
Kışlada her televizyona bakışımda birbirinizi öldürdüğünüzü, birbirinizin canını yaktığınızı gördüm. Müziğin sesini çok açtı diye komşusunu vuranlar. Gücü kadına yetenler. Cebindeki on lirası için adam vuranlar. Kız arkadaşına baktı diye alayını bıçaklayanlar. Eti az pişti diye garsona çıkışan adam; sen rahat uyu diye kurşunlar başımın üstünden geçerken ben dağda her bulduğumu kesip yedim. Arabasını solladılar diye levyesini kapıp arabadan inen adam, beni bir çöp bidonuna atıp giden anam; söylesene ben kimin için öldüm?
Yetimhanede ve askerde en güzel şeyin ekmeğini bölmek olduğunu öğrendik biz. Peki size neyi bölmeyi öğrettiler?
Sizi önce Allah’a sonra birbirinize emanet ediyorum. Ben sizden razı oldum, Allah da sizden razı olsun.”
Bu şarkıları unutalım
Köşemizin daimi tedarikçisi Muharrem Akduman bu hafta da iki önemli konuya vurgu yapmış:
“Yüksel’ciğim milli bayramlarımızda ve milli maçlarımızda koro halinde söylediğimiz Memleketim, Hayat Bayram Olsa ve Sev Kardeşim şarkıları maalesef Yahudi şarkılarıdır ve bunu 85 milyonda 1 milyon kişi bilir. Rahmetli İlham ağabey (Gencer) bunu televizyonlarda ve internet sayfasında defalarca anlattı ama ilgilenen olmadı. Hatta eski eşi Ayten Alpman okumuştu Memleketim’i… Bu şarkıları yayınlamak vatana ihanet değil midir?”

Akduman’ın Yemekteyiz yarışması için de söyleyecekleri var:
“TV 8’deki Yemekteyiz yarışmasında büyük bir hata yapılmakta. Ev hanımlarının katıldığı bu yarışmaya profesyonel aşçılar da katılmakta… Olacak şey mi? Şartlar asla eşit değil. Kim uyduruyor böyle saçmalıkları?..”
Eğer Fil’istin olsaydı
Değerli okurum Memduh Öksüz’ün küçük ama son derece değerli tespitini paylaşıyorum:
“Mümin diyarını geçtim, hani insan olmayı da geçelim, o coğrafyada bir fil katliamı söz konusu olsaydı, dünya ayağa kalkardı…”
Gaflet kürsüsü
Adam (!), içinden eşek eti çıkan sucuğun adını “Sağlam Et” koymasın mı?
Zap’tiye
Bebeklerimize gösterdiğimiz ihmal ve özensizliği, İmralı’daki bebek katiline de gösteremez miyiz acaba?
Ne demiş?
Dubai çikolatasının mucidi Mısır kökenli İngiliz Sarah Hamouda’dan itiraf geldi: “Bu çikolatayı baklavadan esinlenerek yaptım.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Squat yapmayı seviyorsunuz ama sırt ağrıları engel mi oluyor? İyi haber şu ki, sırtınızın ve diğer vücut bölümlerinizin ağrıyı hissetmesinin makul bir mantığı var. Daha fazla çömelme kuvveti, sprint hızının ve gücünün artmasına neden olur.
Profesyonel bir atlet olmasanız bile, egzersiz rutininize çömelme hareketi eklemek gerçekten faydalıdır. Ancak birkaç kez, insanlar bunu yaparken özellikle sırt ağrısı olmak üzere sorunlarla karşılaşırlar. İşte, squat yaparken sırt ağrılarının nedenleri;

