Kakaodaki fiyat artışı çikolata üreticilerini de eşi benzeri görülmemiş bir maliyet baskısı altına sokarken bu durum, ürün fiyatlarına yansıdı.
Çikolatasıyla dünya çapında ünlü Belçika’da bu ürün hem önemli bir ekonomik faaliyet alanı hem de ülke kültürünün önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Belçika çikolatası yüksek kalitesinin yanı sıra çeşitli aroma ve dolgu içeren pralin türüyle de dikkati çekiyor.
Ülkede bazı büyük üreticilerden başka yüzlerce el yapımı ve kaliteli ürün satan butik çikolata dükkanı da faaliyet gösterirken sektörde yaklaşık 9 bin kişi istihdam ediliyor.
Belçika’da çikolata sektörünün yıllık cirosu 6 milyar Euro’yu aşıyor.
FİLDİŞİ SAHİLİ VE GANA’NIN ÜRETİMDE PAYI YÜZDE 60
Belçika Kraliyet Bisküvi, Çikolata ve Şekerleme Derneği (Choprabisco) Danışmanı Mieke Callebaut, kakao fiyatlarındaki artış ve sektörün durumunu AA muhabirine değerlendirdi.
Uzun zamandır çikolata sektöründe çalıştığını ve Belçika çikolatası konusunda tecrübeli olduğunu belirten Callebaut, “Kakao üretiminde ana sezon çok kötü geçti. Kakao çekirdeği üretiminde iki büyük ülke olan Fildişi Sahili ve Gana’da hasat, daha önce görmediğimiz düşük seviyelerde gerçekleşti. Fildişi Sahili ve Gana dünya kakao üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştiriyor.” dedi.
Diğer ülkelerde düşüş olmamasına rağmen söz konusu iki ülkedeki üretimin gerilemesinin piyasanın dengesini bozduğunu dile getiren Callebaut, bu ülkelerin ekim ve mart arasındaki dönemde olumsuz hava koşulları yaşadığını, aşırı yağışın kakao meyvesinde hastalığa neden olduğunu ve dolayısıyla üretimin azaldığını anlattı.
Mieke Callebaut, küresel kakao talebinin ise son dönemde değişmediğini ancak stokların aşırı gerilediğini ve piyasanın spekülasyondan da etkilendiğini ifade ederek “Kakao ağaçlarının bakımı da artık pek iyi yapılamıyor. Pek çok çiftçi ağaçlarını gerçekten gerektiği gibi koruyamıyor. Çünkü enerji krizinden bu yana gübre başta olmak üzere makine ve tarım ilaçlarının maliyeti bu insanlar için de aşırı arttı. Dolayısıyla ağaçlarına yeterince bakacak kaynakları yok.” değerlendirmesini yaptı.
Kakao üretimini hızla artırmanın da mümkün olmadığına işaret eden Callebaut, yeni dikilen bir kakao ağacından ancak 5-6 yıl sonra verim alınabildiğini söyledi.
Callebaut, kakaonun uzun bir tedarik zinciri olduğuna dikkati çekerek üreticilerin alımlarını uzun vadeli yaptıklarını, kakaoda karmaşık bir tedarik zinciri bulunduğunu ve bir sonraki sezonda üretimin iyi olup olmayacağını tahmin etmenin de mümkün olmadığını vurguladı.
Çikolata fiyatında kakaonun etkisine ilişkin bilgi veren Callebaut, “100 gramlık yüzde 85 oranındaki bitter çikolatada kakao içeriği yüzde 85, şeker içeriği de yüzde 15 seviyesindedir. Bunu, iyi bir mağazadan satın aldığınız pralinli bir kutu Belçika çikolatasıyla karşılaştırırsınız durum farklı olur. Belçika çikolatalarındaki dolgu malzemelerinde krema, tereyağı, kuruyemiş ve meyve gibi içerikler de bulunuyor. Kakao fiyatının bu ürünlere etkisi yüzde 85 oranında kakao içeren çikolatalarda çok daha farklı oluyor.” dedi.
