
Fahrettin Koca, Mardin’deki tatlıcı dükkanında fahiş fiyatları gördü
PAHALILIK HER YERDE
Fahrettin Koca, İstanbul’da da Bayrampaşa, Sancaktepe ve Zeytinburnu’nda kuyumcu ve berber dükkanlarını dolaştı. Tıraş olan vatandaşla tokalaştı. Kuyumcularda füze gibi fırlayan altın fiyatlarını öğrendi. Balıkçıda mezgitin kilosunun 150 TL’den satıldığını gördü. Mezgite bu sezon yüzde 50 zam geldiği belirtildi. Koca, Bayrampaşa’da limon satıcısı ile sohbet etti. Geçen yıl pazarda kilosu 12 liradan satılırken limonun 20 TL’ye çıktığını öğrendi.

Mahinur Göktaş, Afyon’da iletişim ücret tarifelerindeki pahalılığı öğrendi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Zonguldak’ta pazar gezdi. Tunç’un ziyaret ettiği pazarda muz 35 TL, salatalık 25 TL, pırasa ise 20 TL’den satılıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Göktaş’ın Afyon’da bir telefon mağazasına girdi, en düşük internet paketlinin 150 lira olduğunu gördü. Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’ın gittiği dükkanda da kaşarlı dürümün 85 lira olduğu görüldü.

Aşkın Osman Bak, Rize’de bile el yakan balık fiyatları ile karşılaştı.
BOLAT VE BAK DA ŞAŞTI
Ticaret Bakanı Ömer Bolat da İstanbul Bakırköy’de ziyaret ettiği kuaförde fönün 85 TL, kırık fönün 100 TL, dip boyanın ise 300 lira olduğunu öğrendi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın balıkçılık denilince akla ilk gelen illerden Rize’ye yaptığı ziyarette tezgahtaki somon balığı 125 liraydı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın İstanbul Büyükçekmece’de gittiği fırında ise açmanın tanesi 12.5 liradan satılıyordu.

Hakan Fidan, Adana’da kırtasiye ürünlerinin yüksek fiyatlarına tanık oldu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Adana’nın Yüreğir ilçesinde girdiği kırtasiyecideki fiyatlar da diğerlerinden aşağı değildi.

