
“MUSTAFA KEMAL ATATÜRK DEYİNCE, COŞUYORUM; TÜRKİYE DEYİNCE, CANIM FEDA DİYORUM”
23 Nisan’ın sadece Türk çocuklarının değil, tüm dünya çocuklarının bayramı olduğunu vurgulayan İmamoğlu şunları söyledi:
* “Üsküdar beni çok heyecanlandırıyor. İstanbul beni çok heyecanlandırıyor. Hele hele Cumhuriyet deyince, çok daha fazla heyecanlanıyorum. Mustafa Kemal Atatürk deyince coşuyorum. Türkiye deyince, canım feda diyorum. Ulusal egemenliğimizin bayramı, çocuklarımızın bayramı kutlu olsun. Atatürk’ümüzün armağanı 23 Nisan, kutlu olsun. Coşkuyla alkışlayın. Bugün bayram, tabii ki neşe dolu olacağız. Tabii ki mutlu olacağız.
* Caddelerde, meydanlarda buluşacağız. Bu güzel günü hep birlikte kutlayacağız. Bayramları kutlamak, birlikte olmak, bir olmak, birbirimizi coşkuyla hissetmek, birbirimizi sevmek, birbirimizi tanımak, dünyanın en güzel şeyi. Bizim içimizdeki barış, bizim içimizdeki coşku, inanın sadece İstanbul’a, sadece Türkiye’ye değil, bütün dünyaya iyi geliyor.

“HEP BİRLİKTE, ‘TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’ DEDİK”
* Milletçe ne yaptık? Milletçe bir olduk. Gücümüzü, irademizi tek bir çatı altında birleştirdik. Tek bir çatı altında toplanabildiğimiz için neyi başardık? Ülkemizi işgalden kurtarıp, özgürlük ve bağımsızlığımızı hep birlikte elde ettik. Hep birlikte, ‘Tam bağımsız Türkiye’ dedik. Bu ülkenin bütün farklı seslerini ve renklerini tek bir çatı altında buluşturabildiğimiz için, gelişen ve güçlenen bir ülke olabildik. 23 Nisan, işgal altındaki bir ülkenin, ulusal egemenliğin gücüyle yeniden güçlü şekilde doğduğu bir gündür.
* 23 Nisan 1920’de biz; bir kişinin, bir grubun değil, sizlerin, milletin iradesini kabul ettik. Ne dedik? ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ dedik. Milletin iradesini, TBMM temsil eder dedik. O gün bu gündür bu ülkede ne oldu? ‘Millet ne derse, o olur’ dedik. Bu ülkede hiç kimse, millete rağmen, milleti hiçe sayarak yöneticilik yapamaz. Hiç kimse, milletten başka bir yerden emir alamaz.

“MİLLET HADDİNİ BİLMEYENE NE YAPAR?”
* Kendisini milletin üstünde görenler çıkabilir. Ama millet haddini bilmeyene ne yapar? Hak ettiği dersin verilmesini çok iyi bilir. Bunun için ‘mucize demokrasi’ her şeye yeter. Bir oy pusulası, bir mühür her şeye yeter. Bu ülkede vatandaştan daha değerli, daha imtiyazlı hiç kimse yoktur. Olmaz, olamaz. Bu ülkede vatandaş olmaktan daha üstün bir makam olmaz, olamaz; yoktur. TBMM’nin kuruluş mayasında eşitlik, kardeşlik, özgürlük ve bağımsızlık kavramları var. Demokrasimize ve Cumhuriyetimize sahip çıkamazsak, çocuklarımıza da sahip çıkamayız.

* Bu ülkenin bütün çocuklarına, eşit imkan ve fırsatlar sunmayan hiç kimseye çocuklarımızın, siz pırlanta gençlerimizin hakkını yedirmeyeceğiz. Yılmadan mücadele edeceğiz. Mücadeleye hazır mıyız? Coşkuyla, akılla, bilimle çok çalışmaya, İstanbul’un çocukları, bu milletin evlatları, İstanbul’un gençleri; hazır mıyız? Sizleri asla adaletsizlikle baş başa bırakmayacağız. Bu ülkenin bütün çocuklarına; doğusuna-batısına, güneyine-kuzeyine Kars’a, Ardahan’a, Edirne’ye, Çanakkale’ye, Adana’ya, Gaziantep’e, Sinop’a, Samsun’a, Sivas’a, Erzurum’a, Artvin’e, Trabzon’a, her yere, bütün milletin evlatlarına, hep beraber sahip çıkacağız.

