Sahil şeridindeki Atatürk Parkı’nda yürüyüş yapan kişi, çöp konteynerinin yanında kundağa sarılı bebek olduğunu görünce durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi.
İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Bebek, tedavi için Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.
Erkek bebeğin, tedavisinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce koruma altına alınacağı öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunus Emre Y. idaresindeki 55 ZP 545 plakalı otomobil, Çarşamba- Salıpazarı kara yolu Alibeyli Mahallesi’nde yol kenarına devrildi.
Kazada otomobil sürücüsü ile araçta bulunan Yasin Y, Cemil Y, Ümit Ş, Sebahat Ş. ve 1 yaşındaki Uras Y. yaralandı.
Yaralılar, ihbar üzerine gelen 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından Çarşamba Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Durumu ağır olan Uras bebek, buradaki müdahalenin ardından Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne sevk edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İSTANBUL)Yenidoğan Çetesi Davası’nın duruşması 3’üncü gününde Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanıkların savunmalarıyla devam ediyor. Telefon görüşmelerinde Kaya bebek için, “Fişi çek” dediği ileri sürülen sanık doktor Rıza Keykubad’ın baba olduğunu, çocukları olduğunu söylemesi üzerine Mehmet Hanifi Kaya’nın avukatı, “Benim müvekkilim çocuğunu morgtan bisküvi kutusunda almış bir babadır” diyerek sanığın savunmasını kabul edemediğini söyledi.
Yenidoğan Çetesi Davası’nda 22’si tutuklu 47 sanığın yargılandığı duruşma 3’üncü gününde Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. 22 tutuklu sanık cezaevinden getirilirken 20 tutuksuz sanık ve taraf avukatları duruşmada hazır bulundu. Duruşmaya, 2 sanık ise SEGBİS yöntemiyle bağlandı. Duruşmayı, çok sayıda avukat ve basın mensubu takip ediyor.
Kaya bebek için “Fişini çek” dediği öne sürülmüştü
Kaya bebek hakkında, “Fişini çek” dediği ileri sürülen tutuklu sanık doktor Rıza Keykubad, mahkemedeki savunmasında, “Dosyadaki olaylarla alakam olmamasına rağmen sanık olarak karşısınızda bulunmam beni kahretmektedir. Aylardır tutukluyum. Soruşturma aşamasında beni dinlemediler. Hiç görmediğim bir bebeğin ölümünden sorumlu tutuluyorum. Türk adaletine güveniyorum, haksız tutukluluğumun sonlanacağına inanıyorum. Benim Kaya bebeğin vefatıyla ilgili hiçbir alakam yoktur. Maddi veya manevi hiçbir menfaatim yoktur. İki aydan fazladır tutukluyum haksız yere” dedi. Keykubad savunmasının devamında şunları söyledi:
“Ben hiçbir zaman Güney Hastanesi’nde çalışmadım. Doktoru olmadım. Diplomam Güney Hastanesi’ne kayıtlı değil. Kaya bebeği hiç görmedim. Müdahale yapmadım. Tedavi yapmadım. 2023 yılının Kasım ayının ikinci haftasında benimle iletişime geçerek part time çocuk doktoruna ihtiyacı olduğunu söyledi. Eşim Duygu Hastanesi’nde çalışıyordu. ‘Süreç sürüncemede kalınca size haber vereceğim. Sizin için uygunsa Hilda hanım işe başlayabilir’ dedi.