Bakan Yusuf Tekin’i Erzurum’da ‘Veresiye yoktur’ yazısı karşıladı.
‘VERESİYE SATIŞ YOKTUR’
SAHA çalışmaları yapan kabine üyelerinden Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de Erzurum’da hayat pahalılığına tanık oldu. Esnaf ziyaretleri sırasında Tekin’in girdiği bir kasaptaki ‘Veresiye satış yoktur’ yazısı dikkat çekti. Türkiye’nin et ihtiyacının önemli bölümünü karşılayan Erzurum’da kasapların ödemeleri alamadıkları için artık veresiye satışları minimuma indirdiği belirtiliyor. Etin başkenti sayılabilecek Erzurum daha önce de Et ve Süt Kurumu önünde ucuz et almak isteyenlerin saatler boyu uzun kuyruklarda beklemesiyle gündeme gelmişti. Son bir ayda gelen yaklaşık yüzde 25’lik zamlardan sonra birçok ilde kırmızı etin kilo fiyatı 500 lirayı aştı.
]]>Halk buluşmasında İmamoğlu’na eşi Dilek Kaya İmamoğlu da eşlik etti. İmamoğlu, konuşmasının başında meydanda taşınan pankartları tek tek okudu.
“KANAL İSTANBUL DEYİNCE GÖZLERİ FIRFIR DÖNÜYOR”
“Ekrem abi seninle olan aşkımız, çiftçinin borcu gibi hiç bitmesin” pankartını okuyan İmamoğlu şunları söyledi:
“Allah korusun. Çiftçinin borcunu bitireceğiz. Çiftçiye desteklerimizi tam iki katına çıkaracağız önümüzdeki dönemde. İstanbul’da çiftçiye bir ver 10 al. 2 ver 50 al. Bereket bu bereket. Bir avuç insana bin ver bir lira gelmez sana. Çiftçiye ver bereket gelsin İstanbul’a.
Emekliye ver. Emeklinin başı öne eğildiği zaman bu milletin başı öne eğik demektir. Bunlar saygıyı, hürmeti bile ezdiler. Emekliye verilecek bir lirayı bütçeye yük diye tariflediler. Bak bak bak…
Ama Kanal İstanbul deyince gözleri böyle fırfır dönüyor bunların. İçinde bir para işaret. Adını söylemeyeceğim. Anladınız siz ne olduğunu.
Bu güzel şehrin havasını, suyunu, toprağını, çiftçisini, memleketin boğazını, o güzel coğrafyayı, tarihini, maneviyatını bu bir avuç insana, bu kardeşiniz muhafızlık yapacak; onlara yedirmeyeceğiz”
“BENİM BİLDİĞİM KABİNE ANKARA’DA OLUR”
“İmamoğlu kabineye karşı” pankartını görünce de İmamoğlu “Bu kabine kim? Sen biliyor musun kabineni kim olduğunu. Ben de bilmiyorum. Kim o kabineyi bilen var mı? Kimdir kabine? Benim bildiğim kabine Ankara’da olur. Bunlar toplanmış İstanbul’a gelmiş. Haberiniz var mı? Misafir edecek miyiz onları? Edelim, edelim. Sandıkta misafir edelim, sandıkta. 23 Haziran’da etmiştiniz ya, 806 bin kez. Hatırlıyor musunuz? Onu kaça katlarsınız ben bilmem. Benim bildiğim İstanbullu ne hak yer, ne de hakkını yedirir” diye konuştu.
İmamoğlu “8 adımda geldim Ekrem Başkanım” pankartı üzerine de “O kadar zekice yazmış ki ‘8 adımda’ dememiş. ‘Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz adımda’ demiş. Yani anca ondan alınır. Haklısın” diye espri yaptı.
“O DEVİR BİTTİ”
Çatalca’nın önceki dönemde İBB tarafından ihmal edildiğini söyleyen İmamoğlu şöyle devam etti:
“Tarımla ilişki kurabileceği her sahasına özenle baktık. İBB tarihinde ilk kez tarıma destek oluyoruz. Çiftçi sayımız on katına çıktı. 700-800 iken 8 bin 200’e ulaştı. 8 bin 200 üzerindeki çiftçimize tohum, fide, silajlık mısır, yem verdik.
Mazot desteği verdik. Bir şeyin altını çizeyim. Çatalca’da o parti var diye buraya ayak basmayan, 10-15 yıl uğramadı büyükşehir belediyesi. Biz partizanlık yapmadık, yapmayız. Ben memleketimin hiçbir insanını birbirinden ayırmadım ki belediye başkanını birbirinden ayırayım.
Bunlar öyle yapmaz. Parti devleti kurmak istiyorlar. 100 seneyi aşmış Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş Allah’ın bir lütfu. Bir çift mavi göz gelmiş milletimizin atasıyla, dedesiyle cumhuriyeti kurmuş, bize emanet etmiş.
Ve bize görev vermiş; bu şehri, bu ülkeyi koruyun. Cumhuriyet ne diyor biliyor musunuz? Her insan eşit. Birbirinden şu kadar üstünlüğü yok, şu kadar. Cumhuriyet’te yönetici, vatandaşına şefkatle bakar. Yönetici, vatandaşına sert bakamaz. Talimat veremez, had bildiremez.
Öyle oy verenmiş, oy vermeyenmiş yok. O devir bitti. Öyle mülk sahibi falan yok. Mülk sahibi 86 milyon yurttaş. Onun için ‘ben karar verdim olacak’; o iş bitti kardeş. Kanal İstanbul gibi felaket projelerine nasıl dur dediysek dur demeye devam edeceğiz. Asla izin vermeyeceğiz.”
“RANDEVU VERMEDİLER, TELEFONUMA BAKILMADI”
İmamoğlu “Tabii ki vatandaşın seçtiği her yönetici başımızın üstünde. 5 yıl boyunca her ilçeye gittim. Ev ziyaretine giderken bile gittiğim yerin belediye başkanı kimdir diye bakmadım. Davet ettim. Gelen oldu gelmeyen oldu. Buradaki arkadaşımız gelmemeyi tercih etti. Kendi bilir. Yolu açık olsun. Ama ben her gittiğim yerde belediye başkanını davet ettim. Ben çünkü saygı duyarım. Saygı göstermeyen kendine yapar. Çatalca’ya 17 resmi ziyarette bulundum. Hiç ayrımcılık yapmadık. Çünkü ben ilçe belediye başkanıyken bir kez bile ziyaretime gelinmedi. Randevu vermediler. Telefonuma bakılmadı. Kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmayacak kadar anne-baba terbiyesi aldım” dedi.
ERDOĞAN’A RANDEVU TEPKİSİ: BU NASIL BİR KİBİR?
Göreve geldiğinden beri İstanbul’un sorunlarını konuşmak için defalarca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu istediğini ama kendisine randevu verilmediğini hatırlatan İmamoğlu şöyle devam etti:
“Ayrımcılığa uğradık. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kere bile randevu vermedi. Sadece ilk seçildiğimizde fazla ısrarcı olunca 30 büyükşehir belediye başkanını davet etti.
Ne tesadüfse -30 kişinin orada herkesin önünde ismi yazıyor- bana kırık sandalye denk geldi. Bak, bak, bak. Az kalsın düşüyorduk. Allah’tan sporcuyum da yerden ayağa kalktık hemen.
Sonra da bana bana demez mi; ‘Bak israf ediyorsun, sandalyeyi kırdın.’ Dedim ki ‘Vallahi birincide değil ama ikincide daha sağlam oturuyorum.’ Şimdi tabii işin esprisi ama bu gerçek.
İBB Başkanı, 16 milyon insanın belediye başkanına randevu vermemek, yanıt vermemek, bu nasıl bir kibir? Başka da bir randevu talebimize yanıt almadım zaten.
Onlar zannetti ki İmamoğlu’nu yok sayarsak, İmamoğlu’nun işlerine engel olmaya çalışırsak, İmamoğlu da böyle yerine sinecek. Bir dahaki seçimi de İstanbul’da kolayca alırız zannettiler. Öyle mi? Pışık… Biz öyle pes eder miyiz? Mümkün mü? Etmeyiz.
Ya ben hayatımda bir tek şeyi hiç yapmadım. Asla yılmadım. Ama yıldırırım. Ne kadar kötülük yaparsa yapsınlar biz daha fazla çalıştık. Engel çıkardılar, daha çok koştuk. O yüzden 5 yılda onların dönemine göre daha az gelir elde ettiğimiz halde onların iki katı iş yaptık.”
“16 MİLYON İSTANBULLU YANLIŞA EVET DEMEZ”
“Bu seçimi tekrar kazanacağız” diyen İmamoğlu özetle şunları söyledi:
“31 Mart’tan sonra her şey çok daha güzel olacak. Çünkü 5 yıl boyunca engelleyici tavrın işe yaramadığını görecekler bu pazar günü. Engellemenin yanlış olduğunu, o parti-bu parti demenin yanlış olduğunu bu halkımız onlara öğretecek. Milletin efendi olduğunu anlayacaklar.
Ne olacak ondan sonra biliyor musunuz? Hemen geri adım atacaklar. Yöntem değiştirecekler. Uyguladıkları planın yanlış olduğunu görecekler. Geri adım atacaklar. Hem de tam vites. Bakın yıllardır imzalamadıkları projelerimizi tek tek imzalayacaklar. Engeller tek tek kalkacak.
O yüzden 31 Mart’tan sonra her şey çok güzel olacak. Sizin sayenizde olacak. Siz yanlış yapana haddini bildiren insanlarsınız. Benim yurdum insanı, 16 milyon İstanbullu yanlışa evet demez. Vicdanıyla, ahlakıyla hareket eder.”
“EKONOMİYİ BEN BİLİRİM DEDİ, YANDIK”
“En büyük meselemiz hayat pahalılığı değil mi? Yüksek enflasyon değil mi? Mayıs seçimlerinde vaatler verdiler mi? Her şey güzel olacak dediler mi? Hayat pahalılığı iki kat arttı. Bakın yıllardır akla bilime, ekonomi kurallarına aykırı işler yaptılar. Biz de ceremesini çekiyoruz.
Çiftçi ceremesini çekiyor. Emekli ceremesini çekiyor. Öğrenci ceremesini çekiyor. Niye oldu biliyor musunuz? Bir kişi çıktı, ‘ekonomiyi ben bilirim’ dedi, yandık. ‘Ben ekonomistim’ dedi mi? O gün yandık işte.
Ekonomi yüzümüze bir daha gülmedi. Bir bakan ‘gözümüzdeki parıltıya bakın’ dedi. Ne parıltı kaldı ne bakan. Şimdi ne diyor? ‘İyi ücret veriyoruz ama bir- iki ayda eriyor.’ Yakında enflasyonu suçlarsa şaşırmayın. ‘Zam vermeye gerek yok, nasılsa verdiğimiz zam eriyor’ diyen ekonomi aklını bana biri öğretsin. Ya enflasyonu siz yarattınız.
Hani faiz düşmandı? Faiz aldı başını gidiyor. Milyarlarca dolar bozdular, sırf bu seçim için. Neymiş? Dolar artmayacakmış. Tutabiliyorlar mı doları, euroyu? Tutamazlar. Enflasyon düşmez.
Enflasyonu istediği kadar suçla. Suçlu, sizsiniz. Siz ekonomiyi yönetemediniz. Siz bir de kalktınız, Kanal İstanbul projeleri için parayı vermeyi göze alıyorsunuz ama emeklilere vereceğiniz birkaç lirayı fazla görüyorsunuz.
Kanal felaketine para verirken güzel, emeklinin başı öne eğilirken ona vereceğiniz parayı bütçeye yük görüyorsunuz. Dertleri başka. Onların derdi millet değil. Onların derdi millet olsa, emeklinin yanında olurlar.
Onların derdi millet olsa, mülakatı kaldırırlardı. Ama kaldırmazlar. Çünkü işlerine gelmez. Çünkü daha yapacakları kötülükler var. Bakın bir yıl geçti neredeyse seçimin üzerinden. Verdikleri vaatleri tuttular mı? Sanki yokmuş gibi davranıyorlar.”
“BAKAN İSRAFI YAPIYORLAR”
“Şimdi ne olacak biliyor musunuz? Dürüstlük kazanacak. Vicdan kazanacak vicdan. Onların işi ihanet, israf. Bunlar şimdi ne yapıyorlar? Kendi adaylarını desteklemek için ‘bakan israfı’ yapıyorlar. 17 bakana işi gücü bıraktırdılar. Hadi İstanbul’a dediler.
Yurt dışından biri gelse Ankara’da bakan bulamayacak. Bunlara milletimiz öyle bir ders verecek ki; tam gaz geri doğru Ankara’ya dönecekler 1 Nisan’da. Yanlış yaptıklarını anlayacaklar. Temennim bir Nisan itibariyle artık devlet adamı ciddiyetine yakışır hareket etmeleri.
Bizim başka bir beklentimiz yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesi önemli. İstanbul’un seçimi çok önemli. İstanbul’un seçimi Türkiye’nin morali olacak, demokrasinin morali olacak. Dürüstlüğü kazandığı seçim olacak.”
]]>“İSTANBUL’A HAYRAN OLDUKLARINI SÖYLEYENLER…”
Açılış töreninde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “ Türkiye’de her tartışma su kaldırır ama iki hesap şaşmaz. Bunlardan bir tanesi altın hesabı şaşmaz. Bir şehre hizmet tartışılıyorsa orada da ne kadar metro yaptığını hesabı şaşmaz. Birileri İstanbul’a hayran olduklarını, hizmetkar olduklarını, hizmet etmeye geldiklerini söyleyip görevlerinden sonra ‘biz bu kente ihanet ettik, bunda benim de suçum var’ demişken; o birilerinin 25 yılda İstanbul’a yaptıklarının nerede neredeyse o kadarından fazlasını 5 yılda İstanbul’a yapan Ekrem başkanımızla ne kadar övünsek azdır” dedi.
“KİMSE SENİN ADIMINA BAKMAZ, GERÇEK RAKAMLARA BAKAR”
Özel, Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan Adayı Murat Kurum’a da göndermede bulunarak “Onun (İmamoğlu) İstanbul’a yaptığı 65 kilometre metroyu, bir koridorda adımlayarak, kilometreyle adımı birbirine karıştırarak küçük göstermeye çalışanlar şuraya baksın. Kimse senin adımına bakmaz. Gerçek rakamlara bakar, görür ve hakkı teslim eder. Bak senin adımın o kadar ama Sancaktepe’ye bak; coşku ne kadar…” diye konuştu.
“KİMSENİN EKMEĞİNE DOKUNMADIK”
“5 yıl önce İstanbul bir karar verdi” diyen Özel şunları söyledi:
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ilk alacağımız anlaşıldığında panik halinde yollara döküldüler. Dediler ki; ‘eğer CHP kazanırsa İSPARK’ı filanca terör örgütüne verir.’ Ama o günden bugüne hem İSPARK’ta hem bütün iştiraklerimizde ne kimsenin ekmeğine dokunduk, ne ayrımcılık yaptık. Liyakate göre gencecik insanları hangi siyasi görüşten olursa olsun, neye inanırsa inansın, nasıl giyinirse giyinsin, ayırmadan İstanbullu olmanın, bu memleketin bir evladı olmanın dışında hiç başka bir kritere bakmadan Ekrem başkan aldı, çalıştırdı ve büyük İstanbul hikayesini bu yüce gönüllülüğüyle, bu sevgisiyle başardı. 5 yıl önce İstanbul Belediyesi’nde kreş yoktu. Çünkü onların kadın diye bir derdi yoktu. Kadın evde oturacak, çocuk bakacak, hasta bakacak, engellisine bakacak ve yeri ev olacaktır. Oysa biz kadının sosyal hayata katılmasını, çalışma hayatına katılmasını istiyorduk. Ekrem başkan İstanbul’da tam 100 tane ve Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partili belediyeler 300 tane kreş yaparak kazandırdılar. Şimdi anneler güvenerek çocuklarını bırakacakları kreşlere sahipler. Türkiye’nin dört bir yanından İstanbul’a öğrenciler geliyor. Barınma sorunu var. Türkiye’de yüzde 24 öğrenciye yurt verilebiliyor. İstanbul’da rakam çok daha aşağılarda, yüzde 10’larda. a. Yani devlet öğrenciyi buraya yolluyor ama barınma sorununu çözmüyor. Ekrem başkana yetkiyi verdiğinizde İstanbul’da öğrenci yurdu yoktu. Niye? Öğrenciler, yurt bulamayacaklar, onlara yurt veren birilerine gidecekler. Bir takım cemaatlerin, bir takım tarikatların yurduna gidecekler. Oysa bu evlatlar hepimizin evlatları. Ekrem Başkan İstanbul’da 14 tane, CHP’li belediyeler Türkiye’de 61 tane yurt yaptılar. Yurt yapmaya da kreş yapmaya da annelere de evlatlarını da sahip çıkmaya devam edeceğiz.”
“ATANAMAMIŞ DEĞİL TAYYİP ERDOĞAN’IN SAHİP ÇIKMADIĞI ÖĞRETMENLER VAR”
Özel meydanda pankart açarak seslerini duyurmaya çalışan atanamayan öğretmenlerine sorunlarına da dikkat çekti. Özel “Diyorlar ki ‘biz devletin sözüne inanmayacak mıyız?’ Geçen seçimlerden önce çıktılar, ‘mülakatı kaldıracağız’ dediler. Şimdi mülakatı kaldırmıyorlar. AK Parti’ye oy vermek yetmez, hatta üye olmak yetmez. Torpilli AK Partilileri mülakatta alıyorlar, vatandaşın çocuklarını eliyorlar. Öğretmenlere mülakatsız atama istiyoruz. Göreve atanmamış öğretmenlere diyoruz ki; bunlar size sahip çıkmayacaklar.’ Size ‘atanamayan öğretmen’ diyorlar. Öğretmenin ne günahı var da atanamamış? Atanmayan öğretmen, Tayyip Erdoğan’ın sahip çıkmadığı öğretmen, Tayyip Erdoğan’ın mülakatla elediği öğretmen, ayrımcılık yaptığı öğretmen var” diye konuştu.
“EMEKLİLERİN CEBİNDEKİ 5.5 ÇEYREK ALTIN SEÇİM SANDIĞINDA KAYBEDİLDİ”
Yerel seçime 15 gün kaldığını hatırlatan Özel “Büyük bir zafer, büyük bir başarıya doğru adım adım gidiyoruz. Meydanlar dolu, heyecanlı, meydanlar sabırsız. Bu ülkede büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor. Büyük sorunlar yaşanıyor” diyerek emeklilerin yaşadığı ekonomik krize dikkat çekti. Özel en düşük emekli maaşı olan 10 bin lirayı alan vatandaşları “Türkiye’nin en büyük korosu” olarak niteleyerek şunları söyledi:
“AKP iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı tam 8 sekiz çeyrek altın alıyordu. Bugün 10 bin lira, 2.5 çeyrek altın alabiliyor. Emeklilerin cebinden her ay 5.5 çeyrek altın kayboluyor. Ey emekliler, değerli büyüklerim; 5.5 buçuk çeyrek altını düşürdüğünüzü, kaybettiğiniz yerde arayın. Bir altın kaybedilse geçtiğiniz yolda ararsınız. Siz 8 çeyrek altınlık emekli maaşı alıyorken bu 2.5’e indiyse bunu siz bir seçim sandığında kaybettiniz. Recep Tayyip Erdoğan’ın geldiği, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin geldiği seçim sandığı, sizin cebinizden aylık 5.5 çeyrek altına aldı. Kaybedilen şey yitirildiği yerde aranır. O zaman madem sandıkta kaybettik, hakkımızı sandıkta arayacağız.”
KIYMA HESABI: EMEKLİNİN SOFRASINDAN 18 KİLO KIYMAYI ALDILAR
“Emeklilerin 2018’den beri 1000 lira iki bayramda ikramiye alıyorlar. Biz itiraz ettik. Biz, bir asgari ücret söz vermiştik. ‘Biz de yapacağız’ dediler. Üç yıl yapmayıp 2018’de 1000 lira yaptılar. O beğenmediğimiz 1000 lira, 24 kilo kıyma alıyordu. 2021’de 2 bin lira oldu. Bu sene 3 bin lira yaptılar. Bakın ilk emekli ikramiyesi verildiğinde 24 kilo kıyma alırken bugün 3 bin lira sadece 6 kilo kıyma alıyor. Ramazan mübarek gündeyiz. Allah oruçlarınızı kabul etsin. 30 Ramazan, 30 iftar, 30 sahur, ardından bayram sofrası var. Her emeklinin sofrasından, dolabından, mutfağından ve bayram sofrasından tam 18 kilo kıymayı aldı bunlar 6 yılda. Bundan sonra emekliler, herkese para bulup emekliye para bulamayan Recep Tayyip Erdoğan’a 31 Mart’ta seslerini duyuracaklar.”
“SÖZÜNÜ TUTMAYACAK, EMEKLİYİ KANDIRACAK”
“Bir ay önce kanun teklifi verdik, ‘Emekli kart çıkaralım, doğalgazda, suda elektrikte, telefonda emekliye yüzde 40 indirim tanımlayalım. Emeklinin alması gereken 7 bin lirayı hesaplarına yatıralım’ dedik, bugüne kadar sustular. Gördüler ki 31 Mart’ta pabuç pahalı, dün akşam ‘emekli kart çıkarabilirim’ diyor. Sakın ha geçen sefer gibi seçim sonrasına, yalanlara kimse kalmasın. Nasıl mülakatta yalan attıysa, nasıl her konuda verdiği sözü tutmadıysa emekliyi kandıracak. Bugüne kadar emekliye sahip çıkmayana sandıkta oy yok. Tayyip Erdoğan’a, 5’li beşli çeteye para bulan, saray müteahhitine para bulan, yazlık saraya, kışlık saraya, uçan saraya, yüzen saraya para bulan, emekliye para bulmayan Tayyip Erdoğan’a 31 Mart’ta oy var mı? Emeklinin sesini duymayanın sonu hüsrandır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizin sesiniz olmaya devam edeceğiz.”
ÖRTÜLÜ ÖDENEK TEPKİSİ
Özel Cumhurbaşkanlığı tarafından kullanılan örtülü ödenek harcamalarında yaşanan artışa da tepki göstererek “ Geçen ay harcanan ödenek 218 milyon TL. Bu ay harcanan örtülü ödenek 2 milyar TL. Seçim gelirken; faturası olmadan, hesabı olmadan, nereye harcandığı bilinmeyen 2 milyar TL harcamış Cumhurbaşkanı. Size yüzde 33 zam verenler, bir ayda harcamaları 7 katına, sadece bir yılda kendi örtülü ödeneklerine yüzde 238 zam yapıyorlar. Yani sizin paranızla, sizin iradenizi çalmaya çalışıyorlar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kimseyi emekliyi, emekçiyi, çiftçiyi, esnafı ezdirmeyeceğiz. Size tepeden bakanlara, sizi bir karınca gibi görüp ezmeye kalkışanlara diyoruz ki; ‘Karıncanın kardeşi var. O da Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”
SEÇMENE İTTİFAK ÇAĞRISI YAPTI
Özel konuşmasının sonunda seçmene ittifak çağrısı yaparak şunları söyledi:
“Geçen seçimlerde bizim İstanbul’da ve Türkiye’de ittifaklarımız vardı. Sürsün istedik ama saygı duyduğumuz gerekçeleriyle ittifakın dışında kaldılar. İttifakın dışında yöneticiler kalabilir. Ancak geçen sefer İstanbul’u kazanan ne CHP’ydi, ne sadece Millet İttifakı’ydı, emin olun İstanbul ittifakıydı. Talandan sıkılmış, israftan bıkmış, israf yerine hizmet isteyen, pazarlanmak yerine güler yüz isteyen, İstanbul’un tepesinde helikopterle uçup Katarlılara, Arap şeyhlerine arsa verenler yerine İstanbul için gece gündüz koşturanlara, İstanbullular görevi verdi. Şimdi o ittifaktakiler değişmedi. O ittifaktaki sosyal demokratlar duruyor. O ittifaktaki milliyetçi demokratlar var. Yakasında, gönlünde, gözünde güneş açanlar var. İyi insanlar var. Onlar duruyor. Muhafazakar demokratlar var. Haramdan ve yalandan korkan, bu olanlara inanamayan muhafazakar demokratlar var. İstanbul ittifakında Türk’ü var, Kürt’ü var, Laz’ı var, Çerkezi var, göçmeni var. Bütün demokratlar var. Biz İstanbul ittifakına inanıyoruz. İstanbul ittifakına güveniyoruz. Biz İstanbul ittifakının mimarı, İstanbul ittifakının evladı İstanbul’un 5 beş yılında emeği olan, gözünü asla ve asla kıymıktan sakınmayan sizin için çalışan bir evladımız var. Türkiye’nin umudu, İstanbul’un gururu Ekrem İmamoğlu var. Ona güveniyoruz. Size inanıyoruz. Ekrem başkanı ve İstanbul’u size emanet ediyorum.”
]]>
“100’ER BİN DOLAR BURS VERDİKLERİ 3 İBB ÇALIŞANI DA MİLLETVEKİLİ OLDU”
İmamoğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:
* “Hani birini İBB’de işe aldılar, hatırlar mısınız? Şans bu ya; işe alıyorlar, tesadüf bu ya; işe girdiği gün, ona burs çıkıyor. Bak sen! Bakın işe girdiği gün, ona burs çıkıyor. Hem de birisi Türkiye dışında yaşarken. Nasıl oluyorsa hem yurt dışında yaşıyor hem işe giriyor hem de burs kazanıyor. Ya bu nasıl bir şans değil mi? Diğeri de Metro A.Ş.’de işe girdi. Bu daha komik. Metro A.Ş.’de işe girdi. Hemen ona burs çıktı. Ama ayarlanan bursa bakın şimdi. Metro A.Ş.’ye giriyor. Ama oraya işe girene, ne bursu çıkıyor biliyor musunuz? Siyaset bilimi bursu! Bak sen.
* Metro A.Ş.’de, teknik bir yerde siyaset bilimi. Metro’yla siyasetin ne alakası var? Yok. ‘Burs kazandılar’ derken yanlış anlamayın. Sizlerin parasıyla bursları planladılar, planladılar; burs kazanmadı. Sizin paranızla ne yaptılar biliyor musunuz? Biz, inim inim inleyerek, 100 bin gencimize 7 bin 500’er lira burs verdik. Seneye 100 bin gencimize, 15’er bin lira vermek için bütçeden ne kadar ayıracağız bu sene biliyor musunuz? 1,5 milyar lira. 1,5 katrilyon lira. Kime? Çocuklarımıza, milletin çocuklarına. Onlar ne yaptılar? Bir tanesine 100 bin dolarcık, bir tanesine 120 bin dolarcık burs verdiler. Suç duyurusunda bulunduk. Mahkemelerde sürüyor üçü de. Sonra ne oldu? Şansa bak. O üç kişi işe girerken, şanslarına 100’er bin dolar burs verilirken -şans- bir de ne olsun? Üçü de milletvekili oldu. Bak sen şimdi! Dün okudum; içlerinden birisi mahkemeye gitmiş. Bu doğru, bu gerçek haberler için yayın yasağı aldırmış. Yayın yapamıyorsun? Onun için ben buradan naklen anlatıyorum.