“DÜNYADAKİ EN DEĞERLİ İLKE: YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ”
* Yurtta barış, dünyada barış… Bu ilke var ya bu ilke, dünyada en değerli ilke. Bu ilkeyi Mustafa Kemal Atatürk söyledi. İşte onun izinden gideceğiz. Ve ne diyeceğiz biliyor musunuz? Savaşlar son bulsun. Dünyanın hiçbir yerinde mazlum insanlar ezilmesin. Çocuklar ölmesin. Gençler ölmesin. Kadınlar ölmesin. Yurtta barış, dünyada barış için hep birlikte, çok çalışacağız. Bütün dünya çocukları barışa kavuşsun diye, hep birlikte Cumhuriyet için, dünyada barış için, Türkiye’miz için mücadele edeceğiz.

* Şehirlerin ve ülkelerin gelişme düzeyleri, çocuklara verilen değerle ölçülür. Biz, İstanbul’u çocuklarımızın saygı gördüğü, ihtiyaçlarının özenle karşılandığı bir şehir yapmak için çok çalışıyoruz. Çocuklara saygı duymak, onların kendilerini ifade etmelerine imkan tanımakla başlar. Ben, çocuklara çok saygı duyuyorum. Onların sahip olduğu bütün haklara çok saygı duyuyorum. Her bir çocuğun kendine özel bir kişiliği olduğunu kabul ediyorum.

“BU ÜLKEDE YAŞAYAN HERKES İÇİN ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”
* 23 Nisan, aynı zamanda bu anlamlı günü çocuklara armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onunla birlikte mücadele eden herkesi ama herkesi, silah arkadaşlarını, her birinizin geçmişindeki dedesini, ninesini, atasını, sevgiyle, saygıyla, minnetle anma günüdür. Onun için onlara minnet duyun. Atatürk ve dava arkadaşlarına, geçmişte mücadele eden bu milletin bütün büyüklerine asla ve asla saygı duymayı, minnet duymayı unutmayın. Onları unutmayın. Unutmayacağız ve asla unutturmayacağız.
* Bizi bekleyen çok güzel günlere, geçmişimizden gelen değerlerimize sahip çıkma, hep birlikte umutla ve cesaretle geleceğe yürüme konusunda kararlıyız. Bu ülkede yaşayan herkes için çok çalışacağız. Herkesin mutlu olması için, huzurlu olması için çok çalışacağız. Dünyanın en güzel şehrini, İstanbul’da inşa edeceğiz. Demokrasiyle, huzurla yaşamınızı sürmeniz için biz çok çalışacağız. Hepinizin geleceğinde iyi meslekler edinmeniz için, eğitiminiz için güzel bir çevre için, kültür için, sanat için, bilim için çok çalışacağız.”

“BAŞKAN OLDUYSAM, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN SUNDUĞU FIRSAT EŞİTLİĞİ SAYESİNDEDİR”
Üsküdar tarihinin ilk kadın Belediye Başkanı Sinem Dedetaş da eşi Barış Dedetaş’la birlikte çıktığı sahnede, özetle şunları söyledi:
* “Her 23 Nisan’da, ben de çocukluğuma gidiyorum. O çocuksu heyecanı, mutluluğu, gururu yeniden yaşıyorum. 23 Nisan’ın gelişine haftalar öncesinden nasıl hazırlandığımızı, bugünü nasıl iple çektiğimizi hatırlıyorum. Sonra bu çok güzel anılara Atatürk’ün yüzyılları aşan vizyonu sayesinde sahip olduğumu bir kez daha anlayıp, böyle büyük bir liderin izinden yürümenin gururunu yaşıyorum. Her 23 Nisan’a, özenle ve heyecanla hazırlanıp, elinde Türk bayrağıyla gurur içinde bayramını kutlayan bir kız çocuğundan, bugün Üsküdar’a hizmet etme onurunu yaşayan bir Cumhuriyet kadını olduysam, bu Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu fırsat eşitliği sayesindedir. İşte bu Ulusal Egemenlik demektir.

* Ne yazık ki 23 Nisan’ın ve diğer milli bayramlarımızın bizim çocukluğumuzdaki gibi coşkuyla, hep birlikte kutlanmadığı günler de yaşadık. İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu ile beraber, milli bayramlarımız İstanbul’da yeniden, tüm yurttaşlarımızla birlikte, önemlerine yakışır bir coşkuyla kutlanmaya başladı. Bunun için Başkanımıza ve İBB’nin değerli çalışanlarına teşekkür ediyorum. Etkinlikte emeği geçen herkese, değerli sanatçılara teşekkür ediyorum. Ve tabii ki bugün buraya gelerek 23 Nisan’ın coşkusunu paylaşan sizlere çok teşekkür ediyorum.”
23 Nisan coşkusu, Zeynep Bastık konseri ile devam etti.

