Prof. Dr. Orhan Şen’e göre, şehirdeki ısı adası etkisi, kar yağışını nadir hale getiriyor. İstanbul’un sıcaklığını 5 derecenin üzerinde tutan bu etki, kar yağışını engelliyor. Ayrıca, küresel ısınma ve Akdeniz ikliminin değişmesiyle birlikte kar yağışlarının azalması kaçınılmaz hale geliyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz da aynı fikirde. İstanbul’da kar yağışı olmamasının nedeni ise şehrin geniş coğrafyası ve ısı adası etkisinin yanı sıra küresel ısınma ve değişen iklim koşulları. Prof. Dr. Kurnaz’a göre, İstanbul’da kar yağışını görmek isteyenler artık daha doğuya, Kars ve Sarıkamış gibi bölgelere gitmek zorunda kalabilirler. Uzmanlar, artık İstanbul’a kar yağmasının beklenen bir sürpriz olacağını değerlendiriyor.

Orhan Şen
“ISI ADASI ETKİSİNDEN DOLAYI İSTANBUL’A KAR YAĞIŞI ÇOK NADİR OLUR”
Prof. Dr. Orhan Şen, şehir içindeki sıcaklıkların genellikle 5 derecenin üzerinde seyretmesi, kar yağışını engellediğini ifade ederek, “İstanbul’da yağmadı bu sene kar ama İstanbul’da bundan 40-50 sene önceki kar yağışları yok artık. Yok olmasının nedeni nedir? Yok olmasının nedeni metropol bir şehirde, betonlaşmış bir şehirde ısı adası etkisidir. Isı adası etkisinden dolayı, İstanbul’da kar yağışı çok nadir olur. Çünkü kar yağışı nedir? 5 derecenin altına düşmesi lazım hava sıcaklığının. 5 derecenin yukarısında kar yağışı yağmaz. 5 derecenin altına düşecek ama yağış da olacak, ikisi birlikte olması lazım. Şimdi baktığımız zaman İstanbul’un etrafında 5 derecenin altına düşüyor ama 2-3 derecelik ısı adası etkisi hep, 5 derecenin üzerinde tutuyor İstanbul’da sıcaklığı. Dolayısıyla İstanbul’da kar yağmıyor. Hiç mi yağmadı? Geçen sene de yağdı, ondan önceki sene de yağdı. Hatırlarsınız, yollarda kalmıştık iki sene önce. Bu dediğim gibi şehir ısı adası etkisi, İstanbul’a çok bariz olarak kendisini gösteriyor. Düşünün kışın o gökdelenler ısıtılıyor değil mi? Ne ile? Doğal gaz ile ısıtılıyor. O ısı enerjisi nereye gidiyor? Atmosfere gidiyor. Atmosfere gittiği için dışı, havayı 2-3 derece daha ısıtıyor. Dolayısıyla bu büyük şehirlerdeki kar yağmamasının nedenlerinden bir tanesi odur. Bu genel bir değerlendirmedir” şeklinde konuştu.
“ARTIK KAR YAĞIŞI AZALACAK“
Bu yıl kar yağışının azalmasında küresel iklim değişikliğinin de etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Orhan Şen, “Bunun özelliğini de bu sene El Nino, biraz daha geneline bakarsak küresel ısınmanın artık 1.5 dereceye vardığı için artışı, dolayısıyla bizim enlemlerimizde yani 40 derece enlemlerinde kar yağışı azalacak. Şunu da söyleyelim, biz Akdeniz iklimine tabii idik. Yani şimdiye kadar Akdeniz yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıydı. Şimdi Akdeniz ikliminden Türkiye çıkıyor, bunun yerine nereye geliyor? Yarı kurak bir iklime geliyor. Yarı kurak iklim dediğimiz, 30 derece enlemlerdeki tropik iklimin kuzeye doğru kaymasından, küresel ısınmadan dolayı. Dolayısıyla artık yarı kurak iklime döndüğümüz için sıcaklıklar da artık biraz yüksek görünüyor. Şundan anlıyoruz biz bunu; yaz sıcaklıkları minimum sıcaklıklar, yani gece yarısından sonra sabah olmadan bir saat önce ölçülen sıcaklığa, biz ‘minimum sıcaklık’ deriz. 20 derecenin üzerindeki sıcaklıklara ‘tropik şehir’ deriz. Geçen sene bunlar çok fazla arttı Türkiye’de. Dolayısıyla bizim bulunduğumuz enlemlerde artık kar yağışı azalacak” diye konuştu.
