kara, bürokratların da hazır bulunduğu bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Manavgat’a yapılacak hizmet ve projeler masaya yatırılarak, görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantının ardından Manavgat Belediye Başkanı Kara, ziyaret anısına Başkan Muhittin Böcek’e hediye takdim etti.
Başkan Böcek, Manavgat temasları kapsamında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manavgat İlçe Örgütü’ne de ziyaret gerçekleştirdi. Başkan Muhittin Böcek, CHP Manavgat İlçe Başkanı Oykun Başar ve yönetimi, Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara, Gençlik Kolları Başkanı Hasan Özer, Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Esra Alpaydın ve partililerle bir araya geldi. Başkan Böcek, ziyarette Manavgat için yaptıkları ve yapacakları çalışmaları değerlendirdiklerini belirterek, CHP İlçe Başkanı Oykun Başar’a misafirperverliği için teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugünkü Ankara temasları kapsamında, ilk olarak Ankara büyükşehir Belediyesi’ni (ABB) ziyaret ederek ABB Başkanı Mansur Yavaş ile görüştü. İmamoğlu ardından, TBMM’de CHP Grup Başkanvekilleriyle bir araya geldi. İmamoğlu ardından CHP Genel Merkezi’ne gelerek CHP Lideri Özel’i ziyaret etti. Saat 14.00 itibarıyla başlayan görüşme yaklaşık bir saat 20 dakika sürdü. İmamoğlu, görüşmenin ardından basın açıklaması yaptı. Açıklamada kendisine CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke’nin eşlik ettiği İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bugün Ankara programımız kapsamında, ilk olarak Sayın Mansur Yavaş Başkanımızı ziyaret ettim. Gerçekten kendisiyle hem çok kıymetli hem verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Mansur Başkanımız ve ben aynı ilkeleri paylaşan iki belediye başkanıyız ve iki yol arkadaşı olarak her zaman iş birliği ve dayanışma içerisinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin en büyük iki şehrine belediye başkanlığı yapıyoruz. Nüfusun tam dörtte biri. Adaletle hizmet ediyoruz, milletin kaynağını sadece milletimize hizmet için harcamakta kararlı iki belediye başkanıyız. Şehirlerimizde geçmişten bugüne artarak devam eden israf dönemini bitirdik ve tabiri caizse tarihe gömdük. Bizler, 2019’da büyük bir umudu başlatan başarılara imza atmış iki belediye başkanıyız. Elbette bizimle beraber bir kısım büyükşehir belediye başkanımızı da burada anmaktan ve onlara teşekkür ve minnet duygularımı iletmekten geri durmam. 2023’te milletimizin sarsılan hayallerini, yine 2024’te umutla ayağa kaldırdık.
“Milletimiz bilmelidir ki aramızda koltuğa, makama, rollere değil; sadece ama sadece milletin menfaatlerine odaklanan bir yol arkadaşlığı vardır”
Bugün iktidarda olanların milletin tercihlerine saygı duymak yerine, kendi gündelik çıkarları ve kendi fikirlerine hizmet etsinler anlayışı uğruna bizlere yönelik fütursuzca saldırılar başlattığını görüyoruz. Bu saldırılarla ne amaçladıklarının da farkındayız. Siyasi münafıklık yaparak, fitne ateşini yakarak çalışanlara söyleyecek sözümüz yok. Ancak milletimizin elbette bilgilendirilmeye ihtiyacı vardır. Milletimiz bilmelidir ki bizim aramızda koltuğa, makama, rollere değil; sadece ama sadece milletin menfaatlerine odaklanan bir yol arkadaşlığı vardır ve bundan asla vazgeçmeyiz. Biz kutuplaşmanın değil, beraberliğin tarafındayız. Birlikte güçlü olduğunun ve birlikteyken kazandığının bilincinde olan siyasetçileriz, belediye başkanlarıyız. Bize yapılan saldırıları tesadüf asla bulmuyoruz, tekil olarak asla değerlendirmiyoruz. Bunlar bizim ortak paydamız olan ve ülkemizin tek güçlü ve en önemli lokomotifine yani partimize, çatısı altında bulunduğumuz CHP’ye yönelik topyekun bir saldırı boyutuna ulaştığını da tespit ediyoruz ve halkımızla paylaşıyoruz. Bu saldırıları ilk genel seçimde tecelli edecek millet iradesini engelleme girişimi olarak da görüyoruz. Bir nevi, bugünden saldırıların başlamasının altında yatan gerçek budur.
“Meseleye asla kişisel pencereden bakmayan insanlarız. CHP bünyesinden bulunan her arkadaşımız böyledir ve böyle davranmalıdır”
Tüm saldırılara karşı, partimizle ve milletimizle tek yumruğuz. Karşımızdaki, kesinlikle geçmişten bugüne tariflediğim şekliyle organize kötülüktür. Ancak bu kötülük ardına milletin iradesini alan bizlerle mücadele edemediğini ve açıkçası biçare olduklarını da yaşıyoruz. Mertçe bir mücadele için ne ahlaka ne kapasiteye sahip olmadığını ne yazık ki bize yaşatıyorlar. Her seçimden önce avaz avaz bağırarak ‘Mertçe mücadeleye sizi davet ediyorum’ demiş bir kişiyim. Milletimizin bize bağladığı umutların, bizden beklenen görevlerin farkındayız. Millete karşı görevlerimizi her zaman, her koşulda, bugünkü kardeşlik ve dayanışma duygularımızla ve tam bir sorumluluk içerisinde, el ele yerine getireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü biz davaya hizmet eden insanlarız. Biz meseleye asla kişisel pencereden bakmayan ve bakmayacak insanlarız. Bizim bu yürüyüşümüzde CHP bünyesinden bulunan her arkadaşımız böyledir ve böyle davranmalıdır.
“Tüm siyasi parti liderlerine teşekkür ediyorum”
Mansur Başkan ile buluşmamızdan ve birliğimizi, dayanışmamızı tazeleyen samimi sohbetten hemen sonra TBMM’ye geçtim ve partimizin çok kıymetli grup başkanvekilleriyle buluştum. Sadece bir grup başkanvekilimizin başka bir önemli toplantısı olduğu için Gökhan Günaydın Başkanımız ve Ali Mahir Başarır Başkanımız ile birlikte oldum. TBMM’deydim ve partimizin grup başkanvekilleriyle yaptığımız toplantımızda önemli bir hususu değerlendirdik. Biliyorsunuz, iki hafta önce Ankara’ya gelmiş ve siyasi partilerin liderlerine ziyarette bulunmuştum. Bu kapsamda sırasıyla Meclis’te temsil olan partileri ziyaret ettim. Elbette önce bu süreci başlatırken sürece dair CHP’yi, Sayın Genel Başkanımızı ziyaret ederek, bilgilendirerek sürece başladım. ve Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEM Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanlarını ama aynı zamanda Meclis’te temsil edilmeyen Zafer Partisi ve Memleket Partisi Genel Başkanlarını ziyaret ettim veya görüşmeler yaparak sürecimi tamamladım. Tüm siyasi parti liderlerine bir kez daha huzurunuzda öncelikle teşekkür ediyorum.
“Yaptığımız çalışmalar karşılık buldu ve oluşan fikir birliği zemini beni mutlu etti”
Bu ziyaretlerdeki temel amacımız, iktidarın giderek bir yönetim sistemine dönüşen ne yazık ki kayyum sürecine dair ortak bir tutum geliştirmek ve ülkemizi milletin iradesine darbe vuran bu antidemokratik yaklaşımdan kurtarmak için bir süreç aydınlatması yapmak, iki TBB çerçevesinde bu süreci tamamen bu ülkenin üzerinden kaldırabilecek bir kısım adımı, TBMM üzerinden atabilmenin tarifini yapmaktı. Bu manada bu yaptığımız çalışmalar çok değerli karşılık buldu ve açıkçası bu oluşan fikir birliği zemini de beni ziyadesiyle mutlu etti. Bu kapsamda partimiz, Meclis’te oluşan bu altyapıyla bir kanun tasarısı hazırlamak ve tüm partilerin katılımıyla ülkemizi bu kötü yükten kurtarmak üzere bir çalışma başlattı. Grup başkanvekillerimizle bu çalışma süreci hakkında görüş alışverişi yapma fırsatını bu vesileyle yakalamış olduk ve çok değerli bir sonuca doğru evrilmek üzere, elbette tümden bazı hususları değiştirmek ya da dönüştürmek mümkün olmuyor bugünkü Meclis çatısı altında. Ama bir yerden başlamak ve makul ölçüde bugünkü sorunları, en azından bir bölümünü, antidemokratik bir noktadan demokratik bir noktaya evirmek adına, adımların atılmasıyla ilgili süreç tarifinin öncü fikirlerini kendilerinden almış oldum.
“Genel Başkanımız ile kumpaslara boyun eğmeden nasıl bir yol izlememiz konusunda görüş alışverişlerinde bulunduk”
Meclis’ten sonra, Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel ile görüşmek üzere Genel Merkezimize geldim. Genel Başkanımız ile iktidarın izlediği kumpas politikalarını, vesayetçi düzeni, iktidarın başta ekonomi olmak üzere halkın gerçek gündemini görünmez kılan hileli adımlarının nasıl büyüdüğünü konuştuk. Bunlara karşı halkın gündeminden kopmadan halkımızla gerçek gündemi yakalayan ve kumpaslara da boyun eğmeden nasıl bir yol izlememiz konusunda çok kıymetli görüş alışverişlerinde bulunduk. TBB ve İBB Başkanı olarak Genel Başkanımıza belediyelerin iktidarın saldırıları karşısındaki dirençli, öz güvenli tutumlarını, milletin iradesini vesayetçilere kurban etmeme konusundaki kararlılığını anlattım. Bu doğrultuda izleyeceğimiz adımları ortak akılla tespit etmeye ve hayata geçirilmesi için sonuna kadar birlikte mücadele etmeye kararlı bir süreç gördüğümü ve bütün ülkenin her noktasında yerel yöneticilerin bu kararlılıkta olduğunu kendilerine ifade ettim. Bu vesileyle Genel Başkanımız ile bu çerçevedeki geniş anlamda görüşlerimi paylaştım. Bundan sonra da Genel Başkanımızla bir bütün olarak partililerimizle, belediyelerimizle birlikte çalışmaya kararlılıkla da devam edeceğiz.
“Yerel yönetimleri kayyumcu, vesayetçi anlayıştan kurtarıp milletin egemenliğini kayıtsız, şartsız sağlamak için acilen atılması gereken demokratik ve hukuki adımlar vardır”
Şehirlerimizi ve ülkemizi iktidarların atadığı şahıslar değil, milletin seçtiği siyasetçiler ve belediye başkanları yönetmelidir. Hükümetin yargı ve kayyumlar eliyle kendi iradesini millete dayatma politikası ne yazık ki demokrasimizi, kardeşliğimizi, birliğimizi baltalıyor, boynumuzu büküyor, başımızı öne eğdiriyor. Bakın, bugün hükümetin en büyük, ülkemizi en derinden sarsan ekonomi politikalarındaki, süreçteki yetersizlik, kapasitesizlik ve sıkıntıları çözme adına atmak istedikleri bir kısım adımları dahi dünya ölçeğinde itibarsızlaştıran bir sürece taşıyor. İşte milleti hiçe sayan bu anlayış yüzünden ekonomiden eğitime, sağlıktan adalete her alanda ne yazık ki çürümeler ve gerilemeler yaşanıyor. Bugün demokrasi ve hukuk için mücadele etmek, milletin iradesine sahip çıkmak kesinlikle ve kesinlikle aslında ülkemizin bugünlerine değil, geleceğine sahip çıkmaktır. Yerel yönetimleri kayyumcu, vesayetçi anlayıştan kurtarıp milletin egemenliğini kayıtsız, şartsız sağlamak için acilen atılması gereken demokratik ve hukuki adımlar vardır.
“Konser tartışması, SGK borcu tartışması, müfettişler, kayyumlar… Her biri birbirinden trajikomik hamleler”
Anlaşılıyor ki bugün iktidarda olanlar, ilk seçimlerde ortaya çıkacağı belirginleşen milletin kararını engellemek üzere her türlü hukuksuzluğa tenezzül eden adımlar atmaya karar vermiştir. ve ne yazık ki bu adımları atma konusunda, belli hazırlıklar artık sokakta kahvehane dedikodusuna kadar ulaşmıştır. İşte yaşıyoruz; konser tartışması, SGK borcu tartışması, müfettişler, kayyumlar… Her biri birbirinden trajikomik hamleler. Kendi menfaatini, koltuğunu, iktidarını; milletin menfaatinin üstünde görenlerin çaresizliğini gösteren detaylardan ibarettir bu çalışmalar. Dolayısıyla biz belediyelerimize, millet iradesine karşı atılan adımları birbirinden kopuk, tekil vakalar olarak görmüyoruz. Milletimiz de bunu böyle görmemelidir.
“Güçlü bir millet cephesi tahkim edilecektir. ve bu cephe organize kötülüğe karşı mutlak bir zafer elde edecektir”
Bunlara karşı mevzi direnişiyle de yanıt veremeyiz. Bu organize kötülüğe karşı yanıtımız da topyekun olmalıdır. Milletimiz bu konuda en ciddi şekilde bilinçlendirilmelidir. Çünkü milletin iradesine karşı, devletin imkanlarıyla düşmanlık yapmanın karşılığı ancak milletin topyekun gücünün arkasına alan topyekun mücadeleyle verileceğini bilen bir ekibiz. Bu yönüyle vatandaşlarımızla, milletimizle ama pazarda ama çarşıda ama vatandaşlarımızı birebir evlerde ziyaret ederek, hizmetlerimizi yaparken onları bilinçlendirerek birlik ve beraberliğimizi her zamankinden güçlü bir seviyeye taşıyarak kesinlikle güçlü bir millet cephesi tahkim edilecektir. ve oluşan milletin demokratik ve güçlü cephesi bugünkü organize kötülüğe karşı mutlak bir zafer elde edecektir. Ben de her zaman ifade ettiğim gibi, kendisini bu yola adamış hem partimizin bir evladı hem bir cumhuriyet vatandaşı ama bir yanıyla da kendi görevleri itibarıyla yılmaz bir mücadeleyi vermeye devam edecek bir siyasetçiyim.”
“Süreci takip edeceğimizi buradan duyururuz”
İmamoğlu, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İmamoğlu, “DEM Partili Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak ile CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, ‘terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla yargılandıkları davada 6 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırıldı. Bir yandan da olası kayyum atamaları gelir mi, ne dersiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Mahkemeyle ilgili detayları, -bu haberi Sayın Genel Başkanımız ile toplantıya girmeden önce almıştık- detayları takip ediyoruz. Sonuçta bir mahkeme var, mahkemede alınmış bir karar var. Muhtemeldir ki birinci derece mahkemenin itiraz süreçleri söz konusudur. Hukuki mücadelenin devam ettiği bir hususta hem bugüne kadar gelinen noktada süreç nasıl işlemiş onu irdeleyeceğiz hem de bundan sonraki mücadele nasıl yürütülmelidir, ona dikkatle bakacağız. Şu anda bu detaylara hakim değilim. Şimdilik bu şekilde süreci en ciddi biçimde; başta partimiz, sonra TBB olarak bizler, yerel yönetim adına takip edeceğimizi buradan duyururuz.”
“Arbede güzel bir görüntü teşkil etmez”
İmamoğlu, “Bugün Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu’nda İçişleri Bakanı ve CHP’li vekiller arasında bir arbede oldu. O görüntüleri izleyebildiniz mi, neler söylersiniz” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Her türlü arbede görüntüsü güzel bir görüntü teşkil etmez. Arbedeyi istemeyiz. Sadece böyle bir an gözüm ekranda gördü, o şekilde karşılıklı tartışma anını. Bu tür ortamlarda her iki tarafı da suhulete davet etmekten başka bir şey söyleyemem.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AMASYA’nın Merzifon ilçesinde durdurulan arı yüklü kamyonette kaçak göçmen taşıdığı belirlenen 2 şüpheli, tutuklandı.
Ardahan’dan aldıkları 4 kaçak göçmeni batı illerine taşıyan Telat Yılmaz (44) yönetimindeki arı kovanı yüklü kamyonet, dün Merzifon ilçesinde polis uygulama noktasında durduruldu. İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Merzifon İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından kamyonette yapılan aramada; özel düzenekli bölmede yaşları 18 ile 30 arasında değişen Afganistan uyruklu 4 göçmen yakalandı. Kamyonet sürücüsü Telat Yılmaz ve yanındaki arkadaşı Gökhan Orak (34), gözaltına alındı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresi’ne teslim edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edilen 2 şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mine Coşkun, Yönetim Kurulu Üyesi Alpertan Açar ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesiyle ilgili Ankara Tabip Odası’nda (ATO) basın toplantısı düzenledi.
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun şunları kaydetti:
“Sağlık Bakanlığı 2025 bütçe teklifini incelediğimizde kamu yararı doğrultusunda Türkiye sağlık ortamını gözeten bir anlayış yerine, ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’na ve neoliberal sağlık politikalarına dayalı bir bütçenin hazırlandığını görmekteyiz. Uygulanan sağlık modelinin ve finansman sisteminin yıllardır hekim emeğine, halk sağlığına ve kamu bütçesine verdiği zararlar bilinmesine rağmen, hükümet ve Sağlık Bakanlığı söz konusu modelde ısrarını sürdürmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın bütçelendirme anlayışı, sorunların çözümünden uzak, mevcut sorunlara yenilerini ekler niteliktedir.
“Sağlığa ayrılan kaynak resmi enflasyonun da altında kalırken, yüzde 10’u bulmamaktadır“
14,7 trilyon liralık Merkezi İdare Bütçesinin yüzde 6,9’u sağlık hizmetlerine ayrılarak, Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesi 1 trilyon 20 milyar 317 milyon 291 bin lira olarak teklif edilmektedir. 2024 yılı bütçe teklifi ile kıyasladığımızda sağlığa ayrılan kaynakta ciddi bir artışın olmadığı görülmektedir. Bir önceki yıl da Merkezi İdare Bütçesinin yüzde 6,6’sı yani 732 milyar 562 milyon 378 bin lirası sağlığa ayrılmıştı. Sağlığa ayrılan kaynak resmi enflasyonun da altında kalırken, yüzde 10’u bulmamaktadır. Sağlık harcamalarının GSYH’ya oranı düşmektedir. 2002 yılında kamu ve özel sağlık harcamaları toplamının GSYH’ya oranı yüzde 5.2 iken, 2022 yılında yüzde 4’e gerilemiştir. OECD’ye üye ülkeler ortalaması 9.2 iken Türkiye sondan üçüncü sırada yer almaktadır.”
“Toplum sağlığını korumaya yönelik birinci basamak planlamasına yeterince kaynak ayrılmamaktadır”
Yönetim Kurulu Üyesi Açar ise şöyle konuştu:
“Sağlık Bakanlığı toplam bütçesinden koruyucu sağlık hizmetlerine 273 milyar 585 milyon 813 bin lira, tedavi edici sağlık hizmetlerine 733 milyar 273 milyon 977 bin lira ayrılmıştır.
2025 yılı toplam bütçesinde tedavi edici sağlık hizmetlerine ayrılan kaynak yüzde 72’yi bulurken, sadece yüzde 28’i birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerine tahsis edilmiştir. Bir önceki yılın bütçe teklifine kıyasla birinci basamağa ayrılan kaynak 71 milyar lira, tedavi edici sağlığa ayrılan kaynak ise 215 milyar lira artmıştır. Koruyucu sağlık hizmetleri, halk sağlığının yapı taşlarından biridir. Sadece hastalıkla mücadeleye değil, hastalığa neden olan risk etkenlerini tespit ederek bunların bertaraf edilmesine, halk sağlığını doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen toplumsal etkenlerin saptanmasına, buradan hareketle de sağlığın yalnızca bireysel düzlemde ele alınmaksızın toplumsal düzlemde de korunmasına ve geliştirilmesine odaklanır.
“‘Eziyet Yönetmeliği’ ile aile hekimlerinin üzerlerindeki baskıyı artıyor”
Sağlık Bakanlığı, birinci basamak koruyucu sağlık hizmeti sunumunun asli özneleri olan Aile Hekimliği ve Aile Sağlığı Merkezi (ASM) emekçilerinin haklarını ve çalışma koşullarını iyileştirmek yerine ‘Eziyet Yönetmeliği’ ile üzerlerindeki baskıyı artırmayı tercih etmektedir.
2023 yılında Aile Hekimliği Birim Başına Düşen Nüfus sayısı 2 bin 700 olarak planlanmasına karşılık aynı yılın gerçekleşmesi 3 bin 65 olmuştur. Benzer bir projeksiyon yaptığımızda 2025 yılı için hedeflenen 2 bin 800 nüfusun gerçekleme sayısının en az 3 bin 100 nüfus olacağı tahmin edilebilir. Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Birim sayısını artıramadığı gibi, sanal ASM ile de bu sorunu çözememektedir. Yeni AHB’lerin faaliyete geçmemesinin palyatif çözümü kendi içinde birim başına düşen nüfusu artırmakta görülmektedir. Bu çözüm değil, çözümsüzlüktür.”
“Hekime başvuru sayılarında olağan dışı artış sistemi kilitlemekte”
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun ise şunları söyledi:
Sağlık Bakanlığı kışkırtılmış sağlık talebini kontrol altına almaya yönelik önlemler ve düzenlemeler yerine kişi başı hekime müracaatı 2025 yılında 11,9, 2026 yılında 12,2, 2027 yılında 12,6 olarak tahmin etmektedir.
Hekime başvuru sayılarında olağan dışı artış sistemi kilitlemekte, muayene sürelerini 5 dakikaya ve altına çekmekte, bazı branşlarda randevu krizine neden olmaktadır. Sağlık çalışanlarını daha fazla, daha esnek ve güvencesiz çalıştırma, angarya görev dayatma stratejisiyle bu sorunları çözme girişimleri ise yeni sorunlara yol açmaktadır.
“Şehir Hastaneleri’ne ayrılan ödenek bütçenin yüzde 10’una karşılık geliyor”
37 milyar 420 milyon 717 bini hizmet alımı, 67 milyar 181 milyon 365 bini kullanım bedeli olmak üzere şehir hastanelerine ayrılan ödenek Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 10’una karşılık gelmektedir.
2024 yılı bütçesinde yer alan 57 milyar 554 milyon liralık kullanım bedeli teklifi, 2024 yılı tamamlanmadan ilk altı ayda 33 milyar lirayı geçmiştir. 2024 yılında Şehir Hastaneleri için ayrılan ödeneğin aşıldığı rakamlardan anlaşılabilir. Yüksek enflasyon ve bundan kaynaklı maliyetlerin artışı göz önüne alındığında 2025 yılı için de benzer bir projeksiyon yapılabilir. Kamu bütçesinin özel şirketlerin çıkarlarına göre yapılandırılmasının en net göstergelerinden birisi, Şehir Hastanelerine ayrılan ödenekler ve kira bedelleridir.
“Sağlık Bakanı suçluları ‘çürük elma’ olarak nitelese de ağacı kurtçuklar sarmıştır”
Bebeklerimizi öldüren ‘Yenidoğan çetesi’ olayında gördüğümüz üzere sağlık planlamasında özel sektörü daha çok büyütmeyi hedefleyen piyasacı anlayış, suç ve suçlu üreten bir yapıya dönüşmüştür. Sağlık Bakanlığı’nın ‘Türkiye’de Bebek Ölümleri Durum Raporu’na göre yenidoğan yoğun bakım yataklarının yüzde 56’sının özel hastanelerin kontrolünde olması bu skandalın altındaki somut nedenlerden birisidir. Sağlık Bakanı suçluları ‘çürük elma’ olarak nitelese de ağacı kurtçuklar sarmıştır.
Özel sektörün sağlıktaki hacmini büyütmek amacıyla kamudan özele daha yoğun kaynak aktarımı yapılmaktadır. 2002 yılında 774 kamu hastanesi, 50 üniversite hastanesi, 271 özel hastane varken; 2023 yılı itibariyle 933 kamu hastanesi, 68 üniversite hastanesi, 565 özel hastane faaliyet göstermektedir. Özel sektör, kamu sektörüne göre 20 yılda 2 kattan fazla büyürken, sağlık sektörünün üçte birini kontrol etmektedir. Buna paralel şekilde özel sektör sağlık harcamaları da neredeyse yüzde yüze ulaşmış durumda.”
“2025 yılı için öngörülen bütçe yine istenilenin çok altında kalmış durumda”
TTB Merkez Konseyi Başkanı Azap ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Komisyonda umarız ki, halkın yararına hekimlerin yararına sağlık çalışanlarının yararına bir takım değişiklikler olur. Bu konuda da takipteyiz. Genel kurula geldiği zaman Sağlık Bakanlığı bütçesi TTB olarak biz de halkı ve sağlık kamuoyunu hekim arkadaşlarımızı bilgilendirecek bir açıklama yapacağız ama şimdiden Ankara Tabip Odamızın açıkladığı verilerle maalesef kötü bir sağlık bütçesi ile karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun tabii sağlık alanında yine kötü sonuçları olacaktır. Üstelik de bu az miktardaki kaynağın nerelere ayrıldığına baktığımızda da işlemekte olan sistemin daha da kötüleşerek devam edeceği görebiliyoruz rahatlıkla. Bu bütçe ‘yenidoğan çeteleri’ne yeni sağlık çetelerine yol açacak bir bütçedir o yüzden kabul edilemez buluyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilik Toplantı Salonu’ndaki programda konuşan Vali Özkan, bol ve bereketli bir kış mevsimi geçmesini temenni etti.
Kış mevsiminde yerleşim yerlerinde hem trafik güvenliğini sağlamak hem de vatandaşın yaşayabileceği mağduriyetin şimdiden önüne geçmek istediklerini belirten Özkan, “İnşallah bereketli, yağışlı bir yıl olur. Kışın mesai harcadığımız üç aylık ya da dört aylık süreç bizleri yorsa da yazın yaşadığımız su problemleri de bizi ayrıyeten düşündürüyor. Onun için öncelikle inşallah bereketli bir kış olur. Bizler de burada alacağımız tedbirlerle hem insanımızın işini kolaylaştırmak hem olası kazaların önüne geçmek üzere tedbir almış oluruz.” dedi.
Konuşmanın ardından emniyet, jandarma ve ilgili kurumlar, alınan kış tedbirlerini katılımcılara anlattı.
Toplantıya, Vali Yardımcısı Adnan Kayık, kaymakamlar, Belediye Başkan Yardımcısı Talip Karslıoğlu, İl Jandarma Komutan Vekili Kıdemli Albay Tuncay Caferoğlu, İl Emniyet Müdürü Recep Tecimer, İl Özel İdare Genel Sekreteri Nazif Yılmaz ve daire müdürleri katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, günlük basın toplantısında medya kanallarında yer alan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, ocak ayında göreve başlayacak olan ABD Başkanı Donald Trump ile bir ateşkes müzakeresine açık olduğu haberlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Söz konusu haberlerde Moskova ve Kiev arasındaki çatışmanın dondurulması, bir tampon bölge oluşturulması, Kursk ve Harkov bölgelerini içeren bazı toprak değişimleri ile uzlaşmaya varılabileceği öne sürülüyor.
Peskov, “Bu çatışmanın dondurulması bizim için bir seçenek değildir ve herkes tarafından bilinen hedeflerimize ulaşmamız önemlidir” dedi. Moskova, temel hedefleri arasında Kiev’in tarafsızlık statüsüne yasal olarak bağlanması ve NATO’ya katılma çabalarından vazgeçmesi bulunduğunu söylüyor.
Haziran ayında Putin, Kiev ile müzakerelere hemen başlanması için Ukrayna birliklerinin Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinden tamamen çekilmesi gerektiğini içeren bir şartlar listesi sunmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da kısa bir süre önce Peskov’unkine benzer bir açıklama yapmış ve Ukrayna’daki çatışmanın mevcut cephe hattında dondurulmasını öneren görüşlerin, Minsk anlaşmalarının daha kötü bir versiyonuna benzeyeceğini ifade etmişti.
Rus nüfusun yoğunlukta olduğu Luhansk ve Donetsk bölgelerine özerk bir statü tanıyarak Ukrayna’nın bir parçası olarak kalmalarını sağlamayı hedefleyen Minsk anlaşmalarının çerçevesi Kiev tarafından uygulanmamıştı.
Lavrov, Batı’nın Minsk anlaşmalarını sadece Rusya’ya karşı bir zaman kazanma stratejisi olarak kullandığını ve aslında Kiev’i yeniden silahlandırmayı amaçladıklarını savunmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uluslararası Basın Kurumu’nun (IPI) öncülük ettiği, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi’nin (ECPMF) katıldığı Ankara’daki basın özgürlüğü misyonu, AK Parti’nin yasalaştırmak üzere gündeme getirdiği “etki ajanlığı” düzenlemesinin geri çekilmesi için çağrıda bulundu. Misyon, gelecek günlerde düzenlemeye ilişkin tüm bu konuları detaylandıran bir rapor yayınlayacağını açıkladı.
Basın özgürlüğü misyonu yayımladığı ortak açıklamada. yasama gündeminde olan casusluk yasa teklifinin mevcut haliyle kabul edilmesi halinde casusluk tanımının önemli ölçüde genişletileceğini belirtti. Teklifin, yabancı devletler veya kuruluşlarla uyumlu hareket eden veya onların yönlendirmesiyle “devletin siyasi çıkarlarına” karşı suç işlediği düşünülen herkesi kapsayacağının ve herhangi bir suçtan mahkum olan kişinin bu yasayla birlikte yedi yıla kadar ek ceza alabileceğinin altını çizdi.
Basın meslek örgütlerinin basın özgürlüğü için ciddi bir tehdit olarak gördüğü “etki ajanlığı” düzenlemesi AK Parti tarafından gözden geçirilmesi sonrasında yasalaştırılacağı açıklanarak, geçen hafta TBMM Genel Kurulu gündemindeki yasa teklifinden çıkarılmıştı.
“Etki ajanlığı olarak bilinen yasa tasarısı hükümeti eleştiren herkesi casuslukla suçlayabilecek“
Basın özgürlüğü kuruluşlarının üç gün boyunca devam eden misyonu yayımladığı ortak açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
“Sivil toplum kuruluşlarının yabancı finansmanının şeffaflığını artırmaya yönelik bir çaba olarak yansıtılan yasa tasarısının ve sıklıkla Gürcistan’da birkaç ay önce kabul edilen ‘yabancı ajan’ yasasıyla karşılaştırılıyor. Ancak bu karşılaştırmalar, Türkiye’de önerilen mevzuatın ciddiyetini yansıtmakta başarısız ve yanıltıcı olmuştur. Gürcistan’daki yasa, sivil toplum kuruluşlarına finansman şeffaflığı konusunda idari yükler ve kısıtlamalar getirirken hükümeti eleştirenleri sindirmek için keyfi olarak uygulanabilecek kurallar da içeriyor. Bu yasayla uyumsuzluk durumunda en ağır ceza ise kuruluşun kapatılması olarak uygulanıyor.
Türkiye’nin ‘etki ajanlığı’ tasarısı ise ülkenin casusluk yasasını değiştirerek yabancı çıkarlar doğrultusunda hareket ettiği düşünülen bireylerin yargı süreçlerinde fiilen casus muamelesi görmesine ve ardından hapis cezasına çarptırılmasına olanak tanıyor. Yasa teklifi, ülkedeki herkese uygulanabilir bir nitelik taşıyor.
14 Kasım’da hükümet, ‘etki ajanlığı’ olarak bilinen casusluk maddesini mecliste oylanacak teklif metninden çekti ve muhalefeti bu metinde uzlaşmak üzere iş birliğine davet etti.
Bu yıl düzenlenen basın özgürlüğü misyonuna katılan medya özgürlüğü kuruluşları, bu tasarıda kabul edilebilir tek uzlaşmanın ‘yabancı devletler veya kuruluşlar’ ile uyumlu veya onların yönlendirmesiyle hareket etmeye yapılan tüm atıfların ‘yabancı bir istihbarat ajansı adına hareket etmek’ ile değiştirilmesi olabileceğine dikkat çekiyor. Tasarı bununla sınırlı kalmazsa, hükümeti eleştiren herkesin keyfi olarak hedef alınması için kullanılması olasılığı doğacaktır.
2024 Türkiye’de basın özgürlüğü uluslararası misyonu 13-15 Kasım tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşti. Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) öncülük ettiği misyona Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF) katıldı. Heyet; Anayasa Mahkemesi, yayın düzenleyicisi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), muhalefet partileri, gazeteciler ve diplomatik temsilcilerle görüştü. Hükümet yetkilileriyle görüşme talepleri ise ya reddedildi ya da görmezden gelindi.
Ziyaretler sırasında şu acil konular da ele alındı: Eleştirel gazetecilere yönelik devam eden yargı baskısı ve Anayasa Mahkemesinin ifade özgürlüğünü koruma konusundaki rolü; yayın düzenleyicisi RTÜK’ün Açık Radyo’nun karasal yayın lisansına son vermesi, eleştirel yayıncılara para cezası verme eğilimi ve çevrimiçi gazeteciliğin dijital sansürü.
Misyon, önümüzdeki günlerde tüm bu konuları detaylandıran bir rapor yayınlayacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KASTAMONU – Kastamonu’da uyuşturucu sebebiyle çıkan kavgada bıçakladığı arkadaşını balkondan aşağı atan şahsın yargılanmasına başlandı. Duruşmada kendisini savunan sanık, olayın kendisinden uyuşturucu satılmasının istenmesinin ardından yaşandığını söyledi.
Olay, 29 Mayıs’ta İnönü Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İran uyruklu 44 yaşındaki B.D. ile 34 yaşındaki Afganistan uyruklu M.N.K. arasında, uyuşturucu ticareti sebebiyle kavga çıktı. Çıkan tartışmanın büyümesi üzerine B.D., eline aldığı bıçakla M.N.K.’yi vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklayarak yaraladı. Ardından B.D., balkona kaçan M.N.K.’ye demir sandalye ile saldırarak üçüncü kattan aşağıya attı. Ağır yaralanan M.N.K., Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi edildi.
Polis ekiplerince İran uyruklu B.D., suç aleti bıçak ile birlikte yakalanarak gözaltına alındı. Adli makamlara sevk edilen B.D. tutuklandı.
Olayın ardından İran uyruklu B.D. ile Afganistan uyruklu M.N.K. hakkında “basit yaralama ve kasten öldürme” suçlarından Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.
“Aramızda tartışma uyuşturucu satışı yüzünden çıktı”
Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık B.D., İran’da şoförlük yaptığını belirterek, “Olaydan bir gün öncesinde arkadaşla beraber alkol aldık. Ardından uyuşturucu ticareti sebebiyle aramızda tartışma çıktı. Poşette uyuşturucu vardı. Benim uyuşturucu satmamı istediler. Ben buna karşı geldim. Ardından kızıp poşeti alıp gitti” dedi.
6 aydır cezaevinde suçsuz yere bulunduğunu söyleyen B.D., “Bu zaman zarfında kimse benim ziyaretime gelmedi. Olayın olduğu gün yine aramızda uyuşturucu satışı yüzünden tartışma çıkınca bu sefer bana bıçak çekti. Kablo vardı, kablo ile eline vurup bıçağı elinden aldım. Sonra telefonu aldım ve polisi arayacağımı söyledim. ‘Polisi bırak’ deyip üzerime oturdu. Ben de kendimi savunmak amaçlı bıçakladım. Sonra balkona gidip kendisini balkondan aşağıya attı. Ben kendisini balkondan atmadım. Aramızda tartışma uyuşturucu satışı yüzünden çıktı. Aramızda şimdiye kadar husumet yoktu” diye konuştu.
M.N.K. ile bir husumetlerinin olmadığını savunan B.D., “Bu arkadaşla bir husumetimiz yoktur. Ben olay günü bu arkadaşı bıçakladım. Kafam bir dünyaydı. Uyuşturucu etkisindeydim. Belki benden korktu, balkona gitti, bende arkasından gidince balkondan aşağıya kendisini attı. Ben tüm paramı eşime verdim. Eşimde ben, bu şahsı tanıyorum dedi. Eşim bana ne dediyse ben kabul ettim. Arkadaştan şikayetçi değilim. Tahliyemi istiyorum” ifadelerini kullandı.
“Vücudumda 10’dan fazla yerde bıçak yarası oluştu”
Davada tutuksuz yargılanan sanık M.N.K. ise, “Olay günü evdeydik. Benden uyuşturucu taşımamı istedi. Daha önce kendisi uyuşturucudan ceza aldığı için ben kabul etmedim. Aramızda bu yüzden tartışma çıktı. Kendisiyle bir husumetimiz yoktur. Teyzem ile boşandılar. Teyzem Trabzon’da kalıyordu, oradan Kastamonu’ya taşındı. Teyzemin eşi, eniştem oluyor, kendisi uyuşturucu satıyordu. Teyzemi Kastamonu’da da buldu. Uyuşturucu sattığı için İran’da yakalandı ve cezaevinde kaldı. Bunu bile benden bildi. Olay gecesi de benden alkol istedi. Alkol alırken aramızda tartışma çıktı. Eve geldiğinde zaten kafası bozuktu. Bir şeyler içmiş gibiydi. Sabah uyurken başıma geldi ve kalk dışarı çıkacağız diyerek beni uyandırdı. Ben hazırlanırken kablo ile başıma vurdu. Sonra elinde bıçak vardı, bıçak ile vücudumun birçok yerini yaraladı. Vücudumda 10’dan fazla yerde bıçak yarası oluştu. Kaçmak istedim, kapıya gittim ama kapı kilitliydi, açılmıyordu. Ardından evin balkonuna doğru kaçtım. Balkonun camını kırıp balkona çıktım. Balkonda da demir sandalye ile bana bir kez daha saldırdı. Demir sandalye ile bana saldırınca dengemi kaybettim, beni balkondan aşağıya itince de balkondan aşağıya düştüm. Ben uyuşturucu hiç kullanmadım. Şikayetçiyim. Ben, bu arkadaşa hap ya da uyuşturucu sat demedim. Ben hiç uyuşturucu kullanmadım. Mutfaktan bıçağı alıp geldi, beni öldürecekti. Çünkü kendisi İran’a geri dönme planı yapıyordu. Ben ona saldırmadım, o bana saldırdı. Ben, onu yaralamadım. Canımı zor kurtardım”
Tarafları dinleyen mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe ertelerken, tutuklu sanık B.D.’nin tutukluluğunun devamına karar verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Giresun Belediye Meclisi Kasım ayı üçüncü toplantısı yapıldı. Belediye Başkanı Fuat Köse başkanlığında gerçekleşen toplantıda, Belediye’nin 2025 mali yılı bütçe ve tarifeleri görüşüldü. Oylamaya sunulan belediyenin 2025 yılı bütçesi 2 milyar 500 milyon TL olarak oy çokluğuyla kabul edildi. Belediye’nin 2024 yılı bütçesi ise 1 milyar 750 milyon TL olarak onaylanmıştı. Bütçe yüzde 45 artırılarak 2025 yılı bütçesi 2 milyar 500 milyon TL’ye yükseltilmiş oldu. Toplantıda ayrıca, bütçe gelir kalemleri, gider kalemleri ve müdürlüklere ayrılan bütçe tutarları da ayrı ayrı görüşülerek karara bağlandı.
Belediye Başkanı Fuat Köse, yeni bütçenin hayırlı olmasını dileyerek, “Bütçenin hazırlanmasında emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Giresun şehri daha büyük bütçeler hak ediyor ama bunun içinde gelir kalemlerimiz artmalı. İnşallah ileride daha büyük bütçeler oluştururuz. Bu bütçeyle Giresun halkımıza hizmet edeceğiz. Ben sürekli el birliği mesajı veriyorum. Beraber yönetim tarzını benimsiyorum. Onun için muhalefet meclis üyesi arkadaşlarımızın görüş ve önerileri bizim için önemli” diye konuştu.
Bir sonraki Belediye Meclisi toplantısının 4 Aralık 2024 Çarşamba günü yapılması kararlaştırılarak oturuma son verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (GESEE) ülke çapında hayat pahalılığına karşı grev çağrısı üzerine çeşitli sektörlerde çalışanlar, bir gün süreyle iş bıraktı. Başkent Atina’da greve giden binlerce çalışan sokaklara döküldü. Gösteriye katılan işçi sendikaları, öğrenci birlikleri, sağlık çalışanları, öğretmenler, siyasi parti üyeleri ve itfaiye çalışanları, parlamento binasına yürüdü. Kalıcı ve istikrarlı çalışma için kapsamlı sigorta, tüm sektörlerde toplu iş sözleşmeleri yapılmasını, maaşların artırılmasını ve 8 saatlik çalışma süresinin uygulanmasını talep eden göstericiler, “Patronların olmadan devam edebilirsin”, “Tek yol yine direnmek”, “Toplu sözleşmeler, istikrarlı çalışma” şeklinde sloganlar attı. İşçilerin eylemleri nedeniyle toplu taşımada aksaklıklar yaşandı.
Yunanistan’da günde 8 saat çalışma sistemi zorunlu olmasına rağmen birçok işveren bu kurala uymuyor. Hükümetin denetimlerinin yetersiz kaldığını belirten işçiler, elektrik, ekmek, benzin gibi temel ihtiyaçların fiyatlarının yükselmesine ve artan enflasyona karşı maaşların düşük kalması nedeniyle zam talep ediyor. – ATİNA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Peru’dan Brezilya’nın Manaus kentine giden Biden, Amazon ormanları içindeki en büyük kent olan Manaus’ta yerli topluluklarla bir araya geldi.
Amazon ve Rio Negro nehirlerinin bazı bölümlerini başkanlık helikopteriyle turlayan Biden, daha sonra basın mensuplarına açıklamalar yaptı.
İklim değişikliği konusunda tüm ülkeleri daha hassas olmaya çağıran Biden, ABD’nin Amazon ormanlarının korunmasına yönelik oluşturulan fona katkı sağlamaya devam edeceğini belirtti.
İklim değişikliğiyle mücadelede karbondioksit salınımının azaltılmasının yanı sıra Amazon ormanlarının korunmasının da önemli bir görev olduğunu kaydeden Biden, bu hususta Brezilya yönetimi ile çalışmaya devam edecekleri mesajını verdi.
Manaus’tan G20 Zirvesi’nin yapılacağı Rio de Janeiro kentine geçen Biden, burada 18-19 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek zirveye katılacak.
*Haberin fotoğrafı Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gösteriye katılan Haredi Yahudilerden Yona, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail hükümetinin Haredi gençleri askere almak istediğini ancak “hayatları pahasına da olsa askere gitmeyeceklerini” söyledi.
7 BİN HAREDİ’Yİ ASKERE ÇAĞIRMA KARARI ONAYLANMIŞTI
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ordunun 7 bin Haredi’yi askere çağırma kararını dün onaylamıştı.
İsrail’de Harediler, zorunlu askere alınmalarına karşı sık sık protestolar düzenliyor.
NÜFUSUN YÜZDE 12’SİNİ OLUŞTURUYOR
Çoğu dini gerekçelerle askere gitmeyi reddeden Harediler, 9 milyonluk ülkede nüfusun yaklaşık yüzde 12’sini oluşturuyor.
Ülkedeki Haredilerin büyük çoğunluğu Batı Kudüs’teki Meaşerim Mahallesi’nde ve başkent Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak kentinde yaşıyor.
İsrail’de 1 Kasım 2022 seçimlerinden zaferle ayrılan Likud lideri Binyamin Netanyahu’nun koalisyon ittifakında aşırı sağcı partilerin yanı sıra Ultra Ortodoks Şas ve Birleşik Tevrat Yahudilik partileri de yer alıyor.
Laik Yahudilerle aralarında birçok konuda görüş ayrılığı olan ve toplumun geri kalanına entegre olmayı reddeden Haredilerin çoğu, orduda dinlerinin gerektirdiği şekilde yaşayamayacakları gerekçesiyle askerlik yapmayı reddediyor.
Kadın ve erkekler için İsrail’de 3 yıl zorunlu askerlik hizmeti bulunuyor. Ultra Ortodoks Yahudilik inanca sahip Harediler ise 26 yaşına kadar Tevrat kurslarında (Yeşiva) eğitim almaları halinde askerlikten muaf tutuluyor.
İsrail’de koalisyon ortağı Haredi partiler, “Tevrat eğitiminin temel hak olduğu” yönünde bir kanunu geçirerek temsil ettikleri kesimin askerlikten muaf tutulmasını yasal güvence altına almak istiyor.
*Haberin görselleri Associated Press ve AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kandemir, Dereköy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen AK Parti Karamürsel 8. Olağan İlçe Kongresi’nde yaptığı konuşmada, AK Parti teşkilatları içerisinde Kocaeli’nin müstesna bir yere sahip olduğunu, kendi içindeki huzur, birlik ve bir o kadar da inanmışlığıyla tüm Türkiye’ye örnek teşkil ettiğini anlattı.
AK Parti ailesinin bir ferdi olmaktan gurur duyduğunu dile getiren Kandemir, AK Parti’nin milletin hikayesinin bir özeti, Recep Tayyip Erdoğan’ın ayağa kalkışı, mücadelesi, itirazları, başarılarının milletin bir hikayesi olduğunu ifade etti.
“Tayyip Erdoğan ve AK Parti’yle Türkiye varacağı limanı gözüne kestirdi. Kendi iradesi, milletin çizdiği istikamet üzere yol yürüme iradesini ortaya koymuş, ne yaptığını bilen, nereye varacağını bilen bir siyasal anlayışla yola çıktı.” diyen Kandemir, teşkilatlarının her bir ferdine özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın çalışkanlığıyla örnek yönetim sergilediğine de değinen Kandemir, şöyle konuştu:
“Keşke CHP’liler örnek alsa, yaptıklarına baksalar, ilham alsalar ama onlarda ne böyle bir akıl, ne böyle bir dert, ne de böyle bir samimiyet var. CHP hiç değişmedi. Şöyle tarihin yapraklarını karıştıralım, Meclis tutanaklarını okuyalım, gazete kupürlerinde göz gezdirelim, 50’lerde ne söylüyorlarsa bugün de aynı şeyi söylüyorlar. 60’larda hangi iftiraları atmışlarsa bugün de aynı iftiraları atıyorlar. Çünkü bunların meşrepleri, siyasal ahlaklarında yalan söylemek onların yüzü olmuş. Yüzleri kızarmaz. Bunların derdi millet değil, bunların aklı, bu coğrafya, bu topraklarda değil. Çünkü bunların akıl hocaları, istikamet verenler bu coğrafyanın insanları değil. Bunların gözü ve gönlü batılı efendilerinde. Hep böyle olmuş. Bir bahane bulmuşlar milletin değerleriyle kavga etmişler.”
“Cumhurbaşkanımızı bir kere daha Allah’ın izniyle seçtireceğiz”
Kandemir, CHP’nin ahlakının yalan söylemeye, çarpıtmaya müsait olduğunu savunarak, “Biz işimize bakacağız, bunlar ne kadar bizi ayağımızdan aşağıya çekmeye çalışırlarsa çalışsınlar. Kimlerle ittifak kurarlarsa kursunlar, hangi terör örgütünün koluna girerse girsinler Allah’ın izniyle biz bu millete hizmet etmeye devam edeceğiz. Sakın bunların koparttığı gürültüye aldanmayın. İlk genel seçimde, Cumhurbaşkanımız’ın liderliğinde birinci turda Cumhurbaşkanımızı bir kere daha Allah’ın izniyle seçtireceğiz. Meclis’te de Cumhur İttifakı olarak birliğimizi perçinleyecek, ilk genel seçimde inşallah yine çoğunluğu elde edeceğiz.” diye konuştu.
Kongre sürecinin Türkiye’de ayağa kalkışa vesile olduğunu, yapacakları büyük kongre ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir manifestoyla yeni dönemin kapısını aralayacağına değinen Kandemir, ” Türkiye Yüzyılı’ derken nasıl bir hayal kurduğumuzu, varmak istediğimiz menzilin ne olduğunu, bugüne kadar ki mücadelemizin, orada biriktirdiğimiz tecrübemizin Türkiye’mizi nereye taşıyacağını dünyaya ilan edeceğiz.” ifadesini kullandı.
AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, Kocaeli MilletvekiliRadiye Sezer Katırcıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın da konuşma yaptığı kongreye, AK Parti İstanbul Milletvekili Yahya Çelik, Bursa Milletvekili Osman Mestan, Kocaeli Milletvekilleri Cemil Yaman, Saadettin Hülagü, Veysal Tipioğu ve Mehmet Akif Yılmaz, AK Parti MKYK üyeleri Davut Coşkun Şiviloğlu, İlyas Şeker ve Serpil Yılmaz ile partililer katıldı.
Tek listeyle seçime giren Mecit Erdoğan, AK Parti Karamürsel İlçe Başkanlığına yeniden seçildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor. Bu sabah saatlerinde Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyine yönelik saldırılar şiddetini arttırırken; ABD medyasına konuşan bir Hizbullah yetkilisi, İsrail’in bir aydan uzun süredir Beyrut’un merkezine düzenlediği hava saldırısında, Hizbullah’ın Ana Sözcüsü ve Medya Sorumlusu Muhammed Afifi’nin öldüğünü ileri sürdü. Hizbullah yetkilisine göre Afifi, Arap sosyalist Baas Partisi’nin Beyrut’un merkezindeki ofisine düzenlenen saldırıda öldürüldü.
ABD medyasında yer alan haberlere göre Afifi, özellikle İsrail’in eylül ayındaki askeri tırmanışından ve İsrail’in hava saldırısında öldürülen Hizbullah’ın uzun süreli lideri Hasan Nasrallah’ın suikastından sonra ön plana çıkmıştı.
İsrail savaş uçakları daha önce de Beyrut’un güney banliyölerini vurmuş; bunun üzerine İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), halkı bazı binaları boşaltmaları konusunda uyarmıştı. İsrail’in saldırıları, Lübnanlı yetkililerin ABD arabuluculuğunda bir ateşkes önerisini değerlendirdiği sırada gerçekleşti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da hafif ticari aracıyla seyir halindeyken Kenan C.’yi (30) tabancayla başından vurup yaralayan Selami S. (27) ile yanındaki M.M.Ç. (22), M.E.Ç. (21) ve A.T. (22) yakalandı. Olay öncesi tarafların bir kafede buluşup borç meselesi nedeniyle tartıştıkları belirtildi.
Olay, 15 Kasım’da saat 21.00 sıralarında Yıldırım ilçesi Çınarönü Mahallesi Çınarönü Caddesi’nde meydana geldi. Çınarönü Mahallesi yönünde ilerleyen Kenan C. idaresindeki 16 BEE 013 plakalı hafif ticari araca yanına yaklaşan başka bir araçtan tabancayla ateş açıldı. Saldırıda başına mermi isabet eden Kenan C., ağır yaralandı. Yaralı, yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedaviye alınan Kenan C.’nin hayati tehlikesi sürerken, polis ekipleri 4 şüpheliyi gözaltına aldı.
Şüphelilerden Selami S. ve M.M.Ç. ile Kenan C.’nin arasında borç meselesi nedeniyle husumet olduğu, olaydan kısa süre önce de bir pastanede bir araya gelerek, tartıştıkları iddia edildi. Tartışmanın ardından pastaneden ayrılan ve aracına binerek uzaklaşan Kenan C.’yi, otomobille takip eden Selami S.’nin, tabancayla ateş açarak başından vurduğu, M.M.Ç.’nin de o sırada otomobilde olduğu tespit edildi. Kiralık olan otomobilin, şüphelilerden M.E.Ç.’nin üzerine kayıtlı olduğu, diğer şüpheli A.T.’nin ise olaydan bir süre sonra, Selami S. ve M.M.Ç.’yi olay yerine getirerek, video çektirdiği öğrenildi.
4 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti İlkadım 6. Olağan İlçe Kongresi, Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da gerçekleştirildi. Mevcut İlçe Başkanı Ersin Kasap’ın tek aday olarak gösterildiği kongreye AK Parti Genel Merkez Dış İlişkiler Başkanı ve İstanbulMilletvekiliZafer Sırakaya, AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanı ve Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, önceki dönem Sağlık Bakanı ve Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, AK Parti Samsun Milletvekilleri Orhan Kırcalı ve Ersan Aksu, AK Parti Genel Başkan Vekili Yardımcısı Fuat Köktaş, önceki dönem Samsun Milletvekili Mehmet Kurt, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti ilçe Başkanları, ilçe belediye başkanları, önceki dönem ilçe başkanları ve AK Parti teşkilat mensupları katıldı.
Konuşmasına tüm teşkilat mensuplarına teşekkür ederek başlayan İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, “Daha önce ben de partimize, İlkadım İlçe Başkanı olarak uzun süre hizmet ettim. Bunun dışında partimizin farklı kademelerinde görev aldım. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Yerel seçimleri sonucunda ise İlkadım Belediye Başkanlığı görevi ile İlkadım’a hizmet etme fırsatı bize nasip oldu. İlkadım Belediyesi inşallah 6 ay içerisinde borçsuz bir belediye olacaktır. Bu noktada çalışmalarımızı ve hizmetlerimizi sürdürüyoruz. AK Partimizin İlkadım İlçe Başkanlığı görevi, kendisine yeniden tevdi edilen Ersin Kasap başkanımıza da görevinde başarılar diliyorum. Kongremizin şenlik ve bayram havasında geçmesine vesile olan tüm teşkilat mensuplarımıza da ayrı ayrı tekrar teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bosna-Hersek’in kuzeybatısında, Hırvatistan sınırı yakınlarındaki Bihaç kentinde yer alan Humci Kent Mezarlığı, insani yardım gönüllülerinin girişimiyle yeniden düzenlendi. Mezarlığın bir bölümü göçmen mezarlığına dönüştürüldü. Mezarlığın ön kısmına üzerinde “Daha iyi bir hayat arayışında, hayalleri de kendileriyle birlikte ölen tüm göçmen ve mültecilerin anısına” yazılı bir levha yerleştirildi.
Avusturya merkezli SOS Balkan Route isimli insani yardım kuruluşunun bağlantısıyla açılan mezarlığa şimdiye kadar tehlikeli Avrupa yolculuğu sırasında bölgede hayatını kaybeden ve birçoğunun kimliği bilinmediği için mezar taşlarında isimleri yer almayan 18 göçmenin cenazesi defnedildi.
Göçmen mezarlığının dün gerçekleştirilen açılışına Bihaç şehir yönetimi temsilcileri, insani yardım gönüllüleri ve vatandaşlar katıldı. Açılış programında basına konuşan SOS Balkan Route Başkanı Petar Rosandic, “Bu, hem Avrupa hem de bizlere bu insanların geleceğini düşünmemiz için bir mesajdır. Bu insanlar niçin sınırlarımızın dışında ölüyorlar, neler yaşıyorlar ve bunlardan kim sorumlu? Bu sadece göçmenlerin değil aynı zamanda bizim toplumsal sorumluluğumuzdur” dedi.
Ocak- Eylül 2024 döneminde 16 bin 968 kaçak geçiş tespit edildi
Bosna-Hersek’in de üzerinde yer aldığı Balkan Rotası, düzensiz göçmenlerin Batı Avrupa ülkelerine ulaşmak için tercih ettiği başlıca göç güzergahları arasında yer alıyor. Avrupa Birliği’nin sınır koruma ajansı Frontex tarafından yayınlanan son verilere göre, Ocak-Eylül 2024 döneminde Balkan Rotasında 16 bin 968 kaçak geçiş tespit edildi.
İnsani yardım kuruluşlarının raporlarına göre ise, birçok göçmen, Avrupa Birliği sınırını geçtikten sonra pasaportları dahil tüm kişisel eşyaları yakıldıktan sonra illegal bir şekilde sınır dışına geri itiliyor. Çok sayıda göçmen, Avrupa Birliği sınırında defalarca sınırı geçme teşebbüsünde bulundukları bölgelerde hayatını kaybediyor. – SARAYBOSNA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir düğün salonunda düzenlenen kongrede, saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.
Tek listeyle gidilen kongrede Abdullah Aydemir yeniden ilçe başkanı seçildi.
Programa, AK Parti BatmanMilletvekiliFerhat Nasıroğlu, AK Parti Batman İl Başkanı Hüseyin Şansi ve partililer katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİN Dışişleri Bakanlığı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Joe Biden’ın Lima’da gerçekleştirdiği görüşmeye dair bir açıklama yaptı.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Joe Biden’ın Peru’nun başkenti Lima’da gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin açıklamada bulundu. Açıklamada, iki liderin bir yıl sonra ilk kez görüştüğü hatırlatıldı.
Görüşmede, ikili ilişkilerin son dört yıldaki gidişatı değerlendirilirken, ABD’de yeni döneme geçiş sürecinde iki ülke arasındaki diyalog ve iş birliğinin sürmesi, fikir ayrılıklarının yönetilmesi ve her iki ülkeyi ilgilendiren uluslararası ve bölgesel meseleler üzerinde fikir alışverişinde bulunulmasının önemine vurgu yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul’daki ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturmasına ilişkin, “Her meslek grubunda maalesef insani duygulardan nasibini almamış insanlar çıkabiliyor. Bizlerin görevi bu çürük elmaları, bu yanlış insanları ayıklamaktır. Bu tür çetelerle mücadelemizi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz” dedi.
Türk Neonatoloji Derneği, ’17 Kasım Dünya Prematüre Günü’ nedeniyle Ankara’daki CerModern Sanat Galerisi’nde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Etkinliklere katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin, dünyanın en iyi sağlık hizmetlerini sunan ülkelerden biri olduğunu belirterek, “Ulaşılabilir, ücretsiz, üstelik de çok kaliteli ve bilgili sağlık çalışanları ve sağlık altyapısıyla dünyaya örnek olan sağlık hizmeti sunan bir ülkeyiz. 2023 senesinde 958 bin doğumdan 123 bini 37 haftanın altında. Yani toplam doğumun yüzde 13’ü prematüre. Bunların içinden 28 haftanın altında olan, yani çok küçük dediğimiz prematürelerde, bunları yaşatma oranlarının yüzde 95’in üstünde olduğunu ve bunları sağlık sistemindeki özverili, çok başarılı hemşirelerimiz, hekimimiz ve altyapımızla, annelerin desteğiyle, ailelerin desteğiyle yaşattığımızı düşünürseniz bu dünya standartlarının üstünde bir başarı oranı” diye konuştu.
‘SAĞLIKTA ŞİDDETE SIFIR TOLERANS’
Ardından sağlıkta şiddet olaylarına değinen Bakan Memişoğlu, “Sağlıkta şiddete anlam veremiyoruz ve üzülüyoruz. Onun için biz Sağlık Bakanlığı olarak hep şunu söylüyoruz; sağlıkta şiddete sıfır tolerans. Çünkü bizim sağlık çalışanlarımız, bizim hekimlerimiz, bizim hemşirelerimiz dünyanın en özverili ve en çalışkan insanları” ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu, ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturmasına ilişkin de “Özellikle son zamanlarda malum üzüntü verici yenidoğanla ilgili olaylar oldu. Burada özellikle bir şey ifade etmeyi istiyorum. Her meslek grubunda maalesef insani duygulardan nasibini almamış insanlar çıkabiliyor. Sağlık çalışanları arasında da bu çok az da olsa çıkabiliyor. Bizlerin görevi bu çürük elmaları, bu yanlış insanları ayıklamaktır. Bu tür çetelerle, bu tür yanlış davranışlar içinde olan insanlarla mücadelemizi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bu yolda bu kadar iyi sağlık hizmeti sunan, toplumu sağlıklı kılmak için gecesini gündüzüne katan sağlık çalışanlarımızı bu tür çürük elmalarla birleştirmeyi ve eşleştirmeyi kabul etmiyoruz. Bunlarla mücadeleye devam ediyoruz. Bunu unutmamanızı istiyorum” diye konuştu.
‘TOPLUMUN SAĞLIK ÇALIŞANLARINA SAHİP ÇIKMASINI İSTİYORUM’
Toplumun sağlık çalışanına sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, “Özellikle prematüre bebeklerin aileleri, bu insanların nasıl çalıştığını hepimizden daha iyi biliyor. O küçücük bebekleri yaşatmak için neler yaşadıklarını, nasıl özveriyle hareket ettiklerini hepimiz biliyoruz. Bu sadece sağlıkçıların değil, bütün toplumun bilmesi gereken bir husustur. O nedenle bizim hekimimizi, sağlık çalışanımızı, hemşiremizi el üstüne tutmamız lazım” ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu, Dünya Prematüre Günü’nü kutlayarak konuşmasını tamamladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti’nin Amasra 8. Olağan İlçe Kongresi’ne katıldı. Burada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tunç, şunları söyledi:
“Hangi ırktan olursa olsun hepimiz biz Türk milletiyiz”
“Ülkemizi huzursuz eden her türlü şer şebekesi ile kararlı biçimde mücadele edeceğiz. Çetelerden temizlemeye, bu milletin güvenliğini, huzurunu bozmak isteyen her türlü şer şebekesi ile sonuna kadar mücadele edeceğiz. Terörün her türlüsü ile mücadele kararlıyız. 40 yıldan bu yana ülkemizi sıkıntıya sokan, binlerce şehit vermemize neden olan PKK terör örgütünü bitirinceye kadar bu mücadelemiz devam edecek ve elimizdeki her türlü imkanı kullanarak bunu başaracağız.
Bizi kimse birbirimizden ayıramaz. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi… Hangi ırktan olursa olsun hepimiz biz Türk milletiyiz, kardeşiz, beraberiz. O nedenle aramıza nifak tohumları sokmak isteyenlere müsaade etmeyeceğiz. İç cephemizi güçlendireceğiz, daha güçlü olacağız ve güneyimizde bir terör devleti kurulmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Türkler, Kürtler, Çerkezler, Lazlar. Hangi kökene sahip olurlarsa olsunlar hepimiz biz Türkiye’de yaşayan Türk milletinin fertleriyiz ve hepimiz kardeşiz. Dolayısıyla bu kardeşliğimizi hiçbir zaman bozdurmayacağız. İç cephemizi güçlendireceğiz ve birlik beraberlik içerisinde ülkemizi daha güçlü kılacağız. Dünyada hakkaniyeti, adaleti daha güçlü sağlayacağız inşallah.
Gezi Direnişi’ni hedef gösterdi: “Burada öldürülenler var, şehit edilen polisler var, taşlanan dükkanlar var, sokakları ateşe verenler var”
Bize ‘tünel lazım değil, betona yatırım’ diyorlardı. Öyle miymiş? Bunlar sadece Amasra tünelleri için değil ki. Bunlar İstanbul’daki köprülere de aynısını söylediler. Söylemediler mi? İstanbul Havalimanı, İstanbul Köprüsü yapılmasın diye o Marmaraylar, Avrasyalar yapılmasın diye Gezi olaylarına gerekçe gösterdikleri şeyler onlar değil miydi? İki ağaç bahaneydi. Bildiri okudular, o bildiride ne dediler? ‘Şunlar, şunlardan vazgeçilirse biz dükkanları taşlamayı, polise taş atmayı bırakırız’ dediler. Şimdi bazıları çıkmış ‘Gezi olayları masumdu, niye bunlar mahkum oldu’ diye soruyor. Tarafsız ve bağımsız yargı elbetteki maddi gerçek neyse ona göre karar veriyor. Kesinleşmiş bir hüküm var. ‘E batı böyle istiyor.’ Tamam da kardeşim Türk yargısı bağımsız ve tarafsız ve dosyadaki delillere göre ilk derecesi, istinafı, Yargıtay’ı karar vermiş. Burada öldürülenler var, şehit edilen polisler var, taşlanan dükkanlar var, sokakları ateşe verenler var. Bir hukuk devletinde şiddete yer var mı? Hukukta, adalette şiddete yer olur mu? Hukuk devletinin olduğu yerde dükkan taşlamak serbest mi? Polise taş atmak, basın araçlarını taşlamak, terörist elebaşlarının posterlerini o binalara asmak hukuk devletinde mümkün olabilir mi? Kendisine hukuk devletiyim diyen batı ülkeleri bunlara müsaade ediyor mu?
“Sırtını teröre yaslayanlara, sırtını PYD’ye PKK’ya yaslayanlara bu millet hiçbir zaman müsaade etmez”
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde şiddete, teröre yer yoktur. Hukuk devletinde şiddet çağrısı, Türk Ceza Kanunu’na göre de evrensel hukuka göre de suçtur. Hukuk devleti, şiddet çağrısına eğer müsaade ederse orası hukuk devleti değildir. İşte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk devletinden uzaklaştığını söyleyenler ama bir taraftan da ‘biz sırt sırtayız’… Sırtını teröre yaslayanlara, sırtını PYD’ye PKK’ya yaslayanlara bu millet hiçbir zaman müsaade etmez. Bunu böyle bilelim. Bu ülkenin huzurunu bozdurmayacağız. Çocuklarımızın geleceği için, gençlerimizin geleceği için, Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmak için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Cumhur İttifakı ile beraber, milletimizle beraber gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AK Parti Pamukkale 4. Olağan İlçe Kongresi Nihat Zeybekçi Kongre ve Kültür Merkezi Özay Gönlüm Salonunda gerçekleşti. 18 ilçede tamamlanan kongrelerin 19’uncusu Pamukkale’de gerçekleşti. Divan heyetinin seçilmesinin ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile kongre başladı. Kongrede konuşan ve Pamukkale ilçesini bir kez daha AK Parti Belediye Başkanı ile inşa edeceklerini vurgulayan AK Parti Denizli İl Başkanı Yücel Güngör, “Çalışacağız, koşacağız dünkünden daha çok çalışacağız. Pamukkale bir kez daha AK Partili Belediye Başkanı sizlerle birlikte inşa edeceğiz. Allah’ın izniyle 2028 yılında ve 2029 yılında göreceksiniz hep beraber Pamukkale’de bir zafere sizlerle birlikte imza atacağız” dedi.
“Pamukkale’yi bir kez daha AK Partili Belediye Başkanı ile inşa edeceğiz”
Kongrede konuşan ve daha da çok çalışacaklarını, 2028 ve 2029 yılındaki seçimlerde Pamukkale’de bir zafere imza atacaklarını belirten AK Parti Denizli İl Başkanı Yücel Güngör, “Vazgeçmeyeceğiz. Biz çalışacağız. Zafer Allah’a ait, çalışmak bize ait. Çalışacağız, koşacağız dünkünden daha çok çalışacağız. Pamukkale bir kez daha AK Partili Belediye Başkanı sizlerle birlikte inşa edeceğiz. Allah’ın izniyle 2028 yılında ve 2029 yılında göreceksiniz hep beraber Pamukkale’de bir zafere sizlerle birlikte imza atacağız. Bizim arkasında durmamız gereken bir tane liderimiz var. O da hayattayken sıkı sıkı sarılıp sahip çıkmamız gereken bir lider. O da adam gibi adam milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan’dır” diye konuştu.
“Kapı kapı gezerek gönül köprüleri kurmaya devam edeceğiz”
Pamukkale İlçe Başkanı ve tek listeden aday olan Osman Özpek, “Göreve geldiğimiz günden bu güne ahlak, cesaret, gayret ve samimiyetle Pamukkale’miz için çalışmalara başladık. Teşkilat mensubu arkadaşlarımla durmadan, yorulmadan kapı kapı gezerek gönül köprüleri kurmaya gayret ettikve devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın yükü çok ağır. Onun liderliğinde yılmak yok yedi düvele karşı mücadeleye devam edeceğiz. Bizim bir yeminimiz var. Bu bayrak inmeyecek, bu ezanlar susmayacak, bu millet diz çökmeyecek, bu ülke ilelebet payidar kalacak. Yine ve yeniden yeni zaferler diyerek kongremizin hayırları olsun diyorum ve katılımlarınız için herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.
Konuşmaların arından faaliyet raporu okundu. Gelir gider tablosunun okunmasının ardından gelecek dönem için tahmini bütçe de açıklandı. Kongrede son olarak seçime gidilirken, tek liste halinde gidilen seçimde Osman Özpek tekrardan ilçe başkan olarak seçildi. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Festival alanında büyük bir kalabalığın gözü önünde gerçekleşen kaza anı kameralara yansıdı. Görüntülerde, Caballero’nun yaptığı tehlikeli hareketin ardından olay yerinde can verdiği görülüyor. Göstericinin yanında bulunan diğer kişiler hızla alandan uzaklaştı.
Mahates kentinden gelen ve daha önce de benzer gösterilerde yer alan Caballero’nun ani ölümü, festivalin geri kalanını da gölgeledi. Yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma başlattı.
Bu yıl İspanya’da da benzer kazaların yaşandığını hatırlatan uzmanlar, bu tür etkinliklerde güvenlik önlemlerinin artırılması çağrısında bulundu. Valencia’da 64 yaşında bir kişinin ağır yaralandığı, Tordesillas kentinde ise başka bir göstericinin kaza geçirdiği bildirildi.



KolombiyaFestivalGüvenlik3-sayfaYaşamDünyaKaza
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NHC, bazı izole bölgelerde 75 santimetreye kadar yağış bırakması beklenen tropikal fırtınanın, Orta Amerika ülkeleri ve Meksika’nın güneyinde toprak kaymaları ve sellere neden olabileceği uyarısı yaptı.
Meksikalı yetkililer de tropikal fırtınanın Yucatan Yarımadası üzerinde yoğun yağışlara neden olabileceği konusunda halka uyarıda bulundu.
Uzmanlar, tropik fırtınanın ilerleyen haftalarda ABD’ye ulaşabileceğini belirterek, özellikle Florida’da ikamet edenlerin hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÖREV İÇİN YETERSİZ
* Trump, Savunma Bakanlığı için eski asker ve televizyon yorumcusu Pete Hegseth’i aday göstereceğini açıkladı. Çin karşıtlığı ile bilinin Hegseth, hem Irak hem de Afganistan’da farklı dönemlerde görev yaptı. Bazı yetkililer Hegseth’in bu görev için yeterli olmadığını iddia etti.
* Donald Trump, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilciliği görevine emlak zengini golf arkadaşı Yahudi işadamı Steven Witkoff’u atayacağını duyurdu. Witkoff, Filistin’de iki devletli çözüme karşı biri. Gazze saldırıları sırasında ateşkes ve barış görüşmelerine de itiraz etmesiyle dikkat çekmişti.
* İşadamı Elon Musk ve girişimci Vivek Ramaswamy yeni kurulacak Hükümet Verimliliği Bakanlığı’nı yönetecek. Trump, ikilinin savurgan harcamaların kesilmesinde etkili olacağını aktardı.

ABD’DE BAŞKANLIK DEVRİ ‘BARIŞÇIL’ OLACAK
ABD Başkanı Joe Biden ile seçilmiş başkan Donald Trump seçimden sonra ilk kez Washington’da bir araya geldi.
Görüşmenin başında Oval Ofis’te kameralara poz veren ve el sıkışan Biden ile Trump, birbirlerine teşekkür etti.
Biden, başkanlık görevini Trump’a sorunsuz bir şekilde devredeceğini vurgulayarak, “Yeniden hoş geldiniz. Pürüzsüz bir geçiş süreci olmasını bekliyoruz, ihtiyacınız olan her şeyi karşılamak üzere yapabileceğimiz her şeyi yapacağız” diye konuştu. Daha sonra söz alan Trump da “Siyaset zor bir iş ve çoğunlukla dünya çok hoş değil ama bugün dünya güzel. Geçiş süreci olabildiğince pürüzsüz olacak, bunun için çok minnettarım” ifadesini kullandı.
Daha sonra Trump ve Biden’ın, Beyaz Saray’daki basına kapalı görüşmesi, yaklaşık iki saat sürdü.
ANKARA-WASHINGTON İLİŞKİLERİNDE YENİ SAYFA
Donald Trump ikinci kez ABD’de başkanlık koltuğuna oturmaya hazırlanırken, Amerikalı uzmanlar Türkiye-ABD ilişkilerinin olumlu yönde ilerleyebileceğini düşünüyor. Eski ABD’nin Ankara Büyükelçisi, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Wilson Center Ortadoğu Programı Başkanı James Jeffrey, ikinci Trump döneminde ikili ilişkilerin geleceği konusunda “gayet iyimser” olduğunu vurguladı. Hudson Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Luke Coffey ise her yeni ABD yönetiminin müttefiklerle ilişkileri sıfırlama konusunda bir fırsat sunduğunu belirterek, “Bir fırsat sunacak, çünkü hem Başkan Trump hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan, pragmatik olabileceğini ve milli meseleleri her tür kişisel anlaşmazlığın önüne koyabileceğini kanıtladı” ifadesini kullandı.
ABD ASKERLERİ GÜNEY KIBRIS’A YERLEŞMEK İÇİN GÜN SAYIYOR
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından ABD’ye verildiği belirtilen eski bir Türk köyü olan Tatlısu’daki (Mari) helikopter üssünde çalışmalara hız verildiği bildirildi. Rum basınının Mari’deki Evangelos Florakis Helikopter Üssü ile ilgili yayımladığı haber fotoğraflarında, ABD’ye ait askeri iş makinelerinin bölgedeki çalışmalara katıldığı görüldü. Mari’deki deniz üssü ile liman bölgesinde de genişletme çalışmaları yürüten GKRY’nin, bu alanlarda ABD’den teknik destek aldığı ileri sürülürken, helikopter üssünün Vasiliko Elektrik Santrali’ne komşu olarak inşa edilmesi dikkati çekti. ABD’nin bölgede gizli helikopter üssü bulunduğu iddia edilmiş, Pentagon bu iddiaları ve Mari’ye üs kurulması konusuna dair soruları yanıtsız bırakmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Terör örgütü PKK/YPG, Fırat Nehri’nin doğusunda Irak sınırından başlayarak yaklaşık 122 kilometrelik bir hatta kurduğu onlarca gözlem kulesiyle Fırat Nehri’nin batısında konuşlu İran destekli grupları gözetleme olanağına sahip olacak. Kuleler sayesinde terör örgütü PKK/YPG, Fırat Nehri’nin iki yakasında silah ve petrol kaçakçılığını gözetleyebilecek. AA muhabiri, PKK/YPG’li teröristlerin inşa ettiği kuleleri ve kulelerin karşısında konuşlanan İran destekli grupların mevzilerini görüntüledi.

12 METRE YÜKSEKLİĞİNDE BETONARME KULELER
Kulelerin inşaat projesi, doğuda Suriye-Irak sınırındaki Bağoz beldesinden başlayarak Cedit Akidat beldesine kadar uzanıyor. Terör örgütü PKK/YPG, kuleleri yıl başından bu yana 1000 metrekare, yani yaklaşık bir dönüm alan üzerinde Arap çiftçilerin arazilerine el koyarak kurmaya başladı.
Her biri 12 metre yüksekliğindeki betonarme kuleler, teröristlere hem yer altında hem de üstünde faaliyet alanı tanıyor. Demirle güçlendirilerek beton duvarlarla çevrilen kuleler, toplamda 1000 metrekarelik bir alanı kaplıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

GELİŞMİŞ GÖZETİM SİSTEMLERİ
Kulelerin ABD ordusunun desteğiyle modern güvenlik teknolojileriyle donatıldığını aktaran kaynaklar, her kulede güvenlik kameraları, termal dürbünler, hafif ve orta çaplı silahlar, sinyal karıştırıcı sistemleri, anti-personel ve zırh delici füzelerin bulunduğunu anlattı.

PKK/YPG’li teröristler, inşası tamamlanan kulelere, terör örgütünün “öz savunma güçleri” olarak adlandırılan yapılanmasının üyelerini konuşlandırdı. Her bir kulede iki saatlik sürelerle 7-8 terörist nöbet tutuyor. Kulelerde görev yapan teröristlere her 24 saatte bir lojistik malzeme sağlayan araçlarla destek veriliyor. Ayrıca teröristler düzenli olarak kuleler arasında devriye geziyor. Terör örgütü, Deyrizor’un doğusunda Latva Ziban bölgesinde de kule inşaat faaliyetlerini sürdürüyor.

TOPRAKLAR GASBEDİLDİ
Güvenlik gerekçesiyle adını vermek istemeyen Bağozlu çiftçi, PKK/YPG’li teröristlerin nehrin kenarındaki tarlasından bir dönüm toprak gasbettiğini söyledi. Tarlasını belirli saatlerde ve teröristlerden izin almak zorunda kalarak sulayabildiğini söyleyen çiftçi, “İtiraz ettik. Ama boş. Tarlama sadece 09.00-17.00 saatlerinde girebiliyorum. Kulelere yakın evler boşaltıldı. Artık orada kimse yaşamıyor.” dedi.
Acil durumlarda nehrin bir yakasından diğerine geçişi sağlayan geçitlerin de kuleler nedeniyle engellendiğini belirten çiftçi, “Köylerin bir kısmı doğuda, kalan kısmı da batıda. Her iki tarafta akrabalarım var. Acil sağlık durumu olduğunda nehrin diğer tarafına geçiyorduk. Artık geçemiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başkan Erdoğan, geçtiğimiz gün Bakü’ye gitmişti. Burada BM İklim Zirvesi’ne katılmış ve ardından uçakta gazetecilerin sorularını cevaplamıştı. Başkan Erdoğan’ın İsrail ile ticareti tümüyle kestik mesajı dünya basınının gündemine girdi.

BAŞKAN ERDOĞAN’I ÖVDÜ
ABD merkezli VOA News, Başkan Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i övdü. BM iklim görüşmelerinde dünya liderlerinin en önemli isimlerinin katılmadığını, boşluğu başka liderlerin doldurduğunu bildirdi. Haberde 50 liderin konuşma yapacağı ancak bunlardan en önemlilerinin Aliyev ve Başkan Erdoğan olduğu belirtildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

BAŞKAN ERDOĞAN’IN SÖZLERİ GÜNDEMDE
ABD merkezli Newsweek, “Türkiye İsrail ile ilişkilerini kesti” başlığıyla haber yayınladı. Haberde, Başkan Erdoğan’ın sözlerine yer verildi.

Bir diğer ABD merkezli haber kuruluşuABC News, Başkan Erdoğan’ın Suriye ile normalleşme süreci hakkındaki görüşlerine yer verdi ve Başkan Erdoğan’ın “Suriye ile uzlaşma konusunda umutluyuz” sözünü başlığına taşıdı.

İngiltere merkezli Middle East Eye, Başkan Erdoğan’ın “Türkiye, İsrail ile tüm ilişkilerini kesiyor” ifadelerini başlığına taşıdı. Haberinde uçakta gazetecilere yapılan açıklamalara yer verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberi: Barbar İsrail ordusu, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde akıl almaz vahşetine devam ediyor. Çocuk, kadın demeden sivilleri katleden katil İsrail ordusu, yaralıları bile yattığı yerde vuruyor.

Gazze’de bir ay görev yapan İngiliz organ nakli uzmanı Prof. Dr. Nizam Mamode, İngiltere Parlamentosu’nun Uluslararası Kalkınma Komitesi’nin “Gazze’deki İnsani Durum” başlıklı oturumunda İsrail vahşetini anlattı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Mamode, bölgedeki manzarayı 2. Dünya Savaşı’nda atom bombası atılan Hiroşima ve Nagasaki’ye benzettiğini söyledi.

İnsanların çadır veya derme çatma yapılarda yaşadığını kaydeden Mamode, drone’ların, İsrail bombardımanlarının ardından operasyon yaptığını söyledi.

Mamode “Çadırların bulunduğu kalabalık bir noktaya bomba düştükten sonra drone’lar geliyordu, çocukları ve sivilleri vuruyordu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesini sabah saatlerinden itibaren en az 5 hava saldırısıyla hedef aldı. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre İsrail, Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiye’deki Gubeyri ve Burc el-Baracine bölgelerini hedef aldı.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee’nin tehdidinin ardından gelen şiddetli saldırılar sonrası bölgeyi toz ve duman bulutu kapladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Gubeyri bölgesine, ilk etapta ikisi İsrail’e ait bir insansız hava aracı, biri de savaş uçaklarıyla 3 hava saldırısı düzenlendi ve saldırılar sonucunda Gubeyri belediyesi yakınlarındaki bir bina yıkıldı. Hizbullah mensuplarının, Gubeyri’de bölge sakinlerini uyarmak ve tahliyeyi hızlandırmak için havaya yoğun ateş açtığı kaydedildi.

İsrail’in daha sonra yine Gubeyri’deki Tayyune bölgesine çok şiddetli bir saldırı daha düzenlediği ve bu saldırının sesinin tüm Beyrut’tan duyulduğu aktarıldı.
İsrail bombası yolcu uçağının yanına düştü!

Öte yandan İsrail güçlerinin Uluslararası Refik Hariri Havalimanı’na yakın bir noktaya bir hava saldırısı gerçekleştirdiği aktarıldı. Havalimanında bir yolcu uçağının yakınına düşen bomba büyük paniğe neden oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DİRENİŞ MUTFAĞI
Filistinli gastronomi içerik üreticisi Hamada Shoo, sosyal medyada yıllardır Gazze’nin kültürel zenginliklerini tanıtırken, İsrail’in saldırıları sonrası bambaşka bir görevi üstlenerek bir mülteci kampında çadır mutfak kurdu. Shoo, yardım paketlerinden çıkan sınırlı malzemelerle hazırladığı çikolatalı donutlardan sıcak makarnalara kadar birçok lezzetle çocukların yüzlerini güldürüyor. “Her yemek bir direnişin hikayesi” diyen Shoo, Gazze halkının zorluklara karşı mücadelesini dünyaya duyuruyor.

ÇOCUKLARI SEVİNDİREN GÖNÜLLÜ
Eskiden sosyal medya hesaplarında Gazze’nin pidelerini, çıtır kızarmış tavuklarını paylaşan Shoo, şimdi yardım paketlerinden hazırladığı yemeklerle kamptaki çocuklara mutluluk aşılıyor. Gönüllü kuruluşlarla iş birliği yapan Hamada Shoo, savaştan etkilenen çocuklara yalnızca besin değil moral ve psikolojik destek de sağlıyor. “Çocukların yüzlerindeki o mutluluğu görmek, bu işin değerini hatırlatıyor” diyen Shoo, savaşın gölgesinde yaşayan çocukların en sevdikleri lezzetleri tekrar tatmalarını sağlıyor.

SAMİRA’NIN MÜTEVAZI SOFRASI
Gazze’nin doğusunda, yoksulluğun izlerini en ağır şekilde taşıyan el-Zeytun Mahallesi’nde ise Samira Abu Amra’nın mütevazı mutfağı, bir umut kapısı olarak öne çıkıyor. Kendi imkanları ve hayırseverden aldığı bağışlarla ayakta kalan Samira, her hafta yaklaşık 70 aile için yemek hazırlıyor. İhtiyaç sahiplerine ulaşabilmek için kısıtlı kaynaklarını büyük bir titizlikle kullanan Samira, mahalledeki çocuklar ve ailelerin sıcak bir öğün için evinin önünde sıraya dizilmesine vesile oluyor. Çocuklar ve aileler, Samira’nın mutfağında buluşarak savaşın soğuk yüzüne karşı birlikte direniş sergiliyor.



Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – CHP DiyarbakırMilletvekili Sezgin Tanrıkulu, ” Hukuk, yasalarla yurttaşların başı derde girdiğinde vatadandaşın öngörüsü demektir. Yasa koyucu olarak bizim açımızdan bile öngörüden bahsetmek mümkün değil. Neden torba yasa yapıyorsunuz? Adı Noterlik yasası ama noterlikle ilgisi olmayan 12 yasa var. Bir parlamento bu kadar çok Anayasa’ya aykırı yasa yapabilir mi? Ondan sonra ya buradan ya da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor. Amacınız şu; Anayasa’ya aykırı bir kamu düzeni oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları geriye dönük yürümüyor. Yürümediği için de o arada oluşturduğunuz kamu düzeni yasallaşmış oluyor” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler devam ediyor. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, şunları söyledi:
” Türkiye’deki rejimin demokrasi olmadığını göstermek istiyorsunuz”
“Hukuk, yasalarla yurttaşların başı derde girdiğinde vatadandaşın öngörüsü demektir. Yasa koyucu olarak bizim açımızdan bile öngörüden bahsetmek mümkün değil. Neden torba yasa yapıyorsunuz? Adı Noterlik yasası ama noterlikle ilgisi olmayan 12 yasa var. Bir parlamento bu kadar çok Anayasa’ya aykırı yasa yapabilir mi? Ondan sonra ya buradan ya da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor. Burada yasama uzmanları var, biz varız ama Anayasa’ya aykırı yasa yapılıyor. Amacınız şu; Anayasa’ya aykırı bir kamu düzeni oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları geriye dönük yürümüyor. Yürümediği için de o arada oluşturduğunuz kamu düzeni yasallaşmış oluyor. Kanun Hükmünde Kararname ile bu kadar çok işlemin yapılmayacağını Cumhurbaşkanı’nın hukukçuları bilmiyor mu? Ama Anayasa’ya aykırı bir düzen oluşsun sonra Anayasa’ya aykırılık arkadan gelir. Böyle bir düzen olmaz. Hiçkimse Türkiye’ye demokratik demiyor. Yumuşak mı sert mi bir otokrasi arasında gidip geliyoruz. Etki Ajanlığı Yasası’na teorik olarak ihtiyacınız var mı? Bana göre yok. Torba ceza maddeleri var. Onlar sizin ihtiyacınızı zaten karşılıyor. Yargı düzeni bağımsız değil. İstediğiniz insanı istediğiniz biçimde bir soruşturma açıp, bir gizli tanık bulup içeri alabiliyorsunuz. Buna neden ihtiyaç duyuyorsunuz? Çünkü Türkiye’deki rejimin demokrasi olmadığını hem içeriye hem de dışarıya, aynı sınıfta yarıştığınız devletlere göstermek için. O devletler Rusya, Gürcistan, Kırgızistan, Macaristan. Artık biz demokrasi liginde değiliz. O nedenle kayyum yasasına ihtiyaç duyuyorsunuz. Ahmet Özer’in, Ahmet Türk’ün suçsuz olduğunu bilmiyor musunuz? Toplumsal barışımızın altına bu kayyum siyasetiyle, uyguladığınız dille en büyük dinamiti koyuyorsunuz. Böyle bir barış siyaseti, demokratik siyaset olmaz. Siyaseti bütün bu uygulamalarla zehirlediniz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı barışçıl eylemlerle başlayan olaylar, 2011 yılında iç savaş boyutlarına ulaşmıştı. Bölgedeki diğer ülkeler, Rusya ve ABD’nin de dahil olmasıyla vekalet savaşına dönüşen çatışmalarda bugüne kadar 500.000 kişi hayatını kaybetti.
Bugün Suriye dört farklı bölgeye ayrılmış durumda. Bunlar Esad yönetiminin ya da farklı ideoloji ve bağlantılara sahip çeşitli silahlı grupların ve tek taraflı ilan edilmiş oluşumların kontrolünde.
Suriye’de hangi grupların nerelere hakim olduğu, savaşın başından beri önemli ölçüde değişti.
Başlangıçta muhalif gruplara büyük miktarda toprak kaybeden Esad yönetimi, 2015 yılında Rusya’nın savaşa aktif müdahalesi sayesinde, bugün ülkenin üçte ikisini kontrol ediyor.
Ancak özellikle ülkenin kuzeyinde Türkiye ile sınır bölgesinde, kendilerini yetkili ilan eden gruplar ve uluslararası aktörlerin desteklediği silahlı örgütler tarafından çizilen birçok iç sınır bulunuyor.
Pros&Cons Güvenlik ve Risk Analizi Merkezi Direktörü Prof. Dr. Serhat Erkmen, “Şam’ın doğusundan Fırat Nehri’ne kadar olan bölgede daha yoğun bir İran etkisi var” diyor.
“ Akdeniz kıyı şeridinden Şam’a kadar uzanan bölge ile ülkenin güneyindeki topraklar, Rusya’nın etki alanı.”
İran ve Rusya, Esad yönetimine en fazla destek veren ülkeler.
Suriye’nin Akdeniz’deki başlıca limanının bulunduğu ve iç savaşın başından beri kritik önem taşıyan Lazkiye, Esad’ın kontrolünde.
İdlib kimin kontrolünde?
Suriye’nin Türkiye sınırındaki İdlib, Esad karşıtı cihatçı silahlı grupların ellerinde kalan son kaleleri.
Şam yönetiminin 2015 yılında kontrolünü kaybetmesinden bu yana İdlib, birçok rakip muhalif grubun kontrolü altına girdi.
İdlib’in hakimiyeti şu anda Sünni İslamcı siyasi ve silahlı örgüt ’ın (HTŞ) elinde.
BBC İzleme Servisi Cihatçı Medya Uzmanı Mina Al-Lami HTŞ’nin eski isminin “Nusra Cephesi” olduğunu belirtiyor ve “Bu isim birçok kişiye tanıdık gelecektir. Bu örgüt El Kaide’nin Suriye’deki koluydu” diye hatırlatıyor.
Suriye’deki muhalif gruplar El Kaide bağlantıları sebebiyle Nusra Cephesi ile işbirliği yapmayı reddederken, örgüt 2017’de El Kaide ile bağlarını kopardığını açıkladı.
Al-Lami, “Herkes, El Kaide etiketinden korkuyordu. Örgüt de, bağımsızlığını ilan etti.” diyor.
HTŞ bağımsız olduğunu, herhangi bir dış güçle bağlantısı bulunmadığını ve küresel cihat hedefleri olmadığını iddia ediyor. Ancak Birleşmiş Milletler (BM), ABD ve Türkiye, HTŞ’nin El Kaide ile bağlantısı olduğunu düşünüyor ve HTŞ’yi terör örgütü olarak sınıflandırıyor.
Suriyeli gazeteci ve Annaharar Gazetesi Türkiye Editörü Sarkis Kassargian bölgede HTŞ’yi destekleyen birçok radikal grup bulunduğunu, çoğunluğu Çinli Uygurlardan oluşan Türkistan İslam Partisi’nin de bunlardan biri olduğunu söylüyor.
HTŞ, Türkiye destekli silahlı grupların çoğunu İdlib’den çıkardıktan sonra İdlib’de fiili idari kontrolü ele aldı.
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “HTŞ’nin bakanlıkları var, sosyal medyayı aktif olarak kullanan bakanları var. Bakanlar yeni projeler duyuruyorlar, yeniden yapılandırma çalışmalarına odaklanıyorlar, mezuniyet törenlerine katılıyorlar” diyor ve ekliyor.
“Yani gerçekten kendini devletin içindeki bir alt devlet olarak sunmaya çalışıyor, kendi hizmetlerini sunuyor ve gerçekten uluslararası kamuoyunun onayını kazanmaya çalışıyor.”
Şam yönetimine muhalif Türkiye ile Şam yönetiminin müttefikleri Rusya ve İran, 2017 yılında Kazakistan’ın başkenti Astana’daki görüşmelerinde çatışmaları azaltmak için, İdlib’in de aralarında bulunduğu çatışmasızlık bölgeleri oluşturma kararı aldı.
Sonraki yıl Rusya ile Türkiye, İdlib’de muhalifler ve Suriye Ordusu arasında tampon bölge oluşturmak üzere anlaştı.
Afrin kimin kontrolünde?
Bir zamanlar Kürt grupların denetimindeki, Suriye’nin kuzeybatısında yer alan bölgesinin kontrolü bugün Türkiye destekli Esad muhaliflerinin elinde.
2018 yılında ABD’nin, Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Afrin’de sınır güvenlik gücü oluşturma kararının ardından Türkiye, sınırın karşı tarafındaki Kürt gruplara yönelik ‘nı başlattı. Ankara YPG’yi, ülkenin güneydoğusunda 30 yılı aşkın süredir çatıştığı PKK’nın bir kolu olarak ve milli güvenlik tehdidi olarak görüyor.
Zeytin Dalı Harekatı’ndan beri Afrin bölgesi Türkiye ile müttefiki Suriyeli grupların kontrolünde.
Türkiye 2017 yılında, desteklediği silahlı örgütleri (SMO) şemsiyesi altında toplamıştı. SMO, ilk etapta Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olarak adlandırılmıştı.
SMO’nun oluşumunda, Sultan Murat Tugayı gibi Türkiye ordusu ve istihbaratı ile bizzat bağlantılı olan örgütler ile Müslüman Kardeşler ve Katar’a bağlı diğer gruplar yer almıştı.
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Bildiğimiz kadarıyla bu gruplar cihatçı gruplarla beraber çalışmıyor. Türkiye’nin bölgedeki gündemi, öncelikleri ve hedefleri ile eşgüdüm içindeler. Yani, Kürtlerin yönetimindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Suriye hükümetinin güçlerinin kesinlikle karşısındalar” diyor.
Türkiye’nin desteğiyle SMO’nun kontrolünü ele aldığı bölgeler Afrin’den Cerablus’a, Fırat Nehri’nin batısına ve doğuda da Tel Abyad’dan Resulayn’a kadar uzanıyor.
SMO, Suriye Geçici Hükümeti isimli idari yapının parçası. Türkiye devleti ve ordusu da Afrin bölgesinde büyük rol oynuyor.
Menbic kimin denetiminde?
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de, ülkenin kuzeyinde büyük etkiye sahip.
Kürt ve Arap kökenli milisler ile muhalif gruplardan oluşan koalisyon, Fırat Nehri’nin doğusundan Irak sınırına kadar olan bölge ile batıdaki Tel Rıfat ve Menbic kentlerinin kontrolünü elinde tutuyor.
SDG 2018 yılında, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni kurarak tek taraflı olarak özerkliğini ilan etti. Suriye topraklarının dörtte biri SDG’nin kontrolünde ve bu alanda ABD ile Rusya’nın askeri üsleri bulunuyor.
Güvenlik uzmanı Serhat Erkmen, SDG’yi “Diğer muhalif yapılardan farklı olarak, bir tarafıyla Moskova, diğer tarafıyla Washington olmak üzere, iki ayrı kanaldan kendisine uluslararası meşruiyet yaratma hedefinde olan bir yapı” olarak tanımlıyor.
“Bir yandan Rusya’nın da yönlendirmesiyle Suriye hükümetiyle görüşmeler yapıp Suriye’nin geleceğine nasıl entegre olabileceğine dair mevcut Beşar Esad yönetimiyle görüşmelerini devam ettirirken, diğer tarafıyla onun kendi ülkesinde kesinlikle reddettiği ABD ile yakın politik, ekonomik ve askeri işbirliği yapıyor.”
Suriye’deki IŞİD tehdidi bitti mi?
(IŞİD) ya da Arapça ismiyle DAEŞ olarak da bilinen örgüt, 2014 yılında halifelik ilan etmiş, yıllar içinde Suriye ve Irak’ta geniş toprakları ele geçirmişti.
IŞİD’in ortaya çıkması Suriye’deki savaşın gidişatını değiştirmişti. ABD öncülüğünde 70’ten fazla devlet, IŞİD’e karşı koalisyon kurmuştu.
2019 yılında bu koalisyon IŞİD’i, Suriye’de elinde kalan son topraktan da çıkardı. Ama Suriye’de IŞİD tehdidi tamamen sona erdi mi?
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Yeniden, vur-kaç saldırıları düzenleyen bir muhalif gruba dönüştü. Ancak hala Suriye’de çok aktifler, hatta bu sene saldırıları kayda değer miktarda arttı” diyor.
Al-Lami’ye göre IŞİD, Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrol ettiği kamplardaki savaşçılarını ve ailelerini serbest bırakabilirse bir dönüm noktası yaşanabilir.
Uluslararası Af Örgütü, IŞİD’in yenilmesinin üzerinden beş yıldan uzun süre geçmesine rağmen hala on binlerce kişinin alıkonduğunu söylüyor.
El Hol ve Roj kampları ile en az 27 gözaltı tesisinde 11.500 erkek, 14.500 kadın ve 30.000 çocuğun alıkonduğu tahmin ediliyor.
Mina al-Lami, “IŞİD’in gözü o kampların üzerinde. Bu kampları ve hapishaneleri basıp, alıkonulan insanları serbest bırakmak için herhangi bir kriz çıkmasını, güvenlik önlemlerinde herhangi bir zayıflama olmasını bekliyor” diyor.
“Örneğin Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlere karşı büyük bir askeri operasyon düzenlemesi, ya da ABD’nin Suriye’deki Şii milis gruplara yönelik bir operasyon düzenlemesi, bu tarz bir kriz oluşturabilir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – ABD Başkanı seçilen Donald Trump, görevi 20 Ocak’ta devralacağı Joe Biden ile Beyaz Saray’da bir araya geldi. Trump’ı karşılayan Biden yaptığı açıklamada, Trump’a Ocak ayında sorunsuz bir iktidar devretme sözü verdi. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, yaklaşık iki saat süren görüşmede, Trump ve Biden’ın ulusal güvenlik ve iç politika konularını ele aldığını açıkladı.
ABD’de 4 Kasım’da yapılan seçimlerde 47’inci Başkan seçilen Donald Trump, “Beyaz Saray’ı geri kazanmasından” bir hafta sonra Başkan Joe Biden ile görüşmek üzere Beyaz Saray’a geldi.
Trump’ı karşılayan Biden, basına yaptığı kısa açıklamada, “yumuşak bir iktidar geçişi” çağrısında bulundu.
Biden, “Söylediğimiz gibi, yumuşak bir geçiş geçirmeyi, ihtiyaç duyduğunuz her şeyi karşılamak için elimizden geleni yapmayı dört gözle bekliyoruz. Tekrar hoş geldiniz” dedi. Görevi 20 Ocak’ta devralacak olan Trump ise “Siyaset zordur ve pek çok durumda pek hoş bir dünya değildir, ancak bugün hoş bir dünya ve olabildiğince sorunsuz bir geçişi çok takdir ediyorum ve bunu çok takdir ediyorum” dedi.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, iki saat süren görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Başkan Joe Biden’ın seçilmiş Başkan Donald Trump ile Oval Ofis’te yaptığı görüşmenin “önemli bir toplantı – görüş alışverişi” olduğunu söyledi.
Jean-Pierre, “Toplantıda ulusun ve dünyanın karşı karşıya olduğu önemli ulusal güvenlik ve iç politika konuları ele alındı. Başkan Biden ayrıca Kongre’nin halefinin seçildiği ancak görev süresinin başlamasından önceki dönemi için yapılacaklar listesinde yer alan, hükümetin finanse edilmesi ve Başkan’ın talep ettiği afet ek fonunun sağlanması gibi önemli konuları da gündeme getirdi” ifadelerini kullandı.
Jean-Pierre, Biden’ın, seçimden bir gün sonra seçilmiş Başkana ve geçen hafta Rose Garden’da Amerikan halkına yönelik yaptığı “Düzenli bir geçiş ve barışçıl bir iktidar geçişi sağlayacağız” ifadelerini yinelediğini belirtti.
Joe Biden’ın Donald Trump ile görüşmesine, Biden’ın özel kalem müdürü Jeff Zients’in yanı sıra seçilmiş başkan Trump’ın kısa süre önce Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü olarak görev yapacağını açıkladığı Susie Wiles da katıldı. Trump’ın kampanyasını yöneten Wiles, bu görevi üstlenen ilk kadın olacak.
Joe Biden’ın eşi Jill Biden da Trump’ı karşılama töreninde Biden’a eşlik etti.
Beyaz Saray, Jill Biden’ın Trump’a eşi Melania Trump için el yazısıyla yazılmış bir tebrik mektubu verdiğini ve “ekibinin geçiş sürecine yardımcı olmaya hazır olduğunu ifade ettiğini” bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polonya’nın kuzeyindeki Redzikowo köyü yakınlarında inşa edilen ABD füze savunma sisteminin bir parçası olan Aegeis Ashore Füze Savunma Üssü bugün düzenlenen törenle faaliyete girdi. ABD ve onun Avrupalı müttefiklerini İran başta olmak üzere Orta Doğu’dan gelecek füze tehditlerine karşı korumayı amaçlayan füze savunma üssünün her biri 8’er SM-3 IIA önleyici füzesine sahip 3 adet MK41 dikey atım sistemi ve 1 adet SPY-1D balistik füze erken uyarı radarı ile donatıldığı bildirildi.
Bin ile 3 bin kilometre arasında menzile sahip füzelerinin bulunduğu üssün aynı zamanda NATO savunma sisteminin önemli bir unsuru olduğu belirtildi. Üssün açılışında konuşan Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, ABD ordusu gibi dünyanın güvenliğini koruyacak olan Aegeis Ashore Füze Savunma Üssü’nün açılışından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Şimdi tüm dünya açık ve net bir şekilde burasının artık Rusya’nın etki alanı olmadığını görecek” ifadelerini kullanan Duda, Polonya genelinde halihazırda 10 bine yakın ABD askerinin görev yaptığını, ABD’nin Polonya ve tüm NATO’nun güvenliğinin garantörü olduğunu söyledi.
Aegeis Ashore Füze Savunma Üssün’nde 500’e yakın ABD askerinin görev yapacağı belirtilirken Polonya hükümeti üssün gelecekte Rusya’dan gelebilecek tehditlere karşı da Polonya’yı savunmasını bekliyor. – VARŞOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Kongresi’nin iki yasama organından biri olan Senato’da Çoğunluk Lideri içim seçim yapıldı. Senatonun çoğunluk liderliğine Güney Dakota Senatörü John Thune seçildi. Cumhuriyetçi Partili senatörler tarafından seçilen Thune, görevi 2007 yılından bu yana Senatodaki Cumhuriyetçilerin liderliğini üstlenen 82 yaşındaki Kentucky Senatörü Mitch McConnel’dan devralacak.
Halihazırda Senato Azınlık Lider Yardımcısı olarak görev yapan Thune’un Senatonun Çoğunluk Lideri olarak görevi, ocak ayında yeni seçilen senatörlerin göreve gelmesiyle birlikte devralması bekleniyor.
ABD basınında yer alan haberlere göre, kapalı kapılar ardında yapılan gizli oylamada, Thune 29 oy, rakibi Texas Senatörü John Cornyn ise 24 oy aldı. Haberlerde, daha önce kendisini seçilmiş başkan Donald Trump’ın adayı olarak tanıtan ve Trump’ın sağcı müttefikleri tarafından desteklenen Florida Senatörü Rick Scott ise önceki oylama turunda sadece 13 oy aldı ve diğer adaylar Thune ile Cornyn’in oldukça gerisinde kalması nedeniyle yarıştan çekilmek zorunda kaldı.
1961 doğumlu Thune, 2005 yılından bu yana Güney Dakota Senatörü olarak görev yapıyor. Senatoda dördüncü döneminde bulunan Thune, 2021’den bu yana da Azınlık Lideri Yardımcısı vazifesinde bulunuyor. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, fotokapan ile görüntülenen Anadolu Parsının görüntülerini sosyal medya hesabından paylaştı.
Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, “Tüm ihtişamıyla, bugüne kadar kaydedilen en net görüntülerinden biriyle ormanlarımızın gizli kahramanı Anadolu Parsı. Tüm imkanlarımızla bu kıymetli hazinemizi korumaya devam edeceğiz” dedi. Bakan Yumaklı paylaşımında Anadolu Parsı’nın görüntülerine de yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnanlı yetkililerden alınan bilgiye göre, Beyrut’taki Camille Chamoun Sports City Stadium’un, yerinden edilenlerin yerleştirileceği bir merkez haline getirilmesi için inşa ve donatım çalışmalarına başlandı.
Onlarca işçi, söz konusu spor tesisinde oda inşası ve su tesisatı kurulumuna yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Beyrut Belediyesi ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle inşa edilecek merkeze, İsrail saldırılarında evleri yıkılan veya evlerinden ayrılmak zorunda kalan aileler yerleştirilecek.
Merkeze, yerinden edilenler ve Beyrut’taki okullarda veya özel mekanlarda kalanlar kabul edilecek.
Yerel kaynaklara göre, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları nedeniyle bugüne kadar 1 milyon 200 binden fazla insan yerinden edildi. Bu da Lübnan nüfusunun yüzde 20’sinden fazlasını oluşturuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kazanan ve 20 Ocak 2025’te göreve başlaması beklenen Donald Trump’ın kabinesinde bir isim daha belli oldu. Trump, yaptığı açıklamada, Ulusal İstihbarat Direktörü olarak eski Demokrat Kongre Üyesi Tulsi Gabbard’ı seçtiğini aktardı. Trump, “Tulsi 20 yılı aşkın bir süredir ülkemiz ve tüm ABD’lilerin özgürlükleri için mücadele etmekte. Demokratların eski başkan adayı olarak her iki partide de geniş bir desteğe sahip olan Tulsi, artık gururlu bir Cumhuriyetçi. Tulsi’nin kariyerini tanımlayan korkusuzluğunu istihbarat topluluğumuza yansıtacağına, anayasal haklarımızı savunacağını ve barışı güvence altına alacağını biliyorum. Tulsi hepimizi gururlandıracak” dedi. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vietnam’ın başkenti Hanoi’de bu yıl yedincisi düzenlenen “Hanoi Uluslararası Film Festivali”nin geliştirme bölümünde yarışan film, “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü.
Festivalin geliştirme bölümünde Bangladeş, Malezya, Hindistan, Türkiye, Arjantin ve Vietnam’dan 8 proje yarıştı.
Bir hafta süren festivalde iki gün konuk olarak ağırlanan yönetmen Soysal, “Rahma” projesini tanıtmanın yanı sıra Türk sineması hakkında da Vietnamlı sinemaseverlere bilgi aktardı.
Soysal, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, çekimlerine hazırlandığı “Rahma” filminin ödüle değer görülmesinden mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Vietnam’da düzenlenen festivalde bulunmak benim için farklı bir deneyimdi. Festivallerin en güzel tarafı farklı coğrafyalardan insanlarla bir araya gelmek, onları sinema penceresinden tanıyabilmek. İki günlük konukluğum sırasında bölgenin sineması hakkında yakından fikir edinme fırsatım da oldu. Hanoi Uluslararası Film Festivali’nin değerli jürisine projemi ödüle layık gördükleri için teşekkür ediyorum. Festival yönetimine ve ekibini de başarılı organizasyonları için kutluyorum.” dedi.
Proje, 2023’te TRT 12 Punto Senaryo Geliştirme Platformu’ndan “Ön Alım”, geçen ay Çanakkale’de ilki düzenlenen Troya Proje Geliştirme Platformu’ndan ise “En İyi Proje” ödüllerini kazanmıştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen “Rahma”, yurt dışında da BulgaristanKültür Bakanlığı Film Fonu’ndan ortak yapım desteği aldı.
Konusunda “Anne sadece doğuran kişi midir, yoksa daha çok bağ kuran mıdır?” sorusunun cevabını arayacak olan film için ayrıca Balkon Film Yapım ve Ars Digital Yapım ortaklığında Avrupa’nın büyük fonu olan Euroimage’a da başvuru için hazırlanılıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ICARDI’NIN YERİNİ JOVİC DOLDURACAK
Calcio Mercato’da yer alan habere göre; Galatasaray, Milan forması giyen Luka Jovic ile ilgileniyor. Mauro Icardi’nin sakatlığı sonrası forvet transferi yapmak isteyen sarı kırmızılı takım, Milan’ın 26 yaşındaki golcüyü radarına aldı. Sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Sırp golcünün ayrılığa sıcak baktığı belirtildi. Ayrıca yıldız isme İtalya’dan da taliplerin olduğu vurgulandı.

JOVIC’İN RAKAMLARI
Luka Jovic, bu sezon Milan’da istediğini bulamadı. Sadece 4 maçta forma giyebilen 26 yaşındaki golcü, 1 kez gol sevinci yaşadı. Kızılyıldız, Benfica, Frankfurt, Real Madrid ve Fiorentina formaları giyen Jovic, kariyeri boyunca tüm kulvarlarda çıktığı 297 maçta 82 gol, 26 asistlik performans sergiledi. Sırbistan Milli Takımı’nın da formasını terleton deneyimli forvet, 42 karşılaşmada 11 gol attı ve 2 asist yaptı. Luka Jovic’in güncel piyasa değeri ise 5 milyon euro.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde Teknik Direktör Vincenzo Montella yönetiminde gerçekleştirilen idmanda ısınmanın ardından kuvvet ve çabukluk çalışmaları yapıldı. Daha sonra taktik varyasyonlar üzerinde duruldu. Son bölümde 3 takıma ayrılan futbolcular, turnuva şeklinde düzenlenen maç yaptı ve kazanan yeşil ekip oldu.
Öte yandan sol arka adalesinde gerilme ve ödem olan Ahmed Kutucu çalışmada da yer almazken, yüksek ateş nedeniyle iki gündür idmanlara çıkamayan Emirhan Topçu, bugünkü antrenmana katıldı. Hakan Çalhanoğlu ise takımdan ayrı bireysel antrenman yaptı.
Ay-yıldızlıların bu akşamki çalışmasını TFF Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu, TFF Başkan Vekili Ceyhun Kazancı ve Genel Sekreter Abdullah Ayaz da tribünden takip etti.
Ay-yıldızlılar, yarın saat 16.30’da basına kapalı olarak yapacağı antrenmanla Galler maçının hazırlıklarını sürdürecek. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kazanan ve 20 Ocak 2025’te göreve başlaması beklenen Donald Trump’ın kabinesi belli oluyor. Trump, yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı için Florida Senatörü Marco Rubio’yu aday gösterdi. Trump, “Marco son derece saygın bir lider ve özgürlük için çok güçlü bir ses. Ulusumuzun için güçlü bir savunucusu, müttefiklerimiz için gerçek bir dost ve düşmanlarımıza karşı asla geri adım atmayacak korkusuz bir savaşçı olacaktır” dedi. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İMZALANAN ANLAŞMADA KRİTİK BİR MADDE VAR
Putin’in onayladığı, Rusya ile Kuzey Kore arasında stratejik ortaklık kurulmasını içeren anlaşma, ülkenin yasal bilgi sisteminde yayımlandı. İki ülke arasındaki ilişkilerin savunma, tarım, sağlık, eğitim gibi çok sayıda alanda geliştirilmesini öngören anlaşma, taraflardan birine saldırı yapılması halinde diğer tarafın askeri yardım sağlayacağına yönelik bir madde de içeriyor.
ORTAK ASKERİ TATBİKATLAR DÜZENLEYEBİLECEKLER
Anlaşmaya göre, iki ülke “savaşı önlemek ve savunma kabiliyetlerini güçlendirmek” amacıyla ortak askeri tatbikatlar da düzenleyebilecek. Söz konusu anlaşma, Putin’in Kuzey Kore’ye haziran ayında gerçekleştirdiği ziyarette imzalanmış, ardından Rus parlamentosunun alt kanadı Duma ve parlamentonun üst kanadı Federasyon Konseyi tarafından onaylanmıştı.

Uluslararası İlişkilerVladimir PutinKuzey KoreDiplomasiPolitikaGüvenlikSavunmaGüncelDünyaTarımRusya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖLDÜRÜLENLER MUHALİF
Öldürülen politikacılardan 34’ünün yerel seçimlerde aday olduklarını aktaran kuruluş, 34 kişiden 29’unun belediye başkanlığına, 5’inin ise eyalet meclis üyeliğine aday olduğunu açıkladı. Öldürülen 34 adayın ayrıca mevcut belediye yönetimlerine muhalif partilerden olduğuna dikkat çeken kuruluş, 7 adayın ise kadın olduğunu açıkladı.
SON ÖLDÜRÜLEN POLİTİKACI ALMA BARRAGAN
Ülkede en son öldürülen politikacının 34 yaşındaki aday Alma Barragan olduğu ifade edilirken, Barragan’ın dün öğleden sonra seçim kampanyası yürütmek için halkın arasında dolaştığı sırada bir grup silahlı saldırgan tarafından öldürüldüğü belirtildi.
SON SUİKAST GİRİŞİMİ BU SABAH OLDU
Ülkedeki son suikast girişimi ise sabah saatlerinde Acapulco Belediye Başkan Adayı Jose Alberto Alonso Gutierrez’e düzenlenirken, Gutierrez saldırıdan sağ kurtuldu. Halk ise güvenli bir seçim ortamı oluşturulması konusunda yetkililerden yardım bekliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törene Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Askeri Ataşe Tuğgeneral Gaffar Gören, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, Büyükelçilik çalışanları, Türk kurumlarının temsilcileri ve Türk eğitim kurumlarının öğrencileri katıldı.
Saat 09.05’teki saygı duruşunun ardından anıtın yakınında bulunan Büyükelçilik’teki Türk bayrağı yarıya indirildi. Büyükelçi Bağcı, anıta çelenk bıraktı, törende İstiklal Marşı okundu.
Törende konuşan Bağcı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ebediyete intikal etmiş tüm kahramanları, gazileri ve şehitleri rahmet ve şükranla andığını belirtti.
Bağcı, hayatını ülkesine ve milletine adayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkenin içinde bulunduğu zorluklara ve sahip olduğu kısıtlı imkanlara rağmen milletinden aldığı güç ve destekle Türk milletinin kaderini ve tarihin akışını değiştirdiğini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduğunu söyledi.
Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözlerinin bugün de Türk dış politikasının temel yol gösterici ilkesi olmayı sürdürdüğünü dile getiren Bağcı, “Atatürk, döneminin çok ötesindeki devlet anlayışı, ileri görüşlülüğü ve milletine olan inancıyla sadece Türk milletine değil tüm dünyaya örnek olmuş bir devlet adamıdır. Fikir ve eserleriyle yaşadığı dönemin çok ötesine damgasını vurmuş bir liderdir.” dedi.
Bağcı, devlet, millet, vatan ve bayrağın en büyük değer ve Türk toplumunu birbirine bağlayan ortak paydalar olduğunu vurgulayarak, “Atatürk’ün bizlere vasiyeti, çağdaş uygarlık düzeyinde olmak, bayrağımızı şanla, şerefle ve başarıyla tüm dünyada dalgalandırmak, milletimizi ve vatanımızı karşılıksız sevmektir. Bu tarihi sorumluluklarımızı yerine getirmek bakımından usanmadan, yılgınlığa kapılmadan ve şikayet etmeden çalışmak ise gelecek nesillere karşı en büyük sorumluluğumuz ve ödevimizdir.” ifadelerini kullandı.
Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir.” sözlerinin Türkiye’nin Azerbaycan’la kardeşlik ilişkilerine ışık tuttuğuna ve yol gösterdiğine işaret eden Bağcı, “Bugün de tıpkı tarihte olduğu gibi, Ulu Önder Atatürk’ün bizlere gösterdiği hedef doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanlarımız Recep Tayyip Erdoğan ve İlham Aliyev’in güçlü liderlikleri ve iradelerinin açtığı müstesna yolda, Azerbaycan ile kardeşlik ilişkilerimizi geliştirerek daha da derinleştirmeye ve köklerini tarihin derinliklerinden alan ulu bir çınara dönüştürmeye çalışmaktayız.” şeklinde konuştu.
Bağcı, dünya tarihine damga vuran Atatürk gibi bir lidere sahip oldukları için her zaman büyük gurur duyduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bundan bir asır önce İstiklal Harbi’ni başlatarak Anadolu topraklarına gömülmeye çalışılan milletimizin önünde yeni bir ufuk açan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu milletin en önemli değerlerinden birisidir. Atatürk’e ve Cumhuriyetimize yapılacak en büyük katkı, ülkemizin içinden geçtiği şu kritik dönemde birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, özellikle de ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize sıkı sıkıya sahip çıkmaktır. Türkiye’nin asıl gücü, insanımızın birliği, beraberliği, kardeşliğidir ve bundan kaynaklanan cesaretidir. Akıl ve alın teriyle geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz. Güçlenen Türkiye’nin yükselen yıldızı, amiral gemisi, yerli ve milli savunma sanayimiz ile tam bağımsız, ‘Lider Ülke, Güçlü Türkiye’ hedefimize emin adımlarla yürüyoruz. Güçlü ordumuzla dosta güven, düşmana korku veriyor, mazlumlara umut oluyoruz. Dış politikamızı ‘Yurtta sulh, dünyada sulh’ ilkesi doğrultusunda sürdürüyoruz. Bugün sahada ve masada güçlü Türkiye vardır.”
Bakü Türk Anadolu Lisesi’nde anma programı düzenlendi
Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bakü Türk Anadolu Lisesi’nde Büyük Önder Atatürk’ün vefatının 86. yılı dolayısıyla anma programı düzenlendi.
Atatürk ve silah arkadaşlarıyla Türkiye ve Azerbaycan’ın bağımsızlığı için canlarını feda eden şehitlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan programda iki ülkenin milli marşları okundu.
Programda öğrenciler, Cumhuriyet Oratoryosu ve Atatürk’le ilgili şiirler seslendirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATATÜRK MOZOLESİNE ÇELENK BIRAKTI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anıtkabir‘deki Atatürk mozolesine çelenk bıraktı. Ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Anıtkabir özel defterine şunları yazdı: “Aziz Atatürk, sizi bir kez daha rahmetle yad ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’ni güçlendirmek, istikrar içinde büyütmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonu ile 85 milyon tek yürek olarak kutlu yolculuğumuzu emin adımlarla sürdürüyoruz. Barışın, adaletin egemen olduğu Türkiye inşa edene kadar durmadan, dinlenmeden yürüyeceğiz. Ruhun şad olsun.”

SÜRÜCÜLER ARAÇLARINDAN İNEREK SAYGI DURUŞUNA KATILDI
Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu 09.05’te tüm yurtta sirenlerin çalmasıyla cadde ve sokaklarında vatandaşlar saygı duruşunda bulundu. Sürücüler araçlarından inerek saygı duruşuna katıldı. Bazı sürücüler de kornaya basarak sirenlere eşlik etti.

Erdem AksoyHaberler.com – PolitikaMustafa Kemal AtatürkTürkiye CumhuriyetiAnıtkabirPolitikaTürkiye3-sayfaGündemYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Hatay’da Uzun Çarşı’dan sonra Defne Belediyesi Çekmece Ek Hizmet Binasındaki programa katıldı.
Türk Belediyeler Birliği (TBB) adına Hatay ve ilçelerine 24 adet belediye hizmet aracı, 1000 adet de çöp konteyneri hibe ettiklerini söyleyen İmamoğlu, “Biz hizmeti AK Partili belediyeye, CHP’li belediyeye Türkiye İşçi partisinden bir belediyeye verdik. Biz adalete, hakkaniyete inanan insanlarız. O yüzden rakip siyasi partilere aynı davranırız. Onların yaptığı gibi yapmayız, herkese adaletli davranırız. Particilik, tarafgirlik bir virüs gibi tüm ortak değerlerimizi parçaladı. İstanbul’daki belediyelerden partizanlığı söküp attım, Türkiye’den de atacağız” diye konuştu.
“BEN 11 YILDIR SİZİNLE UĞRAŞIYORUM, GİDENE KADAR DA UĞRAŞACAĞIM”
İmamoğlu, kayyum atanan belediyeler hakkında da şunları söyledi: “Uğraşmak derken onlar zannediyorlar ki Ekrem İmamoğlu‘nu yıldırırız. Ben 11 senedir sizinle uğraşıyorum. Gidene kadar da uğraşacam gidene kadar. Yani bu şehrin insanları birilerini seçecek, uydurma iddianamelerle, uydurma tavırlarla, uydurma bir takım yaptığınız işlerle ama yargıda ama mülki amirler üzerinde bunları yapacaksınız, biz de öyle köşede oturacağız öyle mi?
Bakın size bir şey söyleyeyim sevgili hemşerilerim. 11 parti ile irtibat kurduk. Ben pazartesi günü 10 genel başkanla görüştüm. Bir tanesi de vermedi randevuyu, istismar edilir dedi. Saygı duyuyoruz şimdilik ama ondan da istemeye devam edeceğim randevuyu, hiç elimizden kurtulamaz. 10 parti genel başkanı bu konuda haksızlık, hukuksuzluk yapıldığını, hakkında hukuksuz karar verilen kişilerle aynı fikirde olmamasına rağmen, onun fikirlerine karşı çıkmasına rağmen, birkaç genel başkan ‘ben uygulamaya bakarım’ dedi, ‘bu haksızlığa karşıyım’ dedi. Milletin iradesine kimse dokunamaz dedi. Meclis’te bunun çalışması yapılacak.
Genel başkanımızla konuştuk. Onun talimat verdiği genel başkan vekillerimizle bir çalışma yapılacak. Ortak bir kanun maddesini meclisin gündemine getirecekler. TBMM’de iktidar en fazla yüzde 20 temsil eder. Yüzde 80’e yakını bu otokrat kafaya karşıdır kardeşim. Bu bazen oyla tespit edilmez biz bunu yaşıyoruz şu an. Bu uygulama haksız uygulamadır. Dolayısıyla Esenyurt’ta bunlar olacak, Mardin’de, Şanlıurfa’da bu işler olacak adalet mücadelesi veren kendisi de adaletsizlik yapacak bu insanlarla Ekrem İmamoğlu uğraşmayacak öyle mi hadi oradan.”
“BİZ BURAYA GELDİK DİYE ŞEHRİN VALİSİ VE BELEDİYE BAŞKANI İZNE ÇIKTI”
Bugün Antakya’ya geldikleri için şehrin valisi ve belediye başkanının izne çıktığını söyleyen İmamoğlu, “Biz buraya geldik diye şehrin valisi de izne çıktı şehrin büyükşehir belediye başkanı da. Şimdi ben bunlara eskiden üzülüyordum ama ben onlara iyilik yapıyorum onlar için dua ediyorum. Diyorum ki; Allah sizi ıslah etsin, Allah size akıl versin. Şimdi bu tam bir nezaketsizliktir ama önemli değil. Benim için önemli olan ne biliyor musunuz? Benim için hakkını vermeyen vekil değil; hakkını vermeyen, temsil etmeyen yönetici değil. Benim için asıl olan millet millet, sizsiniz. Ben onlara dua etmeye devam edeceğim Allah akıl versin.
Bu arada bu aralar bir moda var. Ekrem İmamoğlu’na laf atarsak birinin gözüne gireriz. Onların kimin gözüne girmek istediğini biliyorsunuz değil mi? Bir kişi. Yeter ki onun gözüne girsinler. Hani kameraya girmeye çalışanları hatırlıyorsunuz değil mi yanında durmaya çalışanları. Yahu onun değil, milletin yanında olacak, milletin yanında duracaksın, milletin. Ama biz bunu bunlara öğreteceğiz. Yavaş yavaş. Bak, ne yapalım? Hızla olmuyor ama yavaş yavaş, olacak.
Bazı eksiklerimiz olabilir, bazı hatalarımız olabilir. Düzelteceğiz. Milletimizin hak ettiği özgürlüğü, bu güzel cumhuriyete yakışan demokrasiyi elde etmek için size söz veriyorum. Bu kardeşiniz yola çıkmıştır. Sizi mahcup etmeyecek ve bunu başaracağız” şeklinde konuştu.

Devlet BahçeliEkrem İmamoğluİmamoğluPolitika3-sayfaKayyumGündemMHP
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ASILAN PANKART TEPKİ ÇEKTİ
Gelibolu Belediyesinin anma için astığı afişler ise büyük tepki çekti. Çanakkale Savaşları açısından büyük öneme sahip Gelibolu ilçesinde belediye tarafından ilçede 10 Kasım Atatürk’ü anma vesilesiyle ilçeye asılan Atatürk pankartı tepki çekti.

TEPKİLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜDÜ
Atatürk’ü demir parmaklıklar arkasında gösteren resmiilçeye asıldı. Belediye gelen tepkilerin ardından o pankartı kaldırarak ay yıldızlı Atatürk resmini astı.
Mustafa Kemal AtatürkYerel HaberlerÇanakkalePolitika10 KasımGelibolu3-sayfaYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Söz konusu iddialar sonrasında başlattığı soruşturmanın tamamlandığını duyuran Yavaş, 11 Kasım Pazartesi günü saat 15.00’te konuya ilişkin açıklama yapacağını söyledi.
Hatası olan herkesin soruşturulduğunu belirten Yavaş, “Pazartesi saat 15.00’te açıklama yapacağım. Tüm Türkiye’nin de izlemesini isterim bir görsünler bakalım hesap kitap neymiş. Hatası olan da savcılığa gider. Şu ana kadar hiçbir şeyi gizlemedik. Bütün iddialar benim belediyemde soruşturulur. Bazı bürokratlarım üzülüyor soruşturmalara ama temize çıkmaları iyidir. Bir itiraz geldiğinde bunu mutlaka teftiş ediyoruz. Bu ihaleyi yapan Kültür Dairemiz’dir burada da hataları olan varsa gereğini yaparlar.” ifadelerini kullandı.
Yavaş, son olarak ise, “Çalınmadan da çalışılabileceğini göstermek en büyük şiarımız” dedi.

Cumhuriyet BayramıMansur YavaşPolitika3-sayfa29 EkimAnkaraHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ahmet Özer’in 40 yıl devlete hizmet ettiğini dile getiren Bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Asistanlık yapmış, arkasından doktorasını yapmış, doçent olmuş, profesör olmuş. GAP Belediyeler Birliği’nde genel sekreterlik, dekanlık, rektör yardımcılığı yapmış. Kimsenin onu tutuklamak, onun terör örgütü üyesi olduğu aklına gelmemiş. Cumhuriyet Halk Partisi’nden belediye başkanı olunca 7 ayda, 40 yıldır bu devlete hizmet eden Ahmet Özer bir anda terör örgütü üyesi olmaktan, terör örgütüne yardımda bulunmaktan, bir soruşturmayla önce gözaltına alınmış, ardından tutuklanmış ve buraya kayyum atanmış. Ben bu süreci şöyle görüyorum. Önce Esenyurt’a kayyum atanmaya karar verilmiş. Ondan sonra belediye başkanına bir hukuki gerekçeler üretilerek, bu süreç işletilmiş.”

CHP İstanbul Kadın Kolları İl Başkanı Hatice Selli Dursun ise Esenyurt Cumhuriyet Meydan’ında demokrasi için nöbette olduklarını belirtti.
CHP Genel Başkan yardımcıları Gamze Taşcıer, Pınar Uzun, İstanbul Milletvekili Engin Altay, İl Başkanı Özgür Çelik de alanda yer aldı.
*Haberin görseli DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel şöyle konuştu:
“HATAY’I YETERİNCE DOĞRU YÖNETEMEDİK”
Elbette eksiklikler, hatalar olmaması mümkün değil. Siyaset söz ile yapılan bir iş, insan ile yapılan bir iş. İnsan varsa ve söz varsa elbette hata olur, olmaması mümkün değil. Pişmanlıklar, hatalar var. Hatay’ı süreci yeterince doğru yönetemediğimiz için kaybettik.
“DİLRUBA SÖZLERİNİ DÜZELTMEDİ…”
Özel, kamuoyunda çok tartışılan Dilruba Kayserilioğlu’yla ilgili özeleştiride bulundu ve şöyle konuştu:
REKLAM
O gün fuar açılışı var konuşma yapacağım. Yanımda boş koltuk vardı. ‘Size bir sürpriz var’ denildi ve geldi, Dilruba geldi oturdu. AK Parti’ye hakaret ettiği düşünülen birisinin protokolde sözlerini düzeltmeden oturmuş olması yanlış oldu. Gönül kırdı. O yanlışa ben de ortak olmuş oldum. Ben ‘Dilruba yanımda oturamaz’ demiyorum. Keşke bir vakit olsaydı. Dilruba cezaevinden çıkmış, bana sürpriz yapacaklar, araca alıp getirmişler, yanıma oturtmuşlar. Sakin sakin düşünüp, seçmenle helalleşseydi sonra gelip en baş köşeye otursaydı. O söylem düzelmeden o şey gerçekten yanlış oldu. O da bizim sahadaki acemiliğimiz oldu. Siyaset sembollerle yapılan bir iş, sanki o söylemleri sahipleniyormuş gibi. Sonra ben ne desem boş.
ÖZEL’E YANIT VERDİ
Özel’in açıklamasına sosyal medya hesabından yanıt veren Dilruba Kayserilioğlu, “Yuhhh yalana gel. Ben mi sürpriz yapmışım? Allahtan telefon kayıtları denen bir şey var. kahve içmeye diye gittik, ısrar üzerine protokol çıktı. Ben de kendisi bana geldi, ayıp olmasın diye çıkalı 1 gün olduğu halde kabul ettim” dedi.
ÖZEL’E BU YANIT SORULDU
Özel, daha sonra gazetecilerin sorusu üzerine şunları söyledi: “Neyi nereden okudu bilmem. Yalanlamıyor ki doğruluyor aslında. Ben ‘Dilruba geldi’ demedim. İzmir’de o organizasyonu yapan arkadaşlar, Dilruba’yı ziyaret ettiğim gün çıkınca, güya bana iyi bir şey yapacaklarını düşünerek, yanımdaki koltuğa Dilruba’yı getirdiler. ‘Araç yollanmış almış, bu görüntü doğru değildi. Belki Dilruba’nın bir düzeltmesinden sonra olsa sorun olmazdı’ dedim. Ama Dilruba ne kadarını, neyi duydu? Dünkü programı izleyip de yalanladığı kısım, beni doğruluyor. Ben zaten ‘Dilruba kendi geldi’ demedim. Orada dedim hatta ‘Sahada bizim bir kusurumuz var. Bizim arkadaşlar yapmış onu, iyi bir şey yapıyoruz diye düşünüp. Serbest kaldı, araba yollamışlar, almışlar protokolde yanımıza.’ Öyle olunca da o kötü sözleri sanki ben sahiplenmişim gibi anlaşılıyor. Ben Dilruba’nın söz söyleme özgürlüğünü sahiplendim. Genç bir kadının verdiği bir sokak röportajından hapiste tutulmasına itiraz ettim. Yoksa sözlerinin altına imza atmadım. Ama protokolde yanında oturunca genel başkanın, imza atmışım gibi oluyor. Dilruba’ya bu böyle izah edilse o da yanlış şeyi yalanladığını görür herhalde. Bir tek genç arkadaş herhalde ya yanlış anladı ya sosyal medyadan bir miktar bir şey duydu, ona bir şey söyledi. Olabilir. Ona da canı sağ olsun der geçeriz.”
Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM“HATİP, BAŞTAN AŞAĞI YALANLARLA SEVİYESİNİ DÜŞÜRMÜŞTÜR”
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Birol Aydın’ın açıklamaları üzerine AK Parti sıralarından, ‘Yalan söylüyorsun, yalan’ diyerek tepkiler yükseldi. Genel Kurul’da tartışmalar sürerken söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, “Biraz evvel kürsüde konuşan hatip baştan aşağı iftiralarla, yalan ve dolanlarla kendi seviyesini aşağıya düşürmüştür. Yani bu konuşmacılara, bu tür yaklaşımlara Filistin Ulusal Ekonomi Bakanı El-Amur, ‘Asılsız iddialar ancak İsrail hükümetine hizmet eder’ diye en güzel cevabı vermiştir. Bunun dışında bir şey söylenmesi gerçekten zaittir, gereksizdir” diye konuştu.
“SİYONİST İSRAİL’E SİLAH TAŞIYAN GEMİLERİ İFŞA ETTİK”
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun açıklamaları üzerine söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya ise “Bundan tam bir sene önce Kocaeli Milletvekilimiz Hasan Bitmez bu kürsüde konuşurken bir kısım arkadaşlarımız, ‘yalan söylüyorsunuz’ diyerek sıra kapaklarına vuruyorlardı. 31 Mart seçimlerinden sonra Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘İsrail’le ticareti kesiyoruz’ diyerek burada, ‘yalan söylüyorsunuz’ diyenlerin aslında yalan ve iftira attığını net bir şekilde tescil etmiş oldu. Dolayısıyla buradan, ‘yalan söylüyorsunuz’ diye bağırmakla, dost acı söyler. Bakın, biz iktidar partisinin avcı kahvehanelerinde ne anlattığına bakmıyoruz ne yaptıklarına bakıyoruz. Bakın, daha iki gün önce Haydarpaşa Limanı’nda Siyonist İsrail’e silah taşıyan geminin demirlediğini kamuoyuna ifşa ettik. Ya, çıkın bunun cevabını verin” dedi.
REKLAM“SİYONİST İSRAİL AĞZIDIR”
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya’nın sözleri üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, “Bir sene önce de yalan söyleniyordu, şimdi de yalan söyleniyor. Bunda değişiklik yok. Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği, mefhumu muhalifinden çıkarılmaya çalışıldığı anlam tam manasıyla bir çarpık zihniyetin yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Şunu söylüyorum, bakınız o zaman da ‘İsrail’e silah sevkiyatı yapılıyor’ deniyordu. Bunlar, bu ülkeye, bu millete, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ömrü Filistin davasıyla Gazze’yle Kudüs’ün özgürlüğüyle geçmiş Recep Tayyip Erdoğan’a ve onun dava arkadaşlarına atılmış en büyük iftiradır ve ancak Siyonist İsrail ağzıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“SAYIN AKBAŞOĞLU, HAYDARPAŞA’DAKİ GEMİYİ AÇIKLA”
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun açıklamaları üzerine yeniden söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, “Ben Sayın Akbaşoğlu’na, ‘Siyonizm ağzıyla konuşuyorsun’ demeyi kendime zül addediyorum. Ama Sayın Akbaşoğlu’na tavsiyem şu, Haydarpaşa’daki gemiyi açıkla, gemiyi. Ben Sayın Akbaşoğlu’nu muhatap almayacağım, Genel Kurula hitap edeceğim. Bakın, bağırarak çağırarak suçluluğunuzu örtemezsiniz. Biz Sayın Erdoğan’ın Filistin’le ilgili yürek yangınına bir şey demiyoruz. Kalbi Ali söyleyenlerin dilinin Muaviye söylememesini tavsiye ediyoruz sadece, başka bir şey söylemiyoruz. Kalple ilgilenmiyoruz, yaptığınız icraatlarla ilgileniyoruz. İsrail’in OECD üyesi olmasına kim onay verdi? NATO’da daimi gözlemci olmasına kim onay verdi? Mavi Marmara gemisindeki katil İsraillilerin Türkiye’de ve uluslararası mahkemelerde yargılanmamasına dair kanunu kim buradan geçirdi?” ifadelerini kullandı.
REKLAM“İDDİASINI İSPATLAMAYAN MÜFTERİDİR”
AK Parti ve Saadet Partili milletvekilleri arasında sataşmalar yaşanırken söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, “Her şey milletimizin ve dünyanın gözü önünde cereyan ediyor. İsrail’e, ‘one minute’ diyen ve bütün dünyanın gözü önünde, Birleşmiş Milletler’de İsrail’in soykırımını lanetleyen ve bütün insanlığı bunu kınamaya, İsrail’e karşı durmaya davet eden ve Berlin’de, Brüksel’de, Washington’da, bütün dünyanın dört bir yanında halkların İsrail’in vahşetine, soykırımına karşı ayaklanmasına vesile olan liderin adı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Şunu ifade edeceğim: Sayın Erdoğan’ın geçmişi de şu anı da herkesin malumudur. Bu konuda Gazze’nin, Filistin’in, Kudüs’ün yanında yer aldığı gerçeğini şehit İsmail Haniye de Sinvar da bütün Filistin davasının liderleri de Erdoğan’a teşekkürle ortaya koymuşlardır. Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. İspat etmeyen de hukuk önünde çok açık bir şekilde müfteridir. İspat yükü, iddia edene aittir, dünyanın genel kuralı da budur” diye konuştu.
“UTANACAĞINIZ İŞLER YAPMAYIN”
Saadet Partisi Grup Başkanı Selçuk Özdağ ise “Filistin’e gönderilen ve İsrail’e giden bütün malzemeler ne kadar artmış biliyor musunuz? Yüzde 100 mü? Yüzde 200 mü? Yüzde 300 mü? Yüzde 400 mü? Yok, yok, yüzde 1 milyon 200 artmış, yüzde 1 milyon 200. Bu Filistinlerin ne kadar çok parası varmış be. Bu demirler için para ödüyorlar Türkiye’ye, bu çimentolar için ödüyorlar, bu dikenli teller için ödüyorlar. Doğru, Gazze’nin sınırlarını yeniden çizecekler; doğru, 1967 sınırlarına çekilecek İsrail doğru, böyle bir ateşkes. Onun için böyle şeyler yok. Lütfen, sözlerinize dikkat edin, en azından susun ve sukut edin çünkü sukut etmek bir erdemdir, aksi takdirde, ‘yalancı’ demeyin, bunu bakanlarınız söyledi. Ve göreceksiniz 2 ay sonra, 3 ay sonra orada bir anlaşma olacak ve ardından da utanacaksınız, lütfen utanacağınız işler yapmayın” dedi.
REKLAM“RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A ASILSIZ İFTİRALARLA SALDIRMAK, İSRAİL’E YARAR”
Saadet Partisi Grup Başkanı Selçuk Özdağ’ın açıklamaları Genel Kurul’da tartışmaların artmasına neden olurken, söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, “Burada zikredilen Haydarpaşa Limanı’ndaki gemiyle ilgili kamuoyunu da Mecliste bilgilendirmek istiyorum, bu konuda birçok yalan ve iftira atıldığı da bu şekliyle ortaya çıkmış olacaktır. Katrin isimli Almanya bayraklı, Alman Lubeca Marine şirketinin işlettiği yük konteyner gemisi, Mısır El-İskenderiye Limanı’ndan kalkıp 3 Kasım 2024 günü saat 13.55’te Haydarpaşa Limanı 6 nolu rıhtıma yanaşmıştır. Gemi limana Enka şirketinin ithalat yükünü boşaltmıştır. Haydarpaşa Limanı’ndan Derince’ye trafo yükü yüklemek için liman çıkış belgesi beklemektedir. Gemi acente beyanına göre Derince’den yükleme sonrası Antalya’dan yük alacak, gemi Derince’den yüklediği yükü Kamerun’a, Antalya’dan yüklediği yükü Angola’ya götürecektir. Gemide 2 Rusya Federasyonu vatandaşı, 1 Ukrayna vatandaşı, 10 Filipinler vatandaşı olmak üzere toplam 13 personel bulunmaktadır. Hakikat bu iken, Filistin’in yanında soykırımcı, katil İsrail’in, Netanyahu’nun karşısında bütün dünyayı ayağa kaldıran Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüzel kişiliğine, bu aziz ve asil milletin 85 milyonuyla tamamına ve onun seçilmiş lideri Recep Tayyip Erdoğan’a iftira, yalan dolanlarla ve siyasi saiklerle saldırmak, asılsız iddialar İsrail hükumetine hizmet etmekten başka hiçbir netice doğurmaz” değerlendirmesinde bulundu.
“UTANÇ VERİCİ OLAYIN SEBEBİ BU İKTİDARDIR”
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun açıklamaları üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Beşiktaş- Maccabi takımları arasındaki maçın İstanbul’da oynanması gerekirken, UEFA İstanbul’da bu maçın oynanabileceğine karar vermişken Türkiye, ‘Biz güvenliği sağlayamıyoruz, yabancı bir ülkede oynansın’ dedi. Bunu eleştirdik, bir kez daha eleştiriyoruz. Ama şimdi aldığımız duyumlara göre, yabancı bir sahada, ülkede oynanacak bu maç seyircisiz oynanacakmış. Bakın, bu utanç verici olayın sebebi bu iktidardır. Eğer İsrail’in güvenliğini düşünüyorsan, o takımın güvenliğini düşünüyorsan ve ‘güvenliği sağlayamayacağım, benim takımım başka bir ülkeye gitsin’ diyorsan bu koltukta oturmayın, bu koltukta oturmayın” ifadelerini kullandı.
REKLAM“BU GEMİNİN ORADA NE İŞİ VAR”
Genel Kurul’da tartışmalar sürerken söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, “Gerçekler yüzüne haykırıldığı zaman hala, ‘yalan söylüyorsunuz’ diyen yalancıya laf anlatmak dünyanın en zor şeyidir. Onun için, bu gemi İskenderiye Limanı’na gittiği zaman ilgili gazeteler manşet atmıştı, ‘Bu geminin orada ne işi var?’ diye. Almanya da izin verenler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Bu suça karışmış geminin Türkiye karasularına girmesine niçin engel olamıyoruz? Hadi onu da geçtim, bu savaş suçunu işlemiş gemiyi Mavi Marmara gemisinin dışında başka bir yer yoktu da oraya mı demirliyorsunuz? Çıkın, bunu anlatın. Bu cevabı vermek için niçin üç gün bekliyorsunuz? Bir diğeri de iktidar partileri devlet değildir, hükümettir. Dolayısıyla her dış politik tercih aynı zamanda siyasal bir tercihtir” diye konuştu.
“FİLİSTİN’E İHA- SİHA NEDEN GÖNDERMEDİNİZ?”
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ise İsrail’in insanlık suçu işlediğini ve soykırımcı bir devlet olduğunu belirterek, “Bakın, şu anda Türkiye’den İsrail’in TÜİK’ine girme şansımız yok, çünkü yasakladınız. İsrail’in datalarının, verilerinin verildiği, ticari detaylarının verildiği sisteme Türkiye’den girme yasağı var. VPN’yle girdiğinizde, yurt dışından girdiğinizde, İngiltere’den veya bir başka ülkeden girdiğinizde bütün raporlar ortaya çıkıyor. Eylül ayında da ekim ayında da İsrail’e dünya kadar mal gitmiş. Sizin Filistin diye buraya koyduğunuz, TÜİK’in detaylarına koyduğunuz ürünlerin hepsinin kayıtları burada var ve İsrail’in sisteminde, ‘Bize geldi’ diyor. Allah aşkına, siz engellediniz de biz size mani mi olduk? Siz İsrail’e tavır koydunuz da engel mi olduk? Sadece istiyoruz ki samimi olun ve Gazzelilere yapılan bu zulüm karşısında hakikatin yanında olun. Son bir şey daha Ukrayna’ya gönderdiğiniz SİHA’ları İHA’ları Allah aşkına madem bu kadar Filistin’e ticaret yapabiliyorsunuz neden bir tane İHA’yı, SİHA’yı Filistin’e göndermediniz? Bunun cevabını verin de hepimiz öğrenelim” dedi.
“TÜRKİYE’YE GÜVENMEYENLERE FİLİSTİN DEVLETİNİN İKRARINI OKUYORUM”
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ise eleştiriler ile ilgili Filistin Ulusal Ekonomi Bakanı El Amur’un açıklamalarını Genel Kurul’da okudu. Akbaşoğlu, “Türkiye’den Filistin’e ithalatımızın bir kısmı İsrail pazarından ve İsrailli tüccarlar üzerinden yapılıyordu. Bunun yasaklanmasının ardından Filistin pazarındaki tüm işlemler Filistinli tüccarlar aracılığıyla yapılmaya başlandı ve dolayısıyla rakamlar arttı. Bu nedenle de Türkiye ile Filistin arasındaki ticari ilişkilerde gözle görülür bir yükseliş oldu. El Amur, bugün de Ticaret Bakanı Ömer Bolat’la tüm detayları etraflıca ele alma fırsatı bulduklarını kaydederek, hayata geçirilen yeni mekanizmaları teyit ettiklerini, Türk ürünlerinin Filistin pazarında sadece Filistinli tüketiciye ulaşması için söz konusu mekanizmaların caydırıcılığını ele aldıklarını aktardı. ‘Bu ürünler sıkı ve kesin prosedürler çerçevesinde Filistin pazarına ulaşıyor’ dedi. Kendi devletinin bakanlarına, kendi devletinin Cumhurbaşkanına inanmayanlar için Filistin devletinin bizzat kendi ikrarını okumak durumunda kalıyorum” değerlendirmesinde bulundu.
“BAŞKA ÜLKELER ÜZERİNDEN İSRAİL İLE TİCARET DEVAM EDİYOR”
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise Türkiye’nin farklı ülkeler üzerinden İsrail ile ticareti sürdürdüğünü belirterek, “Bana diyorsun ki, ‘bu ülkede Cumhurbaşkanına, bakanlara inanmayan birileri varsa’ inanmıyorum. Dün Sisi’ye hakaret edip onunla seçimlerde, ‘Sisi ile Ekrem Bey arasında tercih yapacaksın’ diyenler, sonra Sisi’ye sarılıyorsa ben inanmıyorum. Siz de biliyorsunuz ki İsrail’le ticaret yapılıyor; Yunanistan üzerinden İsrail’e gidiyor, Ürdün üzerinden gidiyor, ben belgeleriyle açıkladım, Star cam da açıkladı, sizin eski il başkanınız da açıkladı. İsterseniz vereyim evrakları. Yani burada inkar etmeyin bunu, bununla ilgili çıkın, topluma izah verin” ifadelerini kullandı.
“ALLAH AŞKINA, BİR TANE SİZDEN BELGE İSTİYORUM, BİR TANE GÖRÜNTÜ İSTİYORUM”
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ise AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’na inanmak istediklerini ancak soru işaretlerinin sürdüğünü söyledi. Çömez, “Coğrafyayı çok iyi bilen, Gazze’ye, Batı Şeria’ya gitmiş, Golan Tepelerinde bulunmuş, İsrail’i karış karış bilen, Lübnan’ı karış karış bilen, Orta Doğu’yu karış karış bilen biri olarak söylüyorum: Bu ticaret Filistin’e nereden yapılıyor? 2 bölümü var Filistin’in; Gazze ve Batı Şeria. Refah sınırı kapalı, Refah’a zaten ancak uçakla gidiliyor. Peki, Türkiye’den kalkan gemiler yani Filistin’e gittiğini iddia ettiğiniz gemiler nereye gidiyor, Allah’ınızı severseniz? İsrail limanlarına gidiyor. Peki, İsrail limanlarından bu gemilerle inmiş olan dikenli teller, mermerler, çelikler savaş halindeki Filistin’e nasıl gitti? Allah aşkına, bir tane sizden belge istiyorum, bir tane görüntü istiyorum bunların Filistinliler tarafından kullanıldığına dair” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: “Adaletten kültürel kodlara ailelerin güçlendirilmesine kadar pek çok meseleyi burada hep birlikte ele aldık. Çok sayıda karar teklif ve tavsiye gündeme getirildi. Yol gösterici olan bu müktesebattan biz de istifade ettik ve ediyoruz. Zirvenin kadınların yanı sıra tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Uzmanları ve konuşmacıları canı gönülden tebrik ediyorum.
“DİJİTAL KÜLTÜR İNSAN HAYATINI ALTÜST EDİYOR”
Tarih bize dünyamızın genel anlamda her yüzyılda bir kabuk değiştirdiğini yeni bir safhaya geçtiğini gösteriyor. Teknoloji kolay ve hızlı iletişim kadar doyumsuzluk da üretmekte ve yeni üretim araçlarını hayatımıza sokmaktadır. Yalan ile gerçeğin yer değiştirdiği dijital kültürün insanın hayatını altüst ettiği bir dönemde yaşıyoruz. İnsanın biricikliğinin örselendiğini görüyoruz. İnsanın geleceği hakkında endişe etmekten kendimizi alamıyoruz. Tüm bu değişim, beklentilerin değişmesine yol açıyor.
REKLAM“YAPAY ZEKA KONUSUNDA ADIM ATILMALI”
Dijital hegemonya giderek artıyor. Teknolojinin, özellikle yapay zekanın adaletsizlikleri derinleştiren yönü kimi zaman göz ardı ediliyor. Yapay zekanın mağdurları arasında ilk sırada kadınlar var. Kadınlar yapay zekanın eşitsizlikleri artıran çirkin yüzüne çok fazla maruz kalmaktadır. Kadının metalaştırıldığı adının olmadığı, kadının üretimden, akademiden dışlandığı sistem adaletsizliktir. Kadınları dışlayan, kadınlara adaletsizlik yapan bir teknolojinin insanlığa hayrının dokunması mümkün değildir.
Yapay zeka konusunda adım atılmalı. Daha fazla mağduriyet oluşmadan, sorunlar kronik hale gelmeden bu konuda evrensel bir deklarasyona imza atılması gerektiğine inanıyoruz. Eşref-i mahlukat olan insanı merkeze almayan, ona hizmet etmeyen, hiçbir gelişmenin hiçbir yeniliğin cazibesi ne kadar yüksek olursa olsun kıymeti yoktur.
“TRUMP İLE GÖRÜŞMEDE GAZZE’Yİ KONUŞTUK”
Trump’ı seçim zaferinden dolayı tebrik ettik. Gazze ve Lübnan’ı hatırlattık. Dostum Trump’tan elini taşın altına koymasını bekliyoruz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yavaş şöyle devam etti: “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak iki şeye odaklıyım. Ankara’ya hizmet etmeye ve Genel Başkanımızın liderliğinde Türkiye’nin birinci partisi olan Partimizin ilk genel seçimlerde birinci çıkmasına. İktidarı değiştirerek, güçlendirilmiş parlamenter sistemi getirene kadar Cumhuriyet Halk Partisi ailesi olarak Belediye Başkanlarımızla, milletvekillerimizle, örgütümüzle, üretilmeye çalışılan fitnelere prim vermeden bir bütün halinde çalışacağız.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’da yer alan habere göre Davutoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, ‘Tabular kalktıkça, ezberler bozuldukça, statüko delindikçe, insanlar birbirlerine dürüst davrandıkça, içlerinden geçeni özgürce söyledikçe, bir anlaşma ve mutabakat noktasından diğerine küçük adımlarla ilerlemek daha kolaydır’ sözlerine ilişkin şunları kaydetti:
“Hay gözüne sağlık, hay diline sağlık Bahçeli, arkadaşlar alkışlayın bu cümleleri. Bunu söylüyoruz zaten, diyoruz ki tabular kalksın; yapmayın, tabularla, sembollerle konuşmayın, birbirinizi itham etmeyin. 2023 seçimlerinden önce ne yaşadık? Cami önlerinde, sokakta yaşadıklarımızı anlatmak istemiyorum. Bahçeli’nin sözlerinde, o cami cemaatinin de alacağı dersler var. Çok önemli bir söz ve herkesin kaçırdığı bir cümle var, ‘Küçük adımlarla ilerlemek’. Küçük adımlarla ama ilerleyelim. Peki, bu sözlerle kayyım atamalarının bir tutarlılığı var mı? Bu sözleri alkışlarken, ne şekilde olursa olsun kayyım atamasının tümüne de buradan karşı çıktığımızı ilan ediyorum.”
“DEVLET, BİLEK GÜREŞİ MAKAMI DEĞİLDİR”
Türkiye’de kutuplaşmanın önüne geçilmesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, “Şu anki süreç ile ilgili Sayın Cumhurbaşkanının kafasında ayrı bir şey, Sayın Bahçeli’nin kafasında ayrı bir şey varsa onlara tavsiyem; ne olur oturun ve bu kafa karışıklığını ortadan giderin. Biz de bilelim; kimi muhatap alacağız, neyi konuşacağız, neyi destekleyeceğiz, neyi eleştireceğiz. Bir diğer ihtimal ise yukarıda bir bilek güreşi var. Sayın Bahçeli bir inisiyatif alıyor, Sayın Cumhurbaşkanı bu inisiyatife karşı çıkmıyor; ama o inisiyatifi sabote edecek adımlara da ses çıkarmıyor. Buna karşılık Sayın Bahçeli de dün, ‘Sözümün arkasındayım’ diye kendisi teyit ediyor. Böyle bir durum varsa bu çok tehlikeli; devlet, bilek güreşi makamı değildir. Oturup anlaşın ve ne yaptığınızı bilelim” diye konuştu.
ARIKAN: KAYYUM GÖRÜNTÜSÜ BİZİ İYİ YANSITMIYOR
Saadet Partisi Genel Başkan Vekili ve Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan ise “Bir sabah uyanıyoruz, Meclis kürsüsü davet mekanı olmuş. Bir sabah uyanıyoruz, kayyumlar atanmış. Resmi Gazete’yi bir gün okumayanın ‘Ashab-ı Kehf’ gibi kaldığı bu Türkiye’de yaşıyoruz aslında. Yönetilmiyoruz, savruluyoruz. Kayyım meselesi, maalesef ki yıllardır devam eden yerleşik bir uygulama haline geldi. Olağanüstü hallerde bile en son seçenek olarak uygulanması gereken bir yöntem, iktidar eliyle adeta bir sopaya dönüştü. 3 defa seçilen Ahmet Türk, 3 defa görevden alındı. YSK, ‘Seçime girebilir’ diyor. İktidar ortağı cezaevindekileri Meclis’e davet ediyor. Bunlara karşılık iktidar, ‘Seçileni cezaevine göndeririz’ restiyle cevap veriyor. Güldür Güldür Show’a skeç malzemesi olacak kadar absürt durumlar, adalet sosuna bulandırılarak politika diye halkımıza sunuluyor. Kayyım görüntüsü bizi iyi yansıtmıyor. Kayyım formülü uluslararası arenada Türkiye imajına ciddi zarar veriyor. Ülke içinde ise aidiyet duygusunu baltalıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, partisince Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı’nda düzenlenen “Bilim ve demokrasi ışığında yüksek öğretimi yeniden düşünmek” konulu “Yükseköğretim Buluşması”nda yaptığı konuşmada, bugünün, Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) kuruluş yıl dönümü olduğunu hatırlattı.
YÖK’ün, askeri darbenin ürünü olduğunu belirten Özel, “Yükseköğretim Kurulu, solu, sosyal demokrasiyi, sosyalizmi, düşünceyi, demokrasiyi yok edip farklı düşüncelere tahammülü tamamen askıya almış olan tek tip bir düşünce sistemini hedefleyenlerin üniversite tasarımının üst kurulu olarak kuruldu. Kurulduğu andan itibaren ülkemizde temel hedef aldığı, akademinin özerkliğiydi ve attıkları her adımla bunu kalıcılaştırmayı, kurumsallaştırmayı, her bir üniversitenin özerkliğini yukarıda güya onları koordine edecekmiş gibi olup üzerlerinde bir vesayet makamı olarak hem idari hem akademik yönden bulunduran anlayışın ürünüydü” diye konuştu.
REKLAM
Özel, her seçimde birçok siyasi partinin YÖK’ü kaldırmayı vadettiğini ancak bunun gerçekleştirilmediğini dile getirdi.
Rektör belirleme süreçlerine değinen Özel, şunları söyledi:
“Bizim temel yaklaşımımız, üniversitelerdeki rektörün, üniversitenin hocaları, üniversitenin öğrencileri, üniversitenin emekçileri ve üniversiteyle bağını koparmamış mezunları tarafından iyi tartışılmış bir modelle, katsayıları iyi belirlenmiş şekilde ama illaki sandıkla, seçimle ve o sonuca yürütmenin tamamen saygı duyacağı şekilde atanması, belirlenmesi gerektiğini savunuyoruz. Üniversite rektörü seçimi noktasında dünyaya bakmanın, araştırmanın, Türkiye gerçeklerine bakmanın ve akademinin baş belirleyici olacağı, en doğru yöntemi belirlemenin de kararlılığı içindeyiz.
Biz ne yapacağız? Biz, YÖK’ü kaldırıp, YÖK’ü bu üniversitelerin sırtında bir yük olmaktan çıkarıp üniversiteleri özgürleştireceğiz. Üniversitelerin hem bilimsel hem yönetsel özerkliğini sağlayacağız ve anayasal güvence altına alacağız. Rektör atamalarını liyakate ve demokratik ilkelere bağlayacağız. Üniversitelerimizi dünyayla işbirliği ve rekabet kapasitesi yüksek, dünya standartlarında bilim üreten yapılar haline getireceğiz. Akademisyenlerimizin çalışma koşullarını iyileştirecek, maaşlarını artıracak, akademik özgürlüğü garanti altına alacak, kayırmacı, baskıcı yönetim anlayışına son vererek akademisyenlerin sadece yaşamları için değil her yönden yetkinleşmelerini ve o yetkinliklerinin bu ülkenin bir zenginliği olarak artmasını sağlayacağız. Öğrencilerimize nitelikli eğitim, güvenli, sağlıklı, mutlu yaşam ve insanca barınma olanakları sunacağız. Üniversitelerde karar alma süreçlerine öğrencilerin de dahil olmasını sağlayacak, yurt kapasitelerini artırmanın yanında burs ve kredi imkanlarını da genişleteceğiz. Akademisyenlerin ve gençlerin yurt dışına eğitime ya da görgülerini artırmaya ya da çeşitli toplantılara, sadece gezmeye gitmelerini kolaylaştırmak için muhataplarımızla hızlı bir şekilde vize sorunlarını akademisyenler ve üniversite öğrencileri için tamamen sorun olmaktan çıkaracak adımları atacağız.”
REKLAM“TOPLUMSAL MUTABAKAT SAĞLANMALIDIR”
Özel, CHP olarak Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğini hedeflediklerini anlattı.
Sorunların konuşulacağı yerin TBMM olduğunu dile getiren Özel, şunları kaydetti:
“Masanın etrafında tüm siyasi partiler yerlerini almalıdır. Açık ve şeffaf olunmalıdır. Toplumsal mutabakat sağlanmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak en temel yaklaşımımız şudur ki hiçbir Kürt, ‘Ben ikinci sınıf vatandaş hissetmiyorum’ diyene kadar bu sorun demokratik yollarla çözülmelidir ama bu çözüm yapılırken olmazsa olmaz kırmızı çizgimiz; toplumsal mutabakat olmalı ve şehit ailelerinin, şehit annelerinin, şehit çocuklarının, şehit eşlerinin ve gazilerimizin gözünün içine bakamayacağımız hiçbir çözüm üretilmemelidir. Birini getirip de apar topar Meclis kürsüsüne çıkarmaya kalktığınızda ben o gözlerin içine bakamam, Devlet Bahçeli nasıl bakacak bilemiyorum. Meclis’te kurulan bir komisyonun bütün sorunları dinlemesini, bütün sorunlara demokratik yollarla, yasama faaliyetleriyle çözümler üretmesini, büyük bir kardeşlik projesine dönüşmesini ve en sonunda hem şehit cenazelerinin hem annelerin gözlerinin yaşlarının durmasını hem de ayıptır söylemesi 1,5 trilyon dolar harcadık, bu terörle mücadeleye. 1,5 trilyon dolar, Türkiye bütçesinin iki katından fazla. Gerçekten fazladan kaynak yarattığınızda yaratacağı katkı refah açısından baktığınızda aynı anda tüm emeklilerin, tüm emekçilerin, tüm çiftçilerin, tüm esnafın, tüm gençlerin bugünkü beklentilerinin herhalde 5 misliyle karşılanabileceği bir kaynak ortadan gitmiştir. Türkiye’nin geleceğinde bu kaynağı da muhafaza etmek ve bir başka yönüyle biriktirmek ve bu ülkenin gençleri için bu ülkenin güzel insanları için harcamak fevkalade önemli olacaktır.”
CHP Genel Başkanı Özel, konuşmasının ardından Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ile görüştü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP lideri Özgür Özel, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, soruşturma hakkında, “O gün otobüsün üzerine çıktığımda ifadelerden haberdar değildim. Olsa da ona diyecek bir şeyi yok. Ömer Çelik’in, Devlet Bahçeli’nin, Recep Tayyip Erdoğan’ın söyleyecek bir şeyleri yok, güçleri yargıyla susturmak. Buna da itiraz ediyorum” dedi.
KAYYUM ATAMALARI
CHP lideri Özel, MİT Başkanı İbrahim Kalın’a seslenerek şunları söyledi:
“Esenyurt Belediyesi’ndeki tutumumuz, halkın seçtiği halka hesap verir. Kayyum ataması mahkemeyi de halkı da tanımamaktır. Deşeleyin deşeleyin bir şeyler bulun. Hiç bunlara kalkışmasınlar, gözlerimiz üzerinde. Sayın MİT Başkanı 29 Ekim törenlerinde yazıyı aldığını geri dönüş yapacağını söylemişti. Geri dönüş bekliyoruz. MİT’in içine saraydan birilerinin ‘Ankara Büyükşehir’i de bu işlere karıştırın’ duyumunu aldık. MİT Başkanı’nın tüm siyasi partileri bilgilendirmesini bekliyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, Öcalan’a yaptığı çağrıyı yineleyen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesi için anayasal değişiklik isteyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yanıt verdi, muhalefete de normalleşme adımları nedeniyle tepki gösterdi.
Dervişoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle;
“Milletimize, tarihin en ağır krizleri yaşatılıyor, bu krizler içerisindeki insanımız ise ayakta kalmaya, akıl ve ruh sağlığını muhafaza etmeye, bugünü bitirip yarına ulaşmaya, hayatta kalmaya çalışırken, başta iktidar mahfilleri olmak üzere siyaset kurumu ise asli sorumluluklarından vareste, tüm bu yaşananlara uzak, sarayda hazırlanmış gündemlerin peşinde savruluyor.
REKLAMMUHALEFETE NORMALLEŞME TEPKİSİ
İktidar ve muhalefetin normalleşme adını verdikleri süreci başlattıklarından beri, neticesinin nerelere varacağı konusunda, saray entrikalarına kapılmaya meyilli muhalefet unsurlarını her fırsatta uyardık. Bu girdiğiniz yol yol değildir, dert edinilen iyilik, güzellik, normalleşme, yumuşama değildir. Tek dert, saraydaki zatı koltuğunda tutmaktır dedik.
Bu meselenin en vahim kısmı ise şudur; seçim kazanmak için, Türkiye’den vazgeçmiş bir zihniyet, millete karşı sorumluluklarından kendini arındırmıştır. Bir sözüm de, ana muhalefet partisi genel başkanına. Anlaşılan odur ki, oturduğunuz kumar masasından koparacak bir şey kalmadığını gördünüz. Yanınızda meydan okunan şeyin, ne olduğundan bile habersizsiniz. Üzerine giydirilen kostümle, orada arzı endam eyliyorsunuz. siz bir hukuksuzluğa itiraz etmiyorsunuz, bir millete ve onun cumhuriyetine meydan okunan bir ihanet kürsüsünü susarak onaylıyorsunuz. Buyurun hayrınızı görün. Buyurun koltuğunda oturduğunu iddia ettiğiniz Atatürk’ün manevi hatırasıyla kendi şahsi hesabınızı görün.
“AK PARTİ VE DEM AYNI ŞEYDİR”
Bu kürsüden Hakkari Belediyesine atanan kayyım sonrası ifade ettim. AK Parti ve DEM bir ve aynı şeydir. Aynı zihin dünyasına sahip oldukları gibi, aynı güç ve iktidar saplantısı içindedirler. Milletmiş, iradeymiş, insan haklarıymış, demokrasiymiş, ikisinin de umurunda değildir. Onlara göre; millet, şahsi menfaat için sandıklarda kullanılacak araçtır, millet marabadır. Vatan, toprak, bölünmez bir bütün değildir, bilakis, parçalara ayrılarak paylaşılabilecek bir şeydir, alınıp satılabilecek, paraya çevrilebilir.
İmralı’da aylardır trafiği yürüten ve terörist başını Meclis’e davet eden zihniyet, ya ölüm ya sıtma tercihini Türk milletine göstermiştir.
Tuncer Bakırhan, CHP lideriyle çıktığı otobüste repliğinde şunları söylüyor: Şeyh Saitler, Seyyid Rızalar, Sakineler ne yaptıysa onların yaptığının aynısını yapacağız. Ben ona istediği cevabı vereceğim. Cumhuriyet Devleti, Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa, Aynı muameleyi görürsünüz.
“GİT GRUP TOPLANTINI İMRALI’DA YAP”
Yine çıktı Meclis kürsüsüne, sözünün arkasındaymış ve ısrarlıymış. Bebek katili Meclis kürsüsünde konuşmalıymış. Dilinin altında bir bakla vardı, çıkardı. Bütün amacının Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olduğunu itiraf etti. Bahçeli’yi iyi tanırım, bu millet de iyi tanır. Sen Abdullah Öcalan denilen teröristbaşının TBMM’ye gelip konuşmasını mı istiyorsun, yoksa serbest bırakılmasını mı istiyorsun? Sen yeni bir af planının zeminini mi hazırlıyorsun? İmralı Türk toprağı değil miymiş, sen ne dediğinin bilincinde misin? Sen istersen gidip, İmralı’da grup toplantısı yapabilirsin. Bu saatten sonra sana yakışır da, ama binlerce şehidinin katili bizlerin cesedini bu meclise giremeyecektir.
“ERDOĞAN BİR KEZ DAHA CUMHURBAŞKANI OLAMAZ”
Bugün Türkiye’de sahneye koyulmak istenen senaryonun özünde, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden Cumhurbaşkanı seçtirme hayali yatmaktadır. Sayın Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesinin önünü açmak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisinden erken seçim kararı çıkartacaksınız. İktidar açısından değerlendirildiğinde, Meclis aritmetiği bakımından bu mümkün değildir. Zira bütün bunların yapılabilmesi için, en azından beşte üçlük bir nitelikli çoğunluğa yani 360 milletvekiline ihtiyaç vardır. Bu elimdeki Anayasa’ya göre Erdoğan bir daha cumhurbaşkanı olmaz, olamaz. İşte tam bu noktada muhalefetin de tanzimi gerekiyor. Kamuoyunun gündemine taşınan yapay tartışmaların özünde, iktidara alan açacak sosyal ve siyasi zemini oluşturma arzusu ve hedefi yatıyor. Ve üzülerek görüyorum ki, muhalefet de bu tuzağa düşüyor.
MUHALEFETE ÇAĞRI
Muhalefet partilerine çağrımdır: Gerginlik üzerinden iktidarın değirmenine su taşıyacak söylem ve eylemlerden uzak durulmalıdır. Tek amacı Recep Tayyip Erdoğan’ın ömrünün sonuna kadar Cumhurbaşkanı kalmasını sağlayacak yeni Anayasa düzenlemelerine kapılar kapatılmalıdır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hebestreit, Başbakan Scholz’un koalisyon ortağı FDP’nin lideri Maliye Bakanı Lindner’i görevden aldığını doğruladı.
Ülke medyasında yer alan haberlerde, koalisyon hükümetini oluşturan Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller ve FDP yetkililerinin aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için Başbakanlıkta bir araya geldiği belirtildi.