Aliyev, NATO ile ilişkilerinin 30 yılı aşkın geçmişe sahip olduğunu, Azerbaycan barış gücünün Kosova ve Afganistan’da görev yaptığını, bunun kendileri için büyük deneyim olduğunu söyledi.
Azerbaycan topraklarının yıllarca Ermenistan’ın işgali altında kalmasından, 2. Karabağ Savaşı’nda ve Eylül 2023’teki anti terör operasyonundan bahseden Aliyev, “Azerbaycan, kendi toprak bütünlüğünü ve egemenliğini kendisi sağladı. Bu, uzun süren çatışmaların nasıl çözülebileceğinin açık bir örneğidir. Çatışma askeri ve siyasi yollarla çözüldü. Biz, BM şartı kapsamındaki meşru müdafaa hakkımızı kullandık.” dedi.
Aliyev, Ermenistan’la barış müzakerelerinin devam ettiğini vurgulayarak, “Barışa hiçbir zaman olmadığımız kadar yakınız.” diye konuştu.
“BU UZUN ZAMANDIR BEKLENEN BARIŞIN SAĞLANACAĞI ANLAMINA GELİYOR”
İşgal döneminde müzakerelerin ve AGİT Minsk Grubu’nun faaliyetlerinin hiçbir sonuç vermediğini hatırlatan Aliyev, “Bugün ben inanıyorum ve ümit ediyorum ki Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması sonucunda bu konuda nihayet bir sonuç elde edilecektir. Güney Kafkasya’da çok ciddi bir değişim olacağını düşünüyorum. Bu, uzun zamandır beklenen barışın sağlanacağı anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
Aliyev, enerji güvenliği konularına da değinerek, “Azerbaycan 8 ülkeye doğal gaz ihraç ediyor ve bunlardan 6’sı NATO üyesidir. Gelecek yıllarda bu sayının artacağından eminim. Avrupa Komisyonu Azerbaycan’ı güvenilir ortak olarak görüyor. Bu hem büyük bir avantaj, hem de büyük bir sorumluluktur.” dedi.
Azerbaycan’ın yeşil enerjiye yaptığı yatırımlardan bahseden Aliyev, Stoltenberg’i bu yıl ev sahipliği yapacakları Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı’na (COP29) davet etti.