“Bizim bebek Kaya’dan haberimiz bile yoktu”
Kaya bebeğin vefatından sonra denetim olacağını düşündükleri için doktor arayışındalarmış meğerse. Eşim bu tarihte Güney Hastanesi’nde çalışmıyordu. Ben hiçbir delil olmaksızın suçlu ilan edildim. Kaya bebeğin vefat edeceğini düşündükleri için denetimler öncesi doktor aradıklarını konuştukları tapelerde mevcuttur. ‘Çözeceğiz, halledeceğiz’ diye kendi aralarında konuşuyorlar. 13 Kasım 2023 tarihinde konuşuyorlar kendi aralarında. Mert Özddemir, ‘çözeceğiz’ diyor. Bebek Kaya’nın değerleri çok yüksek olması sebebiyle vefat ediyor. Denetimlerden kurtılmak için doktor arıyorlar. Birkaç kişiyle görüşüyorlar. En son eşimin orada başlamasını kararlaştırıyorlar. Bebek 15 kasım da ex oluyor. (ölüyor) Başhekim ’17’sinde başlayabilirsin’ diyor. Bizim bebeğin ölümünden haberimiz bile yok. Bebek kaya ex olmadan birkaç saat önce eşimin sigorta kaydı yapılmıştır. Part time olarak eşimin çalışacağı konusunda anlaştılar. Yenidoğan doktoru diye anlaşmadık biz. Benim yenidoğanla ilgili hiçbir anlaşmamız olmadı. Bizim part time anlaşmamız 1 saatti. 1 saatte nasıl yenidoğana bakalım bunu sorarım.
“Bebek tedavi görürken biz çalışmaya başlamamıştık zaten”
Kaya bebekten sonra iyi ki de denetim gelmiş. Denetimde her şeyi açık bir şekilde yazmışlar. Ne benim ne de eşimin adı geçiyor o raporda. ‘Hilda da geldi müdahale etti’ diyeceğim ben orada diyor halbuki böyle bir şey yok. Ne eşim ne de ben bu bebeği görmedik. Hiçbir bilgimiz yoktur. Bebek tedavi görürken biz çalışmaya başlamamıştık zaten.
“Tüm işlemler Şehmus Çelik adınadır”
Denetim raporunda bizim üstümüze oyun oynandı. Ayın 15’inde doktor Şehmus Çelik’in 3 yıldır sorumlu olduğu yazıyor. Benim eşim ise 19-20 arası sorumlu ifadeleri geçiyor. Sağlık Bakanlığı resmi sisteminden de görebilirsiniz. Yukarıda Allah var bize oynadılar bu oyunu. Biz yabancı olduğumuz için mi bu oyun oynandı bilmiyorum onu. Bebeğin epikirizi dosyada mevcuttur. Tüm işlemler Şehmus Çelik adınadır. Ben 4 aydır tutukluyum. Tek sebebi 3 hemşirenin kendi aralarında benim hakkımda dedikodu yapması. Ben sadece bunun üzerine tutuklandım. Fırat Sarı ve İlker Gönen’le hiçbir zaman çalışmadım.”
“Müvekkilim çocuğunun cenazesini bisküvi kutusunda almış bir babadır”
Sanığın baba olduğunu, çocukları olduğunu söylemesi üzerine Mehmet Hanifi Kaya’nın avukatı, “Benim müvekkilim çocuğunu morgtan bisküvi kutusunda almış bir babadır” diyerek sanığın evladından bahsettiği savunmasını kabul edemediğini söyledi.
SÜRECEK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi’nden 30 Eylül’de açıklanan verilere göre, İsrail ordusu bu 1 yıl içinde yaklaşık “3 bin 650 katliam” işledi. Bu katliamlarda, yaklaşık 17 bini çocuk, 11 bin 378’i kadın ve 13 bini erkek olmak üzere 41 bin 870 kişi hayatını kaybederken, 97 bin 166 kişi yaralandı. Enkaz altında ya da kayıp olan 10 bin kişinin cesedine ise hala ulaşılamadı. Bu haliyle ölenlerin yüzde 42’sini çocuklar, yüzde 27’sini kadınlar, yüzde 31’ini de erkekler oluşturdu.
EN AĞIR BEDELİ ÇOCUKLAR ÖDEDİ
İsrail saldırılarının en ağır bedelini çocuklar ödedi. Saldırılar sırasında doğan 171 bebek yaşama şansı dahi bulamadan öldü. Henüz 1 yaşını doldurmamış 710 bebek de saldırılarda hayatını kaybetti. Enkaz altından çıkarılan fetüsler bile oldu. 25 bin 973 çocuk anne ve babasını ya da ikisinden birini kaybetti. Hastanelerde ortaya çıkarılan 7 toplu mezarda 520 Filistinlinin cansız bedenine ulaşıldı.

