Başkanlar, Tarım Bakanlığı’ndan önce çay fiyatını açıklayan Rize Ticaret Borsası (RTB) ve Ulusal Çay Konseyi (UÇK) Başkanı olan özel sektör Orçay fabrikasının sahibi Mehmet Erdoğan’a da tepki gösterirken, kendilerini temsil etmediklerini belirterek Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ettiklerini duyurdu.
‘İSTİFA EDİYORUZ’
Oda başkanları adına açıklamayı yapan Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özsoy şunları söyledi:
“Biz çay bölgesi Ziraat Odaları olarak maliyet çalışması yaptık, neredeyse bütün odalarımızdan çıkan ortak maliyet 17 buçuk – 18 TL arası iken bugün görüyoruz ki Tarım ve Orman Bakanlığı, Ulusal Çay Konseyi ve Borsanın görüşleriyle hareket ederek bir fiyat çalışması yapmış ve gece yarısı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sayfasında 17 TL’lik bir fiyat açıklandı. Bu fiyatı kesinlikle kabul etmiyoruz ve Ulusal Çay Konseyi’nin üreticiyi temsil etmediğine inanarak topluca Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ediyoruz. Ulusal Çay Konseyi bizim için, sanayicileri temsil ediyor bu saatten sonra. Üretici temsilcisi olarak Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ederek ilk tepkimizi gösteriyoruz.
Bundan sonra ki süreçte bu fiyatın kesinlikle revize edilmesi ile ilgili çalışmalarımız olacak. Orman Bakanlığı’na Sayın Cumhurbaşkanımıza mesajlarımız olacak. Çünkü bu maliyet fiyatıdır. Çiftçimizin günün sonunda sattığı çaydan alacağı para 17 TL’dir. Eklenen 2 TL’lik destekleme yılın sonunda alınacak bir fiyattır ve bunun çay taban fiyatı ile alakası yoktur. Yüzde 69 enflasyonun olduğu bir ülkede, çiftçinin cebine yansıyan gerçek enflasyonun yüzde 125 olduğu bir ülkede, çay üreticisinin emeğine ekmeğine yüzde 54 zammı kesinlikle kabul etmiyoruz ve tekrar açıkladığımız 25 TL’lik fiyatı talep ediyoruz.”
Özsoy, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan açıklanan çay taban fiyatının belirlenmesinde dikkate aldıkları maliyet çalışmasını açıklamalarını talep etti.

‘ANKARA’DA MAKAM ODALARINDA BELİRLENMEMELİ’
Artvin, Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti “Çay fiyatı aslında bence Ankara’da makam odalarında belirlenmemeli. Çay fiyatı Aslında Rize’de, Trabzon’da, Hopa’da, Borçka’da, Artvin’de gelip yerinde incelenmeli, çiftçilerle temasa girilmeli, çiftçilerin sorunları dile getirmeli o günün enflasyon koşulları, o ayın enflasyon sonuçları dile alınmalı, diye düşünüyoruz. Bir gece yarısı operasyonuyla belirlenen 17 TL çay fiyatı, çay üretici açısından kabul edilebilir bir fiyat değil. Net 16.629 lira elimize geçecek” dedi.
Arhavi Ziraat Odası Başkanı Sadık Yıldırım Bayrak ise, “Ülkemizin en çok göç veren bölgesinde ikamet ediyoruz. 210 bin ruhsatlı üreticinin çay tarımı yaptığı bakan ve Çaykur verilere karşı belirlenmiştir. Biz doğduğumuz topraklarda yaptığımız tarımdan doymak istiyoruz. Yani hak ettiğimizi, emek ettiğimiz çayın karşılığı olarak alacağımız parayla doğduğumuz topraklarda hayatımızı idame etmek istiyoruz” diye konuştu.
‘FİYATIN REVİZE EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ’
Artvin Borçka Ziraat Odası Başkanı ve Bölge Koordinatörü Tolga İskenderoğlu, şu şekilde konuştu:
“Karadeniz için ciddi anlamı olan hayatımızı idame ettirdiğimiz bir tarım ürünü çay. Ve Tirebolu’dan, Borçka’ya kadar çay üretimi yapılıyor ve bütün Karadeniz halkının doğrudan ve dolaylı olarak geçimini sağladıkları bir ürün çay. Aynı zamanda ülkemiz için de stratejik bir ürün çay, o yüzden devlet yetkililerimiz çay maliyetlerini ve sahadaki talepleri dikkate alarak tekrar konuyu değerlendirerek üreticinin memnun olacağı, STK’nın memnun olacağı, sektörün memnun olacağı bir fiyatın açıklanmasına ihtiyaç vardır.
Bu bir zincir halkası üretici işleyecek. Üretici üretecek, sanayi işleyecek. Dolayısıyla birbirinden ayrılmaz bir sektör. Dünyada üretimde beşinci olduğumuz, tüketimde de birinci olduğumuz bir ürünün hem kanuna hem taban fiyata hem de sanayinin, üretenin ve tüketenin memnun olduğu bir ortama ihtiyaç vardır. Bu açıklanan fiyat bu ortamı sağlamakta özellikle üreticinin mağduriyeti bu anlamda ciddi olmakta. O yüzden tekrar devlet yetkililerimizden bir Ziraat Odaları olarak üreticilerin temsilcileri olarak devlet yetkililerimiz maliyetlerin tekrar incelenerek bu fiyatın revize edilmesini talep ediyoruz.”
]]>Her üç ilçede de vatandaşlar, İmamoğlu ve adaylara sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu’na olan ilgi, 20’li yaşlarının başında köftecilik yapıp, ikamet ettiği Güngören’de de devam etti. İmamoğlu, seçim otobüsünün önünü kesip, kendisine sevgi gösterilerinde bulunan vatandaşlara, “Bu cadde, benim caddem. Yaklaşık 10-12 yıl buralarda ticaretimle, yaşamımla var oldum. Burada birçok insanı selamladım, kader birliği yaptım. Güngören’i ayrı seviyorum. Yüksel Yalçın Başkanımla, çok güzel bir 5 yıl Güngören’e daha farklı bir hizmet verme arzusundayız. Siz kıymetli dostlarım vasıtasıyla bütün komşularımıza, bütün gün görevli hemşehrilerime sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. İnşallah 1 Nisan’dan sonra İstanbul kazanacak, 16 milyonun iradesi kazanacak. İstanbul’un güçlü, vicdan ittifakı kazanacak” sözleriyle seslendi.
İBB YURDUNDA KALAN ÖĞRENCİLERLE SELAMLAŞTI
İmamoğlu, bugünün ilçe turlarını, Gaziosmanpaşa Küçükköy Meydanı’nda, CHP Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Hakan Bahçetepe ile birlikte gerçekleştirdiği halk buluşmasıyla noktaladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve CHP milletvekili Ali Gökçek de halk buluşmasına katılan isimler oldu. Meydanı dolduran coşkulu kalabalığın sevgi gösterileri altında konuşan İmamoğlu, alana komşu İBB Yurdu’nda kalan ve kendisini izleyen öğrencileri selamladı. İmamoğlu, vatandaşların ellerinde yükselen bazı dövizlere şu ilginç karşılıkları verdi:

DÖVİZLERE KAYITSIZ KALMADI
“Küçük delikanlı diyor ki, ‘Tek umudumuz sensin.’ Şimdi bak; umut ne biliyor musun? Esas umut sensin, sen. Ben sana baktığımda umudu görüyorum, küçük dev adam. ‘Küçükköylü kadınların kalbindesin.’ Eğer size hizmette layık olursak, ne mutlu bize. Allah, bizi bu şehrin bütün hanımefendilerine mahcup etmesin. ‘Hoş geldin metrolar kralı.’ Estağfurullah. Tabii ki metroları yaptık. Bakın söyleyeyim. 122 kilometre diyorlar. 25 yılda yaptıklarının yarısından daha fazlasını, bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla 5 yılda yaptı; 65 kilometre. Yani hani adımlasam, nasıl adımlarım bilmiyorum ama; bir gün, bir adımın bir kilometre etmediğini gösterecekler ona ama ne zaman bilmiyorum. ‘Ne sağı, ne solu, tek yol İmamoğlu’ demiş. Bu duyguya layık olmak, benim için dünyanın en güzel şeyi. Nedir biliyor musunuz layık olmak? Şu: Bu toplumun tamamına, görüşleri ne olursa olsun, etnik kökeni, yaşamı, inancı, mezhebi ne olursa olsun, ben, bu şehrin her insanı tarafından eğer rızalık alıyorsam, helallik alıyorsam ne mutlu bana. Dünyanın en mutlu insanı olurum. ’17 bakan geldi de İstanbul’a senin gibi bakan gelmedi.’ Helal olsun hanımefendi, teşekkür ederim. Bakınız tam istediğim afiş bu. ‘Küçükköy’e hoş geldiniz’ diyor, altına da yazıyor; ‘İstanbul’un muhafızları.”

“BEN BU SEÇİMİ NİYE SEVİYORUM BİLİYOR MUSUNUZ?”
Seçimlere çık kısa bir süre kaldığını hatırlatan İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’a, “31 Mart’a kaç gün kaldı? Bunu da adımlayayım mı? 1, 2… Yok, dur; perşembe, cuma, cumartesi. 3 gün. Sonra seçim. Ben bu seçimi niye seviyorum biliyor musunuz? Seçimde herkese eşitleniyor. Milyarderi de eşit, bakkalı da eşit. Köftecisi de eşit, bakanı da eşit” göndermesinde bulundu. Eşitlik durumunun, ülkemize Cumhuriyetin hediyesi olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Bu güzel Türkiye Cumhuriyeti’ne ne kadar minnettar olsak az. Büyük bir minnettarlık borcumuz var. Onu ne yapacağız? Pazar günü, demokrasimizi ve Cumhuriyetimizi korumak için, hepimiz, hep birlikte demokrasi bayramı adına oy kullanmaya gideceğiz” dedi. İmamoğlu, iktidar kanadıyla kendilerinin anlayış farklılığını, “Birisi diyor ki, ‘Ben her şeyi bilirim.’ Her şeyi kendine ait görüyor. Biz de diyoruz ki; şu an konuştuğumuz bütün meseleler, milletimizin meseleleri, milletimize ait olan şeyleri konuşuyoruz. Milletimizin hakkını, milletimize emanet etmek için konuşuyoruz. Yani sizlerin hakkını, kendi hakkı gibi gören anlayışa karşı, bu pazar günü, hepimiz görevimizi yerine getirmekle yükümlüyüz” sözleriyle dile getirdi.

“SEÇİM GELİNCE BUNLARIN BİR ANDA HUYLARI DEĞİŞİYOR”
“Bu millet buyruğu sevmez, emredeni sevmez, talimat vereni sevmez” diyen İmamoğlu, “Bu millet, idareci olanın milletine had bildireni varsa, o idareciyi de sevmez. Öyle değil mi? Zaten güzel Cumhuriyet, bu güzel sistem bize ne şu talimatı vermiş: Cumhuriyetin yöneticileri, vatandaşına karşı had bildiren değil, vatandaşına karşı haddini bilen olmalı” ifadelerini kullandı. Siyasete atıldığı günden beri, güzel dil kullanma prensibinden vazgeçmediğinin altını çizen İmamoğlu, “Seçim gelince bunların bir anda huyları değişiyor. Bunlar, ricada bulunmaya başlıyorlar. Hemen yumuşuyorlar. Öyle mi? Seçimden seçime. Ama seçim bitti mi, ne biliyorlarsa, onu yapıyorlar. Doğru mu? Geçen sene genel seçimde ne dediler? Dediler ki, ‘Biz artık mülakat sistemini kaldıracağız.’ Kalktı mı? Kaldırmazlar. Ama seçim geçti mi, millete efelik yaparlar. Bunlar neden anlarlar biliyor musunuz? Bu anlayışa, bu sandıkta sağlam bir ders verirseniz, Gaziosmanpaşa’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, İstanbul’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, bunlar kendine gelir. ‘Ne yapalım’ diye tutuşurlar” dedi.

“ŞARKININ ADI DEĞİŞTİ: ANKARA’DAN KABİNE GELDİ”
Ankara’dan İstanbul’a taşınan bakanlar konusunu bir kez daha gündemine alan İmamoğlu, şunları söyledi:
– “Hani güzel bir şarkı vardı, ‘Ankara’da abim geldi’ diye. Ben de severim o şarkıyı. Şimdi bu şarkıyı bu sene değiştirdik; ‘Ankara’dan kabine geldi.’ Doğru mu? Bütün kabine burada. Geziyorlar mı? Ekrem İmamoğlu’na karşı çalışıyorlar mı? Biri Pendik’te, biri Sancaktepe’de, birisi Fatih’te, öbürü Bahçelievler’de dolaşıyorlar mı? Hatta şarkı söyleyip, eğlenenler de var gördünüz mü? Bakıyorsun İçişleri Bakanı; bu seçimin güvenliğinden sorumlu. Adalet Bakanı; bu süreçteki olaylardan sorumlu. Sağlık bakanı; sağlıkla ilgili süreçlerden sorumlu. Bakanlıkları boşaltmışlar, koşa koşa gelmişler ve burada, Ekrem İmamoğlu’nun karşısında birleşmişler. Şimdi bunu birkaç tane anlamı var: Bir; adaylarına güvenmiyorlar demek ki. Doğru mu? E o zaman yazık değil mi arkadaşınıza? Yani bakan arkadaşınızı, mahcup duruma düşürmüyor musunuz? İki; bu kadar önemli işleri var Türkiye Cumhuriyeti devletimizin. Her bakanlığın işlerini sayacak değilim; ekonomi, maliye, her konuda… Git enflasyonla uğraş. Git bu şehrin, bu ülkenin seçim güvenliğiyle uğraş. Git sağlıkla ilgili hastanelerde yaşanan sorunlarla ilgilen. Emeklinin maaşıyla ilgilen.”