“UKRAYNA’DA DURUM ÇOK CİDDİ”
Stoltenberg, Azerbaycan’ın NATO üyeleriyle yakın ilişkiler geliştirmesini memnuniyetle karşıladığını, NATO üyesi ülkelere Azerbaycan doğal gazının iletilmesinden gelecekte de elektrik iletilecek olmasından memnuniyet duyduğunu söyledi.
Azerbaycan barış gücünün Afganistan’ı terk eden sonuncu birlik olduğunu hatırlatan Stoltenberg, “NATO kuvvetlerinin Afganistan’dan tahliyesinde önemli bir konu olan havaalanının güvenliğinden siz sorumluydunuz.” dedi.
Stoltenberg, Ermenistan’la Azerbaycan arasındaki barış sürecine ilişkin, “Barışa hiçbir zaman olmadığımız kadar yakın olduğunuzla ilişkin sözlerinizi takdirle karşılıyorum. Kalıcı bir barışa varmak için bu fırsatı kullanmanızı destekliyorum.” diye konuştu.
Rusya-Ukrayna savaşına da değinen Stoltenberg, “NATO, mevcut savaşın sonuçlarından oldukça endişeli ve Ukrayna’yı destekliyor. Azerbaycan’ın Ukrayna’ya yaptığı yardımları (insani yardımlar) memnuniyetle karşılıyorum. Ama daha fazla desteğe ihtiyaç var çünkü Ukrayna’da durum çok ciddi.” ifadelerini kullandı.
Stoltenberg, iklim değişikliği ile mücadelenin önemine değinerek Azerbaycan’ın ev sahipliğindeki COP29’un bu hususta önemli etkinlik olacağını vurguladı.
STOTENBERG, GÜRCİSTAN VE ERMENİSTAN’I DA ZİYARET EDECEK
Stoltenberg, Azerbaycan temaslarını yarın da sürdürerek Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Savunma Bakanı Zakir Hasanov ile görüşecek.
Azerbaycan’daki temaslarının ardından Gürcistan’a geçecek olan Stoltenberg, başkent Tiflis’te Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili ve Başbakan İrakli Kobakhidze ile ikili görüşmeler gerçekleştirecek.
Genel Sekreter, Güney Kafkasya ziyaretini 19 Mart’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan ve Başbakan Nikol Paşinyan ile yapacağı görüşmelerle tamamlayacak.
]]>İsrail’in saldırıları sonucu sayıları 30 bini aşan sivil ve masum Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirten Bahçeli, bölgedeki insani felaketin hazmetme ve tahammül kapasitesini geçtiğini vurguladı.
“TÜRKİYE ÖNCÜ OLMALI”
İsrail’in, Filistinlilerin hayat ve varlık haklarına karadan ve havadan ölüm yağdırdığını, haysiyet ve hürriyet gibi temel insan haklarının yok sayıldığını belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
– “Soykırım trajedisi artık son bulmalıdır. 11 Mart 2024 tarihinden itibaren karşılayacağımız mübarek ramazan ayında, İsrail ile Filistin arasında ara çözüm değil, kalıcı ve kesin çözüm vasatı oluşturulmalıdır. 10 Mart 2024 tarihinde ilk sahurla birlikte hukuki, siyasi, insani, vicdani ve İslami ölçüler kapsamında muhkem ‘Barış Projesi’ tezahür ve tedarik etmeli, Türkiye bu konuda öncü rol oynamalıdır. İslam alemi ilk sahura kalktığı anda barış havasının huzur ve güveniyle müşerref olmalıdır.
– Ramazan ayında kırılgan ve geçici değil, mütekamil ve mütemadi ateşkes kararıyla birlikte onurlu barış ve uzlaşma iklimi ilk sahurdan iki devletli çözüme kadar kökleşerek vücut bulmalıdır. Türkiye ve tüm İslam ülkeleri ortak iradeyle kenetlenip, dökülen kanların durması, Gazze yıkımının sonlanması, aksi halde siyasi, ekonomik ve askeri her türlü insani müdahalenin devreye alınmasıyla ilgili tavır ve tutumu dünyaya ilan etmelidir.”
“HAVADAN YAPILAN YARDIMLAR GÖSTERMELİK”
Gazze’ye yönelik yardımlara değinen Devlet Bahçeli, “Gazzeli mazlumlara havadan yapılan ve göstermelik olmasından başka bir manaya gelmeyen yardımların yerine, ramazan ayı münasebetiyle temel insani ihtiyaçların temini hususunda elbette seferberlik ruhuyla harekete geçilmeli, petrol zengini ülkeler manevi sorumlukların vecibesiyle inisiyatif üstlenmelidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Bahçeli, ramazan ayının bereketiyle Filistin halkının gözyaşlarının silinmesi, Mescid-i Aksa’nın hüzün ve ıstırap devrinin kapanması gerektiğini bildirdi.
“BIÇAK KEMİĞE DAYANDI”
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diyalog çabaları ve diplomatik temaslarının çok değerli olduğunu, bu çabaların sonuca ulaşmasını dilediklerini söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti:
– “Ancak gerekirse Türkiye her ihtimali masaya koyup restini çekmeli, bunun da siyasi eylemini planlayıp fedakarlık ve kahramanlık içinde icra etmelidir. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Boşa geçecek zaman kalmamıştır. Ramazan, barış, bereket, bolluk ve kardeşlik mevsimidir. Önümüzdeki ramazan, barışın kurumsallaşıp kökleşmesi için müstesna ve muazzez bir fırsattır.
– Şayet bu fırsat kaçarsa, bölgenin ve dünyanın bacasını ateş saracak, Türk milleti de bu tehdit ve tehlike karşısında tarafsız kalmayacaktır. Ahlaklı insan ve toplumun sorumluluk duygusu yüksektir. Sorumluluklarımızın şuurundayız, zulme karşıyız, mazlumun da yanındayız.”
RAMAZAN MESAJI
Ramazan ayının toplumsal dayanışmaya vesile olmasını dileyen Bahçeli, şunları kaydetti:
– “Eski dönemlerde var olan ve toplumsal hayatımızı çepeçevre kuşatan ahlaki safiyetin ve toplumsal duyarlılığın müteakip dönemlerde buharlaşıp bireyselleşmesi Kur’an-ı Kerim’in Cuma Suresi’nin 11’inci ayetini çok daha haklı ve geçerli hale getirmektedir. Nitekim şahsi servetler yığılırken bir emr-i azim olan infak yoluyla paranın, hayır kanallarını zorlayarak, vahye uygun düşecek şekilde yukarıdan aşağıya doğru toplum hayatına akmaması, hem sosyal hem ekonomik hem de siyasal çarpıklıklara neden olmaktadır.
– Bu çarpıklığın önüne geçmek için kim zordaysa elinden tutalım, ekmeğimizi bölüşelim, hayır ve hasenatta yarışalım, şer ve şirret emeller karşısında tek yürek olalım. Zekat, fitre ve sadakalarımızı ihtiyaç sahibi insanlarımıza muhakkak ulaştıralım. Diyorum ki, Allah bes, baki hevestir. Galip olan yalnızca Allah’tır. Zalimlerin ve zulümlerin akıbeti mahvı perişanlıktır.”
Türk ve İslam aleminin ramazan ayını kutlayan Devlet Bahçeli, “Allah’tan insanlığın barış ve huzur içinde yaşamasını niyaz ediyor, tutacağımız oruçların ve yapacağımız duaların kabulünü diliyorum” ifadesini kullandı.
]]>Yönetmen Ekin Pandır filme çok emek verdiklerinin altını çizerek, şunları söyledi:
“Herkes bana güvendi, inandı. Hep beraber benimle bu yolda emek verdi. Herkese teşekkür ederim. Burada gördüklerinizin dışında da yüzlerce kişilik bir ekip var. Hepsi aynı şekilde çok ciddi emek verdi. Hepsine çok teşekkür ederim. Başta Barış’ın filmiydi bu tabii ki ama filme başladığımızda sadece Barış’ın değil, bütün engelliler ve Barış’ın durumundakiler için umut kaynağı olabilecek bir film olduğunu fark ettik. Umarım kimseyi utandırmamış, hakkını verebilmişizdir.”

