Ateş – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Thu, 11 Jul 2024 21:17:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Fırındaki kanlı düellonun iddianamesi iade edildi https://www.foxhaber.com.tr/firindaki-kanli-duellonun-iddianamesi-iade-edildi/ https://www.foxhaber.com.tr/firindaki-kanli-duellonun-iddianamesi-iade-edildi/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:17:05 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8781 Kayseri’de fırında oto yıkamacı Osman Tüşümel’i (61) öldüren ve kendisi de bacağından yaralanan iş yeri sahibi Lütfullah Tüysüz (34) hakkında ‘Kasten öldürme’den müebbet, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve fırında poğaça almak için ablasıyla bekleyen M.T.E.’nin (10) koluna kurşun isabet edip yaralanmasına neden olduğu gerekçesiyle de ‘Olası kastla silahla basit yaralama’dan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. M.T.E.’nin yaralanmasının detaylarının tespiti için ilgili kolluk biriminden bilgi alınması amacıyla dosya iade edilip, söz konusu eksikliklerin de tamamlanması istendi.

Olay, 3 Mart’ta saat 07.00 sıralarında, Melikgazi ilçesi Alpaslan Mahallesi Ünal Sokak’ta meydana geldi. Fırında iş yeri sahibi Lütfullah Tüysüz ile aynı sokakta oto yıkamacı olan Osman Tüşümel arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesiyle taraflar tabancalarını çekip, birbirine ateş etti. Osman Tüşümel hayatını kaybetti, Tüysüz ise bacağından yaralandı.

İhbarla bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Lütfullah Tüysüz, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılırken, Tüşümel’in cenazesi ise Kayseri Devlet Hastanesi’nin morguna götürüldü. Otopsi işlemlerinin ardından Tüşümel toprağa verildi, cinayet şüphelisi Tüysüz ise Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından 13 Mart’ta taburcu edilip sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Öte yandan, silahlı çatışmada fırında poğaça almak için bekleyen ve seken kurşunun koluna isabet etmesiyle yaralanan M.T.E.’nin babası A.E. ve avukatı Umut Taşdemir, Cinayet Büro Amirliği’ne giderek şikayetçi oldu.

OLAY GÜVENLİK KAMERASINDA

Çatışma anı güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntülerde, Osman Tüşümel’in fırına geldiği, bu sırada Lütfullah Tüysüz’ün masada oturduğu görüldü. İçeride dolaşan Tüşümel dışarı çıktı, kısa süre sonra tekrar fırına girip Tüysüz’e doğru yönelip belinden 2 tabanca çıkararak ateş etti. Lütfullah Tüysüz de belinden çıkardığı silahla karşılık verdi. Tüşümel’in aldığı kurşunlarla yere yığıldığı da görüntülerde yer aldı. Bu sırada fırından ekmek alan bir kişinin hızla dışarı doğru kaçtığı görüldü. Görüntülerde, çatışma sırasında fırının giriş kapısının yanında oturan ve poğaça almak için bekleyen abla kardeşin panik yaşadığı, ablanın erkek kardeşine sarılıp, masanın altına saklanmaya çalıştığı anlar yer aldı. Cinayet şüphelisi Tüysüz’ün, Tüşümel yere düştükten sonra cep telefonuyla uğraştığı görüldü.

Lütfullah Tüysüz – Osman Tüşümel

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanıp, iddianame hazırlandı. Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede sanık Lütfullah Tüysüz hakkında, ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’dan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis, fırında bekleyen M.T.E.’nin koluna kurşun isabet ederek yaralanmasına neden olduğu gerekçesiyle de ‘Olası kastla silahla basit yaralama’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.

“CAN HAVLİYLE ATEŞ ETTİM”

İddianamede ifadesine yer verilen Lütfullah Tüysüz, “Osman Tüşümel’i gıyabında tanırdım. Kendisi beni tanımazdı. Olaydan bir gün önce Osman Tüşümel’in oğluyla tartıştık. Olay günü de fırında karşımdaki kişinin silahını çıkarıp ateş edeceğini düşünemedim. 2 silahını görünce kendimi korumak amacıyla can havliyle ateş ettim. Böyle bir şeyin olmasını istemezdim. Üzgünüm. Olayın nasıl olduğunu anlamadım. Şoka girdim. Bacağıma aldığım kurşunlarla ağrı ve yanma hissedince can havliyle silahımı ateşledim. Her şey bir anda oldu. Panik oldum” dedi.

İDDİANAME İADE EDİLDİ

İddianamenin geldiği ağır ceza mahkemesi, fırındaki çatışma sırasında koluna kurşun isabet eden M.T.E.’nin yaralanmasının ateşli silahtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, eğer silah yaralanması ise hangi silahtan çıkan kurşun sonucu yaralandığının tespit edilmesi için ilgili kolluk biriminden bilgi alınmasını isteyerek, dosyayı yeniden Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etti ve söz konusu eksikliklerin tamamlanmasını istedi. Polis, M.T.E.’nin koluna isabet eden kurşunun hangi silahtan çıktığını inceleyecek.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/firindaki-kanli-duellonun-iddianamesi-iade-edildi/feed/ 0
Özel’den ‘Erdoğan’ın CHP içinde karışıklık planı var’ sözlerine yanıt https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-erdoganin-chp-icinde-karisiklik-plani-var-sozlerine-yanit/ https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-erdoganin-chp-icinde-karisiklik-plani-var-sozlerine-yanit/#respond Wed, 10 Jul 2024 09:06:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8750 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 52’nci yılı dolayısıyla Karşıyaka Mezarlığı’nda düzenlenen anma törenine katıldı.

Özel, törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP liderine “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP içinde bir karışıklık planı olduğu” iddiası da soruldu.

TUTUKLU GENERALLERİN DURUMU

Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde generallerle ilgili bir talimatı olup olmadığı sorusu üzerine şunları söyledi:

– İki genel başkan bir görüşme yaptıktan sonra ya ortak bir açıklama yapılır ya da herkes görüşmeyle ilgili kendine ait kısımlar hakkında bilgi verebilir. Diğeri son derece müzakere tekniğine aykırıdır. Ben şöyle dedim, bana böyle dediler dediğinizde, görüşmenin belli seyrini, bundan sonra olabilecek olumlu görüşmeleri engellemiş olursunuz. Ben gazetecilik merakına sonuna kadar saygılıyım ancak bu cevap için muhatap ben değilim. Benim söylemem doğru olmaz. Ben sadece kendimin ne yaptığını söyleyebilirim.

– Biz detaylı bir dosya hazırlamıştık. O dosyayı, Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmede gündemimize aldık, üzerinde konuştuk. Ben bu konuda, önümüzdeki günlerde olumlu gelişmeler olacağını ümit ediyorum, bu ümidimi koruyorum. Dikkatle takip edeceğiz. Belki Sayın Erdoğan bu konuda bir açıklama yaparsa ondan sonra o günle ilgili diğer detaylar aleniyet kazanabilir. Ama benim aksini yapmam müzakere tekniğine uygun bir davranış olmaz.

“BÜYÜK BİR NEZAKETLE MÜZAKERE EDİLDİ” 

– Herkesin içi rahat olsun. Gezi davasında da 28 Şubat davasında da yaşanan hukuksuzluklar ve toplumdaki tüm beklentiler, yani önceden bir gündem hazırladığımızı söylemiştim. O gündem içindeki herhangi bir madde konuşulmadan o toplantıdan ayrılınmadı. O gün de söylemiştim, daha önce söylediğimiz her şey ve daha fazlası toplantıda konuşuldu. Büyük bir nezaket ile karşılıklı müzakere edildi, görüş alışverişi yapıldı. Bizim tarafımızdan belli talepler çok net şekilde dillendirildi. Ben marj içinde kalmak zorundayım.

SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİ 

Özel, Sinan Ateş iddianamesi ile ilgili soru üzerine şöyle konuştu:

– Sinan Ateş iddianamesi le ilgili kapsamlı bir çalışma ve açıklama yapacağız. Ancak iddianame hem aileyi son derece rahatsız etmiştir hem de Türkiye’deki gerçekten adalet isteyen herkesi rahatsız etmiştir. İddianameyi hazırlayan savcının görevi şudur; delilleri toplamak, şahitleri dinlemek, soruşturmayı genişletmek ve en geniş şekilde yargılanma safhası gelmeden önce iddianameyi hazırlamak.

– Kamuoyunun kapsamı savcıdan geniş. Sizler savcıdan daha çok şey biliyorsunuz. İddianamenin özelliği şudur; iddianameyi okuduğunuzda haber yaparsınız. İddianame ile ilgili yapılan haberler, iddianamede bir şey olmadığına yönelik. İddianamede yeni bilgiler yok. Sizlerden birisi eline kalem alsa daha güçlü bir iddianame yazar. Bunu kabul etmemiz mümkün değil.

AYŞE ATEŞ İLE GÖRÜŞECEK 

Bu arada Sayın Ayşe Ateş -Sinan Ateş’in eşi- bizden bir randevu talebi olmuştu. Kendisiyle bugün görüşeceğiz. Kendisinin bu konuyla ilgili topluma mal olan tepkisini biz de sizlerle takip ettik. Onun dışında kendisiyle de görüştükten sonra dah fazla, daha net şeyler söyleme imkanı buluruz.”

ERDOĞAN’IN ZİYARET TARİHİ NET DEĞİL

Erdoğan’ın iade-i ziyaretine ilişkin tarihin netleşip netleşmediği sorusu üzerine Özel, “Bize henüz böyle bir başvuru yapılmadı. Böyle bir talepte bulunulacağını biliyoruz. Tarih netleşince açıklanır” dedi.

“ÖZGÜVENSİZ DÖNEMDEN KALAN MESELELER” 

“Görüşmeden sonra bazı iddialar da ortaya atıldı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın CHP içinde bir karışıklık planı olduğu şeklinde yorumlar yapılıyor. Bu konuda değerlendirmeniz nedir” sorusu üzerine Özel, şu yanıtı verdi:

– 47 yıl seçim kazanamamanın verdiği özgüvensizliği atamamış bazı arkadaşlarımızın değerlendirmeleri. Türkiye’nin birinci partisini, yüzde 38 oy almış bir partiyi, gelecek seçimlerde Türkiye’nin iktidar partisi olmak için canla, başla çalışan ve buna yürekten inanmış kadroların partisini kim karıştırmak isteyebilir, kim komplo teorileriyle bizleri meşgul etmek isteyebilir. Bunlar özgüvensiz dönemden kalan meseleler. Kendimize güvenimiz tam. Kayıt dışı siyasete karşıyız.

– Her şeyi gözlerinizin önünde yapıyoruz, açıklıyoruz, çalışıyoruz. Gayret ediyoruz. Hiç kimse korkmasın. CHP’yi topuyla, tüfeğiyle, tankıyla darbeciler karıştıramadı. Biz her seferinde bazen düştük, hep beraber düştüğümüz yerden kalktık. Şimdi yerdeyken kalkacağına inanan bir parti, tarihinin en önemli çıkışlarından birinde böyle özgüvensiz sorularla, özgüvensiz tartışmalarla kimse kimseyi meşgul etmesin. İşimiz var daha iktidar olacağız.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-erdoganin-chp-icinde-karisiklik-plani-var-sozlerine-yanit/feed/ 0
Katili herkes biliyor https://www.foxhaber.com.tr/katili-herkes-biliyor/ https://www.foxhaber.com.tr/katili-herkes-biliyor/#respond Thu, 23 May 2024 21:31:10 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7603 AYŞE ATEŞ İLE EŞİ SİNAN ATEŞ’İN ODASINDA KONUŞTUK…

 Ayşe Hanım, o güne gidelim, 30 Aralık 2022’ye… Son gördüğünüz gün, nasıl bir gündü, evden nasıl ayrıldı, nasıl vedalaştınız?

