“BU DERDİ HİÇBİRİNİZ ÇEKMEDİNİZ”
79 yaşındaki depremzede Hasan Doğ, 6 Şubat depremlerinden sonra 4 kez farklı noktaya yerleştirildiklerini belirtti. “Depremi görmeyen bizim ne çektiğimizi bilemez” diyen Doğ, şunları söyledi:
*Burası dördüncü yerimiz. Bizi beşinci yere göndermek istiyorlar. Melikgazi Belediye Başkanı burada bize ‘5 yıllığına oturabilirsiniz’ dedi buraya yerleştirirken. Şimdi bizi buradan başka yerlere dağıtmak istiyorlar.
*Komşularımızla birbirimize alıştık. Birbirimize yardım edebiliyoruz. Hiçbir suçumuz yok. Bizi neden büyükler başka yerlere dağıtmaya çalışıyor. Melikgazi konteynerini ne yapacaklar? Kime peşkeş çekmeye çalışıyorlar.
*Bizim amacımız buradan gitmemek. Lütfen sesimizi duyun. Tekrar ediyorum ölsek de çıkmayacağız. Eğer bizi duymazsanız biz de sizi duymayız sayın büyükler. Allah rızası için sesimizi duyun ve bize yardımcı olun. Bizi buradan götürmeyin.
*Depremi görmeyen bizim ne çektiğimizi bilmez, bilemez. Bu derdi hiçbiriniz çekmediniz. Sizin hiçbiriniz bu işin ne derece ağır olduğunu, psikolojimizin nasıl bozuk olduğunu bilmezsiniz. Bilemiyorsunuz da zaten bilseniz böyle yapmazsınız. Lütfen sesimizi duyun.
“YAŞAM ALANLARIMIZDAN GİTMEK İSTEMİYORUZ”
Konteyner kentte yaşayan kadınlar da şöyle tepki gösterdi:
“1 yıldır burada oturuyorum. Önceki hayatımızı anlatırsak çadır kentleri, yaşadığımız alanları çok çok zor süreçlerden geçtik. Asrın felaketini yaşayan insanlarız. Melikgazi sakinleri olarak biz sadece şunu istiyoruz, yaşam alanlarımızı, yerleşim yerlerimizi çocuklarımız, bizler, gençler, ve geleceğimiz için yaşam alanlarımızdan gitmek istemiyoruz.”
“BİZ YENİDEN AYNI ŞEYLERİ YAŞAMAK İSTEMİYORUZ”
Bir diğer konteyner kent sakini ise yetkililere şöyle seslendi:
*Bizler bir şeyleri yeniden inşa etme peşindeyiz. Daha kanayan yaralarımızı saramadan bir tanesiyle daha baş etmemiz mümkün değil. Şurada herkes birbiriyle arkadaş, sırdaş, aile. Güzel bir şekilde yaşam alanını inşa etmeye çalışıyoruz ve bunu da başardığımıza inanıyoruz.
*Biz yeniden, aynı şeyleri yaşamak istemiyoruz. Hepimiz anneyiz, hepimiz babayız, eminim büyüklerimiz de aynı şekilde annedir, babadır bunun için bize yardımcı olun. Bizi olduğumuz durumdan uzaklaştırmayın.
*Bizi yeniden, yeniden oradan oraya, oradan oraya atmayın. Burada kimsenin birbirine bir zararı yok. Kimse kötü olsun istemiyor. Gittiğimiz yerde neyle karşılacağız? Ne yaşayacağız? Biz yeniden aynı psikolojileri yaşamak istemiyoruz. Bizi bulunduğumuz yerden lütfen almayın.
ÖZTUNÇ’TAN TEPKİ GELDİ
CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, “Depremin vurduğu yetmedi bir de hükümet, AFAD, bakanlık vuruyor” dedi.
Öztunç, Melikgazi Yaşam Alanı’ndaki yurttaşların durumuna dikkat çekerek şunları söyledi:
*Bir başka konteyner kente götürülmek isteniyorlar. Şehrin biraz dışındaki Necip Fazıl Şehir Hastanesi’ne yakın bölgedeki konteyner kente götürülmek isteniyorlar ama bu insanlar depremden bu yana buradalar.
*İş yerleri burada, çocuklarının okulları burada. Çıkartılmak istendikleri konteyner kente yakın okullarda okuyor çocukları. Burada bir düzen kurmuşlar şimdi burayı boşaltacaksınız diyorlar. Depremin vurduğu yetmedi bir de hükümet, AFAD, bakanlık vuruyor.
*Başından beri yanlış planlama yüzünden şimdi bu noktaya geliniyor. Halbuki en başında doğru planlama yapılsaydı bugün bunlar yaşanmıyor olacaktı. Bu insanların burada kalmalarına izin vermek gerekiyor en azından eğitim öğretim yılı bitene kadar.
*İnsanlara süre vermek gerekir. ‘3-5 ay sonra şu tarihte burayı kapatacağız ama bu tarihe kadar lütfen özel işlerinizi, çocuklarınızın okul işlerini halledin’ demeleri gerekiyor ama demiyorlar. Astığım astık, kestiğim kestik mantığı ile yol yürüyorlar. Zaten yıllardır bu kafada bu AK Parti hükümeti ve onları bürokratları o yüzden vatandaş isyan ediyor biz de buna destek veriyoruz.
]]>10 bin ton nehir kumu kullanılıp 25 kum heykel sanatçısı tarafından yapılan uzay temalı 200 kum heykel, yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret ediliyor.
Festival koordinatörü Cem Karaca, son yıllarda etkinliği 12 ay açık hale getirdiklerini belirterek, “Bu sene sadece şöyle bir değişiklik yaptık. Her sene nisan ayında heykel yapımları 20 gün sürüyordu. Bu seneden itibaren ziyaretçilerimizden de gelen talepleri göz önünde bulundurarak heykel yapımını 15 Mayıs’ta başlattık. Haziran ayının sonuna kadar devam ettireceğiz. Burada kısmi bölümleri yıkarak yeni heykeller yapacağız. Ziyaretçilerimiz diğer bütün heykelleri görecek, aynı zamanda heykel yapımına da tanıklık edecek” dedi.

Ziyaretçilerin bir taraftan kum heykelleri gezerken, diğer yandan sanatçıların çalışmasını canlı izleme fırsatı bulacağını anlatan Karaca, “Uzay macerası temasını, geçen sene başlatmıştık ve çok beğenildi. Normal şartlarda, belli dönemlerde temalarımızı değiştiriyoruz. Ancak gördüğü talebe bağlı olarak temayı yine uzay macerası olarak devam ettirme kararı aldık” diye konuştu.

Alanda 200’e yakın irili ufaklı heykel bulunduğunu belirten Karaca, “Bazılarını bu sene 15 Mayıs’tan itibaren yıkıp yeniden farklı uzay temasıyla dönüştüreceğiz. Aynı zamanda uzaya gönderilen ve tarihte bir özelliği olan roketlerle ilgili özel bir bölüm açtık. Bu roketleri de izleyebilecekler. Mesela Almanların İkinci Dünya Savaşı’nda ilk uzaya giden V-2 roketinden başlayıp, Ariane 5’e kadar bu roketleri de görebilme fırsatı var” ifadelerini kullandı.

100 BİNİ AŞKIN ZİYARETÇİ
Festivalin, son dönemde, Antalya’nın en önemli kültür, sanat ve turistik çekim alanlarından biri olduğunu dile getiren Karaca, “Bir kültür sanat etkinliği olarak insanların böyle ilgi göstermesi bizi mutlu ediyor. Yabancı ziyaretçi yoğunluğu fazla olmakla birlikte Türk ziyaretçilerimiz de çok ilgi gösteriyor. Bizim yıllık ziyaretçi sayımız ortalama 100 bin civarında. Rakamlar gayet güzel, sevindirici. 2024 yılında daha fazla ziyaretçi alacağımızı tahmin ediyorum” dedi.

TELESKOPLA UZAY GÖZLEMİ
Kum heykel eserlerinin gezilmesinin yanında farklı etkinlikler düzenlendiğinden de bahseden Karaca, “Ziyaretçilerimize ücretsiz, özellikle akşamları çok güçlü teleskoplarla Satürn, Jüpiter ve Ay’ı izleme fırsatı sunuyoruz. Çocuklar için oluşturduğumuz özel bir alan var, sihirli kum kale. Burada miniklere hayatlarında ilk defa bir heykel yapabilme fırsatı sunuyoruz.

Kinetik kum ve modelaj kalemleriyle 1 saat süren temel eğitimle minikler ilk üç boyutlu sanat eserlerini ortaya koyabiliyor. Star Gate filmine ilişkin bir heykeli video mapping tekniğiyle hareketlendirdik. Gece gelen ziyaretçilerimiz festival alanında heykelleri rengarenk bir ambiyansla görme fırsatı buluyor” diye konuştu.

SERGİLENEN HEYKELLER
Alandaki uzay temalı eserlerden bazıları şöyle:
Star Trek, Star Gate, Star Wars, Darth Vader, Yoda, Baby Yoda, Mandalorian, Leonardo Da Vinci, Laika, Galileo Galilei, V2 Rocket, Vostok 3 KA Rocket, Yuri Gagarin, Neil Armstrong, Mars Medeniyeti, Satürn Rocket, Ariane Rocket, E.T, Space X Dragon 2 Kapsülü, Elon Musk,

Galata Kulesi, Hezarfen Ahmed Çelebi, First Step, Solaris, Ikarus, Fifth Element, Zeplin, UFO, Discovery, Challenger, Keops Piramidi, Sphinx, Roketler Sergisi, Guardian of the Galaxies, Paul, Interstellar, Prometheus, Güneş Sistemi, Voyager, Apollo Uzay Kapsülü, Avatar, Soul of the Universe.
]]>Aydın Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürlüğü uzmanları ise Kemerönü mevkiindeki doğal alana gelerek incelemede bulundu.

KENT İÇERİSİNDE KALAN SON DOĞAL ALAN
Kuşadası sivil toplum örgütleri, günümüze kadar doğal haliyle ulaşan, önemli ekolojik ve arkeolojik özellikleri bulunan doğal alanın korunması için STK’lar ile birlikte yaptıkları ortak basın açıklamasında alanın korunması gerektiğini belirttiler.

Açıklamada şu bilgilere yer verildi:
DOĞAL ALANIN ÖZELİKLİKLER
-Türkiye florasına göre Bitki Coğrafyası açısından Akdeniz’de yer almaktadır ve Davis (1965)’in kareleme sistemine göre C1 karesinde yer almaktadır.
-Doğal alan Bitki Coğrafyası olarak Akdeniz Bölgesi’nde yer almasına rağmen sahip olduğu lokal mikroklima bölgeleri nedeniyle Avrupa-Sibirya ve İran-Turan bölgelerinin de elementlerine sahiptir.
-EKODOSD ve bilim danışmanı üyesi Prof. Dr. Ali Çelik iş birliğinde, aktif vejetasyon sezonunun farklı dönemlerinde arazi çalışmaları yapılmıştır.
-Bu çalışmalar kapsamında bitki örnekleri toplanarak, mevsimsel değişimlere bağlı gözlemler yapılmıştır.
-Yapılan değerlendirmeler sonucunda, Kuşadası kent sınırları içerisindeki doğal floranın en güzel örneklerinin olduğu bu alanda, 400’e yakın bitki türünün varlığı tespit edilmiştir.
-Ayrıca Pamukkale Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden bir öğrencinin bu alana ilişkin bir yüksek lisans tez çalışması bulunmaktadır.
-Doğal alanda kekik, adaçayı ve orkide türleri gibi pek çok tıbbi ve aromatik bitki bulunmaktadır. Şahin, kerkenez, yılan kartalı ve baykuş türleri gibi birçok kuş türü ile tilki, yaban tavşanı, sincap, sansar, porsuk, domuz gibi memelileri de görmek mümkündür.
-Doğal alanın denize inen kayalık yapısı içinde tüm dünyada 700 adet, Ege kıyılarında ise 100 adet kadar kaldığı bilinen nesli tehlike altındaki Akdeniz Foklarına (Monachus monachus) ait bir mağara bulunmaktadır.
-Bununla birlikte aynı kayalık alanda bulunan 3 mağarada ise yüzlerce kaya güvercini barınmakta ve üremektedir.
AKDENİZ FOKUNUN YAŞAM ALANI
-Başta Akdeniz foku yaşam alanları olmak üzere, nesli tehlike altında bulunan memeli, kuş ve bitki zenginliği açısından hassas biyolojik çeşitlilik gösteren doğal alanın hiçbir koruma statüsü bulunmamaktadır.
-Tek koruma alanı, antik döneme ait tescilli bir su sarnıcı yapısıdır. Koruma alanlarının en önemli işlevleri olan bilimsel, eğitsel ve rekreatif hizmetlerin gerçekleştirilebilmesi için hem konumu, fiziksel yapısı hem de kaynak değerleri açısından zengin bir potansiyele sahiptir.

-Kemerönü Mevkii doğal alanı hareketli bir topografya içerisinde olup doğal bitki örtüsü ve kültürel değerleri ile Kuşadası kıyılarının görsel peyzaj kalitesi yüksek nadide bir alanıdır.
-Bununla birlikte başta Kuşadası merkeze oldukça yakın bir mesafede olması sebebi ile yakın çevrede yer alan eğitim kurumları tarafından sıkça alana ziyaretler düzenleneceği ve her yaş grubundan öğrencilerle çeşitli eğitsel ve bilimsel faaliyetlerin gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir.
-Ülkemizin önemli bir turizm destinasyonu olan Kuşadası’nın içinde yer alması ile birlikte Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı ve Efes Antik Kenti gibi önemli merkezlere yakın olması ve bu alanlara ulaşımı sağlayan geçiş yoluna çok yakın olması da alanın ekoturizm potansiyelini artıracak, ülkemizde yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından sıklıkla tercih edilen Tabiat Parkları arasında yerini alacaktır.
-Ulaşımın kolay olduğu yürünebilecek mesafede olan Kemerönü mevkii doğal alanı, sahip olduğu bu peyzaj değerleri ile botanik turları, fotoğrafçılık, manzara izleme ve yaban hayatı gözlemciliği gibi çeşitli rekreasyonel aktivitelere imkân sağlayacak yüksek potansiyelde bir alandır.
TABİAT PARKI KORUMA STATÜSÜNDE KORUNMALI
-Kemerönü mevkii doğal alanının zengin kaynak değerlerinin ve rekreasyonel potansiyelinin sürdürülebilir kullanımı, alanın ekolojik bütünlüğünün bozulmamasına bağlıdır.
-Bu sebeple “Tabiat Parkı” koruma statüsü kapsamında korunması ve geleceğe yönelik olarak ekolojik temellere dayalı planlarının yapılması alandaki doğal ve kültürel değerlerin ve peyzaj bütünlüğünün gelecek kuşaklara bozulmadan aktarılmasını sağlayacaktır.
]]>İLK KARAR, KURUL İZNİNE KARŞI ÇIKTI
‘Phaselis Antik Kenti Ören Yeri ve Bütünleyici Kıyı Alanı Çevre Düzenlemesi Yapım İşi’ adıyla ihale edilen proje kapsamında başlatılan çalışmalara karşı ilk dava, Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Peyzaj Mimarları Odası ve Tekirovalı 14 vatandaş tarafından, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun projeye izin kararının iptali için açıldı. Antalya 3’üncü İdare Mahkemesi, söz konusu ihaleye yönelik yapım işlerinin uygulanması halinde, ‘telafisi güç veya imkansız zararlar doğurabilecek nitelikte bulunması’ nedeniyle nisan ayında yürütmeyi durdurma kararı verdi.

İKİNCİ DAVA İHALE VE PROJEYE
İhaleyi alan firma, mahkeme kararının ihaleyle ilgisi olmadığını gerekçe göstererek, inşaat çalışmalarını devam ettirdi. Mimarlar Odası Antalya Şubesi ve 14 çevreci, milli park sınırları içerisinde 1’inci Derece Arkeolojik ve Doğal Sit olan Antalya Phaselis Antik Kenti’nde, halk plajı ve günübirlik tesis yapım ihale kararı ve ihale konusu projenin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle ikinci davayı açtı. Ankara 11’inci İdare Mahkemesi, geçen yıl mayıs ayında yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkeme, geçen şubat ayında ise ihalenin iptaline hükmetti.
PROJE İZİNLERİ DE İPTAL EDİLDİ
Antalya 3’üncü İdare Mahkemesi, Koruma Bölge Kurulu’nun Phaselis projesiyle ilgili iki kararını da iptal etti. Mimarlar Odası ve vatandaşların açtığı davaya bakan mahkeme, kurul kararlarının hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Tekirovalı davacı vatandaşların avukatı Tuncay Koç, geçen yıl Phaselis bütünleşik kıyı alanı planlarına karşı hem ihalenin iptali davası hem de Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun üç kararına karşı üç ayrı dava açıldığını söyledi. Mimarlar Odası ile Peyzaj Mimarları Odası Antalya şubeleri ve Tekirovalı vatandaşların davacı olduğunu belirten Tuncay Koç, “Bilirkişi incelemesinde bu yapılaşmanın Kıyı Kanunu’na, Milli Parklar Kanunu’na ve 2863 sayılı Kültür Varlıkları Koruma Kanunu’na aykırı olduğu ortaya çıktı” dedi.

“ARKEOLOJİK KALINTILAR VE DOĞAYA ZARARLI”
Birinci derecede arkeolojik sit ve aynı zamanda milli park olan bir alana Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sıradan bir plaj işletmesi mantığıyla bir proje hazırladığını dile getiren Avukat Koç, “Bu projenin sahadaki arkeolojik kalıntılara ve bölgedeki endemik bitkilere zararı olduğu çok açık. Aynı zamanda Kıyı Kanunu ihlal edilmiş durumda. Antalya’nın en bakir iki koyunu bu şekilde yoğun bir turizme açmak, o bölgelerin arkeolojik ve doğal özelliklerini yok edici bir potansiyele sahip. Hem ihale dosyası hem de Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun verdiği izinlerin hepsi mahkemeler tarafından iptal edildi ve proje durduruldu. Şu ana kadar da proje küçültülerek, arka kısma alındı ve ilk projeye göre daha küçük bazı inşaları gerçekleşti” dedi.
‘KAZANAN ANTALYA OLMUŞTUR’
Davacılardan Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nden yapılan açıklamada, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun Phaselis Antik Kenti I. Derece Arkeolojik Sit Alanı’nda yer alan Alacasu (Cennet Koyu) ve Bostanlık koyuna yönelik hazırlanan projeler ve proje değişikliği ile ilgili kararların iptal edildiği belirtildi. Açıklamada, “Davalara bakan sayın mahkemenin bu kararları ile kazanan yine kentimiz Antalya ve halkımız olmuştur” denildi. Açıklamada, proje izinleri ve ünite sayılarının azaltılması, yapı alanlarının küçültülmesi ve alandaki altyapı uygulamalarında makine ile kazı yapılması uygulamasının iptal edilmesini içeren proje değişikliğine yönelik, ‘mevzuat hükümlerine, ilke kararlarına, kamu yararına ve hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmaktadır’ denilerek oy birliğiyle iptaline karar verildiği de ifade edildi.
]]>
Kırlangıç Evler’i “gerçek bir kentsel dönüşüm projesi” olarak niteleyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
*Hani ‘gerçek’ diyorlar ya bu, gerçek olan. Burada anahtar teslimine başlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yıllarca o kadar çok sözde kentsel dönüşüm işi anlatıldı ki bu projenin gerçek bir kentsel dönüşüm projesi olduğunu özellikle belirtmek zorunda hissediyorum kendimi. Bu iş, bizim hayati meselemiz.
*Sözde yapılan kentsel dönüşüm, gerçekten riskli ve öncelikli alanlara değil, birileri için bol kazançlı alanlara odaklanan dönüşümdür ve İstanbul, böyle bir süreçle neredeyse 20 yıl aldatıldı. Sözde kentsel dönüşümün ne olduğunu anlamak için İstanbul’un haritasına bakmak yeterli. İnceledik, baktık.
*Bakanlık tarafından ilan edilen İstanbul’un kentsel dönüşüm alanları ile taşıdığı risk bakımından öncelikli alanları karşılaştırdık. Yani bakanlık diyor ki burası dönüşecek ama orası riskli alan değil. Yani rezerv alan ilan edilen yer, riskli alan değil ve maalesef kentsel dönüşüm bölgesi ilan edilen 69 alandan sadece 2 tanesi. Gerçekten öncelikli risk taşıyan alan. Yani Bakanlık, Allah korusun bir depremde büyük hasar ve can kaybı yaşanabilecek alanı bir kenara bıraktı, daha az riskli ama daha çok rantlı alanları kentsel dönüşüme açtı.
*Bu zihniyet, kentsel dönüşümü yapamaz. Ne hayat kurtaracak bir iş olarak görüyor kentsel dönüşümü ne de İstanbul’un ve ülkemizin bekasını güvence altına alacak bir iş olarak görüyor. Onlar için kentsel dönüşüm, sadece rant üretmekten ve bir avuç insana dağıtmaktan ibarettir, nokta. Başka bir dertleri yok.
*Tek amaçları İstanbul’a ihanet olarak tarif edilen işlerin büyük bir bölümünde insanları değil, bir avuç insanı mutlu etmek, zengin etmek, kentsel dönüşüm adı altında da bu işleri bir kalıbın altına sokmak. Bu ihanetin sorumlarından biri de hiç şüphesiz ilgili Bakanlıktır. İşte o dönemin bütününe hakim olan kişi de bugün İstanbul’a aday olarak gönderilmiştir.
*İnanın aslında İstanbul’a dönük, bundan sonraki süreçte atılmak istenen adımların gerçek niyetini açıkça ortaya koyuyor, bugün İstanbul’a o adayın gönderilmiş olması.

“BUNLAR MİLLETİ ALDATMAYA DOYMAMIŞLAR”
“Bunlar, ihanete doymamış, ranta, haksız kazanca doymamış, milleti aldatmaya doymamışlar ve aynı şeye devam etmek istiyorlar.” diyen İmamoğlu, kentsel dönüşüm diye İstanbul’un lüks konutlarla doldurulduğunu söyledi. İmamoğlu, şöyle devam etti:
*Bakırköy-Ataköy sahillerine bakın Zeytinburnu sahillerine bakın. Buraları ‘kentsel dönüşüm vitrini’ diye İstanbul’a yutturdular. Fikirtepe gibi yanlış işlere imza atanlardan, 10 bin futbol sahası büyüklüğündeki askeri alanları imara açanlardan, kentsel dönüşüm mağduru yaratanlardan bu şehre hiçbir hayır gelmez.
*Bunu en iyi siz biliyorsunuz aslında. Tabii vatandaşın sorununu çözecek, İstanbul’u kurtaracak gerçek kentsel dönüşümün onların modeliyle de yapılması mümkün değil ancak bizim halkçı, insanını düşünen, insanının cebindeki paraya göz koyan değil, insanının bütçesiyle bu dönüşüm modelini var ederek ev sahibi olmalarını sağlayan modelimizle yapılabilir.
*Bir örnek vereyim. Onların yönettiği KİPTAŞ, 25 yılda kaç yapıya çözüm buldu biliyor musunuz? Yalnızca bin 632 yapı. Onlar, 25 yılda bunu yapabildiler. Bizim yönettiğimiz KİPTAŞ’la ise 4,5 yılda 2 bin 93 bağımsız birime çözüm ürettik. Yani biz, onların 25 yılda yaptığından daha fazla işi, bu 5 yılda yaptık.
*Üstelik onlar bu yönetimlerinde, hani diyorlar ya… Hükümet de onlarındı, Büyükşehir Belediyesi de onlarındı. KİPTAŞ onlarındı. Hükümet-belediye iş birliği içinde. Biz ise, bakın bu kadar iş yapıyoruz, tek bir kamu bankasından bir kuruş bile destek görmeden bunu başarıyoruz.
*Allah’a şükür, onlardan daha çok iş ürettik. Çünkü niyetler iyi değilse hükümet ve belediyenin aynı partiden olmasının hiçbir faydası yok. Sadece ne yaparlar, biliyor musunuz? Vatandaşın zararını büyütürler. İstanbul, bu gerçeği yıllarca yaşadı. Bugün teslimine başlayacağımız Beylikdüzü Kırlangıç Evler dahil olmak üzere KİPTAŞ’ın 4,5 yılda teslim ettiğimiz toplam bağımsız birim sayısı neye ulaştı biliyor musunuz?
*10 bin 577 konuta ulaştı. Bu hafta ayrıca Pendik Arkatlı Evler’de etaplar hâlinde teslimlerimiz başlayacak. Böylece ulaşacağımız birim sayısı, 18 projede 11 bin 33 olacak. Aynı 5 yılda TOKİ ne yaptı? 2019-2024 yılları arasında yalnızca 8 bin 500 konut. Biz işimizi çok iyi yapıyoruz. Vatandaşımıza değer veriyoruz. İstanbul ve İstanbullu için çalışıyoruz. Hem de bütün engellemelere rağmen.

“DAR GELİRLİNİN MALİYETİNİN YÜZDE 60’INI BİZ KARŞILAYACAĞIZ”
İstanbul Yenileniyor uygulaması ile kentsel dönüşümde doğru modeli kurup çalıştırdıklarını anlatan İmamoğlu, şunları kaydetti:
*Önümüzdeki 5 yılda kentsel dönüşümde çok daha büyük bir atılım gerçekleştireceğiz. Bu programla, kentsel dönüşüme giren tüm riskli yapılara, sabit taksitle 2 yıl vadeli, faizsiz ödeme desteğini bizzat biz sunacağız. Dar gelirli vatandaşlarımıza ait, 50 bin riskli konutun inşaat maliyetinin yüzde 60’ını biz karşılayacağız.
*Yine bu yapılardaki dar gelirli emeklilerimizin inşaat maliyetinin yüzde 65’ini biz karşılayacağız. Riskli bina ilan edilen yapılara, Bakanlığın verdiği 5 bin 500 bin lira kira yardımı var. 5 bin 500 liraya kiralık oda bulamıyorsun İstanbul’a. Ekonomiyi perişan ettiler. Biz bu eksikliği gördük. Bunun üzerine 7 bin lira ekstra kira desteği vereceğiz,
*Büyükşehir Belediyesi olarak. Başka bir şey daha yapıyoruz. Hem ev sahiplerine vereceğiz hem de kiracılara vereceğiz. Onları da dışarıda bırakmayacağız. Dar gelirli emeklilerimize, bakanlığın kira yardımının üstüne, onlara da 9 bin lira kira desteği vereceğiz. 17 farklı noktada 12 bin yeni sosyal konut birimi üretmek adına projelerimizi hazırladık. Yeni projelerle 20 bin sosyal konutu İstanbul halkının hizmetine sunacağız.
*10 bin konutu yenileme sözü vermiştik, 12 bin konut teslim ediyoruz. Yani biz 2019’da verdiğimiz sözün 2 bin daha üstünde iş başardık. Sözümüzü tutarız biz. Önümüzdeki 5 yıl için 22 bin konutu yenileyeceğiz. Yeri, projesi, her şeyi hazır.
*İlk etapta bu 22 bin konutu dönüştüreceğiz. Allah’ın izniyle hedefimiz İstanbul’da, toplamda 50 bin konutu dönüştürerek insanlarımızı huzurlu ve güvenli yuvalarına kavuşturmak olacak. Bütün bu söylediklerimiz ince ince hesaplanmış, ölçülüp biçilmiş gerçekçi vaatlerdir. Bizim iş ahlâkımızı, sorumluluk duygumuzu, benim en iyi Beylikdüzü’ndeki hemşehrilerim, komşularım bilir. Söz verdik mi yaparız biz.
“36 AYDA YÜZDE SIFIR FAİZLE ÖDEYECEKLER”
Büyükşehir Belediyesi Başkanı olduktan sonra Mehmet Çalık ile birlikte buraya özen gösterdiklerini vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi:
*Kentsel dönüşümü başlatmak için KİPTAŞ’la birlikte harekete geçtik. Tabii ancak üçte ikinin kısa sürede sağlanması mümkün olmadı. Yine geldi bir kısım meczup, siyaset yapacak diye buradaki insanları aldatarak tam 17 ay geciktirdi burayı. 2022 Mart’ta buranın temelini attık. Bugün 2024 Mart. 2 senede toparladık.
*2 senede toparladığımız yerde, zamanında imza atılmış olsaydı şu anda 1-1,5 senedir burada oturuyor olurdunuz. Bu bile engellendi. Karşı çıkanlara da üzülüyorum. Çünkü onları da aldatanlar, siyaseten aldatanlar oldu ama biz diyoruz ki ‘Aldanmayın kardeşim’. Biz burada hayırlı bir iş yaptık. Ne mutlu bana.
*Yüzde 99’a ulaştıktan sonra hemen tahliye işlemleri başlatıldı. Yıkımlarını yaptık. 25 Mart 2022’de projenin temeli atıldı. 302 hak sahibi, 523 konut, 15 dükkan olmak üzere 538 bağımsız birimden oluşan Kırlangıçevler’de hak sahipleri, gördüğünüz gibi pırlanta gibi dayanıklı evlerine kavuştular.
*Ne mutlu bana. Üstelik ne olacak? Değerli hak sahipleri, buradaki borçlanma tutarlarını, evlerine oturduktan sonra 36 ay, yüzde sıfır faizle KİPTAŞ’a ödeyecek. Bakın bu gerçek kentsel dönüşüm örneğidir. Bu öyle TOKİ mağdurları gibi mağdur yaratma işi değil, 2-3 milyon deyip millete 70-80 milyona mal olacak evler satmak değildir. Milletin geleceğini köreltme işi değildir.
ERDOĞAN’A SERT SÖZLER
KİPTAŞ’ın değerli bir kurum olduğunu söyleyen İmamoğlu, “10 yıllardır oraya teftiş bile gelmedi. Ben dedim ki, ‘Arkadaşlar bir çıkartın bakalım, Ankara’dan gelip de bizi kaç kez teftiş ettiler.’ Müfettişler, soruşturmalar… Bu kardeşiniz ve ekibi 5 yılda, bugün yayınladım tabloyu, bin 17 kez soruşturulduk. Müfettişler geldi, teftişler yapıldı. Bizden önceki dönem, 5 yıl kaç defa yapılmış, biliyor musunuz, 146. Bunun da çoğu ne biliyor musunuz, rutin denetimler. Teftiş değil yani, soruşturma değil. O dönemde KİPTAŞ’a Sayıştay hiç uğramadı. Bu sefer geldi. Bu kardeşinizi 5 yıldır didik didik edip bin 17 kez soruşturacaksınız, müfettiş yollayacaksınız, hiçbir şey bulamayacaksınız, 5-6 gün kala seçime hâlâ kumpasla, yalanla, iftirayla, bakanın savcılığıyla yıkmaya çalışacaksınız. Hadi oradan. Hadi işinize bakın.”
]]>“İSTANBUL TARİHİ YOK OLACAK”
Açıklamada, Kanal İstanbul Projesi’nin, İstanbul’un doğasını bozacağı vurgulandı, “Bu proje İstanbul’un son tarım alanlarını, göllerini, derelerini, ormanlarını, bizimle birlikte yaşayan hayvanları, endemik bitki çeşitliliğini ve İstanbul’un tarihini yani bölgedeki binlerce yıllık kültür varlıklarını yok edecek” denildi.
“MURAT KURUM’A OY VERMEYİN”
Açıklamada, İstanbullulara “Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu olarak ilan ediyoruz: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak işlediği suçlara yenilerini eklemek isteyen Murat Kurum’a biz İstanbullular geçit vermeyeceğiz. Yeni rant ve talan politikalarına izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bu seçimde de ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ deseniz de mücadele etmeye devam edeceğiz, size ‘Kanalı yaptırmayacağız.’ İstanbul halkını yerel seçimlerde Murat Kurum’a oy vermemeye, her daim kenti ve doğayı talan eden rant projelerine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz” çağrısında bulunuldu.

