Baş – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Thu, 20 Jun 2024 09:10:15 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Arda Güler, İspanya basınında manşetlerde https://www.foxhaber.com.tr/arda-guler-ispanya-basininda-mansetlerde/ https://www.foxhaber.com.tr/arda-guler-ispanya-basininda-mansetlerde/#respond Thu, 20 Jun 2024 09:10:15 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8368 Real Madrid forması ile ilk kez La Liga maçında ilk 11’de sahaya çıkan ve Real Sociedad karşısında takımına galibiyeti getiren golü atan Arda Güler, İspanyol gazetelerinde manşetlere taşındı.

Marca gazetesi, Arda Güler ve teknik direktör Carlo Ancelotti’nin birbirlerini tebrik ettiği fotoğrafı manşetine koyarak, “Şampiyonluk şarkısı çok daha yakın. Ancelotti’nin takımda yaptığı rotasyon fark edilmedi ve San Sebastian’a galibiyet geldi. Arda’nın bir golü Ancelotti için onu gelecek sezon takımda tutmaya yetti” diye yazdı.

Real Madrid’de iki yıldız verdiği beş futbolcudan birini Arda olarak seçen Marca, iç sayfasında “Arda, eflatun-beyazlıları şampiyonluğa hazırlıyor. Türk futbolcunun golü gelecek hafta matematiksel olarak şampiyonluğa ulaşma yolunu açtı” görüşünü öne çıkardı.

Gazetenin önemli köşe yazarlarından Roberto Gomez de “Arda Güler üst düzey bir maç çıkardı. Real Madrid’in geleceğinde kilit bir futbolcu olacak. Muhteşem” yorumunda bulundu.

AS: KUTLAMALARA HOŞ GELDİN

As gazetesi de geçen hafta El Clasico maçında Barcelona’ya karşı alınan galibiyetin ardından sahada takım arkadaşlarıyla sevinmediği için polemik konusu yapılan Arda ile ilgili hafta içindeki çıkan haberlere atıfta bulunarak, Arda ve Nacho’nun gol sevinci fotoğrafını “Kutlamalara hoş geldin” ifadesiyle manşetine taşıdı.

As gazetesinin baş köşe yazarı Tomas Roncero, San Sebastian Film Festivali’nde en iyi filme verilen ödüle atıfta bulunarak, “Altın İstiridye Güler’e” başlığı altında bir yazı kaleme aldı.

Roncero, “Arda, Carvajal’ın muhteşem yan asistinden sonra kendisine gelen ilk topu gol yaptı. Gençliğine rağmen etkileyici bir cesaret ve olgunluğa sahip. Hayatımın Türk’ü!” diye yazdı.

EL MUNDO: GÜLER İÇİN TERAPİ

El Mundo gazetesi de “Güler için terapi” ifadesini başlığına çıkararak, “Bayer Münih maçını düşünerek yedeklerle çıkan Madrid’de Türk futbolcu ilk 11’de yer aldı ve galibiyeti belirleyen isim oldu. Arda’nın bazı hareketleri, hem futbol hem de kültürel anlamda bize Mesut Özil’i hatırlatıyor. Tahmin edilemez ama başarılı.” yorumunda bulundu.

Türk futbolcunun ilk 11’de oynamaya layık olduğunu sahada gösterdiğini vurgulayan El Mundo, “Arda özelliğindeki futbolcular her zaman Madrid’de hayatta kalmıyor. 19 yaşında Madrid’e gelip yerini henüz bulamayan Arda’nın neler yapabileceğini göreceğiz” yorumunu yaptı.

EL PAIS: BİR DOKUNUŞU YETERLİ

El Pais gazetesi de “Güler’in bir dokunuşu yeterli” başlığını kullandı.

Haberde, “Arda Güler’e izini bırakması için çok az süre yetti. Real Madrid’e de matematiksel olarak şampiyonluğa çok daha yaklaşmak için Arda Güler yeterli oldu” ifadeleri kullanıldı.

Real Sociedad maçı öncesinde Türk futbolcunun sezon boyunca tüm maçlarda 100 dakika süre aldığı, ligde sadece 36 dakika oynadığını hatırlatan El Pais, Arda’nın bu kadar az süreler almasına rağmen “İzini bırakmayı başardığını” kaydetti.

Diğer yandan dünkü karşılaşmanın ardından basına açıklama yapan Real Madridli futbolcu Fran Garcia, “Tüm dünya biliyor ki Arda farklı bir futbolcu. Onun için memnunum” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/arda-guler-ispanya-basininda-mansetlerde/feed/ 0
Yasaklar kapıda, herkesin gözü onda… TikTok’ta neler oluyor? https://www.foxhaber.com.tr/yasaklar-kapida-herkesin-gozu-onda-tiktokta-neler-oluyor/ https://www.foxhaber.com.tr/yasaklar-kapida-herkesin-gozu-onda-tiktokta-neler-oluyor/#respond Tue, 18 Jun 2024 21:54:47 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8334 Çinli şirket ByteDance’e ait olan TikTok, tüm dünyada son derece popüler bir platform. Her ne kadar zaman zaman olumsuz etkileri ile ilgili haberler ve raporlar gündeme gelse de başta müzik olmak üzere pek çok alanı yeniden şekillendiren bir organizma haline geldi.

Geçtiğimiz haftalarda Universal Music ile anlaşmazlığa düşmesi manşetlere yansırken uygulamanın müzik dünyasındaki etkisi yeniden gözler önüne serilmiş oldu. Şarkılar onlarca yıldır ana akımın dışında kalmış olsalar bile uygulamada organik olarak yükselebiliyor. Pazarlamacılar ayrıca bir şarkının popülerleşmesine yardımcı olmak için fenomenlerle çalışabiliyor. Hatta bazı sanatçılar, yeni şarkıların uygulamada güç kazanmasına yardımcı olacağı umuduyla TikTok fenomenleriyle özel dinleme oturumları bile ayarlıyor.

Şirketin sanatçılar ve plak şirketleriyle çalışan, lisans anlaşmalarını müzakere eden ve TikTok’un kültürel etkisini sürekli gelire dönüştürmesi için yeni yollar geliştiren küresel bir ekibi bile var.

Ayrıca “Hot 50” ve “Viral” şarkı listeleri özelliğini kullanıma sunarken, en popüler şarkılarını sıralamak için eylül ayında da Billboard ile ortaklık kurdu. Temmuz ayında beş ülkede TikTok Music adında özel bir müzik akışı hizmeti başlattı. Aralık ayında ise Arizona’da Cardi B, Charlie Puth ve Niall Horan gibi TikTok’un ünlü sanatçılarının yer aldığı ilk canlı, yüz yüze konserini düzenledi.

YASAKLARLA NASIL BAŞ EDECEK?

Peki, başta müzik dünyası olmak üzere pek çok alanda aktif rol oynayan TikTok yasaklanacak mı?

Aslında 2015’te ilk olarak yayınlanan ancak bildiğimiz halini 2018’de 150’den fazla pazarda 75 dilde kullanıma sunularak alan TikTok, hızlı bir şekilde dünyanın gözde platformu haline geldi. Ne var ki aylık 1 milyar aktif kullanıcıya sahip, 2016’daki lansmanından bu yana 3 milyardan fazla indirilen platform son zamanlarda yasaklarla gündemde.

ABD Başkanı Joe Biden, TikTok’un devredilmesinin, devredilmemesi halinde ise yasaklanmasının önünü açan tasarıyı bu hafta imzaladı. Tasarı ile platformun bağlı olduğu Çinli ByteDance firması, platformu devretmek zorunda kalacak. Aksi takdirde TikTok’un ABD’deki internet uygulama mağazalarından 5 ay süreyle veya tamamen çıkarılacak. 

Ana şirket ByteDance, yeni yasaya ilk resmi yanıtında, sahibi olduğu Çin haber uygulaması Toutiao’da TikTok’u satma planının olmadığını belirten bir açıklama yaptı. 

DİĞER ÜLKELERİ DE CESARETLENDİREBİLİR

Çin Halk Cumhuriyeti’nde devlet kontrolünde bir gazete olan Global Times’ın editörü Hu Xijin, ABD Başkanı Joe Biden’ın bu hafta imzaladığı yasanın, Washington’un popüler e-ticaret platformu Temu gibi Çin ile ilgili diğer uygulamaları hedef alacak şekilde kapsamını genişletmesine izin verebileceğini ve ABD müttefiklerini de aynı yolu izleme konusunda cesaretlendirebileceğini söyledi. 

TikTok, ByteDance’in yasağı önlemek için hisselerini bir yıl içinde elden çıkarmasını gerektiren yeni ABD yasasına itiraz edeceğini belirtirken kullanıcılarının ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiğini ileri sürdü.

Şirket, X sosyal platformunda “Gerçeklerin ve kanunların açıkça bizim tarafımızda olduğuna inanıyoruz ve eninde sonunda galip geleceğiz” diye yazdı.

ABD VE ÇİN ARASINDAKİ GERİLİMİ ARTIRDI

TikTok konusundaki kavga, her ikisi de ekonomik ve ulusal güvenlik çıkarlarını koruma sözü veren ABD ile Çin arasındaki gerilimi de artırdı. ABD’li milletvekilleri, uygulamanın Çinlilere ait olmasının Pekin’in ABD üzerinde, özellikle de genç beyinler üzerinde istenmeyen bir etki yaratmasına neden olabileceğinden endişe ediyor. 

ABD daha önce de diğer Çinli şirketleri elden çıkarmaya zorlamıştı. 2020 yılında Çinli mobil video oyun şirketi Beijing Kunlun, federal bir emir aldıktan sonra eşcinsellere yönelik flört uygulaması Grindr’ı satmayı kabul etmişti. Anak bu defa analistler de olayı çok daha farklı bir şekilde değerlendiriyor.

New York merkezli danışmanlık firması Teneo’nun genel müdürü Gabriel Wildau, Pekin’in ulusal saygınlığının tehlikede olduğunu ve şirketin yüzde 60’ına sahip olan küresel yatırımcılar da dahil ByteDance yatırımcılarının mali çıkarlarının önüne geçebileceğini söyledi.

Ancak eğer bir satış gerçekleşirse, ABD operasyonlarını diğer her şeyden ayırmak zorunda kalacak olan TikTok için hiç şüphesiz oldukça karmaşık bir süreç başlamış olacak. Bu noktada da en çok merak edilen kısım hiç şüphesiz TikTok’un algoritmaları… ByteDance’in platformunun başarısının temelini oluşturan kullanıcıları ilgi alanlarına göre kısa videolar ile besleyen ve platformun kültürel bir ezici güç olmasını sağlayan TikTok algoritmasına ne olacağı konusunda ciddi bir belirsizlik var.

ALAMETİFARİKASI ALGORİTMASI

Bazı teknoloji uzmanları, TikTok’un ABD’de yeni teknoloji kullanılarak yeniden inşa edilmesi gerektiğini söylese de kimse bu yeni yapılanma ile platformun nasıl olacağını ya da kullanıcıların görmeye alıştığı video önerilerini ne kadar karşılayabileceğini bilemiyor.

Colorado Boulder Üniversitesi’nden Robin Burke, algoritmanın bazı yönlerinin sektördeki kişiler tarafından kopyalanabileceğini söylese de platformun bazı alanlarda rakiplerinden çok önde olduğunu ve kopyalamanın hayli zor olabileceğini belirtiyor. Burke, “TikTok, tüm verilere sahip. ABD’deki bir işletmenin, eşdeğer bir şey inşa edebilmesinin pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Kesinlikle hemen değil” diyor.

Algoritmalar, ByteDance’in genel operasyonlarının temelini oluşturuyor. TikTok ortaya çıkmadan önce Meta’nın Facebook ve Instagram’ının popülerliği göz önüne alındığında, bir kullanıcının sosyal bağlantılarını birbirine bağlayan teknolojinin başarılı bir sosyal medya uygulamasının sırrı olduğuna inanılıyordu.

Ancak TikTok, kullanıcının ilgisini odağına alarak oluşturulan bir algoritmanın daha güçlü olabileceğini gösterdi. CEO Shou Zi Chew de dahil olmak üzere TikTok yöneticileri, algoritmalarını Meta’nın yaptığı gibi “sosyal grafik” üzerine oluşturmak yerine, “ilgi sinyallerine” dayandığını söyledi.

KISA VİDEO FORMATI VE TAVSİYE İÇERİKLER…

Utrecht Üniversitesi’nden Doçent Catalina Goanta, rakiplerinin benzer ilgi alanına dayalı algoritmalara sahip olmasına rağmen TikTok’un kısa video formatıyla algoritmanın etkinliğini artırabildiğini söylüyor: “Tavsiye sistemleri çok yaygın. Ancak TikTok’u bir uygulama olarak asıl farklı kılan şey tasarımı ve içeriği.”

Kısa video formatı, TikTok’un algoritmasının çok daha dinamik hale gelmesine ve hatta kullanıcıların tercihleri ve ilgi alanlarındaki zaman içindeki değişiklikleri bile takip edebilmesine olanak tanıyor.

Ayrıca TikTok’un oyun biriminin eski başkanı olan Jason Fung, kısa video formatının TikTok’un kullanıcı tercihlerini çok daha hızlı öğrenmesini sağladığını söyledi: “Kısa videolar olduğundan, kullanıcının tercihiyle ilgili verileri YouTube’dan çok daha hızlı toplayabiliyorsunuz.”

Tüm bunların yanında TikTok’un kısa video pazarına erken girişi aynı zamanda şirkete büyük bir avantaj da sağladı. Instagram, 2020’ye kadar Reels’ı piyasaya sürmemişti; YouTube ise 2021’de Shorts’u piyasaya sürdü. 

Carnegie Mellon Üniversitesi’nden profesör Ari Lightman, TikTok’un kullandığı bir diğer etkili taktiğin, kullanıcılarını hashtag’ler aracılığıyla halka açık gruplar oluşturmaya teşvik etmek olduğunu söyledi. Kullanıcıları halka açık gruplar oluşturmaya teşvik ederek TikTok’un kullanıcılarının davranışları, ilgi alanları, eğilimleri ve ideolojileri hakkında daha etkili bir şekilde bilgi edinebileceğine dikkat çekti.

ENDİŞELER ARTTI

Ne var ki tüm bu başarılı taktikler, formatlar, kusursuz bir algoritma ile hızla dünyanın en popüler platformlarından biri haline gelen TikTok, son günlerde kullanıcıların akımlarıyla değil de hükümetlerin endişeli yaklaşımı ve hatta yasaklarıyla gündeme gelirken geleceği de oldukça karmaşık…

ABD’li milletvekilleri ve yetkililer, TikTok’un 170 milyon ABD’li kullanıcıya ait verilere Çin devletinin ulusal güvenlik yasaları kapsamında erişebileceğinden endişe ediyor.

TikTok CEO’su Shou Chew, ABD Kongresi’nde senatoya ifade verirken…

ABD iç istihbarat ve güvenlik teşkilatı FBI’ın direktörü Christopher Wray, ByteDance’in Çin hükümeti tarafından kontrol edildiğini söyledi ve Pekin yetkililerinin, insanların TikTok’ta ne gördüklerini belirleyen algoritmayı manipüle ederek insanları etkileyebileceği konusunda uyardı. 

TikTok ise tüm bu iddiaları reddediyor. TikTok’un genel müdürü Shou Zi Chew, geçen yıl Kongre huzurunda yaptığı konuşmada şunları söylemişti: “Şunu açıkça belirteyim: ByteDance, Çin’in veya başka bir ülkenin temsilcisi değil.”

KİMLER TiKTOK’U ALMAK İSTEYEBİLİR?

ByteDance’in aralarında General Atlantic, Susquehanna ve Sequoia Capital yatırım firmalarının da bulunduğu çok sayıda ABD’li yatırımcısı var. Ancak satın alma söz konusu olduğunda neler olabileceği belirsiz.

Üstelik pek çok teknoloji analisti gibi ABD’li bir finansal hizmetler şirketi olan Wedbush Securities’teki analistler, Çin hükümetinin, insanların uygulamada gördüklerini düzenleyen TikTok’un algoritmasını da içeren bir satışı onaylamasını beklemediklerini söylüyor.

Wedbush, “Algoritmalar olmadan TikTok’un değeri önemli ölçüde değişir” dedi. 

SIRADAKİ ÜLKELER…

ABD’deki yasa tasarısı bu hafta manşetlerden düşmezken diğer ülkelerin de ABD’yi takip edip etmeyeceği merak konusu. 

TikTok, verilerle ilgili endişeler nedeniyle baskı altında. Birleşik Krallık, ABD, Kanada ve Yeni Zelanda’da devlet tarafından verilen telefonlarda yasaklandı ve Avrupa Komisyonu personelinin de iş amaçlı olarak verilen cihazlarında platformu kullanması yasaklandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yasaklar-kapida-herkesin-gozu-onda-tiktokta-neler-oluyor/feed/ 0
Egemenlik saraydan alındı ULUSA VERİLDİ https://www.foxhaber.com.tr/egemenlik-saraydan-alindi-ulusa-verildi/ https://www.foxhaber.com.tr/egemenlik-saraydan-alindi-ulusa-verildi/#respond Fri, 14 Jun 2024 21:27:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8207 Bugün 23 Nisan… Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlatacak ve Cumhuriyete giden yolda adımlar atılmasını sağlayacak Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 104’üncü yıl dönümü. Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla ilk adımı atılan kurtuluş mücadelesinin en önemli safhalarından biri olan Meclis’in açılışını, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyoruz.

OLAĞANÜSTÜ YETKİ İLE AÇILDI

19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, Amasya Tamimi ile Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımını çaktı. Erzurum ve Sivas Kongreleri ile mücadeleye yön verildi. İstanbul 16 Mart 1920’de İngilizler tarafından işgal edildi. 18 Mart’ta Osmanlı Mebusan Meclisi çalışmalarına ara verdi. 10 Nisan 1920’de Padişah Vahdettin meclisi kapattı. Mustafa Kemal Paşa da 19 Mart 1920’de yayınladığı genelgeyle Ankara’da, olağanüstü yetkili bir Meclis toplanacağını duyurdu. Osmanlı Mebusan Meclisi’nden kaçarak Ankara’ya gelebilenler ilk Meclis’te yerini aldı. Mustafa Kemal 22 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin açılışını duyurduğu genelgesinde ise bundan böyle ‘bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun emir alacağı en yüksek kat’ın bu Meclis olacağını kaydetti. Ve bir bahar günü, 23 Nisan’da, Hacıbayram Camii’nde Cuma namazı kılınıp, kurbanlar kesildikten sonra ilk TBMM, İttihat ve Terakki Kulübü olarak yapılan binada açıldı.

Ulus semtindeki bu binanın henüz kiremitleri bile yoktu. Ankaralı marangozlar toplantı salonuna kürsü yaptı. Tavana petrol lambası asıldı. Milletvekillerinin oturacakları sıralar da Ankara Muallim Mektebi’nden getirildi. O gün, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne can suyu verildi.

324 VEKİLİN 115’İ GELEBİLDİ

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Meclis-i Mebusan üyelerinden oluşan 324 milletvekili ile kurulan Meclis’e 115 milletvekili katılabildi. İlk Meclis üyeleri arasında, 52 asker, 42 idareci, 39 memur, 32 din adamı, 9 müderris, 30 öğretmen, 16 doktor da vardı. Birinci Meclis 23 Nisan 1920’de başlayıp 21 Mayıs 1927’ye kadar devam etti. TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal’i başkanlığa seçti. Atatürk bu görevi Cumhurbaşkanı seçildiği 29 Ekim 1923’e kadar sürdürdü. Meclis, en yaşlı üye sıfatıyla Sinop Mebusu Şerif Bey’in konuşmasıyla açıldı. Şerif Bey, “Ulusumuzun iç ve dış tam bağımsızlık içinde sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip kendisini yönetmeye başladığını bütün cihana duyuruyorum” dedi ve şöyle devam etti:

“Hilafet ve hükümet merkezinin geçici kaydıyla yabancı kuvvetler tarafından işgal edildiği, bağımsızlığın her bakımdan kısıtlandığı bilinmektedir. Bu vaziyette baş eğmek, milletimizin kendisine teklif edilen yabancı esaretini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak kararlılığında olan ezelden beri hür ve bağımsız yaşayan milletimiz bu esaretini kesin ve kararlı bir biçimde reddetmiş ve derhal vekillerini toplamaya başlayarak yüce Meclisini vücuda getirmiştir. Bu yüce Meclisin reisi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlığı dahilinde, geleceğini bizzat düzenleyerek ve bütün dünyaya ilan ederek Millet Meclisini açıyorum.”

Ardından Ankara mebusu Mustafa Kemal söz alarak şunları söyledi:

 “Yüce Meclisiniz bildiğiniz gibi olağanüstü yetkilere sahip olarak yeniden seçilmiş saygıdeğer milletvekilleriyle, taarruz ve işgale uğramış saltanat merkezinden canlarını kurtararak buraya gelen saygıdeğer milletvekillerinden oluşmuştur. Kaçıp gelebilecek milletvekilleriyle birlikte bir yüce Meclis’in meydana getirilmesi ancak yeni uygulanan seçim tarzıyla söz konusu olmuştur. Bu anda Meclisiniz yasal olarak toplanmış bulunmaktadır.”

SAYISIZ İCRAATA İMZA ATTI

Kurtuluş Savaşı, ilk anayasanın kabulü, İstiklal Marşı’nın kabulü, saltanatın kaldırılması, Lozan Barış Antlaşması, Ankara’nın başkent oluşu, Cumhuriyetin ilanı ile Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı seçilmesi bu Meclis’te onaylanarak kabul edildi.

İLK RESMİ BAYRAM

Bir milletin kaderinin değiştiği 23 Nisan günü, Türkiye’nin ilk resmi bayramı ilan edildi… Bu tarihi gün, 1922’den itibaren Ulusal Egemenlik Bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

‘ÇOCUK BAYRAMI’NIN TEMELİ 1924’TE ATILDI

Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nın ardından geride çok sayıda şehit çocuğu yetim kalmıştı. Himaye-i Etfal Cemiyeti, 23 Nisan 1924’te “Bugün yavrularımızın bayramıdır” başlıklı bir duyuru yayınlandı ve yetim çocuklar için bağış kampanyası başlattı. Cemiyetin ilan ettiği çocuk bayramı ilk kez 1927’te  Mustafa Kemal’in himayesinde kutlandı. Ulu Önder o gün arabasını çocuklara tahsis etti, Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser verdi, çocuk balosu düzenlendi. İlk resmi kutlama ise 1933 yılında yapıldı. 23 Nisan, “Çocuk Bayramı” olarak ilk kez resmi törenlerle 1933 yılında kutlandı. Makamlara çocukların oturması uygulaması da aynı yıl başladı. 1935 yılında çıkan yasa ile de bayramın adı Milli Hakimiyet ve Çocuk Bayramı oldu. UNESCO’nun 1979 yılını Çocuk Yılı ilan etmesiyle birlikte 23 Nisan, 1980 yılındaki yasal düzenleme ile de ‘Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ adını aldı.

Atatürk’e göre ulusal egemenlik ve çocuklar

“23 Nisan, Türkiye milli tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Bütün bir düşmanlık dünyasına karşı ayağa kalkan Türkiye halkının, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni meydana getirmek hususunda gösterdiği harikayı ifade eder.

Egemenlik ulusundur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden başka hiçbir makam, ulusun alınyazısında etkin olamaz. Özgürlüğün de eşitliğin de adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir. Ulusal egemenlik, ulusun namusudur, onurudur, şerefidir. Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur.

“ışığa boğacaksınız”

Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.

Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir. Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar. Egemen olmayan boyun eğmek zorunda kalır. Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/egemenlik-saraydan-alindi-ulusa-verildi/feed/ 0
Erdoğan’dan Irak’ta ‘PKK’ açıklaması https://www.foxhaber.com.tr/erdogandan-irakta-pkk-aciklamasi/ https://www.foxhaber.com.tr/erdogandan-irakta-pkk-aciklamasi/#respond Thu, 13 Jun 2024 21:48:47 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8190 Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak’ın başkenti Bağdat’taki resmi programları kapsamında, Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile baş başa ve heyetler arası görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmelerin ardından, Irak Başbakanı Sudani ile Bağdat’taki Hükümet Sarayı’nda düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, “aziz kardeşinin davetine icabetle uzun bir aradan sonra medeniyetlerin kadim şehirlerinden Bağdat’ta bulunmanın bahtiyarlığını yaşadığını” söyledi.

“Iraklı kardeşlerinin misafirperverlikleri, samimiyetleri ve muhabbetleriyle kendilerine evlerinde olduklarını hissettirdiklerini” dile getiren Erdoğan, şahsına ve heyetine gösterilen hüsnükabulden ötürü Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani başta olmak üzere Iraklı kardeşlerine teşekkür etti.

“YENİ BİR DÖNÜM TEŞKİL EDECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın; ortak tarihi, beşeri ve kültürel bağlara sahip olunan, stratejik değer atfettikleri bir komşuları olduğunu vurgulayarak, “Irak’la ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve iyi komşuluk ilkesi temelinde ortak çıkarlarımızı gözeterek ilerletme yönünde güçlü siyasi iradeye sahibiz. Bugünkü ziyaretimizde bunu bir kez daha teyit etmiş olduk. Ziyaretimin ve az önce imzalanan anlaşmaların, Türkiye-Irak münasebetlerinde yeni bir dönüm noktasını teşkil edeceğine inanıyorum. Sayın Başbakanla birlikte altına imza attığımız ortak işbirliği için stratejik çerçeve anlaşması, sağlam bir yol haritasını teşkil ediyor” diye konuştu.

ORTAK KOMİTELER KURULACAK

Anlaşma metniyle güvenlik, terörle mücadele, ekonomi, ticaret, enerji, ulaştırma, çevre, sınır aşan sular, sağlık, eğitim gibi pek çok alanda teknik müzakerelerin sürdürülmesini ve takibini sağlayacak ortak daimi komiteler kurulmasına karar verdiklerini anlatan Erdoğan, ayrıca güvenlikten ticarete, ulaştırmadan tarıma, pek çok başlıkta akdedilen metinlerin, ilişkilerinin ahdi zeminini güçlendirirken yeni işbirliği imkanlarını da beraberinde getireceğini kaydetti.

“PKK’NIN YASAKLI ÖRGÜT İLAN EDİLMESİNDEN MEMNUNUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, imza altına aldıkları anlaşmaların bihakkın hayata geçirilmesi için de gereken koordinasyonu sağlayacaklarını belirterek, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı Sayın Reşid ve ardından Başbakan Sayın Sudani ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde Türkiye-Irak ilişkilerini geniş bir yelpazede ele aldık. Güvenlik ve terörle mücadelede işbirliği, en önemli gündem maddelerimizden birini oluşturdu. Irak topraklarından Türkiye’yi hedef alan terör örgütü PKK’ya ve uzantılarına karşı alabileceğimiz müşterek adımları istişare ettik. PKK’nın, Irak’ta yasaklı örgüt ilan edilmesini memnuniyetle karşıladık. Resmen terör örgütü ilan edilerek Irak topraklarındaki varlığının en kısa zamanda sonlanacağına olan güçlü inancımı, bu vesileyle mevkidaşlarımla paylaştım. Bu komşuluk ve kardeşlik hukukumuzun da gereğidir. Irak Hükümeti’nin bu doğrultuda atacağı her adımda ihtiyaç duyacağı tüm desteği sağlamaya hazırız. FETÖ’yle ortak mücadeleye dair beklentimiz de bu kulvardaki gündem başlıklarımızdan birini teşkil etti.”

TÜRKİYE VE IRAK’IN TİCARET HACMİ

Irak’ın, önde gelen ticaret ortaklarından olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Geçtiğimiz yıl 20 milyar dolar seviyesinde seyreden ticaret hacmimizi daha üst seviyelere taşımak istiyoruz. Sayın Başbakanla bu çerçevede atılacak adımları ele aldık. Ticaretimizin önündeki suni engellerin ortadan kaldırılması noktasında yapılabilecekleri değerlendirdik. Kalkınma Yolu Projesi’nin bu hedef bakımından hayati önemine değindik. Başta Irak olmak üzere tüm bölgemizin istikrarına ve refahına büyük katkı sunacak bu stratejik planlamaya dair kararlılığımızı, imzaladığımız Mutabakat Muhtırasıyla perçinlemiş olduk.”

IRAK’IN SU SIKINTISI

Erdoğan, Irak’ın su konusunda yaşadığı sıkıntıların farkında olduklarını söyledi.

Erdoğan, iklim krizi ve kuraklığın Irak’ı olduğu kadar Türkiye’yi ve bütün dünyayı olumsuz etkilediğini vurgulayarak, “Su miktarı kadar, israfın önüne geçilerek suyun verimli kullanılması da önemlidir. Tesis ettiğimiz ortak daimi komite, su alanındaki işbirliğimizi, akılcı, bilimsel temelde ve ortak çıkarlarımızı dikkate alarak daha ileriye taşıyacak. Görüşmelerimizde ayrıca enerji, sanayi, sağlık, eğitim, bilim, turizm ve diğer başlıklarda da mevcut işbirliğimizin geliştirilmesine yönelik ortak irademizi bir kez daha teyit etmiş olduk.” diye konuştu.

GAZZE’DEKİ DURUM

Irak ziyaretini, Filistin’de yaşanan insanlık dramının yansımaları altında gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gazze’de akan kanın durması için elimizden geleni yapıyoruz. Mevkidaşlarımla İsrail’in Filistin’de uyguladığı zulüm ve ihtilafın bölgemize etkilerini de ele aldık. Atabileceğimiz müşterek adımlar hakkında istişarede bulunduk. İsrail ile İran ekseninde yaşanan gelişmeler savaşın yayılma ve tırmanma riskini arttırmakta, dahası Filistin’deki katliamı gölgelemektedir. Bu gerilimden Iraklı kardeşlerimiz de olumsuz etkilenmektedir. Buradan ilgili tüm taraflara gerilimi tırmandırıcı adımlardan kaçınmaları telkinimi tekrar hatırlatmak istiyorum. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe haiz bir Filistin devletinin kurulması, bölge barışının anahtarıdır.”

Erdoğan, Türkiye olarak bu amaç doğrultusunda çalışmaya devam ettiklerine değinerek, “Bugüne kadar 45 bin tondan fazla insani yardım göndererek Gazzeli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Bundan sonra da tüm imkanlarımızı Gazzeli ve Filistinli kardeşlerimiz için seferber edeceğiz” dedi.

“IRAK’I BİR BÜTÜN OLARAK GÖRÜYORUZ”

Irak ziyareti kapsamında Erbil’e de gideceklerini kaydeden Erdoğan, “Öncesinde Irak’ın asli unsurlarından Türkmen kardeşlerimizle de bir araya geleceğiz. Erbil’de ilave işbirliği imkanlarını ele alacağız. Bu vesileyle Irak’a yönelik siyasetimizde farklı etnik mezhebi veya dini kesimler arasında ayrım gözetmediğimizin bilinmesini isterim. Hangi etnik kökene ve mezhebe mensup olursa olsun Irak halkı bizim kardeşimizdir, dostumuzdur. Tüm Irak’ı bir bütün olarak görüyor ve Irak’ın demografik zenginliğine büyük değer veriyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, Irak’la ilişkilere dostluk, kardeşlik ve komşuluk hukuku açısından bakmaya devam edeceklerini belirterek, “Geçmişte olduğu gibi iyi ve kötü günlerinde Iraklı kardeşlerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Bölgesel gelişmeler açısından kritik bir dönemde gerçekleşen ziyaretimin inşallah yeni başlangıçlara vesile olacağına inanıyorum.” diye konuştu.

Başta Başbakan Sudani olmak üzere samimi misafirlikleri için tüm Iraklılara teşekkür eden Erdoğan, konuşmasının sonunda aldıkları kararların hayırlara vesile olmasını diledi.

Erdoğan, daha sonra Irak Türkmen Toplumu temsilcilerini kabul etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erdogandan-irakta-pkk-aciklamasi/feed/ 0
Afrika’dan gelen göçmen kuşlar kene taşıyor https://www.foxhaber.com.tr/afrikadan-gelen-gocmen-kuslar-kene-tasiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/afrikadan-gelen-gocmen-kuslar-kene-tasiyor/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:21:59 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7970 Uzman veteriner hekim ve kuş gözlemcisi Gökçe Coşkun, Afrika’dan göç eden doğu cılıbıtı kuşunda kene tespit edildiğini söyledi. Coşkun, “Doğu cılıbıtı, Güney Afrika’dan Hazar Denizi’ne, hatta Finlandiya’ya kadar görülebiliyor. Göç ederken üzerindeki bu kene de onunla göç ediyor” dedi.

Havanın ısınmaya başlamasıyla birlikte kene vakaları da görülmeye başlandı. Erzurum’da kısa süre önce bir kişi, bu nedenle hayatını kaybetti. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) sebepli ölüm sonrasında özellikle kırsal alanlarda kene korkusu arttı.

YAZA GİRERKEN KENE UYARILARI

Uzman veteriner hekim ve Antalya Kuş Gözlem Topluluğu’ndan kuş gözlemcisi Gökçe Coşkun, yoğun şekilde kene görülmeye başlandığına dikkati çekerek, uyarılarda bulundu. Doğada dolaşırken, özellikle doğa fotoğrafçılarının uzun pantolon giyip, çoraplarını üzerine çekmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Gökçe Coşkun, şu uyarılarda bulundu: 

– Islak çayırlık alanlarda dolaşırken dikkat edin. Küçükbaş hayvanların dolaştığı alanlarda daha fazla kene görülebilir. Doğa gezisi sonrasında eve gelir gelmez vücudunuzu kontrol edin. Kasık bölgesi, saç dipleri özellikle önemli. Kene tutunduysa çıkartırken dikkatli olun.

– Kafa bölgesini tutup çıkartmanız önemli. Kene tutunması sonrası mide bulantısı, baş dönmesi ve ateş yükselmesi belirtileri olursa hemen sağlık kuruluşuna başvurun. Köpek ve kedileriniz varsa mutlaka dış parazit tedavilerini ve koruyucu tasma önlemlerini yaptırın. Kedi ve köpeklerde dış parazit ilaçları kenenin gelmesini değil, üzerinde kan emmeye başladığı an ölmesini sağlar.

GÖÇ EDEN KUŞTA TESPİT EDİLDİ 

Diğer yandan, kuş gözlemcisi Emin Yoğurtçuoğlu tarafından Hatay’ın Samandağ ilçesindeki Milleyha Kuş Cenneti’nde önceki gün görüntülenen nadir türlerden doğu cılıbıtında kene tespit edildi.

Güney Afrika göçmeni kuş fotoğrafını inceleyen uzman veteriner hekim Coşkun, iki tarafta da gaga ile gözü arasındaki iki ayrı keneye dikkati çekerek şunları söyledi:

– Doğu cılıbıtı, Güney Afrika’dan Hazar Denizi’ne ve hatta Finlandiya’ya kadar görülebiliyor. Göç ederken üzerindeki bu kene de onunla göç ediyor. Harita doğu cılıbıtının görülen yerleri. Göç kuzeye doğru ve bu kene güneyden gelmiş olmalı. Afrika veya Arap yarımadası olası noktalar. Yaz aylarının gelmesiyle beraber kene popülasyonu oldukça artmasının önemli bir nedeni de kuş göç yoğunluğu. Farklı kıtalardan çok sayıda kuşun keneyle beraber ülkemize girdiğini görebiliyoruz.

– En son ülkemizde nadir olarak görülebilen doğu cılıbıtının üzerinde bile iki keneyle karşılaştık. Bu da farklı kıtalardaki çeşitli hastalıkların kene aracılığıyla ülkemize girmesine neden olabilir. Keneler birçok ölümcül hastalığın taşıyıcısı olabiliyor. KKKA, Lyme hastalığı, Q ateşi, kene kaynaklı ensefalit, Akdeniz benekli ateşi, monositik erlihyoz, granülositik erlihyoz, babezyoz gibi hastalık türlerine sebebiyet verebiliyor. Eğer bu kene köpeğiniz veya sizi ısırdığında bu tür bir tehlikeyle karşılaşabilirsiniz. Onun için siz ve köpeğinizi özellikle kontrol etmelisiniz.

Kuş gözlemcisi Gökçe Coşkun

KENEYİ DOĞRU ÇIKARTMAK HAYATİ 

Coşkun ayrıca piknik, doğa yürüyüşü gibi etkinlikler sonrasında insanlar için mutlaka saç ve kasık bölgeleri, evcil hayvanlar için de pati, kulak araları, kulak içi ve dışı ile burun bölgelerinin en sık kene yapışan bölgeler olduğu ve iyi kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı.

Kene yapışmış ve nasıl çıkarılacağı bilinmiyorsa dokunulmamasını da söyleyen Coşkun “Bunu yapmayın. Köpeğinizi veteriner hekime götürün, kendinize yapışmış ise de bir sağlık kuruluşuna müracaat etmeniz önemli. Çünkü kafa bölgesinin doğru şekilde çıkarılması önem arz ediyor” diye konuştu. (DHA)

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/afrikadan-gelen-gocmen-kuslar-kene-tasiyor/feed/ 0
CHP’lilere açıköğretim ile belediyecilik dersi https://www.foxhaber.com.tr/chplilere-acikogretim-ile-belediyecilik-dersi/ https://www.foxhaber.com.tr/chplilere-acikogretim-ile-belediyecilik-dersi/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:04:14 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7961 Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in belediye başkanlığı 25 yılın ardından sonra sona erdi. Ancak uygulamaları, geliştirdiği modeller hep örnek oldu. Türkiye’de ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız için uzaktan eğitim sistemini başlatmıştı. Şimdi benzerini sosyal demokrat belediyeler için uygulamaya hazırlanıyor. Bu eğitime yalnız başkanlar, belediye meclis üyeleri değil, personelde alınacak. Alanında uzman isimler, partide uzun yıllar görev yapmış kişiler de deneyimlerini aktaracak. Her dönem sonunda sınav yapılacak.

YENİ BAŞKANLARA ÖNERİM

Özellikle ilk kez belediye başkanı seçilenlerin seçilmişliğin baş döndürücü havasına kapılmamasını, çok dikkatli olmalarını, plan-proje yapma konusunda acele etmemelerini, büyük projelere birden bire girmemelerini öneren Büyükerşen şunları söyledi:

“Biraz sükunetle bekleyip içinde bulundukları yönetimin sisteminin nasıl bir sistem olduğunu anlamaya çalışsınlar. Çünkü yerel yönetimler bozuk da değil bombozuk bir sistem. Bunun ıslah edilmesi için yapılacak çok önemli işler var. Rastgele ‘Şunu yapalım, bunu yapalım’ demesinler. Bir ortalık durulsun, Türkiye’nin üzerine çöken kara bulutları dağıtmaya çalışmak lazım. Etraf toz- toprak hiçbir şey gözükmüyor. Belediye sistemi karışık. Öncelikle büyükşehir belediyeleri için ayrı bir belediye meclisi seçilmeli. Bu yapılmadıkça büyükşehirlerde belediyelerin hizmet yapabileceği sağlıklı bir sisteme sahip olduklarını iddia etmek mümkün değil. Yani Yerel Yönetimler Yasası değiştirilmeli.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’le ayrıntılı bir görüşmenin henüz olmadığını kaydeden Büyükerşen şu bilgileri verdi:

KOORDİNASYON GÖREVİ

“Şimdilik Sayın Genel Başkanın söylediği, bir koordinasyon görevi. Ama koordinasyon görevinden çok bir sistemin kurulması gerekiyor. Önerileri şöyle yapalım, böyle yapalım diye yanlış yollara gitmemek, kalıcı çözümler bulmamız lazım. Türkiye’nin dört bir tarafında seçilmiş CHP’li belediye başkanlarımız görevlerinin başında. Bunlara nasıl ulaşılacak, nasıl eğitim içerisine alınacaklar bunları önce planlamalıyız. Bunun için CHP yönetimiyle, parti meclisiyle çok zaman almayacak şekilde tartışıp bir yol bulmalıyız. Ülkemizin hemen her tarafında belediyelerimiz var. Bunları nasıl bir eğitim sistemi içerisine alacağımızı belirlemeliyiz. Sosyal demokrasi, sosyal demokrat belediyecilik eğitimiyle başlamalıyız. Bir eğitim teşkilatımız olacak. Bana göre adeta ikinci açıköğretim gibi bir model üzerinde durmak gerekiyor. Eğitimden sonra bunun sınavları da olacak. Bu eğitim yalnız belediye başkanlarını değil belediye meclis üyelerini, personeli de kapsayacak.”

DENEYİMLERİMİZİ AKTARACAĞIZ

Deneyimli belediye başkanlarının, önceki genel başkanların, bu alanda başarılı çalışmalarını bildiğimiz hocaların da tecrübelerini, önerilerini anlatacağını kaydeden Büyükerşen, uygulamanın başlanmasından sonra yeni gelişmelerle eğitimin daha da güçlendirileceğini belirtti. Bazı eğitim konularının büyükşehir başkanları için ayrı ilçe belediye başkanları için farklı olacağını ifade eden Büyükerşen açıklamasını şöyle tamamladı:

“Sosyal demokrasi çizgisi içerisinde, hedef sosyal demokrasi, sosyal belediyecilik olmakla beraber kalkınma, demokrasi, siyaset, özgürlük, özlem duyduğumuz milletçe hatasız bir düzene geçmek için ne gerekiyorsa o dersleri de hocalarımıza hazırlatırız. Sistemsizlikle mücadele edecek bir sosyal demokrasiyi gerçekleştirmeliyiz. Türkiye, bugün merkezi yönetimden, yerel yönetimlere kadar sistemsizlik içerisinde boğuşup duruyor.”

Erken seçim mutlaka gerekli

Yılmaz Büyükerşen, Türkiye’nin bir an önce genel seçime gitmesinden yana olduğunu belirtti. Nedenini şöyle açıkladı: “İflas ettirilmiş bir memleketle karşı karşıyayız. Bunun kurtuluşu bir an önce bu hükümeti genel seçime zorlamaktır. Cumhurbaşkanı ‘Parlamenter rejime dönmek değil de bu rejimi düzeltelim’ diyor. Nesini düzelteceksin bu rejimin? Mevcutta bir sistem yok ki düzelteceksin. Türkiye’nin bugünkü durumu bir sistem değil. Bunun çözümü için Türkiye’yi yeniden kuruluş ayarlarına döndürmek lazım. Bunun için genel seçim mutlaka gerekli. İktidarı parlamenter sisteme geçmeye zorlamalı.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/chplilere-acikogretim-ile-belediyecilik-dersi/feed/ 0
CHP’li Yücel: Genel seçimler ıstakoz sofralarınızın sonu olacak https://www.foxhaber.com.tr/chpli-yucel-genel-secimler-istakoz-sofralarinizin-sonu-olacak/ https://www.foxhaber.com.tr/chpli-yucel-genel-secimler-istakoz-sofralarinizin-sonu-olacak/#respond Sat, 01 Jun 2024 21:09:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7856 CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında toplandı. Toplantının ardından Parti Sözcüsü Deniz Yücel, açıklama yaptı.

12 Nisan Cuma günü teleferik kazası sonucu hayatını kaybeden yurttaşın ailesine başsağlığı dileyerek sözlerine başlayan Deniz Yücel, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’n talimatıyla Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın başkanlığında CHP heyetinin olay günü Antalya’ya hareket ettiğini hatırlatarak “Bu üzücü kaza ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında dün gece, Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz hakkında tutuklama kararı verildi. Süreç, partimiz tarafından yakından takip ediliyor. Bu ülkede 7’si çocuk 25 kişinin öldüğü Çorlu Tren kazasında sorumlu kamu görevlileri, bırakın cezalandırılmayı ödüllendirilirken, onlarca madencimizin hayatını kaybettiği Amasra maden kazasındaki baş sorumlular hakkında aylarca soruşturma izni verilmezken, İliç’te toprak kayması sonucu meydana gelen faciada sorumlular korunurken, dün gece gelen tutuklama kararı şüphesiz, siyasi bir karardır” dedi.

“SORUŞTURMAYI SİYASETLE İLİŞKİLENDİRMEYE ÇALIŞANLAR KARŞILARINDA CHP’Yİ GÖRECEKTİR”

Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün 28 Kasım 2023 tarihinde belediye başkanlığına adaylık başvurusu yapmak için belediye iştiraki ANET Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan ve Genel Müdürlüğü’nden istifa ettiğini belirten Yücel, “İstifadan sonra işletmede defalarca denetim yapılmıştır. Ancak; bu acı olaydan bile siyasi rant devşirmeyi hedefleyen, partimizi karalamaya çalışanlar öncelikle şunu anlamalıdır: Kazada sorumluluğu olan herkes, tarafsız ve bağımsız yargı önünde hesap vermeli ve hak ettiği cezayı almalıdır. Kuşkusuz kazada dahli olan kim varsa kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır. Bu bizim kırmızı çizgimizdir. Ancak bu soruşturmayı, siyasetle ilişkilendirmeye çalışanlar, karşılarında Cumhuriyet Halk Partisi’ni görecektir” diye konuştu.

“HUKUKSUZLUĞUN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

Hatay’daki seçimlerin iptal edilmesi çağrısında da bulunan Yücel, “Sanmayın ki, bu milli irade gasbına sessiz kalacağız. Sanmayın ki Hatay’dan vazgeçtik. Kurucu liderimizin şahsi meselesi bizim de şahsi meselemizdir. Biz bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacağız. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘şahsi meselem’ dediği Hatay, her bir Cumhuriyet Halk Partilinin şahsi meselesidir ve Hatay halkının iradesine bu anlayışla her zaman sahip çıkılacaktır. Hatay seçimlerine şaibe bulaşmıştır. Var olan bu kanunsuzluklar nedeniyle Yüksek Seçim Kurulu tarafından Hatay seçimlerinin derhal iptal edilerek yenilenmesine karar verilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“AKP İKTİDARI SAATLERCE NE DİYECEĞİNİ BİLEMEDİ”

İran ve İsrail arasında yaşanan son gerilime de değinen Yücel, AKP’yi eleştirerek “AKP iktidarı, saatlerce ne diyeceğini bilemedi… Bu önemli gelişmeler karşısında başta Dışişleri Bakanı olmak üzere tek bir yetkilinin dahi bu konuda, uzun süre bir açıklama yapmaması, ülkemizin dış politika hanesine eksi puan yazılmıştır. Füze ve roket atılıyor, ‘saldırı’ bile diyemiyorlar. ‘Adım’ ya da ‘hamle’ diyorlar… CHP olarak bizim tavrımız net… Biz Filistinlilerin ve tüm mazlum halkların yanındayız. Ortadoğu’da gerilimi yükseltecek tüm politikaların da karşısındayız. Tüm ülkelerin itidalli davranmasını istiyoruz. Böyle bir ortamda, hiç şüphesiz, ülkemizin ve partimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün bize gösterdiği ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ anlayışı ile hareket edilmelidir” şeklinde konuştu.

“ŞEBNEM BURSALI’NIN YEDİĞİ ISTAKOZUN HESABIYLA 1 AY GEÇİNMEK ZORUNDA OLAN AİLELER VAR”

AKP İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’nın ıstakoz paylaşımı hakkında da konuşan Yücel, “AKP milletvekili Şebnem Bursalı’nın yediği ıstakozun hesabıyla 1 ay geçinmek zorunda olan aileler var bu ülkede. Önümüzde Kurban Bayramı var… Bakalım 2 ay sonra, halkı küçümsemek adına neler yapacaklar. Kibir abidesi AKP’liler bu kez hangi görgüsüz davranışlarıyla gündem olacaklar, bekliyoruz… Bu görgüsüzlüğün, bu eşitsizliğin ve haksızlığın akıllara getirdiği Tevfik Fikret’in şiirinde de dediği gibi ‘Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin’. Ama unutmayın ki ilk genel seçimler de ıstakoz sofralarınızım sonu olacak” dedi.

“İŞİMİZ GÜCÜMÜZ TÜRKİYE”

“Partimizde başlattığımız değişim rüzgârı artık ülkemizde de esmeye başladı” diyen Yücel konuşmasını şöyle sonlandırdı:

* “Cumhuriyet Halk Partisi’ni, yerel seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi yapan halkımız, inanıyoruz ki ilk genel seçimlerde de bize aynı gururu yaşatacak. Değerli arkadaşlar, buradan partim adına, partimin çeşitli kademelerinde görev yapan her bir ferdi adına söz veriyorum. Cumhuriyet Halk Parti’sinde kibirin en ufak bir emaresini dahi görmeyeceksiniz. 

* Halkın verdiği oyları rahatlama sebebi olarak gören bir irade değil, aksine omuzlarımızda artan yükün farkında olarak ve fakat gururla taşıyarak doğru bildiği yolda durmaksızın ilerleyen bir irade göreceksiniz. Bu seçimlerde yaktığımız meşaleyi, hiç söndürmeden, değişim inancı ve gücü ile Türkiye İttifakı için çalışmaya devam edeceğiz. İşimiz gücümüz Türkiye” bizim için sadece bir seçim sloganı değildir. Sadece seçimde değil her gün için ‘İşimiz gücümüz Türkiye!’ diyorum.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/chpli-yucel-genel-secimler-istakoz-sofralarinizin-sonu-olacak/feed/ 0
Bayramda böyle beslenin https://www.foxhaber.com.tr/bayramda-boyle-beslenin/ https://www.foxhaber.com.tr/bayramda-boyle-beslenin/#respond Sat, 18 May 2024 21:39:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7425 Uzmanlar, Ramazan Bayramı’nda uzun süre açlıktan çıkan mideye yüklenmemek, kan şekeri dengesini korumak, şişkinliği önlemek ve kilo alımını engellemek için bilinçli beslenmenin önemli olduğuna vurgu yapıyor. Zira bayramlarda artan un ve şeker tüketimi özellikle diyabet, kalp ve böbrek hastalarını olumsuz yönde etkilese de sağlıklı kişiler için de sakıncalı olabiliyor. Dolayısıyla ‘’Ramazan’ın ardından beslenme konusunda bilinçli ve ölçülü davranmakta  yarar var’’ diyen İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, tavsiyelerini şöyle sıraladı:

Prof. Dr. Osman Erk

Egzersize yürüyüşle başlayın

Ramazan nedeniyle bir ay boyunca bazı egzersiz ve sportif etkinliklerden uzak durulmaktadır. Bayramla birlikte bu egzersizlere yeniden başlanacaksa, yumuşak bir geçiş yapılmalıdır. Bayramla birlikte yapılan aşırı egzersizler kalbin iş yükünü artırır. Dengede olan bir kalbin iş yükü artacağından ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalınabilir. Koroner kan akımı istirahat sırasında yeterliyken aşırı aktivitelerle kalbin yeterince beslenmesini karşılayamayabilir. Bu da kalp krizlerini tetikleyebilir.

Disiplinli olmak şart

Mutlu bir bayram ve yaşam geçirmek için disiplinli beslenmek şarttır. Bayramlarda, özellikle de tatlı ve hamur işlerinin aşırı tüketimine bağlı olarak göğüs ağrıları, tansiyon yükselmeleri, kan şekerinde ani yükselme ve düşüşler gibi sağlık sorunları ön plana çıkar. Bu dönemde şeker hastaları diyetlerine daha fazla özen göstermelidir. Kalp sağlığı açısından da yağlı yemekler, kızartmalar, tatlı ve hamur işleri gibi yüksek kalorili yiyeceklerin tüketiminde aşırıya kaçılmamalıdır Kimi zaman az miktarda rafine şeker ve rafine un bile çeşitli hastalıklara yol açabilir. Bu nedenle fazla tatlı ve hamur işi tüketiminden kaçınılmalıdır. Bayram sabahı hafif bir kahvaltıyla güne başlanmalı, kızartma, kavurma yöntemleriyle pişirilmiş besinler tercih edilmemelidir, az tuzlu peynir, zeytin ve haşlanmış yumurta tükeltimelidir. Bitkisel gıdalar sağlığın sigortasıdır. Dolayısıyla bayramda da mümkün olduğu kadar hayvansal, işlenmiş, bol şeker içeren gıdalardan uzak durulmalı, baklagil ve sebze yemekleri tercih edilmelidir.

Tuzu da azaltın

Bayramda şekerin yanı sıra fazla tuz kullanmamaya da özen gösterilmelidir. Aksi takdirde, başta kalp sorunları olmak üzere sağlıkla ilgili çeşitli problemlerle karşılaşılabilir. Yiyecekler tuz yerine kırmızı pul biber, kekik ya da nane ile tatlandırılabilir.

Yemek yerken acele etmeyin!

Bayramda öğün sayısının artması, daha fazla yeme isteğinin oluşması başta sindirim sistemi sorunlarını tetikleyebiliyor. Hazımsızlık sorununa karşı tüm yemekler yavaş yavaş ve bolca çiğnenerek yenmeli. Öğünlerde mideye birden yüklenilmemeli, azar azar beslenmeye özen gösterilmeli. Sindirime ayrıca nane veya sarı papatya çayları yardımcı olabilir.

Fazla çay, kahve ve gazlı içecek tüketmeyin

Bayramda fazla tüketilen şekerli/asitli içecekler, çay ve kahve de sağlık problemlerine yol açabilir. Örneğin fazla çay ve kahve tüketimi; çarpıntı, tansiyon bozukluklarına neden olduklarından özellikle kalp hastaları için zararlıdır.

Su içmeyi unutmayın

Yetersiz su tüketimi; baş dönmesi, halsizlik gibi şikayetleri beraberinde getirir. Bayramda da şekerli ve asitli içecekler yerine bol su tüketilmelidir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bayramda-boyle-beslenin/feed/ 0
Erdoğan devletle ve milleti yarışa soktu, kaybetti https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-devletle-ve-milleti-yarisa-soktu-kaybetti/ https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-devletle-ve-milleti-yarisa-soktu-kaybetti/#respond Fri, 17 May 2024 21:21:57 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7385 CHP, 31 Mart yerel seçiminde sandıktan birinci parti çıktı. Yıllardır böyle bir başarıya hasret kalan partide şimdi “Zafer sarhoşluğuna kapılmadan icraat günleri’’ hedefi konuldu. 

Her sonucu sandık sandık analiz ettiklerini anlatan Özel, “Değişim sandıklara yansıdı. Şimdi ülke nüfusunun yüzde 62’sini, ekonominin yüzde 80’ini CHP’li belediyeler yönetecek. Rehavet yok, zafer sarhoşluğu yok” dedi. Özel şu mesajları verdi:

DOĞRU İSİM DOĞRU ADAY: Yerel seçimlere hazırlanırken, en çok önem verdiğimiz kavram, ölçme ve değerlendirme oldu. Doğru isimleri aday gösterebilmek için 350 bin tekil anket yaptık. Aday adaylarımızı, potansiyel adaylarımızı, diğer siyasi partilerin adaylarıyla ölçtük, değerlendirdik. O günlerde tartışmaların, eleştirilerin olması gayet normal ancak bugünden bakıldığında iyi bir aday belirleme süreci yaşadığımız anlaşılıyor. Ölçme ve değerlendirmeler sırasında daha önce kazanmamız mümkün olmayan birçok kent merkezinde adaylarımızın başa baş yarıştığını ve hatta önde olduğunu çok net gördük.

1977’DEN BU YANA İLK: Partimizi, 1977 seçimlerinden bu yana ilk kez birinci parti yaptık ve yine 1977 seçimlerinden bu yana en yüksek oyu aldık. Bunda ölçme ve değerlendirmeye verdiğimiz önemin payının çok büyük olduğunun altını çizmek isterim. Kilis’in, Kastamonu’nun, Kırıkkale’nin, Zonguldak’ın, Adıyaman’ın, Afyonkarahisar’ın, Bursa’nın, Balıkesir’in, Manisa’nın, Denizli’nin, Uşak’ın kazanılabilir olduğunu bu ölçümlerde net biçimde görmüştük ve öyle de oldu.

HEP MİLLET KAZANIR: Türkiye siyasi tarihi boyunca devletle millet yarıştığında hep millet kazanır. 1983’te Kenan Evren devletle milleti yarışa soktu. Devletin istediği aday değil, milletin istediği Turgut Özal kazandı. Tayyip Erdoğan da bu seçimde devletle, milleti yarışa soktu. Bir tarafta TRT, bir tarafta devletin bütün kurumları, devletin görülen görülmeyen tüm aygıtları vardı. Biz ise milletimizle beraberdik, beraber olmaya da devam edeceğiz. Yurttaşlarımızı, merkezi iktidara karşı yerelden denge kurmaya çağırdık ve seçim sonuçları bu çağrımızın karşılık bulduğunu gösterdi.

SONUÇLAR MEKTUPTUR: Her seçim sonucu, seçmenin siyasete yazdığı bir mektuptur. Mayıs seçimlerinde seçmen bize aslında uzun kitap yazdı. Biz bunu doğru okuduk, doğruları yaptık ve Mart 2024 seçimlerinden 1’inci parti olarak çıktık. Şimdi de Genel Merkezimizin tüm birimleri tarafından analiz ve raporlama çalışmaları yapılıyor. Hafta ortasında yaptığımız MYK’da bazı sunumlar aldık ancak daha geniş analizler yapılacak. Biz şu anda bir sonraki genel seçimin ilk haftası içinde olduğumuzu değerlendiriyoruz.

YATIRIM KREDİSİ AÇILDI: Süreci en başından beri doğru yönetmeyi, seçmenin bize açtığı bu kredinin üzerine katabilmeyi hedefliyoruz. Yurttaşlarımız, 31 Mart Pazar günü bize bir kredi verdi. Bu bir tüketici kredisi değil. Bu bir yatırım kredisi… Günlük ve kısa vadede tüket diye değil bir yatırım kredisi verdi. Doğruları yapmaya devam eder, bu krediyi doğru kullanırsak, oy oranını korumaya devam ederiz. Seçmenlerimize 4 yılın sonunda bu kredinin karşılığını verirsek yurttaşlarımız da bir sonraki seçimlerde bu krediyi yenilemeye hazır.

TEŞEKKÜRE GİDİYORUM: Bayramdan hemen sonra sahaya ineceğiz. Seçimleri kazandığımız il merkezlerinden başlamak üzere Türkiye’yi yeniden dolaşacağız, teşekküre gideceğiz. 

ARTIK BİZ YÖNETECEĞİZ: Türkiye nüfusunun yüzde 62’sini, Türkiye ekonomisinin de yüzde 80’ine yakınını CHP’li belediyeler yönetecek. Sorumluluğumuz çok daha büyük. Bunun hakkını verebilmek için çok çalışacağız. Genel Merkezimiz bünyesinde Yerel Yönetimler Eşgüdüm, Denetim ve Eğitim Birimi kuracağız. Eskişehir’i bir cennete çeviren efsane Belediye Başkanımız Yılmaz Hocamızın liderliğinde, deneyimli belediye başkanlarımızın, Sayıştay denetçileri ve Mülkiye Müfettişlerinin bulunacağı bir birim kuruyoruz.

PROJE ÜRETECEĞİZ: Belediyelerimizin beğenilen projelerini bütün belediyelerimize önereceğiz, hazır projeleri teslim edeceğiz. Proje havuzlarını birbirlerinin kullanımına açacağız. Belediyelerimizi de denetleyeceğiz. Biz devlet denetimi kadar sıkı ama vicdanlı bir denetim yapacağız. Hatası olanı da affetmeyiz. Vatandaş verdiği oydan pişman olursa ben mahcup olurum,  bir daha oy isteyemem.

Bundan sonraki hedefimiz cumhurbaşkanlığı seçimi

Özgür Özel, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimindeki hedefiyle ilgili de şunları söyledi:

Belediyeleri kazandık ve hata yapmayacağız. Sosyal belediyeciliği, CHP’nin nasıl yönettiğini göstereceğiz. Hatası olanı affetmeyiz. Kibirlenmeyeceğiz. Ben de kendi hırs ve ihtiraslarım için partinin ve ülkenin geleceğine yönelik hiçbir kararda zorlayıcı, baskılayan ve kendine dönük, kararlarını dayatan olmayacağım. Anketlerle yapacağız, üyemize sorarak yapacağız, halka sorarak yapacağız.

Aday belirlerken de seçim tarihini belirlerken de kimle ittifak yapacağız, kimle yapmayacağız, bilimden sapmayacağız, ihtirasa kapılmayacağız. Artık kazanmayı öğrendik. İnşallah bir dahaki sefer de Cumhurbaşkanlığını kazanmış bir parti olacağız.