“2020’DE VE 1918’DE KAR YAĞIŞI OLMAMIŞTI”
2020 ve 1918 yıllarında da kuraklıkla birlikte kar yağışının olmadığını belirten Şen, “Şimdi muhakkak bir kar yağışı gördük. Nerede gördük? Havada gördük ama yerde göremedik mesela. Öyle şeyler vardı. Ama en çok ne zaman gördük, 1987’de. Çok büyük bir kar yağışı vardı. Bir buçuk metreye yakın kar yağışı vardı. Bundan 4 sene önce 2020 ve 1918’de de üstelik kuraklık da vardı, kar yağışı da olmamıştı. Bu sene hiç kar yağışı olmadı. Ama seneye ne olacak? Seneye bakacağız” dedi.
“İSTANBUL’A UZUN ZAMANDIR KAR YAĞMIYOR
İstanbul’a uzun zamandır kar yağmadığını belirten Prof. Dr. Levent Kurnaz, “Şimdi öncelikle şunu anlayalım. Ben vatandaşım. Benim için İstanbul’a kar yağdı demek; bilmem ne tepesinin bilmem neresinde şu kadar dakika kar yağdı falan değil. Eğer Kadıköy’de ya da Eminönü’nde çocuklar kartopu oynayabiliyorsa İstanbul’a kar yağdı demektir. İstanbul’a uzun zamandır öylesine bir kar yağmıyor. İstanbul çok geniş bir coğrafya. Çatalca’ya gittiğinizde Çatalca’ya mutlaka kar yağıyordur ya da Karadeniz kıyısında Şile’yi geçtiğiniz yerlerde kar yağıyor olabilir ama İstanbul olarak baktığımızda bulunduğumuz yere kar yağdı mı? Yağmadı” dedi.
Prof. Dr. Levent Kurnaz, “1987 kışında bu bulunduğumuz yerde bir metreden fazla kar vardı. Dolayısıyla yağdığı zamanlar oldu mu, oldu. 2003’te, 2004’te falan bayağı kar yağdığı zamanlar oldu ama bunu epey zamandır söylüyoruz, Türkiye’de yaklaşık olarak Sivas’ın batısına artık pek kar düşmesini beklemiyoruz. İstanbul zaten çok kar yağan bir yer değil ama bu sene Ankara’ya da çok fazla bir kar yağmadı. Dolayısıyla biz artık yavaş yavaş bu bölgelerde karın çekildiğini görmeye başlayacağız. Uludağ’a bile baktığımızda Uludağ’da bile parçalı kaldı kar. Dolayısıyla artık Batı’da çok fazla kar yok. Kar görmek isteyen Kars’a, Sarıkamış’a gidecek” diye konuştu.

Levent Kurnaz
“2030 YILINDA KAR YAĞMASI SÜRPRİZ OLACAK”
Gelecek yıllarda İstanbul’da kar yağışının beklenen bir sürpriz haline gelebileceğini dile getiren Prof. Dr. Levent Kurnaz, “Gittikçe kar yağışı azalıyor. Her yağan kar yağışı biraz daha sürpriz olacak. İstanbul’un normali artık bu ya da buna benzer bir hava. Bundan sonra artık Nisan başı gibi yazlık kıyafetleri giyeceğiz, böyle devam edecek. Kar yağarsa ‘Ne kadar güzel sürpriz oldu’ diyeceğiz. Son 5 yıl veya 10 yıl içerisinde değil, bu yavaş yavaş bu hale gelen bir durum. 1980’den bugüne baktığımız zaman düşen kar miktarı azala azala bu seneyi buldu, yani hiç kar yağmadı. Daha önce de hiç kar yağmadığı oldu mu, oldu. Yalnız bu gittikçe artacak. 2000 yılında kar yağması sürpriz değilken, 2030 yılında İstanbul’a kar yağması sürpriz olacak” dedi.
