
Son dakika haberi: Balıkesir’in merkez Karesi ilçesindeki mühimmat fabrikasında meydana gelen patlama ve çökme nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin kimlikleri belirlendi.

İlçeye bağlı kırsal Kavaklı Mahallesi’nde Çek firmasına bağlı faaliyet gösteren mühimmat fabrikasının kapsül üretimi yapılan bölümündeki patlamayla ilgili ekiplerin olay yerindeki çalışması sürüyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

HAYATINI KAYBEDENLERİN KİMLİKLERİ BELLİ OLDU
Patlamada yaşamını yitiren fabrika personelinin Tuğba Demir (21), Çetin Karamüftüoğlu (38), Muhammet Ergin (34), Özlem Özçakır (33), Tuba Sert (41), Enes Kırmızı (28), Seda Akın (35), Seçil Çapa (24), Müberra Sönmez (45), Selin Karanlıkoğlu (27) ve Elif Özgür (19) olduğu belirlendi. Bu kişilerin cansız bedenleri, Bursa Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi.
Cenazelerin, Bursa Adli Tıp Kurumu morgundaki otopsi işlemleri sürüyor.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Balıkesir’in merkez Karesi ilçesinde patlayıcı üretilen mühimmat fabrikasındaki patlamaya ilişkin, “Önce 12 olarak açıklanan vefat sayısının şimdi 11 olduğunu sizlerle paylaşıyoruz. Takdir edersiniz ki bu üretim tesisindeki patlamanın tesiriyle vücut bütünlüğüyle ilgili, oradaki gelinen noktada arkadaşlarımız, 12 olarak söylemek durumunda kaldılar.” dedi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, olay yerinde incelemelerde bulundu, görevlilerden bilgi aldı.
İncelemelerin ardından gazetecilere açıklama yapan Bakan Yerlikaya, mühimmat fabrikasında sabah saatlerinde yaşanan patlamayla herkesin yüreğinin yandığını belirterek, olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BALIKESİR – Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Mesut Duran Müzik Derneği tarafından düzenlenen konsere ilgi yoğun oldu. Koro üyelerinin birbirinden güzel eserleri solo ve korist olarak seslendirmeleri TSM severler tarafından ayakta alkışlandı.
Mesut Duran Müzik Derneği’nin Ayvalık Belediyesi’ne ait amfi tiyatroda verdiği konser, TRT sanatçısı Şef Selim Gönüldaş’ın öncülüğünde gerçekleşti.
Dernek Başkanı Funda Öztolan’ın sunuculuğunu üstlendiği gecede, dernek üyesi sanatçıların seslendirdiği Türk Sanat Müziği’nin en güzel eserleri, amfi tiyatroyu dolduran yüzlerce TSM sever tarafından büyük bir keyifle dinlendi.
İkinci bölümünde halk müziğinden örneklerinde seslendirildiği konserde, Dernek Başkanı Funda Öztolan’ın icra edilmesi en zor eserleri son derece profesyonelce izleyicilere aktarması takdirle karşılandı.
10. Yıl Marşı ile başlayıp, aynı marş ile sona eren konserlerin kış mevsiminde de süreceği açıklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hükümet konağının girişinde sepetler içinde mahkeme dosyalarının olduğunu belirten Sarı, bu durumun vatandaşların hukuksal işlemlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmelerini imkansız hale getirdiğini vurguladı.
Sarı yayınladığı videoda şöyle dedi; “Hükümet konağındayız, adalet sarayındayız. İkisi de aynı bina içerisinde vatandaşlarımıza hizmet vermeye çalışıyor. Şu anda adalet sarayının durumu içler acısı. Şu anda mahkeme dosyalarını hükümet konağının girişinde kapının ağzında klasörler halinde görüyorsunuz. İşte bilirkişi raporları, dava mahkeme dosyaları! Vatandaşların bugün burada hukuksal işlerini çözebilmeleri ne yazık ki mümkün değil” diye konuştu.
7 YILDIR BEKLENEN ADALET SARAYI İNŞAATI BAŞLAMADI
Erdek’in Balıkesir ve Türkiye’nin örnek alınacak bir turizm kenti olduğunu belirten Milletvekili Sarı, adalet sarayı yapılması için belediyenin arsa verdiğini, 7 yıl geçmesine rağmen bu arsaya adalet sarayı yapılmadığını vurguladı.
