Balık – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 28 May 2024 21:54:42 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Ege Denizi’nde av yasağı başlıyor: 200 bin liraya varan ceza… https://www.foxhaber.com.tr/ege-denizinde-av-yasagi-basliyor-200-bin-liraya-varan-ceza/ https://www.foxhaber.com.tr/ege-denizinde-av-yasagi-basliyor-200-bin-liraya-varan-ceza/#respond Tue, 28 May 2024 21:54:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7783 Su ürünleri üretimi bakımından önemli bir potansiyele sahip Ege Denizi’nde av yasakları yarın başlıyor. Yasak döneminde avcılık yapılmamasının sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması bakımından önemli olduğunu belirten İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin, İzmir’i balıkçılık potansiyeliyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. 

İzmir’in Türkiye’deki en önemli deniz avcılığının yapılan bölgelerden biri olduğunu belirten Şahin, “Ege Denizi birçok balık türünün avlandığı, yıllık 5 bin ton civarında avcılık yapılan bir bölge. İzmir, avcılık ekipmanlarıyla ilgili de güçlü bir il. 1700 civarında geleneksel avcılık yapan küçük teknemiz var. Yaklaşık 28 trol, 55 gırgır teknesiyle bu bölgede avcılık faaliyetleri devam ediyor” dedi.

‘YASAK BÜYÜK TEKNELERİ KAPSIYOR’

Ege Denizi’nde av yasağının 15 Nisan-31 Ağustos tarihleri arasında yaklaşık 4,5 aylık süreyi kapsadığını ifade eden Şahin, “Bu dönemde profesyonel anlamda yapılan avcılık faaliyetlerini durduruyoruz. Geleneksel kıyı balıkçılığı kısmında yasal sınırlara uymak kaydıyla avcılığa devam edilebiliyor. Yasak, büyük tekneleri kapsıyor. Özellikle kıyı avcılığı dediğimiz küçük teknelerimizde amatör avcılar için herhangi bir problem yok. Yasak dönemi içinde gırgır ve troller ava çıkamıyor” diye konuştu.

‘REİS BEY TÜRKİYE’DEKİ KONTROL TEKNELERİNİN EN ÖNEMLİLERİNDEN’

Yasa dışı avcılıkla mücadelenin sadece İzmir’de değil tüm Türkiye’de aralıksız devam ettiğini söyleyen Şahin, “İzmir’deki su ürünleri kontrol teknemiz ‘Reis Bey’ Türkiye’deki kontrol teknelerinin en önemlilerinden. Sadece kendi teknemizle değil beraberinde Deniz Polisi, Sahil Güvenlik ve diğer unsurların desteğiyle 24 saat denetim faaliyetlerimize devam ediyoruz. Reis Bey dışında bir teknemiz daha var. Vardiyalı şekilde kontrollerimizi yapıyoruz” dedi.

‘SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIK İÇİN YASAK DÖNEMLERE UYULMALI’

Cezaların yapılan faaliyetin durumuna göre değiştiğini dile getiren Şahin, yasağın ihlali durumunda 8 bin TL’den 200 bin TL’ye varan idari para cezalarının uygulandığını belirtti. Sürdürülebilir balıkçılığın yapılması için yasak dönemlere uyulması gerektiğini aktaran Şahin, “Avcılık, yasak dönemler içinde izin verilen av aletleriyle yapılırsa bir sonraki nesle, çocuklarımıza ve torunlarımıza bizim gördüğümüz balıkları görme şansı tanınacak. Eğer hoyrat bir avcılık yapılırsa çocuklarımız bile balık türlerini zor görür. Bakanlık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Türkiye’nin dört bir tarafında gerekli denetimleri yapıyor. Mümkün olduğu kadar denetim sıklığımızı artırarak ve beraberinde rehberlik hizmeti yaparak faaliyetlerimize devam edeceğiz” diye konuştu.