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Buğra Kavuncu, milletvekilleri ve parti üyelerinin katıldığı toplantı saat 14.00 sıralarında başladı. Genel Başkan Akşener aday tanıtımı öncesi konuşma yaptı.
BU KISIR DÖNGÜYE MECBUR DEĞİLSİNİZ
Akşener, seçmene ‘Mecbur değilsiniz’ diye seslenerek, şunları söyledi:
– Bugün geldiğimiz noktada iktidarın da ana muhalefetin de yegane amacı, koltuklarını korumaktan ibaret. Yegane vizyonu iktidar alanlarını, sürdürmekten ibaret. Yöntemleri de yalanla, dayatmayla, sansürle milletimizi, kendilerine mecbur bırakmaktan ibaret.
– İki tarafın da, milletimize sunduğu, tek bir vaat var o da, diğer tarafın kazanmaması. Yani bir tarafı, denklemden çektiğiniz anda iki tarafın da, milletimize sunacak, hiçbir şeyi kalmıyor. İşte, o nedenle bir şeyi, açıkça söylemek istiyorum. Büyük Türk milleti bu kısır döngüye, mecbur değilsiniz.
– Tarafların, birbirini var ettiği bu danışıklı dövüşe, mecbur değilsiniz. Bu milletsiz siyasete, mecbur değilsiniz. Bu vicdansız siyasete, mecbur değilsiniz. Bu vasat siyasete, mecbur değilsiniz. Ülkemiz için güvenliği, özgürlüğe kalkınmayı, adalete vatan sevgisini de, demokrasiye tercih etmeye, mecbur değilsiniz.Çünkü artık, en iyisini sunanlar var. Çünkü artık, hür ve müstakil, İYİ Parti var.

YETERSİZ KALAN BİRÇOK HİZMET VAR
– İstanbul, bizim için Türk milletinin, gözünün bebeği demektir. Ancak geldiğimiz noktada, ne yazık ki o aziz İstanbul, bugün dertlerin düğümlendiği bir şehir. İstanbul, bugün deprem tehlikesiyle, yaşayan bir şehir. İstanbul, bugün sığınmacılarla, dolup taşan bir şehir.
– İstanbul, bugün yoksullukla boğuşan bir şehir ve ne yazık ki, İstanbul, bugün ranta boğulan bir şehir. İstanbullunun faydalandığı her hizmet için emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Ancak görüyoruz ki her ne kadar, çaba sarf edilse de halâ çözülemeyen birçok sorun var. Halâ aşılamayan, birçok engel var, halâ yetersiz kalan, birçok hizmet var. Neden, biliyor musunuz? Çünkü, siyasetin geldiği noktada İstanbul’a hep, paranın şehri olarak bakıldı.

BU ŞEHRİ ARTIK…
– İstanbul’a hep, şahsi hırs ve intikam aracı olarak bakıldı. İstanbul’a hep, kariyer basamağı olarak bakıldı. İşte bu yüzden doğuyla batının iki medeniyetin iki kıtanın iki dünyanın birleştiği, nokta olan, bu büyük şehri, artık iki ayağı da, yere sapasağlam basanların, yönetmesi gerekiyor. Bu şehri, artık yalnızca çaba sarf edenlerin değil İstanbul yoluna, baş koyanların, yönetmesi gerekiyor.
– Bu şehri, artık aklı sadece, İstanbul’da olanların kalbi sadece, İstanbul’la atanların, yönetmesi gerekiyor. Bu şehri, artık ilgisi ve odağı sadece, İstanbul’un sorunlarında olanların, yönetmesi gerekiyor. Bu şehri, artık amacı sadece, İstanbullu’nun derdine, derman olmak olanların yönetmesi gerekiyor.