“GÜLÜYORUZ AMA BU BİZİM AĞLANACAK HALİMİZ”
* Sevgili dostlar; gülüyoruz ama bu bizim ağlanacak halimiz. Onun için İstanbul’da iş yapamadılar. Onun için İstanbul’un bereketi kaçtı. İstanbul’un, milletin parasının bile bereketini kaçırdılar. Kentin, şehrin adeta kepenklerini indirdiler. Bunların hepsi yaşanırken, nasıl bir dönemdi? Tekrar hatırlatayım. Hem merkezi yönetim hem de yerel yönetim onlardaydı. Sonra ne oldu? Biz geldik. 16 milyon insanımız kazandı. Hep birlikte geldik.
* Ne dediler gelir gelmez, ‘Seni topal ördek yapacağız’ dediler. Ne oldu? Bizden çıktı atom karınca. Kafaları karıştı. Açılışlara, temel atmalara gün yetmiyor, akşam yetmiyor. Dün gece saat 22.00’de açılış yaptım. Ta Durusu Terkos’da, Arnavutköy’de. Önümüzdeki dönemde ne yapacağız biliyor musunuz? Daha çok çalışacağız. Bize şimdi ‘atom karınca’ diyorsunuz ama o gün öyle çalışacağız ki, bize koyacak isim bulamayacaksınız. Daha çok çalışacağız, daha çok. Onları çalışkanlığımızla ezeceğiz.

“SOSYAL DESTEKLERİ DAHA DA BÜYÜTECEĞİZ”
* Sosyal destekleri daha da büyüteceğiz. 100 bin yeni evli çifte 30 bin lira destek sağlayacağız. Gençlerin evlenmesine katkı sunacağız. 45 bin haneye Yenidoğan Destek Paketi sunacağız bebelerimize, o güzel annelerine. Test asgari ücretle geçinen hanelere, bir kişiye yıllık 10 bin lira ulaşım desteği vereceğiz. Tek asgari ücretle geçinen hanelere, yıllık 10 bin lira pazar alışverişi desteği vereceğiz. Önümüzdeki dönemde, Ilk ve ortaokula giden çocuklarımıza, 2 milyon adet okul beslenme paketini biz dağıtacağız. Biz onlarla ilgilenirken, onlar ne yapıyor? Ramazan ayında bile, bizimle ilgili kumpaslarla uğraşıyorlar. Kötülüklerinde boğulsunlar. İşleri güçleri otobüs reklamı çekmek. Bir de başaramıyorlar. Rezil oluyorlar. Niye? Yaradan büyük, Yaradan iyinin yanında. Her seferinde ifşa oluyorlar. Öyle değil mi. Her yıl, her ay kul hakkı yediniz, bari bir ay yemeyin yahu. Ramazan’da rahat durun yahu. Ramazan’da kul hakkı yemeyin. Ramazan’ın içindeyiz, bari iftira atmayın. Atarlar. Hem de nasıl?

“ADALET BAKANI, UTANMADAN İDDİANAME YAZIYOR”
* 16 milyonun, sizlerin iradesini gördüler ya, şimdi oylar yükseliyor ya, ha bire; engelleyemiyorlar ya… Hemen türlü türlü iftiralar atmaya başladılar. İftira atıyorlar, yalanları ortaya çıkıyor, yine yüzleri kızarmıyor. Yalanı konuşuyorlar, yine yüzleri kızarmıyor. Bakın ne dediler? ‘Görüntü çok yeni’ dediler, sonra ‘Görüntüdeki para İBB’den geldi’ dediler. ‘Olay yeri CHP’nin İstanbul İl Başkanlığı’ dediler. Gördünüz mü bilmiyorum? Sonra utanmadan, edepsizce, ‘Bu parayı CHP kurultayında kullandılar’ dediler. A’dan Z’ye yalan çıktı mı? Evet. Orada tarih bile yazıyor. Yani kendi yalanlarında, kendi kumpaslarında kendileri boğuluyor.
* Amaçları neydi? Sözüm ona CHP içerisinde bir ayrılıkçılık çıkarmak. İçten karışsın istediler. Kurdukları tuzağı başlarına geçirdik mi? Ama durmuyorlar. Kim kaşıdı bugün? Hemen Adalet Bakanı çıktı, adam oturmuş, Bakan Bey, bir de utanmadan iddianame yazıyor! Ya bir bakan, bu tür konularda susar. Yerinde durur, konuşmaz. En son konuşacak insandır. Oradan iddianame yazıyor. İstanbul’daki savcıya gönderiyor. Diyor ki yani, ‘Resmen, alenen böyle yap. Talimatımdır’ diyor. Talimat vermeye yüzü yok, ekranlar üzerinden veriyor. Sen nasıl adalet bakanısın. Sen mi adaleti savunacaksın? Senin olduğun sistemde mi seçime gireceğiz biz?

