Babası – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Sat, 27 Jul 2024 10:17:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Öldürülen kuryenin annesi: ‘Katilin babası da cezalandırılmalı’ https://www.foxhaber.com.tr/oldurulen-kuryenin-annesi-katilin-babasi-da-cezalandirilmali/ https://www.foxhaber.com.tr/oldurulen-kuryenin-annesi-katilin-babasi-da-cezalandirilmali/#respond Sat, 27 Jul 2024 10:17:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9180 İstanbul’da yaşayan ve 1 yıl önce Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü’nü kazanan 20 yaşındaki Ata Emre Akman, 11 Mayıs’ta Balıkesir’in Karesi ilçesi Karaoğlan Mahallesi Emir Sokak’ta, motosikletle sipariş bıraktığı adresten dönerken E.Ö.’nün bıçaklı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetti. 

Üniversite öğrencisi Ata Emre Akman’ın acılı annesi Zuhal Akman, saldırıyı gerçekleştiren E.Ö.’yü babasının azmettirdiğini iddia etti.

“ONUN LİZBON’A BENİM DE PARİS’E GİTME HAYALİMİZ VARDI”

Ata Emre Akman’ın saldırıya uğramadan yaklaşık 1 hafta önce işe girdiğini ve kendi kazandığı parayla Anneler Günü’nde sürpriz yapmak istediğini söyleyen anne Akman, şöyle konuştu:

“Ata, kendi bireyselliği için çalışıyordu. Ne Ata’nın ne de bizlerin herhangi bir mali sıkıntısı yoktu. Çünkü bu çocuk 13 yaşında da çalıştı ve kendisine elektro gitar aldı. Anneler Günü’yle ilgili kısa sürede çalışıp bir sürpriz yapma durumu varmış, işte böyle bir sürpriz oldu.

O gece Ata’yı aradım, meşgule attı ‘annem ben seni sonra ararım’ diye mesaj yazmış, sonra öğreniyorum ki çalışıyormuş, dağıtım yapıyormuş. Yarım saat sonra aradı, kahkahalar attık. Onun Lizbon’a benimse Paris’e gitme hayalimiz vardı.” 

“ATA’NIN YANINA ÇIKIP YATTIM, BİRAZ SARILDIK”

Çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev yapan Beden Eğitimi Öğretmeni Zuhal Akman, olayın gerçekleştiği gün yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Olay gecesi sabaha karşı eşime telefon geldi. Polis, ‘Oğlunuz bir bıçaklanma olayına karıştı, ağır yaralı ve ameliyata alındı, buraya gelmeniz gerekiyor’ deyince eşim ağlamaya başladı. Balıkesir’e doğru yola çıktık. Tuhaf bir geceydi, yağmurlu ve sisliydi. Yoldayken eşim hastaneyi aradı ancak ‘Ata Emre Akman diye bir hasta yok’ deniliyordu. 

Çünkü artık yok. 150-180 kilometre hızla Balıkesir’e vardık. Acil servisten çıktıktan sadece 5 dakika sonra morgdaydık ve ikinci raftan oğlumuzu çekiyorlardı. Sonra sedyeyi aşağı indirdiler, örtüyü açtım, Ata olduğu söyleniyor ama Ata değil. Ata olamaz çünkü saçları kısaydı. Bilmiyordum ki, saçlarını kestirmiş; Anneler Günü’nde bana sürpriz yapacakmış. Her tarafını açtım ve baktım. 

Otopsiden sonra bütün izleri, her şeyi gördüm. Sonra yetkililere ‘o sedye beni kaldırır mı?’ diye sordum ve Ata’nın yanına çıkıp yattım, biraz sarıldık. Çünkü bir daha sarılıp yatma şansımız olmayacaktı. Baktım ki ellerim kanlanmış. Bir müddet sonra artık Ata’dan ayrılmam gerekiyordu. Sonra tabut geldi, oradaki görevli, birisine ‘el atın da kaldıralım ‘ dedi. ‘Ben annesiyim, ben çocuğumu kaldırırım’ dedim. Kaldırdım, kuş gibiydi. Zaten Ata, Ata’ya benzemiyordu. İnsan bir anda mı değişir?.” 

“EV BAKACAKKEN MEZAR YERİ BAKTIK”

Ata’nın üniversitede okuduğu dönem boyunca askeri misafirhanede kaldığını ve gelecek yaz eve çıkmak istediğini söyleyen anne Akman, “Biz ev bakacakken mezar yeri baktık. Ata, geçen yıl tek başına yaklaşık 11 ülke dolaştı. Koca Avrupa’da farklı farklı ülkelerde bir şey olmadı da kendi ülkemde Balıkesir gibi bir yerde böyle şeyler yaşadık. Ata, 2004 yılında Balıkesir’de doğdu. Balıkesir’de üniversiteyi kazandı ve Balıkesir’de sonu bitirdi. Halbuki sadece hayatının ilk 3 yılını Balıkesir’de geçirmişti, bir de son yılını” ifadelerini kullandı.

“HAYALİ DÜNYAYI GEZMEKTİ”

Ata’nın dünya turu yapmak gibi bir hayali olduğunu ifade eden Akman, “Jazz severdi, çok kitap okurdu, müzik kulağı müthişti. Bir taraftan gitar çalardı. Mantıklı, realist ve romantik bir çocuktu. Hayali, dünyayı gezmekti. Hayvanları çok severdi. Bir köpeğimiz vardı, geçen yıl aramızdan ayrıldı. Şimdi muhtemelen çılgınca oynuyorlardır, çünkü Ata’yı çok seviyordu” dedi.

“ÜZERİNDE KURYE OLDUĞUNU BELİRTEN PİZZACI MONTU VAR”

Anne Akman, sözlerine şöyle devam etti:

“Katil azmettirildi, bunun farkındayız. Katilin 17 yaşında olduğu söyleniyor. Bıçaklama ve kasten yaralama gibi 6 ayrı suç kaydı var. O caninin babası da cinayetten dolayı 10 yıldır Buca Cezaevi’nde yatıyor. Cinayetten yatan bir adam hafta sonu için izinli çıkabiliyor, Türkiye’de yeni bir meslek grubu oluşabilir.