ŞİRKETLER FARKLI STRATEJİLER UYGULUYOR
Mieke Callebaut kakaonun gevrek, dondurma, içecek ve bisküvi gibi ürünlerde de kullanıldığını anımsatarak kakao fiyatındaki artışın sadece çikolata üreticilerini etkilemediğini belirtti.
Çikolata üreticilerinin bu duruma karşı neler yaptıklarını değerlendiren Callebaut, “Bu konuda farklı stratejiler var. Bu duruma uyum sağlamak ve değişim gerçekleştirmek her şirketin kendi tercihi. Kakao, çikolata üreticilerinin ana malzemelerinden ve bu nedenle çikolata fiyatlarına etkisi büyük. Şirketlerin farklı seçenekleri bulunuyor. Her şirket için geçerli tek bir çözüm yok.” diye konuştu.
Callebaut, farklı firmaların farklı çözümler geliştirdiğinin altını çizerek “Sektörün seçkin (Premium) ucunda mısınız yoksa daha düşük fiyata mı sahipsiniz? Kilogramı 100 Euro olan çikolata da 20 Euro olan çikolata da var. Seçenekler fiyatlara göre değişiklik gösteriyor. Çoğu şirketin zor zamanlar geçirdiğini düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Belçika’da çikolata endüstrisinin ekonomik büyüklüğünün yıllık 6,1 milyar Euro’yu bulduğunu kaydeden Mieke Callebaut, ülkenin yılda 3,4 milyar Euro’luk çikolata ihraç ettiğini sözlerine ekledi.
]]>Kızıldeniz’de sular, Yemen’deki Husilerin, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana şiddetli saldırılar düzenlediği Gazze Şeridi ile dayanışma kapsamında Kızıldeniz’de İsrail’in sahibi olduğu veya işlettiği kargo gemilerinin yanı sıra İsrail’e veya İsrail’den mal taşıyan gemileri füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef almasıyla ısınmaya başladı.
Husilerin 10 Ocak’ta da İsrail’e destek olduğu gerekçesiyle Kızıldeniz’de ABD’ye ait bir gemiyi füze ve kamikaze dronlarla hedef alması gerilimi daha da arttırdı.
Bunun ardından ABD de küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık’ta bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlere karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu açıkladı.
ABD ve İngiltere, bugüne kadar, “Gazze’ye destek” gerekçesiyle Kızıldeniz’den İsrail’e giden gemilere saldırılar düzenleyen Yemen’deki İran destekli Husilere ait 91 hedefi vurdu.
Bu gelişmelerin ardından uluslararası firmaların çoğu son zamanlarda deniz seyrüseferinde önemli bir yeri olan Babu’l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz’e alternatif olarak Ümit Burnu rotasına yöneldi.
Husilerin İsrail ve ABD’ye bağlı gemilere yönelik saldırıları nedeniyle Babu’l Mendeb Boğazı’ndan geçen gemilerin maliyeti yüzde 170’e varan oranlarda arttı. Bu da gemi şirketlerinin bu rotadan seferleri iptaline yol açtı.
Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’sinin Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapıldığı göz önüne alındığında bu rotanın devre dışı kalmasının yol açacağı zarara ilişkin bir tahmin oluşturabilir.
NAKLİYE MALİYETLERİNE ETKİSİ
Dünyanın en büyük konteyner şirketi İtalyan-İsviçre ortaklı Mediterranean Shipping Company (MSC), bir basın bülteniyle müşterilerini, 12 Şubat’tan itibaren ABD’ye giden konteyner trafiğinin bir kısmı için ek fiyat artışları konusunda uyardı.
Nakliye şirketi Honor Lane ise Kızıldeniz’deki durumun 6 ay, belki bir yıl kadar devam edebileceğini düşündüklerini; böyle bir durumda nakliye fiyatının yüksek olmasının ve ekipman sıkıntısının devam etmesinin de beklendiğini belirtti.
ABD’li yatırım bankası Wells Fargo’nun küresel alacaklar ve ticaret finansmanı başkan yardımcısı Stephen Schwartz, CNBC televizyonuna yaptığı açıklamada, “Kızıldeniz’deki durumdan en büyük etkiyi Avrupa’nın hissettiğini, artan fiyatların etkilerinin emtialar üzerinde görülmeye başlandığını” belirtti.