1. TEKNİĞİN YANLIŞ OLMASI
Başarılı bir çömelme elde etmek için uygun formu korumanız gerekir. Bu sadece antrenmandan en iyi şekilde yararlanmak için değil, aynı zamanda ağrısız kalmak için de önemlidir. Baştan sona, squat sırasında vücudunuzu nasıl konumlandırdığınız çok önemlidir.
Tekniğiniz başarısız olursa veya diğer vücut parçaları yanlış kullanılırsa, çömelme sırasında veya sonrasında bel rahatsızlığı oluşabilir. Çöken ayak kemerleri ve dizler ile geriye doğru eğilen kalçalar bu bozulmalara örnektir. Uygun prosedür izlenmediğinde, sırtüstü çömelme, omurganızdaki ağırlık nedeniyle bel ağrısına neden olma olasılığı en yüksektir.
2. SIRT PROBLEMLERİNİZ VARSA
Bir bel yaralanması geliştirdiğimizde, squat dahil olmak üzere iyileşmeye zarar verebilecek her türlü egzersizi yapmayı derhal bırakmalısınız. Omurganızı sabit tutmak için yine de squat yapabilirsiniz ve eğer bunları yaparken acı çekmezsiniz. Yaralanmanız spinal stabilizasyonu bozarsa, bel rahatsızlığı oluşabilir. Bu senaryoda, tamamen iyileşene kadar ağız kavgası yapmaktan kaçınmak en iyisidir.
3. KALÇA HAREKETLERİNİZ YETERSİZSE
Gerekli ayak bileği ve kalça hareketliliğine sahip olmamak ağrıya neden olur. Günün büyük bir bölümünde sınırlı bir pozisyonda kilitli olduğunuz ve bir sandalye tarafından desteklendiğiniz için vücudunuz oturma pozisyonuna uyum sağlar, bu da kas atrofisine ve özellikle kalça fleksörlerinin dinamik aralığında bir azalmaya yol açar.
Bu yüzden çoğu insan sadece bir sandalyenin yüksekliğine kadar çömelir, vücutları buna adapte olur. Genel olarak, yeterli kalça hareketliliğini geri yüklemek bel ağrısını iyileştirmek için gereklidir, ancak squat belinizin alevlenmesine neden oluyorsa bu iki kat daha önemlidir. Kalça fleksiyonu, iç rotasyon ve ayak bileği dorsifleksiyonunun tümü dahildir.
4. OMURGANIZ GÜÇLÜ DEĞİLSE
Squat, çekirdek kaslarınıza çok fazla yük bindirir ve omurganızın stabilizasyonu en önemli yönlerden biridir. Çekirdeğinizde yeterli güce sahip değilseniz, stabilizasyon karmaşık olabilir. Bu, özellikle sırt üstü çömelme gibi omurganız yüklendiğinde geçerlidir. Yeterli çekirdek gücünüz yoksa, alt sırtınız hiperekstansiyona gelebilir. Bu, çömelme sırasında bel ağrısının en yaygın nedenlerinden biridir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Böylesine önemli bir sorunun yeterince tanınmadığını, hastanın yakınları ve çevresi tarafından genellikle ciddiye alınmadığını belirten Nöroloji Uzmanı ve Dünya Migrenle Savaşma Derneği (LTB) Başkanı Prof. Dr. Uludüz, ‘’Oysa bu çok önemli bir hastalıktır’’ dedi ve migrenle ilgili bilinmesi gereken noktalara değindi. İşte açıklamaları:
‘’YİNE Mi AĞRIN VAR?’’ DEMEYiN!
Migren, yol açtığı ağrılar nedeniyle sosyal aktivitelerden kaçınma ya da ilişkiler üzerinde gerginlikler yaratabilir. Migreni olan kişilerin aile üyeleri ve arkadaşları, bu durumun yarattığı zorlukları tam olarak anlamakta güçlük çekebilir, bu da iletişim sorunlarına yol açar. Migren, sadece kişiyi değil, ailesini, iş yerini ve toplumu da etkileyen karmaşık bir tablodur. Migreni olanlar çevreleri ve hatta aile yakınları tarafından anlaşılmadıklarından yakınır. Çoğu hasta yakını migren hastalarını derinden etkileyen koku, ışık gibi tetikleyici faktörleri yeterince fark edemez. Yaftalanma şeklinde ‘yine mi ağrın var?’ cümlesini duymaktan yorulmuşlardır. Bu durum migrenlilerin çare aramaktan çekinmelerine ve gerekli tedaviyi almakta gecikmelerine neden olabilir. Dolayısıyla migrenle ilgili doğru bilgilerin yayılması, yanlış anlamaların ve önyargıların azaltılmasında kritik bir rol oynar. Eğitim programları ve kampanyalar, migrenin gerçek doğasını ve etkilerini topluma aktarmalıdır.
MİGREN DOSTU HASTANELER HASTALARIN SESİ OLACAK
17-24 Mart Dünya Baş Ağrısı Farkındalık Haftası boyunca başta migren olmak üzere baş ağrılarının toplumda yükü, tedavinin önemi üzerinde farkındalık programları düzenlenecek. Bu hafta kapsamında; Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) desteğiyle, aralarında Uluslararası Baş Ağrısı Derneği (IHS), Avrupa Baş Ağrısı Federasyonu (EHF), Dünya Migrenle Savaşma Derneği (LTB) ve GMPS Derneği gibi paydaşların bulunduğu önde gelen sağlık kuruluşlarından oluşan bir koalisyon, ‘Migren Dostu Hastaneler’ kampanyasını başlattı. Migren Dostu Hastaneler projesiyle migren hastalarına destek olmak, hastaların doğru ve güvenilir bilgilere ulaşmalarını sağlamak, hasta ve hasta yakınlarına yalnız olmadıklarını hissettirmek, hastalıkla ilgili güvenle konuşabilmelerini desteklemek ve migrenlilerin sesi olabilmek hedefleniyor.

