BEYOĞLU’nda 5 katlı binanın 3. katındaki dairede yangın çıktı. Yangının devrilen sobadan çıktığı öğrenildi. Dumanların yükseldiği dairedeki yangına itfaiye ekipleri müdahale etti. Yangında 3 çocuk dumandan etkilendi; çocukların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.
Olay, saat 14.30 sıralarında Çukur Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre 5 katlı bir binanın 3. katında sobanın devrilmesi sonucu yangın çıktı. Yangının kısa sürede büyümesi ve daireden dumanların yükselmesi üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri kısa sürede yangına müdahale ederken, dairede kalanlar dışarı çıkarıldı.
3 ÇOCUK DUMANDAN ETKİLENDİ
Yangın sırasında yaşanan panik anları cep telefonu kamerası tarafından kaydedildi. Polis ekipleri binanın çevresine güvenlik şeridi çekerek önlem aldı. Yangın sırasında dumandan etkilenen 3 çocuğa ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri müdahale etti.Oksijen verilen çocukların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doğanay, yaptığı yazılı açıklamada, ilçelerde koordinasyonu güçlendirmek amacıyla her ay bir araya geldiklerini belirtti.
Ortak çalışma grubu toplantılarının 4’üncüsünün Güdül Belediyesi ev sahipliğinde düzenlendiğini anlatan Doğanay, “Toplantılardan çok güzel sonuçlar çıkıyor. Belediyeler arasındaki koordinasyonu daha da güçlendirmenin çabasındayız.” ifadesini kullandı.
Toplantıya, Ayaş Belediye Başkanı İzzet Demircioğlu, Beypazarı Belediye Başkanı Özer Kasap ve Nallıhan Belediye Başkanı Ertunç Güngör katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın seçim vaatleri arasında yer alan ve ilki 12 Temmuz’da İskenderpaşa Mahallesi’nde açılan Kent Lokantası’nın ikincisi, İnönü Mahallesi’nde yoğun bir katılımla hizmete girdi. Kent Lokantası’nda ilk güne özel yemekler ücretsiz dağıtıldı.
Açılış törenine Başkan Kaya’nın yanı sıra Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz, Ortahisar Muhtarlar Derneği Başkanı Muhittin Eyüboğlu, Muharip Gaziler Derneği Trabzon Şube Başkanı Seyyah Sağıroğlu, Trabzon Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Şeref İşler, Belediye Başkan Yardımcıları, Belediye Meclis Üyeleri, birim müdürleri, STK temsilcileri, muhtarlar ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Kent Lokantası projesinin önemine değinen Kaya, şunları söyledi:
“Sizlerin de bildiği gibi biz seçildiğimiz günden beri sosyal belediyecilik demiştik. Vatandaşa dokunan, vatandaşın derdiyle dertlenen ve o dertleri çözme gayreti içinde olan bir anlayışla Trabzonumuza ve Trabzonlu hemşehrilerimize hizmet edeceğiz demiştik. Seçildiğimiz günden beri de bu gayret içinde çalışıyoruz. Bu kapsamda ilk kent lokantamızı ki bu işin mimarı İstanbul’daki gururumuz, Türkiye’nin gururu Sayın Ekrem İmamoğlu’dur, ilk kent lokantasını Sayın Ekrem İmamoğlu İstanbul’da açtı. Orada yarattığı marka, dalga dalga Türkiye’ye yayıldı. ve bugün bütün illerde, bütün ilçelerde bir şubesi açılsın diye vatandaşlardan talep gelen bir kent lokantası gerçeğine dönüştü. Bazıları tabi bunu küçümseyebilir, bazıları bu konuda gerekli gerekli sözler söyleyebilir ama ben vatandaşa, halka bakıyorum, ben vatandaşın içindeyim. Kent Lokantası’na gittiğimde orada vatandaşlara selam verdiğimde, ‘nasıl memnun musunuz’ dediğimde binlerce insandan ‘Allah razı olsun, çok doğru bir iş, sayenizde sıcak yemeye uygun fiyata kavuşuyoruz’ diyorlar.
‘Bizim derdimiz millete hizmet’
Biz buna bakıyoruz. Bizim derdimiz millet, bizim derdimiz millete hizmet. Biz saraylarda sırça köşklerde yaşamıyoruz. Biz vatandaşın içindeyiz. Biz sokaktayız. Vatandaşımızın derdi, vatandaşımızın sıkıntısı, vatandaşımızın önceliği ne, bunu biliyoruz. Bugün üzülerek söylüyorum. Bugün bu ülkede yüzlerce insan gıdaya ulaşma sıkıntısı çekiyor, geçim sıkıntısı çekiyor. O her gün gelen zamların altında insanlarımız inim inim inliyor. İşte sosyal belediyecilik, halkçı belediyecilik bunu gerektiriyor. Vatandaşın derdi neyse onunla dertleneceksin. Onu çözmeye gayret edeceksin. Böyle bir yoksulluk sıkıntısı, böyle bir geçim sıkıntısı varken biz gidip keyfi işler yapamayız arkadaşlar. Şuraya şunu yaptım, buraya bunu yaptım diyemeyiz. Biz vatandaşın önceliği neyse onu çözmeye çalışıyoruz.
‘Önceliğimiz vatandaşlarımızın memnuniyetidir’
Tabi biz bunu çözerken, yaptığımız işler bugüne kadar bu alanda, çok hizmeti olmayan, ihtiyaçları duymayan birçok arkadaşa da ilham veriyor. Bakıyorsun biz Kent Lokantası açıyoruz, Halk Ekmek büfesi açıyoruz. Bugüne kadar bu işler hiç aklına gelmeyenler de bu alanda adım atıyorlar. Mesela bir market açıldı Trabzon’da. Teşekkür ediyoruz. Güzel bir hizmet, vatandaşımıza uygun fiyattan et temin edeceklerini söylüyorlar. Ben teşekkür ediyorum. Arkadaşlar mesele vatandaşın, milletin, memleketin faydasına iş yapmaktır. Kim yaptığından bağımsız olarak yapılan işin doğru ya da yanlış olduğuna bakmaktır. Tabi orada bir hassasiyet var. Kasap esnafımızı da mağdur etmemek lazım. Biz Kent Lokantalarını açarken özellikle esnafımız, lokantacı esnafımız mağdur olmasın ama vatandaşımıza da hizmet verebilelim diye hem nitelikli, kaliteli, uygun fiyata yemek veriyoruz ama bir yandan da çalışma saatlerini kısıtlayarak ve alanı dar tutarak da lokantacı esnafımızın mağdur olmasını önlemeye çalışıyoruz. Yoksa biz burada buranın on katı büyüklüğünde bir lokanta yapabilirdik. Günün yirmi dört saati açık bir lokanta yapabilirdik. Ama bütün lokantacı esnafımızı mağdur ederdik. Bu mağduriyetleri de dikkate alarak esnafımızı da koruyacak tedbirleri alarak yol almaya çalışıyoruz. Önceliğimiz tabii vatandaş memnuniyetidir.
