Açlık – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 20 Mar 2024 21:54:41 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Fazla kilolarınızın nedeni duygusal olabilir https://www.foxhaber.com.tr/fazla-kilolarinizin-nedeni-duygusal-olabilir/ https://www.foxhaber.com.tr/fazla-kilolarinizin-nedeni-duygusal-olabilir/#respond Wed, 20 Mar 2024 21:54:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4952 Besine ihtiyaç duyma şeklinde tanımlanan açlığın da farklı türleri var. Gerçek açlık fizyolojik nedenlerden kaynaklanırken, duygusal açlık tamamen duygularımızın etkisiyle oluşur. Peki bunu nasıl ayırt edebiliriz? İşte Türk Kalp Vakfı Uzman Diyetisyeni Gizem Deniz’in yanıtı:

Gizem Deniz

Gerçek açlık nasıl anlaşılır?

Fizyolojik açlık besin aldıktan belli bir süre geçtikten sonra enerji düşmesiyle beslenme ihtiyacına bağlı olarak gelişen acıkmadır. Fizyolojik açlıkta mide tarafından beyne ‘yemek ye’ sinyalleri gönderilir. Bunun belirtileri midede kazınma hissi, gurultu ve hafif baş dönmesidir. Fiziksel açlığın gerçek açlık olduğunu söyleyebiliriz. Başka bir deyişle, vücudun enerji üretimi için besine ihtiyaç duyduğu açlık çeşididir. Uzun süreli fiziksel açlık durumunda kan şekeri düşebilir, konsantrasyon problemleri yaşanabilir ve yorgunluk hissi oluşabilir.

ÖZELLİKLERİ

– Fiziksel açlık, yavaş yavaş ortaya çıkar ve ertelenebilir.

– Fiziksel açlıkta kişiler açlık hissinden kaynaklı gergin, mutsuz olabilir. Fakat bu durum vücuda besin alındıktan sonra yani kişiler yemek yedikten sonra geçecektir.

– Fiziksel açlıkta tek bir besinden ziyade arzu edilen besin grupları vardır. Örneğin fiziksel açlık içindeyken bir besinden fazla yemek yerine besin grubundan oluşan çeşitli bir tabağa yönelme ihtiyacı hissedilir.

– Bu tür açlıkta, kişiler doyduklarını hissettiklerinde yemeği bırakırlar ve daha fazla yemek yeme arzusu içinde değillerdir. Yemek yemenin amacı hissedilen bir duyguyu bastırmak ya da azaltmak değildir. Yemek yemenin amacı, yaşamı sürdürebilmek için ihtiyaç olunan enerjiyi almak ve doygunluk hissine ulaşmaktır.

– Fiziksel açlıktan sonra, bireyler yedikleri yemekten pişman olmaz.

Duygusal açlık nedir?

Duygusalaçlık; iş hayatı ya da günlük hayatta yaşanan üzüntü, sıkıntı, kaygı, stres, depresyon gibi nedenlere bağlı olarak sürekli yemek yeme isteği içinde olma halidir. Bireyler yaşadıkları problemlerin çözümünü yemekte ararlar. Duygusal açlığa sahip kişilerde, açlık hissi gece saatlerinde yoğun olarak hissedilir. Bireyler özellikle gece geç saatlerde yüksek kalorili besinler tüketmeye daha meyillidir. Kişi bu döngüyü sıklıkla tekrarladığında yeme düzeni bozulur, kilo alma ve alınan kiloların geri verilememesi gibi sorunlar ortaya çıkar.

ÖZELLİKLERİ

– Duygusal açlık, aniden ortaya çıkar ve ertelenemez. Duygusal açlığa sahip kişilerde birden bire yemek yeme isteği gelişir.

– Duygusal açlıkta bireyler gergin, mutsuz, öfkeli, heyecanlı gibi hisler yaşadıkları zaman, bu hisleri bastırmak için kendilerinde bir yeme mekanizması oluştururlar. Besin tüketildiğinde ise bu hisler geçmez, tam tersi daha da artar.

– Duygusal açlık sorunu olan bireyler fiziksel bir açlık çekmedikleri için öğünler ve besin gruplarından ziyade tek bir yiyeceğe yönelirler. Bu yiyecekler çoğunlukla atıştırmalıklar ya da abur cubur olarak tabir edilen vücuda son derece zararlı, yüksek kalorili, geçici ve kısa süreli doygunluk hissi sağlayan gıdalardır.