“BAKANLAR, ALLAH BİLİR, KENDİLERİNE FAZLA MESAİ DE YAZDIRIRLAR”
– Ama bunlar, buraya geliyorlar. Hem de raporlu da gelmiyorlar. Allah bilir, kendilerine fazla mesai de yazdırırlar. Bunlar atanmış arkadaşlar, bunlar kendilerine fazla mesai bile yazdırırlar. Ben, kendi ahlakım gereği, normalde bunları bu kadar konuşmam. Niye biliyor musunuz? Belki içlerinde utanma huyu olan vardır da utanırlar diye konuşuyorum. Utanırlar diye. Yoksa bu kadar konuşmam. Ama utansınlar diye konuşuyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanı olmak ne demek ya? İşinize baksanıza. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanı ağır olacak. Görevini yapacak. Herkesin ona eşit gözle bakmasını sağlayacaksın. Ama geliyorsun burada seçim çalışması yapıyorsun; bir de şarkılarla, türkülerle anons yaparak. Yazıktır, günahtır. Bu millet o zaman senin seçim güvenliğini sağlıklı bir şekilde yürüteceğinden nasıl emin olacak? Güvenebilir misiniz? Güvenemezsiniz. O bakımdan, kendilerine çeki düzen versinler diye, bunları anlatıyorum.”
“BAKTIK Kİ BUNLAR ÇİZMEYİ AŞIYORLAR, ‘ASKIDA FATURA’ YI BULDUK”
Kendi dönemlerinde, kurum tarihinde ilk olan uygulamalarının ve önümüzdeki dönemde yapacakları hizmetlerin kısa dökümlerini yapan İmamoğlu, “Hatırlıyor musunuz pandemiyi? Pandemide, insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak üzere topladığımız bağışlara el koydular; hatırlıyor musunuz? Baktık ki bunlar bu kadar çizmeyi aşıyorlar, mucizevi bir şey bulduk. ‘Askıda Fatura’yı bulduk. 600 bin insanın faturası ödendi. Alan el, veren eli görmedi. Öyle bir vicdan köprüsü kurduk ki, dünya bu yaptığımızı alkışladı. Onun için biz bu dönem, şehrimize nefes aldırdık. Biz bu şehre, bereket getirdik. Niye biliyor musunuz bereket geldi? Milletin parasını millete verdik. Onun için bereket geldi. Bir avuç insana değil, milletin parasını millete verdik” diye konuştu.
“OYLARINIZI, GÜÇLERİNİZİ, YÜREKLERİNİZİ, ENERJİNİZİ BİRLEŞTİRMEYE HAZIR MIYIZ?”
Vatandaşları, seçim gününe kadar çalışmaya ve sandıklarda görev almaya davet eden İmamoğlu, konuşmasını özetle şu sözlerle tamamladı:
“Bu seçimi bir siyasi parti kazanmayacak. Bu seçimi, Küçükköylüler kazanacak. Bu seçimi, Gaziosmanpaşalılar kazanacak. Bu seçimi, bu şehrin çocukları kazanacak, bu şehrin gençleri kazanacak, bu şehrin hanımefendileri kazanacak. Dolayısıyla, millet kazanacak, millet. O nedenle okullarınızdan ayrılmayın. O günü orada, demokrasi şöleni gibi geçirmeye hazır mıyız? Oylarınızı, güçlerinizi, yüreklerinizi, enerjinizi birleştirmeye hazır mıyız? İsrafa, ihanete karşı gelmeye hazır mıyız? Size çok zor bir soru soracağım. Sorayım mı? Kanal mı, İstanbul mu? O zaman pazar günü ne yapıyoruz? Kanal hayali kuranlara diyoruz ki; ‘Güle güle, güle güle. 16 milyon İstanbul muhafızı var.’ Size söz veriyorum. 1 Nisan günü bu kardeşiniz, siz yetki verirseniz, Yaradan nasip ederse, Allah sağlık, sıhhat verirse, sizlere söz veriyorum, ant içiyorum. Hakan Bahçetepe ve bütün arkadaşlarımla ahlaklı, erdemli, halkı için çalışan, kalka hizmetin, Hakk’a hizmet olduğunu bilen ahlaklı bir süreci, daha güçlü bir icraatı sizlere var etmek için -değil atan karınca- gece-gündüz çalışmaya hazır Belediye Başkanınız olacağım. Size söz veriyorum. Size söz veriyorum. Ant içiyorum. Son söz: Onlar ne diyor? ‘Tam gaz geri.’ Biz ne diyoruz? Tam yol ileri.”
]]>İmamoğlu “İstanbul’un her noktasına özenli ve titiz bir şekilde hizmetlerimizi kavuşturduk. Bu dönem İstanbul’da hizmet noktasında hiç birbirinden ayırmadığımızın en güzel örneklerinden Üsküdar’dır. İstanbul’un en eşitlikçi belediye başkanı olacağım demiştim. İddia ediyorum; İstanbul’da gelmiş geçmiş her ilçesine aynı derecede hizmetleriyle buluşturmayı başaran bir dönemi İstanbul’da var ettiğimiz için ekibimizle gurur duyuyorum” dedi.

“İTHAL ADAY BUNU ANLAYABİLSE…”
Anne kart, halk süt, yurt hizmetlerini anlatan İmamoğlu, emeklilere verdikleri desteklere dikkat çekti ve ekonomiyi sert dille eleştirdi. İmamoğlu, “Emekliyi yani başımızın tacı olması gereken büyüklerimizi ne yazık ki tarihin en derin mahrumiyetini yaşattılar. 10 bin lira maaş ne demek? 2002 yılında bunlar iktidar olduğunda o dönemin asgari ücretine göre hesaplarsak şu anda en düşük emekli maaşı 25 bin lira olmalı. Bunlar ekonomiyi perişan ettiler” dedi.
“Ekonominin perişan olduğuna küçük bir örnek yine Üsküdar’dan vereyim” diyen İmamoğlu, daha önce de sosyal medyada önünde oluşan uzun kuyruklarla gündeme gelen Üsküdar’daki Kent Lokantası ile ilgili çarpıcı bir veri paylaşarak rakibi Murat Kurum’u eleştirdi.
İmamoğlu “Kent lokantamız açılalı daha bir sene oldu olmadı. 226 bin 950 kişi kent lokantamızdan faydalanmış. Bu kent lokantasını küçümseyen dersine çalışmamış o ithal aday var ya, ithal aday. Ah bunu bir anlayabilse” diye konuştu.

“İSTANBUL’U TANISIN ÖYLE GİTSİN ANKARA’YA”
İmamoğlu vatandaşlara şöyle seslendi:
*Birkaç gün sonra mühür size gelecek. Mührü doğru yerde kullanacaksınız. Bu kullanılan mühür, sizlerin geleceği adına en önemli kararın, onayı olacak. İstanbul’da zaten işiniz kolay.
*Biliyorsun iki tane aday var. O zaten 31 Mart’a kadar çalışsın, biraz hayat dersi alsın, sonra Ankara’ya yollayacağız onu. Öyle değil mi? Tabii şimdi gelirken dersine çalışmadı. Ben bazen çok detaylı anlatıyorum ki benim anlatımlarımdan İstanbul’u biraz daha tanısın da öyle gitsin Ankara’ya diye.
*Anlıyorum ki dinlemeyi de sevmiyor. Halbuki iyi bir belediye başkanı iyi öğrenci olacak. Ben iyi bir öğrenciyim. Halkı dinlerim ve öğrenirim. İyi belediye başkanı iyi öğrenci olacak. Şimdi tabii ben kendisine böyle takılıyorum zannetmeyin. Ben öyle düşünmüyorum sadece.
*İstanbul’da dersine çalışmadığını başka kim düşünüyor? 17 bakan arkadaşı. Öyle düşünmeseler Ankara’dan buraya niye gelsinler? Öyle değil mi? 17 yedi bakan arkadaşı, adayları yeterli olmadığını görünce çantayı, bavulu toplayıp İstanbul’a geldiler.
*Yetmedi, artı bir cumhurbaşkanı da geldi. Hepsi burada. Hepsi toplandı geldi. Hoş geldi, sefa geldi. Bunlara, misafirperverlik yapacak mıyız? Yapalım, ama 2019’daki gibi 23 Haziran’daki gibi 806 bin kez misafirperverliğe hazır mıyız?

“SEÇİLDİKLERİ MAKAMI KENDİ MÜLKLERİ ZANNEDİYORLAR”
“Sözüm ona İstanbul’u geri almak istiyorlar” diyen İmamoğlu şöyle devam etti:
“Kimden? Milletten. Düşünsenize bir metro açılışında diyor ki sayın Cumhurbaşkanı, ‘Sayın Kurum malımıza sahip çık.’ Ya kimin malı? Senin yaptığın metro da milletin malı, bizim yaptığımız metro da milletin malı. Bunu anlayamadılar. Onlar hala bir şeyi çözemediler. Millete ait olan şeylerin millete ait olduğunu kavrayamadılar. Hala seçildikleri yerlerin kendi makamları, kendi malları mülkleri zannediyorlar. Yahu değil, milletin malı. “
“1.5 GÜNDE BİR BİZE MÜFETTİŞ YOLLADILAR”
*İmtiyazlı bir avuç insana, imtiyazlı kişilere, binaları, mülkleri, yapıları kurumlara, derneklere dağıtırken nefes nefese kalmışlardı. İstanbul’u da perişan etmişlerdi. 5 yıldır İstanbul rahat bir nefes aldı. Bir kendine geldi. Var mıydı 100 bin çocuğa burs dağıtmak, biz dağıttık.
*5 yılda atom karınca gibi çalıştık. Onlar da boş durmadı. Onlar da çok çalıştı. Ne yaptılar biliyor musunuz? 1.5 günde bir bize müfettiş yolladılar. Tam 4 buçuk senede bin 9 kez Ekrem İmamoğlu’nu ve arkadaşlarını teftiş, soruşturmadan geçirdiler.
*O ahmak davası falan saymıyorum. Bize ne verdiler biliyor musunuz? Bin 19 kez şeref madalyası verdiler.. Biz teftiş edilmekten, denetlenmekten imtina etmeyiz ki milletin malını, milletin parasını biz yönetiyoruz. Tabii ki teftiş edilmeliyiz. Tabii ki hesap vermeliyiz.
*Ama sorun şurada. Bizden önceki 5 senede ne yaptılar? 146 kez teftiş. 146 nere, bin 19 nere? Sözüm ona Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarında leke bulacaklar. Ya da suçlayacaklar. Ne yapabildiler? 5 senede aça aça bir tane saçma sapan ahmak davası açabildiler. Başka bir şey yapabildiler mi? Yapamazlar.
*Çünkü biz 5 yıl boyunca ahlaklı, erdemli, şeffaf hesap veren halkçı belediyeciliğin en iyisi olmak için ant içmiştik, onu da yerine getirdik. Ne mutlu bize.

“SON ÇARE KUMPAS”
İmamoğlu kumpas videolarına da tepki göstererek “Biz bu kadar soruşturma geçirirken seçime 4-5 gün kaldı ya son çare ne? Kumpas. Son çare ne? İftira. Son çare ne? Yalan. Son çare ne? Montaj. Son çare ne? Video. Şimdi bu şekilde milleti aldatacaklar. Ekrem İmamoğlu’na sözüm ona leke atacaklar. Bunlara Allah akıl versin. Bunları Allah ıslah etsin. Ben vatandaş Ekrem olarak bunların yanlışlarını kabullenemiyorum” dedi.

“BUNU KENDİME YEDİREMİYORUM”
İmamoğlu Ankara’dan İstanbul’a AKP’nin seçim kampanyasına destek için gelen 17 bakan ve Cumhurbaşkanı’na da eleştirilerini sürdüren İmamoğlu şunları söyledi:
*Bunu kendime yediremiyorum. Devletin bakanı olmak şerefli bir görevdir. Atanmış kişilersiniz siz. Devletin bakanı olarak görev yapacaksınız. İçinde kim var? Dış İşleri Bakanı var. Maliye Bakanı var. Ekonomi Bakanı var. İçişleri Bakanı var, Adalet Bakanı var.
*Şimdi bunlar bakkal bakkal, market market, gezip oy istiyorlar. İçişleri Bakanı’na buradan sesleniyorum; ‘Dönsene Ankara’ya, işin gücün yok mu senin?’ İşte ‘Ekrem İmamoğlu burada aday. İmamoğlu’na oy vermeyin. Sayın aday Kurum’a verin…’ Yahu sizin başka işiniz yok mu? Devletin bakanısınız. Ben size bir şey diyeyim mi?
*Başları öne eğik gezecekler, biraz utanmaları varsa. Vatandaş Ekrem olarak utanıyorum. Niye biliyor musunuz? Devletin bakanı bunu yapmaz. Ama bir partinin bakanıysa, bir partinin görevlisi gibiyse o ayrı.
*O zaman sen devletin bakanı olamazsın. Pazar günü seçim güvenliğini sağlayacak kişi İçişleri Bakanı. Adalet Bakanı, adaleti sağlayacak hukuku sağlayacak Ekrem İmamoğlu üzerinden yaptıkları işlere bak.
*Savcılık yapıyor. Kumpas videoları üzerinden savcılık yapıyorlar. Utanmaları da yok. Bu kardeşiniz, bu hemşeriniz bu yola çıktı ya. Allah şahit siz de şahit olsun.Bir milim geri atmam bir milim.
*Ben 5.5 senedir bunlarla mücadele ediyorum büyükşehir nezdinde. Doğru yıkılmaz. İşinize bakın. Çünkü bunlar şuna alışmış. Seçim gününe kadar her şeyi yapacaklar. Seçimden bir gün sonra pazartesi günü ne diyecekler biliyor musunuz?
*‘Siyaseten söylemiştik, siyaseten yapmıştık…’ Biz siyasetin dilini değiştireceğiz. Onların yaptığı gibi seçimi kazanmak için her yol mübahtır anlayışı değişecek.
]]>
“DÜKKAN DÜKKAN GEZİYORLAR”
İmamoğlu şunları söyledi: “
* “İstanbul’da Cumhur İttifakı’nın adayı var mı? AK Parti’nin bir adayı var öyle değil mi? Peki kabine niye toplandı geldi Ankara’dan İstanbul’a? Onu anlayan var mı? Az değil 17 kişi. 17 bakanın buraya gelmesinin şöyle bir tarafı var. Demek ki; dersine çalışmayan acemi rakibimizi o kadar zayıf görmüşler ki, ‘hep beraber toplanalım, gidelim, yardımcı olalım’ demişler. E hoş gelmişler, sefa gelmişler. Dükkan dükkan geziyorlar. İzlediniz mi televizyonlarda? Tek başına gelmediler biliyorsunuz değil mi?
* Bakanlarla beraber daha 10 ay önce milletimiz oy verdi, seçildi. Hepinizin, herkesin cumhurbaşkanı, seçildi. Ama sayın Cumhurbaşkanı da İstanbul’a geldi. Hoş geldi sefa geldi. Biz misafirperveriz. Biz insan ağırlamayı biliriz. İstanbullu misafirperverdir. 23 Haziran’da hep beraber İstanbul’da kendisini ağırladık mı 2019’da? Hem de 806 bin kez, öyle değil mi? Bu sene daha fazlasıyla ağırlarız. Daha fazla mutlu ederiz. Öyle yapmaz mıyız? Daha fazla mutlu ederiz.

“BAKANLARA BİR ÇİFT LAFIM VAR”
* İstanbul’da dükkan dükkan gezen ya da pazar pazar gezen, salon salon gezip oy isteyen bakanlara bir çift lafım var. Bir; devletin işini bırakıp buraya niye geldiniz? Bakın memleketin etrafında her türlü sorun var. İsrail’de büyük bir insan kıyım var. Rusya’da terör saldırısı var, kınıyoruz. Öbür tarafta dış ilişkiler konusunda birçok gündem var. Sayın Bakan burada. İçişleri Bakanı; seçimin güvenliğinden sorumlusun. Ama dükkan dükkan oy istiyorsun. Bu vicdana sığar mı? Sığmaz. E peki Adalet Bakanı? Bu ülkeye adalet lazım mı? En sıkıntılı hat adalet. Ama sen yine dükkan dükkan, pazar pazar gezip oy istiyorsun.
* Oy iste, sorun yok ama buradan şunu söylemek istiyorum. Atanmış bakanlar, aynı zamanda bir memur gibidir. Yani bu şekilde siyaset yapamazlar, yapmamalılar. Bu milletin vicdanını sızlatır. Yanlış bir uygulamadır. Olmaz. Devletin belli kademeleri, bürokrasinin belli kademeleri bu işe girmemeli. Ama giriyorlar. Ayıp ediyorlar. Yanlış yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın da bu şekilde bu sürecin içine girmemesi lazım. Ekonomiden sorumlu bakanı, ‘ben Cumhur İttifakı’nın adayına oy istiyorum’ dese; vatandaşımız ona ‘sen git enflasyonu düzelt’ demez mi?
* Yapılan bu işler devletin düzenini zedeliyor. Tabii bu yaptıkları mertliğe sığmaz. Bu 17 bakan, artı aday: 17+1. Artı sayın Cumhurbaşkanı, 17+2. Hep birlikte bunlara misafirperverliğe hazır mıyız? 31 Mart’ta onları misafirperverliğimizle mutlu edeceğiz mi? Onları Tuzla’da, onları İstanbul’da tarihi bir oy farkıyla mutlu edip Ankara’ya işlerinin başına yollayacağız mı? Sonuçta devletimizin başı kendisi. Sonuçta onlar da bizim bakanımız, onları mutlu etmek de bizim boynumuzun borcu. Memnun ederiz.”

