Suça sürüklenen çocuk alınan ifadesinde, babasının 3 eşli olduğunu, babasının eline geçirdiği cisimlerle sürekli kendisine, annesine, kardeşlerine, üvey annesi ve onların çocuklarına şiddet uyguladığını söyledi.
Annesinin ve kendisinin birçok kez yaralanmasına rağmen babasının hastaneye gitmelerine, jandarmaya haber vermelerine de engel olduğunu belirten M.A.U şunları söyledi:
“Annem ile kuması olan ve babamın çok sevdiği eşi Hanım tartıştılar. Babam, Hanım Umay’dan olan bebek Recep Tayyip’i tutmamı istedi. Bahçede çalıştığım için üzerim kirliydi. Bebeği anneme verdim. Üvey annem babama kızdı ve annemi kastederek, ‘Bebeğimi bu cibilliyetsize niye veriyorsun?’ dedi.
Annem de buna kızdı ve bebeği babama geri verdi. İkisi tartışınca babam karpuz kestiği bıçağın sapıyla annemin kafasını yardı. Annemi sürekli sopa ve kemeriyle dövdüğü için babamın peşinden gittim. Annem hamile olduğu için çok korktum. Onu dövmesini istemiyordum.
Babam resmi nikâhlı eşi Ayten’i de tekme, tokat; sopa eline ne geçirirse feci şekilde dövüyordu. Beni tekme, tokat ve sopalarla dövmüştü. Annemin daha önce de kafasını yardı. Tabanca kullanmayı filmlerden ve oyuncaklarımdan öğrenmiştim. Tek suçum tetiği çekmemdir.
O tetiği çekmeseydim babam annem ve beni öldürecekti. Babam 5 aylık hamile annemin kafasına bıçağın kabzasıyla vurunca başından kanlar aktı.
Engel olmaya çalıştım ama başaramadım. Annemi kanlar içinde görünce 112’yi arayıp yardım istedim. Babama ambulansı aradığımı öğrenince çok kızdı ve üzerime yürüdü. Ben de amcama ait tabancayla korktuğum için onu öldürdüm”
AMBULANS ÇAĞIRDIK DİYE BABAM ÇILDIRDI
M.U.A’nın kız kardeşi Y.U da babalarının kendilerine şiddet uyguladığını doğrulayarak, “Kardeşim babama ambulans çağırdığını söyleyince babam öfkeden deliye döndü. ‘Seni de anneni de öldürürüm’ diyerek üzerine yürüdü. Kardeşim de geriye doğru yürüyerek ‘Üzerime gelme baba’ dedi. Onu da döveceğini düşünerek üzerindeki silahı doğrultunca babam daha da öfkelendi ve daha çok üzerine yürüyünce kardeşim de ‘Daha fazla gelme sıkarım’ dedi. Kardeşimi vazgeçirmek için babamın önüne attım kendimi ama kardeşim çok korkmuştu. Tetiğe bastı” dedi.
ANNESİNİ KORUMAK İÇİN VURDU ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM
Ölen muhtarın resmi nikâhlı eşi Ayten Umay’da eşinin dini nikahlı iki eşi arasında tartışma çıktığını belirterek, “İki kuma birbirine haraket ediyordu. Eşim hem bana, hem de ikinci eşi Esra’ya şiddet uyguluyordu. M.A.U’da buna dayanamadı. Babası onun da üzerine yürüyünce ‘Gelme sıkarım’ dedi. Eşim ciddiye almayınca o da babasını boynundan vurdu. Annesine şiddet uygulandığına her defasında tanıklık eden M.A.U kendini ve annesini koruma amacıyla babasını vurmuş olabilir. Şikâyetçi değilim” dedi. Çocuğun öz annesi Esra Akgündüz de, “Oğlumun gözü önünde beni dövdü. Kafamdan kanlar gelince oğlum da bir anlık öfke ile babasını vurdu” dedi.
