İstanbul Büyükada’da yaşayan eşi Angela Berzeg (82), sosyal medya hesabından Korhan Berzeg’in fotoğrafını “Neredesin Korhan, hala bekliyoruz, seni hala seviyoruz” notuyla paylaşırken, aile Gönen ilçesi Armutlu Mahallesi’ndeki evi de kapattı.
ABD’deki Dünya Bankası’nda bir dönem ‘Asya Direktörü’ olarak çalıştıktan sonra emekli olup, Büyükada’daki evinde yaşamaya başlayan Berzeg, 2023 Mayıs’ta İngiliz eşi Angela Berzeg ile memleketi Balıkesir’in Gönen ilçesi kırsal Armutlu Mahallesi’ndeki yazlık evine geldi.

17 Haziran’da telefonunun yanı sıra kimlik ve banka kartlarını da yanına almadan, doberman cinsi eğitimli köpeği ‘Tina’ ile yürüyüşe çıkan Korhan Berzeg, geri dönmeyince eşi kayıp ihbarında bulundu. Bölgede, AFAD, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı (JÖAK) ile gönüllü arama ve kurtarma ekiplerinin yanı sıra iz takip ve kadavra köpekleriyle arama başlatıldı.
HİÇBİR İZ BULUNAMADI
Drone ve İHA’ların da kullanıldığı aramalarda, 250 kilometrekarelik alan, havadan ve karadan 5 kez sil baştan aranmasına rağmen Berzeg ile köpeği bulunamadı. Gönen Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla, Korhan Berzeg’in, Armutlu Mahallesi ve İstanbul Büyükada’daki evlerinde arama yapıp, bilgisayarları inceleyen ekipler, 20 kişinin de şüpheli olarak ifadesini aldı. Olay günü ve öncesinde, Armutlu Mahallesi’nden geçen araçların plakalarını belirleyen jandarma ekipleri, 40 araç sürücüsünü de sorguladı ancak hiçbir ize ulaşamadı.
‘TİNA’ 74 GÜN SONRA DÖNDÜ
Berzeg’in köpeği Tina, kaybolduktan 74 gün sonra, 29 Ağustos sabahı, Armutlu Mahallesi’ndeki eve geldi. Evde kimseyi bulamayan köpek, 500 metre ileride, komşularının evinin olduğu bölgeye gitti. Tina’yı görenlerin ihbarıyla, Armutlu Mahallesi muhtarı Hamit Erman, olay yerine gelip, jandarmaya bilgi verdi.

Çip kontrolünde de köpeğin Tina olduğu tespit edilince Angela Berzeg, Büyükada’dan Armutlu’ya gelip, köpeği teslim aldı. Tina’nın bakımlı olduğu, üzerinde arazide kaldığına dair kir, toprak ve çamur gibi izlerin bulunmadığı, patilerinin de temiz olduğu görüldü.
TİNA, ARAMALARA KATILDI
İlk olarak köpeğin yakın bölgede alıkonulurken bırakıldığı ya da kaçtığı değerlendirildi. ‘Tina’nın dışkı ve kan örnekleri incelendi; köpeğin doğada kalmadığı bulgularına ulaşıldı. Aramalara ‘Tina’ da dahil edildi. 74 gün boyunca alıkonulduğu yere gitmesi için GPS takılıp, aç bırakılan ‘Tina’, her defasında, eve geri döndü.
Ekipler, Tina’nın otomobille getirilip, bulunduğu yere bırakıldığı ihtimalini araştırmaya başlarken; çalışmalarda katkısı olmayacağı düşünülen köpek, bir süre sonra Angela Berzeg’e teslim edildi. Tina, Angela Berzeg ile İstanbul Büyükada’daki evlerine döndü.
130’UNCU GÜNDE ARAMALAR BİTTİ
Tina’nın geri dönmesinin ardından, ekip sayısı arttırıldı, arama çalışmaları 120 kişiyle yeniden başlatıldı. Ekipler, daha önce 5 kez aranan 250 kilometrekarelik bölgeyi genişletti. 325 kilometrekareye çıkartılan alanı 9 kez arayan ekipler, son olarak Tina bırakıldıktan sonra Berzeg’in atılma ihtimali üzerine bölgedeki 10 kuyuyu boşaltıp, içini kameralarla izledi.

Berzeg, Armutlu Mahallesi’ndeki evinden Çanakkale sınırına kadar olan 54 kilometrelik alan da dahil, 325 kilometrekarede arandı. Gönen’de 20’den fazla mahalle ile Gönen Çayı’nın, Erdek’te denize döküldüğü güzergahlar defalarca özel olarak kontrol edildi ancak hiçbir ize rastlanmadı. 50 kişilik ekiple sürdürülen arama çalışmaları, Korhan Berzeg kaybolduktan 130 gün sonra, 24 Ekim’de sonlandırıldı.
“GELMİYORLAR ARTIK”
Korhan Berzeg’in için, 17 Haziran 2023’te başlatılan arama çalışmalarının 130 gün sonra sonlandırılmasının üzerinden 170 gün geçti. 300 gündür haber alınamayan Berzeg ile ilgili gelen bir ihbarın da olmaması nedeniyle umutlar tükendi.
Ailesinin Armutlu Mahallesi’ne gelmediğini ve evi de kapattığını söyleyen Armutlu Mahallesi Muhtarı Hamit Erman, “Korhan Amca’dan 300 günden beri haber yok. Arama çalışmaları durdu, bir ihbar da gelmiyor. Umudumuz kalmadı. Ailesi evi kapattı, buraya gelmiyorlar artık” dedi.