“BUNLAR; SORSAN ‘YARGI BAĞIMSIZ’ DERLER”
* 2019’da bize ne yaşattılarsa, aynısını yaşatma arzusundalar. Ama millet, 16 milyon İstanbullu, 86 milyon milletimiz, sizin kumpaslarınızı başınıza geçirecek sandıkta, başınıza geçirecek. Bunlar; sorsan ‘Yargı bağımsız’ derler. İftirayı atan da iftiranın başını çeken de kim biliyor musunuz? Sözüm ona bir meczup gazeteci. Meczup gazeteci bile değil, meczubun önde gidene. Devletin bankasından 800 milyon dolar kredi çekip, kendisine medya satın alan kişinin elemanı. Çalışanı bile demem ona, elemanı, silahşoru. Devlet bankasından para almak derken, adında ‘Ziraat’ geçen bir banka. Vatandaşın parası değil mi? Hepimizin parası. Sizin paranızla medya satın alınıyor, sonra o bankadan para çekerek satın alan kişinin elemanı da bize iftira atıyor, iftiranın da lokomotifi oluyor. Yüzü de yok zaten. Edepsizin önde gideni. Üstelik krediyi ödeyen de bir patronun elemanı da değil, parayı da ödemiyor. 800 milyon dolar.

“ÖNCE PATRONUNA BAKACAKSIN, SONRA AYNAYA BAKACAKSIN”
* Hadi bakalım, şimdi sen de gazetecisin! O gazeteci olduğu gibi, o televizyonda konuşan kişi sözüm ona bana doğruları savunuyor. Hadi oradan. İşine bak. Kargalar güler sana, kargalar. Önce patronuna bakacaksın. Sonra aynaya bakacaksın. Ya da o gazete, televizyon, ‘Ben gazeteyim, televizyonum’ diyorsa bu mensupları, bu gazeteci değil, bu mensupları, o televizyona çıkartmayacak. Bakın ben size söyleyeyim. Devletin bankası değil mi? Adında ‘Ziraat’ yazıyor, ziraat. Allah aşkına, çiftçiye destek olsun diye kurulmuş bu banka, sizlerin parasıyla beslenen bu banka, medya satın alsın diye birisine para verir mi? Bir kişinin izni olmadan o verilir mi? Mümkün mü? Onun için bakın ben size söyleyeyim. Bir başka kamu bankası da -hatırlayın-Ankara’da, birkaç ay önce tutuklanan organize suç örgütü liderine ne kadar kredi vermişti biliyor musunuz? 700 milyon lira. Hem de nasıl vermişti? Kefilsiz. Yahu bunların Allah’tan korkusu falan yok.

“MEMLEKETİN DE BEREKETİNİ KAÇIRDI BUNLAR”
* İstanbul Büyükşehir Belediyesi, milletin belediyesi, kamu bankalarından ne kadar kredi alabildi 5 senede. Sıfır, sıfır. Sen, kamunun en güvenilir kuruluşuna bir lira bile vermeyeceksin. Ama bir adam medya satın alsın diye, tutuklanan bir suçlu paranı kullansın diye -nereye kullanacaksa- milyarlarca lirayı vereceksin. Bunlara para dağıtacaksın. Bunlar var ya, devletin bütçesinde de para bırakmadı söyleyeyim size. Zaten biz İBB’yi aldığımızda, kasasında 6 milyon lira vardı. Bizim o zaman bir aylık maaşımız, 280 milyon liraydı. Kasada 6 milyon lira bırakarak, koca bu kurumu bize verdiler.
* Bizim yıl sonu ise kasamızda, tam 27 milyar lira vardı, 27 milyar. Hem de bu kadar iş yaptık. Bunlar, bereket mereket bırakmadı. Memleketin de bereketini kaçırdı bunlar. Sonra da utanmadan emeklilere ne diyorlar? ’10 bin lirayla geçinin’ diyorlar. Bana bugün bir emekli bir ağabeyimiz ne dedi biliyor musunuz? Yine Tuzla’nın bir mahallesinde. Bana dedi ki, ’10 bin lirayla nasıl geçineceğimi Saray, listesini yazsın, yollasın. Ben bilmiyorum, bulamıyorum yolunu, yöntemini. Bana listesini yollasın, ona göre bari harcayayım. Yöntemini bana anlatsın’ dedi. Feryat ederek, göğsüme vurarak.
“ESKİDEN ‘MİLLET, MİLLET’ DİYENLER…”
* Onun için hem ’10 bin lirayla geçinin’ diyorlar hem de zam yaparlarsa ne diyorlar? Bütçeye yük getirirmiş. O milyarların dağıtırken -hem de tahsil edilmemek üzere- bütçeye yük getirmiyordu da şimdi mi yük getiriyor emekliye 10 bin lira verirken? Eskiden ‘millet, millet’ diyenler, bugün kendi milletini hem de yıllarca bu millete hizmet etmiş amcalarımızı, teyzelerimizi kendine yük görmeye başladı yük. Buna ne denir biliyor musunuz? Onun sesiyle demeye çalışayım, ‘Nereden nereye’ derler? Nerede nereye? Bir de çıkmış diyor ki, ‘Hakikatleri yüzümüze haykırın.’ Bak sen ya! ‘Hatalarımızı görün.’ Aman aman. Şirinliğe bakar mısınız? Emekliler haykırıyor. Atanamayan öğretmenler haykırıyor. Öğretmenler haykırıyor, diyor ki, ‘Ya mülakat yapmama sözü verdin. Hani kaldıracaktın? On bir ay geçti. Ne oldu? Hani? Hani?’ Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yüzümüze haykırın’ diyor ya; bak haykırıyor. Ben, onlar adına haykırıyorum. Adalet arayanlar haykırıyor. Memlekette mağdur olmayan, haykırmayan bir kesim kalmadı. Herkes haykırıyor. Herkes haykırıyor da senin duymaya niyetin var mı Allah aşkına? Yok.
“BU MİLLET YÜZÜNE HAYKIRACAK AMA MERAK ETME”
* Lafa gelince tatlı, sorsan demokrat! Çünkü, onun kurduğu cümleler gerçeğe yansıtmıyor. Sokak röportajlarında bile konuşan bir kişiyi hemen alıp içeri attılar. Bu millet yüzüne haykıracak ama, merak etme. Nerede haykıracak biliyor musun? 31 Mart’ta, sandıkta, sandıkta, sandıkta haykıracak. 31 Mart’ta, öyle bir hakikatle bu usulsüzlükleri, bu haksız, hukuksuz ortamı, bakanın bile görevini unutup, seçimle uğraştığı ortamla ilgili öyle bir hakikatle karşılaşacaksınız ki; ezdiğin, sefalete sürüklediğin, derdiyle dertlenmediğin, yanında durmadığın bu millet, haykıracak. Çok büyük haykıracak hem de. Bunlar 2019’da da aynı işleri yaptılar. Bunlar, 2019’da da uydurma iftiralarla bizi bastıracaklarını zannettiler. Seçimi bile çaldılar, seçimi elimizden aldılar. Hatırlayın, sizin iradenizi elinizden aldılar. Ne dediler? Sandıkta 700 terörist varmış! 1000’e yakın da İBB’de vardı.
“İFTİRAYI ATARLAR, YALANI SÖYLERLER, ONDAN SONRA PİŞKİN PİŞKİN GEZERLER”
* Bunlar böyle yaparlar; iftirayı atarlar, yalanı söylerler, ondan sonra pişkin pişkin gezerler. Seçimden sonra da ne derler biliyor musunuz? ‘O siyaseten söylenmiş bir laftı.’ Birine ‘yalancı’ denir mi siyaseten? Bir insana yalancı demek, dünyanın en büyük hakareti. Ben durup dururken birine yalancı diyebilir miyim? Hayır. Devletin en başındakinden İstanbul’daki adayına, bakanından bilmem kime, herkes işin ortağı. Sonra ne oldu? Seçimden sonra davalar, mavalar… 1 tane bile suçlu yok. Bulamadın. Yahu bu yalanlarınızda boğulun. Allah sizi ıslah etsin. Bak Ramazan ayında buradan dua ediyorum: Allah sizi ıslah etsin. Allah size akıl versin.
“BU MİLLET SİZE FIRSAT VERMEYECEK”
* Ama bu millet, size fırsat vermeyecek, vermeyecek. Biz, her kökenden, her hayat tarzından, her siyasi görüşten, 16 milyon İstanbulluyuz. Biz büyük ve güçlü İstanbul İttifakı’yız. İstanbul İttifakı; gençlerin, kadınların ve emeklilerin ittifakıdır. İstanbul İttifakı, namusuyla çalışan büyük çoğunluğun ittifakı. İstanbul İttifakı, haktan ve adaletten yana olanların ittifakıdır. 2019’da İstanbul’un talan edilmesine ‘dur’ diyen bu ittifak, 31 Mart’ta yine tarih yazacak. Kardeşlerim, güzel hemşehrilerim bir kez daha birleşelim. Gelin, başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi daha güçlü devam etsin. Haydi İstanbul, haydi İstanbul, tam yol ileri, tam yol ileri.”

İmamoğlu, “Devletin rakamları hiç yalan söylemez. Dönersin 25- 30 sene öncesine en fazla izin yapmış bakarsın. Hani çok çalışıyor, ediyor vesaire. Birçok isimden çok çok daha az izin kullandım. Size mahcup olmamak için atom karınca gibi çalıştım. Özellikle bu rakamları vermeyeceğim birilerinin başı öne eğilmesin. Zaten bu aralar canı sıkkın morali bozuk” dedi.

“ATEŞTEN GÖMLEĞİ GİYMEYE KARAR VERDİYSEN…”
İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:
* “İstanbul’da biliyorsunuz her parti aday çıkarttı Ekrem İmamoğlu’nun karşısına. Çıkartsınlar biz saygı duyuyoruz. Cumhur İttifakı da AK Parti’yle toplam dört partinin ortak adayı çıktı. Bir de ben varım. Rakibime diyorum ki; İstanbul’a yabancı bir aday, dışarıdan atandı, atama aday. İthal aday diyorum. İlçelerin sadece adını değil hangi yakada olduğunu da bilmiyor. Kötü olan şu diyelim öyle görevlendirdin, yolladın. Ama yolladığın insan çalışkan olacak dersine çalışacak.
* Öyle ayağına baret giymekle olmuyor baret kafaya takılır bir kere. Bakın ben dalga geçmiyorum. Acemi aday derken bir tespit yapıyorum. İstanbul’u bilemeyebilirsin ama bu ateşten gömleği giymeye karar verdiysen dersine çalışacaksın. İstanbul zor bir sınav dersine çalışmazsan bu millet seni sınıfta bırakır. Bu adayın kondisyonu da yok benim koşuşuma yetişemedi. Hoş benim koşuma orası da yetmedi ama neyse. Benim komşuma yetmedi, geride kaldı.”