“GERÇEKLERİN GİZLİ KALMAMAK GİBİ BİR HUYU VAR”
Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu adına basın açıklamasını Fatoş Osmanağaoğlu okudu. Osmanağaoğlu, şunları söyledi:
* “Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu olarak bugün bir kez daha İstanbul’un Kanal ve Yenişehir projesine ihtiyacı olmadığını, bu projenin sahiplerinin herhangi birinin de İstanbul’a faydası olmayacağını söylemek için buradayız. AKP’nin İBB başkan adayı Murat Kurum’un adaylığı açıklandığından bugüne, İstanbul halkının ezici bir çoğunluğunun karşı olduğunu bildiği ‘çılgın proje’ Kanal İstanbul Projesi ile ilgili sorulara yanıt vermediğini ya da ‘gündemimizde yok’ gibi yanıtlarla geçiştirdiğini görüyoruz. Bakanlığı döneminde ‘en önemli projesi’ olduğunu söyleyen Murat Kurum’u Ulaştırma Bakanlığı yalanlıyor. Projenin devam ettiğini, doğruluğu tartışılır olsa da yüzde 20’sinin tamamlandığını ve Çevre Düzeni Planı ve İmar Planları’na karşı açılan iptal davalarının süreçte gecikmeler yaratmasına rağmen 2028’e kadar yüzde 45’inin tamamlanmasının hedeflendiği belirtiliyor.
* Kurum’un ‘gündeminde olmayan’ ve hatta Erdoğan’a ‘başka önceliklerim var’ diyebileceğini iddia ettiği sırada Kanal İstanbul projesinin ‘kalbi’ olarak ifade edilen Arnavutköy Dursunköy’de bir projenin ihalesi daha yayımlandı. Gerçeklerin gizli kalmamak gibi bir huyu var, tıpkı Kurum’un mal varlığı beyanında unuttuğu üçüncü evi gibi. İstanbul 11. İdare Mahkemesi Murat Kurum ve Bakanlıkla aynı fikirde değil herhalde ki bu İstanbul’un ekolojik ve kentsel yıkımı anlamına gelen; Kanal İstanbul Yenişehir Rezerv Yapı Alanı 1. Etap Projesine ilişkin imar planlarını, 2’inci etabın imar planlarını ve 3’üncü etabın imar planlarını şehircilik ilke ve esaslarına, planlama tekniklerine ve hukuka uygun olmadığı için oybirliği ile iptal etti. Böylece kanalın çevresine kurulması planlanan Yenişehir’in konut inşaatları yapılacak bütün etaplarının planları iptal edilmiş oldu. Fakat bu iktidarı durduruyor mu, tabii ki hayır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de Gebze – 3. köprü – Çatalca arasında Kuzey Ormanlarını bir kez daha boydan boya yaralayacak ve binlerce orman alanını yok edecek bir Yüksek Hızlı Tren projesinin de hazırlığı içindeler.”
“TARIM ALANLARINI, ORMANLARINI, BİNLERCE YILLIK KÜLTÜR VARLIKLARINI YOK EDECEK”
Projenin İstanbul halkını doğrudan etkileyen yıkıcı sonuçları olacağını, işçileri, emekçileri, emeklileri yani bir avuç zengin dışında yaşamını açlık sınırında ya da altında sürdürmeye çalışan milyonları etkileyeceğini belirten Osmanağaoğlu şöyle devam etti:
* “Yıllardır söylüyoruz, bu proje İstanbul’un son tarım alanlarını, göllerini, derelerini, ormanlarını, bizimle birlikte yaşayan hayvanları, endemik bitki çeşitliliğini ve İstanbul’un tarihini yani bölgedeki binlerce yıllık kültür varlıklarını yok edecek. Bir de bunun İstanbul halkını doğrudan etkileyen yıkıcı sonuçları olacak, işçileri, emekçileri, emeklileri yani bir avuç zengin dışında yaşamını açlık sınırında ya da altında sürdürmeye çalışan milyonları etkileyecek. İstanbul ciddi anlamda su sorunu olan bir kent/metropol. İSKİ’nin İstanbul su durumunu gösteren raporlarının neredeyse hergün haber manşetlerinde olduğu bir dönemdeyiz ve bu projenin katkısı ile yok edilecek göller ve orman alanları nedeniyle ve iklim değişikliğinin de doğrudan tetiklenmesi sonucunda susuzluğumuz garantilenmiş olacak ve ‘kentsel ısı adası’ etkisi tüm canlı yaşamı etkileyecek.
* Tabii bu durumdan yoksullukla, gıdasızlıkla, çocuklarının okul masrafları ile boğuşan, kiralarını ödemek dışında ellerinde yaşamak adına hiçbir şey kalmayan İstanbullular etkilenecek. Gerçekler gün gibi ortada iken Murat Kurum İstanbullulara ne vadediyor? Cevabı kendisi İBB adaylığı sitesinde vermiş ‘yeni yollar, otobanlar’. Kanal İstanbul’un, İstanbul için ilave minimum 1,5 milyon insan demek olduğunu biliyoruz. İstanbul’un ciddi bir ulaşım sorunu olduğu da hepimizin malumu, İstanbullunun bu sorununu çözecek en önemli vaat ‘toplu taşıma’ iken Murat Kurum metro projeleri yerine yol/otoban vadediyor. Niye? Cevabı biz verelim, çünkü en ucuz ve doğaya da en az zarar verecek çözüm kendisinin ve iktidarın umrunda değil. Murat Kurum’un çözüm diye bize yutturmaya çalıştığı sadece inşaat sermayesinin kasasını doldurmaya yarayacak, bu nedenle Kanal İstanbul ve Yenişehir Projesini gerçekleştirmek için her yolun mübah olduğunu düşünüyor. Tüm yollar, otobanlar Kanal İstanbul’a çıkıyor.
“HALKIN YILLARCA EMEK VERİP ALDIĞI YERLERE SERMAYE ADINA EL KONULUYOR”
* Kanaldan kazı nedeniyle ortaya çıkacak en az 2 milyar metreküp hafriyatın nasıl taşınacağı çözülemeyen bir sorun. Bu hafriyat İstanbul’un 50 yıllık hafriyatına eşit. Bu hafriyatın günde 10 bini aşkın hafriyat kamyonu ile taşınması bekleniyor. İstanbul’un/İstanbullunun açık biçimde zehirlenmesi anlamına gelen bu projeyi gerçekleştirmek için yeni yol da lazım otoban da tabii. Zararı halka ve doğaya ama Murat Kurum için bunun bir önemi yok çünkü öncelikleri farklı. Geçen yıl 6 Şubat’ta yaşadığımız Maraş’tan Diyarbakır’a, Adıyaman’dan Hatay’a, Adana’ya kadar yayılan depremde, resmi rakamlarla 53 bin üzerinde canımızı yitirdik, kentler yıkıldı, yok oldu, halklar halen çadır kentlerde ve konteynerlerde bunun acısını yaşarken iktidar bu acıdan da fırsat çıkararak yeni rantların peşinde. Yeni Afet Yasası ile kamu yararı iddiasıyla ‘kamulaştırma’ adı altında halkın malına çökme uygulaması, AKP iktidarında acele kamulaştırma acele el koymaya dönüştü, halkın yıllarca emek verip aldığı yerlere sermaye adına el konuluyor.”
“AYNI SENARYOYU İSTANBUL’DA DA SAHNEYE KOYMAK İSTİYORLAR”
Rantçı yaklaşımın depremi fırsata çevirdiğini savunan Osmanağaoğlu şunlara dikkat çekti:
* “Depremi fırsata çevirenler, Murat Kurum’un sitesinde gördüğümüz üzere aynı senaryoyu İstanbul’da da sahneye koymak istiyor. Yeni Afet Yasası ile kuzeyde Arnavutköy’den güneyde Küçükçekmece’ye kadar halk yerinden sürülecek ve mülksüzleştirilecek. Bu yasa ile kentler, tarım alanları, ormanlar kısaca her yer rezerv yapı alanı olarak ilan edilebiliyor. Kentlerde halkın izinli, tapulu ve deprem riski olmayan konutlarına da el konularak ‘kentsel dönüşüm’ adı altında inşaat şirketlerinin daha da zenginleşmesi sağlanacak. ‘Dönüşüm’ iddiasıyla evi elinden alınan ve yerine inşa edilen konutlar için halk borçlandırılacak ve borcunu ödeyemeyenler ise mülkiyet hakkını kaybedecek. Ayrıca afet bağlamında olmasa da araziler ihale edilebilecek.
* Kabul edilen yasa ile özellikle İstanbul’da büyük bir yer değiştirme ve sermaye için rant ortaya çıkarılacak. TOKİ iştirakı olan Emlak Konut’un 2002’den bu yana İstanbul’da tamamladığı konut sayısı 80 bin 788. Fakat bu konutlar halkın ihtiyacı için mi inşa ediliyor? Hayır, zira İstanbul Planlama Ajansı’nın verilerine göre bu 80 bin 788 konutun, 68 bin 644’ü lüks konut statüsünde. Murat Kurum, depremden etkilenecek halka hemen 100 bin konut (kiralık), 5 yılda da 300 bin konut vadediyor ve İstanbullunun buna inanmasını bekliyor. İstanbul’da bir apartmanda ortalama 100 m2 bir konutun maliyeti 3 milyon üstünde, Kurum’un hibe ve geçici konutlar için vadettiklerini gerçek olsa bile İstanbullu’nun kendi evlerini geri almaları mümkün olmayacak ve yerlerinden edilecekler.
“SAHTE SEÇİM VAATLERİNE KARNIMIZ TOK”
* Sahte seçim vaatlerine karnımız tok. Biz bu filmi daha önce gördük. İmar aflarının mucidi, Kanal İstanbul’un en büyük savunucusu, 6 Şubat depremlerinin Şehircilik Bakanı Murat Kurum İstanbul’u en iyi ben yönetirim iddiasında ama deprem bölgesindeki halkın bir yıldır yaşadıklarını da bildiğimizden bu sözlerin ‘boş seçim vaati’ olduğunu ve halkın bu vaatlere karnının tok olduğunu söylüyoruz. İstanbul’un ciddi bir boş konut stoğu olduğuna göre gerçekten halkı düşünüyor olsaydınız bu konutlara ihtiyacı olan halkı yerleştirirsiniz, bugünün rakamlarıyla 350 milyar 176 milyon TL maliyeti olduğunu söylediğiniz Kanal projesinden vazgeçtiğinizi ilan eder ve halkın evlerini yeniden alabileceği çözümler önerirdiniz.
* Fakat yaptıklarınızın yapacaklarınızın garantisi olduğunu biliyoruz; İstanbul’da Tozkoparan, Tokatköy ve Fetihtepe’de ‘kentsel dönüşüm’ projeleriyle insanların evlerini polis eşliğinde yıktırdığınızı unutmadık. Şubat ayında toplanan vergileri düştüğümüzde Gölcük depreminden bu yana toplanan deprem vergisi 1 trilyon TL’yi aşmış durumda. Murat Kurum 2018-2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Kurum’un bakanlığı döneminde 2 deprem vergisi kalemi için toplanan toplam verginin bugünkü parasal değeri 208 milyar liraydı. Yalnızca bu kaynak ile bile en az 100 bin konut yapılabilirdi.
“RANT PROJELERİNE KARŞI MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
* Aslında bir televizyon programında, İstanbul’da Kanal İstanbul’a direnişin de önemli simgelerinden Şahintepe Mahallesi halkından bir vatandaşımızın şu sözleri çıplak gerçeğin bir sunumu, ‘Kanal İstanbul var diye bizi sürgün ettiniz buradan. Şu anda kendi evimde kalamıyorum. Sabahın 05:00’inde gelip komşumun evini yıktılar. Binlerce polisle bize işkence ettiler. Biz buranın vatandaşıyız’. Tüm bunlar yaşanırken, iktidar ve onun eski Bakanı bize ‘beni İstanbul Belediye Başkanı yapın’ diyor.
* Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu olarak ilan ediyoruz: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak işlediği suçlara yenilerini eklemek isteyen Murat Kurum’a biz İstanbullular geçit vermeyeceğiz. Yeni rant ve talan politikalarına izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bu seçimde de “Atı alan Üsküdar’ı geçti” deseniz de mücadele etmeye devam edeceğiz, size ‘Kanalı yaptırmayacağız’. İstanbul halkını yerel seçimlerde Murat Kurum’a oy vermemeye, her daim kenti ve doğayı talan eden rant projelerine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.”
“SAZLIDERE BARAJI TAMAMEN YOK EDİLİYOR”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanvekili Ülkü Sakalar ise Kanal İstanbul’la ilgili şunları dile getirdi:
* “Sloganlar zaten her şeyi ortaya koyuyor. O kadar güzel anlatıyor ki genç arkadaşlarım İstanbul’u. Biz hepimiz burada Ankara’dan İstanbul’un yönetilerek, Ankara’dan planlama yapılarak İstanbul’un mahvedilmesine izin vermemek üzere toplandınız. İyi ki geldiniz. 2019 yılından bu yana Sayın Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kazandıktan sonra planlamalar nedense daha çok Ankara’dan yapılmaya başlandı. Kanal İstanbul yirmi senedir gündeminde yokken hükümetin Aralık 2019 yılında birden bire çevre düzeni planları yapılmaya başlandı. Şu anda İstanbul’a belediye başkan adayı olduğunu söyleyen Murat Kurum tarafından Çevre Şehircilik Bakanı 2018 yılından sonra göreve geldikten sonra ilk inşaatlarından biri. Arkasından yedi etap olarak planlanan Kanal İstanbul dedikleri bizim beton İstanbul’a dönüştürme planı dediğimiz planlar ilk üç etabı planı çıktı. Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz durmadık.
* Biz İstanbullunun halkını hakkını korumak üzere seçildik. İstanbul’un İstanbullunun hakkını İstanbul’un yeşilini, İstanbullunun evini korumaya da söz veriyoruz. Şu anda karşı açtığımız davalar devam ediyor. Ne yazık ki bizim açtığımız davaları bakanlık nerede yanlış yapıyoruz diye sorgulayacağına açılan bu davalarla biz gecikmeye uğradık diye savunmalara kalkıyor. Bu da çok acı bir olay. Bakın 350 milyon metrekare alandan bahsediyoruz. Yenişehir rezerv alan dedikleri alan 350 milyon metrekare alan. Burada 14 milyon metrekare arkeolojik sit alanı var. Dünyanın en eski yerleşimlerinden birisi olan İstanbul’un altını üstünü mahvetmek üzere getirilmiş bir plan bu. Siz duyarlı İstanbullular iyi ki buradasınız. İyi ki sahip çıkıyorsunuz ve biz de sizin adınıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. 45 kilometre uzunluğunda bir kanaldan bahsediliyor.
* Dünyanın en eski iki kıtayı birleştiren bir boğazına paralel bir kanal. Akla zarar. Dünyada hiçbir ülkede paralel bir kanal insan eliyle var olan bir boğaza çok yakın bir mesafede yapılmış bir şey değil. Üzerine yedi tane köprü planlanıyor. İstanbul’un çok önemli su kaynağı Sazlıdere Barajı tamamen yok ediliyor. Tarsus Gölü’nün çok önemli bir kısmı mahvediliyor ve tuzlu su haline geliyor. Küçükçekmece Gölü tamamen tuzlu su haline geliyor. İstanbul’u görmeyenler İstanbul’da yaşamayanlar hayatında Sazlıdere Barajı’nı görmemiş olanlar Ankara’dan plan yapıp bir de gelip İstanbul’da Belediye Başkan adaylığına soyunuyorlar. Onlara gereken cevabı siz buradan veriyorsunuz. Hepinize çok teşekkür ediyoruz. Şahintepelilerin, İstanbulluların yanındayız. Biz de asla İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak buna izin vermeyeceğiz.”
]]>“GENÇLERİN CEBİNDEKİ TELEFONLA UĞRAŞTILAR”
İmamoğlu, Türkiye’nin Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip olmasına karşın gençlerin kayıp bir dönem yaşadığına dikkat çekerek “Baskıya, yasağa, işsizliğe, düşük ücretli işlere maruz bırakıldılar, özgürlükleri kısıtlandı. Gençlere her türlü imkanı sağlaması gerekenler ceplerindeki telefonla uğraştı. Emek verdiğimiz gözümüz gibi büyüttüğümüz gençler arasında umutsuzluğa kapılanlar, umudu başka ülkelerde aramak zorunda kalanlar oldu. Anne babalarımızın ve gençlerimizin en fazla mustarip olduğu konu gelecek kaygısı. Bu gidişe dur diyeceğiz” dedi. İmamoğlu “Bizler bu potansiyeli görüyor ve özellikle yeni ekonominin ihtiyaçları olan eğitim, bilgi ve teknolojiyle başta gençlerimiz tüm İstanbulluları buluşturacak araçları üretiyoruz ve üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“İSTANBUL’U İNŞAAT EKONOMİSİNE MAHKUM ETTİLER”
İstanbul’un stratejik ve jeopolitik önemine vurgu yapan İmamoğlu şöyle devam etti:
-Maalesef gençlerimize olduğu gibi İstanbul’a da özensiz davrandılar, ihanet ettiler. İstanbul’u sadece bir rant alanı olarak gören anlayış, dünya bambaşka bir yere giderken İstanbul’u sadece inşaat ekonomisine mahkum etti.
-Tek anladıkları beton ve imar rantı, bu kafayla geldiğimiz yer de ortada. Şu soruyu kendinize sormanızı isterim; büyümesini büyük oranda İstanbul’a borçlu olan en çok övündüğümüz inşaat ekonomisi İstanbul’u veya risk altındaki diğer kentlerimizi depreme karşı daha dirençli bir hale neden getiremedi?
-Ben size söyleyeyim; bize kentsel dönüşüm konusunda söz söylemeye kalkanlar önce 25 yılın hesabını vermek zorundadır.
-İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bizden önce dönüştürdüğü tek bina yok, sıfır. Diğer taraftan imar değişiklikleriyle adama, kişiye, bir takım imtiyazlı kişilere milyarlarca dolarlık rant sağladılar. 2004’ten beri atılan adımlar bu yönde.
-Dersine çalışmayan adaya soruyorlar, ‘İstanbul depreme hazır mı’ diye, ‘hayır’ diyor. ‘1999’dan beri belediyede, 2002’den beri ülkede iktidardınız, sorumlusu kim?’ denilince nutku tutuluyor. O da biliyor ki, 5 yılda deprem ilgili sorunun çözülmesi mümkün değil.
“KANAL İSTANBUL” GÖNDERMESİ
-Bir de unutturmaya çalıştıkları yeni bir ihanet var, en büyüğü bu; İstanbul’un doğal kaynaklar bakımından en zengin bölgesini imara açıp akılları sıra yine bir yerlere peşkeş çekecekler. Kanal İstanbul ya da namı diğer beton İstanbul.
-İstanbul bunun altından kalkamaz. Daha önce de söyledim Kanal İstanbul bir gayrimenkul geliştirme projesidir. Bu bir emlak projesidir. Arsa satmak, en iyi anladıkları şeydir. Beton kanal bahane, bunlar ihanete doymamıştır, doymayacaklar. Bir de çıkmışlar ‘beton kanal gündemimizde değil… ‘ Bakanları, il başkanı yalanlıyor.
-Cumhurbaşkanı umursamıyor bile. Kendisini herhalde 2 metroya güvenlik şefi yapacak. Orayı koruyun diye mesaj veriyor. O kadar büyük bir ihanet ki, oradaki parsellere baktığınızda artık kimlere söz verdilerse ‘isteyen binasını yapar’ diyor dersine çalışmamış acemi aday.
-Aklı sıra beton kanalla etrafında imara açtığı alanları ayırmaya çalışıyor. Aldandık diye geçirdikleri yıllardan sonra zannediyorlar ki İstanbulluları da aldatırız. Öyle bir şey yok. İçme suyu havzasını kanal bahanesiyle imara açıyorlar.
-Neymiş vatandaşın parseliymiş, orda kimlerin parseli var İstanbul halkı biliyor. 5 tane Esenyurt büyüklüğünde alanı imara açmak bu kentin ölüm fermanını imzalamaktır. Buna hep birlikte müsaade etmedik, yine birlikte müsaade etmeyeceğiz. Çoktan orayı inşaat çöplüğüne çevirmişlerdi. 2019 onun için tarihi bir andır.
GEZİ PARKI KARARI
-İstanbul’un benim gibi milyonlarca muhafızı olduğunu biliyorum, 1 Nisan sabahı öğrenecekler. Bu kenti hep birlikte koruyacağız bu büyük ihanet projelerine müsaade etmeyeceğiz.
-Aynen elimizden hukukun kurallarının dinlemez biçimde almak için verdikleri çabanın karşılığında her şeye rağmen,bütün baskılara rağmen, geçmişte milyonlarca insanın büyük çaba göstererek korumaya çalıştığı Gezi Parkı’nı tekrar İBB’ye iade edildiği gibi….
“OYUNUZA, SANDIĞINIZA ŞEHRİNİZE SAHİP ÇIKIN”
İmamoğlu şu çağrıda bulundu:
-Beton kanalla, rant projeleriyle değil girişimcisiyle, teknolojisiyle, yatırımcısıyla ekonomisini güçlendiren, doğal alanlarını, içme suyu havzalarını tarım alanlarını tahrip etmeyen İstanbul’u sürdürülebilirliğiyle geleceğe taşıyacak yol haritasını paylaştım. Biz bu yol haritasını hayata geçirebilecek yegâne siyasi kadroyuz.
-Bizim geçmişimizde ihmal ya da ihanetle tanımlanabilecek hiçbir şey yok. İstanbul’un kaynaklarını asla israf etmedik. İstanbul’un rotasını geriye çevirmeye niyet edenler değil, ‘tam yol ileri’ diyenler kazanacak.
-Seçime kadar çok çalışacağız. Muhakkak sandık başına gidip oyumuzu kullanacağız. Yaratılmak istenen parti devleti anlayışından uzak 16 milyonun sesiyiz, herkesin oyuna talibiz. Sandık başında herkese ihtiyaç var. Hazırlıklarımız tamam. Sandıklar kontrolümüz altında olacak.
-Ama seçim günü bir fazla kişi daha görev alırsa, gücümüze güç katacak. Biz güçlendikçe, bütün karanlık oyunlar, daha başlamadan bozulacak. Onun için durmayın, beklemeyin, görev alın. Parti örgütlerimizle irtibata geçin. Oyunuza, sandığınıza, şehrinize sahip çıkın.
“ATAŞEHİR HALİ TUZLA’YA TAŞINACAK”
İmamoğlu, sürdürülebilir bir İstanbul için tarım alanlarını, doğal kaynakları koruyacaklarını, girişimciler için de gerekli altyapı, üretim olanaklarını özgürlük ve güven ortamını sağlayacaklarını belirterek yeni dönemin projelerini anlattı.
İmamoğlu “Sürdürülebilir İstanbul” için hazırladıkları 10 projeyi şöyle tanıttı:
Ürünlerin Sağlıklı Ortamlarda Depolanması : İstanbul’daki tahıl üretimini desteklemek ve hasat zamanında çiftçinin elindeki malı kaptırmasını engellemek amacıyla Silivri ve Pendik’te 150 bin tonluk iki depo inşa ederek Lisanslı Depoculuk Sistemini hayata geçireceğiz, çiftçilerimize güvenli depolama alanı sunacağız. Kentin merkezinde kalan Ataşehir Halini Tuzla’ya taşıyarak bu alana büyük tonajlı araç girişinin önüne geçecek bölgede ki trafiği yükünü de hafifleteceğiz.
“DESTEK 2 KATINA ÇIKACAK”
Üreten İstanbul’a Destek: İstanbul’un emeği İstanbul’un ekmeği diyerek başlattığımız satın alma politikamızı genişleterek yılda 30 bin ton buğday alımı gerçekleştireceğiz. İBB tarihinde ilk kez dönemimizde başlattığımız tohum, gübre, fide, mazot, yem gibi destekler ile arıcılık ve balıkçılık desteklerini iki katına çıkaracağız.
Tarımsal Mirası Koruma: Büyükdere Fidanlığında Yerel Tohum Merkezimizi hayata geçirerek genetik mirasımıza sahip çıkacağız. Tohumlarımızı çiftçilerimizle ve talep eden yurttaşlarımızla ücretsiz paylaşacağız. Kentlerde az alandan çok tasarruf etmek için uygulanan dikey tarım ve topraksız tarım pilot uygulamalarımızı başlatacağız. Biri Anadolu biri de Avrupa Yakasında olmak üzere 2 tane “Süt İşleme Tesisi” yapacağız.
Bireysel Tarım: Halkımızı toprakla buluşturmak ve bireysel tarımı desteklemek amacıyla İBB Halk Bostan projemizi uygun mahallelerde yaygınlaştıracağız. Tarihi bostanlarımızda yer alan üreticilerimize ücretsiz tohum desteği sunacağız.
Tarımsal Sulama: 6 adet sulama göletinde kapalı devre sulama sistemleri dönüşümü tamamlayarak kuraklıkla mücadele önemli adımlar atmaya devam edeceğiz. Avrupa ve Anadolu Yakası’nda yapacağımız birer yeni sulama göletiyle tarımsal üretimde yaşanan sulama sorununu ortadan kaldıracağız.
100 YENİ HALK EKMEK BÜFESİ
Halk Ekmek: İstanbul Halk ekmek kapsamında glutensiz ürün çeşitliliğini artıracak yeni hat yatırımı yapacağız. Vatandaşlarımızın Halk Ekmek ürünlerine ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla 100 yeni büfe kuracağız ve bunun dışında zincir marketlerle anlaşmalar yaparak daha çok yerde halkımıza hizmet edeceğiz.
Hamidiye Su : Hamidiye Su ürün yelpazesini soda ve cam şişe üretimlerini hizmete alarak genişleteceğiz. Günde 2 milyon litre olan üretim kapasitesini 4 milyon litreye çıkartacağız.
Temiz Su Tedariği: İçme suyu deposu kapasitesini 25 adet su deposu inşa ederek 2 milyon 250 bin metreküpe çıkaracağız. İçme suyu terfi merkezi sayısını 143’ten 156’ya çıkaracağız.
“İSTANBUL’A ATILAN BÜYÜK BİR KAZIK”
Rezve Projesi ve Melen Barajı: Avrupa Yakasındaki toplam su kaynaklarını yüzde 20 oranında artıracak olan yıllık 100 milyon metreküplük kapasiteye sahip Rezve Projesini 4 yıl içerisinde tamamlayıp İstanbul’a kazandıracağız. Yıllık 1 milyar metreküplük verime sahip, yıllardır bitirilemeyen Melen Projesi İstanbul’a atılan büyük bir kazıktır. Proje çöplüğüne döndü orası. Hepimizin vergileriyle yapılan bu büyük kamu yatırımını heba olmaktan kurtaracağız.
Su Tasarrufu: Yeni dönemde tek haneli oranlara inerek kayıp kaçak sorununu İstanbul’un gündeminden çıkaracağız.
İSTANBUL GİRİŞİMCİLİK VE TEKNOLOJİ MERKEZİ OLACAK
İmamoğlu İstanbul’un girişimcilik ve teknolojinin merkezi haline getirmek için atacakları 10 adımı da şöyle sıraladı:
10 Yeni Bilgi ve İnovasyon Fabrikası: Pendik, Sancaktepe, Ataşehir, Üsküdar, Kağıthane, Eyüpsultan, Esenler, Bağcılar, Başakşehir ve Esenyurt ilçelerimizde kuracağımız Hızray ve metro hatlarımızla da entegre olacak. Bilgi fabrikaları ile gençler hem iş kurma imkanına sahip olacak hem kendini geliştirme imkanı bulacak hem de uluslararası ağlara entegre olacak. Yılda 5 bin olmak üzere 5 yılda 25 bin gencimize gelir sağlayacağız.
5 Yeni Tech İstanbul ve 2. OGEM: 5 olan Tech İstanbul girişimcilik merkezlerimizin sayısını önümüzdeki dönem 10’a çıkaracağız. Bunlardan ikisi Yapay Zeka merkezli olacak. Girişimci firmalarımıza vergi muafiyetleri kazandırmayı da planlıyoruz.Oyun sektörünün gelişimi için birincisini Avrupa yakasında açtığımız OGEM(Oyun Geliştirme Merkezi)’in ikincisini de Anadolu yakasında hayata geçireceğiz.
İstanbul Robotics: İstanbul Robotics markası ile kuracağımız kampüs kara, hava ve su robotlarının tek alanda birleştirme özelliğiyle dünyada bir ilki gerçekleştirecek. Okulların robot takımları için uzman mentörlerimiz aracılığıyla teknik donanım sağlayacağımız bu alanda geliştirilen robotların testleri de yapılabilecek. Her yılda 100 olmak üzere 5 yılın sonunda 500 faydalı model robot patenti başvurusunda bulunmak.
“1 MİLYON DOLARLIK BÜTÇE DESTEĞİ”
İstanbul Girişimcilik Fonu: İstanbul’un öncelikleri doğrultusunda girişimcilerin desteklenmesi amacıyla, Melek yatırımcılar, sektör temsilcileri, İBB ve iştiraklerinden oluşan bir üst kurul ile katılımcı perspektifle “İstanbul Girişimcilik Sermayesi Yatırım Fonu”nu kuracağız. Seçilen projelere yılda toplam 1 milyon dolarlılık bütçe desteği vereceğiz.
Girişimcilik Eğitimleri: Girişimci firmalarımızı doğru alanlara yönlendirmek ve rehberlik etmek üzere teknoloji alanında hizmet verecek 10 adet Enstitü İstanbul İsmek açacağız. Kadın, Genç ve Çocuk olmak üzere 3 Adet Girişimcilik Okulu kuracağız.Ülkemizin tamamını kapsayacak biçimde 18-25 yaş arası gençlerimiz için İnovasyon Yaz Kampları düzenleyeceğiz.
Girişimci Destekleri: 750 girişim ve 3000 girişimciye destek olacağız. Onay alan girişimlerimizi 200 bin TL hibe desteğinden yararlandıracağız.
2 Yeni Uluslararası Fuar Merkezi: Avrupa yakasında Arnavutköy ve Anadolu yakasında Pendik ilçelerimizde iki fuar alanı hizmete açacağız. Akıllı Şehircilik, Yapay Zeka, Robotik Teknolojiler, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama, Bilişim teknolojileri vb. alanlarda yılda 10 Uluslararası Fuar ve Kongre organizasyonu yapacağız.
AR-GE Merkezi: Üniversitelerimizle işbirliği içerisinde her yıl belirlediğimiz konu başlıklarında 5000 Ar-Ge Projesine destek vereceğiz.
DATA- İSTANBUL: Avrupa yakasında Başakşehir’de hizmete aldığımız veri merkezimizin yanı sıra Anadolu yakasında kuracağımız 2. veri merkeziyle dünyanın en büyük veri sağlayıcısı kentlerinden biri olacağız. Bu veri merkezlerimizde öğrencilere 10 GB’lık ücretsiz bulut depolama alanı servisi sunacağız.
SINIRSIZ İNTERNET ERİŞİMİ
İBB Wifi ve İBB Fiber: İBB Wifi’da sınırları kaldırıyoruz. Yeni dönemde başta dezavantajlı bölgelerimiz olmak üzere İstanbul geneline yayacağımız wifi noktalarımızda sınırsız internet hizmeti sağlayacağız. 12 bin erişim noktasına ulaştırdığımız İBB Wifi hizmetini 30 bin noktaya ve 10 milyon kullanıcıya çıkararak, kotasız ve sınırsız ücretsiz internet hizmeti sağlayacağız. Ayrıca İBB Fiber’i kurarak İstanbulda Fiber hat ulaşmayan sokak bırakmayacağız.
]]>ÇED raporu alınmadan mavi bayraklı koyda deniz doldurularak marina, dağın doğal yapısı yok edilerek otel ve konut yapımına başlanması üzerine bugün TMMOB Bodrum İlçe Koordinasyon Kurulu üyeleri eylem ve basın açıklaması yaptı. Eylem ve basın açıklamasına CHP; DEM partililerle, MUÇEP (Muğla Çevre Platformu) ve Kent Konseyi üyeleri de destek verdi.