“GERÇEKTEN ÇOK UĞRAŞTIK”
Filmde Telli’yi canlandıran oyuncu Taner Ölmez, çok heyecanlı olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün burada olmak gerçekten bizim için bir hayaldi. Çok önce başladık filmin masa başı çalışmalarına. Biz ilmek ilmek dokuduk, gerçekten çok uğraştık, çok ter döktük. O yüzden bugün burada olmamız benim için hakikaten bir hayal. Çok mutlu ve inanılmaz heyecanlıyım. Bugün izleyeceksiniz. Umarım beğenirsiniz. Ben filmi izlediğimde gurur duydum hem çalıştığım arkadaşlarımla hem yönetmenimle hem yapımcımla. Umarım bu değeri hak ediyordur ve siz de beğenirsiniz.”
“Barış’ı ve ailesini tanıyınca hem inanılmaz derecede iş yüküm omuzlarımdan kalktı hem de açıkçası bana bir misyon yüklendi. Biliyorsunuz lakabı ‘ampute Messi.’ Çok yetenekli bir insan. Onun hayatını oynamak benim için bir gururdu ve çok mutluyum açıkçası.”
Oyuncu Sinan Tuzcu da dünyanın en yetenekli sporcularından birinin hayatını canlandırmaya çalıştıklarını vurgulayarak, “Özel bir hikaye ve çok da özel oyuncularla canlandırıldı. Benim için böyle bir ekibin içinde olmak, Barış ile tanışmak büyük bir şans. Perspektifiniz, hayata bakışınız değişiyor. Çok mutluyum” dedi.
Oyuncu Gürkan Uygun da filme dair şu bilgileri verdi:
“Ne yaptığını bilen bir yönetmen, yapımcı, oyuncular ve ekiple çalışmak, bir oyuncu olarak bize çok büyük keyif verdi. Her zaman o fırsatı yakalayamıyorsunuz. Tabii ki bir umut filmi. Hayalleri yıkılan bir çocuğun o hayalleri yeniden inşa ederken yanında umudunun, arkasında ailesinin olması ve bir tane koltuk değneğinin onunla olması… Onunla birlikte hayallerini gerçekleştirebildiğini görüyoruz. İnsana olan umudumuz artıyor tabii ki.”
Oyuncu Nazan Kesal da filmin mottosunu çok önemsediğine vurgu yaparak, “Barış kendi öyküsü içinde, bana, bize hepimize çok önemli bir şey söylüyor. Diyor ki; ‘En değerli şey hayatın kendisidir. En kutsal şey yaşamdır. Yaşamın önündeki her türlü zihinsel ve bedensel engelleri kaldırın.’ Bunu dediği için de dünya şampiyonu oldu” diye konuştu.
Yapımcı Hünkar Doğan, duygusal bir an yaşadığına işaret ederek, “İlk hayal ettiğimde Barış’ın hayatıyla insanlara umut olabilmek, dünyanın en ücra köşelerinde, engeli kendisine engel olarak görenlere umut olmak, ilham kaynağı olan bir içeriğe sahip olmak, hakikaten benim için çok gurur verici bir olay. Bugün onun karşılığını burada fazlasıyla alıyorum. Tabii ki Barış’ı anlatmaya bir film yetmez, yetersiz kalır.” ifadelerini kullandı.
Sanatçı Orhan Gencebay ise hayatla ilgili anlatılan güzelliklere herkesin ihtiyacı olduğunu söyleyerek, “Çok önemli bir konu bu. İnşallah her şey emek verenlerin gönlünce olur. Biz de mutlu oluruz. Tebrik ediyor, kutluyor, başarılar diliyorum.” dedi.
Gencebay, milli değerlerin önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Milli değerlerimiz temel olarak abide gibi yerinde duruyor. Onu fark ederek, onu daha ileri götürmek boynumuzun borcudur. Geleneğe dayalı yenilikler gelişmişliktir. Bunu unutmayalım. Biz milli değerlerimizi daha öteye götürmeye çalışıyoruz. Benim bir görevim bu. Bunu yaparken bilgiyle özgür duygu ve düşünceyle yapmalıyız. Çok önemlidir bu konu. Bunlara değer versin arkadaşlar. Yeteneği de yanına ilave edelim. Yeteneksiz hiçbir şey olmaz.”
23 ŞUBAT’TA VİZYONA GİRECEK
Senaryosunu Caner Erzincan ile Koray Yeltekin’in kaleme aldığı film, 23 Şubat’ta vizyona girecek.
BARIŞ TELLİ KİMDİR?
Kırıkkale’de 1989’de doğan Barış, dört yaşında oyun oynarken peşinden koştuğu top yüzünden sağ bacağını kaybetti. Barış Telli, çocukken hayatını, hayallerini altüst eden engelinin kendisine “engel” olmasına izin vermedi. Hem forma giydiği kulüpler hem de Ampute Futbol Milli Takımı’nda şampiyonluklar, gol krallıkları, yılın sporcusu ünvanlarını kazanan 34 yaşındaki Barış’ın Japonya da dahil olmak üzere dünyanın dört bir tarafında belgeselleri yapıldı. Yıldız ampute futbolcu, UEFA tarafından Adil Oyun Elçisi (Equal Game) seçildi.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev’i halkının yüksek teveccühü ile 5. defa Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.
“MAALESEF BAZI HAKSIZ UYGULAMALARA MARUZ KALDI”