“ONLAR LEKE ATSINLAR, TOZ KADAR KONMAZ”
“Özellikle Ramazan ayında kul hakkı yenmez” diyen İmamoğlu kumpas videolarına da tepki gösterdi. İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:
* “Ramazan’da yalan konuşulmaz. Öyle değil mi? İftira atılmaz. Öyle değil mi? Bu kardeşinizi 5 senedir soruşturdular mı? Soruşturdular. Teftiş yolladılar mı? Yolladılar. Müfettiş yolladılar mı? Yolladılar. Ne yaptılar? Ekrem İmamoğlu’nu tam bin 19 kez soruşturdular. Yuhalamayın. Yollasınlar başımızın üstüne. Bizi teftiş edecekler. Bundan rahatsız değiliz. Didik didik ettiler. Bizden önceki 5 sene bu şehrin her kurumuna 140 kez geldiler. Bizim dönemimizde tam bin 19 kez. 20 senedir hiç gelmediği kurumları dolaştılar mı? Dolaştılar.
* Yahu 5 sene mercekle baktınız. Aşağıdan baktınız olmadı. Yukarıdan baktınız olmadı. Didik didik ettiniz. Her tarafından çekiştirdiniz. Mahkemelere verdiniz. Hapis cezası bile verdiniz Ekrem İmamoğlu’na. Baktılar gene olmuyor. Bir hafta kala Ekrem’e leke atmaya çalışıyorlar. Kumpasla, yalanla leke atmaya kalkıyorlar. Allah şahit Ramazan ayında söylüyorum. Onlar leke atsınlar. Toz kadar konmaz, toz. Kötü söz sahibine ait. Allah onları ıslah etsin. Allah onlara akıl versin. Ama biz bu zor günleri de atlatacağız.”

“MİLLETİN PARASINI MİLLETE VERİYORUZ”
5 yılda Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz nedeniyle emekliler, asgari ücretliler mağdur olup işsizlik tavan yaparken İBB’nin sosyal yardımların 6 katına çıkardığına dikkat çeken İmamoğlu, şöyle konuştu:
* “Çocuklarımızın yanında olduk. Annelerin yanında olduk. Biz onun için anne kartı çıkarttık. Onun için süt dağıtıyoruz. Daha fazla dağıtacağız. Onun için burs verdik, daha fazla vereceğiz. Bu zor günleri bizle biz hep beraber atlatacağız. Milletin olanı, millete dağıtıyoruz. Milletin parasını millete veriyoruz. Yoksulluğun ve insanların sıkıntıda olduğu zaman dilimini birlikte aşacağız. Yeni dönemde kentsel dönüşümde dar gelirli emeklilerin kentsel dönüşüm masraflarının yüzde 65’ini biz karşılayacağız. 7 bin lira kira yardımı vereceğiz. Emeklilere 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Bütün bunları niye yapacağız biliyor musunuz? Onlar ekonomiyi kötü yönettiler, başaramadılar. İnsanımızı mağdur etti. Biz onların eksiğini kapatacağız. Çünkü biz devlet kurumuyuz. Biz milletin olanı millete vermeye devam edeceğiz.”
GENÇLERE SESLENDİ: TÜRKİYE’NİN KADERİ SİZİN ELİNİZDE
1993 doğumlu Tuzla Belediye Başkan Adayı Eren Ali Bingöl’ü yanına alan İmamoğlu gençlere de oy kullanmaları çağrısında bulundu. İmamoğlu gençlere şöyle seslendi:
* “Gençler siyasetten uzak duruyor. Haklılar, biliyorum. Artık gençler şöyle düşünüyor; ‘Ne yaparsak yapalım hiçbir şey değişmiyor.’ Ve gençler sandığa gitmek istemiyor. Gençler haklı ama şunu söyleyeyim. Bu seçimde gençlere bir şey hatırlatmak istiyorum. Sevgili gençler lütfen kendinize gelin. Bakın Türkiye’nin kaderi sizin elinizde. Özellikle Türkiye’nin talihini, Türkiye’nin kötü giden sürecini bir oyla değiştirebilirsiniz. Ben bütün gençlerimizi sandığa davet ediyorum. Oy hakkınızı kullanın. Sizin haklarınızı koruyan, sizlere burs veren, sizlere yurt açan, gençlerin önünü açan, gençliğin istediği projeleri yapan bizlere destek olun. Tuzla’da genç belediye başkanımıza destek olun. İstanbul’da İmamoğlu’nun ikinci dönemine destek olun. Biz, sizlerle birlikte İstanbul’dan güçlü bir gençlik ateşi daha yakalım.
* Bu gençlik ateşi Türkiye’nin talihsiz süreçlerini değiştirsin. Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkeyi gençlere emanet ettiği gibi bugün yine gençlerimizin büyük sorumlulukları var. Gençlerimizin bu sese kulak vereceğine inanıyorum. 2019 öncesine dönmeyeceklerine inanıyorum. Ve birlikte inşallah bu süreçte duydukları bütün umutsuzlukları yok edeceğiz. Biz 2019’da rantçılığı bitirdik. Bu seçimde rantçılığı tarihe gömeceğiz. 2019’da israfın önünü kestik. Bu seçimde israfı tarihe gömeceğiz. Biz artık bu ülkenin bereketli bütçeye sahip olmasını istiyoruz. Onun için İstanbul’un sorumluluğu büyük. Birbirine engel olan, birbirini tanımayan, kibirli insanlar değil, bir kişi ne istiyorsa, onu yapan değil Tuzlalı ne istiyorsa İstanbullu ne istiyorsa onu yapan belediye başkanlarını seçin. Biz milletimiz ne derse onu yapacağız. Biz milletimizin istekleri için koşacağız. Bu süreç partiler ötesi. Bana bulmuşlar ama hoşuma gidiyor; ‘Yok bu işin sağı, solu, aklın yolu İmamoğlu.’ Ben oradayım. Aklın yolunun olduğu yerdeyim.”
]]>CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Şanlıurfa ve Mardin'deki elektrik malatya escort kesintilerine tepki göstermek amacıyla, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde sabaha kadar oturma eylemi başlattı.
Mahmut Tanal eylemini X hesabından, şu açıklamayla duyurdu:
"Şanlıurfa ve Mardin’de sakarya escort zulme dönüşen elektrik kesintilerine tepki göstermek, ‘uyuyan’ iktidar yetkililerini çözüm üretmeye çağırmak maksadıyla Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde sabaha kadar oturma eylemine başladım. Şanlıurfa, Mardin halkı karanlıkta. Ne iş yaparsınız ey iktidardakiler."
"SURİYE'YE ÜCRETSİZ ELEKTRİK GÖNDERİLİYOR AMA BENİM VATANDAŞIM MAĞDUR"
Öte yandan Tanal, şu açıklamayı yaptı:
"Bugün Şanlıurfa ve Mardin'den 100'e yakın arayan var. Sürekli diyarbakır escort elektrikler kesik. Elektriklerin Şanlıurfa ve Mardin'de sürekli kesik olması nedeniyle buna kayıtsız kalmak imkansız çünkü enerji bir insan hakkıdır. İnsan hakkından vazgeçilemez. Elektriklerin sürekli kesilmesi nedeniyle insanların sağlığı açısından onurlu bir yaşam sürdürmeleri de imkansız. Çocukların eğitimi, insanların van escort sağlığı açısından mağduriyet yaşanıyor. Bu insanların mağduriyetini dile getirme adına Bakanlığı arıyoruz, ilgilenmiyorlar. Oradaki elektrik yetkililerini arıyoruz, ilgilenmiyor. Vatandaşlar urfa escort perişan durumda, bu açıdan sabaha kadar burada oturma eylemi yapacağım ve eğer vatandaşın bir nebze sesini duyurabilirsek, bu mağduriyeti önleyebilirsek ne mutlu bizlere. Kaldı ki Şanlıurfa'nın Suriye'ye olan sınırından Suriye'ye ücretsiz olarak elektrik gönderiliyor ama benim vatandaşım mağdur."
"BU TOPLU BİR CEZALANDIRMA"
Vatandaşın parasını verdiği halde yatırımlar yapılmadığı için sürekli escort elektriklerin kesildiğini vurgulayan Tanal, şöyle konuştu:
"Şanlıurfa'daki elektrik kesintilerine ilişkin kamuoyu, 'borçları var' diyebilir. Eğer bir hanenin borcu varsa o borçtan dolayı tüm köyün elektriği kesiliyor. Bir köyde 10 kocaeli escort evin borcu varsa o köyden önceki köylerin elektriği de kesiliyor ve bu toplu bir cezalandırmadır. Kimin borcu varsa sen onu kesebilirsin. Onu da keserken bu enerjinin bir insan hakkı çanakkale escort olması nedeniyle bundan mahrum bırakamazsın çünkü evde asgari yaşam şartları var. Bu yaşam şartları nedeniyle çocukları, aileleri elektriksiz bırakamazsınız. Elektriksiz bırakmak buradaki yaşam kalitesini düşürmek anlamına gelir, insan hakkı ihlali anlamına gelir. Hiçbir insanı insan hakkı ihlaline mahkum mardin escort bırakmaya hiçbir ekonomik veya siyasi gerekçe olamaz."
Bakanlık önünde eylem yapan işçiler “Patronlar bunca kişinin emeğini gasbediyor, koskoca bakanlar duymuyor” tepkisini dile getirdi.
Sabah erken saatlerden itibaren Bakan Vedat Işıkhan ile görüşme talebiyle beklemeye başlayan işçiler, ”Agrobay işçisi köle değildir”, ”Sendika haktır engellenemez” ve ”Agrobay hakkımızı ver” sloganları attı.
Kadın işçilerden biri, “Türkiye’nin en zengini bizi 7 aydır kapının önüne koydu. Jandarma, albay kimse kalmadı bize hakaret etmeyen. Arzu Şentürk bizim hakkımızı ver” dedi.
”BİR HAFTADIR YAYA YÜRÜYORUZ”
İşçilerden Naime Tekkahraman da haklarının verilmesini, tazminatlarının ödenmesini isteyerek, “Hakkımız için geldik. 7 aydır mücadele ediyoruz. Senelik iznimiz, aylıklarımız var, tazminatımız var. Sendikali olduk, arkadaşlarımıza destek olduk. Ertesi gün bizi kapının arkasına koydular. Sadece biz değildik, 300 kişiydik. Sadece bizi seçtiler. Bir haftadır yaya yürüyoruz. Hakkımız için geldik. Arzu hakkımızı versin” diye konuştu.
14 yıldır Agrobay işçisi olan Şehriban Kapaklıkaya ise Bakanlık önüne çözüm bulabilmek için geldiklerini belirterek, şunları söyledi:
”Biz buraya kavgaya, dövüşe gelmedik. Hakkımızı almaya geldik. Büyüğümüzdür, devlettir diye geldik. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bizi davet edip, çözüm bulsun diye geldik. Çözüm alana kadar buradan dönmüyoruz. Emeğimiz kaldı. 8 aydır direnişteyiz. Kimse sesimizi duymadı. Bizim gibi fakir fukaranın sesini kimse duymaz. Patrona dokunulmasın… Onlar zaten işçinin sırtından geçinirler. O patronlar bunca kişinin emeğini gasp ediyor. Koskoca bakanlar duymuyor. Çözüm yolu bulamıyor. İstese bulurlar. Ölüm var dönmek yok. Sadaka değil bizim istediğimiz, sadece emeğimiz. Aylığımız, mesailerimiz kaldı. Bu patron değil işçi düşmanı. Kimseyle gürültü değil, emek istiyoruz”
Bekleyiş sürerken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş’ın daveti üzerine Tarım Sen Genel Başkanı Umut Kocagöz ve temsilen seçilen işçiler görüşme gerçekleştirdi.
“BAKAN YARDIMCISI İLE GÖRÜŞECEĞİZ”
Görüşmenin ardından Tarım Sen Genel Başkanı Kocagöz, şu açıklamada bulundu:
“18 Mart 2024 tarihinde Bergama’dan başladığımız Ankara yürüyüşümüzde şu an Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önündeyiz. Sendikal sebeple işten atılan arkadaşlarımızın haklarını almak için 7 aydır mücadele yürütüyoruz. Sendikal sebep Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kapsamında olduğu için daha önce bu konuda pozitif gelişme olmadığından, Bakanlığı muhatap olarak gördüğümüz için buradayız. Geçtiğimiz perşembe günü de bir görüşme gerçekleştirmiştik Çalışma Genel Müdürlüğü ile. Bu görüşmede herhangi bir sonuç alamamıştık. Temel yaklaşm; muhatap alınacak kesimin kendileri olmadığı yönünde. Şimdi tekrar bir görüşme yaptık Çalışma Genel Müdürü ile. Kendisi, Çalışma Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik’le bugün saat 16.00’da görüşme yapılacağına dair teyitte bulundu. Biz de heyet olarak saat 16.00’da Bakanlıkta görüşme gerçekleştireceğiz.”
Kocagöz, işçilerin haklarının bir an önce verilmesini ve işten çıkarmaların cezasız kalmamasını istediklerini dile getirerek, “Bakanlığın muhatap olarak karşımıza çıkması olumlu bir gelişme, ancak yeterli değildir. Biz programımıza devam edeceğiz. Buradan sonra AKP, İYİ Parti ve CHP Genel Merkezlerinde görüşmeler yapacağız. Akşam da 18.30’da Madenci Anıtı önünde basın açıklamamız olacak” dedi.
İşçiler daha sonra AKP Genel Merkezine gitmek üzere Bakanlık önünden ayrıldı.
]]>– 17 tane bakan İstanbul’da siyaset yapıyor. 17 bakan + 1 aday… 17+1, bir kişi daha var, yakında o da gelecek. Bekliyoruz vallahi, gel. Bekliyoruz, bu İstanbullu misafir ağırlamayı sever mi? 23 Haziran’da 806 bin kere nasıl misafir ettiyse şimdi daha büyük rakamla misafir edecek.
“HIRSIZ” DEDİLER, “TERÖRİST” DEDİLER
2019’da başkan seçildiği yerel seçimi hatırlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:
– 2019’da seçimi kazandıktan sonra “Çaldılar” dediler mi? Dediler. “Hırsız” dediler mi? Dediler. Sandık başındakilere “Terörist” dediler mi? Dediler. Bir bakan “Sandık başlarında 700 tane terörist tespit ettik” dedi.
– Bu millet öyle bir demokrasi tokadı attı ki… Mİlletimizin vicdanı, adaleti büyüktür. Kul hakkı yediler, hesabını vermediler. Millet hesabını kesti” ifadelerini kullandı.
“HADİ ORADAN İŞİNE BAK”
Bakanlık tarafından yapılan Sabiha Gökçen Metro Hattı için İBB’den 10 ayda 5.5 milyar tahsil ettiğini hatırlatan İmamoğlu şöyle devam etti:
– Daha önce 20 senede parasını alırlardı. Bu da milletin parası, bu da milletin parası. Dertleri ne biliyor musunuz? Güya Ekrem İmamoğlu’nu köşeye sıkıştıracaklar. Güya Ekrem İmamoğlu’na diz çöktürecekler. Güya Ekrem İmamoğlu’nu yıldıracaklar. Ya hadi oradan işine bak… Bu millet, hizmet edeni görür. Parti, purtu işi değil bu. Bu millet hakkını verir. Nasıl hakkını verir biliyor musunuz?
– 2019’da seçimi kazandıktan sonra ‘çaldılar’ dediler, ‘hırsız’ dediler. Bir bakan çıktı ‘sandık başlarında 700 tane terörist tespit ettik’ dedi. Seçimi iptal ettiler mi? Bu millet ne yaptı? Onlara öyle bir demokrasi tokadı attı ki… Milletimizin vicdanı, milletimizin adaleti büyüktür. Kul hakkı yediler, hesabını vermediler. Ama millet hesabını kesti. Seçimden sonra utanmadan, ‘biz o hırsız laflarını siyaseten söyledik’ dediler. Yahu Allah’tan kork. Allah korusun; ben birine siyaseten hırsız diyeceğim. Yahu ağzımdan çıkamaz. Siyaseten birine terörist diyeceğim. Ya birine terörist denir mi durduk yere? Hırsız denir mi? Allah bunların gazabından milletimizi korusun.
“KAYBEDECEKLERİNİ ANLADILAR KUMPASA BAŞLADILAR”
İmamoğlu, gündemdeki kumpas videolarına tepki göstererek şunları kaydetti:
“Seçimi kaybedeceğini anladı hemen yalana, dolana, kumpasa başladılar. Yolun kenarında, caddede, orada burada yanan otobüs filmleri çekmek, kumpaslar kurmak, 4.5 sene önceki videodan kendine iş aramak, savcı gibi her gün açıklama yapıyor Adalet Bakanı. Üzülüyorum onun haline. 17 bakan İstanbul’da, siyaset yapıyor. 17 bakan, artı aday, etti 17+1. Ama bir kişi daha var. O da geliyor, yakındır gelecek. Bekliyoruz vallahi gel. Buyursun gelsin. İstanbul’a bekliyoruz. Bu İstanbullu misafir ağırlamasını sever. 23 Haziran’da 806 bin kere nasıl misafir ettiyse şimdi daha büyük rakamla misafir edeceğiz.”
]]>“İÇ GÜVENLİĞİ EN İYİ YAPABİLEN ÜLKE OLABİLMEK İSTİYORUZ”
Türkiye’nin huzurunun önemine vurgu yapan Bakan Yerlikaya, şu ifadeleri kullandı;
*600 bin çalışanımız, mesai arkadaşlarımız var. 600 bin ailemize şu mesajı verdik, bakanları olarak: Herkes evinde huzurlu, işine geldiği zaman mesaisinde huzurlu olsun ki, Türkiye’nin huzuru ile ilgili söylemiş olduğumuz sözün sahada karşılığı olsun.
*Bu kardeşiniz bunu yapmaya çalışıyor. Bunu da yapmak için, birinci olarak bugünü, bu anı, aziz milletinin emrinde devletimizin emrinde, tüm 81 şehrimiz, 922 ilçemiz, dünyadaki devletlerin içerisinde iç güvenliği en iyi yapabilen bir ülke olabilmek için suç işlenmesini önleyici duruşunu dirençli hale getirmek, eğer bir suç işlenmesini önleyemedik olduysa ikinci olarak, olabilecek en kısa süre içerisinde bunları yakalayıp adalete teslim etmek.
*Yani ‘İki kelimeyle görevini özetle sayın bakan’ derseniz: Önle, yakala. Bizim görevimiz bu. Bu noktada bizim devamlı dirençli olmamız lazım. Kendi vücut iklimimizde, evimizde, işimizde, sahada huzurla ilgili iyi bir takım oyunu oynamamız lazım.
*O yüzden benden hiçbir zaman şunu duymadınız: Ben diyen birisi değilim. Biz diyoruz. Mottomuz Türkiye’nin huzuru dedik. Şehirlerin huzuru olursa, ülkenin huzuru olur diyoruz. İstanbul’un huzuru da Türkiye’nin huzuru için olmazsa olmaz diyoruz. İstanbul dünyanın 131 ülkesinden daha büyük, 15’inci büyük nüfusa sahip bir mega şehir. 16 milyona yakın nüfusumuz var, 1 milyon 90 bin yasal kalışı olan yabancı var.
*Geçen yıl 17 milyon 500 bin turist geldi. Biz böyle bir şehir içerisinde, başta asayiş olmak üzere hain bölücü terör örgütü ve diğer terör türlerinin her biriyle mücadele ediyoruz. ve bir önceki aydan, bir önceki 6 aydan, bir önceki 1 yıldan, yıllardan daha iyi rakamlara kavuşmak için İçişleri ailesi olarak, İstanbul’da valilik, emniyet, jandarma, sahil güvenlik, MİT bölge hep beraber büyük bir uyum içerisinde, ben değil biz diyerek takım ruhuyla çalışıyoruz.
“782 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ”
Göreve geldiği 9 aydan bu yana yapılan çalışmaları sunum eşliğinde anlatan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sözlerini şöyle sürdürdü:
*Hain PKK/KCK terör örgütüyle ilgili bir Türkiye, bir İstanbul projeksiyonu yapıyoruz. PKK terör örgütüyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir cümle; her zaman söylüyoruz: ‘Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmayacağız, azimle, kararlılıkla son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar çalışacağız’.
*Türkiye yüzyılında terörle anılan bir ülke olmamakta kararlıyız, inançlıyız. Zaten 22 yıldan beri, hain, bölücü terör örgütleriyle ilgili mücadelede gelinen nokta; nefesleri kesildi. Dostlarımıza güven, düşmanlara da kusura bakmasınlar onları rahatsız etmekte kararlıyız. Sınırımızın altında da teröristan ya da teröristan adacıkları kurdurtmamakta kararlıyız.
*Hiç kimse heveslenmesin. İçişleri Bakanlığı olarak, 1 Haziran 2023-29 Şubat 2024 tarihleri arasında 9 ayda, jandarmamız, emniyetimiz, istihbaratımız hep beraber 17 bin 757 kırsal operasyon, polisimiz şehirde 3 bin 396 operasyonda yani toplamda 21 bin 153 operasyonda 782 terörist etkisiz hale getirildi.
*Envanterimize 2017’den itibaren yerli ve milli İHA, SİHA, İKU, ANKA öyle bir girdi ki; bizim, o son teröristin etkisiz hale getirmeyle ilgili hedefimizde bize büyük bir güç verdi ve tesirini hep beraber görüyoruz.
“MASAK’I UÇURUYORUZ”
Fenomenlerle ilgili MASAK’ın çalışmalarına da değinen Bakan Yerlikaya, “Bu MASAK var ya MASAK, Mehmet Şimşek bakanımızla birlikte uçuruyoruz burayı. Bizim, hukuki, helal kazançla kişinin, çevrimiçi dünyada, sanal ortamda, konvansiyel ortamda, yazılı, görsel basında bunların arzı endam etmesine sizin, bizim laf söylemesi mümkün mü? Fakat, bazı meselelerle ilgili ekranda vatandaş bir şey gördüğü zaman ‘bu kazançla ilgili benim şüphem var, ey devlet’ diyor, çağrıda bulunuyor. Biz de, Mehmet Şimşek bakanımız ile vatandaşımızın rahatsız olduğu ve ihbarda bulunduğu her türlü görünü ile ilgili şüphelendiğimiz, bunun semptomları olduğunu gördüklerimize MASAK olarak gece gündüz demeden bakıyoruz. MASAK ile beraber şimdilik, 90 milyar lira olarak da mal varlığına el konuldu. Yargı, ‘paranın akış şeması doğru bir akış değil o zaman ben buna hukuki el koyuyorum’ diyor” şeklinde konuştu.
“LÜKS ARAÇLARIN BAKIMINI DİSTRİBÜTÖRLER ÜSTLENİYOR”
Fenomenlere ait lüks araçların İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesine katılmasının sembol bir hizmet olduğunu ifade eden Yerlikaya, “İstanbul’da 90 milyara yakın mal varlığına el konulunca, mahkemeye gidilip ‘Bu araçlar yedieminde kalacak. Bunu uygun görürseniz emniyetin envanterine tahsis edelim’ denildi. Değerlendirdiler, düşündüler. Mahkeme dedi ki; ‘bu araçları size veriyoruz’. Milletten kibirlenerek, korkutarak, gayr-i meşru, gayr-i kanuni bu parayı alıp, bu araçlara binilirken, millet kendi adına karar veren mahkeme aldı bunları Türk polisine verdi. Biz de bunu İstanbul polisimizin, Türk polisimizin devriye otosu yaptık. Bunlar sabah akşam kullanmaktan ziyade sembol olan meydanlarda duruyor. Sadece Türkiye’de değil dünyada da çok ses getirdi. Türkiye’de yüzde 98 olumlu buldu. ‘Bu araçların bakımları ne olacak’ dendi. Arkadaşlarımız bu firmaların distribütörleriyle görüştü. ‘Siz sadece benzin parasını verin diğerlerini biz üstleniyoruz’ dediler.” ifadelerini kullandı.
]]>Seçim otobüsünden vatandaşları selamlayan üçlü, yurttaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Şirinevler Şehit Yarbay Cesur Parkı’nda, yağmur altında gerçekleştirilen buluşmada, sırasıyla; Emecan, Çelik ve İmamoğlu halka hitap etti.
İmamoğlu, Bahçelievler’in eşi Dilek İmamoğlu ile ilk yuva kurduğu yer olduğu bilgisini paylaştı. Bahçelievler’le bağının hiç kopmadığını belirten İmamoğlu, “Bu sokaklardan geçerken ama işimden dolayı ama sosyal sorumluluklarından dolayı, kim derdi ki, bir gün gelecek ve ben burada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak size hitap edeceğim. Bunu kimse tahmin edemez” dedi.