‘Gıda mühendisi denetiminde yemeklerimiz yapılıyor’
Biraz sonra lokantamıza sizler de gireceksiniz. Yemeklerimizden takma olanağı bulacaksınız. Birbirinden lezzetli, kaliteli, besleyici ki, gıda mühendisi denetiminde yemeklerimiz yapılıyor. Öyle tesadüfen yemek pişirmiyoruz. Gıda mühendisi denetiminde her türlü hijyen şartlarında, besleyici nitelikli, kaliteli yemekler yapıyoruz. Tabii bugün açılışa özgü hiçbir vatandaşımızdan para almıyoruz. Yemek paralarını bugün ben ödüyorum, belediye başkan yardımcılarım ödüyor, il başkanımız ödüyor, ilçe başkanımız ödüyor. Kredi kartlarımızı vereceğiz. Bugünkü yemeğin parasını biz ödeyeceğiz. Bütün misafirler bugün bizim misafirimizdir. Sonrasındaki günlerde de dört çeşit yemeği burada 50 liraya vatandaşlarımızla buluşturmuş olacağız. Ben Trabzonumuza vatandaşlarımıza hepimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Nice nice güzel hizmette, nice nice güzel günlerde buluşmak dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum sevgiler sunuyorum. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.”
Bak: Trabzon’a sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerini sunuyoruz
CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, yerel seçimlerde Trabzon’a sosyal belediyeciliği en güzel şekliyle getireceklerini, halka yaşatacaklarının sözünü verdiklerini hatırlatarak, “Şimdi bugün bunun en güzel örneklerinden birini yaşıyoruz. Öncelikle Belediye Başkanımız Ahmet Kaya’ya, yedi ay gibi kısa bir süre içerisinde ikinci kent lokantasını bu şehre kazandırdığı için yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Burada emek veren belediye çalışanları, meclis üyeleri, il ve ilçe yöneticileri, mahalle sakinlerinin hepsine teşekkür ediyorum. Şimdi emeklinin aldığı maaş ortada mı? Dar gelirlinin aldığı maaş ortada mı? Hepsinin açlık sınırının altında yaşadığı da acı bir gerçek. Bu durumda Belediye Başkanımızın bu kadar kısa sürede ikincisini açtığı kent lokantası gibi bir hizmeti küçümseyecek kadar bu şehrin sorunlarından ve şehirden habersiz bir siyasi kadro, Trabzon şehrini yönetme kabiliyetinden uzak ve şehirden habersizdir. Onun için burada bugün açılan kent lokantamızı çok kıymetli buluyorum. Sevgili halkımıza hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Hizmet etme sevdasından asla vazgeçmeyeceğiz. Ömrümüz yettiğince bu şehre hizmet edeceğiz. Belediye başkanlarım, meclis üyelerim, ilçe başkanlarım, bütün yöneticilerimiz, muhtarlarımız, STK’larımız bir araya geleceğiz ve bu şehri kalkındırma adına büyük işlere imza atacağız” diye konuştu.
Hüseyin Avni Aker Millet Parkı’nın karşısında hizmete açılan ikinci Kent Lokantası’nın ilk gün menüsünde mercimek çorbası, fırında köfte, pirinç pilavı, yoğurt, tatlı, ekmek ve su yer aldı. İlk gün yemeği ücretsiz olarak sunulurken, Başkan Kaya vatandaşlara yemek servisi yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Manavgat ilçesini ziyaret etti. Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ile makamında bir araya gelen Başkan Böcek, Manavgat’a çalışma ziyareti gerçekleştirdiklerini belirterek, “Güzel Manavgat’ımıza yeni dönemde yapacağımız çalışmaları ele alacağız. Manavgatımızın 106 muhtarımızın, meclis üyelerimizin, ilçe başkanımızın talepleri doğrultusunda Manavgat’ımıza yapılması gereken projeleri hayata geçireceğiz. Manavgat’ımızın ihtiyaçlarını değerlendirerek, yapacağımız çalışmalar hakkında fikir alışverişinde bulunacağız” dedi.
Manavgat Belediye Başkanı Kara, Başkan Böcek’e ziyareti için teşekkür ederek, “Muhittin Başkanımızın Manavgat’a ne kadar önem verdiğini biliyoruz. Büyükşehir Belediyesi bürokratlarıyla, Manavgat Belediyesi bürokratları sık sık bir araya geliyor. Bugün başkanlar nezdinde bir çalışma toplantısı yaptık. Muhittin Başkanımıza ziyaretleri için teşekkür ederim” diye konuştu.
Başkan Böcek ve Manavgat Belediye Başkanı Kara, bürokratların da hazır bulunduğu bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Manavgat’a yapılacak hizmet ve projeler masaya yatırılarak, görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantının ardından Manavgat Belediye Başkanı Kara, ziyaret anısına Başkan Muhittin Böcek’e hediye takdim etti.
Başkan Böcek, Manavgat temasları kapsamında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manavgat İlçe Örgütü’ne de ziyaret gerçekleştirdi. Başkan Muhittin Böcek, CHP Manavgat İlçe Başkanı Oykun Başar ve yönetimi, Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara, Gençlik Kolları Başkanı Hasan Özer, Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Esra Alpaydın ve partililerle bir araya geldi. Başkan Böcek, ziyarette Manavgat için yaptıkları ve yapacakları çalışmaları değerlendirdiklerini belirterek, CHP İlçe Başkanı Oykun Başar’a misafirperverliği için teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Giresun Belediye Meclisi Kasım ayı üçüncü toplantısı yapıldı. Belediye Başkanı Fuat Köse başkanlığında gerçekleşen toplantıda, Belediye’nin 2025 mali yılı bütçe ve tarifeleri görüşüldü. Oylamaya sunulan belediyenin 2025 yılı bütçesi 2 milyar 500 milyon TL olarak oy çokluğuyla kabul edildi. Belediye’nin 2024 yılı bütçesi ise 1 milyar 750 milyon TL olarak onaylanmıştı. Bütçe yüzde 45 artırılarak 2025 yılı bütçesi 2 milyar 500 milyon TL’ye yükseltilmiş oldu. Toplantıda ayrıca, bütçe gelir kalemleri, gider kalemleri ve müdürlüklere ayrılan bütçe tutarları da ayrı ayrı görüşülerek karara bağlandı.