Bizim için aslında sıradan bir gündü. Her sabahki gibi, rutin. Büyük kızım bizden daha erken çıkıyor, o çıktı. Sinan uyandı, ben uyandım. Birlikte kahvaltı yaptık. Sinan bizden bir saat sonra çıkıyor. Her sabah olduğu gibi Zeynep’le saklambaç oynadı. Zeynep’i yorganın altına saklar, sonra bana seslenirler, “Annesi Zeynep nerede” diye. Sonra onu buluruz, hep birlikte gülüşürüz. Sonra vedalaştık, Zeynep’e sarıldı, biz çıktık. O gün keşke son bir kez sarılsaydım diye kaldı içimde. Zeynep’e sarıldı, “Hoşça kal” dedim, çıktık evden.

 Sonra telefon mu geldi size?

Okula gittim, saat 14.00 gibi telefonlar geliyor. “Yenge ne yapıyorsun” diye üst üste olunca aramalar anladım bir şey olduğunu. Onunla birlikte vurulan dayısının oğlu Selman yanındaydı, onu aradım. Haliyle açmadı. Yanında bir arkadaşı açtı, “Yenge hastanedeyiz, hastaneye gel, abim vuruldu” diye. O panikle çıktım, hastaneye gittim. Büyük bir kalabalık vardı hastanenin önünde. Anladım zaten.

 Anladım zaten ifadenizi biraz açalım. Siz bir tehlikenin içinde yaşıyorsunuz, tehdit alıyorsunuz, niye tehdit ediliyorsunuz?

Niyesini tehdit edenlere sormak lazım. Niye Sinan’ı kendilerine bir tehdit olarak gördüler, niye nefret ettiler, niye ötekileştirdiler? Niye bu kadar yapının dışına itmeye çalıştılar? Görevi bıraktığından itibaren Ülkü Ocakları mensupları, yöneticileri tarafından sistematik olarak itibarsızlaştırma politikası, tehditler, hakaretler, FETÖ’cülükle, hırsızlıkla suçlandı, tamamen gerçek dışı, hiçbiri ispatlanamamış iftiralar ve tehditlerle yaşadık biz görevi bıraktığından beri.

İSTESE MİLYONER OLURDU

 Birinin ya da birilerinin ayağına mı bastı Sinan Ateş?

Güçlü bir karakterdi. Güçlü bir figürdü, sevilen biriydi. Çok iyi biriydi, mütevazı, dürüst, çalmıyordu, çırpmıyordu. Eline çok fırsat geçti tahmin edeceğiniz gibi. İstese milyoner olurdu ama bizim umrumuzda değildi. Biz huzurlu, mutlu bir hayat yaşamak istedik. Okuyan, yazan, kitleleri arkasından sürükleyebilen bir adam ve tırnak içinde söylüyorum maalesef açığı yok, zaafı yok birileri için. Herhalde kendine rakip mi gördüler, bir gün bir şey olursa bizim önümüzü keser mi dediler artık, siz nasıl yorumlarsanız yorumlayın.

 Sinan Ateş bir ülkücüydü, siz de bir ülkücüsünüz. İdeolojisinden şüpheye düştü mü tehditler sırasında?

Tabii ki, biz bunların içinde nasıl yaşabildik, bu insanlar nasıl bu kadar kötü oldu? Nasıl bu iftiraları atıyorlar. Sanki o Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmamış, o gruba dahil değilmiş de can düşmanlarıymış gibi nasıl davranabiliyorlar diye bunun kırgınlığını, üzgünlüğünü çok yaşadı.

 Hayali neydi, bir siyasi partinin başına geçmek istiyor muydu?

Ya olsa olurdu ama “Şunu olacağım” dediği ne vardı, mesela iyi bir profesör olmak istiyordu. Kızlarımızla, huzurlu, mutlu dünyayı gezmek istiyorduk.

 Nereye gitmek istiyordunuz?

İlk fırsatta bütün dünyayı gezmek istiyorduk, birlikte torunlarımızı sevmek istiyorduk. Birlikte yaşlanmak istiyorduk. Koltuk kaygısı yoktu, isteseydi inanın elde ederdi, o gücü vardı.

KIZARMIŞ EKMEK KOKUSU

 Kitabınızı okuduğumda şu cümlenizden çok etkilenmiştim: “Sevgilim Cennet böyle mi kokuyor” diyordunuz. Kokuyu tarif etmek zordur ama dener misiniz?

Kızlarla bazen oturup ağladığımız oluyor, bazen de oturup Sinan’la yaşadığımız güzel şeyleri konuşuyoruz. Ben üzerini örtmüyorum hiçbir şeyin, yüzleşiyoruz çocuklarımızla. O anda cennet kokusu derken belki bir kızarmış ekmek kokusu, mutlu anlarımızın kokusu. Biz birlikte büyüdük, 25 yaşında evlendik, okul arkadaşıyız. Aynı ideolojiye mensuptuk. Mutlu, huzurlu, mütevazı bir hayatımız vardı.

 Belki ideolojinin kendisine değil ama o ideolojiyi taşıyan insanlara karşı kırgınlığınız var mı?

Var, “Ben insanım” deyip, kendine bu sıfatı layık görüp de bu işe ses çıkarmamak, bilip de hiçbir şey söylememek, sanki hiçbir şey olmamış gibi yapmaları… Bir insan öldürüldü İpek Hanım. Hiçbir şey olmamış gibi davranmaları çok incitti. Ama şu anda geldiğim noktada hiç kimseden hiçbir şey beklemiyorum, sadece olması gereken olsun, adalet yerini bulsun.

KÜÇÜK KIZIM ÇOK KORKUYOR

 Adalet yerini bulacak mı sizce?

Ben inanıyorum. Bir tarafı eksik kalacak. Bakın kayınpederim adaleti beklerken vefat etti. Bir taraftan benim için şu çok önemli. Kızlarıma “Babanızın katili yakalandı, cezaevinde” diyebilmek istiyorum. Çocuklarım korkmadan uyumaya başlasın istiyorum.

 Korkuyorlar mı?

Özellikle küçük kızım çok korkuyor. Arabaya bindiğimizde ilk söylediği şey, “Anne kapıları kilitle.” Geceleri cam kenarına geçemiyor. Karanlıkta mutfağa gidip su içemiyor. Dedesi vefat ettiğinde ilk söylediği şey, “Anne sen de ölecek misin” oldu.

 Kızınız Zeynep Banuçiçek, yazdığınız kitapta hakim olup, adaleti sağlayacağını söylüyor. Ergenekon ve Balyoz mağdurlarının çocuklarıyla çok sık söyleşi yaptım. Bir çoğunda hak ve hukukun peşinden koşmak niyetini gördüm, hukukçu olmak istiyorlardı. Şimdi Zeynep Banuçiçek…

Evet, kızım Zeynep Banuçiçek hakim olmak istiyor. Maalesef her şeye maruz kaldılar. Her şey onların gözünün önünde oldu. Ne kadar görmesinler, duymasınlar diye çabalasam da internet var ve ellerinin altında. Siz ne biliyorsanız, ben ne biliyorsam çocuklarım da aynı şeyleri gördüler. Bir televizyonu açıyorlar, babaları…

HER KÖTÜLÜĞÜ BEKLERİM

 Öfkeliler mi?

İlk başta çok öfkelilerdi. Şimdi biraz daha sakinleştiler. Belki de bana yansıtmıyorlar, çünkü benim üzülmemi hiç istemiyorlar.

 Peki siz korkuyor musunuz?

İpek Hanım Sinan’ı güpegündüz, Ankara’nın en işlek, AKP Genel Merkezi’ne birkaç kilometre mesafede herkesin ortasında öldürdüler. Nasıl bir cesaret, bu güveni nereden alıyorlar? Bu kadar kendilerine güveniyorlarsa, bu kadar cesurlarsa ben bu insanlardan her türlü kötülüğü beklerim. Bunun vermiş olduğu korku elbette var.

 Size koruma verdiler mi?

Hayır, yok.

 Kimse size koruma tahsis etmeyi teklif etti mi?

Hayır.

ŞEREFLİ HAKİMLER GÖREVİNİ YAPSIN

 Tabii ki burada ‘katili siz biliyor musunuz’ diye sorsam cevap vermeyeceksiniz, ama aranızda bunu konuşuyor musunuz?

Bence katili herkes biliyor. Bunu bu devletin, şerefli, namuslu hakimleri, savcıları, polisleri görevini hakkıyla yerine getirecek, ben başka kimseden bir şey beklemiyorum. Kimseden bana yandaşlık yapmasını da istemiyorum. Herkes görevini hakkıyla yerine getirsin, onlar söylesin. Ben kim olduklarını biliyorum, ama somut olarak delilleri gösteremem. Bunu ortaya koyacak olan kurumlar, kişiler, şahıslar var. Hatta benim bilmediklerimi de bulsunlar ve ortaya koysunlar.

 Ne olursa bu olay aydınlanır?

Bazı dengeler değişirse…

 Sinan Ateş cinayeti siyasetin yüksek sesle konuşulan bir tür pazarlık konusu mu?

Yapmasınlar. Bir insanın hayatı, benim yavrularımın korkuları siyasi pazarlık konusu olmamalı.

Ayşe Ateş ile eşinin ofisinde buluştuk. Duvardaki tablo Sinan Ateş’in atlara sevgisinin göstergesi.

BİR TÜRLÜ TELEFON ŞİFRESİ KIRILAMIYOR NEDENSE?

 1 yıl 3 ay oldu, hâlâ neden iddianame yok?

Tabii ki tedirginliklerimiz var. Sürekli yapılan savcı değişiklikleri söz konusu. Savcı görevden alındı, izne gönderildi vs. Bunlar bizim kafamızı karıştırdı. Dosya gizli, inanın biz de sizin bildiğiniz kadar biliyoruz. Kimse bizimle bir şey paylaşmıyor. Oradan buradan duyduklarımızı da dikkate almıyoruz açıkçası. Ben biraz da gerçekçi bir insanım. Somut bir şeylerin önümüze konulmasını istiyoruz. Dedikodularla bir yere varılamayacağını düşünüyorum. Tedirginliğimiz var mı, çok büyük tedirginliğimiz var. Bu kadar sessizlik, iddianamenin bu kadar uzun zamandır çıkmaması, “Acaba deliller karartılacak mı” hissi uyandırıyor. Serdar Öktem hastalanıp, hastaneye götürülünce üst düzey bir yöneticiyle görüştüğü iddiası var. Bunlar tabii ki duyduğumuzda tedirgin ediyor. Serdar Öktem, bu davada kilit isim. Efendim bir türlü telefonundaki şifre kırılamıyor, ne hikmetse.

Sayın cumhurbaşkanı bu vebalin altına girmeyecektir

 Sinan Ateş’in içinden çıktığı camia sessiz, en çok eleştirilen bu. Sinan Bey’in babası Musa Ateş, ölmeden evladının arkasından şu soruları sormuş, siz de kitabınıza almıştınız “Ben devletimiz için gazi oldum. Ülkü Ocakları Genel Başkanı’nı kim, hangi cesaretle şehit edebilir?” diye isyan etti adeta. Soruları vardı, “Ülkücüler buna nasıl sessiz kalabilir? Peki devletimiz nerede? Neden Sinan’ı vurdurtanlar tutuklanmıyor, bu kadar insanı bir torbacının bir araya getirdiğine devletimiz inanıyor mu” diyor. Bunlar aslında hepinizin cevabını bildiği sorular mı Ayşe Hanım?

Bu soruları ben de çok sordum. Ben artık bu yükü taşıyamıyorum. Omuzlarımda ağır bir yük var. Ben devletimi yanımda görmek istiyorum. Ama ben Sayın Cumhurbaşkanımızın bunu reva göreceğini zannetmiyorum. Mutlaka benim çağrıma cevap verecek. Bu vebalin altına gireceğini düşünmüyorum.

 Aile olarak neden yardımı sayın Cumhurbaşkanından bekliyorsunuz. Hiç MHP demiyorsunuz?

Benim muhatabım Sayın Cumhurbaşkanı. Bu devleti şahsı yönetiyor. Onun iradesiyle yapılması gerekenlerin yapılacağını düşünüyorum. MHP’den hiçbir cevap da beklemiyorum, hiçbir şey beklemiyorum.

 Bir kesim bu kadar insanı bir torbacının bir araya getirmesine inanılmasını bekliyor, siz hiç inandınız mı?