İŞTE NEDENLERİ
Migren; ailesel yatkınlığı olan kişilerde stres, açlık, yorgunluk, yolculuk, hormon değişiklikleri, kafein, peynir, çikolata, şarküterii ürünleri gibi gıdalar ve ışık (floresan ışığı, güneş gibi) gibi bazı tetikleyici faktörlere maruz kalındığında ortaya çıkar.
Ağrı bazen başın her iki tarafında ya da ensede de ortaya çıkabilir. Migren tanısında Uluslararası Baş Ağrısı Derneği’nin (International Headache Society) belirlediği tanı kriterleri altın standart olarak kabul ediliyor. Migren tanısı koyabilmek için en az 5 benzer atak yaşanmış olmalıdır. Baş ağrısı atakları en az 4 saat sürmekle birlikte ortalama 24 saat devam edebilir. Ağrı genellikle tek taraflı, zonklayıcı ve şiddetlidir. Ağrı bazen başın her iki tarafında ya da ensede de ortaya çıkar. Bulantı, kusma, ışığa ve sese hassasiyet, koku hassasiyeti ağrıya sıklıkla eşlik eder.
BAŞLAMADAN ALARM VERİR
Migren baş ağrısı başlamadan farklı şikayetlerle kendini gösterebilir. Bazı kişilerde halsizlik, sinirlilik, isteksizlik görülebilirken, bazılarında ise iştah artışı veya uyku sorunları ortaya çıkabilir. Baş ağrısı atakları günlerce sürebilir ve bu durum kişilerin normal günlük aktivitelerine devam etmelerini güçleştirir.
ANKSİYETEYE YOL AÇABİLİR
Migrenin fiziksel belirtileri, kişilerin işgücü verimliliğini düşürebilir ve sosyal etkinliklere katılımlarını sınırlayabilir. Sadece bununla sınırlı kalmayıp migrenin yol açtığı şiddetli ağrı, psikolojik stres ve anksiyeteye (kaygı bozukluğuna) neden olabilir. Migren ataklarının ne zaman geleceği öngörülemez olduğundan, bu durum endişe kaynağı oluşturur. Migren, depresyon riskini artırabilir ve bu psikolojik yük, migreni olan kişilerin yaşam kalitesini daha da düşürebilir.
KADINLARDA DAHA YAYGIN
Dünyada en sık görülen nörolojik hastalıklardan biri olan migren çoğu zaman baş ağrısı ile karıştırılıyor. Özellikle yetişkinlerde sık görülen, günlük yaşamı etkileyen ve iş gücü kaybına sebep olan migren kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla görülüyor. Migrenin sıklığı, genel nüfusun yaklaşık yüzde 10-15’ini etkilediği düşünülürken, kadınlarda erkeklere göre üç kat daha yaygındır. Bu durum hormonların migren üzerindeki etkisiyle açıklanabilir.
]]>ÇIBAN NASIL GEÇER?
Çıban, cilt altında bir kıl veya ter bezi etrafında oluşan ağrılı ve iltihaplı bir enfeksiyondur. Genellikle Staphylococcus aureus adı verilen bakterinin neden olduğu bir enfeksiyondur. Çıbanlar genellikle sıcak, kızarık ve şişmiş bir yumru şeklinde başlar ve zamanla bir irin dolu kitleye dönüşebilir. Çıbanlar çoğunlukla tedavi edilebilir ve genellikle evde uygulanabilecek bazı yöntemlerle geçebilir. Ancak, bazı durumlarda doktor müdahalesi gerekebilir. İşte çıbanın geçmesine yardımcı olabilecek bazı yöntemler:
Sıcak kompresler: Sıcak suya batırılmış bir bez veya sıcak su torbası kullanarak çıbanın üzerine düzenli olarak sıcak kompresler uygulamak, iltihabın dışarıya akmasını sağlayabilir ve ağrıyı hafifletebilir.
Temizlik: Çıbanın etrafını temiz tutmak ve hijyenik bir şekilde bakmak enfeksiyonun yayılmasını önleyebilir.
Antibakteriyel sabun kullanımı: Enfeksiyonu kontrol altında tutmak için antibakteriyel sabun kullanılması önerilir.
Antibiyotik merhemler: Eczanelerden temin edilebilecek antibiyotik merhemler çıbanın iyileşme sürecini hızlandırabilir.
Doktora başvurmak: Çıbanlar büyük veya çok ağrılı hale gelirse veya yaygın bir şekilde vücuda yayılıyorsa bir doktora başvurmak önemlidir. Doktor, gerekirse antibiyotik reçete edebilir veya çıbanın drene edilmesi gerekebilir.