“ÜÇÜMÜZ BİRLİKTE BAHÇELİEVLER’DE TARİH YAZACAĞIZ”
Bir köy çocuğu olarak İBB Başkanı olmasını, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete borçlu olduğunu kaydeden İmamoğlu, “Onun için bu millete borcumuz çok. Bu devlete, bu topraklara, bu cennet vatana borcumuz çok. Borcumuzu ödemek için hizmet edeceğiz. Onun için buradayız. Benim gibi Emine Gülizar Emecan Hanım da onun için burada” dedi. Emecan ile birlikte CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bir Bahçelievler sakini olduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Bu ne demek oluyor biliyor musunuz? Aramızda kalsın; Bahçelievler hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Şimdi hem Gülizar Emecan bir Bahçelievlerli ve bir kadın mühendis olarak hem Özgür Çelik bir Bahçelievlerli ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin İl Başkanı olarak, üçümüz birlikte Bahçelievler’de tarih yazacağız, tarih. Bahçelievler Bahçelievler eminim bu fırsatı, bu ekibe verecek” diye konuştu. Bahçelievler’le birlikte; Bakırköy’de, Maltepe’de ve Üsküdar’da 4 kadın belediye başkan adayının İstanbul tarihinde ilk kez seçileceğine inandığını ifade eden İmamoğlu, “Ben biliyorum; ben dursam onlar durmayacak” şeklinde konuştu.
“ATAKÖY-İKİTELLİ METRO HATTINI 18 MART’TA AÇIYORUZ”
Çanakkale Zaferi’nin 109’uncu yıldönümünde Ataköy-İkitelli metro hattını hizmete açacaklarını vatandaşlarla paylaşan İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
*Bunun bir bölüm durakları da Bahçelievler’de. Biliyorsunuz değil mi? Ataköy-İkitelli metro hattımız şimdiden İstanbul’umuza hayırlı ve uğurlu olsun.
*Çobançeşme’de, Doğu Sanayi’de ve İhlas Yuva istasyonlarında sizlere hizmet edecek. Bir başka metro hattı daha var uzun yıllardır süren, ama şükürler olsun bitti. Bunu Bakanlık yapıyor. Zamanında Bakanlığın yapmasına karar verilmişti.
*Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattı. Biliyorsunuz değil mi? Şimdi son aldığımız bilgiye göre, 10 Mart’ta açılışını yapıyorlar. Tabii takdir edersiniz ki, beni davet etmeyecekler. Önemli değil. Davet etmeyecekler ama ne yapacaklar biliyor musunuz?
*O hattın parasını, bizim bütçemizden kesecekler. Çünkü Bakanlığın yaptığı bu hatların, geçmişten bugüne şehrin içindeki metro hatlarının parasını, Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinden kesiyorlar.
*Fakat geçmişte, yani biz göreve gelmeden önce, bu hatların ücretleri, oradaki biletlerden elde edilen gelir üzerinden kesiliyordu. Dolayısıyla 15-20 yıla yakın sürede bunun paraları kesiliyordu.

