Eczacı yüzbaşı olan ve Iğdır’daki birliğinde hayatını kaybeden Muhsin Berzeg’in, Iğdır’da kabrinin bulunduğu mezarlıktan yol geçtiği için kemiklerinin alınıp, şu anki mezarına defnedildiği öğrenildi. Ceset bütünlüğü olmayan Korhan Berzeg’in de babası gibi sadece kemikleri toprağa verilebilecek.
316 GÜN SONRA KESİNLEŞTİ
İstanbul’dan Balıkesir’in Gönen ilçesindeki yazlık evine gelen ve 17 Haziran 2023’te doberman cinsi köpeği ‘Tina’ ile yürüyüşe çıkan Korhan Berzeg’in, kaybolduktan 312 gün sonra 23 Nisan’da evine 3,5 kilometre mesafedeki Fındıklı Deresi kenarında, adına düzenlenmiş 3 farklı bankaya ait kredi kartı, 1 banka kartı, parçalanmış halde İstanbul ücretsiz taşıma kartı, İstanbul Mavi kart, sürücü belgesi, kimlik kartı, 1’i parçalanmış 5 adet 10 TL, 1 adet 100 TL, 1 adet 50 TL, 1 araç anahtarı ile muhtelif anahtarlar bulundu. Bölgede kemik parçaları da bulununca, Berzeg kaybolduktan 130 gün sonra sonlandırılan arama çalışmaları yeniden başlatıldı.
Bulunan kişisel eşyalar ve kıyafet parçaları ile üzerinde doku olmayan, kalça ve göğüs kafesine ait olduğu değerlendirilen kemik parçaları, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderildi. Bu süreçte Berzeg’in İngiltere’den Türkiye’ye gelen kızı Nisa Berzeg’ten kan örneği alındı. İncelemede, kemik parçaları ile kızından alınan kan örneğinin DNA’sının eşleştiği açıklandı. Böylece kaybolduktan 316 gün sonra Korhan Berzeg’in öldüğü kesinleşti.

BİR HAFTA KEMİKLERİ ARANDI
24 Nisan’da Korhan Berzeg’in diğer kemiklerini bulmak için arama başlatıldı. 6 Jandarma Asayiş Timi, 3 JASAT, 1 İstihbarat timi, 3 Jandarma Komando unsuru ve 3 kadavra tespit köpek unsuru olmak üzere 62 personel ile Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkisi ile Turplu ve Gelgeç mahallelerindeki ormanda 7 gün boyunca yapılan aramaların 3’üncü gününde, Bursa Jandarma Komutanlığı’nca bölgede görevlendirilen kadavra arama köpeği ‘Denek’ tarafından çalılar arasında 1 kemik parçası daha bulundu.
4’üncü gününde kol kemiğine benzeyen 1 kemik ile Berzeg’e ait gömleğin parçaları bulunurken, 5’inci günde İstanbul Jandarma Komutanlığı’nın kadavra arama köpeği ‘Duman’ tarafından kütük altı ve çalılıkların arasında, Berzeg’e ait olduğu değerlendirilen kafatasının yüz kısmına ait parça ile 3 kemik daha bulundu. 6’ncı günde jandarma komando ekipleri hem elleriyle hem tırmıklarla arama yaptı. Bu aramalar sırasında insana ait olduğu düşünülen 1’i kafatası olmak üzere 3 kemik parçası ile Berzeg’e ait iç çamaşır bulundu.
DNA SONUCU EŞLEŞTİ
Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkisindeki 30 kilometrelik alanda, 1,5 kilometrelik dere boyunca suyun akış yönüne doğru 7 gün boyunca yapılan aramalarda; Berzeg’in pantolon, gömlek ve hırkasının parçaları ile iç çamaşırı, kemeri, cüzdanı, kimlik, ehliyet, banka, kredi kartları, toplu ulaşım kartları ve araç anahtarına ulaşılırken; kaval, uyluk, kol ve kaburga kemikleri ile kafatasının ön ve arka yüzü bulundu.
Kafatasına ait kemik parçaları, diğer kemikler ve kıyafet parçalarının, 312 gün sonra dere kenarında bulunan kıyafet parçası, kemikler, kimlik ve kredi kartının 250 metre uzağında olduğu belirtilirken; toplanan kemik ve kıyafet parçaları, DNA analizi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
3 kadavra arama köpeği ve 62 jandarma personeliyle yürütülen alan tarama çalışması Berzeg kaybolduktan 319 gün sonra sonlandırılırken, bulunan tüm kemikler ve kıyafet parçaları ile kişisel eşyalar üzerinde İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan inceleme 14 Mayıs’ta tamamlandı. Bulunan kafatası ile 12 kemiğin, Korhan Berzeg’e ait olduğu kesinleşti.
DOĞUP, ÖLDÜĞÜ MAHALLEDE GÖMÜLECEK
İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan incelemenin ardından Korhan Berzeg’in kesin ölüm nedeni belirlenemezken, DHA muhabirinin telefonda konuştuğu Berzeg ailesinin avukatı Emre Akkaş, Korhan Berzeg’in ailesine teslim edilen kemikleri ve kafatasının doğup öldüğü Armutlu Mahallesi’nde, 1940 yılında hayatını kaybeden babası Muhsin Berzeg ile 1968 yılında vefat eden dedesi Kemal Berzeg’in mezarlarının yanında 27 Mayıs’ta toprağa verileceğini söyledi. Berzeg, öğle vakti Armutlu Mahalle Camisi’nde kılınacak namaz sonrası son yolculuğuna uğurlanacak.