Aklı kiraya verilmiş, uyumuş bir kesim evet. Benim inanmam mümkün mü, akıl dışı.. 8-10 yaşındaki çocuk bile güler. Katilleri eskortluk yaparak buraya polisler getiriyor, eğitim alıyorlar, profesyonel katil oldukları çok belli. Gayet öldürme amaçlı ateş ediyorlar. Siyasi uzantıları var, bu siyasi bir cinayet çok açık. Ülkü Ocakları Genel Başkanı’nı güpegündüz sokak ortasında öldürmeye kim, nasıl cesaret eder, sorgulanması gereken bu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/katili-herkes-biliyor/feed/ 0
Mafya babası cinayetinde karar… https://www.foxhaber.com.tr/mafya-babasi-cinayetinde-karar/ https://www.foxhaber.com.tr/mafya-babasi-cinayetinde-karar/#respond Fri, 17 May 2024 21:54:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7400 Serik ilçesi Boğazkent Mahallesi’ndeki 5 yıldızlı otelin alakart restoranında, 20 Ağustos 2020’de gece yarısı Azerbaycanlı silahlı suç örgütü lideri ‘Nazır Azizoğlu’ kimliğini kullanan ‘Lotu Guli’ lakaplı Nadir Salifov, yakın adamlarından Khagan Zeynalov tarafından tabancayla başına 2 el ateş edilerek öldürüldü.

Salifov’un adamlarının karşı ateş açmasıyla yaralanan Khagan Zeynalov, otelden çıkıp kendisini bekleyen Amir Hamidli’nin kullandığı kiralık otomobille kaçtı. İhbarla olay yerine gelen sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye götürülen Salifov, yaşamını yitirdi. 

‘KASTEN ÖLDÜRME’ SUÇUNDAN TUTUKLANDILAR

Antalya İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin araştırmasında, şüphelilerin kaçtığı otomobilin Denizli’de olduğu tespit edildi. Şüpheliler Khagan Zeynalov ve Amir Hamidli, Denizli polisinin yol uygulamasında yakalandı. Otomobildeki aramada şüphelilerle birlikte tabanca ve bıçak ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelilerden Khagan Zeynalov yaralı olduğu için hastaneye götürülüp tedavi ettirildi. Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen şüpheliler, işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları sulh ceza hakimliği tarafından ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

ROVSHAN CANIYEV CİNAYETİNİN İNTİKAMI

Olayda öldürülen Nadir Salifov’un, ‘Lotu Guli’ lakabıyla tanınan Azerbaycanlı silahlı suç örgütü lideri olması ve cinayetin organize şekilde örgütlü işlenmiş olabileceğini değerlendiren Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı, dosyanın ‘yetkisizlik’ kararıyla kendilerine gönderilmesini istedi. Bu taleple dosya, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. 

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı araştırmada, olayın 18 Ağustos 2016’da Beşiktaş’ta öldürülen ‘Lenkaranski’ lakaplı Rovshan Canıyev cinayetinin intikamını almak amacıyla işlendiği belirlendi. 

Azerbaycan uyruklu Khagan Zeynalov ve Amir Hamidli ile Ali Movlamlı, Cemal Hasanov (31), Jafar Alizada (41), Khanımnisa Mammadova (34), Namiq Janiyev (52), Resul Gasanov, Umid Najafov (34), Cemil Keleş (47), Erkan Aşan (37) ve avukat N.A.’nın (54) olayla ilgili olduğu değerlendirmesiyle İstanbul ve Erzurum’da operasyonlar düzenlendi.

Operasyonlarda Ali Movlamlı, Resul Gasanov, Umid Najafov, Cemil Keleş, Erkan Aşan ve avukat N.A. gözaltına alındı. Avukat N.A. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, diğer şüpheliler tutuklandı. Cemal Hasanov, Jafar Alizada, Khanımnisa Mammadova, Namiq Janiyev hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı.

SAVCI 8 SANIĞA AĞIRLAŞTIRILMIŞ ÖMÜR BOYU HAPİS İSTEDİ

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianame, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. 

Yapılan incelemenin ardından cinayetin Antalya’nın Serik ilçesinde işlendiği belirtilerek, ‘yetkisizlik’ kararıyla dosya, Manavgat Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 

Manavgat 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden yargılama sürecinde savcı, sanıklar Ali Movlamlı, Amir Hamidli, Cemil Keleş, Erkan Aşan, Khagan Zeynalov, Resul Gasanov, Umid Najafov ve N.A. hakkında ‘tasarlayarak öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası verilmesini talep etti.

‘ONUNLA SADECE ARKADAŞLIK YAPTIM’

Khagan Zeynalov, Amir Hamidli, Ali Movlamlı ve Resul Gasanov’un tutukluluğunun devam ettiği, diğer sanıkların ise süreçteki davalarda serbest bırakıldığı dosyaya ilişkin karar duruşması Manavgat 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Khagan Zeynalov ve Amir Hamidli ile bazı sanık avukatları salonda hazır bulurken, diğer sanıklar ve avukatlar bulundukları illerden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı. 

Duruşmada savcının esas hakkındaki görüşüne karşı ifade veren sanık Khagan Zeynalov, Nadir Salifov’u öldürmediğini öne sürdü. ‘Lotu Guli’ lakaplı Nadir Salifov’la Kiev’de düzenlenen bir dövüşün ardından tanıştığını, ilk başlarda onun mafya lideri olduğunu bilmediğini, 20 yaşındayken bu durumu öğrendiğini anlatan Zeynalov, “Lotu’nun suçlarını biliyordum ama onun suçlarına katılmadım. Onunla sadece arkadaşlık yaptım” dedi. 

Nadir Salifov’un 2018 yılında kendisini Moskova’dan Katar’ın başkenti Doha’ya çağırdığını söyleyen Khagan Zeynalov, Doha’dan sonra ayrı uçaklarla aynı tarihte Türkiye’ye gelip Bodrum’da buluştuklarını belirtti. Tatil yaptıktan sonra kendisinin Moskova’ya döndüğünü dile getiren Zeynalov, daha sonraki buluşmalarında Nadir Salifov’un kendisinden Moskova’da bir iş insanını kaçırmasını istediğini, ancak bunu kabul etmediğini söyledi.

‘SİLAHIMI ÇIKARIP ATEŞ ETTİM’

2020 yılı temmuz ayı sonunda Nadir Salifov’un kendisini Moskova’dan Antalya’ya çağırdığını anlatan Zeynalov, “Önce İstanbul’a geldim. Bir otelde 1 hafta kaldım. Ardından Antalya Boğazkent’teki otele gittim. Olaydan önce otelde Amir Hamidli’yle konuştuk. Otomobil kiraladığını ve 19’unda İstanbul’a gidip teslim edeceğini söyledi. Birlikte gitmeyi teklif ettim, kabul etti” dedi.

Olay günü odasından eşyalarını toplayıp, restorana indiğini anlatan Zeynalov, “Nadir, burada birileriyle konuşuyordu. Yanlarına gittim. Benden Moskova’daki iş insanını kaçırmamı istedi. Ben kabul etmeyince bana hakaret etti. Ben de ona hakaret edince adamları bana saldırdı. Beni yumrukladılar, ben de onlara yumruk atınca silahlarını çekip ateş ettiler. Bunun üzerine ben de silahımı çıkarıp ateş ettim. Ama benim ateş ettiğim tarafta Nadir Salifov yoktu. Sonra kaçmaya başladım. Kaçarken ardımdan yine ateş ettiler. Bu sırada bir kurşun belime isabet etti” dedi. 

‘ÖLDÜĞÜNÜ POLİSLERDEN ÖĞRENDİM’

Bu sırada dışarıda bekleyen Amir Hamidli’nin otomobiline bindiğini anlatan Zeynalov, “Amir bana ‘Ne oldu?’ dedi. Ben de ‘Guli beni vurdu, beni öldürecekler, hemen sür’ dedim. Amir yoldayken hastaneye gitmeyi teklif etti, kabul etmedim. Antalya’nın dışına çıktık, Amir arabayı yolun kenarına park edip, yarama tampon yaptı. Sonra Denizli’ye geldik, bizi polis ekipleri durdurdu ve yaralı olduğumu görünce ambulans çağırdılar” diye konuştu. Zeynalov, “Bizi Denizli’den Antalya’ya getirdiler. Ben Guli’nin öldüğünü oradaki polislerden öğrendim” dedi.

‘KARDEŞİ ÖLDÜRTTÜ, BİZE DE KUMPAS KURDU’

Zeynalov, “Yaptığım araştırmaya göre, Guli’yi kardeşi Müşfik Salifov öldürttü. Guli’nin düşmanlarıyla 10 milyon dolara anlaştı. Bize de kumpas kurdu” diye konuştu. Nadir Salifov’un öldürülmesi karşılığında 4 milyon dolar aldığı iddiasına karşı çıkan Khagan Zeynalov, “Ben 1 günlük özgürlüğümü 100 milyon dolara değişmem, ki benim ailem varlıklıdır. Hiçbir zaman para problemim olmadı. Bu olayda suçsuzum ve beraatımı istiyorum” dedi.

Diğer sanık Amir Hamidli ise olayla ilgisi olmadığını söyleyerek, “Böyle bir olayın içinde olacak olsam neden kendi adımla otomobil kiralayayım ve güvenlik kameralarının olduğu bir yerde Khagan Zeynalov’u bekleyeyim” dedi. Amir Hamidli suçlamaları kabul etmeyerek beraat talep etti.

Mahkeme heyeti, sanıklar Khagan Zeynalov ve Amir Hamidli’ye ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ile ‘ateşli silahlar kanununa muhalefet’ suçundan 2 yıl 2’şer ay hapis ve 5’er bin lira adli para cezası; Ali Movlamlı ile Resul Gasanov’a ise ‘tasarlayarak kasten öldürme suçuna yardım etmek’ten 12 yıl 6’şar ay hapis cezası verdi. 

Tutuksuz yargılanan Cemil Keleş, Erkan Aşan, Umid Najafov ve N.A. hakkında ise beraat kararı verildi. Olayla ilgili aranan ve henüz yakalanamayan Jafar Alizade, Namig Janiyev, Khanımnisa Mammadova ve Camal Hasanov’un dosyaları ise ayrıldı. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mafya-babasi-cinayetinde-karar/feed/ 0
Son kez eğlenmeye gittiği mekanın sahibini öldürdü, işte istenen ceza https://www.foxhaber.com.tr/son-kez-eglenmeye-gittigi-mekanin-sahibini-oldurdu-iste-istenen-ceza/ https://www.foxhaber.com.tr/son-kez-eglenmeye-gittigi-mekanin-sahibini-oldurdu-iste-istenen-ceza/#respond Fri, 03 May 2024 21:12:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6869 Bursa’da 19 Haziran 2023 saat 03.30 sıralarında gece kulübü işletmecisi Arif Akcan’a, Dikçeşme Sokak’tan yürüyerek Altıparmak Caddesi’ne çıktığı sırada yanına yaklaşan 16 AVC 039 plakalı otomobilden ateş açıldı.

Otomobil olay yerinden uzaklaşırken, vücuduna 4 kurşun isabet eden Arif Akcan, yere yığıldı. Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye sevk edilen ambulansla Çekirge Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Akcan, kurtarılamadı.

CİNAYETTEN 2 GÜN SONRA YAKALANDI

Olayla ilgili çalışma başlatan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, çevredeki güvenlik kameralarını inceledi, görgü tanıklarının ifadelerine başvurdu.

Araştırmada, otomobili kullananın Can Sır, ateş eden kişinin ise İlker Karagöz olduğu tespit edildi. Şüphelilerden Can Sır, 1 gün sonra Yıldırım ilçesi Bursa-Ankara kara yolunda yürürken, İlker Karagöz ise cinayetten 2 gün sonra, kaçtığı İnegöl’de ana yoldaki ağaçlıkta yakalanıp gözaltına alındı.

Sır ile Karagöz, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı.

CİNAYETİ İTİRAF ETTİ

Birçok suçtan kaydı bulunan ve cinayeti itiraf eden İlker Karagöz’ün, alkollü haldeyken tartışma çıkardığı gerekçesiyle Akcan’ın, İnegöl ilçesindeki mekandan çıkarıldığını, bu nedenle onu Bursa’ya kadar takip edip, öldürdüğünü söylediği öğrenildi.

