Avukat – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Sat, 20 Jul 2024 18:27:00 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kira Hukuku Avukatı https://www.foxhaber.com.tr/kira-hukuku-avukati/ https://www.foxhaber.com.tr/kira-hukuku-avukati/#respond Sat, 20 Jul 2024 18:27:00 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/kira-hukuku-avukati/ Kira hukuku avukatı, kiracı ve ev sahibi arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için uzmanlaşmış bir hukuk profesyonelidir. Kiralama sürecinde yaşanan sorunlar, her iki taraf için de oldukça stresli olabilir. İşte tam bu noktada, kira hukuku avukatları devreye girer ve hukuki süreçlerin doğru bir şekilde yürütülmesini sağlar. Hukuk büromuz, alanında uzmanlaşmış avukat kadrosu ile sizlere hukuki destek sağlamaktadır.

Kira hukuku avukatları, kira sözleşmelerinin hazırlanması, anlaşmazlıkların çözümü ve hukuki danışmanlık hizmetleri gibi çeşitli görevleri üstlenirler. Kiralama sürecinin başından sonuna kadar her adımda yanınızda olan bu profesyoneller, hukuki haklarınızı koruma altına alır. İşte kira hukuku avukatlarının başlıca görevleri:

  • Kira Sözleşmelerinin Hazırlanması: Kiracı ve ev sahibi arasında adil ve yasalara uygun sözleşmelerin hazırlanmasını sağlarlar.
  • Anlaşmazlıkların Çözümü: Kiracılar ve ev sahipleri arasında çıkan anlaşmazlıklarda arabuluculuk yapar ve çözüm yolları sunarlar.
  • Hukuki Danışmanlık: Kiralama süreci boyunca her iki tarafa da hukuki danışmanlık hizmeti sunarak, haklarını korumalarına yardımcı olurlar.

Kira hukuku davaları, kiracı ve ev sahibi arasındaki anlaşmazlıkların mahkemeye taşındığı durumları içerir. Bu tür davalar, genellikle kira ödemelerinin yapılmaması, mülkün hasar görmesi veya kira sözleşmesinin ihlal edilmesi gibi durumlarda ortaya çıkar. Kira hukuku avukatları, bu tür davaların her aşamasında müvekkillerine rehberlik eder ve onların haklarını savunur. Mahkeme sürecinde, doğru belgelerin sunulması ve etkili bir savunma stratejisinin oluşturulması, avukatların en önemli görevlerindendir.

Kira hukuku avukatı, kiracı ve ev sahibi arasındaki ilişkiyi düzenleyerek, her iki tarafın da haklarını koruma altına alır. Hukuk büromuz, alanında uzman avukat kadrosu ile sizlere en iyi hizmeti sunmak için burada. Kira hukuku ile ilgili her türlü sorununuzda bize başvurabilirsiniz.

Kira Hukuku Avukatının Görevleri

Kira hukuku avukatları, kira sözleşmelerinin hazırlanması, anlaşmazlıkların çözümü ve hukuki danışmanlık hizmetleri gibi çeşitli görevleri üstlenirler. Hukuk büromuz, alanında uzmanlaşmış avukat kadrosu ile sizlere hukuki destek sağlamaktadır. İşte kira hukuku avukatlarının başlıca görevleri:

  • Kira Sözleşmelerinin Hazırlanması: Kira hukuku avukatları, kiracı ve ev sahibi arasında adil ve yasalara uygun kira sözleşmeleri hazırlar. Bu sözleşmeler, tarafların haklarını ve yükümlülüklerini net bir şekilde tanımlar.
  • Anlaşmazlıkların Çözümü: Kiracı ve ev sahibi arasında çıkan anlaşmazlıklarda, kira hukuku avukatları arabuluculuk yaparak taraflar arasında uzlaşma sağlar. Eğer uzlaşma sağlanamazsa, hukuki yollara başvurarak müvekkillerini savunurlar.
  • Hukuki Danışmanlık: Kira hukuku avukatları, kiracılar ve ev sahiplerine kira hukuku konusunda danışmanlık hizmeti sunar. Bu hizmetler, kira artışları, tahliye süreçleri ve kira sözleşmesi ihlalleri gibi konuları kapsar.

Hukuk büromuz, kira hukuku alanında uzmanlaşmış avukat kadrosu ile sizlere en iyi hizmeti sunmayı amaçlamaktadır. Kira hukuku ile ilgili her türlü sorununuzda bizlere başvurabilirsiniz.

Kira Hukuku Davaları

Kira hukuku avukatları, kira sözleşmelerinin hazırlanması, anlaşmazlıkların çözümü ve hukuki danışmanlık hizmetleri gibi çeşitli görevleri üstlenirler.

Kira hukuku davaları, kiracı ve ev sahibi arasındaki anlaşmazlıkların mahkemeye taşındığı durumları içerir. Bu tür davalar, genellikle kira ödemelerinin yapılmaması, kira artışları, tahliye süreçleri ve mülkün kullanımı ile ilgili sorunlar gibi konuları kapsar. Hukuk büromuz, alanında uzmanlaşmış avukat kadrosu ile sizlere hukuki destek sağlamaktadır.

Bu davaların nasıl yürütüldüğü ve avukatların rolü oldukça önemlidir. İşte kira hukuku davalarında avukatların üstlendiği bazı görevler:

  • Dava Dosyasının Hazırlanması: Avukatlar, dava dosyasını titizlikle hazırlar ve gerekli tüm belgeleri toplar.
  • Mahkeme Süreci: Avukatlar, müvekkillerini mahkemede temsil eder ve haklarını savunur.
  • Uzlaşma Görüşmeleri: Taraflar arasında uzlaşma sağlanması için arabuluculuk yaparlar.
  • Hukuki Danışmanlık: Müvekkillerine dava süreci hakkında detaylı bilgi verir ve strateji oluştururlar.

Kira hukuku davalarında başarılı olmanın anahtarı, deneyimli ve bilgili bir avukatla çalışmaktır. Hukuk büromuz, bu alanda uzmanlaşmış avukat kadrosu ile sizlere en iyi hizmeti sunmaktadır. Kiracı ya da ev sahibi olun, haklarınızı korumak için profesyonel destek almanız büyük önem taşır.

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kira-hukuku-avukati/feed/ 0
‘Kargo ödemesi’ adı altında dolandırmışlar… Aralarında avukatlar da var https://www.foxhaber.com.tr/kargo-odemesi-adi-altinda-dolandirmislar-aralarinda-avukatlar-da-var/ https://www.foxhaber.com.tr/kargo-odemesi-adi-altinda-dolandirmislar-aralarinda-avukatlar-da-var/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:41:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8884 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 202 kişi mağdur ve müşteki, 34 kişi şüpheli olarak yer aldı. 

İddianamede, Türkiye genelinde çok sayıda kişiye, avukatlık ofisi isimleri ve telefon numaraları ile birlikte, “Dosyanız icra takibi başlatılması için hukuk ofisine devredilmiştir.” mesajı gönderildiği belirtildi. 

Telefonlarına mesaj gelen vatandaşların bu numaraları aradığında ise geçmiş yıllarda teslim almadıkları siparişlere ait kargo parasının faiziyle birlikte istenildiği belirtilen iddianamede, arayanlara ödeme yapmadıkları takdirde masraflarla birlikte haciz işlemi başlatılacağının söylendiği kaydedildi. 

İddianamede, 90 lira ve 200 lira arasında değişen parayı faiziyle birlikte ödetmek için sürekli mesaj atılarak taciz edilen vatandaşların CİMER’e, emniyete ve savcılıklara giderek şikayette bulunması üzerine soruşturma başlatıldığı ifade edildi. 

Kargo şirketinin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu dilekçesine de yer verilen iddianamede, şirketin müşterilerine mesaj gönderip borç tahsilatı yapma gibi bir uygulamasının olmadığı, yapılan incelemede de mağdurların borcunun bulunmadığının belirlendiği aktarıldı. 

DOLANDIRICILIK YÖNTEMLERİ

İddianamede, şüphelilerin güvenli olmayan ya da sahte alışveriş sitesi üzerinden ürün reklamı verdikleri, sonra da sipariş vermek amacıyla bu ürünlere erişim sağlayan mağdurların kişisel bilgilerini temin ettikleri anlatıldı. 

Mağdurların sipariş vermese de oluşturulmuş gibi gösterildiği tespitine yer verilen iddianamede, sipariş verenlere ise alakasız ürünler gönderilerek, kargo iade işlemi yapılmasının sağlandığına dikkat çekildi. 

İddianamede, şüphelilerin bu yöntem dışında, çeşitli firmalardan verilen siparişler sonrasında teslim alınmamış ve iade işlemi yapılmış kargo bilgilerini de temin ettikleri belirtildi. 

Farklı dolandırıcılık grupları tarafından da kargo iade bilgilerinin ele geçirildiği ve birçok vatandaşın bu şekilde arandığı vurgulanan iddianamede, “Mevcut örgüt kapsamında mağdur olan on binlerce şahsın olduğu değerlendirilmekte olup, sadece şikayette bulunan şahısların bir kısmı yönünden evrak hazırlanmıştır.” ifadesine yer verildi. 

AVUKATLARIN SORUŞTURMASI AYRICA SÜRÜYOR

İddianamede, haklarında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden soruşturma izni alındığı belirtilen şüpheli avukatlar yönünden, soruşturma ve kovuşturma usullerinin farklı olması sebebiyle dosyalarının tefrik edildiği kaydedildi. 

Şüpheli avukat G.Ö’nün şirket adına mesaj atarak, mağdurlardan para almaya çalıştığı öne sürülen iddianamede, mağdurların para yatırmaları için verilen hesap numaralarının ise avukat şüpheliler G.Ö, Y.M.Y, E.O.B ve M.D’ye ait olduğunun tespit edildiği kaydedildi. 

Kargo şirketinin hukuk bürosu hakkında pek çok şikayeti olduğu belirtilen iddianamede, şirketin, avukat G.Ö. ile çok sayıda görüşme yaptığı, noterden de 18 Mayıs 2021 tarihli ihtarname gönderdiği ancak avukatın bu ihtarlara cevap vermeyip dolandırıcılık eylemine devam ettiği öne sürüldü. 

Avukat şüphelilerin mesleklerini kullanarak müştekilerin kendilerine kolayca inanmasını sağladıklarına vurgu yapılan iddianamede, bu şüphelilerin avukat yapılanması adı altında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye oldukları, aynı zamanda kendi çalışanları olmadığı halde kendi isimleri adına diğer şüphelilerin arama yapmalarını sağladıkları iddia edildi. 