BABA İLE OĞLUNUN KADERİ AYNI
Öte yandan Korhan Berzeg’in babasıyla benzer bir sonu paylaştığı ortaya çıktı. Eczacı yüzbaşı olarak Iğdır’da görev yapan Muhsin Berzeg’in, İstanbul’a tayininin çıktığı gün Korhan Berzeg’in doğduğu ve birlikteki arkadaşlarına oğlunun doğumu şerefine yemek vermek için görevini 1 gün daha uzattığı belirtildi.
Ertesi gün İstanbul’daki birliğine gidecek olan Muhsin Berzeg’in yatağında ölü bulunduğu öğrenildi. Iğdır’da defnedilen Muhsin Berzeg’in kabrinin olduğu mezarlıktan yol geçtiği için, yakınları tarafından alınan kemiklerinin Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi’ne getirilerek burada defnedildiği belirtildi. Ceset bütünlüğü olmayan Korhan Berzeg’in de 84 yıl önce ölen babası gibi sadece kemikleri toprağa verilebilecek.
]]>Jandarma, Berzeg’e ait olduğu değerlendirilen kemik ve kıyafet parçalarının yanı sıra Korhan Berzeg’in kimlik ve banka kartlarının bulunduğu kırsal Armutlu Mahallesi’ne yaklaşık 3,5 kilometre uzaklıktaki engebeli ve orman örtüsünün yoğun olduğu dere yatağında inceleme yapıyor.

Armutlu Mahallesi’ndeki yazlık evinden ‘Tina’ isimli köpeğiyle ayrıldıktan sonra haber alınamayan ve evinin 4 kilometre uzağındaki dere kenarında kimlik, ehliyet, banka, kredi kartları ve kıyafet parçaları ile kendisine ait olduğu düşünülen kemik parçaları bulunan Korhan Berzeg’i (84) arama çalışmaları 314’üncü günde sürdürülüyor.
Dün bölgede yapılan arama çalışmalarında başka bir ize rastlanmazken, diğer kemik parçalarının, hava şartlarına bağlı olarak üstünün bitki örtüsüyle kaplanması ve toprak altında kalmış olması ihtimaline karşı alan taraması kadavra köpeği ile detaylı olarak yürütülüyor.
312 GÜN SONRA KEMİK PARÇALARI
Berzeg’in kayboluşundan 312 gün sonra, 23 Nisan’da saat 13.30 sıralarında Gelgeç Mahallesi Muhtarı Ahmet Gülay, mahalleye gelen su ile ilgili inceleme yaptığı sırada Korhan Berzeg’in Armutlu Mahallesi’nde bulunan evinin 3,5 kilometre uzağındaki ormanda dere kenarında Berzeg’e ait kimlik ve kredi kartı, kıyafet ile insana ait olduğu değerlendirilen kemik parçaları buldu. Gülay’ın haber vermesi üzerine bölgeye çok sayıda jandarma ekibi sevk edildi.
KİMLİK VE KREDİ KARTLARI BULUNDU
Yapılan olay yeri incelemesinde, paça kısımları parçalanmış pantolon cebinde yine parçalanmış kahverengi cüzdan ve içerisinde Korhan Berzeg adına düzenlenmiş 3 farklı bankaya ait kredi kartı, 1 banka kartı, parçalanmış halde İstanbul ücretsiz taşıma kartı, İstanbul Mavi kart, yine Korhan Berzeg adına düzenlenmiş sürücü belgesi ve kimlik kartı ile parçalanmış halde 10 TL, 1 adet 100 TL, 1 adet 50 TL, 4 adet 10 TL, 1 araç anahtarı ile muhtelif anahtarlar bulundu.