AKLİ DENGESİ YERİNDEDİR RAPORU VERİLDİ
Mahkeme, alınan tanık ifadeleri ve toplanan delillere göre, Selahaddin Umay’ın 5 aylık hamile eşinin karnına tekne atıp kafasına bıçak sapıyla vurup kanattığını, ilk eşi ile ikinci eşine ve bunların çocuklarına sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, ancak kendisinden yaşça küçük olan üçüncü eşi Hanım’a ve onun çocuklarına pozitif ayrımcılık yaparak şiddet uygulamadığı ve şiddet sonrası hastaneye ve jandarmaya gitmelerine de izin vermediğinin sabit olduğunu belirtti. M.A.U’nun hamile annesini kanlar içinde görünce engelleyemediği babasını öldürdüğünü belirten mahkeme, çocuğun alınan adli tıp kurumu raporuna göre psikopatolojik bir rahatsızlığının bulunmadığını, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek derecede yeteneklerinin geliştiğine vurgu yaptı.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETTEN 5 YILA İNDİRİLDİ
Mahkeme, öldürülen babanın gerek kendisini öldüren oğluna, gerekse eş ve diğer çocuklarına sürekli şiddet uyguladığı ve sonrasında hastaneye ve kolluk kuvvetlerine gitmelerine de engel olduğunu ifade etti. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun, babasının haksız tahrik eylemi karşısında duyduğu öfke ve şiddetli elem halinin etkisi altında babasından kaynaklanan haksız tahrik altında öldürdüğüne kanaat getirdi. Mahkeme, çocuğu önce nitelikli kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı, ardından babasından kaynaklanan haksız tahrik altında cinayeti işlediği için cezayı 18 yıla düşürdü. Çocuğun suçu işlediği tarihte 12-15 yaş grubunda olması nedeniyle cezası 7 yıla indirildi. Mahkeme, duruşmalardaki iyi hali, pişmanlığı ve bu cezanın küçüğün geleceği üzerindeki olası etkilerini de lehine taktiri indirim nedeni kabul edilerek cezayı 5 yıl 10 aya indirdi, ancak tutukluluk halinin devamına karar verdi. Çocuğun avukatı ise karara karşı tahliye talebinde bulunarak Bölge İstinaf Mahkemesine başvurdu.
]]>Arkadaşı olduğu iddia edilen İzzet Akdeniz, İnan’ın yolunu evinin önünde kesti. Bir süre sokakta konuşan ikili arasında tartışma çıktı. Bu sırada Akdeniz, belinden çıkardığı tabanca ile İnan’a ateş etti. Başından vurulan İnan, kanlar içinde yere yığıldı. “Nurcan, öldüreceğim seni” diyerek bölgeden uzaklaşan Akdeniz’in 16 AV 585 plakalı otomobil ile kaçtığı belirlendi. Çekirge Devlet Hastanesi’ne kaldırılan kadın hayatını kaybetti.
Cinayet sonrası kaçıp, polis tarafından Yıldırım ilçesinde yakalanan Akdeniz, polisteki ifadesinde, Nurcan İnan’a platonik aşık olduğunu, kıskançlık nedeniyle cinayeti işlediğini itiraf etti.
‘BİR ANDA PATLAYAN SİLAHIMLA ONU İSTEMEDEN VURMUŞUM’
Tutuklanan Akdeniz hakkında, Bursa 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Akdeniz, yargılama sürecinde yaptığı savunmasında ise Nurcan İnan’ın sevgilisi olduğunu iddia edip aynı evde yaşadıklarını belirterek;
“O gün Nurcan bana, akşam iş yemeği olduğunu söyleyip, ‘Beni gece al’ dedi. Gece, çalıştığı mekana gittiğimde, Nurcan ve kızı Yağmur, bir erkekle birlikte alkol alıp, eğleniyorlardı. Onları beklerken, yanıma gelen garson dışarı çıkmamı istedi. Ben de ayrıldım. Bir süre sonra iş yerinden çıkan Nurcan ve Yağmur, taksiyle eve gideceklerini söylediler. Öyle de yaptılar. Nurcan, çok alkol almıştı. Onun için çok endişelendim. Ben de otomobilimle kendilerini takip ettim. Evlerinin önünde tartışınca Nurcan ve Yağmur, bana hakaretler yağdırdı. Tabancamı çıkarıp, onları korkutmak için yere ateş ettim. Ardından Nurcan’a sarılarak onu sakinleştirmeye çalıştım. Nasıl oldu bilmiyorum, bir anda patlayan silahımla onu istemeyerek vurmuşum. Yağmur, ‘Annemi vurdun’ diyerek bana bağırınca olayın farkına vardım. Ardından arabaya binerek uzaklaştım. 5 dakika sonra yeniden Nurcan’ın yanına döndüm ve ona ‘Seni çok seviyorum ölme’ diyerek yalvardım. Sonra da polise teslim oldum” dedi.
