Anne – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Fri, 06 Sep 2024 00:11:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Hamilelikte bu hataları yapıyor olabilirsiniz! Dikkat edilmediğinde… https://www.foxhaber.com.tr/hamilelikte-bu-hatalari-yapiyor-olabilirsiniz-dikkat-edilmediginde/ https://www.foxhaber.com.tr/hamilelikte-bu-hatalari-yapiyor-olabilirsiniz-dikkat-edilmediginde/#respond Fri, 06 Sep 2024 00:11:06 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/hamilelikte-bu-hatalari-yapiyor-olabilirsiniz-dikkat-edilmediginde/ Hamilelikte bu hataları yapıyor olabilirsiniz! Dikkat edilmediğinde...

Hamilelik süreci birçok kadın için farklı bir şekilde geçer. Kimi kolayca sürecini tamamlarken kimi de zorluklar ve sıkıntılar içinde bunalarak tamamlayabilir.

Hamilelikte ruh sağlığı, hormonlar ve çevre anne adayının doğum süreci boyunca etkili olur.

Anne adaylarının en büyük problemlerinden biri de bilimsel olmayan söylentilere inanarak hareket etmeleridir. Herkesin anne adayının iyiliğini düşünerek söylediği şeyler bilimsel değilse geri dönüşü olmayan yollara itebilir.

Bunları engellemek için anne adaylarının doktorlar ve bilimsel bilgiler haricinde her söyleneni ciddiye alması çok sağlıklı bir durum değildir.

Bu yazımızda tam da bu problemle ilgili hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışları ele aldık. İşte hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışlar…

1. ”Anne adayı 2 kişilik yemek yemelidir”

Uzmanlar bu düşüncenin hatalı bir beslenme şekli olduğunu nitelendiriyor.

Anne adayının doyacak kadar sağlıklı beslenmesi yeterlidir.

2. ”Bebeğin çok saçı varsa hamilelik dönemi bulantılarla geçer”

Bu düşünce doğru değildir. Bulantı durumu hamileliğin ilerleyen haftalarında bebeğin diyafram ve mideye baskı yapmasından kaynaklı yaşanır.

3. ”Hamile kadın aşerdiği gıdayı tüketmezse bebeğin bir uzvu eksik olur”

Bu düşünce de doğru bilinen yanlışlardandır. Aşermek psikolojik bir durumdur.

Anne adayının aşerdiği gıdayı tüketme imkanı yoksa da çocuğun herhangi bir uzvunun eksik olacağına inanmak doğru değildir.

5. ”Anne güzelleşirse erkek, çirkinleşirse kız olur”

Yaygın olan bu inanış doğru değildir. Anne karnının aldığı şekil bebeğin cinsiyeti hakkında bir şey ifade etmez çünkü hamilelik sürecinde karın şekli değişkenlik gösterebilir.

6. ”Gebeyken hiç hareket etme yoksa bebek zarar görür”

Bu düşünce yanlıştır. Riskli bir gebelik süreci yoksa anne adayı aşırı hareketler yapmadan gerekli hareketlerle vücudunun esnekliğini artırarak hamilelik sürecine hazırlıklı olmalıdır.

7. ”Bebekler hiçbir şey hissedemezler”

Bu yaklaşım da doğru değildir. Bazı bebekler döllenme sürecinden itibaren bazen de 20. haftadan itibaren dışarıyı hissetmeye başlarlar.

8. ”Anne bebeğin doğumdan sonra hemen karşılaşması önemli değildir”

Bu inanç da doğru değildir. Doğum şekli ne olursa olsun bebeğin hayatının güven ve kalitesi için anne ve bebeğin en kısa sürede kavuşması son derece önemlidir.

Aşağıya bıraktığımız videodan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz…

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hamilelikte-bu-hatalari-yapiyor-olabilirsiniz-dikkat-edilmediginde/feed/ 0
‘Leonardo’ davasında İtalyan anneye iade kararı onandı https://www.foxhaber.com.tr/leonardo-davasinda-italyan-anneye-iade-karari-onandi/ https://www.foxhaber.com.tr/leonardo-davasinda-italyan-anneye-iade-karari-onandi/#respond Sun, 28 Jul 2024 21:54:58 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9223 Almanya’nın başkenti Berlin’de doğduktan sonra 2013 yılında İtalya’ya yerleşen Demirbilek Yiğit, Floransa Üniversitesi’nde mimarlık okuyan Ilaria Alassondra Sassone ile aşk yaşamaya başladı. Çiftin, evlilik dışı Leonardo Maximus Yiğit adını verdikleri oğulları dünyaya geldi. Daha sonra Sassone ile Yiğit ayrıldı. İtalyan mahkemelerince çocuğun velayeti müşterek olarak anne ve babaya verilirken, Leonardo’nun oturduğu yeri belirleme hakkı anneye verilmesine rağmen Leonardo, 3 yaşında babasıyla İzmir’e yerleşti. 

Sassone’nin, Leonardo’nun İtalya’ya iadesi için yaklaşık 4 yıl önce açtığı ve Urla 1’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada Uluslararası Lahey Sözleşmesi gereğince çocuğun vatandaşı olduğu İtalya’ya iade kararı çıktı. Yiğit’in avukatının itirazı üzerine dosya, istinaf mahkemesine taşındı. Dosyayı görüşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi itirazı reddetti. 

Yiğit’in avukatı, bu kez dosyayı Yargıtay’a götürdü. Yargıtay, kararı 15 Mayıs’ta onadı. Kararın Yargıtay’da da kesinleşmesinin ardından Leonardo Maximus Yiğit, önceki gün polis ekipleri eşliğinde anneye verildi.

‘DÖVE DÖVE ÇOCUĞU ARABAYA SOKTULAR’

Demirbilek Yiğit 5 yıl önce oğlu ile birlikte İtalya’dan İzmir’e yerleştiğini belirterek, “Ortak velayette oturma hakkı bana verilmişti. İzmir’de bir hayat kurduk. Annesi küçüklüğünden beri çocuğuna bakmıyordu. İlk 6 aydan sonra çocuğa ben baktım. Annelik vazifesini yapmadı ama çocuğun iadesini talep etti. Aradan 5 yıl geçti. Arkadaşları, okulu ve tüm düzeni her şeyi burada. ‘Türkiye’den ayrılması ona zarar verir, travma yaşatır’ diye psikolog raporu var. Tek konuştuğu dil Türkçe. Ona rağmen Yargıtay’dan iade kararı çıktı” dedi. 

Leonardo’nun dedesi tarafından zorla arabaya bindirildiğini söyleyen Yiğit, sözlerin şöyle devam etti:

“Onu teslim alırlarken, çocuk her şeyiyle buna karşıydı. Yalvardı, ağladı. Videoları var. Bana daha önce de ‘Gitmek istemiyorum’ diye yalvardı. Psikolog raporları ciddiye alınmadı. Çocuğum Türkiye’de kalmak için elinden geleni yaptı ama şiddetle, döve döve çocuğu arabaya soktular. Türk polisi çocuğa yardım edeceğine beni tuttu. ‘Baba imdat’ diye yalvarıyordu. Ona yardımcı olacağım diye söz verdim ama olamıyorum. Buradan yalvarıyorum. Bu konuda devletimizden yardım bekliyorum. Lütfen bizi yalnız bırakmayın.”

‘ÇOCUĞA EBEVEYN YABANCILAŞMA SENDROMU YAŞATTI’

Velayetin annede olduğunu ve çocuğunu kaçırıp buraya getirdiği için Uluslararası Lahey Sözleşmesi’ne göre çocuk kaçırma suçundan Türk mahkemelerinin İtalyan vatandaşı olan Leonardo’nun İtalya’ya iadesine karar verdiğini söyleyen Ilaria Alassondra Sassone’nin avukatı Süreyya Turan ise iade kararının Yargıtay tarafından da onararak kesinleştiğini söyledi.

Çocuğa Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromu yaşattırıldığını iddia eden Turan, “Çocuk daha önce annenin kucağına atlıyordu ama baba tamamıyla çocuğun psikolojisini bozdu. Çocuk bu yüzden anneye gelmek istemedi. Çocuğa Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu yaşattı. Sonuç olarak kesinleşmiş bir karar olduğu için teslim alındı. Fakat baba çocuğu teslim etmesi gerekirken onu doldurduğu için çocuk gitmek istemedi ve mecburen zorla alınmış oldu, polis aldı. Son çekilen görüntüde çocuk istemiyor gibi görünüyor ama daha önce istiyordu, bunu yapan baba” dedi. Vekili Sassone’nin can güvenliğinin bulunmadığını öne süren Turan, anne oğulun, çocuğu teslim alan dedeyle bir otelde kaldığını ve bir an önce İtalya’ya dönmek istediklerini belirtti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/leonardo-davasinda-italyan-anneye-iade-karari-onandi/feed/ 0
Öldürülen kuryenin annesi: ‘Katilin babası da cezalandırılmalı’ https://www.foxhaber.com.tr/oldurulen-kuryenin-annesi-katilin-babasi-da-cezalandirilmali/ https://www.foxhaber.com.tr/oldurulen-kuryenin-annesi-katilin-babasi-da-cezalandirilmali/#respond Sat, 27 Jul 2024 10:17:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9180 İstanbul’da yaşayan ve 1 yıl önce Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü’nü kazanan 20 yaşındaki Ata Emre Akman, 11 Mayıs’ta Balıkesir’in Karesi ilçesi Karaoğlan Mahallesi Emir Sokak’ta, motosikletle sipariş bıraktığı adresten dönerken E.Ö.’nün bıçaklı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetti. 

Üniversite öğrencisi Ata Emre Akman’ın acılı annesi Zuhal Akman, saldırıyı gerçekleştiren E.Ö.’yü babasının azmettirdiğini iddia etti.

“ONUN LİZBON’A BENİM DE PARİS’E GİTME HAYALİMİZ VARDI”

Ata Emre Akman’ın saldırıya uğramadan yaklaşık 1 hafta önce işe girdiğini ve kendi kazandığı parayla Anneler Günü’nde sürpriz yapmak istediğini söyleyen anne Akman, şöyle konuştu:

“Ata, kendi bireyselliği için çalışıyordu. Ne Ata’nın ne de bizlerin herhangi bir mali sıkıntısı yoktu. Çünkü bu çocuk 13 yaşında da çalıştı ve kendisine elektro gitar aldı. Anneler Günü’yle ilgili kısa sürede çalışıp bir sürpriz yapma durumu varmış, işte böyle bir sürpriz oldu.

O gece Ata’yı aradım, meşgule attı ‘annem ben seni sonra ararım’ diye mesaj yazmış, sonra öğreniyorum ki çalışıyormuş, dağıtım yapıyormuş. Yarım saat sonra aradı, kahkahalar attık. Onun Lizbon’a benimse Paris’e gitme hayalimiz vardı.” 

“ATA’NIN YANINA ÇIKIP YATTIM, BİRAZ SARILDIK”

Çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev yapan Beden Eğitimi Öğretmeni Zuhal Akman, olayın gerçekleştiği gün yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Olay gecesi sabaha karşı eşime telefon geldi. Polis, ‘Oğlunuz bir bıçaklanma olayına karıştı, ağır yaralı ve ameliyata alındı, buraya gelmeniz gerekiyor’ deyince eşim ağlamaya başladı. Balıkesir’e doğru yola çıktık. Tuhaf bir geceydi, yağmurlu ve sisliydi. Yoldayken eşim hastaneyi aradı ancak ‘Ata Emre Akman diye bir hasta yok’ deniliyordu. 

Çünkü artık yok. 150-180 kilometre hızla Balıkesir’e vardık. Acil servisten çıktıktan sadece 5 dakika sonra morgdaydık ve ikinci raftan oğlumuzu çekiyorlardı. Sonra sedyeyi aşağı indirdiler, örtüyü açtım, Ata olduğu söyleniyor ama Ata değil. Ata olamaz çünkü saçları kısaydı. Bilmiyordum ki, saçlarını kestirmiş; Anneler Günü’nde bana sürpriz yapacakmış. Her tarafını açtım ve baktım. 

Otopsiden sonra bütün izleri, her şeyi gördüm. Sonra yetkililere ‘o sedye beni kaldırır mı?’ diye sordum ve Ata’nın yanına çıkıp yattım, biraz sarıldık. Çünkü bir daha sarılıp yatma şansımız olmayacaktı. Baktım ki ellerim kanlanmış. Bir müddet sonra artık Ata’dan ayrılmam gerekiyordu. Sonra tabut geldi, oradaki görevli, birisine ‘el atın da kaldıralım ‘ dedi. ‘Ben annesiyim, ben çocuğumu kaldırırım’ dedim. Kaldırdım, kuş gibiydi. Zaten Ata, Ata’ya benzemiyordu. İnsan bir anda mı değişir?.” 

“EV BAKACAKKEN MEZAR YERİ BAKTIK”

Ata’nın üniversitede okuduğu dönem boyunca askeri misafirhanede kaldığını ve gelecek yaz eve çıkmak istediğini söyleyen anne Akman, “Biz ev bakacakken mezar yeri baktık. Ata, geçen yıl tek başına yaklaşık 11 ülke dolaştı. Koca Avrupa’da farklı farklı ülkelerde bir şey olmadı da kendi ülkemde Balıkesir gibi bir yerde böyle şeyler yaşadık. Ata, 2004 yılında Balıkesir’de doğdu. Balıkesir’de üniversiteyi kazandı ve Balıkesir’de sonu bitirdi. Halbuki sadece hayatının ilk 3 yılını Balıkesir’de geçirmişti, bir de son yılını” ifadelerini kullandı.

“HAYALİ DÜNYAYI GEZMEKTİ”

Ata’nın dünya turu yapmak gibi bir hayali olduğunu ifade eden Akman, “Jazz severdi, çok kitap okurdu, müzik kulağı müthişti. Bir taraftan gitar çalardı. Mantıklı, realist ve romantik bir çocuktu. Hayali, dünyayı gezmekti. Hayvanları çok severdi. Bir köpeğimiz vardı, geçen yıl aramızdan ayrıldı. Şimdi muhtemelen çılgınca oynuyorlardır, çünkü Ata’yı çok seviyordu” dedi.

“ÜZERİNDE KURYE OLDUĞUNU BELİRTEN PİZZACI MONTU VAR”

Anne Akman, sözlerine şöyle devam etti:

“Katil azmettirildi, bunun farkındayız. Katilin 17 yaşında olduğu söyleniyor. Bıçaklama ve kasten yaralama gibi 6 ayrı suç kaydı var. O caninin babası da cinayetten dolayı 10 yıldır Buca Cezaevi’nde yatıyor. Cinayetten yatan bir adam hafta sonu için izinli çıkabiliyor, Türkiye’de yeni bir meslek grubu oluşabilir.

Babası da cezalandırılmalı, çünkü azmettiricisi o. ‘Benim yapamadığımı artık çocuğum yapacak’ diye oğluna el veren kişi babası. Ata’nın sipariş götürdüğü apartmanda, bu caninin babasının daha öncesinde birlikteliği olduğu söylenilen bir kadın oturuyormuş ama o kadın bir başkasıyla evliymiş. 

O caninin babası, eski kadın arkadaşına ‘senin imam nikahlı eşini öldüreceğim’ diyor. Kadının alt kattaki arkadaşına da bilenmiş, onu da tehdit ediyor ve ‘senin oğlunu öldüreceğim’ diyor. Bu caninin azmettiricisi olan babasının şöyle bir beyanı var; ‘artık benden iş geçti, benim yapamadığımı oğlum yapacak görürsünüz’ diye tehditleri var, bunun da tanıkları var. Yani o gece apartmandan kim çıksa bunu yaşayacaktı. O geceki görüntülerin bir kısmını istemeden izledim, Ata’nın üzerinde kurye olduğunu belirten pizzacı montu var. Ata’nın orada işini yaptığı belli.” 

“KATİLLER EVCİ OLARAK DIŞARIYA ÇIKMASIN”

E.Ö.’nün babasının da en ağır cezayı alması gerektiğini söyleyen Akman, “Hukuka güveniyorum. Lütfen katiller evci olarak dışarıya çıkmasın. Çünkü onlar sadece kendilerine değil, tüm Türkiye’ye, hatta dünyaya zarar” ifadelerini kullandı.

BABA AKMAN: BEN SEVMEYİ ATA’DAN ÖĞRENDİM

Ata’nın Babası Emekli Subay Erol Akman ise şöyle konuştu:

“Ata, insanlara dokunmayı seven bir çocuktu. ‘Ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ denilen bir çocuk. Arkadaşları bana ‘ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ dediler, bu ne kadar güzel bir şey. Böyle bir çocuk benim elimden kaydı. Ben 25 bin asker yetiştirdim. 25 bin askerin kılına zarar gelmedi ama kendi oğlumu koruyamadım. 

Benim oğlum, sadece öldürme gayesiyle bir yerde hazır bulunan bir cani tarafından ve bunu meslek haline getirme aşamalarında olan birisi tarafından katledildi. Biz çocuklarımızı bunun için mi yetiştirdik? Kız kardeşi var, ben onu nasıl sokağa salacağımı bilmiyorum. İstanbul’dan korkuyor, Balıkesir’den korkmuyordum. 

Kardeşinin sınavı var, nasıl girecek? Bir yeri kazansa bile ben onu nasıl göndereceğim? Bu saatten sonra insanlar çocuklarını nasıl güvenle başka bir şehre okumak ve bu memlekete faydalı bir birey olmak için gönderecek ? Bu vaka güvenin ayaklar altına alındığı bir vakadır. Bu dava sonuna kadar takip edilmeli.” 

“ANNESİNE HEDİYE ALMAK İSTİYORDU”

Ata’nın liseden arkadaşı Efe Toprak Ateş (20) de “Ata tanıdığım en iyi insanlardan biri. Birbirimize çok yardım ettiğimiz günler oldu. Hiç kötü anımız yok. Hafta sonları yanımıza geliyordu. En son olay yaşanmadan yani işe başlamadan 1 hafta önce konuşmuştuk. Dünya turu yapmak istiyordu, öyle bir hayali vardı. Bu yaz beraber hayalimiz vardı, işe başlama sebeplerinden biri de oydu, hem yaklaşan Anneler Günü için annesine hediye almak istiyordu hem de yazın hep beraber tatile gidecektik. Onun için işe başlamış, para biriktiriyordu” dedi.
 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/oldurulen-kuryenin-annesi-katilin-babasi-da-cezalandirilmali/feed/ 0
Anneler Günü mesajları: En güzel, Duygusal Anneler Günü mesajları… https://www.foxhaber.com.tr/anneler-gunu-mesajlari-en-guzel-duygusal-anneler-gunu-mesajlari/ https://www.foxhaber.com.tr/anneler-gunu-mesajlari-en-guzel-duygusal-anneler-gunu-mesajlari/#respond Sat, 20 Jul 2024 09:03:58 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8997 Anneler günü, hayatımızdaki en değerli varlıklardan olan annelerimize minnetimizi ve sevgimizi ifade ettiğimiz bir gün olarak kutlanıyor. Sevgiyi, şefkati ve sonsuz fedakarlığı temsil eden annelerimize duygularımızı en güzel şekilde Anneler günü mesajları ya da şiirleri ile ifade edebilir ya da hediyelerle sevindirebiliriz. Anneler günü mesajları, kalplerimizi ısıtan ve duygusal bir bağ kurmamıza yardımcı olan araçlardır. Anneler Günü mesajları ile annelerimize olan derin sevgimizi ve minnettarlığımızı ifade edebiliriz.