Babası da cezalandırılmalı, çünkü azmettiricisi o. ‘Benim yapamadığımı artık çocuğum yapacak’ diye oğluna el veren kişi babası. Ata’nın sipariş götürdüğü apartmanda, bu caninin babasının daha öncesinde birlikteliği olduğu söylenilen bir kadın oturuyormuş ama o kadın bir başkasıyla evliymiş. 

O caninin babası, eski kadın arkadaşına ‘senin imam nikahlı eşini öldüreceğim’ diyor. Kadının alt kattaki arkadaşına da bilenmiş, onu da tehdit ediyor ve ‘senin oğlunu öldüreceğim’ diyor. Bu caninin azmettiricisi olan babasının şöyle bir beyanı var; ‘artık benden iş geçti, benim yapamadığımı oğlum yapacak görürsünüz’ diye tehditleri var, bunun da tanıkları var. Yani o gece apartmandan kim çıksa bunu yaşayacaktı. O geceki görüntülerin bir kısmını istemeden izledim, Ata’nın üzerinde kurye olduğunu belirten pizzacı montu var. Ata’nın orada işini yaptığı belli.” 

“KATİLLER EVCİ OLARAK DIŞARIYA ÇIKMASIN”

E.Ö.’nün babasının da en ağır cezayı alması gerektiğini söyleyen Akman, “Hukuka güveniyorum. Lütfen katiller evci olarak dışarıya çıkmasın. Çünkü onlar sadece kendilerine değil, tüm Türkiye’ye, hatta dünyaya zarar” ifadelerini kullandı.

BABA AKMAN: BEN SEVMEYİ ATA’DAN ÖĞRENDİM

Ata’nın Babası Emekli Subay Erol Akman ise şöyle konuştu:

“Ata, insanlara dokunmayı seven bir çocuktu. ‘Ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ denilen bir çocuk. Arkadaşları bana ‘ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ dediler, bu ne kadar güzel bir şey. Böyle bir çocuk benim elimden kaydı. Ben 25 bin asker yetiştirdim. 25 bin askerin kılına zarar gelmedi ama kendi oğlumu koruyamadım. 

Benim oğlum, sadece öldürme gayesiyle bir yerde hazır bulunan bir cani tarafından ve bunu meslek haline getirme aşamalarında olan birisi tarafından katledildi. Biz çocuklarımızı bunun için mi yetiştirdik? Kız kardeşi var, ben onu nasıl sokağa salacağımı bilmiyorum. İstanbul’dan korkuyor, Balıkesir’den korkmuyordum. 

Kardeşinin sınavı var, nasıl girecek? Bir yeri kazansa bile ben onu nasıl göndereceğim? Bu saatten sonra insanlar çocuklarını nasıl güvenle başka bir şehre okumak ve bu memlekete faydalı bir birey olmak için gönderecek ? Bu vaka güvenin ayaklar altına alındığı bir vakadır. Bu dava sonuna kadar takip edilmeli.” 

“ANNESİNE HEDİYE ALMAK İSTİYORDU”

Ata’nın liseden arkadaşı Efe Toprak Ateş (20) de “Ata tanıdığım en iyi insanlardan biri. Birbirimize çok yardım ettiğimiz günler oldu. Hiç kötü anımız yok. Hafta sonları yanımıza geliyordu. En son olay yaşanmadan yani işe başlamadan 1 hafta önce konuşmuştuk. Dünya turu yapmak istiyordu, öyle bir hayali vardı. Bu yaz beraber hayalimiz vardı, işe başlama sebeplerinden biri de oydu, hem yaklaşan Anneler Günü için annesine hediye almak istiyordu hem de yazın hep beraber tatile gidecektik. Onun için işe başlamış, para biriktiriyordu” dedi.
 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/oldurulen-kuryenin-annesi-katilin-babasi-da-cezalandirilmali/feed/ 0
Eş cinayetinde korkunç detay: Oğlunun dilini ve elini yakmış https://www.foxhaber.com.tr/es-cinayetinde-korkunc-detay-oglunun-dilini-ve-elini-yakmis/ https://www.foxhaber.com.tr/es-cinayetinde-korkunc-detay-oglunun-dilini-ve-elini-yakmis/#respond Thu, 02 May 2024 21:51:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6852 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında hazırlanan iddianamede, Meryem Ç.’nin annesi Nuray A., babası Ağcabal A. ve erkek kardeşi Emre A. müşteki olarak yer aldı.

İddianamede, 22 Ağustos’ta Kartaltepe Mahallesi, Ankara Caddesi’nde bulunan bir ikametten 5-6 el silah sesi geldiği, bir kadının vurulduğu ve küçük çocuğun camda ağladığı ihbarı üzerine polis ekiplerinin olay yerine geçtiği anlatıldı. Polis ekiplerinin kapısı açık olan dairenin balkonunda Meryem Ç.’yi bilinci kapalı bir şeklide bulduğu, yaralı kadının kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği belirtildi.

ÇAKMAKLA OĞLUNUN DİLİNİ VE ELİNİ YAKMIŞ

Olay yeri inceleme raporuna göre Meryem Ç. ile eşi Şehmuz Ç. arasında bilinmeyen bir nedenden dolayı tartışma çıktığı aktarılan iddianamede, Şehmus Ç.’nin eşini ateşli silahla ağır şekilde yaraladıktan sonra firar ettiği ifade edildi.

Adli Tıp Kurumu raporlarına da yer verilen iddianamede, müştekilerin avukatları Hüseyin Ersöz ve Buse Şahin tarafından savcılığa delil mahiyetinde ses kayıtları sunulduğu, bu kayıtlara ilişkin Jandarma Kriminal Lavoratuvar Müdürlüğünce rapor hazırlandığı bildirildi. Ses kayıtlarında, şüphelinin çakmakla oğlunun dilini ve elini yaktığı belirlendi.