“NEREDESİN KORHAN” PAYLAŞIMI
Öte yandan, İstanbul Büyükada’da yaşamını sürdüren Angela Berzeg’in, 15 Ocak’ta sosyal medya hesabından Korhan Berzeg’in fotoğrafını ‘Neredesin aşkım’, 27 Şubat’ta ise ‘Neredesin Korhan, hala bekliyoruz, seni hala seviyoruz’ notuyla paylaştığı görüldü.
]]>2019’DA KARAR VERİLMİŞTİ
Kurul, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesince görülen ve 25 Nisan 2019’da karara bağlanan davaya ilişkin temyiz incelemesini tamamladı. Buna göre, kozmik odada arama yaptıran eski savcı Mustafa Bilgili’ye Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kapsamında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan verilen 11 yıl 3 ay ve “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek” suçundan verilen 5 yıl 10 ay hapis cezaları onandı.
Bilgili hakkında, devlet sırrına ilişkin bilgileri aynı suçtan başka davada yargılanan eski TÜBİTAK çalışanı Ünal Tatar’a vermek suretiyle “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri casusluk amacıyla açıklamak” suçundan açılan kamu davasının ayrılması kararı da uygun bulundu.
GEREKÇESİ DAHA SONRA YAZILACAK
Kozmik odaya ilişkin soruşturma kapsamında bazı kararlar veren eski hakim Halil İbrahim Kütük’e “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan verilen 8 yıl 9 ay hapis cezası ile “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek” suçundan verilen 3 yıl 4 ay hapis cezası onandı.
Eski hakim Nihal Uslu’ya “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan verilen 9 yıl ile “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek” suçundan verilen 5 yıl hapis cezası da onandı.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kozmik odadaki aramalara katılan eski hakim Kadir Kayan’ın da aralarında olduğu firari sanıklar hakkında verilen dosyaların ayrılması yönündeki kararları uygun buldu.
Kurul tarafından oy birliğiyle verilen kararın gerekçesi daha sonra yazılacak.
KOZMİK ODA KUMPASINDE NELER OLMUŞTU?
Genelkurmay Başkanlığının tüm itirazlarına rağmen Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının “kozmik oda” olarak bilinen kısımlarında 20 gün boyunca yapılan aramaların ayrıntıları, çeşitli kurumların raporlarıyla ortaya çıkmıştı.
Yargıtay 16. Ceza Dairesindeki yargılamalar sırasında verilen ara karar gereği Genelkurmay Adli Müşavirliğince gönderilen raporla, aramalarda TSK’nın “devlet sırrı” niteliğindeki belgelerinin ele geçirildiği tescillenmişti.
Raporda, davaya konu belgelerden, incelenen 374 dijital veri ve 7 fiziki belgenin dördünün oluşturulduğu tarihten itibaren devlet sırrı niteliği taşımadığı, bunlar dışında kalan diğer tüm belgelerin başlangıcından itibaren devlet sırrı olduğu ve bu özelliklerini halen koruduğu belirtilmişti.
Raporda, “Devlet sırrı olduğu belirtilen bir kısım belgelerin, düşman ülkeye savaş hazırlıklarımızı, savaş etkinliğimizi ve çalışma prensiplerimizi ortaya koyabilecek nitelikte bilgiler içerdiği anlaşılmıştır.” tespiti yer almıştı.
Bülent Arınç’a “suikast” düzenleneceği yönündeki telefon ihbarı sonucu konuyla ilgili soruşturma başlatan dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı 11 ve 16 numaralı odalarda 25 Aralık 2009’da arama yapmak istedi.
Genelkurmay Seferberlik Tetkik Dairesi Başkanlığı ise 11 ve 16 numaralı çift kilitli çelik kapılarla muhafaza edilen odalardaki bilgi, belge ve arşiv kayıtlarının devlet sırrı niteliğinde, devletin güvenliğiyle ilgili olduğundan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 125. maddesi gereği cumhuriyet savcılığına bu odalara giriş izni verilemeyeceğini yazıyla belirtmişti.
Bunun üzerine, Bilgili yerine dönemin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Kadir Kayan, 26 Aralık 2009’da 11 ve 16 numaralı odalarda arama yapmaya başladı.
Kayan’ın 20 gün süren araması sonucu CD, dosya ve harddisklerden oluşan “gizli belgeler” dışarı çıkarılarak, bugün FETÖ ile bağlantılı oldukları tespit edilen TÜBİTAK uzmanı bilirkişilere çözümletildi.
Genelkurmay Başkanlığının o günlerde tuttuğu tutanaklarda, odalardaki belge ve arşiv kayıtlarının, devlet sırrı niteliğinde olduğunun belirtilmesine rağmen arandığı ifade edilerek, “Hakim Kadir Kayan tarafından bugüne kadar yapılan incelemelerde 1970’li yıllardan günümüze kadar yüklenen suçla ilgisi olmayan devlet sırrı niteliğindeki tüm bilgilere nüfuz edilmiştir” denilmişti.
Bu aramanın ardından Yargıtay üyesi yapılan Kadir Kayan, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana firari durumda bulunuyor.
]]>Denizin 51 metre derinliğinde tabana oturan gemiye yapılan dalışların koordinasyonu “TCG Akın Gemisi”nden sağlanıyor. Batan gemi üzerinde konuşlu Nene Hatun Gemisi de İnsansız Su Altı Robotu (ROV) ile görüntüleme ve tarama yaparak kayıp mürettebattan iz arıyor.
Bölgede, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Sualtı Savunma (SAS) komandoları ve AFAD ekipleri, havadan, deniz yüzeyinden ve karadan arama çalışması yürütüyor.
55 FARKLI UNSUR ARAMA GERÇEKLEŞTİRİYOR
Arama kurtarma faaliyetlerinin 7. gününde denizden 48, havadan 2 ve karadan 7 olmak üzere 55 farklı unsur görev alıyor.
Sahil Güvenlik uçağı Kapıdağ yarımadası kuzeyinde sahil hattı ile Bandırma Körfezi ve tüm arama kurtarma sahasının yüzey aramasını yapıyor. Emniyet Genel Müdürlüğüne ait insansız hava aracı UÇBEY VTOL ile arama kurtarma bölgesinin üzeri taranıyor.
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne bağlı “Nene Hatun”, “Kıyem 5”, “Kıyem 4” ve “Tahlisiye 11” botları tarafından arama kurtarma sahası güney ve güneybatı istikametinde sahil hattında arama gerçekleştiriyor.
Emniyet Genel Müdürlüğüne ait “KB1001”, “YKB1601”, “KB7701” ve “KB1601” ile Balıkesir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığına ait lastik bot Kurşunlu önlerinde, Jandarma Genel Komutanlığına ve AFAD Bursa İl Müdürlüğüne ait lastik botlarla da Marmara Adası doğusunda sahile yakın mesafelerde yüzey araması yapıyor.
Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı TCSG 85 botu da bölgedeki arama faaliyetlerine katılan yaklaşık 30 balıkçı teknesinin koordinasyonunu sağlıyor.
SAS KOMANDOLARI MAKİNE DAİRESİNE DALIŞI SÜRDÜRECEK
Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, AA muhabirine, arama faaliyetlerinin hız kesmeden devam ettiğini söyledi.
Geminin batığına SAS komandolarının bugün de dalış gerçekleştireceğini vurgulayan Demirtaş, şunları kaydetti:
“Bursa’da 620 personelle arama çalışmaları devam ediyor. Ayrıca 355 personel de Balıkesir Bandırma tarafında arama yapıyor. Yine deniz yüzeyindeki arama çalışmalarına 30 balıkçı teknesi destek veriyor. Gemiye yapılan dalışlarda 30 dalgıç görev alıyor. Arama çalışmaları SAS komandolarının dalışıyla makine dairesinde yoğunlaştırılacak. Ayrıca Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve deniz polisinin dalgıçları da farklı bölgelerde dalışlar gerçekleştiriyor.”