ANNELER GÜNÜ MESAJLARI

“Sevginin en kutsal sembolü, sonsuz sabır ve şefkatin kaynağı, senin gibi bir annenin değeri ölçülemez. Anneler Günün kutlu olsun!”

“Her bir gülüşünde, yüreğimizdeki sevginin yeşerdiğini hissediyoruz. Seninle geçirdiğimiz her an, bize hayatın en değerli hediyesini veriyor. Anneler Günün kutlu olsun, anneciğim!”

“Güçlü bir sığınak, sıcacık bir liman, yolumuzu aydınlatan bir yıldızsın sen. Anneler Günü kutlu olsun, varlığın bizim için en değerli hazinemizdir.”

“Hiç solmayan bir çiçek gibi, sevgin her zaman etrafımızı sarmalıyor. Seninle geçirdiğimiz her an, bize anneliğin ne demek olduğunu hatırlatıyor. Anneler Günün kutlu olsun, seni çok seviyoruz!”

“Hayatımızın her anında, yanımızda olduğun için minnettarız. Yüreğindeki sevgi ve sıcaklıkla bize rehberlik eden, değerli annemiz, Anneler Günün kutlu olsun!”
“Anneler Günü, sadece bir gün değil, senin bize her gün sunduğun sevgi ve özverinin kutlandığı özel bir zaman dilimi. Varlığınla hayatımıza anlam katan anneciğim, seni çok seviyoruz!”

“Kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük olan sevgini hissediyoruz her zaman. Bize her zaman destek olan, yüreği sonsuz sevgiyle dolu annemiz, Anneler Günün kutlu olsun!”

“Hayatın en güzel renklerini bize öğreten, her zorluğun üstesinden gelmemize yardımcı olan annemize sonsuz teşekkürler. Anneler Günün kutlu olsun, seni çok seviyoruz!”

“Sevgi dolu kalbinle, bize her zaman en iyisini sunan annemiz, sana minnettarız. Seni seviyoruz ve Anneler Günün kutlu olsun!”

“Anneler Günü, senin değerini anlamak ve sana olan sevgimizi ifade etmek için bir fırsat. Senin gibi harika bir annenin evlatları olmaktan gurur duyuyoruz. İyi ki varsın, Anneler Günün kutlu olsun!”

ARKADAŞA ANNELER GÜNÜ MESAJLARI

Canım arkadaşım, Anneler Günü’nü kutlarım! Senin gibi bir anneye sahip olduğun için çok şanslısın.

Annelerimize olan sevgimizi ve saygımızı her zaman yürekten hissediyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!

Bu özel günde, tüm anne dostlarımıza en içten dileklerimizi sunuyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!

Annelik duygusunun ne kadar kutsal ve değerli olduğunu biliyoruz. Anneler Gününüz kutlu olsun!

Tüm anne dostlarımıza, sevgi dolu bir Anneler Günü diliyoruz.

EŞE ANNELER GÜNÜ MESAJLARI

Sevgili eşim, öncelikle anneler gününü kutlarım. Çocuklarımıza verdiğin sevgi ve emeği için sana minnettarım.

Sen sadece çocuklarımızın değil, benim de en şefkatli ve en sevgi dolu annemsin. Anneler Günün kutlu olsun!

Hayatımın en güzel armağanı olan sana, anneler gününü kutlarım. Hem bana hem de çocuklarımıza sunduğun sevgi ve şefkat için sana minnettarım.

Senin gibi bir anneye sahip olduğumuz için çocuklarımıza çok şanslıyım. Anneler Günün kutlu olsun!

Her zaman yanımızda olduğun, bize destek olduğun ve bize sevgini gösterdiğin için sana çok teşekkür ederim. Anneler Günün kutlu olsun canım!

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/anneler-gunu-mesajlari-en-guzel-duygusal-anneler-gunu-mesajlari/feed/ 0
Anneler Günü ne zaman? En güzel Anneler Günü mesajları… https://www.foxhaber.com.tr/anneler-gunu-ne-zaman-en-guzel-anneler-gunu-mesajlari/ https://www.foxhaber.com.tr/anneler-gunu-ne-zaman-en-guzel-anneler-gunu-mesajlari/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:14:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8875 Annelerin sevgi, fedakarlık ve özverilerini takdir etmek ve onlara teşekkür etmek için kutlanan bir özel gün olan Anneler Günü bu pazar günü kutlanacak. Birçok kişi hayattaki en özel varlıkların başında gelen anneler için özel hazırlık yaparak sürpriz yapmak istiyor. 

ANNELER GÜNÜ NE ZAMAN?

Anneler Günü Dünya’da farklı günlerde kutlanır. En yaygın şekliyle Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır. 

2024 yılında Türkiye’de de 12 Mayıs Pazar 2024′de Anneler Günü kutlanacak.

ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ NE ALINIR?

Kişiselleştirilmiş hediyeler: Annenizin adını veya resmini içeren özel bir hediye, ona kendisinin ne kadar özel olduğunu hatırlatır. Örneğin, kişiselleştirilmiş bir kupa, fotoğraf albümü veya takı.

Spa günü: Annenizi bir spa gününe veya masaj seansına götürerek ona rahatlamayı ve kendini şımartmayı sağlayabilirsiniz.

Yemek deneyimi: Annenizi sevdiği bir restoranda romantik bir yemek veya evde özel bir akşam yemeğiyle şaşırtabilirsiniz.

Hobiye yönelik hediyeler: Annenizin ilgi alanlarına yönelik bir hediye seçerek onun hobilerini destekleyebilirsiniz. Örneğin, bahçe işleriyle ilgileniyorsa yeni bir bitki veya bahçe aletleri, el işleriyle ilgileniyorsa bir el işi seti veya resim yapmayı seviyorsa yeni bir boya seti.

Kitaplar: Eğer anneniz kitap okumayı seviyorsa, ilgi alanlarına uygun kitaplar veya bir Kindle gibi bir e-okuyucu hediye edebilirsiniz.

Wellness ürünleri: Yoga matı, aromaterapi seti, egzersiz ekipmanları veya sağlıklı beslenmeyle ilgili ürünler gibi wellness ürünleri annenizin sağlığını desteklemesine yardımcı olabilir.

Hatıra hediyeleri: Annenizin geçmişten gelen hatıralarını içeren özel bir hediye, duygusal bir bağ kurmanıza yardımcı olabilir. Örneğin, aile albümü, eski bir fotoğrafın bulunduğu bir çerçeve veya aile mirası bir takı.

ANNELER GÜNÜ MESAJLARI 

* Hayat yolculuğumun en başından beri beni besleyen, üzerimden duayı hiç eksik etmeyen, benim için her an endişelenen, bana rehberlik eden ve her arayışımda beni destekleyen kişi sendin anneciğim. İhtiyacım olan sevgi için her gün orada olduğunu biliyorum. Anneler Günün kutlu olsun!

* Bana yolları göstermek için orada olduğun sürece, hiçbir şey için endişelenmem gerekmiyor. Seni seviyorum anneciğim. Anneler Günün kutlu olsun!

* Sarılmaya ihtiyacım olduğunda, kolların benim için her zaman açık. Bir arkadaşa ihtiyacım olduğunda, her zaman yanımdasın. Bir derse ihtiyacım olduğunda, en iyi öğretmensin. Gücün ve sevgin bana her zaman rehberlik ediyor. Seni çok seviyorum anneciğim, Anneler Günün kutlu olsun!

* Çocukken, bana örnek olmak için benden önce; gençken, her ihtiyacım olduğunda beni gözetmek için arkamdan, yetişkin olduğumda ise destek vermek için hep yanımda yürüdün. Her an yanımda olduğun için sana minnettarım. Anneler Günün kutlu olsun!

* Gökyüzünden bir yıldız kayar dilek tutarız. Annem gözlerini kapar bütün dilekleri benim içindir. Ellerinden öperim anneciğim.

* Sen hayatımın kutup yıldızı oldun. Nereye gidersem gideyim ışığının altında sevginle uyudum. Doğru yolu buldum. Seni seviyorum annem.

*Geleceğini oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim. Anneler günün kutlu olsun benim melek annem.

*Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı, kuş olsa, çiçek olsa, gündüz olsa, kırılmaz mı? Acıdan bir sap menekşenin boynu bu kez dağlar doğursun beni anne. Sen de ılık bir yağmur ol durmadan yağ kanayan yerlerime. Anneler günün kutlu olsun canım annem.

*Anne gökte bir ışık, anne parlak bir yıldız anne yoklukta bir düş, ayda bir yaldız anne tutunulan bir dal, dertlerin garip çizgisi anne gözümdeki yaşların bir virane dizgisi. Anneler günün kutlu olsun canım anam.

* Annem senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum.

* Sen evimizin kraliçesi, başımızın tacısın.. en aziz varlığımız. Anneler günün kutlu olsun annem.

* Senin kucağın, senin merhametin beni yaşama bağlıyor sevgili anneciğim. Anneler günün kutlu olsun..

* Kuzey rüzgarı da esse, kopsa da fırtına, sığınacağım tek liman sensin annem. Hakkını nasıl öderim.. Başımı dizlerine koymaya geldim.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/anneler-gunu-ne-zaman-en-guzel-anneler-gunu-mesajlari/feed/ 0
Anne müzesi kapılarını ziyaretçilere açtı https://www.foxhaber.com.tr/anne-muzesi-kapilarini-ziyaretcilere-acti/ https://www.foxhaber.com.tr/anne-muzesi-kapilarini-ziyaretcilere-acti/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:09:00 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8595 Şermin Yaşar’ın kurucusu olduğu ve salı günü ziyarete açılan müzede pek çok önemli sanatçıya ait anne ve çocuk temalı tablolar, heykeller ve koleksiyonlar yer alıyor. 

Ziyaretçilerini “anne evi sıcaklığıyla karşılayan” müzede Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Baha Said Bey, Sanayi-i Nefise’nin kurucularından Fuat Soyhan, ünlü ressamlar İbrahim Balaban, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Fikret Otyam, Abidin Dino, Ali Demir, Hüseyin Bilişik, Mustafa Aslıer, Erol Özden ve daha pek çok isme ait tablolar bulunuyor. 

Burhan Alkar, Metin Yurdanur, Jale Yılmabaşar, Hüseyin Gezer gibi isimlere ait heykel ve seramik sanatı eserlerinin de sergilendiği müzede annelik teması üzerine sanata dair geniş bir koleksiyon sunuluyor. 

Annelerin ve bebeklerin kullandığı eşyalar, analık madalyaları 

Müzede, geçmişten bugüne annelerin kullandığı ve anneliği simgeleyen eşyalar, objeler, anneliğin değerine dikkati çeken sanatsal çalışmalar, tablolar bulunuyor. 

Bebeklerin kullandığı kıyafet, emzik, bez, biberon gibi eşyalar ve anne çocuk ilişkisini sanatsal bir anlatımla sunan çalışmalar da ziyaretçilere anılarını yeniden canlandırma imkanı sunuyor. 

Türk resim ve heykel sanatının anne çocuk, anne bebek temalı pek çok önemli eserinin de bulunduğu müzede, Türkiye’den ve farklı ülkelerden “analık madalyası” örnekleri sergileniyor. 

Geçici sergi alanında ise Cumhuriyet Müzesi envanterine kayıtlı Mustafa Kemal Atatürk’ün bebeklik eşyaları zıbını ve başlığı ile Zübeyde Hanım’ın seccadesi ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. 

Dünya anne bebek koleksiyonunun bulunduğu salonda ise 50’den fazla ülkeye ait anne bebek temalı ve görselli antika bebekler yer alıyor. 

“Anadolu annelerinin sırtını sıvazlamak istedim” 

Yazar Şermin Yaşar, müzeyi ve kuruluş sürecini anlattı. 

“Anadolu annelerinin biraz sırtını sıvazlamak istedim” diyen Yaşar, bunu yapmanın pek çok yolunun bulunduğunu, müze fikrinin de bunlardan biri olduğunu söyleyerek, “Anlatmak istediğim Anadolu’nun annelik hikayelerini, annelik tarihini ve o eşsiz sanat eserlerini bir araya getirip bir kompozisyon oluşturarak biraz Anadolu kadınına, Anadolu annelerine, bugünün annelerine ve kadınlarına bir selam vermek istedim” ifadelerini kullandı. 

Müzeye gelen ziyaretçilerin bir sanat eserine bakarak dile getirdikleri “Ondan benim annemde de vardı. Bundan benim de vardı” ifadelerinin aslında bir “birliktelik duygusunu” yansıttığı değerlendirmesinde bulunan Yaşar, şöyle konuştu: 

“Bir sanat eseri kıymetlidir. Müzelerde bulunan envanterler değerli ve kıymetlidir. Böyle baktığında aslında kendi annesinde olanın, kendi evinde var olanın, kendi çocuğuna ya da kendi çocukluğunda alınmış ve verilmiş olanın ne kadar kıymetli ve değerli olduğunu da görebiliyor ziyaretçilerimiz.”

“El ele gezmelerini istiyoruz” 

Ziyaretçilerden, “Hemen çıktım ve annemi aradım” şeklinde dönüşler aldıklarını bildiren Yaşar, annesi ya da çocuğuyla gelenlerin müzeyi el ele gezmelerini istediklerini, bunu görmenin kendileri için çok mutluluk verici olduğunu ifade etti.

Yaşar, müzeyi gezen anne ve çocuklarının aralarındaki bağı hatırlamalarının, müzeden birbirlerine sevgi sözcükleriyle ayrılmalarının kendileri için kıymetli olduğunu söyledi. 

Dünyanın her yerinde çocukların annelerinin yanında, kucağında, omzunda, dizinde, yanı başında olduğunu, her kültürde bu durumun benzediğini ziyaretçilere göstermek istediklerini belirten Yaşar, bunun katılımcıları iyi hissettirdiğini ve onlara tanıdık geldiğini anlattı. 

“Bugünün yaşantısı başka çocukların varlığını çok fazla düşünmeye fırsat vermiyor” 

Annenin yokluğunun da bahsedilmesi gereken başka bir konuya dönüştüğünü, bu nedenle öksüzlük kavramına da değinmek istediklerini kaydeden Yaşar, şöyle konuştu: 

“Çünkü öksüz kelimesi eski Türkçe ve geride kalmış bir kelime. Kelime eski olunca sanki kavramın kendisi de eskiymiş gibi algılıyoruz ve bugün insanımız sadece kendi çocuğuna ve kendi anneliğine daha çok odaklanıyor. Bugünün yaşantısı başka çocukların varlığını çok fazla düşünmeye fırsat vermiyor. Kelime eski ama kavram hala devam ediyor. Hala öksüz çocuklar var. Bunun üzerine düşündürtmek istedik biraz da.” 

Altındağ Hacettepe Mahallesi Salaş Sokak’ta bulunan Anne Müzesi, Pazartesi günleri hariç her gün 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/anne-muzesi-kapilarini-ziyaretcilere-acti/feed/ 0
İmamoğlu: Verdiğim sözleri tutmanın huzurunu yaşıyorum https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-verdigim-sozleri-tutmanin-huzurunu-yasiyorum/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-verdigim-sozleri-tutmanin-huzurunu-yasiyorum/#respond Thu, 25 Apr 2024 21:15:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6577 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, Yuvamız İstanbul kreşlerinden yararlanan minikler ve aileleriyle iftarda bir araya geldi.

Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde bir araya gelen yaklaşık 3000 davetli, İmamoğlu çiftine sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu’nun etrafını saran minikler, İBB Başkanı’yla anı fotoğrafları çektirdi. Miniklerin İmamoğlu’na ilgisi, iftar öncesinde yaptığı konuşmada da devam etti. Ramazan nedeniyle, toplumun farklı kesimleriyle iftar sofralarında buluştuklarını belirten İmamoğlu, “Bu sofraların, bu buluşmaların her biri benim için servet değerinde. Fakat bugün burada olmak, sizlerle aynı iftar sofrasını paylaşmanın bambaşka bir önemi var” şeklinde konuştu.

“BU YOLA ÇIKARKEN, ‘BU ŞEHRİN ÇOCUKLARI EŞİT OLACAK’ DEMİŞTİM”

“5 yıl önce bu yola çıkarken, bu şehrin çocuklarının, kadınlarının hayatlarını kolaylaştırmak için çalışacağıma bütün insanlarımızın huzurunda söz vermiştim” diyen İmamoğlu, “Bu yola çıkarken, şehrin neresinde oturuyorsa otursunlar, ‘Bu şehrin çocukları eşit olacak’ demiştim. Siz değerli anne babalara baktığımda, bu güzel çocukların gözlerine baktığımda, verdiğim sözleri tutmanın huzurunu yaşıyorum. Göreve geldiğimizde, ilk etapta ekonomik olarak İstanbul’un en çok ihtiyaç duyulan bölgelerinde kreşlerimizi hizmete sunmuştuk. Şimdi faaliyet gösteren kreş sayımız 100’e ulaştı. İBB tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. Artık, Arnavutköy’den Bağcılar’a, Başakşehir’den Bayrampaşa’ya, Çatalca’dan Gaziosmanpaşa’ya, İstanbul’un çocuklarının kreşleri var. Bu kreşlerde çocuklarımız; bilimsel eğitimle, yeteneklerini ve kendilerini keşfederek mutlulukla büyüyorlar. Yapacağımız 50 yeni Yuvamız İstanbul kreşi ve 50 yeni Yuvamız İstanbul Kısa Mola Merkezi ile de toplamı 200’ü bulacak kreşlerimizde, İstanbullu çocuklarımızı eşitlemek için durmadan çalışacağız” ifadelerini kullandı.

“KREŞLERİMİZ, YALNIZ ÇOCUKLARIMIZA BİR YATIRIM DEĞİL”

“Kreşlerimiz, yalnız çocuklarımıza bir yatırım değil” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Çocuğunu kreşe verip, çalışmak isteyen annelerin de hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Özel gereksinimli çocuklarımızın annesi 50.000 kadına, 5.000 TL nakit destek vererek hem annelerin sosyalleşmelerini hem de çocuklarının daha iyi bir eğitim almasına katkı sunacağız. Çünkü kadınların hayata karışması, kendi istek ve düşünceleri doğrultusunda yaşamlarını şekillendirmeleri, kendilerini gerçekleştirebilmeleri bizim için her şeyden çok daha önemli. Aynı bakış açısıyla, 0-4 yaş arası çocuklu annelere ücretsiz ulaşım desteği veriyoruz. İstanbul genelinde, tam 650 bin annemiz bu hizmetimizden faydalanıyor. Bizim için çok büyük bir gurur. Çocukların yanında olmak, kadınların ve erkeklerin sırtlandığı yüklerin bir kısmını üstlenmek, bizim için paha biçilemez değerde.”