ŞAHSİ SİYASİ HESAPLARI…
– Mesela eli Genel Merkezlerinde, gözü, başka mevkilerde boş zamanlarında da, İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez. Mesela aklı, şahsi siyasi hesaplarında sureti, İstanbullularda olanlar, bu şehri yönetemez. Mesela sırtında ihmallerin, hataların, veballerin, yükünü taşıyanlar da elinde parti içi çıkarların, koltuk kavgalarının, taht oyunlarının, bayrağını tutanlar da bu şehri yönetemez.
– Mesela gölgesine sığındıklarının, emriyle hareket edenler de, kendi gölgesinden cesaret alıp, kibirle hareket edenler de bu şehri yönetemez. Aziz İstanbullular hal böyleyken gelin artık İstanbul’u, şahsi saplantısı hâline getirenlerin neden olduğu, bu vasatlık, bir son bulsun. Gelin artık İstanbul’u, kendi kariyerleri için, zıplama tahtası hâline getirenlerin, çıkardığı gürültü İstanbullunun sesini, daha fazla bastırmasın. Gelin artık “İstanbul’u kim kazanır?” sorusu İstanbul’un gerçek sorunlarına, gölge düşürmesin. Ez cümle zoraki adaya da, emanet adaya da mecbur değilsiniz.
AYNEN DEVAM EDECEĞİZ
– Çünkü artık, karşınızda İstanbul’a layık bir aday var. İstanbul’u, başının üstünde taşıyacak bir aday var. İstanbullunun, hakkını koruyacak hak ettiği düzeni sağlayacak ve İstanbul’dan başka, hiçbir hesabı olmayacak bir aday var. Artık karşınızda Buğra Kavuncu var.
– Ben de bugün, burada, sizden Buğra kardeşime, oy istiyorum. Artık oylarınız, daha fazla heba olmasın istiyorsanız Buğra kardeşime, ey İstanbul oy istiyorum. Artık alın teriniz, birilerinin ihtirasları uğruna, harcanmasın istiyorsanız Buğra kardeşime, oy istiyorum.
– Artık geleceğiniz, kendisine kariyer kovalayanların peşinde meçhule sürüklenmesin istiyorsanız Buğra kardeşime oy istiyorum.Bugüne kadar, kendimize dair hiçbir hesabımız, hiçbir çıkarımız, hiçbir korkumuz olmadığı için hep harbi durduk hep hasbi çalıştık hep kalbi konuştuk. Bundan sonra da, aynen devam edeceğiz.8
]]>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’deki bütçe maratonunun ardından düzenlenen Grup Toplantısı’nda konuşuyor. Özel, gündemdeki gelişmeleri değerlendiriyor.
– Bu yüce çatının altında ağır bir atmosferde grup toplantısı yapıyoruz. Şehit haberlerini aldıktan sonra Devrim şehidimiz Kubilay’ı andık. Ardından şehit Teğmenimizin ailesine taziye ziyaretinde bulunduk. Bir babanın metaneti ve bizlere söyledikleri bir kez daha böyle bir ülkenin vatandaşı olmanın, kurucu partinin bir mensubu olmanın gururunu yaşadık. Bize ne sorumluluk düştüğünü düşünürken altı şehidimiz daha geldi. Yüreğimiz yandı, böğürümüze taş oturdu, hep beraber bu büyük acıyı yaşadık. Bir yandan kahraman ordumuza, milletimize baş sağlığı dileklerimizi iletti. Biz teröristlerle mücadele her zaman TSK’nın arkasında olduk, olmaya devam edeceğiz.
‘SORULARIMIZI ENDİŞELERİMİZİ SIRALAYACAĞIM’
– Elbette siyasi partiler böyle durumlarda takındıkları sorumluluğun yerine getirmek zorunda. Birileri süreci hasarsız atlamanın hesabı içine girdiler. Biz şehitlerimizi, askerlerimizi düşünürken Ankara’da birileri alışılmış ezberleri tekrar etmekle meşguldüler. Biz askerlerimizin durumunu milletimize anlatılmasını, parti gruplarının bilgilendirilmesini talep etti. Bölgeden çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Sorularımızı, endişelerimizi sıralayacağım.