Bir sonraki seçim için çalışmaya HEMEN başlıyoruz

Yerel seçimde sandığa giden seçmenin yüzde 80’inin muhalif partilere, yüzde 56’sının da CHP’ye oy verdiğini kaydeden Özgür Özel, “Seçimi takım oyunu ile kazandık” dedi. Özel’in değerlendirmesi şöyle: Rehavet yok, zafer sarhoşluğu yok. Yerel seçimler sonrası hızlı şekilde çalışmaya başlayacağız. Seçimden 1’inci parti olarak çıkmamızın ilk haftası değil, bir sonraki seçim hazırlığının ilk haftası olarak görüyoruz. Bu seçimleri takım oyunu ile kazandık. İlerleyen süreçte Genel Merkez ile belediye başkanları arasında sorun varmış gibi göstermeye çalışacaklar. Ancak biz takım oyunu oynamaya, birlikte kazanmaya, birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Partimizin Cumhuriyet’in ilk yüzyılında gerçekleştirdiği başarıları, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında yeniden başarmaya hazırız.

2’NCİ KARAOĞLAN BAŞLIĞI BENİM İÇİN GURUR VERİCİ

SÖZCÜ’nün seçimin ertesi günü attığı “İkinci Karaoğlan” başlığı çok gurur verici. İnşallah Bülent Ecevit Başkanımızın 1970’lerde yaptıklarına yaklaşabilir, partimizi, Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini, yerelde iktidar yaptıktan sonra merkezi yönetimde de iktidara taşıyabiliriz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-devletle-ve-milleti-yarisa-soktu-kaybetti/feed/ 0
İstanbul’da 29 kişinin öldüğü yangının detayları: İzinsiz tadilat faciaya döndü… https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-29-kisinin-oldugu-yanginin-detaylari-izinsiz-tadilat-faciaya-dondu/ https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-29-kisinin-oldugu-yanginin-detaylari-izinsiz-tadilat-faciaya-dondu/#respond Sun, 12 May 2024 21:03:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7200 Gayrettepe Yıldız Posta Caddesi Gönenoğlu Sokak’ta saat 12.47’de 16 katlı binanın eksi 1 ve eksi 2. katında faaliyet gösteren eğlence merkezinde tadilat kaynaklı yangın çıktı. Yangına itfaiye ekipleri 31 araç ve 86 personelle müdahale etti. Ekiplerin çalışması sonucu yangın söndürüldü.

Yangında 29 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. İşletme müdürü ve iş yerinin ortaklarının da aralarında bulunduğu 8 şüpheli gözaltına alındı. Yangınla ilgili idari soruşturma başlatılırken, 2 mülkiye müfettişi görevlendirildi.

KİMLİKLERİ BELLİ OLDU

Yappılan otopsi işlemlerinin ardından yangında ölenlerin kimlikleri belirlendi.

Üzerinden kimlik çıkmayan, yabancı uyruklu olduğu tespit edilen bir kişi dışında yangında hayatını kaybedenlerin isimleri şöyle:

“Ahmet Sever (52), Ahmet Uzun (36), Alparslan Salih Derelioğlu (64), Atanur Aladağ (43), Barış Güngör (21), Emrah Demiroğlu (40), Fahrettin Korkut (42), Gökhan Yıldırım (37), Kadir Orhonoğlu (41), Kadir Orhanoğlu (41), Mehmet Okumuş (39), Özkan Baş (45), Sinan Yılmaz (55), Adem Özçelik (50), Ahmet Kartal (25), Ahmet Mehduş (28), Akın Kıhri (36), Binali Çayır, Cengiz Aksoy (47), Efe Demir (17), Gökay Tevlek (47), Gökhan Akbulut (40), Hüseyin Ak (21), Muhammet Ali Yıldırım (43), Ramazan Altan (43), Shir Agha Bigzade, Şivan Dolu (44) ve Yılmaz Kıhri (59).”

İşlemleri tamamlanan birçok cenaze ailelerine teslim edildi, bazı ailelerin ise Adli Tıp Kurumu önündeki bekleyişi sürüyor.

UZMANLAR KONUŞTU: TEDBİR ALINMAMIŞ

Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı (TÜYAK) Başkanı Dr. Kazım Beceren yangına ilişkin “İnşa aşamasında, özellikle ateşli çalışmalar sırasında alınması gereken tedbirler vardır. Bu yangının ölümle sonuçlanması, bu tedbirlerin alınmadığını gösteriyor.” dedi.

Yangın güvenlik uzmanı Levent Yasa da “İtfaiyenin müdahalesi yerinde ve doğrudur, fakat yangın büyük olduğundan ve içeride yanıcı madde çok fazla olduğundan dolayı böyle bir can kaybıyla karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.

Yangına ilişkin İçmimarlar Odası İstanbul Şubesi Başkanı Herdem Süer ise “Burada bir iç mimar olsaydı, iç mimarlık projesi kullanılsaydı bu yangın belki gerçekleşmeyecekti.” diye konuştu.

İŞLETMECİLERİN SUÇ KAYITLARI DİKKAT ÇEKTİ

Ekiplerce, iş yerinin mesul müdürü İ.Ş. (65), iş yerinin ortakları M.M.C. (45) ve Ş.Ş. (50), muhasebeci S.A. (39), işletme müdürü A.A.P. (26), tadilatla ilgili metal işleri sorumlusu K.E. (47), metal işleri firma sahibi Ç.A. (43) ve mobilyacı E.E’nin (40) olduğu 8 kişi gözaltına alındı.

Yapılan çalışmada, İ.Ş, Ş.Ş. ve E.E’nin “kasten yaralama”, S.A’nın “cinsel taciz”, A.A.P’nin ise “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, bulundurmak ya da uyuşturucu madde kullanmak”, “Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet” ve “kasten yaralama” suçlarından kayıtları olduğu belirlendi.

RUHSAT 1987’DE ALINMIŞ

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da yangının yaşandığı yerde incelemelerde bulundu.

İmamoğlu, binanın 1987’de ruhsat verilen bir gece kulübü olduğunu vurgulayarak, “En son itfaiye raporu 2016’da veriliyor. 2018’de bir ruhsat yenilenmesi yapılmış ilçe belediyesi tarafından. Bunlar incelenecek, savcılık da gereken süreci başlatmış durumda. Yapının statik güvenliği ile ilgili arkadaşlarım da burada inceleme yapıyor. Ona göre gerekirse komşuların tahliyesi gibi konularda destek olacağız. Yapı eski bir yapı.” ifadelerini kullandı.

“GİYSİ ODASINA GİDİN HERKES ORADA TOPLANSIN”

Görgü tanıklarından Sema Soğancı olay hakkında şunları kaydetti:

“5-6 dakika geçmeden hemen itfaiye geldi. Patlamalar, çatlamalar, öyle sesler duydum. İçeride insanlar var mı diye merak ettim. İtfaiye geldikten sonra cesetler çıkmaya başladı. İnsanlar bağırış, çağırış gidiyordu. O kadar ani oluştu ki her şey. Deli gibi alevler vardı, ağlamaya başladım, sinirlerim bozuldu. Kimsenin bir şeyden haberi yok çünkü herkes bir yerlere koşturuyordu. Dışarı çıkmakta çok zorlanmışlardır. Daire kapısından çıktıktan sonra birisi ‘hemen giysi odasına gidin, herkes orada toplansın’ demiş çünkü ön kapıdan giriş yokmuş ya da kapı mı kilitliymiş bilmiyorum.”

“İÇERİ GİRENLERİ SİMSİYAH ÇIKARDILAR”

Binanın diğer tarafının otopark olduğunu ve bütün gazın oraya dolduğunu kaydeden Cengiz, “Otoparkın boşaltılması sağlandı. İçeride yaklaşık 60-70 kişinin olduğundan bahsedildi. Sedye üzerinde olan arkadaşları, ekipler sağlam bir şekilde çıkarttı, sonrası daha kötüydü. İçeriye giren arkadaşları, itfaiye ekiplerini simsiyah çıkarken gördük. Gaz inanılmaz derecede yoğundu. Burada ciddi şekilde bir duman akışı vardı. Alevleri burada çok az bir noktada gördük, onun dışında içeriye dolan gazla zehirlenme başladı.” ifadelerini kullandı.

Tadilatta olan işletme yangından önce böyle görünüyordu

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-29-kisinin-oldugu-yanginin-detaylari-izinsiz-tadilat-faciaya-dondu/feed/ 0
Son dönemde Türkiye’de de gündem olmuştu: Üç kişi intihar etti https://www.foxhaber.com.tr/son-donemde-turkiyede-de-gundem-olmustu-uc-kisi-intihar-etti/ https://www.foxhaber.com.tr/son-donemde-turkiyede-de-gundem-olmustu-uc-kisi-intihar-etti/#respond Thu, 09 May 2024 21:54:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7122 Son zamanlarda Türkiye’de de düzenlenmeye başlayan sessizlik inzivası, Vipassana meditasyonu olarak biliniyor ve 10 gün boyunca gündelik hayattan izole olmayı içeriyor.

Ancak bu popüler bir meditasyon yöntemi olsa da, uzmanlar yoğunluğu sebebiyle ciddi zihinsel sağlık riskleri konusunda uyarıyor.

İntihar eden kişilerden ikisi yolculuk sırasında öldü ve bir diğeri 10 hafta sonra ölü bulundu; tüm vakaların, uyguladıkları aşırı psikolojik terapilere olumsuz tepki verdikleri düşünülüyordu.

DUYGUSAL KRİZLER YAŞAMIŞ

Kurbanlar arasında, 2022’de bir dinlenme yerinden yaklaşık 48 km uzakta, dokuzuncu günde gece yarısı yola çıktıktan sonra ölü bulunan Kanadalı 22 yaşındaki Jaqui McDermott da var.

Sonraki bir rapor, hevesli sanatçının önceki günlerde “sürekli duygusal krizler” yaşadığını ortaya çıkardı.

Bir diğeri ise 2017’deki inzivaya katılmadan önce arkadaşlarının “eğlenceyi seven maceracı” olarak tanımladığı Pensilvanya’dan 25 yaşındaki Megan Vogt. Ancak 10 günlük geziden sonra eve döndüğünde tutarsızdı, intihara meyilliydi ve ailesinin anlattıklarına göre psikozlar geçiriyordu. On hafta sonra kendi canına kıyarak ölü bulundu.

Daha sonra bulunan bir notta şöyle yazıyordu: “Lütfen bunu yaptığım için beni affedin. İnzivada ne yaptığımı hatırlıyorum. Sonunda o anıyı yakaladım. Ben benimle yaşayamam.”

Bunun dışında Princeton eğitimli Ian Thorson’un cesedi, çiftin inzivadan kaçmasının ardından 2012 yılında Arizona’daki bir mağarada karısıyla birlikte bulundu.

İkili, diğer meditasyon biçimlerinin yanı sıra Vipassana’yı da uygulayan gizli bir Budist tarikatı olan Diamond Mountain Retreat Center’daydı.

BİNLERCE KİŞİNİN İLGİSİNİ ÇEKİYOR

Her yıl binlerce kişi “huzur” ve “yeni bir yol” bulma umuduyla Vipassana inzivalarına katılıyor.

Birçoğu Amerika’daki 14 merkezden birinde olumlu bir deneyim yaşadıklarını iddia ederken, diğerleri bunları “gönüllü hapis cezası” olarak tanımlıyor ve öğretmenleri “yanlış uygulamaya varan sorumsuz davranışlar sergilemekle” suçluyor.

Uzmanlar, katılımcıların aç kaldıkları, saat 11’den sonra yemek yemelerine izin verilmediği ve uykudan mahrum bırakıldıkları konusunda uyarıyor.

Ancak bekleme listelerinin hala uzun olduğu ve katılımcıların bu deneyim için hiçbir ücret ödemediği de söyleniyor. Bunun yerine yerler bağışlarla açık tutuluyor.

SESSİZLİKTE PSİKOZLAR ORTAYA ÇIKIYOR

Merkezlerin teşvik ettiği yoğun meditatif terapiyle bağlantılı pek çok psikoz vakası ortaya çıktı; buna birçok hastaneye yatış da dahil.

Financial Times’ın merkezlerini araştıran gazeteci Madison Marriage, “Bu inzivaları gerçekleştiren ve tam ters tepki alan düzinelerce insanla röportaj yaptım. Ruh sağlıkları açısından adeta uçurumdan atlamak gibi bir şey bu.”

“Psikoz gerçekten yaygındır. Halüsinasyonlar ve fiziksel acı da, vücutlarında yukarı aşağı giden elektrik kesintileri gibi.” açıklamasında bulundu.

Çalışmalar meditasyonun anksiyete, depresyon, kompulsif bozukluklar ve fobiler gibi zihinsel sağlık sorunlarını hafifletmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.

Ancak psikologlar, saatlerce düşüncelerinizle baş başa kalmanın, paradoksal olarak, savunmasız az sayıda insanda ciddi akıl hastalıklarını tetikleyebileceğini söylüyor.

Ancak uzmanlar, bu tehlikelerin büyük ölçüde ünlülerin körüklediği “farkındalık yanıltıcılığı” nedeniyle gölgede kaldığından korkuyor.

Birleşik Krallık’ta psikolog ve araştırmacı olan Dr. Miguel Farias, “İnsanların yaklaşık yüzde beşi için bu uygulamaların paradoksal bir etkisi var. Bu onları çok daha kaygılı hale getiriyor, panik ataklara ve hatta psikoza neden oluyor.”

“Birçok insanın çocukluk travmaları ya da teşhis edilemeyen altta yatan zihinsel sağlık sorunları var. Düşünceleriyle baş başa oturmaya zorlanmak baş edemeyecekleri karanlık anıları ortaya çıkarıyor.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/son-donemde-turkiyede-de-gundem-olmustu-uc-kisi-intihar-etti/feed/ 0
Seçimde İstanbul’da tablo sil baştan değişti https://www.foxhaber.com.tr/secimde-istanbulda-tablo-sil-bastan-degisti/ https://www.foxhaber.com.tr/secimde-istanbulda-tablo-sil-bastan-degisti/#respond Wed, 08 May 2024 21:36:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7079 AKP’nin ağır kan kaybı yaşadığı seçimde CHP, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzun yıllar yaşadığı mahallesi Kasımpaşa’nın bağlı olduğu Beyoğlu’nu ve şu an ikamet ettiği Üsküdar’ı 30 yıl sonra aldı.

İstanbul’un 3 ilçesine; Üsküdar, Bakırköy ve Maltepe’ye kadın belediye başkanları seçildi.

31 Mart 2024 Yerel Seçimleri, İstanbul’da tabloyu sil baştan değiştirdi. Kesin olmayan sonuçlara göre İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu yüzde 51.09 yani 4 milyon 427 bin 455 oy, AKP’nin adayı Murat Kurum yüzde 39.59 yani 3 milyon 431 bin 340 oy aldı. 

İmamoğlu en yakın rakibi olan bütün devlet desteğini arkasına alan Kurum’a 996 bin oy fark attı. İmamoğlu, 31 Mart 2019 seçimlerinde AKP’li rakibi Binali Yıldırım’a 13 bin, iptal kararı ardından 23 Haziran 2019’da tekrarlanan seçimde de 806 bin oy fark atmıştı. 

Son seçimde oy farkını neredeyse bir milyona çıkaran İmamoğlu yönetimi, İBB Meclisi’nde de çoğunluğu kazandı. Bazı ilçelerde seçim sonuçlarına ilişkin itirazlar sürdüğü için meclis üyesi sayısı dağılımı henüz netleşmedi.

UKOME’DE DEĞİŞİKLİK YOK

CHP’nin büyükşehirlerde seçimi kazanmasının ardından 2019’da yönetmelik değişikliği ile yapısı değiştirilen Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) yönetiminde de ise bir değişiklik olmadı.

Atanmış bürokratlardan oluşan UKOME’de hala bakanlık temsilcileri çoğunluk oyuna sahip. Bu durum ancak yönetmelik değişikliği ile değişebiliyor.

AKP’DE KAN KAYBI

CHP İstanbul’da İBB dışında 26 ilçe, AKP 13 ilçe kazandı. Önceki dönemde İstanbul’da 25 belediye kazanan AKP, son seçimde 12 ilçeyi kaybetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mahallesi Kasımpaşa’nın bağlı olduğu Beyoğlu’nu ve İstanbul’da şu an yaşadığı Üsküdar’ı CHP’li belediye başkanları kazandı. 

AKP’nin seçimi kazandığı ilçeler şöyle: Pendik, Sultanbeyli, Ümraniye, Kağıthane, Fatih, Zeytinburnu, Güngören, Bahçelievler, Esenler, Bağcılar, Başakşehir, Arnavutköy, Sultangazi.

Yıllardır İstanbul’da 14 ilçe belediyesi yöneten CHP için bu seçimde tablo tamamen değişti.

Sancaktepe, Çekmeköy, Bayrampaşa ve Tuzla belediyelerini tarihinde ilk kez CHP’li belediye başkanları yönetecek.

30 yıl sonra Beyoğlu’nu, Üsküdar’ı, Gaziosmanpaşa’yı, Şile’yi, Eyüpsultan’ı CHP kazandı.

20 yıl sonra Beykoz’u tekrar CHP aldı. CHP’nin yöneteceği 26 ilçe belediyesi şöyle:

-Çatalca, Silivri, Büyükçekmece, Esenyurt, Beyoğlu, Beylikdüzü, Avcılar, Küçükçekmece, Bakırköy, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Eyüpsultan, Sarıyer, Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu, Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Ataşehir,  Kartal, Sancaktepe, Çekmeköy, Beykoz, Şile, Tuzla.

3 KADIN BELEDİYE BAŞKANI

İstanbul’da yeni dönemde üç ilçenin belediye başkanı kadın oldu. Eski Şehir Hatları Genel Müdürü olan Sinem Dedetaş yeni Üsküdar Belediye Başkanı oldu.

Mimar Esin Köymen Maltepe Belediye Başkanı, Dr. Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu Bakırköy Belediye Başkanı seçildi.

FATİH KIL PAYI KAYBEDİLDİ

İstanbul’da seçimin sürpriz ilçelerinden biri Fatih oldu. AKP Fatih’te seçimi kaybetmedi ancak son ana kadar başa baş bir seçim yarışı yaşandı.

Mevcut belediye başkanı Mehmet Ergün Turan’ın oyların yüzde 47.56’sını aldığı seçimde, CHP’nin adayı eski İBB Genel Sekreter yardımcısı Mahir Polat yüzde 43.76 oranında oya sahip oldu. CHP 2019 seçimlerindeki oy oranı yüzde 36 idi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/secimde-istanbulda-tablo-sil-bastan-degisti/feed/ 0
Küresel piyasalar ABD’nin istihdam verilerine odaklandı https://www.foxhaber.com.tr/kuresel-piyasalar-abdnin-istihdam-verilerine-odaklandi/ https://www.foxhaber.com.tr/kuresel-piyasalar-abdnin-istihdam-verilerine-odaklandi/#respond Mon, 06 May 2024 21:42:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7012 Dünya genelinde enflasyonla mücadele kapsamında önemli merkez bankalarının attığı “şahin” politika adımlarının sonuna gelindiğine kesin gözüyle bakılırken, faiz indirimlerine ne zaman başlanacağına yönelik belirsizlik devam ediyor. Bu durum da küresel piyasalardaki risk iştahını törpülüyor.

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl başlaması beklenen faiz indirimlerinin zamanı ve hızına ilişkin belirsizliklerle birlikte Fed yetkililerinin sözle yönlendirmelerindeki temkinli ton, pay piyasalarında satış baskısının güç kazanmasına yardımcı oldu.

Analistler, ABD’de ekonomik aktivitenin güçlü kalmaya devam etmesinin Fed’in politika alanını kısıtladığını, bunun Fed yetkililerinin sözle yönlendirmelerine de yansıdığını ifade etti.

FED YETKİLİLERİNDEN AÇIKLAMALAR

Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, bu yıl sadece bir faiz indirimi beklediğini belirterek, hala Covid-19 salgını ekonomisinde olunduğunu, ekonomi ve enflasyonun kademeli yavaşlamasını beklediğini bildirdi.

Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee de bu yıl 3 faiz indiriminin düşüncesine uygun olduğunu ifade etti. Hikayenin temelden değişmiş gibi görünmediğini belirten Goolsbee, ancak enflasyon konusunda kaydedilen ilerlemenin, düşüşte olduğunun görülmesi gerektiğini dile getirdi.

Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook, Fed’in ekonominin bazı kesimlerinde enflasyonun yavaşlaması için daha fazla zaman tanımak amacıyla faiz oranlarını düşürürken temkinli bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini ifade etti.

Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, faiz oranlarını düşürmek için aceleye gerek olmadığını ve faiz indiriminden önce “en az birkaç ay daha iyi enflasyon verileri” görmek istediğini söyledi.

Fed yetkililerinin temkinli sözle yönlendirmelerinin ardından para piyasalarında, Bankanın ilk faiz indirimine haziranda gitme ihtimali yüzde 75 seviyelerinden yüzde 64’e geriledi.

TAHVİL, ALTIN, PETROL

Bu gelişmelerle ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, haftayı bir önceki haftanın hemen üstünde yüzde 4,2050’den tamamladı.

Jeopolitik risklerin yanı sıra OPEC+ grubunun üretim kesintilerine devam edebileceğine yönelik beklentilerin petrol fiyatlarını yukarı yönlü desteklemeyi sürdürmesiyle Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,1 artışla 86,8 dolara yükseldi.

Altının ons fiyatı da yüzde 3,1 artışla 2 bin 233 dolara çıkarak haftayı rekorla tamamladı. Cuma günü Paskalya tatili dolayısıyla ABD, Avrupa ve Hong Kong’da piyasalar işleme kapalıydı.

NEW YORK BORSASINDA KARIŞIK SEYİR

New York borsasında, açıklanan makroekonomik veriler sonrasında Fed’in faiz indirimi zamanlamasına ilişkin belirsizliklerin sürmesiyle karışık bir seyir izlendi.

ABD ekonomisi, 2023’ün 4. çeyreğinde yüzde 3,4 ile beklentilerin üzerinde büyüme kaydetti. Bu dönemde büyüme verisinde yukarı yönlü revizyona gidilirken, piyasa beklentisi ekonominin son çeyrekte yüzde 3,2 büyüyeceği yönündeydi.

Öte yandan, Michigan Üniversitesince ölçülen tüketici güven endeksi de martta yukarı yönlü revize edilerek 79,4 oldu.

ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, geçen hafta 210 bine gerileyerek beklentilerin altında gerçekleşti. Ülkede yeni konut satışları, şubatta aylık bazda yüzde 0,3 azalışla 662 bine gerileyerek piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti.

ABD’de geçen ay satışa çıkan yeni konutların medyan satış fiyatı yıllık bazda yaklaşık yüzde 7,6 düşüşle 400 bin 500 dolara inerek 2,5 yılın en düşük seviyesini kaydetti.

Ülkede dayanıklı mal siparişleri, şubatta aylık bazda yüzde 1,4 ile piyasa beklentilerinin üzerinde artış gösterdi. Conference Board (CB) Tüketici Güven Endeksi ise martta aylık 0,1 puan azalışla 104,7’ye indi.

ABD’de kişisel tüketim harcamaları, şubatta yüzde 0,8 ile beklentilerin üzerinde artış kaydetti. Fed’in enflasyon göstergesi olarak dikkate aldığı gıda ve enerji kalemlerinin hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi de aynı dönemde beklentilere paralel olarak aylık bazda yüzde 0,3 ve yıllık bazda yüzde 2,8 arttı.

Diğer yandan, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global, ABD ekonomisine ilişkin raporunda, iş gücü piyasasının sağlam kalması nedeniyle ABD’de ekonomik büyümenin 2024’te yüzde 2,5 olmasının beklendiğini bildirdi.

Fed, geçen yıla ilişkin yıllık denetlenmiş bilançosunu yayınladı. Buna göre Banka, 114,3 milyar dolarla bu zamana kadarki en büyük faaliyet zararını kaydetti.

Mevduat kurumlarının rezerv bakiyelerine yönelik faiz gideri geçen yıl 176,8 milyar dolara çıkarken, repo operasyonlarına ilişkin faiz gideri 104,3 milyar dolar oldu. Ayrıca, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s, ABD’nin uzun vadeli kredi notunu “AA+” ve kısa vadeli kredi notunu “A-1+” olarak teyit ederken, kredi notu görünümünü “durağan” olarak korudu.

Söz konusu gelişmelerle New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 0,30 değer kaybederken, Dow Jones endeksi yüzde 0,84, S&P 500 endeksi yüzde 0,33 değer kazandı.

Ayrıca, yılın ilk çeyreğini tamamlayan ABD pay piyasalarında, S&P 500 endeksi ilk 3 ayda yüzde 10,2 artışla 2019’dan bu yana en iyi ilk çeyrek kazancını kaydetti. Söz konusu dönemde Dow Jones endeksi yüzde 5,6 artışla 2021’den bu yana en güçlü ilk çeyrek performansını elde ederken, Nasdaq endeksi de yüzde 9,1 arttı.

Gelecek hafta pazartesi günü imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), ISM imalat sanayi PMI, inşaat harcamaları, salı fabrika siparişleri, dayanıklı mal siparişleri, çarşamba ADP istihdam raporu, hizmet sektörü PMI, ISM hizmet sektörü PMI, perşembe dış ticaret dengesi, haftalık işsizlik başvuruları, cuma günü ise tarım dışı istihdam ve işsizlik verileri takip edilecek.

AVRUPA BORSALARI POZİTİF SEYRETTİ

Avrupa borsalarında pozitif bir seyir izlenirken, bölgedeki merkez bankası yetkililerinin sözle yönlendirmeleri ve makroekonomik veri gündemi yatırımcıların odağında olmayı sürdürdü.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Baş Ekonomisti Philip Lane, ECB Yönetim Konseyi’nin olası faiz indirimine ilişkin genişleyen bir uzlaşması olduğunu, ücret artışlarının yavaşladığına ilişkin güveninin arttığını ifade etti.

ECB İcra Kurulu Üyesi Piero Cipollone, faiz oranlarını düşürmek için çok uzun süre beklemenin zaten zayıf olan ekonomik büyüme bağlamında risk oluşturabileceğini dile getirdi.

ECB Yönetim Konseyi Üyesi Francois Villeroy de Galhau, ECB’nin muhtemelen bu baharda “ölçülü” faiz indirimine başlayacağını ve bunun Fed’in zaman diliminden bağımsız olarak gerçekleşeceğini söyledi. Francois Villeroy de Galhau, söz konusu indirimin nisan ya da haziranda gerçekleşmesinin “varoluşsal bir önem” taşımadığını belirtti.

Analistler, ECB ve İngiltere Merkez Bankasının (BoE) faiz indirimlerine ne zaman başlayacaklarının belirsiz olduğunu ancak para piyasalarındaki fiyatlamalarda iki bankanın da haziran toplantısında ilk faiz indirimine gitme ihtimalinin öne çıktığını bildirdi.

Öte yandan, Avrupa Birliği (AB), Apple, Alphabet ve Meta’nın Dijital Piyasalar Yasası kapsamındaki kurallara uyup uymadıklarını belirlemek üzere soruşturma başlattığını açıkladı.

Bu gelişmelerle, geçen hafta Almanya’da DAX endeksi yüzde 1,57, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 1,13, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,66, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,27 değer kazandı.

Bu yılın ilk çeyrek performanslarına bakıldığında, Almanya’da DAX 40 endeksinin yüzde 10,4 artış gösterdiği dikkati çekti. Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 8,8 değer kazandı. İngiltere’de FTSE 100 endeksi de ilk çeyreği yüzde 2,8 yükselişle tamamladı.

Gelecek hafta salı günü Avro Bölgesi’nde ve Almanya’da imalat sanayi PMI, Almanya’da enflasyon, çarşamba Avro Bölgesi’nde enflasyon ve işsizlik, perşembe Avro Bölgesi’nde ve Almanya’da hizmet sektörü PMI, Avro Bölgesinde Üretici Fiyat Endeksi, cuma günü Avro Bölgesi’nde perakende satış verileri açıklanacak.

ASYA PİYASALARI SATIŞ AĞIRLIK SEYRETTİ

Asya piyasalarında ise bu hafta satış ağırlıklı bir seyir izlendi.

Küresel pay piyasalarında düşen risk iştahı Asya pay piyasalarında da etkili oldu.

Japonya Merkez Bankası (BoJ) Yönetim Kurulu üyesi Naoki Tamura’nın bir süre daha destekleyici finansal koşulların sürdürüleceğini ve politika değişikliklerinde “yavaş ve istikrarlı” ilerleneceğini söylemesinin ardından dolar/yen paritesi 151,97 ile yaklaşık son 34 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Söz konusu gelişmelerin ardından BoJ Başkanı Kazuo Ueda’nın, “Gelecekteki para politikası kararları, ekonomiye ve o anki fiyat gelişmelerine bağlı olacak.” demesi ve Japonya Maliye Bakanı Shunichi Suzuki’nin “Piyasa hareketlerini dikkate alarak kur istikrarı için elimizden gelen önlemleri alacağız.” açıklamasını yapmasıyla dolar/yen paritesi sınırlı da olsa gerileyerek 151,3 seviyesine indi.

BoJ’un son toplantı tutanaklarında da yetkililerin gelecekteki faiz artışlarında temkinli davranmayı düşündükleri görüldü.

Japonya meclisi, 2024 mali yılı için 112,5 trilyon yenlik (744 milyar dolar) bütçeyi yasalaştırırken Maliye Bakanı Shunichi Suzuki, bütçenin “ertelenemeyecek acil zorlukların üstesinden gelmeyi” hedeflediğini bildirdi.

Öte yandan, Japonya’da Tokyo Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), yıllık bazda yüzde 2,6 ve çekirdek TÜFE yüzde 2,4 artış kaydetti. Ülkede öncü verilere göre, sanayi üretimi şubatta aylık yüzde 0,1 azalışla beklentilerin altında kalırken işsizlik oranı yüzde 2,6’ya çıktı.

Çin’de açıklanan veriler ise ülkede ocak ve şubatta toplam sanayi karının yıllık bazda yüzde 10,2 arttığını gösterdi, endüstriyel karlar ise 2023’te yüzde 2,3 geriledi.

Ayrıca, Çin, ABD’nin 2022’de çıkardığı Enflasyonu Düşürme Yasası’nda yer alan iklim değişikliğiyle mücadele için yerli elektrikli araç üreticilerine yönelik sübvansiyonların rekabet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle Dünya Ticaret Örgütüne başvuruda bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, hafta başında gerçekleştirilen Çin Kalkınma Forumu için başkent Pekin’de bulunan ABD iş, strateji ve akademi çevrelerinin temsilcilerinden oluşan heyetle bir araya geldi.

Şi’nin, ABD ve Çin’in, birbirinin kalkınma hakkına saygı göstererek, iki ülkenin ve dünyanın faydasına olacak bir işbirliği için birlikte çalışması gerektiği mesajını verdiğini bildirildi.

Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,23, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,05, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,27 gerilerken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,25 yükseldi.

Gelecek hafta Çin’de imalat sanayi PMI, çarşamba günü hizmet sektörü PMI takip edilecek.

YURT İÇİNDE GÖZLER ENFLASYONDA

Yurt içinde ise Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 0,34 artışla 9.142,40 puandan kapattı. Dolar/TL, haftayı bir önceki kapanışın yüzde 1,13 üstünde 32,1814’ten tamamladı.

S&P Global, gelişmekte olan ülkeler için 2024 yılı toplam büyüme tahminini yüzde 4,1’den yüzde 4,2’ye, Türkiye için de yüzde 2,4’ten yüzde 3’e yükseltti.

Gelecek hafta pazartesi günü imalat sanayi PMI, çarşamba enflasyon, perşembe reel efektif döviz kuru, cuma günü hazine nakit dengesi verileri takip edilecek.

Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.200 ve 9.350 seviyelerinin direnç, 9.000 ve 8.900 puanın ise destek konumunda olduğunu kaydetti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kuresel-piyasalar-abdnin-istihdam-verilerine-odaklandi/feed/ 0
‘Pahalılık ve İsrail ile ticaret Erdoğan’ı zorlayabilir’ https://www.foxhaber.com.tr/pahalilik-ve-israil-ile-ticaret-erdogani-zorlayabilir/ https://www.foxhaber.com.tr/pahalilik-ve-israil-ile-ticaret-erdogani-zorlayabilir/#respond Thu, 02 May 2024 21:57:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6858 Genel seçimler sonrası cebindeki paranın giderek daha da eridiğini hisseden seçmen ile Erdoğan’ın İsrail karşıtlığını yeterli bulmayan İslamcı tabanın oyları yerel seçimlerde büyük şehirlerde muhalefetin elini güçlendiriyor.

Analistlere göre halen bıçak sırtındaki İstanbul seçiminin sonucu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek dönemdeki gücünü test edecek.

“İstanbul, iki kıtanın, iki denizin, iki cihanın şehri İstanbul milletimizin ziyneti, serveti, gözbebeği İstanbul… Senin için ne söylesek, ne desek eksik kalır. Biz de sözün bittiği yerde, altyapısıyla üstyapısıyla insana dair tüm unsurlarıyla sana hizmete talibiz.”

Seçim öncesi son pazar günü büyük İstanbul mitinginde konuşan Erdoğan bu sözleriyle İstanbul’u kazanma arzusunu vurgularken, tabanına da önceki seçimde kaybettiği İstanbul’u yeniden “fethedilmesi” gereken şehir olarak ilan ediyordu: İstanbul’un beş yıllık fetret devrine son vererek, şehrimizde eser ve hizmet siyasetini inşallah tekrar başlatacağız.

Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen İstanbul mitinginde Cengiz Kurtoğlu ile şarkı söylerken… (FOTOĞRAF:AA)

AKP’nin yaklaşık 25 yıl elinden bırakmadığı İstanbul, 2019 seçimlerinde muhalafet ittifakı sayesinde Erdoğan’ın iktidarında rahatsızlık yaratacak şekilde CHP’ye geçmişti.

Anket şirketlerinin çok net olmayan sonuçlarına göre, İstanbul’un her iki adayının da kıran kırana bir yarışa gireceği kesin. Şu an hiç birisi bir diğerinin önüne “kesin kazanır” denilecek şekilde konumlanmamış görünürken; birkaç puan farkla bazı anketlerde CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun, bazı anketlerde ise AKP adayı Murat Kurum’un önde olduğu görülüyor. Anketler Ankara’da ise mevcut muhalefet belediye başkanı Mansur Yavaş’ın önde olduğunu gösteriyor.

Analistlere göre, muhalefetin 2019’da ittifak yaparak uzun yıllar sonra AKP’nin elinden aldığı İstanbul’u kaybetmesi halinde, geçen yıl hüsranla sonuçlanan ve muhalefet seçmeninde derin yaralar açan genel seçimin ardından muhafelet seçmenini daha da moralsiz bırakabilir. Erdoğan’ın başarıya ulaşması durumunda ise bu, bundan sonraki dönemler için gücünü koruyacağı ve atacağı adımlarda daha güçlü olacağının bir işareti olacak.

TÜRK LİRASI ERİDİ

TL’nin son 10 yılda dolar karşısında % 90’dan fazla değer kaybetmesi ve bununla birlikte gelen yüksek enflasyon, halkın alım gücünü son dönemde belirgin şeklide zayıflatı. Hayat pahalılığı, genel seçim sonrası da devam etti.

Ekonomistler TÜFE’nin Mayıs’ta % 70 üzerinde tepe noktasına ulaştıktan sonra yıl sonunda % 45’in altına doğru gerilemesini bekliyor. TCMB’nin yılsonu enflasyon tahmini ise % 36 seviyesinde. Erdoğan da bu hafta bir seçim konuşmasında “en büyük baş ağrımız” dediği enflasyonun yılın ikinci yarısında düşeceğini söylemişti.

EKONOMİ VE İSRAİL TEPKİSİ

AKP’nin karşısında hem ekonomideki sorunlara yönelik söylemleri, hem de Türkiye’nin İsrail’e karşı tutumunu eleştiren tavrı ile islamcı taban üzerinde etkili olduğu gözlenen Yeniden Refah Partisi’nin oylarının düşük bile olsa yükselmesi ise aynı kökten gelen Erdoğan’ın partisini zorlayacak görünüyor.

“İnsanlar Milli Görüş istiyor” diyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Belediye Başkanı Adayı Mehmet Altınöz “Şu anda Türkiye maalesef ekonomik açıdan iyi yönetilemiyor. Dış politikada çok ciddi zikzaklar var. Bunlar halkımız tarafından hoş karşılanmıyor” dedi ve ekledi:

– Örneğin Gazze. Hükümetin Gazze politikasını vatandaşın kabul etmesi mümkün değil…Altı aydır orada insanlar katlediliyor, öldürülüyor, bir soykırım var. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İslam aleminin lideri olan Türkiye’nin yönetimi maalesef buna sahip çıkmıyor. Hatta şu anda Meclis Aksa’nın etrafında Müslümanlar Meclis Aksa’ya girmesin diye çevrilen dikenli teller Türkiye’den gidiyor.

“GAZZE POLİTİKASINDA SINITA KALDI”

Gazze tepkisi nedeniyle partilerine doğru bir yönelim olup olmadığı sorusuna ise Altınöz “Elbette var…Çünkü AK Partili yöneticiler Gazze politikasında maalesef sınıfta kaldı. Çünkü biz iktidarda olsaydık İsrail Gazze’ye saldıramazdı” dedi ve İsrail’e ambargo uygulanmamasını eleştirdi.

Altınöz, kendilerine yönelik desteğin hızla arttığını ve üye sayılarının katlanarak büyüdüğünü ve 500 binin üzerine çıktığını söyledi. İstanbul’da ana muhalefet ve iktidar partisinin oyları düşük farkla yarıştığından YRP’nin alması beklenen en az yüzde 4-5 oy AKP adayını etkileyebilir.

İSTANBUL: SİYASİ REJİMİN YÖRÜNGESİ

İstanbul’daki yerel seçimin Türkiye’nin siyasi rejiminin yörüngesini belirleme açısından son derece önemli olduğunu söyleyen Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve siyaset bilimci Berk Esen, İstanbul’u yönetecek partinin Türkiye’deki milyonlarca seçmene ulaşmak için kullanabileceği muazzam miktarda kaynağa da erişeceğine işaret etti.

Esen “İşte bu nedenle muhalefetin adayı İstanbul’da kazanabilirse, en azından ana muhalefet partisi önümüzdeki yıllarda Erdoğan’a meydan okumak için yeterli gücü elde edebilir ve onun daha da fazla güç toplamasını engelleyebilir” diye konuştu.

İmamoğlu’nun kazanması durumunda bunun Erdoğan’a “Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmış olsa da çok fazla destek görmediği ve muhalefet partilerinin ne zaman yapılırsa yapılsın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde mücadele şansı elde edeceği yönünde güçlü bir mesaj göndereceğini düşünüyorum” diyen Esen, muhalefet ittifakının 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki yenilgisinin ardından dağılmasının ise İmamoğlu’nun önünde zorluk oluşturduğunu söyledi.

Gazze’nin Yeniden Refah’a kayan oylarda bir etkisi olup olmadığı sorusuna ise Esen “Gazze krizinin iktidar partisinin İslamcı tabanı üzerinde kesinlikle bir etkisi var ve muhtemelen son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ı destekleyen bazı çok muhafazakar, dindar seçmenler bu hükümet tarafından yürürlüğe konan dış politikaya şüphe ve itiraz duyuyorlar” yanıtını verdi.

Esen’e göre bu seçmenlerin en azından bir kısmı Gazze sorunu ve İsrail hükümeti söz konusu olduğunda çok daha agresif bir söyleme sahip olan bu küçük İslamcı partiye desteklerini kaydırmaya hazır olabilir.

İmamoğlu, Gaziosmanpaşa’da seçmene seslenirken… (FOTOĞRAF:REUTERS)

“MESELE BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ AŞTI”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise yerel seçimleri “Mesele bir belediye başkanlığı seçimini aştı” şeklinde niteliyor.

İmamoğlu Reuters’a yaptığı değerlendirmede “(Bu seçim) bir anlayış meselesinin tarihe gömülmesi meselesi. Tarihe gömülürse demokrasi canlanacak, tarihe gömülürse bu ülkede özgürlük yeniden vücut bulacak. Tarihe gömülürse bu anlayış -ki bu 31 Mart öyle bir seçim- gerçekten hukuk ve adalet kendine gelecek” derken İstanbul’un AKP adayı Murat Kurum ise, mevcut yönetimi liyakatsızlıkla suçluyor.

Kurum ve Erdoğan İstanbul mitinginde… (FOTOĞRAF:AA)

İstanbul mitinginde konuşan Kurum “Bugün İstanbul, iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız beş yılda İstanbul, liyakatsizliğin kurbanı oldu. Beceriksizliğe mahkum edildi. Hiç olmadığı kadar ihmal edildi. Biz, bu şehri depreme hazırlayacağız dediler. Tek bir çivi çakmadılar” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/pahalilik-ve-israil-ile-ticaret-erdogani-zorlayabilir/feed/ 0
Bu hareketler boyun fıtığı riskini artırıyor https://www.foxhaber.com.tr/bu-hareketler-boyun-fitigi-riskini-artiriyor/ https://www.foxhaber.com.tr/bu-hareketler-boyun-fitigi-riskini-artiriyor/#respond Tue, 30 Apr 2024 21:03:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6751 Boyunfıtığı, boyun omurlarındaki amortisör görevi üstlenen disklerin, çeşitli nedenlerle yıpranması, yırtılması veya yerinden kayması nedeniyle, omuriliğe ve omurilikten ayrılan sinirlere baskı yapması sonucu gelişen bir sağlık sorunudur. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Kuday, her yaşta ortaya çıkan ve yaygın bir sorun olan boyun fıtığının nedenlerini, hangi hastalıklarla karıştırılabildiğini ve tedavi yollarını şöyle açıkladı:

Prof. Dr. Cengiz Kuday

BİRÇOK NEDENİ VAR

Boyunfıtığı riskini artıran nedenler şöyle sıralanabilir:

– 40 yaş ve üzerinde olmak (Bu yaşlarda daha sık karşılaşılır),

– Kadın olmak (Çünkü kadınların boyun kasları erkeklere nazaran zayıftır.)

– Boynu zorlayacak kadar ağır yük kaldırmak,

– Baş seviyesi üzerinde işlerde çalışmak,

– Bilgisayar başında çalışırken uzun zaman aynı pozisyonda kalmak,

– Telefonu omuz ve baş arasında sıkıştırarak konuşmak,

– Çok sayıda ya da kalın bir yastıkla uyumak,

– Televizyon izlerken başı kanepenin koluna yaslamak ve bu şeklide uyuyakalmak,

– Başın aniden aşırı bir şekilde geriye çekilmesi de önemli bir nedendir. Örneğin arabada ani bir fren neticesinde baş ve boynun arkaya sallanması, dişçi ya da kuaför koltuğunda başın aşırı şekilde arkaya çekilmesi, yüksek bir yerden bir şey alırken baş ve boynun aniden geriye gitmesi, tıraş olurken ya da şişeden su içerken boynun çok fazla arkaya eğilmesi boyun fıtığını tetikleyebilir.

HASSAS BiR BÖLGEDiR

Boyun fıtığı da bel fıtığında gördüğümüz bel ve bacak ağrılarına benzer. Boyun fıtıklarında da boyun, sırt bölgelerinde başta kollar olmak üzere şikayetler görürüz. Aynı bel bölgesinde olduğu gibi boyun bölgesindeki omurga kemikleri arasında bir nevi amortisör görevi yapan disk dediğimiz oluşumlar vardır. Boyun travmalara açık ve kolayca incinen bir bölgedir. Değişik şekilde klinik bulgular verebilir. Omuz, boyun ve kollarda ağrı, uyuşma, karıncalanma ve kuvvet kaybı gibi klinik şikayetler olur.

NE ZAMAN GEÇ KALINMAMALI?

Eğer fıtıklaşma ve kemik daralması orta hatta ise ciddi olaylara sebep olabilir. Örneğin; kişi şöyle bir ‘başımı öne veya arkaya eğdiğim zaman kol ve ellerimde elektriklenme oluyor’ diyorsa bu çok özel ve acil bir durumdur. Bu baskılar uzun sürerse omuriliğin kendisinde geri dönüşü olmayan myelopati dediğimiz bozukluklara sebep olur. Bu durum da ileri derecede nörolojik bozuklara yol açarak yürümede, kolları hareket ettirmede zorluklara ve zamanla felce doğru bir gidişe zemin hazırlayabilir.

BAŞKA HASTALIKLARLA KARIŞTIRILABİLİR

Boyun fıtığı düşünülen hastaların hepsine farklı tanı metotları ile yaklaşmak şarttır. Bunlar röntgen, EMG, MR’dır. En önemlisi iyi bir muayene ve nörolojik değişikliklerin değerlendirilmesidir. Çünkü boyun fıtıkları; akciğer tümörleri, omurilik tümörleri, doğumsal anormallikler ve fibromiyalji gibi farklı hastalıklarla karıştırılabilir.

TEDAVİ YOLLARI

Boyun fıtığında yüzde 60-70 konservatif tedaviler uygulanır. İlaç tedavileri: Antienflamatuar ilaçlar, kas gevşetici ve ağrı kesici ilaçlar. Fizik tedavi: Traksiyon ve diğer fizik tedavi metodları-ağrı tedavisi. Cerrahi: İlaçlar ve fizik tedavi fayda sağlamıyorsa, ciddi güç-his kaybı ve dayanılamayacak ağrılar mevcutsa cerrahi düşünülür. Cerrahi 70’li yılların başından beri çok değişik metotlarla yapılabilmektedir ve gelişen teknoloji ve cerrahi yöntemlerle hasta kısa zamanda şifa bulunur.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bu-hareketler-boyun-fitigi-riskini-artiriyor/feed/ 0
Sportmen ekibi Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşananları değerlendirdi https://www.foxhaber.com.tr/sportmen-ekibi-trabzonspor-fenerbahce-macinda-yasananlari-degerlendirdi/ https://www.foxhaber.com.tr/sportmen-ekibi-trabzonspor-fenerbahce-macinda-yasananlari-degerlendirdi/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:18:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6438 Facianın eşiğinden dönülen Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşananlar Sportmen’in bu haftaki ana gündem maddesiydi. Sezon boyunca bu tabloyu görüp sürekli uyarıda bulunan yorumcularımız yine çarpıcı tespitler yaptı.

– Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşananları nasıl okumak lazım?

ERCAN TANER: Halil Umut Meler’in yumruk yediği maçtan sonra bu iş milat olsun dedik. Değilmiş! Yaşananlar felaket! Avrupa futbolunda milat olan bir Heysel faciası yaşanırsa ne yapacağız? Tarihin en kanlı Şampiyonlar Ligi finali yaşandı Liverpool-Juventus arasında. 29 Mayıs 1985, Avrupa ve İngiliz futbolu için holiganizme karşı yeniden yapılanma yılının başlangıcı oldu. Onlar bu işi 5 yıl içinde hallettiler. Bizse yolun başındayız sanki. Umarım böyle bir trajedi yaşamayız.

BAHADIR ÇOKİŞLER: Kanunların, kuralların kişilere göre uygulandığı, nepotizmin bir nefes gibi alışkanlığa sebep olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Durum böyle olunca herkes kendi kurallarını işletip kaba kuvvete başvuruyor. Ancak kimse cadı avına çıkmaya kalkmasın. Hatta bu vandallığa prim vermesin. Benim nazarımda baş suçlu futbolumuzu yönetenler ve kendi seyircisinin ateşini düşüremeyen Trabzonspor’dur. Yaşananlardan en ufak pişmanlık göstermeyip yaptıkları basın toplantısı ile tehdit edenlerdir.

YASİN YILDIRIM: İki tarafın da yangına körükle gitmesi maalesef istenmeyen görüntüleri yaşamamıza neden oldu. Başkanından yöneticisine, futbolcusundan taraftarına kadar herkes suçlu. Söylemler, bitmeyen tahrikler, Hakem Meler üzerinde maçın tamamlanması baskısı ve güvenlik zafiyeti. Kolluk kuvvetlerinin gerekli önlemi almadığını düşünüyorum. Futbolcular çembere alınsaydı bu yaşananların onda biri olmazdı.

– Fenerbahçe’nin ligden çekilme restini nasıl değerlendiriyorsunuz?

ERCAN TANER: Kafamda önemli sorular var. Halka açık şirketsiniz, borçlar, bankalar birliği anlaşmaları, yabancı futbolcu sözleşmeleri? Bunlar ne olacak? Kısacası kolay değil.

BAHADIR ÇOKİŞLER: Fenerbahçesiz bir lig olamaz. Ve hiçbir güç de yaralanmamak ya da ölmemek için sırf kendilerini savundular diye bırakın ceza vermeyi ceza kuruluna bile sevk edemez. Zaten böyle bir şey olursa gözünden kararlılığını gördüğüm Başkan Ali Koç Genel Kurul kararıyla takımını ligden çeker.

YASİN YILDIRIM: Gerçekçi bulmuyorum. Kulübü yönetenler taraftar gibi düşünemezler. Fenerbahçe’yi ligden çekmek de mümkün değil. Kimse bu içi boş söyleme kapılmasın.

– Türk futboluna barış iklimi nasıl gelecek?

ERCAN TANER: Herkes açıklamalarına dikkat edecek. İlk adım sakinliktir. Herkes konuşmaya devam ederse barış gelmez. Sporla siyaset iç içe girdiği anda ortam çok daha fazla gerginleşir. Siyaset spordan elini çeksin, benim ricam bu.

BAHADIR ÇOKİŞLER: Ali Koç ile Dursun Özbek aynı masada oturup eteğindeki taşları dökerlerse ve barış iklimi için adım atarlarsa ortada gerginlik kalmaz. Devlet de kulüpleri bir araya getirip kanunları hatırlatmalı.

YASİN YILDIRIM: Hiçbir zaman. Çünkü öyle bir bölünme ve kutuplaşma sağlandı ki herkes yüzde yüz haklı, diğerleri yüzde yüz haksız. Futbolu yönetenlerin bu kadar sorumsuz davrandığı, sosyal medyanın oyuncağı olduğu böyle bir ortamda barış gelir mi?

– TFF Başkanı neden istifa etmiyor?

ERCAN TANER: Acayip bi iş! Artık bu konuda istifa etsin demeyi aştık. TFF Başkanının olaylardan 72 saat sonra konuşması, biraz geç oldu! Şaşkınım.

YASİN YILDIRIM: TFF Başkanı, Uzaylı Zekiye gibi. Başka bir gezegenden gelmiş gibi hareket ediyorlar. Olaylara birkaç ışık yılı uzaklıktalar. Istifa edecek iradeleri de yok.

BAHADIR ÇOKİŞLER: Kulüpler de ikiyüzlülük yapıyor. Toplayın imzayı indirin o koltuktan ama nerede? Başkan iftar veriyor, 5 kulüp katılıyor bu bile istifa sebebidir ama yok!

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sportmen-ekibi-trabzonspor-fenerbahce-macinda-yasananlari-degerlendirdi/feed/ 0
Oruç sırasında vücutta neler olur? https://www.foxhaber.com.tr/oruc-sirasinda-vucutta-neler-olur/ https://www.foxhaber.com.tr/oruc-sirasinda-vucutta-neler-olur/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:06:47 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6178 Uzmanlar oruç tutmanın beden ve ruh sağlığına pek çok faydası olduğunu belirtiyor. Peki 30 gün boyunca vücutta ne gibi değişiklikler oluyor?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gözdenur Çavuş Uka, bu değişiklikleri 4 farklı aşamada gruplandırarak şöyle açıkladı:

İLK 3 GÜN

DEPO YAĞLAR YAKILIR

Vücut; bağırsaklar son öğünde tüketilen tüm besin maddelerini tamamen sindirdiği zaman, yani son öğünden 8 saat sonra oruç tuttuğunu anlayabiliyor. Sonraki aşamada enerji ihtiyacını karşılamak için kaslardaki ve karaciğerdeki glikoza yönelmektedir. Glikoz tamamen tüketildiğinde de vücuttaki depo yağlar, enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlamaktadır. Yağların enerji olarak kullanılması kilo vermenize yardımcı olmakla birlikte kolesterol seviyenizin de düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Vücuttaki hücreler sahurdan 12-16 saat sonra “otofaji” adı verilen hücresel bir işlemi başlatır. Bu işlem, hücrelerin parçalanması ve zaman içerisinde oluşan ölü ya da işlevsiz proteinlerin atılmasını sağlayarak hücreleri yeniler. Otofaji oranının artması, kanser ve Alzheimer gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Öte yandan açlığa bağlı kan şekerinin düşmesi ile yorgunluk, halsizlik ve enerji düşüklüğü gibi şikayetler artabilir. Açlığın en üst seviyede olduğu ikindi saatlerinde baş ağrısı, ağız kokusu ve mide bulantısı görülebilir.

3-7 GÜN

AÇLIĞA ALIŞILIR

Vücut açlığa yavaş yavaş alışmaya başlar. Ancak 3-7 gün arasında susuzluğa alışma süreci hâlâ devam eder. Vücudun normal işlevlerini yerine getirmek adına yeterli su ve sıvı mevcut olmadığında meydana gelen dehidrasyona dikkat etmek gerekir. Özellikle iftar ve sahur arasında mutlaka 2-3 litre su tüketilmesine özen gösterilmelidir. Öte yandan dehidrasyona bağlı olarak migren atakları, cilt kuruluğu, kusma ve böbrek problemleri görülebilir.

7-15 GÜN

VÜCUT YENİLENİR

Oruca başladıktan sonra 8. günden itibaren vücut tamamen oruç sistemine uyumlanmaya başlıyor. Ramazan ayı dışında günlük hayatta çok fazla kalorili gıda aldığınızda, vücudumuz önemli görevleri yerine getiremeyebiliyor ancak orucun 8. gününden itibaren bu durum yeniden dengelenmeye ve vücut kendini yenilemeye başlıyor.

15-30 GÜN

DETOKS SÜRECİ BAŞLAR

Ramazan’ın ikinci yarısından itibaren vücudumuz biyolojik ve psikolojik olarak gün içindeki açlığa tamamen uyum sağlar. Artık vücut için detoks süreci başlar. Karaciğer, böbrek, bağırsak kısacası tüm organlar bu 2 haftalık süre içerisinde en üst düzey kapasite ile çalışır ve vücut yavaş yavaş toksinlerden arınır. Ayrıca dikkat, hafıza ve enerji seviyemiz yeniden güçlenir. Yaşlanmanın yanında pek çok kronik hastalığa (diyabet, obezite, kanser vb.) neden olan oksidatif strese karşı vücudun direnci artar.

BU HATALARI YAPMAYIN

ORUCUN sağladığı faydalardan yararlanmak için elbette iftar ve sahurda bazı yanlış alışkanlıklardan vazgeçmek gerekir. İşte Ramazan ayında sık yapılan hatalar:

■ İftarda yemekleri aşırı hızlı yemek ve fazla porsiyonlarda tüketmek.

■ İftar sonrası hemen tatlı yemek.

■ Günü hareketsiz geçirmek.

■ İftar ile sahur arasında vücudu susuz bırakmak.

■ Susuzluğu gidermek için gazlı/şekerli içecekler, çay, kahve tüketmek.

■ Sahuru atlamak.

■ Sahurda aşırı hızlı ve ağır yemekler yemek.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/oruc-sirasinda-vucutta-neler-olur/feed/ 0
Türkiye’de 1 Nisan’dan sonra kartlar yeniden karılacak https://www.foxhaber.com.tr/turkiyede-1-nisandan-sonra-kartlar-yeniden-karilacak/ https://www.foxhaber.com.tr/turkiyede-1-nisandan-sonra-kartlar-yeniden-karilacak/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:03:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6175 Kitapta o kadar çok anı, bilgi var ki, binlerce soru sorabilirim size… Seçmek zorunda kaldığım için de üzgünüm. Çocukluğunuz, gençliğiniz, göç edişiniz, hapis hayatınız bunlara zaman zaman değineceğim ama bu söyleşiyi daha çok siyaset yıllarınızla sınırlandıracağım. Özal ile başlamak istiyorum, köşemin adı gibi size nokta atışı sorular soracağım. Özal size neden kafayı taktı? Demirel’in gücünü mü azaltmak istiyordu?

Tabii, Demirel’in gücünü azaltmak istiyordu. Bana milletvekilliği teklif etti, kabul etmedim. Üzerinde çok durdu. 12 Eylül’de bir takım siyasi partiler kapatılmış, siyasilere yasaklar getirilmişti. Demirel’in lideri Adalet Partisi de kapatılanlar arasındaydı. Kendisine de siyasi yasak getirilmişti. 1987’de halkın oyuyla siyasi yasaklar kalktı. Ben de Demirel’i desteklemeye karar verdim. Bir süre sonra Demirel, “Artık senin milletvekili olman lazım” dedi. Siyasi yasaklar kalktıktan sonra Turgut Özal bir baskın seçim yapmaya karar verdi. Merkez yoklaması diye tanımlanan genel merkezler tarafından belirlenmiş listelerle seçime gidiliyordu. Anayasa Mahkemesi bu kararı iptal etti. Delege yoklaması istedi. Yani partiye kayıtlı tüm üyeler belirlenen bir günde sandık başına gidecek, kimlerin milletvekili adayı olmasını isteyecekti. Baskın seçim hazırlığı sırasında DYP de listelerini hazırladı. Bursa’dan milletvekili listelerinde liste başı oldum. Anayasa Mahkemesi’nin ön seçim kararı üzerine de yapılan delege yoklamasında yine birinci sıraya getirildim. 1997 seçiminde Bursa’dan üç milletvekili çıkardık. O zaman yavaş yavaş palazlanmışım. Bursa Spor Kulübü başkanı olmuşum. İş hayatım süratle ilerliyor. Seçim sırasında partimize her türlü imkânımı kullandım, uçaklarım, helikopterlerim… 58 milletvekiliyle girdik Meclis’e.

5 Nisan 1986. Siyasi yasaklı Demirel, Çağlar ailesini Bursa’da ziyaret etti.

58 milletvekili ama güçlü bir muhalefet yapıyorsunuz, öyle değil mi?

Tabii. Şimdi şöyle, Süleyman Bey bir dev. Seçimden önce kendisine sordum: “Efendim biz iktidar olacak mıyız” diye. “Kimseye bir şey söyleme, olamayız. Bir dönem sonra olacağız” dedi. İlişkimiz baba-oğul ilişkisine dönüştü. Her sabah evindeki kahvaltıda ben de varım. Öğlen beraberiz, akşam beraberiz. Turgut Bey bana kafayı takmış. “Demirel’in kalbini alayım ben. Yani bir tek Cavit’i aldığımız zaman, biz bunları çökertiriz” demiş.

Ama alamadı.

Bir gece Turgut Beylerin evine gittim. Turgut Bey’in üzerinde eşofman var. Semra Hanım, kimonosunu giymiş. Bana “Ne sıkıntın var?” diye sordu. “İşte efendim biz fabrikaları kurduk, 50 milyon dolar civarında bir kredi kullanıyoruz. İşyerlerimizde 5-6 bin kişi çalışıyor. Bankalar bize verdiği kredileri geri çekiyor. Devlet bankalarıyla çalışıyoruz” dedim. Özal bana baktı, “Ya Cavit, boş ver” dedi. Önündeki kâğıda bir sıfır daha koydu. “Bunu 500’e çıkart” diye konuştu. 500 milyon dolar. Daha büyük yatırımlar yapmamı söyledi. Ama bir şartı olduğunu söyledi. “İstifa et, bize gelmesen de olur. Gelirsen, bakan yaparım” dedi. “Ben satılık değilim. Yanlış kapıyı çaldınız. Siz devletimizin başbakanısınız, derdimi anlatmaya geldim. Binlerce adam çalıştırıyorum. Onların ekmeğiyle oynamamanızı rica ediyorum ama bu teklifiniz çok yanlış. Bana müsaade. Allah bize başka yerden verir” diyerek kalktım.

Sonra fabrikalarınızı mı çökertmeye çalıştılar?

Tabii, çok uğraştım. İsviçre’de ve ABD’de arkadaşlarım vardı. Çok desteklediler. Atlattık o kirizi. Bir süre sonra da Allah yardım etti.

Kitapta “Üzeyir Garih ve İshak Alaton, Amerika’dan bize mesaj getirirdi” diyorsunuz. Ne mesajı?

İktidar olduğumuz zaman… O dönem ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barkley. Dağlık Karabağ olayı olunca biz Azerbaycan’ın yanında yer aldık. Ve onlara ihtiyaçlarını karşılayacak her şeyi el altından ulaştırdık. MİT’te Teoman Koman var. Benim çok yakınım. Ermenistan’la sınırları kapadık, hala da açılmamıştır. Atilla Ateş Paşa Kara Kuvvetleri Komutanıydı. Sınırda “Bugün Suriye’yi basabiliriz” diye beyanat verdi. Ben de evvelden “Suriye’yi günü gelecek basacağız” demiştim. Barkley benden randevu istedi, Bursa’da evime geldi. Ona da tekrarladım, “Suriye’yi de Ermenistan’ı da vuracağız” diye. “Olmaz, bu işi tatlıya bağlayalım” dedi. O arada beni yumuşatmaya çalışıyor. Üzeyir Garih ve İshak Alaton da sık sık Ankara’ya bize gelirlerdi. İki lafın arasında Ermenistan konusunda, kapıları açmamızı telkin ederlerdi. Ben de güzel bir dille gönderirdim. Sonra zaten randevu da vermedim.