“2 BÜYÜK ‘ÇOCUK OYUN DÜNYASI’ KURACAĞIZ”

İstanbullu çocukların sağlıkla, güvenle vakit geçirebilecekleri iki büyük “Çocuk Oyun Dünyası” kuracakları bilgisini paylaşan İmamoğlu, konuşmasını, “2 milyon beslenme destek paketi, okula yeni başlayacak 30 bin kız çocuğumuza eğitim desteği vereceğiz. Ve daha fazlasını yapacağız. Geçtiğimiz 5 yılda çocuklarımızı, annelerimizi nasıl unutmadıysak, önümüzdeki senelerde de asla unutmayacağız. Unutmayacağız; çünkü bu ülkenin güzel insanlarına borcumuz var. İnsanca, adilce, eşitçe, mutlulukla bu güzel şehirde yaşamak hepimizin hakkı. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, yavrularımızı gözlerinden öpüyor, şimdiden mübarek Ramazan Bayramınızı kutluyorum” sözleriyle tamamladı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-verdigim-sozleri-tutmanin-huzurunu-yasiyorum/feed/ 0
İstanbul’da dehşet notları! Gerçekler bu kağıtlarda ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-dehset-notlari-gercekler-bu-kagitlarda-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-dehset-notlari-gercekler-bu-kagitlarda-ortaya-cikti/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:39:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6542 İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede Serhat A. şikayetçi, 16 yaşındaki kız çocuğu G.I.A. mağdur, Yılmaz P. de şüpheli sıfatıyla yer aldı.

İddianameye göre olay şöyle yaşandı; 2 çocukları olan Serhat A. ile Mucize P. 2019 yılında boşandı.

Çocukların velayeti ise anne Mucize P.’ye verildi. Pilates hocalığı yapan Mucize P. 16 yaşındaki kızı G.I.A. ile birlikte yaşamaya başladı.

Mucize P., Yılmaz P.’ye pilates dersi verdi. Bir süre sonra Yılmaz P. İle Mucize P. arasında gönül ilişkisi kuruldu.

Yılmaz P. 2-3 ay boyunca pilates dersi almak için Mucize P.’nin evine gidip gelmeye başladı.

15 Şubat 2022 tarihinde Yılmaz P. Akşam saatlerinde Mucize P.’nin Kartal’da bulunan evine geldi.

İkili sabaha kadar oturdukları sırada 16 yaşındaki G.I.A. tuvalete gitmek için kalktı. Yılmaz P. G.I.A.’nın geri uyumaması için ısrar ederek yanlarında oturmasını istedi. 16 yaşındaki kız bir süre oturduktan sonra annesi Mucize P.’nin yatak odasına giderek uyumak istedi.

ANNE SEVGİLİSİNİN KIZINI TACİZ ETMESİNE GÖZ YUMMUŞ

Odaya giderek yatağa yatıktan bir süre sonra Yılmaz P. G.I.A. arkasından giderek yatağa yattı. 16 yaşındaki G.I.A.’nın arkasından sarıldığı sırada odaya anne Mucize P. geldi. Anne de Yılmaz P.’nin yanına uzandı.

Şüpheli Yılmaz P. ise G.I.A.’nın vücudunun çeşitli yerlerine elleyerek taciz etti. O sırada bir yandan da anne Mucize P.’nin de çeşitli yerlerine dokundu.

Kısa süre sonra anne Mucize P., yatakta oturur pozisyona geldi, ardından da Yılmaz P.’nin yataktan kalkarak odadan çıktı. İddianamede şüpheli olan Yılmaz P.’nin soruşturma aşamasında ifadesinde suçlamaları kabul etmediğini söylediği aktarıldı.

Şikayetçi baba Serhat A.’nın savcılığa sunduğu ses kaydının çözümü de iddianamede yer aldı. Ses kaydının bilirkişi tarafından yapılan çözümünde anne Mucize P.’nin kızı G.I.A.’ya “Olacakların farkında değilsin, bunların bak taciz davası açılınca hapse gireceğiz. Belki senin adını sicilde yazacaklar, taciz diye. Ondan sonra velayet davasında adın kötü lekeye karışacak. Siciline yazılacak. Kardeşimi dinledim. Yaptık diyemedim. Onu desem ben çok suçlu duruma düşerim tacizden” şeklinde sözler söylediği ifade edildi.

Bilirkişi raporunda anne Mucize P.’nin oğlu ve kızı arasında geçen konuşmalar ise şöyle;

Anne; Bak ben şunu söyleyemedim. Bu hepimizin hayatını mahveder ama

Kız Çocuk; Bizimkini mahvetmez seninkini mahveder

Anne; Sadece şunu diyemedim yanımızda yattı diyemedim. Çünkü onu desem ben çok suçlu duruma düşerim

Kız çocuk; Çünkü suçlusun

Anne; Ben tacizden hapiste yatarım. Hapiste yatmamı istermisin?

Şeklinde ses kaydına ilişkin bilirkişi çözümü de iddianamede yer aldı.

ANNE KIZI ŞİKAYETÇİ OLMASIN DİYE İKNA ETMEYE ÇALIŞMIŞ

İddianamede anne Mucize P. suçunu kabul ederek kızı G.I.A.’nın şikayetçi olmaması hususunda ikna etmeye çalıştığı belirtildi.

İddianamede anne Mucize P.’nin bu eyleminden dolayı hakkında Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğünün İhlali suçundan ayrıca savcılıkça soruşturma yürütüldüğü aktarıldı.

8 YILDAN 15 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ

İddianamede şüpheli Yılmaz P.’nin mağdur kız çocuğu G.I.A.’ya karşı “Çocuğun cinsel istismarı” suçundan 8 yıldan 15 yıla kadar cezalandırılması istendi.

İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi’nce iddianame kabul edilerek şüphelinin yargılanmasına başlandı.

AVUKATIN İTİRAZI SONRASI TEKRAR SORUŞTURMA AÇILMIŞ

Öte yandan baba Serhat A.’nın olayı ilk öğrendiğinde savcılığa şikayet dilekçesi sunduğu, dilekçesinde eski eşi Mucize P.’nin evine aldığı Yılmaz P. İle birlikte çocukları evdeyken alkol aldığını anlattı.

Alkol aldıkları sırada kızları G.I.A.’ya hakaret içerikli sözler söylediğini, G.I.A’yı zorla alkol masasında oturttuğunu ifade ederek Yılmaz P. Hakkında şikayetçi olarak cezalandırılmasını istedi.

Soruşturma sonucu savcı dosyaya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdi. Bunun üzerine Serhat A.’nın avukatı Doğan Eriş, bu karara ilişkin üst mahkemeye itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren Sulh Ceza Hakimliği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırarak tekrar soruşturma yapılmasına hükmettiği ortaya çıktı.

“SUÇLAMAYI KABUL ETMİYORUM”

Sanık Yılmaz P. Savunmasında, “Ben mağdur kızın annesinin pilates öğrencisiyim. Evine pilates yapmak için gidiyordum. İleriki zamanlarda mağdurun annesi Mucize ile aramızda gönül ilişkisi oldu.

Mağdur kız ise annesi ve babasının tekrar birleşmesini istiyordu. Beni de bu birleşmeye engel olarak gördüğü için bana tavırları oldu. Mağdurun iddia ettiği gibi o gece aynı odada yatmadım. Kendisine sarılmadım, vücuduna dokunmadım. Suçlamayı kabul etmiyorum. Suçsuzum beraatimi istiyorum” şeklinde konuştu.

“YATAK ODASINDA ÜÇÜMÜZ BİR ARADA ASLA KALMADIK VE UYUMADIK”

Anne Mucize P. İse duruşmada tanık sıfatıyla dinlendi. Anne Mucize P. Mahkemedeki ifadesinde, “kızımın iddiaları onur kırıcıdır. Kesinlikle kabul etmiyorum. Hiçbir anne böyle bir şeye müsaade etmez. Sanık Yılmaz P. İle aramda cinsel ilişki yoktur. Sadece hoşlanma vardır. Sanık evimize gelip giderdi. Kızıma yönelik herhangi bir sarkıntılığına veyahut cinsel istismarına şahit olmadım. Başlarda sanık ve kızım ile oğlumun arası iyiydi. Kızım sanık kıskandı. Son zamanlarda bana tepkili davranıyordu. Kızım babasıyla birlikte kalmaya başladıktan sonra bana tepkili davranmaya başladı” dedi. Ses kaydının sorulması üzerine Mucize P., “Benim oradaki kastım sanığın bizim evde yattığını söyleyemediğim şeklindedir. Yoksa sanık benimle kızım arasına yatmamıştır. Ben kızıma yanlış yoldasın, bu işin sonu tacize gider, bizi hapse mi attırmaya mı çalışıyorsun diye nasihat ettim. Kızıma babanın iddiasıyla böyle bir kurgu yapman büyük vebaldir, sanığın evde yatması taciz değildir dedim. Kızımda bana ‘eve gelmesi bile tacizdir’ dedi. O akşam Yılmaz P. Eve geldiğinde kızım aşırı tepki gösterdi. Kızım çığlık atarak neden geldiğini sordu. Ardından kızım ‘velayetimi babama verirler niye geldin’ dedi. Yılmaz P.’yi tahrik edici konuşmalar yaptı. Bende kızımı alıp ikna etmeye çalıştım. Bahsedildiği gibi ben Yılmaz ve kızım yatak odasında üçümüz bir arada asla kalmadık ve uyumadık. Bu konuşmalar mutfakta oldu. Sanık Yılmaz P. Ranzada çocuk odasında tek başına yattı. Oğlum o saatte odada uyuyordu. Sanığın oğluma karşı hakaret içerikli söylemlerde bulunmadı. Kızıma yaptığının iftira olduğunu, böyle bir şey yaparsa adımın lekeleneceğini söyledim. Sanık doğulu, iftira atarsan bizi öldürür diye söyledim. Kızım işin büyüyeceğini ve bu işin ciddiyetinde olmadığı için bunları söyledim” şeklinde konuştu. Duruşmada Mucize P.’nin kardeşi T.P.’de tanık olarak ifade verdi.

“TANIK İFADELERİ TAMAMEN TAHMİNE VE YORUMA DAYALIDIR”

Şikayetçi baba Serhat A.’nın avukatı Doğan Eriş, tanık ifadelerine karşı, “Tanık ifadeleri tamamen tahmine ve yoruma dayalıdır olay gecesini anına ilişkin değildir. Olaydan önceki ve sonraki olaylar yaratılarak ve değiştirilerek sanığın aklanması amaçlanmıştır. İtiraz ediyoruz. Tanık ifadelerine karşı yazılı savunma yapmak için süre talep ederizö dedi.

O GECE YAŞADIKLARINI NOT KAĞIDINA YAZMIŞ

Yargılama aşamasında 16 yaşındaki kız çocuğu G.I.A.’nın olayı anlattığı 6 sayfalık not kağıtları da dosyaya girdi. G.I.A., kendi el yazısıyla olay günü ve öncesini uzunca yazdığı görüldü. Not kağıdında kız çocuğunun olay gecesini şöyle anlattı:

-Annemin yatağına doğru ilerledim, Yılmaz da benim arkamdan geldi. Ben yatağa yattığım gibi arkama yattı. Sırtımı Yılmaz’a döndüm. Omzumu ovuşturmaya başladı. Annem de geldi ve yanıma yattı o da. Yılmaz sol eliyle tişörtüme elini soktu.

-Soldan sağa doğru elini gezdirdi. Sağ eliyle de annemin tişörtüne elini soktu. Annem hiçbir şey yapmadı. Gözleri kapalı duruyordu. Yılmaz’ın elini çektim ve ‘yapma’ dedim. Bana ‘hani masajdan hoşlanıyordun’ dedi.

-Annemse sadece ‘herhalde hoşlanmıyor Yılmaz yapma’ dedi. Yılmaz yatakta oturur pozisyonda gelerek ‘ben içeri gidiyorum’ dedi. Annemde ‘ben de birazdan gelirim’ dedi. Annem biraz yattıktan sonra içeri gitti. Bu esnada sabah olmuştu neredeyse.

DURUŞMA ERTELENDİ

Mahkeme heyeti dosyadaki ses kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporu alınmasını istedi. heyet, şikayetçi avukatı Doğan Eriş’in tanık ifadelerine karşın yazılı savunması için süre talebini kabul ederek duruşmayı erteledi.

ŞİKAYETÇİ AVUKATI REDDİ HAKİM TALEBİNDE BULUNDU

Şikayetçi avukat Doğan Eriş duruşma sonrası mahkemeye sunduğu dilekçesinde reddi hakim talebinde bulunarak, “İlk duruşmada olduğu gibi sürekli mahkeme hakiminin tarafımızla sözlü tartışmaya girmiştir. Mahkeme hakiminin tarafsızlığı noktasında ciddi şüpheler yaratmış, yargılamayı tarafsız ve bağımsız şekilde yürütmediği, yargılama sonucu hukuka aykırı bir karar vereceği yönünde haklı endişelerimiz nedeniyle mahkeme hakimini reddediyoruz ifadelerini kullandı. Eriş, talepleri doğrultusunda yeni bir hakim görevlendirilmesini istedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-dehset-notlari-gercekler-bu-kagitlarda-ortaya-cikti/feed/ 0
İki kardeşten birini öldüren sanık: Sadece kardeşime vuran birine yumruk attım https://www.foxhaber.com.tr/iki-kardesten-birini-olduren-sanik-sadece-kardesime-vuran-birine-yumruk-attim/ https://www.foxhaber.com.tr/iki-kardesten-birini-olduren-sanik-sadece-kardesime-vuran-birine-yumruk-attim/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:00:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6516 Kayseri’nin Melikgazi ilçesi Osmanlı Mahallesi Reisoğlu Caddesi’nde geçen yıl 13 Aralık’ta saat 17.00 sıralarında kavga çıktı. İki grup arasında çocukların kavga etmesi nedeniyle çıkan tartışma, kısa sürede büyüyerek, bıçaklı kavgaya dönüştü. Kavgada Resul İbaokurgil, Sedat Daşdemir ile kardeşi Ramazan Daşdemir’i bıçakla yaraladı.

İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekiplerince çeşitli hastanelere kaldırıldı. Boğazına aldığı bıçak darbesi ile ağır yaralanan Sedat Daşdemir kaldırıldığı hastanede doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamazken, kardeşi Ramazan Daşdemir ise hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi.

Gözaltına alınan cinayet zanlısı Resul İbaokurgil ise tutuklanarak, cezaevine konuldu. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanarak, iddianame düzenlendi. Kayseri 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede sanık hakkında müebbet hapis cezası istendi. Kayseri 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında sanık Resul İbaokurgil ile müşteki tutuksuz sanıklar Vedat ve Ramazan Daşdemir kardeşler ve ölen Sedat Daşdemir’in şikayetçi anne, baba ve eşi hazır bulundu.

MAKTULÜN ABLASI SANIĞA TOKAT ATTI

Duruşma öncesi, ölen Sedat Daşdemir’in ablası İ.L., sanığın duruşma salonuna girdiği sırada önünden geçerken tokat atarak, tükürdü. Mahkeme başkanının talimatı ile abla İ.L. duruşma salonundan çıkarıldı. İ.L. salondan çıkarılırken, “Benimle bunu niye yan yana getirdiniz? Şeriat şeriat. Siz devlet misiniz?” diye bağırdı. Duruşma tutanağına da geçen bu ifadeler sonrası mahkeme heyeti ara karar ile İ.L. hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Duruşma nedeniyle adliye içinde ve duruşma salonunda jandarma ve polis ekipleri, geniş güvenlik önlemleri aldı.

“SADECE KARDEŞİME VURAN BİRİNE YUMRUK ATTIM”

Bıçağı sallamadığını öne süren sanık Resul İbaokurgil, “Kardeşim S.İ. arayarak, ‘Beni dövüyorlar’ dedi. Ben de ‘kaç gel’ dedim. ‘Bırakmıyorlar’ deyince de koştum. Biri kardeşime vuruyordu. Bırakmasını söyledim. Bırakmadı. Ben de yumruk vurdum. Ardından kaçtı. Sonra eve giderken önümü kestiler. Anneme ve eşime küfrettiler. Arkadan birisi yanındakine ‘silahı çıkar ve arabasını yakın’ dedi. Arabayı tekmeliyorlardı. Yanlarına gitmek zorunda kaldım. 15-20 kişi vardı. Maktule bıçak sallamadım. Nasıl yaralandığını görmedim. Ben o sıra baygınlık geçiriyordum. Böyle olsun istemedim. Sadece kardeşime vuran birine yumruk attım” ifadelerine yer verdi.

“SERİ KATİL GİBİ KAFASINA KOYMUŞ ŞEKİLDE KOŞARAK GELDİ”

Olay sırasında yaralanan müşteki sanık olarak tutuksuz yargılanan Ramazan Daşdemir ise “Bıçağı ilk bana soktu. Seri katil gibi kafasına koymuş şekilde koşarak geldi. Bıçağı sağa, sola salladı. Rahmetli ağabeyim engel olmaya çalıştı. Bıçağı ağabeyimin boğazına soktu. Ardından da sırtından bıçakladı. Bizim elimizde sadece okey takımı vardı” diye konuştu.

Şikayetçi olduğunu söyleyen anne M.D. ise “Ciğerim yanıyor. İnşallah onun da ciğeri yanar. Gün yüzü göremez. 2 duvar arasında inşallah çürür. Ben anayım ana. En ağır şekilde cezalandırılsın. Sonuna kadar şikayetçiyim” dedi.

“ÇOCUKLARIM HER GÜN BABALARINI SORUYOR”

Ölen Daşdemir’in şikayetçi eşi H.D. de “Çocuklarım her gün babalarını soruyor. Onun hesabını kim verecek? Bu adama müebbet verin. Hiçbir indirim yapmayın. Böyle adamlar dışarıda gezmeyi hak etmiyor” diye konuştu.

ANNE SANIĞA TEPKİ GÖSTERDİ, SALONDAN ÇIKARILDI

Duruşma devam ederken, maktül Sedat Daşdemir’in annesi M.D., söz almak istedi. Mahkeme başkanının söz verdiği anne, “Ciğerim yanıyor. Bunun idam edilmesini istiyorum” diyerek, sanığa hakaret etti. Mahkeme başkanın uyarısı sonrası anne, polis ekipleri tarafından salondan çıkarıldı. Anne salondan çıkartıldığı sırada da sanığa tepki gösterdi.