Suç örgütü elebaşlarının Hakan Üzer ve Hakikan Üzer olduğu kaydedilen iddianamede, bu şüphelilerle doğrudan bağlantılı olan ve çağrı merkezlerinin kurulumu ile müşterilerin bilgi akışını sağlayan örgüt yöneticilerinin ise Mehmet Avcı ile Bekir Bekiroğlu olduğu ileri sürüldü. 

İddianamede, örgütün hukuki altyapısının kurulmasını Avcı’nın, İstanbul ve İzmir’de kurulan çağrı merkezlerinin kontrolünü ise Bekiroğlu’nun sağladığı dile getirildi. 

CEZA İSTEMLERİ

Haklarında dava açılan şüpheliler Hakan Üzer, Hakikan Üzer, Mehmet Avcı, ve Bekir Bekiroğlu’nun “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, 65 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri verme veya ele geçirilmesi” ile 137 mağdura yönelik “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarından 712’er yıldan 1945’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenen iddianamede, Hakan ve Hakikan Üzer’in ayrıca “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçundan 3’er yıldan 7’şer yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılmaları istendi. 

İddianamede, şüpheliler Erdoğan Yılmaz, Kubilay Elmas, Mustafa Yüksel, Olcay Altuğ, Mehmet Bestami Güder, Ramazan Emir Oran, Sedat Önder, Ahmet Tantaş, Yener Çıdıroğlu, Naki Şen, İsmail Karakaya, Hümeyra Yelkenci, Ayşe Karık, Melek Bal, Meryem Muratoğlu, Kübra Hasar, Özge Can, Rabia Üney ve Kübra Yılmaz’ın da “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak”, 65 müştekiye karşı “dolandırıcılık”, 137 mağdura yönelik “dolandırıcılığa teşebbüs” ile “kişisel verileri verme veya ele geçirme” suçlarından 603’er yıldan 1466’şar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. 

Ayselin Ünsal, Berna Kovan, Fadime Nur Uysal, Zeynep Karık, Senanur Ülker, Gülşen Tavukçu, Aleyna Uzunyılmaz, Hülya Atılmış, Eyüp Can Aytan, Enis Yılmaz ve Müşerref Ünal’ın da benzer suçlardan 594’er yıldan 1476’şar yıla kadar hapsi istenen iddianame, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 

Şüphelilerin yargılanmalarına ilerleyen günlerde başlanacak.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kargo-odemesi-adi-altinda-dolandirmislar-aralarinda-avukatlar-da-var/feed/ 0
Cinayet davasında korkunç itiraf: Çıplak görüntülerimi kullanacağını söyledi https://www.foxhaber.com.tr/cinayet-davasinda-korkunc-itiraf-ciplak-goruntulerimi-kullanacagini-soyledi/ https://www.foxhaber.com.tr/cinayet-davasinda-korkunc-itiraf-ciplak-goruntulerimi-kullanacagini-soyledi/#respond Thu, 16 May 2024 21:21:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7342 Olay, 22 Haziran 2019’da Kayapınar ilçesindeki bir eğlence merkezinde meydana geldi. Abdurrahman Doğan ve yanındaki arkadaşı, mekan sahibi ile tartıştı.

Tartışma büyüyünce taraflar, mekanın önüne çıktı. Bu sırada 2 kişinin kendisine silah çektiğini söyleyen Doğan, otomobilinden tabancasını aldı. İddiaya göre; çevredekiler, Doğan’ın elinden silahını almak istedi, arbede çıktı.

Arbedede Doğan’ın tabancası ateş aldı. Bu sırada açılan ateşte Diyarbakır Barosu’na kayıtlı Avukat Armanç Arkaş, ağır yaralandı. Arkaş, hastanede hayatını kaybetti, Abdurrahman Doğan tutuklandı. 

TANIKTAN MAHKEMEYE DİLEKÇE

Abdurrahman Doğan hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemi ile iddianame hazırlandı. İddianame, 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılama sonunda Doğan ‘olası kastla adam öldürme’ suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Karar, istinaf mahkemesine taşındı. İstinaf da kararı bozup, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. İkinci yargılamanın sonunda, 16 Şubat 2022’de Doğan, tanık beyanı ile bu kez ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf ve Yargıtay’ın onaması ile Doğan’ın müebbet hapis cezası kesinleşirken, tanık Tuğba K. 10 Ocak 2024’te yargılamanın yapıldığı 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe yazıp, Arkaş’ın bir dönem stajyeri olduğu sonra da beraber çalıştığı avukat Ö.Ş.’nin tehditleriyle yalan beyanda bulunduğunu ve pişman olduğunu söyledi. Tuğba K., 11 Ocak’ta da savcılığa ifade vererek, avukat Ö.Ş.’den şikayetçi olduğunu söyledi.

‘BASKI VE TEHDİTTEN DOLAYI GERÇEK İFADEMİ VEREMEDİM’

Tuğba K. dilekçesinde, şu ifadeleri kullandı: 

“Daha önce verdiğim ifademle ilgili vicdanen rahatsız olduğum için bu dilekçeyi yazma gereğini duyuyorum. Hakkında ifade ve şahitlik ettiğim Abdurrahman Doğan ile ilgili psikolojik olarak kendimi rahatsız hissettiğim için mahkemenin olduğu tarihte bazı baskı ve tehditten dolayı gerçek ifademi veremedim.

Olaydan önceki dönemde Ö.Ş. ile yakinen ilişkimiz vardı. Şahitlik yapmam hususunda kendisiyle ilişkim olduğunu, beraber çekilmiş özel görüntülerimizi imam nikahlı eşim V.S.’ye ve sosyal medyaya atacağını söyleyerek, beni tehdit ederek zorladı. Ben görüntülerimi paylaşmasın diye korkudan onun istediği şekilde ifade verdim. Adamın müebbet hapis cezası aldığını Ö.Ş., bana söylediğinden beri günlerdir uyuyamıyorum, vicdan azabı çekiyorum.

Daha önce vermiş olduğum ve daha önce şahitlik etmiş olduğum bu davanın doğru olmadığını beyan ederek tekrar asıl gerçek ifademin alınmasını istiyorum. Ö.Ş., bana ilk mahkemenin verdiği cezanın az olduğunu söyleyip daha fazla cezayı alması için elinden geleni yapacağını, tanıdıklarının olduğunu söyleyip ‘en ağır cezayı aldıracağım’ dedi.

Ö.Ş., evimin olay yerine yakın olduğunu söyleyip, olayla ilgili şahitlik etmem için zorladı. Ben olayın olduğu gece evde olup ama net görmediğimi söylediğim halde, ‘sen bu olaya şahitlik edeceksin ve benden haber bekleyeceksin’ dedi. Nasıl ifade vermem gerektiği konusunda 2 gün boyunca kendi evinde şantajla tutup, beni bu ifadeyi vermeye zorladı. Ben de özel görüntülerimi yayınlamasın, paylaşmasın, diye bu ifadeyi verdim. Çünkü çok korkmuştum.” 

49 KEZ GÖRÜŞME YAPMIŞLAR

Dilekçenin haberleştirilmesinin ardından Ö.Ş.’nin de aralarında bulunduğu Armanç ailesinin avukatlarının yaptığı yazılı açıklamada, tehdit ve şantaj iddialarının yalan ve asılsız olduğu belirtilerek, Tuğba K.’yi tanımadıkları ve o dönem Tuğba K.’nin kendilerine gelip, tanıklık yapmak istediği kaydedildi.

Bunun üzerine Tuğba K., avukatı aracılığıyla Ö.Ş. ile yaptığı görüşmelerin HTS kayıtlarının çıkarılması talebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaptı. HTS kayıtlarına göre avukat Ö.Ş. ile Tuğba K.’nin 2023’te 49 kez görüşme yaptıkları tespit edildi. 

‘VİCDANIM RAHAT DEĞİL’

Dilekçenin ve avukatların açıklaması sonrası Tuğba K., Ö.Ş. tarafından tehdit edildiğini iddia edip, “Beni tanımadığını söylüyor. Dekontlar, bana attığı paralar, videolarımız, cinayet olmadan önce arkadaşlık yaptığımız dönemlerde oturduğumuz yerler ve mekanlar var. Bunları da savcılığa sundum. Tek bir şey istiyorum; o da koruma kararı. Bir kadınım ve çaresizim, can güvenliğim yok. Ö.Ş. ile ilişkim olduğu için, çıplak görüntülerimi bana karşı kullanacağı için bu cinayeti gördüğümü söyledim. Bana, ‘Tuğba, sen bu cinayeti gördün, evinin altında oldu. Bu da benim stajyer avukatım. Sen buna karşı ifade ver yoksa eski kocana karşı fotoğraflarını gönderirim’ dedi. Ben de o zaman çok korktum. Görüntülerimi kullanarak, sırf kendisiyle görüştüm diye hayatımla oynuyor. Benim yüzümden bir insanın müebbet ceza yemesini istemiyorum. Mesajlar, görüntüler ve somut deliller elimde. Çok pişmanım, benim yüzümden bir insanın müebbet ceza almasını asla istemiyorum. Ö.Ş.’nin nasıl bir yalancı olduğunu da tüm Türkiye bilmeli. Vicdanım rahat değil” dedi.

Tuğba K.’nin açıklamaları sonrası avukat Ö.Ş., iddialara cevap vermedi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cinayet-davasinda-korkunc-itiraf-ciplak-goruntulerimi-kullanacagini-soyledi/feed/ 0
Avukat Gökhan Kadir Gülaçar’a silahlı saldırı https://www.foxhaber.com.tr/avukat-gokhan-kadir-gulacara-silahli-saldiri/ https://www.foxhaber.com.tr/avukat-gokhan-kadir-gulacara-silahli-saldiri/#respond Sun, 31 Mar 2024 21:27:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5439 Antalya’da silahlı saldırıya uğrayan Avukat Gökhan Kadir Gülaçar, sol kol ve bacağından yaralandı. Suç duyurusunda bulunan Gülaçar, kendisine saldıranların “Mr. Oliver’in dosyalarından çekil demedik mi?” dedikten sonra 4-5 el ateş ettiğini söyledi.

Avukat Gülaçar, 16 Şubat saat 02.30 sıralarında arkadaşı F.Ç.’nin aracıyla Kepez Seyir Terası’nı geçtikten sonra iki kişi aracını durdurdu. Şüphelilerden birinin tabancayla 4-5 el ateş ettiği Gülaçar, sol kolu ve bacağından yaralandı. Saldırganlar bölgedeki ormana doğru kaçarken, yaralanan Gülaçar, aradığı arkadaşının yardımıyla Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Ameliyat edilen ve yaklaşık 15 gün hastanede kalan Gülaçar, saldırganlardan şikayetçi oldu. Gülaçar savcılıktaki ifadesinde, müvekkili Bahtiyar Muradov’un husumetlisi Rus vatandaşı O.M.L.R.’nin, saldırının azmettiricisi olduğunu iddia etti.