ÇIBAN İÇİN NE İYİ GELİR?
Çıbanlar genellikle kendiliğinden iyileşir, ancak bazı durumlarda tedaviye ihtiyaç duyulabilir.
Çıbanın kendiliğinden iyileşmesi için:
Çıbana dokunmaktan kaçının. Çıbanı patlatmak veya kurcalamak enfeksiyonun yayılmasına neden olabilir.
Bölgeyi temiz tutun. Günde birkaç kez sabun ve ılık suyla yıkayın.
Sıcak kompres uygulayın. Ilık ve nemli bir bezle günde birkaç kez 10-15 dakika kompres yapmak ağrıyı ve iltihabı azaltabilir.
Ağrı kesici alın. Reçetesiz satılan ağrı kesici ilaçlar ağrıyı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir.
Çıban için doktora görünmeniz gereken durumlar:
Çıban 2-3 hafta içinde kendiliğinden iyileşmezse
Çıban büyürse veya daha ağrılı hale gelirse
Çıban ateş, titreme veya halsizlik gibi sistemik belirtilere eşlik ediyorsa
Çıban yüzünüzde veya boynunuzda bulunuyorsa
Diyabet veya bağışıklık sistemi zayıflığı gibi kronik bir hastalığınız varsa
Doktorunuz çıban için aşağıdaki tedavileri önerebilir:
Antibiyotikler: Enfeksiyonu tedavi etmek için oral veya topikal antibiyotikler reçete edilebilir.
Drenaj: Büyük veya iltihaplı çıbanlar cerrahi olarak boşaltılabilir.
Ağrı kesici ilaçlar: Reçetesiz satılan veya reçeteli ağrı kesici ilaçlar ağrıyı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir.
Çıbanları önlemek için:
Ellerinizi sık sık yıkayın. Özellikle tuvalete gittikten sonra, yemek yemeden önce ve hasta kişilerle temastan sonra ellerinizi sabun ve ılık suyla yıkayın.
Cildinizi temiz tutun. Cildinizi düzenli olarak sabun ve ılık suyla yıkayın.
Yaraları ve kesikleri kapatın. Yaraları ve kesikleri temiz bir bandajla kapatın.
Diyabet veya bağışıklık sistemi zayıflığı gibi kronik bir hastalığınız varsa doktorunuzun tavsiyelerine uyun.
Çıbanlara iyi gelen bazı doğal yöntemler:
Sarımsak: Sarımsak, antibakteriyel ve anti-enflamatuar özelliklere sahiptir. Bir diş sarımsağı ezerek çıbanın üzerine uygulayabilirsiniz.
Soğan: Soğan da antibakteriyel ve anti-enflamatuar özelliklere sahiptir. Bir dilim soğanı çıbanın üzerine uygulayabilirsiniz.
Aloe vera: Aloe vera, iltihap önleyici ve yatıştırıcı özelliklere sahiptir. Aloe vera jeli çıbanın üzerine uygulanabilir.
Zerdeçal: Zerdeçal, antibakteriyel ve anti-enflamatuar özelliklere sahiptir. Zerdeçal tozu suyla karıştırılarak macun haline getirilebilir ve çıbanın üzerine uygulanabilir.
Bu doğal yöntemleri kullanmadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir.
Çıbanı patlatmak veya kurcalamak çok tehlikelidir. Bu, enfeksiyonun yayılmasına ve daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Çıbanınız varsa, doktorunuza danışmanız ve onun tavsiyelerine uymanız en önemlidir.
]]>
Prof. Dr. Derya Uludüz
BAŞ DÖNMESİ
Başdönmesi, çoğu zaman sıradan bir rahatsızlık gibi görünse de bazen kafa karıştırıcı nedenleri olabilir. Kansızlık, tiroit problemleri, hatta depresyon ve kulak kristallerinin zarar görmesi gibi onlarca sebep baş dönmesi nedenleri içinde gizlenmiştir. Baş dönmenize eşlik eden bulanık görme, çift görme, el ve yüzde uyuşma gibi belirtiler varsa, bu beyin damarlarınızda bir tıkanıklığın veya Multiple Skleroz’un gizli belirtisi olabilir. Kulak çınlaması, bu labirentin bir başka yolunu işaret eder; bu durum genellikle kulağa ait bir sorunu gösterirken, nadiren de beyincik bölgesinde tümörlerin uyarısı olabilir. Eğer baş dönmeniz, sarhoş gibi yürüme ve dengesizlik ile birleşiyor ve bu sadece gözler kapalıyken meydana geliyorsa, bu durumun arkasında B12 vitamini eksikliği veya kulak kaynaklı bir sorun olabilir. Ancak, gözler açıkken de yaşanıyorsa, beyincik bölgesinde bir kanama veya tümör oluşumu gibi daha ciddi bir durum söz konusu olabilir. Baş dönmesi baş hareketleriyle tetikleniyor ve artıyorsa, bu durum boyun fıtığı veya iç kulağa ait bir nedene işaret edebilir.