– Yemekten sonra fiziksel açlıkta hissedilen doygunluk hissi, duygusal açlıkta hissedilmez. Duygusal açlığa sahip bireyler fiziksel anlamda bir besine ihtiyaç duymadığı halde kişi içinde olduğu sıkıntılı durumdan kurtulmak için yemeğe yönelir. Aslında kişisinin buradaki amacı ruhsal doygunluğu sağlamaktır fakat bu durum mümkün olmadığından, duygusal açlığa sahip kişiler porsiyonlarını ayarlayamaz.

– Sürecin en sonunda, bireyler bunun psikolojik bir eğilimden kaynaklı olduğunu bildiklerinden dolayı yedikleri yemek, yiyecek, atıştırmalık vs. ürünlerden kaynaklı pişmanlık hissi yaşarlar.

BU SORUNLA NASIL BAŞA ÇIKILIR?

Duygusalaçlığın belirtileri görmezden gelinirse ilerler. Sürekli yeme ve öğütülen besinlerin daha çok sağlıksız gıdalar olması nedeniyle kişide kilo alımı başlar. Zamanla gelişen obezite neticesinde ise başta kalp-damar hastalıkları ve diyabet olmak üzere pek çok hastalık baş gösterecektir. Duygusal açlığın tedavisinde ilaç ve benzeri takviyeler kadar besin ve sosyal hayat düzeni de önemlidir. Özellikle kazanılmış doğru yemek yeme alışkanlığının hastalığın iyileşmesinde büyük rol oynadığı kanıtlanmıştır. Yeme–içme bozukluğunun vücutta bulunan organik ya da kronik bir hastalıktan, hormonlardan veya kan değerlerinden kaynaklandığının tespit edilmesi gerekir. Eğer sorun bunlardan kaynaklı değilse dahiliye hekimi hastayı psikiyatri ve buna bağlı olarak diyetisyene yönlendirir. Bunun psikolojik bir alt yapısının olduğunun teşhisi halinde uygulanacak en doğru tedavi yöntemini belirleyecek olan psikiyatristlerdir. Buna ek uygun beslenme rutini için mutlaka bir diyetisyenden destek alınmalıdır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/fazla-kilolarinizin-nedeni-duygusal-olabilir/feed/ 0
Fazla kiloların gözden kaçan nedeni https://www.foxhaber.com.tr/fazla-kilolarin-gozden-kacan-nedeni/ https://www.foxhaber.com.tr/fazla-kilolarin-gozden-kacan-nedeni/#respond Sat, 30 Dec 2023 09:00:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1687 Açlık-tokluk hissi genellikle hormon dengemizle ilgilidir. Leptin de besinlerden alınan enerjinin depolanmasıyla birlikte beyne tokluk sinyali gönderen bir hormondur. ‘’Ancak, bazen vücut leptin sinyallerini yanlış yorumlayabilir, dolayısıyla vücut yanıltıcı bir açlık hissi yaşayabilir ve gereksiz yere daha fazla yeme isteğiyle karşılaşır. Bu durum kilo alımını artırırken kilo verme çabalarını da boşa çıkarır’’ diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, bu hormonla ilgili bilinmesi gerekenleri şöyle açıkladı:

İŞTAHI KONTROL EDER

Günümüzün hızlı tempolu yaşam tarzı, sağlığımızı etkileyen bir dizi faktörü beraberinde getiriyor. Vücutta hormonal dengeyi etkileyen faktörler de özellikle dikkat çekiyor. Leptin, vücudumuzun karmaşık işleyişinde kritik bir role sahip yağ hücrelerinden salgılanan ve beyne doyma sinyali gönderen bir hormondur. Bu sayede, iştahı kontrol eder ve açlık hormonuna karşı çalışır. Ancak, bazen leptin direnci olarak adlandırdığımız bir durum ortaya çıkabilir. Bu durumda, yağ hücreleri, beyne daha fazla besin bulması, daha fazla kilo alması gerektiği ve yağ depolayabileceği sinyalleri gönderir. Eğer leptin sinyalleri karışırsa, vücut yanıltıcı bir açlık hissi yaşayabilir ve gereksiz yere daha fazla yeme isteğiyle karşılaşır. Bu durumda kilo alımı artabilir ve kilo verme çabaları da sonuçsuz kalabilir. Zamanla obezite ve diyabet kaçınılmaz olur. Leptin hormonu, sadece iştah kontrolünde değil, aynı zamanda metabolizma düzenlemesinde de önemli. Enerji dengesini sağlayarak metabolizmayı hızlandırabilir veya yavaşlatabilir. Yüksek leptin seviyeleri, vücuttaki enerji tüketimini artırarak metabolizmayı hızlandırırken, düşük seviyeler metabolizmanın yavaşlamasına ve kilo alımına neden olabilir.