Nurcan İnan
‘ANNEMİ KAFASINA SIKIP, ÖLDÜRDÜ’
Yağmur M. (20) ise annesinin öldürüldüğü cinayetin etkisinden kurtulamadığını söyleyerek, “Evimize gelip gidiyordu ama annem yüz vermiyordu. Olay günü annem beni telefonla arayıp, ‘Kızım bu akşam iş yemeğimiz var. Gel birlikte oluruz’ dedi. Onu kıramadım. İş yerine gittik. Birlikte yemek yiyip, eğlendik. Çıkışta bizi rahatsız etmeye başlayan İzzet Akdeniz ile karşılaştık. Bizi, otomobiliyle evine bırakmak istedi. Kabul etmeyip, taksiye bindik. Bu sırada telefonla aradığı anneme hakaret etti. Evin önüne geldiğimizde bizi burada elindeki tabancayla bekliyordu. Yaşanacakları anladığım için annemin önüne geçip, silahı bırakması için kendisine yalvardım. Buna rağmen ‘şakam yok’ diye bağırıp yere ateş etti. Ardından annemin kafasına sıkıp, öldürdü. O anı hiç unutmadım, unutmayacağım da. Olayın etkisindeyim” diye konuştu.
‘RAHMETLİNİN AİLESİNE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUM’
Karar duruşmasında son sözü sorulan Akdeniz, “Rahmetlinin ailesinden çok özür dilerim. Başsağlığı diliyorum. Pişmanım” dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçunu sabit gördüğü Akdeniz’e, ‘kadına karşı kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Sanığın, pişmanlık duygularını söylemesi nedeniyle takdiri indirim uygulayan heyet, cezayı müebbet hapse çevirdi. Mahkeme ayrıca Akdeniz’e, ‘ruhsatsız silah taşımak’ ve ‘tehdit’ suçlarından toplam 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası verdi.
]]>“ARAMIZDA 10 YILDIR HUSUMET VAR”
Merkez Kayapınar İlçesinde kıskançlık krizine giren 73 yaşındaki Şeyhmus Ay, kendisinden 25 yaş küçük olan ve 25 yıldır birlikte yaşadığı Şirvan Dönmez’i 10 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Tutuklanıp ve Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Şeyhmus Ay, şunları söyledi:
– Eşimle 10 yıldır aramızda husumet var. Olay günü eşime elektrik, su faturalarını neden ödemediğini sordum. O da ödeme noktasının tahsilât yapmadığını ve ilgili kurumlara gitmek zorunda kaldığını söyledi. Ben buna inanmadım ve ödeme merkezine gittiğimde iki faturanın da sabah saatlerinde ödendiğini öğrendim. Balkondan birine öpücük atıyordu. Öpücükleri kime attığını sorduğumda bana ‘Moruk’ diyerek üzerime yürüdü, bende bıçak çıkarıp korkutmak istedim. Üzerime atlayınca yere düştü, bıçak mı elimden düştü bilmiyorum ama bir şekilde saplanmış. Ben şok geçirdim ve ‘Kendini de beni de yaktın’ diyerek birkaç kez daha sapladım. Ben namazında, niyazında işime gücüme bağlı insanım. Başkalarıyla geziyordu, sorduğumda tanıdıkları olduğunu söylüyordu.
“HİÇBİR ZAMAN ŞİKAYETÇİ OLAMADIK”
Annesi öldürülen Ş.D. ise şöyle konuştu:
– Annem, babam ve kardeşlerim E.D ile M.D birlikte yaşıyoruz. Balkonda halı yıkadık sonra mutfağa geçtim. Babam bağırıp anneme yardım etmemi istedi. Devlet soğan, patates yardımı yapıyordu. Annem de almak için aşağı inmişti. Annemin yalnız taşıyamayacağını düşünerek ona yardım için indiğimde babam perdenin arkasından gizlice annemi gözetliyordu. Annem ve babam tartıştılar, sonra ikisi birlikte uyumamaya karar verdi.