Ayrıca saldırı, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Akcan’ın, yolda yürürken arkasından gelen otomobilden ateş açıldığı ve yere yığıldığı görüldü.

Haklarında Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu sanıklar İlker Karagöz ve Can Sır’ın yargılanmasına devam edilirken, Cumhuriyet savcısı, her 2 tutuklu sanık hakkında mütalaasını açıkladı. Karagöz ve Sır’ın ömür boyu hapsi istendi.

Mütalaaya itiraz eden İlker Karagöz, olayın yaşandığı tarihte Arif Akcan’ın İnegöl ilçesinde işlettiği eğlence mekanından, gürültü yaptığı gerekçesiyle çıkarıldığını söyleyerek, “Arif Akcan’ın işlettiği içkili mekana, arkadaşlarımla eğlenmek için gitmiştim. Burada gürültü yaptığım gerekçesiyle bizimle tartıştılar ve bizi yaralayıp dışarı attılar. İş yerinden çıktıktan sonra, iş yerinin önünde Arif Akcan ile de tartıştık. Biz daha sonra oradan ayrıldık” dedi.

“CEBİMDE HOBİ AMAÇLI SİLAH TAŞIYORDUM”

Karagöz, mekandan çıkarıldıktan sonra başka yere eğlenmek için gittiğinde tesadüfen Arif Akcan’ı yolda gördüğünü ve kendisine 4 el ateş ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Benim Arif Akcan’ın iş yerine gittiğimde, üzerimde hobi amaçlı taşıdığım tabancam bulunuyordu. Olay yerinden ayrıldıktan sonra, başka bir eğlence mekanında arkadaşım Can ile tesadüfen karşılaştık.

Ben başka bir suçtan cezaevine gireceğim için, son kez eğlenmek amacıyla o gece dışarıda vakit geçiriyordum. İnegöl’deki eğlence mekanları çok kalabalık olduğu için Bursa’ya gitmek istedim.

Eğlenmeye giderken tesadüfen Arif Akcan’ı, Altıparmak Caddesi’nde gördüm. Can’a silahı göstermeden, arabadan Akcan’a kızdığım için ateş ettim. Ailem var, çocuklarım mağdur oldu. Maddi durumumu göz önünde bulundurmanızı talep ediyorum ve tahliyemi istiyorum.”

“1 SENEDİR SUÇSUZ YERE HAPİS YATIYORUM”

Olay günü İlker Karagöz’ün içinde bulunduğu aracı kullanan Can Sır ise Arif Akcan ile aralarındaki husumetten haberi olmadığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“İnegöl’de eğlence mekanları kalabalık olduğu için, İlker’in yönlendirmesi ile Bursa’ya gitme kararı aldık. Birlikte Altıparmak Caddesi’nde seyir halindeyken, İlker bana aracı yavaşlatmam gerektiğini söyledi.

Ben de gireceğimiz mekana geldiğimizi düşünerek yavaşladım. O anda İlker Karagöz’de silah olduğunu fark etmemiştim. İlker, bir anda cebindeki silahı çıkartarak rastgele ateş açtı.

Olayın şoku ile kime neden ateş ettiğini anlamadım. İlker aracımı İnegöl’e sürmemi ve kimseye bir şey söylemememi istedi. Korkudan eve gittim ve sonra yakalandım. 1 senedir hapiste yatıyorum. Suçsuzum beraatimi istiyorum.”

Mahkeme heyeti, duruşmayı karar vermek için erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/son-kez-eglenmeye-gittigi-mekanin-sahibini-oldurdu-iste-istenen-ceza/feed/ 0
9 kişinin öldüğü arazi vahşetinde kan donduran detaylar https://www.foxhaber.com.tr/9-kisinin-oldugu-arazi-vahsetinde-kan-donduran-detaylar/ https://www.foxhaber.com.tr/9-kisinin-oldugu-arazi-vahsetinde-kan-donduran-detaylar/#respond Sat, 24 Feb 2024 21:00:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3845 Dehşete düşüren olay, 15 Haziran 2023 sabahı, Bismil ilçesi kırsal Serçeler Mahallesi’nde meydana geldi. Alyamaç ve Taş aileleri arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan tartışma, silahlı kavgaya dönüştü.

Taş ailesinden Orhan Taş, Serhat Taş, Halil Taş ve Mehmet Can Taş ile Alyamaç ailesinden Mehmet Emin Alyamaç, Selim Alyamaç, Muhammed Alyamaç, Yunus Alyamaç ve Ömer Alyamaç hayatını kaybetti, yaralanan Ahmet Alyamaç ve M.A. ise hastanede tedaviye alındı.

Olaydan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11’i tutuklu, 11’i firari toplam 31 şüpheli hakkında hazırladığı 151 sayfalık iddianame 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianamede, 31 sanıktan 26’sı hakkında ‘Tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan 5’er kez ağırlaştırılmış müebbet, kavgaya müdahale eden güvenlik güçlerine yönelik açılan ateş nedeniyle de ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 117’şer yıldan 180 yıla kadar, 5 sanık hakkında ise ‘Tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 338’er yıldan 530 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

‘YAKINIMA, AYAK DİPLERİMİZE, TRAKTÖRÜN CAMLARINA İSABET EDİYORDU’

İddianamede şüpheliler ve sanıkların yanı sıra olaya ilk müdahale eden ve üzerlerine ateş edilen 9 jandarma personelinden O.A., Y.A., M.Ç., A.Ç., A.A., M.R.Y., S.S., İ.A., ve F.S.’nin ifadelerine de yer verildi.

Olay yerine vardıklarında yaşadıklarını anlatan M.R.Y., şöyle konuştu:

-Rampa yukarı 10 metre ilerledik. Yanımda Y.A. vardı. O sırada A.A. aracı stop ediyordu.

-Karşılaştığım manzara; tankerin lastiğine Muhammed Alyamaç, oturur vaziyette pantolonu kanlı bir şekilde yaslanıyordu, Şahin Alyamaç isimli üstü çıplak şahsı tankerin arka kısmına ayakta yaslanır halde gördüm. Boş arazide yerde sırtüstü uzanan ve bilinci kapalı gözleri açık vaziyette yatan kişinin ismini sonradan Ömer Alyamaç olarak öğrendim.

-Şahin Alyamaç’ın oğulları olan Barış ve Ferat Alyamaç isimli kardeşler de ağabeyleri Muhammed’in yanında bizi görünce bağırarak yardım istemeye başladılar. ‘Üzerimize ateş açıldı’ dediler.

-Bu şahısların üzerlerinde silah ve delici kesici alet görmedim. A.A. ve Y.A. ile 2 traktörün arasında yerde yatan Ömer Alyamaç isimli şahsın yanına gittik. Şahsın nabzını ben kontrol ettim, nabız olduğunu ve kalp atışı duyduğumu Y.A.’ya bildirdim.

-Karakol komutanımız A.A.’ya talimat verdi, makam aracını çekip yaralıları tahliye etmemizi söyledi. Aracı yukarı çıkarmayı başardı.

-Yaralı Ömer Alyamaç’ı çekerek alacağımız esnada yukarı tepelerden üzerimize ateş açıldı ve ben öndeki traktörün arkasına siper aldım.

-Siper aldığım traktörün alt ve yan kısmında 20 civarı boş kovan ve 2 Kalaşnikof şarjörü gördüm. Ateşin tepe bölgelerde geldiğini anladım. Ancak tepe bölgesini gözetlediğimde kimse göremiyordum. İsabet almadım ancak yakınıma, ayak diplerime ve traktörün camlarına isabet ediyordu.

-Mevzi değiştirmeye karar verdim. Makam aracının yanına Muhammed Alyamaç ve Barış Alyamaç siper aldı.

-Ben daha sonra makam aracına yakın olan beton kuyuya koştum. Yanıma Şahin Alyamaç geliyordu.

-Onu çekerek siper almasını sağladım. Ateş devam ediyordu ancak halen göremiyordum ve göremediğimden dolayı karşılık veremedim.

-Başımızın üzerinden mermiler geçiyordu, seslerini duyabiliyordum. Üstümüze ateş açan kişi ve kişileri görmedim ancak yakalanmaları halinde kendilerinden şikayetçiyim.

‘DUR, JANDARMA’ DEMEME RAĞMEN ÜZERİMİZE ATEŞ EDİLDİ’

O.A. da ihbarla olay yerine gittiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

-Bir anda üzerimize ateş edilmeye başlandı. Asker Y.A., yaralıların olduğu bilgisini verdi.

-Bunun üzerine traktörlerin sağ tarafında bulunan tepeye doğru korumalarımla birlikte koşarak çıkmaya başladık. Bu sırada üzerimize yoğun şekilde ateş edilmeye devam edildi. Çok yakınımızdan geçen mermiler oldu.

-Personellerime mevzi almalarını emrettim, yerde hareketsiz yatan bir şahsı, hücum yeleği ve omzunda askı kayışıyla asılı uzun namlulu silahı olan şahsın sürükleyerek geriye doğru uzaklaştırdığını gördüm.

-Bu sırada ‘Dur, jandarma’ diyerek şahısların teslim olmalarını söyledim. Şahsın yanına doğru hareket etmeye başladığım esnada üzerime tekrar ateş edilmeye başlandı.

-Kendimi yan tarafa doğru atarak siper aldım, siper aldığım yerin üzerine mermiler isabet etti. Personellerden S.S.’nin ateş etmek için kalktığı sırada üzerine gelen ateşten korunmak maksadıyla kendini yan tarafa attığında yamaç aşağı doğru sürüklendiğini gördüm.

-Ona yakın olan F.S.’nin ivedi bir şekilde silah arkadaşının vurulduğunu düşünerek yanına koşmasını emrettim. Ben de direkt ateşin geldiği yöne doğru ateş ettim. Bir süre sonra gözetlemek için kafamı kaldırdım. Tepe üzerinde hareketsiz yatan birden fazla kişinin olduğunu gördüm.

-Yaklaşık 200 metre ileride ambulansın olduğunu, onun yanında yeşil tonlarında bir araç olduğunu gördüm. Bu sırada tekrar üzerimize doğru 1-2 el ateş açıldı.

-Tekrar mevzi aldım bir süre sonra kafamı tekrar kaldırdığımda ambulans ve yanındaki araç oradan ayrılmıştı.

-Personeller ile ivedi bir şekilde hareketsiz yatan şahısların yanına himayeli bir şekilde yaklaştık, personelim S.S.’ye şahısların nabızlarını kontrol ettirdim, diğer personelim F.S.’ye de 112’yi arayarak olay yerine ambulans istemesini söyledim.

‘TAKİP ETTİĞİMİZ ARAÇTAN BİZE ATEŞ EDİLDİ’

M.Ç. de olay yerinde araçtan indikten sonra kendilerine doğru hakim tepeden ateş edildiğini fark ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

-Yerde sırtüstü yatan bir şahıs vardı. Hareketsiz olarak yatıyordu ve Ahmet Alyamaç isimli şahıs, bu şahsa bakarak bana ‘öldü’ dedi ve ağlıyordu.

-Ahmet Alyamaç’ın elinde silah görmedim. Arka yere dolandığımda beyaz renkli aracın içerisinde bazı şahısların bindiğini gördüm.

-Yaklaşık olarak 200-250 metre mesafedeydi. Arazide beyaz araçla yaklaşık olarak 10-15 dakika kovalamaca yaşadık. Arazide ekinlerin içinde çok hızlı bir şekilde gidiyordu. Önümüzde bulunan aracın sol arka kapısı açılarak bize doğru ateş edildi.

-Yanımda bulunan A.Ç.’nin tarafından da aracın bulunduğu istikamete doğru havaya ve 10-15 el ateş edildi ama şahıslar durmuyordu.

-Aracın içinde en az 3 kişi olduğunu düşünüyorum. Araç ekinlerin içinde çok hızlı ilerliyordu, ben arkasındaydım. Aracın 2 kere hızdan hakimiyetini kaybettim ama geri topladım.