“AKDENİZ FOKLARININ BARINMA ALANINDE İŞ MAKİNALARI DENİZİN İÇİNDE”
ÇED raporu alınmadan Akdeniz foklarının barınma alanına iş makinelerinin girerek dolgu yaptığı belirtildi.
TMMOB Bodrum İlçi Koordinasyon Kurulu temsilcisisi Mustafa Erdoğan yaptığı açıklamada “Proje alanını kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığını belirterek “ Yat limanı alanında ÇED süreci tamamlanmadan ve belediyeden yapı ruhsatları alınmadan faaliyete başlanıldığını, hatta 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na muhalefet edilerek denizin içerisi iş makinaları aracılığı ile doldurulduğunu basın-yayın organları ile öğrenmiş bulunmaktayız. Bu alanın geri sahasında aynı şirket tarafından yapımı devam eden projede kümülatif etkiler göz ardı edilerek ÇED Yönetmeliği’nin 25. maddesi ihlal edilmiş, her bir parsel ayrı ayrı ve birbirinden farklı projelermiş gibi değerlendirilerek ÇED Yönetmeliğinin EK-1 VE EK-2 eşik değerlerinin altında gösterilerek ÇED kapsam dışı yazısı alınmıştır. ÇED kapsam dışı alınan parsellere de belediye tarafından yapı ruhsatları düzenlenmiştir” ifadelerini kullandı.

“ÇED OLUMLU RAPORU ALINMADAN İNŞAAT RUHSATI DÜZENLENEMEZ”
Erdoğan açıklamasında Gökçebel Yat Limanı projesi 779 ada 1 parsel ve bu parselin önünde deniz yüzeyinde olduğunu belirterek;
“Bu alanda kara ve deniz kısmında plan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından bütün olarak onaylanmıştır. Ama yat limanı projesi için Kıyı Kanunu, ilgili yönetmelikleri ve “Kıyı Yapılarında Uygulanacak İş ve İşlemlere İlişkin Genelge” gereği zemin etüt raporu, uygulama mühendislik projeleri, ÇED raporu işlemleri tamamlanmalı ve inşaat ruhsatı alınmalıdır. ÇED yönetmeliğinin “EK-1 e)maddesine göre yat limanlarında ÇED olumlu kararı alınmadıkça yapı ruhsatı düzenlenemez. “ÇED süreci tamamlanmadan, yapı ruhsatı alınmadan bu işletme kırıcı ve kazıcı iş makinaları ile kıyı bandında fiziki uygulamalar yapmaktadır. Deniz içerisine hafriyat ve kayalar doldurularak ekolojik flora ve fauna yok edilmektedir. Kıyının doğal yapısı bozularak geri dönüşümü mümkün olmayacak tahribatlara neden olmaktadır. Görülen olay 3194 sayılı İmar Kanun’u, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nu ve ÇED Yönetmeliği’nin 25. maddesini ihlal etmektedir. Yukarıda detaylıca anlattığımız süreçte sorumlulukları olan kurumları görevlerini yerine getirmeye davet ediyoruz. Akıl ve bilimden yana kentin yaşayanı değil sahibiyiz anlayışı ile canlıların yaşam alanlarına vahşice müdahalelerin yakın takipçisi olmaya devam edeceğiz.” Diyerek sözlerini tamamladı.
Eylemciler marina, otel ve konut projesini alkışlarla protesto ederek dağıldı.

Şahan “Cumhur İttifakının İBB Adayı Murat Kurum’a tek sorum var; bu projeyle Şişli ve İstanbul’a hangi deprem sorununa ve deprem yarasına ilişkin çözüm üretiyor?” diye sordu.
Şahan, “Şişli’nin Kanal İstanbul’u” olarak nitelediği alana ilişkin dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı ve Cumhur İttifakı’nın mevcut İBB adayı Murat Kurum’un imzasıyla Şişli Merkez Mahallesi’nde rezerv alan ilan edilmesine ilişkin basın toplantısı düzenledi.

24 bin metrekarelik alanda çalışma yapan iş makinalarının sesine dikkati çeken Şahan, “Bu duyduğunuz ses aslında Şişli’ye saplanmak istenen hançerin öncü sesleridir. Şişli’nin Kanal İstanbul’unun yapılmak istenen projenin öncü sesleridir” ifadelerini kullandı.
MURAT KURUM’UN İMZASI VAR
Sürece ilişkin bazı belgeleri aktaran Şahan, Cumhur İttifakı İBB Başkan Adayı Murat Kurum’un Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptığı dönemde imza attığı ve rezerv yapı ilan edilen belgeyi göstererek şunları söyledi:
– 2021 yılında deprem yasaları kullanılarak bu kentin daha dirençli hale dönüşmesi, depreme dayanıklı konutlarda oturmamız için çıkarılmış yasalar kullanılarak, rezerv yapı alanı ilan edildi. Buradaki imzaya dikkatinizi çekiyorum. Bu imza bugün Cumhur İttifakı İBB Adayı Murat Kurum’un imzasıdır. 4 futbol sahası büyüklüğündeki bu alan rezerv yapı ilan edildi. Vatandaşların, belediyenin hukuki mücadelesi burayı kazandı ve iptal edildi.

– Daha sonra, 2022 yılında yine Cumhur İttifakı’nın İBB Adayı Murat Kurum’un imzasıyla aynı alan sanki iptal yokmuş gibi rezerv alan ilan edildi. Bu evraklardan sonra esas yapılmak istenene gelelim; 270 bin metrekarelik, bu kentin yine merkezine bir hançer saplamak, otel rezidans, avm, konut; günlük sirkülasyonun 100 binin üzerine geçen bir mahalle kadar nüfusu buraya getirecek olan; sadece Şişli değil İstanbul’un trafiğine merkezine, İstanbul’un bütün konularına ilişkin krize sebep olacak bir proje yapılmak isteniyor bu imzalarla.
“HALK TOPLANMA VE SPOR ALANI İSTİYOR”
Şişli’ye yapılmak isteneni bildiklerini belirten Şahan, “Peki Şişli’de vatandaş ne istiyor?” diye sordu, “Sayısız basın toplantısı yapıldı. Kent Konseyi toplantı yaptı. Vatandaş toplantı yaptı, tepki gösterdi” dedi.
Şişlili vatandaşların bu alana ilişkin isteklerine değinen Şahan, tasarladıkları projeyi göstererek “Burada ‘Yuvamız İstanbul’, ‘Kent lokantası’ var. Deprem toplanma alanı var. 24 bin metrekarelik açık alan var. Gençler için spor alanı, çocuklar için park alanı var. Şişli’de kişi başına düşen yeşil alan 1 metrekarenin altında. Çocuklar, kadınlar evlere hapsolmuş durumda. Burada insanların tanışabileceği kamusal alan var. Burada 2 bin araçlık zeminaltı otopark var. Şişli bunu istiyor” diye konuştu.

KURUM’A SORU: HANGİ YARAYA ÇÖZÜM?
“Cumhur İttifakının İBB Adayı Murat Kurum’a tek sorum var; bu projeyle Şişli ve İstanbul’a hangi deprem sorununa ve deprem yarasına ilişkin çözüm üretiyor?” diyen Şahan şunları kaydetti:
“Eğer bir çözüm üretmiyorsa İstanbul’a ihanet etmeyi ne zaman bırakacaklar? Talimatla imza atarak ihanet etmeyi ne zaman bırakacaklar? İstanbulluya bir sorum var. Halk için çalışan İmamoğlu’na mı oy vereceksiniz; yoksa rant için talimatla imza atan Cumhur İttifakı’nın İBB Adayı Murat Kurum’a mı oy vereceksiniz? 16 milyonun rızkını bir avuç insana yedirmeyeceğiz. Demokrasilerde halkın oyu bütün oyunları bozar.”

Şahan, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bundan sonraki hukuki sürece ilişkin nasıl bir yol izleyeceğiyle alakalı bir soruya Şahan, “Bunun siyasi savunuculuğunu ve takibini en üst yerden yapacağız. Hem İBB’yi hem Şişli’yi kazandığımızda devam ettireceğiz. Şu an bakanlık uhdesinde yürüyen bir süreç var. Bakanlığın buraya iksa ruhsatı verdiğini biliyoruz. Bu da onun gürültüsüdür. Biz oyunları bozmak için siyasi ve hukuki takipçiliğini yapacağız ve bunu burada yaptırmayacağız” diye yanıtladı.
ŞİŞLİ’DE NE OLMUŞTU?
Şişli Merkez Mahallesi 10619 ada 3 parselde bulunan 24 bin metrekarelik, yaklaşık 4 futbol sahası büyüklüğündeki alan 6306 sayılı kanun ile rezerv alan ilan edilmişti. Şişli’deki rezerv yapı alanına ilişkin süreç Şişli Belediyesi’nin tam karşısında 10619 ada 3 parselde bulunan 2,4 hektarlık alan 21 Kasım 2014 tarihinde riskli yapı ilan edilmiş, 5 Mayıs 2015 tarihinde arazinin imar planı değiştirilmişti.

11. İdare Mahkemesi’nin 21 Haziran 2017 tarihinde “Riskli Bina İlanı” işlemini iptal etmesinin ardından 12 Aralık 2018’de araziye İksa Ruhsatı (zemin iyileştirme) verildi. 13 Ocak 2021’de “Rezerv Yapı Alanı” ilan edilen araziyi, 24 Nisan 2022 tarihinde 8. İdare Mahkemesi yine iptal etti. 8 Ağustos 2022’de 2. kez “Rezerv Yapı Alanı” ilan edilen bölge için, Şişli Belediyesi dava açtı. Dava 3. İdare Mahkemesi’nde görüldü.
3 Mart 2023’te 3. İdare Mahkemesi’nin “Yürütmeyi durdurma” kararının ardından, 31 Ekim 2023’te davanın reddi kararı verildi. Temyiz istemiyle davacılar tarafından İstinaf Mahkemesi’ne başvuruldu. Süreç sürerken araziye 1 Şubat 2024 tarihinde yeniden “İksa ruhsatı” verildi.
]]>Vatandaşlardan gelen sorun, öneri, talep ve eleştirileri alan İmamoğlu, esnaf ve yurttaşlarla samimi sohbetler gerçekleştirdi. İmamoğlu’nun ilçedeki son adresi ‘Büyükçekmece Tepecik Göl Sahili Açılışı’ ve halk buluşması oldu.

“BELKİ DE BUNLARIN NİYETİ; KALDIKLARI YERDEN İHANETE DEVAM ETMEK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’a ihanet ettikleri yönündeki açıklamasını hatırlatan İmamoğlu, “Belki de bunların niyeti; kaldıkları yerden devam etmek istiyorlar ihanete. Onların bildiği iş zaten birazcık da bu. Biraz rant, biraz ihanet falan derken; yeşil alanlar, kamu arazilerini, deprem toplanma alanlarını imara açıp, birbirlerine de biraz haksız kazanç sağlamak, bunların hayata bakışı” dedi.
Askeri alanlara lüks konut yapılmasını sözlerine örnek olarak gösteren İmamoğlu, “Biraz ihanet dedik ya, bunları konuşmak lazım. Kanal İstanbul meselesini biliyorsunuz. Buradaki süreçte, Kanal İstanbul’a bütün mücadelemizi verdik. Bu süreç içerisinde adım adım ama sinsi sinsi sürdürmeye çalışıyorlar. Ama acemi adaya sorsanız, gündeminde yokmuş. Yani onun gündeminde olsa ne olur, olmasa ne olur? Bir kişinin gündemi önemli, öyle değil mi? Bir de kendisi, daha bir yıl önce kameralara çıkıp nasıl tekrarlıyordu? Aynen şöyle; güya millete inat olsun diye ‘ya-pa-ca-ğız!’ Şimdi kapıda oy var ya seçim var ya, bu milletin de yüzde 70-75’i Kanal İstanbul diye bir ihanet projesini istemiyor… Bu sefer değişti” dedi.

“ADAY, SADECE MİLLETE ŞİRİN GÖZÜKME PEŞİNDE”
Kurum’un aksine, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlara devam edildiğine dair rapor açıkladığını hatırlatan İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Yani bu konuda adayın yetkisinin etkisi de yok. Sadece milletine şirin gözükme peşinde. Bakın; yetkisi bugüne dair yok derken, dün de yoktu. Bunlardaki yetki nasıl biliyor musunuz? Bir kişi ‘yap’ derse yaparlar, bir kişi ‘yapma’ derse yapmazlar. Aramızdaki fark ne biliyor musunuz? Bize ancak siz talimat verirsiniz. Millet talimat verir bize, millet. Başka kimse bize emir veremez. Aramızdaki fark bu. Bakın; bunlar bakanken bile böyle davranırken, belediye başındayken farklı mı davranacaklar? Hayır, asla. Onun için bu konu, dersine çalışmamış sevgili acemi aday, seni aşar. Bu konu seni aşar. Zaten bu arkadaşların sözlerine itibar da etmek mümkün değil.
* Sizi bir o köşe, bir bu köşe yaparlar3-4 gün önce Sayın Cumhurbaşkanı ne dedi? Güya seçim yaklaştı ya demokrat damarları kabarıyor. ‘Hakikatleri yüzüme çekinmeden haykırın ki gerçeklerle yüzleşelim ey milletim’ diyor. Dün Konya’da ne oldu? Haykırmaya karar veren staj ve çıraklık mağdurları gittiler mitingine. Yüzlerine dertlerini haykırdı. Sonuç: 50 kişiyi gözaltına aldılar. Bunları Allah ıslah etsin. Milletin hak, hukuk mücadelesini bile dinleyecek sabırları yok.”

“İNSANLARIN HAK ARAYIŞ İLE KARŞILAŞINCA ÇOK ŞAŞIRIYORLAR”
Aynı sahnelerin, İstanbul seçimleri için Ankara’dan İstanbul’a yollanan Çevre Bakanı Mehmet Özhaseki’nin katıldığı bir etkinlikte de yaşandığını aktaran İmamoğlu, bakana dertlerini anlatmak isteyen kentsel dönüşüm mağdurlarının alandan uzaklaştırıldığını kaydetti. “Bunlar halden anlamazlar” diyen İmamoğlu, “Kibirleri dağları aşmış. Ama neyse ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın olduğu yerdeki gibi gözaltına alınmadı da en azından bu birazcık kızma kızdı onlara. Bu arkadaşlar, insanların hak arayış ile karşılaşınca çok şaşırıyorlar. Kimse onlara bir şey demeyecek, her yaptıkları doğru! Çünkü her alanda o kadar yanlışları var ki, mağdur ettiği insanlar sayısı o kadar fazla ki; yaşadıkları o sırça köşklerinden ya da saraydan biraz çıktılar mı kafaları karışıyor. Şiddetleri büyüyor, hiddetleri büyüyor” diye konuştu.

“ELİ KULAĞINDA, SAYIN CUMHURBAŞKANI DA GELİR”
Çarşıda, pazarda karşılaştığı vatandaşların geçim feryatlarıyla yüzleştiğini vurgulayan İmamoğlu, yaşanan ekonomik krizle ilgili çeşitli örnekler verdi. “17 bakan, toplanıp İstanbul’a geliyorsa, yani eli kulağında, Sayın Cumhurbaşkanı da gelir” diyen İmamoğlu, “Darlanıyordur muhtemelen. Birkaç güne olur burada. O da gelecek. İlçe ilçe gezecekler. Peki bu sorunları kim çözecek? Emekli maaşıyla kim uğraşacak? Dertleri, ‘Ya bu İstanbul’u nasıl kaybettik?’ Sanki babalarından, analarından mülk kalmış. İstanbul dediğin, tarihten bize emanet. 86 milyon sahibi var, 16 milyon sahibi var. Benim hissem ne kadarsa, Cumhurbaşkanının da hissesi o kadar. Şimdi buraya Hakkari’den belediye başkanı adayımız geldi. Hakkari’deki belediye başkan adayımızın İstanbul’da hissesi ne kadarsa, ablacığım senin de o kadar. 86 milyonun malı bu, senin değil ki” ifadelerini kullandı.

“31 MART’TA ONLARI ÇOK GÜZEL BİR SONUÇ BEKLİYOR”
31 Mart’ın bu anlamda bir fırsat olduğunu dile getiren İmamoğlu, şunları belirtti:
* “31 Mart’ta onları çok güzel bir sonuç bekliyor. 31 Mart’ta, bu milletin demokrasi dersiyle, bunlar kendilerine gelecek mi? Bunları biraz sert bir şekilde uyaracak mıyız? Niye biliyor musunuz? Başlarını ellerinin arasına alıp düşünsünler diye. Kara kara düşünecekler, diyecekler ki, ‘Bir dakika, millete efendilik yapma dönemi değil bu dönem. Bu millet uyandı. Bu millet, sen 2019’da seçimi elinden almaya kalktın ya o gün uyandı. O gün ‘bir dakika’ dedi. O bakımdan milletin derdiyle dertlenmeye, derdini hissetmeye başlamaları için hepimiz sorumluyuz. 31 Mart’ta kazanacağız. Millet kazanacak. 31 Mart’ta İstanbul’da…
* Bakın burası önemli. Hani var ya bir tane (Berat Albayrak) diyordu onlarda; ‘Burası önemli’ diye diye ekonomiyi perişan etti. Şimdi bak; burası önemli. İstanbul’da farkı ne kadar açarsak, işlerimiz o kadar hızlanacak. Aynen öyle. Şaka değil, bu gerçek. Bakın farkı mesela çok açtık -söylemeyeyim nazar değer kafamdakini- farkı çok aştık mesela; göreceksiniz imzalanmayan dosyalar, bir haftada imzalanacak. Biraz azalırsa iki hafta. Onun için yapılan engellemeler, göreceksin kalkacak. Hiç şüpheniz olmasın. Çünkü, 4 sene sonra seçim var ya. Bu sefer kara kara o seçimi düşünmeye başlayacaklar.”

“GÖREVE GELDİK, RANTÇI ANLAYIŞI TARİHE GÖMDÜK”
Göreve geldikten sonra rantçı anlayışı tarihe gömdüklerini belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:
* “Ne geldi? Halkçı ve icraatçı bir anlayış iş başına geldi. 5 yıldır bir tek kamu arazisine yapılaşma iznini İstanbul Büyükşehir Belediyesi vermedi. Eskiden her Meclis’te dosyalar meclise girer, çıkardı. Öyle ayrıcalıklı bir kişinin imar dosyası meclise girmedi, imar açmadık. Kişiye özel imar yapmadık, yaptırmadık. Ama bakın; bölge planlarını geçirdik. Onlar, bir tanıdıklarının, imar dosyasını meclisten çıkarmayı bilirler. Ama mesela Tepecik’teki halkı mağdur eden bölge imarlarını çıkarmazlar. Niye biliyor musun? O, işlerine gelmez. Biz halkın lehine olan 90’ın üzerinde bölge imar planını Meclis’ten geçirdik.
* Kamuya ait alanların, yapıların, sahillerin, göl kıyılarının bir grup rantçı tarafından işgal edilmesine asla göz yummadık. Bizimle uğraştılar. Yıldırmak istediler. Geri adım atmadık. Ben söyleyeyim; geri adım atmam. Cesaretimi nereden alıyorum biliyor musunuz? Milletten milletten, sizden alıyorum. Halka ait alanları kendi mülkü gibi kullananlara, bir milim eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Ne dedik? ‘Halka ait alanları halka veririz kardeşim.’ Bir de ne dedik? ‘Milletin parasını millete veririz kardeşim’ dedik. O kadar net.”