GEMİNİN ENKAZINA 20’NCİ DALIŞ BAŞLADI
Aramaların devam ettiği bölgeye gelerek ekiplerden son duruma ilişkin bilgi alan Demirtaş, kayıp mürettebatın yakınlarıyla görüştü.
Vali Demirtaş, gazetecilere, dalgıçların geminin enkazına 20. dalışı gerçekleştirdiğini anlattı.
Makine dairesinde aramaların sürdüğünü bildiren Demirtaş, şunları kaydetti:
“Arkadaşlarımızı bulana kadar buradayız. Ekiplerin koydukları bir gün veya sayı yok. Tarama bitene kadar buradayız. 20. dalış şu an devam ediyor. Hareket kabiliyeti pek bulunmuyor. Arkadaşlarımız büyük fedakarlık yapıyorlar. Ciddi risk de var. Aramalar devam ediyor, umudumuz bitene kadar aramalara devam edeceğiz. Bugün gemiler, botlar, helikopterlerle aramalar devam etti. Bizim yaptığımız aramanın bir benzeri Balıkesir’de de yapılıyor. Bizim amacımız kayıp mürettebatı bulmak.”
TOPLAMDA 64 FARKLI UNSUR GÖREV ALDI
Deniz Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi (DZAKKM) tarafından “Batuhan A” gemisinin batmasının ardından15 Şubat saat 07.30 ile 20 Şubat saat 23.59’a kadar yapılan arama faaliyetlerinin detayları paylaşıldı.
Bu kapsamda Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 4, Sahil Güvenlik Komutanlığı 10, Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğünün 5, Emniyet Genel Müdürlüğü 4, Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı, AFAD, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, Bandırma 911 Arama Kurtarma Ekibinin birer unsurunun yanı sıra balıkçı tekneleri, acente botları ve Bağfaş römorkörü ile denizde aramalar yapıldı.
Su altı dalış faaliyetleri kapsamında TCG AKIN tarafından batık üzerinde satıhtan ikmalli 16 baş dalış, Sahil Güvenlik DEGAK 11 timi tarafından Kurşunlu Limanı doğusunda bulunan midye çiftliğine toplam 2 saat 3 dakika olmak üzere 2 baş dalış ve batığın 1000 yarda güneybatısında 50 dakika olmak üzere 2 ROV dalışı, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından batığın 1000 yarda güneyinde toplamda 1 saat 10 dakika olmak üzere 2 ROV dalışı gerçekleştirildi.
Havadaki çalışmalar kapsamında 1 Sahil Güvenlik Komutanlığı helikopteri, bir Sahil Güvenlik Komutanlığı uçağı ve 4 Deniz Kuvvetleri Komutanlığı uçağı 45 saat 10 dakika uçuş gerçekleştirdi.
Denizden ve havadan su üstü, karadan sahil şeridini tarama ile su altı dalış faaliyetlerini kapsayacak şekilde olmak üzere 15-20 Şubat’taki çalışmalarda toplam 64 farklı unsur görev aldı.
ZEYNEP KILINÇ VE HÜSEYİN TUTUK’UN CESEDİNE ULAŞILMIŞTI
Balıkesir’in Marmara Adası’ndan 14 Şubat saat 20.30’da Bursa’nın Gemlik ilçesindeki Roda Limanı’na gitmek üzere 6 kişilik mürettebat ve 1250 ton mermer tozu yüküyle hareket eden 69 metre uzunluktaki “Batuhan A” adlı kargo gemisi, kötü hava ve deniz şartları nedeniyle 15 Şubat’ta saat 06.20’de Karacabey ilçesi açıklarında kıyıdan 4 mil açıkta batmıştı. Görüntüleme cihazlarıyla yapılan çalışmalarda geminin enkazının 51 metre derinlikte denizin tabanına oturduğu belirlenmişti.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı dalgıçların 17 Şubat’ta gerçekleştirdiği 2 dalışta, gemide aşçı olarak çalışan 33 yaşındaki Zeynep Kılınç’ın cansız bedenine ulaşılmıştı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Sualtı Savunma (SAS) komandosu dalgıçlarının 20 Şubat’ta yaptığı dalışta da gemi batmadan önce çektiği videoyu eşine gönderen Hüseyin Tutuk’un cesedi bulunmuştu.
]]>AFAD, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik, deniz polisi, jandarma, UMKE, ANDA, AKUT VE NAK ekipleri tarafından toplam 6 kurtarma botu, 28 araç ve 1 Sahil Güvenlik korvetinden oluşan 275 personelle kurtarma çalışmaları başlatıldı.
Arama kurtarma faaliyetlerine 1 Sahil Güvenlik korveti, 3 Sahil Güvenlik botu, 1 Sahil Güvenlik helikopteri, 1 Sahil Güvenlik uçağı, 1 Deniz Kuvvetleri Komutanlığı keşif karakol uçağı, 2 Kıyı Emniyet botu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı arama kurtarma gemisi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı mayın gemisi, ROV cihazı bulunan deniz polisi ekibi ve Kıyı Emniyeti’nin unsuru olan Nene Hatun römorkörü ile RHIB bot da katıldı.