“BİZİ YILDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR, ÖYLE Mİ?”
*Sonra biz göreve geldik. Sabiha Gökçen hattını açtılar, hatırlar mısınız? 1,5 sene oluyor. O hattı açtılar. Tam 5,5 milyar lirayı bizim bütçemizden ne kadar zamanda kestiler biliyor musunuz?
*10 ayda. 10 ayda, 5,5 milyar lira. Şimdi bu Bakırköy-Kirazlı hattının iki olayını size hatırlatayım, vicdanınıza koyun, dursun. Bir; bu hattı açıyorlar, teşekkür ederiz, hayırlı olsun. Şehrimize yapılan her iyi yatırım değerli.
*Ama bunun da parasını bizden, bütçemize zarar verecek şekilde kesecekler. Sanki İBB Kaf Dağı’nın ardında bir belediye ya da Patagonya’da bir belediye. Bu ne devlet adabına uyar ne insanlığa sığar. Ama bizi yıldırmaya çalışıyorlar, öyle mi? Yahu biz sizi yıldıracağız, yıldıracağız, bıktıracağız, bıktıracağız, bıktıracağız kardeşim.
“BAKANLIK, PROTOKOL GEREĞİ ALMALARI GEREKEN TRENLERİ ALMIYOR”
*Bir konu daha var. Bu Bakırköy-Kirazlı hattının ihalesi gereği, İBB’yle geçmişte yaptıkları protokol gereği, bu hattın trenlerini, yani araçlarını Bakanlığın alması gerekiyordu. Bakın hat bitiyor ve bizim arkadaşlarımız defalarca, ‘O hattın trenlerini sizin almanız gerekiyor, protokol bu şekilde’ dememize rağmen, trenlerini almadılar.
*Şimdi hattı bitirecekler. Olan trenlerle biraz seyrek seferlere başlayacağız. Ama biz mecburen, hattı teslim aldıktan sonra trenlerin alımına geçeceğiz. Ya be Allah’ın adamı, ya sen bakanlıksın, milletin bütçesiyle iş yapıyorsun.
*Ben, İBB’yim. Ben de milletin bütçesiyle iş yapıyorum. Birbirine hasım gibi davranmak… Böyle bir ahlakı, bizim memleketimiz vallahi görmedi, billahi görmedi. Bunların husumeti var ya, bunların husumeti, bu millete her türlü sıkıntıyı verir.
*Allah korusun bunların husumetinden. Ama ben size söyleyeyim. Vallahi billahi, vız gelir tırıs gider. Biz neleri aşmadık? Bu sorunları da aşarız. Aşarız be kardeşim, aşarız. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarız be kardeşim, şaşarız.
“MİLLET O İMZAYI CUMHURBAŞKANLIĞI’NA ATTIRACAK KARDEŞİM”
*Bakın; başka bir şeyi daha söyleyeyim. Yenikapı-İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü metro hattı. Her şey hazır. Gümbür gümbür yaparız orayı, gümbür gümbür yaparız. Ama 1,5 seneyi aşkın süredir, bir Cumhurbaşkanlığı onayı var.
*Ne kefil oluyor, ne başka bir şey. Sadece imza. İmza atmıyor ki, ihalesini yapıp başlayalım. Ama bu millet, İstanbul’da öyle bir oy farkı yapacak ki, öyle bir oy farkı yapacak ki. Milletin karşısında hiçbir güç duramaz. Millet, o imzayı, Cumhurbaşkanlığı’na attıracak kardeşim. Artıracak değil mi? Bitti.
“NE BAKAN KALDI NE IŞILTI KALDI”
*Bakanın biri, 2021’de dedi ki, ‘Türkiye uçacak, uçacak’ dedi. Evet, uçuyor. Ama uçurumdan aşağı uçuyor. Bakın bir başka bakan ne dedi? ‘Gözlerimdeki ışıltıya bakın. 6 ay sonra Türkiye uçacak’ dedi. Hatırlıyor musunuz? Ne bakan kaldı ne ışıltı kaldı. Arkadaş, bu lafları ben söylesem, milletin huzuruna çıkamam biliyor musun? Vallahi yüzüm kızarır.
*Ama ben, bunların yüzünün kızardığını da görmedim. Dolayısıyla ben size söyleyeyim benim sevgili hemşehrilerim; ekonomiyi bu hale getiren, bir kişi, bir kişi. Haklı mıyım? ‘Yetki sizde, sorumluluk bizde.’ Bak öyle diyor. Yetki onlarda ama sorumluluk sizde. Bu işler o kadar kolay değil.
*Bu millet, hani var ya yazar kasadan Z raporunu çıkarır, bu millet o Z raporunu çıkaracak, sana 31 Mart’ta öyle bir ders verecek ki. Bu ders, bu ders hayat pahalılığını bize dayatanlara, 31 Mart’ta tarihin en büyük sandık dersi olacak mı?
*İşi, gücü bırakıp, esas işlerini bırakıp bakanları, osu, busu, hepsi İstanbul’a koşmaya başladı. Farkında mısınız? Birkaç haftaya kalmaz, 1-2 hafta içinde o da gelir, o da gelir. Onlara, ‘Yahu işi gücü bırakıp İstanbul’a koşacağınıza, esas işinizle uğraşın’ diyeceğiniz o dersi, 31 Mart’ta sandıkta vermeye hazır mısınız?
]]>Metro hattında Kemerburgaz-Göktürk arasında yüzeyde yürütülen kazık imalatı sebebiyle tünel büyük zarar gördü.
1094 yolcu kapasiteli, 120 km hız yapan ve 15-20 dakika aralıklarla çalışan trenlerin bulunduğu bu hatta, görgü tanıklarının anlatımlarına göre, hattan trenin geçmesinin üzerinden 3-4 dakika sonra eşine ender rastlanacak bir olay meydana geldi.
Yüzeyde çalışan sondaj matkabı tüneli delerek rayların üzerine indi, rayları da delerek tahrip etti.
TCDD “3. ŞAHISLAR” DEDİ
Ölümcül bir faciadan kıl payı dönülen olayın ardından TCDD’den yapılan açıklamada olay hafifletilmeye çalışıldı ve “Yüzeyde 3. şahıslarca yürütülen kazık imalatı sebebiyle tünel çeperi zarar görmüştür. Metro işletme sistemimiz her türlü dış etkene karşı kendisini korumaya alacak şekilde kurulduğu için dış etkiyi anında tespit ederek tüm trenleri korumaya almıştır. Herhangi bir sistem zararı meydana gelmemiştir” açıklaması yapıldı.
KİM BU 3.ŞAHISLAR?
On binlerce vatandaşın kullandığı hat üzerinde meydana gelen bu olayı CHP Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, TBMM gündemine taşıdı.
“Plansız, projesiz işi yaptıran, yapan üstlenici hangi kurum ve firmalardır? Bir facia yaşanmış olsaydı bunun sorumlusu ya da sorumluları kim ya da kimler olacaktı?” diye Bakan’a soran Karasu, “Söz konusu sondajı yapan firma ya da kurum kimden, ne zaman, hangi çalışma için izin almıştır? Eyüp Belediyesi ile bu çalışmanın bir ilgisi var mıdır?” diye sordu.
Karasu’nun önergesine Bakan Abdulkadir Uraloğlu, geçen süre içinde bir yanıt vermedi.
“UTANMAZLIĞIN ‘U’SU OLDU”
Bakanın, önergeyi yanıtlamak için 15 gün yasal süre olduğunu, ancak bu sürenin zaman zaman uzadığını belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı, vatandaşların can güvenliğini ilgilendiren bir konuda bakanlığın sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Karasu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sondajın çelik boruları üç dakika önce düşse, tren yırtarak geçecekti. Allah korusun, dünyanın en önemli facialarından biri meydana gelebilirdi. Ama bu konuda TCDD’den ‘3. Şahıslar yaptı’ diye gayri ciddi, vahim olayı örten bir açıklamayla geçiştirilmeye çalışıldı.
Konuyu TBMM gündemine taşıdım. Bu sondajı kim yaptı, belediyelerden izin alındı mı, yoksa bu olay Eyüp Belediyesi’nin bir işi miydi? Bu ve benzeri olaylarla ilgili hangi önlemleri aldınız? diye tek tek sordum. Ama bakandan yanıt gelmedi.
Artık, ne yazık ki her yerde iş bilmez insanlar var. Bakan bey de bakanlıktaki işini gücünü bıraktı, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayının basın danışmanı gibi çalışıyor. İstanbul ile yatıp İstanbul ile kalkıyor.
Her gün on binlerce vatandaşın kullandığı bu hatta, facianın eşiğinden dönülüyor. Bakan bey vatandaşların can güvenliği konusunu bile umursamıyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bir süre önce İstanbul’da inşa ettikleri metronun sembolünü U olarak açıklamıştı. Bu U, umursamazlığın U’su utanmazlığın U’su oldu”
]]>“İSTEYEN HERKESİN İL MÜDÜRÜMÜZE ULAŞMASI GEREKİYOR”
Bakanlık olarak attıkları her adımın en ince detayına kadar planlandığını vurgulayan Tekin, hayata geçirilen tüm projelerin titizlikle takibinin yapılmasını istedi.
Her fırsatta eğitimin tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü;
*Hayata geçirdiğimiz her projeyi, attığımız her adımın daha iyi anlaşılır ve uygulanabilir olması için bütün paydaşlarımızla paylaşmamız gerekmektedir. Bunun için de öncellikle bunu kendi yaşantımızla da göstermek zorundayız.
*Nasıl ki bana ulaşmak isteyen herhangi bir yönetici, öğretmen, öğrenci veya velimizle gerek yüz yüze gerekse farklı iletişim kanallarıyla görüşme imkanı sağlayabiliyorsak sizlerden de aynı hassasiyeti göstermenizi ve size ulaşmak isteyen herkesle iletişiminizi açık tutmanızı istiyorum.
*İsteyen herkesin il müdürümüze ulaşması gerekiyor, ulaşmak isteyip de ulaşmayan kimse kalmasın istiyorum.
DEPREM BÖLGESİ AÇIKLAMASI
Ardından deprem bölgesine yapılan yatırımlara değinen Tekin, depremin oluşturduğu hasarın yaralarını, ‘Asrın felaketinde asrın birlikteliği’ anlayışıyla sarmaya devam ettiklerini kaydetti. Yapılan mevzuat değişiklileriyle ilgili hatırlatmalarda bulunan Bakan Tekin, “Biz, merkezden aldığımız kararlarla genel bir çerçeve çiziyoruz. Bakanlık politikaları doğrultusunda, inşa etmeye çalıştığımız felsefeye uygun olarak il düzeyinde projeler geliştirebilirsiniz. Böylece alınacak tedbirlerle birlikte çeşitli projelerle eğitim politikalarımızı hayata geçirmiş oluruz” dedi.
Bakan Tekin, çocukların okul bahçelerinde geleneksel oyunlarla vakit geçirmeleri ve bu sayede hem obeziteyle mücadele hem de dijital bağımlılıktan uzaklaşarak, arkadaşlık bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, öğrencilerin geleneksel oyunları daha sağlıklı oynayabilmeleri için okul bahçelerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasına devam edilmesi gerektiğini söyledi.
Her dönemin son haftasını etkinlikler haftası olarak ilan ettiklerini hatırlatan Tekin, “Bu proje kapsamında birinci dönemin sonunda çeşitli etkinlikler organize ettik. İnşallah, haziran ayında ikinci dönemin son haftasında da aynı etkinlikleri organize ederek bu haftayı daha dolu dolu geçirmek istiyoruz. Bu etkinliklerin çocuklarımız üzerindeki sonuçlarını da özellikle görmek istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
SINIF TEKRARI VE DEVAMSIZLIK AÇIKLAMASI
Yükseköğretim Kurumları Sınavı için ÖSYM soru bankasına soru yazım çalışmalarına ÖSYM uzmanları ve akademisyenlerle birlikte bakanlığa bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin de dahil edildiğini kaydeden Tekin, YKS için oluşturulacak soru havuzunun Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatı doğrultusunda hazırlanan ders kitaplarındaki konu ve kazanımları kapsayacağı bilgisinin illerdeki eğitim paydaşlarıyla paylaşılmasını isteyerek, öğrencilerin sınıf tekrarı ve devamsızlık affıyla ilgili aldıkları karar konusunda taviz vermeyeceklerini vurguladı.
Bakan Tekin’in konuşmasının ardından tüm genel müdürler, bağlı oldukları bakan yardımcıları koordinesinde kendi alanlarıyla ilgili sunum yaparak fikir alışverişinde bulundu. Ayrıca il milli eğitim müdürleri de illerinde karşılaştıkları sorunları ileterek çözüm noktalarını istişare etti.
]]>FAİZSİZ EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURUSU NASIL YAPILIR?
Evlilik kredisi başvurusu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın internet sitesi aile.gov.tr adresinden veya e-Devlet üzerinden yapılabilecek.
EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURU EKRANI
EVLİLİK KREDİSİ ŞARTLARI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, evlilik kredisi için “ilk etapta Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’daki gençlerimizin başvurularını alacağız.” dedi.
150 bin TL kredi toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz olarak verilecek.
Evlilik kredisi almak isteyen başvuru tarihi itibarıyla 18-29 yaş arasında yani 30 yaşından gün almamış olması gerekiyor.
Evlilik kredisi almak isteyen için çiftlerin gelir toplamının brüt 2 asgari ücreti aşmaması gerektiği yönünde bir kriter belirlendi.
Fondan yararlanmak isteyenlerin başvuru tarihi itibarıyla resmi nikah gününe en az 2 ay en fazla 6 ay kalmış olması gerektiğine işaret eden Göktaş, başvuruların özenle değerlendirileceğini söyledi.
Evlilik kredisi almak isteyen çiftlerin Bakanlığın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanması ve evlilik sonrasında sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmesi gerekiyor.
Aile ve Gençlik Fonu için başvuruları 15 Şubat’tan itibaren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın internet sitesinden alınmaya başlayacak.

