Gürsel Aksel Stadı’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen Ankersen, “Yakaladığımız başarıyı ve Süper Lig’e çıkmayı kutluyoruz” dedi. İzmir’e gelmeden önce Göztepe’nin çok ilgisini çektiğini anlatan Ankersen, “Göztepe ile ilgili en çok ilgimi çeken tesisleri, antrenman sahaları, Gürsel Aksel Stadı ve Şampiyonlar Ligi’ni hak eden taraftarıydı. İzmir gelişmeye açık kapasitede bir şehir. Sport Republic olarak bu potansiyeli gördük ve böyle bir yatırımı yaptık. 2 yılı tamamladık, temelleri oturttuk. Üstün çalışmalarımızla yolculuğumuzun ilk kısmı tamamlandı. Artık ikinci kısma geçiyoruz. Tüm şehrin desteğini ve muhteşem kutlamaları görüyoruz, sıcaklığı görüyoruz. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde yolumuza çok çalışarak devam edeceğiz” diye konuştu.
“FUTBOLDA PARA OYNAMAZ”
Rasmus Ankersen altyapıyla İlgili çalıştıklarını belirterek, “Biz altyapıya yatırımlar yapmak istiyoruz. Genç yetenekleri keşfetmek istiyoruz. Maalesef altyapı tesisi sıkıntımız var. Şehrin desteğini, yetkililerin desteğini istiyoruz. Doğru tesis için doğru alanlar olmalı. Yönetimle de konuşuyoruz ancak kesinlikle altyapıyla ve tesisleşmeyle ilgili desteğe ihtiyacımız var. Para futbolda önemli ama tek şey değil. Teknik direktörümüz Stanimir Stoilov hocanın bir lafı vardır, ‘Futbolda para oynayamaz’ diye. Futbolda olay doğru oluşum, doğru kültür ve doğru seçimdir. Para dışında farklı yöntemlerimiz var. Türk futbolunun yaşadığı sorunlardan bir tanesi, futbol sadece transferler üzerinden okunmaya çalışılıyor. Birçok iyi oyuncuyu bir araya getirisiniz ama doğru plan yoksa başarı gelmez. Türkiye’de bu eksik, dünyada da bu eksik” ifadelerine yer verdi.
“DOĞRU TRANSFERLER YAPMAK ZORUNDAYIZ”
Başarılı bir futbol takımı yönetmek için çok bileşenin olduğunu söyleyen Rasmus Ankersen, “Öncelikle futbolda nasıl oynamak istiyoruz bunu iyi bilmek lazım. Oyuncularınız ve takımınız sizin ürününüz. Buna uygun olarak doğru transferler yapmak zorundasınız. Bu da futbol kültürünüzü, yapılanmanızı oluşturacak. Oyuncu iyi olabilir ama doğru oyuncuyu bulmak gerekli, bu teknik direktör için de gerekli. Biz hoca değişikliğine gittik. Biraz daha fazlasına ihtiyacımız vardı. Eski teknik direktörümüz Radomir Kokovic de burada istikrarlı işler gerçekleştirdi. Başarılı olmak adına birçok bileşen var. Doğru oyuncuyu ve doğru hocayı buluşturmak bunların başında. Teknik futbol oynamak istiyorsanız teknik oyuncuları seçeceksiniz, fizik olarak iyi olacaksanız fiziği güçlü oyuncuları getireceksiniz. Bunu mimarlık gibi düşünüyoruz.”
“ÇOK BÜYÜK İSİMLER GÖRECEĞİMİZİ SANMAM”
Futbolcu yetiştirmenin en büyük hırsları olduğunu vurgulayan Ankersen, “Göztepe’de bu konuda başarılı olduk. En büyük hırslarımızdan biri en iyi Türk futbolcuları yetiştirmekti, bunda başarılı olduk. Önümüzde Taha örneği, Ümit örneği var. Yurt dışından getirdiğimiz Antony Dennis de iyi bir örnek. Yetenek geliştirme adına Afrika’dan önemli oyuncular bulmaya çalışıyoruz. Bu stratejiye devam edeceğiz. Biz Göztepe için aç, potansiyeli yüksek gençleri getirmek için çalışıyoruz. Onlara Süper Lig’de şans vermek için her şeyi yapacağız. Çok büyük isimler göreceğimizi düşünmüyorum. Bizim çalışma prensibimiz bu değil. Geçmişinde oyuncu çok iyi şeyler yapmış olabilir ama bu gelecekte başarılı olacağı anlamına gelmez. Biz potansiyele odaklanıyoruz. Biz oyuna uygun oyuncalara odaklanıyoruz. Bizim şiddetli, agresif oyun anlaşımız var. Futbolcu seçerken bu oyun tarzını sahaya yansıtacak oyunculara odaklanacağız” açıklamasında bulundu.
]]>
“CHP GENEL BAŞKANI VE CHP’NİN BİRİNCİ PARTİ OLDUKTAN SONRA KATILDIĞIM İLK TOPLANTI”
Sözlerine Bilkent Üniversitesi’ne gelmekten duyduğu memnuniyeti anlatarak başlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Üniversitelere çok gittim bundan önce de Bilkent Üniversitesi’ne çokça geldim ama bu Genel Başkan olarak ve 47 yıl sonra CHP birinci parti olduktan sonra katıldığım ilk toplantıdır ve bu yüzden benim için çok anlamlıdır” dedi.

“MECLİS’TE TARTIŞMALI OTURUMLARDA DUYMADIĞIM BİR HEYECANI DUYUYORUM”
Meclis’i kastederek 600 kişilik salona alışkın olduğunu ifade eden Özel, “Meclis’te de 600 tane sandalye var. Genelde bu 600 kişinin 350 kadarının benden hoşlanmamasına alışkınım. Bazen 350’si birden sıra kapaklarına vururken kalp atışımın 60’dan 62’ye çıkmamasına da alışkınım ama burada o kadar çok sevmeyenimin olmadığını da biliyorum. 600 kişinin karşısında o çok zorlu oturumlarda o çok kavgalı oturumlarda sonunda dört tonluk kürsünün devrildiği tartışmalı oturumlarda duymadığım bir heyecanı duyduğumu ifade etmek isterim” dedi.

“14 VE 28 MAYIS SÜRECİNDE BÜYÜK BİR HAYAL KIRIKLIĞI YAŞADIK VE YAŞATTIK”
CHP’deki değişim sürecine değinen Özel şunları söyledi:
* “CHP’de 14 ve 28 Mayıs sürecinde siz gençlere daha önceden verdiğimiz sözü tutamamanın, Cumhuriyet’in kurucu partisi olup 100’üncü yılında yapılacak seçimlerde Cumhuriyet’in 100. yılında Türkiye’yi yönetecek kadroların; Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına, kurucu liderine husumet duyanlar değil, minnet duyanlar olması gerektiği gerçeği ile bir mücadele verip çok umutlanıp çok umutlandırıp; aslında çok çalışıp sonra da büyük bir hayal kırıklığı yaşadık ve yaşattık.
* Sonrasında CHP’de bir kurultay süreci, bizim deyimimizle bir değişim süreci yaşandı. Ben her seçim sonucunun siyasilere yazılan birer mektup olduğunu, sandıktaki kolektif birleşmiş aklın, hatta sandığa gitmeyip konuşmayan aklıbir mesaj verdiğini o mesajı doğru okuyanların siyasette iyiye gittiğini okuyamayanların ise kötüye gittiğini adımın Özgür olduğu inanarak savunan birisiyim.
“SEÇMENİN MESAJINI ALIRSAN DOĞRUYU YAPARSIN, ALMAZSAN TÜKENME SÜRECİN BAŞLAR”
* Seçmenin mesajını alırsan doğruyu yaparsın almazsan tükenme süreci başlar. Biz de ‘100 yılın değişimi, değişimin 100 yılı’ sloganıyla yola çıktık. CHP değişmezse seçmenin sandığa gitmeyeceğini, bizi cezalandıracağını katılım oranlarının düşmesinin iktidar partisine yarayacağını ve küskün muhalif seçmenin bize çok ağır bir bedel ödeteceğini düşündük, savunduk, anlattık ve yola çıktık.”
CHP kurullarının yaş ortalaması verilerini de paylaşan Özel, “43 yaş ortalaması olan bir Parti Meclisimiz var. Yaş ortalaması 46 olan bir Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz var. MYK üyelerimiz gölge kabine olarak görev yapıyorlar. 17 bakan ve bir Cumhurbaşkanına karşılık olarak 18 ismin 9’u kadın 9’u erkek. Tayyip Erdoğan burada tek bir kadın görevlendiriyor, ona da diyor ki ‘Sen Aile Bakanı’sın. Sen dışişlerinden, ekonomiden, eğitimden, kültürden anlamazsın sen aileden anlarsın’ diyor kadına. Bizde 9’u kadın 9’u erkek” dedi.