51 METRE DERİNLİKTE TESPİT EDİLDİ
İzmit Körfezi’nde bulunan araştırma gemisi TCG ÇUBUKLU ile Erdek Deniz Üs Komutanlığı’nda görevli mayın avlama gemisi TCG AYVALIK ile Karadeniz açıklarındaki arama-kurtarma gemisi TCG AKIN da destek için bölgeye ulaştı. Yine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait 1 Seahawk helikopteri Çanakkale Deniz Hava Üs Komutanlığı’nda, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait 1 AS532 tipi helikopter de bölgeye hareket etmek üzere Eskişehir 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığı’nda hazır bekletilirken, Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, BATUHAN-A isimli kargo gemisindeki 6 mürettebatı arama-kurtarma çalışmalarına destek sağlayan Deniz Kuvvetleri’nin, sonar cihazıyla gemiyi 51 metre derinlikte tespit ettiği belirtildi.
Su altından kaydedilen görüntülerde, geminin yan yatmadığı ve seyir halindeymiş gibi batarak deniz tabanına düz şekilde oturduğu görüldü. Battığı pozisyonun arama-kurtarma çalışmalarını kolaylaştıracağı değerlendirilen geminin 3 boyutlu modellemesi de yapıldı.
İLK DALIŞ ARAMA ÇALIŞMALARININ 3’ÜNCÜ GÜNÜNDE GERÇEKLEŞTİ
Arama çalışmalarını Bursa’nın Karacabey ilçesi Kurşunlu Mahallesi’nde kurulan kriz merkezinden koordine eden Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, 9 gemi, 2 uçak, 1 helikopter ile 705 personelin çalışmaları sürdürdüğünü belirtirken, 51 metre derinlikte tespit edilen gemiye ulaşmak için ilk dalış, arama çalışmalarının 3’üncü gününde, saat 10.30’da gerçekleştirildi.
Deniz Kuvvetleri personeli, denizin 51 metre derinliğinde tespit edilip görüntülenen gemiye, Karadeniz açıklarından bölgeye gelen arama-kurtarma gemisi TCG AKIN’a kurulan asansörle denize inerek daldı. Kriz merkezinin kurulduğu ve çalışmaların koordinasyonunun sağlandığı Karacabey ilçesi Kurşunlu Mahallesi sahiline 7 kilometre mesafede gerçekleştirilen dalışta, kayıp 6 mürettebatından 1’inin cenazesine dün saat 14.30 sıralarında ulaşıldı.
AŞÇI ZEYNEP’İN DÜMENDE OLDUĞU DEĞRELENDİRMESİ
TCG AKIN’dan dalış gerçekleştiren Deniz Kuvvetleri personelinin olaydan 56 sonra batık gemi enkazında bularak su yüzeyine çıkardığı cenazenin aşçı Zeynep Kılınç’a ait olduğu belirlendi.
Kaptan köşkünde cenazesi bulunan ve geminin dümeninde olduğu değerlendirilen Kılınç’ın cenazesi Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından, Adana’nın Karataş ilçesi Adalı Köyü’nde toprağa verilmek üzere dün akşam yakınlarına teslim edildi.
İKİNCİ DALIŞ BU SABAH BAŞLADI
Hava muhalefeti nedeniyle dün gece ara verilen çalışmalar bu sabah yeniden başladı. Deniz Kuvvetleri dalgıçları, gemi enkazında sonar cihazıyla tespit edilen 2 cenazeden 1’ine daha ulaşmak için, TCG AKIN’dan, 51 metre derinlikteki batık gemiye dalış gerçekleştirdi.
Dün aşçı Zeynep Kılınç’ın cenazesinin bulunduğu kaptan köşkünün altında olduğu değerlendirilen cenazeye ulaşmak için süren çalışmalara Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın özel eğitimli 19 dalgıcının katıldığı, Kıyı Emniyeti’ne bağlı 11 dalgıcın da acil müdahale için Nene Hatun römorköründe hazır beklediği öğrenildi.
ARTAN YÜK AĞIRLIĞI DENGEYİ DEĞİŞTİRDİ
Öte yandan geminin kayıp 4 mürettebatının ise batma anına kadar, fırtına nedeniyle havalanıp tehlike oluşturan brandayı düzeltmeye çalıştıkları ve bu nedenle geminin güverte kısmında oldukları tahmin ediliyor.
1300 ton yük kapasiteli ticari geminin, 1250 tonluk normal yükle seyir halindeyken batmasının nedeni olarak, gemide taşınan mermer tozunun üzerinin kapatıldığı ve sabitlenmeyen brandanın, fırtınada bir kısmının havalanarak yükün üzerine deniz suyunu taşıdığı, aynı zamanda yağışın, üzeri açılan mermer tozuna direkt temasıyla, yükün artan ağırlığının geminin dengesini bozduğu belirtiliyor. Böylece ağırlığı artarak dengesi bozulan geminin, yan yatıp su almaya başlayarak battığı ihtimali üzerinde duruluyor.
]]>Bir pilot ve eski ABD Hava Kuvvetleri istihbarat subayı, yüksek teknolojili insansız bir denizaltı üzerinde sonar kullanarak yakaladığı bir görüntünün dünyanın en gizemli olaylarından birini çözdüğüne inanıyor.