Belediye Başkanı Fuat Köse, yeni bütçenin hayırlı olmasını dileyerek, “Bütçenin hazırlanmasında emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Giresun şehri daha büyük bütçeler hak ediyor ama bunun içinde gelir kalemlerimiz artmalı. İnşallah ileride daha büyük bütçeler oluştururuz. Bu bütçeyle Giresun halkımıza hizmet edeceğiz. Ben sürekli el birliği mesajı veriyorum. Beraber yönetim tarzını benimsiyorum. Onun için muhalefet meclis üyesi arkadaşlarımızın görüş ve önerileri bizim için önemli” diye konuştu.
Bir sonraki Belediye Meclisi toplantısının 4 Aralık 2024 Çarşamba günü yapılması kararlaştırılarak oturuma son verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti İlkadım 6. Olağan İlçe Kongresi, Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da gerçekleştirildi. Mevcut İlçe Başkanı Ersin Kasap’ın tek aday olarak gösterildiği kongreye AK Parti Genel Merkez Dış İlişkiler Başkanı ve İstanbulMilletvekiliZafer Sırakaya, AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanı ve Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, önceki dönem Sağlık Bakanı ve Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, AK Parti Samsun Milletvekilleri Orhan Kırcalı ve Ersan Aksu, AK Parti Genel Başkan Vekili Yardımcısı Fuat Köktaş, önceki dönem Samsun Milletvekili Mehmet Kurt, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti ilçe Başkanları, ilçe belediye başkanları, önceki dönem ilçe başkanları ve AK Parti teşkilat mensupları katıldı.
Konuşmasına tüm teşkilat mensuplarına teşekkür ederek başlayan İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, “Daha önce ben de partimize, İlkadım İlçe Başkanı olarak uzun süre hizmet ettim. Bunun dışında partimizin farklı kademelerinde görev aldım. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Yerel seçimleri sonucunda ise İlkadım Belediye Başkanlığı görevi ile İlkadım’a hizmet etme fırsatı bize nasip oldu. İlkadım Belediyesi inşallah 6 ay içerisinde borçsuz bir belediye olacaktır. Bu noktada çalışmalarımızı ve hizmetlerimizi sürdürüyoruz. AK Partimizin İlkadım İlçe Başkanlığı görevi, kendisine yeniden tevdi edilen Ersin Kasap başkanımıza da görevinde başarılar diliyorum. Kongremizin şenlik ve bayram havasında geçmesine vesile olan tüm teşkilat mensuplarımıza da ayrı ayrı tekrar teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bozüyük Merkez Kapalı Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmayı İlçe Kaymakamı Adem Öztürk, Belediye Başkanı Mehmet Talat Bakkalcıoğlu, Kent Konseyi Başkanı Nermin Nalbantoğlu, takıma sponsor olan fabrika yöneticileri, teknik ekipler, takım taraftarları ve voleybolsever Bozüyüklüler ilgi ile izledi. Bozüyük Belediye Başkanı Mehmet Talat Bakkalcıoğlu’da maç öncesinde “Bizim Kızlar”a başarılar diledi. Yoğun bir seyirci katılımı ile oynanan maçta taraftarlar maç boyunca tezahüratlarıyla takıma destek verdi. Oldukça heyecanlı geçen maçın ilk setini (21-25) kaybeden “Bizim Kızlar” 2. ve 3. seti (25-23), son seti de (25-21) alarak maçı 3-1 kazandı.
Maç bitiminde Kaymakam Adem Öztürk ve Belediye Başkanı Mehmet Talat Bakkalcıoğlu sahaya inerek “Bizim Kızlar”ı ve teknik ekibi tebrik ettiler. Başkan Bakkalcıoğlu ayrıca takımın başarılarının devamını diledi ve seyircilere takıma verdikleri destek nedeniyle teşekkür etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MALATYA Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı’nda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ verilmesi teklifi oy birliğiyle kabul edildi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen şehirlerin inşa çalışmalarında yoğun çaba sarf eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum için Malatya Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı’nda ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ takdim edilmesine yönelik teklif verildi. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ramazan Ayhan başkanlığında toplanan meclis oturumunda; Bakan Murat Kurum’a ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ teklifi AK Parti, CHP ve MHP gruplarının oy birliğiyle kabul edildi.
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Bakan Kurum’un sarf ettiği çaba nedeniyle kentin ‘Fahri Hemşehrisi’ olduğunu vurgulayarak, “6 Şubat tarihinde yaşanan depremlerin ilk anından itibaren Malatya’mızın ve hemşehrilerimizin yanında olan, depremin yaralarının sarılması ve şehrimizin bir an önce yeniden ayağa kalkması için büyük gayret gösteren, hemşehrilerimizin gönlünde müstesna bir yer edinen kıymetli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ verilmesi kararı, Büyükşehir Belediye Meclisimiz tarafından oy birliğiyle alındı. Bu vesileyle, Sayın Bakanımıza tüm hemşehrilerim adına şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu kararın oy birliğiyle alınmasına katkı sağlayan Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerine de tek tek teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buca Belediyesi, kent genelinde nem ve sıcakların etkisi ile özellikle yeşil alanların çevresinde yoğunlaşan beyaz sineklere karşı ilaçlama çalışması başlattı.
Yaz ayları boyunca sinek ve koku oluşumunun önüne geçebilmek için ilaçlama çalışmalarını düzenli olarak sürdüren Buca Belediyesi, mevsim normalleri üzerinde seyreden sıcaklıklar nedeniyle ortaya çıkan beyaz sineklere karşı ilaçlama çalışmasına başladı. Çalışmalar kapsamında kent genelinde nem ve sıcakların etkisi ile özellikle yeşil alanların çevresinde ilaçlama faaliyetleri sürdürülüyor.