“GERİDE KALINCA PANİK BAŞLADI”
İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Son seçimim” açıklamasına sert tepki göstererek şunları söyledi:
* “Geride kalınca hemen bir yerlerde panik başladı. Ne yapsak ne yapsak? Hemen tutuştular. O kadar tutuştular, korktular ki bak ne oldu? Bir hafta boyunca hatırlayın, sayın Cumhurbaşkanı milletini tehdit etti. ‘ Oy vermezseniz hizmet gelmez’ dedi. Bir başka ile gitti, ‘oy vermezseniz doğalgaz gelmez’ dedi. Bu arada unuttu, orasını zaten 15 yıldır onlar yönetiyordu, onu da unuttu. Ama bakın şimdi ağlamaklı oldu. Duygusallaştı.
* Ne demiştim size? ‘Sakın onun tehditlerinden korkmayın. Sizi tehdit ediyor. Çünkü sizden korkuyor’ demiştim. Dediğim çıktı.’ Oy yoksa hizmet yok’ diyen kişi dün ne dedi? ‘ Lütfen’ diyor, lütfen. ‘Değerli milletim, bu benim son seçimim’ diyor. Bak, bak, bak, bak, bak. Hani birkaç hafta önce efelik yapıyordun. Hani ‘millete oy verirsen hizmet getiririm, oy vermezsen hizmet getirmem’ diyordun. Tehditten nereye geldik? Lütfene geldik lütfen. Seni gidi seni. Bu millet bunu yer öyle mi? Yemez.”

“BAŞKA YERE ADAY OLDU DA HABERİMİZ Mİ YOK?”
“Siz daha yeni cumhurbaşkanı seçilmediniz mi?” diye soran İmamoğlu şunları belirtti:
* “Ya bu millet daha yeni size cumhurbaşkanı seçmek için oy vermedi mi? Daha dört yıl göreviniz yok mu? O seçim bitti. Ben hatırlatayım. Bu belediye başkanlığı seçimi, bu İstanbul’un seçimi. Hani acaba rakibimiz kim, biz karıştırmaya başladık. Rakibimiz kim? Başka bir yere aday oldu da haberimiz mi yok? Bunlar kuralları alt üst ediyor biliyorsunuz.
* İşte milletin iradesi adamı böyle hizaya sokar kardeşim. Soktu mu? Bu milleti hafife alır efelenirsen işte böyle başını öne eğersin. Başlarsın lütfen demeye. Ne dedim? Onlar hep böyledir. Biz milletine had bildiren değil, milletine karşı haddini bilen cumhuriyetin evladıyım, milliyetçi, milletine her zaman hürmette, şefkatte, güzel duyguda, eksik yapmayan terbiyesi Atatürk terbiyesi olan evlatlarız.”

BAKANLARA TEPKİ: NE İŞİNİZ VAR İSTANBUL’DA?
Medyada, bakanların da İstanbul’da seçim çalışmaları için sahaya çıkacağı yönündeki haberleri hatırlatan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
* “Son aday bana yetişemeyince soluğu kesilince ne olmuş biliyor musunuz? Ankara’da seferberlik kararı çıkmış, bütün bakanlar, İstanbul’a demişler. Hepsi buraya geliyor. Galiba az önce de bir tanesine yol vermek zorunda kaldık sahil yolunda. Şaşırdı herhalde yukarıdaki yoldan gideceğine buradan geçiyordu. Bir kısmı zaten sahada. Bütün semtleri paylaşmışlar. 17’si birden İstanbul’a gelecekmiş. Hatta o bir kişi de gelmek üzereymiş. Az kalmış. Bugün yarın gelir. Ben misafirperverim. Misafiri ağırlamayı bilirim. 2019’da nasıl misafiri milletimizle ağırladık, en iyi onlar biliyor. Varsın gelsinler. Tüm kabine gelsin, hepsi gelsin.
* Ama bir şey soracağız. Türkiye’nin bu devasa sorunlarıyla kim uğraşacak? Madem derdiniz İstanbul derdiniz, Ekrem İmamoğlu yani bu arkadaşlar İstanbul’da siyaset yapmaya geldiğinde şimdi soruyorum; hayat pahalılığı azalacak mı? Enflasyon düşecek mi? Emeklinin perişan hali iyileşecek mi? Yüksek kiralar azalacak mı? Atanamayan öğretmenler, atanacak mı? Kardeşim sizin işiniz bu. Ne işiniz var İstanbul’da? 2023’te bu millet sizi seçti. İşinize bakın. İçlerinde itibarlı bakanlar var. İtibarınızı ezdirmeyin. İtibar dediğiniz kolay birikmez. İtibarınızı yok etmeyin. Onlarca derdi var bu memleketin. Gidin onları çözmek için çalışın.”

“ŞAPKAYI ÖNLERİNE KOYUP DERİN DERİN DÜŞÜNECEKLER”
İmamoğlu sözlerini şöyle tamamladı:
* “Bir musibet bin nasihatten iyidir. Ben bunlara, 5 yıldır nasihat ediyorum. Partizanlık yapmayın diyorum. İstanbul’a hizmeti engellemeyin diyorum. Gelin, hep birlikte kol kola çalışalım. Milleti tehdit etmeyin, bu millete had bildirmeye kalkmayın. Bu millet size haddini bildirir. Anlamak istemiyorlar. Dilimde tüy bitti. Yine anlamadılar. Ama ne zaman anlayacaklar? 31 Mart günü anlayacaklar. Gözlerini açtıklarında akıllarına ilk İstanbul gelecek. Diyecekler ki; ‘biz İstanbul’a, arkasına dört de parti koyarak aday olduk. Ama yetmedi. Kamunun kaynaklarını kullandık. Yetmedi. Adayın yanına 17 bakan yolladık, o da olmadı. O da geldi, o da olmadı.’
* Sonra şapkayı önlerine koyacaklar, derin derin düşürecekler. Ve sizin sayenizde öyle bir demokrasi dersi alacaklar ki, doğruyu bulacaklar. 1 Nisan’dan sonra her şey değişecek. Milletin seçtiği artık kimse engel olamayacak. İş birliği yapmak zorunda kalacaklar. Milletin derdine koşacaklar. Bir imza değil yüz imza atmak zorunda kalacaklar. Onlar da heyecanla, tutkuyla işlerine koşmaya başlayacaklar. Çünkü 2028’de öbür seçim var. Hemen ona dönüp bakacaklar. Mecburen işlerine dönülecekler. Bunlara işlerinize dönün dersi vermeye Pendik hazır mı? Milletinize olan borcunuzu ödeyin demeye Pendik hazır mı?”

Seçim otobüsünden vatandaşları selamlayan üçlü, yurttaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Şirinevler Şehit Yarbay Cesur Parkı’nda, yağmur altında gerçekleştirilen buluşmada, sırasıyla; Emecan, Çelik ve İmamoğlu halka hitap etti.
İmamoğlu, Bahçelievler’in eşi Dilek İmamoğlu ile ilk yuva kurduğu yer olduğu bilgisini paylaştı. Bahçelievler’le bağının hiç kopmadığını belirten İmamoğlu, “Bu sokaklardan geçerken ama işimden dolayı ama sosyal sorumluluklarından dolayı, kim derdi ki, bir gün gelecek ve ben burada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak size hitap edeceğim. Bunu kimse tahmin edemez” dedi.

“ÜÇÜMÜZ BİRLİKTE BAHÇELİEVLER’DE TARİH YAZACAĞIZ”
Bir köy çocuğu olarak İBB Başkanı olmasını, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete borçlu olduğunu kaydeden İmamoğlu, “Onun için bu millete borcumuz çok. Bu devlete, bu topraklara, bu cennet vatana borcumuz çok. Borcumuzu ödemek için hizmet edeceğiz. Onun için buradayız. Benim gibi Emine Gülizar Emecan Hanım da onun için burada” dedi. Emecan ile birlikte CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bir Bahçelievler sakini olduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Bu ne demek oluyor biliyor musunuz? Aramızda kalsın; Bahçelievler hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Şimdi hem Gülizar Emecan bir Bahçelievlerli ve bir kadın mühendis olarak hem Özgür Çelik bir Bahçelievlerli ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin İl Başkanı olarak, üçümüz birlikte Bahçelievler’de tarih yazacağız, tarih. Bahçelievler Bahçelievler eminim bu fırsatı, bu ekibe verecek” diye konuştu. Bahçelievler’le birlikte; Bakırköy’de, Maltepe’de ve Üsküdar’da 4 kadın belediye başkan adayının İstanbul tarihinde ilk kez seçileceğine inandığını ifade eden İmamoğlu, “Ben biliyorum; ben dursam onlar durmayacak” şeklinde konuştu.
“ATAKÖY-İKİTELLİ METRO HATTINI 18 MART’TA AÇIYORUZ”
Çanakkale Zaferi’nin 109’uncu yıldönümünde Ataköy-İkitelli metro hattını hizmete açacaklarını vatandaşlarla paylaşan İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
*Bunun bir bölüm durakları da Bahçelievler’de. Biliyorsunuz değil mi? Ataköy-İkitelli metro hattımız şimdiden İstanbul’umuza hayırlı ve uğurlu olsun.
*Çobançeşme’de, Doğu Sanayi’de ve İhlas Yuva istasyonlarında sizlere hizmet edecek. Bir başka metro hattı daha var uzun yıllardır süren, ama şükürler olsun bitti. Bunu Bakanlık yapıyor. Zamanında Bakanlığın yapmasına karar verilmişti.
*Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattı. Biliyorsunuz değil mi? Şimdi son aldığımız bilgiye göre, 10 Mart’ta açılışını yapıyorlar. Tabii takdir edersiniz ki, beni davet etmeyecekler. Önemli değil. Davet etmeyecekler ama ne yapacaklar biliyor musunuz?
*O hattın parasını, bizim bütçemizden kesecekler. Çünkü Bakanlığın yaptığı bu hatların, geçmişten bugüne şehrin içindeki metro hatlarının parasını, Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinden kesiyorlar.
*Fakat geçmişte, yani biz göreve gelmeden önce, bu hatların ücretleri, oradaki biletlerden elde edilen gelir üzerinden kesiliyordu. Dolayısıyla 15-20 yıla yakın sürede bunun paraları kesiliyordu.