‘YASAK DÖNEMİNDE ALAN OLMAZSA, TUTAN DA OLMAYACAK’

Yasaklı dönemlerde satış yapan noktalarda kıyı balıkçılığı çerçevesinde gelen ürünlerin satışında herhangi bir problem olmadığını dile getiren Şahin, şunları söyledi:

“Satış noktasında eğer doğru kontrolü yapabilirsek, avcılık kısmında da gayri yasal şekilde yapılacak avcılığın önüne geçmiş oluyoruz. Bizim için tutan da satan da paydaşlarımız. Yasak döneminde alan olmazsa, tutan da olmayacak. Tüketiciler hangi sezonda hangi balığın yenileceğini, hangi balığın yasaklı dönemde olduğunu sitemiz üzerinden görebiliyorlar. Tüketiciler bu konuda bilgi sahibi olurlarsa, yasaklı balığın satılmaması gerektiğini öğrenecekler. Onlar da bireysel tepkileri göstererek bir sonraki nesle balıkların aktarılmasına katkı sağlayacaklar.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ege-denizinde-av-yasagi-basliyor-200-bin-liraya-varan-ceza/feed/ 0
Balık popülasyonunun düştüğü Konyaaltı sahiline resif önerisi https://www.foxhaber.com.tr/balik-populasyonunun-dustugu-konyaalti-sahiline-resif-onerisi/ https://www.foxhaber.com.tr/balik-populasyonunun-dustugu-konyaalti-sahiline-resif-onerisi/#respond Wed, 08 May 2024 21:51:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7088 Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili başta olmak üzere kentin farklı yerlerinde kıyıdan atılan ağlarla tekne sahibi balıkçılar, oltalarla da amatör balıkçılar avlanıyor.

Çipura, mercan, barbun, karagöz, mırmır, gargur, kefal, levrek başta olmak üzere çok sayıda balığın yer aldığı meralarda avlanan balıkçılar, son birkaç yıldır Antalya kıyılarının adeta çöle döndüğünü ve balık yakalamanın güçleştiğinden dert yandı.

Her balık avı için ortalama 300 ile 500 lira arasında bütçe ayırarak yem alan olta avcıları da balık azlığından şikayet etti.

Sahilin dip kısmında balığın yuvalanıp ya da avlanmak için kullanacağı bir alan olmamasından dert yanan olta balıkçıları, özellikle sahilde kıyıya yanaşıp, ağ sererek balık avlayan ticari balıkçılara da düzenleme getirilmesi gerektiğini savunuyor.

‘AKDENİZ VE ANTALYA KÖRFEZİ SÖMÜRÜLEN DENİZLERDEN’

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, Akdeniz ve Antalya körfezinin ciddi av baskısı altında olduğunu söyledi. Prof. Dr. Gökoğlu, “Akdeniz ve Antalya Körfezi en çok sömürülen denizlerden. Avcılık açısından av baskısının en fazla olduğu deniz. Çünkü Akdeniz bir iç deniz gibidir. Herkes Akdeniz’den bir şeyler almaya çalışıyor. Antalya Körfezi çok sayıda balıkçının av baskısında olduğu için yapay resife ihtiyaç var. Tabii bu resiflerin üzerinde de avcılık yaptırmamalıyız. Korumamız gerekiyor” diye konuştu.

Antalya Körfezi’nde belirlenen birkaç yerin avcılığa yasaklanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Gökoğlu, bu şekilde popülasyonu artan balıkların kıyı boyunca avcılığa destek verebileceğini söyledi.

Deniz çayırlarının da sıcaklık ve kirlenme nedeniyle öldüğünü kaydeden Prof. Dr. Gökoğlu, “Koylarımız çölleşti. Çapa zincirler çok sayıda artıyor. Bu çayırlar denizlerin ormanlarıdır. Suyu temizler, birçok canlının besin zincirini oluşturur, deniz içi erozyonu önler” dedi.

‘KIYIYA YAKIN RESİF YAPILMALI’

Antalya Amatör Balıkçılık Yardımlaşma Platformu Başkanı Selim Çetin ise 16 yıldır amatör olta avcılığı ile ilgilendiğini söyledi.