KRİPTO PARA HUSUMETİ

Gülaçar, ifadesinde, vekaletini aldığı iş insanı Bahtiyar Muradov’un, kripto para üretimi için yatırım amacıyla Rus vatandaşı O.M.L.R.’ye 1,5 milyon dolar verdiğini anlattı. Yatırım sonucunda müvekkiline ödediği meblağ iade edilmediği gibi herhangi bir kar payının da verilmediğini belirten Gülaçar, bu nedenle Bahtiyar Muradov ile O.M.L.R. arasında anlaşmazlık olduğunu aktardı.

İSTİSMAR DA VAR

Bu anlaşmazlığa bağlı olarak Antalya Adliyesi’nde birçok dava bulunduğunu belirten Gülaçar, O.M.L.R.’nin üvey oğlunun Bahtiyar Muradov’un kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığını, davada mağdur tarafın avukatlığını yaptığını anlattı. Gülaçar, dosya kapsamında O.M.L.R.’nin üvey oğlunun Ankara’da bir otelde sahte kimlikle konakladığını tespit ettiğini belirterek emniyete bildirip, yakalanmasını sağladığını söyledi.

“DOSYALARDAN ÇEKİL DEMEDİK Mİ”

İfadesinde olay günü yaşananları anlatan Gülaçar, arkadaşı F.Ç.’nin aracıyla Kepez Seyir Terası’nı geçtikten sonra daha önce hiç görmediği iki kişinin aracın önüne çıkması üzerine otomobili durdurduğunu, bu kişilerin elleriyle ‘dur’ işareti yaptığını da söyledi.

Şüphelilerden birinin, aracı neden durdurduğunu anlamak için ineceği sırada kendisine doğru geldiğini belirten Gülaçar, O.M.L.R.’yi kastederek, “Mr. Oliver’in dosyalarından çekil demedik mi?” denildikten sonra tabancayla 4-5 el ateş edildiğini anlattı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturma başlattı.

4 KURŞUNLA VURULDU

Savcılık ifadelerinin ardından Gülaçar, “Yaklaşık 2 hafta hastanede kaldıktan sonra taburcu oldum. Savcılığa ifade verdim. 4 kurşun yarası aldım. Kurşunlardan biri sol koluma, 3’ü sol bacağıma isabet etti” dedi. Gülaçar, O.M.L.R.’nin şu an yurt dışında olduğunu da kaydetti.

“AVUKATLARA YÖNELİK EN BÜYÜK SALDIRILARDAN BİRİ”

Avukat Gülaçar’ın silahlı saldırıya uğramasına, Antalya Barosu’ndan da tepki geldi. Baro Başkanı Hüseyin Geçilmez, “Meslektaşımız yaklaşık 3 hafta önce maalesef silahlı saldırıya uğradı. Çok vahim bir olay. Çünkü bir avukatın kendi ifadesiyle mesleki faaliyetini yürütürken saldırıya uğraması, Türk adalet sistemine aynı zamanda yapılmış bir saldırıdır. Meslektaşımıza yapılan saldırıda 4 kurşun isabet etti. Bu son yıllarda avukatlara yönelik yapılmış en büyük saldırılardan birisidir” dedi.

“DAVANIN TARAFI DEĞİLİZ”

Baro olarak Gülaçar’ın yanında olduklarını belirten Geçilmez, şunları söyledi:

– Hiçbir meslektaşımızın, hiçbir hukukçunun, hiçbir adalet mensubunun mesleğini ifa etmesinden kaynaklı saldırıya uğraması kabul edilemez. Adliyede de hakim savcılarımızın bu olayı değerlendirirken meslektaşımızın kamu görevi ifa ederken bu saldırıya uğramış olma ihtimali üzerinden soruşturmayı ve kovuşturma aşamasını yürütmesini bekliyoruz.

– Avukatlar davaların tarafı değildir. Avukatlar davanın tarafıyla özdeşleştirilmemelidir. Suçluların bir an önce yakalanmasını bekliyoruz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/avukat-gokhan-kadir-gulacara-silahli-saldiri/feed/ 0
9 yıl boyunca müvekkilinin nafakasını aldı https://www.foxhaber.com.tr/9-yil-boyunca-muvekkilinin-nafakasini-aldi/ https://www.foxhaber.com.tr/9-yil-boyunca-muvekkilinin-nafakasini-aldi/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:00:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4844 Ankara’da müvekkili emekli hemşire Ayşe Ç.’nin 2 çocuğu için eski eşinin ödediği 400 lira nafakayı 9 yıl boyunca aldığı suçlamasıyla avukat Hasan C.’ye, ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçundan dava açıldı. Avukata, pişman olması ve sabıkası bulunmaması indirim nedeni sayılarak 9 ay 10 gün hapis ve 8 bin 320 lira adli para cezası verilip, hükmün açıklanması geri bırakıldı.

CEZASI 9 AYA DÜŞÜRÜLDÜ

Emekli hemşire Ayşe Ç., eşinden boşanırken, mahkemenin 2 çocuğu için toplam 400 lira olarak belirlediği nafaka bedelini 9 yıl boyunca kendisine teslim etmeyen avukatı Hasan C. hakkında suç duyurusunda bulundu. Ankara 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan avukat Hasan C.’ye, ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçundan önce 1 yıl 15 gün hapis ve 500 gün adli para cezası verildi. Mahkeme, sanığın söz konusu parayı soruşturma aşamasında ödemesi, pişmanlık göstermesi ve sabıkasız olmasını da göz önünde bulundurarak cezayı 9 ay 10 gün hapis ve 8 bin 320 lira adli para cezasına düşürüp, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

“ANLAŞIRIZ DEDİ, CÜZİ BİR MİKTAR TEKLİF ETTİ”

Ayşe Ç. karara tepki gösterdi. Ayşe Ç., eşinden boşandıktan 2 ay sonra, avukatı Hasan C.’nin ‘nafakanız yatmıyor’ dediğini ileri sürerek şöyle konuştu:

– Biz nafaka yatmıyor diye yaklaşık 9 yıl boyunca bu durumu sorgulamadık. Fakat nafaka yatmaya devam etmiş. Kızım evlendikten sonra babası oğlumu arıyor. ‘Kardeşin evlendi; ama hala nafaka yatıyor’ diyor. Bunun üzerine avukatımızı aradım ve yanına gittim. Bana cevap olarak ‘Biz o dosyayı kaldırmışız, unutmuşuz ve o parayı yemişiz’ dedi. ‘Bu durumda ne yapalım?’ dediğimde ise ‘anlaşırız’ dedi. Bize cüzi bir rakam teklif etti. Ben de kabul etmedim. Benim önerdiğim rakamı da o kabul etmedi. Daha sonra içinde bulunduğumuz yasal süreci başlattık.

“BENİM KAYBIM NE OLACAK?”

Mahkemenin verdiği kararın adil olmadığını belirten Ayşe Ç., şöyle devam etti:

– Onca yıl benim kaybım ne olacak, onu bilmiyorum. Ben iki çocuğumu o kadar güçlük çekerek yetiştirdim. O para benim olsaydı 4-5 defa kredi çekmezdim. Sadece 2 ay elden nafaka aldım. Onun dışında nafaka almadık. Adil olmayan bir süreç diye düşünüyorum. 2 çocuğun hakkı bu olmamalı. Benim de hakkım bu olmamalı.

– Sonuçta o parayı ödeyen, çocuklarımı yetiştiren bendim. Avukatın çocukları yedi benim çocuklarımın hakkını. Bana göre, inancıma göre haramdır. Adalet yerini bulsun. Hakkımız neyse onu alalım. O avukat arkadaş da gereken cezası neyse onu çeksin” dedi.

ZARARI BİR MİLYONA YAKIN

Ayşe Ç.’nin yeni avukatı Hüseyin Kırhan ise “Böyle bir olayla hiç karşılaşmadım, çok şaşırdık. Tüm avukatların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne entegre bir banka hesabı bulunur. İcra dairesinden gelen ödemelerin yüzde 99’u sistemde bulunan o İBAN hesabına yapılır. Avukat Hasan C., yatan nafaka parasını yıllardır bu sistemden çekmiş. Hem baro nezdinde hem de savcılık nezdinde şikayette bulunduk. Bir de tazminat davası açtık. Avukat da olsanız vekil de olsanız bir insanın 8-10 yıl boyunca nafakasını ondan izinsiz harcayıp neticesinde hiçbir ceza ile karşılaşmaması gibi bir durum söz konusu oldu” dedi.

Kırhan, müvekkilinin toplamda 800-900 bin TL gibi bir zararının olduğunu belirterek, karara itiraz ettiklerini söyledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/9-yil-boyunca-muvekkilinin-nafakasini-aldi/feed/ 0
Azra’yı 13 parçaya ayıran sanığın avukatı dolandırıcılıktan tutuklandı https://www.foxhaber.com.tr/azrayi-13-parcaya-ayiran-sanigin-avukati-dolandiriciliktan-tutuklandi/ https://www.foxhaber.com.tr/azrayi-13-parcaya-ayiran-sanigin-avukati-dolandiriciliktan-tutuklandi/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:36:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3999 Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi Azra Gülendam Haytaoğlu’nu 2021 yılı 28 Temmuz’da öldürüp 13 parçaya ayıran ve cezaevinde ölen Mustafa Murat Ayhan’ın avukatı Mehmet Ali Başaslan hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan tutuklanan A.A.’nın babası, dolandırıldığı iddiasıyla şikayetçi oldu.

Şikayet sonrası savcılık soruşturma başlattı. A.A.’nın babasının, oğlunun koğuşundaki bir mahkumun önerdiği avukat Mehmet Ali Başaslan ile iletişim kurup, 2023 yılı ocak ayının başında bir kahvecide görüştükleri belirtilen soruşturma dosyasında, Başaslan’ın 80 bin TL karşılığında bu dosyayı takip edebileceğini, A.A.’nın 2-3 ay içerisinde erken tahliye edilmesini istiyorlarsa kendisinin alacağı vekalet ücreti dışında 150- 200 bin TL civarında para verilmesi gerektiğini söylediği yer aldı.

“495 TL VERİRSENİZ…”

Ayrıca, dosyada, ‘Bir meblağ karşılığında dosyaya bakan hakim- savcılar ile görüşüp, erken tahliyesini sağlayabileceğini, bunun için dosyaya bakan kişilerle görüşme yaptıktan 1 hafta sonra taraflarına döneceğini söylediğini, yaklaşık 1 hafta sonra tekrar kendilerini arayıp, dosyaya bakan hakim- savcıların 450 bin TL istediğini, kendisinin de 80 bin TL yerine 40 bin TL alabileceğini, 5 bin TL de dosya masrafına gideceğini, bu şekilde 495 bin TL vermeleri halinde oğlunun 2-3 ay içerisinde tahliye edileceğini ve dosyadan beraat edeceğini söylediği’ ifadeleri yer aldı.