Konteynerlerin gecikmesi, kapasitenin azalması ve daha uzun transit işlemlerinin küresel nakliye maliyetlerini etkileyen faktörler olduğuna işaret eden Schwartz, Kızıldeniz’deki durum devam ettikçe küresel nakliye maliyetlerinin ABD şirketlerini de etkilemeye başlayacağını ifade etti.
FAİZDE İNDİRİM BEKLENTİLERİ ERTELENEBİLİR
Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, Kızıldeniz’deki krizin 2024 yılının birinci ve ikinci çeyreğinde enflasyonun yarım derece artmasına yol açacağı tahmin ediliyor.
Kızıldeniz’deki kriz, Avrupa’nın, “Avro Bölgesi ekonomisinin faiz oranlarının bu yıl yüzde 4’ten düşürülme ihtimaline ilişkin” umutlarını söndürüyor.
Avrupa Merkez Bankası, enflasyonu düşürmek için Temmuz 2022’den itibaren art arda 10 faiz artışı gerçekleştirdi.
Uzmanlar, Avrupa Merkez Bankasının 2024’te 6 kez faiz indirimi yapmasını umarken, Kızıldeniz’deki gerilim bu beklentinin ertelenmesine neden olabilir.
ABD’de ise bir önceki ayda yüzde 3,1 olan enflasyon, aralıkta yeniden yüzde 3,4’e yükseldi. Enflasyondaki bu hareketlik, henüz Kızıldeniz’deki gerilimden payını almamış durumda.
ABD Merkez Bankası, Kızıldeniz krizinin ocak ayından itibaren enflasyon üzerinde ek etkiler oluşturmasından endişeli. Bu da 2024’ün ilk yarısının sonundan önce faiz indirimi yapılacağı varsayımına ilişkin umutların azalması anlamına geliyor.
ABD Merkez Bankası verilerine göre ABD’de faiz oranları şu an yüzde 5,5 ile 2001’den bu yana en yüksek seviyede bulunuyor.
ORTA DOĞU ÜZERİNDEKİ ETKİLER BELİRSİZ
Orta Doğu’da ise özellikle Husilerin geçen gemilerin tamamını hedef almaması nedeniyle pek çok ülkenin ekonomisinde enflasyon beklentileri hala belirsizliğini koruyor.
Bu konuda Ürdün’ün başlattığı girişim, Kızıldeniz’deki gerilimle mücadele ve mal arzı üzerindeki olası etkileri öngörme açısından petrol ithal eden çoğu Arap ülkesi için model teşkil edebilir.
Ürdün Başbakanı Beşir el-Hasavne, 15 Ocak’ta, Kızıldeniz’deki gelişmelere bağlı olarak ülkedeki bakanlıklara ve ilgili makamlara, “yerel pazardaki potansiyel enflasyon kaynaklı etkilerle mücadele” için bazı önlemler almaları talimatı verdi.
Hasavne, tüm temel malzemeler için bol ve yeterli stok sağlanması, bu temel malzemelerin fiyatlarının ramazan ayının sonuna kadar (mart ve nisan ayları) korunması yönünde talimat verildiğini aktardı.
Ayrıca nakliye hareketinin koşullarının ve düzenliliğinin denetlenmesi yönünde de talimat verildiğine işaret eden Hasavne, pek çok denizcilik şirketinin Babu’l Mendeb Boğazı’na girmeyerek Ümit Burnu’na doğru ilerlemesi nedeniyle gecikmeler yaşanmasına rağmen gemi ve nakliye hareketinin Akabe limanına doğru akışının ciddi şekilde etkilenmediğini belirtti.
]]>
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, Covid’in ve virüs kaynaklı hastalıkların güncel durumunu şöyle değerlendirdi:
Bir salgınla mı karşı karşıyayız?