150 BİN LİRA EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURUSU NE ZAMAN?
Evlilik kredisi başvurusu 15 Şubat Perşembe deprem bölgesinden alınmaya başladı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “İlk defa deprem bölgesinde uygulayacağımız Aile ve Gençlik Fonuna başvuruları 15 Şubatta kalmayaz. Deprem bölgesinde aile kurma yolunda ilk adım atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecekler dedi.
BAKAN GÖKTAŞ EVLİLİK KREDİSİ HAKKINDA KONUŞTU
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Aile ve Gençlik Fonu’nu oluştururken uluslararası kriterlerden faydalandık. Ancak deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tuttuk. İlerleyen süreçte programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız” dedi.
Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaptı. Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların 15 Şubat’tan itibaren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın internet sitesinden alınacağını belirtti. Pilot bölge olarak deprem bölgesinin belirlendiğini aktaran Göktaş, “Aile ve Gençlik Fonu’nu oluştururken uluslararası kriterlerden faydalandık. Ancak deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tuttuk. İlk etapta Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’daki gençlerimizin başvurularını alacağız. İlerleyen süreçte programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destekle aynı zamanda kendi projelerini hayata geçirebilecek. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere, toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken parayla orantılı şekilde süreci yürüteceğiz” diye konuştu.
‘YOĞUN FİZİBİLİTE ÇALIŞMALARI YAPILDI’
Göktaş, başvuru kriterlerine yönelik, “Yaş gruplarına ilişkin incelemeler yapıldı. Fondan faydalanmak isteyen gençlerimizin başvuru tarihi itibarıyla 18-29 yaş arasında; 30 yaşından gün almamış olması gerekiyor. Yoğun fizibilite çalışmaları yapıldı, uluslararası kriterler incelendi. Çok sayıda gencimizin söz konusu fondan yararlanması için çiftlerin gelir toplamının, brüt 2 asgari ücreti aşmaması gerektiği yönünde bir kriter belirlendi” dedi.
‘NİKAHA EN AZ 2, EN FAZLA 6 AY KALMIŞ OLMASI GEREKİYOR’
Göktaş, fondan yararlanmak isteyenlerin başvuru tarihi itibarıyla resmi nikah gününe en az 2 ay en fazla 6 ay kalmış olması gerektiğini söyledi. Başvuruların özenle değerlendirileceğini aktaran Göktaş, değerlendirmelerin ardından gerekli şartları taşıyanların fondan yararlanacağını kaydederek, “Fondan yararlanacak gençlerimizin bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmak ve evlilik sonrasında sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmesi gerekiyor. Bu fonla Türkiye’nin yer altı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacağız” diye konuştu.
]]>“EN AZ 400 BİN KAMYONA İHTİYACIMIZ VAR”
Bakan Bayraktar, 9 işçiye ulaşmak için yoğun bir çaba sarf edildiğini belirterek, “Bütün ilgili arkadaşlarımız, gece-gündüz yoğun bir mesai harcıyor. Burası halen çalışan bir yapı, belli alanlarda heyelan tehlikesi halen devam ediyor. Özellikle büyük kütlenin olduğu alanda çalışırken onlara zarar gelmemesini önemsiyoruz. Bir kurtarma yaparken diğer arkadaşlarımızın zarar görmesini istemeyiz. Çok dikkatli bir şekilde arama faaliyeti yürütüyoruz. Bu elbette ki zaman alıyor. Çok büyük bir toprak kütlesinden bahsediyoruz. Yaklaşık 10 milyon metreküplük toprak kütlesi. Elimizde imkan olsa bugün kaldırmaya kalksak; en az 400 bin kamyona ihtiyacımız var. Böyle bir büyüklükle karşı karşıyayız. Dün de ifade etmiştik. İşçi kardeşlerimizin olduğunu tahmin ettiğimiz konteyner ve bir aracın içinde olduklarını öngörüyoruz. O yönlere aramaları yoğunlaştırmış durumdayız. Metal dedektörler, dron radarlarımız, MT’nın ekipmanları, AFAD’ın ekip ve ekipmanları, tüm teknik imkanları kullanarak faaliyetleri yürütmeye gayret ediyoruz. İnşallah olumlu bir netice almak ve kardeşlerimize ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile dün aileleri ziyaret ettiklerini belirten Bayraktar, “Onları bilgilendirdik, konuştuk. Onları teskin etmeye, bilgilendirmeye gayret ettik. Bu, stresli ve zor bir bekleyiş. Hepimiz için de böyle. Bu süreci onlarla irtibat halinde, sahada bilgilendirmek suretiyle yürütmeye gayret ediyoruz” dedi.
‘İNŞALLAH EN KISA ZAMANDA’
Çevreye ilişkin de Bayraktar, “Bütün ilgili kurumlarımız başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, Tarım Orman Bakanlığımıza bağlı DSİ, yoğun bir şekilde çalışmalarını yaptı. Bütün planlamalarımız herhangi bir halk sağlığına, çevreye zarar vermeyecek, buradaki Fırat Havzası’na zarar vermeyecek gerekli tedbirleri aldık, alıyoruz. Bunları belli kademelerde gerçekleştireceğiz. Hem o açıdan hem de arama- kurtarma yönünden yoğun bir faaliyeti devam ettiriyoruz. Üniversitelerden, çok farklı disiplinlerden hocalarımız burada. Onlarla da görüş alışverişinde bulunuyoruz. Uygulamayı hedeflediğimiz programları onlarla da paylaşıyoruz. Herkesin katkısını alarak yapılması gereken neyse onu yapmaya gayret ediyoruz. İnşallah öncelikle arama- kurtarma faaliyetlerinde netice almak istiyoruz. Beraberinde eş zamanlı olarak ilave yeni bir durum oluşturmadan gerekli tedbirleri alarak inşallah en kısa zamanda bu süreci tamamlamak istiyoruz. Sonraki aşama ciddi bir rehabilitasyon süreç. Gerek bölgede gerekse maden özelinde” dedi.
‘HALA SÖZ KONUSU YABANCI ŞİRKETİN TEMSİLCİLERİ BURADA DEĞİL’
Müfettişlerin de yoğun mesai sarf ettiğini ifade eden Bayraktar, “O konuya da çok yoğun mesai harcıyoruz. Bunların tekrar etmemesi için, burada yapılanın nerede eksik veya yanlış yapıldı; onları da ortaya çıkaracağız. Bu konularla alakalı kimlerin sorumluluğu varsa, onların yargı önüne çıkmasını, hesap vermesini de temin edeceğiz. Milletimizin hiçbir endişesi olmasın. Burada, biraz işletmeci şirketin yönetim düzeyinde özellikle zafiyet içerisinde olduğunu görüyoruz. Çünkü hala söz konusu yabancı şirketin temsilcileri, burada değil. Bu tabii işin beraberinde bakmamız gereken konudur. Bu konuya da arama-kurtarma sürecini bitirdikten sonra bakacağımız ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
‘HİÇBİR ŞEYİN ÜSTÜ ÖRTÜLMEYECEK’
Gazetecilerin şirketin çalışmaları ve izin durumuna ilişkin sorulara yönelik Bayraktar, “Gerekli izinler, ilgili tüm kurumlardan alınmış gözüküyor. Ama işletmecilik anlamında, uygulama noktasındaki konuları hem bizim bakanlığımız hem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız soruşturuyor. Bunların neticelerini alıp, kamuoyuyla paylaşacağız. Hiçbir şeyin üstünün örtülmeyeceğini ifade edebilirim.” dedi.
GÖZALTI SAYISI 8 OLDU
Sorumlu bir yöneticinin daha gözaltına alındığını, bununla beraber gözaltı sayısının 8’e çıktığını ifade eden Bayraktar hem hukuki sürecin hem de bakanlıklar düzeyinde inceleme sürecinin devam ettiğini söyledi. Teknik sorular ile ilgili bilim insanlarının bilgilendirmeye yapacağını aktaran Bayraktar, işletmenin faaliyetinin de durduğunu belirtti.
‘ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ; KARDEŞLERİMİZE ULAŞMAK’
Bakan Vedat Işıkhan da şunları söyledi: “Aziz milletimiz ve Erzincan’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bakanlık olarak olayın ortaya çıktığı andan itibaren bakan yardımcımız, 3 başmüfettişimiz ve 1 müfettişimizle olay yerine intikal ettik. Buradaki çalışmalara destek vermeye çalışıyoruz. Siz de şahit oluyorsunuz, devletin tüm kurumları AFAD başta olmak üzere ilgili bakanlıklarımız, bütün yetkililer burada. Bu olayın daha iyi şekilde yönetilmesi konusunda neler yapılabilir noktasında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim öncelikli hedefimiz; madencilerimize, kardeşlerimize ulaşmak. Özellikle madenci kardeşlerimizin aile ve yakınlarıyla bir araya gelmek için geldim. Onların yanında olmak için geldim. Süreç sonra nasıl işleyecekse işler. Bu noktada odaklanmamız gereken konu, göçük altında kalan kardeşlerimize bir an evvel ulaşmak.”
]]>EVLİLİK KREDİSİ ŞARTLARI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, evlilik kredisi için “ilk etapta Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’daki gençlerimizin başvurularını alacağız.” dedi.
150 bin TL kredi toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz olarak verilecek.
Evlilik kredisi almak isteyen başvuru tarihi itibarıyla 18-29 yaş arasında yani 30 yaşından gün almamış olması gerekiyor.
Evlilik kredisi almak isteyen için çiftlerin gelir toplamının brüt 2 asgari ücreti aşmaması gerektiği yönünde bir kriter belirlendi.
Fondan yararlanmak isteyenlerin başvuru tarihi itibarıyla resmi nikah gününe en az 2 ay en fazla 6 ay kalmış olması gerektiğine işaret eden Göktaş, başvuruların özenle değerlendirileceğini söyledi.
Evlilik kredisi almak isteyen çiftlerin Bakanlığın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanması ve evlilik sonrasında sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmesi gerekiyor.
Aile ve Gençlik Fonu için başvuruları 15 Şubat’tan itibaren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın internet sitesinden alınmaya başlayacak.
150 BİN LİRA EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURUSU NE ZAMAN?
Evlilik kredisi başvurusu 15 Şubat Perşembe deprem bölgesinden alınmaya başlayacak.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “İlk defa deprem bölgesinde uygulayacağımız Aile ve Gençlik Fonuna başvuruları 15 Şubatta kalmayaz. Deprem bölgesinde aile kurma yolunda ilk adım atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecekler dedi.

BAKAN GÖKTAŞ EVLİLİK KREDİSİ HAKKINDA KONUŞTU
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Aile ve Gençlik Fonu’nu oluştururken uluslararası kriterlerden faydalandık. Ancak deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tuttuk. İlerleyen süreçte programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız” dedi.
Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaptı. Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların 15 Şubat’tan itibaren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın internet sitesinden alınacağını belirtti. Pilot bölge olarak deprem bölgesinin belirlendiğini aktaran Göktaş, “Aile ve Gençlik Fonu’nu oluştururken uluslararası kriterlerden faydalandık. Ancak deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tuttuk. İlk etapta Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’daki gençlerimizin başvurularını alacağız. İlerleyen süreçte programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destekle aynı zamanda kendi projelerini hayata geçirebilecek. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere, toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken parayla orantılı şekilde süreci yürüteceğiz” diye konuştu.
‘YOĞUN FİZİBİLİTE ÇALIŞMALARI YAPILDI’
Göktaş, başvuru kriterlerine yönelik, “Yaş gruplarına ilişkin incelemeler yapıldı. Fondan faydalanmak isteyen gençlerimizin başvuru tarihi itibarıyla 18-29 yaş arasında; 30 yaşından gün almamış olması gerekiyor. Yoğun fizibilite çalışmaları yapıldı, uluslararası kriterler incelendi. Çok sayıda gencimizin söz konusu fondan yararlanması için çiftlerin gelir toplamının, brüt 2 asgari ücreti aşmaması gerektiği yönünde bir kriter belirlendi” dedi.
‘NİKAHA EN AZ 2, EN FAZLA 6 AY KALMIŞ OLMASI GEREKİYOR’
Göktaş, fondan yararlanmak isteyenlerin başvuru tarihi itibarıyla resmi nikah gününe en az 2 ay en fazla 6 ay kalmış olması gerektiğini söyledi. Başvuruların özenle değerlendirileceğini aktaran Göktaş, değerlendirmelerin ardından gerekli şartları taşıyanların fondan yararlanacağını kaydederek, “Fondan yararlanacak gençlerimizin bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmak ve evlilik sonrasında sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmesi gerekiyor. Bu fonla Türkiye’nin yer altı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacağız” diye konuştu.
.
EVLİLİK KREDİSİ ŞARTLARI NELER?
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, pilot olarak deprem bölgesinden başlanacak Aile ve Gençlik Fonu için başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınacağını belirterek, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor.” dedi.
Başvuru için Bakanlığın “aile.gov.tr” internet sitesini işaret eden Bakan Göktaş, şu bilgileri verdi:
“Cumhurbaşkanı’mızın vizyonu doğrultusunda oluşturulan Aile ve Gençlik Fonu’nda pilot bölge olarak deprem bölgesini belirledik. Deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tutuyoruz. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destekle aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecek. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken parayla orantılı şekilde süreci yürüteceğiz.”
Başvuru şartlarının sorulması üzerine Göktaş, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor.” karşılığını verdi.
Başvuru için gerekli diğer şartların da yakın zamanda açıklanacağını belirten Göktaş, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacak, onların hizmetine sunacağız.” dedi.
150 BİN LİRA EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURUSU NE ZAMAN?
Evlilik kredisi başvurusu 15 Şubat Perşembe deprem bölgesinden alınmaya başlayacak.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “İlk defa deprem bölgesinde uygulayacağımız Aile ve Gençlik Fonuna başvuruları 15 Şubatta kalmayaz. Deprem bölgesinde aile kurma yolunda ilk adım atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecekler dedi.

AİLE GENÇLİK FONU BAŞLIYOR
2024 yılı yatırmanın planında 3 hizmet sunmayı sağlamayı planladıklarını belirten Bakan Göktaş, “Depremden etkilenen kadınların hayatlarını yeniden kurmaları, ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamaları ve bir yandan da ayırmaklarına destek olmak amacıyla Kadın Kooperatifleri İş Atölyesi adı altında depremden sonra profesyonel bakıma ihtiyaç duyulduğunun tespit edilmesi. 312 yaşlı ve 978 engelli olmak üzere 1290 vatandaşımızı farklı illerdeki yatılı bakım merkezlerimize yerleştirdik.Depremden etkilenen engelli deprem sonrasında günlük rutin dönüşlerini kolaylaştırmak için 6 Mola Evini hizmete açtık.Buradan bir fırtınayı de gençlerimizle paylaşmak istiyorum. ve Gençlik Fonunda hazırlıkları tamamlandı.İlk defa deprem bölgesinde uygulayacağımız Aile ve Gençlik Fonuna başvuruları 15 Şubatta ayakta kalmayaz.Deprem bölgesinde aile kurma yolunda ilk adım atacak gençlerimize faizsiz kredi imkânı sunacağız. Gençlerimiz bu desteği ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecekler. Ayrıca farklı yetiştirme bölgesinde Çocuk Evleri Sitemizin temellerini atmıştık. 2024 yatırım planımızda Adıyamanımız için, İl Müdürlüğü, Sosyal Hizmet Merkezi ve Kadın Konukevi olmak üzere 3 hizmet binamızın olanaklarını atmayı planlıyoruz” diye konuştu.
EVLİLİK KREDİSİ NE KADAR?
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu’na ilişkin, “Bakanlık olarak başvuruları kapsayan arka plan çalışmalarını ve hazırlıklarını tamamladık. Bu fonla Türkiye’nin altı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceklerine yatırım yapacaklar” dedi.
Göktaş, “Bakanlık olarak başvurular için arka plan çalışmaları ve hazırlıklarını tamamladık. Programın ekonomik destek kısmı ile ödemeleri onaylanan toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunuldu. Bu fonla Türkiye’nin yer altı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin Geleceklere yatırımların paylaştırılması. Gençlerimizin, evliliklerinin devamında, onların sosyal risklerden paylarına yönelik eğitim ve danışmanlık hizmeti sunacağız” dedi. Göktaş, kendi işlerini finanse etmek isteyen gençlerin girişimlerine ve uygulamalarıe de destek olacaklarını ifade ederek, “Fonun ilk uygulamasını deprem bölgesinden başlatacağız. İlerleyen süreci ise tüm gençliklerimizi toplu şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız” diye konuştu.
EVLİLİK KREDİSİ ŞARTLARI NELER?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın toplantı günlerinde yaptığı evlilik kredisi hakkında konuştu;
“Evlenecek gençlerin ekonomik açıdan büyümesi, evliliklerinin daha sağlam temeller üzerine inşa edilmesini amaçlayan projelerimizi tamamladık. Önümüzdeki dönemde Aile ve Gençlik Bankası’na dair kanun teklifini Meclisimizin takdirine sunacağız. Doğalgaz, petrol, madenlerden elde edilen devlet gelirlerinin bir kısmını buraya aktaracağız. Öncelikle aile ve gençlere yönelik pilot projeleri hayata geçirecek ve sonrasında yaygınlaştıracağız. Yeni evlenen çiftlere faizsiz kredi imkanı sunacağız. Aile ve Gençlik Bankası bu uygulamayı pilot proje olarak deprem bölgesinde başlatacağız.”
YAŞ SINIRI OLACAK MI?
Evlilik kredisi yaş sınırı olup olmadığı Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirlenecek ancak güncel günlerde açıklanan açıklamalar yaş sınırının 18-27 arasında olacağı yönündeydi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı, gençlere evlilik kredisi için kurulacak Aile ve Gençlik Bankası projesine ilişkin konuşan Bakan Göktaş, “Deprem bölgesi için pilot proje olarak başlatıyoruz. Akabinde de genişleteceğiz. Gençlerimizin beklediği bir haberdi. Meclis’in Tasarrufunda ama biz bunu en kısa sürede hayata geçireceğiz. Bütün kriterleri oluşturan, altyapı şu anda hazır. 18-27 yaş arası ama bunların hepsi Meclis’te görüşülecek. Gelir kriteri var, yaş kriteri var. Belli suçlara bulaşmamış olmak ve deprem bölgesinde yaşanmış gibi. Bu insanlardan uyanan herkes bundan faydalanabilecektir. 4 yıl geri ödemesiz, sıfır faizle düzeltmemiz bir destek. Yönetmelik çıkarmamız gerekiyor akabinde. Pilot bölgedeki başlama nedenimiz, deprem bölgelerindeki gençlerimize destek olmak. Oraya ahlaki motivasyon olmak. Üst Meclis’te, tüm işleri tamamladık. Yeni harfleri hayattan önce yaşamayı bekliyoruz” ifadesini kullandı.
]]>Başarır, özetle şunları söyledi:
-Hatay’ın, Antep’in, Maraş’ın yalnız kaldığı. Hala insanlar konteynerde çok da az da olsa çadırda yaşıyorlar. 21 metrekare evde 7 kişi yaşıyorlar. Biz ne gerekiyorsa yapalım ama evlerini verelim.
-Kayıpları geri getiremeyiz ama onların bir yaşam alanı olmalı dedik. Üzülerek söylüyorum, depremin yıldönümüne yakın Cumhurbaşkanı ve bazı bakanlar yüreklerimizi burktu. Ben bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na ve Şehircilik Çevre Bakanı’na yakıştıramadım bu cümleleri. Hala biz, siz, o diye konuşabiliyorlar. Oy veren oy vermeyen diye konuşabiliyorlar.
-Hatay halkı oy verseydi daha farklı olabileceğini ima eden bir cumhurbaşkanı var. Neden sayın Cumhurbaşkanı? Ben CHP Grup Başkanvekili olarak bunu sormak zorundayım. Sizin Ulaştırma Bakanınız Afrika’da bir yerde meydan açılışı yaparken Hatay’ın halkı saat 04.17’de yürürken bir metre çamurun içerisindeydik. Karanlık bir şehir vardı.
ÖZHASEKİ’YE CEVAP
-Diğer bir Bakan çıkıyor, yahu yazıklar olsun. Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki gidip evlerini teslim ettiğim köylerdeki insanlarla konuşuyorum.
-Allah razı olsun, bak evimiz yıkıldı iyi olmuş. Eğer ölüler de yoksa bize mis gibi villa verdiniz diyor. Hayır sayın Bakan. Maraş’ta, Gaziantep’te, Hatay’da insanlar ne diyor biliyor musunuz? Evimiz yıkılmadı ama keşke tüm servetimizi verseydik de Türkiye’de deprem olmasaydı diyor. Ama bu ülkenin Bakanı, evler yıkıldığı iyi olmuş diyormuş, bak ne güzel villamız oldu. Teslim ettikleri evler de belli. Bu dil doğru değil.
-İmar affının mimarı Murat Kurum’u İstanbul’a getirip aday yapıyorsun. Yahu bir imar affı çıktı internet üzerinden başvuru aldılar. Parayı aldılar. Kurum’a sormak istiyorum: İnternet üzerinden başvuru aldığın binalara bir görevli baktı mı? Bakmadı.
-Sonra deprem felaketi geldi. Bu Kurum, bir tane daha imar affını hazırlıyordu. İşte felaket, İstanbul için de başka bölgeler için de bağıra bağıra geliyor. Hala bu ülkenin Cumhurbaşkanı oy peşinde. Hala geç kalınmış sayılmaz. Gelin deprem bölgesini yeniden inşa edelim.
“TERÖRÜ HER TÜRLÜSÜNÜ BİR KEZ DAHA LANETLİYORUM
Dün Çağlayan Adliyesi’nde alçak bir saldırı vardı. Terörü her türlüsünü bir kez daha lanetliyorum. Geçmiş olsun diyorum ülkeme.
“BAŞTAN DEĞERLENDİRİLEBİLİR”
(Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı ve adayı Lütfü Savaş ile ilgili soru üzerine)
-Hatay’da yaşananlar, halkı bizim için çok önemli. Onların verdiği tepki, her konudaki tepki başımızın üzerinde. Adayla ilgili Hatay’ın genelinde bir sıkıntı varsa partinin yetkili kurulları bunu değerlendirecektir.
-Biz, Hatay halkından da ülkemizdeki yurttaşlarımızdan da büyük değiliz. Onların bu konudaki eleştirileri bizim başımızın tacıdır. O yüzden partinin yetkili kurulları, bu konuyu enine boyuna değerlendirip belki hemen iki, üç gün içerisinde kapsamlı bir anket yapıp bir karar verecektir. Genel Başkanımız da dün sahadaydı, insanları dinledi, tüm eleştirileri not aldı. Partinin yetkili kurulları doğru, yerinde bir karar verecektir.
-Türkiye’nin her yerinde anketler yapıldı. Tüm adaylar değerlendirildi. Lütfü beyle ilgili toplumun bir kısmı evet burada bir sorun var, eksiklikler var yine o çözecektir dedi. Bir kısmı gerçekten tepki verdi.
-Tüm adaylar için oranları aldık bunlar tartışıldı ve aday yapıldı. Ama gördüğüm kadarıyla aday yapıldıktan sonra tartışmalar büyüdü.
-Bu yüzden yeni bir değerlendirme, aday yapıldığıyla bugün arasında insanların düşüncesi değişmiş olabilir. Buna saygı duyuyoruz. Bu baştan değerlendirilebilir. Buna karar verecek kurum CHP’nin MYK’sı ve PM’sidir.
]]>
Termometrelerin eksi 10 dereceyi gösterdiği Sarıkamış’ta yürüyüşe katılanlara Kars Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Sarıkamış Belediyesi ve Kızılay ekipleri, sıcak çorba ikramında bulundu. Kars Müftüsü Hamza Bayram’ın ettiği duanın ardından Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Vali Ziya Polat, AK Parti Milletvekili Adem Çalkın, protokol ile çok sayıda vatandaşın katıldığı yürüyüş, komando andıyla başladı. Yürüyüşte gençler, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılı nedeniyle 100 metre uzunluğunda Türk bayrağı taşıdı.