Cumhuriyet Savcısı ile jandarma ekiplerinin olay yerinde yaptığı çalışmanın ardından, kemik parçaları ile kıyafet ve malzemeler incelenmek üzere alındı.
KAFATASI BULUNAMADI
Berzeg’in, köpeği ile birlikte yürüyüş yaptığı yolun üst kısmındaki dere kenarında bulunan pantolon ile malzemelerden bazılarının parçalanıp, yırtılmış olması, hayvan saldırısını güçlendirirken, aynı bölgede kemik parçalarının bulunması ve kafatasının ve iskelet bütünlüğünün bulunmaması, cesedin hayvanlar tarafından parçalanarak dere kenarına getirilmiş olma ihtimalini gündeme getirdi.
BÖLGE 9 KEZ TARANMIŞTI
Korhan Berzeg’e ait eşyaların daha önce defalarca aranan bölgenin üst kısmında, patika yolda bulunması Alzheimer hastası olan Berzeg’in yolunu kaybetmiş olma ihtimalini güçlendirirken, Berzeg kaybolduktan sonraki 130 gün boyunca, hem karadan hem de dronla havadan 9 kez taranan 325 kilometrekarelik alanda bir ize rastlanmaması ise yetkililer tarafından, bölgenin sık bitki örtüsü ile kaplı olmasına bağlandı.
Gönen ilçesinin yüksek rakımlı yerlerindeki mahallelerden başlayarak, Korhan Berzeg’in evinin bulunduğu Armutlu Mahallesi’ne doğru çalışmalarını, ormanda ve ovada sürdüren ekipler, aynı zamanda yırtıcı kuşları da takibe almıştı. Üzerinde yırtıcı kuşların yoğunlaştığı tespit edilen bölgede yapılan aramada ise bir koyun ve karga ölüsüyle karşılaşılmıştı.

Kemik parçalarının bulunduğu bölgede, yırtıcı kuşlarla iz sürülememesinin ve bugüne kadar bir bulguya rastlanmamasının nedeni de yine engebeli arazi ile sık bitki örtüsüne bağlandı.
KADAVRA KÖPEĞİ ARIYOR
Korhan Berzeg’in kıyafet ve eşyaları ile kemik parçalarının bulunduğu bölgede, dün sabah itibarıyla yeniden arama çalışması başlatıldı. Ancak bir ize rastlanmadı. Bu sabah saat 08.00’de 1 kadavra köpeği ile birlikte yeniden araziye çıkan 6 Jandarma Asayiş Timi, 3 JASAT, 1 İstihbarat Timi ile 3 Jandarma Asayiş Komando unsurundan oluşan 59 personel, alan taraması başlattı. Korhan Berzeg’’in evinin bulunduğu Armutlu Mahallesi Fındıklı Deresi mevkii ile Turplu Mahallesi ve Gelgeç Mahallesindeki ormanda arama çalışmaları sürdürülüyor. Ekipler, diğer kemik parçalarının,
hava şartlarına bağlı olarak üstünün bitki örtüsüyle kaplanması ve toprak altında kalmış olması ihtimaline karşı alan taramasını kadavra köpeği ile detaylı olarak yürütüyor.
KIZI İNGİLTERE’DEN GELDİ
Öte yandan bulunan kemik parçalarının DNA analizi için, Korhan Berzeg’in kızı Nisa Berzeg, DNA örneği vermek için İngiltere’den Türkiye’ye geldi. Yapılan karşılaştırma sonucu, kemik parçasının 314 gündür kayıp olan Korhan Berzeg’e ait olup olmadığı belirlenecek.
]]>Olay, 11 Şubat saat 19.00 sıralarında Aksu ilçesi Murtana Mahallesi’nde meydana geldi. 9 Şubat’ta Aksu Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde çalışan Tuncay Okudan, kokoreç satışıyla uğraşan arkadaşı İsmail Oran ile minibüste satış yapmak için ortak oldu.