“GENÇLER, EŞİT TEMSİL VE BİLİM…”
Bu kadroyla birlikte yerel seçimlere yürüdüklerini kaydeden Özel, “Önümüzde açamadığımız devasa bir kapı vardı kale gibi. Siyasetin başarı kapısı bize kapalıydı. Bir cam tavan vardı başımızın üstünde yüzde 25’lik, kıramıyorduk, kıramıyoruz diye de artık zıplamıyorduk. O devasa siyaset kalesinin, kapalı başarı kalesinin üç anahtarı vardı” dedi ve bu üç anahtarın ne olduğunu şu sözlerle anlattı:
* “Üç anahtar tarihten mirastı, emanetti. O üç anahtarı üç deliğe soktuk, teker teker çevirdik ve siyasetin başarı kapısı açıldı. Bir; Cumhuriyet’i kuran Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet’i CHP’nin genel başkanlarına mı emanet etti? Yapabilirdi ama yapmadı. Kendisi aslında askerdi, genel kurmay başkanlarına mı ordu komutanlarına mı emanet etti? Yapmadı. Ne milletvekillerine bıraktı ne de belediye başkanlarına sadece ve sadece gençlere emanet etti. Demek ki başarı kapısının ilk anahtarı gençlere güvenmek, gençlere o emaneti hatırlatmaktı. İlk anahtarı taktık. İkincisi eşit temsildi, kadınların siyasette daha çok olmasıydı. Üçüncü anahtar ise bizi geri bırakan neydi? 200 yıl geç gelen matbaa. Avrupa modern silahlara çalışırken kendi içinde hurafelerle uğraşanlar, donanmayı Haliç’e hapsedenler… Sonra bir gün işgal kuvvetleri geldi sonra beka sorunu. Cumhuriyet bilime, fenne sarıldı. Üçüncü anahtar da bilimdi. Adayları değerlendirirken 330 bin tekil anket yaptık, adaylarımızı 250 bin anketle sahada takip ettik.
“NEREDE GENÇLER VE KADINLAR ADAY OLDUYSALAR BAŞARILI OLDULAR”
* ‘Nerede gençler ve kadınlar aday olduysalar başarılı oldular’ diyen Özel, “Çıkar çevrelerinin en önemsediği belediyelerde bu örgütün gençlik kollarından gelen 30’lu yaşlarının başlarında iyi eğitimli, liyakatli, yabancı dil bilen, dünyayı bilen, Türkiye’yi gören vizyoner arkadaşlarımız oturuyor. Yani bu seçimi CHP nasıl kazandı diye bakanlar o kapıya takılan üç anahtarı ve o üç anahtarın Cumhuriyet’in kuruluş kodları olduğunu bir Osmanlı İmparatorluğu’ndan genç Cumhuriyet’e geçişte kimlerle başarıldı, kimlerle yüründü, nasıl davranıldıysa onun bize rehber olduğunu bilmelerini isterim.”
“BİRİLERİ İNGİLİZ ZIRHLISIYLA AYRILDI, BİZİMKİ KURTULUŞU VE KURULUŞU ÖRGÜTLEDİ”
“Bu seçimde en çok seslendiğim ve bir yerden sonra sesimi duyduklarını gördüğüm gençler kazandı ve kazandırdı” diyen Özel, “Bu ülkede bekâ sorunundan bahsediyorular. Devlet Bey bahseder, Tayyip Bey bahseder. Bir ülkenin bekâ sorunu geleceğini tehdit eden bir büyük sorun ve çoğunlukla işgaldir. Bu ülke bir defa bekâ sorunu yaşadı, matbaa 200 yıl geç gelince yedi ülke geldi istila etti, paylaştılar. Bekâ sorunu olunca birilerini göze alması gerekiyordu. Birilerini çok sevdikleri kırmızı halıyı seriverdiler işgal donanmasına. Bizim her şeyi öğrendiğimiz ve emanetini taşıdığımız Kartal İstimbotu’nun başına çıktı ve yanındaki yaverine ‘geldikleri gibi gidecekler’ dedi. Birileri Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinden bindiler gemiye İngiliz zırhlısıyla ayrıldılar. Bizimki Bandırma Vapuru’na bindi, kurtuluşu ve kuruluşu örgütlemeye gitti. O yüzden memlekette bekâ sorunu olunca kimin nasıl davrandığı belli” dedi.
“KÜRT DEMOKRATLARI DA, YALANDAN VE HARAMDAN BIKMIŞ MUHAFAZAKAR DEMOKRATLARI DA DAVET ETTİK”
“Bugün bekâ sorunu her 4 gencinden 3’ünün bavulları zihninde toplamış olmasıdır” diyen Özel konuşmasını şöyle sonlandırdı:
* “En kötüsü yüzde 62, en yükseği yüzde 78 olmak üzere beşten fazla ankette gençler, ‘imkanım olursa yurt dışına gitmek, oraya yerleşmek ve orada yaşamak istiyorum’ diyor. Bu ülkenin yetişmiş, iyi eğitim almış ya da hak ettiği halde o fırsat eşitliğinden yararlanamamış pırıl pırıl gençleri maalesef dünyanın başka ülkelerine gidiyor. Beka sorunu dünyanın başka ülkelerini Türkiye üzerinde hesap yapması değildir, hayal kurması değildir. O hayalleri geri püskürtmesini bildik biliriz. Bir ülkenin gerçek sorunu o ülkenin gençlerini dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurmasıdır.
* İşte biz bu seçimlerde hiç olmazsa bir seçim daha geleceğini dünyanın başka yerlerinde değil bu ülkede aramak üzere ya da gitse bile dönmeyi düşünerek, gönlünü hiç olmazsa burada bırakarak gençlere bu ülkede hayal kurmaları için birlikte bir şey yapmayı teklif ettik ve onları çağırdık. Sadece sosyal demokratları davet etmedik; yalandan, haramdan bıkmış muhafazakar demokratları da, öyle kaba saba milliyetçilikle değil ama bu ülkenin yarınlarına, birliğine bütünlüğüne önem veren milliyetçi demokratlarına, bu ülkenin toprak bütünlüğüne saygılı Kürt demokratlarına, ortak bir gelecek hayali kurabilen herkesi Türkiye İttifakı’na davet ettik.
“GÖKKUŞAĞI GİBİ FARKLI RENKLERİN YAN YANA VE BİRBİRİNİN İÇİNE VE İŞİNE KARIŞMADAN”
* Bu ülkede ayrılıkları değil, farklılıkları değil ortaklıkları önemseyenleri, bu ülkede farklılıkları risk, tehdit öteki gibi değil farklılıkları güç olarak görenlerin bir arada olmasını önemsedik. Zaman zaman tuhaf istismarlar yaparlar; biz açık açık söyledik doğanın bilinen en eski ve en saygı duyulan doğa olayı gökkuşağıdır. Farklı renklerin yan yana birbirinin içine ve işine karışmadan durabildiği o gökkuşağının ne kadar önemli olduğunu; Türkiye’nin bütün renkleri kucaklamasının ve bunu ortak değerlerle yapmasının mümkün olduğuna inandık. Bu bütün açılardan bakıldığında Türkiye’nin en önemli sorunuydu.
“YARINLARI YENİDEN KURABİLECEK OLANLARLA BİRLİKTEYİZ”
* Hayatımdaki en unutamayacağım günlerden biridir çünkü CHP’nin genel başkanı olduğum ve partinin birinci parti olduğu bir günde gözleri ışıl ışıl ve benim geleceğe yönelik olarak en çok gözünün içine bakmak istediklerimle ve eğer birbirimizin gözünün içine doğru bakıyorsak ve birbirimizi anlıyorsak birbirimiz için ve ülkemiz için yarınları yeniden kurabilecek olduklarımızla beraberiz.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmasını bitirmesinin ardından etkinlik soru-cevap bölümüyle basına kapalı olarak devam etti.
]]>Anadolu Efes’te ikisi EuroLeague olmak üzere birçok şampiyonluk yaşayan tecrübeli başantrenör, sezon başında büyük umutlarla Yunanistan temsilcisinin başına geçti. Ataman, Avrupa Ligi’nde normal sezonun tamamlanmasının ardından açıklamalarda bulundu.
Son yıllarda istediği başarıları elde edemeyen Panathinaikos’ta yeni bir takım oluşturduklarını belirten deneyimli başantrenör, şu ifadeleri kullandı:
“Normal sezon olarak Anadolu Efes’te yaşadığımız ilk dönemle bir benzerlik var. Anadolu Efes’i aldığım zaman sonuncu sıradaydı. Bir sonraki sezon sadece 3 oyuncuyu takımda tuttuk ve EuroLeague’de final oynama başarısı gösterdik. Panathinaikos’ta da geçen sezon 17. olan takımdan sadece 3 oyuncuyu takımda tuttuk. Kostas Sloukas dışında normal bütçelerle 10 yeni oyuncu transfer ettik. İyi bir takım kimyası kurduk. Takımda iyi ve çok karakterli oyuncular var. Takımın havası çok iyi. Avrupa’da en fazla şampiyonluk yaşayan kulüp olmasına rağmen uzun yıllardır üst düzey başarı elde edilememiş. Müthiş bir taraftar desteği var. 20 bin kişilik salonda her maç tam kapasite oynanıyor. Taraftar o heyecanı yeniden yaşıyor. Bir bütünleşme oldu. Böyle yeni bir takımla Real Madrid’in arkasında normal sezonu ikinci sırada bitirmek çok büyük bir başarı. Aynı zamanda Yunanistan Ligi’nde de lideriz.”
“BİZİM İÇİN TARİHİ BİR OLAY OLUR”