TEHDİT SONUCU BOŞANMAKTAN VAZGEÇTİ

İddianamede, Meryem Ç.’nin daha önce şüpheli eşi Şehmuz Ç. hakkında tehdit, hakaret ve yaralama eksenli şikayetlerinin ve uzaklaştırma kararlarının bulunduğu ancak olay tarihinde şüpheli hakkında aktif herhangi bir tedbir kararının olmadığı bilgisine de yer verildi.

Meryem Ç.’nin babası Ağcabal A., iddianamede yer bulan ifadesinde, şüphelinin birkaç defa satırla kovaladığı kızına şiddet uyguladığını öğrendiğini belirterek, bir gün kızının eve gelerek bu durumu anlattığı ve şikayette bulunduğunu aktardı.

Baba Ağcabal A., eşinden boşanma kararı alan kızının kendileriyle beraber yaşamaya başladığı, ancak şüphelinin tehdit ederek ailesine zarar vereceğini söylemesi üzerine kızının şikayetinden ve boşanmaktan vazgeçtiği beyanında da bulundu.

Müşteki anne Nuray A. ise, kızının eşiyle problemleri olduğunu, misafirliğe geldiklerinde en ufak konularda bile aralarında tartışma çıktığını dile getirdi.

Kızının bir keresinde darbedildiği için yanlarına geldiği bilgisini de veren Nuray A, kızının birkaç defa şüpheli hakkında uzaklaştırma kararı aldırmasına rağmen baskıyla daha sonra şikayetinden vazgeçtiğini ifade etti.
Müşteki Emre A. da evde yaşanan olaylardan dolayı çiftin çocukları Y.Ç’yi psikoloğa götürdüklerini, çocuğun şu an kendileriyle birlikte yaşadığını bildirdi.

ÇOCUĞUN TANIKLIK İFADESİ

İddianamede, Y.Ç’nin tanık olarak alınan ifadesine de yer verildi. Y.Ç. ifadesinde, olay günü kendi odasında bulunduğu esnada anne ve babasının bağırma seslerini duyduğunu, kısa süre sonra da silah sesleri duyduğunu, odadan çıktığında babasını elinde sigara ve tabanca ile gördüğünü aktardı.

Babasının kendisini görünce silahı ve telefonu bırakıp evden koşarak ayrıldığını, giderken de kendisini odasına geçmesi için azarladığını söyleyen Y.Ç, odasının kapısını alttan ve üstten kilitleyip ambulansı aradığını fakat telefondakilerin kendisini ciddiye almadığını, bunun üzerine karşı komşuya geçtiğini ve onların olayı ambulansa ve polise haber verdiklerini anlattı. Y.Ç, babasından çok fazla şiddet gördüğünü de sözlerine ekledi.

PİŞMAN OLDUĞUNU SÖYLEDİ

Zanlı Şehmuz Ç. ise iddianamede yer alan ifadesinde, kaçarak ve severek evlendiklerini belirterek, ilk başlarda her şeyin güzel olduğunu fakat daha sonra eşinin karakterinde değişiklikler meydana geldiğini ileri sürdü.

Olay günü boşanmak istediğini söyleyen eşiyle tartışma sırasında kendisini kaybettiğini ifade eden Şehmuz Ç., silahı almak için yatak odasına doğru yöneldiğini, bu esnada eşinin mutfaktaki bıçak çekmecesine doğru hamle yaptığını ancak kendisinin çekmeceye vurarak buna engel olduğunu, önce yere doğru bir-iki el ateş ettiğini, sonrasını hatırlamadığını iddia etti.

Olayın şokuyla ne yapacağını ve nereye gideceğini bilemediğini, birkaç günü sokaklarda geçirdikten sonra teslim olmaya karar verdiğini belirten Şehmuz Ç., hem kendi hayatını hem çocuğunun hayatını mahvettiğini ve çok pişman olduğunu dile getirdi.

“HAKSIZ TAHRİK HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINI GEREKTİREN DELİL YOK”

İddianamede, Şehmuz Ç.’nin 15 yıllık eşi Meryem Ç.’ye en az 5 el ateş etmek suretiyle eşinin ölmesine sebebiyet verdiği belirtilerek, adli tıp raporuna göre yakından ateş eden şüphelinin öldürme kastıyla hareket ettiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

İddianamede, “Şüphelinin maktule ve müşterek çocuklarına evlilik içerisinde şiddet uyguladığı, bu kapsamda şüpheli hakkında olay tarihinde olmasa bile daha öncesinde uzaklaştırma kararlarının bulunduğu, bu nedenle şüphelinin soyut beyanı dışında hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektiren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır.” denildi.

Şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceği belirtilen iddianamede, bu kişinin “hem eşe hem kadına karşı nitelikli olarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “ruhsatsız silah bulundurma suçundan” ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. İddianameyi kabul eden İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde şüphelinin yargılanmasına 3 Nisan’da başlanacak.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/es-cinayetinde-korkunc-detay-oglunun-dilini-ve-elini-yakmis/feed/ 0
Kuma kavgasında annesini döven babasını öldürmüştü, mahkeme kararını verdi https://www.foxhaber.com.tr/kuma-kavgasinda-annesini-doven-babasini-oldurmustu-mahkeme-kararini-verdi/ https://www.foxhaber.com.tr/kuma-kavgasinda-annesini-doven-babasini-oldurmustu-mahkeme-kararini-verdi/#respond Tue, 09 Apr 2024 21:06:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5871 Biri resmi, ikisi imam nikâhlı üç eşli Selahaddin Umay, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde de Eğil İlçesinde AKP’den belediye başkan aday adayı olmuştu. Eğil İlçesi Yukarı Haydan Köyünde 7 ay önce köyün muhtarı olan babası Selahaddin Umay’ı 5 aylık hamile olan annesine şiddet uyguladığı için tek el ateş ederek öldüren 14 yaşındaki M.A.U Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı.

Suça sürüklenen çocuk alınan ifadesinde, babasının 3 eşli olduğunu, babasının eline geçirdiği cisimlerle sürekli kendisine, annesine, kardeşlerine, üvey annesi ve onların çocuklarına şiddet uyguladığını söyledi.