İsmail Oran
BAŞINDAN VURUP ÖLDÜRDÜ
İki gün sonra Okudan, babasına ait kamyonetle arkadaşı Oran ile buluştu. Bir süre Serik Caddesi’nde seyir halinde olan kamyonette ikili arasında bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Oran, yanında bulundurduğu tabanca ile Tuncay Okudan’ı başından vurarak öldürdü.

Tuncay Okudan
ÇALILARLA GİZLEMEYE ÇALIŞTI
Oran, arkadaşını öldürdükten sonra Aksu ilçesi Nebiler Mahallesi Aksu Çayı yakınlarına götürerek attı. İsmail Oran, Okudan’ın cesedinin bulunmaması için üzerini çalılarla kapattı. Sonrasında olay yerinden ayrılan Oran, arkadaşı Okudan’ın babasına ait kamyoneti Serik Caddesi üzerine kilitli şekilde bırakıp kaçtı.

AYAKKABI, KAN VE BEYNE AİT DOKU BULUNDU
Okudan’dan haber alamayan ailesi durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine yapılan incelemede Okudan’ın evden çıktığı kamyonet Serik Caddesi üzerinde terk edilmiş halde bulundu.
Polis ekiplerinin araç içerisinde yaptıkları incelemede Okudan’a ait ayakkabısının teki, kan ve beyne ait doku parçasının yanı sıra 2 adet boş kovan bulundu.
300 SAATE YAKIN GÖRÜNTÜ İZLENDİ
Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri yaptıkları çalışma sonucunda Okudan’ın en son İsmail Oran ile görüştüğünü belirleyerek takibe başladı. Ekipler, Aksu ilçesinde 5 mahallede 100’e yakın güvenlik kamerasıyla 300 saate yakın görüntü izledi. Ekipler, yaptıkları çalışmalarının ardından cinayeti İsmail Oran’ın işlediği şüphesiyle gözaltına aldı.
Cinayet aleti tabanca ise Murtuna Mahallesi’nde bulunan bir depoya yakın noktada ekipler tarafından bulundu. İsmail Oran’ın ifadesinde Okudan’ın intihar ettiğini ve kendisinin öldürmediğini söylediği öğrenildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Oran, 21 Şubat’ta çıkarıldığı mahkemece cinayet şüphelisi olarak tutuklandı.

KÖPEK ÇAY KENARINDA BİR ŞEYLER KOKLADI
Bu sırada ailesi de uzun süre haber alamadıkları Okudan’ın cesedini ilçenin farklı noktalarında arayıp herhangi bir sonuca ulaşamadı. Bugün sabah saatlerinde ördek avlamak için köpeğiyle beraber Aksu Çayı’nın kenarına gelen Orhan Kaya, köpeğinin çay kenarında bir şeyler kokladığını görünce yanına gitti. Kaya, köpeğinin kokladığı şeyin bir insana ait ceset olduğunu görünce durumu jandarma ve polise bildirdi. İhbarla olay yerine polis ve jandarma ekipleri sevk edildi.