A.A.’nın babasının bunun üzerine bu miktarı çok bulduklarını Başaslan’a söylediği, Başaslan’ın ise bu miktarı kendisinin almayacağını aktardığı, bu para verilmezse oğullarının başka dosyalarının da bulunduğu ve 15-16 sene ceza alacağı, uzun süre cezaevinde kalacağını söylediği belirtilen dosyada, şu ifadeler yer aldı;

“Tarafların zor durumundan faydalanıp, kendilerini ikna ettiğini, sonrasında çevrelerinden topladıkları borçlar ile bu miktarı kendisine ödediklerini, topladıkları borçları da eşi H.A. ve kardeşinin adına kayıtlı bir evi satarak çevrelerine geri ödediklerini, adı geçen avukatın belirttiği eşi H.O.B.’un banka hesabına 10 Ocak 2023 tarihinde 269 bin TL, 10 Şubat 2023 tarihinde 21 bin TL, 15 Şubat 2023 tarihinde 25 bin TL ve 28 Şubat 2023 tarihinde 25 bin TL olmak üzere toplam 340 bin TL havale yoluyla göndermek suretiyle, 7 bin doları ise 10 Ocak 2023 günü elden kendisine verdiklerini, 4 Nisan 2023 tarihinde yapılan ilk celsede oğlu A.A. hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, bunun üzerine Avukat Mehmet Ali Başaslan’ın söz konusu paraların hepsini hile ile alıp, taraflarını dolandırdığını anladıklarını, keza oğlunun 2022 yılı aralık ayından bugüne kadar halen cezaevinde olduğunu, adı geçen avukatın, herhangi bir şekilde söz konusu paraları taraflarına iade etmediğini, yine adı geçen avukat ile aralarında herhangi bir yazılı sözleşme yapılmadığını, bu şekilde oğlunun cezaevinden tahliyesini sağlamak amacıyla 450 bin TL’sini dosyaya bakan hakim- savcılara vermek üzere, 45 bin TL’sini de avukatlık ücreti ve masraf olarak taraflarından alarak, kendilerini dolandıran Avukat Mehmet Ali Başaslan’dan şikayetçi olduğu’ ifadeleri yer aldı.

PARALAR BAŞASLAN’IN EŞİNİN HESABINA

Şikayet edilen avukat Mehmet Ali Başaslan’ın eşi H.O.B.’nin hesabına 10 Ocak ile 28 Şubat 2023 tarihleri arasında 340 bin TL’nin gönderildiği, yine 10 Ocak 2023 tarihinde elden 7 bin dolar verildiği belirtilen dosyada, söz konusu meblağların yargı görevlilerine verilmek üzere istendiğine yönelik ses kaydının da yer aldığı kaydedildi.

“TUTUKLANDI”

Soruşturma dosyasında, şüpheli Mehmet Ali Başaslan’ın, Antalya 5. Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandığı da kaydedildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/azrayi-13-parcaya-ayiran-sanigin-avukati-dolandiriciliktan-tutuklandi/feed/ 0
Erdoğan’ın afişlerini toplatmıştı! Hedef gösterilen hakimin davası buhar oldu https://www.foxhaber.com.tr/erdoganin-afislerini-toplatmisti-hedef-gosterilen-hakimin-davasi-buhar-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/erdoganin-afislerini-toplatmisti-hedef-gosterilen-hakimin-davasi-buhar-oldu/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:39:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3525 Hizbullah Terör örgütünün vahşet boyutundaki domuz bağlı cinayetleri ve örgütün yakın gelecekteki tehditlerine dikkat çektiği için hedef haline getirilen Hakim Oktay Kuban, Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen Rehber TV’de HÜDA- PAR Genel Başkan Yardımcısı Avukat Hüseyin Yılmaz ile Mehmet Göktaş, Raif Açar ve Mehmet Sait Özcan tarafından hedef gösterildiği gerekçesiyle haklarında dava açıldı.

Mahkeme, avukat suçlarının Adalet Bakanlığının iznine tabi olması nedeniyle yargılamayı durdurup dosyayı kovuşturma izin için Adalet Bakanlığına gönderdi. Sadece avukat olan sanık yönünden dosyaya tefrik kararı verilerek diğer sanıklar yönünden hukukçu kimlikleri olmadığı için yargılamaya devam edilmesi gerekirken, mahkemenin tüm sanıklar yönünden yargılamaya durma kararı verdiği belirlendi.

Adalet Bakanlığı ise avukat suçlarıyla ilgili 1-2 ay içinde olumlu veya olumsuz yönde görüş bildirirken, hakimin hedef gösterildiği bu dava ile ilgili 3 yıldır herhangi bir karar vermemesi dikkat çekti. Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen Rehber TV’de “Rehberde Gündem” adlı canlı yayımlanan programa HÜDA-PAR eski Genel Başkan Yardımcısı Avukat Hüseyin Yılmaz katıldı.

Hizbullah terör örgütüyle ilgili gerekçeli kararları yazan ve örgütün vahşi cinayetlerine, laik Cumhuriyeti yıkma girişimlerine dikkat çeken eski Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Oktay Kuban’ı yayında hedef gösterdiği gerekçesiyle hakkında dava açıldı.

HAKİME “ERGENEKONCU” YAFTASI

Avukat Yılmaz hakim Kuban’la ilgili, “Diyarbakır 6.Ağır Ceza Mahkemesinde ETÖ (Ergenekon Terör Örgütü) ile FETÖ ortaklığı söz konusu. Mahkeme heyetinden birinin ismi Oktay Kuban. Bu şahıs Ergenekon operasyonları sırasında FETÖ’cülerin, ETÖ’cülere yönelik operasyonlarında Ergenekoncuları tahliye eden itirazlarla serbest bırakılan bir hakim. FETÖ ve ETÖ ortak bir şekilde Hasan Kutulman adlı müvekkilimize müebbet cezası verdiler. Yargıtay 9.Ceza Dairesi kararı gözü kapalı tasdik etti” dedi.

Hakim Oktay Kuban 2019’da Erdoğan’ın afişlerini toplatmıştı

YAYINCILARA DA DAVA AÇILDI

Bu röportaj Doğru Haber Gazetesi ve İlke Haber Ajansında da yayımlanınca Avukat Hüseyin Yılmaz ile birlikte ajansın yayın yönetmeni Raif Açar, gazetenin sorumlu yayın yönetmeni Mehmet Göktaş ve gazetenin imtiyaz sahibi Mehmet Sait Özcan hakkında da “Terörle Mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek ve hakaret” suçlarından Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldı.

İddianamede, Hakim Oktay Kuban’ın isminin açıkça yayımlanarak haberlerin veriliş şekli de dikkate alındığında kamuoyunu bilgilendirme amacının dışına çıkılarak Hizbullah terör örgütü nezdinde hedef olduğu, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir olgu isnat edildiğine dikkat çekildi.

“CUMHURBAŞKANLIĞI BASIN KARTLARIMIZ VAR”

İfadesi alınan Avukat Yılmaz, şunları söyledi:

“Ben avukatlık yaparken Oktay Kuban isimli Ağır Ceza Mahkemesi üyesi hakim vardı. Kuban’ın Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında bu davaların sanıklarını tahliye etmesi nedeniyle kendisinin de Ergenekoncu olabileceği konuşuluyordu.

Rehber TV’deki programın asıl amacı ihraç edilen hakim ve savcıların vermiş olduğu kararların geçerlilikleri ve bu davaların yeniden yargılamaya konu yapılıp yapılamayacağına ilişkindi. Kendisinin kimliğini açıklama veya hedef göstermek amacıyla belirtmedim.

Kendisinin de bir ideoloji doğrultusunda bir gruba yakın olabileceğini belirtmeye çalıştım. Bildiğim kadarıyla Oktay Kuban isimli hakim şu an görevdedir”

Gazetenin yayın yönetmeni Mehmet Göktaş ise kendisine hürmet edildiği için sembolik olarak adının gazetenin künyesinde geçtiğini belirterek yayın yönetmeni olmadığını söyledi.

Raif Açar’da haberdeki isimleri kaldırıp düzeltme yaptıklarını belirtti. Mehmet Sait Özcan’da habercilik görevinin gereklerini yerine getirdiklerini, kimseyi deşifre etme amacı taşımadıklarını belirterek suçlamaları kabul etmedi.

Özcan, “Şunun bilinmesini istiyorum. 10 yılı aşan bir gazetecilik geçmişimiz var. Amacımız kamuoyunu en doğru şekilde bilgilendirmektir. Bizim Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına bağlı onlarca basın kartı sahibi gazetecimiz var” dedi.

TÜM SANIKLARA DURMA KARARI VERİLDİ

Ağır Ceza Mahkemesi tüm sanıkların ifadelerini aldıktan sonra avukat Hüseyin Yılmaz’ın işlediği suçun avukatlık görevi kapsamında kaldığını, bu suçlara ilişkin düzenlemelerin avukatlık kanununun 58/1 maddesine göre Adalet Bakanlığının iznine tabi olduğunu ve izin alınmadan hakkında dava açıldığı için yargılamanın CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca durdurulmasına karar verdi.

İzin için sadece avukat Yılmaz yönünden durma kararı verilmesi gerekirken, hukukçu kimliği bulunmayan diğer üç sanık hakkında da durma kararı verilmesi hukukçuların da eleştirilerine neden oldu.

Sadece avukat olan sanık yönünden durma kararı verilerek diğer sanıklar yönünden ayırma kararıyla yargılamaya devam edilmesi gerekirken hukukçu olmayan diğer 3 sanık yönünden de durma kararı verilmesi dikkat çekti.

Adalet Bakanlığı ise 3 yıldır henüz bir karar vermediği için bu davanın da sürüncemede bırakılarak sanıklar hakkında zamanaşımından düşme kararı verilebileceği öğrenildi. Dosya 14 Ocak 2021’den beri Adalet Bakanlığı’nda bekletiliyor.

Avukat suçlarıyla ilgili Adalet Bakanlığından istenen soruşturma ve yargılama izinlerine izinlere en geç 2 ay içinde cevap veriliyor.

ERDOĞAN’IN AFİŞLERİNİ TOPLATTI BAŞINA GELMEYEN KALMADI

Diyarbakır’da Ağır Ceza Mahkemesi hakimliği yaparken aynı zamanda Yenişehir İlçe Seçim Kurulu Başkanı olan Hakim Oktay Kuban, 29 Mart 2019 yerel seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın bilboardlara asılan ve üzerinde “İşimiz hizmet, gücümüz millet” yazılı afişlerine toplatma kararı vermişti.