“SİZİN YÜZÜNÜZÜ KARA ÇIKARMAYACAĞIM”
“Bu şehri israftan, ranttan, ihanetten koruyayım diye beni işbaşına getirdiniz” diyen İmamoğlu, “Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Söz veriyorum size. Sizler arkamızda durmaya, bizi desteklemeye devam ediyorsunuz. Ben de size, başta bu şehrin o mini minnacık çocukları olmak üzere, her birinize, tek tek layık olmaya devam edeceğim” şeklinde konuştu. Bu sırada kalabalık içinden İmamoğlu’nun konuşma yaptığı platforma ulaşan 2 çocuk İBB Başkanı’na sarıldı. İmamoğlu, konuşmasının bir bölümünü miniklere sarılarak gerçekleştirdi.
“DOĞAL KISIMLARI VAR, ORALARA DOKUNMAYACAĞIZ”
“Bugün Büyükçekmece Gölü’nün muazzam tabiatının bir bölümünü, 1 milyon 200 bin metrekaresini hizmete açıyoruz” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
* “Arkadaşlarımla konuştu. Dedim ki; arkadaşlar, milletimize şunu gösterelim. Biz, buraya atık su üreten şu bu koymayacağız? Buraya gözümüz gibi bakacağız. Buraya çöp getirecek, çöp taşıyacak hiçbir işi burada yapmayacağız. Burayı ne yapacağız biliyor musunuz? Birlikte koruyacağız. Tertemiz olacak. Doğal kısımları var. Oralara dokunmayacağız. Oralarda flamingolar, leylekler gelip, konup gidecekler. Bir de geleceğiz burada mis gibi hava alacağız. Temiz spor yapacağız. Vakit geçireceğiz. İçimiz huzur dolacak.
* Memleketini, şehrini koruyan en büyük milliyetçidir unutmayın. Doğasını, suyunu, havasını koruyan en büyük milliyetçidir. Benim Atatürk milliyetçiliğim, -bunu hep söylüyorum- memleketinin her insanını eşit gören milliyetçiliktir. Her insanın eşit gören, doğasını, vatanını, suyunu, toprağını korumak, en büyük milliyetçiliktir. Bir de kalkınmayı, icraatçılığı, ekonomik kalkınmayı, güvenlikle birlikte koruyan kavramdır milliyetçilik.”
KURDELE KESİLDİ, GÖL SAHİLİ HİZMETE GİRDİ
İmamoğlu’nun konuşmasının ardından; CHP’nin eski genel başkanlarından Hikmet Çetin, CHP milletvekilleri Engin Altay, Zeynel Emre, Parti Meclisi üyeleri Cem Aydın, Ozan Işık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel, CHP İzmir Çeşme Belediye Başkan adayı Lal Denizli ve CHP Hakkari Belediye Başkan adayı Cüneyt Özbek tarafından kesilen kurdele ile Büyükçekmece Tepecik Göl Sahili, resmen vatandaşların kullanımına girmiş oldu.
]]>“EKONOMİK AÇIDAN BÜYÜK ZORLUKLAR ÇEKTİĞİMİZ BİR GERÇEK”
İyilik İstasyonu’nu kamuoyuna tanıtan İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
*Ekonomik açıdan büyük zorluklar çektiğimiz bir gerçek. Ne yazık ki yeni değil bu. Uzun zamandır, 7-8 yıldır, ülkemizin aşama aşama kötü bir ekonomik sürece doğru yürüdüğünü yaşadık. Dünyanın farklı konularla ilgili sıkıntılar çektiği bir 7-8 yıl içerisinde, iddiayla ifade ediyorum, Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntının en az yüzde 80-85’i kötü ekonomi yönetiminden kaynaklı.
*Doğru kuralları uygulamak yerine uydurma, ne yazık ki siyasi olarak kendini tatmin etmek isteyen bir kişinin ya da bir grubun insanlarımızı zor duruma düşüren bu hale sokmasıdır. Cebimizdeki paranın pul olmasıdır. Enflasyonun üç haneli olmasıdır. Ve bu, en çok bu şehrin başta çocuklarını, annelerini ve başta özellikle emeklilerini çok zor bir durumda bırakıyor.
“DAHA ÖNCE DE BİR İYİLİK HAREKETİNİ BU ŞEHRE YAŞATMIŞTIK”
*Biz, ekonominin bu zor döneminde, daha önce de bir iyilik hareketini bu şehre yaşatmıştık: Askıda Fatura. Ve dünya ölçeğinde önemli bir yere evrilmişti.
*Orada yüz binlerce, artık neredeyse milyon doğru giden insana dokunan, faturasını ödeyen, veren elin alan eli görmediği bir modelle, var olan bir teknoloji kullanımıyla, insanların birbirine gönül bağıyla bağlanmasını sağlayan, şehir içindeki dayanışma duygusunu maksimum seviyeye taşıyan olağanüstü bir iş. Ve modası hiç geçmeyecek.
*Zor anlarımızda hep o yanımızda olacak ve insanlarımızı birbirine bağlamaya devam edecek. Hemşehri olmanın, bir olmanın, birlikte olmanın, vatandaş olmanın da böyle altyapısına, belki teknoloji eliyle olağanüstü bir kavram yükleyecek.
“YENİ EVLENECEK ÇİFTLERE GELİNLİK-DAMATLIK KİRALAMA HİZMETİ VERİLECEK”
*İstanbul Vakfı İyilik İstasyonu, 2022 yılında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, günübirlik olarak Levent Metro İstasyonu’ndaki alanda, Metro A.Ş. ile iş birliği yapılarak açılmıştı. O zaman da çok büyük ilgi gördüğünü, fotoğraflardan da görmüştüm, ziyaret edememiştim.
*Satışa sunulan, kullanıma uygun ikinci el eşyaların gün içinde tamamen tükendiğini arkadaşlarım bana bildirdi. Böyle olunca, Bayrampaşa AVM’de, sürekli satış yapacak bir iyilik istasyonu açılışı planlandı.
*Burada ikinci el ve dönüştürülmüş her çeşit ürün, uygun fiyatlarla satışa sunulacak. Ayrıca yeni evlenecek çiftlere gelinlik-damatlık kiralama gibi hizmetlerin de verilmesi ön görülüyor. Yine İstanbul Vakfı bünyesinde başlatılan projeler sonucu üretilen ürünler de burada yer alacak. Vakıf gönüllülerimiz, özellikle bu işin içinde.
“GÖRÜNMEYEN BİR EKSİĞİ DE GİDERECEK”
*İstanbul Vakfı’nın bursiyerlerinin hizmet vereceği İyilik İstasyonu’nda; çocuk oyun alanı, dinlenme alanı ve kahve molası alanı da bulunmakta. Yani burada alışveriş yapan hemşerilerimiz, uygun fiyatlı ürünlere erişebildiği gibi, keyifli bir vakit de geçirebilecekler.
*İçinde bulunduğumuz ekonomik durum, hızlı artan tüketim sonucunda, çok sayıda ihtiyaç fazlası ürünün ortaya çıkması, mağazaların stok fazlaları ve özellikle bağışçıların bu zorlu koşullarda ihtiyaç sahiplerine destek olabilecekleri yapılara duyulan ihtiyaç, İstanbul Vakfı İyilik İstasyonu gibi projelerin önem kazanmasına da neden oluyor.
*Belki de burası görünmeyen bir ihtiyacı karşıladığı gibi, görünmeyen bir eksiği de giderecek. ‘Ben bunu ne yapsam’ diye düşünen bazı kurum, kuruluşlar için olağanüstü bir geçiş noktası haline dönüşeceğini şimdiden görebiliyorum.
“BEDELSİZ OLARAK ALABİLECEKLER”
*Buradan elde edilen gelir, İstanbul Vakfı projelerinde kullanılarak, yine topluma fayda üretmeye, dayanışmayı arttırma yönünde bir alanda toparlanacak ve oradan yine bu yönde harcanacak. Tabii ürünlerin cüzi de olsa bir ücret karşılığında satılıyor olmasını da ben çok anlamlı buluyorum.
*İnsanların, çocuğuna ya da eşine, ailesine ya da bir çocuğun ‘Annem-babam bana hediye aldı’ duygusunu yaşatması noktasında da kıymetli olacak.
*Sosyal incelemesi yapılmış ve yoksulluk sınırının altındaki hemşerilerimize, zaruri durumlarda, sınırlı sayıda ürünün, yine bedelsiz olarak da buradan verilmesi öngörülmekte. Ayrıca genç üniversiteliler, doğum günlerinde kendileri için bir armağanı, bedelsiz olarak İyilik İstasyonu’ndan alabilecekler.
“İHTİYAÇ FAZLASI ÜRÜNLER İÇİN KURUMLAR STK İLE İRTİBATA GEÇİLDİ”
*İhtiyaç fazlası ürünler için kurumlar, kişiler ve sivil toplum kuruluşlarıyla irtibata geçildi. Ama ben buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Kullanılabilir durumdaki her türlü eşyanın, İyilik İstasyonu tarafından teslim alındığını, ihtiyaç fazlası eşyaları satış dışında bir faydaya dönüştürme arzularında, İyilik İstasyonu’nun muazzam bir gönül buluşma noktası olacağına da inanıyorum.
*İşlem görmesi gereken ürünleri de kendi haline bırakmıyor arkadaşlarım. Burada Enstitü İstanbul İSMEK’in de devrede olup, yine bu kentin özellikle başta kadınları olmak üzere, bu iyilik hareketinin önemli bir paydaşı olup, onların o ürünlerin tamiratını ya da belki geliştirerek, başka bir forma dönüştürerek, burada ihtiyacı karşılamasına dönük süreci yönetiyor olması, çoklu bir ilişkiyi hem kurum içi hem kurum dışı, kent bünyesinde sağlıyor olacak.
“KEYİFLE İZLİYORUM”
*Tüm emekçilerimize, bu önemli projeye katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Ama bunun, özellikle İyilik İstasyonu gibi bu tür hareketlerin, aynen Askıda Fatura’da olduğu gibi sahiplenilmesiyle mümkün olduğunu, bu noktada, ‘Evet, ben de bu İyilik İstasyonu’na şu şekilde katkı sunabilirim, tanıtabilirim, anlatabilirim, hatta ben de gidip oraya bağışta bulunabilirim, katkı sunabilirim’ diyen herkesi buraya göreve davet ediyoruz.
*Özellikle İstanbul Vakfı bünyesinde, bütün yöneticilerinin ve sevgili. Eşim Dilek’in bu tür konulara çok büyük katkı sunmasını keyifle izliyorum. Kentimiz adına, bu ve buna benzer saygın işlerin, huzurlu işlerin birbirini iyi hissettiren işlerin devamını diliyorum.
*Ve kız çocuklarımızın eğitiminden burslarına varıncaya kadar, farklı alanlardaki ihtiyaçlarından, Türkiye’nin her noktasına uzanabilen bir el olmaya varıncaya kadar faydalı işlerde, daha güzel işlerde kentimiz adına İstanbul Vakfı’nda buluşmak dileğiyle, İstanbul’un bütün kurum, kuruluşlarını, hemşehrilerimizi İyilik İstasyonu’na davet ediyorum.
]]>“YİNE İNSANIMIZIN YANINDA İLK BİZ OLACAĞIZ”
*Beş yıl önce olduğu gibi bugün de yine bizim en büyük projemiz, insanımız. Değişen bir şey yok. Biz ne dedik? ‘Bu kentte hiç kimse aç ve açıkta kalmayacak’, ‘Hiçbir çocuk yatağa üşüyerek girmeyecek’ dedik. ‘Hiçbir çocuk eğitimden mahrum kalmayacak’, inançlarımıza ve kültürümüze uygun şekilde ‘bir elin verdiğini diğer el görmeyecek’ dedik.
*Başkent Kart’la 200 binden fazla aileye, esnafa, çiftçimize, emeklimize, öğrencimize destek oluyoruz. Türkiye’de ilklere imza atan belediye olarak yine insanımızın yanında ilk biz olacağız, söz veriyoruz. Hayat pahalılığının insanlarımızı her gün daha da zorladığını biliyoruz. Bu nedenle, sosyal destekler konusundaki desteklerimizi 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 70 artırıyoruz.
*Çocuklarımızın sağlıklı beslenmelerini sağlayacağız. Çocuklarımızı üşütmeyeceğiz. Onların akranları yanında mahzun olmasına seyirci kalmayacağız. Bunu üç nesildir sosyal destek alan çocuklarımız sağlıklı olsunlar, okusunlar, kendileri ve ülkemiz için üretsinler diye yapacağız.
*Sosyal destek almayı kabullenilmiş bir aile geleneği olmaktan çıkarıp, geleceğe umutla baksınlar diye yapacağız. Kentte yaşayan 200 bin yoksul varken, en çılgın projenin onların yanında olduğunu göstermek için yapacağız.
“HPV AŞI UYGULAMASI BAŞLATACAĞIZ”
*Sağlık alanında yine önemli adımlar atacağız. Alzheimer hastalarını ve yakınlarının yaşam kalitelerini artırmak için yatılı konuk evi açacağız. Yeni açacağımız İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi ile büyüklerimizin sosyal ve bağımsız bir yaşam sürmesini sağlayacağız.
*Dünyanın ve memleketimizin en büyük sorunlarından biri olan obeziteyle mücadele için yeni bir planımız var. Diyetisyen yardımı projemizle toplum sağlığımızı ve farkındalığımızı artıracağız. En önemli konulardan biri de kadınlarımızın sağlığı. Biz biliyorsunuz ilkleriyle ünlü bir belediyeyiz.
*Yine Türkiye’de bir ilke imza atacağız. Rahim ağzı kanserini önlemek amacıyla, 30 yaş altı ve sosyal destek alan kadınlarımıza HPV aşı uygulamasını başlatacağız.
*Halk Sağlığı Eylem Planı projemizi de hayata geçireceğiz. Çeşitli üniversite temsilcilerinden oluşturulacak bilim kurulu eşliğinde, sağlık alanında iş birliği ve dayanışma içerisinde iyileştirmeler yapacağız.
*Batıkent’te Türkiye’nin en büyük otizm merkezini açacağız. Bununla birlikte engelsiz spor merkeziyle ve engelsiz yaşam köyü projemizle kentimize değer katacağız. Büyüklerimiz için kuracağımız Ata Evleri ve Kıdemliler Lokali ile onların sosyal refahını artırıp daha aktif zaman geçirmelerini sağlayacağız.
“GÖKÇEYURT KÖPEK YAŞAM ALANI’NI HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
*Sokak hayvanları konusunda da kentte ortak aklı sağlamamız gerektiğinin farkındayım. Bu konuda kanunlar ile çerçevelendirilmiş çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2 bin 500 köpek kapasiteli Mamak Gökçeyurt Köpek Yaşam Alanı’nı hayata geçireceğiz.
*Köpek gezdirme, mama depolama alanı dışında ailelerimiz çocuklarıyla birlikte burada vakit geçirebilecek ve sahiplenme yapabilecekler. Ayrıca Türkiye’de ilk kez, özel veterinerlerle iş birliği yaparak 80 binden fazla kısırlaştırma yapmıştık, bu sayıyı daha da artıracağız.
“TRAFİĞİ DAHA RAHATLATACAĞIZ”
*Ankara’da özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından nüfusumuzda yoğun bir artış yaşandı. Bu yüzden yeni ulaşım projelerini hayata geçiriyoruz. Yeni toplu taşıma hatları ve araçlarıyla entegre bir şekilde akıllı bir ulaşım sistemi kuruyoruz.
*Yeni dönemde 28 adet katlı kavşak, 4 ana bulvar ve 2 adet tünel projesi ile Ankara trafiğini daha da rahatlatacağız. Ayrıca, metro konusunda yaşadığımız tüm zorluklar karşısında, yine mazeret değil çözüm üreteceğiz. Toplam 51,33 kilometre olan 5 yeni metro projesini gün kaybetmeden sürdüreceğiz.
“ANKARA’YA EN UYGUN ŞEKİLDE MAMAK METROSUNU TAMAMLAYACAĞIZ”
*Mamak Metrosu için göreve gelir gelmez kolları sıvadık. Projesini tamamladık, resmi prosedürleri sonuçlandırdık. Kredisini bulduk. İhaleye açtık. Normalin 200 milyon euro fazlasını teklif vermişler biri de bir euro daha fazla vermiş. Düşünebiliyor musunuz? Bunların hepsi zaten malum firmalar. Hemen iptal ettim. Halkın parasını boşa harcamadım. Nisanda yeni ihale açacağız. İnşallah Ankara’ya en uygun olacak şekilde Mamak metrosunu tamamlayacağız.
7,43 kilometrelik 8 istasyonlu Dikimevi – Natoyolu’nu bağlayan Mamak Metro Hattı’nın yakında temelini atacağız.
*9,36 kilometrelik 5 istasyonlu Çayyolu Koru – Yaşamkent Uzatma Hattı’nın, 7,69 kilometrelik 4 istasyonlu Keçiören Şehitler – Ovacık Uzatma Hattı’nın ve 15,25 kilometrelik 11 istasyonlu Kızılay – Dikmen Metro Hattının projelerini tamamladık, Ulaştırma Bakanlığı’na teslim ettik.
11,6 kilometrelik ve 5 istasyonlu Çayyolu – Sincan Bağlantı Hattı’nın proje çalışmasını da tamamlayarak hemen süreci başlatacağız.
“BİN ADET YENİ OTOBÜSÜ ANKARALILARA KAZANDIRACAĞIZ”
*2013 yılından beri yeni otobüs alınmayan Ankara’ya yıllar sonra 400 adet otobüsü biz kazandırmıştık. Önümüzdeki beş yıllık dönemde ise yüzde 10’u elektrikli olmak üzere toplam bin adet yeni otobüsü Ankaralılara kazandırmak için derhal harekete geçeceğiz.
*Metro istasyonlarımızın yanı başına açacağımız yeni Park Et Devam Et İstasyonları’yla vatandaşlar araçlarını park edip toplu taşımaya aktarma yapabilecekler. Bu sayede hem trafiği rahatlatacak, hem de vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracak entegre bir ulaşım sistemi inşa ediyoruz.
*Bunun dışında, yeni nesil akıllı durakların sayısını artırarak toplu taşıma kullanan vatandaşlarımıza da daha konforlu bir yolculuk bir imkânı sunacağız.
“KEÇİÖREN-ULUS YÖNÜ, SAMSUN VE KONYA YOLU İSTİKAMETİNDE OLAN TRAFİĞİ RAHATLATACAĞIZ”
*Keçiören’in girişinde bulunan Fatih Köprüsü’nün genişletilmesi sayesinde Keçiören-Ulus Yönü, Samsun ve Konya Yolu istikametinde olan trafiği rahatlatacağız. Tüm projesi hazır. Ankara Üniversitesi yönetiminin protokolü imzalaması hâlinde, Nisan 2024’te hemen ihaleye açacağız, kısa sürede tamamlayacağız. Eğer projeye izin vermezlerse yine çözümümüz var. Keçiören Fatih Köprüsü Alternatif Karayolu Tüneli projemiz de hazır. Maliyetimiz daha artacak ama Ankaralıyı zor durumda bırakmayacağız.
*Bunun yanı sıra Mamak Kıbrısköyü ve Yenimahalle Yakacık köprü genişletme projeleriyle yaya ve araç trafiğini daha konforlu bir hâle getireceğiz. Çankaya – Devlet – Mimar Sinan – İncesu Caddesi Bağlantısı Karayolu Tüneli’nin de projesi hazır, inşallah yeni dönemde bu projeyi de Ankara’mıza kazandıracağız.
*Ankara’nın Kuzey-Güney aksında Konya Yolu’na alternatif yeni bir bulvar açıyoruz. Bu bulvarla Hacılar ve İncek Bulvarı’nı birbirine bağlayacağız. Kuzey Güney aksında önemli bir ana arter özelliğine sahip Anadolu Bulvarı’na alternatif olarak yeni bir bulvar daha yapacağız. Ankara Bulvarı, İstanbul Yolu ve Batı Bulvarı’nı 7 kilometrelik ve 3 geliş-gidiş şeritli yeni yollarla bağlayacağız.
*Aynı zamanda Yenimahalle, İvedik ve Akyurt arasında 24 kilometrelik yepyeni bir yol daha açacağız. Yenimahalle, Keçiören ve Pursaklar’ın trafiğini rahatlatacağız. Bir yandan yeni yollar yaparken bir yandan da trafiğin sıkıştığı noktalarda yol düzenlemeleri yaparak çözümler üreteceğiz.
“KADIN İŞ GÜCÜ MERKEZİ AÇACAĞIZ”
*Kadınların korunmaya değil, korunmaya ihtiyaç duymadığı bir geleceğe ihtiyacı var. Bu nedenle, ekonomik büyümede kadınların rolünü artırmak ve daha fazla kadının iş dünyasında söz sahibi olması için Kadın İş Gücü Merkezi açacağız. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak sağlıklı bireyler yetiştirmek için doğum öncesinden başlayarak anne adaylarımıza destek olmak amacıyla ‘Gebelik Okulları’ kuracağız.
*Yerel eşitlik konusunda önemli adımlar atma adına, ‘Kadın Meclisi’ projesini hayata geçiriyoruz. Ankara’da alınan her kararda kadınların da payı olması için çalışıyoruz. Ayrıca, anne ve çocuk sağlığını güçlendirmek adına ‘Anne Çocuk Sağlığı Merkezleri’ kuruyoruz. Ankara’da kadınların kentte güvenle yaşaması için Panik Butonları, ışıklandırma çalışmaları ve Şeffaf Duraklar uygulamalarını artırıyoruz.
“ANKARA’YA HEDİYE EDECEĞİZ”
*Ahiliğin, Medeniyetlerin, Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’mızın kültürünü ve sanat tarihini gelecek nesillere aktarmaya devam edeceğiz. Dünyanın tüm başkentlerinde olduğu gibi biz de başkentimize uluslararası standartlarda bir kültür merkezi kazandıracak, Altındağ’da Ulus Modern’i hayatı geçireceğiz. Sahne sanatları ve çok amaçlı kullanımlar için farklı salonlar içeren Ulus Modern, kültür ve sanatta yeni dönemin sembolü olacak.
*Sanatın her dalını icra etmek ve icra edecek yetenekleri yetiştirmek için Zafer Meydanı Sanat Akademisi’ni de kentimize kazandıracağız. Büyük bir alanda kurulacak akademide, her yıl binlerce öğrenciye nitelikli eğitim imkânı sunacağız ve genç sanatçıların yetiştirilmesine katkı sağlayacağız.
*Esat Semt Hali’ni yeniliyoruz. İçinde sosyal alanlar, atölyeler, sergi alanları, galeriler ve kafeteryalar olan yepyeni bir sosyal alanı Ankara’ya hediye edeceğiz. Yeni dönemde Ankara’yı uluslararası festivallerle buluşturmak için de çalışmalarımız sürecek. Birleşmiş Milletler Kültür Komitesi’nin 2025 yılında düzenleyeceği Kültür Zirvesi’ne ev sahipliği yapmak için başvuruda bulunacağız.
*Gençlik Parkı’nda kurulacak Sanat Sokağı’nda, güzel sanatlar alanında yıl boyunca etkinlikler düzenleyeceğiz. Amatör sanatçılarımız için yeni müzik stüdyoları açacağız. Tarihi Roma Açıkhava Tiyatrosu’nda yaz aylarında ücretsiz tiyatro etkinlikleri düzenleyeceğiz.
*Ankara’nın eşsiz kültür varlıkları Gordion Antik Kenti ve Aslanhane Camii UNESCO tarafından dünya mirasına alındı. Bu gururu, Gordion Antik Kenti’nde konserler, tiyatro oyunları ve kültür programları düzenleyerek taçlandıracağız.
“TÜRKİYE’DE İLK OLACAK OLAN YÜZER GES PROJESİ’Nİ FAALİYETE ALACAĞIZ”
*Geleceğimizi korumak ve gelecek nesillere daha güzel bir Ankara bırakmak için yatırımlarımıza devam edeceğiz. Sürdürülebilirlik alanında bir eylem planı oluşturarak yeni Güneş Enerjisi Santrallerini hayata geçireceğiz. Yine Türkiye’de ilk olacak olan yüzer GES Projesini faaliyete alacağız.
*Şimdi çok önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Bizim memleketimize, memleketimizin bize ihtiyacı var. Allah bir daha yaşatmasın o günleri ama bizim her an her gün afetlere karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor.
*Yeni dönemde, AKOM mobil uygulamasıyla vatandaşlarımız acil durum butonuyla çağrı yapabilecek ve toplanma alanlarını da uygulama üstünden görebilecekler. Aynı zamanda bu uygulama sayesinde vatandaşlar, bu alanda eğitim alabilecek ve afet gönüllüsü olabilecekler.
Ankara’nın afet dirençli kent hâle getirilmesi ve sorumlu olduğumuz illere müdahale imkânlarının artırılması için Afet Lojistik ve Eğitim Merkezi’ni güçlendireceğiz.
*Aynı zamanda Yeni İtfaiye İstasyonları açarak Ankara’yı daha da dirençli bir kent haline getireceğiz. Zor günler yaşamamak için önlemler almaya devam edecek ve hem Ankara’yı hem de ülkemizi afetlerin olumsuzluklarına karşı güçlendireceğiz.
“HER ANKARALININ HATIRASI OLAN EN KALABALIK CADDELERİMİZİ YENİLEYECEĞİZ”
*Ankara’nın kentsel altyapısının iyileştirilmesi, dönüştürülmesi ve dirençli hâle getirilmesi amacıyla Kentsel Dönüşüm Danışma ve Koordinasyon Ofisleri kuracağız.
Eski konut dokusunun olduğu, yapı stoğu kullanım süresini doldurmuş yerlerde riskli yapı tarama testleri yaparak kentsel dönüşüm çalışmalarına yönelik yönlendirici, destekleyici ve uygulayıcı rol üstleneceğiz.
*Kentsel dönüşüm alanında finansman oluşturarak ucuz konut sunmayı ve Halk Konut Projesi’ni hayata geçirmeyi planlıyoruz.
*Kentsel tasarımlar alanında ise, modern şehircilik anlayışımızla her Ankaralının hatırası olan en kalabalık caddelerimizi yenileyeceğiz. Sembol caddelerimizden Bahçelievler 7. Cadde, Cemal Gürsel Caddesi, Tunalı Hilmi Caddesi, Kumrular Caddesi ve İzmir 1-2 Caddeleri için kentin dokusunu yaşatacak ve yaya odaklı bir yaklaşımla yenileyeceğiz.
“ULUS MEYDANI ÇEVRESİNDE YER ALAN TÜM AKSLARDAKİ ARAÇ TRAFİĞİ YER ALTINA ALINACAK”
*Şimdi size Ulus projelerimizden bahsetmek istiyorum. Bu projenin benim için yeri ayrı. Çünkü burası, Cumhuriyet’in kurulduğu Ulus tarihi kent merkezi. Benim görevim burayı onarmak, yapmak ve yaşatmak. Yenileme ve restorasyon çalışmalarıyla, başkent kültürümüze değer katmak. Aynı Beypazarı’nda yaptığım gibi Ulus’u da turizmin önemli simgelerinden biri haline getireceğim. Burası hem iş dünyası hem de turizm için önemli bir nokta haline gelecek. Yeni dönemde Atatürk Bulvarı, Cumhuriyet Caddesi ve Anafartalar Caddesi üzerinde kavşağa yaklaşan yollar ile Atatürk heykeli önündeki Ulus Meydanı çevresinde yer alan tüm trafik akslarındaki araç trafiği yer altına alınacak. Bu sayede araç ve yaya trafiğini düzenleyecek ve meydanı yayalara açacağız.
*Ankara Kalesi’nden Hacı Bayram-ı Veli Cami ve Hıdırlıktepe bölgesine teleferik hattı yapacağız. Projenin hayata geçmesiyle birlikte tarihi kent merkezine gelen ziyaretçiler pratik ve hızlı şekilde mahallere ulaşarak dini, sosyal ve kültürel alanlara rahatça ulaşabilecekler.
*Ulus Nostaljik Tramvay Projesi; Yeni Hızlı Tren Garı ve Tarihi Ankara Garından başlayarak, Baruthane Kavşağı, eski Meclis Binası, Ulus Heykel Meydanı, Anafartalar Caddesi, Denizciler Caddesi, Tarihi Eynebey Hamamı, Melike Hatun Cami ve Gençlik Parkı’ndan geçerek turunu tamamlayarak hizmet edecek.
“ŞİMDİ YENİ BAŞLANGIÇLAR ZAMANI”
*Yeni dönemde de şeffaf, hesap verebilir, katılımcı bir şekilde Ankara’yı yönetmeye devam edeceğiz. Ankaralının parasını kendi paramız gibi harcamaya devam edeceğiz. Kimseyi ayırmadan, herkesin başkanı olarak görevimizi sürdüreceğiz. Kahramankazan’dan Kızılcahamam’a, Kalecik’ten Haymana’ya, Evren’den Bala’ya kadar tüm Ankara’ya eşit hizmet götüreceğiz.
*Sizler de, kentimizi hak ve adaletle bir beş yıl daha yönetmeye hazır mısınız? Ortak akılla Ankara’yı geleceğe taşımak için bizlere destek olacak mısınız? Allah’ın izni, sizlerin desteğiyle bunu hep birlikte başaracağız. Beş yıl boyunca ne mutlu ki sizin başınızı öne eğecek tek bir işimiz olmadı. Ne mutlu ki, üstümüze tek bir leke dahi sürülmeden dönemimizi tamamladık. Şimdi yeni başlangıçlar zamanı.
*Bunun için sizlerden ilçe adaylarımıza destek olmanızı ve ilçe sayımızı artırmanızı istiyoruz. Belediye Meclisi’nde Meclis Üyesi sayımızı artırmanızı istiyoruz. El ele verip Ankara’yı bir bütün olarak ayağa kaldırmak istiyoruz. Şurada kaldı 20 gün. El birliğiyle, bir saniye bile kaybetmeden kapı kapı dolaşacağız. Ankara’nın başarı hikayesini hep birlikte yazacağız.”
“TAVRIMIZ NETTİR”
*Geçen seçim yaşananları biliyorsunuz. İşçileri işten atacaklar, sosyal yardımları kesecek, su sayaçlarını PKK’lılar okuyacak gibi yalanlarla uğraştılar. Şimdi bu yenileceğini anlayınca paniğe kapılanların yaptığı şey. Yine benzer şeyler başladı. Seçim yaklaşırken başladı. Biz net bir şekilde hiç kimseyle ittifak falan yapmadık. İttifakımız milletledir,
*Ankara halkıyladır. Biz Ankara halkının tertemiz oylarına talibiz, bunu herkes bilsin. Siyaset mühendislikleriyle çantadan fil çıkartmaya hiç kimse uğraşmasın. Hiçbirisi bize bulaşmaz. Kirli siyasete alet olanların geçen dönem olduğu gibi ancak elleri kirlenir, zaten kirlidir iyice kirlenir. Türk bayrağıyla sıkıntısı olmayan, İstiklal Marşı’nı gururla söyleyen, milli takım sevindiği zaman sevinçle ayağa kalkan herkesle beraberiz. Tavrımız nettir.
*Türk milletiyle, bayrağımızla, İstiklal Marşı’mızla problemi olan hiç kimse bizim yanımıza yaklaşamaz. Bunu sorgulamak isteyenler Ankara’da aday çıkarmayan partinin neden aday çıkarmadığını sorgulasınlar. İçlerine sinip sinemediğini, bunda bir mahsur görüp görmediğini söylesinler. Bizim için eli kanlı terörist fark etmiyor. Bunun adı PKK olur bunun adı HÜDA-PAR olur. Tavrımız nettir.
*Artık bu seviyesiz siyaseti bırakmalarını istiyorum. Yapacaklarıyla Ankara halkından oy istesinler. Biz belediyeye gelen hiç kimseye kimliğini sormuyoruz. Ne mezhebi ne soyu ne rengi bizi ilgilendirmiyor. Değil mi ki 6 milyon insandan biz oy alıyoruz. Her birine eşit hizmet etmek durumundayız. İnşallah seçildikten sonrada tüm Ankara’yı kucaklayacak şekilde 6 milyon insanın dertleri ile dertlenecek ve Mansur Yavaş belediyeciliğini herkese öğreteceğiz. Sosyal belediyecilik ile belediye yeniden tanıştı. Ve inşallah bu model tüm Türkiye’ye yayılacak.
]]>“ESNAF ARKADAŞLAR KEPENK KAPATIP GİTTİ”
Karaköy’deki 45 yıllık restoranın işletmeciliğini yapan Metin Özkan, inşaat alanını çevreleyen tabelalar yüzünden sorun yaşadıklarını ifade ederek şunları belirtti:
* “Yaklaşık 17 ay oldu burası başladı. Otopark yıkımı 3 ay sürdü. Peşinden 14 ayda buraya bir çivi bile çakılmadı. Bizi, burada yalnız beni değil, buradaki 150 esnafı etkiledi. Esnaflardan dayanan dayandı, dayanamayan 15-20 arkadaşımız kepenk kapatıp gitti. Biz de şu anda ayakta zor duruyoruz. Burada 11 kişi çalışıyorduk şu anda biz burada 3 kişi çalışıyoruz. Bütün işlerimizi engelledi. Ricamız, bizi mağdur etmemeleri.
* Artık bir an önce buranın bitmesi, 3 metrelik şuradaki bariyerlerin kalkması. Kalkmıyorsa bile bunları 5-10 metre geriye almaları, yani burayı bir aydınlatmalar. Artık bizi bir rahatlatmalarını istiyorum. Gerçekten de zor durumdayız. Turizm merkezi burası, Karaköy’ün göbeği, buraya birbirinden kaliteli turistler geliyor. Cruise gemileri geliyor ama burada biz esnaf olarak, yalnız ben değil bütün esnaflar olarak çok zor durumda kalıyoruz. Rica ediyorum artık bir el atılıp, bu işin buradan bir an önce kaldırılmasını istiyoruz. Çok sıkıntıdayız.”
PROJE ALANINDA TARİHİ BULUNTULAR ÇIKTI
Konuyla ilgili açıklama yapan İBB, projenin inşaat alanında tarihi buluntular çıkması nedeniyle ilerlemediğini belirtti. Belediyenin açıklamasında, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından başlatılan Karaköy Otopark Projesi kapsamında, 49 yıllık 7 katlı otoparkın yıkımı tamamlandı. Çalışmalar kapsamında yürütülen, kontrollü muayene kazıları sırasında tarihi buluntulara rastlandı. Çalışmaları yürüten ekipler, İstanbul II numaralı Kültür Varlıklarını Korum Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne bilgi verdi. Kazılar ilgili kurulun kararı doğrultusunda İBB KUDEB (Koruma Uygulama ve Denetim Müdürlüğü) ve ilgili müze denetimindeki uzmanlarca genişletilerek yapılacak. Hazırlanacak rapor ve fotoğraflar Koruma Kurulu’na iletilecek” denildi.
KARAKÖY, 7000 METREKARENİN ÜZERİNDE BİR MEYDAN KAZANACAK
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi, 2021 yılı Haziran ayı oturumlarında oy birliği ile alınan kararla, İstanbul’un ilk katlı otoparkı olan 49 yıllık Karaköy Katlı Otoparkı’nın yıkılıp, yerine meydan yapılmasına karar vermişti. Karaköy Otopark Projesi tamamlandığında Beyoğlu ve Karaköy’ün çehresi değişecek. Zemin altı otoparkın yanı sıra, bölge 7 bin metrekarelik meydan kazanmış olacak. Kaldırılan mevcut otoparkın, aynı araç kapasitesi korunarak, özel tasarım mekanizmalarla desteklene bir yeraltı otoparkı inşa edilecek. Kaldırılan yapı izdüşümünde oluşacak boş alan meydan olarak tasarlanacak. Meydan içerisinde; kültür-sanat etkinliklerinde kullanılacak çok amaçlı etkinlik mekanları, oturma grupları ve seyir alanları bulunacak.
]]>Dünyanın en büyük sodalı gölü olma özelliği taşıyan Van Gölü ise alan kaybetmeye devam ediyor. Kuş türlerinin yaşam alanları olan havzadaki sulak alanlar da kuraklıktan nasibini aldı.
YYÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özdemir Adızel, üniversite olarak 1991’den beri Van Gölü havzasındaki kuşlarla ilgili çalışma yürüttüklerini söyledi.