FDP lideri Lindner’in Şansölye Scholz’a bu görüşmede erken seçim önerisinde bulunduğu aktarılan haberlerde, ancak Scholz’un bunu reddettiği bildirildi.
REKLAMMECLİSTEN GÜVEN OYU İSTEYECEK
Scholz, Almanya’nın gerekli kararları alabilecek güce sahip bir hükümete ihtiyaç duyduğunu dile getirerek, “15 Ocak 2025’te Federal Meclisten güven oyu isteyeceğim. Parlamento üyeleri erken seçimin önünün açılıp açılmayacağına karar verebilecekler. Bu seçim, Anayasa’da öngörülen sürelere uygun olarak en geç mart ayı sonuna kadar gerçekleştirilebilir.” dedi.
Scholz, koalisyonun diğer ortağı olan Yeşillerden Başbakan Yardımcısı Robert Habeck ile Almanya’nın gelecekteki siyasi rotasının bir an önce netleştirilmesi gerektiği konusunda hemfikir olduğunu söyledi.
Almanya Başbakanı olarak tüm enerjisini ülkeyi bu zor zamanlardan geçirmeye adamaya devam edeceğini belirten Scholz, doğru kararlarla bu krizden daha güçlü şekilde çıkacaklarına emin olduğunu ifade etti.
“HERKES DERİNDEN BÖLÜNMÜŞ BİR ÜLKE GÖRDÜ”
Uzlaşma yeteneğinin kaybedilmemesini isteyen Scholz, “ABD’ye son haftalarda bakan herkes derinden bölünmüş bir ülke gördü. Siyasi farklılıkların, dostlukların ve ailelerin yok edildiği, siyasi sınırların ötesinde işbirliğinin neredeyse imkansız hale geldiği bir ülke. Bu Almanya’da bizim başımıza gelmemeli. Çünkü gelecekte de işbirliği ve uzlaşma gerektiren seçim sonuçlarıyla uğraşmak zorunda kalacağız. Bu çoğu zaman zordur ama Almanya’yı güçlü kılan ve bizi karakterize eden de tam olarak budur.” diye konuştu.
Başbakan Scholz, koalisyon ortağı Hür Demokrat Partiye (FDP) bir kez daha ülkeyi kaosa sürüklemeden bütçedeki açığı kapatabilecek kapsamlı bir teklif sunduğunu dile getirerek, “Zor dönemde Almanya’yı güçlendirmek için bir teklif. FDP’nin önerilerini de alan bir teklif.” dedi.
Bunun, Almanya’yı ekonomik olarak güçlendirecek, otomobil sektöründe istihdamı güvenceye alacak, şirketlerin yatırım yapabileceği ve Ukrayna’yı destekleyecek 4 unsurdan oluşan bir teklif olduğunu ifade eden Scholz, bunun aynı zamanda ABD’deki seçimlerden sonra Almanya’ya güvenebileceği mesajı veren bir teklif olduğunu söyledi.
Ancak Maliye Bakanı Lindner’in ülkenin yararına olacak bu teklifi uygulamaya hazır olmadığını belirten Scholz, “Artık ülkemizi bu tür davranışlara maruz bırakmak istemiyorum.” ifadesini kullandı.
Ülkesinin karşı karşıya kaldığı zorlukları anlatan Scholz, böyle bir durumda uzlaşma teklifini reddeden kişinin sorumsuzca davrandığını vurguladı.
“BAŞBAKAN OLARAK BUNA MÜSAMAHA GÖSTEREMEM”
Scholz, “Başbakan olarak buna müsamaha gösteremem. Geçtiğimiz 3 yıl boyunca 3 farklı partiden oluşan bir koalisyonun nasıl iyi uzlaşmalara varabileceği konusunda defalarca önerilerde bulundum. Bu çoğu zaman zordu.” diye konuştu.
Başbakan olarak ülkenin iyiliği için pragmatik çözümler bulması gerektiğini belirten Scholz, Lindner’in çoğu zaman yasaları bloke ettiğini, önemsiz, partizan taktiklere başvurduğunu ve güveni zedelediğini ifade etti.
Scholz, güven kalmadığı için bu şekilde ciddi hükümet çalışmalarının mümkün olamayacağını belirtti.
Başbakan Olaf Scholz, ana muhalefet lideri Hristiyan Demokrat Birlik Partisi Genel Başkanı Friedrich Merz ile ülke için önemli olan ekonominin canlanması ve savunmanın güçlendirilmesi konularında işbirliği yapması için görüşeceğini kaydetti.
ANLAŞMAZLIK KONUSU NE?
Koalisyon hükümeti, 2025 bütçesi, ikinci emeklilik paketi ve “Büyüme Girişimi-Almanya için Yeni Ekonomik Dinamikler” adı verilen bir büyüme paketi konusunda zorluk yaşıyor.
Özellikle FDP’nin mali açıdan şahin tutumu 2025 için hazırlanacak bütçe konusunda ortakları anlaşmazlığa düşürdü ve ülkede hükümet krizi havası oluşturdu.
Maliye Bakanı Christian Lindner ve Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck ekonominin canlandırılması için farklı ve birbirlerinden bağımsız olarak öneriler sundu. Partiler arasında koordineli bir şekilde yapılmayan bu öneriler koalisyonda derin bir ayrışma olduğunu gösterdi.
Koalisyon ortakları, bütçe komisyonu toplanıp bütçeye son şeklini verene kadar kapatılması gereken milyarlarca avroluk açık ile ekonomik krizden çıkış için izlenecek yol konusunda sıkıntılar yaşıyor.
REKLAMMUHTEMEL 4 SENARYO KONUŞULUYOR
Koalisyonda yer alan bir tarafın ayrılması durumunda, Başbakan Scholz, 4 yıllığına seçildiği için mecliste başka çoğunluk oluşturabilir. Bu durumda Scholz, hükümetten ayrılan tarafın bakanlarının görevine son verir ve bunların yerine yeni bakanlar atar.
Ancak bu senaryo gerçekçi bulunmuyor. Çünkü kamuoyu yoklamalarında, yüzde 32-34 bandında bulunan ve erken seçime gidilmesini talep eden ana muhalefetteki Hristiyan Birlik partilerinin (CDU-CSU) buna yanaşmayacağı ifade ediliyor.
Bir başka senaryoya göre, Başbakan Scholz azınlık hükümeti kurabilir. Bunun gerçekleşmesi durumunda, Scholz hükümetinin her bir yasa için mecliste çoğunluk bulması gerekecek. Bunun için de muhalefetin desteğine ihtiyaç duyacak ve muhtemelen yasaların çıkması zorlaşacak.
Bir başka seçenek de milletvekillerinin başbakana karşı bir güven oylamasına gitmesi. Mevcut başbakan güven oylamasını kaybeder ve milletvekillerinin gösterdiği bir başbakan adayı meclisten çoğunluğu alırsa, yeni başbakan olarak görev yapabilir.
Ancak bunun için aşırı sağcı parti AfD milletvekillerinin desteğine ihtiyaç duyulacak. Meclisteki diğer tüm partiler AfD ile her türlü işbirliğine karşı çıktığı için bu seçeneğin gerçekleşmesi zor görünüyor.
Bir diğer ve en gerçekçi seçenek ise Başbakan Scholz’un meclisten güvenoyu istemesi olarak görülüyor.
Başbakan meclis çoğunluğunu arkasında toplaması ve güvenoyu alması durumunda hükümet devam eder, aksi durumda ise Başbakan, Cumhurbaşkanından erken seçime gidilmesini isteyebilir.
Cumhurbaşkanı 21 gün içinde bu kararı alır, ardından 60 gün içinde erken seçim yapılması gerekir.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Lübnan’da dün düzenlediği saldırılarda 37 kişinin öldüğü, 105 kişinin yaralandığı vurgulanan açıklamada, İsrail ordusunun ülkeye yönelik devam eden saldırıları sonucu yaşamını yitirenlerin sayısının 3 bin 50’ye yükseldiği ifade edildi.
Açıklamada, İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 13 bin 658’e ulaştığı kaydedildi.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Lübnan hükümeti yerinden edilen kişilerden 539 binden fazlasının Suriye’ye göç ettiğini açıkladı.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, Biden, başkanlık seçimlerini kazanan Trump ile telefonda görüştü.
Donald Trump’ı seçimde elde ettiği zafer dolayısıyla kutlayan Biden, Ocak 2025’te düzenlenecek yemin töreni öncesinde “yumuşak bir geçiş” için çalışacağı sözünü verdi.
TRUMP’I BEYAZ SARAY’A DAVET ETTİ
Trump’ı, Beyaz Saray’a görüşmeye davet eden Biden, ayrıca “ülkeyi bir araya getirmek” için çalışmanın önemini vurguladı.
ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Trump, 270 delegeyi geçerek ülkenin 47. başkanı olmaya hak kazanmıştı.
Trump, 20 Ocak 2025’te yemin ederek resmen görevine başlayacak.
BIDEN, HARRIS İLE DE GÖRÜŞTÜ
ABD Başkanı Joe Biden’ın Demokrat Parti Başkan Adayı ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris ile de görüşerek kendisini seçim kampanyasından dolayı tebrik ettiği ifade edildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“İSTEDİĞİMİZ SONUÇ DEĞİLDİ”
Ben de sizi çok seviyorum. Çok teşekkür ediyorum. Şunu söylememe müsaade edin. Bugün kalbim çok dolu. Çok dolu bugün kalbim. Şükranla dolu ve bana güvendiğiniz için şükranla dolu. Sevgiyle dolu, bu ülkeye yönelik sevgimle dolu. Ve şunu söylemek istiyorum. Bu sonuç bizim istediğimiz sonuç değildi. Bizim mücadele ettiğimiz sonuç değildi. Bizim oy verdiğimiz sonuç değildi. Ama bakın şunu lütfen dinleyin. Amerika’nın vadettiği ışık her zaman yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
Kamala Harris yenilgiyi kabul etti Haberi Görüntüle
Sevgili ailem, sizleri çok seviyorum. Beni desteklediğiniz için Başkan Biden’a ve Doktor Biden’a çok teşekkür ediyorum. Vali Walce’a ve Walce ailesine çok teşekkür ediyorum. Sizin bu ülkeye hizmetleriniz devam edecek. Ve benim olağanüstü takımıma, gönüllülere, kendilerinden birçok şey veren, fedakarlıkta bulunan gönüllülere, yerel seçim görevlilerine, sahada çalışan herkese çok çok teşekkür ediyorum. Bakın bizim seçim yarışımızdan ve öyle gurur duyuyorum ki.
REKLAM
Nasıl yarıştığımızdan çok gurur duyuyorum. 107 gün boyunca, bu kampanya 107 gün boyunca birlikler, gruplar oluşturmaya çalıştık. İnsanları birleştirmeye çalıştık. Çok farklı geçmişlerden insanları bir araya getirmeye çalıştık. Bu ülkeye sevgileri üzerinden, bu ülkeyi duydukları heyecan üzerinden birleştirmeye çalıştık. Amerika’nın daha iyi bir geleceği olması için çalışan insanları birleştirmeye çalıştık. Ve bunu şu bilinçle yaptık. Bizi ayıranlardan çok daha fazla ortak noktamız olduğunu düşündük.
“SEÇİMİN SONUÇLARINI KABUL ETMEMİZ GEREKİYOR”
Bakın şu an şunu biliyorum. Şu an birbirinden çok farklı duygular hissediyorsunuz. Evet bunu anlıyorum. Anlıyorum. Ama şunu bakın bu seçimin sonuçlarını kabul etmemiz gerekiyor. Bugün erken saatlerde seçilmiş başkan Trump’la konuştum ve onun başarısını kutladım. Ama ona şunu da söyledim. Devir tesliminde, iktidar tesliminde ona ve takımına yardımcı olacağız ve huzurlu bir iktidar değişimi için elimizden gelen her şey yapacağız.
Amerikan demokrasinin en önemli prensiplerinden biri şudur. Bir seçim yapılır ve o seçimin sonucu kabul edilir. Bu prensip bizi demokrasileri, monarkilerden ve tiranlıklardan ayıran şeydir. Ve toplum da buna saygı duymalıdır. Aynı zamanda bizim toplumumuzda biz şunu unutmayın, bu ülkede başkana ya da partiye değil, anayasaya bağlıyızdır ve vicdanımıza ve tanrımıza olan bağlılığımız da çok önemlidir.
REKLAM
Bakın bu üç bu üç bağlılık çok önemli. Ben o yüzden bugün buradayım. Ve o yüzden bu seçimi bu seçimin bakın bu seçimin sonucunu kabul ediyorum. Ama bu seçim sürecinde yaşanan bu savaş ortamını kabul etmiyorum. Bakın bizim özgürlük savaşımız, adalet savaşımız. ve her insanların, herkesin adil bir düzende yaşama hakkı bizim için çok önemli. Bakın biz Amerika için en iyisini vaat eden ideallerimiz için mücadeleye devam edeceğiz. Onlardan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. Hiçbir zaman Amerikalıların hayallerini gerçekleştirebileceği bir gelecek için mücadelemden vazgeçmeyeceğim.
MÜCADELEYE DEVAM MESAJI
Amerika’da herkesin kendi vücudu hakkında karar hakkı olması mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Okullarımızı ve caddelerimizi silahın vahşetinden koruma mücadelemize devam edeceğiz. Ve biz Amerika’da demokrasi mücadelemizden, hukuk devleti mücadelemizden, herkes için eşit hukuktan, hukuk idealinden vazgeçmeyeceğiz. Kim olursa olsun, hepimiz nereden başlıyor olursak olalım, temel haklara sahip olduğumuzu, temel özgürlüklere sahip olduğumuzu sonuna kadar söyleyeceğiz ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz. Ve aynı zamanda bu mücadeleye mahkemelerde, seçim sisteminde, kamusal alanda da devam edeceğiz. Daha sessiz şekilde de devam edeceğiz.
Nasıl yaşadığımız üzerinden birbirimize nasıl davrandığımız üzerinden birbirimize nezaketle ve saygıyla davranarak yabancıların yüzüne bakarak onlara dostça gülümseyerek ve hep güçlü yanlarımızı ortaya çıkararak ve herkesin hak ettiği saygıyı insanlara göstererek. Bakın özgürlüğümüz için mücadele zor bir süreç. Ama unutmayın biz bu zor süreçleri, zor görevleri seviyoruz. Zor görevler iyi görevlerdir. Üzerine mücadele edilecek görevlerdir ve bu ülke buna değer. Bizi izleyen gençlere sesleniyorum. Sizi çok seviyorum. İzleyen gençlere şunu söylüyorum.
“LÜTFEN ORTADAN YOK OLMAYIN”
Bakın, üzgün ve hayal kırıklığına uğramış hissetmeniz çok normal. Ama bakın kampanyada da hep söylüyordum mücadele edince kazanırız. Ama bakın şunu unutmayın, bazen bazen mücadele beklendiğinde uzun sürebilir. Bu kazanmayacağımız anlamına gelmez. Unutmayın bu kazanmayacağınız anlamına gelmez. Önemli olan hiçbir zaman pes etmemektir. Asla asla pes etmeyin.
Ve her zaman dünyayı daha iyi bir yer yapmak için mücadele etmeye devam edin. Sizde bu güç var. Ve hiçbir zaman dinlemeyin eğer biri size bir şey imkansız derse. Daha önce hiç yapılmadı bu imkansız diyenlere asla kulak asmayın. Sizin bu kapasiteniz var. Olağanüstü iyi işler yapma kapasiteniz var bu dünyada. O yüzden beni izleyen herkese şunu söylüyorum. Lütfen ortadan yok olmayın. Şu an bu teslim olma, teslim olma zamanı değil. Mücadeleye devam edeceğiz. Bu organize olma, mobilize olma ve birlikte durma vakti.
“CESARETİMİZ BİZİM İLHAMIMIZ OLSUN”
Özgürlükler için ve adalet için ve inşa edebileceğimizi birlikte inşa edebileceğimizi düşündüğümüz geleceğimiz için birlikte durmamız gerekiyor. Ben hakikaten çok acı çekmiş insanlarla karşılaştım. Çok zor durumda insanlarla karşılaştım. Ama şunu gördüm, içlerinde eğer bunlarla mücadele edecek cesaret ve gücü bulurlarsa, eğer bu gücü görebilirlerse, mücadele gücünü, adalet için mücadele etme, kendileri için mücadele etme, başkaları için mücadele etme gücünü kendilerinde bulurlarsa, o zaman her şeyi yenebilirler. O yüzden cesaretimiz bizim ilhamımız olsun.
Kararlılığımız bizim şarjımız olsun. İşte ben bununla kapatmak istiyorum. Bir zamanlar, bir tarihçi vardı. Diyordu ki tarihler boyunca toplumlarda şu vardır. Eğer yeterince karanlıksa işte o zaman yıldızları görebilirsin. Biliyorum, biliyorum şu anda birçok kişi karanlık bir zamana girdiğimizi düşünüyor. Ama hepimizin faydasına olan şöyle düşünmektir: Umuyorum böyle değildir şimdi ama eğer öyleyse… Unutmayın. Amerika eğer böyle bir sürece giriyorsa o zaman yıldızları görmeye çalışın. Çünkü birçok yıldız var burada.
Işık, iyimselliğin ışığı, inancın ışığı, gerçeğin ışığı ve hizmetin ışığı. O sistemiz. Ve bu bize bizi zorluklarda da hep yardımcı olsun. Bize yolumuzu göstersin. Bakın bu zor sözü hep tutalım. Amerika Birleşik Devletleri’ne. Amerika Birleşik Devletleri. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Tanrı sizi korusun. Tanrı Amerika Birleşik Devletleri’ni korusun. Çok teşekkür ederim.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı yakınlarındaki bir askeri üssün füzelerle hedef alındığına dikkat çekilen açıklamada, söz konusu üste askeri eğitimlerin verildiğine vurgu yapıldı.
İşgal altındaki Golan Tepelerinde bulunan bir üs ile diğer bazı askeri bölgelere de bir dizi roketle saldırı düzenlendiğine işaret edilen açıklamada, füzelerle İsrail’in Safed kenti ile 9 yerleşim birimine saldırılar düzenlendiği kaydedildi.
İSRAİL’İN LÜBNAN’DA ŞİDDETLENEN SALDIRILARINDA 3 BİN 50 KİŞİ ÖLDÜ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
REKLAM
Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 8 Ekim 2023’ten bu yana 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 3 bin 50 kişi öldü, 13 bin 658 kişi yaralandı.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
İsrail bombardımanı nedeniyle Lübnan’da 100 binlerce kişinin yerinden edildiği tahmin ediliyor.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Lübnan hükümeti yerinden edilen kişilerden 553 binden fazlasının Suriye’ye göç ettiğini açıkladı.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’de resmi olmayan sonuçlara göre başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump’a karşı kaybeden Harris’in, konuşmasında “mağlubiyeti kabul ettiğini” ifade etmesi bekleniyor.

ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Trump 270 delegeyi geçerek ülkenin 47. başkanı olmaya hak kazanmıştı.
Trump, 20 Ocak 2025 günü yemin ederek resmen görevine başlayacak.
REKLAMTRUMP İLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ
Amerikan CNN kanalına açıklama yapan Harris’in yardımcılarından biri, Başkan Yardımcısı’nın Trump’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirtti.
Harris’in yardımcısı, “Harris, seçilmiş başkan Trump’ı arayarak 2024 başkanlık seçimini kazanması dolayısıyla tebrik etti. Kendisi, görüşmede, barışçıl bir yetki devir sürecinin ve tüm Amerikalıların başkanı olmasının önemini dile getirdi.” ifadelerini kullandı.
Böylece seçim mağlubiyetini resmen kabul eden Harris’in bugün yerel saatle 16.00’da (TSİ 24.00) seçim sonuçlarını değerlendireceği bir konuşma yapması bekleniyor.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bezos, X hesabından paylaştığı tebrik mesajında Trump’ın zaferini “olağanüstü geri dönüş” olarak tanımladı ve yönetimi için başarılar diledi.
Big congratulations to our 45th and now 47th President on an extraordinary political comeback and decisive victory. No nation has bigger opportunities. Wishing @realDonaldTrump all success in leading and uniting the America we all love.
— Jeff Bezos (@JeffBezos) November 6, 2024
ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post, tarihinde ilk kez başkanlık seçiminde bir adayı desteklemeyeceğini duyurmuştu. Washington Post’un Demokrat Parti destekçisi okurları, gazetenin Kamala Harris’e açıkça destek vermemesine tepki göstermiş ve gazetenin birkaç gün içinde 200 bine yakın abonesini kaybettiği belirtilmişti.
“Acı gerçek: Amerikalılar haberlere güvenmiyor”
Yaşananların ardından gazetenin sahibi Jeff Bezos, “Acı gerçek: Amerikalılar haberlere güvenmiyor” başlıklı bir yazı kaleme almış ve tarafsızlık algısını zedeleyen başkanlık adayları için destek açıklamalarını durdurmanın önemli bir adım olduğunu ifade etmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saldırıda aralarında kadınların da olduğu 50’den fazla kişi yaşamını yitirdi, 63 kişi yaralandı.
Haberde, Baalbek ve Bekaa’nın pek çok bölgesine düzenlenen saldırılarda savunmasız sivillere yönelik katliamlar yapıldığı kaydedildi.
Saldırılardan birinde Baalbek kentindeki Şeykan mahallesinde bulunan ve yoksul ailelerin yaşadığı eski bir evin hedef alındığı ve sadece bu saldırıda 10 kişinin öldüğü; 9 kişinin yaraladığı bilgisi paylaşıldı.
Saldırı nedeniyle kayıpların olduğu ifade edildi.
Baalbek el-Hirmil Valisi Beşir Hıdır, gün içerisinde yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun düzenlediği 20 saldırıda 30 kişinin öldüğünü, 35 kişinin yaralandığını ifade etmişti.
REKLAM
İsrail ordusunun Baalbek ilçesine saldırıları yedinci gününde devam ediyor.
Baalbek’i Hizbullah’ın insan kaynağı olarak nitelendiren Lübnanlı uzmanlar, Hizbullah’ın burada geniş bir etkiye ve halk tabanına sahip olduğunu belirtiyor.
Geçmişi yaklaşık 3 bin yıl öncesine dayanan tarihi Baalbek kenti, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Joe Biden-Kamala Harris yönetiminin Gazze soykırımına verdiği desteğe tepkili Amerikalı Müslümanların ve Arapların en yoğun yaşadığı “salıncak eyaletlerden” Michigan’da, başkanlık seçimini Cumhuriyetçi aday Trump kazandı.
Trump, Michigan’ın 15 delegesini hanesine yazdırdı.
Michigan’da açık kaynaklara göre 250 bine yakın Arap Amerikalı ve Müslüman yaşıyor.
2020 seçimlerinde Demokrat parti adayı Biden, Cumhuriyetçi rakibi Trump’tan 154 bin 188 daha fazla oy alarak seçimi kazanmıştı.
REKLAM
ABD başkanlık seçiminde, seçmenler, esas olarak destekledikleri partinin delegelerine oy veriyor.
“Seçiciler Kurulu” adı verilen bu sistemde her eyalete farklı ağırlıklarla dağıtılmış toplam 538 delege belirleniyor.
Bu sayının yarıdan 1 fazlasına yani 270 delegeye ulaşan aday, başkan olmaya hak kazanıyor.
CUMHURİYETÇİLER SENATODA 51 SANDALYEYE ULAŞTI
Kongre seçimlerinde Cumhuriyetçiler Senato’da 51 sandalyeye ulaşarak çoğunluğu pekiştirirken, oy sayımı devam eden Temsilciler Meclisinde de yarışı önde götürüyor.
ABD’de 5 Kasım’da yapılan Kongre seçimlerinde Senato’da 52 sandalyeye ulaşan Cumhuriyetçiler, 4 yıllık aradan sonra Kongre’nin üst kanadında kontrolü yeniden ele geçirdi.
Associated Press’in (AP) paylaştığı resmi olmayan sonuçlara göre Cumhuriyetçiler, bu seçimlerde Demokratlarda olan 3 Senato koltuğunu kazanarak Kongre’nin üst kanadında çoğunluğu sağladı.
Cumhuriyetçi Donald Trump’ın seçimleri kazanmasının ardından Senato’da da çoğunluğa ulaşan Cumhuriyetçiler, 2024 seçimlerinden büyük bir başarıyla çıkmış oldu.
WEST VİRGİNİA, MONTANA VE OHİO’DA 3 SENATO SANDALYESİ CUMHURİYETÇİLERE GEÇTİ
Seçimlerin en çarpıcı sonuçlarından biri olarak, West Virginia’daki seçimi kazanan Cumhuriyetçi aday Jim Justice, Demokrat rakibinden senatörlüğü alarak partisine yeni bir Senato sandalyesi kazandırdı.
Aynı şekilde Ohio’da Cumhuriyetçi aday Bernie Moreno ve Montana’da Cumhuriyetçi aday Tim Sheehy de Demokrat rakiplerindeki sandalyeleri kazandı.
Böylece önceki dönemde 49 olan Cumhuriyetçi senatör sayısı şu an itibarıyla 52’ye yükselmiş oldu.
Halen oy sayım işlemleri devam eden Temsilciler Meclisinde ise Cumhuriyetçiler 201 sandalyeye ulaşırken, Demokratlar ise 183 sandalye kazandı.
Temsilciler Meclisinde çoğunluğu kazanabilmek için bir partinin 218 sandalyeyi geçmesi gerekiyor.
TEMSİLCİLER MECLİSİ
Toplam 435 temsilcinin bulunduğu Temsilciler Meclisinde, her eyalet nüfusuna oranla temsil ediliyor. Kalabalık nüfusa sahip eyaletler daha fazla temsilciye, düşük nüfuslu eyaletler en az 1 olmak üzere daha az temsilciye sahip oluyor.
SENATO
Seçilenlerin 6 yıllığına görev başına geldiği Senato’da toplam 100 kişi görev yaparken, 50 eyaletin her birinin 2 senatörü bulunuyor. Bu seçimde, Senato’daki 34 sandalyede kimlerin oturacağı belirlenecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Joyce Msuya’nın mesajını aktaran Dujarric, Gazze’nin kuzeyinin son 1 aydır tamamıyla İsrail kuşatması altında olduğuna işaret etti.
Dujarric, Msuya’nın “Dünya izlerken Filistinli siviller açlıktan ölüyor” ifadelerini ileterek, suçların son bulması gerektiğinin altını çizdi.
Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durum
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durum hakkında da bilgi veren Dujarric, sahadaki meslektaşlarından edindiği bilgiye göre bu bölgelerde bu yıl yaklaşık 1000 Filistinlinin evinin yıkıldığını bildirdi.
Dujarric, bu durumun 1100’den fazla kişinin yerinden edilmesine neden olduğunu belirterek, yerinden edilenlerin yüzde 40’ının Doğu Kudüs’ten olduğunu aktardı.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, ?”Türk dünyası için ortak bir gelecek inşasını hedef alıyoruz. Türk dünyası yüzyılı için birlikte çalışacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ?Türk Devletleri Teşkilatı 11. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde konuştu. Türk dünyası için ortak bir gelecek inşasını hedef aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ata yurdumuz Bişkek’te bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Zirvemizin tüm Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türk Devletleri Teşkilatı, örnek alınan bir platform haline gelmiştir. Türk dünyasını ilelebet payidar kılacak güçlü irade masanın etrafındaki tüm dostlarımda ziyadesiyle mevcuttur. Teşkilatımızı çok daha ileriye taşıyacağız” dedi.
Erdoğan, Gazze başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan soykırımın durdurulması noktasında uluslararası toplumun kötü bir sınav verdiğini belirterek, “Karar dahi alamıyor, almak istemiyor. İsrail’in kan ve gözyaşını tüm bölgeye yayma hedefini Lübnan’da görüyoruz. Türkiye olarak bu vahşeti, katliamı kabul etmiyoruz. İsrail’i durdurmak Filistin devletini kalıcı tesis etmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” diye konuştu.
Azerbaycan’ın şehitler vererek elde ettiği tarihi kazanımların bir barış anlaşması imzalanması suretiyle masada da perçinlenmesini ümit ve temenni ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “KKTC’nin teşkilatımızın bugünkü zirvesinde onur konuğu olarak yer alması dayanışma irademizin tezahürüdür. Kendilerinin yakın zamanda tam üye olarak yer almasını bekliyoruz. Kıbrıs’ta adil çözüm için Türk dünyasına sorumluluk düşüyor. Ukrayna’da da kalıcı ve adil bir barışı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘POTANSİYELİMİZİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN İŞ BİRLİĞİMİZİ GELİŞTİRELİM’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim, enerji ve ulaştırma gibi alanlardaki iş birliğine vurgu yaparak, “175 milyona ulaşan genç ve dinamik nüfusumuz ve ticaret hacmimizle büyük atılımlar gerçekleşebilir. Bilim, enerji ve ulaştırma gibi alanlarda potansiyelimizi ortaya çıkarmak için iş birliğimizi geliştirelim. Geçen sene hayata geçirdiğimiz Türk projelerimize destek sağlayacağından eminim. Enerji konusunda da tek kaynağa bağımlılığı azaltmalıyız” dedi.
Ortak alfabe oluşturulması girişimlerinin Eylül 2024’te tamamlandığı belirten Erdoğan, “Ortak alfabemiz geleceği birlikte inşa etmemizin de nişanesidir. Bundan sonra üye ülkelerin bu alfabeyi esas alarak gerekli dönüşümü gerçekleştirmesi gerekiyor. Üyelerimizin yeni alfabeye geçişte adım atması isabetli olacak. Türk dünyası yüzyılı için birlikte çalışacağız” diye konuştu.
…………………………………………………………………………………………..
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de yapılan seçimlerde zaferini ilan eden Donald Trump’a liderlerden tebrik mesajları gelmeye başladı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, sosyal medya hesabından Trump’ı tebrik etti. Rutte, “Az önce Donald Trump’ı ABD Başkanı seçilmesi vesilesiyle tebrik etim. Trump’ın liderliği ittifakımızın güçlü kalmasında yine kilit bir rol oynayacaktır. NATO aracılığıyla barışı ilerletmek için kendisiyle yeniden çalışmayı dört gözle bekliyorum” ifadelerini kullandı.
“Etkileyici zaferi için Donald Trump’ı tebrik ederim”
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise, “Etkileyici zaferi için Donald Trump’ı tebrik ederim” dedi. Trump ile eylül ayında Ukrayna-ABD stratejik ortaklığını, Zafer Planı’nı ve Rusya’nın Ukrayna saldırılarını sonlandırma yollarının ele alındığı bir toplantı yaptıklarını hatırlatan Zelenskiy, “Güç yoluyla barış yaklaşımına bağlılığını takdir ediyorum. Ukrayna’da adil barışı getirebilecek ilke budur. Bunu birlikte hayata geçireceğimizden umutluyum” dedi.
“Başkan Trump’ın kararlı liderliği altında güçlü bir ABD dönemini dört gözle bekliyoruz” diyen Zelenskiy, açıklamasını şu şekilde tamamladı:
“Her iki ülkenin de yararına olacak karşılıklı fayda sağlayan siyasi ve ekonomik işbirliği geliştirmek istiyoruz. Avrupa’nın en güçlü askeri güçlerinden biri olan Ukrayna, müttefiklerimizin de desteğiyle Avrupa’da ve Transatlantik toplumunda uzun vadeli barış ve güvenliği sağlamaya kararlı. Başkan Trump’ı şahsen tebrik etmek ve Ukrayna’nın ABD ile stratejik ortaklığını güçlendirmenin yollarını görüşmek için sabırsızlanıyorum.”
“Dünya için çok ihtiyaç duyulan bir zafer”
Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “ABD siyasi tarihinin en büyük geri dönüşü. Başkan Trump’ı muazzam zaferinden dolayı kutluyorum. Dünya için çok ihtiyaç duyulan bir zafer” ifadelerini kullandı.
“Daha fazla barış ve refah için”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Trump’ı tebrik ederek, “Dört yıl boyunca yaptığımız gibi birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum. İnancımızla. Saygı ve hırsla. Daha fazla barış ve refah için” ifadelerini kullandı. – BRÜKSEL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adem Kalaç ayrıca, Fetullah Gülen’in son anına kadar yanından ayrılmayan ‘Uzun Cevdet’ lakaplı Fetullah Gülen’in kara kutusu olan Cevdet Türkyolu’nun da bacanağı. Hansa Zeynep ile evli olması nedeniyle damat kadrosunda yer alan Adem Kalaç’ın 4 çocuğundan Hayreddin Kalaç’ın ABD askeri olduğu ortaya çıktı.
Hayreddin Kalaç, New Jersey’de bulunan ve ABD ordusuna subay yetiştiren The Scarlet Knight Battalion-Army ROTC at Rutgers Üniversitesi’nde okudu.
23 Mayıs 2023 tarihinde okuldan teğmen rütbesiyle mezun oldu. Mezuniyetine örgütün yönetim kadrosunda yer alan babası Adem Kalaç ile Fetullah Gülen’in öz yeğeni olan annesi Hansa Zeynep Kalaç da katıldı. ABD vatandaşı gibi hayatını sürdüren Hayreddin Kalaç, ABD ordusunda subay olarak görevine devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuşmasına destekçilerine teşekkür ederek başlayan Trump, “Bu, ülkemizde daha önce hiç görmediğimiz bir siyasi zaferdir. 47. başkan seçilmem dolayısıyla Amerikan halkına teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
KAMALA AÇIKLAMA YAPMADAN ORTADAN KAYBOLDU
Seçim zaferi sonrası açıklama yapmadan bir anda ortadan kaybolan rakibi Kamala Harris’i de unutmayan Trump dikkat çeken ifadeler kullandı.
“KOVULDUN, ÇIK ORADAN”
Trump “Ayağa kalkmalısın ve Kamala’nın en kötü başkan yardımcısı olduğunu söylemelisin. Kamala, sen kovuldun, çık oradan” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eski First Lady, Fox News’teki Eylül ayı röportajında da giydiği Christian Dior imzalı uzun, kısa kollu, siyah-beyaz puantiyeli elbisesiyle görüntülendi. Kusursuz şekilde şekillendirilmiş saçları, siyah topuklu ayakkabıları ve büyük güneş gözlükleriyle dikkat çekti.
Ancak sosyal medyada bazı kullanıcılar, 54 yaşındaki bir çocuk annesi Melania’nın yerine kameralar için bir dublör kullanıldığını, özellikle kapalı mekanda taktığı büyük güneş gözlüklerini kanıt göstererek iddia etti.
X platformunda bir kullanıcı “Bu kesinlikle Melania değil. Bu sahte kişi bütün gün kapalı mekanda güneş gözlüğü takıyor” yorumunda bulundu. Liberal görüşlü kullanıcılar, “Sahte bir eşle gezen biri nasıl başkan adayı olabilir?” gibi eleştiriler yöneltti.
Melania, Florida’daki oy kullanma işleminin ardından sosyal medya hesaplarında “Oy Kullandım” çıkartması ve Amerikan bayrağı paylaştı. Seçim merkezinde sadece “Çok iyi hissediyorum” açıklamasını yaptı.
“Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” şapkasıyla görünen eski Başkan Donald Trump ise gazetecilerin sorularını yanıtlayarak, ülke genelindeki oy merkezlerinde yaşanan karmaşa haberlerini eleştirdi. Trump özellikle yarışın başa baş gittiği Pennsylvania’da sonuçların açıklanmasının 2-3 gün sürebileceğini belirterek, “Bu durum kesinlikle kabul edilemez” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Odunpazarı ve Tepebaşı merkez ilçelerinin sınırını oluşturan çayı süsleyen yeşil alanlara, sarı, kahverengi ve yeşilin tonları hakim oldu.
Çayın yanında yer alan ve sonbaharın güzelliklerini yaşatan Kanlıkavak Parkı, yürüyüş yapmak, bisikletle gezmek ve fotoğraf çektirmek isteyenlerden ilgi görüyor.
Porsuk Çayı’nın dinginliği ve çevresindeki söğüt, kestane, çınar ağaçlarının yapraklarının sararmasıyla ortaya çıkan manzaralar, dronla görüntülendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İtalyan basınında bugün çıkan haberlerde, bir dönem üst düzey yetkilere sahip olması sebebiyle “süper polis” olarak anılan Carmine Gallo hakkında yeni iddialar gündeme geldi.
Soruşturmanın baş şüphelilerinden olan ve halihazırda ev hapsinde tutulan eski polis Gallo’nun İsrail teknolojisine sahip kriptolu telefon kullandığı iddia edildi.
Buna ek olarak, Başbakanlıktan bazı kişilerin, Gallo ile Milano Fuar Vakfı Başkanı Enrico Pazzali’nin ortak şirketi “Equalize”yi ziyaret ettiğinin de soruşturma dosyasında yer aldığı, bu durumun, bağlantı kurulan kişilerin nüfuzunu ve sahip oldukları bağlantılar ağını gösterdiği kaydedildi.

SORUŞTURMADA MOSSAD’IN ADI GEÇİYOR
Soruşturmadan basına yansıyan daha önceki haberlerde de Gallo ve Pazzali’nin, yasa dışı şekilde elde ettikleri bilgileri, özel şirketleri “Equalize” üzerinden milyonlarca avro karşılığında İsrail ve Vatikan gibi başka ülkelerin gizli servislerine sattıkları ileri sürülmüştü.
İsrail gizli servisi Mossad ajanlarının, “Equalize” ile bazı anlaşmalar yapmış ve bilgi takaslarına gitmiş olabileceği iddia edilmişti.
Corriere Della Sera gazetesi, soruşturmada, Mossad ajanı oldukları sanılan iki İsraillinin “Equalize” firmasını ziyaret ettiğinin belirlendiğini duyurmuştu.
Vatikan’ın da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın bir Rus iş adamı hakkında bilgi almak için “Equalize” ile temasa geçtiği iddiaları basında yer almıştı.

Bu arada, soruşturma kapsamında sorgulanan eski polis memuru Marco Malerba da ifadesinde, halihazırda ev hapsinde tutulan başlıca şüphelilerden eski amiri Gallo’ya “bir dönem amiri olduğu için ‘hayır’ diyemediğini” ve bu nedenle devletin veri tabanına erişim sağlayıp istediği bilgileri eski amirine verdiğini kabul etmişti.
Başbakan Giorgia Meloni, hafta içinde RAI kanalında katıldığı programda, siber casusluk skandalının “kabul edilemez” olduğunu belirterek, “İtalya’da bir bilgi piyasası var. Bu tiksintiye son vermemiz lazım. Bu davalardan önce de siber güvenliğe dair bir kararname çıkarmıştık, şimdi teknik bir kurul yeni bir kararname üzerinde çalışıyor.” demişti.
Savunma Bakanı Guido Crosetto ise siber casusluk skandalıyla ilgili derhal meclis araştırması başlatılması çağrısında bulunarak devlet sırlarının risk altında olabileceği uyarısı yapmıştı.
Crosetto, skandalla ilgili ortaya dökülen bilgilerin sadece “buzdağının görünen kısmı” olduğunu belirtmişti.
Mafya ile Mücadele Savcısı Giovanni Melillo, soruşturmaya dair daha önce yaptığı açıklamada, gizli verilerin “devasa ve endişe verici bir pazar ortaya çıkardığını” söylemişti.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trump’ın seçimleri kaybetmesi halinde sonucu kabul edip etmeyeceği sorulan Bolton, “Hayır, sanmıyorum. Ve buna hazırlıklı olmalıyız” yanıtını verdi.

TRUMP’IN LİZ CHENEY YORUMLARI
Bolton, Trump’ın Michigan eyaletindeki seçim kampanyasında, Cumhuriyetçi Partinin önemli isimlerinden eski Kongre üyesi Liz Cheney’e yönelik “savaş kışkırtıcısı” yorumunu da ele aldı.
Trump’ın eleştirisinin Cheney’nin “savaş kışkırtıcısı” olmasıyla alakalı olmadığını savunan Bolton, “Gerçek şu ki, (Trump), 6 Ocak Kongre baskını sonrası azledilmesi için Cheney’nin oy kullanmasını aklından çıkaramıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Trump, “Harris, Liz Cheney gibi savaş kışkırtıcılarıyla birlikte kampanya yürütüyor. (Dick Cheney) Babası Orta Doğu’yu neredeyse mahvetmişti” ifadesini kullanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, ABD’nin bölgedeki güçlerini korumak, İsrail’i savunmak, “caydırma ve diplomasi yoluyla gerginliğin azaltılması” amacıyla taahhütlerini yerine getirmek üzere bölgede ek balistik füze savunma muhripleri, savaş ve tanker uçakları filosu ile ABD Hava Kuvvetlerine ait B-52 uzun menzilli saldırı bombardıman uçaklarının konuşlandırılacağı bildirildi.
Bu güçlerin bölgeye gitmek için hazırlanan USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle gelecek ay ulaşmaya başlayacağı kaydedilen açıklamada, bu hareketlerin, ABD’nin gelişen ulusal güvenlik tehditlerini karşılamak amacıyla kısa sürede dünya çapında konuşlandırma yeteneğini gösterdiği ifade edildi.
Açıklamada ayrıca bu konuşlandırmaların, kısa süre önce İsrail’e yerleştirilen Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD) sisteminin yanı sıra Pentagon’un Doğu Akdeniz’deki Amfibi Hazır Grup Deniz Seferi Birimi (ARG/MEU) duruşuna dayandığı bildirildi.
Pentagon, 13 Ekim’de yaptığı yazılı açıklamada, İran tehdidine karşı İsrail’e THAAD batarya sistemi ile bunu çalıştıracak 100 civarında askeri personelin gönderileceğini duyurmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAMAS: AKSA TUFANI TEL AVİV’İNEN BÜYÜK GÜVENLİK ZAFİYETİ
Hamas’ın İran’daki temsilcisi Halid el-Kaddumi, Aksa Tufanı’nın, İsrail’in yaşadığı en büyük güvenlik zafiyeti olduğunu belirtti. Kaddumi burada yaptığı açıklamada, “Aksa Tufanı, siyonist düşmana stratejik bir güvenlik darbesi vurdu. Bu darbe, İsrail tarihindeki en büyük güvenlik zafiyeti olarak siyonistlerin hafızasında yer edecek” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PENTAGON’DAN ORTADOĞU’YA EK ASKERİ GÜÇ
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ortadoğu’da savaş ve uzun menzilli saldırı bombardıman uçakları dahil ek askeri güç konuşlandıracağını duyurdu. Yapılan açıklamada, ABD’nin bölgedeki güçlerini korumak, İsrail’i savunmak, “caydırma ve diplomasi yoluyla gerginliğin azaltılması” amacıyla taahhütlerini yerine getirmek üzere bölgede ek balistik füze savunma muhripleri, savaş ve tanker uçakları filosu ile ABD Hava Kuvvetleri’ne ait B-52 uzun menzilli saldırı bombardıman uçaklarının konuşlandırılacağı bildirildi. Bu güçlerin bölgeye gitmek için hazırlanan USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle gelecek ay ulaşmaya başlayacağı kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“EYLEMLER VATANA İHANET OLARAK DEĞERLENDİRİLECEK”
Öte yandan Bolivya ordusundan dün yapılan açıklamada, silahlı grubun askeri personeli kaçırdığı, silah ve mühimmatı da ele geçirdiği aktarılmıştı. Ordu, grubu “derhal ve barışçıl bir şekilde” kışlayı terk etmeye çağırmış, bu eylemlerin “vatana ihanet” olarak değerlendirileceğini vurgulamıştı. Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce ise, silahlı grubun eski Devlet Başkanı Morales ile “bağlantılı” olduğunu ifade etmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İspanya tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşıyor.
ülkenin doğusunda ve güneyinde etkili olan şiddetli fırtınanın yol açtığı sel felaketinde can kaybı artıyor.
Valencia özerk bölgesi Acil Durum Koordinasyon Merkezi tarafından yapılan açıklamada, selde hayatını kaybedenlerin sayısının 202’ye yükseldiği bildirildi.
CAN KAYBI 211’E YÜKSELDİ
Kastilya-La Mancha’daki 2 ve Endülüs’e bağlı Malaga’daki 1 ölümle birlikte toplam can kaybı 211’e yükseldi.
“YÜZYILIN FELAKETİ”
İspanya Devlet Meteoroloji Enstitüsü tarafından ‘İspanya tarihinin en öldürücü doğal afeti’ ve ‘Yüzyılın felaketi’ olarak tanımlanan sel felaketinde halen çok sayıda kayıp insan için arama ve kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Devam eden arama-kurtarma çalışmalarına destek amacıyla Valecia’da 500 asker daha görevlendirildi.
İspanya Ulusal Meteoroloji Ajansı (AEMET), Valencia dahil 4 bölge için daha fazla yağış konusunda uyarıda bulundu.

ELEKTRİK SU VE GIDA ERİŞİMİ YOK
Binlerce aracın sel suyunda sürüklendiği, köprülerin çöktüğü ve yerleşim yerlerinin çamurla kaplandığı selin ardından temizlik çalışmaları da devam ederken, birçok kişi hala elektrik, su ve gıdaya erişim sağlayamıyor.
Selden en çok etkilenen Valencia’da 1 yıllık yağışın yalnızca 8 saatte yağdığı belirtilmişti.

FELAKETİN DAKİKA DAKİKA YAKLAŞTIĞI ANLAR
Diğer yandan felaketin öncesinden itibaren kayıtta olan kameralara sel sularının dakika dakika yükselişi yansıdı.
Tüm dünyada gündem olan görüntülerde felaketin adım adım gelişi tüyleri diken diken etti.





Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD halkı başkanlık seçimine gün sayıyor.
Beyaz Saray koltuğuna oturmak için yarışan Demokratların adayı Kamala Harris ve Donald Trump arasındaki gerginlik de sandığa gitme günü yaklaştıkça yükseliyor.
Adayların seçim kampanyalarına ise dünyaca ünlü isimlerden destek yağıyor.
Bu bağlamda Latin asıllı şarkıcı ve oyuncu Jennifer Lopez de desteklediği ismi açıkladı.
LOPEZ, HARRIS’İ DESTEKLİYOR
Jennifer Lopez, başkanlık yarışında Kamala Harris’i desteklediğini belirtti.
Lopez, Nevada eyaletinde bulunan North Las Vegas’ta Harris ile birlikte bir mitinge de katılım gösterdi.

“TÜM LATİN KÖKENLİLERİ RENCİDE ETTİLER”
Lopez, Donald Trump’ın kampanya ekibinin Madison Square Garden’da düzenlediği mitingde bir komedyenin Porto Riko ile alay etmesiyle “ülkedeki tüm Latin kökenlileri” rencide ettiğini söyledi.
Ünlü yıldızın, Harris’in Las Vegas’taki mitinginde yaptığı yorumlar, Trump yanlısı komedyenin Lopez’in anne ve babasının doğduğu ABD adası Porto Riko’yu “yüzen çöp adası” olarak adlandırması üzerine oluşan öfkenin yankılanmasının ardından geldi.
“BURASI BİZİM DE ÜLKEMİZ”
Ünlü yıldız, Trump hakkında “Madison Square Garden’da bize gerçekte kim olduğunu ve gerçekte nasıl hissettiğini hatırlattı. O gün sadece Porto Rikolular gücenmedi. Bu ülkedeki her Latin, insanlık ve iyi karakterli herkes gücendi. Burası bizim de ülkemiz.” diye konuştu.



Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’nin 47’inci başkanını belirleyecek 5 Kasım seçimleri için geri sayım başladı.
Günler sonra yapılacak seçim için heyecan dorukta.
Dünya çapında ünlü isimler, ABD başkanlık koltuğuna oturmak için yarışan Kamala Harris ve Donald Trump’a desteklerini açıklıyor.
İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg ise, ABD seçimlerine ilişkin yaptığı açıklama ile dikkatleri üzerine çekti.
“İNSANLIĞIN GELECEĞİ İÇİN SONUÇLARI ABARTMAK İMKANSIZDIR”
Greta Thunberg, açıklamasında, “Bu yıl dünyanın dört bir yanında birçok belirleyici seçim gördük. 5 Kasım’da, dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olan ABD’nin sandık başına gitme zamanı geldi. Bu özel seçimin dünya ve insanlığın geleceği için sonuçlarını abartmak muhtemelen imkansızdır.” ifadelerini kullandı.

“KİM KAZANIRSA KAZANSIN ABD AŞIRI KAPİTALİST BİR DÜNYA GÜCÜ OLACAK”
Thunberg açıklamasında her iki adayı da eleştirerek, “Trump’ın Harris’ten çok daha tehlikeli olduğuna şüphe yok. Ancak kim kazanırsa kazansın çalınmış topraklar ve yerli halklara yönelik soykırım üzerine kurulu bir ülke olan ABD, yine de emperyalist, aşırı kapitalist bir dünya gücü olacak. Dünyayı giderek artan bir çevre acil durumuyla ve eşitsiz bir dünyaya doğru götürmeye devam edecek.” dedi.
“İKİ ADAYIN DA ELLERİNDE KAN VAR”
İklim aktivisti Thunberg açıklamasında, Gazze’deki mevcut duruma dikkat çekerek, “Amerikalılara ana mesajım, yalnızca en az kötü seçeneğe razı olamayacağınızı hatırlamanızdır. Sadece oy vererek ‘yeterince’ şey yaptığınızı düşünemezsiniz, özellikle de bu iki adayın da ellerinde kan varken.
Filistin’deki soykırımın Biden ve Harris yönetimi altında, Amerikan parası ve suç ortaklığıyla gerçekleştiğini unutmayalım. Masum çocukları ve sivilleri bombalamak hiçbir şekilde ‘feminist’, ‘ilerici’ veya ‘insani’ değildir – tam tersidir, sorumlu bir kadın olsa bile.” ifadelerine yer verdi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Senegal Cumhurbaşkanı Beşir Cuma Fay, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde baş başa yaptıkları görüşme ve heyetlerin bir araya gelmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Senegal Cumhurbaşkanı Beşir Cuma Fay onuruna akşam yemeği verdi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde basına kapalı gerçekleşen yemeğe, iki ülke heyetleri de katıldı.
Senegal Cumhurbaşkanı Fay ve heyetini Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, mart ayındaki seçimlerde elde ettiği zafer dolayısıyla Fay’ı tebrik etti.
Senegal’in, Türkiye’nin Batı Afrika’da en sıkı münasebeti olan ülke olduğunu, Afrika kıtasının istikrar ve esenliğine en fazla katkıda bulunan ülkelerin başında geldiğini söyleyen Erdoğan, “Birçok konuda aynı tutumu paylaşıyoruz. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkaran mutabakat protokolünü biraz önce imzaladık. Bugünkü temaslarımızda ülkelerimiz arasında yatırım ve ticaret başta olmak üzere güvenlik, savunma sanayi, terörle mücadele, enerji, tarım, şehircilik, kültür ve yükseköğretim alanlarında işbirliği imkanlarını ele aldık.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, bu çerçevede yapılan anlaşmaları anımsatarak şöyle devam etti:
“Senegal ile ticaret ve yatırım ilişkilerimiz sürekli artıyor. Ticaret hacmimiz 500 milyon dolara yaklaştı. İlk aşamada hedefimiz 1 milyar dolar. Bu hedefe süratle ulaşma noktasında değerli dostumla hemfikiriz. Türk şirketlerinin Senegal’deki yatırımlarının ve üstlendiği müteahhitlik projelerinin toplam değeri 3 milyar doları buldu. Bundan ülkelerimiz adına büyük memnuniyet duyuyoruz. Firmalarımıza Senegal’deki fırsatları değerlendirmelerini tavsiye ediyoruz. İstanbul’da yarın Türkiye-Senegal İş Formu düzenlenecek. Önümüzdeki dönemde de Karma Ekonomik İşbirliği Toplantısı yapılacak.
Bu önemli toplantıların ekonomik münasebetlerimizin gerçek potansiyelini ortaya çıkaracağına inanıyorum. Görüşmelerimizde Senegal hükümetinin ahiren açıkladığı Senegal 2050 Ulusal Dönüşüm Programı da gündeme geldi. Türkiye olarak bu alanda tecrübelerimizi Senegalli dostlarımızla paylaşmaya hazır olduğumuzu ifade ettim. Bugün ayrıca güvenlik, savunma sanayi ve FETÖ başta olmak üzere terörle mücadelede atılabilecek ortak adımları değerlendirdik. Bu vesileyle Senegal makamlarına FETÖ ile mücadelemizde verdikleri destek için teşekkür ediyorum. Bu destek ve dayanışmanın önümüzdeki dönemde de devam edeceğinden şüphe duymuyorum.”
REKLAM“İsrail’in soykırımı karşısında Türkiye ve Senegal’in atabilecekleri adımları konuştuk”
Görüşmelerinde Sahel bölgesi ve Filistin’deki gelişmeleri de ele alma fırsatı olduğunu belirten Erdoğan, “Sahel bölgesinde güvenlik sağlanmadan, Afrika kıtasında güvenlik ve istikrarın sağlanamayacağına ilişkin müşterek tutumumuzu bir kez daha kayda geçirdik. İsrail’in, Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarındaki soykırımı karşısında Türkiye ve Senegal’in atabilecekleri adımları konuştuk.” dedi.
Bu noktada Senegal’in 1975’ten bu yana Birleşmiş Milletler Filistin Halkının Vazgeçilmez Haklarının Kullanılması Komitesinin Başkanlığını yürütmesini takdirle karşıladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Senegal’in, Filistin meselesinde iki devletli çözümü esas alan tutumunu son derece kıymetli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Biz de bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Filistin ve Lübnan halkının yanında olmayı, kardeşlik ve insani vazifemiz olarak görüyoruz. Zulmün, baskının, savaşın, katliamın ne demek olduğunu çok iyi bilen, bunun acısını yaşayan Afrikalı kardeşlerimizin İsrail hükümetinin soykırım politikasına karşı dirayetli duruşlarını takdirle takip ediyoruz.
Kan, katliam ve gözyaşı üzerine huzurlu bir gelecek inşa edilemeyeceğini emperyalistler Afrika kıtasında tecrübe ettiler. İnanıyoruz ki aynı hakikat Gazze ve Lübnan’da da tecelli edecektir. Zulmederek güvenlik arayanlar, çok daha büyük bir güvensizlik girdabına sürükleneceklerdir. Bundan en küçük bir şüphe duymuyoruz. Vicdan sahibi tüm ülkeleri, İsrail hükümeti üzerinde daha fazla baskı yapmaya davet ediyoruz. Bu düşüncelerle kıymetli kardeşime ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bugünkü görüşmelerimizin ve imzalanan anlaşmaların hayırlara vesile olmasını diliyorum. Senegal başta olmak üzere Afrika’daki tüm kardeş ve dostlarımıza en kalbi selamlarımı gönderiyorum.”
“Bölge çok ciddi bir ateş çemberine doğru gidiyor”
Erdoğan ve Fay, konuşmalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin, “Senegal iki hafta önce 2050 Senegal Ulusal Dönüşüm Planı’nı kabul etti. Türkiye, bu anlamda Senegal’i nasıl desteklemeyi öngörüyor?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Yükseköğretim noktasında atılacak adımlar, bunun yanında çok daha önemlisi savunma sanayine yönelik müşterek atabileceğimiz adımlar, altyapı ve üstyapıda geçmişten bu yana atılan adımlar var. Bu konuda Senegal’in Türk inşaat sektörünü çok iyi tanıdığını biliyorum. Bunu bilmekle beraber de yeni bazı adımları müşterek atabileceğimize inanıyorum. Bu konuyla ilgili olarak da birbirimize karşı olan güvenimizi tazeleyerek yolumuza devam edeceğiz. Özellikle dijitalleşmeyi de bir kenara koymak mümkün değil.”
“Lübnan Başbakanı Necib Mikati ‘Ateşkes bekliyoruz’ derken İsrail bir kez daha saldırı düzenledi. Hizbullah’ın yeni lideri açıklama yaptı, ‘Biz Lübnan için savaşacağız ve savaşı da sürdüreceğiz.’ dedi. Nasıl değerlendirirsiniz? Gazze’de de zaman zaman ateşkese yaklaşıldığında İsrail bir kez daha saldırı düzenleyerek süreci baltalıyor. Bölgenin geleceğini, bu iki ileri bir geri durumu nasıl yorumluyorsunuz?” sorusuna karşılık Erdoğan, şunları kaydetti:
“Sayın Mikati bir tespit ortaya koydu. O da muhataplarının ne kadar güvenilir olduğunu ortaya koydu ama özellikle Hasan Nasrallah’ın yerine bu görevi devralan yeni lider, ‘Biz aynı istikamette gideceğiz.’ dedi. Bir kararlılık ortaya koydu. Dolayısıyla bu şunu gösterecek; bölge çok ciddi bir ateş çemberine doğru, ne yapıyor? Gidiyor. Bundan sonraki süreç maalesef tabii bölgede çok daha sıkıntılı olacak. Temennimiz odur ki bölgedeki bu gelişmeleri nasıl acaba başta Birleşmiş Milletler olmak üzere kontrol altına alırız? Bunun çalışmalarını hep birlikte yapacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Senegal Cumhurbaşkanı Fay onuruna yemek verdi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Senegal Cumhurbaşkanı Beşir Cuma Fay onuruna akşam yemeği verdi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde basına kapalı gerçekleşen yemeğe, iki ülke heyetleri de katıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Musk’ın siyasi eylem komitesi America PAC’ın kampanyasını imzalayanlar arasında düzenlediği 1 milyon dolarlık çekiliş hakkında açılan davanın duruşması yapıldı.

Musk, çağırılmasına rağmen duruşmaya katılmazken avukatlarından Matthew Haverstick, duruşmadan önce davanın federal mahkemeye taşınması için başvuruda bulunduklarını açıkladı.
REKLAM
Yargıç Angelo Foglietta bugünkü duruşmada, Musk’ın avukatlarının başvurusu nedeniyle davada “artık yetkisi olmadığını” belirtti.
Musk’ın avukatlarının talebi, davada karara varılmasını ertelerken, davayı açan Philadelphia Bölge Savcısı Larry Krasner, federal mahkemeden davanın yeniden eyalet mahkemesine sevk edilmesini talep edebilir.
Krasner’dan mahkemede “güvenliğin artırılması” talebi
The Independent gazetesinin haberine göre, Philadelphia Bölge Savcılık Ofisi avukatları, Musk’ın, X sosyal medya platformunda bir kullanıcının “O (Krasner), çekilişin yasa dışı olmadığını biliyor fakat solcu bir yargıcın seçim gününden önce bunu durdurmasını istiyor.” ifadesinin yer aldığı bir gönderiyi yeniden paylaştığını ifade etti.
Bu gönderiyi paylaşmasının ardından Krasner’ın, Musk’a destek verenlerin “tehditlerine maruz kaldığını” ifade eden avukatlar, bugünkü duruşmada güvenliğin artırılması talebinde bulundu.
Avukatların talebinde, Musk’ın destekçilerinden birinin “siyasi şiddet çağrısı yaptığı ve Krasner ailesinin ev adresini paylaştığı” belirtiliyor.
REKLAM
Krasner, 28 Ekim’de yaptığı açıklamada, “America PAC ve Musk, Philadelphia vatandaşlarını kişisel bilgilerini vermeleri ve 1 milyon dolar kazanma ihtimali karşılığında siyasi taahhütte bulunmaları konusunda kandırıyor.” ifadesini kullanmıştı.
Musk’ı kafa karışıklığı yaratabilecek “belirsiz veya yanıltıcı ifadeler” kullanarak tüketiciyi koruma yasalarını da ihlal etmekle suçlayan Krasner, “yasa dışı çekiliş düzenlediği” gerekçesiyle Musk aleyhine dava açtığını belirtmiş, başkanlık seçimlerinden önce konuya ilişkin acil tedbir kararı alınmasını istemişti.
Musk’tan siyasi eylem komitesini destekleyen seçmenlere 1 milyon dolar vaadi
Musk, salıncak eyaletlerde Trump’ı destekleyen “America PAC” adlı siyasi eylem komitesinin kampanyasını imzalayanlar arasından 5 Kasım’a kadar her gün seçilecek kişiye 1 milyon dolar vereceğini duyurmuştu.
Çekilişe katılabilmek için kayıtlı seçmenlerin adres ile telefon numarası gibi kişisel bilgilerini vermesi ve anayasayı desteklediklerini belirten bir taahhütname imzalaması gerekiyor.
Şimdiye kadar, toplam 13 kişinin para ödülünü kazandığı açıklandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Telefon görüşmesinden önce 5 Kasım tarihi öncesinde bir ateşkesin olabileceğini beklemiyordum.” diyen Mikati, Hochstein’in kendisine söylediklerinden sonra önümüzdeki günler ya da saatlerde ateşkesin olabileceğinden umutlu olduğunu dile getirdi.
Hochstein’in Beyrut’a yaptığı son ziyarette kendisiyle Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri arasında “gizli” kalan bir öneri getirdiğini kaydeden Mikati, “Litani’nin güneyinde Lübnan’ın meşruiyeti dışında hiçbir silah bulunmamalı.” ifadesini kullanarak buradan Hizbullah’ın silahlı unsurlarının çekilmesi gerektiği imasında bulundu.
REKLAM
Mikati, bu çerçevede Lübnan ordusunun görevini yerine getirebilmesi için teçhizata ihtiyacı olduğunu kaydetti.
Öte yandan İsrail basını, ateşkes anlaşmasının taslağı olduğu öne sürülen bir belge paylaştı.
Belgenin, Hochstein tarafından yazılan anlaşmanın taslağı olduğu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve yardımcıları tarafından incelendiği ve son görüşmelerin önümüzdeki günlerde gerçekleşeceği belirtildi.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Blinken, ABD’nin halihazırda Rusya’da 10 bin civarında Kuzey Kore askerinin olduğunu değerlendirdiklerini belirterek, “En son bilgiler, bu Kuzey Kore güçlerinden 8 bininin Kursk bölgesine konuşlandırıldığını gösteriyor.” diye konuştu.
HENÜZ ÇATIŞMAYA GİRMEDİLER
Blinken, bu birliklerin, Ukrayna güçlerine karşı çatışmaya girdiğini henüz görmediklerini ancak gelecek günlerde bunun olacağını tahmin ettiklerini ifade etti.
Savunma Bakanı Austin de Rusya’nın Kuzey Kore askerlerini topçuluk ve siper temizleme dahil temel piyade operasyonları üzerine eğittiği yönünde değerlendirmeleri olduğunu aktararak, “Tüm bunlar, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı tercih ettiği savaşta bu yabancı güçleri ön cephe operasyonlarında kullanmayı amaçladığını güçlü şekilde gösteriyor.” dedi.
REKLAM“KENDİLERİNİ MEŞRU ASKERİ HEDEF HALİNE GETİRECEK”
Rusya’nın Kuzey Kore askerlerine Rus üniforması ve ekipmanları da sağladığını kaydeden Austin, “Eğer Kuzey Kore birlikleri Ukrayna’ya karşı muharebe veya cephede destek operasyonlarına girerse kendilerini meşru askeri hedef haline getirecektir.” diye konuştu.
Austin, gelişmeleri bölgedeki diğer müttefik ve ortaklarla istişare halinde yakından izlediklerini bildirdi.
KUZEY KORE’NİN DAHİL OLMASI
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, haziranda Kuzey Kore’ye resmi ziyarette bulunmuş, taraflar arasında “kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması” imzalanmıştı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 25 Ekim’deki açıklamasında, Rusya’nın Kuzey Kore askerlerini ilk muharebe bölgelerine 27-28 Ekim’de konuşlandıracağını öğrendiklerini duyurmuştu.
Beyaz Saray’dan da aynı gün yapılan açıklamada Ukrayna ile savaşmak üzere Rusya’ya 3 binden fazla askerin getirildiği ve bu askerlerin bazılarının muhtemelen Kursk bölgesine yerleştirildiği açıklanmıştı.
*Haberin görseli İHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ile Lübnan arasında BMGK’nin bu kararı temelinde ateşkese ulaşmak için “iyi bir ilerleme” kaydedildiğini ifade eden Blinken, “Daha yapacak çok işimiz var ancak ateşkes de dahil, diplomatik bir çözüme ulaşmamız için gerekli olan şey bu.” dedi.
AA’nın haberine göre; Blinken, Gazze’deki insani durumda da iyileşme olduğunu ancak yeterli olmadığını, yardım tırlarının bölgeye girişi kadar dağıtımların da etkili şekilde yapılmasının önemli olduğunu söyledi.
WSJ: ABD’NİN İSRAİL’E SUNDUĞU TASLAK ANLAŞMADA LÜBNAN’A SALDIRILARINI 2 AY DAHA SÜRDÜRMESİ ÖNERİLİYOR
Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD’den bir heyetin İsrail ile Lübnan arasındaki çatışmaları durdurmak için hazırladıkları “taslak anlaşma” üzerinde İsrailli yetkililerle görüşmeler yürüttüğünü belirtti.
Taslak anlaşmanın WSJ tarafından görüldüğü kaydedilen haberde, İsrail’in “kendisine yönelik tehditleri bertaraf etmek” amacıyla Lübnan’a saldırılarını 60 gün daha sürdürmesinin önerildiği ileri sürüldü.
Taslak anlaşma metninde ayrıca, İsrail askerlerinin bir hafta içinde Lübnan topraklarını terk etmesi ve BMGK’nin 1701 sayılı kararı temelinde “Hizbullah ve diğer silahlı grupların temizlenmesi” için Lübnan ordusunun devreye girmesi konularını da içerdiği kaydedildi.
WSJ’nin haberinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, “ABD başkanlık seçimlerinden önce herhangi bir anlaşmaya yanaşmadığı” belirtilerek, Lübnan ve Hizbullah’ın da “İsrail’e saldırılarını sürdürmesi için çok serbestlik tanındığı ve Lübnan’ın egemenliğinin hiçe sayıldığı” gerekçesiyle ABD’nin teklifine karşı oldukları öne sürüldü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Darrieussecq, bu ürünlerin reklamlarının hedef kitlesinin gençler olduğuna dikkati çekerek, gençleri korumak istediğini ifade etti.
Hükümetin, nikotin poşetleri ve benzeri ürünlerin tüketimini yasaklama kararı aldığını belirten Darrieussecq, bu yöndeki kararın gelecek haftalarda çıkacağını duyurdu.
Darrieussecq, nikotin dozu yüksek bu ürünlerin tehlikeli olduğunu vurgulayarak, “Bunların pazarlanmasını yasaklamak bizim görevimiz.” dedi.
Gençler arasında kullanımı yaygın olan küçük çay poşetlerine benzeyen nikotin poşetleri, farklı aromalarda satılıyor.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CBS News’tan yapılan açıklamada, Trump’ın haber kanalına karşı açtığı davanın tamamen mesnetsiz olduğu ve bu iddiaya karşı sonuna kadar mücadele edileceği belirtildi.

Trump’ın avukatları tarafından Texas eyaletinin Amarillo bölgesindeki federal mahkemeye verilen dava dilekçesinde CBS’in, Harris’in “laf salatası yaptığı zafiyetini örtbas etmek” amacıyla “aldatıcı şekilde manipüle edici davranarak çizgiyi aştığı” öne sürüldü.
REKLAM
Dava dilekçesinde CBS’in ana kaydındaki düzenlemenin, “rakibine yardımcı olmak ve halkı yanıltmak” için “kasıtlı” yapıldığı, bunun Trump’ı haksız yere dezavantajlı hale düşürdüğü savunuldu.
Texas sakinlerinin de dahil olduğu milyonlarca Amerikalının, üzerinde oynanmış iki röportaj versiyonuyla yanıltılarak kafalarının karıştırıldığı ileri sürülen dava dilekçesinde Trump’a, uğradığı zararlar için 10 milyar dolar tazminat ödenmesi talebinde bulunuldu.
“İddia edildiği gibi kayıtlarda herhangi bir kurgusal oynama yapılmadı”
CBS News’un açıklamasında Trump’ın iddialarının tamamen mesnetsiz olduğu belirtilerek, “Eski başkanın 60 Minutes programına yönelik suçlamaları doğru değil ve iddia edildiği gibi kayıtlarda herhangi bir kurgusal oynama yapılmadı.” ifadesi kullanıldı.
CBS’in bu davaya karşı güçlü şekilde savunma yapacağı vurgulanan açıklamada, Harris ile mülakatta yöneltilen soru ve cevaplarının aynı olduğu, “kısa ve uzun” iki ayrı versiyon şeklinde düzenlenmesinin, kullanılan farklı programlardaki süre sınırlamalarına uyması için yapıldığı bildirildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, kentte cep telefonu kaçakçılığı faaliyetlerini önlemek amacıyla Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde çalışma yürüttü.
Kaçak yollarla cep telefonu temin edildiği bilgisi alınan 2 iş yerinde arama yapıldı. Aramada, 28 kaçak cep telefonu, 3 kulaklık, 9 şarj kablosu ve 4 şarj adaptörü ele geçirildi.
Ekipler, 2 şüpheli hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan yasal işlem yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk- Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret etti.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar’da Deniz Unsur Komutanlığı’nın ardından Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’na ziyarette bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye ile Senegal arasında farklı alanda önemli işbirliklerini kapsayan 5 anlaşma Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Senegal Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Diakhar Faye’nin huzurunda imzalandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen imza töreninin ardından Erdoğan ve Faye ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Şehircilik Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’na, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Senegal Şehir Planlama, Yerel Yönetimler ve Bölge Planlama Bakanı Balla Moussa Fofana imza attı.
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji ve Hidrokarbonlar Alanlarında Mutabakat Zaptı”, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve Afrika Entegrasyonu ve Dışişleri Bakanı Yassine Fall tarafından imzalandı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve Senegal Tarım, Gıda Egemenliği ve Hayvancılık Bakanı Mabouba Diagne, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal Mekanizasyon Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”nı imza altına aldı.
“Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu ile Senegal Cumhuriyeti Yükseköğretim, Bilimsel Araştırma ve İnovasyon Bakanlığı Arasında Yükseköğretim Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı”nı da Yükseköğretim Kurulu Başkan Erol Özvar ile Afrika Entegrasyonu ve Dışişleri Bakanı Yassine Fall imzaladı.
Bu kapsamda iki ülke arasındaki “Türkiye Cumhuriyeti ile Senegal Cumhuriyeti Arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Kurulmasına İlişkin Mutabakat Protokolü” ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Senegal Cumhurbaşkanı Fay tarafından imzalandı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çayırhan Termik Santrali ve maden işletmeleri çalışanları, bölgede yaptıkları yürüyüşle termik santral ve maden sahalarının özelleştirilmesine tepkilerini dile getirdi. MADEN-İŞ Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, yaptığı açıklamada Türkiye ekonomisi ve madencilik sektörü için kritik öneme sahip Çayırhan Termik Santrali ve maden sahalarının özelleştirilmesi kararının nelere mal olacağını anlatmak ve satışa dur demek için bir araya geldiklerini belirtti. Akçul, “Bu maden işletmesi uzun yıllardır devletin güvenilir eli altında faaliyet göstermektedir. Bu faaliyetlerden de binlerce kişi ekmek yemektedir. Yüzlerce maden emekçisinin bu topraklarda alın teri, madenin her taşında, her kömür parçasında emeği vardır. Bu maden aynı zamanda ülkemizin ortak zenginliğidir, halkımızın malıdır. Ancak bugün bu madenin kapısına özelleştirme adı altında kilit vurulmak istenmektedir. Net olarak ifade etmek istiyorum, bunun adı özelleştirme değil, varlık satışıdır. Ülkemizin geleceğini satmaktır. Emekçilerin ve bu bölgede yaşayan her insanın ekmeğiyle oynamak demektir” dedi.
“Satış sonrası işçileri işten çıkarabilirler”
Akçul, ihale şartnamesinde madencilerin kazanılmış haklarına ilişkin hiçbir maddenin bulunmadığını söyleyerek, “İçeriğini tam olarak bilemiyoruz ancak özelleştirmenin hem madencinin hem de bölge halkının çıkarlarına zarar vereceği aşikardır. Yarın bu satış sonrası maliyetleri düşürmek için işçi haklarını göz ardı edebilirler, işçileri işten çıkarabilirler, mevcut işçi sayısını azaltabilirler. Yani emekçinin emeğini yok sayabilirler. Bu durum çalışanların iş güvencesini ortadan kaldırırken, yerel ekonomiyi de tehdit eder. Özelleştirilen işletmelerde işçi ücretleri düşer, sosyal haklar azalır, bu da bölge halkının yaşam standartlarının düşmesine yol açar. Yani bu sadece madencinin, emekçinin sorunu değil, Çayırhan’ın, Nallıhan’ın, Beypazarı’nın, Ankara’nın, Türkiye’nin sorunudur” ifadelerine yer verdi.
“Çayırhan, Nallıhan ve Beypazarlılar bu kaybın sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacak”
Çayırhan kömür işletmelerinin ilklerin yapıldığı ve Türkiye ekonomisi için vazgeçilmez bir değer olduğuna işaret eden Akçul, “Burası Türk madenciliği için örnek teşkil eden bir okuldur. Burada yetişen kalifiye elemanlar, ülkemizin diğer madenlerine transfer edilerek sektördeki işleyişe büyük katkılar sağlamaktadır. İşte bu nedenle Çayırhan’ın ulusal anlamda ne denli önemli bir merkez olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Böylesine bir başarı öyküsünün yok sayılmasını asla kabul etmiyoruz. Özelleştirme idaresinin işgüzarlığı, emekçi kardeşlerimizi belirsizliğe terk etmekte, haklarımızı ve geleceğimizi hiçe saymaktadır. Madencinin gelirinin düşmesi, bölge halkı için sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda esnafın kazancının da azalması demektir. Çayırhan, Nallıhan ve Beypazarı gibi yerlerde yaşayan insanlar, bu kaybın sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacaklar” şeklinde konuştu.
Akçul, özelleştirme kararlarının kamu yararını gözetmeden alınmaması, kararın çok geç olmadan geri çekilmesi gerektiğini vurguladı.
TES-İŞ Genel Başkanı İrfan Kabaloğlu ise, maden işletmesi ve termik santral işçileriyle birlikte Nallıhan, Çayırhan ve Beypazarı halkının da bu eyleme destek vermesi gerektiğini dile getirdi. Gelişmiş ülkelerin birçok sektörü devletleştirmeye çalıştığını aktaran Kabaoğlu, Türkiye’de de enerji ve maden işletmelerinin özelleştirilmemesi gerektiğini kaydetti. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan kararı Eskişehir Valiliği duyurdu. Eskişehir Büyükşehir Belediye BaşkanlığıUlaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) tarafından; otomobil (M1)-(M1G), minibüs (M2), kamyonet (N1)-(NGT) ve panelvan (N1) türü araçlar için hız limitleri saatte 82 kilometre olarak belirlendi. Kamyon, çekici (N2)-(N3), otobüs (M2)-(M3) ve L3, L4, L5 VE L7 sınıfı motosiklet türü araçlar için ise hız limitleri saatte 70 kilometre olarak kararlaştırıldı. Bahsi geçen kararın 1 Kasım 2024 tarihi itibariyle uygulamaya başlanacağı duyuruldu.
Açıklamada ayrıca, “Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliklerinin sağlanmasının önceliğimiz olduğunu, sürücülerimizin yasal hız sınırları başta olmak üzere trafik kurallarına uymaları gerektiği hususunu hatırlatırız” ifadelerine yer verildi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, İmranlı ilçesi ve köylerinde “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” ile tarihi eser kaçakçılığına yönelik operasyon düzenledi.
Eş zamanlı olarak 6 ayrı adreste arama yapan ekipler, iklimlendirme tertibatı, 250 gram esrar, 5 gram kenevir tohumu, 3 kubar esrar öğütücü aparatı, hassas terazi, 3 ruhsatsız tabanca, 7 ruhsatsız av tüfeği, 113 tabanca mühimmatı, 15 av tüfeği fişeği, 48 tarihi eser niteliği taşıyan sikke ve obje ile 3 arama dedektörü ele geçirdi.
Operasyonda gözaltına alınan 7 şüpheliden 4’ü çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, 2 şüpheli adli kontrol şartıyla, 1 şüpheli ise ifadesinin ardından salıverildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hizbullah’tan yapılan açıklamada, Hizbullah Şura Konseyi’nin Naim Kasım’ı yeni Genel Sekreter olarak seçtiği belirtildi.

Naim Kasım daha önce Hizbullah Genel Sekreter Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybetmişti.


“DİRENİŞ YENİLMEYECEK”
Naim Kasım yaptığı son konuşmada İsrail’e yönelik saldırıların meşru olduğunu belirterek, “İsraillilere söylüyorum. Çözüm saldırıları durdurmak. Çözüm ateşkes. Ateşkesten sonra İsrailli yerleşimciler kuzeye dönebilir” ifadelerini kullanmıştı.

İsrail’in Lübnan ve Gazze’deki saldırılarına devam etmesi durumunda kuzeydeki 2 milyondan fazla İsraillinin sürekli bir tehdit altında olacağını vurgulayan Kasım, “Direniş yenilmeyecek çünkü bu toprakların sahibi onlar. Onurlu bir şekilde savaşacak ve ölecekler. Zafer sabırla gelecek” demişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yerel yetkililer, uygun izinler alınmadan otelde yapılan inşaat çalışmalarının Ağustos ayında belediyenin talimatıyla durdurulduğunu açıklarken çevrede yaşayanlar ise çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Arjantin’de 10 katlı otel çöktü! 1 kişi öldü, çok sayıda kişi mahsur kaldı | Video
Arjantin Ulusal Güvenlik Bakanı Patricia Bullrich, olay yerine iki uzman ekibin gönderildiğini açıkladı.

GÖZALTILAR VAR
Buenos Aires Eyaleti Güvenlik Bakanı Javier Alonso ise, şantiyede çalışan 4 duvar ustasının göçükten kurtulduğunu ve polis tarafından gözaltına alındığını söyledi. Alonso, ilk verilere göre çalışmaların otelin ilk katında yapıldığı ihtimali üzerinde durulduğunu ifade etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya’dan gözdağı: Nükleer tatbikat başladı!
Nükleer silahları kullanmanın Rusya’nın ulusal güvenliğini sağlamak için alacağı son çare önlemi olduğunu vurgulayan Putin, Rusya’nın nükleer gücünü gerekli seviyede koruyacağını belirtti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baalbek kentin ve çevresindeki bazı köylerin yer aldığı bir harita paylaşan Adraee, burada bulunduğunu ileri sürdüğü “Hizbullah’a ait hedeflere” saldırı düzenleneceğini belirtti.

TÜRKMENLER DE ORADA
Adraee, haritada yer alan Baalbek ve çevresindeki köylerdeki halktan evlerini terk ederek bölgeden ayrılmalarını istedi.
Boşaltılması istenen yerler arasında Türkmenlerin yaşadığı Duris köyü de yer alıyor.

HALK YERİNDEN OLUYOR
Saldırı tehdidinin ardından Lübnanlılar kuzeydoğudaki Baalbek kentinden Zahli yoluyla güvenli bölgelere doğru göç etmeye çalışıyor.
Halkın şiddetli İsrail saldırıları altında olan Baalbek’i terk etmeye başlaması sebebiyle Baalbek-Zahli yolunda yoğun araç trafiği oluştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rus ordusunun cephede ilerlemeye devam ettiği belirtilen açıklamada, “Batı Askeri Grubu birlikleri, Harkiv bölgesinde Kruglyakovka yerleşim birimini kurtardı.” ifadesi kullanıldı.

SON 24 SAATTE…
Son 24 saatte 147 bölgede Ukrayna’nın askeri unsurlarına saldırılar düzenlendiği aktarılan açıklamada, saldırılarda, askeri havaalanı altyapısı, petrol tesisi, mühimmat deposu, Ukraynalı asker ve askeri teçhizatın konuşlandırıldığı noktaların vurulduğu kaydedildi.
Açıklamada, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna ordusuna ait 647 uçak, 283 helikopter, 34 bin 850 İHA, 584 hava savunma füze sistemi, 18 bin 911 tank ve zırhlı araç, 1482 çok namlulu roketatar, 16 bin 989 obüs ve havan topu ile 27 bin 755 özel askeri aracın imha edildiği bildirildi.
Rusya Savunma Bakanlığı, dün ordularının, Donetsk bölgesinde Katerinovka, Gornyak, Dobrovolye ve Selidovo yerleşim birimlerini kontrolüne aldığını belirtmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun devam eden çatışmalar ve insansız hava aracı (İHA) tehdidi nedeniyle oğlunun gelecek ay yapılması planlanan düğününün ertelenmesini istediği belirtildi.
İsrail devlet televizyonu KAN, Netanyahu’nun küçük oğlu Avner’in 26 Kasım’da düğününün yapılmasının planlandığını kaydetti.

Tel Aviv yakınlarındaki bir bölgede düzenlenmesi planlanan düğün töreninin ertelenmesinin gündemde olduğu ifade edildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Planlanan bir etkinliğin katılımcılara risk oluşturabileceği öne sürüldü. Netanyahu’nun devam eden çatışmalar ve İHA tehdidi nedeniyle oğlunun düğününü ertelemeyi istediği aktarıldı.

Lübnan’dan 19 Ekim’de fırlatılan İHA, İsrail’in kuzeyindeki Kayserya kentinde Netanyahu’nun konutuna isabet etmişti.
Saldırı sırasında Netanyahu ve eşi Sara’nın konutta olmadığı açıklanırken, evin yatak odasının camında ufak hasar oluşmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Söz konusu bölgelerin Uzak Doğu ve Sibirya’nın güneyinde olduğunu anlatan Grabçak, “Eğer dijitalleşmenin öncüsü madencilikse yakın gelecekte bazı bölgelerde madenciliğin devlet düzeyinde yasaklanması planlanıyor.” dedi.
Grabçak, kripto para madenciliğinin yasaklanacağı bölgelere elektrik tedarikinin 2030’a kadar önemli oranda artmayacağını söyledi.

VLADİMİR PUTİN YASALLAŞTIRMIŞTI
Kripto para madenciliğinin yasallaşması Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından 8 Ağustos’ta onaylamıştı.
Kararnameye göre, Rus hükümetinin belirleyeceği kişi ve şirketler, belirlenen enerji tüketim sınırlarını aşmamak kaydıyla 1 Kasım’dan itibaren kripto para birimlerinin madenciliğini yapabilecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bölgede büyük bir projeyle karşı karşıyayız ve bu savaş sadece Lübnan ve Gazze ile sınırlı değil, direnişe karşı küresel bir savaş. Projenin hayata geçirilmesi için tüm vahşet ve soykırımın kullanıldığı bu saldırganlıkla yüzleşmeli ve seyretmekle yetinmemeliyiz. Bu yüzleşme, Batılı değerlerin sahte sloganlar olduğunu ve vahşinin yanında yer almadan önce düştüğünü ortaya çıkaracaktır. Gazze ve Lübnan’daki direnişin efsanevi kararlılığı bir haysiyet destanıdır ve nesillerimizin geleceğini şekillendirecektir. Efendimizin de vurguladığı gibi savaş istemediğimizi defalarca söyledik, ancak bize dayatılırsa hazırız ve bunu gururla karşılayacağız. Direnerek İsrail projesini sekteye uğratırız ama bekleyerek her şeyi kaybederiz. Savaş planımıza devam edeceğiz. Benim yolum Nasrallah’ın yoludur, onu takip edeceğim” ifadelerini kullandı.

“KİMSE ADINA SAVAŞMIYORUZ”
İran’ın İsrail’in saldırılarına karşı yanlarında durduğunu belirten Kasım, “Kimse bizim adımıza savaşmıyor ve biz de kimse adına savaşmıyoruz ve bizim projemiz topraklarımızı korumak ve ülkemizi savunmak. İran bizi destekliyor ve bizden hiçbir şey istemiyor ve İsrail ‘e karşı bizi desteklemek isteyen tüm Arap ve İslam ülkelerini memnuniyetle karşılıyoruz. İran direnişe verdiği destek için ödediği bedelin farkındadır ve şehit Korgeneral Süleymani aracılığıyla direnişe kimsenin vermediğini vermiştir. Biz kendi topraklarımızda savaşıyor ve işgal altındaki topraklarımızı kurtarıyoruz ve kimse bizden bir şey istemiyor ya da bizi bir şey yapmaya mecbur bırakmıyor” dedi.
Hizbullah lideri Naim Kasım ilk kez konuştu | Video
NAİM KASIM KİMDİR?
Beyrut’ta 1953 yılında dünyaya gelen Naim Kasım, 30 yıldan uzun süredir İran destekli Hizbullah’ın üst düzey isimlerinden biri. Lübnan Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun olan Kasım, 1970’lerde Lübnanlı Müslüman Öğrenciler Birliğini kurdu.
Kasım, daha sonra Lübnan’daki Şii Emel Hareketine katıldı. İran’daki 1979 devriminin ardından Kasım, Emel Hareketinden ayrıldı. İran’daki devrim, birçok Lübnanlı Şii aktivistin siyasi düşüncesini de şekillendirdi.
Kasım, 1982’de İsrail’in Lübnan’ı işgaline yanıt olarak, İran Devrim Muhafızlarının desteğiyle kurulan Hizbullah’ın temelini atan toplantılara katıldı. Kasım, 1991 yılında silahlı hareketin o zamanki Genel Sekreteri Abbas el-Musavi tarafından Genel Sekreter Yardımcısı olarak atandı.
Musavi, ertesi yıl İsrail’in helikopter saldırısında öldürüldü ve Hasan Nasrallah Hizbullah’ın yeni lideri oldu. Nasrallah lider olduğunda da Kasım, Genel Sekreter Yardımcılığı görevine devam etti. Kasım, uzun süredir Hizbullah’ın önde gelen sözcülerinden biri olarak son bir yıldır İsrail ile yaşanan çatışmalarla ilgili uluslararası basına açıklamalarda bulunan bir isimdi.
Aynı şekilde Kasım, Nasrallah’ın 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlenen İsrail hava saldırısında öldürülmesinin ardından televizyondan açıklama yapan ilk Hizbullah üst düzey yöneticisi idi.
Kasım, 30 Eylül’de yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın eski Genel Sekreterinin yerine “en erken fırsatta” bir halef seçeceğini ve Filistinlilerle dayanışma içinde İsrail’e karşı mücadeleye devam edileceğini söylemişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“ALAN SARP VE YOL ULAŞIMI YOK”
Devam eden yangınla ilgili açıklama yapan Vali Ömer Faruk Coşkun, orman yangınına bütün kurum ve kuruluşların etkili şekilde müdahale ettiklerini belirterek, “Yangının çıktığı alan oldukça sarp ve yol ulaşımı yok. Yangın mahalli çok sarp ve kayalık bir bölge. Dolayısıyla bu müdahaleyi zorlaştırıyor. Bu dediğimiz bölgelerde çoğunlukla yol yok. Yani özellikle arasözlerin ulaşımı noktasında ciddi sıkıntılar söz konusuydu. Tabii ilk günden itibaren arkadaşlarımız iş makineleriyle, dozerlerle, kırıcılarda bu bölgelere yol açtılar. Bir çok bölgede yeni yol açıldı ve arazözlerle yerden müdahale imkanına kavuşuldu. Ancak bizi zorlayan arazi şartları; yani buradaki mevcut arazi şartları bizim müdahalemizi çok zorlaştırmaktadır. Ancak ona rağmen her türlü imkanımızı seferber ederek ve yol açarak müdahale etmeye çalışıyoruz. Gün boyunca havadan 7 helikopter, karadan ise bini aşan personel ve orman gönüllüsüyle yangına müdahale devam ediliyor. İnşallah temennimiz bir an önce yangını kontrol altına almak. Bütün kurumlarımızın hedefi bu. Malum hava şartları ve özellikle nem noktasında diğer hususlarda biraz sıkıntılı ama inşallah bütün bunlara rağmen bütün bu çalışmalarla birlikte inşallah önümüzdeki süreçte yangını kontrol altına almayı hedefliyoruz.” dedi.

“13 DAKİKA SONRA İLK MÜDAHALE YAPILDI”
Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ise özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle birlikte her geçen yıl orman yangını riskinin daha da artarak devam ettiğini belirterek, “Bu konuda tabii biz iklim şartlarını kısa sürede değiştiremeyeceğimize göre durumumuzu kendi imkanlarımızı ve kabiliyetlerimizi buna göre değiştirmemiz, ayarlamamız gerekiyor. Biz de Orman Genel Müdürlüğü olarak her geçen gün 185 yıllık tecrübemizi gelişen bütün teknolojileri, bilimsel gereklilikleri yerine getirerek adapte oluyoruz ve kendimizi bu şekilde hazırlıyoruz. Tabii bütün bunlara rağmen maalesef istenmese de hiçbirimiz istemesek de orman yangınları da meydana geliyor. Buradaki yangın ihbarının yapılmasının ardından 13 dakika sonra ilk müdahale yapıldı. Arazi çok sarp ve kayalık; bu bizim yangına müdahaledeki en önemli unsur olan arazözlerimizin yangına müdahalesini maalesef kısıtlı hale getirdi. Bununla birlikte tabii arazi şartlarını değiştiremeyeceğimiz için biz tedbirlerimizi buna göre alarak hemen iş makinalarıyla yangına ulaşabilmek için yol yapım çalışmalarına başladık. Şu an itibariyle 7 ayrı noktadan iş makinalarıyla yaptığımız yollarda arasözlerle müdahale ederek yangını kontrol altına almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hava araçlarının da bu yangında kullanıldığını biliyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

“YANGIN ÖRTÜ YANGINI”
Denizli’deki yangının örtü yangını olduğunu ifade eden Karacabey, “Bu sahadaki ağaç türünün kabuğu kalın olan karaçam ağaç türü olması hasebiyle ağaçların tepelerinde yanma olmadığı için yüzde 90 oranında bu sahadaki ağaçların hayatiyetini devam ettireceğini ifade etmek istiyorum. Örtü yangını olduğunu ifade ettik. Hava araçları da çalışıyor. Ancak hava araçları daha çok tepe yangını diye ifade ettiğimiz yangınlarda tepedeki yangını yere indirip, yerdeki ekiplerin müdahalesine imkan tanıyan araçlardır. Dünyanın hiç bir yerinde sırf hava araçlarıyla yangın söndürülemez. İnsanın ayakta bile durmakta güçlük çektiği bu ortamda her türlü olumsuzluğa rağmen geceli gündüzlü arkadaşlarımızla birlikte biz, yangını kontrol altına alabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Arazinin kayalık ve çok sarp olması nedeniyle yol yapım çalışmaları zorlaşıyor. Biz pes etmiyoruz, mücadelemize devam ediyoruz, yılmıyoruz, yılmayacağız. Yol açma çalışmalarını sürdürerek yangının şu an için iyiye giden çalışmaları daha iyiye götürüp, bir an önce kontrol altına alabilmek için yol yapım çalışmalarıyla birlikte arazözlerimizden hortum çekerek de yangını kısa sürede kontrol altına almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sahanın tamamındaki ağaçlar yanmadı. Sanırım ormanın tümü yanmadığı için bir rakam telaffuz etmek çok sağlıklı olmayacak. Yangının 400 hektara yakın bir alan, dıştan dışa yakın bir alanda etkili olduğunu söyleyebiliriz. Yangının başından itibaren biz yangının şu ana kadar herhangi bir yerleşim yerini tehdit etmediğini özellikle vurguladık. Şu ana kadar da çok şükür insan canı bakımından herhangi bir zayiat yok. Yangında rahatsızlanan arkadaşlarımız ve gönüllülerin haricinde vatandaşlarımızın canıyla ilgili sıkıntı çok şükür yok.” dedi.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diğer saldırılarda Burc el-Baracine, Leylaki ve El-Kefaat mahallelerinin vurulduğu, saldırılardan birinin oldukça şiddetli olduğu ifade edildi.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, akşam saatlerinde X hesabından bir harita paylaşarak Hureyk Mahallesi ve Burc el-Baracine bölgelerindeki 3 nokta için “tahliye” uyarısı yapmıştı.
İsrail’in Lübnan’da şiddetlenen saldırılarında 2 bin 593 kişi öldü
Hizbullah ile 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yoğun hava saldırısı başlattı.
REKLAM
Lübnan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 8 Ekim 2023’ten bu yana düzenlenen İsrail saldırılarında 2 bin 634 kişi öldü, 12 bin 252 kişi yaralandı.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
İsrail bombardımanı nedeniyle Lübnan’da 100 binlerce kişinin yerinden edildiği değerlendiriliyor.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Lübnan hükümeti yerinden edilen kişilerden 486 binden fazlasının Suriye’ye göç ettiğini açıkladı.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) en bilinen davalarından biri olan Menendez kardeşlerin hikayesi, Eylül 2024’te Netflix’te yayınlanan ‘Canavarlar: Lyle ve Erik Menendez’in Hikayesi’ dizisi ardından yeniden gündem olmuştu.

Yeniden görülen davada savcılık, cezaların yeniden değerlendirilmesini ve şartlı tahliye edilmelerini talep etti.
MENENDEZ DAVASI
20 Ağustos 1989’da 21 ve 18 yaşlarındaki Lyle ve Erik Menendez, Beverly Hills’teki malikanede ebeveynlerini av tüfeğiyle öldürdü.
REKLAM
Savcılık o zamanlar kardeşlerin aile servetini ele geçirmeye çalıştığını ileri sürdü. Kardeşlerse ilk günden itibaren cinayetleri babaları tarafından ömür boyu maruz kaldıkları fiziksel, duygusal ve cinsel istismar nedeniyle işlediğini savundu. Kardeşler, 1996’da kamuya açık görülen iki davadan sonra şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Cinayetler ve dava hala tartışılıyor. Son 35 yılda Menendez kardeşler üzerine çok sayıda belgesel ve dizi çekildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Paylaşımında iklim değişikliğine dikkati çeken DiCaprio, “İklim değişikliği dünyayı öldürüyor ve ekonomimizi mahvediyor. Ekonomimizi, gezegenimizi ve kendimizi kurtarmak için cesur bir adım atmamız gerekiyor. Bu yüzden Kamala Harris’e oy veriyorum.” ifadesini kullandı.
DiCaprio, videoda en son Florida’yı vuran Helene ve Milton kasırgalarına da işaret ederek, Harris’in 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma ve yeşil bir ekonomi inşa etmeye yardımcı olma konusundaki iddialı hedeflerini de övdü.

Donald Trump’ı, ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan çekmekle ve “kritik çevre korumalarını” geri götürmekle eleştiren DiCaprio, Trump’ın gerçekleri ve bilimi inkar etmeye devam ettiğini savundu.
DiCaprio, 2020 başkanlık seçiminde de o zamanki Demokrat parti adayı Joe Biden’a desteğini açıklamıştı.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“YAPTIKLARIMIZ İÇİN ABD BAŞKANI OLARAK RESMEN ÖZÜR DİLİYORUM”
Biden, “Yaptıklarımız için ABD Başkanı olarak resmen özür diliyorum. Bunun çoktan zamanı gelmişti.” dedi.
Bu açıklamayla ilk kez bir ABD başkanı, yıllar boyunca yatılı okullara gitmeye zorlanan on binlerce Amerikan yerlisi çocuğun maruz kaldığı davranışlar için özür dilemiş oldu.
Biden’a eşlik eden ve New Mexico’daki Pueblo of Laguna kabilesinin bir üyesi olan, dedesi ve büyük dedesi de bu yatılı okullara gönderilen ABD İçişleri Bakanı Deb Haaland de bu özür açıklamasının Amerikalı yerliler için çok değerli olduğunu vurguladı.
REKLAM
Haaland, “Federal hükümetimizin bu konuda başarısız olduğunu biliyoruz. Dilimizi, geleneklerimizi ve yaşam tarzlarımızı bozma konusunda başarısız oldu, bizi yok etme konusunda başarısız oldu çünkü biz sebat edip direndik.” ifadesini kullandı.
Amerikan yerlisi çocukların gittiği Gila Crossing adlı okuldaki törene Tulalip Kabilesi vatandaşı ve Ulusal Amerikan Yerlileri Yatılı Okul İyileştirme Koalisyonu’nun Başkanı Deborah Parker ve bölgede yaşayan çok sayıda Amerikalı yerli topluluk üyesi katıldı.
Parker da konuyla ilgili açıklamasında, “Bu okullar, dil ve kültür kaybına, çocukların ailelerinden ayrılmasına yol açan asimilasyon ve kültürel soykırım araçlarıydı.” diye konuştu.
BAKANLIĞIN RAPORU GÜNDEMİ SARSMIŞTI
ABD İçişleri Bakanlığının kısa süre önce açıklanan raporuna göre bu okullarda en az 973 çocuğun kötü muamele ve koşullar nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıkmıştı. Raporda, pek çok çocuğun fiziksel, cinsel ve duygusal şiddete maruz kaldığı, hayatını kaybeden çocukların gömüldüğü ülke genelinde toplam 74 toplu mezar olduğu belirtilmişti.
REKLAM
ABD hükümeti, 1819’dan 1969’a kadar 37 eyalette 400’den fazla federal Amerikan yerlisi yatılı okulunu yönetmiş ya da kiliselere ve dini gruplara bu okullar için para ödemişti.
Kızılderili Medeniyeti Yasası’nın 1819’da çıkarılmasıyla ABD çapında Kızılderili yatılı okulları kurmak ve desteklemek için yasalar çıkarılmıştı. 1996 yılına kadar Kızılderili çocuklar asimilasyon için bu yatılı okullara gitmeye zorlanmıştı.
ABD ve Kanada’da, Amerika kıtasının yerli halkının çocuklarının, asimile edilmek üzere devlet tarafından finanse edilen Hristiyan okullarına gitmesi gerekiyordu. Bu çocuklar aynı zamanda zorla Hristiyanlığa geçiriliyor ve dillerini konuşmalarına izin verilmiyordu.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UEFA Avrupa Ligi 3. haftasında Galatasaray evinde oynadığı Elfsborg ile ilk kez Avrupa kupalarında karşılaştı. Sarı-kırmızılılar ayrıca bu maçla birlikte İsveç takımlarıyla da 8. karşılaşmasına çıktı ve 2. galibiyetini elde etti. Aslan diğer mücadelelerde 2 beraberlik, 4 yenilgi almıştı.
Sahadan 4-3’lük skorla galip ayrılan Galatasaray bu sonuçla birlikte 48 yıl sonra bir İsveç takımını mağlup etmeyi başardı. Sarı-kırmızılılar, daha önce İsveç temsilcilerine karşı tek galibiyetini 15 Eylül 1976 tarihinde deplasmanda AIK takımını 2-1’lik skorla yenerek almıştı.
Cimbom bu müsabaka öncesinde İsveç’ten; Östersund, Helsingborg, Göteborg ve AIK takımlarıyla oynamıştı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAZAN – İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da 16’ncısı düzenlenen BRICS Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “ABD’nin bağımsız ülkeleri kontrol etmek için doları bir silah ve yaptırım aracı olarak kullanmasına izin verilmemeli. Bu konuda BRICS üyesi ülkeler ortak hareket edebilir” dedi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da 16’ncısı düzenlenen BRICS Liderler Zirvesi’nde konuştu. BRICS’in bölgesel gelişmeler karşısında daha fazla rol alması gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “İsrail ordusu Gazze’den tamamen geri çekilmeli ve Lübnan’ı da kapsayacak ateşkes ilan edilmelidir. Bölgeye insani yardımlar ulaştırılarak, Filistinli ve Lübnanlı mültecilerin yerleşim yerlerine dönmeleri sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
BRICS’in önemine ve dünya siyasetinde alacağı role değinen Pezeşkiyan, ABD yönetiminin başını çektiği tek kutuplu dünya sistemine karşı bağımsız ülkelerin ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. Pezeşkiyan, “BRICS’e üye ülkelerin ekonomik ve ticari iş birliğinin arttırılması konusunda daha hızlı hareket etmeleri gerekiyor. ABD’nin bağımsız ülkeleri kontrol etmek için doları bir silah ve yaptırım aracı olarak kullanmasına izin verilmemeli. Bu konuda BRICS üyesi ülkeler ortak hareket edebilir” şeklinde konuştu.
“Doların egemenliği sona ermeli”
Uluslararası ticarette dolar egemenliğinin sona erdirilmesi gerektiğini kaydeden Pezeşkiyan, BRICS’in doların gücünü zayıflatacak ve ulusal para birimlerini devreye koyacak bir kuruluş olarak ön plana çıkabileceğini söyledi. Pezeşkiyan, “BRICS üyesi ülkelerin enerji, gıda ve diğer malların en büyük üreticileri ve tüketicileri olmaları, ayrıca önemli ulaşım ve transit hatlarına sahip olmaları, ulusal para birimlerinin kullanımını kolaylaştırmaktadır” dedi.
BRICS bünyesinde kurulan Yeni Kalkınma Bankası’nın güçlendirilmesi gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “Gelişmiş kuzey ülkeleri, elde ettikleri teknolojik gelişmeleri güney ülkeleri ile paylaşmıyor. Bu nedenle tecrübe ve bilgi paylaşımı yapılarak ortak yatırımlarla yeni teknolojilere ulaşmak için adımlar atılmalıdır. Ayrıca yeni üyeler kabul edilerek, BRICS kapsamında sermaye artırımı sağlanmalı ve üye ülkelerin altyapı çalışmalarına destek verilmelidir” ifadelerini kullandı.
BRICS, 2006 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin tarafından kuruldu. 2011 yılında ise Güney Afrika birliğe katıldı. Bu yıl 1 Ocak’ta Mısır, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Etiyopya gruba tam üye oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buharkent Kaymakamlığı’ndan yapılan açıklamada, “Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi ile ilçemize atanan, Kaymakam Abdullah Emre Özefe, ilçemizdeki görevine 23.10.2024 tarihi itibariyle başlamıştır” denildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, terör saldırısına yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını açıkladı. Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, 1 Başsavcı Vekili ve 8 Cumhuriyet savcısı görevlendirildi.
YAYIN YASAĞI VERİLDİ
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, terör saldırısı sonrasında mahkeme tarafından yayın yasağı kararı alındığını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz “TUSAŞ yerleşkesine yönelik hain terör saldırısını lanetliyorum. Hain terör saldırısı, Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarıları hedef almıştır.” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’tan “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Ankara Kahramankazan tesislerine yapılan menfur saldırıda can veren şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.” mesajı geldi.
ÖZGÜR ÖZEL TERÖRÜ LANETLEDİ
TBMM Başkanvekili Celal Adan, saldırıya ilişkin “Bu hain terör saldırısını kınıyoruz. Hiçbir terör eylemi ülkemizi yolundan döndüremez. Döktükleri kanda da boğulacaklardır.” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, terör saldırısını lanetleyerek “Ankara Kahramankazan’da TUSAŞ tesislerine yönelik olarak gerçekleştirilen terör saldırısını lanetliyorum. Saldırıda şehit olan yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, milletimize başsağlığı diliyorum. Terörü kimden ve nereden gelirse gelsin lanetliyorum.” dedi.
FATİH KACIR “ASLA GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Ülkemizin savunma sanayi alanında önemli kurumlarından biri olan TUSAŞ’ta gerçekleşen alçak terör saldırısını lanetliyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar; ailelerine ve aziz milletimize sabır diliyorum. Ülkemizin birliğini, güvenliğini ve geleceğini tehdit eden Türkiye düşmanı teröristlere karşı son ana kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kere daha ifade ediyorum. Cenab-ı Allah bu aziz vatanımızı tüm tehlikelerden korusun.”
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, terör saldırısına ilişkin, “Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerleyişini durduracaklarını zannedenler asla başaramayacaklardır.” ifadesini kullandı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Savunma sanayisinden, Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğundan asla geri adım atmayacağız. Milli Teknoloji Hamlesi ve milli savunma sanayisi tam bağımsız Türkiye’nin anahtarıdır.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Türk savunma sanayisinin lokomotif kuruluşlarından olan TUSAŞ’a yönelik düzenlenen terör eylemi; ülkemizin bekasını, milletimizin huzurunu ve tam bağımsız Türkiye idealimizin timsali olan savunma atılımlarımızı hedef alan alçakça bir saldırıdır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Türk savunma sanayisinin lokomotif kuruluşlarından olan TUSAŞ’a yönelik düzenlenen terör eylemi; ülkemizin bekasını, milletimizin huzurunu ve tam bağımsız Türkiye idealimizin timsali olan savunma atılımlarımızı hedef alan alçakça bir saldırıdır. Terör eyleminin ilk anından itibaren güvenlik kuvvetlerimiz olaya süratle müdahalede bulunmuş ve teröristleri etkisiz hale getirmiştir.
Milletimiz şunu bilsin ki Türkiye’ye uzanan kirli eller mutlaka kırılacak; güvenliğimize kasteden hiçbir yapı, hiçbir terör örgütü, hiçbir şer odağı emellerine ulaşamayacaktır. Her türlü terör tehdidiyle ve destekçileriyle mücadelemiz azimle, kararlılıkla ve çok boyutlu bir şekilde devam edecektir. Kalleş terör eyleminde şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Savunma sanayimizin gurur kaynağı TUSAŞ’ımızın fedakar çalışanlarına ve milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, TUSAŞ’a yönelik gerçekleştirilen terör saldırısına ilişkin, “İçeride ve dışarıda, tüm terör unsurlarıyla ve onları besleyen güçlerle mücadelemizi azimle sürdüreceğiz” dedi.
Bakan Fidan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ” Ankara’da, TUSAŞ’a yönelik gerçekleştirilen alçak terör saldırısında şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifa diliyorum. İçeride ve dışarıda, tüm terör unsurlarıyla ve onları besleyen güçlerle mücadelemizi azimle sürdüreceğiz. Önümüzdeki dönemde de milli savunma yeteneklerimizi güçlendirmeye devam edecek, Türkiye’yi hedef alan odaklar ve vekillerinin ülkemiz üzerindeki emellerine ulaşmalarına asla izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Genel Kurulunda, Ankara’nın Kahramankazan ilçesindeki Türk HavacılıkUzay Sanayi A.Ş.’ye (TUSAŞ) yönelik gerçekleştirilen terör saldırısı ele alındı.
TBMM Genel Kurulu, ‘Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Lübnan’daki görev süresinin 1 yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi görüşmeleri sürerken, Meclis Başkanvekili Celal Adan söz aldı. Adan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın TUSAŞ’a yönelik terör saldırısıyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayı okudu ve birleşime ara verdi. Genel Kurul, aranın ardından yeniden toplandı. Meclis Başkanvekili Celal Adan, “Bu hain terör saldırısını kınıyoruz. Şehitlerimize başsağlığı, yaralılarımız için Allah’tan şifa diliyoruz. Hiçbir terör eylemi ülkemizi yolundan döndüremez, döktükleri kanda da boğulacaklardır” ifadelerini kullandı.
SP’Lİ ÖZDAĞ: TERÖRE KARŞI HEP BİRLİKTE OLMAK MECBURİYETİNDEYİZ
Saadet Partisi (SP) Grup Başkanı Selçuk Özdağ, TUSAŞ’a yapılan saldırıyı kınayarak, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu andan itibaren zaman zaman darbelerle, zaman zaman çatışmalarla, sağ- sol kavgalarıyla, zaman zaman kamplaşma ve kutuplaşmalarımızı, ötekileştirmeleri ön plana çıkararak, çoğu zaman da terör örgütleriyle vekalet savaşları yaptırarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ekonomik olarak kalkınmasını, milletleşmesini ve aynı zamanda demokrasiyi içselleştirmesini önlemek istediler. Egemen güçler burada güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti istemiyorlar; ekonomisi, sanayisi, demokrasisi, insan hakları güçlü, hukukun üstünlüğünü istemiyorlar. Bunlara karşı, teröre karşı hep beraber, birlikte olmak mecburiyetindeyiz. Kimden gelirse gelsin, nereden gelirse gelsin, kesinlikle, hep beraber, 85 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak eğer teröre karşı birlikte mücadele edersek, birlikte karşı çıkarsak Türkiye’de çok rahat bir şekilde huzurlu ortamları inşa edebiliriz. Aksi takdirde Türkiye, çok ciddi ve ağır bedeller öder” diye konuştu.
İYİ PARTİLİ ÇÖMEZ: TERÖRDEN MEDET UMANLARA LANET OLSUN
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ise “Grup olarak terör örgütünü, arkasındaki iradeyi, bundan medet umanları şiddetle ve lanetle kınıyoruz. Allah bu ülkenin birliğini, beraberliğini, huzurunu sonsuza dek muhafaza etsin. Hangi enstrümanı kullanırlarsa kullansınlar, arkalarına hangi gücü alırlarsa alsınlar, ne yapmak isterlerse istesinler terör, bu güzel ülkede asla bizim huzurumuzu bozamayacak ve biz bir ve beraber olarak, güçlü olarak Türkiye’yi aydınlık günlere taşıyacağız. Allah birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın, dostluğumuzu kardeşliğimizi bozmasın ve terörden medet uman bütün çevrelere lanet olsun” dedi.
MHP’Lİ AKÇAY: BÜTÜN TERÖR ÖRGÜTLERİ VE TERÖRİSTLER YOK EDİLECEK
Terör saldırısı ile ilgili resmi makamların takip edilmesi gerektiğini söyleyen MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da “Birtakım kara propaganda ve dezenformasyon mecralarının iddialarına asla itibar edilmemesini özellikle istirham ediyoruz. Bu saldırılar Türkiye üzerine habis emelleri olan güçlerin terör örgütlerini kullanarak yaptığı saldırılardır. Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür ve terörle mücadelemiz de kararlı ve sebatlı bir şekilde devam etmektedir. Asıl olan, ülke olarak, millet olarak ay yıldızlı bayrağımızın altında birlik ve beraberlik içinde kenetli olmamızdır. Saflarımızı sık tutarak Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı bütün tehdit ve tehlikeleri sezerek, sürekli uyanık ve tedbirli olma lüzumumuz vardır. Fakat eninde sonunda Türkiye Cumhuriyeti, Türk milleti ve ülkemiz bu mücadeleden galip gelecektir. Bütün terör örgütleri ve teröristler de berhava edilecektir, yok edilecektir” değerlendirmesinde bulundu.
DEM PARTİLİ TEMELLİ: PROVAKASYON HER TARAFINDAN BELLİ
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de insanların hayatlarını kaybetmesinden ötürü üzgün olduklarını kaydederek, “Tabii, sadece bu olaya bu olay kapsamında bakmamak gerekiyor. Bu ülkede kaç gündür, son birkaç haftadır aslında çok önemli bir tartışma sürdürülüyor. Bu tartışmaların çok çok büyük bir kısmı Türkiye toplumunun beklentilerine yanıt veriyor çünkü uzun süredir Türkiye toplumu bu savaş, şiddet, bu ölümlerden kurtulmak isterken böyle bir olayla karşılaşıyoruz. Zamanlaması manidardır, provokasyon her tarafından belli olmaktadır. Dolayısıyla da bu tür şeylere karşı halkın, toplumun beklentisi olan, barış içinde bir arada yaşama beklentisine ısrarla, inatla yanıt vermek zorundayız. Geç kaldığımız her adım aslında işte bu yitip giden canlara mal olmaktadır. Dolayısıyla ben bu olayı bir kez daha kınıyorum” ifadelerini kullandı.
CHP’Lİ EMİR: TERÖRİZMİ LANETLİYORUZ
Saldırı nedeniyle sarsıldıklarını ifade eden CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise “Soğukkanlı, sağduyulu olmamız gereken saatlerdeyiz. Umuyorum ki daha fazla şehidimiz, daha fazla yaralımız olmadan güvenlik güçlerimiz bir an evvel bu çatışmaları sonlandırırlar ve teröristler en sert şekilde cezalandırılır. Teröre, terörizme asla boyun eğmeyeceğiz. En sert şekilde nereden gelirse gelsin terörizmi lanetliyoruz ve Türkiye Cumhuriyeti’nin eninde sonunda teröristlerle hesaplaşacağını ve terörizme asla boyun eğmeyeceğini Yüce Meclisimizden bir kez daha ifade ediyoruz” diye konuştu.
AK PARTİLİ ZENGİN: ZAMANLAMASI MANİDAR
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin de terör saldırısının Türkiye’nin gündemini sarstığını dile getirerek, “Türkiye adına hepimiz üzgünüz ve başsağlığı diliyorum. Şehitlerimiz var; ümit ediyorum sayıları artmaz. Yaralılarımız var, onlara da acil şifalar diliyorum. Bütün Türkiye takip ediyor çünkü TUSAŞ çok önemli bir kurumumuz. Uçak sanayisi üzerine 1973’te kurulmuş bir kuruluş, Türkiye’nin savunma sanayisinde dışa bağımlılığına son vermek için kurulmuş ve son yıllarda da özellikle önemi artan çok önemli bir kuruluşumuz. Son derece başarılı gençlerin, Türkiye’nin en parlak mühendislerinin çalıştığı bir kuruluş. Ben de zamanlamasını çok manidar buluyorum. Bu terör örgütünü, yapanları muhakkak Türkiye Cumhuriyeti bulacak, yakalayacak. Onları bulmak kadar bunların arkasındaki yapılar; neden bugün, neden TUSAŞ, bununla alakalı bütün bu soruların cevaplanması Türkiye’nin geleceğine dair çok önemli diye düşünüyorum. Bugün burada ne kadar tartışırsak tartışalım, bütün siyasi partilerin aynı anda aynı hissiyat içerisinde buluşarak terörü kınamasını, lanetlemesini ve aynı zamanda da Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Türkiye’nin barışına dair bütün sorumluluğu ve yapması gerekene dair bir anlamda taahhüt olarak bu birlikteliğin altını çizmesini bugün şu anda Türkiye için çok anlamlı bulduğumu belirtiyorum” dedi.
TEZKERE ÜZERİNE GÖRÜŞMELER DEVAM EDİYOR
Grup başkanvekillerinin konuşmalarının ardından tezkere üzerindeki görüşmelere devam ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Kürtlerin yaşadığı sorunlar sadece bir kişinin Meclis’te konuşmasıyla değil, 86 milyonun temsilcilerinin parlamentoda oturmasıyla, konuşmasıyla, demokratik siyasetin önünün açılmasıyla ve kurulacak masaya 86 milyonun oturmasıyla çözülecektir” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir dizi ziyaret ve programlara katılmak üzere geldiği Diyarbakır’da, bir otelde, kentteki kadın sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle buluştu. Toplantıya CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, CHP İl Başkanı İsmail Akyıl, İl Kadın kolları Başkanı Güler Koçyiğit ile kadın sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Özel, ilk adımın kadına yönelik şiddetin engellenmesiyle başlanması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Dün akşam saatlerinde Kayapınar’da sokak ortasında Evin Demirtaş isimli bir kadın daha katledildi. Bundan duyduğumuz derin üzüntüyü ve başsağlığı duygularımızı ifade ederek söze başlamak isterim ve 2024 yılında bu 321’inci kadın cinayeti oldu, resmi kayıtlara geçmiş olan. Daha geçtiğimiz günlerde Adana’da bir günde 5 kadın cinayeti işlendiğini ve kadın cinayetlerinin kartopu gibi artarak devam ettiğini, tüm mücadeleye, iyi niyetli çabalara rağmen içerdiği sistemik sorunlar yüzünden bu noktaya geldiğinizin altını çizmek isterim. Malum, Sayın Demirtaş ile Edirne Kapalı Cezaevinde bir çalışma gerçekleştirdik. Öncesinde bu toplantının gündemi için hazırlık ziyaretleri olmuştu, karşılıklı olarak avukatlar ve Sezgin Bey aracılığıyla. Orada kendi gündemimizin başına kadına karşı şiddeti koymuştuk. Ziyaret öncesi avukatları eliyle de kamuyla paylaşacağı bir çağrı metnini ilk olarak bana ulaştırmıştı. O çağrı metnindeki çağrı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, bana ve tüm siyasi liderlere ve sırasıyla Türkiye’de kamu gücü kullanan ya da sivil toplumu temsil eden tüm başkanlara yönelikti ve kadına karşı şiddet için, içimizdeki erkekle yüzleşmek ve devamında sorumluluk almayı tartışan ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının karşı taraftaki yarattığı, katillere ve şiddete başvuranlarda yarattığı cesareti gören bir metindi ve buna karşı bir duruş sergileyen, kısa veya orta vadeli yapılması gerekenleri ifade eden bir metindi. O metin kamuoyunca da malum, ilk metni almış kişi olarak orada da ifade ettim ama burada, Diyarbakır’da, o çağrı metninin her kelimesine katıldığımı ve altını imzaladığımı aynı şekilde bu konuda ilk adımı kadına karşı şiddetten atmamız gerektiğini bir kez daha sabah da konuştuk, şimdi de ifade ediyorum. Tabii biz STK’lardan gelen arkadaşlarımızla hem Türkiye’nin dünden beri iyice belirginleşen ve Diyarbakır’da da gündemleşen ana konuyu konuştuk ama yoksulluk herkesi vuruyor, kırılgan grupları daha çok vuruyor. Doğu, Güneydoğu’daki kadınları en çok vuruyor”
’31 MART BİR SON VE ZAFER ANI DEĞİL, BİR BAŞKANLIK, BİR BAŞLANGIÇ VE SORUMLULUK ANI’
Konuşmasında, sonraki ilk genel seçimde ‘Türkiye İttifakı’nın iktidar olacağına inandıklarını belirten Özel, ” Cumhuriyet Halk Partisi, 31 Mart’ta da çok önemli bir başarı elde ederek Türkiye’nin birinci partisi oldu. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin kurucu partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi, son 47 yıldır seçimlerden birinci parti çıkamazken, 31 Mart’ta yüzde 38 gibi bir oy oranıyla Türkiye’de 413 belediye başkanlığını, bugün Türkiye’de 413 belediyeyi yöneten belediye başkanlıklarını kazanarak çok önemli bir başarı elde etti. Biz o güçlüyü ifade etmiştik, tekrar edeyim. Biz bunu bir zafer değil, bir sorumluluk olarak omuzlarımızda hissediyoruz. Verilen oyların içinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin klasik tabanının dışında, çağrıda bulunduğumuz Türkiye İttifakı vardır. Bu oyunun içinde, sosyal demokratların yanında muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar ve Kürt demokratlar vardır. Bu tüm demokratların bir araya gelip ortaya çıkardıkları büyük seçim başarısını bundan sonra yapılacak ilk genel seçimlerde ‘Türkiye İttifakı’nın iktidar yaparak, Türkiye’nin birikmiş bütün sorunlarının çözme noktasında bir ortak iadeye dönüştürmenin ve bunu demokratik siyasetin önünü, Türkiye’de siyaseti olması gibi demokratikleştiren bir büyük adım olacağına inancımız var. 31 Mart’ın bir son ve zafer anı değil, bir başkanlık, bir başlangıç ve sorumluluk anı olarak ifade ettiğimizi gördüğümüzü ifade etmek isterim” diye konuştu.
‘NARİN CİNAYETİNDE İDDİANAMEDE BİLMEDİĞİMİZ HİÇBİR ŞEY YOK’
Özel, Bağlar ilçesinde kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetine ilişkin şunları söyledi:
“Biz bugünkü toplantıda İstanbul Sözleşmesi’nden aslında çıkılmadığını, Meclis’in oy birliğiyle girdiği bir sözleşmeden bir kişinin tek imzasıyla çıkılamayacağını, sorumluluğun devam ettiğini, hukuki süreçlerin devam ettiğini ve bu konuda daha dirençli, hep birlikte mücadele edilmesi gerektiğini ifade ettik. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması her ne kadar 6284 duruyorsa da devlet bütün ihtişamıyla, bütün caydırıcılığıyla kadınların arkasından çıkmıştır. Katillere ve şiddet uygulayanlara demiştir ki, ‘Eskisi kadar kararlı değiliz’, ‘Siz anladınız dediğimi’ demiştir. Onlar da anlamıştır. Kadınların arkasından, çocukların arkasından devleti çekerseniz karşısındaki canilere cesaret verirsiniz. O yüzden rakamlara kimsenin şaşırmaması gerekir. Dün akşam yine Diyarbakır’dayken biz 14 sayfalık bir iddianame gördük ama içinde bir şey göremedik maalesef. Narin evladımız katledildi. İddianamede 4 kişi müştereken Narin’i öldürmekle suçlanıyor. Anne, amca, ağabey ve itirafçı komşu ama cinayeti kimin işlediği yok. Cinayet işlenirken orada bulunduğu söylenen kardeşin 2 arkadaşının hakkında bir şey yok. Bu cinayetin işlenme sebebi, işlenmesinden önce ne oldu da bu cinayet işlendi? Bir anne, bir amca, bir kardeş, 6 yaşında bir sabiyi, bir kızı neden katlettiler, bu yok. Bilmediğimiz hiçbir şey yok maalesef. Son zamanlarda toplumsal infial uyandıran bütün davalarda olduğu gibi ya da toplumda merak uyandıran tüm konularda olduğu gibi, yasama olsun, yürütme olsun ve yargı olsun, topluma bilmediğimiz hiçbir şeyi söylememeye devam ediyor. Biz davayı çok yakından takip edeceğiz. Gündemde tutacağız. En ciddi dayanışmayı bu salonda bulunan kadın örgütlerinin yöneticileriyle ve tüm üyeleriyle göstererek bu işin peşini bırakmayacağız. Ama AK Parti’li milletvekilinin 60 gün önce bildiğini dün akşam saatlerine kadar savcı bilmediğini kağıda derç ediyorsa, burada bir tuhaflık var. Burada ittifak kurulmuş. Geçmişi karanlık, geleceğe de kaygı veren bir siyasi yapının kollandığı meselesini görmezden gelemeyiz.”
‘ÖNEMLİ BİR EŞİKTEYİZ’
Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla önemli bir eşikte olduklarını ifade ederek, “Şimdi herkes neyin ne olduğunu anlamaya çalışıyor ama meseleye şuradan bakıyoruz; eğer Sayın Bahçeli’nin söylediği söz ‘Bir kişinin özgürlüğü, bir kişiye af, ona verilecek bir kürsü, oradan söylenecek bir söz, lağvolacak bir örgüt ve her şey tamamdır’ ise maalesef hiçbir şey tamam değildir o anlamda. Son söyleyeceğimi baştan bir kez daha söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi, barışa giden, annelerin gözyaşını durdurmaya yönelik olan, şehit gelmesine, çatışmalar olmasına ve Türkiye’nin gelişimine engel olan, bu sürecin tamamlanması, bitmesi, ortadan kalkması için, terörün durması için, terör örgütünün ortadan kalkması için Türkiye’nin 86 milyon birden barış içinde kucaklaşabilmesi için atılacak her adımı da önemsiyor ve engel olmayacak. Kimin sözü varsa da kıymetlidir, söylesin. Ama şu söz söylenmesin; ‘Türkiye’de Kürt sorunu yoktur, bir sorun vardır, onu da birisi konuşunca bitecektir’. O zaman işte şu noktaya geliyorsunuz; bu masayı, Diyarbakır’daki kadınların sorunlarını, bu masayı daha da genişleyerek Diyarbakır’daki Kürtlerin sorunlarını, Türkiye’deki 26 milyon Kürt’ün sorununu yok sayıyorsunuz. O zaman aslında ‘İyi bir şey yapayım’ derken hepimizi çok daha kötü bir şeye razı etmeye çalışıyorsunuz. Bunu kabul etmek mümkün değil. Kürt sorunu vardır, tam da şuradadır Kürt sorunu. Kürt sorununun olup olmadığına Kürtler karar verir, devlet karar veremez. ‘Büyük devlet karar vermiş, küçük devlet de dün ilan etmiş’ gibi görünüyor. Onların demesiyle Kürt sorunu bitmez, aksine onlar böyle dedikçe derinleşir. O yüzden Kürtlerin sorunları, Kürtler ‘Sorunum kalmadı’ diyene kadar vardır ve çözülmesi gerekir. Birisine ‘Senin sorunun yok’ demek, otoriterliktir. Demokrasilerde, o birisi ‘Sorunum yok’ diyene kadar sorunu var demektir. Biz de bununla ilgili elimizden gelen her türlü katkıyı ifade etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘ANAYASA ÇİĞNEYENLERLE BİR ANAYASA YAPMAYIZ’
Terörün tüm Türkiye’nin sorunu olduğunu ifade eden Özel, şöyle konuştu:
“Ülkemizin bütün vatandaşlarımızın istediğini konuşabildiği, istediği dilde konuşabildiği, kamuda temsil edildiği, siyaset yapma haklarının olduğu, ayrıştırılmadığı, hukuki öngörülebilirliğin olduğu bir ülke olana kadar, Cumhuriyet Halk Partisi sosyal demokrat bir parti olma sorumluluğuyla, çalışmaya ve mücadele etmeye devam edecektir. Terörün varlığı tüm Türkiye’nin sorunudur ama Kürtlerin sorunları da sadece Kürtlerin değil tüm Türkiye’nin sorunudur. Bu 2 sorunun eş zamanlı olarak çözülmedikten sonra bu 2 sorun birbirini doğurmaya devam edecektir. Bunun olmaması için biz Diyarbakır’daki iyi niyeti, Diyarbakır’daki umudu görüyoruz ama Diyarbakır’daki endişeyi sabah yaptığımız toplantıda da kaydettik. Çünkü bir kez daha bir süreç yürütülürse, bir kez daha bir umut ve bir kez daha başarısızlık, geçen sefer ne acılar yaşattıysa çok daha fazlasını yaşatabilir. Bu sebepten dolayı son derece dikkatli olmak durumundayız. Kürtlerin yaşadığı sorunlar sadece bir kişinin Meclis’te konuşmasıyla değil, 86 milyonun temsilcilerinin parlamentoda oturmasıyla, konuşmasıyla, demokratik siyasetin önünün açılmasıyla ve kurulacak masaya 86 milyonun oturmasıyla çözülecektir. Bugün Cumhur İttifakı’nın Kürtlerin sorunlarını görmediği, gündemine almadığı, alelacele bir şeyler yapmaya çalıştığı süreç son derece riskler, tehlikeler barındırmaktadır. Bir yandan bir sorunu çözeceğiz derken hangi sorunun çözülmeye çalışıldığı konusunda değişmeler vardır. Kürt sorununu yok sayıp bir sorunu çözenlerin, Erdoğan’ın sorununu çözmek üzere bir süreç yürüttüklerini ilişkin endişeler hızla bertaraf edilmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak da daha önce farklı vesilelerle kamuoyu önünde açık biçimde Meclis Başkanı ağzıyla Sayın Erdoğan’ın çağrısıyla, sivil anayasa söylemiyle davet edildiğimiz anayasa masasına oturmadık. Bütün antidemokratik tavırlardan vazgeçilmedikçe, Anayasa Mahkemesi kararları, AİHM kararları kabul edilmedikçe, yani anayasanın en ufak virgülüne kadar tam sadakat göstermedikçe, biz anayasa çiğneyenlerle bir anayasa yapmayız. Bu yüzden ‘Öyle yaptık olmadı, böyle yaptık olmadı, CHP Kürt sorununa duyarlı, o sorunu çözecekmiş gibi yapıp CHP’yi masaya böyle sokabilir miyiz?’ diyorsa, niyet buysa, biz o oyuna gelmeyiz. Sonuç olarak kapalı kapılar ardında, ‘Biz yaptık oldu’ diyen anlayışı değil, Kürtlerin yaşadığı sorunları gören, çözme iradesi gösteren, önerileri ortaya koyan ve zemini 86 milyonun temsilcilerin olduğu Meclis’te kuran bir anlayışı savunuyoruz. Bu ülkede yaşayan herkesin, Türklerin de Kürtlerin de geleceği yalnızca sivil demokratik siyasetten geçer. Doğru yol budur, biz bu noktada üzerimize düşen ne varsa bunu yapacağız. Buna katkı koymak, risk almak, haklı haksız tüm eleştirilere muhatap olmak dahildir. Dün ifade ettiğimiz sözü bir daha ifade edelim. Devlet Bey, beklenmedik bir şey söyleyince beklenmedik bir şeyi de ben söyleyeyim size. ‘Kürtlere devlet vadediyorum’ dedim, cümlenin buraya kadarki kısmından bile medet uman bir kötücül akıl var. Ben Kürtlere, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eşit, ayrımsız, kendilerini tamamen mensubu ve sahibi hissettikleri, 86 milyonla birlikte eşit vatandaşlığı iliklerine, kemiklerine kadar hissettikleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bizlerle birlikte sahibi olmalarına teklif ediyorum. Bu noktaya geldiğimizde zaten bütün sorunlar çözülecek. Bu noktada geçen gün Sayın Demirtaş’la da mutabıktık, bugün kadın STK’larıyla da mutabıkız. Yarın görüştüğümüz tüm Kürtlerle de bu bölgenin insanlarıyla da mutabık olacağız.”
‘TAHİR ELÇİ CİNAYETİNİN TÜM YÖNLERİYLE ORTAYA ÇIKARILACAĞI GÜNE KADAR TAKİPÇİSİYİZ’
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sabah saatlerinde sivil toplum kuruluşlarının kadın temsilcileriyle yaptığı toplantının ardından, Sur ilçesindeki Gazi Caddesi’ni parti otobüsüyle şehir turu atıp, vatandaşları selamladı. Tarihi 4 Ayaklı Minare’ye geçerek esnafı ziyaret eden Özel, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin yaşamını yitirdiği yere kırmızı karanfiller bıraktı. Özel’e, Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi de eşlik etti.
Burada konuşan Özel, Tahir Elçi olayının açıklığa kavuşturulması konusunda beklentilerin boş çıktığını belirterek, “Arkadaşlar, çok duygusal bir anda ve çok duygusal bir yerdeyiz. Bir yanımızda Türkan Elçi, onun hayat arkadaşı Tahir Elçi, bir yanımızda Sezgin Tanrıkulu, kendisi baro başkanıyken baroda birlikte çalıştıkları ve o anda burada Diyarbakır Baro Başkanı sıfatıyla Diyarbakır için, kent için ve Diyarbakırlılar için bir basın açıklaması yaparken katledilmişti. Bütün süreci Türkan Hanım ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanından CHP örgütleri ve tüm sivil toplum kuruluşları tarafından takip edildi. Ancak biliyorsunuz olayın açıklığa kavuşturulmasına yönelik bütün beklentiler boş çıktı. Bir gün bu cinayetin de tüm yönleriyle ortaya çıkarılacağı güne kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz. Tahir Elçi’nin hatırasının önünde saygıyla eğiliyoruz. Onun şahsında Diyarbakır’da kardeşlik için, hukukun üstünlüğü için, eşitlik için mücadele ederken, hayatını kaybetmiş olan herkesi ve Tahir Elçi’yi bir kez daha rahmetle ve minnetle anıyorum” dedi.
‘HÜKÜMETİ SAMİMİYETE DAVET EDİYORUZ’
Diyarbakır’a siyasi çıkar sağlamak için gelmediklerini belirten Özel, toplumsal barış için üzerlerine ne düşüyorsa yapacaklarını ifade ederek, “Cumhuriyet Halk Partisi’ne olan ilginin katbekat artmış olduğunu memnuiyetle görüyorum. Bunun için ilin milletvekiline, biraz önce eşinin katledildiği yere çiçek koyduğumuz Sayın Türkan Elçi’ye, il ve ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyoruz. Diyarbakır, Cumhuriyet Halk Partisi’ni bağrına basıyor. Bu çok önemli. Bunun çok farklı sebepleri var. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz buraya siyasi çıkar odaklı değil gerçekten buraya toplumsal barışın sağlanması için üzerimize ne düşüyorsa onu yapmak üzere, yani oy toplamak, oy kazanmak maksadıyla değil. Türkiye’nin şu an seçim gündemi yokken çok kolay şekilde çok popülist politikalarla bugün iktidar ne diyor? Tam tersini söyleyerek, oy toplanabilecek, tırnak içerisinde söylüyorum ‘Görece verimli bir alan’ varken, biz son derece yapıcı bir yerden hükümeti samimiyete davet ediyoruz. Burada sokaklarda gördüğümüz aynı kaygılar var. ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaklaşımının inanılmaz destek gördüğünü görüyoruz. Bunu takip etmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Üzerimize düşeni fazlasıyla yapacağız” diye konuştu.
‘TOPLUMSAL BARIŞI SAVUNUYORUZ’
Özel, CHP’nin Türkiye’nin birinci partisi olduğunu belirterek, “Bir zamanlar ‘Ankara’nın doğusuna, Sivas’ın doğusuna gidilemez’ denen partinin 7 bölgede belediyeleri var. İlerde de 7 bölgeden aldığı destekle sadece partisini değil, Türkiye’nin mağdurları, mazlumlarını iktidar yapacak. Biz Türkiye ittifakını yani sosyal demokratların yanında partimizdeki muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları ve elbette Kürt demokratları ile birlikte kucaklayan bir anlayışa sahibiz. Toplumsal barışı savunuyoruz. Bizim için üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz. Bu da Diyarbakır’da ciddi karşılık görmüş görünüyor” dedi.
‘BURADAN GERİ ADIM OLMAMASI LAZIM’
Kürtlerin toprak değil, eşit vatandaş olma taleplerinin olduğunu belirten Özel, şöyle konuştu:
“Ülkedeki bir meselenin sorun olup olmadığına, otokratik düzenlerde ülkeyi yönetenler karar verir, demokratik düzenlerde sorunun sahibi karar verir. Bugün maalesef, Erdoğan da Bahçeli de ‘Kürt sorunu yoktur’ diyorlar. Oysaki Diyarbakır’a gelince görüyorsunuz, Kürt sorunu vardır. Kürklerin en başta demokratik katılım sorunu vardır. Bizim memleketlerimizde belediye başkanı seçilebilirken, bu memleketin 2019’da seçilmiş belediye başkanı Selçuk Mızraklı, halkın doktoru 5 yıldır cezaevinde tutuluyor. Bu sürece de kayyım niyetiyle başladılar. Van’da mazbatayı ikinciye vereceklerdi. Birinci parti olmanın da gücüyle orada kararlı bir duruş gösterdik. Hakkari’de kayyım atadılar ona itirazı hep beraber yükselttik. Bu insanların bir kere demokratik temsil sorunları var. Özgürlüklerle ilgili, hak ihlalleriyle ilgili sorunları var. Bir de en yakın bir şekilde hissettikleri yoksulluk sorunu var. Hepsinin çözümü toplumsal barıştan, Türkiye’nin 86 milyonuyla kucaklaşmasından ve ileriye doğru bir hamle yapmasından geçiyor. Birbiriyle uğraşmasından değil. Biz bu anlamda ‘Kürt sorunu yoktur’ demiyoruz. Kürtler, ‘Sorunlarımız çözüldü’ diyene kadar vardır. Ayrıca ben dün de söyledim. ‘Ben size devlet vaat ediyorum’ diye. Kürtlerin bir ayrılma talebi yok, toprak talebi yok. Kürtlerin, bu devletin sahibi olma, bizimle birlikte eşit vatandaş olma talebi var. Benim Manisa’daki komşum olan Türklerin eşit vatandaşlıkla ilgili bir sıkıntıları yok. Ama bu bölgedeki insanların aldıkları hizmet, seçtiklerine hürmet, kendilerinin demokratik haklarını kullanma yaklaşımları açısından baktığımızda ciddi sorunlar var. Bu yüzden herkes kendini eşit ve mutlu hissedene kadar, bu sorun çözülsün diye elimizden geleni yapmaya, elimizi taşın altına koymaya devam edeceğiz. Eğer Türkiye’nin en önemli sorununu çözmek için adım atıyorlarsa buradan geri adım olmaması lazım. Ama Tayyip Erdoğan’ın sorununu çözmek için bir hazırlık yapıyorlarsa ve bu insanların bu kadar samimi duygularını kullanarak Tayyip Erdoğan için bir hazırlık yapıyorlarsa orada da bir adım ileri atamazlar.”
HABER: Gıyasettin TETİK-Seyfettin EKEN- Selim KAYA/DİYARBAKIR,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, BRICS Zirvesi’ndeki temasları kapsamında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BRICS Zirvesi kapsamında Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir araya geldi. Putin, zirvenin düzenlendiği Kazan EXPO’daki görüşmenin basına açık kısmında TUSAŞ’a yapılan terör saldırısını kınayarak, taziye dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BRICS Zirvesi Genişletilmiş Liderler Oturumu’na daveti ve ev sahipliği için Putin’e teşekkür etti, Astana’daki görüşmenin ardından Putin ile yeniden bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Putin’in, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısında hayatını kaybedenler için taziye dileklerine teşekkür eden Erdoğan, “4 şehidimiz var, 14 yaralımız var. Bu menfur terör saldırısını lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Dışişleri Bakanınız 3+3 Bölgesel İşbirliği Platformu vesilesiyle Cuma günü İstanbul’daydı. Artık siz değerli dostumu da en kısa zamanda Türkiye’de görelim istiyorum. Banka ödemelerindeki sıkıntıların çözülmesine yönelik çabalar sürüyor. Bu hususta bir mekanizma tesis edilmesi maksadıyla Hazine ve Maliye bakanlıklarımız, Merkez Bankalarımız temas halinde. Ticaret bakanlıklarımız arasında da bir kurumlar arası çalışma başlatıldı. Yaptırım kapsamında yer almayan, ticari açıdan risk arz etmeyen ürünlerden oluşan bir listeyi geçen hafta heyetinize ilettik. Liste üzerinde mutabık kalınmasının ardından ödemeler için nasıl bir platform geliştirileceğine odaklanılacak” diye konuştu.
Bugünkü toplantının çok önemli olduğunu belirten Putin, “Ticari ve ekonomik işbirliğimiz gelişmeye devam ediyor. Geçen sene ticaret hacmimiz 55 milyar dolardı. Bu yılın ilk 8 ayında yüzde 6,2 artış gösterdi. Türk iş dünyası da burada makine ve otomotiv sanayisine önemli yatırımlar yaptı. Geçen sene boru hatları üzerinde 20,5 milyar metreküp doğal gaz sevk edildi. Doğal gaz merkezi üzerinde çalışmalar devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Aksakal, “Savunma sanayimizin kalbi olarak kabul ettiğimiz TUSAŞ’a yönelik gerçekleştirilen terör saldırısını nefretle, şiddetle kınıyor ve lanetliyorum. Zamanlaması itibarıyla manidar olduğu açıkça ortadadır. Olayda, bu saldırıda şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Allah güvenlik güçlerimizi korusun diyorum. Devletimiz güçlüdür, bu melaneti mutlaka bertaraf edecektir. Milletimizin başı sağ olsun” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Macron ve Netanyahu telefon görüşmesi yaptı.
Macron, 19 Ekim’de Netanyahu’nun konutunun insansız hava aracı (İHA) ile hedef alındığı saldırıları “kabul edilemez” olarak niteledi ve dayanışma mesajı verdi.
Fransa’nın İsrail’in güvenliğine bağlılığını yineleyen Macron, Hamas lideri Yahya Sinvar’ın ölümünün, “Gazze’de ateşkesin sağlanmasına yönelik müzakerelerin yeni bir aşamaya taşınmasına fırsat sunması gerektiğini” savundu.