902 AİLE NÜFUSTAN SİLİNDİ
İsrail’in saldırılarında yüzlerce ailenin tüm fertleri hayatlarını kaybederken, binlercesinin ise sadece bir ya da 2 ferdi hayatta kalabildi. Medya Ofisinin 2 Ekim tarihli yazılı açıklamasına göre, bir yıldır devam eden soykırım sırasında tüm fertleri ölen 902 aile nüfustan silindi, 1364 ailenin sadece bir ferdi, 3 bin 472 ailenin ise sadece 2 ferdi hayatta kaldı. Gazze Şeridi’ne açılan sınır kapılarını 5 aydır kapalı tutarak sıkı bir abluka uygulayan İsrail, hayatta kalan Filistinlilere karşı da açlık, yetersiz beslenme ve ilaç eksikliğini silah olarak kullandı. Bir yılda çoğu çocuk 36 Filistinli açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti. 3 bin 500 çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 71 bin 338 kişi sürekli yerinden edilme ve göç nedeniyle hepatite, 1 milyon 737 bin 524 kişi de çeşitli salgın hastalıklara yakalandı. 10 bin kanser hastası Gazze’de tedavi imkanı olmaması nedeniyle her an ölüm riskiyle karşı karşıya. Saldırılarda yaralanan 12 bin Filistinli ile 3 bin hastanın ise Gazze dışında tedavi edilmesi ihtiyacı doğdu.

DOKTORLAR İŞKENCE SONUCU HAYATINI KAYBETTİ
İsrail ordusu, uluslararası hukuku hiçe sayarak hastaneler ve sağlık çalışanlarını özellikle hedef aldı. Böylelikle, hastalar ve saldırılarda yaralanan Filistinlilerin tedavi imkanlarını da ellerinden aldı. Saldırılar nedeniyle 34 hastane ile 80 sağlık merkezi hizmet dışı kaldı, 162 sağlık kuruluşu zarar gördü, 131 ambulans da kullanılamaz hale geldi. 986 sağlıkçı hayatını kaybetti, 310 sağlıkçı ise alıkonuldu. İsrail’in alıkoyduğu doktorlardan bazıları İsrail hapishanelerinde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybetti. Bunların başında bölgenin en tanınmış ortopedi cerrahlarından biri olan Adnan el-Burş ile kadın doğum uzmanı İyad er-Rantisi geldi.

OKUL VE ÜNİVERSİTELER YERLE BİR EDİLDİ
İsrail’in sürdürdüğü soykırımın en önemli boyutlarından biri de eğitim sistemine uygulanan “soykırım” oldu. İsrail kasıtlı şekilde Gazze’deki okul ve üniversiteleri yerle bir ederek bir nesli eğitimsiz bıraktı. Filistin verilerine göre, 7 Ekim 2023’ten önce Gazze Şeridi’nde 17 üniversite ve kolejin yanı sıra 800 bin öğrencinin eğitim aldığı 796 okul bulunuyordu. İsrail ordusu, saldırılarıyla bu okulların 125’ini tamamen, 337’sini ise kısmen yıktı. Böylelikle okul binalarının yüzde 93’ü tamamen ya da kısmen yıkılmış oldu. Medya Ofisinin verilerine göre, İsrail saldırıları sonucu Gazze’de ilköğretim ve lise çağındaki 11 bin 500 öğrenci, 750 öğretmen ve eğitim alanında çalışan kişi ile 115 üniversite hocası ve akademisyen katledildi.
Bölge halkı yanlarına alabildikleri eşyalarıyla güvenli gördükleri yerlere göç ediyor
ALT VE ÜST YAPI TAHRİP EDİLDİ
İsrail, 1 yılda 85 bin ton patlayıcı kullanarak Gazze’de taş üstünde taş bırakmadı. Bu saldırılarda, evler, hükümet binaları, tarihi eserlerin yanı sıra elektrik ve su şebekeleri de kullanılamaz hale geldi. Medya Ofisine göre, 611 cami tamamen, 214 cami kısmen, 150 bin konut tamamen, 200 bin konut kısmen yıkıldı, 80 bin konut ise kullanılamaz hale geldi. 201 kamu dairesi, 206 tarihi eser ve sit alanı ve 3 kilise de İsrail saldırılarının hedefi oldu. 36 spor tesisi ve stat ile 700 su kuyusu hizmet dışı kaldı.