“Şehitler ölmez, vatan bölünmez”, “Vatan sana canım feda” sloganlarının atıldığı yürüyüş sırasında gençler de marşlar okudu. Muharip uçak ve ‘Çelik Kanatlar’ helikopter gösterisi yaparak törene katılanları selamladı.

ŞEHİTLER ANISINA SAYGI ATIŞI
5,5 kilometrelik yürüyüşün ardından katılımcılar, ay-yıldızlı tören alanına geldi. Tören alanında İzmir Soğuk Heykel Atölyesi tarafından soğuk heykel performansı gerçekleştirildi, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı da kahramanlık türküleri seslendirdi.
Türk Hava Kurumu ekiplerince paraşütlü para motor gösterisi yapılarak Türk bayrağıyla vatandaşlar selamlandı. Sarıkamış Harekatı’na katılan askerlerin kıyafetleriyle törende yer alan Sarıkamış 9’uncu Komando Tugay Komutanlığı’na bağlı askerler, alandaki dev Türk bayrağının altında nöbet tuttu.
Şehitler için saygı atışı yapıldı ve saygı duruşunda bulunuldu. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından da Bakan Bak, Bakan Göktaş, anıta çelenk sundu. Kur’an-ı Kerim tilaveti sonrası 9’uncu Komando Tugay Komutanlığı’nda görevli Piyade Üsteğmen Mutlu Çelik, 109 yıl önceki Sarıkamış Harekatı ile ilgili bilgileri paylaştı.