Sarı, sözlerine şöyle devam etti:
“Turizmin göz bebeği Türkiye örnek olan olabilecek olan bir ilçe bu hale bırakılmış vaziyette. Bu bölgenin buranın arsa tahsisleri yapılmış, belediye tarafından 7 yıl olmuş. Adalet Sarayı yapılsın ve arsa verilmiş. Hükümet konağı için satın alınmış ama bugün bakıyoruz iktidar yine tasarruf tedbirlerini bahane ederek ki bu bahane daha bir senedir kullandıkları bahane buraya yatırım yapmaktan aciz! 33 bine yakın vatandaş yaşıyor kışın. Yazın 400 bine yakın vatandaş. Buradan hizmet almaya çalışıyor ama velakin bugün AKP iktidarı vatandaşa hizmet etme sevdasından kopmuş durumda.
“BİR SALONDA 5 HAKİM, 7 SAVCI HİZMET ETMEYE ÇALIŞIYOR”
Şuradaki dava dosyaların durumu içler acısı. Mahkeme salonu bir tane bu kadar vatandaşa bir salonda 5 hakim, 7 savcı hizmet etmeye çalışıyor. Vatandaşlar üst üste alt alta haklarını aramaya çalışıyor. Mahkeme dosyaları burada sepetlerin içerisinde klasörlerde… Burada nasıl bir hukuksal mücadele verilebilir, nasıl toplumsal hizmet verilebilir? Hükümet de burada adalet de burada ne yazık ki bu içler acısı tablonun acilen düzelmesi gerekiyor.”
ADALET BAKANI’NA ÇAĞRI: ÇÖZÜME DAVET EDİYORUM
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a çağrıda bulunarak, “Buraya bir Adalet Sarayı yapılmak zorunda. Burası turizm kenti. Vatandaşlarımızın huzur içerisinde yaşaması gereken bir kent ama velakin artık iktidar, hukuktan, adaletten koptuğu için ne yazık ki adalet saraylarını da unutmuş durumda. Acilen buraya çözüme davet ediyorum. Erdek’in, ihtiyacı olan bu arsası tahsis edilmiş olan 7 yıldır beklenen yatırımı artık bekletmeyin. Buradaki vatandaşlarımıza sağlıklı bir hukuk hizmeti alacağı savcılarımızın, hakimlerimizin, avukatlarımızın sağlıklı bir şekilde mahkeme ortamında çalışabilme alanı yaratmak zorundasınız. Eğer bunu yapamıyorsanız size görevi bırakmaya davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversite öğrencisi Ata Emre Akman’ın acılı annesi Zuhal Akman, saldırıyı gerçekleştiren E.Ö.’yü babasının azmettirdiğini iddia etti.

“ONUN LİZBON’A BENİM DE PARİS’E GİTME HAYALİMİZ VARDI”
Ata Emre Akman’ın saldırıya uğramadan yaklaşık 1 hafta önce işe girdiğini ve kendi kazandığı parayla Anneler Günü’nde sürpriz yapmak istediğini söyleyen anne Akman, şöyle konuştu:
“Ata, kendi bireyselliği için çalışıyordu. Ne Ata’nın ne de bizlerin herhangi bir mali sıkıntısı yoktu. Çünkü bu çocuk 13 yaşında da çalıştı ve kendisine elektro gitar aldı. Anneler Günü’yle ilgili kısa sürede çalışıp bir sürpriz yapma durumu varmış, işte böyle bir sürpriz oldu.
O gece Ata’yı aradım, meşgule attı ‘annem ben seni sonra ararım’ diye mesaj yazmış, sonra öğreniyorum ki çalışıyormuş, dağıtım yapıyormuş. Yarım saat sonra aradı, kahkahalar attık. Onun Lizbon’a benimse Paris’e gitme hayalimiz vardı.”

“ATA’NIN YANINA ÇIKIP YATTIM, BİRAZ SARILDIK”
Çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev yapan Beden Eğitimi Öğretmeni Zuhal Akman, olayın gerçekleştiği gün yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Olay gecesi sabaha karşı eşime telefon geldi. Polis, ‘Oğlunuz bir bıçaklanma olayına karıştı, ağır yaralı ve ameliyata alındı, buraya gelmeniz gerekiyor’ deyince eşim ağlamaya başladı. Balıkesir’e doğru yola çıktık. Tuhaf bir geceydi, yağmurlu ve sisliydi. Yoldayken eşim hastaneyi aradı ancak ‘Ata Emre Akman diye bir hasta yok’ deniliyordu.
Çünkü artık yok. 150-180 kilometre hızla Balıkesir’e vardık. Acil servisten çıktıktan sadece 5 dakika sonra morgdaydık ve ikinci raftan oğlumuzu çekiyorlardı. Sonra sedyeyi aşağı indirdiler, örtüyü açtım, Ata olduğu söyleniyor ama Ata değil. Ata olamaz çünkü saçları kısaydı. Bilmiyordum ki, saçlarını kestirmiş; Anneler Günü’nde bana sürpriz yapacakmış. Her tarafını açtım ve baktım.