Önceki yıllara göre özellikle Konyaaltı Sahili’nde balık kalmadığını, her avdan eli boş döndüğünü anlatan Çetin, “Bu bölgede resife ihtiyaç var. Bu konuyu daha önce de yetkililere dile getirdik ancak hala bir adım atılmadı. İzmir başta olmak üzere özellikle Ege Bölgesi’ndeki illerde bu türden çalışmalar yapıldı, verimli de oldu” diye konuştu.

‘AKDENİZ ÇÖLE DÖNMÜŞ DURUMDA’

Çetin, 600 liradan fazla bütçe ayırdığı avlardan eli boş dönmeyi anlamlandıramadığını belirterek, “Resif kesinlikle yapılmalı. Bölgede balığın gelişmesi için çalışmalar yapılmalı. Yemleme olabilir. Özellikle sahil bandına yakına noktada ağ serip, av yapan teknelere düzenleme getirilmeli” dedi.

Antalya Amatör Balıkçılık Yardımlaşma Platformu Üyesi Edip Alper de babasıyla sahilde balık avladığı günleri hatırladığını, o günlerle kıyaslayınca sahilin çöle döndüğünü söyledi. Alper, “20 yıldır sahilde balık avlıyorum. O zamanlar çok balık vardı. Bilinçsiz avcılık buna sebep. Teknelerin kıyıya çok yakın noktaya ağ atması da bir sebep. Akdeniz çöle dönmüş durumda. Yapay resif yapılmalı ve avlar denetlenmeli” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/balik-populasyonunun-dustugu-konyaalti-sahiline-resif-onerisi/feed/ 0
İstanbul Boğazı’nda ’24 metre’ tartışması https://www.foxhaber.com.tr/istanbul-bogazinda-24-metre-tartismasi/ https://www.foxhaber.com.tr/istanbul-bogazinda-24-metre-tartismasi/#respond Sun, 28 Jan 2024 09:12:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2710 İstanbul Boğazı’nda özellikle Sarıyer açıklarında kıyıya yakın ve sığ bölgelerde avlanan gırgır teknelerinin, 24 metre derinliğindeki avlanma şartını ihlal ederek; balık popülasyonunu olumsuz şekilde etkilediği yönündeki iddialar tartışmalara neden oldu. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saadet Karakulak, konu ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“BALIK STOKLARINI OLUMSUZ ETKİLEYECEK”

Prof. Dr. Saadet Karakulak, “İstanbul Boğazı’nın özellikle kuzey bölgesinde gırgır avcılığı yapılabiliyor. Yasal olarak da bu uygun çünkü 24 metreden derin sahada gırgır balıkçılığına, balıkçılık yönetiminde müsaade edilmekte. Fakat bunu bilimsel olarak değerlendirdiğimizde aslında boğazlar balıkların geçiş noktaları. Biz biyolojik koridor olarak nitelendiriyoruz. Farklı iki deniz bölgesinde göç eden balıklar, bu noktalardan geçerken boğazlarda, özellikle durarak vücut adaptasyonunu geliştirdikleri sahalardır. Bu sahalarda yoğun avcılık faaliyetinin olması balık stoklarını olumsuz etkileyecektir. Balık stoklarımıza baktığımızda her yıl av miktarımızın git gide düştüğünü görmekteyiz” diye konuştu.

“ENDÜSTRİYEL BALIKÇILAR SIĞ ALANLARDA AVCILIK YAPAMAZ”

İstanbul Boğazı’nda geçmişten günümüze her zaman balıkçılık faaliyetinin yapıldığını hatırlatan Karakulak, “Yapılan faaliyet genellikle geleneksel, küçük ölçekli balıkçılık düzeyinde kalmıştır. Fakat son yıllarda teknolojinin gelişmesi ile balıkçılık faaliyetlerinin daha da büyümesine yol açıldı. Önemli olan aşırı avcılığın yapılmaması lazım. Endüstriyel teknelerin avcılık kotası olmadığı için fazla avcılık yapabilmekte. Hem deniz çayırlarını korumak hem de küçük ölçekli balıkçıya avcılık yapabilecek alanı bırakmak için endüstriyel balıkçılar 24 metreden sığ alanlarda avcılık yapamazlar” dedi.

