Babam – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 22 May 2024 21:51:30 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kayserispor Başkanı Ali Çamlı’nın karıştığı kazada babasını kaybetti: Babam hatalıydı https://www.foxhaber.com.tr/kayserispor-baskani-ali-camlinin-karistigi-kazada-babasini-kaybetti-babam-hataliydi/ https://www.foxhaber.com.tr/kayserispor-baskani-ali-camlinin-karistigi-kazada-babasini-kaybetti-babam-hataliydi/#respond Wed, 22 May 2024 21:51:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7573 Kayserispor Kulübü Başkanı Ali Çamlı’nın (55) idaresindeki aracın, elektrikli bisiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen ve Suriye uyruklu İbrahim Muhammed’in (60) ölümüyle sonuçlanan kaza, ailesinin ve toplumun gündeminde yer almaya devam ediyor. Olaya ilişkin açıklamalarda bulunan merhum İbrahim Muhammed’in oğlu Hüseyin Muhammed (40), yaşanan trajik kazayla ilgili açıklamalarda bulundu. 

Kaza, 24 Mart günü öğleden sonra, Kocasinan ilçesine bağlı Zümrüt Mahallesi’nde, Kadir Has Kongre Merkezi yakınlarında gerçekleşti. Kayserispor Başkanı Ali Çamlı’nın kullandığı araç, Kadir Has Caddesi’nden gelen İbrahim Muhammed idaresindeki elektrikli bisiklete çarptı. Kazada ağır yaralanan İbrahim Muhammed, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. 

Kayseri Trafik Denetleme Büro Amirliği’nin raporuna göre, kırmızı ışık ihlali yaparak asli kusurlu bulunan İbrahim Muhammed’in cenazesi, yapılan otopsi işlemlerinin ardından ailesi tarafından Suriye’nin El-Bab şehrine götürüldü.

“BABAM HATALI, ŞİKAYETİMİZ OLMADI”

Oğlu Hüseyin Muhammed, kazayla ilgili görüntüleri incelediğini belirterek, “Görüntüleri izledim. Maalesef babam kırmızı ışıkta geçiyor. Hata babamdaydı. Bu yüzden şikayetçi olmadık.” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Kayserispor Başkanı Ali Çamlı ise, “Kazada sıfır hata olmasına rağmen insani olarak ölen bir insan var.” ifadelerini kullanarak ailenin yanında olacağını söyledi.

 

İbrahim Muhammed’in, kaza günü Zümrüt Mahallesi’ndeki akrabalarını ziyaret ettikten sonra iftar için Mevlana Mahallesi’ndeki evine dönerken yaşanan kaza sonucu hayatını kaybettiği belirtildi.

KAZA GÜVENLİK KAMERASINDA

Kayserispor Başkanı Ali Çamlı’nın karıştığı ve Suriye uyruklu İbrahim Muhammed’in hayatını kaybettiği kaza, çevredeki bir iş yerine ait güvenlik kamerası tarafından kaydedildi.

Görüntülerde, Kadir Has Caddesi üzerinden şehir merkezine doğru ilerlerken kırmızı ışık ihlali yapan İbrahim Muhammed’e, havalimanı yönünden Argıncık istikametine seyir halinde olan Çamlı’nın kullandığı cipin çarptığı açıkça görülüyor.

Ayrıca, Çamlı’nın çarpışmayı önlemek adına son anda manevra yaptığı da kameralara yansımış durumda.

“ARTIK TUTUNACAK DALIM YOK”

Kazanın ardından, olaya dair DHA’ya konuşan İbrahim Muhammed’in oğlu Hüseyin Muhammed yaşananlar ve sonrasındaki süreç hakkında bilgi verdi:

Kazayı aynı mahalleden komşumuz olan bir akrabamız haber verdi. Babamın kaza yaptığını duyar duymaz dışarı çıktım. Direkt Şehir Hastanesi’ne gittim. Babamın vefat ettiğini öğrendikten sonra kendimi büyük bir boşlukta hissettim. O varken tutunacak bir dalım vardı ama artık yok. Şu an çok boşluktayım. Ali Çamlı direkt bizimle iletişime geçmedi ama arkadaşları irtibata geçti. Onlar da bize çok iyi davrandılar. Kötü hiçbir şey söylemediler. Bizimle yakından ilgilendiler. Bize çok destek oldular. Görüntüleri izledim. Şikayetçi olmadık. Maalesef babam kırmızı ışıkta geçiyor. Hata babamdaydı. Bu yüzden de şikayetçi olmadık. Böyle bir şey olmasını hiç istemezdik. Ama Allah’ın takdiri böyleymiş. Allah istediğini yapar. Babam bizi ziyarete gelmişti. Torunları ile vakit geçirdi ve bir ihtiyacımız olup olmadığını sorduktan sonra da evine gidiyordu.

ALİ ÇAMLI: KEŞKE ÖLMESEYDİ

Kayserispor Başkanı Ali Çamlı ise ailenin yanında olmaya devam edeceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

Net bir şekilde söyleyeyim. Karıncayı incitmekten çekinen bir insanım. Çok üzüldüm. Yüreğim çok yandı, hala da yanmaya devam ediyor. Kazada sıfır hata olmasına rağmen insani olarak ölen bir insan var. Geride bıraktıkları ile de bizim insani olarak Müslüman kimliğimizle bağdaşır şekilde ilgilenmemiz gerekiyor. İnşallah bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğim. Keşke ölmeseydi. Benim aracım hiç umurumda değildi. Kardeşimiz canını orada teslim etmese, benim için daha kıymetliydi. Aile de çok iyi biliyor ki bizim bu kazada hiçbir kusurumuz yok. Ama, onlara karşı hiçbir eksik iş bırakmadık, bırakmayacağız da bundan sonra da devam edeceğiz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kayserispor-baskani-ali-camlinin-karistigi-kazada-babasini-kaybetti-babam-hataliydi/feed/ 0
Devrim’in tasarımcısı hayatını kaybetti https://www.foxhaber.com.tr/devrimin-tasarimcisi-hayatini-kaybetti/ https://www.foxhaber.com.tr/devrimin-tasarimcisi-hayatini-kaybetti/#respond Tue, 30 Apr 2024 21:57:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6781 İstiklal Savaşı gazilerinden Mehmet Adil Güngen’in oğlu Gündüz Sait Güngen, 19 yaşında TCDD’nin bursluluk sınavını kazanarak üniversite eğitimi için ABD’ye gitti. Yüksek mimar mühendis olarak Türkiye’ye dönen Güngen, vatani görevini yaptıktan sonra bursunu ödeyebilmek için TCDD’de işe başladı. Güngen, uzun yıllar çalıştığı TCDD’de İnşat Dairesi Başkanlığı görevine kadar yükseldi. Gündüz Sait Güngen, TCDD’den sonra ilk Sivil Havacılık Genel Müdürü oldu, ardından ODTÜ Mimarlık Fakültesi kurucu öğretim üyeliği görevinde bulundu, birçok öğrenci yetiştirdi. Güngen, 15 Mayıs 1961’de dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in talimatıyla, Eskişehir Demiryolu Fabrikası’nda, 129 günde üretilen Devrim otomobilinin kaporta ekibinde yer aldı. Devrim otomobilinin 4 prototipini yapan 24 mühendisten biri olan 2 çocuk babası Güngen, 15 Mart’ta 99 yaşında hayatını kaybetti. Güngen, ailesi, yakınları ve çok sayıda kişinin katıldığı törenle Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Güngen’in vasiyeti üzerine cenazede tabutunun üzerine Türk bayrağı örtüldü.

“15 GÜN GECİKMELİ EKİBE KATILMIŞ”

Cenaze işlemleri için Dubai’den gelen otel işletmecisi Lale Güngen Çakmak, babasının en önemli başarılarından birinin Devrim otomobili ekibinde yer alması olduğunu söyledi. Çakmak, “1961 senesinin Mayıs ayında, Cemal Gürsel demiş ki; ‘Herkes uzaya adam gönderiyor, biz de kendi otomobilimizi yapacak teknik yeterlilik var mı? Bunu bir araştırın.’ O zamanın Ulaştırma Bakanı Orhan Mersinli de hem eğitim hem teknoloji hem imkanlar açısından bunu Devlet Demiryollarında yapabileceklerini düşünmüş. Kimi 750 bin diyormuş, kimi 900 bin böyle bir ödenekle çalışmaya başlamışlar Devrim’i yapmak için. O zaman Devlet Demiryollarının mimari ofisinde 6 kişi varmış. Babam da o süreçte ODTÜ’de ders verdiği için ve sınav dönemi; başka bir arkadaşının Eskişehir’e gitmesini önermiş. İlk ekip Eskişehir’de çalışmaya başlıyor. 15 gün sonra babama ‘sen de git’ diyorlar, onun da sınavları bitmiş oluyor, 15 gün gecikmeli olarak Eskişehir’deki ekibe katılıyor” dedi.