-Şahıslar bölgeyi ve araziyi bildikleri için biçilmemiş arazinin içinde çok hızlı gidiyordu. Ben mesafeyi kapatamadım. Şahıs Serçeler Mahallesi mevkisine doğru gitti. Kastel tarafına döndüm ancak aracı bulamadık.

-112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradım aracın bilgilerini verdim. Kaçması sebebiyle yol kontrolünde yakalanması için bilgileri verdim.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/9-kisinin-oldugu-arazi-vahsetinde-kan-donduran-detaylar/feed/ 0
Türkiye’nin konuştuğu tekel bayi saldırısı davası başladı: Öldürme kastımız yoktu https://www.foxhaber.com.tr/turkiyenin-konustugu-tekel-bayi-saldirisi-davasi-basladi-oldurme-kastimiz-yoktu/ https://www.foxhaber.com.tr/turkiyenin-konustugu-tekel-bayi-saldirisi-davasi-basladi-oldurme-kastimiz-yoktu/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:00:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3776 İstanbul Esenyurt’ta 2 kişinin hayatını kaybettiği tekel bayi saldırısıyla ilgili 10 sanığın yargılanmasına başlandı. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses Görüntülü ve Bilişim Sistemi(SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Duşmaya tutuksuz sanık Adem Kılıç, Ercan Topçu, Hüsamettin Ahmetoğlu, şikayetçi Cantürk Erzen ve taraf avukatları katıldı.

“OĞLUMUN VURULDUĞUNU DÜŞÜNEREK…”

Tutuklu sanıklardan Tarık Özer savunmasında, şunları söyledi:

“Cantürk Erzen’i 2015 yılından beri tanıyorum. Kendisiyle ticari ilişkim ve arkadaşlığımız vardır. Olaydan 3-4 ay önce 70 bin ton demir aldılar. Karşılığında çek verdiler. Çeklerden birini ödediler diğerini ödemediler. 625 bin liralık çek için ödeme emri gönderttim.

Olay günü şirketimden marinaya gittim. Orada kardeşim murat ve arkadaşlarım geldi. Akşam saatlerinde Cantürk Erzen sosyal medya hesabından benim gönderdiğim ödeme emrini paylaşarak küfürlü sözler söylemiş. Bende kardeşim Murar Özer’e gösterdim bu paylaşımı.

Sonra kalktık kardeşimle birlikte giderken çevremizden arkadaşlarımız aradı Cantürk Erzen’in paylaşımlarını söylediler. Ben de onu takmadığımı söyledim. Oturduğumuz sitenin önüne geldiğimizde gelen telefonlar artınca bizde Cantürk Erzen’i bu paylaşımları kaldırması için kardeşim Murat aradı.

Cantürk telefonu açmadı dönüşte yapmadı. Tekel bayiisinde olduğunu düşünerek gidip konuşmak istedik. Tekel bayiisine girince 3 kişi vardı. Yunus ve Yusuf Erzen’i tanıyordum. Batuhan Bayındır’ı tanımıyordum. Servet bizimle gelmedi. Kim haber verdi onu da bilmiyorum.

Paylaşımları görüp gelmiş olabilir. Biz Yunus Emre’ye babasını sorduk oda ‘ne yapacaksın babamı’ diye karşılık verdi. Kardeşim Murat’ta ‘baban bize hakaret etmiş çağır gelsin konuşalım’ dedi. Sonra kardeşimle Yunus Emre Erzen sürtüşmeye başladı.

Ben de Batuhan Bayındır’la Yusuf Erzen’i kavganın büyümemesi için kollarımı açarak engelledim. Ben sırtım dönükken silah sesi duydum. Oğlumda ‘baba baba’ diye bağırınca kardeşimin vurulduğunu gördüm yerdeki kanlardan.

Oğlumun seslenişini duyunca oğlumun vurulduğunu düşünerek o anki halle hedef alarak ayağından vurmak istedim. Yunus Emre’nin silahını bırakması için ayaklarından vurmak için ateş ettim.”

“DOLAPLARA ATEŞ ETTİM”

“Yusuf Erzen eli belinde üzerime doğru gelince 2-3 el bacağına doğru ateş ettim” diyen Tarık Özer savunmasının devamında ise şunları kaydetti:

“Tekrar döndüğümde elindeki silahı bırakmayınca ben tekrar ayağına bir el ateş ettim. Sonra kardeşim beni tutup dışarı çıkartırken arkamızdan ateş etmesinler diye rast gele dolaplara ateş ettim.

Benim orada öldürme kastım yoktur, ben kardeşimi ve oğlumu korumak için ateş ettim. Kardeşimi tedavi için hastaneye bıraktık. Sonra eve gidip üstümü değiştirmek için arkadaşım Adem evime yakın bir yere bıraktı.

Büyükçekmece’deki eve geçtim, oraya oğlum Azat geldi. Oğlumla orada teslim olmak için konuştuk. Rast gele bir binanın önünde birinden telefonu istedim polisi aradım kendimi ihbar ettim. Polisler geldi bizi götürdü sonrada tutuklandık.

Ben silahımı olay günü arabada bırakmıştım. Ben oraya gidip öldürme yaralama kastım yoktu. Olay bir anda kendiliğinden gelişti. Oğlumun ve kardeşimin öldürüldüğünü düşünerek o anki korku ve panikle haraket ettim. Benim Yunus Emre Erzen’i öldürme kastım yoktu.

Batuhan Bayındır olay anında yere düştü. Bayındır, Yunus Erzen’le karşı karşıyaydı. Yunus’un yere düştüğü anla Batuhan’ın yere düştüğü an aynıdır. Benim Batuhan’ın ölümüyle alakam yoktur. Batuhan’ın Yunus’un silahından çıkan kurşunla öldüğünü düşünüyorum.

Bayındır ailesiyle ailem tarafından görüşme yapıldığını, arabuluculuk süreci yürütüldüğünü biliyorum. Ailem de Bayındır ailesiyle uzlaştıklarını, helalleştiklerini söylediler”

“VERDİĞİ ÇEKLER KARŞILIKSIZ ÇIKTI”

Sanıklardan Murat Özer ise savunmasında şu ifadelere yer verdi:

“Ben Cantürk Erzen’i 2009 yılından beri tanırım. Bir husumetim yoktur. 2022 yılına kadar ilişkimiz devam etmiştir. Benim yaptırdığım bir binanın işlerini de kardeşimle aynı sektörde olmalarına rağmen Cantürk’e verdim.

Cantürk’le kardeşim arasında bir demir ticareti olmuş benim haberim yoktu bundan. Kardeşime 1 milyon 300 bin liralık çek vermiş Cantür. Bunlardan birini vermiş diğer çeki ödememiş. Kardeşimde diğer çekin ödenmesi için oğlunu ve kendisini aramış.

Ben olay günü Marina’da otururken Cantürk abimin ona gönderdiği evrakı paylaşarak küfürler etmiş. Kardeşim bana gösterince şaşırdım. Cantürk’ün telefon numarasını sildim ve marinadan kalkarak evime geldim.

Abimle aynı sitede oturuyoruz. Abimin de arkamdan siteye geldiğini gördüm. Bu durumu konuştuk, ‘yarın sabah daha detaylı konuşalım’ dedim. Sonra Cantürk Erzen’i aradım ama açmadı.

Abim de Cantürk’ün tekel bayiisinde olabileceğini söyledi. Ben isteksiz olmama rağmen abim tek gitmesin diye beraber gittik. Biz uzlaşı sağlamak için oraya gittik. Yolda giderken Azad Özer’in dürümcüde olduğunu öğrenince onu da aldık giderken. Yolda Servet Özer’i aradım paylaşımlardan bahsettim. Servet Özer’i ben gelmesi için aramadım teklifte bulunmadım.

ekel bayine gittiğimizde içerde 3 kişi vardı. Yunus Emre Erzen’i tanıyordum. Yunus Emre’yle samimi bir ilişkimiz vardı. Yunus Emre içeri girince tavırlı, agresif cevaplar verince bir de gözüyle arada silahına bakıyordu. Alkol bardağını gördüm. Ben kendisinin bize ateş edeceğini düşündüm.

ELİNİ TUTMASAM BENİ VURACAKTI

Sonra Yunus Emre’nin omzuna elimi koyarak babanı çağır dedim bana sert ve kinayeli cevap vererek elimi itekledi. O sırada silahı alıp bizi vuracaktı. Ben kendi ruhsatlı silahım vardı. Benim Yunus Emre’ye zarar verme isteğim yoktu. Orada tesadüfen elime geçen şişeyle kafasına vurdum ona engel olmak için.

Yunus Emre’ye engel olamadım, silahını tutmasam beni vuracaktı. Yunus Emre yerde bir kaç kez ateş etti. Ben abimin olay yerinde ateş ettiğini bile bilmiyordum. Silahının olup olmadığınıda bilmiyordum. İzlediğim görüntülerde Azat beni korumaya geliyor, Azat istese benim silahımı alıp vurabilirdi ama zarar vermek istemedi.

Abim silah kullanmayan insan o an benim ve oğlunun vurulduğu düşüncesiyle panikle ateş ediyor. Ben engel olmaya çalıştım dışarı çıktık. Hastaneye gittim.

“OLAYDA BİZİM MAĞDUR OLMAMIZ GEREKİRKEN ŞİMDİ BURDAYIZ”

İddianamede kan gütmeden bahsedilmiş. Biz kan gütmedik. Onların düğününe cenazesine gittik. Bizim olayda öldürme kastımız yoktu. Olayda bizim mağdur olmamız gerekirken şimdi burdayız. Olay günü ayağım kırılsaydı oraya gitmeseydim. Keşke Cantürk o küfürleri paylaşmasaydı” ifadelerini kullandı.

Duruşma diğer sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İDDİANAMEDEN

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede 28 Temmuz 2023’de saat 23.30 sıralarından meydana gelen tartışma ve ateşli silahla ateş edilmesi sonucunda Yunus Emre Erzen ve Batuhan Bayındır’ın hayatını kaybettiği anlatıldı. Olay günü şüpheli Murat Özer ve Tarık Özer’in, Cantürk Erzen aleyhinde avukatları aracılığıyla icra takibi başlatması üzerine Cantürk Erzen’in şüpheliler Samet Özer, Murat Özer ve Tarık Özer’e yönelik yaptığı paylaşımda, “Lan şerefsizler ben paranızı mı? Vermedim bana dava açıyorsunuz. Beni bu saatten sonra siz öldürürsünüz bu da yapabilirsenizö yazdığı kaydedildi. Paylaşım sonrasında Murat Özer, Tarık Özer, Azat Özer ve Servet Özer ile birlikte Cantürk Erzen’i aramak için Tekel bayine gittiği anlatıldı. Şüphelilerinin Tekel bayine gittiğinde dükkan içerisinde Yunus Emre Erzen, Yusuf Erzen ve iki ailenin husumeti ile alakası olmayan Batuhan Bayındırın olduğu kaydedildi. Şüphelilerin Cantürk Erzen ile görüşmek istediği, Yunus Emre Erzen’in ise babasını çağırmak istememesi nedeniyle tartışmanın başladığı fezlekede yer aldı. Sözlü tartışma esnasında Yunus Emre Erzen’in kasanın altında bulunan silahı alarak Murat Özer’in ayaklarına iki el ateş ettiği, daha sonrasında silahlı olayın meydana geldiği kaydedildi. Olay sonrasında Yunus Emre Erzen ve Batuhan Bayındır’ın hastanede hayatını kaybettikleri belirtildi. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda Yunus Emre Erzen’in vücudunda 9 adet mermi girişi olduğu, Batuhan Bayındır’ın vücudunda ise 2 adet mermi girişi olduğu yer aldı.

“ERKEKSEN DÜKKANA GEL PARANI AL”

Fezlekede Batuhan Bayındır’ın ailesinin maddi ve manevi tazminatlarını aldıkları gerekçesiyle şikayetinden vazgeçtiği ancak Yunus Emre Erzen’in ailesinin şikayetinin devam ettiği anlatıldı. Fezlekede bilgi sahibi olarak beyanı alınan Tarık Özer’in eşi Yadigar Özer, eşinin demir tüccarı olduğunu ve 20 gün önce ticaret yaptığı bir kişinin çekini ödemediği, bu nedenden dolayı icraya verdiği, bu kişinin whatsapp’dan hakaret içerikli paylaşımlar yaptığını, “Erkeksen dükkana gel paranı al” şeklinde mesaj attığını söyledi.