EŞİ CENAZE ARACINA TUTUNMAYA ÇALIŞIRKEN DÜŞTÜ
Bütünlüğü bozulan ve çürüyen ceset üzerinde yapılan kontrollerde cesedin Tuncay Okudan’a ait olduğu belirlendi. Haberi alarak olay yerine gelen Okudan’ın yakınları ile eşi Ayşenur Okudan uzun süre gözyaşı döktü.
Yapılan kontrol ve çalışmaların ardından Okudan’ın cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Cenaze aracının gidişi sırasında sinir krizi geçiren Ayşenur Okudan, araca tutunmaya çalışırken yere düştü. Anne Hanife Okudan, “Kuzum gitti, kolu mu yok, nasıl kıydılar sana” diye feryat etti.
“ÖRDEK AVLAMAYA GELDİM, CESET BULDUM”
Cesedi bulan avcı Orhan Kaya ise “Ördek avlamaya geldim. Köpeğim, diğer köpeklerin bulunduğu yere giderek havlamaya başladı. Ben de orada canavar filan mı var diye gittim. Baktım ceset var hemen polis ve jandarmayı aradım” dedi.
]]>Kızıldeniz’de son dönemde yaşanan çatışmalar nedeniyle Katar’a ait sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) gemileri Umman açıklarında beklerken, çatışmalar Avrupa ve küresel enerji piyasalarına daha hızlı ulaşmak için bölgeyi kullanan LNG kargo gemilerinin yolculuk süreleri açısından Kızıldeniz’in kritik önemini gözler önüne serdi.
Bölgeden, özellikle Katar’dan Batı ülkelerine yoğun fosil yakıt ticareti, özelde de LNG ihracatı yapılıyor. Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı kullanılarak Akdeniz’e ulaşılan rota, navlun maliyetleri ve süreleri açısından en ekonomik alternatifi oluşturuyor.
Bölgede Husilerin İsrail ve ABD’ye ait ya da bu ülkelere ticari amaçla seyahat eden gemilere saldırıları ise birçok ülkeye ve taşıma şirketine ait gemilerin bu rotayı kullanmaktan vazgeçmesine neden oluyor.
Uluslararası gemicilik takip sitelerinin verilerinden derlenen bilgilere göre, bu hafta başı itibarıyla Katar’a ait en az 3 LNG gemisi Umman açıklarında plansız durakladı. Bu ülkeye ait Al Ghariya, Al Huwaila ve Al Nuaman LNG tankerlerinin pozisyonlarının sabit olduğu görüldü.
Katar’a ait Al Rekayyat isimli bir diğer LNG gemisinin de Kızıldeniz’in ortasında durakladığı ve 10 Ocak’tan bu yana konumunu güncellemediği anlaşıldı.
Son haftalarda birçok LNG tankeri, Kızıldeniz rotasını kullanmaktan kaçınmaya ve Ümit Burnu’nun etrafından dolaşmaya başlamıştı.
EN DÜŞÜK MALİYETLİ SEÇENEK
Dünyanın en büyük petrokimya piyasası bilgi sağlayıcısı ICIS’te LNG piyasası analisti olarak çalışan Alex Froley yaptığı değerlendirmede, Katar’ın LNG yüklerini Avrupa bölgesine Süveyş Kanalı yerine Afrika’nın etrafından dolaşarak göndermesi halinde yolculuk sürelerinin iki kattan fazla artabileceğini söyledi.
Froley, Katar’dan yola çıkan bir LNG tankerinin Afrika’yı dolaşarak Türkiye ve Avrupa’ya ulaşmasının yaklaşık 29 gün sürdüğünü belirterek, “Bu, Süveyş Kanalı aracılığıyla gerçekleşmesi halinde 12 günde tamamlanıyor. Bu da olası gecikmeler ve Katar’ın tüm teslimatlarını karşılayabilmek için daha fazla gemi bulması gerekebileceği anlamına geliyor ki bu da maliyetlerin artması demek” ifadesini kullandı.
“LNG savunmasız bir kaynak mı?” sorusuna Froley, “Kilit ticaret rotalarındaki kesintilere karşı savunmasız olabilir. Örneğin kuraklığın suyu azaltması nedeniyle Panama Kanalı’nı kullanmak zorlaşıyor ve şimdi Süveyş Kanalı da kesintiye uğruyor. Bununla birlikte kesintiler uzun sürerse aslında LNG’nin taşıdığı esneklik de kendini ortaya koyacaktır. Özellikle boru hattı gazından kesinlikle daha esnek.” yanıtını verdi.
Froley, Japonya’nın 2011’de Fukushima’nın ardından nükleer santrallerini kapattığına ve LNG’ye yöneldiğine dikkati çekti.
Avrupa’nın da Rusya’dan boru hatları aracılığıyla doğalgaz almayı bıraktıktan sonra daha fazla LNG aldığına işaret eden Froley, “Dolayısıyla orta ve uzun vadede rotalar yeniden belirlenebilir ve gemiler yeni rotalar izlemeye başlayabilir.” dedi.
Froley, normalde her ay yaklaşık 30 ila 40 LNG kargosunun Kızıldeniz-Süveyş Kanalı’ndan geçtiğini söyledi.
KIZILDENİZ’DEKİ DURUM
İran’ın desteklediği Yemen’deki Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim’de Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu söyledikleri ticari gemilere el koymaya, bazılarına da dron ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başladı.
ABD güçleri bu süreçte birçok kez Yemen’den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.
Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık’ta bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlere karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu açıkladı.
Kızıldeniz’de 31 Aralık’ta İsrail ile bağlantılı gemiyi ele geçirmeye çalışan Husilere ait 3 sürat teknesi, ABD helikopterleri tarafından ateş altına alındı.
Husiler, 10 Ocak’ta da İsrail’e destek olduğu gerekçesiyle Kızıldeniz’de ABD’ye ait bir geminin füze ve kamikaze dronlarla hedef alındığını duyurdu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 11 Ocak’ta ABD ve Japonya tarafından sunulan, Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarının acilen sonlandırılmasının talep edildiği kararı kabul etti.
Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığındaki kazı heyeti, gün ışığına çıkardıkları eşyalarla Assos’ta yaşamış insanların yemekleri nasıl pişirdikleri ve servis ettikleri, hangi hayvanları tükettikleri, hangi araç ve gereçleri kullandıkları gibi soruların yanıtlarını arıyor.
Ve ‘bothros’ adı verilen çöplükte yapılan kazılarda, günlük eşyalara ait yüzlerce parçanın yanı sıra ham madde olarak nitelendirilen bazı malzemeler de ilk kez gün yüzüne çıkarılıyor.