Otopsiden sonra bütün izleri, her şeyi gördüm. Sonra yetkililere ‘o sedye beni kaldırır mı?’ diye sordum ve Ata’nın yanına çıkıp yattım, biraz sarıldık. Çünkü bir daha sarılıp yatma şansımız olmayacaktı. Baktım ki ellerim kanlanmış. Bir müddet sonra artık Ata’dan ayrılmam gerekiyordu. Sonra tabut geldi, oradaki görevli, birisine ‘el atın da kaldıralım ‘ dedi. ‘Ben annesiyim, ben çocuğumu kaldırırım’ dedim. Kaldırdım, kuş gibiydi. Zaten Ata, Ata’ya benzemiyordu. İnsan bir anda mı değişir?.”

“EV BAKACAKKEN MEZAR YERİ BAKTIK”
Ata’nın üniversitede okuduğu dönem boyunca askeri misafirhanede kaldığını ve gelecek yaz eve çıkmak istediğini söyleyen anne Akman, “Biz ev bakacakken mezar yeri baktık. Ata, geçen yıl tek başına yaklaşık 11 ülke dolaştı. Koca Avrupa’da farklı farklı ülkelerde bir şey olmadı da kendi ülkemde Balıkesir gibi bir yerde böyle şeyler yaşadık. Ata, 2004 yılında Balıkesir’de doğdu. Balıkesir’de üniversiteyi kazandı ve Balıkesir’de sonu bitirdi. Halbuki sadece hayatının ilk 3 yılını Balıkesir’de geçirmişti, bir de son yılını” ifadelerini kullandı.
“HAYALİ DÜNYAYI GEZMEKTİ”
Ata’nın dünya turu yapmak gibi bir hayali olduğunu ifade eden Akman, “Jazz severdi, çok kitap okurdu, müzik kulağı müthişti. Bir taraftan gitar çalardı. Mantıklı, realist ve romantik bir çocuktu. Hayali, dünyayı gezmekti. Hayvanları çok severdi. Bir köpeğimiz vardı, geçen yıl aramızdan ayrıldı. Şimdi muhtemelen çılgınca oynuyorlardır, çünkü Ata’yı çok seviyordu” dedi.
“ÜZERİNDE KURYE OLDUĞUNU BELİRTEN PİZZACI MONTU VAR”
Anne Akman, sözlerine şöyle devam etti:
“Katil azmettirildi, bunun farkındayız. Katilin 17 yaşında olduğu söyleniyor. Bıçaklama ve kasten yaralama gibi 6 ayrı suç kaydı var. O caninin babası da cinayetten dolayı 10 yıldır Buca Cezaevi’nde yatıyor. Cinayetten yatan bir adam hafta sonu için izinli çıkabiliyor, Türkiye’de yeni bir meslek grubu oluşabilir.
Babası da cezalandırılmalı, çünkü azmettiricisi o. ‘Benim yapamadığımı artık çocuğum yapacak’ diye oğluna el veren kişi babası. Ata’nın sipariş götürdüğü apartmanda, bu caninin babasının daha öncesinde birlikteliği olduğu söylenilen bir kadın oturuyormuş ama o kadın bir başkasıyla evliymiş.
O caninin babası, eski kadın arkadaşına ‘senin imam nikahlı eşini öldüreceğim’ diyor. Kadının alt kattaki arkadaşına da bilenmiş, onu da tehdit ediyor ve ‘senin oğlunu öldüreceğim’ diyor. Bu caninin azmettiricisi olan babasının şöyle bir beyanı var; ‘artık benden iş geçti, benim yapamadığımı oğlum yapacak görürsünüz’ diye tehditleri var, bunun da tanıkları var. Yani o gece apartmandan kim çıksa bunu yaşayacaktı. O geceki görüntülerin bir kısmını istemeden izledim, Ata’nın üzerinde kurye olduğunu belirten pizzacı montu var. Ata’nın orada işini yaptığı belli.”
“KATİLLER EVCİ OLARAK DIŞARIYA ÇIKMASIN”
E.Ö.’nün babasının da en ağır cezayı alması gerektiğini söyleyen Akman, “Hukuka güveniyorum. Lütfen katiller evci olarak dışarıya çıkmasın. Çünkü onlar sadece kendilerine değil, tüm Türkiye’ye, hatta dünyaya zarar” ifadelerini kullandı.

BABA AKMAN: BEN SEVMEYİ ATA’DAN ÖĞRENDİM
Ata’nın Babası Emekli Subay Erol Akman ise şöyle konuştu:
“Ata, insanlara dokunmayı seven bir çocuktu. ‘Ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ denilen bir çocuk. Arkadaşları bana ‘ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ dediler, bu ne kadar güzel bir şey. Böyle bir çocuk benim elimden kaydı. Ben 25 bin asker yetiştirdim. 25 bin askerin kılına zarar gelmedi ama kendi oğlumu koruyamadım.