– 12 vatan evladı hayatını kaybetti. O fotoğraflara bakarak, Twitter’da paylaşarak olmayacaktı. Öncelikle milli yas ilan edilsin. 3 gün bayraklar yarıya indirilsin. Bu ülke bu acıda ortaklaşsın dedik. Ama hiç oralalı olmadılar, hiç bunu hissetmediler. Bu yetkisi Suudi Kralı öldüğünde kullandılar. Bu milletin 12 evladı hayatını kaybettiğinde milli yas ilan edecek bir şey görmüyorlar.
‘ARTIK BAŞKA BİR ŞEYLE KARŞI KARŞIYAYIZ’
– O gün ikinci altı şehidimiz geldiğinde Meclis çalışma halindeydi. O gün de Meclis’e bilgilendirme yapılmadı. Sözü alıp da bu acıda ortaklaşmak ya da bilgilendirme yapmaya bile tenezzül etmediler. Biz artık başka bir şeyle karşı karşıyayız. Bir A4, altına imza bunun altına imza atalım, milli yas ilan etmeyelim, ne yaşanıyor onu anlatmayalım. Ama bir göreviniz var A4’e imza atacaksanız, terörü kınayacağız…
‘İMZA ATMAYACAĞIMIZ’
– Gerekli bilgilendirme yapılmadan sizin sorumluluğunuza ortak olacak hiçbir şeye imza atmayacağız. Kimse şehitlerimiz üzerinden siyaset yapmasın diye A4’ler üzerinde imza koyup, bir sonraki şehit cezasine kadar unutanlarla ortaklaşmadık, bundan sonra da ortaklaşmayacağız.
– ‘CHP’de iktidarla beraber olmalıydık diyenler var’ diye diyenler ya işte baksınlar grup burada. Böyle bir yanıtın bunlara verilmesi gerekiyordu. Zorlu bir döneme giriyoruz. Göğü göğüse mücadeleye giriyoruz. Bu partinin dost ateşi almak dışında bir endişesi yoktur, kimseden korkumuyoruz.
– 1984’ten beri kaç ortak bildiri imzaladık, sonucunda neyi elde ettik? Neyi çözdük? Artık insanlar bu sorunun cevabını istiyor. Artık ne ezbere iktidar ne de ezbere muhalefet. Kirlik hesaplarını iki kez yapsınlar, çünkü yanılacaklar. AKP Sözcüsü ‘Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis’i toplamaya gerek yok’ diyor.
BAHÇELİ’YE ‘HAİN’ YANITI
– Bu askerlerimiz şehit olduğunda CHP Genel Başkanı’nın tiviti (Göstererek) Aynı olay olduğunu Bahçeli dedin ya… PKK’nın adını anmayan bir hain arıyorsan o Recep Tayyip Erdoğan’dır. Öyel bedave siyaset yok artık. Hain arıyorsan burada.
Sorularımız, endişelerimiz var. 20 aydır Pençe Kilit harekatı yapılıyor. Bu operasyonun amacı, hedefi ne? Ulaştıysa niye oradayız, ulaşmadıysa neden? Üs bölgelerinde uygun şekilde tahkimat yok mu? Mehmetçiğin güvenliği için başka tedbirler alınıyor mu? Gözetleme zaafiyetini giderecek ilave tedbirler alınıyor mu?
]]>* “İlk kurulduğumuz heyecanla 6 yılı doldurduk, 7’ye bastık. 6-7 yıl sonra şimdi Türkiye’nin her bir şehrinde, her bir ilçesinde Nevşehir’de olduğu gibi kendi adaylarımızla çıkıp onları kazandırmak, onların şahsında iyi belediyeciliği ve o iyi belediyeciliğin uygulaması sonucunda 2028’de Türkiye’yi yönetmek iddiamızla yine yeniden yola düştük. Biz bu ülkeyi canından çok, istikbalinden çok ve geleceğinden çok sevenleriz.