Vatandaşlardan gelen şikayetleri değerlendiren belediye, ilk çalışmayı, Yenigün Mahallesi’nde gerçekleştirdi. İlaçlama çalışmasında çevre ve insan sağlığına zararsız biyolojik ürünler kullanılırken, Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, çalışmanın sinek sorunu son bulana kadar tüm mahallelerde devam edeceğini bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZİANTEP – CHP’li Nizip Belediye Başkanı Ali Doğan’ın, açılışını gerçekleştirdiği laboratuvar ziyaretinde sunum yapan ziraat mühendisi kadın çalışanın elini cebinden çıkarmasını istemesi sosyal medyada tepkiye neden oldu. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Doğan, kadın personelin kızı gibi olduğunu ve aile dostları olduğunu belirterek, yaptığı hareketin samimiyetlerinden kaynaklandığını söyledi.
Cumhuriyet Halk Parti’li Nizip Belediye Başkanı Ali Doğan, Nizip Belediyesi tarafından yapılan Yaprak, Toprak ve Gübre Analizi Laborantının açılışını yaptı. Başkan Doğan’ın, açılışta sunum yapan ziraat mühendisi personelin elinin cebinden çıkarmasını istemesi sosyal medyada büyük tepki uyandırdı. Başkan Doğan, sosyal medyada yayınlanan görüntülerin hızlandırıldığını ve personele temas etmeden uyarıda bulunduğunu ifade etti. Doğan, “Ben personelimizin sunum yaparken elinin cebinde olmasını ciddiyetsizlik olarak düşündüm. Bu yüzden de onu ikaz etmek istedim. Personelimizde durumu ben müdahale etmeden anlayıp elini cebinden çıkararak sunumuna devam etti. Orada benim hiçbir art niyetim yoktu. Zaten kadın personel bizim aile dostlarımız. Kadın personel elimde büyümüştür. kızım gibidir bunu istememin nedeni samimiyetten” dedi.
“Biz o gün orada Nizip’e açtığımız laboratuvarın açılışının mutluluğunu yaşıyorduk”
Başkan Doğan, sunum yaparken elin cebinde olmasının ciddiyetsiz bir görüntü oluşturduğunu söyleyerek, “Biz Nizip’in çiftçilerine çok değer veriyoruz. Biz o gün Yaprak, Toprak ve Gübre Analizi Laborantının açılışını yaptık. Açılışta birçok kurum amirleri ve bürokrattan isimler vardı. Biz o gün orada Nizip’e açtığımız laboratuvarın açılışının mutluluğunu yaşıyorduk. Oradaki açılışta benim yol arkadaşım olan hanımefendiyle birlikte kurdele kestik. Personelimiz benim kızım gibidir. Ben onu kızım gibi gördüğüm için müdahalede bulunmak istedim. Benim personelime ne kadar değer verdiğimi onunla açılış kurdelesi keserek belli ettiğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Ben üzerimde oluşturulmak istenen algıyı kabul etmiyorum”
Doğan, işçilerine çok değer verdiğini belirterek, “Ben 6 aydır Nizip’te görev yapmaktayım. İlk toplantımı işçilerle yaptım. Ben üzerimde oluşturulmak istenen algıyı kabul etmiyorum. Orada art niyetli bir arkadaşımız görüntüyü hızlandırıp sanki ben elini tutup çıkarmışım gibi bir algı veriyor. Ben böyle bir algının oluşturulmak istenmesi beni çok üzdü. Benim için tüm vatandaşlarım çok değerli. Biz Nizip Belediyesi olarak 250 kız çocuğuna burs vereceğiz. Bu da benim kız çocuklarına ne kadar değer verdiğimin bir göstergesidir” şeklinde konuştu.
“Benim hatamı gördüklerinde doğrusuyla beni uyarmalarını bekliyorum”
Başkan Doğan, “Basında yanlış algıyla benim üzerimde yapılan algıları kınıyorum. Benim hatamı gördüklerinde doğrusuyla beni uyarmalarını bekliyorum. Böyle hızlandırılmış videolarla yalan haber yapılmasın” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, imar durumu, yapı ruhsatı, yapı denetim, iskan süreçleri ve eksper inceleme süreçleri için geliştirilen dijital e-Belge platformu ile baştan sona tüm süreçlerin dijital ortamda takip edilmesine imkan sağlayacak uygulamanın tanıtımı Bafra Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Toplantıda katılımcılara uygulama ile ilgili teknik bilgi verildi.
Belediye Başkanı Hamit Kılıç, vatandaşların yapı ruhsatı işlemlerini internet üzerinden daha hızlı ve pratik yapmasına destek olmak amacıyla e-Çap, e-Ruhsat, e-İskan, e-Eksper başvuru sistemini vatandaşların hizmetine sunduklarını belirterek, uygulama ile vatandaşların belediyeye gelmeden hizmetlere kolay erişim, zaman ve kaynak tasarrufuyla dijital ortamın kolaylıklılarından faydalanabileceklerini anlattı.
Toplantıya Bafra Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Serdal Sefa Kocabaş ile yapı denetim firma yetkilileri ve ilgililer katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediye Başkanı İsmail Çizikci, zabıta teşkilatının 198’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Zabıta Müdürlüğünü ziyaret etti.
Burada personelle sohbet eden Çizikci, Zabıta Haftası’nı tebrik etti.
Ziyarette kuruluş yıl dönümü nedeniyle pasta kesildi.
Cizikci, zabıta ekiplerinin ilçenin düzeni ve güvenliği için gayretle çalıştığını söyledi.
Ekiplere teşekkür eden Çizikci, “Halkımızın huzuru ve esenliği için gece gündüz demeden görev yapan tüm zabıta personelimize teşekkür ediyorum. Zabıta Haftanızı kutluyor, başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç, Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısında Kentsel Dönüşüm sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Hiçbir hak sahibinin mağdur olmadan sürecin ilerleyeceğini vurgulayan Başkan Şenol Dinç, Kentsel Dönüşüm konusunda atılan adımları aktardı. Başkan Şenol Dinç, “Kentsel Dönüşüm süreci hakkında bilgi vermek istiyorum. Şehrimiz geçmiş yıllarda yıkıcı depremler görmüş bir şehir. Bu kapsamda şehrimizi ve ilçemizi deprem başta olmak üzere her türlü doğal afete en hazır hale getirmek için ciddi adımlar atılması gerekiyor. Biz belediyemiz olarak öncelikle bir adım attık ve Afet İşleri Müdürlüğümüzü kurduk. Burada görevli ve gönüllü arkadaşlarımız ile kurduğumuz ekibimiz eğitimler gerçekleştiriyor ve her bakımdan kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar” diye konuştu.