Benim oğlum, sadece öldürme gayesiyle bir yerde hazır bulunan bir cani tarafından ve bunu meslek haline getirme aşamalarında olan birisi tarafından katledildi. Biz çocuklarımızı bunun için mi yetiştirdik? Kız kardeşi var, ben onu nasıl sokağa salacağımı bilmiyorum. İstanbul’dan korkuyor, Balıkesir’den korkmuyordum.
Kardeşinin sınavı var, nasıl girecek? Bir yeri kazansa bile ben onu nasıl göndereceğim? Bu saatten sonra insanlar çocuklarını nasıl güvenle başka bir şehre okumak ve bu memlekete faydalı bir birey olmak için gönderecek ? Bu vaka güvenin ayaklar altına alındığı bir vakadır. Bu dava sonuna kadar takip edilmeli.”

“ANNESİNE HEDİYE ALMAK İSTİYORDU”
Ata’nın liseden arkadaşı Efe Toprak Ateş (20) de “Ata tanıdığım en iyi insanlardan biri. Birbirimize çok yardım ettiğimiz günler oldu. Hiç kötü anımız yok. Hafta sonları yanımıza geliyordu. En son olay yaşanmadan yani işe başlamadan 1 hafta önce konuşmuştuk. Dünya turu yapmak istiyordu, öyle bir hayali vardı. Bu yaz beraber hayalimiz vardı, işe başlama sebeplerinden biri de oydu, hem yaklaşan Anneler Günü için annesine hediye almak istiyordu hem de yazın hep beraber tatile gidecektik. Onun için işe başlamış, para biriktiriyordu” dedi.
“BİR ÖNEMİ YOK”
CHP’nin genel başkanı olarak bu kefaleti açıkça ortaya koyduğunu dile getiren Özel şunları kaydetti:
“Bazı televizyonlarda, gazetelerde birkaç kişinin isyanını, itirazını duyuyorsunuz. Görevdeyken iyi, olmayınca istifa etmeler, başka partiye gitmeler ve oradan partiye ateş etmeler. Vallahi 3 tane 5 kişinin, iktidara yakın gazetelerin manşetine çıkmasının bir önemi yok. 16 bin 500 aday adayı vardı bu partide. 3’ü, 5’i öyle yapıyor ama sabahleyin adaydan erken kalkıp, adayı arayıp ‘Hadi çalışmaya gitmiyor muyuz’ diyen aday adayımız, kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına getiren aday adayımız, kendisine giydirdiği aracı belediye başkan adayıma tahsis eden aday adayımız var bizim. Bizim gönlümüzün manşetinde bu arkadaşlar var.”

“CHP’NİN YÜZDE 52’DEN FAZLA OYU VAR”
28 Haziran 2023’te CHP’nin yüzde 52’den fazla oyunun olduğunu hatırlatan Özel, “Geçen sene mayısta birlikte sandıkta buluştuğumuz çok değerli sayın önceki genel başkanımıza, cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’na oy veren herkes, 10 ay sonra aynı oyu atsa, vallahi Balıkesir kurtuluyor, billahi Balıkesir kurtuluyor.” dedi.
Geçen seçimlerde Ahmet Akın’ın Millet İttifakı olarak aday gösterildiğini hatırlatan Özel, “Ahmet Akın, Millet İttifakı’nın adayı olarak o seçimi alıyordu, bu kabusu bitiriyordu. O süreçte dediler ki ‘Adayınızı geri çekin, burayı biz istiyoruz.’ Ahmet dedi ki ‘Genel merkezimiz karar verdiyse olur.’ Gözleri yaşlıydı. Ağlaya ağlaya, ama madem ittifaktır dedi, çekildi. Burayı öyle istediler, İsmail Ok’a verildi. İsmail Ok da emaneti aldı iki eliyle AK Parti’ye verdi. Ödülünü aldı mı? Aldı şimdi AK Parti onu tekrar milletvekili yaptı. Ne var ortada? Ortada milli irade hırsızlığı var. Ne var ortada? Ortada Balıkesir’in iradesinin çalınması var.” ifadelerini kullandı.
“O PANKARTI TOPLATANLARA YAZIKLAR OLSUN”
Geçen hafta İspanya’nın başkenti Madrid’de Sosyalist Enternasyonal’in toplantısına katıldığını hatırlatan Özel, “Dünyadaki sol sosyal demokrat sosyalist partiler, dayanışmayı güçlendirmek, bütün dünyada solu yeniden yeni rüzgarları arkasına almak için hep birlikte çalışıyoruz, çalışacağız.” dedi.