MEZARLARIN İÇİNDEN CESETLER ÇALINDI
Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı, 5 Ekim’de yaptığı açıklamada, Gazze genelindeki 1245 caminin yüzde 79’unun yıkıldığını, 60 mezarlıktan 19’unun kasıtlı ve sistematik olarak hedef alındığını, mezarların kazılarak onlarca cesedin çalındığını ve vücut bütünlüklerinin de bozulduğunu belirtti. Açıklamada, bakanlığın 238 görevlisinin İsrail ordusunca öldürüldüğü, 19’unun alıkonulduğu aktarıldı. Alt yapıda ise 3 bin 130 kilometrelik elektrik, 330 bin metrelik su, 655 bin metrelik kanalizasyon şebekesi ile 2 milyon 835 bin metrelik yol ağı tahrip edildi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 3 Ekim’de Katar’ın başkenti Doha’da “Spor diplomasisi” başlığıyla düzenlenen Asya İşbirliği Diyaloğu (AİD) Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, İsrail ordusunun “vahşi soykırım savaşında spor tesisleri dahil Gazze Şeridi’ndeki altyapının yüzde 90’ından fazlasını yok ettiğini” söyledi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İlk kez anne olacak olmanın heyecanını yaşayan Neslihan Atagül, bebeğinin cinsiyetini sevenleriyle paylaştı.
Neslihan Atagül, bebeğinin cinsiyetini İtalya’da konuk olduğu ‘Verissimo’ programında açıkladı.
ERKEK GELİYOR
Kadir Doğulu ile evli olan Neslihan Atagül, erkek bebek beklediğini açıkladı.
Neslihan Atagül, bebeğinin ismine dair herhangi bir detay vermedi.
İLGİLİ HABERKate Winslet cinsel isteğini artırmak için tedavi oluyor
BEBEK BEKLEDİĞİNİ BÖYLE DUYURMUŞTU
Neslihan Atagül, bebek beklediğini şu sözlerle duyurmuştu:
Bir süre daha bu ‘mutluluğumuzu’ mahrem tutmak isterdik. Hakkımız da buydu açıkçası… Velhasılkelam; biz mutluyuz, memnunuz ve iyiyiz.

Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hamilelik süreci birçok kadın için farklı bir şekilde geçer. Kimi kolayca sürecini tamamlarken kimi de zorluklar ve sıkıntılar içinde bunalarak tamamlayabilir.
Hamilelikte ruh sağlığı, hormonlar ve çevre anne adayının doğum süreci boyunca etkili olur.
Anne adaylarının en büyük problemlerinden biri de bilimsel olmayan söylentilere inanarak hareket etmeleridir. Herkesin anne adayının iyiliğini düşünerek söylediği şeyler bilimsel değilse geri dönüşü olmayan yollara itebilir.
Bunları engellemek için anne adaylarının doktorlar ve bilimsel bilgiler haricinde her söyleneni ciddiye alması çok sağlıklı bir durum değildir.
Bu yazımızda tam da bu problemle ilgili hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışları ele aldık. İşte hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışlar…

1. ”Anne adayı 2 kişilik yemek yemelidir”
Uzmanlar bu düşüncenin hatalı bir beslenme şekli olduğunu nitelendiriyor.
Anne adayının doyacak kadar sağlıklı beslenmesi yeterlidir.
2. ”Bebeğin çok saçı varsa hamilelik dönemi bulantılarla geçer”
Bu düşünce doğru değildir. Bulantı durumu hamileliğin ilerleyen haftalarında bebeğin diyafram ve mideye baskı yapmasından kaynaklı yaşanır.
3. ”Hamile kadın aşerdiği gıdayı tüketmezse bebeğin bir uzvu eksik olur”
Bu düşünce de doğru bilinen yanlışlardandır. Aşermek psikolojik bir durumdur.
Anne adayının aşerdiği gıdayı tüketme imkanı yoksa da çocuğun herhangi bir uzvunun eksik olacağına inanmak doğru değildir.