Başkan Dinç, “Kentsel Dönüşüm konusunda da temaslarımız geçen ay başlamıştı. İlk olarak Ankara’da ilgili kurumlarda görüşmeler gerçekleştirdik. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızda ilgili daire başkanlarına süreci detaylıca aktardık. İnşallah kısa zaman içerisinde de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum ile görüşmemiz olacak. İlçemizde başlatmak istediğimiz Kentsel Dönüşümü detaylıca sayın bakanımız ile görüşeceğiz. Bu görüşmeden olumlu ve hayırlı gelişmelerin çıkacağına inanıyorum. Bu vesileyle ifade etmek istiyorum ki, amacımız, gayemiz ilçemizi ve vatandaşlarımızı muhtemel afetlere en hazır hale getirmek. Rabbim; ülkemizi, şehrimizi ve ilçemizi her türlü afet ve kazadan muhafaza eylesin inşallah” şeklinde konuştu. – SAKARYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü, İzmir’in dezavantajlı bölgelerinde yaşayan kadın ve çocuklar için deniz etkinliği düzenledi. Tarihi Havagazı Fabrikası’ndan kalkan otobüslere binen kadın ve çocuklardan oluşan 95 kişi, Selçuk Belediyesi Pamucak Sosyal Tesisleri’ne gitti. Burada piknik yapan kadınlara, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından su, çay ve meyve suyu da ikram edildi. Yüzme bilmeyen yurttaşlar eğitmenler eşliğinde yüzme öğrenirken, olumsuz durumlara karşı sağlık personeli ve ambulans da hazır bulundu. Ekonomik koşullar gereği plajlara gidemediklerini söyleyen kadınlar, bu tür etkinlikler sayesinde denize girebildiklerini belirtti.
“Denize hiç gitmemiş kadınlar var”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Anahtar Kadın Çalışmaları Bütüncül Hizmet Merkezi Sorumlusu ve Sosyal Hizmet Uzmanı Dilek Yücel Aksoy, “İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü olarak deniz etkinliği düzenledik. Denize erişemeyen kadınları, çocuklarıyla birlikte denizle buluşturmaya çalışıyoruz. Bu tesis bizim için oldukça kullanışlı. Hem gölgelik alanları var hem de denize yakın. Selçuk Belediyesi’ne de iş birliği için teşekkür ediyoruz. Buraya gelen kadınlar arasında hayatında hiç denize girememiş ya da çok az gitmiş kadınlar var. Ülkemizde yaşanan ekonomik koşullar nedeniyle çocuklar da bu konuda mağdur durumda. Bu sebeple deniz etkinliklerimizde keyifli anlar yaşıyoruz. Kadınlar da çok memnun kalıyor. Talebin bu kadar yoğun olacağını tahmin etmiyorduk. Üç kez deniz etkinliği düzenledik, düzenlemeye devam edeceğiz” dedi.
“Daha önce böyle bir etkinliğe katılmamıştık”
Deniz etkinliğine 4,5 yaşındaki oğlu Asil Robin ile katılan Gamze Aykut, “Çok eğlenceli bir geziye katıldık. Daha önce böyle bir etkinliğe katılmamıştık. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aracıyla tesise geldik. Yolculuğumuz çok güzel geçti. Çok memnun kaldık. Denize gidemeyen birçok kadın var. Çok faydalı bir etkinlik oldu” diye konuştu. Kübra Altın isimli yurttaş da ” Karabağlar’dan geliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi etkinliğini sosyal medya hesabından gördük. Arkadaşlarıma söyledim ve başvurumuzu hemen kabul ettiler. Etkinlikten çok memnun kaldım. Günümüz şartlarında denize gitmek artık pek mümkün değil. Belediyenin kadınlara ve çocuklara böyle bir etkinlik organize etmesi çok güzel. Çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Harika bir gün geçiriyoruz”
Kadın arkadaşları ile deniz etkinliğine katılan Nermin Batık, “Harika bir gün geçiriyoruz. Çok memnun olduk. Denize sık sık gidemiyoruz. Öyle bir olanağımız yok. Gideceğimiz yerler paralı oluyor. Şezlong parası, yeme içme parası vermek zorunda kalıyoruz. Bu yüzden bu etkinliğin olması çok iyi. Sabah otobüslerle buraya geldik. Suyumuzu, meyve suyumuzu, çayımızı verdiler” dedi. Arkadaşı Hüner Cevizci ise “Görevliler bizimle çok ilgilendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a hizmetlerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz” sözlerine yer verdi.
“İmkanın yoksa denize gitmek çok zor”
Kızı Gülşah Paçacı’yla denize gelen Songül Paçacı da şunları söyledi: “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu imkanlardan faydalanıp denize gireceğiz. Buraya kızım, annem ve yeğenimle geldim. İmkanın yoksa denize gitmek çok zor. Denize gidip gelme masraflarını herkesin karşılayabilmesi zor. Ben kendi adıma karşılayamam. Bugün ise Havagazı Fabrikası’nda bize tahsis edilen araçlara bindik. Yolculuk çok rahattı. Burada olmaktan çok mutluyuz.”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü, deniz etkinliklerini izbb_kadin Instagram adresi üzerinden duyuruyor. Detaylı bilgiye 232. 293 33 72 numaralı telefondan ulaşılabiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Partisinin grup önerisi üzerine konuşan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin tüm belediyelerin son 21 yılda yurt içinden ve yurt dışından aldığı kredilerin ve borçların dağılımının, borçlanma gerekçelerinin ve borçların yatırıma dönüşüp dönüşmediğinin ortaya çıkarılmasını istediklerini söyledi.
Son yerel seçimlerin ardından yönetimi el değiştiren bazı belediyelerde önceki dönemden kalan borçların ilan edildiğini aktaran Şahin, “Bunu bir siyaset üstü konu olarak ele alıp burada belediyelerin bu borçlanmalarının yasal zemini üzerinde durmak gerekiyor. Belediyelerin borçlanmaları konusunda yeni adımlara ihtiyaç var. Belediyelerin keyfi borçlanmalarının önüne geçmesi için Sayıştayın denetimi çok önemli. Siyasi parti ayrımı gözetmeksizin bütün belediyelerin harcamalarını, borçlanmalarını, bütçe konularını masaya yatıralım, sorunları konuşalım, tartışalım ve burada da belediyelere ülkemizin menfaati için reformlar sunalım.” ifadelerini kullandı.
“RAKİP BİR SİYASİ İKLİM YARATILDI”
İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, belediyelerin mecbur kalmadıkça borçlanma yoluna gitmemesi ve büyük projeler için de mutlaka merkezi yönetim tarafından destek verilmesi gerektiğini belirtti.