EuroLeague’de play-off oynama hakkı elde ederek ilk hedeflerini gerçekleştirdiklerini vurgulayan Ergin Ataman, şu görüşleri paylaştı:
“Tabii bu yeterli değil. Önümüzde play-off var. Maccabi Playtika-Baskonia maçının galibiyle eşleşeceğiz. İlk olarak normal sezonu ilk 4’te bitirip play-off’ta saha avantajını almayı hedefliyorduk. Bunu başardık. 7 aylık maratonda bunu gerçekleştirdik. Yastığa başımı koyduğumda elbette Dörtlü Final’i hedefliyorum. Ancak şampiyonluk hayali kurmak için henüz erken. Tabii bu takım her türlü başarıya ulaşabilir. Son 7 senedir Dörtlü Final’e kalamayan bir Panathinaikos var. Şu an tek düşüncem play-off’u geçip Dörtlü Final’e kalmak. Bu, bizim için tarihi bir olay olur. Sonrasında ise tekrar başka hayaller kurarız.”
Ergin Ataman, Anadolu Efes’in ardından Panathinaikos’taki ilk sezonunda da yeni bir takım oluşturmasına rağmen elde edilen başarıya ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı:
“Kısa vadede takım kurup bir şeyler yapmak belki de büyük bir başarı ama bunun temelinde benim bunu kanıksamış olmam var. Bunu kendimde büyük bir sıkıntı olarak görmüyorum. Ben ‘Yeni bir takım kurduk, 3-4 yıllık plan yapalım’ demiyorum. Direkt başarılı olmaya odaklanıyorum. Belki de bu yüzden bana normal geliyor ama bu, sporda alışılagelmiş bir durum değil. Yeni bir takım kurmak benim için çok büyük bir sıkıntı değil. Önemli olan takımın kimyasını iyi oluşturmak. Takımı 2-3 ayda toparlıyorsun. İyi bir çalışmayla sistemi oturtuyorsun. Bunu Anadolu Efes’in ardından Panathinaikos’ta da gerçekleştirdik.”
“TOMISLAC MIJATOVIC BİR MUCİZEYİ GERÇEKLEŞTİRDİ”
Ergin Ataman, eski takımı Anadolu Efes’in Tomislav Mijatovic yönetiminde yakaladığı çıkışla play-in oynama hakkı elde etmesinin önemli bir başarı olduğunu belirtti.
Lacivert-beyazlı ekipte 5 sene yardımcılığını üstlenen Mijatovic’in çok iyi bir başantrenör olduğunu aktaran Ataman, şunları kaydetti:
“Tomislav Mijatovic, bir mucizeyi gerçekleştirdi. Anadolu Efes, herkes için kayıp denilen sezonda bence müthiş bir olayı yaptı. Bu, benim için sürpriz değil. Tomislav, son derece mütevazı ve bilgili bir karakter. Yıllarca büyük koçlarla beraber çalıştı. Son 5 senedir Avrupa Ligi’nde şampiyonluğa ulaştığımız dönemde bize çok büyük katkı verdi. Egosu hiç yok, son derece sakin ve maçları da müthiş yönetiyor. Onunla sürekli konuşuyoruz. Bunu hak eden birisi. Hiç ön plana çıkmadı. O Anadolu Efes’le özdeşleşmiş biri. Panathinaikos’a, yanıma almak istedim ama ilk söylediği şey ‘Benim yerim burası. Değil Panathinaikos, Los Angeles Lakers da olsa buradan bir yere gitmem. Çok mutluyum’ oldu. Bunu çok takdir ettim. Bu başarılara layık birisi. İnşallah daha iyisini gerçekleştirir. Gerçek bir Anadolu Efesli. Geldiğinden beri çok önemli bir iş yaptı.”
]]>20. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda gerçekleştirilen video telekonferans toplantısında, yurt içinde ve sınır ötesinde görev yapan birliklerin komutanlarına seslenen Güler şunları söyledi:
-Bugün, hep birlikte bir bayrama daha ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu güzel bayram gününde, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum.
-Bayramlar; mutlulukların paylaşılarak arttığı, geleneklerin yaşatıldığı, toplumsal dayanışmanın derinden hissedilerek birlik ve beraberlik ruhunun güçlendiği çok özel ve çok anlamlı günlerdir. Bu vesileyle Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor; sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum.
-Küresel ve bölgesel düzeyde kritik gelişmelerin yaşandığı bu hassas dönemde artan risk, tehdit ve tehlikeler karşısında ülkemizin ve asil milletimizin güvenliğini sağlamak, hak ve menfaatlerimizi korumak için azim ve kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
“ÖRGÜTÜN HAREKET KABİLİYETİ BİTME NOKTASINDA”
-Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen başarılı operasyonlar ile terör örgütüne ağır darbe vurulmuş; artık, örgütün hareket kabiliyeti bitme noktasına gelmiştir.
-Bunda bütün pay, aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizle birlikte kahraman Mehmetçiklerimize aittir. Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.
-Kahraman ordumuzun son bir asrın en kapsamlı, en yoğun ve en etkili faaliyetlerini gerçekleştirdiği bu hassas dönemde, terörle mücadele ile birlikte hudutlarımızı da personel sayısı ve teknolojik bakımından en yoğun, tedbirlerle sağlıyoruz.
-Mavi ve gök vatanımızda hak ve menfaatlerimizin korunmasına yönelik faaliyetlerimizi de başarıyla sürdürüyoruz.
-Bu faaliyetlerimizle eş zamanlı olarak; karada, denizde ve havada bugüne kadarki en kapsamlı tatbikatları icra ediyor; her geçen gün yenilerini envantere kazandırdığımız yerli, millî ve modern savunma sanayi ürünü silah sistemleriyle, şanlı ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini sürekli geliştiriyoruz.
“BARIŞ VE İSTİKRARA KATKI SAĞLIYORUZ”
-Çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer alan ülkemiz, krizlerin ve sorunların çözümüne yönelik Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde önemli girişimlerde bulunmaktadır.
-Bu kapsamda; Karabağ’da, Libya’da, Ukrayna- Rusya Savaşı’nda, Ortadoğu’daki ve yakın coğrafyamızdaki birçok sorunun çözümünde yoğun gayretler sarf ederek büyük ve kıymetli inisiyatifler üstlendik, üstleniyoruz.
-Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bizler de başta Kıbrıs ve Azerbaycan olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek veriyor; küresel ve bölgesel güvenlik, barış ve istikrara katkı sağlıyoruz.
-Tüm bu girişim ve faaliyetler, Türkiye’nin küresel bir aktör hâline dönüştüğünü, uluslararası müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi hâline geldiğini, ordumuzun da dünyanın en güçlü, en etkin ordularından biri olduğunu en açık şekilde ortaya koymaktadır.
-Bugün Türkiye olarak ulaştığımız bu üstün seviyeyi, Silahlı Kuvvetler olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetimizi çok iyi idrak etmemiz gerekmektedir.
-Bu başarı hikâyesinde sizler de çok önemli bir rol üstlenmektesiniz. Sizlerin de gayretleriyle şu ana kadar her alanda elde ettiğimiz başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir.
-Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bölgesinde ve dünyadaki seçkin ve saygın konumunu muhafaza edebilmesinde şüphesiz ki en önemli unsur, sahip olduğumuz insan kaynağımızdır. Siz kahraman silah arkadaşlarım da piramidin en üst çatısında yer alan komutanlar olarak ordumuzun öncüsü ve liderleri konumundasınız.”
]]>
Okan Buruk, Galatasaray’ın başına geçtiği ilk sezonda Süper Lig şampiyonluğunu elde etti ve bu süreçte pek çok başarıya imza attı.
Deneyimli teknik direktör, geçen sezon son üç, bu sezon ise iç sahada oynadığı 15 karşılaşmadan zaferle ayrılarak, 18 maçlık bir galibiyet serisine ulaştı. Bu başarıyla Buruk, Gündüz Kılıç’ın, Galatasaray’la kendi evinde üst üste en fazla galibiyet alan Türk teknik direktör rekorunu egale etti.
Daha sonra bu başarıyı aşan Buruk, Mircea Lucescu’nun 18 maçlık iç saha galibiyet serisi rekoruna da ortak oldu. Lucescu, Mayıs 2001 ile Mayıs 2002 arasında, Galatasaray’la iç sahada 18 maçlık bir galibiyet serisi elde ederek bu rekoru kırmıştı.
Okan Buruk, Hatayspor karşısında zafer elde etmesi halinde, Rumen teknik direktörün rekorunu geride bırakacak.