İsrail’in Lübnan’a saldırıları bağlamında Macron, sivil altyapıların hedef alınmamasını, sivillerin korunmasını ve bir an evvel ateşkes sağlanmasını istedi.
İsrail ordusunun, Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Geçici Barış Gücü’ne (UNIFIL) yönelik eylemlerini kınayan Macron, BM’nin “Güney Lübnan’daki rolünü tam olarak ifa etmesini” arzu ettiğini belirtti.
İki lider ayrıca, “İran’ın Orta Doğu’da krizlerin yayılmasındaki sorumluluğunu” ele aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koridor, savaş sırasında İsrail güçleri tarafından kurulmuştu ve Gazze’nin kuzeyini ülkenin geri kalanından ayırmışı.
İsrail medyasının haberine göre, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich konferansta bir konuşma yapacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA’da iki grup arasında çıkan kavgayı telefonuyla görüntüleyen kişinin, ‘Polisi ara’ diyen kadına ‘Aradım’ diyerek video çekmeye devam ettiği görüldü.
Kepez ilçesi Habipler Mahallesi’nde dün akşam saatlerinde iki grup arasında henüz bilinmeyen nedenle kavga çıktı. Çok sayıda kişinin katıldığı kavgada bazıları sopa, demir ve terliklerle birbirine saldırdı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve motorize yunus ekipi sevk edildi. Ekipler, tarafları ayırmak için biber gazıyla müdahale etmek zorunda kaldı. Kavga güçlükle sona erdirilirken, yaralananlar ise Kepez Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. 2 taraftan yaralılar aynı hastaneye götürülünce, bu kez hastane önünde kavga yaşandı. Polis ekiplerine zorluk çıkartan gruptan 3-4 kişi gözaltına alındı.
‘POLİSİ ARADIM’
Yaşanan kavgayı, bazıları cep telefonlarıyla kayıt altına aldı. Cep telefonuyla görüntü çeken bir kişiye kavgaya karışan bir kadın ‘Polisi ara, polisi ara’ dedi. Cep telefonuyla kavgayı görüntüleyen kişinin ‘Aradım’ karşılığını verip, görüntü çekmeye devam ettiği görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KIRIKKALE’nin Çelebi ilçesinde 16 gündür haber alınamayan Sevgi Gülden Yalçıner’in (47) ortadan kaybolması ile ilgili 2 şüpheli daha tutuklandı, soruşturmada tutuklu sayısı 4’e çıktı.
İlçeye bağlı Karaağıl köyünde 25 Eylül’de evinden ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamayan Sevgi Gülden Yalçıner’in bulunması için jandarma ve AFAD ekipleri tarafından çalışma başlatıldı. Kızılırmak çevresinde yoğunlaştırılan aramalardan sonuç alınamadı. Olayın cinayet olabileceği ihtimali üzerine jandarma tarafından gözaltına alınan 8 şüpheliden 2’si tutuklanırken, diğerleri serbest bırakıldı. Arama çalışmaları da 16’ncı gününde devam etti. Aramalarda, Yalçıner’e dair herhangi bir ize rastlanamazken, olayla ilgili soruşturmada 2 şüpheli daha bugün jandarma tarafından gözaltına alındı. Sorgu işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay ile ilgili tutuklu sayısı 4’e yükseldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE, 10 Ekim (Xinhua) — Filistinli kaynaklar, İsrail’in Salı günü Gazze’nin orta ve güney bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında en az 24 Filistinlinin öldürüldüğünü söyledi.
Sivil Savunma Teşkilatı’na göre, İsrail savaş uçakları Gazze’nin iç kesimlerindeki Bureyc Mülteci Kampı’nda dört katlı bir konut binasını vurarak 16 kişiyi öldürdü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MALATYA Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı’nda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ verilmesi teklifi oy birliğiyle kabul edildi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen şehirlerin inşa çalışmalarında yoğun çaba sarf eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum için Malatya Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı’nda ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ takdim edilmesine yönelik teklif verildi. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ramazan Ayhan başkanlığında toplanan meclis oturumunda; Bakan Murat Kurum’a ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ teklifi AK Parti, CHP ve MHP gruplarının oy birliğiyle kabul edildi.
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Bakan Kurum’un sarf ettiği çaba nedeniyle kentin ‘Fahri Hemşehrisi’ olduğunu vurgulayarak, “6 Şubat tarihinde yaşanan depremlerin ilk anından itibaren Malatya’mızın ve hemşehrilerimizin yanında olan, depremin yaralarının sarılması ve şehrimizin bir an önce yeniden ayağa kalkması için büyük gayret gösteren, hemşehrilerimizin gönlünde müstesna bir yer edinen kıymetli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ verilmesi kararı, Büyükşehir Belediye Meclisimiz tarafından oy birliğiyle alındı. Bu vesileyle, Sayın Bakanımıza tüm hemşehrilerim adına şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu kararın oy birliğiyle alınmasına katkı sağlayan Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerine de tek tek teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da bugün yapılan Türkiye Cimnastik Federasyonu 6’ncı Olağan Genel Kurulu ve 5’inci Mali Genel Kurulu’nda başkanlık seçimine tek aday olarak giren Suat Çelen, delegelerden 159 oy alarak 4 yıllığına tekrar başkan seçildi.
Mevcut başkan Suat Çelen’in tekrar aday olduğu Türkiye Cimnastik Federasyonu başkanlık seçimi Ankara’da bir otelde gerçekleştirildi. Yönetim ve Mali raporların ibra edildiği Türkiye Cimnastik Federasyonu 6’ncı Olağan Genel Kurul ve 5’inci Mali Genel Kurulu’na 223 delegeden 170 kişi katıldı. 11 oyun geçersiz olduğu kurulda 159 oy alan Suat Çelen, yeniden Türkiye Cimnastik Federasyonu başkan seçildi.
Türkiye Satranç Federasyonu başkanlığına tekrar seçilen Suat Çelen yönetiminde; ‘ Ahmet Çotuk, Cumhur Özçelik, Deniz Varol, Hakan Ünal, İsmail Göktekin, Mehmet Günbaş, Natalia İmga, Onur Çağlar, Tolga Atıcı ve Yasemin Üner’ yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mudanya Üniversitesi’nin 2024-2025 akademik yılı açılışına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç yaptığı konuşmada, ülkelerin kalkınması için eğitimin en önde gelen unsurlardan bir tanesi olduğunu belirterek, “Gençlerin eğitimi, çocukların geleceğe hazırlanması eğitimle mümkün. Eğitim olmadan kalkınma olmaz. İlköğretimden ortaöğretime, liseden üniversiteye varıncaya kadar eğitimin her kademesi birbirinden değerli. Özellikle yükseköğretim, gençlerin geleceğe hazırlanması çok çok önemli. Bu anlamda da son yıllarda ülkemiz çok önemli mesafeler aldı. Üniversite sayıları, 66’dan 208’e çıkarıldı. Tüm ülke genelinde 81 vilayetimizde üniversiteler kurulurken, vakıf üniversitelerinin önü açıldı. Bu anlamda eğitimin kalitesini arttırmak için akademik kadroların güçlendirilmesi için destekler verildi. Bütçede en fazla pay eğitime ayrıldı. Eskiden savunmaya ayrılıyordu. Üniversitelerde okuyan öğrencilerin okuma imkanları, burs, yurt imkanları arttırıldı. Tabii insanı güçlendirmenin en önemli yolu da çocukları daha ilk baştan itibaren güçlü bir eğitimle desteklemek. Eğitime bütçede en fazla payı ayırdık. Tabii istikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizin dört bir yanını eserlerle donattık. Bursa’mız bu eserlerden çok çok faydalanırken, faydalanmaya da devam ediyor” diye konuştu.
Yüzde 20’lik savunma sanayinde yerlilik oranı varken bugün yüzde 80’e çıkardıklarını belirten Bakan Tunç, “Bunun ne kadar önemli olduğunu işte görüyoruz. Yüzde 100’e varmamız lazım. Hatta ihraç eder noktaya gelmemiz lazım. Teknolojinin tüm imkanlarını her alanda kullanmamız lazım. Eğitimde de, adalette de artık dijital çağdayız. İstikrarlı kalkınma hamlelerinde bugüne kadar aldığımız mesafeyle yetinmememiz lazım. Dünyada Türkiye’yi en güçlü ülkeler arasında görmemiz lazım. Bunun mücadelesini milletçe birlik beraberlik içerisinde vermemiz lazım. Dünyada hakkaniyeti, adaleti savunmanın yolu da güçlü olmaktan geçiyor. Bugün maalesef, üniversite rektörümüzün de açılışta belirttiği gibi dünyada adaletsiz bir sistem var. Bu adaletsizliği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler kürsüsü de dahil olmak üzere sürekli dile getiriyoruz. Uluslararası sistemin artık insanlığın sorunlarına cevap veremediğini, uluslararası kuruluşların etkisiz olduğunu, dünyadaki sıkıntıları çözme noktasında başarısız olduğunu ve dünyanın 5’ten büyük olduğunu ve daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu her fırsatta söylüyor. Sadece tek başımıza söylememiz bir şey ifade eder mi diye düşünüyorken, bugün dünyanın birçok lideri de aynı söze geldi. Aynı cümleleri kurmaya başladı. Uluslararası sistemin Birleşmiş Milletler’in yapısının güvenlik konseyinin yapısının adil olmadığını, artık dünyanın birçok lideri, ülkenin devlet başkanı da söylemeye başladı. Seslendirmeye başladı. Hatta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri dahi, Güvenlik Konseyi’nin yapısının sorunları çözmediğini, bir reforma tabi tutulması gerektiğini söylemeye başladı. Yani dünyada adaletin, hakkaniyetin sözcülüğünü, insan haklarının savunuculuğunu yapan bir liderimiz ve bir ülke noktasında dikkat çekmeye başladık. Bunu daha da güçlü yapmanın yolu Türkiye’yi her alanda güçlü kılmak. Fiziki kalkınma hamleleriyle de demokrasisiyle de daha güçlü hale gelmelidir” ifadelerine yer verdi.
“İsrail aslında bir maşa. O maşayı kullanan eller maalesef insanlık düşmanı, oradaki soykırımın asıl azmettiricileridir”
Bugün Filistin’de dünyanın gözü önünde çocukların katledildiğini belirten Tunç, “41 binden fazla Filistinli şehit edildi. Bunun yüzde 80’i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Ama maalesef bu katliamı durdurabilecek bir güç, bir uluslararası kuruluş yok. Birleşmiş Milletler soykırım sözleşmesinin tüm unsurları ihlal ediliyor. Cenevre Sözleşmesi’nin bütün hükümleri, insancıl hukukun bütün hükümleri ayaklar altına alınıyor. Uluslararası kuruluşların aldığı kararlar sınırlı ve alınan kararlar da maalesef uygulanmıyor. Aslında bir asırdan bu yana orada yerlerinden, yurtlarından edilmek istenen insanlar var. 400 yıl boyunca Osmanlı hakimiyetinde her dinden insanın barış içerisinde, huzur içerisinde yaşadığı Filistin orada Siyonizm Kongresi’nden sonra Yahudi devletinin kurulması fikriyle beraber oluşan ve oradaki yerli halkı yerinden yurdundan ederek bir işgal süreci başladı. O işgal sürecine yönelik Birleşmiş Milletler’in Güvenlik Konseyi’nin çok sayıda kararları olduğu, işgal edilmemesi, işgal topraklarından çekilmesi noktasında kararlar oldu. Sayısız kararlar var ama bu kararların hiçbirisine uymayan bir İsrail devleti maalesef bugünlere kadar gelindi. 7 Ekim’den bu yana da artık olay çok daha farklı bir boyuta geldi. Dünyanın gözü önünde bir soykırım işlendi. Bu soykırım tanımının tamamına uyan bir durum. Bir milletin sırf Müslüman olduğu için yaşadığı topraklardan çıkarılması, sürgüne tabi tutulması, katledilmesi soykırımın ta kendisi. Birleşmiş Milletler soykırım sözleşmesi ihlal edildi. Güney Afrika’nın başlatmış olduğu Uluslararası Adalet Divanı’ndaki davaya biz ilk günden beyan dilekçemizi verdik. Dışişleri Bakan Yardımcımız da beyanda bulundu. Bunun bir soykırım olduğunu, ateşkesin bir an önce sağlanması gerektiğini, insani yardımların engellenmemesi gerektiğini, hatırlayın o günlerde güvenlik konseyinin huzuruna gelen insani yardım önergeleri dahil reddedilmiştir. Yani insani yardım önergesi reddedilebilir mi? ‘Oradaki çocuklar aç kalsın veya ölsün. Kadınlar katledilsin.’ İşte uluslararası sistem maalesef bu. Uluslararası Adalet Divanı yargılamaya başladı. Tabii oradaki durumun soykırım olmadığını söylemek, hukukçular için mümkün değil. Tedbir kararları aldı. Soykırım sözleşmesi ihlal ediliyor dedi. Esas hakkında karar olmamakla beraber dedi. Ateşkesin bir an önce sağlanması ve insani yardımların engellenmemesi konusunda karar alındı. Bu tedbir kararlarını uygulayacak, icra edecek olan mekanizma neresi? Güvenlik konseyi. Güvenlik konseyinin huzuruna gidildi ama maalesef güvenlik konseyinin kararları birçok zaman oy çokluğuyla reddedildi. Tabi İsrail özellikle Amerika Birleşik Devleti başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin büyük desteğini alıyor. Burada İsrail aslında bir maşa. Asıl o maşayı kullanan eller maalesef insanlık düşmanı, oradaki soykırımın asıl azmettiricileridir. Dolayısıyla, insanlık bunu da gördü. Bu soykırımı ve tutumunu destekleyenler de azmettiriciler olarak dünyanın tarihine kara leke olarak geçtiler. Bunlar bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşiyor. Şimdi tabii oradaki savaşı, soykırımı daha da genişletmenin çabası içerisinde Lübnan’a saldırdılar. Biz Türkiye olarak dünyada adaleti, hakkaniyeti savunmaya devam edeceğiz. Filistin sorununun kesin ve kalıcı çözümü orada 1967 sınırlarında yani İsrail’in işgal ettiği Batı Şeria, Gazze ve diğer bölgelerden çekilerek 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan oradaki akan kanın durmayacağını bir an önce bağımsız Filistin devletinin kurulması gerektiğini de biz bütün dünyaya, söylemeye, haykırmaya devam edeceğiz. Dünyada hakkaniyeti, adaleti savunmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Diğer yandan, ülkedeki adalet sisteminin daha güvenilir, gecikmeyen, hukukun üstünlüğüne dayanan öngörülebilir bir adalet sisteminin tesisi noktasında çok mesafeler alındığını ifade eden Bakan Tunç, “Biraz önce Mudanya Üniversitesi kurucusu Gıyasettin Bingöl, gençlik yıllarındaki üniversite hayatından bahsetti. Nasıl sıkıntılar çektiğinden bahsetti. Hangi kitapların yasaklandığından, nelerin konuşulamadığından bahsetti. İşte burada örnek. Bugün bu sıkıntıların hiçbirisi yok. Düşünce ve ifade özgürlüğünün önü alabildiğine açıldı. Düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, fikir özgürlüğünün olmadığı bir yerde gelişme olmaz. Özgürlükler, düşünce ve ifade kesinlikle kısıtlanamaz. Ama belli şartlarda kısıtlanabilir. O da şiddeti teşvik ediyorsa, şiddet çağrısı. Orada artık düşünce özgürlüğünden bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla özellikle ülkemiz terörle mücadele eden bir ülke. Terörle, 40 yıldan bu yana PKK terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Hemen yanı başımızda bir terör devleti kurulmaya çalışıldı. Son yıllarda, son 5-6 yıldır bunun mücadelesini veriyoruz. Diğer yandan 15 Temmuz’da hain bir darbe kalkışmasıyla karşı karşıya kaldık. O darbeci teröristlerle mücadele sürecimiz hem yargı alanında var hem diğer alanlarda devam ediyor. Dolayısıyla ülkemizde terörün her türlüsüyle mücadele ediyoruz. Terörün her türlü mücadele ederken de iktidarıyla, muhalefetiyle birlik olmak durumundayız. Birlik ve beraberlik içerisinde milletimizin huzurunu, güvenliğini sağlayabiliriz. Bu anlamda ülkemiz 22 yıldan bu yana temel hak ve özgürlüklerin daha da alanının genişletmesi genişletilmesi anlamında çok önemli mesafeler aldık. Bir kere mevzuatımızın temel kanunlarımızın tamamını biz yeniledik” dedi.
“Yargıda yeni reform paketiyle ilgili çalışmalarımızı milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız”
Toplumun geliştiğini, ihtiyaçların çeşitlendiğini, bilişim teknolojilerinin de gelişmesiyle yeni yeni suç tiplerinin ortaya çıktığına dikkat çeken Bakan Tunç, “Sosyal medyanın görünürlüğün artması nedeniyle suçlardaki artış tüm bunlar tabi ki yeni ihtiyaçları da doğuruyor. Bu yeni ihtiyaçları da süratli bir şekilde gerçekleştirmek, ihtiyaçlara uygun mevzuat düzenlemelerini yapmak gerekiyor. Özellikle son günlerde tartışılan, işte cezasızlık algısına yönelik eleştiriler. Bu eleştirileri elbette ki dikkate alıyoruz. Bir buçuk yıldan bu yana yargı reformu strateji belgesiyle ilgili bir hazırlığımız var. Önümüzdeki birkaç hafta sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyuyla paylaşacak. Özellikle suç ve suçluyla mücadelede bir kere suçun önlenmesinden tutun da soruşturma aşaması, dava aşaması ve infaz aşamasının her biri birbirinden değerli. Bu anlamda caydırıcılığı sağlamak, özellikle suç işlemesini önlemek, suç işleyenlerin cezalarını çektikten sonra onların topluma kazandırılmasını sağlayabilmek için çok önemli çalışmalar bugüne kadar yaptık. Bundan sonra da özellikle gelişen durumlar nedeniyle yapmak durumundayız. Yargı reformu strateji belgemizde özellikle eleştiri konusu olan denetimli serbestlikle ilgili uygulamalarla ilgili, koşullu salıvermeyle ilgili ve bazı suçlar, özellikle öne çıkan, toplumun huzur ve sükunetini bozmaya yönelik davranışlara yönelik cezaların, alt sınırların arttırılmasına yönelik tutuklama tedbirinin şekline gerek mevzuatımızda gerekli uygulamaya yönelik önemli çalışmalarımız var. Bu taslak çalışmalarımızı milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız ve bu anlamda suç şebekeleriyle mücadeleyi emniyet güçlerimizle de yargı teşkilatımızla beraber bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Toplumun huzurunu bozan suç şebekelerine, örgütlerine hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Özgürlüklerin alanını alabildiğine genişlettik dedik. Tabii bunu yaparken hem mevzuatımızdaki değişiklikler hem de anayasal düzenlemeler yaptık. Anayasamızda kadın haklarıyla ilgili, çocukların korunmasıyla ilgili. Hak arama yollarının genişletilmesiyle ilgili önemli reformları hayata geçirdik. Kamu Denetçiliği’nin kurulması, bilgi edinme hakkı, bireysel başvuru hakkı gibi birçok düzenlemeyi hayata geçirdik. Özel hayatın korunması, kişisel verilerin korunması. Bunlar anayasamızda olmayan şeylerdir. Darbe anayasasında bunlar yoktu. Ama bunlar ihtiyaçtı ve bu mekanizmaların kurulması gerekiyordu ve bunlar önümüzdeki işte 2010, 2004, 2005 ve 2017 anayasa değişiklikleriyle bir kısmı referandumla, bir kısmı mecliste oy birliğiyle yapılan düzenlemeler olarak hayata geçti. Tabii ülkemizin yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşması önemliydi. Çok önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. İşte Milli Güvenlik Kurulunun yapısı, Yüksek Askeri Şura’nın yapısı, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Anayasa Mahkemesi, demokratik hukuk devleti ilkelerine daha uygun hale getirilebilmesi için önemli çalışmalar yapıldı. Tabii bundan sonra yapılamaz mı? Özellikle o kurum ve kuruluşların bundan sonra bu ülkede bir daha milli iradenin, demokrasinin önü kesilmesin diye vesayetçi ruhtan tamamen arındırılabilmesiyle ilgili olarak yapılabilecekler elbette ki var. Anayasamızda yapılan bunca değişiklik darbecilerin yargılanabilmesinden tutun da sıkıyönetimin ilan edilebilmeyeceğine yönelik hükümlerin kaldırılmasına yönelik sıkıyönetimin ilan edilebileceğine yönelik hükümlerin kaldırılmasından tutun da birçok demokratik düzenlemeleri anayasamızda hayata geçirdik. Ama biz şimdi diyoruz ki Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladık. Türkiye Yüzyılı diyoruz inşallah. Gençlerimiz burada, onların omuzlarında Türkiye Yüzyılı inşa edilecek. Bizler özellikle ön sıradakiler temeli attı. Şimdi asıl inşaat sürecini bu gençlerimiz yapacak. O nedenle gençlerimize biz güveniyoruz” diye konuştu.
Mudanya Üniversitesi kurucusu Gıyasettin Bingöl ise yaptığı konuşmada, “Mudanya Üniversitesi’ni elimizden geldiği kadar dünya üniversitesi yapmak için bütün çabaları sarf edeceğiz. Çok iyi bir ekip kurduğumuzdan emin olabilirsiniz. Liyakata, puana önem verdiğimizden emin olabilirsiniz. Bütün ilanlarımız bağımsız bir şekilde ilan edilir. Layık olan kişi tercih edilir. Mudanya Üniversitesi’nde rektörümüzden hocalara, düşünülmüş, tartışılmış, sınavlardan geçip hak ederek buraya geldiler. Eski rektörümüz ve danışma kurulu başkanımız, nerede bir akıl buluyorsak oraya hemen müracaat ediyoruz. İstişare etmek, büyümek, gelişmek istiyoruz. Adalet Bakanımızın öğrencilerimize ilk dersi vermesinden dolayı çok onur duyuyoruz” ifadelerini kullandı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Efeler Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, kent genelindeki yoğun denetimlerini sürdürüyor. Yapılan çalışmalar şehrin huzurlu yapısına katkı sunarken, yasalara aykırı davrananlara da gerekli yaptırımların uygulanmasını sağlanıyor. Bu çerçevede ekipler, Efeler Mahallesi’nde gerçekleştirdikleri çalışmalarda, kaldırım taşlarını sökerek kendine ait alanda kullanan bir kişiyi tespit etti. Söz konusu şahsa, yasal çerçevede gerekli yaptırımlar uygulandı. Zabıta ekiplerinin, kamu düzenini korumak ve halkın huzurunu sağlamak amacıyla, kamuyu zarara uğratacak her türlü davranışa karşı çalışmalarını kararlılıkla sürdürecekleri bildirildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, dün akşam saatlerinde Karamürsel ilçesi 4 Temmuz Mahallesi’nde meydana geldi. Özel halk otobüslerinin ilk durağı olan Karamürsel Otogarı’ndan evine gitmek için 41 J 3272 plakalı araca binen Enes Yiğit Toraman, araca 4 Temmuz durağında binen eşinin dayısı Volkan A.’nın bıçaklı saldırısına uğradı. Toraman araçta kanlar içerisinde kalırken, Volkan A. kaçtı. Ambulansla Karamürsel Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Enes Yiğit Toraman, kurtarılamadı.
Olayla ilgili çalışma başlatan polis ekipleri, Volkan A.’yı kısa süre sonra Gölcük ilçesinde yakaladı. Saldırgan gözaltına alınırken, olayın detayları da ortaya çıktı. Volkan A.’nın yeğeninin Enes Yiğit Toraman ile kaçarak evlendiği, bu nedenle aralarında husumet olduğu öğrenildi. Olaydan bir önceki gün Volkan A. ile Enes Yiğit Toraman’ın telefonda tartıştığı da belirlendi. Volkan A.’nın Enes Yiğit Toraman’ı takip ederek aynı otobüse bindiği tespit edildi.

Diğer yandan olay, özel halk otobüsünün güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde; saldırgan Volkan A.’nın otobüse binip, ücretini ödedikten sonra sakince arkaya doğru ilerlediği ve aniden Toraman’a bıçakla saldırdığı anlar yer aldı. Kocaeli İl Emniyeti Müdürlüğü’ne getirilen ve işlemleri tamamlanan Volkan A., Karamürsel Adliyesi’ne sevk edildi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, 8 Ekim’de İnegöl ilçesinde meydana geldi. Hasan S., iddiaya göre kavga ettiği kız arkadaşı Sümeyye K.’yi (26) evine tüfekle giderek tehdit etti. Hasan S. ardından Sümeyye K.’nin ablası Hülya K.’ya (28) sosyal medya hesabından, “Bu kızın organlarını yakmayı düşünüyorum, sonra satacağım” diyerek mesaj attı. Abla-kardeş, tehdit mesajlarını sosyal medyada yayınlayıp, polis merkezine giderek şikayetçi oldu. Şüphelinin “Ben o kızın organlarını satıp, yakmayı düşünüyorum. Yakmadan önce tadına bakmak istiyorum” mesajı attığı belirlendi. Sümeyye K.’nin yardım istediği sosyal medya mesajları da ortaya çıktı. Sümeyye K.’nin “Kaçmaya çalışırken kolumu ısırdı. Korkuyorum. Keleşle kapıma geldi” yazdığı görüldü. Polis ekipleri tarafından dün yakalanan ve emniyetteki ifadesinde, “O mesajları atmadım. Suçlamayı kabul etmiyorum” diyen Hasan S. işlemleri sonrası tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN’de, Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) ait yurtta kalan kız öğrencinin cinsel saldırıya uğradığı iddiası üzerine öğrenciler sokağa çıkıp eylem yaptı. İddiaların doğru olmadığı ortaya çıkınca eylem sona erdi. Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, yapılan araştırmada iddiaların tamamen asılsız olduğunu, iddiaları gündeme getiren sosyal medya paylaşımları yapanlar hakkında yasal işlem başlatıldığını açıkladı.
Mersin’de dün gece Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) ait Müfide İlhan Kız Öğrenci Yurdu’na gidiş güzergahında 2 kız öğrenciye yönelik, yoldan geçen araçtaki 2 erkek tarafından uygunsuz ve rahatsız edici sözler söylendiği iddiasıyla, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunuldu. Adrese çok sayıda ekip sevk edilirken, bazı sosyal medya hesaplarından kız öğrencinin zorla araca bindirildiği, cinsel saldırıya uğradığı, ardından araçtan atlayarak kaçıp yurda sığındığı iddiaları yayıldı. Bu paylaşımlar üzerine yurtta kalan kız öğrenciler, sokağa çıktı. Alkışlarla yürüyüp, slogan atarak tepki gösteren öğrenciler, güvenlik görevlilerinin uyarısıyla yurtlarına döndü.
İNCELEME YAPILDI
İddialarla ilgili yapılan inceleme sonucunda Vali Ali Hamza Pehlivan, beraberindeki Cumhuriyet Başsavcısı Tolgahan Öztoprak, İl Emniyet Müdürü Kamil Karabörk, Gençlik ve Spor İl Müdürü Göksun Öz ile birlikte açıklama yaptı. Vali Pehlivan, açıklamasında, ihbar üzerine polis ve yurtta görevli ekiplerin harekete geçtiğini belirterek, “Kredi ve Yurtlar Kurumu’na ait Müfide İlhan Kız Öğrenci Yurdu’na gidiş güzergahı üzerinde 2 kız öğrencimize yönelik olarak, yoldan geçen 1 araçta bulunan 2 erkek şahıs tarafından uygunsuz ve rahatsız edici sözler söylendiği iddiasıyla 112 Acil Çağrı Merkezimize dün akşam saatlerinde ihbar gelmiştir. Gelen ihbar üzerine ilgili Emniyet birimlerimiz ve yurtta görevli ekiplerimiz ivedilikle harekete geçmiş ve olay yerine intikal etmiştir. Öğrencilerle bire bir yapılan görüşmelerde, sosyal medya mecralarında iddia edildiği gibi herhangi bir mağduriyet veya şikayet konusu bildirilmemiştir. Sosyal medya paylaşımlarından etkilenerek yurdun dışında toplanan öğrencilerimiz, iddiaların asılsız olduğunun anlaşılması üzerine kaldıkları yurtlarına dönmüştür” dedi.
‘ÖĞRENCİLERİMİZ, AİLELERİNİN EMANETİDİR’
Vali Pehlivan, adli ve idari tahkikat sürecinin devam ettiğini ifade ederek, “Yapılan araştırmalar neticesinde, bazı sosyal medya hesaplarında Mersin KYK Kız Yurdu’nda, bir kız öğrencinin zorla araca bindirilip cinsel saldırıya uğradığı yönündeki iddiaların tamamen asılsız olduğu anlaşılmış olup, bu tür sosyal medya paylaşımları yapan hesaplarla ilgili olarak ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu kapsamında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından inceleme başlatılmıştır. Bu kapsamda, asılsız haber yaptığı ve yaydığı tespit edilen sosyal medya hesapları hakkında gerekli yasal işlemler yapılmaktadır. Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarımızda barınan bütün öğrencilerimiz ailelerinin bizlere emanetidir. Öğrencilerimizin huzuru ve güvenliği birinci derecede önceliğimizdir. Bu konuda her türlü tedbir alınmış durumdadır ve tavizsiz bir şekilde uygulanmaktadır. Öğrencilerimizi ve halkımızı tedirgin edecek, huzurunu bozacak provokatif haberlere itibar edilmemelidir” diye konuştu.
Haber-Kamera: Mersin,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“100 YIL GEÇSE DE UNUTMAYIZ”
Konuyla ilgili ne diyeceği merak konusu olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü parti grubunda dikkat çeken ifadeler kullandı. Konuşmasında 6-8 Ekim olaylarına değinen Erdoğan, “Dün 6-8 Ekim olaylarının yıl dönümüydü. İhtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtırken katledilen 16 yaşındaki Yasin Börü’ye ve arkadaşlarına yapılanları değil üzerinden 10 yıl 100 yıl geçse de unutamayız. 6-8 Ekim olaylarında rolü olanlar hak ettikleri cezaya çarptırıldı. Demokratik siyasette asla şiddete ve teröre asla yer olmadığının herkesin anlaması gerekiyor. ‘Türkiye Yüzyılı’nda şiddetle arasına mesafe koyan anlayışa elbette yer vardır ama sırtını dağa yaslayan terör siyasetine asla yer yoktur” dedi.
“SAMİMİ BİR KOBANİ MUHASEBESİ…”
Konuşmasının devamında “Kobani olaylarının hukuki açıdan hesabı sorulmuştur” diyen Erdoğan, “Kobani olaylarına dair samimi bir muhasebe yapılmasını önemsiyoruz. Böyle bir tavrın yumuşama iklimine katkı sunacağı açıktır. Biz yeni yasama yılında siyasette farklı bir üslup ve söylem görmek istiyoruz. Bölgemizin için de olduğu atmosferi düşünerek daha fazla konuşmaya, daha fazla uzlaşıya, diyalog zeminin daha fazla genişletmeye ihtiyaç var. Milletin faydasına olacak her konuda diyalogdan kaçınmayız” ifadelerine yer verdi.
“BAHÇELİ’NİN AÇIKLAMALARINI ANLAMLI BULUYORUM”
Bahçeli’nin “Uzattığım el ‘Türkiye partisi olun’ teklifidir, milli birlik ve kardeşliğimizin mesajıdır” şeklindeki açıklamalarını olumlu bulduğunu vurgulayan Erdoğan, “Sayın Bahçeli’nin yaptığı açıklamaları 85 milyonun kardeşliği adına çok anlamlı buluyorum. Bölgemizin içinde bulunduğu atmosferi düşünerek daha fazla konuşmaya, uzlaşıya, diyalog zeminini genişletmeye ihtiyacımızın olduğu kanaatindeyiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki kabul basına kapalı gerçekleşti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu İslamofobi ve Irkçılık İnceleme Alt Komisyonu, AK PartiİstanbulMilletvekiliAdem Yıldırım başkanlığında toplandı.
Komisyonun çalışmalarını anlatan Yıldırım, İslamofobi ve ırkçılığın doğma noktasının Batı olduğunu dile getirerek, ırkçılığın da İslam düşmanlığının da kabul edebilecekleri bir yaklaşım olmadığını kaydetti.
Komisyonda sunum yapan RTÜK Başkan Yardımcısı Deniz Güler, İslamofobinin ortaya çıkış nedenlerini 4 ana başlıkta değerlendirdiklerini belirterek, bunların kültürel farklılıklar, küresel güvenlik kaygıları, bilgi eksikliği ve siyasi faktörler olduğunu ifade etti.
Güler, 11 Eylül saldırıları gibi küresel terör olaylarının İslam diniyle ilişkilendirilmesinin, İslam dini ve Müslümanlar hakkında yeterli bilgi sahibi olunmamasının, ön yargıların önemli bir etkeni olduğunu dile getirerek, “Bazı siyasi liderlerin ve Avrupa’da son dönemde çıkan aşırı sağcı grupların kendi çıkarları için İslam dinini farklı yöne çekmesi de İslamofobiyi körükleyen etkenler olarak karşımıza çıkmakta.” diye konuştu.
Sosyal medyada nefret söylemlerine, aşağılayıcı, dışlayıcı ve tehdit edici ifadelere sıkça rastlanıldığını, provokatif paylaşımlarla da Müslümanların diğer gruplarla çatışmasının amaçlandığını belirten Güler, “Özellikle 2001 yılı sonrasında İslam karşıtlığının sistematik bir şekilde inşa edildiğini ve bu dönemde Müslümanların sıklıkla radikalleşmeyle ilişkilendirildiği gözlenmekte. ‘ Terör, saldırı, örgüt, militan, ayrılıkçı grup ve radikal grup’ gibi terimlerin medya söyleminde Müslümanlarla özdeşleştirildiği dikkat çekmekte.” ifadelerini kullandı.
Sosyal medya platformlarının, bu söylemlerin zirveye çıktığı yerler olduğunu dile getiren Güler, geleneksel ve dijital medyadaki yansımaları incelendiğinde, İslam’ın ve Müslümanlığın öncelikle şiddetle ilişkilendirildiğinin çok açık görüldüğünü kaydetti.
Güler, “Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansının verilerine göre, Avrupa’da Müslümanların neredeyse yüzde 40 olumsuz bir bakış açısıyla karşılaşmakta, yüzde 27’si dışlanmakta, yaklaşık dörtte 1’i ayrımcılığa uğramakta.” dedi.
Türk medyasında da İslamofobik söylemlerin dünya medyasında olduğu gibi artış eğiliminde bulunduğunu belirten Güler, RTÜK’ün, çeşitli müeyyideler uygulamasının yanı sıra çeşitli forum ve farkındalık artırıcı organizasyonlarla İslamofobik ve ırkçı eylem söylemlere karşı net bir tutum sergilediğini söyledi.
Güler, medya çalışanlarına eğitimler verilerek farkındalık oluşturulabileceğini dile getirerek, İslamofobiyi önlemek için kapsamlı hukuki düzenlemelerin gerekli olduğunu da bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sosyal medyada yer alan ve geçtiğimiz günlerde İstanbul’da işlenen kadın cinayetleriyle alakalı olarak suçu övücü mahiyette paylaşımlar yapan şahıs hakkında AdıyamanCumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.
Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Siber, İstihbarat ve Çocuk Şube Müdürlükleri ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde paylaşımları yapan şahsın U.B.H., isimli şahıs olduğu tespit edildi.
U.B.H. isimli şahsın sosyal medya üzerinden “Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama ve Suçu ve Suçluyu Övme, Halkı Kin ve Düşmanlığa Sevk Etme” konularıyla ilgili yapmış olduğu paylaşımlar sonucu şahıs Gerger Çocuk Büro Amirliğine bağlı ekipler tarafından yakalanarak gözaltına alındı.
Gerger Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanan şahıs Diyarbakır Çocuk Cezaevine teslim edildi.
Konuyla ilgili soruşturma sürüyor. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Samsun’un Ayvacık ve Salıpazarı ilçelerinde jandarma ekipleri tarafından, kaçakçılık olaylarının önlenmesine yönelik yapılan araştırma neticesinde, ruhsatsız silah bulundurdukları tespit edilen şahıslara yönelik operasyon düzenlendi. Samsun İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü, Ayvacık, Salıpazarı ve Terme İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri 8 farklı adreste eş zamanlı arama yaptı. Yapılan aramalarda; 1 adet tabanca, 1 adet kurusıkı tabanca, 3 adet ruhsatsız av tüfeği, 4 adet şarjör, 39 adet tabanca fişeği ve 622 gram patlayıcı madde ele geçirildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Janice, Dailymail.com’a verdiği demeçte, oğlunun geçmişte hatalar yaptığını kabul etti. Özellikle, Diddy’nin eski kız arkadaşı Cassie Ventura’ya karşı şiddet kullandığını inkar etmesine rağmen, otel kameralarının aksini gösterdiğini belirtti. Ancak Janice, bu durumun oğlunun diğer ciddi suçlamalardan suçlu olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.
Anneye göre, Diddy’nin Cassie ile davasını hızla çözmesi, diğer kişilerin maddi kazanç için benzer iddialarla ortaya çıkmasına neden oldu. Janice, oğlunun bu iddiaların çoğunun yalan olduğunu ve finansal kazanç amacıyla uydurulduğunu düşündüğünü belirtti.
Janice, oğlunun özgürlüğünün kaybı ve itibarının zedelenmesi karşısında yıkıldığını ifade etti. Kamuoyundan, oğlunu henüz kendi tarafını anlatma fırsatı bulamadan yargılamamalarını istedi.
Bu açıklama, Houston’lı avukat Tony Buzbee’nin Diddy’ye karşı 120 kişiyi temsil ettiğini duyurmasının ardından geldi. Buzbee, müvekkillerinin çoğunun New York ve Los Angeles’ta dava açacağını ve iddiaların 1991’den bu yana olan dönemi kapsadığını söyledi.
Diddy’nin avukatı Erica Wolff ise, müvekkilinin tüm iddiaları reddettiğini ve mahkemede masumiyetini kanıtlayacağını belirtti.
54 yaşındaki Diddy, şu anda Brooklyn’deki Metropolitan Tutukevi’nde bulunuyor ve federal suçlamalara karşı suçsuz olduğunu iddia ediyor. Ünlü yapımcı, üç Grammy ödülü sahibi ve hip-hop dünyasının en tanınmış isimlerinden biri olarak biliniyor.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Korkunç anlar kameralara yansıdı: Roca Rey, boğanın boynuzuyla delinip havaya fırlatıldı. Kuma düştükten sonra, kendini korumaya çalışırken boğa tekrar saldırdı. Seyirciler ve diğer matadorlar, öfkeli hayvanı uzaklaştırmak için hızla müdahale etti.
Roca Rey, kalçasından ve bacağından ciddi şekilde yaralandı. Hemen arenada bulunan tıp merkezine kaldırıldı ve ameliyata alındı. Doktorlar, yaraların kasları ve sinirleri etkilediğini belirtti.
Bu, Roca Rey’in kariyerindeki ilk kaza değil. 2016’da da benzer bir olay yaşamış ve o yıl içinde dört kez boğa tarafından yaralanmıştı. Bu tekrarlanan kazalar, onun mesleğini sorgulamasına neden olmuştu.
Boğa güreşi, tehlikeli ve tartışmalı bir gelenek olarak bilinir. Bu son olay, sporun riskleri ve etik yönleri hakkındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Hayvan hakları savunucuları, bu tür olayları boğa güreşinin yasaklanması için bir neden olarak gösteriyor.
Roca Rey’in durumu stabil olarak bildirildi, ancak uzun bir iyileşme süreci bekleniyor. Bu olay, hem matadorun kariyeri hem de İspanya’daki boğa güreşi geleneğinin geleceği üzerinde önemli etkilere sahip olabilir.





Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden 30 Eylül’de açıklanan verilere göre, İsrail ordusu bu 1 yıl içinde yaklaşık “3 bin 650 katliam” işledi. Bu katliamlarda, yaklaşık 17 bini çocuk, 11 bin 378’i kadın ve 13 bini erkek olmak üzere 41 bin 870 kişi hayatını kaybederken, 97 bin 166 kişi yaralandı. Enkaz altında ya da kayıp olan 10 bin kişinin cesedine ise hala ulaşılamadı. Bu haliyle ölenlerin yüzde 42’sini çocuklar, yüzde 27’sini kadınlar, yüzde 31’ini de erkekler oluşturdu.
EN AĞIR BEDELİ ÇOCUKLAR ÖDEDİ
İsrail saldırılarının en ağır bedelini çocuklar ödedi. Saldırılar sırasında doğan 171 bebek yaşama şansı dahi bulamadan öldü. Henüz 1 yaşını doldurmamış 710 bebek de saldırılarda hayatını kaybetti. Enkaz altından çıkarılan fetüsler bile oldu. 25 bin 973 çocuk anne ve babasını ya da ikisinden birini kaybetti. Hastanelerde ortaya çıkarılan 7 toplu mezarda 520 Filistinlinin cansız bedenine ulaşıldı.

902 AİLE NÜFUSTAN SİLİNDİ
İsrail’in saldırılarında yüzlerce ailenin tüm fertleri hayatlarını kaybederken, binlercesinin ise sadece bir ya da 2 ferdi hayatta kalabildi. Medya Ofisinin 2 Ekim tarihli yazılı açıklamasına göre, bir yıldır devam eden soykırım sırasında tüm fertleri ölen 902 aile nüfustan silindi, 1364 ailenin sadece bir ferdi, 3 bin 472 ailenin ise sadece 2 ferdi hayatta kaldı. Gazze Şeridi’ne açılan sınır kapılarını 5 aydır kapalı tutarak sıkı bir abluka uygulayan İsrail, hayatta kalan Filistinlilere karşı da açlık, yetersiz beslenme ve ilaç eksikliğini silah olarak kullandı. Bir yılda çoğu çocuk 36 Filistinli açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti. 3 bin 500 çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 71 bin 338 kişi sürekli yerinden edilme ve göç nedeniyle hepatite, 1 milyon 737 bin 524 kişi de çeşitli salgın hastalıklara yakalandı. 10 bin kanser hastası Gazze’de tedavi imkanı olmaması nedeniyle her an ölüm riskiyle karşı karşıya. Saldırılarda yaralanan 12 bin Filistinli ile 3 bin hastanın ise Gazze dışında tedavi edilmesi ihtiyacı doğdu.

DOKTORLAR İŞKENCE SONUCU HAYATINI KAYBETTİ
İsrail ordusu, uluslararası hukuku hiçe sayarak hastaneler ve sağlık çalışanlarını özellikle hedef aldı. Böylelikle, hastalar ve saldırılarda yaralanan Filistinlilerin tedavi imkanlarını da ellerinden aldı. Saldırılar nedeniyle 34 hastane ile 80 sağlık merkezi hizmet dışı kaldı, 162 sağlık kuruluşu zarar gördü, 131 ambulans da kullanılamaz hale geldi. 986 sağlıkçı hayatını kaybetti, 310 sağlıkçı ise alıkonuldu. İsrail’in alıkoyduğu doktorlardan bazıları İsrail hapishanelerinde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybetti. Bunların başında bölgenin en tanınmış ortopedi cerrahlarından biri olan Adnan el-Burş ile kadın doğum uzmanı İyad er-Rantisi geldi.

OKUL VE ÜNİVERSİTELER YERLE BİR EDİLDİ
İsrail’in sürdürdüğü soykırımın en önemli boyutlarından biri de eğitim sistemine uygulanan “soykırım” oldu. İsrail kasıtlı şekilde Gazze’deki okul ve üniversiteleri yerle bir ederek bir nesli eğitimsiz bıraktı. Filistin verilerine göre, 7 Ekim 2023’ten önce Gazze Şeridi’nde 17 üniversite ve kolejin yanı sıra 800 bin öğrencinin eğitim aldığı 796 okul bulunuyordu. İsrail ordusu, saldırılarıyla bu okulların 125’ini tamamen, 337’sini ise kısmen yıktı. Böylelikle okul binalarının yüzde 93’ü tamamen ya da kısmen yıkılmış oldu. Medya Ofisinin verilerine göre, İsrail saldırıları sonucu Gazze’de ilköğretim ve lise çağındaki 11 bin 500 öğrenci, 750 öğretmen ve eğitim alanında çalışan kişi ile 115 üniversite hocası ve akademisyen katledildi.
Bölge halkı yanlarına alabildikleri eşyalarıyla güvenli gördükleri yerlere göç ediyor
ALT VE ÜST YAPI TAHRİP EDİLDİ
İsrail, 1 yılda 85 bin ton patlayıcı kullanarak Gazze’de taş üstünde taş bırakmadı. Bu saldırılarda, evler, hükümet binaları, tarihi eserlerin yanı sıra elektrik ve su şebekeleri de kullanılamaz hale geldi. Medya Ofisine göre, 611 cami tamamen, 214 cami kısmen, 150 bin konut tamamen, 200 bin konut kısmen yıkıldı, 80 bin konut ise kullanılamaz hale geldi. 201 kamu dairesi, 206 tarihi eser ve sit alanı ve 3 kilise de İsrail saldırılarının hedefi oldu. 36 spor tesisi ve stat ile 700 su kuyusu hizmet dışı kaldı.

MEZARLARIN İÇİNDEN CESETLER ÇALINDI
Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı, 5 Ekim’de yaptığı açıklamada, Gazze genelindeki 1245 caminin yüzde 79’unun yıkıldığını, 60 mezarlıktan 19’unun kasıtlı ve sistematik olarak hedef alındığını, mezarların kazılarak onlarca cesedin çalındığını ve vücut bütünlüklerinin de bozulduğunu belirtti. Açıklamada, bakanlığın 238 görevlisinin İsrail ordusunca öldürüldüğü, 19’unun alıkonulduğu aktarıldı. Alt yapıda ise 3 bin 130 kilometrelik elektrik, 330 bin metrelik su, 655 bin metrelik kanalizasyon şebekesi ile 2 milyon 835 bin metrelik yol ağı tahrip edildi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 3 Ekim’de Katar’ın başkenti Doha’da “Spor diplomasisi” başlığıyla düzenlenen Asya İşbirliği Diyaloğu (AİD) Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, İsrail ordusunun “vahşi soykırım savaşında spor tesisleri dahil Gazze Şeridi’ndeki altyapının yüzde 90’ından fazlasını yok ettiğini” söyledi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağabeyi John Buchanan, The U.S. Sun’a verdiği demeçte, kardeşinin cesedini bulduğu anı anlattı. Komşunun endişeli aramasıyla eve giden John, Ricky’nin vücudunu tuhaf bir pozisyonda, başının ise yaklaşık 2,5 metre uzakta olduğunu gördüğünü söyledi.
“DJ Slick Rick” olarak tanınan Ricky, annesiyle birlikte yıllarca The Stage Shop adlı canlı müzik barını işletmişti. Oğlunun ölümünden üç ay sonra annesi Nita Makris de üzüntüden hayatını kaybetti.
Olayın en şok edici yönlerinden biri, polis incelemesinden günler sonra ailenin evde kanlı bir testere bıçağı bulması oldu. Buchanan’ın yeğeni Ashley Shea, “Gördüğüm anda ne olduğunu anladım,” diyerek durumun ciddiyetini vurguladı.
Aile, Ricky’nin bir soygun sırasında öldürülmüş olabileceğinden şüpheleniyor. John, evdeki dağınıklığın ve kardeşinin vücudunun durumunun, saldırganların bir şey aradığını gösterdiğini düşünüyor.
Olayla ilgili daha fazla detay ortaya çıktıkça, ailenin endişeleri artıyor. Shea, “Sanki bir tuzağa düşürülmüş gibiydi. Eve girer girmez saldırıya uğramış olabilir,” dedi.
Memphis polisi, olayı hâlâ “nedeni belirlenemeyen ölüm” olarak nitelendiriyor. Ancak aile, sevdiklerinin başına gelenleri tam olarak anlamak ve adaletin yerini bulması için mücadele etmeye devam ediyor.
Bu trajik olay, Memphis’in müzik camiasını ve Raleigh mahallesini derinden etkiledi. Ricky Buchanan’ın arkadaşları ve hayranları, onun anısını yaşatmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı, Milli Görüş Hareketi’nin önde gelen isimlerinden Recai Kutan, 94 yaşında hayatını kaybetti. Saadet Partisi Kutan’ın vefatını; “Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanımız, Yüksek İstişare Kurulu üyemiz, ESAM Genel Başkanı muhterem büyüğümüz Recai Kutan hakkın rahmetine kavuşmuştur” ifadeleriyle duyurdu.
Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı, Milli Görüş Hareketi’nin önde gelen isimlerinden, Eonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Genel Başkanı Recai Kutan, 94 yaşında yaşamını yitirdi. Kutan’ın vefatını Saadet Partisi duyurdu. Saadet Partisi tarafından yapılan açıklamada; “Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanımız, Yüksek İstişare Kurulu üyemiz, ESAM Genel Başkanı muhterem büyüğümüz Recai Kutan hakkın rahmetine kavuşmuştur. Milletimizin ve camiamızın başı sağ olsun” denildi.
Necmettin Erbakan’ın yakın çalışma arkadaşıydı
Malatya’da 5 Nisan 1930’da doğan Recai Kutan, Milli Görüş Hareketi’nin kurucusu ve eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın yakın çalışma arkadaşıydı.
Kutan, ilk, orta ve lise tahsilini Malatya’da tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesiİnşaat Fakültesi’nden 1952 yılında mezun olan Kutan, 1952-1969 yılları arasında Devlet Su İşleri’nde (DSİ) çalıştı. Kutan, 1969’da Türk Mühendislik Müşavirlik Anonim Şirketi’ni kurdu. Kutan, 1974-1980 yılları arasında MSP Genel Başkan Yardımcılığı göreviyle siyasi çalışmaların içerisinde oldu.
1977 seçimlerinde, Milli Selamet Partisi’nden Malatya Milletvekili seçilen Kutan, 1977 koalisyon hükümetinde İmar ve İskan Bakanı olarak görev aldı. Kutan, 12 Eylül Darbesi’nden sonra diğer MSP yöneticileriyle beraber 9,5 ay hapis yattı.
Kutan, 1983’ten sonra kurulan Refah Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı oldu ve Refah Partisi’nin Malatya Milletvekili olarak meclise girdi. 1996-1997 yılları arasında 54. Hükümet’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görev yaptı.
Refah Partisi’nin kapatılmasının ardından yeni kurulan Fazilet Partisi’nin Genel Başkanlığına seçilen Kutan, 1999 genel seçimleri sonucu Meclis’e girdi. Kutan, Rahşan Affı’na destek verdi, 21 Aralık 2000’de yapılan oylamada kabul oyu verdi.
Fazilet Partisi’nin de kapatılmasıyla, Kutan, 2001 yılında Saadet Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve kurucu Genel Başkanlık görevini üstlendi. Kutan, sürdürdüğü Genel Başkanlık görevini, 11 Mayıs 2003 tarihinde yapılan 1. Olağan Kongrede Necmettin Erbakan’a devretti ancak 29 Aralık 2003’te Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Necmettin Erbakan’ın kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle görevlerinden ayrılmasını istedi. Bunun üzerine Erbakan, 30 Ocak 2004’te parti üyeliğinden ve Genel Başkanlıktan istifa etti.
Bu tarihten itibaren Recai Kutan, Genel Başkanlık görevini vekaleten yürütmeye başladı. Kutan, 8 Nisan 2006’da yapılan 2. Olağan Kongre’de, Genel Başkanlık görevini bu sefer seçimle üstlendi. Kutan, 2007 genel seçimlerinden sonra Genel Başkanlığı, 26 Ekim 2008’de yapılan 3. Olağan Kongrede Numan Kurtulmuş’a devretti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) –Gazze’de savaşın birinci yılı dolarken, İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’a karşı tedbir ve saldırılarını yoğunlaştırdığını açıkladı. Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e roket saldırısı düzenledi . Ateşkes çabaları gölgede kalırken çatışmaların Lübnan’a da yayılması bölgeyi geniş çaplı bir savaş riskiyle tehdit ediyor.
Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e yönelik bir roket saldırısı başlattığını duyurdu. Hamas’ın saldırısı sonrası Tel Aviv ve çevresinde siren sesleri duyulurken İsraillli yetkililer Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’tan Tel Aviv’e 5 roket ateşlendiğini, saldırı neticesinde şarapnel parçaları nedeniyle hafif yaralanan 30’lu yaşlardaki iki kadına tıbbi müdahale yapıldığını açıkladı.
Gazze’deki savaş birinci yılını doldururken, sabah erken saatlerde İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’ın olası bir saldırısına karşı sınır bölgelerinde tedbirleri artırdığını ve bölgedeki Hamas mevzilerinin hedef alındığını açıklamıştı. İsrail’de Hamas’ın “Aksa Tufanı” olarak isimlendirdiği 7 Ekim 2023 saldırılarında öldürülen 1200 İsrailli ve rehin alınan 250 kişi için anma törenleri düzenleniyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Hamas’ı yok edeceklerini söylerken 7 Ekim’den bu yana Gazze’de öldürülen kadın ve çocukların da aralarında bulunduğıu 41 bin Filistinli’nin büyük bir kısmının Hamas militanı olduğunu iddia etti. İsrail ordusu ayrıca Lübnan’a yönelik kara operasyonunu yeni birlikler göndererek genişlettiğini duyurdu.
Ateşkes çabaları gölgede kaldı
Hafta sonu dünya genelinde düzenlenen savaş karşıtı protestolarda Gazze ve Lübnan’da ateşkesin sağlanması çağrısı yapıldı. Hamas’ın İsrail’e saldırısının yıldönümü olan 7 Ekim’de öncesinde planlanan protesto ve anma etkinlikleri nedeniyle Avrupa, Asya ve ABD’nin birçok büyük kentinde güvenlik önlemleri artırıldı.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 31 Mayıs’ta Gazze’de ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için üç aşamalı bir ateşkes planı sunmuştu. Hamas’ın kabul ettiği üç aşamalı ateşkes önerisi önerisi, ilk aşamada altı haftalık bir ateşkes ve rehinelerin bir kısmının serbest bırakılmasını öngörüyordu, ilerleyen aşamalarda da kalıcı ateşkese yönelik adımlar atılacaktı.
Temmuz ayında Roma’da düzenlenen ateşkes görüşmelerde, İsrail, “üç aşamalı ateşkes planına” eklemeler yapılmasını talep etmişti. Bu eklemeler Mısır-Gazze sınırındaki Philedelpia ve Gazze’nin ortasından geçen Netzarim koridorlarının İsrail tarafından kontrol edilmesini içeriyordu. Washington’ın İsrailli yetkililerle müzakere ederek hazırladığı düşünülen ateşkes önerisinin uygulanmasına ilişkin görüşmeler bu noktada tıkandı.
Roma görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD, Mısır ve Katar liderleri ağustos ayında Gazze’de ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasını sağlamak üzere İsrail ve Hamas arasında ortak çabalarla arabuluculu ateşkes görüşmeleri başlattı. ABD’li yetkililer Doha ve Katar’da gerçekleştirilen görüşmelerin yapıcı geçtiğini ve teknik detaylar üzerinde heyetlerarası görüşmelerin devam ettiğini duyurmuştu. Görüşmelerin üzerinden neredeyse iki ay geçmişken ateşkes sağlanamamasıyla birlikte savaş Lübnan’a sıçradı.
İsrail’in İran’a nasıl bir cevap vereceği belirsizliğini koruyor
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını genişletmesi ülkedeki İran destekli Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah’ın bir İsrail saldırısı sırasında öldürülmesi İran’ın İsrail’e yönelik bir misilleme saldırısını kışkırttı. Geçen hafta yaklaşık 180 balistik füzeyle İsrail’e saldıran İran’a İsrail’in vereceği yanıtın bölgesel çatışmaları daha da derinleştirmesinden endişe duyuluyor. Beyaz Saray İsrail’in İran’ın nükleer altyapılarını hedef alabileceği olası bir saldırısını desteklemeyeceğini duyurmuştu. Ancak Biden’ın İsrail’in İran’a ait petrol tesislerine yönelik olası misilleme saldırısının değerlendirdiklerine ilişkin açıklamalarının ardından petrol fiyatlarında yüzde 5’in üzerinde artış kaydedildi.
Hizbullah ve İsrail arasında 7 Ekim’den sonra başlayan karşılıklı roket saldırıları, geçen ay İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Lübnan’a yönelik bir kara operasyonu başlatmasının ardından derinleşmişti. 7 Ekim’den sonra başlayan çatışmalardan etkilenen bölgelerde 3 milyondan fazla insanın yerinden olduğu tahmin ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇIRILÇIPLAK İRAN’I PROTESTO ETTİLER
Kadınlar, İsrail’e geçtiğimiz günlerde füze saldırısı düzenleyen İran’ı çırılçıplak protesto etti. Kadınlar, “Kahrolsun İran” sloganları attı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANKIRI’da özel harekat polisleri ile akaryakıt istasyonu çalışanı C.A.C. arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Güvenlik kamerasına yansıyan kavgada bir polisin, istasyon çalışanı C.A.C.’yi yerde tekmelediği görülürken, Valilikten yapılan açıklamada olaya karışan kişiler hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldığı belirtildi.
Olay, 3 Ekim Perşembe günü saat 09.15 sıralarında il merkezindeki bir akaryakıt istasyonunda meydana geldi. Özel harekat polisleri ile akaryakıt istasyonu çalışanı C.A.C. ile çıkan tartışma yumruk ve tekmeli kavgaya dönüştü. İşyerindeki güvenlik kamerası tarafından kaydedilen kavgada bir özel harekat polisinin, C.A.C.’yi yerde tekmelediği ve sürükleyerek kapıdan çıkarmaya çalıştığı görüldü. Konuyla ilgili Çankırı Valiliği’nden yapılan açıklamada, “03.10.2024 Perşembe günü saat 09.15 sıralarında il merkezindeki bir petrol istasyonunda Özel Harekat Polisleri ile petrol istasyonunda çalışan görevliler arasında bir tartışma ve arbede yaşanmış olup konu Cumhuriyet Başsavcılığına intikal etmiştir. Olaya karışan ilgili kişiler hakkında adli ve idari soruşturma başlatılmıştır.” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İsrail meselesinde tehdit varsa bilmek istiyoruz, İsrail’in gücü Türkiye’ye yetmez. Netanyahu’nun alnını karışlarız ama bu sorunla Türkiye’nin gerçek sorunlarının üstünü örttürmeyiz”
ANTALYA – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “İsrail meselesinde tehdit varsa bilmek istiyoruz, İsrail’in gücü Türkiye’ye yetmez. Netanyahu’nun alnını karışlarız ama bu sorunla Türkiye’nin gerçek sorunlarının üstünü örttürmeyiz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya’da bir dizi ziyaret gerçekleştirecek. İlk programını CHP Antalya İl Başkanlığında düzenleyen Özgür Özel, İl Başkanı Nail Kamacı ve partililerle bir araya geldi. Ardından Antalya Büyükşehir Belediyesini ziyaret eden Özel, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek eşliğinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İsrail’in bir sonraki hedefi Türkiye” açıklamasını değerlendirdi. Özel, “Sayın Erdoğan’ın yaptığı konuşmada sarf ettiği cümleler son derece dikkat çekici, endişe verici. Çünkü Sayın Erdoğan herhangi birisi değil, TBMM kürsüsünde İsrail’in gelecek hedefleri arasında topraklarımız olduğunu söylediğinde bu çok mühim bir konudur. TBMM’nin derhal bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. En kısa sürede Sayın Erdoğan’ın Meclisi bilgilendirmesini, ilgili bakanların TBMM’ye hem askeri açıdan hem dış politika açısından bu tip bir durumda Türkiye’de yaşanacaklar noktasında tüm bilinmezlikleri ortaya çıkaracak, tüm spekülasyonları ortadan kaldıracak şekilde bir bilgilendirme yapmalarını diliyoruz. Şüphesiz böyle bir bilgilendirmenin Sayın Erdoğan’ın da mutlaka mecliste bulunduğu, bakanların yanıtlayamadığı konularda da soruları yanıtlayacağı şekilde olması son derece önemlidir. Bir kapalı oturum şeklinde yapılmasını istiyoruz, çünkü istihbarat değeri olan bilgiler vardır, onu burada söyleyemem dedikten sonra bu spekülasyonların önü alınmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne böyle açıktan bir tehdidi Cumhurbaşkanı dillendiriyorsa, bunu bütün somut gerekçeleriyle milletin meclisinden, milletin vekillerinden gizleyemez” ifadelerini kullandı.
“Bir risk görüyorlarsa anlatsınlar, gereğini hep beraber yapalım”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bilgilendirilme yapılmadığı sürece insanların aklında farklı düşünceler oluşabileceğine dikkat çekerek, “‘Tehlike büyük, bir arada duralım, savaş tehlikesi var’ söylemleriyle bunun Erdoğan açısından geçmişte de gerilimi artırdığı, büyük tehlikelere işaret ettiği ve ‘Açsınız, yoksulsunuz, işsizsiniz’ ama ‘Tehlike büyük, beni desteklemelisiniz’ noktasındaki faydacılığından herkes endişe ediyor. Elbette İsrail’in yaptığı insanlık suçunu ilk günden beri lanetledik. Dünyadaki tüm sol sosyal demokrat parti liderlerine ıslak imzayla Filistin’i tanımları için mektup yolladım. Sosyalist Enternasyonel’in her toplantısında Filistin’i ekletiyorum. İsrail’in saldırganlığına karşı her türlü diplomatik atak, uluslararası kurumların harekete geçilmesi noktasında hükümet ne yapacaksa destekliyoruz. Ama meclis açılışında ‘Yakında bize saldıracaklar, tehlike büyük’ deyip endişe sağlamak, şu sonucu doğurmasın; bugün Türkiye’de en büyük sorun ne denildiğinde ortaya yoksulluk çıkıyor, güvenlik kaygıları öne çıktığında bunlar geriye gidiyor. Hayat pahalılığını gidermeyip, ‘tehlike büyük’ söylemlerine milletin karnı tok, çünkü milletin karnı aç. Bir risk görüyorlarsa anlatsınlar, gereğini hep beraber yapalım. Gün birlik olma günüyse en iddialı parti biziz, bugüne kadar Türkiye’yi kutuplaştırdınız. Bundan kim fayda gördü?” diye konuştu.
Birliğin ve beraberliğinin teminatının CHP olduğunu kaydeden Başkan Özgür Özel, “Bütün muhaliflere düşman hukuku uygulayanlar şimdi ‘İsrail saldıracak, birlik beraberlik zamanı’ diyor. Bu ülkede her zaman birlik beraberlik zamanı. Bir savaş olduğunda bu ülkeyi savunmayı dedelerimiz gibi Çanakkale’de Conk Bayırı’nda Anadolu’nun dört bir karışında kefensiz yatanların torunları burada. Tehlike büyükse önce bu milletin her bir ferdiyle kucaklaşılacak. Bu ülkenin dört bir tarafıyla helalleşilecek. Bir İsrail tehlikesini ortaya koyup, toplanın arkama geçin devri geride kaldı. Bu ülke için İsrail kim cürmü kadar yer yakar, eğer ki bu ülkede birlik beraberlik olacaksak; bu ülkeyi Samsun’dan yola çıkıp, Sivas’tan başlayıp bu ülkeyi kurtarana kadar nefes almadan koşturan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parti buradadır. Canıyla, bütün iradesiyle ortada. İsrail meselesini varsa tehdit bilmek istiyoruz, İsrail’in gücü Türkiye’ye yetmez. Netanyahu’nun alnını karışlarız ama bu sorunla Türkiye’nin gerçek sorunlarının üstünü örttürmeyiz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Büyükşehir Belediyesi Kepez ve Santral Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi’nde bin 68 dairenin hak sahiplerine teslim edileceği törene katılacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>10 DEPREMZEDEDEN, 7’Sİ HALA ÇADIRLARDA KALIYOR’
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Kepez Santral Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi’nin anahtar teslim törenine katıldı. Bin 68 dairenin anahtarlarının hak sahiplerine teslim edildiği törende konuşan Özel, kentsel dönüşüm projesinin kendi dönemlerinde bu seviyeye getirildiğini söyledi. Son evin anahtarını alan kişinin evinde çay içeceklerini söyleyen Özel, “İktidar depremde yıkılan şehirlerimizde sözler verdi. Aynı bu mahalleye 2017’de verdikleri söz gibi. Dediler ki ‘650 bin konutu yapıp, herkese 1 ev vereceğiz’ dediler. Depremin üzerinden neredeyse 2 yıl geçti. Konutların sadece yüzde 30’unu yaptılar. Görünen o ki daha yıllarca depremzedeler çadırlarda, konteynerlerde kalmaya devam edecekler. Devlet sözü verdiler, 1 yılda anahtar teslim dediler. 10 depremzeden, 7’si hala çadırlarda kalıyor. 2 gün Hatay’da olacağım, MYK’yı orada toplayacağım. Size nasıl sahip çıktıysak, depremzedelere de biz sahip çıkıyoruz” dedi.
SİNAN ATEŞ DAVASINDAKİ KARARLARI ELEŞTİRDİ
Sinan Ateş cinayetiyle ilgili dün Ankara’da görülen davayla ilgili konuşan Özel, “Sinan Ateş ile siyaseten zıttık. Geçmişte bizi çok ağır eleştirmiş. O gencecik akademisyenin naaşı Ankara’nın orta yerinde kaldı. Ne bir başsağlığı dilediler, ne cenazesine gittiler. Elbette ülkücüler, gerçek dostları, MHP’de yüreği buna dayanmayanlar cenazeye de mahkemeye de koştular. Dün karar açıklanmadan bir gün önce 4 gazeteci ve Sinan Ateş’in ailesi açıkça tehdit edildi, hedef gösterildi. Dün ablasına arkadan haince saldırdılar, yakalandılar, bugün içeri tıkıldılar. Mahkeme, tetikçiye, azmettirene, taşıyana, keşif yapana cezaları verdiler ama bunların hepsi uyuşturucu çetesiydiler, kiralanmıştılar. Esas hedef gösterenleri, talimat verenleri, finanse edenleri, bu işe polisi karıştıranları, gerçek katilleri görmezden geldiler” diye konuştu.
‘O DAVA UYUŞTURUCU ÇETELERİYLE SİYASET BAĞLANTISININ DÜĞÜM NOKTASIDIR’
CHP iktidarında yeniden yargılama yapılacağını belirten Özel, “Bir dava daha yürüyor. Bu davadaki torbacılara müebbet verince sanki kamu vicdanı tatmin olmuş diyecekler. Gizli yürütülen soruşturmadan sır vermiyorlar. Sanki orada takipsizlik verecekler. O dava uyuşturucu çeteleriyle siyaset bağlantısının düğüm noktasıdır. O davayla ilgili takipsizlik verilmemesi, siyasi bağlantılarına ulaşılması gerekmektedir. Bugün olursa bugün olmazsa CHP iktidara geldiğinde Sinan Ateş davası da bu kamuoyunun vicdanın yara olarak kalan davalar da yeniden görülecek, suçlular hesap verecek” dedi.
ENFLASYON ELEŞTİRİSİ
Enflasyonun artmaya devam ettiğini belirten Özel, “Aylık yüzde 3 açıklanan enflasyon rakamı dünyadaki 83 ülkenin 1 yıllık enflasyonunun üzerinde. TÜİK, Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumunun baş harfleri. Emekçiyi, memuru, bizleri üzüyor. Gerçek enflasyon yüzde 88. Bunların enflasyonu tek haneye indiremeyecekleri belli. Mehmet Şimşek geldi enflasyonu düşürmeyi vaat ediyor. O göreve geldiğinde enflasyon yüzde 38’di. Algılara kimse kanmasın. Asgari ücret 9 ayda 5 bin 600 lira, emekli maaşı 4 bin 500 lira eridi. ‘Ekonomi programımız işliyor’ diyenlere bıçağın kemikte olduğunu göstermek lazım” diye konuştu.
‘ANAYASAYI KONUŞMAYA DEĞİL, KURTULUŞU KONUŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR’
Anayasa görüşmeleri hakkında konuşan Özel, “Erdoğan ve Bahçeli bugün 42 dakika konuştular. Ne konuştular bilmiyoruz. Deniyor ki anayasa yapalım diyecekler. Anayasa yapılacak her doğan için yapılır, Erdoğan için yapılmaz. Önce mevcut anayasaya uyularak yapılır. Hatay’ın seçtiği vekil hapiste, masumlar hapiste, AİHM kararları uygulanmıyor, anayasal haklar hiçe sayılıyorken onlarla oturup anayasayı konuşmaya değil, kurtuluşu konuşmaya ihtiyacımız var. Maaşları düzeltmeye, yaşam koşullarını düzeltmeye, bu ülkeyi zengin, güçlü bir ülke olmaya ant içtik. Ülkede kimseyi zenginlere ezdirmeyiz” dedi.
TELEFERİK DAVASINDA TUTUKLANAN KOCAGÖZ’Ü ZİYARET ETTİ
Konuşmaların ardından Özel, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile birlikte 11 hak sahibine anahtarlarını teslim etti. Özel, teleferik davasında tutuklanan ve ardından tahliye edilen Mesut Kocagöz’ün belediye başkanlığı yaptığı Kepez Belediyesi’ne de ziyarette bulundu. Daha önce Kocagöz ve ailesine ziyaret için söz verdiğini söyleyen Özel, konuşmasında Mesut Kocagöz’ün cezalandırılmak için hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen tutuklandığını belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEL AVİV – İsrail ordusunun, aralarında öldürülen Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın halefi olarak görülen Haşim Safiyuddin’in de yer aldığı üst düzey Hizbullah yöneticilerinin bulunduğu bir yeraltı sığınağına saldırı düzenlediği bildirildi. Saldırının hedefinin Safiyuddin olduğu iddia edildi.
Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdüren İsrail ordusunun, bir kez daha üst düzey Hizbullah yöneticilerini hedef aldığı bildirildi. İsrail basınının hükümet yetkililerine dayandırdığı haberlere göre, aralarında öldürülen Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın halefi olarak görülen Haşim Safiyuddin’in de yer aldığı Hizbullah yöneticilerinin bulunduğu Dahiya’daki bir yeraltı sığınağına saldırı düzenlendiği belirtildi. İsrail’in Nasrallah’ı öldürmesinden bu yana bölgedeki en ağır bombardımanlardan biri olan saldırının hedefinin Safuyiddin olduğu iddia edildi. Saldırının Beyrut’un güneyindeki yoğun nüfuslu mahallelerin yanı sıra başkentin merkezinde de şiddetli şekilde hissedildiği kaydedildi. Safiyuddin’in saldırıda öldürülüp öldürülmediğine ilişkin ise açıklama yapılmadı.
İsrail ordusu: “1 esir kurtarıldı”
İsrail ordusundan yapılan açıklamada 10 yıldan uzun bir süre önce Irak’ta DAEŞ tarafından kaçırılan ve Gazze Şeridi’nde tutulan 21 yaşındaki Ezidi bir kadının kurtarıldığı bildirildi. ABD ve Ürdün dahil farklı devletlerin desteğiyle “karmaşık” bir kurtarma operasyonu gerçekleştirildiği belirtilirken, Fawzia Amin Sido adlı kadının fiziksel olarak iyi durumda olduğu kaydedildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte, 1 Ekim’de NATO Genel Sekreterliği görevini Jens Stoltenberg’den devralmasının ardından ilk yurt dışı ziyaretini Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gerçekleştirdi.
NATO Genel Sekreteri olarak ilk kez Ukrayna’ya gelen Rutte, Kiev temaslarında Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelensky ile gerçekleştirdiği ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Rusya’nın saldırılarının ardından Ukrayna’yı beşinci kez ziyaret ettiğini söyleyen Rutte, “Odessa, Harkov ve Kiev’de çeşitli temaslarda bulundum. Ancak, NATO Genel Sekreteri olarak ilk kez buraya geliyorum” dedi.
“NATO UKRAYNA’NIN YANINDA”
“Ukrayna halkına ve izleyen herkese NATO’nun Ukrayna’nın yanında olduğunu açıkça ifade etmek istiyorum” diyen Rutte, şu ifadeleri kullandı:
Yeni NATO Genel Sekreteri olarak bu desteği ileriye taşımak önceliğim ve ayrıcalığım. Ukrayna’nın galip gelmesini sağlamak için sizinle birlikte çalışıyoruz. Daha önce de ifade etmiştim, yorulmak bilmeyen liderliğiniz bana ve hepimize ilham kaynağı.
Ordunuzun bağlılığı ve Ukrayna halkının kararlılığı, bize özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu ve bunu savunmak için elimizden geleni yapmamızın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

“BİR YIL İÇİNDE 40 MİLYAR EURO DEĞERİNDE ASKERİ YARDIM YAPILMASI ÖNGÖRÜLÜYOR”
Ukrayna’nın güvenliğinin NATO için de önemli olduğunu kaydeden Genel Sekreter Mark Rutte, “NATO müttefikleri, Rusya’nın 2022 yılında başlayan saldırılarının ardından yüzde 99’u askeri yardım olmak üzere eşi benzeri görülmemiş bir destek sağlıyor. Ancak daha fazlasının gerektiğini biliyoruz” dedi.
NATO müttefiklerinin mali yardımda bulunmayı taahhüt ettiklerini kaydeden Rutte,“Bir yıl içerisinde 40 milyar euro değerinde askeri yardım yapılması öngörülüyor”dedi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Gazze’deki masumları öldürmeye devam ederken bir yandan da rotasını Lübnan’a çevirdi.
Orta Doğu adeta ateş çemberine döndü.
Saldırılarını durdurmayan İsrail, dün Beyrut’ta 3 farklı noktaya hava saldırısı düzenledi.
İsrail ordusu saldırıdan sonra yaptığı açıklamada, Beyrut’ta “nokta atışı” bir saldırı düzenlendiğinin altını çizdi.
Hedef alınan noktanın Başura bölgesindeki Hizbullah’a ait sağlık merkezi olduğu belirtildi.
Gece gerçekleştirilen bu saldırıda 7 kişi öldü, 11 kişi yaralandı.
LÜBNAN’DA DA ÇOCUKLAR ÖLÜYOR
Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiye’de de şiddetli patlama sesleri duyuldu.
İsrail ordusu bugün ise Lübnan’ın güneyindeki Bint Cubeyl belediye binasını vurduklarını, saldırıda en az 15 Hizbullah üyesinin öldüğünü açıkladı.
Hizbullah’tan saldırıya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında 127’si çocuk olmak üzere bin 974 kişinin öldüğünü açıkladı.

İSRAİL BİR KEZ DAHA “TAHLİYE” DEDİ
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki 25 kasabada yaşayanlar için yeni tahliye uyarısı yayınladı.
Lübnan haber ajansı, İsrail’in ilerleyen saatlerde Beyrut’un güneyindeki Jamous, Kafa’at ve Chyah mahallelerini de vurduğunu aktardı.
İsrail’in bugün Lübnan’ın güneyinde Nebatiye kentinin Ernun beldesine düzenlediği hava saldırısında iki kişinin öldüğü bildirildi.
Öte yandan Hizbullah, İsrail’in kuzeyindeki Sa’sa yerleşimine İsrail güçlerini hedef alan roket saldırısı düzenlediğini açıkladı.

İLK KEZ İSRAİL’E ATEŞ AÇILDI
İsrail ordusu dün ise Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde, Hizbullah’ın kalesi olarak nitelendirilen Dahiye bölgesindeki birçok mahalleye 12 hava saldırısı gerçekleştirdi.
Saldırılarda Dahiye’nin Hreyk, Eş-Şeyyah, Hades Beyrut, Şuveyfat, El-Amrusiye, Er-Ruveys ve El-Camus mahalleleri hedef alındı.
Lübnan ordusu, ülkenin güneyindeki hava saldırılarında bir Lübnan askerinin yaralandığını açıkladı. Askerin, Lübnan ordusuna bağlı bir birliğin güneydeki Kawkaba kasabasının girişinde yol açma çalışmaları sırasında yaralandığı belirtildi.
Lübnan ordusu daha sonraki açıklamasında, bir askerin öldürülmesinin ardından ilk kez İsrail’e ateş açıldığını duyurdu. İsrail saldırılarında şimdiye kadar üç Lübnan askeri öldü.
Öte yandan İsrail ordusu, sekiz askerinin Lübnan’daki çatışmalarda öldürüldüğünü duyurdu.

YÜZLERCE KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam bin 328 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında ise Hizbullah lideri Hasan Nasrallah öldürüldü.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden edildi.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, 100 binden fazla kişinin de Suriye’ye geçtiği belirtiliyor.


Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son olarak Mansur Yavaş, partisinin aday göstermesi halinde Cumhurbaşkanı adayı olacağını ve seçimi kazanacağını söyledi. Adaylık tartışmasını değerlendiren CHP’li kaynaklar, bu tartışmalar için “zamansız yersiz ve faydasız” yorumunu yaptı.
YETKİ PAYLAŞIMI İÇİN PROTOKOL HAZIRLANABİLİR
CHP’li kaynaklar, mevcut sistemde Cumhurbaşkanının yetkilerinin fazla olduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı adayı belirlerken bazı yetkilerin paylaşımına ilişkin bir protokol hazırlanabileceğini kaydetti. O yetkilerin Cumhurbaşkanı yardımcısı veya TBMM ile paylaşılabileceği ifade ediliyor.
Fotoğraf: AA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İSRAİL, YEMEN’İ VURMAYA BAŞLADI
İsrail, Yemen’e hava saldırısı düzenlediğini doğruladı. İsrail ordusu, Yemen’deki Hudeyde Limanı ve Ras Isa Limanı’na hava saldırıları düzenlendiğini belirterek, saldırıda çok sayıda savaş uçağı ve yakıt ikmal uçağı kullanıldığını aktardı. Ordu, Husilerin söz konusu limanları İran’dan silah ve petrol dahil olmak üzere askeri amaçlı sevkiyatlar için kullandığını belirterek, saldırıların Husilerin İsrail’e düzenlediği füze saldırılarına yanıt olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

HUSİLER: İSRAİL’LE UZUN SOLUKLU BİR SAVAŞA GİRECEĞİZ
Yemen’deki İran destekli Husiler, İsrail ile uzun soluklu bir savaşa gireceklerini belirtti. Husilere bağlı sözde Savunma Bakanlığı Manevi Yönlendirme Dairesi Müdür Yardımcısı Abdullah bin Amir, İsrail ordusundan yapılan “Husilerin de zamanının geleceği” şeklindeki açıklamaya tepki gösterdi.

“GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR SAVAŞ”
Bin Amir, “26sep.net” sitesine yaptığı açıklamada, “İsrail, ‘Yemen’in de vakti gelecek’ diyor. Yemenliler ise ‘O vakit gelinceye kadar beklemeyeceğiz’ diyor. Allah’ın izniyle ilerleyen günler ve aylar yenilgi değil zaferlerle dolu olacak. Bu, uzun ve geri dönüşü olmayan bir savaş olacak.” ifadesini kullandı.
LÜBNAN’DAKİ SON SALDIRIDA 21 KİŞİ CAN VERDİ
İsrail ordusunun, Lübnan’ın doğusundaki Baalbek kentine düzenlediği hava saldırılarında 21 kişinin hayatını kaybettiği, 47 kişinin yaralandığı bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun, ülkenin doğusundaki Baalbek kentini hava saldırılarıyla hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail saldırılarında ilk belirlemelere göre 21 kişinin öldüğü, 47 kişinin yaralandığı kaydedildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun ülkeye bugün düzenlediği hava saldırılarında 42 kişinin öldüğünü, son iki gün içinde öldürülenler arasında 14 sağlık çalışanının bulunduğunu bildirmişti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkememizin aşağıda esas numaraları belirtilen dosyalarında verilen ara kararı gereğince; Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Zonguldak ili, Merkez, Karaman, Çukurören ve Eceler Mah/Köylerinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 06.12.2018 tarih ve 8230-9 sayılı Kamu Yararı Kararına müteakip, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 7’nci maddesi gereğince Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulu tarafından 28/02/2019 tarih 5-146 no’lu Kamulaştırma Kararı ile kamulaştırma işlemlerine başlandığı, aşağıda dökümü yapılan taşınmazlar hakkında kamulaştırılmasına karar verilmiş olmakla; taşınmaz maliklerinin tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine karşı 30 gün içinde idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açabileceği, açılacak davanın Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’ne yöneltileceği, tebliğ ve ilandan itibaren 30 gün içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri takdirde kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan ilgili idare adına tescil edileceğine karar verileceği,Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına Vakıflar Bankası Zonguldak Şubesine yatırılacağı, konuya ve kamulaştırılan taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delillerin tebliğden itibaren 10 gün içinde mahkememize yazılı olarak bildirilmesi gerektiği konusu, aşağıda numarası bildirilen Esas sayılı dosyaların duruşmalarının 01.10.2024, 03.10.2024 ve 15.10.2024 günü saat:09.00’dan itibaren itibaren yapılacağı 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca ilanen tebliğ olunur.
DAVACI : TÜRKİYE ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
TAŞINMAZIN BULUNDUĞU YER: ZONGULDAK İLİ, MERKEZ, KARAMAN, ÇUKURÖREN VE ECELER MAH./KÖY
DOSYA NOADAPARSELDAVALI/MALİKMAH/KÖYKAMULAŞTIRILAN ALAN M212024/1381746ABDURRAHMAN AKYÜZ ve ark.KARAMAN43,25 m² irtifak22024/1391745ÜMİT AKYÜZ ve ark.KARAMAN21,94 m² irtifak32024/14118887AHMET KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE425,21 m² irtifak
29,16 m² direk yeri42024/14218514BAYRAM KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE1648,29 m² irtifak52024/14315612GÜLTEN BİÇER ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ386,45 m² irtifak62024/14418935AKİF KÖKGÖZ ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE313,54 m² irtifak72024/145105169ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN70,21 m² irtifak82024/1461105AYHAN SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN1153,25 m² irtifak92024/14710342İLYAS ÇOLAKOĞLU ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ40,92 m²irtifak102024/14815714CEVAT ÜSTÜNBAŞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ392,74 m² irtifak112024/14915719BEDRİYE AKKUŞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ212,27 m² irtifak122024/15015710ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ209,5 m² irtifak132024/15115718FATMA DEMİRTAŞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ523,71 m² irtifak142024/1521575EMİNE ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ73,71 m² irtifak152024/15315717NAZIM ERÇETİN ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ10,45 m² irtifak162024/1541574EROL ÇOLAKOĞLU ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ607,6 m² irtifak172024/15510619AYŞE SARIOĞLU ve ark.ECELER209,22 m² irtifak182024/15610617ERSİN SARI ve ark.ECELER153,57 m² irtifak
24,21m² direk yeri192024/1571573HAYRULLAH ÜSTÜNKARAMAN
KADI MAHALLESİ212,78m² irtifak202024/15810621-ECELER116,06 m² irtifak
8,89 m² direk yeri212024/15910343ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ1160,01 m² irtifak
13,51 m² direk yeri222024/16010635HAYRULLAH BİLİRECELER288,75 m² irtifak232024/1611891CELALETTİN KÖKGÖZ ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE591,73 m² irtifak
21,89 m² direk yeri242024/16210642NAZIM SARIECELER506,49 m² irtifak252024/16318884AHMET KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE601,56 m² irtifak262024/1641063ALİ BİLİRECELER313,12 m² irtifak272024/16518882AHMET KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE164,08m² irtifak282024/16618876HALİT KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE1099,06 m² irtifak
9,52 m² direk yeri292024/16711020ARİF SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN1132,15 m² irtifak
25,81 m² direk yeri302024/16821718HALİL ALBOĞA ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR MAH.37,4m² irtifak312024/169105221ABDULKERİM ERKOL ve ark.KARAMAN14,27m² irtifak322024/17010590ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN577,96 m² irtifak
17,64 m² direk yeri332024/171105115ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN1197,04 m² irtifak342024/17210624AYŞE KAHYA ve ark.ECELER119,22 m² irtifak352024/17310626DURSUNE KAHYA ve ark.ECELER584,65 m² irtifak362024/17410628CEMİL TOPALECELER498,8 m² irtifak372024/17510625HİKMET KAHYA ve ark.ECELER211,18 m² irtifak382024/1761762ALİ AKKOÇ ve ark.KARAMAN26,9 m² irtifak392024/17710636İSMAİL BİLİR ve ark.ECELER17,36 m² irtifak402024/17810599ALİ BAŞKURT ve ark.KARAMAN57,33 m² irtifak412024/1791074NAZIM SARIECELER263,92 m² irtifak422024/1801072KENAN KAHYA ve ark.ECELER39,4 m² irtifak432024/1811106RAHMİ SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN228,07 m² irtifak442024/18211021RAHMİ SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN287,19 m² irtifak
10,58 direk yeri452024/18311023RAHMİ SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN210,23 m² irtifak462024/18511014NURTEN SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN78,22 m² irtifak472024/18710584HASAN ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN1024,23 m² irtifak
12,59 direk yeri482024/19018840HALİT KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE20,33 m² irtifak492024/19110597ASIM BOZKURT ve ark.KARAMAN72,51 m² irtifak502024/19218846CEMAL EKİM ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE169,13m² irtifak512024/19310598ORHAN ÇOLAKOĞLUKARAMAN31,1m² irtifak522024/1941102SELAHATTİN SEMERCİ ve arkÇUKURÖREN248,98 m² irtifak532024/195105113MUSTAFA AYKANATKARAMAN624,43 m² irtifak542024/1961103RECEP SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN319,08 m² irtifak
21,9 m² direk yeri55
562024/197
2024/198217
11019
7HAYRULLAH ÜSTÜN
KEMAL SEMERCİ ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR M.
ÇUKURÖREN9,83 m² irtifak
384,46 m² irtifak572024/19911022RECEP SEMERCİ ve ark.ÇUKURÖREN648,54 m² irtifak582024/2001871FEVZİ KESKİN ve ark.KARAMAN YENİ MAHALLE2334,65 m² irtifak
15,54 m² direk yeri592024/2011872ŞAHİN SEMERCİ ve ark.KARAMAN57,67 m² irtifak602024/20210344HAYRULLAH ÜSTÜNKARAMAN
KADI MAHALLESİ38,04 m² irtifak612024/2031761ALİ AKKOÇ ve ark.KARAMAN46,63 m² irtifak622024/204105117KİBAR DEMİRCAN ve ark.KARAMAN565,65 m² irtifak632024/20515715GÜLAY AKKOÇ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ235,73 m² irtifak642024/206105114ALİ EKİM ve ark.KARAMAN1024,59 m² irtifak652024/2071756CELAL AYDINKARAMAN9,99 m² irtifak662024/20810537HAYRİ ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN48m² irtifak672024/2091755CELAL AYDINKARAMAN19,6 m² irtifak682024/2101744CEMİL AKYÜZ ve ark.KARAMAN18,54 m² irtifak692024/211105116HASAN ÖZTÜRK ve ark.KARAMAN257,95 m² irtifak702024/2121757EMİNE AYKUŞ ve ark.KARAMAN12,28 m² irtifak712024/2131743CEMİL AKYÜZ ve ark.KARAMAN24,64 m² irtifak722024/2141747FATMA AYDEMİR ve ark.KARAMAN16,21 m² irtifak732024/2151754ABDULLAH ERARSLAN ve ark.KARAMAN25,92 m² irtifak742024/2161742CEMİL AYKÜZve ark.KARAMAN12,52 m² irtifak752024/21715631CEVDET AKYOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ82,57 m² irtifak762024/21815630HÜSNÜ ERKOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ168,57m² irtifak77
782024/219
2024/220156
15621
29RIFAT ALBOĞA ve ark.
ORHAN ÇOLAKOĞLUKARAMAN
KADI MAHALLESİ
KARAMAN
KADI MAHALLESİ334,17 m² irtifak
130,95 m² irtifak792024/22115627ADEM ÜSTÜNTAĞ ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ876,42 m² irtifak
15,43 m² direk yeri802024/22215615ERDAL AKYOLKARAMAN
KADI MAHALLESİ13,32 m² irtifak812024/22315617NAİL AKTAŞKARAMAN
KADI MAHALLESİ785,54 m² irtifak822024/22415614ABDÜLKERİM ERKOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ857,42 m² irtifak
9,52 m² direk yeri832024/22510535NECATİ AYKANATKARAMAN13,83 m² irtifak842024/22610716KADİR KAHYA ve ark.ECELER168,27 m² irtifak
8,88 m² direk yeri852024/22710534BAHATTİN EMEÇKARAMAN29,56 m² irtifak862024/22810536CEVAT ÜSTÜNBAŞ ve ark.KARAMAN17,21 m² irtifak872024/22915720EROL ÇOLAKOĞLUKARAMAN
KADI MAHALLESİ56,38 m² irtifak882024/2301073AHMET -ECELER633,67 m² irtifak
17,64 m² direk yeri892024/23110715HABİBE AKTAŞ ve ark.ECELER235,72 m² irtifak902024/23218881ERCAN ALKAN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE303,52 m² irtifak912024/2331762MEHMET AKKOÇ ve ark.KARAMAN26,9 m² irtifak922024/2341075EMİN SARI ve ark.ECELER174,11 m² irtifak932024/235105168AKİF ATAMAN ve ark.KARAMAN528,22 m² irtifak942024/236105164ABDULLAH ALBOĞA ve ark.KARAMAN149,5 m² irtifak952024/237105181KAMİL ATAMAN ve ark.KARAMAN44,03 m² irtifak
11,64 m² direk yeri962024/23818834FEVZİ KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE3609,33 m² irtifak
35,28 m² direk yeri972024/23910719ERSİN SARI ve ark.ECELER163,32 m² irtifak982024/240105183MUSTAFA AKAY ve ark.KARAMAN378,39 m² irtifak
2,8 m² direk yeri992024/2412164KAMİL ATAMAN ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR M.1101,46 m² irtifak1002024/24210714AHMET ÇOLAK ve ark.ECELER208,58 m² irtifak1012024/2432163KAMİL ATAMAN ve ark.KARAMAN
KARAMANLAR M.128,52 m² irtifak1022024/24410341ŞABAN DEMİRTAŞKARAMAN
KADI MAHALLESİ526,24m² irtifak1032024/24510712HASAN KAHYAECELER402,24 m² irtifak1042024/24618880MUZAFFER ALKANKARAMAN
YENİ MAHALLE31,12 m² irtifak1052024/247105182MEHMET DİRLİKKARAMAN239,92 m² irtifak
7,46 m² direk yeri1062024/24810713AYŞE KAHYA ve ark.ECELER182m² irtifak1072024/24910316ERDAL AKYOL ve ark.KARAMAN
KADI MAHALLESİ122,99 m² irtifak1082024/25018879HALİT KESKİN ve ark.KARAMAN
YENİ MAHALLE306 m² irtifak
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02096786
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin New York şehrindeki Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantısının ardından Kanada’ya geçen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, burada Kanada Başbakanı Justin Trudeau’yu ziyaret etti.
Macron, Montreal kentinde Trudeau ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuştu.
İsrail’in Lübnan’a saldırılarını değerlendiren Macron, Gazze’de ve İsrail-Lübnan Mavi Hattı’nda ateşkes sağlanması çağrısında bulundu.
“BU DURUM SONA ERMELİ”
Macron, Gazze’ye insani yardımın ulaştırılması gerektiğini vurgulayarak, “Bu tahammül edilemez durum sona ermeli.” dedi.
Trudeau ile birlikte bölgede siyasi bir çözümün kalıcı barışı sağlayabileceği konusunda hemfikir olduklarını dile getiren Macron, “Gazze’deki savaşın devam etmesi, çatışmanın bölgede yayılmasına katkı sağlıyor. Bu son derece endişe verici ve bu durumun ana kurbanı Lübnan.” ifadelerini kullandı.
Macron, “Lübnan’da İsrail’in saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son derece sarsıcı.” diyerek, Fransa’nın bugüne kadar Hizbullah’ın attığı adımları kınadığını kaydetti.

“FRANSA, LÜBNAN’IN GAZZE OLMASINA KARŞI ÇIKIYOR”
“Fransa, Lübnan’ın yeni bir Gazze olmasına karşı çıkıyor.” değerlendirmesini paylaşan Macron, İsrail’in saldırılarını durdurması ve Hizbullah’ın “misilleme mantığından” vazgeçmesi gerektiğini söyledi.
Macron, Lübnan ile İsrail arasındaki sorunun siyasi bir yolla çözülebileceğini belirtti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Yusuf Balıkçı
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya çapında Müslümanlara yönelik ırkçı saldırılar devam ederken son yaşanan olayla birlikte Almanya’da, Türklere ve Müslümanlara yönelik saldırılar yeniden gündeme geldi.
Geçtiğimiz günlerde, Almanya’nın Eberswalde kentinde iki Türk şüpheli kundaklama saldırısıyla yaşamını yitirdi.
Ayrıca, söz konusu olay sonrası ülkede gerçekleştirilen ırkçı saldırılara ilişkin değerlendirmeler, verilen cezaların caydırıcılık oranlarını da ortaya koydu.
SALDIRININ BOYUTU KORKUTTU
Nüfusu 84 milyondan fazla olan Almanya, yaklaşık 5 milyon Müslüman ile Batı Avrupa’da en fazla Müslüman nüfusa sahip ikinci ülke konumunda olurken hükümetin ırkçı faaliyetlere yönelik cezaları yetersiz kalmaya devam ediyor.
2024 yılında Almanya’da yaşanan olaylar, ülkede yaşayan Müslüman ve Türklerin karşı karşıya kaldığı tehlikenin boyutunu da gözler önüne seriyor.
14 Eylül’de gece geç saatlerde, Emine Çoban ve oğlu Umut Can Çoban, Eberswalde kentinde yangınla yaşamını yitirdi.
Savcılığın, yangının kasıtlı çıkarıldığına dair güçlü şüpheler olduğunu açıkladığı olayda kundaklama şüphesiyle soruşturma başlatıldı.

KUNDAKLAMA OLAYLARINDA ARTIŞ
Almanya’nın Solingen kentinde mart ayında kundaklama sonucu Türk kökenli Bulgaristan vatandaşı aileden 4 kişi yaşamını yitirirken, mayıs ayında Düsseldorf kentinde bir binada gece saatlerinde çıkan ve 18 yaşındaki Türk genci Ada Abay’ın da dahil olduğu 3 kişinin hayatını kaybettiği ve 16 kişinin yaralandığı yangının da kundaklama sonucu çıktığı belirlendi.
BİNAYA KUTU BIRAKILDI
Köln kentinde 16 Eylül’de bir Türk’e ait eğlence mekanının bulunduğu binada gerçekleşen patlama da ise güvenlik kamerası kayıtlarına göre, patlama öncesinde binaya bir kutu bırakıldığı ve ardından infilak ettiği görüldü.
Ayrıca, 2008 yılında güney Almanya’da, 2020’de Hanau’da Türkleri hedef alan benzer saldırılar da gerçekleşti.
CEZALAR YETERSİZ KALIYOR
Almanya’da ırkçı kundaklamalar denildiğinde akıllara 29 Mayıs 1993’te ırkçılar tarafından Solingen kentinde kundaklanan ev geliyor.
Evde, 5 aile bireyini kaybeden Genç Ailesi’nin acısı ise dün gibi taze.
Öte yandan uzmanlar, Solingen katliamının ardından Almanya’da Türkleri hedef alan saldırılara verilen cezaların yetersiz olması sebebiyle bu tür olayların yıllar boyunca devam ettiğini bildirdi.
20 BİNDEN FAZLA AYRIMCILIK ŞİKAYETİ ALDILAR
Geçen ay açıklamada bulunan Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi Başkanı Ferda Ataman, ülkede Müslüman karşıtı ayrımcılığın arttığını ve 2021-2023 yılları arasında 20 binden fazla ayrımcılık şikayeti aldıklarını açıkladı.
Ayrıca, Almanya’da faaliyet gösteren İslam ve Müslüman Düşmanlığı Karşıtı İttifakının (CLAIM) hazırladığı rapora göre, 2023 yılında ülkede toplam 1926 Müslüman karşıtı vaka kayıtlara geçti.

MÜSLÜMAN KADINLAR HEDEF ALINDI
Kayıtlara göre, bu vakaların yüzde 66’sı sözlü hakaret, tehdit ve iftira içerirken, yüzde 19’u ayrımcılık ve yüzde 15’i fiziksel şiddet, mala zarar verme ve kundaklama vakalarını kapsıyor.
Saldırıların yüzde 62’si Müslüman kadınları hedef alırken, özellikle kadınların hedef alındığı bu saldırılar, toplumdaki kırılgan kesimlerin güvensizliğini artırıyor.
AŞIRI SAĞIN YÜKSELİŞİ
Aşırı sağın yükseldiği Almanya’da, aşırı sağcı grupların işlediği suçlar endişe verici boyutlara ulaştı.
Bu kapsamda, Alman hükümetinin açıkladığı verilere göre 2024’ün ilk yarısında aşırı sağcılar tarafından işlenen suç sayısı 9 bin 802 olarak kaydedildi.
Bu sayı, 2023’ün ilk yarısındaki 6 bin 992 rakamını büyük oranda geçti.

GERÇEK RAKAMLAR DAHA YÜKSEK OLABİLİR
Verilere göre, suçlar arasında propaganda, tehdit, mala zarar verme ve öldürmeye teşebbüs gibi vakalar bulunuyor.
Bu saldırılarda 166 kişi yaralanırken uzmanlar, eyaletlerin bazı bilgileri geç vermesi nedeniyle gerçek rakamların daha yüksek olabileceğinin altını çizdi.
İKİ KATTAN FAZLA ARTIŞ YAŞANDI
Yine hükümet verilerine göre, 2023 yılında Almanya’da 1464 Müslüman karşıtı nefret suçu işlenirken, bu sayıda bir önceki yıla göre iki kattan fazla artış yaşandı.
Bu suçların 53’ü fiziksel şiddet içerirken, 2024’ün ilk çeyreğinde Müslümanlara yönelik nefret suçları nedeniyle 9 kişi yaralandı.
Öte yandan, artan ırkçı saldırılar karşısında Alman hükümeti, etkili caydırıcı önlemler almakta yetersiz kalıyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Gazze’de bir eve hava saldırısı düzenledi.
İsrail ordusu, Cibaliya bölgesinde el-Batş Ailesi’nin evine hava saldırısı düzenledi.
Gazze’deki Sivil Savunma Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, saldırıda 4 Filistinlinin yaşamını yitirdiği belirtildi.
BİR AİLE YOK OLDU!
Açıklamada, söz konusu saldırıda yaşamını yitirenlerin aynı aileden anne, baba ve engelli iki çocukları olduğu vurgulandı.
Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, hava saldırısında hedef alınan ev yıkıldı, çevredeki birçok evde büyük hasar meydana gelirken, çok sayıda kişi de yaralandı.
41 BİNDEN FAZLA MASUM ÖLDÜ
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 795’i çocuk, 11 bin 378’i kadın olmak üzere 41 bin 534 Filistinli öldü, 96 bin 92 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İLGİLİ HABERİsrail, Gazze’ye bomba yağdırmaya devam ediyorKaynak: Anadolu Ajansı (AA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İngiltere’nin en yoğun tren istasyonlarında ücretsiz wi-fi hizmetini kullanmaya çalışan yolcular, hayatlarının şokunu yaşadı.
Yolcular, telefonlarının ekranlarında İslam karşıtı bir mesaj ile karşılaştı.
19 TREN İSTASYONUNA SİBER SALDIRI
Saldırı, Manchester Piccadilly, Birmingham New Street, Edinburgh Waverley ve Londra’daki 10 istasyonun da aralarında bulunduğu toplam 19 tren istasyonunda meydana geldi.
TERÖR SALDIRILARINA ATIFTA BULUNULDU
Yolcular, wi-fi’ye bağlanmaya çalıştıklarında “Seni seviyoruz Avrupa” başlıklı bir sayfada, terör saldırılarına atıfta bulunan içeriklerle karşılaştı.
Etki altında kalan istasyonlar arasında Londra Bridge, Paddington, King’s Cross, Waterloo ve Liverpool Lime Street gibi büyük istasyonlar yer alıyor.

TEKNOLOJİ ŞİRKETİNDE ÇALIŞAN BİR KİŞİ TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Siber saldırı olayının ardından başlatılan soruşturma kapsamında harekete geçen İngiliz Ulaştırma Polisi, saldırıyla bağlantılı bir kişiyi gözaltına aldı.
Independent’te yer alan haberde; saldırının, Network Rail’e wifi hizmeti sağlayan Global Reach Technology şirketinde çalışan bir kişi tarafından gerçekleştirildiği belirtildi.
GÖZALTINA ALINDI
Tespit edilen şüpheli, Bilgisayarı Kötüye Kullanım Yasası 1990 ve Kötü Niyetli İletişim Yasası 1988 kapsamındaki suçlamalarla gözaltına alındı.
Öte yandan yetkililer, saldırıda kişisel verilerin etkilenmediğini duyurdu.
Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koronavirüsün ardından yeni bir pandemiyi engellemek adına hayvanlardan bulaşan virüsleri tespit etmek üzerine yapılan çalışmalara hız verildi.
Bu kapsamda özellikle yarasalar üzerinde yapılan testlerde, yeni bir gelişme yaşandı.
Japonya’nın Yamaguchi bölgesinde bir grup araştırmacı, yarasaların vücudunda çok çeşitli DNA ve RNA virüsleri tespit edildi.
İNSANA BULAŞABİLEN VİRÜSLER TESPİT EDİLDİ
130’dan fazla yarasa üzerinde yapılan incelemeler sonucunda yarasaların yüzde 60’ından fazlasının, zoonotik (hayvandan insana bulaşabilen) virüsler de dahil olmak üzere en az bir virüsle enfekte olduğu belirlendi.
Çalışmada özellikle adenovirüs ve astrovirüs gibi bazı virüslerin genetik olarak hızla evrildiği gözlemlendi.

10 YENİ HERPESVİRÜS TÜRÜ KEŞFEDİLDİ
Ayrıca, daha önce Japonya’da tespit edilmemiş 10 yeni herpesvirüs türü keşfedildi.
Araştırmada bulunan bazı virüslerin, Çin ve Kore’deki virüslerle genetik benzerlik göstermesi, Japonya’daki yarasaların bölgedeki diğer yarasalarla temas halinde olabileceğini düşündürdü.
YARASALARIN YÜZDE 60’I BİRDEN FAZLA VİRÜSLE ENFEKTE
Bunun yanı sıra, çalışmada yarasaların yüzde 36’sının birden fazla virüsle enfekte olduğu tespit edildi.
Bu durum, Japon yarasalarının zoonotik salgınlara yol açma potansiyelini artırıyor.
Uzmanlar, bu virüslerin yaşam döngülerini ve patolojik etkilerini daha iyi anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

ARAŞTIRMALAR HASTALIKLARIN ÖNLENMESİNDE ROL ALACAK
Japonya ve çevresindeki bölgeler için yarasalardan insanlara bulaşabilecek hastalıkların önlenmesi adına rutin tarama ve izleme çalışmalarının artırılması öneriliyor.
Japonya’daki yarasalarda yüksek oranlarda tespit edilen virüsler, gelecekteki zoonotik salgınlar konusunda endişeleri artırıyor.
Bu çalışma, zoonotik hastalıkların önlenmesi ve halk sağlığı risklerinin azaltılması için viral denetim çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ve Lübnan arasındaki süren savaşta gerilim her geçen gün tırmanıyor.
Lübnan’ın adeta yok olma noktasına geldiği kanlı saldırılar için birçok ülke ateşkes çağrısı yaptı.
İsrail’e yakınlığıyla bilinen ABD ise, Lübnan’da yaşayan siviller için Fransa ile birlikte hayati önem taşıyan bir ‘geçici ateşkes’ önerisi sundu.
ABD’nin girişimi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu cephesinen ılımlı bir yanıt aldı.
ATEŞKESİ REDDEDEN TAVRI YUMUŞADI
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na hitap etmek üzere New York’a giden Katil Netanyahu’nun, Lübnan’da 21 günlük geçici ateşkesi öngören ABD-Fransa ortak girişimini doğrudan reddeden tavrı yumuşadı.

“ABD İLE AYNI AMACI PAYLAŞIYORUZ”
İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, “ABD bu hafta başında uluslararası, bölgesel ortaklarıyla Lübnan’da bir ateşkes teklifi sunma niyetini iletti. ABD liderliğindeki girişimin kuzey sınırındaki vatandaşların evlerine güven içinde dönmesi amacını İsrail de paylaşıyor.” ifadeleri kullanıldı.
ATEŞKES GÖRÜŞMELERİ DEVAM EDECEK
Açıklamada, ABD’nin rolünün bölgede istikrar ve güven için kaçınılmaz olduğu savunulan açıklamada bu nedenle İsrail’in, ABD’nin bu amaçtaki rolünü takdir ettiği aktarıldı.
Başbakanlık, “Amerika ve İsrail heyetinin ABD’nin girişimini ve İsrail’in kuzey sınırındaki vatandaşların güvenli şekilde eve dönmesi ortak amacının nasıl sağlanabileceğini ele aldıklarını, ilerleyen günlerde görüşmelerinin devam edeceğini” kaydetti.
NE OLMUŞTU
ABD ile Fransa’nın öncülük ettiği ve Avrupa Birliği ile 8 ülkeyi daha bir araya getiren ortak açıklamada, İsrail ile Lübnan arasındaki çatışmaların durdurulması ve diplomasiye alan açılması için 21 günlük acil ateşkes çağrısı yapılmıştı.
Soykırımcı Binyamin Netanyahu, New York’ta konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “hedeflerine ulaşıncaya kadar” Lübnan’da Hizbullah’a saldırılara devam edeceklerini söylemişti.
Beyaz Saray ise “İsrail’den olumlu dönüş almamış olsalardı 21 günlük İsrail-Lübnan ateşkes önerisi ortak açıklamasını bu şekilde yayımlamayacaklarını” bildirmişti.
ABD Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, ortak ateşkes çağrısı açıklamasından önce “İsrail’in bundan haberi ve bilgisinin olduğunu” vurgulamıştı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD Başkan adayı Donald Trump, 5 Kasım’da yapılacak olan seçimlere hazırlanıyor.
Seçimler için oldukça heyecanlı olan Trump, destekçilerine yeni bir çağrıda bulundu.
Sosyal medyada saat satışına başlayan Trump, destekçilerine bu saatlerin yılbaşı hediyesi olarak ideal olacağını ifade etti ve satın alma için bir bağlantı paylaştı.
SINIRLI SAYIDA VAR: 100 BİN DOLAR
Saatlerin büyük çoğunluğu 499 dolardan satılırken, sınırlı sayıda üretilen Tourbillon serisinin fiyatı 100 bin dolar olarak açıklandı.
Üç farklı renkte sunulan bu seri, sadece 147 adetle sınırlı olacak. Ancak, saatlerin üretimi ve tasarımıyla Trump’ın doğrudan bir bağlantısı bulunmuyor.
İSMİ ÜZERİNDEN MİLYONLARCA DOLAR KAZANDI
Web sitesindeki açıklamaya göre, Trump’ın ismini kullanarak bu saatleri satışa sunan şirket “TheBestWatchesOnEarth LLC” isimli bir lisans firması.
Trump, 2024 seçim kampanyasına başladığından bu yana ismi ve imajı üzerinden milyonlarca dolar gelir elde etti.
Geçtiğimiz yıl, NFT INT, LLC ile yaptığı lisans anlaşması sayesinde 7,2 milyon dolar kazandı. Trump dijital NFT “ticaret kartları” da bu anlaşmanın bir parçasıydı.

SAF GÜMÜŞTEN ÜRETİLEN MADALYONLAR PİYASAYA ÇIKTI
Eski başkan ayrıca altın ayakkabılar, Trump temalı İncil serisi ve iki kitap da dahil olmak üzere birçok yeni ürün piyasaya sürdü.
Bu ürünler, oğlu Donald Trump Jr. tarafından kurulan bir yayınevi aracılığıyla satışa sunuldu. Geçtiğimiz günlerde de “Trump Coins” adıyla yüzde 99,9 saf gümüşten üretilen madalyonlar piyasaya çıktı.
Trump, seçim kampanyasında hem ticari girişimlerini hem de siyasi platformunu birlikte yürüterek dikkat çekmeye devam ediyor.
Yakın zamanda oğulları ve emlak geliştiricisi Steve Witkoff tarafından yönetilen yeni bir kripto para projesi de başlatıldı.
İLGİLİ HABERDonald Trump suikast girişimine uğradığı alanda tekrar miting düzenleyecekAdile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin New York kentinde devam eden Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu’nda ilginç anlar yaşandı..
Haiti Başbakanı Edgar Leblanc Fils, ABD’nin New York kentinde gerçekleşen BM 79. Genel Kurulu’nda konuşma yaparken yanındaki su bardağını görmedi.
SÜRAHİDEN SU İÇTİ
Fils, Genel Kurul’a hitabı sırasında kürsüdeki bardağı kullanmak yerine sürahiden su içti.
Fils’in sürahiden su içtiği anlar sosyal medyada gündem oldu.

KONUŞMANIN SONUNDA BARDAK KULLANDI
Haitili lider, sürahiden su içmesinin ardından konuşmasına kaldığı yerden devam ederken, konuşmasının sonunda ise suyu bardaktan içerek kürsüden ayrıldı.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Japonya’da eski boksör Hakamata İwao, Tokyo’nun güneydoğusundaki Şizuoka’da, soya fasulyesi imalathanesi çalışanı olduğu 1966’da, aynı aileden 4 kişiyi bıçakla öldürme iddiasıyla tutuklanmıştı.
Cinayet dahil bir dizi suçlamayla Eylül 1968’de idama mahkum edilen Hakamata’nın bu cezası, Aralık 1980’de kesinleşmişti.
Nisan 1981’de Hakamata yeniden yargılanmak için temyize gitmiş, Şizuoka Bölge Mahkemesi, Ağustos 1994’te bunu reddetmişti.
ESKİ BOKSÖR İDAMDAN DÖNDÜ
Hakamata bu sonuçla aynı yıl Tokyo Yüksek Mahkemesi’ne temyiz dilekçesi vermiş ancak mahkeme bunu, Ağustos 2004’te reddetmişti.
2004’te yapılan özel temyiz başvurusu ise Anayasa Mahkemesi tarafından Mart 2008’de reddedilmişti.
Hakamata’nın kız kardeşi Nisan 2008’de yeniden temyiz başvurusu yapmış, Şizuoka Bölge Mahkemesi Mart 2014’te verdiği kararda, davasının yeniden açılmasına hükmederek tutuklu bulunan Hakamata’yı salıvermişti.
Hakamata, Anayasa Mahkemesine özel temyiz başvurusu yapmış, Anayasa Mahkemesi, Aralık 2020’de, davayı Tokyo Yüksek Mahkemesi’ne geri göndermişti.

DAVA YENİDEN GÖRÜLDÜ
Mahkeme, Mart 2023’te, Hakamata’nın davasının yeniden görülmesine hükmetmişti.
Yaşananların ardından 88 yaşındaki eski boksör Hakamata’nın, 1966’da 4 kişiyi öldürmek suçundan idama mahkum edildiği dava yeniden görüldü.
Şizuoka Bölge Mahkemesi, davaya konu kıyafetlerin geçerli delil kabul edilemeyeceğini açıklayarak Hakamata’nın beraatine hükmetti.


Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Savaşı daha geniş alana yaymak isteyen İsrail, rotasını Lübnan’a çevirdi.
Gece boyun Lübnan’a bomba yağdıran İsrail, Şeba bölgesinde 3 katlı bir evi hedef aldı.
Bombalanan evde 9 kişi hayatını kaybederken çevresindeki çok sayıda yapının zarar gördüğü ifade edildi.
GÖÇ DALGASINA DİKKAT ÇEKİLDİ
İsrail’in Deyr Kanun en-Nehr, El-Halusiye, Debal, El-Bazuriye, Şehabiye, El-Abasiye, Kadmus, Cel el-Bahr ve Sur kentinin doğusunda düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişinin öldüğü ve yaralandığı da kaydedildi.
İsrail hava saldırılarına maruz kalan güneyden başkent Beyrut ve diğer güvenli bölgelere göç dalgasının ise sürdüğüne dikkat çekildi.
SALDIRILAR ŞİDDETLENDİ
Hizbullah ile 8 Ekim’den beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan makamlarına göre, şiddetlenen hava saldırılarında 748 kişi ölürken, bombardıman nedeniyle ülke içerisinde yaklaşık 150 bin kişi yerinden oldu.
HİZBULLAH KARŞILIK VERİYOR
Hizbullah ise İsrail ordusu tarafından ülkenin güney ve doğu bölgelerine yönelik yoğun bombardımana karşı füzeli saldırılarla karşılık veriyor.
İsrail tarafında çoğunluklu ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar açıklanmadı.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye göç edenlerin de olduğu belirtiliyor.













Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna liderini hedef alan Trump, “Bence Zelenskiy tarihin en büyük pazarlamacısı. Ne zaman ülkeye gelse 60 milyar dolarla geri dönüyor” dedi. Pennsylvania’daki seçim mitinginde konuşan Donald Trump, “Eğer seçimi kazanırsam Putin ve Zelenskiy’i arayacağım ve savaşı bitirmeleri için bir anlaşmaya varmalarını söyleyeceğim” diye konuştu.
ZELENSKİY YENİ YARDIMLAR ALMAYI PLANLIYOR
Zelenskiy ise Trump ile eş zamanlı yaptığı açıklamada, “ABD’nin kararlı eylemleri, gelecek yıl Rus saldırganlığının durdurulmasını hızlandırabilir” dedi. Trump’ın açıklamaları, Zelenskiy’nin “zafer planı” olarak adlandırdığı stratejisini ABD Başkanı Joe Biden’a sunmak üzere ülkeyi ziyaret ettiği döneme denk geldi. Zelenskiy, Biden ile görüşmesinden sonra planını ABD Kongresi’ne ve iki başkan adayı Kamala Harris ve Donald Trump’a sunacağını söylemişti. Trump daha önce Ukrayna’ya ABD’nin verdiği desteği eleştirmiş ve Rus lider Vladimir Putin’i övmüştü. Ancak Trump “büyük olasılıkla” Zelenskiy ile görüşeceğini belirtmişti.
RUSYA’DAN UZUN MENZİLLİ FÜZE RESTİ
Ukrayna aylardır ABD, İngiltere ve diğer Batılı müttefiklerinden Rusya’daki hedefleri vurabilmek için uzun menzilli füzeler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını istiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise geçen hafta yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın uzun menzilli silahlarla ülkesinin topraklarına saldırmasının, NATO’nun Rusya ile savaş halinde olması anlamına geleceğini söylemişti. Zelenskiy, müttefiklerine şimdiye kadarki yardımları için minnettar olduklarını söyledi ve ABD’den “başlıca destekçi” diye söz eti. ABD, şu ana dek yaptığı 56 milyar dolar yardımla Ukrayna’nın savunmasına en fazla destek veren ülke.
TRUMP, BIDEN YÖNETİMİNDEN FARKLI DÜŞÜNÜYOR
Donald Trump Kasım’da seçilmesi halinde “savaşı 24 saat içinde” bitireceğini söylemiş, ancak ABD’nin Ukrayna’ya desteğini para israfı olarak tanımlamak dışında ayrıntı vermemişti. Trump ile Mart ayında görüşen Macaristan Başbakanı Viktor Orban “Trump’ın Ukrayna-Rusya savaşına kuruş para vermeyeceğini, böylece de savaşın sona ereceğini” söylemişti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÖNCE ÇEKİÇLE SALDIRDI SONRA EVİ YAKTI
Tartışmanın alevlenmesi üzerine iki arkadaş arasında kavga çıktı. Çekiçle başından yaraladığı arkadaşına düşme süsü veremeye çalışan S.K., evi de yakarak olay yerinden kaçtı. Dumanı fark eden mahallelinin ihbarı üzerine bölgeye gelen itfaiye ekipleri, yangını kontrol altına aldıktan sonra yaşlı adamın cesedi ile karşılaştı. Durumun polise bildirilmesi üzerine inceleme başlatan Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cesedi bulunan kişinin yanarak ölmediğini, evin ise kasıtlı bir şekilde ateşe verildiğini belirledi.

POLİSİ YANILTMAK İÇİN PLAN YAPMIŞ
İncelemelerini derinleştiren cinayet büro polisleri, tespit ettikleri şüpheli S.K.’yi yakalamak için harekete geçti. Polisi yanıltmak için şehir dışına çıkma senaryosu tasarlamış olan şüpheli S.K.’nin kendisini arayan polislerden kurtulmak için önce otogara gittiği ve burada şehir dışına çıkıyormuş gibi izlenim vermeye çalıştığı öğrenildi. S.K.’nin, otogardan çıktıktan sonra ise Çankaya’nın Esat Mahallesi’nde saklandığı belirlendi. Ekiplerin uzun uğraşları sonucu bir eğlence mekanında olduğu belirlenen zanlı yakalanarak gözaltına alındı. Emniyete götürülen zanlının suçunu itiraf ettiğini ve ifadesinde, “Kaçamayacağımı biliyordum, son gecemde güzel vakit geçirmek istedim” dediği öğrenildi. S.K., buradaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, T24’ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtladı.
AK Parti ile ittifak konusuna değinen Erbakan, “Biz cumhurbaşkanı adayı oluyorduk, ittifaka girmiyorduk. Sonradan “imzalayalım” dediler, adaylığımızı geri çektik. Ama günün sonunda maalesef bu son şansı da ellerinin tersiyle ettiler. Çünkü bırakın o mutabakat metnine uymayı oradaki yazılanların tam tersine işler yapılıyor. Vergiler artıyor, borçlanma artıyor, faiz ödemesi artıyor, zamlar artıyor. Fakir daha fakir, zengin daha zengin oluyor. Yani aynı tas, aynı hamam devam ettiler. Böyle bir tabloda da bizim tabii onlara daha fazla destek olmamız mümkün değildi. O nedenle şimdi müstakil olarak yola devam ediyoruz” dedi.
“BİRLİKTELİK OLMASI İHTİMALİNİ GÖRMÜYORUZ”
Çamlıbel’in “Bundan sonra artık Adalet Kalkınma Partisi ile bir seçim ittifakı Yeniden Refah Partisi’nin tamamen gündeminden düşmüştür diyebiliyor musunuz? “AKP ile bir daha asla” diyebiliyor musunuz?” Sorusu üzerine Erbakan, “Diyebiliyoruz, evet. Çünkü bizim çok samimi yaklaşımımıza, fedakarlığımıza ve ortada milletin huzurunda imzalanan bir mutabakat olmasına rağmen bunların hepsi hiçe sayıldı. Bu da bizim güvenimizi tamamen sarstı. O nedenle de bundan sonrası için bir birliktelik olması ihtimalini görmüyoruz” ifadelerini kullandı.
Seçimde olası bir ittifak durumunu değerlendiren Fatih Erbakan, “andığa gitmeyen seçmenin önemli bir kısmı Yeniden Refah Partisi’nin böyle bir çıkış yapacağını düşünemedi, öngöremedi. Sandığa gitmeyenler, partimizin Maraş’ta yüzde 34, Düzce’de yüzde 30, Rize’de yüzde 18, Bingöl’de yüzde 22, Elâzığ’da yüzde 20, Konya’da yüzde 24 alacağını bilselerdi, onlar da gelirdi. Şimdi bunu gördüler, o nedenle de seçimden bugüne oy oranımızın ciddi yükseldiğini düşünüyorum. O nedenle biz müstakil olarak girmeyi, kendi cumhurbaşkanı adayımızla girmeyi önceliyoruz. Ama bir ‘üçüncü yol’ alternatifi Türkiye’de her zaman mümkündür. Seçmenin ‘sağ partiler’ olarak nitelendirdiği partiler ittifak yoluna gidebilir. İYİ Parti var, DEVA var, Gelecek var, Saadet var. Büyük Birlik Partisi de olabilir” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>31 Mart 2019 seçimlerinin iptal edilmesi sürecinde Ekrem İmamoğlu hakkında YSK üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla dava açılmıştı.
Yaklaşık 3 yıllık yargılama sonucunda yerel mahkemeden İmamoğlu için 2 yıl 7 ay hapis cezası çıktı. Siyasi yasak da getiren ceza sonrası İmamoğlu’nun avukatları kararı istinaf mahkemesine taşıdı. İmamoğlu’nun cezasının onanacağı ve Yargıtay’a gönderileceği belirtiliyor.
Konunun son günlerde sıkça konuşulması üzerine Genel Başkan Özgür Özel hukukçu kurmaylarına talimat verdi. Salı günü saat 13.00’de Ekrem İmamoğlu’nun hukukçu ekibiyle bir araya gelecekler. İstanbul’da gerçekleşecek olan olağanüstü toplantıya Ekrem İmamoğlu da katılacak. Hukuk zemininde ne yapılabilir bunun yol haritası belirlenecek. Özgür Özel ise Amerika ziyareti nedeniyle olağanüstü toplantıya katılamayacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilkent’te kiraladığı evde kalan Meral Akşener yaklaşık 15 ay sonra tekrar İstanbul’a dönme kararı aldı. Akşener’in kısa sürede İstanbul’a döneceği belirtilen İYİ Parti Eski Genel Başkanının bu kez Beylerbeyi değil Acıbadem’de bir sitedeki evinde yaşayacağı ve çalışmalarını oradan sürdüreceği öğrenildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, NOW Haber’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
“BİRLİK MEŞALESİ YAKACAĞIM”
Dervişoğlu, “Merkez siyaseti yeniden ayağa kaldırmak üzere birlik meşalesi yakacağım. Bu ülke hala Süleyman Demirel’in samimiyeti, rahmetli Ecevit’in nezaketini, Erbakan’ın imanını özlüyor. Bu değerli şahsiyetlerin ayak izlerine basa basa milletle buluşacağım. Bu çağrının adı merkezde buluşmaktır. Bunun için mücadele gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
“CHP’nin Kasım 2025 tarihine kadar erken seçime tamam deriz fakat sonrasına hayır diyoruz” şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanı adayı olmak için Erdoğan’ın anayasayı çiğnemesiyle, yine bu anayasayı tanımayarak onun aday olmasını temin etmeye yönelik adımlar atmanın birbirinden farkı yok” dedi.
“BENİM BU KONUDA DURUŞUM NET”
“Benim bu konuda duruşum net” diyen Dervişoğlu, “Ben Süleyman Demirel gibi cebimde anayasa ile geziyorum. Bu anayasanın 101’inci maddesi Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olamayacağını söylüyor. Ama kamuoyu araştırmalarında başka adaylarla Erdoğan’ın yarıştırıldığına şahit oluyoruz. Erdoğan burada ‘ben bir yolunu bulacağım, anayasa buna mani olsa bile ben önümüzdeki seçime aday olarak gireceğim ve bunun için de bazı çevreler benim bu emelime hizmet etmeye tarafımdan mecbur ve mahkum bırakılacak’ dedirtmek istiyor. Bu aslında kurgulanmış bir senaryo” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ilçe örgütlerini ve belediyeleri ziyaret etmek için geldiği Balıkesir’deki programının ikinci gününe, Marmara Adası’nda başladı. Marmara Adalar Belediye Başkanı Aydın Dinçer’i makamında ziyaret eden Özel, belediye binası önünde kendisini bekleyenlere seslendi. Özel, “31 Mart’ta oy vereniyle, vermeyeniyle herkese teşekkür ederiz. Ama artık mafyanın düzeni bitti, halkın düzeni geldi. Öyle kabadayılıklara, öyle ne konuştuğunu bilmeyenlere, önüne geleni tehdit edenlere, burnu büyüklere, gücü başka yerden alanlara değil, Aydın Dinçer gibi sadece ve sadece size borçlu olanların yönettiği bir yönetim” ifadelerini kullandı.
REKLAM‘PARADAN 6 SIFIR ATINCA HAYAT KOLAYLAŞMADI, HESAP KOLAYLAŞTI’
Marmara Adası’na ulaşım bedelinin yerel halka 900 liradan 500 liraya düşmesinin, CHP yönetimi ile geldiğini hatırlatan Özgür Özel, şöyle konuştu:
“Kendisiyle birlikte Narlı’dan buraya seyahat ederek sohbet ettik. Başta ulaşım öyle herkese 900 lira olmaz. Dedi ki, ‘Adalılara 400 lira, 500 lira’. Bu bile çok, haklısınız. Bu şartlarda bu bile çok. Ama maliyetler de çok. Ama eğer Aydın Başkan olmasa, 1000 lira olacak şey, şimdi 500 lira. AK Parti’li belediye başkanı gitti CHP’li geldi, 1000’den 500’e düştü. AK Parti’li Cumhurbaşkanı gidip, CHP’li gelsin 50 liraya düşer. Çünkü mazota, benzine zammı Aydın Dinçer yapmıyor. Recep Tayyip Erdoğan yapıyor. Şimdi inşallah o günler geldiğinde, hep anlatıyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin vizyonu bu ülkeyi Avrupa Birliği’nin tam üyesi yapmak. Gazi Mustafa Kemal Atatürk demiş ki; ‘Gelişmiş ülkeleri yakalayın, geçin’. Ve uluslararası toplumda, milletler arası toplumdaki yerini Türkiye Cumhuriyeti alsın. Orada 55 bin dolar milli gelir var, Tayyip Bey’in özendiği, gidelim dediği yerlerde 4 bin 500 dolar. Tayyip Bey, 6 sıfır attı Allah için hakkını yemeyelim. Ama 6 sıfır atınca hayat kolaylaşmadı, geçim kolaylaşmadı, hesap kolaylaştı. Neden, 6 sıfırı masraflardan da attı, maaşlardan da attı. 6 sıfırı etiketlerden de attı, cebinize giren paradan da attı. Cumhuriyet Halk Partisi gelince, öyle 6 gol atıp 6 gol yiyen amatör lig takımları gibi değil, size golü yedirmeden 1 gol atacağız. Diyorlar ya, ‘1-0 olsun bizim olsun’. Bir tane sıfır atacağız, ama maaşlardan değil, masraflardan atacağız. CHP gelince bir dönem değil, bir dönemde yarısı zor olur ama 10 yılın sonunda, Türkiye hem Avrupa Birliği’ne girecek hem oradaki ülkeler kadar güçlenecek. 10 yıl sonra şöyle hesap edin, maaş bugünkü maaş gibi olsun, masraflardan bir sıfır atın. Yani ulaşım 500 lira değil, 50 lira. Dana kıyma 55 lira. Kuzu pirzola 70 lira. 1 litre rakı 140 lira.”
CHP’nin iktidara gelmesi ile 10 yılın sonunda Türkiye’nin hem Avrupa Birliği’ne (AB) gireceğini hem de paradaki bir sıfırın atılacağını söyleyen Özel, “Eğer bir ülkede alım gücü 10 kat ararsa, Avrupa’da bugün sana 550 lira olan maliyet ona 55 lira. Ya da fiyatlar değişmedi. Fiyatlardan sıfır atmadık, dana kıyma yine 550 lira, 600 lira. Ama en düşük emekli maaşı 12 bin 500 lira değil, 125 bin lira. Biz bugün AK Parti geldiğinde 1,5 asgari ücretti, hiç ellemese 26 bin olacaktı. Şimdi 12 bin 500 lira değil mi. 26 bine razıyız ama Almanya’daki emekli, Fransa’daki emekli, Hollanda’daki emekli, senden 10 kat fazla alım gücünde. Ya etiketten bir sıfır at öyle bak, ya da maaşın 10 kat fazla olduğunu düşün. Böyle bir dönemin gelmesi hiç uzak değil. Bunu Yunanistan başarıyor da bırakın onu Macaristan başarıyor da o bile girdi, 10 binlerdeydi 25 bin, 30 olmuş gidiyor oraya doğru. O yüzden biz de başaracağız” diye konuştu.
‘CHP GELİRSE DESTEKLİYORUZ’ DİYORLAR’
AB üyesi ülkelerin Türkiye’nin tam üyelik hedefini, CHP’nin iktidara gelmesi şartıyla desteklediğini belirten Özel, “Ben geçen yıl, geçen dönem Sosyalist Enternasyonal’in ikinci başkanı seçildim. İspanya Başbakanı birinci başkan. 75 ülke altına imza attı. ‘CHP gelirse, Avrupa Birliği’ne tam üye olma hedefini destekliyoruz’ diyorlar. Fransız’ı da attı, Yunanistan’ı da attı, Avrupa Birliği’ndeki ülkeler attı. Bizim hedefimiz, vizyonumuz bu. O yüzden nasıl 31 Mart’ta Marmara Adası kendi kaderine, kendi geleceğine el koydu, döndü, Aydın Dinçer’i belediye başkanı yaptı, akışı değiştirdi, gelecek genel seçimlerde de Recep Tayyip Erdoğan’ın yerine, Cumhuriyet Halk Partiliyi cumhurbaşkanı seçeceğiz” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuşmasında, “Maksimalist yaklaşımların sürece zarar verdiğini düşünüyoruz” diyen Erdoğan şunları söyledi: “Siviller eliyle yapılmış, tamamen sivil iradenin ürünü bir anayasa, 15 Temmuz gecesi göğsünü tanklara siper eden kahraman milletimize karşı borcumuzdur. Milletimizi darbe anayasasından kurtarmak, Türkiye’nin önünü açmak istiyoruz. Siyaset kurumunun da yapıcı ve mutedil yaklaşması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerine yer verdi.
NE OLMUŞTU?
Hüda Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, Anayasa’nın 4. maddesinin kaldırılmasını istediklerini söylemişti. Yapıcıoğlu, şunları kaydetmişti: “Ahmağa anlatır gibi tek tek söyledim, buna rağmen anlamamakta ısrar ediyorlar. Biz, anayasanın 4’üncü maddesi olmasın diyoruz. Kameraya bakarak söyleyeyim bir daha; anayasanın 4. maddesi olmasın diyoruz. Anayasada değiştirilemez maddeler olması demek, bütün değiştirilemez dediğiniz maddelerin hepsini değiştirelim anlamında değildir. Anayasanın 4. maddesine karşıyız. Tamam mı, anladınız mı? 4. madde, gelecek nesillerin iradesine ipotek koymaktır. Diğer maddeleri oturalım beraber yazalım. İlk 4 madde değil, 4. madde.”
“Değiştirilmezlik ilkesi korunmalı”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’li yetkililer, Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının satışının önündeki engelleri kaldırmak için bir teklifte bulundu.
Yunan Kathimerini gazetesinin özel haberine göre, Rus yapımı S-400 füze savunma sisteminin devre dışı bırakılması durumunda, F-35 programına geri dönmenin mümkün olabileceği belirtildi.
F-35 İÇİN İNCİRLİK’İ ŞART KOŞTULAR
Haberde, F-35 programına yeniden girmeleri karşılığında Türkiye’den Rus füze sistemi S-400’leri ABD’ye teslim etmesini veya İncirlik Üssü’nde ABD birliğinin içine konulmasını önerdi.
Bu şekilde hem füzeler Türkiye’de tutulurken Rusya ile yapılan anlaşma da bozulmamış olacak.
“HERHANGİ BİR MADDEYİ İHLAL ETMEYECEK”
Haberde şu ifadeler yer aldı:
“Daha önce bilinenden daha ileri bir aşamada olan görüşmelerin bir parçası olarak, üst düzey ABD yetkilileri Rus sistemlerinin Türkiye’nin güneyindeki ABD kontrolündeki İncirlik üssüne aktarılması önerisini ortaya attılar. Bu şekilde Türkiye, kendi bakış açısından uluslararası bir utançla eşdeğer olacak bir geri dönüşten kaçınacak, ancak Rusya ile olan sözleşmesinin şartlarını ihlal etmeyecek veya bağlayıcı olabilecek herhangi bir maddeyi ihlal etmeyecek.”

“ABD VE TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNDE OLACAK”
Kathimerini kaynaklarına göre, Türkiye’nin bu aşamadaki tepkisi olumlu değil, ancak görüşmelerin bu hafta New York’taki BM Genel Kurulu’nun aralarında devam etmesi bekleniyor.
Eski Pentagon yetkilisi olan Michael Rubin ise konuyla ilgili şöyle demişti:
“Türk mevkidaşları reddetti ve onları Türkiye’nin içindeki kutuda tutacaklarını söyledi. Ancak anlaşma ölmedi, çünkü F-35 anlaşmasının yeniden canlandırılması, liderler ve güvenlik yetkililerinin önümüzdeki hafta BM Genel Kurulu’nda bir araya gelmesiyle ABD ve Türkiye’nin gündeminde olacak.”
Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi’ne saldırıları sürüyor.
Katliamlarına her geçen gün yenilerini ekleyen İsrail; kadın, çocuk, yaşlı demeden öldürmeye devam ediyor.
İsraillilerin ise Binyamin Netanyahu’ya olan tepkileri artışta..
Kanal 13 televizyonunun İsrail Merkezi İstatistik Dairesinden aktardığı habere göre, İsraillilerin yurt dışına göçünde dikkate değer bir yükseliş kaydedildi.
ARTIŞ İSTATİSTİKLERE YANSIDI
“Negatif göç” olgusundaki büyük artışı ortaya koyan yeni istatistiğe göre, Ocak 2024-Temmuz 2024 döneminde 40 binden fazla İsrailli ülkeyi terk etti.
Aynı istatistiğe göre, 2023 yılı içinde yaklaşık 55 bin 300 İsrailli yurt dışına göç etti. Aynı yıl içinde 27 bin kişi İsrail’e geri döndü veya başka bir ülkeden İsrail’e göç etti.
2022 yılında yaklaşık 38 bin İsrailli yurt dışına göç ederken 23 bin kişi İsrail’e geri döndü veya göç etti.
2021 yılında İsrail’den ayrılanların sayısı 31 bin, geri dönenlerin sayısı ise 29 bin oldu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avrupa Birliği, Schengen bölgesindeki vize krizinde giderek daha fazla zorlanıyor.
Özellikle Schengen vizesi başvurularında artan reddedilme oranları ve sınır güvenliği endişeleri, Avrupa’nın karşılaştığı ciddi bir sorunu işaret ediyor.
TÜRKİYE’NİN ROLÜ: GÖÇ POLİTİKALARI VE SINIR YÖNETİMİ
Bu krizin, göç politikaları ve sınır yönetimiyle doğrudan bağlantılı olduğu düşünülüyor. Ancak, bu karmaşık süreçte Türkiye’nin Avrupa’nın çözüm arayışında merkezi bir rol oynayabileceği vurgulanıyor.
Türkiye, göç ve mülteci krizinin yönetiminde kritik bir ülke olarak öne çıkıyor. 2016’da imzalanan AB-Türkiye mülteci anlaşması, Avrupa’nın mülteci akışını kontrol etmesine yardımcı olmuştu.
Türkiye’nin sınır güvenliği konusundaki etkinliği, Avrupa’nın Schengen sınırlarını güvence altına almak için Türkiye’ye olan ihtiyacını artırıyor.
Avrupa Birliği, Türkiye ile iş birliğini güçlendirerek göç akışlarını yönetmeyi ve Schengen bölgesinde yaşanan sınır güvenliği sıkıntılarını hafifletmeyi hedefliyor.
Schengen vizesine olan taleplerin yoğunluğu, özellikle pandemi sonrası dönemde, artan seyahat isteği ile daha da yükseldi. Bu durum, Schengen vize başvurularında daha katı değerlendirmelere yol açtı.

TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ
AB ülkeleri, Schengen bölgesinin açık sınırlarının, yasadışı göçmenler ve güvenlik tehditleri nedeniyle zayıfladığını düşünüyor. Özellikle Yunanistan ve İtalya gibi güney Avrupa ülkelerine yönelik göç baskısının artması, Avrupa’nın Türkiye ile iş birliğini güçlendirmesini zorunlu hale getiriyor.
Avrupa’nın, Schengen vize krizini aşmak için Türkiye ile ilişkilerini yeniden yapılandırma ve güçlendirme ihtiyacı, bu krizin çözümünde kritik bir unsur olarak görülüyor.
Uzmanlar, Türkiye’nin stratejik konumu ve göçmenlere yönelik politikalarının, Avrupa Birliği’nin sınır güvenliği politikalarıyla uyumlu bir hale getirilmesinin Schengen krizini hafifletebileceğini belirtiyor.

GÖÇ KRİZİNE ÇÖZÜM ARAYIŞI
Bu süreçte Türkiye, AB ile olan mülteci anlaşmalarını daha etkin hale getirerek Avrupa’nın bu zorlu sürecinden çıkmasına yardımcı olabilir.
AB ve Türkiye arasındaki bu iş birliği, sadece göç politikalarıyla sınırlı kalmayıp, Schengen bölgesinin genel güvenliğini artırma ve vize süreçlerini daha verimli hale getirme yolunda önemli bir adım olabilir.
Schengen bölgesi, AB vatandaşları için serbest dolaşımın temel direği olarak kabul ediliyor ve bu bölgedeki sorunlar, Avrupa’nın ekonomik ve sosyal yapısını doğrudan etkiliyor.
Türkiye ile yapılacak iş birlikleri, hem Avrupa’nın göç krizini hafifletmesi hem de Schengen bölgesinin sürdürülebilirliği açısından büyük bir fırsat olarak görülüyor.
Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Almanya’da şu sıralar gündem seçim…
Almanya’nın Brandenburg eyaletinde halk, eyalet meclis üyelerini seçmek üzere sandık başına gitti.
İlk sonuçlara göre, Sosyal Demokrat Parti yüzde 32 oyla önde görülüyor.
SAĞ PARTİ 29 OYLA İKİNCİ SIRADA
İkinci sırada yüzde 29 oyla aşırı sağ parti Almanya için Alternatif Partisi yer alıyor.
BSW yüzde 12 ile üçüncü sırada yer alırken Hristiyan Birlik Partisi ise yüzde 11 buçuk ile dördüncü parti oldu.
AFD’YE PROTESTO OYU
AFD’nin bir önceki seçime göre yüzde 5 buçukluk oy artışı özellikle göç, hayat pahalılığı ve güvenlik konularındaki endişelere dayanan bir protesto oyu olarak değerlendiriliyor.
İLGİLİ HABERSchengen’de derin çatlak: Almanya bugün kara denetimlerine başlıyorAdile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, işgal altındaki Golan Tepeleri’nin güneyinde ve Beyt Şan kentinde uyarı sirenlerinin çaldığı belirtildi.
İSRAİL HAVA SAHASINA GİREN İHA’YA ROKETLİ MÜDAHALE
Irak’tan gönderilen ve Suriye üzerinden İsrail hava sahasına giren bir İHA’nın tespit edildiği belirtilen açıklamada, söz konusu İHA’ya çok sayıda roketle müdahale edildiği ve yaralanmanın yaşanmadığı aktarıldı.
Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde çok sayıda roketin havalandığı görünüyor.
Irak’ta Şii milis gruplardan oluşan “Irak’ta İslami Direniş”, insansız hava aracıyla Ürdün Vadisi’nin kuzeyindeki İsrail yerleşimine saldırı düzenlediklerini duyurmuştu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arap Baharı’nın etkisi ile 2011’de Suriye’deki halk ayaklanması tüm dünyayı etkileyen bir iç savaşa dönüştü..
Uzun yıllar sonra bugün halen çatışmaların devam ettiği, Suriyelilerin yüzlerce gruba ayrıldığı, şehirlerin yerle bir olduğu ülkede askeri ve siyasi birlik sağlanamıyor.
Tüm yaşananlara rağmen koltuğunu koruyan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ise savaş nedeniyle ülkeyi terk eden vatandaşlarının ülkeye geri dönmeleri için af çıkarmaya devam ediyor.
Daha önce 25 kez Suriye halkına yönelik af ilan eden ve halkından geri gelmelerini isteyen Esad, bu çağrılarında başarılı olamamıştı, ancak çağrılarına devam etmekten vazgeçmiyor..
YENİDEN GENEL AF İLAN ETTİ
Suriye Devlet Başkanı BeşarEsad, 22 Eylül 2024 tarihinden önce işlenen firar suçları, cünhalar ve ihlaller için genel af sağlayan bir kanunun hükmünde kararname yayınladı.
Suriye Arap Haber Ajansı’nda (SANA) yer alan habere göre kararname, yurt içinde 3 ay, yurt dışından 4 ay içinde teslim olan hükümlüleri, saklanan ve adaletten kaçanları kapsıyor.
Ayrıca topluma ve devlete ciddi saldırı teşkil eden bazı cünhalar, rüşvet, sahtecilik ve genel ahlaka aykırı bazı kabahatler dışındaki tüm cünhalar ve ihlallere ilişkin cezalar için genel af öngörülüyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN ÇAĞRI
Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 79. Genel Kurulu’na katılmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) hareketi öncesi İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yaptığı açıklamasında Esad’a çağrıda bulunmuştu:
Suriye’deki gerilimin sona ermesi gerektiğini, İsrail’in terör estirdiğini çok açık ortaya koyacağız. Batılı ülkeler bunu anlamamakta ısrar ediyor. Bizler de söylemekte ısrar edeceğiz.
Türkiye ile Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için Esad ile görüşme irademizi ortaya koyduk. Karşı taraftan cevap bekliyoruz. Biz buna hazırız.
İLGİLİ HABERCumhurbaşkanı Erdoğan: Esad ile görüşmek için irade ortaya koydukDilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eyalet yetkilileri, bölgedeki Suzu kentinde bir kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Wajima’da ise şehrin belediye başkanı 10 kişinin kaybolduğunu açıkladı. Eyaletin kuzey bölgesindeki itfaiye ekipleri Suzu, ve Wajima’da nehirler tarafından sürüklenen üç kişinin kaybolduğunu rapor etti.
Noto bölgesindeki deprem restorasyonundan sorumlu kara bakanlık ofisi, 1 Ocak’taki depremde hasar gören Wajima’daki bir tünelin, inşaat sahasında meydana gelen heyelandan sonra dört kişinin kayıp olduğunu belirtti.

TEHLİKELİ DURUMLAR SÖZ KONUSU
Bölgede birçok ev su altında kalırken, Wajima’da yaklaşık 3.100, Suzu’da 1.200 hane elektriksiz kaldı.
Bir kişinin heyelan altında kaldığı ve iki kişinin bir evin çatısından yardım istediği yönünde raporlar var.
Kara bakanlığına göre, sabah saat 11 itibarıyla eyalette 10’dan fazla nehir taştı.
Noto, Yeni Yıl Günü’nde 7.6 büyüklüğünde bir depremle sarsılan bir bölgeydi. Ishikawa Valisi Hiroshi Hase, güçlü depremin ardından bazı bölgelerdeki yapıların hâlâ savunmasız olduğunu göz önünde bulundurarak, insanları “beklenen tehlikeli durumlara karşı” harekete geçmeye çağırdı.

YOĞUN YAĞIŞLAR DEVAM EDECEK
Ajans, Pazar gününe kadar Noto da dahil olmak üzere Tohoku ve Hokuriku bölgesinde heyelanlar, düşük rakımlı alanlarda sel ve nehir taşkınlarına karşı insanları dikkatli olmaya çağırdı.
Yoğun yağış nedeniyle çeşitli yerlerde otoyollar ve yollar kapatıldı. Ajans, Tohoku ve Hokuriku bölgelerinde Pazar sabahı saat 6’ya kadar 24 saatlik süre içinde yağışın 150 mm’ye kadar ulaşmasının beklendiğini bildirdi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da katıldığı törende 23 tip balistik füze ve insansız hava araçları sergilendi.
Törende yeni geliştirilen 1000 kilometrelik menzile sahip “Cihad” adlı balistik füze ile keşif ve saldırı operasyonları için geliştirilen “Şahid-136 B” adı verilen kamikaze insansız hava aracı da ilk kez sergilendi.