– Birden bağırma sesleri gelince kardeşime ‘Koş annenin yanına’ dedim. Odaya girdiğimde babam annemin üzerine çıkmış, ellerini dizleriyle sabitlemiş annemin yüzüne yumruklar atıyordu. Annemin yüzü gözü kan içinde kalmıştı. Sonra yemek hazırlamamı istedi. Ben sofrayı serdim. Babam anneme kötü kötü bakıyordu. Babam annemi defalarca dövüyordu. Hiçbir zaman şikâyetçi olamadık. Polisi aramak istediğimde annem izin vermiyordu, bir şey olmaz deyip geçiştiriyordu. Babam çok kıskanç biridir. Annemi öldürdüğü için cezalandırılmasını istiyorum.
“ANNEMİZİN EL VE AYAKLARINI ZİNCİRLEYİP DÖVERDİ”
M.D ile E.D adlı kızları da, babalarının annelerine şiddet uyguladığını belirterek, “Babam iki eşlidir. Biz öldürülen annemizden 3 kız kardeşiz. Babamın 2 eşinden 21 çocuğu var. Ama resmi nikâhlı eşiyle görüşmüyorlar. Babamla annem arasında ciddi yaş farkı vardır. Bu nedenle annemi çok kıskanıyordu. Annem balkonda çamaşır serdiğinde bile onu gizlice gözetliyordu. Annemizin el ve ayaklarını zincirle kilitleyip döverdi. Annem ise yaşı itibariyle karşılık vermezdi. Bu kıskançlığı yüzünden sürekli ev değiştiriyorduk. Anneme seni çok pis öldüreceğim zamanını bekle derdi. Sabah uyandığımda annemizin battaniyeye sarılı cesedini gördük” dedi.
“KAYINVALİDEM KENDİ HALİNDE GARİBAN BİR KADINDI”
Sanığın damadı B.B kayınpederinin cinayeti işledikten sonra gece kendisini eve çağırdığını belirterek “Gittiğimde bana kayınvalidemin vefat ettiğini söyledi. İçeri girdiğimde üzerinde battaniye örtülüydü. Ben de küçük kızları alıp korkmasınlar diye bizim eve götürdüm. Kayınvalidemin başka erkeklerle görüştüğünü görmedim, kendi halinde gariban bir kadındı” dedi.
Sanığın oğlu A.A ise, babasının annesine şiddetini doğrulayarak “Her defasında şikayetçi olmak istiyorduk, ama annemiz izin vermiyordu” dedi.
HEM FİZİKSEL, HEM SÖZLÜ ŞİDDET
Mahkeme, kadının birlikte yaşadığı Şeyhmus Ay’ı aldattığına dair delil bulunmadığını, sanığın bilakis ölüm olayından önce de defalarca şiddet uygulamış olması nedeniyle hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına kanaat getirdi.
Sanık her ne kadar pişman olduğunu belirtmiş olsa da, eşini aralarındaki yaş farkından dolayı sürekli kıskançlık krizine girip darp ettiğini, bu kıskançlığı nedeniyle kadını sürekli ev değiştirmeye mecbur bıraktığını belirtti. Mahkeme, ölen kadını uzun yıllar sadece fiziksel değil, sözlü ve psikolojik şiddete maruz kaldığını, kadına karşı şiddetin sadece darp ve cebirle değil psikolojik şiddet (tehdit, hakaret, bağırma, aşağılama, geliri olmayan kadına ev veya market alışverişi için para vermeme, sokağa çıkmasına izin vermeme) yoluyla da gerçekleşeceği dikkate alındığında sanığın tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat oluşmadığından hakkında iyi hal indirimini düzenleyen 62. Maddenin de uygulanmasına yer olmadığına kanaat getirilerek kasten öldürme suçundan indirimsiz müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Kadınla resmi nikahlı evli olsaydı şayet “Eşi kasten öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılacaktı.
AKIL VE RUH SAĞLIĞI ARAŞTIRILSIN TALEBİ
İstinaf Mahkemesi ise sanığın psikolojik tedavi ilaçlarını kullandığını belirtmiş olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmetti. İstinaf Mahkemesi, sanığın öncelikle tüm muayene ve tedavi evraklarıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edilerek akıl ve ruh sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesini ve bu rapor alındıktan sonra hakkında buna göre bir karar verilmesi gerektiğini belirterek dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne iade etti.
]]>