DEM Parti Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez, bazı belediyelerdeki kayyum yönetiminin harcamalarını eleştirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, hazineye en borçlu belediyelerin Kocaeli, Batman, Bursa, Denizli, Gaziantep, Siirt ve Sivas olduğunu belirterek, “Belediye ya da hükümet birbirine rakip değildir. Kaynakların verimli kullanılması için işbirliği yapmaları şarttır. Son zamanlarda ne yazık ki ülkemizde sanki belediye başkanları ve bakanlar birbirine rakip gibi bir siyasi iklim yaratıldı. Şüphesiz bu iklimden herkes payını almalı ama daha çok bu iklimden iktidar kendine düşen payı almalı.” diye konuştu.
AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, son yerel seçimlerin ardından AKP’nin kaybettiği belediyelerde aşırı borçlanma konusunda bir yaygara koparıldığını söyledi. İstanbul’daki bazı belediyelerin bütçelerinden örnek veren Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2023 yılında AK Parti’ye ait 24 belediye ile CHP’ye ait 14 belediyenin borçlarının bütçeye oranı AK Parti’de yüzde 35,38, CHP’de yüzde 63. Borçların bütçeye oranına baktığımızda ilk sırada Şişli, ikinci sırada Beşiktaş, üçüncü sırada Adalar, dördüncü sırada Beylikdüzü var. Hepsi CHP belediyesi. Buna karşın İstanbul’daki 39 ilçe arasından en az borcu olan ilçe belediyeleri ise Pendik, Üsküdar, Ümraniye, Silivri, Zeytinburnu. Bütçeleri esas alındığında en başarılı belediyeler bunlar. Şişli’nin 2 milyar 100 milyon bütçesi var, 2 milyar 460 milyon borcu var. Beşiktaş’ın 2 milyar 231 milyon bütçesi var, 2 milyar 55 milyon borcu var. Belediyelerde astınız ya afişleri, keşke bunları da assaydınız da hep beraber görmüş olsaydık.”
MECLİS’TE KÜRTÇE TARTIŞMASI
Genel kurulda DEM Parti’nin “anadilde eğitim”e ilişkin grup önerisinin görüşülmesi sırasında tartışma yaşandı.
Partisinin grup önerisi üzerine söz alan DEM Parti Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, 15 Mayıs’ın Kürt Dili Bayramı olduğunu ifade ederek, bir milletvekili olarak anadilini TBMM’de özgürce konuşamadığını dile getirdi.
Doğan, konuşmasının sonunda Kürt Dil Bayramını Kürtçe olarak kutladı. Bunun üzerine yerlerinden söz alan AKP Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ve MHP Grup Başkanvekilleri Filiz Kılıç ve Erkan Akçay, Anayasa’nın 3’üncü maddesi gereğince TBMM’de Türkçe konuşulması gerektiğini anımsattı.
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da DEM Parti’nin önergesini desteklediklerini belirterek, konuşmasının sonunda Kürtçe olarak Kürt Dili Bayramını kutladı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, çocukların Kürtçe öğrenmelerinde hiçbir mahzur olmadığını belirterek, “Bir ülkede ısrarlı bir şekilde ‘Kürtçe eğitim dili olsun’ derseniz bunun arkasından başka tartışmalar gelir. İYİ Parti olarak bu tutum ve davranışa, bu taleplere itiraz ediyoruz. Zaten geçtiğimiz dönemlerde adımlar atıldı. O sebeple ısrarla bunu tekrar ederek gündeme getirmenizi de çok da doğru ve yerinde bulmuyorum.” ifadelerini kullandı.
Görüşmeler sırasında AKP, MHP ve İYİ Parti’li bazı milletvekilleriyle DEM Parti’li milletvekilleri arasında zaman zaman sözlü tartışmalar yaşandı.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda daha sonra fahiş fiyat artışı ve stokçuluk cezalarının artırılmasını da içeren Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi.
]]>Yenilenen 7 köy parkının da açılışının yapıldığı temel atma törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi ve İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa ile birlikte katıldı.

“MUHALEFETE ÇOK ÇALIŞMAYI DA ÖĞRETECEĞİZ”
İmamoğlu törende yaptığı konuşmada, seçildikleri 2019 yılından beri 39 ilçeye ayrım yapmadan eşit hizmet götürdüklerini söyledi.
İmamoğlu “Biz seçimi sadece birkaç günlük seçim maratonu olarak görmüştük. Seçimin son gününe kadar sahada çalışıyorduk. İş üretiyorduk, temel atıyorduk, açılış yapıyorduk. Seçim bitti, o günden bugüne yine açılışlar yaptık, temel atma törenleri yaptık. Biz ne dedik? Arı gibi çalışmak… ‘Ekrem İmamoğlu atom karınca.’ Ben diyorum ki; biz bundan sonra çok çalışmanın adını bile değiştireceğiz. Bize bakıp akıllarına sadece şu gelecek; kim olursa olsun ‘biz de çok çalışmalıyız’ diyecekler. Biz Türkiye’de muhalefetimize çok çalışmayı da öğreteceğiz. Göreceksiniz hem gayretli, hem adaletli, hep liyakatli olacağız. Size mahcup olmayacağız” diye konuştu.

“ATIK SU KAYNAKLI KİRLİLİĞİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ”
Çatalca’ya sundukları hizmetleri anlatan İmamoğlu, 16 mahallede altyapı eksikliğinden dolayı yaşanan su baskınlarını temelini attıkları yatırımlarla kalıcı olarak çözüleceğini belirtti.
İmamoğlu “Muhtemel can kayıplarını, mal kayıplarını artık Çatalca’da da hiç yaşamayacağız. Atık su kaynaklı kirliliği ortadan kaldıracağız. Ne Karadeniz’e ne de Büyükçekmece Gölü’ne herhangi bir atık su gitmeyecek. Çevre temizliğini çok önemsiyoruz. Arıtma tesislerinin yükünü hafifletiyoruz. Yağmur sularının en temiz şekilde göle denize ulaşmasını sağlıyoruz” dedi. Hiçbir zaman göz boyayan işler yapmayacaklarını vurgulayan İmamoğlu “Biz size faydalı işler yapacağız. Görmeyeceksiniz ama toprağın altında size hayatınızı güzelleştirecek, hayatınızı, yaşamınızı kaliteli hale getirecek yatırımları yaptık. Yapmaya devam edeceğiz” dedi. Çatalca’nın 7 köy parkını da yenileyerek açılışını yaptıklarını anlatarak Çatalca’nın bütün köylerinin elden geçirileceğini söyledi.