HAREKET BOZUKLUKLARI
Beyninderinliklerinde, bazal gangliyonlar adı verilen bölgede meydana gelen hareket bozuklukları, vücudumuzun en karmaşık durumlarını sergiler. Bu bölgede dopamin hormonunun dengesi, hareketlerimizin akıcılığını ve kontrolünü yönetir. Dopamin seviyesindeki azalma, Parkinson hastalığı gibi yavaşlayan hareketlere neden olabilir. Bu durumda, hareketlerinizde yavaşlama, yüz ifadenizde donukluk, ellerde titreme ve kaslarda sertlik gözlemlenebilir. Bu belirtiler, beyin hücrelerindeki kaybın sessiz çığlığını yansıtır. Tersine, hareketlerinizde kontrolsüz bir artış, istemsiz hareketler veya tik benzeri vücut seyirmeleri meydana geliyorsa, bu durum Huntington hastalığı veya Tourette sendromu gibi dopamin fazlalığının işareti olabilir.

NÖBETLER
Bayılmanöbetleri, kısa süreli ve ani bilinç kayıplarıyla karakterize olaylardır. Tıpta “senkop” olarak bilinen bu durum, genellikle beyne yeterli kan ve oksijenin ulaşmaması sonucunda meydana gelir. Senkop, stres, aşırı sıcaklık, uzun süre ayakta durma veya ağrı gibi durumların vücuttaki reflekslerini tetikleyerek ortaya çıkar. Kalp ritm bozuklukları, kan şekeri düşüklüğü, kansızlık, tiroit sorunları veya psikojen nedenler de senkopun diğer olası sebepleridir. Gözlerin arkaya kayması veya vücutta kontrol dışı hareketler, nörolojik nöbetlerin tipik özellikleridir. Bu tür nöbetler genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında sürer ve tekrarlayıcı olabilir. Eğer nöbet ilk kez meydana geliyorsa ve şiddetliyse, beyin tümörü, beyin kanaması veya kafa travması gibi ciddi durumlar akla gelmelidir.

BAŞ AĞRILARI
Bazıbaş ağrıları, beyin sağlığıyla ilgili ciddi sorunların habercisi olabilir. Uykudan uyandıran veya sabahları başlayan baş ağrıları, beyinde basınç artışını gösterebilir. Bu durum, beyinde kitle işareti olabilir. Baş ağrısına eşlik eden bulantı, kusma, bulanık görme ve dengesizlik gibi semptomlar, beyin tümörleri, beyin kanaması veya beyindeki damar tıkanıklıkları gibi ciddi durumların belirtileri olabilir. Ani ve şiddetli başlayan baş ağrıları, beyin kanamasına işaret edebilir. Gençlerde anevrizma patlaması, ileri yaşlarda ise hipertansiyona bağlı kanamalar en sık nedenler arasındadır. Günler veya haftalar içinde kötüleşen ve ağrı kesicilere cevap vermeyen baş ağrıları, beyinde yavaş gelişen bir tümörden kaynaklanabilir.