Özgür Özel, bu toplantıda, Sosyalist Enternasyonal’in Başkanı da olan İspanya’nın Başbakanı Petros Sanchez’in de aralarında bulunduğu siyasi liderlere, İsrail Devleti’nin giriştiği zalimce saldırılara karşı susmanın solculara, sosyal demokratlara yakışmayacağı, bu konuya hep beraber müdahale edilmesi gerektiği çağrısında bulunduğunu, ayrıca nisanda Filistin’e gideceğini, Filistin’in Türkiye solunun, Bülent Ecevit’in, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının büyük meselesi olduğunu aktardığını söyledi.

Madrid’deki ikili temaslarda da bu konuda sosyal demokratların, sosyalistlerin mutlaka akan kanı durdurması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, cihanda barış” söylemine uygun olarak barış için mücadele edilmesi gerektiğini söylediğini anlatan Özel, şöyle devam etti:
“Ben o saatlerde dünyanın önemli liderlerine Filistin’deki mezalimi durduralım derken ve beyefendi Recep Tayyip Erdoğan Sakarya’daymış. Sakarya’da konuşurken meydandan bir tane pankart açılmış. Pankartta diyor ki ‘İsrail’le utanç verici ticarete son verin.’ O pankartı açanlar AK Parti mitingine gidenler, o pankartı açanlar geçmişten beri Milli Görüşçüyüz diyenler, o pankartı Türk polisine toplatan ‘Üzerimdeki Milli Görüş ceketimi, gömleğimi çıkardım’ diyen Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı, İsrail’in görülmez en büyük müttefiki Recep Tayyip Erdoğan’dır. Biz Filistin’i savunurken o pankartı toplatanlara yazıklar olsun.”
HALKTAN TALEPTE BULUNDU
Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden kazasına değinen Özel, “Çıkan atıkları dağ gibi istifleyenler, Soma’daki tehlikeye dikkati çekenleri duymadıkları gibi İliç’teki madencilerin feryadını duymayanlar, ‘Bu maden ısınıyor, başımıza bela olacak.’ dendiği gibi ‘Bu dağ çok yükseldi, çatlaklar var. Bir gün hepimizi önüne katacak.’ diyenleri dinlemeyip, paranın peşinde koşanlar İliç faciasına sebebiyet verdiler. Orada o facianın yaşanmasına sebebiyet veren imza, Çevresel Etki Değerlendirme raporunun imzasıdır. Onun altında imzası olan dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’dur. ‘Ne alakası var benle.’ dediği imza, ‘Heyelan riski yoktur’ diye attığı evlatlarımızı felakete sürüklediği bir imzadır. Bundan sonra vatandaşlarımızdan talebimizdir, uyarımızdır. İliç felaketinin müsebbibini, İstanbul’un felaketi yapmasınlar. İstanbul’un felaketine engel olsunlar.” diye konuştu.
“AKP, SAYIŞTAYI İŞLEVSİZLEŞTİRİYOR”
CHP Genel Başkanı Özel, AKP iktidarının 23 yıldır Sayıştay denetimini işlevsizleştirmeye çalıştığını iddia ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
*Etkin rapor yazanları uzaklaştırıyor. Rapor kapsamlarını daraltıyor. Kitapçıkların eklerini meclisten saklıyor ki yaptıkları ortaya çıkmasın. Sayıştay’ın başına kendine yakınları atıyor. Sayıştay’daki daireleri onlarla baskılıyor.
*Bu kadar baskı altındaki Sayıştay dahi, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ndeki büyük yolsuzlukları görmezden gelememiş. Yazmış ki ‘İhaleler kentine dönmüş.’ demiş. ‘İhale mevzuatı delik deşik edilmiş.’ demiş. Yazmış ki ‘Buradaki ihaleler kamu yararına değil birilerinin adresine yollanan ihaleler.’ demiş. Ve suç duyurusunda bulunmuş.
*’Dava açılsın.’ demiş ama soruşturmaya izni dönemin İçişleri Bakanı vermemiş. Peki böyle durumda ne oluyor? Böyle durumda normalde bir şey olmaz. Danıştay’a başvurulmuş. Danıştay kimin elinde? Malum şahsın elinde. Ama iddialar o kadar büyük ki Danıştay dahi ‘Soruşturmaya gerek yoktur.’ kararını kaldırmış ve soruşturma açılmış.
“BU PİSLİKLE VALLAHİ NE YARGI NE SAYIŞTAY NE DANIŞTAY…”
*Türkiye’de bir yerel yönetimde görülmedik kadar kötü ihalelerin yapıldığı, asla kabul edilemeyecek nitelikte yandaşların kayrıldığı, Balıkesir’in varlıklarının birilerine peşkeş çekildiği bir sürecin geldiği yerdeyiz.