“İHANET, EMANETE EDİLMEZ”
Bakış açılarının “insana saygı ve şehre özen” olduğunu dile getiren İmamoğlu “İnsanlarımızı dinleyeceğiz. Onların ne dediklerini duyacağız. Ona göre sorunlarına çözüm ulaştıracağız. Çözemeyeceğimiz bir sorun ise niçin çözülemeyeceğini anlatacağız. Bizim gizlimiz saklımız yok. Biz neyi biliyoruz? Sizin adınıza görev yaptığınızı biliyoruz. Biz, sizlerin şehri emanet ettiği insanlarız. Ben de öyleyim Erhan Başkan da öyle. İhanet, emanete edilmez. Hele hele sizlerin emaneti olan bu kutsal şehre hiç ihanet edilmez. Bu şehre Allah’a şükür hep koruyucu gözle baktık. Hep iyi işler, güzel işler yapma gayretinde olduk, olmaya devam edeceğiz. 100 milyonlarca liralık temel atma töreni yapıyoruz. Bir liralık iş de, bir milyar liralık iş de birbirinden çok farklı değildir. Biz baktığımız pencere şu; milletin parasını kullanıyoruz. Milletin parasıyla sizlere faydalı işler yapıyoruz. Yani milletin parasını kuruşuna kadar millete veriyoruz. Bu bizim en asil yolculuğumuzdur” diye konuştu.

“BAŞARIMIZIN ÖNÜNDE ENGEL DEĞİL”
İmamoğlu, son seçimde AKP’den CHP’ye geçen Çatalca Belediyesi’nin sıkıntılarıyla teslim alındığını belirterek “ Problemleri var. Ama inşallah her birini çözeceğiz. Mazeretimiz yok. Sorunları tespit edecekler. Size anlatacaklar. Belediyenin borcu neydi? Hangi eksikler yapıldı? Hangi hatalar yapıldı? Hangi işler yapılırken vatandaşa bilgi verilmedi. Bunları tek tek sizinle paylaşacak ama hiçbirisi bizim başarımızın önündeki bir engel değil. El ele, kol kola, sizin de o manevi gücünüzle bizim bu sorunlara çözmeye ve aşmaya Allah’ın izniyle gücümüz yeter. Hiç endişeniz olmasın” dedi. İmamoğlu “Aradan 5 yıl geçecek, görev dönemimiz biterken sizin huzurunuza geldiğimizde hem seçim öncesi söylediklerimi hem de bugün burada söylediklerimi hatırlayacaksınız. Diyeceksiniz ki; ‘İmamoğlu hemşerimiz, Erhan Başkanımızla birlikte söylemişti, yaptı. Bize oraları kazandırdı.’ Endişeniz olmasın” diye konuştu.
]]>
Örneğin, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey aranarak, yeğeninin ataması geri çektirildi.
LİYAKAT BAHANE DEĞİL
Balıkesir’de CHP milletvekili Serkan Sarı’nın ağabeyi Gökhan Sarı’nın ataması da durduruldu.
Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu kayınbiraderini ve bacanağını, Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı ise kız kardeşinin oğlunu başkan yardımcısı olarak atamıştı. Bu başkanlara “Atamaları geri alın” diye haber verildi.
Dün Özel’i aradım.
“Atamalar hakkındaki ne düşünüyorsunuz” diye sordum.
Şöyle dedi:
“Milletvekilleri ya da belediye başkanlarının yakınları istediği kadar liyakatli olsunlar, AKP’nin bu kadar nepotizm (kayırmacılık) yaptığı bir yerde bu tip atamaları kimseye anlatamayız. Bu kadar işsizlik ve yoksulluğun olduğu yerde bu tip işler CHP’ye duyulan güveni kökten sarsar. Hiç tavizimiz yok. Asla kabul etmiyoruz. En sert tepkiyi ben gösteriyorum. Bundan sonra da asla izin vermeyeceğiz. Atamaların geri alınması gerekiyor. Aksi takdirde parti hukuku içinde ne yapmamız gerekirse onu yaparız. Bana yapılan her kusuru, partideki her hatayı affedebilirim. Ama belediyede akraba, eş, dost işi ve paralı pullu işlere bulaşanların gözüne yaşına bakamayız.”
KARDEŞİNİN DURUMU
Özel, geçen hafta kardeşi Barış’ın işsiz olduğunu vurgulamıştı.
“Siz kardeşinizi bu yüzden örnek vermiştiniz, değil mi?” sorusunu yönelttim.
“Öyle” dedi.
Ve şöyle devam etti:
“Kardeşim iyi bir bilgisayar mühendisi. Türkiye’nin en büyük bankasının IT’sinde (teknoloji) çok önemli bir görevdeydi. Adalet yürüyüşüne izin vermedikleri için ayrıldı. Sonra bunu duyan bir sürü kişi ‘Belediyeye koysana, şuraya-buraya koysana’ diyor.”
ÖRGÜTE ALARM VERDİ
“Bir keresinde bankadaki amiri aramış, ‘Veri korumanın başına geçer misin’ demiş. Ancak müşterinin İBB olduğunu öğrenince gitmedi. Kayınbiraderim Bursa’da 15 yıldır ilaç deposunda paketleme departmanında çalışıyor. Ben bilmiyor muyum kardeşimi Bursa’da bir belediyede işe koymayı. Ama yapmam. Geçmişte de yapmadım. Bursa’da üç belediyemiz var. Bugün de yapmam. Yapanın da gözünün yaşına bakmam.”
Özel, bu tür atamaları takip edeceklerini ifade ediyor. Şunları söylüyor:
“Hatta ‘Alarma geçin’ dedim. WhatsApp grupları var başkanlara ait. ‘Oraya yazın’ dedim, ‘Genel başkan bizzat takip ediyor, bu işlere sakın kalkışılmasın’ diye.”

Özgür Özel’in iktidar yanlısı Taha Hüseyin Karagöz’le görüşmesi tepki çekmişti.
TARTIŞILAN GÖRÜŞMEYİ BÖYLE AÇIKLADI: Düğün davetiyesi getirdi geri çeviremezdim
Özel’in iktidar yanlısı Taha Hüseyin Karagöz’ü makamında ağırlaması büyük tartışma yarattı ve çok eleştiri aldı.