UNUTKANLIK
Unutkanlık, Alzheimer hastalığının sessiz çığlığı olabilirken, bazen reçeteli veya reçetesiz ilaçların yan etkileri, stres ve yoğun yaşam temposu veya alkol kullanımı gibi daha masum nedenlere de bağlı olabilir. Hormon dengesizlikleri, vitamin eksiklikleri hatta yaşlı erişkinlerde sıklıkla rastlanan idrar yolu enfeksiyonları bile anlık ve geçici kafa karışıklığına neden olabilir. Uyku apnesi, beyne giden oksijen ve kan akışını engelleyerek, zamanla hafızanızı zayıflatabilir. B12 vitamini eksikliği ise unutkanlık, kafa karışıklığı ve öğrenme becerilerinde azalmayla kendini gösterir. Günlük hayatınızı etkilemeye başlayan unutkanlık, beyin sağlığınızın alarm zillerini çalıyor olabilir. Aynı soruları tekrar tekrar sormak, iyi bildiğiniz yerlerde kaybolmak, tarifleri veya yönergeleri takip etmekte zorlanmak, zaman ve insanlar hakkında kafanızın karışması, sık sık unutkanlıklar yaşamak ve konuşma sırasında takılmak, Alzheimer hastalığının ilerleyici ve geri dönüşsüz yollarına işaret edebilir. Bu belirtilerin sürekliliği, Alzheimer’i diğer unutkanlık nedenlerinden ayırt etmenin anahtarıdır.
]]>GÖZÜ KARARDI SOL KOLUNDA AĞRI HİSSETTİ
İzmir’de emekli öğretmen Esma Karan ile iş insanı Erkal Karan’ın lise son sınıf öğrencisi olan oğulları Mete, 7 Kasım’da hastalandı. Göz kararması, bulantı, ateş, boğaz ağrısı şikayetleri başlayıp, aynı akşam sol kol ve göğsünde ağrı hisseden Mete, bunu üşütmeye bağladı. Ancak ağrının şiddetlenmesi üzerine anne Karan, oğlunu Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Doksöz’e götürdü.
Mete’nin şikayetleri üzerine EKG’sinin çekildiğini, kanda kalp enzimlerine bakıldığını belirten Doç. Dr. Doksöz “Mete’nin EKG’si bir kalp krizini işaret ediyordu ve kalp enzimleri yüksek çıktı. Klinik tablosuyla değerlendirildiğinde, bir kalp krizi vakası da olabilir, kalp krizini taklit eden belirtilerle bir miyokardit vakası da olabilirdi. Hastamızı hemen anjiyoya aldık. Anjiyoda bir damar tıkanıklığı saptamayınca, kalp krizini şüphemizden çıkardık” dedi.
COVİD-19 GEÇİRMİŞ
Doç. Dr. Doksöz, şöyle devam etti:
– EKG ve laboratuvar bulgusu olduğunda öncelikle kalp krizi ekarte edilmeli, miyokardit açısından uyanık olunmalı. Bizim için önemli olan ikisini ayırt etmek ve ona göre tedavi stratejilerini belirlemek. Çünkü ikisinin tedavisi tamamen farklı. Mete’de kalp krizini taklit eden bir miyokardit sorunu olduğunu belirler belirlemez medikal tedavi başladık. 6 gün hastanede yatarak tedavi gördü. Sağlıklı şekilde taburcu ettik.
Mete, öncesinde Covid-19 geçirmiş. O dönemde test yapılmamış, soğuk algınlığı diye düşünülmüş. Hastanemizde yaptığımız tetkiklerde Covid-19 geçirdiği ortaya çıktı. Bir çocukta ya da yetişkinde ani başlangıçlı göğüs ağrısı görüldüğünde, özellikle öncesinde soğuk algınlığı, nezle, grip gibi viral bir hastalık geçirilmişse, muhakkak kardiyoloji bölümüne başvurmalı” dedi.
“ÇOCUKLUK ÇAĞINDA HİÇ YOK”
Doç. Dr. Doksöz, enfeksiyon sonrası görülen bölgesel miyokardit tanısında literatürde bildirilmiş 6 vaka olduğunu söyledi. Karan’ı da 7’nci vaka olarak değerlendiren Doç. Dr. Doksöz, “Bu hastamızı asıl ilginç kılan durum şu; kalp kasının belirli bir bölgesinde iltihaplanma olması. Literatürü taradığımızda kalp kasında genel bir etkilenme ve bozulma olduğunu görüyoruz. Bu hastamızda kalbin belirli bir noktasında, sadece alt bölgesinde bir etkilenme var. Literatürde 5-6 vaka olduğunu, çocukluk çağında hiç olmadığını gördük. Covid-19 gibi enfeksiyonlara bağlı bildirilen 1-2 vaka var. Bu tedavi sürecini ulusal ve uluslararası yayınlarda yayınlayarak akademik açıdan katkı sağlamayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

Mete Karan
“ÇOK STRESE GİRDİM”
Hastalığın kalp kasını etkilemesi ile dünya tıp literatürüne girecek bir vaka olduğunu öğrenen Mete Karan ise “Göğsümde ve sol kolumda bir ağrı başladı. Hafif olduğunu zannettik. O kadar hafif bir şey değilmiş. Önder hoca bana ‘Sen galiba kalp krizi geçiriyorsun’ dedi. Bazı tetkikler yapıldı. Emin olamayınca anjiyoya aldılar. Daha sonra damar tıkanıklığı olmadığı anlaşıldı. Çok strese girdim. Çok korktum. Şu an iyiyim. Düzenli kontrollere geliyorum. Literatüre gireceğimi düşünmezdim” dedi.
]]>Özellikle son yıllarda bölgeye ilgi gösteren fotoğraf tutkunları, bu sene de karın yağmasıyla beyaza bürünen tarihi ve doğal güzellikleri yerinde görmek için bölgeye gelmeye başladı.
İstanbul, Kocaeli, Sakarya gibi batı illerinden grup halinde kente gelen fotoğraf tutkunları ilk olarak UNESCO’nun Dünya erotik shop Miras Geçici Listesi’nde yer alan Osmanlı yadigarı tarihi İshak Paşa Sarayı’nı geziyor.