SÜPER LİG’DE PUAN REKORUNU KIRDI
Okan Buruk’un yönetiminde Galatasaray, Süper Lig’in en başarılı sezonunu geçiriyor.
Takım, ligde şu ana kadar oynadığı 30 maç sonunda 26 galibiyet, 3 beraberlik ve sadece 1 mağlubiyetle 81 puan topladı ve lig tarihinde bir sezonda bu noktaya en çok puan toplayan takım oldu.
REKORLARLA DOLU SEZON
Galatasaray, teknik direktör Okan Buruk liderliğinde, Süper Lig’de eşine az rastlanır bir galibiyet serisi elde ederek tarihe geçti.
Sarı-kırmızılı takım, geçen sezonun 12. ile 25. haftaları arasında oynadığı 14 karşılaşmayı (bunlardan biri hükmen olmak üzere) kazanarak, Beşiktaş’ın 63 yıl boyunca kırılamayan seri galibiyet rekorunu ele geçirdi.
Okan Buruk, Galatasaray’ın başında resmi maçlarda art arda 17 galibiyet elde ederek, bu alanda da en başarılı Türk teknik direktör olma unvanını kazandı.

EN KISA SÜREDE 50 GALİBİYETE ULAŞAN TEKNİK DİREKTÖR
Okan Buruk, Galatasaray’ın başında Süper Lig’de 50 galibiyete en hızlı ulaşan teknik direktör oldu.
Deneyimli çalıştırıcı, geçen sezon 36 maçta 28 galibiyet, dört beraberlik ve dört yenilgi alırken, bu sezon 30. hafta itibarıyla 26 galibiyet, üç beraberlik ve bir mağlubiyetle sahadan ayrıldı.
Buruk, bu başarısıyla lig tarihinde 50 galibiyete en kısa sürede ulaşan teknik direktör olarak kayıtlara geçti.

TÜRK FUTBOL TARİHİNDE EŞSİZ BAŞARI
Okan Buruk, futbolcu ve teknik direktör olarak elde ettiği şampiyonluklarla Türk futbol tarihinde önemli bir yere sahip oldu.
Futbolculuk kariyerinde 7 defa şampiyonluk yaşayan Buruk, teknik direktörlük kariyerinde de bu başarıyı 2 kez elde etti. Başakşehir ile ilk teknik direktörlük şampiyonluğunu yaşayan Buruk, Mustafa Denizli’den sonra üç farklı takımı şampiyon yapma başarısını gösteren ikinci Türk teknik direktör oldu.
Ayrıca, Galatasaray’da Hamza Hamzaoğlu’nun ardından hem futbolcu hem de teknik direktör olarak şampiyonluk sevinci yaşayan Buruk, bu nadir başarıya ulaşan ikinci isim olarak tarihe geçti.
]]>Kütahya Belediye Başkanlığı için aday gösterdikleri Eyüp Kahveci’yi örgütün tam mutabakatıyla, çok inanarak ve güvenerek belirlediklerini kaydeden Özel;
“CHP Genel Başkanı olarak Kütahya’ya ilk kez geliyorum. Grup başkanvekili olduğum zaman geldiğimde Kütahya’dan hep iyi çalışma yaparak güzel anılarla ayrıldık. Bundan sonraki süreçte Kütahya’da CHP’nin hak ettiği ve gerektiği güce ulaşmasını umut ediyoruz. Kütahya’nın hak ettiği hizmetleri alabilmesi için, hak ettiği gelişmişlik noktasına gelebilmesi için ortak bir siyasi iradenin şekillenmesi lazım, bu da pozitif rekabetle mümkün, CHP ana muhalefet partisinin gücünü artırması, sadece sorunları değil, çözüme de katkı sağlayacak önerilerde bulunması ve kente olan ilgisini artırması bizce çok önemli. Bu sürecin önemli kilometre taşlarından bir tanesi de şüphesiz yerel seçimler. Kütahya yerel seçimlerde geçen dönemde umduğumuz başarıyı elde edemediğimiz bir şehirdi. Kütahya’da büyükşehir olmadığı için merkez ilçe belediyesinin ve ilçelerin durumlarını ayrı ayrı ele almak gerekiyor. Ancak merkez ilçe belediyesinin daha önceki dönemlerde daha önce milletvekilliği de yapmış, daha sonra da önemli bir destekle belediye başkanı seçilmiş olan MHP’den arkadaşımızın zaman zaman siyasette metal yorgunluğu olarak da bilinen belli bir süredir kente ve siyasete ilgisini kaybettiği, ortak akılla yönetme imkanlarını bulamadığı, borçlanma yetkisinin bile belediye meclisinde tartışılmadığı süreçlerin yaşandığı ve kentte ciddi rahatsızlıkların ortaya çıktığı bir süreç yaşanıyor. Biz Kütahya Belediye başkan adayımızı hep birlikte ortak akılla, örgütümüzün tam mutabakatıyla, çok inanarak ve güvenerek belirledik. Ardından yapılan kısa vadeli ölçümlerde de Kütahya’da siyasetteki amiyane tabirle adayımız tuttu. Aday çok toplumsal bir destek görüyor” dedi.