Hakim Kuban, Erdoğan’ın afişindeki fotoğrafında yakasında Türk bayrağı rozeti bulunduğu gerekçesiyle toplatma kararı verdi. Hakim Kuban, Seçim Yasasının 58. maddesine göre siyasi partilerin propaganda afişlerinde ulusal semboller, Türk bayrağı veya dini motiflerin kesinlikle kullanılamayacağına dair kesin hüküm bulunduğunu, bu nedenle kentin Yenişehir İlçesindeki değişik noktalara asılan bilboardlardaki binlerce afişin seçimlere 13 gün kala toplatılması kararı vermişti.

Hakim Kuban aldığı bu kararı Emniyet Müdürlüğü Siyasi Partiler Bürosuna tebliğ edince çok sayıda afiş reklam panolarından indirildi. Kuban’ın aldığı bu karar üzerine merkez Bağlar, Sur ve Kayapınar İlçelerindeki asılı bulunan afişlerde Erdoğan’ın yakasındaki Türk bayrağı rozetinin üzeri siyah boya ile kapatıldı.

AKP İl Teşkilatı ise afiş toplatma kararına karşı İl Seçim Kurulu’na itirazda bulundu. İtirazı inceleyen İl Seçim Kurulu Başkanlığı da afişlerin toplatılması yönünde verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, doğru ve yerinde bir karar olduğu ifade edilerek itirazın reddini kararlaştırmıştı.

FETÖ’CÜLERİN DE HEDEFİNDEKİ İSİMDİ

Diyarbakır’dan İstanbul’a tayin edilen Hakim Oktay Kuban burada Balyoz ve Ergenekon kumpasıyla tutuklanan ve aralarında emekli Orgeneral Çetin Doğan ile muvazzaf askerlerin de bulunduğu TSK mensupları hakkında itiraz üzerine tahliye kararları verince hedef haline getirildi.

2010 yılında yapısı tamamen değişen ve FETÖ tutuklusu İbrahim Okur’un başkanlığında FETÖ’cülerin kontrolüne geçen HSK tarafından il il sürgüne gönderilen Hakim Oktay Kuban, maruz kaldığı mobbing uygulamalarıyla emekliliğe zorlandı. Ceza yargılamasında kıdemli hakim olmasına rağmen kürsüde pasif görevlere atandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erdoganin-afislerini-toplatmisti-hedef-gosterilen-hakimin-davasi-buhar-oldu/feed/ 0
Adnan Oktar örgütüne yeni dava! Örgürü diri tutmak için… https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-orgutune-yeni-dava-orguru-diri-tutmak-icin/ https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-orgutune-yeni-dava-orguru-diri-tutmak-icin/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:48:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3458 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, Adnan Oktar organize suç örgütünün güncel yapılanması ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yürüttüğü soruşturmayı tamamladı.

Soruşturma sonucunda hazırlanan 352 sayfalık iddianamede, 20 kişi şüpheli olarak yer aldı.

ÖRGÜTSEL FAALİYETLERE DEVAM

Mahkeme kararlarıyla silahlı suç örgütünün yöneticisi olarak kabul edilen Adnan Oktar’ın bu nedenle cezaevinde bulunduğu ve bu süreç içerisinde örgütsel faaliyetlerine devam ettiği kaydedilen iddianamede, Oktar’ın özellikle avukatları ve diğer örgüt yöneticileri Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna vasıtasıyla örgütü diri tutmaya çalıştığı, talimatlarının cezaevi dışında yayılmasını sağladığı belirtildi.

Oktar’ın bunu yaparken, özellikle diğer örgüt yöneticileri vasıtasıyla yargılamanın kumpas olduğuna ilişkin kamuoyu oluşturma ve siyasi lobi desteğini alma faaliyetlerine giriştiği vurgulanan iddianamede, ana çatı davasında ceza alan ve cezaevinde bulunan örgüt üyeleriyle mektuplar ve avukatlar aracılığıyla iletişim kuran Oktar’ın, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen örgüt üyelerini engellemeye çalıştığı bilgisi verildi.

AMAÇ ÖRGÜTE YENİ ÜYE KAZANDIRMAK

İddianamede, Adnan Oktar’ın özellikle içeride ve dışarıda bulunan örgüt üyeleri üzerindeki etkinliğini devam ettirmeye çalıştığı da belirtilerek, bu kişinin cezaevinde kaldığı dönemde, özellikle 15 gün gibi kısa sürede yaklaşık 200 avukat ile olağan akışa uygun olmayacak şekilde, “hukuki yardım” adı altında görüşmeler gerçekleştirdiğine dikkat çekildi.

“Bu görüşmelerinde örgüte üye kazandırmayı amaçlamış, cezaevine giriş çıkışı kanuni sınırlar çerçevesinde serbest olan avukatlık mesleğinden faydalanmak üzere cezaevi dışındaki örgütsel tavır ve davranışları yönlendirmeye çalışmıştır. Bu hususun tespit edilmesi neticesinde şüpheli hakkında avukat görüşlerinin kısıtlanması yoluna gidilmiştir.” ifadeleri yer bulan iddianamede, Oktar ile ilgili ayrıca, örgütü diri tutmanın yanı sıra hem yargılanan hem deşifre olan örgüt üyelerinin yerine yeni örgüt üyeleri kazandırmayı amaçladığı ve en kolay yol olan avukatları vasıtasıyla talimatlarını aktarmaya çalıştığı dile getirildi.

Adnan Oktar’ın, özellikle cezaevinde bulunan kişilerin kendisine mektup yazması noktasında, örgüt üyesi avukatları vasıtasıyla baskı oluşturduğu ve aslında yargılamanın temelsiz olduğu izlenimini verdiği aktarılan iddianamede, Oktar’ın örgüttekilere, örgütsel bağlılık değil gönül bağı kurduklarını kanıtlamaya çalıştığı vurgulandı.

TÜM PLANLAMAYI OKTAR TEK BAŞINA ÜSTLENMİYOR

Şüpheli Oktar’ın, örgütün yeni yapılanmasında tek başına tüm planlamayı ve organizeyi yüklenmemek adına daha önce haklarında cezaya hükmedilen örgüt üyesi şüpheliler Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna ile örgütü yönettiği kaydedilen iddianamede, bu kişinin özellikle örgütün çıkış noktası olan mehdiyet hususunda, çeşitli notları avukatları vasıtasıyla örgüt üyeleriyle paylaştığı ve bu şekilde örgüt baskısını devam ettirdiği öne sürüldü.

İddianamede, “Tüm bu eylemleri dikkate alındığında iddianame sonrası hukuki ve fiili kesintinin gerçekleştiği tarihten itibaren yeni bir yapılanma ve eylemlerle örgütün hiyerarşisi içerisinde üst pozisyonda yer alıp örgüt üyelerine emir ve talimat veren, örgüt üyelerini yönlendiren ve idare eden, örgüt içerisinde iş bölümünü sağlayan, koordinatör gibi hareket eden şüpheli Adnan Oktar’ın örgüt yöneticisi olarak nitelendirilmesi gerektiği aşikardır.” ifadelerine yer verildi.

TAHLİYE EDİLENLER GÜNCEL YAPILANMADA ROL ALIYOR

Örgütün yeni yapılanma sürecindeki faaliyetleri de iddianamede, “örgütün güncel yapılanması ve faaliyetleri”, “güncel yapılanmada yer alan kişiler”, “örgütün cezaevinden kontrolü ve avukat yapılanması”, “güncel yapılanmada örgütsel iletişim”, “örgütsel iletişimde örgütsel tedbir” ve “örgütün propaganda ve dezenformasyon faaliyetleri” şeklinde 6 başlık altında anlatıldı.

Örgütün güncel yapılanması ve faaliyetleriyle ilgili örgüt lideri, yöneticileri ve üyelerden çok sayıda kişinin tutuklu olmasına müteakip örgütün mevcut duruma göre yeni stratejiler belirleyerek güncel yapılanma faaliyetleri içerisinde bulunduğu anlatılan iddianamede, güncel yapılanmada rol alan kişilerin, ağırlıklı olarak cezaevinden tahliye edilen örgüt üyeleri ile örgütle iltisaklı olup henüz işlem görmeyen kişilerden oluştuğu, ancak örgütün bir yandan da yeni üyeler edinme yolunda amacına ulaştığı girişimlerinin bulunduğu değerlendirmesi yapıldı.

Cezaevinden kontrol ve avukat yapılanmasının da anlatıldığı iddianamede, güncel yapılanmada örgütsel faaliyet yürüten tutuksuz kişilerin, örgütteki avukat yapılanması aracılığıyla doğrudan örgüt lideri ve yöneticilerinin el yazılı talimatlarını edindiği, faaliyetlerini bu örgütsel hiyerarşiye uyumlu şekilde icra ettiği belirtildi.

AVUKARLAR ÜZERİNDEN ÖRGÜTSEL İLETİŞİM

Örgütsel iletişimin sağlanması noktasında örgüt lider ve yöneticileriyle yapılan hayatın olağan akışına aykırı sayıda ve sürede görüşmelerin, avukat-müvekkil görüşmeleri motifi altında gösterildiğine işaret edilen iddianamede, bu yöntemin aslında örgüt lider ve yöneticilerinin el yazılı talimatlarının cezaevinde bulunmayan örgüt üyelerine iletilmesi adına örtülü bir örgütsel iletişim stratejisiyle uygulandığı ileri sürüldü.

İddianamede, bu yöntemle edinilen el yazılı talimatların, tek merkezde toplanması adına sözde hukuk birimi sorumlusu kişiye ulaştırılarak arşivlendiği, böylece cezaeviyle dışarısı arasındaki örgütsel iletişimin örgütün avukat yapılanması üzerinden örtülü görüşmeler yoluyla sağlandığı bildirilerek, avukat Sinem Mollahasanoğlu’nun avukatlık ofisinde, 29 Aralık 2022’de bulunan Adnan Oktar’a gönderilen mektupların, notların, belgelerin, ana dava müştekisi Serra Muhammed Valipour’un adına düzenlenen klasördeki bilgi, belge ve talimatlarla karşılaştırıldığı, talimatların yerine getirildiğini teyit eder nitelikte olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.

AVUKATLA ALINAN TALİMAT UYGULANIP OKTAR’A DÖNÜŞ YAPILIYOR

Klasörler içerisinde, e-posta adresleri üzerinden 2019-2020 tarihleri arasında kurulmuş bir iletişim ağının olduğu da belirtilen iddianamede, bu iletişim ağının içerisinde yer alan kişilerin kendilerini, “İstanbul/Hukuk Grubu” olarak adlandırdıkları ve Oktar’dan “müvekkil” veya “yazar” olarak bahsedildiği dile getirildi.