1 tanığın dinlendiği duruşmada mahkeme heyeti verdiği ara karar ile sanık Resul İbaokurgil’in, tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı eksikliklerin giderilmesi için ileri bir tarihe erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iki-kardesten-birini-olduren-sanik-sadece-kardesime-vuran-birine-yumruk-attim/feed/ 0
İki çocuğunu boğarak öldürmüştü, başuçlarına bıraktığı not ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/iki-cocugunu-bogarak-oldurmustu-basuclarina-biraktigi-not-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/iki-cocugunu-bogarak-oldurmustu-basuclarina-biraktigi-not-ortaya-cikti/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:48:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6407 Körfez ilçesinde yaşayan Merdiye (43)-Murat Rüzgar (45) çiftinin 14 yıllık evliliğinde, Beril Yağmur (13) ve Yunus Emre Rüzgar (10) isimli 2 çocukları oldu.

Zaman zaman sıkıntılar yaşayan çiftin evliliğinde, Murat Rüzgar’ın ev alacağı sırada dolandırılmasının ardından tartışmaların dozu arttı.

Merdiye Rüzgar memleketi Mardin’e gitti, Murat Rüzgar ise Körfez’de kaldı. Çift, bir süre sonra yeniden bir araya geldi ancak tartışmaları devam etti.

‘ÇOCUKLARIMI CENNETE GÖNDERDİM’

İddiaya göre, 23 Mart 2023’te dışarıda olan Murat Rüzgar, evdeki eşini arayıp oğlu Yunus Emre’yi, ramazan nedeniyle tıraşa ve alışverişe götüreceğini söyledi.

Oğlunu alan Rüzgar, olay tarihinde Antalya’da olan annesinin Kocaeli Körfez’de bulunan evine gitti. Kursa giden kızı Beril Yağmur’u da alan Murat Rüzgar, 2 çocuğunu burada boğarak öldürüp ardından ilçede sahile gitti.

Murat Rüzgar, burada da polis ekiplerinin yanına giderek, “Çocuklarımı cennete gönderdim, buraya geldim” dedi. Ekipler eve gitti, adrese sevk edilen sağlık ekipleri de kontrollerinde 2 çocuğun da öldüğünü belirledi.

Vücutlarında herhangi bir yara veya darp izi bulunmayan çocukların boğulduğunu değerlendiren polis ekipleri, Murat Rüzgar’ı gözaltına aldı. Emniyette işlemleri tamamlanan Rüzgar, çıkarıldığı mahkemede tutuklanıp cezaevine gönderildi.

“SİZLER MELEKSİNİZ”

Öte yandan, evde yapılan aramada da çocukların boğulduğu yatağın başında not bulundu. Notta şu ifadeler yer alıyordu:

“Melek evlatlarım benim. Bu dünyada sizden başka kimsem yok. Ben hem annesiz hem de babasız büyüdüm. Sizi asla kimselere mahcup ettirmem. Sizler meleksiniz. Artık sizi bu kötü dünyanın insanlarına emanet etmeyeceğim.

Ben sizin yerinize cehennemi bile göze alırım ama asla sizi almadan yaşamam. Sizlere babasızlığın acı gününü yaşatmam asla. Dolandırıldım, annenizle aramızda maddi olarak hep kavga vardı.

Sizlerden ayrılmak benim için ölüm gibi geliyor. Sizler benim içimde birer melek olarak yaşayacaksınız. Sizi seven babanız. Sizleri çok seviyorum, onun için sizleri Allah’a emanet ediyorum, varsın ben yanayım”

SAVCI, 2 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTEDİ

Olayla ilgili Cumhuriyet savcısının düzenlediği iddianamede, sanık Murat Rüzgar’ın ‘Çocuğa ve altsoya karşı kasten öldürme’ suçundan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

İddianameyi kabul eden Kocaeli 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşmasında anne Merdiye Rüzgar ile tutuklu sanık Murat Rüzgar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Taraflar, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile dinlendi. Duruşmada konuşan tutuklu sanık Murat Rüzgar, boşanmak istediğini söyledi.

Mahkeme başkanının ‘Hayatta çocuğun var mı?’ sorusuna Rüzgar, “Yok diyorlar; ilaçlardan dolayı hatırlamıyorum” dedi.

14 yıldır evliliğinde eşiyle hep sorunlar yaşadığını, eşinin kendisine ve annesine sık sık hakaret ettiğini ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını öne süren sanık Rüzgar, şunları söyledi:

“Almak istediğim bir ev vardı; dolandırıldım. Eşimi, kafasını dinlesin diye memleketine gönderdim. Daha sonra durumumu düzelttim ve ev kiraladım. Geri çağırdım; yine aynı şeyler başladı.

Artık hakaretlerinden, isteklerinden yoruldum. Boşanmak istediğimi söyleyince ‘Sana çocuklarını göstermeyeceğim’ dedi.

Ben boşandıktan sonra hakim kararıyla çocuklarımla iletişim kurabileceğimden dolayı bu sözleri umursamıyordum.

Eşim çocuklarıma ‘Sizin babanız değil’ diyordu; çocuklar da bir süre sonra böyle söylemeye başladılar” dedi.

“ÇOCUKLARIMI ÖLDÜRDÜĞÜMÜ HATIRLAMIYORUM”

Olay gününü de anlatan Murat Rüzgar, şu ifadeleri kullandı:

“O gün çocuklar evde uyurken dışarı çıktım. 2-3 defa eve gittim geldim, uyanmadılar. Sonra ben sahile gitmişim. Sahilde çay ocağının orada oturan 2 polisin yanına oturdum; anlatmaya çalıştım.

Sonrasında hastane ardından da cezaevine geldim. Beni Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne götürdüler. 5,5 ay kadar kaldım sonra cezaevine gönderildim.

Çocuklarım için elimden gelen her şeyi yaptım. Eşimin isteklerine yetişemedim. Cezaevinde huzur buluyorum. Bir kuru ekmek yiyorum ama huzurum yerinde; 14 senedir huzur bulamadım. Çocuklarımı öldürdüğümü hatırlamıyorum”

Mahkeme başkanının notla ilgili sorusunu da cevaplayan sanık, “Bir şeyler yazdığımı hatırlıyorum ama ne yazdığımı hatırlamıyorum” dedi.

“TIRAŞA, ALIŞVERİŞE GÖTÜRDÜ SANIYORDUM”

Mahkemede dinlenen Merdiye Rüzgar ise eşinin kendisine sürekli hakaret ettiğini ve boşanmak istediğini söyleyerek, şöyle konuştu:

“14 yıldır evliyim, bir gün benimle konuşmadı. Olay günü Murat, öğlene kadar uyudu. Öğlen, oğlum Yunus’u okuldan alıp eve getirdim; yemek yedirdim. Ben geldiğimde eşim evde yoktu.

Bana mesaj attı; mesajda ‘Yunus’u alacağım, ramazan için alışverişe götüreceğim’ yazıyordu. Sonra Yunus’u aldı gitti. Ben tıraşa, alışverişe götürdü sanıyordum.

Kızım da 17.30 civarında kurstan çıkacaktı. Kurs saati bitmesine rağmen kızım eve gelmeyince merak ettim ve sanığa mesaj atıp sordum.

O da bana kızımla beraber olduklarını, İzmit’te arkadaşlarının çocuklarıyla oyun oynadığını, oğlum Yunus’un telefonuyla oyun oynadığını, bu sebeple de şarjının bitmek üzere olduğunu söyledi”

“ÇOCUKLARIN FOTOĞRAFINI ÇEKİP ANNESİNE YOLLAMIŞ”

“Defalarca aradım açmadı. Saat 23.00’e kadar açmadı, sonra da polisler benim kapıma geldi; orada öğrendim” diyen Merdiye Rüzgar, “Çocuklarımın fotoğraflarını çekip annesine yollamış. Annesi bana bir şey söylemedi. Annesi söyleseydi belki çocuklarıma yetişecektim; çocuklarımı kurtaracaktım. Annesini aradım, hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi benimle konuştu” dedi.

“GELİNİM ARADI, KENDİMİ KAYNETTİM”

Mahkemede dinlenen Murat Rüzgar’ın annesi Y.B. ise olay günü Antalya’da olduğunu, gece 01.00 sıralarında 1 senedir görüşmediği gelininin kendisini arayarak Murat Rüzgar’ı sorduğunu söyledi.

Telefonu kapatmasının ardından polislerin aradığını belirten Y.B., “Oğlumu bir sahilde dengesiz hareketler yaparken bulduklarını söyledi. Madde kullanıp kullanmadıklarını sordu; ben de kullanmadığını söyledim. Polisler bana ‘Eve girebilir miyiz’ diye sorması üzerine ben de ‘Girebilirsiniz’ dedim. Akabinde gelinim beni arayarak oğlumun torunlarımı boğduğunu söyledi; ben de kendimi kaybettim” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek akıl ve ruh sağlığına ilişkin raporun beklenmesine karar verip duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iki-cocugunu-bogarak-oldurmustu-basuclarina-biraktigi-not-ortaya-cikti/feed/ 0
16 yaşındaki kıza istismara 15 yıl hapis talebi https://www.foxhaber.com.tr/16-yasindaki-kiza-istismara-15-yil-hapis-talebi/ https://www.foxhaber.com.tr/16-yasindaki-kiza-istismara-15-yil-hapis-talebi/#respond Fri, 12 Apr 2024 21:33:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6008 Bursa’da arkadaş grubuyla alkol aldıktan sonra gittikleri evde C.Ç. (16) adlı kıza cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen İlker Sertel (37), 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

Olay, geçen yıl aralık ayında Osmangazi ilçesinde meydana geldi. C.Ç., arkadaşları Ç.U., B.Ç., Enes ve B.Ç.’nin ‘ağabeyim’ diye tanıttığı İlker Sertel ile gezmek için Mudanya’ya gitti. Burada ‘bira’ içen C.Ç. ve arkadaşları sohbet etmek için B.Ç.’nin evine geçti.

SABAH HASTANEDE ANLAŞILDI

Evde, başı dönüp kendini kötü hisseden C.Ç. odaya geçerek uyumak istedi. Gece ağlayarak uyanan C.Ç.’yi, iddiaya göre, İlker Sertel otomobili ile Bursa’ya getirip evinin yakınında bıraktı. C.Ç., cep telefonu ile annesini arayıp yardım istedi.

Annesinin yönlendirmesiyle geceyi komşularında geçiren C.Ç., sabah geldiği evinde karnının ağrıdığını söyledi. Annesi tarafından özel hastaneye götürülen C.Ç.’nin yapılan kontrollerde cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı.

19 YAŞINDA İDDİASI

Ailenin şikayeti üzerine gözaltına alınan İlker Sertel, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Savcılık soruşturması sonunda Sertel hakkında Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘Nitelikli cinsel istismar’ suçundan dava açıldı.

Sertel., mahkemedeki savunmasında, “Hakim bey iki kızım var. B.Ç. olayın yaşandığı gün öğle saatlerinde beni aradı. Ç.U. ve C.Ç. adında iki ‘eskort’ kız olduğunu söyleyip eğlenmeye gitmemizi önerdi. Bekar olduğum için kabul ettim. C.Ç. ve Ç.U. gerçekten normal değillerdi. Alkol aldıktan sonra eve geçtik. C.Ç. bana 19 yaşında olduğunu söyledi. Sonra gelip beni öptü. Kendi rızası ile ilişkiye girdik. Zorla bir şey yapmadım” dedi.

Bipolar hastalığı olduğunu söyleyen Sertel, yaşanan bu olaydan sonra çok yıprandığını belirterek tahliyesini istedi.

“SABAH KARNIMDA AĞRI VARDI”

Duruşmada psikolog eşliğinde ifade verirken anne ve babasının dışarı çıkmalarını isteyen C.Ç., İlker Sertel’in kendisine cinsel istismarda bulunduğunu savunarak şunları söyledi:

– Mudanya’da eğlendikten sonra İlker Sertel, B.Ç. ve bizimle olan Enes isimli bir kişi ile B.Ç.’nin ilçedeki evine gidelim diye ısrar etti. Gittiğimizde bir şeyler olacağını anladım. Bir başka odaya geçerek telefonumu şarj etmek istedim. Bu sırada kendimi kötü hissedince B.Ç. yanıma gelerek beni yatağa yatırdı. O sırada İlker’in şort ile yanıma geldiğini hatırlıyorum. Sonrasını hatırlamıyorum. Yaklaşık bir saat sonra uyandım. Çok kötüydüm.

– Ağlayarak eve gitmek istedim. İlker kullandığı otomobil ile beni evimin yakınındaki okulun önüne çöp gibi attı. Araçta B.Ç. de vardı. Gecenin bir saatinde sokakta yalnız kalınca annemi cep telefonum ile aradım. Sabah kalkınca karnımda şiddetli ağrı vardı. Anneme beni doktora götürmesini söyledim. Özel hastaneye gittiğimizde cinsel istismara uğradığım ortaya çıktı. Sonra da polise gidip şikâyetçi olduk.

C.Ç. ifadesinde olay günü içtiği iki şişe biranın içinde başka bir madde konulmuş olabileceğini de sözlerine ekledi. Mahkeme heyeti, İlker Sertel’in tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/16-yasindaki-kiza-istismara-15-yil-hapis-talebi/feed/ 0
‘Yaralının telefonunu ben aldım’ https://www.foxhaber.com.tr/yaralinin-telefonunu-ben-aldim/ https://www.foxhaber.com.tr/yaralinin-telefonunu-ben-aldim/#respond Mon, 01 Apr 2024 21:00:58 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5460 İstanbul Eyüpsultan’da yazar Eylem Tok’un oğlu T.C., arızalanan ATV motorunu emniyet şeridinde kontrol eden gruba lüks araçla çarparak Murat Aci’nin ölümüne neden olmuştu.

Kaza, 1 Mart Cuma günü saat 23.30 sıralarında Mithatpaşa Mahallesi Davutpaşa Caddesi’nde meydana gelmişti.

3 ATV motoru ile geziye çıkan Oğuz Murat Aci (29), Tahsin Arslan (23), Süleyman Arslan (21), Hasan Topal (25), İbrahim Gümüş (27), motorlardan birinin arızalanması üzerine emniyet şeridinde durdu. Evli ve 1 çocuk babası Oğuz Murat Aci, bir ATV motorunun ışıklarını yakarak önlem almaya çalıştı. Diğerleri ise arızalanan motorla ilgilendi.

O sırada aynı yönde seyir halinde olan T.C.(17)’nin yönetimindeki lüks araç, emniyet şeridinde bekleyenlere çarparak sulama kanalına düşmüştü. Kazada Oğuz Murat Aci olay yerinde hayatını kaybederken, Tahsin Arslan, Süleyman Arslan, Hasan Topal, İbrahim Gümüş yaralanmıştı. Kazadan sonra T.C’nin annesini arayıp yardım istediği, olay yerine gelen ünlü yazar Eylem Tok oğlunu kendi aracına alarak kaçtığı tespit edildi. Kazaya karışan lüks araç ise olay yerinde bırakıldı. Polisin çalışması sonucu, anne Eylem Tok’un, yaşı tutmadığı için ehliyeti olmayan oğlu T. C.’yi de alarak gece 02.00’de havalimanına gittiği, oradan Mısır’a kaçtıkları belirlenmişti.

Kaza sonrası yazar Eylem Tok’un yaralıların telefonunu aldığı iddia edilmişti. Kaza anında orada olan T.C’nin arkadaşlarından Z.H.D polis karakolunda verdiği ifadesinde bir yaralıya cep telyefonunu kendisinin ona yardım ederken fark etmeden aldığını söyleyerek şunları anlattı:

“Aşağı indiğimizde yolun ortasında 2 erkek şahsın yaralı şekilde yattığını gördük.

Ben bu yaralıların birinin yanına gittim ve konuşmaya çalıştım. Yaralı bana telefonunun flaşını açtı. Telefonunu vererek başına bakmamı istedi. Bende telefonu alarak başına ışık tuttum. O anki dalgınlık ile yaralının telefonunu cebime koydum. Daha sonra diğer yaralının yanına gittim.

Yoldan geçen araçlar durarak yardım etmeye başladılar. O esnada etraf çok kalabalık oldu ve araçlar doldu. Olay yerine itfaiye ve 112 ekiplerinin geleceğini düşünerek yolu açmak için Demir’in kullandığı aracı alarak K. A. ile birlikte aracı siteye götürdüm. Aracı siteye bıraktıktan sonra tekrar olay yerine gitmek için taksi çağırdım. Taksiye bineceğim esnada Demir eski model bir araçla ile site önünde indi ve yani yanımıza geldi. O esnada benim elimde yaralı şahsın telefonu olduğunu ve bu telefonu gidip olay yerine bırakmamız gerektiğini söyledim.

K. A. taksiye bindi ve olay yerine gideceğini düşünerek yanında bulunan telefonu K.A.’ya verdim. Akabinde K.A. böyle bir sorumluluğu taşıyamayacağını söyledi ve telefon site girişinde bulunan duvarın üzerine bıraktı. Daha sonra güvenlik gelerek telefonu aldı. Ardından velilerde site önüne geldi ve bizi uzaklaştırdı. T.C.’nin annesi güvenlik görevlisinden telefonu ‘sahibine vereceğim’ diyerek almak istedi. Güvenlikte telefonu T.C.’nin annesine verdi. Ardından T.C.”nin annesi site önünden ayrıldı.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yaralinin-telefonunu-ben-aldim/feed/ 0
Avukat açıkladı: Lüks cip dehşetinde yeni detaylar https://www.foxhaber.com.tr/avukat-acikladi-luks-cip-dehsetinde-yeni-detaylar/ https://www.foxhaber.com.tr/avukat-acikladi-luks-cip-dehsetinde-yeni-detaylar/#respond Thu, 28 Mar 2024 21:39:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5301 İstanbul Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 tarihinde saat 23.50 sıralarında meydana gelen olayda 16 yaşındaki T.C.’nin kullandığı cip, arıza nedeniyle emniyet şeridinde bulunan 3 Atv aracına çarpmış ve kazada Oğuz Murat Acı hayatını kaybederken 4 kişi de yaralanmıştı.

Olayın ardından T.C.’nin, yazar olan annesi Eylem Tok tarafından Mısır’a kaçırıldığı tespit edilmişti. Olayla ilgili soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Eylem Tok hakkında ‘Suçluyu kayırma’ suçundan ve oğlu T.C. hakkında ‘Bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek’ suçundan 2 Mart 2024 tarihinde yakalama kararı çıkardı. Başsavcılık, bugün anne ve oğlu için kırmızı bülten çıkarılması talebi hazırlayarak Adalet Bakanlığı’na gönderdi.

Olayla ilgili yeni detaylar ortaya çıktı. Hayatını kaybeden Oğuz Murat Acı’nın avukatı Hacı Orhan, Eylem Tok’un çocuğu ile birlikte 2 Mart 2024 tarihinde saat 03.50 sıralarında İstanbul Havalimanı’na, ayrıldığı eşi Bülent Cihantimur’un iş yerinde çalışan kişilerin getirdiğini açıkladı.