İŞGAL EDİLEMEZ OLDUKLARINI SAVUNDU
Geçit töreninde konuşan Pezeşkiyan, İran’ın caydırıcılık kapasitesi nedeniyle kimsenin işgal etme girişiminde dahi bulunamayacağını savunarak, “Bu silahlı kuvvetler güçlü ve yetenekli olmasaydı bugün İran güvende olmazdı.” dedi.
Bölgede İsrail’in saldırganlığından kaynaklanan sorunlara işaret eden Pezeşkiyan, “İslam ülkeleri birlik sağlarsa siyonist rejim (İsrail) bu suçları işleyemez.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olayda ölen ya da yaralanan olmadığı öğrenilirken, araca çarpan tır dron ile görüntülendi
İSTANBUL – Sultangazi’de freni boşalarak yokuş aşağı kayan tır, binanın önündeki jeneratöre çarpıp park halindeki hafif ticari aracın üzerine düştü. Yaşanan olayda şans eseri ölen ya da yaralanan olmadığı öğrenildi.
Olay dün saat 14.00 sıralarında Uğur Mumcu mahallesinde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, çiğköfte imalatı yapan bir fabrikaya malzeme getiren tırın şoförü, aracı park ettikten sonra aşağı indi. Bir süre sonra freni boşan tır, sokağın dik yokuş olması nedeniyle kaymaya başladı. Önce fabrika önündeki jeneratöre çarpan tır, duvarın dibindeki hafif ticari aracın üzerine düştü. Haber verilmesi üzerine olay yerine polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri bölgeyi güvenlik şeridi ile çevirirken, başka bir kaza yaşanmaması için önlem aldı. Polis ekipleri ise olay yerinde incelemeler yaptı. Kazada zarar gören hafif ticari araç, çekici yardımıyla bulunduğu yerden çıkartılırken, duvarı üzerinde kalan tır ise olay yerine çağrılan çekiciyle bulunduğu yerden kaldırıldı. Olayda ölen ya da yaralananın olmazken, duvar üzerindeki tır drone kamerasına yansıdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eskişehir’de bugün Sivrihisar ve Mihalıççık ilçelerinde düşman istilası ile başlayıp günler süren esareatin ardından 20 Eylül 1921 tarihinde Türk askerlerinin Yunan tümenlerini geri püskürtmelerinin 103’üncü yıl dönümü kutlanıyor. Bu çerçevede Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, 2 ilçenin kurtuluşu için de ayrı mesajlar yayımladı. Aksoy, sosyal medya hesabı üzerinden yayımlamış olduğu mesajlarında, “Sivrihisar ve Mihalıççık ilçelerimizin düşman işgalinden kurtuluşunun 103’üncü yıl dönümünü kutluyor, milli mücadelemizin kahramanlarını rahmetle anıyorum” ifadelerine yer verdi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu hafta yayınlanan bir araştırmaya göre 2024 PT 5 adlı asteroit, Dünya’nın atmosferine çarpmak yerine yörüngeye girerek “Mini Ay” olarak kalacak.
Yaklaşık bir şehir otobüsü uzunluğundaki bir asteroitin gezegenimizin etrafında yaklaşık iki ay kalması bekleniyor.
29 Eylül’den 25 Kasım’a kadar Dünya’nın yörüngesinde kalacak ve ardından Güneş’in yörüngesine dönecek olan asteroid Güneş Sistemi’nde yolcuğuna devam edecek.
REKLAM
Asteroit, 7 Ağustos’ta NASA tarafından finanse edilen bir program olan Asteroid Terrestrial-Impact Last Alert System (Atlas) tarafından keşfedildi.
DÜNYA’NIN İLK MİNİ AY’I DEĞİL
Yaklaşık 10 metre çapı olan asteroit, Dünya’nın uydusu Ay ile karşılaştırıldığında çok küçük.
Bilim insanları, asteroit “Mini Ay’ın1 2055’te tekrar Dünya yörüngesine döneceğine inandıklarını eklediler.
Bu, Dünya’nın sahip olduğu ilk “Mini Ay” değil. Araştırmacılar, 1981 ve 2022’de iki “Mini Ay” olay gerçekleştiğini yazdı.
*Haberin görseli ShutterStock tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünyanın hiç beklemediği bu siber saldırının ardından herkes saldırıların nasıl gerçekleştiği sorusunun yanıtını arıyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah da dün yaptığı açıklamada soruşturmanın sürdüğünü söyledi.
Budapeşte merkezli "BAC" şirketi
İlk kez New York Times’ın ortaya attığı ve daha sonra birçok yetkilinin açıkladığına göre, MOSSAD, Hizbullah’ın sipariş ettiği çağrı cihazlarının içine patlayıcı yerleştirdi. Salı günü Hizbullah mensuplarının kullandığı çağrı cihazlarının patlatılmasının ardından gözler bu cihazların üreticisi Gold Apollo’ya çevrildi. Tayvan merkezli çağrı cihazı şirketi Gold Apollo Lübnan’a gönderilen çağrı cihazlarını kendisinin üretmediğini açıkladı, Budapeşte merkezli şirketi işaret etti.
REKLAM
Gold Apollo, Lübnan’a ithal edilen ve daha sonra Hizbullah’ın tedarik ettiği 5 bin adet çağrı cihazının (çoğunlukla AP924 model çağrı cihazı) üretimini Avrupa’daki bir şirkete taşeron olarak verdiğini açıklayarak, marka lisansı verdikleri Budapeşte merkezli “BAC” isimli firmayı işaret etti.
New York Times’ın 12 eski ve mevcut istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberinde, İsrail’in cihazları kendisinin ürettiği iddia ediliyor. MOSSAD’ın geliştirdiği plan dahilinde Macaristan, Norveç ve Bulgaristan’da üç paravan şirket kurduğu öne sürüldü ve Hizbullah için üretilen ilk cihazların 2022 yazında temin edildiği iddia edildi.
Cristiana Barsony Arcidiacono
Bu süreçte öne çıkan isim ise cihazları tedarik eden BAC şirketi ve kurucusu 49 yaşındaki Cristiana Barsony Arcidiacono oldu. MOSSAD’ın operasyonuyla Hizbullah’ı tuzağa düşüren ismin Cristiana olduğu iddia edildi.
Birleşik Krallık’ta eğitim gören iş kadını, Hizbullah’a yönelik saldırıda kullanılan çağrı cihazlarını ürettiği yönündeki iddiaları reddetti. University College London (UCL) mezunu ve BAC Consultancy’nin CEO’su Cristiana Barsony-Arcidiacono, kendisinin sadece tedarik zincirinde bir halka olduğunu ve çağrı cihazlarını üretmediğini söyledi.
Sadece NBC News’in ulaşabildiği Cristiana, “Çağrı cihazlarını ben üretmiyorum. Ben sadece aracıyım. Yanlış anladınız sanırım” dedi.

Diğer yandan şirketin internet sitesine dünden beri erişim sağlanamıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bölgede yaşananlar izlenirken, 18 Eylül günü yine aynı saatlerde bu sefer Lübnan’da telsizler patlatıldı. Saldırıların ardından 37 kişi öldü, binlerce kişi yaralandı.
Lübnan’da iki gün üst üste gerçekleştirilen bu siber saldırılarının ardından gözler İsrail’e ve Hizbullah’a çevrildi.
Hizbullah İsrail’i suçladı, İsrail saldırılara dair yorum yapmadı.
“ASLA TESLİM OLMAYACAĞIZ”
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın beklenen açıklaması dün geldi. Siber saldırıların ardından kameraların karşısına ilk kez geçen Nasrallah, İsrail’e yanıt vereceklerini söyledi.
Nasrallah açıklamasında İsrail’in kırmızı çizgiyi aştığını, ve bunun bir savaş ilanı olabileceğini söyledi. “İki gün boyunca yaşananlar katliamdı” diyen Nasrallah, “Asla teslim olmayacağız. Bu saldırı cevapsız kalmayacak. Yılmayacağız, İsrail’e gereken yanıtı vereceğiz” ifadelerini kullandı ve ekledi “Düşmanı bitireceğiz, Lübnan cephesi asla bitmeyecek. Bugün itibarıyla karşılık vereceğimiz üslup çok sert olacak”
İSRAİL HİZBULLAH HEDEFLERİNİ VURDU
Nasrallah’ın konuşmasından hemen önce İsrail ordusu, Lübnan’daki Hizbullah hedeflerinin vurulduğunu duyurdu.
İsrail ordusu gece boyu da Lübnan’da çok sayıda noktaya hava saldırısı düzenledi. Yetkililer, Hizbullah’ın ateşlenmeye hazır 30 füze platformuyla 150 füze rampasının hedef alındığını açıkladı
İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göreyse söz konusu saldırı İsrail istihbaratıyla işbirliği içinde gerçekleştirildi.
Açıklamada, Hizbullah’a ait İsrail topraklarına doğru ateşlenmeye hazır 30 füze platformu ve 150 füze rampasının hedef alındığı belirtildi.
Açıklamada, hava saldırılarında, 100 noktada İsrail’e fırlatmaya hazır bin roket başlığının vurularak imha edildiği aktarıldı.
Hizbullah’ın açıklamalarının ardından, yetkililer, İsrail askerlerinin Lübnan sınırındaki hareketliliğini artırdığını söyledi.
Son haftalarda, İsrailli yetkililer, Hizbullah’a karşı potansiyel olarak daha büyük bir askeri operasyon konusunda uyarılarını artırdılar.
İsrail-Lübnan sınırında yaşayan on binlerce İsrailli, tahliye edildi.
İsrail Savunma Bakanı, dün yaptığı açıklamada yerinden edilen sakinlerin geri dönmesi için bölgenin güvenli hale getirilmesi için çalıştıklarını, Hizbullah’ın ise ağır bir bedel ödeyeceğini söyledi.
*Haberin görselleri Associated Press ve AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu gelişmelerin ardından konuşan eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçilerin yeniden başkan adayı olan Donald Trump, Kasım ayında gerçekleşecek ABD Başkanlık seçimlerini “İsrail tarihinin en önemli seçimi” olarak nitelendirdi.
Trump, rakibi Kamala Harris’in seçimi kazanması durumunda Yahudi devletinin “yok edileceğini”, “dünyadan silineceğini” ve “varlığının sona ereceğini” iddia etti.
ABD’de bir antisemitizm etkinliğinde konuşan Trump, İsrail için kendisinin büyük oranda desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Trump, Yahudi seçmenlere hitap ederek, “Dünyadaki diğer insanlardan daha fazla Kamala Harris’i yenmelisiniz,” dedi.
Ardından “İsrail’i yeniden harika yapma” sözü verdi.
*Haberin görseli Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyaz Saray Sözcüsü Jean-Pierre, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayarak ABD’nin İsrail’e verdiği desteğe ilişkin konuştu.
Orta Doğu’daki “gerginliğin” artmasının ardından ABD’nin İsrail’e sağladığı silah desteğinin durdurulması taleplerinin sorulması üzerine Jean-Pierre, “ABD’nin politikasının değişmediğini” kaydetti.
Sözcü Jean-Pierre, “İsrail’in güvenliğine olan bağlılığımız sarsılmazdır ve bu değişmemiştir. İsrail’in güvenliğini desteklemeye devam etme konusundaki kararlılığımız sürüyor.” dedi.
REKLAM
Jean-Pierre ayrıca bölgede bir “diplomatik çözüm” görmek istediklerine dikkati çekerek, “Bunun başarılabileceğine inanıyoruz ve bu şekilde ilerlemek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’e koşulsuz destek vermekle eleştirilen ABD yönetimi, ağustos ortasında yaptığı duyuruyla, bu ülkeye 5 ayrı pakette toplam 20 milyar dolarlık silah satışına onay vermişti.
Toplam değeri 18,9 milyar doları bulan 50 adet F-15IA ve 25 adet F-15I savaş uçağı ile bunların ilgili mühimmatları, tüm satışın içindeki en büyük payı oluşturuyordu.
Öte yandan 30 adet orta menzilli havadan havaya füze sistemi (AMRAAM) ile 32 binden fazla tank mermisi ve diğer ilgili ekipmanlar da diğer paketlerde yer almış, bunlara ilaveten 50 binden fazla top mermisi ile ilgili ekipmanların satışına da ayrı bir paket olarak onay verilmişti.
Toplam satış değeri 20,3 milyar doları bulan paket, Gazze’de ateşkes sürecinin belirsizliğini koruduğu ve bölgede gerginliğin yükseldiği bir dönemde onaylanmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Raporda, ‘cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı’ ve bacağın kopmasına neden olan travmanın, ölüm sonrası hayvanlar tarafından oluşturulmuş nitelikte olduğu belirtildi
DİYARBAKIR – Diyarbakır’da 21 Ağustos’ta kaybolan, 8 Eylül’de cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ‘ağız burun kapanması ve boyuna bası sonucu oksijensiz bırakılması’na bağlı olarak öldüğü tespit edildi.
Bağlar ilçesi Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan, 8 Eylül’de cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sürüyor. Narin’in otopsi işleminde 91 örnek alınıp, bunların bir kısmı İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmişti. Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu, Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedeni bulunan Narin Güran’a ilişkin adli belgeler ile otopsi raporu değerlendirilerek hazırladığı raporu Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Raporda, ‘mevcut verilerle Narin Güran’ın cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı’, çocuğun ölümünün kaybolduğu tarih olan 21 Ağustos’ta meydana geldiği yer aldı. Sol diz altından bacağın kopmasına neden olan travmanın, ölüm sonrası hayvanlar tarafından oluşturulmuş nitelikte olduğu aktarılan raporda, “Çocuğun ölümünün ağız burun kapanması ve boyuna bası sonucu oksijensiz bırakılmasına bağlı meydana gelmiş olduğu, oy birliği ile mütalaa edilmiştir” ifadesine yer verildi.
Narin Güran’ın ağabeyi Enes Güran’ın kolundaki diş izleriyle ilgili inceleme yapan Adli Tıp 2. İhtisas Kurulunun mütalaasının çıkması bekleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da eski eşi Sinan Özçelik (41) tarafından çocuklarının gözü önünde 7 yerinden bıçaklanarak ağır yaralanan Sinem T. (33), 11 ve 13 yaşındaki kızlarını eski eşine göstermediği gerekçesiyle 16 Eylül’de girdiği cezaevinden 72 saat sonra çıktı. Sinem T., 3 gün kendi babasının yanında kalan ve bu süreçte okula gidemeyen kızlarına sarılıp, hasret giderdi.
Güzellik merkezinde çalışan Sinem T., yaklaşık 2 yıl önce 2 çocuğunun babası Sinan Özçelik ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandı. Özçelik, geçen yıl 24 Ekim’de kızlarıyla görüştükten sonra onları teslim etmek için buluştuğu Sinem T.’yi, bıçakladı. 7 bıçak darbesiyle ağır yaralan Sinem T, 10 gün yoğun bakımda kaldı ve tedaviyle sağlığına kavuştu. Tutuklanan Sinan Özçelik, ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan yargılandığı Ankara 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki 3’üncü duruşmada olaydan 9 ay sonra tahliye edildi. Özçelik, Sinem T.’nin itirazı üzerine yeniden tutuklandı. Bu arada Sinem T,’ye, eski eşinin şikayeti üzerine 11 ve 13 yaşındaki kızlarını göstermediği gerekçesiyle Ankara 30’uncu Aile Mahkemesi tarafından 3 günlük hapis cezası verildi. Sinem T., karara itirazının 1’inci Aile Mahkemesi tarafından da kabul edilmemesi üzerine kızlarını kendi babası H.T.’nin yanına bırakıp, 16 Eylül’de polise teslim oldu. Kızlarıyla vedalaşıp Sincan Kapalı Cezaevi’ne giren Sinem T., 3 günlük hapis cezasını tamamladı. 72 saat sonra dün akşam cezaevinden çıkan Sinem T., kızlarının yanına koştu. Sinem T., bu süreçte okula gidemeyen ve kendisini kapıda karşılayan kızlarıyla kucaklaşıp, hasret giderdi.
‘ÇOCUKARIMI ONDAN TESLİM ALIRKEN BIÇAKLANDIM’
Sinem T., çocuklarının gözü önünde bıçaklanıp, üzerine 3 gün kapalı cezaevinde hapis yatmasının büyük talihsizlik olduğunu söyledi. Sinem T., Bu düşüncemin yine arkasındayım, doğru bulmuyorum. Bundan sonraki süreci yine adalete bırakıyorum. İnşallah 1 ay sonra davamızda ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ten yargılanan Sinan Özçelik’in en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum. En azından bu çektiğim cezaya da değsin. O da çeksin. Çünkü çok fazla yalan söyleyerek, her şeyi bu duruma getirdi. Üzerime bir sürü davalar açtı. Çocukları gösterdiğim halde ‘göstermiyor’ dedi. Ben çocuklarımı ondan teslim alırken bıçaklandım. Göstermeme gibi bir durumum yoktu. Çocukları kendisinden teslim aldığım sırada planlı bir şekilde beni bıçakladı. Yine de adaletin verdiği karara saygı duydum ve cezamı da çektim. İnşallah adalet sistemi bundan sonra doğru bir şekilde ilerler. Tek umudum bu dedi.
‘KIZLARIM HUKUK OKUSUN İSTERİM’
Çocuklarına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyleyen Sinem T., Anneliğin verdiği güçle daha çok şeyi başaracağıma inanıyorum. Çocuklarım en iyi yerlere gelsin istiyorum. Elimden gelen her şeyi yapacağım. İsterim ki; avukat, hakim ve savcı olsunlar, hukuk alanında okusunlar. Benim gibi insanların haksız yere ceza almalarını engellesinler. Hukuk alanında okuyarak, haksız yere ceza gören insanları savunsunlar. Ben her zaman çocuklarımın yanındayım. Onlar bana güç veren, Allah’ın verdiği hediyeler. Tek başıma, boşanma aşmamızdan sonra da 5 yıllık süreçte maddi manevi her anlamda çocuklarıma ben baktım. Yine aynı şekilde bakmaya devam edeceğim. Çocuklarımın özellikle hukuk alanında savcı, avukat ve hakim olmaları için savaşacağım. Ben güçlü bir insanım. Çocuklarımı da özellikle bu yaşadığımız kötü süreçleri göz önüne alarak güçlü bireyler, güçlü kadınlar olarak yetiştirmek tek hedefim diye konuştu.
Haber-Kamera Mikail KARAMAN- Emirhan YÜZÜGÜLDÜ/ ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, çeşitli toplantılara katılmak üzere Konya’ya geldi. AK Parti Konya İl Başkanlığı tarafından Ali Ulvi KurucuGençlik Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Buluşmaları Konya Toplantısı’na katılan Bakan Yumaklı, burada yaptığı açıklamada, üretim planlamasının önemine değinerek, “Bu ülkeye gelen turistlerin veya diğer misafirlerin ihtiyaçlarını karşılayacak, fazlasını da ihraç etmeye devam edeceğiz. 2024 yılı ihracat rakamının 35 milyar dolara doğru gittiğini de buradan belirtmek istiyorum. Tarımsal üretim destekleri artık 3 yıllığına ve üretim sezonu açılmadan önce açıklanmış oldu bu da ilk olarak yapılanların bir tanesi. Desteklerin nakdi olarak verilmesi uygulamasını tekrar yürürlüğe soktuk. En önemlisi de çoğumuz gençlerimizin ve kadınların, kadın girişimcilerimizin mutlaka ama mutlaka üretimin içerisinde tarımsal üretimin içerisinde olmasını sağlamak adına birçok pozitif ayrımcılık yaptık. Bunu buradan net bir şekilde söyleyeyim ve bunu da yapmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılının inşasında herkes yorulmak bilmeden gece gündüz çalışacak’ sözüne istinaden çalışarak enerjimizi harcıyoruz” şeklinde konuştu.
“Suyu merkeze alarak bir üretim planlaması çalışması yaptık”
Konya’daki sürdürülebilir tarım hakkında konuşan Bakan Yumaklı, “Konya’da tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin çok önemli olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu konumunu koruması için suyu merkeze alan bir üretim plan ve AR-GE çalışmaları şart. Bu nedenle Konya’da diğer bütün Türkiye’mizin illerinde olduğu gibi suyu merkeze alarak bir üretim planlaması çalışması yaptık. Bu çalışma elbette 2 yıldır çok ivme kazandı ya da onun öncesindeki çalışmaları da belki zaman zaman gündeme geldi ama bu konuda bundan önceki dönemlerde gayret sarf etmiş, bu konuya kafa yormuş, emek vermiş bütün bakanlığımıza, bütün bürokrat arkadaşlarımıza da buradan sizlerin huzurunda teşekkür etmek istiyorum. Çünkü ben eminim Konya başta olmak üzere diğer bütün illerimizdeki vekillerimizden, teşkilatlarımızdan, üreticimizden o ile ait, o ile dair fikir beyan eden, ileri gelenlerden herkesin eminim katkısı olmuştur. Dolayısıyla bu konudaki başarı Türkiye’nin başarısı olacaktır” diye konuştu.
“Konya’nın çok önemli üretim merkezi olduğunu biliyoruz”
Hayvansal üretim hakkında konuşan Bakan Yumaklı, “Hayvansal üretimle alakalı da yine Konya’nın çok önemli üretim merkezi olduğunu biliyoruz. Özellikle burada mevcut hayvancılık tesislerinin altyapılarının güçlendirilmesiyle ilgili bundan sonraki dönemde çalışmalarımız devam edecek. Atıl durumda olanların da aktif hale getirilmesi için özellikle Ziraat Bankası desteklerinin veya kredilerinin ekstradan ilave indirimlerle bunlara sevk edileceğini söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı.
“Su konusu kendi içinde hakikaten yerini çok fazla artıran bir konuma gelmiş durumda”
Su konusun tüm dünya için çok önemli bir sorun olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Konya’ya havza dışından su getirme konusu en önemli başlıklardan bir tanesi. Su konusu kendi içinde hakikaten yerini çok fazla artıran bir konuma gelmiş durumda. Hep söyledik, tekrar söyleyelim bunu. Su konusu iklim değişikliği başta olmak üzere çok farklı etkenlerle sadece bizim ülkemizin değil Akdeniz başta olmak üzere ülkelerin tamamının bundan sonra yönetmek zorunda oldukları bir sorun. Yönetmekten kastım ne? Elbette bir iklim değişikliğiyle ilgili konulara direkt etki edemeyeceğiz. Ancak elimizde bir suyu kullanmakla alakalı eğer yapılması gerekenleri yapmazsak çok değil sadece 5-6 sene sonra bugünkü pozisyonumuzdan çok daha farklı ve istemeyeceğimiz sonuçları görebiliriz. Bir tarafta vahşi sulama bir tarafta damla sulama. Devlet damla sulama yatırımlarının yarısını bunu yapan üreticilerimize veriyor. Sulama kanallarını kapalı sulama sistemlerine çevirmek için bütçesinin büyük bir kısmını harcamaya devam ediyor. Belediyelerimizin kayıp kaçak oranlarının arttırılması konusunda Ulusal Su Kurulunda başta olmak üzere çok yoğun çalışmalar var. Sanayimizin kullandığı suyu yani gri su dediğimiz suyu arıtarak tekrar üretim proseslerinde bir daha bir daha mümkün olduğu kadar kullanılmasının da yine suyun yönetiminin en önemli unsurlarından bir tanesi olduğunu söylemek istiyorum” dedi.
Programa, Konya AK Parti milletvekilleri, AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, ilçe belediye başkanları, partililer ve çeşitli illerden gelenler katıldı. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düşük doğum oranları ve azalan genç nüfus sorunlarıyla mücadele eden Japonya, yaşlı nüfus konusunda yeni bir rekor kırdı.
Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı’nın 2023 yılı verilerine göre, 100 yaş ve üzeri kişilerin sayısı 54 yıl üst üste artarak geçen sene 95 bin 119 ile rekor seviyeye ulaştı.
100 yaş ve üzeri kişilerin yüzde 83’lük kısmını 83 bin 958 kişi ile kadınların oluşturduğu bildirilirken, yüzde 17’lik kısmını ise 11 bin 161 kişi ile erkeklerin oluşturduğu kaydedildi.
YAŞLI NÜFUSTA YENİ REKOR
100 yaşını geçenlerin toplam sayısının bir önceki yıla göre 2 bin 980 arttığı bildirilirken, ortalama yaşam süresinin de 3 yıl sonra ilk kez artarak 2023’te kadınlar için 87,14’e, erkekler için ise 81,09’a yükseldiği ifade edildi.
Güncel verilere göre, en yaşlı erkek 110 yaşındaki Kiyotaka Mizuno olurken, en yaşlı kadın ise aynı zamanda dünyanın en yaşlı insanı unvanını elinde bulunduran 116 yaşındaki Tomiko Itooka oldu.
61 YIL ÖNCE SAYILARI 153’TÜ
Bu alandaki verilerin toplanmaya başlandığı yıl olan 1963’te 153 olarak bilinen 100 yaş ve üzeri kişi sayısı; 1981’de bin, 1998’de ise 10 bin sınırını aşmıştı.
Ortalama yaşam sürelerinin tıp endüstrisi ile tedavi ve bakım hizmetlerindeki gelişmeler nedeniyle düzenli olarak arttığı değerlendiriliyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in siber saldırısı sonucu Lübnan’da Hizbullah’ın da iletişim için kullandığı çağrı cihazlarında patlamalar meydana geldi.
Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, İsrail’in “pager” isimli çağrı cihazlarına sızması sonucu yüzlerce Lübnanlı yaralandı.
NNA’dan yapılan açıklamada, “Beyrut’un güney banliyöleri ile Lübnan’ın birçok bölgesinde benzeri görülmemiş düşmanca bir güvenlik olayı yaşandı. Yüksek teknoloji kullanılarak taşınabilir pager sistemleri patlatıldı ve çok sayıda yaralı olduğu, yaralıların hastanelere nakledildiği bildirildi.” ifadeleri kullanıldı.
İSRAİL ÇAĞRI CİHAZLARINI PATLATTI
Lübnan’da bazı çağrı cihazlarının, sahiplerinin üzerindeyken patladığı anlar sosyal medyaya yansıdı.
Görüntülerde, taşınabilir cihazların sinyal vermesiyle sahipleri tarafından ellerine alındığı ve bu esnada infilak ettiği fark ediliyor.
8 ÖLÜ, 2 BİN 800 YARALI VAR
Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada 8 kişinin hayatını kaybettiği, 2 bin 800 kişinin ise yaralandığı duyuruldu.
Yaralanan kişilerin çoğunun Hizbullah mensubu olduğu kaydedildi.

SAĞLIKÇILARA ACİL KODLU ÇAĞRI YAPILDI
Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanı Firas el-Ebyad, “Ülkenin farklı bölgelerinde çağrı cihazlarının patlaması sonucu yüzlerce kişi yaralandı.” dedi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, acil servislere gelen yüksek sayıda yaralılarla ilgilenmek için tüm sağlık çalışanlarına görev yaptıkları sağlık merkezine gitmeleri talimatı verdi.
Lübnanlılardan kan bağışı yapmalarını talep eden Sağlık Bakanlığı, yollarda ambulanslara öncelik verilmesi çağrısı yaptı.

LÜBNAN SOKAKLARINDA KAOS…
Sağlık Bakanlığı, personelinden ve vatandaşlardan çağrı cihazları kullanmamasını istedi.
Başkent Beyrut sokaklarında onlarca ambulansın hareketliliği gözlemlenirken Lübnan askerleri de kentteki kaos ve trafikteki yoğunluğu ortadan kaldırmak için caddelerde konuşlandı.

HİZBULLAH: EN BÜYÜK GÜVENLİK İHLALİ
Reuters’a konuşan bir güvenlik kaynağı ise, Hizbullah’ın yüzlerce üyesinin, haberleşmek için kullandıkları çağrı cihazlarının patlaması sonucu ağır yaralandığını söyledi.
Hizbullah yetkilisi, çağrı cihazlarının patlatılmasının İsrail ile yaklaşık bir yıldır süren savaşta örgütün maruz kaldığı “en büyük güvenlik ihlali” olduğunu söyledi.



Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Meta’dan Rusya’yı kızdıran karar…
Milyonlarca kullanıcıya sahip uygulamaları tek çatı altında toplayan Meta, Rus medyasına ait bazı kuuluşları ve haber ajanslarını platformlarında yasakladı.
Yasağın duyurulmasının ardından tepki gören Meta, konuya ilişkin açıklama yaptı.
“RUS MEDYA KURULUŞLARI KÜRESEL OLARAK YASAKLANDI”
Açıklamada, “Dikkatli bir değerlendirmenin ardından Rus devlet medya kuruluşlarına karşı devam eden yaptırımlarımızı genişlettik. Rossiya Segodnya, RT ve bunlarla bağlantılı kuruluşlar, dış müdahale faaliyetleri nedeniyle uygulamalarımızdan küresel olarak yasaklanmıştır.” ifadesi kullanıldı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Moskova’da gündemdeki konulara dair yaptığı açıklamada, Meta’nın aldığı karara da değindi.
“BU KARAR OLUMSUZ VE KABUL EDİLEMEZ”
Peskov, Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta’nın Rus medya kuruluşlarını yasaklama kararının olumsuz ve kabul edilemez olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
Meta bu eylemlerle kendisini itibarsızlaştırıyor. Rus medyasına yönelik bu tür seçici eylemler kabul edilemez. Bunu son derece olumsuz bir karar olarak değerlendiriyoruz. Elbette bu, Meta ile ilişkilerimizi iyileştirme ihtimalini zorlaştırıyor.

RUS MEDYASI VE ABD
ABD Adalet Bakanlığı, 4 Eylül’de yaptığı açıklamada, aralarında RT’nin de olduğu Rusya’ya bağlı bazı medya kuruluşları ile sosyal medya platformlarını, 5 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimlerine müdahale etmeye çalışmakla suçlamış ve bu kapsamda yaptırımlar açıklamıştı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da 13 Eylül’de yabancı ülkelerde “istikrarsızlaştırıcı” faaliyetlerde bulunduğu ve Ukrayna’daki savaşında Moskova yönetimine önemli ölçüde destek sağladığı gerekçesiyle Rus devlet kanalı RT ile bağlantılı 3 kurum ile 2 kişiye yönelik yaptırım kararı alındığını açıklamıştı.
SEÇİMLERE MÜDAHALE İDDİALARINI REDDETTİLER
ABD istihbaratı, ülkede 2016 yılında düzenlenen başkanlık seçimlerine Rusya’nın RT ve diğer medya kurumları üzerinden müdahale etmeye çalıştığı sonucuna varmış, Moskova ise seçimlere müdahale iddialarını reddetmişti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuk felci vakalarındaki artış sonrası yapılan aşılama çalışmalarına ilişkin konuşan UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, “Gazze’den nadir görülen olumlu bir hikaye.” ifadesinde bulundu.
Lazzarini, açıklamalarında ikinci doz uygulamalarına ilişkin de konuştu.
“BİR SONRAKİ GÖREVİMİZ İKİNCİ DOZU SAĞLAMAKTIR”
Aşılamaya ilişkin konuşan Lazzari, şu sözleri sarf etti:
Gazze’den nadir görülen olumlu bir hikaye: Çocuk felci aşılama kampanyasının 1. turu başarıyla sona erdi. UNRWA ve ortakları yüz binlerce çocuğu aşılayarak aşılama kapsamını yüzde 90’a ulaştırmıştır.
Çatışmanın tarafları, gerekli olan farklı ‘insani duraklamalara’ büyük ölçüde saygı göstererek, siyasi irade olduğunda yardımın kesintiye uğramadan sağlanabileceğini göstermiştir.
Bir sonraki görevimiz çocuklara Eylül sonunda ikinci dozu sağlamaktır. Kampanyayı güvenli bir şekilde yürütmek için yeni duraklamalara ihtiyaç duyulacak olsa da, Gazze’deki insanların nerede olurlarsa olsunlar acilen ihtiyaç duydukları şey ateşkestir.

KAMPANYA BAŞLATILMIŞTI
Filistin Sağlık Bakanlığı, 16 Ağustos’ta, Gazze’de ilk çocuk felci vakasının tespit edildiğini duyurması sonrası, DSÖ, Filistin Sağlık Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve BM’nin Filistin Ajansının (UNWRA) iş birliğiyle, Gazze’de 10 yaş altı 600 binden fazla çocuğu kapsayan çocuk felci aşılama kampanyası başlatılmıştı.
Ayrıca, cumartesi günü açıklamada bulunan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kampanyanın ilk aşamasında 560 binden fazla çocuğun aşılandığını duyurmuştu.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail askerlerinin Gazze’de sürdürdüğü zulüm 10 ayı aşkındır devam ediyor.
Binlerce Gazzeliyi öldüren İsrail ordusu, savaştan kaçmayı başaran sivilleri ise yurtlarından ederek kendi topraklarından uzaklaştırıyor.
Göçebe olarak zor şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışan Gazzeliler, İsrail askerlerinin sınırda uyguladığı ambargo nedeniyle yiyecek ve temiz suya ulaşmakta zorluk çekiyor.
TÜRK KIZILAYI’NDAN YARDIM ELİ
Savaşın ilk gününden itibaren yardımlarını esirgemeyen Türk Kızılayı, açlıkla mücadele eden Gazzelilere bir gıda yardımı daha gerçekleştirdi.

20 BİN KİŞİLİK GIDA YARDIMI DAĞITILIYOR
Gazze’ye insani yardımın ulaşmasında yaşanan zorluğu yerelden temin ettiği gıda malzemeleriyle aşma yoluna giden Kızılay, kuru gıda, sıvı yağ, ton balığı dahil 16 kalem malzemeden oluşan 20 bin kişilik gıda kolisini Han Yunus’taki dağınık yerleşim bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya başladı.
Yardımların Gazze’ye ulaşması sürecinin her aşamasında Filistin, Mısır ve Ürdün Kızılayı ile koordineli bir çalışma yürüten Kızılay, bölgeye karayolu üzerinden insani yardım sevkiyatı gerçekleştirmek için de planlama çalışmalarını sürdürüyor.
GÜNDE 15 BİN KİŞİ KAPASİTELİ AŞEVİ FAALİYETİ SÜRÜYOR
Çatışmaların başladığı 7 Ekim’den bu yana önce Refah’ta, ardından Deyr Belah’ta hizmet veren aşeviyle Kızılay, günde 15 bin kişinin sıcak yemek ihtiyacını karşılıyor.
Aşevinden yararlananların pek çoğu, günde sadece bir öğün yemek yediklerini, bu yemeğin de Türk Kızılay aşevinden sağladıkları öğün olduğunu anlatıyor.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖCALAN İÇİN SLOGAN ATTILAR
“Festival” adı altında gerçekleştirilen gösteride PKK yandaşları, terör örgütünün bayraklarını taşıdı ve elebaşı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması yönünde sloganlar attı.

FRANSA’NIN İZNİ DAHİLİNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Fransa Dışişleri Bakanlığı, AA muhabirinin, PKK Avrupa Birliği ve Fransa tarafından terör örgütü olarak tanınırken örgüte ait paçavralarla terör propagandasının yapıldığı bu gösteriye neden izin verildiği sorusunu henüz yanıtlamadı. Türkiye, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2021’de terör örgütü PKK/PYD/YPG güdümündeki sözde “Suriye Demokratik Konseyi” mensupları ile görüşmesini kınamıştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2024-2025 Eğitim ve Öğretim yılının başlamasıyla birlikte Zabıta Müdürlüğü ekipleri, okul servis araçlarına yönelik denetim gerçekleştirdi. Öğrencilerin ulaşımda güvenli ve sağlıklı bir hizmet almaları amacıyla gerçekleştirilen denetimde birçok başlıkta inceleme yapıldı. Eğitim Kampüsü girişinde önlem alarak servisleri denetleyen zabıta ekipleri, araç sürücülerinin ruhsat ve ehliyetini, ruhsatta belirlenen yolcu sayısını, emniyet kemerini, güzergah izin belgesini, klimayı, yangın söndürme tüpünü, araç içinin temizliğini ve uyarıcı yazıların olup olmadığı ile okul servisi yönetmeliğine uyup uymadıklarını kontrol etti.
Servis şoförlerine gerekli uyarı ve bilgilendirmelerde de bulunan Zabıta Müdürlüğü personeli, yeni eğitim-öğretim yılının başladığı ilk haftadan itibaren, öğrencilerin huzur ve güven içerisinde okullarına gidip gelmelerini sağlamak için denetimlerine devam edecek. – BAYBURT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya, silah kaçakçılığı ve ruhsatsız silah taşıma suçuna yönelik yurt genelinde gerçekleştirilen ‘Mercek-25’ operasyonlarında, 2 bin 738 ruhsatsız silah ele geçirildiğini, 2 bin 459 şüpheli hakkında işlem yapıldığını açıkladı.
Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İl Jandarma Komutanlıkları ve İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 81 ilde ‘Mercek-25’ operasyonları düzenlendiğini belirtti. Buna göre; evlerde, iş yerlerinde, halka açık alanlarda ve yol aramalarında yapılan çalışmada, 1596 tabanca, 442 kurusıkıdan çevrilmiş tabanca, 45 uzun namlulu tüfek, 655 tüfek olmak üzere toplam, 2 bin 738 ruhsatsız silah ele geçirildi. Ayrıca, 2 bin 459 şüpheli hakkında işlem yapıldı.
Operasyonlarda emeği bulunan kamu görevlilerini tebrik eden Yerlikaya, “Aziz milletimizin bilmesini isterim ki ruhsatsız silah temin edenleri bir bir yakalayıp adalete teslim etmeye devam edeceğiz. Sizlerin dua ve desteğiyle kendi karanlık düzenlerinin hakim olmasını isteyen suç odaklarıyla mücadelemiz aralıksız sürecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre Yumaklı, Brezilya’nın Mato Grosso eyaletinin başkenti Cuiaba’da düzenlenen G20 Tarım Bakanları Zirvesi’ne katıldı.
Açılış oturumunun ardından bakanlar, günün anısına fidan dikerken, Bakanlar Toplantısı Birinci Oturumu’nda konuşan Yumaklı, son yıllardaki gelişmelerin, dayanıklı ve sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerine ilişkin sorumluluklarının her zamankinden daha da önemli olduğunu gösterdiğine işaret etti.
Yumaklı, toprak, su ve gıdanın ulusal politikaları ve küresel ilişkileri belirleyen stratejik unsurlar olduğunu aktararak “İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin yanı sıra, Kovid-19 gibi krizler ve bölgesel çatışmalar giderek tüm dünyayı etkilemekte ve küresel gıda güvenliğini tehdit etmektedir. Bu, barış ve güvenlikle tarımın sürdürülebilirliği arasında yakın bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ancak su olmadan tarımın sürdürülebilirliğini sağlayamayız. Bu nedenle suyu tarım politikalarımızın merkezine koyuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Tüm dünya olarak bir geçiş döneminde olunduğunu, bunu da “yeni normal” olarak adlandırdıklarını belirten Yumaklı, şöyle devam etti:
“Bu yeni normale uyum sağlayabilmek amacıyla, etkili arazi kullanımı, su yönetimi ve üretim planlaması için yeni stratejiler oluşturmaktayız. Şimdi neyi, nerede ve ne kadar üreteceğimizi planlayacağız. Bu yıl itibarıyla planlı üretim uygulamalarını hayata geçireceğiz. Su merkezli tarımsal üretim planlamasıyla en uygun yerde stratejik ürünler üreterek tarımsal verimliliği artırmayı hedeflemekteyiz. Tüm bu politikalarla gıda tedarik güvenliğimizi garanti altına almayı ve üreticilerimizin hasat döneminde pazarlama sorunlarıyla karşılaşmasını engellemeyi amaçlıyoruz.”
“Sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak önemli”
Yumaklı, “Sıfır Açlık” için birlikte çalışılması gerektiğine vurgu yaparak, yiyeceğin temel bir insan hakkı olmasına rağmen 800 milyondan fazla insanın bu hakka erişemediğini bildirdi.
Yaklaşık 500 bin kişinin gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalmasına neden olan Gazze’deki katliama dikkati çekmek istediğini belirten Yumaklı, “Gazze’de Filistinlilere uygulanan katliam, milyonlarca insanın kabul edilemez bir şekilde gıda ve suya erişimini engelliyor. Neredeyse bir yıldır devam eden bu zihinsel tutulmanın, insanlık adına sona ermesi gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Yumaklı, Gazze’de olduğu gibi, yetersiz hasat veya kıtlığa neden olan doğal afetler gibi farklı sebeplerle kronik açlık çeken birçok bölgenin bulunduğuna dikkati çekerek, “Bu noktada, gıda ticaretinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Uluslararası ticaretin gıda güvenliği ve beslenme üzerindeki rolü, gıda bulunabilirliğini ve gıda güvenliğinin istikrarını doğrudan etkileyecek hassas bir konudur. Ticaret, gıdanın daha bol olduğu bölgelerden ihtiyacı olan bölgelere gıda aktararak bu açığı kapatabilir.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin küresel ticaret ağlarına giderek daha fazla entegre olduğuna vurgu yapan Yumaklı, “Türkiye olarak, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırmanın önemini kabul ediyoruz. Bu yaklaşım yalnızca fayda sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda iklim değişikliğini ele almak ve gıda sistemlerinin uzun vadeli dayanıklılığını sağlamak için küresel çabalarla da uyumlu olacaktır.” şeklinde konuştu.
Yumaklı, sürdürülebilir geleceğin sadece bir olasılık değil, gereklilik olduğuna işaret ederek, tüm dünyanın kendisini çevresel olarak güvenli, gıda açısından yeterli ve iklim değişikliğine dayanıklı bir dünyaya adaması gerektiğini bildirdi.
Bazı ülkelerin bakanlarıyla ikili görüşme
Bakan Yumaklı, zirve kapsamında bazı ülkelerin tarım bakanlarıyla da buluştu. Toplantıya ev sahipliği yapan Brezilya’nın Tarım ve Balıkçılık Bakanı Carlos Favaro ile görüşen Yumaklı, yine Brezilya’nın Tarımsal Kalkınma ve Aile Çiftçiliği Bakanı Paulo Teixeira ve Balıkçılık ve Su Ürünleri Bakan Yardımcısı Edipo Cruz ile bir araya geldi.
Yumaklı, zirveye katılan Azerbaycan Tarım Bakanı Majnun Mammadov, Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanı Abdulrahman Al Fadley, İspanya Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanı Luis Planas, ABD Tarım Bakan Yardımcısı Xochitl Toores Small, Rusya Tarım Bakan Yardımcısı Sergey Levin ile görüştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Akhisar KOM Büro Amirliği ekipleri tarafından 5607 SKM (Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Muhalefet) suçunun önlenmesine yönelik Turgutlu ve Akhisar ilçelerinde operasyon düzenlendi.
M.Ç. (35), E.S. (38), İ.S. (60) isimli şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda; 38 bin 600 adet içi kıyılmış tütün doldurmuş makaron (sigara), 92 bin 600 dal boş makaron, 556 paket gümrük kaçağı sigara, 782 adet kesilmiş TAPDK bandrolü, 118 kilogram kıyılmış tütün, 32 paket pipo tütünü, 20 adet elektronik sigara, 5 adet elektronik sigara likiti, 2 adet kompresör, 2 adet elektrikli sigara sarma makinesi, 1 adet 7.65 mm ruhsatsız tabanca ele geçirildi.
Şüpheli 3 kişi hakkında 5607 SKM suçundan adli tahkikata başlandığı bildirildi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’in Karabağlar ilçesinde birlikte yaşadığı eski eşi Fulya Öztürk’ü (35) çalıştığı pastanede tabancayla öldüren ve verilen müebbet hapis cezası, istinaf mahkemesi tarafından ‘akıl sağlığı’ raporu alınmadığı gerekçesiyle bozulan Hasan Ozan Baştosun (35) için istenen raporda, akıl sağlığının yerinde ve cezai ehliyetinin tam olduğu belirtildi.
Olay, 9 Aralık 2020’de Fulya Öztürk’ün çalıştığı pastanede meydana geldi. İlki ilk eşinden 2 çocuk annesi Fulya Öztürk’ün yanına, bir süre önce boşandığı ancak birlikte yaşadığı Hasan Ozan Baştosun geldi. Öztürk ve Baştosun arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Baştosun, tabancasını doğrultup Öztürk’e ateş etti. Öztürk, vücuduna isabet eden mermilerle yere yığıldı. Baştosun, Öztürk’ün aracını alıp, kaçtı. İş yeri çalışanları, durumu sağlık ekiplerine bildirdi. İhbarla gelen sağlık ekibi, Fulya Öztürk’ün yaşamını yitirdiğini belirledi. Adli Tıp Kurumu morgundaki otopsinin ardından Öztürk’ün cenazesi, memleketi Muğla’nın Fethiye ilçesindeki Taşkaya Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi.
‘KISKANÇLIK YÜZÜNDEN ÖLDÜRDÜM’
Polise teslim olan ve ifadesinde Fulya Öztürk’ü kıskançlık nedeniyle öldürdüğünü söyleyen Hasan Ozan Baştosun ise sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlik tarafından tutuklandı. Soruşturmanın ardından Baştosun hakkında, ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle İzmir 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın 25 Nisan 2022’deki duruşmasında savcı, esas hakkında mütalaasını açıkladı. Toplanan deliller ve alınan ifadeler ışığında, sanık Baştosun’un ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapse çarptırılması talep edildi. Geçen yıl mayıs ayındaki karar duruşmasında tutuklu sanık Baştosun, ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapse çarptırılırken, cezasında indirim de uygulanmadı.
DOSYA YENİDEN YEREL MAHKEMEDE
Avukatların itirazı üzerine dosya, istinaf mahkemesine taşındı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4’üncü Ceza Dairesi, sanık Baştosun’un 2021 yılının mayıs ayında görülen davada, olaydan önce Fulya Öztürk ile telefonda görüştükleri sırada tartıştıklarını, tartışmadan sonra epilepsi hastası olduğu için nöbet geçirdiğini belirtti. Daire, Bastosun’un işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı konusunda raporunun aldırılması gerektiğini vurguladı. Daire, sanığı hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmediğine de kanaat getirdi.
‘HERHANGİ BİR AKIL HASTALIĞI VE ZEKA GERİLİĞİ SAPTANMADI’
Öte yandan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4’üncü Ceza dairesi, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulduğuna da kanaat getirdi ve yerel mahkemenin verdiği kararın bozulmasına hükmederek dosyanın yeniden yerel mahkemeye gönderilmesine oy birliğiyle karar verdi. Davanın yeni duruşması beklenirken, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan sanıkla ilgili istenen akıl sağlığı raporu geldi. Raporda, “Baştosun’un Kurulumuzca 21/02/2024 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkur suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arizanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadı” ifadelerine yer verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Terörden arananlar listesinde kırmızı kategoride yer alan PKK/KCK’lı Azad Akıncı, MİT’in hedef listesinde yer alıyordu. MİT, haber kaynakları aracılığı ile terörist Akıncı’nın konumunu tespit etti. MİT, Türkiye sınırına 160 kilometre derinlikte yer alan Mahmur’da Azad Akıncı’yı adım adım takip etti. En uygun anda nokta operasyonla terörist Azad Akıncı etkisiz hale getirildi.
Azad Akıncı, 2006 yılında PKK/KCK güdümünde faaliyet gösteren Özgür Liseli Gençlik Derneği yapılanmasında yer aldı. 2008 yılında “terör örgütü adına suç işlemek, terör örgütü adına faaliyetlerde bulunmak, terör örgütünün propagandasını yapmak” suçlarından tutuklandı. Aynı yıl Batman Kapalı Cezaevi’nde açlık eylemine katılan örgüt mensupları arasında yer aldı. Aralık 2008 itibarıyla PKK/KCK terör örgütünün sözde gençlik yapılanması olan Siirt Yurtsever Devrimci Gençlik sorumluluğu yaptı. 2009 yılında sözde Serhat alanına geçiş yaptı. 2011 yılında Yurtsever Devrimci Gençlik Merkezi Türkiye yürütmesi sorumluluğu yaptı. 2014 itibarıyla Metina’da lojistik faaliyetlerin sözde sorumluluğunu yürüttü. 2016 yılında Mahmur’da düzenlenen PKK/KCK Gençlik Kongresi’ne katıldı. 2017 yılında İran alanında KCR (Doğu Kürdistan Gençlik Topluluğu) biriminde sözde sorumlu düzeyde görev aldı. 2023 itibarıyla PKK/KCK Mahmur Genel Sekretarya sözde sorumlusu olarak faaliyet yürüttü. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kozan Ülkü Ocakları tarafından düzenlenen program ile ilçede 12 Eylül şehitlerini anma etkinliği düzenlendi. Programa 12 Eylül darbesinde 5 yıl tutuklu kalan ve işkence gören 65 yaşındaki Yavuz Selim Aktaş yaşadığı işkence sürecini anlatırken, ” Türkiye’nin şu anki Türk dünyası liderliği ile rüyalarımız gerçek oldu” diye konuştu.
78 gün boyunca yaşadığı insanlık dışı işkenceleri anlatarak hakikati savunduğu için pişman olmadığını ifade eden Aktaş, “Hak bir dava. Türk devleti için mücadele veren ülkücüler idama gitmemeliydi. Hatta yargılanmamalıydı. Ama Amerikancı sistem bizi yargıladı. Beş yıl hapishanede kaldık. Neticesinde birçok davadan beraat ettik. Bir kısmından hüküm aldık. Hiç pişmanlığımız yok. Yolumuz hak yolu çünkü. Cezaevinde şartlar çok ağırdı. Dışarıdan gelen yiyecek alınmaz, kıyafet alınmazdı. Tek elbiseye mahkumsun. Para yok. Günlük dayak atarlardı. Beni ayaklarımdan bağladılar ve çamaşır ile Adana Barajı’nda iple sallandırdılar. En ağır işkence su işkencesi. Çok tazyikli su sıkarlardı. Bağırıp düşersin geri kaldırırlar yine. Elektrikli işkence bunların yanında hafif kalırdı. Bir de psikolojik tarafı var. Birçok arkadaşımıza işkence anındayken eşlerini, annelerini getirdiler. Onların kıyafetlerini çıkararak yanlarında anlatılmayacak işkenceler yaptılar. İşkence hanelerden birçok ülkücüyü de kaçıyor gibi gösterip attılar. Onlarca kayıp arkadaşımız var” dedi.
Güçlü Türkiye hayalinin gerçek olduğunu aktaran Aktaş, “Bizim rüyamız Kızıl Elma idi ve Cumhur İttifakı Kızıl Elma’yı kuruyor. Azerbaycan, Türkmenistan, Türk Devletleri Teşkilatı kuruluşu. Bunlara Pakistan gibi dost bir ülkenin askeri tatbikatlarda yer alması bizleri mutlu ediyor. Bunlar bizim onurumuz, gururumuz, hayalimiz. Amerikan emperyalizmini yok ederek kendi yerli silah sanayimizin kurulması bizleri çok mutlu ediyor. Geleceğe ümitle bakıyoruz, hayallerimiz gerçek oldu” diyerek yaşadığı tüm sürece rağmen güçlü Türkiye’nin başarılarının acılarını dindirdiğini söyledi.
Anma törenine Kozan Ülkü Ocakları Başkanı Murat Mercan, MHP Kozan İlçe Başkanı Şerif Köşeli, Kozan Belediye Başkan Yardımcısı Alev Ataş, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda genç katıldı. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu, Kuzey Kore’nin 2010’dan bu yana uranyum zenginleştirme tesisini ilk kez açıklaması anlamına geliyor. Uzmanlar, bu hamlenin ABD ve müttefiklerine baskı uygulamak ve Kasım ayındaki ABD başkanlık seçimlerini etkilemeye yönelik olabileceğini belirtiyor.
Kim, ziyareti sırasında Kuzey Kore’nin nükleer teknolojisinden duyduğu memnuniyeti ifade etti ve santrifüj sayısının artırılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, son günlerde nükleer kapasiteli roketlerin test atışlarını gözlemledi ve bir özel operasyon grubunun eğitim üssünü ziyaret etti.
Güney Kore Birleşme Bakanlığı, Kuzey Kore’nin bu hamlelerini şiddetle kınadı ve bunun uluslararası barışa ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
Uzmanlar, yayınlanan görüntülerin Kuzey Kore’nin ürettiği nükleer malzeme miktarını tahmin etmek için değerli bir kaynak olabileceğini söylüyor. Fotoğraflarda yaklaşık 1.000 santrifüj görülüyor ve bu santrifüjlerin yıllık yaklaşık 20-25 kilo yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum üretebileceği tahmin ediliyor.
Kuzey Kore’nin her yıl kaç nükleer bomba ekleyebileceğine dair tahminler altıdan 18’e kadar değişiyor. Ülke, 2022’den bu yana ABD ve Güney Kore’yi hedef alan nükleer füze cephanesini genişletmek için silah test faaliyetlerini artırdı.




Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Gaziantep Kültür Yolu Festivali açılışı Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy, Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, turizmden 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedeflediklerini vurguladı.
Bakan Ersoy, “Ülkemizin kültür ve sanat alanındaki en büyük organizasyonu Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin Gaziantep ayağında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Dört yıl önce yalnız bir bölgede ve bir şehirde başladığımız Kültür Yolu Festivalini 4 yıl gibi çok kısa bir sürede 7 bölgeye ulaştırmış durumdayız. Bu yıl 16 şehrimizde gerçekleştirdiğimiz festival ülkemizin en büyük ve en zengin marka projelerinden biri haline geldi. Şehirlerimizin marka değerine önemli katkılar sağlayan festivalin kapasitesini inşallah her yıl daha da yukarılara çekeceğiz. Kültür ve Sanatla bütünleşmiş bir turizm vizyonuyla ortaya konan kültür politikalarının bir sonucu olan Türkiye Kültür Yolu Festivali, katılımcı sayısı ile bugün dünyanın en büyük festivallerinin başında geliyor. Dört yıl içinde, Avrupa’nın en seçkin kültür sanat festivallerini bünyesinde barındıran Avrupa Festivaller Birliği üyeliğine kabul edilmemiz ne kadar başarılı çalışmalar ortaya koyduğumuzu göstermektedir” dedi.
“Türkiye, dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer almaktadır”
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, “Ülkemiz, turizm konusunda dünyanın en güçlü potansiyeline sahip ülkeleri arasında bulunmaktadır. Ancak bu potansiyel geçmiş dönemlerde maalesef doğru değerlendirilmedi. Türkiye’de turizm dendiğinde sadece deniz, kum, plaj anlaşılıyordu. Fakat doğa harikası sahillerimizle ilgili dahi gereken çalışmalar yapılmamıştı. Biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde turizm konusunda devrim niteliğinde kararlar alarak Türkiye’de turizmin niteliğini arttıracak, turizmi 12 aya çıkaracak ve Türkiye’nin dünya turizm pastasından çok daha güçlü bir pay alabilmesini sağlayacak çalışmalar yaptık. Yapmış olduğumuz bu çalışmalar neticesinde bugün Türkiye, dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer almaktadır” dedi.
“Turizmde 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz”
Bakan Ersoy, “2002 yılında ülkemize 13 milyon turist gelirken turizmden elde ettiğimiz gelir 12 milyar dolardı. Bugün biz 60 milyon turist hedefine doğru emin adımlarla yolumuzda ilerlerken 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz. İşte bu başarıların altında doğru politikalar geliştirmek ve alınan kuralları uygulama iradesi yatmaktadır. Bu doğru politikalardan biri de her yaş ve kesimden vatandaşımızın kültür ve sanatın her dalına kolay ve yoğun şekilde erişim sağlayabildiği bu tarz festivallerdir” şeklinde konuştu.
“Turizmde çeşitliliği arttırdık”
Bakan Ersoy turizmde çeşitliliği arttırdıklarını belirterek, “2021 yılında 2 binden fazla sanatçının katılımıyla başlayan festivalimize her geçen dönem Türkiye ve dünyadan farklı sanatçıları ve sanat kurumlarını dahil ettik. 2023 yılına gelindiğinde festivale katılım sağlayan sanatçı sayısı çok daha yüksek seviyelere ulaştı. Bu yılki hedefimiz ise bu sayıları daha da yukarılara çekmek. Gerçekleştirdiğimiz etkinliklere halkımızın katılımı, sanatseverlerin yoğun ilgi göstermesi, ne denli doğru bir çalışma yaptığımızı gösteriyor. Ayrıca turizmdeki başarımızın altında yatan nedenlerden biri de turizmdeki çeşitliliği arttırıp, tarih, inanç, kültür, doğa, sağlık, gastronomi gibi alanlarda da önemli çalışmaları hayata geçirmek olmuştur. Gastronomi dendiğinde de artık sadece Türkiye’de değil dünyada ilk akla gelen şehirlerden biri de Gaziantep’tir. Şehrimizin bu konuda sahip olduğu potansiyelin farkındayız. Tarihi İpek Yolu’nun üzerinde bulunan, Anadolu tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, mimarisi, doğası ve benzersiz gastronomi kültürüyle herkesi kendine hayran bırakan kadim Gaziantep’in marka değerine katkı sağlayacak çalışmalara her zaman destek olduk ve destek olmaya devam edeceğiz. Evet, Gaziantep bugün, sahip olduğu tarihiyle, kültürüyle, ekonomisiyle, turizm imkanlarıyla ve gastronomisiyle ülkemizin önde gelen şehirlerinden biridir. Fakat bize ve hatta hepimize bu konuda düşen ise bu özel şehrin tüm güzelliklerini, tarihini ve değerlerini daha da görünür ve bilinir kılıp dünyaya tanıtmaktır. İşte biz bu anlayışla aylardır özenli bir şekilde çalışarak Gastroantep Kültür Yolu festivali için 9 günlük bir program hazırladık. Bu yıl ikinci kez Türkiye Kültür Yolu Festivali rotasında yer alan Gaziantep’te festival, 14 EylülCumartesi günü başlayacak ve 22 Eylül Pazar gününe kadar konserler, sergiler, söyleşiler ve her yaşa uygun etkinliklerle devam edecek. Festival kapsamında 50’ye yakın noktada 500 civarı etkinlik planladık. 1000’e yakın sanatçımız da sanatseverlerle buluşacak. Bu kapsamda tam 21 noktayı Festival Lezzet Durağı olarak belirledik. Belli kriterlerle seçtiğimiz bu noktalarda asırlara dayanan lezzetleri hikayesiyle, malzemesiyle ziyaretçilerimiz deneyimleme imkanına sahip olacaklar. Ayrıca şehirdeki kültür-sanat mekanlarının, müze ve ören yerlerinin hemen hemen tamamı festivalimize ev sahipliği yapacak ve sanatseverlerimizi misafir edecek” ifadelerini kullandı.
“12 bin 154 eserin Türkiye’ye dönmesini sağladık”
Yurtdışına kaçırılan eserlerin geri getirildiğini belirten Bakan Ersoy, “Öte yandan güzel bir gelişmenin de müjdesini sizinle paylaşmak istiyorum. Kültürel mirasımızın en nadide parçaları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığının çalışmalarının ardından 14 tarihi eserimiz daha yeniden Vatan topraklarında. Boubon Antik Kenti kökenli iki bronz heykel başı ve anıtsal boyutlarda bir bronz kadın heykelinin yanı sıra, çeşitli dönemlere ait seramik eserler, madeni paralar, bir mücevher parçası ve Osmanlı dönemine ait iki hançerden oluşan 14 arkeolojik ve etnografik eser yıllar süren çabanın ardından yeniden milletimizin kültürel mirasına katıldı. Türkiye’nin tarihi zenginliklerini koruma kararlılığıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarda Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturma Birimi’ne destekleri için özellikle teşekkür ediyorum. Doğduğu topraklara dönen son eserlerimizle birlikte 2024 yılında 35 eserin iadesi sağlandı. 2018 yılından bu yana 7 bin 839 eser ülkemize dönerken 2002 yılından bu yana 12 bin 154 eserin Türkiye’ye dönmesini sağladık. Bu eseler binlerce yıllık geçmişimizin ve köklü mirasımızın sembolleri olarak ait oldukları yerde korunarak gelecek nesillere aktarılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Gaziantep’in kültür ve sanat hayatına her alanda katkı sağlamaya devam edeceğimizi sizlerin huzurunda bir kez daha ifade etmek istiyorum. İnşallah hep birlikte el ele vererek, kadim şehrimiz Gaziantep’in dünyadaki yıldızını daha da parlatacağız. Bu güzel şehrin gelişimine katkı sağlayan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyor, Gastroantep Kültür Yolu festivalinin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” ifadelerine yer verdi.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, GastroAntep Kültür Yolu Festivali’ne katılacak olan Bakan Ersoy’a katılımından ve desteklerinden dolayı teşekkür etti. Şahin, “GastroAntep’i biz yıllardır yapıyoruz. Kültür Yolu’na dahil olunca biz evrensel bir bakışla bir dünya şehri normuna geldik. Çok önemli bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz. Kültür bir kimliktir. Medeniyetimizin aynası ve özüdür, mayasıdır. Bizi biz yapan değerlerdir. Bizi diğerlerinden ayıran şey bu duruştur. Kültür Yolu’nun, bizi biz yapan medeniyet yolunun ne kadar önemli bir olduğu zaman diliminden geçiyoruz. Bizi biz yapan değerlerde kültür dediğimiz şey, Anadolu irfanıdır, Ahi evrandır. Bu şehir misafirperverdir. Bu şehir Ahi evranın devamı olan bütün değerleri özümsemiş, hoşgörü ve merhamet şehridir. Kültür ve sanat dediğiniz şey bizi birleştiriyor. Aklıselim, kalbi selim, zevki selim bir şehir için, mutlu şehir için yapacak çok işimiz, gidecek çok yolumuz var. Yemek dediğiniz şey yemek sanattır diyor. Yemek sanatı, senin tencerede gördüğün coğrafyadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük mirastır bilim ve akıl. Bilim ve akıl o coğrafyanın içerisindeki alaca çorbanın, Mezopotamya’nın en güzel nohutunun, maltıhasının, makarnalık ununu yetiştiren bir şehrin Doğu Akdeniz’e geçen hattıyız. Gastronomiye, Gastroekonomi dedik. Bilerek söyledik. Bu şehri eğitim şehri, bilim şehri, spor şehri, kültür ve sanat şehri yapacağız. Hep birlikte başaracağız. Bu şehre sevgi tohumu ekeceğiz. İyilik kazanacak. Yaşatanlar kazanacak. Gaziantep modeli bir Türkiye, bir modeli olana kadar kültür ve sanat hak ettiği yeri bulana kadar hep birlikte çalışacağız” diye konuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ İstihbarat Teşkilatı (MİT), PKK/KCK terör örgütünün Mahmur kampı sözde genel sorumlusu ‘Adıl Mardin’ kod adlı Azad Akıncı’yı Irak’ın Mahmur bölgesinde etkisiz hale getirdi.
Terörden arananlar listesinde kırmızı kategoride bulunan, MİT’in de hedef listesindeki ‘Adıl Mardin’ kod adlı Azad Akıncı’nın konumu tespit edildi. MİT, Türkiye sınırına 160 kilometre derinlikte yer alan Mahmur’da, Azad Akıncı’yı adım adım takip etti. Terörist, düzenlenen nokta operasyonla etkisiz hale getirildi.
Azad Akıncı, 2006 yılından itibaren PKK/KCK güdümünde faaliyet gösteren sözde gençlik derneklerinde faaliyet yürüttü. 2008 yılında ‘Terör örgütü adına suç işlemek’, ‘Terör örgütü adına faaliyetlerde bulunmak’, ‘Terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçlarından tutuklandı. Aynı yıl Batman Kapalı Cezaevi’nde açlık eylemine katılan örgüt mensupları arasında yer aldı. 2014 itibarıyla Metina’da lojistik faaliyetlerin sözde sorumluluğunu yürüttü. 2016 yılında Mahmur’da düzenlenen PKK/KCK’nın sözde gençlik kongresine katıldı. 2017 yılında İran alanında KCR biriminde sözde sorumlu düzeyde görev aldı. 2023 itibarıyla PKK/KCK Mahmur genel sekretarya sözde sorumlusu olarak faaliyet yürüttü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, Bursa Valisi Erol Ayyıldız başkanlığında gerçekleştirilen, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy ile yönetim kurulu üyelerinin yer aldığı toplantıda Aygöl, “Edebali Havzası Tanıtım ve Karşılama Projesi”nin BEBKA Yönetim Kurulunca ön onayının alındığını bildirdi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığındaki sürecin ardından gerekli çalışmalara başlanacağını kaydeden Aygöl, projenin kente “hayırlı uğurlu olmasını” diledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eşsiz mutfağı ve kültürüyle Gazi şehir, GastroAntep ile bir kez daha dünya sahnesine çıkıyor. Dünyaca ünlü ödüllü şefler, gastronomi yazarları, sektör temsilcilerinin katılımıyla gastronominin kalbi Gaziantep’te atacak. 14-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek GastroAntep Kültür Yolu Festivali’nde etkinlikler, festivalin kentte katkısı, bu yılın özellikleri ve program konusunda basın mensuplarına 25 Aralık Panorama Müzesi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıyla bilgilendirme yapıldı.
Toplantıya Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, AK Parti Gaziantep Milletvekiliİrfan Çelikaslan katıldı.
GastroAntep Kültür Yolu Festivali basın toplantısında “Güvenli ve Dirençli Şehir Gaziantep” sunumu gerçekleştiren Başkan Fatma Şahin; nüfus artışı, su yönetimi, gıda güvenliği için yapılan ve yapılacak yatırımlarla bakanlıklarla ilgili temaslara değindi. Bu yatırımların önemini vurguladı. Güvenli şehir modeli hakkında bilgi veren Şahin başlıklar ve örneklerle çeşitlendirdi. Gaziantep’in dünyada gastronomi alanındaki yeri, Gaziantep mutfağının değerlerinin tanıtımı ve önemi ile coğrafi işaret alanındaki çalışmalara değindi.
“Kültür, medeniyetin özüdür”
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin toplantıda yaptığı konuşmada GastroAntep’in geliştiğini ve büyüdüğünü festivalin büyüklüğünün belli olacağını belirterek, “İnsanın canının malının bize emanet olduğu bir dönemde kültürün ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Kültür aynı zamanda medeniyetin özüdür. Çıkardığımız sofra son üründür. Oysa daha GastroAntep’e başlarken biz ne dedik. Güneşten, doğadan, tarihten gelen lezzet dedik. Kültür yoluna dahil ettik. Kültür yoluna dahil olmamızın ne anlama geldiğini yarınki büyüklükten, genişlemeden çok net bir şekilde göreceksiniz. Artık panel yerlerinin, konser yerlerinin, workshopların ayrıldığı Roma’yla Napoli’yle yarışan Gaziantep’in dünyaya söyleyeceği başka bir söz var diyoruz. O yüzden bu dönemki başlığımızı gastroekonomi diyoruz” dedi.
“Gastroekonomi dediğiniz şey aile ekonomisi”
Gastroekonomi’nin ne olduğunu detaylı anlatan Başkan Şahin, “Gastroekonomi dediğiniz şey aile ekonomisi, kadın kooperatiflerinde çalışan kadının çocuğunun bursunun hiç kimseye ihtiyacı olmadan sağlayabilmesidir. Dedenin toruna nesiller arası geçişi sağlamasıdır. Sözlü tarihin yazılı tarihe dönüşmesi, Kültür A.Ş. tarafından 85 kitaba çevrilmesidir. İşte tam bu noktada sevgili katılımcılar, bilerek söylediğimiz gastroekonomide ikinci başlığımızın da özellikle Osmanlı’nın, Selçuklu’nun, Roma döneminin en güzel hazinelerinden biri herkesin birbirinden öğreneceği geçirgenlik. Gastrobotanik ve beraberindeki gastrosağlık bize yeni bir başlangıcı işaret veriyor” diye konuştu.
Basın mensuplarına toplantıda GastroAntep hakkına sunum yapan Başkan Fatma Şahin festival başlıklarının ardından sunum ve bilgilendirme sonrası soruları yanıtladı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), ağır yaralı bir askerin tahliyesi için Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentine uçan UH-60 Black Hawk tipi helikopterin iniş yaptığı sırada düştüğünü duyurdu.
Yerel saatle 00.30 sıralarında meydana gelen kazada 37 ve 38 yaşlarındaki iki İsrail askerinin öldüğü, 7 askerin yaralandığı belirtildi.
SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR
Olayla ilgili ön soruşturmada helikopterin vurulmadığı, olayın bir kaza olduğu ve alçak irtifadayken düştüğü kaydedildi.
Yaralanan askerlerin hastaneye kaldırıldığı ifade edilen açıklama, helikopterin ağır hasar aldığı belirtildi.
Kazanın nedenine ilişkin soruşturma devam ediyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Abdullah Paçal
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangın, saat 15.00 sıralarında Göynük ilçesi Karaardıç köyü yakınlarında başlamıştı. Henüz bilinmeyen bir nedenle başlayan orman yangını için Nallıhan, Göynük ve Mudurnu ilçelerinden bölgeye çok sayıda itfaiye ve arazöz ekibi sevk edildi. Ekiplerin hızlı müdahalesi neticesinde yangının etrafı çevrildi. Yaklaşık 3 saatlik mücadelenin sonucunda alevler kontrol altına alındı. Ekiplerin bölgede soğutma çalışması devam ediyor. – BOLU

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BİZE KUMPAS KURULDU, BİZ BU SUÇU İŞLEMEDİK”
Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında, haklarında dava açılan 18’i tutuklu, 61 sanığın yargılanmasına Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce devam edildi. Sincan Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’ndeki salonda görülen davanın 14’üncü celsesinde sanıklar, sanık yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan sanık Kaplan, herhangi bir makama haksızlık, saygısızlık yapmadığını söyleyerek, “Bize kumpas kuruldu, biz bu suçu işlemedik. Ben bu insanlarla örgüt kurmadım” dedi.
“HANGİSİ DOĞRU HEPSİ YALAN”
Sanık Kaplan, kendi adamlarından Semih Arslan’ın ölümünün şüpheli bulunarak dosyada yer almasıyla ilgili, “Annesi Adalet Arslan ilk ifadesinde diyor ki ‘Bora Kaplan’ı Adli Tıp’ta görmüşler.’ Semih’in boy ölçüsünün yanlış yazıldığını görünce dedim ki ‘Adli Tıp raporunu değiştirmişler’; o nedenle gittim itiraz ettim. Annesi mahkemeye geldi bu sefer de dedi ki ‘Ben Adli Tıp’ta Fethi Koyuncu’yu gördüm.’ Bunun hangisi doğru, hangisi yalan” dedi.
“BENİM HATAM 15 TEMMUZ’DA TRT’NİN ÖNÜNE ÇIKMAKTI”
Sanık Kaplan, soruşturmayı yürüten polislerin de dahil olduğu ‘gizli tanık’ davasında, yargılanan eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik ve ekibini kendilerine kumpas kurmakla suçlayarak, soruşturmada görev yapan polislerin 17-25 Aralık benzeri bir operasyon yapmaya çalıştıklarını ileri sürdü. Kaplan, “Defalarca söyledim bunlar bize kumpas kurdu. Polislerden Şevket Demircan, Yakup Yalçın isminde biriyle mesajlaşıyor. Mesajlaşmasında eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan bahsederken, ‘suç işleri bakanı’ diyor. Husumete bakın, düşmanlığa bakın. Benim hatam 15 Temmuz’da TRT’nin önüne çıkmaktı. Maalesef benim adım Süleyman Soylu ile birlikte anıldı. Adım anıldıktan sonra bunlar benim başıma bela oldular. 17-25 Aralık’ı yapan da 2 tane emniyet müdürüydü ve 1 savcıydı. Orada yaptılar; ama burada yapamadılar. Eğer onların bana ‘imzala’ dediği ifadeyi imzalamış olsaydım, emin olun 17-25 Aralık gibi bir şey yapacaklardı. Ama ben imzalamadım. Ben kimseye iftira atmam” ifadelerini kullandı.
DURUŞMA ERTELENDİ
Sanık ve avukat beyanlarının ardından mahkeme heyeti 13’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılarak, soruşturma evresinde görevli olan emniyet personelleri hakkında devam eden dava dosyasına ilişkin iddianamenin ve duruşma zabıtlarının örneğinin istenmesine karar vererek, duruşmayı çarşamba günü devam etmek üzere erteledi.
İDDİANAME
İddianamede Ayhan Bora Kaplan ve diğer örgüt yöneticisi sanıklar Fethi Koyuncu, Mutlu Ayaş, Yusuf İzzet Savaş, Kanber Keskin ve Serdar Sertçelik hakkında ‘Suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek’, ‘Kasten öldürme’, ‘Nitelikli kasten öldürme’, ‘Kasten yaralama’, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Nitelikli yağma’, ‘Eziyet’, ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’, ‘Suç üstlenme’ ve ‘Suçluyu kayırma’ suçlarından 1’i ağırlaştırılmış 2’şer kez müebbet ve 169 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi. Diğer 55 sanık için de çeşitli sürelerde hapis cezası talep edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polis, iki haftadır ülkenin güneyindeki Davao kentinde kendisine ait İsa Mesih Krallığı Kilisesi’nin yerleşkesinde kalan Quiboloy’un yakalanması için girişimlerde bulunuyordu ancak destekçileri, emniyet mensuplarının yerleşkeye girmelerine izin vermiyordu.
Polis ve silahlı kuvvetlerin 24 saatlik ültimatom vermesinin ardından papaz Quiboloy, emniyet güçlerine teslim oldu.
“SÜRECE DAHİL OLAN HERKES HESAP VERECEK”
Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr, yaptığı açıklamada, “(Quiboloy) Ona diğer tutuklular gibi davranacağız ve haklarına saygı göstereceğiz. Süreci sonuna kadar götüreceğiz. Süreç şeffaf olacak. Sürece dahil olan herkes hesap verecek.” dedi.
ABD’NİN İADE TALEBİ OLMADI
Marcos, Quiboloy için ABD’den iade talebinin olmadığını belirterek, papazın önce yerel mahkemelerde yargılanması ve yöneltilen suçlamalara cevap vermesi gerektiğini vurguladı.
Quiboloy, FBI’ın arananlar listesinde yer alıyordu.
NE OLMUŞTU?
Kasım 2021’de ABD Federal Savcılığı, Quiboloy ile iki üst düzey kilise yöneticisi hakkında komplo, çocuk ve kadınların zorla cinsel istismarı, dolandırıcılık, sahte evlilik, kara para aklama, nakit kaçakçılığı ve vize sahteciliği gibi suçlamalarla iddianame hazırlamıştı.
Federal savcıların yaptığı açıklamada, ABD’nin Los Angeles eyaletindeki Van Nuys bölgesinde faaliyet gösteren Filipinler merkezli kilisenin liderinin “lanetleme” tehdidiyle zorladığı kadınlar ve reşit olmayan kız çocuklarına cinsel istismarda bulunmakla suçlandığı duyurulmuştu.
1985 yılında kurulan ve 74 yaşındaki Quiboloy’un başkanlık ettiği İsa Mesih Krallığı Kilisesinin yaklaşık 200 ülkede 6 milyon üyesinin bulunduğu öne sürülüyor.
Eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin yakın arkadaşı Quiboloy, kendisini “Tanrı’nın tayin edilmiş oğlu” olarak tanımlamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adı açıklanmayan Suriyeli bir askeri kaynak, Lübnan’ın kuzeybatısından Suriye’nin orta bölümündeki bazı askeri mevzileri hedef alan bir hava saldırısı başlatıldığını ve hava savunma sistemlerinin füzeleri engellediğini bazılarını da düşürdüğünü söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>12 GÖZALTI
İsrail ordusunun son 24 saatte işgal altındaki Batı Şeria’nın çeşitli kentlerinde aralarında bir kadın gazeteci ile eski tutukluların da bulunduğu en az 12 Filistinliyi gözaltına aldığı kaydedildi.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı 7 Ekim’den bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 691 Filistinli hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçtiğimiz günlerde de beş senenin ardından Avrupa Birliği’nce dışişleri bakanlarının Gymnich adı verilen gayri resmi toplantısına davet edildi. Fidan’ın AB’nin ardından AL toplantısına davet edilmesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ülkelerle normalleşme süreçlerine verdiği katkının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Fidan, bu toplantılara katılım göstererek küresel şartları gözeterek alternatif kulvarlarda Türkiye’nin politikalarını ve tezlerini üst düzeyde dünyaya anlatıyor. Türkiye uyguladığı kapsayıcı ve çok boyutlu diplomasi ile dünya politikalarında etkisini günden güne artırıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KURUMSAL İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİ GÜNDEMDE
Konsey toplantıları Mart ve Eylül aylarında olmak üzere düzenli olarak yılda iki kez Kahire’de yapılıyor. Arap Ligi’nin gündeminde bulunan Filistin başta olmak üzere birçok başlık Türkiye’nin dış politika gündeminde öncelikli konular arasında yer alıyor.

Türkiye’nin Arap ülkeleriyle son yıllarda gelişen ve çeşitlenen ilişkileri, hem bölgedeki mevcut sorunlara çözüm arayışları hem de karşılıklı yarar temelinde geleceğe yönelik somut işbirlikleri bağlamında yeni fırsatlar sunuyor.Bu çerçevede, Arap Ligi’yle kurumsal ilişkilerin geliştirilmesi ve eşgüdümün artırılması gündemde.

ÜYE ÜLKELERLE GELİŞEN İLİŞKİLERİN YANSIMASI
Fidan’ın Arap Ligi Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısına davet edilmesi de üye ülkelerle gelişen ikili ilişkilerin yanı sıra, Türkiye’nin bölgedeki rolüne duyulan ilginin yansıması olarak değerlendiriliyor.
SON DÖNEM TEMASLARDA ARTIŞ
AL Dışişleri Bakanları Konseyi (DBK) toplantılarında, 2018 yılından başlayarak Türkiye’nin Arap ülkelerinin içişlerine karıştığı iddiasıyla bazı aleyhte kararlar kabul edilmiş, ancak farklı seviyelerde gerçekleştirilen girişimler ve zaman içinde Mısır başta olmak üzere Arap ülkeleriyle gelişen ilişkiler neticesinde mezkûr kararlarda kullanılan dilin giderek yumuşatıldığı görüldü. Bu süre zarfında AL’yle gelişen temas ve ilişkilerimiz kapsamında, Fidan 13-14 Ekim 2023 tarihlerinde Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyarette AL Genel Sekreteri (ALGS) Ahmed Aboul Gheit’le görüştü. Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ahmet Yıldız ile AL Genel Sekreter Yardımcısı (ALGSY) Büyükelçi Hossam Zaki başkanlığında 28 Şubat 2024 tarihinde Ankara’da siyasi istişareler gerçekleştirildi, Hossam Zaki bilahare Antalya Diplomasi Forumu’na katıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS – Bitlis il merkezi ile Mutki ilçesine bağlı köylerde meydana gelen orman yangınları, ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alındı.
Yangınlar, Bitlis merkeze bağlı Yukarı karaboy ve Yaygın köyleri ile Mutki ilçesine bağlı Yazıcık ve Kayran köylerinde meydana geldi. Bitlis İl Özel İdaresi ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin özverili çalışmaları sayesinde yangınlar büyümeden kontrol altına alındı. Yangınlarla ilgili Bitlis İl Özel İdaresi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Merkez ilçemiz Yukarı Karaboy ve Yaygın köyleri ile Mutki ilçemiz Yazıcık ve Kayran köyleri bölgelerinde çıkan orman yangını, ilgili kurumlarla beraber personellerimizin özverili çalışmaları sonucunda kontrol altına alınarak söndürülmüştür” ifadelerine yer verildi.
Bölgede yangın söndürme ve soğutma çalışmaları devam ederken, yetkililer ise vatandaşları orman yangınlarına karşı dikkatli olmaya davet etti.
Yangınların çıkış nedeni ile ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİCARET Bakanı Ömer Bolat, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği İsveç’te Uluslararası Kalkınma İşbirliği ve Dış Ticaret Bakanı Johan Forssell ile bir araya geldi.
Bakan Bolat, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “İsveç’te Uluslararası Kalkınma İşbirliği ve Dış Ticaret Bakanı Sayın Johan Forssell ile JETCO II. Dönem Toplantısı vesilesiyle bir araya gelerek, ülkelerimiz arasındaki işbirliğini ve fırsatları değerlendirdik. Toplantıda, ikili ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesini teminen özellikle yenilenebilir enerji, sağlık turizmi, yeşil ekonomi, teknoloji, savunma, KOBİler ve start-uplar konusunda yeni işbirlikleri için güçlü bir zemin inşa ettik, yol haritamızı imzaladığımız JETCO Protokolü ile kayda geçirdik. Özel sektör kuruluşlarımız, iş dünyamız, sanayicilerimiz ve şirketlerimizle el ele vererek ikili ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 5 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. İsveç ile ikili düzeydeki işbirliğimizi ilerletmenin yanı sıra Gümrük Birliğinin modernizasyonu için de ortak çalışmalar yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İZMİR) – Bir sokak röportajında Instagram’a erişim engeli getirilmesine ilişkin kullandığı ifadeler nedeniyle yargılanan Dilruba Kayserilioğlu, duruşma sonrasında yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suçlu olduğumu düşünmedim. Suçsuzluğuma inanıyorum” dedi.
Bir sokak röportajında Instagram’a erişim engeli getirilmesine ilişkin kullandığı ifadeler nedeniyle gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak cezaevine gönderilen ve ardından serbest bırakılan Dilruba Kayserilioğlu, bugün hakim karşısına çıktı.
Kullandığı ifadeler nedeniyle Dilruba Kayserilioğlu hakkında hazırlanan iddianamede, TCK 216/1 ve TCK 216/2 maddeleri kapsamında 4,5 yıla kadar hapis cezası istenmişti.
Duruşmada ise Dilruba hakkında, “TCK’nın 216/2 Maddesi gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın bu eylemini basın yayın organıyla işlemiş olması nedeniyle verilen ceza TCK 218. maddesi gereğinde 1/2 oranında artırılarak sanığın 9 ay cezalandırılmasına, sanığın duruşmadaki olumlu tavırları gözetilerek cezanın 7 ay 15 güne düşürülmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verildi.
Duruşma sonrasında Dilruba Kayserilioğlu ve Dilruba’nın avukatlarından Avukat Hüseyin Yıldız, açıklama yaptı.
Yıldız: “Bir üst mahkemeye gerekli itirazlar yapılacaktır”
Avukat Hüseyin Yıldız, kararı bir üst mahkemeye taşıyacaklarını belirterek şunları söyledi:
“Bugün görülen davada, müvekkilimiz Dilruba hakkında Türk Ceza Kanunu 216/1’den beraat kararı verilmiştir. Ama Türk Ceza Kanunu 216/2’den yani ‘halkı aşağılama’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli karar hazırlandıktan sonra bizler tarafından bir üst mahkemeye gerekli itirazlar yapılacaktır. Hukuk mücadelemiz devam edecektir. Bu karar beraate dönene kadar AİHM’ye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Biz de müvekkilimizin suçsuz olduğuna, ifade özgürlüğü kapsamında anayasal hakları kapsamında fikrini açıklamasının cezalandırılamayacağını düşünüyoruz. O sebeple bu mücadeleyi önce iç hukuk yollarını tüketeceğiz. Akabinde de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götüreceğiz. Devam eden bir soruşturma daha var. O soruşturmanın akıbeti hakkında da size ilerleyen günlerde detaylı bilgilendirme yapacağız.”
Kayserilioğlu: “Gerekeni hukuk önünde aramaya devam edeceğiz”
Hakkında 7 ay 15 gün hapis cezası verilen Dilruba Kayserilioğlu ise duruşma sonrasında şöyle konuştu:
“İfade özgürlüğü kapsamında düşüncelerimi belirttim. Hiçbir zaman suçlu olduğumu düşünmedim. Suçsuzluğuma inanıyorum. Avukatlarıma da bu konuda sonuna kadar güveniyorum. Gerekeni hukuk önünde aramaya devam edeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi TBMM’deki makamında saat 14.00’te ziyaret etti. Görüşme talebinin 30 Ağustos kutlamaları sırasında bizzat Meclis Başkanı Kurtulmuş tarafından Bahçeli’ye iletildiği, MHP liderinin bugüne randevu verdiği belirtildi.
Yaklaşık 40 dakika süren görüşmeden sonra Bahçeli, Kurtulmuş’u makam odasının kapısına kadar çıkarak uğurladı. Görüşmeyle ilgili açıklama yapan Kurtulmuş şunları söyledi:
“1 Ekim’de Meclis açılacak. Yeni dönemde Meclis’imizi çok sayıda önemli görevler bekliyor. Bunun en başında TBMM’nde nezaketli bir dilin, olgun demokratik bir müzakereci üslubun, Türk milletinin şanına yakışır bir biçimde hal ve harekatın ortaya konulması. Bu anlamda da Meclis’in daha fonksiyonel bir şekilde çalıştırılması için karşılıklı görüş alışverişi yapıldı. Meclis’in önünde yeni anayasa, Meclis içtüzüğü, siyasi partiler yasası ve seçim yasası gibi önümüzde demokratik seviyemizi daha ileriye taşımamız için çalışmamız gereken hususlar var. Bunların ve diğer konuların müzakere edilebilmesi için de her şeyden evvel ifade ettiğim gibi temiz ve olgun bir dile, müzakereci bir üsluba, TBMM’de milletin bizlere vermiş olduğu bir şuura ihtiyacımız olduğu ortadadır. İnşallah diğer siyasi partilerle de görüşmelerimizi sürdürerek 1 Ekim’den itibaren Türkiye’de çok yapıcı fevkalade fonksiyonel bir Meclis çalışmasını ortaya koymak için gayret edeceğiz.”
Edinilen bilgiye göre, Meclis Başkanlığı tarafından nezaket ziyareti olarak nitelendirilen görüşmede, CHP’nin Can Atalay’la ilgili olağanüstü toplantı çağrısı da değerlendirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EDİRNE Kent Konseyi (EKK) ve hayvan hakları dernekleri tarafından ‘Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne karşı toplanan 4 bin 203 imza, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) gönderildi.
Edirne’de; EKK Hayvan Hakları Çalışma Grubu, Bir El Bin Nefes Derneği, 22 Dosteli Derneği, EDSHAYKO Derneği ve Tüm Yaşam Hakkı Savunucuları ile gönüllü hayvanseverler tarafından Saraçlar Caddesi’nde, ‘Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne karşı 28 Temmuz’da oturma eylemi ve imza kampanyası başlatıldı. TBMM’de kabul edilen kanunun geri çekilmesinin talep edildiği eylemin 38’inci gününde 4 bin 203 imza toplandı.
‘HAYVANLARIN HAKLARININ SAVUNULMASI ADINA GÜÇLÜ BİR SES OLUŞTURDUK’
PTT Şubesi’ne girişte konuyla ilgili dernekler adına basın açıklamasını okuyan Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu Başkanı Esen Öcel, eylemin Edirne’de hayvan haklarına yönelik gerçekleştirilen en geniş çaplı hareketlerden olduğunu söyledi. Öcel, “2004 yılından beri yürürlükte olan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklere karşı durmak ve bu değişikliklerin iptalini talep etmek amacıyla başlattığımız bu kampanyamızda önemli bir aşamaya geldik. Her akşam 18.00-19.00 saatleri arasında Saraçlar Caddesi’nde tüm yaşam hakkı savunucular ile bir araya gelerek topladığımız imzalarla, hayvanların haklarının savunulması adına güçlü bir ses oluşturduk. Ağustos ayının sonu itibariyle toplanan imzalar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ileteceğiz ve hayvanların yaşam hakkının korunması adına gerekli tüm adımların atılması için baskılarımızı sürdüreceğiz. Bu mücadele, yalnızca hayvanları koruma yasasının yeniden ele alınması için değil, aynı zamanda toplumun her kesiminden insanın hayvanların yaşam hakkına sahip çıkması gerektiğine dair farkındalığı artırmak için de büyük bir önem taşıyor. Hayvanlar, sessiz dostlarımızdır ve onların sesi olmak bizim en temel görevlerimizden biridir” dedi.
‘YASANIN İPTALİ KONUSUNDA KARARLIĞIMIZI VURGULUYORUZ’
Kampanyaya katılıp imzalarıyla destek verenlere teşekkür eden Öcel, “Bu kampanyanın gücü, her bir bireyin katkısıyla büyüdü ve amacımıza ulaşana kadar birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Toplanan 4023 imzanın, hayvan hakları için güçlü bir savunma olmasını ve meclisimizde yankı bulmasını umuyoruz. Kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat diyerek katliam yasasının iptali konusunda kararlılığımızı bir kez daha vurguluyor ve herkesi, hayvanların haklarını savunmak için sesini yükseltmeye davet ediyoruz diye konuştu.Konuşmanın ardından dernek temsilcileri, PTT şubesinden toplanan imzaları TBMM’ye gönderdi.
Haber – Kamera: Olgay GÜLER – Umut IŞIK/ EDİRNE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre, Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler tarafından
26 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında kentin farklı noktalarında denetim gerçekleştirildi. Denetimlerde durulan şahıslar ile araçlarda yapılan aramalarda 6 tabanca, 6 kurusıkı tabanca ve 8 av tüfeği ele geçirildi. Ele geçirilen silahlara el konulurken, şahıslar ile ilgili işlem yapıldığı belirtildi. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bahçeli’yi ziyaret etti
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti. Kurtulmuş, “İnşallah diğer siyasi partilerle de görüşmelerimizi sürdürerek 1 Ekim’den itibaren Türkiye’de çok yapıcı, fevkalade fonksiyonel bir Meclis çalışmasını ortaya koymak için gayret edeceğiz” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi, Meclis’teki makamında ziyaret etti. Bahçeli, Kurtulmuş’u kapıda karşıladı. Yaklaşık 45 dakika süren görüşmenin ardından Kurtulmuş, açıklama yaptı. Kurtulmuş, TBMM’nin 1 Ekim’de açılacağını hatırlatarak, “Yeni dönemde, Meclis’imizi çok sayıda önemli görevler bekliyor. Bunun en başında TBMM’de, nezaketli bir dilin, olgun demokratik müzakereci bir üslubun ve Türk milletinin şanına yaraşır bir şekilde hal ve hareketin ortaya konulması, bu anlamda da Meclis’in daha fonksiyonel bir şekilde çalıştırılması için karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Meclis’in önünde; yeni anayasa, Meclis iç tüzüğü, Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası gibi demokratik seviyemizi daha ileriye taşımamız için çalışmamız gereken hususlar var. Tüm bunların ve diğer konuların müzakere edilebilmesi için her şeyden evvel temiz ve olgun bir dile, müzakereci bir üsluba ve TBMM’de milletin bizlere vermiş olduğu bu sorumluluğu taşıyacak bir şuura ihtiyacımız olduğu ortadadır. İnşallah diğer siyasi partilerle de görüşmelerimizi sürdürerek, 1 Ekim’den itibaren Türkiye’de çok yapıcı, fevkalade fonksiyonel bir Meclis çalışmasını ortaya koymak için gayret edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediye Başkanı İsmail Çizikci, zabıta teşkilatının 198’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Zabıta Müdürlüğünü ziyaret etti.
Burada personelle sohbet eden Çizikci, Zabıta Haftası’nı tebrik etti.
Ziyarette kuruluş yıl dönümü nedeniyle pasta kesildi.
Cizikci, zabıta ekiplerinin ilçenin düzeni ve güvenliği için gayretle çalıştığını söyledi.
Ekiplere teşekkür eden Çizikci, “Halkımızın huzuru ve esenliği için gece gündüz demeden görev yapan tüm zabıta personelimize teşekkür ediyorum. Zabıta Haftanızı kutluyor, başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Chosun TV’ye göre, bir Kuzey Koreli yetkili “kabul edilemez can kayıplarına neden olanlar sert bir şekilde cezalandırılacak” dedi.
Yetkili ekledi: “Geçen ayın sonlarında sel bölgesindeki 20 ila 30 kadronun aynı anda idam edildiği tespit edildi. Görevden alınan Chagang Eyaleti Parti Sekreteri Kang Bong-hoon’un durumu ile ilgili gelişmeler de kaydedildi ve doğrulanıyor.”
Kang Bong-hoon aynı zamanda Mühimmat Sanayi Departmanı’nın eski başkan yardımcısı ve Kim Jong-un’a saha ziyaretlerinde eşlik ediyordu.
Ülkenin kuzeybatı eyaleti yakın zamanda binlerce sakinin evsiz kalmasına ve çok sayıda kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olan yıkıcı sellere maruz kaldı. Güney Kore medyası, sel felaketinde ölü sayısının 1.000’i aşabileceğini iddia ediyor.
Kuzey Kore devlet medyası geçen ay, son dönemde yaşanan şiddetli yağışların kuzeybatıdaki Sinuiju şehri ve komşu Uiju kasabasında 4.100 ev, 7.410 dönüm tarım arazisi ve çok sayıda kamu binası, yapı, yol ve demiryolunu sular altında bıraktığını açıkladı.
O dönemde Kim Jong Un, Kuzey Kore Merkez Haber Ajansı’na göre, yetkililere “afet önleme konusundaki sorumluluklarını ihmal eden” ve “izin verilemeyecek can kayıplarına” neden olan kişileri “sert bir şekilde cezalandırmalarını” istemişti… ki şimdi bunu uygulamış görünüyor.
Ancak, seller meydana geldiğinde, “Büyük Lider” Kim Jong Un’un “büyük sevgisini” öven hoparlörlü kamyonların sel bölgelerine ve etkilenmeyen bölgelere gönderildiği bildirildi.
Bir kaynak, kamyonların sabah 6’dan itibaren mesajları yayınlamaya başlamasıyla insanların “yoğun yorgunluktan” şikayet ettiğini söyledi. Kaynak, “mide bulandırıcı sesler” olarak tanımlanan kesintisiz yayınların vatandaşları şafaktan gün batımına kadar rahatsız ettiğini belirtti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜİK’in bugün açıkladığı verilere göre aylık enflasyon yüzde 2,47, yıllık enflasyon ise yüzde 51,97 oldu. TÜED Genel Başkanı Kazım Ergün, verilere ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Ergün, şu ifadeleri kullandı:
“Son iki yıldır yüksek enflasyonla yaşayan bir ülke olmamızdan en büyük zararı emekliler görüyor. Yüksek enflasyon, gelirleri küçülttüğü gibi gelir dağılımını da bozmaktadır. Milli gelirden en az payı emekliler alıyor. Emekli aylıklarının yetersiz kalması nedeniyle alım gücü düştüğünden emekliler sağlıklı beslenemiyor. Devletimizin, anayasamızda güvence altına alınan ve kutsal hak olan emekliliği koruması ve geliştirmesi için emeklilerimize hak ettiği aylığı vermesi gerekir. Emekli aylıkların hesaplanması ve artışı, TÜFE oranlarına göre yapılması hak kayıplarına neden olmaktadır. Kök aylıkların düşmesi, enflasyon ile birlikte hesaplama sisteminden kaynaklanıyor. Gerçek enflasyonu yansıtmayan bir hesaplama sistemi ile emekli aylıklarına yapılan zamların küçültülmesi, emeklilerin alım gücünü de düşürmektedir. Şeffaf bir enflasyon hesaplaması için sepete yer alan madde fiyatlarının açıklanması ve kamuoyu ile paylaşılması gerekir. Emeklinin gıda, kira, elektrik, su ve yakıt giderleri incelendiğinde enflasyonun yıllık bazda açıklanan oranların çok üzerinde olduğu net bir şekilde görülmektedir.
‘EMEKLİLERE HAK ETTİKLERİ PAY VERİLMELİ’
TÜİK, çalışanlar ve emekliler için yeni bir endeks oluşturmalıdır. Bu yapılmadığı sürece emekli aylıkları da küçülmeye devam edecektir. Temmuz ve ağustos aylarında konut (kira), eğitim, elektrik, ulaşım ve su fiyatlarına yapılan yüksek oranlı artışlara rağmen son iki ayda TÜFE artışının yüzde 5,78 olarak açıklanmasına inanan emekli yoktur. Kaldı ki, her ay açıklanan enflasyon ile emeklilere verilen zamlar erimektedir. Örneğin son iki aylık yüzde 5,78’lik enflasyon nedeniyle en düşük emekli aylığının alım gücü 12 bin 500 TL’den 11 bin 777 TL’ye gerilemiştir. Emekliler çarşı-pazara çıkamaz duruma gelmiştir. Emekli aylıkları en azından açlık sınırının altında olmamalıdır. Bu nedenle TBMM açıldığında seyyanen bir iyileştirme yapılması, zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren emeklilerimiz için bir can suyu olacaktır. Devletimiz, toplanan vergilerden ve büyüyen ekonomiden emeklilere hak ettiği payı vermelidir. TBMM açılır açılmaz, emeklilere seyyanen zam konusu ele alınmalıdır.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, evlenecek gençlere yönelik 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz, 150 bin lira tutarında faizsiz kredi desteğinin çok büyük ilgi gördüğünü belirterek, “Aile ve Gençlik Fonu’na bugüne kadar 12 bin 132 çift başvurdu, şu ana kadar şartları yerine getiren toplam 3 bin 963 çift, söz konusu krediden yararlandı” dedi.
Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla ortaya çıkarılan Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerin aile kurmalarını desteklediklerini belirtti. Projenin pilot uygulamasını deprem bölgesi olan Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’da başlattıklarını hatırlatan Göktaş, evlenecek gençlere yönelik 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz, 150 bin lira tutarında faizsiz kredi desteğinin çok büyük ilgi gördüğünü ifade etti. Projeye başvuruların 15 Şubat itibarıyla ‘www.aile.gov.tr’ adresi üzerinden alınmaya başlandığını belirten Göktaş, “Aile ve Gençlik Fonu’na bugüne kadar 12 bin 132 çift başvurdu, şu ana kadar şartları yerine getiren toplam 3 bin 963 çift, söz konusu krediden yararlandı” diye konuştu.
‘KARABÜK, BARTIN, ZONGULDAK’I DAHİL ETTİK’
Aile ve Gençlik Fonu’nda yeni bir döneme geçtiklerini ve projenin pilot uygulamasının ikinci bölümünü başlattıklarını açıklayan Bakan Göktaş, “Aile ve Gençlik Fonu’na TÜİK verilerine göre doğurganlık hızının en düşük olduğu Karabük, Bartın ve Zonguldak’ı dahil ettik. Bu 3 ilden şartları sağlayan çiftlerimizin başvurularını almaya başladık” ifadelerini kullandı.Yeni eklenen illerin yanı sıra söz konusu destekten daha fazla çiftin yararlanabilmesi için şartları da kolaylaştırdıklarını vurgulayan Göktaş, desteğe başvuru şartlarının arasında yer alan çiftlerin toplam gelirlerinin 2 asgari ücreti aşmaması şartında düzenlemeye gidildiğini belirtti.Pilot uygulama kapsamında sahadan aldıkları dönüşler ve vatandaşların talepleri kapsamında gelir kriterinde yeni düzenleme yaptıklarını aktaran Bakan Göktaş, “Gelir kriterini, kişilerin alabilecekleri ek ödemeleri de kapsayacak şekilde 2,3 asgari ücrete çıkartıyoruz. Böylece daha fazla gencimizin desteğimizden yararlanmasının önünü açmış oluyoruz” dedi.Göktaş, Bakanlık olarak gençleri desteklemeyi sürdüreceklerini söyledi.
Haber: Ruken KADIOĞLU /ANKARA,
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zelenskiy, Telegram hesabından paylaştığı görüntülü mesajında, Rusya’nın, Ukrayna’nın Poltava bölgesine füze saldırısı gerçekleştirdiğini duyurdu.
Saldırıda iki balistik füzenin kullanıldığını savunan Zelenskiy, saldırı sonucu Poltava’daki bir enstitünün kısmen yıkıldığını ve yanındaki hastanenin de hasar gördüğünü ifade etti.
Zelenskiy, mevcut bilgilere göre saldırıda 41 kişinin öldüğünü,180 kişinin yaralandığını aktardı.
Enkaz altında insanların olduğunu aktaran Zelenskiy, olay yerinde arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.
Ukrayna’nın daha çok hava savunma sistemine ihtiyaç duyduğunu kaydeden Zelenskiy, “Bizi Rus teröründen koruyabilecek uzun menzilli saldırılara şimdi ihtiyacımız var, daha sonra değil.” ifadelerini kullandı.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzincan Emniyet Müdürü Zafer Baybaba’ya Vali Yardımcıları Yusuf İzci, Ömer Özbay, Rumeysa Sena Kurt ve Kaymakam adayı Hikmet Saka hayırlı olsun ziyaretinde bulundular.
Emniyet Müdürü Baybaba misafirlerine nazik ziyaretlerinden dolayı memnuniyetlerini belirterek teşekkürlerini iletti. – ERZİNCAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İZMİR) – Bir sokak röportajında Instagram’a erişim engeli getirilmesine ilişkin kullandığı ifadeler nedeniyle tutuklanan ve sonrasında tahliye edilen Dilruba Kayserilioğlu hakkında istenen ceza belli oldu.
Dilruba Kayserilioğlu hakkında hazırlanan iddianamede, Dilruba’nın sorgusunda “gerizekalı” sözleriyle herhangi bir grubu hedef almadığı ve ifade özgürlüğü kapsamında o sözleri sarf ettiğini belirttiği ifade edildi.
İddianamede, “Şüphelinin İzmir Sulh Ceza Hakimliğinde alınan sorgu beyanında; soruşturmada verdiği ifadeleri aynen tekrar ettiği, herhangi bir şahsi grubu hedef almadığı, eleştiri ifade özgürlüğü kapsamında sorulan soruya cevap verdiğini, hakaret amaçlı herhangi bir ifade de bulunmadığını, farklı bir anlam yada anlaşılmaya sebep olduysa özür dilediğini açıkladığı görülmüştür” denildi.
İddianamede, Dilruba hakkında TCK 216/1-2 maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ve aşağılama” suçlarından ceza isteniyor. Söz konusu maddeler, 1 yıldan 3 yıla ve 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngörüyor.
İddianamede ayrıca, TCK 218. maddesi uyarınca suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde verilecek cezaların yarı oranına kadar arttırılabileceği de yer aldı.
Dilruba Kayserilioğlu, 12 Ağustos’ta tutuklanarak cezaevine gönderilmiş ve 29 Ağustos Perşembe günü akşam saatlerinde tahliye edilmişti.
Dilruba Kayserilioğlu, bugün saat 14.00’de İzmir 35. Asliye Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süleyman Bülbül, yaptığı yazılı açıklamada, 9 Eylül’de başlayacak olan 2024-2025 yılı eğitim-öğretim yılı öncesinde öğrenci ve velilerin geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 300’e yakın zamlanan kırtasiye ürünleri yüzünden zor durumda olduğunu belirtti. Forma fiyatlarının da en az kırtasiye ürünlerinin fiyatları kadar arttığını söyleyen Bülbül, asgari ücretin 17 bin 2 TL olduğu yerde, iki çocuğun okula başlangıç masrafı 10 bin TL ile 14 bin TL arasında değiştiğine dikkati çekti.
Bülbül, şunları kaydetti:
“Okul zili, 9 Eylül Pazartesi günü çalacak. Yeni eğitim öğretim yılı ise öğrenciler ve veliler için coşkuyla başlayamıyor. Veliler, geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 300’e yakın zamlanan kırtasiye ürünleri yüzünden mutsuz, umutsuz. En uygun fiyatlı ürünlere bakıldığında bile fiyatlar cep yakıyor. Sözde parasız eğitim, asgari ücretle çocuklarını okutmaya çalışanların belini büküyor. Eğitim malzemelerine erişim konusunda bile öğrenciler arasında eşitsizlik büyüyor.
“2023’te 200 TL olan çanta 350 TL oldu”
Ucuzluk marketlerinde geçtiğimiz yıl 200 TL’ye satılan bir okul çantası bu yıl 350 TL’ye satılıyor. İyi bir okul çantası almak ise 700 TL ile 2 bin 500 TL arasında değişiyor. Okul çantaları ise en uygun fiyatlı haliyle bile 5 ile 7 bin TL arasında doluyor. Asgari ücretin 17 bin 2 TL olduğu yerde, iki çocuğun okula başlangıç masrafı 10 bin TL ile 14 bin TL arasında değişiyor. Bir asgari ücretli bunu nasıl karşılayacak?
Tişört, gömlek, ceket, etek, pantolon ve eşofman takımı almak zorunda olanlar için ise masraflar daha da büyüyor. 2023’te 2 bin TL olan forma masrafı bu yıl bir tişört, kazak, ceket ve pantolon alındığında en az 4 bin TL’yi buluyor. Yeni okula başlayacaklar için 14 bin TL bir bütçe gerekiyor. Bu ekonomik baskının olduğu ortamda, ailelerin yükünün hafifletilmesi gerekmektedir. Kırtasiye yardımları, burslar ve okul masraflarının karşılanması gibi önlemler alınmaya çalışılsa da ülkemizde AKP iktidarının sürüklediği yaşam şartları ile baş etmek artık imkansız hale gelmiştir.
“Veliler umutsuz, öğrenciler formasız”
Velilerimiz, umutsuz ve mutsuz, öğrencilerimiz ise çanta, forma, defter olmada en temel malzemelere erişemeyerek yeni eğitim öğretim yılına başlamaktadır. Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı eğitim öğretim hayatlarının ilk gününde dahi yoksulluğu düşünmeye iten bu halin artık sonu gelmelidir. Çocuklarımıza bir okul çantası bile alırken zorlanmak AKP iktidarının en büyük başarısızlığı ve ülkemizin geleceğine karşı işlenmiş bir ayıptır. Eğitimde fırsat eşitsizliği, yoksulluğun yaratacağı sosyolojik yıkım geleceğimizi ve nesillerimizi tehdit etmektedir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi, İsrail’e verilen 30 silah ihracatı lisansının askıya alındığını, verilen toplam lisansın ise 350 olduğunu açıkladı.
Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi’nden yapılan açıklamada, ” Hükümet, İsrail’in uluslararası insancıl hukuka uygunluğunun gözden geçirilmesinin ardından, Gazze’deki askeri operasyonlarda kullanılmak üzere İsrail’e silah ihracatı lisanslarını askıya alma kararı aldı. Birleşik Krallık’ın sağlam ihracat lisansı kriterleri, ürünlerin Uluslararası İnsancıl Hukukun (UİH) ciddi şekilde ihlal edilmesi ya da ihlal edilmesinin kolaylaştırılması amacıyla kullanılması halinde hükümetin ihracat lisansı vermeyeceğini belirtmektedir. Bu askıya alma kararı Birleşik Krallık’ın İsrail’in güvenliğine yönelik kararlı desteğini değiştirmeyecek olup karar gözden geçirilmeye devam edilecektir” denildi.
350 LİSANSTAN 30’U ASKIYA ALINDI
Bakanlık, İsrail’e verilen 350 silah ihracatı lisansından 30’unun askıya alındığını belirterek, “Bu değerlendirmeler İsrail’in uyumu konusunda ciddi endişelere yol açmıştır ve hükümet bu 30 lisans kapsamında İsrail’e ihraç edilen ürünlerin ciddi UİH ihlallerinde kullanılabileceğine dair açık bir risk olduğu sonucuna varmıştır ve bu nedenle bugünden itibaren bazı ihracatları derhal askıya almaktadır. Bu karar, İngiliz bakanların İsrail’e Gazze’deki sivillere hayat kurtarıcı gıda ve tıbbi malzemelerin ulaştırılması ve tutuklulara daha iyi muamele ve erişim sağlanması için daha fazlasını yapması yönünde defalarca yaptıkları çağrıların ardından geldi” ifadeleri kullanıldı.
Askıya alınan ürünler arasında savaş uçakları, helikopterler ve insansız hava araçlarının da bulunduğu vurgulanarak, “Askıya alma, Gazze’deki mevcut çatışmalarda kullanılan ve İsrail’e verilen toplam 350 lisansa karşılık IDF’ye giden yaklaşık 30 ürün için geçerli olacak. Askıya alınan kalemler arasında savaş uçakları, helikopterler ve insansız hava araçları da dahil olmak üzere askeri uçaklarda kullanılan önemli parçaların yanı sıra Gazze’de kullanılabilecek yer hedeflemesini kolaylaştıran kalemler de yer almaktadır. Gazze’deki mevcut çatışmada askeri kullanım için olmadığını değerlendirdiğimiz ve bu nedenle askıya alınmasını gerektirmeyen bir dizi ihracat lisansı bulunmaktadır” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Kocaeli Milletvekili Harun Özgür Yıldızlı, Karamürsel Belediyesi’ne destek olmak amacıyla kendi şirketinin iş makinelerini belediye hizmetine sundu. Karamürsel Belediye Başkanı Ahmet Çalık ise şunları söyledi:
“Milli mücadele esnasında nasıl toplumsal olarak birlik ve dayanışma ruhu ile zorlukları aşmışsak, bugün de yine birlik ve dayanışma ruhu içinde belediyelerimizin eksikliklerini tamamlayarak halkımıza en iyi hizmeti kesintisiz bir şekilde vermeye devam edeceğiz. Kocaeli Milletvekilimiz kendi şirketine ait iş makinelerini Karamürsel Belediyemizin hizmetine sunmuştur. Karamüsel halkı adına teşekkür ediyorum.”
“İmece kültürü bizim genlerimizde var”
Çalık’ın ardından açıklama yapan Yıldızlı da, “İmece kültürü bizim genlerimizde var. Karamürsel halkına daha iyi hizmet edebilmek için birlikte yola çıkmıştık. Çorbada bizim de tuzumuz olsun diyoruz. İnşallah daha güzel günlerde görüşmek dileğiyle” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yankı Bağcıoğlu, “TCG PİRİREİS denizaltısının hizmete girişinin ardından savunma sanayisinin karşılaştığı sorunlar ve alınması gereken derslerle” ilgili yazılı açıklama yaptı. TCG PİRİREİS’in donanma için oyun kurucu rolünde olacağını belirten Bağcıoğlu, şu görüşleri dile getirdi:
“Gecikmiş olmakla birlikte özellikle günümüz deniz harekatının başarısı açısından hayati önemi haiz olan havadan bağımsız denizaltılarımızın ilki olan TCG PİRİREİS’in donanmamıza kuvvet çarpanından da öte ‘Oyun Kurucu’ olarak katkı sağlayacağından eminim.
Denizaltı proje takvimini detaylı bir şekilde incelediğimizde, konsept ve tasarım çalışmalarına 1993 yılında başlandığını, inşasına yönelik olarak Savunma Sanayi İcra Komitesi kararının 2005 yılında alındığını ve TCG PİRİREİS’in inşasına ise ancak 2015 yılında başlandığını görmekteyiz. Bu bağlamda 2024 yılında hizmete girmesinden gurur ve mutluluk duyduğumuz bu geminin konsept çalışmaları başladıktan 30 yıl, inşasına karar verildikten sonra 19 yıl ve inşasına başladıktan 9 yıl sonra hizmete girdiği göz önüne alındığında bu proje ve TF-2000 Hava Savunma Muhribi, ALTAY Ana Muharebe tankı gibi kritik yeteneklerin envantere girmesindeki gecikmelerin nedenleri ve çözüm önerileri üzerinde de düşünmemiz ve alınması gereken dersleri çıkarmamız gerektiğini değerlendiriyorum.
Türkiye’nin bölgesindeki ülkeler, denizaltı filolarını nitelik ve nicelik olarak geliştirmek için son 20 yılda büyük ve kapsamlı projeler yürütmüşlerdir. Yetenek kazanılmasında yaşanan bu gecikmenin nedenlerinin masaya yatırılması ve arkasındaki temel sorun alanlarının ALTAY tankı, TF-2000 Hava Savunma Muhribi gibi tüm savunma sanayi projelerini de kapsayacak şekilde ivedi bir şekilde çözülmesi gerekmektedir.
Projenin harekat ihtiyacı ve konsept geliştirme çalışmalarının 1993 yılında başladığı göz önüne alındığında harekat ihtiyacını belirlemekten sorumlu makam Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığının dünyadaki askeri teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek ihtiyacı doğru bir şekilde ortaya koyduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Askeri projelerde harekat ihtiyacının tanımlanması ve ihtiyacı tanımlanmış yeteneğin envantere girmesi arasında geçen sürenin aynı/ benzer sınıf gemilere ilişkin örneklerde de görüldüğü gibi genellikle 10 – 15 yıl olduğu göz önüne alındığında bu gemilerin çok daha önce Türk Deniz Kuvvetleri envanterinde yer almasını beklemek gerçekçi bir tespit olacaktır.
“Sınırlı kaynakların etkin bir biçimde kullanılmadığı aşikar”
Türk milletinin gönülden desteği ve iktidarın yerli ve milli hedefli söylemlerine rağmen milli savunma sanayimizin olması gereken seviyeden daha geride olduğu, sınırlı kaynakların etkin bir biçimde kullanılmadığı aşikardır. Daha da ileriye gitmek için bu gerçeği kabul edip dersler çıkarmamız gerekmektedir.
Bu bağlamda siyasi etkilere çok açık bir hale gelen Savunma Sanayi İcra Komitesi ve Savunma Sanayi Başkanlığı’nın TSK ihtiyaçlarını ve bu ihtiyaçların öncelik durumlarını çok fazla göz önüne almadan inşa, temin, programlama ve bütçeleme kararlarını vermesi ve ihaleleri yine önceden seçilmiş, hükümete yakın belirli savunma sanayi firmalarına yönlendirmeye çaba sarf etmesi de ana sorunların başında gelmektedir. Özellikle son dönemde bazı büyük savunma sanayi firmalarının yarış dışı bırakılarak hükümete yakın iş adamlarına ait firmalara öncelik verilmesi de bu sorunun bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarına yönelik olarak planlama, tedarik ve bütçeleme sisteminin işlemesinde aksaklıklar olduğu gözlenmektedir. İhtiyaçların zamanında giderilmesinden de öte, Türkiye’ye ulusal güvenlik ve dış politikada ağır yükler ve tehditler yaratabilecek kabiliyet zafiyetleri ortaya çıkmaktadır. Çözüm, silahlı kuvvetlerimize ve dolayısı ile savunma sanayine yönelik savunma alımlarını akıl, bilim ve temel ahlaki değerler ışığında şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin acil ihtiyacı olan sistemlere öncelik vermek ve kaynakları etkin şekilde kullanarak TCG PİRİREİS denizaltısı, TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi veya ALTAY tankı projelerinin olumsuz örneklerinde de olduğu gibi, rakiplerimizin gerisinde kalmayacak şekilde yeni bir yapısal ve sistemsel değişikliği hayata geçirmektir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yanık, Müslüman ülkelerdeki insan hakları ihlalleri, dünyada artan İslamofobi ile Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin Uygur Türkleri ve diğer azınlıkların karşılaştığı insan hakkı ihlalleriyle ilgili raporuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de sürdürdüğü işgal ve katliamların soykırım şeklinde devam ettiğini vurgulayan Yanık, dünya genelinde çatışmaların yaşandığı ve insan hakları evrensel ilkelerinin ihlal edildiği bölgelerin önemli bir kısmının Müslüman topluluklarının yaşadığı yerler olduğuna dikkati çekti.
Batı dünyasında yükselen bir İslamofobi olduğunun altını çizen Yanık, “Dünyada, insan hakları ihlali yaşanan yerlerin savunuculuğunu yapacak, insan hakları ihlallerine karşı sesini yükseltecek savunucuların olacağı yerlerde, İslamofobi ile beraber hak ihlallerini besleyen ve maalesef meşru gösteren bir sürecin geliştiğini görüyoruz.” dedi.
Hindistan ve Pakistan sınırında 1947’den beri süregelen Keşmir sorununun, Myanmar’daki Arakanlı Müslümanlar ile Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki vatandaşların yaşadığı insan hakları ihlallerinin devam ettiğine işaret eden Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün insan hakları konseptinde temel olan yaşama, mülkiyet, çalışma, seyahat ve iletişim hakkı gibi konuları artık kimse konuşmuyor. Bunların dışında çevre hakkından temiz havaya ve suya erişim gibi haklar konuşmaya başladık. Ama hala Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde temel insan haklarından yaşama, çalışma, aile kurma haklarından bahsediyoruz. BM’nin iki yıl önce hazırladığı raporun somut sonuçları itibarıyla Sincan’da zorla yerinden etmenin yaygın olarak kullanıldığı, cezalandırma yöntemi olarak hapse atma, insanların üreme ve aile olma hakkının engellendiği, seyahat hakkının alındığı, din ve vicdan özgürlüğü ile alakalı sorunlardan bahsediyoruz. Geçen iki yıl içerisinde hiçbir değişikliğin olmadığını ve şikayetlerin devam ettiğini görüyoruz. 1970’lerde nüfusunun yüzde 80’e yakını Müslüman olan Sincan Özerk Bölgesi’nde sistematik bir demografik dönüşüm olduğunu, insanların yerinden edildiğini görüyoruz.”
“Karşımızda BM’nin aldığı kararlarla dalga geçen bir İsrail var”
BM’nin uluslararası hukuk sözleşmelerine taraf olan ülkelerin, insan hakları ilkeleri ve hukuk kurallarına uyacağını taahhüt ettiğini belirten Yanık, ancak Çin ve İsrail gibi ülkelerin bunlara uymadığını söyledi.
Yanık, “Karşımızda, BM’nin bugüne kadar aldığı hiçbir karara uymayan, uymadığı gibi adeta bu kararlarla dalga geçen bir İsrail var. O halde uluslararası toplum olarak yapılan tespitlere, gözlemlere uygun bir biçimde insan hakları konseptini yükseltmemiz, dünyanın neresinde olursa olsun, kim olursa olsun insan hakları ihlallerine karşı tutum almamız ve bununla mücadele etmemiz gerekiyor. Cumhurbaşkanı’mızın ‘Dünya beşten büyüktür’ vurgusunun ısrarla devam etmesinin aslında ne kadar önemli olduğunu Çin örneğinde de olduğu gibi görüyoruz.” diye konuştu.
İsrail’in Gazze’deki katliamlarına karşı İngiltere’de son bir buçuk aydır devam eden gösterilerin aşırı sağcıları rahatsız ettiğini dile getiren Yanık, şunları kaydetti:
“İngiliz toplumunun Filistin’deki katliama karşı son derece barışçıl ses yükseltmeye başladığında aşırı sağcılar birden harekete geçti ve bu, adeta bir İslamofobi dalgasına dönüştü. Hatta İngiliz siyasetçilerden bir tanesi ‘Allahu Ekber diyenin tutuklanması gerekir’ gibi bir cümle kurdu. İslamofobi’ye ve Müslüman coğrafyalardaki insan hakları ihlallerine bu kadar gözünüzü kapattığınızda bunun yansımaları sadece oldukları yerde kalmıyor, bütün dünyayı yakan bir ateşe dönüşüyor. İsrail şu anda Filistin’i katlediyor ama öbür taraftan Lübnan’a, Suriye’de Golan Tepeleri’ne saldırmaya devam ediyor. Belki İran’la devam edecek ve önce bölgesel sonra da küresel bir tehdide dönüşecek bir konudan bahsediyoruz. O yüzden İslamofobi ve Müslümanlara yönelik insan hakları ihlalleri sadece Müslümanların değil bütün insanlığın meselesidir. Herkesin buna karşı durması gerekir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SOSAD Başkanı İsmail Timuçin, Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlık için ekonomik bağımsızlığın zaruretine dikkat çektiğini dile getirerek, “Mustafa Kemal Paşa henüz Cumhuriyeti ilan etmeden önce Şubat 1923 yaptığı İzmir iktisat Kongresinde ‘Yeni Türkiye’mize layık olduğumuz düzeye eriştirebilmemiz için mutlaka ekonomimize birinci derecede önem vermek zorundayız. Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmamışlarsa, meydana gelen zaferler devamlı olamaz’ demiştir. Nice savaşlarda zafer elde etmiş olan büyük önder, tam bağımsızlık için ekonomik bağımsızlığın zaruretine dikkat çekmiştir. Nitekim Cumhuriyetin ilanından hemen sonra Cumhuriyetin temellerinin atıldığı Sivas’ta kurulmasını istediği Cer atölyesinin yapım aşamasında bizzat gelerek ziyaret etmesi sanayileşmeye ve ekonomiye verdiği önemin bir göstergesidir” dedi.
4 Eylül ruhuyla ülke ekonomisine katkı sağlıyorlar
Timuçin, 4 Eylül ruhuyla Sivas’a ve ülkemizin ekonomisine değer katabilmek için gayret ettiklerini söyleyerek, “Dünyadaki gelişmeler güçlü ekonomiye ve sanayiye sahip ülkelerin diğer ülkeler karşısında ne kadar üstünlük sağladığını göstermektedir. Bizler de Anadolu’nun ortasında Cumhuriyet şehri Sivas’ta karşılaşılan olumsuzluklar ve zorluklara rağmen 4 Eylül ruhuna yakışır vatansever bir ruhla şehrimizin ve ülkemizin ekonomisine değer katabilmek, daha ileriye taşıyabilmek, muasır medeniyetler seviyesine girebilmenin gayreti içerisindeyiz. Üretim yapmanın kutsiyetine inanan insanlar olarak binerce şehit vererek kazandığımız bağımsızlığımızı nice fabrikalar dikerek ekonomik bağımsızlığımızla taçlandırmak ve güçlendirmek en büyük sorumluluğumuzdur. Türkiye Cumhuriyetini kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve tüm dava arkadaşlarına minnettarız, ruhları şad olsun. Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı Sivas Kongresinin 105. yılı kutlu olsun” ifadelerine yer verdi. – SİVAS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 26 Ağustos-1 Eylül’de ilçe genelindeki operasyon ve denetimler kapsamında çok sayıda ev, iş yeri ve aracı aradı.
Çalışmada, ruhsatsız olduğu tespit edilen 15 av tüfeği, 40 tabanca ve 6 kurusıkı tabanca, silah yapımında kullanılan parçalar, çelik yelek, çok sayıda mermi ve kartuş ile 158 uyuşturucu hap bulundu.
Ele geçirilen suç unsurlarıyla ilgili gözaltına alınan 17 şüpheli tutuklandı.
Polis ekipleri, denetimlerde farklı suçlardan aranan 213 kişiyi de yakaladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç, Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısında Kentsel Dönüşüm sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Hiçbir hak sahibinin mağdur olmadan sürecin ilerleyeceğini vurgulayan Başkan Şenol Dinç, Kentsel Dönüşüm konusunda atılan adımları aktardı. Başkan Şenol Dinç, “Kentsel Dönüşüm süreci hakkında bilgi vermek istiyorum. Şehrimiz geçmiş yıllarda yıkıcı depremler görmüş bir şehir. Bu kapsamda şehrimizi ve ilçemizi deprem başta olmak üzere her türlü doğal afete en hazır hale getirmek için ciddi adımlar atılması gerekiyor. Biz belediyemiz olarak öncelikle bir adım attık ve Afet İşleri Müdürlüğümüzü kurduk. Burada görevli ve gönüllü arkadaşlarımız ile kurduğumuz ekibimiz eğitimler gerçekleştiriyor ve her bakımdan kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar” diye konuştu.
Başkan Dinç, “Kentsel Dönüşüm konusunda da temaslarımız geçen ay başlamıştı. İlk olarak Ankara’da ilgili kurumlarda görüşmeler gerçekleştirdik. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızda ilgili daire başkanlarına süreci detaylıca aktardık. İnşallah kısa zaman içerisinde de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum ile görüşmemiz olacak. İlçemizde başlatmak istediğimiz Kentsel Dönüşümü detaylıca sayın bakanımız ile görüşeceğiz. Bu görüşmeden olumlu ve hayırlı gelişmelerin çıkacağına inanıyorum. Bu vesileyle ifade etmek istiyorum ki, amacımız, gayemiz ilçemizi ve vatandaşlarımızı muhtemel afetlere en hazır hale getirmek. Rabbim; ülkemizi, şehrimizi ve ilçemizi her türlü afet ve kazadan muhafaza eylesin inşallah” şeklinde konuştu. – SAKARYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube ekipleri trafik denetimi yaptı. Bu çerçevede ekipler, hatalı park, sürücü belgesi daimi iptal olduğu halde araç kullanmak, muayene, çakar lamba, abartı egzoz, alkol, kırmızı ışık ihlali, hız sınırı aşımı denetimi yaptı. Bu çerçevede 2 bin 214 araç kontrol ederken, 342 araca 731 bin 844 TL para cezası uyguladı. Öte yandan polis ekipleri trafik denetimlerinde düğün konvoyu kurarak karayolunu kapatan sürücüleri de saniye saniye takip ederek tespit edip para cezası kesti. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya, 81 ilde gerçekleştirilen ‘Mercek-24’ operasyonlarında 1975 ruhsatsız silahın ele geçirildiğini, 1878 şüpheli hakkında işlem yapıldığını açıkladı.
Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, il jandarma komutanlıkları ve il emniyet müdürlükleri tarafından yurt genelinde silah kaçakçıları ve ruhsatsız silah taşıyanlara yönelik ‘Mercek-24’ operasyonları düzenlendiğini belirtti. Buna göre; ev ve iş yeri baskınları ile halka açık alanlarda ve yol aramalarında 975 ruhsatsız tabanca, 410 kurusıkıdan çevrilmiş tabanca, 33 uzun namlulu tüfek, 558 ruhsatsız av tüfeği olmak üzere toplam 1975 silah ele geçirildi. 1878 şüpheli hakkında işlem yapıldı.
Operasyonları düzenleyen kamu görevlilerini tebrik eden Yerlikaya, “Aziz milletimizin bilmesini isterim ki; ruhsatsız silah temin edenleri bir bir yakalayıp adalete teslim etmeye devam edeceğiz. Sizlerin dua ve desteğiyle kendi karanlık düzenlerinin hakim olmasını isteyen suç odaklarıyla mücadelemiz aralıksız sürecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’nın Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, Zabıta Teşkilatı’nın kuruluşunun 198. yıldönümü münasebetiyle Zabıta Müdürlüğü personelini makamında ağırladı.
Çetin, vatandaşların sağlığı, huzuru ve güveni için gece gündüz demeden canla başla çalışan mesai arkadaşlarının Zabıta Haftasını tek tek tebrik etmesinin ardından anı ölümsüzleştirmek adına hatıra fotoğrafı çektirdi.
Çetin, yaptığı konuşmada, “Zabıta birimimiz belediyenin en önemli birimlerinden birisidir. Zabıta ekiplerimiz, belediyemizin gören gözü, işiten kulağıdır Toplumun huzur ve güvenliğini sağlamak için gece gündüz demeden özveriyle çalışan Zabıta Teşkilatımızın Zabıta Haftası’nı tebrik ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum” ifadesini kullandı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Moğolistan’a inen Putin havalimanında törenle karşılandı.
Putin’in yarın Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaagiin Khurelsukh ile bir araya gelmesi beklenirken, iki ülke arasında bazı belgelerin da imzalanması planlanıyor.
Öte yandan, Moğolistan’ın Putin hakkında yakalama kararı çıkartan Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) üyeliği gündeme gelmişti.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, gazetecilere yaptığı açıklamada, UCM kararı veya Moğolistan’ın üyeliğinin Rusya’nın gündemindeki bir sorun olmadığını söylemişti.
UCM’NİN PUTİN HAKKINDA YAKALAMA KARARI
UCM, Ukrayna’da işlenen suçlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, Rusya Devlet Başkanı Putin ve Rusya’nın Çocuk Hakları Komiseri Maria Alekseyevna Lvova-Belova hakkında savaş suçu gerekçesiyle yakalama kararı çıkarıldığını ve bu kararın ömür boyu geçerli olduğunu Mart 2023’te duyurmuştu.
Moğolistan da Roma Statüsü’nü imzalayan ve UCM’ye üye olan 124 ülke arasında yer alıyor.
*Haberin görselleri Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Netanyahu’nun dün akşam düzenlediği basın toplantısında, Hamas’ı, 6 İsrailli esirin ölümünden sorumlu tutmasının ardından Hareketin Siyasi Büro üyesi İzzet er-Rişk, Telegram hesabından yazılı açıklama yaptı.
Rişk, “Direniş güçlerinin elindeki esirlerin hayatından Netanyahu sorumludur. Direniş güçleri onların hayatını korumaya ve iyi muamelede bulunmaya özen gösterirken o (Netanyahu) onları öldürme ve durumlarını görmezden gelmede ısrar ediyor.” ifadelerini kullandı.
Netanyahu’nun yaptığı açıklamayla esir takası ve ateşkes anlaşmasını engelleyenin kendisi olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Rişk, “Netanyahu, 11 aydır Gazze’de yürüttüğü ve halkına pazarlamada başarılı olamadığı hayali bir zafer arıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
REKLAM
Netanyahu dünkü basın toplantısında, geçen hafta Gazze’de 6 İsrailli esirin cenazelerinin bulunmasının ardından bazı İsrailli yetkililerin Mısır ile Gazze sınır hattındaki Philadelphi Koridoru’ndaki işgalin sona erdirilmesi yönündeki açıklamalarını duyduğunda “şoke olduğunu” belirtmiş ve buradaki işgale devam etme konusunda ısrarcı olacaklarını söylemişti.
İsrail ordusu, 1 Eylül’de Gazze Şeridi’nin Refah kentinde bir tünelde 6 İsrailli esirin cesedine ulaşıldığını açıklamıştı.
Hamas, 6 İsrailli esirin “Amerikan silahlarıyla Filistin halkını katleden İsrail bombardımanında” öldüğünü belirtmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARDAHAN – Türkiye’nin Gürcistan sınırında, Kafkaslar ve Orta Asya’ya açılan kapısı konumundaki Posof Türkgözü Sınır Kapısı’nda Rusya- Ukrayna savaşı nedeniyle tır yoğunluğu devam ediyor.
Türkiye’nin Gürcistan üzerinden Kafkas ülkelerine açılan Ardahan’ın Posof ilçesindeki Türkgözü Gümrük Kapısında tır kuyruğu devam ediyor.
Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle güzergah değiştiren tırlar, Türkiye ile Gürcistan arasındaki Posof-Türkgözü Gümrük Kapısı’nda yoğunluk oluşturdu. Tır kuyruğunun 3 kilometreyi bulduğu gümrük kapısında sürücüler, Posof-Türkgözü Gümrük kapısından geçmek için uzun süre beklemek zorunda kalıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA-KAHİRE HATTINDA YENİ DÖNEM
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuğunu Beştepe’de resmi törenle karşılayacak. İki lider, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısına başkanlık edecek. Birçok alanda da anlaşmaya imza atılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır’ın başkenti Kahire’ye 14 Şubat 2024’te yaptığı ziyaretle, ilişkilerde yeni bir sayfa açıldı. Bu, 12 yıl sonra bir ilkti.
GÜNDEM GAZZE OLACAK
Sisi’nin iadeiziyaretinde başlıca gündem Gazze olacak. İsrail’in saldırılarının durdurulması, bölgede ateşkesin sağlanması ve Netanyahu hükümetinin yargılanması konusunda atılabilecek ortak adımlar görüşülecek. Filistin başta olmak üzere Libya, sudan, Somali gibi bölgesel meselelerde; kalıcı istikrar, barış ve huzurun tesisi iki yapılabilecekler ele alınacak.
REKLAMEKONOMİ, TİCARET, ENERJİ VE EĞİTİM MASAYA YATIRILACAK
Mısır ve Türkiye arasındaki iş birliği, Gazze ile sınırlı kalmayacak. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısında ilişkilerin ekonomik boyutu da masaya yatırılacak. İki ülke arasında 10 milyar dolara ulaşan ticaret hacminde yeni hedef 15 milyar dolar. Bu hedefe ulaşmak için atılacak adımlar görüşülecek. LNG, yenilenebilir, madencilik başta olmak üzere enerjinin yanı sıra; sağlık, turizm ve savunma sanayiinde iş birliği gündemde olacak. Kahire’deki Yunus Emre Enstitüsü’nün 20 bin öğrencisi var. Her iki ülke de üniversiteler arası işbirliği, medya ve iletişim alanında çalışmaları artırıcı yöndeki çabalar da ele alınacak.
Mısır’daki havacılık fuarında sergilenmeye başlanan HÜRJET ile Türkiye’nin fuara katılımı, iki ülke arasındaki askeri ve diplomatik ilişkilerin güçlenmesi adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ziyaretin, siyasi ve askeri alanlarda da bölgesel dengelere etki etmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Söğüt İlçe Mezarlığında yer alan şehitlik bölümünde yenilemeler gerçekleştirildi. Yapılan yenileme, bakım ve onarım sonrası şehitlik Türk bayrakları ile donatıldı.
Söğüt Belediye Başkanı Ferhat Durgut, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Şehitliğimizi, şehitlerimize yakışır bir şekilde yeniledik” ifadelerini kullandı. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belçika Kraliyeti’nden yapılan yazılı açıklamada, Kral Philppe’nin, hükümeti kurma görevini bir kez daha De Wever’e verdiği duyuruldu.
Açıklamada De Wever’in, Kral’a raporunu 23 Eylül’de sunacağı bildirildi.
Kral, ardından yapacağı değerlendirmede ya De Wever’in süresini uzatacak ya da hükümeti kurma görevini başka bir isme devretmeye veya arabuluculuk prosedürüne bir kez daha başvurmaya karar verecek.
De Wever, 9 Haziran’daki seçimin ardından Kral tarafından seçimin galibi olması nedeniyle hükümeti kurmakla görevlendirilmişti.
REKLAM
Partisi N-VA hükümeti kuracak çoğunluğu elde edemediği için De Wever, Brüksel Başkent Bölgesi ve Fransızca konuşan toplumun bölgesi Valonya parlamentosunda birinci sıraya yerleşen Frankofon liberal MR partisi, Valonya’da 4. sırada gelen merkez parti Les Engages, Flaman bölgesinde 3. sırada gelen Flaman Vooruit ve 4. gelen Flaman Hıristiyan demokrat CD&V ile 5’li görüşmeler yapmıştı.
Görüşmeler, De Wever’in federal sosyal reform önerisi etrafında sürmüş ancak uzlaşma çıkmamıştı.
De Wever bu nedenle 23 Ağustos’ta görevi Kral’a iade etmişti. Kral, Les Engages lideri Maxime Prevot’u 5 parti arasında “arabulucu” olarak atamıştı.
Her seçim sonrası sancılı süreç
Belçika’da federal bölgelerin arasında yaşanan anlaşmazlıklar, hemen her seçim sonrasında siyasi krizlere neden oluyor.
Ülke 1979 seçimlerinin ardından 107 gün, 1988’de 148 gün, 2007’de 194 gün ve 2019 seçimleri sonrası 653 gün hükümetsiz kalarak bu konuda rekor kırmıştı.
*Haberin görseli ShutterStock tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri arananların yakalanması için çalışmalarını sürdürüyor.
Ekipler, bu kapsamda, kasten öldürmeye teşebbüs, basit yaralama ve güveni kötüye kullanma suçundan kaydı bulunan 4 kişinin yerini tespit etti.
Operasyon sonucu yakalanan 4 kişinin işlemleri sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar’ın, Yeniden Refah Partisi’nden istifa etmesinden sonra Genel Başkan Fatih Erbakan, katıldığı televizyon programında istifaya ilişkin konuştu. Erbakan, halkın yüzde 79’unun istifa etmemesi yönündeki görüşüne rağmen Gülpınar’ın istifa etmesinin hayır getireceğini düşünmediklerini belirtti. Erbakan açıklamasında şunları söyledi:
“Bir takım duyumlar geliyordu bize ama net bir durum söz konusu değildi. Bugün bu şekilde bir gelişme oldu. Biz buna tabi şaşırdık. Herhangi bir istişare olmadı, maalesef olmadı. Bizimle zaten olmadı, genel başkan yardımcılarımızla da herhangi bir istişare olmadı hatta belediye meclis üyeleri ve oradaki merkez ilçe Karaköprü belediye başkanımız bugün Kasım beyin sabah 09.00’da belediye meclis üyeleri ile yaptığı toplantıda buna vakıf oldu. Dolayısıyla üzülerek söylüyorum bir istişare ile alınmış karar değil. Bizimle zaten nasıl istişare olacak, ‘biz sizden ayrılacağız’ dediği zaman biz ne diyebiliriz? Tabi ki ayrılma, böyle şey mi olur diyeceğiz. İstişare kelimesi aslında çok mantıklı değil. Böyle bir şey de zaten olmadı. Bilgi verme gibi de söylüyorsa öyle bir şey de olmadı. Belediye meclis üyeleri ile yapmış olduğu toplantıda kendisi bizzat ifade ediyor 21 belediye meclis üyesi orada şahit, Karaköprü Belediye Başkanımız Nihat Çiftçi Bey şahit, ‘ben anket yaptırdım, ankete göre halkın yüzde 79’u istifa etme diyor ama ben çalışamıyorum, baskılar oluyor, taleplerim geri çevriliyor, projelerim onaylanmıyor, o nedenle istifa etmem gerekiyor, edeceğim’… Şimdi halkın yüzde 79’una rağmen yapılan bir işten çok hayır geleceğini düşünmüyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD) tarafından Rodoplu’nun Gümülcine’ye bağlı Semetli köyündeki kabri başında düzenlenen anma törenine Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Aydın Ahmet, BTAYTD Başkanı Hüseyin Baltacı, Rodoplu’nun eşi Ayşe Rodoplu, kızları Sevgi ve Sevda Rodoplu ile çok sayıda Batı Trakyalı Türk katıldı.
Konuşmasında İsmail Rodplu’nun dürüst biri olduğunu, saygıyla anıldığını belirten Müftü Şerif, kendisi gibi birçok kişinin hayatında da onun derin izler bıraktığını ifade etti.
Şerif, Sadık Ahmet ve Rodoplu ile birlikte aday oldukları dönemi ve yaşadıkları zorlukları hatırlattı. Şerif, Sadık Ahmet ile kendisinin adaylık başvurularının kabul edilmediğini fakat Rodoplu’nun bağımsız milletvekili olarak meclise girdiğini söyledi.
BTAYTD Başkanı Baltıcı konuşmasında, Rodoplu’nun ve arkadaşlarının Batı Trakya Türkleri için verdikleri hak mücadelesinin örnek alınması gerektiğini hatırlattı.
İsmail Rodoplu kimdir
1938 yılında Batı Trakya’da, Gümülcine şehrine bağlı Semetli köyünde doğan İsmail Rodoplu, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın karşılaştığı sorunları uluslararası platformlarda dile getirerek, Türklerin haklarını savunmada önemli rol oynadı.
1982 yılında Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği’nin kurucuları arasında yer alan Rodoplu, 1983-1992 yılları arasında derneğin başkanlığını yaptı. Bu süreçte, Batı Trakya Türklerinin eğitim haklarını savunmak ve toplumun haklarını korumak için çeşitli faaliyetlerde bulundu.
1977’de “Gerçek” adında bir gazete çıkararak, azınlık toplumunun sesi oldu ve özgürlük mücadelesini basın yoluyla da sürdürdü.
Rodoplu, Rodoplu, Batı Trakya Türk azınlığının siyasi hayatında dönüm noktası olan “bağımsız liste hareketi”nde de önemli bir rol oynadı. 5 Kasım 1989 genel seçimlerinde, bağımsız aday olarak katıldığı seçimleri kazanarak, 1990 yılına kadar Yunan Parlamentosu’nda milletvekilliği yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adalet Peşinde Aileleri Platformu yeni adli yıla ilişkin açıklama yaparak hakim ve savcılara seslendi. Platform tarafından yapılan açıklamada 6 Şubat depremleriyle ilgili başlatılan davalarda geçen süreye rağmen önemli bir ilerleme kaydedilmediği belirtildi.
Platform tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“6 Şubat 2023’te meydana gelen depremde binlerce kişi hayatını kaybetti. Bu trajik olayın ardından başlatılan davalarda, geçen süreye rağmen önemli bir ilerleme kaydedilmemiştir. Mahkemeler tarafından alınan olumsuz kararlar, mağdur ailelerde derin bir üzüntü ve hayal kırıklığı yaratmıştır. 19 ayın ardından, bu büyük felaketin sorumluları ya hiç tutuklanmamış, firari durumda ya da serbest bırakılmıştır. Tutuklu bulunanlar ise yalnızca bilinçli taksirle yargılanmaktadır. Bu durumu kabul etmemiz mümkün değildir. Yeni adli dönemde, hakim ve savcıların adil ve vicdanlara uygun kararlar vermelerini talep ediyoruz. Deprem suçlularının hak ettiği cezaları almasını ve adaletin yerini bulmasını umut ediyoruz. Adaletin sağlanması ve mağdur ailelerin beklentilerinin karşılanması için gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Irak’ın kuzeyinde, teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak, depo ve terör örgütünün kullandığı tesislerden oluşan 20 hedef, yapılan hava harekatı ile imha edildi. Milli Savunma Bakanlığı’ndan harekata ilişkin X hesabı üzerinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“PKK/KCK ve diğer terörist unsurları etkisiz hale getirerek Irak kuzeyinden halkımıza ve güvenlik güçlerimize yönelik terör saldırılarını bertaraf etmek ve hudut güvenliğimizi sağlamak maksadıyla Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın 51’inci maddesinden doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda, Irak’ın kuzeyinde bulunan Metina, Zap, Gara, Hakurk, Kandil ve Asos bölgelerindeki terörist hedeflerine 2 Eylül 2024 tarihinde hava harekatı icra edilmiş; icra edilen hava harekatıyla Bölücü Terör Örgütü (BTÖ) tarafından kullanılan ve içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barinak, depo ve terör örgütünün kullandığı tesislerden oluşan 20 hedef imha edilmiştir. İcra edilen bu harekatta, azami oranda yerli ve milli mühimmat kullanılarak, çok sayıda terörist etkisiz hale getirilmiştir.
Asil milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, geçmişte olduğu gibi bugün de ülkemizin ve milletimizin beka ve güvenliği için terörle mücadeleye son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir. Bu harekat sırasında; masum insanların, dost unsurların, tarihi eserler ile çevrenin zarar görmemesi için her türlü tedbir alınmıştır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Töre, Artvin Çoruh Üniversitesince Nihat Gökyiğit Kültür Merkezi’nde düzenlenen ” Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yılı” panelindeki konuşmasında, Kıbrıs meselesinin Türk milletinin milli davası ve bekası olduğunu söyledi.
Kıbrıslı Türklerin, Türk milletinin kendisi olduğunu, geçmişten bugüne milli ve manevi kimliklerini koruduğunu anlatan Töre, “Zaman zaman içimizden hainler çıkıyor, Türkiye’ye laf atıyorlar. ‘Türkiye ve Türk askeri misafirdir, artık gitsin.’ diyorlar. Türk askerine Kıbrıs’ta laf söyleyenler haindirler, Türkiye’yi Kıbrıs’ta istemeyenler haindirler. ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmasaydı daha iyi olurdu, ayağımıza kurşun sıktık.’ diyenler haindir, ‘İstiklal Marşı bizim değildir.’ diyenler haindir.” ifadelerini kullandı.
“Bedendeki can çıkarsa ceset olur, Türkiye adadan çıkarsa biz de öyle oluruz”
Töre, dahili ve harici hainlere karşı uyanık olmaları gerektiğini dile getirdi.
Türk askerinin Kıbrıs’ta ev sahibi olduğunu vurgulayan Töre, şunları kaydetti:
“Türk askeri adada misafir değildir. Türkiye bizim ana vatanımızdır, Türkiye bizim milletimizdir, özümüzdür, bedenimizdeki candır, damarımızdaki kandır. Bedendeki can çıkarsa ceset olur. Türkiye adadan çıkarsa biz de öyle oluruz. Damarımızdaki kan akıp giderse hayatımızı kaybederiz. Türk ordusu bedenimizdeki candır, Türk milleti bizim damarımızda dolaşan kandır. Ne canımızdan ne kanımızdan vazgeçeriz. Bizi ne Amerikalı ne de Avrupalı ayırabilir. Bizi kimse ayırmaz.”
“Famagusta” dizisine tepki
Töre, dijital platformda yayımlanacak Kıbrıs Rum yapımı “Famagusta” dizisine ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:
“Gelsinler Taşkent katliamını dizi yapsınlar. Gelsinler Atlılar, Muratağa, Sandallar’ı dizi yapsınlar. Gelsinler banyo katliamını dizi yapsınlar. Sadrazamköy’de bir anne, eşi ve 5 çocuğunu nasıl katlettiler? Gelsinler bunları dizi yapsınlar. Gelsinler, nasıl otobüslerin önünü çevirip hem 1958’de hem de 1964’te çalışan işçileri katlettiler? Gelsinler onları dizi yapsınlar. Netflix, o televizyon kanalı Amerika’da. Bu işin arkasında siyonizm yatıyor. Bu işin arkasında Rum, Yunan lobisi yatıyor.”
Oluşturtulmak istenen bu algının, Gazze’deki insanlık dramı ve katliamı örtmek için olduğuna dikkati çeken Töre, “50 yıl önce 74 Mutlu Barış Harekatı’nda Maraş kentini terk eden Rumları dizi yapıyorlar ve göstereceklermiş, Netflix. Bu bir oyun, emperyalistlerin, sömürgecilerin bir oyunudur. Bu tür filimler veya bu tür propagandalar Türkiye’yi yıldırmak için, Kıbrıs Türk halkını kendi milli devletinden vazgeçirmek için yapılan oyunlardır. Onun için hep birlikte emperyalizme, sömürgecilere karşı direneceğiz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Yargıtay’da yeni adli yıl açılış resepsiyonu yapıldı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Tunç, yeni anayasa tartışmaları, Can Atalay, Dilruba Kayserilioğlu, teğmenler ve Diyarbakır’da kaybolan Narin’e ilişkin açıklamalarda bulundu.
Yargıtay’da yeni adli yıl açılış resepsiyonu yapıldı. Resepsiyona Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AYM Başkanı Kadir Özkaya, AYM üyeleri, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Yargıtay Üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, resepsiyonda basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bakan Tunç, yeni anayasa sorusuna ilişkin “Katılımcı kapsayıcı bir anayasayı bu ülke yapabilir, bu meclis yapabilir ve ön yargıları bırakarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde siyasi partilerimiz, milletvekillerimiz büyük bir uzlaşmayla bir toplumsal sözleşmeyi ortaya çıkarırlarsa milletimize olan borcu ödemiş oluruz” dedi. Tunç şöyle devam etti:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir uzlaşma sağlandığında inşallah yeni anayasa olur. Bu milletimizin hakkıdır ve anayasa yapıcı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin millete olan borcudur. Bu borcu yerine getirmek milletvekillerimizin ve siyasi partilerimizin görevidir. İnşallah bu borcu yerine getiririz. Darbe anayasasıyla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başlamak ülkemiz açısından maalesef çok olumsuz bir durum. Bu olumsuzluğu düzeltmek de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin elinde, geniş bir kesimin görüşleri alınır, uzlaşmacı, katılımcı kapsayıcı bir anayasayı bu ülke yapabilir, bu meclis yapabilir ve ön yargıları bırakarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde siyasi partilerimiz, milletvekillerimiz büyük bir uzlaşmayla bir toplumsal sözleşmeyi ortaya çıkarırlarsa milletimize olan borcu ödemiş oluruz. Çünkü Anayasamız bizim bir darbe anayasası, vesayetçi ruha hala sahip. İçerisinde reform sayılabilecek çok önemli düzenlemeler yapıldı, değişiklikler yapıldı. Yargıyla ilgili yapıldı. Hükümet sistemiyle ilgili yapıldı. Hak arama yollarının genişletilmesiyle ilgili yapıldı. Temel hak özgürlüklerin genişletilmesi ile ilgili çok önemli reformlara sahne oldu anayasamız. Ama tabii bu çok sayıdaki değişiklik de mesela 2012 yılında yaptığımız bireysel başvuru düzenlemesi 82 Anayasasıyla bazı çelişen maddeleri iki yüksek yargı kurumumuz, Anayasa mmahkememiz ve Yargıtayımız arasında bir tartışmaya neden oldu. Tüm bu tartışmaları ortadan kaldırmanın yegane yolu Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.”
Can Atalay konusu
Bakan Tunç, milletvekilliği düşürülen Can Atalay’a ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
“Özellikle meclisteki Can Atalay’la ilgili genel görüşmeyi sorduklarında, genel görüşme neticesinde ne olacak diye gazeteciler sorduğunda, genel görüşmede milletvekilleri görüşlerini açıklayacak ve kamuoyu da öğrenecek. Ama ortada bir Yargıtayca onanmış bir kesin hüküm varken ve yeniden yargılama yapılmamışken kesin hüküm ortadan kalkmadığı sürece bu hükümle ilgili meclisin yaptığı bir oylama yok, işlem yok. Dolayısıyla ‘Meclisin bu konuda yapacağı bir işlem yok sözünü’ meclis çözüm yeri değildir şeklinde değiştirdiler. Halbuki Meclis her şeyi yapabilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin tecelligahıdır ve anayasayı da değiştirebilir, yeni anayasa yapabilir, yargı kurumlarımızın fonksiyonunu da değiştirebilir. Her şeye gücü yeter. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden daha kudretli bir kurum olamaz. Maalesef birileri hemen o genel görüşmede ne yapılabilirin cevabını alıp ‘meclis çözüm yeri değildir’ şeklinde çarpıtmaya çalıştılar. Maalesef siyasette bunlar da oluyor. Tabii biz görüşlerimizi doğru bir şekilde açıklamaya devam ediyoruz.”
“Dağı taşı arıyorlar, her yeri arıyorlar ama maalesef bulamadılar”
Diyarbakır’da kaybolan Narin Güran soruşturmasına değinen Bakan Tunç, “Asıl temennimiz Narin kızımıza sağ salim ulaşılabilmesi” diyerek şöyle konuştu:
“Narin kızımızın kaybolması bizi çok derinden sarstı. Hala on beş gündür bulunamadı. İnşallah sağ salim bulunur. Tabii devletin tüm imkanları oradaki güvenlik güçlerimiz, AFAD’ımız hepsi seferber oldular. Dağı taşı arıyorlar, her yeri arıyorlar ama maalesef bulamadılar. Tabi soruşturma devam ediyor. Soruşturma ile ilgili yayın yasağı alındı. Çünkü soruşturma ile alakalı orada televizyonlar canlı yayın yapmaya başladılar. Yani soruşturmanın selameti açısından da bu doğru değildi. Çünkü oradaki özellikle soruşturmanın selametini de korumak ve daha sağlıklı veriye ulaşabilmek gerekiyordu. O nedenle bir yayın yasağı alındı. Ama diğer taraftan aramalar devam etti. Çok sayıda kişinin ifadesi alındı. Yine orada özellikle şüpheli görülen kişilerle ilgili bir takım ifadelerden yola çıkarılarak tespitler yapıldı. İşte abisinin üzerinde bir inceleme yapıldı. Adli tıp raporu geldi. O izlerin ona ait olmadığına ilişkin bir rapor kime ait olduğunun tespit edilemediğine ilişkin bir rapor verildi. Sonrasında amcasıyla ilgili bir tutuklama kararı verildi. Orada tabii soruşturma devam ediyor. Bizim burada soruşturmanın gidişatıyla ilgili teferruatlı bilgi vermemiz mümkün değil soruşturma açısından. Ama adli tıpın bir takım tespitleri var. DNA tespitleri var. Annesi ve babasıyla kan örnekleri alındı. ve o araçta amcasının aracındaki DNA’nın uyuştuğu görüldü. Bu yönde bir rapor var ve bu kuvvetli bir şüphe. Bu şüphe nedeniyle de bugün Suç Ceza Hakimliği bir tutuklama kararı verdi. Neticede burada soruşturmanın sağlıklı bir şekilde sürmesi önemli. Mahremiyet ilkesini de koruyarak bunu yapmak lazım. Dolayısıyla hep beraber soruşturmayı da bekleyeceğiz ama asıl temennimiz Narin kızımıza sağ salim ulaşılabilmesi. bütün temennimiz bu.”
“Siyasetçilerimizin sorumlu davranması lazım”
İzmir’de yaptığı sokak röportajı sonrası tutuklanan ve geçtiğimiz günlerde tahliye edilen Dilruba Kayserioğlu’nun devam eden yargı süreci hakkında konuşan Bakan Tunç, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştirdi. Bakan Tunç, “Milletin yüzde 52 oyuyla Cumhurbaşkanı seçilen Cumhurbaşkanımıza yönelik kabul edilemeyecek ifadeler kullanması, kabul edilemeyecek ifadeler kullanması kullanan bir kişiyi ve bu yönde bir soruşturması devam eden bir kişiyi yanına oturtması, onu baş tacı etmesi milletimizi rahatsız eder” dedi. Tunç şöyle konuştu:
“Yargı süreci devam ediyor. Yani burada neticede sosyal medya aracılığıyla yayılan bir sokak röportajı var. Sokak röportajı yasak mı Türkiye’de? Değil. Herkes düşüncesini özgürce ifade edebilir, bunda hiçbir sınırlama olamaz diyebilir miyiz? Özgürce ifade ederken düşünce ve ifade özgürlüğünün de anayasamızda kanunlarımızda sınırı var. Dolayısıyla burada soruşturma konusu olan kişinin söylediği ifadelere baktığımız zaman millete yönelik bir hakareti söz konusu. Yani millete gerizekalı diyor affedersiniz yani söylemeye bile insan utanıyor ve farklı şeyler de söylüyor daha devamında. Ben buradan söyleyemiyorum onu. O milletimize söylediği hakaretlerin halkı kin ve düşmanlığa tahrik teşkil edeceğine yönelik savcılarımızın tespiti oldu. ve o süreçte tutuklama kararı verildi. Şimdi bir kişiye size karşı birisi gerizekalı dediğinde siz ne yaparsınız? Teşekkür etmezsiniz, bana hakaret etti dersiniz, dava açarsınız. Ama millete birisi gerizekalı dediğinde milletin o hakkını kim savunacak? Kamu adına Cumhuriyet Savcıları savunacak. Dolayısıyla sosyal medya da bir özgürlük alanı evet bunu kabul ediyoruz ama gerçek hayatta suç teşkil eden bir konu gerçek hayatta hakaretse halkı kin ve düşmanlığa tahrik edecek bir cümle ise bu sanal medyada da sosyal medyada da yapıldığında suç teşkil eder. Dolayısıyla o yayınları yaparken ona dikkat etmek lazım. Yani orada bir talihsizlik, Sayın Özel’in hemen onu yanına oturtması, millete hakaret eden bir kişiyi baş tacı etmesi, milletin yüzde 52 oyuyla Cumhurbaşkanı seçilen Cumhurbaşkanımıza yönelik kabul edilemeyecek ifadeler kullanması, bunları kullanan bir kişiyi ve bu yönde bir soruşturması devam eden bir kişiyi yanına oturtması, onu baş tacı etmesi milletimizi rahatsız eder. Dolayısıyla siyasi partilerimiz, genel başkanların özellikle bu konuda dikkat etmesi lazım. Yani buradan onlar bir puan kazanmaz. Onlar buradan puan kaybeder. Siz millete geri zekalı diyeni yanınıza oturtup ona kürsüde methiyeler düzerseniz yarın bir gün onu milletvekili de yaparsınız. O zaman ne olacak? Milletvekili adayı da yaparsınız. Bu olmaz. Bu kamu düzeninin ihlali aslında. Bu anlamda siyasetçilerimizin sorumlu davranması lazım. Bu sorumlu bir davranış olmadı.”
“Okulu bitiren subayların nasıl yemin edecekleri kanunda belli”
Teğmenlerin yemin törenine ilişkin konuşan Bakan Tunç açıklamasını şu cümlelerle tamamladı:
“Kanunlarımız var. Yani okulu bitiren subayların nasıl yemin edecekleri kanunda belli. Zaten Cumhurbaşkanımızın huzurunda o tören yapıldı ve yemin edildi. Burada özellikle toplum kesimlerini milletimizi rahatsız edecek eylem ve söylemlerden kaçınmak lazım. Bu anlamda bir rahatsızlık oluşturdu birçok geniş kesimlerde. Bu anlamda tabii bunun disiplin hükümleri bakımından neye tekabül eder? Tüm bunların değerlendirilmesini yapacak olan ilgili kurumdur. Dolayısıyla yanlış yorumlanacak, kamuoyunu rahatsız edecek bir takım davranışlara fırsat vermemek lazım. Bu anlamda özellikle daha hassas olunması gereken bir yer orası. Bu anlamda milletimizi rahatsız edecek eylem, davranış ve tutumdan kaçınmak lazım. O nedenle asıl yemin kanunen yapılan yemindir. Dolayısıyla bizim o yöndeki görüşümüz eğer kanuna aykırı bir durum varsa ilgili merciler zaten onun çalışmasını yapar.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’de hafta sonu 6 esirin cansız bedeninin bulunmasının ardından Başbakan Binyamin Netanyahu’ya duyulan öfke artıyor. Başkent Tel Aviv başta olmak üzere ülke genelinde hafta sonundan bu yana devam eden hükümet karşıtı protestolarda göstericiler İsrail hükümetinin esirler için ateşkes anlaşmasını sağlayamamasına tepki gösteriyor. Başkentteki gösteride Netanyahu’ya anlaşmayı kabul etmesi için çağrılar yapan binlerce gösterici, “Bu kadar kan dökmek yeter, masada bir anlaşma var!”, “Utanç, Utanç, Utanç”, “Onları (esirleri) canlı istiyoruz” sloganları atarak bölgedeki politikadan vazgeçilmesini talep etti. “Baştaki sensin. Suçlu sensin” yazılı pankartlar taşıyan İsrailliler, anlaşmaya yanaşmayan Netanyahu’yu istifaya çağırdı.
Ülke genelinde greve gidildi
İsrail’in en büyük işçi sendikası Histadrut tarafından dün yapılan açıklamada, bugün için ülke genelinde grev çağrısı yapılmış, “Esirlerin terk edilmesini durdurmalıyız. Sadece bizim müdahalemizin sarsılması gerekenleri sarsabileceği sonucuna vardık” ifadeleri kullanılmıştı. Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı’nda da bugün uçuşlar askıya alınmış ve havalimanında aksamalar yaşanmıştı. – TEL AVİV
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Töre, uluslararası kuruluşları ve bazı devletleri eleştirerek, Kıbrıs Türk halkının ulusal birliğine yönelik yapılan girişimlere karşı duracaklarını vurguladı.
Töre konuşmasında, “Bizi ne Amerika ayırabilir ne Avrupa Birliği ayırabilir, ne de Birleşmiş Milletler Konseyi ayırabilir. Bizi kimse ayıramaz,” diyerek, Kıbrıs Türk halkının birliğine olan inancını yineledi. Gazze’de yaşananlara dikkat çeken Töre, “Onlar bilsinler, Gazze’ye baksınlar. Utansınlar, siyonizme nasıl destek veriyorlar? Katliamlara nasıl destek veriyorlar, utansınlar ve artık Kıbrıs’la uğraşmasınlar,” ifadeleriyle uluslararası toplumun tutumunu sert bir dille eleştirdi.
Töre, ayrıca ABD’de çekilen “Famagusta” adlı diziye de tepki gösterdi. Bu tür yapımların, Kıbrıs Türk halkını ulusal kimliğinden ve devletinden vazgeçirmek amacıyla yapıldığını savunarak, “Gelsinler Taşkent katliamını, Atlılar ve Muratağa skandallarını, banyo katliamını dizi yapsınlar. Bu işin arkasında Siyonizm yatıyor, Rum ve Yunan lobisi yatıyor” dedi. Töre, Kıbrıs Türk halkının emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı direneceğini vurguladı.
Konuşmasının sonunda Mehmet Akif Ersoy’un “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” sözünü hatırlatan Töre, Batı’nın insan hakları ve demokrasi söylemlerinin ikiyüzlülüğüne dikkat çekti. Gazze’deki durumu örnek göstererek, “Hani insan hakları? Yerle bir ettiler Gazze’yi. Ne doktor kaldı, ne çocuk kaldı, ne kadın kaldı,” diyerek uluslararası toplumu sert bir dille eleştirdi. – ARTVİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOLU Belediye Başkanı CHP’li Tanju Özcan, yere çöp ve sigara izmariti atanlara yönelik ceza uygulaması nedeniyle diğer belediye başkanları tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e şikayet edildiğini söyledi.
Bolu Belediyesi tarafından cadde ve sokaklara çöp ve sigara izmariti atan vatandaşlara yönelik ceza uygulaması başlatıldı. Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından kentin farklı noktalarında yapılan denetimlerde bir ay içerisinde çevreyi kirlettiği belirlenenlere kişilere toplam 5 milyon 297 bin 463 TL para cezası kesildi.
Bolu Belediye Meclis toplantısında ceza uygulamasına ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Özcan, “Vallahi ben çok tepki alırım zannettim, bu izmarit atanlara ceza uygulamasından. Bir kişi gelip, ‘Bana niye ceza kestiniz’ demedi. Bazısı şunu söylüyordu, ‘Başkanım atmayalım da yeterince çöp kovası bulamıyoruz’ diyordu. Şimdi kuaförlere, kahvehanelere, çay ocaklarının önüne ve lokantaların önüne, o istedikleri çöp konteynerinden koyduk. İzmaritliği, altında çöp atılacak bölüm de var ve bunlara zimmetledik. Herhalde tamamına yakını bitti. Zimmetlerken şunu dedik, ‘Bakın bunu bilabedel veriyoruz, kaybederseniz, çaldırırsanız, parasını alırız. 3 metrekare önünde dükkanın çöp veya izmarit görürsek, cezası sana uygularız’ dedik ve büyük bir destek aldık hem Türkiye’den hem Bolu’dan” dedi.
“GENEL BAŞKANA ŞİKAYET ETMİŞLER”
Uygulama nedeniyle CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, diğer belediye başkanları tarafından şikayet edildiğini açıklayan Başkan Özcan, şunları söyledi:
“Hatta ceza yiyip teşekkür edenler oluyor. Garip gelecek ama ‘Haklısınız bu konuda’ deyip, ‘Teşekkür ederim’ diyor adam. ve şimdi bütün belediye başkanları bana muazzam kızıyor. Genel başkana şikayet etmişler. Dedim ki biz yeni bir meclis kararı almadık, zaten 2 tane kanun var. Birisi tütün ve tütün ürünleriyle mücadelede var 598 lira bir de çevre kanununda 14 bin 407 liraya kadar ceza var. Biz yeni bir şey çıkarmadık, biz sadece kanunu uyguluyoruz.”
“TAYYİP BEY DE HAKLIYMIŞ DİYORSUN”
Özcan, İstanbul’a yaptığı ziyaret sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’li belediyelere yaptığı eleştirileri haklı bulduğunu işaret ederek, “Bir sene şu baskıyı devam ettirirsek, bir sene sonra zaten kimse yere çöp atmaz hale gelecek. Ciddi bir değişim var. Cumartesi günü sabahtan İstanbul’daydım, vallahi belediyenin adını söylemeyeyim ama Tayyip Bey de haklıymış diyorsun bazen. Bize ait bir belediye. AK Parti’ye ait belediyeler farklı mı, o da değil. Her taraf izmarit, çöp dolu. Bir de buralar turistik yerler” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin Ankara Büyükelçiliği X hesabından İzmir’de askerlerinin maruz kaldığı olaya ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“USS Wasp’te görevli ABD’li askeri personelin bugün İzmir’de saldırıya maruz kaldığını ve şu an güvende olduğunu teyit ederiz. Olaya hızlı müdahale etmelerinden ve olayla ilgili soruşturma başlatmalarından dolayı Türk makamlarına teşekkür ederiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE – Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden yasa dışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen 11’i çocuk 26 kaçak göçmen, Yunan unsurları tarafından Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde, motoru sökülmüş, lastik bot içindeki kaçak göçmenlerin dalgalar arasında denizin ortasında mahsur kaldığı görülüyor.
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden lastik bot ile denize açılan ve umuda yolculuk için Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen kaçak göçmenler, iddiaya göre Midilli Adası’na yaklaştıkları sırada Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince durduruldu. Motoru sökülmüş lastik bot içinde aralarında çocukların da bulunduğu kaçak göçmenleri Yunan Sahil Güvenliği, Türk kara sularına geri iterek ölüme terk etti.
Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık açıklarında lastik bot içerisinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Sahil Güvenlik Botları ‘KB-111’ ve ‘KB-4510’ tarafından Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edilen lastik bot içindeki 11’i çocuk toplam 26 kaçak göçmen kurtarıldı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.
Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde motoru sökülmüş, lastik bot içindeki kaçak göçmenlerin dalgalar arasında denizin ortasında mahsur kaldığı görülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz günlerde ayağını kıran CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1 günlük aranın ardından programına devam ediyor.
Özel, çalışmalarını daha çok Ankara’da yürütürken bugün Genel Merkez’de ziyaretçilerini ağırladı.
YUNAN BÜYÜKELÇİ BİZAKİS’İ KABUL ETTİ
Özel, bu kapsamda Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi Theodoros Bizakis ile bir araya geldi.
Özel’in makamındaki görüşmede CHP Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel de hazır bulundu.
Konuya ilişkin partinin resmi hesaplarından açıklama yapılırken “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi Theodoros Bizakis’i CHP Genel Merkezi’ndeki makamında kabul etti. CHP Lideri Özel’e Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel eşlik etti.” ifadeleri kullanıldı.
ATATÜRK PORTRESİ ÖNÜNDE POZ
Aynı paylaşımda görüşmeden fotoğraflara da yer verildi.
Fotoğraflardan birinde, ikilinin Atatürk portresi yanında poz vermeleri dikkat çekti.



Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖDÜLÜ ALMAYA SEVGİLİSİYLE GİTTİ
Venedik Film Festivali kapsamında bu yıl 22’ncisi düzenlenen Kineo Ödül Töreni’nde “Uluslararası En İyi Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Çelikkol ödülünü almak için bugün İtalya’ya gitti ve ödül töreni öncesinde gerçekleştirilen basın toplantısına katıldı. Bu ödülü alan ilk Türk erkek oyuncu olan Çelikkol, ödülünü yarın akşam Ca’ Sagredo Hotel’de gerçekleştirilecek törende alacak. Yakışıklı oyuncu İtalya’ya bir süredir aşk yaşadığı Natali Yarcan ile giderek romantik bir poz vermeyi de ihmal etmedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fransa’nın başkenti Paris’te, 8 Eylül’e kadar sürecek olan 17. Paralimpik Yaz Oyunları’nın açılış töreni gerçekleşti. 183 ülkeden, 4 binden fazla sporcusunun katıldığı Paris 2024 Paralimpik Oyunları geçit töreninde önemli anlar yaşandı.
Tüm dünyanın gözü önünde İsrail’in soykırımına uğrayan Filistin, oyunlara tek sporcuyla katıldı. Filistin’in kafilesi, seyircilerden büyük destek aldı.

Filistin’i para atletizmde temsil eden Fadi Aldeeb ve beraberindeki heyet Concorde Meydanı’ndan geçerken binlerce seyirci tarafından alkışlandı. Bazı sporseverler de ayağa kalkıp alkışlarla Filistin’e olan desteğini gösterdi.
Alman televizyon kanalında skandal! Büyük tepki topladı: Filistin’in adını anmadılar… | Video
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu anlara, Alman devlet kanalının anonsu damga vurdu. AB ülkeleri içerisinde en koşulsuz şartsız İsrail’e destek veren ülke olan Almanya’nın devlet kanalında Filistin sansürü uygulandı. Geçit törenini canlı yayınlayan ZDF’de Alman spiker, tepki çeken bir skandala imza attı. Anons yapan Alman spiker, Filistinli sporcuların geçişi sırasında suskunluğa büründü.

Ülkelerin alfabetik sırayla anons yapıldığı anları simultane çevirerek yayınlayan ZDF, Filistin’in adını es geçti. Kendinden önce ve sonra gelen ülkeleri sıralayan Alman spiker, Filistin’i anons etmedi. Filistin’i açık açık görmezden gelen Alman kanalın yayını medyada büyük tepki topladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantının başında Savunma Bakanı, kabine üyelerine hitaben yaptığı konuşmada esir takası anlaşmasının İsrail için stratejik bir dönüm noktası olduğunu savunarak, İsrail’in anlaşma müzakerelerine devam etmemesi halinde bu durumun etkilerinin esir meselesinden çok daha öteye taşınacağını ve bölgesel savaşa yol açabileceğini söyledi.
Netanyahu’nun, ordunun İsrail işgalinin sürdüğü Mısır ile Gazze sınırındaki 14 kilometrelik Philadelphi Koridoru’ndaki varlığının devam etmesini oylamaya sunmak istediğine dair planlanmamış duyurusu kabine üyeleri arasında gerilime yol açtı.
Başbakan’ın duyurusuna karşı çıkan Gallant, Philadelphi Koridoru’nda kalma yönünde resmi bir karar almanın esir takası müzakerelerinde “İsrail’in elini kolunu bağlayacağını” öne sürdü.
“NETANYAHU’NUN ESİRLERİ İDAM ETME YETKİSİ DAHİ VAR”
Üst düzey bir İsrailli yetkili, Netanyahu’nun konuyu oylamaya sunma niyetini açıklamasının ardından Gallant’ın, “Başbakanın her kararı oylamaya sunma yetkisi, hatta esirleri idam etme yetkisi dahi var.” dediğini söyledi.
Gallant, “Philadelphi Koridoru’nda kalmak veya esir takası yapmak” seçeneklerinden birinin tercih edilmesi gerektiğini ve iki seçeneğe birlikte ulaşılmayacağını kaydetti.
Ayrıca, Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve Mossad Direktörü David Barnea da oylama öncesinde çekincelerini dile getirdi.
Halevi, ordunun Philadelphi Koridoru’ndaki varlığının devam etmesi yönündeki bir resmi kararın esirlerle ilgili durumu daha da karmaşık hale getireceğini ifade etti.
İKİLİ ARASINDA GERİLİM UZUN ZAMANDIR SÜRÜYOR
Netanyahu ile Gallant, İsrail ile Hamas arasında Gazze’de ateşkes ve esir takası anlaşması için yapılan dolaylı müzakerelerin önündeki engellerden biri olarak görülen, İsrail işgalinin sürdüğü Mısır ile Gazze sınırındaki 14 kilometrelik Philadelphi Koridoru konusunda uzun süredir ayrışma yaşıyor.
Savunma Bakanı Gallant, 27 Ağustos’ta İsrail’in koridorda “bulunması ila bulunmamasının güvenlik engeli oluşturmadığını” belirtirken, Başbakan, “Philadelphi Koridoru’yla ilgili talebimizden geri adım atmayacağız. (Yahudi) ölse de vazgeçmez.” demişti.
İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
Netanyahu’nun anlaşma teklifine eklediği maddelerin uzlaşıyı zora soktuğu aktarılıyor.
Netanyahu’nun Mısır-Gazze sınır hattındaki “Philadelphi Koridoru’nda” İsrail’in kontrolünü şart koşan maddeyi anlaşmaya eklemesinin görüşmeleri tıkadığı kaydediliyor. Netanyahu, söz konusu maddede geri adım atmayacağının altını çizmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna’daki unsurlara yönelik hipersonik “Kinjal” füzeleri dahil yüksek hassasiyetli silah ve insansız hava araçları (İHA) ile saldırıların Rus ordusunca düzenlendiği kaydedilen açıklamada, enerji ve havaalanı altyapısı unsurları, yakıt depoları, Batılı uçak ve topçu mühimmatı, İHA üretim atölyeleri, insansız deniz araçlarının saklandığı merkezler, Ukraynalı asker ve paralı savaşçıların geçici olarak konuşlandığı noktaların vurulduğu belirtildi.
Rus ordusunun cephe hattında pozisyonlarını iyileştirdiği ifade edilen açıklamada, Ukrayna’da 7 yerleşim biriminin ele geçirildiği bilgisi paylaşıldı.
Açıklamada “Harkiv bölgesinde Sinkovka, Luhansk Halk Cumhuriyeti’nin Stelmahovka, Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin Konstantinovka, Orlovka, Kamışevka, Nikolayevka ve Novojelannoye yerleşim birimi kurtarıldı.” ifadesine yer verildi.
Aynı tarihlerde 58 Ukraynalı askerin teslim olduğu bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Askeri operasyonun başlangıcından bu yana Ukrayna ordusuna ait 641 uçak, 283 helikopter, 30 bin 701 İHA, 575 hava savunma füze sistemi, 17 bin 783 tank ve zırhlı araç, 1431 çok namlulu roketatar, 13 bin 809 obüs ve havan topu ile 25 bin 447 özel askeri araç imha edildi.”
Bakanlığın açıklamasında ayrıca Ukrayna ordusunun 6 Ağustos’tan bugüne kadar Kursk yönünde 7 bin 800 askerini, 75 tankını, 36 piyade savaş aracını, 64 zırhlı personel taşıyıcısını ve 507 zırhlı aracını kaybettiği belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Almanya, Taliban’ın kontrolü ele geçirdiği Ağustos 2021’den bu yana ilk kez Afganistan uyrukluları ülkesine geri gönderiyor.
Hükümet sözcüsü Steffen Hebestreit yaptığı açıklamada, gönderilen Afganistan vatandaşlarının Almanya’da kalma hakları bulunmayan ve haklarında sınır dışı emri çıkarılan hükümlü suçlular olduğunu söyledi.
ALMANYA, AFGANLARI GÖNDERMEYE BAŞLADI
Hebestreit, Taliban ile diplomatik ilişkileri bulunmayan Almanya’nın sınır dışı işlemlerini gerçekleştirmek için önemli bölgesel ortaklardan destek istediğini ifade etti.

28 AFGAN KABİL’E GİTMEK ÜZERE HAVALANDI
Alman basınının güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre Qatar Airways’e ait 28 Afganın bulunduğu uçak, Leipzig Havaalanı’ndan yerel saatle 07.00’de Afganistan’ın başkenti Kabil’e gitmek üzere havalandı.

2 AY SÜREN GİZLİ MÜZAKERELER SONUCUNDA GERÇEKLEŞTİ
Habere göre deport işlemi Katar arabuluculuğunda 2 ay süren gizli müzakereler sonucunda gerçekleştirildi.
NE OLMUŞTU?
Almanya, Taliban yönetiminin 2021’de iktidara gelmesinin ardından Afganistan’a sınır dışı etme işlemlerini tamamen durdurmuş ve Kabil’deki büyükelçiliğini kapatmıştı.
Almanya’da göçmenler tarafından işlenen yüksek profilli suçların artmasının ardından, yasadışı göçe karşı sert önlemler alınması yönünde hükümete karşı baskılar artmıştı.

Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusu, Han Yunus kentine bağlı Absan el-Kebire beldesinde bir evi insansız hava aracıyla (İHA) bombaladı.
İsrail’in düzenlediği saldırıda 3 kişi hayatını kaybederken, çok sayıda ise yaralı olduğu öğrenildi.
Han Yunus’un el-Fahhari beldesinde de eve düzenlenen hava saldırısı sonucu çok sayıda Filistinlinin yaralandığı bilgisi verildi.
Görgü tanıkları da İsrail topçu birliklerinin, Han Yunus’un batı kesimi ve Dar Selam Hastanesi muhitini topçu atışlarıyla hedef aldığını aktardı.
CENAZELER AKSA HASTANESİ’NE KALDIRILDI
Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’ta bir grup vatandaşı İHA’yla hedef aldı. Söz konusu saldırıda ölen bir kişinin cansız bedeni ile birkaç yaralı, Aksa Şehitleri Hastanesi’ne kaldırıldı.
İsrail ordusunun gece saatlerinde de İHA’yla düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden 3 Filistinlinin cenazesi Aksa Şehitleri Hastanesi’ne nakledildi.
Deyr el-Belah kentinin doğusunda konuşlanan İsrail zırhlı araçlarından vatandaşların evlerine ateş açılmasıyla bir kişi yaralandı. Nusayrat Mülteci Kampı’nda İsrail’in İHA’yla bir evi bombalaması sonucu çok sayıda Filistinlinin yaralandığı bilgisi paylaşıldı.
Gazze Şeridi’nin kuzeyinde de İsrail’in Ebu Neda ailesine ait eve hava saldırısı düzenlemesi sonucu 3 kişinin yaşamını yitirdiği ifade edildi.
7 EKİM’DEN BU YANA SALDIRILAR DURMUYOR
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 589’u çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 40 bin 602 Filistinli öldü, 93 bin 855 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Genelkurmay Başkanlığı’nın Telegram hesabından yapılan yazılı açıklamada, Rusya’nın 26 Ağustos’ta Ukrayna’ya düzenlediği yoğun hava saldırılarında Ukrayna’ya ait F-16 uçaklarının görev uçuşları yaptığı bildirildi.
UÇAK DÜŞTÜ, PİLOT ÖLDÜ
Açıklamada, F-16’ların füze saldırısını püskürtmek amacıyla görev yaptıkları bilgisi verilerek, “Hava muharebesi sırasında F-16 uçağı yüksek verimlilik gösterdi, dört düşman seyir füzesi havadan silahlarla düşürüldü.” ifadesi kullanıldı. Bir F-16’yla hedefe yaklaştığı sırada bağlantının kesildiği belirtilen açıklamada, “Bir sonraki hedefe yaklaşırken uçaklardan biriyle iletişim kesildi. Daha sonra ortaya çıktığı üzere uçak düştü, pilot öldü.” denildi.
Açıklamada, kazanın nedenlerini öğrenmek için uçağın düştüğü bölgede incelemelerde bulunmak üzere özel bir ekip görevlendirildiği aktarıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığının internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Datça ilçesi açıklarında düzensiz göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine bölgeye Sahil Güvenlik botu sevk edildi.
Ekipler tarafından lastik bottaki 2’si çocuk 9 düzensiz göçmen kurtarıldı, 1 göçmen kaçakçısı şüphelisi de yakalanarak gözaltına alındı.
Dalaman ilçesi açıklarında ise tespit edilen ve Sahil Güvenlik ekiplerince durdurulan lastik bottaki 13’ü çocuk 41 düzensiz göçmen yakalanarak karaya çıkarıldı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Tulkerim kentindeki Nur Şems Mülteci Kampı’na 26 Ağustos akşamı insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda biri 13, diğeri 15 yaşında 2 çocuğun öldüğü ifade edildi.
Saldırı sırasında bölgede İsrail güçleri ile Filistinli gruplar arasında herhangi bir çatışma yaşanmadığı ifade edilirken, ölen 2 çocuğun hava saldırıları sırasında vurulan evin yakınındaki bir sokaktan geçtiğine işaret edildi.
Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin Batı Şeria’da artan saldırılarına da dikkati çekilen açıklamada, 26 Ağustos’ta Beytüllahim’in Vadi Rahhal beldesine düzenlenen baskında 37 yaşındaki Halil Salim Halvi’nin öldüğü anımsatıldı.
Halvi’nin Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsrailliler veya İsrailli yedek askerlerce öldürüldüğünün düşünüldüğü aktarılırken, 3 Filistinlinin yaralandığı saldırıya rağmen İsrail güçlerinin kimseyi gözaltına almadığına dikkati çekildi.
Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin bazı üst düzey İsrailli siyasetçilerce desteklendiğinin altı çizilen açıklamada, “Halvi’nin öldürülmesi münferit bir olay değil, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da uluslararası hukukun ihlali olan yerleşim politikasının doğrudan bir sonucudur. Buna İsrail güçlerinin suç ortaklığı ve halihazırdaki cezasızlık ortamı da dahildir.” ifadelerine yer verildi.
Batı Şeria’daki durumun 7 Ekim’den sonra hızla kötüleştiği ve bundan endişe duyulduğu belirtilen açıklamada, İsrail güçlerinin bölgedeki saldırılarına ve Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin şiddetine göz yummaya devam etmesi halinde durumun daha da kötüye gidebileceği uyarısında bulunuldu.
Açıklamada ayrıca İsrail güçlerinin Batı Şeria’daki artan saldırılarında uluslararası hukukun ihlal edildiğine ve bölgede “patlama seviyesinde” olan durumu daha da alevlendirme riski taşıdığına vurgu yapılarak bu saldırılar kınandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ancak Kanada yetkili makamlarının “cezanın kaçınılmazlığı” ilkesini ihlal ederek Hunka’yı iade etmeyi reddettiği kaydedilen açıklamada, “Bazı ülkelerin Nazizm ile mücadele konusundaki isteksizliğine rağmen başsavcılık, Hunka’nın Interpol veri tabanına dahil edilmesi yönünde olumlu bir karar aldırmayı başardı. Soykırım sanığının uluslararası alanda aranması sürüyor.” ifadelerine yer verildi.
REKLAM
Açıklamada, Hunka’nın herhangi bir devletin topraklarında bulunduğunun tespit edilmesi halinde Rus yetkili kurumlarının iade talebi göndereceği ifade edildi.
KANADA PARLAMENTOSU’NDA ALKIŞLANMIŞTI
Geçen yıl 22 Eylül’de, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmanın ardından Avam Kamarası Başkanı Anthony Rota, salonda bulunan 99 yaşındaki Ukrayna kökenli Yaroslav Hunka’yı “savaş kahramanı” olarak tanıtmış ve kendisine hizmetlerinden dolayı teşekkür etmişti.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve parlamento üyelerince alkışlarla karşılanan Hunka’nın, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerin tarafında savaştığının ortaya çıkması üzerine Rota, ağır eleştirilere maruz kalmış, tepkilerin ardından istifa etmişti.
Daha sonra Kanada Başbakanı Trudeau, parlamentoda yapılan oturumda eski Nazi askeri Hunka’nın alkışlanmasını “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantıda, TikTok’a erişim yasağının kaldırılmasına karar verildiğini bildiren Gurung, ayrıca Başbakan Khadga Prasad Oli’nin tüm sosyal medya platformlarına eşit muamele edilmesi için talimat verdiğini aktardı.
Hükümet, tüm sosyal medya platformlarından Nepal’de irtibat bürosu açmalarını, vergi ödemelerini ve ülkenin yasa ve yönetmeliklerine uymalarını da istedi.
Çin menşeli sosyal medya platformu TikTok’a erişim, platformun “ülkedeki sosyal yapıya zarar verdiği” gerekçesiyle Kasım 2023’te yasaklanmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzakerelerde tarihin tekerrür ettiğini belirten Albanese, “İsrail, Filistin’in geri kalan kısımlarına sahip olmak için müzakereleri kullanıyor. İsrail, ateşkes müzakereleri kılıfıyla kalıcı işgal ve daha fazla toprak gaspı için koşullar oluşturmayı deniyor.” ifadelerini kullandı.
Albanese, Filistin tarihine aşina olanların, İsrail’in yasadışı işgali altında Filistinlilere neler olduğunu ve yerleşimci sömürgeciliğin örneğinin farkında olacağını bildirdi.
Katar’ın başkenti Doha’da 15-16 Ağustos’ta, İsrail ile Hamas arasında esir takası ve Gazze’de ateşkes sağlanması için müzakereler yapılmıştı.
Hamas, ABD, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yeni şartlar sürerek anlaşmaya varılmasını engellediğini belirtmişti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankete göre katılımcıların yüzde 85’i ülkede bir ayrışma olduğunu belirtirken, yüzde 84’ü ülkedeki kamu hizmetlerinin, yüzde 83’ü ise İngiltere ekonomisinin endişe verici seviyede olduğunu ifade etti.
Ülkede temmuz sonunda başlayan ve yaklaşık 1 hafta süren aşırı sağcı şiddet olayları sonrasında yapılan ankete katılanların yüzde 73’ü aşırı sağın yükselişinin endişe verici olduğunu kaydetti.
Aşırı sağın yükselişinden endişeli olduğunu belirtenlerin sayısı marttan bu yana 11 puan artarken aşırı solun yükselişinden endişeli olanların oranı 7 puan artarak yüzde 59 oldu.
REKLAM
Katılımcıların yüzde 84’ü aşırı sağcı şiddet olaylarının yaşandığı bölgelerdeki halkın güvenliğinden endişe duyduğunu da vurguladı.
SOSYAL MEDYA BAŞARISIZ OLDU
Halkın yüzde 57’si aşırı sağcı olayları ele almakta polisi başarılı bulurken, Başbakan Keir Starmer’ı başarılı bulanların oranı yüzde 39, İçişleri Bakanı Yvette Cooper’ı başarılı bulanların oranı yüzde 30, politikacıları başarılı bulanların oranı ise yüzde 21 oldu.
Aşırı sağcı şiddet olaylarını ele almada ana muhalefetteki Muhafazakar Parti lideri Rishi Sunak’ın “iyi iş çıkardığını” belirtenlerin oranı yüzde 13, aşırı sağcı Reform UK Partisi lideri Nigel Farage’ı aynı konuda başarılı bulanların oranı yüzde 21 oldu.
Olayların yaşandığı dönemde Starmer’ın eleştiri oklarının hedefi olan sosyal medya şirketleri, halkın gözünde de olayları ele almakta başarılı olamadı.
Sosyal medya şirketlerini başarılı bulanların oranı yüzde 12, başarısız bulanların oranı yüzde 60 oldu.
REKLAMHALKIN YARISI SİYASİ GÖRÜŞ FARKLILIKLARININ AYRIŞTIRICI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR
İngiltere’de suçların ve antisosyal davranışların büyük bir problem olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 86 olurken, kadınların yüzde 55’i, erkeklerin ise yüzde 42’si bir suçun kurbanı olmaktan endişe duyduğunu aktardı.
Aralık 2018’de halkın yüzde 31’i insanların siyasi görüşlerindeki farklılıkların toplum için tehlikeli olacak kadar ayrıştırıcı olduğuna inanırken bu oran “Bölünmüş Britanya” anketine yüzde 51 olarak yansıdı.
Ankete katılanlar yüzde 73’ü ülkede demokrasinin durumundan, yüzde 74’ü ise dini aşırıcılıktan endişeli olduğunu dile getirdi.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Askalan şehrinden olan ve 46. Zırhlı Tabur’da görev yaptığı belirtilen Nekhemia’nın ailesine ölüm haberinin iletildiği dile getirildi.
7 Ekim 2023’ten bu yana ölen İsrail askerlerinin sayısı 331’i Gazze’yi karadan işgal sürecinde olmak üzere 695’e yükseldi.
GAZZE’NİN İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
REKLAM
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 480’i çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 40 bin 265 Filistinli öldü, 93 bin 144 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 331’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 695 askerinin öldüğünü, 10 bin 56 askerinin yaralandığını duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 640 Filistinli hayatını kaybetti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, 8 Ekim 2023 – 20 Ağustos 2024 tarihleri arasında İsrail’in Lübnan topraklarına düzenlediği saldırılarda 564 kişinin öldüğü, bin 848 kişinin ise yaralandığı belirtildi. Ölenlerin yüzde 93’ünün Lübnan vatandaşı olduğu ifade edildi.
İsrail saldırıları nedeniyle Lübnan’da 110 bin 99 kişinin de yerinden edildiği aktarıldı.
İsrail ordusu ile Lübnan Hizbullahı arasında sınır hattında 8 Ekim 2023’ten bu yana çatışmalar yaşanıyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hükümet konağının girişinde sepetler içinde mahkeme dosyalarının olduğunu belirten Sarı, bu durumun vatandaşların hukuksal işlemlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmelerini imkansız hale getirdiğini vurguladı.
Sarı yayınladığı videoda şöyle dedi; “Hükümet konağındayız, adalet sarayındayız. İkisi de aynı bina içerisinde vatandaşlarımıza hizmet vermeye çalışıyor. Şu anda adalet sarayının durumu içler acısı. Şu anda mahkeme dosyalarını hükümet konağının girişinde kapının ağzında klasörler halinde görüyorsunuz. İşte bilirkişi raporları, dava mahkeme dosyaları! Vatandaşların bugün burada hukuksal işlerini çözebilmeleri ne yazık ki mümkün değil” diye konuştu.
7 YILDIR BEKLENEN ADALET SARAYI İNŞAATI BAŞLAMADI
Erdek’in Balıkesir ve Türkiye’nin örnek alınacak bir turizm kenti olduğunu belirten Milletvekili Sarı, adalet sarayı yapılması için belediyenin arsa verdiğini, 7 yıl geçmesine rağmen bu arsaya adalet sarayı yapılmadığını vurguladı.
Sarı, sözlerine şöyle devam etti:
“Turizmin göz bebeği Türkiye örnek olan olabilecek olan bir ilçe bu hale bırakılmış vaziyette. Bu bölgenin buranın arsa tahsisleri yapılmış, belediye tarafından 7 yıl olmuş. Adalet Sarayı yapılsın ve arsa verilmiş. Hükümet konağı için satın alınmış ama bugün bakıyoruz iktidar yine tasarruf tedbirlerini bahane ederek ki bu bahane daha bir senedir kullandıkları bahane buraya yatırım yapmaktan aciz! 33 bine yakın vatandaş yaşıyor kışın. Yazın 400 bine yakın vatandaş. Buradan hizmet almaya çalışıyor ama velakin bugün AKP iktidarı vatandaşa hizmet etme sevdasından kopmuş durumda.
“BİR SALONDA 5 HAKİM, 7 SAVCI HİZMET ETMEYE ÇALIŞIYOR”
Şuradaki dava dosyaların durumu içler acısı. Mahkeme salonu bir tane bu kadar vatandaşa bir salonda 5 hakim, 7 savcı hizmet etmeye çalışıyor. Vatandaşlar üst üste alt alta haklarını aramaya çalışıyor. Mahkeme dosyaları burada sepetlerin içerisinde klasörlerde… Burada nasıl bir hukuksal mücadele verilebilir, nasıl toplumsal hizmet verilebilir? Hükümet de burada adalet de burada ne yazık ki bu içler acısı tablonun acilen düzelmesi gerekiyor.”
ADALET BAKANI’NA ÇAĞRI: ÇÖZÜME DAVET EDİYORUM
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a çağrıda bulunarak, “Buraya bir Adalet Sarayı yapılmak zorunda. Burası turizm kenti. Vatandaşlarımızın huzur içerisinde yaşaması gereken bir kent ama velakin artık iktidar, hukuktan, adaletten koptuğu için ne yazık ki adalet saraylarını da unutmuş durumda. Acilen buraya çözüme davet ediyorum. Erdek’in, ihtiyacı olan bu arsası tahsis edilmiş olan 7 yıldır beklenen yatırımı artık bekletmeyin. Buradaki vatandaşlarımıza sağlıklı bir hukuk hizmeti alacağı savcılarımızın, hakimlerimizin, avukatlarımızın sağlıklı bir şekilde mahkeme ortamında çalışabilme alanı yaratmak zorundasınız. Eğer bunu yapamıyorsanız size görevi bırakmaya davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HEDİYE EDİLEN KUR’AN-I KERİM’İ ÖPTÜ
Ziyaret sırasında İslami değerlere olan hassasiyetini gösteren Putin, Çeçenistan’daki Hazreti İsa Camii’nde kendisine hediye edilen Kur’an-ı Kerim’i öptü.
“KUR’AN-I KERİM’E YAPILAN SAYGISIZLIK SUÇTUR”
Daha önce yaptığı bir açıklamada, Kur’an-ı Kerim’in Müslümanlar için kutsal bir emanet olduğunu ve ona yapılan saygısızlığın Rusya’da suç sayıldığını belirtmişti. Putin, “Kur’an-ı Kerim Müslümanlar için kutsal emanettir ve diğer tüm insanlar için de öyledir. Diğer ülkelerde dini duygulara saygı gösterilmediğini ve bunun bir suç olarak kabul edilmediğini biliyoruz,” şeklinde konuşmuştu.
“SİZİN GİBİ ASKERLERİMİZ OLDUĞU SÜRECE HER ZAMAN YENİLMEZ OLACAĞIZ”
Kurchaloyevsky bölgesinde Çeçenistan’ın ilk lideri Ahmet Kadirov’un mezarını ziyaret eden Putin, sonrasında Kadirov ile birlikte Gudermes’teki Rus Özel Kuvvetler Üniversitesi’ni ziyaret etti. Putin, üniversitede Ukrayna’da savaşmak için eğitim gören Çeçen birlikleri ve gönüllülerle bir araya gelerek yetkililerden bilgi aldı. “Sizin gibi askerlerimiz olduğu sürece, her zaman yenilmez olacağız. Burada poligonda atış yapmak başka bir şey, hayatınızı ve sağlığınızı riske atmak başka bir şey. Ancak anavatanı savunmak için manevi bir ihtiyacınız ve böyle bir karar alma cesaretiniz var” dedi.
“UKRAYNA’DA SAVAŞMAK İÇİN 47 BİN ASKER GÖNDERDİK”
Kadirov ve Putin, ziyaret çerçevesinde çalışma toplantısı gerçekleştirdi. Kadirov, görüşmede yaptığı konuşmada Çeçenistan’ın Ukrayna’da savaşmak için şu ana kadar 19 bini gönüllü olmak üzere toplam 47 bin asker gönderdiğini söyledi. Gönderilen askerlerin Rus Özel Kuvvetler Üniversitesi’nde eğitim aldığını belirten Kadirov, ayrıca on binlerce eğitimli askerlerin de askeri bölgeye gitmek için hazır bulunduğunu ifade etti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER? ÇARŞAMBA CUMHURBAŞKANI KARARLARI
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Doğuş Üniversitesi İngilizce Hazırlık Sınıfı Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– İstanbul Kent Üniversitesi Kent Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
TEBLİĞ
–– 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılında Organize Sanayi Bölgeleri İçinde ve Organize Sanayi Bölgeleri Dışında Açılan Özel Meslekî ve Teknik Anadolu Liselerinde Öğrenim Gören/Görecek Öğrenciler İçin Eğitim ve Öğretim Desteği Verilmesine İlişkin Tebliğ
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
b – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Döviz Kurları ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Küresel ekonomi-politik sistemin yeni baştan inşa edildiği, önümüzdeki 1 yıllık süre zarfında iç kargaşa çıkma riski en yüksek ülke olarak Türkiye‘nin haksız ve hayasızca gösterildiği bir dönemde Cumhur İttifakı milli güvence, milletin özgüvenidir” dedi.
Bahçeli, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Bahçeli, “Cumhur İttifakı, Türk tarihinin varoluş refleksi, Türk milletinin varlık ve birlik remzidir. Küresel ekonomi-politik sistemin yeni baştan inşa edildiği, önümüzdeki 1 yıllık süre zarfında iç kargaşa çıkma riski en yüksek ülke olarak Türkiye‘nin haksız ve hayasızca gösterildiği bir dönemde Cumhur İttifakı milli güvence, milletin özgüvenidir. İstiklal ve istikbal haklarımızın muhafız ve müdafaa onurunun mihver gücü cumhur ile Cumhuriyet’i kucaklaştıran akıl ve ahlak temelli ittifakımızdır. Türkiye‘miz üzerinde karanlık senaryolar yazan, nevzuhur kaos denklemleri kuran, tarih sahnesinde pasif ve müdahale edilebilir bir ülke olmasının planını hazırlayanlar bugünlerde dedikodu çarkını hızla çevirmeye, fitne cephesini artan ölçekte tahkim ve takviye etmeye başlamışlardır. Bu mahsurlu tablonun gözümüzden kaçtığını düşünenler hiç kuşkusuz derin bir gaflet ve melanet girdabında sürüklenen çürüklerdir. 17-25 Aralık emniyet ve yargı darbe süreci, 15 Temmuz FETÖ ihanetinin kuluçka evresidir. 15 Temmuz işgal teşebbüsünün çatısı 17-25 Aralık süreciyle örülmüştür. Bu nedenle FETÖ’nün ne 15 Temmuz silahlı kalkışmasını ne de 17-25 Aralık kumpasını hatırımızdan ve gündemimizden çıkarmak mümkün değildir. Ayrıca doğru da değildir. Cumhur İttifakı’nın tertemiz mücadelesine leke sürmek için beşinci kol faaliyeti üstlenen mihrakların boşa kürek çekmeleri bir yana, heveslerinin ve hedeflerinin ihanetle çerçevelenmiş kursaklarında kalması mutlak ve mukadder bir akıbettir. Şunu da özellikle ve tekraren hatırlatmalıyım ki, küresel internet platformlarının, sosyal medya mecralarının, organize çıkar gruplarının, bazı gazete ve televizyonların (özellikle Halk Tv) Cumhur İttifakı’nda çatlak varmış gibi yaygara koparmaları hüsran içinde hayal kırıklığına uğramaya mahkumdur. Elbette bu odaklarla günü geldiğinde hesaplaşmak kaçınılmazdır. Cumhur ittifakı, Türk ve Türkiye Yüzyılının müjdesi, gelecek nesillerin haysiyet ve heyecan mükafatı olarak kutlu yürüyüşünü sürdürecektir” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖZGÜR ÖZEL’İN AYAĞINA NE OLDU?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ayağının kırılmadığı, silahla vurulduğunun öne sürülmesi üzerine sessizliğini bozdu. Ev kazası geçirdiğini belirten Özel, bu iddiaların FETÖ’cü hesaplar tarafından yayıldığını belirtti.
“FETÖ’CÜ HESAPLARIN YALANI”
Sözcü’de yer alan habere göre Özel, “Herkesin başına gelebilecek, geçirdiğim bir ev kazası üzerinden, hepimizin kimler olduğunu iyi bildiği bir grubun, sosyal medyadan akıl ve ahlak dışı bir kampanya başlattığını ve farklı pek çok kişinin bu gündemin peşine takıldığını gerçekten şaşkınlıkla takip ettim. Tarihsel husumetimiz olan FETÖ’cü hesapların yaydığı bir yalan, daha sonra üzerine eklenerek, boyutlandırılarak kasıtlı olarak devam ettirildi. Parti Sözcümüz açıklama yaptı, ben bizzat açıklama yaptım ancak bu iddialar sürdürüldü. Çünkü bunu yapanların gerçekle dertleri yok, tek amaçları bize ve partimize zarar vermek. Bunu herkes biliyor ve görüyor. Bu gündemlere teslim olacak değiliz. Bu konuda açıklama yapmayı bile aslında zül sayıyorum. Biz işimize bakıyoruz. Bizim gündemimizde memleketin sorunları ve bu sorunlara üreteceğimiz çözümler var. Herkese açık, şeffaf bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.
CHP lideri dün, Sosyal Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi Toplantısında yaptığı konuşmada ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Biz milletin yükselen sesini duyuyoruz. Yapamıyorsan bırak biz yaparız. Biz halkın partisiz, milletin partisiz. Zenginlerin, çetelerin, şımarıkların değil, mağdurların ve mazlumların hizmetine talibiz. Seçim olmuyor, ne kadar direnirsen diren önünde sonunda geçim olmadığı için seçim olacak o seçimde de bu milletin iktidarı olacak” dedi. Özel, Türkiye’nin birçok yerinde çıkan orman yangınlarına dikkati çekerek, “Büyükşehir belediyelerinde yangın söndürme uçağı bulundurmasına izin vermiyorlar” yorumunu yaptı.
“PARMAK KEMİKLERİNDE KIRIK VAR”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Herkes inceleyebilir” dediği filmleri SÖZCÜ, Ortopedist Prof.Dr. Tarık Yazar’a incelettirdi.
Prof. Yazar, Özgür Özel’e ait elimizdeki röntgen filmlerini inceleyerek, “Sayın Özgür Özel’in röntgen filmlerini incelediğimizde parmak kemiklerindeki kırıkları gördüm. Açık bir yara olmaması bir şanstır. Yani, dışarıya kan akmamış. Röntgende yara olup olmadığı her zaman görülmez. Ancak, Özgür Bey’in röntgenini incelediğimizde yine de şanslı olduğunu gördüm. Biz buna ‘şanslı kırık’ deriz. Aslında tam kırık da diyemeyiz. Ayrılmamış, kemiğin özelliği bozulmamış. İyileşme yeteneğinin fazla olduğu bir bölgede kırık var. Şanslı tarafı kanlanmanın kuvvetli olduğu bir bölgede kırık gördüm. Bilgisayarlı tomografiyle takibi uygun olur. Tedaviye doğru başlanmış. Mutlaka iyileşecektir. Kullandığı ayak desteği gayet doğru bir seçim. Üç aya kalmaz tam iyileşme gerçekleşir. Lütfen bir daha düşmesin” ifadaelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİT’ten terör örgütü PKK/KCK’nın Finlandiya yapılanmasına operasyon
İSTANBUL – Terör örgütü PKK/KCK’nın Avrupa yapılanmalarına yönelik operasyonlarına devam eden Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), son olarak örgütün sözde Finlandiya sorumlusu Naze Ad kod adlı Mehnaz Omarı’yı yakaladı.
MİT ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün ortak operasyonu sonucu, PKK/KCK’nın Finlandiya yapılanmasında sözde sorumlu düzeyde faaliyet gösteren İran/Urumiye kökenli Naze Ad kod adlı Mehnaz Omarı yakalanarak cezaevine gönderildi.
İranlı terörist Mehnaz Omarı, Finlandiya’da PKK/KCK kadroları ile örgüt üst yönetimi arasında koordinasyonu sağlıyordu. Ayrıca, PKK/KCK’lı Omarı, örgüte kişi aktarımı ve finans temininde de sorumlu düzeyde faaliyet gösteren terörist Omarı, örgüt adına Finlandiya’da eylem ve etkinlikleri de organize ediyordu.
Finlandiya Yapılanması ile İlgili Bilgiler Ele Geçirildi
Uzun süredir MİT’in takibinde olan Naze Ad kod Mehnaz Omarı, düzenlenen başarılı bir operasyonla İstanbul’da yakalanarak cezaevine gönderildi.
Mehnaz OMARI’nın yakalanması ile örgütün Finlandiya yapılanmasına ilişkin pek çok bilgiye de ulaşıldı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sürerken, en fazla zararı yine çocuklar görüyor.
Gazze’de binlerce sivil yerinden ediliyor ve İsrail, bölgeye gönderilen yardımların da Filistinli halka ulaşmasına engel oluyor.
Bu yardımların bölgeye gelmemesi de binlerce çocuğu, hem açlık hem de hastalıkla başa başa bırakıyor.
Şimdiye kadar açlık nedeniyle Gazze’de hayatını kaybeden çocuklar da oldu…
GAZZE’DE ÇOCUKLARDAN YEMEK SIRASI
Gazze’deki gönüllüler, Deyr Belah kentine sığınan yerinden edilmiş Filistinliler için sıcak yemek dağıttı. Aralarında çocukların da bulunduğu Filistinliler dağıtılan yemeklerden alabilmek için kuyrukta beklerken gönüllüler yemekleri tencere ve kaplara doldurarak paylaştırdı.
İnsani yardımın önemini vurgulamak ve dünya genelindeki insani yardım faaliyetlerine daha fazla dikkat çekmek amacıyla her yıl 19 Ağustos “Dünya İnsani Yardım Günü” olarak anılıyor.
Irak’ın başkenti Bağdat’ta, 19 Ağustos 2003’te, aralarında Birleşmiş Milletler (BM) Irak Özel Temsilcisi Sergio Vieira de Mello’nun da bulunduğu 22 yardım çalışanının bombalı saldırıda hayatını kaybetmesi sonucu BM Genel Kurulu’nda 2008’de alınan kararla 19 Ağustos, “Dünya İnsani Yardım Günü” ilan edilmişti.










Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Canbolat açıklamasında; “İlimizde de bugün öğle saatlerinde başlayan iki tane büyük yangın vardı. ve şu an Bozdoğan Alhisar bölgemizde de saat 16.45 itibarı ile başlayan ve rüzgarın etkisi ile hızla bölgeye yayılan geniş bir alana yayılan yangınla karşı karşıyayız. Yanan alan ağırlıklı olarak ormanlık bir bölge. Bölgede 3 helikopter, 2 uçak bugün müdahalede bulundu. Havanın kararması ile birlikte gece görüşlü bir helikopter sabaha kadar çalışmaya devam edecek. Ayrıca Orman Bölge Müdürlüğümüzün 38 aracı, 147 personeli bölgede şu an mücadele etmekte. Sağlık müdürlüğümüzün 15 personeli üç ambulansı, bir UMKE ekibi, bir UMKE Tıbbi Müdahale Aracı bölgede görev yapmaktadır. Jandarmamızdan 74 personel ve 16 araç görev yapıyor. Büyükşehirimizin 9 aracı ve 35 personeli de bölgede görev yapmaktadır. Örmepınar Mahallemizde 45 kişiyi şu an itibarıyla yangının yaklaşması nedeniyle tahliye ettik. Geri kalan vatandaşlarımızı da tahliye çalışmaları devam ediyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren devletimizin bütün imkanları erken saatlerde yangına müdahale ile ilgili etkin bir mücadeleye devam edeceğiz. Yangın kontrol altına alınmış değil, rüzgarın etkisi ile yayılıyor. Ümit ediyoruz ki kısa bir zamanda yangını çevreleyip kontrol altına alırız” dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanlığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğünce 13 Ağustos’ta düzenlenen “Kuyu-16” operasyonunda yakalanan, aralarında elebaşı Ahmet Gülbasan ile organize suç örgütü üyelerinin bulunduğu 17 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Şüphelilerden 2’si savcılıktaki sorgularının ardından serbest bırakılırken, nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan zanlılardan 11’i tutuklandı, 4’ü adli kontrol şartıyla salıverildi.
Elazığ’da13 Ağustos’ta düzenlenen “Kuyu-16” operasyonunda, aralarında elebaşı Ahmet Gülbasan ile organize suç örgütü üyelerinin bulunduğu 17 şüpheli gözaltına alınmış, 11 ruhsatsız tabanca ve pompalı tüfek ile çok sayıda fişek, bir miktar esrar ve sentetik ecza ele geçirilmişti.
Şüphelilerin “yağma”, “silahlı tehdit”, “kasten öldürmeye teşebbüs”, “mala zarar verme”, “genel güvenliğin tehlikeye sokulması”, “6136 sayılı kanuna muhalefet”, “uyuşturucu madde kullanmak”, “suç üstlenme” ve “azmettirme” suçlarını işledikleri, anlaşmazlık yaşayan kişiler arasında ara buluculuk yaptıkları, anlaşmazlıkları baskı, cebir ve tehdit yoluyla kendi belirledikleri usul ve yöntemle çözüme kavuşturdukları tespit edilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Genel Kurulu, muhalefetin çağrısı üzerine AYM’nin Can Atalay ile ilgili kararını görüşmek üzere olağanüstü toplandı. Genel görüşmeye geçilmeden önce yapılan ön görüşmelerde önerge sahibi CHP adına Grup Başkanvekili ve MersinMilletvekili Başarır konuştu. Başarır şunları kaydetti:
“Can Atalay ile ilgili milletvekili olduğuna dair üç tane AYM kararı var. Bireysel başvuruyla ilgili birinci imzacısı kim? Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Diğeri kim? Burada, Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin Yargıtay kararını okuyan Bekir Bozdağ ve Elitaş. İsimlere baktığım zaman yıldızlar topluluğu gibi. Gerekçede ne diyor, sizin gerekçeniz, benim gerekçem değil. ‘Türkiye’de bireysel başvurunun kabul edilmesi bir yandan bireylerin sahip oldukları temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunmasını sağlayacak, öte yandan kamu organlarının Anayasa ve kanunlara daha uygun davranmasını sağlayacak.’ Sizin getirdiğiniz gerekçede bu var.
AYM üç kez bu kararı vermiş ve maalesef ki ‘yok hükmünde’ diyorsunuz. Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaş, diyor ki, ‘Can Atalay ile ilgili kesin hüküm var’ diyor, ‘Hükümlü’ diyor. Ciddi mi bunu söylediğinde? Kendisi de bir avukat. Can Atalay ile ilgili Yargıtay’ın kararı 28 Eylül’de kesinleşti. Peki Can Atalay ne zaman seçildi? 14 Mayıs’ta seçildi. Anayasa 83 bağlamında Can Atalay’ın dokunulmazlığı yok mu? Bu Meclis üç milletvekili için de aynı pratiği yaşamadı mı?
“Bu anayasal krizi nasıl çözeceğiz?”
Maalesef ki önümüzde büyük bir kriz var. Bu Meclis, 27 ve 28’inci dönemde üç tane arkadaşımızın milletvekilliğini düşürdü. İkisi dönebildi, bir tanesi dönemedi. Şimdi bu anayasal krizi nasıl çözeceğiz? Diyorsunuz ki, ‘Ben karar vermedim dedi AYM’. AYM öyle demiyor. ‘Hukuken var olmayan bir işlemle ilgili yani Meclis Başkanı’nın okuduğu Yargıtay’ın kararıyla ilgili ben ne yapacağım, Meclis kör mü, sağır mı’ diyor. ‘Bu kadar net açık bir karar verdim’ diyor.
“Sayın Başkan, bu ayıba son verin”
Burada bir karar vereceksiniz. ya 600 tane milletvekilinin, bu parlamentonun itibarını koruyacaksınız ya da var ya ceza dairesine ayar verip ‘AYM’yi kapatsın’ diyen küçük ortağınız MHP, bugün yok, MHP yok, oradaki 50 milletvekilinin desteği için Meclis’in itibarını ayaklar altına alacaksınız. Vereceğiniz kararla parlamentonun onurunu, anayasal zeminde duruşunu korumak zorundasınız. Bu hukuk hepimize lazım. Yarın muhalefette olacaksınız. Dünyada, Türkiye’de hiç kimse ömür boyu iktidarda kalmadı. Yarın belki bir milletvekili arkadaşınızın başına bu olay gelecek. Ne yapacacaksınız? Biz Anayasa’ya bakacağız, Anayasa 83’e bakacağız. AYM kararlarına, hukukun üstünlüğüne bakacağız. Ama üzülerek söylüyorum ki AKP Grup Başkanı Anayasa’dan, AYM kararlarından başka her şeyi, her şeyi kullandı. Şimdi, Meclis Başkanımız burada, ilk kararı, o ucube kararı okuyan Meclis Başkan Vekili Bekir Bozdağ yok. Sayın Başkan, gelin bu ayıba son verin; seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekili haklarını teslim edin.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Can Atalay hakkında verilen Anayasa Mhakemesi kararı için olağanüstü toplanan TBMM’de konuşma yapan TİP İstanbulMilletvekili Ahmet Şık ve diğer muhalefet milletvekillerine yönelik saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Turan, şunları kaydetti:
“Görüntüler tabii ki tasvip edilemez ancak gözden kaçmasın, 8,5 yılı grup başkanvekilliği, 13 yıl milletvekilliği yapmış biri olarak ifade ediyorum ki, olağanüstü davetle açılan TBMM’de ilk konuşmacı olarak Ahmet Şık’ı gösteren irade, konunun çözülmemesini istiyordur, net. Meclis konuşma ve eleştirme yeridir, küfür ve hakaret yeri değil. Vekile küfür seçmenine/millete küfürdür.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Deniz Yücel, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay hakkındaki kararının görüşülmesi için olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu’nda yaşanan kavgaya sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Yücel, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
” Bekir Bozdağ’ın genel kurulu iç tüzüğe aykırı bir biçimde yönetmesi… Kürsü dokunulmazlığının hiçe sayılması… Can Atalay’ın Anayasa’dan doğan haklarının çiğnenmeye devam edilmesi… Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde demokrasiyle ve Türk parlamento geleneğiyle hiç bağdaşmayan utanç verici bir tablo vardı. Yumruklar havada uçuştu, genel kurul salonuna kan bulaştı, muhalif vekillere yönelik bir linç girişimi yaşandı. İzmir’e ve TBMM’ye hiç yakışmayan iki AKP’li vekil, parlamento üyesi gibi değil, tetikçi, sokak çetesi üyesi gibi davrandı. Bu zorbalardan birinin kürsüde konuşan bir milletvekiline arkadan haince saldırıp, sonrasında korkakça kenara çekilmesini izledik. Planlanmış bir saldırının uygulayıcısı olan Alpay Özalan ile Eyyüp Kadir İnan, İzmir için de TBMM için de birer utanç kaynağı olduklarını bir kez daha gösterdiler. Sayın Okan Konuralp’e, Sayın Ahmet Şık’a, Sayın Gülistan Koçyiğit’e geçmiş olsun.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Ülkemizin her alanda hak ve menfaatlerini koruyabilmek, aynı zamanda uluslararası etkinliğini sürdürebilmek için en başta askeri açıdan güçlü olmak zorundayız” dedi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı OrgeneralMetin Gürak ile Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndaki İhtisas Kursu Mezuniyet Töreni’ne katıldı. Bakan Güler ve Orgeneral Gürak, eğitimi başarıyla tamamlayıp dereceye giren Bordo Berelilere mezuniyet belgelerini verdi, brövelerini taktı.
Bakan Güler, yakın coğrafya başta olmak üzere pek çok bölgede ciddi ve hassas gelişmelerin yaşandığını, buna bağlı olarak risk, tehdit ve tehlikelerin arttığı bir süreç içerisinde olunduğunu belirterek, “Böylesine hassas bir süreçte, görev ve sorumlulukları artan Milli Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, İstiklal Harbimizden bu yana en kapsamlı ve en etkili faaliyetlerini icra etmektedir. Şüphesiz, Özel Kuvvetlerimiz de bu faaliyetlerin icrasında üstlendiği büyük sorumluluklar ve elde ettiği başarılarla müstesna bir yere sahiptir. Nitekim, Silahlı Kuvvetlerimizin terörle mücadelede tarihi başarılar elde ettiği, terör örgütünün girilemez denilen yerlerine girildiği bu süreçte, Özel Kuvvetlerimiz Silahlı Kuvvetlerimizin vazgeçilmez kuvvet çarpanlarından biri olarak bu başarılara hayati katkılar sağlamıştır ve sağlamaya devam etmektedir. Bu vesileyle nice kahramanlık hikayeleri yazan Bordo Berelilerimizi, yüksek azim, gayret ve cesaretinden ötürü tebrik ediyor; gözlerinden öpüyorum” ifadelerini kullandı.
‘DAİMA BİR ADIM ÖNDE OLMALISINIZ’
Özel Kuvvetler personelinin hem yüksek fiziki kabiliyetleri barındırması hem de bilgi ve becerisiyle zorlu görevlere daima hazır olması gerektiğine işaret eden Güler, “Üstleneceğiniz görevlerde bir yandan ekip ruhunu ortaya koymalı diğer yandan bireysel ve mesleki yeteneklerinizi en üst seviyede sergilemelisiniz. Ancak unutmayınız ki ne kadar yetenekli olursanız olun stratejik düşünme, rasyonel davranma, sabır ve sebat ile en önemlisi yüksek irade, kararlılık, azim ve heyecan vazgeçilmeziniz olmalıdır. Çünkü Bordo Bereliler; boşlukları dolduran değil, yeri doldurulamayan personel konumundadır. Bu yüzden bilgi düzeyinizi sürekli yenilemeli, her zaman daha iyisi için çalışmalı ve daima bir adım önde olmalısınız. Vazifelerinizden kazanacağınız her türlü tecrübeye, mutlak surette değer vermelisiniz. Çünkü öğrenmek ve yeterlilik, durağanlık kabul etmeyen ve sürekli geliştirilmesi gereken hususlardır. Öte yandan karşılaştığınız, her engeli yeteneklerinizi gösterecek bir fırsat olarak değerlendirin ve yaşadıklarınızdan ders alın. Tehlike anında akıllı ve cesur, sıkıntı anında sessiz ve kararlı, rahatlık anında tedbirli olun. Bordo bereyi taşıdığınız her an, hatırlamaktan gurur duyacağınız nice anılara vesile olacaktır” diye konuştu.
‘ÖZEL KUVVETLER, TARİHİ MİSYONUMUZUN ÖNEMLİ BİR PARÇASIDIR’
Konumu itibarıyla son derece kritik bir coğrafyada yer alan Türkiye’nin; köklü devlet geleneği ve stratejik yaklaşımı doğrultusunda uluslararası güvenlik, barış ve istikrara önemli katkılar sağladığını aktaran Güler, “Ülkemiz, bölgemizde meydana gelen krizlerin önlenmesinde gerek ilgili ülkeler nezdinde gerekse uluslararası platformlarda müzakere masalarının vazgeçilmez ve etkin bir aktörü haline gelmiştir. Dolayısıyla ülkemizin her alanda hak ve menfaatlerini koruyabilmek, aynı zamanda uluslararası etkinliğini sürdürebilmek için en başta askeri açıdan güçlü olmak zorundayız. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde ve ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz çerçevesinde, daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için azim ve kararlılıkla çalışırken en önemli dayanaklarımızdan biri olan Özel Kuvvetlerimiz de bu tarihi misyonun güzide bir parçasıdır. Ne mutlu sizlere ki desteğinizi hiçbir zaman esirgemediğiniz bu kahramanlar, bugün brövelerini takarak karşınızda birer Özel Kuvvetler personeli olmanın haklı gururuyla duruyorlar. Onlarla ne kadar övünseniz azdır. Başarılarında, siz kıymetli ailelerimizin de değerli katkıları bizler için vazgeçilmezdir. Destekleriniz için sizlere teşekkür ediyor, saygı ve şükranlarımı sunuyorum” açıklamasında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>9 Ağustos’ta CHP, DEM Parti, Saadet Partisi, TİP, DEVA, Demokrat Parti ve Emek Partisi’nden oluşan muhalefet partileri, Meclis’in AYM’nin Can Atalay kararıyla ilgili toplanması için TBMM Başkanlığı’na dilekçe sunmuş, yeterli sayıda milletvekilinin imzası ile yapılan çağrı üzerine olağanüstü toplantı kararı alınmıştı. Bugün toplanan ve Bekir Bozdağ tarafından yönetilen Genel Kurul gergin başladı.

VEKİLLER KÜRSÜYE YÜRÜDÜ
DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi kararının da Bozdağ’ın Meclis’e başkanlık yaptığı oturumda okunduğunu hatırlatarak Bozdağ’ın oturuma başkanlık yapmamasını istedi. Bunun üzerine usul tartışması başladı. Türkiye İşçi Partisi İstanbulMilletvekili Ahmet Şık, Meclis kürsüsüne ‘usul konusunda’ konuşmak için çıktı. Şık’ın “Sizde hiç utanma yok. Hakikat her zaman acıtır” sözleri üzerine AK Parti sıralarından tepki geldi. AK Partili vekillerin kürsüye yürümesi üzerine Bekir Bozdağ oturuma 15 dakika ara verdi. 15 dakikalık aranın ardından yeniden başlayan oturuma Şık’ın sözleri sonrası tansiyonun yükselmesi üzerine yeniden ara verildi.
YUMRUKLU KAVGA ÇIKTI
İkincinin aranın ardından oturumda gerginlik had safhaya çıktı. AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan’ın kürsüde konuşan Ahmet Şık’a müdahalede bulunmasıyla ortalık karıştı. Kürsüye koşan vekiller arasında yumruklar havada uçuştu. Oturuma yeniden ara verildi.

ALPAY ÖZALAN VE AHMET ŞIK’A KINAMA CEZASI
TBMM Genel Kurulu, Meclis BaşkanıNuman Kurtulmuş’un yönetiminde tekrar başladı. Meclis Başkanı Kurtulmuş, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan’a kınama cezası verilmesini Meclis oylamasına sundu. Yapılan oylama sonrası Şık ve Özalan’a kınama cezası verildi.
OY ÇOKLUĞUYLA REDDEDİLDİ
Gergin geçen oturumlar sonrası yapılan son oturumda muhalefetin Can Atalay’la ilgili verdiği genel görüşme talebi oy çokluğuyla reddedildi.

CAN ATALAY HAKKINDAKİ YARGI SÜRECİ
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Atalay’ın “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan 18 yıl hapisle cezalandırılmasına ve bu suçtan tutuklanmasına karar vermişti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bulmuştu. 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde TİP’ten Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay Yargıtay’a başvurmuş, süreç devam ederken Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasında Can Atalay’a verilen 18 yıl hapis cezasını onamıştı.
Yargıtay’ın talebi reddetmesinin ardından Atalay, Anayasa Mahkemesine iki kez başvuruda bulunmuş ve iki başvuruda da Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı vermişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesinin Atalay hakkındaki hak ihlali kararlarına uyulmasına yer olmadığına ve kararın TBMM Başkanlığına gönderilmesine hükmetmişti. Bu arada, Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesiyle TİP’in Meclis’teki sandalye sayısı 4’ten 3’e düştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEM Parti Kadın Meclisleri, TBMM’de yaşanan kavgaya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
“AKP- MHP erkek egemen iktidarı, uyguladığı savaş ve şiddet politikalarını bir kez daha Mecliste göstermiştir. Can Atalay kararına ilişkin muhalefetin çağrısı üzerine olağanüstü toplanan Meclis Genel Kurulu’nda, siyasi iktidarın vekilleri tarafından bir kez daha erkeklik gösterisi yapılmıştır.
Siyaseten yenemediğini şiddet ve zorbalıkla bastırmayı bir politika haline getiren iktidar, bir kez daha muhalefetin, kadınların sesini kısmaya dönük bastırma siyasetini devreye koymuştur. Yaşanan saldırıda Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit faşist iktidarın vekilleri tarafından şiddetin hedefi olmuştur.
Bu saldırı, kadına yönelik şiddet ve katliamların artışı karşısında politika üretmeyen, her defasında kadınların kazanılmış haklarına saldıran AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikalarının göstergesidir.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, yoldaşımıza yapılan saldırı kadın iradesine, rengine, duruşuna, siyasetine ve mücadelesine yapılmış bir saldırıdır.
Baskı, zor aygıtları ile hukuksuzlukların, kadına yönelik şiddetin, irade gaspının meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz. Evde, sokakta, Mecliste bulunduğumuz her yerde erkek-devlet şiddetini kabul etmiyoruz, mücadelemizi yükseltiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Genel Kurul’daki olağanüstü toplantının konusu olan TİP HatayMilletvekili Can Atalay için verilen genel görüşme önergesinin öngörüşmesine geçildiğini söyledi. Kurtulmuş siyasi parti gruplarına 20 dakika, önergedeki ilk imza sahibine ise 10 dakika söz verdi. İlk konuşmayı Saadet Partisi grubu adına Grup Başkanvekili Bülent Kaya yaptı. Kaya, şunları söyledi:
“Meclis Başkanımız Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılmasını dikkate alarak kesinleşmiş hükmü Genel Kurul’da okumadı. Hatta kesinleşmiş hükme rağmen Can Atalay’ın Meclis’teki özlük haklarını verdi, danışmanlarına oda tahsis etti. Sayın Meclis Başkanı bu tutumuyla hukukta güvenilir olmanın bir tezahürünü ortaya koymuş oldu.
Anayasa Mahkemesi karar verdi Yargıtay 3. Ceza Dairesi buraya talimat gönderdi. Kesinleşmiş şerhini Yargıtay yazmaz, ilk derece mahkemesi yazar. Yani bizim Meclis Başkanı’ndan beklentimiz şuydu: Anayasa Mahkemesi kararını bir bekletici mesele olarak ortaya koydunuz kesinleşmiş mahkeme kararını Anayasa Mahkemesi kararına kadar beklettiniz, Anayasa Mahkemesi karar verdi, değişen ne oldu da siz Anayasa Mahkemesi kararını beklerken okutmadığınız bir hükmü ortada bir Anayasa Mahkemesi kararının varlığına rağmen okutma ihtiyacı hissettiniz.
Hukuki kararla, karar vermek başka bir şey karara gerekçe uydurmak başka bir şeydir. Kararın gerekçesini inanarak savunmak başka bir şey öyle karar verilmesi gerektiği için sizi buraya tıkan irade öyle istediği için ceza verip o cezaya gerekçe uydurmak başka bir şeydir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAVGANIN ARDINDAN GENEL KURUL’U NUMAN KURTULMUŞ AÇTI
Gezi Davası tutuklusu Can Atalay için olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu’nda tansiyon yükseldi. TİP İstanbulMilletvekili Ahmet Şık’ın kürsüde yaptığı konuşmanın ardından Genel Kurul’a ara verildi. Aranın ardından yeniden başlayan Genel Kurul’da AK Partiİzmir Milletvekili Alpay Özalan kürsüye yürüyerek Ahmet Şık’a yumruk attı. Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın ara vermesinden sonra Genel Kurul bu kez, TBBM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yönetiminde tekrar başladı.
ÖZGÜR ÖZEL, KURTULMUŞ’U ARAMIŞ
Öte yandan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in TBMM’deki olaylı oturumun ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’u telefon ile aradığı ortaya çıktı. Yaşanan olayların kabul edilemez olduğunu ifade eden Özel, Kurtulmuş’tan inisiyatif almasını ve siyasi parti temsilcileriyle yapılacak toplantıya bizzat kendisinin başkanlık etmesini istedi. Özel, “Bu şiddeti normalleştiremeyiz. Olayların bu noktaya gelmesi konusunda sizin mutlaka inisiyatif almanız gerekiyor” dedi.

Bir idare amirinin yaptığı saldırının izah edilemez olduğunu ifade eden Özel, yaşananları “rezalet” olarak nitelendirdi. Özel, Meclis Başkanı’ndan artan şiddete dur demesini, bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi’ne düşen ne varsa yapmaya hazır olduklarını, Meclis’teki şiddet olaylarıyla ilgili bir toplantı planlanması durumunda ise bu toplantıya en üst düzeyde katılım göstereceklerini dile getirdi.
Ayrıca oylama öncesi konuşan Kurtulmuş, “Usul tartışması birleşimi yöneten başkan değiştiği için söz konusu değildir. Gündemdeki görüşmelere devam ediyoruz. Sayın Grup Başkan Vekillerinin içeride uzlaşmaları sağlanmıştır. Öncelikle şunu ifade etmek isterim; dün bu salonda, TBMM Genel Kurulu’nda Cumhuriyet tarihimizin en önemli oturumlarından birisini gerçekleştirdik. Bütün dünyaya örnek teşkil eden, bütün partilerden milletvekillerinin katıldığı bir oturum yapıldı. Sizlerden istirhamım bugünkü olağanüstü oturumda, Meclis’e yakışacak temiz bir dil içerisinde ve temiz bir davranış içerisinde Meclis’in bundan sonraki süreçlerini devam ettirmektir. Şimdi görüşmelere devam ediyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü asayiş ve güvenliğin sağlanmasına yönelik çalışmaları devam ediyor. Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince 09 – 16 Ağustos 2024 tarihlerinde yapılan şok uygulamalar ile şüphe ve ihbar üzerine yapılan çalışmalar neticesinde, 2 bin 336 şahsın GBT kontrolü yapıldı. Yapılan uygulamalar sırasında haklarında çeşitli mahkemeler tarafından arama kararı bulunan 5 şahıs yakalanırken, 8 ruhsatsız tabanca, 5 tüfek, 4 kurusıkı tabanca, 7 kesici ve delici alet olmak üzere toplam 24 adet silah, 181 adet fişek, 12 adet şarjör, 112 adet sentetik ecza, 2,19 gr metamfetamin maddesi, 143,33 gram uyuşturucu madde, 41,5 gr bonzai maddesi ile 20 bin adet doldurulmuş makaron sigara ele geçirildi.
Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı birimlerce yapılan denetimlerde 44 umuma açık mekan, 24 kahvehane/kıraathane, 15 kafe, 22 çay ocağı, 9 oyun salonu ve 9 otopark kontrol edilirken, trafik ekipleri tarafından kontrol edilen bin 322 araçtan 17 araca 142 bin 159 TL idari para cezası uygulandı, 2 araç trafikten men edildi. – ÇORUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa’daki başarılı ve özverili çalışmaları nedeniyle Tuğgeneral Zafer Tombul’a teşekkür eden Vali Enver Ünlü, kendisine yeni görevinde başarılar diledi.
Tuğgeneral Zafer Tombul’da Manisa’da görev yapmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ederek her daim kendilerine destek olan Vali Enver Ünlü’ye teşekkürlerini iletti. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tatvan basın camiası dün Tatvan Belediyesinde yaşanan sözlü ve fiziki saldırı olayı ile sarsıldı. Belediyenin daveti üzerine belediye çalışmalarıyla ilgili düzenlenen basın toplantısına giden gazeteciler ve Belediye Başkanı Mümin Erol arasında Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül tarafından belediyeye alınan lüks telefonlara ilişkin yapılan haberler nedeniyle sözlü tartışma yaşandı. Toplantıya gecikmeli olarak katılan Aygül için hakaretvari sözler kullanan Erol, tartışmayı daha da alevlendirecek söylemlerine devam edip, önceki belediye başkanının korumalığını yaptığı dönemde gazeteci Aygül’e sokak ortasında gerçekleştirdiği saldırı nedeniyle tutuklandığı için görevden uzaklaştırılan Y.B.’yi göreve iade edip en üst görevle ödüllendireceğini belirtmesi üzerine gazeteciler tepki göstererek toplantıyı terk etti.
Tartışmanın devam ettiği sırada toplantı salonuna gelen Aygül ve Başkan Erol arasında da kısa süreli tartışma yaşanırken, salonda bulunan gazeteciler tarafından belediye binasından çıkarılmak istenen Aygül, bu kez de Belediye Başkanı Mümin Erol’un akrabası olan makam şoförünün fiziki saldırı girişimine maruz kaldı.
“İki cemiyetten ortak açıklama”
Yaşanan talihsiz olay sonrası konuyla ilgili Bitlis Gazeteciler Cemiyeti ve Bitlis Basın Cemiyeti konuyla ilişkin ortak açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Dün Tatvan Belediyesinin düzenlemiş olduğu basın toplantısında yaşanan üzücü hadiseler, Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül’e yönelik hakaret içeren söylemler ve fiziki saldırı girişimine ilişkin kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı hasıl olmuştur. Tatvan basın camiası olarak belediyenin daveti üzerine 15.08.2024 tarihinde (dün) saat 17.00’da Tatvan Belediyesi toplantı salonunda düzenlenen basın toplantısına iştirak edilmiştir. Tatvan Belediye Başkanı Mümin Erol’un Eş Başkan Belkıza Beştaş Epözdemir’in birlikte katılım sağladığı toplantı, ilçe merkezindeki trafik yoğunluğundan dolayı toplantıya geciken gazeteci Sinan Aygül ve diğer basın mensuplarının da dahil olabilmesi için sohbet havasında başlanmıştır. Başka konular üzerine basın toplantısı organize edilmiş olunmasına rağmen toplantı Belediye Başkanı Mümin Erol tarafından Sinan Aygül ve belediye ile ilgili yazmış olduğu haberlere yönelik tepki ve hakarete varan sözlerin kullanıldığı nahoş bir ortama dönüşmüştür. Belediye Başkanı Erol, meslektaşımız ve aynı zamanda Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül’e dönük, tepkisiyle sınırlı kalmayıp, hakaret içeren söylemler ve asılsız iddialar dile getirilmiştir. Bununla da sınırlı kalmayıp, bir biri ardına talihsiz söylemlerde bulunmuştur. Toplantıda, Sinan Aygül için ‘alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir, haddini bilecek, ona dersini vereceğiz, psikopat, hasta, karaktersiz insan’ gibi sözler sarf edip, açık bir şekilde Sinan Aygül’ün belediye binasına alınmaması yönünde talimat verdiğini belirten Başkan Erol, daha öncesinde Aygül’e yönelik saldırıda bulunduğu için tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan saldırgan belediye eski personeli Y.B.’nin gerçekleştirdiği saldırı için ise ‘eline sağlık, kendisini göreve iade edip, belediyede en yüksek konuma getireceğim’ gibi sözler sarf etmiştir. Bu tutum, sadece Sinan Aygül’ü değil, aynı zamanda görevini tarafsız ve objektif bir şekilde yerine getiren tüm basın mensuplarını hedef almış, bu kabul edilemez davranış karşısında, basın mensupları toplantıyı terk etmiştir. Ne yazık ki olay bu noktada kalmamış, belediye binası çıkışında belediye başkanının şoförü tarafından Sinan Aygül’e yönelik fiziki saldırı girişiminde bulunulmuştur. Bu ve benzeri saldırılar basın özgürlüğüne ve demokrasimize yönelik ciddi bir tehdit oluşturmakta olup, tüm gazetecilere gözdağı verme amacı taşımaktadır. Bu tür saldırılar, demokrasimizin temel taşlarından biri olan basın özgürlüğüne yapılmış bir saldırıdır ve hiçbir şekilde kabul edilemez. Basın, toplumun bilgi alma hakkını sağlamak, kamunun çıkarlarını korumak ve doğru bilgiye ulaşmasını temin etmek amacıyla görev yapan en önemli kurumlardan biridir. Basının susturulması ya da baskı altına alınması, toplumsal huzur ve demokrasimizin işleyişi açısından ciddi tehlikeler barındırmaktadır. Bu nedenle, basının görevini özgürce ve bağımsız bir şekilde yerine getirebilmesi için gereken saygı ve destek her zaman gösterilmelidir. Yaşanan bu talihsiz olayı şiddetle kınıyor, gazetecilere yönelik baskı ve şiddetin artık sona ermesini diliyor, belediye başkanını kamuoyu önünde özür dilemeye davet ediyor, konuyu kamuoyunun takdirine sunuyoruz” denildi.
Konuya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Başkan Erol ise, “Kendisine gazeteci süsü vererek iftiralar atıp daha sonra da ‘beni dövdüler’ diye yeni bir iftira atıp mağduriyet oluşturmaya çalışan ve sonra da planladığı gibi prim kasmaya, hakkımızda itibar suikastı yapmaya çalışan Sinan Aygül’ün ‘beni dövdüler’ dediği ana ilişkin kamera kayıtları. Takdir milletimizindir. Alçakça iftiralarla dolu telefon haberinde alınan telefon, belediyeye alınmış telefonlar olup şahsa alınmış bir mal değildir. Aylardır belediyemize basın danışmanı olarak atanmaya çalışan ancak göreve başlatmadığımız için ve diğer taleplerinin tamamını reddettiğimiz için hakkımızda iftirada bulunan şahsın attığı çamurların üstümüze yapışmayacağını, halkımızın bize güvendiğini bilmekteyiz. Halkımızı yanıltmayacağımızı ve halkımızın sonuna kadar hizmetinde olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz” dedi.
Gazeteci Aygül ise yaptığı haberi işaret ederek, “Bu haberden sonra, onlarca gazeteci arkadaşımın önünde Tatvan Belediye Başkanı Mümin Erol’un sözlü tehditleri ile şoförü ve aynı zamanda da amcasının oğlu olan korumasının fiziki saldırısına uğradım. Detaylı açıklamayı kısa süre içerisinde yapacağım. Daha önce de şimdi de halkın, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunduğum için saldırıya uğradım, ölümden döndüm. Saldırıya uğrayabilirim ama yeryüzünde hiçbir otoriteden korkmadım, geri adım atmadım, yaptığım şey aşağıda, yine yaparım, yine korkmam, yine geri adım atmam” dedi. – BİTLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOLU – Bolu’nun Göynük ilçesindeki ormanlık alanda çıkan yangında 28’inci saate girildi. Yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Dün, Bekirfakılar köyü mevkisinde ormanlık alanda saat 12.30 sıralarında yangın çıktı. Bölgeye Bolu ve çevre illerden çok sayıda itfaiye ekibi, arazöz, dozer ve helikopterler sevk edildi. Ekiplerin, yangını söndürmek için başlattığı çalışma 28 saattir sürüyor. Yangın sebebiyle Yeniköy ile Bekirfakılar köyünde Ayvatlar Mahallesi ve Çaylak köyünde Seferler Mahallesi’nde 281 vatandaşın tedbir amaçlı tahliyesine karar verildi. Akşam saatlerine kadar 118 arazöz, 7 iş makinesi ve 9 helikopter ile müdahale edildi. Gece saatlerinde helikopterler havadan müdahaleye ara verdi.
Sabahın erken saatlerinde bölgeye gelen 10 helikopterle havadan müdahale başladı. Yangının çıktığı bölgeye yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan Sünnet Gölü’nden helikopterler su alarak, alevlere püskürtmeye devam ediyor. Ekiplerin müdahalesi sürerken yangının çıkış nedeninin ise anız yakmaktan olduğu düşünülüyor. Karadan müdahale ise 90 arazöz, 96 iş makinesi, 637 personelle sürüyor.
Öte yandan, orman yangını sebebiyle tedbir amacıyla Göynük- Nallıhan yolu trafiğe kapatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARABÜK – Karabük’ün Ovacık ilçesinde henüz bilinmeyen bir nedenle orman yangını çıktı. Bölgeye çok sayıda itfaiye ve arazöz ekipler sevk edildi.
İlçeye bağlı Beydini ile Alınca Köyü arasındaki ormanlık alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevler kısa sürede yayılarak büyürken durumun bildirilmesi üzerine olay yerine 9 arazöz, 3 su ikmal aracı, 2 dozer, 11 pick-up, 4 ilk müdahale aracı ve 81 personel sevk edildi.
Kayalık alanlarda hızla yayılan yangına karşı helikopter desteği istenirken dumanlar kentin bir çok noktasından görülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>23 İLDEN EKİPLER YANGIN BÖLGESİNDE
Bolu’nun Göynük ilçesinde dün başlayan orman yangınına müdahale için Bolu, Adana, Amasya, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Denizli, Eskişehir, Giresun, Isparta, İstanbul, Kastamonu, Kayseri, Konya, Kütahya, Muğla, Samsun, Sivas, Sakarya, Sinop, Trabzon ve Zonguldak’tan Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı ekipler sevk edildi. Yangına, 166 arazöz, 8 iş makinesi, 13 yangın söndürme helikopteri ve yaklaşık 1000 yangın söndürme personeli ile müdahale ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Kastamonu’nun Taşköprü ve Hanönü ilçeleri sınırında, Erik köyü mevkiindeki ormanlık alanda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ormanlık alanda bilinmeyen sebeple yangın çıktı. Yangını gören vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda orman ve itfaiye ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. – KASTAMONU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Beçin Çamovası yakınlarındaki ormanlık alanda henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangın ihbarı üzerine bölgeye yangın söndürme ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yangına müdahalesi havadan ve karada sürüyor. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN’ın Bozdoğan ilçesinde orman yangını çıktı. Ekiplerin havadan ve karadan alevlere müdahalesi sürüyor.
Alhisar Mahallesi yakınlarındaki ormanda, saat 17.00 sıralarında yangın çıktı. Henüz bilinmeyen nedenle çıkan yangın, rüzgarın da etkisiyle yayıldı. İhbar üzerine bölgeye Aydın Orman İşletme Şefliği’ne ait arazözler ile itfaiye ve Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ekipler sevk edildi. Ekipler arazinin sarp olması nedeniyle müdahalede güçlük çekerken, alevlere havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Doha’da ABD, Mısır ve Katar arabuluculuğunda gerçekleşen Gazze’de ateşkes sağlanması müzakerelerinin ikinci günü sona erdi. Arabulucular tarafından yayımlanan ortak açıklamada, müzakerelerde her iki tarafın da “taraflar arasındaki farkları azaltan” bir öneriyle temsil edildiği ve taraflara ABD Başkanı Joe Biden’ın mayıs ayında gündeme getirdiği üç aşamalı ateşkes planındaki ilkelerle uyumlu bir öneri sunulduğu ifade edildi.
Ortak açıklamada, “Hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, önümüzdeki haftanın sonunda Kahire’de tekrar bir araya gelecekler ve bugün belirlenen şartlarda bir anlaşmaya varmayı umuyorlar” denildi. Katar, Mısır ve ABD’nin görüşmelerle ilgili daha önceki ortak açıklamasında olduğu gibi “Artık kaybedilecek zaman yok ve hiçbir tarafça kabul edilebilecek bir gecikme mazereti bulunmuyor” ifadelerine yer verildi.
ABD, Mısır ve Katar’ın ortak açıklamasında şunlar kaydedildi:
“Son 48 saatte Doha’da, hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için anlaşmayı sonuçlandırmayı hedefleyen yoğun görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler ciddi ve yapıcıydı ve olumlu bir atmosferde gerçekleştirildi. Bugün erken saatlerde, ABD, Mısır ve Katar’ın desteğiyle, her iki tarafa da Başkan (Joe) Biden’ın 31 Mayıs 2024 tarihinde belirttiği ilkelerle ve BM Güvenlik Konseyi 2735 numaralı kararı ile uyumlu bir köprü önerisi sunuldu. Bu öneri, geçen hafta boyunca üzerinde anlaşmaya varılan noktalara dayanarak, anlaşmanın hızlı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak şekilde kalan detayları kapatmakta.
Çalışma ekipleri, önümüzdeki günlerde uygulama detayları üzerinde teknik çalışmalarına devam edecek, bu kapsamda anlaşmanın geniş kapsamlı insani hükümlerinin uygulanması için düzenlemeler ve rehine ile tutuklularla ilgili özel konular ele alınacaktır.
Hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, önümüzdeki haftanın sonunda Kahire’de yeniden bir araya gelecek ve bugün ortaya konan şartlar altında anlaşmayı sonuca bağlamak için çabalayacaklar. Üç ülkenin liderlerinin geçen hafta belirttiği gibi, artık kaybedilecek zaman yok ve herhangi bir tarafın daha fazla erteleme için hiçbir mazereti kabul edilemez. Rehineleri ve tutukluları serbest bırakma, ateşkesi başlatma ve anlaşmayı uygulama zamanı geldi.
Sonuca ulaşmak, hayat kurtarmak, Gazze halkına yardım sağlamak ve bölgesel gerilimleri yatıştırmak için bir yol artık açtık.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yamanlar Karatepe mevkisindeki ormanlık alanda dün akşam başlayan ve İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait 5 uçak, 15 helikopter, 46 arazöz, 10 su ikmal, 4 dozer ve 4 yer ekibi ile müdahale edilen yangın, kuvvetli rüzgarın etkisiyle büyüdü.
Yangınla mücadele sabaha kadar sürdü.
Gündüz saatlerinde yaklaşık hızı saatte 80 kilometreyi bulan rüzgar nedeniyle hava araçları bir süre yangına müdahale edemedi. Yangın, kara ekiplerinin müdahalesine rağmen büyük bölümü makilik olan alana yayıldı.
Karşıyaka ilçesine bağlı Doğançay ve Sancaklı Mahalleleri ile Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’ndeki bazı evler ile bölgedeki bir hayvan barınağı tahliye edildi. Yangının bulunduğu bölgelere çıkan yollar trafiğe kapatıldı, jandarma ve polis güvenlik önlemi aldı.
Alevler bir süre sonra Örnekköy Sanayi Sitesi’ne kadar ulaştı. Yangın, buradaki geri dönüşüm fabrikası, mermer, kablo, ahşap işletmeler, mobilya atölyesi gibi birçok dükkana sıçradı.
Öğleden sonra rüzgarın şiddetini düşürmesi üzerine hava araçları yeniden çalışmaya başladı. Helikopter ve uçaklar, yoğun olarak alevlerin bulunduğu alana su bırakıyor.
Yangın halen Karşıyaka, Bayraklı ve Çiğli ilçesi sınırlarındaki ormanlık alanlar ile bazı yerleşim yeri ve sanayi sitesinde sürüyor. Şehrin birçok noktasından yoğun duman görülürken, ormanlık alanlara yakın bölgelerdeki bazı ev ve araçlar, sıçrayan yangın nedeniyle zarar gördü.
Yangın söndürme çalışmalarına, orman ekiplerinin yanı sıra belediyeler, polis, AFAD, jandarma personeli de araçlarıyla destek veriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Datça ilçesi Gedik Koyu’nda düzensiz göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine görevlendirilen Sahil Güvenlik Botu ve Bozburun İlçe Jandarma Karakol Komutanlığı personeli ile müştereken kara üzerinde bulunan bir düzensiz göçmen yakalandı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki Yamanlar Dağı’nda çıkan orman yangınında havadan ve karadan müdahale sürüyor. Alevler, Karşıyaka Seyir Tepesi’nin alt tarafında yer alan Karşıyaka Belediyesi’nin şantiyesi ile özel bir işletmeye bağlı ayrıştırma tesisine kadar ulaştı. Birçok iş yeri yanarken, yoğun duman gökyüzünü kapladı. Sanayi sitesinin bir bölümü boşaltıldı. Veteriner İşleri ve Halk Sağlığı Daire Başkanlığı ekipleri de Karşıyaka ve Bayraklı belediyelerinin barınaklarındaki 600 kadar sokak hayvanını tahliye etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buğday taban fiyatının en az 12 lira olması gerektiğini vurgulayan çiftçi Osman Durmuş, şunları söyledi:
“Fiyat açıklanmadı. Buğdayımızı dökecek yer yok.12 liradan aşağısı bizi kurtarmaz. Mazot olmuş 45 lira. Zehir olmuş dünyanın parası. Gübre olmuş dünyanın parası. Şuan da bizim mahsulümüz para etmiyor. 12 liradan aşağı bizi hayatta kurtarmaz. Çiftçi ekmezse bu milletin hali ne olur? Aç kalır.”
Çiftçi Şahin Akgöllü çiftçinin ekonomik zorluklar çektiğini ifade ederek, “Çiftçinin masrafı mazot pahalı. Verim fena değil 11-12 lira beklentisi var. Geçen sene 7 liraydı verim yoktu bir şey anlamadı çiftçi. Çiftçi perişan. Traktör alıyorlar banka faizleri yüksek. Ödeme yapamıyorlar faize düşüyorlar” dedi.
Biçerdöver fiyatlarının yüksekliğine değinen çiftçi Tahsin Aker, 20 dönüm için 40 bin lira masraf yaptığını belirterek, şu açıklamalarda bulundu:
“Geçen sene biçer döverciler 100 liraya biçiyordu bu sene 300 lira diyorlar. Adalet mi, vicdan mı? Geçen sene buğdayı 7 liraya aldılar. Bu sene daha buğdayın fiyatı açıklanmadı. Ne yapacak bu çiftçi ? Ne edecek ? Çiftçi ağlıyor. 300 lira olur mu arkadaş bu biçer. Buğday 10 lira, 12 lira, biçer de 200 lira, 220 lira olması lazım. 300 lira çok pahalı. 20 dönüm yer ektim 40 bin lira masrafım oldu”.
Biçerdöver işi yapan Vezir Akgöllü ise yakıt ve bakım masraflarının yüksekliğinden yakınarak, “Dönümde 3 litre mazot yakıyor. Yağmur yağdığında biçerler çöke çöke ekin biçiyoruz. 250-300 liradan aşağısı kurtarmıyor. Bir şoförün yevmiyesi aylık 200 bin lira. 1 ay çalışıyor 200 bin lira veriyorum. 200 bin lirada bakımına veriyorum ben kazanmayım da neden senin hamallığını
‘ŞU AN BUĞDAYI SATACAK YER BULAMIYORUM’
Buğdayda taban fiyatlar açıklanmadığı için mahsulü satacak yer bulamadığını belirten Çiftçi Osman Durmuş, şunları kaydetti:
“Yıllardır buğday ekerim, mısır ekerim, her şey ekeriz. Ama biz mahsulümüzü yetiştirdik, mahsulümüzü şu an satacak yer bulamıyorum. Fiyat açıklanmadı. Buğdayımızı dökecek yer yok. 12 liradan aşağısı bizi kurtarmaz. Mazot olmuş 45 lira. Zehir olmuş dünyanın parası. Gübre olmuş dünyanın parası. Şuan da bizim mahsulümüz para etmiyor. 12 liradan aşağı bizi hayatta kurtarmaz. Çiftçi ekmezse bu milletin hali ne olur ? Aç kalır. Bizi de düşünün arkadaşlar. Bu şekilde giderse çiftçilik biter. Çiftçilik kalmaz.”
Çiftçi Seyran Akgöllü ise biçtirdikleri buğdaya fiyat verilmemesine tepki göstererek, “Çiftçiyim, bende buğday ektim. Buğdayları biçtiriyoruz, götürüyoruz fiyat vermiyorlar. Ne zaman verecekleri belli değil şuan için. Bu sene el elde baş başta. Şuan ne kardayız, ne zarardayız” dedi.
]]>Eczacı yüzbaşı olan ve Iğdır’daki birliğinde hayatını kaybeden Muhsin Berzeg’in, Iğdır’da kabrinin bulunduğu mezarlıktan yol geçtiği için kemiklerinin alınıp, şu anki mezarına defnedildiği öğrenildi. Ceset bütünlüğü olmayan Korhan Berzeg’in de babası gibi sadece kemikleri toprağa verilebilecek.
316 GÜN SONRA KESİNLEŞTİ
İstanbul’dan Balıkesir’in Gönen ilçesindeki yazlık evine gelen ve 17 Haziran 2023’te doberman cinsi köpeği ‘Tina’ ile yürüyüşe çıkan Korhan Berzeg’in, kaybolduktan 312 gün sonra 23 Nisan’da evine 3,5 kilometre mesafedeki Fındıklı Deresi kenarında, adına düzenlenmiş 3 farklı bankaya ait kredi kartı, 1 banka kartı, parçalanmış halde İstanbul ücretsiz taşıma kartı, İstanbul Mavi kart, sürücü belgesi, kimlik kartı, 1’i parçalanmış 5 adet 10 TL, 1 adet 100 TL, 1 adet 50 TL, 1 araç anahtarı ile muhtelif anahtarlar bulundu. Bölgede kemik parçaları da bulununca, Berzeg kaybolduktan 130 gün sonra sonlandırılan arama çalışmaları yeniden başlatıldı.
Bulunan kişisel eşyalar ve kıyafet parçaları ile üzerinde doku olmayan, kalça ve göğüs kafesine ait olduğu değerlendirilen kemik parçaları, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderildi. Bu süreçte Berzeg’in İngiltere’den Türkiye’ye gelen kızı Nisa Berzeg’ten kan örneği alındı. İncelemede, kemik parçaları ile kızından alınan kan örneğinin DNA’sının eşleştiği açıklandı. Böylece kaybolduktan 316 gün sonra Korhan Berzeg’in öldüğü kesinleşti.

BİR HAFTA KEMİKLERİ ARANDI
24 Nisan’da Korhan Berzeg’in diğer kemiklerini bulmak için arama başlatıldı. 6 Jandarma Asayiş Timi, 3 JASAT, 1 İstihbarat timi, 3 Jandarma Komando unsuru ve 3 kadavra tespit köpek unsuru olmak üzere 62 personel ile Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkisi ile Turplu ve Gelgeç mahallelerindeki ormanda 7 gün boyunca yapılan aramaların 3’üncü gününde, Bursa Jandarma Komutanlığı’nca bölgede görevlendirilen kadavra arama köpeği ‘Denek’ tarafından çalılar arasında 1 kemik parçası daha bulundu.
4’üncü gününde kol kemiğine benzeyen 1 kemik ile Berzeg’e ait gömleğin parçaları bulunurken, 5’inci günde İstanbul Jandarma Komutanlığı’nın kadavra arama köpeği ‘Duman’ tarafından kütük altı ve çalılıkların arasında, Berzeg’e ait olduğu değerlendirilen kafatasının yüz kısmına ait parça ile 3 kemik daha bulundu. 6’ncı günde jandarma komando ekipleri hem elleriyle hem tırmıklarla arama yaptı. Bu aramalar sırasında insana ait olduğu düşünülen 1’i kafatası olmak üzere 3 kemik parçası ile Berzeg’e ait iç çamaşır bulundu.
DNA SONUCU EŞLEŞTİ
Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkisindeki 30 kilometrelik alanda, 1,5 kilometrelik dere boyunca suyun akış yönüne doğru 7 gün boyunca yapılan aramalarda; Berzeg’in pantolon, gömlek ve hırkasının parçaları ile iç çamaşırı, kemeri, cüzdanı, kimlik, ehliyet, banka, kredi kartları, toplu ulaşım kartları ve araç anahtarına ulaşılırken; kaval, uyluk, kol ve kaburga kemikleri ile kafatasının ön ve arka yüzü bulundu.
Kafatasına ait kemik parçaları, diğer kemikler ve kıyafet parçalarının, 312 gün sonra dere kenarında bulunan kıyafet parçası, kemikler, kimlik ve kredi kartının 250 metre uzağında olduğu belirtilirken; toplanan kemik ve kıyafet parçaları, DNA analizi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
3 kadavra arama köpeği ve 62 jandarma personeliyle yürütülen alan tarama çalışması Berzeg kaybolduktan 319 gün sonra sonlandırılırken, bulunan tüm kemikler ve kıyafet parçaları ile kişisel eşyalar üzerinde İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan inceleme 14 Mayıs’ta tamamlandı. Bulunan kafatası ile 12 kemiğin, Korhan Berzeg’e ait olduğu kesinleşti.
DOĞUP, ÖLDÜĞÜ MAHALLEDE GÖMÜLECEK
İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan incelemenin ardından Korhan Berzeg’in kesin ölüm nedeni belirlenemezken, DHA muhabirinin telefonda konuştuğu Berzeg ailesinin avukatı Emre Akkaş, Korhan Berzeg’in ailesine teslim edilen kemikleri ve kafatasının doğup öldüğü Armutlu Mahallesi’nde, 1940 yılında hayatını kaybeden babası Muhsin Berzeg ile 1968 yılında vefat eden dedesi Kemal Berzeg’in mezarlarının yanında 27 Mayıs’ta toprağa verileceğini söyledi. Berzeg, öğle vakti Armutlu Mahalle Camisi’nde kılınacak namaz sonrası son yolculuğuna uğurlanacak.

BABA İLE OĞLUNUN KADERİ AYNI
Öte yandan Korhan Berzeg’in babasıyla benzer bir sonu paylaştığı ortaya çıktı. Eczacı yüzbaşı olarak Iğdır’da görev yapan Muhsin Berzeg’in, İstanbul’a tayininin çıktığı gün Korhan Berzeg’in doğduğu ve birlikteki arkadaşlarına oğlunun doğumu şerefine yemek vermek için görevini 1 gün daha uzattığı belirtildi.
Ertesi gün İstanbul’daki birliğine gidecek olan Muhsin Berzeg’in yatağında ölü bulunduğu öğrenildi. Iğdır’da defnedilen Muhsin Berzeg’in kabrinin olduğu mezarlıktan yol geçtiği için, yakınları tarafından alınan kemiklerinin Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi’ne getirilerek burada defnedildiği belirtildi. Ceset bütünlüğü olmayan Korhan Berzeg’in de 84 yıl önce ölen babası gibi sadece kemikleri toprağa verilebilecek.
]]>Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’ndeki antrenmanın ilk 30 dakikalık bölümü basın mensuplarına açık gerçekleştirildi. Antrenman öncesi teknik direktör Abdullah Avcı, açıklamalarda bulundu. Avcı, güzel bir gün yaşadıklarını, haftaya da iyi başladıklarını belirterek, “Umarım hafta sonuna kadar da böyle devam eder. İlk ulaşılabilir hedefimize ulaştık. Zor meşakkatli, inişli-çıkışlı yollardan sonra bunu gerçekleştirdik ve bir kenara bıraktık. Trabzonspor, Türkiye Kupası finalini 9 kez almış, perşembe günü bunu 10. kez buraya getirmek istiyoruz” dedi.
‘TAKIMIN HAVASI İYİ’
Sadece futbolun konuşulduğu, hak edenin kazandığı bir müsabaka olmasını temenni eden Avcı, şöyle konuştu: “Takımın havası iyi, geçen hafta bunun yansıması oldu. Başakşehir maçıyla beraber oyuncuların konsantrasyonları çok net yukarıdaydı. Plana daha çok sadık kaldılar, daha konsantreydiler, daha hızlıydılar, biraz daha serttiler ve topa biraz daha doğru zamanlarda dokunuşları yaptılar. Onun için geçen hafta itibarıyla karşılığını doğru aldık, bu bizi oyun olarak mutlu etti. Bunun daha fazlasını yapmamız gereken perşembe akşamı final oynayacağız. Buna da en iyi şekilde hazırlanıyoruz. Şu an itibarıyla oynayan grup toparlanmaya daha yeni geçiyor bugün. Yarın da onların ölçümleri yapılacak, riskleri var mı, yok mu, onlara bakılacak. Hem toplantımız olacak hem de hazırlığımız yarın itibarıyla devam edecek.”
Avcı, Türkiye Kupası’nın çok anlamlı olduğunu, şehrin ve camianın kupa moraline çok ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
‘BU SENE ŞEHRİN İHTİYACI VAR’
“Geçen Samsun-Trabzonspor U19 finalinde de aynı duyguyu söyledim. Çocuklar, kazananlar çok sevinçli, kaybedenler çok üzgündüler. Aslında her ikisi de çok kazanıyordu. Final oynamak, hele o yaş grubunda çok değerli. Onlara da şunu ifade ettim; ben de çok finaller oynadım ama o günü kaybederken aslında kazanıyorsun. Bu sana çok önemli deneyimler getiriyor. Ben çalıştığım her kategoride hem oyunu geliştirmeye çalıştım, oyuncuyu geliştirmeye çalıştım ve bunun da tacı, süsü olan kupayı almak istedim. Hepsinde buna ulaştık. Türkiye Kupası’nda oynadığımız finaller var. Umarım bu bizim alnımıza yazılmışsa çalışıyoruz ve bunun karşılığını alırız diye düşünüyorum. Trabzonspor için de çok anlam ifade ediyor. Bu sene buna tüm şehrin de ihtiyacı var, bizim de ihtiyacımız var. Başkanın, yönetim kurulunun da ihtiyacı var. Umarım bunun karşılığını alacağız diye düşünüyoruz.”
‘FUTBOL ŞÖLENİ OLARAK BAKIYORUM’
Perşembe günü oynanacak maçın bir festival ve şölen havasında geçmesini istediklerinin altını çizen Avcı, “Olimpiyat bize uğurlu uğursuz, onu bilmiyorum ama o şeylere çok bakmıyorum. Ben bir futbol şöleni olarak bakıyorum, bir festival havasında bakıyorum. Hakikaten bu günler güzel günler ve bunun keyfini çıkarmak lazım. Taraftar yarı yarıya. Trabzonspor taraftarının destek verdiğinde neler olabildiğini çok net görebiliyoruz. Onlar sizi orada sonuna kadar desteklediklerinde. Ben rakip olarak orada Trabzon’a karşı 80 bin kişiyi de gördüm, beraberken 80 bin kişiyi de gördüm. Onun için onlar bizi sonuna kadar destekleyeceklerdir.” ifadelerini kullandı.
Trezegeuet ve Pepe’nin son durumuyla ilgili gelişmeleri de aktaran Avcı, “Geldiğimizin ertesi günü planladığımız gibi şu an itibarıyla devam ediyor, umarım maça kadar da bir problem yaşamayız. Şu anda hatta doktorla onu konuşuyordum. Geri dönüşleri iyi. Uğurcan Çakır’ın bugün programı salon, burada değil. Onun dışında Fernandez’in ufak bir şeyi var, o da yarın daha net belli olur.” dedi. Bordo-mavililer, yarın yapacağı antrenmanla hazırlıklarını sürdürecek.
]]>Galatasaray’a konuk olan sarı-lacivertli ekip, şampiyonluk şansını koruyabilmek için mutlak galibiyet parolasıyla sahaya çıktı. Maçın 21. dakikasında Alexander Djiku’nun ikinci sarı karttan kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan Fenerbahçe, 71. dakikada Çağlar Söyüncü’nün golüyle 1-0 öne geçti.
Maçın kalan süresinde de rakibine gol şansı tanımayan Fenerbahçe, sahadan 1-0 galip ayrıldı. Bu sonuçla lider Galatasaray 99 puanda kalırken, Fenerbahçe puanını 96’ya yükseltti. Sarı-lacivertliler bu galibiyetle ikili averajda da üstünlük sağladı ve son haftaya umutlu girdi.
RAMS PARK’TA YİNE 10 KİŞİ
Sarı-lacivertli ekip, deplasmanda oynadığı son 3 Galatasaray maçını da 10 kişiyle tamamladı.
2021-2022 sezonunda oynanan maçta 82. dakikada Marcel Tisserand kırmızı kart görmüş ve Fenerbahçe, 90+4. dakikada Miguel Crespo’nun golüyle 2-1 galip gelmişti. 2022-2023 sezonunda ise 61. dakikada Luan Peres kırmızı kartla oyun dışı kalmış ve Galatasaray, bu karşılaşmadan 3-0 galip ayrılmıştı.
Son olarak dün oynanan maçta Alexander Djiku, 21. dakikada kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.

GALATASARAY’IN ÜÇ SERİSİ DE BİTTİ
Fenerbahçe, Süper Lig’in 37. hafta derbisinde Galatasaray’ı deplasmanda 1-0 yenerek rakibinin üç önemli serisine son verdi.
Sarı-kırmızılılar, Fenerbahçe maçı öncesinde ligde en son 12. haftada Hatayspor’a yenilmiş ve 24 maçlık yenilmezlik serisi yakalamıştı. Fenerbahçe karşısında aldıkları mağlubiyetle bu seri sona erdi. Ayrıca, Galatasaray ligdeki son 17 maçını kazanmışken, bu seri de Fenerbahçe karşısında noktalandı.
Sezon boyunca iç sahada oynadığı 18 maçın tamamını kazanan Galatasaray, Fenerbahçe’ye yenilerek bu seriyi de kaybetti ve sezonu iç sahada yenilgisiz kapatma şansını yitirdi.
İSABETLİ ŞUT ATAMADILAR
Fenerbahçe, derbide 10 kişi kalmasına rağmen sergilediği performansla takdir topladı.
Sarı-lacivertliler, uzatma dakikalarıyla birlikte 80 dakika eksik mücadele etmelerine rağmen Galatasaray’a isabetli şut fırsatı tanımadı. Karşılaşmada Fenerbahçe 1.41 xG (Gol Beklentisi) yaratırken, Galatasaray ise 0.67 xG ile maçı tamamladı. Ayrıca Galatasaray, bu sezon iç sahada en az şut çektiği maçı Fenerbahçe’ye karşı oynadı.

DEPLASMANDA YENİLGİSİZ
Fenerbahçe, Galatasaray’ı 1-0 yenerek bu sezon deplasman maçlarında yenilgi yüzü görmeden sezonu tamamladı. Süper Lig’in son deplasman maçında sahadan galibiyetle ayrılan sarı-lacivertliler, sezonu 16 galibiyet ve 3 beraberlik ile kapattı. Bu performansla 51 puan toplayan Fenerbahçe, deplasmanlarda 40 gol atarken kalesinde sadece 11 gol gördü.
ÇAĞLAR SÖYÜNCÜ İLKİ BAŞARDI
Fenerbahçe’nin milli stoperi Çağlar Söyüncü, Galatasaray’a karşı galibiyeti getiren golü atarak dikkat çekti. Süper Lig’in 36. haftasında Kayserispor’a karşı gol atan Söyüncü, Galatasaray maçında da gol atarak üst üste iki maçta gol sevinci yaşadı. Tecrübeli futbolcu, profesyonel kariyerinde ilk kez üst üste iki maçta gol atma başarısı gösterdi.
FENERBAHÇE’DE 2 CEZALI
Süper Lig’in son haftasında İstanbulspor’u ağırlayacak olan Fenerbahçe’de, kırmızı kart gören Alexander Djiku ve sarı kart cezalısı Michy Batshuayi bu maçta forma giyemeyecek. Sarı kart cezasını tamamlayan Rodrigo Becao ise İstanbulspor karşısında takımdaki yerini alacak.

DÜĞÜM SON HAFTA ÇÖZÜLECEK
Süper Lig’de 2023-2024 sezonunun şampiyonu, son hafta oynanacak maçların ardından belli olacak. 99 puanla lider durumda olan Galatasaray, son haftada deplasmanda Konyaspor ile karşılaşacak.
Fenerbahçe ise sahasında İstanbulspor’u konuk edecek. Galatasaray, Konyaspor deplasmanından 1 puanla ayrıldığı takdirde şampiyonluğunu ilan edecek. Fenerbahçe’nin şampiyon olabilmesi için Galatasaray’ın Konyaspor’a mağlup olması ve kendi sahasında İstanbulspor’u yenmesi gerekiyor.
Haftalar öncesinden küme düşmesi kesinleşen İstanbulspor, 16 puanla son sırada yer alırken, Konyaspor ise 41 puan ve averajla 15. sırada bulunuyor. Küme düşme tehlikesi yaşayan Konyaspor, Galatasaray karşısında alacağı 1 puanla ligde kalmayı garantileyecek.
]]>
Olayla ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 17’si tutuklu 31 sanık hakkında dava açıldı.. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianameyi kabul eden mahkeme heyeti, davanın başka bir ilde görülmesi için nakil talebinde bulundu.
Valiliğin de uygun görmesi üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden davanın nakli için olur istendi.

Bakanlık da Mahkemenin talebini haklı buldu ve davanın kamu düzeninin sağlanması, taraflar arasındaki husumetin halen devam ediyor olması, duruşma günü gerek adliye çevresi, gerekse adliye içinde kolluk kuvvetleriyle alınacak her türlü güvenlik tedbirinin yetersiz kalabileceği ihtimali nedeniyle davanın başta bir ilde görülmesinin uygun olacağına vurgu yapıldı.

Katliam davasının başka bir ilde görülmesi halinde duruşmaya sadece davanın tarafları olan sanıklar, katılanlar, mağdurlar, müştekiler ve tanıkların katılabileceği, SEGBİS yoluyla ifadelerin alınabileceği ve gerekirse duruşmaların seyircisiz yapılabileceği de göz önünde bulundurularak Konya Ağır Ceza Mahkemesi davaya bakmakla görevli ve yetkili kılındı.
Dosyanın önümüzdeki günlerde fiziki olarak Diyarbakır’dan Konya Adliyesine gönderileceği öğrenildi.

YARALILARA YARDIMA GELEN JANDARMAYI DA TARADILAR
İddianamede, sanıkların katliamdan sonra olay yerine giden jandarma timlerine yaralılara müdahale etmeyi engellemek için araziye hakim olup silahlı kontrolü sağlayarak güvenlik güçlerine de ateş açtıkları kaydedildi.
Arazinin hakim tepelerine yerleşen sanıkların jandarmaya kesintisiz yoğun yaylım ateşi açtıkları, yerde yatan ölü ve yaralıların güvenli bölgeye taşınmak istendiği sırada bile tepelere yerleşen sanıkların kalaşnikoflarla askerleri taradıkları vurgulandı.

PATİKA YOLLARDAN KAÇTILAR
İddianamede, olay yerindeki bir traktör ile pulluğun arkasına siper alan timleri gören saldırganların bu kez traktörü yaylım ateşine tuttukları ifade edildi.
Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi.
Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 9 kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.
Otopsi yapılan cesetlerin topuklarından, kafa ve vücutlarına kadar mermi çekirdeği olduğu bildirildi.
Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu belirtildi.

AİLEYİ ÖLDÜRMEK İÇİN YANGIN ÇIKARDILAR
İddianamede Muhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi.
Taş ailesinin uzun namlulu silah ve teçhizatlarla olay yerine çatışmak için gittikleri belirtildi. Taş ailesinin Alyamaç ailesini araziye çekmek için buğday tarlasını ateşe verip yangın çıkardıkları ve yangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine ateş açarak amaçlarına ulaştıkları ifade edildi.

AİLE MECLİSİ KARARI
Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın Alyamaç ailesine yoğun ateş açıldığı bildirildi.
Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçelerdekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi.
Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine de muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin kendi aralarında karar aldıkları belirtildi.
BAŞKASINA AİT PASAPORTLA KAÇACAKTI
Behçet Taş’ın katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurtdışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı.
Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi.
Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen, cenaze ve yaralılara almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları da tespit edilerek bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu.
SAVCIDAN AİLE MECLİSİ DEĞERLENDİRMESİ
İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi.
Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığının altı çizildi.
Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde bir hak edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi.
Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde, katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi.
Sanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları isteniliyor.
]]>‘GERÇEK ŞAMPİYONU GÖSTERDİK’
”Bugün biz gerçek şampiyonun kim olduğunu; şerefsizlere, hırsızlara, alçaklara gösterdik. Takımımız kahramanca savaştı. Bu atmosferde, böyle bir hakeme rağmen umudumuzu son haftaya taşımamıza vesile oldular. Allah onlardan razı olsun.”
‘SİSTEMİ YERLE BİR ETMEYE AZ KALDI’
”Biz, herkesi yendik ama sistemi yenemedik. Ama az kaldı, sistemi yerle bir etmeye az kaldı. Bunu pek çok kulüp istiyor. Bu sistem, bu şekilde gidemez. Bugün niye Süper Kupa’ya yabancı hakem istediğimizin, sezon boyunca yabancı hakem diye haykırdığımızın en güzel özeti bu maçta resmi bir şekilde tescil edilmiştir.”
‘LİGİN DENGELERİNİ ALT ÜST ETTİLER’
“Bir takımı şampiyon yapmak için, bazı takımları ligde tutmak için kurgulamış olduğunuz dizayn ligimizin tüm dengelerini alt üst etmiştir. Böylesini en son Haluk Ulusoy döneminde görmüştüm.”
DURSUN ÖZBEK’E CEVAP
“Dursun Özbek, beni düelloya mı çağırıyor? Biz iki senedir televizyonların karşısında düelloya çağırıyoruz. Düello değil, tartışalım. İnsanlar iki başkanın da kimliğini, kişiliğini görsün. Bugün biraz geç oldu, uykusu da kaçmasın. Hafta içi istediği televizyon kanalına, GS TV de dahil çıkmaya hazırım. Bu ne ucuz kabadayılık. Biz bir gün öyle bir gün böyle konuşan adamlar değiliz. Bu çağrısının arkasında dursun! İstiyorsa yarın çıkalım. Sayın Başkan’ın cesaretlenmesine çok sevindim.”
SELAHATTİN BAKİ: SİYASİLERDEN MAKAS ALDIRMIYORUZ!
Fenerbahçe yöneticisi Selahattin Baki de sosyal medyada başkan Ali Koç ile yaşadıkları tartışma görüntülerinin gündem olmasının ardından açıklamalarda bulundu. Ali Koç ile birlikte basının karşısına geçen Baki şu sözleri kullandı:
“Görüyorum ki başkanımla yaşanan 5 saniyelik bir tartışma gündeme oturmuş. Bizim dışarı çıkmamıza izin verilmediği için ortamın gerilme ihtimali vardı. Başkan özellikle beni uyardı, bir tek sen bir şey yapmayacaksın dedi. Sağ elinde kan gördüm, başkanımıza doğru hamle yapan birini gördüm. Onun sonrasında olan bir durum. Bizim üstümüzden gündem yaratmaya kalkmasınlar, biz siyasetçilere yanağımızı okşatmıyoruz. Başkanımızla yaşadığımız 3 saniyelik bir şey.”
‘HAKEMİ UNUTACAK DEĞİLİZ’
“Takımımızı, hocamızı tebrik ediyorum. Dünya derbisinde 81 dakika 10 kişi oynayıp rakibimize kendi evinde şut fırsatı vermeden kazandık. Bu herhangi bir derbi galibiyeti değil, ötesidir. Son yıllarda gerek başkanımız, gerek yönetimimizin ortaya koyduğu bir argüman var; Fenerbahçe’ye karşı kutsal ittifak. Medya, MHK, federasyon, devletin bazı birimleri ayağı var. İtile kakıla buraya kadar getirilen rakibimizle aramızdaki farkı herkes gördü. Bu galibiyet, argümanlarımızı güçlendirdi. Takımımıza, teknik direktörümüze, orayı Kadıköy’e çeviren taraftarımıza teşekkür ediyoruz. Bu maçın 19 Mayıs Pazar olması da anlamlı. Fenerbahçeliler’e ve Atamız’a armağan olsun.”
“Maçı kazandık diye hakemi unutacak değiliz. Daha ilk yarının başlarında gerek Szymanski’ye gerek Ferdi’ye yapılan fauller malum. Kart dahi çıkmadı. Son derece ucuz bir pozisyonda 21. dakikada Fenerbahçemiz’i 10 kişi bırakmayı uygun gördü. Hem Galatasaray’ı hem Fenerbahçe düşmanlarını hem hakemleri yendik. TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin bizlere yaşatmadığı skandal kalmadı. Atadığı hakemler, verdiği kararlar. Riyad skandalından sonra hala görevde kalması bambaşka yorumlanması gereken olay. Bu kadar skandal ve kötülüğe rağmen hala çıkıp konuşmuyor.”
“Biz başkaları gibi siyasetçilere yanağımızdan makas aldırtmıyoruz!
]]>“BU DERDİ HİÇBİRİNİZ ÇEKMEDİNİZ”
79 yaşındaki depremzede Hasan Doğ, 6 Şubat depremlerinden sonra 4 kez farklı noktaya yerleştirildiklerini belirtti. “Depremi görmeyen bizim ne çektiğimizi bilemez” diyen Doğ, şunları söyledi:
*Burası dördüncü yerimiz. Bizi beşinci yere göndermek istiyorlar. Melikgazi Belediye Başkanı burada bize ‘5 yıllığına oturabilirsiniz’ dedi buraya yerleştirirken. Şimdi bizi buradan başka yerlere dağıtmak istiyorlar.
*Komşularımızla birbirimize alıştık. Birbirimize yardım edebiliyoruz. Hiçbir suçumuz yok. Bizi neden büyükler başka yerlere dağıtmaya çalışıyor. Melikgazi konteynerini ne yapacaklar? Kime peşkeş çekmeye çalışıyorlar.
*Bizim amacımız buradan gitmemek. Lütfen sesimizi duyun. Tekrar ediyorum ölsek de çıkmayacağız. Eğer bizi duymazsanız biz de sizi duymayız sayın büyükler. Allah rızası için sesimizi duyun ve bize yardımcı olun. Bizi buradan götürmeyin.
*Depremi görmeyen bizim ne çektiğimizi bilmez, bilemez. Bu derdi hiçbiriniz çekmediniz. Sizin hiçbiriniz bu işin ne derece ağır olduğunu, psikolojimizin nasıl bozuk olduğunu bilmezsiniz. Bilemiyorsunuz da zaten bilseniz böyle yapmazsınız. Lütfen sesimizi duyun.
“YAŞAM ALANLARIMIZDAN GİTMEK İSTEMİYORUZ”
Konteyner kentte yaşayan kadınlar da şöyle tepki gösterdi:
“1 yıldır burada oturuyorum. Önceki hayatımızı anlatırsak çadır kentleri, yaşadığımız alanları çok çok zor süreçlerden geçtik. Asrın felaketini yaşayan insanlarız. Melikgazi sakinleri olarak biz sadece şunu istiyoruz, yaşam alanlarımızı, yerleşim yerlerimizi çocuklarımız, bizler, gençler, ve geleceğimiz için yaşam alanlarımızdan gitmek istemiyoruz.”
“BİZ YENİDEN AYNI ŞEYLERİ YAŞAMAK İSTEMİYORUZ”
Bir diğer konteyner kent sakini ise yetkililere şöyle seslendi:
*Bizler bir şeyleri yeniden inşa etme peşindeyiz. Daha kanayan yaralarımızı saramadan bir tanesiyle daha baş etmemiz mümkün değil. Şurada herkes birbiriyle arkadaş, sırdaş, aile. Güzel bir şekilde yaşam alanını inşa etmeye çalışıyoruz ve bunu da başardığımıza inanıyoruz.
*Biz yeniden, aynı şeyleri yaşamak istemiyoruz. Hepimiz anneyiz, hepimiz babayız, eminim büyüklerimiz de aynı şekilde annedir, babadır bunun için bize yardımcı olun. Bizi olduğumuz durumdan uzaklaştırmayın.
*Bizi yeniden, yeniden oradan oraya, oradan oraya atmayın. Burada kimsenin birbirine bir zararı yok. Kimse kötü olsun istemiyor. Gittiğimiz yerde neyle karşılacağız? Ne yaşayacağız? Biz yeniden aynı psikolojileri yaşamak istemiyoruz. Bizi bulunduğumuz yerden lütfen almayın.
ÖZTUNÇ’TAN TEPKİ GELDİ
CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, “Depremin vurduğu yetmedi bir de hükümet, AFAD, bakanlık vuruyor” dedi.
Öztunç, Melikgazi Yaşam Alanı’ndaki yurttaşların durumuna dikkat çekerek şunları söyledi:
*Bir başka konteyner kente götürülmek isteniyorlar. Şehrin biraz dışındaki Necip Fazıl Şehir Hastanesi’ne yakın bölgedeki konteyner kente götürülmek isteniyorlar ama bu insanlar depremden bu yana buradalar.
*İş yerleri burada, çocuklarının okulları burada. Çıkartılmak istendikleri konteyner kente yakın okullarda okuyor çocukları. Burada bir düzen kurmuşlar şimdi burayı boşaltacaksınız diyorlar. Depremin vurduğu yetmedi bir de hükümet, AFAD, bakanlık vuruyor.
*Başından beri yanlış planlama yüzünden şimdi bu noktaya geliniyor. Halbuki en başında doğru planlama yapılsaydı bugün bunlar yaşanmıyor olacaktı. Bu insanların burada kalmalarına izin vermek gerekiyor en azından eğitim öğretim yılı bitene kadar.
*İnsanlara süre vermek gerekir. ‘3-5 ay sonra şu tarihte burayı kapatacağız ama bu tarihe kadar lütfen özel işlerinizi, çocuklarınızın okul işlerini halledin’ demeleri gerekiyor ama demiyorlar. Astığım astık, kestiğim kestik mantığı ile yol yürüyorlar. Zaten yıllardır bu kafada bu AK Parti hükümeti ve onları bürokratları o yüzden vatandaş isyan ediyor biz de buna destek veriyoruz.
]]>ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, toplanan verilerin ilk analizlerine yönelik açıklamalarda bulundu.
ODTÜ Bilim İletişimi Ofisi tarafından Türkiye’nin deniz kenarı şehirlerinde ve KKTC’de gönüllü araştırma ekipleri kurduklarını söyleyen Kök, bu sayede toplumu bilimle buluştururken, 7’den 77’ye halkın desteği ile aylarca sürecek bir projeyi düşük karbon ayak izi bırakarak gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Rektör Kök, ODTÜ öğrenci ve mezunları ile yakınlarından oluşan katılımcıların denize kıyısı olan 28 ilde deney ve ölçüm kitleri aracılığıyla deniz suyunun sıcaklık, tuzluluk, çözünmüş oksijen ve pH verilerini ölçtüğünü belirterek, bu verilerin, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü tarafından incelenmeye başlandığını aktardı.
ÖZEL CİHAZ GELİŞTİRİLDİ
Proje için denizler için büyük önem arz eden parametreleri dakikalar içinde toplamayı olanaklı kılan Kaşif-1 adlı cihaz geliştirildiğini anlatan Kök, “Bu parametrelerin koordinatlarla beraber merkezi veri tabanında birleştirilerek bilim insanlarının yorumlamaları için hazır hale getirildi” dedi.
Rektör Kök, “Büyük çevre deneyinin ilk sonuçlarını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık ve aydınlanma meşalesini yaktığı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.
ODTÜ’nün gönüllü araştırmacıların ölçümlerinden toplanan tüm veriler derlendi ve ilk analizleri yapıldı.
GEÇEN YILA GÖRE DAHA YÜKSEK SICAKLIKLAR ÖLÇÜLDÜ
ODTÜ’nün projeye ilişkin ilk analiz raporunda şu ifadelere yer verildi:
“Küresel ısınmanın her yıl kendisini artarak hissettirmesine bir kez daha tanık olmanın yanı sıra bu yıl El Nino’nun da etkisiyle diğer pek çok bölgede olduğu gibi ülkemizde de rekor sıcaklıkların kendini göstermesi bu çalışmayla da onaylanmış oldu. Türkiye denizlerinde uydu verilerinden hesaplanan nisan ayı ortalama deniz yüzeyi sıcaklık artışı geçen yılın uydu verileriyle kıyaslandı. Buna göre deniz yüzeyi sıcaklık artışları, Akdeniz’de 1,5 derece Ege’de 1 derece, Marmara Bölgesi’nde 1,8 derece, Batı Karadeniz’de 2,3 derece ve Doğu Karadeniz’de 1 derece yüksek ölçüldü.

Analiz raporunda kıyılardaki kirlilik ve biyolojik üretkenlikle ilgili de şu değerlendirmeler yapıldı:
“İlk izlenim olarak Karadeniz ve Doğu Akdeniz’in, kıyılarımızda kirlilik ve biyolojik üretkenlikle paralel pH değerleri 8’in altında ölçüldü yani bu bölgelerde daha asidik bir durum gözlemlendi. Örneğin Mersin kıyılarında 7.7, Karadeniz 7.8, Marmara 7.9 civarı değerler olduğu görüldü. Görece daha temiz kıyılara sahip KKTC’de ise daha alkali (8.4 civarı) bir durum gözlemlendi.”
Raporda, deniz pH durumunun uzun süre ölçüldüğü takdirde iklim değişiminin okyanus asitlenmesi etkisi konusunda da bilgi verici olacağına işaret edilerek, “Gündüz ölçülen oksijen değerleri, yüzey sularında beklendiği üzere üst seviyesinde 6-7 mg/L olduğu görülmüştür” ifadelerine yer verildi.

Tuzluluk değerlerinde farklı denizlerin kendine özgü özelliklerinin ortaya konduğuna dikkat çekilen raporda, şu bulgular yer aldı:
“Örneğin Karadeniz’de 20 birim civarı ölçülen değerlerin Ege ve Akdeniz’de 38 civarı ölçüldüğü görülmüştür. Bahar aylarında görülen tuzluluk değerlerinin beklenenden düşük olması özellikle yüksek nehir girdilerine işaret etmektedir ve ölçümler tüm yıl devam ettiği takdirde mevsimsel değişiklikler gözlemlenebilecektir. Bunun yanında Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz kıyılarında yapılan ölçümlerde coğrafi olarak tutarlılık tespit edildi.”

Avcı, ilk olarak 2020-2021 sezonunun 8. haftasında Karadeniz ekibinin başına geçti ve 17. sıradan aldığı bordo-mavilileri sezon sonunda 4. sıraya taşıyarak Avrupa kupalarına katılma hakkı elde etmelerini sağladı.
Trabzonspor, Abdullah Avcı yönetiminde 2021-2022 sezonunda Süper Lig şampiyonluğunu kazanarak 37 sezon sonra kupayı müzesine götürdü.
2022-2023 sezonunun 23 haftalık bölümünde 11 galibiyet, 5 beraberlik ve 7 mağlubiyet alan Avcı, görevinden ayrıldı ancak bu sezon takımın başına ikinci kez getirildi.
Tecrübeli teknik direktör, 8. haftada 12 puanla yedinci sırada devraldığı Trabzonspor’un ligi üçüncü sırada tamamlamasını sağlayarak, takıma tekrar Avrupa kupalarına katılma hakkı kazandırdı.

İLK DÖNEMİNDE DİPTEN ZİRVEYE
Abdullah Avcı, 2020-2021 sezonunda zor günler geçiren Trabzonspor’un imdadına yetişti.
Ligin ilk 7 haftasında sadece 1 galibiyet, 2 beraberlik ve 4 mağlubiyet alan Karadeniz ekibi, İngiliz teknik direktör Eddie Newton ile yollarını ayırdı. Geçici olarak futbolcu izleme komitesi başkanı İhsan Derelioğlu’nu takımın başına getiren Trabzonspor, onun yönetiminde çıktığı bir maçta da beraberlik elde etti.
İlk 8 haftada 6 puanla 17. sırada yer alan Trabzonspor, Avcı yönetiminde büyük bir çıkış yakaladı. Ligin ilk 8 haftasında 4 mağlubiyet alan bordo-mavililer, Avcı’nın yönetiminde sezonun kalan 32 maçında sadece 3 kez mağlup oldu. 18 maçı kazanan Trabzonspor, 11 maçta ise sahadan beraberlikle ayrıldı.
Trabzonspor, 2020-2021 sezonunda çıktığı toplam 40 maçta 19 galibiyet, 14 beraberlik ve 7 mağlubiyet alarak 71 puan topladı ve sezonu dördüncü sırada tamamlayarak Avrupa kupalarına katılma hakkı kazandı.
37 YIL SONRA ŞAMPİYONLUK GETİRDİ
Trabzonspor, teknik direktör Abdullah Avcı yönetiminde 2022’de 37 sezonluk Süper Lig şampiyonluğu özlemine son verdi. 2021-2022 sezonunun 35. haftasında sahasında Fraport TAV Antalyaspor ile 2-2 berabere kalan bordo-mavililer, bitime 3 hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.
Ligi 81 puanla zirvede tamamlayan Trabzonspor, 37 sezon sonra yeniden şampiyon olarak 7. kez bu başarıya ulaştı.

İKİNCİ DÖNEMİNDE ÇIKIŞA GEÇTİ
Trabzonspor, 216 gün sonra tekrar takımın başına getirdiği Abdullah Avcı ile ikinci döneminde de çıkışını sürdürdü ve üçüncülük hedefini gerçekleştirdi.
Teknik direktör Nenad Bjelica ile ilk 8 haftada 12 puan toplayarak 7. sırada yer alan bordo-mavililer, Abdullah Avcı ile sezonun bitimine 1 hafta kala lig üçüncülüğünü garantiledi.
Ligde 37 hafta sonunda 64 puan toplayan Trabzonspor, Galatasaray ve Fenerbahçe’nin uzak ara önde olduğu ligde 22 haftayı üçüncü sırada tamamladı.
3 KUPA SEVİNCİ
Trabzonspor, Abdullah Avcı yönetiminde biri Süper Lig, ikisi Süper Kupa olmak üzere toplam 3 kupa kazandı.
Karadeniz ekibi, Avcı ile 2021-2022 sezonunda Süper Lig şampiyonluğu özlemine son verdi. 27 Ocak 2021’de Medipol Başakşehir’i 2-1 yenerek ve 30 Temmuz 2022’de Demir Grup Sivasspor’u 4-0 mağlup ederek Turkcell Süper Kupa’yı müzesine götürdü.
Trabzonspor, teknik direktör Abdullah Avcı yönetiminde 23 Mayıs’ta Beşiktaş karşısında Ziraat Türkiye Kupası finalinde bir kupa daha kazanmak için mücadele edecek.
]]>
TOKSİK BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ
Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, tükettiğimiz besinler, içinde çalıştığımız ve barındığımız binalar, kıyafetlerimiz, kullandığımız kişisel bakım ürünleri, kozmetikler, temizlik malzemeleri pek çok toksik madde içerir. Bu toksik maddeler; hücrelerin işlevlerini bozarak, kalp ve damar hastalıklarına, karaciğer ve böbrek hasarına, demansa (bunamaya) yol açar. Gıda ve hayvancılık sektöründe doğal ortamdan uzaklaştırılmış kaynaklardan elde edilen işlenmiş, rafine edilmiş, ambalajlanmış besinler; tatlandırıcılar; katkı maddeleri toksik yükü artırmaktadır. Su kaynaklarını dezenfekte etmek için sulara ilave edilen klor, florid, arsenik ve alüminyum gibi bileşikler yanı sıra su kaynaklarına tarım alanlarından, insan ve hayvan atıklarından bulaşan nitrit ve nitrat gibi bileşikler ve diğer pek çok toksin insan sağlığını tehdit etmektedir. Makyaj malzemeleri, kremler, nemlendiriciler, parfümler, tıraş losyonları ve spreyler de pek çok toksik karakterde kimyasal içerir. Alkol, sigara, reçeteli ilaçlar, radyasyon ve aşırı fiziksel egzersiz diğer toksik yük nedenlerinden bazılarıdır.
VÜCUDUN DOĞAL DETOKS SİSTEMLERİ
Detoks, bu zararlı kimyasal toksinleri vücuttan atmaya yönelik bir süreçtir. Karaciğer, böbrekler, lenf, mide-bağırsak sistemi, cilt ve akciğerler bu süreçte aktif rol oynar. Böbrekler ve cilde açılan ter bezleri ile suda eriyen toksinler atılmaya çalışılır. Karaciğer vücudun en önemli detoks organıdır ve bağışıklık sisteminin en önemli unsurudur. Her an vücuttaki toplam kanın yüzde 25’i karaciğerden süzülerek temizlenmeye çalışılır. Karaciğer pek çok enzim üreterek bu toksinleri zararsız hale getirmeye çalışır. Bu enzimlerin üretilebilmesi için birçok besin maddesine ve antioksidan maddeye ihtiyaç vardır. Karaciğer öncelikle kendine gelen toksinleri enzimleri aracılığıyla oksitler ve sonuçta ortaya tehlikeli, zararlı “serbest kökler” adı verilen oksidan bileşikler açığa çıkar. Bu serbest köklerin ortadan kaldırılması için antioksidan besinlere ihtiyaç vardır. Bu besinler ancak çeşit çeşit farklı renkli bitkisel gıdalardan sağlanabilir (sebze, meyve, yeşillik, baharat). Detoks işlemleri sırasında karaciğer ve vücuda en fazla yardımcı olan maddeler A, B, C, E vitaminleri, karotenoidler, koenzim Q10, çinko, selenyum, bakır, manganez, glutatyon, N-asetil sistein ve alfa lipoik asit gibi bileşiklerdir.
BUNLARI YAPIN
Vücudu toksinlerden arındırmanın yolları şöyle sıralanabilir:
1- Karaciğer toksinleri enzimleri aracılığıyla oksitler ve sonuçta ortaya tehlikeli, serbest kökler adı verilen oksidan bileşikler açığa çıkar. Bu serbest köklerin ortadan kaldırılması için antioksidan besinlere ihtiyaç vardır. Bu antioksidan besinler farklı renklerdeki bitkisel, mevsiminde ve mümkünse organik gıdalardan sağlanabilir.
2-Sebze ve meyveler aynı zamanda lif, probiyotik ve prebiyotiklerden zengin gıdalar oldukları için bağırsaklar yoluyla da toksinlerin atılmasına katkı sağlar.
3- Bazı günler oruç tutmak, saat 18.00’den sonra hiçbir şey yememek vücudun dinlenmesi ve toksinlerden kurtulmak için etkili yöntemlerdir.
4- Yılda üç-dört üniteyi geçmemek kaydıyla kan vermek, toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur.
5- Düzenli fiziksel aktiviteyle terleyerek ve lenfatik kanalları harekete geçirerek toksinlerden kurtulabilirsiniz.
6- Saunada açılan ter ve yağ bezleriyle suda ve yağda eriyen toksinler vücuttan elimine edilir. Özellikle yağda eriyen cıva gibi ağır metaller, dioksin ve PCB gibi endüstriyel toksinlerden bu şekilde kurtulmak mümkündür.
7- Gün boyunca bol bol su içmek vücudun doğal yoldan arınmasını sağlar.
Mucizevi bir bitki ya da ilaç yoktur
Piyasada detoks yapıcı özellikleri ileri sürülerek pazarlanan pek çok katı ve sıvı ürün bulunmaktadır. Bilimsel hiçbir temeli olmayan bu ürünlerden uzak durmak sağlık ve ekonomik açıdan son derece önemlidir. Detoks için mucizevi bir ilaç veya bitki bulunmamaktadır, detoks sağlıklı bir yaşam tarzı ve beslenme biçimidir.
]]>Bir zamanlar bir beyaz yakalı olan ve yatırım bankacılığından seks terapistine dönüşen Michael Lousada’dan övgülerle bahsedilmiş, feminist yazar Naomi Wolf tarafından orgazm gurusu olarak nitelenmişti.
İki çocuk babası 57 yaşındaki Lousada ise müşterilerini ‘kendi iç tanrıçalarıyla’ yeniden buluşturmakla kalmayıp aynı zamanda katı etik kurallara bağlı kaldığını da açıklasa da hakkındaki iddialar bu parlak kariyere leke sürüyor.
37 yaşındaki Ella Janneh, 750 sterlinlik üç saatlik bir terapi seansı sırasında cinsel saldırıya ve tecavüze uğradığını ileri sürerken Lousada’nın da penisinin lazer ışınına benzediğini söylediğini iddia ediyor.

Janneh, rızaya dayalı seks sırasında panik atak geçirdikten sonra Lousada’yı dört yıl arayla üç kez ziyaret ettiğini söylüyor.
EVLENDİKTEN BİR AY SONRA…
2011 ve 2012’deki iki seansın cinsellik içermediğini ve tehdit edici olmadığını, ancak 2016’da Avustralya’dan Birleşik Krallık’a döndükten kısa bir süre sonra geri döndüğünde panik atakların devam ettiğini söylüyor: “Lousada’ya ve web sitesine baktım. Çok disiplinli bir yaklaşım sunuyor ve birçok farklı alanı birbirine bağlıyor gibi görünüyordu… Pahalı olması onun çok iyi bir terapist olduğunu düşünmemi sağladı.”
Mahkemeye göre Janneh’nin beklentisi, beden çalışmasının konuşma terapisiyle birlikte fizyoterapi seansına benzer olmasıydı. Ancak son randevusundan bu yana geçen dört yıllık aralığa rağmen Lousada’nın Kuzey Londra’daki evindeki seans hızla samimi bir hal aldı. Janneh, Lousada’nın kendisine, “Nüfuz etmeyle ilgili bir sorunun var, bu yüzden sanırım penisimi kullanmalıyız, travmayı enerjik olarak absorbe etmek için. Penisin başı bir lazer ışını gibi davranarak travmayı yakabilir” dediğini söylüyor.
Yaşananların tecavüz olup olmadığına mahkeme karar verecek. Ancak yine de Ağustos 2016’da gerçekleşen seansın eski karısı Louise Mazanti ile olan düğününden bir ay sonra gerçekleşmesi dikkat çekti.
TACİZ İDDİALARI ARTIYOR
Louise da basına konuşan birkaç kadından biri. Konuşan kadınların hepsi de Lousada’yı çekici olarak tanımlıyor, ancak karakterinin kibirli, bazılarına göre kontrolcü bir yanı da var.
Louise, beş yıllık evlilikleri boyunca, kocasının terapötik yöntemlerinin tüm kapsamını nasıl yavaş yavaş fark ettiğini ve onun manipülasyonu tarafından nasıl kapana kısılmış hissettiğini anlattı: “Kendimi zeki, duygusal açıdan olgun bir kadın olarak görüyordum ve bu yine de oldu.”
Ella ile yaptığı seanslarla ilgili olarak Lousada da mahkemede penisinin travmayı yaktığını hayal etmesini istediğini itiraf etti, ancak eylemleri için defalarca açık sözlü onay istediğini ve kendisine bu iznin verildiğinde ısrarcı oldu:
“Niyetim insanların iyileşmesine destek olmaktı. Biraz iyilik yaptığımı düşünüyorum ama bazı hatalar da yaptım.”
Lousada, Ella’dan iki yıl önce de bir müşterisiyle ilişkisinin geliştiğini ve hatta bu esnada prezervatif kullanmadığını da itiraf etti.

BB olarak isimsiz ifade veren bir kadın, seans ücretlerinin düştüğünü ve sevgili haline geldiklerini anlattı. Lousada’yı ilk kez Wolf’un kitabını okuduğunda fark ettiğini söyleyen BB, ünlü seks terapisti ile ilişkisinin evine yaptığı bir ziyaretten sonra sona erdiğini belirtiyor.
Lousada’nın dairesine giden BB mahkemede şunları söyledi: “Bana partnerinin yatak odasında Skype üzerinden terapi seansı yürüttüğünü söyledi. Bundan rahatsız oldum ve ona bunu söyledim, beni önceden uyarmadığı için şok oldum.”
BB’ye göre bunu, aceleci, üzücü bir cinsel ilişki izledi ve bu da kendinden tiksinmesine neden oldu: “Bir oyuncak gibi onun zevki ve maddi kazanç için kullanıldığımı hissettim.”
ESKİ EŞİNDEN ŞAŞIRTAN İDDİALAR
Lousada’nın eski eşi Louise Mazanti, ise eski kocası tarafından nasıl hem büyülendiğini hem de baştan çıkarıldığını anlattı. 2011 yılında terapist olmak için eğitim alırken tanışmışlardı ve evli olmasına rağmen anında bir çekim oluştuğunu söyledi. Ancak Louise, hakkındaki suçlamalar üzerine kocasının tutuklanmasıyla adeta şoke oldu. Yine de Lousada, Ella’nın rıza gösterdiğine onu ikna etti. Birlikte yeni bir hayata başlamak için Yunanistan’ın Korfu adasına taşınan çift bir yıl sonra, ayrılık kararı aldı. Louise, yine kocasının aldattığını söyledi: “Onunla bir geleceğim olmadığını fark ettim ve ayrılmak zorunda kaldım.”
Ayrılmalarından bir ay sonra Louise, Ella’nın Lousada’ya karşı hukuk davası açmak için bir kitlesel fonlama sayfası açtığını keşfetti.
Şu anda Almanya’da yaşayan Lousada ise web sitesinde hâlâ koçluk seansları ve beden çalışması sunuyor. Psikoseksüel Somatik Terapi web sitesi aracılığıyla da başlayacak yeni bir eğitim kursunun tanıtımını yapıyor.
]]>RAMS Park’ta saat 19.00’da başlayacak olan maçta düdük Arda Kardeşler’de olacak.
Ligde en yakın takipçisi Fenerbahçe’nin 6 puan önünde bulunan lider Galatasaray, 36 maçta 32 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak 99 puan topladı. İkinci sıradaki Fenerbahçe ise 29 galibiyet, 6 beraberlik ve 1 mağlubiyetle 93 puanda bulunuyor.
24 MAÇTIR YENİLMİYOR
Sarı-kırmızılı takım, Süper Lig’de son 24 maçtır mağlubiyet yüzü görmedi.
Bu sezon tek yenilgisini 12. haftada deplasmanda Hatayspor’a karşı alan Galatasaray, ardından oynadığı 24 lig maçında 22 galibiyet ve 2 beraberlik elde etti.
17 MAÇINI KAZANDI
Galatasaray, Süper Lig’deki son 17 maçını galibiyetle tamamladı.
Yukatel Adana Demirspor galibiyetiyle Süper Lig’deki en uzun galibiyet serisi rekorunu (15) kıran Galatasaray, bu başarıyı devam ettirdi.
Sarı-kırmızılılar, ardından Sivasspor ve Fatih Karagümrük’ü de mağlup ederek seriyi 17 maça çıkardı.

EVİNDE 18’DE 18 YAPTI
Galatasaray, Süper Lig’de bu sezon evinde oynadığı tüm maçları kazandı.
RAMS Park’ta çıktığı 18 Süper Lig mücadelesinden de galibiyetle ayrılan sarı-kırmızılı ekip, ligde sahasında puan kaybetmeyen tek takım olma unvanını sürdürüyor.
SAHASINDA 35 MAÇTIR KAYBETMİYOR
Galatasaray, Süper Lig’de evinde oynadığı son 35 maçta yenilgi yüzü görmedi.
Geçen sezon iç sahada oynadığı ilk karşılaşma olan Giresunspor maçında aldığı yenilginin ardından, sarı-kırmızılılar sonraki 35 maçta mağlubiyet yaşamadı. Galatasaray, bu süreçteki son 21 Süper Lig maçını da kazanarak önemli bir başarıya imza attı.
Bu süreçte Seyrantepe’de oynadığı lig maçlarında 33 galibiyet ve 2 beraberlik elde eden Galatasaray, evinde rakiplerine büyük bir üstünlük kurdu.
7 OYUNCU KART SINIRINDA
Galatasaray’da Fenerbahçe maçı öncesinde 7 oyuncu sarı kart ceza sınırında bulunuyor.
Sarı-kırmızılı takımda Lucas Torreira, Sergio Oliveira, Victor Nelsson, Davinson Sanchez, Hakim Ziyech, Kaan Ayhan ve Kerem Aktürkoğlu, yarınki maçta kart görmeleri halinde ligin son haftasındaki TÜMOSAN Konyaspor maçında forma giyemeyecek.
Galatasaray, Fenerbahçe karşılaşmasına tam kadro çıkacak.