Bugüne kadar yaptıkları çalışmalarda havzada 240 kuş türü belirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Adızel, “Bu kuş türleri düzenli olarak her yıl Van Gölü havzasına gelip konaklıyor. Ancak, bunun yanında düzenli gelmeyen ve henüz bizim tespit edemediğimiz kuş türleri de var.
Araştırmalar devam ederse 300’e yakın kuş türünün olduğunu tespit edeceğiz. Üniversite olarak, bölüm olarak yaptığımız iş iki temele dayanıyor. Birincisi; Van Gölü havzasındaki önemli alanları ve bu alanlarda yaşayan kuş türleri tespiti. Yani envanter çalışması yapmak, elimizde hangi değerler var onları ortaya çıkarmak.
İkinci aşamada ise devletin bu işle ilgili birimleriyle ortaklaşa bu değerleri alanları, bunların yetki sınırları içeresinde koruma altına almaya çalışmak. Bizim temel çalışmalarımız bunlar” dedi.

‘VAN ESKİSİ KADAR SOĞUK OLMUYOR’
Prof. Dr. Adızel, her yıl İran’ın Urmiye Gölü’nden nisan aylarında gelip Van Gölü havzasında bir süre konaklayan flamingoların, kasım ayı sonlarına doğru daha sıcak olan Afrika ülkelerine göç ettiklerini, ancak bu yıl kış aylarının daha sıcak geçmesi nedeniyle flamingoların havzadaki sazlık alandan ayrılmadığını belirtti.
Prof. Dr. Adızel, “Flamingo ve diğer kuş türleri normalde kış mevsiminde Van Gölü havzasını terk ediyordu. Bu yıl flamingolar gitmedi. Biz bunu da genel olarak küresel ısınmaya bağlıyoruz.
Yani, Van eskisi kadar artık çok soğuk olmuyor. Van Gölü havzası da kuraklıktan etkileniyor. Havzada bulunan sulak alanlardaki bazı kuş türlerinin göç olayını da etkilemiş oluyor” diye konuştu.

‘HAVZADAKİ SAZLIKLAR DA KURAKLIKTAN ETKİLENDİ’
Kuraklığın, özellikle Van Gölü havzasındaki sazlıkları etkilediğini anlatan Prof. Dr. Adızel, şöyle devam etti:
“Van Gölü havzası kuraklıktan etkilendi. Ama onun ötesinde özellikle suyu sığ olan, yani çok derin olmayan Van Gölü havzasında ve bu bölgede bulunan göletlerin kısmen ya da tamamen kurumasına neden oluyor.
Saray bölgesindeki Akgöl, bu yaz tamamen kurudu. Onun dışında kıyı çizgisinin değişmesine neden oluyor. Kıyılar sulak alanlarla buluşma noktalarıdır. Su çekildiği zaman bu kıyı çizgisi de suyla birlikte suya doğru yaklaşıyor.
Dolayısıyla sazlık ve bataklık alanlar susuz kalıyor ve zamanla kurumaya başlıyor. Bu da kıyı çizgisinde birtakım dengesizliklere neden oluyor. Bu da kıyıdaki su kuşlarını etkiliyor. Kuraklık sulak alanları olumsuz yönde etkiyor.
Kuşların konakladığı bu bölgeler kuraklıktan nasibini alıyor. Maalesef yok ediliyor. Durum böyle olunca da yeni kıyı çizgisinde yeni noktaların açılması da zaman alıyor. Bütün dünya olarak küresel ısınmayı önleyecek tedbirlerin alınması gerekiyor.
Bireysel olarak en azından suya ve çevreye zarar verecek faktörleri daha az kullanmak, daha dikkatli kullanmak, daha akıllı tarım sulamasına geçmek, gölleri, nehirleri besleyen özellikle tarım sulamasını minimuma indirmek gerekir.”
]]>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP’nin Etimesgut Belediye Başkan adayı Erdal Beşikçioğlu ile ABB tarafından yenilenen Beştepe’deki BELPA Kafe ve Spor Kompleksinin açılışına katıldı.
Yavaş burada gazetecilerin kendisine yönelttiği AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok tarafından seçmenlere gönderilen “Değerli hemşerilerim; 31 Mart Yerel Seçimleri’nden sonra yapacağımız ilk işlerden biri Ankara’daki su ücretlerine yüzde 50 indirim yapmak olacak. Turgut Altınok Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı” yazılı mesaja ilişkin şunları söyledi:
– “İnşallah doğal gazda ve elektrikte de yüzde 50 zammı yaparlar. Her şeyden önce hem Anayasa Mahkemesi kararları hem de çeşitli mahkeme kararları ve Sayıştay raporları doğrultusunda su, maliyetinin altında satılamaz. Bugünkü maliyetimiz 37 lira. Hatta üzerinde birazda biz şu anda 21 liraya satıyoruz. Bunu da Ankara halkını düşünerek yapıyoruz. Daha önceki yıllarda su 1.6 dolara satıldı. Sayın Mustafa Tuna geldiğinde bunu yarıya indirerek 0.90’a satmaya başladı. Şu anda su fiyatımız 0.70 dolar civarında, 21 liradır. Yani maliyetin neredeyse yarısına su veriyoruz. Amaçları Polatlı’ya giden suyu engellemek, ASKİ’nin yatırımlarını engellemek ve ASKİ’yi batırmaktı. Daha önce bu kararı belediye meclisi çoğunluklarına dayanarak aldılar. Ama mahkeme kesin bir dille suyun maliyetinin altında asla satılamayacağını, satıldığı takdirde bu kararı alanlarda zimmet çıkaracağını belirterek bu kararı iptal etti.
“DOĞAL GAZ VE ELEKTRİKTE DE YÜZDE İNDİRİM BEKLİYORUZ”
– Elli liraya su satan eski dönemin aksine, sosyal yardım alan ailelere ve depremzedelere suyun tonunu 1 liradan veriyoruz. Öğrenci evlerine yüzde 50 indirimli olarak veriyoruz. Ankara halkını bu konuda mağdur etmiyoruz. Aynı zamanda 2010 – 2019 yılları arasında asgari ücretten zorunlu gider olan su bedeli yüzde 4.7 iken şu anda 1.3’e veriyoruz. Çaresizliklerini gösteriyor. Yasal olarak yapamayacakları şeyleri iddia ediyorlar. Ben çaresizlik olarak görüyorum ama güzel bir şey. Su indirimi kadar doğal gaz ve elektrikte de yüzde 50 indirimi bekliyoruz kendilerinden.
“FARK ARTTIKÇA BU TÜR ATAKLARI BEKLİYORUM”
– Aynı zamanda otobüslerde de 1 dolara satılırdı eskiden. Şu anda 0.50 doların da altında hizmet veriyoruz. Gerçek belediyecilik budur. Önceki dönemlerde Ankara halkını tabir-i caizse kazıkladılar. Hayali projelere para yatırdılar. Biz ise kentin asli ihtiyaçlarını yerine getiriyoruz. Çamlıdere’den Polatlı’ya suyu akıtmaya başladık. Çamlıdere’den Elmadağ’a suyu götürdük. Mamak – Gölbaşı arasındaki hattı yeniledik. Daha önceki dönemlerde taşkın olacağı ihbarına karşı hiçbir şey yapmayan eski dönem belediyesinden en az 10 tane bildirilen alanı da yapmış bulunuyoruz.
– Gerçekten belediyeciliği bilmiyorlar. Suyun fiyatlarını belediye meclisi belirliyor. Belediye meclisinde 148’de sayımız 40 kişi. Bunun TÜFE oranında belirlenmesine mecliste karar verdik. Kendileri de bunun gerekli olduğunu bildikleri için mecliste önce çoğunluğu sağlayıp, sonra meclisi terk ederek zimmi olarak bize destek verdiler. Şimdi kendi aldıkları kararla bizi şikayet etmeye kalkıyorlar. İndirimli ve kaliteli su vermeye devam edeceğiz. Musluk sularını içebilirsiniz. Sağlık Bakanlığı yılda 51 noktadan su alıyor. Sularda en ufak bir problem olsa başımıza neler geleceğini biliyorsunuz. Çaresizlik böyle bir şey. Fark arttıkça bu tür atakları bekliyorum. Seçim yasakları kapsamına ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na aykırı. Bu konuda il başkanlığımız ilgili teşebbüsü yapacak. Herkes kanuna uyacak. Herkes kanunlar karşısında eşittir. Yüksek Seçim Kurulu, İl Seçim Kurulu ve savcılık gerekeni yapacaktır.”

“BİZE VERİN DİYORUZ, VERMİYORLAR”
Yavaş’ın açıklamalarının ardından tesisin açılışı gerçekleştirildi.
Mansur Yavaş, burada öğrencilerin soruları üzerine, Esenboğa Havalimanı metro projesinin 3 yıldır Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda olduğunu, yatırım programında olmasına rağmen yapılmadığını ifade ederek, “‘Bize verin diyoruz’ ama vermiyorlar. Niye istiyoruz? Çünkü biz uzun vadeli krediyle bu işi çözebiliriz” diye konuştu.

Beştepe’de yenilenen 6 bin 545 metrekarelik spor alanında halı saha, kafe, okuma köşeleri ve açık oturma alanı bulunuyor.
]]>Çanakkale Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Erkek projelerini paylaştı. Erkek, insan odaklı, özgürlüklere saygılı, bilgiye dayalı, teknolojik dönüşümü yakalama amaçlı, çevre ve doğayla barışık, tarihe ve kültürel değerlere duyarlı, afetlere dirençli, katılımcı kararlar alan ve planlı uygulayan, kalkınma hedefinden sapmayan, hizmeti adil olan, liyakat ve işbirliği temelli, şeffaf ve hesap verebilir ve tüm hemşehrilerini eşit gören bir yönetim anlayışıyla Çanakkale’yi yöneteceklerini söyledi.
Muharrem Erkek’in projeleri ve açıklamaları şu şekilde:
ÇANAPPKALE
“Dijital belediyecilik anlayışımız ile artık mobil uygulamamız olan ‘ÇANAPPKALE” ile bir çok yere erişebileceksiniz. Uygulamadan vergi ve fatura gibi birçok ödemeyi kolaylıkla gerçekleştirebileceksiniz. Anketlere katılım, şikayet ve talep iletme gibi konularda uygulamamız sizlere yardımcı olacak. Uygulamamız katılımcı yönetim anlayışımıza büyük katkı sağlayacak.”
ÇANAKKALE MOBİL BİLİM EVİ
“Çocuklar için çok önemli bir projeye imza atıyoruz. Mobil Bilim Evi ile birlikte çocuklarımız deneyler yapacak, önemli bilim adamlarını öğrenecek. Çok iyi vakit geçirecek çocuklarımız için bilim evi mahallelere, ilçelere, köylere, çocukların ayağına gidecek. Aklın ve bilimin ışında yürümemiz lazım.”
AKILLI AYDINLATMA
“Şehrimizin belli yerlerinde bu sistem var. Güneş enerjisi ile çalışan led teknolojisini her yerde yaygınlaştıracağız. İnsan adımını attığında yanacak olan lambalarımız çok önemli bir tasarruf kaynağı sağlayacak. Tasarruf bizim için çok önemli”
TROYA İNOVASYON MERKEZİ
“Bu projemizi çok önemsiyoruz. Çanakkale 10-15 yıl sonra neden bilişim merkezi, kenti olmasın? Bilişim merkezlerinin altyapısı bu merkez ile oluşacak. Girişimci gençlerimiz burada her türlü yazılım, kodlama ve uygulama yapabilecekler. Gençlerimiz için çok önemli bir merkez olacak.”
İNÖNÜ VE ATATÜRK CADDELERİ TEK YÖN OLACAK
“İnönü caddesi Barbaros Mahallesi yönüne doğru tek yön olacak. Atatürk Caddesi ise Cevatpaşa Mahallesi yönüne doğru tek yön olacak. Bunları birbirine bağlayan sokaklarda tek yön olacak. Cuma Pazarı ve Sanayi kavşakları düzenlenecek.”
TAM OTOMATİK OTOPARKLAR
“Eski Çanakkale’yi trafiğe kapatacağız. Cephe iyileştirmelerine devam edeceğiz. Tam otomatik otoparklar yapmalıyız. Çanakkale’mizin belli noktalarına bunları yapacağız. Asıl hedefimiz bisikletli ulaşım.”
DİRENÇLİ KENT
“Deprem bizim en önemli gerçeğimiz. Birinci derece deprem kuşağındayız. Belediyemiz 2012 yılında bütün Çanakkale’de zemin etütleri yapıldı. Zemin iyileştirmesi yapmadan hiç bir inşaata başlayamıyorsunuz Çanakkale’de. Her iki kuruma da teşekkür ediyorum. Her şey zemin. Zemin iyileştirmelerini ve yapı stokunu çok iyi inceleyeceğiz. Zemin laboratuvarı kuracağız.”
KENTSEL DÖNÜŞÜM
“Yerinde bir kentsel dönüşüm ile gerekirse kooperatif sistemi ile dönüşümü sağlayacağız. Kat malikleri ile birebir görüşecek bunu hep birlikte başaracağız. Çanakkale’yi dirençli bir kent haline hep birlikte getireceğiz.”
CUMA PAZARI YİNELENİLENECEK
“Artık kapalı pazaryerimiz olan Cuma Pazarımızın mutlaka yenilenmesi gerekiyor. Buraya çelik ağırlıklı yeni bir yapı kuracağız. Bu yenilemeyi oradaki pazarcılarımız ile konuşarak, onların haklarını koruyarak yapacağız. Modern bir pazaryerini inşa edeceğiz. Kapalı pazar yerimizin üst kısmına güneş enerjisi panelleri yerleştirerek elektrik elde edeceğiz.”
SARIÇAY DÜZENLEMESİ
“Sarıçay çevre düzenlemesi mutlaka yapılacak. Yeşil alan düzenlemesi gerçekleştirilecek. Talimhane sokaktan gelen yıl ile ile Barbaros mahallesini birbirine bağlayan yeni bir köprü yapacağız. Burada araç geçişi olmayacak, yürüyüş ve bisiklet yolu olacak.”
DEPREM PARK
“Çanakkale’deki deprem toplanma alanlarında farkındalıklar olacak. Biz deprem toplanma alanlarını imara açan zihniyetten farklıyız. Biz bu konuyu çok önemiyoruz. Deprem toplanma alanlarında afet bilinci eğitimleri gerçekleştireceğiz.”
TÜRKAN SAYLAN SOSYAL TESİSLERİ
“Türkan Saylan Sosyal Tesisleri Çanakkale için çok özel bir yer. Bu bina önümüzdeki dönem yıkılarak buraya yeni bir kültür merkez inşa edeceğiz. İçerisinde öğrencilerimiz için okuma solanları, sergi salonları, kütüphane, dinlenme alanları bulunan ve Çanakkale’ye yakışan harika bir kültür merkezi inşa edeceğiz. Yeni kültür merkezimizin adı ‘Atatürk Kültür Merkezi’ olacak. Atatürk Kültür Merkezi’nin içindeki çok amaçlı salona ‘Türkan Saylan Salonu’ adını vereceğiz. Çanakkale kültür kenti olmalı, tarih kenti olmalı, turizm kenti olmalı, öğrenci dostu kent olmalı, kadın ve çocuk dostu bir kent olmalı. Bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
ÇANAKKALE VE CUMHURİYET MÜZESİ
“Cumhuriyetin önsözü Çanakkale’de yazıldı. Çok önemli bir coğrafyadayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu topraklardan çıkarak Kurtuluş Savaşı destanını yazdı. Bizim bu ruhu yaşatmamız lazım. Bu yüzden Çanakkale ve Cumhuriyet Müzesi’ni hayata geçireceğiz.”
KİTAP GÜNLERİ
“Çok önemli yazarları, kitapları ve yayınevlerini hemşehrilerimiz ile buluşturacağız. Çok önemli söyleşiler olacak. Çok önemli gazeteciler sizlerle buluşacak.”
DÜĞÜN SALONU
“Vatandaşlarımızdan bizlere inanılmaz bir düğün salonu talebi oldu. Herkes özel yerlerde düğün yapamıyor, imkanı yok. Onun için düğün salonu mutlaka yapacağız. Projesi ve yeri belirlendi. Esenler Mahallemizde olacak. 1800 metrekare kapalı alana sahip ve 650 kişilik olacak. Öncelikle dar gelirli ailelerimiz faydalanacak.”
ÖĞRENCİ EVİ
“Biz öğrenci kentiyiz. Çanakkale nüfusumuzun yüzde 40’ı genç. Öğrencilerimizin bir çoğunun barınma sorunu var. Dar gelirli öğrencilerimizin faydalanacağı, barınma sorunlarını çözeceği öğrenci evi yapacağız.”
ENGELSİZ DERSHANE
“YGS ve YKS gibi bir çok sınava hazırlık kurslarının olacağı, engelli vatandaşlarımıza yönelik bir dershane inşa edeceğiz. Gönüllü öğretmenlerimizle birlikte bu kursları vereceğiz. Bunun çalışmalarını yaptık, öğretmenlerimiz ile konuştuk.”
SINIRSIZ DURAK
“Otobüs yolculuğu yapan bebek sahibi anneler istediği her yerde inebilecek. Kadınlarda gece belli bir saatten sonra bu imkandan faydalanacak. Bu uygulamayı Çanakkale’de hayata geçireceğiz. Anne dostu, kadın dostu kent olacağız.”
SOKAK CANLARI REHABİLİTASYON MERKEZİ
“Can dostlarımız, sokak hayvanlarımızı asla yalnız bırakmayacağız. Yeri ve projesi belirlenen bir sokak hayvanlarımız için rehabilitasyon merkezi kuracağız. Burada aynı zamanda can dostlarımız barınabilecek. Hayvan dostu bir kent olacağız.”
KENT PARK
“Yeni parklar, yeni yeşil alanlar oluşturacağız. Çocuklar için, gençler için, aileler için herkes için mutlaka yeşil alanlarımızı arttıracağız. Esenler Mahallemizde 75 dönümlük yeşil bir kent park inşa edeceğiz. Botanik bahçesiyle, göletliyle muhteşem bir kent parkı siz değerli hemşehrilerimizle paylaşacağız.”
OYUNCAK MÜZESİ
“Çocuklar ile ilgili adımlar atacağız. Bütün mücadelemiz onların geleceği için zaten. Ekolojik kreş yapacağız, oyuncak müzesi yapacağız. Değerli Sunay Akın ile müzemi yapacağız. Kendisi çok mutlu oldu. İçerisinde çok güzel etkinlikler, oyunlar olacak. Sunay Akın ile birlikte projemizi hayata geçireceğiz.”
HALK SÜT
“Çocuklarımız maalesef ekonomik şartlardan ötürü et ve süte ulaşmakta zorluk çekiyor. Üreticilerimiz ve kooperatiflerimiz ile görüşüp gerçekten ihtiyaç sahibi olan çocuklarımıza ücretsiz süt desteği sağlayacağız. Kimse görmeden bu hizmeti sağlayacağız. Bütün sosyal yardımlar insan onuruna yakışır bir şekilde yapılacak.”
ÇOCUK MECLİSİ
“Çanakkale Kent Konseyimiz ile birlikte çocuk konseyimizi mutlaka kuracağız. Çocuk meclisimiz çok önemli. Çocuklarımızın talep ve düşüncülerinin paylaşması ilerde demokrasinin işlemesi açısından çok önemli olacak. Çanakkale’de çocukların sözü geçecek.”
EKOLOJİK KREŞ
“75 dönümlük Kent Park alanımızın yanında 10 dönümlük alana yapacağız. Çocuklar bitkilerin nasıl büyüdüğünü, meyvelerin nasıl yetiştiğini görecek. Çok güzel bir kreşi hep birlikte hayata geçireceğiz. Çocuklarımızı geleceğe hazırlayacağız.”
GENÇ KENT
“Gençlerimiz bizim için çok önemli. Gençlerimize yönelik bir çok çalışmayı başlatacağı. Greenbox Stüdyo ile gençlerimize profesyonel çekimlerini gerçekleştirebileceği imkanlar sağlayacağız. Bu stüdyoyu ivedi bir şekilde kuracağız. Gençlerle ilgili ne yapacaksak gençlerle birlikte yapacağız. Gençlerimize eğitim desteği vereceğiz.”
BİSİKLET KENTİ
“Bisiklet kullanımını çok önemsiyoruz. Çanakkale mutlaka Avrupa Bisiklet Ağı’na katılmalıdır. Üye olacağız. Ulaşım ağı içerisinde konforlu ve güvenilir bisiklet ağını kuracağız. Bisiklet dostu bir kent olacağız, bisiklet kullanımına teşviklerde bulunacağız.”
Projelerini anlatan Erkek, sonrasında Çanakkale Belediye Meclis Üyesi adaylarını ve İl Genel Meclis Üyesi adaylarını tanıttı.
Aday tanıtım programına CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan ve Özgür Ceylan, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, CHP Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP Çanakkale İl Başkanı Levent Gürbüz, CHP Çanakkale Merkez İlçe Başkanı İbrahim Can Ergun, İlçe ve belde belediye başkanları, parti yöneticileri, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı.
BELEDİYE MECLİS ADAYLARI
Çanakkale Belediye Meclisi Adayları; Burcu Özgen Demir, Umut Karagöz, Deniz Hazal Uysal, Hanifi Araz, Fatma Kaynaş, Egemen Ergun, Simge Kutlu, İrfan Dehmen, Sevda Yıldız, Muhammed Güngör, Nurcan Bingöl, İbrahim Soydan, Ercüment Furuncu, Metin Değirmenci, Mustafa Alptuğ Akkoca, Meryem Sabiha Salkım, Fatma Çalışkan, Muhammed Ali Arıkan, Öykü Kaya, Bahrettin Tunç Bozkurt, Evren Nuransoy, Nuriye Ecem Uçar, Burak Durmaz, Müslüm Yalçınkaya, Alper Onur Gözütok, Mesut Dinç, Ali Oktay Coşgun, Hayri Çetin, Ahmet Demir, Kontenjan; Bülent Şarlan, Öznur Benderlioğlu Doğangün, Nigar Etizer Karacık oldu.
İL GENEL MECLİS ADAYLARI
CHP’nin Çanakkale İl Genel Meclis adayları; Güneş Pehlivan, Halil Ertuğrul, Can Algönül, Ahmet Çelik, Egemen Taylan Özkurnaz, Fahrettin Çiloğlu oldu.
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Mardin Müzesi ve Midyat Belediyesi işbirliğiyle 4 yıldır Estel bölgesinde bulunan Ulu Cami Mahallesi’ndeki 2 noktada çalışmalar titizlikle yürütülüyor.
Çok geniş bir alana yayıldığı tespit edilen ve buluntulara göre yaklaşık 5 bin yıllık olduğu belirlenen yer altı şehrinin, 1. ve 2. etap temizlik ve kazı çalışmalarında 8 bin 223 metrekarelik alan ve bu alanlarla bağlantılı yaklaşık 120 metrelik tünel ortaya çıkarıldı.
İbadethane, silo, su kuyuları, barınma, şırahane, işlik, sarnıç ve mezar alanları, tünel ve dehlizlerin bulunduğu yer altı şehrinde, farklı dönemlere tarihlendirilen, kandiller, ağırşaklar, el değirmeni, taş ve cam boncuklar, taş eserler, bronz sikke ve takılar, pişmiş topraktan araç gereçlerin yanı sıra insan ve farklı hayvanlara ait kemikler bulundu.
Çalışmaların bitme noktasına geldiği 1. ve 2. etapların turizme kazandırılması için hazırlanan restorasyon ile Ziyaretçi Karşılama Merkezi projeleri, Mardin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nca onaylandı.
Mezopotamya’nın en gözde destinasyon merkezi haline getirilmesi hedeflenen yer altı şehrinin iki etabının bu yıl turizme kazandırılması hedefleniyor.
“Bu ay Ziyaretçi Karşılama Merkezinin ihalesini yapacağız”
Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin, çok kültürlü bir yapıya sahip Midyat’ta yüzyıllardır Türk, Kürt, Arap, Müslüman, Süryani ve Yezidilerin bir arada yaşadığını söyledi.
Tarihi ilçede yer altı şehrini ortaya çıkarmak için başlattıkları kazıların sürdüğünü kaydeden Şahin, bu yıl Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü koordinesinde tespit edilen yeni etaplarda çalışma yapılacağını bildirdi.
İlk iki etap için restorasyon ve Ziyaretçi Karşılama Merkezi projelerinin onaylandığını, projeleri çok kısa sürede bitirip 2 etabı turizme açmayı planladıklarını kaydeden Şahin, şöyle konuştu:
“Bu yıl içinde 1. ve 2. etabı turizme açmayı düşünüyoruz. Bu ay Ziyaretçi Karşılama Merkezinin ihalesini yapacağız. 6-7 ay içinde yer altı şehri turizme açılacak. Midyat’taki yer altı şehrinin tamamını turizme açtığımız zaman dünyanın en büyük yer altı şehirlerinden biri olacak.
Sene sonuna doğru 1. ve 2. etabı tamamıyla misafirlerimizin hizmetine açacağız. Gelen turistler hizmete açılmadığı halde merak edip, bizlere müracaat ediyorlar. Güvenlik nedeniyle şu anda ziyaretçi kabul edemiyoruz.”
Yılda ortalama 1 milyon turisti ağırladıklarını, bu yıl da 1,5 milyon turist beklediklerini aktaran Şahin, turizm konusunda ilçenin potansiyelinin çok yüksek olduğunu dile getirdi.
Turizme açamadıkları destinasyon noktalarının bulunduğunu anlatan Şahin, hedeflerinin 2 milyon turiste yaklaşmak olduğunu sözlerine ekledi.