“BABAM SON ANDA TASARLAMIŞ”

Çakmak, babasının Devrim otomobiline ilişkin anılarını anlatarak, “Babam Eskişehir’e gittiğinde, ilk giden ekibin yabancı ülkelerin ürettiği araçları incelediklerini görmüş. Müthiş kısıtlı bir süre verilmiş bu aracı bitirmek için. Plan 29 Ekim’de bu arabaları hipodromda yürütmek. Ve bu insanlar bir araya gelerek bunu yapmaya çalışıyorlar. ‘Bu 4 aylık sürede nasıl bu arabaları yapabiliriz’ derken, yöntem olarak makete uygun negatif kalıplar oluşturmuşlar. Kalıplara beton dökerek, betonu pürüzsüz bir şekilde şekillendirmişler. Son ana kadar arabanın ismi belli değilmiş. 10 Ekim’de arabanın adının ‘Devrim’ olduğu bildirilmiş. Ve arabayı 29 Ekim’de yürütecekler. Babam öndeki amblemi, ‘Devrim’ yazısını son anda tasarlamış ve ondan sonra bu arabayı tamamlamışlar. Kendisi bize anlattığında her zaman Devrim arabasının başarılı bir proje olduğunu söylüyordu. Bir de o zamanlar Türkiye savaştan çıkmış, gelişmeye çalışıyor” ifadelerinde bulundu.

2019’da babasını Eskişehir’deki Devrim Arabaları Müzesi’ne götürdüğünü anlatan Çakmak, “Eskişehir’de birlikte baktık, Devrim aracını yeniden inceledik. Babam hep ‘Devlet Demiryolları bir okul gibiydi’ der. Ben bir gün bile babamın ‘bugün işe gitmesem’ dediğini duymadım” diye konuştu.

Babasının Amerika’daki eğitimin ardından geri dönüp, askere gittiğini ve dönüşte bursunu ödeyebilmek için Devlet Demiryollarında işe başladığını anlatan Lale Güngen Çakmak, “O zamanlar Devlet Demiryolları Türkiye’nin ilerici bir yapısıymış. Babam birçok yerde demir yolu hizmet binaları yapmış. Gittikleri yerlerde kalabilecekleri otel olmadığı için bu ekibe tahsis edilmiş bir tren vagonu varmış, orada kalıyorlarmış. Babam şimdiki ODTÜ’nün kuruluşunda da yer alarak, iki ayrı dönemde 16 yıl ders vererek, öğrenciler yetiştirmiş” dedi.

‘GÜNDÜZ’ İSMİ İSTİKLAL SAVAŞINDAN GELİYOR

Lale Güngen Çakmak, İstiklal Savaşı gazisi dedesi Mehmet Adil Güngen’in cephede savaşırken ‘Gündüz’ isminin aklına geldiğini de söyleyerek, “Dedem İstiklal Savaşı’nda çarpışırken, Bilecik yakınlarında, Gündüz Bey köyünde karşıdaki Yıldız Tepe’yi düşmandan geri almak için uzun süre çarpışmış. Bu sırada ‘oğlum olursa adını Gündüz, kızım olursa adını Yıldız koyacağım’ demiş. İlk babam doğmuş Gündüz, sonra halam doğmuş o da Yıldız” ifadelerini kullandı. Babasının vasiyetinin Türk bayrağına sarılmak olduğunu ve bu vasiyetini gerçekleştirdiklerini belirten Çakmak, “Kendisi işini, ülkesini seven, ilerici, devrimci, bilime inanan, vatansever bir insandı” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/devrimin-tasarimcisi-hayatini-kaybetti/feed/ 0
Kuma kavgasında annesini döven babasını öldürmüştü, mahkeme kararını verdi https://www.foxhaber.com.tr/kuma-kavgasinda-annesini-doven-babasini-oldurmustu-mahkeme-kararini-verdi/ https://www.foxhaber.com.tr/kuma-kavgasinda-annesini-doven-babasini-oldurmustu-mahkeme-kararini-verdi/#respond Tue, 09 Apr 2024 21:06:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5871 Biri resmi, ikisi imam nikâhlı üç eşli Selahaddin Umay, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde de Eğil İlçesinde AKP’den belediye başkan aday adayı olmuştu. Eğil İlçesi Yukarı Haydan Köyünde 7 ay önce köyün muhtarı olan babası Selahaddin Umay’ı 5 aylık hamile olan annesine şiddet uyguladığı için tek el ateş ederek öldüren 14 yaşındaki M.A.U Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı.

Suça sürüklenen çocuk alınan ifadesinde, babasının 3 eşli olduğunu, babasının eline geçirdiği cisimlerle sürekli kendisine, annesine, kardeşlerine, üvey annesi ve onların çocuklarına şiddet uyguladığını söyledi.

Annesinin ve kendisinin birçok kez yaralanmasına rağmen babasının hastaneye gitmelerine, jandarmaya haber vermelerine de engel olduğunu belirten M.A.U şunları söyledi:

“Annem ile kuması olan ve babamın çok sevdiği eşi Hanım tartıştılar. Babam, Hanım Umay’dan olan bebek Recep Tayyip’i tutmamı istedi. Bahçede çalıştığım için üzerim kirliydi. Bebeği anneme verdim. Üvey annem babama kızdı ve annemi kastederek, ‘Bebeğimi bu cibilliyetsize niye veriyorsun?’ dedi.

Annem de buna kızdı ve bebeği babama geri verdi. İkisi tartışınca babam karpuz kestiği bıçağın sapıyla annemin kafasını yardı. Annemi sürekli sopa ve kemeriyle dövdüğü için babamın peşinden gittim. Annem hamile olduğu için çok korktum. Onu dövmesini istemiyordum.

Babam resmi nikâhlı eşi Ayten’i de tekme, tokat; sopa eline ne geçirirse feci şekilde dövüyordu. Beni tekme, tokat ve sopalarla dövmüştü. Annemin daha önce de kafasını yardı. Tabanca kullanmayı filmlerden ve oyuncaklarımdan öğrenmiştim. Tek suçum tetiği çekmemdir.

O tetiği çekmeseydim babam annem ve beni öldürecekti. Babam 5 aylık hamile annemin kafasına bıçağın kabzasıyla vurunca başından kanlar aktı.

Engel olmaya çalıştım ama başaramadım. Annemi kanlar içinde görünce 112’yi arayıp yardım istedim. Babama ambulansı aradığımı öğrenince çok kızdı ve üzerime yürüdü. Ben de amcama ait tabancayla korktuğum için onu öldürdüm”

AMBULANS ÇAĞIRDIK DİYE BABAM ÇILDIRDI

M.U.A’nın kız kardeşi Y.U da babalarının kendilerine şiddet uyguladığını doğrulayarak, “Kardeşim babama ambulans çağırdığını söyleyince babam öfkeden deliye döndü. ‘Seni de anneni de öldürürüm’ diyerek üzerine yürüdü. Kardeşim de geriye doğru yürüyerek ‘Üzerime gelme baba’ dedi. Onu da döveceğini düşünerek üzerindeki silahı doğrultunca babam daha da öfkelendi ve daha çok üzerine yürüyünce kardeşim de ‘Daha fazla gelme sıkarım’ dedi. Kardeşimi vazgeçirmek için babamın önüne attım kendimi ama kardeşim çok korkmuştu. Tetiğe bastı” dedi.

ANNESİNİ KORUMAK İÇİN VURDU ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM

Ölen muhtarın resmi nikâhlı eşi Ayten Umay’da eşinin dini nikahlı iki eşi arasında tartışma çıktığını belirterek, “İki kuma birbirine haraket ediyordu. Eşim hem bana, hem de ikinci eşi Esra’ya şiddet uyguluyordu. M.A.U’da buna dayanamadı. Babası onun da üzerine yürüyünce ‘Gelme sıkarım’ dedi. Eşim ciddiye almayınca o da babasını boynundan vurdu. Annesine şiddet uygulandığına her defasında tanıklık eden M.A.U kendini ve annesini koruma amacıyla babasını vurmuş olabilir. Şikâyetçi değilim” dedi. Çocuğun öz annesi Esra Akgündüz de, “Oğlumun gözü önünde beni dövdü. Kafamdan kanlar gelince oğlum da bir anlık öfke ile babasını vurdu” dedi.