Aliyev’in cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapmasından büyük bir bahtiyarlık duyduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
*7 Şubat’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri, ilk defa Azerbaycan’ın egemen topraklarının tümünde düzenlenmiş olması nedeniyle tarihi öneme sahiptir.
*Seçim sonuçlarının, Türkiye-Azerbaycan münasebetleri ve kardeş Azerbaycan halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Azerbaycan seçim sürecinde maalesef bazı haksız uygulamalara maruz kaldı.
*Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde Azerbaycan heyetinin bu sene düzenlenecek toplantılara katılımının engellenmesi yönünde alınan karar karşısında tepkimizi güçlü şekilde gösterdik.
*Bu meclisin çatışma değil, parlamenter demokrasiyi güçlendirecek bir diyalog platformu olması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Alınan karar geçersiz kılınana kadar Azerbaycan’a desteğimizi ve bu doğrultudaki girişimlerimizi sürdüreceğiz.
ULAŞTIRMA VE ENERJİ PROJELERİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm yönlerini gözden geçirdiklerini, bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirdiklerini dile getirdi.
Azerbaycan ile işbirliğinin “Umummilli Lider” merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği “tek millet, iki devlet” temelinden ilerlediğini gördüklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
*Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi arttırma kararlılığındayız. Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmemiz gerektiği aşikardır.
*Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk Kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Kars-Nahçıvan Demiryolu Projesi’ne ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık.
*TANAP’ın kapasitesinin arttırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı Projesi ile enerji işbirliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim.
“BÖLGEMİZDE KALICI BARIŞ İÇİN TARİHİ BİR FIRSAT PENCERESİ AÇILIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmeler sırasında Güney Kafkasya’nın barış ve istikrarına dair atılan adımları da ele aldıklarını dile getirdi.
“Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölge ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bu süreçte Azerbaycan’la birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açılıyor. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektifle bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde iki ülke sınırında meydana gelen eylemlerin tekrar yaşanmamasını ümit ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Yaralanan Azerbaycan ordusu mensubu kardeşimize acil şifalar diliyorum.”
Erdoğan, görüşmelerde, İsrail’in Gazze’de bütün insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan katliamlarını ve bölgeyi ilgilendiren diğer ihtilafları da değerlendirdiklerini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
*Aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki birliğimizin daha da kurumsallaşması ve güçlenmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatımızın olağanüstü zirvesinin Türk dünyasının kültür başkentlerinden Şuşa’da temmuz ayında düzenlenecek olmasından özellikle memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum.
*Önümüzdeki süreçte can Azerbaycan ile kardeşlik hukukumuz ve Şuşa Beyannamesi’nde ortaya koyduğumuz ruhla yol yürümeyi sürdüreceğiz. Aziz kardeşimin şahsında tüm Azerbaycan halkına 6 Şubat depremlerinde milletimizle sergiledikleri dayanışma için teşekkür ediyorum.
*Diğer yardımlarının yanı sıra Azerbaycan Kahramanmaraş’ta 320 dönümlük arazide 1000 konut ve 799 iş yeri inşa etmektedir. Önceki hafta Kahramanmaraş’a yaptığımız ziyarete Azerbaycan Bulvarı’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık.
]]>Haberlerde siyaset bilimcilerin görüşlerinden kehanetlere kadar pek çok farklı alandan öngörülere yer verilirken İngiltere’nin en çok satan gazetelerinden biri olan Daily Mail de yeni bir dünya savaşında dünya üzerindeki en güvenli noktaları belirledi.
3. Dünya Savaşı çıkarsa en güvenli yerler şu şekilde sıralandı:
ANTARKTİKA
Güvenli yerler listesi bir ülke ile değil, büyük bir kıta ile başlıyor.