“BİZİ YILDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR, ÖYLE Mİ?”
*Sonra biz göreve geldik. Sabiha Gökçen hattını açtılar, hatırlar mısınız? 1,5 sene oluyor. O hattı açtılar. Tam 5,5 milyar lirayı bizim bütçemizden ne kadar zamanda kestiler biliyor musunuz?
*10 ayda. 10 ayda, 5,5 milyar lira. Şimdi bu Bakırköy-Kirazlı hattının iki olayını size hatırlatayım, vicdanınıza koyun, dursun. Bir; bu hattı açıyorlar, teşekkür ederiz, hayırlı olsun. Şehrimize yapılan her iyi yatırım değerli.
*Ama bunun da parasını bizden, bütçemize zarar verecek şekilde kesecekler. Sanki İBB Kaf Dağı’nın ardında bir belediye ya da Patagonya’da bir belediye. Bu ne devlet adabına uyar ne insanlığa sığar. Ama bizi yıldırmaya çalışıyorlar, öyle mi? Yahu biz sizi yıldıracağız, yıldıracağız, bıktıracağız, bıktıracağız, bıktıracağız kardeşim.
“BAKANLIK, PROTOKOL GEREĞİ ALMALARI GEREKEN TRENLERİ ALMIYOR”
*Bir konu daha var. Bu Bakırköy-Kirazlı hattının ihalesi gereği, İBB’yle geçmişte yaptıkları protokol gereği, bu hattın trenlerini, yani araçlarını Bakanlığın alması gerekiyordu. Bakın hat bitiyor ve bizim arkadaşlarımız defalarca, ‘O hattın trenlerini sizin almanız gerekiyor, protokol bu şekilde’ dememize rağmen, trenlerini almadılar.
*Şimdi hattı bitirecekler. Olan trenlerle biraz seyrek seferlere başlayacağız. Ama biz mecburen, hattı teslim aldıktan sonra trenlerin alımına geçeceğiz. Ya be Allah’ın adamı, ya sen bakanlıksın, milletin bütçesiyle iş yapıyorsun.
*Ben, İBB’yim. Ben de milletin bütçesiyle iş yapıyorum. Birbirine hasım gibi davranmak… Böyle bir ahlakı, bizim memleketimiz vallahi görmedi, billahi görmedi. Bunların husumeti var ya, bunların husumeti, bu millete her türlü sıkıntıyı verir.
*Allah korusun bunların husumetinden. Ama ben size söyleyeyim. Vallahi billahi, vız gelir tırıs gider. Biz neleri aşmadık? Bu sorunları da aşarız. Aşarız be kardeşim, aşarız. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarız be kardeşim, şaşarız.
“MİLLET O İMZAYI CUMHURBAŞKANLIĞI’NA ATTIRACAK KARDEŞİM”
*Bakın; başka bir şeyi daha söyleyeyim. Yenikapı-İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü metro hattı. Her şey hazır. Gümbür gümbür yaparız orayı, gümbür gümbür yaparız. Ama 1,5 seneyi aşkın süredir, bir Cumhurbaşkanlığı onayı var.
*Ne kefil oluyor, ne başka bir şey. Sadece imza. İmza atmıyor ki, ihalesini yapıp başlayalım. Ama bu millet, İstanbul’da öyle bir oy farkı yapacak ki, öyle bir oy farkı yapacak ki. Milletin karşısında hiçbir güç duramaz. Millet, o imzayı, Cumhurbaşkanlığı’na attıracak kardeşim. Artıracak değil mi? Bitti.
“NE BAKAN KALDI NE IŞILTI KALDI”
*Bakanın biri, 2021’de dedi ki, ‘Türkiye uçacak, uçacak’ dedi. Evet, uçuyor. Ama uçurumdan aşağı uçuyor. Bakın bir başka bakan ne dedi? ‘Gözlerimdeki ışıltıya bakın. 6 ay sonra Türkiye uçacak’ dedi. Hatırlıyor musunuz? Ne bakan kaldı ne ışıltı kaldı. Arkadaş, bu lafları ben söylesem, milletin huzuruna çıkamam biliyor musun? Vallahi yüzüm kızarır.
*Ama ben, bunların yüzünün kızardığını da görmedim. Dolayısıyla ben size söyleyeyim benim sevgili hemşehrilerim; ekonomiyi bu hale getiren, bir kişi, bir kişi. Haklı mıyım? ‘Yetki sizde, sorumluluk bizde.’ Bak öyle diyor. Yetki onlarda ama sorumluluk sizde. Bu işler o kadar kolay değil.
*Bu millet, hani var ya yazar kasadan Z raporunu çıkarır, bu millet o Z raporunu çıkaracak, sana 31 Mart’ta öyle bir ders verecek ki. Bu ders, bu ders hayat pahalılığını bize dayatanlara, 31 Mart’ta tarihin en büyük sandık dersi olacak mı?
*İşi, gücü bırakıp, esas işlerini bırakıp bakanları, osu, busu, hepsi İstanbul’a koşmaya başladı. Farkında mısınız? Birkaç haftaya kalmaz, 1-2 hafta içinde o da gelir, o da gelir. Onlara, ‘Yahu işi gücü bırakıp İstanbul’a koşacağınıza, esas işinizle uğraşın’ diyeceğiniz o dersi, 31 Mart’ta sandıkta vermeye hazır mısınız?
]]>Vatandaşlar, İmamoğlu ve Çaykara’nın içinde olduğu seçim otobüsünü yol boyunca sık sık durdurarak, sevgi gösterilerinde bulundu.

Firuzköy Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı üyesi vatandaşlarla, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP İstanbul milletvekili Engin Altay, CHP Parti Meclisi üyesi Mahir Yüksel ve Cem Aydın eşliğinde bir araya gelen İmamoğlu, Hançerli ve Çaykara, mülkiyet sorunu yaşayan yurttaşlara hitap etti.
İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’nin Avcılar’daki son adresi, Merkez Mahallesi’nde düzenlenen halk buluşması oldu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de halk buluşmasında İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’ye eşlik etti.

“Bizim meydanlarımız aile meydanı” diyen İmamoğlu, buluşmada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“BİZİM MEYDANLARIMIZDA HERKES VAR:
*Bu meydanlarda çocuklar var. Bu meydanlarda pırlanta gibi evlatlarımız var. Gençlerimiz var. Kısacası ailece buradayız, bizim meydanlarımız aile meydanı. Bizim meydanlarımızda o parti bu parti yok.
*Bizim meydanlarımızda sevgi var, bizim meydanlarımızda saygı var, bizim meydanlarımızda kalbi güzel insanlar var. Bizim meydanlarımızda oy veren vermeyen yok herkes. Bizi meydanlarımız gözünde, gönlünde kötülük olanın bile kalbine iyilik getir. Eğer kalbini buz bağlamışsa bizim kalbimizdeki güzellikler o buzları eritecek göreceksiniz.
*Biz bunu hep birlikte daha önce başardık öyle değil mi. Dualarınız sayesinde dimdik ayaktayız. Bugün burada olduğunuz için her birinize minnet duyuyorum. Ben Avcılar’daki hikayem tam 35 yıl. Ben burada üniversitede okudum.
*İstanbul Üniversitesi’ne geldim üniversiteyi bitirdim. Bu şehirde hep birlikte İstanbullu olduk komşu olduk, biz burada iş hayatımızı sürdürdük. Yuvamızı kurduk çocuklarımız oldu. Sonra dünyanın en güzel şehrine belediye başkanı oldum.
*Beni bu şehre belediye başkanı yapan Atatürk Cumhuriyetine minnet duygularımı iletiyorum. Beni bir köyden alıp buraya getiren bu makama yükselten Atatürk’ün kurduğu Türkiye değerleridir. Hepimizin borcu var. Biz o borcu ödeyeceğiz çocuklarımıza layık olacağız, gençlerimize layık olacağız. Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi güçlendirerek hep birlikte yolumuza devam edeceğiz.

“ALLAH SENİ ISLAH ETSİN”
*Biliyorsunuz girişte 475 araçlık bir otoparkı olan çok değerli bir meydan inşaatına bu kardeşiniz başladı. İnşallah bak göreceksiniz tam gaz devam edeceğiz. Orada hem o meydanı hem de sanat dolu çok güzel meydanı fonksiyonlarıyla birlikte hepinizin hizmetine biz sunacağız. Yine hemen orada 2019 yılında Silivri’de bir deprem oldu hatırlıyorsunuz değil mi?
*O depremde Hacı Ahmet Tükenmez Camimiz biraz hasar gördü. O cami bize söylendi ve yıktık. Oradaki o alanın yetkisi bizde olduğu için hızlıca oranın projesini yaptık. Biliyorsunuz oranın bir tarafı vatandaşların yürüyeceği iş yolu, bir tarafı buradan karşı tarafa geçiş yolu, önü de D100 karayolu. Yani ortada bir yer.
*Oraya çok güzel bir cami tasarladık. 800 kişilik kapalı alanı 800 kişilik açık alanıyla beraber iki bin kişilik bir cami tasarladık. Bakın etrafına da insanlar kitap alabilecekleri caminin fonksiyonlarına destek sunacak mükemmel bir alan tasarladık. Beş yıldır kaç kez Turan Hançerli başkanımız gitti konuştu.
*Biz ekip yolladık, anlattık. Bir müftü sırf Ekrem İmamoğlu oraya cami yapmasın diye bizim projemizi dava etti. Buna ben bu aklı biliyorum neymiş efendim, oraya daha büyük cami lazımmış. Burası kavşak kaldı ki caminin büyüğü değil. Bizim Yaradan’ımız, bizim inancımız bize tevazuyu, emretmiş.
*Tevazuyu oraya yakışanı yapmak bize yakışır, öyle güzel bir proje yaptık. Kaldı ki hemen karşı tarafında Cerrahpaşa Üniversitesi’nin sınırlarının içinde daha büyük bir cami tasarlanmış. Beni niye engelliyor biliyor musunuz?
*Aklı sıra Ekrem İmamoğlu oraya cami yaparsa hani mütedeyyin insanlar Ekrem İmamoğlu’na teşekkür eder, etmesin diye. Yahu Allah seni ıslah etsin. Allah seni ıslah etsin. Şimdi benim ne cami cemaatiyle ne mütedeyyin insanlarla ne inançlı insanlarla aramıza girebileceğini mi zannediyorsun hadi oradan, hadi oradan. Hadi oradan.