Earhart’ın gizemini pek çok kişi çözmeye çalıştı ancak 87 yıldır kimse, havacılığa tutkulu kadına ne olduğunu öğrenemedi. Hatta Earhart’ın kaybolmasıyla ilgili birbirinden ilginç komplo teorileri bile geliştirildi. Zamanın en geniş çaplı arama kurtarma çalışmalarıyla aranıp asla izine rastlanamaması üzerine Earhart’ın bir casus olduğundan Japonlara esir düşmesine kadar pek çok teori üretildi.
Tony Romeo da dünyanın çevresini dolaşma girişimi sırasında Fred Noonan ile birlikte Pasifik Okyanusu üzerinde 1937 yılının temmuz ayında kaybolan Earhart’ın Lockheed 10-E Electra uçağını arayan isimlerden biri.
Romeo, Earhart’ı arama çalışmaları için gereken 11 milyon doları toplamak amacıyla ticari mülkler satan eski bir emlak yatırımcısı. Ve nihayet yaklaşık 100 günlük bir deniz yolculuğundan aralık ayında döndüğünde okyanustaki kayıp uçağı gösterdiğine inandığı bir sonar görüntü elde ettiğini söyledi.

YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ARAMA
Wall Street Journal’ın haberine göre; Norveçli Kongsberg şirketi tarafından üretilen 9 milyon dolarlık yüksek teknolojiye sahip insansız denizaltı “Hugin” drone ve 16 kişilik araştırma ekibi kullanılarak gerçekleştirilen keşif gezisi, geçtiğimiz eylül ayında Kiribati’nin Tarawa kentinde 5.200 mil karelik okyanus tabanını kapsayan bir keşif gezisine başladı.
Babası ve erkek kardeşleri de pilot olan Romeo, Earhart’ı arama hayali hakkında şunları söylüyor: “Bu her zaman ilgimi çeken bir hikaye oldu ve hayatımdaki her şey doğru anda çarpıştı. Gayrimenkulden çıkıp yeni bir proje arıyordum ve aslında yaklaşık 18 ay önce başlamış olsam da bu, uzun zamandır düşündüğüm ve araştırdığım bir şeydi.”
Yolculuktan yaklaşık bir ay sonra ekip, Howland Adası’ndan yaklaşık 160 kilometre uzakta uçak şeklindeki nesnenin sonar görüntüsünü yakaladı.