5. ”Anne güzelleşirse erkek, çirkinleşirse kız olur”
Yaygın olan bu inanış doğru değildir. Anne karnının aldığı şekil bebeğin cinsiyeti hakkında bir şey ifade etmez çünkü hamilelik sürecinde karın şekli değişkenlik gösterebilir.
6. ”Gebeyken hiç hareket etme yoksa bebek zarar görür”
Bu düşünce yanlıştır. Riskli bir gebelik süreci yoksa anne adayı aşırı hareketler yapmadan gerekli hareketlerle vücudunun esnekliğini artırarak hamilelik sürecine hazırlıklı olmalıdır.
7. ”Bebekler hiçbir şey hissedemezler”
Bu yaklaşım da doğru değildir. Bazı bebekler döllenme sürecinden itibaren bazen de 20. haftadan itibaren dışarıyı hissetmeye başlarlar.
8. ”Anne bebeğin doğumdan sonra hemen karşılaşması önemli değildir”
Bu inanç da doğru değildir. Doğum şekli ne olursa olsun bebeğin hayatının güven ve kalitesi için anne ve bebeğin en kısa sürede kavuşması son derece önemlidir.
Aşağıya bıraktığımız videodan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz…
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sevilen şarkıcılardan Ece Seçkin, 2 ay önce hamile olduğunu öğrendi.
Ancak başarlı ismin bu sevinci uzun sürmedi…
Bebeğini kaybeden ve apar topar hastaneye kaldırılan Seçkin, ameliyata alındı.
“BU DURUMU BİLMENİZİ İSTEMEZDİM”
Yaşadığı bu üzücü olayın ardından sosyal medya üzerinden bir açıklama yapan Seçkin, “Ameliyatım başarılı geçti arayan herkese çok teşekkür ederim telefonlara geri dönüş yapamadıklarımdan özür dilerim. Konserimi iptal etmek zorunda kalmasaydık bu durumu bilmenizi istemezdim” dedi.

“ALLAH’IN DEDİĞİ OLUR”
Günler sonra ortaya çıkan Ece Seçkin yaşadığı üzücü olayı anlattı ancak konuşmakta bile zorlandı. Ünlü şarkıcı “Hayatımın en kötü yazıydı. Derinden sarsıldık, çok üzüldük. Hayata tutunmaya çalışıyorum. Her şeyin bir sebebi var. Allah’ın dediği olur.” ifadelerini kullandı.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MARDİN’in Kızıltepe ilçesinde genital bölgelerinde kanlanma teşhisi ile doğan Fatma isimli bebek, ambulans helikopter ile Diyarbakır’a sevk edildi.
Kızıltepe Devlet Hastanesi’nde Yenidoğan Yoğun Bakım Servisi’nde genital bölgelerde kanlanma (Penil Nekroz) teşhisi ile doğan 1 günlük Fatma Özdemir’in, ileri tetkik ve tedavi ihtiyacı için Diyarbakır’a sevki istendi. Fatma bebek için Acil Sağlık Hizmetleri’ne bağlı sağlık komuta ile görüşme yapıldı. Fatma bebek, Mardin Prof. Dr. Aziz Sancar Havalimanı’ndan ambulans helikopter ile alınarak Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi Çocuk Cerrahi ve Yoğun Bakım Servisine sevk edilip tedaviye alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cizre Devlet Hastanesinde 2 gün önce doğan bebeğin, solunum yetersizliği nedeniyle ileri tetkik ve tedavi için Diyarbakır’a sevk edilmesine karar verildi.
Bebek, Sağlık Bakanlığına ait ambulans helikopterle Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine nakledildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇOCUK NÜFUS ERİYOR
Çocuk nüfusun %51,3’ünü erkek çocuklar, %48,7’sini kız çocuklar oluşturdu. Çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun %48,5’ini oluştururken bu oran 1990 yılında %41,8 ve 2023 yılında %26,0 oldu.
Nüfus projeksiyonlarına göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında %25,6, 2040 yılında %23,3, 2060 yılında %20,4 ve 2080 yılında %19,0 olacağı öngörüldü.
