Akdeniz’deki istilacı yabancı türlerden biri olan balon balığı hakkında Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs, Lübnan, Suriye, İsrail, Filistin, Mısır, Libya ve Tunus’tan bilim insanlarının yaptığı “Doğu Akdeniz’de İstilacı Balon Balıklarının İnsan Sağlığına Etkilerinin (Saldırılar, Zehirlenmeler ve Ölümler) Değerlendirilmesi” adlı çalışma bilim dergisi Biology’de geçen ay yayımlandı.

Çalışmada, Haziran 2004’ten Aralık 2023’e kadar Doğu Akdeniz’deki balon balığı (Lagocephalus sceleratus) ve turuncu benekli balon balığı (Torquigener Hypsolegeneion) kaynaklı meydana gelen fiziksel saldırı, zehirlenme ve ölüm vakaları ilk kez kapsamlı şekilde ele alındı. İnsan sağlığını etkileyen 198 olayın belgelendiği çalışmada, tüketimden kaynaklı 27 ölüm, 143 ölümcül olmayan zehirlenme ve 28 fiziksel saldırı vakası tespit edilerek incelendi. Kaydedilen vakalarda özellikle 2019’dan sonra hızlı bir artış yaşandığı da gözlemlendi.
EN FAZLA VAKA SURİYE VE TÜRKİYE’DE
Balon balıklarıyla ilgili tespit edilen ilk vakalar Lübnan ve Mısır’dan gelirken, en fazla zehirlenme vakası 64 kişi ile Suriye’den bildirildi. Suriye ve Türkiye, balon balıklarıyla ilgili en fazla vaka rapor edilen iki ülke olurken, Lübnan 16 can kaybıyla balon balığı kaynaklı en fazla ölümün meydana geldiği ülke oldu. En fazla can kaybı yaşanan ikinci ülke olan Türkiye’de 4 ölüm, 24 ölümcül olmayan zehirlenme ve 8 fiziksel saldırı vakası kayıtlara geçti.

Dokularında yüksek miktarda nörotoksin tetrodotoksin (TTX) bulunduran balon balıkları, insan sağlığı açısından risk oluşturuyor. Dünyadaki yaklaşık 200 balon balığının yüzde 28’inden fazlası insan tüketimi için güvenli olmayan seviyelerde TTX içeriyor. Balon balıklarında bulunan TTX’in düşük düzeyi ağrı kesici olarak çok etkili olsa da yüksek dozu ölüme neden olabiliyor.
Zehirlenme semptomları genellikle TTX’in vücuda girişinden yaklaşık 10 dakika ila 6 saat arasında ortaya çıkabiliyor. Sinir ve sindirim sisteminde başlayarak 4 aşamada ilerleyen semptomlar, uzuvlarda uyuşma ve felç, kalp ve solunum sistemlerinde anormallikler ve son olarak meydana gelen bilinç kaybı ile genellikle 6 ila 24 saat içinde ölümle sonuçlanıyor. Hastalar genellikle 24 saat içinde solunum yetmezliğine bağlı olarak hayatını kaybetmezse, vücutta kalıcı bir hasar olmadan iyileşebiliyor.
AKDENİZ’DE 13 TÜR VAR
Araştırmada yer alan bilim insanlarından Dr. Aylin Ulman, balon balıklarının insan sağlığına, ekonomiye ve biyoçeşitliliğe zarar verdiği için yüksek düzeyde istilacı tür olarak nitelendirildiğini belirtti.
Akdeniz’de bilinen 13 tür balon balığı bulunduğunu aktaran Ulman, “Kaydedilen türlerden 6’sı Hint-Pasifik kökenli ve bunların 3’ü en yüksek zehir seviyelerine sahip. Hint-Pasifik kökenli Kızıldeniz türleri, Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz’e ulaşıyor. Zehir seviyesi en yüksek ve ne yazık ki sularımıza da gelmiş olan 3 balon balığı türünün bilimsel isimleri Lagocephalus sceleratus, Lagocephalus suezensis, Torquigener hypselogeneion’dur” dedi.