Bursalılar, hapisten çıkışta Çağlar’ı karşılamak için Gemlik’e kadar gelmişti.

Hapse girmenizi ‘Benden intikam aldılar” diye değerlendiriyorsunuz. Neyin intikamını aldılar sizden?

Ermenistan ve Suriye’nin intikamını aldılar. Ben onların dediğini yapmadım. Beni kullanmak istediler.

TANSU ÇİLLER PARTİMİZİ BATIRDI

Kitapta Tansu Çiller ile ilgili çok ayrıntı var. Memur maaşları her yerde yazıldı, çizildi, o yüzden sormuyorum. Çiller sizin hayatınızda bir pişmanlık mı?

Benim için pişmanlık değil, onu getiren ben değilim. Biz köylü partisi gibi görünüyorduk. Biraz şehirleşelim dedik. Bir kadının aramıza katılması, büyükşehirlerde vereceğimiz iyi bir mesajdı. Öyle tavsiye geldi. Fakat yanlış yapmışız. Hürriyet gazetesi ‘Leydi’nin topuk sesi’ dedi…

Sizce devleti nasıl idare etti?

O etmedi ki, kocası etti. Kim tayini varsa Özer Bey’e gidiyormuş, konuşuyormuş. Ben hep mesafeli oldum bunlara. Biz halkın partisiydik. Köylünün yanında, çiftçinin yanında, memurun yanında hep biz vardık.

Demirel çok öngörülü bir siyasetçiydi ama Demirel bile Çiller’i öngöremedi. Neden?

ANAP’ın başına Mesut Bey gelmişti, genç bir adam. Bizim taban da Çiller’e sarıldı. Bir kadın, lisanı var, eğitimi iyi, ekonomi hocası… Ama içi boşmuş, bomboş… Çöktürdü.

Siz niye aday olmadınız genel başkanlığa?

Köksal Toptan’a gittim, “Sizin kazanma imkânınız yok” dedim, benim için çekilebileceğini söyledi. İsmet Sezgin’e gittim, “Yarın aday olacağım” dedi. Ben esasında Hüsamettin Cindoruk aday olur, onun önüne geçmeyeyim diye aday olmadım. Ama Hüsamettin Bey tatile çıktı, bu işe bulaşmadı işte. Demirel de hiçbir şey demedi. Tansu Hanım ikisini de yendi. Türkiye’nin çimentosu olan bir partiydik biz, partimizi batırdı.

Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi yaşasaydı bugün tek adam iktidarına mahkûm kalır mıydık? Burada sadece Çiller değil, Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu faktörleri de var, Tayyip Erdoğan’ın siyasi aklı da söz konusu değil mi?

Tayyip Bey, Abdullah Gül Bey zamanı iyi kullandılar. En büyük hadise Tansu Hanım’la Mesut Bey’in TBMM’de kendilerini aklaması, mahkeme yolunu kapamasıdır. Bu kamuoyunda hoş görülmedi. Sonunda hepsi dipte, barajın altında kaldılar. Barajın altında kalma sebeplerinden biri de benim.

Nasıl?

Son iki seçimde Bursa’da bir güç unsuruyum. Türkiye’de bir gücüm var. Bursa’da 12 milletvekili var. 8’ini benim başını çektiğim liste kazanıyor devamlı. Biz Erbakan ile kurulacak koalisyona da karşı çıktık. Partiden ayrıldık, bağımsız kaldık. 2002 seçimlerine giderken bunlar bizimle temasa geçtiler. Tansu Hanım aradı, “Cavit’ciğim Bursa listesini yaptık, sana emanet” dedi. Ben de “Tansu Hanım, içinde olmadığım listeyi bana niye emanet ediyorsunuz. Hadi güle güle” dedim kapattım suratına. O günden sonra iyice koptuk zaten.

Bir daha hiç konuşmadınız mı?

Hayır. Sonra Abdullah Gül Bey Bursa’da evime geldi, de beş saat kaldı beni ikna etmek için. “Ben bıraktım, yapmayacağım bu işi “ dedim.

AKP’ye girmenizi istediler…

AKP benim liste başı olmamı istedi, hükümette de yer alırsın dedi. Sonunda öyle bir yere geldi ki, “Şeref sözü, sizi destekleyeceğim” dedim. Çünkü incinmiştim o taraftan. Oy da verdim AK Parti’ye… Son yıllara kadar verdim. Çünkü ben merkezdeki ve sağ görüşlü bir adamım.

Erbakan’ın partisinden çıkanları destekliyorsunuz da, neden Erbakan’a karşı duruyorsunuz?

Yeni bir parti kurulmuş, “Milli Görüş gömleğini çıkardık” diyorlar. Sağda bir parti, öyle din eksenli bir parti değil. Yanında dine bağlı bazı insanlar olmuş olabilir, normaldir. Doğru Yol Partisi 70-80 bin ile baraj altı kaldı.

70-80 bin mi?

Yani bir kere ben Bursa’da 120 bin aşağı çektim. Benim yanımda 25 bin kişi çalışıyordu o zaman. Ben o şehirde varım. O şehirde tevazu göstermem. Benim yanımda çalışan insanlarla benim hiç kötü bir ilişkim olmadı. Herkes maaşını gününde aldı ve fabrikalarımda kreşleri vardı. Anneler 40 günlükken çocuklarını getirirlerdi. Okula başlayıncaya kadar bizim kreşlerde bakılırlardı. Emekli oldukları zaman hilesiz, hurdasız haklarını alırlardı. Bursa beni sahiplendi, ben Bursa’yı. Bir de benim iyi bir spor yaşantım oldu. Bursa Spor büyük bir destektir. Beni bağrına bastı. Ben hala Bursa Spor taraftarları tarafından sevilirim, sayılırım.

Peki Çiller’in bugün AKP’yi desteklemesini nasıl buluyorsunuz?

Basından öğrendiğimize göre bir tarla almış bir yerden. Oraya büyük imar çıkartmanın peşindeymiş. Menfaat yani… Yoksa Çiller’in ne fikri olacak. Fikri olsaydı partiyi ayakta tutabilirdi.

Bugün Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi mesela ayakta olsaydı, Türkiye’de siyasetin fotoğrafı bu mu olurdu?

Olmazdı. Sağ partiler açısından bir boşluk doğdu. Onu Tayyip Bey doldurdu. Çok zeki bir insan. Siyaseti iyi okuyor, iyi bir stratejist. Her girdiği seçimi aldı. Çünkü merkez sağ dağıldı gitti.

Toparlanamaz mı? Yeniden bir merkez sağ oluşumu olmaz mı?

Şu anda yok.

Mesela İYİ Parti o boşluğu doldurmak için doğdu ama…

Şu anda seçim sürecindeyiz, o yüzden yorum yapmak istemiyorum partiler hakkında. Fakat şunu söyleyebilirim. 1 Nisan’dan sonra Türkiye’de kartlar yeniden karılacak.

Yeni partiler, yeni liderler açısından mı söylüyorsunuz?

Nisan’ın 1’inden sonra diyorum, o zaman her şeyi göreceğiz. Halk kararını verecek. O zaman bir harekete ihtiyaç varsa bu ihtiyaç giderilir.

Siz tekrar siyasete dönmeyi düşünüyor musunuz?

Ben bıraktım siyaseti. Ben şimdi bir vatandaşım. Gidip oyumu atacağım, o kadar.

RUSYA’DA HAVALİMANINDA 8 SAAT BEKLETİLDİM


Putin, Cavit Çağlar’a Dostluk Nişanı takarken…

Rusya Devlet Başkanı Putin ile dostluğunuzu biliyoruz. Hatta Türkiye ile büyük krizi çözen kişisiniz. Nasıl başladı dostluğunuz?

1992’de Kremlin’de Yeltsin’le toplantıdayız. Putin o zaman KGB’de. O zaman benim dostum Ramazan Abdulatipov var, başbakan yardımcısı. Sonrasında Dağıstan’ın cumhurbaşkanlığını yaptı. O dönemde tanıştık, alt kadrosuyla da ilişkilerim çok iyi oldu zamanla.

Türkiye ile Rusya arasında düşürülen askeri uçak krizini nasıl çözdünüz?

Bir gün Hulusi Akar ile geleneksel sohbetlerimizden birini yapıyoruz. Benim çok yakın dostum. 2016 yılının Nisan ayında Paşa’yı çok sıkıntılı gördüm. “Komutanım, hayırdır çok düşüncelisiniz. Bir üzüntünüz mü var” dedim. “Cavit Bey, Rusya’yla yaşanan uçak krizi, elimizi kolumuzu bağladı. Suriye’de bazı Kürt unsurlar, adeta cirit atıyor. Maalesef ABD, bu gruplara destek veriyor. Bunların zaman içinde güçlenip, Türkiye’yi bir sıkıntıya sokmasından endişeliyim. Karadeniz’de de sıkıntılar yaşamaya başladık. Aramızın düzelmesi lazım” dedi. Çözeceğimi söyledim, Sayın Cumhurbaşkanına da anlattım. Moskova’ya gittim, havaalanında 8 saat bekletildim. “Bizim uçağımızı düşürdünüz, ne yüzle buraya geliyorsunuz” dediler. Arkadaşlarımı devreye soktum. Pasaport polisinden geçtik, şehir merkezine ulaştık. Meseleyi içinde özür olmayan, tazminat taahhüdünde bulunulmayan bir mektupla çözmek istiyorduk. Mektubu götürdük, teslim ettik. Olumlu karşılandı.

Ne kadar sürdü müzakereniz?

İki buçuk ay… Çok gittim, geldim ama ikna ettik. Şu anda Rusya, Türkiye’nin gerçek dostudur. Ben vatandaşlık görevimi yaptım. Putin’den de Kremlin Sarayı’nda ‘Dostluk Nişanı’ aldım.

FETÖ’YE YÜZ VERMEDİM

Peki, Türkiye’nin en büyük baş belalarından biri FETÖ. Geçmişte size yanaştılar mı?

Bize yanaştı da, ben hiç yüz vermedim onlara. Bir kere beni kandırdılar. Biz yeni iktidar olmuştuk. İlk Azerbaycan’a gidiyoruz. Onlar okul açmışlar orada, beraber gittik. Demirel gitmedi, bana “Git şunların okulunu ziyaret et” dedi. Sonra bunlardan kaçtık. NTV’yi açtığımızda Erman Yerdelen’e dedim ki “Bunlar gelmek istiyor. Şu adamı çıkarın. Bu adam kimmiş, neymiş? Bunu bir görelim”.. Bunu televizyona getirdik. O arada Çevik Bir Paşa beni aradı. Dedi ki “Bu adamı çıkarmayın, ne yapıyorsunuz”? Dedim “Paşam halk görsün bunu. Kim bu? Bunlar yerin altındalar. Bir yerin üstüne çıkartalım.” Ben hep kaçtım bunlardan. Bursa’da da bir kez Türkçe Olimpiyatı yaptılar, beni zorla götürdüler o zaman. Yarısında kaçtım. Ben bu tür şeylere mesafeliyim. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı nesilden gelen bir adamım. Benim gözüm daima medeniyette, hürriyette, demokraside. Dinimi de doya doya yaşarım, ama onun reklamını yapmam.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turkiyede-1-nisandan-sonra-kartlar-yeniden-karilacak/feed/ 0
Partnerinizin iyi bir ebeveyn olamayacağına dair 4 önemli işaret https://www.foxhaber.com.tr/partnerinizin-iyi-bir-ebeveyn-olamayacagina-dair-4-onemli-isaret/ https://www.foxhaber.com.tr/partnerinizin-iyi-bir-ebeveyn-olamayacagina-dair-4-onemli-isaret/#respond Mon, 15 Apr 2024 09:06:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6125 Uzun vadeli ilişkiler genellikle evlenme, birlikte yaşama ve çocuk sahibi olma gibi büyük dönüm noktalarıyla tanımlanır.

Partnerinizden ayrılmayı seçebilir, taşınabilir veya boşanabilirsiniz, ancak çocuklar ömür boyu sürecek bir bağlılıktır. Duygusal açıdan olgunlaşmamış biriyle birlikte ebeveynlik yapmak ise bir kabusa dönüşebilir.

ABD’de yaşayan lisanslı evlilik ve aile terapisti olan Annie Wright, bir ilişkide balayı aşamasından sonraki dönemin “insanların nasıl bir ebeveyn olabileceklerinin daha doğru bir göstergesi” olduğunu söyledi.

Hem terapist hem de ebeveyn olarak konuşan Wright, çocuk sahibi olmanın her türlü sorunu “bir milyon kat” artırdığını söyledi.

Terapist, bir kişinin ebeveyn olarak nasıl olacağını tam olarak bilmenin mümkün olmadığını söylerken, stres veya sıkıntı zamanlarında nasıl tepki verdiklerine dikkat etmenin gelecekte birlikte neler bekleyeceğiniz konusunda çok şey söyleyebileceğini aktardı.

İşte uzmana göre, bir partnerin ebeveyn olmaya hazır olmadığına dair dört önemli tehlike işareti…

1. ÖFKE SORUNLARI VAR

Herkes günlük hayatında stresli anlar yaşar. Ancak duygularını kontrol etmekte zorlanan bir partnerle birlikteyseniz eğer öfkesini bağırarak ifade ediyorsa, Wright, “muhtemelen uygun temelin ne olduğunu yeniden hayal etmeniz” gerektiğini söylüyor.

Ancak kişisel olarak bundan rahatsız olmasanız bile gelecekteki çocuğunuz farklı bir hikaye. Wright, “Eğer bağıran, ayağını yere vuran, bir şeyler fırlatan, duvarlara delik açan, patlayıcı öfkeye sahip bir partner varsa, bu bir çocuk için çok korkutucu olacaktır” dedi.

Dahası, tepkisel bir ebeveynin, çocuğun kendi duygularıyla nasıl baş ettiğini ve gelecekteki romantik partnerlerinden veya arkadaşlarından nasıl davranılmayı hak ettiğine inandığını etkileyebileceğini söyledi.

2. KENDİSİNİ VE BAŞKALARINI ELEŞTİRİR

Wright’a göre partneriniz sürekli olarak size, arkadaşlarınıza veya kendisine kusurları gösteriyorsa bu, çocuğunuza aynı şekilde davranacaklarının oldukça iyi bir işaretidir.

Kendi klinik deneyimiyle ilgili olarak “Asla çok şefkatli, sıcak, kendini kabul eden bir insanın dönüp sonra çocuğuna karşı inanılmaz derecede eleştirel, sert ve yargılayıcı hale geldiğini göremezsiniz” dedi.

Partnerinizin başkaları hakkında nasıl konuştuğuna, onları nasıl yargıladığına ve bunu ne sıklıkta yaptıklarına dikkat etmenizi söyledi. Masum hatalar yüzünden başkalarını alay edilmeye değer gören insanlar, muhtemelen aşırı derecede eleştirel ve mükemmeliyetçi ebeveynler haline gelirler.

3. DEĞİŞİM VEYA HAYAL KIRIKLIĞIYLA BAŞ EDEMEZ

Wright, birçok insanın balayı döneminde veya yalnızca en iyi taraflarınızın sergilendiği dönemde inanılmaz derecede romantik partnerler olabileceğini söylerken çünkü “bu gerçek hayat değil” diye ekledi.

Terapist, “İşler yolunda gitmediğinde nasıl tepki verecekleri, hayat yolunda nasıl olabileceklerini yansıtabilir. Kendinizi hasta hissediyorsanız ve partnerinizle seks yapamıyorsanız, buna saygı mı duyacaklar yoksa kendinizi kötü hissetmenize mi sebep olacaklar? Ailenizle ilgili bir acil durum ortaya çıkarsa ve aylardır planladığınız pahalı bir etkinliğe gidemezseniz, nasıl olduğunuzu kontrol edecekler mi yoksa acele edecek başka birini mi bulacaklar? Bizimle ne kadar empati kuruyorlar, buna karşılık bizi ne kadar utandırıp suçluyorlar?” dedi.

4. GERÇEKTEN İHTİYACINIZ OLDUĞUNDA YARDIMCI OLURLAR

Sağlıklı bir ilişkide çiftler saygılı bir şekilde tartışır ve zor zamanlarda birbirlerine destek olurlar. Ancak siz işte stresli olduğunuzda partneriniz zaten uzlaşma ya da evde biraz daha fazla iş yapma gibi konularda beceriksizse, Wright, çocuklar için durumun daha da kötüleşeceğini, çünkü çocukların herhangi bir duygusal açıdan yoksun ebeveynler haline gelebileceklerini ve herhangi bir şeyle etkileşime girmek istemediklerini söyledi.

Ayrıca yaşlandıkça hayatın hastalık, kaza veya aileden ölüm gibi hoş olmayan sürprizlerle dolu olduğunu söyleyerek, “Koşullar ideal olmadığında bu kişinin kim olduğu, onun bir ebeveyn olarak veya ebeveyn olmayan biri olarak kim olabileceğine ışık tutabilir” diye ekledi.

Hiçbir zaman birlikte çocuk sahibi olamasanız bile, partnerinizin onlara saygı ve nezaketle davranmadığından şüphelenmek, başlangıçta yanlış bir ilişki içinde olduğunuzun işareti olabilir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/partnerinizin-iyi-bir-ebeveyn-olamayacagina-dair-4-onemli-isaret/feed/ 0
Erden Timur: Evine adam gönderirsen, çocuğunu tehdit ettirirsen… https://www.foxhaber.com.tr/erden-timur-evine-adam-gonderirsen-cocugunu-tehdit-ettirirsen/ https://www.foxhaber.com.tr/erden-timur-evine-adam-gonderirsen-cocugunu-tehdit-ettirirsen/#respond Sun, 14 Apr 2024 21:09:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6081 Trendyol Süper Lig’in 30. hafta maçında Kasımpaşa’yı 4-3 mağlup eden Galatasaray’da Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur, karşılaşmanın ardından basın mensuplarına açıklamalarda buldu.

Çok önemli bir maçı geride bıraktıklarını belirten Erden Timur, “Şampiyonluk maçı denilen tarzda bir maçtı. 80’den sonra penaltı kaçırdıktan sonra, geriye düştükten sonra böyle bir geri dönüş inanılmaz. İnanmışlığın göstergesi. Bunu yine söylemiştik biz bu sene şampiyon olacağız. Bütün camiada çok büyük bir inanmışlık, müthiş birlik ve dayanışma var. Bunun neticesi böyle. Bana sokakta soranlara da diyorum kim hak ediyorsa o şampiyon olsun. Bir daha tekrar ediyorum kim hak ediyorsa o şampiyon olsun. Önemli bir aydayız. Tek temennim bu” ifadelerini kullandı.

“YABANCI HAKEMİN DE EVİNE ADAM GÖNDERİRSEN…”

“Yabancı hakem buyursun olsun. Yabancı hakem her maçı yönetebilir. Okan hocaya her hakem olsun, varsın robot olsun dedim. Ne diyorsanız hepsi olsun. İstenilen şekilde olsun” sözlerini kullanan Erden Timur şöyle konuştu:

“Yabancı hakemin de evine adam gönderirsen, çocuğunu tehdit ettirirsen, AVM’de yabancı hakemin de aynı şekilde çevresini sararsan yabancı hakem ne yapacak ona bakmak gerek. Bizim için Fenerbahçe’nin teklifi kabuldür. Şartımız şu, aylardır söylüyorum madem yabancı hakemin o an, saniyelik kararının bile adil olduğunu düşünüyoruz, o zaman diyorum ki son 2 sene, 5 sene 10 sene için 3 tane yabancı hakem seçelim. Tüm maçların hepsini haftalarca izlesinler. Bu seneden başlasınlar, tüm pozisyonlara baksınlar. Biz baş üstüne sonucu kabul ediyoruz. Bir saniyede incelediğini adil buluyor ya Fenerbahçe ve Ali Koç, biz de diyoruz ki haftalarca incelesinler. Sonucu neyse bizim başımızın üstüne. Eğer bunu kabul ederlerse biz de onu kabul ediyoruz. ‘Teraziden kaçan hırsız’ derken de bunu kastetmiştim. Deftere bakmaktan kaçıyorsan demek ki savında haklı değilsin, toplumu manipüle ediyorsun. Toplumu manipüle etmemek için, doğruya yönlendirmek için gelin seçelim 5 tane hakem. Eğer buna kimse cevap vermiyorsa, demek ki şimdiye kadar hep haksız kazandığını veya şampiyon olamadıysa da çok haksızlık yapılmasına rağmen şampiyon olamadığını kabul ediyordur. Bağımsız olarak bakılsın. Keşke robot hakem olsa, annesine, babasına baskı yapamazsın, sosyal medyadan kumpas yapamazsın, ailesine, evine insan yollayamazsın, AVM’de çeviremezsin. Bu haksızlıklar kesinlikle sonuca varmayacak. Buna eminim. Değil Süper Kupa, isterseniz her maçı yabancı hakemler yönetsin. Hiç fark etmez. Fakat bu Türk hakemlerinden daha iyi anlamını taşımıyor. Yabancıya da aynı baskıyı yapalım, bakalım sonuç ne oluyor. Bize göre bize çok büyük haksızlık yapılıyor. Bunu da kabul etmiyorsa kimsenin çıtı çıkmasın. Bundan 3-4 ay önce de dedim, imza verelim, telefonlarımız incelensin, banka hesaplarımız incelensin. Başka türlü arınma olmaz.”

“DEPREM BÖLGESİNİ ÇOK UNUTTUK”

Fenerbahçe ile 7 Nisan’da Şanlıurfa’da oynayacakları Süper Kupa maçını da değerlendiren Erden Timur, “Süper Kupa, çok güzel bir maç olsun inşallah. Romantik bir temenni olarak söyleyeyim, keşke taraftarlar arasında güzel bir dostluk olsa. Başka bir şehre gidilecek Süper Kupa için. İnşallah hiçbir olay olmasın. Taraflar hep birbirlerine haksız şampiyon olduğunu söylüyor. Bu açıklığa kavuşsun. Hiç değilse insanlar rahatlayacak. Daha fazla bu işlerin gerilmemesi lazım. Bugün karşınıza çıkmamdaki en temel sebeplerden birini daha söyleyeyim. Deprem bölgesini çok unuttuk. Oralara daha duyarlı olmamız. İnsanların orada çok ciddi ihtiyaçları var” ifadelerini kullandı.

“O NEFRETE DAYANAMIYORUM”

Timur, “Sekiz hafta kaldı. Takım ve yönetim içindeki hava nasıl?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Galatasaray biliyorsunuz finallerin takımı. Şampiyonluk yarışına önde girdiğinde önde bitirmesini biliyor. Tarihi bir istatistik. İnşallah bu sene de tekrar edecek. Esas olan şey insanlara o mesajı vermek. Spor bu mücadele veriyoruz. Çok fazla manipülasyon ve yanlış şey yapılıyor. İnsanın dayanacak şeyi kalmıyor. Bundan beslenen insanlar için müthiş bir motivasyon. Ama bizler için dayanılacak bir şey değil. Son 3-4 haftada kaç defa hastaneye gittim. O nefrete dayanamıyorsun. Şunun bilinmesi gerekiyor. Bu mücadeleyi yalnızca şampiyonluk için yapmıyorsun, toplumsal mesaj için… Başkalarının haklarına riayet ettiğinde kendin kadar başkasını düşündüğünde, ahlaklı çalıştığında her zaman sonucu alıyorsun. Bunu herkes görecek. Bunun altını çiziyorum. En çok da ona seviniyorum, iyi olan, haklı olan kazanacak.”

Erden Timur, Galatasaray’da sezon sonundaki başkanlık seçiminin hatırlatılması üzerine ise, “Seçim gündemimizde değil. Seçimin s’sini konuşmam. Sağ olsun Dursun Başkan söyledi ama biz şampiyonluğa yürüyoruz. Umurumuzda olan tek şey şampiyonluk. Başka hiçbir şey konsantrasyonumuzu bozamaz. Gözümüzü dikmişiz, damarlarımıza kadar, her hücremizde tek bunu düşünüyoruz. Seçim konuşmak istemiyoruz. Biz şampiyonluğa yürüyoruz. Biz şampiyon olacağız. Buna sonuna kadar inandık. Haklı olduğumuz için ve hakkı sonuna kadar savunduğumuz için olacağız” şeklinde konuştu.

“KEREM AKTÜRKOĞLU BİZİM İÇİN ÇOK ÇOK DEĞERLİ”

Galatasaray’daki iç transfer çalışmaları hakkında da bilgi veren Erden Timur şunları söyledi:

“İç transferde Torreira ile Barış Alper Yılmaz bitti. Kaptanımız Fernando Muslera ile anlaşmak üzereyiz. Çoğu koşulda anlaştık. Abdülkerim ile de çoğu koşulda anlaştık. Kaan Ayhan ile de görüşüyoruz, o da bitmek üzere. İç transferde hiçbir sorun yok. Kerem Aktürkoğlu bizim için çok çok değerli. Bu oyuncuların hepsi çok değerli işler yapıyorlar. Kerem çok büyük bir kaptanlık yapıyor, büyük bir mücadele veriyor. Ona da buradan çok çok teşekkür ediyorum. Berkan Kutlu gelip çok çok büyük bir enerji verdi. Dries Mertens bakın bu yaşta neler yapıyor. Çok ciddi bir kenetlenme var. O kadar mutluyum ki anlatamam. Sonuçtan dolayı değil. Tabii ki sonuç bizi umutlandırdı ama bu insanların, bu çocukların güzel kalplerinden dolayı çok teşekkür ederim.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erden-timur-evine-adam-gonderirsen-cocugunu-tehdit-ettirirsen/feed/ 0
Bir siyasi kumpasla karşı karşıyayız https://www.foxhaber.com.tr/bir-siyasi-kumpasla-karsi-karsiyayiz/ https://www.foxhaber.com.tr/bir-siyasi-kumpasla-karsi-karsiyayiz/#respond Sat, 13 Apr 2024 21:06:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6037 Görüntülerin bugünmüş gibi kullanılması siyasi ahlaksızlıktır

Günlerdir İstanbul il binasının satın alınışına ilişkin kamera görüntüleri izliyoruz.

AK Parti en iyi bildiği işi yapıyor. Yine kumpasla karşı karşıyayız. Video ile kurulmuş bir kumpas var. Dört buçuk yıl önce çekilmiş, hukuka aykırı olarak kaydedilmiş, şantaj amacıyla kullanılmış görüntüler siyasi kumpasa alet ediliyor.

Dün (Önceki gün) Erdoğan’ı duyduğumda inanamadım. Dedim ki, “Bu filmi daha önce görmüştük.”
14 Mayıs’ta sahte video yaptırmıştı. Siyaseten üstünde tepindi. Oysa montajdı. Burada eski videoyu servis ettiriyor. Seçime veya kurultaya dairmiş gibi kullanmaya çalışıyor.

Sahte video yaptırmakla aynı ahlakın ürünü.

Ben videoyu gördüğümde sadece bir kişi görünüyordu ve etrafı buzlanmıştı. Tarih yoktu. Dedim ki “Orijinalini bulun, buzladıklarına göre çarpıtma var.”

İlk tweetler şöyleydi: “Kurultayda para sayma görüntüleri…” Tarihin 2019, yerin avukat bürosu olduğu ortaya çıktı. Belli ki yasa dışı bir iş yapılmıyor. Herkesin bildiği bir işlem tamamlanıyor. Özellikle büroda teslim edilmesi istenmiş. İlk günden kurgulanmış bir kumpas olduğu anlaşılıyor.

Soruşturmadan memnunuz. Enine boyuna ortaya çıksın.

Siz ne zaman suç duyurusunda bulundunuz?

Ertesi gün. Çünkü bizim arkadaşlara şantaj olarak kullanmışlar.
“Elimizde para sayma görüntüleriniz var” diye.

Ne zaman?

Bir yıl kadar önce.

Benim açımdan durum şu: Benim dönemim değil, şu anki il başkanımızın dönemi değil. İl başkanlığımız değil, CHP’ye ait bir yer değil. Yapılan iş, son derece iyi niyetle yapılmış. Ama meseleyi kurultay diye yansıtmalarının sebebi, partinin içini karıştırmak. CHP’yi kirli görüntülerin içindeymiş gibi gösteren, baştan aşağıya planlamış bir kumpas.

Erdoğan şöyle diyor: “İşin içinde deste deste paraların girmesiyle bu oyun iyice kirlendi.”

Tamamen iftira. Bu görüntülerin bir gayrimenkul satın alınırken alıcıyla satıcı arasında yaşanan görüntüler olduğunu herkes biliyor. Bugünmüş gibi kullanılması siyasi ahlaksızlık.

En yakın arkadaşlarıma “Seçimi kazandık anlaşılan” dedim.

Çünkü İstanbul’u kazanmak için görüntüyü zamanından ve bağlamından koparıp bugünle ilişkilendiren bir yalana AKP’nin genel başkanı sığınıyorsa sürecek kozu kalmadı demektir.

CHP’liler neden usule aykırı olarak elden para vermişler?

Gayrimenkul alışverişinde satanın kurallarına uyuluyor. Yoksa satmıyor. Diyor ki “Şu kadarını nakit olarak vereceksiniz.” İstenen bir binayı kaçırmamak için satıcının talebine uyulmuş.

Yasaya aykırı bir mevzu yok. Bağışların nasıl toplandığı sorulduğunda Anayasa Mahkemesi gelip görür.

Bu paraların eski CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı ve İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer tarafından toplanıp verildiği ifade edildi.

O detaya hakim değilim ama paraların nasıl toplanacağı Siyasi Partiler Kanunu’na göre belli. Sorulan her soruya parti cevap verir.

CHP’li diye bilinen kimi isimler bu görüntülerde iktidarla hareket etti ve etkin rol aldı.

Kamuoyunun CHP’li diye tanıdığı simaların pek çoğunu CHP’li görmüyorum. Partide önemli bir figür gibi yansıtıldılar. Ne kadar partili oldukları o gün ortaya çıktı.

Altınok’un malvarlığını görünce ‘Allah Allah’ dedim

Ankara’da vaziyet ne?

Oldukça iyi. Mansur Başkan, geçen seçimde oy aldığı herkesin oyunu alıyor. AKP ve MHP’lilerden ciddi oy akışı var.

Mevcut üç belediyemizin dışında Polatlı, Gölbaşı, Mamak, Etimesgut ve Beypazarı’nı alıyoruz. Çeper ilçelerde başa baş yarıştığımız sekiz ilçe var.

Turgut Altınok’un mal varlığını gördünüz mü?

(Gülüyor) Gördüm. Dillere destan. “Mülk Allah’ındır” diyordu ya. Bugüne kadar Allah biliyordu. Bugünden itibaren biz de biliyoruz. “Allah Allah” dedim ben görünce. (Gülüyor)

“Niye söylemiyor acaba” demiştik. Turgut Bey’in mal varlığına bakınca anladık.

Biraz eksik… Çünkü araba yok, ziynet eşyaları yok, banka hesapları yok, çocukları ve eşinin üzerindeki gayrimenkuller yok.

Benim malvarlığı beyanımda eşimin hesabı ve kızımın kumbara hesabının kaydı var. Birinci derece yakınlar da lazım. İkinci derece yakınlarla hesap hareketlerini de almak lazım.

Mamak’ı vermedim yaylım ateşine başladı

İyi Parti adayı Cengiz Topal Yıldırım sizden bir şey istedi mi?

İstedi.

Ne istedi?

Aylin Nazlıaka kanalıyla Etimesgut’u istedi. O sırada biz Erdal Beşikçoğlu’na aday göstermiştik.

Yüz yüzeyken ne söyledi?

Çankaya’yı istedi. Dedik ki “Çankaya, CHP’nin amiral gemisi.”

Bir tarif yaptım. O tarifin kendisi olmadığını anladı. Mamak’ı istedi. “Mamak’ı verin, Etimesgut’u getireyim” deyip Etimesgut kampanyasına da katkı yapabileceğini söyledi. Geçmişte Mansur Başkan’la elektriklenmeleri vardı. “Beni aday gösterin Mansur Başkanla çok uyumlu çalışırım” dedi. Aday olmayınca yaylım ateşe başladı.

Neden Mamak’ı vermediniz?

Niye verelim? Niye vermediğimiz gayet anlaşılır şu yaptıklarından.

İstanbul’da en az 20 ilçe kazanacağız

İstanbul’da size göre tablo ne?

14 ilçemizde kayıp beklemiyoruz. 14 artı 14 diye umudumuz var.

Bu bir iddia tabii.

Evet, 20’nin üzerine çıkacağımızı düşünüyorum.

14 Mayıs aritmetiğine bakarsak, CHP’nin oyu yüzde 28’di. Cumhur İttifakı ise yüzde 42. Fakat şu an İstanbul’da İmamoğlu önde. Bu tablo nasıl oluştu?

Bir kere hiçbir şey yapmasak bile yalanla oluşturulmuş algılar çöktü.

“CHP gelirse yardımlar biter” dediler.

Beş katına çıktı.

“CHP çöp demektir, çukur demektir, hizmet yapmaz” dediler. Şimdi kaç kilometre metro yaptığı tartışılıyor.

Başta pandemi olmak üzere kriz dönemlerinde CHP’li belediyeler kendi başlarına hızlı reaksiyon alabilen, karar verebilen bir kapasiteye sahip. AKP’dekiler Ankara’da birilerinin bir şey yapmasına alışmış.

Pandemide şaşkınlık vardı. Devlet üç maskeyi dağıtamıyordu.

Şimdi komik geliyor ama bir yanda AKP’li başkanlar “Bakalım Ankara ne yapacak” diye beklerken, (CHP’lilerden) birisi sahra hastanesi yapmaya çalışıyor, birisi solunum cihazı yapmaya çalışıyordu. Ankara’dan bir şey gelmesini beklemeden harekete geçen bir refleks vardı.

AK Partililerde boş sokaklar, CHP’lilerde ise dozerleri gördük.
İSKİ altyapı yaptı, yağmur suyuyla atık suyu ayırdı. Viyadüklerde boğulan kalmadı. Bunları biz görüyoruz da İstanbul görmüyor mu?

Bir de seçmen şunun farkında.

1 Nisan sonrası Türkiye’yi ekonomik olarak zor süreç bekliyor.
Acı reçeteyi beşli çeteler içmeyecek.

1 Nisan’a giderken CHP sistemli şekilde hem yalnızlaştırılıyor, hem de güçsüz bırakılmak isteniyor. 1 Nisan’dan sonra acı reçeteyi içirirken muhalefet kendisiyle uğraşsın isteniyor.

AK Parti-MHP birlikteliğine karşı seçmen CHP’li adayların arkasına geçiyor. Sandık ittifakı kuruluyor ve bu, seçmen vicdanında kuruluyor.

Burcu Köksal’ın açıklamısı geçikince zarar verdi

Burcu Köksal, İstanbul’u sabote mi etti?

Kötü niyet ve kastının olduğunu düşünmüyorum. Ancak Afyon dışında sonuçları olabilecek sorunlu bir ifade olduğunu gördüm ve düzelttim. Afyon’da parti otobüsünün arkasındaydım. O an duymadım. Uşak’a giderken öğrendim, aradım. “Burcu” dedim, “Bunu düzeltiyorum.” “Tabii başkanım, kastım o değil zaten” dedi.

Sizden sonra bir gazeteciyi arayıp…

Aramamış. Gazeteci arkadaş “Burcu Hanım’la konuştum” dedi. Aslında konuşmamış.

Ne olmuş?

Burcu Hanım dedi ki “Afyonlu bir gazeteciyle konuşmuş.” Ve Burcu Hanım’la ilerleyen saatlerde mesajlaşmışlar. Burcu Hanım, bir gün sonraki açıklamasında olduğu gibi, durumu anlatmış ama “Sürçülisan etmedim’ diye bir ifadem yok” diyor.

Geçmişte DEM’i tercih etmiş ama bu seçimde CHP’ye oy verecek seçmende kırgınlık yaratması doğal. Açıklamasının gecikmiş olması da iddiayı güçlendiriyor.

Hangi iddiayı?

Burcu Hanım laflarının arkasında duracak” iddiası. Sonradan, “Etnik kökeni, partisi, görüşü, ne olursa olsun kapımız açık” demesi doğru ama geciktiği için bize zarar verdi.

Hasar verdi mi?

O günlerde verdi ama bizlerin kullandığı ifadeler, Ahmet Türk tarafından CHP’nin yaptığı açıklamaların tamir edici olduğunun söylenmesi olumlu etkiledi.

İmamoğlu’nun yanıtını nasıl yorumladınız?

Burcu Hanım, düzeltmeyi daha erken saatlerde yapabilseydi, o açıklamaya gerek kalmazdı. Ekrem Bey’in Kürt seçmenle ilişkisini tarif açısından kurmuş olduğu bir cümle. Burcu Hanım’ın “Sözlerimin arkasındayım” dediği iddia edildiği için açıklamaya gerek duyuldu.

Hamza Dağ, Karşıyaka iskelesini Ensar’a verir

Antalya’da risk var mı?

Antalya’nın riski, tarihsel sürecinden geliyor. Antalya, 1980’den sonra bir gelmiş, bir gitmiş. İki kez üst üste başararak, tarihi kısırdöngüyü kıracağız.

Anketlerde geride misiniz?
Öndeyiz ama garanti yerde değiliz.

Ancak Hatay’da geride görünüyorsunuz.

Hatay’da en iyi alternatif Lütfü Savaş’tı. Hatay’dan iyi haberler geliyor. Başa baş bir yarış içindeyiz. TİP’in adayı seçim kaybettirme potansiyeline sahip.

Hatay’da görev muhalif seçmenlere düşüyor. AKP mi, CHP mi; karar verecekler? AKP’nin kazanıyor olması tarihsel bir mağlubiyet yaşatacak. Muhalif seçmenin CHP’ye destek vermesini söylüyoruz. Bu desteklerinden pişman etmeyeceğiz. Aday belirlerken yapamadığımız iş birliğini yönetirken yapacağız.

İzmir’de adayınız “Üç-dört puan ilerideyiz” diyor. Fark bu kadar az mı?

Önceki seçim aldığımız oydan İyi Parti ve DEM’i düştüğünüzde, AK Parti ve MHP’yi topladığınızda seçim kafa kafaya gibi geliyor. Şu an beş-beş buçuk puanlık fark var.

İzmir’de riskimiz yok ama Hamza Dağ gibi, Erdoğan’ın resmi ve partisinin logosunu gizleyen, takiyye yapan, ama başa geldiği takdirde İzmir’in tüm alanlarını TÜRGEV ve TÜGVA’ya tahsis edeceğinde şüphe olmayan, Ensar Vakfı’nın en önemli destekçisine karşı, İzmirlilerin korkulu rüya görmemek için partilerine sahip çıkması gerekiyor.

Hamza Dağ vakıf, dernek, tarikat, cemaat işlerini sever.

Adalar iskelesi, TÜGVA’ya verildi ya…

Karşıyaka iskelesinden başlayarak Ensar, TÜGVA, TÜRGEV ile 25’er yıllık sözleşme yapmasını istemiyorlarsa Dağ’ı İzmir’den uzak tutmalılar. Dağ, bir anda bıyıkları inceltti, rozeti çıkardı, meyhane sokağına daldıysa takiyyenin büyüğünü yapıyor.

İzmir’in asansörüne TÜGVA, paraşüt kulesine Ensar bayrağını çektirmek, Alsancak’ta gençlerin serindikleri yerde Bilal Erdoğan’ın kurulmasını istemiyorlarsa herkes seçimin önemini görsün.

Tunç Soyer ile Cemil Tugay barıştı mı?

Küsmemişlerdi de karşılıklı serzeniş olmuştu. Onu hallettik.

İstanbul’a gelmesi…

Gelip destek atması çok kıymetli. Ama zamanlama hatası var. İzmir’de çalışıp sonra gelse problem olmazdı? Öbür türlü kırgınlık yarattı.

Bursa’da sürpriz olur mu?

Bursa’da AK Parti, seçmeniyle inatlaştı. Siyasette ağır maliyeti olur. Alinur Aktaş’tan çok ciddi rahatsızlık var. Ben Aktaş’ın devam ettiğini görünce çok şaşırdım. O yüzden Bursa’yı sürpriz görmem.

Balıkesir’de İyi Parti adayı Turhan Çömez, “Bandırma’yı istedik, vermediler” diyor. Doğru mu?

Geçmişte büyükşehiri istediler, verildi. Başımıza gelen ortada. Sadece Bandırma’yı istemediler. Susurluk’ta kazanıyoruz, “Adayınızı çekin” dediler. Birkaç belediye daha istediler. Turhan Bey’in hatırlamadığı şu; Balıkesir’de borçlu değiliz. Mağduruz ve Balıkesirliler alacaklı. Halen bir şey istemek yerine onlar jest yapsalardı, karşı jestler yapmaya hazırdık. Balıkesir’de ya da başka yerlerde. İşbirliği yapsaydık İyi Parti birçok belediyeyi kazanacaktı. Kendileri açısından anlaşılır bulduğum tutumları, birçok belediyeyi almalarına engel olacak.

Cumhur İttifakı’nın, yani ülkemizin üstüne kara bulut gibi çöken Korku İttifakı’nın karşısındaki partilerin iş birliği yapabilmesi için samimi gayret gösterdik. Ancak olmadı. Biz farklı görüşlerde olan tüm partilerin kararlarına saygı duyuyoruz. Zaman zaman bizleri haksız eleştiriyorlar, ona da “Canları sağ olsun” diyoruz. Muhalefete muhalefet etmiyor, Korku İttifakı ile mücadele ediyoruz.

Ancak Meral Hanımla vatandaşın sorunları konusunda hemfikir olduğumuz çok konu var. Emekliler bunlardan biri. Ben en başından beri emeklileri konuşuyorum, Meral Hanımın da konuştuğunu görüyorum.

Belki Meral Hanımla seçim ittifakında buluşamadık ama Emekli İttifakı’nda buluştuk. Bunu da kıymetli buluyorum.

Derin devlet bile elinden geleni yapıyor

Kimi CHP’lilerin 31 Mart’ta başta İstanbul olmak üzere CHP’nin başarısızlığı üzerine rövanş arayışında olduğunu gözlemliyorum.

31 Martta büyük başarı elde edeceğimizi düşünüyoruz. 1 Nisan günü başka hesapları olanlar varsa bu onların hesabı.

Ama sarayın da hesabı var. Onlar şunu biliyor: “Tek başına bıraktık CHP’yi. CHP bir başına 31 Mart’ı kazanırsa iktidar için çok yıpratıcı, CHP için çok güçlendirici olacak.”

Bunun olmaması için saray elinden gelen her şeyi yapıyor. Bence derin devlet bile elinden gelen her şeyi yapıyor.
Devletin çeşitli kademeleri elinden gelen her şeyi yapıyor.

Parti devlet ayrımı ortadan kalkmış.

İşler iyi giderken, birilerinin felaket beklemesi CHP’nin başarısının kendi siyasetlerinin sonu olduğunu düşünmelerindendir. Partimiz de seçmenimiz de küçük hesaplarla meşgul olanlara paye vermez.

Kılıçdaroğlu ile görüşebildiniz mi?

Kampanya başladığından beri görüşmedik. Partinin geleneğinde önceki genel başkanların seçim çalışmasında bulunması yok. Bunu Kemal Bey de hatırlattı.

Ama eski genel başkanlar aday tanıtım toplantısına geldi.

Ben (Kılıçdaroğlu’nu) davet ettim. O gün sesinden belliydi. Nezleydi. Sonra yanlış anlaşılacağını düşünerek, özel kalemi aramış. “Kemal Bey’in bu hafta sonu hiçbir programı yok” dediler.

Kılıçdaroğlu’ndan katılım beklentiniz var mı?

Önceki genel başkan takdir eder ve katkı sağlamak isterse onur verir. Yüz yüze görüşmemizde “İlerleyen dönemlerde çeşitli etkinlik ve mitinglere katkı sağlarsanız onur verirsiniz” dediğimde “Düşüneyim” demişti.

CHP’de son kurultaydan kaynaklı sanki açık yara gibi bir durum var.

Kemal Bey defalarca tweet attı ve açıklamalar yaptı. Ama statükonun devamını savunan, değişim karşıtı arkadaşların, ki partiyle ne zaman nasıl ilişkilendiğini bilmediğimiz birtakım tipler, güya Kemal Bey adına konuşup Kemal Bey’e de partiye de zarar vermeye çalıştıklarını, zarar verdiklerini görüyorum. Bu süreçte Kemal Bey katkı vermek isterse, onur verir, şeref verir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bir-siyasi-kumpasla-karsi-karsiyayiz/feed/ 0
Dünya migren için alarmda https://www.foxhaber.com.tr/dunya-migren-icin-alarmda/ https://www.foxhaber.com.tr/dunya-migren-icin-alarmda/#respond Fri, 12 Apr 2024 09:06:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5987 Araştırmalara göre migren dünyada ikinci, 50 yaş altında ise engelliliğe yol açan hastalıklar arasında birinci sırada yer alıyor. Türkiye’de ortalama her 6 kişiden biri migrenle mücadele ediyor.

Böylesine önemli bir sorunun yeterince tanınmadığını, hastanın yakınları ve çevresi tarafından genellikle ciddiye alınmadığını belirten Nöroloji Uzmanı ve Dünya Migrenle Savaşma Derneği (LTB) Başkanı Prof. Dr. Uludüz, ‘’Oysa bu çok önemli bir hastalıktır’’ dedi ve migrenle ilgili bilinmesi gereken noktalara değindi. İşte açıklamaları:

‘’YİNE Mi AĞRIN VAR?’’ DEMEYiN!

Migren, yol açtığı ağrılar nedeniyle sosyal aktivitelerden kaçınma ya da ilişkiler üzerinde gerginlikler yaratabilir. Migreni olan kişilerin aile üyeleri ve arkadaşları, bu durumun yarattığı zorlukları tam olarak anlamakta güçlük çekebilir, bu da iletişim sorunlarına yol açar. Migren, sadece kişiyi değil, ailesini, iş yerini ve toplumu da etkileyen karmaşık bir tablodur. Migreni olanlar çevreleri ve hatta aile yakınları tarafından anlaşılmadıklarından yakınır. Çoğu hasta yakını migren hastalarını derinden etkileyen koku, ışık gibi tetikleyici faktörleri yeterince fark edemez. Yaftalanma şeklinde ‘yine mi ağrın var?’ cümlesini duymaktan yorulmuşlardır. Bu durum migrenlilerin çare aramaktan çekinmelerine ve gerekli tedaviyi almakta gecikmelerine neden olabilir. Dolayısıyla migrenle ilgili doğru bilgilerin yayılması, yanlış anlamaların ve önyargıların azaltılmasında kritik bir rol oynar. Eğitim programları ve kampanyalar, migrenin gerçek doğasını ve etkilerini topluma aktarmalıdır.

MİGREN DOSTU HASTANELER HASTALARIN SESİ OLACAK

17-24 Mart Dünya Baş Ağrısı Farkındalık Haftası boyunca başta migren olmak üzere baş ağrılarının toplumda yükü, tedavinin önemi üzerinde farkındalık programları düzenlenecek. Bu hafta kapsamında; Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) desteğiyle, aralarında Uluslararası Baş Ağrısı Derneği (IHS), Avrupa Baş Ağrısı Federasyonu (EHF), Dünya Migrenle Savaşma Derneği (LTB) ve GMPS Derneği gibi paydaşların bulunduğu önde gelen sağlık kuruluşlarından oluşan bir koalisyon, ‘Migren Dostu Hastaneler’ kampanyasını başlattı. Migren Dostu Hastaneler projesiyle migren hastalarına destek olmak, hastaların doğru ve güvenilir bilgilere ulaşmalarını sağlamak, hasta ve hasta yakınlarına yalnız olmadıklarını hissettirmek, hastalıkla ilgili güvenle konuşabilmelerini desteklemek ve migrenlilerin sesi olabilmek hedefleniyor.

İŞTE NEDENLERİ

Migren; ailesel yatkınlığı olan kişilerde stres, açlık, yorgunluk, yolculuk, hormon değişiklikleri, kafein, peynir, çikolata, şarküterii ürünleri gibi gıdalar ve ışık (floresan ışığı, güneş gibi) gibi bazı tetikleyici faktörlere maruz kalındığında ortaya çıkar.

Ağrı bazen başın her iki tarafında ya da ensede de ortaya çıkabilir. Migren tanısında Uluslararası Baş Ağrısı Derneği’nin (International Headache Society) belirlediği tanı kriterleri altın standart olarak kabul ediliyor. Migren tanısı koyabilmek için en az 5 benzer atak yaşanmış olmalıdır. Baş ağrısı atakları en az 4 saat sürmekle birlikte ortalama 24 saat devam edebilir. Ağrı genellikle tek taraflı, zonklayıcı ve şiddetlidir. Ağrı bazen başın her iki tarafında ya da ensede de ortaya çıkar. Bulantı, kusma, ışığa ve sese hassasiyet, koku hassasiyeti ağrıya sıklıkla eşlik eder.

BAŞLAMADAN ALARM VERİR

Migren baş ağrısı başlamadan farklı şikayetlerle kendini gösterebilir. Bazı kişilerde halsizlik, sinirlilik, isteksizlik görülebilirken, bazılarında ise iştah artışı veya uyku sorunları ortaya çıkabilir. Baş ağrısı atakları günlerce sürebilir ve bu durum kişilerin normal günlük aktivitelerine devam etmelerini güçleştirir.

ANKSİYETEYE YOL AÇABİLİR

Migrenin fiziksel belirtileri, kişilerin işgücü verimliliğini düşürebilir ve sosyal etkinliklere katılımlarını sınırlayabilir. Sadece bununla sınırlı kalmayıp migrenin yol açtığı şiddetli ağrı, psikolojik stres ve anksiyeteye (kaygı bozukluğuna) neden olabilir. Migren ataklarının ne zaman geleceği öngörülemez olduğundan, bu durum endişe kaynağı oluşturur. Migren, depresyon riskini artırabilir ve bu psikolojik yük, migreni olan kişilerin yaşam kalitesini daha da düşürebilir.

KADINLARDA DAHA YAYGIN

Dünyada en sık görülen nörolojik hastalıklardan biri olan migren çoğu zaman baş ağrısı ile karıştırılıyor. Özellikle yetişkinlerde sık görülen, günlük yaşamı etkileyen ve iş gücü kaybına sebep olan migren kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla görülüyor. Migrenin sıklığı, genel nüfusun yaklaşık yüzde 10-15’ini etkilediği düşünülürken, kadınlarda erkeklere göre üç kat daha yaygındır. Bu durum hormonların migren üzerindeki etkisiyle açıklanabilir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dunya-migren-icin-alarmda/feed/ 0
Ülkeyi kıtlık vurdu: Yiyecek ağaç yaprağı bile bulamıyorlar https://www.foxhaber.com.tr/ulkeyi-kitlik-vurdu-yiyecek-agac-yapragi-bile-bulamiyorlar/ https://www.foxhaber.com.tr/ulkeyi-kitlik-vurdu-yiyecek-agac-yapragi-bile-bulamiyorlar/#respond Wed, 10 Apr 2024 09:00:48 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5902 Sudan Darfur’daki Sığınmacı ve Mülteci Kampları Genel Koordinatörü Yakup Muhammed Abdullah Fevri, yaptığı açıklamada, uluslararası yardımların ulaşmaması ve kadınların tecavüze uğrama korkusuyla yiyecek getirmek için kamplardan ayrılamaması yüzünden çocukların açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Güney Darfur Eyaletine bağlı Nyala kentinde bulunan Kalma Kampında yaşayan Fevri, “Darfur’daki mülteci kamplarında yaşayan çocukların açlığını giderecek ağaç yaprakları ve çekirge bile kalmadı.” dedi.

ÇEKİRGE VE AĞAÇ YAPRAĞI DA KALMADI

Çocukların meşe palamudu yaprakları ile çekirgeden yapılan çorbayla beslendiğine dikkati çeken Ferzi, “Kadınlar çocuklara çorba hazırlamak için meşe palamudu olmak üzere ağaç yapraklarını getirip ateşin üzerine koyarlardı, ayrıca yemeleri için çekirge tutarlardı, artık bunların hiçbiri kalmadı.” ifadelerini kullandı.

Fevri, Birleşmiş Milletler-Afrika Birliği Darfur Ortak Barış Gücünün (UNAMID) Darfur’dan çekilmesiyle birlikte öldürme ve tecavüz olaylarının bölgede kol gezmeye başladığına dikkati çekerek, kadınların tecavüz, erkeklerin de öldürülme korkusuyla kamplardan artık ayrılamadığını, bu nedenle de artık ağaç yaprakları ya da çekirge toplayamadıklarını vurguladı.

İnsanların açlıktan ölmeye başladıklarına işaret eden Fevri, “Birleşmiş Milletler de artık Darfur’da yok. UNAMID güçlerinin de Darfur’dan çıkmasına karşı çıktık. Ancak kimse bizi dinlemedi ne dünya devletleri ne uluslararası kuruluşlar ne de insan hakları kuruluşları.” ifadelerini kullandı.

“DÜNYA BİZİ, BİZİ ÖLDÜRENLERLE BAŞ BAŞA BIRAKTI”

Uluslararası toplumu Darfur’daki sığınmacı kamplarındaki trajik koşulları görmezden gelmekle eleştiren Fevri, “Dünya bizi, bizi öldürenlerle baş başa bıraktı ve kimse de yanımızda olmadı.” dedi.

Fevri, “Ancak biz pes etmedik ve hâlâ dünyaya bize yardım etmesi çağrısında bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Darfur’a yardım ulaşmaması konusunda öne sürülen gerekçelerin kabul edilemez olduğuna vurgu yapan Fevri, “Yardım ulaştırmak için yolların ve koridorların savaş nedeniyle güvensiz olduğunu belirten argümanları öne süren hiç kimse haklı değildir. İnsani yardımın ulaştırılabilmesi için mutlaka yollar vardır.” dedi.

Fevri, “20 yılı aşkın süredir bu acıları yaşıyoruz. Tüm dünya bizi ölüme terk etti. Biz insanız, bizi böyle bırakamazlar. Biz insanız ve dünyanın bizi kurtarması gerekiyor. Başta çocuklar, kadınlar ve yaşlılara olmak üzere bize yardım edilmesini istiyoruz.” dedi.

Hamile kadınların durumunu ifade edecek söz bulamadığını, durumun tam bir felaket olduğunu belirten Fevri, bölgeye yardım ulaşmazsa ölümü beklemekten başka bir seçenekleri olmadığını belirtti.

Yaklaşık bir yıldır hiç yardım almadıklarını ifade eden Fevri, kamplarda daha önce alınmış uluslararası yardımlarla yetinilmeye çalışıldığını söyledi.

Seslerini duyan ve vicdanı olan herkesten hayatta kalabilmeleri için harekete geçmelerini, kendilerine yardım eli uzatmalarını isteyen Fevri, şu ifadeleri kullandı:

“Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar ölüyor. Elimizden hiçbir şey gelmiyor. Durum felaket, güvenlik yok. Kamplardan dışarı çıkamıyoruz. BM ve dünya Darfur kamplarındaki durumu biliyor. Aslında bir uyarıya ihtiyaçları da yok.”

Sudan hükümeti geçen hafta BM’ye, insani yardım girişi için Çad’dan el-Faşer’e açılan sınır kapısının kullanılmasına ve ihtiyaç halinde Mısır ile Güney Sudan’dan uçuşlar gerçekleştirilebileceğine onay verildiğini bildirmişti.

BM-Afrika Birliği Darfur Ortak Barış Gücünün (UNAMID) 13 yıldır görev yaptığı ve 2021 yılında çekildiği bölgeye hükümet, ortak askeri güç sevk etmeye başlamış ancak sorun çözülmemişti.

Darfur’daki beş eyaletin başkentlerinden dördü, Kuzey Darfur eyaleti ile başkenti el-Faşer’i kontrol eden ordu güçleriyle yaklaşık bir yıldır savaş yürüten Hızlı Destek Güçlerinin kontrolü altında bulunuyor.

HDK tarafından kontrol edilen Nyala kentinde bulunan Kalma Kampı, iç savaşın başlamasıyla birlikte sayısı 90 binden fazla olduğu tahmin edilen sığınmacılarla dolu en büyük kamplardan biri.

DÜNYADAKİ EN BÜYÜK AÇLIK KRİZİNİN YAŞANABİLECEĞİ UYARISI

Sudan’ın Darfur bölgesindeki açlık oranına ilişkin uluslararası ve yerel düzeyde herhangi bir veri ya da rapor bulunmuyor. Ancak Dünya Gıda Programı, 6 Mart’ta yaptığı açıklamada, Sudan’da yaklaşık 11 aydır devam eden çatışmalar nedeniyle dünyadaki en büyük açlık krizinin yaşanabileceği uyarısında bulunmuştu.

Dünya Gıda Programı’nın 5 Şubat’taki son raporuna göre, yaklaşık 18 milyon Sudanlı akut gıda güvensizliği yaşıyor ve bunların 5 milyonu açlığın eşiğinde.

ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR

Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023 ortasında çatışmaların başladığı Sudan’da, uluslararası toplumdan gelen ateşkes çağrılarına rağmen taraflar arasında ramazan ayının ilk günlerinde birçok kentte çatışmalar yaşanmıştı.

Birleşmiş Milletlerin (BM) ramazanda ateşkes çağrısına rağmen Sudan Ordu Komutan Yardımcısı Korgeneral Yasir el-Ata, ramazanda ateşkes olmayacağını açıklamıştı.

HDK’nin başkent Hartum’un yanı sıra batıdaki Darfur ve Kurdufan eyaletleri ile ülkenin orta kesimindeki Beyaz Nil’de kontrol ettiği yerlerden çekilmesi durumunda bir ateşkes ya da müzakereden bahsedilebileceğini ifade eden Ata, Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın kendisiyle bu konuda iletişim kuran taraflara “değeri, ahlakı ve dini olmayan bir grupla ateşkes olmayacağını” söylediğini kaydetmişti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) 10 Mart’ta, Sudan’da ramazan boyunca ateşkes yapılmasına ilişkin karar tasarısı kabul edilmişti.

HDK’den yapılan açıklamada da “Kutsal ramazan ayı boyunca Sudan’daki düşmanlıkların durdurulması çağrısında bulunan BMGK’nin kararını memnuniyetle karşılıyoruz.” ifadesi kullanılmıştı.

Sudan Dışişleri Bakanlığı da BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ramazan ayı boyunca ülkedeki “düşmanlıkları” durdurma çağrısını memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı.

SUDAN’DAKİ İÇ SAVAŞ

Sudan’da Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan komutasındaki ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), Aralık 2018’deki halk ayaklanması sonrasında yönetimi ele geçirip, yaklaşık 30 yıl iktidarda kalan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in Nisan 2019’da devrilmesinin ardından sivillerin katılımıyla oluşturulan hükümette yer almış, 2021’de ise sivil hükümete karşı birlikte darbe düzenlemişti.

Ordu ve HDK’nin, askeri ve güvenlik reformu kapsamında HDK’nin orduya entegrasyonu meselesinde anlaşmazlığa düşmesinin ardından 2023’ün nisan ayı ortasında iç savaş patlak vermişti.

Ülke o tarihten bu yana taraflar arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor.

BM’ye göre, dünyanın en büyük yerinden edilme krizinin yaşandığı Sudan’daki çatışmalar sonucu 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 6 milyon kişi ülke içinde başka şehirlere, 1,7 milyon kişi çevre ülkelere kaçtı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ulkeyi-kitlik-vurdu-yiyecek-agac-yapragi-bile-bulamiyorlar/feed/ 0
Oruç tutanlara hayati uyarı: Ramazan’da ilacı ihmal etmeyin https://www.foxhaber.com.tr/oruc-tutanlara-hayati-uyari-ramazanda-ilaci-ihmal-etmeyin/ https://www.foxhaber.com.tr/oruc-tutanlara-hayati-uyari-ramazanda-ilaci-ihmal-etmeyin/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:48:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5587 Hasta ve yaşlıların Ramazan ayında ilaçlarını aksatmamaları gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Turgay Çelik, hasta ve yaşlı kişilerin Ramazanda ilaç kullanmamasının hastalıkların alevlenmesine veya yeni hastalıkların tetiklenmesine, tedavinin durmasına, hastalıkların tekrar başlamasına yol açabileceğini ifade etti.

HASTALIĞI UZATIR

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turgay Çelik “Özellikle, yaşlılık, hamilelik ve emzirme gibi bazı özel sağlık durumlarında ve hastalıkların iyileşme dönemlerinde oruç tutma başka bir zamana ertelenebilir. Aksi durumda, orucun, sağlık durumunu kötüleştirebileceği veya hastalık dönemini uzatabileceği unutulmamalıdır” dedi.