EN YÜKSEK ORAN ŞANLIURFA’DA
ADNKS sonuçlarına göre illerin toplam nüfusları içindeki çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, %44,4 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini %40,5 ile Şırnak, %38,2 ile Ağrı ve Muş izledi.
1 MİLYON 35 BİNDEN FAZLA DOĞUM
Doğum istatistiklerine göre 2022 yılında canlı doğan bebek sayısı, 1 milyon 35 bin 795 oldu. Doğan bebeklerin 531 bin 946’sı erkek, 503 bin 849’u ise kız oldu. Canlı doğan bebeklerin %96,8’ini tekil, %3,1’ini ikiz, %0,1’ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu.
BEKLENEN YAŞAM SÜRESİ
Hayat Tabloları, 2020-2022 sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için 77,5 yıl, erkekler için 74,8 yıl ve kadınlar için 80,3 yıl oldu.
Türkiye’de 7 yaşına ulaşan bir çocuğun kalan yaşam süresinin ortalama 71,4 yıl, erkek çocuklar için 68,7 yıl ve kız çocuklar için 74,1 yıl olduğu görüldü. Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki çocuklar için bu süre 63,5 yıl oldu. Erkek çocuklar için bu süre 60,8 yıl iken kız çocuklar için 66,2 yıl oldu. Bu yaş için kız ve erkek çocuklar arasındaki beklenen yaşam süresi farkının 5,4 yıl olduğu görüldü.
EN POPÜLER İSİMLER
2023 yılında doğan bebeklere konulan en popüler erkek bebek isimleri, Alparslan, Yusuf ve Göktuğ; en popüler kız bebek isimleri ise Asel, Zeynep ve Defne oldu. Doğan erkek bebeklerin 8 bin 957’sine Alparslan, 5 bin 538’ine Yusuf, 5 bin 361’ine Göktuğ, kız bebeklerin 8 bin 114’üne Asel, 7 bin 614’üne Zeynep, 6 bin 895’ine ise Defne ismi verildi.
Türkiye’de 2023 yılında 0-17 yaş grubundaki çocuklarda en çok kullanılan erkek çocuk isimlerinin Yusuf, Mustafa ve Mehmet; kız çocuk isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Yağmur olduğu görüldü.
OKULLAŞMA ORANI
Milli Eğitim Bakanlığı örgün eğitim istatistiklerine göre okul öncesi eğitim seviyesinde beş yaş net okullaşma oranının, 2021/’22 öğretim yılında %81,6 iken 2022/’23 öğretim yılında %85,0 olduğu görüldü. Beş yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için %85,2, kız çocuklar için %84,7 oldu.
İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2022/’23 öğretim yılında %93,8, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı %91,2 ve ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı %91,7 oldu.
ÇOCUK EVLİLİKLERİ
Evlenme istatistiklerine göre 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarının resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002 yılında %7,3 iken bu oran 2023 yılında %1,9’a düştü. Diğer taraftan, aynı yaş grubunda olan erkek çocukların resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002 yılında %0,5 iken bu oran 2023 yılında %0,1 oldu.
Boşanma davaları sonucu, velayeti anneye verilen çocukların oranı %74,9 oldu
ÖLÜM HIZI BİNDE 9
Ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre 2009 yılında bebek ölüm hızı binde 13,9 iken 2022 yılında binde 9,2’ye düştü.
Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2009 yılında binde 17,7 iken 2022 yılında binde 11,2’ye düştü. Beş yaş altı ölüm hızı cinsiyete göre incelendiğinde, 2009-2022 yılları arasında beş yaş altı ölüm hızının erkek çocuklar için binde 18,5’ten binde 12,1’e, kız çocuklar için binde 16,8’den binde 10,2’ye düştüğü görüldü.
]]>İsviçreli kuruluş Public Eye, Nestlé’nin Asya, Afrika ve Latin Amerika’da satılan bebek maması ürünlerinden aldığı örnekleri test için Belçika’daki bir laboratuara gönderdi.