Türkiye sularında ilk kez 2002’de görülen balon balığının ilerleyen günlerde Akdeniz’in diğer noktalarına da yayılmaya başladığını ifade eden Ulman, Cebelitarık Boğazı ile Karadeniz’de de balon balığına rastlanabildiğini anlattı.
Ulman, keskin dişlere sahip balon balıklarının biyoçeşitlilik üzerindeki etkisi hakkında şu bilgileri verdi:
“Çok keskin dişleri iki plakaya kaynaşmış olması nedeniyle midye ve yengeç gibi omurgasız hayvanların sert kabuklarını kırabilir, hem de su kolonunda ve dipte yaşayan balıkları yakalayıp yiyebilirler. Bu yüzden, farklı habitatlarda yaşayan geniş bir canlı çeşitliliği üzerinden beslenebilirler. Esas olarak, ahtapot ve kalamar türlerini tercih ediyor gibi görünse de bulabildikleri tüm canlıları yiyorlar, hatta etrafta besin bulamadıklarında yamyamlığa da başvurduklarını düşünüyoruz.”
ASLA YENMEMELİ
Balon balığındaki zehrin, balığın eti başta olmak üzere tüm organlarında bulunduğu ve kesip çıkarılamadığı bilgisini paylaşan Ulman, “Son yıllarda denizde bulunan, yüzen insanlara da saldırmaya başladılar ancak bu tip saldırılar şimdilik nadir görülen bir durum. İnsanlar balon balıklarını asla yememeli. Kazayla balon balığı yediklerinde ilk yardım tedavisi için vakit geçirmeden tıbbi yardım almalı. Şu ana kadar balon balığı zehrinin bilinen bir panzehiri yok ancak acil tıbbi müdahale gerekli” diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün zehirli balon balığının avlanmasını teşvik etmek için balık başına 25 lira ödül koyduğunu hatırlatan Ulman, kendilerinin de bu fikirden yola çıkarak zehirli balon balığının derisini, doğaya dost yöntemlerle egzotik ürünlere dönüştüren ticari bir girişim başlattıklarını bildirdi.
Türkiye denizlerinde şu anda 500’den fazla yabancı tür olduğuna dikkati çeken Ulman sözlerini “Ne yazık ki bir kere yerleştikten ve yayılmaya başladıktan sonra burada kalacakları için onlara alışmak zorundayız. Ancak balon balığı ve aslan balığı gibi ciddi ve zararlı etkilere sahip olanların kontrol altına alınması, yerel biyoçeşitliliğimizin korunması için gerekli” diyerek tamamladı.
]]>Üç dalgıç, köpek balığı ve vatozun da aralarında bulunduğu 83 türde binlerce balığa yuva olan akvaryumun temizliğini her gün programlanan şekilde yapıyor.
Dalgıçlar, çeşitli ebatlardaki akvaryumların yanı sıra tünel şeklindeki 3,5 metre derinliğe sahip tankı da çeşitli boylarda fırça, dip süpürgesi ve bez kullanarak temizliyor.
Dalgıçların temizliği ve haftada üç gün balıkları beslemeleri çocuklar kadar yetişkinlerin de dikkatini çekiyor.

Trabzon Akvaryum Küratörü Hüseyin Derin, biri tünel, 61’i de tematik olmak üzere 62 akvaryumda binlerce tür bulunduğunu söyledi.
Derin, tünel içinde yapılan akvaryumun ziyaretçilerin ilgisini çektiğini belirterek, “Ana tank dediğimiz bölümde 28 metrelik tünel akvaryumumuz var. Dalgıçlarımız balıkların ve akvaryumun bakımını yapıyor” dedi.
Aynı şekilde küçük akvaryumlarda da dalgıçların temizlik yaptığını anlatan Derin, “Dalgıçlarımızla belirlemiş olduğumuz bir çalışma programımız var. O program dahilinde her gün dalış yapıyorlar” diye konuştu.

Derin, haftanın 3 günü de dalgıçların ziyaretçilerin yoğun olduğu saatlerde tanklara girerek besleme yaptığını ifade ederek, “Ziyaretçilerimiz de temizlik saatlerinde daha fazla geliyorlar. Balıklardan daha fazla dalgıçlar çocukların ilgisini çekiyor diyebilirim. ‘Abla suda’, ‘Ağabey suda’ diye tepki veriyorlar, onlara baksınlar diye camlara vuruyorlar. Onlar da el sallayınca mutlu oluyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

“Camın arkasında görülmeyen çok farklı bir sistem var”
Baş dalgıç Hüseyin Emre Gürsoy, çok zevkli ancak yorucu bir iş yaptıklarını söyledi.
Gürsoy, işini severek yaptığını dile getirerek, “Balıkların günlük rutin bakımları var. Akvaryumların temizliğine akriliklerin silinmesiyle başlıyoruz ve doğal olmayan hiçbir şey kullanmıyoruz. O nedenle bu bakımları dalgıçlar olarak biz yapıyoruz” dedi.
Temizlik için 45 dakikalık periyodlarda dalış yaptıklarına dikkati çeken Gürsoy, “Temizlik ziyaretçiler açısından çok önemli ama bizi ilgilendiren kısım balıkların sağlığı. Onlar için 61 tankta dip sifon ve organik maddelerin çekimi gibi rutin temizlik çalışması yapıyoruz. Detaylı temizlik için diş fırçası, mop, sifon motorları ve filtreler kullanıyoruz. Camın arkasında görülmeyen çok farklı bir sistem var. Yoğun, karışık ama bize zor gelmiyor” ifadesini kullandı.