PUAN KAYBI YAŞADIĞI 4 TAKIM
Galatasaray’ın bu sezon 36 haftada puan kaybı yaşadığı 4 maçtan biri Fenerbahçe karşılaşması oldu.
Sarı-kırmızılılar, ligde 32 galibiyet elde ederken, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet yaşadı. Atakaş Hatayspor’a 2-1 yenilen Galatasaray, Fenerbahçe ve Mondihome Kayserispor ile 0-0, Sivasspor ile de 1-1 berabere kaldı.
SON 5 MAÇTA 20 GOL
Galatasaray, Trendyol Süper Lig’deki son 5 maçında 20 gol kaydetti.
Sarı-kırmızılılar, EMS Yapı Sivasspor’a 6, Corendon Alanyaspor ve Siltaş Yapı Pendikspor’a 4’er, Yukatel Adana Demirspor ve Fatih Karagümrük’e 3’er gol attı. Lig genelinde ise 36 maçta 89 kez fileleri havalandırdı.
MERTENS’İN KATKISI
Galatasaray’ın 37 yaşındaki yıldızı Dries Mertens, attığı gollerle sarı-kırmızılıların son haftalardaki galibiyetlerinde önemli rol oynadı.
EMS Yapı Sivasspor’a 2, Siltaş Yapı Pendikspor ve VavaCars Fatih Karagümrük’e birer gol atan Belçikalı oyuncu, son 4 haftada 4 kez fileleri sarstı ve ligde toplamda 9 gole ulaştı.
FENERBAHÇE’NİN KAYIPLARI
Şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe, son 5 haftada 4 puan kaybetti.
Son 5 haftada Fatih Karagümrük, Kayserispor ve Beşiktaş’ı mağlup eden sarı-lacivertliler, Sivasspor ve Konyaspor ile berabere kaldı. Fenerbahçe, bu dönemde kazanabileceği 15 puanın 11’ini toplayabildi.
]]>İhalelerde 12 sahayı geliştirecek firmalar belirlendi. Buna göre Çinli firmalardan Sinopec, CNOOC, Anton Oil ve Zhenhua 10 sahayı alırken, 2 saha ise yerel firmalara kaldı.
Irak hükümeti, 2008’den bu yana yaptığı 6. toplu ihale kapsamında mevcut 145 milyar ispatlanmış petrol rezervini 160 milyar varilin üzerine çıkarmayı hedefliyor.
Ülkenin elektrik üretiminde kullandığı doğalgaz ise büyük ölçüde İran’dan geliyor. İhaleyle ülkede üretilecek gaz miktarını artırmak ve bu gazın elektrik üretiminde kullanılarak, İran’a olan bağımlılığın azaltılması da ihalenin ana hedeflerinden birisini oluşturuyor.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) kurucu üyelerinden biri olan ülkenin ana gelir kalemini petrol ithalatı oluşturuyor. Irak, 2022’de petrol ihracatından 115 milyar dolar, 2023’te ise 97,5 milyar dolar gelir sağladı.
PETROL İHRACATININ YÜZDE 35’İ ÇİN’E
Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Irak Araştırmacısı Sercan Çalışkan, AA muhabirine Çinli firmaların Irak petrol piyasasındaki aktivitelerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Çin, yıllık 500 milyon tonu aşan ham petrol ithalatı ile dünyanın en büyük petrol ithalatçısı durumunda. Bu ithalat ihtiyacının yarıya yakını Orta Doğu ülkelerinden sağlanıyor. Irak, Orta Doğu’da Suudi Arabistan’dan sonra Çin’e en fazla ham petrol sağlayan ikinci ülke, küresel anlamda ise üçüncü ülke. Dolayısıyla Irak, Çin’in Orta Doğu ve enerji politikasında tartışmasız oldukça stratejik bir konuma sahip.” ifadelerini kullandı.
Çin’in, Orta Doğu’da askeri varlık yerine diplomatik temaslarını ve Kuşak ve Yol Projesi kapsamında yapılan yatırımlarla nüfuzunu artırma politikası izlediğini belirten Çalışkan, “Enerji yatırımları bunlardan başlıcası ve petrol akışına duyulan ihtiyaç Irak’ı bu ülkelerin başında getiriyor. Geçtiğimiz günlerde Irak’ta petrol ve gaz arama lisanslarının gerçekleşen turlarında sözleşmelerin büyük kısmının Çinli şirketler tarafından kazanılmasında bu durumun önemli bir payı var. Halihazırda Irak petrolünün yüzde 35’i Çin tarafından ithal ediliyor. Çin, halihazırda Irak’ta çok sayıda petrol ve gaz sahasının ana işleticisi konumuna gelmişken kurduğu bu etki gücünü kaybetmek istemiyor.” ifadelerini kullandı.
ÇİN’İN VERDİĞİ ÖNEMİN GÖSTERGESİ
Çalışkan, ihaleye Avrupalı, Arap ve Iraklı grupların da bulunduğu 20’den fazla firmanın katıldığını ancak Çin’in, ihalede 10 petrol ve gaz sahasının ihalesini alarak tek başına en fazla lisans alan yabancı ülke olduğuna dikkati çekti.
Avrupalı şirketlerin ihalede geri planda kaldığını ve ABD’nin ise doğrudan kendi firmaları yerine Körfez firmaları aracılığıyla ihaleye katılma yolunu tercih ettiğini kaydeden Çalışkan, şunları kaydetti:
“Bu nedenle esas şaşırtıcı olan, söz konusu lisans ihalelerinde Arap ülkelerinin Çin’in gerisinde kalmış olmasıdır. Çinli şirketlerin Körfez sermayesinin önünde net bir kararlılık ortaya koyarak söz konusu petrol ve gaz sahalarının lisansını alması, Çin’in Irak’taki petrol politikasına verdiği önemi göstermesi bakımından son derece kritiktir. Çin, hali hazırda Irak’taki petrol sahalarında 10’dan fazla petrol ve gaz sahasının ana işleticisi konumuna gelmişken kurduğu bu etki gücünü kaybetmek istemiyor. Irak’ın enerji sektöründe kurulan hakimiyet kuşkusuz iki ülke arasındaki karşılıklı siyasi bağımlılığı da beraberinde getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.”
Bu açıdan bakıldığında Çinli şirketlerin Irak’taki sahaların büyük bölümünde ana işletici aktör olarak yer aldığını ve dolayısıyla ekonomisinin yüzde 90’dan fazlasını oluşturan petrol gelirleri üzerinde ciddi bir paya sahip olacağına işaret eden Çalışkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Irak Petrol Bakanı Hayan Abdulgani’nin anlaşmaların Irak’ın petrol rezervlerini 160 milyar varile çıkaracağını vurgulaması bu açıdan da oldukça önemli. Dolayısıyla ihalelerin Çinli şirketler tarafından kazanılmasını enerji bağlamında yorumlarken, enerji yatırımlarının siyasi bağımlılıklara doğrudan sirayet ettiğini atlamamak da gerekiyor.”
BATILI FİRMALAR İÇİN 10 YIL ÖNCEKİ KADAR ÖNEMLİ DEĞİL
Qamar Enerji Üst Yöneticisi Robin Mills de Çinli firmaların ihalelerin çoğunluğunu kazanmasını, “Çinli firmalar Irak’ta petrol ve gaz sektörünü domine etti.” şeklinde niteledi.
Irak’ın mali durumunun bozuk ve bürokratik yapısının zorlu olduğunu, projelerin çok uzun zaman almasıyla birlikte karlılık oranlarının düşük olduğunun altını çizen Mills, “Çinli firmalar, Irak’ın bürokrasi ve zorlu mali dönemleriyle daha iyi başa çıkabilir.” diye konuştu.
Shell ve BP gibi Avrupalı firmaların petrol ve gaz yatırımlarını azaltma baskısıyla karşılaştığını, Exxonmobil ve Chevron gibi firmaların ise ABD’nin kaya gazı ve petrolü ile Guyana gibi diğer alanlarda büyük fırsatlara sahip olduğu değerlendirmesinde bulunan Mills, “Bu yüzden bu firmalar için Irak’ta bulunmak 10 yıl önceki kadar önemli değil. Batılı firmaların başka yerlerde fırsatları var ve genel uluslararası yatırımlara odaklanıyorlar. Bu durum Irak’ın Çinli firmalara aşırı bağımlı olması nedeniyle Bağdat hükümeti için bir sorun olabilir.” ifadelerini kullandı.
]]>1 Ocak’ta kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere ise yüzde 50 oranında zam yapıldı.
Otoyol ve köprü ücretleri, 15 Mayıs tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bir kez daha zamlandı.

KÖPRÜ VE OTOYOLLARA BÜYÜK ZAM
1 Ocak’ta kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere ise yüzde 50 oranında zam yapıldı. Otoyol ve köprü ücretleri, 15 Mayıs tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bir kez daha artırıldı.
15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek yön otomobil geçişi yüzde 60, Ankara-Niğde Otoyolu otomobil geçişi yüzde 40, 1915 Çanakkale Köprüsü otomobil geçişi yüzde 42 zamlandı.
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM), açıklamasına göre, 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek yön otomobil geçiş ücretine yüzde 60 zam yapılarak 15 liradan, 24 liraya, çıkarıldı. Aks aralığı 3.20 metre ve 3.20 metreden büyük araçlar ise 19 liradan 30 liraya, 3 akslı araçlar 42 liradan 67 liraya, 4 ve 5 akslı araçlar 83 liradan 132 liraya, 6 ve yukarı akslı araçlar 110 liradan 175 liraya çıkartıldı.
Osmangazi Köprüsü geçişi otomobiller için (birinci sınıf) yüzde 37,50 zamlanarak 290 liradan 399 liraya çıkartılırken, ikinci sınıf araçlar 465 liradan 640 liraya, üçüncü sınıf araçlar 550 liradan 760 liraya, dördüncü sınıf araçlar 730 liradan 1.005 liraya, beşinci sınıf araçlar 920 liradan 1.270 liraya, altıncı sınıf araçlar 205 liradan 280 liraya çıkartıldı.
1915 Çanakkale Köprüsü 1 sınıf araçlar için yüzde 42 zamlanarak 295 liradan 419 liraya, ikinci sınıf araçlar için 370 liradan 525 liraya, üçücü sınıf araçlar için 665 liradan 945 liraya, dördüncü sınıf araçlar için 740 liradan 1.050 liraya, beşinci sınıf araçlar için 1.400 liradan 1.990 liraya, altıncı sınıf araçlar için 75 liradan 105 liraya çıkartıldı.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü birinci sınıf araçlar için yüzde 40 zamlanarak 35 liradan 49 liraya yükseltilirken, ikinci sınıf araçlar 45 liradan 65 liraya, üçüncü sınıf araçlar için 85 liradan 120 liraya, dördüncü sınıf araçlar için 220 liradan 305 liraya, beşinci sınıf araçlar için 275 liradan 380 liraya, altıncı sınıf araçlar için 25 liradan 35 liraya yükseltildi.
Ankara-Niğde Otoyolu otomobil geçiş ücretine yüzde 40 zam yapılarak 210 TL’den 295 TL’ye çıkarıldı.

NAKLİYECİLER TEPKİLİ
Köprü ve otoyollara yapılan zamlar işleri nedeniyle otoyol ve köprüleri kullanmak zorunda olan nakliyecileri isyan ettirdi.
Gebze Nakliyeciler Garajı’nda bekleyen şoförler ANKA mikrofonuna tepkilerini şöyle dile getirdi:
Oğuzhan Kaptan: Zamlar Türkiye genelinde herkesi etkiliyor. İzmir’den çıkıyoruz otobana bağlanıyoruz, buradan Osmangazi Köprüsü’nden geçiyoruz, Kuzey Marmara’dan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiyoruz. Arnavutköy’den çıkana kadar, kuru yük çeken araçlar da Silivri’ye kadar hep ücretli yoldan gidiyor. İzmir’den İstanbul Bayrampaşa Hali’ne kadar benim kendi aracımın 5 bin 150 lira falan HGS bizden para kesiyor. Zamdan önce 3 bin 800 lira ödüyordum. Sadece köprüye, yola değil ki mazota da zam oluyor, yedek parçaya zam oluyor biz de haliyle karşı tarafa yansıtmak zorundayız. Bu durum sebze meyve fiyatlarına yüzde 40-50 yansır.
“UÇURUMDAN AŞAĞI FRENİ PATLAMIŞ KAMYON GİBİ GİDİYORUZ ŞU AN”
Şenol Candar: Zamlardan aracı çalıştırmaya korkuyoruz. Her şeye zam geliyor. Köprüye yıl başında zam yapıldı, şimdi yine zam oldu yüzde 50. Bu gidişin sonu yok. Uçurumdan aşağı freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz şu an. Ben İzmir Ödemiş’ten patates getirdim. 5 günden beri arabam yatıyor. Osmangazi Köprüsü’nden geçtim. Zamdan evvel bin 445 lira para gitti. Zamlandığı için en azından 400 lira daha eklense bin 850 lira parayı buluyor. Bu direkt bana yansıyor. Bu bana yansıdığı zaman ben de ürüne yansıtacağım ya da mal getirdiğim adama yansıtacağım, o da ürüne yansıtacak. Şu an iş alsam var ama buradan İzmir’e giderken arabanın kârını bırak, mazot parasını vermiyorlar. 10 tekerli kamyonum var, 6-7 bin lira İzmir’e mazot yazıyor. 7 bin lira para veriyor, köprüsü, otobanı, mazotu zaten o para kalmıyor ki. Nasıl alacağım? Mecburen burada (iş-yük) bekliyoruz. Bu işe bir çare bulsunlar, halk, esnaf, kamyoncular çok kötü durumda. Bu zamlara birinin dur demesi lazım.

“BU PARA ÖDEME SOYGUNA DÖNDÜ”
İsmail Candar: Dün akşam ben Orhangazi’den Gemlik’ten otobana girdim 700 lira ödüyordum, dün 900 lira ödedim. 200 lira bu para bizim cebimizden gitti. Diyorlar ki aracılar para kazanıyor, kamyoncular kazanıyor. Ben getirdiğim yükün kilosunu 900 liraya getirdim, 15 ton yük sardım. Zaten 4’de 3’ünü yakıta verdim. Bu sefer ben Ödemiş’ten buraya bir kuruş para kazanmadan gelmiş oldum. Köprülere, otoyollara habire vereceğiz. Girmeseydin deniliyor, nasıl girmeyeceğim? Ben kendi ülkemde yapılmış olan bir şeyi nasıl kullanmayacağım? Ben iyi diye giriyorum, para ödüyorum. Ama bu para ödemeyi de geçti soyguna döndü. İzmir’den giriyorum buraya Orhangazi’den geçiyorum 2 bin lira devlete para veriyorum. Bedava yolu kullansana diyorlar, o zaman bakım yapın. Kafam gibi çukur var. Ben sebze-meyve getiriyorum. Devletin malı değil mi bu yol? Tamam benden bir bedel al, al da böyle uçuk kaçık bedel olmaz ki. Bizim araçlarımız ticari araç. Biz yüksek bedel ödüyoruz. Arabamız çalışırsa para kazanıyoruz. Kazandığımız paraya devlet göz dikti. Köprüye zam, otobana zam, vergiye zam. Bu yıl 4 tane vergi ödedim. Bir aracın yılda iki kere vergisi olur. Geçen yıl 4 tane ödedik. Var mı bunu ödemeyen? Sen benim çoluğumun çocuğumun rızkından alıyorsun. Tamam ülke düzelsin de bir ülke vatandaşın cebine göz dikip de mi düzeliyor? Tasarruf yapalım, halk mı yapacak tasarrufu? Zengin keyif yapsın, halk tasarruf yapsın.
“İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMIYORUZ”
Serdar Türk: Zam yapıldığı tarihe kadar Yavuz Sultan Köprüsü’ne 500 lira ödüyorduk, şu an 750 lira olmuş. Biz kazanamıyoruz ki. Lastiklere zam geldi, her şeye zam geldi. İşin içinden çıkamıyoruz. Hatay’dan buraya biz 35 bin liraya geliyorduk. 3 bin lira komisyoncu alıyor, bize 32 bin lira kalıyor. Köprülere veriyoruz, mazot parasına geliyoruz. 3 günden beri buradayız, çıkamıyoruz. Her şey berbat durumda. Zamdan önce Hatay’dan başlıyoruz Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne kadar geliyoruz. Git-gel toplam 6 bin lira masrafı var. Zamdan önce buraya gidip gelme 3 bin 500 lira tutuyordu, şimdi 6 bin lira oldu. Niğde otobanından geçiyoruz, sonra Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde ödeme yapıyoruz. Kuzey Marmara Otoyolu’nden geçmiyoruz biz. Eski yoldan gidiyoruz. Kuzey Marmara’dan geçsek zaten hiç kazanamayız. Anadolu otobanından direkt Bayrampaşa’ya gidiyoruz.
“SÜRÜCÜLER OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ YERİNE FERİBOTLARI TERCİH EDİYOR”
Zamların ardından sürücüler, pahalı olduğu için Osmangazi Köprüsü’nden geçmek yerine Eskihisar’daki feribotlara yönelmeye başladı. Zamlardan memnun olmayan sürücüler tepkilerini şöyle dile getirdi:
“Köprü yapıldığından beri ya bir ya da iki kere geçtim. Çok yüksek maliyetlerden dolayı köprüden geçmiyoruz.”
“ZAMLARDAN SONRA FERİBOTA GEÇTİK”
“Çok yüksek paralar olduğu için mecburen feribotu kullanmak zorunda kalıyoruz. Bir saat de olsa artık geç geliyoruz. Ne yapacağımızı bilemediğimiz için feribotla devam. Osmangazi Köprüsü’ne ben çok kullanıyordum da artık feribota geçtik. Zamdan sonra dördüncü gidip gelişim. Normalde çok Bursa’ya gidip geliyorum, artık Yalova’dan devam. Her şeye zam geldiği için artık alıştık.”
“ARTIK GEMİLER DE YETİŞMİYOR”
“Köprülerdeki, otobanlardaki zamlardan dolayı zaten feribotlar şişmeye başladı. Artık gemiler de yetişmiyor. Burada bekliyoruz. Bu bir saat oluyor, iki saat oluyor. Feribotlar da artık sıkıntı yaşıyor. Artık sayısını mı çoğaltacaklar veya bu zamlara dur mu diyecekler bilemeyeceğiz.”
“HER GÜN ZAM GELİYOR ALIŞTIK ARTIK”
“Her gün zam geliyor. Alıştık artık. Hükümet yemeye içmeye devam ediyor, bizlere yükleniyor. Alıştık artık. Onlar rahat etsin biz çile çekmeye devam. Osmangazi Köprüsü çok pahalı. Gidiş-gelişi buradan daha pahalı. Bu şekilde daha uyguna geliyor. Biraz yoruluyoruz ama olsun.”
]]>
Ulusal İstatistik Bürosunun açıkladığı konut fiyat endeksine göre, Nisan 2024’te, ülkedeki büyük ve orta ölçekli 70 kentin 64’ünde yeni konut fiyatları, 69’unda ikinci el konut fiyatları geriledi.
Nisanda yeni konut fiyatları ortalama yüzde 0,58, ikinci el konut fiyatları ortalama yüzde 0,94 azalırken, bu 2021’den bu yana en hızlı düşüş oldu.
Ülkede yeni konut fiyatları 11 aydır, ikinci el konut fiyatları ise 12 aydır gerilerken, hükümetin piyasayı canlandırmak için konut satışları ve yatırımlarını artırmaya yönelik teşviklerinin beklenen etkiyi yaratmadığı gözleniyor.
Çin Emlak Enformasyon Kurumu verilerine göre, ülkenin en büyük 100 emlak şirketinin satışları, 2024’ün ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47 azaldı.
YEREL YÖNETİMLER SATIN ALACAK
Başbakan Yardımıcısı Hı Lifıng, biten ama teslim edilmeyen, tamamlanan fakat satılamayan konutların azaltılması için yerel yönetimlere bu konutları satın alarak uygun fiyatlı konut tedariki sağlanması çağrısında bulundu.
Hı’nın açıklamasının hemen ardından Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Tao Ling, konut stokunun eritilmesi için 21 ulusal banka ve kreditöre, yerel yönetimlere ait gayrimenkul şirketlerine kredi olarak verilmek üzere yüzde 1,75 faizle 300 milyar yuan (41,5 milyar dolar) kaynak sağlayacağını duyurdu.
Söz konusu “yeniden kredilendirme” mekanizmasıyla konut stokunun eritilmesi ve emlak sektöründe canlanma sağlanması umuluyor.
Adımın 500 milyar yuanlık (69,2 milyar dolar) bir kredi hacmi yaratmasını beklediklerini ifade eden Tao, “Bu, merkezi hükümetin gayrimenkul piyasasındaki arz-talep dinamiklerindeki değişime ve insanların kaliteli evlere ihtiyacına yanıt veren önemli bir adımdır.” ifadesini kullandı.
EMLAK KREDİLERİNDE LİMİTLER KALDIRILDI
Öte yandan, Merkez Bankası ve Ulusal Mali Düzenleme İdaresi, emlak kredileri için asgari teminat bedelinin birinci el konutlarda yüzde 15, ikinci el konutlarda yüzde 25’e düşürüldüğünü açıkladı.
Merkez Bankası, ayrı bir açıklamada, emlak kredilerindeki kredi tavan limitlerinin ulusal düzeyde kaldırıldığını bildirdi.
Banka, yerel birimlerinin şartlara göre asgari teminat bedeline karar verebileceği, öte yandan kredi kuruluşlarının piyasa şartlarına ve risklere göre kredi tavan limiti getirebileceğini belirtti.
GAYRİMENKUL SEKTÖRÜNDE DURUM
Çin’de gayrimenkul sektörü ve konut piyasasındaki daralma, son 2 yıldır ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyen faktörlerin de başında yer alıyor.
Ülkede gayrimenkul yatırımları 2022’de yüzde 10, 2023’te ise yüzde 9,6 gerilemişti. Yatırımlar 2024’ün ilk 4 ayında da yüzde 9,8 azaldı.
Hükümet, son aylarda sektörde büyümeyi teşvik için konut satışlarındaki bazı kısıtlamalarını kaldırmış, yarım kalan konut projelerine öncelikli kredi imkanları sağlanacağını duyurmuştu.
Merkez Bankası da geçen ay emlak kredileri için referans kabul edilen 5 yıllık kredi faizi oranını yüzde 4,20’den yüzde 3,95’e çekmişti. Ancak söz konusu adımlar sektörde beklenen canlanmayı yaratamamıştı.
]]>Yılmaz “‘Kamuya eleman alınmayacak’ diye bir şey söz konusu değil. Emekli sayısı, vefat edenler, istifa vesaire bütün bunların toplamı kadar, ne kadar eksildiyse o kadar yine istihdam edilebilecek. Kamuda 5 milyonun üzerinde çalışan var. Kamu hizmetlerini aksatmayacak bir anlayış içinde belli bir dönem için böyle bir sınır getirilmiş oldu” dedi.
SERVİSİ ALINAN MEMURA TOPLU TAŞIMA
Savunma ve güvenlik hariç tutularak toplu taşıma olan yerlerde servis uygulamasının kaldırılmasına yönelik soruyu yanıtlayan Yılmaz, güvenlik açısından sıkıntılı, farklı riskler barındıran bir bölgeyse orada daha kontrollü bir yaklaşımın söz konusu olacağını söyledi.
Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının zaten bu uygulamaya geçtiğini belirterek, şunları söyledi:
– Bunu yaygınlaştırmış olacağız. Öyle kurumlar, öyle yerleşkeler vardır ki, burada toplu taşıma imkanı yoktur. Dolayısıyla oralarda aynı uygulamalar devam edecek. Şu anda devam eden servisler de süresi doluncaya kadar devam edip yenilenme aşamasında yeni bir yönteme geçmiş olacağız. Bir taraftan da toplu taşıma konusunda kamu çalışanlarına birtakım destekler de sunulacak. Belli sayıda toplu taşıma hakkı doğurucu birtakım desteklerle birlikte bu süreç yapılacak.
BİRDEN FAZLA MAAŞ ALANLAR
Birden fazla yerden maaş alan kamu görevlilerinin ücretlerine üst sınır getirilmesine ilişkin soru üzerine Yılmaz, kamunun geneli için yıllardır bir uygulama bulunduğunu ve ne kadar yönetim kurulu üyeliği olursa olsun maaşı dışında sadece bir yerden maaş alma hakkı verildiğini anlattı.
Yılmaz, buna yönelik bazı istisnaların olduğunu belirterek “Birtakım şirketlerde, kamunun ortaklığı olduğu yapılarda görevlendirilenler istisnai de olsa yüksek (maaş) alabiliyorlar. Kamuoyunda bir tepki oluştu bu konulara, adaletsizlik duygusu oluşturdu. Dolayısıyla bir genel sınır koyma kararı aldık” dedi.
‘MAAŞ 200 BİN İSE 50 BİN ALACAK’
Koydukları sınırı örnek vererek anlatan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Diyelim ki bir kamu görevlisi kamunun iştiraki olan bir bankada görev yapıyor. Kamu ortak olduğu için oraya, kamuya belli bir yönetim hakkı oluşuyor. ‘Bunu hiç almayalım’ dediğinizde bu sefer kamuyu zarara uğratmış oluyorsunuz, o bankada kalmış oluyor. Bunu şöyle çözdük, orada görevlendirilen kamu görevlisi belli bir limit içinde alabilsin. Maaşı kadar olmaz, daha düşük olur. Geçmişte bir Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararı vardı, onunla bağlantılı bir limit olacak ve çok yüksek bir rakam olmayacak bu. Onun üzerinde aldığını da bütçeye kaydedeceğiz.
– Diyelim ki, aylık 200 bin lira kamu hakkı var yönetim kurulunda, bunun 50 bin lirasını orada kamuyu temsil eden kişi, çünkü o da sorumluluk alıyor, mesai harcıyor, hak ettiği kadar bir şeyi almış olacak. Genel ortalamamıza uygun bir karşılık almış olacak. Bunun üzerindeki rakam, mesela 150 bin lira bütçeye gidecek, genel bütçeye kaydedilmiş olacak. YPK kararı var geçmişte onunla bağlantılı ölçü konacak ama bu maaşı geçemeyecek.
]]>Fransız Başkonsolosluğunun Gazze konulu tablonun sergilenmesine izin vermediği için sergiyi iptal etmek zorunda kaldığı öğrenildi.
Çalışması sansüre maruz kalan ve diğer sanatçılar tarafından da sansüre karşı desteklenen grafiti sanatçısı Muhammed Emin Türkmen, yaşananlarını anlattı.
MET takma adıyla tanınan Türkmen, Gazze konulu çalışmasına sansür uygulanmasına diğer sanatçıların da tepki gösterdiğini ve serginin Başkonsolosluğun ısrarıyla iptal edilmek zorunda kaldığını dile getirdi.
“GAZZE’YLE İLGİLİ ESER AYLAR ÖNCE GÖRÜŞÜLDÜ”
Yaklaşık 3 ay kadar önce Fransız Kültür Merkezinin kendisi ile iletişime geçerek olimpiyat oyunları temalı sokak sergisine davet ettiğini ve kendisinin de bu davete olumlu yanıt verdiğini söyleyen Türkmen, Gazze ve olimpiyatları birleştiren bir konuya sahip eser ile sergiye katılacağını, bunun için herhangi bir problem olup olmadığını aylar öncesinden ilgililerle görüştüklerini ifade etti.
Dünyanın bir ucunda insanlar katledilirken sadece olimpiyatları konu alan bir sergi yapmanın doğru olmayacağını, bu insanlara ses olmamanın komik, gerçeklikten uzak ve vicdanen rahatsız edici olacağını Fransız Kültür Merkezi yetkilileri ile yaptıkları görüşmede dile getirdiğini kaydeden Türkmen, şunları anlattı:
“Fransız Kültür yetkilileri ve diğer sanatçı arkadaşlar bu talebime olumlu yaklaştılar. Ancak bu süreçte, benden eserimde, herhangi bir hakaret unsurunun bulunmamasını rica ettiler. ‘Fransa sanat ve fikir konusunda özgürlükler ülkesidir.’ dediler ve bu yaklaşım ile açıkçası önce beni mutlu ettiler. Ben zaten hakareti, ifade özgürlüğü olarak kabul eden bir sanatçı değilim. Ancak sonrası konuştuğumuz gibi ilerlemedi.”
“BU SERGİDE OLMAMIN BİR ANLAMI YOK”
Fransız Kültür Merkezi yetkililerinin serginin açılmasına 2 gün kala acil bir toplantı düzenlenmesini talep ettiklerini ve sonrasında eserinin sergide gösterilemeyeceğinin kendisine beyan edildiğini belirten Türkmen, şu ifadeleri kullandı:
“Serginin açılışına 2 gün kala bana bir telefon geldi. Küratörümüz bir toplantı yapmamız gerektiğini belirtti. Toplantıda bana bu sergide bu tema içerisinde eserlerimi sergileyemeyeceğim beyan edildi. Ben de diğer sanatçı arkadaşlarımızın emeğini ziyan etmemek için uğraş verdim. Ancak onlar, alınan bu kararın Fransız Başkonsolosluğunun kararı olduğunu bana ilettiler. Ben eserimde düzeltme yapabileceğimi belirtmeme rağmen konsolosluğun Filistin ile alakalı bir eseri bu sergide görmek istemediklerini belirttiler.”
Türkmen, kendisi ile birlikte sergide eserleri sergilenecek 5 sanatçının emeğinin boşa gitmemesi adına süreci yapıcı bir şekilde çözüme kavuşturmaya çalıştığını, ancak Başkonsolosluk kararının kesin olması nedeniyle programda hazırladığı tablonun sergilenemeyeceği, sadece farklı bir çalışma hazırlaması durumunda programa katılım sağlayabileceğinin kendisine söylendiğini aktardı.
Türkmen, şöyle devam etti:
“Başka bir temaya dönüştüremeyeceksem eserimin sergilenemeyeceği bana iletildi. Ben bu motivasyon ile sergiye katıldım ve en başında çalışacağım konuyu zaten kendilerine iletmiştim. Nitekim en başında bu konuyla ilgili bir problem olmamış, kendileri de bunu kabul etmişti. Fakat bu tutum Başkonsolosluğun kararı ile değişti. ‘Eğer ben oradaki insanların acısını dile getiremeyeceksem zaten benim bu sergide olmamın da bir anlamı yok.’ diyerek çekilme kararı aldım.”
Türkmen ayrıca Fransız Başkonsolosluğunun kararının ardından sergiye katılan diğer 5 sanatçı ve küratörün de “Sen yoksan ve sana bir sansür uygulanacaksa bizim de burada bulunmamızın bir anlamı yok.” diyerek programdan çekildiklerini, bunun üzerine serginin iptal edildiğini açıkladı.
“FİLİSTİN NASIL OLURDU KONUSUNU ANLATMAYA ÇALIŞTIM”
Sergide gösterilmek üzere hazırladığı tablo ile ilgili bilgiler veren Türkmen, şunları söyledi:
“Bu çalışmada konumuz olimpiyatlar olduğu için eserimde, ‘Olimpiyatlar Fransa’da değil de Filistin’de olsaydı nasıl olurdu?’ konusunu anlatmaya çalıştım. Bir an oradaki çocukların kaçışmaları, düşen bombalar canlandı. Bu tablo aslında bize şunu anlatıyor: 2040 olimpiyatlarına katılma ihtimali olan 15 bin çocuk İsrail tarafından öldürüldü. Eserin ismi: Gerçek Olimpiyatlardı (Real Olympics) Bu gerçek olimpiyatlarda bu çocuklara, yarışı kazanması durumunda sadece yaşama hakkı tanınıyor. Yani ikinci olma şansları yok çünkü ölüyorlar. Ben burada bunu anlatmak istedim.”
Hazırladığı tablonun yanı sıra Fransız Kültür Merkezi’nde kendine ayrılan bölümde evrensel barış mesajları, Gazze’de yaşananlar ile dünyanın bakış açısını gösteren ifadelerin yer aldığını belirten Türkmen, hiçbir hakaret unsuruna yer vermemesine rağmen eserine sansür uygulandığını kaydetti. Türkmen, şunları aktardı:
“Bu aslında tek başına bir tablo değildi. Bu tabloların asıldığı bir sokak duvarı oluşturmuştum enstitü içerisinde. O duvara bu tabloları asacaktım. Duvarda Filistin ile ilgili evrensel mesajlar yer alıyordu sevgi, barış ve özgürlük üzerine. Ben bu tabloları o mesajların yer aldığı duvar üzerine asacaktım ancak Başkonsolosluk kararı buna engel oldu, maalesef eserimin sergilenmesine müsaade edilmedi.”
Gazze’de süren katliama karşı sanatı ile Filistinlilere ses olmaya devam edeceğini belirten Türkmen, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“7 Ekim’den bu yana çok ciddi bir sivil katliamı var Filistin’de. Ben anlam veremiyorum, bütün dünya buna seyirci kalıyor. Ben bu süreç başladığından beri her akşam ‘Bu insanlar için acaba ne yapabilirim?’ diye düşünüyor, elimden geldiğince sanatımla oradaki insanlara, çocuklara ses olmak için çabalıyorum. Ben öbür dünyaya inanan bir insanım ve orada katledilen çocukların bir gün benim karşıma çıkıp ‘Biz orada katledilirken sen ne yapıyordun?’ diye soracaklarına inanıyorum. Benim orada onlara verebilecek bir cevabımın olması lazım. Bunu sanatımla yapmaya çalışıyorum. Onlar için yaptıklarım bir işe yarıyor mu bilmiyorum ancak elimden geldiği kadarıyla onlara ses olmaya çalışıyorum, olmaya devam edeceğim.”
]]>Sayın Başkanlarım, İstanbulspor olarak hukuki işlemin ilk etabı olan ihtarnamemizi bugün gönderdim. Ekte noter onaylı halini görebilirsiniz. Bu bugünkü son duruma göre hazırlanmış halidir. Sizlere ekte bu metnin örneğini gönderiyorum. İmzası olan Başkanlarımız aynısını gönderebilir. Ancak yeni gelen imzalar olursa diye çekmeden önce bizimle irtibata geçerlerse listenin güncel olup olmadığını kendileri ile paylaşabiliriz. Hayırlara vesile olması dileğiyle…
Konu : TFF Statüsü 29. Madde uyarınca TFF Genel Kurul Delegeleri tarafından yapılan “Olağanüstü Seçimli Genel Kurul” çağrısına uyulması talebinin ve uyulmadığı takdirde hukuki yollara başvurulacağının ihtarıdır.
Açıklamalar :
Sayın Muhatap,
Türk Futbolunun içinde bulunduğu durum nedeniyle, TFF Genel Kurul Delegesi olan ekli 147 kişi tarafından TFF Statüsünün 29/2. Maddesi uyarınca noter aracılığıyla “Olağanüstü Seçimli Genel Kurul” çağrısı yapılmıştır. (Ekli Noter Detaylı Delege Çağrı Listesi)
Söz konusu çağrı, TFF Statüsünün 22. maddesi uyarınca delege olan 325 kişinin (TFF tarafından 324 olarak açıklanmıştır) %40’ına denk gelen 130 kişiden daha fazla delege tarafından talep edildiğinden; TFF Yönetim Kurulu tarafından TFF Statüsünün 29/2. Maddesi uyarınca en geç 30 gün içerisinde “Olağanüstü Genel Kurul”un toplanması zorunludur.
TFF internet sitesinde yapılan açıklamalarda, TFF’nin kendisine gönderilen ihtarnamelerdeki delegelerin “yetkisine” ve “imzalarını geri çekmelerine” yönelik ifadeler yer almaktadır. Bununla birlikte, TFF Statüsü’nün 22/2. Maddesi ve TFF Genel Kurul İç Tüzüğünün 9. Maddesi hükümleri uyarınca TFF Yönetim Kurulu’nun delege yetkisine ya da imzalarının geri çekilmesine yönelik herhangi bir karar verme hakkı olmadığı gibi, TFF internet sitesindeki açıklamalar uyarınca TFF Yönetim Kurulu tarafından, TFF’nin en üst karar organı olan Genel Kurul’un karar yetkisine ve görevine ilişkin yetki gaspı yapılmaktadır.
Kaldı ki hiçbir hukuk normu, kendisi hakkında karar verilmesine yönelik talepler bulunan bir organın, bu taleplere yönelik karar verme hakkına yönelik hukuki koruma sağlamamaktadır. Aksinin kabulü halinde, TFF Yönetim Kurulu, aleyhinde talepte bulunan delegelerin hiçbir talebini kendi keyfiyeti doğrultusunda değerlendirmeye almayacaktır. Bu husus, TFF Genel Kurul Delegelerinin demokratik ve yasal haklarının kullanımının doğrudan engellenmesi olacağından; TFF Yönetim Kurulu’nun bu yetki ve görev gaspından vazgeçmesi zorunludur.
Bu doğrultuda; 5894 Sayılı Kanun, TFF Statüsü ve TFF Genel Kurul İç Tüzüğüne ayrı ayrı bağlı olan TFF Yönetim Kurulu’nun, ekli 147 Delegenin “Olağanüstü Seçimli Genel Kurul” talebi uyarınca, TFF Statüsünün 29. Maddesine uygun şekilde çağrı yaparak ihtarname tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde “Olağanüstü Genel Kurul”u toplamak zorundadır.
Aksine davranışta bulunulması halinde, “Olağanüstü Genel Kurul” çağrısı ile ihtarname tarihinden sonra en geç 30 gün içinde TFF Genel Kurulunun toplanmaması nedeniyle hukuki varlığı tartışmalı hale gelen TFF Yönetim Kurulu tarafından alınacak olan “liglerin tescili” dahil hiçbir kararın hukuki koruması olmadığı gibi hukuken geçerliliği de bulunmayacaktır.
Dolayısıyla, TFF Yönetim Kurulu’nun aksine davranışta bulunması durumunda FIFA’ya yapılacak olan başvuruya ek olarak; mahkemeler nezdinde TFF Yönetiminin görev ve yetki gaspına ilişkin taleplerde bulunulacağı ve TFF Kanunu, TFF Statüsü ile TFF Genel Kurul İç Tüzüğüne aykırı davranma iradesi gösteren TFF Yönetim Kurulu üyeleri ve profesyonelleri hakkında görevi suiistimal başvurusu yapılacağını ihtaren ve ihbaren tarafınıza bildiririz.
“LAFI EĞİP BÜKMEDEN SÖYLEMEK İSTERİM Kİ…”
Kılıçdaroğlu’nun “Samimiyet ve Cesaret Gerek!” diyerek başladığı mesajı şöyle:
“Kobane davaları sonuçlanmış ve çıkan hukuksuz kararlara en üst perdeden karşı duran bir açıklama yayınlamıştım. Gerek sosyal gerekse ulusal medyada, bazı kişilerin ve siyasetçilerin konuyu anlamadığını, anlayanların da işlerine gelmediği için attıkları “dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyerek sen sebep oldun” iftiralarını üzülerek takip ettim. Hiç lafı eğip bükmeden söylemek isterim ki: Mevcut iktidara benim dışımda “Diktatör” diyebilen bir siyasi lider görmediğim gibi, bırakın “Diktatör” demeyi; bu hukuksuz karara karşı çıkıyor olmanın yolunu, Erdoğan’ı eleştirmekten korktukları için, “Kılıçdaroğlu dokunulmazlıkları kaldırdı” diyerek bulanları acıyarak izliyorum.
“DEMİRTAŞ’I YALNIZ BIRAKANLARDAN OLMAYACAĞIM”
1- Terör suçu dokunulmazlık kapsamında değildir. Ayrıca Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının işlediği veya kendilerine isnat edilebilecek bir terör suçu da yoktur. Sayın Demirtaş savunmasında da vurguladığı üzere demokrasi ve barış savunucusudur.
2- Hal böyleyken Sayın Demirtaş, içerisinde AKP rejimiyle anlaşmalı bazı partililerinin de olduğu bir irade tarafından, yalan ve iftiralar manzumesiyle, “dokunulmazlığın kaldırılması” maskesiyle tutsak edilmiştir.
3- Ve aynı irade hukuksuz, etik dışı, vicdansız bir yargılamayla bu tutsaklığı hükme bağlamıştır.
4- Sayın Demirtaş’ı tutsak eden iradenin en önemli ismi Erdoğan’ın kendisidir. Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının, kendi partileri içerisinde, kimilerinin her fırsatta göz kırptığı ve Erdoğan’ın öncüsü olduğu irade tarafından tutsak edilmelerine karşı tek başıma kalsam da mücadele edeceğim. Sayın Demirtaş’ı yalnız bırakanlardan olmayacağım.
“MÜCADELE ETTİM, EDERİM”
Van’da, Diyarbakır’da, Muş’ta, Samsun’da, Kayseri’de ve bütün Türkiye’de seçim dönemi ve öncesinde bana olan sevgiyi ve çok daha önemlisi demokrasiye ve adalete olan özlemi, inancı görmüş biriyim. Güzel ülkemizin varlığı ve geleceği için samimi bir şekilde siyaset yapan ve çalışan herkes için sonuna kadar mücadele ettim, ederim!
“SİYASİ TUTSAKLARIN ÖDEDİĞİ BEDELİN KAYNAĞI DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI DEĞİL”
Bugün, Sayın Demirtaş’ın da Sayın Can Atalay’ın da ve diğer bütün siyasi tutsakların da ödedikleri bedelin kaynağı dokunulmazlıkların kalkması değil, baskıcı hükümetin karşısında, halkın yanında dik durmalarıdır! En başta kendi partileri olmak üzere, arka kapılarda adaletin değil de gücün yanında olmayı seçenlere tavsiyem; samimiyetle vatansever bir anlayışta siyaset yapmaları, yapılan bütün hukuksuzlukları cesurca muhatabına söylemeleridir.
“DEMİRTAŞ VE ATALAY BİZİMDİR”
Bütün siyasi partilerin içerisinde bedel ödemiş, müesses nizama karşı durmuş, milletin kötü talihi değişsin istemiş, bu uğurda mücadele etmiş bütün arkadaşlarımın haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Vatanperver Kürt halkının sevgili Başkanı Sayın Demirtaş ve Hatay halkının göz bebeği vekili Can Atalay bizimdir, timsah göz yaşlarıyla arka kapı pazarlıkçıları Erdoğan’ın olsun. Bir Kürt atasözünün de dediği gibi; Bila mirov kuştiyê şera be ne girtîyê rovîya be. İnsan; aslanın ölüsü olsun ama tilkinin tutsağı olmasın…”
]]>Savcılığın nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, 10 şüphelinin terör örgütü PKK ile irtibatına ilişkin tespitler yer aldı.
“DEĞER AİLESİ”
Yazıda, terör örgütü PKK/KCK’nın siyasi alan yapılanmasında faaliyette bulundukları değerlendirilen şüphelilerin, örgüt adına faaliyet yürütmekteyken ölen kişilerin “Değer ailesi” olarak adlandırdıkları ailelerini ziyaret ediyor olabileceklerine dair haklarında istihbari bilgi elde edilmesi üzerine soruşturmaya başlandığı ifade edildi.
“YANLIŞ HABERLER İLE KAMUOYUNU ETKİLEMEYE ÇALIŞTI”
Polis ekiplerinin, 20 Eylül 2022’de Yavuz Genç isimli kişiyi aracının hacizli olduğunun anlaşılması üzerine durdurduğu, Genç’in aracını yakıp polis memurlarına saldırdığı, ekipler tarafından silahla etkisiz hale getirilen Genç’in hastanede yaşamını yitirdiği aktarılan yazıda, gözaltına alınan şüphelilerden Alamettin Demir’in konuyla ilgili yanlış haberler yaptığı, kamuoyunu etkilemeye çalıştığı ve görüşmelerinin incelenmesi sonucu suç unsuru içeren 88 görüşme tespit edildiği belirtildi.
ASILSIZ KİMYASAL SİLAH İDDİASI
Yazıda, şüphelilerden Çetin Demir’in suç unsuru içeren 61 görüşmesinin tespit edildiği, cep telefonu incelemesinde, DEM Parti Bağcılar ilçe binasında gerçekleştirilen etkinlikte duvarda terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının asılı olduğunun belirlendiği bilgisi verildi.
Şüpheli Çetin’in, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak’a düzenlediği operasyonlarda kimyasal silah kullandığına ilişkin asılsız iddialarla ilgili uluslararası kamuoyunda olumsuz algı oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinliklere katıldığı ifade edilen yazıda, şüpheli Enes Ayaz’ın ise örgütün kırsal alanına eleman kazandırma faaliyeti yürüttüğünün tespit edildiği belirtildi.
Yazıda, şüphelilerden İbrahim Elban’a ait dijital materyal incelemesinde, “HDP Eyüp İlçe Dayanışma” isimli WhatsApp grubunda örgüt elebaşı Öcalan ve örgütün sözde kurucularından Sakine Cansız, Mazlum Doğan, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez’in fotoğraflarının asılı olduğu etkinliğe ait görseller ile örgüt adına gerçekleştirilen eylemlere çağrılarla ilgili yazışmaların bulunduğu ifade edildi.
“YARGI MERCİ GİBİ DAVRANDI”
Şüpheli Yaşar Gökdemir’in ise örgütün sözde anayasası kabul edilen KCK sözleşmesinde “Halk Mahkemeleri” olarak bilinen yapı kapsamında, parti çatısı altında yasal görünüm kazandırılmaya çalışılan sözde Halk Komisyonu’nda aralarında alacak-verecek veya farklı anlaşmazlıklar bulunan tarafları bir araya getirdiği ve yargı merci gibi davrandığı belirtilen yazıda, Gökdemir’in taraflar arasındaki anlaşmazlıkları çözmeye yönelik sözde kararlar vermeye çalıştığı kaydedildi.
Sevk yazısında, diğer şüphelilerin de terör örgütüyle bağlantılarına yer verilirken, 10 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanmaları talep edildi.
Şüphelilerin nöbetçi sulh ceza hakimliğindeki işlemleri sürüyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, terör örgütü PKK/KCK içinde faaliyet yürüttüğü tespit edilen 25 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.
Bunun üzerine harekete geçen emniyet güçleri, 25 adrese düzenledikleri operasyonda 21 şüpheliyi yakalamıştı.
]]>Et fiyatlarında düşüş beklemediklerini kaydeden Çiçek şunları söyledi:
“Özellikle pandemi, kuraklık, Rusya- Ukrayna savaşlarından dolayı dünyadaki emtia giderleri arttı. Türkiye ham madde yönünden dışa bağımlı. Fiyatların artmasından dolayı süt üreticileri zarar etti. İnekler kesime gitti, dana olmadı ve bir şey yok olduğu zaman pahalı olur.
Dışarıdan gelen ithal hayvanlar bile yetersiz kaldı. Hala dışarıdan ithal hayvanlar gelmeye devam ediyor. Kasaplık olsun, besi olsun, karkas olsun. Sonuçta Türkiye 85 milyon nüfusu olan, yıllık ortalama 15 milyon turisti olan 100 milyonluk bir ülke.
Maalesef Türkiye’de hayvan varlığının yetersiz olmasından dolayı et fiyatları yüksek. Bunun en büyük sebebi ham madde, besilik dana sıkıntımız var. O yüzden et pahalı. Zaten TÜİK’in açıklaması var. Gıda fiyatlarında ette yüzde 100 enflasyon var ve bu gidişle de etin 2-3 yıl ucuz olacağı öngörüsü çok zayıf.
Nereye kadar devlet dışarıdan hayvan getirip vatandaşı besleyebilir? Buna gücü yeter mi, yetmez mi? Sonuçta bir cari açık var. Bizim öngörümüz hayvan varlığının azlığından dolayı et fiyatları daha da yükselecek gibi görünüyor.
“İNSANLAR ARTIK ET YEMEMEYE BAŞLADI”
Hükümetimiz vatandaşın et ihtiyacını gidermek için yurt dışından et ithal ediyor. Şimdi bu olmadan önce tedbir alınsaydı bu durumlara gelmezdik. Maalesef belli imkanlar doğrultusunda geç kalındı. Geç kalındığından dolayı et fiyatları yükseldi.
Şimdi Et ve Süt Kurumu 2024 yılında Güney Amerika’dan 600 bin besilik dana getirecek, büyük ihtimalle de 300- 400 bin tane kasaplık karkas olsun, besilik dana olsun getirecek. Etti bir milyon hayvan. Benim görüşüme göre bir milyon hayvan Türkiye’ye yine yetmeyecek.
Zaten şu an enflasyondan dolayı bir ekonomik sıkıntı var ülkemizde arza rağmen. Et fiyatları yüksek olduğu zaman insanlar artık yememeye başladı veya aldığı etin yarısını yemeye başladı. Arzda bir sıkıntı oldu. Ona rağmen et fiyatları çok yüksek. Bunun önüne geçebilmek için ülkemizdeki dişi hayvan materyalini arttırmamız lazım.
“EN BÜYÜK SIKINTI DİŞİ HAYVANLARIN AZ OLMASI”
Süte geçenlerde küçük bir zam verildi. Siz sütçüyü memnun ederseniz sütçü inek besler, inek çok olursa süt çok olur, dana çok olur. Dana çok olursa besilik maddeler çok olur ve et fiyatları makul seviyeye gelir. Şu an Türkiye’deki en büyük sıkıntı dişi hayvan varlığının az olması. Dişi hayvan varlığının az olmasından dolayı buzağı yok. Buzağı olmayınca dana yok. Dana olmadığından dolayı et yok. Bu süreç de hemen böyle 3- 5 ayda düzelecek gibi görünmüyor. Zaten bakanlığın yeni politikası, 2028 yılında beside dışa bağımlılığı sıfırlamak istiyor ama muvaffak olur mu olmaz mı onu uygulanan politikalarla göreceğiz. Yani önümüzdeki 3- 4 yıl et fiyatlarının düşeceğini zannetmiyoruz. Bu şekilde gidecek.”
]]>

Sassone’nin, Leonardo’nun İtalya’ya iadesi için yaklaşık 4 yıl önce açtığı ve Urla 1’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada Uluslararası Lahey Sözleşmesi gereğince çocuğun vatandaşı olduğu İtalya’ya iade kararı çıktı. Yiğit’in avukatının itirazı üzerine dosya, istinaf mahkemesine taşındı. Dosyayı görüşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi itirazı reddetti.
Yiğit’in avukatı, bu kez dosyayı Yargıtay’a götürdü. Yargıtay, kararı 15 Mayıs’ta onadı. Kararın Yargıtay’da da kesinleşmesinin ardından Leonardo Maximus Yiğit, önceki gün polis ekipleri eşliğinde anneye verildi.

‘DÖVE DÖVE ÇOCUĞU ARABAYA SOKTULAR’
Demirbilek Yiğit 5 yıl önce oğlu ile birlikte İtalya’dan İzmir’e yerleştiğini belirterek, “Ortak velayette oturma hakkı bana verilmişti. İzmir’de bir hayat kurduk. Annesi küçüklüğünden beri çocuğuna bakmıyordu. İlk 6 aydan sonra çocuğa ben baktım. Annelik vazifesini yapmadı ama çocuğun iadesini talep etti. Aradan 5 yıl geçti. Arkadaşları, okulu ve tüm düzeni her şeyi burada. ‘Türkiye’den ayrılması ona zarar verir, travma yaşatır’ diye psikolog raporu var. Tek konuştuğu dil Türkçe. Ona rağmen Yargıtay’dan iade kararı çıktı” dedi.

Leonardo’nun dedesi tarafından zorla arabaya bindirildiğini söyleyen Yiğit, sözlerin şöyle devam etti:
“Onu teslim alırlarken, çocuk her şeyiyle buna karşıydı. Yalvardı, ağladı. Videoları var. Bana daha önce de ‘Gitmek istemiyorum’ diye yalvardı. Psikolog raporları ciddiye alınmadı. Çocuğum Türkiye’de kalmak için elinden geleni yaptı ama şiddetle, döve döve çocuğu arabaya soktular. Türk polisi çocuğa yardım edeceğine beni tuttu. ‘Baba imdat’ diye yalvarıyordu. Ona yardımcı olacağım diye söz verdim ama olamıyorum. Buradan yalvarıyorum. Bu konuda devletimizden yardım bekliyorum. Lütfen bizi yalnız bırakmayın.”

‘ÇOCUĞA EBEVEYN YABANCILAŞMA SENDROMU YAŞATTI’
Velayetin annede olduğunu ve çocuğunu kaçırıp buraya getirdiği için Uluslararası Lahey Sözleşmesi’ne göre çocuk kaçırma suçundan Türk mahkemelerinin İtalyan vatandaşı olan Leonardo’nun İtalya’ya iadesine karar verdiğini söyleyen Ilaria Alassondra Sassone’nin avukatı Süreyya Turan ise iade kararının Yargıtay tarafından da onararak kesinleştiğini söyledi.
Çocuğa Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromu yaşattırıldığını iddia eden Turan, “Çocuk daha önce annenin kucağına atlıyordu ama baba tamamıyla çocuğun psikolojisini bozdu. Çocuk bu yüzden anneye gelmek istemedi. Çocuğa Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu yaşattı. Sonuç olarak kesinleşmiş bir karar olduğu için teslim alındı. Fakat baba çocuğu teslim etmesi gerekirken onu doldurduğu için çocuk gitmek istemedi ve mecburen zorla alınmış oldu, polis aldı. Son çekilen görüntüde çocuk istemiyor gibi görünüyor ama daha önce istiyordu, bunu yapan baba” dedi. Vekili Sassone’nin can güvenliğinin bulunmadığını öne süren Turan, anne oğulun, çocuğu teslim alan dedeyle bir otelde kaldığını ve bir an önce İtalya’ya dönmek istediklerini belirtti.
]]>Kobani Davası’ndaki çıkan kararlar hakkında ne diyorsunuz?
Siyasi bir davanın sonucu. Türkiye’de, üzülerek söylüyorum ki birçok siyasi dava var. Siyasi davalar üzerinden insanlar boşu boşuna hapiste yatabiliyor.
Normalleşmeyi konuşuyoruz. Normalleşmenin ilk kuralı adalettir, adalete uygun hareket etmektir. Siyaseti adalete alet etmemek gerekir. Bazen adaleti bize unutturan kararların siyasi biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Şiddeti siyasetin gündeminden çıkarmamız, legal siyasetin önünü açmamız lazım. Şiddete başvurmadıkça hiç kimsenin cezalandırılmasını doğru bulmayız. Teröre de terör örgütlerine de karşıyız ama verilen kararlar siyasi temele oturduğu sürece kimsenin vicdanı rahat edemez.
Bu ülkede geçmişte çokça siyasi cezalandırmalar yapıldı. Bugün, siyasi cezalandırma kararlarının arkasında olduğunu bildiğimiz insanların bile yargılanıp cezalandırıldığı günleri yaşadık yakın zamanda. O gün ne kadar yanlışsa bugün onlardan daha fazla yanlış. Çünkü o günlerden bugüne 20 yıl geçti. İlerlememiz gerekirken geri gitmiş durumdayız.
Bunun adı ister Selahattin Demirtaş, ister Ahmet Türk olsun. Bu insanları mahkum etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmayacak da.
Legal siyaseti yok ettiğimiz takdirde makul ve mantıklı ortamı, insanların huzur, güven içerisinde kendini hissedeceği bir ülkeyi oluşturma şansımız yok.
Ben de siyasi bir davanın aktörüyüm. Benim de içeride davam var. Siyasi yasakla muhatap olan bir kişiyim. Kim bilebilir ki üst mahkemede cezanın arttırılmayacağını? Arttırılabilir. Pekala böyle bir gündemle muhatap olabiliriz. Bu bir şaka mı? Değil. Kaygı oluşturmalı mı? Kesinlikle oluşturmalı. Kaygı duyuyor muyum? Vallahi duymuyorum. Ama bu kaygıyı duyup bana soran ve “Ya ne olacak senin davan” diyen binlerce insan var.
Türkiye’nin sağlam zemine oturması noktasında bugün verilen kararların ülkeye faydası yok, zararı vardır.
Cumhur İttifakı’yla CHP’nin normalleşme, yumuşama, yol yürüme imkanı olduğunu düşünüyor musunuz?
Bunu zorlamanın hiçbir zararı yok. Ben Sayın Genel Başkanımızın Cumhurbaşkanı’yla görüşmesini kesinlikle doğru buluyorum. Hiçbir yanlış tarafı yok. Bilakis Türkiye’de bu normalleşme konusunda samimi çabaları demokrasi adına büyük bir olgunluk gösteren halkımız tarafından çok önemli değerlendirileceğini düşünüyorum. Genel Başkanımızın ziyaretlerini önemsiyor ve destekliyorum.
Beklenti kısmına gelince… Genel Başkanımızın değerlendirmesi (Özgür Özel’in Kobani Davası’ndaki kararlar üzerine yaptığı ‘Normalleşmeye uygun zemin yok’ açıklamasını kastediyor) ne yazık ki doğru. Çünkü bu tür hamlelerden sonra yargılamanın bu şekilde sonuçlanması, bunu da genel başkanımızın yadırgaması, normalleşme çabası kadar haklı bir yadırgama. Ama bu bizi şaşırtan bir şey değil. “Vay” diyecek durumda değiliz. Türkiye’de uzun yıllardır bizi şaşkın bırakan ve üzen, “Ya bu da mı yapılır mı” dedirten, çok şey yaşamış bir ekibiz.
Ama yerel iktidar olan partiyle genelde iktidar olan partinin bir masada buluşması, tartışması, konuşması kadar doğru ve makul bir şey yok. Hatta bunun zorlanmasından yanayım. Siyasi rezerv koymanın ve masadan uzaklaşmanın faydası yok. Bu ülkede hiç kimse birbirine düşman değil. Bugün biz milyonlarca insanın bize oyunun kaydığı, milyonlarca insanın tepki olarak sandığa gitmeyip iktidara oy vermediği bir ortamdayız. Niçin bu doğru refleksi yakalamış insanlarımıza, eğer değişmiyorsa bir iktidarın siyasi tavrı, bunu açığa çıkarmanın… Yanlıştan döner de olumlu bir davranışa evrilirse iktidarın tavrı ne mutlu ülkemize. Adalete evriliyorsa, hukuku kendisine referans olarak görmeye başlıyorsa ne mutlu bize. Genel başkanımızın ve partimizin bu evrede sabırla, ısrarla, doğru hamleleri pozitif hamleleri yapmasını destekliyorum. Genel Başkanımızın tavrını da destekliyorum.
Elbette detayları, tedbir alınması gereken hususlar vardır. Sandalyenin sapının kırık şekilde bana hazırlanmış bir ortamda oturmuş birisi olarak bu tedbirleri almayı düşünmek zorundayız.
Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebiniz oldu mu? Bir dönüş oldu mu?
Genel başkanımızın Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebinden sonra kamuoyuna açık ısrarımı yaptım. Ama resmi ziyaret talebinde bulunmadım. Bulunmayacağım anlamına gelmiyor. Ama önce genel başkanımızın ziyareti kurumsal olarak da benim için önemliydi. Onu takip ediyorum. Bakanlara mektup yazarak dertlerimi anlattım, randevu taleplerinde bulundum. Bunun sayısı oldukça fazla. Bazılarına yüz yüze ifadelerde bulundum.
Cumhurbaşkanının CHP’yi ziyareti söz konusu. Bunu olumlu buluyorsunuz.
Tabii ki olumlu buluyorum. Sonuçta ülkenin 2023’te seçilmiş. Cumhurbaşkanı’nın CHP’ye gelmesinden niçin endişe edelim ki? Bilakis memnun olurum. Eminim Genel Başkanımız da bunu yapacaktır. Duyması gereken ne varsa, yüzleşmesi gereken ne varsa; vatandaşın dile getirdiği hususların ona aktarılmasının değerli olduğunu düşünüyorum. Umarım gelir.
“Ekonomik darboğazdan geçiliyor. Muhalefeti normalleştirme diye oyalayarak, zamana kazanıyor. CHP de bu oyuna geliyor” diye yorumlayanlar var.
Türkiye’de aklı başında özellikle yeni nesilin bu tür uzlaşma zemininden, diyalogdan mutlu olduğunu biliyorum. Defalarca söyledim, yine de söyleyeyim. Bakanların, cumhurbaşkanının veya genel müdürlerin çocukları bile bu makul davranışlardan mutlu oluyor. Onların bile çocukların oyuna talibiz biz. Onların bile. Bunu ancak bu şekilde başarabiliriz. Diğer tutum ve tavrıların, davranışların devri geçmiştir. Hatta bu tür başkalaştıran, uzaklaştıran, sürekli kavga eden anlayıştan bugüne kadar hep kazançlı çıkan, iktidar olmuştur. Bu oyuna gelmemek lazım.
Şu yorum yapılıyor: AK Parti, CHP’deki rakibini seçiyor. Siz katılır mısınız buna?
Az önce dediğim gibi, tedbir almak, temkinli olmak. şart. Ama bugünkü iktidarın satranç oynayacak birikimi var mıdır? Ben açıkçası emin değilim. Böyle birikim olduğunu da düşünmüyorum. Bugüne kadar oyunu hep popülizm üzerinden kurmuştur. Olan mevzuları çarpıtmıştır ve buradan fayda elde etme gayretinde olmuştur ve başarı elde etmiştir. Bunun adı satranç değildir. Siz piyona fil hareketini yapmaya gayret ederseniz ve bunu karşı tarafa yutturursanız, bunun adı hile olur. Bu hilelere kapılmamak lazım.
Tedbir almak, temkinli olmak, evet. Ama uzaklaşmak, yok saymak asla doğru değil.
AK Parti mi kaybetti, CHP mi kazandı?
Bir kere 2023’ten önce bir kez tekrarladığım bir şey vardı: “Bu seçimi biz kaybederiz iktidar kazanamaz” demiştim, biz kaybettik. 2024 seçimleri için aynı yorumu yapamam. Çünkü büyük bir travmadan geri dönüş ihtiyacı olan bir topluma farklı bir yaklaşımla makul karar alma zemini hazırlamamız gerekiyordu. Doğru hamleler yapan ve değişim gösteren CHP, makul zemini hazırladı ve bu seçimi kazandıran bizatihi milletin kendisidir. Bu seçimin kahramanı bizzat millettir, çok net. Ama bu aşamadan sonra bir sonraki seçimi yine kaybedersek biz kaybederiz, iktidar asla kazanamaz. Top bizim ayağımız. Bizim topu nasıl çevireceğimize ve nasıl oyun kuracağımıza bağlı. Artık bundan sonraki sorumluluk tümden bize aittir. Millet yapacağını yaptı.
Kılıçdaroğlu’nun dillendirdiği “Sarayla müzakere olmaz, mücadele olur” görüşü var. Siz nasıl bakıyorsunuz?
Enflasyon-faiz gibi bir şey bu. Müzakeresiz mücadele olur mu? Nasıl müzakeresiz mücadele yapacaksınız? Mücadele için müzakere olur, mücadele için buluşma olur. En güzel mücadele, münazara ile olur. Çıkarsınız toplumun huzurunda mücadele edersiniz. Müzakeresiz mücadele olmaz. Müzakere edeceksiniz. Toplum nasıl anlayacak hangisi daha iyi, hangisi daha doğruyu söylüyor. Örneğin son yerel seçimde müzakere için defalarca davet yapmamıza rağmen karşımıza çıkılamadı. Müzakere olmadan mücadele olmaz.
“Bütün diyalog yollarını açtım” dediniz, bunun geri dönüşü size yüzde kaç oldu?
Yüzde 15-20. Ama bundan yılmamak lazım. Ama esas kazanım nerede? Bu müzakere arayışı bize İstanbul seçimini bir daha kazandırdı. O zaman müzakere kazandırıyor. Ben nerde kazanacağım? Kazanacağım yer sandık. Ben tam aksine müzakereyi arttırmaktan yanayım. Müzakerenin biçimi tartışılır, geliştirilir. Müzakereden uzaklaşan insan kendinden şüphe eden insandır. Biz kendimizden şüphe etmiyoruz ki, milletin lehine konuşuyoruz.
Cumhurbaşkanı 28 Şubat sanıklarını affetti. Gezi Parkı Davası ile ilgili bir adım atılır mı?
Atılmalı. Bu karar bile geç kalınmış bir karar. İnsanlar çorba içemez halde. Çorba içiyor, yanağı delinmiş, yanağından çorba akıyor. Yaşlılık var. Bu ne yasaya sığar ne yargıya sığar ne adalete sığar. Bırakın, suçlu olduğunu kabul edelim. Buna bile sığmıyor. Bu oldu diye mutlu oluyoruz, düşünebiliyor musunuz. Halbuki gecikmiş bir adalet. Bu müzakereler sonuç mı vermiştir? Vermiştir. Memnun muyum? Tabi ki memnunum. Ama geç kalınmış bir memnuniyet. Yarın Gezi kararında hapis yatanlar serbest kalabilir mi? Kalmalıdır.
İBB Mali Hizmetler Daire Başkanı Neslihan Vural, bir açıklama yaptı, çok tepki gördü. İGDAŞ’ın halka arzı konuşulmaya başladı. İBB’nin elindeki birçok iştiraki özelleştireceği iddiası ortaya atıldı.
Bir kere bir bürokratın haddini aşan bir açıklaması olmuş. Bir kere İGDAŞ’ın özelleştirilmesiyle ilgili geçmişten gelen bir meclis kararı var. Halka arz özelleştirme anlamına gelir mi? Tam anlamıyla gelmez. Halka arz mümkün müdür? Mümkündür. Ama bu konular bürokrat arkadaşımızın gündemi değildir. Bunlar toplumda tartışılır ve o çerçevede ele alınır. Toplumcu ve kamucu anlayışla bunların finansal zeminde halkçı uygulamaları vardır. Geliştirebilir. Gündemimizde yok mudur? Hayır, vardır. Ama bu konu henüz masamızda bir müzakere sahasına bile oturmuş değildir. İçerikleri detaylı incelenmesi şart olan hususlardır. Haddini aşan bir açıklamadır. Halkçı, kamucu ve toplumcu anlayışla bunların yöntemleri dünya ölçeğinde mevcuttur. Ama bizim masamızda müzakere dahi edilmiş bir zemini yoktur.
Suya zam eleştirisi var.
İstanbul, 30 büyükşehir belediyesi içerisinde en pahalı su tedariki sağlayan şehirdir. Ne yazık ki göreve geldiğimizde yüzde 45’lere yakın indirim yapmamız olmamıza rağmen daha sonra artan enflasyon, artan maliyetler, emtia fiyatlarındaki yükselişlere rağmen hiçbir zaman hak ettiği fiyat artışını İSKİ elde edememiştir. Hep bütçe açığına düşmüştür. Geçmişte bugünün parasıyla milyarlarca lira İSKİ’den İBB’ye para aktarıldığı bir ortamdan bütçe açığı verir hale gelmiştir İSKİ. Halbuki biz İSKİ’yle bütün zorluklara rağmen beş yılda mucizeler yaratan yatırımlar yaptık. Şu anda yapılan zam ile ise denk bütçe üretmiş durumdayız. Yani artı değil bakın, denk bütçe üretmiş durumdayız. Bu mecburiyettir. Kaldı ki yüzde 36 oranında zam yapılmıştır. Açıklanan enflasyon ise yüzde 38. Enflasyonun bile altında olmasına rağmen zam denk bütçeye erişmiştir. O bakımdan bu bir zam değildir aslında. Türkiye’de yaşanan ekonomik koşullarda denk bütçe oluşturma gayretidir. Belediye Birliği Başkanlığına aday mısınız?
Artık yerel yönetimlerde iktidar olan bir CHP var. CHP’nin belediyeler birlikleri üzerinden yerel yönetim politikaları geliştirme zorunluluğu var. Halk böyle bir yetki vermiştir. Bu bağlamda en güçlü sesi olan kurum biziz ama bunun konuşulması için erkendir. Bu bir kısmıyla siyasi bir karardır. Bir kısmıyla geleneklere uygun bir karar zemini oluşturmak durumundadır. İstanbul bütçesiyle, geliştirdiği yerel yönetim politikalarıyla en etkin şehirdir. Öyle bir sorumluluk bize öngörülürse bundan geri durmayız. Bilakis hazırlıklarımız vardır.
2028’de kim aday oluyor?
Kim aday oluyor derken, CHP adayının kazanmak zorunda olduğu bir seçime doğru gidiyoruz.
İkinci dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapacaksınız. Üçüncü dönemi de yapmak ister misiniz?
Ben hiçbir zaman meselelere kişisel bakmadım. Kurumsal baktım. Burada siyasi parti olarak kurumumuzun iradesi önemlidir. Eee meselelere ilkesel bakarız. Halkın ne dediğine bakarız. Bundan sonraki ilk seçimi kaybedecek olan biziz. Kazanacak olan da biziz.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? CHP acaba erken mi cumhurbaşkanlığı tartışmasının içinde kendisini buldu?
Bu konu hiç tartışılmamalı. Ben Başarır’ın söyleminden kamuoyunda konuşulduğu şekliyle bir sonuç çıkarmadım. Ali Mahir Bey’in sonuçta genel başkanına isnat edilen bir tarife dönük bir savunma refleksi olarak hissettim. Asla bir yarış ya da bir parti içindeki kimliklerin birbiri arasındaki bir kıyas olarak zerre kadar hissetmedim. Gündemimde bile olmadı yani. Bu konu bizim partimizin gündemi bile değil şu anda. Bence genel başkanımızın bile iş değil yani.
Erken seçim bekler misiniz?
Ya öyle bir gündemimiz de yok. Erken seçimi toplum ister, halk ister. Parti istemez, isteyemez. Şu anda yeni seçimden çıkmış bir ortamda böyle bir tartışma olduğunu da görmüyorum. Ben ne görüyorum? Millet bize müthiş bir kredi açtı. Nasıl bir kredi biliyor musunuz? Sıfır faizle, geri ödemesi olan bir kredi değil. Ama şöyle diyor, “İster batır, ister çıkar. Batırırsan sen batarsın, çıkarırsan milletle beraber sen de çıkarsın.” Şu anda tek mevzumuz var, bu karşılıksız kredinin karşılığını vermek.
Arapça tabelalar sökülmeli mi?
Sadece dil üzerinden tabela disiplini diye bir şey konuşulmaz. Bu hamaset olur. Popülizm olur. Tabela düzeninin dünya ölçeğinde başta kent estetiği açısından, sonra bunun toplum tarafından kabul edilmesi ya da algılanması noktasında talepler devreye sokulur ve kararlar alınır. Bizim şu anda Fatih’te Ordu Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Bağdat Caddesi’yle ilgili olağanüstü bir hazırlığımız var. Halaskargazi’de, Abdi İpekçi’de ve birçok caddede, sıralayabilirim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin estetik kurallarını tasarlayan, sonra da halkın taleplerini karşılayan tabela çalışması var. Ama “İngilizce tabelaları yasaklayalım” veya “Arapça tabelaları yasaklayalım” üzerinden konuşmak popülizm olur. Bu ne belediye başkanına yakışır. Ne de evrensel anlayışa. Biz meseleyi tümden kent estetiği ve toplumun talepleri doğrultusunda bakıyoruz.
Kimi CHP’li belediyelerde yandaş ya da akraba kayırmacılık örnekleri var.
Çok net. Siyasette gerçekten eş, dost, akraba meselesi doğru değildir. Bu, Türkiye’nin son 20 yılında çok acı biçimde yaşanmaktadır. Artık eş, dost, akrabayı geçmiştir. Aile kavramı içerisine sıkışmıştır. İktidar bunu çok kötü bir örneğini hepimize sunmuştur ve halk bundan iğreniyor. Bunu kabul etmesi mümkün değil. “bBiz bunu az yapıyoruz. Onlar çok yapıyor.” Asla bir kıyas meselesi değildir. Azı da çoğu da aynıdır. Bulunduğunuz ekosistemde sizi toplumun yargılamasına sebep olur. Asla kabul edilecek bir mesele değildir. Bazı eksiklikler, hatalar olmuştur. Bir kısmından geri adım atılmıştır. Sanırım bütün CHP’li belediyeler de aldığı mesajı uygulayacaktır. Zaten genel başkanımız ve genel merkezimiz de bir kısım tedbirleri devreye sokmuştur.
]]>İmamoğlu, Roma’da, Avrupa Olimpiyat Komitesi (EOC) Başkanı Spyros Capralos ve İtalyan Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Giovanni Malago ile bir araya geldi. İmamoğlu’na Roma ziyaretinde, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkan Yardımcısı Ali Kiremitçioğlu ve Genel Sekreter Neşe Gündoğan eşlik etti. Sala della Protometeca’da düzenlenen imza töreni öncesinde, sırasıyla; Malago, Capralos, Kiremitçioğlu ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.

“SEÇİM SÜRECİNDE HEMFİKİR OLUNAN TEK KONU…”
İmamoğlu, imza töreni öncesinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
*Roma’nın bu özel mekanında, çok anlamlı bir vesileyle sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Avrupa Olimpiyat Komitesi’nin İstanbul’a gösterdiği özel ilgi için, kendilerine müteşekkiriz.
*Hep birlikte uzun ve heyecan dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. İstanbul 2027 Avrupa Oyunları ev sahipliğimiz, bu konudaki planlarımızı açıkladığımızdan bu yana, halkımızdan büyük ilgi ve destek gördü.
*16 milyon İstanbullu, diğer birçok konuda olduğu gibi, olimpiyat adaylık çalışmalarımızı da onayladıklarını, son seçimde gösterdiler. Seçim kampanyamız boyunca, birçok konuda tartışmalar yaşandı.
*Fakat 2027 Avrupa Oyunları ve 2036 Olimpiyat Oyunları hedeflerimiz konusunda herkes hemfikirdi. Rakiplerim ve hükümet üyeleri dahil, tüm siyasiler ve halkımız, bu hedefler konusunda desteklerini ifade ettiler. İstanbul’un başarısı için birlik olduklarını kanıtladılar.
“BU BİRLİK, SPORUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ SAYESİNDE ORTAYA ÇIKTI”
*Bu birlik, sporun birleştirici gücü sayesinde ortaya çıktı. Bugün burada sadece İstanbul için değil, olimpiyatlar ve paralimpik oyunları adına önemli bir toplantı için bir arada olduğumuza inanıyorum.
*Üç imparatorluğun başkentliğini yapmış, 8500 yıllık tarihi derinliği olan kadim dünya kenti İstanbul ile dünya sporunun en önemli organizasyonunu bir araya getirmek için çalışıyoruz. 2019 yılında, İBB Başkanı olarak göreve başladığım günden beri her fırsatta, olimpik hedeflerimizin çok büyük olduğunu belirttim.
*Karşılıklı saygı, dostluk ve mükemmellik gibi olimpik değerleri, son 5 yıldır yaşatan bir şehiriz. Sporun ve olimpiyat felsefesinin dünyada en büyük dönüştürücü güçlerin başında geldiğinin farkındayız.
*İstanbul’un ve İstanbulluların, sporun olumlu etkilerini en üst düzeyde yaşamasını istiyoruz. Bunun için ilk dönemimizde, ‘2036 Olimpiyat irade beyanıyla’ birlikte, spor alanında pek çok yeni ve büyük projeyi gerçekleştirdik.
*İkinci görev dönemimizde de herkesin spor yaptığı ve bu sayede geleceğe umutla bakan bir İstanbul ve Türkiye, en büyük hedefimiz olacak. Bu dönemde, spor alanında pek çok yeni projeyi de tamamlayacağız.

“İLK VE EN BÜYÜK ADIMIMIZI…”
*Olimpik kent olma amacımız doğrultusunda ilk ve en büyük adımımızı, İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yaparak atıyoruz. 2027 Avrupa Oyunları’nın, kentimizin ve Avrupa spor tarihinin eşsiz bir sayfası olacağını biliyoruz.
*Avrupa Oyunları’yla, bölgemizin ve Avrupa’nın spora bakışına yön vermek konusunda iddialıyız. İstanbul olarak, dünyada hiçbir kentin sahip olmadığı önemli avantajlarımız var. İstanbul’umuz, Avrupa coğrafyasının ve belki de dünyanın en kalabalık ve coşkulu sporsever kitlesine sahip.
*İstanbul, toplam 60 milyon taraftarı olan, 20’ye yakın olimpik branşta faaliyet gösteren güçlü, ulusal spor kulüpleriyle bu konuda eşsiz. Her yıl takım sporlarında, Avrupa şampiyonalarında başarı peşinde koşan, basketbol ve voleybol gibi önemli olimpik branşlarda, Avrupa ve dünya şampiyonluklarına ulaşan takımlarımız var. 70 bin kişilik statları, 15-20 bin kişilik spor salonları her hafta doldurabilen bir sporsever kitlesine sahibiz.”
“İSTANBUL, AVRUPA’DAKİ HER SPORCU İÇİN, BÜYÜK VE İLHAM VERİCİ BİR SAHNE”
*Avrupa’nın en büyük yıldızları, her yıl birbirinden farklı branşlarda, İstanbul’da yeteneklerini sergiliyor. Hemen her olimpik ve paralimpik branşta, çok sayıda uluslararası turnuva düzenledik. Bugün Avrupa’da, hemen her alanda öne çıkan yıldız sporcular, uluslararası organizasyonlara ilk adımlarını İstanbul’da attılar.
*İstanbul, Avrupa’daki her sporcu için, büyük ve ilham verici bir sahne. 2027’de bu sahneyi, Avrupa Oyunları için kuracağız ve tüm dünyaya ilham vereceğiz. İstanbul 2027 ile Avrupa Oyunları’nın algısını ve etkisini büyüteceğiz.
*Spor dalı sayısı ve katılan sporcu sayısına bakınca, Avrupa Oyunları’nın bir olimpiyat olduğunu söyleyebiliriz. Biz Avrupa Oyunları’nı tam bir olimpiyat ciddiyeti ve hassasiyetiyle ele alarak, İstanbul’un organizasyon gücünü bir kez daha göstereceğiz. 2024 Paris Olimpiyat Oyunları süresince açacağımız ‘İstanbul Olimpiyat Evi’nde, Avrupa Oyunları’nı özel olarak tanıtacak çok sayıda etkinlik düzenleyeceğiz.
*Buradan, başta Başkan Capralos olmak üzere, tüm EOC üyelerine, Olimpiyat Evimiz’de konuk değil, ev sahibi olduğunuzu belirtmek istiyorum. EOC’nin Paris’teki her türlü faaliyeti için, İstanbul Olimpiyat Evimiz’in kapıları sonuna kadar açık olacak.

FEDERASYONLARA VE SPORSEVERLERE ÇAĞRILARDA BULUNDU
*İstanbul ve Avrupa’nın spor tarihi için önemli bu özel günde, konuşmamı, birkaç çağrıda bulunarak bitirmek istiyorum. İlk çağrım Avrupa’nın tüm sporcularına: Gelin Avrupa’nın en renkli ve coşkulu tribünleri önünde yeteneklerinizi sergileyin. Gelin yetenekleriniz, kapasiteniz ve kişiliğinizle yeni nesillerin rol modeli olun.
*İkinci çağrım Avrupa’nın tüm olimpik spor federasyonlarına: İstanbul olarak, her türlü iş birliğine açığız. İstanbul, sadece olimpiyatlara ve paralimpik oyunlarına değil, sizlerin bundan böyle düzenleyeceği tüm büyük organizasyonlara talip. Gelin, birçok ilham verici hikayeyi birlikte yazalım, birlikte başaralım.
*Üçüncü çağrım, Avrupa ve dünyadaki tüm sporseverlere: İstanbul’a geldiğinizde, sadece spor izlemekle kalmayacak, dünyanın en heyecan verici kentinde, hayatınızın en güzel günlerini yaşama fırsatı yakalayacaksınız. İstanbul halkının konukseverliğinin başka hiçbir şeye benzemediğini, İstanbul 2027 için tribünlerde yerinizi aldığınızda göreceksiniz. Ve son olarak; tüm Avrupa’ya 2027’de bir arada olmak için çağrı yapmak istiyorum.
*İstanbul’da, 2027 yılında, farklılıklarımızla bir araya gelirken, aslında ne kadar büyük ve renkli bir kültür birliği oluşturduğumuzu tüm dünyaya, bir kez daha kanıtlayalım. Gelin 2027’de, Avrupa’nın ve dünyanın en renkli kültürlerinin harmanlandığı İstanbul’da buluşalım. Her yıl 20 milyona yakın misafirimizin eşsiz deneyimler yaşamak için ziyaret ettiği İstanbul’a davetlisiniz.
“YAPABİLECEK BECERİYE SAHİP OLDUĞUNU KANITLADI”
EOC Başkanı Capralos da konuşmasında, İBB ve TMOK ile yaptıkları iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Capralos, “Bugün imzalanan mutabakat zaptı sayesinde, Avrupa Olimpiyat Komitesi, tüm Avrupa için özel bir spor gösterisi düzenleme noktasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Olimpiyat Komitesi ile yol alacaktır. İstanbul, muhteşem etkinliklere ev sahipliği yapabilecek beceri, deneyim ve tutkuya sahip insanların yaşadığı bir şehir olduğunu kanıtladı. Spora büyük sevgi duyan bir şehir ve kıta genelinde her yaştan insanı sağlıklı yaşam tarzları oluşturmaya ve spora katılmaya teşvik edebilecek bir Avrupa Oyunları sunmak için birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından; İBB, TMOK ve EOC arasında üçlü mutabakat zaptı imzalandı. İmamoğlu ve diğer katılımcılar, imza töreninin ardından gazetecilerden gelen soruları yanıtladı.
]]>Kararda, sanık Ahlam Albashır’ın terör örgütü YPG/PYD üyesi olduğu, hakkında yakalama kararı bulunan ve eylemin ardından Edirne üzerinden yurt dışına kaçırılan kendisi gibi terör örgütü üyesi olan sanık Bilal el-hacmaos ile beraber karı koca görüntüsünde, eylemi planlayan “Hacı” kod isimli terör örgütü yöneticisi Khalil Manja Hussein tarafından yasa dışı yollardan Türkiye’ye gönderildiği ifade edildi.
İstanbul’da Suriye uyruklu sanıklar Ferhat Habeş ve Fatma Berkel’in evlerinde 3 hafta kaldığı, sonraki süreçte ise atölyelerinde yaşamaya devam ettiği, bu süre zarfında “Hacı” kod isimli terör örgütü yöneticisinin talimatları ile Taksim ve Fatih gibi sivil vatandaşların yoğun olarak bulunduğu ve en üst zayiat ve zararın oluşabileceği bölgeleri tespit amacıyla keşifler yaptığı kaydedilen kararda, patlamanın yaşandığı gün Albashır’ın “Hacı” kod isimli örgüt yöneticisinin talimatıyla söylenilen yere çantayı bıraktığı ve ticari taksiyle bölgeden uzaklaştığı belirtildi.
“SALDIRININ AMACI DEVLETİ ACİZ GÖSTERMEK”
Kararda, sanık Albashır’ın vatandaşların can ve mal güvenliği konusunda telaşlanıp panik olacağı bir ortam oluşturmak, acı ve hüzün gibi kötü duyguların insanlarda oluşmasını sağlayarak toplumun refah ve konfor seviyesini düşürmek, devletin, vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlayamayacak düzeyde sözde aciz ve zavallı olduğu izlenimini oluşturarak vatandaşları devlete ve yönetime karşı kışkırtmak olduğu, bu nedenlerle Albashır’ın olabildiğince fazla insanın hayatını kaybetmesi hedefiyle Taksim bölgesini seçtiği ifade edildi.
Bu hedefi doğrultusunda sanığın elverişli hareketler ile belirlenmiş kurgu dahilinde tasarlandığı şekilde sebat ve ısrarla hazırlanan bombayı söylenen yere bıraktığına işaret edilen kararda, şu ifadelere yer verildi:
“Eyleminin pek çok insanın hayatını kaybetmesine sebep olacağını bildiği ve bunu isteyerek, sebatla ve koşulsuz olarak serin kanlı bir biçimde hareket ettiği, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya konan eylem neticesinde sanığın elinde olmayan sebeplerle 99 insanın hayatını kaybetmeyerek yaralandığı, sanığın suçu işledikten sonraki tutum ve davranışları, toplum açısından oluşturduğu ve oluşturma ihtimali bulunan tehlike, suçu işledikten sonra pişmanlık yaşadığına dair mahkememizde herhangi bir kanaat oluşmaması sebepleriyle hakkında takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”
Albashır’ın üzerine atılı “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin ise şu değerlendirme yapıldı:
“Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istenmiş ise de söz konusu suçun ‘devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçu içerisinde erimesi ve bu suçtan ayrıca ceza verilmesi hasebiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”
Gerekçeli kararda, Suriye topraklarının büyük bir kısmının emperyalist güçlerin, muhalif kuvvetlerin ve terör örgütlerinin kontrolü altına girmesi nedeniyle milyonlarca insanın can ve mal güvenliği endişesi ile sığınmacı statüsünde başta Türkiye olmak üzere çevre ülkelere göç ettiği, bununla beraber yasa dışı yollardan Türkiye’ye gelmek ve burayı köprü olarak kullanıp Avrupa ülkelerine geçmek isteyen insanların ve grupların da çoğalması nedeniyle büyük bir göçmen kaçakçılığı ağının oluştuğu ifade edildi.
“TERÖR ÖRGÜTLERİ GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINI ORGANİZE EDİYOR”
Göçmen kaçakçılığı ağının içinde Türkiye’de ve uluslararası alanda faaliyet gösteren terör örgütü ve yasa dışı oluşumların ve çetelerin etkin olduğu kaydedilen kararda, bu grupların kendi amaçları ve çıkarları doğrultusunda mensuplarının ve sivil insanların yasa dışı yollardan Türkiye’ye girmelerini, buradan geçerek Avrupa ülkelerine ulaşmalarını koordine ettiği ve sağladığı anlatıldı.
Terör örgütü YPG/PYD’nin emellerine ulaşmak ve kanlı eylemlerini gerçekleştirmek amacıyla, yetiştirdiği mensupları olan sanıklar Ahlam Albashır ve Bilal el-Hacmaus’u yine örgütün mensubu olan ve göçmen kaçakçılığı yaparak kendini bu şekilde tanıtan sanık Khalil Manja Hussein aracılığıyla Türkiye’ye yasa dışı yollardan gönderdiği vurgulanarak, Hussein’in irtibata geçtiği göçmen kaçakçısı sanıklar Süleyman Güder ve Tareq Alkhatib’in, sanık Güder’e ait araçla Albashır ve Hacmaus’u Hatay’dan Adana Ceyhan’a getirdiği aktarıldı.
DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde, terör örgütü PKK/YPG tarafından 13 Kasım 2022’de düzenlenen bombalı saldırıda, 6 kişinin hayatını kaybettiği, 99 kişinin yaralandığı kaydedilmişti.
İddianamede, soruşturma kapsamında terör örgütü YPG/PYD’nin özel istihbarat elemanı olan sanıklar Ahlam Albashır ve Bilal el-Hacmaus’un, örgüt tarafından özel eğitime tabi tutulup talimatlandırıldığı, patlayıcı malzeme eşliğinde Türkiye’ye gönderildiklerinin tespit edildiği belirtilmişti.
Sanıkların, örgütün kurduğu ağ vasıtasıyla illegal yollardan İstanbul’a intikal edip örgüte ait evlere yerleştirildiği aktarılan iddianamede, bu kişilerin gelen talimatla söz konusu eylemi gerçekleştirdiklerinin belirlendiği ifade edilmişti.
İddianamede, sanık Bilal el-Hacmaus’un Edirne’den yurt dışına firar ettiğine, hakkında yakalama emri düzenlenip kırmızı bülten talebinde bulunulduğuna dikkati çekilerek, Terörle Mücadele Daire Başkanlığının yaptığı araştırma ile bombalı saldırı eylemini organize edip talimatını veren, örgütün sözde yönetim kadrosundaki Cemil Bayık, Hülya Oran, Sabri Ok, Saliha Bişkin, Velid Halil, Layika Gültekin, Fehman Hüseyin ve Ferhat Abdi Şahin ile Khalil Manja Hussein (Halil Menci) hakkında yakalama emri düzenlendiği aktarılmıştı.
Terör saldırısının failleri Ahlam Albashır ile Bilal el-Hacmaus’u yönlendiren ve yurt dışına kaçmasını sağlayan terörist sanık Halil Menci’nin, PYD/YPG kontrolündeki Kamışlı’da bulunduğu tespit edilmişti. Menci, 22 Şubat’ta Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) Suriye’nin kuzeyindeki Kamışlı’da gerçekleştirdiği nokta operasyonla etkisiz hale getirilmişti.
VERİLEN CEZALAR
Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Ahlam Albashır’ı “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma”, “tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme” ve “tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme” suçlarından 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.
Heyet, sanık Albashır’a ayrıca 99 kez “kasten öldürmeye teşebbüs” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi” suçlarından da toplamda 1794 yıl hapis cezası ile 22 bin lira adli para cezası vermişti.
Mahkeme Albashır’ın üzerine atılı “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçunun “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” suçu içerisinde eridiğine kanaat getirerek, bu suç yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmetmişti.
DİĞER SANIKLARIN ALDIĞI CEZALAR
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Fatma Berkel ve Ferhat Habeş’i “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım”, “tasarlayarak, bombalama suretiyle kasten öldürmeye yardım”, “tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürmeye yardım” ve “silah sağlama” suçlarından toplamda 1035’er yıl hapis cezasına çarptırmıştı.
Tutuklu sanıklar Ammar Jarkas ile Ahmed Carkes’ı “göçmen kaçakçılığı”, “suçluyu kayırma”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlarından toplamda 17’şer yıl hapis ve 60 bin lira adli para cezasına çarptıran heyet, sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan ise beraatine karar vermişti.
Heyet, Hüseyin Güneş, Mahmud Elabid, Mahmud El Yusuf, Süleyman Güder, Tareq Alkhatib’i “göçmen kaçakçılığı” suçundan 6’şar yıl hapis cezası ile 30’ar bin lira adli para cezası verirken, sanık Hazni Gölge’yi ise aynı suçtan 9 yıl hapis cezası ve 60 bin lira adli para cezasına çarptırdı.
Sanıklar Hüseyin Güneş, Bakar Carkes, Hadir Jarkas, Hatice El Kurdi, Salih Carkes, “suçluyu kayırma” suçundan 4’er yıl hapis cezası veren mahkeme heyeti, bu sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan beraatlerine hükmetmişti.
Heyet, diğer 12 sanığın ise üzerlerine atılı tüm suçlardan delil yetersizliği nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine karar vermişti.
4 KİŞİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
Mahkeme heyeti, sanıklar Ahlam Albashır, Ahmed Carkes, Ammar Jarkas, Fatma Berkel, Ferhat Habeş ve Hazni Gölge’nin tutukluluk halinin devamına karar verirken, sanıklar Hüseyin Güneş, Ahmad Alhaj Mwas, Ahmad Haj Hasan ve Hasan Ali’nin ise tahliyesini kararlaştırmıştı.
Heyet firari sanıklar Sabri Ok, Hülya Oran, Ferhat Abdi Şahin, Layika Gültekin, Bilal El-Hacmous, Velid Halil, Cemil Bayık, Fehman Hüseyin ve Saliha Bişkin’in dosyasının ayrılmasına hükmetmişti.
]]>Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun 16.05.2024 tarih ve 82 sayılı toplantısında almış olduğu kararlar belli oldu.
Kurulun almış olduğu kararlar şu şekilde:
“1- VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK Kulübünün, 12.05.2024 tarihinde oynanan VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, çim saha sorumlusunun stadyum denetimi ile müsabaka organizasyon toplantısına katılmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK Kulübünün, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada 5. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 650.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan BATI ALT TRİBÜN 207 numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
2- GALATASARAY A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan VAVACARS FATİH KARAGÜMRÜK–GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 10. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 560.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan DOĞU ALT TRİBÜN 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, DOĞU ÜST TRİBÜN 710, 711, 712, 713 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı ve bu eylemin aynı sezon içinde 5. kez gerçekleştirilmesi nedeniyle 240.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
3- YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş. sporcusu MARIO BARWUAH BALOTELLI’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.–GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, rakip takım sporcusuna yönelik şiddetli hareketi nedeniyle 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
4- GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.–GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 3. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 140.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN 234-235 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
5- EMS YAPI SİVASSPOR Kulübünün, 12.05.2024 tarihinde oynanan EMS YAPI SİVASSPOR–RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta GÜNEY ÜST TRİBÜN D-E, MARATON ÜST TRİBÜN F bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
EMS YAPI SİVASSPOR Kulübünün, Hakem ve Diğer Müsabaka Görevlileri Hakkındaki açıklamalar nedeniyle FDT’nin 38/3. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 200.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü idarecisi GÖKHAN KARAGÖL’ün, Hakem ve Diğer Müsabaka Görevlileri Hakkındaki açıklamaları nedeniyle FDT’nin 38/2. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 200.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü idarecisi GÖKHAN KARAGÖL’ün, müsabaka devre arasında akredite edilmediği alanda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü idarecisi GÖKHAN KARAGÖL’ün, hakem soyunma odası koridorlarında müsabaka hakemlerine yönelik hakareti nedeniyle 3 AY HAK MAHRUMİYETİ ve 300.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü teknik sorumlusu BÜLENT UYGUN’un, müsabaka hakemlerine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 RESMİ MÜSABAKADA SOYUNMA ODASINA VE YEDEK KULÜBESİNE GİRİŞ YASAĞI ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü sporcusu İBRAHİM AKDAĞ’ın, rakip takım mensubunayönelik hakareti nedeniyle FDT’nin 41/1-a ve 35/4. maddesi uyarınca ve FDT’nin 12. maddesinin uygulanması suretiyle 1 RESMİ MÜSABAKADAN MEN ve 19.500.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
6- RAMS BAŞAKŞEHİR FK teknik sorumlusu ÇAĞDAŞ ATAN’ın, 12.05.2024 tarihinde oynanan EMS YAPI SİVASSPOR–RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, rakip takım mensubuna yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 RESMİ MÜSABAKADA SOYUNMA ODASINA VE YEDEK KULÜBESİNE GİRİŞ YASAĞI ve 39.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
7- BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan CORENDON ALANYASPOR-BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 13. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 620.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan ROOF LOUNGE MİSAFİR TRİBÜN A numaralı blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
8- ATAKAŞ HATAYSPOR Kulübünün, 12.05.2024 tarihinde oynanan ATAKAŞ HATAYSPOR-MKE ANKARAGÜCÜ Trendyol Süper Lig müsabakasında, takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 27.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
9- MKE ANKARAGÜCÜ Kulübünün, 10.05.2024 tarihinde kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımdaki açıklamalarda yer alan sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle FDT’nin 36/1-d maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 200.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
MKE ANKARAGÜCÜ Kulübü Başkanı İSMAİL MERT FIRAT’ın, 10.05.2024 tarihinde kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımdaki açıklamalarda yer alan sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle FDT’nin 36/1-d ve 36/1-b maddeleri uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle 11 GÜN HAK MAHRUMİYETİ ve 50.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
10- SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.-ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,
11- ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. görevlisi MUSTAFA DEMİRCİ’nin, 12.05.2024 tarihinde oynanan SİLTAŞ YAPI PENDİKSPOR FUTBOL A.Ş.-ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasında, müsabaka sonrasında akredite edilmediği alanda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle İHTAR CEZASI ile cezalandırılmasına,
Aynı müsabakada ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. görevlisi MUSTAFA DEMİRCİ’nin, sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 15 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.”
CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilaç ve eczacılık sektörünün sorunlarını, yıllarca eczacı olarak giydiğini söylediği beyaz önlüğüyle anlattı.
14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutlayan Gezmiş, Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında hayata geçen politikaların eczacıları da hastaları da çaresizliğe sürüklediğini söyledi. Ateş düşürücü çocuk şurubunun bile yarısını artık devletin ödemediğini anlatan Gezmiş, koruyucu sağlık ödeneğinin yetersiz olduğunu dile getirdi.
GENEL KURULDA “GÜRÜLTÜ” KAVGASI
TBMM Başkanvekili Önder, Gezmiş’in konuşması sırasında Genel Kurul salonunda oluşan gürültü üzerine, söz almak isteyenlerin listesini yenilemek üzere toplanan AKP’li milletvekillerini uyardı.
Önder, sisteme giriş yaparak söz isteyen milletvekillerinin bu taleplerini iptal ettiğini açıkladı ve sisteme tekrar giriş yapılmasını istedi.
AKP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, CHP’li Gezmiş’in konuşmasını tamamlamasının ardından Önder’in yanına giderek “Sizin yaptığınız keyfiyet oldu” dedi ve bu duruma itiraz etti. Bunun üzerine ikili arasında tartışma yaşandı.
Önder, Çelebi’ye “Elini sallama bana. Kime parmak sallıyorsun?” diyerek görüşmelere ara verdi.
Görüşmelere verilen arada da DEM Parti ve AKP milletvekilleri arasında kısa süreli “parmak sallama” tartışması yaşandı.

“38 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET; AFFEDERSİNİZ BORU DEĞİL”
Aranın ardından Meclis Başkanvekili Önder, İçtüzüğe göre birinci görevinin Genel Kurul’un sükunetini ve konuşma zemininin kaybolmamasını sağlamak olduğunu belirterek, Genel Kurul’un akışını bozmadan ilk 20 konuşmadan sonra iktidar-muhalefet ayırt etmeden söz söyleme hakkını en geniş şekilde kullandırmaya çalıştığını söyledi.
İki gün önce 67 milletvekilinin söz aldığını ve bunun 67 dakika sürdüğünü anlatan Önder, bunun bir süre uzatma olmadığını vurguladı. Önder, “Bazen bir saat arkadaşlarımıza tek tek söz vermek; Meclis’te 2-3 saat tasarruf etmek anlamına da geliyor.” dedi. Meclis Başkanvekili Önder, konuşmasını şöyle sürdürdü:
*Bir arkadaşımız, bir sayın milletvekili parmak salladı. Açılışta hiç bahsetmeden girdim; şu anda 38 kez ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyorum. Hakkımızdaki ferman yarım saat, bir saat içinde açıklanmış olacak.
*38 kez ağırlaştırılmış müebbet; affedersiniz boru değil. Hele bugünkü ortamda; ‘Bir şey olur olmaz, buradan adalet çıkar çıkmaz’ diyecek bir tane vekil varsa ikincisi de ben olayım.
*Buna rağmen kendi sorumluluğumuzu müdrik geliyoruz, burada bu işi suhuletle yürütmeye çalışıyoruz. Bu sayın milletvekilinin bilmesi gereken şu ki ben parmak sallanacak bir insan değilim.
*38 kez, bu parmak değil bir gürz olarak başımda sallanırken gelip burada görev ve sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum; bana sökmez. Ama bütün arkadaşlarımızın hepsinin hukukunu korumak, gözetmek benim tüm kişisel görüşlerimden ve hassasiyetlerimden daha önde gelir. Eğer varsa bir arkadaş ‘Şurada şöyle bir buğuz ile davrandın’ diyecekse boynum kıldan incedir. Onun için herkesi tertipli olmaya davet ediyorum.
SAYGI GÖSTERİLMESİNİ İSTEDİ
Konuşma yapan hatibe saygı gösterilmesini isteyen Önder, “Bunu söylemek istemezdim ama Genel Kurul’u yönetirken beyne pıhtı attı benim. Gittik, her şer bir hayra gebedir; pankreasta tümör çıktı. Gittik, beyne pıhtı atmasıyla beraber aort anevrizması yaşadık. Ağır da bir tedavi görüyorum. Ona rağmen ben bu kadar tahammüllü, bu kadar saygılı ve bu kadar zarafetle yürütmeye çalışırken bu hoyratlık kabul edebileceğim bir şey değil. Acaba zarafetimizi, nezaketimizi, edebimizi başka bir şey olarak mı yorumluyorlar duygusuna kapılıyorum. İncindiğim bir şey.” sözlerini sarf etti.
Muhalefetten de milletvekillerinin gelerek kendisini “demokrasi dışı” davranmakla suçladığını anlatan Önder, bundan sonra 20 kişiden başka hiçbir milletvekiline söz vermeyeceğini kaydetti.
Önder, kendisine yönelik “saygısızlıkla” alakalı bir şey yapmayacağını, onu bile “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirdiğini aktardı.
MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, “Engelliler Haftası”, Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel ise “emekli maaşları” hakkında konuştu.
“ATALARIMIZIN BİZE BIRAKTIĞI EN DEĞERLİ MİRAS…”
AKP İstanbul Milletvekili Halit Yerebakan da yerinden söz alarak, 16 Mayıs’ın “Barış için Birlikte Yaşama Günü” olduğuna işaret etti. Yerebakan, tarih boyunca Anadolu topraklarının medeniyetlerin kucaklaştığı, kültürlerin örüldüğü bir mozaiğe dönüştüğünü söyledi.
Yerebakan, “Çanakkale’de omuz omuza savaşan dedelerimizin, Kurtuluş Savaşı’nda bir araya gelip yedi düvele karşı koymuş atalarımızın bize bıraktığı en değerli miras birlik içinde yaşama iradesidir.” diye konuştu.
Son yıllarda dünya genelinde artan ayrışma eğilimlerinin toplumsal dokuyu tehdit ettiğine dikkati çeken Yerebakan, “Yüzyıllardır süregelen hoşgörü ve kardeşlik geleneğimizin gölgesinde bu ayrıştırıcı zihniyetle mücadele etmek hepimizin ortak sorumluluğundadır. Artık ayrışmanın değil, birleşmenin peşinde koşmalıyız. İşte bu yüzden toplumsal uzlaşı ve barışı teşvik edecek politikaları geliştirmek her birimizin önemli görevidir. Birlikte yaşamanın, birlikte başarmanın ve huzurlu bir gelecek kurmanın liderleri olalım. Unutmayalım ki biz birlikte güçlüyüz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
Şahin ise savunmasında “Ben böyle bir şeyi kasıtlı yapsaydım neden hastaneye götüreyim. Benim gönlüm rahat ben kimseyi öldürmek istemedim” diye konuştu. Mütalaasını açıklayan savcı sanık Ercan Şahin’in, “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsini talep etti.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanık Ercan Şahin bulunduğu cezaevinden getirildi. Müşteki Meleknur Özgener’in ailesi ile avukatları Elif Özdemir ve sanık avukatları da salonda hazır bulundu.
“KASITLI YAPSAM NEDEN HASTANEYE GÖTÜREYİM”
Ercan Şahin savunmasında “Kesinlikle böyle olmadı kaza oldu, kabul etmiyorum. Olay günü seyir halindeydim bakkala gidiyordum seyir halindeyken Nisanur A. ve Melek karşıma çıktı. Ben de aracı kenara çektim Melek hastaydı, üşüyordu ben de iyilik amaçlı olsun diye araca binmesini söyledim klimayı açtım. Düşman sahibi olduğum için silahı vitesin oraya koydum” dedi.
Silahın mermisinin ağzında olup olmadığını bilmediğini ileri süren Şahin “Ben o sırada telefonla uğraşıyordum. Fark etmedim o sırada Melek silahı eline almış. Eline alırken elime vurdu kafasını çevirdi. O sıra silah patladı. Ben böyle bir şeyi kasıtlı yapsaydım neden hastaneye götüreyim. Benim gönlüm rahat ben kimseyi öldürmek istemedim. Kendisini 1 senedir tanırım” dedi.
NİSANUR: OLAY KAZAYLA OLDU
Olayın yaşandığı sırada aynı araçta bulunan ve tanık sıfatıyla ifade veren Nisanur A. ise şunları söyledi:
– Bu olay kazayla oldu ancak benim çevrem bana baskı yaptı. Bana ‘Senin arkadaşın öldü. Bu olayı Ercan’ın bilerek yaptığını söyle’ dediler. Korktuğum için savcılığa o şekilde bir ifade verdim. Sanık Şahin, ‘Oyuncak değil bu’ dediği sırada Melek silahı eliyle ittirdi ve o sırada silah patladı. Olay sonrası hastaneye gittik. Hastanenin önüne gelerek Melek’i sedyeye yatırdık.
– Şahin bana ‘Hastanenin önünde bekleyeceğim’ dedi. Ben içeri girdim. Olayın ilk gününden beri Melek’in ailesi tarafından tehdit ve baskılara maruz kalıyorum. Babası bana saldırmaya çalıştı, aramıza polisler girdi. Polisler ben ifade verirken değiştirmem için baskı yaptılar.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ
Duruşma savcısı mütalaasını açıkladı. Mütalaada, sanık Ercan Şahin’in olayın kasıtla hareket ederek işlendiği vurgulanarak savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu belirtildi. Mütalaada sanık Şahin’in “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.
Mahkeme heyeti sanık Ercan Şahin’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, tarafların mütalaaya karşı savunmalarını hazırlaması için süre vererek duruşmayı erteledi.
]]>
Galatasaray bu sezon sahasında oynadığı 18 lig maçını da kazanırken, Fenerbahçe ise deplasmanda yenilmeyen tek takım konumunda. Sarı-lacivertliler 18 maçta 15 galibiyet, 3 beraberlik aldı.
Galatasaray 2 maçta, Fenerbahçe 3 maçta gol atamadı
Ligde çıktığı 36 maçın 34’ünde gol atmayı başaran Galatasaray, ligin ilk haftasında Kayseri deplasmanından golsüz beraberlikle dönerken, ligin ilk yarısında deplasmandaki Fenerbahçe derbisinden de 0-0’lık beraberlikle ayrıldı. Okan Buruk’un öğrencileri, bu 2 maç dışında çıktığı 34 maçta da fileleri havalandırmayı başardı.
Fenerbahçe ise 36 lig maçının 33’ünde gol sevinci yaşadı.
Bu sezon Yukatel Adana Demirspor ile deplasmanda oynanan maçtan 0-0’lık beraberlikle ayrılan sarı-lacivertli ekip, ilk yarıda Galatasaray derbisini de golsüz eşitlikle tamamlamıştı. İsmail Kartal’ın öğrencileri TÜMOSAN Konyaspor deplasmanında da gol atamazken kalesini de gole kapatmayı başardı.
Her iki takım da bu sezon gol atamadığı maçlardan 0-0’lık beraberlikle ayrıldı. İki ekip de ligde yalnızca 1 mağlubiyet alırken, kaybettikleri karşılaşmalarda gol buldu.
Fenerbahçe sahasında Trabzonspor’a 3-2 mağlup olurken, Galatasaray ise deplasmanda Atakaş Hatayspor’a 2-1 yenilmişti.
Galatasaray iç sahada, Fenerbahçe deplasmanda lider
Bu sezon ligde evinde oynadığı 18 lig maçından da galibiyetle ayrılan Galatasaray, iç saha puan durumunda lider durumda. Sahasında 54 puan toplayan sarı-kırmızılılar, bu maçlarda 51 gol atarken, kalesinde ise 14 gol gördü. Fenerbahçe ise bu sezon deplasmanda en fazla puan toplayan ekip oldu. Sarı-lacivertliler 18 deplasman maçında 15 galibiyet, 3 beraberlik ile 48 puan topladı. İsmail Kartal’ın öğrencileri bu maçlarda 39 gol kaydederken, kalesinde 11 gol gördü.
Galatasaray iç sahada, Fenerbahçe ise deplasmanda bu sezon mağlubiyet yaşamayan takımlar olarak dikkati çekti.
İki takım da ikinci yarılarda daha çok gol attı
Hem Galatasaray hem de Fenerbahçe bu sezon oynadığı maçlarda ikinci yarılarda daha fazla gol attı. Ligde 89 gol atan sarı-kırmızılı ekip, bu gollerin 40’ını ilk yarılarda kaydetti. Maçların ikinci yarılarında 49 kez gol sevinci yaşayan Galatasaray, yediği 24 golün de 16’sında karşılaşmaların ikinci devrelerinde topu ağlarından çıkardı.
Sarı-kırmızılılar, yediği gollerin 8’ini ise maçların ilk yarılarında kalesinde gördü.
Ligde 92 gol atarak en golcü takım olan Fenerbahçe, bu gollerin 42’sini maçların ilk yarılarında, 50’sini ise ikinci devrelerde kaydetti. Süper Lig’de 31 gol yiyen sarı-lacivertli takım, bu gollerin 12’sini ilk 45 dakikalarda, 19 golü ikinci yarılarda kalesinde gördü.
]]>Real Sociedad karşısında 29. dakikada attığı golle takımına 3 puan kazandıran Arda Güler, Granada karşısında takımının ikinci, Alaves karşısında da Madrid temsilcisinin beşinci golünü ağlara gönderdi. Ancelotti, Alaves maçının ardından “Olmayacak anlarda bile goller atıyor.” dediği Arda Güler, ligde 71 dakikada bir gol atma başarısı gösterdi. Real Madrid’i takip eden İspanyol gazeteciler, Arda Güler’in gelişimini ve son zamanlardaki performansını AA’ya değerlendirdi.
Fernando Sanchez Tavero: “Carlo Ancelotti, Arda’yı çok seviyor”
Diario AS Gazetesi muhabiri Fernando Sanchez Tavero, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Arda Güler’in son karşılaşmalarda aldığı süreden sonra taraftarlarda heyecanın arttığını söyledi.
Arda Güler’in yeteneklerinin dünya standartlarında olduğunu belirten Tavero, taraftarların Arda’yı oynarken görmek istediğini dile getirdi. Arda’nın ligin kalan haftalarında daha çok süre alacağını düşündüğünü ifade eden Tavero, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Herkes Arda’nın bir elmas olduğunu düşünüyor. Gol atma konusunda bir yeteneği var. Arda, futbol dünyasındaki en büyük yeteneklerden birisi. O Madrid’de oynadığı için herkes çok memnun. Madrid taraftarları onu çok seviyor. Bir de not paylaşmak istiyorum; Ancelotti’nin torunlarının Arda Güler forması var. Ancelotti, Arda’yı çok seviyor. İtalyan teknik adamın ‘Top Arda Güler’e aşık’ sözünü söylediği zamanki gülümseme de bunu kanıtlıyor. Gelecek yıl Arda’nın takımda kalacağını düşünüyorum. Ancak Luka Modric ve Toni Kroos’a ne olacağını bekleyip görmek zorundayız.”

Ivan Martin: “Real Madrid taraftarı Arda Güler’i izlemek için sabırsızlanıyor”
Okdiario Gazetesi muhabiri Ivan Martin, Arda Güler’in son maçlarda beklenen performansı sergilediğini aktardı. Arda Güler’in Real Madrid taraftarlarınca çok sevildiğini vurgulayan Martin, “Arda’nın çok iyi olduğundan kimse şüphe duymuyordu. Yaptıkları bunu büyük bir şekilde kanıtlıyor. Real Madrid taraftarı Arda Güler’i izlemek için sabırsızlanıyor. Taraftarlar Arda Güler’in uzun yıllar Real Madrid’de forma giyeceğini düşünüyor. Luka Modric’in büyük olasılıkla ayrılmasıyla onun pozisyonunu alması ve orta sahada oynayabilmesi düşünülüyor. Ancak o hücumda da yardımcı olacaktır.” diye konuştu.
Javier Rodriguez Pascual: “Kısa sürede çok gol atması dünya çapındaki yeteneğiyle açıklanabilir”
Spor sitesi Relevo’dan Javier Rodriguez Pascual da Arda Güler’in sezonun sonunda yaptıklarıyla beklentileri karşıladığını söyledi.
Pascual, İspanyol taraftarların her zaman Arda’nın yeteneklerini görmek için sabırsızlandığını belirterek, “Arda bu maçlarda yeteneklerini gösterdi. Arda’nın hem sahada hareket etme hem de gol atma konusunda özel bir yeteneği var. Neredeyse 71 dakikada bir gol attı. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok gol atması ancak onun dünya çapındaki yeteneğiyle açıklanabilir. Gol atmak futboldaki en zor şeydir ve Arda’da bu da var. Herkes yeteneğini biliyordu ama hiç kimse onun bu kadar etkili olacağını düşünmüyordu.” ifadelerine yer verdi.
Luis Quintana: “Arda Güler her zaman izlemesi keyif veren çok yetenekli bir oyuncu”
Radyo kanalı Cadena SER’den Luis Quintana, Arda Güler’in şansını bekleyerek akıllı davrandığını dile getirdi. Arda’nın şans geldiğinde genç yaşında Real Madrid forması giymeye hazır olduğunu gösterdiğini belirten Quintana, şunları kaydetti: “Aylar sonra beklentileri karşıladığını düşünüyorum. Taraftarlar Arda Güler’i sahada görmek istedi. Kendisi her zaman izlemesi keyif veren çok yetenekli bir oyuncu. Real Madrid taraftarları bireysel yetenekleri takdir ediyor. Arda, çok az süre almasına rağmen pek çok gol attı. Henüz 19 yaşında olması ve Real Madrid’inki gibi bir forma giymesi onun kişiliği hakkında çok şey anlatıyor. Bence Real Madrid taraftarları her zaman onu sahada daha çok görmek istiyor. Dakika sayısı arttıkça taraftarlar üzerindeki etkisinin de giderek arttığını düşünüyorum. Arda gelecek yıl kadroda yer bulacaktır.”
Sergio Lopez: “Arda Güler, Real Madrid taraftarının zayıf noktası”
Diario AS Gazetesi muhabiri Sergio Lopez, Arda Güler’in maçlarda gösterdiği performansla ne kadar kaliteli olduğunu hissettirdiğini söyledi.
Kadroda çok sayıda orta saha oyuncusu olduğu için Arda Güler’in az forma şansı bulduğunu vurgulayan Lopez, “Arda Güler bir de sezon başında sakatlandı. Ona rağmen kendisini toparlamasını bildi. Taraftar da sakatlığından dolayı onu çok bekledi. Arda Güler, Real Madrid taraftarının zayıf noktası.” dedi.
Lopez, Arda Güler’in topla ilişkisini kimse Carlo Ancelotti kadar güzel anlatamadığına dikkati çekerek, düşüncesini şöyle aktardı:
“Carlo Ancelotti, ‘Top Arda Güler’e aşık” dedi. Sadece tarif edilemeyecek kadar özel bir şeye sahip olan bir oyuncu için bu cümle kurulabilir. Ona güvenilirse dünya yıldızı olabilir. Harika bir sol ayağı var. Hatta onun da ötesinde, yaşına uygun olmayan bir öz güveni var. Çünkü o daha 18 yaşında Bernabeu’nun çimlerine adım attı. Attığı her adımda ona hafif gibi görünen ağır bir sırt çantası var. Daha da ileri gideceğini düşünüyorum.”
Üniversite öğrencisi Ata Emre Akman’ın acılı annesi Zuhal Akman, saldırıyı gerçekleştiren E.Ö.’yü babasının azmettirdiğini iddia etti.

“ONUN LİZBON’A BENİM DE PARİS’E GİTME HAYALİMİZ VARDI”
Ata Emre Akman’ın saldırıya uğramadan yaklaşık 1 hafta önce işe girdiğini ve kendi kazandığı parayla Anneler Günü’nde sürpriz yapmak istediğini söyleyen anne Akman, şöyle konuştu:
“Ata, kendi bireyselliği için çalışıyordu. Ne Ata’nın ne de bizlerin herhangi bir mali sıkıntısı yoktu. Çünkü bu çocuk 13 yaşında da çalıştı ve kendisine elektro gitar aldı. Anneler Günü’yle ilgili kısa sürede çalışıp bir sürpriz yapma durumu varmış, işte böyle bir sürpriz oldu.
O gece Ata’yı aradım, meşgule attı ‘annem ben seni sonra ararım’ diye mesaj yazmış, sonra öğreniyorum ki çalışıyormuş, dağıtım yapıyormuş. Yarım saat sonra aradı, kahkahalar attık. Onun Lizbon’a benimse Paris’e gitme hayalimiz vardı.”

“ATA’NIN YANINA ÇIKIP YATTIM, BİRAZ SARILDIK”
Çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev yapan Beden Eğitimi Öğretmeni Zuhal Akman, olayın gerçekleştiği gün yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Olay gecesi sabaha karşı eşime telefon geldi. Polis, ‘Oğlunuz bir bıçaklanma olayına karıştı, ağır yaralı ve ameliyata alındı, buraya gelmeniz gerekiyor’ deyince eşim ağlamaya başladı. Balıkesir’e doğru yola çıktık. Tuhaf bir geceydi, yağmurlu ve sisliydi. Yoldayken eşim hastaneyi aradı ancak ‘Ata Emre Akman diye bir hasta yok’ deniliyordu.
Çünkü artık yok. 150-180 kilometre hızla Balıkesir’e vardık. Acil servisten çıktıktan sadece 5 dakika sonra morgdaydık ve ikinci raftan oğlumuzu çekiyorlardı. Sonra sedyeyi aşağı indirdiler, örtüyü açtım, Ata olduğu söyleniyor ama Ata değil. Ata olamaz çünkü saçları kısaydı. Bilmiyordum ki, saçlarını kestirmiş; Anneler Günü’nde bana sürpriz yapacakmış. Her tarafını açtım ve baktım.
Otopsiden sonra bütün izleri, her şeyi gördüm. Sonra yetkililere ‘o sedye beni kaldırır mı?’ diye sordum ve Ata’nın yanına çıkıp yattım, biraz sarıldık. Çünkü bir daha sarılıp yatma şansımız olmayacaktı. Baktım ki ellerim kanlanmış. Bir müddet sonra artık Ata’dan ayrılmam gerekiyordu. Sonra tabut geldi, oradaki görevli, birisine ‘el atın da kaldıralım ‘ dedi. ‘Ben annesiyim, ben çocuğumu kaldırırım’ dedim. Kaldırdım, kuş gibiydi. Zaten Ata, Ata’ya benzemiyordu. İnsan bir anda mı değişir?.”

“EV BAKACAKKEN MEZAR YERİ BAKTIK”
Ata’nın üniversitede okuduğu dönem boyunca askeri misafirhanede kaldığını ve gelecek yaz eve çıkmak istediğini söyleyen anne Akman, “Biz ev bakacakken mezar yeri baktık. Ata, geçen yıl tek başına yaklaşık 11 ülke dolaştı. Koca Avrupa’da farklı farklı ülkelerde bir şey olmadı da kendi ülkemde Balıkesir gibi bir yerde böyle şeyler yaşadık. Ata, 2004 yılında Balıkesir’de doğdu. Balıkesir’de üniversiteyi kazandı ve Balıkesir’de sonu bitirdi. Halbuki sadece hayatının ilk 3 yılını Balıkesir’de geçirmişti, bir de son yılını” ifadelerini kullandı.
“HAYALİ DÜNYAYI GEZMEKTİ”
Ata’nın dünya turu yapmak gibi bir hayali olduğunu ifade eden Akman, “Jazz severdi, çok kitap okurdu, müzik kulağı müthişti. Bir taraftan gitar çalardı. Mantıklı, realist ve romantik bir çocuktu. Hayali, dünyayı gezmekti. Hayvanları çok severdi. Bir köpeğimiz vardı, geçen yıl aramızdan ayrıldı. Şimdi muhtemelen çılgınca oynuyorlardır, çünkü Ata’yı çok seviyordu” dedi.
“ÜZERİNDE KURYE OLDUĞUNU BELİRTEN PİZZACI MONTU VAR”
Anne Akman, sözlerine şöyle devam etti:
“Katil azmettirildi, bunun farkındayız. Katilin 17 yaşında olduğu söyleniyor. Bıçaklama ve kasten yaralama gibi 6 ayrı suç kaydı var. O caninin babası da cinayetten dolayı 10 yıldır Buca Cezaevi’nde yatıyor. Cinayetten yatan bir adam hafta sonu için izinli çıkabiliyor, Türkiye’de yeni bir meslek grubu oluşabilir.
Babası da cezalandırılmalı, çünkü azmettiricisi o. ‘Benim yapamadığımı artık çocuğum yapacak’ diye oğluna el veren kişi babası. Ata’nın sipariş götürdüğü apartmanda, bu caninin babasının daha öncesinde birlikteliği olduğu söylenilen bir kadın oturuyormuş ama o kadın bir başkasıyla evliymiş.
O caninin babası, eski kadın arkadaşına ‘senin imam nikahlı eşini öldüreceğim’ diyor. Kadının alt kattaki arkadaşına da bilenmiş, onu da tehdit ediyor ve ‘senin oğlunu öldüreceğim’ diyor. Bu caninin azmettiricisi olan babasının şöyle bir beyanı var; ‘artık benden iş geçti, benim yapamadığımı oğlum yapacak görürsünüz’ diye tehditleri var, bunun da tanıkları var. Yani o gece apartmandan kim çıksa bunu yaşayacaktı. O geceki görüntülerin bir kısmını istemeden izledim, Ata’nın üzerinde kurye olduğunu belirten pizzacı montu var. Ata’nın orada işini yaptığı belli.”
“KATİLLER EVCİ OLARAK DIŞARIYA ÇIKMASIN”
E.Ö.’nün babasının da en ağır cezayı alması gerektiğini söyleyen Akman, “Hukuka güveniyorum. Lütfen katiller evci olarak dışarıya çıkmasın. Çünkü onlar sadece kendilerine değil, tüm Türkiye’ye, hatta dünyaya zarar” ifadelerini kullandı.

BABA AKMAN: BEN SEVMEYİ ATA’DAN ÖĞRENDİM
Ata’nın Babası Emekli Subay Erol Akman ise şöyle konuştu:
“Ata, insanlara dokunmayı seven bir çocuktu. ‘Ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ denilen bir çocuk. Arkadaşları bana ‘ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ dediler, bu ne kadar güzel bir şey. Böyle bir çocuk benim elimden kaydı. Ben 25 bin asker yetiştirdim. 25 bin askerin kılına zarar gelmedi ama kendi oğlumu koruyamadım.
Benim oğlum, sadece öldürme gayesiyle bir yerde hazır bulunan bir cani tarafından ve bunu meslek haline getirme aşamalarında olan birisi tarafından katledildi. Biz çocuklarımızı bunun için mi yetiştirdik? Kız kardeşi var, ben onu nasıl sokağa salacağımı bilmiyorum. İstanbul’dan korkuyor, Balıkesir’den korkmuyordum.
Kardeşinin sınavı var, nasıl girecek? Bir yeri kazansa bile ben onu nasıl göndereceğim? Bu saatten sonra insanlar çocuklarını nasıl güvenle başka bir şehre okumak ve bu memlekete faydalı bir birey olmak için gönderecek ? Bu vaka güvenin ayaklar altına alındığı bir vakadır. Bu dava sonuna kadar takip edilmeli.”

“ANNESİNE HEDİYE ALMAK İSTİYORDU”
Ata’nın liseden arkadaşı Efe Toprak Ateş (20) de “Ata tanıdığım en iyi insanlardan biri. Birbirimize çok yardım ettiğimiz günler oldu. Hiç kötü anımız yok. Hafta sonları yanımıza geliyordu. En son olay yaşanmadan yani işe başlamadan 1 hafta önce konuşmuştuk. Dünya turu yapmak istiyordu, öyle bir hayali vardı. Bu yaz beraber hayalimiz vardı, işe başlama sebeplerinden biri de oydu, hem yaklaşan Anneler Günü için annesine hediye almak istiyordu hem de yazın hep beraber tatile gidecektik. Onun için işe başlamış, para biriktiriyordu” dedi.
Bakanlık, mesleki eğitime yönelik “Beceri Geliştirme Programı” adıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirecek.
10 İLDE PİLOT OKULLAR
Ortaokul 7. sınıftan itibaren öğrencilerin meslek liselerinde ücretsiz katılabileceği uygulama İstanbul, Ankara, İzmir, Erzurum, Konya, Mersin, Rize, Samsun, Sivas ve Şanlıurfa olmak üzere 10 ilde 196 okulda başlatılacak. Pilot uygulamanın, ülke geneline yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütülecek.
Meslek liselerinde yürütülecek “zanaat atölyeleri” olarak da anılan yeni uygulama ile ortaokul öğrencilerinin de temel becerilerinin erken yaşta geliştirilmesi sağlanacak.
Yeni program ile ayrıca öğrencilere erken dönemde temel mesleki becerileri keşfetmeleri ve kazanmaları, akademik ve mesleki başarılarını artırmaları, geniş kariyer seçeneklerine sahip olmaları, iş hayatına uyumlarının kolaylaştırılması ile yaşam boyu öğrenme felsefesinin aktarılması amaçlanıyor.
Beceri Geliştirme Programı’na, resmi ve özel örgün eğitim kurumlarında en az 7. sınıf düzeyinde öğrenim gören gönüllü öğrenciler katılacak. İlerleyen zamanda programa lise öğrencileri de başvurabilecek.
55 KURS ARASINDAN SEÇİM YAPACAKLAR
Beceri Geliştirme Programı’nın uygulanması için mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında uygulanan alanların, temel becerileri içeren derslere ait programlardan yararlanılarak “55 kurs programı” hazırlandı.
Kursa katılacak tüm öğrenciler, ilk başta 8 saatlik iş sağlığı ve güvenliği eğitiminden geçecek.
Meslek liselerinde uygulanacak programda öğrenciler, “zanaat atölyeleri”nde, yiyecek-içecek hizmetleri, bilişim, el sanatları, elektrik-elektronik, metal, gıda teknolojileri ile mobilya ve iç mekan tasarımı, grafik ve fotoğraf, tarım ve radyo-televizyon alanlarını seçebilecek.
Kurslar arasında, bilişimde ileri teknoloji kavramları, elektronik tablolama, toprak, arazi hazırlığı, bitki bakımı, yumurta pişirme, pekmez üretimi, kolay hamur işleri, bilgisayarda fotoğraf düzenleme gibi 55 seçenek bulunuyor.
MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ
Beceri Geliştirme Programı’nın uygulanması için Milli Eğitim Bakanlığı Destekleme ve Yetiştirme Kursları Yönergesi’nde değişiklik yapıldı ve uygulama kılavuzu hazırlandı.
Kılavuza göre, kursların açılış, kapanış, onay, öğretmen-öğrenci kayıt, ders programları gibi iş ve işlemleri için e-Kurs Modülü (https://e-kurs.meb.gov.tr) oluşturuldu. Kurslara katılmak isteyen öğrencilerin sınıf seviyesine uygun öğrenim görmesi sağlanacak.
Öğretmenler, yalnızca görev yaptıkları kurs merkezinde açılan ve alanına uygun kurslarda görev alacak. Kurslarda günlük eğitim süresi en fazla 6 ders saati olarak uygulanacak.
Özel öğretim kurumları veya herhangi bir yayınevi ile işbirliği içinde kurs açılamayacak.
Beceri geliştirme programlarında öğrenci başarısı, ilgili modüler kurs programının özelliğine uygun şekilde yapılacak değerlendirme sonucuna göre belirlenecek.
Beceri geliştirme programlarını başarıyla tamamlayanlara modül başarı belgesi verilecek ve belgeler, öğrencinin e-Portfolyosu’na işlenecek.
Beceri Geliştirme Programı uygulanmaya başlandıktan sonra yeni kurslar da sisteme eklenmeye devam edecek.
Programın ilki, bu yaz tatilinde başlayacak.
]]>
Buna göre, mart sonu itibarıyla özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yıl sonuna göre 1,7 milyar dolar artarak 165,7 milyar dolar oldu. Şubat 2024’e göre ise 2,3 milyar dolar arttı.
Vadeye göre incelendiğinde, 2023 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 452 milyon dolar artarak 155,3 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 1,3 milyar dolar artarak 10,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.
Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 169 milyon dolar azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 2,3 milyar dolar artışla 17,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.
Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 158 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 27 milyon dolar azalarak 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 1,1 milyar dolar azaldığı, tahvil stokunun ise 20 milyon dolar azalarak 10,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.
BANKALARIN KREDİ BORÇLANMALARI ARTTI
Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2023 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 619 milyon dolar artışla 5,1 milyar dolar; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 212 milyon dolar azalışla 1,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.
Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, mart sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,3 milyar dolar azalarak 105,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 386 milyon dolar artarak 8,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.
YÜZDE 58,5’i DOLAR CİNSİNDEN
Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 155,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 58,5’inin dolar, yüzde 35,3’ünün Euro, yüzde 2,2’sinin Türk lirası ve yüzde 4,0’ının ise diğer döviz cinslerinden oluştu.
10,4 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 48,0’ının dolar, yüzde 26,8’inin Euro, yüzde 20,5’inin Türk lirası ve yüzde 4,7’sinin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görülmektedir.
Sektör dağılımı incelendiğinde, Mart sonu itibarıyla, 155,3 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 38,1’ini finansal kuruluşların, yüzde 61,9’unu ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.
Aynı dönemde, 10,4 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 75,5’ini finansal kuruluşların, yüzde 24,5’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.
Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, mart sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 51,1 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.
]]>– ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘kasten yaralama’ ve ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından yakalama kararı bulunan Ayhan Bora Kaplan, 7 Eylül 2023’te Ankara Esenboğa Havalimanı’nda Almanya’ya kaçmak üzereyken gözaltına alındı. Beş gün sonra tutuklandı.
– Ekim ayında Kaplan ile yakın ilişkileri olduğu iddia edilen 1. sınıf emniyet müdürü olan eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Alp Aslan açığa alındı. Aslan’ın yanı sıra, eski Emniyet Müdür yardımcıları Volkan Murat Kaşıkçı, Mukadder Kardiyen ve eski Asayiş Şube Müdürü Oben Özay’ın da açığa alındığı öğrenildi. Açığa alınan eski Organize Suçlardan Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Aslan, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yakın isimlerden biri olarak biliniyordu.
– Kaplan hakkındaki iddianame 17 Ocak günü kabul edildi. 28’i tutuklu, 61 sanık Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor, bir sonraki duruşma dört gün sonra 20 Mayıs’ta yapılacak. Kaplan ve beş örgüt yöneticisi hakkında cinayet, örgüt kurma, yağma gibi 10 ayrı suçtan suçlarından 1’i ağırlaştırılmış 2’şer kez müebbet ve 169 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor.

– Yakalandıktan sonra 15 Temmuz gecesi TRT önünde ağır silahlı fotoğrafları yeniden gündeme gelen Kaplan mahkemede bu kare için “Sayın Cumhurbaşkanımız herkesi sokağa çağırdı ben de üstüme düşenden fazlasını yaptım” dedi.
– Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman ile çıkar ilişkisi olduğu ileri sürüldü. Kocaman, Kaplan ile görüştüğünü doğruladı ancak lüks villa ile otomobil aldığı yönündeki iddiaları yalanladı.
Gizli tanık Serdar Sertçelik (M7) hangi iddiaları dile getirdi?
– Suç örgütünün yöneticilerinden Serdar Sertçelik, gizli tanık olarak, ‘M7’ kod adıyla 19 sayfa ifade verdi. Sertçelik’in elektronik kelepçeyle nasıl yurt dışına kaçtığı, iddialarında neden bazı siyasilerin isimlerinin soruşturma dosyasına sokulmaya çalıştığı sorusu yanıt arıyor.
– Sertçelik 6 Ekim’de Kıbrıs’ta polislerle anlaşıp Tükirye’ye döndü ve ev hapsine alındı. Bu sırada elektronik kelepçe takılıyken dokuz kez ikametini terk etti, hakkında işlem uygulanmadı. 21 Kasım’da gittiği çorbacıda ayağından vuruldu. 3 Mayıs’ta gazeteci Erk Acarer’in programında kimliğini deşifre etti.
Sertçelik’nin iddiasına göre polislerin ‘ifadesine eklemek istediği’ siyasiler arasında şu isimler yer aldı: TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ, eski AKP milletvekili Mücahit Arslan, Bilal Arslan, AKP Grup Başkan Vekili Abdulhamit Gül, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, eski İçişleri bakanı Süleyman Soylu’nun kuzeni Sadık Soylu, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan.

Serdar Sertçelik
– Sertçelik, açığa alınan polis şefi Şevket Demircan ile arasında yapılan bir ses kaydını yayımladı. Kayıtta Sertçelik “Orada da karşıda Mücahit Aslan var. Bu tarafta Bekir Bozdağ var. Şimdi ben bunu söylediğimde ben iyice kötüye gitmeyeyim müdürüm” derken, Demircan “Bu iki konu ile ilgili söylüyorum, iki konuyla ilgili görüşeceğim ben. Gerek yok istersen sana söyleyeyim. Söylemeyeceğine söyleyeceğim. Açık ve net söyleyeyim. Bekir Bozdağ ile ilgili bir şey demiyorum. Muhtemelen söyle derler. O ayrı bir konu. Ama bu diğer konuyla ilgili tabi bakmak lazım” ifadesini kullandı.
– Sertçelik, ifadesinde zorlandığını öne sürdü, iktidara darbe teşebbüsünde bulunulduğunu iddia etti.
Siyaset, yaşananlar hakkında neler söyledi?
Beştepe’ye MİT Başkanı Kalın ve Adalet Bakanı Tunç’u çağıran Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan “Son dönemde gündeme gelen tüm hadiseyi tüm boyutlarıyla takip ediyoruz. Bürokratik vesayete izin vermeyiz. Kanunun dışına çıkan, hatası olan kim varsa hukuk zemininde hesabını mutlaka soruyoruz” şeklinde konuştu.
Erdoğan, grup toplantısının ardından soruşturmaya dair soruları yanıtsız bıraktı.
– İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya “Kimler, terör örgütleri ve onların uzantılarıyla, organize suç örgütleriyle bir olup, FETÖ taktikleriyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize, sosyal medya destekli ‘oyun kurmaya’ çalışıyorsa; onların oyunlarını da kurdukları tuzakları da yerle bir edeceğiz” dedi. Yerlikaya “Hangi kurum içinde Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize yönelik bir yapılanma varsa, sonuna kadar gidip, o yapıları tespit edip adalete teslim edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç “Cumhuriyet savcılarımız her türlü iddiayı, en ince ayrıntısına kadar, detayına kadar inceler, araştırır, soruşturur ve yargının huzuruna getirir. O anlamda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu konuda yargımıza güvenelim” dedi.
– MHP lideri Bahçeli de “Maşa kullanıp sütre gerisine saklananların hepsini takip ediyoruz. Olan biten tüm kanun dışı irtibat ve ilişki ağlarının farkındayız. Birkaç emniyet müdürünün açığa alınmasıyla geçiştirilemeyecek bir komplo devrededir” dedi ve Cumhur İttifakı’nın hedef alındığını savundu.
“17-25 emniyet ve yargı ortaklı darbe girişiminin tekrarını planlayanlara boyun eğmeyeceklerini” belirten ve gizli tanık ifadeleriyle yürütülen soruşturmaları “şerefli isimleri karalama kumpası” olarak nitelendiren Bahçeli, “emniyet, yargı ve medya uzantılarının tepesine binilmeli. Bakalım temiz eller operasyonu nasıl oluyormuş! Hepsine göstermek, hepsini yaka paça içeri tıkmak da hukuk devletinin varlık ve şeref konusudur” diye konuştu.
– Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise Bahçeli’ye “İmalı konuşmayın. Kimi kastediyorsanız açıkça söyleyin. Varsa bir darbe ihtimali ona söyleyin, bilgi ve belgeleri devlet kurumlarıyla paylaşın çünkü ifadeleriniz çok ağır” yanıtını verdi.

Soruşturmada son durum ne?
Suç örgütü ile ilgili iddialarda adı geçen ve Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı ile buluştukları iddiası sosyal medyada yer alan Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner ve Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan geçen hafta görevden uzaklaştırıldı. Gözaltına alınan üç polis müdürü ve komiser U.G.’nin ikametlerinde arama yapıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı iddialar üzerine ‘Suç işlemek için anlaşmak’, ‘Adil yargılamayı ve tanığı etkilemeye teşebbüs’, ‘Görevi kötüye kullanma’ ve ‘Suçluyu kayırma’ suçlarından soruşturma başlatmıştı.
Devam eden soruşturmada bugün üç sivil ile bir komiser daha gözaltına alındı.
]]>
Komisyonda Kızılay Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ramazan Saygılı, Kızılay Afet Yönetimi ve İklim Değişikliği Genel Müdürü Kurtuluş Açıksarı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bilir ve Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yeşim Ünal Kılıç, deprem bölgelerindeki çocukların durumuna ilişkin sunum yaptı.
KOMİSYON DEPREM BÖLGELERİNİ ZİYARET EDECEK
“Kriz ortamlarında çocuklar” üst başlığı altında deprem mağduru çocuklar konulu bir rapor hazırlığının sonuna geldiklerini belirten Katırcıoğlu, komisyon olarak mayıs ayının son haftası Malatya, Diyarbakır ve Şanlıurfa’yı ziyaret edeceklerini, temmuz ayında komisyonu sona erdireceklerini söyledi.
Kızılay Afet Yönetimi ve İklim Değişikliği Genel Müdürü Kurtuluş Açıksarı, deprem bölgesinde “3 bin 179 çocuğa 16 milyon 919 bin 500 TL nakit desteği sağlandığını, 102 bin 331 çocuğa toplamda 159 milyon 588 bin TL nakit desteği verildiğini” söyledi.
Haliç Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Dr. Yeşim Ünal Kılıç, UMKE (Uluslararası Medikal Kurtarma Ekipleri Derneği) ile birlikte saha çalışmalarına da katıldığını belirterek, gözlemlerine ilişkin yaptığı sunumda, “Ailesinden uzakta kalan çocuklar da daha ciddi reaksiyonlar var. Yuvalarda kalan, uzuv kayıpları olan kronik hasta olan ve refakatçisi olmayabilen çocuklar var” dedi.

“İNTİHAR YAŞI DÜŞTÜ”
Konteyner kentlerde çocukların oyun alanlarının olmadığını belirten Kılıç, konteynerlerde lavabo ihtiyacının kısıtlı olması nedeniyle çocuklarda alt ıslatma oranının yüksek olduğuna dikkat çekti. Akran zorbalığının da çok yaygın olduğunu belirten Kılıç, afet bölgelerinde intihar vakalarının arttığını söyledi. Kılıç, şunları kaydetti:
“Burada, galiba, en önemsediğimiz şeylerden biri … Ben yirmi yıldır afetlerde çalışan bir psikoloğum, ilk defa böyle bir sahada şöyle bir yardım istendi benden. Uzmanlarımız intihar vakalarında ciddi artış görüyorlar ve yaş oranı çok düştü. Yani 8 yaşında intihar girişiminde bulunmuş insanlardan bahsediyoruz. Afet bölgelerinde özellikle kırsallarda. Acile başvuranlar açısından da önemli oranlarda çocuk yaşta intihar düşüncelerinin ve girişimlerinin arttığını görüyoruz.”
“ERGEN ÇOCUKLARDA MADDE KULLANIMI ARTTI”
13-18 yaş arasındaki ergen yaşlardaki çocuklarda madde kullanımının arttığını söyleyen Kılıç, “Sahada özel gereksinimi olan çocuklar olduğunu biliyoruz. Sahada hiç görülmediği kadar engelli çocuk var. Sahada dağıtım faaliyetleri görüyoruz. Ötekine kırmızı ayakkabı verilip diğerine verilmediği kırmızı ayakkabı travması yaratmayalım” dedi.
Milletvekilleri, sunumun ardından yetkililere sorularını sordu.
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın kayıp çocuklar iddiasını yalanlayarak “1912 çocuğumuzdan bir tanesinin bile kayıp olması durumunun söz konusu olmadığı” yönündeki sözlerinin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra 2,5 yaşındaki Alya Kılıç’ın Elazığ’da defnedildiğinin ortaya çıktığını söyledi. Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği’ne deprem mağdurlarının kaçırıldığı yönünde bilgiler geldiğini kaydeden Ayan, “Bununla ilgili bilgiler şifahi değil çünkü başvuran aileler. Bizim bir an önce bunun cevabını bulmamız lazım. Bu çocuklar nerede, kaçırıldı mı cemaatlere mi verildi” diye sordu.
“1886 KAYIP İHBARINDAN 301 ÇOCUK AİLELERİNE TESLİM EDİLDİ”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bilir, Kunt’un sorularına şu yanıtı verdi:
*Sayın Bakanımızın kastettiği orada bin 912; bize gelen bin 912 çağrı, bin 88 de tekil ihbar söz konusu oldu.
*Biz bu bin 912 vakayla ilgili tek tek tüm araştırmaları TÜBİTAK’ın görsel derin görü sistemini de kullanarak, Adalet Bakanlığımızla iş birliği içerisinde gidip morglardaki çocuklarımızın görsellerine kadar tarayarak, Sağlık Bakanlığımızdan sağlık sistemi içerisinde tamamen kişiye özel verilerin korunması hususiyetine de dikkat ederek, hastanelere deprem nedeniyle gelen tüm çocuklar dâhil olmak üzere buralarda görsel karşılaştırmaları dâhil evrak, DNA ve benzeri her türlü karşılaştırmalar dâhil sonucunda bize gerek tekil ihbar olarak gerek de bize iletilen bin 912 vaka olmak üzere biz buradaki tüm çocuklarla ilgili tüm taramalarımızı yapmış ve gerekli aile birleştirmelerini, gerekiyorsa ailesi bulunamıyorsa koruma altına alma süreçlerini ve vefatsa vefat tespitlerini yapmış durumdayız.
*Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kayıp çocuklarla ilgili sürecin başından beri içerisinde. Bize 2 bin 500’e yakın ihbar geldi, 1088’e düşürdük.
*Şu an için de bize yeni kayıp ihbarı gelmedi. Bin 866 ihbardan aile ve aile yakınlarına teslim edilen 301 çocuk. 567 vefatını tespit ettiğimiz çocuklar. Bin 912 çocukla ilgili de bin 874’ünü ailesiyle buluşturduk.
]]>Handlova’daki Kültür Evi’nde düzenlenen Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrasında, binaya silahla ateş açan saldırgan, emniyet güçleri tarafından yakalandı.
AA muhabiri, yakın geçmişte öne çıkan liderlere yönelik düzenlenen bazı suikastlara ilişkin bilgileri derledi.
Abe Şinzo
Eski Japonya Başbakanı Abe Şinzo, Japonya’nın Nara kentinde Temmuz 2022’de katıldığı seçim kampanyasında silahla vurularak hayatını kaybetti.
Abe için Tokyo’nun merkezindeki Zojo-Ji Budist Tapınağı’nda az sayıda kişiyle basına kapalı bir cenaze töreni yapıldı.
Abe’ye suikast düzenleyen 42 yaşındaki Yamagami Tetsuya eski Başbakan’ın Birleşme Kilisesi’yle bağlantısı olduğu inancıyla Abe’yi hedef aldı.
John F. Kennedy
ABD’nin 35. Başkanı John F. Kennedy, 22 Kasım 1963’te Dallas’ta uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Suikastın faili olarak yakalanan Lee Harvey Oswald ise gözaltındayken Jack Ruby tarafından öldürüldü.
Resmi açıklamalarda Ruby’nin, Oswald’u “bireysel tepki” nedeniyle öldürdüğü ve herhangi bir örgütle bağlantısının kurulmadığı iddia edildi.
Kennedy suikastı, üzerinden geçen yaklaşık 61 yıla rağmen hala birçok soruyu içerisinde barındırıyor. Hakkında birçok komplo teorisi üretilen suikast, “Killing Kennedy” isimli filmle beyaz perdeye aktarıldı.
Kral Faysal
1964’ten suikasta uğradığı 25 Mart 1975’e kadar Suudi Arabistan’da krallık yapan Faysal bin Abdulaziz, ülkede bir dizi reformu hayata geçirdi. Televizyonların kurulmasını, kız okullarının açılmasını sağladı.
ABD’nin Yom Kippur Savaşı’nda İsrail’e destek vermesi nedeniyle Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Birliğinin petrol ambargosu kararı almasında ve tarihte “1973 Petrol Krizi” olarak bilinen olayda önemli rol oynadı.
Kral Faysal, sarayında yeğeni Faysal bin Musad tarafından vurularak öldürüldü.
Park Chung-hee
Güney Kore’de yönetimi 1961’de askeri darbeyle ele geçiren Devlet Başkanı Park Chung-hee, 26 Ekim 1979’da arkadaşı Kim Jae Kyu tarafından bir restoranda silahla vurularak öldürüldü.
Kaynaklarda, İstihbarat Başkanı olan Kim’in, ülkeyi “demir yumrukla” yönettiği aktarılan Park’ı “Güney Kore’ye demokrasiyi geri getirmek için” öldürdüğünü söylediği belirtiliyor.
Enver Sedat
Eski Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır’ın ölümünün ardından Mısır’da yönetime geçen Enver Sedat, İsrail ile yakınlaşması nedeniyle suikasta kurban gitti.
Sedat’ın cumhurbaşkanlığı döneminde Mısır’ın da aralarında bulunduğu Arap ülkeleri ile İsrail arasında 6 Ekim 1973’te “Yom Kippur” Savaşı başladı. Bu savaşın ardından Kahire ile Tel Aviv arasında “Mısır-İsrail Barış Antlaşması”na varıldı.
Mısır Cumhurbaşkanı Sedat, 6 Ekim 1981’de, 6 Ekim Savaşı’nın (Yom Kippur) 8. yılı kutlamalarında düzenlenen resmi geçit töreninde, sonradan İslami Cihad Hareketi mensubu oldukları açıklanan Mısır ordusu subayları Halid el-İslambuli ve arkadaşlarınca kurşunlanarak öldürüldü.
“Dindar Cumhurbaşkanı” olarak bilinen Sedat, İsrail’i 1967 sınırları ile tanımak için Arap ülkelerine çağrıda bulundu ancak “hain” ilan edilerek öldürüldü.
İndira Gandi
Hindistan’ın ilk ve tek kadın Başbakanı olan İndira Gandi de suikasta kurban giden liderler arasında. Gandi, Sihler’e ait “Altın Tapınak”a yapılan askeri baskının emrini verdiği gerekçesiyle 2 Sih korumasınca 31 Ekim 1984’te vurularak hayatını kaybetti.
Gandi’nin öldürülmesinin ardından Hindistan’da Sihlere yönelik saldırılarda binlerce kişi öldürüldü.
Olof Palme
Eski İsveç Başbakanı Olof Palme, Güney Afrika’daki ırkçı rejimin yanı sıra hem ABD hem de Sovyetler Birliği’ni eleştiriyordu. Palme hükümeti, 1984’te PKK’yı terör örgütü olarak tanıdı.
Palme, 28 Şubat 1986’da eşiyle gittiği sinema salonundan çıktıktan sonra arkasından yaklaşan bir kişinin ateş açması sonucu yaşamını yitirdi.
Stockholm’un en işlek caddelerinden birinde eşiyle evine doğru yürüyen Palme’nin vurulduğu gün, korumaları yanında değildi.
Terör örgütü PKK’nın da şüphelileri arasında yer aldığı suikasta ilişkin onlarca kitap yazılırken, cinayete ilişkin soru işaretleri bugün hala devam ediyor.
İzak Rabin
Eski İsrail Başbakanı İzak Rabin de suikasta kurban giden liderler arasında yer alıyor. İsrail ile Filistin arasında barış sağlanması için gösterdiği çabalar Rabin’in sonunu hazırladı.
Rabin, iki devletli çözüm girişimi için Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında 13 Eylül 1993’te imzalanan Oslo Anlaşması’na imza atan isim oldu.
Aynı zamanda eski İşçi Partisi lideri olan Rabin, 4 Kasım 1995’te Tel Aviv’de katıldığı mitingin ardından İsrailli “aşırı sağcı” Yigal Amir tarafından silahla vurularak öldürüldü.
Suikast sonrası Filistin-İsrail meselesinde iki devletli çözüm olasılığı daha da zor hale geldi.
Refik Hariri
Lübnan’ı “yeniden inşa eden siyasetçi” olarak bilinen eski Başbakan Refik el-Hariri’ye yönelik suikast, ülkenin kaderini derinden etkiledi.
Ülkedeki 15 yıllık iç savaşın sona ermesine ciddi katkılar sunduğu gibi savaştan sonra 1992’de yönetime gelen ve savaşın izlerini silmek için yeniden imara öncülük eden Hariri, 14 Şubat 2005’te başkent Beyrut’ta konvoyunun geçişi sırasında patlatılan bir ton bomba yüklü araçla suikasta kurban gitti.
Lübnan, Hariri suikastından sonra ciddi kutuplaşmaya girdi ve siyasi belirsizlikler ülkeyi derinden etkiledi.
Benazir Butto
Pakistan’ın seçimle göreve gelen ilk Başbakanı Zülfikar Ali Butto’nun kızı olan Benazir Butto, 1988’de “Pakistan’ı ve Müslüman bir ülkeyi yöneten ilk kadın” olarak tarihe geçti.
Dönemin Cumhurbaşkanı tarafından iki yıl sürdürdüğü görevinden yolsuzluk iddiaları nedeniyle alınan Butto, 1993’te seçimlerden tekrar lider olarak çıktı ve ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturdu.
İkinci başbakanlık görevinden 3 yıl sonra benzeri iddialarla alınan Butto, 1999’da kendi isteğiyle Pakistan’dan ayrıldı ve 2007’ye kadar ülkeye dönmedi.
Ülkede düzenlenen 2008 seçimlerine katılmak için Ekim 2007’de Pakistan’a dönen Butto, 27 Aralık 2007’de silahlı bir intihar bombacısının önce ateş etmesi ardından da üzerindeki düzeneği patlatması sonucu hayatını kaybetti.
Jovenel Moise
Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise de suikata uğrayan liderlerden. Haiti’nin 53 yaşındaki Devlet Başkanı Moise, 7 Temmuz 2021’de silahlı kişilerce evine düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti, eşi Martine Moise yaralandı.
Bülent Ecevit
Türkiye’de de birçok siyasi lider, suikast girişimlerine maruz kaldı. Eski Başbakan Bülent Ecevit’e yönelik biri ABD’de bir Rum tarafından olmak üzere birçok suikast girişiminde bulunuldu.
Ecevit’in atlattığı suikast girişimlerinden biri 29 Mayıs 1977’de İzmir’in Çiğli ilçesinde yaşandı. Seçim çalışmaları için İzmir’de yapılacak miting hazırlığı sırasında seçim otobüsüne binmek üzere olan Ecevit’e yaklaşan biri ateş açtı ancak kurşun sıyırarak arkada bulunan bir kişiye isabet etti.
Turgut Özal
Turgut Özal ise başbakan olarak görev yaptığı sırada, partisi ANAP’ın 18 Haziran 1988’de Ankara’da düzenlenen kongresinde kürsüde yaptığı konuşmada, Kartal Demirağ tarafından silahlı saldırıya uğradı.
Parmağından yaralanan Özal, suikast girişimi sonrası tekrar kürsüye çıkarak konuşmasını tamamladı.
]]>İstinye Üniversitesi (İSÜ) Liv Hospital Bahçeşehir, Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı’nın (KAHEV) pandemide yaşamını kaybeden sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitim bursuna destek olmak amacıyla ‘Emanetiniz emanetimizdir’ sloganıyla etkinlik düzenledi.

Uzman hekimlerden ve hastanenin sağlık çalışanlarından oluşan koro, meslektaşlarının çocukları için sahne aldı. Konseri koro şefi Atakan Konakçı yönetti.
Yaklaşık 4 aylık bir süre içerisinde hazırlıklarını tamamlayan ekip, repertuarında Türk Sanat Müziği, Pop Müziği ve Türk Halk Müziği’nin sevilen eserlerine yer verdi.
‘Sarı Gelin, ‘Bahçede Yeşil Çınar’ ve ‘Elveda Gençliğim’ gibi eserleri yorumlayan koro ve solistler dinleyicilerden büyük alkış aldı.
ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNE HARCANACAK
Konserin tüm geliri KAHEV üzerinden fonlanacak ve çocukların eğitimlerine destek sağlamak için kullanılacak.