AKLİ DENGESİ YERİNDEDİR RAPORU VERİLDİ

Mahkeme, alınan tanık ifadeleri ve toplanan delillere göre, Selahaddin Umay’ın 5 aylık hamile eşinin karnına tekne atıp kafasına bıçak sapıyla vurup kanattığını, ilk eşi ile ikinci eşine ve bunların çocuklarına sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, ancak kendisinden yaşça küçük olan üçüncü eşi Hanım’a ve onun çocuklarına pozitif ayrımcılık yaparak şiddet uygulamadığı ve şiddet sonrası hastaneye ve jandarmaya gitmelerine de izin vermediğinin sabit olduğunu belirtti. M.A.U’nun hamile annesini kanlar içinde görünce engelleyemediği babasını öldürdüğünü belirten mahkeme, çocuğun alınan adli tıp kurumu raporuna göre psikopatolojik bir rahatsızlığının bulunmadığını, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek derecede yeteneklerinin geliştiğine vurgu yaptı.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETTEN 5 YILA İNDİRİLDİ

Mahkeme, öldürülen babanın gerek kendisini öldüren oğluna, gerekse eş ve diğer çocuklarına sürekli şiddet uyguladığı ve sonrasında hastaneye ve kolluk kuvvetlerine gitmelerine de engel olduğunu ifade etti. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun, babasının haksız tahrik eylemi karşısında duyduğu öfke ve şiddetli elem halinin etkisi altında babasından kaynaklanan haksız tahrik altında öldürdüğüne kanaat getirdi. Mahkeme, çocuğu önce nitelikli kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı, ardından babasından kaynaklanan haksız tahrik altında cinayeti işlediği için cezayı 18 yıla düşürdü. Çocuğun suçu işlediği tarihte 12-15 yaş grubunda olması nedeniyle cezası 7 yıla indirildi. Mahkeme, duruşmalardaki iyi hali, pişmanlığı ve bu cezanın küçüğün geleceği üzerindeki olası etkilerini de lehine taktiri indirim nedeni kabul edilerek cezayı 5 yıl 10 aya indirdi, ancak tutukluluk halinin devamına karar verdi. Çocuğun avukatı ise karara karşı tahliye talebinde bulunarak Bölge İstinaf Mahkemesine başvurdu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kuma-kavgasinda-annesini-doven-babasini-oldurmustu-mahkeme-kararini-verdi/feed/ 0
Gazinodaki ölümlü kavga 8 kasa bira borcundan çıkmış https://www.foxhaber.com.tr/gazinodaki-olumlu-kavga-8-kasa-bira-borcundan-cikmis/ https://www.foxhaber.com.tr/gazinodaki-olumlu-kavga-8-kasa-bira-borcundan-cikmis/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:06:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5666 Zonguldak’ın Devrek ilçesinde 2 yıl önce gazino sahibi Tolga Korkmaz’ı (44) pompalı tüfekle öldüren Muhammet Bozkurt (32), tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasında, 8 kasa bira borcunu isteyince maktulün kendisini gazinosuna çağırdığını ve kavga çıktığını söyledi.

Öldürülen Korkmaz’ın annesi R.K. (69) ise “Benim oğlumu 8 kasa bira için mi öldürdüler” diyerek tepki gösterip, gözyaşı döktü. Sanıklardan Muhammet Bozkurt’un babası Zihni Bozkurt (58) ve Levent Aydenk’in (48) tahliye edildiği duruşma ertelendi.

POMPALI TÜFEKLE ÖLDÜRDÜ

Olay, 23 Mayıs 2022’de Devrek ilçesi Çaydeğirmeni beldesinde Tolga Korkmaz’a ait gazinoda meydana geldi. Bir başka gazino sahibi Muhammet Bozkurt, babası Zihni Bozkurt, Levent Aydenk ve Ahmet K. (50) Tolga Korkmaz’dan 8 kasa bira borcunu tahsil etmek için işlettiği gazinoya gitti. İki gazinocu tartışırken, tabancasını çeken Levent Aydenk birkaç el ateş etti. Bu sırada Muhammet Bozkurt da aracından aldığı pompalı tüfekle Korkmaz’a ateş açtı. Saçmaların isabet ettiği Korkmaz, yere yığıldı. Yaralanan Tolga Korkmaz, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Tolga Korkmaz

Olayın ardından kaçan Muhammet Bozkurt, babası Zihni Bozkurt ve Levent Aydenk, bir süre sonra jandarmaya teslim oldu. Muhammet Bozkurt’un o dönem nişanlı olduğu, olayda kullanılan silah ile otomobilin sahibi olan eşi Z.Ş.B. (39) ve olay gecesi şoförlük yapan Ahmet K. de, bağlantıları olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı. Nöbetçi mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Muhammet Bozkurt, Zihni Bozkurt, Levent Aydenk ve Ahmet K. tutuklanırken, Z.Ş.B. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bir süre sonra Ahmet K. de adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

DAVA AÇILDI

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameyle Zonguldak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İddianamede Muhammet Bozkurt’a ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, Levent Aydenk’e ‘öldürmeye teşebbüs’ suçundan 15 yıla kadar, Zihni Bozkurt ve Ahmet K.’ye ‘suça iştirak’ suçundan müebbet, Z.Ş.B.’ye ise ‘yardım etme’ suçundan 15 yıla kadar hapis istendi. Muhammet Bozkurt ile Z.Ş.B. cezaevindeyken evlendi.

Muhammet Bozkurt

Davanın ilk duruşması görüldü. Salonda, ölen Tolga Korkmaz’ın annesi R.K. (69), sanıklar Muhammet ve babası Zihni Bozkurt ile eşi Z.Ş.B.’nin yanı sıra avukatlar hazır bulunurken, Levent Aydenk ile Ahmet K. ise SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.

“BABAMI KURTARDIM”

Muhammet Bozkurt ifadesinde, Tolga Korkmaz’ı 8 kasa bira borcunu almak için aradığını, onun da ‘Gel gazinoya paranı vereceğim’ dediğini söyleyerek, şunları kaydetti:

– Müzikholün orada 7-8 kişilik bir grup vardı. Levent ile arabadan indik. Dışarı çıkan Tolga Korkmaz, üzerime doğru yürüyüp ‘Sen kimsin, beni para için arıyorsun? Para için buraya geliyorsun’ dedi. Ben de ‘Abi ne oluyor bizi mi döveceksin. Beni sen çağırmadın mı?’ dedim. O arada Levent, ‘Durun sakin olun konuşmaya geldik’ dedi. Ancak Tolga, Levent’i itti. O arada biri de Levent’e vurdu. Sonra bütün kalabalık üzerimize çullandı. Başta yumruklarla daha sonra boş bira şişeleri, sandalyeler ve ellerine ne geçerse onunla saldırdılar. O sırada bize doğru gelen babamın yüzüne 1 takoz parçası isabet etti.

– Babam yere düştü. Kalabalıktan sıyrılıp babama doğru yöneldim. O sırada arkamdan 3-4 el silah sesi duydum. Karşı tarafın ateş ettiğini düşünerek paniğe kapıldım. Levent’te silah olduğunu bilmiyordum. Ben de o anlık panikle arabamdaki tüfeği aldım. Tüfeği aldıktan sonra 3-4 kişilik kalabalığın olduğu tarafa doğru yanlış hatırlamıyorsam 1 kez ateş ettim. Ortalık biraz dağıldı. Babamla biri boğuşuyordu, tekme atıp babamı kurtardım. Köye kaçtım. O dönem nişanlım olan eşim Z.Ş.B. de bizi teslim olmamız için ikna etti.

“2 AY ÖNCE VURULMUŞTUM, PANİKLEDİM”

Pişman olduğunu söyleyen Bozkurt, “Böyle bir şey olmasını istemezdim. Kimseyi öldürmek veya yaralamak gibi bir kastım yoktu. Kalabalığın elinden babamı ve Levent’i kurtarmak için silah kullanmak zorunda kaldım. Olaydan 2 ay önce vurulmuştum, silah sesini duyunca panikledim” diye konuştu.