*Şunun için söylüyorum, bu pislikle, bu yaşanan pisliklerle zaman zaman yargı böyle küçük çıkışlar yapıyor ama az sayıda cesaretini koruyanlar başaramıyor hemen alıp atıyorlar. Bir kaç müfettişi cezalandırıyorlar. Ya da göstermelik cezalar veriyorlar.
*Bu pislikle vallahi ne Yargı ne Sayıştay ne Danıştay baş edemiyor. Ama buna bir kişi dur diyebilir. O bir kişi, Balıkesir’in, Balıkesirlinin ta kendisidir. 31 Mart’ta bunlardan hesabı sormayı Balıkesirli hemşehrilerimize bırakıyoruz.”
“MİLLİ TAKIM GOL ATTIĞINDA KİM SEVİNİYORSA…”
Kurdukları Türkiye İttifakı’nı anlatan Özel, “Bu ittifakın içinde kimler var derseniz, milli takım gol attığında kim seviniyorsa, bizim ittifakımızda onlar var.” dedi.
CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Akın da programda bir konuşma yaptı, projelerini anlattı.

ADAYLAR
Konuşmaların ardından CHP’nin Balıkesir’deki ilçe belediye başkan adaylarının tanıtımı gerçekleştirildi. Özel, adaylarla fotoğraf çektirdi.
Altıeylül’de Hakan Şehirli, Ayvalık’ta Mesut Ergin, Balya’da Orhan Gaga, Bandırma’da Dursun Mirza, Bigadiç’te Zafer Göksel, Burhaniye’de Ali Kemal Deveciler, Edremit’te Mehmet Ertaş, Erdek’te Burhan Karışık, Gömeç’te Melih Bağcı, Gönen’de İbrahim Palaz, Havran’da Levent Gökalp, Karesi’de Mesut Akbıyık, Kepsut’ta Oğuz Aslan, Manyas’ta Ahmet Duru, Marmara’da Aydın Dinçer, Şavaştepe’de Ali Koyuncu, Sındırgı’da Serkan Sak, Susurluk’ta Hakan Yıldırım Semizel aday gösterildi.
]]>İki kutup arasına sıkışmış siyasete yeni bir alan açmak, milletimize umut olmak, çare olmak için bir adım attık. Genel İdare Kurulumuzda uzun ve kapsamlı değerlendirmelerin ardından, siyasi yolculuğumuzu tek başımıza yapma kararı verdik. Bunun hem tabanımızda hem de parti teşkilatlarımızda büyük bir heyecan yarattığını, karşılık bulduğunu da görüyoruz. Yaklaşan yerel seçimlerde en güçlü adaylarla, en doğru, en yararlı ve verimli projelerle halkımızın karşısına çıkmaya karar verdik. Bu tutum önce iktidar çevrelerinde büyük bir rahatsızlık yarattı.
– Neden?
Çünkü iki kutuplu siyaset anlayışında, Erdoğan ve çevresi oluşturduğu kamplaştırma stratejisi ile bir konfor alanı yaratmış ve taraftarlarını konsolide etmişti. Öte yandan muhalefetin bir kısmı da bu kamplaşmadan bir anlamda yararlanmış, kendi konfor alanlarını inşa etmişti. Her iki tavra da onay vermeyen, iki yumruk arasına sıkıştırılmış bu siyaset anlayışından kurtulmak isteyen, reel siyasete değer veren geniş halk kitleleri vardı. İşte biz reel siyaset üretmek ve milletimize alan açmak için yola çıktık. Proje, kadro ve çözüm odaklı bir anlayışla yola çıktık, kazanmak için yola çıktık. Ve bu yolculukta milletimiz bizim çözüm ortağımız olacak. Bu tutumumuz, pek çok çevrede rahatsızlığa yol açtı, bunu açıkça görüyoruz. Ve siyasal elitlerde rahatsızlık yaratan tavrımız, halkımızda da bir umut ve heyecana yol açtı, bunu biliyoruz. Söz konusu çevrelerin rahatsızlığına vurgu yapmak için kullanılan bu ifade yaşanan tablonun özetiydi. Bunun halkta büyük bir karşılığının olduğunu da memnuniyetle gördük.
OYLARI BÖLMEK İÇİN ADAY DEĞİLİM
– CHP’nin güçlü isimlerinden biri Ahmet Akın’la yarışıyorsunuz. Rakibinizi nasıl bilirsiniz?
Sevgili Ahmet benim çok eski bir arkadaşımdır. Ve rakibim değildir. Rakibim AKP’nin ceberrut anlayışı, yalana, talana ve ranta bulaşmış yaklaşımıdır. Eminim ki Ahmet Bey’in de rakibi ben değilim AKP’dir. Dolayısı ile Balıkesir önümüzdeki iki ay, gerçek bir demokratik rekabete tanık olacak. Proje, kadro, vizyon, deneyim ve samimiyet mücadelesini yaşayacak.