İncelemeler sonucunda, bir yaş ve üzeri bebekler için tasarlanmış devam sütü formülü olan Nido ve altı ay ile iki yaş arasındaki çocuklara yönelik bir tahıl gevreği olan Cerelac’ta sakaroz veya bal şeklinde ilave şeker bulundu.
Afrika ve Latin Amerika’da satılan ürünlerin aksine Nestlé’nin ana Avrupa pazarlarındaki küçük çocuklara yönelik mamalarında ilave şeker bulunmuyor. Daha büyük çocuklara yönelik bazı tahıllar ilave şeker içerirken, altı ay ile bir yaş arasındaki bebeklere yönelik ürünler hiç şeker içermiyor.
Public Eye tarım ve beslenme uzmanı Laurent Gaberell ise Nestlé’nin bu tutumu için “Nestlé bu tehlikeli çifte standarda bir son vermeli ve dünyanın her yerinde üç yaşından küçük çocuklara yönelik tüm ürünlerinde şeker ilavesini durdurmalıdır” dedi.
İSVİÇRE’DE 0, NİJERYA’DA 6,8 GRAM İLAVE ŞEKER
DSÖ’nün Avrupa bölgesine yönelik kılavuz ilkeleri, üç yaşından küçük çocuklar için hiçbir gıdada ilave şeker veya tatlandırıcı maddeye izin verilmemesi gerektiğini belirtiyor. Diğer bölgeler için özel bir kılavuz hazırlanmamış olsa da, araştırmacılar Avrupa belgesinin dünyanın diğer bölgeleri için de aynı derecede geçerli olduğunu söylüyor.
Araştırmacılar küresel perakende satışlarının 1 milyar doların üzerinde olduğunu tespit ettikleri Cerelac’ın satışlarının yüzde 40’ının Brezilya ve Hindistan’da gerçekleştiğini belirtiyor.
Hindistan’da satılan Cerelac ürünleri üzerinde yapılan testler, her porsiyonda ortalama 2,7 gramdan fazla ilave şeker olduğunu gösteriyor. Brezilya’da ise sekiz üründen ikisinde ilave şeker bulunmadığı ancak diğer altısının her porsiyonda yaklaşık 4 gram ilave şeker içerdiği tespit edildi.
Araştırma sonuçları, Senegal ve Güney Afrika’da altı aylık ve daha büyük bebekler için bisküvi aromalı tahıl gevreklerinin her porsiyonunda 6 gram ilave şeker içerdiğini tespit edildi. Nijerya’da test edilen bir üründe ise 6,8 grama kadar şeker bulundu. İsviçre’de satılan aynı üründe ise hiç şeker bulunmuyor.
HER ÜLKEDE FARKLI ORAN
Dünya çapında perakende satışları 1 milyar doların üzerinde olan Nido markası üzerinde yapılan test sonuçları da ülkelerde satılan ürünlerin şeker seviyelerinin farklı olduğunu ortaya koydu.
Endonezya’da Nido bebek maması ürünlerinin tümü bal formunda 100 g ürün başına yaklaşık 2 gram veya porsiyon başına 0,8 gram ilave şeker içeriyor. Meksika’da, küçük çocuklar için satılan üç Nido ürününden ikisinde ilave şeker bulunmazken, üçüncüsünde porsiyon başına 1,7 gram şeker bulundu.
Rapora göre Güney Afrika, Nijerya ve Senegal’de satılan Nido Kinder 1 yaş üzeri ürünlerinin tümü porsiyon başına yaklaşık 1 gram ilave şeker içeriyor.
NESTLE’DEN SAVUNMA: STANDARTLARA UYUYORUZ
Yapılan araştırma sonuçlarının ardından bir Nestlé sözcüsü “Erken çocukluk dönemine yönelik ürünlerimizin besinsel kalitesine inanıyor ve çocukların büyüme ve gelişimine uyarlanmış yüksek kaliteli bileşenler kullanmaya öncelik veriyoruz” dedi.
Sözcü, yerel düzenlemelere veya uluslararası standartlara uyduklarını söyledi. İçeriklerdeki değişikliklerin ise yönetmelikler ve yerel malzemelerin bulunabilirliği gibi faktörlere bağlı olduğunu belirtti.