BAŞKANLAR İÇİN ‘BAŞARI KARNESİ’
CHP’li belediyelerin başarılı projelerinde ortaklaştırma, bunların tek tipleştirmesi konusunda çalışmalar yaptıklarını anlatan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, seçimlerle başkan seçilenlere yönelik 3 ayda bir memnuniyet anketi yaparak ‘başarı karnesi’ çıkaracaklarını söyledi.
Özel, “Örneğin sosyal kartların verilmesi, son dönemlerde CHP’li belediyelerin yaptığı düşük gelir seviyesindeki ailelere sosyal yardımların dijital kartlar üzerinden yapılması, esnaf ile şehrin birleştirilerek sosyal kartların içine yapılacak kırmızı et yardımının şehrin kasaplarından alınması gibi çok başarılı uygulamalarımız var. Bunların tek tipleştirilmesi için çalışmalar olacak. Halk kart üzerinden, bunun yanında hem seçilmiş başkanlarımıza, seçilmiş belediye meclis üyelerimize hatta onların yönettikleri belediyelerde diğer partilerden olan belediye meclis üyelerine de bir eğitim setinin verilmesi ve süreç içinde belediye başkanlarımızın ortaya koydukları performansın objektif kriterlerle ölçülmesi, tek tip bir anketle, başkanlarımızın kendine, örgütüne ve şehrine başarı karnesini gösteren 3 ayda bir memnuniyet anketlerinin paylaşılması gibi önemli bir çabanın içerisindeyiz” diye konuştu.
‘1 TANE TRABZONLU, İSTANBUL’A 10 TANE METRO YAPTI’
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistemler ve Çevre Korumadan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin’i çok başarılı bulduğunu ifade eden Özel, şunları söyledi:
“Eskişehir’in yanı sıra Muğla, Tekirdağ ve Çanakkale belediye başkanlarımızın içinde bulundukları ve deneyimleriyle yönlendirecekleri yapının içinde yerel yönetimler konusunda son derece eğitimli, yetkin, partimizin yurt dışında belediyelerine katkı sağlayan, kaynak bulan çok ciddi arkadaşlarımız var. Örneğin, hafif raylı sistem meselesi, gündeme geldiğinde şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyemizin Ulaşımdan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Pelin Hanım, Japonya’da 13 yıl boyunca, hızlı trenlerin başındaki ve bütün dünyadaki raylı sistemler ile hızlı ulaşım araçları noktasında bütün dünyanın emeğine, birikimine, liyakatine saygı duyduğu, onun altında kaşesinin bulunduğu projelerin hızla kredilendirildiği, çok başarılı Türk kadını, Japonya’da aldığı maaşın 8’de 1’ine Ekrem Başkanın ekibinde İstanbul’da çalışıyor. Trabzon’a gittiğimde soruyorum, Ekrem Başkan göreve geldiğinde kaç AK Parti’li milletvekili vardı, 4. Kaç Trabzonlu bakan var, 4 tane, 8. Trabzon Büyükşehir 9, Trabzon merkez ilçe 10. 10 tane AK Parti’li Trabzonlu, Trabzon’a 1 hafif raylı sistem yapamadılar. Ekrem Başkan bu süre zarfında 1 tane Trabzonlu İstanbul’a 10 tane metro yaptı. Bütün sebebi, doğru insanı bulup, doğru projelerle buluşmuş olmak. Pelin Hanım’ın hafif raylı sistemler dediğimizde dünyada en bilinen insan olması. Onun kaşesinin her türlü şirketin fon sağlama noktasında büyük bir güven duymasına sebebiyet veriyor. Kütahya Belediyesi’nin tüm bu birikimlerden yararlanması için elimizden gelen bütün katkıyı yapacağız”
]]>Kız ve erkek öğrencilerin oluşturduğu takımlar, Afyonkarahisar’da başarıdan başarıya koşuyor ve her yıl beldeye altın madalya ve il birinciliği kupaları getiriyor.
Pandemi öncesi atandığı beldede iki ortaokul bulunduğunu, ikisinde de hiçbir sportif faaliyetin olmadığını belirten öğretmen Himmet Kağan Tekin, “Ancak öğrencilerin sportif açıdan muazzam potansiyele sahip olduğunu dönem başında fark ederek, beldede sporun canlanması için girişimlerde bulundum. O günkü şartlarda bir karton kutu içerisinde 2 lastik toptan başka malzemem yoktu. Bu motivasyonumu düşürdü ama vazgeçmedim. Hemen malzeme temini için bağışçı ve sponsor aramaya başladım. Bu konudaki girişimlerim ilk başlarda sonuçsuz kaldı” dedi.
KIZLAR TARLA YOLLARINDA ANTRENMANLA İL BİRİNCİSİ OLDU
Pandemi sürecine girilmesiyle okulların uzun süre kapalı kaldığını hatırlatan Tekin, pandemi sonrası çalışmalarına tekrar başladığını belirterek, “Malzeme eksikliği olduğu için ilk başta en az malzeme gerektiren branşlara yöneldim. Okula hemen bir atletizm-kros takımı kurdum. Bu konuda yetenekli gördüğüm öğrencileri seçtim ve çalışmalara başladım. Öğrencilere uygun ortamı sağlamak için beldenin eğimi az olan tarla yollarında çalışmalar gerçekleştirdik ve o yıl kız takımımız il birincisi oldu. Bu biraz önümüzü açtı. Bundan sonra işler biraz daha kolaylaştı, ancak malzeme yine en büyük sorunumuzdu” diye konuştu.
BİLEK GÜREŞİ MASASINI KENDİLERİ YAPTI
Bilek güreşi müsabakalarına katılmak istediklerini, ancak bilek güreşi masalarının olmadığını anlatan Tekin, “Profesyonel bilek güreşi masaları ise çok pahalıydı. Kaynak bulamadık. Okuldaki hizmetli memurumuz Süleyman Örmeci, demir-kaynak işlerinden anlıyordu. Masanın tasarımını ona gösterdim ve çerçevesini kendimiz üretmeye karar verdik. Atıl haldeki demirlerden masa çerçevesini kaynakladık ve boyadık. Okul müdürümüz Muhammet Mustafa Özçelik ile masa üzerine MDF kestirdik. Bir koltuk kaplama atölyesinde MDF üzerine sünger ve koltuk kumaşı kaplaması yaptırdık ve demir çerçeveye sabitledik. Bu çalışma bizi Türkiye şampiyonasına kadar götürdü. Bir kız öğrencimiz Türkiye 6’ncısı olarak büyük başarı sergiledi. Bilek güreşi müsabakalarında toplamda 36 madalya kazanarak muazzam bir başarı elde ettik” dedi.
KÖY HALKININ BAKIŞ AÇISI DEĞİŞTİ
Bu başarılar sayesinde öğrencilerin ve köy halkının okula bakış açısının da değiştiğini kaydeden Tekin, “Okulumuz bu dönemde takım sporlarında başarılara devam etti. Okulumuz kız futsal takımı, malzeme eksiğimizin çokluğuna rağmen Afyonkarahisar’da 3’üncü olmayı başardı. Futsal ayakkabıları ve dizlik gibi koruyucu malzemeleri olsaydı, merkez okulları ile özel okullardaki gibi doğru zeminde antrenmanlarını yapabilselerdi çok rahat Afyonkarahisar birincisi olup Türkiye şampiyonalarında başarılar elde edebilirlerdi. Bu başarılarla 2022-2023 eğitim-öğretim yılını tamamladık. 2023-2024 eğitim-öğretim yılına da bomba gibi başlayan Akharım Atatürk Ortaokulu öğrencileri, başarıdan başarıya koşmaya devam ediyor” diye konuştu.
13 TAKIM VAR
Şu an Akharım Atatürk Ortaokulu’nda küçükler ve yıldızlar erkek, yıldızlar kız 3 futsal, yıldızlar kız ve erkek dart, yıldızlar kız ve erkek atletizm-kros, yıldızlar erkek grekoromen, kız serbest güreş, küçükler ve yıldızlarda hem kız hem erkek dört bilek güreş takımı olmak üzere toplam 13 takım var. Bu takımlar son iki yılda 58’i altın 200’ü aşkın madalya ve çoğu il birinciliği 10 kupa kazandı. Ancak belde ortaokulunun zemin sorunu nedeniyle futbol, voleybol, basketbol gibi branşlarda takım kurulamıyor.
SU DOLU PET ŞİŞELERLE AĞIRLIK ÇALIŞMASI
Fiziki ve maddi yetersizliklere bağlı birçok ihtiyacı olan öğrenciler, bilek güreşi müsabakalarına hazırlandıkları süreçte ağırlık çalışmalarını su dolu pet şişelerle yaptı. Okulda voleybol filesi olmadığı dönem saman balyası iplerini çekip oynayan öğrenciler, futsal ayakkabısı pahalı olduğundan normal ayakkabılarla maça çıktı. Kız takımı, kaydırmaz hale getirmek için ayakkabı tabanına saç spreyi sıkıp maça çıktı.
AYAKKABI OLMADIĞI İÇİN MÜSABAKALARA KATILAMADILAR
Öğretmen Tekin, yaşadıkları bazı zorlukları ise şöyle anlatı:
“Futsal ayakkabısı çok maliyetli olduğundan temin edemedik ve normal ayakkabı kaydığı için defalarca sorun yaşadık. Ayakkabı tabanını kaydırmaz hale getirmek için saç spreyine kadar her şeyi denesek de soruna çözüm bulamadık ve yarı final maçını kaybederek il üçüncüsü olduk. Güreş müsabakalarında güreş ayakkabısı zorunlu bir kuraldır, ancak temin edemediğimizden müsabakalara katılmamıza izin verilmedi. Öğrencilerimiz rakiplerinden rica ederek her maç öncesi ayakkabı bulup maçlara çıktık ve çeşitli başarılar elde ettik. Okul basketbol ve voleybol sahası zemininin kalkmasından dolayı bu branşlarda eğitim ve çalışma yapmakta çok zorlanıyoruz.”
]]>Futbola 1999 yılında Kayseri’deki amatör takımlardan Kocasinan Yemliha Belediyespor’da (Belsinspor) başlayan deneyimli stoper, burada kısa süre oynadıktan sonra yine amatör küme ekiplerinden Polisgücü’ne transfer oldu.
Profesyonel kariyerine 2002’de Kayseri Erciyesspor’da başlayan İbrahim Öztürk, daha sonra Karamanspor, Kırıkkalespor, Altay, Bursaspor ve Sivasspor formalarını giydi.
İbrahim Öztürk, kariyeri boyunca 2003-2004 sezonunda Karamanspor ile TFF 3. Lig, 2017-2018 sezonunda Altay ile TFF 2. Lig, 2016-2017’de Sivasspor, 2020-2021’de Altay ile TFF 1. Lig ve 2009-2010’da Bursaspor ile Süper Lig şampiyonluğu yaşadı.
Sezona Trendyol 1. Lig ekiplerinden Altay’da başlayan İbrahim Öztürk, ocak ayında TFF 3. Lig 1. Grup’ta mücadele eden memleketinin takımı Talasgücü Belediyespor’a transfer oldu.
Kariyerinde bugüne kadar 569 resmi maça çıkan İbrahim Öztürk, TFF 3. Lig’in 19. haftasında yarın Gümüşhane Sportif Faaliyetler karşısında 570. karşılaşmasına çıkmaya hazırlanıyor.