“18 YAŞINDAN KÜÇÜK 10 GENÇ”

Av. Orhan, açıklamasında şunları söyledi:

* “Ne yazık ki, 18 yaşından küçük 10 genç, Sarıyer Göktürk yolunda lüks araçlarıyla düzenledikleri yarış sonucu talihsiz bir olaya neden oldu. Üç ATV ile seyir halinde olan müvekkillerimiz, arkadan gelen lüks araçların yarışı sırasında çarpması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti; geri kalanlar ise çok ağır şekilde yaralandı. Bu trafik kazasının ardından olay yerine gelen annenin, maalesef, yapmış olduğu ihmaller müvekkillerin acısına daha da katkı sağlamıştır.

* Yapmış olduğu açıklamalar da müvekkillerimizin acısını artırmıştır. Müvekkillerimizin tek talebi, suçluların bir an önce adalete teslim olması, yargılanması ve gerekli cezayı almasıdır. Ne yazık ki, orada yaralanan müvekkillerimizin beyanlarına göre, telefonlarının ellerinden alındığını, kendilerinin bizzat bildirdiği bir durum. Telefonları ellerinden alınan yaralılar, ne yazık ki kimseyi arayamıyorlar.”

“TELEFONU BAŞKA BİRİSİ AÇIYOR”

Orhan, yaralıların 1 saat boyunca yardım beklediklerini belirterek şöyle konuştu:

* “Göktürk-Sarıyer orman yolunda ne yazık ki saat 23.30’dan sonra çok tenha bir yer olduğu için çok az araç gidiş gelişi oluyor. Onların olay yerinden ayrılmasının ardından oradan geçen bir vatandaşın olaya müdahale etmesi üzerine, gerekli kişiler ve emniyet çağrılıyor, çocukların aileleri aranıyor. Çocukların, yaralılardan birisine gidip ‘Kimi aramam gerekiyor, var mı aklında bir numara?’ diye soran vatandaşa yardımcı olan müvekkilimiz, onun telefonunun gizli cebinde olduğunu söylüyor. Vatandaş telefonu alıp ‘Babam’ diye kayıtlı olan müvekkilimizin babasını arıyor; babası da diğer çocukların babasını arıyor, çünkü hepsi akraba.

* Diğer baba, kendi oğlunu aradığında telefonu başka biri açıyor ve ‘Ben güvenlik görevlisiyim, bu telefon bana bırakıldı’ diye beyanda bulunuyor. Daha sonra bir hanımefendi kendisini arayıp ‘Oğlunuz iyi bir şeyi yok’ diye beyanda bulunuyor. Ne yazık ki, görgü tanıklarından birisi vefat eden Oğuz Murat ile konuştuğunu, yaklaşık 1 saat boyunca yardım beklediklerini beyan ediyor. Eğer bu ihmal olmasaydı, annenin yapmış olduğu eylem, ihmalden kasten adam öldürmeye kadar gidecek bir süreci başlatmıştır.”

“‘HABERİM YOK’ DİYORDU, BABA İLE İLGİLİ ŞİKAYETÇİ OLACAĞIZ”

Av. Orhan, baba Bülent Cihantimur hakkında şikayetçi olacaklarını ifade ederek şunları aktardı:

* “Şu an, delil karartma amacıyla oğlunu yurt dışına kaçırmış durumda. Şu anki bilgilere göre, hanımefendi, ‘Ben kimsenin yaralı, ölü olduğunu bilmiyordum ama oğlumu kaçırmak istedim’ şeklinde beyanda bulunmuş. Bugün burada olmamızın sebebi, yeni öğrendiğimiz bir gelişme. En son gördüğümüz kadarıyla, suçlu anne ve çocuğu bırakan kişilerin, ne yazık ki, babanın iş yerinde çalışan kişiler olduğunu öğrendik. Baba şimdiye kadar ‘benim haberim yok’ diyordu, bu tamamen birlikte alınan bir karar. Siz anne olarak çocuğunuzu yurt dışına kaçıracak kadar tedirgin hissediyorsanız bunu babayla paylaşırsınız. Havaalanına bırakanlar, babanın çalışanları olduğu için babayla ilgili şikayette bulunacağız.”

“DAHA ÖNCE YARIŞLAR SEBEBİYLE HAKLARINDA ŞİKAYETLER VAR”

Orhan, 10 çocuk hakkında aşırı hızlı araç kullandıkları gerekçesiyle çok sayıda şikayet olduğunu ifade ederek, “Bugün anne, ‘Oğlumun adil bir şekilde yargılanmasını istiyorum, ülke bana teminat versin dönerim’ şeklinde bir beyanda bulundu. Şimdiye kadar ‘Bugün, yarın döneceğim’ diyen anne, devletimize güvenmediğini beyan ederek tarafları üzmüştür. Hepsi 18 yaşından küçük ve daha önce yarışlar sebebiyle haklarında şikayetler var. Aynı yolda seyir halinde olan bir sürücü, ‘Önce beni geçtiler, o kadar hızlıydılar ki içimden bunlar birinin başına bela olur diye geçirdim; az ileri gittiğimde ATV motorlarının içinden geçtiklerini gördüm’ diye beyanda bulundu” dedi.

“ÜLKEDEN KAÇMIŞ BİRİSİYLE ŞU AN YAPILACAK BİR GÖRÜŞME YOKTUR”

Orhan, Cihantimur ailesi ve Acı ailesi arasında herhangi bir görüşmenin gerçekleşmediğini belirterek “Akrabalar aracılığıyla müvekkilimize birileri ulaşmış, failin eşini tanıdığını ifade etmiş. Müvekkilimiz, sosyal statüsü açısından saygın bir insan. İşi gücü olan birisi, cahil birisi değil. Kendileri şunu söyledi: ‘Eğer bizimle diyalog kurmak istiyorlarsa, öncelikle adalete teslim olmaları gerekir; bu ülkeden kaçmış birisiyle şu an yapılacak bir görüşme yoktur. Acımızı paylaşacak olsalardı, cenazemizde bizimle birlikte olurlardı’ diye ifade etti. Ailesinden hiçbiri bir ziyarette bulunmamış; şu an bir görüşme yok” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/avukat-acikladi-luks-cip-dehsetinde-yeni-detaylar/feed/ 0
Bu nasıl bir vahşet! Otopsi raporunda korkunç gerçek ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/bu-nasil-bir-vahset-otopsi-raporunda-korkunc-gercek-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/bu-nasil-bir-vahset-otopsi-raporunda-korkunc-gercek-ortaya-cikti/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:21:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4605 Diyarbakır’ın Şehitlik yaşayan Halime M. eşi tutuklanıp cezaevine girince maddi imkânsızlıklar nedeniyle eşinden boşanıp evlere gündelik temizlikçi olarak gitmeye başladı.

11 Şubat 2022 günü de işe gitmek için 2 yaşındaki bebeği Bircan M.’yi birlikte yaşadığı Rıdvan Ç.’ye bırakıp birkaç saat sonra alacağını söyledi.

Geri döndüğünde kapıyı açan Rıdvan Ç.’nin “Kız kusuyor, gel bi bak” dedi.

Kızını battaniyenin altında çırılçıplak hareketsiz gören anne seslendiğinde tepki vermediğini görünce Rıdvan’a polisi ve ambulansı aramasını, kızının elbiselerini getirmesini söyledi. Rıdvan ise kapıyı kapatarak kimseyi aramadı.

Taksi çağırmasını istediğinde de durağı aramayınca anne Halime kendi imkânlarıyla bebeğini alarak hastaneye götürdü.

Bebek ölünce annenin şikâyeti üzerine gözaltına alınan Rıdvan Ç. ifadesinde, evli ve boşanma aşamasında olduğunu, Halime ile internette tanıştığını belirterek, “Halime de evli ve 3 çocuğu vardı. İstanbul’da boşanma aşamasındaki eşinden ayrılıp Diyarbakır’a gelerek evlere temizliğe gidiyordu. Birbirimizden hoşlandık ve ilişkimiz ciddi bir boyuta gelince onu annemle tanıştırdım. Ama evli olduğunu benden gizlemişti. Olay günü de bana bir iş görüşmesine gideceğini söyleyip bebeğini evime gelerek bana emanet etti. Ben de bebek sıkılmasın diye televizyon açtım. Kuşlarıma havuç rendelerken ona da yemesi için uzattım” dedi.

“İKİNCİ KEZ KUSUNCA BİRKAÇ KEZ VURDUM”

Odaya girdiğinde bebeğin secdeye kapanmış pozisyonda hareketsiz olduğunu gördüğünü belirten Rıdvan Ç., şöyle konuştu:

-Bende uyuduğunu düşünerek alıp kanepeye uzattım ve sigara içtim. El ve ayak tırnaklarımı kesip lavaboya attım.

-Sonra bebeğin annesi geldi. Kızının kahvaltı etmediğini aç olduğunu söyleyip bakkaldan puding aldı.

-Doymadığını söyleyip yoğurt, vişne reçeli yedirdi. Sonra kanepeye oturtup düşmesin diye iki yanına yastık bırakıp kendisi de kahvaltı etmek için mutfağa gitti. Ben odaya girdiğimde çocuğun kustuğunu gördüm.

-Sonra elbiselerini çıkarıp makineye attım, kanepeyi ve duvarı sildim. Bebeği de banyoya götürüp yıkarken dengesini kaybedip poposunun üzerine düştü. İkinci kez kusunca bende bacaklarına, poposuna ve omuzlarına birkaç kez vurdum.

-Ama kafasına vurmadım. Annesi gelince bende çocuğu hastaneye götürmesini istedim. Bu kadın beni dolandırdı, iyi niyetimin kurbanı oldum. Kendisi işe çıktığında çocuğuna ben bakıcılık yapıyordum. Suçsuzum.

“SEVGİLİ DEĞİLİZ ANNESİYLE TANIŞTIRMADI BENİ”

Bebeğin annesi Halime M. ise, eve geldiğinde bebeğinin hareketsiz ve yüzü ile vücudunda morluklar gördüğünü belirterek, “Ben maddi imkânsızlıklar nedeniyle evlere temizliğe gidiyordum. Annesiyle beni tanıştırmadı, sevgili değiliz, yalan söylüyor. Onunla iyi bir dostluğum ve arkadaşlığım olduğu için bebeğimi ona emanet ettim ama öldürdüğü için şikâyetçiyim, en ağır biçimde cezalandırılmasını istiyorum” dedi.

Bebeğe yapılan otopside korkunç gerçek açığa çıktı…

Rapora göre bebeğin çene altında aşırı morluklar, göbek deliği ve kollarında morluklar, kafatası ve kemik kırıklarıyla birlikte kafa içi kanama ve ödem sonucu öldüğü ifade edildi.

Rıdvan Ç.’nin evinin banyosunda olay yeri inceleme ekiplerinin yaptıkları incelemede, banyo zemininde kırmızı lekeler tespit edildi.

Bebeğin ise hastaneye zehirlenme şikâyetiyle götürülmediği, bilinci kapalı bir şekilde acil girişinin yapıldığı belirlendi.

Rıdvan Ç.’nin el konulan telefonundaki Whatsapp yazışmalarına bakıldığında da bebeği daha önce de dövüp şiddet uyguladığına dair konuşmaları tespit edildi.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET VE İYİ HALDEN MÜEBBET

Tutuklanıp hakkında “Beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak bebeği öldürmek” suçundan dava açılan Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan sanık bebeğin kusma sonucu zehirlendiğini, kendisinin şiddet uygulamadığını, ona çok iyi baktığını belirterek beraatını istedi. Mahkeme, otopsi raporu, sanığın bebeğe şiddet uyguladığına dair itirafları, yine Whatsapp yazışmalarında da buna dair konuşmaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde annesi tarafından kendisine emanet edilen 2 yaşındaki Bircan M.’yi döverek öldürdüğü için ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı. Mahkeme bu cezayı daha sonra sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri ve pişmanlığını gösteren davranışları nedeniyle müebbet hapis cezasına çevirdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bu-nasil-bir-vahset-otopsi-raporunda-korkunc-gercek-ortaya-cikti/feed/ 0
Epilepsi hastası kıza istismarda iyi hal indirimi https://www.foxhaber.com.tr/epilepsi-hastasi-kiza-istismarda-iyi-hal-indirimi/ https://www.foxhaber.com.tr/epilepsi-hastasi-kiza-istismarda-iyi-hal-indirimi/#respond Sun, 03 Mar 2024 09:00:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4136 Konya’da işe giden ailesi tarafından komşularına bırakılan epilepsi hastası A.A.’yı (12) tehditle taciz ettiği ortaya çıkan ve ‘nitelikli cinsel istismar’ suçundan tutuklu yargılanan Cengiz K. (55), ‘iyi hal’ indirimi uygulanarak 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Konya’da oturan H.A., geçen yıl haziran ayında epilepsi hastası kızı A.A. ve sık görüştükleri komşu aile ile annesinin evine gitti. 2 komşu aile, burada vakit geçirdi. Bir süre sonra mutfağa giden H.A., komşusu Cengiz K.’nin kızı A.A.’yı dudağından öperken gördü. H.A., duruma tepki gösterip, kızı ile eve döndü.

MAĞDUR ÇOCUK, YAPILANLARI ANLATTI

Kızı ile konuşan ve Cengiz K.’nin çocuğuna yönelik cinsel tacizlerde bulunduğunu öğrenen H.A., polise gidip, şikayetçi oldu. Gözaltına alınıp, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Cengiz K., tutuklandı.

Çocuk İzleme Merkezi’nde ifadesi alınan A.A., annesi ile babası işe gittiğinde komşuları N.K.’ye bırakıldığını söyledi. A.A., N.K.’nin eşi Cengiz K.’nin zaman zaman kendisini öptüğünü, okşadığını, ısırdığını, cinsel bölgelerine dokunduğunu, cep telefonundan müstehcen görüntüler izlettiğini ve yaptıklarını anlatmaması için tehdit ettiğini söyledi.

‘NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMAR’DAN DAVA

Cengiz K. hakkında ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan iddianame hazırladı. İddianamede, “A.A.’nın ifadeleri üzerine adli tıp uzmanınca yapılan incelemede mağdurun vücudunda morarmalar bulunduğu, mağdurun kıyafetlerinden alınan örneklerde şüpheli Cengiz K.’den alınan kan örnekleri karşılaştırıldığında kıyafetlerde şüpheliye ait DNA izleri tespit edildiği, şüphelinin cinsel istismar eyleminin adli tıp ve kriminal raporu tarafından doğrulandığı, şüphelinin ‘nitelikli cinsel istismar’ suçundan yargılanması talep olunur” denildi.

Tutuklu yargılanan Cengiz K., karar duruşmasında hakkındaki iddiaları reddedip, beraatini istedi. Mahkeme heyeti, Cengiz K.’yi ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan 16 yıl hapis cezasına çarptırdı. Suçun ‘cebir ve tehdit’ ile birden fazla kez işlendiğine kanaat getiren heyet, cezayı 30 yıla yükseltti, ardından sanığın geçmişi ve cezanın geleceği üzerindeki etkisi göz önüne alınarak ‘iyi hal’ indirimi uyguladı. Böylece Cengiz K., 25 yıl hapis cezasına mahkum edildi.

“UTANMASI GEREKEN İSTİSMARCILAR”

anne H.A., “Eşim ve ben çalışıyorum. Cengiz K.’nin eşi N.K. benim hem arkadaşım hem de komşum. Kızım epilepsi hastası olduğu için zaman zaman bakmaları için N.K.’nin evine bırakıyordum. Çocuğum 1 yıldır yaşadığı kötü olayın etkisinde. Hepimiz bunun etkisindeyiz. Çok ağır bir durum. Tek söylemek istediğim; anne ve babalar bu tür durumlarda sessiz kalmasın. Çocuklarının yanında olsunlar. Utanmasınlar. Utanacak biri varsa o da bu suçu işleyenlerdir. Bu insanların cezasız kalmamaları için gerekli hukuki mücadeleyi versinler. Çocuğum çok öz güvenli olmasına rağmen, karşı taraf çok korkutmuş. Annesi olarak karşıma aldım bana anlatmasını istedim” dedi.

İSTİNAFA BAŞVURULACAK

Avukat Şefika Doğan ise “3’üncü celsede sanığa 25 yıl hapis cezası verildi. Bu noktada cezaların caydırıcı olması önemli. Bazı artırım nedenlerinin uygulanmaması ve indirime gidilmesi nedeniyle istinaf mahkemesine başvuracağız. Dosyayla ilgili takibimizi sürdürüyoruz ‘ diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/epilepsi-hastasi-kiza-istismarda-iyi-hal-indirimi/feed/ 0
Görme engelli babanın adalet çağrısı https://www.foxhaber.com.tr/gorme-engelli-babanin-adalet-cagrisi/ https://www.foxhaber.com.tr/gorme-engelli-babanin-adalet-cagrisi/#respond Sat, 24 Feb 2024 21:54:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3876 Sincan’da Tuna Parkı’nda 13 Şubat’ta arkadaşı tarafından bıçakla yaralanan 17 yaşındaki Hüseyin Ünal, iki günlük yoğun bakım sürecinin ardından hayatını kaybetmişti.

Acılı anne ve doğuştan görme engelli babası, en küçük çocuklarının öldürülmesinin üzüntüsü yaşıyor.

Aile, katilin mahkemede en ağır cezayı almasını istiyor.

“ÖĞRENDİĞİMDE ŞOK GEÇİRDİM VE ÇARESİZ KALDIM”

Doğuştan görme engelli baba İlhami Ünal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, olay anında Yozgat’ta bulunduğunu belirterek, karakoldan aranmasıyla olaydan haberdar olduğunu söyledi.

Yaşananları öğrendiğinde şok geçirdiğini ve çaresiz kaldığını ifade eden Ünal, şunları kaydetti:

*Çünkü görmüyorum ki herhangi bir şekilde bir başka çare bulayım. Sadece artık sesle temas kurmaya çalışıyorum insanlarla. Çocuğumun yüzünü görmemiştim. Bundan sonra da göremeyeceğim ama bana sesiyle yetiyordu.

*Hastaneye geldikten sonra da hastanenin bunda ihmali olduğunu düşünüyorum. Çünkü operasyon öyle arka arkaya üç defa aynı günde, iki gün içerisinde yapılacak bir şey değil. Zaten 5 ünite kan verilmiş.

*Yani vücutta kan bitmiş. Çocuğumu ilk yoğun bakımda gördüm. Zaten oraya çıkarıldım. Rica ettim çocuklarıma. Ben kalp hastasıyım. Dayanamayacağımı söylediler ama yine de rica ettim. Orada elinden tuttum, dokundum. O kanlı canlı çocuğum, o heyecanlı neşe satan çocuğum boylu boyunca yatıyordu.