“BALIĞA İSTANBUL BOĞAZI’NDAN GEÇME ŞANSI TANINMALI”

Gırgır avcılarının kıyı şeridinde avlanmasının balıkçılığı olumsuz etkilediğini belirten Karakulak, “Balıklar, dar bir koridordan geçince ister istemez balıkçılarımız da kıyılarda daha fazla avlanma eğiliminde olmakta. Daha geniş alanda avcılığın yapılması lazım. Bu balığa en azından İstanbul Boğazı’ndan geçme şansı tanınmalı. Marmara Denizi’nin diğer sahalarında avcılık yapılabilir” ifadelerini kullandı.

“KOMŞUMUZDA OLMAYAN YASAK BİZDE NİYE VAR”

İstanbul Boğazı’nda balıkçılık yapan gırgır teknesi sahibi Mustafa Nursu, “Yasak için 24 metre dendiği zaman, 24 metrenin içini yasaklamak isteniyorsa bütün herkese yasak olması lazım. Küçük balıkçıya, büyük balıkçıya herkese yasak olmalı. Bize zaten yasak, endüstriyel balıkçı olarak bize yasak. Bulgaristan, Yunanistan, hiç birinde böyle bir yasak yok. Komşumuzda olmayan yasak bizde niye var” şeklinde konuştu.

“BİZ KIYIYA GELMİYORUZ, KIYI BİZE DOĞRU GELİYOR”

Sosyal medyada yayınlanan ‘Gırgır tekneleri kıyı sularında balık avlıyor’ şikayetlerini değerlendiren balıkçı Mustafa Nursu, “Kıyılarda ağ atılmıyor, kıyı şeritleri denize doğru uzadı. Biz kıyıya gelmiyoruz, kıyı bize doğru geliyor. Belediyeler yol yaptılar, arkamda kazıklı yol var. Kıyıdan 100 metre denizde, kıyı bize doğru geliyor. Kimse ağını kıyı şeridine, yani yasak olan bir yere ağ atmak ister mi? Zaten biz şu anda boğazın, Marmara Denizi’nin yüzde 30’unu kullanıyoruz. Yüzde 70’i zaten yasak edilmiş vaziyette” dedi. 24 metre kuralının denenmek için konulduğunu söyleyen Nursu, “Bize, ‘Bir yapalım, deneyelim. Eğer işimize yaramazsa kaldırırız’ dediler. Bu zamana kadar hiçbir şeyi de kaldırdıklarını görmedim” ifadelerini kullandı.

“BAŞTAN AŞAĞIYA ENDÜSTRİYEL BALIKÇILARA OYNANAN BİR OYUN”

24 metre yasağına uyulmadan yapılan avcılığın balık popülasyonunu etkilediği yönündeki açıklamalara katılmadığını belirten Nursu, “Koydukları yasağın hiçbir faydası yok. Baştan aşağıya endüstriyel balıkçılara oynanan bir oyun. Başka hiçbir şey değil. Biz de hocayız, diplomasız hocayız. Dededen babaya, babadan oğula, şimdi oğuldan toruna kaldı. Yaptıkları ayıptır” dedi. Yasağa uymayan balıkçıların tekne plakalarının iptal edildiğini hatırlatan Mustafa Nursu, “Bizim plakamızı iptal ediyorlar. Neymiş, az bir şey yasak alana girmişiz. Olabilir bu, teknelerin el freni yok ki. Ağın altını attıktan sonra biraz içeri girmiş olabiliriz veya girmemiş olabiliriz. Plaka iptal olduğu zaman benim avcılığım, balıkçılığım biter. Siz balıkçılığa bu kadar zarar verdiğimizi düşünüyorsanız, gelin buyurun. Motorlarımızı alın elimizden, verelim gönüllü olarak. Değerini verin, balıkçılığı da iptal edin olsun bitsin” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istanbul-bogazinda-24-metre-tartismasi/feed/ 0
Zehirli balık rotasını Marmara’ya çevirdi… Nisan ayına dikkat! https://www.foxhaber.com.tr/zehirli-balik-rotasini-marmaraya-cevirdi-nisan-ayina-dikkat/ https://www.foxhaber.com.tr/zehirli-balik-rotasini-marmaraya-cevirdi-nisan-ayina-dikkat/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:21:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2584 Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar deniz suyunun ısınmasına neden oldu.