Güzel manzaraları ve buzlu arazisiyle ünlü olsa da dünyanın en güney noktası olması nedeniyle olası bir Üçüncü Dünya Savaşı durumunda da savaşın pek de sıçrayabileceği bir nokta değil.
ARJANTİN
Arjantin, geçmişinde Falkland Adaları’nın egemenliği konusunda Birleşik Krallık ile çatışmalar yaşamış olsa Güney Amerika ülkesinin nükleer bir savaştan sonra kıtlıktan kurtulması en muhtemel yerlerden biri.

Araştırmalar, nükleer bombalar nedeniyle Güneş’in görünemez bir hale geleceğini ve bunun da kıtlığa ve mahsulün bozulmasına neden olabileceğini ortaya koyarken;Arjantin, buğday gibi dayanıklı mahsullerin bolluğu sayesinde çok daha güvenli bir bölge olarak düşünülüyor.
BHUTAN KRALLIĞI
21 Eylül 1971’de Birleşmiş Milletler’e katıldıktan sonra Butan, herhangi bir çatışma konusunda tarafsız olduğunu ilan etti.

Bu duruşla da ülkelerin ve bölgelerin göreli barışçıl konumunu ölçen Küresel Barış Endeksi’nde sıklıkla üst sıralarda yer alıyor.
Dağlık arazi yapısıyla Butan’ın 3. Dünya Savaşı’nın çıkması durumunda özellikle güvenli olacağı tahmin ediliyor.
ŞİLİ
Listede yer alan bir diğer ülke de toplamda 4 bin mil (6.435 km) boyunca uzanan, yani Moskova ile Madrid arasındaki mesafeyi kapsayan dünyanın en uzun kıyı şeridine sahip ülkesi Şili.

Komşusu Arjantin gibi Şili de çeşitli mahsuller ve doğal kaynaklara sahip şanslı ülkelerden.
Güney Amerika’nın en gelişmiş yerlerinden biri olmasıyla kendinizi izole edilmiş hissetseniz de altyapı seviyesi ve modern teknolojiye erişim, Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkması durumunda burasının ideal bir yer olabileceği anlamına geliyor.
FİJİ
Savaş başlarken uzak bir ülkede olmak isteyen herkes için Fiji en ideal yer. Pasifik Okyanusu’nun güneybatısında yer alan ada ülkesi, en yakın ülkesi olan Avustralya’dan yaklaşık 4.700 mil uzaklıkta.

Ordusu sadece 6 bin kişiden oluşurken Küresel Barış Endeksi’nde de üst sıralarda yer alır.
Topraklarının büyük bir kısmı ormanlardan oluşurken bol miktarda mineral ve balık kaynağıyla dikkat çeker.
GRÖNLAND
Danimarka’ya bağlı olan Grönland, dünyanın en büyük adası.

Uzak, dağlık ve siyasi açıdan tarafsız olması onu acil durumlarda ideal bir sığınma noktası haline getiriyor.
İZLANDA
İzlanda, sürekli olarak Küresel Barış Endeksi’nde üst sıralarda yer alarak, dünyanın en barışçıl ülkelerinden biri olarak ün kazandı.

İzlanda’nın özellikle uzak olmasının yanı sıra, tatlı su rezervleri, deniz kaynakları ve yenilenebilir enerji kaynaklarının varlığı sayesinde kaynaklar açısından diğer ülkelere bağımlı olma endişesi de pek bulunmuyor.
ENDONEZYA
Listedeki diğer ülkeler gibi Endonezya da dünya genelindeki siyasi konulardaki tarafsız duruşu nedeniyle dikkat çekiyor.

1948’de ülkenin ilk cumhurbaşkanı Achmed Sukarno, dış politikada benimsediği anlayışla ülkenin, uluslararası ilişkilerde bağımsız hareket etmesini ve dünya barışından yana olduklarını göstermelerini sağladı.
YENİ ZELANDA
Yeni Zelanda, Küresel Barış Endeksi’nde ikinci sırada yer alıyor ve çatışmalara karşı partizan olmayan duruşuyla uzun süredir hayranlık uyandırıyor.

Saldırıya uğraması durumunda ülkenin dağlık arazisi vatandaşlarına mükemmel bir koruma sağlıyor.
İSVİÇRE
Dünya çapındaki tüm ülkeler arasında İsviçre, siyasi tarafsızlığıyla en dikkat çeken ülke.