Çocuğuyla en son ara tatilde Yozgat’ta görüştüğünü anlatan Ünal, bir hafta boyunca birlikte vakit geçirdiklerini dile getirdi.

Ünal, “Öğrendiğim kadarıyla böyle herhangi bir alacak verecek yok. Sadece okulda bir iki tartışmadan sonra en son söylediği, ‘Bunu senin yanına koymam’. Çocuğum evdeyken yakın arkadaşı aracılığıyla çağırılıp aşağıya indirildikten sonra parkta öldürüldü. Bu bir cinayettir. Bu bir terör olayıdır. Hüseyin’im şu an toprak altında. Adalet istiyorum.” diye konuştu.

“BAŞKA ANNELER YANMASIN”

Anne Nazire Ünal ise olayın yaşandığı gün oğlunun diş ağrısı için hastaneye gideceğini belirterek, olayı büyük kızından öğrendiğini anlattı.

Oğlunun bıçaklandığının haberini iş yerinde aldığını kaydeden anne Ünal, ardından oğlunun kaldırıldığı hastaneye gittiğini söyledi.

Hastanede tanımadığı bir kadının yanına geldiğini ve olay anına şahit olduğunu söylediğini ifade eden anne Ünal, “‘Ben gördüm senin çocuğunu. Ben gittiğimde yerde yatıyordu, üstünde birkaç kişi vardı resmini çekiyorlardı’ dedi. Niye bunu yapıyorsunuz? Allah’tan korkun. Niye müdahale etmiyorsunuz?” dedi.

Çocuğuna yaralı haldeyken bir kadın ve bir hemşire tarafından müdahale edildiğini söyleyen anne Ünal, çocuğunun daha sonra ambulansla hastaneye kaldırıldığını öğrendiğini belirtti.

Katil zanlısının gerekli cezayı almasını istediğini ifade eden Ünal, şunları söyledi:

“Oradan kurtulmamasını istiyorum. O çocuk oradan kurtulursa çok annelerin canı yanar. Çünkü cesaret alır. Nasıl olsa ben bir tavuk kestim. Girdim. Bir sene, iki sene yattım, çıktım. ‘Gene bir tavuk daha keserim’ der. O katil önce okula gidiyor. Benim çocuğumu soruyor. Raporlu diyorlar. Demiyorlar ki ‘Sen onu niye çağırıyorsun?’ En samimi arkadaşını götürüyor. Samimi olan arkadaşı da demiyor ki ‘Niye çağırıyorsunuz?’ Benim çocuğumu tuzağa düşürdüler. Çocuğum arkadaş kurbanı oldu. Çocuğum iyi niyetinin kurbanı oldu. Ben adalet istiyorum. Onun kurtulmasını istemiyorum. Benim kuzum gitti. Ben yandım başka anneler yanmasın.”

Öte yandan, hayatını kaybeden Ünal’ın son anları güvenlik kamerasınca kaydedildi. Bir büfenin kamerasına yansıyan görüntülerde Ünal’ın yaşamını yitirdiği parka yürüdüğü anlar görülüyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gorme-engelli-babanin-adalet-cagrisi/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Erdoğan’ın sözlerinden yakınan vatandaşa: Onlara ders vereceğiz https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdoganin-sozlerinden-yakinan-vatandasa-onlara-ders-verecegiz/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdoganin-sozlerinden-yakinan-vatandasa-onlara-ders-verecegiz/#respond Fri, 23 Feb 2024 21:03:43 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3813 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Esenler Kazım Karabekir Mahallesi’nde kurulan semt pazarında, vatandaşlarla ve esnafla buluştu.

Pazar girişinden itibaren yoğun ilgiyle karşılanan İmamoğlu, vatandaşların fotoğraf çektirme isteklerini yerine getirdi. Bu sırada kalabalığın arasından sıyrılan yaşlı bir kadın ağlayarak İmamoğlu’na sarıldı.

Vatandaşın ilk sözleri, “İlk kazandığınızda göremedim. ‘Sizi kucaklamazsam, gözüm arkada gider’ dedim” olunca, İmamoğlu, “Allah korusun” şeklinde yanıt verdi.

“YÜZÜNÜZDEN NUR AKIYOR, KALBİNİZ DE TEMİZ”

Vatandaş ile İmamoğlu arasındaki diyalog şöyle gerçekleşti:

Vatandaş: 72 yaşındayım.

İmamoğlu: Oy kurban olurum sana. Sağ ol anneciğim, sağ ol.

Vatandaş: Ben sana kurban olayım. Yüzünüzden nur akıyor. Kalbiniz de temiz. Ya inşallah… Şeker hastasıyım.

İmamoğlu: Allah korusun seni.

Vatandaş: Kucakladım ya… Canım benim.

İmamoğlu: Kurban olurum sana. Duanı et.

Vatandaş: Ben her zaman ediyorum.

“YEMİN EDERİM, DÜN RÜYAMDA GÖRDÜM; KAZANIYORDUK”

Yaşlı bir kadın İmamoğlu’na “Sen pazara geldin, ben senin ayağına Kartal’a gittim. Dörtyol’a çıktım, senin mitinglerine gittim” dedi. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Oy kurban olurum sana” oldu. İmamoğlu, genç bir vatandaşın, “Yemin ederim, dün rüyamda gördüm; kazanıyorduk. Yemin ediyorum size. Vallahi, billahi, tillahi diyorum” sözlerine ise, “İnşallah. Ne mutlu bana” karşılığını verdi.

“ONLARA DERS VERECEĞİZ”

Adıyamanlı ve depremzede olduğunu belirten bir vatandaş da İmamoğlu’na, Erdoğan’ın, ‘Tehdit dili’ni şikayet etti. İmamoğlu, “Bizi tehdit ediyorlar. ‘Oy olmazsa, hizmet yok’ diyorlar. Depremzedelere öyle denilir mi” diyen vatandaşa, “Kimse edemez tehdit. Ama onlara ders vereceğiz. Öyle denilir mi? Milletin acısı var orada. Adıyaman’a üç defa gittim. Milletin acısı var. Allah yardımcımız olsun. Ama kurtulacağız” karşılığını verdi.

Malatya Darendeli olduğunu söyleyen bir başka depremzede vatandaş da yaşadığı zorlukları, “Bak Malatya’dan geldim. Evim yıkıldı orada. Daha enkazı kaldırmadılar. Burada orada, burada kalıyorum, yani günü geçireyim de yazın köye gideceğim” sözleriyle İmamoğlu’yla paylaştı. İmamoğlu, yardımcılarından, vatandaşın CHP Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Veli Ağbaba ile görüştürülmesine aracılık etmelerini istedi.

“BİZ KİRACILARIN HALİ NE OLACAK?”

Kürtçe konuşan bir kadın ise İmamoğlu’na, hasta olduğunu, tedavi olmak istediğini ve onu çok sevdiğini söyledi. İmamoğlu, vatandaşa yardımcı olmaları için yanında bulunan ekibini görevlendirdi. Başka bir vatandaş da elindeki poşeti göstererek, “Maaşı aldık. Ekmekle bu, 500 lira. Yandık Başkanım. Kurban olayım size ya” diyerek hayat pahalılığından yakındı. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Allah yardımcımız olsun” oldu.

Kiraların durumundan şikayet eden bir kadın vatandaş ise, yaşadıkları sorunu, “Biz kiracıların hali ne olacak? Ev sahiplerine kimse dur demiyor. 8 binken, 15 bin istiyorlar. 3 binken, 15 bin… Tek bir kişi çalışıyor. Sigortasız. Günlük böyle çalışanların sigortaları var mı? Hiçbirinin de yok. Ne olacağız peki hocam” sözleriyle dile getirdi.

İmamoğlu vatandaşa, “Zor bir ekonomi şu anda. Ekonomi yönetilemedi. Şu anda bizim vatandaşımıza sunduğumuz destek, görevi aldığımızla bugünün arasında 5-6 kat fark var. Niye? İnsanlarımız daha çok yoksul” yanıtını verdi. Vatandaşa, “Anne Kart’ımızdan aldın mı” sorusunu yönelten İmamoğlu, olumlu yanıt aldı.

VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: ‘HIZIR YOLDAŞIN OLSUN’

Genç bir kadın vatandaş da İmamoğlu’na, “Yeni açtığınız, Alibeyköy metrosunu kullandım. Mükemmel bir metro. Emeğinize sağlık” dedi. Bir kadın vatandaş da “Kurban olurum ben sana. 12 İmamlar uğrunda olsun. Hızır yoldaşın olsun” diyerek İmamoğlu’na dua etti. Vatandaşa teşekkür eden İmamoğlu, “Duanı hep et” temennisinde bulundu.

Bir başka vatandaş da duygularını, “Bu şehri haramilere bırakmayacaksın” diyerek, İmamoğlu ile paylaştı. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Biz bu şehri koruyacağız, hep beraber” oldu. İmamoğlu, kendisine sarılıp, ağlayarak, “Kazanacak mıyız” sorunu yönelten genç kıza ise, “Kazanacağız. Beraber kazanacağız. Hiç üzülme güzel kızım. Başarılar. Hiç canını sıkma” yanıtını verdi.

ANNEDEN İMAMOĞLU’NA: ‘SİZİN İÇİN 2 KİLOMETRE YOLDAN GELDİM’

Pazar ziyaretinin son metrelerinde İmamoğlu’nu yakalayan bir anne ile İmamoğlu arasında şu konuşmalar geçti:

Anne: Sizin için 2 kilometre yoldan geldim. Yürüdüm. Yemin ederim.

İmamoğlu: Kurban olurum sana.

Anne: Hiçbir başkan bu kadar sevilmez. Kurban olurum ben size.

İmamoğlu: Nerede oturuyorsun?

Anne: Ben, Esenler Güney Hastanesi’nin oradayım. Dörtyol’a kadar gittim. Oradan buraya kadar yürüyerek geldim.

İmamoğlu: Ne yapıyorsun?

Anne: Ben ev hanımıyım. Engelliyim.

İmamoğlu: Çocuk?

Anne: Kiradayım. Çocuk, Allah razı olsun, sütlerinizi alıyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdoganin-sozlerinden-yakinan-vatandasa-onlara-ders-verecegiz/feed/ 0
Sahte şeyh termal otelde harem kurmuş https://www.foxhaber.com.tr/sahte-seyh-termal-otelde-harem-kurmus/ https://www.foxhaber.com.tr/sahte-seyh-termal-otelde-harem-kurmus/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:30:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3440 ATVde yayınlanan ve EsraErol’un sunduğu “Esra Erol’da” programında yine tüm Türkiye’nin ağzını açık bırakan bir olay yaşandı. Kendisini Mehdi’yim diyerek tanıtan Mustafa Çabuk isimli sözde bir hoca genç kızlarla termal otelde harem kurdu. Söz konusu iddialar bir anda gündem yaratırken, Çabuk’un yaptıkları Adnan Oktar’ı hatırlattı.

Sözde hoca Mustafa Çabuk

ANNE TV’DE DUYURDU

Kızının sahte hocanın yanına kaçmasının ardından kendisini ikna edemeyince sesini duyurmak isteyen Fatma Hanım, Esra Erol’dan kendisine yardımcı olmasını istedi. 7 aydır kızından haber alamayan Fatma Hanım, kızının kendisinin yanına gelerek sahte hocadan bahsettiğini ve “‘Anne hadislerdeki mehdi dünyaya inmiş ve Çanakkale’deymiş. Ben bu kişiyi gidip görmek istiyorum” ifadelerini kullanarak bir sabah evden ayrıldığını ve kendisinden o zamandan beri haber alamadığını söyledi. Programa katılan acılı anne sarf ettiği ifadeler ile programı izleyen herkesi şaşırttı. Sözde hocanın termal otel gibi bir yerde birçok genç kızı yanında tuttuğunu belirten acılı anne gözyaşları döktü.

Annenin programa katılarak açsını duyurması üzerine Esra Erol kısa sürede, Çabuk’un yanına kaçan Mevlüde’ye ulaştı. Canlı yayına bağlanan kız kayıp olmadığını söyledi ve ‘Allah’ın izniyle onun müridiyim’ dedi. Ailesini reddettiğini ifade eden Mevlüde ‘Biz burada ilim öğreniyoruz’ sözleriyle izleyenleri şaşırttı. Esra Erol ise bu kişinin daha önce tarihi eser kaçakçılığından tutuklandığını ve ardından Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildiğini söyledi.

Esra Erol

YAZIKLAR OLSUN

Canlı yayına kısa sürede ihbarlar yağdı. Esra Erol, gerekli kurumların termal otelle ilgili inceleme başlatacaklarını da söyledi. Öte yandan Mustafa Çabuk’la ilgili ortaya atılan iddialar üzerine vatandaşlardan tepki mesajları yağdı. Devlet yetkililerine seslenenler şu yorumu yaptı: “Bunlara nasıl izin veriliyor. Kendini mehdi diye tanıtıp gençleri kandıranları, beynini yıkayanları nasıl görmüyorsunuz. Adnan Oktar ve diğer din sömürücüleri ülkeyi ne hale getirdi. Yazıklar olsun.”

Müritlerine değnekli tedavi

Sahte mehdinin müritlerini kırbaçladığı da ortaya çıktı. Programda Mustafa Doğan Derince’de elinde bir sıkıntı olduğunu anlattı. Şifa bulduğunu söyledi. Bir çocuğa değnekle vurduğu görüntüler de programda yayınlandı. Değnekle gencin omzuna vuran sahte mehdiye stüdyodaki konuklar büyük tepki gösterdi.

Çabuk, Çanakkale Bayramiç’teki bu termal oteli kendine harem yaptı.

‘1500 kişi olunca savaş çıkaracağız’

Mustafa Çabuk’un 300 kişiyi zorla tuttuğu termal oteldeki harem iddiasına yenileri eklendi. Mustafa Çabuk’un bir de savaş planı olduğu ortaya çıktı. Mustafa Çabuk’un müritlerinin, ‘Biz 1500 kişi olduğumuzda savaş çıkartacağız’ şeklinde mesajlar paylaştığı öğrenildi. Bu mesajlar, Esra Erol’un programında da yayınlandı. Bu arada Erol, canlı yayında Mustafa Çabuk’un define hırsızlığı nedeniyle tutuklandığı, ardından ruh ve sinir hastanesine gönderildiğini aktardı. Çabuk’un, bankacılık sistemini kafir kurumlar olarak nitelendirdiği, hilafet hareketinin finansmanı için kredi çekmenin caiz olduğunu savunduğuna dair mesajları da tespit edildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sahte-seyh-termal-otelde-harem-kurmus/feed/ 0
Sevgililer Günü mesajı! Sevgililer Günü mesajı için romantik kutlama sözleri… https://www.foxhaber.com.tr/sevgililer-gunu-mesaji-sevgililer-gunu-mesaji-icin-romantik-kutlama-sozleri/ https://www.foxhaber.com.tr/sevgililer-gunu-mesaji-sevgililer-gunu-mesaji-icin-romantik-kutlama-sozleri/#respond Wed, 14 Feb 2024 09:18:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3358 Sevgililer Günü, sevdiklerimize olan sevgimizi ve değerimizi göstermek için özel bir gün, bu özel günde sevdiklerimize duygularımızı ifade etmenin en güzel yollarından biri de anlamlı bir Sevgililer Günü mesajı göndermektir. En değerli hediyenin sevgi olduğu anlaşıldığı bu günde, Sevgililer Günü mesajı ile bu duyguyu ifade etmenin en güzel zamanıdır.

SEVGİLİLER GÜNÜ MESAJI

“Sevgililer Günü’nde seni düşünmek bile yüreğimi ısıtıyor. Seninle geçirdiğim her an benim için bir hazine. Seni çok seviyorum, Sevgililer Günü’müz kutlu olsun.”

“Gözlerine baktığımda, içimdeki aşkı hissediyorum. Seninle her an biraz daha mutlu oluyorum. Sen benim için çok özelsin. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, seni seviyorum.”

“Aşkın rengi kırmızı, gülüşünün tadı tatlı. Seni seviyorum ve seninle her anı paylaşmak benim için bir zevk. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, canımın içi.”

“Seninle her anım bir aşk masalı, her günüm seninle dolu sevgilim. Seninle olan her anım bir hazine. Seni Sevgililer Günü’nde kucak dolusu sevgilerle selamlıyorum.”

“Sensiz bir dünya düşünemiyorum, çünkü sen benim dünyamsın. Sevgililer Günü’nde seni sevdiğimi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Seni çok seviyorum, birlikte nice mutlu yıllara.”
“Sevgilim, sen benim için her şeyden daha değerlisin. Sevgililer Günü’n kutlu olsun. Seninle her anım özel ve unutulmaz.”

“Aşkım, seninle geçirdiğim her an, hayatımın en güzel anlarından biri. Seni Sevgililer Günü’nde sonsuz sevgimle kucaklıyorum.”

“Sevgilim, seninle olan her gün, yeni bir başlangıç ve sonsuz bir mutluluk. Seni Sevgililer Günü’nde sevgimle sarıyorum.”

“Canım sevgilim, seninle geçirdiğim her an beni daha da mutlu ediyor. Seni Sevgililer Günü’nde kocaman öpüyorum, seni çok seviyorum.”

“Sevgilim, seninle olmak her zaman benim için bir zevk. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, seni her zaman seveceğim.”

“Aşkım, seninle her anı paylaşmak benim için büyük bir mutluluk. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, seni seviyorum.”

“Sevgilim, seninle olmak hayatımın en büyük hediyesi. Sevgililer Günü’nde seni sevgimle sarıyorum.”

“Canımın içi, seninle her anı paylaşmak benim için bir zevk. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, seni her zaman seveceğim.”

“Aşkım, seninle geçirdiğim her anı sonsuz bir mutlulukla hatırlıyorum. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, seni çok seviyorum.”

“Sevgilim, seninle olan her an, hayatımın en güzel anlarından biri. Sevgililer Günü’nde seni sevgimle kucaklıyorum.”

Romantik Sevgililer Günü mesajı:

“Seninle her gün Sevgililer Günü gibi. Seni her şeyden çok seviyorum.”

“Gözlerinin içine baktığımda kalbim bir kelebek gibi çırpınıyor. Seni deli gibi seviyorum.”

“Sen benim en güzel rüyamsın, her gün yeniden.”

“Seninle tanıştığım günden beri hayatım bambaşka bir anlam kazandı. Seni her şeyden çok seviyorum ve sonsuza kadar seveceğim.”

“Sen benim her şeyimsin. Seni sonsuza kadar seveceğim.”

Eğlenceli Sevgililer Günü mesajı:

“Seninle gülmekten asla yorulmam. Sevgililer Günümüz kutlu olsun!”

“Seninle geçen her an bir macera gibi. Hayatımın en güzel macerası olduğun için teşekkür ederim.”

“Sen benim en iyi arkadaşım, en yakın sırdaşım ve en sevdiğim insanımsın. Sevgililer Günümüz kutlu olsun!”