Suların ısınmasıyla birlikte Kızıldeniz’den gelerek Akdeniz’e yerleşen istilacı bir tür olan balon balığı, Ege Denizi’nden sonra rotasını Marmara Denizi’ne çevirdi.

Son 30 yılda denizlere giren 500’e yakın istilacı türden biri olan balon balığı biyo çeşitliliği de tehdit ediyor.

Bu zehirli türle mücadele etmek gerektiğini vurgulayan Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Bilim Danışmanı ve Hidrobiyolog Dr. Erol Kesici, avcılığın da önemine dikkat çekerek “Balon balıkları, kirpi balıkları en tehlikeli olan ve en çok zehre sahip olan balıklar. Biz atıksız bir dünya yaratmak zorundayız. Atıksız bir dünya yaratırsak küresel ısınmayı da önleriz, balon balıklarının böyle istediği yerlere gitmesini de önlemiş oluruz” diye konuştu.

“500’E YAKIN İSTİLACI TÜR VAR”

Kesici, şöyle konuştu:

-Son yıllarda bilhassa 2000’den sonra rastladığımız en önemli olaylardan bir tanesi denizlerimizdeki istilacı türler. Bu istilacı türlerin ülkemize giriş nedenlerinin başında elbette suların ısınması geliyor.

-Kızıldeniz’den Süveyş Kanalı’nı geçmek suretiyle birçok türler geliyor. Bunun yanı sıra bizim ne yazık ki son 30 yıl içerisinde en az 500’e yakın denizlerimize giren istilacı türler var. Bunlar deniz yosunları, deniz yıldızları, deniz anası ve balık türleri.

-Bunlar da çok tehlikeli. Bu istilacı balıklar bizim biyolojik sistemlerimizi tehdit eder hale geldi. Son günlerde gündeme gelen balıkların başında balon balıkları var.

-Dünyanın en zehirli ikinci tür balığı. Ondan sonra sokar balık adını verdiğimiz balıklar var. Bunlar varolan doğal türleri yok ediyorlar ve biyogüvenliğimizi tehdit altına almış oluyorlar.

“AKYA TÜRLERİ BU BALIKLARI TÜKETİYORDU”

-Bunların yüzgeçlerinde, derilerinde, bilhassa iç organlarında bulunan tetrodotoksin denilen bir madde var.

-Bu dünyanın en tehlikeli zehirlerinden bir tanesi eğer siz bu balığın temizlenmesini bilmezseniz, avcılığını bilmezseniz yine aynı şekilde elinizde tutarsanız bu balık insanları zehirleyebiliyor. İyi bir şekilde eğitiminin alınması gerekiyor.

-Hem avcılıkla hem de yakalanmasıyla ilgili. Güneş balıkları da bu grubun içerisine girmiş oluyor. Akdeniz’de bizim Akya dediğimiz balıklarımız vardı, büyük balıklar. Akya türleri bu balıkları av avcı ilişkisi içerisinde tüketiyorlardı.

-Deniz kaplumbağalarımız vardı. Deniz kaplumbağalarımız da yine bu güneş balıklarını, sokar balıklarını, balon balıklarını şiddetli şekilde yiyen, hoşlandıkları gıdalarıydı ama bunların türleri azalmaya başladı.

Erol Kesici

“NİSAN AYINA DİKKAT; NE HAMSİ, NE İSTAVRİT KALACAK”

-Marmara içinde de aynı tehlikeler söz konusu. Bazı ülkelerde vardır, köpek balıklarının sahile doğru gelmesi sonucu plajlara çelik fileler, ağlar örtmek durumundalardır. Balon balığı da aynı tehlike özelliğine sahip.