Grubun yargılama dosyası içeriğine hakim olduğunun altı çizilen iddianamede, görüşe giden avukatlar vasıtasıyla Oktar’dan alınan talimatların, notlar şeklinde yazılı kayıt olarak tutulduğu, her bir talimatının hukuk grubu tarafından titizlikle yerine getirildiği, takip edildiği ve Oktar’a geri dönüşünün yapıldığı aktarıldı.

Sanıklarla örgüt avukatlarının görüştürüldüğü ve bu sayede sanıklar üzerinde hakimiyet kurulduğu bilgisi verilen iddianamede, avukatlar aracılığıyla sanıkların her birinden önce yazılı olarak beyan alındığı, iddianamedeki isnatlarla sanık beyanları üzerinde çalışmalar yapıldığı, çelişkili ve sıkıntı oluşturabilecek yerlerin düzeltildiği savunuldu.

İddianamede, sanıklar üzerinde kurulan hakimiyet ve kontrol mekanizmasıyla, savunmaların ortak mantıksal kurgular doğrultusunda şekillendirilerek dikte edildiği ve ezberletildiği, ezberlenen savunmaları mahkeme sorgusu esnasında ifade etmeleri talimatı verildiği de belirtilerek, mahkeme dosyasına sunulan yazılı savunmalarda da aynı yöntemin uygulandığı ifade edildi.

SANIKLARIN ÖRGÜTTEN KOPMAMALARI İÇİN…

Savunmaların sanıkların özgür iradeli beyanlarına dayanmasına izin verilmediği ve yargılanan sanıkların da bu kabulle her safhada örgütsel bağlılıkla hareket ederek savunma yaptığı vurgulanan iddianamede, sanıklar üzerinde savunmalarla ilgili kurulan bu rızalı hakimiyetin dışında görüşe giden avukatlar vasıtasıyla sanıklardan alınan notlarla cezaevindeki her türlü ihtiyaçlarının takip edilip karşılandığı da anlatıldı.

Sanıkların psikolojik durumlarıyla, beslenmeleriyle, giyim ve kişisel tarzlarıyla, sağlıklarıyla ilgilenilerek örgütten kopmaların önüne geçilmeye çalışıldığı, birlikteliklerinin devamının sağlanması noktasında telkinler yapılıp tedbirler alınarak, örgütün moral ve motivasyonunun canlı tutulmasının sağlandığı, sanıkların örgütsel bağlılıkla ihtiyaçlarının örgüt tarafından karşılanmasına izin verdiği de kaydedilen iddianamede, özellikle ve önemle üzerinde durulan mektuplaşmayla her sanığın hem Oktar’a hem de birbirlerine mektup yazmaya teşvik ve telkin edildiği, mektup yazmayanların takip edildiği, mektuplarla örgütten kopmaların önüne geçilmesine çalışıldığı, bu mektupların ileride delil olarak kullanılmak amacıyla saklandığı anlatıldı.

SOSYAL MEDYADA MEHDİLİĞİ GÜNDEMDE TUTULUYOR

Adnan Oktar’ın görüşe gelen avukatları vasıtasıyla çok sayıda dini anlatımlar, dini örneklemeler, ayetler ve hadislere atıflar, mehdi, deccal, ahir zaman anlatımlarıyla örgüt mensuplarına aktarımlar ve telkinler yaptığı aktarılan iddianamede, “Oktar’ın görüşmesi esnasında Türkiye ve dünya gündemindeki siyasi olaylar, doğa olayları gibi konularda olayların sebebini kendisinin tutuklu olmasına bağlayarak bunu dini atıflarla delillendirme çabası içerisinde olduğu, içerideki ve dışarıdaki örgüt mensuplarına aktarımını sağlayarak telkin ettiği, bununla mehdilik kavramına atıflar yaptığı, sosyal medyada mehdiliği gündemde tutmak için talimatlar verdiği anlaşılmıştır.” ifadeleri yer buldu.

Şüphelilerin, talimat doğrultusunda, örgüt hakkında isnat edilen “silahlı suç örgütü” suçlamasını boşa çıkarmak amacıyla sosyal medyayı kullanarak propaganda yaptıkları da belirtilen iddianamede, algı oluşturmak adına çok yoğun faaliyetlerde bulundukları, Adnan Oktar’ın talimatları doğrultusunda cinsel suç isnatlarına yönelik “külliyen ret” kararı doğrultusunda ortak söylemde hareket ettikleri dile getirildi.

İddianamede, ana davanın müştekilerinden Serra Muhammed Valipour’un iddialarıyla ilgili yine Oktar’ın talimatları doğrultusunda yoğun bir çalışma yürütüldüğü, annesi Dilek Çelikten’in nasıl ifade vereceği ile ilgili çalışmalar yapıldığı anlatıldı.

İLETİŞİMLER E-MAIL ÜZERİNDEN YAPILIYOR

Örgütün cezaevi dışındaki iletişim taktiğinin ise takibe duyarlı şekilde örgütsel tedbir uygulanarak e-mailler yoluyla gerçekleştiğine dikkat çekilen iddianamede, iletişimin bu şekilde kurulmasının nedeni olarak CMK’nın ilgili maddeleri gereğince takip sağlanamaması ve e-maillerin içeriğine yurt dışında olan serverlardan kaynaklı ulaşılamaması gösterildi.

İddianame, gönderildiği ağır ceza mahkemesince kabul edildi. Sanıklar, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

İSTENEN CEZALAR

İddianamede, şüpheliler Adnan Oktar, Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna’nın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçundan 5 yıldan 12’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. Bu kişilerin ayrıca, Türk Ceza Kanununun (TCK) ilgili maddesi uyarınca, örgüt üyelerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediği bütün suçlarından dolayı fail olarak cezalandırılması da talep edildi.

Adnan Oktar, Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna’nın bu kapsamda, “örgütün veya amacının propagandasını yapma” suçundan 10,5 yıldan 31,5’ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, diğer 17 sanığın “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma”, “örgüte yardım” ve “örgütün veya amacının propagandasını yapma” gibi suçlardan farklı oranlarda hapisle cezalandırılması talebi de yer aldı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-orgutune-yeni-dava-orguru-diri-tutmak-icin/feed/ 0
Yargıtay bu fotoğrafa cezayı fazla buldu https://www.foxhaber.com.tr/yargitay-bu-fotografa-cezayi-fazla-buldu/ https://www.foxhaber.com.tr/yargitay-bu-fotografa-cezayi-fazla-buldu/#respond Wed, 07 Feb 2024 09:06:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2994 Diyarbakır Lice’de PKK’lı teröristlerle silahlı, terörist kıyafetli çekilmiş fotoğrafları öldürülen bölge sorumlusu Müzeyyen Aydınlı’nın üzerinden çıkınca tutuklanan Diyarbakır Barosu avukatlarından Merve Nur D., tutuklu yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.

Merve Nur D. Bölge İstinaf Mahkemesine yaptığı itirazı da yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmediğinden esastan reddedilerek Yargıtay’a gönderildi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise kadın avukata verilen hapis cezasını fazla bularak hükmün esastan bozulmasına karar verdi.

Müzeyyen Aydınlı ve Merve Nur D.

Öldürülen kadın teröristin üzerindeki örgütsel dokümanların incelenmesinde sanık avukatın örgüte verdiği sicil bilgilerinin bulunduğu, bu bilgilere göre kadın avukatın örgüt içinde Bese, Doğa ve Dilşa adıyla üç ayrı kod isim kullandığına dikkat çekildi.

Sanığın kullandığı cep telefonunun geriye dönük sinyal baz bilgileri de incelendiğinde örgüte katıldığı tarihle baz bilgilerinin uyumlu olduğunu belirten Yargıtay, sanığa ait telefonun gelen ve giden arama, mesaj alma ve mesaj gönderme şeklinde aktif sinyal bilgisi bulunduğunu, ancak örgüte katıldığı tarih olan 17 Mayıs 2018 günü akşam saat 22.09 ile 18 Mayıs akşamı 20.58 saatleri arasında arama, aranma, mesaj alma ve gönderme şeklinde hiçbir iletişim kaydının bulunmayıp telefonun pasif konumda olduğuna vurgu yaptı.

Yine öldürülen kadın teröristin üzerinden çıkan notlarda Merve Nur D.’nin örgüte 18 Mayıs 2018’de katıldığına dair bilgi ile karşılaştırılan sinyal bilgilerinin birbiriyle uyumlu olduğu bildirildi.

ÜST DÜZEY MİLİS OLDUĞU YÖNÜNDE KUŞKU YOK

Sanığa ait kişisel verilerin ölen teröristin üzerinden çıktığının altını çizen Yargıtay, baro levhasında görünen cep telefonu numarası ile teröristin üzerinde ele geçen cep telefonu numarasının bile öldürülen terörist Müzeyyen Aydınlı’nın üzerinden çıkan bilgilerle aynı olduğu kaydedildi.

Fotoğraflarda elinde ABD yapımı M-16 uzun namlulu tüfek ve örgüt kıyafetleriyle çekilen fotoğrafları da dikkate alındığında sanığın örgüt üyesi olduğu yönünde kuşku bulunmadığı ifade edildi.

Sanığın kırsal alanda eğitim aldığı, örgüt içi iletişimin sağlanması için kırsal alan ile cezaevi arasında avukat olması nedeniyle kuryelik yaptığı, sıradan bir örgüt üyesi olmayıp gizliliği sağlamak için avukatlık kimliğini kullanarak üst düzey bir milis olduğuna işaret edildi.

KARAR İSABETLİ ANCAK HAKKANİYETLİ DEĞİL

Yargıtay, teslim olan terörist E.B’nin kadın avukatı teşhis ederek, “Lice kırsalında Ape Musa bölgesindeyken Botan kod adlı Veli Taşkıran isimli terörist konuşurken ‘O avukat kız gelecek’ dediler. Avukatın neden geleceğini sorduğumda bizden bazı bilgileri cezaevine götürmek için geleceğini söylediler. Avukat bir jeep’le geldi ve beni görünce el sıkışıp ‘Heval nasılsın’ diye sordu. Elinde rulo halinde bantlanmış üzerinde bazı yazılar bulunan çok sayıda kâğıt vardı. Sonra Birlik köyündeki bir evde örgüt yöneticisi Nevin Güngörmüş ile görüştüler” şeklindeki İfadeleri de dikkate alındığında delillerin hukuken geçerli ve elverişli olduğu bildirildi.

Hukuka uygun ve yasal açıklanan gerekçelere göre sanığa terör örgütü üyeliği suçundan verilen temel cezada alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik olmadığı, ancak alt sınırdan fazlaca uzaklaşılıp 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmesinin de hakkaniyete uygun olmadığının altını çizdi.