Ardından 5137 metrelik rakımıyla yurdun en yüksek noktası olan Ağrı Dağı’nın yakınlarına giden fotoğrafçılar, arazide otlayan atlar ile dağın fotoğraflarını çekerek vakit geçiriyor.
Diyadin ilçesindeki seks shop Murat Kanyonu ile jeotermal alanda yerin altından çıkan sıcak suyun bulunduğu kaplıca alanını gezen fotoğraf tutkunları, buradaki doğal güzellikleri fotoğraflıyor.

Bölgenin sahip olduğu kadıköy erotik shop tarihi ve doğal güzellikleri fotoğraflayanlar, il merkezine bağlı Başçavuş köyünde barajın yapılmasıyla su altında kalan yapılardan geriye kalan minareyi de ziyaret ediyor.
Minare, kar ve buzla kaplı kadıköy sex shop baraj gölünün çevresini gezenler, hem Balık Gölü’ne yakın köylerde yaşama dair fotoğraf çekiyor hem de gittikleri köylerde yeni doğan kuzuları sevip vatandaşlarla sohbet ederek keyifli vakit geçiriyor.
Sakaryalı fotoğraf tutkunu Hüseyin Can, özellikle İshak Paşa Sarayı’nı görmek için Ağrı’ya geldiğini söyledi.

“Fotoğrafçılar için ideal bir destinasyon”
Kentin turistik destinasyonuna dikkati çeken Can, “Bu geziyle Ağrı’yı keşfedebildiğimiz güzel destinasyonlarla karşılaştım. Kaplıcaları da çok beğendim. İshak Paşa Sarayı zaten başlı başına harika bir tarihi eser. Fotoğrafçılar için ideal bir destinasyon.
Herkesi buraya bekliyorum. Bu benim buraya ilk gelişimdi ve çok memnun kaldım. İkinci bir defa da gelmek istiyorum. Ağrı Dağı da harikaydı. Dağın çevresinde otlayan atlar ayrı bir heyecan kattı” diye konuştu.

Bursa’dan gelen Hüseyin Gediklioğlu ise kentin havası, doğası ve insanının çok iyi olduğunu anlattı.
Gezdikleri her yeri çok beğendiğini dile getiren Gediklioğlu, “Gelip görülmesi gereken yerler, anlatmakla olmuyor. Yaşanılması gereken bir yer. Herkesi buraya davet ediyorum. Doğası harika” dedi.

İstanbul’dan gelen Gülhiz Arslan Öztürk de havanın soğuk olduğunu ancak çok güzel fotoğraflar çektiklerini belirtti.
Fırsat buldukça Ağrı’ya geldiğini dile getiren Öztürk, şöyle devam etti:
“Manzara çok güzel. Her yer bembeyaz. Doğa da harika ve kar çok güzel. Havanın soğuk olduğuna bakmıyoruz, yılmıyoruz, fotoğraf çekiyoruz. Ortalama 2 ayda bir Ağrı’ya geliyorum. Doğası ve insanları çok güzel, fotoğraflar da çok güzel. 3 gün boyunca fotoğraflar çektik. Mutluyuz ve mutlu döneceğiz inşallah.”