– Balıkesir’de kazanma şansınızı nasıl görüyorsunuz?
Partim, ben ve ekibim Balıkesir için büyük bir şans olduğumuzu biliyoruz. Balıkesir’i modern medeni ve gerçek bir kent yönetimi ile buluşturmaya hazırız ve kararlıyız. Ve Balıkesir halkının ferasetine, samimiyetine güveniyoruz. Kazanmak için yola çıktık. Daha doğru bir ifade ile, Balıkesir’in kazanması için yola çıktık ve inanıyorum ki 31 Mart akşamı tüm Balıkesir kazanacak, bir tarih yazılacak.
– Adaylığınızın CHP’nin oyunu bölüp AKP’ye kazandırma hamleleri olarak görülmesine ne cevap vereceksiniz?
Tüm analizleri değerli ve önemli görürüm, ancak bu iddia doğru değil. Ben, partim ve ekibim AKP’ye kaybettirmek, Balıkesir’e kazandırmak için yola çıkıyoruz ve bunu başaracağız. Oyları bölmek için değil, oyları toplamak ve toparlamak için adayım ben. Her kesimden oy alacağımı biliyorum, AKP’den memnun olmayan önemli bir kitlenin de bizi destekleyeceğini biliyorum.
RANT, TALAN, YALAN
– Balıkesir’e dair idealiniz ne?
Halktan büyük bir talep vardı, tabanımız arzu etti, teşkilatlarımız istedi ve ben de varım, hizmete talibim, bölgem için hizmetkâr olmaya hazırım dedim ve arzu ettim. Balıkesir çok kötü yönetiliyor ve bunu hak etmiyor. Çok önemli siyasi deneyim kazandım son 30 yıldır. Ciddi bir yurt dışı deneyimim var, vizyonum var, yönetim kabiliyetim var. Bunları Balıkesir’imizin emrine tahsis etmekten onur duyacağım.
– Balıkesir’in sorunlarının başlıcalarını sorsam…
Tipik bir AKP belediyeciliğin getirdiği sorunlar var elbette. Rant, talan ve yalan. Doğanın ihmal edildiği, çevrenin katledildiği, modern kent bilincinin yok edildiği bir Balıkesir var ne yazık ki. İki denize kıyısı olan, medeniyetlere ev sahipliği yapmış, doğanın tüm güzellikleri cömertçe bahsettiği Balıkesir’i kocaman bir köyden modern, konforlu, keyifli bir kente çevirmek için kolları sıvadık.
Asıl muhalefet edilecek olan iktidardır
– Muhalefete muhalefet edilir mi, edilmez mi?
Muhalefet etmek, eleştirmek kavramları çok değerlidir. Ben mesela eleştirilmekten çok mutlu olurum, sadece yalan ve iftiraya itirazım var. Eleştiriler eleştirilene çok şey katar eğer bundan ders çıkartmasını bilirse. Dolayısı ile hiç kimse eleştiriden arı değildir. İktidara muhalefet edilir, muhalefete de muhalefet edilir. Hatta muhalefete muhalefet edene de itiraz edilir. Tüm bunlar en doğruyu en iyi bulabilmek için değerlidir, anlamlıdır. Ancak elbette burada asıl muhalefet edilecek olanın iktidar olduğunun altını çizmek isterim. 22 yıldır ülkeyi yöneten, hukuku ayaklar altına alan, demokrasiyi örseleyen, toplum kesimlerini ayrıştıran, güzelim ülkeyi ranta, yalana ve talana teslim eden anlayıştan kurtulmak temel hedefimiz ve önceliğimizdir.
– Millet İttifakı dağıldıktan sonra İYİ Parti’nin hedefinde eski ortağı CHP var. Sayın Akşener grup toplantılarında ya da meydanlarda sıkça CHP’yi eleştiriyor. Bu ittifakın bu kadar kısa sürede dağılması ve gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İttifak toplantıları bir yıldan uzun sürdü. Değerli çalışmalar yapıldı. Türkiye için kapsamlı çözüm önerileri ve anayasa teklifleri hazırlandı. Ve siyasetin farklı yelpazesini temsil eden siyasi partiler, bir masanın etrafında toplanabildi, konuşabildi, tartışabildi. Türkiye bu deneyimden mutlaka yararlanacaktır. Ancak bildiğiniz gibi sonuç alınmadı. Bunun elbette nedenleri var. Gelinen noktada iki kutuplu ve ittifaklı siyasetten ülkenin kurtulması, milletimizin iki yumruk arasından çıkartılabilmesi önemli ve gerekliydi, biz de bunu yaptık. İlerleyen dönemde, şartlar neyi gerektirir, ülkenin ihtiyacı neyi gerektiği o gün değerlendirilir. CHP’yi eleştirmemize gelince… Az önce ifade ettiğim gibi herkes eleştirilir, eleştirilmelidir de. Biz de eleştiriliyoruz ve bunları dikkatlice takip edip ders çıkartıyoruz. Öte yandan CHP’nin asıl muhalefet edeni kendisi, biz değiliz. Üçlü bir sacayağı modeline döndü ne yazık ki CHP yönetimi. Kamuoyuna yansıyan ve yansımayan iç tartışmalar aslında bizim açıktan yaptığımız eleştiri ya da değerlendirmelerden daha yoğun.