“HER ŞAMPİYONLUĞUN DEĞERİ FARKLIYDI”
İbrahim Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, futbola başladığı günden itibaren çok çalıştığını söyledi.
Futbol hayatı boyunca farklı duygular yaşadığını belirten Öztürk, şöyle konuştu:
“Bütün liglerde şampiyonluk yaşamak benim için onur verici bir olay. Her şampiyonluğun değeri farklıydı. Gittiğim her takımda başarıya inandım, çalıştım, hep mutlu oldum. Çalışma ve istek olursa sonu başarı oluyor. Hiçbir şampiyonluk kolay elde edilmiyor. Bu süreçler benim için çok kolay geçti diyemem ama her şampiyonluğumda takımımızla inandık ve başardık. Şampiyonluk sonuçta tek kişiyle gelen bir başarı değil. Tüm camianın hatta kentin kenetlenmesiyle gelen bir başarı. Ben bunları yaşadım. Süreçler zor olsa da sonu şampiyonlukla bittiği için gurur verici bir olay.”
İbrahim Öztürk, kariyerini ne zaman sonlandıracağıyla ilgili henüz bir karar vermediğini dile getirdi.
“BİZ FUTBOLLA BÜYÜDÜK”
Fiziki açıdan kendisini eksik hissetseydi futbolu daha önceden bırakabileceğini vurgulayan İbrahim Öztürk, şunları kaydetti:
“Her sezon öncesinde oynayabileceğimi düşündüğüm için devam ediyorum. Türkiye’de eskiden 30’u geçtiğiniz zaman yaşlı futbolcu, 25 öncesi genç futbolcu diye bir algı vardı. Yani bir Türk futbolcu 5 yılda ne yaparsa onunla anılıyordu. Şimdi genç oyunculara çok ciddi önem veriliyor. Ben de bu süreci biraz daha uzatmak istedim. Son transferimde bile yaşın öneminin olmadığını, her zaman, her türlü şartta transfer olunabileceğini gösterdim. Lig farklılıkları olabilir ancak önemli olan devamlılıktır. Benim durumum diğer oyunculara da örnek olur diye umut ediyorum çünkü sevdiğimiz bir iş, kopamıyoruz, biz futbolla büyüdük. Futbolda her türlü duyguyu yaşadım ancak ilerleyen yaşta halen devam edebilme duygusu çok daha farklı.”
“BAŞARI ŞARTA BAĞLI DEĞİL”
İbrahim Öztürk, 42 yaşında halen yeşil sahalarda olmasını 3 nedene bağlayarak, “İyi antrenman, iyi uyku ve iyi beslenme. İnsan bu 3 şeye dikkat ederse sonrası kendiliğinden geliyor. ‘Bu yaşta nasıl oynuyorsun?’ diyenler oluyor. Yeri geliyor maçın sonunda hiç yorulmadığım günler oluyor. Vücuda ne kadar bakarsan o kadar karşılığını alıyorsun.” ifadelerini kullandı.
Talasgücü Belediyespor’a transferine değinen İbrahim Öztürk, takımın ligde kalıcı olmasına katkı için mücadele verdiğini vurguladı.
“BURSASPOR’A ÇOK ÜZÜLÜYORUM”
Süper Lig şampiyonluğu yaşadığı Bursaspor’un durumuyla ilgili de İbrahim Öztürk, “Üzülerek takip ediyorum. Benim Bursaspor’da 7 yılım geçti. Halen Bursa’ya gidip geliyorum. Görüştüğüm çok arkadaşım var. Bursaspor hak etmediği bir süreci yaşıyor. Bursa gibi bir futbol şehrinin takımının, belli bir başarıya ulaştığımız takımın bu duruma düşmesine çok üzülüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
Meryem Demir Güdül
KARNE YÜZDE 100 GÖSTERGE DEĞİL
Güdül, karnenin öğrencilerin bir dönem boyunca sergilemiş oldukları akademik performansın bir göstergesi olduğunu belirterek “Karne, öğrencinin tamamen yetenekleri ya da sahip olduğu çalışma alışkanlıklarının yüzde 100 göstergesi olamaz. Ebeveynlere de bu perspektiften bakmalarını tavsiye ediyorum. Bunu, öğrencinin başarı ya da başarısızlığının bir işareti gibi algılamak eksik olabilir” dedi.
ÇOCUKLA BİRLİKTE KEŞFETMELİ
Güdül, tavsiyelerini şöyle sürdürdü:
– Bence buradaki en önemli mesele öğrencinin nasıl bir gelişim gösterdiği, kendi içerisindeki gelişimi ve aynı zamanda neye ihtiyaç duyduğunu keşfetmek. Yani ebeveynler değerlendirici eleştirel bir gözden ziyade çocukla birlikte keşfetmeli, çocuğu ve onun akademik yaşamını birlikte anlamalı.

İzmir: Balçova ilçesindeki Asil Nadir İlkokulu’nda birinci sınıfta okuyan öğrenciler karnelerini aldı.
KIYAS YAPMAK OLUMSUZ
Ebeveynlerin çocuklarını bir başka çocukla kıyaslamaması gerektiğini belirten Güdül, şunları söyledi:
– Ebeveynlerin çocuklarını diğer çocuklarla kıyaslamaları ya da karne sonuçlarına göre onlara yönelik cezalandırıcı hatta ödüllendirici davranışları ne yazık ki çocuklar üzerinde olumsuz etkiler gösteriyor. Çünkü diğerleriyle kıyasladığımız zaman başarı kontrol edilemez bir hale dönüşüyor. Kontrol edemediğiniz bir şey üzerine çalışmakta çok anlamlı değil.
– O yüzden ebeveynler, çocukların kendi başarıları içerisinde ve kendi gelişimleri üzerine odaklanmalı. Böyle olduğu zaman çocuklar daha az kaygı yaşayıp süreçle ilgili daha fazla kontrol hissine sahip oldukları için çalışma motivasyonları artabilir.
ÇOCUĞA OLUMLU GERİ BİLDİRİMLER VERMELİ
Çocuklara ödül vermenin çok doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Güdül, sözlerine şöyle devam etti:
– Bazı ebeveynler bu karne sürecine bağlı olarak çocuklarını ödüllere boğabiliyor. Ne yazık ki çocukların başarılarına yönelik ödüllendirmelerde istediğimiz başarıyı ya da istediğimiz davranışın kalıcılığını yakalayamayabiliriz. Çünkü ödül vermek çocukların aslında doğal olarak yaptığı bir şeyi dıştan kontrol etmek anlamına gelir ve ödüller sürekli sürdürülemez. Ödüllerin her zaman çocuk için aynı değeri taşıması mümkün olmayabilir. Ebeveynler çocuğun performansına ilişkin olumlu geri bildirimler vermeye özen göstermeli.