Dalgıç Nas Aydın ise akvaryumların kumundan dekoruna kadar her yerini temizlediklerini ve balıkların durumunu gözlemlediklerini söyledi.
Balıklarda herhangi bir sorun gördüklerinde ilgili birime bildirdiklerini vurgulayan Aydın, “Köpek balıkları beslerken acıtabiliyorlar ama çok sıkıntı yaşamıyoruz. Ziyaretçilerden çok fazla ilgi görüyoruz. Özellikle de kadın olarak ben daha çok ilgi görüyorum. İşin bir kısmı çalışmak, bir kısmı da eğlence olarak geçiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ziyaretçiler dalgıçların balıkları beslemesini merakla izliyor
Ziyaretçilerden Sude Danışmaz, ilk defa bu kadar yakından balık, yılan ve yengeç gördüğünü belirterek, “Bazıları korkutucu ama çok eğlenceliydi. Bir dalgıcın balıkları elleriyle yedirmesini ilk defa gördüm ve çok güzeldi” dedi.
Arkadaşlarıyla akvaryumu gezen Olgun Fukul da canlıların ve ortamın çok güzel olduğunu dile getirerek, “Özellikle dalgıçların balıkları elleriyle beslemesine hayran kaldım.” diye konuştu.
Tuğba Nur Tepe ise “Müthiş, harika ötesi bir yer. Sadece balıklar değil, akvaryumların içindeki mercanlar, süslemeler ve görseller harika bir şölen diyebilirim. Birazdan akvaryumun içine dalgıçlar girecek ve biz ilk kez göreceğiz, heyecanla bekliyoruz” ifadesini kullandı.
Çocuklarıyla akvaryumu gezmek için Bayburt’tan gelen Musa Yazıcıoğlu da şunları kaydetti:
“Çok güzel bir atmosferi var buranın, güzel dizayn edilmiş. Çocuklar da ilgi gösteriyor akvaryuma, memnun oldular. Onlar da biz de böyle bir mekanın kazandırılmasından dolayı mutluyuz. Dalgıçların köpek balıklarını elleriyle beslemelerini bekliyoruz, güzel bir deneyim olacak.”
Suların ısınmasıyla birlikte Kızıldeniz’den gelerek Akdeniz’e yerleşen istilacı bir tür olan balon balığı, Ege Denizi’nden sonra rotasını Marmara Denizi’ne çevirdi.
Son 30 yılda denizlere giren 500’e yakın istilacı türden biri olan balon balığı biyo çeşitliliği de tehdit ediyor.
Bu zehirli türle mücadele etmek gerektiğini vurgulayan Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Bilim Danışmanı ve Hidrobiyolog Dr. Erol Kesici, avcılığın da önemine dikkat çekerek “Balon balıkları, kirpi balıkları en tehlikeli olan ve en çok zehre sahip olan balıklar. Biz atıksız bir dünya yaratmak zorundayız. Atıksız bir dünya yaratırsak küresel ısınmayı da önleriz, balon balıklarının böyle istediği yerlere gitmesini de önlemiş oluruz” diye konuştu.
“500’E YAKIN İSTİLACI TÜR VAR”
Kesici, şöyle konuştu:
-Son yıllarda bilhassa 2000’den sonra rastladığımız en önemli olaylardan bir tanesi denizlerimizdeki istilacı türler. Bu istilacı türlerin ülkemize giriş nedenlerinin başında elbette suların ısınması geliyor.
-Kızıldeniz’den Süveyş Kanalı’nı geçmek suretiyle birçok türler geliyor. Bunun yanı sıra bizim ne yazık ki son 30 yıl içerisinde en az 500’e yakın denizlerimize giren istilacı türler var. Bunlar deniz yosunları, deniz yıldızları, deniz anası ve balık türleri.
-Bunlar da çok tehlikeli. Bu istilacı balıklar bizim biyolojik sistemlerimizi tehdit eder hale geldi. Son günlerde gündeme gelen balıkların başında balon balıkları var.
-Dünyanın en zehirli ikinci tür balığı. Ondan sonra sokar balık adını verdiğimiz balıklar var. Bunlar varolan doğal türleri yok ediyorlar ve biyogüvenliğimizi tehdit altına almış oluyorlar.