EKREM BEY’İN ERDOĞAN’A BENZEMEYE BAŞLAMASI BENİ ÜZDÜ
– Saraçhane ittifakı olarak literatüre geçen, Akşener ile İmamoğlu’nun kucaklaşma fotoğrafları nasıl oldu da bugün “Saray’dan değil Saraçhane’den sansürleniyoruz” noktasına geldi?
Hem Sayın Akşener, hem de ben, Pınarhisar’da da bulunduk, Saraçhane’de de. Çünkü her ikisinde de haksızlık vardı ve biz haksızlığın karşısında amasız fakatsız dimdik dururuz ve duracağız. Saraçhane fotoğrafı Türk demokrasi tarihine geçecektir. O gün sabah sayın Akşener’le bir toplantı yapmıştım. Genel bir değerlendirmenin ardından ben İstanbul’a doğru yola çıktım. Bir süre sonra kendisi beni aradı ve Sayın İmamoğlu ile ilgili verilmiş kararın haksızlığına vurgu yaparak İstanbul’a destek olmak için gideceğini ifade etti. Ben de katılmak istediğimi ifade ettim ve Saraçhane’de buluştuk. Bana göre bu tablo bir liderlik örneği, bir samimiyet örneğiydi, ancak bugün gelinen noktada Ekrem Bey’in Erdoğan’a benzemeye başladığını görmek beni gerçekten üzdü. Parası ödenmiş billboardlara sansür uygulayan bir anlayış sayın İmamoğlu’na yakışmadı.
– Afişlerin CHP tarafından engellendiğinden emin misiniz, Emin misiniz?
Evet, eminiz. Billboardlar belediye tarafından özel bir şirkete kiralandı, şirket de bunları siyasi partilere kiralıyor. Uygulama böyle. Billboardlardaki afişlerin denetimi 1 Mart’a kadar belediyede, sonrasında ise YSK’da. Biz afişlerimizi hazırladık, billboard’ların kiralarını ödedik, ancak kullanım günü geldiğinde firma bizimle iletişime geçerek, ‘afişleri asamayacağını’ söyledi. Bakın: Kiralanmış ve parası ödenmiş! İzin verilmedi. Aynı zamanda firma, baskının belediyeden geldiğini de bize ifade etti. Buna dair değerlendirme yapan bir CHP’li yetkili, afişlerde partisinin adı geçmemesine rağmen, “Afişler bizi eleştiriyordu, o nedenle engellendi” tarzında açıklamalar yaptı. Türkiye bunları not ediyor, Türk demokrasisi tüm yaşananları kayda geçiyor, hem de milletimizin şahitliğinde.
– “Keşke böyle olmasaydı” dediğiniz zamanlar var mı? Süreci buraya getiren ne oldu?
Neredeyse 30 yılı bulan siyasi hayatımda elbette keşkelerim oldu, ancak her bir keşkemden ders çıkardım. Geçtiğimiz cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek adam rejimine, bu ceberrut anlayışa ‘dur’ denilebilirdi, olmadı. Sürece dair herkesin kuşkusuz çok değerli görüşleri var, benim de var. Şimdi önümüze bakmak, yerel seçimlerden zaferle çıkmak, AKP’ye ders vermek ve ilk genel seçimlerde bu ceberut, despotik anlayıştan kurtulmak temek hedefimiz.
– AKP’de uzun yıllar siyaset yaptınız. Bugün iktidar partisi yetkilileri, muhalefetin içinde bulunduğu dağılmışlık için ne düşünüyordur sizce?
Muhalefetin bir arada olmak gibi bir zorunluluğu yok bana göre. Doğru muhalefet yapmak, umut olmak, çözümün adresi olmak gibi bir sorumluluğu var. Biz de bunun için çaba harcıyoruz. Tüm zorluklara ve engellere rağmen, gece gündüz gayret içindeyiz, çabalıyoruz, milletimizle buluşup kendimizi, kadrolarımızı, projelerimizi ve Türkiye hayallerimizi anlatıyoruz. İnanıyorum ve eminim mutlaka başaracağız.
]]>