* Elbette bu ülkenin her bir ferdi, bu ülkeyi, bu milleti canından çok elbette sevmektedir. Biz de onlardan, onların içinden birileriyiz. Şimdi biz büyüklerimizin yaptığı gibi bu ülkenin var kalması, bu ülkenin kadim bir uygarlık olarak ilanihaye, ilelebet bizden sonra, torunlarımızdan sonra, hepimizden sonra da yaşayabilmesi için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirenleriz.”
Bugüne kadar pek çok adım attıklarını belirten Akşener, “Artık onların tekrarına lüzum yoktur. Ama geldiğimiz noktada artık biz, biz olmalıyız. Artık biz kendimiz olmalıyız. Artık biz bu ülkeyi yönetmeye ciddiyetle, inatla ve cesaretle varın demek durumundayız. Aksi takdirde kendimize göre fedakarlık saydığımız, Türkiye için, milletimiz için faydalı olduğuna inanıp attığımız hiçbir adımın esasında sonuç itibariyle Türkiye’nin geleceğinde çok da büyük bir faydası olmadığını gördük” ifadelerini kullandı.
“BURADA ÖZNE ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI DEĞİL”
Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:
* “Bugün Türkiye ucube bir sistemle yönetiliyor. Tek bir kişinin iki dudağının arasında her ne karar alınacaksa bir kişinin kararına bırakılmış bir yönetim anlayışının ne Türk tipi Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ne başkanlık sistemiyle ne de yarı başkanlık sistemiyle hiçbir alakası yoktur. Burada özne Sayın Erdoğan düşmanlığı değildir.
* Sayın Erdoğan bugün ‘Hadi bana eyvallah. Ben yokum kardeşim. Yoruldum gidiyorum’ demiş olsa yerine bu salondan her kimi o sandalyeye oturtursak oturtalım ki her birine kişisel olarak güvenim yiğitliklerine, namuslarına, şereflerine ve dürüstlüklerine kefaletim vardır, inancım vardır. Ama buna rağmen 1 sene sonra gerçekten yoldan çıkarlar.
* Yani şunu söylemek istiyorum her türlü kararı 1 kişinin aldığı herhangi bir tayin, terfi için dahi yapılan bir yanlışlık sebebiyle bir bakanı arasanız o bakanın kendi adına karar veremeyip tekrar cumhurbaşkanlığı makamında her kim varsa onu aradığı ve o insanı yorgunluktan büktükleri bir sistem bu. O sandalyede, o koltukta oturana da yazık, bu ülkenin insanlarına da yazık.”
“DERTLERİNİZİ MECLİS’TE GETİRMEYE KARARLIYIZ”
Asgari ücret konusuna da değinen Akşener, şöyle konuştu:
* “Aranızda emekli maaşıyla geçinen kaç kişi var? Esnaf olan kimler? Şimdi bütün bu arkadaşlarıma baktığım zaman asgari ücretin ne kadar olacağını heyecanla bekliyorsunuz. Ama aldığınız parayla Nevşehir’de bile geçinmeniz mümkün değil. 4 kişilik bir aileyi bir asgari ücretle geçindirmeniz mümkün değil. Hele kiradaysanız hiç mümkün değil ve gıda fiyatlarının son derece artmış olmasının getirdiği bir sonuçla evlerde artık yemek miktarı günde iki öğüne düşmüşken, hele büyükşehirlerde bu iki öğünde son derece azken, çocuklarımız aç ve gelişmek zorluğu çekerken, büyükşehirlerde evlatlarımızda bodurluk başlamışken biz bunları konuşmak yerine lagada, lugada işlerle meşgulsek, ‘sen şucu musun? ben bucu muyum?’ diye konuşuyorsak bu işten millet çırak çıkmış demektir. Biz ısrarla ve inatla sizin dertlerinizi, sizin problemlerinizi Meclis’te dile getirmeye, kanun teklifi vermeye, gerekirse araştırma önergesi, soru önergesi gibi o konuya dikkat çekmeye kararlıyız.”
]]>