“5 bin yıllık bir şehir, etaplar halinde çalışmalar devam edecek”
Kazı başkanı Gani Tarkan da 2020 yılında başlayan kazı çalışmalarında 4. sezona başladıklarını söyledi.
Yamaç yerleşiminin güney kısımlarında çalışmaların devam ettiğini kaydeden Tarkan, şöyle devam etti:
“Bu sezon çalışmalarda bir işlik ve bir mağara alanı tespit edildi. Mağaradan taş alınma suretiyle genişlediğini görüyoruz. Alınan taşlarda mağaranın hemen üzerinde 20. yüzyılın başlarında tarihlenen ev inşa edilmiş. Kazı alanında şu anda üst tabakadayız. Alınmamış dolgu toprağı var. Dolgu toprağının altında da diğer mekanlara bağlantıyı geçişi sağlayacak mekanların da bulunacağını tahmin ediyoruz.”
Yer altı şehrinin yaklaşık 40 hektarlık bir alandan oluştuğunu, şimdiye kadar yüzde 6-7’lik bir kısmının ortaya çıkarıldığını aktaran Tarkan, kazıların yıllarca süreceğini vurguladı.
Şimdiye kadar çok sayıda yapı ve buluntulara ulaştıklarına dikkati çeken Tarkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Milattan önce 3. binde yerleşim başlıyor Matiate yer altı şehrinde. Tunç Çağı’nda başlıyor ve kesintisiz şekilde devam ediyor. Roma dönemine ait de çok sayıda buluntu var. Sikkeler, kandiller, su mataraları, cam bilezikler ve günlük kullanım eşyaları gibi yoğun seramik buluntuları bulundu. Bunun yanında çok sayıda daha çok Orta Çağ seramiği bulduk.
Tunç dönemine tarihlenen seramiklere de ulaştık, bunlar lokal bölgede. Ancak kazı alanı genelinde Orta Çağ ve Roma dönemine ait buluntularla karşılaşıyoruz. 5 bin yıllık bir şehir, etaplar halinde çalışmalar devam edecek. Hedefimiz yer altı şehrinin tamamını açığa çıkarmak ve etap etap burayı gelen turistlerin ziyaretine açmak.”
“Matiate diğer yer altı şehirlerinin öncüsü”
Midyat Belediyesi Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları sorumlusu ve sanat tarihçisi Mervan Yavuz da arkeolog, sanat tarihçisi ve 10 işçi ile çalışmaları titizlikle yürüttüklerini söyledi.
Çalışmaların 1. ve 2. etabında bitme aşamasına gelindiğini kaydeden Yavuz, şimdiye kadar açığa çıkardıkları alanda önemli buluntulara ulaştıklarını, buluntulara göre yer altı şehri tarihinin Tunç dönemine kadar gittiğini gördüklerini bildirdi.
Dünyanın birçok yerinde yer altı şehirlerinin bulunduğunu, ilçedeki yer altı şehrinin benzerinin Kapadokya bölgesinde olduğunu kaydeden Yavuz, şöyle dedi:
“Matiate yer altı şehrinin önemi, bereketli hilalin tam ortasında bulunmasından kaynaklı. Yayılım buradan gerçekleştiği için Matiate yer altı şehrinin diğer yer altı şehirlerinin öncüsü olduğunu görüyoruz. Diğer yer altı şehirlerinden farkı ise sivil mimarinin yer altı şehrinin üzerinde bulunması.
Bu da bize yer altı şehrinden günümüze nasıl ulaşıldığını gösteriyor. Yer altı şehrinden kent yaşamına aşamalar halinde geçişini gözlemleyebiliyoruz. Aynı zamanda Kapadokya gibi bazı yer altı şehirleri, dikey olarak aşağı inmekte. Buradaki ise teras şeklinde yatay seyrediyor ve çok geniş bir alana yayılıyor.”
]]>Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 4 savcı tarafından sürdürülen soruşturmada bugüne kadar olayla ilgili olarak 9 kişi gözaltına alındı. Bu kişilerden 6’sı ‘taksirle ölümü ve yaralanmaya neden olmak’ suçundan tutuklanırken, aralarında şirketin Türkiye müdürü C.D. ile A.R.K. ve M.T.A., adli kontrol ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakıldı.
Soruşturma çok yönlü olarak devam ederken, tutuklanan Murat Bayraktar, Şenol Demir, Soysal Doğan, Abdulkadir Cansız, Hüseyin Üstündağ ve Kanada uyruklu Jain Ronald Guille’nin ifadeleri ortaya çıktı.
“KENAN ÖZ ‘YIĞIN LİÇ BÖLGESİNDE ÇATLAKLAR’ VAR DEDİ”
Savcılıktaki ifadesinde sabah saatlerinde çatlakların fotoğraflarının geldiğini belirten oksit kırıcı mühendisi olarak görev yapan Şenol Demir şunları söyledi:
* “Yanımdaki arkadaşımla beraber yığma liç bölgesine çıktık. Buradan online toplantıya katıldık. Toplantıda iş güvenliği anlamında sıkıntı olup olmadığı soruldu. Yığın liç kıdemli süpervisörü Kenan Öz ‘Yığın liç bölgesinde çatlaklar’ var diyerek bakılmasını söyledi. Daha sonra toplantı sonlandırıldı. Murat Bayraktar yığın liç bölgesine geldi. Jeofizik Departmanına iş sağlığı ve güvenliği sorumlu personeline çatlaklar ile ilgili bilgi verilerek sahaya gelmesi istendi. Toplu bir şekilde çatlaklar incelendi. Bu sırada ben yığın liç alanından ayrılarak ofisler bölgesine geçtim.
* Ofis bölgesinde ben Anagold Güvenlik Müdürü Hakan Şahin, finans departmanından Serkan Köse ve Mehmet Sarıtaş ile beraber Anagold’un ay başından planladığı denetleme üzere yığın liç bölgesine gittik. Denetlemenin yarısında Kaan Murat Akpolat ve ekibi ile karşılaştık. Kaan Murat bizlere hitaben sahayı boşaltıyoruz. Bana da ayrıca ‘bilgilendirme maili atar mısın’ dedi. İdari ofisler bölgesine giderek maili hazırladım ve ‘ikinci bir bildirime kadar yığın liç bölgesine girişler kapatılmıştır’ diyerek maili hatırladığım kadarıyla iş güvenliği grubuna, bakım grubuna, sülfit operasyon, oksit operasyon, İliç white gruplarına 10.50’de gönderdim. Rutin işlerime geri döndüm.
* 14.28’de ofisteydim, deprem olduğunu düşünerek dışarı çıktım. Dışarı çıktığımda da yığın liçin kaymış yıkılmış olduğunu gördüm. Hemen apar topar olayın olduğu yığın liç kırıcı bölgesine gittim. Gitmemdeki amaç personelleri veya yardıma muhtaç olan varsa yardım etmekti. Yığın liç bölgesine giden yolda yolun çatallaşan kısmında güvenlikler tarafından durduruldum. Burada personelleri tek tek aradım. 8 kişiye ulaşamadım.”
“OLAYIN OLDUĞU GÜN ÖNCESİNE KADAR TEDBİR ALINMADI”
Bahse konu iş kazası hakkında aynı gün saat 10.50’de Anagold personellerine talep üzerine mail yolu ile bildirdim yaptığını belirten Şenol Demir, şu ifadeleri kullandı:
* “Konuyu daha önceden bilmiyordum. Aynı günün sabahı Whatsapp grubundan gelen mesaj ile öğrendim. Güvenlik tedbiri almak benim görevim değildir. Ancak her ihtimale karşı bildirilmesi istenen girişlerin kapatılması hususunu mail yolu bildirdim. Bununla ilgili olayın olduğu gün öncesine kadar tedbir alınmadı. Bununla ilgili bilgimiz yoktu. Yarılma/çatlama durumu söz konusu değildi. Ben en son yığın liç bölgesine 11.02.2024 Pazartesi günü öğleden sonra gitmiştim. Yığın liç bölgesinde sorun yoktu.
* Kabahatin yığın liçin dizayn, yani yığını yapan şirkette olduğunu düşünüyorum. Maden içerisinde bulunan yığın liç bölgesinin faz/ alan genişletmesi için yapılan patlatmalarda etkili olabileceğini düşünüyorum. 13.02.2024 günü Anagold Maden sahasında patlama yapıldı. Her gün saat 12.00 ile 12.30 arasında patlatma yapılmaktadır. Ancak olayın olduğu 13.02.2024 günü patlatma, olayın olduğu yere 500 metrelik alandan daha uzaktır. Maden sahası boşaltılmadı, bilgim yoktur. Boşaltılması yetkisi de bende yoktur. Kimse böyle bir şey olmasını istemez. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum.”
“HAREKETLENMEYE BAŞLADIĞINI FARK ETTİM, KOŞARAK UZAKLAŞTIM”
Olay günü yapılması gereken işleri ve görevlerini yaptıklarını söyleyen Soysal Doğan ise ifadesinde şunları söyledi:
* “Yığın liç sahasında bulunan kendi konteynerlerimize gittim. Günlük rutin olan saha kontrollerimizi yaptım. Sahada çalışan İshak Demir, İsa Taşdelen ve yığın liç ekip liderlerinden Kenan Öz beni cep telefonundan aradı ve ‘sahada çatlak olduğunu araç ile beni alacağını’ söyledi. Saat 08.20 sıralarında, Kenan Öz ile beraber olayın meydana geldiği sahaya çıktık. Mühendisimiz Kaan Murat Akpolat, Murat Bayraktar, İSG Mühendisi Gizem Gazcı, Çevre Mühendisi Can Serdar Hastürk, Jeoloji Mühendisi Ali Rıza Kalender de olaya konu sahaya saat 09.00 sıralarında geldiler.
* İncelemeleri sonrası sahada bulunan YESTİ firması ve Mürekkepçiler firması sahadan çıkarıldı, çalışması durduruldu. Arkadaşlarımla lift 20 noktasına kontrol için görevlendirdim, kendim de yalnız olarak lift 33 bölgesine gittim, aramızdaki mesafe yaklaşık 30 metredir. Çatlakları kontrol ederken alanın hareketlenmeye başladığını fark ettim ve alandan koşarak uzaklaştım. Alan komple kaymaya başladı, kendim güvenli bir alana gittim. Kendi konteylerimize baktığımda hiçbir şey göremedim ve derhal güvenlik birimimizi aradım.”
“DOĞU BÖLGESİNDE 2 RADAR VE 2 ROBOTİK MAKİNE EKSİKTİ”
Şirkette Oksitproses Müdürü olarak görev yapan Hüseyin Üstündağ, ifadesinde şunları söyledi:
* “Anagold Maden şirketinde Okitproses Müdürü olarak yaklaşık 5 aydır görev yapıyorum. Aynı zamanda 15 yıldır maden mühendisiyim. Liç bölgesindeki projelendirme yurt dışı kaynaklı firma olan GRE isimli şirkete aitti. Bu şirket projelendirmeyi yaptı ve bizim şirket bünyesindeki proje ofisine uygulaması bırakıldı. Şirket bünyesindeki projeye göre 36 kata kadar yükleme yapılmasında bir sıkıntı yoktu. Biz daha 33’üncü kattaydık.
* Liç bölgesinde kırılmış malzemenin serilmesi ve sulama işlerini yapıyorum. Benim altımda başmühendis Murat Bayraktar çalışmaktadır. Ben olmadığım zaman vekil olarak yerime Murat Bayraktar bakıyordu. Olayın meydana geldiği liç 2010 yılından itibaren yapılmaya başlanan liçti. Bu bölgedeki ana yönlendirmeyi Anagold’un mühendisleri yapmaktadır. Ancak bölgede çalışanlar taşeron firmanın işçileri olabilmektedir.
* Radar işletme kısmı her pazartesi raporlarını bizle paylaşırdı. Bu kısmın amiri Mehmet Türk’tür. Ancak radara bakan kişi Ali Rıza Kalender’dir. Liç projesine gerek kaplanılan alan gerekse de yükseklik olarak uyulmuştur. Fazla yükleme yapılmamıştır. Doğu bölgesinde 2 radar ve 2 robotik makine eksikti. Bunun için açık işleme birimi bütçesinde yer ayrıldı. Ancak olay olduğu tarihte bu bölgede henüz cihazlar alınmamıştı. Serme işleminde serilen toprak içerisine çimento ve kireç eklenmektedir. Bunun azaltılması yahut çoğaltılması analize gönderdiğimiz şirket içerisindeki teknik birim ve dışında analizi yapan firmaya aitti.
* Oradan gelen talimatlar doğrultusunda miktarı azaltma veya çoğaltma yapabiliyorduk. Biz kendi bünyemizde bunun kararını veren kişi değildik. Bu olayın olduğu gün İstanbul’a araç almak için gitmiştim. Olay olduktan sonra duyar duymaz hızlı bir şekilde olay yerine intikal ettim. Göreve başladığım ilk dönemde liç bölgesinde bir açılma olmuştu ancak bu radarla tespit edilmeyecek kadar az bir alandı. Burayı çakılla jeoteknik birimin verdiği bilgi doğrultusunda kapattık. Herhangi bir sıkıntı olmadı.”
“ALAN GENİŞLEMESİ İÇİN PATLATMA YAPILIYORDU”
Oksit bölümü başmühendisi Murat Bayraktar, şöyle konuştu:
* “Oksit bölümü başmühendisi olarak görev yapıyorum. 2023 yılında liç bölgesindeki görevime başladım. Onun öncesinde Anagold şirketinde 2010 yılında kırıcı ve yığın liçi kısmında süpervisor olarak başladım. Ben 2010 yılından bu yana kırma eleme ve yığın liçini döküm işinde çalışıyorum. Borulama ayrı bir birime aitti. Borulama işi oksit bölümü içerisinde ayrı bir birimdi. Liç bölgesi benim göreve başladığım dönemde oluşmaya başlıyordu. 2020 yılından 2020 yılına kadar maden mühendisi olan şirket müdürlerimizce nereye ne miktarda dökeceğimiz söyleniyordu. Bu dönemde ayrıca dışardan destek de alıyorduk. Ancak 2020 yılından itibaren GRS şirketiyle danışmanlık konusunda anlaşıldı.
* O tarihten itibaren nereye ne dökeceğimizi bu şirket çiziyordu. Bizim Anagold birimi içindeki proje birimi bu şirketle birlikte yığın liç işinde bizi yönlendiriyordu. Oradan gelen talimatlar doğrultusunda nereye ne kadar dökeceğimizi dizayna uygun belirliyorduk. Liç bölgesinde mebran işini Yesti firması yapmakta, inşaat işlerini ise Çiftay şirketi yapmaktadır. Çiftay şirketi kamyonla malzeme taşınması, delme patlatma işlerini yapmaktadır. O gün de 12.00 gibi patlama yapıldı. Mürekkepçi isimli firma da aynı Çiftay gibi inşaat ve kaba hafriyat işlerini liç bölgesinde yapmaktadır. Ancak projeye uygun yönlendirmeyi Anagold şirketi proje birimi yapmaktadır.
* Her basamak 8 metreden oluşturulmakta projeye göre 36’ncı basamağa kadar çıkma yetkimiz vardı. Biz 33’üncü basamaktayken bu olay meydana geldi. Liç içerisine katılacak çimento 16, kireç 2-4 kilogram arasında değişmektedir. Kireci PH için kullanmaktayız. Çimentoyu ise bağlayıcılık özelliği nedeniyle kullanmaktayız. Son zamanlarda ton başına 16 kilogram şeklinde karışım yapardık. Karışımı denetleyen kişi kırıcı mühendisimiz Şenol Demir’dir. Bu karışım yapılarak büyütme yapılır. Döktüğümüz liç, topak topak hale getirilir aynı zamanda bu dökülen malzeme teste gider. Herhangi bir eksiklik olduğunda çimento ve su karışımıyla bu eksiklik giderilir.
“ÇATLAKLAR ÇİZGİ HAT BOYU ŞEKLİNDEYDİ”
* Olayın meydana geldiği gün saat 08.30’da iş güvenliğiyle ilgili rutin yaptığımız toplantıyı yapmak üzere toplandık. Yığın için kıdemli süpervisorumuz Kenan Öz bize çatlaklar olduğunu söyledi. Ben direkt toplantıyı bırakarak sahaya çıktım. Çıkmadan önce de Abdulkadir Cansız Bey’e konu hakkında bilgi verdim. Ben çıktığımda yukarıda Kenan Öz, Ramazan Çimen, Kaan Murat Akpolat ve Yesti firmasının çalışanları yaklaşık 25 kişi ve Mürekkepçi firması çalışanlarından bir kısım çalışan vardı. Yine proje departmanından İsak Aslan vardı. Biz alanda önce çatlakların olduğu yeri gezdik. Çatlaklar çizgi hat boyu şeklindeydi. Güneybatıdan kuzeydoğuya süreklilik arz ediyordu.
* Jeoteknik Berkay Mısır ile görüşme yaptık. Kendisi 70 milim kayma olduğunu söyledi. Bu kayma miktarı tehlikeli bir miktardır. Bütün çalışanların alanı terk etmesi için süratli bir şekilde bağırarak uyarıda bulundum. Ellerinde ne malzeme varsa bırakıp çıkmalarını söyledim. Onlar alanı terk edene kadar ben alanı terk etmedim. Biz alanı tamamen boşalttık. Saat 10.00’da toplantıya katılmak için oradan ayrıldım. 10.30’da liç bölgesine gittik yolların hepsini kapattırdım. Sonra liç bölgesine gittik. Biz gidene kadar solüsyon devam ediyordu. Gider gitmez tüm yolları kapattık, çalışmayı bitirdik. Alanı tamamen boşalttık. Ancak şirket bünyesinde çalışan üst düzey yönetici olduğunu düşündüğüm 3 yabancı şahıs vardı. Bu kişiler liç alanını görmek istiyorlardı. Bizim dubalarla yolu kapattığımız görünce Soysal Bey, engel olmaya çalışıyordu.
* Kaan Murat Akpolat’ı arıyor. Kaan Murat Bey müsaade verince 3 arabayla liç bölgesine giriyorlar. O arabanın birisinde Adnan Keklik, ikisinde Elif Hanım ile Kaan Murat Bey, üçüncü araçta ise 3 yabancı şahıs bulunuyormuş. Kesinlikle bu kişilerin alana girmesinde bilgim olmamıştır. 3 yabancı şahıs, Elif Hanım ve Kaan Murat Bey liç bölgesinin üst kısmına çıkıyorlar. Ancak Adnan Keklik alt orta kısımdan geri dönüyor. 14.28’de tam dönerken olay meydana geliyor.
* Kenan Öz ve Ramazan Çimen de ayrı arabayla yine onlarla bölgeye girmişler. Benim bunlardan haberim yok. Bu alanın yıkılmasına sebep olarak ilk aklıma gelen sebep dizaynında bir sorun olmuş olabilir. Ben projelendirmede sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca patlamanın da bu olayı tetiklemiş olabileceğini düşünüyorum. Çünkü hibliç alanının genişletilmesi için de hibliçin arka tarafından patlamalar yapılıyordu. Bunun da bu olaya sebep olabileceğini düşünüyorum.”
“EN BÜYÜK ÇATLAK 6 SANTİM BÜYÜKLÜĞÜNDEYDİ”
Mahkemede tercüman eşliğinde ifade veren Kanadalı Jain Ronald Gulle şöyle konuştu:
* “Kanada vatandaşıyım. Maden sahasında yapılan işlemlerin gözlemlenmesi ve raporlanmasından sorumluyum. Madenden asıl sorumlu kişi operasyon direktörü olarak görev yapan Kenan Özdemir olmadığı için Abdullah Cansız’dır. Oksidasyon bölüm sorumlusu ise Murat Bayraktar’dır. Görevim maden sahasını gözlemleyerek şirket merkezindeki ülke müdürüne raporlama yapmaktır. Murat Bayraktar’dan aldığım bilgileri şirket merkezindeki ülke sorumlusuna aktarmaktayım. 18 yıldır şirkette çalışmaktayım. Liç bölgesinde benim herhangi bir görevim yok. Ben olay günü liç bölgesine Murat Bayraktar ile giden kişilerdenim.
* Oradaki çatlakları gördük, ardından bunu da bildirmek için Anagold madendeki odama gittim. Amerika’daki merkeze bu durumu saat 11.00’de bildirdim. Saat farkından dolayı gece 02.00 olması nedeniyle tarafıma herhangi bir dönüş yapılmadı. Bana 2022 yılı Ağustos ayında 8 metre olması gereken yüksekliğin geçildiği bildirildi. Ben başlamadan önce söz konusu raporlama yapılmıştı. Hatta gereken seviyeye indirilmesi için rapor düzenlenmişti. Projeye uygun hale gelmesini raporladım. Zaten liç bölgesinde düzenli olarak firmalar denetim yapıyordu. Olay günü sahaya çıktığımda küçük çatlaklar gördük. En büyük çatlak 6 santim büyüklüğündeydi.
* Daha iyi görebilmek için yüksek bir noktaya çıktık. Solüsyon verilmeye devam ediliyordu. Tehlike anlaşıldığından solüsyonun farklı noktalara aktarılmasını söyledim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ayrıca kalp rahatsızlığım var. Kalp krizine sebep olan Angina isimli hastalığım var. İlaç kullanıyorum. Kanada hastanesinden alınmış belgelerim var. Tutuklanma talebimi reddediyorum. Herhangi bir kusurum olmadığı için adli kontrol uygulamasını da kabul etmiyorum. Ancak mahkeme aksi kanaatte ise adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep ediyorum.”
“LİÇ BÖLGESİNİN GENİŞLEMESİ İÇİN YAPILAN PATLAMALARA İLİŞKİN BİLGİM YOKTUR”
Mahkemede, 2018 Haziran ayından beri Anagold Çöpler Madeninde Bakım Müdürü olarak görev yaptığını anlatan Abdulkadir Cansız, şunları belirtti:
* “Çalışma alanım oksit ve tesis ekipmanlarının bulunduğu yer. ADR ve sart kısımlarıyla bir de sülfit tesisinin bakımlarını yapan kişiyim. Liç bölgesinde benim herhangi bir görevim bulunmamaktadır. Ben 5 Şubat’tan itibaren sınırlı şekilde bakıyordum. Operasyonlar direktördeydi. Oksit bölümü liç bölümü kırma bölümü hepsi ona bağlıydı. O olmadığı için toplantılarına ben vekalet ediyordum. Olay sabahı oksitten sorumlu başmühendis olan aynı zamanda da liçten sorumlu olan bana gelerek çatlaklar konusunda bilgi verdi. Ben de saat 10.00 toplantısında bunun aktarılması için söyledim. Bu toplantıya o da katılıyordu. Ona aktarmasını söyledim.
* Bütün operasyonlar ve iş güvenliği birimleri ona bağlıydı. Olay günü liç bölgesine gitmedim. Teknik bir bilgim olmadığı için katılmadım. Davet de edilmedim. Benim altımda elektrik sistemleri başmühendisi mekanik bakım başmühendisi, bakım planlama ve güvenlik başmühendisi bir de proses başmühendisi vardı. Benim birimimde toprak altında kalan herhangi bir kimse yoktu. Taşeronlarımızdan da yoktur. Liçe verilen solüsyon borulardan başka bir kişi sorumludur. Ancak ne kadar solüsyon verileceğini bildiğim kadarıyla mühendisler hesaplıyordu. Liç bölgesinin genişlemesi için yapılan patlamalara ilişkin bilgim yoktur.
* Ben teknik olarak liç bölgesinin herhangi bir bölümünden aktivitesinden sorumlu değilim. O konularda teknik bilgim de bulunmamaktadır. Bu soruşturmada olmam ise sanıyorum vekil olmam nedeniyledir. Benim İngilizcemin iyi olması ve daha iyi iletişim kurabileceğim sebebiyle vekaleten yerine bakmam söylendi. Aslında benim onunla çalıştığı birimle ilgili çok bilgim yok. Ben ona yardımcı olma maksadıyla yerine bakıyordum. Liç bölgesinin fizibilitesinde asıl görevli birim proje birimidir. Benim uzmanlık alanım elektrik mühendisliğidir. Benim bu alanla ilgili herhangi bir görevim yoktu. Benim herhangi bir risk durumda yığın liçinde bir görevim yoktu. Ayrıca radarla ilgili bir olaydan bahsedilmiş. Benim radarla ilgili de bir görevim yoktur. Tutuklama talebinin reddiyle tutuksuz yargılanmayı talep ederim.”
]]>“İLETİŞİM ÇADIRIMIZA TÜM HALKIMIZI BEKLİYORUZ”
İBB’ye ait digital çadırı tanıdan İmamoğlu şunları söyledi:
* “Üsküdar’dayız, dijital iletişim çadırımızı ziyaret etmek istedik. Bütün halkımızı bekliyoruz. Burada çok özenli bir çalışma yapıldı. Bütün hizmetlerimizi burada tanıyabilir, anlatabilir. Tabii dijital altlığı da oldukça güçlü. Örneğin bu sayfada bu alanda dokuzuncu burada yaptığımız özellikle Sarıyer Atatürk Ormanı gibi birçok alanın nasıl büyüklüklere sahip olduğunu toplamda nasıl bir yeşil alan kazandırdığımızı tümden İstanbul’a okuyabiliyorsunuz. Farklı tasarımlarda var mesela burada yine bir tesisimizi anlatılıyor. Bu da inşallah ikincisinin de Anadolu Yakası’nda yapacağız.
* Avrupa’nın en büyük atık yakma üzerinden enerji üretim tesisi. Bu aynı zamanda bir milyon 400 bin insanın elektrik ihtiyacını karşılayan bir tesisi açtığımızı gösteriyor. Yine bir büyük salonda ki burası da çok etkileyici. Üç bin yüz kilometre içme suyu hattını görebiliyoruz. 50 deniz taksiyi görebiliyoruz. İşte mesela burada Kent Ormanı’nı, 24 milyon litre ücretsiz Halk Sütü. 47. 3 raylı sistem bitirmişiz. İnşallah mart ayında bu 65 kilometre olacak iki hatta açıyoruz ilave. Bunun gibi yüz kreş, muhteşem, kreşi çok seviyoruz. Ve bu bölüme de geçtiğimizde aslında tanıtım videolarını güzel bir ortamda sizlerle burada paylaşıyor oluyoruz.

“BİR SİYASİ PARTİNİN TEK BAŞINA BU İŞLERİ BAŞARMASI DİYE BİR TARİF YAPMAK ASLA DOĞRU DEĞİL”
* Üsküdar’ın meydanındayız, bekleriz. Burada beş yılın minik bir özetini sizlerle paylaşıyor olacağız. Güzel bir ortam, Dijital bir ortam. Gençlerin çok ilgisini çekeceğini ve güzel bir tanıtım olacağını da düşünüyoruz. Yurt hizmetimizin videosunu görüyorsunuz, yoktu yani sıfırdı. Bin 200 öğrencimiz kalıyor şu an yurtlarımızda. E inşallah eylül ayında bu altı bin öğrenciye ulaşacak. Değerli bir hizmet aynen işte yüz bin gencimize burs gibi bunların her birisini burada dinliyor, izliyor, anlıyor ve öğreniyor olacaksınız. Ben İstanbulluları bu güzel ortama bekliyorum. Çünkü bütün bu hizmetleri İstanbul başardı. Onun için İstanbul başardı diyoruz.
* Tek başına bir kişinin bir işi başarması mümkün değil. Bir siyasi partinin tek başına bu işleri başarması diye bir tarif yapmak asla doğru değil. Milletimiz başardı. Biz İstanbul’un başarısını İstanbul’la paylaşıyoruz. Kendilerini alkışlasınlar. Çünkü biz onların her kuruş parasını inanın ince, titiz bir şekilde harcayıp el değmemiş hijyenik bereketli bütçe var etme konusunda çok çalıştık. İnşallah Üsküdar’da da Sinem Hanım, ekip arkadaşlarıyla birlikte çok değerli bir çalışmayı Üsküdar’a kazandıracak. Bütün ilçelere çok etkin bir biçimde bu yönüyle hazırlık yapıyoruz. Ahlaklı, kimlikli, çağdaş, dayanışmacı, bugünün yoksulluğunu bitiren, ona katkı sunan emeklisine, işçisine, işsizine.