İLACI SAATİNDE ALMAK HAYATİ

Hekimlerin hastanın ilacını “vücutta hastalığı tedavi edecek miktarda olmasını sağlayacak şekilde” yazdığını ifade eden Çelik, şunları söyledi:

– İlaç alım saatinin ertelenmesi, vücuttaki ilaç miktarını azaltır. Ramazanda, özellikle kalp, şeker, hipertansiyon, astım, tiroid, romatizma, kanser, epilepsi gibi kronik hastalıkları olan kişilerin ilaçlarını aksatmadan almaları hayati önem taşır. Kronik hastalığa bağlı sürekli ilaç kullanması gereken kişilerin, ilaç saatlerini değiştirirken mutlaka doktorlarına danışması gerekir.

– Bu durumlarda, öncelikle doktorunuzun sağlığınızın oruç tutmaya müsait olup olmadığını ortaya koyması gerekir. Doktorunuzun oruç tutmanıza izin vermesi halinde, ilaç saatleri onun önerisine göre planlanmalı ve sürdürülmelidir. Ayrıca, dengeli ve ölçülü beslenmeye ve yeterli sıvı almaya da özen gösterilmelidir

“DOKTORUNUZA DANIŞIN”

“Eğer hastalığınız tedavi edildiyse, daha iyi hale geldiyse, o zaman hekiminizle konuşarak, sahurda ve iftarda ilaçlarınızı kullanarak orucunuzu tutabilirsiniz” diyen Çelik, şunları kaydetti:

– Ancak oruç tutmak hastalığı artırıyorsa ve farklı hastalık belirtileri göstermeye başladıysa, kesinlikle oruç tutmayı ertelemek veya bırakmak gerekir. Günde 2 veya 3 defa alınan ilaçlarla süren tedavilerde, bunların yerini değiştirmek mümkün olmadığı için orucu bırakmak gerekir. İlaçlar belirli saatlerde, belirli aralıklarla alınmak zorundadır.

– Gün içinde alınan ilaç varsa veya sıkıntılar ortaya çıkmaya başladığında alınan ilaçlar varsa, o zaman oruç kesinlikle ertelenmeli veya bırakılmalıdır. Her şeye rağmen oruç tutma isteği var ise hekim kontrolünde hastalık durumu ve ilaç dozajı gözden geçirildikten sonra oruca başlanmalıdır.

“BEBEK GELİŞİMİNE ZARAR VERİYOR”

Hamileler ve emzirenlerin oruç tutmasına ilişkin de uyarılarda bulunan Prof. Dr. Çelik, “Hamileyseniz veya emziriyorsanız oruç tutmamalısınız. Oruç tutmayı doğum sonrasına veya emzirme dönemi sonrasına erteleyebilirsiniz. Çocuk ve kendisi için annenin, iyi ve gıda değeri yüksek besinleri alması ve su tüketmesi gerekir. Hamilelerin oruç tutmasının, bebek gelişimi üzerinde ciddi sağlık sorunları oluşturduğu değerlendirilmektedir. Anne-bebek sağlığı ve gelişimi için bu dönemlerde oruç mutlaka ertelenmelidir” ifadelerini kullandı.

Yine de oruç tutmayı tercih edenler için de önerilerde bulunan Çelik, şöyle devam etti:

– Doktor kontrolünde güneş batımı ile doğumu arasında gıda değeri yüksek yemek ve yeterli içecek almaya çok özen gösterilmesi gerekir. Özellikle, oruçlu dönemde aşırı fiziksel aktivitelerden uzak durmaya özen gösterilmelidir. Bu dönemde bebek hareketlerinde azalma, baş dönmesi, yorgunluk, bulantı veya kusma belirtileri gözlendiğinde oruç bırakılmalı ve hemen hekim kontrolü ve desteğine geçilmelidir. Bu arada hamilelik döneminde zaten iyi beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesine özen gösterilmeli ve gerekirse ilgili uzman hekimlerden yardım alınmalıdır.

“ORUÇ TUTARKEN BUNLARI YAŞIYORSANIZ DOKTORA BAŞVURUN”

Oruç tutarken açlık nedeniyle rahatsızlık hissedilebileceğini ancak bazı durumların hastalık belirtisi olabileceğini belirten Prof. Dr. Çelik, şu durumlarda doktora başvurulması gerektiğini kaydetti:

* İstirahatle azalmayan yorgunluk, baş dönmesi varsa, düşük tansiyona bağlı olabilir.

* Bulantı, baş dönmesi ve odaklanma sorunu varsa, susuz kalmaya veya ve az sıvı alımına bağlı olabilir.

* Ramazan’da az sıvı alımına bağlı böbrek taşı oluşma riski ve belirtileri artabilir.

* Oruç sırasında kabızlık, kötü sindirim ve mide ekşimesi gibi belirtilerle sık olarak karşılaşılır. Bunların sıklığını azaltmak için sağlıklı ve doğru beslenme gerekir.

* Çoğu kişi oruç tutarken baş ağrısı ve migren gibi belirtilerin olduğunu belirtir: Bu belirtilerin geçmemesi ve artması halinde doktora başvurulmalı.

* Oruç sırasında aşırı spor ve fiziksel aktiviteden uzak durmak gerekir. Buna rağmen, spor yapılması gerekli ise günün sonunda hafif spor yapılması tavsiye edilir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/oruc-tutanlara-hayati-uyari-ramazanda-ilaci-ihmal-etmeyin/feed/ 0
İmamoğlu elindeki parayı gösterip anlattı: Bu, çöküş demektir https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-elindeki-parayi-gosterip-anlatti-bu-cokus-demektir/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-elindeki-parayi-gosterip-anlatti-bu-cokus-demektir/#respond Sun, 24 Mar 2024 21:00:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5125 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve CHP Bahçelievler Belediye Başkan adayı Emine Gülizar Emecan ile birlikte toplumun farklı katmanlarından kanaat önderleriyle buluştu.

Görevi devraldıktan sonraki bütçe durumlarından borçlanma yetkilerinin tırpanlanmasına kadar birçok finansal bilgiyi kanaat önderleriyle paylaşan İmamoğlu, “Onların kullandığından daha az bütçeyle, çok daha fazla iş başardık” dedi. Katılımcılarla devletin resmi rakamlarını paylaştığını kaydeden İmamoğlu, “Ben, devletin resmi rakamlarını anlatıyorum. Öyle aşağısını yukarıya çeken, yukarısını aşağı çeken ‘Esenler İstatistik Ofisi’ olarak anlatmıyorum yani. Büyükşehir belediyesinin resmi rakamlarını söylüyorum” diye konuştu.

“AÇIKTA İNSANIN KALMAMASI LAZIM

“Devletin bütçesini, ekonomisini, teknik işlerini, çevreyi yöneten insanları, sosyal hizmetleri yöneten insanları iyi seçerseniz ve bu milletin iyi yetişmiş evlatlarını oraya oturtursanız… Biz buna gayret ettik” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

*En iyilerini seçtim, demiyorum. Her zaman bu milletin evlatlarında iyiden daha iyi vardır. Bu milletin evlatlarına güvendiğiniz zaman, başarısız olmanız gerçekten mümkün değil. Siyaseti de başarısız kılan, aslında bir sıkışmışlık.

*Mesela bugünkü siyaset, bugün ülkeyi yöneten akıl, iddiayla söylüyorum; bir parti devleti kurma arzusunda. Yani her şey partiye ait. Sanki mesela yardımı AK Parti veriyor. Lütufmuş gibi. Ben de diyorum ki, ‘Ey milletim; açta açıkta yoksulluğunuz var ise, bu bizim kusurumuz. Yani bu devletin, bu milletin bir kusuru. Bunu kapatmak da devletin, milletin sorumluluğu. Açta, açıkta bırakmamak.

*Eğer güçlü milletsen, devletsen senin açta açıkta insanın kalmaması lazım. Peki nasıl bir anlayış var? ‘Biz milleti yardımla ikna edelim, millet bizi oy versin.’ Biz aslında bu ülke olarak, bu millet olarak yoksulluğu değil, zenginliği konuşursak, o hükümet başarılıdır. Biz yoksulluğu konuşuyoruz kardeşim.

200 LİRAYI GÖSTERİP ANLATTI

*14 yıl önce, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en büyük parası, banknotu diye 200 lira açıklandı ve aldık cebimize koyduk. Bir tane aldım yanıma. 200 lira. Bakın bu 200 lira, 130 dolar alıyordu açıklandığı zaman. 14 sene…

*Milattan önce anlatmıyorum size. 200 lira, 130 dolar alıyordu. Şu an, 6 dolar alıyor. Bu, çökmüşlük demektir. Bakın sevgili dostlar siyaset yapmıyorum. Gerçekleri anlatıyorum. Ve şu para düşüşü, parasının değeri, yüksek enflasyon, 3 haneli enflasyon ya 2 haneli enflasyon sayısı bile, dünyada iki elin parmaklarını geçmez iken; enflasyonu aşağı çekmiş bir dünya ülkeleri seviyesi varken, biz, üç haneli enflasyon yaşıyoruz.

*Savaşın içinde olan ülkeler bile, tek haneli enflasyonla ülke yönetiyor. Bizim kadar yoksulluk konuşmuyorlar. Allah savaşı kapımıza yanaştırmasın. Allah korusun bu ülkeyi, bu milleti. Barışı, hep daim kılsın. Ama biz, savaştaki ülkeler kadar ekonomisini iyi yönetemeyen bir devletiz, bir hükümetiz. O bakımdan başarısız bir hükümetle karşı karşıyayız.

“BİR KİŞİ HER ŞEYİ BİLİYOR

*Bu hükümet; ekonomide başarısız, kucaklamada başarısız, parti devleti üretme çabası var. Bir kişi her şeyi biliyor. Bir kişinin gözünün içine bakıyoruz. ‘Otur’ diyecek, oturacaklar. ‘Kalk’ diyecek, kalkacaklar. ‘Tensipleriyle’ göreve gidecek, girecekler ya da ‘emirleriyle’ iş yapacaklar. ‘Buyruklarıyla’ koşacaklar.

*Ya da ya da ‘aflarıyla’ görevden ayrılacaklar, aflarıyla. Böyle bir şey olur mu ya? Bu millet, 100 sene önce Cumhuriyet kurdu. Bu millet, herkesin özgür iradeye sahip olduğu bir devlet, bir millet olduğunu Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti’yle yaşadı.

*Bu çok net. Bizim bu duyguyu hakim kılmamız lazım. Yani seçimle geliyoruz, seçimle gidiyoruz. Ve bu milletin bir kişiye değil; kurallara, hukuka, başarıya, beceriye ihtiyacı var.

“FİLİSTİNLİ YUSUF, FİLOZOF GİBİ LAF ETTİ

*Bugün ben çok duygulandım. Çünkü Gazze’ye yardımlarımızı organize etmiştik. Bugün yola çıktı. İnanın hiç haberim yok. Hatta törene 100 metre kala koruma müdürüm camı açtı, dedi ki, ‘Başkanım, Filistinli bir öğrenci buraya gelmiş. Size bir hediye verecek ve birkaç cümle etmek istiyor.’ Tanımıyorum. Yusuf diye bir delikanlı. O kadar güzel şeyler söyledi ki; çok şaşırdım. Hatta konuşmamı bitirdim, ona mikrofonu uzattım. Çocuğun bilgilerini orada ayaküstü almışlar. Bu açılışı duymuş, kalkmış gelmiş. Çocuk dedi ki, ‘Topla, tüfekle, silahla savaş çıkarıyorlar ama biz barışı, topla tüfekle, savaşla kazanmayacağız; bilimle, akılla kazanacağız’ dedi.

*Filozof gibi laf etti. Gencecik delikanlı. Türkiye’de öğrenci, üniversite öğrencisi. Gözlerim doldu. Hala içimi dağlıyor.

“ÜLKENİN BİR PARADİGMA DEĞİŞİMİNE İHTİYACI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM

*O bakımdan ben, ülkenin bir paradigma değişimine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Biz, o değişime talibiz. Ben, Cumhuriyet Halk Partisi’nin has evladıyım. Burada siyaset yapıyorum ve burada çok başarılı olmak istiyorum.

*Ama biz, İstanbul’a ve Türkiye’deki siyaset anlayışının değişimine dönük, o paradigma değişimine dönük, oluşumuna dönük bir yolculuk tariflemeye çalışıyoruz. Bunun adına, ‘Halk Meydanı’ diyelim, ‘Halk İttifakı’ diyelim, ‘İstanbul İttifakı’ diyelim, birlikte düşünmek, birlikte yönetmek diyelim.

*Bütün bu işleri başarmak diyelim… Bunu yapmak zorundayız. Siyaset ötesi, partiler ötesi bir durumdan bahsediyorum. Bir kişi, bizi partinin cenderesine, partinin çatısının altına sıkıştırmaya çalışıyor.

*Ben de diyorum ki, bizim bu yerel seçimde şehirlerimizi özgürleştirmemiz, şehrimizi korumamız, halkçı politikalarla, insanını düşünen, malın sahibinin insanlarımız, şehrimizin insanları olduğunu hissettiren bir dönemi var etme çabası içerisindeyiz. Ben, onu temsil ediyorum.

ONLARIN 25 YILDA YAPTIĞINI, BEN 5 YILDA YAPTIM

*Şunu söyleyeyim. Proje mi? Vallahi onların 25 yılda yaptığını, ben iddia ediyorum, 5 yılda yaptım. Bunu paradigmalarını, değişimlerini, parametrelerini tek tek anlatacak seviyedeyim. Bu kadar iddialıyım. 10 yılda, göreceksiniz bu kardeşiniz, onların 50 yılda yapamayacağını yapacak.

*Şöyle düşünün: Biz bir yandan başarıyoruz, onlar hiçbir şey mi yapmadı? Hayır, yaptı. Şöyle ama; bir şeyler yapıyorlar ama yani yaptıkları şu seviyede artarken, öyle kötüleştirdikleri şey var ki; geri gelmiyor. Ataköy’ün sahilleri bir daha geri gelmeyecek mesela. Yok oluyor. Allah muhafaza, karşı çıkmasak, direnmesek, Kanal İstanbul denen baş belasını yapsalar, şehir bitti. Şehrin geleceği bitti.

*O kadar riyakar bir tavır ki; ‘Şehrin gündeminde olmayan, bizim de gündemimizde olmaz.’ Yani dolambaçlı lafları utanç verici biliyor musunuz? Mertçe yapın işinizi. Niye 2 sene önce ‘ya-pa-ca-ğız’ diye heceliyorsun? Bugün ağzına alamıyorsun Niye?

*Milleti kandırıp, oy alacaksın. Bu millet, aldatanı sevmez. Aldananı, hiç sevmez. Dolayısıyla biz, bunlar değişsin istiyoruz. Bunlar bitsin, tarihe gömülsün. İnşallah bir daha bu tavırlar olmaz.

“EFENDİM GAZZE KURTULACAKMIŞ!”

*Efendim, hemen sıkıştılar mı geçen seçimde ‘Esenyurt düşerse, Mekke düşüyordu!’ Şimdi, ‘31 Mart’tan sonra Gazze kurtulacakmış!’ Allah’tan korkun yahu! Ağzınızı açamadınız yahu! Lahey’e Uluslararası Adalet Divan’na, Afrika’nın ta dibindeki Güney Afrika Cumhuriyeti dava açtı. Sen ağzını açamadın.

*Ondan sonra, ‘Efendim Gazze kurtulacakmış!’ Sıkıştılar mı biz Yaradan’a sığınıyoruz, onlar Yaradan’ın bize emanet ettiği inancımızı, dinimizi her yerde kullanmaya çalışıyorlar. Ayıptır. Ayıptır. Hadi oradan. Hadi oradan. Ben sizin nelerinizi gördüm? Ben bu anlatıyorum, şaka yapıyorum zannediyorlar.

*Yaptığım camilere imam vermediniz siz yahu!. Ne zaman ki kaymakamı arayıp, ‘Sayın Kaymakam, siz ne yapıyorsunuz’ dedim ya. ‘Bir bakayım, sorayım’ dedi. ‘Bak’ dedim, ‘Seni müezzinliğe davet ediyorum, oraya imam gelmezse. Ben imamlık yapacağım. Bu akşam geleceksin oraya’ dedim.

*O gün oraya, iman yolladı. İnancımıza hakaret yahu! Burada din görevlileri var. Allah’la kul arasına biri girebilir mi? Böyle bir şey var mı? Bana biri desin ki, ‘Girebilir.’ Ben, duymadım. Ben öyle bir şey öğrenmedim yani. Ben inancımı onun için seviyorum.

“BU ANLAYIŞ, BU MİLLETİN SAĞDUYUSUNUN KARŞISINDA BOYUN BÜKECEK

*Bizim inancımız, mazlumların inancıdır. Mazlumların şahıdır. Mazlumların yanındadır. Böyle bir anlayışı temsil eder. Bunlar, bu anlayış baş edemeyecek, bu milletin sağduyusunun karşısında boyun bükecek. Zaten bir avuçlar, bir avuç. Bu 31 Mart var ya… İddia ediyorum 1 Nisan’da bizim milletimizin alacağı o derin nefes var ya, son 50 yıldır aldığı en derin nefes olacak, göreceksiniz.

*Ve Allah’ın izniyle biz, o derin nefesi bu ülkede demokrasiye, hakka, hukuka, özgürlüğe, berekete dönüştüreceğiz. Berekete dönüştüreceğiz. Onlar, yoksulluktan oy almaya gayret ettiler, biz zenginlikle oy alacağız. Bu milleti biz zengin etmek zorundayız. Yazık. Ülkemiz hak etmediği yerlerde.

*O bakımdan benim baktığım pencere bu. Milletin yüzüne, sosyal yardım desteğinin lütuf olmadığını anlatıyorum. Bu, size lütuf değil. Ben sorumluluğu az yaparsam, bana kızın. Çok yaparsam, bana minnet duymayın. ‘Ne iyi görevini yapıyor’ deyin. Ticarette var, ‘Çekini ödüyor. Ne iyi adam.’ Çekini ödemek zorunda zaten.

“ALLAH, HERKESE ANA DUASI NASİP ETSİN

*Ben, vadettiğim borcumu ödeyen bir belediye başkanıyım. Vadettiği görevini yapan bir belediye başkanıyım. O bakımdan, bu millete yapılan ayrımcılığa karşıyız. Buna da mücadele edeceğiz. Bu milletin inancıyla kimse uğraşamayacak kardeşim. Bu milletin inancıyla kimse uğraşamayacak, göreceksiniz.

*Milletin etnik kökeni üzerinden kimse bu milleti bölemeyecek. Annemin güzel bir duası var. ‘Allah seni iyi insanlarla buluştursun’ der hep. Genelde de öyle oluyor. Bazen arıza çıkabilir yani. Denk düşmeyebilir. Olabilir. Ama çoğu zaman öyle oluyor. Yolda gelirken bazen düşünüyorum… Ya Yusuf, Filistinli…

*Soyadı da Bereket. Yusuf, kalkıyor Muğla’daki üniversitesinden, kendi bilet parasını alıyor, geliyor Sultangazi’yi buluyor. Filistinlilerin poşusunu da omzuna koymuş. Orada konuşuyor. Omzuma alıyor, tutuyorum. Allah yolladı adamı ya. Bunu ben yapamam yani. Bunu kimse yapamaz. Sen doğruyu yap, Yaradan seni iyi insanla buluşturuyor zaten. Ben bir gün konuşsam, onları ben konuşamazdım. Bir gün konuşsam, iki cümlesi yeter. O bakımdan herkese Allah, ana duası nasip etsin.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-elindeki-parayi-gosterip-anlatti-bu-cokus-demektir/feed/ 0
Erkan Baş: Muhalefet tembelliğe başladı https://www.foxhaber.com.tr/erkan-bas-muhalefet-tembellige-basladi/ https://www.foxhaber.com.tr/erkan-bas-muhalefet-tembellige-basladi/#respond Wed, 20 Mar 2024 21:42:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4946 Türkiye İşçi Partisi (TİP) Ankara Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda halk buluşması düzenledi. Buluşmaya; TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve Çankaya Belediye Başkan adayı İrfan Değirmenci katıldı.

TİP’in Çankaya Belediye Başkan Adayı İrfan Değirmenci, şöyle konuştu:

“Bugün 3 Mart. 1924’te halifeliğin kaldırıldığı gün. Laiklik, TİP’in kırmızı çizgisi. Laikliği savunmak üzere, ‘Tek adamın karar verdiği yerde hiçbir şey olmaz, gül bitmez, ağaç dikseniz o yeşermez, tek adam karar vermeyecek, hep birlikte karar vereceğiz’ diye yola çıktık, bundan 100 yıl önce. İktidarı tek adam rejimi üzerinden eleştirirken Çankayalılara 25 aday adayının arasından, başvuruda bulunan aday adaylarından bir tanesini seçmeden ‘Budur işte bizim adayımız’ diyerek bir adayı dayatmak da eleştirdiğin şeye dönüşmek. Kusura bakmasınlar. Seçeneksiz değiliz. Kendimizi yönetmeye talibiz. Çankaya, Türkiye’nin en büyük bütçesine sahip belediyelerinden. Bu bütçeyi nereye harcayacağımızı da kendimiz karar veririz, beş kuruşunun da peşine düşeriz, demek için yola çıktık. Önümüzde 28-29 günümüz var, herkesten çok çalışacağız. Herkese çok güzel bir yanıt vereceğiz.”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş da, şunları söyledi:

“BİZİM BİR TANE GÜZEL MEMLEKETİMİZ VAR”

“Bu seçim, bundan 30 yıl sonra tarihe yazıldığında Türkiye İşçi Partisi’ni çıkartın bu seçimden, bu seçim Türkiye tarihinin en heyecansız seçimi olarak tarihe geçer. 14 Mayıs-28 Mayıs seçimlerinde bir kurtuluş umudu yeşerdi, tabii o büyük heyecan hedefine ulaşmayınca üzüldük, kırıldık, öfkelendik, gücendik, hak etmediğimizi, bu ülkenin bunu hak etmediğini düşündük. Nihayetinde bizim başka gidecek yerimiz yok, bizim bir tane güzel memleketimiz var. Bizleri birleştiren şey, bu memleketi bu yobazlara, bu faşiştlere teslim etmemek konusunda inat edenleriz. Mücadelede kararlı olanlarız.

“BİZ BU SEÇİMLERDE ‘DEĞİŞMEK ŞART’ DİYORUZ”

Aynı şeyleri yaparak, farklı sonuç beklemek bize uygun bir şey değil. Biz bu seçimlerde ‘Değişmek şart’ diyoruz. Herkes karşısındakinin değişmesini bekliyor, biz ise değişimi kendimizden başlatmaya karar verdik. Muhalefetin bir bütün olarak değişmesi lazım dedik. Sadece seçim günü gidip oy kullanarak, bu iktidardan kurtulmayı beklemek hayaldir. Eline devletin tüm olanaklarını geçirmiş, tarikatların desteğini arkasına almış, büyük sermayenin tam boy desteklediği, uluslararası güçlerin de arkasında tam boy durduğu AKP’yi yenmeyi gerçekten istiyorsak, ‘Oyumu atar hiçbir şeye de karışmam’ diyerek bu iktidarı yenmek mümkün değildir. ‘Birisi gelsin de bizi bu iktidardan kurtarsın’ diyen hayal kurar. Bizi bizlerden başka hiç kimse kurtaramaz.

“EKSİK YAPIYORUZ”

Öyle kolay yoldan bu kadar yıldır bu ülkenin tepesine çökmüş bir karanlıktan kurtulmak kolay değildir. Bunu Çankaya’da özellikle söyledim çünkü burada AKP’den MHP’den bu Cumhur İttifakı’ndan bu faşist iktidardan kurtulma iradesinin çok güçlü olduğunu biliyorum. Buna rağmen, ‘Neden kurtulamıyoruz’ sorusuna doğru yanıt vermemiz lazım. Eksik yapıyoruz. Birilerinin gelip bizi kurtarmasını bekliyoruz. Biz değişmeden, muhalefetin bütünü değişmeden, bu memleketin değişmesini bekliyoruz.

“ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUĞU YERİNE GETİRDİK”

Ülkenin içinde bulunduğu durumun bir numaralı sorumlusu Saray iktidarıdır, Recep Tayyip Erdoğan’dır, AKP’dir, Cumhur İttifakı’dır. Dolayısıyla bir seçime gidiyorsak, önümüzdeki ilk hedef AKP’nin ve MHP’nin geriletilmesidir. Halka ait olan ama kendilerinin gasp ettiği tüm alanlardan sökülüp atılmaları için mücadele edeceğiz. Bizim üzerimize düşen sorumluluğu harfiyen yerine getirdiğimizi söyleyebilirim. Türkiye’de binin üzerinde il, ilçe, beldede seçim yapılacak, biz bunların 200-250 tanesinde belediye başkan adayı göstermedik. Kazanabileceğimize inanmıyorsak, bizim alacağımız oyla muhalefet kaybedecekse, iktidar koltuğunu korumaya devam edecekse, Türkiye İşçi Partisi olarak ‘Önce ülkemizin, önce memleketimizin çıkarları, önce halkımızın çıkarları’ diyerek üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmekten hiçbir yerde tereddüt etmedik.

“İKTİDARA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

Biz iktidarın elindeki mevzilerin geri alınması konusunda sorumlu davranıyoruz. Muhalefetin yeni mevziler kazanması konusunda sorumlu davranıyoruz. Ama bu statükoya da teslim olmuyoruz. ‘Burası zaten AKP’nin, burası zaten MHP’nindir’ diye düşünülen her yerde Türkiye İşçi Partisi aday çıkarıyor. Orada emekçileri, yoksulları, halkı, bu AKP-MHP faşizminin eline terk etmemek, o tarikatların, cemaatlerin insafına terk etmemek; halkın kendisini yalnız ve çaresiz hissedip, o tarikatlere, cemaatlere, o faşist partilere boyun eğmesine engel olmak için kazanıp kazanamayacağımızdan bağımsız olarak en güçlü biçimde mücadele ediyoruz. Belki oralarda bu seçimi kazanamayacağız ama emekçilerin gönlünü kazanacağız. Belki orada bu seçimi kazanamayacağız ama o emekçilerin hapsedildiği o duvarlarda çatlaklar yaratacağız ve oralara aydınlığın girmesi için mücadele edeceğiz. Bunu devrimci bir görev olarak görüyoruz. En güçlü oldukları yerlerde bile bu iktidara boyun eğmeyeceğimizi ifade etmek istiyoruz.

“GEBZE BELEDİYE BAŞKANI 5 YIL ÇALIŞMADIĞI KADAR, BU 1 AYDA ÇALIŞACAK”

Gebze’de seçim şöyleydi: Biz aday olana kadar AKP dünyanın en rahat seçimine gidiyordu. AKP’li belediye başkanı daha sokağa çıkmamıştı. Soranlara, ‘O evden çalışıyor’ diyorlardı. Gebze’deki adaylığımız gündem olmadan önce yerel seçimde, işçi sınıfının durumuna ilişkin tek bir laf edilebiliyor muydu? Gebze halkı durumdan çok memnun, belediye başkanı 5 yıl çalışmadığı kadar, bir ayda çalışacak. Yine orayı alamayacaklar ama biraz ter dökmeyi öğrensinler.

“BİZ BU SEÇİMDE O CEKETLERİ GARDIROPLARA ASMAYA GELDİK”

Belki dışarıdan basit gibi gözüküyor ama böylesi bir yerde adaylık iddiası ortaya koymak bile Türkiye siyasetinde dengeleri değiştiriyor. İşçi sınıfının hali, yaşadıkları konuşulmaya başladı. 31 Mart’tan 1 Nisan’a bir umut taşıyacaksak eğer emekçi mahallelerinde yeni bir alternatifin doğuşuna işaret ediyoruz. Muhalefetin de değişmesi lazım dedik ya, nasıl AKP-MHP ‘Buralar bizim kalemiz’ diye düşünüyorsa, Çankaya gibi birçok yerde de bir muhalefet tembelliği başladı. ‘Buranın onurlu insanları nasılsa bunlara oy vermez, o zaman buraya ceketimizi asar kazanırız’ diye düşünüyorlar. Biz bu seçimde o ceketleri gardıroplara asmaya geldik.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erkan-bas-muhalefet-tembellige-basladi/feed/ 0
Okan Buruk: Türk hakemleri hepsinden iyiler https://www.foxhaber.com.tr/okan-buruk-turk-hakemleri-hepsinden-iyiler/ https://www.foxhaber.com.tr/okan-buruk-turk-hakemleri-hepsinden-iyiler/#respond Wed, 20 Mar 2024 21:39:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4943 Süper Lig’in 28’inci haftasında Galatasaray, derbi maçta deplasmanda Beşiktaş’ı 1-0 mağlup etti. Karşılaşmanın ardından Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.Zor bir fikstür sonrası son 10 günde 4’üncü maçlarına çıktıklarını aktaran Okan Buruk, “Yorgunluk ve eksikler vardı. Sahada maçın başından sonuna kadar kazanmaya odaklanan ve oyunu doğru oynayan bir Galatasaray vardı. Erken gol bulduk. Son paslarda doğru tercihleri yapsak ikinci golü bulabilirdik. Beşiktaş da iyi oynadı. Rakibimizin dizilişinin değişmesiyle ikinci yarı net pozisyonlara girdik. Zor bir deplasmanda bu statta Galatasaray hiç kazanamamıştı. Buradaki ilk galibiyetti. Takımı kutluyorum. Beşiktaş iyi bir takım. Dengeli bir takım vardı. Az gol yiyen bir takım. Oyunu kontrolümüzde götürdük. Önde oynadık. Zor bir derbiyi böyle oynamak beni sevindirdi” diye konuştu.

“REKORLAR İÇİN DEĞİL GALİBİYET ALDIĞIMIZ İÇİN MUTLUYUZ”

2016 yılında yenilenen Tüpraş Stadyumu’nda sarı-kırmızılıların ilk galibiyeti alması üzerine düşünceleri sorulan Buruk, “İlk galibiyetimiz burada. Şampiyonluk yolunda kazanmak zorunda olduğumuz bir maçtı. Amacımız liderliği devam ettirmekti. Rekorlar için değil, galibiyet aldığımız için mutluyuz” şeklinde konuştu.
Okan Buruk, kadroda bulunmayan Abdülkerim Bardakcı’nın durumuna ilişkin, “Arka adalesinde yaşadığı sorundan dolayı rahat hissetmedi. Bugünkü kadroda yer almadı. Bir sonraki maç için kontrol edilecek. En yakın zamanda kadro içinde olacak” açıklamasını yaptı.
Tecrübeli teknik adam, hakem eleştirilerine yönelik bir soruya ise şu yanıtı verdi:
“Net bir pozisyon olmadı. Eleştirinin neyle ilgili olduğunu bilmiyorum. Tartışılır bir pozisyon yoktu.”

“KAZANARAK DEVAM ETMEK İSTİYORUZ”

Zirve yarışıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Okan Buruk, “İki takım da kazanarak gidiyor. Çok başa baş giden bir yarış. İki takımın da şansı eşit. Aynı ciddiyetle devam edeceğiz. İstanbul dışına çıkmayacağız. Önemli takımlarla oynayacağız. Kazanarak devam etmek istiyoruz” diye konuştu.

“TÜRK HAKEMLERİNE GÜVENİYORUZ”

Süper Kupa maçında Fenerbahçe Kulübü’nün yabancı hakem isteğine yönelik bir soruya Okan Buruk, “Yazılı olarak mı, kulüp olarak mı yaptılar bilmiyorum. Türk hakemlerine güveniyoruz. Türk hakemlerle işin devam edeceğini düşünüyoruz. İsterlerse en iyi şekilde maç yöneteceklerini biliyorum. Avrupa’da Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi’ndeki hakemleri gördükten sonra Türk hakemleri hepsinden iyiler. Federasyon onları destekleyen yeni uygulamalar yapıyor. Türk olur yabancı olur kim olursa olsun o maça çıkacağız” yanıtını verdi.

“YOĞUN MAÇ TEMPOSU OYUNCULARI YORUYOR”

Ligde ikinci yarı oynanan bütün maçları kazandıklarını söyleyen Okan Buruk, “Yoğun maç temposu oyuncuları yoruyor. Kaybederek devam edince bu yorgunluk ortaya çıkıyor. Ligde de ikinci yarı bütün maçları kazandık. Burada da kazanmak istedik. Bazı oyuncuların alternatifi yoktu. Biraz korktuk. Sakatlık olsaydı oyuncular arasında sorunu çözecektik. Maçı iyi götürdük. Çok fazla değişiklik yapmadık. Kazanmak güzel, kazanmak önemli. Kazanarak inşallah devam ederiz” ifadelerini kullandı.

“İYİ VE KARAKTERLİ OYUNCULARA SAHİBİZ”

Kendi görevini elindeki oyuncularla en iyi oyunu ortaya koymak olarak belirten Buruk, “İyi ve karakterli oyunculara sahibiz. Geçen seneden gelen oyuncular fazla. O isimleri kullandığımız dönemdeyiz. Hakim Ziyech ve Zaha’nın sakatlanması… Oyun içinde zaman zaman öz güven eksiliği farklı şeyler ortaya çıkarabiliyor. Benim görevim en iyi şeyi ortaya çıkarmak. Oyuncularımızın iyi niyeti var. Sakat sakat oynayan Kaan var. Icardi bugün yüzde 50’siyle oynadı. Bu fedakarlıklar Galatasaray’ı başarıya taşıyor. Her maç zor. Hiçbir maçı ayıramıyorum. Rizespor ile oynayacağız. O maç da zor. Haftada tek maç oynamaya döndük. Artık daha diri, daha konsantre maçlara çıkacağız” yorumunda bulundu.

“DURAN TOPLARDA ETKİLİ BİR TAKIMIZ”

Bu sezon duran toplarda etkili olduklarını belirten Buruk, “Ne kadar erken gol atarsanız o kadar güvenle başlıyorsunuz. Duran toplarda etkili bir takımız. Duran toplar bizim için etkili bir silah. Golle başlamak rakibimiz üzerinde etki yapmıştır” dedi.
Dries Mertens’in performansı ile ilgili de konuşan Okan Buruk, “Mertens’i ne kadar korumaya çalışsak da o oynamayı çok istiyor. Çok akıllı bir oyuncu. Taktiksel olarak düşüncelerinizi rahatlıkla uyguluyor. Oyun içinde neresi boş orayı görebiliyor. Takım içindeki örnek oyunculardan biri” diye konuştu.
Serge Aurier’in son durumuyla ilgili de konuşan Buruk, “Yavaş yavaş başlatacağız. Tahminimce 1 haftalık süreç bizi bekliyor. Bir sonraki maçta oynayacağını düşünmüyorum. Kasımpaşa maçı bizim için hedef olabilir” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/okan-buruk-turk-hakemleri-hepsinden-iyiler/feed/ 0
Kemal Anadol, 1 Mart Tezkeresi’nin reddedilişinin yıldönümünde konuştu https://www.foxhaber.com.tr/kemal-anadol-1-mart-tezkeresinin-reddedilisinin-yildonumunde-konustu/ https://www.foxhaber.com.tr/kemal-anadol-1-mart-tezkeresinin-reddedilisinin-yildonumunde-konustu/#respond Sat, 16 Mar 2024 09:03:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4742 Bugün 1 Mart Tezkeresi’nin reddedilişinin 21. yıldönümü. Türk siyasetinin önemli isimlerinden Kemal Anadol o tarihi oturumda TBMM CHP Grup Başkanvekili’ydi. Emperyalist işgale direnişin detaylarını SÖZCÜ’ye anlattı.

ABD’nin Irak’ı işgali ve Türkiye’ye asker yerleştirmesini içeren o tarihi tezkere sürecine nasıl gelindi?

Her şey 1989 yılında Berlin duvarının yıkılması ve ardından Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla başladı. Dünya coğrafyası değişmişti. SSCB ile ABD’nin başını çektiği iki kutuplu dünya, bir dehşet dengesine dayansa da savaş ihtimalini büyük ölçüde ortadan kaldırıyordu. Artık Amerika Birleşik Devletleri dünya jandarmalığını tek başına sürdürecekti.

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte meydanı boş bulan ABD ne yaptı?

21. Asır enerji kaynakları yüzyılı olacağı için topraklarında petrol, doğalgaz ve su olan coğrafyanın önemi arttı. Bunlar olmaksızın dünyaya egemen olamayacağını düşünen ABD, Büyük Ortadoğu Projesi’ni hazırladı.

Projenin ilk adımlarından biri Irak petrollerini ele geçirmekti.

Bu doğrultuda ABD Başkanı George Bush, Türkiye’ye, “Biz hava harekatı yapalım, Türk Silahlı Kuvvetleri de karadan Kuzey Irak’a girerek aşağıya doğru bize yardımcı olsun” teklifinde bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Turgut Özal bu öneriyi çok sevinmişti, “Bir koyup üç alacağız” diyordu. Ama TSK ülkenin maceraya atılmasına karşı çıktı. Harekat planı bozulan ABD, 28 Şubat 1991’de Suudi Arabistan’dan Irak’a yönelik bombardımanla savaşı kazandı. İşgal söz konusu olmadı. 36. paralelin üzeri uçuşa kapatıldı, burada, yani Kuzey Irak’ta, İsrail ve ABD çıkarlarını korumaya hizmet edecek bir garnizon devlet kurulması süreci başlatıldı. ABD denetiminde, Barzani ve Talabani’nin başına getirildiği Kürdistan kuruldu.

Birkaç yıl sonra ABD’yi Irak’a yönelik tekrar harekete geçiren neydi?

ABD’de 11 Eylül saldırıları olduktan sonra bu ülke önce Afganistan’ı, ardından da Irak’ı tamamen işgal etme kararı aldı. Esas amaç petrolü ele geçirmekti. Türkiye’de Bülent Ecevit’in başbakanlığındaki 57. Koalisyon Hükümeti iş başındaydı. Ecevit savaşa karşı çıktı, ABD ordusunun Türkiye topraklarını kullanmasına da izin vermedi. Hatta hükümet ortakları Saddam Hüseyin’i ziyaret etmesini istemeyince, başbakan olarak değil, gazeteci sıfatıyla Bağdat’a gitti.
Ecevit liderliğindeki, DSP – MHP – ANAP koalisyon hükümetinin sona ermesinin ardından süreç nasıl devam etti?

Koalisyon ortağı olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 3 Kasım 2002’de erken seçim yapılmasını istedi. O tarihte seçim oldu ve yüzde 10 barajını aşabilen iki parti parlamentoya girdi. Recep Tayyip Erdoğan’ın genel başkanı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi ile Deniz Baykal’ın genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi. AKP 363 milletvekili, CHP 178 milletvekiliyle mecliste yer aldı. Seçimden dört ay sonra ABD’nin Irak’ı işgal planı doğrultusundaki hükümet tezkeresi TBMM gündemine getirildi.

O tezkere neleri içeriyordu?

ABD, Türkiye topraklarını kullanarak, 4. Piyade Tümeni’ni Habur Sınır Kapısı’ndan Irak’a sokmayı planlıyordu. Afyonkarahisar, Adana, Batman, Çorlu, Diyarbakır, Malatya, Erzurum, İncirlik, Mardin, Muş, Gaziantep ve İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanlarını kullanmak istiyordu. Bunun yanı sıra, Doğu Akdeniz’deki iki gemiden kalkacak savaş uçakları ve helikopterleri için Türk hava sahasını kullanmak istiyordu. Ayrıca, İskenderun, Mersin, İzmir ve Taşucu – Ağalar Limanları da talepleri arasındaydı. Mardin, Midyat ve Silopi’de lojistik destek merkezleri kuracaklardı. Üç takviyeli tugayı kapsayan 23 bin 788 asker Türkiye’den Irak’a girecek, bu harekata destek verme gerekçesiyle 37 bin 742 asker de ülkemize yerleşecekti. Türkiye’de kalacak askerleri için cezai ve hukuki dokunulmazlık, vergi ve gümrük muafiyeti de talep ediyorlardı. Tezkerenin özü özetle buydu. Japonya’dan Almanya’ya kadar dünyanın çeşitli ülkelerinde askeri üsler kuran ABD’nin bir daha o yerlerden ayrıldığı görülmemiştir.

Tezkerenin Türkiye kamuoyunda yankıları nasıldı?

Başkent Ankara sözün tam anlamıyla sisler bulvarıydı. İktidar, asker ve basın çevrelerinde herkes gerçeği ve doğruyu bulmaya çalışıyordu. Görüşü ve tutumu net olan, milletvekillerinin tamamı Atatürkçü ve emperyalistlerden oluşan Cumhuriyet Halk Partisi’ydi. Genel Başkan Deniz Baykal, “Türkiye bu gayrı hukuki ve gayrı ahlaki savaşın cephesi ve karargahı olmayacaktır” diyordu.

İktidarın tavrı nasıldı?

Partinin genel başkanı Erdoğan henüz mecliste değildi. Milletvekilliği için seçim bölgesi Siirt’te çalışıyordu. Erdoğan’la birlikte Başbakan Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, Devlet Bakanı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Gül’ün danışmanı Ahmet Davutoğlu gibi isimler tezkereye destek veriyordu. TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır, Beşir Atalay, Zeki Ergezen gibi isimler karşıydı. AKP grubundaki İslamcı milletvekillerinin bir kısmı da Müslüman bir ülkede kan dökülmesinin vebalini düşünüyordu.

Milli Güvenlik Kurulu’nda durum nasıldı?

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tezkereye karşıydı. Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök tezkereyi savunurken, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman karşı çıkıyordu.
1 Mart 2003 günü gelip çattığında TBMM’nin tarihi oturumunda ne oldu? Dışarıda savaş karşıtı sivil toplum örgütlerinin eylemi vardı. Sadece halkımızın değil, dünyanın gözleri de üzerimizdeydi. Partimiz adına genel sekreter Önder Sav ve grup başkanvekili olarak ben söz aldım. Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin anayasada yer aldığı 92. madde üzerinde durduk. Bu madde, “Milletlerarası hukukun meşru saymadığı hallerde haksız savaşa girme” diyor.

Kapalı oturuma geçildiğinde neler yaşandı?

Deniz Baykal, genel kurul salonunda dinleyici, seçmen, kamera olmadığında işaret ederek, vicdanımızla baş başa olduğumuzu, torunlarımızı etkileyecek bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzu belirtti. Tarihi bir konuşmaydı. Böylece AKP Grubu’nu müthiş etkilemiş ve oylamanın sonucunu değiştirmişti. Elektronik oylama yapıldı. AKP 99 fire vermiş, tezkere 3 oyla reddedilmişti.

Tezkerenin sonuçları ne oldu?

Emperyalizm karşıtı duruşumuzla bir zafer kazandık ve ülkemizi ağır bir vebalden kurtardık. Tezkerenin onaylanacağına kesin gözüyle bakan, hatta oylama esnasında savaş ve yük gemilerini Akdeniz’de bekleten Amerikan yetkililer büyük şaşkınlık ve öfke içinde kaldı. Böyle bir şey ABD’nin başına ilk defa gelmişti. Bu acı yenilgiyi unutmayacaklardı. Irak’a Suudi Arabistan üzerinden girerek işgal ettiler. 1 milyondan fazla sivil Iraklı öldü. Yüz binlercesi göç etmek zorunda kaldı. Ülke üçe bölündü.

Tezkere reddinin Türkiye’deki yansımaları ne oldu?

“Hayır” oyu veren milletvekilleri politikadan tasfiye edildi. Karşı çıkan Atatürkçü ordu mensupları da tasfiye edildiler. CIA himayesinde olan Fethullah Gülen liderliğindeki FETÖ bu görevi komplolar ve kumpas davalarıyla yerine getirdi. ABD’nin intikamı acı oldu ama laik, demokratik, sosyal hukuk devletine inanan ve anti – emperyalist çizgiden sapmayan kitlenin her türlü kötü koşula rağmen ayakta kalmasına engel olamadı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kemal-anadol-1-mart-tezkeresinin-reddedilisinin-yildonumunde-konustu/feed/ 0
Türkiye’de her yıl yüzlerce Atatürk, Einstein doğuyor https://www.foxhaber.com.tr/turkiyede-her-yil-yuzlerce-ataturk-einstein-doguyor/ https://www.foxhaber.com.tr/turkiyede-her-yil-yuzlerce-ataturk-einstein-doguyor/#respond Fri, 15 Mar 2024 21:21:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4703 Amerika’dan Ruanda’ya, Brezilya’dan Avrupa’ya dünya çapında bilimsel çalışmalara imza atan, “Bilim Diplomatı” ve “Bilim Büyükelçisi” ünvanlı, genetik bilimci, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Batmanlı 7 çocuklu bir ailede doğdu. İlkokula başladığında, ‘Bu çocuk okumaz’ diye eve gönderildi. Şimdi kansere çare olan bilimsel buluşları var.

SIRTIMIZI BİLİME DAYAYALIM

Ulusal ve uluslararası 100’den fazla ödül kazanıp, 500’ün üzerinde bilimsel eser yayınladı. 40’ı aşkın bilimsel araştırma projesi yönetti. Amerika Bilimin İlerletilmesi Organizasyonu, dünyadan 28 kişiyi aldığı Bilim Diplomasisi ve Liderlik Programı’na seçti. Önceki gün 2024 Yılı Türkiye İnovasyon ve Başarı Ödülleri’nde “Yılın Girişimci Lideri Ödülü kazandı. İYTE öğretim üyesi başına bilimsel yayında devlet üniversiteleri içinde son 5 yıldır Türkiye birincisi oldu. “Sırtımızı bilime dayayalım” diyen Prof. Yusuf Baran şöyle konuştu:

İÇİMİZDEN ATATÜRK ÇIKSA

“İnsanlar, ‘İçimizden bir Atatürk daha çıksa’ diyor. İçimizden bir Atatürk daha çıksa, onu aşağı çekeriz. Atatürk çıktığında sanki herkes ona, ‘Hadi arkandayız’ dedi. Atatürk, yaşamı boyunca içeride ve dışarıda mücadele etti. Yedi cihan kapımıza dayanmış, vatanımıza göz dikmişti. Vatan giderse aileniz, namusunuz, malınız, mülkünüz her şeyiniz gider. Mavi gözlü bir lider çıkıp, ‘Vatanımızı vermeyiz, özgürlüğümüzden asla vazgeçmeyiz’ dedi. Anadolu’da büyük bir özgürlük mücadelesi başlattı. Ayağında çarık heybesinde kuru ekmekle, özgürlük çağrısına Anadolu’nun yiğit evlatları koştu. ‘Savaş gemim, silahım yok’ diye kimse bahane uydurmadı.”

GENÇLERİ KEŞFETMELİYİZ

“O zaman da vatan için savaşan insanları beğenmeyen, dedikoducular vardı. 100 yıl sonra, bugün de yapılanı beğenmeyen, dedikoducular var. Çocuklarımıza, sınırsız, hiç kimsenin inanmadığı hayaller kurmayı ve hayallerinden vazgeçmemeyi öğretelim. Bu ülkede, her sene yüzlerce Atatürk, binlerce Mimar Sinan, Einstein doğuyor. Gençler iyi eğitimle, potansiyelleri keşfedilerek geleceğe hazırlanmalı. Bir ülkeyi ayağa kaldırmak ve yoksulluktan kurtarmak için tek reçete; Bilimsel eğitim, akıl ve liyakattir.”

YILLIK CİROSU 5 MİLYAR LİRA

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’ndeki Teknopark İzmir’in ihracatı 200 milyon dolar ve yıllık cirosu 5 milyar TL’yi aştı. 2023 ÜniAR Araştırması Öğrenci Memnuniyeti’nde Türkiye Birincilik Ödülü ve Rektör Performansı Değerlendirmesi’nde Altın Ödül kazandılar.

Yusuf Baran kimdir?


iLKOKULDA “BU OKUMAZ” DiYE EVE YOLLAMIŞLAR!

Ziraat teknisyeni Mehmet Vechettin Baran ve ev kadını Ayten Baran’ın 7 çocuğundan biri olarak 1977’de Batman’da doğdu. Babalarının tek memur maaşıyla okuyan 7 çocuk eczacı, doktor, bilim insanı, mühendis ve genetik bilimci çıktı. İlkokul 1. sınıfta “Bundan olmaz, okumaz” denilip eve gönderilen Yusuf Baran ise 16 yaşında üniversite kazandı. Lise ve üniversite yıllarında işçi olarak çalışıp okudu. Dicle Üniversitesi Biyoloji Öğretmenliği’ni bitirdi. YÖK’ün yaptığı Yüksek Lisans Eğitimi Sınavı’nda Türkiye birincisi olup, ODTÜ’de yüksek lisans ve doktora yaptı. 36 yaşında “Profesör” ünvanı aldı.

NATO bursuyla, ABD’deki Medical University of South Carolina’da okudu. 40’tan fazla bilimsel projede çalıştı. Dünya Ekonomik Forumu’nun akademik mükemmeliyet, topluma hizmet ve bilim ile dünyayı değiştirme potansiyeli olanlara verdiği, “Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü”nü kazandı. BM Dünya Bilimler Akademisi’nin 4 yılda bir dünyada 5 kişiye verdiği “Bilim Diplomasisi Ödülü”nü aldı. Kanser Moleküler Biyolojisi adlı bir kitabı var.

HURAFELERLE BOĞUŞUYORUZ

“1015’li yıllarda dünyada güney yarımküre, eğitim, bilim, astronomi ve felsefeyle ilgilenirken, kuzey yarımküre hurafelerle, savaşlarla ve çatışmalarla boğuştu. Son bin yılda bilim, güney yarım küreden kuzey yarım küreye göçtü. Doğu, Türkiye’den başlar. Doğu, 500 yıldır oturuyor. Bilimi terk ettiğimiz için bizim kucağımız-
da hurafeler ve savaşlar kaldı.”

İMPARATORLUKLAR NEREDE?

“İnsanlık tarihinin en güçlü canlısı dinozorlar, 360 milyon yıl yaşayıp 160 milyon yıl önce soyu tükendi. 110 milyon yıldır var olan karıncalar hâlâ var. ‘Ben çok büyüğüm, güçlüyüm’ demek çok yanlış. Roma, Selçuklu, Osmanlı imparatorlukları nerede? Alt alta koyduğumuzda tüm imparatorlukların yıkılma nedeni, eğitim ve liyakatten uzaklaşmalarıdır. Kanser bilimi, kök hücre çalışıyorum. Uygulanan bir ilacın kanser tedavisinde neden etkili olup olmadığını keşfettim. Kök hücreyle tavşanlarda boy uzattık. Türkiye’de ortalama 85 olan insan ömrü, 10 yıl içinde 10 yaş daha uzayacak. 1900’lü yıllarda ülkemizde ömür 40 yıldı. Bilim varsa ömrünüz de, boyunuz da uzuyor.”

YEDEK ORGAN ÜRETİYORUZ

“Alzhimer, demans gibi hastalıklar, ömür uzayınca çıktı. Ömür uzadı, vücut yoruldu. Kalp, gözler, böbrekler yetmedi. Bağışlanan organlar ihtiyacı karşılamadı. Laboratuvarlarda organ ürettik. Dünyanın en zengin insanı Rockefeller 99 yaşında öldüğünde vücudundaki 11 organı nakildi. Dünyanın geldiği nokta burası.”

TÜRKiYE BiLiME BAĞLANMALI

“Doğu, batı, kuzey, güney, Akdeniz, Karadeniz, İslam ve Hristiyan dünyası arasında Türkiye köprüdür. Dünya barışı ve insanlığın ortak aydınlık geleceği için çok çalışmalıyız. Türkiye’yi bilim, eğitim ve bilim insanları üzerinden dünyaya bağlamamız gerekiyor. Bilim diplomatıyım. Birçok devlet başkanıyla konuştum. Hepsi çok zengin, çok eğitimli aile çocukları değildi. Ortak özellikleri, hayal kurup çok çalışmalarıydı. İnsanlar hayallerinizle dalga geçmiyorsa büyük hayaller kurmamışınızdır. Gençlerimize, hayal kurmayı ve küresel sorunların çözümüne odaklanmayı öğretmeliyiz.”

“AMA” DİYEN KAYBEDECEK

“Bilim insanı olarak söylüyorum 2100 yılına kadar dünyada her şey bugünkü gibi giderse küresel ısınma ve su sorunundan 1 milyar insan doğduğu topraklardan göç edecek. Bizi, bilimin dışında aynı masada toplayacak başka bir güç yok. ‘Ama’ diyen kaybedecek.Dünya Ekonomik Forumu, 2030 yılına kadar dünyanın en büyük 500 şirketinin 200’ünün yok olacağını ve 2030 yılında dünyanın en büyük şirketi olacak kuruluşun ise hâlâ kurulmadığı yazdı. Dünyadaki, bu baş döndüren değişimi görmeyenler gerileyecek.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turkiyede-her-yil-yuzlerce-ataturk-einstein-doguyor/feed/ 0
Hüseyin Baş: MOSSAD ajanları sosyal medyada hoca kılığında vaaz verip Atatürk’e hakaret ediyor https://www.foxhaber.com.tr/huseyin-bas-mossad-ajanlari-sosyal-medyada-hoca-kiliginda-vaaz-verip-ataturke-hakaret-ediyor/ https://www.foxhaber.com.tr/huseyin-bas-mossad-ajanlari-sosyal-medyada-hoca-kiliginda-vaaz-verip-ataturke-hakaret-ediyor/#respond Fri, 08 Mar 2024 21:51:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4402 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bursa’da aday tanıtım toplantısı düzenledi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda konuşan Hüseyin Baş, Türkiye’nin sıcak gündemine ilişkin önemli konularda dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

“ATATÜRK TÜM DÜNYAYA İNGİLİZLERİ YENİLEBİLECEĞİNİ GÖSTERDİ”

Hüseyin Baş şunları söyledi:

* “Çanakkale’de bir yiğit meydana çıktı. Bütün dünyaya İngilizin yenilebileceğini gösteren, sömürgeciliğin bitebileceğini gösteren, milletlerin millet olma bilincine sahip olduğunda kendi kaderlerini tayin edebileceğini gösteren bir yiğit çıktı. O’nun adı Mustafa Kemal Atatürk’tü. Bu duruma çok içerlemiş olan İngilizler o tarihten itibaren şu propagandaya başladılar; ‘Biz bu Atatürk’ü yenersek, bu fikri yenersek, dünyada yeniden bu imparatorluğun sömürge hakimiyetini kurabiliriz’ dediler. Bunu hayata geçirebilmek için ne yaptılar? Dünyanın dört bir yanına eğitim yoluyla, ticaret yoluyla, siyaset yoluyla fitne tohumları atmaya başladılar. Özellikle de ülkemizde Gazi Mustafa Kemal Atatürk üzerinden kavga çıkarmaya başladılar.

* Bu kavgayı çıkarırken size , ‘Ben, sizi sömürmek istiyorum o yüzden de Atatürk’ü silmem gerekiyor dolayısıyla Atatürk’e türlü türlü iftiralar atıyorum’ deseydi, ‘Dur bakalım, hadi oradan’ diyecektiniz ama bunlar kendilerince çok uyanık bir şey yaptılar. Zannettiler ki Haydar hoca bunu fark etmeyecek, zannettiler ki Hüseyin Baş bunu fark etmeyecek, zannettiler ki Bağımsız Türkiyeliler bunu fark etmeyecek. Sizin aranıza sizdenmiş gibi görünen ajanlar serpiştirdiler. Şimdi bu İngilizin derdi neydi; bütün dünyada tekrar sömürge imparatorluğunu kurmaktı. Bunu yapabilmek için sizdenmiş gibi görünen insanlarla birlikte, ajanlarla birlikte Atatürk’ü türlü türlü iftiralarla eritmeye çalıştılar. Bizim içimizdenmiş gibi görünen, Müslümanmış gibi, Türkmüş gibi görünen insanların niye bu kadar Atatürk ile kavga ettiğiniz şimdi anlıyor musunuz?”

“ATATÜRK KARŞITLIĞI AJANLIK FAALİYETİDİR”

Hüseyin Baş, sözlerine şöyle devam etti:

* “İsrail’in başkenti Tel Aviv’de bir İslam Üniversitesi var. Bu üniversiteden mezun olanlar Müslümanlarmış gibi Ortadoğu’ya serpiştirilmiş, birçoğunun cemaatler kurduğu, birçoğunun camilerde imamlık yaptığını İsrailliler kendi elleriyle servis ettiler. Meğer bizim hoca diye sağda solda gördüğümüz insanların bir kısmı aslında İsrail ajanıymış. Yine yakın zaman önce ajanslara ‘Türkiye’de MOSSAD ajanları yakalandı’ diye haber düştü. Bir baktık ki bizim mahalledeki Ayşe teyzenin aynısı, bizim mahallenin camisindeki hocanın aynısı MOSSAD ajanıymış, tutuklanmış. Bu MOSSAD ajanlarının hepsi tutuklandı mı zannediyorsunuz! Bunların büyük bir kısmı dışarıda, bunların bir kısmı sosyal medyada size vaaz veriyor, insanlar onlara alkış tutuyor. Sakın bu oyunlara gelmeyin. Bunların Cumhuriyet karşıtı, Atatürk karşıtı olduğu andan itibaren bir ajan faaliyeti olduğunu kafamızda kodluyoruz.”

“OKUDUĞUNUZA DEĞİL, YAŞADIĞINIZA OY VERİN”

AKP’nin tarımı, hayvancılığı, sanayiyi bitirdiğini söyleyen Hüseyin Baş, “AK Parti 20 seneden beri Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokacağım, çağdaş bir ülke yapacağım diye tarımı bitirdi, sanayiyi bitirdi, hayvancılığı bitirdi, esnafı bitirdi, her şeyi bitirdi. Ama dönüyoruz bir cümle propagandaya oy veriyoruz. Duyduklarınıza oy veriyorsunuz yaşadığınıza değil. Okuduğunuza oy veriyorsunuz yaşadığınıza değil. Yaşadığınıza oy vereceksiniz. Ne yaşıyorsanız bunun faturasını sandıkta keseceksiniz. Gidiyorsunuz sonra tepki diye tıpkısının aynısına oy veriyorsunuz” dedi.

“HEM ATATÜRKÇÜ, HEM DİNDAR HEM DE MİLLİYETÇİYİZ?”

Hüseyin Baş, konuşmasında “Türkiye’de siyaset öyle bir noktaya geldi ki; birini seçsen milliyetçilik elden gidiyor, diğerini seçsen cumhuriyet elden gidiyor, bir başkasını seçsen din elden gidiyor vs. Ya hu bir ülkede bir tane adam yok mu; hem milliyetçi, hem dindar, hem Atatürkçü, hem cumhuriyetçi olsun. Yok mu bu ülkede bu adam? Bu ülkede bunu isteyenler yok mu? Şimdi siz Atatürkçü müsünüz? Evet. Cumhuriyetçi misiniz? Evet. Laik misiniz? Evet. Milletçi misiniz? Evet. Dindar mısınız? Evet. o zaman bu ülkeyi bunların hepsine evet diyenlerin yönetmesi gerekmiyor mu?” ifadelerini kullandı.

“BUNLAR GİDERSE NE OLACAK?”

Konuşmasında Şems ile Mevlana’nın bir sohbetinden alıntı yapan Hüseyin Baş, “Sürekli bir korku imparatorluğu. Her seçim aynı hikaye; biz gidersek sistem çöker! Sistem dediği de ne, yolsuzluk. Şems ile Mevlana’nın bir sohbetinden bahsedilir. Şems Mevlana’ya ‘Düzenim bozulur, canım sıkılır, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Hayatının altının üstünden daha iyi olmadığını nereden biliyorsun’ demiş. Bunlar gitti ne olacak? Asgari ücret 17 bin lira mı olacak? Emekli maaşı 10 bin lira mı olacak? Dolar 31 lira mı olacak? Enflasyon yüzde 70 mi olacak? Bunlar giderse ne olacak? Bunlar giderse yasama – yürütme- yargı bir tane adamın elinde mi toplanacak? Bunlar giderse Anayasa tanınmaz hale mi gelecek? Bunlar giderse biz ne kaybedeceğiz? Bunu deyin sandığa gidin ve ‘Benim kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı’ deyin. Dünyanın en güçlü insanı kaybedecek bir şeyi olmayan insandır, işte biz o insanız” dedi.