Kırklareli Atatürk İlkokulu’nda da öğrenciler karne heyecanı yaşadı.
– Buradaki anahtar nokta davranışlara ilişkindir, kişiliğine ilişkin değil. Mesela çok zekisin gibi geri bildirim çocuğun kontrol edemeyeceği bir şey üzerine geri bildirimdir ve çocukta başarısız olduğunda zeki değilim gibi bir algı yaratabilir. Bu da ne yazık ki çocukların daha çok kaygı yaşamasına ve çalışmaktan uzaklaşmasına yol açabilir. O yüzden yeterince çaba harcadın, bu dönem çalışmakta çok ısrarcı oldun, zorlansan bile çalışmayı sürdürdün gibi davranışlarına yönelik geri bildirimler yapılmalı.
– Buna bağlı olarak da elbette ki ödüllendirme süreci olabilir. Bunu kendisinin istediği bir süreçte ve davranışıyla ilişkilendirmeden yaşadığı zor dönemin sonunda keyifli bir ara tatili gibi düşünmek işlevsel olacaktır. Bu arada cezalandırmak hiç iyi bir yöntem değil, çocuklarımıza ceza vermek onların bize daha çok öfkelenmesine ve sürece ilişkin olumsuz bir tutum geliştirmesine yol açabilir. Bu nedenle çocuklar okuldan uzaklaşabilir diye konuştu.
KESİNLİKLE CEZALANDIRICI-YARGILAYICI OLMAYIN
Bazı öğrencilerin özel öğrenme güçlükleri olduğunu söyleyen Güdül, ailelere dönük uyarılarını sürdürdü:
– Bazı öğrenciler ne kadar odaklansa da öğrenmeyle ilgili yaşadıkları zorluklar gibi faktörlere bağlı olarak başarısızlıkları olabiliyor. İşte burada ebeveynler eleştirel tutumdan ziyade keşfedici bir tutum içerişinde olup çocuğun yaşadığı başarısızlığın kaynaklarını birlikte keşfetmeli. Eğer burada psikolojik süreçler yani kaygı, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü gibi durumlar söz konusuysa bunlarla ilgili de yardım almaları çocuğun akademik başarısını artırmada oldukça etkili bir yöntem olabilir.
– Velilerin kesinlikle yapmaması gereken şey cezalandırıcı yargılayıcı bir tutumdur. Aynı zamanda hiç önemsememek, boş vermek ya da başarısızlıkları görmezden gelmekte bir o kadar kötü. Burada yapılması gereken şey buna yeterince önem vermek, bunun önemli bir gösterge olduğu, başarılı durumların takdire açık başarısız durumların ise gözden geçirilip birlikte çözülecek sorunlar olarak değerlendirilmesi en ideal çözüm olabilir.

Karabük: Şehit Mehmet Dinçel İlkokulu’nda okuyan öğrenciler karnelerini aldı.
ARA TATİL İÇİN BİRLİKTE HEDEF BELİRLENEBİLİR
Özel gereksinimli çocukların kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini bildiren Güdül, ara dnem içinse şu tavsiyeleri sıraladı:
– Ara dönemde tamamen derse odaklanmak ya da tamamen tatil gibi iki uçlu seçenekten ortalarda olmayı daha çok öneriyorum. Burada yapılacak şey şu; karnenin sonucuna bağlı olarak çocuğun ihtiyaçları üzerine konuştuktan sonra çocukla birlikte ara tatil için bir hedef belirlenebilir. Bu ara tatilde çocuk neleri yapmak istiyor, ebeveyninden ne bekliyor? Bunlar konuşulmalı. Mutlaka tembel gün diye tanımlayabileceğimiz, çocuğun hiçbir şey yapmadığı, tamamen özgürce oyunlar oynadığı bir gün sağlanması çok önemli.
– Bunun dışında çocuğun ihtiyaçlarına bağlı olarak bir plan ve program çerçevesinde ebeveynin de beklentisine uygun şekilde bir planlama yapabilirler. Çocuklarımızı evde ders çalışmaya zorladığımız zaman muhtemelen ekrana yöneltmiş olacağız. Onun yerine ders çalışmanın, eğlencenin ve sosyalliğin yer aldığı bir program çok daha işlevsel olur.
]]>Süper Lig takımlarından Antalyaspor’un yönetim kurulu üyeleri ve başkanı Sinan Boztepe, gazetecilerle bir toplantı gerçekleştirdi.
Başkan Boztepe, gazetecilere yaptığı açıklamada, FIFA’nın verdiği üç dönemlik transfer yasağının yaklaşık 200 bin Euro ödeme yapılması halinde kaldırılabileceğini belirtti:
Transfer yasağı, küçük geçmişten gelen birkaç mahkemelik olay vardı ve sonuçlandı. Çok ciddi rakamlar da değil, yaklaşık 200 bin Euro civarı bir ödeme yapıldığı takdirde ceza kalkıyor. Kısa vadede zaten ihtiyacımız olduğu kadar ödenecek bir transferin engeli diyelim buna. Transfer engelini kaldıracağız. Çok önemli bir detay değil. Sonuçlanmasını beklediğimiz bir Luiz Adriano dosyası var. O da muhtemelen yakın zamanda sonuçlanır. Sonuçlanmasına göre hareket edeceğiz.
“TRABZONSPOR MAÇI ÖNEMLİ”
Başkan Sinan Boztepe, bu hafta sonu Trabzonspor ile yapacakları maçta hedeflerinin 3 puan almak olduğunu belirtti. Boztepe, “Trabzonspor maçına çok iyi bir şekilde hazırlandık. İnşallah üç puanla ayrılacağız. Önemli bir maç. Önemli bir galibiyet olacak bizim için. Heyecanlıyız. İnşallah başarılı bir sonuçla üç puanı alacağız” ifadelerini kullandı.

Nuri Şahin’in yerine teknik direktörlük görevine getirilen Sergen Yalçın hakkında sorulan bir soruya Boztepe şöyle yanıt verdi:
Sergen Yalçın adaptasyon zamanını doldurmak üzere, takımı, yönetim olarak bizleri ve şehri iyi şekilde tanıdı. Tanımaya da çalışıyor. Takım da daha iyi durumda. Pendik’ten bir üç puan aldık. Zorlu şartlarda, zorlu hava şartlarında özellikle iyi bir üç puandı. Şans da yanımızdaydı. İnşallah Trabzonspor maçında da aynı şey olur.
TRANSFER PLANLARI: 2 DEFANS, 1 KANAT
Antalyaspor’un başkanı Sinan Boztepe, takımın daha iyi konumlara gelebilmesi için transfer planları yaptıklarını ifade etti.

Boztepe konuyla ilgili olarak, “Antalyaspor’un olması gerektiği yerlerde olması için ve başarılı olması için çalışıyoruz. Bu sebeple de zaten Sergen hocamızla da birbirimizi tamamladığımız ve aynı düşüncede olduğumuz için anlaştık. İnşallah başarıya devam edeceğiz. Sergen hoca futbol şubeyle bu konu üzerinde yoğun bir toplantı yapıyor. Toplantımız olacak ve illa ki beklentileri olacak. Çünkü daha önce Nuri hocayla da aynı böyle ihtiyaçları görmüştük. İhtiyaçlar varsa gördüğü noktalarda çalışmalar yapacağız. Şu an bir sol defans, bir stoper, bir de muhtemelen sağ kanat diye düşünüyorum ben. Orta sahada değerli oyuncularımız var. Orta saha oyuncularımız değerli ama Sergen hocanın oyun biçimi ve tabii ki sistemi farklı. Burada bir açıklık hissettiysek konuyu dile getirecektir zaten” şeklinde konuştu.
Boztepe, takımın başarısını artırmak adına gerekli transferlerin yapılacağını vurguladı. Teknik direktör Sergen Yalçın’ın futbol şubesiyle bu konuda yoğun görüşmelerde bulunduğunu belirten Boztepe, takımın ihtiyaç duyduğu pozisyonlarda transferler yapacaklarını sözlerine ekledi.
SERGEN YALÇIN’IN BONUSLARI
Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe, teknik direktör Sergen Yalçın ile Türkiye Kupası’nı kazanmaları ve ligi ilk dört sırada tamamlamaları durumunda bonus anlaşmaları olduğunu açıkladı.
Boztepe, “Sergen hocayla Ziraat Türkiye Kupası için bir anlaşma yaptık. Bu tamamen benim kişisel teklifimdi. Bunun bedelini de bir yöneticimiz karşılayacak. Antalyaspor’a herhangi bir maliyeti olmayacak. Ligi ilk dörtte bitirmemiz dahilinde de yine bir bonusu vardı. Sergen hoca biliyorsunuz başarılı ve iddialı bir hoca. Biz de iddialı bir kulübüz. En azından biz iddialı bir yönetimiz. Bundan sonra da iddialı bir şehir olacağız. İnşallah o hedefler doğrultusunda o başarıya ulaşacağız” dedi.
“SERGEN HOCA GENÇLERİ OYNATIR”
Ayrıca Boztepe, Sergen Yalçın’ın genç oyuncuları göz ardı ettiği iddialarına cevap verdi. Boztepe bu konuda, “Bu çok doğru bir bilgi değil. Sergen hoca zaten normal şartlarda gençleri oynatan, kadroda yeterliliğine inandığı, başarıyla oynayabileceğine inandığı bir oyuncu olduğu müddetçe sadece para kazanmak amaçlı öyle şeyler yapmayacağına ben kendi adıma o kadar emin bir şekilde cevap verebilirim” ifadelerini kullandı.