Ülke, 200 yıla yakın bir süredir uluslararası siyaseti ilgilendiren konulardaki sağlam konumuyla, dağlık arazisiyle ve çok sayıda nükleer sığınağıyla iyi korunuyor.
TUVALU
Eskiden Ellice Adaları olarak bilinen Tuvalu, Pasifik Okyanusu’nda yer alır.

Sadece 11 bin kişilik son derece düşük bir nüfusa sahip olan Tuvalu’da doğal kaynaklar da düşük olduğundan olası bir 3. Dünya Savaşı durumunda hedef olmaktan oldukça uzak.
]]>Hz. İsa’nın doğumunun kutlandığı Noel’in önemine değinen Papa, dünyanın dört bir yanındaki Hristiyanların gözünün ve kalbinin, İsa Mesih’in doğduğu, “bugünlerde acı ve sessizliğin hüküm sürdüğü” Beytüllahim’e çevrildiğini ifade etti.
“PEK ÇOK MASUM KATLİAMLARIN KURBANI”
Papa, dünyadaki çok sayıda katliama dikkati çekerek, anne karnında, ümit ararken yollarda, çocukluğu savaşlarda geçen pek çok masumun katliamların kurbanı olduğunu kaydetti.
“SİLAH ÜRETİMİ ARTIYORSA BARIŞTAN NASIL SÖZ EDEBİLİRİZ?”
Savaşları, varış noktası ve kazananı olmayan bir yolculuğa benzeten Papa, “Savaşa ‘hayır’ demek için, silahlara ‘hayır’ demek gerekir. Çünkü kalbi yaralı ve dengesiz insan, elinde ölüm aletlerini bulursa er ya da geç onları kullanacaktır. O zaman silah üretimi, satışı, ticareti artıyorsa barıştan nasıl söz edebiliriz?” dedi.
“YALVARIYORUM…”
Papa Francis, şöyle devam etti:
“Gazze’deki ve tüm kutsal topraklardaki Hristiyan toplumu başta olmak üzere herkesi kucaklıyorum. 7 Ekim’deki menfur saldırının kurbanlarının acısını yüreğimde taşıyor ve halen rehin tutulanların hemen serbest bırakılması için çağrımı yineliyorum. Askeri operasyonlara ve bunların beraberinde getirdiği masum sivil kurbanlar üzerindeki dehşet verici etkilerine son verilmesi için yalvarıyorum ve insani yardım sağlanması için bu vahim insani duruma bir çözüm bulunması çağrısında bulunuyorum. Şiddet ve nefretin körüklenmesi son bulsun. Filistin sorununun, taraflar arasında güçlü siyasi irade ve uluslararası toplumun desteğiyle sürdürülen samimi ve kalıcı diyalog yoluyla çözülmesini diliyorum. İsrail’de ve Filistin’de barış için dua edelim.” ifadelerini kullandı.
YEMEN, LÜBNAN VE UKRAYNA MESAJI
Orta Doğu’daki diğer ülkelere de değinen Papa, “Düşüncelerim, aynı şekilde savaşın harap ettiği Suriye halkına ve uzun süredir acı çeken Yemen halkına yöneliyor. Aynı şekilde sevgili Lübnan halkını düşünüyor, siyasi ve sosyal istikrarın bir an önce sağlanması için dua ediyorum.” ifadelerini kullandı.
ERMENİSTAN İLE AZERBAYCAN İÇİN BARIŞ TALEBİ
Papa Francis, Ukrayna için de barış diledi.
Katoliklerin ruhani lideri, “Ermenistan ile Azerbaycan arasında nihai barışın sağlanacağı gün yaklaşsın. Bu barışı desteklemek için insani girişimlerin devam etmesi, yerlerinden edilenlerin yasal ve güvenli bir şekilde evlerine dönmeleri, her topluluğun dini geleneklerine ve ibadet yerlerine karşılıklı saygı göstermeleri önemlidir” dedi.
Papa Francis, Sahel Bölgesi, Afrika Boynuzu’nu, Sudan’ın yanı sıra Kamerun, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Güney Sudan’ı sarsan gerilim ve çatışmaları da unutmadıklarını söyledi.
Katoliklerin ruhani lideri, Kore Yarımadası’nda da kardeşlik bağlarının güçlenmesi, kalıcı barış koşullarını yaratabilecek diyalog ve uzlaşma yollarının açılması temennisini dile getirdi.
“SAVAŞA HAYIR, BARIŞA EVET”
Noel’in, Amerika kıtasında da siyasi ve sosyal anlaşmazlıkların üstesinden gelinmesi, yoksullukla mücadele edilebilmesi için siyasi otorite ve iyi niyetli insanlara ilham vermesini dileyen Papa Francis, “savaşa ‘hayır’, barışa ‘evet'” dedi.
]]>