“BUNLAR DEVLETİ ÖLDÜRMENİN PEŞİNDE”

AKP’nin Türkiye Cumhuriyeti devleti için bir tehdit olduğunu vurgulayan Hüseyin Baş, “Devletler de insan gibidir. Vücutta bir organ iflas etti, artık bitkisel hayat… Devletin organları neler? Devletin organları hukuken yasama yürütme yargı. Başka; eğitim öldü mü, sağlık öldü mü? Öldü. Siyaset öldü, bürokrasi öldü, denetim öldü, hepsi öldü. Ülkede ayakta kalan hiçbir şey kalmadı. Bu ne demektir? Devlet ölecek. Bunlar devleti öldürmenin peşinde. Ülkenin bütün imkanlarını tek bir adamın eline verdiler, O adam da başkalarının komiserliğini yapıyor. Geldiğimiz nokta bu, bitmiş bir haldeyiz. Dolayısıyla ben size şunu söylüyorum; başkaları gibi ya ben bir dönemi beğeniyordum diyemiyorum. Bunlar ilk geldiği günden beri Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bir tehdit arz ediyorlardı ve bugün o tehdidin gerçek bir tehdit olduğunu yaşıyoruz” diye konuştu.

“BU YAŞADIKLARIMIZ HALA FRAGMAN, HENÜZ FİLME GEÇMEDİK”

Seçim sonrası pahalılığın artacağı uyarısında bulunan Baş, “Bu yaşadıklarımız hala fragman, daha filmi yaşamadınız, bak tekrar ediyorum hala fragman izliyoruz, film çok feci, film çok kötü. Şimdi seçim geçecek, pahalılığa daha da hazır mısınız? Bugün hala evinize getirdiğiniz ekmeği getiremeyecek hale geleceksiniz. Bunu herkes için demiyorum, bu ülkenin yüzde 10’nu 8,5 milyon insan yapıyor. Bunların keyfi yerinde, hiçbir sorunları yok. Dünya yansın bir kalbur samanları yanmaz ama geri kalan 75 milyon insan evine ekmek götüremeyecek” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/huseyin-bas-mossad-ajanlari-sosyal-medyada-hoca-kiliginda-vaaz-verip-ataturke-hakaret-ediyor/feed/ 0
Hüseyin Baş: Ata sporumuz Yunan’ı denize dökmektir https://www.foxhaber.com.tr/huseyin-bas-ata-sporumuz-yunani-denize-dokmektir/ https://www.foxhaber.com.tr/huseyin-bas-ata-sporumuz-yunani-denize-dokmektir/#respond Wed, 06 Mar 2024 21:30:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4313 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), belediye başkan adaylarını bölge bölge tanıtmaya devam ediyor. Doğu Karadeniz adayları Trabzon’da düzenlenen programla tanıtıldı.

Programa BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da katıldı. Hüseyin Baş, son zamanlarda Atatürk’e yapılan saldırılar üzerine açıklamalarda bulundu.

“ATA SPORUMUZ YUNAN’I DENİZE DÖKMEKTİR”

Hüseyin Baş şunları söyledi:

* “Bir bakıyorsunuz sağdan soldan şarlatanlar çıkıyor Atatürk’e hakaret ediyor. Şimdi bir tanesi var çıkmış, ‘Bana ip yolluyorlar, seni asacağız demek istiyorlar. Hoca asmak bunların ata sporu’ diyor. Ben şimdi sana ata sporumuzu söyleyeyim; bizim ata sporumuz güreştir, bizim ata sporumuz Yunan’ı denize dökmektir, bizim ata sporumuz işgal ettiği topraklardan İngilizi temizlemektir bizim, ata sporumuz yedi düveli titretip maşalarını inletip Çankaya köşkünde kahvesini yudumlarken onları seyretmektir.

“SENİN BOYNUNDA İNGİLİZİN İPİ ZATEN DURUYOR”

* Sana ip yollayacakmışız, biz sana ip yollasak boynunda ipi takacak yer mi kalmış! Senin boynunda İngilizin ipi zaten duruyor. Boynunda yer mi var? Bunlar var ya; ’Allah’ın ipine sarılın’ diye diye milleti Amerika’nın ipine sarıltan adamlar.

“ATATÜRK HOCA KILIĞINDA İNGİLİZ AJANLIĞI, YUNAN UŞAKLIĞI YAPANLARI ASMIŞTIR”

* Tarih de bilmiyorlar ya da çok iyi bilip çarpıtıyorlar. Atatürk hiç kimseyi hoca olduğu için asmamıştır. Atatürk hiç kimseyi hocalık yaptığı için de asmamıştır, bilakis Atatürk hocalarla dua ederek Meclis açmıştır. Atatürk hoca kılığında İngiliz ajanlığı, Yunan uşaklığı yapanları asmıştır. Ben olayım, ben de 50 defa asar sallandırırım.

“BURALARDA YEDİĞİ KABA TÜKÜRENE ‘SOYSUZ OĞLU SOYSUZ’ DENİR”

* Başka bir tanesi çıkmış Atatürk’e ‘soysuz’ diyor. Geçen Rize’deyim, bir abimize, ‘Ben onu Rizeli biliyorum, internete yazdım İzmitli çıktı. İzmitli midir, Rizeli midir?’ diye sordum. Abim dedi ki; ‘Nerelidir bilmem ama cehennemlik olduğunu biliyorum!’ Bizim buralarda kime soysuz denir biliyor musunuz; atasına ihanet edene soysuz denir, babasına ihanet edene soysuz denir, yediği kaba tükürene soysuz oğlu soysuz denir.

* Siz soysuz arıyorsanız, soylu dediklerinizde arayın. Şimdi bunlara çok şey söylenir ama şunu da tavsiye edeyim çok da kaale almaya gerek yok. Ajan ajanlığını yapacak, bizler vatan müdafaamızı yılmadan, usanmadan, bıkmadan devam ettireceğiz. Ben size söz veriyorum, siz de söz veriyor musunuz bu mücadeleye? Tamam. Bir bilek olursak, bir yürek olursak vallahi billahi hiç kimse bu vatana zerre düşmanlık da yapamaz, zerre zarar da veremez ama buldular meydanı boş.

“40 SENE ÖNCENİN FETÖ’LERİ BUGÜN YENİDEN YEŞERİYOR”

* Kim bunlar? Çakarlı araçlarla gezen, etrafında onlarca korumayla hareket eden bir cami hocası bu. Filmi biraz geri saralım mı? 40 sene geriye gidelim; İzmir’de bir cami hocası, sözüm ona çok güzel vaaz veriyormuş, etrafında korumalar, yüzlerce kişi, ajan topluluğundan oluşmuş cemaat, devlet düşmanı, Atatürk düşmanı, Cumhuriyet düşmanı! Aradan yıllar geçiyor, bir el bunları alıyor büyütüyor, sonra gizemli bu kişilik yurt dışında yaşamaya başlıyor.

* Günün sonunda bir cami hocası Türkiye Cumhuriyeti devletine, Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükümetine, Türkiye Cumhuriyetinin demokrasisine darbe indirmeye kalkıyor. Kim bu? FETÖ. 40 sene öncenin FETÖ’leri bugün yeniden yeşeriyor. Ey iktidar sahipleri, ya önleminizi alın ya da bu millet kendi kendine önlemini almasını bilir.

“CUMHURİYETİ SOKAKTA BULMADIK”

* Biz bu Cumhuriyeti sokakta bulmadık. Biz bu milletin birliğini sokakta bulmadık. Biz bu vatan topraklarını canımızı ortaya koyarak, dedelerimizin kanlarını dökerek elde ettik. Bugün 3 tane çapulcunun mülteci hayalleriyle bu ülkeyi kimseye teslim etmeyiz. Bu ülke bu gençlerin, bu ülke bu kadınların, bu ülke bu insanların, bu ülke bizim ülkemiz ve biz bu ülkeye sahip çıkacağız, onlar olsa da sahip çıkacağız olmasa da sahip çıkacağız.

“FAİZİN YÜZDE 45’E ÇIKMASINA İTİRAZ ETTİĞİNİ DUYDUNUZ MU?”

* Bundan 6 ay önce ‘Faizde nas var, benden faiz indirmekten başka bir şey beklemeyin’ diyen Cumhurbaşkanı’nın yönettiği hükümet seçimi kazandı yüzde 8,5 olan faizi yüzde 45’e çıkardı, siz hiç bu hocalardan buna itiraz edeni duydunuz mu? Aynı hükümet nereye elini atsa yolsuzluk bıraktı, siz hiç bunlardan buna itiraz edeni duydunuz mu? Toplumun ahlaki değerleri yok oldu, insanımız parasızlıktan ne yapacağını şaşırır bir hale geldi, siz hiç buna itiraz edeni duydunuz mu? Peki buna kim itiraz etmez? Buna ajanlar itiraz etmez, buna hainler itiraz etmez.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/huseyin-bas-ata-sporumuz-yunani-denize-dokmektir/feed/ 0
CHP lideri Özel: Bu pislikle ne Yargı ne Sayıştay ne Danıştay baş ediyor https://www.foxhaber.com.tr/chp-lideri-ozel-bu-pislikle-ne-yargi-ne-sayistay-ne-danistay-bas-ediyor/ https://www.foxhaber.com.tr/chp-lideri-ozel-bu-pislikle-ne-yargi-ne-sayistay-ne-danistay-bas-ediyor/#respond Wed, 06 Mar 2024 09:00:43 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4292 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’de Kurtdereli Spor Salonu’nda partisinin aday tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, görev verdikleri, aday yaptıkları herkese ne kadar güveniyorlarsa, aday adayı olup da adaylaştıramadıklarına da kefil olduklarını söyledi.

“BİR ÖNEMİ YOK”

CHP’nin genel başkanı olarak bu kefaleti açıkça ortaya koyduğunu dile getiren Özel şunları kaydetti:

“Bazı televizyonlarda, gazetelerde birkaç kişinin isyanını, itirazını duyuyorsunuz. Görevdeyken iyi, olmayınca istifa etmeler, başka partiye gitmeler ve oradan partiye ateş etmeler. Vallahi 3 tane 5 kişinin, iktidara yakın gazetelerin manşetine çıkmasının bir önemi yok. 16 bin 500 aday adayı vardı bu partide. 3’ü, 5’i öyle yapıyor ama sabahleyin adaydan erken kalkıp, adayı arayıp ‘Hadi çalışmaya gitmiyor muyuz’ diyen aday adayımız, kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına getiren aday adayımız, kendisine giydirdiği aracı belediye başkan adayıma tahsis eden aday adayımız var bizim. Bizim gönlümüzün manşetinde bu arkadaşlar var.”

“CHP’NİN YÜZDE 52’DEN FAZLA OYU VAR”

28 Haziran 2023’te CHP’nin yüzde 52’den fazla oyunun olduğunu hatırlatan Özel, “Geçen sene mayısta birlikte sandıkta buluştuğumuz çok değerli sayın önceki genel başkanımıza, cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’na oy veren herkes, 10 ay sonra aynı oyu atsa, vallahi Balıkesir kurtuluyor, billahi Balıkesir kurtuluyor.” dedi.

Geçen seçimlerde Ahmet Akın’ın Millet İttifakı olarak aday gösterildiğini hatırlatan Özel, “Ahmet Akın, Millet İttifakı’nın adayı olarak o seçimi alıyordu, bu kabusu bitiriyordu. O süreçte dediler ki ‘Adayınızı geri çekin, burayı biz istiyoruz.’ Ahmet dedi ki ‘Genel merkezimiz karar verdiyse olur.’ Gözleri yaşlıydı. Ağlaya ağlaya, ama madem ittifaktır dedi, çekildi. Burayı öyle istediler, İsmail Ok’a verildi. İsmail Ok da emaneti aldı iki eliyle AK Parti’ye verdi. Ödülünü aldı mı? Aldı şimdi AK Parti onu tekrar milletvekili yaptı. Ne var ortada? Ortada milli irade hırsızlığı var. Ne var ortada? Ortada Balıkesir’in iradesinin çalınması var.” ifadelerini kullandı.

“O PANKARTI TOPLATANLARA YAZIKLAR OLSUN”

Geçen hafta İspanya’nın başkenti Madrid’de Sosyalist Enternasyonal’in toplantısına katıldığını hatırlatan Özel, “Dünyadaki sol sosyal demokrat sosyalist partiler, dayanışmayı güçlendirmek, bütün dünyada solu yeniden yeni rüzgarları arkasına almak için hep birlikte çalışıyoruz, çalışacağız.” dedi.

Özgür Özel, bu toplantıda, Sosyalist Enternasyonal’in Başkanı da olan İspanya’nın Başbakanı Petros Sanchez’in de aralarında bulunduğu siyasi liderlere, İsrail Devleti’nin giriştiği zalimce saldırılara karşı susmanın solculara, sosyal demokratlara yakışmayacağı, bu konuya hep beraber müdahale edilmesi gerektiği çağrısında bulunduğunu, ayrıca nisanda Filistin’e gideceğini, Filistin’in Türkiye solunun, Bülent Ecevit’in, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının büyük meselesi olduğunu aktardığını söyledi.

Madrid’deki ikili temaslarda da bu konuda sosyal demokratların, sosyalistlerin mutlaka akan kanı durdurması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, cihanda barış” söylemine uygun olarak barış için mücadele edilmesi gerektiğini söylediğini anlatan Özel, şöyle devam etti:

“Ben o saatlerde dünyanın önemli liderlerine Filistin’deki mezalimi durduralım derken ve beyefendi Recep Tayyip Erdoğan Sakarya’daymış. Sakarya’da konuşurken meydandan bir tane pankart açılmış. Pankartta diyor ki ‘İsrail’le utanç verici ticarete son verin.’ O pankartı açanlar AK Parti mitingine gidenler, o pankartı açanlar geçmişten beri Milli Görüşçüyüz diyenler, o pankartı Türk polisine toplatan ‘Üzerimdeki Milli Görüş ceketimi, gömleğimi çıkardım’ diyen Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı, İsrail’in görülmez en büyük müttefiki Recep Tayyip Erdoğan’dır. Biz Filistin’i savunurken o pankartı toplatanlara yazıklar olsun.”

HALKTAN TALEPTE BULUNDU

Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden kazasına değinen Özel, “Çıkan atıkları dağ gibi istifleyenler, Soma’daki tehlikeye dikkati çekenleri duymadıkları gibi İliç’teki madencilerin feryadını duymayanlar, ‘Bu maden ısınıyor, başımıza bela olacak.’ dendiği gibi ‘Bu dağ çok yükseldi, çatlaklar var. Bir gün hepimizi önüne katacak.’ diyenleri dinlemeyip, paranın peşinde koşanlar İliç faciasına sebebiyet verdiler. Orada o facianın yaşanmasına sebebiyet veren imza, Çevresel Etki Değerlendirme raporunun imzasıdır. Onun altında imzası olan dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’dur. ‘Ne alakası var benle.’ dediği imza, ‘Heyelan riski yoktur’ diye attığı evlatlarımızı felakete sürüklediği bir imzadır. Bundan sonra vatandaşlarımızdan talebimizdir, uyarımızdır. İliç felaketinin müsebbibini, İstanbul’un felaketi yapmasınlar. İstanbul’un felaketine engel olsunlar.” diye konuştu.

“AKP, SAYIŞTAYI İŞLEVSİZLEŞTİRİYOR”

CHP Genel Başkanı Özel, AKP iktidarının 23 yıldır Sayıştay denetimini işlevsizleştirmeye çalıştığını iddia ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

*Etkin rapor yazanları uzaklaştırıyor. Rapor kapsamlarını daraltıyor. Kitapçıkların eklerini meclisten saklıyor ki yaptıkları ortaya çıkmasın. Sayıştay’ın başına kendine yakınları atıyor. Sayıştay’daki daireleri onlarla baskılıyor.

*Bu kadar baskı altındaki Sayıştay dahi, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ndeki büyük yolsuzlukları görmezden gelememiş. Yazmış ki ‘İhaleler kentine dönmüş.’ demiş. ‘İhale mevzuatı delik deşik edilmiş.’ demiş. Yazmış ki ‘Buradaki ihaleler kamu yararına değil birilerinin adresine yollanan ihaleler.’ demiş. Ve suç duyurusunda bulunmuş.

*’Dava açılsın.’ demiş ama soruşturmaya izni dönemin İçişleri Bakanı vermemiş. Peki böyle durumda ne oluyor? Böyle durumda normalde bir şey olmaz. Danıştay’a başvurulmuş. Danıştay kimin elinde? Malum şahsın elinde. Ama iddialar o kadar büyük ki Danıştay dahi ‘Soruşturmaya gerek yoktur.’ kararını kaldırmış ve soruşturma açılmış.

“BU PİSLİKLE VALLAHİ NE YARGI NE SAYIŞTAY NE DANIŞTAY…”

*Türkiye’de bir yerel yönetimde görülmedik kadar kötü ihalelerin yapıldığı, asla kabul edilemeyecek nitelikte yandaşların kayrıldığı, Balıkesir’in varlıklarının birilerine peşkeş çekildiği bir sürecin geldiği yerdeyiz.

*Şunun için söylüyorum, bu pislikle, bu yaşanan pisliklerle zaman zaman yargı böyle küçük çıkışlar yapıyor ama az sayıda cesaretini koruyanlar başaramıyor hemen alıp atıyorlar. Bir kaç müfettişi cezalandırıyorlar. Ya da göstermelik cezalar veriyorlar.

*Bu pislikle vallahi ne Yargı ne Sayıştay ne Danıştay baş edemiyor. Ama buna bir kişi dur diyebilir. O bir kişi, Balıkesir’in, Balıkesirlinin ta kendisidir. 31 Mart’ta bunlardan hesabı sormayı Balıkesirli hemşehrilerimize bırakıyoruz.”

“MİLLİ TAKIM GOL ATTIĞINDA KİM SEVİNİYORSA…”

Kurdukları Türkiye İttifakı’nı anlatan Özel, “Bu ittifakın içinde kimler var derseniz, milli takım gol attığında kim seviniyorsa, bizim ittifakımızda onlar var.” dedi.

CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Akın da programda bir konuşma yaptı, projelerini anlattı.

ADAYLAR

Konuşmaların ardından CHP’nin Balıkesir’deki ilçe belediye başkan adaylarının tanıtımı gerçekleştirildi. Özel, adaylarla fotoğraf çektirdi.

Altıeylül’de Hakan Şehirli, Ayvalık’ta Mesut Ergin, Balya’da Orhan Gaga, Bandırma’da Dursun Mirza, Bigadiç’te Zafer Göksel, Burhaniye’de Ali Kemal Deveciler, Edremit’te Mehmet Ertaş, Erdek’te Burhan Karışık, Gömeç’te Melih Bağcı, Gönen’de İbrahim Palaz, Havran’da Levent Gökalp, Karesi’de Mesut Akbıyık, Kepsut’ta Oğuz Aslan, Manyas’ta Ahmet Duru, Marmara’da Aydın Dinçer, Şavaştepe’de Ali Koyuncu, Sındırgı’da Serkan Sak, Susurluk’ta Hakan Yıldırım Semizel aday gösterildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/chp-lideri-ozel-bu-pislikle-ne-yargi-ne-sayistay-ne-danistay-bas-ediyor/feed/ 0
Tansiyon neden düşer, tansiyon düşmesine ne iyi gelir? https://www.foxhaber.com.tr/tansiyon-neden-duser-tansiyon-dusmesine-ne-iyi-gelir/ https://www.foxhaber.com.tr/tansiyon-neden-duser-tansiyon-dusmesine-ne-iyi-gelir/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:39:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4078 Genellikle birçok insanın düşük tansiyonu vardır ve genellikle herhangi bir belirtiye neden olmaz ancak, bazı kişilerde düşük tansiyon semptomlara yol açabilir. Düşük tansiyonun belirtileri arasında baş dönmesi, baş ağrısı, bayılma hissi, halsizlik, yorgunluk, bulanık görme, ve bazen hızlı veya düzensiz kalp atışı sayılabilir. Bu semptomlar kişiden kişiye değişebilir ve bir kişinin normal tansiyonu düşük olabilirken, diğer bir kişinin bu tür semptomları yoktur.

DÜŞÜK TANSİYON BELİRTİLERİ NELER?

Düşük tansiyonun birçok belirtisi olabilir, ancak en yaygın olanları şunlardır:

Baş dönmesi: Bu, düşük tansiyonun en yaygın belirtisidir. Özellikle ani kalktığınızda veya uzun süre ayakta durduğunuzda başınızın dönmesi veya kararsız hissetmeniz düşük tansiyon belirtisi olabilir.

Bayılma: Kan basıncının düşmesiyle sıklıkla tetiklenen ani bilinç kaybı düşük tansiyonun bir diğer belirtisidir.

Bulanık görme: Noktaları görme veya tünel görüşü gibi görsel bozukluklar yaşama da düşük tansiyon belirtisi olabilir.

Yorgunluk: Sürekli yorgunluk veya zayıflık hissetmek de düşük tansiyonun bir belirtisi olabilir.

Baş ağrısı: Düşük tansiyon bazı kişilerde baş ağrısına da neden olabilir.

Konsantrasyon eksikliği: Düşük tansiyon, konsantre olmakta zorlanma veya net düşünmekte güçlük çekmeye de neden olabilir.

Hızlı veya sığ solunum: Nefes darlığı veya hızlı nefes alma da düşük tansiyonun bir belirtisi olabilir.

Daha az yaygın belirtiler şunlardır:

Soğuk ve solgun cilt
Mide bulantısı
Kusma
Terleme
Kafa karışıklığı
Göğüs ağrısı

TANSİYON DÜŞMESİNE NE İYİ GELİR?

Düşük tansiyona iyi gelen birçok şey var. En yaygın ve etkili olanlar şunlardır:

Sıvı alımını artırma: Dehidrasyon, düşük tansiyonun en yaygın nedenlerinden biridir. Bu nedenle, bol su içmek ve sıvı alımını artırmak tansiyonunuzu yükseltmeye yardımcı olabilir. Günde en az 2 litre su içmeyi hedefleyin.

Tuz tüketimini artırma: Tuz, kan basıncını yükseltmeye yardımcı olur. Ancak, fazla tuz tüketimi yüksek tansiyon gibi diğer sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle, doktorunuzla görüşerek tuz alımınızı ne kadar artırmanız gerektiğini belirleyin.

Yavaş kalkma: Yataktan veya oturduğunuz yerden kalkarken yavaş kalkmak, baş dönmesi ve bayılma gibi düşük tansiyon belirtilerini önlemeye yardımcı olabilir.

Düzenli egzersiz: Düzenli egzersiz yapmak, genel kan dolaşımını ve kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bu da tansiyonunuzu yükseltmeye yardımcı olabilir.

Kafein tüketimi: Kafein, kalp atış hızını artırarak ve kan damarlarını daraltarak kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir. Kahve, çay ve kola gibi kafein içeren içecekler tüketebilirsiniz.

Sık sık ve küçük öğünler atıştırma: Büyük öğünler yemek kan basıncınızı düşürebilir. Bu nedenle, gün boyunca sık sık ve küçük öğünler atıştırmak daha iyi bir seçenektir.

Düşük tansiyona iyi gelen bazı besinler:

Tuzlu besinler: Zeytin, turşu, salamura gibi tuzlu besinler kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

B12 ve folat içeren besinler: B12 ve folat eksikliği düşük tansiyona neden olabilir. Bu nedenle, kırmızı et, balık, süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi B12 ve folat içeren besinler tüketmek önemlidir.

Kafein içeren besinler: Kahve, çay, kola gibi kafein içeren besinler kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Düşük tansiyona iyi gelen bazı bitki çayları:

Ginseng çayı: Ginseng çayı, kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Meşe palamudu çayı: Meşe palamudu çayı, kan damarlarını daraltarak kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Rezene çayı: Rezene çayı, kan basıncını yükseltmeye yardımcı olabilir.

Düşük tansiyonu yaşıyorsanız:

Doktorunuza başvurun. Doktorunuz, altta yatan bir neden olup olmadığını teşhis etmek için testler isteyebilir ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verebilir.

Yukarıdaki önerileri uygulayın. Sıvı alımını artırmak, tuz tüketimini artırmak, düzenli egzersiz yapmak ve kafein tüketmek gibi önerileri uygulayarak tansiyonunuzu yükseltebilirsiniz.

Belirtileri yaşıyorsanız yatın ve bacaklarınızı kalp seviyesinden yukarı kaldırın. Bu, kan akışını beyninize yönlendirmeye yardımcı olabilir.

TANSİYON NEDEN DÜŞER?

Düşük tansiyon, tıbbi adıyla hipotansiyon, kan basıncının normalden daha düşük olması durumudur. Yetişkinler için, kan basıncı 90/60 mmHg’nin altında olduğunda düşük tansiyon olarak kabul edilir.

Düşük tansiyonun birçok nedeni olabilir:

Yaygın:

Dehidrasyon: Vücudun yeterince sıvı almaması kan hacmini azaltır ve tansiyonu düşürebilir.

Kan kaybı: Yaralanma veya iç kanama gibi durumlarda kan kaybı da tansiyonu düşürebilir.

İlaç kullanımı: Bazı tansiyon ilaçları, diüretikler (idrar söktürücüler), antidepresanlar ve kalp ilaçları gibi ilaçlar tansiyonu düşürebilir.

Uzun süre ayakta durma: Yerçekimi, uzun süre ayakta durduğunuzda kanın bacaklarda toplanmasına neden olabilir ve bu da tansiyonu düşürebilir.

Sıcak havalarda aşırı terleme: Sıcak havalarda aşırı terlemek de dehidrasyona ve tansiyon düşmesine neden olabilir.

Hamilelik: Hamilelik sırasında, vücutta kan hacmi artar ve kan damarları genişler. Bu da tansiyonda hafif bir düşüşe neden olabilir.

Yaşlanma: Yaşlandıkça kan damarları sertleşir ve bu da tansiyonu düşürebilir.

Daha az yaygın:

Kalp hastalıkları: Kalp yetmezliği, kalp kapak hastalığı ve kalp krizi gibi kalp hastalıkları tansiyonu düşürebilir.

Hormonal bozukluklar: Addison hastalığı ve hipotiroidizm gibi hormonal bozukluklar tansiyonu düşürebilir.

Sinir sistemi hastalıkları: Parkinson hastalığı ve otonom sinir sistemi bozuklukları gibi sinir sistemi hastalıkları tansiyonu düşürebilir.

Beslenme yetersizliği: B12 vitamini ve folat eksikliği gibi beslenme yetersizlikleri tansiyonu düşürebilir.

Tansiyonu etkileyebilecek diğer faktörler:

Stres: Stres, kan damarlarını daraltarak ve kalp atış hızını artırarak tansiyonu yükseltebilir.

Alkol: Alkol, kan damarlarını genişleterek tansiyonu düşürebilir.

Sigara: Sigara, kan damarlarına zarar vererek tansiyonu yükseltebilir.

Düşük tansiyon her zaman bir sorun teşkil etmez. Bazı kişilerde herhangi bir belirtiye neden olmaz. Ancak, belirtileri yaşıyorsanız doktora başvurmak önemlidir. Doktorunuz, altta yatan nedeni teşhis etmek için testler isteyebilir ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verebilir.

Düşük tansiyonu önlemek için:

Bol sıvı tüketin.

Yeterli tuz aldığınızdan emin olun.

Düzenli egzersiz yapın.

Uzun süre ayakta durmaktan kaçının.

Sıcak havalarda aşırı terlememeye dikkat edin.

Sağlıklı beslenin.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tansiyon-neden-duser-tansiyon-dusmesine-ne-iyi-gelir/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Erdoğan’a gönderme: Bu hallerine acıyorum https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-gonderme-bu-hallerine-aciyorum/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-gonderme-bu-hallerine-aciyorum/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:00:45 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3953 İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bağlı kuruluşu İSKİ, Avrupa yakasında 17 ilçenin karışık sistem çalışan atık su hatlarını yeniledi ve 48 derenin ıslahını gerçekleştirdi. 1 milyar 260 milyon liralık yatırımla gerçekleştirilen çalışmalar için Kağıthane’de “Avrupa 1. Bölge Dere Islahı ve Bakım ve Onarımı Açılış Töreni” düzenlendi.

Törende konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yaptıkları çalışmalarla, halk sağlığını koruduklarına ve çevre kirliliğinin önüne geçmiş olduklarına vurgulayarak “Haziran 2019’dan bu yana tamamlanan ve yatırımı devam eden işler gözünün önüne alındığında, altyapıya bugünün fiyatlarıyla, -memleketimizde enflasyon bizi öyle bir alabora etti ki, dünü bugünle kıyaslamak zor- onun için bugünün fiyatlarıyla, yaklaşık 94 milyar lira yatırım yapmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz.

Bu yatırımlardan kimler, hangi partililer yararlanacak diye düşünmek, bizim aklımıza bile gelmedi. Bizim aklımıza bile gelmeyen, başkasının aklından çıkmıyor. Yani bu garip bir durum. Normal bir insan, zaten böyle düşünmez. Bu ülkenin yönetimine böyle ayrımcı, böyle akıl dışı bir anlayış hakim maalesef ne yazık ki; üzülüyorum. Bir kamu yöneticisinin, bir siyasetçinin, bir devlet insanının nasıl böyle bir laf edebileceğini ben anlamıyorum” diye konuştu.

“İMAMOĞLU İMZASI VARSA TEK KURUŞ KREDİ VERMİYORLAR”

“Bunlar, işi gücü bırakıp, altyapı yatırımlarını bile bazen kimin yaptığına bakıyorlar” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Sadece vatandaşa bu tehdidi yapmıyorlar çoğu zaman. Mesela, eğer bir altyapı projesi varsa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılıyorsa, altında da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu imzası varsa, kamu kaynaklarından tek bir kuruş bile kredi vermiyorlar.

Devlet kurumlarının bu anlamda partizanlık yapsın diye organize edildiği bir ortam yaşıyoruz. Tek dertleri ne biliyor musunuz? Bize engel olmak. Ama söyleyeyim; bize engel olamazsınız. Bu millet size hak ettiğiniz dersi verecek. Biz, sizin hayallerinizin bile yetişemeyeceği kadar çok iş yapıyoruz.”

“O SÖZLERİN ESAS SAHİBİ ŞİMDİ TÜRKİYE’Yİ GEZİYOR”

Eski İBB Başkanı Mevlüt Uysal’ın “bize oy verenlere metroyu götüreceğiz” sözlerini hatırlatan İmamoğlu şöyle konuştu:

“Biz, o sözleri sadece o kişiye mal ettik önce. Ama sözlerin esas sahibini, şimdi Türkiye’yi gezerken görüyoruz. Yarın İstanbul’a gelince de aynısını diyebilecek mi bakacağız.

Yapınca bizde cevaba hazır. Onu söyleyeyim. Tabii, ‘Bize oy vermeyene hizmet de götürmeyiz’ diye kabadayılık taslayanların bu hallerine, ben acıyorum. Kendilerine oy veren vatandaşlarımıza doğru dürüst iş yapıyorlarmış gibi de bu arada.

Şunu söyleyeyim: Bakın, siz hükümetsiniz. Sizin yapacağınız hizmet… Her şeyden önce bu ülkede en güncel sorun ne? E-ko-no-mi. Ekonomiyi düzeltin kardeşim.

Vatandaşın iyi bir yaşamı için gereken geliri elde etmesini sağlayan maaşını, evine götüreceği parayı, onu sağlayın. Sağlığı düzeltin. Eğitimi düzeltin. Milletin canı yanıyor. Daha da önemlisi ne? Adaleti düzeltin, adaleti. En kötü sınavda kaldığınız yer”

“VATANDAŞ SANDIKTA HADDİNİ BİLDİRİR”

“Hangi birini düzelttiniz de ‘Ona hizmet götürürüm, buna götürmem’ diye efeleniyorsunuz” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

“Siz, bu hale düşürdüğünüz ekonomiyle, zaten kimseye doğru dürüst hizmet götüremiyorsunuz. Yöneticiler, depremzedelere bile, ‘Oy ver, hizmet al’ diyecek kadar ne yazık ki kibre kapılmış durumda. İnanın devlet yöneticiliği, devlet terbiyesi, demokrasi, hukuk; bütün bunlar, milli iradeyi bu şekilde hiçe saymaya kalkarsa, vatandaşın da yapacağı şey bellidir.

Sandıkta, yöneticilerin bu şekilde buyuran, bu şekilde üstenci, bu şekilde kibirli, bu şekilde had bildirene, vatandaş, yöneticilere seçimde, sandıkta hem haddini bildirir hem de ağzının payını verme konusunda hakkı doğmuş olacak. Sizler bunun hakkını vereceksiniz diye düşünüyorum.

31 Mart’ta kesinlikle en üst seviyede vatandaşımızın hakkını kullanacağını düşünüyorum. Hem bu şehir için en doğrusunu seçmenizi hem de bu ülkenin ayrımcılıkla, partizanlıkla yönetilmeyeceğini gösterin. 31 Mart’ta yapacağınız seçim, inanın ne seçimidir biliyor musunuz? Ayrımcılıkla birleştiricilik arasındaki seçimdir.

Tek adamcılıkla halkçılık arasındaki tercihtir. Milletin, memleketin malı olan, yeşil alanı gasp eden ya da bu şehirde her tarafı imar yoğunluğuna boğan ya da Kanal İstanbul gibi baş belası bir süreci tercih edeni mi ya da icraatiyle bu şehri güzelleştiren, meydanlarını, derelerini, altyapısını, üstyapısını, metrolarını, kreşlerini ya da milletin parasını millete dağıtanı mı seçeceksiniz?”

“ANCAK TELEVİZYONLARDA KONUŞABİLİRLER”

“Biz, göreceksiniz vatandaşın her derdine yetişecek ve vatandaşı için koşacak bir enerjiye de sahibiz. Enerjimizin kaynağını merak edenler var ise, söyleyeyim. Mesela bugün bir ilkokul, ortaokul, lise ziyareti yaptım. Enerjimi aldım, çıktım. Biraz enerjim düşse, bir tane mahalle pazarına giriyorum. Orada annelerimiz, teyzelerimiz, kardeşlerimiz ya da evlatlarımızla buluşuyorum. Vallahi billahi moralim en yüksek seviyeye çıkıyor. Onun için, ‘Gelin birlikte dolaşalım, enerjimizin kaynağını kendi gözleriyle görsünler’ diyeceğim ama dolaşmaya cesaretleri yok. Gelemezler pazara, mahalle aralarına. Ancak ve ancak televizyonlardan konuşabilirler.

KAĞITHANE TURU YAPTI

Törenin ardından Kağıthane turuna çıkan İmamoğlu ve CHP Kağıthane Belediye Başkan Adayı Tonguç Çoban, Cendere Caddesi, Talatpaşa Caddesi, Büyükdere yan yol Caddesi ve İbrahim Karaoğlu Caddesi hattı boyunca vatandaşları selamladı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-gonderme-bu-hallerine-aciyorum/feed/ 0
Canlı bomba Konya’da yakalanmıştı! Afganlarla birlikte Türkiye’ye sızmış https://www.foxhaber.com.tr/canli-bomba-konyada-yakalanmisti-afganlarla-birlikte-turkiyeye-sizmis/ https://www.foxhaber.com.tr/canli-bomba-konyada-yakalanmisti-afganlarla-birlikte-turkiyeye-sizmis/#respond Sun, 25 Feb 2024 21:57:21 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3912 Konya’da bombalı eylem hazırlığındayken suikast silahları ve bombalarla yakalanan Welat kod adlı Gülda Bebek hakkında 30 yıl hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

Teröristin İran’ın Makü/Dambat bölgesindeki barınma alanlarında, şehir merkezlerinde suikast ve sabotaj gibi eylemler düzenlemek için yetiştirilen sözde özel kuvvetler yapılanmasında yer aldığı bildirildi.

Farklı tarihlerde teslim olan 4 terörist de; kadın teröristi fotoğrafından teşhis ederek, yakın zamanda Türkiye’ye sızma yapacak ve büyük metropollerde eylem yapabilir. Elinde yanık izi var” bilgisini paylaşınca teröristin eylem hazırlığındayken yakalandığı ifade edildi.

Teröristin üzerinde ele geçen dokümanlarda, şiir dizerinde olduğu gibi baş harfleriyle şifreleme yaptıkları, Samanyolu adı verilen yöntemle eylem hedefi belirlendikleri, polisin bu rakamlar üzerinde yaptığı incelemede, teröristin Konya’da bir AVM’ye yönelik mutfak tüpüyle eylem planı yaptığı açığa çıkarıldı.

Terörist, İran’dan Konya’ya kadar sınırı geçerek nasıl geldiğini ve eylem yapmaktan neden vazgeçtiğini ifadesinde şöyle anlattı:

“AFGAN MÜLTECİLERİN ARASINA SIZARAK GELDİM”

“Irak’ın kuzeyi ile İran sınırları içindeki barınma alanlarında özel suikast ve bomba eğitimleri aldım. Özel kuvvetler temel devre eğitiminde ağır silah ve sabotaj konusunda uzman olmak için uzun süre branş eğitimi aldım. Zap Vadisi’nde tim komutanlığı yaparken bulunduğum mağaraya uçaklar bomba atınca iki kulak zarım yırtıldı ve işitme kaybı yaşadım.

Örgüt beni şehirlerde eylem yapmak için özel kuvvetlere alıp özel eğitti. Eğitimde Türk güvenlik güçlerinin, bizim fotoğraflarımızı yüz tanıma sistemine yüklediklerini eğer herhangi birimizin fotoğrafı sisteme yüklenmiş ise KGYS kameralarıyla kimliğimizin deşifre olacağını söyleyip dikkatli olmamızı istediler.

İran sınırındaki Türkiye’ye ait karakollara saldırı yapılmaması talimatı örgüt üst yönetiminden bize geldi. Türkiye’ye geçmeden 3 gün önce bana Konya’ya gideceğimi ve orada kuryelerin beni beklediği söylendi.

Beni İran’dan Afgan uyruklu mültecilerin arasında kaçakçılar aracılığıyla Türkiye’ye geçirdiler. Türkiye sınırına kadar 2 saat yürüdük. Tel örgülü sınır hattına geldiğimizde kaçakçılar beni Afgan mülteciler ile birlikte sınırdan geçirdi. Sayımız kalabalıktı.

Sınırı geçerken Türk askeri bizi fark etti ve müdahalede bulundu. Mültecilerin bir kısmı geri kaçtı, benimle birlikte 7-8 mülteci sınırı geçebildi. Sınırı geçtikten sonra sabaha kadar 3 saat yürüdük. Bir dere yatağında mülteciler ile kaçakçılar buluştu. Bizi bir kişi karşıladı. Bu kişilere PKK’lı olduğumu söylemedim.”

“POLİSLERİN KOLAY HEDEF OLDUĞUNU GÖRDÜM”

“Afganlar ile birlikte sınırı geçip transit minibüse binerek Van şehir merkezine geldik. Burada bana önceden telefonu verilen Keke Mustafa kod isimli kuryeyi aradım. Onunla buluştuktan sonra bir rezidansa gittik. Burada 5 gün kaldıktan sonra üzerime uygun kıyafetler aldım.

Keke Mustafa bana Suriye uyrukluymuşum gibi bir sahte kimlik ayarladı. Sonra başka bir kurye gelip beni rezidanstan alarak Konya’ya götürdü. Araçta benimle birlikte 2 Afgan mülteci de vardı.

Meram İlçesinde indikten sonra sosyal medya hesabı üzerinden başka bir kurye ile irtibat sağladım. Yanımda bomba yapımında kullanılacak malzemeleri de getirmiştim. Mutfak tüpüne bomba hazırladım.

Sonra il merkezinde gezip dolaşma bahanesiyle eylem için keşif yapmaya başladım, google haritalar üzerinden şehrin farklı noktalarını, kaçış güzergâhlarını belirledim, Şehri tanımaya başladım. Çarşıda devriye gezen polisleri bir süre izledim ve kolay hedef olduklarını belirledim.”

AŞIK OLUNCA EYLEM YAPMAKTAN VAZGEÇTİ

“Kaldığım eve dönerek yanımdaki kurye ile birlikte mutfak tüpüne bombayı hazırladım ve polislerin olduğu yerde fedai tarzı eylem yapmaya karar verdim. Kendimi de öldürecektim. Deşifre olduğum taktirde ise ele geçmemek için yanımda taşıdığım Glock suikast silahıyla intihar edecektim.

Tüpün devresini bağlayıp 10 gün bekledim, daha sonra kaldığım evin yanındaki kafede çalışan Semih adlı kişiyle aramızda duygusal ilişki başlayınca eylem yapmaktan vazgeçtim. Ona aşık olunca tüpün içine hazırladığım bombayı ve düzeneği bozdum, tüpü de boş bir araziye attım.

Semihle kaldığım evde birlikte kalmaya başladık. Ona PKK’lı olduğumu söylemedim, ailevi sorunlarımdan dolayı Batman’dan Konya’ya geldiğimi söyledim. Çünkü örgüt mensubu olduğumu bilseydi korkup uzaklaşabilirdi benden. Hatta ihbar bile edebilirdi. Zaten o da uyuşturucu bağımlısı bir gençti.”

ÖRGÜTE SIKINTI VAR DEDİM ONLARDA ‘HABER BEKLE’ DEDİ

“Malzemeleri attıktan sonra örgüt benimle irtibat kurunca sıkıntı olduğunu söyledim, onlarda bizden haber bekle dediler. Ama ben eylem yapmayı kafamda bitirmiştim.

Sonra beni Konya’ya getiren Keke Mustafa isimli kaçakçı kuryenin yakalandığı bilgisi gelince benim artık Irak’a geri dönme imkânım da kalmayınca sevgili olduğum Semih’e yurtdışına çıkma teklifinde bulundum.

Ona parayı dert etme, sen yolu ayarla gerisi bende dedim. Konya’dan bir an önce çıkmak istiyordum, çünkü kurye yakalandığı için bende deşifre olup yakalanmaktan korkuyordum.

Semih yurtdışına çıkmak için ona verdiğim paraları uyuşturucuya veriyordu. Hızlı trenle kaçma planları yapıyordum ama sevgili olduğum Semih beni oyalıyordu.

Semih’le duygusal ilişkim başlayınca hiçbir cana kıyamayacağımı anladım ve bu tür bir eylemi anlamsız buldum tamamen kendi irade ve kararımla eylem yapmaktan vazgeçtim.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/canli-bomba-konyada-yakalanmisti-afganlarla-birlikte-turkiyeye-sizmis/feed/ 0
Murat Kurum’a dert yanan dönerci: Ekonomiyi batırdılar https://www.foxhaber.com.tr/murat-kuruma-dert-yanan-donerci-ekonomiyi-batirdilar/ https://www.foxhaber.com.tr/murat-kuruma-dert-yanan-donerci-ekonomiyi-batirdilar/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:09:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3778 AKP’nin İstanbul adayı Murat Kurum, geçen cumartesi esnaf ziyaretlerine Alibeyköy’de devam etmişti. Kurum’un burada gittiği bir dönerci ile yaşadığı diyalog gündem haline gelmişti.

Kurum, ekonomiden dert yanan dönerci ustasına “22 senede ülkeyi nereden nereye getirdik” sözleriyle karşılık vermişti. Döner ustası da Kurum’a cevaben “Ama bak ben ustayım, maaşımla geçinemiyorum. Ben 1996 yılında 1 yıllık maaşımla babama ev almıştım. Şu anda bayramda memlekete gitmeyi hayal edemiyorum” demişti.

Döner ustası Hasan Toksoy, söz konusu diyaloğu ve yaşananları anlattı. Toksoy, “Ekonomik olarak zaten batırdılar, zaten bitiğiz. Ben 5-10 sene önce maaşımla yaptığım işin bugün onda birini yapamıyorum. Maaşımla yaptığım alışverişin ya da yaşantının onda birini yapamıyorum. Onları dile getirdim. Türkiye’yi daha ileriye götürdüğünü söyledi ben de ileriye değil geriye götürdüklerini söyledim” diye konuştu.

“YABANCI İŞGALİNE UĞRAMIŞ DURUMDAYIZ”

33 senedir döner işiyle uğraştığını söyleyen Hasan Toksoy, Kurum ile yaşadığı diyalogu şöyle anlattı:

– Murat Kurum, Türkiye’yi nereden nereye getirdikleriyle ilgili bir şeyler söyledi. Bende bir yerden bir yere getiremediklerini, Türkiye’yi ekonomik olarak, siyasi olarak uçuruma sürüklediklerini, yani bugün bir vatandaş sokakta eğer ki AK Parti’yi eleştirirse hain olarak ya da cumhurbaşkanına hakaretten direkt cezaevine giriyor veya muhalefet yaparsa terörist olarak cezaevine giriyor. Ekonomik olarak zaten batırdılar, zaten bitiğiz. Ben 5-10 sene önce maaşımla yaptığım işi bugün onda birini yapamıyorum.

– Maaşımla yaptığım alışverişin ya da yaşantının onda birini yapamıyorum. Onları dile getirdim. Türkiye’yi daha ileriye götürdüğünü söyledi ben de ileriye değil geriye götürdüklerini söyledim. Mesela tramvaya biniyorum bugün tramvayın içindeki 100 insanın 10’u Türk değil. Dün Fatih tarafına gittim. Tramvaya bindim Yusufpaşa’dan bakıyorum sağıma, soluma tramvayın içindeki 100 insandan 10’u, 12’si anca Türk’tür. Direkt yabancı işgaline uğramış durumdayız şu an. Ülkeyi getirdikleri durum bu. Biz Türkiye’yi ileriye götürdük iddasında bulunuyorlar ama maalesef öyle değil.”

“YURT DIŞINDAN TEBRİK EDENLER BİLE OLDU”

Olayın sosyal medyaya yansıması üzerine tebrik mesajları aldığını anlatan Toksoy, “Yüzde 90 tebrik mesajları aldım. Yurt dışından beni arayanlar, tebrik edenler, hatta buraya gelip tebrik edenler oluyor. Ben çok bir şey yapmadım. Sadece eleştirdim. Demek ki halk bu kadar dolmuş ki, bu kadar içten bir patlama yaşıyor ki ama bunu korkudan veya çekinmeden veya başka bir şekilde dile getiremiyor. Dile getiremeyeyince ve bunu birileri dile getirince haliyle bu sefer de onu tebrik etme yoluna gidiyorlar” diye konuştu.

“BAŞIMA BİR ŞEY GELİR Mİ DİYE ÇEKİNİYORUM”

Olaydan sonra ‘acaba başıma bir şey gelir mi?’ diye çekinceler de yaşadığını belirten Toksoy “Ama henüz bir şey yaşamadım. Bir çekingenliğim var. Çünkü daha önceki bu tür olaylarda konuşan veya bu tür olayları yaşayan kişilerin başına bazı şeylerin geldiğini biliyoruz. Tabi bunu televizyonlar yayınlamıyor. Sadece bunu sosyal medyadan görüyoruz. İyi ki sosyal medya var. Yapacak bir şey yok yani. Gelen baş üstüne” dedi.

KURUM: YAPMA, GÖZÜNÜ SEVEYİM

Kurum ve Toksoy arasında geçen diyaloğun tamamı şöyleydi:

Murat Kurum: Emin ol bu memleket için, bu İstanbul için bu mücadeleyi bizden başkası vermez.

Döner ustası: Verir, verir. Ben AK Parti gençlik kolu başkanıydım, Refah Partisi döneminde. Artık AK Partili değilim. Onun dışında başka bir partinin içine de girmedim. Ama Necmettin’den (Erbakan) sonra bitti yani. Her şey bitti.

Murat Kurum: Yapma gözünü seveyim. Böyle dersen bu kadar emek… Kaç senedir ya, ülkeyi nereden nereye getirdik.

Döner ustası: Ben çalışıyorum, maaşımla geçinemiyorum İstanbul’da.

Murat Kurum: Ama 22 yıldır kötü dersen…

Döner ustası: Ben 1996’da maaşımla 1 yılda bir ev aldım babama, şu anda oturuyorlar. Şu anda bayramda memlekete gitmeyi hayal edemiyorum.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/murat-kuruma-dert-yanan-donerci-ekonomiyi-batirdilar/feed/ 0
Erkan Baş, başkan adayı olduğu ilde işçilere seslendi https://www.foxhaber.com.tr/erkan-bas-baskan-adayi-oldugu-ilde-iscilere-seslendi/ https://www.foxhaber.com.tr/erkan-bas-baskan-adayi-oldugu-ilde-iscilere-seslendi/#respond Wed, 21 Feb 2024 09:03:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3735 TİP, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bulunan Darıca’da bugün bir işçi buluşması düzenledi. Buluşmaya; Gebze Belediye Başkanlığı’na aday olan TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve TİP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hakan Koçak da katıldı. İşçi buluşmasında açılış konuşmasını TİP Kocaeli İl Başkanı Umut Yaşar Özgen yaparken, TİP Gebze Gençlik Birimi Üyesi Arda Yüksel Karameşe, liman işçisi ve Derince Belediye Meclis Üyesi Adayı Sinan Teksoy, TİP Kocaeli İl Yönetim Kurulu Üyesi Yağmur Ertuğrul, Fontana işçisi Yusuf Karakaya ve TİP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hakan Koçak da birer konuşma yaptı.

“ONLAR ÜZERİNDEN SİYASET YAPIYOR”

Buluşmada konuşan TİP Genel Başkanı ve Gebze Belediye Başkan Adayı Baş, şunları söyledi:

*Bu seçimlerde işçileri yok saymalarına, Türkiye’de her şeyi yaratan biz değilmişiz gibi davranmalarına izin vermiyoruz. Bu seçimlerde işçiler var, bunlar konuşacak. Bu seçimlerde Gebze konuşulacak, Türkiye’ye değer katan, Türkiye’de binlerce insandan çok daha fazlasını yaratan bir ilçe bu seçimlerde Türkiye çapında konuşulacak. Kocaeli konuşulacak, bunların üstünden atlanmasına izin vermiyoruz.

*Neymiş efendim, Türkiye’de işçiler, emekçiler, yoksullar sağ partilere oy veriyormuş. Bakın, bunu da değiştireceğiz. Bu nedir biliyor musunuz arkadaşlar? Devlet olanaklarını ele geçirmiş bir çete, tarikatları cemaatleri ele geçirmiş onlar üzerinden siyaset yapıyorlar.

*İşçileri, emekçileri en kötü koşullarda, örgütsüz, uzun saatler boyunca güvencesiz, iş güvenliği olmadan düşük ücrete çalıştırıyorlar; medya olanaklarını ele geçirmişler, tarikatlarıyla kuşattıkları yetmiyormuş gibi oradan bir yalan rüzgarıyla, medya ablukasıyla sabah akşam ‘Vatan, Millet, Sakarya’ edebiyatı yapıp insanları yoksulluğa mahkum ediyorlar. Dini kullanarak, ülke sevgisini kullanarak insanları esir ettikleri bir düzenin devamlılığını sağlıyorlar.

“20 YILDIR YOKSULLAR DAHA YOKSUL”

*Biz buraya şunu anlatmaya geldik: Söz veriyoruz, kapı kapı, sokak sokak, mahalle mahalle gezeceğiz. Artık saklanamıyor, bu ara herkes yoksulluktan bahsediyor. Yahu yoksulluğumuzu bize anlatmanıza gerek yok, o yoksulluğun nedenini konuşacağız. Biz niye yoksuluz arkadaşlar? Çünkü birileri hak etmeden çok büyük servetler kazanıyor.

*Binlerce işçi kardeşime buradan sesleniyorum: Sen AKP’ye, MHP’ye, Cumhur İttifakı’na oy veriyorsun. Peki bunların yönettiği ülkede son 20 yıla bir bak bakalım. Son 20 yıldır yoksul daha yoksul olmadı mı, zenginler daha zengin olmadı mı? Pandeminin bütün yükünü yoksullara yıkmadılar mı? Ekonomik krizin bütün yükünü yoksullara yıkmadılar mı?

*Biz anlamıyoruz ki, ‘Memleket büyüyor, Türkiye zenginleşiyor’ diyorlar, milyonlarca insan yoksullaşıyor. Peki biz nasıl büyüyoruz, nasıl zenginleşiyoruz? Demek ki Türkiye’nin tepesine çökmüş asalaklar hak ettiklerinden çok daha fazla kazanıyorlar. Bunu AKP, MHP, Cumhur İttifakı yapıyor, bunu bu düzen partileri yapıyor.

*Bizim oyumuzu alıyorlar, zenginlerin servetine servet katıyorlar. Onlar bizim dualarımızı seviyorlar, zenginlerin dolarlarını seviyorlar. Onlar bizim yanımıza gelip Filistin için ağlıyorlar, çocukları gidiyor İsrail’le ticaret yapıyor. Biz halkımızı bu ikiyüzlülere, bu sahtekarlara, bu yalancılara, bu düzenbazlara terk mi edeceğiz? Bu insanlar sağa oy veriyor diye terk mi edeceğiz? Yok öyle yağma. Öyle bir şey yapmayacağız.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erkan-bas-baskan-adayi-oldugu-ilde-iscilere-seslendi/feed/ 0
30 yıldır biliyorlardı ama yalan söylediler… Geri dönüşüm aldatmacası https://www.foxhaber.com.tr/30-yildir-biliyorlardi-ama-yalan-soylediler-geri-donusum-aldatmacasi/ https://www.foxhaber.com.tr/30-yildir-biliyorlardi-ama-yalan-soylediler-geri-donusum-aldatmacasi/#respond Mon, 19 Feb 2024 21:00:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3628 Kürsel iklim krizi her geçen gün daha da tehlikeli bir boyuta ulaşıyor. Olası felaket senaryoları her geçen gün endişeleri daha da artırırken, tüm canlılar olumsuz bir şekilde etkilenirken, doğanın yapısının geri dönülmez bir şekilde bozulacağı belirtilirken çarpıcı bir rapor daha ortaya çıktı.

Guardian’ın yayınladığı haberde plastik endüstrisnin yıllarca geri dönüşüm konusunda insanları nasıl kandırdığı ve çevreye nasıl zarar verdiği gözler önüne seriliyor.

Yeni rapora göre; plastik üreticileri 30 yılı aşkın süredir geri dönüşümün ekonomik veya teknik açıdan uygulanabilir bir çözüm olmadığını biliyordu. Yeni bir rapora göre bu, onları tanıtım yapmaktan alıkoymadı.

Raporu yayınlayan İklim Bütünlüğü Merkezi’nin (CCI) başkanı Richard Wiles, “Şirketler yalan söyledi. Onları sebep oldukları zarardan sorumlu tutmanın zamanı geldi” dedi.

Petrol ve gazdan yapılan plastiğin geri dönüştürülmesinin oldukça zor. Kimyasal olarak farklı binlerce plastik çeşidinin çoğu birlikte geri dönüştürülemediğinden, bir ayırma işlemi gerekiyor. Bu da zaten pahalı olan süreci daha da pahalı hale getiriyor. Ayrıca malzeme her yeniden kullanıldığında bozulduğu için yalnızca bir veya iki kez yeniden kullanılabiliyor.

Rapor, sektörün bu zorlukları onlarca yıldır bildiğini, ancak bu bilgiyi pazarlama kampanyalarında gizlediğini gösteriyor. Hatta endüstri içinden kişiler, plastik geri dönüşümünün ekonomik olmadığını, bunun kalıcı bir katı atık çözümü olarak kabul edilemeyeceğini ve sonsuza kadar devam edemeyeceğini söylediği de raporda yer alıyor.

Araştırma yazarları, petrol ve petrokimya şirketlerinin yanı sıra ticari birliklerinin, halkı kirlilikten korumak için tasarlanmış yasaları çiğnemiş olabileceklerini söylüyor.

TEK KULLANIMLIK PLASTİKLER

1950’lerde plastik üreticileri, sürekli büyüyen bir pazar sağlamak içim “tek kullanımlık” fikrini ortaya çıkardı. Raporun baş yazarı Davis Allen, “Tek kullanımlık plastiklere odaklanırlarsa insanların satın alacağını biliyorlardı” dedi.

1956’daki bir endüstri konferansında, bir ticaret grubu olan Plastik Endüstrisi Derneği, üreticilere düşük maliyet, büyük hacim ve tüketilebilirlik konularına odaklanmalarını ve malzemelerin çöpe atılmasını hedeflemelerini söyledi.

Ve ilerleyen yıllarda da sektör, plastiklerin kolaylıkla çöpe atılabileceğini veya çöp yakma fırınlarında yakılabileceğini kamuoyuna anlattı. Ancak 1980’lerde belediyeler market poşetleri ve diğer plastik ürünleri yasaklamayı düşünmeye başlayınca sektör yeni bir çözüm buldu: Geri dönüşüm.

GERİ DÖNÜŞÜM KAMPANYALARI

Rapora göre sektör, plastik geri dönüşümün ekonomik ve pratik açıdan uygun olmadığını uzun süredir biliyor. 1986 yılındaki bir raporda; plastiklere yönelik geri dönüşümün kalıcı bir katı atık çözümü olarak kabul edilemeyeceği belirtildi.

1989 yılında katkı maddeleri ve değiştiricileri ve vinil ambalaj malzemeleri üreticilerini temsil eden bir ABD endüstri ticaret grubu olan Vinil Enstitüsü’nün kurucu müdürü bir ticari konferansın katılımcılarına şunları söyledi: “Geri dönüşüm süresiz olarak devam edemez ve katı atık sorununu çözmez.”

Bu bilgiye rağmen Plastik Sanayicileri Derneği, 1984 yılında petrokimya firmaları ile şişeleyicileri bir araya getirerek Plastik Geri Dönüşüm Vakfı’nı kurarak sektörün geri dönüşüme olan bağlılığına odaklanan bir kampanya başlattı.

1988 yılında ticaret grubu, geri dönüştürülebilir plastiğin sembolünü piyasaya sürdü ve ambalajlarda kullanmaya başladı. Uzmanlar uzun zaman bu sembolün son derece yanıltıcı olduğunu söyledi ve son zamanlarda federal düzenleyiciler de bu endişelerini dile getirdi.

Kapalı kapılar ardında sektör liderleri geri dönüşümün gerçek bir çözüm olmadığını savundu.

DOLANDIRDILAR

Wiles, “Yaptıkları açıkça dolandırıcılık” diyor.

Rapor, sektördeki suiistimallerin bugün de devam ettiğini öne sürüyor. Son yıllarda endüstri lobi grupları, yeni plastikler, sentetik yakıtlar ve diğer ürünler üretmek için plastik polimerleri küçük moleküllere ayıran kimyasal geri dönüşümü teşvik etti. Ancak süreç kirlilik yaratıyor ve geleneksel plastik geri dönüşümünden çok daha fazla enerji tüketiyor.

Raporda kimyaal geri dönüşümün de bir çözüm olmadığına ve bunun sektör tarafından bilindiğine dikkat çekiliyor.

1994 yılındaki bir ticari toplantıda Exxon Chemical’ın Başkan Yardımcısı Irwin Levowitz, kimyasal geri dönüşümü ekonomik olmayan bir süreç olarak niteliyor. Ve 2003 yılında, uzun süreli bir ticaret danışmanı, endüstriyi kimyasal geri dönüşümü teşvik ettiği için eleştiriyor.

Raporun yazarı Allen da “Bu, daha önce gördüğümüz aldatmacanın sadece başka bir örneği, yeni versiyonu” diyor.

YASAL SONUÇLAR

Rapor, plastik endüstrisi ve geri dönüşümün irdelendiği bir dönemde geldi. İki yıl önce Kaliforniya başsavcısı Rob Bonta, fosil yakıt ve petrokimya üreticileri hakkında küresel plastik kirliliği krizine neden olma ve onu şiddetlendirmedeki rolleri nedeniyle kamuya açık bir soruşturma başlattı.

Geçen ay EPA (Birleşik Devletler Çevre Koruma Ajansı), potansiyel bir yasağa doğru atılan ilk adım olan kimyasalın sağlık incelemesini duyurdu.

2023 yılında New York eyaleti de PepsiCo’ya karşı, tek kullanımlık plastiklerin kamuyu rahatsız etme yasalarını ihlal ettiğini ve şirketin tüketicileri geri dönüşümün etkinliği konusunda yanılttığını öne süren bir dava açtı.

Ayrıca iklim krizi tırmanırken, tüm küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 3,4’ünü oluşturan plastik üretimi ve imhasının iklim üzerindeki etkisi konusunda da endişeler git gide artıyor. Son yıllarda pek çok şehir ve eyalet, iklim krizinin tehlikelerini örtbas ettiği için petrol endüstrisine dava açtı.

Wiles, benzer şekilde petrol ve petrokimya endüstrilerinin halkı bilerek kandırdıkları gerekçesiyle mahkemeye verilmesinin iş modellerini değiştirmeye zorlayabileceğini söylüyor: “Sorunu çözmenin ilk adımının şirketleri sorumlu tutmak olduğunu düşünüyorum.”