“SİZİN SİYASETİNİZ BATSIN”
*Bakın ben size bir şey daha anlatayım. Hemen şurada, Yakuplu’da, hemen D 100 orada hasırcılar var. Onun arkasında bir cami yaptım. Adını da ne koydu biliyor musunuz? Kuvay-i Milliye Cami koydum. Ben bunları tanıyorum. Onun için anlatıyorum camii yaptık, diyanete teslim edeceğiz. Bir Kurban Bayramı arefesi. Dedim ki, camiiye gidin bakın bakalım eksiği var mı? Bir an önce bir an önce açılsın.
*Bayram namazı sabahı, ben orada kılacağım dedim. Arkadaşlarım geldi ne deseler iyi. Yahu başkanım gittik her şey tamam da müftü görevlendirmek istemiyormuş imamı. Dedim vallahi ben gider kıldırırım. Ben yaparım o işi. Aradım o zamanki yetkilileri. Dedim ki size yarım gün müsaade, yarım gün.
*O camiye imam görevlendiriyor musunuz? Görevlendirmiyor musunuz? Sen dedim bunu yapıyorsan bekliyorum cevabını o gün oraya imam görevlendirildi ve bayram namazını orada kıldık. Ben buradan o müftüye veya onun gibilere sesleniyorum. Sizin siyasetiniz batsın. Sizin siyasetiniz batsın.
*Allah sizi ıslah etsin. Yaradan bize demiş ki inançla yaşamla insan sevgisiyle büyü. Gerisini unut siyaset nedir bugün var yarın yok. Makam nedir? Mevki nedir? Ama bunların hepsi düzelecek.
“BEN YILMAM KARDEŞİM BEN ADAMI YILDIRIRIM KARDEŞİM”
*Bakın biz burada beş yıldır cami yaptırmak için, yaptırmamak için uğraşıyor ama gene o camiyi biz yapacağız. Pırlanta gibi bir meydan olacak. Bakın biz burada çok güzel işler yaptık. Başkanım da biliyor, şu Marmara Caddesi’ni pırlanta gibi yaptık. Namık Kemal Caddesi, Reşit Paşa Caddesi ve buradaki bir kısım sokakları bu kapsamda yeniledik. İstanbul’un her ilçesine kent lokantası açacağız.
*Yine Enstitü İstanbul İsmek, kreş açtık üç tane 300 yakın çocuğumuz eğitim görüyor. Bizden önce kreş var mıydı bu şehirde? Yok. Sayısı kaçtı sıfır sıfır. Yurt var mıydı? Hayır. Sayısı kaçtı? Bunların notu da sıfır onu söyleyeyim size. Bunların notu da sıfır.İcraatçıyız kardeşim biz kalkınmacıyız. Bunlar tembelleşmişti.
*2019 yılında seçimi biz kazanınca ne yaptılar? Seçimi elimizden almaya kalktılar öyle değil mi? 6 Mayıs’ta, seçimi iptal ettikten sonra hep birlikte bunlara demokrasi dersini verdik mi. Biz bunlara demokrasi dersi verdikten sonra ne yaptılar?
*Hakkımızda dava açtılar. Hapis cezası vermeye kalktılar. Siyasi yasak koymaya çalışıyorlar soruşturma koydular, onu yaptılar, bunu yaptılar. Beni, hem de beni yıldıracaklar. Ben yılmam kardeşim ben adamı yıldırırım, diyorlar ki senin arkanda kim var? Benim arkamda bak kızım (halk buluşması katılımcılarından) dedi ki ben varım.
*Benim arkamda 16 milyon var. Bakın en çok neye tahammül edemiyorlar biliyor musunuz? Ne dediler? Bunlar gelirse sosyal yardımlar kalkar dediler. Bu kardeşiniz bütçedeki payını tam altı katına çıkarttı. Onlar, torpilli bir kişiye, 120 bin dolar burs verdiler. Ben ise 100 bin milletin evladına yedi bin beş yüzer lira burs verdik.
“MİLLETİN PARASINI MİLLETE VERİYORUM”
Biz 0- 4 yaş arası çocuğu olan anneler bu şehri özgürce gezecekler. Bebelerini mutlu yetiştirecekler dedim. Annelere o güzel anneyi evladıyla dolaşsın diye anne kart verdik. Ne dedi? Kimin parasını kime veriyorsun.
*Milletin parasını millete veriyorum, sizin gibi bir avuç insana vererek o bir avuç insanı mutlu etmiyoruz. Biz sosyal yardımları hem de partisi kimmiş, neymiş hiç önemli değil. Milletin ihtiyacına koşmak bizim sorumluluğumuz. Eğer bir memlekette yoksulluk varsa eğer bir memlekette, açta, açıkta birisi varsa ona yardım etmek, ona katkı sunmak lütuf değil bizim sorumluluğumuz Biz yardım yapmıyoruz.
*Onun hakkı olan ona veriyoruz. Bu sosyal demokrat anlayışı onlara öğreteceğiz. Bakın önümüzdeki yıl ne yapacağız biliyor musunuz? 100 bin gencimize bu sefer yıllık tam 15 bin lira burs vereceğiz. Niye çünkü bu ekonomiyi yönetemeyen bu akıl bizi enflasyona boğdu paramızı pul etti.
*Emeklimizi, kuyruklara mahkum etti. Bir de emekliye verilen ya da verilecek bir farkı bütçeye yük olduğunu söylüyor. Siz İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşacağınıza gidin ekonomiyi düzeltin. Gidin milletin hakkı olanı millete verin kardeşim.
*Emeklinin hakkı olanı emekliye verin. Ahlaklı bir dönem, bu süreçte İstanbul’da bir torpilli bir kişiye bile imar rantı verdirtmedi, vermedi. Bu kardeşinizle ekibi yol arkadaşları, İstanbul’u talan edecekleri Kanal İstanbul’u yaptırmadı, yaptırmayacak kardeşim.
MURAT KURUM’A 2 SORU
*Ne diyor acemi aday, İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Vallahi dün bir şey dedi karıştırdı, önce aynaya bak dedi. Sonra ayran dedi, ayranı yok dedi. Ben de anlamadım ne dediğinden ama ona buradan sesleniyorum bu millete Kanal İstanbul gündemimde yok demeyene kadar sana bu soruyu soracağım bir.
*İki, senin gündeminde yok da, sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nda gündeminde var mı yok mu onu açıkla. Bu millet neyi sevmez biliyor musunuz? Kendini aldatanı sevmez, bir de aldananı sevmez.
*Bu millet aldanana da oy vermez aldatana da oy vermez. Birlikte olduğumuz sürece bu milletin birlik ve beraberliği için hep birlikte çalıştığımız süre bu milletin sırtı yere gelmez. İstanbul’un yokta yoklukta açta açıkta kimsesi kalmayacak güne kadar çok çalışmaya devam.
*Ben hepinizi çok seviyorum. Allah hepinizi korusun. Hep birlikte koşacağız. Milletçe, çok güzel işleri Avcılar’a, İstanbul’a hep birlikte üreteceğiz.
“YAKIŞANI YAPMAYA HERKESİ DAVET EDİYORUM”
*Utku Caner Çaykara benim genç pırlanta, mühendis arkadaşım, kardeşim. Utku Caner Çaykara’yla çok güzel bir dönemi hep birlikte var edeceğiz. Biz Turan Hançerli dostumla çok güzel bir çalışma yaptık ve çok güzel başarılara imza attık. Şimdi Turan Hançerli Başkanımızla yine yan yana omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz.
*Göreceksiniz onu bu dönem ya sağımda ya solumda hep bir arada olacağız İstanbul için gayret içinde olacağız. Onun bu kadirşinaslığı partili oluşu, yoldaşlığını alkışlıyorum yakışanı yapıyor. Yakışanı yakışanı yapmaya herkesi davet ediyorum herkesi.
*Buyurun Utku Caner Çaykara kardeşimin çok başarılı olacağını yürekten inanıyorum. Sevgili kardeşim, il başkanım değerli dostum Özgür Çelik’e de hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. İlçe başkanım burada yarattığı iş birliği ortamı için ona da teşekkür ediyorum. Her şey çok güzel olacak. Tam yol ileri.
]]>“MEKKE DE DÜŞMEDİ ESENYURT DA”
2019 yerel seçim sürecinde çok tartışılan “Esenyurt düşerse Mekke düşer” söylemine atıf yapan İmamoğlu şunları söyledi:
* “Böyle bir söz desem ben, bu milletin huzuruna vallahi çıkamam. Bu yüz müdür, meşin midir anlamadım. Nasıl bir yüz var bunlarda ben anlamadım. Esenyurt düşerse… Bak bak lafa bak. Lafın ağırlığına bak. Neymiş efendim Mekke düşermiş. Allah sizi ıslah etsin. Mekke’yle Esenyurt ne alaka? Milletin arasına nifak sokacaklar ya, milletin o masum inancını kullanacaklar ya…Binde bir sokakta bana kızgın bakıyorlar.
* Niye? Bu yalan ifadeleri dinledikleri için. Şu 12-13 kanal var ya bizim paramızla bile reklamımızı almıyor. Senin benim paramla yayın yapan TRT bile reklamımızı almıyor. O yöneticiler, 86 milyonun kul hakkını yiyorlar. Zehir zıkkım olsun onlara. Sanıyorlar ki bu millet bu ucuz numaraları yutacak, yutmaz. İşte onun için inançları mesele ediyorlar. Neymiş? Esenyurt düşerse Mekke düşermiş. Ne oldu? Esenyurt’u da kazandık. Mekke de Esenyurt da düştü mü? Düşmedi. Her şey yerinde kardeşim.”

“FARKINDA OLMADAN ERDOĞAN’I ELEŞTİRİYOR”
İmamoğlu tepkisini şöyle dile getirdi:
* “Şimdi bu Mekke- Esenyurt meselesini alet ettiler ya o zaman, sanki işe yaramış gibi bu acemi aday dayanamadı dün bir laf yetiştirdi. Neymiş efendim? Bak lafa bak Allah’ınızı severseniz ya;’31 Mart’ta Gazze’deki mazlumlar sevinecek.’ İBB’yi o kazanırsa ‘Gazze’ye yardım edeceğim’ demiş. Neresinden tutarsan eline geliyor. Bir; ey Allah’ın adamı, ey güzel adam. Ne diyeyim sana? Daha ne diyeyim yani? Allah seni ailene bağışlasın. Git ailenle yaşa. Ama bu şehri sen bilmiyorsun. Bu şehrin insanı ne hiç bilmiyorsun. Ben bu laftan ne anlarım biliyor musun? Aslında farkında değil. Hükümeti eleştiriyor burada hükümeti. Yani koca Türkiye Cumhuriyeti Gazze’ye yardım edemedi. O gelince edecekmiş. Acemi adayın dengesi o kadar bozuk ki, farkında olmadan aramızda kalsın Erdoğan’ı eleştiriyor.
* Sayın Cumhurbaşkanı’na diyor ki, ‘Gazze’ye yardım et. Bak sen etmedin, ben gelirsem ben edeceğim’ diyor. ‘İBB başkan olursam yardım edeceğim’ diyor. Bak daha yeni başladık. Kavga etmeyin. Yan yana afişleriniz var. Sonra makası alıp kesmeye başlarlar. Bak Sayın Erdoğan’ın sağı solu belli olmaz. Resimlerinden bir gün sonra seni pat diye çıkarıverir ha. Tek kendi resimleriyle seçime girer İstanbul’da. Yapar vallahi yapar. Ben zaten bekliyorum. Bir hafta bilemedin, iki hafta sonra meydanlarda söyleyeyim. Gene dayanamayacak. Keşke memleketin gerçek sorunlarına eğilse ama hani bir laf vardır ya; ‘Boynun eğri demişler, nerem doğru ki’ demiş. Şimdi bunların işi böyle. Ben bunlara boşuna su kaynattı demiyorum. Boşuna kayış attılar demiyorum. Vallahi Allah’a yardımcıları olsun. Ama neyse. Bu zor zamanlarda, emeklilerimizin yüzünün gülmediği zamanlarda, dar gelirlilerin sıkıntılarını had safhada olduğu zamanlarda , enflasyonun tavan yaptığı zamanlarda Allah razı olsun İstanbul’da yüzümüzü güldüren bir acemi aday var.”