SULH YAPMAK İÇİN GİTTİK

Şüpheli Murat Özer’in savunmasında özetle, müşteki Cantürk Erzen’in ağabeyi Tarık Özer’e borcunu ödememesi üzerine Tarık’ın Cantürk’ü icraya verdiğini, bu sebeple olay günü Cantürk Erzen’in Whatsapp’tan hakaret içerikli durum paylaşımı yaptığını, kendilerinin de sulh yapmak için Cantürk Erzen ile konuşmak istediklerini söyledi.

Özer savunmasının devamında Tekel bayisinde Yunus Emre Erzen’in agresif şekilde davranması üzerine sakinleşmesi için elini omzuna koyduğunu, Yunus Emre’nin elini ittiğini ve kasanın altındaki silaha yöneldiğini, bunun üzerine silahı almaması için kendisini engellemek için Yunus Emre’yi ittiğini ve kafasına içki şişesiyle vurduğunu, Yunus Emre’nin kasanın altından silahı alarak kendisinin ayaklarına doğru 3-4 kez ateş ettiğini ancak 2 kurşunun ayağına isabet ettiğini, diğer şüphelilerin kendisine yardım etmek ve Yunus Emre’yi engellemek için müdahale ettiklerini, olayda kendi silahını kullanmadığını ifade etti.

SANIKLAR İÇİN İSTENEN CEZALAR

İddianamede, tutuklu sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in, Yunus Emre Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Batuhan Bayındır’a yönelik “kasten öldürme” suçundan müebbet, Yusuf Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. Sanıkların ayrıca, “kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak” suçundan 6’şar aydan 3’er yıla kadar, “ruhsatsız silah bulundurmakö suçundan da 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

İddianamede, tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Erdal Adıyaman, Ercan Topcu, Vedat Erkin, Nimetullah Özer, Hüsamettin Ahmetoğlu’nun da “suçluyu kayırma” suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları gerektiği belirtildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turkiyenin-konustugu-tekel-bayi-saldirisi-davasi-basladi-oldurme-kastimiz-yoktu/feed/ 0
9 kişi ölmüştü… Arazi katliamında tüyler ürperten ayrıntılar https://www.foxhaber.com.tr/9-kisi-olmustu-arazi-katliaminda-tuyler-urperten-ayrintilar/ https://www.foxhaber.com.tr/9-kisi-olmustu-arazi-katliaminda-tuyler-urperten-ayrintilar/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:18:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3692 Diyarbakır’ın Bismil İlçesine bağlı Serçeler Köyünde 15 Haziran 2023 günü arazi anlaşmazlığı nedeniyle kalaşnikof tüfeklerle birbirlerini tarayarak 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan katliamla ilgili soruşturma tamamlandı.

İddianamede, olayı gerçekleştiren Taş ve Alyamaç ailelerine mensup 31 kişi hakkında birden fazla kişiye karşı tasarlayarak kasten öldürme suçunu işledikleri gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi.

Sanıkların tarlada birbirlerine karşı vahim nitelikli silahlarla gerçekleştirdiği saldırıda Halil, Orhan, Serhat ve Mehmet Can Taş ile Mehmet Emin, Mehmet Selim, Ömer, Yunus ve Muhammet Alyamaç’ın öldürüldükleri bildirildi.

YARALILARA YARDIMA GELEN JANDARMAYI TARAMIŞLAR

Katliamdan hemen sonra olay yerine giden jandarma timlerine de yaralılara müdahale etmeyi engellemek için araziye hakim olup silahlı kontrolü sağlayarak güvenlik güçlerine de ateş açtıkları kaydedildi.

Yaralılara yardım ve ilk müdahale edildiği sırada arazinin hakim tepelerine yerleşen faillerin jandarma timlerine kesintisiz yoğun yaylım ateşi açtıkları, jandarma timlerinin tüm uyarılarına rağmen siren ve tepe lambalarını açan jandarmaya ait resmi araçlara ve timlere yoğun ateş açmaya devam ettikleri ifade edildi. Yerde yatan ölü ve yaralıların güvenli bir bölgeye taşınmak istediği sırada tepelere yerleşen faillerin seri atışa devam ettikleri vurgulandı.

“ARAZİDEKİ PATİKA YOLLARDAN KAÇTILAR”

İddianamede, olay yerindeki bir traktör ile pulluğun arkasına siper alan timleri gören saldırganların bu kez yoğun biçimde traktörü yaylım ateşine tuttukları ifade edildi. Jandarma timlerinin kafalarının üzerinden birbiri ardına kalaşnikof mermilerinin geçtiği ve timlerin ölü ve yaralılara müdahalesini geciktirdikleri bildirildi.

Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen bir araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi. Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 6 cesedin hastaneye kaldırıldığı, bunlar arasında yaralı olanlardan 3’ünün de daha sonra hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.

İddianamede, ölü ve yaralılara müdahale etmek için olay yerine giden ve saldırıya uğrayan jandarma timi ile mağdur-sanıkların da ifadelerine ayrıntılı yer verildi. Dehşet anını anlatan timler, kaçan saldırganları da fotoğraflarından teşhis ettiler. Otopsi raporlarında ise katliamın boyutu yer aldı. Ölü muayenesi yapılan cesetlerin topuklarından, kafa ve vücutlarına kadar mermi çekirdeği olduğu bildirildi. Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu belirtildi.

AMBULANS KAMERASINA YAKALANDILAR

İddianamede, sanıkların katliam öncesi ve sonrasında araç içinde ve açık arazide yüzleri poşu ile ellerinde kalaşnikof tüfeklerle biçilmemiş buğday tarlasında yürürken ve güvenlik güçlerinin yaralılara müdahalesini engellemek için araçlara ve jandarma timlerine rastgele ateş açtıklarını gösteren fotoğraflar da delil olarak yer aldı. Bu fotoğrafların bir kısmının sanıklar üzerinde, bir kısmının da ambulansa ve olay yerine giden güvenlik güçlerine ait araçların kamera görüntülerinden alındığı bildirildi.

“AİLENİN İLERİ GELENLERİ KIŞKIRTIP AZMETTİRDİ”

İddianamede, geçmişte de anlaşmazlık nedeniyle mahkemelik olan arazinin büyüklüğü ve maddi değerinin yüksek olması, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı nedeniyle aileler arasında husumet başladığı ve devamında 9 kişinin öldüğü olayın yaşanmasıyla noktalandığı vurgulandı. Taş ailesinden maddi gücü olan ve aynı zamanda eski muhtar olan Behçet Taş’ın, Alyamaç ailesinden ise Mehmet Selim ile Ahmet Alyamaç’ın aile meclisinde söz sahibi oldukları kaydedildi.

AİLEYİ ÖLDÜRMEK İÇİN YANGIN ÇIKARIP ARAZİYE ÇEKMİŞLER

Muhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi.

Taş ailesinin uzun namlulu silah ve tam teçhizat ekipmanlarla olay yerine çatışma amacıyla gidildiği belirtilen iddianamede, amaçlarının Alyamaç ailesinin mülkiyetinde bulunan araziyi ateşe vererek Alyamaç ailesini araziye çekmeye çalışarak katliamın fitilini ateşledikleri vurgulandı. Çıkan yangını görünce söndürmek amacıyla olay yerine giden Alyamaç ailesinin tarlaya gittiklerini gören Taş ailesi ve akrabalarının daha sonra birbirleriyle yoğun telefon trafiğine girerek olay yerine uzun namlulu silahlarla gitme şeklini planladıkları ifade edildi.

“PALA” YOĞUN SİLAH KULLANDI

Yangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine mevzi ve siper alarak organize biçimde ateş açtıkları ve karşılıklı çatışmada Alyamaç ailesinden 5, Taş ailesinden 4 olmak üzere 9 kişinin öldüğü kaydedildi. Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından da aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın bizzat traktör üzerinde bulunan Alyamaç ailesine yoğun ateş açıldığı bildirildi.

Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçeler’dekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın da yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi.

“AİLE MECLİSİ KARAR ALDI”

Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine de muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin de kendi aralarında karar aldıkları belirtildi.

KIYAFETLERİ TANDIRDA YAKMIŞLAR

Behçet Taş’ın gözlerinin görmediği için her yere oğlu Aziz ile birlikte gittiği ve Aziz’in de katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurtdışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı. Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi.

Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen, cenaze ve yaralılara almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları da tespit edilerek bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu.

SAVCIDAN AİLE MECLİSİ DEĞERLENDİRMESİ

İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi. Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığının altı çizildi.

Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde bir hak edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi. Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde, katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi.

MAHKEME NAKİL İSTEDİ

Sanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi. İddianameyi kabul eden Ağır Ceza Mahkemesi ise, taraflar arasında husumetin devam etmesi nedeniyle davanın güvenlik gerekçesiyle naklini talep etti. Davanın Diyarbakır’da görülmesinin güvenlik açısından sakıncalı olacağı gerekçesiyle başka bir ilde görülmesi için Valilikten nakil talebinde bulunuldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/9-kisi-olmustu-arazi-katliaminda-tuyler-urperten-ayrintilar/feed/ 0
Rica üzerine cinayet işledi, beraatını istedi https://www.foxhaber.com.tr/rica-uzerine-cinayet-isledi-beraatini-istedi/ https://www.foxhaber.com.tr/rica-uzerine-cinayet-isledi-beraatini-istedi/#respond Wed, 14 Feb 2024 09:42:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3370 Bursa’da gerçekleşen olay, 2022 yılının aralık ayında Nilüfer ilçesi Çamlıca Mahallesi’nde meydana geldi. Şükrü Karakaya, arkadaşları Cuma Toktaş (25), Gaye K. (29) ve Ayhan Aydın’ın (29) da içinde olduğu 34 BZK 339 plakalı otomobille Lefkoşe Caddesi’nde Bülent K.’nin işlettiği kulübün önüne geldi.

Otomobili gece kulübünün karşısına park eden Karakaya, yanındaki tabancayla mekana kurşun yağdırdı. Bu sırada güvenlik kulübesinde oturan kulübün şoförü Murat Kayalı, kapıda bekleyen iş yeri çalışanları Mehmet Cengiz (44) ve Zülfü Eren (38), ağır yaralandı. Şüpheliler kaçarken, yaralılar hastanelere kaldırıldı. Göğsüne mermi isabet eden Kayalı, kurtarılamadı. Murat Kayalı’nın eski polis memuru olduğu ve 10 yıl önce görevinden istifa ettiği öğrenildi.

ESKİ SEVGİLİYE TEHDİT

Çalışma başlatan polis, eski çalışanlarından Gaye K.’nin, iş yeri sahibi Bülent K. ile daha önce ilişki yaşadığını, ardından da Ayhan Aydın ile birlikte olduğunu tespit etti. Bu nedenle Bülent K. ile Ayhan Aydın arasında husumet oluştuğu, Gaye K.’nin daha önce de Bülent K.’yi iş yerini kurşunlamakla tehdit ettiği belirlendi. Gaye K. ile Ayhan Aydın’ın azmettirmesiyle Cuma Toktaş ile Şükrü Karakaya’nın gece kulübüne ateş açtıkları ortaya çıktı.

4 ŞÜPHELİDEN 3’Ü TUTUKLANDI

Polis, Gaye K., Şükrü Karakaya, Cuma Toktaş ile Ayhan Aydın’ı yakalayıp, gözaltına aldı. 3 şüpheli ‘kasten öldürmek’ ve ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlarından tutuklanırken, ‘cinayete azmettirmek’ ile suçlanan Gaye K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma sonrası iddianame hazırlandı. İddianamede, Şükrü Karakaya, Cuma Toktaş ve Ayhan Aydın hakkında müebbet, Gaye K. hakkında 25 yıla kadar hapis cezası istendi.