“Seninle bir ömür boyu kahkaha ve sevgi dolu bir hayat geçirmek istiyorum. Sevgililer Günümüz kutlu olsun!”

“Senin kadar komik ve eğlenceli bir sevgiliye sahip olduğum için çok şanslıyım. Sevgililer Günümüz kutlu olsun!”

Anlamlı Sevgililer Günü mesajı:

“Hayatımda olduğun için her gün şükrediyorum. Seni çok seviyorum.”

“Seninle birlikte her şey daha güzel ve daha anlamlı. Seni her şeyden çok seviyorum.”

“Sen bana sevginin ne olduğunu öğrettin. Teşekkür ederim.”

“Sen benim en büyük destekçim ve en güvendiğim insanımsın. Seni her şeyden çok seviyorum.”

“Seninle birlikte her şeyin üstesinden gelebileceğime inanıyorum. Seni her şeyden çok seviyorum.”

Uzun Sevgililer Günü mesajı:

“Seninle tanıştığım günden beri hayatım bambaşka bir anlam kazandı. Seninle her şey daha güzel, daha anlamlı. Seninle birlikteyken kendimi en mutlu insan hissediyorum. Seni her şeyden çok seviyorum ve sonsuza kadar seveceğim.”

“Sen benim en iyi arkadaşım, en yakın sırdaşım ve en sevdiğim insanımsın. Seninle her şeyi paylaşabiliyorum, seninle her şeye gülebiliyorum. Seninle birlikteyken kendimi güvende hissediyorum. Seninle birlikte bir ömür boyu yaşamak istiyorum.”

“Sen bana sevginin ne olduğunu öğrettin. Sevginin fedakarlık olduğunu, sevginin sabır olduğunu, sevginin saygı olduğunu öğrettin. Senin sayende daha iyi bir insan oldum. Teşekkür ederim.”

Kısa Sevgililer Günü mesajı:

“Sen benim her şeyimsin.”

“Seni seviyorum.”

“Seninle her şeye varım.”

“Sen benim en güzelimsin.”

“Sen benim kahramanımsın.”

Anneye Sevgililer Günü mesajı

“Canım Annem, Sevgililer Günü’nde size olan sevgimi ve minnetimi ifade etmek istiyorum. Siz benim en büyük sevgilim ve her zaman yanımda olan en değerli destekçimsiniz. Siz olmadan hayatımın ne kadar eksik olacağını düşünemiyorum. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, anneciğim!”

“Anneciğim, Sevgililer Günü’nde size olan sevgimi ve şükranımı ifade etmek istiyorum. Siz, sevgi dolu kalbiniz ve sonsuz sabrınızla beni her zaman desteklediniz. Sizinle geçirdiğim her an benim için değerlidir. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, en değerli annem!”

“Annem, Sevgililer Günü’nde size olan sevgimi ve saygımı dile getirmek istiyorum. Sizin gibi bir anneyle hayatımın her anı ne kadar özel ve anlamlı olduğunu bilmek beni çok mutlu ediyor. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, sizi seviyorum!”

“Sevgili Annem, Sevgililer Günü’nde size olan sevgimi ifade etmek için kelimeler yetersiz kalıyor. Siz benim için dünyadaki en değerli insansınız ve her zaman kalbimde özel bir yeriniz olacak. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, size olan sevgimi sonsuza kadar hissedeceksiniz.”

“Anneciğim, Sevgililer Günü’nde size bir kez daha ne kadar sevdiğimi ve değer verdiğimi belirtmek istiyorum. Siz benim için sadece bir anne değil, aynı zamanda en iyi arkadaşımsınız. Sizinle olan her anım benim için özel ve unutulmaz. Sevgililer Günü’n kutlu olsun, size olan sevgim hiç bitmeyecek!”

Bu mesajlar annenize olan sevginizi ve takdirinizi ifade etmek için harika bir yoldur. Her bir mesaj, annenizi mutlu edecek ve ona Sevgililer Günü’nü özel hissettirecektir.

Arkadaşa Sevgililer Günü mesajı

“Sen benim en iyi arkadaşım ve sırdaşımsın. Sevgililer Günün kutlu olsun!”

“Seninle her şey daha güzel ve daha anlamlı. Seni çok seviyorum.”

“Her zaman yanımda olduğun için teşekkür ederim. Sevgililer Günün kutlu olsun!”

“Sen benim en büyük destekçimsin. Seninle her şeyin üstesinden gelebilirim. Sevgililer Günün kutlu olsun!”

“Senin gibi bir arkadaşa sahip olduğum için çok şanslıyım. Sevgililer Günün kutlu olsun!”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sevgililer-gunu-mesaji-sevgililer-gunu-mesaji-icin-romantik-kutlama-sozleri/feed/ 0
‘Anneleri tarafından Adnan Oktar’a ‘ikram’ edilen çocuklar var’ https://www.foxhaber.com.tr/anneleri-tarafindan-adnan-oktara-ikram-edilen-cocuklar-var/ https://www.foxhaber.com.tr/anneleri-tarafindan-adnan-oktara-ikram-edilen-cocuklar-var/#respond Wed, 14 Feb 2024 09:09:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3352 Adnan Belgeseli’nin ikinci bölümü yayınlandı. Yapımda konuşan ve sonrasında Sözcü TV yayınına da katılan baba Elvan Koçak’ın yaşadıkları karşısında dilimiz tutuldu. Bir baba, hem eşini hem üç evladını örgüte kaptırıyor. Biz birini gördük, kimbilir siz neler gördünüz? Önce Elvan Koçak’ı konuşalım. Siz de bir babasınız. Tanıştığınızda ve öyküsünü dinlediğinizde ne hissettiniz?

Kızlarını örgütün elinden kurtarmaya çalışan bir baba, Adnan Oktar’ın varlığını ve örgütü biliyor, kızlarına zarar verecek kötü bir örgüt olduğuyla ilgili de bilgisi var ancak öngöremediği örgütün bu kadar kötü olabileceği. Biz kızların anneleriyle birlikte Adnan Oktar’ın yanında olduğunu biliyorduk. Elvan Bey’i bizzat tanımadan kızlarını kurtarmak için bir çaba içerisinde olduğunu da takip ediyorduk. Ancak müşteki olarak bu soruşturmaya dahil olması bir süreç aldı. Çünkü gizlilikle yürütülen bir çalışma vardı. Elvan Koçak’ın öyküsünün bir kısmına vakıftık ancak acılı bir babanın yaşadıklarını hisleriyle dinlemek size bambaşka şeyler düşündürüyor. Bu dosyada her bir müştekinin, her bir mağdurun ayrı bir trajik hikâyesi var. Toplumumuz bu örgütü ve bu örgütün zulmüne uğramış insanları 140 Journos’un belgeselleriyle ve sizlerin yapmış oldukları program ve haberlerle daha iyi anlamaya çalıştı. Elvan Koçak gibi yüzlerce hatta binlerce aile var, örgüt evlatlarını ellerinden aldığı ile kalmıyor, üzerine türlü sindirme politikaları uyguluyor ve örgütün bu saldırılarının on yıllardır aynı olduğunu görüyoruz.

KANINIZI EMİYORLAR

Örgüt kızları nasıl kaçırıyor?

Bu örgütün hedefi öncelikle yaşı küçük kızlar. Adnan Oktar’a yaşları küçük kızların getirilmesi bir örgüt ritüeli. Anne veya babalarını angaje ettiyse bu evebeynler vasıtasıyla tabii ki daha kolay oluyor ancak ailelerin bilmediği ve örgütün kız getirme ekibi tarafından kandırılarak suistimal edilen çok sayıda kız çocuğu var. Elvan Koçak’ın özelinde kızlarının velayetini aldığı mahkeme kararını örgüt hukuk ekibi vasıtasıyla öğreniyor. Hukuk ekibi örgüt içerisinde en güçlü olan ekiplerden. Özellikle büyük şehirlerdeki adliyelerde sadece örgüt ile ilgili çalışma yapmak, istihbarat toplamak için mesai saatlerini adliyelerde geçiren çok sayıda avukat var.

Peki sizce bu kızlar neden orada, neden babalarını bırakıp, o korkunç yaşamı seçiyorlar?

Burada aileden alınan telkin çok önemli, çoğu çocuk için anne ve baba bir rol modeldir ve sizin rol modeliniz Adnan Oktar’ın çok iyi bir insan olduğunu ve onun yanında çok mutlu olacağınızı söylüyor. Sizi altın tepside önce örgüte sonra da Adnan Oktar’a sunuyor. Örgüt size dokunmaya başladığı andan itibaren yavaş yavaş, yani sizi irite etmeden kanınızı ruhunuzu emmeye başlıyor. Narkoz verilmiş ve ameliyat masasında yatan bir hasta gibi, siz o ameliyat masasından kalkıyorsunuz belki ama o narkozun etkisi hiçbir zaman bitmiyor. Bu narkoz sizin gerçeği görmenizi engelliyor, sağlıklı ve doğru kararlar vermenizi önlüyor, hayat gaileniz sadece Adnan Oktar ve O’nun sahte mehdiliğine hizmet olarak kalıyor.

Asıl hikâye anneyle başlıyor. Siz onların örgütün elinde tutsak olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Hayır, örgütün elinde tutsak değil, örgüte anneleri tarafından sunulmuş, tırnak içinde söylüyorum birer ikram olarak görüyorum. Kızlar reşit değil, dolayısıyla neyin doğru, neyin yanlış olabileceğini tam olarak ayırt edebilecek bilgi ve tecrübede değiller. Onlar da bunu tutsaklık olarak görmüyor, göremiyorlar. Ancak anne için aynı şeyi söyleyemeyiz. Anne-babalar çocuklarınıza ve çevresine çok dikkat edin ve onlar için endişelenin diye sürekli aileleri uyarmaya çalışıyorum. Bu uyuşturucu bağımlılığı gibi. Bir kere bunlara bulaştığınızda kurtulmanız çok zor.

Bu aile yurt dışında, örgüt çökertildi, peki hâlâ neden oradalar?

Örgütün yurtdışında güçlü bir ekibi var, yine yurtdışı bazı yapılanmalar ile güçlü ilişkileri var. Dolayısıyla siz bu örgütten kurtulmak için kendinize yurtdışında bir yaşam kurdunuz, örgütten uzaklaştım zannediyorsunuz ancak örgütün çok güçlü olduğu bir lokasyonda bulunabilirsiniz. Dolayısıyla Elvan Koçak’ın kızları da şu an örgüt ile çok ciddi şekilde irtibatlı. Yine aynı şekilde anne örgütün çok ciddi şekilde kontrolünde ve örgüt manipülasyonlarına olabildiğince açık. Kızlar annelerinin bu zehirli anlayışından kurtulamadıkça örgütten kurtulmaları çok zor. Bunun fazlaca örneği var.

AİLELER BİR SÜRE İNANAMADI

Sizinle yaptığımız programlarda sık sık “Bu örgüt bitmedi” de dediniz. Neden bitmiyor? Varlığını sürdürecek gücü nereden alıyor?

Bu örgüt lider odaklı bir örgüt. Dolayısıyla örgüt lideri ölmediği sürece varlığını devam ettirecek. Firari şüpheliler var, yurtdışı desteği ve yurtdışı yapılanması var. Yine Adnan Oktar dışarıdayken sempatizan, cezaevine girdikten sonra örgüt üyesi olan şahıslar var. Adnan Oktar örgütü sürekli motive etmek ve zinde tutmak için elinden geleni yapıyor. Örgütün bitmediğini en basit yoluyla sosyal medyaya bakarak görebiliriz. Trend olan her başlığın altında örgüt lideri Adnan Oktar başta olmak üzere örgüt yönetici ve üyelerini aklayıcı nitelikte yine bu dosyada müşteki olmuş insanları ve görev almış kamu personelini karalayıcı nitelikte çok sayıda farklı hesaplardan paylaşım yapabiliyorlar.

Beni en çok etkileyen cümle, babanın hâlâ kızlarını doğum günlerinde o telefonun açılmayacağını bile bile aramasıydı. Gözyaşlarını tutamıyor. Başka aileleri anlatın bize lütfen. Neler yaşıyorlar, kaç Elvan Koçak var, kaç aile dağıldı?

Bir baba için çok zor bir durum. Evlatlarınız elinizden alınıyor, hem de eşiniz aracılığıyla. Her bakımdan baş edilmesi çok güç. Elvan Koçak gibi yüzlerce aile var evlatlarını bu örgüte kaptıran ve geri alamayan. Evlatları tarafından örgüt yönlendirmesi ile kaldırılamayacak iftiralara maruz kalan… Örgütün evlatlarına sahip çıkmaya çalışan anne babalara uyguladığı metot yıllardır değişmiyor. Neden? Çünkü etkili bir baş etme yolu buldu örgüt.

Nedir o yöntem?

Önce anne-babaya kurgu iddialarla davalar açılıyor, sonra ailenin sırları ifşa ediliyor. Anne-baba yine evladının peşini bırakmıyorsa bu sefer örgüt tarafından bir robot haline getirilen çocukları tarafından cinsel istismar iftirası atılıyor. Bir anne baba için çok zor, gözünün içine bakarak büyüttüğünüz evladınız sizin ona cinsel istismarda bulunduğunuzu söylüyor hem de bütün Türkiye’nin duyacağı şekilde.

Evlatlarına kavuşma anlarını anlatır mısınız?

Aslında bunu en iyi anlatacak olan ailelerdir. Umarım Elvan Koçak biran önce evlatlarına kavuşur da onun duygularını dinlemek nasip olur. Evlatlarına kavuşmanın gerçek olduğuna inanamayan aileler vardı. Kızlarının odalarını evi terk ettiği gün bıraktığı haliyle muhafaza edenler. O kadar uzun yıllar çocuklarını geri kazanmak için çabalamışlar ki eve döndüğüne inanamıyorlar ve tekrar geri gider korkusuyla o mutluluk ve heyecanı dahi hakkıyla yaşamıyorlar. Bu örgüt, insanlarımızı ne yazık ki bu hale getirdi. Ancak evlerine, anne, babalarına dönerek yeni hayatlarına uyum sağlayan, örgüte girerken yarım bıraktıkları okullarını tamamlayanlar, yeni okul bitirenler, bir işe girip çalışanlar, evlenerek çocuk sahibi olanlar, İstanbul’da, Türkiye’nin başka şehirlerinde ve yurtdışında kendine yeni bir düzen kurarak topluma adapte olan çok sayıda mağdur var.

Yazar Abdurrahman Dilipak bizi 90’lara götürüyor ve siyasetten nasıl beslendiklerini, hatta siyasetçilerin çocuklarının nasıl Adnan Oktar ile birlikte hareket ettiğini anlatıyor. Siyasetçilerle 90’larda olduğu gibi sizin operasyon zamanınızda da grift ilişkiler var mı?

Abdurrahman Bey’in belgeseldeki değerlendirmelerini hayranlıkla izlediğimi ifade etmeliyim, Adnan Oktar ve örgütü siyasetten ve bürokrasiden hiçbir zaman kopmadı. Sürekli bir dirsek teması içinde oldu ve bu alanlardaki network’lerini genişletmek adına her şeyi yaptılar. Dolayısıyla bu kadar zaman faaliyetine devam etmiş bir örgütün siyasi dayanağı olmadığını söyleyemeyiz. Siyaset ve bürokrasi alanında bu faaliyetlerini yürütürken parti ve ideoloji ayrımı yapmadığını da okurlarınızın bilmesinde fayda görüyorum. Her kesimden siyasilerle, bürokratlarla, gazeteci ve sanatçılarla geniş bir irtibat ağına sahiptiler.

ADNAN OKTAR HİÇ DURMADI

Peki yargı? Kısa bir süre önce bu örgütü hapisten kurtarmaya çalışanlar olduğunu iddia ettiniz? Kim onlar?

Malumunuz bir süre önce Adnan Oktar ve örgütünü kurtarma amaçlı bir istinaf süreci yaşandı. Bu istinaf sürecini yürüten en basit örneğiyle küçük yaştaki kızlara tecavüz eden hükümlüler için “kızın rızası var” değerlendirmesini yapan yargı mensupları hakkında HSK’ca bir soruşturma yürütüldü. Hakkında soruşturma yürütülen yargı mensuplarını kurtarmak için devreye giren birtakım insanlar oldu. Ben bunu iddia ettiğimde şaşıran insanlar olmuştu. Ancak bu isimler, benim isim geçmeyen, zaman, mekan belirtmediğim, hiçbir ayrıntı ve imada bulunmayan X paylaşımım hakkında yayın yasağı getirildiğinde yargı içerisindeki güçlerini de anlamış oldular. Buradaki motivasyonları nedir, tabii ki bu HSK’nın yürüttüğü soruşturma raporu ortaya çıktığında anlaşılacak. Adnan Oktar hiçbir zaman durmadı, stratejik olarak yavaşladığı anlar var, ancak durduğu an yok. Dolayısıyla öncelikle kendisini ve örgütünü aldığı cezalardan kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapmaya devam edecektir.

RAPORLARI TARTIŞMAKTA SAKINCA YOK

Belgeselde Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın Adnan Oktar Suç Örgütü yöneticilerinden Halil Hilmi Müftüoğlu’na sahte işkence raporu verdiğini iddia ediyorsunuz. Şebnem Hanım, birçok kanala çıktı, açıklama yaptı, “Evet, 6 yıl sonra tespit edilebilir” dedi. Eleştiriler şöyle: İktidara yönelik hiçbir eleştiri yok, suç Şebnem Korur Fincancı’nın üstüne atılıyor… Ne söylersiniz?

Ortada şüpheliler ile ilgili Şebnem Hanım tarafından verilmiş raporlar var. Bu raporları çürüten Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın vermiş olduğu raporlar var. Şebnem Hanım’ın verdiği bu raporların 1999 operasyonunun akamete uğramasında etkisi var mı, yok mu? Bunun tartışılmasında bir sakınca görmüyorum. Ancak akrabalarıyla, akrabalarının yakınlarıyla bir takım bağlantılar kurularak linç edilmesine de karşıyım.

Örgütü 8 ay dinledik

Örgütü ne kadar zaman dinlediniz?

Yaklaşık 8 ay dinledik.

Dinlediğiniz ve unutamadıklarınızı paylaşır mısınız?

Çok şey var aslında bu soruşturma ile ilgili. Teknik takip yapan arkadaşlarımız da özel olarak seçilerek görevlendirildi. Büro amiri ve soruşturmanın teknik safahatını takip eden rütbeli arkadaşlarımız değerli ve çalışkan insanlardı. Detayına girmek istememekle birlikte özellikle cinsel içerikli konuşmalar ve buluşmalar en unutulmaz ve sıkıntılı teknik takip süreçleriydi.

Siz bu uğurda çok sevdiğiniz, taa lisede giydiğiniz üniformadan, mesleğinizden fedakârlık ettiniz. Bunun bir ihtimal olduğunu tahmin ediyor muydunuz?