Başına aldığı darbeden sonra olayları ve kişileri tam göremediğini söyleyen Zihni Bozkurt, yerde dövüldüğü sırada oğlunun kendisini kurtardığını söyledi. Levent Aydenk ise kendisini korumak için silahını ateşlediğini belirtti.

Muhammet Bozkurt’un eşi Z.Ş.B. ise 7 yıldır beraber olduklarını ve beraber çalışıp ev ile arabalar aldıklarını, araçları da birlikte kullandıklarını belirtti.

ANNE: BEDELİNİ KİM ÖDEYECEK?

Öldürülen Tolga Korkmaz’ın annesi R.K. şikayetçi olurken, “Ben her şeyin planlı olduğunu düşünüyorum. Benim oğlumu 8 kasa bira için mi öldürdüler, niye öldürdüler oğlumu? Bunun için mi? Bedelini kim ödeyecek” diyerek gözyaşı döktü.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan Zihni Bozkurt ve Levent Aydenk’in üzerine atılı suçun niteliğinin değişme ihtimalini ve tutuklu geçirdikleri süreyi göz önünde bulundurarak tahliyelerine karar verdi. Muhammet Bozkurt’un tutukluluğunun devamına karar verilen duruşma, kamera görüntülerinin bilirkişi tarafından incelenmesi için ertelendi.

Tolga Korkmaz’ın yakınları ise duruşma çıkışında sanıklar cezaevi aracıyla götürülürken ‘katiller’ diye bağırarak tepki gösterdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gazinodaki-olumlu-kavga-8-kasa-bira-borcundan-cikmis/feed/ 0
Cinci şeyh cinayetinde gerekçeli karar: İkinci kez tecavüze uğramamak için öldürdü https://www.foxhaber.com.tr/cinci-seyh-cinayetinde-gerekceli-karar-ikinci-kez-tecavuze-ugramamak-icin-oldurdu/ https://www.foxhaber.com.tr/cinci-seyh-cinayetinde-gerekceli-karar-ikinci-kez-tecavuze-ugramamak-icin-oldurdu/#respond Mon, 11 Mar 2024 21:27:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4526 Ergani’de 2 yıl önce kendisine tecavüz eden ve ikinci tecavüz girişiminde sahte Şeyh Yusuf Evran’ı av tüfeğiyle öldürdüğü için 10 yıl hapisle cezalandırılan Zozan T. ile ilgili mahkeme gerekçeli kararını tamamladı.

Kararda, kadının Yusuf Evran’ı ani gelişen kastla öldürdüğünü, her ne kadar kadın hakkında tasarlayarak kasten öldürme suçundan dava açılmış olsa da, yargılama ve toplanan delillere göre, kadının ikinci kez tecavüze uğramamak için tüfeği yanında tedbir olarak bulundurduğunu, nitekim Yusuf Evran’ın ikinci kez tecavüze yeltenmesiyle olayın gerçekleştiğine vurgu yapıldı.

“KADINI MANEVİ CEBRİ ALTINA ALDI”

Sanık Zozan T.’nin öldürme kastı olmadığı, böyle bir niyeti olsaydı ilk tecavüz olayında Evran’ı öldürebileceğinin altı çizilen gerekçeli kararda, öldürme kararını önceden aldığına dair delil bulunmadığına işaret edildi.

Zozan T.’nin annesinin ölümünden sonra girdiği ruhsal bunalım sonucu Yusuf Evran tarafından uzun süre cinlerle ve büyülerle korkutularak psikolojisinin iyice bozulduğu, ölenin genç kadına sürekli, “Sana 3 harfliler musallat olmuş, bu sebeple hayatın kötüye gidiyor” diyerek manevi cebri altına almaya başladığı, sonraki süreçlerde devamlı olarak 3 harflilerle Zozan’ı korkutmaya devam ettiği bildirildi.

“SÜREKLİ CİNLERLE KORKUTTU CİNSEL YÖNDEN MUSALLAT OLDU”

Annesini kaybettiği için zaten bir yıkım yaşayan Zozan T.’yi cinlerle korkutan Yusuf Evran’ın, kadının manevi dünyasında tahribat oluşturarak, ruhunda derin yaralar açtığı belirtilen kararda, kadının psikolojisini bozarak manevi yönden etkisi altına aldığı ifade edildi.

Kadının oturduğu eve şeyh kimliğini kullanarak gittiği ve burada sürekli cinsel yönden musallat olduğu kaydedilen kararda, duygusal olarak büyük boşluğa düşen kadının sıkıntılı süreci kimseye anlatmayarak kendi içinde derin biçimde yaşadığı vurgulandı.

Yusuf Evran’ın üç harflilerle ailesine zarar vereceğinden korkan kadının nihayetinde öldürme olayından 2 ay önce üzerindeki büyüyü alacağı vaadiyle kandırıp annesinin evine götürüp burada tecavüz ettiği ifade edildi.

“DELİL GİZLEMEK İÇİN DEĞİL NE YAPTIĞINI BİLMEDİĞİ İÇİN”

Zozan T.’nin öldürdüğü Yusuf Evran’dan kendisine yönelen haksız tahrikin getirdiği şiddetli elem ve hiddetin etkisiyle olayı gerçekleştirdiği yönünde mahkemede tam bir kanaat oluştuğu bildirildi.

Gerekçeli kararda, kadının kendisine tecavüz girişiminde bulunan adamı öldürdükten sonra cinayette kullandığı tüfeği ve ölene ait cep telefonunu alarak bir çöpe attığı için hakkında suç delillerini gizlemek ve hırsızlık suçundan da cezalandırılması talep edilmiş olsa da, amacının hırsızlık ve delilleri gizlemek değil, cinayet sonrasında ne yapacağını bilemez bir durumda olduğu için suçta kullanılan silahı çöpe attığından dolayı bu suçlardan beraatına karar verilmesi gerektiği bildirildi.

HAKSIZ TAHRİK ALTINDA İŞLEDİĞİ İÇİN 10 YIL

Kadının babası Zülküf T.’nin de cinayette kızına yardım ettiği ileri sürülmüş ise de buna dair delil bulunmadığından babanın da beraatına karar verilmesi gerektiği ifade edildi. Mahkeme bu gerekçeye dayanarak Zozan T.’yi önce müebbet, ardından cinayeti kendisine yönelik haksız tahrik altında işlediği için 12 yıla indirdi. Duruşmalardaki iyi hali nedeniyle de sonuç cezanın 10 yıla indirilerek kadının tahliyesine oy birliğiyle karar verildiği anlatıldı.

“MUSKA YAPIYORDU KERAMET SAHİBİ OLDUĞUNA İNANDIK”

Zozan T. mahkemedeki savunmasında, “Annemi kaybedince psikolojim bozuldu. Ağabeyimin açtığı mantıcı dükkânında çalışırken Münevver adında bir kadın Yusuf Evran diye biri olduğunu, psikolojik bunalımda olduğum için onun dini sohbetlerine katılırsam manevi yönden bana iyi geleceğini söyleyip bizi tanıştırdı. Arabistan’daki din âlimlerinden eğitim gördüğünü söyleyip fal bakıp, muska ve bitkisel ilaçlar hazırlıyordu. Geçmişimle ilgili bazı konuları bilince kendisine inandım. Babam da rahatsız olduğu için babam için ilaç hazırlamasını söyledim. Babama ilaç getirince babamın da geçmişiyle ilgili konuşup dini sohbetler yaptı ve Kuran okudu. Babamla onun karamet sahibi olduğuna inandık. 4 yıl boyunca evimize gidip geldi” dedi.

“ÜÇ HARFLİLER MUSALLAT OLMUŞ İLİŞKİYE GİRMEMİZ LAZIM”

Yusuf Evran’ın kendisine “Sana bir şey söylemem gerekiyor ama korkma ben senin adına Yıldızname kitabına baktım. Üç harfliler sana musallat olmuş ve senin rahmine yerleşmiş. Bunu çıkarmam için 3 defa önden, 3 defa arkadan seninle ilişkiye girmem lazım’ dediğini belirten Zozan T. “Kabul etmedim, karşı çıkınca bana ‘Bu gece ruhlar aleminde senin yanına geleceğim. Cinler senin yanına gelecek korkma’ dedi. Küçük kâğıt parçası verip uyurken yastığımın altına koymamı istedi ama ben koymadım. O gece uyumak ve uyumamak arasında kaldım. Sonra kendisini çırılçıplak yatağımın üstünde gördüm. Sabah uyandığımda vücudumda bir şey yoktu. O korku ve panik ile başımın üzerinde bulunan Kuran’ı alıp uyudum.” dedi.