‘ARKADAŞIMIN RİCASINI KIRAMADIM’

Bursa 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında savunma yapan Şükrü Karakaya, arkadaşının ricasını kıramadığını belirterek, “Olay akşamı, Ayhan ve Cuma ile birlikte alkol aldım. Otomobille giderken Ayhan, bana gece kulübünde birileriyle tartıştığını söyleyip, ‘Senden o gece kulübüne ateş etmeni istiyorum’ dedi. Önce şaka yapıyor sandım. Alkolün de etkisiyle onu kıramayıp, gazinoya rastgele ateş ettim. Ardından Ayhan evine giderken ben de Cuma ile bir başka gazinoya eğlenmeye gittim. Burada kurşun yağdırdığım gece kulübünde 1 kişinin ölüp, 2 kişinin yaralandığını duydum. Ardından ben de eve gittim. Daha sonra da polisler gelip, beni evden aldı. Üzgünüm, pişmanım. Tahliyemi istiyorum” dedi.

Ayhan Aydın ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddedip, Şükrü Karakaya’nın kendi özel sorunları nedeniyle gazinoya giderek ateş ettiğini söyledi.

TUTUKLU SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Cuma Toktaş da “Hakim Bey, benim hiçbir şeyden haberim yok. Birlikte alkol aldık. Otomobilin arkasında uyurken silah seslerini duydum. Çok korktum. Masumum, tahliyemi istiyorum” diye konuştu.

Gaye K. ise olay günü başka gazinoda çalıştığını, konuyla ilgisi olmadığını belirterek, “Yaşananları daha sonra öğrendim. Beraatimi istiyorum” dedi.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti, Cuma Toktaş’ın tahliyesine karar verdi.

‘HAVAYA RASTGELE ATEŞ ETTİM’

Davada son olarak savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, Gaye K.’nin üzerine atılı suçu işlediğine dair kesin delil bulunmadığını belirtip, beraatini istedi. Şükrü Karakaya için de ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan da 15’er yıldan 30’ar yıla kadar hapis cezası istendi. Cuma Toktaş ile Aydın Ayhan’ın ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 30’ar yıl hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Sanıklar mütalaaya itiraz ederken, Şükrü Karakaya, “Havaya rastgele ateş ettim. Yakalanınca 1 kişiyi öldürüp, 2 kişiyi yaraladığımı öğrendim. Beraatimi istiyorum” dedi. Karakaya’nın avukatı Hakan Gündoğdu da müvekkilinin ‘bilinçli taksirle öldürme’ ya da ‘olası kasıtla öldürme’ suçundan yargılanması gerektiğini belirterek, “Mekanın dış aydınlatmalarının tamamı kapalı. Bu haliyle mekanın o saatte açık olduğunun ve içeride birilerinin olabileceğinin müvekkilim tarafından bilinmesi mümkün değildir” diye konuştu. Mahkeme heyeti, beraat talepleri reddedip, duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/rica-uzerine-cinayet-isledi-beraatini-istedi/feed/ 0
Cinayetten yargılanıyordu avukatın savunması ipten aldı https://www.foxhaber.com.tr/cinayetten-yargilaniyordu-avukatin-savunmasi-ipten-aldi/ https://www.foxhaber.com.tr/cinayetten-yargilaniyordu-avukatin-savunmasi-ipten-aldi/#respond Sun, 07 Jan 2024 09:18:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1995 Nilüfer ilçesi Barış Mahallesi’ndeki gece kulübüne 9 Ağustos 2022’de eğlenmeye gelen Caner Yaşa (29) ile Yusuf A. (38), saat 04.30 sıralarında taşkınlık yaptıkları gerekçesiyle işletmeci M.S. ve güvenlik görevlileri tarafından dışarı çıkarıldı.

Dışarıda görevlilerle tartışıp, olay yerinden ayrılan Caner Yaşa ve Yusuf A., durumu arkadaşları Veysel Karani Karakaş (27), Aytaç Yaşa (36) ve Güven Yaşa’ya (27) söyledi. Bunun üzerine Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa kendilerine ait otomobile binip, kulübe gitti.

Dışarıda bekleyen şüpheliler, mekanın kapanmasının ardından patronunun otomobilini almaya gelen Emir Çelik’e ateş edip, kaçtı. Yaralanan ve özel bir hastaneye kaldırılan Çelik, kurtarılamadı.

İZMİR’DE YAKALANDILAR

Soruşturma kapsamında Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerini izleyip, cinayette kullanılan otomobilin sahibinin Caner Yaşa olduğunu tespit etti.

Polis, Caner Yaşa ile arkadaşı Yusuf A.’yı gözaltına aldı. Şüphelilerin sorgularında Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa’nın arkadaşları oldukları, olayın ardından Yıldırım ilçesinde bir araya geldikleri, yanlarına da Yusuf Çelik (26), D.Ç. (33), H.M. (30), Y.S. (34), A.İ.yi (38) yardım için çağırdıkları öğrenildi.

Ekipler, söz konusu 5 şüpheliyi de gözaltına aldı. Bu kişiler ise ifadelerinde Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa’ya İzmir’e kaçmaları için yardım ettiklerini ve aracı da sakladıklarını itiraf etti.

Şüphelilerin İzmir’de S.T.’ye (37) ait bağ evinde saklandığı belirlendi. Ekipler, cinayetten 3 gün sonra 12 Ağustos’ta düzenledikleri operasyon ile Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa ile saklanmalarına yardım ettiği belirlenen S.T.’yi gözaltına alıp, Bursa’ya getirdi.

Gözaltına altına alınan 11 şüpheliden 7’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Aytaç Yaşa, Güven Yaşa, Veysel Karani Karakaş ve Yusuf Çelik tutuklandı.

OLAY ANI GÜVENLİK KAMERASINDA

Öte yandan olay, güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, şüphelilerin otomobille gelip hareket halinde ateş açtıkları, Emir Çelik’i vurdukları ve olay yerinden kaçtıkları görüldü. Görüntülerde olay yerinde bir de minibüs olduğu tespit edildi.

Otomobilden açılan ateşle Emir Çelik’in vurulduğu sırada, minibüsten de ateş açıldığı kamera görüntülerine yansıyınca, ateş açan kişinin Emir Çelik’in amcasının oğlu olan İ.Ç. olduğu belirlendi.

CİNAYETTEN 5 AY SONRA GÖZALTINA ALINDI

Olaydan 2 ay sonra bir yaralama olayına karışan İ.Ç., kuzeni Emir Çelik’in olay günü kullandığı silahtan çıkan kurşunla öldürülmüş olma ihtimali üzerine, cinayetten 5 ay sonra ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla gözaltına alındı.

İfadesinin ardından İ.Ç., serbest bırakıldı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 4’ü tutuklu, 12 sanık hakkında Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. 4’ü tutuklu 8 sanığın ‘tasarlayarak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 3 sanığın ‘suçluyu kayırma’, ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçlamasıyla 5 yıla kadar hapis, dosyaya sonradan dahil edilen ve iddianamede ‘müşteki şüpheli’ olarak yer alan maktulün kuzeni tutuksuz sanık İ.Ç.’nin ise ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla müebbet hapsi istendi.

AVUKAT, 2 FARKLI GÜVENLİK KAMERASINI BİRLEŞTİRDİ

Bursa 4üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 5’inci celsesinde, tutuksuz sanık İ.Ç.’nin avukatı Sedat Gülen’in yaptığı savunma davanın seyrini değiştirdi. Olay yerinde 2 aracın bulunması ve Emir Çelik’in hangi araçtan açılan ateşle öldüğünün tespiti için cinayet anına ilişkin 2 farklı güvenlik kamerasını birleştiren Gülen, olay yerinde yaptığı canlandırmayı mahkemeye sundu.

Ateş açıldığı anda Emir Çelik’in, kuzeni İ.Ç.’nin içinde olduğu minibüse binmeye çalıştığını belirten Gülen, yaptığı canlandırmada aradaki mesafeyi metre ile ölçtü.

Emir Çelik ile İ.Ç. arasındaki mesafenin 30 santim olduğuna dikkat çeken Gülen, polis ve dosyayı hazırlayan savcının iddiasının, Emir Çelik’in, İ.Ç.’nin silahından çıkan kurşunla öldüğü yönünde olduğuna, bu durumda Emir Çelik’in yakın atış mesafesinden ölmüş olması gerektiğine dikkat çekti.

MAKTULÜN KIYAFETLERİNİN ADLİ TIP’A GÖNDERİLMESİNİ İSTEDİ

Yakın mesafeden açılan ateşle ölen bir kişinin üzerinde barut izi ve atış artığı olacağını söyleyen avukat Gülen, Emir Çelik’in öldüğü zaman üzerinde olan kıyafetlerin kriminal inceleme için Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini istedi.

Gülen’in, atış mesafesinin hesaplanması yönündeki talebi üzerine, Çelik’in öldüğü anda üzerinde olan kıyafetleri kriminal incelemeye gönderildi. İncelemede Emir Çelik’in kıyafetinde atış artığı bulunmadığı ve uzak atış mesafesi ile öldürüldüğü tespit edildi. Bu rapor üzerine savcı, karar duruşmasında mahkemeye sunduğu esas hakkındaki mütalaasında tutuksuz sanık İ.Ç.’nin beraatini istedi.

KARARDA ‘TİŞÖRT’ DETAYI

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçunu sabit gördüğü sanıklara 10 ay ile 27 yıl arasında hapis cezası verirken, ‘kasten öldürmek’ suçundan müebbet hapsi istenen İ.Ç.’nin, ‘maktulün tişörtüyle ilgili tanzim edilen Adli Tıp Kurumu raporu ve mahkumiyetini gerektiren her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği’nden beraatine karar verdi.

İ.Ç., ‘ruhsatsız silah taşımak’ ve ‘delilleri yok etmek’ suçundan ise toplam 20 ay hapse çarptırıldı. İ.Ç.’nin bu cezası da ertelendi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cinayetten-yargilaniyordu-avukatin-savunmasi-ipten-aldi/feed/ 0
Havalı tüfekle mahalledeki kedileri öldüren cani tutuklandı https://www.foxhaber.com.tr/havali-tufekle-mahalledeki-kedileri-olduren-cani-tutuklandi/ https://www.foxhaber.com.tr/havali-tufekle-mahalledeki-kedileri-olduren-cani-tutuklandi/#respond Wed, 03 Jan 2024 21:00:45 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1845 Ankara’nın Çankaya ilçesi Ertuğrulgazi Mahallesi’nde yaşayan Ayşe D. ve Seçil P, bakımını üstlendikleri kedilerinden bazılarının rahatsızlanması üzerine hayvanları veteriner kliniğine götürdü. Burada tedavi edilen kedilerin vücutlarında havalı tüfek mermisi bulundu.

Tedavi sırasında hamile olan kedilerden biri yavrularıyla birlikte hayatını kaybederken, hayvansever kadınlar hayvanların durumuna ilişkin Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Patoloji bölümünden rapor aldı.

Bu sırada hayvansever kadınlar, komşuları D.D.’den mahalledeki başka hayvanlara da bir binanın balkonundan havalı tüfekle ateş edildiğini öğrendi.

Kadınların olaya ilişkin suç duyurusunda bulunduğu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla harekete geçen emniyet ekipleri, hakkında görgü tanıklarının beyanı bulunan Ömer Ayhan A.’yı gözaltına aldı. Şüphelinin evinde hayvanların üzerinde çıkan mermilerin atıldığı değerlendirilen havalı tüfek ve tabanca bulundu.

“ÇOK GÜRÜLTÜ YAPIYORLARDI”

Emniyetteki işlemlerinin ardından Ankara Adliyesine sevk edilen şüpheli Ömer Ayhan A. savcılık ifadesinde, mahalledeki hayvanların çok gürültü yaptığını, bu yüzden zaman zaman havaya ateş açtığını öne sürdü.

Ömer Ayhan A, “Bu hayvanlar tarafından saldırıya uğradım. Genelde korkutmak amacıyla havaya doğru ateş ettim. Bazen yere doğru ateş ettiğim de olmuştur ancak kesinlikle nişan almadım. Aleyhimdeki beyanları kabul etmiyorum. Serbest bırakılmayı talep ederim.” ifadelerini kullandı.