Rapor, özellikle dış basında yankı uyandırırken geçtiğimiz günlerde de Britanya’nın su endüstrisi, çevre dostu ıslak mendillerin artık tuvalete atılamayacağını itiraf etmişti. Suda çözülebildiğini belirten etiketlerin de paketlerden kaldırılması gerektiği konuşulurken bu mendillerin su kaynaklarına ve suda yaşayan canlılara ciddi zararlar verdiği ortaya çıkmıştı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/30-yildir-biliyorlardi-ama-yalan-soylediler-geri-donusum-aldatmacasi/feed/ 0
Beatles üyesi Paul McCartney 54 yıl sonra kayıp gitarını buldu https://www.foxhaber.com.tr/beatles-uyesi-paul-mccartney-54-yil-sonra-kayip-gitarini-buldu/ https://www.foxhaber.com.tr/beatles-uyesi-paul-mccartney-54-yil-sonra-kayip-gitarini-buldu/#respond Sun, 18 Feb 2024 21:36:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3587 Paul McCartney 1961’de 30 pound karşılığında satın aldığı bas gitarla yeniden bir araya geldi. Kendine özgü bir şekle sahip Höfner bas gitar, The Beatles’la geçirdiği süre boyunca müzisyenle bağdaşmıştı.Gitarı aldıkları sırada henüz ünlü olmayan grup, bir yıl sonra hayatlarını sonsuza dek değiştirecek “Please, Please Me”yi yayınladı.

McCartney 1961’den 1963’e kadar düzenli olarak gitarla sahneye çıktı, ta ki grup dağılmadan hemen önce ortadan kaybolana kadar da pek çok hit şarkıyı çaldı. Gitar, en son 1969’da McCartney ve grup arkadaşlarının son canlı performansları için Savile Row ofislerinin çatısına çıkmalarından önceki günlerde görüldü.

McCartney o zamandan beri favori gitarı olan keman şeklindeki Höfner 500/1 elektrik basının peşindeydi.

McCartney daha önce gitara aşık olduğunu söylemişti ve uzunca birsüredir de yeniden onunla buluşmayı bekledi. Hatta Höfner basın, izini sürmek için hashtag oluşturulmuş ve dünyanın dört bir yanından insanlar bu gitarı bulmak için kendisine yardım etmeye çalışmıştı.

1961’den bu yana dört adet Höfner basa sahip olan sanatçı, bugüne kadar Alman şirketinin kendisine verdiği baslardan birini çalıyor.

Salı günü genç bir öğrenci, enstrümanın kendisine miras olarak bırakıldığını ancak artık efsanevi sahibine iade ettiğini söyledi. 21 yaşındaki Ruaidhri Guest’in, efsanevi bası tutarken çekilmiş fotoğrafını sosyal medyada paylaştı ve gitarın gerçek sahibine verildiğini yazdı.

Höfner yöneticisi Nick Wass Sunday Telegraph’a şunları söyledi: “Yıllar boyunca Paul McCartney’nin ekibiyle yakın çalıştım ve Paul’la tanıştığımda onun ilk Höfner basından ve bugün nerede olabileceğinden bahsettik. Paul bana şöyle dedi: ‘Bas gitarımı bulmama yardım edemez misin?’ Ve bu büyük avı ateşleyen de buydu.”

Senelerce enstrümana ne olduğuna dair teoriler, bir hırsızın bas gitarı Abbey Road’daki bir dolaptan çaldığına dair söylentilerden, bas gitarın Beatles Savile Row ofislerinin bodrumunda kaybolduğuna dair bir hikayeye kadar çeşitlilik gösterdi.

NASIL KAYBOLDU?

Meşhur bas gitarın başına gelenler ise belli oldu:

Beatles’ın eski ses mühendisleri Trevor Jones ve Ian Horne, ekipman minibüsünü park ettiklerini ve sabah ağır asma kilit kesiği ve kapılarının kırılmış olmasına uyandıklarını söyledi:

“Arka kapılarda kocaman bir asma kilit olduğunu biliyorduk ama sabah kalktığımda ve minibüsün kırık asma kilit yolda olduğunu gördüğümde bunun kötü bir haber olduğunu anladım. İçeriye baktım ve bas gitarın yanı sıra bir gitar ve iki Vox AC30 amfinin de gittiğini gördüm.”

Hırsızlığı polise bildirdiklerini ve kapı kapı dolaşıp herhangi birinin bir şey görüp görmediğini sorduklarını, çünkü yakınlarda yaşayan birinin sorumlu olduğundan şüphelendiklerini söyledi.

McCartney’e haberi verirken çekindiğini anlatan Horne, “Bize endişelenmememizi söyledi ve biz de işimize devam ettik. O iyi bir adam. Bas kaybolduktan sonra altı yıl boyunca onun için çalıştım. Ama tüm hayatım boyunca bu suçu taşıdım” dedi.

Mahallede yaşayan hırsız, gitarı çaldıktan sonra onu Notting Hill bölgesindeki bir barın ev sahibine satmış. Barın ev sahibi, ölümünden sonra basları oğullarına devreden Ruaidhri Guest’in büyükbabası Ron Guest’ti. Bunca yıl gitar, ailede kaldı.

Ancak kayıp gitar arayışı başlayınca Ruaidhri Guest’in annesi Cathy, eylül ayında Beatles’ın kayıp basını bulmaya yönelik kampanyayı okumuş ve efsanevi gitarın evinde bulundurabileceğini fark etmiş.

Basın kimliğini doğrulayan Wass ile temasa geçmiş. Tamir edildikten sonra uzun süredir kayıp olan bas ünlü müzisyene iade edildi.

McCartney’nin temsilcisi şunları söyledi: “Geçen yılki Lost Bass projesinin başlatılmasının ardından Paul’un 1972’de çalınan 1961 Höfner 500/1 bas gitarı iade edildi. Gitarın orijinalliği Höfner tarafından doğrulandı ve Paul, katılan herkese inanılmaz derecede minnettar.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/beatles-uyesi-paul-mccartney-54-yil-sonra-kayip-gitarini-buldu/feed/ 0
Apple Vision Pro kullanıcıları şikayetçi… Göz ve baş ağrısı yaşıyorlar https://www.foxhaber.com.tr/apple-vision-pro-kullanicilari-sikayetci-goz-ve-bas-agrisi-yasiyorlar/ https://www.foxhaber.com.tr/apple-vision-pro-kullanicilari-sikayetci-goz-ve-bas-agrisi-yasiyorlar/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:51:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3533 Apple uzun zaman sonra yeni bir cihaz sundu ve artırılmış gerçeklik kullanımında adeta yeni bir dönemi başlattı. 3.500 dolara satışa sunulan Vision Pro başlıkları, hızla tükenirken kullanıcılardan geri dönüşler gelmeye başladı.

Her ne kadar hayranlık uyandıran özelliklere sahip olup endüstri uzmanlarının beğenisini kazansa da bazı kullanıcılar artırılımış gerçeklik başlıklarının göz ve baş ağrısına neden olduğunu iddia etti.

TEK TEK İADE EDİYORLAR

Hatta bir kısmı, ürünü iade edeceğini söylüyor.

Torontolu YouTube yorumcusu Rjey Tech de bunlardan biri: “Muhtemelen şimdiye kadar denediğim en akıllara durgunluk veren teknoloji parçası olan Vision Pro’yu iade etmek için sabırsızlanıyorum. 10 dakikalık kullanımdan sonra bu baş ağrılarıyla başa çıkamıyorum.”

Benzer şikayetler Reddit’in Vision Pro forumununda da görüldü. Bir kullanıcı, ürünle ilgili şunları yazdı: “Kesinlikle sevdim ama çok ağır, boyun ağrısına neden oldu.”

GÖZ VE BAŞ AĞRISI, YALNIZLIK HİSSİ…

Ayrıca teknoloji sitesi Verge’den Parker Ortolan de Threads’de şunu paylaştı: “Sağ gözümde büyük, kanlı bir leke oluştu. Teşekkürler Vision Pro! İnanamıyorum ama Vision Pro’yu iade ettim. Giymek çok rahatsız edici ve gözlerimi yoruyor. Bu açıkça gelecek. Sihir gibi çalışıyor. Ancak fiziksel sorunları yüzünden şu anda benim için buna değmez. Bu konfor sorunlarını çözdüklerinde geri döneceğim.”

ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı’nda çalışan VR uzmanı John Grant da LinkedIn’de şunları yazdı: “Apple Vision Pro başlığımı az önce iade ettim. Harika bir cihaz ama genel olarak kişisel kullanıma yönelik bu fiyat noktasında bana göre değil.”

Bir başka kullanıcı ise yaşattığı yalnızlık hissinden bahsederek Reddit’te şunları yazdı: “Tüm gece boyunca tüm ailemi görmezden geldiğim korkunç bir yalnızlık ve suçluluk duygusu yaşadım.”

Geri dönüşlerin sayısına ilişkin kesin rakamlar olmadığı için yaşanan bu tepkinin boyutu belirsizliğini koruyor.

SADECE APPLE’IN SORUNU DEĞİL

Analist Leo Gebbie ise iade edilen Vision Pro’larla ilgili şunları söyledi: “Vision Pro satın alan kişilerden rahatsızlık duyduklarına dair raporlar duymak gerçekten de sürpriz değil. Araştırmamız sürekli olarak bu cihazların ağırlığının ve kullanıcıların VR kullanırken kendilerini hasta hissetmelerinin insanları teknolojiyi kullanmaktan alıkoyan sıkıntılı noktalar olduğunu buldu. Bu sadece Apple’ın değil, genel olarak VR endüstrisinin karşılaştığı bir sorun.

Apple birinci sınıf tasarım felsefesindeki ısrarıyla bu sorunu daha da kötüleştirmiş olabilir. Vision Pro, güzel bir estetik elde etmek için alüminyum ve kavisli cam gibi malzemeler kullanıyor ancak bunlar ağırlığı artırıyor.

3.500 dolar deneysel yeni bir ürüne harcanacak göz yaşartıcı bir miktar ve belki de alıcılar Vision Pro’nun yüksek fiyat etiketini haklı çıkarmak için yeterince çaba göstermediğini fark etmişlerdir.”

MARK ZUCKERBERG ETKİSİ

Eleştirilere katkıda bulunan kişilerden biri de rakibi Meta Quest 3’ü, Vision Pro’yu inceleyerek tanıtmaya çalışan Mark Zuckerberg’di.

Salı günü yayınlanan videoda Zuckerberg, Quest başlığının çok daha rahat olduğunu, sürükleyici içerik kitaplığının daha derin olduğunu, görüş alanının daha geniş olduğunu, el takibinin daha doğru olduğunu ve ekranının daha parlak olduğunu düşündüğünü söyledi.

Ancak Apple’ın ekranının daha yüksek çözünürlüğe sahip olduğunu ve göz takibi özelliğinin gerçekten güzel olduğunu kaydetti:

“Görünüşe göre Vision Pro’nun Apple olduğu ve maliyeti 3000 dolar daha fazla olduğu için daha kaliteli olacağını düşünen pek çok insan var, ama dürüst olmak gerekirse, Quest’in çok daha iyi olmasına oldukça şaşırdım.”

Vision Pro, kullanıcıların kendilerini filmlere, videolara ve fotoğraflara kaptırabilecekleri ve gözlerinin önünde sanal bir ofis yaratabilecekleri bir eğlence ve üretkenlik cihazı olarak tanıtıldı. Ve Apple, müşterilerin ürünleri 14 gün içinde iade etmelerine olanak tanıyor. Şu anda yalnızca ABD’de satışa sunuldu ve bu yılın sonlarında dünya çapında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/apple-vision-pro-kullanicilari-sikayetci-goz-ve-bas-agrisi-yasiyorlar/feed/ 0
Macaristan’dan vize serbestisi ve Gümrük Birliği açıklaması https://www.foxhaber.com.tr/macaristandan-vize-serbestisi-ve-gumruk-birligi-aciklamasi/ https://www.foxhaber.com.tr/macaristandan-vize-serbestisi-ve-gumruk-birligi-aciklamasi/#respond Fri, 16 Feb 2024 21:36:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3485 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile baş başa görüşme gerçekleştirdi.

Ankara’da gerçekleşen görüşmenin ardından iki isim kameralar karşısına geçti. Szijjarto, ülkesinin temmuz ayında başlayacak Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığında, birlik ve Türkiye arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasının modernizasyonu konusunda adımlar atacağını söyledi.

Szijjarto, ayrıca vize işlemlerinin kolaylaştırılması konusunda da ilerleme kaydetmek istediklerini söyledi.

“TÜRKİYE OLMADAN BAŞ EDEMEYİZ”

Macaristan ve Avrupa güvenliği açısından Türkiye’nin anahtar role sahip bir ülke olduğunu belirten Szijjarto, “Bugün Avrupa, Avrupa Birliği (AB) önünde yığılan zorlukları Türkiye ile işbirliği olmadan bu zorluklarla mücadelede baş edemeyiz” diye konuştu.

Szijjarto, bunun enerji güvenliği ve ekonomi güvenliği konuları için de geçerli olduğunu kaydederek, AB’nin Türkiye’ye, Türkiye ile işbirliğine ihtiyacı olduğunu vurguladı.

“Yasa dışı göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasını engelleyemezsek, Avrupa’yı kaybedeceğiz, biz bunu istemiyoruz” ifadesini kullanan Szijjarto, bunun için sürekli olarak yasa dışı göç baskısına karşı Türkiye’yi desteklediğini aktardı.

Szijjarto, enerji güvenliği hakkında, “Bizim için doğal gaz tedariki Türkiye’siz mümkün değildir, Türkiye en önemli ülke bu konuda, en güvenli, en güvenilir ve en öngörülebilir transit ortağımızdır, Macar doğal gazının tedarikinin sağlanmasında” ifadelerini kullandı.

Bakan Szijjarto, Macaristan’ın enerji güvenliğine katkıda bulunduğu için Türkiye’ye teşekkür etti.

ORBAN TÜRKİYE’YE GELİYOR

Mevkidaşı Szijjarto ve Macaristan Başbakanı Victor Orban’ı 1-3 Mart’ta Antalya Diplomasi Forumu’nda misafir edeceklerini belirten Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, kendisinin de bakanlık görevinin başında ilk ziyaret ettiği ülkelerden birinin Macaristan olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl Macaristan’ı 2 kez ziyaret ettiğini hatırlatan Fidan, Erdoğan’ın aralık ayındaki ziyareti kapsamında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin altıncı toplantısını gerçekleştirdiklerini, iki ülkenin işbirliğinin seviyesini Geliştirilmiş Stratejik Ortaklık seviyesine çıkardıklarını ve işbirliğini çeşitli alanlarda güçlendiren, çeşitlendiren ve güncelleyen 17 ayrı anlaşmayı da imzaladıklarını anlattı.

“2024 Türkiye-Macaristan Kültür Yılı”nın açılış törenini gerçekleştirdiklerini ifade eden Fidan, 2025 yılını Bilim ve İnovasyon Yılı ilan ettiklerini dile getirdi.

“MACARİSTAN’IN DEĞERLİ DESTEĞİNE GÜVENİYORUZ”

Fidan, Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi Mekanizması’nın iki ülke arasında 6 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşılmasına önemli katkı sağlayacak çalışmalar başlattığını vurguladı.

İki ülkenin, NATO müttefiki olarak savunma sanayi alanındaki yakın işbirliğini de somut projelerle geliştirdiğine işaret eden Fidan, Macaristan’ın temmuz itibariyle AB dönem başkanlığını üstleneceğini hatırlattı.

Fidan, şöyle devam etti:

“AB’nin stratejik düşünerek artık Türkiye’ye yaklaşımında kimlik siyasetini sona erdirmesi gerekmekte. Aynı zamanda Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesini ve bölgesel refaha ve istikrara katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz. AB üyeliğinin önündeki engellerin aşılmasında, AB ile ilişkilerimizin geliştirilmesinde Macaristan’ın değerli katkı ve desteğinin devamına güveniyoruz.”

Fidan, Macaristan’ın AB dönem başkanlığındaki Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konularda ilerleme sağlamasını temenni ettiklerini dile getirdi.

Mevkidaşıyla bölgede yaşanan gelişmeleri de değerlendirdiklerini anlatan Fidan, Ukrayna’daki savaşın bir an önce uluslararası hukuk temelinde adil bir barış yoluyla sonlanması arzusunu dile getirdiklerini ve Türkiye’nin de Macaristan’ın da barış müzakerelerine şans verilmesi gerektiğine inandığını kaydetti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/macaristandan-vize-serbestisi-ve-gumruk-birligi-aciklamasi/feed/ 0
Vatandaşı simit bile alamayan ülke olduk https://www.foxhaber.com.tr/vatandasi-simit-bile-alamayan-ulke-olduk/ https://www.foxhaber.com.tr/vatandasi-simit-bile-alamayan-ulke-olduk/#respond Tue, 13 Feb 2024 09:00:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3296 CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeni ofisinde simit ve çay eşliğinde SÖZCÜ’ye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisi ve Genel Başkan Özgür Özel’e yönelik suçlamaları için ‘’Partimizin içini karıştırmak istiyor. Ama biz kendisini gayet iyi biliyoruz, tanıyoruz. Neyi ne için yaptığını, neyi ne için söylediğini de gayet iyi biliyorum. Bugüne kadar kendisi ile çok karşı karşıya geldik” dedi.. CHP’nin yerel seçimlerde Bursa, Balıkesir dahil çok sayıda yeni il ve ilçe belediyesi kazanacağını söyleyen Kılıçdaroğlu şu mesajları verdi:

SEÇİMDEN SONRA YİNE ZAM

“22 yıldır iktidarda olan bir siyasal parti eğer bu ülkede vatandaşını simit alamaz noktaya getirdiyse, bu iktidarın hangi başarısından söz edeceksiniz.

Bir simit 10 lira olmuş, zam yapıp 15 liraya çıkıyor ve iktidar baskısı ile bu zam geriye alınıyor. Zamdan da vazgeçilmiş değil, seçimden sonra yine zam gelecektir.

Merkez Bankası Türkiye’nin en köklü ve ciddi kurumlarından biridir. Ama bu iktidar döneminde bu kurum da yıpratılıyor. Bankaya başkan dayanmıyor. 22 yıldır bu ülkenin köklü kurumlarını hâlâ tanıyamadılar. Merkez Bankası’na içerden atama yapılmalıdır. İthal isimlerle yönetim olmaz, bankayı bilen başarılı ismiler var, yoksa istikrar da olmaz, yönetim de kalıcı olmaz. Bu iktidarın bazı başarıları da var, haksızlık yapmamak lazım. Mesela yandaşlara hizmet etme başarısı var. Yollar yaptık, köprüler yaptık diyorlar ama nasıl yaptılar? Bir liralık işi 100 liraya yaptılar. Aradaki 99 lira yandaşlara gitti. Milyarlarca dolar 5’li çetelere gitti. Geçiş garantileri, yolcu garantileri dolayısıyla vatandaşın cebinden yine para çıkacak, soygun bitmiş değil…”

YAKINDAN İZLİYORUM

“Türkiye gibi sorunları çok fazla olan ve giderek artan bir ülkede, her yurttaşın ülke sorunları konusunda irade beyan etmesi gerekir ve çok da doğaldır. Bu açıdan siyaseti ve iktidar sahiplerinin yaptıklarını yakından izlemek doğrularına doğru, eğrilerine eğri demek de hepimizin ortak görevi… Ben de onu yapıyorum, izliyorum. Sıcak siyasetin içindeyken siyasette derinleşme konusuna yeterince zaman ayıramıyorsunuz. Bu derinlik için özellikle akademik dünya ile ve iş dünyası ile konuşmanız lazım. Bu görüşmelere de en az üç dört saat zaman ayırmak gerekiyor. Ben şimdi onu yapıyorum ve onun için de günlük yoğunluğum devam ediyor.”

Özgür Bey, çok tecrübelidir

Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı’nı devrettikten sonra parti Genel Merkezi’ne gitmediğini belirtti. ‘’Özgür Özel ile halef selef olarak baş başa bir yemek yediniz. İlk buluşma nasıl geçti? Partiyi ve seçimleri mi konuştunuz? Kendisine tecrübelerinizi mi aktardınız?’’ diye sorunca, ‘’Özgür Bey partimizdeki çok tecrübeli bir siyasetçidir, yıllarca grup başkanvekilliği yaptı, grup başkanlığı görevinde bulundu. O yemekte genel siyaseti konuştuk, yerel seçimleri ele aldık, fikirlerimizi aktardık, ülke sorunlarını görüştük ’’ yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu, “Televizyonda takip ettiğiniz bir program ya da dizi var mı? Mesela İnci Taneleri çok gündemde, seyredebildiniz mi?’’ soruma ise “Tiyatro ya da sinemaya gitmeye, sosyal aktivitelere şimdilik vakit ayıramıyorum. TV dizilerine de vakit ayıramıyorum. İnci Taneleri dizisini duydum, gazetelerden konusunu da okuyorum ama henüz seyretmeye fırsatım olmadı’’ dedi.

Yerel seçimlerde halkımız partimiz gerekeni yapacak

Kılıçdaroğlu, her gün evinden çıkıp Eskişehir yolundaki Mustafa Kemal Mahallesi’nde bulunan ofisine gidiyor. İki katlı ofisin kirasını, su, elektrik, personel gibi masraflarını da kendi bütçesinden ödüyor. Gün boyu hiç eksik olmayan ziyaretçileriyle görüşüyor. SHP-SODEP ve CHP’nin yanı sıra diğer partilerde yıllarca siyaset yapmış politikacılar da kapısını çalıyor. Ziyaretçileri arasında DYP-SHP koalisyon hükümetinin bakanları da var. Ofis tutma gerekçesini de şöyle açıkladı: “Görüşmek, dertleşmek fikirlerini aktarmak isteyenler oluyor, misafirlerimi evde kabul etme şansım yok, burada daha rahat görüşme imkanı oluyor.’’

BELEDİYELERİ ALACAĞIZ

Kılıçdaroğlu CHP’nin 2019’daki yerel seçimde önemli başarılar elde ettiğini ve adaylarının Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, Antalya gibi şehirleri kazandığını hatırlatarak, 31 Mart 2024 seçiminde de bu başarısını sürdüreceğini söyledi. ‘’11 büyükşehir belediye başkanlığımız var. CHP bu seçimde de başta Denizli, Bursa, Balıkesir ve Manisa olmak üzere birçok büyükşehiri il, ilçe ve belde belediyesini daha kazanacaktır. Tüm yurtta CHP’li belediyelerin sayısının artacağına inanıyorum. 2019’da Bursa gibi az farkla kaybettiğimiz iller olmuştu. Bu kez o illeri de kazanıp büyükşehir sayısını arttıracağız. 2019’da yapılan yerel seçimlerde umudu nasıl yeşerttiysek, 31 Mart 2024 seçiminde de partimiz ve halkımız gerekeni yapacaktır’’ diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/vatandasi-simit-bile-alamayan-ulke-olduk/feed/ 0
Başka manipülatif eylemlerle de karşı karşıya kalabiliriz https://www.foxhaber.com.tr/baska-manipulatif-eylemlerle-de-karsi-karsiya-kalabiliriz/ https://www.foxhaber.com.tr/baska-manipulatif-eylemlerle-de-karsi-karsiya-kalabiliriz/#respond Thu, 08 Feb 2024 09:00:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3051 Önce Sarıyer’de kiliseye saldırı düzenlendi, bir kişi hayatını kaybetti. Emniyet güçleri eylemi IŞİD’in gerçekleştirdiğini belirtti. Sonra Çağlayan Adliyesi’ne saldırı oldu. Bu sefer, terör örgütü DHKP/C’ydi. Üst üste saldırıların hedefi neydi, Türkiye nasıl bir riskle karşı karşıya? Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Abdullah Ağar’a sordum.

Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önündeki polis kontrol noktasına silahla ateş açan 2 terörist ölü ele geçirilirken, bir vatandaş hayatını kaybetti, 3’ü polis 5 kişi yaralandı. Saldırganların terör örgütü DHKP/C üyesi olduğu belirlendi. İki gün önce IŞİD terör örgütünü, şimdi DHKP/C’yi konuşuyoruz. Terör örgütünün amacı neydi?

2015’te rahmetli savcı Selim Kiraz’ın hayatını kaybettiği olaydakine benzer niyet taşıdıklarına dair kuvvetli emareler var. İçeriye sızıp önemli kişilerden birini ya da halkı rehin alıp, rehine krizi yaratmak. 2015’teki eylemi yapan da DHKP/C’ydi. Şuna atıfta bulunmakta fayda var: PKK terör örgütü DHKP/C başta olmak üzere bazı yasadışı silahlı sol örgütlerle birlikte Sözde Halkların Birleşik Devrim Hareketi adıyla bir yapı ortaya koyduklarını biliyoruz. PKK özellikle eylem yapamadığı alan ve zamanlarda eylemi bu örgütlere ya da kendi türev örgütlerine taşereOrta ettiğini görebiliyoruz. Eylemde böyle bir bağlantı var mı? Terör örgütleri üzerinden Türkiye’deki seçim süreçlerini, toplumsal barışı, kamu iradesini manipüle etmeye yönelik bir çaba olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte 7 Ekim’den sonra hem Irak hem Suriye’de didişme üst seviyeye çıktı. Paradigmalar, siyaset ve stratejiler değişti. Vekillerin kullanıldığı biçimler ve dozaj değişti. Ya birileri artık devletleri de vekil devlet olarak kullanmak istiyorlarsa, bu ülkelerden biri de Türkiye’yse, o zaman soru şu: Bunu nasıl yapacaklar?

Nasıl?

Türkiye’nin hassasiyetlerini, duygularını, acılarını istismar ederek yapacaklar. Vekaletler savaşı, sadece eline silahı, cebine parayı koy değildir.

Bunu birazdan açmanızı isteyeceğim. Arka arkaya iki saldırı, biri IŞİD’in kilise saldırısı, diğeri DHKP/C’nin adliye saldırısı. 7 yıldır Türkiye’de saldırı yapmayan IŞİD ne oldu da yeniden eyleme geçti?

Sadece Türkiye’de eyleme geçmedi. Özellikle bu son dönemde, hatta şöyle bir veri paylaşayım sizinle, 2024’ün ilk 10 gününde Suriye’nin 14 ilinin 7’sinde 35 saldırı gerçekleştirmiş. Dünya çapında da aynı dönemde yani 2014’ün ilk 10 gününde 100 civarında saldırı gerçekleştirmiş. Buradan baktığımızda IŞİD’in tekrar aktifleştiğini, daha doğrusu aktifleştirildiğini görüyoruz.

Peki temel sebebi ne olabilir?

7 Ekim saldırısından sonra özellikle Yahudilerle Müslümanlar arasında Gazze üzerinden baş gösteren teolojik gerilim IŞİD’in bir şekilde aktifleşmesine veya aktifleştirilmesine neden oldu. Bu açıdan bakıldığı zaman temel parametreyi, Gazze’den sonra baş gösteren siyaset ve stratejilerdeki değişiklik olarak değerlendiriyorum.

Türkiye neden örgütün hedefinde?

En önemli soru bu. Şimdiye kadar 7 yıldır eylem yapamamış. Bu, eylem yapma ihtirasını kaybettiği, olmadığı anlamına gelmiyor. Burada da verilere başvuralım. 2018-2022 arasında 12 eylemi engellenmiş. 2022-2023 arası 40 eylemi engellenmiş Türk güvenlik güçleri tarafından. 2024’ün başında da özellikle sinagogları, kiliseleri ve Irak büyükelçiliğini hedef alan eylemleri engellenmiş. Özellikle 2024 başında yaşadıklarımız bize IŞİD’in, Türkiye’de eylem yapma iradesinin, tekrar hortladığını gösteriyor.

Türkiye’de eylem yapma iradesini yeniden hortlatan gelişme hangisi?

Öncelikli olarak tabii terör eylemindeki maskat nedir? Kamusal iradeniz, yani karar verici aklınızı etkileme kabiliyet ve kapasitesidir. IŞİD eylemleri üzerinden Türkiye’nin bir şekilde kullanılmaya çalışıldığını düşünüyorum. 7 Ekim’den önce Rusların ve İranlıların şöyle bir planı vardı: Amerika ve İsrail’i Suriye’den çıkarmak. İsrail ve Amerika’nın da bir karşı planı vardı: İran’ı Suriye’den çıkarmak. 7 Ekim’den sonra vekil güçlerin kullanılmasıyla ilgili son derece önemli bir gelişme oldu. Burada özellikle İsrail’i çok rahatsız eden Şii’lerin panzehri kim? Çok basit bir cevabı var: Sünniler. Sünni bir takım vekil güçlerin, devlet dışı bazı aktörlerin veya terör örgütlerinin, hatta belki mümkünse Sünni tabanlı devletlerin birileri tarafından kullanılmasıyla ilgili yeni bir versiyonla mı karşı karşıyayız? Bu noktada IŞİD manipülatif bir role mi soyundu? Özellikle mezhebi fitnenin Irak’ın işgalinden beri çok kullanıldığını düşünüyorum. 2006 yılında Samara’daki türbenin IŞİD tarafından bombalanması Irak’ta mezhep temelli bir iç savaşın çıkmasına sebep oldu. Sonrasında olanlar ortada. Kimlerin işine yaradığı da…

Kimler mezhebi ihtilafı kullanmak istiyor? IŞİD nasıl bir rol üstleniyor?

Türkiye, IŞİD’le en iyi mücadele eden ülke. Karada mücadele eden tek devletiz. Meselenin bir ucu Türkiye ile Avrasya ilişkilerine değiyor. Türkiye, aktif tarafsızlığı benimsemiş durumda. Bu hem Atlantik, hem Avrasya tarafında rahatsızlık yarattı. Herkes kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmak veya diplomatik adıyla yanında görmek istiyor. Acaba biz, yanında görmeyle ilgili IŞİD üzerinden bir manipüle ile mi karşı karşıyayız? Bu önemli bir soru olarak ortada duruyor. Türkiye NATO içinde güvensizlik yaşıyor. Buna bağlı olarak Rusya ve İran ile bir ilişki gelişti. Bundan rahatsızlar. Putin, tüm bunları stratejik aklıyla görüyor. O da kendi stratejisi doğrultusunda yavaş yavaş bir şeylerin taşlarını döşüyor. Bence ABD, Gazze’den sonra bunu görmeye başladı. Önceden Türkiye’yi dışlayan stratejik bir bağnazlık vardı ama Gazze’den sonra değişti. İsveç’in NATO’ya alınmasından sonraki süreçlere de iyi bakmak lazım. Bir ılımlı rüzgâr esmeye başladı. Ilımlı ama belirsizliği çok, tehlikeli bir öpücük kıvamında. ABD’nin şunu kendi içinde düşüneceğini öngörüyorum: Biz Türkiye’yi bu kadar ötekileştirdik, yalnızlaştırdık ama bu bize de zarar veriyor. Bunu Gazze’de gördüler, orada çok büyük bir stratejik gerçeklikle karşı karşıya kaldılar. Şu soruyu kendilerine soracaklardır: Biz Ortadoğu’da, Afrika’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Karadeniz’de yapacağımız jeopolitik hamleleri Türkiyesiz nasıl yapacağız? Yaparsak bunun maliyeti ne olacak? Tabii ki yine Amerika Atlantik menfaatleri doğrultusunda bir paradigma değişikliğinin gelişmekte olduğunu düşünüyorum. Bu minvalde Ortadoğu’nun gayya kuyusu mezhep meselesini, Türkiye’nin mezhebi bazı reflekslerini (ya da dogmalarını) kullanarak manipülatif eylemler yapabilir. Dünya şu uyarıyı yaptı 7 Ekim’den sonra: Başta IŞİD olmak üzere terör örgütleri ‘yalnız kurt’ eylemleri üzerinden aktifleşebilir.

İstanbul Sarıyer’deki bir ‘yalnız kurt’ eylemi miydi?

Hayır, değil. IŞİD’in en etkin kanadı olan Horasan Vilayeti’nden talimatlandırıldıkları gözüküyor. IŞİD’in Türkiye içindeki yapısı ciddi anlamda darbe aldı, hatta çöktü diyebiliriz. Nasıl çöktü? 2021 yılında çok önemli bir olay oldu. Suriye’de Kasım Güler adlı IŞİD’in Türkiye sorumlusu yakalandı ve Türkiye’ye getirildi. Bundan sonra ki süreçlerde IŞİD’in Türkiye ofisi çok ciddi olarak çökertildi, aynı zamanda bağlı olduğu ana Faruk ofisi de çökertildi. Sonra çok önemli bir olay daha oldu. Türk güvenlik güçleri 2023 Nisan’da IŞİD’in lideri Ebu el-Hüseyin el-Hüseyni el-Kureyşi’yi Suriye’de (Afrin Cinderes’te) etkisiz hale getirdi. Bütün bu olaylar yaşandıktan sonra IŞİD Türkiye ayağının ismini Selman‐ı Farisi Taburu olarak değiştirdi. Bununla birlikte Türkiye dışı ayaklarını Türkiye’ye karşı mobilize etmeye çalıştı ve bununla birlikte ülke dışından bazı terörist transferleri yapmaya çalıştığı görüldü. Bu transfer alanlarının başında da şu an Dünya’da eylem kabiliyeti en yüksek olan sözle Horasan Vilayeti geliyor. Bu ekip de oradan geldi.

Nedir Horasan Vilayeti militanlarının özelliği? Eylem şekillerinde ve eylem için seçtikleri yerler farklı mı?

IŞİD’in ele geçirdiği alanlara vermiş olduğu isimler vardır. Bir de ele geçirmediği ama kendisine biat eden alanlar vardır. Irak ve Suriye ile fiziki bağı olmayan, bir takım yerlere Horasan Vilayeti, Sina Vilayeti gibi isimler taktı. Horasan Vilayeti diye tanımladıkları yer Afganistan, Pakistan ve Doğu Türkistan bölgesi. Afganistan’da kamusal irade güçlü değil. Diğer alanlarda sosyolojik tabanı kullanabiliyor. Kendisinden etkilenmiş, farklı devletlerin pasaportunu taşıyan kişiler var. Bu kişiler onların sızmak için aradıkları koşulları sunuyor. Sonuçta geldikleri ülkenin güvenlik ağına takılmamak gibi bir gaileleri var.

Abdullah Ağar

22 ÜLKEDE MİKRO IŞİD VARLIĞINI DEVAM ETTİRİYOR

IŞİD varlığını nerelerde, nasıl devam ettiriyor?

“IŞİD konvansiyonel alanlarını kaybetti, savaşı kaybetti, zafer kazandı” gibi cümleler kuruldu. O zaman dedim ki, “Neden o zaman Suriye’deki Orta Çöl’de (Badiye) 8-12 bin kilometre karelik alanda IŞİD’e kimse dokunmuyor? Biraz önce bahsettiğim 2024 başında yapılmış 35 eylem burası kökenli. Konvansiyonel alanı vardı, burası aktifleşti. Neden Dera’da, Palmira’da, bölgeden geçen ve Şam’a giden karayolunda bu kadar etkili olabiliyor. Dünyanın 22 ülkesinde mikrolaştırılmış olarak IŞİD varlığını devam ettiriyor. Bu, bir şekilde IŞİD’in bir potansiyel taşıdığını ve sosyolojik tabanı istismar edebileceğini anlatıyor.

Özellikle Afganistan, Suriye gibi ülkelerden göçler örgütün buradaki yapısını güçlendiriyor mu?

Doğal olarak bir risk ortaya koyuyor. Zaten IŞİD travmalardan, otorite boşluğundan, istikrarsızlıktan besleniyor. Bir de farklı, kopuk alanlardaki bireyler IŞİD öğretisinden etkilenmişse tehlikeli bir bombaya dönüşebilir. Ne yazık ki öyle bir tehdit var.

Türkiye de IŞİD’in eylem arayışları devam eder mi?

Bence eder. Çünkü bu ihtirası zaten hiç kırılmadı. Türk güvenlik ve istihbarat erkleri çok güçlü bir önleme yaptı ve 7 yıl eylem yapamadı, 7 yıl sonra ilk defa eylem yapmayı başardı ama dediğim gibi bu arayışı hep vardı. Şimdi Gazze’de ortaya çıkan yeni durum IŞİD’in eylem yapma motivasyonunu daha çok artırdı. Şimdi bu kendi doğrusallığı içinde olabilir. Aynı zamanda bir takım istihbarat servislerinin IŞİD’i aktifleştirmesi nedeniyle de olabilir.

ATATÜRK İKİ DÜŞMAN ORTAYA KOYDU

Türkiye’ye nasıl bir rol düşüyor?

Küresel savaş üreten güvenlik bunalımını çözebilecek tek ülke Türkiye. Bunu daha önce yaptı, bu devleti kurarken çözdü. İyi bakılması gerekiyor. Atatürk, muazzam bir iş yaptı. Devlet için iki düşman ortaya koydu. Birisi toprak baronu, diğeri din baronu… ‘Allah ile kul arasına, devletle vatandaş arasına kimse girmeyecek’ dedi. Böyle bir model Ortadoğu’da yok, İslam dünyasında yok… Devletin kuruluş kimyasındaki kavramsal çözümü hala anlayamadık, gereğini yapamadık, bilinci ve etkiyi geliştiremedik, o nedenledir ki, bir kısım insanımızı IŞİD’e YPG/PKK’ya, FETÖ’ye, yasa dışı silahlı sola ve diğer din istismarcılarına, örgütlere/yapılara kaptırdık ve hali hazır da birbirimizi kutuplaştırarak didişmeyi tercih ediyoruz. Bu da istismar edilebilecek pek çok çatlağın oluşmasına neden oluyor.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/baska-manipulatif-eylemlerle-de-karsi-karsiya-kalabiliriz/feed/ 0
İki medya devinin Filistin kavgası https://www.foxhaber.com.tr/iki-medya-devinin-filistin-kavgasi/ https://www.foxhaber.com.tr/iki-medya-devinin-filistin-kavgasi/#respond Wed, 07 Feb 2024 21:18:21 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3034 ABD’li yayın kuruluşu CNN, çalışanlarının “İsrail propagandası yapmaya teşvik edildikleri ve Filistin tarafının bakış açısını sansürledikleri” yönünde haber yayımlayan İngiliz The Guardian gazetesine tepki gösterdi.

The Guardian, 4 Şubat’ta “CNN çalışanları, kuruluşun İsrail yanlısı tutumunun gazeteciliğin kötüye kullanılmasına yol açtığını söyledi” başlıklı bir haber yayımlamıştı.

CNN’in bir sözcüsü, The Guardian’ın iddialarına Amerikan yayın kuruluşunun nasıl yaklaştığı yönündeki soruya yazılı yanıt verdi.

The Guardian’ın haberini “gülünç ve son derece adaletsiz” olarak niteleyen CNN sözcüsü, “7 Ekim saldırıları sonrasındaki haberlerimizin adil olmadığı fikrini tamamen reddediyoruz” ifadesini kullandı.

Sözcü, açıklamasında, “Geçtiğimiz 4 ay boyunca İsrail’in yanı sıra Hamas dahil olmak üzere Gazze ve Filistin perspektifinden gelen sesleri de güçlü biçimde takip ettik. Dahili süreçlerimiz yalnızca doğruluk konusundaki kararlılığımızı yansıtıyor ve bölgeden haber vermek için sektör çapında Gazze’ye erişim çağrılarına öncülük ettik. Bu son derece zorlu, karmaşık ve duygusal hikayeyi tüm yönleriyle aktarmaya kesinlikle kararlıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

The Guardian haberinde yer alan, “CNN’nin Hamas liderleriyle röportaj yapmaktan kaçındığı” yönündeki ifadelere de tepki gösteren CNN sözcüsü, söz konusu röportajlar için başından bu yana aktif girişimlerin olduğunu kaydetti.

ŞİRKET İÇİ YAZIŞMALAR YAYINLANMIŞTI

The Guardian’ın 4 Şubat tarihli haberinde, CNN’in İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin yayın politikasında sansür uyguladığı iddialarına yer verildi.

CNN’in ABD ve yurt dışındaki farklı ofislerden adı açıklanmayan 6 CNN çalışanının ifadelerine dayandırılan haberde, Amerikalı yayın kuruluşunun iç yazışmaları ve gönderilen e-postalar yer aldı.

CNN’de, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını konu alan haberlerin, yayına girmeden önce yönetim tarafından onay sürecine tabi tutulduğu belirtilen haberde, Guardian’a konuşan çalışanlar, kuruluşun yayın politikalarına “İsrail propagandası yapmaya teşvik edildikleri ve Filistin tarafının bakış açısını sansürledikleri” gerekçesiyle tepki gösterdi.

Haberde, bir çalışan, “Savaş başladığından bu yana haberler büyük ölçüde, ilk gelen bilgi ne kadar doğru olursa olsun, yayın ağının İsrail’e yönelik sistematik ve kurumsal taraflılığı çerçevesinde çarpıtıldı. Sonuç olarak CNN’in İsrail-Gazze Savaşı’na ilişkin haberleri, gazeteciliğin kötüye kullanılmasına yol açtı” ifadelerini kullandı.

CNN’in haber metinlerine ilişkin kararların, ABD’nin Georgia eyaletindeki merkez ofisinden gelen direktifler sonucu oluşturulan “katı yönetmelikler” aracılığıyla alındığı kaydedilen haberde, yönetmeliğin, Hamas’tan yapılan açıklamalara ilişkin “sert kısıtlamaların” yanı sıra Filistin tarafından gelen açıklamaların da “olduğu gibi değil göründüğü gibi ele alınmasını” içerdiği iddia edildi.

Ayrıca İsrail’in Gazze’yi işgaline ilişkin haberlerin yayımlanmadan önce CNN’in Kudüs ofisi tarafından onaylanması gerektiği de belirtildi.

Öte yandan, daha önce BBC’de yönetici pozisyonundayken İsrail hükümetinin “baskılarına boyun eğdiği” kaydedilen ve 7 Ekim 2023 olayları sonrası CNN’de üst yöneticilik görevine başlayan Mark Thompson’ın, haberlerde kullanılan dili belirlediği ifade edildi.

CNN’den bazı kaynaklar, Thompson’ın talimatlarının, çatışmanın ilk günlerinde İsrail bakış açısıyla yazılan haberlere odaklanılmasında ve yaşamını yitiren Filistinli siviller ile Gazze’de meydana gelen yıkımların yeterince yansıtılmamasında etkili olduğunu savundu.

The Guardian’a konuşan çalışanlardan biri, “katı direktiflerle haber yapmanın zorlaşması” nedeniyle yöneticilerle sorun yaşadıklarını belirtti.

CNN çalışanları, Gazze’den yazdıkları içeriklerin yayın öncesi Kudüs ofisinin onayının ardından İsrail yanlısı bir hale büründüğünden yakındı.

Çalışanlar, İsrail’de görev yapmaktan “yaşananları özgürce anlatabileceklerini düşünmedikleri” için kaçındıklarını kaydetti.

Haberde, CNN Üst Yöneticisi Thompson’ın, 7 Ekim saldırıları sonrası çalışanlara gönderdiği yeni yönetmelikte, CNN’in İsrail saldırıları sonucu meydana gelen insani sonuçların haberini yapacağı fakat “bu saldırıların asıl kaynağının ne olduğunu her zaman kitlelerine hatırlatacakları” ifadesi yer aldı.

CNN çalışanları, yönetmeliğin, Hamas’ın faaliyetlerinin İsrail’in saldırılarını “haklı göstermek” için kullanıldığını söyledi.

HAMAS YETKİLİLERİYLE RÖPORTAJA İZİN YOK

Haberde konuşan bir diğer CNN çalışanı, yayın ağında İsrail ve ABD tarafının “kışkırtıcı söylem ve propagandalarına” yer verildiğine ve diğer kanallar Hamas’tan yetkililerle mülakatlar yaparken CNN’in yapmadığına işaret etti.

Haberde, CNN’in Richard Greene’in başında olduğu Kudüs ofisi için eklenen “SecondEyes” adı verilen onay sürecinin “taraflı görünen ifadeleri kullanmamak ve kodlanmış anlamlar çıkarılmasının önüne geçmek” için oluşturulduğu bildirildi.

Kudüs ofisinin onay süreçlerinden biri olan “SecondEyes” ile İsrailli yetkililerin açıklamalarının “hızlıca” yayımlandığı ifade edilen haberde, yalnızca Hamas’ın değil Filistin tarafından yapılan her açıklamanın “ertelendiği veya hiç yayımlanmadığı” kaydedildi.

Öte yandan, çalışanlar, CNN’de ağırlıklı olarak İsrail yanlılarının ve yetkililerinin röportajlarına ağırlıklı biçimde yer verildiğini aktardı.

İSRAİL’İN İDDİASINDA TARAF OLUNDU

The Guardian haberinde, “Hamas’ın bebeklerin kafasını kestiği yönündeki İsrail iddialarını” canlı yayında savunan CNN Muhabiri Sara Sidner’e verilen tepkilere işaret edildi.

Sidner, bu haberlerin teyit edilmediğini belirterek daha sonra özür diledi.

CNN’in Başkan Yardımcısı ve kıdemli Yayın Direktörü Tim Langmaid’ın ise ABD Başkanı Joe Biden’ın baş kesme fotoğraflarını gördüğüne dair iddialarının “İsrail hükümetinin söylemlerini desteklediğine” dair çalışanlarına talimat gönderdiği belirtilen haberde, Langmaid’ın talimatında “Hamas saldırılarının ve savaşın vahşetini öğrendikçe haberleştirmek önemlidir” ifadesinin yer aldı aktarıldı.

CNN çalışanları, İsrail ordusunun “kabarık sicile sahip olması nedeniyle kıdemli editörlerin bu konuya (baş kesme fotoğraflarına) daha temkinli yaklaşması” gerektiğine işaret etti.

Bir CNN personeli, “Ukrayna ile ilgili haber yaparken editöryal standartlarımız ve dürüstlüğümüz konusunda gösterdiğimiz kayıtsızlık, bize olumsuz geri döndü. Ancak, bu kez riskler daha fazla ve sonuçları çok daha ağır. Avrupalılar yerine Arapların hayatı söz konusu olduğunda gazetecilerin kayıtsızlığı dünya için yutulması daha kolay bir hap haline geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iki-medya-devinin-filistin-kavgasi/feed/ 0
İmamoğlu, İstanbul’un deprem seferberlik planını açıkladı… Rakiplerine ‘proje’ göndermesi https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-istanbulun-deprem-seferberlik-planini-acikladi-rakiplerine-proje-gondermesi/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-istanbulun-deprem-seferberlik-planini-acikladi-rakiplerine-proje-gondermesi/#respond Wed, 07 Feb 2024 21:06:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3029 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’u geleceğe taşıyacak 10 ayrı temada 100 başlıkta her hafta açıklayacağı projelerin ilk sunumunu gerçekleştirdi.

Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıda İmamoğlu’nun İstanbullulara duyurduğu ilk proje deprem hazırlıkları oldu.

İmamoğlu “Afetlere karşı dayanıklı İstanbul için tam yol ileri” başlıklı sunumunda kenti depreme karşı hazırlamak için hazırladıkları projeleri 10 başlık altında anlattı.

RAKİPLERİNE “KOPYALA-YAPIŞTIR” GÖNDERMESİ YAPTI

İmamoğlu projelerinin tamamının halkçı, adil, herkesi kapsayan, şehri dönüştürecek ve ileri taşıyacak projeler olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

-Bizde öyle ‘yok mu artıran’ mantığıyla hazırlanmış, insanları kandırmak için ‘ne vadedersen et mantığı’ olmadı, olmaz.

-Kopyala- yapıştır yaparak kendi projeleri gibi sunmak isteyecek rakiplerimize de hatırlatmak isterim; her projemizi hiç çekinmeden kopyalayabilirsiniz. Kendi projenizmiş gibi ballandıra ballandıra anlatabilirsiniz.

-Ama dünyaya bizim baktığımız gibi bakmadığınız sürece, bizim anlayışımızı kopyalayamadığınız sürece hiçbir sonuç alamazsınız. Çünkü sizlerle bizim aramızda çok net bir fark var.

-Proje deyince siz, hesap kitaptan uzak yapılar, beton ve rant anlıyorsunuz. Biz ise insan odaklı ve yerinde hizmeti, bu aziz şehri tüm değerleriyle korumayı, liyakat ve bereketi anlıyoruz.

“EN AĞIR KONUDAN BAŞLIYORUZ: DEPREM”

İmamoğlu “Bugün en ağır konudan başlıyoruz” diyerek İstanbul’un karşı karşıya olduğu deprem gerçeğine dikkat çekti.

İmamoğlu “1999 Gölcük depreminden gerekli dersler çıkarılmış, önlemler alınmış olsaydı, bugün daha güvenli ve dayanıklı bir İstanbul konuşuyor olurduk. Göreve geldiğimizde gördük ki; İstanbul’a ne bir yol haritası çizilmiş, ne başarısı test edilmiş bir model düşünülmüş, ne de bir uygulama örneği hazırlamıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi kentsel dönüşümden resmen çekilmişti. Sorumluluk, bakanlığa ve ilçe belediyelerine bırakılmıştı” tespitini yaptı.

“DEPREM TOPLANMA ALANLARINI İMARA AÇTILAR”

Yıllarca şehrin en büyük yerel yönetimi olan İBB’nin deprem tehditi karşısında hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi hareket ettiğini vurgulayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

-Hiçbir şey yapmamışlar demek elbette haksızlık olur. Tabi ki bir şeyler de yapmışlar. Mesela deprem toplanma alanlarını imara açmışlar.

-İmara açtıkları alanların bir kısmı yeşil alan, bir kısmı spor alanı ve çeşitli kamusal alanlardan oluşuyordu.

-Belediyenin elinde rezerv olarak kullanılabilecek alanları özelleştirdiler. İstanbul’daki sosyal konut ihtiyacını görmeyip, KİPTAŞ eliyle lüks konutlar, rezidanslar ürettiler. Bugün yaşadığımız konut ve kira krizinin temelinde tüm o yanlış politikalar var.

10 BÜYÜK PROJEYİ AÇIKLADI

İmamoğlu “İBB yönetimi olarak yeni dönemde şehrimizi dönüştürmek için 10 alanda şu vizyoner işleri yapacağız” diyerek projelerini şöyle anlattı:

-Dayanıklı Altyapı: İSKİ yetkisinde bulunan Pabuçdere, Kazandere, Sazlıdere, Terkos ve Elmalı Barajlarını güçlendireceğiz. Biliyorsunuz bir de Melen Barajı meselesi var. Liyakatsiz ellerde heba edilen milyarlar ve bir türlü tamamlanamayan bir baraj. 2014’te temelini attıkları barajı hala tamamlayamadılar. Elinizde bu barajı tamamlayacak kaynak ve teknoloji bulamıyorsanız bize verin, kamu yatırımını heba olmaktan kurtaralım. Samimi bir çağrıda bulunuyorum biz yapalım. M1 hatı üzerindeki tüm viyadükleri güçlendiriyoruz. Tüm raylı sistem hatlarımız depreme dayanıklı olarak inşa ediyoruz. Yaklaşık 250 riskli karayolu, köprü, viyadük, alt ve üst geçitlerden oluşan sanat yapısını güçlendirecek veya yenileyeceğiz. Şehrimizin dört bir yanındaki 32 deniz yapısını hızla güçlendireceğiz. Haliç Tersanemizde, İstanbul’da tahliye koridorlarıyla entegre etmek ve deniz yolunu kullanmak üzere afete müdahalede kullanmak üzere 8 yüzer iskele üreteceğiz.

-10 Bölgede Yeni Afet Lojistik Merkezi: İstanbul, Marmara Bölgesi ve diğer kentlerde yaşanacak acil durumlarda destek ve yardım organizasyonlarını yapabileceğimiz 10 adet afet lojistik merkezi için yerlerimiz hazır, önümüzdeki dönem hızla hayata geçireceğiz.

50 BİN KONUT YERİNDE DÖNÜŞECEK

-50 bin Konutta Yerinde Dönüşüm: Yeni dönemde de öncelikli hedefimiz niteliksiz konut stoğunu dönüştürmek olacak.Tespit ettiğimiz yaklaşık 200 bin yapı yani 1.3 milyon konut biriminin dönüşümü için olmayacak vaatler değil, uygulanabilir, ayakları yere basan bir model sunuyoruz. 6306 sayılı yasa 2012 yılında yürürlüğe girdi. 11 yıl oldu, riskli alanlardan çok, rantı yüksek olan alanlar dönüşebildi. Şimdi yine bir takım yuvarlanmış, arkasına sıfır eklenmiş hayali rakamlar telaffuz ediliyor, nerede yapılacakları bile belli değil.

Vatandaşlarımızın da bizlerin de bu boş vaatlere artık karnı tok, bu sayıları daha önce de birçok kez duyduk. Biz adımlarımızı sağlam atacağız.

-10 Öncelikli Alanda 125 Bin Konutta Planlı Dönüşüm: Yine bilimsel verilerle, vatandaşlarımızın can güvenliğini ve gerçekten riskli alanları belirleyerek önceliklendirdiğimiz 10 öncelikli bölgede planlama çalışmalarımızı önümüzdeki aylarda meclisimize hızla getireceğiz. Bu 10 öncelikli alandaki 125 bin konutta dönüşümün önünü açacağız, bu alanlarda yaşayan vatandaşlarımızı deprem ve diğer afetlere karşı dirençli konut stoğuna ve yaşanabilir kentsel çevreye kavuşturmak için planlarımız hazır.

EMEKLİLERE ÖZEL DESTEK SUNULACAK

-Vatandaşa Finansal Destek : İstanbul Yenileniyor kapsamında dar gelirli vatandaşlarımıza ait 50 bin riskli konutun inşaat maliyetlerinin yüzde 60’ını biz karşılayacağız. Bu yapılarda bulunan emeklilerimize ayrı bir avantaj daha sunacağız. Emekli ikramiyesiyle ev alıp başını sokacak bir yere kavuşmuş emeklilerimiz bugün geçinme sıkıntısıyla mücadele ediyor, ikramiye ile ev alma işi ise hayal oldu. Kentsel dönüşümden en fazla mağduriyet yaşayan kesim emeklilerimiz. Dar gelirli emeklilerimizin inşaat maliyetlerinin yüzde 65’ini biz karşılayacağız. Zor günlerinde emeklilerimizin de yanındayız.

-Tüm Riskli Yapılara Sabit Taksitli Ödeme Desteği: İstanbul Yenileniyor kapsamında kentsel dönüşüme giren tüm vatandaşlarımıza sabit taksitle 2 yıl vadeli, faizsiz ödeme desteği sunacağız. Hibe desteği sağladığımız dar gelirli vatandaşlarımız ve emeklilerimiz de kalan miktarlarını sabit ödeme desteklerimizden yararlanarak tamamlayabilecekler.

-Riskli Yapılara 7.000 TL Ek Kira Desteği: Hızlı tarama ile tespit ettiğimiz, “D” ve “E” grubuna giren ve riskli bina ilan edilen yapılarımızda bakanlığın verdiği 5500 TL’nin üzerine 7000 TL ekstra kira desteğini sadece ev sahiplerini değil, kiracıları da kapsayacak şekilde biz sağlayacağız. Dar gelirli emeklilerimize hibe yardımının yanı sıra riskli yapılarda yaşayan tüm emeklilerimize bakanlık kira yardımının üzerine 9 bin TL kira desteği de biz vereceğiz. Toplamda 80 bin ev sahibi ve kiracımıza kira desteğinde bulunacağız. Bütçemizde bu kapsamda değerlendirmek üzere 8 milyar TL kaynak ayırdık.

-Kiralık Konut Desteği: İstanbul büyükşehir belediyesi mülkiyetindeki konutları yeni dönemde kentsel dönüşüm alanlarımızda ki vatandaşlarımıza kullandırmak üzere rezerv konut olarak ayıracağız. Yine kentsel dönüşüm bölgelerinde vatandaşlarımıza tahsis etmek üzere boş ve sağlam konutları tespit ederek kiralamaları KİPTAŞ eliyle biz yapacağız. Bu konutları satmayacağız, iştirakler marifetiyle kiralayıp vatandaşımıza tahsis edeceğiz. Vatandaşımız isterse bu konutu kullanabilecek, isterse kendi bulduğu bir yere taşınıp kira yardımını alacak.

-40 Semtte 60.000 Konutta Güçlendirmeye Destek: Binasını yenileyecekler kadar, güçlendireceklerin de yanında olacağız. Bu amaçla, güçlendirme sistemimizi kurduk. Bu kapsamda yönetmeliğimizi de hazırladık.

Meclis’te çoğunluğu aldığımız anda hızlı taramayla ilk tespitlerimize göre güçlendirme yapılabilecek 60 bin konutu sisteme dahil edeceğiz.

-25 Semtte 20.000 Yeni Konut Projeleri: Yeni konut üretimi kapsamında 17 farklı noktada 12 bin yeni ödenebilir ve sosyal konut birimimizin projeleri hazır.

Yeni dönemde projesi hazır 12 bin konutu, yeni projelerle 25 semtte 30 bin konuta tamamlayıp İstanbul halkının hizmetine sunacağız. 3’ünün temelini önümüzdeki günlerde atacağız. 2’si Eyüpsultan 1 tanesi Sultangazi ilçemizde, temel atma törenlerimize de tüm halkımız davetlidir. 50 bin kentsel dönüşümden 20 bin yeni konut projelerinden 70 bin konutu önümüzdeki dönem tamamlayacağız.

-70 Semtte Afete Dirençli Parklar ve Yaşam Vadileri: 70 ayrı semtte Deprem Dirençli Parkın da içinde olduğu “Afete Hazır İstanbul için Güvenli Yeşil Alanlar ve Yeşil Koridor Projesini” hayata geçireceğiz.

-Erken Uyarı ve Acil Müdahale Teknolojilerine Yatırım: İstanbul Deprem Acil Müdahale ve Erken Uyarı Sistemi ile birlikte Marmara Bölgesi Deprem Erken Uyarı ve Acil Müdahale Sistemini hayata geçireceğiz. Raylı sistem metro hatlarında deprem erken uyarı sistemini kuracağız.

-250.000 İstanbulluya Afet Eğitimi: Afet farkındalık eğitimlerimize aktif bir biçimde devam edeceğiz. Yeni dönemde her yıl 250 bin kişiye daha afet farkındalık eğitimi vereceğiz.

“HAYALİ PROJELER BOŞ VAATLER SUNMUYORUZ”

-10 temel başlıkta açıkladığımız bu projeler İstanbul’da deprem seferberliğimiz, kazandığımız yeni ilçelerle ve İBB meclis çoğunluğuyla çok daha aktif ve hızlı bir döneme girecek. Depreme ve tüm afetlere karşı dayanıklı bir İstanbul için tam yol ileri gideceğiz. 5 yılda yaptıklarımıza ve önümüzdeki 5 yılda yapacaklarımıza bir bütün olarak baktığınızda, net bir tablo görürsünüz:

-Biz, İstanbul’u depreme ve tüm afetlere karşı dirençli bir hale getirmeyi özenle, sorumlulukla, ciddiyetle ele alan bir yönetimiz. Bizim geçmişimizde tutulmamış sözler yok. Seçime endeksli hayali projeler, boş vaatler sunmuyoruz.

-Biz ne yapacağını, nasıl yapacağını çok iyi bilen ve onu muhakkak yapan bir yönetimiz. Nasıl 5 yıldır yaptıklarımız üzerinde tek bir şaibe, tek bir gölge yoksa bundan sonra yaptıklarımızda da olmayacak. İstanbul’un kendi özgü bir modeli var artık. Ama İstanbul’u bu hedeflere sadece pusulası halk olanlar ulaştırabilir.

-İstanbul’u bu hedefe israfı bitiren, hizmeti getiren kadrolar ulaştırabilir. İstanbul ancak, imar ve rant lobilerini yenerse depreme hazır hale gelebilir. İstanbul ancak, ihanet ve israfa geçit vermezse depreme hazır hale gelebilir. İstanbul’un depremle sınavı 16 milyonun bir avuç insanla sınavıdır. Onlara bir kez daha diz çöktüreceğiz ama İstanbul depremde diz çökmeyecek. İstanbul, hayatta kalmak, ayakta durabilmek için zamanla yarışıyor. Durmaya, yalpalamaya, yoldan çıkmaya hakkımız yok. Geri dönmeyeceğiz. İleri gideceğiz.

NELER YAPILDI?

İmamoğlu, sunumunda 4.5 yıl boyunca yaptıkları deprem çalışmalarını da anlattı.

Görevi devraldıklarında İstanbul’u deprem ve diğer afetlere karşı daha dayanıklı hale getirmek için bir seferberlik başlattıklarını söyleyen İmamoğlu İstanbul Deprem Konseyi kurulması çağrılarının yanıtsız kaldığını hatırlattı.

İmamoğlu 4.5 yıl boyunca kenti depreme karşı hazırlamak için yaptıkları çalışmaları özetledi.

İstanbul’un jeoloji ve hidroloji haritalarını hazırladıklarını ve yarım kalmış mikro bölgeleme çalışmasını deprem riski altındaki tüm ilçelerde tamamladıklarını, 90’dan fazla bölgenin nazım imar planlarını onayladıklarını anlattı.