KURUM’U DAVET ETTİ
Yardım konusunun istismar edilmemesi gereken hassas konular olduğunu vurgulayan İmamoğlu, Kurum’a şu çağrıyı yaptı:
* “İsrail’in insanlık dışı Gazze saldırısı başlayınca hemen yönetici ekibimizle hemen o gün oturduk. İBB Meclisi’nin önergemizi verdik. Gazze yardımı için karar çıkarttık. Bölgeye yardım ulaştırılması zor şartlarda oluyor. Onun için bu süreci bir tek ülkemiz adına da AFAD planlıyor. Sonuçta izin çıktı, hazırlıklarımızı bitirdik. 2 gün sonra bu milletimiz adına yardımlarınız Gazze’ye gidiyor. Buradan sayın adaya yeni bir davette bulunuyorum. Bu davet işi olunca başı dönüyor ama 5 Mart salı günü sabah 11.30’da seni Sultangazi’deki tesislerimize lojistik sahaya davet ediyorum. Gel orada beraber İstanbulluların yardımlarını hep beraber Gazze’ye yollayalım. Çekinme gel.
* Biz sana benzemeyiz. Davetimiz de asildir. Misafirperverliğinizde asildir. Senin gibi misafire kaba saba sözler etmeyiz, ettirmeyiz. Gel birlikte Gazze’ye, el ele yardımları İstanbul halkı adına uğurlayarak. Hayat boyu en çok sevdiğim sözlerden birisi. Atamızın güzel sözü; ‘Fikri hür, vicdanı hür nesiller…’ Akıl da vicdan da hür olmayınca insan böyle mekanikleşiyor. Ne diyeceğini bilmiyor. Çünkü bunlar talimat alarak iş yapmaya alışmışlar. İnşallah 31 Mart’ta, 16 milyon insanımızla birlikte bu fikri hür, vicdanı hür olmayanları bile özgürleştireceğiz. Hani bir parmak eksilterek el sallıyorlar ya, 31 Mart’tan sonra o parmaklarını da özgürleştireceğiz.”
“ONLARA BENZEMEM”
İmamoğlu, İstanbul’un yanında hissettiğini bunun kendisine güç verdiğini belirterek “Zaten 24 saat dolmadan söylediklerini yolda giderken bile döndüren, 24 saat dolmadan kendi söylediklerini çeviren ve yalanlayanlara benzemem. Bu kardeşiniz size verdiği her sözü yapmak için gecesini gündüzüne katar. Bu kardeşiniz sizi aldatmaz. Zaten siz aldananı da sevmezsiniz, aldatanı da sevmezsiniz” dedi.
KURUM’A “TORNİSTAN” GÖNDERMESİ
İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
* “Bakın onlar ne yapıyor? Bir gün ‘onu davet etmedik, kendi kendine davet uyduruyor’ diyorlar. Ertesi gün, ‘koltukta ismi vardı, niye gelmedi?’ diyorlar. Yani sözleri bir gün. Ya da bu milletin parasıyla, bu milletin vergisiyle çalışan ama bizim adımızı bile anamayan TRT’ye çıkar, ‘benimle yayına çıkamaz benimle proje tartışamaz’ der. Bir gün geçer, ‘İstanbul’u konuşacağımız her alanda olmaktan zevk duyarım’ diye ben söylediğimde hemen geri adım atıp ‘samimi değil’ der benim için. Bu bu arkadaşı ve ekibini tarifleyen bir söz; hani milletimiz biliyor, tornistan… Ama bizdeki ses, bizdeki yol ne biliyor musunuz sevgili hemşehrilerim? Tam yol ileri.”
“KIVIR KIVIR BİR HALDELER”
Kanal İstanbul projesi üzerinden eleştirilerini sürdüren İmamoğlu şöyle konuştu:
* “Tornistana bir örnek daha söyleyeyim mi? Felaket projesi. Allah’ın izniyle yaptırmadık, yaptırmayacağız Kanal İstanbul’u. Bu milletin geleceğini çalamayacaklar. Bu memleketin topraklarını bu milletten alamayacaklar. Yaptırmayacağız. Kanal İstanbul için bağıra bağıra ‘ya-pa-ca-ğız’ diyorlardı. Şimdi de ona soru soran gazetecilere de fırça atıyor; ‘Neden devamlı bana bunu soruyorsunuz’ diyor. Bunların seçimler gelince büründüğü hallere inanın, acı acı gülüyorum.
* Hani kullandıkları parola vardı ya ‘Dik dur eğilme’. Vallahi şimdi eğri büğrü değil, bunlar büklüm büklüm. Kıvır kıvır bir haldeler. Tuhaf halleri var. Bu hallere düşmelerine vallahi billahi üzülüyorum. Fikirleri ve vicdanları hür olmadığı için üzülüyorum. Onlar sadece bir kişiden buyruğunda, boyunduruğunda ya da tensipleriyle iş yaptıkları için üzülüyorum.”
“SİSİ’Yİ SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE ZİYARET ETTİ”
2019 yerel seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Binali’ye mi Sisi’ye mi oy vereceksiniz” söylemini hatırlatan İmamoğlu “Kötü dedikleri Sisi’nin 15-20 gün önce ayağına gittiler. Allah insana öyle bir günde bunu yaptırıyor ki, Sevgililer Günü’nde yaptırıyor. Bakın çıt yok. Kimse hayırdır demiyor. O gün onu alkışlayanlar çıkıp da ‘Hayırdır, nedir bu U dönüşü’ demiyor?” ifadelerini kullandı.
“16 MİLYON HEMŞEHRİM DAĞ GİBİ YANIMDA”
İmamoğlu “Bana diyorlar ki bu seçimde tek kaldın. ‘52 aday var, işin zor’ diyorlar. Ama Allah’ıma bin şükür, kul hakkı yemedim kardeşim. Eş, dost, akraba kollamadım. Ayrımcılık yapmadım. 5 yılın sonunda milletin parasını millete verdim, vermeye devam ediyorum. O yüzden tek değilim. 16 milyon hemşehrim dağ gibi yanında. 52 değil, 152 rakip de 31 Mart akşamı biz İstanbul’la birlikte oluruz. İstanbullularla birlikte olur ve anlaşırız. Hem de öyle güzel anlaşırız ki hayal kuranlar şaşa kalır” dedi.
]]>İmamoğlu “5 yıl Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptım ilçemde bir kez bile büyükşehir belediye başkanını görmedim. Ben bu 5 yıl içerisinde her ilçeye gittim ve ilçenin seçilmiş belediye başkanını demokrasi gereği saygı gösterdim davet ettim. Hangi açılışı yapıyorsam davet ettim. Açılışlara giderken bir partinin töreni mi yapıyorum? Hayır. Belediyenin. Belediye kimin? Milletin. Belki bir iki defa gelmiş olabilirler. Onun dışında gelmediler. Çünkü alışık değiller. Benim neredeyse görev sürem dolmak üzere. Hiç davet edilmedim biliyor musunuz? İstanbul’daki törenlerine hatta parasını İBB’nin ödediği metro açılışlarına bile davet edilmedim” dedi.

İLK KEZ DAVET EDİLDİĞİNİ AÇIKLADI, BAKANA TEŞEKKÜR ETTİ
İmamoğlu yaptığı bu şikayetlerin ardından ilk kez bir davet aldığını açıklayarak “Son günlerinde akılları başına gelir diyeceğim. Bu sefer ben ilk kez Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemler açılışına Ulaştırma Bakanı tarafından davet edildi. Vallahi teşekkür ediyorum. Pazartesi oraya gideceğim. Bakın bu ülkede bazı alışkanlıkları böyle yapa yapa değiştireceğiz. Şunun için gideceğim. O açılış, o bakanlık, o makamlar, onlar kadar benim kardeşim benim. Benim makamım İstanbul Büyükşehir Belediyesi, benim kadar onların. Bunu onlara öğretene kadar, bunu her yerde anlatacağım” diye konuştu.
“BİR TANESİNİN HER AKŞAM RÜYASINA DA GİRİYORUM”
2019’daki seçimlerde yaşanan mazbata krizi ve iptal sürecine değinen İmamoğlu “18 günde İstanbul’u yönetirken bile demiştim ki ’18 günde çıldırttım, 5 yılda size söz, bunlar deli edeceğim’ dediğim oldu. Yahu adamlar 5 yıl boyunca sabah kalktılar Ekrem İmamoğlu, akşam yattılar Ekrem İmamoğlu. Yok sözümü geri alıyorum. Vallahi bir tanesinin muhtemelen her akşam rüyasına da giriyorum. Benimle derdiniz ne Allah aşkına? Ben İstanbul’da işini yapmaya, hizmet etmeye çalışan bir insanım. Kaldı ki yok birbirimizden farkımız yok” dedi.
“RAKİBİM SU KAYNATTI”
İmamoğlu, “2019’daki rakibim Binali Yıldırım’dan daha memnundum” diyerek rakibi Murat Kurum’un “Kandil uzlaşısının adayı İmamoğlu’dur” sözlerine tepki gösterdi. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Şimdiki rakibim biraz sıkıntı çekecek dedim ama daha ilk günlerde bile su kaynattı. Çünkü şimdiden bir takım iftiralar uydurmaya başlamış. Hemen bunlar sıkışınca ne yapıyorlar? Herkesin, milli duygularını sorgulamaya çalışıyorlar. Bir de bazen utanmadan inancını sorgulamaya çalışıyorlar. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Ben Türkiye Cumhuriyeti’nde 86 milyon vatandaşımın içinden bir Allah’ın kulunun inancını da sorgulama hakkım yok. Milli duygularını da sorgulama hakkım yok benim. Benim; vatanıma, milletime, bayrağıma, atama, dedeme, nineme, Atatürk’üme olan tutkumu sorgulayacak adam anasının karnından doğmadı. İşine bak sen. Onun için su kaynattı. “
“BU KÖTÜ SÖZLERE İNANMAYIN”
İmamoğlu “Bunlar daha azıtacaklar, biliyorum. Önden bunu söyleyelim de herkes haddini bilecek. İnanç Allah’la kul arasında. Kimse kimsenin inancını ölçemez. Ben bir tek Yaradan’a sığınır bir tek Yaradan’dan korkarım. Allah’ın kulundan korkmam. Benim inancımı sorgulayacak, benim inancımı yorumlayacak Allah’ın kulu anasının karnından doğmadı kardeşim. İşine baksın. Bu kötü sözlere inanmayın, muhatap olmayın. O kötü sözlerle ilgilenmeyin” diye konuştu.
SİSİ GÖNDERMESİ: HERHALDE BANA OY VERECEK
“Çünkü bunlar U dönüşünü seviyorlar” diyen İmamoğlu, 2019 yerel seçim sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini Sisi’ye benzettiğini hatırlattı. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Sayın Cumhurbaşkanı ne demişti? ‘Binali mi Sisi mi?’ Güya Sisi ben. 14 Şubat’ta hem de Sevgililer Günü’nde gözlerinin içine baka baka Mısır’da yanına, ayağına gitmedi mi? Gitti. Herhalde bana oy verecek söyleyeyim. Öyle düşünüyorum. İşin şakası bir yana; bu işin, bu işin, bu dilin bu siyasetin, bu milletin gündeminde yeri yok. Şunu söyleyeyim; eğer saygıdeğer Sisi Türkiye’ye gelmek isterse ben onu İstanbul’da ağırlarım.
* Benim güzel çocuklarımın, benim güzel gençlerim, benim güzel insanlarım bu tarz yaklaşımı hak etmiyor. Neyi hak ediyor kütüphaneyi, metroyu, yeşil alanı, yurdu, bursu, kursu hak ediyor. Ama üç haneli enflasyonu hak etmiyor. Hiçbir işe yaramayan emekli maaşını hak etmiyor. Dar gelirlinin sıfıra inmiş, tükenmiş maaşını bu millet hak etmiyor. Yüksek faizi, yüksek enflasyonu, yüksek maliyet artışlarını bu millet hak etmiyor.
* Onun için ben ne diyorum onlara biliyor musunuz? İşinize bakın, işinizi yapın. Sizin işiniz ekonomiyi yönetmek. Ekonomiyi batırdınız. Şimdi bunlar sıkıştılar mı, hemen başka şeylere başvururlar. Sıkıştılar mı hemen insanları kötülemeye çalışırlar. Ama söyleyeyim biz bunlara pabuç bırakmayız kardeşim. Bu millet haklının, hukuku koruyanın, adil olanın yanındadır. Biz hak, hukuk, adaletten asla vazgeçmeyeceğiz. Asla vazgeçmeyiz.”
]]>