“TANIĞA BASKI YAPABİLİR”

Ömer Ayhan A, savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusu sonucunda tutuklandı.
Tutuklama kararında şüphelinin beyanının hayatın olağan akışına uygun olmadığı belirtildi. Şüphelinin, hayvanların yaşam haklarını insancıl olmayan muamele ile kısıtladığı eyleminin tekrar eder mahiyette olduğu ve pişmanlık göstermediği ifade edilen kararda, şüphelinin eylemi neticesinde vahim sonuçlar meydana geldiği vurgulandı.

Sahipsiz hayvanların yaşam haklarına dikkat çekilen kararda, şüphelinin beyanı alınan tanığa baskı girişiminde bulunabileceği belirtildi. Mevcut aşamada tutuklama tedbirinin ölçülü olacağı, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı kaydedilen kararda, bu sebeplerle şüphelinin tutuklanmasına karar verildiği bildirildi.

“MAHALLEDE DEDEKTİF GİBİ İZ SÜRDÜK”

Müşteki avukatı Gülendam Bakıcı Yalçınkaya, bir aydır mahallede sokak hayvanlarının yaralanmalarının sebebini araştırdığını söyledi. Mahallece dedektif gibi iz sürdüklerini anlatan Yalçınkaya, şunları kaydetti:

“En başta kedilerin kendi aralarında kavga ettiğini zannettik, ancak gün geçtikçe yaralanan kedi sayısı arttı. Ardından apar topar müvekkillerimle kedileri veterinere götürdük. 8 kedimiz yaralandı, 4 kedimiz öldü.

Bir süre sonra aynı mahallede bulunan bir kişinin balkona çıkıp rastgele sokak hayvanlarına ateş ettiğini öğrendik. Karakola gittik, savcının talimatıyla delil toplanmaya başladı. Ardından sokak hayvanlarına ateş açan kişinin müvekkillerimin evinin karşısında oturan şüpheli olduğunu öğrendik.”

Şüphelinin gözaltına alındığında suçlamayı kabul etmediğini belirten Yalçınkaya, tutuklanan şüphelinin “Ben nasıl olsa çıkacağım, mahallede bir tane hayvan bırakmayacağım.” dediğini savundu.

Yalçınkaya, “Bu tarz insanların rehabilite edilmesi gerekiyor. Bir insan savunmasız kedileri nasıl öldürür? Kedilerin gürültü yaptığını öne sürerek, havaya ateş açtığını söylemesi bile akla ziyan bir durumdur. Bu şahsa verilecek ceza umarım Türkiye’de emsal niteliğinde olur.” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/havali-tufekle-mahalledeki-kedileri-olduren-cani-tutuklandi/feed/ 0
Devrim Şehidi Kubilay 93. ölüm yıldönümünde anılıyor https://www.foxhaber.com.tr/devrim-sehidi-kubilay-93-olum-yildonumunde-aniliyor/ https://www.foxhaber.com.tr/devrim-sehidi-kubilay-93-olum-yildonumunde-aniliyor/#respond Sat, 23 Dec 2023 09:21:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1382 Cumhuriyet tarihimizin en acı olaylarından biri 23 Aralık 1930 günü, İzmir’in Menemen ilçesinde yaşandı. Menemen olayları sırasında gericiler tarafından öldürülen Menemen şehidi Kubilay, acı olayın 93. yılında anılıyor.

DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY KİMDİR? MENEMEN OLAYI NEDİR?

Tam adıyla Mustafa Fehmi Kubilay, 1930 yılında Menemen’de yedek subay sıfatıyla askerlik görevini yapmaktaydı. Şeyh Esat’ın Manisa’da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim tarafından yönlendirilen, Manisa tarafından gelen çember sakallı, sarıklı ve cüppeli dördü silahlı 6 kişi, 23 Aralık 1930’da sabah namazını takiben camiden aldıkları Yeşil Sancağı yola dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya başladılar. Elebaşılar arasında, Giritli Derviş Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan vardı. Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini “Mehdi” olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söyledi.

Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyleyerek tehdit ettiler. Diktikleri bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye ve “Şapka giyen kafirdir! Yakında yine şeriata dönülecektir.” diyerek bir isyan hareketi başlatmak istediler. Kasabaya halife ordusunun geleceği iddiası halkı korkuttu.

Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla, bir bilgiye göre; alay komutanı, yedek subay Kubilay’ı olay yerine gönderdi. Kubilay bu hareketi bastırmak için bir manga askerle olay yerine geldi. Askerlerin yanından ayrılarak tek başına onların arasına girip teslim olmalarını istedi. Gruptan biri ateş ederek Asteğmen Kubilay’ı yaraladı. Karşıdan bunu gören askerler ateş açtılar. Fakat tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri vardır. Derviş Mehmet “bana kurşun işlemiyor” diyerek halkı kandırmaya çalıştı.

Kubilay yaralı halde cami avlusuna sığındıysa da, Derviş Mehmet ve arkadaşları peşi sıra geldiler. Derviş Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkardı ve yaralı Asteğmen Kubilay’ın başını kesti. Kesik başı yeşil bayrağın sopasına dikmeye çalıştılar ancak başaramadılar. Birisi ip getirdi ve Kubilay’ın başı yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlandı. Olay yerine yetişen Bekçi Hasan ateş edip gruptan birini yaraladı. Ancak açılan ateş sonucu o da öldü. Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu öldü.

Bu aşamada askeri birlik olay yerine geldi ve komutan “Teslim olun!” çağrısı yaptı Ancak olay çatışmaya dönüşür ve askeri birlik ateş etti. Göstericilerden Derviş Mehmet de dahil bazıları ölürken, bazıları katı. Kaçanların hepsi daha sonra yakalandı.

OLAYIN ARDINDAN NELER YAŞANDI?

Kubilay Olayı, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin 1925’deki Şeyh Said İsyanından sonra tanık olduğu En önemli olaylardan biridir.

Devlet Kubilay’ın şehit edilmesine sert tepki gösterildi. 27 Aralık 1930 günü Dolmabahçe Sarayı’nda Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında bu konuda bir toplantı yapıldı.

Kaynakların ifadesine göre, Mustafa Kemal Paşa, Kubilay Olayına çok kızmıştı. Daha birkaç yıl önce Yunan İşgalinin acısını tatmış bir muhitte bu olayın meydana gelmesi üzerine, bazı kaynaklara göre, ilçenin haritadan silinmesini emretti. Ertesi gün de, “Böyle emirler verirsem, uygulamayın, sonra bir daha sorun”, dedi.

28 Aralık 1930’da orduya gönderdiği başsağlığı telgrafında, “Mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmalarının bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadise” olduğunu belirtti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/devrim-sehidi-kubilay-93-olum-yildonumunde-aniliyor/feed/ 0
Çocuklarda Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) vakaları arttı https://www.foxhaber.com.tr/cocuklarda-respiratuar-sinsityal-virus-rsv-vakalari-artti/ https://www.foxhaber.com.tr/cocuklarda-respiratuar-sinsityal-virus-rsv-vakalari-artti/#respond Fri, 22 Dec 2023 09:30:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1312 Ankara Etlik Şehir Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Kaman, çocuklarda son dönemde en sık görülen enfeksiyonlar ve korunma yöntemlerine ilişkin bilgileri paylaştı.

Havanın soğuması, kapalı alanlarda geçirilen sürelerin uzamasıyla birlikte çocuklarda enfeksiyonların görülme sıklığının arttığını dile getiren Kaman, “Her kış mevsiminde olduğu gibi bu dönemde de çocuklarda artan acil servis ve poliklinik başvurularıyla karşı karşıyayız. Havaların soğuması, çocukların kapalı alanlarda daha fazla kalmasıyla birlikte özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kaman, üst solunum yolu hastalıklarının özellikle okul ve kreşe giden çocuklarda fazla görüldüğüne, ağırlıklı olarak ateş, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma şikayetlerinin ortaya çıktığına işaret etti.

AĞIR TABLOLAR OLUŞABİLİYOR

Özellikle küçük çocuklarda, üst solunum yolu enfeksiyonlarının ilerlemesi sonucu bronşiolit ve zatürre gibi daha ağır alt solunum yolu enfeksiyonlarıyla da karşılaştıklarını aktaran Kaman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Toplumda ve yatan çocuk hastalarımızda yaygın olarak Respiratuar Sinsityal Virüsü (RSV) görüyoruz. Ayrıca bu aylarla birlikte grip etkeni olan influenza vakaları da artmaya başlıyor. Şimdilik yatan hastalarımız içinde influenzayı ciddi boyutta görmesek de artışı mevcut. Daha büyük yaştaki okul çağı çocuklarında ise şu an en sık halk arasında ‘beta’ olarak bilinen A grubu beta hemolitik streptokok dediğimiz bakteriyel enfeksiyonla karşılaşıyoruz. RSV, özellikle 2 yaşın altındaki bebekler açısından yüksek riskli bir hastalık. Bronşiolit dediğimiz, bebeklerde soluk alıp verirken hışıltıya (ıslık benzeri ses) neden oluyor. Bebeklerinde öksürük, nefes alıp vermede zorluk gibi şikayetlerle bizlere başvuruyor aileler. Eğer üzerine bakteriyel enfeksiyon bindiyse daha ağır tablolar da oluşabiliyor.”

HIRILTILI, HIŞILTILI NEFES ALMA VARSA HASTANEYE GİDİN

Bebekte erken doğum, kalp sorunu, astıma yatkınlık gibi ek problemlerin de hastalık tablosunun kötüleşmesine neden olduğunu, ciddi riskin ortaya çıktığını vurgulayan Kaman, ailelere “Eğer bebeğinizde ateş olmasa bile nefes alıp verirken hışıltı, hırıltı varsa hızla bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.” uyarısında bulundu.

BEŞ GÜNDEN UZUN SÜREN ATEŞE DİKKAT

Çocuklar ve bebeklerde viral enfeksiyona eşlik etme riski olan bakteriyel enfeksiyon belirtilerine de dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Kaman, şu bilgileri paylaştı:

“Normalde viral enfeksiyon kaynaklı ateş gibi belirtiler ortalama 3-5 gün içerisinde geçer. Çocukta 5 günden uzun süren ateş, solunum sıkıntısı, nefes alıp vermede zorluk varsa mutlaka tekrar sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Çünkü bunlar alt solunum yolu enfeksiyonu belirtileri olabilir.”

ARALIK VE OCAK ÇOCUKLAR İÇİN ZOR GEÇEN AYLAR

Kaman, çocuklarda artan solunum yolu enfeksiyonlarının farklı bir durum değil her kış döneminde yaygın görüldüğünün altını çizerek, “Bu tip enfeksiyonlar açısından özellikle aralık ve ocak, yüksek riskli, çocuklar için biraz zor geçen aylardır. Aralık itibarıyla Türkiye’de influenza vakaları da artmaya başlar, hastalık tablosu biraz daha uzamış, dirençli ateş gibi semptomları bulunan çocuklarla da karşılaşırız. İnfluenzayı takiben beta enfeksiyonunun arttığı durumlar da ortaya çıkabilir.” dedi.

EN İYİ KORUNMA YÖNTEMİ SAĞLIKLI BESLENME VE UYKU

Viral enfeksiyonların tedavisinde antibiyotiğin yerinin olmadığına da işaret eden Kaman, bakteriyel bir enfeksiyon olan “beta” teşhisinde ise mutlaka doktorun önerdiği doz ve sürede antibiyotik tedavisinin uygulanması gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Kaman, “Enfeksiyonlara karşı en iyi korunma yöntemi sağlıklı, dengeli beslenme ve uykudur. Bu bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.” dedi.

6 AYIN ÜZERİNDEKİ TÜM ÇOCUKLAR GRİP AŞISI OLABİLİR

Çocukların bulunduğu kapalı ortamların sık sık havalandırılmasının, hasta çocukların özellikle kalabalık, kapalı alanlar ve okulda maske takmasının önemine de işaret eden Kaman, “Özellikle 6 ayın üzerindeki çocuklar influenzaya karşı aşılanabilir. Grip aşısını risk gruplarında mutlaka öneriyoruz ama risk grubu dışındaki, 6 ayın üzerindeki tüm çocuklar için de aşılanma influenzaya karşı en iyi korunma yöntemi.” açıklamasında bulundu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cocuklarda-respiratuar-sinsityal-virus-rsv-vakalari-artti/feed/ 0