Smithsonian Enstitüsü’nün Ulusal Hava ve Uzay Müzesi Küratörü Dorothy Cochrane, görüntünün çekildiği bildirilen konumun, Earhart’ın uçuşu ile karşılaştırıldığında coğrafi olarak hemen hemen doğru olduğunu söyledi. Ancak kesin bir bilgi için uçağın seri numarası gibi daha fazla ayrıntıya ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Aramanın hayatında yaptığı en heyecan verici şey olduğunu söyleyen Romeo, kameralar ve sonarla donatılmış otonom veya robotik denizaltıları kullanarak daha iyi görüntüler yakalamak için bölgeye dönmeyi planladığını ekledi.
Ayrıca Romeo, bulunan enkazın Earhart’ın uçağı değilse, Pasifik’te kaybolan başka bir kayıp uçak ya da bir nakliye konteynırından düşen başka bir insan yapımı nesne olabileceğini söyledi.

Romeo şöyle konuştu: “Bir sonraki adım doğrulama; farklı türden sensörlerle geri dönüp onu gerçekten iyi fotoğraflamalı ve eserin deniz dibinde nasıl durduğuna bakmalıyız. Bu adım atıldığında çok sayıda insan olaya dahil olacak. Smithsonian ailesi ve bazı yatırımcılar da dahil olacak çünkü bu pahalı bir operasyon olacak. Daha sonra şunu düşünüyoruz: Uçağı nasıl kaldıracağız? Onu nasıl kurtaracağız?
Henüz o noktaya geldiğimizi sanmıyorum. Ama Amerikalıların bunu Smithsonian’da görmek istediklerini düşünüyorum; ait olduğu yer orası. Okyanusun dibi değil.”

87 YILLIK SIR
20. yüzyılın en büyük gizemlerinden biriydi ve bu gizem 21. yüzyılda hâlâ devam ederken Romeo’nun iddiası adeta bir umut oldu.
Yıllar boyunca Earhart’ın kayıp uçağını bulmak için keşif gezilerine milyonlarca dolar akıtıldı, ancak uçağın bilinen son konumu aramaları zorlaştırdı.
Sonar uzmanı Tom Dettweiler, “Çok derin ve olabileceği alan çok büyük” dedi.
Earhart’ın uçağının nerede olabileceğine dair pek çok teori de bu süreçte üretildi. Romeo da “tarih çizgisi teorisi” dahil olmak üzere, ünlü pilotun bulunduğu yere dair onlarca yıllık ipuçlarını araştırdıktan sonra, Earhart’ın ortadan kaybolmasıyla ilgili hayati soruları yanıtlama yönünde büyük bir adım attığına inanıyor.