Zozan T. “Beni sürekli cinleriyle korkutmaya başladı. Psikolojim zaten bozuktu, iyice bozdu. Cinlerin bana musallat olduğuna inandırmak için beni Hani İlçesinde yaşlı bir hocanın yanına götürdü. Yaşlı adam 3 harflilerin bana musallat olduğunu, Yusuf’un her dediğini yapmamı istedi. Yusuf, ‘Bu cinleri senden almazsam baban ölecek, kardeşin mide kanseri olup ölecek. 3 harflileri rahminden çıkarmam için 3 defa önden, 3 defa arkadan ilişkiye girmemiz gerekiyor. Nikâhım seninle göklerde kıyıldı, sen benim helalim ve kaderimsin’ diyerek psikolojik baskı uyguluyordu. Bana türbanlı kadınların cinsel içerikli videolarını gösterip onlar gibi yapmamı istiyordu. ‘Onlar yapınca günah değil de sen yapınca mı günah?’ diyordu. Ben her seferinde karşı çıkıyordum” diye konuştu.

“ALLAH’IN HÜKMÜNE KARŞI GELDİĞİN İÇİN CEZALANDIRILDIN”

Babasına bitkisel ilaç yapması için evlerine geldiğini belirten Zozan T.. “Bana ‘Şimdi babanı uyutacağım ve yanına geleceğim’ dedi. Mutfağa gelip beni kendine doğru çekip boynumdan öpüp göğüslerimi elleyince kaçtım. Odaya gittiğimde babamın uyuduğunu gördüm. Babam uyanınca bana bir şey yapamadı. O süre içinde sürekli beni cinlerle tehdit edip korkutuyordu. Babam Covid’e yakalandığı için hastaneye yatışı yapılınca bu kez ‘Sen Allah’ın hükmüne karşı geldiğin için Allah seni cezalandırıyor, cinlerini almazsam baban ölecek, kardeşin ölecek’ diyordu. ‘Benden zina yapmamı istiyorsun, günah işlemeyeceğim’ dediğimde, cinsel ilişkiyi muta nikâhı altında teklif ediyordu.

İlk tecavüzü öldürülmeden iki ay önce yaptı. Babamla kahvaltı ederken babam kalbinin ağrıdığını biraz hava almak istediğini söyledi. Yusuf beni arayıp ‘Baban bugün ölecek. Sana 2 saat veriyorum, ya o cinleri aldır, ya da baban ölüyor. Sana okuyup üfleyeceğim, sırf baban ve kardeşin yaşasın, elimi üzerinizden çekersem telef olursunuz’ dedi. Bana ve aileme zarar verecek tipteydi. Tehdit ve baskıyla beni annesinin evine götürdü” dedi.

“CİNSEL ORGANINI YIKARKEN ÖLDÜRDÜM”

Sahte hocanın evde kurana el basıp kendisine zarar vermeyeceği üzerine yemin ettiğini, buna rağmen tecavüze uğradığını belirten Zozan T., “Sadece cinleri çıkarmak için okuyacağını söyledi. Ben inandım, evde bir şeyler okuyup üfledikten sonra eliyle ağzımı kapatıp üzerime çullandı, bağırdım. Gözleri tırnaklarımın arasında kaldı, boğuştuk, bu sırada cinsel organı içime girmişti. Numarasını engellememe ve kendi numaramı değiştirmeme rağmen sürekli bana ulaşıyordu. Sürekli karşıma çıkıp cinlerle psikolojimi bozuyordu. Beni ikinci kez arayıp iş bulduğunu söyleyip bu bahaneyle evimize gelip tekrar bana saldırınca ben de kurtulamayacağımı anlayıp ‘Burada olmaz’ dedim. Beni annesinin evine götürdü. Burada bana tecavüz etmek istedi ben yine korkup bağırınca olmadı, yine yapacağız dedi. Arkası dönük cinsel organını yıkadığı sırada benim elbiselerimi giyineceğimi düşündü. Evdeki tüfekle ateş açtım, bana doğru gelmeye çalışınca düştü. Gözleri açıktı ben yaşıyor sandım ve üzerine kovayla su döktüm. Kolunu kaldırınca öldüğünü anladım. Tüfeği hırkama sarıp çöpe atarak kaçtım. Midem bulanıp kustum, hastalanınca babam durumdan şüphelendi. Babama durumu anlattım ancak o tecavüze uğradığımı bilmediği için ‘Keşke vurmasaydın’ dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cinci-seyh-cinayetinde-gerekceli-karar-ikinci-kez-tecavuze-ugramamak-icin-oldurdu/feed/ 0
Kaptanın oğlu: Gemiye 40 dakikada nasıl ulaşamadılar? https://www.foxhaber.com.tr/kaptanin-oglu-gemiye-40-dakikada-nasil-ulasamadilar/ https://www.foxhaber.com.tr/kaptanin-oglu-gemiye-40-dakikada-nasil-ulasamadilar/#respond Sun, 18 Feb 2024 09:09:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3554 Marmara Denizi’nde, İmralı Adası’nın güneybatısında Bursa’nın Karacabey ilçesi açıklarında su alarak batan “Batuhan A” adlı kargo gemisindeki mürettebatın yakınları, kurtarma çalışmalarını takip ediyor. Karacabey Kurşunlu Mahallesi açıklarındaki kurtarma çalışmalarını sahilden takip eden ailelerin endişeli bekleyişi sürüyor.

“TAHKİKAT YAPILSIN CANLAR YANMASIN”

Geminin kaptanı Hasan Mehmet Uyanık’ın (69) oğlu Abdullah Uyanık, umutlu olduklarını söyleyerek olaya müdahalede geç kalındığı iddiasını gündeme getirdi. Uyanık, şunları söyledi:

– Gemide çalışan ikinci kaptan Mehmet Uyanık, babam oluyor kendisi. Babam 40 senelik denizciydi. Tecrübeli bir ilk denizciydi kendisi. Dün haber geldi, amcam tarafından. Ben de teyit etmek amaçlı baktım. Gerçekten o gemiymiş ve telefonları kapalıydı. Beklemeye başladık. Sahil Güvenliği aradık, Sahil Güvenlik çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Karacabey’e geldik gece 01.30’da. Sonrasında Kaymakam Bey geldi. Sağ olsun ilgileniyorlar. Yetkililer çalışıyor.

– Bir serzenişim olacaktı. Burada SOS veriyor gemi, 06.32’de veriliyor. 07.12’de SOS sinyali kesiliyor. Bu arada 40 dakika bir zaman var. Bu 40 dakika içinde nasıl müdahale edilemedi, ona şaşıyorum. Ben de 3 sene gemicilik yaptım, gemilerde çalıştım. Yetkililerden rica ediyorum. Buradan bu tahkikatın yapılmasını rica ediyorum. Bundan sonra canlar yanmasın. İnşallah umudumuz var diyelim. Allah’tan ümit kesilmez. Bekliyoruz, yapacak bir şeyimiz yok.

Abdullah Uyanık

“40 DAKİKADA NASIL ULAŞAMADILAR?”

Uyanık, geminin acil durum sinyali verdiği saat ile sinyalin kesildiği saat arasındaki 40 dakikalık zamana dikkat çekerek, şöyle konuştu:

– Olayla ilgili çok detaylı bilgim yok. Siz ne biliyorsanız ben de onu biliyorum. Yani medyadan izlenen kısmını biliyorum. Zaten bana da en son ulaştı. Öncesini bilmiyorum yani. Akşam 20.30 itibariyle kalkıyor. Marmara Adası tarafından kalkıyor. Karacabey dolaylarında olay gerçekleşiyor.

– Tabii bu arada 40 dakika bir zaman yani normalde ben şeyi anlayamıyorum. Yani Sahil Güvenliğin ulaşmama şansı nasıl oluyor yani. Burası açık bir deniz değil, açık bir yer değil. Karadeniz değil, Akdeniz değil, onu anlayamadım, anlayamıyorum yani.

İkinci kaptan Mehmet Uyanık

“BABAM ‘BU GEMİ BATACAK’ DİYORDU”

Babasının eski denizcilerden olduğunu dile getiren Uyanık, şöyle konuştu:

– Gemicilikten kaptanlığa yükselmişti, en az 40 yılı var. Babamla en son 3-4 gün önce iletişim kurmuştum. Babam hep ‘Bu gemi batacak’ diyordu. Ben ‘bırak’ diyordum ancak babam mesleğini seviyordu, dolayısıyla bırakmıyordu. Gemi çok eskiydi. Bu gemilerin tedavülden kalkması lazım. Babam hep geminin çok eski olduğunu söylüyordu.