NASIL ANLAŞLILIR?

Leptin direncinde şekerli, unlu ve karbonhidratlı yiyecekleri aşırı tüketme isteği, yemekten sonra bile açlık hissetmek, kilo almak, kilo vermekte zorlanmak, göbek bölgesinde yağlanma, halsizlik, bitkinlik, yemeklerden sonra uyuklama, kan şekeri dengesizlikleri, hipoglisemi, çarpıntı, anksiyete artışı, yüksek trigliserit ortaya çıkar. Eğer leptin direnciniz olduğundan şüpheleniyorsanız, bazı kan testleriyle bunu saptamak mümkün. Açlık insülin seviyesi, trigliserit seviyesi, HbA1c gibi bazı kan tetkikleri dolaylı olarak leptin direnci hakkında bilgi verebilir. Eğer doktorunuz gerek görürse kanda açlık leptin seviyesi ölçümü de yapılabilir ve leptin seviyeniz kesin olarak saptanabilir.

NELER YAPILABİLİR?

Leptin direnciyle başa çıkmak zor değil. İşte bunun yolları: Yatmadan en az 3 saat önce yemek yemeyi ve içmeyi bırakmak, leptin ve insülin düzeylerini dengeleyerek daha rahat bir uyku sağlayabilir. Erken saatlerde güneş ışığı almak, vücut saatini düzenler ve leptin düzeylerini dengelemeye yardımcı olabilir. Bu aynı zamanda günlük enerji seviyelerini artırarak daha zinde hissetmenizi sağlar. Soğuk uygulamalar, leptin direncini azaltmaya yardımcı olabilir. Soğuk duş veya banyo yapmak, hatta yağ oranının yüksek olduğu bölgelere buz uygulaması, leptin sinyallerini düzenlemeyi sağlayabilir. Güne kahvaltıyla başlamanız metabolizmanızı harekete geçirmenize yardım eder. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı, leptin direncinin azaltılmasında önemli bir adımdır. Bilgisayar, TV, akıllı telefon gibi cihazların yaydığı mavi ve beyaz ışıklardan uzak durmak leptin düzeylerini dengelemeye yardımcı olabilir. Mavi ışıkların sirkadiyen ritmi bozabileceği ve leptin sinyallerini etkileyebileceği bilinmektedir.

BU HORMONUN DENGESİNİ BOZAN NEDENLER

Leptin hormonunun dengesini bozan faktörler şöyle sıralanabilir:

1- Yüksek yağ

Vücuttaki fazla yağ leptin seviyelerini artırır. Ancak, zamanla yağ hücreleri leptine karşı direnç geliştirebilir. Bu durum, beyne leptin sinyallerinin iletilmesini engelleyerek vücudun doygunluk hissini algılamasını zorlaştırabilir.

2- Yüksek insülin

Leptin hormonunun etkinliğini azaltabilir. İnsülin direnci, vücudun insülini doğru şekilde kullanamamasına ve leptin hormonunun düzgün çalışamamasına neden olur.

3- Yanlış beslenme

İşlenmiş gıdalar, şekerli içecekler ve fast-food tüketimi, leptin direncine yol açabilir. Bu tür beslenme alışkanlıkları, vücudun leptin sinyallerine duyarsız hale gelmesine neden olabilir.

4- Uyku düzensizlikleri

Yetersiz veya düzensiz uyku, leptin seviyelerini düşürüp açlık hissini artırabilir. Bu da kilo artışını hızlandırır.

5- Kronik stres

Vücudun hormonal dengesini bozabilir. Stres hormonu kortizol, leptin sinyallerinin yanlış yorumlanmasına neden olabilir ve iştah kontrolünü olumsuz etkileyebilir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/fazla-kilolarin-gozden-kacan-nedeni/feed/ 0