“VATAN UĞRUNA ÖLÜME YÜRÜDÜLER”
‘Bu Toprakta İzin Var’ temasıyla düzenlenen törende konuşan Bakan Göktaş şunları söyledi:
“Bugün üzerimize yağan kar, esen rüzgar, kar altındaki toprak, bizi çevreleyen dağlar, bize zemin olan yer, hepsi bir şeye şahitlik ediyor; Anadolu, kahramanlar yurdudur. Bu toprakların kahramanlıklarının şahidi yine bu topraklardır.
Hangi taşı yerinden oynatsanız ardında bir destan yatar. Yemen’de susuzluğa direnen Mehmetçiklerin kahramanlığına yalın sıcak şahittir. Çanakkale’de mermilere göğüs geren kahramanların şahidi, Gelibolu’nun sert rüzgarlarıdır.
İşte şimdi şahidimiz, Sarıkamış’ta, Allahuekber Dağları’nda yağan kardır. Ecdadımız 109 yıl önce burada vatan uğruna gözlerini kırpmadan ölüme yürüdüler. Atalarımızın bize miras bıraktığı bu vatanı korumak ve gelecek nesillere teslim etmek görevimiz.
Onların gösterdiği cesaret ve fedakarlıkların hatırasını yaşatmak, en büyük sorumluluğumuz. Bu sorumluluğun büyük bir payı da ne mutlu ki bakanlık olarak bizim sorumluluğumuzda. Kahramanlarımızın emanetlerine yönelik faaliyetlerimizi Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü’müz bünyesinde yürütüyoruz.
Bakanlık olarak biliyoruz ki şehit yakınları ve gazilerimiz bizim ailemizin bir parçasıdır. Onların huzurlu bir hayat yaşamaları için manevi, ekonomik ve sosyal desteklerimizi sürdürüyoruz. 2014 yılından bugüne kadar 49 bini aşkın şehit yakını, gazi ve gazi yakınımızın kamuda istihdamını sağladık”
“UMUT YEŞERTMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞACAĞIZ”
Göktaş sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhuriyet’in 100’üncü yılı kapsamında ‘Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları’ projemiz ile gazilerimizi gençlerimizle bir araya getiriyoruz. Kahramanlarımız gençlerimizle hikayelerini paylaşıyor.
Bugün burada, aynı şuurla, tarih boyunca bu topraklar uğruna verilen mücadeleleri hatırlıyor, o mücadelelerin bizlere yüklediği bilinçle hareket ediyoruz. Ecdadımız, bizlere sadece geçmişin hatıralarını değil, aynı zamanda geleceğe dair umutları da miras bıraktı.
Bizler, bu umutları yeşertmek, bu topraklarda huzurun ve refahın her zaman var olmasını sağlamak için var gücümüzle çalışacağız. Atalarımız gibi biz de kendi destanımızı yazmak için kararlılıkla ilerleyeceğiz.
Hepimiz, bu toprakların kahraman evlatları olarak, geçmişten aldığımız güç ve ilhamla, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki bizim de yazacağımız kahramanlık hikayelerimiz, gelecek nesillerin yüreğinde yer edecek. ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek nesil burada.
İnşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nın ilk nesli de burada toplanacak. Tıpkı bugün olduğu gibi onlar da aynı heyecan ve gururla gelecekler, ecdadımızın hatırasına sahip çıkacaklar. Allah birliğimizi, dirliğimizi bozmasın. Beyaz kar üzerinde dalgalanan al bayrağımız, sonsuza kadar gök kubbemizde dalgalansın”
“BİZLERE DÜŞEN BU YİĞİTLERİ UNUTMAMAK”
Bakan Bak da konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün, burada bu destanı hep beraber dinliyoruz, yaşıyoruz, görüyoruz. Yürüyüşe başlamadan önce komando birliklerimizin komando marşını dinlerken yüreğimiz coştu. İşte bu Türk ordusudur, Türk askeridir. Hep beraber onların coşkusunu hissettik.
İşte bu dağlarda bu aslan parçaları yatıyor. Bizlere düşen de bu yiğitleri unutmamak, toprağa düşen bu yiğitleri asla unutmamak. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla bu topraklarda vatanın dört bir köşesinde şehit düşmüş yiğitlerimiz için Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak programlar düzenliyoruz.
Çanakkale Zaferi’ni kutlamaya gidiyoruz. 57’nci Alay için gidiyoruz. Yine Kütahya’da, Dumlupınar’da, Sakarya’da efsanevi mücadelelerinin olduğu yerlerde gençlerimize bu efsaneleri anlatıyoruz. Gençlerimize şunu söylüyoruz; ‘bu topraklar şehit kanlarıyla sulanmıştır.
Bu topraklarda izin var. Bu topraklarda senin parçan var. Bu topraklar, bu coğrafyanın bedeli çok ağır.’ İşte gençlerimize bunları hatırlatıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerle beraber buradayız. 109’uncu Sarıkamış Harekatı’nı anma törenlerindeyiz.
Buraya uzaktan, yakından çevre illerden gelen vatandaşlarımıza şükranlarımızı arz ediyoruz. Hep beraber coşkuyla yürüdük. Bayrağımızla beraber yürüdük. Aslan parçası, yiğit askerlerimizle yürüdük. Onların komutanlarıyla yürüdük. İşte bu askerlerle, bu vatanda, bu milletle, bu ülkeyle, gurur duyuyoruz.
Yine Kurtuluş Savaşı’nda destan yazan Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına, efsanevi komutanlar Fevzi Çakmak Paşa’ya, Doğu’nun yiğit evladı Kazım Karabekir’e, burada şehit düşenlere selam olsun.
Onları asla unutmayacağız. Onlarla beraber bu vatanı ilelebet payidar kalması için savaşacağız. İşte vatanın dört bir köşesinde sınırları bekleyen yiğitlerimize, askerlerimize, güvenlik güçlerimize onlara selamlarımızı iletiyoruz. Allah ayaklarına taş değdirmesin.”
]]>ÖĞRETMEN ALAN DEĞİŞİKLİĞİ SONUÇLARI NE ZAMAN BELLİ OLACAK?
Öğretmen alan değişikliği için atama sonuçları 26 Aralık 2023 tarihinde “personel.meb.gov.tr” adresinde ilan edilecek.
ÖĞRETMEN ALAN DEĞİŞİKLİĞİ SONUÇLARI SORGULAMA EKRANI
BAKAN TEKİN AÇIKLADI
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, öğretmenlerin alan değişikliği başvurularına ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Öğretmenler Odası Buluşmaları”nda sıkça dile getirilen bir konunun da öğretmenlerin alan değişikliği talebi olduğunu ifade eden Bakan Tekin, şunları kaydetti:
“İstişare kültürüyle şekillenen yönetim anlayışımızla çocuklarımızı geleceğe hazırlayan öğretmenlerimizin daha mutlu bir şekilde görevlerine devam etmelerini sağlamak için buradan bir müjde vermek istiyorum: Milli Eğitim Bakanlığı olarak öğretmenlerimizin alan değişikliği için başvurularını 18-22 Aralık arasında MEBBİS üzerinden kabul edip atama işlemlerini 26 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştireceğiz.”
GÖREVE BAŞLAMA YARIYIL TATİLİNDE
Bakanlığın “2024 Yılı Alan Değişikliğine Bağlı Yer Değişikliği Duyurusu”na göre öğretmenler, Öğretmenlik Alanları, Atama ve Ders Okutma Esasları ile ek çizelge doğrultusunda mezuniyetleri itibarıyla atanabilecekleri alanlar için duyuru kapsamında alan değişikliği başvurusunda bulunabilecek.
Ayrıca sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktayken 540 saatlik Zihin Engelliler Sınıfı Öğretmenliği Eğitim Programı’nı başarıyla tamamlayanlar da özel eğitim alanına atanmak üzere söz konusu duyuru kapsamında başvurabilecek.
Alan değişikliğine bağlı yer değiştirme başvuruları, tercihe sunulan alanlarda il içinde yapılabilecek.
Kontenjanlar, bakanlığın öğretmen atamasına ilişkin planlaması dikkate alınarak öğretmen ihtiyacını karşılamada güçlük çekilen 5 ve 6’ncı hizmet alanlarında yer alan eğitim kurumları arasından belirlendi.
Başvurular, 18-22 Aralık arasında MEBBİS üzerinden alınacak, atama işlemleri 26 Aralık 2023’te gerçekleştirilecek.
Alan değişikliğine bağlı ataması gerçekleşen öğretmenlerin görevden ayrılma ve göreve başlama işlemleri yarıyıl tatilinde yapılacak.
ALAN DEĞİŞİKLİĞİ BAŞVURUSU NASIL YAPILACAK?
– Başvurular, D. Başvuru ve Atama Takvimi’nde belirtilen süre içerisinde “mebbis.meb.gov.tr” veya “personel.meb.gov.tr” adreslerindeki “Elektronik Başvuru Formu” aracılığıyla yapılacaktır.
– Bu Duyuru kapsamında başvuruda bulunacak öğretmenler; Elektronik Başvuru Formu’na yansıtılacak kimlik, öğrenim, Bakanlık atama alanı, hizmet süresi, hizmet puanı ve benzeri bilgilerini başvuru yapmadan önce MEBBİS e-Personel Modülünden (Özlük) kontrol ederek yanlış ya da eksik bilgilerinin düzeltilmesini belgeye dayalı olarak eğitim kurumu, ilçe ve il millî eğitim müdürlüklerinden talep edeceklerdir.
– Halen eğitim kurumu yöneticisi olarak görev yapanlar alan değişikliği yapmak üzere başvuruda bulunabilecekler.
– Bakanlık dışında kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilen öğretmenler, görevlendirmeleri sona erdirilmedikçe başvuruda bulunamayacaklardır.
– Alan değişikliğine bağlı yer değiştirme başvurusunda bulunan ve geçmek istediği alanda görev yaptığı ilde kontenjan belirlenen öğretmen ve eğitim kurumu yöneticileri, sisteme yansıtılacak eğitim kurumları arasından il içinde en fazla 25 (yirmi beş) eğitim kurumu tercihinde bulunabileceklerdir.
– Yirmi beş (25) eğitim kurumu tercihinde bulunanlar tercih dışı seçenek olarak; “Tercihlerim dışında kadromun bulunduğu ilçe içerisinde atanmayı istiyorum.”, “Tercihlerim dışında il içerisinde atanmayı istiyorum.”, “Tercihlerim dışında atanmayı istemiyorum.” seçeneklerinden birini mutlaka işaretleyeceklerdir.
– . İl içinde soruşturma sonucu görev yeri değiştirilen öğretmenler başvuru tarihi itibarıyla üç yıl geçmeden; aynı ilçe içerisinde yer değişikliği yapılanlar daha önce görev yaptıkları eğitim kurumuna, ilçe dışına yer değişikliği yapılanlar daha önce görev yaptıkları ilçeye atanmak üzere alan değişikliğine bağlı yer değişikliği başvurusunda bulunamayacaklardır.
– Başvurular öncelikle eğitim kurumu müdürlüğünce incelenecek ve uygun olan başvurular onaylanacaktır.
]]>
Tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokollerin içeriği velilerden gizli tutuluyor. Bunları elde etmek çok zor. Yargıtay Onursal Üyesi Ali Suat Ertosun, SÖZCÜ’ye “Örneğin ben ünlü bir dini vakfın bakanlıkla imzaladığı protokolün içeriğini öğrenmek için başvurdum. Vermediler. İdare mahkemesine dava açtım, kazandım. Ama protokolü yine vermediler mahkemeye gönderdiler” dedi. Ertosun, şunları söyledi:
KOZMİK ODAYA GİRİLİRKEN
“Bu ülkenin en mahrem yerlerinden olan Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın ‘Kozmik Odası’na girildi. Ama okullarla, öğrencilerle ilgili tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokollerin ne olduğu vatandaştan gizleniyor. Biz daha önce 300 civarında protokol imzalandığını sanırken, meğer 3 bine yaklaşmış. Yani, Özel Kuvvetler’in Kozmik Odası’na girilirken, gizli olmaması gereken protokoller Milli Eğitimin Kozmik odalarından dışarıya sızmıyor.”
PROTOKOLDE NELER VAR?
Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendisini silikleştirirken eğitim sistemini tarikat ve cemaatlere devreden adımlarını Bakan Yusuf Tekin de TBMM’de yaptığı konuşmayla kabul etti, tarikat ve cemaatlerle işbirliği protokolleri yapmaya devam edeceklerini açıkladı.
Tarikat ve cemaatlerle imzalanan işbirliği protokolleriyle bu yapıların okullarda öğrencilere yönelik olarak sanatsal, sportif, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknolojik gelişimi desteklemeye yönelik eğitim, seminer, proje, gezi, kitap okuma, yarışma, kamp, yaz okulu adı altında etkinlikler düzenleyebilmesine olanak sağlanıyor. Protokollerde kamuoyundan, mahkeme kararlarına rağmen gizlenen bölümlerde yer alıyor. Protokollerde yer alan bazı maddeler şunlar:
■ Vakıf tarafından öğrenciler gezilere ve kamplara götürülebilecek. Bu etkinliklerin güzergahı ise belli değil. Yani öğrencilerin ‘gezi’ adı altında tarikat yuvalarına, ‘kamp’ adı altında da cemaatlerin eğitim kamplarına götürülmesi mümkün olacak.
■ Vakıf isterse, eğitimleri kendisi tarafından belirlenen mekanlarda yapabilecek. Vakıf, çağdaş olduğuna dair takiye yapmaya ihtiyaç duymazsa, öğrencileri tarikat yuvalarına bile sokabilecek.
■ ‘Kitap okuma etkinliği’ adı altında öğrencilerin hangi ‘eserlere’ mecbur bırakılacağı meçhul. Yani Fetullah Gülen tarafından henüz ‘kandırılmadan’ önce okullara Said-i Nursi’yi sokma gayretindeki AKP, bu protokolle birçok şeyhin çağdışı kitaplarını çocuklara dayatabilecek.
■ Bakanlık bünyesindeki Halk Eğitim Müdürlükleri, vakfın protokol kapsamında düzenleyeceği gezi, kamp, eğitim, yarışma gibi etkinliklere katılım sağlanmasına çalışacak. Yani Bakanlık, vakfa devlet okullarında faaliyet alanı sağlamakla yetinmeyip, bu faaliyetlere öğrencilerin katılması konusunda da elinden geleni yapacak.
■ Vakıf ile Bakanlık, ortaklaşa belirledikleri kulüpleri liselerde kuracaklar. Hangi ihtiyaca cevaben protokole koyulduğu belirsiz olan bu madde, okullarda bu kulüplere katılan ve katılmayan öğrenciler arasında bir ayrıma neden olacak.
■ Protokol, tarafların uzlaşmaları ile sonlandırılabilecek. Milli Eğitim Bakanlığı, önceki protokollerinde (TÜRGEV ile yapılan protokol dahil) tek taraflı fesih yetkisi almıştı. Son yapılan protokollerde vakfın isteği olmadan protokolü sonlandıramayacak.
■ Geçerlilik süresi 5 yıl olarak belirtilen protokol, fiilen 10 yıllık. 5 yılın sonunda yenilenmemesi halinde bir 5 yıl daha devam edecek.
■ Bu etkinlikler kapsamında vakıf çalışanlarına Milli Eğitim Bakanlığı ödeme yapıyor. Yani öğretmenlerin yaşam şartlarının iyileştirilmesine ve özlük haklarının korunmasına dair her türlü talebini ‘bütçe kısıtlılığı’ gerekçesiyle geri çeviren Bakanlık, devletin parasını vakfa aktarıyor. Bunların Milli Eğitim Sistemi’ne dahil edilmesiyle, bakanlıktan elde ettiği gelirle daha da palazlanıyor.
Siyasi çıkarlar şekillendiriliyor
SÖZCÜ’nüngörüştüğü Milli Eğitim Bakanlığı’nın bazı yetkilileri, Bakan Tekin’in tutumunu eleştirdi ve şunları dile getirdi: “Devletin asli görevlerinin başında gelen eğitim, cemaatlere peşkeş çekiliyor. Her fırsatta dile getirdiğimiz üzere; hiçbir dernek, vakıf, cemaat, tarikat Milli Eğitim Sistemine ortak edilmemeli. Kimse Türkiye’nin geleceği olan yavrularımız üzerinden siyasi çıkarlarını şekillendirememeli. Kimse, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün biz eğitim neferlerine mirası olan çocuklarımıza, çağdışı bir eğitimi reva görememeli. Laik eğitim ve sosyal devlet ilkelerine aykırılık taşıyan hiçbir uygulamaya geçit verilmemeli. Ancak, bazı yapılarla yakın ilişki içinde olduğu imzalanan protokollerle ortaya çıkan Bakanın önce anlayışını değiştirmesi gerekir.”
]]>Çelik’in okuduğu açıklamada AKP döneminde eğitimde yaşanan başarısızlığa dikkat çekilerek şunlar dile getirildi:
-Ülkemizin kurucusu Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum olarak yaşatır veya bir milleti esaret ve sefalete terk eder’ demiştir.
-Ancak, milletin bağımsızlığı ve gelişimi için hayati önem taşıyan Milli Eğitim, mevcut iktidarın başarısızlık içinde olduğu bir alandır. Bu başarısızlık, bizzat AKP Genel Başkanı’nın ‘Eğitim alanında başarısız olduk’ sözleriyle itiraf edildi.
-21 yıllık AKP döneminde, 9 bakan değişti, eğitim sistemi yaz boz tahtasına döndürüldü. Eğitim siyasallaştırıldı, dinselleştirildi ve iktidarın ideolojik hedefleri için bir araç haline getirildi.
BAKANLIĞIN MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ İÇERİSİNDEKİ PAYI YÜZDE YÜZDE 14,56’YA GERİLEDİ
Meclis’te görüşülen ve kabul edilen eğitim bütçesinin yetersizliğine vurgu yapılan açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:
-Oysa Milli Eğitim, ülkemizi geleceğe taşıyacak kuşakların iyi eğitimli ve donanımlı olmasını sağlayacak en önemli hizmet alanı ve ülke için bir beka sorunudur. Meclis’te kabul edilen bütçe, öğretmenlerin, akademisyenlerin, eğitim emekçilerinin, ailelerin ve en önemlisi ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın sorunlarını çözebilecek bir akla, vicdana ve niyete sahip değildir.
-Milli Eğitim Bakanlığı’nın merkezi yönetim bütçesi içerisindeki payı yüzde 19,24’lerden yüzde 14,56’ya geriledi.
-Yüzde 81’i personel gideri olan, yatırım bütçesi 2002’de yüzde 17,18 iken yüzde 9,15’e kadar geriledi.
-Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülerek iktidar milletvekillerinin oylarıyla bu şekilde kabul edildi.”
“BAKANI’NIN LAİKLİK KARŞITI AÇIKLAMALARINI KONUŞMAK ZORUNDA KALIYORUZ”
Açıklamada eğitimin sorunları yerine Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in laiklik karşıtı açıklamalarının konuşulmak zorunda kalındığı belirtilerek şöyle denildi:
-Öğrencilere bilimsel ve nitelikli bir eğitim vermekten uzak, ailelerin artan mali yüklerini ve kaygılarını azaltmayı hedeflemeyen, öğretmenlerini yoksulluk sınırının altında maaşlara reva gören, bir milyonu aşan atanamayan öğretmenlere bir umut vermeyen bu bütçeyi konuşmamız gerekirken,maalesef Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in gün boyu yapılan bütçeye yönelik eleştirilere vermesi gereken cevapları değil; Türkiye’nin geleceği için çok büyük bir tehlike olan laiklik karşıtı demeçlerini konuşmak zorunda kalıyoruz.
-Bakan’ın verdiği rakamlara göre Milli Eğitim Bakanlığı, bin 167’si resmi kurumlarla olmak üzere 2 bin 709 protokol imzalamış bulunuyor.
-Bu protokoller, okullarımızın ve milli eğitim sistemimizin gereksinim duyduğu fiziki altyapı, malzeme, yazılım ve/veya donanıma yönelik çeşitli kurumların yapacağı katkılara yönelik değildir.
-Aksine, Milli Eğitim Bakanlığı’nın anayasal görevi olan ve öğretmenlerimizin uzmanlığında okul yaşamında geliştirilmesi beklenen yaşam becerilerine yönelik. Bunu, Bakan’ın Meclis’te bu protokolleri savunurken ortaya koyduğu gerekçelerden de anlıyoruz.
“MİLLİ EĞİTİM BAKANININ BEYANLARI ASLA KABUL EDİLEMEZ”
Öğrencilerin bilgi, beceri, davranışlarının geliştirilmesi Milli Eğitim Bakanlığı ve öğretmenlerin görevidir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada “Milli Eğitim Bakanı’nın, tarikat ve cemaatleri, çocukların dağa çıkmasını engelleyen sivil toplum örgütü olarak gördüğüne ve protokol imzalamaya devam edeceğine yönelik beyanları asla kabul edilemez. Bakanın bu sözleri, bugüne kadar zor şartlarda hizmet veren öğretmenlerimizi dağa insan kaynağı yetiştirmekle suçlaması anlamına da geliyor. Öğretmenlerimizin, çocukların terör örgütüne kaynak olarak dağa çıkmasını engelleyemeyeceğini ama kerameti kendinden menkul tarikat ve cemaat unsurlarının engelleyeceğini dile getirmek de başlı başına bir zavallılıktır” denildi.
“EĞİTİMİN TOPYEKUN DİNSELLEŞTİRİLMESİNİ HEDEFLEYEN POLİTİKALARI İFŞA ETMİŞTİR”
Milli Eğitim Bakanı’nın bu yapılarla ilişkiyi savunurken özelikle belirli bir bölgeyi işaret ettiği, cemaat ve tarikatlar aracılığıyla bölgenin şekillendirilmek istendiğini de açıkça itiraf ettiği dile getirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
-Yatılı okulları kapatıp çocuklarımızı tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkûm eden kişinin gerekçesi bu nedenle doğru değildir. Bakanlığın tarikat ve cemaatler ile yaptığı protokolleri tasdik etmesi, eğitimin topyekûn dinselleştirilmesini hedefleyen politikaları ifşa etmiştir.
-Ancak, unutulmamalıdır ki bu politikalar, geçmişte milletimizin hafızasından uzun süre silinmeyecek travmalar ile sonuçlandı. Bu yapıların araç olarak kullanılmasının sonuçlarını 15 Temmuz darbe girişimiyle acı bir şekilde deneyimledik.
-Bakanın ve AKP kadrolarının bu yaşananlardan ders almadığını görüyor; kendilerine bu yoldan dönmeleri için bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.”
“LAİK EĞİTİMİ SONLANDIRMA HAMLESİNİN BUGÜN ARTIK BAŞKA BİR AŞAMAYA GEÇTİĞİNİ ANLIYORUZ”
“Bakanın açıklamalarından ve tavırlarından, siyasi iktidarın 4+4+4 düzenlemesi ile hız kazanan bilimsel, çağdaş, laik eğitimi sonlandırma hamlesinin bugün artık başka bir aşamaya geçtiğini anlıyoruz” ifadelerinin yer aldığı açıklamada “Bakanın çocukların dağa çıkmasını engellemek perdesiyle gizlemek istediği bu icraatlar, örneğin ÇEDES projesinin İzmir, Kırklareli, Eskişehir gibi partisinin az toplumsal destek aldığı bölgelerde başlaması göz önüne alındığında, başka bir siyasal hedefin unsurları olduğunu da açıkça gösteriyor” ifadeleri yer aldı.
“MİLLİ EĞİTİM BAKANI LAİKLİK KARŞITI ODAKLARIN SÖZCÜSÜ VE HAMİSİ DURUMUNA GELMİŞTİR”
“Milli Eğitim Bakanlığı ve bizzat Bakan Yusuf Tekin gerçekleştirilen bu icraatlar ve söylemler ile maalesef laiklik karşıtı odakların sözcüsü ve hamisi durumuna gelmiş bulunmaktadır” ifadelerinin yer aldığı açıklamanın sonunda Tekin şu sözlerle istifaya çağrıldı:
-Kişiye özel bir yasal değişiklik ile rektör olan ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın tüm tartışmalı icraatlarının sorumluluğunu taşıyan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya davet ediyoruz.
-Bu çağrının karşılık bulamayacağı ve iktidarında görevden çekilme erdemi gösteren bir bakan olmadığı öngörüsüyle, kendisinin atamasını yapan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusu ve şerefi üzerine ant içtiği ’laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağına’ yönelik yeminini hatırlatıyor, görevlendirdiği Milli Eğitim Bakanı’nı görevden alması çağrısında bulunuyoruz.”
“MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Açıklamanın sonunda “Son sözümüz milletimizedir! Laiklik, bu ülkenin geleceği için en önemli Cumhuriyet ilkesidir. AKP ve onun beslediği her tür laiklik karşıtı unsur, politika ve söylemle, yasal ve toplumsal her platformda mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.
]]>