Nestlé sözcüsü ayrıca şirketin son on yılda bebek gevrekleri portföyündeki toplam ilave şeker miktarını dünya çapında yüzde 11 oranında azalttığını ve daha da azaltmak için ürünleri yeniden formüle etmeye devam ettiğini söyledi.
]]>Eşi Şükrü Erdem’in evlilik teklifini, çocuk sahibi olamayacağı için önce kabul etmeyen ancak sonrasında evlenen çift, çocuk sahibi olmaya karar verdi.
AÜ Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, 2011 yılında dünyada ilk kez kadavradan rahim naklini Derya Sert’e yaptı.
Derya Sert, 9 yıl bekleyişin ardından 4 Haziran 2020’de oğlu Ömer Özkan bebeği kucağına aldı.
Türkiye’nin bu ilk rahim nakli haberini televizyonda gören Havva Erdem, Prof. Dr. Ömer Özkan ile temas kurdu.
AÜ Hastanesi’nde 27 Temmuz 2021’de Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki 40 kişilik ekip, Havva Erdem’e 8,5 saat süren operasyonla kadavradan rahim nakletti.
Havva Erdem, rahim naklinden 90 gün sonra taburcu edildi.
ÖZLENEN BEBEK 2022’DE DOĞDU
Erdem, 29 Eylül 2022’de kız bebek dünyaya getirdi ve bebeğine rahim nakli ekibindeki Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın adını verdi.
Kızı Özlenen’in fiziki gelişimi için zaman zaman Akdeniz Üniversitesi’ne gelen Erdem çifti, her seferinde Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı ziyaret ediyor.
Son gelişlerinde bir müjdeyle gelen Erdem çifti, kızlarının ilk adımlarının heyecanını Özlenen Özkan ile paylaştı.
Prof. Dr. Özkan, sıcak karşılama sonrası Özlenen’i kucağına aldı, uzun süre sevip saçlarını taradı ve yürümeye başladığını öğrenince de görmek istedi.
Özlenen’in rahat yürümesi için anne Erdem ayakkabılarını çıkardı. Özlenen bebek, bir süre destekli, sonrasında destek almadan yürüdü.
‘MUCİZEYE İMZA ATTIK’
Doğumun kendi başına çok mucizevi bir olay olduğunu anlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bu mucizeye ekibimizle birlikte imza attık. Rahim nakli dünya için çok hayal edilen bir şey değildi. Birçok dünya ülkesi, bizim tekniğimizi kullanıyor. Üzerine bir şey de eklenmedi. Bu yöntemle bebek sahibi olan çok sayıda aile var” dedi.
ÜÇÜNCÜ RAHİM NAKLİ YOLDA
Sürecin hala deneysel olduğunu, ancak güvenilir bir deneysel aşama olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özkan, bebeklerin takibinde de herhangi bir sorun yaşamadıklarını, yeni bir rahim naklinin yakında yapılacağını belirterek, “Üçüncü rahim naklini planlıyoruz. Bu nakle çok ciddi enerji veriyorsunuz. O yüzden daha rahat bir zaman dilimi ve uygun bir aday bulmamız gerekiyor. Hasta seçimlerini yapıyoruz. Yakın zamanda olacaktır” diye konuştu.
Özel izinlerle bu türden ameliyatların yapılabildiğini anlatan Prof. Dr. Özkan, mevzuatların artık ortaya çıkmaya başladığını sözlerine ekledi.
‘ARTIK TUTUNMADAN YÜRÜYOR’
Kızının ilk adımlarını attığını görmenin heyecanını yaşayan Havva Erdem, bu günleri göreceğini ümit ettiğini, hiç ümidini yitirmediğini söyledi.
Erdem, “Şu an her günüm farklı bir duyguyla geçiyor. Her gün yeni bir gelişme oluyor. Kelimeleri söylüyor ve büyüyor. Birkaç gündür ilk adımlarını da attı. Artık tutunmadan yürüyor. Her şeye tepki veriyor. ‘Anne’ ve ‘baba’ diyebiliyor” dedi.
Şükrü Erdem de bebekleriyle çok mutlu olduklarını belirterek, hayata daha umutla baktığını kaydetti.
]]>