ORTAYI BULUN DAHA UYGUN BİR CEZA VERİN

Yargıtay, Anayasa’nın 138/1 maddesine göre orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, konusunun önem ve değeri, sanığın örgütsel konumu ile faaliyetleri göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde sanık hakkında hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken artırım derecesinde yanılgıya düşüldüğünün altını çizdi.

Yargıtay, alt sınırdan verilmesinin hakkaniyetli olmadığı gibi, üst sınırdan da fazla ceza verilmesinin de hakkaniyetli olmadığını belirterek daha uygun bir ceza ile dosyanın yeniden ele alınması gerektiğine kanaat getirip kararı esastan bozarak yerel mahkemeye tekrardan yargılama yapmak üzere iade etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yargitay-bu-fotografa-cezayi-fazla-buldu/feed/ 0
Avukatlardan ‘Can Atalay’ açıklaması https://www.foxhaber.com.tr/avukatlardan-can-atalay-aciklamasi/ https://www.foxhaber.com.tr/avukatlardan-can-atalay-aciklamasi/#respond Tue, 09 Jan 2024 21:12:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2080 İstanbul Barosu ve 12 il barosuna bağlı bazı avukatlar, Hatay Milletvekili Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesi ‘nin (AYM) hak ihlali kararının ardından tahliye edilmemesine ilişkin Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanarak basın açıklaması yaptı. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Avukat Erinç Sağka da açıklamaya katıldı. Açıklamayı İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç yaptı.

Açıklamanın ardından adliyeye giren bir avukat, çantasını X-ray cihazından geçirmediği gerekçesiyle güvenlik görevlileri tarafından uyarıldı. Avukatlar çantayı gösterdiklerini söyleyerek çantanın cihazdan geçirilmesine karşı çıktı. Bunun üzerine avukatlar ve güvenlik görevlileri arasında kısa süreli arbede yaşandı.

“ANAYASA’DA YER ALAN ‘HUKUK DEVLETİ’ İLKESİ HEPİMİZİN GÜVENCESİDİR”

Filiz Saraç, şöyle konuştu:

-Anayasa Mahkemesi’nin Baromuz üyesi Av. Can Atalay’ın başvurusu üzerine vermiş olduğu ikinci ihlal kararına rağmen, Yargıtay 3. Ceza Dairesi de ikinci kez 3 Ocak 2024 tarihinde, “Anayasa Mahkemesi’nin anılan kararlarına ‘uyulmasına yer olmadığına’ şeklinde hukuk sistemimizde yeri olmayan bir karara daha imza atmıştır. Bu karar, kişi hak ve hürriyetlerine telafisi mümkün olmayacak zararlar verdiği gibi; yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı yoksa, Anayasa’nın da kanunların da demokrasinin de bir anlam ifade etmeyeceğini bir kez daha göstermiştir.

-Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmaması ile konu bireysel bir hak ihlali olmaktan çıkmış, bütün yurttaşlarımız açısından da ‘hukuk güvenliği’ sorununa dönüşmüştür.

-Anayasa’da yer alan ‘hukuk devleti’ ilkesi hepimizin güvencesidir. Avukatlar olarak şunu çok iyi biliyoruz ki bir ülkede “hukuk güvenliğiö ortadan kalktığında, yurttaşların tüm temel hakları tehlikededir.

-Dolayısıyla Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin bu kararı yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini hiçe sayan bir karardır. Yine biz avukatlar biliyoruz ki bir devlette öngörülebilir, belirli ve uygulanan kurallar yoksa orada gerçek anlamda avukatlık da yapılamayacaktır.

-Bu nedenle bu karar artık doğrudan tek tek tüm avukatları da yurttaşların savunma haklarını da hedef almaktadır” dedi.

“YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ BAŞKAN VE ÜYELERİ HAKKINDA YENİDEN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMUŞTUR”

Avukat Saraç,şöyle konuştu:

-Anayasa Mahkemesi’nin verilen ilk hak ihlali kararından sonra Yargıtay 3. Ceza Dairesi başkan ve üyeleri hakkında 3593 meslektaşımızın da imzası eklenerek İstanbul Barosu olarak Yargıtay Birinci Başkanlık Kuruluna suç duyurusunda bulunulmuştu. İkinci hak ihlali kararından sonra Yargıtay 3. Ceza Dairesi başkan ve üyeleri hakkında yeniden suç duyurusunda da bulunulmuştur.

-Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararında Pakistan Anayasa Mahkemesinin kararlarından bahsetmiştir. Yargıtay’ın herhangi bir dairesinin gerekçe yazmakta bu kadar zorlandığı başka bir dosya olmadığı kanaatindeyiz. Ancak bizler yine Yargıtay’ın kendi cümleleri ile Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının niteliğini ve hukuk güvenliğini anlatalım.

-Yargıtay Ceza Genel Kurulu 28.04.2015 tarihli kararında; bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararların yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağını açık bir biçimde dile getirmiştir. Yine Yargıtay 3. Ceza Dairesi verdiği 04.04.2023 tarihli kararında ve benzer pek çok kararında “Anayasa Mahkemesinin Daireyi de bağlayan kararları doğrultusunda” ifadesiyle Anayasa Mahkemesi kararlarının bütün yargı organları gibi Yargıtay dairelerini de bağlayacağını açıkça belirtmiştir.

-Toplumlarda hukuksuzlukları yapanlar kadar hukuksuzluklara alışmış kişiler de başka insan hakları ihlallerine ortam oluştururlar.

-Yaptığımız suç duyuruları, basın açıklamaları, eylemler hukuksuzluğa alışmayacağımızın ve hukuk devletine sonuna kadar sahip çıkacağımızın ilanıdır” ifadeleri kullandı.

AVUKATLARLA GÜVENLİK GÖREVLİLERİ ARASINDA ARBEDE

Açıklamanın ardından adliyeye giren avukatlarla güvenlik görevlileri arasında kısa süreli arbede yaşandı. Adliyeye giren bir avukat, çantasını X-ray cihazından geçirmediği gerekçesiyle güvenlik görevlileri tarafından uyarıldı.

Avukatlar çantayı gösterdiklerini söyleyerek çantanın cihazdan geçirilmesine karşı çıktı. Avukatın bu şekilde adliyeye girmesine izin verilmemesi üzerine tartışma büyüdü. Avukatlar ve güvenlik görevlileri arasında arbede yaşandı.

Arbede, avukat Ali Rıza Dizdar’ın tartışmaya neden olan avukatla konuşmasının ardından sona erdi. Çanta X-ray cihazından geçirildikten sonra avukata verildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/avukatlardan-can-atalay-aciklamasi/feed/ 0
Şike kumpasında FETÖ’cü avukata 7 yıl 6 ay hapis https://www.foxhaber.com.tr/sike-kumpasinda-fetocu-avukata-7-yil-6-ay-hapis/ https://www.foxhaber.com.tr/sike-kumpasinda-fetocu-avukata-7-yil-6-ay-hapis/#respond Tue, 09 Jan 2024 21:03:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2071 FETÖ’nün avukatlık yapılanmasında yer alan ve “futbolda şike kumpası” davasının firari sanığıyken gaybubet evinde yakalanan avukat Cemalettin Mutlu, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanık Mutlu ve avukatı katıldı. Duruşmada, müşteki Fenerbahçe Spor Kulübünü temsilen de bir avukat hazır bulundu. Duruşmada söz verilen Fenerbahçe Spor Kulübü avukatı İsmail Hakkı Başaran, sanığın mahkumiyetine karar verilmesini istedi.

YURT DIŞI ÇIKIŞ YASAĞINA DEVAM

Mahkeme heyeti sanık Mutlu’ya karar duruşması olduğunu bildirerek, son savunmasını yapmasını istedi. Sanık Mutlu, yargılama sürecinde savunma hakkının ihlal edildiğini öne sürdü.

Kendisinin seküler hayatı olduğunu öne süren sanık, “Bu memlekette dedelerim yetim kaldı. Kim teröristse Allah belasını versin. Ülkücü camiada yetiştim. Bir seferine mahsus Kimse Yok Mu Derneğine bir kurban bağışı yapmışım” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, sanık Mutlu’yu “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası çarptırdı. Heyet, sanık hakkında uygulanan yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbirinin devamına hükmetti.

GAYBUBET EVİNDE YAKALANDI

FETÖ’nün avukatlar yapılanmasında yer alan ve “futbolda şike kumpası” davasının firari sanığı avukat Cemalettin Mutlu ile kardeşi Veli Mutlu, 18 Eylül 2021’de Eyüpsultan’da bir gaybubet evine düzenlenen operasyonda yakalanmıştı.

FETÖ mensuplarınca gerçekleştirilen “Askeri Casusluk”, “Fuhuş ve Şantaj”, “Poyrazköy” ile “Amirallere Suikast” gibi kumpas soruşturmalarında yer aldığı belirlenen Mutlu Ekizoğlu, Nazmi Ardıç, Tufan Ergüder, Yurt Atayün ve Ömer Köse’nin de aralarında bulunduğu birçok emniyet mensubunun bir dönem avukatlığını yapan Mutlu, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.

AZİZ YILDIRIM ALEYHİNE İFADE BASKISI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, sanık Mutlu’nun avukatlık yapılanması içerisindeki eylemlerine yer verilmişti.

Mutlu’nun telefon hatlarıyla örgütün mahrem imamlarından avukat Faik Toklucu ve Alaeddin Yüksel Bulut ile irtibatının bulunduğu aktarılan iddianamede, sanığın ayrıca ByLock kullanıcısı kişilerle iletişim kaydının tespit edildiği anlatılmıştı.

İddianamede, MASAK raporuna göre, Mutlu’ya FETÖ üyelerince bazı ödemeler yapıldığına, Mutlu’nun da kimi şüphelilere bir miktar para gönderdiğine yönelik tespitlerin yer aldığı kaydedilmişti.

Sanıkla ilgili “futbolda şike kumpası” davasındaki bazı sanıkların beyanlarına yer verilen iddianamede, Mutlu’nun, Aziz Yıldırım’ın tutuklandığı “futbolda şike” soruşturması kapsamında gözaltına alınan Şekip Mosturoğlu ve Ahmet Çelebi gibi kişileri cezaevinde ziyaret edip tahliye edilecekleri yönünde teşvikle Yıldırım aleyhine ifade vermeye zorladığı belirtilmişti.