Annesinin ve kendisinin birçok kez yaralanmasına rağmen babasının hastaneye gitmelerine, jandarmaya haber vermelerine de engel olduğunu belirten M.A.U şunları söyledi:

“Annem ile kuması olan ve babamın çok sevdiği eşi Hanım tartıştılar. Babam, Hanım Umay’dan olan bebek Recep Tayyip’i tutmamı istedi. Bahçede çalıştığım için üzerim kirliydi. Bebeği anneme verdim. Üvey annem babama kızdı ve annemi kastederek, ‘Bebeğimi bu cibilliyetsize niye veriyorsun?’ dedi.

Annem de buna kızdı ve bebeği babama geri verdi. İkisi tartışınca babam karpuz kestiği bıçağın sapıyla annemin kafasını yardı. Annemi sürekli sopa ve kemeriyle dövdüğü için babamın peşinden gittim. Annem hamile olduğu için çok korktum. Onu dövmesini istemiyordum.

Babam resmi nikâhlı eşi Ayten’i de tekme, tokat; sopa eline ne geçirirse feci şekilde dövüyordu. Beni tekme, tokat ve sopalarla dövmüştü. Annemin daha önce de kafasını yardı. Tabanca kullanmayı filmlerden ve oyuncaklarımdan öğrenmiştim. Tek suçum tetiği çekmemdir.

O tetiği çekmeseydim babam annem ve beni öldürecekti. Babam 5 aylık hamile annemin kafasına bıçağın kabzasıyla vurunca başından kanlar aktı.

Engel olmaya çalıştım ama başaramadım. Annemi kanlar içinde görünce 112’yi arayıp yardım istedim. Babama ambulansı aradığımı öğrenince çok kızdı ve üzerime yürüdü. Ben de amcama ait tabancayla korktuğum için onu öldürdüm”

AMBULANS ÇAĞIRDIK DİYE BABAM ÇILDIRDI

M.U.A’nın kız kardeşi Y.U da babalarının kendilerine şiddet uyguladığını doğrulayarak, “Kardeşim babama ambulans çağırdığını söyleyince babam öfkeden deliye döndü. ‘Seni de anneni de öldürürüm’ diyerek üzerine yürüdü. Kardeşim de geriye doğru yürüyerek ‘Üzerime gelme baba’ dedi. Onu da döveceğini düşünerek üzerindeki silahı doğrultunca babam daha da öfkelendi ve daha çok üzerine yürüyünce kardeşim de ‘Daha fazla gelme sıkarım’ dedi. Kardeşimi vazgeçirmek için babamın önüne attım kendimi ama kardeşim çok korkmuştu. Tetiğe bastı” dedi.

ANNESİNİ KORUMAK İÇİN VURDU ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM

Ölen muhtarın resmi nikâhlı eşi Ayten Umay’da eşinin dini nikahlı iki eşi arasında tartışma çıktığını belirterek, “İki kuma birbirine haraket ediyordu. Eşim hem bana, hem de ikinci eşi Esra’ya şiddet uyguluyordu. M.A.U’da buna dayanamadı. Babası onun da üzerine yürüyünce ‘Gelme sıkarım’ dedi. Eşim ciddiye almayınca o da babasını boynundan vurdu. Annesine şiddet uygulandığına her defasında tanıklık eden M.A.U kendini ve annesini koruma amacıyla babasını vurmuş olabilir. Şikâyetçi değilim” dedi. Çocuğun öz annesi Esra Akgündüz de, “Oğlumun gözü önünde beni dövdü. Kafamdan kanlar gelince oğlum da bir anlık öfke ile babasını vurdu” dedi.

AKLİ DENGESİ YERİNDEDİR RAPORU VERİLDİ

Mahkeme, alınan tanık ifadeleri ve toplanan delillere göre, Selahaddin Umay’ın 5 aylık hamile eşinin karnına tekne atıp kafasına bıçak sapıyla vurup kanattığını, ilk eşi ile ikinci eşine ve bunların çocuklarına sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, ancak kendisinden yaşça küçük olan üçüncü eşi Hanım’a ve onun çocuklarına pozitif ayrımcılık yaparak şiddet uygulamadığı ve şiddet sonrası hastaneye ve jandarmaya gitmelerine de izin vermediğinin sabit olduğunu belirtti. M.A.U’nun hamile annesini kanlar içinde görünce engelleyemediği babasını öldürdüğünü belirten mahkeme, çocuğun alınan adli tıp kurumu raporuna göre psikopatolojik bir rahatsızlığının bulunmadığını, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek derecede yeteneklerinin geliştiğine vurgu yaptı.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETTEN 5 YILA İNDİRİLDİ

Mahkeme, öldürülen babanın gerek kendisini öldüren oğluna, gerekse eş ve diğer çocuklarına sürekli şiddet uyguladığı ve sonrasında hastaneye ve kolluk kuvvetlerine gitmelerine de engel olduğunu ifade etti. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun, babasının haksız tahrik eylemi karşısında duyduğu öfke ve şiddetli elem halinin etkisi altında babasından kaynaklanan haksız tahrik altında öldürdüğüne kanaat getirdi. Mahkeme, çocuğu önce nitelikli kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı, ardından babasından kaynaklanan haksız tahrik altında cinayeti işlediği için cezayı 18 yıla düşürdü. Çocuğun suçu işlediği tarihte 12-15 yaş grubunda olması nedeniyle cezası 7 yıla indirildi. Mahkeme, duruşmalardaki iyi hali, pişmanlığı ve bu cezanın küçüğün geleceği üzerindeki olası etkilerini de lehine taktiri indirim nedeni kabul edilerek cezayı 5 yıl 10 aya indirdi, ancak tutukluluk halinin devamına karar verdi. Çocuğun avukatı ise karara karşı tahliye talebinde bulunarak Bölge İstinaf Mahkemesine başvurdu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kuma-kavgasinda-annesini-doven-babasini-oldurmustu-mahkeme-kararini-verdi/feed/ 0
6 yaşındaki Nur Elif açlıktan ölmüştü! Akrabaları için istenen ceza belli oldu https://www.foxhaber.com.tr/6-yasindaki-nur-elif-acliktan-olmustu-akrabalari-icin-istenen-ceza-belli-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/6-yasindaki-nur-elif-acliktan-olmustu-akrabalari-icin-istenen-ceza-belli-oldu/#respond Sat, 06 Apr 2024 21:19:03 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5731 Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Nur Elif T’nin babaannesi Cihangül K, amcası Sezer T. ve halası Deniz T, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Nur Elif T’nin babası Gökhan T. ve annesi Sibel T. ile tarafların avukatları duruşma salonunda yer aldı. Sibel T’nin babası Ali T, duruşmada SEGBİS üzerinden tanık olarak dinlendi.