“AKYA TÜRLERİ BU BALIKLARI TÜKETİYORDU”
-Bunların yüzgeçlerinde, derilerinde, bilhassa iç organlarında bulunan tetrodotoksin denilen bir madde var.
-Bu dünyanın en tehlikeli zehirlerinden bir tanesi eğer siz bu balığın temizlenmesini bilmezseniz, avcılığını bilmezseniz yine aynı şekilde elinizde tutarsanız bu balık insanları zehirleyebiliyor. İyi bir şekilde eğitiminin alınması gerekiyor.
-Hem avcılıkla hem de yakalanmasıyla ilgili. Güneş balıkları da bu grubun içerisine girmiş oluyor. Akdeniz’de bizim Akya dediğimiz balıklarımız vardı, büyük balıklar. Akya türleri bu balıkları av avcı ilişkisi içerisinde tüketiyorlardı.
-Deniz kaplumbağalarımız vardı. Deniz kaplumbağalarımız da yine bu güneş balıklarını, sokar balıklarını, balon balıklarını şiddetli şekilde yiyen, hoşlandıkları gıdalarıydı ama bunların türleri azalmaya başladı.

Erol Kesici
“NİSAN AYINA DİKKAT; NE HAMSİ, NE İSTAVRİT KALACAK”
-Marmara içinde de aynı tehlikeler söz konusu. Bazı ülkelerde vardır, köpek balıklarının sahile doğru gelmesi sonucu plajlara çelik fileler, ağlar örtmek durumundalardır. Balon balığı da aynı tehlike özelliğine sahip.
-Bugün Akdeniz sahillerinde çok yaygın, Marmara’ya da gelmiş vaziyette. Bunlar Nisan aylarında, üreme zamanlarında çok tehlikeli olabilmekteler. Yumurtalarının kesinlikle yenilmemesi gerekir.
-İç organlarının kesinlikle yenilmemesi gerekiyor. Bütün sularımız için tehlikeli çünkü bizim biyo güvenliğimizi tehdit ediyor. Bunların girişleri kontrol altına alınabilirdi. Geldikleri yer tek kaynak, Süveyş. Bir nedeni de akvaryumculuk.
-Akvaryumda bunlar çok güzel görüntü vermekteler, bu balıklar zaman zaman belirli bir süre besleniyor sonra daha sonra sulara bırakıyorlar. İkinci neden de avcılık, avcıların mutlak suretle bu konuda eğitilmesi gerekiyor, bilinçlendirilmesi gerekiyor.
-Hem kendi sağlıkları için hem de balıkçılığınızın güvence altına alınabilmesi için biz bu türlerle mücadele etmek zorundayız.
-Yoksa balıklar kalmayacak. Ne hamsi kalacak, ne istavrit kalacak. Ne de diğerleri, zaten yok. Bizim ülkemizde ne yazık ki şu anda satılan balıkların yüzde 70’ine yakını da ithal edilen balıklar” diye konuştu.
“DİP BALIKLARI TEHLİKE ALTINDA”
-Koskoca Akdeniz’de, Karadeniz’de, Marmara’da yapabileceğimiz en iyi mücadele yöntemi biyolojik yöntem.
-Denizlerimizi hem temiz tutmak, hem onları biyolojik çeşitliliğini artırmak, Akya gibi, Akdeniz’de bulunan küçük köpek balıkları onlar bile balon balıklarını iyi bir şekilde yemekteler. Bu tür balıkların sayısının artmasını, biyolojik çeşitliliğin ekosistemin zenginleştirilmesini sağlamamız gerekiyor.
-Bu balıklar, güneş balıkları dipte daha çok yaşıyorlar. Dipte bulunan bütün dip balıkları tehlike altında. Dil balıkları, balıkların yavruları, istavritin, hamsinin, mezgitin, akla gelen hangi tür varsa bunların hepsi tehlikede.
-Çünkü bunlar istilacı. Her tarafa yaygın vaziyetteler. Hava sıcaklıklarına bağlı olarak denizin dip tarafında da çok bulunuyorlar, üst taraflara da çıkıyorlar. Alüminyum hatta tenekeyi bile parçalayabilme özelliğinde bu nedenle bütün balıklar tehlikede çünkü bu balıklar her şeyle besleniyorlar.
“ATIKSIZ BİR DÜNYA YARATMAK ZORUNDAYIZ”
-O nedenle biz de Marmara’daki aklımıza gelen bütün balıkların hepsi tehlike altında. Bizim Marmara’daki zenginliğimizi oluşturan hamsi, istavrit, palamut diğer yerlerden göç eden balıklar olsun onların beslenmesiyle ilgili olan diğer küçük balıkları da yiyorlar.
-Onlar da bu sefer beslenemiyorlar. Bizdeki balık fiyatlarının artışındaki temel nedenlerinden bir tanesi bu.
-Balon balıkları, kirpi balıkları en tehlikeli olan ve en çok zehre sahip olan balıklar. Biz atıksız bir dünya yaratmak zorundayız. Atıksız bir dünya yaratırsak küresel ısınmayı da önleriz, balon balıklarının böyle istediği yerlere gitmesini de önlemiş oluruz.
]]>