Romeo’nun araştırmasına rehberlik etmek için kısmen güvendiği teori, Earhart’ın 20 saatlik uçuşu sırasında uluslararası tarih çizgisini aştığında navigasyon sisteminin hatalı hale geldiği ve onu yaklaşık 60 mil kadar yanlış yönlendirdiği, bunun da potansiyel olarak trajik bir sona neden olduğunu öne sürüyor.
Romeo, Earhart’ın uçağını bu yılın sonlarında yapılması planlanan başka bir yolculukta bulduğunu doğruladıktan sonra, arama için kurduğu şirketin okyanustaki diğer gizemleri çözmeye çalışmaya devam edeceğini söyledi.
Romeo şöyle dedi: “Pasifik’te pek çok güzel şey var; İkinci Dünya Savaşı uçakları ve MH370 sefer sayılı uçuş hâlâ orada ve belki bir noktada bu konuda bir çalışma yapabiliriz. En son teknolojiye sahip ekipmanlara sahip olduğumuz için diğer projelerde diğer insanlarla işbirliği yapmayı çok isterim.”
]]>İddianamede, sanığın her iki cinayeti ağır haksız tahrik altında işlediği, cinayet öncesi eşi ve eşinin sevgilisi olan kuzeninin aralarındaki gönül ilişkisinin açığa çıkması üzerine kendisini tehdit ettiği ve hakaretlerde bulundukları, bu iddiasının gerek HTS kayıtları, gerekse tanık ifadeleriyle doğrulandığı ifade edildi.
Eşi ve sevgilisinin geriye dönük telefon HTS kayıtlarına bakıldığında ise son 6 ayda 2677 arama ve mesaj kaydı olduğu bildirildi.
Bu aramaların genellikle gecenin ilerleyen saatlerinde olduğu belirtilen iddianamede, tanık ifadelerine göre sanığın evde olmadığı ve eşinin yalnız olduğu saatlerde evine gittiği de dikkate alındığında, sanığın her iki cinayeti kendisine karşı gerçekleştirilen aldatma, hakaret ve tehditlerin meydana getirdiği şiddetli elem ve kederin etkisi altında işlediği için hakkında ağır haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiği vurgulandı.
KUZENİMLE KONUŞURKEN EŞİM ARADI
İddianamede, eşini ve kuzenini öldüren Yavuz Özer’in ifadesine de yer verildi.
Eşinin kendisini kuzeniyle aldattığına dair duyumları olduğunu belirten Özer, şöyle konuştu:
-Eşimle sürekli telefon görüşüyorlardı. Şüphelerim artınca kuzenime sordum, kesin dille inkâr etti.
-Cinayet günü yine kendisiyle bu konuyu konuşurken eşim kendisini aradı. Benim gördüğümü anlayınca panikledi.
-Eşimin telefonu kayıtlı olmadığı için arayan numarayı tanımadığını söyledi. Ben de telefonu istedim. Numaranın eşime ait olduğunu gördüm.

ÖNCE KUZENİMİ ÖLDÜRDÜM SONRA EŞİMİ BOĞDUM
Bu esnada eşinin ikinci kez araması üzerine telefonu açıp sesini hoparlöre verdiğini belirten Özer, şöyle konuştu:
-Kuzenim eşimin konuşmalarını geçiştirip telefonu kapattı. İkisini yüzleştirmek için Mehmet’i evime çağırdım.
-Eşime Mehmet’i arayıp aramadığını sorduğumda aramadığını söyleyip inkar etti. Mehmet ise yanımdayken aradığı için ‘Evet sen aradın’ deyince eşim bir anda öfkelendi ve ‘Seni boşayacağım, şerefsiz’ diye bağırınca kuzenim yakamı tutup üzerime saldırıp küfür ve hakaret etti.
-Ben de üzerimdeki bıçağı çekip kendimi korumak için kuzenimi bıçakladım.
-Yere düşünce sırtından bıçaklamaya devam ettim. Eşim bunu görünce şoka girmişti. Engel olmaya çalışınca sol elimle eşimin boğazını sıktım, sağ elimle de kuzenimi yerde vurmaya devam ettim.
-Kuzenim hareketsiz kalınca bu kez eşimin eşarbını alıp düğüm yaparak onu boğdum. İkisi de ölünce çocuklarım korkmasın diye üzerlerini halı ve kilimle örttüm.
-Televizyonun sesi açıktı ve olay mutfakta olduğu için çocuklarım görmedi. Bıçağı yıkadıktan sonra polise giderek teslim oldum.
-Ben başka bir suçtan cezaevine girince kuzenim eşimle mutfakta cinsel ilişkiye girmişti. 6 yaşındaki çocuğumuz bunu görünce eşim çocuğu korkutup ‘Babana anlatma’ demiş. Cinayet sonrasında ben bunu öğrendim.
KOCAMI ÖLDÜRMÜŞ OLABİLİR AMA ŞİKÂYETÇİ DEĞİLİM
Öldürülen Mehmet Türk’ün eşi Semra Türk ise, eşiyle aralarında şiddetli geçimsizlik yaşadıklarını belirterek, “Eve gelmiyor, kafasına göre İstanbul’a gidiyor ve çocuklara bakmıyordu. Aile büyüklerimizin araya girmesiyle barıştık, ama bir süre sonra aynı alışkanlıklarını sürdürdü. Ben de boşanma davası açtım ve aynı yaşıyorduk. Kocamı öldüren kuzeninden şikâyetçi değilim” dedi.
Sanığın yargılanmasına önümüzdeki günlerde Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak.
]]>17 Haziran’da telefonunun yanı sıra kimlik ve banka kartlarını da yanına almadan, doberman cinsi eğitimli köpeği ‘Tina’ ile yürüyüşe çıkan Korhan Berzeg, geri dönmeyince eşi kayıp ihbarında bulundu.
Bölgede, AFAD, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı (JÖAK) ile gönüllü arama ve kurtarma ekiplerinin yanı sıra iz takip ve kadavra köpekleriyle arama başlatıldı.
250 KİLOMETRELİK ALAN 5 KEZ TARANDI
Dron ve İHA’ların da kullanıldığı aramalarda, 250 kilometrekarelik alan, havadan ve karadan 5 kez sil baştan aranmasına rağmen Berzeg ile köpeği bulunamadı. Gönen Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla, Korhan Berzeg’in, Armutlu Mahallesi ve İstanbul Büyükada’daki evlerinde arama yapıp, bilgisayarları inceleyen ekipler, 20 kişinin de şüpheli olarak ifadesini aldı.
Olay günü ve öncesinde, Armutlu Mahallesi’nden geçen araçların plakalarını belirleyen jandarma ekipleri, 40 araç sürücüsünü de sorguladı ancak hiçbir ize ulaşamadı.