ÇOCUKLARA İYİ BAKTIĞINI SÖYLEDİ

Ali T, duruşmadaki beyanında, hala Deniz T’nin çocuklara iyi baktığını söyledi.

Çocukların daha önce Bursa’da kendisinde de kaldığını ifade eden Ali T, çocukları yanına almak için gittiğinde, onların kendisiyle gelmek istemediklerini aktardı.

Sibel T. ise tanık babasının beyanlarına ilişkin aleyhte olan hususları kabul etmediğini belirterek, “Babama, çocuklarıma kötü baktıklarını söyledim. 3 çocuğumu da yanımda götürmesini istemiştim.” dedi.

Sanıklardan Deniz T, konuyla ilgili, “Amcam doğru söylüyor. Yeğenlerim amcamda da kaldı. Bende de kalmıştı.” ifadelerini kullandı.

İSTENEN CEZA BELLİ OLDU

Sanık ve tanık beyanlarının ardından esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Nur Elif T’nin ölümüne ilişkin, sanıklar Cihangül K, Deniz T. ve Sezer T. hakkında, “Canavarca hisle öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebinde bulundu.

“ADALET YERİNİ BULSUN”

Ölen Nur Elif T’nin annesi Sibel ve babası Gökhan T, mütalaaya ilişkin adaletin yerini bulmasını istediklerini ifade etti. Duruşma 2 Nisan’a ertelendi.

NE OLMUŞTU?

Tepebaşı ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Uzunpınar Sokağı’nda iki ağabeyi ile yaşayan Nur Elif T. (6), 14 Aralık 2022’de rahatsızlanmasının ardından tedaviye alındığı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetmiş, bakımsız kaldığı iddia edilen kızın ölümüne ilişkin gözaltına alınan halası Deniz T, amcası Sezer T. ve babaannesi Cihangir K. tutuklanmıştı.

Babası Gökhan T. ile annesi Sibel T. cezaevinde tutuklu bulunan Nur Elif T’nin ağabeyleri Y.T. (9) ve M.T. (12) ise Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce korumaya alınmıştı.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianamede yer verilen adli tıp raporunda, Nur Elif T’nin farklı tarihlerde fiziksel istismara maruz bırakıldığı ve ölümünün uzun süreli beslenme yetersizliğine bağlı gerçekleştiği belirtilmişti.

Ayrıca iddianamede, maktul ve mağdurların insani şartlarda ve insani koşullarda yaşamadıkları, soğuk bir ortamda, eşyasız, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine uygun olmayan koşullarda yaşadıkları, odadan ayrılmalarına engel olacak şekilde kapıya çan bağlamak suretiyle kapının açılmasından sanıkların haberdar oldukları, mağdur çocukların ve maktulün günlerce herhangi bir besin maddesi yemeden çatı arasında kaldıklarına yer verilmişti.

AÇ BIRAKILDI, ÖLÜME TERK EDİLDİ

Elif Nur T’nin günlerce hatta haftalarca aç bırakılarak şüpheliler tarafından ölüme terk edildiği aktarılan iddianamede, mağdurların ise yine açlığa ve susuzluğa terk edildikleri buna rağmen sanıkların bu duruma aldırış etmeden yaşantılarına devam ettikleri, kendileri uygun ortamda ve yeterli beslenme imkanı bulmuşken maktul ve mağdurları bu imkanlardan bilerek mahrum ettikleri belirtilmişti.

Sanıkların, “çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, korumaya alınan 2 kardeş için “çocuğa karşı eziyet” suçundan 16’şar yıla kadar hapsi isteniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/6-yasindaki-nur-elif-acliktan-olmustu-akrabalari-icin-istenen-ceza-belli-oldu/feed/ 0
Müşteri alma cinayetince karar https://www.foxhaber.com.tr/musteri-alma-cinayetince-karar/ https://www.foxhaber.com.tr/musteri-alma-cinayetince-karar/#respond Fri, 22 Mar 2024 09:03:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5023 Olay, geçen yıl 23 Haziran’da saat 16.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Talas Bulvarı’ndaki Kızılay EKM taksi durağı yakınlarında meydana geldi. Durakta taksicilik yapan Ali Demirel, başka taksi durağında çalışan meslektaşı Reşit Demir’in durağının yakınından müşteri aldığını gördü.

Demirel ve Demir arasında bu nedenle tartışma çıktı. Reşit Demir, bir süre sonra babası Murat Demir ve amcası M.D. ile yeniden Ali Demirel’in taksi durağına geldi.

İki taksici arasında yeniden yaşanan tartışma kavgaya dönüştü. Kavgada, Reşit Demir yanında getirdiği bıçakla Ali Demirel’i yaraladı.

Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin ilk müdahalesinin ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan Demirel, kurtarılamadı.

Reşit Demir ve babası Murat Demir ile olaya karıştığı iddia edilen amcası M.D., polis ekiplerinin takibiyle bir akaryakıt istasyonunda yakalandı.

Gözaltına alınan şüphelilerden Reşit Demir, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemede tutuklandı, babası ve amcası da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Davanın ikinci duruşmasında tutuksuz sanıklardan baba Murat Demir ise verilen ara kararla tutuklandı.