SARIC’İN BONSERVİSİ, LEITE’NİN PERFORMANSI
İtalya Serie B ekiplerinden Palermo’dan kiralanan orta saha oyuncusu Dario Saric’in bonservisini satın alacaklarını açıklayan Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe, kaleci Helton Leite’nin performansı karşısında kendilerinin de şaşırdığını söyledi:
“Saric’in bonservisini alacağız. Saric çok değerli bir oyuncu. Sakatlıktan çıkan kalecimiz Helton Leite’nin durumunu ben hala merak ediyorum. Çünkü güçlü bir karakter ve güçlü bir fizikle çıktı. Hiç beklemediğimiz performansı gösteriyor. Bu hepimiz için sürpriz oldu.”
Ara dönemde hastalığı veya daha doğrusu sakatlığı devam eder diye tedbirler alıyorduk. Çünkü çok riskli bir sakatlığı var. Allah etmesin yani transfer dönemi kapandıktan sonra yine bir sakatlık yaşarsa bu bizim istediğimiz başarı hedefinde çok lehimize olacak bir durum değil.
“Aleyhimize bir durum oluşturur. Bunun da değerlendirmelerini yapıyoruz. Yedek bir kaleci almamız gerektiğini ben kendi adıma düşünüyorum. Herhangi bir yaşadığı aksaklıkta yerini dolduracak bir kalecimiz olması lazım” ifadelerini kullandı.
YENİ YABANCI KURALINA ONAY
Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe, TFF’nin yeni yabancı kuralı hakkında da görüşlerini dile getirdi.
Boztepe, “Yabancı sınırlamasıyla alakalı pazartesi günü Kulüpler Birliği toplantısı var. Bu durumların hepsi yayıncı kuruluş ihalesi, Passolig ve yabancı sınırlamalar. Hepsi tekrar konuşulacak. Ben de orada olacağım. Ben doğru buluyorum. Yerli ve milli diyorsak doğru bulmalıyız. Bunu şimdi bir şey konuşup da başka bir şeyin arkasında durmak mantıklı değil. Ben yerli ve milli oyuncular diyorum. Çok ciddi paralar veriyoruz yabancılara. En azından sınırlamalara göre hareket edilir. Yani Türk ve gerçekten de gençlerimiz fırsat bulur. Fırsat bulmak zorunda kalır yani. Mecburiyetler var” şeklinde cevap verdi.
]]>Kılıç, Türk hentbolunun 2023 yılı performansını ve geleceğe yönelik hedeflerini değerlendirdi. 2024 yılı için hazırlıklar yaptıklarını belirten Başkan Kılıç, “2023 bizim açımızdan çok verimli ve yoğun geçti.” ifadesini kullandı.
17 Yaş Altı Kız Milli Hentbol Takımı’nın geçen yıl B Klasman Avrupa Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanarak A klasmanına yükselmesini anımsatan Kılıç, “Kızlarımızın bu başarısı, beklentilerimizden önce gerçekleşti. Özellikle kadınlarla ilgili çalışmalarımızla öne çıktığımızı görüyorum. Bildiğim kadarıyla kadın kurulu olan ilk federasyonuz. Çünkü kadınların erkeklerle eşit sayılarda temsil edilmesinin spor federasyonları için önemli olduğunu düşünüyorum. Bizde sporcu sayısı ve takım sayısı olarak baktığınızda bu eşitlik çok yakın.” dedi.

“BELKİ TARİHİMİZDE İLK DEFA YAKINIZ”
Kadın ve erkek A milli takımlarının Avrupa ve Dünya Şampiyonası finallerinde henüz yarışamamış olmalarına rağmen başarılı olma yolunda olduklarını ifade eden Kılıç, “Hem kadın hem erkek A milli takımlar düzeyinde bugüne kadar Avrupa ve Dünya Şampiyonası finallerinde yarışamadığımız için başarılı olamadık ama o yoldayız. Özellikle A Milli Kadın Takımı şu an Avrupa Şampiyonası grup elemeleri oynuyor. Belki de tarihimizde ilk defa şampiyona finallerine bu kadar yakınız.” şeklinde konuştu.
Ayrıca, A Milli Kadın Takımı’nın Bulgaristan ile şubat sonu ve mart başında iki maç yapacağını belirten Kılıç, “Bu iki maçı alırsak Avrupa Şampiyonası finaline gitme yolunda çok büyük bir avantaj elde edeceğiz. İnşallah bir tarih yazacağız ve bu tarih devam edecek. Hem erkeklerde hem kadınlarda sürekli olarak finallerde olmalıyız. Daha sonra madalya kovalamalıyız. Türkiye için en nihai hedef olimpiyatlarda yarışan bir hentbol olmalı.” ifadelerini kullandı.
“KONYAALTI İVME KAZANDIRDI”
Türkiye Hentbol Federasyonu Başkanı Uğur Kılıç, Konyaaltı Belediyespor Kadın Hentbol Takımı’nın EHF Avrupa Kupası’nda elde ettiği tarihi başarıya dikkat çekti.
Kılıç, bu başarının ardından diğer kulüplerin de benzer başarılar elde edebileceğini vurgulayarak, “Konyaaltı Belediyespor, maç da kaybetti ama hiç yılmadı, sonuna kadar mücadele etti. Meşakkatli bir yoldan geçerek bu kupayı kazandı. O yüzden Konyaaltı Belediyespor bir ilki gerçekleştirdiği için hentbola farklı bir ivme kazandırdı. Diğer takımlarımızın da bu hedefleri başarabilme tutkusu ve çalışması içerisinde olabileceğini gösterdi. Bu başarı EHF tarafından da çok ses getirdi. İnşallah diğer takımlarımız da bu yolda ilerleyecek. Keza şu an aynı kupada son 16 turunda Armada Praxis Yɑlıkɑvɑkspor ile Yenimahalle Belediyespor eşleşti ve birisi çeyrek finalde devam edecek. EHF Kadınlar Avrupa Kupası’nda tekrar bir başarı kazanılabilir.” şeklinde konuştu.
EHF Avrupa Kupası erkekler kategorisinde Beşiktaş Safi Çimento’nun da son 16 turuna kaldığını söyleyen Kılıç, “Hedefleri finale çıkmak. Konyaaltı Belediyespor’un elde ettiği başarıyı devam ettireceklerini düşünüyoruz. Bu inşallah milli takımlara da sirayet edecek. Federasyon olarak en büyük hedefimiz A milli takımlar ile Avrupa ve dünya şampiyonalarında madalya peşinde koşmak.” dedi.
ÜÇ BÜYÜK KULÜBE ÇAĞRI
Altyapıya yoğun yatırım yaptıklarını belirten Kılıç, “Şu anki kulüplerimize hentbola katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz ama daha fazla kurumsal ve camia kulüplerine ihtiyacımız var. Öncelikle Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor olmak üzere bütün camia kulüplerinden hentbola yatırım yapmalarını bekliyoruz. Yanı sıra diğer branşlarda olduğu gibi hentbolun ilk kurulduğu yıllarda da var olan Halkbank gibi kurumsal takımların hentbola yatırım yapması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
]]>