Konservatörler, her biri yapbozu andıran eşyalara ait parçaları uzun uğraşlar sonunda bir araya getirerek antik yaşama ait malzemeleri bugüne ulaştırıyor.
“HER TÜRLÜ ÇÖPÜN ATILDIĞI BİR ALAN”
Prof. Dr. Nurettin Arslan, Assos Antik Kenti’ndeki çöplüğün ‘agora’ olarak bilinen meydanın doğu kenarındaki Roma dönemine ait bir çeşme yapısının kenarındaki boşlukta yer aldığını söyledi.
Assos’ta yapılar inşa edilirken genelde kayalık bir bölge olduğu için ana kayanın kesilmesi gerektiğini belirten Arslan, “Roma dönemindeki çeşme yapılırken de ana kaya kesilmiş. Arada neme karşı önlem almak için yarım metre civarında boşluk bırakılmış. İki bu boşluklar çeşme faaliyetteyken hiçbir şekilde çöp atılmıyor fakat çeşme işlevini kaybettikten sonra bu boşluklar ya da alanlar insanların her türlü çöpün attığı bir alana dönüşüyor” dedi.
Arslan, bu çöp alanlarının da antik dönemde ‘bothros’ olarak adlandırıldığı bilgisini verdi.

Assos’taki çeşmenin yanında bulunan boşluğun 2. yüzyıldan 6. yüzyıla kadar ev atıklarının atıldığı bir alan olarak kullanıldığını dile getiren Arslan, şöyle devam etti:
“Burada ele geçen her türlü parçanın dikkatli toplanması, istatistiğinin yapılması, gruplara ayrılıp tekrar birleşip birleşmediğine bakılması gerekiyor. Bu uzun soluklu çok zor bir iş. Amacımız sadece alanları, mekanları ortaya çıkarmak değil. Bu kentteki insanların evlerinde yemekleri nasıl pişirdikleri, nasıl servis yaptıkları, hangi tür hayvanları yedikleri ya da hangi aydınlatma araç ve gereçleri kullandıkları gibi soruların cevaplarını aramamız gerekiyor. Bu soruların cevapları da doğal olarak antik çöplükte yer almakta.”

BALIK KEMİKLERİNDEN ÜRETİLMİŞ ALETLER BULUNDU
Arslan, çöplükten çıkarılan eserler arasında Roma döneminde ‘sigillata’ denilen kırmızı astarlı kapların, Afrika’da ‘terra sigillata’ olarak bilinen ve üzerlerinde askılar, haçlar olan seramiklerin çoğunlukta olduğunu aktararak, domuz ve büyükbaş olmak üzere o dönem tüketilen hayvanlara ait kemiklere de ulaştıklarını belirtti.

Prof. Dr. Arslan, “İnsanların yazı yazmak için kullandıkları ya da merhemleri karıştırmak için ihtiyaç duydukları küçük kaşıklar, kalemler ele geçti. Bu her yerde bulunan bir bulgu ancak Assos’taki bu bulguyu önemli kılan, ‘stylus’ dediğimiz kalemler ya da küçük kaşıkların, balıkların sırtlarındaki yüzgeç kemiklerinden yapıldığını öğrendik. Bugüne kadar bu tür aletlerin üretildiğini biliyoruz fakat bunlara ait ham maddeyi bulma şansımız yoktu ama bu çöplükte balık kemiklerinden üretilmiş olan aletlerin yanında henüz işlenmemiş olan ham maddeleri bir arada gördük” diye konuştu.
]]>