“‘BELEDİYENİN İŞİ Mİ BU’ DİYE ÇOK ELEŞTİRMİŞLERDİ”
* Mesela biz 180 bin insana bölgesel istihdam ofisleri üzerinden iş bulduk. Belediyenin işi mi diye bu vaadimizi 2019’da çok eleştirmişlerdi. Bu işinizin olmadığı alanlara giriyorsunuz demişlerdir. Vallahi ben işimizin olmadığı hiçbir iş olduğunu düşünmüyorum. Biz iktidarın eksikliklerini de tamamlayıcı, örneğin ekonomik sıkıntıları en tepeye çıkarttıkları ortamda yoksulluğu tırmandırdıkları ortamda biz herkesin bu ortamı en hasarsız şekliyle atlatması için İstanbul’da büyük bir dayanışma örneği ortaya koyuyoruz.
* Bir de hiçbir insanı rencide etmeden, alan elin veren eli görmediği şeklinde askıda fatura gibi birçok uygulamamızda birçok hizmetimizle, annenin cebine bir anne kartı koyarak, 650 bin annenin çocuğuyla beraber İstanbul’u ücretsiz gezmesini sağlamak gibi milletin parasını millete harcamaya, millet için projeler üretmeye devam edeceğiz. Yolumuz açık olsun. Gelin Üsküdar’da bu dijital tanıtım merkezimizi gezin biz Dilekle gezdik, çok beğendik.Sinem Hanım’a da ilçe başkanımıza da Üsküdar’daki mücadelesinde başarılar diliyorum.”
]]>Kanun teklifinin tümü üzerine Saadet Partisi grubu adına söz alan Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, sağlığa erişimin çok zor hale geldiğini söyleyerek, “‘Kalite’ derseniz o da yerlerde sürünüyor şu anda. Beş dakikalık muayene süreleriyle insanlarımızı tanıştırdınız.” diye konuştu.
Sağlık çalışanlarının neden ülkeyi terk ettiğini soran Kasap, “Geçen sene giden hekim sayısı 3 bin 500’ün üzerinde, tıp fakültelerinden mezun olan öğrenci sayısı 11 bin 500 ve bu sistemde her 3 hekimden biri şu anda yurt dışına gitmeyi aklına koymuşlar ve gidiyorlar. Peki, neden? Siz değersizleştirdiniz.” ifadelerini kullandı.
“ABESLE İŞTİGALDİR”
İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, kanun teklifinde yer alan ek ödemelerin önemli ama yeterli olmadığını dile getirerek, “Şayet bir hekim arkadaşımızın evi veya arabası yoksa bundan sonra yeni bir ev veya araba alması hayal olmuştur. Çok zor şartlar altında çalışan bir hekim arkadaşımızı hele bir de cezayla korkutmak abesle iştigaldir.” değerlendirmesinde bulundu.
İlgili düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte aynı fiile ilişkin hem disiplin cezası verileceğini hem de ek ödeme kesintisi yapılacağını söyleyen Fakıbaba, “Böylelikle disiplin cezası alan kişi aynı fiil sebebiyle adeta 2 defa cezalandırılmış olacaktır.” dedi.
“İHTİYAÇLARA CEVAP VERECEK”
MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, bu düzenlemelerin sağlık sektöründe beklenti haline gelen ihtiyaçlara da cevap vereceğini belirterek, diş tabipleri, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine ilişkin düzenlemenin sektörün uzun zamanlı beklentisini karşılayacağını söyledi.
DEM Parti Bitlis Milletvekili Hüseyin Olan, hekimlerin Türk Silahlı Kuvvetleri kapsamında operasyonlarda görevlendirilmelerine işaret ederek, “Düzenleme, bu kapsamda çalışanların iki aya kadar Türk Silahlı Kuvvetleri harekatlarında görevlendirilmelerinin önünü açmaktadır. Deprem bölgelerine bile olumsuz çalışma şartlarından dolayı gitmeyen sağlık çalışanları, çatışma bölgelerine hiçbir eğitim almadan, hayatlarını riske atarak neden gitsinler?” diye sordu.
Olan, sağlık çalışanlarının Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesi operasyonlarında görevlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu savundu.
“HASTALARIN YARARINA DÜZENLEMELER YAPMAMIZ GEREKİR”
CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, sağlık alanında düzenleme yapılırken tüm tarafların görüşlerinin alınması gerektiğini ancak kanun teklifi hazırlanırken ne diş hekimlerinin, ne ebelerin, ne tıp doktorlarının ne de ilaç ruhsatlandırmasıyla ilgili eczacıların görüşlerinin alındığını savundu.
Kanun teklifinde, sağlık alanındaki sorunların çözümüne ilişkin düzenlemelerin yer almadığını iddia eden Pala, “Koruyucu ve sağlığı geliştirici hizmetlerde çok gerideyiz. Halen birinci basamağı ön plana çıkaran ve buradan da sevk zinciriyle ikinci, üçüncü basamağa gidilen sistemi kurabilmiş değiliz. Bazı branşlarda randevu alabilmek için aylarca beklemek gerekiyor. Bazı tetkikler için 2025 yılına randevu verildiğini, kanun teklifinde bunun için bir önlemin alınmadığını görüyoruz.” diye konuştu.
Sağlık Bakanlığının, hasta muayenesinin evrensel ilkelerine uymayan bir tutumla her beş dakikada bir hastaya randevu verme yaklaşımını sürdürdüğünü ifade eden Pala, hekimliğin, insanları beş dakikada muayene edilebilecek bir alan olmadığının altını çizdi.
Pala, “Düzenlemelerin birçoğu emin olun toplumun da hastaların da sağlık çalışanlarının da yararına değil. Oysa toplumun, sağlık çalışanlarının ve hastaların yararına düzenlemeler yapmamız gerekir.” dedi.
“MEMNUN DEĞİLİZ”
Milletvekillerine tanınan bazı haklar olduğunu anımsatan Pala, “Milletvekillerine tanınan sağlık ayrıcalıklarından memnunuz değil mi? Gelin bunu bütün toplum için yapalım. Madem ki milletvekilleri için ayrı bir düzenleme yapma ihtiyacı duydu bu Meclis, demek ki sağlığın hak olarak algılandığı bir sistem söz konusu değil. Bu sorunlara ilişkin mutlaka bir şeyler yapmamız lazım.” ifadelerini kullandı.
Pala, daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bazı düzenlemelerin yeniden kanun teklifi içine konulmasını doğru bulmadıklarını da kaydetti.
“BÜYÜK DEĞİŞİM YAŞANDI”
Teklifin ilk imza sahiplerinden AKP Uşak Milletvekili İsmail Güneş, AKP iktidarlarında sağlıkta büyük değişim ve dönüşüm yaşandığını, birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinde aile hekimliğine geçilerek, vatandaşların daha yakından takip edilmesinin sağlandığını söyledi.
Bu dönemde 24’ü şehir hastanesi olmak üzere 757 yeni hastane ve 414 hastane ek binası yapılarak nitelikli yatak oranlarının yüzde 6,4’den, yüzde 81’lere, yoğun bakım yatak sayısının da 24 bin 800’lere çıkarıldığını ifade eden Güneş, 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısı bakımından Türkiye’nin OECD ortalamasının üzerinde yer aldığını aktardı.
Sağlık insan gücü rakamlarını paylaşan Güneş, “Sağlık insan gücü sayısı 1 milyon 410 bine, hekim sayısı 194 bine, diş hekimi sayısı 46 bin 370’e, ebe ve hemşire sayısı 310 bine çıkarıldı. Hasta memnuniyet oranı da yüzde 39,5’ten yüzde 70’lere çıktı.” dedi.
Mesleğini serbest olarak icra eden diş tabiplerine ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde bir diş hekimi istihdam etme imkanı sağlandığını, ebelere küçük cerrahi girişimleri yapabilme yetkisi verildiğini, acil servis uzmanlarına yoğun bakım uzmanlığı eğitimi alabilme imkanı sağlandığını belirten Güneş, şöyle devam etti:
“Tıbbi beşerî ürünlerin ruhsatlarının verilmesi kriterlerini yeniden belirliyor ve ruhsat sonrası ürünlerin kontrolü için rastgele numune alma yöntemi ile süreç takibi yapılarak Avrupa ilaç ajansı EMA ve Amerika gıda ve ilaç dairesi FDA gibi örgütlerle uyumlu hale getiriyoruz. Eczanelerin denetlenmesinde daha önce yetki sahibi olmayan eczacılarımıza bu yetkiyi vererek teftiş heyeti içinde yer almalarını sağlıyoruz. Taban ek ödemesi sağlık çalışanlarını teşvik etmek için performansa dayalı olmadan yapılan ek ödemenin hangi durumlarda verilebileceğini ve hangi durumlarda verilemeyeceğini net bir şekilde kanuni düzenleme ile belirliyoruz.”
Güneş, beşerî tıbbi ürünlerin, tıbbi cihazların ve kozmetik ürünlerin geliştirilmesi ve performans değerlendirmesi için insanlar üzerinde yapılacak bilimsel araştırmaların şartlarını ve cezayı müeyyidelerini daha detaylı hale getirdiklerini ifade etti.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya önder birleşime ara verdi. Aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine Önder, birleşimi yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>Yeni dönemin çevre projelerini açıklamak üzere Haliç Kongre Merkezi’nde “Yeşil İstanbul Proje Tanıtım Toplantısı” gerçekleştirildi. İmamoğlu, önce “Yeşil İstanbul” vizyonu için beş yılda yaptıklarını anlattı, ardından bundan sonra yapılacakları 10 başlık altında paylaştı.
MADEN FACİASINA TEPKİ: KURUM’U İSİM VERMEDEN ELEŞTİRDİ
İmamoğlu, konuşmasının başında Erzincan İliç’teki altın madeninde meydana gelen faciayı hatırlatan İmamoğlu isim vermeden AKP’nin İBB Başkan adayı olan eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olan Murat Kurum’u eleştirdi.
İmamoğlu şunları söyledi:
-Göçükte toprak altında kalan işçilerin bir an önce kurtarılması için dua ediyoruz, umarım açıklanandan daha büyük bir felaketle karşı karşıya değilizdir. Bu felaket öyle kolayca geçiştirilecek bir olay değil.
-Yaşanan felaket, en üst seviyede soruşturulmalı. 2019’da madene kapasite artışı verildikten sonra şikayetler yoğun arttı. Artışa kimin izin verdiğini altında kimin imzası var hepiniz veriyorsunuz. Vekilimiz Gürsel Erol bir önerge verdi o dönem TBMM’ye. Yanıt veren, altında imzası olan kişi kaygıların haklı olduğunu belirtmiş ve ihmaller zinciri tespit edilip para cezası verildiğini açıkladı.
-Dünkü çevre felaketini telafi edecek hiçbir para yok. 5-6 yıl Çevre Bakanlığı yapanlar koruma vazifelerini yerine getiremediler. Gümüşhane’de buzul göletini yok edip iş makineleri ile betonarme göl yaptılar.
-Çevre anlayışları bu; 12 bin yıllık gölü 12 günde yok etmek. Bu zihniyet İstanbul’u yok edecek kanal İstanbul’u bu kente dayatmış, arkasında durmuş, önlerine gelen her şeyi çatır çutur imzaladı.
-Son bir yıla kadar ‘yapacağız, beka meselesi’ dediler. İstanbulluların istemediğini gördüler, felaket planını seçim sonrasına bıraktılar kurnazca. Bizim muhafızlığımız bu şehre nefes aldırmıştır. Kimse bu şehrin nefes almasını engelleyemeyecek.
-İnsana ve doğaya değer vermeyen, uzmanların uyarılarını dikkate almayan yönetim anlayışı sadece ölüm ve felaket getirir. Doğayı sadece kendilerine ait bir kazanç kapısı gibi gören zihniyete karşı halkçı, kamucu, çevreci bir anlayışı hakim kılmak zorundayız.
“5’TE 1’İ TAHRİP EDİLMİŞTİ”
İmamoğlu, göreve geldiklerinde İstanbul’un doğal alanlarının beşte biri, yüzölçümünün ise yüzde 16’sına denk gelen, toplamda 87 bin 445 hektarlık alanın tahrip edilmiş durumda olduğuna dikkat çekti.
İmamoğlu “Kuzey ormanları, içme suyu havzaları, meralar ve tarım alanlarını kapsayan bu tahribat tam 104 Güngören ilçesi büyüklüğünde bir alan anlamına geliyor. Yani 26 milyon ağaç ekilebilecek bir büyüklük. İşte biz hem bu tahribatı ve talanı durdurmak, hem de tahrip edilmiş alanları onararak, insanlarımızı doğayla ve yeşille yeniden barıştırmak için yola koyulduk” diye konuştu.
NELER YAPILDI?
İmamoğlu, 16 yaşam vadisi açtıklarını, 5 Kent Ormanı ve Doğal Yaşam Parkı, 22 meydan, 264 semt ve mahalle parkı, 4 tarihi yeşil alan restorasyonu tamamladıklarını anlattı.
140 noktada Boğaz’a, Haliç’e ve denize atık su karışmasını önlediklerini belirten İmamoğlu
İstanbul’un elektrik enerji ihtiyacını desteklemek üzere güneş enerji sistemleri, biyokütle enerji santralleri, atık yakma ve çöp gazından enerji üretim tesislerini devreye aldıklarını kaydetti.
13 MİLYON METREKARE YEŞİL ALAN KAZANDIRILDI
Çıkarılan tüm engellemelere rağmen İstanbul’a tam 13 milyon 125 bin metrekare yeşil alan kazandırdıklarını vurgulayan İmamoğlu “Böylece yeşil alanların imara açıldığı, İBB koridorlarında parselimin imarını nasıl arttırım kovalamacısının yerini İstanbul’a milyonlarca metrekare yeşil alan kazandıran anlayış aldı” dedi.
10 ÇEVRE PROJESİNİ AÇIKLADI
İmamoğlu, yeni dönemin 10 büyük çevre projesini şöyle sıraladı:
35 YAŞAM VADİSİ: İstanbul’un dere yataklarını ranta, betona değil yeşile açıyoruz’ diyerek yaşam vadileri projesini başlattık. Açtığımız yaşam vadileri ile toplamda 3 milyon 200 bin metrekare alanın açılışını yaparak İstanbul’a kazandırdık. 15 yaşam vadisi vaadimiz vardı 21’e çıkardık. Şimdi toplam 35 yaşam vadisi kazandırmak için tam yol ileri diyoruz. Bunların tamamlanmasıyla İstanbul’a 10 milyon metrekarenin üzerinde aktif yaşanabilir yeşil alan kazandırmış olacağız.
6 YENİ KENT ORMANI: 2019’dan bugüne 5 kent ormanı ile 6 milyon 800 bin metrekare alanı İstanbulluların kullanımına açtık. Sarıyer Hacıosman’da Atatürk Kent Ormanı, Yakuplu Kent Ormanı, Kemerburgaz Kent Ormanı, Anadolu Yakası’nın ise ilk kent ormanı olan “Rahmi Demir Kent Ormanı” ve yakında hizmete açacağımız Muhsin Yazıcıoğlu Kent Ormanı ile birlikte İstanbulumuza 5. kent ormanını da kazandırmış oluyoruz. Yeni dönemde; Çatalca, Ümraniye, Sancaktepe, Maltepe, Eyüpsultan ve Avcılar’da toplam 5 milyon 450 bin metrekarelik 6 yeni kent ormanını daha hizmete açacağız.
3 BÜYÜK DOĞAL YAŞAM PARKI: İstanbul’daki işgalleri kaldırmak için çok büyük bir mücadele verdik. Büyükçekmece Gölü Doğal Yaşam Parkı’nın 1.5 milyon metrekarelik ilk 3 etabını tamamladık. Benzer şekilde Terkos Gölü ve Ömerli Gölü Doğal Yaşam Parkları ile birlikte önümüzdeki dönemde toplamda 3 yeni doğal yaşam parkını hizmete açacağız. Böylece tüm yaşam vadilerini, kent ormanlarını, doğal yaşam parklarını ve tabiat parklarını tamamladığımızda İstanbul’a 50 milyon metrekareye yakın yeni ve aktif yeşil alan kazandırmış olacağız. Askeri alanları, ormanları, yeşil alanları imara, ranta lüks konuta açan bir zihniyet nerede, bizim bu yaptıklarımız nerede? Halkımız bunun karşılığını mutlaka verecek.
YEŞİL MİRAS: 30 yılı aşkın bir süre metruk hale getirilmiş olan ve Cumhuriyetimizin 100 yılında yeniden İstanbul’a kazandırdığımız Büyükdere Atatürk Fidanlığı, halka kapatılıp özel kullanıma verilen Florya Atatürk Ormanı örnekleri devam edecek. 2024-2029 döneminde Kuşdili Çayırı, Ali Paşa Su Kemeri Rekreasyon Alanı, Yedikule Bostanları, Cihangir Bostanı ve Sanatkarlar Parkı gibi tarihi alan düzenlemeleriyle yeşil mirasımızı güçlendirerek korumaya devam edeceğiz.
“GEZİ PARKI’NDA ENGELLENDİK”
24 YENİ MEYDAN: İstanbul’un kimliksiz hale getirilmiş Beşiktaş Meydanı, Beyazıt Meydanı, Mecidiyeköy Meydanı gibi İstanbul’un birçok önemli meydanını kent yaşamına yeniden kazandırdık. Dünya’nın en çok metro yapan şehrinin yanında, dünyanın en çok meydan düzenleyen şehri biziz. Cumhuriyet tarihimizin en önemli meydanlarından Taksim Meydanı’nı ve yakın çevresini kapsayan “Taksim Kentsel Tasarım Yarışması” sonucunda belirlediğimiz projemizi engellemek için mülkiyeti İBB’de olan Gezi Parkı hukuka aykırı bir şekilde nereden çıktığı belirsiz bir vakfa devredildi. Dünyanın bir yerinde anlatsanız size gülerler. Taksim’e çok büyük değer katacak olan projemizi tüm engellemelere rağmen hayata geçirmekte kararlıyız. Bunun için hukuki alanda tüm gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu meydanlar İstanbul’un iklimini değiştirdiği gibi Türkiye’nin de iklimini değiştirecek. İstanbul’a değer katacak 14 meydanımız için de projelerimiz hazır ve yapımına hızlıca başlayacağız. Yeni projelendireceğimiz 10 meydanla birlikte önümüzdeki dönemde 24 meydanı tamamlayacağız ve şehrimize toplam 46 meydan kazandırmış olacağız.
İSTANBUL’A 600 YENİ OYUN PARKI: Oyun Istanbul markası ile Türkiye’de bir ilk olarak şehrin rekreatif altyapısını bütüncül bir vizyonla ele aldık. İstanbul genelinde ise 185 yeni oyun alanı yaptık. 200 çocuk parkımızı doğal malzemelerle dönüştürdük. Yeni dönemde 300 oyun alanını doğal malzemelerle dönüştürecek ve 300 tane de yeni oyun alanı kuracağız.
“BETON KANALI YAPTIRMADIK, YAPTIRMAYACAĞIZ”
7.7 MİLYON METREKARE TABİAT PARKI: İstanbul ve çevresinde açık maden işletmeciliği sonrasında oluşan maden çukurları çok sayıda doğal sulak alanlara dönüşmüş. Kendi ekosistemlerini oluşturan bu maden sahasını tüm doğal özelliklerini koruyarak Tabiat Parkı olarak düzenleyeceğiz. 7.7 milyon metrekarelik Çiftalan Kısırkaya Tabiat Parkı projesi ile şehrimizin doğal güzelliklerini koruyacak ve İstanbullulara benzersiz bir doğa deneyimi sunacağız.Arnavutköy Karaburun Sahili’ni ve Keza Küçükçekmece Lagünü Havzası ve çevresini tüm canlılar için sağlıklı bir yaşam alanına dönüştüreceğiz. Onlar bu havzaya beton kanal yapacağız diyor. Biz ise doğayı ve yaşamı koruyoruz Size o beton kanalı yaptırmadık, yaptırmayacağız.
YEŞİL ÇÖZÜMDE 14 YENİ YATIRIM: Çevre yatırımlarımızın önemli bir ayağını atık su çalışmalarımız oluşturdu. Karışık sistem çalışan atık su ve yağmur suyu hatlarımızı ayırarak, Marmara Denizi’ni ve İstanbul Boğazı’nı atık sulardan koruduk. Toplamda 140 noktada denize atık su karışımını önledik. Yeni dönemde Sarıyer Kilyos ve Beykoz Riva bölgelerinde yapacağımız atık su hatları ve iki yeni ileri biyolojik atık su arıtma tesisleriyle derelere ve yüzme alanlarına atık su girişini önleyeceğiz. Silivri Çanta Gümüşyaka Atık Su Tüneli ile Marmara Denizi’ne atıksu girişini önleyecek, sahillerimizi koruyacağız. Riva, Gümüşdere, Reşadiye, Bozhane ve Koçullu’da 5 yeni ileri biyolojik atık su arıtma tesisi yaparak ve Yenikapı Biyolojik Arıtma tesisini tamamlayarak arıtma tesislerindeki biyolojik ve ileri biyolojik arıtma kapasitesini artıracağız.
YEŞİL ENERJİ İÇİN 3 YENİ YATIRIM: Temiz enerji yatırımlarımız artarak devam edecek. 85 MW’lık Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesislerinin kapasitesini artırarak 170 MW’a çıkaracak ve 2.5 milyona yakın İstanbullunun enerji ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye ulaşacağız. Tuzla Aydınlı Aktarma Merkezi ile entegre günlük 150 ton kapasiteli yeni bir biyometanizasyon tesisi daha kuracağız. Güneş Enerjisi Sistemleri ile İBB binalarında 5 yıl içinde 13.5 MW’a ulaştırdığımız kurulu enerji gücünü, 2029 yılına kadar 165 MW’a çıkaracağız. Böylece kendi binalarımızdaki enerji ihtiyacının tamamını güneşten sağlayıp çevre dostu yapılara dönüştürürken, yıllık 148 bin ton karbondioksit salımını da engelleyeceğiz.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE ETKİN MÜCADELE: “Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı”nın bir parçası olarak önümüzdeki dönemde İstanbul’un “karbon nötr” ve “dirençli şehir” olması için iklim değişikliği ile mücadelede kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD)ve Belediyemiz arasında protokol ile imzalanan “İstanbul Yeşil Şehir Eylem Planı”nı hayata geçireceğiz.AB İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu çerçevesinde İstanbul’un 2050 yılında iklim nötr olma hedefini 2030 yılına çekeceğiz.
“HİÇBİR ÇIKAR GRUBUNA DİYET BORCUMUZ YOK”
İmamoğlu konuşmasını şöyle tamamladı:
-İstanbul gibi yıllarca doğanın ranta, betona kurban edildiği bir şehirde çevreyi korumak cesur olmayı gerektirir. 2019’dan bugüne bir metrekare yeşil alanı bile imara açmayan bir yönetim olarak biz o cesareti, o kararlılığı gösterdik.
-Biz İstanbul’u çok seviyoruz. Birilerini ‘aşkım’ diye tariflediği gibi değil gerçekten seviyoruz. Elimizdeki bütün yetkileri kullandık ve doğayı talan ederek para kazanmayı amaçlayanlara asla izin vermedik.
-Çevre tahribatına yol açacak hiçbir mühendislik projesine kalkışmadık. Her projeyi öncelikle çevre hassasiyeti ve kamu yararı anlayışıyla ele aldık. Bunları yapabildik, çünkü bizim hiç kimseye, hiçbir çıkar grubuna diyet borcumuz yok. Bizim yalnızca 16 milyon İstanbulluya verilmiş hizmet sözümüz var.
-Bir kişinin buyruğu ya da tensipleriyle çalışan bir kişi yok İBB’de. Bu sözü tuttuğumuzu gördükleri ve tutmaya devam edeceğimizi bildikleri için bugün 16 milyon bizimle birlikte.
-İstanbul başardı; geleceğine sahip çıktı. İstanbul yine başaracak. 31 Mart’ta bir kez daha geleceğine sahip çıkacak. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletemeyecekler. Çocuklarımızın geleceğini riske atamayacaklar.
]]>İmamoğlu’na CHP milletvekili Turan Taşkın Özer, CHP PM üyeleri Cem Aydın, Turgay Özcan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ve Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli de eşlik etti.
İmamoğlu açılışta yaptığı konuşmada İstanbul’un bir spor şehri olduğunu belirterek “100 yılı aşmış kulüpleri bu şehri dünyada ayrı bir yere koyar. İstanbul şampiyonların, rekortmenlerin şehri. Sporun bu şehrin hayatında, ruhunda çok önemli yeri var. Türkiye’nin spor tarihi biraz da İstanbul’un spor tarihi gibidir. Bütün bu köklü geçmişine rağmen ne yazık ki sporda İstanbul için hak ettiği yere ulaşamadı” dedi.
“KAMU ARAZİLERİ SPORA DEĞİL İMARA AÇILDI”
İstanbul’da sporun ihmal edildiğini vurgulayan İmamoğlu, şöyle konuştu:
-Özellikle kamu arazilerini, spor alanlarına dönüştürüp işte burada gördüğümüz çocukların, gençlerin daha sıhhatli bir geleceğe erişmesini sağlamak yerine ne yazık ki çoğunlukla imara açılması tercih edildi.
-Kamu kaynaklarını, spor yapma imkanlarını arttırmaya kullanmak yerine ne yazık ki bir kısım insanın mutluluğuna aktarıldı.
-Bu anlayış, İstanbul’u spor tesisi ve imkanları açısından da çeşitlenmesinde, farklı branşların zenginleşmesinde eksik kaldı. Görevi devraldığımızda ne yazık ki 13 ilçemizde İBB’ye ait bir spor tesisi bile yoktu.
-İstanbul gibi bir şehirde su sporları merkezi yoktu. Mahalleler, spor sahalarından, okullar spor salonlarından büyük oranda yoksundu.
-Spor meselesi gerçekten yine akılla, bilimle, teknikle bu süreci dert etme meselesidir. Çocuklarımızın, gençlerimizin mutlaka ve mutlaka dert eden insanların kabiliyetleriyle spor imkanlarından daha fazla yoksun kalmasını engelleyebilir.
“TÜRKİYE’NİN İLK SPOR MASTER PLANINI YAPTIK”
İmamoğlu 2019’da göreve geldikten sonra spor alanında da bir değişim başlattıklarını anlatarak şöyle konuştu:
-Öncelikle uzman spor insanlarıyla birlikte İstanbul’un çok önemli bir master planını hazırladık. Aynı zamanda, Türkiye’nin ilk master planı oldu bu çalışmamız.
-Bu planla birlikte ortaya çıkan ihtiyaçlar ve hedefler doğrultusunda yatırımlarımızı planlı bir şekilde hayata geçirmeye başladık. 4.5 yılda 7’si futbol stadı toplam 19 spor tesisini İstanbul’un yaşamına kazandırdık.
-Çok sayıda semt stadlarımızın eksiklerini tamamladık. Engelsiz spor parklarıyla İstanbul’da bir ilki gerçekleştirdik.
-Toplam 35 okulumuzda spor salonu kazandırdık. Haliç Su Sporları Merkezini açtık. İstanbul’da 9 mini spor merkezi oluşturduk, 5’ini açılışa hazırladık. 4’ü de yaz aylarında insanlarımızın hizmetinde olacak.
Vatandaşların spor tesislerinde yararlanma düzeyini yüzde 30’un üzerine çıkardıklarını söyledi.
3 BİN 500 SPORCU YARARLANACAK
İmamoğlu, açılışı yapılan stadyumun FİFA standartlarına uygun hale getirilerek yenilendiğini ve 39 adet amatör futbol takımının ve 3 bin 500 sporcunun yararlanacağını söyledi.
Stadın aynı zamanda spor organizasyonları ve resmi törenlerde de kullanılacağını, vatandaşlar için açık alan aktivitelerine de ev sahipliği yapacağını kaydetti.
“2019’DA MERTÇE KAYBETMEYİ BAŞARAMADILAR”
Eski bir sporcu ve spor yöneticisi olarak sporun dinamizmini, ahlakını, kültürünü çok önemsediğini vurgulayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
-Sporun özünde yatan iyi değerleri, yaygınlaştırmak ve yüceltmek gerektiğine inanıyorum. Örneğin mertçe ve centilmence yarışma kültürünü sporda olduğu kadar siyasette de hakim olmasını sağlamalıyız.
-Bir maç ya da seçim kazanılacaksa, mertlikle kazanılmalı. Kaybedilecekse mertlikle kaybedilmelidir. Çok önemli bir kavram bu. 2019 seçimlerini kaybedenler, mertçe kaybetmeyi başaramadılar.
-Dilerim ki bu defa mertçe kaybetmeyi başarırlar. Biz bunu onlara göstereceğiz. Umarım geçen sefer milletten gördükleri kırmızı kartın, bu sefer görmelerini yaşamazlar.
-Sportmenliğin, sportif ahlakın, başta siyaset olmak üzere hayatın her alanında hakim olmasını diliyorum.
-İstanbul Büyükşehir Belediyemizin bu alanda insanımıza sonsuz hizmet etmeye devam edeceğini ve bu güzel güzide şehre İstanbul’umuza hem Avrupa oyunlarını 2027’de ve 2036 Olimpiyat Oyunlarını da İstanbul’a getirerek İstanbul’un spor tarihini şahlandıracağımızı ve taçlandıracağımızı buradan bütün İstanbul’a duyuruyorum.

Lütfü Savaş, 46 mahalleyi kapsayan Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesini 17 Kasım 2021’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na teslim etmelerine rağmen bakanlığın kendilerine hiçbir dönüş yapmadığını söyledi. Savaş, başvurularının üzerinden 1,5 yıl geçtikten sonra depremin meydana geldiğini, belgelerinde “Yıkılacak” dedikleri binaların yüzde 62’sinin yıkıldığını açıkladı. Savaş, Hatay’da kentsel dönüşümün iptalini istediğine ilişkin iddiayı şöyle cevaplandırdı:
“İPTALİNİ BEN İSTESEYDİM…”
“Eğer kentsel dönüşümün iptalini isteseydim Antakya Belediye Başkanlığı dönemimde bu alanı riskli alan ilan etmek için Çevre ve Şehircilik Bakanlığına başvuruda bulunmazdım. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra, Riskli Alanın (Kentsel dönüşüm alanının) yetkisi Antakya Belediyesi’ne verildi. Daha da vahim olan, ne Antakya Belediyesi ne Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ne de TOKİ, alanın dönüşümü ile ilgili 2014 yılından buyana geçen 9 yıl içerisinde süreci tamamlayamadı. İskenderun’da meydan, Cumhuriyet, Modernevler, Numune, Pınarbaşı ve Esentepe mahallelerini kapsayan alanı 16 Eylül 2013 tarihinde riskli ilan ettik. Burası 5 Şubat 2022 tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle riski alan olmaktan çıkarıldı. Buralarda çok kayıp oldu.
RİSKE KARŞI NE YAPILDI?
Antakya ve Defne’yi kapsayan 1440 hektarlık alanda Kentsel Dönüşüm Strateji Belgemizi 2020-2021 yılları içerisinde büyük bir titizlikle hazırladık. Çevre Bakanlığı’na gönderdik. Kentsel dönüşüm yol haritasını ortaya koyduk. Yaptığımız bu çalışma Antakya ve Defne ilçelerinde yer alan 46 mahalleyi kapsıyordu. 46 Mahalle içerisinde yer alan 25 bin 20 adet yapıyı tek tek analiz edip inceledik. Yapıların yaklaşık %53‘ünü riskli olarak tanımladık. Deprem sonrası 25 bin 20 adet yapının, 13 bin 786 tanesi Yıkık/Acil Yıkılacak/Ağır Hasarlı olarak tespit edildi. Yani yapıların yaklaşık %55’i kullanılamaz hale geldi. Sadece bu kadar değil, müdahale edilmesi gereken 13 bin 420 adet yapıyı 26 bölge olarak gruplandırdık.
PROJEMİZ DE BALTALANDI
Yaptığımız tüm çalışmaları 17 Kasım 2021’de Bakanlığa teslim ettik. Alanımızın odak noktasına Eğitim Tesis alanı yapıldı. Kentsel Dönüşüm Projemiz de baltalanmış oldu. 6 Şubat’ta deprem felaketiyle karşılaştık. Tespitini yaptığımız yapıların %62’si yani 8 bin 390 adet yapı maalesef artık yok. Cumhurbaşkanı, Amik Ovası’nın yapılaşmaya açıldığını söyledi. Tarım alanlarında vasıf değişikliği yapma konusunda yetki Tarım ve Orman Bakanlığı’nda. Planlama döneminde bize yapılaşma için olur vermediği alanlarda, bireysel olarak başvuru yapan müteahhitlere yapılaşma için olur verdiği yazılar belgeleriyle beraber elimizde mevcut. Bu alan amik gölet aynasının bulunduğu alan. Buraya depremde büyük hasar gören, hizmet veremeyen Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi yapılmıştı. Bunun kararını kim verdi? Depremde hasar gören kamu kuruluşlarından biri olan bu hastane Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi 2013 yılında inşa edilmiştir. 2016’da hizmete açıldı. Mimarı da TOKİ’ydi. Orada onlarca insan, bebek hayatını kaybetti. Bunları onaylayanları sorgulamak gerekiyor önce.”