“69 ALANDAN SADECE 2’Sİ GERÇEKTEN RİSKLİYDİ”

İmamoğlu, şöyle konuştu:

-Bu çalışmalarla İstanbul’un gerçekten riskli ve öncelikli alanlarını tespit etmiş olduk. Bakanlık tarafından ilan edilen kentsel dönüşüm alanları ile taşıdığı risk bakımından öncelikli alanları karşılaştırdığımızda gördüğümüz fotoğraf bizi bir yandan üzdü, diğer yandan da açıkça söylemek gerekirse kızdırdı.

-Çünkü bakanlığın riskli ilan ettiği 69 alandan sadece ikisi gerçek riskli alanlarla çakışıyordu. Bu çok vahim bir durumdu. Görevi kötüye kullandılar. Adı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olan bakanlık olaya başka bakıyordu.

-Yani bir tarafta büyük hasar ve can kaybına yol açacak alanlar varken, onlar rantın yüksek olduğu, kentin daha kuzey bölgelerinde, daha az riskli ama kat sayısı düşük olduğu için daha avantajlı alanlara yönelmişti.

-Bu tabloyu görünce sahadaki durumu daha da netleştirmek için hızlı tarama projemizi başlattık. Toplamda 35 bin binamızda yaptığımız hızlı tarama tespitlerimiz sonrası, 15 bin binamız D ve E sınıfı, riski yüksek kategoride yer aldı.

-Yeni dönemde hızlı tarama sürecine ilçe belediyelerimizi de dahil ederek tüm İstanbul için tamamlayacağız” diye konuştu.

“200 BİN YAPI AĞIR HASAR ALACAK”

Deprem konusunda en hayati meselenin niteliksiz konut stoğunun dönüşümü olduğuna dikkat çeken İmamoğlu “İstanbul’da 1,3 milyon konuta denk gelen yaklaşık 200 bin yapının 7 ve üzeri şiddetindeki depremlerde ağır hasar göreceğini veya kullanılamaz hale geleceğini hesaplıyoruz. Peki, niteliksiz 200 bin konut stoku neden hızla dönüşmüyor? Bunun en temel sebebi ağır ekonomik koşullar, artan maliyetler, düşen kişi başı gelir” dedi.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM MAĞDURİYET YARATTI”

İmamoğlu özetle şunları söyledi:

-Kentsel dönüşüm uygulamalarında, son 20 yılda büyük mağduriyet yaşatıldı. Son 20 yılda, insanları evlerinden, semtlerinden ettiler.

-Yarım kalan projelerle vatandaşı evsiz bıraktılar. Bina bazlı yerinde dönüşümde ise vatandaşla müteahhidi baş başa bıraktılar. Sonuçta kimsenin kimseye güvenmediği bir ortam oluştu. Vatandaşta kentsel dönüşümle ilgili olumsuz bir önyargı gelişti.

-Bu önyargıyı yıktık. Yıllar boyunca çözümsüz kalmış alanlarda vatandaşla anlaşarak dönüşüm projelerini tamamladık.

-Örneğin Eyüpsultan Yeşil Pınar Evlerinde yıllardır adım atılmamış mülkiyet sorunlarını çözdük, vatandaşımızla yüzde 100 uzlaştık. Yine yıllardır kangren olmuş Fikirtepe’de bakanlıkla protokol yaparak iştirak şirketimiz Kiptaş üzerinden sürece müdahil olduk.

-Bunları yaparken, bizden önceki dönemlerde lüks konut imalatına yöneltilmiş Kiptaş’ı, nitelikli sosyal konut alanında odakladık.

“5 BİN 925 KONUTU TESLİM ETTİK”

-“İstanbul Yenileniyor” sistemini kurarak; vatandaşla müteahhidin baş başa kaldığı modelden İBB ve Kiptaş’ın sorumluluk aldığı, çözüm ürettiği, garantör olduğu yeni modele geçiş yaptık. Kiptaş ilk defa sokak arası demeden, tek konut demeden, kâr kaygısı gütmeden İstanbul Yenileniyor ile sahaya çıktı.

-“İstanbul Yenileniyor” ve diğer kentsel dönüşüm projeleri kapsamında toplam 5 bin 925 konutu sahiplerine teslim ettik. Mart ayına kadar bu rakam 7 bin 375 konut olacak.

.-Mevcut konut imarlı arsalarımız İBB Meclisinde plansız alana çevrilmesine rağmen, dönüşüm projesini bizimle yapmak isteyen vatandaşımıza, kamu bankalarından 1 lira kredi verilmemesine rağmen, hiçbir imar artışına sebebiyet vermeden bunları yaptık.

TUZLA’DAKİ TOKİ VE KİPTAŞ PROJELERİNE DİKKAT ÇEKTİ

-Tuzla’da Meydan Evler ve Aydınlık Evler projelerinde toplam 501 bağımsız birim teslim ettik. Tuzla’ya ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bir tarafta 2019’da başlayan TOKİ projesi, diğer tarafta 2020’de başlayan KİPTAŞ projesi.

Biz söz verdiğimiz gibi, projemizi 2 yıl içerisinde tamamladık ve vatandaşlarımıza teslim ettik. TOKİ projesiyse 4. yılında ve hala tamamlanmayı bekliyor.

-Yeni konut üretiminde 16 farklı noktada 10 bin 39 konutu teslim ettik. Mart ayında tamamlayacağımız projelerle toplam 22 projeye, 12 bin konuta ulaşmış olacağız. Ayrıca 5 bin 951 konutun inşasına devam ediyoruz. Bu ay içerisinde bin 250 konutun daha temelini atacağız.

100 BİN KONUT VAADİNE AÇIKLIK GETİRDİ

-Bir konuya da açıklık getirmek isterim. Hakikat ötesi kampanya yapmayı marifet sayan bazı kişiler, son zamanlarda bize hesap soruyor; “100.000 konut yapma sözü verdin neden yapamadın?” diye bir takım yanlış vaat setim olduğunu iddia ediyorlar.

-O işin aslı da şudur: Ekim 2019’da Meclis’teki bir sunumumda deprem seferberliği kampanyamızı AK Parti grubuna da anlatırken, bir açıklama yaptım. Amacımızın şu olması gerekir dedim; ‘1 yılda 20 bin bağımsız birimi 5 yılda 100 bin bağımsız birimi afetlere karşı güçlendirmeliyiz.’

-Arkadaşlar Ekim 2019’da yaptığım konuşmada bir seferberlikten bahsediyordum. Bunun içinde sadece İBB yok. Bakanlıklar, kamu bankaları, ilgili kurum ve kuruluşlar var. Ben bir idealden olması gerekenden bahsediyorum. Yoksa 2020 yılı bütçesinin tamamı 21 milyar lira olan İBB, sadece depreme 44 milyar lira nasıl ayırabilir? Benim öyle bir vaadim yok. Bizi zor durumda bırakamazlar ama İstanbul’u zor durumda bırakıyorlar.

“İSTANBUL’DAN ELİNİZİ ÇEKİN”

-Borsa gibi ortada sayılar uçuyor. İstanbul’da üretilecek konutlardan bahsediyorlar. 500 bin, 300 bin konut diyorlar.

-Bu rakamların gerçekleştirilebilir olmadığını bütün vatandaşlarımız biliyor. TOKİ, son 21 yılda İstanbul’da 98 bin adet konut projesi açıklıyor yüzde 60’ı tamamlanmış. Emlak Konut 80 bin civarında konut üretmiş, 69 bini lüks konut. Lütfen İstanbul’dan elinizi çekin.

-Plansız, programsız, yağmacı zihniyetinizle İstanbul diye bir kent kalmaz. Çatalca’nın Silivri’nin verimli topraklarına göz koymuşlar. Kanal İstanbul bir konut projesi olduğunu hep söylemiştim. Tuzla’da Piyade Okulu’nun arazisine 250 bin konutluk proje hazırlamışlar. Seçim öncesi vatandaşı aldatmaya dönük bu sayılar yalan.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-istanbulun-deprem-seferberlik-planini-acikladi-rakiplerine-proje-gondermesi/feed/ 0
Beynin tehlike sinyalleri https://www.foxhaber.com.tr/beynin-tehlike-sinyalleri/ https://www.foxhaber.com.tr/beynin-tehlike-sinyalleri/#respond Sat, 03 Feb 2024 09:00:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2871 Davranışlarımızın duygularımızın ve kararlarımızın kaynağı olan beynimiz, genetik geçişlerin yanı sıra modern yaşamın getirdiği yoğun stres, yanlış beslenme, çevresel toksinler ve bazı sağlık sorunları nedeniyle savunmasız kalıp, hastalanabilir. “Kimi zaman önemsemediğimiz bazı belirtiler de beynimizin alarm işaretleri olabilir”diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, bu işaretleri şöyle sıraladı:

Prof. Dr. Derya Uludüz

BAŞ DÖNMESİ

Başdönmesi, çoğu zaman sıradan bir rahatsızlık gibi görünse de bazen kafa karıştırıcı nedenleri olabilir. Kansızlık, tiroit problemleri, hatta depresyon ve kulak kristallerinin zarar görmesi gibi onlarca sebep baş dönmesi nedenleri içinde gizlenmiştir. Baş dönmenize eşlik eden bulanık görme, çift görme, el ve yüzde uyuşma gibi belirtiler varsa, bu beyin damarlarınızda bir tıkanıklığın veya Multiple Skleroz’un gizli belirtisi olabilir. Kulak çınlaması, bu labirentin bir başka yolunu işaret eder; bu durum genellikle kulağa ait bir sorunu gösterirken, nadiren de beyincik bölgesinde tümörlerin uyarısı olabilir. Eğer baş dönmeniz, sarhoş gibi yürüme ve dengesizlik ile birleşiyor ve bu sadece gözler kapalıyken meydana geliyorsa, bu durumun arkasında B12 vitamini eksikliği veya kulak kaynaklı bir sorun olabilir. Ancak, gözler açıkken de yaşanıyorsa, beyincik bölgesinde bir kanama veya tümör oluşumu gibi daha ciddi bir durum söz konusu olabilir. Baş dönmesi baş hareketleriyle tetikleniyor ve artıyorsa, bu durum boyun fıtığı veya iç kulağa ait bir nedene işaret edebilir.

HAREKET BOZUKLUKLARI

Beyninderinliklerinde, bazal gangliyonlar adı verilen bölgede meydana gelen hareket bozuklukları, vücudumuzun en karmaşık durumlarını sergiler. Bu bölgede dopamin hormonunun dengesi, hareketlerimizin akıcılığını ve kontrolünü yönetir. Dopamin seviyesindeki azalma, Parkinson hastalığı gibi yavaşlayan hareketlere neden olabilir. Bu durumda, hareketlerinizde yavaşlama, yüz ifadenizde donukluk, ellerde titreme ve kaslarda sertlik gözlemlenebilir. Bu belirtiler, beyin hücrelerindeki kaybın sessiz çığlığını yansıtır. Tersine, hareketlerinizde kontrolsüz bir artış, istemsiz hareketler veya tik benzeri vücut seyirmeleri meydana geliyorsa, bu durum Huntington hastalığı veya Tourette sendromu gibi dopamin fazlalığının işareti olabilir.

NÖBETLER

Bayılmanöbetleri, kısa süreli ve ani bilinç kayıplarıyla karakterize olaylardır. Tıpta “senkop” olarak bilinen bu durum, genellikle beyne yeterli kan ve oksijenin ulaşmaması sonucunda meydana gelir. Senkop, stres, aşırı sıcaklık, uzun süre ayakta durma veya ağrı gibi durumların vücuttaki reflekslerini tetikleyerek ortaya çıkar. Kalp ritm bozuklukları, kan şekeri düşüklüğü, kansızlık, tiroit sorunları veya psikojen nedenler de senkopun diğer olası sebepleridir. Gözlerin arkaya kayması veya vücutta kontrol dışı hareketler, nörolojik nöbetlerin tipik özellikleridir. Bu tür nöbetler genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında sürer ve tekrarlayıcı olabilir. Eğer nöbet ilk kez meydana geliyorsa ve şiddetliyse, beyin tümörü, beyin kanaması veya kafa travması gibi ciddi durumlar akla gelmelidir.

BAŞ AĞRILARI

Bazıbaş ağrıları, beyin sağlığıyla ilgili ciddi sorunların habercisi olabilir. Uykudan uyandıran veya sabahları başlayan baş ağrıları, beyinde basınç artışını gösterebilir. Bu durum, beyinde kitle işareti olabilir. Baş ağrısına eşlik eden bulantı, kusma, bulanık görme ve dengesizlik gibi semptomlar, beyin tümörleri, beyin kanaması veya beyindeki damar tıkanıklıkları gibi ciddi durumların belirtileri olabilir. Ani ve şiddetli başlayan baş ağrıları, beyin kanamasına işaret edebilir. Gençlerde anevrizma patlaması, ileri yaşlarda ise hipertansiyona bağlı kanamalar en sık nedenler arasındadır. Günler veya haftalar içinde kötüleşen ve ağrı kesicilere cevap vermeyen baş ağrıları, beyinde yavaş gelişen bir tümörden kaynaklanabilir.

UNUTKANLIK

Unutkanlık, Alzheimer hastalığının sessiz çığlığı olabilirken, bazen reçeteli veya reçetesiz ilaçların yan etkileri, stres ve yoğun yaşam temposu veya alkol kullanımı gibi daha masum nedenlere de bağlı olabilir. Hormon dengesizlikleri, vitamin eksiklikleri hatta yaşlı erişkinlerde sıklıkla rastlanan idrar yolu enfeksiyonları bile anlık ve geçici kafa karışıklığına neden olabilir. Uyku apnesi, beyne giden oksijen ve kan akışını engelleyerek, zamanla hafızanızı zayıflatabilir. B12 vitamini eksikliği ise unutkanlık, kafa karışıklığı ve öğrenme becerilerinde azalmayla kendini gösterir. Günlük hayatınızı etkilemeye başlayan unutkanlık, beyin sağlığınızın alarm zillerini çalıyor olabilir. Aynı soruları tekrar tekrar sormak, iyi bildiğiniz yerlerde kaybolmak, tarifleri veya yönergeleri takip etmekte zorlanmak, zaman ve insanlar hakkında kafanızın karışması, sık sık unutkanlıklar yaşamak ve konuşma sırasında takılmak, Alzheimer hastalığının ilerleyici ve geri dönüşsüz yollarına işaret edebilir. Bu belirtilerin sürekliliği, Alzheimer’i diğer unutkanlık nedenlerinden ayırt etmenin anahtarıdır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/beynin-tehlike-sinyalleri/feed/ 0
Burns: Ortadoğu’yu son 40 yıldır bu kadar karmaşık ve patlamaya hazır görmedim https://www.foxhaber.com.tr/burns-ortadoguyu-son-40-yildir-bu-kadar-karmasik-ve-patlamaya-hazir-gormedim/ https://www.foxhaber.com.tr/burns-ortadoguyu-son-40-yildir-bu-kadar-karmasik-ve-patlamaya-hazir-gormedim/#respond Wed, 31 Jan 2024 09:00:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2798 ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns, 7 Ekim’den sonra Ortadoğu’da yaşanan sürecin bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak, “Son 40 yılımın büyük kısmını Ortadoğu’da ya da bu bölge üzerine harcadım ve Ortadoğu’yu daha karmaşık ve bu kadar patlamaya hazır nadiren gördüm” yorumunu yaptı.

GAZZEYE İNSANİ YARDIM

CIA Direktörü Burns, Amerikan dış politika dergisi Foreign Affairs için kaleme aldığı “Ajanlık ve Devlet Yönetimi: Rekabet Çağı İçin CIA’in Dönüşümü” başlıklı makalede uluslararası ilişkileri ilgilendiren pek çok temel başlıkta görüşlerini paylaştı. Sürecin ciddi zorluklar içerdiğini vurgulayan Burns, Gazze’de İsrail saldırılarının yoğunluğunu azaltmak, Filistinli sivillerin insani ihtiyaçlarını karşılamak, rehinelerin serbest kalmasını sağlamak, çatışmanın bölgeye yayılmasını önlemek ve Gazze’de uygulanabilir bir formül bulabilmek gibi oldukça zor problemlerle karşı karşıya olduklarını belirtti.

40 YILIMI ORTADOĞUYA HARCADIM

7 Ekim’de Hamas saldırılarıyla başlayan ve İsrail’in Gazze’de halen devam eden katliamlarıyla gerilimin sadece bölgeyi değil tüm küresel sistemi ilgilendirdiğini kaydeden Burns, sürecin hassasiyetini, “Son 40 yılımın büyük kısmını Ortadoğu’da ya da bu bölge üzerine harcadım ve Ortadoğu’yu daha karmaşık ve bu kadar patlamaya hazır nadiren gördüm.” ifade etti.

Burns, bölgesel düzlemde İran-İsrail denklemine ilişkin, “İsrail’in ve bölgenin güvenliği için anahtar, İran’la baş edebilmektir. İran rejimi mevcut krizde güçlenmiştir ve son bölgesel uzantısına kadar savaşmaya hazır gözükmektedir.” değerlendirmesini yaptı.

UKRAYNAYA DESTEK

ABD’nin ve Batı’nın Ukrayna’ya verdiği desteğin hayati olduğunu vurgulayan Burns, ABD Kongresinde takılan Ukrayna’ya destek paketine ilişkin, “Şu kritik aşamada ABD için geri adım atmak ve Ukrayna’ya desteği kesmek tarihi anlamda kendi kalemize gol atmak olur.” değerlendirmesini yaptı.

ABD RAKİPSİZ

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı birkaç düzlemde kaybettiğini savunan Burns, Rus ordusunun ağır kayıplar verdiğini ve ekonomisinin tahribata uğradığını kaydetti. ABD’nin şu an karşı karşıya olduğu durumu Soğuk Savaş’ın bittiği döneme ya da 11 Eylül sonrası döneme benzeten CIA Direktörü, ABD’nin artık Çin ve Rusya karşısında “rakipsiz üstünlüğe” sahip olmadığını belirtti.

ÇİN DAHA BÜYÜK TEHDİT

“En yakın meydan okuma Rusya’dan geliyor olabilir, ancak Çin uzun vadede daha büyük bir tehdittir.” ifadesini kullanan CIA Direktörü, teşkilatın son yıllarda ciddi şekilde buna göre yeniden organize olduğunu ve sadece Çin üzerine odaklanan bir birim kurduklarını aktardı.

Burns, Ukrayna’daki savaşı en yakından Pekin’in izlediğini belirterek, “Çin, uluslararası düzeni yeniden şekillendirme niyeti ve bunu yapmak için ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik gücü ile ABD’nin yegane rakibi olarak durmaktadır.” değerlendirmesini yaptı. Çin’in yükselişinin tek başına sorun olmadığını, asıl sorunun Pekin’in “tehdit edici” eylemleri olduğunu savunan Burns, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in sadece ülkesinin dönüştürücü gücüne odaklanmayıp uluslararası sistemi “yeniden yazma” niyetiyle daha büyük adımlar attığını belirtti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/burns-ortadoguyu-son-40-yildir-bu-kadar-karmasik-ve-patlamaya-hazir-gormedim/feed/ 0
Gülistan Doku olayında sıcak gelişme! Ailesinden tutuklama talep etti https://www.foxhaber.com.tr/gulistan-doku-olayinda-sicak-gelisme-ailesinden-tutuklama-talep-etti/ https://www.foxhaber.com.tr/gulistan-doku-olayinda-sicak-gelisme-ailesinden-tutuklama-talep-etti/#respond Fri, 26 Jan 2024 21:33:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2671 Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan, 5 Ocak 2020’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamadı. Ailesi, 6 Ocak’ta İl Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusunda bulundu.

Doku’nun bulunması için cep telefonu sinyallerini izleyen güvenlik güçleri, saat 11.29’da Atatürk Mahallesi’ndeki minibüs durağından üniversite aracına bindiğini tespit etti. Yol güzergahındaki Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarında yapılan incelemelere rağmen Doku’nun araçtan nerede indiği tespit edilemedi.

Araştırmalar sonunda Gülistan Doku’nun cep telefonunun, en son Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Viyadük üzerinden geçen bir aracın kamerasına da Gülistan Doku’nun olduğu ifade edilen görüntü yansıdı.

Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel koordinesinde Uzunçayır Baraj Gölünde AFAD Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Manisa ve Kahramanmaraş büyükşehir belediyeleri ile sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve gönüllülerden oluşan 542 kişilik personel, 88 araç, 38 bot, 10 ROV cihazı, 6 dron, 4 sonar ve 3 arama köpeğiyle yapılan aramalara rağmen Doku’ya ait ize rastlanmayınca çalışmalar sonlandırıldı.



Zeinal A

BAŞ ŞÜPHELİ ADLİ KONTROLLE SERBEST

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, kaybolmadan önce son görüştüğü kişi olduğu belirtilen erkek arkadaşı Rusya doğumlu Zeinal A., olaydan yaklaşık 2 yıl sonra Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı.

Zeinal A., 4 saat süren ifadenin ardından adli kontrolle serbest bırakıldı ve hakkında yurt dışı yasağı konuldu. Zeinal A.’nın babası E.Y. hakkında da Doku ile ilgili gizli kalması gereken kişisel bilgileri sosyal medyadan ifşa ettiği gerekçesiyle dava açıldı. Mahkeme, E.Y.’yi kişisel verileri ele geçirip, yaydığı gerekçesiyle 2,5 yıl hapse çarptırdı.

Ayrıca sosyal medya hesaplarında yapılan inceleme ve araştırmalarda, E.Y.’nin, 2018 yılında Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’yi şehit eden polis memuru İsmail Hakkı Saraçoğlu hakkında da sosyal medya üzerinden olumlu ifadeler kullandığı tespit edildi.

Tunceli Valiliği’nin önerisi üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından Zeinal A.’nın babası E.Y., polislik mesleğinden ihraç edildi.

“DOSYAMIZIN MAĞDURU 4 YILDIR ULAŞILAMAYAN DOKU’DUR”

Doku ailesinin Avukatı Ali Çimen, baş şüpheli Zeinal A. hakkında verilen adli kontrol şartının yetersiz olduğunu kuvvetli şüpheli sıfatıyla tutuklanmasıyla ilgili savcılığa dilekçe verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Gülistan Doku soruşturma dosyası 07.01.2020 tarihinde başladı. Bu soruşturmanın devam eden evresinde yargısal uygulamalar toplumdaki adalet duygusunu incitir hale geldi. Dosyada birden çok hatalı işlem söz konusu.

Faillerin korunduğuna ilişkin dosyada delillerimiz mevcut. Buna ilişkin gelinen bu aşamada bizim de bir suç duyurumuz oldu. Gülistan Doku soruşturmasının baş şüphelisi hakkında Sulh Ceza Hakimliği tarafından kuvvetli şüphesi bulunduğu gerekçesiyle yurt dışına çıkmama, belli yerlere başvurma şeklinde adli tedbir uygulandı.

Dosyamızın mağduru yaklaşık 4 yıldır kendisine ulaşılamayan Gülistan Dokudur ve bu aşamaya kadar akıbeti bilinmiyor. Gelinen bu aşamada artık biz dosyada bulunan delillerin tekrardan değerlendirilerek şüpheli hakkında devam eden adli kontrolün yetersiz olması gerekçesiyle tutuklama talebimiz söz konusu oldu.

Bizim beklentimiz artık Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının dosyadaki delilleri değerlendirip baş şüpheli hakkında tutuklama kararı vermesidir. Buna ilişkin dilekçemizi sunduk”

TOPLANMASINI İSTEDİĞİMİZ BİRÇOK DELİL VAR

Avukat Ali Çimen, ayrıca Zeinal A.nın babası hakkında dosyaya şüpheli sıfatıyla girmesi için dilekçe verdiklerini ve dönemin valisi Tuncay Sonel hakkında da görevi kötüye kullandığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduklarını ifade ederek, şunları söyledi:

“Dosyayı Tunceli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube yönetmektedir. Asayiş şubede bir polis memuru vardı o da baş şüphelinin babasıydı. Dosyaya şüpheli olarak girmesi hakkında da bir talebimiz oldu.

Onun gerekçesi de şuydu; Gülistanın 04.01.2020 günü gittiği son bir ev var ve bu da şüphelinin babasının evidir. Yine Gülistan 04.01.2020 gecesi evden çıktıktan sonra savcılık tutanaklarına yansıyan, bir vatandaşın Gülistanın bir araca zorla bindirilme ihbarı olmuştu.

O zorla bindirilmeye çalışılan araç da yine bu baş şüphelinin babasına aitti. Basına da yansıdı. Soruşturmanın başladığı gün araç Tunceliyi terk ediyordu.

Yine dosyamızda 5 hedef numara var. Bu 5 hedef numaraya ilişkin HTS kayıtları dosyaya girdi. Tamamı da asayiş büroda çalışan babaya ait.

Biz bu dosyada onun odak haline geldiğini ve dolayısıyla dosyaya şüpheli olarak girmesini ve gereğinin yapılması talebinde bulunduk. Bu da son verdiğimiz dilekçenin ikinci aşamasındaki talebimizdir. Dosyada toplanmasını istediğimiz birçok delil var.”

VALİNİN BU İŞE GİRMESİ GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA

Avukat Çimen, baş şüphelinin annesi C.Y.’nin CİMERe gönderdiği dilekçede dönemin valisi Tuncay Sonel ile ilgili geçen ifade hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, şunları söyledi:

Dilekçe de dönemin valisi Tuncay Sonelin bilgisi dahilinde baş şüphelinin yurt dışına kaçırıldığına ilişkin şikayet ifade ediliyor. Bir dosyada bulunan şüpheliyle ilgili onun yurt dışına çıkartılmasıyla ilgili dönemin valisinin bu işe girmesi görevi kötüye kullanmadır.

Bu bizim beyanımız da değildir baş şüphelinin annesinin CİMERe yazdığı dilekçede mevcuttur. Bu nedenle biz bunları geçen kişinin de görevi kötüye kullanma suçundan yargılanması istiyoruz.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına sunduk, delilleri toplamasını istiyoruz. 4 yıldır kendisine ulaşılamayan bir kadın var. Baş şüpheli hakkında yeterince delil var ve Tunceli Sulh Ceza Hakimliği de kuvvetli suç şüphesi gerekçesiyle hakkında iki yönlü tedbir uyguladı.

Şimdi gelinen bu aşamada mağdura ulaşamıyorsak adli tedbirin yetersiz kaldığı ortadadır. Biz bundan dolayı baş şüphelinin tutuklanmasını istiyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gulistan-doku-olayinda-sicak-gelisme-ailesinden-tutuklama-talep-etti/feed/ 0
Fethiye Camii’nin 13. yüzyıla ait kalıntıları gün yüzüne çıktı https://www.foxhaber.com.tr/fethiye-camiinin-13-yuzyila-ait-kalintilari-gun-yuzune-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/fethiye-camiinin-13-yuzyila-ait-kalintilari-gun-yuzune-cikti/#respond Fri, 26 Jan 2024 21:18:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2659 Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen Fethiye Camisi’nin önündeki kazı alanı, bu yıl arkeopark olarak hizmete girecek.

Fatih ilçesinin Balat semtinde bulunan caminin hemen yanındaki şapel ise müze olarak yeniden faaliyete geçirilecek.

Yapıya ilişkin açıklamada bulunan arkeolog Murat Sav, Bizans dönemindeki adı Pammakaristos Manastırı olan yapının önündeki kazıların 2018’de başladığını söyledi.

“3 büyük kubbeden oluşan ve çok farklı bir plana sahip bir sarnıç daha ortaya çıktı”

Sav, kazılar kapsamındaki kot çalışmaları esnasında 1890’lı yıllarda krokisi çizilen sarnıcın yanı sıra farklı bir sarnıca da rastladıklarını belirterek, “Kazı sırasında hem bahsettiğim sarnıcı bulduk hem de yapının doğu cephesinde yani apsisinin olduğu noktanın hemen önünde art arda 3 tane büyük kubbeden oluşan ve çok farklı bir plana sahip bir sarnıç daha ortaya çıktı” dedi.

Kazı alanında orta Bizans döneminde inşa edilmiş çeşitli su yollarının da yer aldığını aktaran Sav, şöyle devam etti:

“Genellikle buradaki kalıntılar ağırlıklı olarak aslında son Bizans dönemin yapılaşmaları. Küçük bir hamam kalıntısına da ulaşıldı. Buradaki bu kalıntıların tümü projelendirildi, röleveleri yapıldı. Ardından da bu alan arkeopark olarak hizmete açılacak.

Bence bu, İstanbul için çok önemli bir konu. Çünkü bu tür bir yapının avlusunda, yapıyla beraber arkeolojik buluntuların ortaya çıktığı alanın yaşaması, turizme açılması, insanların kenti daha farklı bir perspektifle değerlendirmesi açısından da çok önemli.”

“Yaklaşık 3 bin 500 metreküplük kazı hafriyat çıkarıldı”

Murat Sav, tüm çalışmaların bilim kurulunun takibinde gerçekleştirildiğini söyleyerek, Bakanlığın yanı sıra ihtiyaç duyulan noktalarda Fatih Belediyesi, İSKİ ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de aralarında olduğu birçok kurum ve vakıfın kendilerine destek verdiğini kaydetti.

Çalışmaların 2018’den itibaren kısa aralıklar dışında, bugüne kadar devam ettiğini belirten Sav, “Bir taraftan kazı, bir taraftan da konservasyon çalışmaları yapılıyor. Bulunan altyapı kalıntılarını sağlamlaştırma çalışmaları yürütülüyor. Aynı zamanda buradan yaklaşık 3 bin 500 metreküplük kazı hafriyatı çıkarıldı. Yapının doğu avlusunda ve güney doğu tarafında çok kapsamlı bir çalışma yapıldı” diye konuştu.

Sav, caminin doğu tarafında yer alan yaklaşık 1100 metre büyüklüğündeki sarnıcın devşirme 14 sütundan oluştuğunu ifade ederek, şu bilgileri verdi:

“Sütunlar bu yapının inşa edildiği dönemden çok daha eskiye ait. Genellikle malzemeler burada 5. ve 6. yüzyıldan kalma. Burası her ne kadar sarnıç olarak kullanılmış olsa da bazen insanlar ufak da olsa iz bırakabiliyorlar, mesela duvarda bence son derece güzel (haç) grafitileri var.

Aynı zamanda burada birkaç tane sütun başlıklarında monogram var. Dönemsel bilgi verdiği için değerli. İkincisi bu yapı inşa edilirken, inşaatlarda ahşap kalıplar kullanılır. Burada tüm o kemerlerde o kalıpların izlerini göreceksiniz. Bu izlere özellikle dokunulmadı.

Çünkü bunlar bir dönemin inşaat teknolojisine dair önemli verilerdi. Burada kemerlerde de gizli tuğla tekniği kullanılmış. Bunlar genellikle 11. yüzyıldan itibaren yapılmaya başlanır ama bu yapı bana göre biraz daha geç bir dönem.

Döşemelerimiz de Bizans dönemimizden kalma kare tuğla döşemeler. Burada gelen insanların bütün detayları görebilmesi için ve aynı zamanda özgün zemine basmamaları için yürüme platformları oluşturuluyor.”

Yapıda şapel kısmı müze olarak ziyarete açılacak

Murat Sav, manastırı inşa eden Mikhael Glabas Tarchaneiotes’un vefatının ardından eşi Maria’nın yapının güney cephesine şapel inşa ettirdiğini aktardı. Ayrıca, onun ağzından olduğu bilinen bir manzumenin, 14. yüzyılın başlarında Bizans’ın önemli şairlerinden Manuel Philes tarafından cephenin kat silmesine yazıldığını dile getirdi.

Şapelin iç mekanının zamanla kutsal bir nokta ve ritüel mekanı olduğunu söyleyen Sav, Hz. İsa’nın vaftiz sahnesinin ve 12 havarisinin yer aldığı değerli mozaiklerin de yapıda görülebileceğini ifade etti.

Arkeolog Sav, yapının 16 ve 17. yüzyılda yaşanan yangınlar ve depremlerden etkilendiğine işaret ederek, Osmanlı döneminde devrin üslubuna uygun yeniden yapıldığını dile getirdi.

Bu müdahalelerin, 1950’li yıllarda Amerikan Bizans Enstitüsü tarafından kaldırılarak, Bizans döneminin görünümüne geçilmeye çalışıldığını kaydetti.

Yapının 1204-1262’de Latin istilası sırasında da hor kullanıldığına dikkati çeken Sav, şu bilgileri verdi:

“Burayla ilgili çok bilinmeyen bir detay var. 16. yüzyıl seyahatnameleri yazan bazı seyyahlar anlatıyor. Bunların arasında çok önemli bir isim vardır Salomon Schweigger. 1570’li yılların sonları, burayı ziyaret ediyor ve kendisine bir sütun parçası gösteriliyor. Aslında beyaz bir mermer, zaman içerisinde griye dönmüş.

Patrikhane görevlileri bu mermer parçasının Hz. İsa’nın işkence gördüğü sütunun bir parçası olarak burada sergilendiğini anlatır. 16. yüzyılda patrikhaneyken o parça burada korunmaktaydı. Tüm bu alan daha önceden de müze olarak işletilmekteydi. Yine açılıştan itibaren arkeoparkla birlikte müze olarak kullanılmaya devam edecek.”

“Fethiye Cami’nde siyasi dönüşümden söz etmek mümkün”

Sav, yapının 1590’ların başında Sultan 3. Murad tarafından camiye dönüştürüldüğüne dikkati çekerek, “Sultan 3. Murad, Doğu seferinde Revan Seferi yapar, orada kazandığı başarılar ve fetihlerden sonra da bu yapının Fethiye adıyla camiye dönüştürülmesi kararı alınır. Burada bir siyasi dönüşümden söz etmek mümkün. Normalde diğer camilere baktığımızda böyle bir dönüşümden bahsetmek çok mümkün değil” dedi.

2022’de yeniden hizmete açılan Fethiye Cami’nin restorasyon sürecinden önce oldukça yıprandığını söyleyen Sav, şu değerlendirmelerde bulundu:

“20. yüzyılda yapılan onarımlarda tercih edilen çimento sıvalarla her yer sıvalı olduğu için pek fazla özgün bir şey algılanır değildi. Haliyle o sıvalar alındıktan sonra bazı detaylar da ortaya çıktı. Duvar sistematiğini okuma şansımız oldu.

Rahatlıkla okuyabildiğimiz şeylerden bir tanesi taşıyıcı ayakların Osmanlı döneminde yapılmış olması. Kemerler tümüyle Osmanlı döneminde yapıldı. Burada Bizans yapısı kadar Osmanlı’dan da önemli katkılar görüyoruz. Bir Osmanlı dönemi eki de mihrap bölümü.

Mihrap bölümü hiçbir camide böyle bağımsız değil. Burası güneye kayık olacak şekilde yapılmış. Aslında orijinal apsistir. Yapı 16. yüzyılda camiye dönüştürüldüğü sırada dönemin baş mimarı Dalgıç Ahmet Ağa tarafından yapılmış bir eklenti ve tamamen klasik Osmanlı formatında bir yapı, içerisinde kalem işleri de var.”

Sav, camide yine Osmanlı döneminde mermer bir minber yapıldığını aktararak, “Çok kötü bir durumda idi. Tüm parçaları onarılarak rölevesi yapıldı ve tekrar birleştirildi. Özgün duvar sistematiğinin gösterilmesi için de duvar sistematiği sıvanmadı ve açıkta bırakıldı. Böylelikle yapının hem Osmanlı hem Bizans dönemindeki duvar özelliklerinin, inşaat teknolojisi itibarıyla rahatlıkla algılanması sağlandı” dedi.

Caminin alt tarafında yine devşirme malzemelerle küçük bir sarnıcın yer aldığını vurgulayan Sav, “Sarnıçtan ziyade büyük bir ihtimalle daha evvel şapel gibi bir görünüme sahip. Bu tür mekanları Bizans döneminde genellikle işlev değişikliği yaparak, ihtiyaca paralel kullanabilme söz konusu oluyor.

Aynı zamanda hem kuzey taraftaki nefin altı hem de batı bölümünde yer altında da çeşitli mekanlar bulunuyor. Bu mekanların da mezar odası olarak kullanıldığını kuvvetle tahmin ediyoruz” dedi.

Sav, camide mimarlık tarihinin önemli detaylarından birisinin minare olduğunun altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çünkü minaresi farklı dönemlerde şerefeye kadar yıkımlar yaşamış. En son 1894 dönemi başta olmak üzere çok büyük zararlar var. Tahrip olduğu için 1990’lı yılların başında Bakırköy Taşı adı verilen, İstanbul’da Güngören, Esenler ve Bakırköy arasındaki hattan çıkarılan son küfeki taşlarıyla buradaki minare yapılmış.

Dolayısıyla pek çok açıdan çok değerli bir yapı ama burayı bir de sosyolojik, tarihsel açıdan önemli kılan bir detay var. Fatih Sultan Mehmet geçmişte çok meşhur dinsel bir tartışma yapmıştır. Bu tartışmayı 1462,1464 arasındaki bir dönemde burada yaptığını biliyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/fethiye-camiinin-13-yuzyila-ait-kalintilari-gun-yuzune-cikti/feed/ 0
Kardeşini döverek öldüren babasını ihbar etmişti! Kâbus dolu hayatlarını anlattı https://www.foxhaber.com.tr/kardesini-doverek-olduren-babasini-ihbar-etmisti-kabus-dolu-hayatlarini-anlatti/ https://www.foxhaber.com.tr/kardesini-doverek-olduren-babasini-ihbar-etmisti-kabus-dolu-hayatlarini-anlatti/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:30:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1885 Babaları Hüseyin K.’nın 20 yıl önce 1,5 yaşında olan kardeşlerini döverek öldürdüğünü ihbar eden üç kardeşten 25 yaşındaki V.K., kabus dolu haytalarının detaylarını paylaştı.

Aydın, Söke’de yaşayan babası Hüseyin K.’dan 18 yaşına kadar işkence boyutuna varan bir şiddet gördüğünü belirten V.K., “Gözümüzü açtığımız an itibarıyla aile içi şiddet, kavga, gürültü, akıl almaz bir şekilde işkence vardı. En ufak yaşlarımdan itibaren şiddet gördüm. Aynı şekilde kardeşlerim de. Yani bizim ailede eksik olmayan bir şiddet süreci vardı” dedi.

Babasının 15 aylık kardeşi Armağan’ı “Şeytan çocuk” diyerek döve döve öldürdüğünü iddia eden V.K., babasının hasta olduklarında bile döverek kendilerini iyileştireceğini söylediğini anlattı.

Babasının kardeşini döverek öldürüp gizlice gömdüğünü söyleyen V.K., 2010 yılında, ölen kardeşinin okul vakti gelince Milli Eğitim görevlilerinin geldiğini, babasının bir şekilde kardeşini nüfustan sildirtmeyi başardığını öne sürdü.

YAŞAYAN 9 KARDEŞTEN 5’İ BABASININ YANINDA

Resmi kayıtlara göre toplam 12 kardeş göründüklerini dile getiren V.K., şu anda yaşayan 9 kardeşi olduğunu, 5’inin babalarıyla yaşadığını ifade etti. Kayıt dışında 6 kardeşleri olduğunu, bunların kendilerine ölü doğdu denilerek evlerinin yanına gömüldüklerini iddia eden V.K., bu iddiasıyla ilgili dava açmaya çalıştığını ancak kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğini belirtti.

“ÜÇ KARDEŞ EL ELE GECE KAÇTIK O EVDEN”

2002 yılında bir dönem İstanbul’da yaşadıklarını söyleyen V.K. daha sonra Aydın’a taşındıklarını belirterek, 2016 yılında babalarını polise ihbar etmeye karar verme sürecini ise şöyle anlattı:

“Kendisini kabullenmiştik, ama yaptıklarını kabullenemiyorduk. Yaptıklarından dolayı nefret noktasına geldik. Kız kardeşlerimle birlikte üç kişi bir araya geldik. Biz bu süreçte artık ne yapabiliriz, okul kaydımız dahi yokken hayatta sıfırdaydık. Aynı zamanda devlet düşmanıydı babam.

Devlet memurlarının onlara giden kadınlara tecavüz ettiğini, kızları sattığını, çocukları organ mafyalarına verdiğini, bu tür korkularla tuttu bizi yıllarca. Biz evden çıktıktan sonra ilk polise gidemedik bu korkuyla. Üç kardeş el ele ayrıldık o evden. Gece uyurken kaçtık evden.

2016 yılında bir akrabamıza sığındık.Onu tehdit etti. Akrabamız da dedi ki, ‘Böyle olmaz, babanızla baş edilmez. Siz gidin en iyisi kendinizi güvenceye alın. Onun anlattığı gibi değil devlet. Devlet menfaat uğruna insanlara bir şey yapmıyor. Devlet her zaman mağdurun yanındadır.’ Biz de devlete sığındık.”

“7 YILDIR DAVA SÜRECİNDEYİZ”

Dava sürecine 7 yılda gelinebildiğini söyleyen V.K., “Yıllarca elimizden alınan özgürlüğümüz, eğitim hayatımız, bizden alınan kardeşlerimiz, bütün bu yapılanların hesabı sorulsun. Yaklaşık 7 yıldır dava sürecindeyiz. 7 yılda katedebildiğimiz yol, anca ilk duruşmaya katılabildik. Tutuksuz olarak yargılandı. Bu süreçte evde yaşanabileceklerin sıkıntıların haddi hesabı yok. Ve babamın öyle bir huyu var ki her gün mutlaka birini döver, dövmeden duramaz” dedi.

Ablasının engelli kalmasına sebep olanın da babası olduğunu öne süren V.K. ablasının babasının yanında olmasına da dikkat çekti.

“KORKUMUZ YILLARCA SÜRDÜ”

Babasının kendilerini kablo, kemer ne varsa onunla dövdüğünü anlatan V.K., “Yerden yere çalarak kafamızı yumruklayarak ‘Şeytanı dövüyorum’ diye diye döverdi. Bugün bizim ölmemiş olmamız, yaşıyor olmamız, bu noktalarda mücadele verebiliyor olmamız, tamamen bir tesadüftür. Bizim yaşamamız normal değildi. Bu süreç içerisinde kaç sefer biz yataklarda kaldık, yediğimiz dayaklardan dolayı ayağa kalkamadık. Korkumuz yıllarca sürdü ve en son evden çıkış noktamız şuydu; öleceksek bir kere ölürüz, ne olacaksak oluruz ama bu zulüm artık yıllarca devam etmez diye yola çıktık. Birbirimize tutunaraktan, gayret vererekten her zaman, bir kötüyü, bir zulmü durdurabilmek için birlik olmak gerekiyordu. Bizim de o evde psikolojimiz hiç normal değildi, yaşadıklarımızdan dolayı. Kendi başımıza akli irademizi toparlayıp da savcıya, polise şikayetçi olayım diyebilecek durumda değildik. Çünkü bize gittiğimiz yerde çok affedersiniz, tecavüz edecekler, satacaklar mantığıyla büyüdük” diye konuştu.

“AYRILDIKTAN SONRA DÖNÜP 10 AY DAHA O EVDE KALDIM”

Armağan’ın teyzesinin kucağında öldüğünü söyleyen V.K., teyzesinin kendisine bir zarar verir endişesiyle babası aleyhine ifade vermediğini ileri sürdü.

Kardeşleriyle beraber evden ayrıldıktan 6 ay sonra eve döndüğünü de anlatan V.K., “Kardeşlerimin ölümüyle tehdit etti beni. Evde kalan kardeşlerimin yaşaması için o eve döndüm ve 10 ay daha o evde kaldım. Ve artık o evde kalarak onları kurtaramayacağımı, onlara yardımcı olamayacağımı anladım ve ayrıldım o evden. Bu sistemiyle de beni durdurmayı başaramadığı için olur olmaz iftiralar attı. Benim hakkımda şikayetçi oldu, ‘Kızlarımı satıyor’ gibi, bir sürü. Ortalığı karıştırdı. Sonra da çevrede hiç kimse ona karşı gık demez oldu” dedi.

“ÜÇ KARDEŞ EL ELE VERDİK BU ZULMÜ DURDURMAK İÇİN UĞRAŞIYORUZ”

Şu anda babasıyla biri 30 yaşlarında zihinsel engelli ablası da olmak üzere en küçüğü 13 yaşında 5 kardeşinin yaşadığını ifade eden V.K., onlarla görüşmediğini ancak sağlık durumlarını kontrol edebilmek için sık sık Aydın’a gittiğini belirtti.

V.K., “Şu an tek tasam, engelli olan, kendisini koruyamayan ablamın böyle psikopat, vahşi bir ailenin elinde olmasıdır. Onun oradan kurtulması için elimden geleni yapıyorum ve yapacağım da. Bizim için çok sıkıntılı bir süreç, şöyle söyleyeyim o lanet olası herifin yaptıklarından biz utandık. Biz utandıkça o arsızca devam etti. Şu anda çevresine oldukça zarar vermekte. Fakat kaç tane dosyası oldu, hiçbirinden ceza almadı çünkü dağ başında kamera kaydı yok. Üç kardeş el ele verdik, yıllardır devam eden bu zulmü durdurmak için uğraşıyoruz. En ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Yarın bir gün bir tane daha ölü çıkmayacağının bir garantisi yok” şeklinde konuştu.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Üç kardeş, 20 yıl önce babaları Hüseyin K.’nın 15 aylık kardeşleri Armağan’ı döverek öldürdüğünü ve olayı gizlemek için de bir arkadaşıyla gömdüğünü polise ihbar etmişti.

İfade veren kardeşlerden Ö.K., “Ben 3-4 yaşlarındayken babamdan şiddet görmeye başladım. Eline ne geçerse onunla bizi döverdi. 2001 yılında doğan kardeşim Armağan için babam ‘Şeytan çocuk’ derdi. Bir gece babam kardeşimi kötü dövdü. Çocuk sabaha karşı öldü. Annem ve babam bizden gizli bu çocuğu götürüp Arnavutköy Mezarlığı’na gömdüler. Biz, sonraki konuşmalardan bunu anladık. 5-6 yıl sonra okul kaydı çıktığından nüfus müdürlüğüne öldüğünü belgelemek için başvuruda bulundular. Tanık olarak teyzemi gösterdiler” demişti.

V.K. (25), Ö.K. (23) ve M.K. (21) adlı kardeşlerin ihbarı sonrasında soruşturma başlatılmış, bebeğin gömüldüğü yer de açılmıştı. Söz konusu bebeğin baba Hüseyin K.’ya ait olduğunun tespit edilmesi sonrasında baba Hüseyin K. hakkında “Olası kastla çocuğunu öldürme” suçundan müebbet hapis istemiyle dava açılmıştı.

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, tutuksuz yargılanan baba Hüseyin K. suçlamaları reddederek, “Vefat öncesi eşim bebeğin merdivenden yuvarlandığını söyledi. Kontrol ettim herhangi bir bulgu yoktu. Eşimin anlattığına göre o gün biraz ateşlenir gibi olmuş. Akşam bir şeyi yoktu. Sabaha karşı eşim beni kaldırdı. Çocuk hareketsizdi. Nabzı atmıyordu. Vefat ettiğini anladım” demişti.

Sanık Hüseyin K. maddi imkanlarının yetersiz olduğunu, daha önceden vefat eden bebeğinin cenaze masraflarını karşılayamadığını ve aynı sıkıntıları yaşayacağı düşüncesiyle defin işlemlerini kendisinin yaptığını belirterek beraatini istemişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kardesini-doverek-olduren-babasini-ihbar-etmisti-kabus-dolu-hayatlarini-anlatti/feed/ 0
‘AKP karşısında kazanma ihtimali kuvvetli olan adayda birleşelim’ https://www.foxhaber.com.tr/akp-karsisinda-kazanma-ihtimali-kuvvetli-olan-adayda-birleselim/ https://www.foxhaber.com.tr/akp-karsisinda-kazanma-ihtimali-kuvvetli-olan-adayda-birleselim/#respond Thu, 04 Jan 2024 09:09:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1869 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 11’i büyükşehir, 10’u il 252 olan belediye sayısını büyük oranda arttıracaklarını belirterek, ‘’Tavanda yapılamayan ittifakı mahallede, beldede, ilçede ve sandıkta Atatürkçüler yapacak. İyi insanlar iyi karar verecek. Türkiye ittifakını kuracağız ’’ dedi. Özel, yerel seçimi ve son gelişmeleri SÖZCÜ ekibine değerlendirdi ve şu mesajları verdi:

İZMİR SANCAK GEMİSİ: İzmir’e 46 milletvekili gönderdik. Tüm ilçelerde seçmenle, meslek örgütleriyle, esnafla görüştüler. Anketler ve onlardan gelen raporları örtüştüreceğiz. İzmir bizim için bir sancak gemisi. Oraya kaptan belirlerken ince eleyip sık dokuyoruz. İzmir’e özel önem veriyorum. Menemen ve Urla elimizden yargı yoluyla alındı. Oraları da mutlaka geri almalıyız.

CHP’nin kalesi olan yerlerde memnuniyet anketi yapıyoruz. Örneğin Çankaya’nın özel bir önemi var. Atamız orada, Anıtkabir orada. İstanbul’da 39 ilçede de hem milletvekillerimiz ve teşkilatımız, hem de Ekrem Bey çalışıyor. Bizim İstanbul’u kazanmaktan öte belediye meclisinde çoğunluğu alma hedefimiz var. En yüksek oyu almalıyız. Yoksa eli kolu bağlı başkanlık yapılmak zorunda kalınıyor.

Hedefimiz kıyı şeridini içeriye doğru kalınlaştırmak. Denizli, Balıkesir, Manisa, Bursa önemli. Karadeniz’de almamız gereken yerler var. İç Anadolu’da da önemli sürprizler yapacağız. Kırıkkale ve Kastamonu kazanabileceğimiz iller arasında. 300 belediyenin çok çok üzerine çıkacağız.

SANDIKTA İTTİFAK: İYİ Parti’nin seçmeni cumhuriyetçi ve Atatürk milliyetçisi. Bir belediyeyi CHP’ye kaybettirip AKP veya MHP’ye hediye etmek istemez. Tavanda yapılamayan ittifakı mahallede, beldede, ilçede ve sandıkta Atatürkçüler yapacak. İyi insanlar iyi karar verecek. Görev artık seçmende. Türkiye ittifakını kurmalıyız. Seçmende genel seçim sonrası kırgınlık, küskünlük hali vardı. Sandığa gitmeyeceğiz diyorlardı. Kurultay sonrası ciddi şekilde bir moral, umut yükselmesi var.

Kendi partisinin adayının seçimi kazanamayacağını düşünen bütün muhalefet seçmenini AKP’nin karşısında kazanma ihtimali kuvvetli adayda birleşmeye davet ediyorum. Bu seçimde mutlaka psikolojik üstünlüğün muhalefete geçmesi, büyükşehirlerin korunması ve muhalefetin de belediye sayısını arttırması gerekiyor. Bu konuda seçmenin öngörüsüne inanıyorum. Muhalif seçmeni birleşmeye davet ediyorum. Yerel seçimden sonra da Türkiye’de gündem belirleyen bir siyaset görecekler. Seçmen karar verirse önünde hiçbir engel duramaz.

Özgür Özel, parti merkezinde bir araya geldiği, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, Ankara Haber Müdürümüz Emin Özgönül ve muhabirimiz Başak Kaya’nın sorularını yanıtladı.

ADAY BELİRLEME: 700’ün üzerinde ilçe ve beldede kararı kendilerine bıraktık, 110’u önseçim istedi ve yapıyoruz. 500 yerde de önce anket yapıyoruz. Kazanma ihtimalimizin en yüksek olup bizde olmayan yerlerin anketlerini inceliyoruz. Anketten eğer mevcut başkan başarılı ise atıyoruz, değilse ankette yeşil banda girenleri yani kazanabilir denilenler arasında tercih yapıyoruz. Adaylar eşitse kadın aday varsa onu tercih ediyoruz. İki aday birbirine yakınsa kararı örgüte bırakıyoruz. Giresun’da, Sinop’ta önseçim yapıyoruz. Oturup kendimiz adayı kafadan atamıyoruz.

HİLAFET ÇAĞRISI: Hilafet çağrıları ve Ege’nin tutuklandığı olaya çok üzüldüm. Şiddeti savunmak mümkün değil ama gencecik bir çocuk bir hata yaptı, devlet de buna karşı çok daha büyük bir hata yaptı. Basit müessir fiil, geçmişte sabıkası yok, sabit ikametgahı var. Daha önce kim tutuklanmış ki Ege tutuklanıyor. Bu meselede tutuklama uygulanmamalı. Bu iş siyasi, hukuki değil. Talimatla normalde ifadesi alınıp bırakılması gereken bir çocuk tutuklandı. Ege’nin babası Zafer Bey ile de görüştüm. Ege’yi bu lince kurban etmem, sahipsiz bırakmam. O mitingde hilafet çağrısı yapılması, Filistin’e hiçbir faydası olmadığı gibi anayasal düzene baş kaldırmaktır. Tek suç Ege’nin yumruğu mu? Kılıçdaroğlu’nu Meclis’te yumruklayan, Çubuk’ta saldırıp linç etmek isteyenler tutuklandı mı?

PEŞLERİNE TAKILMAYIZ: Gerekçe ister terörle mücadele ister milli mesele olsun biz ne kadar milli, vatansever olduğumuzdan şüphemiz yok. Ama asla iktidarı meşrulaştıracak şekilde peşlerine de takılmayız. Katar olmayız çünkü biz lokomotifiz. CHP olarak Erdoğan’ı ve AKP’yi meşrulaştıracak hiçbir yerde yanında, arkasında olmayız. Seçmen bu özgüvenli siyasete inansın. Tüm muhalif seçmeni birleşmeye davet ediyorum. Yerel seçimden sonra da kişilikli, kimlikli, neyi nasıl eleştireceğini bilen bir CHP görecekler. Türkiye ittifakına inanıyorum.

DEM VE CHP: AKP’ye helal olan hiçbir şey CHP’ye yasak olamaz. Biz lokomotifiz, AKP’nin katarı da olmayız. AKP istediği zaman DEM’i ziyaret ediyor, istemediğinde şeytanlaştırıyorlar. DEM’e TBMM Başkanı gitti, Bekir Bozdağ gitti. Biz gidince mi sorun oluyor? Erdoğan yarın DEM’i ziyaret etse alkışlarlar. Bu kadar oy alan bir partiyi ziyarete gitmek kadar normal bir şey yok. Erdoğan istiyor diye kimseyle kavga edecek değiliz veya partinin menfaatini, sahadaki etkisini düşünmeden iş de yapacak değiliz. Kendi doğrularımızın gereğini yapıyoruz.

GEMİCİKLERLE TİCARET: İstanbul’da yapılan Gazze mitinginin Filistin’e ne faydası oldu? Destek mitingi doğru ama iktidarın yapması komik. Sen muhalefet partisi, sendika, dernek değilsin. Sen gereğini yapacaksın. Yapmadığında biz seni uyarmak için miting yapacağız. 1 Ocak sabahı, namaz sonrası miting yapılması da son derece riskli. Yeni yılı kutlayıp eve dönenlerle çok kötü şeyler olabilirdi. Erdoğan ailesinin mitingi sahiplenmesi de iç politika hamlesi… Onlar mitingde kınama yapıyor, aşağıda Boğaz’dan İsrail’e ticaret yapan gemiler geçiyor. Mahdumlar gemicikleri ile ticaret yapıp arkadaşlarıyla miting yapıyor.

Özel, duvardaki tablolar ve fotoğrafların hikayelerini anlattı. Özel’in Soma davasının görüldüğü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi önünde çekilen fotoğrafında
tutuklu milletvekili Can Atalay da var.

En mutlu en üzgün olduğu anları odasına astı

CHPGenel Başkanın Özel makam odasını yeniden dizayn etti. Odada Kemal Kılıçdaroğlu döneminden kalan, ‘’Bilen, duyan, gören ve yazan’’ dört maymun heykeli var. Resim öğretmeni Dudu Aksoy’un Soma faciasını anlatan tablosu ile Gezi olaylarında hayatını kaybeden gençleri yansıtan tablo da duvarda yerini aldı. Odada Atatürk’ün 10. yıl nutkunu okuduğu mikrofon ve gramofon ile Cumhuriyet çanı, zaman kapsülünden oluşan bir set de bulunuyor. Özel’in Soma faciası sonrası çekilen ‘’en üzgün olduğu’’ fotoğraf ile CHP’nin İstanbul seçimini kazandığı gün çekilen ‘’en sevinçli’’ fotoğraf da yan yana duruyor.

MOR REYHAN ÇAYI

CHPlideri Özgür Özel, bir önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu gibi ‘’Mor Reyhan’’ çayı içiyor ve misafirlerine de bu çaydan ikram ediyor. En kaliteli Mor Reyhan bitkisinin Malatya’nın Arapgir ilçesinde yetiştiğini belirten Özel, ‘’Bizim belediyemiz gayret gösterdi, Mor Reyhan bitkisinin üretimi ve çaya dönüşmesinde önemli rol oynadı. Güzel paketleme de yapıyor, içen herkes beğeniyor’’ dedi. Anti bakteriyel özelliği olan Mor Reyhan çayı, solunum yolu enfeksiyonlarının önlenmesine katkıda bulunuyor. Metabolizmayı güçlendirip, sindirimi kolaylaştırıyor ve öksürüğü kesiyor, cilt ve saça da iyi geliyor. Yağ yakıcı ve ödem atıcı özelliği de bulunuyor.

‘BUGÜN TÜLBENT ATSAN TUTUKLANIRSIN’

CHPlideri Özgür Özel, ekonominin durumunu da değerlendirdi. “Türkiye 2001’de de ekonomik kriz yaşadı ve o günlerde dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e yazar kasa atıldı. Aradan 25 yıla yakın zaman geçti bugün sadece ekonomi değil hukuk da açmazda’’ dedi. Parti genel merkezinde bir araya geldiğimiz Özel, şunları söyledi:

“İnsanlar bugün açlık sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Bu iktidarın zam yaparken hiç acıması yok ama çalışana, emekliye maaş zammı yaparken, TÜİK’in hileli rakamlarını kullanıyorlar. TÜİK, iktidarı üzmeme kurumu oldu. Bu ülkede ekonomi, zamlar, yoksulluk konuşulmasın diye kutuplaştırma tercih ediliyor. 2001’de bir esnaf ekonomik krizi protesto için Başbakanlık önünde Bülent Ecevit’e yazar kasa fırlattı. Ekonomik krizden bunalan esnaf o gün tepkisini böyle dile getirdi. Hakkında yasaların öngördüğü normal hukuki işlem yapıldı. Şimdi ise sadece ekonomi değil hukuk sistemi de çıkmazda. Bugün değil yazar kasa, tülbent atsan tutuklanırsın.’’

DOLAR 1.20 LİRAYDI

2001 ekonomik krizi sırasında dolar hızla artmış ve 1.20 lira olmuştu. Ahmet Çakmak adlı esnaf 4 Nisan 2001 günü Kızılay’daki Başbakanlık binası önüne geldi ve Ecevit’in binadan çıktığını görünce elindeki yazar kasayı ‘’Sayın Başbakanım al, ben bir esnafım’’ diye bağırarak fırlattı. Yazar kasa Ecevit’in yakınına düşüp parçalandı. Kantin görevlisi zannedilen ve eylem öncesi engelle karşılaşmayan Çakmak, ‘’Huzur bozmak’’ suçundan bugünün parası ile 47 lira para cezası verilip serbest bırakıldı. Mamak’ta çiçekçi dükkanı olan Çakmak, iflas edince borçlarını ödeyemeyip bunalıma girmişti. Eylem sonrası, ‘’Derdimi böyle anlattım, herkes bana yardım etti. Ecevit’ten iyilik gördüm. MHP’liler de yardım etti’’’ dedi. Emin ÖZGÖNÜL

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/akp-karsisinda-kazanma-ihtimali-kuvvetli-olan-adayda-birleselim/feed/ 0
2024 Hangi burçlar için daha rahat geçecek? https://www.foxhaber.com.tr/2024-hangi-burclar-icin-daha-rahat-gececek/ https://www.foxhaber.com.tr/2024-hangi-burclar-icin-daha-rahat-gececek/#respond Sun, 31 Dec 2023 09:09:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1721 Çok önemli iki yıllık sürece giriyoruz. 2024-2026 yılları arasında hayatımızda bugünümüze nazaran büyük değişimler olasıdır” diyen astrolog yazar Öner Döşer’le yeni yıl özel yazı dizisinin son bölümünde burçları neler beklediğini konuştuk. Döşer şu bilgileri verdi: 2024 yılının büyük çoğunluğunda Plüton Kova burcunda ilerleyecek olması teknolojideki dev gelişimlerin ve her şeyin giderek dijitalleşmesinin yanı sıra bilgi ve tecrübenin kişisel hayatlarımızda daha fazla öne çıkacağını gösteriyor. İlkbahar aylarında yakın derecelerde ilerleyecek Uranüs ve Jüpiter, hayatımızda radikal kararlar alma ve daha önce cesaret edemediğimiz değişikliklere kalkışma potansiyelimizi hayli yükseltiyor. Yılın ikinci yarısında İkizler burcunda ilerleyecek Jüpiter, iletişimde ve eğitim sistemlerinde önemli gelişmelere, aynı anda birden fazla şeyle uğraşmamız ve problem çözmemiz gerekeceğine dikkat çekiyor. Yılın ilk yarısında toprak elementi burçlarda yoğunluk daha baskın gözüküyor ve güvenlik tedbirlerini alın diyor. Yılın ikinci yarısında ise hava elementi burçlarda gezegen yoğunluğu devreye giriyor ve diyor ki öğrenin, bilgilenin, yaptığınız işi daha iyi tanıtın, anlatın ve pazarlayın. Yıl boyunca Balık burcunda seyredecek Satürn ise alacağımız en büyük derslerin duygusal hayatımız ve başkalarıyla empati yeteneğimiz, ruhsal eğilimlerimiz, inandığımız değerler konusunda olacağını gösteriyor. Balık burcundaki bu geçiş ruhsal bilgeleşmemiz açısından çok önemli ve dünyamızda yaşayan canlıların ihtiyacını anlamamız, kullandığı nimetlere sahip çıkmamız, özellikle suyun kıymetini bilmemiz ve bu konuda tasarruflu olmamız konusunda uyarıyor. Burçlar hakkındaki yorumlarımda, bizler için öne çıkan bu konu başlıklarını dikkate almaya özen gösterdim.