Ali Demirel

İDDİANAME DÜZENLENDİ

Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, sanıklardan Reşit Demir, babası Murat Demir ve amcası M.D. hakkında, ‘Tasarlayarak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Sanıklar, bugün Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya ölen Demirel’in yakınlarının çok kalabalık gelmesi nedeniyle adliyede geniş güvenlik önlemleri alındı. Davada, Demirel’in şikayetçi annesi, babası ve kardeşleri de hazır bulundu.

‘KANUNSUZ İŞİM OLMADI’

Sanıklardan Reşit Demir, önceki savunmasını tekrar ederek, “Yolum kesilerek, arabama zarar verilmesi sonrası durağa tekrar gittiğimizde selam verdik, almadı ve bize saldırdığı için olay meydana geldi. Kendimi savundum. Hiçbir kanunsuz işim olmadı” dedi.

Tutuklu Murat Demir, “Kesinlikle yalan ve iftira atıyorlar. Kesinlikle elle bir müdahale yapmadım. Beraatimi ve tahliyemi istiyorum” derken; tutuksuz yargılanan amca M.D. ise olayla alakası olmadığını belirterek beraatini istedi.

‘AĞABEYİM CEBİNDEKİ PARAYI BİLE VERİRDİ’

Ali Demirel’in şikayetçi kardeşi T.D. ise “Ağabeyim, 32 yaşındaydı. Bir insan kolay yetişmiyor. Ağabeyim geri gelemeyecek ama biz sizden Hz. Ömer adaletini istiyoruz. Bir nebze de olsa vereceğiniz karar, vicdanımıza su serpecek. Bizim için para ikinci plandadır. Eğer, ağabeyimden parasını istese cebindeki parayı bile verirdi” diye konuştu.

Demirel’in şikayetçi annesi N.D. de “Kardeşim şehit oldu. Oğlumun ismi dayısının ismiydi. 37 yıldır şehit olan kardeşime ağlıyordum. Şimdi oğluma ağlıyorum. Sanıkların en ağır cezayı almasını istiyorum” dedi.

Mahkeme heyeti, sanıklardan Reşit Demir’i, ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı. Heyet, sanığın pişmanlığının olmadığı gerekçesiyle ‘iyi hal’ indirimi uygulamadı. Tutuklu Murat Demir, ‘Kasten öldürmeye yardım etme’ suçundan 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Heyet, baba ve oğlunun tutukluluk halinin devamına karar verirken, aynı suçtan tutuksuz yargılanan amca M.D.’nin ise beraatine hükmetti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/musteri-alma-cinayetince-karar/feed/ 0
Dededen toruna üç kuşaktır bekçilik yapıyorlar https://www.foxhaber.com.tr/dededen-toruna-uc-kusaktir-bekcilik-yapiyorlar/ https://www.foxhaber.com.tr/dededen-toruna-uc-kusaktir-bekcilik-yapiyorlar/#respond Mon, 22 Jan 2024 21:39:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2525 Geceleri halkın huzuru ve güvenliği için sokaklarda devriye gezilen, suç ve suçlularla mücadele edilen bekçiliğe ailede ilk adımı, İsmail Şahin 1954’te mesleğe başlayarak attı.

Şahin’den sonra ağabeyi Salih Şahin de 1957’den itibaren yıllarca bu mesleği yaparak, emniyet teşkilatından emekli oldu.

İkinci kuşakta Gürsel Şahin de babası Salih ve amcasının izinden giderek çarşı ve mahalle bekçiliğini tercih etti.

Şahin, 1987’de Osmangazi ilçesindeki Çarşı Polis Merkezi’nde göreve başladıktan sonra Keles ilçesine atandı. Gece bekçiliği uygulamasının 1990’ların ortalarında kaldırılmasının ardından aynı ilçede polis merkezinde görevini sürdüren Şahin, 34 yıl hizmet verdiği teşkilattan 2021’de emekliye ayrıldı.

Gürsel Şahin’den sonra oğulları 36 yaşındaki Abdulbaki ve 27 yaşındaki Bahadır da ata mesleğini devam ettirdi.

Abdulbaki Şahin babasının ilk görev yerinde, kardeşi ise Keles’te babasının emekli olduğu polis merkezinde görev yapıyor.

“İnsan kendini koruyamazsa toplumu koruyamaz”

Gürsel Şahin, yıllar önce babasından habersiz bekçilik sınavına girdiğini söyledi.

Daha sonra anlattığında babasının gülümseyerek “Hayırlı olsun” karşılığını verdiğini aktaran Şahin, şöyle konuştu:

“İlk görev yerim olan Çarşı Karakolu’nda başladım. 5 ay görev yaptıktan sonra Keles’e tayinim çıktı. Burada 34 yıl görev yaptıktan sonra 2021 yılında emekli oldum. Üç erkek evladımdan ikisi bekçi oldu. Çocuklarım da ata mesleğini yaptığı için çok mutluyum.

Benim için fevkalade bir durum bu. Hem ben hem de ailem bu duruma aşinayız. Ailelerimizde hanımlarımız da bizi destekliyor, onlar bizi desteklemese bu kadar çalışamazdık. Çünkü sürekli gece çalışıyoruz.

Her akşam sabaha kadar ne olduğu belli değil çünkü gece olumsuzlukların perdesidir. Biz bu görevi seçmekle önce kendimizi koruyoruz. Çünkü insan kendini koruyamazsa toplumu koruyamaz. Toplum da bizi kabul ediyor, bize ‘bekçi amca’, ‘bekçi baba’ diye hitap ediyorlar.”

Şahin, merhum babası ve amcasıyla başlayan mesleği oğullarının sürdürmesinden gurur duyduğunu ifade etti.

Abdülbaki Şahin de özel bir firmada çalışırken yıllar sonra yeniden bekçi alımı yapılacağını öğrenince müracaat edip 2018’de mesleğe başladığını dile getirdi.

Şehrin sokaklarında geceleri halkın güvenliği için çalışmanın kendisine huzur verdiğini kaydeden Şahin, şunları anlattı:

“Babamın ilk görev yerinde bekçiliğe başladım. Kardeşimin de babamın emekli olduğu yerde göreve başlaması güzel bir tevafuk oldu. Bu mesleği bizden sonraki kuşaklara aktarmak, sadece kendi içimizde değil komşularımıza, arkadaşlarımıza da sevdirebilmek için her şeyi yapmaya devam edeceğiz.”