İddianamede, dönemin Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören’in başsavcılıkça bilgisine başvurulduğu sırada sanığın da orada olduğu ve bu iş için 25 bin 643 lira aldığı aktarılmıştı. Mutlu’nun bu şekilde örgütün kurgulayıp yürüttüğü soruşturma dosyasına delil oluşturmaya çalıştığı vurgulanan iddianamede, sanığın “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sike-kumpasinda-fetocu-avukata-7-yil-6-ay-hapis/feed/ 0
Hollywood çok karışacak… Fuhuş skandalında yeni isimler https://www.foxhaber.com.tr/hollywood-cok-karisacak-fuhus-skandalinda-yeni-isimler/ https://www.foxhaber.com.tr/hollywood-cok-karisacak-fuhus-skandalinda-yeni-isimler/#respond Fri, 05 Jan 2024 09:15:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1914 2019’da kaldığı hapishanede hayatına son verdi ama yaptıkları hâlâ tüm dünyayı sarsıyor. Jeffrey Epstein, genç kadınları fuhuşa zorladığı, taciz, tecavüz ve insan kaçakçılığı yaptığı iddiasıyla gözaltına alınmış ve daha sonra New York’ta tutulduğu cezaevinde intihar etmişti. Epstein’ın ölse de tüm bu eylemlerini birlikte gerçekleştirdiği ve hatta planladığı sevgilisi ve ortağı İngiliz sosyetesinin önemli isimlerinden Ghislaine Maxwell’e ise 20 yıl hapis cezası verilmişti.

Maxwell’in skandal olayla ilgili görülen davalarından bazı belgeler geçtiğimiz günlerde kamuoyuna sunulmaya başlandı ve ortaya oldukça ilginç bir tablo çıktı. Belgelerde Bill Clinton’dan Stephen Hawking’e, Leonardo DiCaprio’dan Cameron Diaz’a siyaset, sinema, bilim dünyasından pek çok ünlü ismin yer alıyor.

200’DEN FAZLA İSİM YER ALIYOR

Jeffrey Epstein belgelerinde şu ana kadar 200’den fazla kişinin ismi geçiyor, ancak çok azı cinsel davranışta bulunmakla suçlandı.

ABD’li bir bölge yargıcı, çarşamba ve perşembe günü Jeffrey Epstein’ı suçlayanlardan birinin dahil olduğu 2015 tarihli bir davaya ait bir dizi belgeyi ortaya çıkardı. Dosyalar merakla beklenirken mahkeme web sitesi çöktü. Belgelerde yer alan 200’den fazla ismin tamamı, Epstein’ın tutmuş olabileceği organize bir listenin parçası değil ve çoğu, herhangi bir suçla veya reşit olmayan kızlara cinsel tacizde bulunmakla da suçlanmıyor. Ancak bazı isimlerle ilgili ilginç ifadeler bulunuyor.

NAOMI CAMPBELL, BRUCE WILLIS, STEPHEN HAWKING

Epstein kurbanlarından Johanna Sjoberg, Epstein’ın kendisine Bill Clinton’ın genç kızlardan hoşlandığını söylediğini belirtirken, Clinton’ı herhangi bir şekilde suçlamadı. Sjoberg ayrıca 2016 yılında ünlü sihirbaz David Copperfield ile Epstein çatısı altında yaşadığı görüşmeyi de anlattı.

Model Naomi Campbell, teorik fizikçi Stephen Hawking, aktör Kevin Spacey ve merhum müzisyen Michael Jackson da dahil olmak üzere belgelerde adı geçen diğer ünlü isimler, perşembe günü 1000 sayfayı aşan ve çok sayıda ifade, e-posta, ve hukuki yazışmada ismi geçenler arasında.

CİNSEL TACİZLE SUÇLANAN O İSİMLER…

Epstein skandalının odağında yer alan en önemli isim Prens Andrew… Epstein’ın kurbanlarından biri olan Virginia Giuffre ile seks yapmakla suçlandı.

Ünlü iş insanı ve moda dünyasının önde gelen menajerlerinden Jean-Luc Brunel, Epstein’ın kaçakçılık planına kadınları dahil etmekle suçlanıyordu. 2022 yılında hapishane hücresinde ölü bulundu.

Epstein’ın eski avukatı Alan Dershowitz, reşit olmayan biriyle birçok kez seks yapmakla suçlandı. Giuffre, daha sonra ifadesini değiştirip Dershowitz’i yanlış anlattığını söylese de Epstein’ın ev çalışanlarından iki kişi ifadelerinde onun sık sık Epstein’ın evinde olduğunu söyledi.

Dershowitz, Business Insider’a gönderdiği bir e-postada şunları söyledi: “Beni haksız yere suçlayan kadın, şimdi beni yanlış tanımlamış olabileceğini itiraf etti.”

Milyarder hedge fonu yöneticisi Glenn Dubin için de Giuffre, Epstein’ın kendisiyle seks yapma talimatını verdiğini söyledi. Perşembe gecesi Dubin’in sözcüsü yaptığı açıklamada, Dubin ve eşi Eva Dubin’in bu iddiaları ilk kez 2019’da aynı hukuk davası kapsamında ilk kez ortaya çıktığında olduğu gibi şiddetle reddettiklerini söyledi.

Amerikalı bilim insanı ve yapay zekâ öncüsü Marvin Minsky de Giuffre’nin suçladığı isimlerden. Minsky, 2016’da hayatını kaybetti.

Eski ABD Senatörü George Mitchell de Giuffre ile seks yapmakla suçlandı. Mitchell iddialara, “Yayınlanan belgelerde yer alan iddialar yanlıştır. Bayan Giuffre ile hiç tanışmadım, konuşmadım veya herhangi bir temas kurmadım. Bay Epstein ile temaslarımda, reşit olmayan kızlarla ilgili herhangi bir uygunsuz davranış gözlemlemedim veya bundan şüphelenmedim. Onun eylemlerini ancak Florida’daki kovuşturmayla ilgili olarak medyada yer aldığında öğrendim. Daha fazla temasımız olmadı” diye yanıt verdi.

Giuffre ile seks yapmakla suçlanan bir diğer isim de Hyatt Hotels Corporation’ın Yönetim Kurulu Başkanı Tom Pritzker. Pritzker’in bir sözcüsü, “Bu, dört yıldan fazla bir süre önce yayınlanan ve şiddetle reddedilen aynı yanlış ve münferit iddiadır. Bay Pritzker bunu şiddetle reddetmeye devam ediyor” diyerek açıklama yaptı.

Eski New Mexico Valisi Bill Richardson’ın da masaj aldığını belirten Giuffre masajın aslında seksin şifresi olarak kullanıldığını söyledi.

HOLLYWOOD’DA ORTALIK KARIŞTI

Epstein skandalı sadece iş ya da siyaset dünyasını sarmadı; aynı zamanda Hollywood’da da yankılanıyor. Epstein ile ilgili davada ismi geçen ünlüler arasında Michael Jackson, Kevin Spacey, Leonardo DiCaprio, Cameron Diaz, Cate Blanchett, Naomi Campbell, Bruce Willis, Oprah Winfrey, George Lucas gibi dünyaca tanınan kişiler var. Daha önce açıklanan belgelerde de Woody Allen’ın ismi ve fotoğrafı yer almıştı.

Belgelerin yayınlanmasından önce de gelen raporlarda Kevin Spacey ve komedyen Chris Tucker’ın Afrika turu sırasında Epstein’la birlikte özel uçağıyla seyahat ettiğini gösteriyor.

Ancak bu isimlerin hepsi herhangi bir suçla suçlanmıyor; pek çoğu Epstein’ın kurbanları karşısında övünmek için kullandığı kişiler.

Epstein kurbanı Johanna Sjoberg’in ifadelerinde, Epstein’ın Leonardo DiCaprio ve Cate Blanchett gibi film yıldızlarını tanımaktan bahsetmeyi sevdiği belirtiliyor. Sjoberg ve bir avukat arasında geçen diyalogda bu durum gözler önüne seriliyor:

Avukat: Cate Blanchett veya Leonardo DiCaprio ile tanıştığınızı söyleyen bir basın haberi gördüm?

Sjoberg: Onlarla tanışmadım, hayır. Epstein’a masaj yaptığım sırada sık sık telefonla konuşuyordu ve: ‘Ah, o Leonardo’ydu’ ya da ‘Bu Cate Blanchett’ ya da ‘Bruce Willis’ti’ gibi şeyler diyordu.

Avukat: Yani Cate Blanchett veya Leonardo DiCaprio ile tanışmadınız mı?

Sjoberg: Hayır

Avukat: Eğer olsaydı hatırlar mıydın?

Sjoberg: Umarım hatırlarım.

Avukat: Peki ya Cameron Diaz?

Sjoberg: Hayır.

OYUNCULARDAN AÇIKLAMA

Leonardo DiCaprio’nun temsilcisi de ünlü oyuncu ile Epstein’ın görüştüğünü reddetti. Diaz’ın temsilcisi de “Cameron, Jeffrey Epstein ile hiç tanışmadı, onunla aynı yerde değildi veya onunla herhangi bir ilişkisi yoktu” diye ynıt verdi. Blanchett’in temsilcisi de diğerleri gibi; Blanchett’ın Epstein’la hiç tanışmadığını ve onunla herhangi bir görüşme yapmadığını söyledi.

Bu kadar ünlü ismin adının geçtiği dava ise Epstein’ın kurbanlarından, özellikle de adı Prens Andrew ile anılan Virginia Giuffre ile Epstein’ın ortağı/sevgilisi Ghislaine Maxwell arasında geçen bir hakaret davası.

Giuffre, Maxwell’e karşı açtığı davayı 2017’de çözerken, davadaki uzun süredir mühürlü olan belgelerin bazı bölümleri geçtiğimiz birkaç yılda açıldı.

Epstein’ın bazı ünlülerle ilgili açıklamaları şüpheli görünse de çok sayıda sanatçıyla ilişki kurduğu da görülüyor. Sjoberg’in ifadesinde, pop yıldızı Michael Jackson’ın Epstein’ın Palm Beach’teki malikanesine geldiği ancak herhangi bir cinsel suçla suçlanmadığı ve ünlü illüzyonist David Copperfield’ın da Epstein’ın evlerinden birine geldiği iddia ediliyor.

Sjoberg’in söz konusu isimlerle ilgili sorulara verdiği yanıtlar şu şekilde…

Avukat: Jeffrey’le birlikteyken hiç ünlü biriyle tanıştın mı?

Sjoberg: Michael Jackson’la… Palm Beach’teki Epstein’ın evinde tanıştım.

Avukat: Jackson’a masaj yaptın mı?

Sjoberg: Yapmadım.

Avukat: David Copperfield’in Jeffrey Epstein’ın arkadaşı olduğunu mu gözlemledin?

Sjoberg: Evet.

Avukat: Copperfield seninle Jeffrey’nin genç kızlarla ilişkisini hiç konuştu mu?

Sjoberg: Kızların başka kız bulmak için para aldıklarını bilip bilmediğimi sordu.

Sjoberg, ifadesinde Copperfield’ın kendisine bu konuyla ilgili daha spesifik bir şey söylemediğini söyledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hollywood-cok-karisacak-fuhus-skandalinda-yeni-isimler/feed/ 0