Görüntüleme cihazlarıyla geminin enkazına ulaşılmasının ardından arama kurtarma ekiplerinin çalışması devam ediyor. Ekiplerin gün içinde batığa dalması bekleniyor.

Balıkesir’in Marmara Adası’ndan 14 Şubat Çarşamba günü saat 20.30’da Bursa’nın Gemlik ilçesindeki Roda Limanı’na gitmek üzere 1250 ton mermer tozu yüküyle hareket eden “Batuhan A” adlı kargo gemisi, ağır hava ve deniz şartları nedeniyle dün saat 06.20’de Karacabey ilçesi açıklarında batmıştı.

“Batuhan A”nın 6 kişilik mürettebatı için çok sayıda kurum ve kuruluş tarafından yürütülen arama kurtarma çalışmalarında geminin battığı bölgede boş can salı bulunmuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kaptanin-oglu-gemiye-40-dakikada-nasil-ulasamadilar/feed/ 0
‘Öldüren yumruk’ davasında 16 yıla kadar hapisle yargılanan kişi hakim karşısında https://www.foxhaber.com.tr/olduren-yumruk-davasinda-16-yila-kadar-hapisle-yargilanan-kisi-hakim-karsisinda/ https://www.foxhaber.com.tr/olduren-yumruk-davasinda-16-yila-kadar-hapisle-yargilanan-kisi-hakim-karsisinda/#respond Thu, 15 Feb 2024 09:21:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3422 İzmir’in Karabağlar ilçesi Osman Aksüner Mahallesi 5733 Sokak’ta 22 Haziran 2023’te kavga meydana geldi. Evli ve 3 çocuk babası oto boyacısı Sedat Necmi Gültiren, kızı ve 10 yaşındaki kız torunuyla bir lokantada yemek yedi. Yemek sonrası Gültiren hesap öderken, torunu lokantanın önünde park halindeki otomobillerine binmek için dışarı çıktı.

Küçük kız, dedesinin otomobili sandığı inşaat firması sahibi Nihat Pekyen’e ait otomobilin arka koltuğuna bindi. İddiaya göre, aynı lokantada oturan ve küçük bir kızın otomobiline bindiğini görüp, koşarak aracın yanına giden Pekyen, kızı darbetmeye başladı. Bu sırada lokantadan çıkan Sedat Necmi Gültiren, olaya müdahale etti.

Gültiren ile Pekyen arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Çevredekiler tarafları ayırmak için araya girdi. Kavga sırasında Pekyen, Gültiren’in yüzüne ve göğsüne yumruk attı. Yere yığılan Sedat Necmi Gültiren, hareketsiz kaldı. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık ekipleri Gültiren’i ambulansla İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı.

DAVA AÇILDI

8 gün boyunca yaşam mücadelesi veren Gültiren, 30 Haziran 2023’te hayatını kaybetti. İzmir Adli Tıp Kurumu’nda otopsisi yapılan Gültiren, İzmir’de toprağa verildi. Kavgaya karışan Pekyen ise polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen Pekyen, tutuklandı. Soruşturmanın ardından Sedat Necmi Gültiren’in ölümüne neden olan Nihat Pekyen hakkında ‘kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 16 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

“ARKA KAPIYI AÇIP KIZLARI İNDİRMEK İSTEDİM”

Davanın ilk duruşması İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Nihat Pekyen, taraf avukatları, ölen Sedat Necmi Gültiren’in yakınları yer aldı. Savunmasını yapan Nihat Pekyen, “Denizli’den İzmir’e Kız arkadaşımla gelmiştik. Yol kenarında bir restoranda yemek yiyorduk. 10 ile 15 dakika sonra aracımın kapısının kapandığını gördüm. 20 ve 10 yaşlarında 2 kız çocuğunu aracımda gördüm. Koşarak aracın başına gittim. Kapıyı kilitlemeyi unutmuşum. 20’li yaşlardaki kız çocuğu kapıyı tutup açmadı. Arka kapıyı açıp kızları indirmek istedim. Araçta kız arkadaşımın çantası, valizim, 4 bin dolar ve 6 bin 800 TL param vardı. Kızları aracımdan indirmeye çalıştım. Sonra maktul geldi. Tartışmaya başladık. Kız arkadaşım araya girdi, ayrıldık. Bu kişi bana küfür etti. Avucumun içiyle boyuna vurdum. 30 saniye sonra yere düştü. Çevredeki esnaf bizi lokantanın içerisine soktu. Sonra da polisler geldi. Aracımdan 3 bin 200 dolarım çalındı” dedi.

“YEĞENİMİN KAFASINI CAMA VURARAK DARBETTİ”

Necmi Gültiren’in kızı Söngül Gültiren, “Babam esnaftır. Olay günü beraber yemek yemek istedik. O gelmek istemedi ancak ikna ettik. Yeğenimle birlikte babam ile lokantaya gittik. Babam bir müşterinin aracı ile bizi lokantaya götürdü. İçeri girdik, babam aracı park edip peşimizden geldi. Biz sonrasında babamdan önce restorandan çıktık. Babamın bizi restorana getirdiği, ilk kez olay günü bindiğimiz sanık ile aynı renk ve modele sahip otomobili kapının önünde gördük. Restorana geldiğimiz araç zannedip, kapıları açık olan ve sanığa ait olduğunu sonradan fark ettiğimiz otomobile oturduk. Bu sırada sanık koşarak aracın başına geldi. Arka kapıyı açarak burada oturan yeğenimin kafasını cama vurarak darbetti ve dışarıya çıkartmaya çalıştı. Sonra babam olay yerine yetişti. Sanık babamın yüzüne ve göğsüne yumruk attı. 8 gün yoğun bakımda falan babam yaşamını yitirdi. Şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.

“BUGÜN SEVGİLİLER GÜNÜ”

Necmi Gültiren’in eşi Sevim Gültiren ise “Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Ben bu sandık yüzünden 2 çocuğumla kaldım. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum. 60 yaşındaki adama mı gücü yetti?” dedi.

Nihat Pekyen’in kız arkadaşı Dudu Yılmaz da “Olay günü erkek arkadaşımla yemek yedik. Bu sırada Nihat birden koştu, aracın başına gitti. Araçtaki kızları indirmeye çalıştı, vurmadı. Sonra ölen kişi ve diğer yakınları toplandı. Bize sövüp, vurdular. Lokantaya yürürken, saldırı sürünce Nihat sinirlenip geri döndü. Ben arkamı döndüğümde, adamın yere düştüğünü gördüm. Paramız çalındı. Gerçi karakolda kızların üzerine baktılar ancak para çıkmadı” diye konuştu.

Taraf avukatlarının savunmalarının ardından duruşma savcısı sanığın tutukluluğunun devamını istedi. Mahkeme heyeti ise sanığın tutukluluğunun devamına hükmedip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/olduren-yumruk-davasinda-16-yila-kadar-hapisle-yargilanan-kisi-hakim-karsisinda/feed/ 0
1952 Türkiye güzeli Gelengül Melek Erman’a veda https://www.foxhaber.com.tr/1952-turkiye-guzeli-gelengul-melek-ermana-veda/ https://www.foxhaber.com.tr/1952-turkiye-guzeli-gelengul-melek-ermana-veda/#respond Thu, 11 Jan 2024 21:15:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2166 ‘1952 Türkiye Güzeli’ yarışmasının birincisi Gelengül Melek Erman, Türkiye’yi 1952 yılında Los Angeles’taki Long Beach sahilinde ilk kez düzenlenen Miss Universe’de temsil etti. Dünyanın 30 ülkesinden gelen güzellerle yarışan Erman, Amerika’dan bir derece alamayarak döndü.

Rus annesinin ısrarıyla yarışmaya katılan, güzelliğiyle dikkat çeken Gelengül Melek Erman, İstanbul’a geldiğinde film çekimi için yönetmen Hürrem Bey ile tanıştı. Kendisinden 20 yaş büyük olduğu için evlenmek istemedi ama yine annesinin ısrarıyla 1954 yılında Hürrem ile hayatını birleştirdi.

Güzelliğiyle konuşulmak istemeyen genç kadın, o dönem eşinin destekçisi olarak hayatına devam etme kararı aldı. Türkiye güzelinin, Fuat ve Nail adında da iki çocuğu oldu.