-Bugün Akdeniz sahillerinde çok yaygın, Marmara’ya da gelmiş vaziyette. Bunlar Nisan aylarında, üreme zamanlarında çok tehlikeli olabilmekteler. Yumurtalarının kesinlikle yenilmemesi gerekir.

-İç organlarının kesinlikle yenilmemesi gerekiyor. Bütün sularımız için tehlikeli çünkü bizim biyo güvenliğimizi tehdit ediyor. Bunların girişleri kontrol altına alınabilirdi. Geldikleri yer tek kaynak, Süveyş. Bir nedeni de akvaryumculuk.

-Akvaryumda bunlar çok güzel görüntü vermekteler, bu balıklar zaman zaman belirli bir süre besleniyor sonra daha sonra sulara bırakıyorlar. İkinci neden de avcılık, avcıların mutlak suretle bu konuda eğitilmesi gerekiyor, bilinçlendirilmesi gerekiyor.

-Hem kendi sağlıkları için hem de balıkçılığınızın güvence altına alınabilmesi için biz bu türlerle mücadele etmek zorundayız.

-Yoksa balıklar kalmayacak. Ne hamsi kalacak, ne istavrit kalacak. Ne de diğerleri, zaten yok. Bizim ülkemizde ne yazık ki şu anda satılan balıkların yüzde 70’ine yakını da ithal edilen balıklar” diye konuştu.

“DİP BALIKLARI TEHLİKE ALTINDA”

-Koskoca Akdeniz’de, Karadeniz’de, Marmara’da yapabileceğimiz en iyi mücadele yöntemi biyolojik yöntem.

-Denizlerimizi hem temiz tutmak, hem onları biyolojik çeşitliliğini artırmak, Akya gibi, Akdeniz’de bulunan küçük köpek balıkları onlar bile balon balıklarını iyi bir şekilde yemekteler. Bu tür balıkların sayısının artmasını, biyolojik çeşitliliğin ekosistemin zenginleştirilmesini sağlamamız gerekiyor.

-Bu balıklar, güneş balıkları dipte daha çok yaşıyorlar. Dipte bulunan bütün dip balıkları tehlike altında. Dil balıkları, balıkların yavruları, istavritin, hamsinin, mezgitin, akla gelen hangi tür varsa bunların hepsi tehlikede.

-Çünkü bunlar istilacı. Her tarafa yaygın vaziyetteler. Hava sıcaklıklarına bağlı olarak denizin dip tarafında da çok bulunuyorlar, üst taraflara da çıkıyorlar. Alüminyum hatta tenekeyi bile parçalayabilme özelliğinde bu nedenle bütün balıklar tehlikede çünkü bu balıklar her şeyle besleniyorlar.

“ATIKSIZ BİR DÜNYA YARATMAK ZORUNDAYIZ”

-O nedenle biz de Marmara’daki aklımıza gelen bütün balıkların hepsi tehlike altında. Bizim Marmara’daki zenginliğimizi oluşturan hamsi, istavrit, palamut diğer yerlerden göç eden balıklar olsun onların beslenmesiyle ilgili olan diğer küçük balıkları da yiyorlar.

-Onlar da bu sefer beslenemiyorlar. Bizdeki balık fiyatlarının artışındaki temel nedenlerinden bir tanesi bu.

-Balon balıkları, kirpi balıkları en tehlikeli olan ve en çok zehre sahip olan balıklar. Biz atıksız bir dünya yaratmak zorundayız. Atıksız bir dünya yaratırsak küresel ısınmayı da önleriz, balon balıklarının böyle istediği yerlere gitmesini de önlemiş oluruz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/zehirli-balik-rotasini-marmaraya-cevirdi-nisan-ayina-dikkat/feed/ 0
Dünyanın en nadir balıklarından biri bulundu https://www.foxhaber.com.tr/dunyanin-en-nadir-baliklarindan-biri-bulundu/ https://www.foxhaber.com.tr/dunyanin-en-nadir-baliklarindan-biri-bulundu/#respond Fri, 12 Jan 2024 21:24:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2203 Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından kırmızı listeye alınan ve Shoal adlı Doğa Koruma Örgütü tarafından dünyanın en çok aranan 10 balık türünden 2’incisi olan leopar sazanı için RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya ile meslektaşı Münevver Oral, keşif turuna çıktı.