REKTÖR İBİŞ: SANAT GÜZELLİĞİN, İYİLİĞİN VE İNSANLIĞIN İFADESİ
Konsere katılan İstinye Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, şunları söyledi;
*Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti ‘kimsesizin kimsesi’ olarak tanımlıyor. Bu aslında çok derin anlamlı bir söz.
*Başka bir sözü ise diyor ki; ‘sanat güzelliğin ifadesidir.’ Elbette ki hepimiz biliyoruz; sanat güzelliğin, iyiliğin ve insanlığın ifadesi. İşte bugün burada her iki sözü birleştirdiğimiz zaman bir, kimsesizin kimsesi olma yolunda bir etkinlik.
*İki, onun için de en güçlü, en değerli araç sanat. Amatör bir ruhla çok üstün bir inanç ve kararlılıkla pandemide şehit olan meslektaşlarının çocuklarına sahip çıkma bilinciyle hareket eden ve bu konuda sanatı en iyi şekilde kullanan İstinye Üniversitesi’nin çok değerli Liv Bahçeşehir Hastanesinin hekiminden sağlık personeline kadar tüm paydaşları bugün bize güzel bir sunuda bulunacaklar.
“SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ÇOCUKLARI ASLINDA BİZİM DE ÇOCUKLARIMIZ”
Hastanenin Genel Müdürü Dr. Fatih Akpınar ise şunları söyledi;
*Bu konseri düzenleyen ekip hastanedeki sağlık çalışanlarından oluşan bir koro. Tamamıyla esas işi sağlık olan insanlar bir araya geldi, aramızda hiç müzisyen yok. Biliyorsunuz, çok büyük bir pandemi yaşadık.
*Onlardan oluşan koroyla bu pandemide şehit olan sağlık çalışanlarının çocukları için bir burs düzenleniyor. Biz de buna etkinlikle katkı vermek istedik. Bu konserin bütün geliri Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı’nın düzenlediği ‘Emanetiniz emanetimizdir’ ön sözüyle sağlık şehitlerinin çocuklarına eğitim bursu olarak gidecek.
*Bütün arkadaşlarımız aylardır çok yoğun bir çalışma içerisinde. Onların iki sorumluluğu var hem burada önemli bir gösteri icra edecekler hem de böyle önemli bir sosyal sorumluluk projesinin içindeler.
*Pandemide şehit olan sağlık çalışanlarının çocukları aslında bizim de çocuklarımız. Sağlık çalışanları bir aile ve zor günler geçirdik. Artık bu zor günlerin ardından onların emanetlerine bakma sırası bize geldi. Biz de bu emanete sahip çıkmak için böyle bir etkinlik yaptık. Bu bir iyilik hareketi, umarım bu yaklaşım bizim gibi düşünen bütün kurumlar da örnek olur.
KESTEK: ÇOK DUYGU YÜKLÜ ANLAR YAŞIYORUZ
Hastanenin Genel Müdür Yardımcısı Mehtap İgaç Kestek, “Bugün hepimiz bütün ekip arkadaşlarımızla birlikte çok duygu yüklü anlar yaşıyoruz. Çünkü bu konserin bir amacı var. Pandemide şehit olan sağlık çalışanlarımızın evlatlarına aslında ‘Emanetiniz emanetimizdir’ sloganıyla destek vermek istiyoruz. Bu desteği bu konserdeki biletlerin gelirleriyle onlara eğitim bursu şeklinde gerçekleştirmek istedik. Böyle anlamlı bir amaç olunca gerçekten hepimiz çok duygu yüklü oluyoruz” diye konuştu.
AKSOY: GIDA OLARAK RUHUMU BESLEDİ
Koroda yer alan Klinik Diyetisyen Serkan Aksoy, “Bu koroda olmaktan çok onur duyuyorum. Sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitim katkılarına bir nebze olsun karşılayabiliyorsak ne mutlu bizlere. Elimizden geldiğince güzel bir vakit geçirdik. Biz konsere hazırlanırken de aslında çok güzel vakit geçirdik. Şimdi de sahnede biz bile kendi halimize şaşırıyoruz. Bizi çalıştıran çok iyi bir şefimiz vardı. Bunun için 4 aydır uğraşıyoruz. Şarkı söylemek aslında bir nevi motivasyon kaynağı. Ruhumuzu beslememiz gerekiyor. Aslında ben beslenme danışmanı olarak kişilere belki gıdalar yönünde yardım ediyorum ama bu da gıda olarak benim ruhumu besledi. Çok keyif aldım. Bütün arkadaşlarımla birlikte omuz omuza çalışmaktan da kıvanç duyuyorum” dedi.
“ŞARKI SÖYLEMEK DAHA ZOR”
Şarkı söylemenin mesleğine göre daha zor olduğunu ifade eden Aksoy, “Şarkı söylemek gerçekten zor bir şey. Dolayısıyla, bunun için özel bir çaba sarf ediyoruz. Bunun için bir eğitim almıştık. Bu da aslında çok kısa bir eğitimdi. Çok güzel vakit geçirdim. Anılarım arasında kalacak bir şey. Belki de devam bile edebiliriz, çok güzel oldu benim için. Güzel bir konser olacağını tahmin ediyordum ama bu kadar iyisini tahmin etmiyordum. Açıkçası beni bile şaşırttı. Hayatını kaybetmiş sağlık çalışanlarını rahmetle anıyorum, çocuklarına da başarılar diliyorum” diye konuştu.
]]>Partisinin grup önerisi üzerine konuşan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin tüm belediyelerin son 21 yılda yurt içinden ve yurt dışından aldığı kredilerin ve borçların dağılımının, borçlanma gerekçelerinin ve borçların yatırıma dönüşüp dönüşmediğinin ortaya çıkarılmasını istediklerini söyledi.
Son yerel seçimlerin ardından yönetimi el değiştiren bazı belediyelerde önceki dönemden kalan borçların ilan edildiğini aktaran Şahin, “Bunu bir siyaset üstü konu olarak ele alıp burada belediyelerin bu borçlanmalarının yasal zemini üzerinde durmak gerekiyor. Belediyelerin borçlanmaları konusunda yeni adımlara ihtiyaç var. Belediyelerin keyfi borçlanmalarının önüne geçmesi için Sayıştayın denetimi çok önemli. Siyasi parti ayrımı gözetmeksizin bütün belediyelerin harcamalarını, borçlanmalarını, bütçe konularını masaya yatıralım, sorunları konuşalım, tartışalım ve burada da belediyelere ülkemizin menfaati için reformlar sunalım.” ifadelerini kullandı.
“RAKİP BİR SİYASİ İKLİM YARATILDI”
İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, belediyelerin mecbur kalmadıkça borçlanma yoluna gitmemesi ve büyük projeler için de mutlaka merkezi yönetim tarafından destek verilmesi gerektiğini belirtti.
DEM Parti Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez, bazı belediyelerdeki kayyum yönetiminin harcamalarını eleştirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, hazineye en borçlu belediyelerin Kocaeli, Batman, Bursa, Denizli, Gaziantep, Siirt ve Sivas olduğunu belirterek, “Belediye ya da hükümet birbirine rakip değildir. Kaynakların verimli kullanılması için işbirliği yapmaları şarttır. Son zamanlarda ne yazık ki ülkemizde sanki belediye başkanları ve bakanlar birbirine rakip gibi bir siyasi iklim yaratıldı. Şüphesiz bu iklimden herkes payını almalı ama daha çok bu iklimden iktidar kendine düşen payı almalı.” diye konuştu.
AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, son yerel seçimlerin ardından AKP’nin kaybettiği belediyelerde aşırı borçlanma konusunda bir yaygara koparıldığını söyledi. İstanbul’daki bazı belediyelerin bütçelerinden örnek veren Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2023 yılında AK Parti’ye ait 24 belediye ile CHP’ye ait 14 belediyenin borçlarının bütçeye oranı AK Parti’de yüzde 35,38, CHP’de yüzde 63. Borçların bütçeye oranına baktığımızda ilk sırada Şişli, ikinci sırada Beşiktaş, üçüncü sırada Adalar, dördüncü sırada Beylikdüzü var. Hepsi CHP belediyesi. Buna karşın İstanbul’daki 39 ilçe arasından en az borcu olan ilçe belediyeleri ise Pendik, Üsküdar, Ümraniye, Silivri, Zeytinburnu. Bütçeleri esas alındığında en başarılı belediyeler bunlar. Şişli’nin 2 milyar 100 milyon bütçesi var, 2 milyar 460 milyon borcu var. Beşiktaş’ın 2 milyar 231 milyon bütçesi var, 2 milyar 55 milyon borcu var. Belediyelerde astınız ya afişleri, keşke bunları da assaydınız da hep beraber görmüş olsaydık.”
MECLİS’TE KÜRTÇE TARTIŞMASI
Genel kurulda DEM Parti’nin “anadilde eğitim”e ilişkin grup önerisinin görüşülmesi sırasında tartışma yaşandı.
Partisinin grup önerisi üzerine söz alan DEM Parti Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, 15 Mayıs’ın Kürt Dili Bayramı olduğunu ifade ederek, bir milletvekili olarak anadilini TBMM’de özgürce konuşamadığını dile getirdi.
Doğan, konuşmasının sonunda Kürt Dil Bayramını Kürtçe olarak kutladı. Bunun üzerine yerlerinden söz alan AKP Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ve MHP Grup Başkanvekilleri Filiz Kılıç ve Erkan Akçay, Anayasa’nın 3’üncü maddesi gereğince TBMM’de Türkçe konuşulması gerektiğini anımsattı.
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da DEM Parti’nin önergesini desteklediklerini belirterek, konuşmasının sonunda Kürtçe olarak Kürt Dili Bayramını kutladı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, çocukların Kürtçe öğrenmelerinde hiçbir mahzur olmadığını belirterek, “Bir ülkede ısrarlı bir şekilde ‘Kürtçe eğitim dili olsun’ derseniz bunun arkasından başka tartışmalar gelir. İYİ Parti olarak bu tutum ve davranışa, bu taleplere itiraz ediyoruz. Zaten geçtiğimiz dönemlerde adımlar atıldı. O sebeple ısrarla bunu tekrar ederek gündeme getirmenizi de çok da doğru ve yerinde bulmuyorum.” ifadelerini kullandı.
Görüşmeler sırasında AKP, MHP ve İYİ Parti’li bazı milletvekilleriyle DEM Parti’li milletvekilleri arasında zaman zaman sözlü tartışmalar yaşandı.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda daha sonra fahiş fiyat artışı ve stokçuluk cezalarının artırılmasını da içeren Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi.
]]>ASGARİ ÜCRETE ZAM GELECEK Mİ?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan asgari ücret ve emekli maaşlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bakan Işıkhan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Işıkhan asgari ücrete zam olmayacağını söylerken emekli maaşları için temmuza işaret etti.
Işıkhan, asgari ücrete ilişkin soru üzerine, ekonomik verilerin iyi gittiğine dikkati çekerek, “Aralık ayındaki düşüncemiz neyse aynı şekilde devam ediyor. Enflasyonla ilgili verilerimiz oldukça güzel geliyor. Hiçbir ara zam gündemimizde yok” ifadesini kullandı.

ASGARİ ÜCRET ERİMEYE DEVAM EDECEK
Asgari ücretin yıl ortasında en az yüzde 25.4 oranında eriyeceğini ortaya koyuyor. Asgari ücrete yıl ortasında zam yapılmaması halinde 2024 sonunda asgari ücretin alım gücü yarı yarıya erimiş olacak.
Hesaplamalar hem asgari ücrete hem de en düşük emekli aylığına temmuzda en az yüzde 25 oranında zam yapılmasının kaçınılmaz hale geldiğini gösteriyor. Merkez Bankası’nın anketine göre ilk 4 ayda yüzde 18.72 olan enflasyonun, mayıs ayında yüzde 3, haziran ayında da yüzde 2.54 daha artacak. Enflasyonun tahmin edilen rakamların etrafında oluşması halinde haziran sonunda tüketici enflasyonu yüzde 25.4’e ulaşacak.
EN AZ 21.320 TL OLMALI
Temmuzda memur ve emeklilere gerçekleşen enflasyon hesaba alınarak zam yapılacağı için bu kesim kısmen de olsa enflasyon kaybını telafi edecek. Ancak asgari ücrete zam yapılmaması halinde, açlık sınırının da altına düşmüş olan asgari ücretlinin her 4 lirasından 1 lirası enflasyonla buhar olacak. Üstelik ikinci 6 ayda kayıp daha da artarak maaşın yaklaşık yarısını götürecek. Enflasyon beklentilerine göre 17 bin 2 lira olan asgari ücretin reel alım gücü haziran sonunda 13 bin 558 liraya düşecek. İlk 6 aylık enflasyon kaybının telafi edilebilmesi için asgari ücretin 1 Temmuz’dan geçerli olmak üzere en az 21 bin 320 liraya çıkarılması gerekiyor. Zam yapılmaması halinde ise asgari ücretin bir miktar üzerinde maaş alanlarla birlikte en az 10 milyon çalışan, açlıkla karşı karşıya kalacak.
DÖRT AYDA YÜZDE 18 ERİDİ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ocak-nisan arasındaki 4 ayda tüketici fiyatlarının yüzde 18.72 arttığını hesapladı. TÜİK’in resmi enflasyonuna göre, iktidarın yıl ortasında zam yapmayacağını açıkladığı 17.002 liralık asgari ücretin alım gücü mayıs başı itibarıyla 2.681 lira eriyerek 14 .321 liraya geriledi. Asgari ücretin alım gücü İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) hesabıyla 14.043 liraya, alternaif enflasyon hesabı yapan ENAG’a göre ise 13.285 liraya düştü. Mayıs ve haziran tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artışla birlikte 6 aylık enflasyonun yüzde 25’lere ulaşması bekleniyor. Bu durumda asgari ücretin alım gücü 13.600 liraya kadar gerileyeceği için ara zam kaçınılmaz hale gelecek.
İKİ KEZ ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM YAPILDI
Enflasyonun hızla yükselmesinin etkisiyle 2022 ve 2023 yıllarında asgari ücrete temmuz ayından geçerli olacak şekilde ara zam yapıldı.
2022 yılının ocak ayında 4 bin 253 TL olan asgari ücret temmuz ayında yapılan yüzde 29,3’lük ara zamla birlikte 5 bin 500 TL’ye çıkartılmıştı.
2023 yılının ocak ayında asgari ücret yüzde 54,5 artışla 8 bin 506 TL olarak belirlenmiş, 2023 yılının temmuz ayında ise asgari ücrete yüzde 34 oranında ara zam yapılmış ve asgari ücret 11 bin 402 TL olmuştu.
2024 yılının ocak ayında ise asgari ücret yüzde 49 artışla 17 bin 2 TL’ye çıkartılmıştı.
]]>Başvuru dilekçesinde, 3 Mayıs 2024 günü açık kaynaklara yansıyan bir kısım haber içeriklerinde, Ankara Emniyeti Organize Şube Müdürlüğü yetkilileri tarafından, tehdit ve baskı ile başta siyasiler olmak üzere birtakım kişilere ilişkin, siyasi linç amaçlı ifadelerle, asılsız şekilde suç isnat edilmek istendiğini şeklinde beyanlar hatırlatıldı.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz
Dilekçede şu ifadelere yer verildi:
“Yine aynı konuyla alakalı olarak yapılan haberlerde Ankara Emniyet Müdürlüğü/ İstihbarat Şubenin, suçla mücadele için verilmiş yetkilerini amacı dışında kullandığından bahisle, bir kısım siyasilerin bu eylemlerin hedefinde olduğu belirtilmiştir. Bahsi geçen bu eylemlerin odağında, müvekkil Uğur Poyraz’ın da isminin bulunduğu, birçok siyasi kişinin isim listesi açıklanmış ve bu kişilerin kanunlar tarafından koruma altına alınan kişisel veri kapsamındaki bilgilerine, bir kısım Emniyet Müdürlüğü yetkililerinin hukuksuz eriştikleri belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen eylemlere ilişkin beyan ve haberler açık kaynak ve sosyal medyadan yayınlanmış ve tüm bunlarla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı idari, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı adli tahkikat başlatmıştır. Konuların gerçekliğinin ispatı ve olabilirliği konusunda belirli kanaat oluştuğundan adli ve idari soruşturmaya konu olmuştur.
Müvekkil ile ilgili olarak son 12 ay içerisinde Ankara Emniyet Müdürlüğü veya Emniyet Genel Müdürlüğünün başkaca birimleri tarafından yapılan tüm adli ve önleme amaçlı çalışmaların, CMK 135 ve 140 kapsamında, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu Ek 7. Madde kapsamında herhangi bir dinleme ve izleme yapılıp yapılmadığının araştırılması ve bununla birlikte kanun amir hükmü gereği suç soruşturması için depolanan önleme/adli amaçlı kullanılan tüm veriler üzerinden; telefon kayıtları, telefon baz kayıtları, IP üzerinden sosyal medya araçları üzerinden yapılan haberleşmeleri, Telefon İMEİ , TC, Adres, MERNİS kayıtları, konaklama, kayıtlı her türlü ödemeler, seyahat, yakıt alma, plaka tanıma sistemi, MOBESE vb. sistemlerde müvekkille ilgili olarak yapılan tüm incelemelerin yukarıda bahsi geçen iddialar çerçevesinde araştırılarak, bu işlemleri yapan birim ve kişiler hakkında cezalandırılmaları amacıyla iddianame tanzim edilmesini hususunda gereğini talep ederim.”
“GÖREVDEN AFFINIZI İSTEMENİZ YERİNDE BİR KARAR OLACAKTIR”
Poyraz sosyal medya üzerinde yaptığı paylaşımda da İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya istifa çağrısı yaptı. Poyraz, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili “komplo” iddialarına ilişkin, “Terör örgütleri ve onların uzantılarıyla, organize suç örgütleriyle bir olup, FETÖ taktikleriyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize, sosyal medya destekli ‘oyun kurmaya’ çalışıyorsa; onların oyunlarını da kurdukları tuzakları da yerle bir edeceğiz” paylaşımını alıntılayarak şunları ifade etti:
“Sayın Ali Yerlikaya size gönderdiğim soru önergelerini; okumayıp, cevaplamayıp, TBMM’de yaptığım çağrılara sessiz kalıp da şimdi bu ve benzeri paylaşımları yapmanız, bende nafile bir nedamet ve bolca hamaset yaptığınız hissi yaratmıştır. Bahse konu ekipler sizin sevk ve denetiminiz altındaki hatta bizzat sizin tarafınızdan seçilerek görev verilmiş isimlerdir. Bu isimlerin eylem ve faaliyetlerinin medya yönetimi ile aldığınız alkışların sesi sizi uyarılara sağır gerçeklere kör yapmıştır. Tweet atmak ve sorumluluğu ekiplerinize yıkarak haberiniz yokmuş gibi davranmak yerine sizin de görevden affınızı istemeniz yerinde bir karar olacaktır.”
]]>Yapılan kontrollerde söz konusu kişinin fotoğraf değişikliği yapılmış eski tip kimlik verdiğini gören ekipler, belgenin sahte olduğunu belirledi.

İncelemede, “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan arandığı tespit edilen kişinin, 30 Kasım 2007’de İstanbul-Isparta seferini yaparken düşen ve 57 kişinin hayatını kaybettiği kazaya ilişkin yargılandığı davada hakkında 11 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan, uçağın Atlasjet tarafından kiralandığı Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık AŞ’nin ortağı Yavuz Çizmeci olduğu bilgisine ulaşıldı.
Yavuz Çizmeci, hakkında bulunan kesinleşmiş hapis cezası uyarınca götürüldüğü adliyedeki işlemlerinin ardından cezaevine gönderildi.

NE OLMUŞTU?
İstanbul’dan Isparta’ya gelen Atlasjet Havacılık AŞ yolcularını taşıyan Dünyaya Bakış (World Focus) Hava Taşımacılığı AŞ şirketine ait yolcu uçağı, 30 Kasım 2007’de Isparta’nın Keçiborlu ilçesi yakınlarındaki Türbetepe mevkisinde düşmüş, kazada 7’si mürettebat 57 kişi hayatını kaybetmişti.
Kazada ölenler arasında, “Türk Hızlandırıcı Merkezi” projesinin Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde düzenlenen 4. Çalıştayına katılmak üzere yola çıkan proje üyesi Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Engin Arık, Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fen Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şenel Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet ile araştırma görevlileri Mustafa Fidan, Özgen Berkol Doğan ve yüksek lisans öğrencisi Engin Abat da bulunuyordu.
Uçak kazasıyla ilgili kamu davası, 16 Haziran 2009’da açıldı. World Focus Hava Yollarında görev yapan bazı üst düzey ve teknik personelden oluşan 10 kişinin yargılanacağı davanın ilk duruşması, 28 Temmuz 2009’da Isparta Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Yargılamalar sırasında sanık sayısı önce 12’ye, ardından 20’ye yükseldi.
Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Ocak 2015’te açıkladığı kararında, sanıklardan 8’ine, 11 yıl 8 ay ile 1 yıl 8 ay arasında değişen süreli hapis cezası verirken, 12 sanığın da beraatini kararlaştırdı.
Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 12. Ceza Dairesi, uçağın Atlasjet tarafından kiralandığı Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık AŞ ortağı Yavuz Çizmeci, Genel Müdürü Aydın Kızıltan ve Teknik Müdürü İsmail Taşdelen’in 11 yıl sekizer ay, Bakım Müdürü Fikri Zafer Dinçer’in 5 yıl 10 aylık hapis cezasını onadı. Dönemin Atlasjet Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tuncay Mustafa Doğaner ile uçuş işletme sorumlusu Mehmet Şerif Erbilgin hakkındaki beraat kararını bozdu. Daire, diğer sanıklara verilen beraat kararlarını da onadı.
Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine yeniden yargılanan sanıklar Doğaner ile Erbilgin’e 2021’de “taksirle öldürme” suçundan 5 yıl 10’ar ay hapis cezası verdi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin Doğaner ile Erbilgin’e verilen hapis cezalarını onaması üzerine dava dosyası 17 yıl sonra kapandı.
]]>Baba Kadri Koyun son savunmasında, “Kızım 8. Sınıfta okurken evden kaçtı. Kayıp ilanı verdik ve polisler onu buldu. Çocuk Şubeye almaya gittiğimizde eve gelmek istemediği için çocuk yurduna gönderildi. Sonra annesini arayıp ‘Beni çıkarın buradan, televizyonda gördüğüm gibi özgür bir yer değil burası’ dedi. Eve getirdik ve okuluna devam etmesini istedik. Okul müdürü bizi okula davet etti ve ‘Kızınız okumak istemiyor, devamsızlıktan okuldan atacağız’ dedi. 5 kızım halen okuyor, ben kızlarıma değer veriyorum. İclal’i sonra özel bir okula gönderdik. Burada da müdür bizi arayıp ‘Kızınız kötü örnek oluyor’ dedi ve okulla ilişkisini kestiler” dedi.
NİŞANLIYKEN SOSYAL MEDYADAN TANIŞTIĞI ADAMA KAÇTI
Kızının bir kuaförde çalışmaya başladığını, ardından eşinin akrabası olan Abdullah adlı kişinin kızıyla evlenmek istediğini belirten baba Kadri Koyun, “Henüz 16 yaşında olduğu için vermek istemedim, ama kızım da seviyorum deyince nişanladık. Nişandan sonra kızım Ali Şimşek adında biriyle sosyal medyadan tanışıyor ve Mersin’e gidiyor. Biz yine kayıp ilanı verdik. Sonra gidip getirmek istedik, ama yine kaçacağını söyleyince geri döndük. 1 yıl sonra rahatsızlanıp geri döndü” diyerek ağlayınca mahkeme duruşmaya 15 dakika ara vermek zorunda kaldı. Baba ifadesinin devamında, “Kızının cinsel organında hasar oluştuğunu, hatta annesi doktora götürdüğünde onlar bile bu yaşta nasıl böyle bir durum olduğuna anlam verememiş” diye konuştu.

“ALİ KIZINI BANA SATTI DEDİ”
Kızımla ilişki yaşayan Ali Şimşek’in kızıma çıplak resimlerini sosyal medyada paylaşacağı şantajında bulununca kızı İclal’in geri dönmek zorunda kaldığını belirten sanık baba, “Bir gece telefonuma gelen mesajda ‘Ali senin kızını bana 1.500 TL’ye sattı, gelin kızınızı götürün’ dedi. Benim Ali Şimşek ile ilgili şikâyetlerim oldu. Kızımı geri getirdim ve bir süre kaldıktan sonra tekrar gitmek isteyince ben de aracımı satıp kendisine kuaför dükkânı açabileceğimi söyledim ama başarılı olamadım. Yine o adamın yanına gitti. Sonra Ali Bozkurt adında biriyle tanıştı ve bu kez onunla evlenmek istedi. Ben de yaşının küçük olduğunu söyleyip engel olmak istedim. Kızım diretince evlendiler ama 3 ay sonra anlaşamayıp geri döndü. Sonra mevsimlik işçi olarak ailece fındık toplamaya gittik. Diyarbakır’a döndükten sonra bir gün polisler eve gelip karakola imza atmam gerektiğini söyledi. Gittiğimde kızımın beni şikâyet ettiğini öğrendim. Kızım Tekirdağ’da kuaför açacağını söyleyince ben karşı çıktım ama biletini alıp gitmiş. Buradan da Karaman’a gitmiş. Sonra bizi arayıp geri gelmek istediğini söyleyince para gönderdik. Annesine hatalarını yüzüne vurmayın yanlışını kendisini görüyor dedim. Bu kez de Diyarbakır’da Gece Yıldızı isimli pavyona gittiğini öğrendik. Kardeşini alıp Mersin’e gitmek isteyince ben de ‘Senin acını 6 yıldır çekiyorum, ikinci acıya katlanamam kendimi öldürürüm’ deyince bana ‘Sen bugün mü şerefli olsun’ diyerek küfür ve hakaretlerde bulundu. Kendimi kaybettim” dedi.

“FUHUŞ YAPIYORDU” İDDİASI
Sanığın eşi Meliha Koyun da, eşinden şikâyetçi olmadığını belirterek, “Eşim her zaman ona destek oldu. Ben kızınca düzelir diyordu. Eşim bir gün ne bana ne çocuklarıma şiddet uygulamamış, akşama kadar hamallık yapan bir insandır. Kızım 5 yıldır böyledir, alkol ve madde kullanıyordu. Süleyman ve Mehmet adlı adamlarla Diyarbakır’da evlerinde kaldı, Kızım bize garsonluk yapıyorum diyordu ama fuhuştan ve uyuşturucudan kaydı var. Küçük kızıma da okul okuyup ne yapacaksın boşver okulu ben gecede 4.000 lira kazanıyorum diyordu. Ne yaptıysak kendisiyle baş edemedik” diye konuştu.
MAHKEME TAHRİK VAR DEDİ
Mahkeme, alınan tanık ifadelerine göre İclal’in babasına hakaret ve küfür ettiği ifadelerinin sanığın ifadeleriyle uyumlu olduğu ve kızını konsomatris olmaktan vazgeçirmek için ikna etmeye uğraşırken kızının hakaretlerine maruz kalması nedeniyle savunmalarına itibar edilmesi gerektiğini belirtti.
20 YILA İNDİRİLDİ ÜYE HAKİM DAHA DA İNDİRİLMELİ DEDİ
Mahkeme, sanık babayı önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı, ardından cinayeti haksız tahrik altında işlediği gerekçesiyle 24 yıla indirdi.
Sanığın duruşmalardaki iyi hali ve pişmanlığı nedeniyle cezası 20 yıla düşürüldü.
Mahkemenin bir üyesi sanık hakkındaki tahrik indiriminin 24 yıldan değil, 20 yıldan başlanmak üzere daha fazla uygulanması gerektiği yönünde oy çokluğuyla alınan karara muhalefet şerhi yazdırdı.
]]>Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi ile Aydeniz, Kayseri Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Furkan Aydeniz, burada yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Gözaltına alınan sürücü Mustafa Ö. ise adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı. Hakkında ‘taksirle adam öldürme’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 7’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

BİLİRKİŞİ RAPORU İDDİANAMEDE
İddianamede yer alan bilirkişi raporunda; ölen Aydeniz’in seyir yönüne göre sağ tarafından gelen otomobil geçişini beklemeden kavşağa girdiği, otomobil sürücüsünün seyir şeridini kapattığı, otomobile ilk geçiş hakkını vermediği için trafik kazasının meydana geldiğine vurgu yapılarak, “2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84-h maddesine göre ‘Trafik kazalarında sürücüler kavşaklarda geçiş önceliğine uymama hallerinde asli kusurlu sayılırlar’ denildiğinden, ayrıca 5 yaşında trafikte bisiklet kullandığı, bu yaşta tamamen ebeveyninin kontrolünde olması gerektiği, kesinlikle trafikte bisiklet sürmemesi gerektiği anlaşıldığından; yine aynı trafik kanununun 37’nci maddesinde belirtilen ‘Bisiklet kullananların 11 yaşını bitirmiş olmaları zorunludur’ denildiğinden sürücülerin asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal ettiği belirtilmiştir” ifadelerine yer verildi.
Sürücü Mustafa Ö. yönünden verilen bilirkişi raporunda ise “Hız limitinin 50 kilometre olduğu yerleşim yerinde ve kontrolsüz 4 yönlü kavşağa yaklaşırken hızlı araç kullandığı, aracının hızını hiç azaltmadan kavşağa yaklaştığı, çarpışma öncesi ve sonrası durma noktasının 72,5 metre olduğu, hesaplaması yapılan bu durma mesafesinin 87 kilometre hıza tekamül ettiği, dolayısıyla aşırı hızda, dikkatsiz ve tedbirsiz olarak hızlı araç kullandığı anlaşıldığından 2918 Sayılı Kara Yolları Trafik Kanununun, 52/l-a ve b maddelerinde belirtilen ‘Sürücüler; kavşaklara yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken hızlarını azaltmak, hızlarını kullandıkları aracın görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar’ gerekçesiyle trafik kurallarını ihlal ettiği belirlenmiştir” denildi.
5 AY FİRAR ETTİ İDDİASI
Oğlunun ölümüne neden olan sürücünün 5 ay firar ettiğini öne süren baba Osman Aydeniz, “Trafik kazası geri planda çok basit gözükse de acısı dinmeyen yaralar açıyor. Oğlum kaza yaptığında ablam beni aradı ve hastaneye götürüldüğünü söyledi. Hastaneye gittiğimde doktor, oğlumun beyninde 4 farklı hasar, akciğerde yırtık, omurilikte ve bacağında kırık olduğunu söyledi. Yoğun bakımdan çıkmasının çok zor olduğunu, çıksa dahi engelli bir çocuk olacağını söyledi. Oğlum, yoğun bakımdan maalesef çıkamadı. Polisler ifademizi aldılar, aşırı hız olduğunu, sürücünün emniyet şeridine girdiğini söyledik. Otopsi sırasında savcımız da sürücünün firari olduğunu, yakalandığında gereğinin yapılacağını söyledi ama bu kişi 5 ay firariydi. Birçok sabıkası olan elektronik kelepçesi olan kişi 5 ay firar etmişti” diye konuştu.

‘EVLADIMIN ACISI İLE UYUYAMIYORUM’
Soruşturmanın yeniden ele alınması gerektiğini de belirten baba Aydeniz, şunları söyledi:
“Çünkü, kaza tutanağı çok sığ. Şoför beyanına göre ele alınmış. Kamera görüntüleri olmasına rağmen bilirkişi grafikler çizerek, çocuğumu aniden aracın önüne geçmiş gibi göstererek oğlumu suçlu çıkarması sonrası soruşturma savcısı bilirkişi raporunu iptal etti. Ama, ne hikmetse bilirkişi raporu iptal edilmesine rağmen Adli Tıp Kurumu’ndan da aynı rapor geldi. Halk otobüsündeki araç içi kamerasından dahi oğlumun bisikletinin emniyet şeridinde olduğu gözüküyor.
Buna rağmen Adli Tıp Kurumu’ndan gelen raporda iptal olan bilirkişi raporunun kopyası niteliğinde geldi. Eşimi ve oğlumu asli kusurlu, sürücüyü de tali kusurlu olarak belirtti. Üzerine de bir oran belirtmemiş. Orada da bir muğlaklık var. Burada şaibeler olduğunu düşünüyorum. Bu eksikliklerin tamamen revize edilip, adaletin hakikati ile sağlanması için yeniden bu işin ele alınması gerekiyor.
Çünkü, geceleri ben evladımın acısı ile uyuyamıyorum. İlk 2 ay ilaçlarla uyumaya çalıştım. Acım belki bir nebze hafiflese de evladımın acısı yüreğimden gitmiyor. Uykularımdan sıçrayarak uyanıyorum. Allah hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın. Hakikaten çok zor. Hukuki süreçteki zayıflık benim acımı iyice katlıyor. Sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi kazaya sebebiyet veren kişinin de hayatını rahat bir şekilde idame ettirmesi bizi çok üzdü. Bir insan bir kedi ya da köpeğe çarpsa içi acır. Acıyı paylaşmak ister.”
“OĞLUM ARTIK YOK”
Oğlunun ölümüne neden olan kazayı cinayet olarak da nitelendiren baba Aydeniz, “5 yaşında dünyalar tatlısı, parklarda oyun oynayıp, bisiklete binip eğlenceli vakit geçirmesi gereken bir çocuğu ben toprağa verdim. Oğlum artık yok. Trafik kazalarında artık canlar yok olmasın. Ehliyet almak da bu kadar kolay olmasın. Ehliyetsiz araç kullanmak da bu kadar basit ve cezasız kalmasın. Bu resmen bir cinayet. Oğlumun da benim de hayallerini maalesef çaldılar” dedi.
]]>Gözaltına alınan 11 kişi arasında, daha önce dizi ve filmlerde oynayan bir oyuncu ile 17 yaşındaki ‘Zeus’ kod adlı hacker ve 5 yıldır firari olan 47 suçtan yakalama kararı bulunan şebeke lideri C.A.’nın da olduğu öğrenildi. Operasyona komandolar da destek verdi.
VİLLALARDA FAALİYET GÖSTERDİLER
İzmir İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, siber suçlara yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, bir şebekenin İzmir merkezli Aydın ve Balıkesir illerinde faaliyet gösterdiğini tespit etti. Lüks villalar kiralayarak kurdukları sistemler ile vatandaşları arayarak kendilerini avukat, hakim, savcı, banka görevlisi, polis ve asker gibi tanıtarak dolandırdıkları öğrenildi.

Birçok şikayeti değerlendiren jandarma ekipleri, iz sürerek şebekenin faaliyet gösterdiği İzmir, Aydın ve Balıkesir’deki adreslerini tespit etti. Teknik ve fiziki takip başlatan jandarma ekipleri, yapılan çalışmalar sonrasında eş zamanlı operasyon başlattı. Belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonda komandolar da yer aldı. Operasyonlarda 11 şüpheli gözaltına alındı.
PİTBULL İÇİN OPERASYONA VETERİNER DE KATILDI
Operasyon kapsamında, Çeşme ilçesindeki lüks bir villada bulunan şüpheliler, koruma amaçlı bahçesinde yasaklı ırk olan ‘Pitbull’ cinsi iki köpeği beslediği öğrenildi. Jandarma ekipleri, önceden yapılan gözlemde bahçede bulunan köpeklerin tespit edilmesinin ardından operasyona veteriner getirerek iki köpeği de sakinleştirici ile etkisiz hale getirdiği bildirildi.
Operasyon kapsamında, şebeke lideri C.A. da jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Şebeke elebaşı C.A.’nın hakkında, 47 ayrı suçtan yakalama kararı olduğu ve 5 yıldır firari olduğu bildirildi. C.A.’nın üzerinde sahte avukat kimliği olduğu ortaya çıktı.
GÜNLÜK BEŞ MİLYON TL
Çeşitli yöntemler ile vatandaşlar dolandırarak günlük 5 milyon TL’ye yakın kazanç elde ettiği öğrenilen şebekenin içerisinde, eski dizi ve filmlerde oynayan bir kadın oyuncunun da olduğu ortaya çıktı. Ayrıca ‘Zeus’ kod adlı 17 yaşında bir hackerın bulunduğu belirtildi.
Zeus kod adlı çete üyesinin, dolandırılacak vatandaşların kimlik ve telefon numarası gibi bilgilerini yasa dışı yollarla elde ettiği belirlendi. Hackerın bilgisayarında ‘Dolandırılacak’ ve ‘Dolandırıldı’ isimli dosyalar oluşturduğu ve bu dosyalarda çok sayıda vatandaşın bilgileri yer aldığı öğrenildi.
OPERASYON DRONE KAMERASINDA
İzmir, Aydın ve Balıkesir’deki adreslere yapılan operasyon, drone ile görüntülendi. Şüphelilerin Çeşme ilçesindeki adresinde yapılan aramada, 23 dizüstü bilgisayar, 44 adet tuşlu telefon, 36 sim kart, 2 masaüstü bilgisayar, 1 ‘call center’ cihazı, 17 USB hafıza kartı, 15 uyuşturucu madde içiminde kullanılan malzeme, yaklaşık 20 gram metamfetamin, yaklaşık 35 gram kubar esrar, 1 hassas terazi ele geçirildi.
Operasyonda yakalanan hacker ve diğer 10 şüpheli sorgulanmak üzere İzmir İl Jandarma Komutanlığı’na götürüldü. Çok sayıda vatandaşı dolandırarak haksız kazanç elde eden 11 şüphelinin, işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
]]>Mevcut başkan Dursun Özbek’in karşısındaki isim, Süheyl Batum. Türkiye’nin saygın hukukçularından biri olan Batum, seçim öncesi SÖZCÜ’nün sorularını yanıtladı.
– Neden aday oldunuz?
Önemli etkenlerden biri Florya arazisi. Sportif başarılar, belirli kaygıların arka planda kalmasını gerektiriyor. Riva’da çok büyük zarara uğradık. Mecidiyeköy’ün
ne durumda olduğunu da kimse bilmiyor. Başkana sorduk: “İhaleler nerede?Nerede projeyi yürütecek firma? Nerede şartname?” Florya’da 62 bin dönüm yerimiz var. 98 bin metrekare inşaat yapabiliyoruz. 110 bin metrekare olabileceği söyleniyor. Florya’da gayrimenkulün metrekaresi 13 bin dolardan satılıyor. İnşaat maliyetlerini çıkarınca buradaki kâr minimum 900 milyon dolar. Bazı arkadaşlarımız 300 milyon dolar ile 900 milyon dolar arasındaki farkı bilmiyor!
“KULÜBE VİZYONU AYSAL GETİRDİ”
– Bankalara borç nasıl kapanacak?
Bazı veriler gelirlerin çok arttığını gösteriyor ama Spotif A.Ş. hâlâ çok borçlu. Florya’yı satmadan karşılayabilecek birtakım imkânlarımız var mı yok mu, bunu bilebilecek bir durumda değiliz. Seçimi kazanırsak mali genel kurul yapıp durumu masaya yatıracağız. Galatasaraylı firmalar var. Versinler tekliflerini, açık şartnameler hazırlansın, hepimiz bilelim, paylaşsınlar. Dursun Özbek de yapmalı.
– Başkanların desteği ne kadar önemli?
Alp Yalman, Galatasaray’ı borçsuz bırakan tek başkan. 2 de şampiyonluk kazanmış. Erden Timur’u neden seviyoruz? Yaptıkları ortada. ‘Vizyon genişledi’ diyoruz. Peki bu vizyonu ilk genişleten kimdi? Ünal Aysal. Drogba’yı, Felipe Melo’yu, Muslera’yı, Sneijder’ı getirdi. İki şampiyonluk kazandı. Şimdi şöyle diyorlar: Dursun başkan şampiyonluk kazandı, siz kimsiniz?

“PFDK’DEKİLER SÖZDE HUKUKÇU”
– TFF ve hakemler için görüşünüz ne?
Bir başkan “Ben play-off’u getirdim” der. Nihat Özdemir “Galatasaray o karanlıkta kupa aldığı için affetmeyeceğim” diyor. Ne yapacaktık? Almasa mıydık? Ali Koç “Bize beşer, altışar, dokuzar maç ceza verecekti. Baskıyı kurdum, ceza veremedin” diyor. Ve o TFF çok mutlu. PFDK’deki sözde hukukçular çok mutlu. Erkan Engin diye biri var; orta hakemi çağırıp bilinçli şekilde hata yaptırıyor. Derbide Icardi’ye yapılan hareketi görmeyen hakem mi olur? VAR hakemi Mustafa İlker Coşkun bunu göremiyor.
“İŞİMİZ AKP-CHP KAVGASI DEĞİL”
Galatasaray’daki herkesin, üyelerin, başkanın, yöneticilerin farklı siyasal görüşü olabilir. Ama ben ve arkadaşlarım şuna inanıyoruz: Galatasaray’ın başkanı, Galatasaray’ın logosu ve bayrağı altında, herhangi bir siyasi partinin, aktörün lehine ‘Bizim için iyi olur’ diyemez. ‘Bunun yolunda iyi oluruz’ denilecek bir tek kişi vardır: Mustafa Kemal Atatürk. Bizim işimiz AKP-CHP kavgası değil.
“ALİ KOÇ BAŞARISIZLIĞINA BAKSIN”
“Galatasaray’ın başkanına, yardımcısına, kurucu başkanına ve camiasına, inanılması mümkün olmayan saldırılar yapıldı. Galatasaray’ın bu saldırılar karşısında pasif kaldığını düşünüyorum. Hiçbir kulübün başkan ya da yöneticisi, Ali Sami Yen hakkında küfürlü tezahürata el çırpma ile destek veremez. Ali Koç kendi başarısızlığına baksın! Köy kıraathanesinde misin? Böyle sportif rekabet olur mu?”

“ERGİN ATAMAN PANA’DAN AYRILIRSA…”
“Ünal (Aysal) Bey’in varlığı. Vizyoner insanlar var bizde. Ergin Ataman ile Ünal Bey’in vasıtasıyla iletişime geçildi. Fakat A Milli Takım ve Panathinaikos’ta. Kazanmamız durumunda basketbol takımının koçuydu. Tabii ki Panathinaikos ile yollarını ayırdığı takdirde. Galatasaray en çok tanınan Türk markası. Sarkozy’nin çocuğu Galatasaray formasıyla poz veriyorsa, bu; Galatasaray’ın küresel gücüdür. ‘Drogba’yı Okan Buruk’un yerine getirecekler” diyorlar. Öyle bir şey yok. Okan Buruk’tan çok memnunuz. Ama Drogba, yurtdışında bizi temsil etse kötü mü?”
“BARIŞ ALPER MBAPPE GİBİ”
“Barış Alper Yılmaz gibi, kendi değerlerimizi üretmeliyiz. Galatasaray o kadar güçlü bir mekanizma ki; istediğinde dışarıdan getirebilir. Parana göre. Mbappe’yi getiremezsin ama Mbappe’yi yaratırsın. Ki yarattı; Barış Alper şu an Mbappe gibi! Emre’den (Utkucan) çok mutluyum. Ama yanına bir şeyler de vereceksin.”
]]>
Ergün Tozkoparan
Elektronik sigaranın bir çeşidi
Genel olarak elektronik sigaralar iki türden oluşur. Bir tanesinde, kartuş içerisine konulan bir solüsyonda nikotin ve diğer aromatik maddeler bulunmaktadır. Bu solüsyon, elektronik sigaranın içerisindeki bir çeşit buharlaştırıcı mekanizmayla buhar haline gelir, buhar da ciğerlere çekilir. Bu buhar çekme cihazları puff olarak da adlandırılmaktadır. Kartuşlu olanların hepsi puff sigaralardır. Bir diğer elektronik sigara çeşidinde ise işlenmiş tütün yaklaşık 250-300 dereceye kadar ısıtılmaktadır ve ısıtılan tütünün dumanı ciğerlere çekilmektedir.

GÖRÜNTÜSÜNE, AROMASINA VE KOKUSUNA KANMAYIN!
Puff barlar; nikotin, tatlandırıcı ve birçok kimyasal içermektedir. Görüntüsüne, kokusuna, aromasına kanılmaması gerekir. Çünkü puff barlar, nikotin bağımlılığına başlama aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Şu anda Amerika’daki her 10 lise öğrencisinden biri elektronik sigara kullanmakta ve yarısı da daha önce hiç sigara içmemiş bireylerden oluşmaktadır. Bu öğrenciler, hiç normal sigara içmeden elektronik sigara aracılığıyla nikotin bağımlısı olmaktadır. Ülkemizde de puff sigaraların kullanımındaki artışa dikkat çekmek gereklidir ve bu yönde önlemler alınmalıdır.
HİÇBİRİ MASUM DEĞİL
Elektronik sigaralarda akciğerlere zararlı maddeler bulunur. Bunların zararsız olduğunu söylemek kesinlikle mümkün değildir. Nitekim Amerikan Sağlık Enstitüsü ve Amerikan Kanser Enstitüsü gibi kurumların yaptığı çalışmalarda elektronik sigaralarda çekilen buharın ya da dumanın içerisinde kanserojen madde olduğu kesin olarak gösterilmiştir. Bu nedenle kesinlikle kullanılmamalıdır.
ZARARLARI ZAMANLA ORTAYA ÇIKAR
Normal sigara tüm 1945’li yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başladı. Akciğer kanseri ile olan ilişkisi ancak 60’lı yılların sonları ve 70’li yılların başlarında kesin olarak ortaya konabildi. Elektronik sigaralar 2016-2017 yılından sonra tüm dünyada yaygınlaşmaya başladı ve bunların uzun dönem etkileri şu anda bilinmiyor. Benzer şekilde uzun dönemde, belki bundan 15-20 yıl sonra elektronik sigaraların da bilemediğimiz birçok zararı ortaya çıkacaktır. Ayrıca elektronik sigara dumanlarında kurşun, arsenik, nikel gibi ağır metaller de bulunmaktadır. Bu ağır metallerin solunum yoluyla ciğerlere alınmasının uzun dönemde ne gibi etkiler yapacağı konusunda da herhangi bir araştırma bulunmamaktadır.
AİLELER FARK EDEMİYOR
Meyve aromalı ‘puff’ların ergenlerde ve gençlerde yaygınlaşmasının birçok nedeni var. Kartuş içindeki solüsyonların içine çok değişik ve ilgi çekici aromalar konulmaktadır. İçindeki aromalar cihazları daha keyif verici hale getirmektedir. Bu da gençler arasında ayrı bir cazibe unsurudur. Bunlar ağızda ya da giysilerde koku bırakmamaktadır. Dolayısıyla aileler tarafından fark edilmeleri oldukça zordur. Normal sigara içildiği zaman ağız kokusu yapması, giysiler üzerinde koku bırakması gibi nedenlerle kolay anlaşılır. Ancak ‘puff bar’ları fark etmek mümkün değil. Bu da dolaylı yoldan yaygınlaşmasını artırmaktadır. ‘Puff barlar’ın dolma kalem, flash bellek gibi çok değişik şekilde olanları mevcuttur. Görüntüsü, rengi, aroması ve kokusu gibi birçok farklı özelliğiyle diğer sigaralardan ayrılması nedeniyle zararsız oldukları kanısı ve algısının yaygınlaşması kontrol edilmesini zorlaştırmaktadır.
EVALI sendromu riskini artırıyor
Elektronik sigaranın hangi çeşidi olduğu fark etmeksizin, içimi sonrası bazı duyarlı bireylerde EVALI sendromu olarak adlandırılan bir akut solunum yetmezliği tablosu gelişmektedir. Hastalar genellikle yoğun bakım şartlarında takip edilmeyi gerektirecek derecede ciddi solunum yetmezliğine girmektedir. Erken saptanırsa tedavisi mümkündür. Ancak saptanmadığı takdirde hayati kayıp vakaları da bildirilmiştir. ABD’de 2020 yılında 200’den fazla EVALI sendromuna bağlı hayati kayıp vakası bildirilmiştir. Bu da elektronik sigaralarda olan ama normal sigarada olmayan akut hayatı tehdit eden bir istenmeyen durum olduğunu gösteriyor.
]]>İddianamede, sanığın olay günü Yunus Yılmaz’ın makam odasına girdikten sonra çantasından çıkardığı bıçakla hocasını kafasından yaraladığı belirtildi. Doktor raporu, tanık ve mağdur ifadeleri ile makam odasını gören koridordaki güvenlik kamera kayıtları bir bütün olarak incelendiğinde, sanık B.Y.’nin silahla kasten yaralama suçunun sabit olduğuna dikkat çekildi.
İDDİANAME HAZIRLANDI AMA ‘CEZA VERİLMESİN’ DENİLDİ
Olaydan sonra B.Y. hakkında alınan sağlık raporunda, sanığın ‘Sanrısal bozukluk’ rahatsızlığı bulunduğu için Yunus Yılmaz’a yönelik kasten yaralama suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu eylemiyle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olduğuna vurgu yapıldı.
İddianamede, sanığın yargılamasının yapılarak cezalandırılması için hakkında yeterli şüpheyi oluşturacak nitelikte delil elde edilmiş ise de, alınan sağlık kurulu raporuna göre, akıl hastalığı bulunduğu için hakkında CMK’nın 223/3-a hükmü uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, TCK’nın 57. hükmü uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanarak tedavi altına alınmasına karar verilmesi istendi.

BASİT DEĞİL NİTELİKLİ YARALAMA
Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan dava ile ilgili mahkeme ise görevsizlik kararı verip dosyayı yargılama yapmaya yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkeme, suçun basit yaralama değil, nitelikli kasten yaralama kapsamında kalması nedeniyle dosyanın Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi gerektiğine hükmetti.
BIÇAĞI ARKASINA GİZLEYİP ANİDEN SALDIRDI
Doç. Dr. Yunus Yılmaz ifadesinde, tanımadığı bir kişinin aniden makam odasının kapısını açarak içeri girdiğini belirterek, “Öğrenci olduğunu düşündüm. Kapıyı kapatmak istediğini söyledi, ben de açık kalmasını istedim. Kapıyı kapatarak masamın önündeki koltuğa oturdu. Bana genetik olarak psikolojik sorunları olduğunu söyledi. Ben de sakin olup problemini anlatmasını söyledim. Kim olduğunu öğrenmeye çalışıyordum. Ayağa kalkarak çantasından bir şey alıp arkasına sakladı. Benim olduğum tarafa geçmemesi için kendisini uyardım. Buna rağmen arkasına gizlediği bıçakla aniden saldırmaya başladı. Kendimi savunmaya çalıştım. Sürekli salladığı bıçak kafama isabet edince yaralandım. Bağrışma sesleri yükselince özel kalemdeki iki kadın personel içeri girdi. Ben de bana daha fazla zarar vermesin diye bileklerinden tutmuştum. Kendisini tanımıyorum” dedi.
BAĞIRIP KRİZE GİRİNCE İFADESİ ALINAMADI
Gözaltına alınan B.Y.’nin hayatın olağan akışına aykırı biçimde bağırması, krize girmesi nedeniyle sağlıklı ifade alma işlemi gerçekleşmediğinden psikiyatri servisine sevk edildiği için ifadesi alınamadı.
Özel kalemde çalışan E.B. ise, “İçeri girdiğimde kadın şahıs elindeki bıçakla defalarca Yunus Yılmaz’ın karın bölgesine doğru salladığını gördüm. Yılmaz’da kadını bileklerinden tutmuş kendini korumaya çalışıyordu. Ben kadını daha sonra dışarı çıkardım. Yunus hocanın kafasından kanlar akıyordu” dedi.
Ş.G. adlı personel de tanık olarak alınan ifadesinde, “Bağırma sesleriyle hocanın odasına girdiğimizde kafasından kanlar akıyordu. Kadının elindeki bıçakla hocayı karnından da bıçaklamaya çalışırken o da engel olmaya çalışıyordu. Kadın da hocaya bağırmaya devam ediyordu. Biz hemen ambulans çağırdık” dedi.
]]>“BU KİŞİ BEN DEĞİLİM TANIMIYORUM”
Tutuklanıp hakkında dava açılan tekniker Süleyman P. polis sorgusunda ele geçen 5 kişilik fotoğrafta kendisi olarak gösterilen 1 numaralı kişinin kendisi olmadığını iddia etti. Etkin pişmanlıktan da yararlanmak istemediğini ve dağ kadrosundaki teröristlerle ilgili teşhislerde bulunup bilgi vermek istemediğini belirten Süleyman P., “Şu anda Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesinde Anestezi Teknikeri olarak çalışıyorum. Benim PKK ile ilgim yok, kod isim kullanmadım. Ele geçirilen fotoğrafta 1 numaralı kişi ben değilim. Çünkü örgüte katılmadım. Görüştüğüm üst düzey örgüt mensubu yoktur. Fotoğrafta görülen 5 kişiyi de tanımam. Kim olduklarını bilmiyorum. 5 yıldır devlet memuru olarak çalışıyorum. Diyarbakır’a atandıktan sonra ikiz bebeklerim olduğu için vaktimin büyük bölümü evde eşimle çocuk bakmakla geçiyor. Benim hakkımda dağa gittiğim yönündeki ihbarlar benim itibarımı zedeliyor, suçsuzum” dedi.
BENİM AMA DİĞERLERİNİ TANIMIYORUM
Savcılığa sevk edilen Süleyman P. ifadesini değiştirdi. Bu kez de, “Polis sorgusunda fotoğraftaki kişinin ben olmadığımı söyledim, ancak 1 numaralı kişin benim. İstanbul’da üniversite okurken ailemle irtibatımı kopardım. Dağa çıkmaya karar verdim. 1 ay ideolojik ve psikolojik eğitim aldım. Sonra yanlarından ayrıldım. Tekrar üniversiteye devam ettim ve KPSS’ye hazırlandım. Ardından Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 3 yıl devlet memurluğu yaptım. Ardından eşimle evlendik ve eş durumundan tayinim Diyarbakır’daki Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesine anestezi teknikeri olarak çıktı. Eşimde öğretmenlik yapmaktadır. Fotoğraftaki 1 numaralı kişi benim ancak Mustafa Daşdemir, Serhat Erdoğan, Yusuf İpek ve Ayten Demir olduğu belirtilen bu kişileri tanımıyorum. Telefonumun şifresini de vermek istemiyorum. Suçu anlattığım şekliyle kabul ediyorum, pişman mısınız sorunuza da cevap vermek istemiyorum, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiyorum” dedi. Sanığın kullandığı telefon hattının geriye dönük HTS kayıtları incelendiğinde baz bilgilerinin Hakkari’nin Çukurca İlçesi Çığlı Köyünden alındığı belirlendi.

Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan sanık savunmasında, “İlk kez böyle bir şey başıma geldi. Bu fotoğrafı çektirdiğimi dahi hatırlamıyorum. Hatta fotoğrafı bile kendime benzetemedim. Ben devlet memuruyum. Anlamsız bir fotoğraf yüzünden aylardır tutukluyum. Hem ben hem eşim devlet memurudur. İçinde bulunduğum durum beni ve ailemi olumsuz etkilemektedir. Gezi amaçlı Hakkâri’ye gitmiştik. Sınırın Irak tarafında festival olduğu söylendi. Biz de geçiş yaptık, sonra da geri geldik. Orada silahlı kişiler vardı. Dönüş yolunda üzerime çamur bulaşınca o bölgenin yerel kıyafetlerini giymek zorunda kaldım. Silahlı kişiler fotoğraf çekiniyordu, benim de katılmamı isteyince birlikte fotoğraf çekindik, sonra ben tedirgin olup oradan kaçtım. Uzun süre travma yaşadım. İstanbul’a gidip okuluma devam ettim. Oku bittikten sonra Diyarbakır’a dönüp KPSS’ye hazırlandım. Daha sonra atandım ve mesleğimi icra etmeye başladım. İkiz çocuklarım vardır. Bu olanları unutmak istiyorum” dedi.
PİŞMANLIK TALEBİ OLMADIĞI HALDE 1 YIL CEZA İLE KURTULDU
Mahkeme, etkin pişmanlık talebinde bulunmayan, cep telefonunun şifresini polis ve savcılıkla paylaşmayan ve fotoğraf karesinde kendisi dahil olmak üzere bu kişileri tanımadığını, ardından kendi dışındaki tanımadığını belirtmiş olmasına rağmen sanığın etkin pişmanlıktan yararlandırılmasına karar verdi. Mahkeme, sanığın terör örgütü üyesi olduğu yönünde kuşku bulunmadığını, ancak kendi isteğiyle örgütten ayrıldığı, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili samimi bilgiler verdiğini, bu bilgilerin tutarlı ve dosya ile uyumlu olduğu, suçun aydınlatılmasına katkıda bulunarak gizlediği bir husus tespit edilemediğine dikkat çekti. Mahkeme, sanığı terör örgütü üyesi olmaktan 7,5 yıl hapisle cezalandırdı, ardından cezayı etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 1 yıl 6 ay 22 güne indirip cezayı 5 yıl süreyle erteledikten sonra hükmen tahliyesine oy birliğiyle karar verdi.
]]>TİP’liler ile Atalay’ın annesi Şükran Atalay, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Atalay’ın meslektaşları ve arkadaşları, Can Atalay’ın milletvekili seçilmesinin birinci yılında İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya geldi.
“CAN’IN MİLLETVEKİLLİĞİNİN ELİNDEN ALINMASININ 1. YIL DÖNÜMÜ”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
* “Tam bir yıl önce bugün Türkiye’de bir genel seçim yapıldı. Genel seçimler yurttaşın kendisini temsil edeceği milletvekillerini seçtirme iddiasıyla hayata geçiriliyor fakat Türkiye’deki, açık konuşalım, Saray iktidarı ‘Ancak ben izin verirsem yurttaş seçme ve seçilme hakkını kullanabilir’ diyor. Benim izin vermediğim, benim onaylamadığım herhangi bir tercihin hayata geçme şansı yoktur iddiasıyla zaten tümüyle siyasi bir dava olan, zaten tümüyle hukuksuz bir dava olan, zaten hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulan arkadaşlarımızdan birisi olan seçilmiş Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın da esaretini katmerleyerek, onun hukuksuz cezaevinde tutulmasının üstüne bir de yasaları, Anayasa’yı, Anayasa Mahkemesi kararlarını defalarca kez tekrar tekrar ayaklar altına alarak, onu esir tutmaya devam edişinin birinci yıl dönümü.
* Haksız, hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulmaya devam eden bir milletvekili Can Atalay meselesidir ama kesinlikle ve kesinlikle sadece Can Atalay’dan ibaret bir mesele değildir. Can’la beraber haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe maruz bırakılan bir bütün olarak Gezi direnişidir. Can’la birlikte Soma’da sadece ve sadece patronlar daha fazla kar etsinler diye iktidar desteğiyle katledilen 301 madenciye uygulanan adaletsizliğe, onların çocuklarının ailelerinin yakınlarının sesi olmak için buradayız.
* Ülkenin dört bir yanında bu iktidarın yarattığı iklim nedeniyle, bu iktidarın verdiği cesaret nedeniyle kadınları katlettikten sonra hayatlarına devam eden katillerin yargılanabilmesi için buradayız. Bin haftadır evlatlarını arayan Cumartesi Anneleri’nin sesini yükseltmek için buradayız. Bu ülkede onlarca anne, baba, eş, sevgili, kardeş evladını, kardeşini katleden iktidar yandaşı olduğunda sokaklarda özgürce gezmeye devam etmesin diye mücadele eden, adalet arayan aileler diye bir gerçek ortaya çıktı. AKP döneminde ortaya çıktı. Adında adalet olan bu parti Türkiye’de adaleti katlederek var oluyor.”
“KENDİNİZE LAZIM OLMADAN DEMOKRASİ VE ADALET İÇİN BİR ŞEYLER YAPIN”
Can Atalay’ın annesi Şükran Atalay, “Bütün annelere sesleniyorum. Bütün anneler iyi yüreklidir. Evlatları için iyi şeyler isterler. Onlara şöyle demek istiyorum, kendinize adalet, demokrasi lazım olmadan demokrasi ve adalet için bir şeyler yapın. Kime ne gün geleceği belli değil. Hepiniz örgütlenin” diye konuştu.
“AVUKATIMIZI BİZE VERİN”
Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da “Hatay Milletvekili Can Atalay, Ahmet Atakan’ın da aynı zamanda avukatıydı. Bugün Ahmet Atakan’ın bir dosyası yokken Can Atalay içeride. Ben Adalet Bakanı’na şunu soracağım, bizi ikna etsin. Can’ı niye tutuyorsun orada? Bizim artık sabrımız tükendi. Biz avukatımızı istiyoruz. Biz milletvekilimizi istiyoruz. Biz içerideki yoldaşlarımızı istiyoruz, yeter artık. Bu işkence bu zulüm bitsin. Biz artık dayanamıyoruz, gerçekten artık dayanamıyoruz” diye konuştu.
“HALK KAZANACAK, ADALET KAZANACAK”
TİP İstanbul İl Sözcüsü Melis Akyürek de yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:
* “Anayasa’ya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, Hatay’ın seçilmiş milletvekili olmasına rağmen tam bir yıldır hukuksuzca cezaevinde tutulan Can Atalay için adalet istiyoruz. 10 yıl önce Soma’da katledilen madenciler için, onların avukatı Can Atalay için adalet istiyoruz. Depremde katledilen, evsiz yurtsuz kalanlar için adalet istiyoruz. 1 Mayıs meydanı Taksim’in işçilere kapatılmasını kabul etmeyen ve bu nedenle tutuklanan dostlarımız için adalet istiyoruz. İktidara meydan okuduğu için cezaevlerinde tutulan siyasetçiler, Gezi tutsakları, Gezi aileleri, tutuklu gazeteciler, avukatlar için adalet istiyoruz.
* Tam bin haftadır kayıp ve katledilen yakınları için mücadele eden Cumartesi Anneleri için adalet istiyoruz. Sürekli kemer sıkması istenen, her geçen gün daha da yoksullaşan emekçiler, emekliler için adalet istiyoruz. Katledilen kadınlar, geleceksiz bırakılan, tarikatların insafına terk edilen gençler için adalet istiyoruz. Özgürlüklerimiz ve haklarımız pazarlık konusu değil. Hayatımız pazarlık konusu değil. Bir yandan vekillerimizi, siyasetçileri, emekçileri, Taksim’i savunanları tutsak edip diğer yandan halkı yoksullaştıranlarla uzlaşmayacağız. Hayatı bize zindan edenlerle aynı gemide değiliz. Temel haklarımızdan, adaletten, çocuklarımızın ekmek parasından, eğitiminden tasarruf etmeyeceğiz. Ülkeyi koca bir cezaevine çevirenlere hep birlikte meydan okumak için bir kez daha bir aradayız.
* Mesele, yalnız bir kişinin, bir grubun, bir topluluğun, bir partinin, bir partiye oy verenlerin meselesi değil. Adalete susamış, hakları elinden alınmış, özgürlüklerine kastedilmiş kim varsa yanındayız. Adalet ve özgürlük isteyenler için bir oluruz, beraber oluruz ve kimseyi yalnız bırakmayız. Gezi’de nasıl bir olduysak, öyle birleşir mücadele ederiz. 4 Mayıs seçimlerinin üzerinden bir yıl geçti. Seçilmiş bir milletvekili bir yıldır tutsak ediliyor. Bu bir yılda yoksulluğumuz arttı, ekmeğimiz, eğitimimiz, sağlığımız, özgürlüğümüz azaldı. Halk, iktidara yanıtını yerel seçimlerde verdi. Bu iktidar artık bir azınlık iktidarıdır.
* Bir azınlığın halkın haklarını gasp etmesine izin vermeyeceğiz. Adalet istiyoruz ve kazanacağız. Bir bir kazanacağız. Can Atalay başta olmak üzere Gezi tutsaklarını, cezaevlerindeki siyasetçileri, devrimcileri çıkaracağız. Soma, Ermenek, Aladağ, Çorlu için adaleti sağlayacağız. Emekçiler, emekliler, gençler, kadınlar için yan yana duracağız. Halk kazanacak, adalet kazanacak.”
]]>“HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA”
İstanbul Eczacı Odası Başkanı Şeker Pınar Özcan yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
* “1956 yılından beri var olan örgütlü yapımızla biz eczacılar, ülkemizin her ili, mahallesi ve köyünde hem mesleğimizin hem de halk sağlığının yararına hizmet veriyoruz. Bizler halkımızın eczacılarıyız. Pandemi gibi, deprem gibi olağanüstü dönemlerde biz eczacılar, halkımızın hep yanında olduk. Tarihe not düşelim, biz eczacılık hizmetini iyi yapıyoruz ve sadece eczacılık yapmak istiyoruz. Bugün burada iktidarı da muhalefeti de uyarıyoruz. Halk sağlığı tehdit altındadır çünkü bugün Türkiye’de bilim insanı yetiştirmek yerine apartmandan bozma üniversiteler açarak yeni mezun işsizler ordusu yaratılmaktadır.”
“9 BİN 500 ECZACI İŞSİZ”
Sağlık Bakanlığı’nın ‘Sağlıkta İnsan Kaynakları 2023 Raporu’na göre olması gerekenden 9 bin 500 fazla eczacı olduğunu kaydeden Özcan, şöyle devam etti:
* “Türk Eczacıları Birliği kayıtlarına göre de Türkiye’de bugün 9 bin 500 eczacı işsizdir ve buna önümüzdeki dönem, önümüzdeki ay mezun olacak 4 bin 500 eczacı dahil değildir. 20 yıl önce 8 olan eczacılık fakültesi bugün 62’dir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre, eğitim ve sağlık temel insan hakları olarak tanımlanmış ve devlet tarafından karşılanmak zorundadır. Buna rağmen bugün ülkemizde eğitim ve sağlık maalesef ticaretin konusu olmuştur. Eğitim ve sağlık ciddi bir iştir. Bir ülkenin geleceğidir. Ancak halkımızın sağlığı ve gençlerimizin geleceği maalesef ekonomiye, siyasete, ranta kurban gitmektedir. Artık bu aymazlıktan acilen vazgeçilmelidir.”
“ECZACILIK FAKÜLTESİ AÇILMASINA SON VERİLMELİ”
Sağlık Bakanlığı’na ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na seslenen Özcan, “Sağlıklı bir eczacılık eğitimi için artık eczacılık fakültesi açılmasına son verilmelidir. Eczacılık fakültesi kontenjanları yüzde 50 oranında düşürülmelidir. YKS sıralama barajı 60 bine çekilmelidir. Mevcut ve öğrenci alımına başlamamış eczacılık fakülteleri AR-GE merkezlerine veya akademisyen yetiştiren kurumlara dönüştürülmelidir. Yeni mezun eczacılarımız için kamuda kadro açılmalı, ilaç sanayinde eczacı kadrosu getirilmeli ve eczacılıkta uzmanlık alanları genişletilmelidir” diye konuştu.
“TALEPLERİMİZE MECLİSTE SAHİP ÇIKIN”
Özcan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki eczacı vekillere de şöyle seslendi:
* “Sağlık zincirinin vazgeçilmez halkası olan mesleğimiz, genç meslektaşlarımız fakülte enflasyonu nedeniyle gelecek endişesi içindeler. Eğitim politikası bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Mesleğimizin ve genç meslektaşlarımızın geleceği için taleplerimize mecliste sahip çıkın. Bu plansızlık ve kaos biliyoruz ki sadece bizim mesleğimizin sorunu da değil. Tıp, diş hekimliği ve hukuk başta olmak üzere tüm mesleklerde de benzer sorunlar yaşanıyor. Bu vesileyle ilgili tüm meslek örgütlerini de bu liyakatsizliğe, bu plansızlığa fakülte enflasyonuna karşı ses yükseltmeye ve hep birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bizler sonuç alınıncaya dek her türlü demokratik eylemi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”
]]>Türkiye’de gayrimenkulde fiyat artışı enflasyonun altında kalırken zenginler yurt dışına yöneliyor ve ülkeden döviz çıkışına neden oluyor.
Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yurt içi yerleşiklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımları 2024 yılı Mart ayında 298 milyon dolarla aylık bazda rekor kırdı.
İlk üç aylık dönemler için, pandemi öncesinde 2019’da 74 milyon dolar, 2020’de 99 milyon dolar, 2021’de 126 milyon dolar, 2022’de 97 milyon dolar, 2023’te 368 milyon dolar olan yurt dışı gayrimenkul yatırımları, 2024’te yüzde 62’lik artışla 597 milyon dolara yükseldi.
BİR YILDA 2,3 MİLYAR DOLARI AŞTI
Türklerin yurt dışı gayrimenkul alımları Nisan 2023-Mart 2024 dönemindeki son 12 ayda da 2 milyar 315 milyon dolara ulaştı.
Yurt dışı gayrimenkul yatırımları, 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 163,7’lik artışla 2 milyar 86 milyon dolar ile rekor kırmıştı.
Türklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımı 2020’de 282 milyon dolar, 2021’de 526 milyon dolar, 2022’de 791 milyon dolar olmuştu.
Türklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımlarının ülkelere göre dağılımı TCMB verilerinde yer almıyor ancak Türklerin genel yurt dışı doğrudan yatırımlarının ülke kırılımına ulaşmak mümkün.
Gayrimenkul yatırımı artarken, Yunanistan’a 2021’de 21 milyon dolar, 2022’de 52 milyon dolar olan Türklerin doğrudan yatırımının 2023’te 203 milyon dolara yükselerek dörde katlanmıştı.
Yunanistan gibi Türklerin gayrimenkul alımı yoluyla altın vize başvurularında öne çıkan Portekiz’de de söz konusu doğrudan yatırım rakamının 2022’de 13 milyon dolarken 2023’te 159 milyon dolara yükselmesi dikkat çekmişti.
Türklerin doğrudan yatırımlarında 2022’den 2023’e İtalya 26 milyon dolardan 112 milyon dolara, İspanya 39 milyon dolardan 89 milyon dolara, İngiltere 211 milyon dolardan 513 milyon dolara yükselmişti.
YABANCILARA KONUT SATIŞI AZALDI
TÜİK verilerine göre, yabancılara yapılan konut satışları 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 48,1 azalarak 35 bin 5 olmuştu. Bu rakam, 2017 sonrasındaki altı yılın en düşüğü olarak kayıtlara geçmişti.
2022’de yüzde 4,5 olan toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı, 2023’te yüzde 2,9’a gerilemişti.
2022’de 6 milyar 273 milyon dolarla rekor kıran gayrimenkul kaleminde net yabancı girişi, 2023’te yüzde 43,3’lük düşüşle 3 milyar 560 milyon dolara gerilemişti.
Yabancılara yapılan konut satışları 2024’ün Ocak-Mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48,0 azalarak 5 bin 685 oldu.
Yabancıların Türkiye’de net gayrimenkul yatırımı da 2024’ün ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 41,9 düşüşle milyon dolara geriledi.
Vatandaşlık için gayrimenkul alımlarında gerekli olan fiyat, Eylül 2018’den itibaren 1 milyon dolardan 250 bine düşürülmüş, gelen tepkilerin üzerine 13 Haziran 2022’de 400 bin dolara çıkarılmıştı.
16 Ekim 2023 tarihinden itibaren ise yabancıların ikamet izni alabilmek için alacakları taşınmazlarda 75 bin dolar olan alt sınır 200 bin dolara çıkarılmıştı.
Uzmanlar, Türkiye’de dolar bazında fiyatların çok yükselmesi, deprem riski, vatandaşlık ve ikamet izni için gerekli limitlerin yükseltilmesi gibi gerekçelerle yabancıların konut alımında düşüş olduğuna işaret ediyor.
]]>Milli takımın bu sezonki ilk maçına çıkacağı Antalya Spor Salonu’ndaki mücadele saat 20.00’de başlayacak.
Geçen yıl VNL’de ilk kez şampiyon olarak adını tarihe yazdıran “Filenin Sultanları”, oynadığı 15 karşılaşmada sadece 3 yenilgi almıştı.
Organizasyonda karşılaştığı Japonya’ya 3-2 kaybeden milli takım, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde ise rakibini 3-1 yenmeyi başarmıştı.
ÜST ÜSTE 22 GALİBİYET
Resmi karşılaşmalardaki son yenilgisini 28 Haziran 2023’te Bangkok’taki ligin üçüncü haftasının ilk maçında Japonya’ya karşı 3-2’lik skorla yaşayan A Milli Kadın Voleybol Takımı, o müsabakanın ardından VNL, CEV Avrupa Şampiyonası ve 2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde oynadığı 22 maçta yenilgi yüzü görmedi. Mili takım, ilklerin yılı 2023’te üç kupa kazanmıştı.
Milli takımın sırasıyla kazandığı organizasyondaki maçları şu şekilde:
FIVB Milletler Ligi: Tayland, Brezilya, Hırvatistan (Grup) İtalya (Çeyrek final), ABD (Yarı final), Çin (Final)
CEV Avrupa Şampiyonası: İsveç, Azerbaycan, Çekya, Yunanistan ve Almanya (Grup), Belçika (Son 16 turu), Polonya (Çeyrek final), İtalya (Yarı final), Sırbistan (Final)
2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri: Porto Riko, Bulgaristan, Peru, Arjantin, Brezilya, Japonya, Belçika
SANTRAELLİ’NİN YENİ HEDEFİ ARKA ARKAYA ŞAMPİYONLUK
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın başına geçtiği 27 Aralık 2022’de duyurulan İtalyan başantrenör Daniele Santarelli, “Filenin Sultanları”nın başında çıktığı ilk organizasyon olan VNL’de şampiyon oldu.
Daha sonra milli takımla ilk defa Avrupa şampiyonluğu yaşayan İtalyan başantrenör, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde de millileri şampiyonluğa taşıdı. Milli takım, ayrıca bu başarıyla olimpiyatlara katılma hakkı elde etti.
Milli takım, Santarelli yönetiminde çıktığı 31 maçta 28 galibiyet aldı. Galibiyet serisini devam ettirmek isteyen Santarelli, bu yılın ilk turnuvasında yeniden ipi göğüsleyerek arka arkaya şampiyon olmayı hedefliyor.
KAPTAN EDA ERDEM DÜNDAR SAKATLIĞI NEDENİYLE YOK
VNL’nin ilk haftasında mücadele edecek A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın kadrosu da belli oldu. Kaptan Eda Erdem Dündar, sakatlığı nedeniyle Antalya etabında mücadele edemeyecek.
Milli takımın kadrosunda şu oyuncular yer alıyor:
Pasörler: Cansu Özbay, Elif Şahin
Pasör çaprazları: Melissa Vargas
Smaçörler: Hande Baladın, Ebrar Karakurt, İlkin Aydın, Derya Cebecioğlu, Tuğba İvegin
Orta oyuncular: Zehra Güneş, Aslı Kalaç, Beyza Arıcı
Liberolar: Simge Aköz, Gizem Örge, Ayça Aykaç Altıntaş
İLK HAFTA PROGRAMI
“Filenin Sultanları”, ligin ilk haftasında 14-19 Mayıs’ta Antalya’da, ikinci haftasında 28 Mayıs-2 Haziran’da ABD’de, üçüncü haftasında da 11-16 Haziran’da Çin’de mücadele edecek.
16 takımın mücadele edeceği VNL’de üç hafta sonunda puan cetvelinde ilk 8 sırada yer alan takımlar, finallerde mücadele etme hakkı kazanacak.
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın VNL’nin ilk haftasında yapacağı maçların programı şöyle:
Yarın:
20.00 Japonya-Türkiye
16 Mayıs Perşembe:
20.00 Hollanda-Türkiye
18 Mayıs Cumartesi:
20.00 İtalya-Türkiye
19 Mayıs Pazar:
20.00 Fransa-Türkiye
]]>Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tutuklu sanık B.K. olay günü uyuşturucu temini için tutuklu sanık G.H.A’nın evine gittiğini, evden çıktıkları sırada polislerin eve operasyon düzenlediğini belirtti.
“KOKAİN KARŞILIĞI ESRAR”
Evde ele geçirilen uyuşturucuyu G.H.A’dan aldığını belirten sanık, diğer sanıklardan S.S’nin olayın içinde olup olmadığını bilmediğini, G.H.A’nın olmadığı zamanlarda Ö.Ö’nün evinden uyuşturucu madde aldığını iddia eden B.K. “2022-2023 yıllarında G.H.A. ve Ö.Ö’ye gönderdiğim paralar uyuşturucu karşılığında gönderilen paralardır. Bitcoinden kazanç sağlamak için alınan paralar değildir. Uyuşturucu madde kullanıyorum. G.H.A’dan aldığım uyuşturucuyu K.G’ye veriyordum. K.G’de parayı bana veriyor, ben de G.H.A’ya veriyordum. G.H.A. ile K.G. arasında kokain karşılığında esrar alışverişi oluyordu. Adli emanette kaybolan 6 kilo kokain hakkında bilgim yok.” dedi.
“BAZEN DEPONUN KAPISI AÇIK BIRAKILIYORDU”
Sanık G.H.A. ise iddianamede isimleri geçen K.G, E.B. ve S.Ç’yi tanımadığını, ilk defa duruşma salonunda gördüğünü savundu.
Olay günü, B.K. ile kendi evine gittiğini, evde üstünü değiştirdiği sırada B.K’nin uyuşturucuları mutfak terazisinde tartarken gördüğünü iddia eden G.H.A, “Polisler kapıyı açarak eve girdi. Üzerimde, evimin içerisinde ve bahçede arama yaptılar ama uyuşturucu çıkmadı. Sonra polisler B.K’yi bir odaya götürdü. Zannediyorum B.K’yi darbettiler. Odadan çıktıklarında B.K’nin gözünde darp izi vardı. Polis uyuşturucuyu kimden temin ettiğini sorduğunda beni işaret edip gösterdi ve ‘Bundan aldım.’ dedi. Polislerin aramasında evden hiç para çıkmadı. Ancak kullanmak amacıyla aldığım esrar maddesini polise teslim ettim. Sonra tutuklandım.” diye konuştu.
B.K. ile yazışmalarının kozmetik ürünleri üzerine olduğunu ve onun banka hesabından gelen paralar kozmetik ürünleriyle ilgili olduğunu iddia eden G.H.A. B.K. ve E.Y. ile ticaret yaptıkları savundu.
G.H.A, Kovid-19 salgını çıktığında cins kedi yetiştiriciliği ve kozmetik ürün ticareti yaptığını, kazandığı paraları bitcoin olarak değerlendirmesi için B.K’ye verdiğini öne sürerek, “B.K’nin ilk etapta polislerin yönlendirmesiyle, sonra ise etkin pişmanlıktan yararlanmak için uyuşturucu satışı yaptığımızı söylediğini düşünüyorum” diye konuştu.
Antalya Adliyesi emanetinden çalınan 6 kilogram uyuşturucu ile alakasının olmadığını savunan G.H.A. kamera kayıtlarında ve bilirkişi raporunda bunun görüleceğini savundu.
G.H.A. uyuşturucu madde kullandığını ve sanıklardan S.S’nin de imam nikahlı eşi olduğunu iddia ederek, “Düğün hazırlığı yaptığım S.S. kardeşinden borç aldı, kredi çekti. Bu paraları toplayıp B.K’ye bitcoinde değerlendirmesi için verdim. Örgütle alakalı hiçbir şeyi kabul etmiyorum.
Emanetin anahtarı sorumludadır. Depoya herkes kapıyı çaldığında girebiliyor. Bazen deponun kapısı havalansın diye açık bırakılıyordu.” dedi.
SAFLIK DERECESİ FARKLI İDDİASI
G.H.A’nın avukatları ise sanığın evinde uyuşturucuyla yakalanan B.K’nin üzerinde uyuşturucu maddenin saflık oranının yüzde 76 , Antalya Adliyesi emanetinden eksik çıkan 6 kilo uyuşturucunun saflık oranının ise yüzde 52 olduğunu, bunun da evde ele geçirilen uyuşturucu maddenin adli emanetten çalınan uyuşturucu madde ile alakasının olmadığını kanıtı olduğunu savundular.
Emanet memuru sanık Ö.Ö ise B.K’nin kendisinden uyuşturucu temin ettiği yönündeki ifadesinin doğru olmadığını, “Suçtan kurtulmaya yönelik böyle ifade vermiştir. Bu beyanlara dayanarak duyuma dayalı ifadelerle dava açılmıştır. Emanette kaybolan uyuşturucu ile alakam yoktur.” dedi.
G.H.A. tutuklandıktan sonra adli emanette yapılan sayımda bulunduğunu aktaran Ö.Ö, “Sabah erkenden gittim. Her yer kargaşa halindeydi. İlk sayımda herhangi bir eksik yoktu. Kendi aralarında ‘tekrar sayalım’ dediler. Önce bir çuvalda yırtık olduğunu tespit ettiler. Bunu savcıya anlattım. Uyuşturucunun olduğu bölüme sayım günü hiç girmedim. Daha önce de görevliyle girmiştim. Tek başıma yetki olmadan girmedim.” diye konuştu.
Zabıt katibi sanık S.S. de adli emanetin uyuşturucu muhafaza edilen bölümüne hiç girmediğini savunarak, “Zimmetle ilgili ifadem alınmadı. Uyuşturucu ticaretine yönelik beyanlarım alındı. Suçlamaları reddediyorum.” dedi.
Tutuksuz sanıkların ve tanıkların dinlenmesinin ardından, mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
OLAY
Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin, sanıklar G.H.A. ve B.K’nin üniversite öğrencilerine uyuşturucu satışı yaptıkları bilgisine ulaşması üzerine Ahatlı Mahallesi’ndeki bir eve 28 Nisan 2023’te operasyon düzenlenmişti.
Operasyonda B.K’nin üzerinde 117 gram uyuşturucu ele geçirilirken, evde yapılan aramada ise 10 gram esrar ve hassas terazi bulunmuştu.
Sanıklar çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklanırken, sanık B.K’nin uyuşturucuları zabıt katibi G.H.A’dan adlığını itiraf etmesinin ardından 30 Nisan 2023’te adliye emanet deposunda yapılan sayımda 6 kilogram uyuşturucunun eksik olduğu tespit edilmişti.
Yapılan operasyonlar sonucunda gözaltına alınan 9 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklardan G.H.A’nin “nitelikli zimmet”, “suç örgütü kurup, yönetmek” ve “uyuşturucu madde satma”, Ö.Ö. ve S.S’nin ise “nitelikli zimmet”, “suç örgütü üyeliği” ile “uyuşturucu madde satma” suçundan, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için yeniden ifade veren tutuklu sanıklar B.K, K.G. ile tutuksuz sanıklar E.Y’nin “uyuşturucu madde satma” ve “suç örgütü üyeliği”nden, E.B, S.Ç. ve T.P’nin de “uyuşturucu madde satma” suçundan cezalandırılmaları talep edilmişti.
]]>Bora Yalçın, kooperatiften ev sahibi olabilmek için 2015 ve 2016 yıllarında inşaat firmasına peşinat ve taksitleriyle birlikte toplam 460 bin lira ödeme yaptı. Noterden evinin tapusunu almasına rağmen, inşaat şirketi ile yaptığı sözleşmedeki 2 yıllık süre boyunca inşaatta ilerleme kaydedilmediğini fark eden Yalçın, durumu yargıya taşıdı. Yalçın, süreçteki zararı ve sözleşmede taahhüt edilen kira yatırma şartı nedeniyle Ankara 14’üncü Tüketici Mahkemesi’nde açılan ‘müspet zarar’ davasında 578 bin lira tazminat kazandı.
Yalçın, kooperatif projesinin akıllı daireler ve rezidansı içeren büyük bir lansman ile duyurulduğunu belirterek, “Bize de iyi bir vakıftan mesaj olarak geldi. Biz bu şekilde geldik. Topraktan daire almak adına bu projeye girdik. Önce bir peşinat ödedik, peyderpey ödemeye başladık. Hızlı bir şekilde bütün borcumu bitirip ben ilk 1-1,5 yıl içerisinde bütün borcu bitirip tapuyu almayı tercih ettim” dedi.
SÖZ VERİLEN TARİHTE BİTMEDİ
“Devlet tapusunun elimizde daha güçlü bir referans olarak kalması amacıyla bunu yaptık” diyen Yalçın şöyle devam etti:
-Fakat ev, söz verildiği tarihte teslim edilmedi. Zaten noterdeki sözleşmemizde de bu evin teslim edilmemesi durumunda bize kira yatırma taahhüdü vardı. Bu sebepten dava açtık. Evdeki hakkımdan feragat etmek istemedim. Evdeki tapu hakkımın devam etmesi koşuluyla ve alamadığım kiralar ve müspet kayıplarım sebebiyle açtığımız davada çok başarılı bir süreç sonrasında davayı kazandık. Tapum bende, müspet zararım için 500 bin lira, üzerine de kira bedelleri aldım.

TOPRAKTAN EV ALMAK İSTEYENLER DİKKAT
Avukat Senem Yılmazel, bu tarz zararlara ilişkin ‘menfi zarar’ ve ‘müspet zarar’ olmak üzere iki çeşit dava açılabildiğine değinerek şöyle devam etti:
– Bora Bey’in davası müspet zarar davasıdır. Bu davada tapu alıcıda kalır. Tapuyu iade etmeyiz. Sözleşme ayakta kalır, sözleşmeyi de feshetmeyiz. Sözleşme nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteriz. Mahkeme talebimizi kabul etti. Karar kesinleşti. Ayrıca bir de müvekkilin yoksun kaldığı kiralar vardı.
– 66 bin lira da kiranın davalıdan alınarak davacı vekiline ödenmesine karar verildi. Ev halen bitmedi. Bu arada bu ev taahhüt edilen tarihte müvekkilime teslim edilmedi. Tapu devredildi, müvekkilin tapusu var. Ancak gayrimenkul teslim edilmedi. Halen de teslim edilmedi ki bu nedenle hala yoksun kaldığı kira alacakları devam ediyor.
Yılmazel, topraktan ev almak isteyenlerin dikkat etmesi gereken hususlara değinerek şunları söyledi:
“Birincisi öncelikle bu sözleşmenin mutlaka tapudan ya da noter aracılığıyla yapılması gerekiyor. Noterden yapılırsa tapunun tescil edilmesi gerekiyor. Veya tapuda doğrudan sözleşme yapılması gerekiyor. Benim birinci önerim tapunun alınmasıdır. Eğer o tarihte bu gayrimenkul teslim edilmezse onlar için hangi yol uygunsa o yol için hukuki yollara başvurmaları gerekir.
]]>Paketin temel amacı, “enflasyonla mücadeleye katkı sunmak” olarak açıklandı.
Kamuda taşıt, bina ve personel alımlarıyla ilgili kısıtlamalar getiren, kamu emekçilerinin lojman, sosyal tesis ve servis haklarını da hedefe koyan paketle ilgili uzman isimler de yorumlarını paylaştı.
EKSİKLER
Sozcu.com.tr’ye konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe, pakette dört temel eksiğe işaret ederek “Kamu İhale Kanununu değiştirerek ihaleleri rekabetçi yapacak düzenleme ve kamu özel işbirliği (KÖİ) kapsamında döviz üzerinden yapılan garanti ödemelerin indirilmesi yok” dedi.
2024 bütçesinde büyük kısmı şirketlere muafiyet, indirim ve teşvik kaynaklı olarak 2,2 trilyon TL’lik vergiden vazgeçildiğini ancak bugün açıklanan pakette bu rakamı azaltmaya dönük bir madde yer almadığını belirten Karatepe, üst gelir grubunu vergilendirmeye dönük de bir madde olmadığını dile getirdi.
PAKETİN AMACI
Paketin amacının “kamuoyu algısını yönetmeye çalışmak” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karatepe, paketteki birçok maddenin 11 trilyon liralık bütçe içinde deve kulak bile olmadığına işaret etti.
Karatepe, paketteki tedbirlere dair somut parasal rakamlar da açıklanmamasını eleştirerek “50 yıldır görmeye alıştığımız standart tedbirler ağırlıkta. Çoğu zaten özelleştirilen lojman ve tesislerin kalanları da satılacak” dedi.
Karatepe ayrıca, paketle birlikte çoğunluğu muhalefete geçen belediyelerin hareket alanının daraltılmasının de hedeflenmesini beklediğini söyledi.
SEÇİM DETAYI
Prof. Dr. Ensar Yılmaz da pakete ilişkin değerlendirmelerini X hesabından paylaştı.
“Verilen kamu garantilerinde bir düzenleme gerekliydi” diyen Yılmaz, şöyle devam etti: “Yüksek gelirli gruplar için farklı vergi kalemleri de dikkate alınmalıydı. Büyüme üzerindeki etkisine dair bir projeksiyon, beklenen tasarruf harcamasının büyüklüğüne dair bir hesaplama olmalıydı.”
Çoğu yerde kullanılan 3 yıllık kriterin de büyük oranda sonraki seçim öncesine kadar olan döneme işaret ettiğini belirten Yılmaz, paketle birlikte kamu varlıklarının satışa çıkarılacağına, kamusal servetin özelleştirileceğine işaret etti.
ÖNE ÇIKAN 15 MADDE
Kamuda tasarruf alanlarının 8 ana başlık altında sıralandığı ve uymayanlara para cezası öngörülen pakette öne çıkan maddelerden bazıları şöyle:
1- 3 yıl süreyle yeni araç satın alma ve kiralama yapılmaması
2- Kanunla izin verilenler hariç araç kullanımının yasaklanması
3- İhtiyaç fazlası ve ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtların tasfiyesi
4- Savunma ve güvenlik hariç, kamuda personel servisi hizmetinin toplu taşıma olan yerlerde kaldırılması.
5- Deprem riski hariç, yeni hizmet binası alımının/yapımının 3 yıl süreyle durdurulması
6- Yeni bina kiralanmaması, mevcut kiralamaların bir takvimle sonlandırılması
7- Doğal afet ve güvenlik hariç, yeni lojman ve sosyal tesis alımı/yapımı ve kiralanmasının süresiz olarak yasaklanması
8- Savunma ve güvenlik hariç, mevcut sosyal tesislerin ekonomiye kazandırılması
9- Lojman kiralarının ve sosyal tesis ücretlerinin rayiç bedel dikkate alınarak gözden geçirilmesi
10- Kamuda yeni personel istihdamının emekli olanlarla sınırlandırılması (3 yıl)
11- Kamuda çalışanlar için yönetim kurulu ücretlerine tavan sınır getirilmesi, aşan kısmın bütçeye gelir kaydedilmesi
12- Hizmet içi eğitim, toplantı vb. faaliyetlerin kamu tesislerinde yapılması
13- Temsil ve tanıtma ödeneklerinde 2024 yılında yüzde 25 kesinti yapılması, devam eden yıllarda da bunun baz alınması
14- Zorunlu haller hariç, demirbaş alımlarının 3 yıl süreyle durdurulması
15- Mal ve hizmet alım ödeneklerinde yüzde 10, yatırım ödeneklerinde yüzde 15 kesinti
]]>Başkanlar, Tarım Bakanlığı’ndan önce çay fiyatını açıklayan Rize Ticaret Borsası (RTB) ve Ulusal Çay Konseyi (UÇK) Başkanı olan özel sektör Orçay fabrikasının sahibi Mehmet Erdoğan’a da tepki gösterirken, kendilerini temsil etmediklerini belirterek Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ettiklerini duyurdu.
‘İSTİFA EDİYORUZ’
Oda başkanları adına açıklamayı yapan Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özsoy şunları söyledi:
“Biz çay bölgesi Ziraat Odaları olarak maliyet çalışması yaptık, neredeyse bütün odalarımızdan çıkan ortak maliyet 17 buçuk – 18 TL arası iken bugün görüyoruz ki Tarım ve Orman Bakanlığı, Ulusal Çay Konseyi ve Borsanın görüşleriyle hareket ederek bir fiyat çalışması yapmış ve gece yarısı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sayfasında 17 TL’lik bir fiyat açıklandı. Bu fiyatı kesinlikle kabul etmiyoruz ve Ulusal Çay Konseyi’nin üreticiyi temsil etmediğine inanarak topluca Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ediyoruz. Ulusal Çay Konseyi bizim için, sanayicileri temsil ediyor bu saatten sonra. Üretici temsilcisi olarak Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ederek ilk tepkimizi gösteriyoruz.
Bundan sonra ki süreçte bu fiyatın kesinlikle revize edilmesi ile ilgili çalışmalarımız olacak. Orman Bakanlığı’na Sayın Cumhurbaşkanımıza mesajlarımız olacak. Çünkü bu maliyet fiyatıdır. Çiftçimizin günün sonunda sattığı çaydan alacağı para 17 TL’dir. Eklenen 2 TL’lik destekleme yılın sonunda alınacak bir fiyattır ve bunun çay taban fiyatı ile alakası yoktur. Yüzde 69 enflasyonun olduğu bir ülkede, çiftçinin cebine yansıyan gerçek enflasyonun yüzde 125 olduğu bir ülkede, çay üreticisinin emeğine ekmeğine yüzde 54 zammı kesinlikle kabul etmiyoruz ve tekrar açıkladığımız 25 TL’lik fiyatı talep ediyoruz.”
Özsoy, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan açıklanan çay taban fiyatının belirlenmesinde dikkate aldıkları maliyet çalışmasını açıklamalarını talep etti.

‘ANKARA’DA MAKAM ODALARINDA BELİRLENMEMELİ’
Artvin, Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti “Çay fiyatı aslında bence Ankara’da makam odalarında belirlenmemeli. Çay fiyatı Aslında Rize’de, Trabzon’da, Hopa’da, Borçka’da, Artvin’de gelip yerinde incelenmeli, çiftçilerle temasa girilmeli, çiftçilerin sorunları dile getirmeli o günün enflasyon koşulları, o ayın enflasyon sonuçları dile alınmalı, diye düşünüyoruz. Bir gece yarısı operasyonuyla belirlenen 17 TL çay fiyatı, çay üretici açısından kabul edilebilir bir fiyat değil. Net 16.629 lira elimize geçecek” dedi.
Arhavi Ziraat Odası Başkanı Sadık Yıldırım Bayrak ise, “Ülkemizin en çok göç veren bölgesinde ikamet ediyoruz. 210 bin ruhsatlı üreticinin çay tarımı yaptığı bakan ve Çaykur verilere karşı belirlenmiştir. Biz doğduğumuz topraklarda yaptığımız tarımdan doymak istiyoruz. Yani hak ettiğimizi, emek ettiğimiz çayın karşılığı olarak alacağımız parayla doğduğumuz topraklarda hayatımızı idame etmek istiyoruz” diye konuştu.
‘FİYATIN REVİZE EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ’
Artvin Borçka Ziraat Odası Başkanı ve Bölge Koordinatörü Tolga İskenderoğlu, şu şekilde konuştu:
“Karadeniz için ciddi anlamı olan hayatımızı idame ettirdiğimiz bir tarım ürünü çay. Ve Tirebolu’dan, Borçka’ya kadar çay üretimi yapılıyor ve bütün Karadeniz halkının doğrudan ve dolaylı olarak geçimini sağladıkları bir ürün çay. Aynı zamanda ülkemiz için de stratejik bir ürün çay, o yüzden devlet yetkililerimiz çay maliyetlerini ve sahadaki talepleri dikkate alarak tekrar konuyu değerlendirerek üreticinin memnun olacağı, STK’nın memnun olacağı, sektörün memnun olacağı bir fiyatın açıklanmasına ihtiyaç vardır.
Bu bir zincir halkası üretici işleyecek. Üretici üretecek, sanayi işleyecek. Dolayısıyla birbirinden ayrılmaz bir sektör. Dünyada üretimde beşinci olduğumuz, tüketimde de birinci olduğumuz bir ürünün hem kanuna hem taban fiyata hem de sanayinin, üretenin ve tüketenin memnun olduğu bir ortama ihtiyaç vardır. Bu açıklanan fiyat bu ortamı sağlamakta özellikle üreticinin mağduriyeti bu anlamda ciddi olmakta. O yüzden tekrar devlet yetkililerimizden bir Ziraat Odaları olarak üreticilerin temsilcileri olarak devlet yetkililerimiz maliyetlerin tekrar incelenerek bu fiyatın revize edilmesini talep ediyoruz.”
]]>Canlı yayında İsrail’in Filistin’de sivillere yönelik sistematik saldırılarını mercek altına alan ve doğrudan Hyman’a konuyla ilgili sorular soran Morgan, İsrail’in kaç sivili öldürdüğüne dair sorular sordu. Fakat İsrail hükümetinin sözcüsü hem kendisiyle çelişen yanıtlar verip hem de gerçekdışı yorumlar yapınca Morgan’ın tepkisini üzerine çekti.
İSRAİL HÜKÜMETİNİN SÖZCÜSÜ SUSPUS OLDU
İsrail’in Refah’a düzenlediği saldırılar artarken Morgan, Hyman’a Ekim ayından beri öldürülen sivillerin sayısı ile ilgili sıkıştırdı. İsrail’in çatışma sırasında kaç sivili öldürdüğüne inandığı sorusuna Hyman, “Elimizde kesin rakamlar yok” dedi. Morgan İsrail’in kaç teröristin öldürüldüğünü bildiğine buna karşılık sivil ölümlerini bilmemesine tepki göstererek, “Hamas teröristlerini öldürmeye masum sivillerden daha fazla önem verdiğiniz anlamına geliyor, bu doğru değil mi?” dedi.
Morgan sözlerine, “İsrail hükümetinin resmi sözcüsüsünüz ve kaç sivil öldürdüğünüz hakkında hiçbir fikriniz yok mu? Az önce bana sivilleri öldürmeme konusunda özellikle dikkatli olduğunuzu söylediğinizi sanıyordum ama kaç kişiyi öldürdüğünüzü bilmiyorsanız bunu nasıl kesin olarak söyleyebilirsiniz” ifadesiyle devam etti.
İsrailli yetkili Morgan’ın sert sözlerine yanıt veremezken bu yayın büyük beğeni topladı.
İŞTE O DİYALOG
Piers Morgan- 1.5 milyon insanın yaşadığı Refah’ta Hamas’ı yok etmek için ikincil zarar olarak gördüğünüz kaç sivil kişi öldü?
Avi Hyman- Operasyonun ilk gününde 100 bin kişiyi Refah’tan çıkardık.
PM- Bu da en az 1.4 milyon insanın kaldığını gösteriyor.
– Evet ve bu devam eden bir süreç.
PM- Şu ana kadar 40 bin insanı öldürdünüz ve bunların çoğu masum siviller, kadınlar ve çocuklar.
– Verdiğiniz Hamas rakamları çıkınca bunların 14 bini teröristti.
PM- O zaman kaç sivil öldürdüğünüze inanıyorsunuz?
– Tam rakam yok.
PM- Kaç Hamas teröristi öldürdüğünüzü biliyorsanız, kaç sivil öldürdüğünüzü de biliyorsunuzdur? Aksi takdirde teröristlerin ölümüne sivillerden öncelik veriyormuşsunuz gibi görünüyor.
– Dediğim gibi 14 bin ama Hamas daha net rakam verebilir. Ama bu rakam gerçek olmayabilir.
PM- Peki maden gerçek değilse neden bana bu rakamları veriyorsun?
– Ben bendeki rakamları verdim.
PM- Hayır sen bana kaç Hamas teröristi öldürdüğünü söyledin fakat kaç sivil öldürdüğünüze dair bir fikrin varmış gibi görünmüyor. Kafam karıştı. Neden ikisinin de sayısını tutmuyorsun?
– Sana şunu söyleyebilirim ki bizim amacımız Hamas’ı yok etmek.
PM- Sen İsrail hükümetinin resmi sözcüsüsün. Ve kaç sivili öldürdüğüne dair bir fikrin yok.
– Bende bu bilgi yok.
PM- Kaç sivili öldürdüğünüze dair resmen hiçbir fikrin yok.
– Benim bu bilgiye erişimim yok ve bunu bilmiyorum.
PM- Bu çok saçma. Peki neden bana kaç Hamas teröristini öldürdüğünü söyleme yetkin var da kaç sivil öldürdüğünü söyleme yetkin yok? Kaç Hamas teröristi öldürdüğünü sormamdan hemen sonra yanıt verebilmen ve kaç sivil öldürdüğünüz sormamdan sonra yanıt verememen beni şaşkına çeviriyor. Rakamlar konusunda bile hazırlıklı değilsin. Buraya çıkıp sivillerin ölümünden kaçınmak istediğinizi söylemene rağmen bence insanlar bunu saçma bulacak. Buraya İsrail hükümetinin resmi sözcüsü olarak geliyorsun ve kaç kişinin öldürüldüğünü söylemiyorsun çünkü bunu bilmiyorsun. Bunun ne kadar saçma duyulduğunu biliyor musun?
– Biz savaş dumanının içindeyiz ve sonuna kadar savaşıyoruz.
PM- Hayır, teröristlerin ölümüne gelince duman içinde değilsiniz. Bana öyle geliyor ki sadece sivil ölümleri konusu açılınca dumanın içindeyiz.
]]>10 bin ton nehir kumu kullanılıp 25 kum heykel sanatçısı tarafından yapılan uzay temalı 200 kum heykel, yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret ediliyor.
Festival koordinatörü Cem Karaca, son yıllarda etkinliği 12 ay açık hale getirdiklerini belirterek, “Bu sene sadece şöyle bir değişiklik yaptık. Her sene nisan ayında heykel yapımları 20 gün sürüyordu. Bu seneden itibaren ziyaretçilerimizden de gelen talepleri göz önünde bulundurarak heykel yapımını 15 Mayıs’ta başlattık. Haziran ayının sonuna kadar devam ettireceğiz. Burada kısmi bölümleri yıkarak yeni heykeller yapacağız. Ziyaretçilerimiz diğer bütün heykelleri görecek, aynı zamanda heykel yapımına da tanıklık edecek” dedi.

Ziyaretçilerin bir taraftan kum heykelleri gezerken, diğer yandan sanatçıların çalışmasını canlı izleme fırsatı bulacağını anlatan Karaca, “Uzay macerası temasını, geçen sene başlatmıştık ve çok beğenildi. Normal şartlarda, belli dönemlerde temalarımızı değiştiriyoruz. Ancak gördüğü talebe bağlı olarak temayı yine uzay macerası olarak devam ettirme kararı aldık” diye konuştu.

Alanda 200’e yakın irili ufaklı heykel bulunduğunu belirten Karaca, “Bazılarını bu sene 15 Mayıs’tan itibaren yıkıp yeniden farklı uzay temasıyla dönüştüreceğiz. Aynı zamanda uzaya gönderilen ve tarihte bir özelliği olan roketlerle ilgili özel bir bölüm açtık. Bu roketleri de izleyebilecekler. Mesela Almanların İkinci Dünya Savaşı’nda ilk uzaya giden V-2 roketinden başlayıp, Ariane 5’e kadar bu roketleri de görebilme fırsatı var” ifadelerini kullandı.

100 BİNİ AŞKIN ZİYARETÇİ
Festivalin, son dönemde, Antalya’nın en önemli kültür, sanat ve turistik çekim alanlarından biri olduğunu dile getiren Karaca, “Bir kültür sanat etkinliği olarak insanların böyle ilgi göstermesi bizi mutlu ediyor. Yabancı ziyaretçi yoğunluğu fazla olmakla birlikte Türk ziyaretçilerimiz de çok ilgi gösteriyor. Bizim yıllık ziyaretçi sayımız ortalama 100 bin civarında. Rakamlar gayet güzel, sevindirici. 2024 yılında daha fazla ziyaretçi alacağımızı tahmin ediyorum” dedi.

TELESKOPLA UZAY GÖZLEMİ
Kum heykel eserlerinin gezilmesinin yanında farklı etkinlikler düzenlendiğinden de bahseden Karaca, “Ziyaretçilerimize ücretsiz, özellikle akşamları çok güçlü teleskoplarla Satürn, Jüpiter ve Ay’ı izleme fırsatı sunuyoruz. Çocuklar için oluşturduğumuz özel bir alan var, sihirli kum kale. Burada miniklere hayatlarında ilk defa bir heykel yapabilme fırsatı sunuyoruz.

Kinetik kum ve modelaj kalemleriyle 1 saat süren temel eğitimle minikler ilk üç boyutlu sanat eserlerini ortaya koyabiliyor. Star Gate filmine ilişkin bir heykeli video mapping tekniğiyle hareketlendirdik. Gece gelen ziyaretçilerimiz festival alanında heykelleri rengarenk bir ambiyansla görme fırsatı buluyor” diye konuştu.

SERGİLENEN HEYKELLER
Alandaki uzay temalı eserlerden bazıları şöyle:
Star Trek, Star Gate, Star Wars, Darth Vader, Yoda, Baby Yoda, Mandalorian, Leonardo Da Vinci, Laika, Galileo Galilei, V2 Rocket, Vostok 3 KA Rocket, Yuri Gagarin, Neil Armstrong, Mars Medeniyeti, Satürn Rocket, Ariane Rocket, E.T, Space X Dragon 2 Kapsülü, Elon Musk,

Galata Kulesi, Hezarfen Ahmed Çelebi, First Step, Solaris, Ikarus, Fifth Element, Zeplin, UFO, Discovery, Challenger, Keops Piramidi, Sphinx, Roketler Sergisi, Guardian of the Galaxies, Paul, Interstellar, Prometheus, Güneş Sistemi, Voyager, Apollo Uzay Kapsülü, Avatar, Soul of the Universe.
]]>19 MAYIS HANGİ GÜN?
19 Mayıs tarihi 2024 yılında Pazar gününe denk geliyor.
19 MAYIS RESMİ TATİL Mİ?
19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak resmi tatil takviminde yer alıyor. Resmi tatil olduğu için 19 Mayıs tarihinde kamu kurum ve kuruluşları yanı sıra bankalar, eczaneler, noterler gibi kurumlar da kapalı oluyor.
19 Mayıs tarihi 2024 yılında Pazar gününe denk geldiği için resmi tatil, hafta sonu tatili ile birleşmiş oldu.

19 MAYIS 1919 TARİHİ
19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktadır. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır: “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.”
Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. TürkMilleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır ki şimdi bu yolculuğu kısaca anlatmaya çalışalım.
Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:
“-Paşa, Paşa!… Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir…Paşa, Paşa…Devleti kurtarabilirsin!…
Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?…O Vahdettin ki… bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:
-Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim…Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz…”
Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir “Türk Milleti” vardı.
Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi: III. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK), Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN), Kurmay Başkan Yardımcısı Kurbay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI), Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey(GEREDE), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey(SAYDAM), Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE), Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV), Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kâlem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT), Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ), Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS), Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV).
Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17 Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 18Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever, o zaman için Atatürk’ü tanımadığını söyler, Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır.
Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.
Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ama, O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir engel aşılmaz değildi.
Kısaca vermeye çalıştığımız bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu ve kurtuluşun başlangıcıydı. Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi gençlik kavramı genel anlamda fikirlerdeki yeniliği anlatmaktadır.
Atatürk “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır.
Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır:“ Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demiştir. Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.
]]>“Filistin halkının, 40 binden fazla şehit ve kayıp, 70 binden fazla yaralıyla sonuçlanan bir imha, yerinden etme, açlık, tutuklama ve kitlesel katliam savaşına maruz kaldığını” belirten Dekran, erkek ve kadın hemşirelerin, Filistin halkının ayrılmaz bir parçası olduğunu, yaralılar ve hastaların hayatlarını kurtarmak için ulusal ve insani görevlerini yerine getirdiklerini ifade etti.
İsrail’in sağlık çalışanlarından 500’ünü öldürdüğünü, 1500’ünü yaraladığını, 312’sini ise alıkoyduğunu aktaran Dekran, İsrail’in, 7 Ekim’den bu yana 33 hastaneyi, 53 sağlık merkezini, 133 ambulansı imha ettiğini dile getirdi.
Dekran, uluslararası topluma ve dünyanın özgür insanlarına, sağlık çalışanları ve sağlık kurumlarını koruma, sınır kapılarının açılması için baskı yapma ve tıbbi yardım gönderilmesi çağrısında bulundu.
“NEKBE’DEN BU YANA 134 BİNDEN FAZLA KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ”
Filistin Merkezi İstatistik Kurumu, 15 Mayıs 1948’in 76’ıncı yıl dönümü münasebetiyle, Filistin’de yaşanan ölüm, gözaltı, yerleşim birimleri inşaatları ve toprak gasplarıyla ilgili istatistiki bilgilerin yer aldığı bir rapor yayımladı.
Buna göre, 1948’den bu yana (Filistin içinde ve dışında) yaklaşık 134 bin Filistinli ve Arap öldürüldü. Sadece 7 Ekim’den bu yana Gazze’de en az 14 bin 944’ü çocuk, 9 bin 849’u kadın olmak üzere 35 bin 34 Filistinli öldürüldü, çoğu kadın ve çocuk yaklaşık 7 bin kişinin cesedine ulaşılamadı. Batı Şeria’da ise 7 Ekim’den bu yana 492 Filistinli, İsrail askerleri ile Yahudi yerleşimcilerin saldırıları sonucu hayatını kaybetti.
Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinin verilerine yer verilen rapora göre, 1967’den bu yana yaklaşık 1 milyon kişi gözaltına alındı.
Sadece 7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’da gözaltına alınanların sayısı 8 bin 520’ye ulaştı, bunlardan bazıları serbest kalırken bazıları tutuklandı. Nisan ayı sonu itibarıyla İsrail hapishanelerinde bulunan tutuklu sayısı 3 bin 600’ü “idari tutuklu” olmak üzere 9 bin 400’e ulaştı.
BATI ŞERİA VE GAZZE’DEKİ SALDIRILAR
Rapora göre, 2022 sonu itibarıyla Batı Şeria’daki İsrail askeri noktaları ile yerleşim bölgelerinin sayısı 483’e ulaştı. Batı Şeria’daki yerleşimci sayısı ise yine 2022 sonu itibarıyla çoğu Kudüs’te olmak üzere 745 bin 467’ye yükseldi. 2023 yılında ise yerleşim birimleri inşaatında büyük bir artış gözlendi. İsrail makamları, Kudüs de dahil olmak üzere Batı Şeria’da, 18 bini aşkın yerleşim biriminin inşaat planına onay verdi.
İsrail makamları, Batı Şeria’da 2022’de 26 bin dönümlük Filistin toprağına el koyarken, bu rakam 2023’te 50 bin 526 dönüme yükseldi.
İsrail’in, 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda Gazze’de 104’ü Birleşmiş Milletlere (BM) ait olmak üzere toplamda 89 bin bina tamamen yıkıldı ya da büyük zarar gördü. Alt yapı, yollar, elektrik ve su şebekeleri ile tarım arazilerinin de zarar gördüğü Gazze’de savaşın maliyetinin 30 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
İsrail, Batı Şeria’da ise 2023’te 659 bina ve tesisi kısmen ya da tamamen yıktı. Ruhsatsız oldukları gerekçesiyle 1333 Filistin tesisine de yıkım emri çıkardı.
Yahudi yerleşimciler ve İsrail güçleri, 2023’te Filistinlilere ve mülklerine yönelik 12 bin 161 saldırı gerçekleştirdi. Bunlardan 3 bin 808’i mülklere ve dini mekanlara, 707’si arazilere ve doğal kaynaklara, 7 bin 646’sı ise bireylere yönelik gerçekleşti. Bu saldırılarda 18 bin 964’ü zeytin ağacı olmak üzere yaklaşık 21 bin 700 ağaca zarar verildi ya da yerinden söküldü.
]]>Buruk, ligin 36. haftasında Atatürk Olimpiyat Stadı’nda 3-2 kazandıkları VavaCars Fatih Karagümrük maçının ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Maça çok iyi başlamadıklarını, ilk yarının da istedikleri gibi geçmediğini aktaran Buruk, “İlk yarı rakip kaleye gittiğimiz pozisyonlar oldu ama üretken değildik. Rakibimiz, çok net pozisyonlar vermesek bile kalemize geldi. Markao’ya atılan toplarda iyi savunma yapamadık. Maçın sonunda attığımız 3 gol ve 25 şuta, gol beklentisine, ceza sahasında topla buluşmamıza ve yüzde 65’lik topa sahip olmamıza bakınca, iyi oynamış gibi gözüksek de iyi oynamadık. Bundan önceki haftaların gerisinde kaldık. Daha iyisini yapabilirdik. İkinci yarı daha üretkendik. Rakibi daha az kalemize getirdik. İyi bir takıma karşı oynadık. Fatih Karagümrük’ün hakkını vermem gerekiyor. Geride savunsalar da hücumda kaliteli işler yaptılar. Maçın genelinde kanatlardan bizi zorladılar. Güzel bir maç oldu. Kazanarak bitirdik. Berkan’ın maçı kazandıran golü atmasına çok sevindim. Barış da hücum anlamında önemli işler yaptı.” diye konuştu.
ERDEN TİMUR DEVAM ETMEMESİ…
Tecrübeli teknik adam, son 2 sezondaki başarılarda büyük pay sahibi olan Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur’un yeni dönemde devam etmeyeceğinin hatırlatılması üzerine, “Hedefimiz şampiyonluk. Önümüzdeki sezon veya seçimle ilgili bir şey konuşmuyoruz. Oyuncularımla sadece şampiyonluğa odaklandık. Devam eden çok güzel bir ortam var. Bunun sürmesini istiyoruz. Ancak şu ana kadar Erden Bey ile bir şey konuşmadık. Başkanımız, yönetim kurulumuz hep yanımızda. Biz sadece futbola ve sahaya odaklandık. Diğer taraf da bizim işimiz değil. Biz şampiyon olmak istiyoruz. Bunun için maçlara çok iyi hazırlanıp, konsantre olmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“TEK AMACIMIZ FENERBAHÇE DERBİSİNİ KAZANMAK”
Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü, ligin 37. haftasında yapacakları Fenerbahçe derbisiyle ilgili, “Beraberlik şampiyonluğu getirecek ancak tek isteğimiz ve amacımız kazanmak.” dedi.
Son 2 haftaya 6 puanlık avantajla girdiklerinin ve alacakları 1 puanın kendilerini şampiyon yapacağının hatırlatılması üzerine Buruk, “Biz Galatasarayız. Kendi sahamızda oynadığımız her maça kazanmak için çıkarız. Haftaya da kazanmak için çıkacağız. Beraberlik bize şampiyonluğu getirecek ama tek isteğimiz ve amacımız kazanmak. Çok başarılı bir takıma karşı oynayacağız. İki takım arasında 6 puan fark var. Rakibimizin de hala ümidi var. Bunu sürdürmek isteyecekler. Biz de kendi kalitemizi ve iç saha performansımızı göstermek isteyeceğiz. Tek düşüncemiz maçı kazanıp şampiyon olmak. Geçen sezon 3-0’lık bir galibiyet almıştık. Şimdiki amacımız da derbiyi galip tamamlamak.” değerlendirmesinde bulundu.
“ÇOK ÖNEMLİ VE KARAKTERLİ OYUNCULARA SAHİBİZ”
Okan Buruk, takımından memnun olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Çok önemli ve karakterli oyunculara sahibiz. Galatasaray bir his takımıdır. Sahip olduğu oyuncular da buna layık ve uygun isimlerdir. Böyle oyuncularla çalıştığım için çok mutluyum. Biz onlara her türlü saygıyı gösteriyoruz. Onların gelişimi, takımın kazanması için her şeyi yapıyoruz. Tecrübeli oyuncular da birçok konuda bizim en büyük yardımcılarımız. Maç bitince oynayan, oynamayan hep birlikte seviniyor. Bu durum, Galatasaray’ın ne kadar güzel bir ortamda olduğunu, Florya’da mutlu ve işine odaklanmış insanlar bulunduğunu gösteriyor. Şampiyonluk ve başarı her zaman olur ama bu kadar düzgün karakterli oyuncularla çalışmak ayrıca mutluluk veriyor.”
Yeni sezon için kadronun korunmasını isteyen Okan Buruk, “Barış (Alper Yılmaz) performansını artırarak ilerliyor. Bunu da hak ediyor. Çok çalışıyor. Aynı zamanda Kerem Aktürkoğlu ve Berkan Kutlu da çok çalışıyor. Oyuncularımız ekstra çalışmaları sürekli yapıyor. Bu başarıları hak ediyorlar. Bütün oyuncuların kalmasını istiyorum. Çok fazla değişiklik adaptasyon için zaman alıyor. Niyetimiz bu takımın büyük bölümüyle devam etmek. Barış da bunlardan biri. Barış, birçok pozisyonda oynayabiliyor. Her rolü oynayabilen bir oyuncu bulmak çok zor. Barış, Berkan ve Kaan, bu sezon bizim için jokerler oldu.” şeklinde görüş belirtti.
GALİBİYET GOLÜNÜ ATAN BERKAN İÇİN…
Berkan’ın sezon başında Genoa’ya kiralık gidip, ara transferde döndüğünü hatırlatan Buruk, “Berkan çok çalışıyor. Takımın fiziksel olarak düştüğü zamanlarda onun ayağa kaldıran bir dinamizmi var. Top hem bizdeyken hem de rakipteyken iyi işler yapıyor. Bugün bir ortasında isabet olmayınca tribünden ses çıktı. Ancak golü attıktan sonra maçın kahramanı oldu. Berkan’a zaman zaman hak ettiği payı vermiyoruz. O her zaman iyi niyetli, oyunun içinde. Geçen sezon da bize şampiyonluk yolunda büyük destek vermişti. Sonra kendi isteğiyle yurt dışına gitti. Giderken kendisine kapımızın açık olduğunu söylemiştik. Yeniden döndü. Şu anda da takıma hizmet ediyor.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>
Arda Güler, Real Madrid formasıyla geçirdiği ilk sezonda şampiyonluk kutlamanın sevincini yaşadı.
Bu sezon İspanya Süper Kupası’ndan sonra lig şampiyonluğunu da kazanan Real Madrid’in kent merkezindeki kutlamalarını binlerce taraftarı izledi.
Yaklaşık 5 saat süren kutlamalar, İspanya Futbol Federasyonu (RFEF) Başkanı Pedro Rocha tarafından Madrid’in antrenman tesislerinde basına ve halka kapalı olarak düzenlenen kupa teslim töreniyle başladı.
Futbolcular, teknik heyet ve kulüp yöneticileri daha sonra sırasıyla Madrid özerk yönetim hükümet binası ve Madrid Belediyesine resmi ziyaretlerde bulundu.
Real Madrid Kulübü Başkanı Florentino Perez, takım kaptanı “Nacho” lakaplı Jose Ignacio Fernandez Iglesias ve teknik direktör Carlo Ancelotti, kazanılan kupa olmak üzere Madrid özerk yönetim hükümet başkanı Isabel Diaz Ayuso ve Madrid Belediye Başkanı Jose Luis Martinez Almeida ile bir araya geldi. Elde edilen başarı Madrid kentine ve Madridlilere adandı.
ARDA GÜLER’İN GOLÜ GÖSTERİLDİ
Törenler sırasında gösterilen fragmanda, Real Madrid’in Bellingham, Vinicius, Rodrygo, Brahim, Modric gibi yıldız futbolcularının gollerinin yanı sıra Arda Güler’in eflatun-beyazlı formayla ligde Celta Vigo’ya karşı attığı ilk gol de yer aldı.
Sol Meydanı’nda yer alan Madrid özerk hükümet binası balkonunda yapılan konuşmalarda kaptan Nacho ve teknik direktör Ancelotti ile Luka Modric, Jude Bellingham, Antonio Rüdiger gibi bazı futbolcular 1 Haziran’da Wembley Stadı’nda Borussia Dortmund’a karşı oynanacak Şampiyonlar Ligi finalini kazanarak, taraftarlara kupayla dönme sözü verdi.
Kulüp Başkanı Perez, sezon başında Militao, Courtouis, Alaba gibi önemli futbolcuların uzun süren sakatlıklarına atıfta bulunarak, “Bu şampiyonluk çok değerli. 122 yılda elde ettiğimiz her şeyi tevazu, saygı, dayanışma ve fair-play ile başardık. Bu sezon yaşadığımız olumsuzlukları aşmak çok zordu ve bu takım futbolun en kötü yanı olan sakatlıklara karşı ayağa kalkmasını bildi. Bu takım geri dönüşü olmayan bir durumun üstesinden geldi. Tüm zorlukları aştı. Şimdi önümüzde bir hedef daha var. 15. Şampiyonlar Ligi kupamızı kazanmak. Bu kupayı tekrar buraya getirmek için tüm ruhumuzu ortaya koyacağız” dedi.

ARDA GÜLER’E TEZAHÜRAT
Rüdiger de konuşmasının sonunda yanındaki takım arkadaşı Arda Güler’i göstererek, meydandaki binlerce taraftara “Güler, Güler” sloganı attırdı.
Kutlamalar sırasında takım arkadaşı Brahim Diaz ile birlikte Real Madrid televizyonuna kısa bir açıklama yapan milli futbolcu Arda Güler, İspanyolca “İlk defa buradayım. Çok memnunuz. Hala Madrid” dedi.
Arda’nın İspanyolca konuşması muhabiri şaşırtırken, Brahim, “Arda küçük erkek kardeşim gibi. Biz hep birlikteyiz, yakın arkadaşız. Arda, ben, Fede. (Federico Valverde) Bir aile gibiyiz” diye ekledi.

TARAFTARLARLA KUTLAMA
Resmi törenlerin ardından “36 şampiyonlar” yazılı üstü açık otobüse geçen ve takım elbiselerini çıkarıp, “şampiyonlar” yazılı formalarını üzerlerine giyen futbolcular ve teknik heyet, şehir turu attıktan sonra sabah erken saatlerden itibaren kendilerini bekleyen Kibele Meydanı’ndaki taraftarlarının yanına gitti.
Nacho, takım kaptanı olarak ilk kez Kibele anıtına çıkarak, her kupada yapılan merasimle Real Madrid atkısını ve flamasını anıta takarak, kupayı kaldırdı.
Futbolcular ve teknik heyet, şarkılar ve marşlarla şampiyonluk sevincini taraftarlarıyla kutladı.
İtalyan teknik direktör Ancelotti, kulüp marşını taraftarlarla birlikte söylerken, meydanlardan gelen “Modric bizimle kal”, “Altın Top Vinicius’un” tezahüratları öne çıktı.
Real Madrid’in kupa töreninin yapıldığı güzergahta geniş güvenlik önlemleri alan polis, takım otobüsüne atlı, motorlu ve çevik kuvvete bağlı ekiplerle eşlik etti.
]]>Kalamış Tesisleri’nde düzenlenen etkinliğe başkan Dursun Özbek’in yanı sıra ikinci başkan Metin Öztürk, başkan yardımcıları Niyazi Yelkencioğlu ve Mehmet Saruhan Cibara, genel sekreter Eray Yazgan ile yönetim kurulu üyesi Bora İsmail Bahçetepe katıldı.
Günün anlamına dikkati çeken Özbek, “Bugün başımızın tacı annelerimiz günü. Annelerimiz, her şeyin en güzelini ve en iyisini hak ediyor. Bütün annelerin ve anne adaylarımızın gününü şükranla kutluyorum. Benim annem de dahil olmak üzere aramızdan ayrılmış annelerimiz var. Onların da ruhu şad olsun.” dedi.
Başkanlığı boyunca verdiği sözleri yerine getirdiğini dile getiren Özbek, “Buradaki başarılarda çalışma arkadaşlarımın büyük bir emeği var. Sizlerin de desteği olmasaydı, başarılı olma şansımız yoktu. Bu dönem zarfında bize ve camiaya destek veren herkese teşekkür ediyorum. Takımımıza bağlı olan ve her maç stadımızı dolduran taraftarımıza da teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
“30 YILLIĞINA ALDIK”
Dursun Özbek, göreve geldiklerinde ilk ele aldıkları konunun sosyal tesisler olduğunu belirterek, “Uzun zamandır kullanılmaz halde bulunan bir adamız vardı. Adamızda Milli Emlak’a ait parsellerin irtifak tapusunu 30 yıllığına aldık. Sonrasında da yapılaşma için imar durumuna ihtiyacımız vardı. Adamız üzerinde oluşabilecek ihtilafları tümüyle ortadan kaldırdık. Kalamış Tesisleri’nin de ihtiyaçları vardı. Yenileme çalışmalarımızla bu tesisimizin daha iyi kullanılmasını sağladık.” değerlendirmesinde bulundu.

Özbek, Türkiye Bankalar Birliği ile yapılan anlaşmasından çıkmak istediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
Mecidiyeköy’de inşaat halinde duran binamızı rezidans projesi haline getirdik. O projenin gelirleriyle Florya’daki tesislerimize bitişik Emlak Konut’a ait 40 dönümlük araziyi satın aldık. Böylelikle Florya’daki gayrimenkulümüzün de değeri artmış oldu. Bu durum Bankalar Birliğinden en iyi koşullarda ayrılmamıza yarayacaktır. Süreç şu anda devam ediyor. Siz değerli üyelerimizden rica ediyorum. Yalan yanlış konuşanlara itibar etmeyin. Galatasaray’ın 1 kuruşu için çalışıyoruz. Kulaktan dolma bilgilerle çalışma arkadaşlarımı lekelemeye çalışanlar var. Bunlara inanmayın.
“GALATASARAY’IN MALLARINI PEŞKEŞ ÇEKMEYE GELMEDİM”
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, kapısının herkese açık olduğunu dile getirerek, “Bizleri eleştirebilirsiniz. Ne merak ediyorsanız gelin konuşalım. Divan kuruluna ve kongrelere gelmeyip sonra ‘Başkan, Florya’yı peşkeş çekiyor.’ diyemezsiniz. Bana verilen makama hakaret edemezsiniz. Bu konuda son derece duygusalım. Ben, Galatasaray’da büyüdüm. Beni sizler seçtiniz. Sevgi iklimi kurmaya çalıştığımız bu ortamda, bu tarz ifadeler olmamalı. Ben, Galatasaray’ın problemlerini çözmeye geldim. Galatasaray’ın mallarını kendime peşkeş çekmeye gelmedim.” ifadelerini kullandı.
“45 SENE AYNI TESİSİ KULLANDIK”
Amatör şubeleri tek bir yerde toplamak istediklerini anlatan Özbek, “Stadımızın hemen yanında 62 dönümlük araziyi 49 yıllığına kiraladık. Önümüzdeki dönemde göreve gelirsek bu projeyi Galatasaray’a maddi bir yük yaratmadan gerçekleştireceğiz. Bu projeyle Galatasaray’a bir gelir kaynağı yaratacağız ve amatör şubemizin dağınıklığını toparlayacağız. Dünyada spor, bambaşka bir yere gidiyor. Futboldaki eksikliğimiz şu anda Florya. 45 sene geçti ve bu tesislerle buraya kadar geldik. 45 sene aynı tesisi kullandık. İhtiyacımız olan yeni tesisleri yapmamız gerekiyor. Bu amaçla Kemerburgaz’daki tesisler için çalışıyoruz.” şeklinde görüş belirtti.
“TEK YUMRUK OLMAYA DAVET EDİYORUM”
Yeni dönemde Avrupa’da başarılı olmaya çalışacaklarını dile getiren Özbek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her rekabet ettiğimiz branşta, en iyisi olmak için çabalamalıyız. Bunun için planlama yapıyoruz. Su topunda erkeklerde geçen sene finalde kaybettiğimiz şampiyonluğu bu sene kazandık. Kadın takımımız da şampiyonluğa gidiyor. Onlara da her türlü desteği veriyoruz. Yelkende Ecem Güzel, Paris 2024 Olimpiyat Oyunları için hazırlıklarını sürdürüyor. Paris’te kalbimiz onunla atacak. Kürek şubemizin kullandığı tesisleri ve Haliç’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bize tahsis kayıkhaneyi daha iyi hale getirmek istiyoruz. Yeni bir binicilik tesisi için çalışıyoruz. Bunun için çalışmalara başladık. Eğer bu görevi yeniden yapma onuruna sahip olursak, başardıklarımızın daha iyisini yapmak için çalışacağımın sözünü veriyorum. Galatasaray’ı hayallerimizin ötesine taşımak için birlikte tek yumruk olmaya davet ediyorum.”
Dursun Özbek, konuşmasının ardından yeni yönetim listesinde bulunan isimleri sahneye davet etti.
]]>Bir süre sonra eğlenen grup, yan masalarında oturan kişilerle bilinmeyen nedenle tartışmaya başladı. Tartışma sırasında Ramazan Kaya yan masada oturan kişiye şişe fırlattıktan sonra, yanındakilerle birlikte saldırdı.
Restoranda çıkan arbede, çalışanların da araya girmesiyle büyüdü. Restoran çalışanları kavga eden grubu, yaka paça dışarı atarken, öfkeli grup tehdit ve hakaretler ederek tekrar geleceklerini söyledi.
10 Temmuz Pazartesi günü ise işletme sahibi restoranda kavga eden gruptakiler tarafından telefonla aranarak tehditler aldı.

KURŞUNLAR MEHMEDALİ’YE İSABET ETTİ
Gece saatlerinde restoranın önüne gelen motosikletli iki kişi, önce birkaç tur keşif yaptıktan sonra restorana tabancayla ateş açtı. Kurşunlar dinlenmek üzere restoranın önünde oturan Murat Alp (18), Sercan Demir (27) ve Mehmedali Memiş (19)’e isabet etti.
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralanan Alp ve Demir ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye götürüldü. Adana’dan İstanbul’a çalışmak üzere gelen ve olaydan 20 gün önce işe başlayan Mehmedali Memiş ise dinlenmek için restoranın önünde oturduğu sandalyede hayatını kaybetti. Polis ekipleri olay yerinde yaptıkları incelemelerin ardından şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.

3 ŞÜPEHLİ YURTDIŞINA KAÇTI, 2’Sİ GERİ GELİP TESLİM OLDU
Polis ekipleri, yaptıkları çalışmalarda motosikletli iki saldırganın Turgay Gündoğdu ve Eren Okumuş olduğunu, Gündoğdu’nun olaydan sonraki gün yurtdışına kaçtığını tespit etti. Ramazan Kaya ve Bayram Kaya’nın ise 15 Temmuz’da yurtdışına kaçtığı tespit edildi.
Çalışmaların devamında Eren Okumuş ve Güven Polatdemir polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Ramazan Kaya ve Bayram Kaya ise yurtdışından geri dönerek 1 Ekim’de teslim oldu. 7
İfadelerinin ardından gözaltına alınan 4 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüpheliler verdikleri ifadelerde suçlamaları kabul etmediklerini söyledi. Olayda ağır yaralanan Murat Alp ve hafif şekilde yaralanan Sercan Demir’de hastanede gördükleri tedavinin ardından taburcu oldu.
KAVGA VE SİLAHLI SALDIRI ANLARI SANİYE SANİYE GÖRÜNTÜLENDİ
Öte yandan restorandaki kavganın ve saldırının güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Güvenlik kamerası görüntülerinde şüpheli grubun yan masalarında oturan kişiye saldırması, restoran çalışanlarının da kavgaya dahil olması yer alıyor. Mehmedali Memiş’in ise kavgayı uzaktan izlediği görülüyor.
Silahlı saldırı görüntülerindeyse, şüphelilerin olaydan önce yaptıkları keşif, ardından dinlenmek üzere olan 3 çalışana ateş ettikleri, Alp ve Demir’in koşuşturması, Memiş’in ise yaralandığı görülüyor.
“TEDBİRİNİZİ ALIN BU ADAMLAR GELECEK”
Mehmedali Memiş’in babası Neşet Memiş yaşananları şu sözlerle anlattı:
“Benim oğlum burada dershaneye gidiyordu, üniversiteye gitmesi için. Kazanamadı, biz de tekrar dershaneye gönderdik. ‘Baba ben polis olacağım’ diyordu. Yunus polislerini görünce heyecanlanıyor, ‘Baba ben de bunlar gibi’ olacağım diyordu.
Sınavdan çıktıktan sonra, ‘Baba ben İstanbul’a gideceğim’ dedi. ‘Biraz kafamı dağıtırım, sınav sonuçları açıklandıktan sonra geri gelirim’ dedi. İstanbul’a gönderdik, çalışmaya gitti. 20 gün falan çalıştı.
Çalıştığı yerde daha öncede tartışmalar, bir takım kavgalar olmuştu. Ama biz bu mekanın bu kadar tartışılır, kavga edilir bir yer olduğunu bilmiyorduk.
Bir gün böyle bir masa geliyor, oradaki mekan sahipleriyle kavga ediyorlar. Bunlar gelen müşterileri dövüyorlar. Müşteriler çıkarken de ‘Tedbirini al, biz geleceğiz. Bunu senin yanına bırakmayız’ diyor.
Mekan sahibi S.Ş’de hiçbir güvenlik almadan, kimseye bir şey söylemeden normal yaşantısına devam ediyor. Para kazanayım, müşterim eksik olmasın diye. Bu sırada dayak yiyen taraf boş durmuyor, telefonla mekan sahibi S.Ş’i arıyorlar, ‘Bizim niyetimiz ciddi, biz bu mekana geleceğiz’ diyorlar.
Sadece bu konudan benim oğlum ve arkadaşlarının haberi olmuyor. Otoparkçıya dahi bu söyleniyor. Otoparkçıya, ‘Tedbirinizi alın, bu adamlar gelecekler’ diye. O sırada ne oğluma ne de yeğenim Murat Alp’e kimse bir şey söylemiyor.
Ertesi gün gece 00.00 – 01.00 civarlarında, Ramazan Kaya’nın tuttuğu adamlar geliyor, motosikletle o tarafta bir iki tur atıyorlar. Gelip sıkıp sıkıp gidiyorlar kafasına göre. O sırada benim masum oğlum gidiyor.”
“HAYALLERİMİZİ, GELECEĞİMİZİ ELİMİZDEN ALDILAR”
Anne Perin Memiş, “Benim oğlumun hayalleri, geleceği vardı. Hayallerimizi, geleceğimizi elimizden aldılar. Perşembe günü mahkeme var, İnşallah belalarını bulacaklar. Her gece gömleğini öpüp de yatıyorum. Gömleğini kokluyorum ama yok, artık gelmez” diye konuştu.
]]>Çift, oğullarının tedavisinin ardından saat 00.30 sıralarında evlerine dönmek üzere tıp merkezinden çıktı. Birol Bahadır’ın kullandığı 16 VEC 523 plakalı hafif ticari araca, evlerinin bulunduğu Belde Sokak’ta seyir halindeyken, iddiaya göre ana yolda süratle ilerleyen Hüseyin Başaran (28) yönetimindeki 16 ARL 705 plakalı otomobil yandan çarptı.

CAMDAN FIRLAYARAK DİĞER ARACIN ALTINDA KALDI
Çarpmanın şiddetiyle araçta sıkışan Birol Bahadır ile Gülsüm Bahadır ağır yaralanırken, arka koltuktaki çocuk koltuğunda oturan Mert ise camdan fırlayıp metrelerce savrularak Hüseyin Başaran’ın kullandığı otomobilin altında kaldı.

İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde Mert Bahadır’ın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirlerken, ağır yaralanan anne ve babası, sıkıştıkları araçtan itfaiye ekipleri tarafından çıkarılarak kaldırıldıkları hastanede tedaviye alındı.
Mert Bahadır, kazadan 1 gün sonra toprağa verilirken, iç kanama geçiren ve vücutlarının çeşitli yerlerinde kırıklar oluşan Bahadır çifti, öldüğünü bilmedikleri oğullarının cenazesine de katılamadı. 16 gün boyunca yoğun bakımda tedavi gören ve 15 gün önce hastaneden taburcu olan çiftin, vücutlarındaki kırıklar nedeniyle evde yatarak tedavileri devam ediyor.

‘OĞLUMUN ÖLÜMÜNÜ PSİKOLOG EŞLİĞİNDE ÖĞRENDİM’
Oğullarının öldüğünü kazadan günler sonra öğrendiklerini söyleyen Gülsüm Bahadır, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“İlk zamanlar kendimizde değildik. Oğlumun ölüm haberini sonradan psikolog eşliğinde öğrendim. Acımız çok büyük. Oğlumuzu iyileştirmek için hastaneye gittik, başımıza bu olay geldi. O cani adam, hızlı bir şekilde gelip bizim arabamıza vurdu. Oğlumuzu iyileştirmek istedik ama ölüme gitti. Kolumda, kaburgalarımda ve bacaklarımda kırıklar var. 2 ay boyunca evde yatmaya devam edeceğiz. Ben oğlumdan oldum. Bir daha oğlum geri gelmeyecek. İnşallah o cani gereken cezayı alır. O mahalle arasında o kadar hızla gelmenin bedelini öder.”

“OĞLUMUN HEP YOĞUN BAKIMDA OLDUĞUNU ZANNEDİYORDUM”
Oğlunun ölüm haberini kazadan 1 hafta sonra ziyaretine gelen bir arkadaşı tarafından öğrendiğini belirten Birol Bahadır, “Ben yoğun bakımda oğlumun ölüm haberini aldıktan sonra hastanede duramadım. Yanımıza ziyarete gelen bir arkadaşım ağzından kaçırdı. Oğlumun hep yoğun bakımda olduğunu zannediyordum. O caninin en ağır cezayı almasını istiyorum” diye konuştu.
Kaza anı ile ilgili olarak da Birol Bahadır, tutuklu sürücü Hüseyin Başaran’ın otomobiliyle çok süratli bir şekilde ana yolda ilerlediğini ve frene basmadığını söyledi. Kazanın ardından aracın içinde sıkıştıklarını ifade eden Bahadır, “Vücudumda ezilmeler var. Sol kalçamda platin var. Kalçamızda kırıklar olduğu için, 2 ay boyunca yataktan kalkamayacağız. Doktorlar, belki eski hayatımıza geri dönememe ihtimalimiz olduğunu söyledi. İnşallah adalet yerini bulur” dedi.

“ÇOCUKLARIM HALA YATAĞA MAHKUM YAŞIYOR”
Torununu, anne ve babası olmadan toprağa vermek zorunda kaldıklarını ve yaşadıkları acının tarifinin mümkün olmadığını belirten babaanne Fatma Bahadır ise “Gece yarısı, gelinimin telefonundan beni aradılar. Kaza haberini aldım. Çocuklarımı gördüğümde perişan haldeydiler. Gülsüm ve Birol’un 5 sene çocukları olmadı. Evlendikten 5 sene sonra çocukları oldu. Onu da toprağa verdik. Bu kişiden sonuna kadar davacıyım. Çocuklarım hala yatağa mahkum yaşıyor” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.
‘BU YAŞANAN KAZA DEĞİL CİNAYET’
Kazanın ardından tutuklanan otomobil sürücüsünün, sokak arasında 150 kilometre hızla gittiğini, güvenlik kamerası görüntülerinde de bunun görüldüğünü belirten, ailenin avukatı Tuncay Özdemir, olayın kaza değil cinayet olduğunu söyledi. Özdemir;
“Kazaya sebep olan Hüseyin Başaran, kanunlar niteliğinde incelendiğinde, ‘bilinçli taksir’ veya ‘olası kast’ ile yargılanmalıdır. Müvekkillerimde alkol ve madde yok. Karşı tarafta bir alkol olmadığı söyleniyor ama elimize hastane kayıtları ulaşmadı. Kazanın olduğu yeri ana yol olarak tabir etsek dahi, sokak olarak geçilen bir yer. Orada seyir halinde olan bir kişi 30 kilometre hızla gitmesi gerekirken, bize göre 150 kilometre hızla geldiği için, bu olay meydana geliyor. Bu yol tek şeritli bir yol. Karşı taraf önündeki araçları sollayarak müvekkilime çarpmıştır. Bu durum bize göre cinayet ama takdir mahkemenindir. Karşı taraf tutuklu ve sürecimiz devam ediyor” dedi.
]]>Prof. Dr. Bush, ergenler, çocuklar, hatta hamileler arasında dahi kullanımı çok artan ve elektronik sigara, iqos, puff bar gibi farklı form ve adlarla piyasada satılan ‘alternatif’ tütün ürünlerinin tehlikelerine dikkat çekti.
Prof. Dr. Bush, evdeki e-sigara sıvılarını içme sonucu 2-3 yaşındaki bebeklerde dahi e-sigara zehirlenmelerine rastladıklarını kaydetti. Gerçekleştirilen bilimsel oturumda endüstrinin esrar dahi içeren bazı ürünleri artık “astımlı hastaların kullandığı inhaler (fısfıs)” formunda satışa sunduğuna da dikkat çekildi.
“BİN 200’DEN FAZLA GENDE DEĞİŞİKLİĞE NEDEN OLUYOR”
E-sigaraların sanıldığı gibi masum olmadığını anlatan Prof. Dr. Bush, bu cihazlar yüzünden tütün ürünü kullanımının 10-11 yaşa kadar düştüğünü vurguladı. Prof. Dr. Bush’un sunumundaki en dikkat çeken verilerden biri de yapılan araştırmalara göre e-sigaranın bin 200’den fazla gende değişikliğe neden olduğuydu.
Prof. Dr. Bush tütün ürünü kullanma yaşının bu kadar düşmesinin, ileride akciğer kanseri görülme yaşını da çok daha erkene çekme endişesi doğurduğuna dikkat çekti.
Doç. Dr. Pelin Duru Çetinkaya da ülkemizde 10 yaşından itibaren elektronik sigara kullananlara şahit olduklarını anlattı:
“16 yaşın altında yapılmış bir araştırmaya göre çocukların yüzde 5’i düzenli, yüzde 20’si ise ara sıra olmak üzere elektronik sigara ve ürünlerini kullanıyor. Çocuklarımızdan önce ne yazık ki ebeveynler, eğitimciler ve sağlıkçılar tehlikeyi bilmiyor. Yapılan araştırmalarda görülmüş ki bu ürünlerin neredeyse üçte birinde Cannabis yani esrar var. Bir sürü kanserojen madde var. Elektronik sigara kullanmasa bile bir çocuk bunun sıvılarını içerek toksik zehirlenmeler yaşayabiliyor. 6 yaşında bu şekilde zehirlenme vakalarımız oldu.”
“EBEVEYNLER SESİNİ ÇIKARMIYOR”
Bu ürünlerin zararlı olmadığı ve her yerde kullanılabileceği algısıyla ebeveynlerin, çocuklarının yanında dahi kullandığına işaret eden Doç. Dr. Çetinkaya, şöyle devam etti:
“Yine ülkemizde yapılan bir çalışmada gördük ki yüzde 70’i evlerinde, yüzde 40’ı iş yerinde bu ürünleri kullanıyor. Adına istediğiniz kadar buhar deyin, bunlar da duman çıkarıyor. Eğitimcilerimizin farkına varamadığı durumlar da var. Çocuk okulda flash bellek şeklinde avucunun içerisinde saklıyor ve bunları soluyor. Ama ortama dumanı saldığında sigaradaki gibi kötü bir koku olmuyor. Çünkü içinde aromalar var, çilek, meyve aroması gibi. Öğretmenler de bunun aslında bir tütün ürünü olduğunun farkına varmıyor. Ebeveynler bir ilaç kullanması gerektiğinde her şeyi sorgularken bunları koşulsuz şartsız sorgulamadan çocuklarının kullanmasına sesini çıkarmıyor. Gebeler bile kullanıyor. Ülkemizde yapılmış bir çalışmada gebelerde elektronik sigara kullanımının yüzde 5’lerde olduğu ortaya çıkmıştı 5 yıl önce. Şu an bu oran eminim daha yüksektir.”
“AYNI AĞIZLIKLA 5-6 ÇOCUK KULLANIYOR”
İki çocuğunun olduğunu ve her ikisinin okullarında yaygın bir şekilde bu ürünlerin kullanıldığını vurgulayan Doç. Dr. Çetinkaya, sözlerini şöyle noktaladı:
“Bir de Puff Bar dedikleri tek kullanımlık ürünler var. Bir çocuk alıyor, 5-6 çocuk aynı ürünü aynı ağızlıkla kullanıyor. Akciğer, kalp damar sistemi, kanser, bulaşıcı hastalıklara zemin hazırlıyor. Sigara bırakma polikliniklerinde sadece 5 hekimden birisi elektronik sigara ve yeni nesil tütün ürünleri hakkında hastadan sorgu alıyor. Meslektaşlarımız da bunu bilmiyor. Örneğin son zamanlarda çocuk yaş hastalarda çok sık duyduğumuz pnömotoraks yani akciğer sönmesi tablosunda, altta yatan neden elektronik sigara ürünleri olabilir mi, bunun sorgulanması lazım.”
“CİDDİ ÖNLEMLER ALINMALI”
Prof. Dr. Andrew Bush ise “Çocuk hekimleri bu ürünlerin tehlikelerini biraz daha iyi biliyor. Ama yetişkin hekimleri sigaranın zararlarına daha çok odaklandıkları için daha az zararlı olan bir şeye yönlendirmek istiyor hastalarını. Ama e-sigaraların daha az zararlı olduğuna dair elimizde herhangi bir kanıt yok. Hatta acaba daha fazla zararlı olabilir mi? Bununla ilgili kanıtlar konuşuluyor artık. Dolayısıyla bu sıcak kimyasalların ciğerlerimize çekilmesi hiç de güvenli değil ve tehlikeli. Ergenlik döneminde sigara içildiği zaman yetişkinlik hayatında akciğer kanseri geliştirme riski kat kat artıyor. Kanser görülme yaşını ileride çok daha genç nüfusta görebiliriz. Bu beni çok kaygılandırıyor. Bir felaketin olmasını beklemeden bu ürünlerin tüketilmesine yönelik ciddi önlemler alınmalı” diye konuştu.
İngiltere ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde satışı serbest olan ve bu ürünlerin özel mağazalarının bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bush, Türkiye’de elektronik sigara satışının yasak olmasının önemli bir avantaj ve başarı olduğunu da vurguladı. Ancak sadece kağıt üzerindeki yasakların etkili olamayacağını ifade eden Bush, özellikle çocuklara bu ürünlerin satışını yapanlara hapis cezasına varan ciddi yaptırımlar getirilmesi gerektiğini kaydetti.
]]>
Tarım ve Orman Bakanlığı, 2024 yılı yaş çay alım fiyatının kilogram başına 17 lira, üreticilere verilen destekleme bedelinin ise 2 lira olarak belirlendiğini, böylece 2024 yılı yaş çay bedeli olarak üreticilerin eline kilogram başına 19 lira geçeceğini açıkladı.
Rizeliler, açıklanan fiyata tepki göstererek, fiyatın en az 25 lira olmasını talep etti.
Yapılan açıklamalarda, “25 lira bu milletin hakkıdır. Çünkü burada geçen sene 800 lira yevmiye yapılırken, yevmiye çay toplanırken bugün bin 500 lira isteniyor. Bunun gübresi var, çapalaması var, ot temizliği var, bakımı var. Yani bunları üste koyduğunuzda çayın değerini bugün 19 lira olarak açıklamak öyle bir çay almak bu akla ziyandır” denildi.
Rize’deki siyasi parti temsilcileri ve ziraat odası başkanlarının konuyla ilgili değerlendirmeleri şöyle:
“25 LİRA BU MİLLETİN HAKKIDIR”
İYİ Parti Rize İl Başkanı Kürşat Hacısüleymanoğlu:
“Rize Ticaret Borsası’nın çay fiyatıyla ilgili 19 lira açıklamasının tamamen bir fiyasko olduğunu, çay fiyatının manipüle edildiğini düşünüyoruz.
Ayrıca açıklanacak olan çay fiyatının güncel ekonomik koşullar dikkatine alınarak, güncel enflasyon dikkate alınarak, maliyet hesabı yapıldı. Maliyet hesabına göre en az 25 TL olarak açıklanmasını talep ediyoruz.”
Demokrat Parti Rize İl Başkanı Hamit Çelik:
“Bugün çay fiyatının gerçek rakamı uluslararası piyasada 85 senttir. Yani o da 26 lira üzerindedir. Bu para, bugün çaya verilecek zam bir defa 25 liranın altına düşmemesi lazım. 25 lira bu milletin hakkıdır.
Çünkü burada geçen sene 800 lira yevmiye yapılırken, yevmiye çay toplanırken bugün bin 500 lira isteniyor. Bunun gübresi var, çapalaması var, ot temizliği var, bakımı var. Yani bunları üste koyduğunuzda çayın değerini bugün 19 lira olarak açıklamak öyle bir çay almak bu akla ziyandır.”
“BİR AN ÖNCE BU YANLIŞTAN VAZGEÇİLMELİDİR”
Gelecek Partisi Rize İl Başkanı Osman Civelek:
“Devletin en yetkilisi o günkü parlamenter sistemde başbakan vardı. Rahmetli Başbakan Mesut Yılmaz gelirdi Rize’ye, çay fiyatını açıklardı. Çay fiyatının açıklanmasıyla bir bayram havası estirirdi. Rize Meydanı mitinglere dönüşürdü adeta. Diyelim ki o gün ki şartlarda enflasyona yakın bir rakam verilirdi. Rizeli olması münasebetiyle de onun üzerine ilave bir ek ödenek daha aktarırdı başbakan ve çay fiyatını öyle açıklanırdı.
Son yıllarda artık alışkanlık haline getirdi iktidar, Çaykur binalarından, bakanlığın
odalarından çay fiyatları açıklanmaya başlandı. Buna da Rizeliyi alıştırdılar. En son geçen sene seçimlerde mayıs ayı çayı fiyatı açıklanırken Cumhurbaşkanı Rize Meydanı’nda bir fiyat açıkladı ve fiyattan da üreticilerimiz çok memnun kalmadı. Çünkü miting alanının boşaldığını hissettik ve gördük çay fiyatı açıklandıktan sonra.
Bugünün şartlarında fiyatın 25 TL ve üzerinde olması makbuldür. Çünkü ekonomik sıkıntılarla insanlarımız uğraşırken bir nebze nefes alma adı altında belki bir faydası olacaktır bu rakamın.
Saadet Partisi Rize İL Başkanı Muhammet Kaçar:
“Ülkemizde yaşanan enflasyon da nazara alınarak, daha önceden de ifade ettiğimiz üzere asgari 25 TL olarak çay fiyatının belirlenmesini ve desteklemenin de 3 TL olarak belirlenerek milletimizin güvenle önüne bakabileceği bir ortamın oluşmasını hükümet yetkililerimize önemle arz ediyoruz.
Bu yanlıştan bir an önce vazgeçilerek olması gereken asgari 25 TL olarak fiyatın belirlenmesini ve bu fiyatın bir an önce açıklanmasını yetkililerden önemle rica ediyoruz.”
Artvin Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti:
“4 Mayıs Cumartesi günü başlayan çay tarımı bir sürü belirsizliklerle, sıkıntılarla başladı. Biz çay üreticileri olarak en az en yüzde 100 zam istiyoruz. Yani maliyetlerimiz geçen yıldan bugüne arttı.
Mazota gelen, enerjiye, gıdaya gelen maliyetler arttı. Ziraat Odaları olarak maliyet hesaplaması yaparken birçok kalemde maliyet hesaplaması yaptık ve bunların bir yıllık almış olduğu zamları hesapladık ortalama 17.8 kuruşa denk düştü.
Biz Odalar olarak, çay bölgesi Ziraat Odaları olarak, Hopa Ziraat Odası olarak bu yıl çay fiyatının 25 liranın üzerinde olmasını talep ediyoruz. Döviz artışı alım gücümüz düştü. Geçen yıl 150 liraya aldığımız çay makası, bu yıl 600 geçen yıl 20 liraya aldığımız çuval bu yıl 50 lira buyurun sayın devlet büyükleri bu hesabı bu maliyeti siz yapın ve bu yıl üreticilerimizin yüzünü güldürecek bir fiyat belirleyin.”
]]>ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
“Sevginin en kutsal sembolü, sonsuz sabır ve şefkatin kaynağı, senin gibi bir annenin değeri ölçülemez. Anneler Günün kutlu olsun!”
“Her bir gülüşünde, yüreğimizdeki sevginin yeşerdiğini hissediyoruz. Seninle geçirdiğimiz her an, bize hayatın en değerli hediyesini veriyor. Anneler Günün kutlu olsun, anneciğim!”
“Güçlü bir sığınak, sıcacık bir liman, yolumuzu aydınlatan bir yıldızsın sen. Anneler Günü kutlu olsun, varlığın bizim için en değerli hazinemizdir.”
“Hiç solmayan bir çiçek gibi, sevgin her zaman etrafımızı sarmalıyor. Seninle geçirdiğimiz her an, bize anneliğin ne demek olduğunu hatırlatıyor. Anneler Günün kutlu olsun, seni çok seviyoruz!”
“Hayatımızın her anında, yanımızda olduğun için minnettarız. Yüreğindeki sevgi ve sıcaklıkla bize rehberlik eden, değerli annemiz, Anneler Günün kutlu olsun!”
“Anneler Günü, sadece bir gün değil, senin bize her gün sunduğun sevgi ve özverinin kutlandığı özel bir zaman dilimi. Varlığınla hayatımıza anlam katan anneciğim, seni çok seviyoruz!”
“Kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük olan sevgini hissediyoruz her zaman. Bize her zaman destek olan, yüreği sonsuz sevgiyle dolu annemiz, Anneler Günün kutlu olsun!”