Etmek istemiyordum açıkçası, ancak bugün şu saate kadar yaşadıklarım, duyduklarım, gördüklerim ve bana anlatılanlar bana bu konunun özelinde tayin edildiğim ve mesleğimi bırakmaya zorlandığımı gösteriyor. Ancak net olarak şunu da söylemeliyim: Bu örgütün gelecekte bir mağdurun gözünden akıtacağı bir damla gözyaşını önleyebildiysek benim yaşadıklarım denizde kum tanesi değil benim için.

Mesleğinize geri dönmek istiyor musunuz?

Mesleğime geri dönmek gibi bir düşüncem yok. Meslekten ayrıldıktan sonra yakın bir zamana kadar kurumsal şirketlerde çalıştım, şu an çalışmıyorum. Bir nekahat süreci diyelim. Ancak öncelikle ailem ve yakın çevrem benim gerekirse sokakta simit satarak ailemin geçimini sağlayacağımı bilir. Ben çalışmaktan yorulmam ve yaptığım, helal para kazandığım işten de gocunmam. Meslekte hakkıyla işimi yapmaya çalıştım. Bana kapı gösterildi, ben de çıktım. Benim için o kapı artık kapandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/anneleri-tarafindan-adnan-oktara-ikram-edilen-cocuklar-var/feed/ 0
Depremin ‘mucize bebeği’ yine annesinden ayrıldı https://www.foxhaber.com.tr/depremin-mucize-bebegi-yine-annesinden-ayrildi/ https://www.foxhaber.com.tr/depremin-mucize-bebegi-yine-annesinden-ayrildi/#respond Mon, 05 Feb 2024 21:06:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2950 Kahramanmaraş merkezli depremlere Hatayda yıkılan binanın enkazından 128 saat sonra 3,5 aylık bebek çıkarıldı.

Kurtarıldıktan sonra sağlık ekibinin parmağını emdiği görüntülerle depremin simgelerinden olan, hemşirelerin ‘Gizem’ ismini verdiği bebek, Adana Şehir Hastanesine kaldırıldı, herhangi bir sağlık probleminin olmaması üzerine bakanlık tarafından bakım altına alındı.

Daha sonra Cumhurbaşkanlığı uçağıyla Ankaraya getirilen bebek, Etlik Şehir Hastanesi’nde yapılan kontroller sonrası Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı kuruluşa yerleştirildi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı refakatçisiz çocukların bulunması çalışmaları kapsamında gelen ihbarları değerlendirdi ve yapılan incelemelerle bebeğin ailesine ulaştı.

Depremde eşi ve 2 çocuğunu kaybeden, kendisi de enkazdan 5 gün sonra kurtarılan anne Yasemin Begdas ile bebekten DNA örneği alındı.

DNA testinde bebeğin annesinin Yasemin Begdas olduğu belirlendi. Ankaradan özel uçakla Adanaya götürülen Vatin bebeği, dönemin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık karşıladı. ‘Vatin bebek’, Adana Şehir Hastanesinde tedavisi devam eden Yasemin Begdaşa, Bakan Yanık tarafından teslim edildi.

Depremde üzerine yıkılan beton yığınları nedeniyle felç olup, yatağa mahkum kalan Yasemin Begdas, tedavisinin ardından bebeğiyle birlikte geçen yıl haziran ayında Kayseri’ye gelerek, akrabalarının yanına yerleşti.

Deprem sonrası yatağa mahkum olan ve yaklaşık 50 ameliyat geçiren anne Begdas, 23 Ocak 2024’te ise enfeksiyon riski nedeniyle Kayseri Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Yasemin Begdas’ın ayağından bir kez daha ameliyat olacağı öğrenildi.

“BİBERON VAR ZANNETTİ, O YÜZDEN PARMAĞINI EMDİ”

Depremde eşi, kayınvalidesi ve 2 oğlunun enkaz altında hayatlarını kaybettiğini anlatan anne Yasemin Begdas şunları söyledi:

“Ne olduğunu bilmiyordum. İlk önce normal bir şey sandım. Hiçbir şey bilmiyordum. Sadece 3,5 aylık kızımın iyi olmasını istiyordum.

Vatin’i kucağıma alıp, Kur’an okudum. Hiçbir şey hissetmedim. Enkaz altında Vatin’i hiç emziremedim. Enkaz altındayken Vatin hiç ağlamadı. Korkmadı. Ağladığı zamanda da sallayınca hemen susuyordu. 2 oğlum enkaz altında vefat etti.

Büyük oğlum hiç konuşmadı. Ama küçük oğlum sürekli; ‘Anne ne zaman çıkacağız. Çok susadım. Acıktım. Buradan çıkacak mıyız?’ diyordu. Son ana kadar onunla konuştum. Son gün hayatını kaybetti.

O an gözümün önünden asla gitmiyor. Enkaz altından ilk çıktığımızda su istedim. Vatin’in yüzünü yıkadım. O yüzden biberon var zannetti ve parmağını emdi. Şimdi tek kalan yavrum Vatin ile yaşıyoruz”

“ANNE VE BABAMLA BULUŞMAK İSTİYORUM”

Deprem sonrası yatağa mahkum olduğu için bakıma muhtaç olduğunu anlatan Yasemin Begdas, “Anne ve babamın Suriye’den çıkıp buraya gelmesini istiyorum. En yakın 2 akrabam olan anne ve babamı hiç görmedim. Sağlık durumumdan dolayı da onları yanımda görmek istiyorum. Vatin için, süt, çocuk bezi ve pansuman malzemeleri istiyorum. Yaşadığım evin kirası çok pahalı. Akrabalarımın yanında kalıyorum ve evde çalışan sadece bir kişi var o yüzden çok zorlanıyoruz. Bu konuda da destek bekliyorum. Ayrıca fizik tedavi görmem gerekiyor” diye konuştu.

“YENİDEN DOĞMUŞ GİBİ HİSSETTİM”

Dönemin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın, Adana’da kızı Vatin’i kendisine teslim ettiğinde yaşadığı duyguya da vurgu yapan Yasemin Begdas, “Kızımla buluştuğum an kendimi çok iyi hissettim. Vatin’i depremden sonra ilk kez gördüğümde kendimi yeniden doğmuş gibi hissettim. Şu an yine Vatin’den ayrı kaldım. Ama aklım sürekli onda. Hastaneden sürekli görüntülü arayarak Vatin’in durumunu soruyorum. Uyurken bile arayıp onu izliyorum” dedi.

“50 AMELİYAT GEÇİRMİŞ”

Şehir Hastanesi Aile Hekimliği Bölümü’nde asistan doktor olarak görev yapan Duygu Yücel (25) ise “Depremin sembol isimlerinden olan Vatin’in annesi Yasemin hanım servisimizde takiplerini alıyor. Depremde enkazın 5’inci gününde enkaz altından çıkarılmış, dış merkezde 50 küsur ameliyat geçirdikten sonra ameliyat olduğu bölgede yaşanan enfeksiyondan dolayı tedavi almaktadır. Vital ve doğal genel durumu iyi tedavisi devam etmekte. Görüntülüme ve tetkiklerini yapıyoruz. Ortopedi ve enfeksiyon doktorlarımızla konsülte ediyoruz. Gerekli tedavisini planlayacağız.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/depremin-mucize-bebegi-yine-annesinden-ayrildi/feed/ 0
Enkazdan 138’inci saatte kurtarılan Taşhan ailesi o anları unutamıyor https://www.foxhaber.com.tr/enkazdan-138inci-saatte-kurtarilan-tashan-ailesi-o-anlari-unutamiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/enkazdan-138inci-saatte-kurtarilan-tashan-ailesi-o-anlari-unutamiyor/#respond Sun, 04 Feb 2024 21:09:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2925 Yenişehir Mahallesi’nde 4 katlı Kiraz Apartmanı’nda yaşayan Celal (62), eşi Yasemin (58) ile oğulları Ensar Taşhan (18), 7,7 büyüklüğündeki ilk depremde kendi binaları ve bitişikteki 8 katlı Köker Sitesi’nin enkazı altında kaldı.

138’İNCİ SAATTE KURTARILDILAR

Kalorifer peteğinin üzerine düşen duvar parçası ile evin içinde oluşan diğer boşluklara sığınan aile fertleri, arama kurtarma ekiplerinin yürüttüğü çalışma sonucu 138’inci saatte kurtarılabildi.

Tedavileri tamamlanan aileden Celal Taşhan, çok katlı binada kalmaktan korktuğu için ilçede yaşayan anne ve babasının yanında, anne Yasemin ise oğlu Ensar ile kent merkezindeki diğer oğlunun yanında yaşamını sürdürüyor.

Kurtuluşlarının ardından adım attıkları yeni hayata alışmaya çalışan Taşhan ailesi, hafta sonları Türkoğlu ilçesindeki baba ocağında bir araya geliyor.

Enkaz altında geçirdiği zamanı anlatan 6 çocuk babası Celal Taşhan, “Enkaz altında 6 gün boyunca hiç ışık yoktu. Sadece eşim ve oğlumla konuşabiliyorduk ama birbirimizi görmemiz mümkün değildi. Hareket edemiyorduk, zaten alanımız da yoktu. Ben 120-130 santimetre uzunluğunda, 50 santimetre yüksekliğinde bir alan içindeydim. Ne bir su ne yiyecek vardı. Bu şekilde beklemedeydik. Birbirimize sadece teselli veriyorduk. Birbirimizle fazla da konuşmuyorduk, enerji tüketmeyelim diye. Arada yüksek sesle ‘Kurtaran yok mu? Yardım edin’ diye bağırıyorduk ama bir şey duyulmuyordu” dedi.

Göçüğün ardından eliyle kontrol yaptığında kalorifer peteğinin kendisini korumaya aldığını, eşi ve oğlunun da yine petek ve ütü masasının oluşturduğu yaşam üçgenine denk geldiğini aktaran Taşhan, bir ara çok susadığını ve peteği kontrol ettiğini ancak hiç su bulamadığını anlattı.

“İKİNCİ BİR YAŞAM”

Taşhan, kurtulmalarının “ikinci bir yaşam” diye yorumlanmasına işaret ederek, şöyle konuştu:

“Çıktıktan sonra gazeteci bir arkadaşım hastane ziyaretinde, ‘Dualarla gelen adam, diye manşet attım’ dedi. Toplumda seviliyorduk. İşimiz gereği insanlara yardım ediyorduk. Halkla daha çok ilişkimiz olduğundan çok sevenimiz vardı. Allah razı olsun hepsinden. Dualarını hiç esirgememişler. Mutlu olduk. Hatta acildeki doktorun ‘Sanma ki Celal Bey yaşama tutunmanla ailen ile dostların sevindi, dünya alem sevindi. Bize bile bir yaşam kaynağı oluşturdun. Depremzedelere daha çok yardım etme şevkini verdiniz bize’ ifadesi hiç kulağımdan gitmez.”

“SON ANLARDA UMUDUM YOKTU”

Ensar Taşhan da deprem sırasında annesi ile holde karşılaştığını, o sırada babasını holün karşısında gördüğünü ve ‘Çökün’ diye bağırdığını anlatan Taşhan, “Tam o anda bina çöktü. Enkaz altında ilk annemin toprağın altında sıkışan kolunu çıkardım. Ben sağa sola rahat dönüyordum ama annem dönemiyordu. Gün kavramı yoktu ancak son zamanlara kadar umutluydum. Ama son anlarda umudum yoktu artık” dedi.

Taşhan, enkaz altında olabildiğince hem kendisini hem de ailesini enerji kaybetmemek adına uyutmaya çalıştığını ifade etti.

Enkaz altında çok hareket kabiliyeti olmadığını belirten Taşhan, “Ayaklarım çok üşümüştü, yerden bir taş alıp ütü masasının örtüsünü kesip ayağıma sarmıştım. İlk babama ulaştılar. Babamın kurtulmasına sevindik. Annemle beraber mutluluktan ağlamaya başladık. Daha sonra alanımı açtılar, babamdan sonra beni, ben hastaneye ulaştığımda da annemi çıkarmışlar” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/enkazdan-138inci-saatte-kurtarilan-tashan-ailesi-o-anlari-unutamiyor/feed/ 0
Eslem’i hayattan koparan dönüş https://www.foxhaber.com.tr/eslemi-hayattan-koparan-donus/ https://www.foxhaber.com.tr/eslemi-hayattan-koparan-donus/#respond Wed, 03 Jan 2024 21:15:46 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1849 Kaza, 4 Temmuz 2023te, Diyarbakır- Bismil kara yolu TRT Kavşağı jandarma kontrol uygulama noktası mevkinde meydana geldi.

Bismil yönüne giden Taha Çelik (33) yönetimindeki otomobilin arka koltuğunda bulunan kuzeni İlknur Fidancan, mama hazırlamak istediği 1,5 yaşındaki kızı Eslem’i, ön koltukta oturan annesi Kevser Özkılıç’a vermek istedi. Ancak bu sırada Çelik’in otomobili, sağ şeritte bir süre bekleyip aniden sola geçerek, geçişi yasak bölümden U dönüşü yapmak isteyen G.Ç. yönetimindeki otomobile arkadan çarptı.

Kaza sırasında Eslem’in başı, otomobilin koltuğuna çarptı. Eslem, çağırılan sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Ancak talihsiz bebek kazadan 2 saat sonra beyin kanaması geçirip, yaşamını yitirdi. Kaza güvenlik kamerasına yansırken, sürücü G.Ç. olay yerinde alınan ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Eslemin ailesi, G.Ç.den şikayetçi oldu.

BİLİRKİŞİ RAPORU TAMAMLANDI

Bilirkişi raporunda, G.Ç.nin bir anda sola manevra yapıp geçmek istediği ve kazaya sebebiyet verdiği belirtilerek, asli kusurlu olduğu kaydedildi.

,Raporda, “Sürücünün yolun sağında bulunan emniyet şeridinden, bölünmüş yol üzerindeki orta refüjde bulunan levhalarla geçilmesi yasak geçitten arkasından gelen araçların kontrolünü tam sağlayamadan, dikiz aynasından arkasını kontrol ettiği noktada sol şeritte gelen araçları ve hızlarını görme açısı çok az olduğu değerlendirildiği ve bulunduğu nokta olan emniyet şeridinden orta refüj üzerinde bulunan geçit noktasına bir anda sola manevra yaparak geçmek istediği ve kazaya sebebiyet vermiş olduğundan kusurlu olduğu değerlendirilmiştir” denildi.

Taha Çelik ile ilgili ise kazanın yaşandığı noktada azami hız limitinin 110 kilometre olduğu belirtilerek, Sürücü kendi aracına ait 27 metrelik fren izinden hızının yaklaşık 65 kilometre olduğu görülmüş ve hız ihlalinin olmadığı, kazanın oluşumu ile ilgili herhangi bir kusurunun olmadığı değerlendirilmiştir denildi.

“HAYALİM YARIDA KALDI”

Annesi ve kuzeniyle birlikte Bismil’deki akrabalarının düğününe gitmek için yola çıktıklarını ifade eden Eslem’in annesi İlknur Fidancan, olay gününü şu sözlerle anlattı:

“Eşim iş için Ankara’ya gitmişti, bizimle değildi. Otomobilde ben, annem, kızım ve kuzenim vardı. Arabayı kullanan kuzenimdi. Bebek acıktığı için mama hazırlamak istedim. Önde oturan anneme teslim edeyim derken, biz kendi güzergahımızda gittiğimiz sırada, kadın durduğu yerde hareketlendi ve önümüze doğru kırdı.

O sırada kızımın kafası koltuğa değdi ve bilincini kaybetti. Hastaneye kaldırdık, beyin kanamasından dolayı vefat etti. Ne o sırada, ne de sonra, 6 ay geçmek üzere ve o kadından hiç ses yok. Bizi ne aradı, ne sordu, ne de bir baş sağlığı diledi.

Adliyede de mahkeme süreci çok yavaş ilerliyor. Biz konu hakkında şikayetçiyiz ve adalet istiyoruz. Bir anne olarak içim yanıyor. Şu an yaşasaydı 2 yaşında olacaktı. Kızımla ilgili birçok hayalimiz vardı. İlk ve tek çocuğumuzdu, onunla arkadaş gibi olacaktık. Çünkü ben de annemin tek evladıyım. O yüzden içimiz yanıyor”

“BİR BAŞSAĞLIĞI BİLE DİLEMEDİLER”

Eslemin babası Hazim Fidancan da olaya neden olan sürücü ve ailesinin başsağlığı bile dilemediğini belirterek, “4 yıl önce evlendik. Evlendikten 1,5 yıl sonra kızımız oldu. Kızımızla çok güzel bir hayat sürüyorduk. Her şeyimiz, bütün hayatımız oydu. Dava açtık, davamız da çok yavaş ilerliyor. Zaten bizim sitemimiz de bundandır. Davanın hızlanmasını istiyorum. Yüzde 100 suçlu olan biri, nasıl o kadar rahat, elini kolunu sallayarak geziyor, gününü gün ediyor? Biz burada sadece adalet istiyoruz. O sırada bile kadın Normal kazadır, istemeden oldu deyip ortadan kayboluyor, telefonlarıma cevap vermiyor. Kadının ailesinden de kimse bizi aramadı, gelmedi, başsağlığı bile dilemedi. Bu da bizi daha çok üzüyor” diye konuştu.

ADLİ KONTROL HÜKÜMLERİ DE UYGULANMADI

Ailenin avukatı Ercan Yokuş da olayla ilgili iddianamenin ne zaman hazırlanacağının belli olmadığını belirterek şunları aktardı:

Alınan bilirkişi raporunda karşı taraf yüzde 100 suçlu bulunmuştur. Olayda müvekkillerimin çocukları Eslem Fidancanın hayatını kaybetmesi ve annesinin de kafasından ve kolundan yaralanmasına rağmen savcılık tarafından herhangi bir tutuklama kararı verilmemiştir. Bu da aileyi daha da derinden üzmüştür.

Kaldı ki tutuklama kararının yanı sıra adli kontrol hükümleri de uygulanmamıştır. Olayın üstünden 6 ay geçmiştir. Bu süreçte karşı tarafın kaçması olasıdır. Savcılığın bu konuda tedbir alması gerekirdi. 6 ay geçmesine rağmen herhangi bir iddianame hazırlanmamıştır.

Süreç uzadıkça ailenin üzüntüsü katlanarak artmıştır. Aile herhangi bir yaptırım görmeyince daha fazla derinden üzülmüştür. Ailenin beklentisi en kısa zamanda tutuklama kararı verilmesi ve mahkeme aşamasına geçilmesidir.

Bunun neticesinde karşı tarafın bir ceza almasıdır. Şu andaki süreçte ise savcılık ile yaptığımız görüşmede hastaneden kati raporu beklendiği söylenmektedir. Kati raporundan sonra iddianamelerin hazırlanması öngörülüyor ancak kati raporunun ne zaman geleceği belli değil.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/eslemi-hayattan-koparan-donus/feed/ 0