Hükümet bize her konuda engel oldu
Savaş, iktidarın, birçok konuda engel olduğunu şöyle anlattı: “Antakya’nın Gökçegöz Mahallesi’nde 127 bin metrekarelik alan ile ilgili ÇED başvurusu 2017’de bakanlığa yapıldı. 2 yıl sonra ÇED Nihai Kararı alındı. Belediye olarak 6 Şubat 2020’de Bakanlık’tan “ÇED Olumlu Kararı” belgesi talep ettik. Yine yaklaşık bir yıl sonra 5 Mart 2020’de Bakanlık bize ÇED sürecinin devam ettiğini bildirdi. 24 Mart’ta da Bakanlık ÇED Sonlandırma kararı verdi.”
Hukuka aykırı kararlar aldılar!
31 Mart 2020’de verilen kararın hukuka aykırı olduğu için gözden geçirilmesini talep ettiklerini söyleyen Lütfü Savaş şöyle konuştu: “Talebimiz 14 Nisan’da reddedildi. Hatay 2. İdare Mahkemesi dava konusu işlemin iptaline karar verdi. Davayı Danıştay’da da kazandık. Biz de yeniden 2021’de ÇED Olumlu Kararı Belgesini talep ettik. Bu defa Bakanlık ÇED sürecinin devam ettiğini bildirdi. 6 Şubat 2023’te yaşadığımız deprem sonrasında OHAL Valiliği ile yapılan toplantıda Gökçegöz Katı Atık ve Bertaraf Tesisi ile ilgili süreci ilgililere aktardık. Bu defa OHAL Valiliğince ÇED sürecindeki proje alanına çöp dökülmesi izni verildi. Yargı kararının uygulanması için deprem mi olması gerekiyordu?”
]]>ÇALIŞMALAR BİR YIL SÜRDÜ
Muğla’nın Ortaca ilçesinde faaliyet gösteren DEKAMER ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca Köyceğiz-Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi’ndeki sazlıkların dağılımı, İztuzu Plajı’nı oluşturan kıyı okunun zamansal değişimi, tuzlu ve tatlı su kütlelerinin etkileşim gösterdiği geçiş bölgelerinin tespit edilmesi, Dalyan Deltası-Köyceğiz Gölü ekosisteminin tehdit altında olmasının nedenleri, Dalyan kanallarındaki bozulmaların araştırılması ve Dalyan Deltası’nın sağlıklı görünümüne kavuşması için ‘Deniz Kaplumbağaları Koruma ve İzleme Projesi’ başlatıldı. 1 yıl süren çalışmaların ardından tamamlanan projenin sonuç raporu açıklandı.
BÖLGEDE İNŞAAT UYARISI
Fotoğraflarla desteklenen 50 sayfalık raporda, Köyceğiz-Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yapılacak inşaatın sistemin geri dönüşümsüz bozulmasına yol açılabileceği, bölgedeki değişimin yıllara yayıldığı, uygulanacak rejeneratif yöntemlerin etkilerinin uzun yıllarda alınabileceği, uygulamaların etkilerinin her yıl düzenli izlenmesi, müdahalelerin yol açabileceği beklenmeyen olumsuz etkilerin erken tespiti açısından önemli olduğu yer aldı.

Dalyan kumsalının gerisindeki lagünden başlayarak yenidünya olarak anılan bölgede sazlık kaybının 40 yılda 32 hektar olduğu, sazlıkların azalması noktalarında sabit örnekleme alanları oluşturularak izlenmesi gerektiği belirtildi. Raporda, saz boyu ve sağlığının tatlı su etkisinin yüksek olan alanlarda iyi seviyede olduğu bildirildi.
İNSAN GİRİŞİ ENGELLENMELİ
İztuzu Plajı’nın batısında yer alan Köyceğiz Gölü ile deniz arasındaki su akışını sağlayan gideğendeki genişlemenin hem CORINE (Coordination of Information on the Environment – Çevresel Bilginin Koordinasyonu) verilerinde, hem de Google Earth uydu görüntülerinde tespit edildiği raporda vurgulandı. Bu durumun önüne geçilmesi için kalıcı olmayan kum tutucu bariyer uygulamasının yapılması gerektiği, bu alana insan girişinin engellenmesi ve vejetasyonun hızlıca yayılması, aynı zamanda kum tutum hızının artırılması gerektiği anlatıldı.
KUMUL ALAN TEHDİT ALTINDA
Raporda, tuzluluğun değişmesi, sazlık köklerinin tuzdan daha fazla etkilenmesine ve tolerans sınırlarının aşılmasına yol açarak vejetasyonun yok olmasına sebep olduğunun düşünüldüğüne dikkat çekildi. Tuzluluğun değişmesinin Köyceğiz Gölü yönlü akıntının debisini değiştirdiği, Dalyan kumsalı boğaz ağzında kumul hareketlerini olumsuz etkilediği ve kıyı erozyonuna yol açtığı da ifade edildi. Bu durumun deniz kaplumbağaları için kritik öneme sahip olan önemli bir kumul alanın tehdit altına girmesine neden olduğu kaydedildi.

TEKNELERİN HAREKETLİĞİ İNCELENMELİ
Teknelerin göl alanında yarattığı hareketliliğin göl ekosistemi açısından incelenmesinin önem arz ettiğinin de altı çizilen raporda ayrıca, konut sayısında meydana gelen artışla birlikte artan şebeke suyu ihtiyacı ve atık yükünün, alanların yakın çevresindeki su varlığının kullanımına ve çeşitli kirlenmelere sebep olacağı, deniz kaplumbağası yuva yoğunluğunun çok fazla olduğu boğaz ağzı bölgesinde artan erozyon nedeniyle kumsalın büyük ölçüde değişime uğramaya başladığına da yer verildi.
]]>EMEKLİ MAAŞI ZAM FARKLARI NE ZAMAN YATACAK?
Emekli maaşı zam farkları 26 Ocak 2024 Cuma gününden itibaren hesaplara yatacak.
Emekli maaşlarına yapılacak ek ödemelerle ilgili SGK’dan yapılan açıklamada; 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddesi kapsamında emekli, malul, vazife malulü, dul veya yetim aylığı alanların 1 Ocak 2024 tarihinden geçerli olmak üzere aylıklarında oluşan aylık farkın, banka ve PTT şubelerine gönderilerek, 26 Ocak cuma günü ödenmeye başlanacağı belirtildi.
GRUPLAR HALİNDE ALACAKLAR
Buna göre; aylıklarını her ay alanlara; ocak ayı olmak üzere 1 aylık tutarında, aylıklarını 3’er aylıklar halinde alanlardan 1’inci gruptaki Kasım-Aralık-Ocak dönemi alanlara 1 aylık, 2’nci grupta Aralık-Ocak-Şubat döneminde alanlara 2 aylık, 3’üncü grupta Ocak-Şubat-Mart döneminde alanlara 3 aylık tutarında aylık farkı tahakkuk ettirildiği belirtildi. Bu kapsamda 2 milyon 481 bin 769 kişiye ödenecek fark tutarının 19,3 milyar TL olduğu kaydedildi.
Açıklamada, “30 bin 434,84 TL ile 16 bin 739,16 TL arasında değişen 2023 yılı ek ödeme tutarları hak sahiplerinin banka hesaplarına veya PTT merkezlerine gönderilerek, 26 Ocak 2024 Cuma günü ödenmeye başlanacaktır” denildi.

EMEKLİYE EK ZAM NE KADAR?
SSK ve Bağ-Kur emeklileri için ek yüzde 5 zam yapılırken, emekli maaşı alt sınırını 7 bin 500 liradan 10 bin liraya çıkartıldı. Böylece SSK ve Bağ-Kur emeklilerine 42.60 zam yapıldı, ardından bir ek zam ile daha bu oran yüzde 49,25’e yükseltildi.
4A SSK EMEKLİ MAAŞI ÖDEME TARİHLERİ
Tahsis numarası son rakamı 9 olanlar ayın 17’sinde,
Tahsis numarası son rakamı 7 olanlar ayın 18’inde,
Tahsis numarası son rakamı 5 olanlar ayın 19’unda,
Tahsis numarası son rakamı 3 olanlar ayın 20’sinde,
Tahsis numarası son rakamı 1 olanlar ayın 21’sinde,
Tahsis numarası son rakamı 8 olanlar ayın 22’sinde,
Tahsis numarası son rakamı 6 olanlar ayın 23’ünde,
Tahsis numarası son rakamı 4 olanlar ayın 24’ünde,
Tahsis numarası son rakamı 2 olanlar ayın 25’inde,
Tahsis numarası son rakamı 0 olanlar ayın 26’sında yapılıyor.
4B BAĞ-KUR EMEKLİ MAAŞI ÖDEME TARİHLERİ
Tahsis numarası son rakamı 9,7 ve 5 olanlar ayın 25’inde,
Tahsis numarası son rakamı 3, 1 olanlar ayın 26’sınde,
Tahsis numarası son rakamı 8, 6 ve 4 olanlar ayın 27’sinde,
Tahsis numarası son rakamı 2 ve 0 olanlar her ayın 28’inde emekli maaşlarını alırlar.
4C EMEKLİ SANDIĞI MAAŞI ÖDEME TARİHLERİ
Üç ayda bir olarak alınan Emekli Sandığı maaşlarının ödeme günü aşağıdaki gibidir. Söz konusu günler; cumartesiye denk geldiğinde ödeme cuma, pazar gününe rastladığında pazartesi günü yapılır.
Şubat, Mayıs, Ağustos, Kasım aylarında aylık alan birinci gruptakiler;
Doğum tarihleri 00–40 arasında olanlar maaşlarını Ayın 1. gününde
Doğum tarihleri 41–46 arasında olanlar maaşlarını Ayın 2. gününde
Doğum tarihleri 47–49 arasında olanlar maaşlarını Ayın 3. gününde
Doğum tarihleri 50–53 arasında olanlar maaşlarını Ayın 4. gününde
Doğum tarihleri 54–99 arasında olanlar maaşlarını Ayın 5. gününde
Mart, Haziran, Eylül, Aralık aylarında aylık alan ikinci gruptakiler;
Doğum tarihleri 00–22 arasında olanlar maaşlarını Ayın 1. gününde
Doğum tarihleri 23–28 arasında olanlar maaşlarını Ayın 2. gününde
Doğum tarihleri 29–48 arasında olanlar maaşlarını Ayın 3. gününde
Doğum tarihleri 49–54 arasında olanlar maaşlarını Ayın 4. gününde
Doğum tarihleri 54–99 arasında olanlar maaşlarını Ayın 5. gününde
Ocak, Nisan, Temmuz, Ekim aylarında aylık alan üçüncü gruptakiler;
Doğum tarihleri 00–33 arasında olanlar maaşlarını Ayın 1. gününde
Doğum tarihleri 34-37 arasında olanlar maaşlarını Ayın 2. gününde
Doğum tarihleri 38–40 arasında olanlar maaşlarını Ayın 3. gününde
Doğum tarihleri 41–43 arasında olanlar maaşlarını Ayın 4. gününde
Doğum tarihleri 44–99 arasında olanlar maaşlarını Ayın 5. gününde
maaşlarını alırlar.
]]>664 konut ve 14 dükkan olmak üzere, toplam 678 bağımsız birimden oluşan projenin, 113 hak sahibi ve 197 bağımsız birimini kapsayan ikinci etap anahtar teslim de bugün gerçekleştirildi.
“KENTSEL DÖNÜŞÜM DEDİLER, LÜKS KONUT ÜRETTİLER”
Anahtar teslim töreninde konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, deprem ve kentsel dönüşümün İstanbul ve Türkiye’nin beka sorunu olduğuna dikkat çekti.
17 Ağustos 1999 depreminden bu yana ülkenin ana meselesi haline gelen sürecin hak ettiği şekliyle yönetilemediğine vurgu yaparak “Deprem, dönüşüm, değişim derken; bir baktık İstanbul’a binlerce, on binlerce, hatta yüz binlerce lüks konut yaparak, temelde depremle ilgili sorunu olan sahanın çözümü yerine, halka dağıtılmayan, bir avuç insanı mutlu eden ranta dönüşmüştür. Bu zihniyet, dönüşümü başaramamıştır” diye konuştu. İmamoğlu “Kentsel dönüşüm meselesini eğer siz, birilerinin kazanç sahası haline getirirseniz, buradan başarı elde etme şansınız olmaz. Halk yararına bir süreç işletilmez ise, vatandaşların çıkarını her şeyin üstüne koymaz iseniz, bu sistem yürümez” dedi.

“HALKÇILARLA -RANTÇILAR ARASINDAKİ FARK”
İmamoğlu, şunları söyledi:
-Vatandaşın çıkarlarını en üst seviyeye koyduk. O insanların, güvenli yuvalarına kavuştuklarında ne kadar kıymetli, ibadet gibi bir hizmet olduğunu asla zihnimizden çıkartmadık.
-İşte onun için kurmuş olduğumuz bu sistem, başarıya kavuştu. Sadece Eyüpsultan, Yeşilpınar Evleri’nde geçmişte yapılanlara baktığınızda dahi, aslında aradaki farkı görürsünüz.
-Yani halkçılarla, rantçılar arasındaki farkı çok net bir şekilde görür ve anlarsınız. Biz; halkçı kimliğimizle halkımızın yanında ve hiç kimsenin siyasi görüşüne zaten bakmaksızın, onların dertlerini çözüme kavuşturma konusunda kararlılığımızı ortaya koyduk.
“GAZETE İLANIYLA SATIŞA ÇIKARMIŞLARDI”
50 yıldır çözüm bekleyen bölgenin durumunu İmamoğlu şöyle anlattı:
-Bakanlar Kurulu tarafından riskli ilan edilmişti. Hükümet de bizden önceki İBB ve KİPTAŞ yönetimi de kılını kıpırdatmadı. Tek bir şey yaptılar. Şaşkınlıkla bunu incelemiştim.
-Bu alanı, yani üstünde yaşayan insanların olduğu bu alanı, gazete ilanıyla satışa dahi çıkarmışlardı.
-Vatandaş çaresizlik, belirsizlik içinde; onlar, ‘Bu alanı birilerine satalım, orada bir rant elde edilecek’ derdinde.
-İnsanların oradaki dertlerini, sıkıntılarını hiç dinlemeye bile tahammülleri yoktu. Biz göreve gelince, nasıl çözüm buluruz arayışı içinde olduk. Bazen makul yetki aşımının riskini dahi aldık.
-Yüzde 100 uzlaşı sağladık. Hiç kimseyi boş hayallerle de kandırmadık. Tüm engellemelere rağmen 18 ay içinde tüm sorunları çözüldü ve projenin temelini attık.
-İnşaatın başlamasının ardından, sürecin önüne yine engeller çıkarılmaya çalışsalar da özveriyle çalıştık.
“ENFLASYONDA VE FAİZDE ÇAĞ ATLADIK”
Tüm bunları zorlu ekonomik koşullar içinde gerçekleştirdiklerinin altını çizen İmamoğlu, şöyle konuştu:
-Dünyada, savaşın içinde olan ülkelerde dahi, bu kadar yüksek enflasyon, bu kadar yüksek faiz, insanların kendi ücretleri için, ‘Bugün birazcık rahatladım’ dediğinde, iki ay sonra bile inanılmaz yoksullaştığı, fakirleştiği, maliyet artışları dünyanın hiçbir yerinde yok.
-Ne yazık ki, dünyada, bir tek enflasyonda ve faizde bize çağ atlatan bir yönetimle karşı karşıyayız. Bir tek bu konuda ‘çağ atlattık’ sözü ya da ‘sıçradık’ sözü geçerli. Bu koşullarda, inşaat yapmak kolay bir iş değil.
-Bu koşullara rağmen, vatandaşımıza hiçbir mağduriyet yaşatmadık. Hükümetin ekonomi politikalarının faturasını, siz kıymetli hak sahiplerimizi ödetmeden, süreci çözüme kavuşturduk.
-‘Sizin evinizi 1 liraya mal edeceğiz’ derken, milletin cebinden bunun 20-30 katı çıkacak şekilde sistem yönetmeye gayret edenlerin ya da bu sistemi övenlerin yaptığı hatalardan anlıyoruz ki; ekonomiyi yönetemeyenler, kentsel dönüşümü de yönetemezler.
-Milletini mağdur ederler. Parasını pul ettikleri gibi, o alım gücü küçülen paralarının misli misli, kat kat fazlasını kentsel dönüşüm kavramı üzerinden ceplerinden söküp alırlar. Tabiri caizse hortumlarlar.
RAKİBİ KURUM’A ATIF YAPTI
Kendilerinin bu anlayışı tümden reddettiğini vurgulayan İmamoğlu, isim vermeden rakibi Murat Kurum’un sosyal medyada paylaşılan TOKİ mağduru vatandaşın kamerasını kapamaya çalıştığı görüntülere atıf yaptı.
İmamoğlu, “Bir yandan işsizlik, yoksulluk, pahalılık yaratırlarken, bir yandan kentsel dönüşüm mağdurlarını dinlemeye dahi tahammül edemiyorlar. Halkın sesinin duyulmasını istemedikleri için, vatandaşın kamerasını bile kapatabiliyorlar. İnanın ben diliyor ve istiyorum ki; ne biz, ne de bir tek yöneticim, böylesi bir duruma, hiçbir vatandaşın huzurunda düşmesin. Düşmeyecekler de. Bizim derdimiz, vatandaşın sıkıntısını çözme derdi” ifadelerini kullandı.
“KOMŞULARIMLA BİRLİKTE ‘PARK TEFTİŞİ’ YAPACAĞIM”
İmamoğlu, özetle şu ifadeleri kullandı:
-2018 yılında satılmaya çalışan bir alanda, yüzlerce vatandaşımızın sağlam, dirençli yuvalarına kavuşmasının gururu bir başka.
-Ben, o dönemde en az üç kez buraya geldim. Vatandaşın tepkisini duymak için de geldim.
-Temel atma töreninde bir feryat duymuştum. Birtakım yanlış yönlendirmelerle, insanlarımız kaygılanmıştı, tedirgin olmuştu. Onlara da kızmıyorum. Çünkü geçmişte kaygılanacakları birçok hatayı yönetimler yapmıştı. İster istemez bizi de aynı zannediyorlar. Biz öyle değiliz.
-İşte bu gördüğünüz alanda, bugünkü anahtar teslim töreninden sonra, arkadaşlarım hızlıca çok güzel bir park ve donatı alanı yapmaya başlayacaklar.
-Daha önce, ‘Yok orası kapanacak, site içinde kalacak’ cümlelerinin tam tersine, bu bölgede yaşayan herkesin keyifle kullanacağı, çok şık bir mahalle parkını da buraya hediye edecekler.
-Ben de 20-25 gün sonra geleceğim, ‘Bu park bitti mi’ diye komşularımla beraber teftişini yapacağım.
“ONLARI UYKUSUZ BIRAKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
-Biz, bunun iyisini yapıyoruz. Bir başkası, ondan daha iyi yapmak için mücadele etsin; bizi aşağı bastırmak için değil. Biz, bunu söyledik: ‘Yahu deprem, işi kentsel dönüşüm birlikte mücadele işi. Kol kola, omuz omuza açılışlarını birlikte yapalım, temellerini birlikte atalım.’ Bizden mal kaçırır gibi davrananlar, meseleyi sadece şuraya koyuyorlar. Onlar şöyle: ‘Biz kazanalım.’ Ben de diyorum ki, ‘Ey milletim, siz kazanın.’ Milletimiz kazansın. Aramızdaki fark bu. O sadece ‘ben’ diyen, ‘biz’ diyen akıldan çıkıp, millet kazanacak.
-Bunu bir türlü öğretemedik. İnşallah İstanbulluların, ülkemizin insanının sevgisini, güvenini, takdirini hep birlikte kazanacağız. Bizim huzurumuz, güzel işler sayesinde arttıkça, kafamızı yastığa huzurla koydukça, başkalarının da uykuları kaçıyor. Bunu anlıyorum. Onları uykusuz bırakmaya devam edeceğiz.”
HAK SAHİPLERİNE ANAHTARLARINI TESLİM ETTİ
Konuşmasının ardından CHP Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen ve CHP Eyüpsultan İlçe Başkanı Doğan Sarıtaş’ı yanına davet eden İmamoğlu, ilçe sakinlerinden yerel seçimler için destek istedi.
Anahtar teslim törenine; CHP İstanbul milletvekili Yunus Emre, CHP PM üyeleri Ozan Işık, Turgay Özcan, Mahir Yüksel, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt katıldı.
İmamoğlu, sembolik olarak 10 hak sahibine anahtarlarını teslim etti.

50 YILLIK MÜLKİYET SORUNUNU ÇÖZEN ÖDÜLLÜ PROJE
KİPTAŞ Genel Müdürü Kurt’un verdiği bilgilere göre; projenin yapıldığı alan, çarpık yapılaşma ve dayanıksız yapı stoku nedeniyle, 2016 yılında Bakanlar Kurulu tarafından riskli alan ilan edildi.
Arsa, önceki KİPTAŞ yönetimi tarafından 14 milyon 227 bin lira bedelle, üzerinde ikamet eden vatandaşlar varken satışa çıkarıldı. 2019’da göreve gelen İmamoğlu başkanlığındaki yeni yönetim, satış kararını iptal ederek, yerinde dönüşüm projesi için çalışmaya başladı.
Görüşmeler sonucunda her bir hak sahibi ile uzlaşıldı. Söz konusu bölgede depreme dayanıklı evler yapan KİPTAŞ, hak sahiplerine tapularını da vererek, 50 yıllık mülkiyet problemini çözmüş oldu.
Eyüpsultan Yeşilpınar Evleri; gayrimenkul sektörünün en prestijli yarışması Sign of the City Awards’ta “En İyi Kentsel Dönüşüm / Sağlıklaştırma Projesi” kategorisinde ödül kazandı.
]]>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığındaki kazı heyeti, gün ışığına çıkardıkları eşyalarla Assos’ta yaşamış insanların yemekleri nasıl pişirdikleri ve servis ettikleri, hangi hayvanları tükettikleri, hangi araç ve gereçleri kullandıkları gibi soruların yanıtlarını arıyor.
Ve ‘bothros’ adı verilen çöplükte yapılan kazılarda, günlük eşyalara ait yüzlerce parçanın yanı sıra ham madde olarak nitelendirilen bazı malzemeler de ilk kez gün yüzüne çıkarılıyor.

Konservatörler, her biri yapbozu andıran eşyalara ait parçaları uzun uğraşlar sonunda bir araya getirerek antik yaşama ait malzemeleri bugüne ulaştırıyor.
“HER TÜRLÜ ÇÖPÜN ATILDIĞI BİR ALAN”
Prof. Dr. Nurettin Arslan, Assos Antik Kenti’ndeki çöplüğün ‘agora’ olarak bilinen meydanın doğu kenarındaki Roma dönemine ait bir çeşme yapısının kenarındaki boşlukta yer aldığını söyledi.
Assos’ta yapılar inşa edilirken genelde kayalık bir bölge olduğu için ana kayanın kesilmesi gerektiğini belirten Arslan, “Roma dönemindeki çeşme yapılırken de ana kaya kesilmiş. Arada neme karşı önlem almak için yarım metre civarında boşluk bırakılmış. İki bu boşluklar çeşme faaliyetteyken hiçbir şekilde çöp atılmıyor fakat çeşme işlevini kaybettikten sonra bu boşluklar ya da alanlar insanların her türlü çöpün attığı bir alana dönüşüyor” dedi.
Arslan, bu çöp alanlarının da antik dönemde ‘bothros’ olarak adlandırıldığı bilgisini verdi.

Assos’taki çeşmenin yanında bulunan boşluğun 2. yüzyıldan 6. yüzyıla kadar ev atıklarının atıldığı bir alan olarak kullanıldığını dile getiren Arslan, şöyle devam etti:
“Burada ele geçen her türlü parçanın dikkatli toplanması, istatistiğinin yapılması, gruplara ayrılıp tekrar birleşip birleşmediğine bakılması gerekiyor. Bu uzun soluklu çok zor bir iş. Amacımız sadece alanları, mekanları ortaya çıkarmak değil. Bu kentteki insanların evlerinde yemekleri nasıl pişirdikleri, nasıl servis yaptıkları, hangi tür hayvanları yedikleri ya da hangi aydınlatma araç ve gereçleri kullandıkları gibi soruların cevaplarını aramamız gerekiyor. Bu soruların cevapları da doğal olarak antik çöplükte yer almakta.”

BALIK KEMİKLERİNDEN ÜRETİLMİŞ ALETLER BULUNDU
Arslan, çöplükten çıkarılan eserler arasında Roma döneminde ‘sigillata’ denilen kırmızı astarlı kapların, Afrika’da ‘terra sigillata’ olarak bilinen ve üzerlerinde askılar, haçlar olan seramiklerin çoğunlukta olduğunu aktararak, domuz ve büyükbaş olmak üzere o dönem tüketilen hayvanlara ait kemiklere de ulaştıklarını belirtti.

Prof. Dr. Arslan, “İnsanların yazı yazmak için kullandıkları ya da merhemleri karıştırmak için ihtiyaç duydukları küçük kaşıklar, kalemler ele geçti. Bu her yerde bulunan bir bulgu ancak Assos’taki bu bulguyu önemli kılan, ‘stylus’ dediğimiz kalemler ya da küçük kaşıkların, balıkların sırtlarındaki yüzgeç kemiklerinden yapıldığını öğrendik. Bugüne kadar bu tür aletlerin üretildiğini biliyoruz fakat bunlara ait ham maddeyi bulma şansımız yoktu ama bu çöplükte balık kemiklerinden üretilmiş olan aletlerin yanında henüz işlenmemiş olan ham maddeleri bir arada gördük” diye konuştu.
]]>ÖĞRETMEN ALAN DEĞİŞİKLİĞİ SONUÇLARI NE ZAMAN BELLİ OLACAK?
Öğretmen alan değişikliği için atama sonuçları 26 Aralık 2023 tarihinde “personel.meb.gov.tr” adresinde ilan edilecek.
ÖĞRETMEN ALAN DEĞİŞİKLİĞİ SONUÇLARI SORGULAMA EKRANI
BAKAN TEKİN AÇIKLADI
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, öğretmenlerin alan değişikliği başvurularına ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Öğretmenler Odası Buluşmaları”nda sıkça dile getirilen bir konunun da öğretmenlerin alan değişikliği talebi olduğunu ifade eden Bakan Tekin, şunları kaydetti:
“İstişare kültürüyle şekillenen yönetim anlayışımızla çocuklarımızı geleceğe hazırlayan öğretmenlerimizin daha mutlu bir şekilde görevlerine devam etmelerini sağlamak için buradan bir müjde vermek istiyorum: Milli Eğitim Bakanlığı olarak öğretmenlerimizin alan değişikliği için başvurularını 18-22 Aralık arasında MEBBİS üzerinden kabul edip atama işlemlerini 26 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştireceğiz.”
GÖREVE BAŞLAMA YARIYIL TATİLİNDE
Bakanlığın “2024 Yılı Alan Değişikliğine Bağlı Yer Değişikliği Duyurusu”na göre öğretmenler, Öğretmenlik Alanları, Atama ve Ders Okutma Esasları ile ek çizelge doğrultusunda mezuniyetleri itibarıyla atanabilecekleri alanlar için duyuru kapsamında alan değişikliği başvurusunda bulunabilecek.
Ayrıca sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktayken 540 saatlik Zihin Engelliler Sınıfı Öğretmenliği Eğitim Programı’nı başarıyla tamamlayanlar da özel eğitim alanına atanmak üzere söz konusu duyuru kapsamında başvurabilecek.
Alan değişikliğine bağlı yer değiştirme başvuruları, tercihe sunulan alanlarda il içinde yapılabilecek.
Kontenjanlar, bakanlığın öğretmen atamasına ilişkin planlaması dikkate alınarak öğretmen ihtiyacını karşılamada güçlük çekilen 5 ve 6’ncı hizmet alanlarında yer alan eğitim kurumları arasından belirlendi.
Başvurular, 18-22 Aralık arasında MEBBİS üzerinden alınacak, atama işlemleri 26 Aralık 2023’te gerçekleştirilecek.
Alan değişikliğine bağlı ataması gerçekleşen öğretmenlerin görevden ayrılma ve göreve başlama işlemleri yarıyıl tatilinde yapılacak.
ALAN DEĞİŞİKLİĞİ BAŞVURUSU NASIL YAPILACAK?
– Başvurular, D. Başvuru ve Atama Takvimi’nde belirtilen süre içerisinde “mebbis.meb.gov.tr” veya “personel.meb.gov.tr” adreslerindeki “Elektronik Başvuru Formu” aracılığıyla yapılacaktır.
– Bu Duyuru kapsamında başvuruda bulunacak öğretmenler; Elektronik Başvuru Formu’na yansıtılacak kimlik, öğrenim, Bakanlık atama alanı, hizmet süresi, hizmet puanı ve benzeri bilgilerini başvuru yapmadan önce MEBBİS e-Personel Modülünden (Özlük) kontrol ederek yanlış ya da eksik bilgilerinin düzeltilmesini belgeye dayalı olarak eğitim kurumu, ilçe ve il millî eğitim müdürlüklerinden talep edeceklerdir.
– Halen eğitim kurumu yöneticisi olarak görev yapanlar alan değişikliği yapmak üzere başvuruda bulunabilecekler.
– Bakanlık dışında kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilen öğretmenler, görevlendirmeleri sona erdirilmedikçe başvuruda bulunamayacaklardır.
– Alan değişikliğine bağlı yer değiştirme başvurusunda bulunan ve geçmek istediği alanda görev yaptığı ilde kontenjan belirlenen öğretmen ve eğitim kurumu yöneticileri, sisteme yansıtılacak eğitim kurumları arasından il içinde en fazla 25 (yirmi beş) eğitim kurumu tercihinde bulunabileceklerdir.
– Yirmi beş (25) eğitim kurumu tercihinde bulunanlar tercih dışı seçenek olarak; “Tercihlerim dışında kadromun bulunduğu ilçe içerisinde atanmayı istiyorum.”, “Tercihlerim dışında il içerisinde atanmayı istiyorum.”, “Tercihlerim dışında atanmayı istemiyorum.” seçeneklerinden birini mutlaka işaretleyeceklerdir.
– . İl içinde soruşturma sonucu görev yeri değiştirilen öğretmenler başvuru tarihi itibarıyla üç yıl geçmeden; aynı ilçe içerisinde yer değişikliği yapılanlar daha önce görev yaptıkları eğitim kurumuna, ilçe dışına yer değişikliği yapılanlar daha önce görev yaptıkları ilçeye atanmak üzere alan değişikliğine bağlı yer değişikliği başvurusunda bulunamayacaklardır.
– Başvurular öncelikle eğitim kurumu müdürlüğünce incelenecek ve uygun olan başvurular onaylanacaktır.
]]>