İnfluenza olguları her yıl aralık ve ocak aylarında artar ve bu yıl da aralık ayı ile birlikte influenza vakalarının yanı sıra Covid vakaları da arttı. Solunum sistemi belirtileriyle hastaneye başvuran hastaların büyük çoğunluğunu Covid ya da influenza virüsüne bağlı enfeksiyonlar oluşturmaktadır. Covid, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aralık ayında, ekim ve kasıma göre bir miktar artış gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre küresel olarak tüm dünyada Covid olgularında aralık ayında, kasım ayına göre yüzde 52 oranında artış var. Benzer şekilde Covid nedeniyle hastane yatışında yüzde 25 ve yoğun bakım gereksinimli hastalarda da yüzde 21 oranında artış görülmüştür. Aslında bunlar beklenen rakamlardır. Soğuk mevsimlere girilmesi nedeniyle kapalı ortamlarda daha fazla temas olması soğuk mevsimlerde genel olarak viral enfeksiyon oranını artırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre olguların yüzde 50’nin fazlasından Omicron’un JN1 varyantı sorumludur. Ancak Rinovirüs ve RSV gibi diğer virüslere de rastlanabiliyor. Tüm viral enfeksiyonlarda olduğu gibi yeni varyantlar, büyük oranda risk faktörleri olan kişiler üzerinde daha ağır ve ciddi seyredebiliyor.
Önlem alınmalı
Covid, artık grip gibi oldu diyebiliriz. Ancak bundan Covid’i önemsemeyeceğimiz anlamı çıkarılmamalı. Hastalık büyük oranda influenza gibi seyrediyor. 2 yıl önce yaşanan Covid’in Delta varyantını yaşamıyoruz. Yeni varyantlarla oluşan Covid olguları var. Bunlar da normal grip gibi davranıyor ve riskli gruplarda hayati kayıplara neden oluyor. Özetle 2 yıl önceki pandemi koşullarını yaşamasak da her koşulda önlem alınmasında yarar var.
En çok kimler risk altında?
65 yaş üzeri kişiler, kronik kalp, akciğer, böbrek, diyabet hastalarının, kemoterapi görenlerin ve bağışıklığı baskılanmış hastaların risk altında olduğunu söyleyebiliriz.
Yoğun bakım servisleri ne durumda?
Yoğun bakımlarda Covid ya da influenza vakaları olmakla beraber, çok büyük bir bölümünü risk faktörü olan hastalar oluşturmaktadır. Beklenenin üstünde bir yoğun bakım gereksinimi yoktur. Yoğun bakımdaki hastaların hemen hemen yüzde 99’u risk faktörü olan hastalardır. Aralarında hayati tehlikesi olanlar da var. Özellikle yaşlılar, eşlik eden kalp hastalığı, akciğer hastalığı, kemoterapi gören hastalar, bağışıklığı baskılanmış hastalarda hayati risk yüksek olabiliyor.
Nelere dikkat edilmeli?
Covid ve artan hastalıklardan korunmak için yapılması gerekenlerin en başında olabildiğince toplu ortamlardan uzak durmak gerekiyor. Ancak bu, okul ve iş gibi nedenlerden dolayı günlük sosyal yaşamda mümkün olamamaktadır. Risk faktörü olan kişilerle gebelerin kalabalık ortamlardan mutlaka sakınmaları gerekiyor. Hasta olan bireyler risk faktörleri olan bireylerden uzak durmalıdır. Bağışıklığı destekleyici gıdalar ve bol su tüketilebilir. Beslenmede dikkat edilmesi gereken konulardan biri bol sıvı alımıdır. Akdeniz usulü ve C vitamininden zengin gıdalarla beslenmek gerekir. Özellikle içinde antioksidan içeren ve bağışıklık güçlendirdiği bilinen mor meyveler tercih edilmelidir. Nar, pancar, orman meyveleri gibi bu tür beslenme bağışıklık sistemimizi destekler.
Maskeye geri dönülmeli mi?
Özellikle risk faktörleri olan bireylerin özellikle kalabalık ortamlarda maske takması gerekir. Bu kişilerin enfeksiyondan korunması çok önemlidir. Dışarıdan eve virüs getirilmemesi için risk faktörü olmasa bile kalabalık ortamlarda yaşayan kişilerin maske ile korunması gerekir.
]]>Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), sanayi üretimine ilişkin Kasım 2023 geçici verilerini açıkladı.
Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, 2023 Kasım’da bir önceki aya kıyasla yüzde 0,7 düştü. Piyasa beklentisi yüzde 0,2 artış olacağı yönündeydi. Böylece, ülkede sanayi üretimi art arda altı ay geriledi.