“Soyadınızı ‘bekçi’ olarak değiştirin” diyenler oldu

Şahin, aile büyüklerinin de bekçilik yaptığını duyanların şaşkınlıkla karşıladığını, akıllarına Kemal Sunal filmlerindeki bekçi sahnelerinin geldiğini, “Soyadınızı ‘bekçi’ olarak değiştirin” diyenler olduğunu belirtti.

Bahadır Şahin ise birçok insan gibi meslek seçerken babasını örnek aldığını vurguladı.

Ağabeyi başladıktan sonra mesleğe merakının daha da arttığını anlatan Şahin, “Küçükken babamdan dolayı emniyet teşkilatına hep merakım oldu. Küçüklüğümden beri karakolda babamın yanında çok zaman geçirdim. Allah bana da bu kutsal mesleği nasip etti. Meslek sahibi olmak bir yana, vatana, millete ve bayrağa hizmetimiz de beni ayrıca gururlandırdı ve mutlu etti” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dededen-toruna-uc-kusaktir-bekcilik-yapiyorlar/feed/ 0
Kardeşini döverek öldüren babasını ihbar etmişti! Kâbus dolu hayatlarını anlattı https://www.foxhaber.com.tr/kardesini-doverek-olduren-babasini-ihbar-etmisti-kabus-dolu-hayatlarini-anlatti/ https://www.foxhaber.com.tr/kardesini-doverek-olduren-babasini-ihbar-etmisti-kabus-dolu-hayatlarini-anlatti/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:30:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1885 Babaları Hüseyin K.’nın 20 yıl önce 1,5 yaşında olan kardeşlerini döverek öldürdüğünü ihbar eden üç kardeşten 25 yaşındaki V.K., kabus dolu haytalarının detaylarını paylaştı.

Aydın, Söke’de yaşayan babası Hüseyin K.’dan 18 yaşına kadar işkence boyutuna varan bir şiddet gördüğünü belirten V.K., “Gözümüzü açtığımız an itibarıyla aile içi şiddet, kavga, gürültü, akıl almaz bir şekilde işkence vardı. En ufak yaşlarımdan itibaren şiddet gördüm. Aynı şekilde kardeşlerim de. Yani bizim ailede eksik olmayan bir şiddet süreci vardı” dedi.

Babasının 15 aylık kardeşi Armağan’ı “Şeytan çocuk” diyerek döve döve öldürdüğünü iddia eden V.K., babasının hasta olduklarında bile döverek kendilerini iyileştireceğini söylediğini anlattı.

Babasının kardeşini döverek öldürüp gizlice gömdüğünü söyleyen V.K., 2010 yılında, ölen kardeşinin okul vakti gelince Milli Eğitim görevlilerinin geldiğini, babasının bir şekilde kardeşini nüfustan sildirtmeyi başardığını öne sürdü.

YAŞAYAN 9 KARDEŞTEN 5’İ BABASININ YANINDA

Resmi kayıtlara göre toplam 12 kardeş göründüklerini dile getiren V.K., şu anda yaşayan 9 kardeşi olduğunu, 5’inin babalarıyla yaşadığını ifade etti. Kayıt dışında 6 kardeşleri olduğunu, bunların kendilerine ölü doğdu denilerek evlerinin yanına gömüldüklerini iddia eden V.K., bu iddiasıyla ilgili dava açmaya çalıştığını ancak kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğini belirtti.

“ÜÇ KARDEŞ EL ELE GECE KAÇTIK O EVDEN”

2002 yılında bir dönem İstanbul’da yaşadıklarını söyleyen V.K. daha sonra Aydın’a taşındıklarını belirterek, 2016 yılında babalarını polise ihbar etmeye karar verme sürecini ise şöyle anlattı:

“Kendisini kabullenmiştik, ama yaptıklarını kabullenemiyorduk. Yaptıklarından dolayı nefret noktasına geldik. Kız kardeşlerimle birlikte üç kişi bir araya geldik. Biz bu süreçte artık ne yapabiliriz, okul kaydımız dahi yokken hayatta sıfırdaydık. Aynı zamanda devlet düşmanıydı babam.

Devlet memurlarının onlara giden kadınlara tecavüz ettiğini, kızları sattığını, çocukları organ mafyalarına verdiğini, bu tür korkularla tuttu bizi yıllarca. Biz evden çıktıktan sonra ilk polise gidemedik bu korkuyla. Üç kardeş el ele ayrıldık o evden. Gece uyurken kaçtık evden.

2016 yılında bir akrabamıza sığındık.Onu tehdit etti. Akrabamız da dedi ki, ‘Böyle olmaz, babanızla baş edilmez. Siz gidin en iyisi kendinizi güvenceye alın. Onun anlattığı gibi değil devlet. Devlet menfaat uğruna insanlara bir şey yapmıyor. Devlet her zaman mağdurun yanındadır.’ Biz de devlete sığındık.”

“7 YILDIR DAVA SÜRECİNDEYİZ”

Dava sürecine 7 yılda gelinebildiğini söyleyen V.K., “Yıllarca elimizden alınan özgürlüğümüz, eğitim hayatımız, bizden alınan kardeşlerimiz, bütün bu yapılanların hesabı sorulsun. Yaklaşık 7 yıldır dava sürecindeyiz. 7 yılda katedebildiğimiz yol, anca ilk duruşmaya katılabildik. Tutuksuz olarak yargılandı. Bu süreçte evde yaşanabileceklerin sıkıntıların haddi hesabı yok. Ve babamın öyle bir huyu var ki her gün mutlaka birini döver, dövmeden duramaz” dedi.

Ablasının engelli kalmasına sebep olanın da babası olduğunu öne süren V.K. ablasının babasının yanında olmasına da dikkat çekti.