“Hiç unutulmayacak anılarla evimize dönüyoruz”
Ayşe Çalışkan ise gruptaki herkesin bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerini çok beğendiğini, ilkbaharda da bölgeye gelmeyi düşündüğünü aktararak, şunları kaydetti:
“Buralar hayatımda gezip gördüğüm en güzel yerler olabilir. İhtişamlı Ağrı Dağı’nın önünde çok güzel manzaralara şahitlik ettik. Murat Nehri’ne gittik. Diyadin Kaplıcaları inanılmaz etkileyici bir manzara sunuyordu. Çok keyifli bir gezi oldu. Hiç unutulmayacak anılarla evimize dönüyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>
Bir anda artan ve sonu gelmeyen grip, RSV ve Covid’in adeta birbirine karıştığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vefa Öztürk, ancak testle ayırt edilebilen ve iyileşme süreçleri de hayli uzun süren bu hastalıklarla ilgili şu bilgileri verdi:
En çok hangisi görülüyor?
Grip ve RSV (Respiratuar Sinsityal Virus) şu anda mevsim itibariyle çok görülen hastalıklar. Son sırada ise Covid enfeksiyonları var. Bu hastalıkların ortak belirtilerinin ve başlangıç zamanlarının aynı olması, kışın artması bu hastalıkların birbirine karışmasının en önemli sebebidir. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, ateş, geniz akıntısı, öksürük, halsizlik, vücut ve eklem ağrılarına yol açan bu hastalıklar biraz ilerlediklerinde nefes darlığı, balgam, göğüs ağrısı ve baş ağrısı gibi belirtilere de neden olur. Nadiren de mide bulantısı, karın ağrısı ve ishal de yapabilirler.
Riskli gruplar nelere dikkat etmeli?
Hamileler ve 65 yaş üstü bağışıklık sistemi zayıf olan hastalar için bu hastalıklar daha ciddi seyredebilir. Onlar için korunma önlemleri çok daha önemlidir. Bu yüzden mümkün olduğunca bu hastalıklara yakalanmamak için çaba göstermeleri gerekir. Kapalı alanlarda maske kullanmaları; grip ve soğuk algınlığı gibi hastalığı olan kişilerden uzak durmaları; hastalandıklarında belirtiler bir haftayı geçerse mutlaka bir doktora görünmeleri; nefes darlığı, öksürük, koyu renkli balgam, bilinç bulanıklığı, uykuya yatkınlık gibi şikayetleri varsa bir an önce hastaneye ve göğüs hastalıkları bölümüne başvurmaları gerekir. Çocuklar ve kronik hastalığı olanlar da aynı şekilde korunma yöntemlerine dikkat etmeli.

Tedavi yolları nelerdir?
Üst solunum yolu enfeksiyonlarında tedavi istirahattir. İstirahat demek sadece evde dinlenmek demek değil, bunun yanında ağır streslerden de uzak durmaktır. Dolayısıyla hastalara mutlaka istirahat verilmeli ve bu 3 günden az olmamalıdır. Hastanın düzenli beslenmesi, bol sıvı alması, iyi ve düzenli uyuması, sigara ve havayı kirleten etkenlerden uzak durması en önemli, en temel tedavi yöntemleridir. İnfluenza enfeksiyonuna özel enfeksiyonun kontrol altına alınması amacıyla kullanılan antiviral ajanlar bulunmaktadır. Ancak bunların tedaviye katkısı hâlâ tartışmalıdır. Kolit hastalarında özellikle pıhtılaşma riski yüksekse kan sulandırıcı ajanlar kullanılmalıdır. Verilebilecek diğer ilaçlar ise genellikle şikayet gidericidir. Ağrı kesici ateş düşürücüler, soğuk algınlığı ilaçları, öksürük azaltıcılar, alerji ilaçları, burun açıcı spreyler kullanılmaktadır.
Akciğerler etkilenirse ne yapılmalı?
Bu hastalıklarda genellikle hastanede yatış gerekmemektedir. Ancak buradaki en önemli kriter bu hastalıkların akciğeri etkileyip etkilemediğidir. Hastalıklar zatürreye sebep olursa ya da direkt olarak akciğerde zatürre yapmayıp bakteriyel akciğer enfeksiyonlarını tetiklerse hastaneye yatış gerekir. Bunun yanı sıra nadiren de olsa; direkt akciğerde solunum yetmezliği gibi durumlar yaşanırsa hastaya yatış vermek gerekir. Bu hastalar genellikle 65 yaş üstü veya bağışıklık sistemi zayıf kişilerdir.
Hayatımıza yeni giren JN1 varyantı tehlikeli mi?
JN1 varyantı, Omicron’un BA.2.86 varyantının spike proteininde türeyen, Covid-19’un yeni varyantıdır. Artan JN1 vakaları nedeniyle ve JN1’in baskın varyant haline gelmesi nedeniyle koronavirüs JN1 varyantı Dünya Sağlık Örgütü tarafından “dikkat edilmesi gereken varyant” olarak sınıflandırılmıştır. Bu varyanta yakalanan hastalar, eski varyantlara yakalandıklarında nasıl etkilendiyse aynı derecede etkilenmektedir. En çok görülen belirtileri; burun akıntısı, burun tıkanıklığı, ateş, halsizlik, boğazda yanma, ağrı ve nadiren de olsa koku kaybı gibi şikayetlerdir. Bu nedenle bu varyant ile ilgili endişe edilecek bir durum bulunmamaktadır.
]]>