Bölgedeki balıkçı esnafından da destek alan bilim insanlarının 3 ay süren çalışmaları olumlu sonuç verdi.

3 ay süren uğraşların ardından bilim insanları, ‘komanda balığı’ olarak da adlandırılan 20 ve 50 santim uzunluğunda 2 ‘leopar sazanı’nı, aynı gün farklı zamanlarda Dicle ve Fırat nehirlerinde yakalamayı başardı.

Ağlara takılan ve yetişkin olduğu tespit edilen ender türler, konulduğu özel fanusta incelenip, görüntü kaydı alınarak doğal yaşam ortamına geri bırakıldı.

Keşif sonrası bölgede türün korunması ile ilgili planlamalar yapılması hedeflenirken, anatomik ve morfik çalışmaları tamamlanacak türle ilgili koruma eylem planı da hazırlanacak.

‘BİZ ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK’

RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya, dünyanın en çok aranan balıklarını buldukları için gururlu olduklarını belirtti. Keşfedilen tür için koruma planı hazırlanacağını da aktaran Kaya, “Balıklar genellikle birbirine benzer. Ama leopar sazanının farklı bir özelliği var. Hiçbir türde olmayan, vücudunda, başında ve yüzgeçlerinde olan büyük siyah benekler, bu türü çok net bir şekilde karakterize ediyor. Bunun için küçük bir çocuk bile leopar sazanını rahatlıkla ayırt edebilir. Balığı bulduğumuz anda gerçekten çok sevindik. Dünyada en çok aranan birinci balığı bulmuştuk. Çok mutlu olduk. İnanılmaz bir andı. Biz üzerimize düşeni yapıp, Türkiye dosyasını kapatmış olduk. Bizim bahsettiğimiz iki tür, kritik düzeyde kayıp olduğu kabul edilen türlerdendi. Bunlar çünkü yıllardır ortada yoklardı. Biz çok mutlu ve gururluyuz. Ülkemiz adına güzel işler yaptığımızı düşünüyoruz. Dünya’nın en çok aranan 2 türü bulmamız çok güzel oldu. Şimdiki hedefimizde bu türü koruyup, gelecek nesillere aktarabilmek. Leopar sazanı Dicle’nin sembolü olabilecek bir balık türü. O yüzen biz bunu korumalıyız” dedi.

‘DİCLE’DE GİRİLMEDİK AKARSU BIRAKMADIK’

RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Münevver Oral da “Dünyanın en fazla aranan, 10 balık listesine dahil edilen ülkemizde 2 tür vardı. Bunlardan biri olan ‘Batman bantlı çöpçü balığı’nı 2021 yılında bulup, literatüre kazandırmıştık. Bugün ise ikinci leopar sazanı bulmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Uluslararası literatürde Türkiye dosyasını kapatmış olduk. Leopar sazanı, kayıp diğer türe oranla oldukça farklılık gösteriyor. Bu tür Dicle ve Fırat nehir havzasında oldukça derin ve bol oksijenli bölgede yaşıyordu. Avcı bir tür olduğundan, bu türü balıkçı desteği olmadan bulmamız mümkün değildi. Yaklaşık 3 aydır süren yoğun bir arazi çalışması gerçekleştirdik. Mesai arkadaşım Doç. Dr. Cüneyt Kaya ile birlikte oluşturduğumuz strateji ile birlikte adım adım Dicle’de girilmedik akarsu bırakmadık. Bu türü bulmak için kolay değildi gece ve gündüz çok sayıda ağ atıp çektik. Yıllardır aranan balığı aynı gece ve sabahında bulmak bizim için çok keyifliydi” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dunyanin-en-nadir-baliklarindan-biri-bulundu/feed/ 0