Ekimde aylık yüzde 0,4 gerileme olarak açıklanan sanayi üretimi verisi de yüzde 0,3 düşüş olarak revize edildi.
Sanayi üretimi verileri, 2023 Kasım’da önceki aya göre enerji ve inşaat hariç sanayi üretiminin yüzde 0,5 azaldığını ortaya koydu.
Söz konusu dönemde ara malı üretimi yüzde 0,5, sermaye malı üretimi yüzde 0,7 ve tüketim malları üretimi yüzde 0,1 düşüş gösterdi. Enerji üretiminde yüzde 3,9 artış ve inşaatta yüzde 2,9 düşüş kaydedildi.
Destatis, enerji yoğun sanayi kollarında söz konusu ayda üretimin ekime göre yüzde 3,1 arttığını ve Kasım 2022’ye göre yüzde 4 azaldığını kaydetti.
SANAYİDE HIZLI TOPARLANMA BEKLENMİYOR
Federal İstatistik Ofisi, daha az değişken olan üç aydan üç aya karşılaştırmanın, Eylül-Kasım 2023 döneminde üretimin önceki üç aya göre yüzde 1,9 daha düşük olduğunu gösterdiğini belirtti.
Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığından yapılan açıklamada, alınan siparişler ve iş ortamı gibi mevcut öncü göstergeler dikkate alındığında sanayide hızlı bir toparlanma beklenmediği belirtilerek, “Bununla birlikte yıl içinde beklenen iç ekonomik toparlanma ve artan ihracat zemininde sanayi üretiminde en azından bir toparlanma işaretinin görülmesi muhtemel.” ifadesi kullanıldı.
YENİ YILDA ESKİ SORUNLAR
Commerzbank Başekonomisti Jörg Kramer, sanayi üretiminde yeniden görülen önemli düşüşün, şirketlerin boşalan sipariş defterlerine giderek daha fazla tepki verdiğini gösterdiğini belirterek, “Yüksek enflasyona tepki olarak son dönemde yapılan küresel faiz artışları etkisini gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
ING Küresel Makro Araştırma Başkanı ve Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski de Alman ekonomisinde yeni yılda da eski sorunların devam ettiğini vurgulayarak, “Sanayi üretimindeki düşüş eğilimi kasım ayında da devam etti ve ekonominin teknik resesyona girme ihtimalini artırdı.” dedi.
Brzeski, şunları kaydetti:
“Hükümetin mali sıkıntıları, Süveyş Kanalı’ndaki sıkıntılar ve zayıf olduğu bildirilen Noel satışlarının ekonomik yansımalarının ilk işaretleri ile Aralık 2023’ün daha olumsuz sürprizler getirmesi muhtemeldir. Tüm bunlar Alman ekonomisinde dördüncü çeyrekte bir başka küçük daralmaya işaret ediyor ve ekonomiyi 2020’den bu yana ilk -kuşkusuz çok küçük- teknik resesyona itiyor. Dediğimiz gibi, yeni yıl, eski sorunlar.”
Alman ekonomisi geçen yılın üçüncü çeyreğinde, zayıf satın alma gücü ve yüksek faiz oranları nedeniyle bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 daralmıştı. Almanya Merkez Bankası (Bundesbank), zayıf dış talep ve bir önce yıl enerji fiyatlarındaki şokun sonuçlarının üretimi yavaşlatması nedeniyle 4. çeyrekte ekonominin küçülmesini bekliyor.
Ülkenin, ekonominin son çeyrekte küçülmesi halinde art arda iki olumsuz çeyrek daralarak teknik resesyona gireceği öngörülüyor.
Hükümet 11 Ekim’de, 2023 için daha önce yüzde 0,4 olarak açıklanan büyüme beklentisini küresel ekonomideki durgunluk nedeniyle eksi yüzde 0,4 olarak güncellemişti.
Uluslararası Para Fonu da Almanya için büyüme beklentisini yüzde eksi 0,3’ten eksi 0,5’e indirerek 2023’te küçülen tek gelişmiş ülkenin Almanya olacağını bildirmişti.
]]>