2003 yılında eşi Hürrem Erman’ın hayatını kaybetmesiyle kendini çocuklarına adayan Gelengül Erman, 90 yaşında 9 Ocak’ta Cihangir’deki evinde yaşa bağlı olarak hayatını kaybetti.

Teşvikiye Camii’nde düzenlenen cenaze namazında çocukları, torunları ve dostları yer aldı.

“GÜZELLİĞİNİN KONUŞULMASINDAN RAHATSIZ OLURDU”

Gelengül Erman’ın büyük oğlu Fuat Erman, “Türkiye güzellik kraliçesi seçiliyor ve Amerika’ya gidiyor, fotoğraflar var, çiçekli arabalarla falan geçiyor… Amerika’da bir derece almıyor, Türkiye’ye dönüyor.İlk güzellik yarışmasına seçildikten sonra Türkiye’de bir film yapılıyor. O filmi babam çekiyor, orada tanışıyorlar. Arada yaş farkı var. Kendisi ben çok gencim evlenmem diyor, onun üzerine annesi ısrar ediyor. Annesi Rus, o yüzden çok güzel de Rusça konuşuyordu. Sonrasında babamla evleniyor. Film dünyasına pek girmiyor, o dönemin gereği ev kadını olarak devam ediyor. Elinden birçok şey gelirdi, mutfağı kuvvetliydi, örgüsü kuvvetliydi. Babamın vefatından sonra biraz çekildi. Hareketli olamadı. Zorla dışarı bile çıkaramadık. Öyle bir yas dönemi yaşadı. Film dünyasına yakın oldu ama hiç içine girmedi. O sektörde de saygın birisiydi. Güzelliğinin konuşulmasından ise çok rahatsız olurdu. ‘Ya siz güzellik kraliçesisiniz’ deseniz, hemen geçiştirirdi. Onda da sanırım şunun etkisi var, annesi oraya da zorlamış. Hem evlenmeye hem de güzellik yarışmasına. Evlenmezsen ben evden gidiyorum demiş annesi ve gitmiş. İlginç bir şeyi var, ‘O kadar sinirlendim ki, babamın yanında sigaramı çıkardım ve babam güldü’ diye anlatırdı” dedi.

Torunu Emir Erman da, “Çok güçlü bir insan olduğunu söylüyorlar hep. Herkese yardımsever, kimseye zorluk çıkarmayan, kendi halinde, zararı olmayan biriydi. Özel bir iletişimimiz vardı, bana ‘Mirko’ diyordu. Kendisi Rusça konuşuyordu” ifadelerini kullandı.

“SIK SIK YEMEKLER YAPARDI”

Halit Refiğ’in eşi, Erman’ın aile dostu Gülper Refiğ de “Sık sık yemekler yapardı, biz de sinema camiasıyla yemeklere giderdik. Bu kadar asil, duruşuyla, ruhuyla, her hareketiyle çok samimi söylüyorum, ben böyle bir insan daha tanımadım. Hatırlıyorum, köpeği bile kendisi kadar zarif, hoştu. Çok istisnai insandı ve öyle de evlatlar yetiştirdi. Cilt konusunda mütehassıstı, ‘Elini sildiğin havluya yüzünü silme’ demişti bana. O gün bugün ben hep kağıt ile yüzümü siliyorum. Ondan bir hatıra. Her seferinde şimdi Gelengül Hanım’ı hatırlayacağım. İnşallah sonsuza kadar yolculuğu iyi geçsin” diye konuştu.

Türkiye güzeli Erman, kılınan cenaze namazının ardından Aşiyan Mezarlığı’na defnedildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/1952-turkiye-guzeli-gelengul-melek-ermana-veda/feed/ 0
Annesine işkence eden babasını katletti… Ağır tahrikten 15 yıl https://www.foxhaber.com.tr/annesine-iskence-eden-babasini-katletti-agir-tahrikten-15-yil/ https://www.foxhaber.com.tr/annesine-iskence-eden-babasini-katletti-agir-tahrikten-15-yil/#respond Thu, 04 Jan 2024 09:15:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1871 Diyarbakır’ın Bismil İlçesinde sabah kahvaltısını geç hazırladığı için annesine şiddet uygulayan ve ahırda yere dökülen samanları annesine yediren babasını tabancayla alnının ortasından vurup öldüren 19 yaşındaki Yusuf Öner’e ilk duruşmada cinayeti ağır tahrik altında işlediği gerekçesiyle 15 yıl hapis cezası verildi.

EKİPLERİ TEPEDEN İZLEDİ, İTİRAF ETTİ

Bismil İlçesinde 12 Mart 2023’te Mustafa Öner’in silahla intihar ettiğine dair polise ihbarda bulunuldu. Olay yerine giden cinayet büro ekipleri alnından vurulmuş ceset üzerinde yaptığı titiz incelemede olayın intihar olmadığını belirleyince aile bireylerini ayrı ayrı sorguladı. Bu sırada olay yerinden 600 metre uzaklıktaki tepelik bir alanda olay yeri inceleme ekiplerini dikkatle izleyen ve şüpheli hareketlerde bulunan Yusuf Öner’in yanına gidildiğinde babası Mustafa’nın intihar etmediğini kendisinin öldürdüğün itiraf edince tutuklandı ve hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı.

“ANNEM, BEN VE KARDEŞLERİME YILLARCA ŞİDDET UYGULADI”

Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Yusuf Öner, intihar süsü verilen babasını öldürdüğünü şu sözlerle itiraf etti:

– Erkenden kalkarak ahırda hayvanlarla ilgilendim. Kahvaltı için eve geldiğimde annem, babam, kardeşlerim, iki halam ve onların çocukları da bizdeydi. Babam kahvaltıyı geç hazırladığı için anneme bağırıyordu. Sofraya oturduğumda babam halen anneme bağırıp çağırıyordu. Bana ve anneme kahvaltı tabağı ile bardak fırlattı. Ben de moralim bozulduğu için sofradan kalkıp dışarı çıkmak için montumu alacağım esnada annemin adına ruhsatlı olan silahı gördüm. Babam yıllardır anneme, bana ve tüm kardeşlerime şiddet uygular, küfür ve hakaret ederdi.

“BOĞAZIMA BIÇAK DAYADI”

– Birkaç yıl önce de babam boğazıma bıçak dayadı ve çenemde delik açtı. Bir defasına gözümden beri yaraladı, 3 ay gözüm kapalı kaldı. Doğduğum günden beri aramızda problem vardı. Babamızdan çok ama çok korkuyorduk. Yine de babamdır diye bir şey demiyordum. Kendisini korkutmak için silahı üzerime aldım ve tekrar sofraya geri oturdum. Babam bağırmaya devam edince bende rastgele ateş açınca babam ayağa kalkınca kafasından vurdum. Nefes almakta zorlandığım için evin yamacındaki tepeye çıktım. Askerler gelip beni aldılar.

“DAYAK YEMEMEK İÇİN SAMAN YEMEK ZORUNDA KALDIM”

Sanığın iki kardeşi ve annesi de babalarının kendilerine sürekli şiddet uyguladığını doğruladı. Annesi Feyma Öner, şöyle konuşu:

– Eşimle ilgili bugüne kadar şikayetçi olmadık, çünkü olduğumuz taktirde bize daha kötüsünü yapacağını biliyorduk. Sinir hapları kullanıyordu, psikoloji bozuktu. Bir defasında bana hayvanlar için biriktirdiğimiz samanı neden döktüğümü sorup ardından bu samanları bana yedirmişti. Ben de dayak yememek için samanları yemek zorunda kaldım. Çocuklarımı banyoda hortumla döver, müdahale etmemem için de banyonun kapısını kilitlerdi. Ben ve çocuklarımız yüzümüz mor bir şekilde aylarca gezdik. Benim ailemle görüşmemi bile yasaklamıştı. Oğlumdan şikayetçi değilim. Bizi korumak için hareket etti.

“BİRİ OĞLUM DİĞERİ TORUNUM VİCDANIMLA MÜKELLEFİM”

Ölen Mustafa Öner’in babası Seyfettin Öner de oğlunun eşine ve çocuklarına şiddet uyguladığını doğrulayarak, şunları söyledi:

– Oğlum 10 yıldır ailesine şiddet uyguluyordu, ben müdahale etmek istediğimde ‘Sen karışma benim çocuklarımdır, sana ne’ diyordu. Ölen oğlumdur, öldüren de torunumdur. Vicdanen doğruları söylemekle mükellefim. Oğlum evlendiğinden beri eşine ve çocuklarına şiddet uyguluyordu, ben sürekli yapma etme diyerek araya girmeye çalışıyordum. Her seferinde ‘Sen ne karışıyorsun’ diyerek kızıyordu, döverim öldürürüm gibi sözler söylüyordu, oğlum eşi ahırda samanların bir kısmı döküldü diye o samanları eşine yedirmiştir. Torunumdan şikâyetçi değilim.