YENİ YILDA BURCUNUZ VE SİZ

Yıllık yorumları yükselen burcunuza göre okumanız tavsiye edilir. Eğer yükselen burcunuzu bilmiyorsanız, o zaman Güneş burcunuza (Öz burcunuza) göre okuyabilirsiniz.

KOÇ:

Yılın ilk yarısında kazanımlarınızda artış yaşama olasılığınız yüksek. Ekonomik anlamda bağımsızlaşma şansını yakalayabilirsiniz. Gelirinizi arttırmak için yeni yollar, farklı yatırım alanları keşfedebilirsiniz. Daha fazla kazanmak için etrafımızda gelişen fırsatlardan yararlanmalısınız. Gerçekte neyi istediğinize karar vermeli, kazanım elde etmek için ona yönelmelisiniz. Gereksiz harcamalarda bulunma riskiniz de var. Harcamalarda akıllıca davranmalısınız. Yılın ikinci yarısında iletişim becerilerinizi daha iyi kullanabilirsiniz. Seyahatler için de uygun bir zaman diliminde olacaksınız. Yıl geneli zararlı alışkanlıklardan kurtulmak için de fırsat sunuyor. Dikkat etmeniz gereken şey ise gizli düşmanlıklar, kıskançlıklar ve perde arkasında dönen oyunlar olacak.

BOĞA

Yılın ilk yarısında koşulları istediği gibi yönlendirebilme şansınız ar­tabilir. Önemli bir döngünün baş­langıcında, hayattaki amaçların ne olduğu ve gerçekte kişisel olarak kim olduğunu keşfetme zamanındasınız. Yapacağınız bazı girişimler yılın ikinci yarısında kazanıma dönüşebilir. İletişimle ilgili işlerden, bilgi paylaşmaktan, seyahatlerden, eğitimden kazanç elde edebilirsiniz. Sosyal çevre ala­nında ise seçicilik devreye giriyor. Bazı arka­daşlarınızı hayatınızdan eleyebilir, yerlerine yeni dostluklar kurabilirsiniz. Yardıma ihti­yacı olan arkadaşlarınıza el uzatabilirsiniz. Bu yıl birlikte hareket etmek istediğiniz kişi­lerden bazıları performans veremeyebilir.

iKiZLER

Yılın ilk yarısında eski problemleri kafanızda çözmek için biraz içe çekil­meniz gerekebilir. Tüm çabalarınıza rağmen çözemediğiniz şeyleri kabullenmeniz gerektiğini daha iyi anlayacaksınız. Yeni bir girişimde bulunmadan önce, üzerinde uğraş­tığınız konuları pekiştirmek için uygun zaman­lardasınız. İç huzuru temin edebilmek ve daha yaratıcı olabilmek için, biraz kalabalıktan uzakla­şıp, kendi düşüncelerinizle baş başa kalmak is­teyebilirsiniz. Yılın ikinci yarısı ise çok daha aktif ve dışa dönük olacak. Kendinizi daha iyi ifade edebileceğiniz, kontrolü ele alabileceğiniz, olay­ları istediğiniz yöne çekebileceğiniz bir süreçte olacaksınız. İş hayatınız varsa, her zamankinden daha fazla sorumluluk yüklenebilirsiniz.

YENGEÇ

Yılın ilk yarısında geçmiş çalışmala­rın faydasını görmeye başlayacağınız iyimser bir genişleme sürecinde olacaksı­nız. Gelecekle ilgili hedeflerinizle ilgili konularda fikir alışverişinde bulunabileceğiniz kişilerle tanışa­bilirsiniz. Sosyal çevrenizden veya arkadaşlarınız­dan, planlarınıza umulmadık destekler gelebilir. Uzun vadeli hedefler belirlemek ve başkalarıyla birlikte hareket etmenin, geleceğe dönük planları formüle etmenin tam zamanı. Yılın ikinci yarısı daha içe dönük olabilirsiniz. Çok daha aktif olabile­ceğiniz bir sonraki yıla hazırlık yapmak için enerji biriktirebilir, geleceğe yönelik projelerinizi hazırla­yabilirsiniz. Bazı zorluklarla karşılaşabilirsiniz.

ASLAN

Yılın ilk yarısında rüzgar sizden yana ve hızlı esecek. Kariyer ve gelecek hedeflerinizle ilişkili hızlı gelişmeler kaydedebilir, kariyerinizde tanınmaya yönelik fırsatlarla karşılaşabilirsiniz. İşle ilgili sıkıntıları daha rahat aşabilir, çalışmalarınızın karşılığını almaya başlayabilirsiniz. Kariyerinizde yeni girişim yapmakta iseniz, zamanlamanız çok doğru demektir. Yılın ikinci yarısında sosyal ilişkilerden de daha fazla istifade etme şansı bulabilirsiniz. İş ve proje girişimlerinizi kazanıma dönüştürebilirsiniz. Grup aktivitelerinde artış ve sosyal çevrede genişleme oluşacak. Dışa açılmalı, sosyal ilişkilerden daha fazla istifade etmelisiniz. Yıl genelinde krediler, borçlar ve alacaklar konularında gecikmeler devrede olacak.

BAŞAK

Yılın ilk yarısında gerek gezi amaçlı gerekse iş amaçlı seyahatlerinizde şansınız yerinde olacak. Eğer düzenli olarak seyahate çıkan biri iseniz, bu yıl daha sık seyahat edebilirsiniz. Yabancı kişilerle işle ilgili veya geleceğe yönelik konularda anlaşmalar yapmak açısından da çok olumlu bir süreçte olacaksınız. Daha önce işe yaramadığını düşünüp bir kenara ittiğiniz projeler, şimdi yeniden gündeme gelebilir. Eğitim ve yayıncılık, kendinizi geliştirmek istediğiniz alanlar, hukuksal sürece intikal etmiş konularda olumlu sonuçlar elde edebilme şansınız hayli fazla. Özel ilişkiler açısından ise zorlu bir yıl olacak. Devam etmekte olan davalar varsa dikkat edin.

TERAZİ

Yılın ilk yarısında müşterek kazanımlar alanında şansınız yüksek olacak. Ortaklaşa sahip olunan değerler alanında genişleme söz konusu olabilir. Etrafınızdaki kişilerin size maddi anlamda destekleri artabilir. Girişim yapmak istediğiniz iş ve projelerinize destek alabilirsiniz. Hayatı birlikte paylaştığınız kişilerin gelirinde artış yaşanabilir ve bu durum size olumlu yansıyabilir. Yılın ikinci yarısı dış menşeli işler, ithalat, ihracat, seyahatler, eğitim, yayıncılık ve sosyal medya alanlarında başarı şansınız artıyor.

AKREP

Yılın ilk yarısında ikili ilişkilerden yana şanslı bir süreçte olacaksınız. Sadece özel ilişkilerinizde değil, iş ilişkilerinizde de öyle. Ortaklaşa konularda fırsatlar yakalayabilirsiniz. Karşınızda maddi imkanları geniş olan bir partner veya eş bulabilirsiniz. Bu dönemde yabancı kişilerle girişilen ortaklaşa işlerden avantaj elde etme şansınız hayli fazla. Yılın ikinci yarısında başkalarıyla birlikte sahip olduğunuz bono, tahvil, hisse senedi gibi şeyler daha fazla değerlenebilir. Ödemelerinizin ve borçlarınızın üstesinden daha rahat gelebileceğiniz bu süreçte, kredi ve borçlarınızın üzerinizde yarattığı baskıdan özgürleşmeniz mümkün olabilir. Alacakların tahsili açısından olumlu etkiler mevcut. Çocuklarla ilgili alanda ise mesuliyetler ön plana çıkıyor.

YAY

Yılın ilk yarısında iş ilişkileri ve iş koşulları, astlar ve çalışanlarla ilgili konularda fırsatlar, şanslar ve gelişmeler yaşayabileceğiniz bir süreçte olacaksınız. İş yeteneklerini geliştirmek ve iş koşullarını iyileştirmek açısından da çok olumlu etkiler alacaksınız. Amaç duygunuz ve sorumluluğun altından kalkabildiğiniz oranda başarınız da artacak. Size iş ve hizmet üreten kişilerden, çalışanlarınızdan maksimum performans alabilir, yeteneklerinden daha fazla istifade edebilirsiniz. Yılın ikinci yarısında yakın ilişkilerinizde şansınız yerinde olacak. Diğer taraftan, bire bir yapılan işlerde; örneğin danışmanlık tarzı işlerde de başarı gösterebilirsiniz. Karşınızdaki kişilerden yardım görebilir, olumlu tavsiyeler alabilirsiniz. Anlaşmalardan avantaj sağlayabilirsiniz. Süregelen bir davanız varsa, bazı avantajlar sağlayabilirsiniz.

OĞLAK

Çocuk sahibi değilseniz, ilk adımı atmak için yılın ilk yarısını tercih edebilirsiniz. Çocuklarınız varsa, onlarla gurur duymanızı sağlayacak olumlu gelişmeler, başarılar olasıdır. Bu dönemde onlara beklediklerini verebilir, destek olabilirsiniz. Benzer şekilde onlar da size destek olacaklardır. Sanatsal konularda yaratıcı yönlerinizi geliştirecek, her zamankinden daha fazla şey üretebileceksiniz. Yılın ikinci yarısında size yardım ve hizmet üreten kişilerden destek bulabilirsiniz. Sağlık konusunda sorunlarınız varsa, bunların üstesinden gelmeniz açısından da destekleyici bir zamanda olacaksınız. Yakın çevrenizden kişiler, kardeşleriniz, akrabalarınız alanında ise zorlanmalar olasıdır. Mesuliyetleriniz artabilir.

KOVA

Yılın ilk yarısında ailenizden destek alabilirsiniz. Evinizde bazı değişiklikler yapabilirsiniz. Uzun zamandır arzu ettiğiniz dekoratif yenilikler, yeni eşyalar satın almak gibi aktivitelere girişebilirsiniz. Ev sahibi değilseniz, girişim yapmak için yılın ilk yarısı uygun. Yılın ikinci yarısı ise çocuklarla ilgili konularda gelişmeleri beraberinde getirebilir. Aşk ve ilişkiler açısından da uygun zamanda olacaksınız. Yeni hobiler edinebilir, sevdiğiniz işlerle uğraşabilirsiniz. Yıl genelinde finansal açıdan zorlanmalar olasıdır. Kazanç elde etmek için her zamankinden daha çok uğraşmanız gerekebilir. Sınırlanmalar yaşayabilirsiniz. Önceliklerinizi iyi belirler ve tutumlu olursanız, finansal açıdan zorlu dönemi daha rahat atlatırsınız.

BALIK

Yılın ilk yarısında yeni fikirlerinizi başkalarının gözü önüne sermek, konuşma veya yazma yoluyla başkalarına iletmek açısından çok uygun zamanda olacaksınız. Kişisel görüşlerinizi yansıtmanız konusunda fırsatlar çıkabilir. Öğrenmeye yatkın olduğunuz bu süreçte lisan öğrenebilir, yazmayı düşündüğünüz kitabı nasıl yazmanız gerektiği konusunda önemli bilgiler edinebilir, dilbilginizi geliştirebilir, kişisel web sitenizi kendiniz yapılandırmayı öğrenebilirsiniz. Yılın ikinci yarısında ev, aile, yerleşim konularında fırsatlar yakalayabilirsiniz. Geleceğe yönelik önemli işlerin temelini atabilirsiniz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/2024-hangi-burclar-icin-daha-rahat-gececek/feed/ 0
Ekonomik ve politik çalkantılar artacak https://www.foxhaber.com.tr/ekonomik-ve-politik-calkantilar-artacak/ https://www.foxhaber.com.tr/ekonomik-ve-politik-calkantilar-artacak/#respond Thu, 28 Dec 2023 09:09:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1629 Astrolog yazar Öner Döşer 2024’te Türkiye’yi neler beklediğini Sözcü’ye anlattı -1

Geride bıraktığımız yıl Türkiye için her açıdan zorlu geçti… Ekonomik sıkıntılar, deprem felaketi ve doğal afetlerin yanı sıra politikada da beklenmedik çok sayıda gelişme yaşandı. Her yeni yıl öncesi gezegenlerin hareketlerinden yola çıkarak bir yıl boyunca neler yaşayabileceğimizi sıralayan ve yerinde tespitleriyle öne çıkan astrolog Öner Döşer’e 2024’ü sorduk… “Dünya ve Türkiye için 2024 zorlu geçecek” diyen astrolog Öner Döşer politik çalkantılara dikkat çekti.

2023 zor olacak demiştiniz. 2024 yılında biraz olsun rahatlayacak mıyız?

2024’te daha da dibi göreceğiz. Ta ki 2026’ya kadar. Dejenerasyon olmadan rejenerasyon olmaz. Türkiye için pozitife dönüş, tekrar büyüme, halkın daha refaha doğru gitmesi, 2025’in ikinci yarısından itibaren mümkün olacak. O vakte kadar özellikle 2024 yılının ilk yarısı bahar aylarında enflasyon ve ekonomik çalkantılar belirgin bir şekilde kendini gösterebilir.

2024’ÜN EN ZORLU AYI NİSAN

8 Nisan’da çok önemli bir güneş tutulması var. 10 Nisan’da astrolojide kötücüller olarak tanımlanan Mars ve Satürn balık burcunda, 21 Nisan’da Jüpiter ve Uranüs boğa burcunda kavuşacaklar. Aslında 25 Mart’taki ay tutulmasından sonra başlayan stresli dönem mayıs sonlarına kadar ekonomik bir zorlanma süreci ve politik alanda çalkantılara işaret ediyor.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ BEKLENİYOR

Politik çalkantılardan kastınız nedir?

Yerel seçimlerin sonuçları, anayasa değişikliği (nisan ve mayıs ayları gibi bekliyorum) ve uluslararası ilişkilerdeki bazı kırılma noktaları ayrıca şubat ayından itibaren devreye
giren ekonomik stresler (özellikle Şubat’ın 20’si civarında)
kendini gösterecek.

Yerel seçim dönemi için neler söylersiniz?

Elektrikli bir dönem olacak. Hükümet ve muhalefet arasındaki gerginlik çok artacak. Seçim günü sakin ama öncesi ve sonrası çalkantılı. Yaz aylarında biraz daha rahatlarız… 8 Nisan 2024’teki güneş tutulması sonrasında karizmatik güçlü etkili yeni liderler kendini göstermeye başlayabilir dünya ve Türkiye genelinde. İlkbahar aylarında etkili olacak balık burcundaki Mars-Satürn kavuşumu gerçekleşecek. Bu kavuşumun bir önceki döngüsüne geri gittiğimizde Mart 1994’ü buluyoruz ki orada Tayyip Erdoğan’ın büyükşehir belediye başkanı olduğunu ve yerel seçimde Refah Partisi’nin bazı büyük belediyeleri kazandığını görüyoruz. Bu bize bir fikir veriyor ama kesin böyle olacak diyemeyiz. Yani İstanbul gibi kritik öneme sahip illerde öne çıkabilir. İstanbul seçimlerinde kimin aday olduğunu henüz bilmemekle beraber mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun zorlu bir Satürn etkisi aldığını görüyoruz. İşi kolay olmayacak görünüyor.

İsabetli öngörüleriyle her yeni yıl öncesi görüşleri merak edilen astrolog yazar Öner Döşer 2024’ün zorlu geçeceğini söyledi. Yerel seçim için ise İstanbul’a dikkat çekti…

YEREL SEÇİM GÜNÜ ASTROLOJİK HARİTASI


İSTANBUL ÇOK ÖNEMLİ

AKP için İstanbul Ankara’dan daha önemli gözüküyor. Çünkü İstanbul’un tarihte ilk kez başkent ilan ediliş günü haritasıyla AKP’nin kuruluş haritasını karşılaştırdığınızda önemli bir benzeşme ve ilişki olduğunu görüyoruz. Bu da AKP’nin bu konuya verdiği ehemmiyeti astrolojik taraftan açıklıyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan açısından 2024 nasıl geçecek?

Türkiye astroloji haritasıyla Erdoğan’ın astroloji haritası birleştiği zaman çok kuvvetli gözüküyor. Herhangi bir kişinin astroloji haritasıyla yaşadığı ülkenin haritası karşılaştırılır bu kuvvetli olduğunda başarı potansiyeli artar. Tayyip Erdoğan belki başka bir ülkede yaşasa Türkiye’deki kadar yüksek bir ivme yakalayamayabilirdi.

İKTİDAR İÇİN DE ZORLU BİR YIL

Tayyip Erdoğan geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da zorlu Satürn transiti alıyor. Ocak ve şubat ayları başta olmakla birlikte, Erdoğan’ın üzerindeki ağır sorumluluklar devam ediyor. 2024 yılının ilk yarısında ekibini, alt kadrosunu sağlamlayacağını tahmin edebiliriz. Yeni anayasanın yürürlüğe koyulması konusunda başarılı olması kuvvetli ihtimal. Yılın ikinci yarısında ikili görüşmelerden, ortaklaşa işlerden avantaj sağlama potansiyeli yükseliyor. Yaz aylarında, en çok da ağustos ayında yoğun muhalefet alabilir, karşıt görüşlerle yoğun mücadele vermek durumunda kalabilir.

Muhalefet için bir öngörünüz var mı?

Özgür Özel başak burcu ve ikizler burcu olan Ekrem İmamoğlu ile bu yüzden bir zorlanma olasıdır. Çünkü başak ve ikizler burçları birbirine dik açı yapar. Bu da yerel seçime yansıyabilir. Zira 25 Mart’taki, ay tutulması ve 8 Nisan’daki güneş tutulması haritaları muhalefet kanadında kendi içinde çalkantı potansiyelini veriyor. Mesela İmamoğlu’nun 2023 yıllı doğum gününde başlayan yıllık haritasında etkin bir kadın figüründen karşıtlık alacağı görülüyordu son gelişmeler bize bu kişinin Meral Hanım (Akşener) olabileceğini düşündürdü. Bu yerel seçime de yansıyabilir.

SEÇİM SONRASI FAİZLER ÇOK YÜKSELECEK

Ekonomik anlamda zorlu koşulların dünya genelinde daha da kritik noktaya varacağı 2024 yılı, ülkemiz açısından da kolay bir yıl olmayacağa benziyor. Plüton’un kova burcuna geçişiyle beraber dış ödemeler, borçlar, krediler, vergiler alanlarında hayli stresli zamanlar bizi bekliyor olacak! Bu bağlamda güneş ve Plüton’un kova burcunda yakın seyrettiği ocak sonundan başlayan, Mars-Plüton kavuşumuyla 14 Şubat civarında daha zorlu bir noktaya varan vergiler ve ödemelerle ilgili konular 8 Nisan’da gerçekleşecek güneş tutulmasının ardından daha da stresli bir noktaya varacak gibi gözüküyor.

8 Mayıs’ta meydana gelecek yeniay Jüpiter ve Uranüs ile de hizalanıyor. Ekonomistler yerel seçimler sonrasında faizlerin çok yüksek seyredeceğini söylüyor. Astroloji de buna katılıyor.

ADALET VE ÖZGÜRLÜK TALEBİ YÜKSELECEK

Sosyal adalet ve özgürlük arzusunu ve talebini tetikleyen Plüton’un kova burcuna nihai geçişi öncesinde, kontrol altında tutan yönetimlerin vurgu kazandığı Plüton’un oğlak burcunda seyrettiği dönemin henüz tamamlanmadığı 2024 yılı bu yüzden kaotik olarak gözüküyor. Halkların yönetimlerden adalet ve özgürlük talebi giderek yükselecek olduğu geçiş döneminde başka ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de bu yönde talepler ve sesler yükselebilir.

1994 VE 1995’TEKİ OLAYLARIN BENZERLERİ YAŞANABİLİR!

Transit Satürn’ün ülkemiz astroloji haritasının tepe noktasına ilerliyor olması, 2024 yılı sonunda ve 2025 yılında gerek mevcut hükümetin gerekse lider pozisyonu tutan kişilerin zorlanacağını düşündürüyor. Satürn’ün balık burcundan bir önceki geçişi 1993-1996 yılları arasında olmuştu. O dönemin olayları bize genel bir fikir verebilir: 5 Nisan 1994’te Ekonomik Önlemler Paketi uygulamaya konuldu. 13 Mayıs 1994- Eski İstanbul Su ve Kanalizasyon İşletmesi (İSKİ) Genel Müdürü Ergun Göknel, klor yolsuzluğu davasında 8 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. 13 Şubat 1995’te ilk Türk füzesi, Konya-Karapınar füze fırlatma üssünden başarıyla fırlatıldı. 6 Mart 1995’te Avrupa Birliği üyesi 15 ülke ile Türkiye arasında Gümrük Birliği Antlaşması imzalandı. 24 Aralık 1995’te erken genel seçim yapıldı. Refah Partisi seçimden birinci parti olarak çıktı, ikinciliği milletvekili sayısı bakımından DYP, oy oranı açısından ANAP aldı. 29 Aralık 1995’te Türkiye, Yunanistan’a nota vererek, Kardak kayalıklarının Türkiye’ye ait olduğunu bildirdi. Tabii tıpa tıp aynı şeylerin gerçekleşmesini bekleyemeyiz. Ama bize bir ön fikir verebilir. Mars-Satürn balık burcunda kavuşacağından ve bu ikili sorunları işaret ettiğinden suyla ve suyun dağıtımı ya da kanalizasyonla ilgili konularda sorunlar olasıdır.

Buna denizlerle ilgili sıkıntıları da ekleyebiliriz. Örneğin, Türkiye ve Yunanistan arasında Ege ve adalarla ilgili sıkıntılar yaşanabilir. Ayrıca, Mart 1994’te Boğaz’da tanker kazası da olmuş. Gemilerle ilgili sorunlar da olasıdır. Böylesi dönemlerde dünya genelinde büyük gemi kazalarının dışında deniz gemi saldırıları da görüyoruz. Ekonomiyle ve ekonomiyi yönetenlerle ilgili konularda sorunlar olasıdır.

ATATÜRK BENZERSİZ BİR LİDER

Büyük önder Atatürk’ün doğduğu tarih için ne söylersiniz?

Atatürk benzersiz ve bu konuda objektif olamam. Halkı ve kadınları baş tacı eden reformist, ileri görüşlü ve dehası tartışılmaz bir lider olduğu haritasında görülüyor. Aynı zamanda şık ve karizmatik bir kişilik. Atatürk’ün doğum haritasına “Dünya Astrolojisi” kitabımda 50 sayfalık detaylı bir bölüm ayırdım. Yaşadığı önemli olaylar doğum haritasında gözüküyor.

YARIN

– EKONOMİDE NELER OLACAK?

– HANGİ YATIRIMLAR ÖNE ÇIKACAK?

– İŞ DÜNYASI NASIL ÖNLEMLER ALMALI?

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ekonomik-ve-politik-calkantilar-artacak/feed/ 0
Erkan Baş: Can bugün yemin edemesin diye tahliye edilecek https://www.foxhaber.com.tr/erkan-bas-can-bugun-yemin-edemesin-diye-tahliye-edilecek/ https://www.foxhaber.com.tr/erkan-bas-can-bugun-yemin-edemesin-diye-tahliye-edilecek/#respond Wed, 27 Dec 2023 21:30:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1607 AYM’nin TİP Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez ‘hak ihlali’ kararı vermesinin ardından, gerekçeli kararı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ulaştı. Mahkemenin AYM kararına ilişkin değerlendirme ve müzakeresi sürüyor.

“TAHLİYE BEKLİYORUZ”

Konuyla ilgili Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde SÖZCÜ TV’ye açıklamada bulunan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Can Atalay için tahliye beklediklerini belirterek şöyle konuştu:

-Gezi davası diye adlandırılan dava bir bütün olarak siyasi bir dava. O dava kapsamında tutuklu bulunan arkadaşlarımızın tümünün haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu düşünüyoruz.

-14 Mayıs günü itibariyle Can Atalay için bu katmerlenmiş durumda. 14 Mayıs’ta milletvekili seçildiği anda tahliye edilmesi gerekiyordu.

-Türkiye’deki anayasaya, siyasi partiler kanununa, seçim yasasına, milletvekillerine dair açıklamalara baktığımızda burada bir tartışma zaten yoktu.

-Ama bugüne kadar sürekli olarak işi uzatma, sürüncemede bırakma, toplumu alıştırma…

-TİP açısından buradaki temel mesele milletvekilimizin tutukluluğunu tartışmıyoruz sadece ya da Can, kendi tutukluluğunu tartışmıyor. Bizim için fark etmez. İçeride, dışarıda mücadele her yerde aynı kararlılıkla, azimle devam edecek. Bunu biz de biliyoruz muhataplarımız da biliyor.

-Fakat toplumu bir hukuksuzluğa alıştırma çabası var. İnsanlara, ‘biz iktidarız, iktidarın elinde yargı bir sopaya dönüşmüş durumda ve bunu istediğimiz gibi kullanabiliriz’ mesajı veriliyor bu dava üzerinden”

“GEREKÇELİ KARARI MESELEYİ UZATMAYA DÖNÜK BİR HAMLEYDİ”

Gerekçeli kararı beklemenin meseleyi uzatmaya dönük bir hamle olduğunu belirten Baş, şöyle konuştu:

-Gerekçeli kararın beklenmesine de gerek yoktu. Kısa karar ortaya çıktığı andan itibaren bu gerekçeli olarak tabii ki yazılacak ve yayınlanacaktı.

-Dün gece itibariyle resmi gazetede de yayınlandı. Bu sabah mahkemenin yapması gereken şey, toplanmak ve Anayasa Mahkemesi’nin kendisine ne yapması gerektiğini zaten söylediği kararın gereğini yerine getirmekten ibaret. Ama şimdi saatlerdir sürüyor.

“CAN BUGÜN YEMİN ETMESİN DİYE TAHLİYE EDİLECEK”

-Tahmin ediyorum, bugün TBMM kapanacak ve 16 Ocak’a kadar çalışmayacak. Benim anladığım kadarıyla Can bugün yemin etmesin diye tahliye edilecek.

-Çünkü başka çareleri yok. Ama yemine katılamasın 16 Ocak’a kadar beklesin diye bir eğilimle herhalde hareket ediyorlar. Ama bizim için fark etmez.

-İçeride ve dışarıda mücadele nasıl devam ediyorsa Can yeminini daha sonra yapar, yurttaşların bizden beklediği görevi ve sorumluluğu yerine getirmek üzere en kısa sürede çalışmalarına başlayacak artık diye umuyoruz.

“AKSİ BİR DURUM OLMAMASI GEREKİR”

Erkan Baş aksi durum beklemediklerinin altını çizerek, “Aksi bir durum olmaması gerekir çünkü daha önce alınan kararın aslında suç teşkil ettiği, mahkemenin böyle bir karar almaya hakkı olmadığı Anayasa Mahkemesi tarafından bir kez daha tescil edildi. Artık Meseleyi bir inatlaşmaya götürmenin ötesinde suç işlemede ısrar etmek anlamına gelir bu mahkeme açısından. Ben geldiğimiz noktada böyle bir eylem içerisine girilmesini beklemiyorum.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erkan-bas-can-bugun-yemin-edemesin-diye-tahliye-edilecek/feed/ 0
2023 yılında iflaslar patladı! https://www.foxhaber.com.tr/2023-yilinda-iflaslar-patladi/ https://www.foxhaber.com.tr/2023-yilinda-iflaslar-patladi/#respond Wed, 27 Dec 2023 09:12:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1582 2023 yılında yüksek faizler, küresel sorunlar, borç sorunları ve ekonomilerdeki yavaşlama eğilimi iflasları artırdı. ABD ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde bankacılıktan perakendeye büyük şirketler iflas etti.

İflasların büyük çoğunluğunu küçük ve orta ölçekli işletmeler oluştursa da eğilim yavaş yavaş büyük firmalara da yayılmaya başladı.

Silikon Vadisi Bankası ve FTX gibi en büyük çöküşlerden bazıları ABD’de yaşansa da, Avrupa da kendi payına düşen şirketlerin kapılarını kapatmasına tanık oldu.

Mahkeme verilerine göre, ABD’deki şirket iflaslarının sayısı eylül ayına kadar olan 12 aylık dönemde bir önceki yıla göre yüzde 30 arttı.

Eurostat’a göre, AB genelinde kurumsal iflaslar eylül ayına kadarki dokuz aylık dönemde yıllık yüzde 13 artarak son sekiz yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

AB’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’da da iflaslar Ocak-Eylül döneminde bir önceki yıla kıyasla yüzde 25 arttı. Ulusal istatistik ofislerine göre, Fransa, Hollanda ve Japonya’da da iflaslar ekimde ayında bir önceki yıla göre yüzde 30’dan fazla arttı.

OECD de Danimarka, İsveç ve Finlandiya da dahil olmak üzere bazı ülkelerde kurumsal iflas oranlarının 2008-09 küresel mali krizi sırasındaki seviyeleri aştığını kaydetti.

Diğer taraftan Çin’in en büyük gayrimenkul şirketleri de borç krizi içerisinde sürüklendi. Country Garden ve Evergrande birçok kez temerrüde düştü ve iflas korkusunun Asya’ya yayılmasına sebep oldu.

EMEK YOĞUN ŞİRKETLER ETKİLENİYOR

Allianz Research’ün iflas araştırması baş analisti Maxime Lemerle, “Dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde kurumsal iflaslarda artış gözlemliyoruz” dedi.

Allianz, krizden en çok emek yoğun konaklama, ulaşım ve perakende sektörlerinin etkilendiği konusunda uyardı. Emlak ve inşaat gibi faiz artışlarına daha duyarlı sektörlerin de baskı altında kalmasının beklendiği belirtildi.

BANKA İFLASLARI

ABD’de yüksek faiz oranları bazı bankaları iflasa sürükledi. Riskli krediler nedeniyle ortaya çıkan ciddi zararlar sonucunda ABD’de mart ayında önemli bazı bankalar iflas noktasına geldi.

Toplam 209 milyar dolarlık varlıkla ABD’nin 16. büyük bankası konumundaki Silikon Vadisi Bankasının (SVB) 10 Mart’taki iflası bütün dikkatleri üzerine topladı.

Özellikle teknoloji sektörüne odaklanmış ve genellikle girişimcilere kredi veren banka, artan faiz oranları ve teknoloji sektöründeki yavaşlama nedeniyle iflas etti. SVB iflasını, Signature Bank ile First Republic Bank’ın yaşadığı krizler takip etti.

Aynı dönemde, Avrupa kıtasında da İsviçre’nin en büyük ikinci bankası konumundaki Credit Suisse’in borç krizine girmesi ve satılması küresel bir bankacılık krizine ilişkin korkuların daha da artmasına neden oldu.

İFLAS EDEN ABD’Lİ DEV ŞİRKETLER

ABD ekonomisinin dev şirketlerinden iflas edenlerden bazıları ise şöyle oldu:

Bir zamanlar ABD’nin en büyük start-up’ı olan ve ortak çalışma alanı ile ofis hizmeti sunan WeWork, kasım ayında iflas başvurusunda bulundu. WeWork, pandemi sonrası daha fazla insanın evden çalışmasıyla ana faaliyet alanının sarsılmasının ardından borcunu geri ödemekte zorlandığını söylemişti.

Eczaneler için uzun bir sorunlar zincirinin ardından ABD’li eczane zinciri Rite Aid de ekim ayında iflas başvurusunda bulundu. Rite Aid; Amazon, Walmart, Target ve Costco ile rekabet etmekte zorlanıyordu.

ABD’de yaygın olarak bulunan yatak odası, banyo ve mutfak eşyaları satan mağaza zinciri Bed Bath & Beyond da son yılların en büyük perakende iflaslarından birini yaşadı. Şirket nisanda 360 mağazasının faaliyetine son verdi.

2023’te iflas eden bir diğer ev eşyası mağazası ise aşırı ağır borcu nedeniyle şubat ayında iflas başvurusunda bulunan Tuesday Morning oldu.

Parti eşyaları satan mağazacılık zinciri Party City de Ocak 2023’te iflas başvurusunda bulundu. Düzenleyici kurum, borç sahipleriyle 1,7 milyar dolarlık borç yükünün azaltılması konusunda anlaşmaya varıldığı belirtildi. Ancak ABD’li bir yargıcın perakendecinin yeniden yapılanma planlarını imzalamasının ardından iflastan kurtuldu.

Tele sağlık hizmeti veren SmileDirectClub, iflas başvurusunda bulunduktan üç aydan kısa bir süre sonra aralık ayında kapandı.

Elektrikli araç üreticisi Lordstown Motors ise haziran ayında iflas koruması için başvuruda bulundu.

AVRUPALI DEV ŞİRKETLERİN İFLASI

İflas eden bazı Avrupalı büyük şirketler şöyle oldu:

İngiliz perakende devi Wilko, şubat ayında 400 kişiyi işten çıkaracağını açıkladı ve ağustosta iflas etti. İflas 12 bin kişiyi ve 400 mağazayı da beraberinde götürdü.

Belçikalı fırın-restoran zinciri Le Pain Quotidien, Temmuz 2023’te Birleşik Krallık’taki bölümünün iflas ettiğini duyurdu. O zamandan beri zincir, Birleşik Krallık’taki şubelerinin neredeyse tamamını kapattı.

Avrupalı kırtasiye zinciri Paperchase de, hızlı mülkiyet değişiklikleri nedeniyle zorlu birkaç yılın ardından şubat ayında yaklaşık 1000 kişiyi işten çıkardı. Marka, ürünlerinin çoğunu hâlâ stoklamaya devam eden Tesco tarafından kısa süre içinde devralındı ancak Paperchase’in çok sayıda mağazası yine de kapanmak zorunda kaldı.

Dünyanın en büyük ikinci el İngilizce kitap koleksiyonu olarak kabul ettiği çevrimiçi kitap satıcısı Book Depository de Nisan 2023’te kapılarını kapattı.

İngiliz lüks mücevher perakendecisi Vashi, tasfiye bildiriminin ardından Nisan ayında iflasını duyurdu.

TÜRKİYE’DE KAPANAN ŞİRKET SAYISI ARTTI

Türkiye’de ise TOBB verilerine göre, 2023 Kasım’da 2 bin 417 şirket daha kapandı ve böylece yılın ilk 11 ayında toplam 19 bin 931 şirket kapanmış oldu.

2023’ün ilk 11 ayında, 2022’in ilk 11 ayına göre kapanan şirket sayısında yüzde 7,2, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 44,7 artış oldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/2023-yilinda-iflaslar-patladi/feed/ 0
CHP lideri Özel: Şehitleri unutan anlayışla ortaklaşmayacağız https://www.foxhaber.com.tr/chp-lideri-ozel-sehitleri-unutan-anlayisla-ortaklasmayacagiz/ https://www.foxhaber.com.tr/chp-lideri-ozel-sehitleri-unutan-anlayisla-ortaklasmayacagiz/#respond Tue, 26 Dec 2023 21:15:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1544 Türkiye, Irak’ın kuzeyindeki terör saldırılarında şehit olan Mehmetçikler için kahrolurken şehit cenazelerinde peş peşe yaşanan provokasyonlar tartışılıyor. Bir taraftan yerel seçim sürecine ilişkin gelişmeler gündemdeki yerini koruyor. Kamuoyu ayrıca yakın zamanda açıklanması beklenen asgari ücret için yapılacak üçüncü görüşmeye odaklanmış durumda.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’deki bütçe maratonunun ardından düzenlenen Grup Toplantısı’nda konuşuyor. Özel, gündemdeki gelişmeleri değerlendiriyor.

– Bu yüce çatının altında ağır bir atmosferde grup toplantısı yapıyoruz. Şehit haberlerini aldıktan sonra Devrim şehidimiz Kubilay’ı andık. Ardından şehit Teğmenimizin ailesine taziye ziyaretinde bulunduk. Bir babanın metaneti ve bizlere söyledikleri bir kez daha böyle bir ülkenin vatandaşı olmanın, kurucu partinin bir mensubu olmanın gururunu yaşadık. Bize ne sorumluluk düştüğünü düşünürken altı şehidimiz daha geldi. Yüreğimiz yandı, böğürümüze taş oturdu, hep beraber bu büyük acıyı yaşadık. Bir yandan kahraman ordumuza, milletimize baş sağlığı dileklerimizi iletti. Biz teröristlerle mücadele her zaman TSK’nın arkasında olduk, olmaya devam edeceğiz.

‘SORULARIMIZI ENDİŞELERİMİZİ SIRALAYACAĞIM’

– Elbette siyasi partiler böyle durumlarda takındıkları sorumluluğun yerine getirmek zorunda. Birileri süreci hasarsız atlamanın hesabı içine girdiler. Biz şehitlerimizi, askerlerimizi düşünürken Ankara’da birileri alışılmış ezberleri tekrar etmekle meşguldüler. Biz askerlerimizin durumunu milletimize anlatılmasını, parti gruplarının bilgilendirilmesini talep etti. Bölgeden çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Sorularımızı, endişelerimizi sıralayacağım.

– 12 vatan evladı hayatını kaybetti. O fotoğraflara bakarak, Twitter’da paylaşarak olmayacaktı. Öncelikle milli yas ilan edilsin. 3 gün bayraklar yarıya indirilsin. Bu ülke bu acıda ortaklaşsın dedik. Ama hiç oralalı olmadılar, hiç bunu hissetmediler. Bu yetkisi Suudi Kralı öldüğünde kullandılar. Bu milletin 12 evladı hayatını kaybettiğinde milli yas ilan edecek bir şey görmüyorlar.

‘ARTIK BAŞKA BİR ŞEYLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

– O gün ikinci altı şehidimiz geldiğinde Meclis çalışma halindeydi. O gün de Meclis’e bilgilendirme yapılmadı. Sözü alıp da bu acıda ortaklaşmak ya da bilgilendirme yapmaya bile tenezzül etmediler. Biz artık başka bir şeyle karşı karşıyayız. Bir A4, altına imza bunun altına imza atalım, milli yas ilan etmeyelim, ne yaşanıyor onu anlatmayalım. Ama bir göreviniz var A4’e imza atacaksanız, terörü kınayacağız…

‘İMZA ATMAYACAĞIMIZ’

– Gerekli bilgilendirme yapılmadan sizin sorumluluğunuza ortak olacak hiçbir şeye imza atmayacağız. Kimse şehitlerimiz üzerinden siyaset yapmasın diye A4’ler üzerinde imza koyup, bir sonraki şehit cezasine kadar unutanlarla ortaklaşmadık, bundan sonra da ortaklaşmayacağız.

– ‘CHP’de iktidarla beraber olmalıydık diyenler var’ diye diyenler ya işte baksınlar grup burada. Böyle bir yanıtın bunlara verilmesi gerekiyordu. Zorlu bir döneme giriyoruz. Göğü göğüse mücadeleye giriyoruz. Bu partinin dost ateşi almak dışında bir endişesi yoktur, kimseden korkumuyoruz.

– 1984’ten beri kaç ortak bildiri imzaladık, sonucunda neyi elde ettik? Neyi çözdük? Artık insanlar bu sorunun cevabını istiyor. Artık ne ezbere iktidar ne de ezbere muhalefet. Kirlik hesaplarını iki kez yapsınlar, çünkü yanılacaklar. AKP Sözcüsü ‘Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis’i toplamaya gerek yok’ diyor.

BAHÇELİ’YE ‘HAİN’ YANITI

– Bu askerlerimiz şehit olduğunda CHP Genel Başkanı’nın tiviti (Göstererek) Aynı olay olduğunu Bahçeli dedin ya… PKK’nın adını anmayan bir hain arıyorsan o Recep Tayyip Erdoğan’dır. Öyel bedave siyaset yok artık. Hain arıyorsan burada.

Sorularımız, endişelerimiz var. 20 aydır Pençe Kilit harekatı yapılıyor. Bu operasyonun amacı, hedefi ne? Ulaştıysa niye oradayız, ulaşmadıysa neden? Üs bölgelerinde uygun şekilde tahkimat yok mu? Mehmetçiğin güvenliği için başka tedbirler alınıyor mu? Gözetleme zaafiyetini giderecek ilave tedbirler alınıyor mu?

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/chp-lideri-ozel-sehitleri-unutan-anlayisla-ortaklasmayacagiz/feed/ 0
İsmet İnönü vefatının 50. yılında anılıyor https://www.foxhaber.com.tr/ismet-inonu-vefatinin-50-yilinda-aniliyor/ https://www.foxhaber.com.tr/ismet-inonu-vefatinin-50-yilinda-aniliyor/#respond Mon, 25 Dec 2023 09:33:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1472 Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu liderlerinden, Kurtuluş Savaşı’nda ve Lozan Antlaşması’nda gösterdiği başarılarla Türkiye’nin bağımsızlığını ve egemenliğini korumada önemli rol oynayan İsmet İnönü vefatının 50. yılında anılıyor.

İSMET İNÖNÜ ANILIYOR

İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün vefatının 50. yılı dolayısıyla Anıtkabir’deki mezarı başında tören düzenlendi.

Törene, İnönü’nün kızı Özden Toker, torunu Gülsün Bilgehan ve bazı aile fertlerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ile askeri erkan katıldı.

Törende ilk olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk konuldu ve saygı duruşunda bulunuldu. Heyet, daha sonra İnönü’nün kabrinin bulunduğu alana geçti.

Burada İnönü’nün öz geçmişinin okunmasının ardından Cumhurbaşkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), CHP ve ailesi adına kabre çelenk bırakıldı.

Tören, saygı duruşunda bulunulmasının ardından sona erdi.

İSMET İNÖNÜ KİMDİR?

Tam adı Mustafa İsmet İnönü’dür. 24 Eylül 1884’te İzmir’de doğmuş, 25 Aralık 1973’te Ankara)’da vefat etmiştir. Osmanlı döneminde albay, Cumhuriyet döneminde orgeneral ve eski Genelkurmay Başkanı olan, cumhuriyetin ilanından sonraki Türkiye’nin ilk başbakanı, ikinci cumhurbaşkanı, İstiklal Madalyası sahibi asker ve siyasetçi olan İsmet İnönü, Cumhurbaşkanlık görevini Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından 1 gün sonra 11 Kasım 1938’den 22 Mayıs 1950 tarihine kadar sürdürdü.

CHP Kurultayı tarafından kendisine “Millî Şef” unvanı verildi. İnönü, Kurtuluş Savaşı’na katılmış ve Lozan Antlaşması’nı imzalamış, birçok defa başbakanlık görevini üstlenmiştir. 1925-1937 yılları arasında 12 yıllık kesintisiz başbakanlık süresi olmakla birlikte, toplam 17 yıl 11 ay ile Türkiye’de cumhuriyet tarihinin en uzun süreli başbakanlık yapmış kişidir.

İSMET İNÖNÜ’NÜN ÇOCUKLUĞU

24 Eylül 1884 İsmet İnönü’nün doğum tarihidir. Babası Reşit Bey, Mustafa İsmet’in doğum tarihini titiz karekterine uygun olarak evdeki Kuran-i Kerim’in arka sayfasına kaydetmişti. Mustafa İsmet İzmir’de doğdu. İzmir’de o zaman İngiliz Yokuşu denilen, sonradan 842 numaralı sokak olarak tanınan sokakta mütevazi, basit, ahşap bir kira evinde bir Çarşamba günü hayata gözlerini açtı. Mustafa İsmet İzmir’de doğdu ama ne anne ne de baba tarafı İzmir’li değildi. Annesi Cevriye Hanım Tunaboyu Deliorman Türklerindendi. Razgrad’lıdır. Babası Reşit Bey ise Kürüm soyundandı, bu soy da Bitlis’de yaşardı. Cevriye Hanım, okumuş bir aileden, Müderris Razgradlı Hasan efendinin kızıdır. Babasının ölümünden sonra iki erkek ve bir kız kardeşi ile beraber İstanbul’a göçerler. Malatya’lı Reşit Bey ile 1880’de İstanbul’da evlenir.

Mustafa İsmet, beş kardeşin ikincisi olarak doğdu. İlk oğlan Ahmet Mithat daha sonra askeri doktor oldu. Küçük oğlan Rıza Temelli iş hayatına atıldı. En küçük kardeşi Reşit Hayri genç yaşta bir deniz kazasında öldü. Kız kardeş Saniha ise Topçu Binbaşı olan Abdürrazzek Okatan ile evlendi. İsmet’in doğduğu yıl babası Reşit Bey İzmir Adliyesinde sorgu yargıcı yardımcısı olarak çalışıyordu. Doğumdan 40 gün sonra Foça sorgu yargıçlığına tayin oldu. Sonra Boldan’da görev yaptı ve 4 yıl sonra İzmir’e döndü. Mustafa İsmet o yaşlarda askercilik oyunlarına, mızıka boru seslerine meraklıdır. İzmir’den sonra Reşit Bey’in çalışma yeri Sivas olur. Aile uzun bir yolculuktan sonra Sivas’a gelir ve Mustafa İsmet orada okula başlar. Çocukluk devri olarak Sivas’ı hatırlar. Oturdukları ev geniş sofaları ve alaturka sedirleri ile bir meydanı andırırdı. Babası Reşit bey ahlak konularında hayli titiz, samimi bir müslümandır. Terbiyesi serttir. İnönü daha sonra “ Ben kendi çocuklarımı, arkadaş gibi davranarak yetiştirmeye çalıştım” diye anlatırdı. Babası iyi satranç oynardı. İnönü 10 yaşından itibaren satranç taşlarını tanıdı. Babası sorgu yargıçı olduğu için vakitli vakitsiz araştırmalara gittiği için evde at beslerdi. İnönü’nün atlarla tanışıklığı da çok genç yaşlarda başladı.

Sivas’da altı ay kadar Mahkeme Çarşısında bir ilkokuluna gider. Babası da eğitimi ile ilgilenmektedir. İlkokul sonrası iki seçeneği olur. Ya sivil ortaokula girecektir ya da askeri ortaokula. Sivas şehrinde askeri bir ortaokul da bulunmaktadır. Mustafa İsmet’in askerlik merakı seçimini kolaylaştırır, 1892 yılında askeri ortaokulda eğitimine başlar. Yaka numarası 32’dir. O zamanki asker okullarında öğrenciler yaka numarası ile birlikte bulundukları mahallenin ismini soyadı gibi taşırlar. Sivas’ın Ali Baba mahallesinde oturdukları için künyesi “İsmet efendi Ali Baba”olur.

İsmet İnönü sonradan o günleri anlatırken “ Ben kabiliyeti sonradan keşfedilmiş bir çocuktum. Sivas askeri ortaokulunda bir sene sınıfta kaldım” der. Ama bu olay ona ders olur. Ortaokulu 4 sene yerine 5 senede bitirir. Onu bir sene sınıfta bırakan matematik öğretmeni Ömer Efendi’yi sonradan minnetle anar. Hatta ikinci oğluna Ömer adını verir. Bu yıllarda Fransızca öğrenmeye başlar. 1895’de ortaokulu tamamlar. Ama yaşı çok küçüktür. Bir sene Sivas Mülkiye Lisesinin beşinci sınıfında okur.

Sivas’ta bulunduğu sıralar dedesi Abdülfettah Efendi ile tanışır. Dede Malatya’dan Sivas’a gelmiştir. Mustafa İsmet dedesini çok sever. Sonra Malatya’ya giderler ve orada sünnet düğünü olur. İsmet İnönü daha sonra “ Malatya’yı bu ilk görüşümde, günlerce, geniş kayısı bahçelerinde koşup eğlendik. Dedem 1854 Rus Savaşında bulunmuş, bize savaş hikayeleri anlatırdı. Ailemiz içinde doktorluk hariç, askeri mesleğe giren ben varım. Dedem 1854, babam 1877 savaşlarında çarpışmışlar, ben onları takip etmiş oluyorum” der.

Mülkiye lisesinin beşinci sınıfını bitirince babası onu İstanbul’a getirir ve Topçu Lisesinin sınavlarına girer. Okula kabul edilen 12 kişi arasındadır. Lise sınıfları iyi geçer. Askeri liseden önce Mülkiye lisesinde bir sene okuması fayda sağlamıştır. Topçu Harbiye sınıflarında artık hep sınıfın birincisidir. 1903 yılında 19 yaşında teğmen rütbesi ile Harbiye’yi bitirir. İyi derece ile bitirenler Erkanıharbiyeye girerlerdi. Mustafa İsmet de Pangaltı’daki Erkanıharbiyeye girer. 1906 yılında da kurmay yüzbaşı olarak mezun olur.

Daha sonra İnönü çocukluk günlerini şöyle anlatır “ Okul sırasında geniş imkanı olmayan orta halli bir ailede yetiştim. İstanbul’da Valde Camii karşısında bir küçük evde kiracıydık. Sonra Rumelikavağı’nda bir iki sene hava değişikliği için oturduk. Altı sene askeri eğitimin yıl sonu tatillerini İzmir’de geçirdim. İzmir’e dayımın yanına gidiş benim için mutluluk ve açılıp serpilme fırsatı olmuştur. Değirmen Dağı’ndaki küçük, mütevazi ev, denize karşı hala bana dünyanın en güzel köşkü gibi görünür. Dinlenirdim, gezerdim. Fransızca gazeteler okur, memleketimin dört köşesinde önemli bir olay varsa onu öğrenir takip ederdim. Gelecek sene dersleri için biraz hazırlanır, bazen dil dersi de alırdım. Küçük dayım doktordu, edebiyat meraklısıydı. Onunla beraber bulunmak da bana zevk verirdi. İzmir , on üç yaşımdan itibaren çok sevdiğim bir şehir olmuştur.”

İSMET İNÖNÜ’NÜN HAYATI

24 Eylül 1884′ te İzmir’de doğdu. Babası Malatya’ya yerleşmiş, Bitlisli Kürümoğulları ailesinden Reşit bey, annesi Bulgaristan’ın Deliorman bölgesinden Cevriye Hanım. Sivas Askeri Rüştiyesini (ilkokul) bitirdikten sonra ( 1895) Topçu Harbiyesine girdi. Harbiye (1903) ve Harp Akademisinden birincilikle mezun oldu ( 1906). Kurmay yüzbaşı olarak Edirne’deki II. Ordu’ya atandı. 1907’de İttihat ve Terakki Cemiyetinde kısa bir süre çalıştı. 31 Mart Olayını bastırmak için toplanan Harekat Ordusuna Yeşilköy’ de katıldı. Ahmet İzzet Paşa komutasında Yemen’e gönderilen Dördüncü Kolordu kurmay heyetinde yer aldı ve 1912’de binbaşılığa yükselerek Yemen kuvvetleri komutanlığı kurmay başkanı oldu. İlk diplomatik görevini burada üstlenip, İmam Yahya ile görüşerek barışı sağladı. Balkan Savaşı sırasında Çatalca’da bulundu.

Birinci Dünya Savaşında Başkomutanlık karargahında Harekat Şubesi Müdürlüğü yaptı ve yarbay oldu (1914). Ertesi yıl albaylığa yükselerek Trakya’daki II. Ordu kurmay başkanlığına atandı. Sonra, Doğu ve Suriye cephelerinde Dördüncü, Yirminci ve Üçüncü Kolordu Komutanlıklarında bulundu. Bu dönemde II.Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalıştı, aralarında derin bir dostluk doğdu ve ondan yüksek ve anlamlı bir sicil aldı (1917). İstanbul’da 1916’da Mevhibe Hanım’la evlendi ve hemen cepheye döndü. Mondros Mütarekesi günlerinde başkente geri gelerek Harbiye Nezareti Müsteşarı oldu (1918). Askeri Şura’da görev aldı. Bu yıllarda Mustafa Kemal Paşa ile görüşmelerini sürdürdü.

İsmet Bey Ocak 1920’de Ankara’ya kısa bir süre için gidip, döndü. 19 Mart 1920’de Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine gizlice tekrar Ankara’ya geçip, Milli Mücadelede önemli görevler üstlendi. Edirne Milletvekili seçilerek çalışmalara katıldı ve Genel Kurmay Başkanı olarak düzenli bir ordu kurmayı başardı. İstanbul Hükümeti tarafından idama mahkum edildi ( Haziran 1920). Batı Cephesi komutanlığına atanarak (4 Mayıs 1921) Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarını kazandı. Generalliğe yükseldi ve İsmet Paşa olarak anılmaya başlandı. Sakarya ve Başkumandanlık Meydan Savaşlarında etkili oldu.(1922).

Zaferin ardından Mudanya’da ateşkes görüşmelerini yürüttü ( 3 Ekim 1922). Dışişleri Bakanı ve Lozan baş delegesi oldu. Lozan Barış Antlaşmasını imzaladı (24 Temmuz 1923) . İlk cumhuriyet hükümetini kurdu (3o Ekim 1923). 8 Kasım 1924’te başbakanlıktan ayrıldı ve daha sonra Şeyh Sait isyanı nedeniyle yeniden aynı göreve getirildi (3 Mart 1925). Soyadı kanunu çıkınca Atatürk kendisine İnönü soyadını verdi.15 Yıl başbakanlıkta bulunduktan sonra, bazı görüş ayrılıkları nedeniyle hükümetten ayrıldı ( Eylül 1937).

Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin oybirliği ile Cumhurbaşkanı seçildi (11 Kasım 1938). İkinci Dünya Savaşına Türkiye’yi sokmamak için devletlerarası politika alanında çok yönlü çalıştı ve bunu başardı. Çok partili demokratik hayata geçişi sağladı ve dürüst bir seçim yasası yaptırarak iktidarı devretti (14 Mayıs 1950).

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve muhalefet lideri olarak on yıl boyunca büyük bir demokrasi savaşı verdi ( 1950-1960). 27 Mayıs ihtilali ve seçimler sonucunda gerçekleşen üç koalisyonda başbakanlık yaptı ve bu görevini 6 Şubat 1965’e kadar sürdürdü. C.H.P‘de “ortanın solu” hareketini başlattı. Parti içi mücadeleler sonucunda C.H.P’den istifa ederek senatör kimliğiyle TBMM’ne devam etti (8 Mayıs 1972). 25 Aralık 1973’de Ankara’da öldü ve hükümet kararıyla Anıtkabire defnedildi. Örnek bir evlilik sürdürdüğü Mevhibe Hanımla birisi Kurtuluş Savaşı sırasında ölen dört çocukları oldu, İzzet ( 1919-1921), Ömer (1924), Erdal (1926), Özden (1930).

ASKERİ YAŞAMI

Orduda ilk yılları

1908 yılında 2. Süvari Fırkasının kurmayı oldu ve 31 Mart İsyanı’nda Hareket Ordusu karargâhında görev aldı. 1910’da 4. Kolordu kurmaylığına getirildi ve 1911’de Yemen Kuvayi Mürettebe Komutanlığı kurmayı ve 26 Nisan 1912 tarihinde binbaşı rütbesine terfi etti ve Yemen Kuva-yi Umumîye Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevine atandı.

1912-1913 yılları arasında Harbiye Nezareti’nde Başkomutanlık Karargâhı 1. Şubede bulundu ve İkinci Balkan Savaşı’nda Çatalca Ordusu Sağ Cenah Komutanlığı kurmaylığına getirildi. Savaştan sonra İstanbul Antlaşması’nın bağıtlanmasında Bulgarlar ile müzakere eden heyete askerî danışman olarak katıldı.

1914 yılında Harbiye Nazırlığı ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği’ne atanan Enver Paşa’nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde etkin rol oynadı.

I. Dünya Savaşı

29 Kasım 1914 tarihinde kaymakam rütbesine terfi etti ve 2 Aralık 1914 tarihinde Genel Karargâh 1. Şube Müdürü olarak atandı. 9 Ekim 1915 tarihinde 2. Ordu Kurmay Başkanlığına getirildi ve 14 Aralık 1915 tarihinde miralay rütbesine terfi etti.

I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı olarak, Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalıştı. Bu sırada Mustafa Kemal bu ordunun 16. Kolordu komutanlığına atandı. 1916 yılının yaz aylarında bir süre çarpışmaları yönetti. 2. Ordu Komutan Vekili Mustafa Kemal Paşa’nın önerisiyle, 12 Ocak 1917 tarihinde 4. Kolordu Komutanlığı’na atandı.

Bir süre sonra İstanbul’a geri çağrıldı ve Halep’te 7. Ordu’nun oluşturulmasında görev aldı. 1 Mayıs 1917 tarihinde Filistin Cephesi’nde 20. Kolordu komutanlığına, 20 Haziran’da 3. Kolordu komutanlığına atandı. Bu sırada 7. Ordu’nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa ile yeniden yakın ilişki içinde oldu. Ancak Megiddo Muharebesi sırasında yaralanınca İstanbul’a gönderildi.

Kurtuluş Savaşı

Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından az önce Sina ve Filistin Cephesi’ndeki Yıldırım Orduları Grubu’nun General Edmund Allenby karşısında uğradığı Nablus Bozgunu sırasında yaralanarak İstanbul’a döndü. 24 Ekim 1918 tarihinde Harbiye Nezareti Müsteşarlığı’na atandı. 29 Aralık 1919 tarihinde Paris Barış Konferansı’na hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir oldu. 4 Ağustos 1919 tarihinde yalnızca sekiz gün için Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye Müdürlüğü’ne, bir ara da jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarak atandı. Bütün bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi.

İlk kez 8 Ocak 1920 tarihinde Ankara’ya gitti ve kısa bir süre Mustafa Kemal Paşa ile çalıştı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde harbiye nazırı olan Fevzi Paşa’nın çağrısı üzerine şubat sonlarında İstanbul’a gitti. 9 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısı üzerine tekrar Ankara’ya döndü ve İstanbul ile bütün resmî bağlarını kopardı.

23 Nisan 1920 tarihinde açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Edirne milletvekili olarak katıldı. 6 Haziran 1920 tarihinde İstanbul’daki Divan-ı Harp tarafından gıyabında idam cezasına çarptırıldı.

Erkân-ı Harbiye Reisi ve Garp Cephesi Komutanı Mirliva İsmet Paşa

10 Kasım 1920 tarihinde milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Garp Cephesi (Batı cephesi) Kuzey Kesimi Komutanlığı’na atandı. Çerkez Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Batı Cephesi Kuzey Kısım Komutanı olarak, Ocak 1921 tarihinde Yunan ilerlemesini durdurunca 5 senedir bulunduğu Miralay rütbesinden Mirliva rütbesine terfi etti ve Paşa oldu. 4 Mayıs 1921 tarihinde Batı Cephesi Komutanlığına atandı. Ancak 17 Temmuz 1921 tarihinde Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nde aldığı mağlubiyet üzerine TBMM tarafından Genelkurmay Başkanlığı görevinden azledildi. Yerine 3 Ağustos 1921 tarihinde aynı zamanda Başvekil ve Millî Savunma Vekili de olan Fevzi Paşa getirildi.

Daha sonra Sakarya Meydan Muharebesi sırasında TBMM tarafından Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığa getirilmesi üzerine onun maiyetinde Mirliva rütbesi ile Batı Cephesi Komutanlığı görevinde bulundu. Büyük Taarruz’dan sonra başarılarından dolayı Ferik rütbesine terfi etti. İzmir’in geri alınmasından sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından ateşkes görüşmelerinde bulunmak üzere görevlendirilerek Mudanya’ya gönderildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ismet-inonu-vefatinin-50-yilinda-aniliyor/feed/ 0