“KORKUMUZ YILLARCA SÜRDÜ”

Babasının kendilerini kablo, kemer ne varsa onunla dövdüğünü anlatan V.K., “Yerden yere çalarak kafamızı yumruklayarak ‘Şeytanı dövüyorum’ diye diye döverdi. Bugün bizim ölmemiş olmamız, yaşıyor olmamız, bu noktalarda mücadele verebiliyor olmamız, tamamen bir tesadüftür. Bizim yaşamamız normal değildi. Bu süreç içerisinde kaç sefer biz yataklarda kaldık, yediğimiz dayaklardan dolayı ayağa kalkamadık. Korkumuz yıllarca sürdü ve en son evden çıkış noktamız şuydu; öleceksek bir kere ölürüz, ne olacaksak oluruz ama bu zulüm artık yıllarca devam etmez diye yola çıktık. Birbirimize tutunaraktan, gayret vererekten her zaman, bir kötüyü, bir zulmü durdurabilmek için birlik olmak gerekiyordu. Bizim de o evde psikolojimiz hiç normal değildi, yaşadıklarımızdan dolayı. Kendi başımıza akli irademizi toparlayıp da savcıya, polise şikayetçi olayım diyebilecek durumda değildik. Çünkü bize gittiğimiz yerde çok affedersiniz, tecavüz edecekler, satacaklar mantığıyla büyüdük” diye konuştu.

“AYRILDIKTAN SONRA DÖNÜP 10 AY DAHA O EVDE KALDIM”

Armağan’ın teyzesinin kucağında öldüğünü söyleyen V.K., teyzesinin kendisine bir zarar verir endişesiyle babası aleyhine ifade vermediğini ileri sürdü.

Kardeşleriyle beraber evden ayrıldıktan 6 ay sonra eve döndüğünü de anlatan V.K., “Kardeşlerimin ölümüyle tehdit etti beni. Evde kalan kardeşlerimin yaşaması için o eve döndüm ve 10 ay daha o evde kaldım. Ve artık o evde kalarak onları kurtaramayacağımı, onlara yardımcı olamayacağımı anladım ve ayrıldım o evden. Bu sistemiyle de beni durdurmayı başaramadığı için olur olmaz iftiralar attı. Benim hakkımda şikayetçi oldu, ‘Kızlarımı satıyor’ gibi, bir sürü. Ortalığı karıştırdı. Sonra da çevrede hiç kimse ona karşı gık demez oldu” dedi.

“ÜÇ KARDEŞ EL ELE VERDİK BU ZULMÜ DURDURMAK İÇİN UĞRAŞIYORUZ”

Şu anda babasıyla biri 30 yaşlarında zihinsel engelli ablası da olmak üzere en küçüğü 13 yaşında 5 kardeşinin yaşadığını ifade eden V.K., onlarla görüşmediğini ancak sağlık durumlarını kontrol edebilmek için sık sık Aydın’a gittiğini belirtti.

V.K., “Şu an tek tasam, engelli olan, kendisini koruyamayan ablamın böyle psikopat, vahşi bir ailenin elinde olmasıdır. Onun oradan kurtulması için elimden geleni yapıyorum ve yapacağım da. Bizim için çok sıkıntılı bir süreç, şöyle söyleyeyim o lanet olası herifin yaptıklarından biz utandık. Biz utandıkça o arsızca devam etti. Şu anda çevresine oldukça zarar vermekte. Fakat kaç tane dosyası oldu, hiçbirinden ceza almadı çünkü dağ başında kamera kaydı yok. Üç kardeş el ele verdik, yıllardır devam eden bu zulmü durdurmak için uğraşıyoruz. En ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Yarın bir gün bir tane daha ölü çıkmayacağının bir garantisi yok” şeklinde konuştu.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Üç kardeş, 20 yıl önce babaları Hüseyin K.’nın 15 aylık kardeşleri Armağan’ı döverek öldürdüğünü ve olayı gizlemek için de bir arkadaşıyla gömdüğünü polise ihbar etmişti.

İfade veren kardeşlerden Ö.K., “Ben 3-4 yaşlarındayken babamdan şiddet görmeye başladım. Eline ne geçerse onunla bizi döverdi. 2001 yılında doğan kardeşim Armağan için babam ‘Şeytan çocuk’ derdi. Bir gece babam kardeşimi kötü dövdü. Çocuk sabaha karşı öldü. Annem ve babam bizden gizli bu çocuğu götürüp Arnavutköy Mezarlığı’na gömdüler. Biz, sonraki konuşmalardan bunu anladık. 5-6 yıl sonra okul kaydı çıktığından nüfus müdürlüğüne öldüğünü belgelemek için başvuruda bulundular. Tanık olarak teyzemi gösterdiler” demişti.

V.K. (25), Ö.K. (23) ve M.K. (21) adlı kardeşlerin ihbarı sonrasında soruşturma başlatılmış, bebeğin gömüldüğü yer de açılmıştı. Söz konusu bebeğin baba Hüseyin K.’ya ait olduğunun tespit edilmesi sonrasında baba Hüseyin K. hakkında “Olası kastla çocuğunu öldürme” suçundan müebbet hapis istemiyle dava açılmıştı.

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, tutuksuz yargılanan baba Hüseyin K. suçlamaları reddederek, “Vefat öncesi eşim bebeğin merdivenden yuvarlandığını söyledi. Kontrol ettim herhangi bir bulgu yoktu. Eşimin anlattığına göre o gün biraz ateşlenir gibi olmuş. Akşam bir şeyi yoktu. Sabaha karşı eşim beni kaldırdı. Çocuk hareketsizdi. Nabzı atmıyordu. Vefat ettiğini anladım” demişti.

Sanık Hüseyin K. maddi imkanlarının yetersiz olduğunu, daha önceden vefat eden bebeğinin cenaze masraflarını karşılayamadığını ve aynı sıkıntıları yaşayacağı düşüncesiyle defin işlemlerini kendisinin yaptığını belirterek beraatini istemişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kardesini-doverek-olduren-babasini-ihbar-etmisti-kabus-dolu-hayatlarini-anlatti/feed/ 0