AĞIR MÜEBBETTEN 15 YILA DÜŞTÜ

Mahkeme salonda sanığın gözünde ve çenesindeki dikiş izleri olduğunu ve ifadesiyle uyumlu olduğunu da gözlemledikten sonra sanığı babasını kasten öldürdüğü için önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı, ardından cinayeti ağır tahrik altında işlediği gerekçesiyle cezayı 18 yıla indirdi. Sanığın pişmanlığı ve duruşmalardaki iyi hali de lehine taktiri indirim sebebi kabul edilerek ceza 15 yıla düşürüldü.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/annesine-iskence-eden-babasini-katletti-agir-tahrikten-15-yil/feed/ 0
Birlikte yaşadığı kadını katletti, istinaf akıl sağlığı raporu istedi https://www.foxhaber.com.tr/birlikte-yasadigi-kadini-katletti-istinaf-akil-sagligi-raporu-istedi/ https://www.foxhaber.com.tr/birlikte-yasadigi-kadini-katletti-istinaf-akil-sagligi-raporu-istedi/#respond Tue, 02 Jan 2024 09:18:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1801 Diyarbakır’da kendisinden 25 yaş küçük olan ve 25 yıldır birlikte yaşadığı Şirvan Dönmez’i 10 yerinden bıçaklayarak öldüren iki eşli 21 çocuk babası Şeyhmus Ay’a verilen müebbet hapis cezasını istinaf mahkemesi; akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması gerektiğini savunup için bozdu. Davaya öldürülen kadının üç kızı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da suçtan zarar gördükleri için müdahil olarak katıldı.

“ARAMIZDA 10 YILDIR HUSUMET VAR”

Merkez Kayapınar İlçesinde kıskançlık krizine giren 73 yaşındaki Şeyhmus Ay, kendisinden 25 yaş küçük olan ve 25 yıldır birlikte yaşadığı Şirvan Dönmez’i 10 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Tutuklanıp ve Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Şeyhmus Ay, şunları söyledi:

– Eşimle 10 yıldır aramızda husumet var. Olay günü eşime elektrik, su faturalarını neden ödemediğini sordum. O da ödeme noktasının tahsilât yapmadığını ve ilgili kurumlara gitmek zorunda kaldığını söyledi. Ben buna inanmadım ve ödeme merkezine gittiğimde iki faturanın da sabah saatlerinde ödendiğini öğrendim. Balkondan birine öpücük atıyordu. Öpücükleri kime attığını sorduğumda bana ‘Moruk’ diyerek üzerime yürüdü, bende bıçak çıkarıp korkutmak istedim. Üzerime atlayınca yere düştü, bıçak mı elimden düştü bilmiyorum ama bir şekilde saplanmış. Ben şok geçirdim ve ‘Kendini de beni de yaktın’ diyerek birkaç kez daha sapladım. Ben namazında, niyazında işime gücüme bağlı insanım. Başkalarıyla geziyordu, sorduğumda tanıdıkları olduğunu söylüyordu.

“HİÇBİR ZAMAN ŞİKAYETÇİ OLAMADIK”

Annesi öldürülen Ş.D. ise şöyle konuştu:

– Annem, babam ve kardeşlerim E.D ile M.D birlikte yaşıyoruz. Balkonda halı yıkadık sonra mutfağa geçtim. Babam bağırıp anneme yardım etmemi istedi. Devlet soğan, patates yardımı yapıyordu. Annem de almak için aşağı inmişti. Annemin yalnız taşıyamayacağını düşünerek ona yardım için indiğimde babam perdenin arkasından gizlice annemi gözetliyordu. Annem ve babam tartıştılar, sonra ikisi birlikte uyumamaya karar verdi.

– Birden bağırma sesleri gelince kardeşime ‘Koş annenin yanına’ dedim. Odaya girdiğimde babam annemin üzerine çıkmış, ellerini dizleriyle sabitlemiş annemin yüzüne yumruklar atıyordu. Annemin yüzü gözü kan içinde kalmıştı. Sonra yemek hazırlamamı istedi. Ben sofrayı serdim. Babam anneme kötü kötü bakıyordu. Babam annemi defalarca dövüyordu. Hiçbir zaman şikâyetçi olamadık. Polisi aramak istediğimde annem izin vermiyordu, bir şey olmaz deyip geçiştiriyordu. Babam çok kıskanç biridir. Annemi öldürdüğü için cezalandırılmasını istiyorum.

“ANNEMİZİN EL VE AYAKLARINI ZİNCİRLEYİP DÖVERDİ”

M.D ile E.D adlı kızları da, babalarının annelerine şiddet uyguladığını belirterek, “Babam iki eşlidir. Biz öldürülen annemizden 3 kız kardeşiz. Babamın 2 eşinden 21 çocuğu var. Ama resmi nikâhlı eşiyle görüşmüyorlar. Babamla annem arasında ciddi yaş farkı vardır. Bu nedenle annemi çok kıskanıyordu. Annem balkonda çamaşır serdiğinde bile onu gizlice gözetliyordu. Annemizin el ve ayaklarını zincirle kilitleyip döverdi. Annem ise yaşı itibariyle karşılık vermezdi. Bu kıskançlığı yüzünden sürekli ev değiştiriyorduk. Anneme seni çok pis öldüreceğim zamanını bekle derdi. Sabah uyandığımda annemizin battaniyeye sarılı cesedini gördük” dedi.

“KAYINVALİDEM KENDİ HALİNDE GARİBAN BİR KADINDI”

Sanığın damadı B.B kayınpederinin cinayeti işledikten sonra gece kendisini eve çağırdığını belirterek “Gittiğimde bana kayınvalidemin vefat ettiğini söyledi. İçeri girdiğimde üzerinde battaniye örtülüydü. Ben de küçük kızları alıp korkmasınlar diye bizim eve götürdüm. Kayınvalidemin başka erkeklerle görüştüğünü görmedim, kendi halinde gariban bir kadındı” dedi.

Sanığın oğlu A.A ise, babasının annesine şiddetini doğrulayarak “Her defasında şikayetçi olmak istiyorduk, ama annemiz izin vermiyordu” dedi.

HEM FİZİKSEL, HEM SÖZLÜ ŞİDDET

Mahkeme, kadının birlikte yaşadığı Şeyhmus Ay’ı aldattığına dair delil bulunmadığını, sanığın bilakis ölüm olayından önce de defalarca şiddet uygulamış olması nedeniyle hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına kanaat getirdi.

Sanık her ne kadar pişman olduğunu belirtmiş olsa da, eşini aralarındaki yaş farkından dolayı sürekli kıskançlık krizine girip darp ettiğini, bu kıskançlığı nedeniyle kadını sürekli ev değiştirmeye mecbur bıraktığını belirtti. Mahkeme, ölen kadını uzun yıllar sadece fiziksel değil, sözlü ve psikolojik şiddete maruz kaldığını, kadına karşı şiddetin sadece darp ve cebirle değil psikolojik şiddet (tehdit, hakaret, bağırma, aşağılama, geliri olmayan kadına ev veya market alışverişi için para vermeme, sokağa çıkmasına izin vermeme) yoluyla da gerçekleşeceği dikkate alındığında sanığın tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat oluşmadığından hakkında iyi hal indirimini düzenleyen 62. Maddenin de uygulanmasına yer olmadığına kanaat getirilerek kasten öldürme suçundan indirimsiz müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Kadınla resmi nikahlı evli olsaydı şayet “Eşi kasten öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılacaktı.

AKIL VE RUH SAĞLIĞI ARAŞTIRILSIN TALEBİ

İstinaf Mahkemesi ise sanığın psikolojik tedavi ilaçlarını kullandığını belirtmiş olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmetti. İstinaf Mahkemesi, sanığın öncelikle tüm muayene ve tedavi evraklarıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edilerek akıl ve ruh sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesini ve bu rapor alındıktan sonra hakkında buna göre bir karar verilmesi gerektiğini belirterek dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne iade etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/birlikte-yasadigi-kadini-katletti-istinaf-akil-sagligi-raporu-istedi/feed/ 0