74 GÜN SONRA ‘TİNA’ EVİNE DÖNDÜ
Berzeg’in köpeği Tina, kaybolduktan 74 gün sonra, 29 Ağustos sabahı, Armutlu Mahallesi’ndeki eve geldi. Evde kimseyi bulamayan köpek, 500 metre ileride, komşularının evinin olduğu bölgeye gitti.
Tina’yı görenlerin ihbarıyla, Armutlu Mahallesi muhtarı Hamit Erman, olay yerine gelip, jandarmaya bilgi verdi.
Çip kontrolünde de köpeğin Tina olduğu tespit edilince Angela Berzeg, Büyükada’dan Armutlu’ya gelip, köpeği teslim aldı.
Tina’nın bakımlı olduğu, üzerinde arazide kaldığına dair kir, toprak ve çamur gibi izlerin bulunmadığı, patilerinin de temiz olduğu görüldü.

TİNA, ÇALIŞMALARA KATILDI ANCAK KATKISI OLMADI
İlk olarak köpeğin yakın bölgede alıkonulurken bırakıldığı ya da kaçtığı değerlendirildi. ‘Tina’nın dışkı ve kan örnekleri incelendi; köpeğin doğada kalmadığı bulgularına ulaşıldı. Aramalara ‘Tina’ da dahil edildi.
74 gün boyunca alıkonulduğu yere gitmesi için GPS takılıp, aç bırakılan ‘Tina’, her defasında, eve geri döndü.
Ekipler, Tina’nın otomobille getirilip, bulunduğu yere bırakıldığı ihtimalini araştırmaya başlarken; çalışmalarda katkısı olmayacağı düşünülen köpek, bir süre sonra Angela Berzeg’e teslim edildi. Tina, Angela Berzeg ile İstanbul Büyükada’daki evlerine döndü.
ARAMALAR 130’UNCU GÜNDE SONLANDIRILDI
Tina’nın geri dönmesinin ardından, ekip sayısı arttırıldı, arama çalışmaları 120 kişiyle yeniden başlatıldı.
Ekipler, daha önce 5 kez aranan 250 kilometrekarelik bölgeyi genişletti. 325 kilometrekareye çıkartılan alanı 9 kez arayan ekipler, son olarak Tina bırakıldıktan sonra Berzeg’in atılma ihtimali üzerine bölgedeki 10 kuyuyu boşaltıp, içini kameralarla izledi.
Berzeg, Armutlu Mahallesi’ndeki evinden Çanakkale sınırına kadar olan 54 kilometrelik alan da dahil, 325 kilometrekarede arandı. Gönen’de 20’den fazla mahalle ile Gönen Çayı’nın, Erdek’te denize döküldüğü güzergahlar defalarca özel olarak kontrol edildi ancak hiçbir ize rastlanmadı.
50 kişilik ekiple sürdürülen arama çalışmaları, Korhan Berzeg kaybolduktan 130 gün sonra, 24 Ekim’de sonlandırıldı.

‘NE ÖLÜSÜ VAR, NE DİRİSİ’
Bölgedeki kayıp olaylarının kısa sürede çözüldüğüne ve gizemli bir durum olduğuna dikkat çeken yetkililer, sadece yapılan ihbarları değerlendirmeye başlarken, Berzeg’in kuzeni Levent Berzeg, soruşturmanın aileden de gizli yürütüldüğünü söyleyerek, “Bize de bilgi vermiyorlar. Bir gelişme yok, artık ihbar da yok. Ne ölüsü var ne dirisi, bir haber yok. Bu adamı ne yaptılar, ne ettiler hiçbir şey bilmiyoruz. Kaybolduğu gün neyse, o kadar bilgi var elimizde” dedi.
HER ARACIN İÇİNE BAKIYOR
Berzeg’in eşi Angela Berzeg de köpeği Tina’yı aldıktan sonra ayrıldığı Gönen’e bir daha gelmedi. Berzeg, İstanbul Büyükada’daki evinde yaşamaya devam ederken, ailenin yakınları, 200 gün geçmesine rağmen Tina’nın hala Korhan Berzeg’i beklediğini söyledi.
Tina’nın kaybolduktan 74 gün sonra döndüğünde, eskisinden çok daha sağlıklı ve bakımlı olduğuna dikkat çekilirken, eskiden bir araç gördüğünde tepki vermeyen köpeğin, şu anda adada yanından geçen araçları görünce durup içine baktığı belirtildi.
Daha önce böyle bir davranış sergilemeyen köpeğin, döndüğünde temiz ve bakımlı olmasının yanı sıra bu davranışının da araçla kaçırılmış olma ihtimalini güçlendirdiği belirtilirken, psikolojik destek alan Tina’nın gayet sağlıklı olduğu ve günde 3 kez yürüyüşe çıkarıldığı da öğrenildi.
]]>