“Hayatın en güzel renklerini bize öğreten, her zorluğun üstesinden gelmemize yardımcı olan annemize sonsuz teşekkürler. Anneler Günün kutlu olsun, seni çok seviyoruz!”
“Sevgi dolu kalbinle, bize her zaman en iyisini sunan annemiz, sana minnettarız. Seni seviyoruz ve Anneler Günün kutlu olsun!”
“Anneler Günü, senin değerini anlamak ve sana olan sevgimizi ifade etmek için bir fırsat. Senin gibi harika bir annenin evlatları olmaktan gurur duyuyoruz. İyi ki varsın, Anneler Günün kutlu olsun!”

ARKADAŞA ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
Canım arkadaşım, Anneler Günü’nü kutlarım! Senin gibi bir anneye sahip olduğun için çok şanslısın.
Annelerimize olan sevgimizi ve saygımızı her zaman yürekten hissediyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!
Bu özel günde, tüm anne dostlarımıza en içten dileklerimizi sunuyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!
Annelik duygusunun ne kadar kutsal ve değerli olduğunu biliyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!
Tüm anne dostlarımıza, sevgi dolu bir Anneler Günü diliyoruz.

EŞE ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
Sevgili eşim, öncelikle anneler gününü kutlarım. Çocuklarımıza verdiğin sevgi ve emeği için sana minnettarım.
Sen sadece çocuklarımızın değil, benim de en şefkatli ve en sevgi dolu annemsin. Anneler Günün kutlu olsun!
Hayatımın en güzel armağanı olan sana, anneler gününü kutlarım. Hem bana hem de çocuklarımıza sunduğun sevgi ve şefkat için sana minnettarım.

Senin gibi bir anneye sahip olduğumuz için çocuklarımıza çok şanslıyım. Anneler Günün kutlu olsun!
Her zaman yanımızda olduğun, bize destek olduğun ve bize sevgini gösterdiğin için sana çok teşekkür ederim. Anneler Günün kutlu olsun canım!
]]>PATRON TAHLİYE OLDU
Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar istinaf mahkemesi tarafından da onandı. 19 Nisan 2019’da verilen onama kararıyla birlikte, Can Gürkan’ı yurt dışına çıkış yasağı koyarak tahliye edildi. Somalı madencilerin avukatları dosyayı Yargıtay’a taşıdı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, cezaları az buldu. Sanıklar Can Gürkan, Haluk Evinç, Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt’un 301 kez olası kastla öldürme suçundan, 162 kez de yaralama suçundan cezalandırılmasını istedi. Yargıtay’ın kararından hemen sonra, davanın görüldüğü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nin yeni duruşma günü verip davaya yeniden başlaması bekleniyordu ancak öyle olmadı…
Yargıtay 12. Dairesi heyeti değiştirildi
Ölen ve yaralanan her bir madenci için ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğine hükmeden Yargıtay 12. Ceza Dairesi heyeti, davanın yeniden başlamasının beklediği sırada değiştirildi. Yeni gelen heyet, siyaset ve bürokrasi kökenliydi. 12. Ceza Dairesi Başkanı Ahmet Er ve üye hakim Nadir Güngündeş koltuğunu korurken, sanıkların 301 kez olası kastla öldürme ve 162 kez yaralama suçundan cezalandırılması gerektiğine yönelik karara imza atan üyelerin yerine eski Adalet Bakanı ve Müsteşarı Kenan İpek, eski HSK Genel Sekreteri Fuzuli Aydoğdu ve eski Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Mustafa Yapıcı getirildi.
LEHE OY KULLANILDI
Heyet değişikliğinden 8 gün sonra, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan itiraz geldi. İtirazda Daire’nin bozma kararındaki ‘olası kastla öldürme’ suçundan ceza istemi fazla bulundu, sanıkların ‘bilinçli taksirle öldürme’ suçundan cezalandırılması istendi. Sanıkların ‘bilinçli taksirle öldürme’den cezalandırılmaları yönünde karar verildi. Karar 3’e karşı 2 oyla çıktı. Yeni üyeler, kararda sanıkların ‘lehine’ oy kullandı.
YAŞAM HAKLARI İHLAL EDİLMEMİŞ
2021’de başlayan yeniden yargılama sonunda Can Gürkan, 20 yıl, Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt, 12 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı. Haluk Evinç ise beraat etti. Madencilerin avukatları, Yargıtay’ın onama kararından sonra Soma Davası’nı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Başvuruda madencilerin yaşam haklarının ihlal edildiği belirtildi, yeniden yargılama ve tazminat talep edildi. Yüksek mahkeme, avukatların başvurusunu reddetti. Kararda, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrımın ceza hukukundaki en tartışmalı konulardan biri olduğu öne sürüldü ve hayatını kaybeden madencilerin yaşam hakkının ihlal edilmediği belirtildi.
]]>
Bursa temsilcisi, bu sonuçla play-off oynama şansını kaybetti.
Karşılaşmaya daha tempolu başlayarak Şehmus Hazer, Melih Mahmutoğlu ve Sertaç Şanlı ile sayılar bulan Fenerbahçe Beko, 2. dakikayı 8-2 önde geçti. Bursa temsilcisi, kötü başlangıca rağmen Zivko ve Brown ile tempoyu arttırdı ve 6. dakikada skoru lehine çevirdi: 13-12. Karşılıklı basketlerle devam eden ilk çeyrek 25-25 eşitlikle sonuçlandı.
İkinci çeyreğe de hızlı başlayan Fenerbahçe Beko, Madar’dan üst üste sayılar bularak 14. dakikada farkı 6’ya (31-37) çıkardı. Yeşil-beyazlı ekibin basit top kayıplarını iyi cezalandıran sarı-lacivertliler, bu periyodun genelinde daha iyi mücadele etti ve soyunma odasına 51-40 üstün gitti.

Üçüncü çeyrekte istediği ritmi bir türlü bulmayan Bursaspor karşısında set hücumlarını devam ettiren Fenerbahçe Beko, 32. dakikada farkı 13’e (41-54) kadar çıkardı. Farkı çift hanelerde tutmayan çalışan sarı-lacivertliler karşısında seyirci desteğini de arkasına alan Bursaspor, boyalı alandan Vlademir, çizginin dışından ise Brown’un sayılarıyla etkili olarak üçüncü çeyreğe skoru eşitleyerek (68-68) gitmeyi başardı.
Son çeyrek çekişmeye sahne oldu. Ömer Utku Al ve Michineau ile çeyreğin başında sayılar bulan Bursaspor, uzun süre sonra 32. dakikada skorda üstünlüğü ele geçirdi: 72-70. Tarık Biberoviç ve Şehmus Hazer ikilisiyle etkili olan Fenerbahçe Beko, çeyrek genelinde iyi oyunu sürdürerek son dakikaya 92-89 önde girdi. Bitime saniyeler kala Brown ile 3 sayılık isabet bulan Bursaspor, skoru 92-92 eşitleyerek adeta tekrar umutlandı. Karşılıklı basketlerin devam ettiği çeyreğin son 4 saniyesine 96-96 eşitlikle girildi. Son topu kullanan Fenerbahçe Beko, Şehmus Hazer ile yararlanamayınca maç uzatmaya gitti.
Uzatma dakikalarında iki takımın çekişmeli oyunu devam etti. Fenerbahçe Beko’nun sürekli öne geçtiği, Bursaspor’un kovaladığı uzatmanın son 19 saniyesine 102-102 eşitlikle girildi. Son hücumu kullanan sarı-lacivertliler 4. periyotta olduğu gibi yine Şehmus Hazer ile skoru bulamadı ve ikinci uzatma periyoduna geçildi.
İkinci uzatma periyodunda dar rotasyonla oynayan Bursaspor iyice yoruldu ve skor üretmekte zorlandı. Bu durumu lehine çeviren Fenerbahçe Beko, iyi oynayarak parkeden 116-112 galip ayrılmayı başardı.
Salon: TOFAŞ
Hakemler: Emin Moğulkoç, Musa Kazım Çetin, Yiğit Gönültaş
Bursaspor İnfo Yatırım: Young 14, Neal 9, Michineau 14, Brown 32, Zivko 26, Ömer Utku Al 4, Davit Mutaf 13, Metin Türen
Fenerbahçe Beko: Şehmus Hazer 17, Sertaç Şanlı 10, Melih Mahmutoğlu 13, Mert Emre Ekşioğlu, Noua 20, Montley 4, Metecan Birsen, Tarık Biberoviç 15, Pierre 11, Dorsey 6, Madar 20
1. Periyot: 25-25
Devre: 40-51
3. Periyot: 68-68
Normal süre: 96-96
5 faulle çıkan: 36.51 Neal (Bursaspor İnfo Yatırım)
]]>İsrail’in yaklaşık 8 aydır suç işlemeye devam ettiğini söyleyen Salah, Şifa Hastanesinin acil servisi, diyaliz merkezi ve ameliyathane bölümünün olduğu yerde bulunan toplam 3 toplu mezarda 80 cesede ulaştıklarını, bunların yanı sıra hastanenin diğer bölümlerinde ve kum yığınlarının altında onlarca ceset bulduklarını kaydetti.
CESETLER TOPLU MEZARLARDAN ÇIKARILIYOR
Toplu mezarlarda bulunan cesetler üzerinde yapılan incelemelere ilişkin bilgi veren Salah, şunları söyledi:
“Bu kişilerin, sağlık hizmeti almalarına engel olunan hastalar, yoğun bakımda olup suni solunum cihazı durduğu için ölenler, tedavi olamadığı için yaralarında iltihaplar oluştuğundan ötürü hayatını kaybedenler, İsrail askeri araçları tarafından ezildiği için parçalanmış bir şekilde bulunanlar, başı gövdesinden ayrılanlar, defnedilmeden önce başından ve göğsünden vurularak öldürülenler ve çöp yığınlarının altına defnedilenlerden oluştuğunu gördük. İsrail, hastaneleri, can kurtarılan mekanlardan ölüm kokularının yayıldığı mekanlara ve toplu mezarlara dönüştürdü.”
SAĞLIK PERSONELLERİ ÖLDÜRÜLDÜ VE ALIKONULDU
Kemal Advan, Nasır ve Şifa hastanelerinde bulunan 7 toplu mezarda 520 cesede ulaşıldığını aktaran Salah, İsrail ordusunun ihlallerinin sadece toplu mezarlarla sınırlı kalmadığını Şifa Hastanesinde gerçekleşen son baskında 4 sağlık çalışanının şehit olduğunu ve böylelikle ölen sağlık personeli sayısının 492’ye yükseldiğini dile getirdi.
Salah, şu ana kadar 310 sağlıkçının İsrail tarafından alıkonduğunu, bunların çok zor koşullar altında tutulduğunu ve işkenceye maruz kaldığını, bunlardan birinin de işkence sonucu hayatını kaybeden Şifa Hastanesi Ortopedi Bölümü Başkanı Adnan el-Burş olduğunu ve cesedinin hala teslim edilmediğini söyledi.
SAĞLIK SİSTEMİNİN KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR
Sağlık sektörünün pek çok sorunla karşılaştığını belirten Salah, bunların başında yakıtın geldiğini, hizmet veren az sayıdaki hastanenin yakıt sıkıntısı nedeniyle minimum kapasiteyle çalıştığını, yakıt olmadı için ambulansların da hasta ve yaralılara ulaşmakta zorlandığını kaydetti.
Salah, karşılaştıkları bir diğer zorluğun ise sağlıkçı kadrosunda verilen kayıplar ile ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği olduğunu ifade ederek, Şifa Hastanesinde hala ortaya çıkarılmamış cesetler olduğunu düşündüklerini ancak bunları bulmak için gerekli ekipman ve araçlara sahip olmadıkları için arama çalışmalarını durdurduklarını aktardı.
ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI
Salah, tüm bu ihlallere binaen uluslararası kurumlar, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ), bu suçları belgeleme ve İsrail’i bunlarla yargılama çağrısı yaptıklarını kaydetti.
Başta Şifa Hastanesi Müdürü Muhammed Ebu Silmiyye olmak üzere alıkonulan sağlıkçıların serbest bırakılmasını istediklerini kaydeden Salah, Filistin Sağlık Bakanlığı ve uluslararası kurumlardan, Şifa ve diğer hastanelerin yeniden hizmete açılması için çalışmasını talep etti.
SİVİL SAVUNMA EKİPLERİNİN KARŞILAŞTIĞI ZORLUKLAR
Basın toplantısında söz alan Basal ise sivil savunma ekiplerinin yaşadıkları sıkıntılara değindi. İsrail’in saldırılarında çoğu aracın zarar görmesi nedeniyle aylardır çok basit alet ve ekipmanlarla çalıştıklarını kaydeden Basal, bu durumun enerji ve vakit kaybetmelerine neden olduğuna işaret etti.
Basal, Uluslararası Sivil Savunma Teşkilatı, uluslararası kurumlar, insan hakları kuruluşlarına Gazze’de yaşanan “felaketi” görme çağrısı yaptı.
Basal, sivil savunma ekiplerinin görevlerini yerine getirebilmesi için yakıt ve ekipman talep ettiklerini, saldırıların devam etmesi ve enkaz altında hala en az 10 bin ceset olduğu göz önüne alındığında ağır iş makineleri ile gelişmiş ekipmanlara ihtiyaç duyduklarını söyledi.
İsrail’in, sivil savunma Kurumu’nun kapasitesinin yüzde 70-80’ini yok ettiğini, 69 sivil savunma çalışanını öldürdüğünü dile getiren Basal, çalışanlar için koruma talep ettiklerini aktardı.
]]>
“FİLİSTİN’İ ‘ÖZGÜRLÜĞÜN SEMBOLÜ’ DUYGUSUYLA TAKİP EDİYORUZ”
Kassis’i ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirten İmamoğlu şunları söyledi:
* “Sizinle en son, Mega Şehirler Zirvesi’nde bir arada olmuştuk. Çok ilginç bir şekilde, biraz da o ağırlama esnasında saldırının başlama anını yaşamıştık. Bölge çok ağır zamanlar geçiriyor. Biz, çok büyük ve derin üzüntüyle takip ediyoruz süreci. Filistin, dünyadaki bütün insanların, tabii bizim için de özellikle Türk halkı için her zaman öyle olmuştur; ama bu dönemde de yine özgürlüğün sembolü şeklinde bir duyguyla takip ediyoruz süreci. Tabii bir yandan atak ve saldırılar devam ediyor. Bunun acısı büyük.
* Ama bir yandan da 2 milyon civarında insan, yurtlarından ayrılmak zorunda kalan insanların ihtiyaçları da hepimizin içini acıtıyor. Tüm uluslararası platformlarda, Filistin halkının haklı mücadelesinin yanında olduğumuzu belirtmek isterim. Yaşanan vahşetin bir an önce durmasını ve kanın akmamasını, savaşın sona erdirilmesini, artık ne yazık ki katliama dönen bu saldırının sona ermesi gerektiğini, her yerde, sesimizin son noktasına kadar haykırarak dile getiriyoruz.

“GAZZE’YE ULAŞTIRILMAK ÜZERE YARDIM TIRLARIMIZI GÖNDERDİK”
* İstanbul özelinde de aynı duyarlılığı sürdürüyoruz. Burada yaşayan Filistinli öğrencilere katkı sunduk ve ihtiyaçlarını takip ediyoruz. Gazze’ye ulaştırılmak üzere yardım tırlarımızı gönderdik. Bu ve buna benzer aksiyonlarla, ihtiyacı olan her hususta, Filistin halkına da yardıma hazır olacağız. Bu tür ortamlarda, özellikle yerel yönetimler olarak süreci çok hassas irdelemeli ve birbirimize her yönüyle de destek olmalıyız. Ben, ilk tanıştığımız andan beri, bu konudaki hem olgun tutumunuzdan hem aynı zamanda şehrin ihtiyaçlarıyla beraber hem bölgeye hemşehrimize hem ülkemize olan güçlü bakışınızdan dolayı da sizi tebrik ederim.
İBB, RAMALLAH’TAKİ OSMANLI ADLİYESİ’NİN YENİDEN YAPIMINA KATKI SUNACAK
* Ramallah Filistin’in en önemli şehirlerinden bir tanesi. Bugün, yönetici arkadaşlarımı da dış ilişkilerdeki sorumlu arkadaşlarımla birlikte çağırdım. Oradaki Osmanlı Adliyesi’yle ilgili olan alakanızı biliyorum. Oraya vereceğimiz destekle ilgili süreci konuşmak da istediğinizi biliyorum. Ben, oradaki süreçte, -ki dün de bu konuda bir kısım görüşme yaptığınızdan da haberdarım- o projede olmak istiyoruz ve mutlaka süreci destekliyoruz. İnşallah birlikte çok güzel bir eseri şehrinize kazandırırız. Hem şehrinizde hem ülkenin genelinde, bir an önce insanların yaşam ve mücadeleleri noktasında, bütün hizmetlerden iyi faydalanması gerekiyor. Bu yönde sizin atacağınız her örnek çalışmada da İstanbul’un yanınızda olduğunu bilin. Ve öyle de imkanlar sunma gayreti içerisinde olacağız.
* Şehrinizdeki dayanışmaya katkı sunmaya, atık yönetimi ve çevreyle ilgili atacağınız adımlarda sizi her türlü desteği sunmaya hazırız. Bu yönüyle gerçekleştireceğimiz şehre dönük iyileştirici bütün projelere de destek olma konusunda kararlıyız. Şahsım ve tüm İstanbullular adına, Filistinlilerin yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum. Kalacağınız süreç içerisinde arkadaşlarımla yapacağınız toplantılardan çıkacak sonuçları hızlıca değerlendirip, mutlaka size hızlıca dönüş yapacağımızı da bilmenizi isterim. Bu adımlarla Ramallah için çok güzel hizmetler sunacağınıza da son derece eminim.”

“SİZİNLE OLAN İLİŞKİMİZDEN DOLAYI ÇOK MEMNUNUZ”
Ülkesinde ve yönettiği şehirde yaşadıkları zorluklardan örnekler veren Ramallah Belediye Başkanı Kassis de şunları söyledi:
* “Hem kişisel anlamda hem de resmi anlamda sizinle olan ilişkimizden dolayı çok memnunuz. Bildiğiniz üzere ülkemizde deki durum çok acı. Bütün gözler Gazze’de. Ama Batı Şeria’da durum, gün geçtikçe çok daha ciddileşiyor. Böyle bir durumda, insanların üzerindeki gerginliği almak ve yerel hizmetleri sürdürmek, yerel yönetimler için çok zorlu bir durum. Biz de sizin gibi genç bir toplumuz.
* Dün, BM Genel Kurulu çok önemli bir karar aldı ve tabii ki Türkiye bizim yanımızda yer aldı. Bu topraklarda, insanlarımızın varlığını sürdürmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bu topraklarda var olmak için direniyoruz. Biz, ülkemiz için ölmek istemiyoruz, ülkemiz için yaşamak istiyoruz. Yerel yönetimler açısından bu çok zorlu bir durum.”

“DEMOKRASİ ADINA KAZANÇ”
“Yeni anayasa çalışmaları için bir takvim var mı? Yeni siyasi iklim, yeni anayasaya yakınlaşmamızı daha çok sağlar mı?” sorusunu Kurtulmuş, şöyle yanıtladı: Anayasa çalışmaları, aslında hem Türkiye’de siyasetin normalleşmesi bakımından önemli bir fırsat olur hem de bu karşılıklı normalleşme sürecinin anayasa başta olmak üzere yasama faaliyetlerinin kalitesinin arttırılması bakımından katkısı olur. Siyasi partiler arasında görüşmelerin yapılmış olması, Sayın Cumhurbaşkanımızın ana muhalefet partisinin liderini kabul etmesi ve bu görüşmenin oldukça sıcak, dostane bir ortamda geçmesi Türkiye demokrasisi adına kazançtır.
Kurtulmuş, TBMM’nin 28. Dönemi’nde halkın oylarının yüzde 95’inin temsil edildiğine; 14 siyasi parti ve 6 siyasi parti grubunun bulunduğuna işaret ederek, “Çok sesliliğe açık bir parlamentomuz var. Eğer burada partiler bir uzlaşma zemini geliştirebilirlerse bu parlamentoda istenilen bir anayasa gerçekleşebilir” diye konuştu.
“DAYATMA DOĞRU DEĞİL”
Yeni anayasa için doğru zemin ve doğru yöntemin bulunması gerektiğine dikkati çeken Kurtulmuş, bu çalışmaların doğru zemininin TBMM olduğunu söyledi. Herkesin bu konuda fikrini söyleyeceği, toplumun bütün kesimlerinin anayasayla ilgili külli bir fikri de dile getirebileceğini anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
– İsteyen istediği maddelerle ilgili teklifler de yapılabilir. Bunun için parti ziyaretlerinden sonra sivil toplum kuruluşlarının, hukuk camiasının, üniversitelerin, kanaati olan grupların da fikirlerinin alınması için zemini düzgün bir şekilde oluşturmaya gayret edeceğiz. Ayrıca bu tartışmalar yapılırken doğru bir yöntemin tespit edilmesi lazım. Açıkçası şuna başından itibaren özen gösteriyorum. Doğru zemini, doğru yöntemi söylüyorum ama ‘Şu yöntemle yapacağız.’ ya da ‘Şöyle olması gerekir.’ diye bir dayatmayı ortaya koymanın doğru olmadığına inanıyorum. Partilerle görüşmelerimizi tamamladıktan sonra yönteme ilişkin belki teklifler talep edeceğim.
“ESAS TARTIŞMA KONULARA GİRİNCE ÇIKACAK”
Kurtulmuş, yeni anayasa konusunda yaptığı görüşmeler anımsatılarak, yapıcı görüşmeler olup olmadığı sorusunu, “Şimdiye kadar ziyaret ettiğim partiler, anayasa çalışmaları için kapıyı açık tutmuştur. Yani iyi karşıladılar, çok olumlu görüşmeler oldu. Ama tabii ki anayasa görüşmelerinde yöntemi bulunduktan sonra esas tartışma, konulara girildikçe ortaya çıkacaktır” diye yanıtladı.
Kurtulmuş, “Anayasa’nın değişmesi gerektiğini düşünüyorlar mı?” sorusuna karşılık, “Tabii ki. Zaten bu siyasi partilerin tamamı kendi programlarında da anayasa değişikliklerinden bahsetmişlerdir. Dolayısıyla bu bir fantezi değil, bu bir hayal değil. Olabilir. İlk turdaki görüşmelerimizi çok sıcak, çok olumlu gördüm. Ümit ediyorum ki sonuç alırız” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, yeni anayasanın tartışılacağı yerin Meclis çatısı olduğunu belirterek, “TBMM, anayasa yapma iradesine de gücüne de yetkisine de sahiptir. Bu süreci kimsenin zehirlemesine müsaade edilmemesi lazım” dedi.
FİLİSTİNLİ AKADEMİSYEN ÇAĞRISI
Kurtulmuş, Filistin’e destek verdiği için okuldan uzaklaştırılan üniversite öğrencileri ve akademisyenlerle ilgili de çağrısını yineledi:
– Dünyanın dört bir tarafında şu anda siyonizmin baskılarıyla işini bırakmak zorunda kalan öğretim üyelerinin, akademisyenlerin tamamına çağrıda bulunuyoruz. Dünya üniversitelerinde siyonist baskılar yüzünden işinden atılan insanlara Türkiye üniversitelerinin kapıları açıktır.
]]>Tüpraş Stadı’nda gerçekleştirilen ve kulüp genel sekreteri Cem Sezgin’in açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen başkan Hasan Arat, Beşiktaş Kulübünün tarihinde ilk kez stadyumda genel kurul yapıldığını belirterek, “(Yeni tüzüğü okumadım ama şöyle…) diye başlayan sözleri üzülerek izliyoruz. Beşiktaş’ta yaşanan değişimi görmek istemeyenler var. Bu değişikliklerin Beşiktaş’a faydası olacaktır. Beşiktaş halkın takımıdır, genel kurul ne derse o olur. 3 Aralık’ta emaneti almaya nasıl geldiysek bu emaneti gelecek nesillere bırakacağız. Bu tüzük değişikliği tamamlandığında sokakta gururla dolaşacaksınız. Bu değişiklikler başka kulüplere örnek alacaktır.” dedi.
Beşiktaş’taki sıkıntıları çözmeye çalıştıklarını vurgulayan Arat, “Tüm değişikliklerden önce kaos gelir. Biz bir kaosta seçime gittik. Hala sıkıntıları çözmeye çalışıyoruz. Bu yönetimin tüzüğü değildir. Yönetim bazı maddeleri tüzük kuruluna sunmuştur. Bu tüzük taslağı 17 Nisan’da ilana çıktı. Bu tüzük Beşiktaş’ın halk içinde büyümesini sağlayacaktır. Üniversiteli gençlerimiz, kadınlarımız, çocuklarımız yeni doğan bebekler için Beşiktaş üyeliğinde avantajlar gelmektedir. Şehit aileleri, gaziler, olimpik ve paralimpik sporcular için üyelikte kolaylıklar gelmektedir. Örneğin Nesrin Baş, Paris’e katılınca otomatik üye olacaktır. 10 Aralık 2016’daki şehitlerimizden Beşiktaş’a üye olmak isteyen otomatik üye olacaktır.” diye konuştu.
“DEĞİŞİM KAÇINILMAZDIR”
Çeşitli oylamaların ve işlemlerin elektronik ortamda yapılacağını kaydeden Arat, “Beşiktaş dijital aplikasyon çalışmaları sonuca ulaşmak üzere. Haziranda lansmanını yapacağız. Eğer genel kurul onaylarsa elektronik ortamda oylamaya katılabilecek. Birçok işi elektronik ortamda yapmak mümkün olabilecektir. Daha iyiye gitmek için iyiden vazgeçmekten korkmayacağız. Beşiktaş gelecek yıllarda benzer yeniliklere ayak uydurmak için değişiklikler yapacaktır. Değişim kaçınılmazdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Arat, tüzük taslağını inceleyerek gerekli değişiklikleri yaptıkları için Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’a ve devlet kademesindeki ilgililere teşekkür etti.
“YÖNETİMDE KEYFİLİĞE SON VERMEKTE”
Beşiktaş’ın gayrimenkullerini tekrar devralacağına dikkati çeken Arat, şunları kaydetti:
“Bu tüzük, tarihimizde ilk kez yönetimde keyfiliğe esastan son vermektedir. Yönetim kurulu başkanı tek imzayla her şeye imza atabiliyordu. ‘Böyle şey olmaz’ dedik, kurula özellikle bildirdik ve iki imza şartı olması gerektiğini söyledik. Bir başkan tek başına Beşiktaş’ın en kritik davalarından birinin ibralaşmasına hukuki gerekçeler olmadan imza atamazdı, attılar. Kimse kendi isteğiyle bu imzayı atamayacak. Yine tüzüğümüzde Akaretler’i 2044’e kadar, Fulya’yı 25 yıllığına kiralıyorlardı. Kiralanan binamızın bize geri teslimini istedik. Hüseyin Yücel ve hukuk kurulumuz, geri adım atmadı ve tahliye davası açtık. Tahliye davasında çok kuvvetli bir yere geldik. ‘Yönetim kurulu 10 yıldan fazla kiralama yapamaz’ diyoruz bu tüzükte. Fulya’da Aşçıoğlu’na tahliye davası açtık. Binanın üzerindeki Aşçıoğlu yazısı tamamen kalktı. Beşiktaş mallarını tek tek geri alacak, haksızlığa son verecek. Sayın Aşçıoğlu son derece duyarlı bu konuda. Kira artırımı istemiyoruz, ‘binayı komple Beşiktaş’a devredeceksiniz’ diyoruz, o da anlayışla karşılıyor. Beşiktaş Fulya meselesindeki en önemli adımlardan biri çözülecek. Sorunlarımız çok büyük. Beşiktaş Belediye Başkanı’yla konuştum, yarın 1903 Mehmet Üstünkaya tesislerini boşaltıyor. Ekrem İmamoğlu’yla konuştuk, Çilekli’yi devralacağız. Bunların hepsini tek tek yapacağız. Uzun süreli kiralamalarda 5 yılda bir yeniden değerleme şartı getiriliyor, denetimin gücü arttırılıyor.”
“BU KULÜPTEN ELİNİZİ ÇEKİN”
Her kurula minimum 2 kadın üye şartı getirdiklerini hatırlatan Arat, “Yeni üye referansı 35’e yükseltiliyor artık sahte imza atılmasın diye. Denetim kurulunun sunduğu raporda 5700’ün üzerinde üye farklı şekilde kaydedilmiş. Hepsi tespit edildi. Disiplin kurulu gerekli işleri yapacak. Bu kulüpten elinizi çekin. Beşiktaş’ta bu tip hakimiyet bitmiştir. Artık kimse gruplardan medet ummasın.” ifadelerini kullandı.
]]>İsrailli çalışanların anlattığına göre, askeri tesis, Gazze’den alıkonularak getirilen Filistinlilerin tutulduğu kapalı alanlar ile yaralıların yataklara bağlı halde yattığı bir sahra hastanesi olmak üzere ikiye ayrılıyor.
Tesiste çalışanların CNN ile paylaştığı görüntülerde alıkonulan Filistinlilerin dikenli tellerle çevrili alanlarda tutulduğu, kağıt inceliğinde şiltelerin üzerinde oturmak zorunda bırakıldığı ve gözlerinin bağlı olduğu görüldü.
Çalışanlardan biri alıkonulan Filistinlilerin birbirleriyle konuşmalarının yasak olduğunu belirtirken, doktorların sürekli kelepçe takmaktan dolayı yaralananlardan bazılarının uzuvlarını kestiğini ve bazı tıbbi işlemlerin deneyimsiz veya o alanda uzman olmayan sağlık görevlileri tarafından uygulandığını ifade etti.
Gardiyanlara “sorun çıkardığı” iddia edilen kişileri seçip cezalandırmaları talimatı verildiğini ifade eden bir çalışan, “Bize onların (Filistinlilerin) hareket etmesine ve konuşmasına izin verilmediği söylendi. Sürekli dik oturmaları gerekiyordu.” dedi.
“İNSANLIKLARINI SÖKÜP ALDILAR”
“Sde Teiman”da sağlık görevlisi olarak görev yapan bir çalışan da tesisin sahra hastanesindeki durumu anlattı.
Yaralıların bez taktığını, yataklara bağlı halde yattığını ve pipetle beslendiğini belirten İsrailli sağlık görevlisi, “(Filistinlilerden) Onlardan insanlıklarını söküp aldılar.” dedi.
Bir başka çalışan ise kendisine, çoğu zaman anestezi kullanmadan Filistinliler üzerinde tıbbi işlemler uygulamasının emredildiğini söyleyerek, “Hastalara uzmanlığımın tamamen dışında olan küçük tıbbi işlemler yaptım.” ifadesini kullandı.
“İNSANLARIN GÖRDÜĞÜ MUAMELEYE ŞAHİT OLDUM”
İsrail tarafından alıkonulan ve gözaltı merkezlerinden birine gönderilen Filistinlilerden biri olan Doktor Muhammed el-Ran, çölün kavurucu sıcağı ve gecelerin soğukluğunda hayatta kalmaya çalıştığını anlattı.
İsrail’in saldırıları sonucu kapanan Endonezya Hastanesi’nin cerrahi biriminde çalışan el-Ran, El-Ehli Baptist Hastanesi’nde çalışmaya başlamasının üçüncü günü olan 18 Aralık 2023’te alıkonulduğunu belirtti.
El-Ran, kıyafetlerinin çıkarıldığını, gözlerinin ve bileklerinin bağlandığını, ardından bir kamyonun arkasına atıldığını ve neredeyse çıplak olan Filistinlilerin tesise götürülmek üzere üst üste yığıldığını kaydetti.
Gözaltı merkezinde 44 gün tutulan el-Ran, “Göz bağımı çıkardıklarında insanların gördüğü muameleye, küçük düşürücü davranışlara, bizi nasıl insan değil de hayvan olarak gördüklerine şahit oldum.” ifadesini kullandı.
İSRAİL, İŞKENCE SONUCU 27 FİLİSTİNLİNİN ÖLDÜĞÜNÜ DUYURMUŞTU
İsrail’deki Haaretz gazetesi, mart ayında, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana alıkoyduğu Filistinlilerden 27’sinin askeri tesislerde öldüğünü, birçoğunun ise dayak, kötü muamele ve tacize maruz kaldığını yazmıştı.
Gazetenin haberinde, İsrail güçlerinin alıkoyduğu Filistinlilerin “Sde Teiman” ve “Anatot” isimli askeri tesislerde veya İsrail sınırlarında gerçekleştirilen sorgulamalar sırasında öldüğü belirtilmişti.
– UNRWA: İsrail’in gözaltı merkezlerinde tutulan Filistinliler kötü muamelelere maruz kalıyor
Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) martta yayımlanan raporunda, İsrail’in gözaltı merkezlerinde tutulan Filistinlilerin dayak ve cinsel saldırı gibi çok kötü muamelelere maruz kaldıkları bildirilmişti.
Raporda bildirilen kötü muamele yöntemleri arasında, dayak, tutuklulara ve ailelerine zarar verme tehditleri, köpek saldırıları, kişinin onuruna hakaret ve aşağılama, su, yemek, uyku ve tuvaletten mahrum bırakma, alıkonulanların üzerine idrar yapma gibi davranışların yer aldığı kaydedilmişti.
]]>
“PLANLANMIŞ BİR OLAYDIR, NASIL YAPTIKLARI BELLİDİR”
Baba Cantürk Erzen ifadesinde, “Olaydan önce, 10-15 dakika önce, oğlum Yunus Emre ile telefonla konuşmuştum ama bu olayla ilgili konuşmadım. Kredi kartına para yatırması için aramıştım. Sosyal medya paylaşımımla ilgili herhangi bir konuşmamız olmadı. Bana isteselerdi parayı almak için ulaşıp alırlardı. İsteseler beni arayabilirlerdi. Benim telefon 24 saat açıktır. Benden alacakları varsa şimdi de ödemeye hazırım. Planlanmış bir olaydır. Nasıl yaptıkları bellidir” dedi.

MAHKEMEDE OLAY ANI İZLENİNCE ANNE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Anne Solmaz Erzen ise oğlunun acımasızca katledildiğini belirterek sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Anne Erzen’in talebi üzerine duruşma salonunda olay anına ait güvenlik kamera görüntüsü izletildi. O anlarda anne Solmaz Erzen gözyaşlarına hakim olamadı.
AVUKATLAR ARASINDA TARTIŞMA
Tutuksuz sanıklardan biri, şikayetçi avukata şov yaptığını söyleyince avukatlar arasında sözlü tartışma çıktı. Baba Cantürk Erzen’in sanık avukatlarına bağırması üzerine mahkeme başkanı duruşmaya 10 dakika ara verdi.
“YUNUS EMRE’Yİ ENGELLEMEK İÇİN 4 KURŞUNU AYAKLARINA DOĞRU SIKTIM”
Tutuklu sanık Tarık Özer, şunları söyledi:
* “Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Ölenler içinde üzgünüm keşke yaşanmasaydı. Olaydan dolayı çok pişmanım. Olayda tasarlama söz konusu değildir. Bir anda gelişen bir olaydı.
* Oraya gitmemin sebebi; Cantürk’ün sosyal medya hesabından yapmış olduğu hakaret içerikli sözleri nedeniyle gittik. İlk girdiğimiz anda, konuşmak için gittiğimiz için konuştuk. Olay başlayınca oğlumun baba demesinin üzerine babalık içgüdüsüyle, oğluma zarar geldi düşüncesiyle hareket ettim. Yunus Emre’nin silahını çıkartıp kardeşimi vurmasıyla olay başladı. Oğlumu ve kardeşimi koruma içgüdüsüyle hareket ettim. Ne olduysa bir anda oldu.
* Olay nedeniyle pişmanım. Öldürmek gibi bir niyetim yoktu. Emre’yi engellemek için 4 kurşunu ayaklarına doğru sıktım. Yunus Emre’yi kardeşim gibi severdim. Cantürk, o akşam çok hakaret etti sosyal medyada. Eminim ki Cantürk alkolsüz kafayla olsa bunları yapacak biri değildir.
* Kaçmak gibi bir niyetim olsa kendim gidip teslim olmazdım. Kötü insanlar değiliz, iş insanıyız. Bu zamana kadar şiddet içeren bir olaya karışmadım.”

“SANIKLARIN PASAPORTU ARACIN İÇERİSİNDE ÇIKMIŞTIR, BU KAÇACAKLARINI GÖSTERMEKTEDİR”
Erzen ailesi avukatı Kerim Bahadır Şeker, “Olayda herhangi bir meşru müdafaa söz konusu değildir. Meşru müdafaanın koşulları arasında saldırı olmalı, savunma olmalı, orantılılık olmalı ve araçların eşitliği olmalı. Bu olayda bunların hiçbiri yoktur. Haksız tahrik de söz konusu değildir. Sanıkların pasaportu aracın içerisinde çıkmıştır. Bu kaçacaklarını göstermektedir. Meydana gelen olayda sanıklar lehine takdiri indirim nedenlerinin de uygulanmaması suretiyle en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyoruz” diye konuştu.
“OLAYDA TASARLAMA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”
Sanık avukatı Büşra Bayraktar ise, “Olayda tasarlama söz konusu değildir. Tasarlama için aranılan sebat etme olgusu dosyada yoktur. Müvekkilimizin beraat edeceğini düşünüyoruz. Tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
DURUŞMA 12 TEMMUZ’A ERTELENDİ
Mahkeme heyeti, sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, 5 tutuksuz sanığın imza atma şeklinde adli kontrollerinin kaldırılmasına, yurt dışı çıkış yasaklarının ise devamına hükmetti.

İDDİANAME
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in, Yunus Emre Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Batuhan Bayındır’a yönelik “kasten öldürme” suçundan müebbet, Yusuf Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
Sanıkların ayrıca, “kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak” suçundan 6’şar aydan 3’er yıla kadar, “ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan da 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. İddianamede, tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Erdal Adıyaman, Ercan Topçu, Vedat Erkin, Nimetullah Özer, Hüsamettin Ahmetoğlu’nun da “suçluyu kayırma” suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları gerektiği belirtildi.
]]>Gürsel Aksel Stadı’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen Ankersen, “Yakaladığımız başarıyı ve Süper Lig’e çıkmayı kutluyoruz” dedi. İzmir’e gelmeden önce Göztepe’nin çok ilgisini çektiğini anlatan Ankersen, “Göztepe ile ilgili en çok ilgimi çeken tesisleri, antrenman sahaları, Gürsel Aksel Stadı ve Şampiyonlar Ligi’ni hak eden taraftarıydı. İzmir gelişmeye açık kapasitede bir şehir. Sport Republic olarak bu potansiyeli gördük ve böyle bir yatırımı yaptık. 2 yılı tamamladık, temelleri oturttuk. Üstün çalışmalarımızla yolculuğumuzun ilk kısmı tamamlandı. Artık ikinci kısma geçiyoruz. Tüm şehrin desteğini ve muhteşem kutlamaları görüyoruz, sıcaklığı görüyoruz. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde yolumuza çok çalışarak devam edeceğiz” diye konuştu.
“FUTBOLDA PARA OYNAMAZ”
Rasmus Ankersen altyapıyla İlgili çalıştıklarını belirterek, “Biz altyapıya yatırımlar yapmak istiyoruz. Genç yetenekleri keşfetmek istiyoruz. Maalesef altyapı tesisi sıkıntımız var. Şehrin desteğini, yetkililerin desteğini istiyoruz. Doğru tesis için doğru alanlar olmalı. Yönetimle de konuşuyoruz ancak kesinlikle altyapıyla ve tesisleşmeyle ilgili desteğe ihtiyacımız var. Para futbolda önemli ama tek şey değil. Teknik direktörümüz Stanimir Stoilov hocanın bir lafı vardır, ‘Futbolda para oynayamaz’ diye. Futbolda olay doğru oluşum, doğru kültür ve doğru seçimdir. Para dışında farklı yöntemlerimiz var. Türk futbolunun yaşadığı sorunlardan bir tanesi, futbol sadece transferler üzerinden okunmaya çalışılıyor. Birçok iyi oyuncuyu bir araya getirisiniz ama doğru plan yoksa başarı gelmez. Türkiye’de bu eksik, dünyada da bu eksik” ifadelerine yer verdi.
“DOĞRU TRANSFERLER YAPMAK ZORUNDAYIZ”
Başarılı bir futbol takımı yönetmek için çok bileşenin olduğunu söyleyen Rasmus Ankersen, “Öncelikle futbolda nasıl oynamak istiyoruz bunu iyi bilmek lazım. Oyuncularınız ve takımınız sizin ürününüz. Buna uygun olarak doğru transferler yapmak zorundasınız. Bu da futbol kültürünüzü, yapılanmanızı oluşturacak. Oyuncu iyi olabilir ama doğru oyuncuyu bulmak gerekli, bu teknik direktör için de gerekli. Biz hoca değişikliğine gittik. Biraz daha fazlasına ihtiyacımız vardı. Eski teknik direktörümüz Radomir Kokovic de burada istikrarlı işler gerçekleştirdi. Başarılı olmak adına birçok bileşen var. Doğru oyuncuyu ve doğru hocayı buluşturmak bunların başında. Teknik futbol oynamak istiyorsanız teknik oyuncuları seçeceksiniz, fizik olarak iyi olacaksanız fiziği güçlü oyuncuları getireceksiniz. Bunu mimarlık gibi düşünüyoruz.”
“ÇOK BÜYÜK İSİMLER GÖRECEĞİMİZİ SANMAM”
Futbolcu yetiştirmenin en büyük hırsları olduğunu vurgulayan Ankersen, “Göztepe’de bu konuda başarılı olduk. En büyük hırslarımızdan biri en iyi Türk futbolcuları yetiştirmekti, bunda başarılı olduk. Önümüzde Taha örneği, Ümit örneği var. Yurt dışından getirdiğimiz Antony Dennis de iyi bir örnek. Yetenek geliştirme adına Afrika’dan önemli oyuncular bulmaya çalışıyoruz. Bu stratejiye devam edeceğiz. Biz Göztepe için aç, potansiyeli yüksek gençleri getirmek için çalışıyoruz. Onlara Süper Lig’de şans vermek için her şeyi yapacağız. Çok büyük isimler göreceğimizi düşünmüyorum. Bizim çalışma prensibimiz bu değil. Geçmişinde oyuncu çok iyi şeyler yapmış olabilir ama bu gelecekte başarılı olacağı anlamına gelmez. Biz potansiyele odaklanıyoruz. Biz oyuna uygun oyuncalara odaklanıyoruz. Bizim şiddetli, agresif oyun anlaşımız var. Futbolcu seçerken bu oyun tarzını sahaya yansıtacak oyunculara odaklanacağız” açıklamasında bulundu.
]]>213 televizyon kanalı ile 562 radyoda yayınlanan kampanyada 115.1 milyar liralık bağış rakamına ulaşılırken, 9 milyon adedi aşkın SMS gönderilmişti.

‘Türkiye Tek Yürek’ kampanyasına kulüp başkanları, sporcular, iş insanları ve oyuncular katılmıştı.
Spor, sanat ve iş dünyasından önde gelen isimlerin yer aldığı etkinlikte toplanan paranın akıbeti, program sonrası sık sık gündeme geldi.
Söz konusu programda yardım taahhüdünde bulunup uzun süre sözünün yerine getirmeyen kişi ve kurumların isimlerinin açıklanması yönünde kamuoyunda beklenti oluşmuştu.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in toplanan paralarla ilgili soru önergesini yanıtlayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, toplam yardım tutarının 133 milyar 216 milyon 444 bin 143 TL olduğunu açıkladı.

Yerlikaya’nın yanıtına göre bu paranın 83 milyar 784 milyon 910 bin 635 TL’si harcandı. Yapılan harcamaların 48 milyar 975 milyon 698 bin 500 TL’sinin afetzedelere yönelik nakdi ödemeler olduğu belirtildi.
Yerlikaya “Bağış hesabında 133.216.444.143 TL toplanmış olup 83.784.910.635 TL’si harcanmıştır. Harcanan tutarın 48.975.698.500 TL’sini afetzedelere yapılan nakdi yardım ödemeleri (hasar hane ödemesi, taşınma yardımı, vefat edenlerin yakınlarına ödeme, kira ödemesi ve tahliye ödemesi) ve 34.809.212.135 TL’sini barınma giderleri (çadır-konteyner ahır ve konteyner altyapısı, gıda-hijyen seti alımı ve Esenkart ödemeleri) oluşturmaktadır” dedi.
Yerlikaya, aradan bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen “Türkiye Tek Yürek Kampanyası” kapsamında toplanan ve kampanya hesaplarında bulunan 49.431.533.508TL’nin afetzedelere yapılacak nakdi yardım ödemeleri, konteyner kent kurulumu ve sosyal donatı için kullanılacağını belirtti.
“AFAD HESAPLARINDA DEĞERLENDİRİLİYOR”
Yerlikaya, Gürer’in paraların nasıl değerlendirildiğine ilişkin sorusuna da “Kampanya hesaplarında bulunan 49.975.698.500 TL’nin tutarın kamu bankalarında AFAD adına açılan hesaplarda değerlendirilmekte olup afetzedelere yapılacak nakdi yardım ödemeleri, konteyner kent kurulumu ve sosyal donatı çalışmaları kapsamında kullanılacaktır” yanıtını verdi.

“YARDIMLAR BİR YILDIR NEDEN ULAŞMADI?”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede; bağış kampanyasında toplanan yardımların bölgeye bir an önce yansıtılması gerektiğini bildirdi.
Gürer, şunları söyledi:
– Bir yardım kampanyası dahi depremin ardından geçen süreçte tamamı bölgeye ulaşmaması, bu bağlamda planlama sorununun göstergesidir. Bir yılı geçmiş kampanya yapılalı ve yardımlar toplanıp AFAD hesabına yatmış ve de halen tamamı bölgeye ulaşmamış. Orada sorun yaşayan mağdur olan binlerce yurttaşımız var. Deprem bağışları bir yıldır tamamı yerine neden ulaşmadı?
– Deprem sonrası yaşanan sorunlar ve eksiklikler kamuoyuna sıkça yansımıştır. Deprem acısı yürekleri dağlamış ve unutulmamıştır. Depremi o dönem milletvekillerimiz ile bölgede bizzat yaşamış ve tanıklık etmiş bir milletvekili olarak, deprem bölgesinin bir an önce tüm sorunlardan arındırılmasının önemini bir kez daha altını çizmek isterim. Hesapta bulunan toplanan yardımlar bir an önce bölgeye ulaşmalıdır.
]]>Rapora göre nisan ayında en az 163 işçi hayatını kaybetti.
Yaş dağılıma göre incelediğinde ise 14 yaş ve altı 2 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 3 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 27 işçi, 30-49 yaş arası 64 işçi, 50-64 yaş arası 51 işçi, 65 yaş ve üstü 8 işçi, yaşını bilmediğimiz 8 işçi hayatını kaybetti.
Raporda, 2024’ün ilk dört ayında ise 597 işçinin hayatını kaybettiği belirtilerek “2024 yılının ilk dört ayında (Ocak’ta 161, Şubat’ta 149, Mart’ta 124 ve Nisan’da 163 olmak üzere) ise en az 597 işçiyi; yani her gün “en az” 5 işçiyi iş cinayetlerinde kaybettik…” ifadelerine yer verildi.
İSİG tarafından yapılan açıklamada “Raporumuzu İstanbul Beşiktaş Gayrettepe’de 16 katlı bir binanın eksi 1. ve eksi 2. katında faaliyet gösteren Masquerade Club (eski Discorium) adlı gece kulübünde tadilat yapıldığı sırada sahnenin yanında meydana gelen yangın sonucu hayatını kaybeden 30 işçi arkadaşımıza adıyoruz” denildi.

İŞKOLLARINA VE ŞEHİRLERE GÖRE DAĞILIM
Nisan ayında iş cinayetlerinin işkollarına ve şehirlere göre dağılımı ise şöyle oldu:
İnşaat, Yol işkolunda 51 işçi; Tarım, Orman işkolunda 36 emekçi (8 işçi ve 26 çiftçi+2 balıkçı); Konaklama, Eğlence işkolunda 20 işçi; Taşımacılık işkolunda 10 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 8 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 8 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 3 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Metal işkolunda 2 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 6 işçi hayatını kaybetti.
46 ölüm İstanbul’da; 7 ölüm Antalya’da; 6 ölüm Sakarya’da; 5’er ölüm Manisa ve Muğla’da; 4’er ölüm Adana, Adıyaman, Ankara, Hatay, Konya, Mersin, Niğde ve Şanlıurfa’da; 3’er ölüm Aydın, Gaziantep, İzmir, Kocaeli, Osmaniye, Sinop ve Sivas’ta; 2’şer ölüm Balıkesir, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Kahramanmaraş, Kayseri, Kütahya, Ordu, Samsun, Siirt ve Zonguldak’ta; 1’er ölüm Aksaray, Artvin, Bilecik, Çorum, Denizli, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Hakkari, Isparta, Karabük, Kastamonu, Mardin, Şırnak, Trabzon, Tokat, Yalova, Arnavutluk ve Karadağ’da meydana geldi.
Nisan ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı ise şöyle açıklandı:
Ezilme, Göçük nedeniyle 35 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 32 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 27 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 16 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 13 işçi; Şiddet nedeniyle 13 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 7 işçi; İntihar nedeniyle 6 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 4 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 3 işçi; diğer nedenlerden dolayı 7 işçi hayatını kaybetti…
]]>
Kane’in sezon başında transfer olduğu Bayern Münih, mücadele ettiği 4 kulvarda da havlu attı.
Sezon başında oynanan Almanya Süper Kupa’da Leipzig’e yenilen Münih ekibi, Almanya Kupası 2. turunda 3. lig ekibi Saarbrücken’e elendi. Bayern Münih, bitime iki hafta kalan Bundesliga’da ise şampiyonluğunu ilan eden Bayer Leverkusen’in 15 puan gerisinde kaldı.
Bayern Münih, son olarak UEFA Şampiyonlar Ligi yarı finalinde İspanya temsilcisi Real Madrid’e elenmekten kurtulamadı.
BAYERN MÜNİH 12 YIL SONRA KUPASIZ KALDI
Alman futbolunun en başarılı takımı Bayern Münih, 12 yıl sonra ilk kez sezonu kupasız tamamlayacak.
Münih ekibi, 2012’den bu yana her sezon en az bir kupa kazanmasına rağmen Kane’in takıma transfer olduğu ilk sezonda kupa kazanmayı başaramadı. Kane, Bayern Münih formasıyla 45 karşılaşmada 44 gol kaydederek başarılı bir bireysel performans sergiledi.
KUPASIZ GEÇEN TOTTENHAM YILLARI
Harry Kane, altyapısına 2004’te girdiği Tottenham ile 2010’da profesyonel sözleşme imzaladı.
Tottenham’da sahaya çıktığı 435 maçta 280 gol atma başarısı gösteren yıldız oyuncu, futbol dünyasında adını en etkili santrforlar arasına yazdırdı.
Kane, etkileyici performansına rağmen 2008 İngiltere Lig Kupası’ndan bu yana kupa sevinci yaşayamayan Tottenham’ın makus talihini değiştiremedi. Golcü futbolcu, kariyerinin başlarında kiralık olarak top koşturduğu Leyton Orient, Milwall, Norwich City ve Leicester City’de de kupa sevinci yaşayamadı.
TOTTENHAM’DA ÜÇ KEZ FİNAL KAYBETTİ
İngilizlerin “gol makinesi” Harry Kane, Tottenham formasıyla üç kez kupa finali kaybetti.
Tottenham, Kane’in oynadığı dönemde 2014-2015 sezonunda Chelsea, 2020-2021 sezonunda Manchester City’ye İngiltere Lig Kupası finalinde yenildi. UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 2018-2019 sezonu finalini Liverpool’a kaybeden Londra ekibi, Premier Lig’de ise 2016-2017 sezonunu ikinci sırada tamamlayarak şampiyonluğun bir adım uzağında kaldı.

MİLLİ TAKIMDA DA KUPASI YOK
İngiltere Milli Takımı’nın en golcü futbolcusu Kane, kupa şanssızlığını milli takımda da kıramadı.
Harry Kane, 89 maçta 62 gol attığı milli formayla bir kez final oynamasına rağmen mutlu sona ulaşamadı. Kane’in forma giydiği dönemde 2020 Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya’ya yenilen İngiltere, 2018-2019 sezonunda ise UEFA Uluslar Ligi’nde üçüncü oldu.
6. KEZ GOL KRALLIĞININ EŞİĞİNDE
Bu sezon Bundesliga’nın en skorer ismi Kane, kariyerinde 6. kez gol krallığı yaşamak için gün sayıyor.
İngiltere Premier Lig’de 2015-2016, 2016-2017 ve 2020-2021 sezonlarında gol krallığına ulaşan tecrübeli oyuncu, 2018 FIFA Dünya Kupası ve 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri’nde de en çok gol atan futbolcu oldu. İngiliz futbolcu, Bundesliga’da bu sezon gol krallığına ulaşmaya en yakın isim olarak dikkati çekiyor. Ligde 36 gol kaydeden Kane, Stuttgartlı Serhou Guirassy’nin (25 gol) önünde bitime iki hafta kala zirvede bulunuyor.

LEWANDOWSKI’NİN REKORUNA YAKLAŞTI
Bayern Münih efsaneleri arasına giren Robert Lewandowski’nin Bundesliga rekoru, Harry Kane’in bir sonraki hedefi olarak göze çarpıyor.
Lewandowski, 2020-2021 sezonunda 29 maçta kaydettiği 41 golle Bundesliga tarihinin bir sezonda en çok gol atan futbolcusu ünvanını elde etti. Polonyalı oyuncu, Gerd Müller’in 1971-1972 sezonundaki 40 gollük performansını geçerek yaklaşık 50 yıllık rekoru kırmıştı.
Kane, ligin son iki haftasında 5 gol daha atması halinde Lewandowski’nin 41 gollük rekoruna ortak olacak.
]]>Telefonla dolandırıcılık yöntemlerinin detaylı olarak anlatıldığı iddianamede, sanıkların müştekilerle olan telefon görüşme kayıtları ile görüntüleri de yer aldı.
İddianamede, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yeni atanan ya da sözleşmeli olarak görev yapan kadın öğretmenlerin bilgilerini ele geçiren sanıkların, aradıkları müştekilere kendilerini polis, savcı gibi kamu görevlisi olarak tanıttıkları ve gizli bir soruşturma yürüttüklerini söyledikleri belirtildi.
“Atıcı” olarak tabir edilen ve organizasyonun başındaki kişinin, kadın öğretmenlere bazı kişilerin kimlik bilgilerini ve telefonlarındaki fotoğrafları ele geçirerek cinsel içerikli görüntülerle montajladığı ve bunların internette yayınlanacağı sırada engellendiğini söylediği, müştekilerde korku ve endişe oluşturarak sanıkların banka hesaplarına para göndermelerini sağladıkları ve bu şekilde dolandırıcılık eylemlerini gerçekleştirdikleri aktarıldı.
CİNSEL İÇERİKLİ YAZIŞMA YALANI
Sanıkların 32 müştekiyi 4 milyon 396 bin lira dolandırdığı aktarılan iddianamede, belirli bir iş bölümü içerisinde eylemleri gerçekleştiren sanıkların yabancı uyruklu kişiler adına açılan GSM hatları üzerinden müştekileri aradığı ifade edildi.
İddianamede şu bilgilere yer verildi:
“Şüpheliler Mustafa C, Mehmet C. ve Casım Y’nin hedef olarak mesleğe yeni atanmış ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan aday statüsündeki kadın öğretmenleri seçtikleri, öğretmenlerin tüm kişisel bilgilerine tape kayıtlarından anlaşıldığı üzere vakıf oldukları, bu öğretmenlere ‘yol uygulamasında yakaladıkları şahıs ya da şahısların üzerinde kimlik bilgilerinin ve GSM hattının ikizinin çıktığı, bu hat üzerinden WhatsApp uygulamasını yedekleyerek başkaları ile cinsel içerikli görüşmeler yaptıklarını, müstehcen görüntülerinin sosyal medyada yayılacağı veyahut aile bireylerine gönderileceği sırada engellendiğini, dosyanın gizli olduğunu, gizlilik kalktığı takdirde aday öğretmen olması nedeniyle mesleğinin riske gireceğini ve Milli Eğitim Müdürlüğüne faks gönderilerek görevden uzaklaştırılacaklarını, kimlik bilgilerinin banka çalışanları tarafından sızdırıldığını, banka hesaplarına erişim sağlandığını’ söyleyerek onları korkutup bir nevi etkisiz hale getirdikleri anlaşılmıştır.
KREDİ ÇEKMEYE İKNA ETMİŞLER
Şüphelilerin, öğretmen müştekilere kendilerine inanmaları için aile fertlerinin isimlerini sayıp kendisi ile alakalı kişisel veri niteliğindeki bilgileri verdikleri, WhatsApp üzerinden kadın fotoğrafları gönderip tanıyıp tanımadıklarını sorduktan sonra fotoğraftaki kişinin banka çalışanı olduğunu ve kimlik bilgilerini sızdırdığını söyledikleri, banka hesaplarında yapacağı işlemin hayali olduğunu, hesaplarının koruma altında olduğunu, hesabından gönderilecek paranın geri iade edileceğini söyleyerek müştekinin tüm inceleme ve denetleme olanağını ortadan kaldırdıktan sonra onları kredi çekmeye ikna ederek verdikleri hesaba para göndermesini sağladıkları, hedef olarak seçtikleri mağdurlar ve onlara uyguladıkları hile yöntemleri nedeniyle cezalarının alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesi gerektiği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.”
578 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTEMİ
İddianamede “atıcı” oldukları tespit edilen tutuklu sanıklar Mehmet C, Mustafa C. ve Casım Y. için 32 kez “nitelikli dolandırıcılık”, “şantaj” ve “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” ve farklı suçlardan toplam 237’şer yıldan 578’er yıla kadar hapis cezası istendi.
30 sanık için ise “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 6’şar yıldan 15’er yıla kadar hapis talep edildi.
Hem binanın müteahhidi tutuksuz sanık Mahmut Oktay Hartavi (63) hem de yakınlarını kaybedenler, fırının işletmecisi firari sanıklar Akın (78) ve Ferihan Yağcı (78) çiftini suçladı. Depremde anne ve babasını kaybeden Mehmet Kaan Çimen “O kadar çok usulsüzlük vardı ki anlatılmaz. Arka tarafı kırıp kapı ve pencereler açtırdı. 2-3 haftada TIR’la un geliyordu. A ve B Blok’ta laf arasında ‘Bir gün deprem olursa bu apartman yıkılacak’ derlerdi” diye konuştu.
BELEDİYE 2013’TE MÜHÜRLEMİŞ
Mimar Sinan Mahallesi’ndeki 2 bloklu Fazilet Apartmanı’nın A bloğu, 6 Şubat’ta meydana gelen ilk depremde yıkıldı. Binada yaşayanların 19’u hayatını kaybederken, 20 kişi enkazdan yaralı çıkarıldı. Binanın yıkılmasıyla ilgili başlatılan soruşturmada, zemin katta fırının usulsüz tadilatlar yaptığı iddiasıyla bina sakinlerinin şikayeti üzerine Kahramanmaraş Belediyesi’nin 2013’te fırını mühürlediği, aynı yıl binada oturanlara can güvenlikleri olmadığı binayı boşaltmaları içi yazı gönderdiği belirlendi.

Akın Yağcı ve Ferihan Yağcı
Kahramanmaraş 1’nci Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı ve mahkemenin 16 Nisan 2019 tarihinde tadilatların binayı zayıflattığının tespit edildiği ve tadilatların güçlendirme projesi ile yapılması gerektiğine karar verdiği tespit edildi. Fırın işletmecileri Akın Yağcı ve eşi Ferihan Yağcı hakkında gözaltı kararı verildi ancak adreslerinde bulunamadı. Bunun üzerine fırıncı çift hakkında yakalama kararı çıkartıldı.
BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ ETTİ
Soruşturma sonunda binanın hem müteahhidi, statik proje müellifi ve fenni mesulü olan Mahmut Oktay Hartavi ile zemin katta fırının işletmecileri Akın Yağcı ve eşi Ferihan Yağcı hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Davanın ilk duruşmasına başka suçtan tutuklu olan tutuksuz Mahmut Oktay Hartavi, taraf avukatları, tanıklar ve ölenlerin yakınları katıldı. Duruşmada ilk olarak Hartavi savunma yaptı. Suçlamaları reddeden Hartavi, bilirkişi raporunu kabul etmediğini söyledi. Her şeyi o dönem yürürlükte olan yönetmeliklere uygun olarak yaptığını, A ve B blokun aynı dönem yapıldığını ve her ikisinde de aynı malzemenin kullanıldığını kaydeden Hartavi, şunları söyledi:
– 1975 yılı yönetmeliğine göre Kahramanmaraş 2’nci deprem bölgesiydi ve projeyi yönetmeliğe göre hazırladım. Projem hem inşaat mühendisleri odasından hem de belediye tarafından incelenip onaylandı. Statik projeyi hazırlarken hesaplamalar fırına göre yapılmadı. İddianamede binanın altında faaliyet gösteren yapının Akın Ekmek Unlu Malulleri’nde tadilat yapıldığından dolayı Kahramanmaraş 1’nci Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurdukları, mahkemenin 2019’da yapılan tadilatların güçlendirme projesi ile yapılması gerektiğinden bu haliyle tadilatların binayı zayıflattığının tespit edildiği ifade edilmektedir.
GÜÇLENDİRİLEN BİNALARI ÖRNEK GÖSTERDİ
– Güçlendirme projesiyle ilgili bir iki örnek vereceğim. Trabzon Caddesi’ndeki LcWaikiki binası deprem öncesi güçlendirme yapıldı, biliyorsunuz ilk depremde yıkılmadı. Aynı şekilde Belli Oteli’nde deprem öncesi güçlendirme yapılmıştı yine depremde ağır hasarlı olmakla birlikte yıkılmadı. Şekerbank’ın olduğu emek iş hanında yine güçlendirme yapılmıştı, bina yıkılmadan depremi atlattı. Son olarak Beyzade Sokak’ta Efes Oteli’nde güçlendirme yapıldı ve yaşadığımız asrın felaketi denilen bu büyüklükteki depremde yıkım olmadan ilk depremi atlatabildi.

“BABAM DA ‘YIKILACAK’ DERDİ”
Firari olan Akın Yağcı ve Ferihan Yağcı duruşmaya katılmadığı için ölenlerin yakınlarına söz hakkı verildi. Binada anne ve babasını kaybeden Mehmet Kaan Çimen, zemin kattaki fırında sürekli tadilatların yapıldığını ve apartmandaki herkesin fırından şikayetçi olduğunu söyledi.
Çimen, “O kadar çok usulsüzlük vardı ki anlatılmaz. Arka tarafı kırıp kapı ve pencereler açtırdı. 2-3 haftada TIR’la un geliyor. A ve B Blok’ta laf arasında ‘Bir gün deprem olursa bu apartman yıkılacak’ derlerdi. Bunu babam da komşularımız da dedi. Laf arasında herkes fırınla ilgili bunu söylemişken bir deprem oluyor, Oktay Bey’in söylediği gibi aynı malzemeler, aynı yılda aynı yönetmeliğe göre yapılan iki blok, o iki bloktan hep ‘Yıkılacak’ diye konuşulan fırının altında olduğu bloka yıkılıyor” diye konuştu.
BİNA SALLANMADAN YIKILDI
Ayşenur Tekin de sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, “Fırında tadilatlar yıllardır hiç bitmedi. Bina zaten ilk depremde 10-15 saniye içinde yıkıldı. Bina hiçbir salınım yapmadan tak tak şeklinde yıkıldı, yani sallanma yaşamadık” dedi.
B BLOK’TA ÇATLAK DAHİ YOK
Binada yakınlarını kaybedenlerden Nurettin Çağdaş Çakmak da fırında birçok usulsüz tadilatların yapıldığını belirterek, “Bu bina aynı zamanda aynı malzemelerle yapıldı. Biz deprem sonrasında enkazın üzerine çıktığımız zaman B blokta çatlak dahi göremedik ve cenazelerimizi oradan indirip çıkardık. Yani bir sıkıntı varsa bunun yapısal mimariyle alakalı olduğunu düşünmüyorum, eğer öyle bir şey olsaydı bırakın içine girmeyi, yanından bile korkarak geçerdik. Akın Bey, fırının borusunu, kapıcı dairesindeki kirişi kırarak çıkarmış ve bunu herkesten saklamış. Biz bunu yıkımdan sonraki fotoğraflardan tespit ettik” diye konuştu.
BELEDİYENİN YAZISI ENKAZDA BULUNDU
Gülay Sevinç Kahveci de sanıkların cezalandırılmasını talep ederek, “Sanırım babamın yaptığı başvuru üzerine Kahramanmaraş Belediyesi’nden 10 Haziran 2013 tarihli bir yazı gelmiş ve imara aykırı yapılan usulsüzlüklerin belediye tarafından düzeltileceği ancak bunun yapılabilmesi için evi boşaltması gerektiği, ‘Can güvenliğiniz yok boşaltın’ diye 27 Haziran 2013 tadilat yapılacağını söylemiş. Biz bu yazıyı tesadüfen enkazda bulduk” dedi.
Avukatların da savunmalarını yapmalarının ardından duruşma 24 Ekim’e ertelendi.
]]>Suç örgütü elebaşı olduğu öne sürülen Okan Atlas, kardeşi Eren Atlas ile Turgut Ergen tutuklanırken, 21 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Okan Atlas’ın kaldığı evde yapılan aramada yaklaşık 7 metre uzunluğunda, 80 santim genişliğindeki Kürkçüler Cezaevi’nin krokisi, muska kavanozlar içinde düğümlenmiş saç, iplik örgüleri bulundu. Ayrıca, Atlas’ın polise yakalanmamak ve işlerinin iyi gitmesi için ‘Medyum’a gittiği, bin 500 liraya muska yaptırdığı ortaya çıktı.

Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı, yaptığı soruşturmada, şüphelilerle ilgili ‘Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık, ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Suç örgütü üyesi olmak’ ve ‘Suç örgütüne yardım etmek’ suçlarından dava açtı.
Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaklaşık 5 yıldır devam eden davanın karar duruşması görüldü. Duruşmaya davanın tek tutuklu sanığı suç örgütünün elebaşısı olduğu iddia edilen Okan Atlas ve bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı. Sanıklar, eski savunmalarını tekrarladı.

‘HESAPLARINI KULLANDIKLARIMA HARÇLIK VERİYORDUM’
Okan Atlas, daha önceki savunmasında internetten hasarlı ya da pert olmuş araçları tespit ettiğini söyledi.
Kardeşi Eren Atlas’ın dolandırıcılık yapmak istemediğini ifade eden Okan Atlas, “Ancak benim baskım sonucunda bu işlere yardım ediyordu. Turgut Ergen, benim yanımda çalışmıyordu. Annemin suçu yok. Bir keresinde annemin hesabına para aktardık ancak annem dolandırıcılık parası olduğunu bilmiyordu” dedi.
Okan Atlas, hesaplarını kullandıkları kişilerin dolandırıcılık olayını bilmediğini, bu kişilere 50-100 lira gibi harçlık verdiğini söyledi.
Ağabeyi Okan Atlas’ın bir kağıda bazı isimleri yazıp aramasını istediğini iddia eden Eren Atlas da “Kendimi Bahadır veya Hakan olarak tanıttıktan sonra ağabeyimin kağıda yazdıklarını söyledim. Bu şekilde aradığım birkaç müşteki vardır” dedi.
‘GECE KULÜBÜNDE PARAYI YEDİK’
Olaylarla ilgisinin olmadığını savunan Turgut Ergen ise “Ben bu insanların hiçbirini tanımam. Müştekilerin herhangi birisi beni görmüş, bana para vermiş ise her türlü cezaya razıyım. Boşu boşuna tutukluyum. Biz Okan ile gece eğlenmeye gidiyorduk, masrafları kendi karşılıyordu. Ben sadece R.Ç.’nin hesap numarasını Okan’a verdim. Okan da bunun karşılığında bana 1000 lira verdi, biz de R.Ç. ile gece kulübünde bu parayı yedik” diye konuştu.
SUÇ ÖRGÜTÜ ELEBAŞINA 147 YIL HAPİS
Mahkeme heyeti, suç örgütünün elebaşısı olduğu iddia edilen Okan Atlas’ı ‘Nitelikle Dolandırıcılık’ suçundan toplam 147,5 yıl hapis cezasına mahkum etti. Aynı suçtan Atlas’ın kardeşi Eren Atlas’a 117,5 yıl hapis cezası verildi.
Diğer sanıklar, Turgut Ergen 53 yıl, R.Ç. 31 yıl 3 ay, S.A. 26 yıl 3 ay, G.D. 17 yıl 1 ay, E.G. 15 yıl, T.S.G. ve M.G. 11 yıl 3’er ay, H.E.S. 10 yıl 10 ay, K.T.P. 10 yıl, V.C., H.C. ve M.A. 8 yıl 9’ar ay, Ö.K., Y.O.S., D.P., İ.E. ve C.S. 5’er yıl, M.H. 4 yıl 2 ay, G.M. 3 yıl 9 ay ve S.A. 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
A.E. ve S.Ş.O. ise delil yetersizliğinden beraat etti. Tüm sanıkların ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlarından ise beraatlerine karar verildi.
NASIL DOLANDIRDILAR?
İddianamede, suç örgütü üyelerinin, hasarlı araç sahiplerini nasıl dolandırıldıkları ayrıntılarıyla anlatıldı.
Okan Atlas’ın suç örgütünü kurup yönettiği, Atlas’ın kardeşi Eren ile Turgut Ergen’in ise suç örgütü yöneticisi oldukları, diğer şüphelilerin de örgüt üyesi ya da örgüte yardım ettikleri belirtilen iddianamede, Atlas kardeşlerin internet üzerinden ilana koyulan kaza yapmış, perte ayrılmış araç ilanlarından faydalanarak hasarlı araçların bağlı bulundukları servis istasyonlarını arayıp kendilerini bazı sigorta şirketlerinin yetkilisi olarak tanıttıkları ve ‘Serviste bulunan aracı perte ayıracağız ancak araç sahibinin telefonu sisteme yanlış girilmiş, araç sahibine ulaşamıyoruz, araç sahibine gün içerisinde 30 ile 50 bin lira gibi araç parası yatıracağız’ diyerek araç sahiplerinin irtibat bilgilerini temin ettikleri belirtildi.
ÖNCE ARAÇ SAHİPLERİNİ SONRA SERVİS ÇALIŞANLARINI DOLANDIRDILAR
Daha sonra suç örgütü yöneticileri, telefonlarını aldıkları araç sahiplerini de sigorta şirketi yetkilisi olarak arayıp, ‘Sizin aracınızın pert işlemi onaylandı, size yeni araç vereceğiz ya da gün içerisinde 30 ile 50 bin lira gibi araç parası yatıracağız. Perte ayrılan aracı da size 3’te bir oranında 5-10 bin lira gibi paraya geri vereceğiz, plakası ile birlikte satın almak isterseniz bu hali ile size verebiliriz’ diyerek kandırdıkları araç sahiplerine suç örgütünün bazı üyelerine ait banka ve PTT hesap numaralarına değişik miktarlarda para havalesi yaptırdıkları kaydedildi.
Bununla da yetinmeyen suç örgütü üyelerinin, aracın devrini vereceklerini söyleyerek vatandaşları noterlere yönlendirdikleri, hemen devamında da aracın bulunduğu servisi arayarak dolandırdıkları vatandaşa ait aracın kendi sigorta şirketlerinde olduğunu, aracı üçte bir fiyata alıp almayacaklarını sorup pazarlık sonucu hiçbir hakları olmayan aracı servis çalışanlarına ya da üçüncü şahıslara satış yaptıkları ve belli bir miktar parayı kapora olarak hesaplara havale ettirip nitelikli dolandırıcılık olaylarını gerçekleştirdikleri ve haksız kazanç sağladıklarına dikkat çekildi.
HESABI KULLANILANLARI EĞLENCEYE GÖTÜRÜYORLARDI
Hesap sahiplerine dolandırıcılıktan yatan paranın belli bir yüzdesini komisyon olarak veren Atlas kardeşlerin, gerçekleştirdikleri olaylarda hesabı kullanılan ya da kendilerine hesap temin eden şahısları gece kulüplerine eğlenceye götürdükleri kaydedildi.
]]>Düğünlerde çalgıcılık yapan Gencay Korur, 9 Ağustos 2022 saat 20.00 sıralarında, boşanma davaları süren eşiyle konuşmak için kayınpederinin evine gitti. Gencay Korur, burada yanında getirdiği av tüfeğiyle eşini öldürüp, kaçtı.
Sosyal medya hesabından ‘gülen yüz’ ifadesi ve ‘gururlu hissediyor’ paylaşımı yapan Korur, polis tarafından İzmir’in Dikili ilçesinde yakalandı. İfadesinde, “Olay günü eşimin yaşadığı ailesinin evine gittiğimde dışarıda telefon ile konuşurken gördüm.
Cilveli şekilde konuştuğunu duyunca sinirlenerek av tüfeğini sakladığım yerden aldım. Eşimi takip ederek evin içerisine girip kendisine ateş ettim” diyen Korur, tutuklandı. Korur hakkında ‘eşi kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI
Davanın 12 Mart’ta görülen Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşmasına tutuklu sanık Gencay Korur, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, Ayşe Korur’un yakınları ise duruşma salonunda yerlerini aldı.
Duruşmada mütalaasını açıklayan savcı, tutuklu sanık Gencay Korur’un ‘eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talebinde bulundu.
Duruşmada savunma yapan sanık Korur, “Yaptığınızın adil yargılanma olmadığını düşünüyorum. Mütalaayı kabul etmiyorum” dedi. Korur’un savunmasından sonra mahkeme heyeti kararını açıkladı. Korur, ‘eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, indirim de uygulamadı.
GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI
Davayla ilgili 14 sayfalık gerekçeli karar açıklandı. Açıklanan gerekçeli kararda olay günü sanığın ilk önce olay yerinde bulanan evin bahçesinin içindeki hurda araca tüfeği bıraktığı, daha sonrasında saklandığı ve evi izlediği belirtildi. Sanık Gencay Korur’un, o sırada telefonla konuşmak için evin dışına çıkan Ayşe Korur’u gördüğü, ailesi eve girdiğinde ise harekete geçtiği kaydedildi.
Sanık Korur’un evin dış penceresinden içeriye hedef gözeterek Ayşe Korur’a doğru tüfekle tek el ateş edip, ağır yaralayıp, ölümüne neden olduğu da gerekçeli kararda belirtildi. 10 Ağustos 2022 tarihli olay yeri inceleme raporunda, evin tek katlı olduğu ve sadece bir odası bulunduğu ve tüfekten atılan saçmaları evin farklı yerlerine isabet ettiği, kartuşun olay yerinde olduğu tüfeğin ise olmadığı daha sonrasında ise olay yerinden kaçan sanık Korur için yakalama kararı çıkartıldığı, mobil telefonun sinyal bilgilerinin takip edilerek 11 Ağustos 2022 tarihinde İzmir’in Dikili ilçesinde olayda kullanılan tüfekle beraber yakalandığı da kararda yer buldu.
Korur’un olayda kullandığı pompalı tüfeğin incelenmesi sonucunda, alınan swaplarda atış artıkları çıktığı ve olay yerinde bulunan boş kartuşun bu tüfekten atıldığının sabit olduğu belirtilerek, bilirkişi raporunda ise sanığın telefonu incelenmiş olup savunmasında geçtiği üzere Ayşe Korur’un kendisini aldattığına dair mesaj kayıtları ve ekran görüntülerinin yer almadığı, aksine sanığın bir başka kadınla yazışmasının olduğu sonucuna varıldığı kaydedildi. Adli Tıp Raporu’nda Ayşe Korur’un silah saçma taneleriyle yaralanmasına bağlı olarak beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu öldüğünün anlaşıldığına da dikkat çekildi.
‘SAVUNMASINI DEĞİŞTİRDİĞİNE KANAAT GETİRİLMİŞ’
Gerekçeli kararda sanık Korur’un eşi sadakatsiz olduğu için eylemi gerçekleştirdiğini savunduğu belirtilip, “Sanık mahkememiz huzurunda verdiği beyanında ‘Ses gelince eşim beni fark etti. ‘Korkma’ dedim. Bana ‘Neden geldin’ diye sordu. Ben de ‘Senin için geldim. Hadi gidelim. Neden böyle yapıyorsun? Hani sen tövbe etmiştin? Adamlarla konuşuyorsun ama ben seni dinledim’ dedim. O da bana ‘Madem bunları biliyorsun boynuzlusun, niye geliyorsun’ dedi ve yüzüme tükürdü. Ben de ona ‘Kızıma seni adamlara satacağım’ dedin mi diye sordum. Ayağa kalkıp eve gitmeye başladı. Eve giderken dönüp, bana küfretti. ‘Bıktım sizden Allah sizin belanızı versin’ dedi ve eve girdi. Ben de kendimi tutamadım. Tüfeği aldım evin içine direkt ateş ettim’ beyanında bulunmuş. Ancak, Ezine Cumhuriyet Başsavcılığı’nda 11 Ağustos 2022 tarihli beyanında böyle bir olaydan bahsetmediği buna göre sanığın haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdiğine kanaat getirilmiş, sonradan değiştirdiği bu beyanlarına da mahkememizce itibar edilmemiştir” denildi.
‘OLAY ANİ KASTLA GELİŞMİŞ’
Öte yandan gösterilen delillere ve sanığın savunmalarına göre olayın ani bir kastla geliştiği, olay yerine gitmeden önce yaptıklarına ve içinde bulundukları ruh hallerine dair herhangi bir delilin dava dosyasında bulunmadığı anlaşıldığı için sanık hakkında tasarlama hükümlerinin uygulanmadığı gerekçeli kararda yer aldı.
]]>Usta sanatçı, Safranbolu’nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı Alexandra Angela Minakovska’nın çocuğu olarak, 10 Ekim 1928’de Polonezköy’de dünyaya geldi.
Fransız bakıcısından dil öğrenerek Fransız klasiklerini okumaya başlayan sanatçı, çocukluğunda edebiyat, tiyatro, müzik, sanat ve kültürün her alanında geniş bilgiler edindi.
Babasını genç yaşta kaybeden Gencer, 18 yaşındayken İbrahim Gencer ile evlendi. Evlendikten sonra da eğitimine devam eden sanatçı, kariyeri boyunca eşi tarafından desteklendi.
Notre Dame de Sion’un ardından gittiği İstanbul İtalyan Lisesi’nden mezun olan Gencer, bir süre Beyazıt Kütüphanesi’nde çalıştı.
KONSERVATUVARDAKİ İLK GÜNÜDE KAFASINA KOYDU
Leyla Gencer, İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi aldığı sırada Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak’ın öğrencisi oldu.
Konservatuvardaki ilk gününde La Scala’da sahneye çıkmayı kafasına koyan Gencer, 1946-1949’da İstanbul Şehir Korosunda solo sanatçısı olarak yer aldı.
Ankara Devlet Konservatuvarına şan eğitimi vermek üzere davet edilen ünlü İtalyan sanatçı Arangi Lombardi’yi ziyaret ederek sesini dinleten Gencer, performansıyla etkiledi. Lombardi, Gencer’in konservatuvarı bırakarak kendisiyle Ankara’ya gelmesini isteyince, sanatçı İstanbul Konservatuvarındaki eğitimini yarıda bıraktı. Gencer Ankara’da, İtalyan tenor Apollo Granforte, Adolfo Camozzo, Di Ferdinando, George Reinwald ve Domenico Trizzio’nun da öğrencisi oldu.

Usta sanatçı, 1949’da operanın bağlı bulunduğu Devlet Tiyatrosu sınavlarına girdi. Sınavı kazanan Gencer, operanın solist kadrosunda yer olmadığından koro kadrosuna alındı.
Opera kariyerine 1950’de Ankara Devlet Tiyatrosunda Cavalleria Rusticana eserindeki “Santuzza” rolüyle adım atan sanatçı, İtalya’da da ilk kez bu rolle seyirci karşısına çıktı.
Gencer, ilk sahne deneyimine ilişkin TRT’de 1990’da yayınlanan röportajında, “Ben sahneye ilk adımımı Ankara Devlet Operasında attım ve ‘Cavalleria Rusticana’ ile başladım. Sene 1950, 15 Ocak. 15 Ocak 1990’da Rossini seminerime başladım İstanbul Devlet Tiyatrosunda. Bu benim için çok güzel bir olaydı. Aradan şöyle bir 40 sene geçmiş yani kolay değil” ifadelerini kullandı.
“İNSAN HİÇBİR ZAMAN KÖKLERİNİ İNKAR ETMEMELİ”
Sanatçı, La Scala’ya ilk gittiğinde yaşadıklarını da aynı röportajda şu sözlerle dile getirdi:
“Ben ilk kez İtalya’da Scala’ya gittiğim zaman, (Antonio) Ghiringhelli diye bir umum müdürü vardı. Harpten sonra uzun seneler kaldı. Beni ilk defa Scala’ya davet ettiği zaman, ‘Siz büyük bir kariyer yapmak isterseniz bir İtalyan ismi alın.’ dedi bana. ‘Hayır. Ben kendi ismimle kariyer yapmak istiyorum.’ dedim. ‘Ama senin ismin bir Türk ismi. İtalyan ismi alırsan diğer Amerikalı arkadaşların gibi, daha çabuk isim yaparsın.’ dedi. ‘Zararı yok. Ben daha yavaş isim yaparım ama kendi Türk ismimle yapacağım.’ dedim. Yani insan hiçbir zaman köklerini inkar etmemeli.”
ABD BAŞKANI İÇİN 1953’TE ÇANKAYA KÖŞKÜ’NDE SANHE ALDI
Birçok resmi devlet resepsiyonunda sahne alan Gencer, 1953’te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü’nde verilen konserde, Henry Purcell’a ait “Didone” aryasını söyledi.
Leyla Gencer, Fransız Parlamento Başkanı ve Dışişleri Bakanı için ise Faust operasının “Mücevherler” aryasını seslendirdi.
Türkiye ile İtalya arasında 1953’te gerçekleştirilen kültür anlaşması kapsamında, Roma’da bir resital vermek üzere görevlendirilen Gencer’in yaşamı ve kariyeri, büyük başarı elde ettiği konserin ardından farklı bir yön kazandı. Konserdeki performansı dolayısıyla RAI Stüdyoları Genel Müdürü ve Müzik Yönetmeni Mairo Labroca, Gencer’i sesini dinletmesi için Napoli’deki San Carlo Operası’na gönderdi.
Gencer, San Carlo Operası ile 1954’te Napoli’de gerçekleştirilen yaz festivalinde yeniden “Santuzza” rolünü oynadı. “Yevgeni Onegin” ve “Madam Butterfly”da başrol alan Gencer, “Madam Butterfly” operası için yıl içinde 23 kez sahne aldı.
“Napolili Türk” olarak anılmaya başlayan usta sanatçı, “La Traviata”daki “Violetta” rolünü, Avrupa’nın çeşitli kentlerindeki operalarda canlandırdı, uluslararası festivallere katıldı ve piyano eşliğinde resitaller verdi.

LA SCALA’DAKİ BAŞARISIYLA PRİMADONNA OLDU
Leyla Gencer, 1956’da San Francisco’da rahatsızlanan Renata Tebaldi’nin yerine 1956’da “San Francesca de Rimini” operasında sahne aldı. San Francisco Operası ile 1957’de “La Traviata” eserinde “Violeta”yı seslendiren sanatçı, “Lucia di 74 Lammermoor” adlı eserde ise Maria Callas’ın yerine “Lucia” rolünü üstlendi.
Konservatuvara girdiği ilk günden itibaren hayalini kurduğu, operanın merkezi sayılan Milano’daki La Scala’da 26 Ocak 1957’de sahneye çıkan sanatçı, Francis Poulenc’in “Les Dialogues de Carmelites” operasındaki başarısıyla primadonnalığa yükseldi.
Unutulmaz sanatçı, Milano’da La Scala’da Verdi, Bellini, Donizetti, Mozart, Monteverdi, Tchaikovsky ve Puccini’nin de aralarında bulunduğu ünlü bestecilerin eserlerini başarıyla yorumladı.
Londra Royal Albert Hall ve New York Carnagie Hall’de orkestra eşliğinde çok sayıda konser veren sanatçı ayrıca Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Rio de Janerio, Bilbao ve Chicago’da sahne aldı.
Leyla Gencer, son kez 1985’te Venedik Fenice Tiyatrosu’nda opera seslendirdi, 1994’te Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası’nı aldı.
İTALYA’DA CARUSO ÖDÜLÜ ALDI
Konserlerini 1992’ye kadar sürdüren, sonraki yıllarda genç sanatçılar yetiştiren Gencer, Ankara ve İstanbul’da opera seminerleri verdi.
Gencer, Türkiye’de opera sanatının tanınması ve gelişmesi için birçok çalışmaya imza attı, araştırmacı yönüyle Türk ve dünya operasına önemli katkılarda bulundu. Dönemi itibarıyla unutulmuş birçok opera eserini tozlu arşivleri tarayarak gün yüzüne çıkaran sanatçı, yorumladığı eserleri yeniden opera dünyasına kazandırdı.
“Devlet Sanatçısı” ünvanını 1988’de alan sanatçı, 2007’de İtalya’da Caruso Ödülü’ne layık görüldü.
Opera dünyasına yeni yetenekler kazandırmayı amaçlayan “Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması” sanatçı adına ilk kez 1995’te düzenlenmeye başladı.
Ayrıca 2004’te Türkiye’de Leyla Gencer adına gümüş hatıra parası basıldı.
“BEN ANADOLU ÇOCUĞUYUM”
Birçok ülkeden ve kurumdan sayısız ödülle nişan alan Gencer’e, pek çok ülke vatandaşlık teklifinde bulundu. Tekliflerin tamamını geri çeviren sanatçı, “Ben, Anadolu çocuğuyum.” diyerek, yaşamı boyunca Türk vatandaşlığını onurla taşıdı.
Hakkında, Zeynep Oral’ın yazdığı “Tutkunun Romanı: Leyla Gencer” kitabının yanı sıra birçok yazı ve araştırma kaleme alınan Gencer, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle 10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde hayata veda etti.
]]>“BÜTÜN KADINLAR CADIYIZ AMA TESCİLLİ CADI OLMAK ÇOK SEVİNDİRDİ”
Festival, Sevda Cenap And Müzik Vakfı Dostlar Korosu’nun kısa bir müzik şöleniyle başladı. Festivalin bu yıl Genç Cadı Ödülü oyuncu Deniz İlhan’a verildi. İlhan’a, ödülünü geçen yıl Genç Cadı Ödülü’nü alan Öyküsu Özyürek takdim etti. İlhan, “Bütün kadınlar cadıyız ama tescilli cadı olmak çok sevindirdi. Kadın dayanışması tarafından ödüllendirilmenin de insan çok güvende hissettiren bir tarafı var” dedi.
Festivalin Bilge Olgaç Başarı Ödülleri film yapımcısı Nida Karabol, yönetmen Ayşe Polat ve oyuncu Tülin Özen’e verildi. Karabol’a ödülünü yönetmen Biket İlhan takdim etti. Ödül konuşmasında Gazze için ateşkes çağrısı yapan Karabol, şunları söyledi:
“EN ÇOK İSTEDİĞİMİZ ŞEY BARIŞ”
“Festivalin teması olan ‘Daha fazlası azı değil.’ Neler dersek, her şeyden önce toplumsal cinsiyet eşitliği diyoruz. Kesinlikle daha fazlası, daha azı değil. Günümüzde çok önemli olan hak, hukuk, adalet kesinlikle daha fazlası daha azı değil. En çok istediğimiz şeylerden biri barış, empati, sevgi. Laik eğitim istiyoruz. Kültür-sanat istiyoruz. En çok sinemayı istiyoruz.”

“ÇOĞUNLUKLA KADIN YÖNETMENLER ARKA PLANDA KALMIŞTIR”
Yönetmen Ayşe Polat, bir diğer Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi oldu. Polat, “Kadın olmak zor, kadın yönetmen olmak daha zor. Çoğunlukla kadın yönetmenler arka planda kalmıştır. Sinema tarihi böyledir. Gelecek için çok umutluyum. Yeni nesil çok aktif, kadın dayanışmasını çok iyi biliyorlar” diye konuştu.
Bir diğer Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi olan Tülin Özen, bu gece açılış törenine katılamadığı için kadın sinemaseverlere bir video mesaj yolladı. Özen, “Bilge Olgaç ile anılan bir ödüle sahip olmak çok gurur verici. Bundan sonrası için de çok büyük bir güç veriyor bana” dedi.
Festivalin bu yılki Onur Ödülü oyuncu Hatice Aslan’a verildi. Aslan’a ödül takdimini oyuncu Ece Dizdar yaptı. Aslan, şunları söyledi:
“ÖZÜ SÖZÜ BİR OLMAK BENİM İÇİN ÇOK ÖZEL”
“Opera binası benim için çok özel bir yer. Çünkü ben ilk tiyatro oyunumu burada seyrettim. Yücel Erten sahneye koymuştu. Çok etkilendim, 10 defa seyrettim. Sivas’tan gelip böyle bir oyunu seyretmenin ne demek olduğunu anlarsınız diye düşünüyorum. Ankara, benim için çok özel. Hayatımın dönüm noktası olan bir şehir burası. Ece, benim için çok özel. Benim biricik manevi kızım. Kendine ve tüm varlıklara şefkatin, özenin ve saygının iyileştirici gücünü daima hatırlamaya devam edeceğim. Özü sözü bir olmak benim için çok özel bir şey.”

Açılış töreni, tüm kadınların sahneye çıkarak “Kadınlar Vardır” şarkısını söylemesiyle son buldu.
Onur Ödülü alan oyuncu Hatice Aslan, ANKA Haber Ajansı’na duygu ve düşüncelerini şöyle paylaştı:
“Bu ödülü Ankara’da almak benim için çok kıymetli. Ankara benim hayatımın dönüm noktası olan yer. İlk oyunculuk eğitimime burada başladım. Sivas’tan Ankara Devlet Konservatuvarı’na geldim. 27 yıl dile kolay, festivalin 27. yılı. Çok çaba sarf ettiklerini gözlüyorum. Özümle sözüm birbirini tuttuğu sürece ben varım. Yoksa bilgi var. Harekete geçmek ve onu en azından kendi bulunduğun köşede yapabilmek… Çünkü her yere kolumuz yetişemez. Oyuncu olduğum için insan olmanın çok kıymetli bir şey olduğunu, değişik karakterler oynadığım için biliyorum. Her bir karakter benim için kıymetli. Şefkat ve anlayışa devam.
“DAİMA CESARETLİ VE ÖZGÜRDÜM”
Daima yapabileceğimin en doğrusunu yapmaya çalıştım. Daima cesaretli ve özgürdüm. Başkasının ne dediği ya da ne yaptığından çok kendi yaptığımla ilgilendim. O zaman zaten bir şeyler yapmaya başlıyorsun. Başkalarını bırakıp kendine odaklı, yaptığın işe saygı gösterdiğin zaman çok farklı bir yere doğru gidiyor hayat.”
“HAYALİM KADIN YÖNETMENLERLE ÇALIŞMAK”
Oyuncu Deniz İlhan ise ANKA Haber Ajansı’na “Çok mutluyum, gururluyum. Filmde oynayalı 2 sene oldu. O zamandan bu zamana insan bazen durgunlaşabiliyor. Sinemayla ilgili bir düşüncem yoktu. Daha sonra film çıktı. Oyunculuk, tekrardan aklıma düştü. Daha sonra hiç beklemediğim bir anda bu ödül haberi geldi. Bunun bir kadın filmleri festivalinden gelmesi çok büyük bir motivasyon oldu. Hayalim, kadın yönetmenlerle ve genç insanlarla çalışmak” diye konuştu.
]]>Miçotakis’in 13 Mayıs’ta Türkiye yapacağı ziyarete ilişkin soruları yanıtlayan Yerapetritis, Türk ve Yunan liderler arasındaki görüşmelerin “dramatize” edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Yerapetritis, Türk ve Yunan liderlerin buluşmalarının, diğer tüm ülke liderlerinin ikili görüşmeleri gibi olağan değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Buluşup, konuşup, krizleri bertaraf edip, sonraki adımları atmamız önemli.” dedi.
Kariye Camii’nin ibadete açılmasının ardından Miçotakis’in Türkiye ziyaretini ertelemesi gerektiği yönündeki Yunanistan muhalefetindeki yorumları da değerlendiren Yerapetritis, hükümet olarak böyle bir ihtimali hiç düşünmediklerini kaydetti.
Yerapetritis, Kariye Camii’nin ibadete açılması kararından Yunanistan’ın duyduğu memnuniyetsizliği dile getirerek, bunun yeni bir karar değil, 2020’de alınmış bir karar olduğuna dikkat çekti.
Türk-Yunan ilişkilerinde her iki ülkenin de temel tezlerinin değişmesine yönelik bir beklenti bulunmadığını belirten Yerapetritis, “Türk-Yunan yakınlaşmasından beklentimiz sükunet dolu bir dönemdir.” diye konuştu.
Yerapetritis, Yunanistan’ın bir başka beklentisinin de iki taraf arasında iletişim kanallarının açık kalması olduğunu vurgulayarak, bu şekilde olası krizlerin de önlenebileceğine işaret etti.
MİÇOTAKİS’İN TÜRKİYE ZİYARETİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Aralık 2023’teki Atina ziyaretinde iki taraf arasında imzalanan anlaşmaların iki ülke ilişkilerini ileriye taşıyan önemli anlaşmalar olduğunu vurgulayan Yerapetritis, bu anlaşmaların, sistematik olarak ilerlediğini ve pazartesi günü Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Miçotakis arasında yapılacak görüşmenin de bir parçası olacağını kaydetti.
Yerapetritis, 13 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Miçotakis arasında yapılacak görüşme için “Bence beklememiz gereken samimi bir görüşme olmasıdır. Ortaya konması gereken konular ortaya konacaktır. Dikenli konular da liderler ve heyetlerimiz arasında ele alınacaktır. Pozitif gündem, siyasi diyalog ve güven artırıcı önlemleri içeren görüşmelere yönelik sonraki adımlar için bir yol haritası çizilecektir.” diye konuştu.
Miçotakis’in 13 Mayıs’taki Türkiye ziyaretinin ikili ilişkilerde atılacak önemli bir adım olduğunu ifade eden Yerapetritis, bir sonraki önemli adımın ise iki liderin NATO Zirvesi kapsamında temmuzda Washington’da buluşması olduğunu belirtti.
– Edi Rama’nın Yunanistan ziyareti
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın Arnavutluk diasporası ile buluşma amacıyla hafta sonu Yunanistan’a yapmayı planladığı özel ziyareti de değerlendiren Yerapetritis, ziyaretin zamanlamasını doğru bulmadığını ifade etti.
Yerapetritis, hem Arnavutluk’ta 2025’te düzenlenecek seçimlere kadar daha çok zaman olduğuna hem de Yunanistan’ın Avrupa Parlamentosu seçimleri arifesinde bulunduğuna dikkat çekti.
Arnavutluk’taki belediye seçimlerinde Himara’dan aday olan Yunan kökenli siyasetçi Alfred Beleri, 12 Mayıs 2023’te “seçimlerde aktif yolsuzluk” yaptığı suçlamasıyla gözaltına alınmıştı.
14 Mayıs 2023’te düzenlenen yerel seçimlerde Beleri, Himara Belediye Başkanı seçilmişti.
Arnavutluk Yolsuzluk ve Organize Suçlara ilişkin Özel Mahkemesi, 22 Mayıs 2023’te Beleri’nin tutuklanmasına karar vermişti
Beleri’nin tutuklanması, Arnavutluk ve Yunanistan’daki siyasi partilerin ve yetkililerin tepkilerine neden olmuştu.
Yunanistan’da iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi, nisanda Beleri’yi Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili seçimleri için aday göstermişti.
]]>Bu süre sona erinceye kadar kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri ve memurları hakkında KOOPBİS yükümlülüğüne aykırı davranmalarına yönelik hükümler uygulanmayacak. Bu düzenleme, 26 Nisan 2024 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.
Kooperatiflerin ana sözleşmelerini intibak ettirmeleri için öngörülen süre, 2 yıl daha uzatılıyor.
Teklifle Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’unda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, Kanun’un ekinde yer alan cetvellerdeki kadro ünvanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla dolu kadrolarda derece değişikliği ile boş kadrolarda sınıf, ünvan ve derece değişiklikleri Rekabet Kurulu kararıyla yapılacak.
Rekabet Kurulu, başlattığı soruşturmaları, soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirecek. Kurul, bu bildirim yazısı ile birlikte iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara gönderecek. Böylece hem tarafların daha etkin savunma yapabilmesine olanak sağlanması hem de soruşturma süreçlerinin daha seri ilerlemesi amaçlanıyor.
Taraflara yazılı savunmalarını soruşturma raporunun tebliğinden itibaren 30 gün içinde Kurula göndermeleri tebliğ edilecek. Haklı gerekçeler sunulması halinde bu süre bir kereye mahsus olmak üzere ve en çok bir katına kadar uzatılabilecek. Soruşturmayı yürütmekle görevlendirilenler, gelen yazılı savunmalar sonucunda soruşturma raporundaki görüşlerinde bir değişiklik olması halinde 15 gün içinde yazılı görüşlerini tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara bildirecek. Taraflar 30 gün içinde bu görüşe cevap verebilecek.
ÜRÜN İHTİSAS BORSALARI
Teklifle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nda değişiklik öngörülüyor.
Buna göre, ürün senetleri ve alivre sözleşmelere ilişkin işlemlerde, devir ile bedelin ödenmesi, alıcı ve satıcının diğer yükümlülüklerinin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edenlerce veya takas ve saklama hizmeti aldıkları kuruluşlarca yerine getirilmesi, alım satımın tescili ve alım satıma ilişkin diğer hususlar yasa ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak ürün ihtisas borsası tarafından yürütülecek.
Ürün ihtisas borsasının veya ürün ihtisas borsası tarafından takas merkezi olarak yetkilendirilen kuruluşun takas işlemlerinde mali sorumluluğu, tesis edecekleri limitler dahilinde ve alınacak teminatlar ile garanti fonu varlıklarıyla sınırlı olacak.
Ürün ihtisas borsalarında gerçekleştirilen işlemlerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak ve zararların tazmini için alınacak teminatların ve oluşturulabilecek garanti fonunun kuruluşu, işletimi, kullanımı ve katılımcılarına ilişkin usul ve esaslar, Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Düzenlenen teminatlar ve garanti fonundaki varlıklar tevdi amaçları dışında kullanılamayacak, üçüncü kişilere devredilemeyecek, kamu alacakları için olsa dahi haczedilemeyecek, rehin edilemeyecek, iflas masasına dahil edilemeyecek ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamayacak.
Ürün senetleri ve alivre sözleşmelerin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edilmesine, aracıların yetkilendirilmesi ile bu yetkinin askıya alınması ve iptaline, aracıların gözetim ve denetimine, ürün senetleri ve alivre sözleşmeler üzerindeki aracılık hizmetlerine dair diğer işlemlere müşterinin verdiği yetkiye bağlı olarak müşteri hesaplarındaki nakit alacak bakiyelerinin nemalandırılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Sermaye Piyasası Kurulunun birlikte çıkaracağı yönetmeliklerle düzenlenecek.
LİSANSLI DEPOCULUKTA İDARİ PARA CEZALARI
Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’nda değişiklik yapılarak, cezaların etkinliği ile caydırıcılığının artırılması amacıyla bazı fiillere yeni cezai yaptırımlar getiriliyor ve idari para cezaları artırılıyor.
Buna göre, lisanslı depoculuk ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ürün teslimi sırasında mevzuata aykırı şekilde ürün miktarından kesinti yapan, yasanın “teşhir” hükmüne aykırı hareket eden, ürün senedinin ilgili yönetmeliğinde düzenlenen içerik, şekil ve muhafaza şartlarına uymayan lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası kesilecek.
Teslim yükümlülüğü düzenlenmiş ve iptal edilmemiş ürün senedinin temsil ettiği tarım ürününün tümü veya bir bölümü için başka bir ürün senedi düzenlenememesi, teslim yükümlülüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uyarı ve idari tedbirlerine rağmen verilen sürede kanuna ve ilgili yönetmeliklere aykırı ya da eksik hususların giderilmemesinin de aralarında bulunduğu hükümlere aykırı hareket eden lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Analiz ve sınıflandırma işlemi yapılmadan ürünün depoya kabul edilmesi veya depodan çıkarılması, tartım makbuzunun ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, muhafaza şartlarına uyulmaması nedeniyle ürünü temsil eden elektronik ürün senedinde belirtilen sınıf ve kalite ile depoda bulunan ürünlerin sınıf ve kalitesi arasında farklılık tespit edilmesi durumlarında, bu fiilleri gerçekleştiren lisanslı depo işletmelerine her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası uygulanacak.
Şahit numune alınmaması ve ilgili yönetmelikte belirlenen süre boyunca saklanmaması, analiz ve sınıflandırma belgesinin ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, laboratuvarda yer alan alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, şahit numune ile bu numunenin temsil ettiği ürünün analiz ve sınıflandırma belgesinin farklı olması, analiz esnasında tutulan kayıtlardaki değerler ile analiz ve sınıflandırma belgesindeki değerlerin farklı olması durumlarında bu fiilleri gerçekleştiren yetkili sınıflandırıcılara her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası kesilecek.
Yetkili sınıflandırıcılık ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ilgili hükme aykırı hareket eden yetkili sınıflandırıcılara 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
İdari para cezalarının verilmesini gerektiren aykırılığın bir takvim yılı içinde tekrarı halinde her bir tekrar için bir önceki cezanın iki katı idari para cezası uygulanacak.
KAPALI PAZAR YERLERİNİN KULLANIMINDA TAHSİS USÜLÜ
Yasa teklifiyle Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da da değişiklik yapılması öngörülüyor.
Düzenlemeye göre, kapalı pazar yerlerindeki satış yerleri ve diğer yerlerin, pazarcılara yüksek fiyatlarla kiralanmasına neden olan sınırlı ayni hak yöntemiyle kiralama usulü kaldırılıyor. Pazar yerlerinde bulunan satış yerleri yalnızca tahsis usulüyle kullandırılarak pazarcıların maliyetlerinin azaltılması amaçlanıyor.
Teklifle kapalı pazar yerlerindeki satış yerlerinin sınırlı ayni hak yöntemiyle pazarcılık mesleğinden olmayan diğer kişilere verilmesi sonucu pazarcıların maliyetlerinin artmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
3 Mayıs 2024’ten önce kapalı pazar yerlerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve kiracılık hakları, bu hakların kullanımı için öngörülen sürenin sonuna kadar geçerli olacak.
]]>Her 45 dakikada 50 kadar üye yapıldığını ifade eden Özgür Özel, “Türkiye ittifakı kazandı ve Türkiye ittifakı büyük bir moralle güçlenmeye devam ediyor. CHP’nin üye kampanyasında, üye kayıt formu yetiştiremiyoruz. Kuyrukta gençler oluyor. 45 dakikada 50’ye yakın kayıt yapılan standımız oluyor. Ankara genç üye kayıtlarını yetiştiremiyor. Ailemiz büyüyor, baba evi büyüyor” diye konuştu.
Eskişehir’in bir önceki dönem belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen’in tüm CHP’li belediyeler için kurulan Eğitim ve Eşgüdüm Denetim Komisyonu’nun başkanı olduğunu ve komisyonun hızla çalışmalarına devam ettiğini kaydeden Özel, şu ifadeleri kullandı:
* “Önümüzdeki günlerde hizmetlerin tüm belediyelerde ortaklaştığını, belli hizmetlerin tek tipleştiğini, CHP belediyeciliğinin kanıtlandığını ve artık bütün Türkiye’de görülen bu iyi uygulamaların ileride genel iktidar içinde CHP’ye olan ilgiyi, alakayı, güveni artıracağını hep birlikte göreceğiz. İsrafa son verip, hizmeti getirmeye devam edeceğiz. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Kırıkkale’de, Kastamonu’da Eskişehirler yaratacağız.
* Türkiye’nin dört bir yanında CHP belediyeciliğini mutlaka özdenetimi kuvvetli, israfı olmayan, yolsuzluk olmayan bir şekilde halkın gözleri önünde şeffaf bir şekilde yönetecek, denetleyecek, denetlettirecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek işlevsizleştirilen Sayıştay’ın yeniden güçlendirileceği, gerek CHP iktidarında başkanlığını ana muhalefet partisinin yapacağı kesin hesap denetim komisyonunu kurulacağı ve bu memlekette artık rüşvetin, adam kayırmanın, ortadan kaldırılacağı yarınları müjdeleyeceğiz.”
ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER VE EMEKLİLER İÇİN MİTİNG DÜZENLENECEK
Özgür Özel, atanamayan öğretmenler ve emeklilerin seslerini duyurabilmek için Ankara ve İstanbul’da iki miting düzenleyeceklerini belirterek, şunları söyledi:
* “Bu süreçte muhataplarımızla bir yandan sizlerin haklarını, işçinin ve emekçinin haklarını, kiracıların haklarını, atanmayan öğretmenin haklarını staj mağdurlarının haklarını, astsubayın, uzman çavuşun talep ve haklarını konuşurken bir yandan da büyük bir mücadeleyle sokaktan korkmadan, meydandan kaçmadan halkın sesini en yukarıdan duyuracağız. CHP geçen günlerde atanmayan öğretmenlerle ilgili mülakatın kaldırılma sözünün verildiği öğretmenlerle ilgili, onların talebine uygun olarak 68 bin mülakatsız atama talebinin kampanya boyunca arkasında durduk. Kürsümüzü, bu taleplere açtık. Ancak geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Erdoğan, kendi açıklamaya varamadı, ertesi gün Milli Eğitim Bakanı’na bıraktı. Bakan salı günü, sadece 20 bin atama dediğinde gençlerimizin umutları kırıldı. Ardından biz ‘Hani mülakat yapmayacaktınız? Hani 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta Sayın Erdoğan ‘mülakatı kaldırıyoruz’ diye söz vermişti, hani seçim bildirgesine yazmıştınız.
* Gençlerin kendilerinden ailelerinden böyle oy istemiş, böyle oy toplamıştınız’ dediğimizde, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ dediler. Elbette kabul etmedik. Bugün duyuyoruz ki ‘Efendim 45 dakika sürecek, kamera da koyacağız, bunu da yapacağız’ diyerek partizanlığı, adam kayırmayı, yüksek not alanı ailesi muhalif, diye geride bırakıp, düşük not alanı birilerinin yakını, diye AK Parti’den diye ileri alan bir sistemi devam ettirecekleri anlaşılıyor. İşte biz bu şartlar altında, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’ndan bir gün önce genç hocalarımız, öğretmenlerimizle atanamayan değil, ne kusuru varmış da atanamıyormuş veya senin nasıl bir mesuliyetin var bu işte? Atayamıyormuşsun.
* Atanmayan öğretmenlerle, mülakat mağdurlarıyla çağdaş, bilimsel, laik eğitime karşı yürütülen müfredat çalışmasına da isyan eden herkes ile birlikte 18 Mayıs’ta İstanbul Saraçhane’de onların sesine ses, mücadelelerine omuz vereceğiz. Onların sesini duyuracağız, müzakere de edeceğiz ama bu güzelim gençler için mücadelenin de en büyüğünü vereceğiz. Artan enflasyon asgari ücreti kemiriyor. Biz temmuz ayında enflasyon güncellemesi beklerken, hatta yılda 4 kez olsun derken, asgari ücrete enflasyon zammı yapmamaya, emeklileri süründürmeye devam ediyorlar. Bununla da mücadele edeceğiz. Bunun için ilk adım emekliler, sonra da emekçiler geliyor. Emekliler için 26 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te Ankara’da bir büyük emekli mitingi düzenliyoruz. Emeklilerin sesini bütün Türkiye’ye duyuracağız.”
“BİRAZ DA ZENGİNLERİN KAPISINA GİT”
Özel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i eleştirerek, “Buradan herkese sesleniyorum, hayat pahalılığıyla mücadele emeklinin, emekçinin, yoksulun sırtından yapılamaz. Bugün Türkiye’de bir IMF programı uygulanmaktadır, örgülü bir IMF programı uygulanmaktadır. IMF hayalet gibi üzerimizde dolaşmaktadır. IMF, ‘Memura zam yapma’ diyecek yapmıyor. ‘Emekliye zam yapma’ diyecek, yapmıyor. IMF ile anlaşsan ‘İstihdam yaratma, işe alma’ diyecek ama adına bir tek IMF demiyor. Bu hayalet, bu gulyabani, hep emeklinin penceresinde, hep emekçinin, yoksulların kapısına dayanıyor. Mehmet Şimşek’e sesleniyorum; gulyabanini al biraz da zenginlerin kapısına git. Biraz da zenginlerle uğraş, yoksulun peşini bırak” diye konuştu.
]]>Zübeyde Hanım Teknik ve Anadolu Lisesi 9’uncu sınıf öğrencisi Sıla Akgül, ambulansla kaldırıldığı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Gözaltına alınan otomobil sürücüsü Yağcı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Sıla’nın cenazesi ise Menteşe ilçesi Akgedik Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi.

İLK DURUŞMADA TAHLİYE EDİLDİ
Soruşturmanın ardından Tolga Yağcı hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yağcı, Muğla 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde 17 Ocak 2023’te görülen davanın ilk duruşmasında, 33 gün kaldığı cezaevinden adli kontrol şartı ile tahliye edildi.
Davanın 19 Ekim 2023’te görülen 4’üncü duruşmasında mütalaasını veren savcı, sanık Yağcı’nın, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nin raporuna göre, otomobil ile kavşak yaklaşımındaki seyrini kendisine hitaplı levhalar dikkate alacak şekilde sürdürmediği, aydınlatma bulunmayan mahalde zeminin de ıslak olmasını gözeterek far ışığı altındaki görüş alanını dair yeterli kontrolleri yapmadığını belirtti.
Yağcı’nın ilk geçiş hakkını yaya geçidinden geçiş yapmakta olan Sıla Akgül’e vermeyip, kontrolsüzce gerçekleştirdiği seyri sırasında çarptığını kaydetti. Savcı, olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı nedeniyle otomobil sürücüsü Yağcı’nın ‘asli kusurlu’ olduğu, ölen Akgül’ün ise kusurunun bulunmadığını belirtti. Mütalaada, sanık Yağcı’nın 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
4 YIL HAPİS CEZASI İNDİRİLDİ
Hakim, mütalaaya ilişkin beyanların alınmasının ardından kararını açıklayıp, sanık Tolga Yağcı’ya ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl hapis cezası verdi. Hakim, ardından pişman olması ve cezanın üzerindeki olası etkilerini dikkati alarak, cezasını 3 yıl 4 aya indirdi. Hakim, sanığın ekonomik durumunu da göz önünde bulundurup, verilen hapis cezasını 24 ay taksitle ödenmek üzere 24 bin 300 lira para cezasına çevirerek, sürücü belgesine 6 ay süreyle el konulmasını hükmetti.
SAVCILIK, DOSYAYI İSTİNAF MAHKEMESİNE TAŞIDI
Bunun üzerine Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı, temel cezanın azlığı ve hapis cezasının paraya çevrilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin kararını istinaf mahkemesine taşıdı. Dosyayı görüşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, Yağcı’ya verilen cezayı az bularak yeniden yargılanmasına karar verdi.
CEZASI ARTTIRILDI
Kararın bozulmasının ardından bugün Muğla 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesinde yeni duruşma görüldü. Duruşmada mahkeme heyeti sanık Yağcı’ya önce üst sınırdan 6 yıl hapis cezası verdi. Ardından cezanın sanık üzerindeki etkilerini dikkate alıp, bu cezasında 6’da 1 oranında indirim yaparak 5 yıla düşürdü. Ayrıca sanık Yağcı’nın daha önce verilen 6 ay ehliyetine al koyma cezası da 1 yıla çıkarılıp, hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağının infaz süresinin başlamasına kadar devamına da karar verildi.
]]>Yenilenen 7 köy parkının da açılışının yapıldığı temel atma törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi ve İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa ile birlikte katıldı.

“MUHALEFETE ÇOK ÇALIŞMAYI DA ÖĞRETECEĞİZ”
İmamoğlu törende yaptığı konuşmada, seçildikleri 2019 yılından beri 39 ilçeye ayrım yapmadan eşit hizmet götürdüklerini söyledi.
İmamoğlu “Biz seçimi sadece birkaç günlük seçim maratonu olarak görmüştük. Seçimin son gününe kadar sahada çalışıyorduk. İş üretiyorduk, temel atıyorduk, açılış yapıyorduk. Seçim bitti, o günden bugüne yine açılışlar yaptık, temel atma törenleri yaptık. Biz ne dedik? Arı gibi çalışmak… ‘Ekrem İmamoğlu atom karınca.’ Ben diyorum ki; biz bundan sonra çok çalışmanın adını bile değiştireceğiz. Bize bakıp akıllarına sadece şu gelecek; kim olursa olsun ‘biz de çok çalışmalıyız’ diyecekler. Biz Türkiye’de muhalefetimize çok çalışmayı da öğreteceğiz. Göreceksiniz hem gayretli, hem adaletli, hep liyakatli olacağız. Size mahcup olmayacağız” diye konuştu.

“ATIK SU KAYNAKLI KİRLİLİĞİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ”
Çatalca’ya sundukları hizmetleri anlatan İmamoğlu, 16 mahallede altyapı eksikliğinden dolayı yaşanan su baskınlarını temelini attıkları yatırımlarla kalıcı olarak çözüleceğini belirtti.
İmamoğlu “Muhtemel can kayıplarını, mal kayıplarını artık Çatalca’da da hiç yaşamayacağız. Atık su kaynaklı kirliliği ortadan kaldıracağız. Ne Karadeniz’e ne de Büyükçekmece Gölü’ne herhangi bir atık su gitmeyecek. Çevre temizliğini çok önemsiyoruz. Arıtma tesislerinin yükünü hafifletiyoruz. Yağmur sularının en temiz şekilde göle denize ulaşmasını sağlıyoruz” dedi. Hiçbir zaman göz boyayan işler yapmayacaklarını vurgulayan İmamoğlu “Biz size faydalı işler yapacağız. Görmeyeceksiniz ama toprağın altında size hayatınızı güzelleştirecek, hayatınızı, yaşamınızı kaliteli hale getirecek yatırımları yaptık. Yapmaya devam edeceğiz” dedi. Çatalca’nın 7 köy parkını da yenileyerek açılışını yaptıklarını anlatarak Çatalca’nın bütün köylerinin elden geçirileceğini söyledi.

“İHANET, EMANETE EDİLMEZ”
Bakış açılarının “insana saygı ve şehre özen” olduğunu dile getiren İmamoğlu “İnsanlarımızı dinleyeceğiz. Onların ne dediklerini duyacağız. Ona göre sorunlarına çözüm ulaştıracağız. Çözemeyeceğimiz bir sorun ise niçin çözülemeyeceğini anlatacağız. Bizim gizlimiz saklımız yok. Biz neyi biliyoruz? Sizin adınıza görev yaptığınızı biliyoruz. Biz, sizlerin şehri emanet ettiği insanlarız. Ben de öyleyim Erhan Başkan da öyle. İhanet, emanete edilmez. Hele hele sizlerin emaneti olan bu kutsal şehre hiç ihanet edilmez. Bu şehre Allah’a şükür hep koruyucu gözle baktık. Hep iyi işler, güzel işler yapma gayretinde olduk, olmaya devam edeceğiz. 100 milyonlarca liralık temel atma töreni yapıyoruz. Bir liralık iş de, bir milyar liralık iş de birbirinden çok farklı değildir. Biz baktığımız pencere şu; milletin parasını kullanıyoruz. Milletin parasıyla sizlere faydalı işler yapıyoruz. Yani milletin parasını kuruşuna kadar millete veriyoruz. Bu bizim en asil yolculuğumuzdur” diye konuştu.

“BAŞARIMIZIN ÖNÜNDE ENGEL DEĞİL”
İmamoğlu, son seçimde AKP’den CHP’ye geçen Çatalca Belediyesi’nin sıkıntılarıyla teslim alındığını belirterek “ Problemleri var. Ama inşallah her birini çözeceğiz. Mazeretimiz yok. Sorunları tespit edecekler. Size anlatacaklar. Belediyenin borcu neydi? Hangi eksikler yapıldı? Hangi hatalar yapıldı? Hangi işler yapılırken vatandaşa bilgi verilmedi. Bunları tek tek sizinle paylaşacak ama hiçbirisi bizim başarımızın önündeki bir engel değil. El ele, kol kola, sizin de o manevi gücünüzle bizim bu sorunlara çözmeye ve aşmaya Allah’ın izniyle gücümüz yeter. Hiç endişeniz olmasın” dedi. İmamoğlu “Aradan 5 yıl geçecek, görev dönemimiz biterken sizin huzurunuza geldiğimizde hem seçim öncesi söylediklerimi hem de bugün burada söylediklerimi hatırlayacaksınız. Diyeceksiniz ki; ‘İmamoğlu hemşerimiz, Erhan Başkanımızla birlikte söylemişti, yaptı. Bize oraları kazandırdı.’ Endişeniz olmasın” diye konuştu.
]]>
Sedir ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı ormandaki mermer ocaklarına karşı verdikleri mücadeleyle tanınan çiftin cinayet şüphelisi Ali Yamuç, olaydan bir gün sonra yakalandı ve Elmalı Cezaevi’ne gönderildi. Alanya L Tipi Cezaevi’ne nakledilen Yamuç’un, 20 Eylül 2017’de intihar ettiği açıklandı.
DAVA ANAYASA MAHKEMESİ’NDE
Çiftin kızı Emine Büyüknohutçu, cinayetin ardından olayda azmettirici olduğuna dair Finike Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, soruşturmanın bu yönde derinleştirilmesi talebinde bulundu. Savcılık ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Büyüknohutçu ailesi, savcılığın kararına Elmalı Sulh Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren mahkeme, savcılık kararını onadı ve itirazı reddetti. Soruşturmanın derinleştirilmesi yönündeki talebin reddedilmesi üzerine çiftin kızları ve avukatları, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
MEZARLARI BAŞINDA ANMA TÖRENİ
Büyüknohutçu çiftinin öldürülmesinin 7’nci yıl dönümünde, Andızlı Mezarlığı’ndaki mezarları başında kızı Emine Büyüknohutçu, yakınları ve çok sayıda seveni tarafından anma töreni düzenlendi. Çiftin mezarlarına çiçek bırakıldı.
Babasının ‘Eğer biri bir gün çıkıp deli cesaretiyle bu işlerin üstüne gitmezse, canları pahasına bu işlerin peşinden koşmazsa, bu işler çözülecek işler değil’ diye bir cümlesi olduğunu belirten Emine Büyüknohutçu, “Gerçekten öyle. Birilerinin çıkıp deli cesaretiyle bu rant sisteminin üzerine gitmesi ve bu rantın özellikle hangi konularda döndüğünün araştırılması ve didik didik edilmesi gerekiyor ki bu tür şirketlerin desteklenmeleri, ÇED raporlarına onay verilmeleri ve güzelim sedir ağaçlarının, nehirlerin, kurdun, kuşun evinin, yuvasının yıkılması, yok olmasına son verilmesi gerekiyor” dedi.
AZMETTİRİCİ İDDİASINDA MEKTUPTAKİ İSMİ HATIRLATTI
Aradan 7 yıl geçtiğini, hala umudu olduğunu söyleyen Büyüknohutçu, “Evet davada herhangi bir ilerleme katedilmedi. Şu an dosyamız AYM’de, azmettiricinin takipsizliği yönünden onaması beklenen bir dosyamız var. Azmettirici olarak anılan isim Ali Yamuç’un da mektuplarında ifade ettiği, taş ocağı, mermer ocağı sahibi, ortaklarından N.B. Mektuplarında da Ali’nin ifade ettiği isim budur, ‘Vadettiğiniz parayı ödeyin. Yoksa ipleriniz cebinizde’ dediği isim budur. Kamuoyuna senelerdir yansıyan isim budur. Bu ismi saklamayın. Bu ismi daha çok dile getirin. Ben bu ismin saklanmasını uygun görmüyorum. Bu dava senelerdir söylediğim gibi tekrar söylüyorum, bir gün çözülecek. Eğer biz peşini bırakmazsak çözülecek” diye konuştu.

DAVA AYM ÖN KOMİSYONDA
Davanın avukatı Tuncay Koç, “Maalesef her yıl burada yargılamanın durumunu anlatmaya söz bulamıyorum. Yargı adına utanıyorum. Ama Ali Ulvi ve Aysin’i unutmadığınız için bu da bize güç veriyor. Maalesef geçtiğimiz süreç içinde davalarda hiçbir gelişme yok. Anayasa Mahkemesi’nde süreç bekliyor. Ön komisyonda incelemede şu anda. Oradan gelecek olumlu bir sonuçtan sonra daireye gidecek. Olumlu sonucu bekliyoruz. Her an karar çıkabilir. O yüzden kamuoyunda gündeme gelmesi çok önemli” dedi.
KATİLİN MEKTUBU EŞİNİN ÜSTÜNDE YAKALANMIŞTI
Büyüknohutçu Dostları Grubu adına konuşan Erol Malçok ise “Ölümlerinin üzerinden geçen 7 yıla rağmen organize bir cinayet olduğu apaçık belli bu olayın azmettiricileri yargılanmadı. Cinayetin arkasından tutuklanan Ali Yamuç, yaşam savunucuları Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’yu para için öldürdüğünü söyledi. Arkasından eşi Fatma Yamuç’un üzerinde bir mermer şirketi sahibine hitaben yazılan, ’10 gün içerisinde param gelmezse görüşürüz. İpleriniz cebinizde haberiniz olsun’ ifadeleri bulunan bir mektup yakalandı. Bu mektuba ve cinayet delillerini saklamasına dayanarak Fatma Yamuç cinayete iştirakten tutuklandı. Ancak tüm bu süreçler, derinleştirme ve etkili bir soruşturmadan yoksun işletildi” diye konuştu.

İddianamede, Türkiye genelinde çok sayıda kişiye, avukatlık ofisi isimleri ve telefon numaraları ile birlikte, “Dosyanız icra takibi başlatılması için hukuk ofisine devredilmiştir.” mesajı gönderildiği belirtildi.
Telefonlarına mesaj gelen vatandaşların bu numaraları aradığında ise geçmiş yıllarda teslim almadıkları siparişlere ait kargo parasının faiziyle birlikte istenildiği belirtilen iddianamede, arayanlara ödeme yapmadıkları takdirde masraflarla birlikte haciz işlemi başlatılacağının söylendiği kaydedildi.
İddianamede, 90 lira ve 200 lira arasında değişen parayı faiziyle birlikte ödetmek için sürekli mesaj atılarak taciz edilen vatandaşların CİMER’e, emniyete ve savcılıklara giderek şikayette bulunması üzerine soruşturma başlatıldığı ifade edildi.
Kargo şirketinin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu dilekçesine de yer verilen iddianamede, şirketin müşterilerine mesaj gönderip borç tahsilatı yapma gibi bir uygulamasının olmadığı, yapılan incelemede de mağdurların borcunun bulunmadığının belirlendiği aktarıldı.
DOLANDIRICILIK YÖNTEMLERİ
İddianamede, şüphelilerin güvenli olmayan ya da sahte alışveriş sitesi üzerinden ürün reklamı verdikleri, sonra da sipariş vermek amacıyla bu ürünlere erişim sağlayan mağdurların kişisel bilgilerini temin ettikleri anlatıldı.
Mağdurların sipariş vermese de oluşturulmuş gibi gösterildiği tespitine yer verilen iddianamede, sipariş verenlere ise alakasız ürünler gönderilerek, kargo iade işlemi yapılmasının sağlandığına dikkat çekildi.
İddianamede, şüphelilerin bu yöntem dışında, çeşitli firmalardan verilen siparişler sonrasında teslim alınmamış ve iade işlemi yapılmış kargo bilgilerini de temin ettikleri belirtildi.
Farklı dolandırıcılık grupları tarafından da kargo iade bilgilerinin ele geçirildiği ve birçok vatandaşın bu şekilde arandığı vurgulanan iddianamede, “Mevcut örgüt kapsamında mağdur olan on binlerce şahsın olduğu değerlendirilmekte olup, sadece şikayette bulunan şahısların bir kısmı yönünden evrak hazırlanmıştır.” ifadesine yer verildi.
AVUKATLARIN SORUŞTURMASI AYRICA SÜRÜYOR
İddianamede, haklarında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden soruşturma izni alındığı belirtilen şüpheli avukatlar yönünden, soruşturma ve kovuşturma usullerinin farklı olması sebebiyle dosyalarının tefrik edildiği kaydedildi.
Şüpheli avukat G.Ö’nün şirket adına mesaj atarak, mağdurlardan para almaya çalıştığı öne sürülen iddianamede, mağdurların para yatırmaları için verilen hesap numaralarının ise avukat şüpheliler G.Ö, Y.M.Y, E.O.B ve M.D’ye ait olduğunun tespit edildiği kaydedildi.
Kargo şirketinin hukuk bürosu hakkında pek çok şikayeti olduğu belirtilen iddianamede, şirketin, avukat G.Ö. ile çok sayıda görüşme yaptığı, noterden de 18 Mayıs 2021 tarihli ihtarname gönderdiği ancak avukatın bu ihtarlara cevap vermeyip dolandırıcılık eylemine devam ettiği öne sürüldü.
Avukat şüphelilerin mesleklerini kullanarak müştekilerin kendilerine kolayca inanmasını sağladıklarına vurgu yapılan iddianamede, bu şüphelilerin avukat yapılanması adı altında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye oldukları, aynı zamanda kendi çalışanları olmadığı halde kendi isimleri adına diğer şüphelilerin arama yapmalarını sağladıkları iddia edildi.
Suç örgütü elebaşlarının Hakan Üzer ve Hakikan Üzer olduğu kaydedilen iddianamede, bu şüphelilerle doğrudan bağlantılı olan ve çağrı merkezlerinin kurulumu ile müşterilerin bilgi akışını sağlayan örgüt yöneticilerinin ise Mehmet Avcı ile Bekir Bekiroğlu olduğu ileri sürüldü.
İddianamede, örgütün hukuki altyapısının kurulmasını Avcı’nın, İstanbul ve İzmir’de kurulan çağrı merkezlerinin kontrolünü ise Bekiroğlu’nun sağladığı dile getirildi.
CEZA İSTEMLERİ
Haklarında dava açılan şüpheliler Hakan Üzer, Hakikan Üzer, Mehmet Avcı, ve Bekir Bekiroğlu’nun “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, 65 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri verme veya ele geçirilmesi” ile 137 mağdura yönelik “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarından 712’er yıldan 1945’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenen iddianamede, Hakan ve Hakikan Üzer’in ayrıca “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçundan 3’er yıldan 7’şer yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılmaları istendi.
İddianamede, şüpheliler Erdoğan Yılmaz, Kubilay Elmas, Mustafa Yüksel, Olcay Altuğ, Mehmet Bestami Güder, Ramazan Emir Oran, Sedat Önder, Ahmet Tantaş, Yener Çıdıroğlu, Naki Şen, İsmail Karakaya, Hümeyra Yelkenci, Ayşe Karık, Melek Bal, Meryem Muratoğlu, Kübra Hasar, Özge Can, Rabia Üney ve Kübra Yılmaz’ın da “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak”, 65 müştekiye karşı “dolandırıcılık”, 137 mağdura yönelik “dolandırıcılığa teşebbüs” ile “kişisel verileri verme veya ele geçirme” suçlarından 603’er yıldan 1466’şar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Ayselin Ünsal, Berna Kovan, Fadime Nur Uysal, Zeynep Karık, Senanur Ülker, Gülşen Tavukçu, Aleyna Uzunyılmaz, Hülya Atılmış, Eyüp Can Aytan, Enis Yılmaz ve Müşerref Ünal’ın da benzer suçlardan 594’er yıldan 1476’şar yıla kadar hapsi istenen iddianame, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Şüphelilerin yargılanmalarına ilerleyen günlerde başlanacak.
]]>Barman, Çiğli ilçesindeki özel bir hastaneye yanık izinin tedavisi için başvurdu. Barman’a boynundaki yanık izi için lazer tedavisi uygulanmaya başlandı ve 13 Ekim 2022’den itibaren aralıklarla lazer tedavisi yapıldı.

Tedavi sonrası gün geçtikçe boynundaki yanık izlerinin daha da belirginleştiğini öne süren Barman, hastaneye konuyu iletti ancak bir çözüme ulaşamadı.
Barman, 4 Mart’ta avukatı Serap Demir aracılığıyla konuyu yargıya taşıdı. İzmir 6. Tüketici Mahkemesi’nce kabul edilen davanın ilk duruşması, 6 Haziran’da görülecek.

“PSİKOLOJİK SORUNLAR YAŞIYORUM”
Yaşadıklarını anlatan Suat Barman, şöyle konuştu:
“Boynumda ufak bir yanık izi vardı. Tedavisi için özel bir hastaneye başvurdum. Deneyecekleri bir yöntemle izin iyileşeceği söylendi. Bu yöntemleri denedikçe boynumdaki yara izi daha kötü oldu. Kabardı. Kendimi çok kötü hissediyorum. Defalarca kendilerine başvuruda bulundum.
Çözüm üretemediler. İş, içinden çıkamayacağım bir hale geldi. Devlet hastanesine gidip, durumu anlattım. Bu tedavi yüzünden boynumdaki izin 30 yıl geriye gittiğini belirtip, tedavi için sürecin meşakkatli olduğunu söylediler.
Özel hayatımı, iş hayatımı etkiledi. Psikolojik sorunlar yaşıyorum. Bu konu yüzünden psikiyatrik ilaç kullanıyorum. Hayallerim vardı ancak başarılı olamıyorum. Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum.”
Avukat Serap Demir ise davanın olumlu sonuçlanacağını beklediklerini söyledi.

HASTANEDEN AÇIKLAMA
Konuya ilişkin hastaneden yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:
“Suat Barman isimli hasta 35 yıl önce boynunda iz oluştuğu şikayeti ile yaklaşık 2 yıl kadar önce plastik cerrahi polikliniğimize başvurmuş olup, yapılan muayenesi sonucunda dermatoloji bölümüne yönlendirilmiştir. Hastaya dermatoloji bölümünde mikrofraksiyonel cilt yenileme işlemi uygulanmıştır.
Bu işlem yapılmadan önce hastaya yapılacak olan işlemin detayları, sonuçları, iyileşme süreci, muhtemel komplikasyonlar, verilen medikal tedavileri uygulaması gerektiği, güneşten kaçınması gerektiği gibi hususlar anlatılmış ve aydınlatılmış yazılı onamları alınmıştır.
Uygulanan işlem neticesinde 35 yıldır mevcut olan izin tamamen silinmesinin mümkün olmadığı ve keloid dokunun tekrar nüksedebileceği hastaya anlatılmıştır. Hastanın işlem sonrasında uygun medikal tedavi verilmiş, tedavi süreci devam etmiştir. Hasta planlanan seanslarına devam etmemiştir.
Süreç sonunda hasta, yapılan işlemden memnun olmadığı gerekçesi ile tıp merkezimize ödemiş olduğu ücretin iadesi ile 1 milyon Türk lirası tazminat talebinde bulunmuş, talep haksız olduğu için tıp merkezimiz tarafından reddedilmiştir. Konu yargıya intikal etmiş olup dava süreci devam etmektedir.
Hastaya uygulanan tedavi ve işlem tıp bilimi kurallarına ve standartlarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Tıp merkezimiz ve hekimlerimizin herhangi bir kusuru, ihmali ya da özen eksikliği bulunmamaktadır. Dava sürecinde yapılacak Adli Tıp Kurumu incelemesi neticesinde haklılığımız ortaya konacak olup konu yargıdadır.”
]]>ANNELER GÜNÜ NE ZAMAN?
Anneler Günü Dünya’da farklı günlerde kutlanır. En yaygın şekliyle Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.
2024 yılında Türkiye’de de 12 Mayıs Pazar 2024′de Anneler Günü kutlanacak.

ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ NE ALINIR?
Kişiselleştirilmiş hediyeler: Annenizin adını veya resmini içeren özel bir hediye, ona kendisinin ne kadar özel olduğunu hatırlatır. Örneğin, kişiselleştirilmiş bir kupa, fotoğraf albümü veya takı.
Spa günü: Annenizi bir spa gününe veya masaj seansına götürerek ona rahatlamayı ve kendini şımartmayı sağlayabilirsiniz.
Yemek deneyimi: Annenizi sevdiği bir restoranda romantik bir yemek veya evde özel bir akşam yemeğiyle şaşırtabilirsiniz.
Hobiye yönelik hediyeler: Annenizin ilgi alanlarına yönelik bir hediye seçerek onun hobilerini destekleyebilirsiniz. Örneğin, bahçe işleriyle ilgileniyorsa yeni bir bitki veya bahçe aletleri, el işleriyle ilgileniyorsa bir el işi seti veya resim yapmayı seviyorsa yeni bir boya seti.
Kitaplar: Eğer anneniz kitap okumayı seviyorsa, ilgi alanlarına uygun kitaplar veya bir Kindle gibi bir e-okuyucu hediye edebilirsiniz.
Wellness ürünleri: Yoga matı, aromaterapi seti, egzersiz ekipmanları veya sağlıklı beslenmeyle ilgili ürünler gibi wellness ürünleri annenizin sağlığını desteklemesine yardımcı olabilir.
Hatıra hediyeleri: Annenizin geçmişten gelen hatıralarını içeren özel bir hediye, duygusal bir bağ kurmanıza yardımcı olabilir. Örneğin, aile albümü, eski bir fotoğrafın bulunduğu bir çerçeve veya aile mirası bir takı.

ANNELER GÜNÜ MESAJLARI
* Hayat yolculuğumun en başından beri beni besleyen, üzerimden duayı hiç eksik etmeyen, benim için her an endişelenen, bana rehberlik eden ve her arayışımda beni destekleyen kişi sendin anneciğim. İhtiyacım olan sevgi için her gün orada olduğunu biliyorum. Anneler Günün kutlu olsun!
* Bana yolları göstermek için orada olduğun sürece, hiçbir şey için endişelenmem gerekmiyor. Seni seviyorum anneciğim. Anneler Günün kutlu olsun!
* Sarılmaya ihtiyacım olduğunda, kolların benim için her zaman açık. Bir arkadaşa ihtiyacım olduğunda, her zaman yanımdasın. Bir derse ihtiyacım olduğunda, en iyi öğretmensin. Gücün ve sevgin bana her zaman rehberlik ediyor. Seni çok seviyorum anneciğim, Anneler Günün kutlu olsun!
* Çocukken, bana örnek olmak için benden önce; gençken, her ihtiyacım olduğunda beni gözetmek için arkamdan, yetişkin olduğumda ise destek vermek için hep yanımda yürüdün. Her an yanımda olduğun için sana minnettarım. Anneler Günün kutlu olsun!
* Gökyüzünden bir yıldız kayar dilek tutarız. Annem gözlerini kapar bütün dilekleri benim içindir. Ellerinden öperim anneciğim.
* Sen hayatımın kutup yıldızı oldun. Nereye gidersem gideyim ışığının altında sevginle uyudum. Doğru yolu buldum. Seni seviyorum annem.
*Geleceğini oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. Anneler günün kutlu olsun benim melek annem.
*Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı, kuş olsa, çiçek olsa, gündüz olsa, kırılmaz mı? Acıdan bir sap menekşenin boynu bu kez dağlar doğursun beni anne. Sen de ılık bir yağmur ol durmadan yağ kanayan yerlerime. Anneler günün kutlu olsun canım annem.
*Anne gökte bir ışık, anne parlak bir yıldız anne yoklukta bir düş, ayda bir yaldız anne tutunulan bir dal, dertlerin garip çizgisi anne gözümdeki yaşların bir virane dizgisi. Anneler günün kutlu olsun canım anam.
* Annem senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum.
* Sen evimizin kraliçesi, başımızın tacısın.. en aziz varlığımız. Anneler günün kutlu olsun annem.
* Senin kucağın, senin merhametin beni yaşama bağlıyor sevgili anneciğim. Anneler günün kutlu olsun..
* Kuzey rüzgarı da esse, kopsa da fırtına, sığınacağım tek liman sensin annem. Hakkını nasıl öderim.. Başımı dizlerine koymaya geldim.
]]>Belinden rahatsızdı. Kasları zayıfladığı için yürümekte zorluk çekiyor. Şu anda haftada üç gün fizik tedaviye gidiyor. Giderek iyileşmeye başladığının farkında. Hareketleri aksatmıyor. Hemşire Güler Akıncı, hareketsiz kalmasına asla izin vermiyor.
DUYGU YÜKLÜYDÜ
Odasını, gazetenin havasını özlemişti. Eski model cep telefonunu masasına koydu. Sigarasını, çakmağını çıkardı. Belki 40 yıldır binlerce sigarasını söndürdüğü kül tablasını önüne çekti. Üzerinde fotoğrafı olan kupasına suyunu Dilek Hanım doldurmuştu. “Döne Hanım kahve” dediğinde, “Senin kahveni özledim” diye ekledi. Gazetemizin havası ayrıdır. Hemen her gün de konuşsak biz de Emin abiyi özlemiştik. Emin abiyi en çok duygulandıran olaylar gazetemiz sahibi Burak Akbay’ın, Genel yayın Yönetmenimiz Metin Yılmaz’ın, Genel Müdürümüz Asım Akgül’ün ve diğer arkadaşlarımızın her zaman olduğu gibi bu süreçte de yakın ilgileriydi.
“Vay be… Neredeyse 5 aydır bürodan uzaktayım” dedi. Duygu yüklüydü. “Abi sen yazmadığın zaman bak neler oldu neler” dedim. Ben sordum, Emin Çölaşan ağabeyimizin cevapları şöyle oldu:

Özel’in Erdoğan’a gitmesi olumludur
Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu isteyip gitmesi bana göre olumlu olmuştur. Çünkü AKP, bu sürecin sonucunda bir kez daha köşeye sıkışacaktır ve bunları hepimiz göreceğiz. Yeter ki yerel seçimlerde kazanılan başarıyı bazı CHP’li başkanlar kötüye kullanmasın, yolsuzluklar olmasın, vurgun düzenine son verilsin, kayırmacılık son bulsun.
Bu ortamda CHP’lilere düşen temel bir görev vardır. Doğru yoldan sapmadığı sürece Genel Başkanlarına ve partilerine saygı duymak ve ortalığı velveleye vermemektir. Sonuç olarak hepimiz AKP’nin bu anayasa oyununun fiyaskoyla sonuçlanacağını, yakında görmüş olmasak bile görmeye başlayacağız.
SORUMLULUĞU ARTTI
Yerel seçimler sonrasında siyasetin ipleri artık AKP’nin elinde değildir. CHP’nin eline geçmiş durumdadır. Birinci parti olmuştur, sorumluluğu artmıştır. Buna uygun hareket etmek durumundadır.
Anayasayı beğenmiyor paspas gibi çiğniyorlar
“Önce bir gerçeğe değinelim. Yıllardır iktidar partisi olan AKP’ye, anayasa beğendirmek mümkün değil. Bugünkü anayasayı beğenmiyorlar. Ama sürekli anayasaya saygısızlık edip paspas gibi çiğniyorlar. Şimdi yeniden anayasayı gündeme getirdiler. Herkesin dikkat etmesi gereken bir husus var, o da anayasanın hangi maddelerinin nasıl değiştirilmek istendiğini bir türlü söylemiyorlar. Bunu adeta bir devlet sırrıymış gibi kendilerine saklıyorlar.

23 KEZ DEĞİŞTİ
Burada şunu irdelemek gerekir. Sıfırdan bir anayasa mı istiyorlar, yoksa bazı maddelerin değiştirilmesini mi? Bunu bilen yok. Kendilerinin de bildiği kanısında değilim. Anayasa bu güne kadar tam 23 kez değiştirildi. Toplam 78 madde ya değiştirildi ya da tamamen yürürlükten kaldırıldı. Bu nasıl iştir ki karşımıza yeniden anayasa değişikliği istemiyle çıkıyorlar? Bu sorunun yanıtını kimse bilmiyor.
Burada ikinci bir husus daha var. İktidar partisiyle küçük ortağı MHP’nin TBMM’deki salt çoğunluk sayısı anayasa değişikliğine izin vermiyor. İktidar partisi bunları bildiği halde şimdi Türk milletini oyalamak ve zaman kazanmak için karşımıza yeniden anayasa talebiyle çıkıyor. Ben şunu söylüyorum: Bu anayasa değişikliği onların istediği doğrultuda olmayacaktır. Olsa bile sonuçta piyasaya civciv çıkacak, kuş çıkacaktır. Türk milletinin bunca sorunu varken şimdi AKP’nin yeni bir tezgahıyla karşı karşıyayız. İktidar partisi, bu çabalarından hiçbir sonuç elde edemeyecektir.
Bu görüşmeler sonucunda siyasette değişen fazla bir şey olmaz. Siyasette gerilim Türkiye’de azalmaz. Çünkü, başta iktidar partisi olmak üzere belli kesimler milleti birbirine düşürmenin, ortalığı germenin peşinde koşuyor. Bu söylediğimin kanıtı 22 yıldan bu yana iktidarda bulunan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan zihniyetidir. Dolayısıyla ben siyasette herhangi bir yumuşama beklemiyorum. Eğer olursa göstermelik olur. Anayasa değişmez, değişecek olursa zaten hepimiz hayretler içinde kalır ve olayları şaşkınlıkla izlemeye çalışırız.
Akşener’in siyaseti bırakması iyi oldu!
Meral Akşener’in siyaseti bıraktığını açıklaması iyi oldu. Çünkü görevinde neredeyse 180 derece çark etti. Nedenini kimsenin çözebildiğini sanmıyorum. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun gideceğini açıklamasına ise ben kendi adıma üzüldüm. Çünkü sağlam duran bir siyasetçiydi. Başkaları gibi vücudunun her organı aşağıya, yukarıya oynamıyordu.

İktidarın küçük ortağı ne yapacağını bilmiyor
Bu ortamda bir de MHP’nin, özellikle de Devlet Bahçeli’nin durumuna iyi bakmak gerekir. Karşımızda, ne yapacağını bilmeyen ya da şaşırmış olan bir küçük ortak var. Bu ortak, Devlet Bahçeli’nin kişiliğinde dün ak dediğine, bugün hiç şaşırmadan kara deyip AKP iktidarını, yerine daha sağlam bir biçimde yerleştirmek için çaba harcamaktadır. Ülkücüler şaşkındır. Nitekim partileri, DEM’in bile gerisinde kalıp dördüncü parti konumuna düşmüştür. Bu durum özellikle Türk milliyetçileri açısından üzücüdür. Anayasa değişikliği belli birkaç konuda uzlaşma sağlanmadığı sürece zaten gerçekleşmeyecek. Ben bu durumu şöyle görüyorum: AKP, bu anayasa çıkışı sonrasında kendi ayağına kurşun sıkmıştır. Bence hikayenin en önemli kısmı budur.
]]>Örneğin, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey aranarak, yeğeninin ataması geri çektirildi.
LİYAKAT BAHANE DEĞİL
Balıkesir’de CHP milletvekili Serkan Sarı’nın ağabeyi Gökhan Sarı’nın ataması da durduruldu.
Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu kayınbiraderini ve bacanağını, Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı ise kız kardeşinin oğlunu başkan yardımcısı olarak atamıştı. Bu başkanlara “Atamaları geri alın” diye haber verildi.
Dün Özel’i aradım.
“Atamalar hakkındaki ne düşünüyorsunuz” diye sordum.
Şöyle dedi:
“Milletvekilleri ya da belediye başkanlarının yakınları istediği kadar liyakatli olsunlar, AKP’nin bu kadar nepotizm (kayırmacılık) yaptığı bir yerde bu tip atamaları kimseye anlatamayız. Bu kadar işsizlik ve yoksulluğun olduğu yerde bu tip işler CHP’ye duyulan güveni kökten sarsar. Hiç tavizimiz yok. Asla kabul etmiyoruz. En sert tepkiyi ben gösteriyorum. Bundan sonra da asla izin vermeyeceğiz. Atamaların geri alınması gerekiyor. Aksi takdirde parti hukuku içinde ne yapmamız gerekirse onu yaparız. Bana yapılan her kusuru, partideki her hatayı affedebilirim. Ama belediyede akraba, eş, dost işi ve paralı pullu işlere bulaşanların gözüne yaşına bakamayız.”
KARDEŞİNİN DURUMU
Özel, geçen hafta kardeşi Barış’ın işsiz olduğunu vurgulamıştı.
“Siz kardeşinizi bu yüzden örnek vermiştiniz, değil mi?” sorusunu yönelttim.
“Öyle” dedi.
Ve şöyle devam etti:
“Kardeşim iyi bir bilgisayar mühendisi. Türkiye’nin en büyük bankasının IT’sinde (teknoloji) çok önemli bir görevdeydi. Adalet yürüyüşüne izin vermedikleri için ayrıldı. Sonra bunu duyan bir sürü kişi ‘Belediyeye koysana, şuraya-buraya koysana’ diyor.”
ÖRGÜTE ALARM VERDİ
“Bir keresinde bankadaki amiri aramış, ‘Veri korumanın başına geçer misin’ demiş. Ancak müşterinin İBB olduğunu öğrenince gitmedi. Kayınbiraderim Bursa’da 15 yıldır ilaç deposunda paketleme departmanında çalışıyor. Ben bilmiyor muyum kardeşimi Bursa’da bir belediyede işe koymayı. Ama yapmam. Geçmişte de yapmadım. Bursa’da üç belediyemiz var. Bugün de yapmam. Yapanın da gözünün yaşına bakmam.”
Özel, bu tür atamaları takip edeceklerini ifade ediyor. Şunları söylüyor:
“Hatta ‘Alarma geçin’ dedim. WhatsApp grupları var başkanlara ait. ‘Oraya yazın’ dedim, ‘Genel başkan bizzat takip ediyor, bu işlere sakın kalkışılmasın’ diye.”

Özgür Özel’in iktidar yanlısı Taha Hüseyin Karagöz’le görüşmesi tepki çekmişti.
TARTIŞILAN GÖRÜŞMEYİ BÖYLE AÇIKLADI: Düğün davetiyesi getirdi geri çeviremezdim
Özel’in iktidar yanlısı Taha Hüseyin Karagöz’ü makamında ağırlaması büyük tartışma yarattı ve çok eleştiri aldı.
Özel’e bu görüşmeyi de sordum.
Şöyle yanıt verdi:
“Yıllar önce programa çağırdı, gittim. En sert sorularına en net cevapları vererek, karşı mahalleye iyi ulaştığımızı değerlendirdik. Bayramda seyranda arar. Bir kez meclisteydim. Aradı, kuliste merhabalaştık. Geçen aramış. ‘Özgür Beye uğramak istiyorum. Beş dakika işim var’ demiş. Salı günü tüm gruplara uğrarken bana da gelmiş. ‘Evleniyorum’ dedi. Davetiye verdi. Oturduk, beş dakika sohbet ettik, ayrıldı. Son derece insani bir şey. Bizim mahallede çok makbul ve çok sevilen bir gazeteci değil. Birçok görüşümüz taban tabana zıt. Programda bana en ağır eleştirileri yaptı ve en zor soruları sordu. Ama düğün davetiyesi vermeye geleni kapıdan çeviremezsin. ‘Seninle görüşmem’ diyemezsin ki.”
]]>