Özel’e bu görüşmeyi de sordum.
Şöyle yanıt verdi:
“Yıllar önce programa çağırdı, gittim. En sert sorularına en net cevapları vererek, karşı mahalleye iyi ulaştığımızı değerlendirdik. Bayramda seyranda arar. Bir kez meclisteydim. Aradı, kuliste merhabalaştık. Geçen aramış. ‘Özgür Beye uğramak istiyorum. Beş dakika işim var’ demiş. Salı günü tüm gruplara uğrarken bana da gelmiş. ‘Evleniyorum’ dedi. Davetiye verdi. Oturduk, beş dakika sohbet ettik, ayrıldı. Son derece insani bir şey. Bizim mahallede çok makbul ve çok sevilen bir gazeteci değil. Birçok görüşümüz taban tabana zıt. Programda bana en ağır eleştirileri yaptı ve en zor soruları sordu. Ama düğün davetiyesi vermeye geleni kapıdan çeviremezsin. ‘Seninle görüşmem’ diyemezsin ki.”
]]>Diyarbakır’a kayyum yönetimi tarafından kent dışından atanan belediye bürokratlarına yüksek maaşlar ve yönetim kurulu üyeliği huzur hakkı adıyla ek ödemeler verildiği ortaya çıktı. Bazı bürokratlar yerel seçime kadar aylık 176 bin TL’yi aşan çifte maaşlar aldı.
MAAŞ VE HUZUR HAKKI ÖDEMESİ: AYLIK 176 BİN TL
Diyarbakır Belediye Başkanı seçildikten sonra, belediye başkanı makamında mermer döşemelerle yapılan lüks harcamayı kamuoyuna duyuran HDP’li Selçuk Mızraklı’nın tutuklanmasının ardından atanan kayyum yönetimi kent dışından bazı bürokratları belediyede görevlendirmeye başladı.

Önce Mersin’den Diyarbakır’a getirilen Vedat Güngör Belediye’de Genel Sekreter Yardımcısı yapıldı.
Güngör, bu görevinin yanı sıra belediye şirketi MED A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görevlendirildi.
2020 yılında Mersin Üniversitesi Genel Sekreteri iken kızlarını rektörlük kadrosundan işe soktuğu gerekçesiyle ”akraba kayırma” iddialarıyla gündeme gelen Vedat Güngör’e Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi 31 Mart 2024’e kadar maaş ödemeyi sürdürdü. Güngör’ün son maaşı Genel Sekreter Yardımcısı olarak 80 bin 200 TL, huzur hakkı da 96 bin 300 TL oldu.
Toplam 176 bin 500 TL aylık alan Güngör, yerel seçimde DEM Parti’nin belediye başkanlığını kazanmasının ardından görev yaptığı üniversiteye geri döndü.
Güngör, Diyarbakır’da görev yaptığı son bir yılda belediyenin kent dışından hasta getiren yurttaşlar için kurduğu ancak “ithal bürokratlar” için otel gibi düzenlenen hasta yakını misafirhanesinde konakladı.
“İTHAL BELEDİYE BÜROKRATI” ELEŞTİRİSİ
Kent halkı, belediye görevlerinin yanı sıra huzur hakkı da alan ve tamamı başka illerden getirilen yöneticileri yerel basında zaman zaman yayınlanan haberlerle tanıdı ve “ithal bürokrat” tanımlamasıyla anmaya başladı. Kent dışından Diyarbakır’a atanan ve çifte maaş alan yöneticiler arasında Genel Sekreter Yardımcısı Bülent Civelek (aynı zamanda MED A.Ş. Yönetim Kurul Üyesi), İnsan Kaynakları Daire Başkanı Ali Yücel (aynı zamanda Personel A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi), Kültür Daire Başkanı Ali Çelik (aynı zamanda Personel A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi), Destek Hizmetleri Daire Başkanı Sedat İpek (aynı zamanda Personel A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi) bulunuyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı görevine Ordu Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliğinden getirilen Bülent Civelek’in aylığı 77 bin 600 TL’si maaş, 96 bin 300 TL’si huzur hakkı olmak üzere toplam 173 bin 900 olarak ödendi. Ali Yücel, Ali Çelik ve Sedat İpek’e 5 bin 900’er TL’si huzur hakkı olmak üzere 52 bin ila 37 bin TL arasında maaşlar ödendi.
BELEDİYE KAYNAKLARIYLA “OTEL KONFORU”
Kayyumların farklı tarihlerde atadığı, aralarında Güngör, Civelek, Yücel’in de olduğu dokuz yönetici Diyarbakır’da oldukları dönemde belediye kaynaklarıyla konaklamayı tercih etti. Bunun için belediyenin kent dışından Diyarbakır’a hastalarını getiren hasta yakınlarının gecelemesi için kurduğu misafirhanede bazı odalar bu yöneticilere tahsis edildi.
Misafirhanenin bir otel konforunda yeniden düzenlendiği, odalara klima, buzdolabı ve mobilyalar yerleştirildiği, belediye bürokratlarının da herhangi bir ücret ödemeden misafirhaneye sonradan eklenen oda hizmeti, ütü, kuru temizleme, temizlik gibi hizmetlerden faydalandıkları ortaya çıktı.
ANKA Haber Ajansı’nın görüşlerine başvurduğu bu isimler aldıkları maaş ve ödemelerin “yasa ve yönetmelikler kapsamında” olduğunu vurguladı.
Kamu kaynağı israfı yönündeki iddiaları reddeden bürokratlar, belediye misafirhanesinde konaklamalarının da belediye uygulama ve mevzuatına aykırı olmadığını dile getirdi. İsminin yayınlanmasını istemeyen bir bürokrat “misafirhaneye kim ödeme yapmış ki ben yapayım” yanıtını verdi.
SAYIŞTAY DENETİMİNDE DE USULSÜZLÜKLER TESPİT EDİLMİŞTİ
Kayyum yönetiminde yapılan bazı usulsüz uygulamalar Sayıştay’ın denetim raporlarına ve TBMM gündemine de yansımıştı. Sayıştay’ın 2021 raporuna göre, MED Kentsel ve Sosyal Hizmetler Sanayi Ticaret A.Ş. 2021 yılı içinde tedariki gerçekleştirilmiş olan dört adet yazar kasa demirbaş olarak kayıt edilmeyerek doğrudan gider gösterildi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile protokol tanzim edilerek belli bir süreliğine kiralanmış olan taşınmazlar, daha uzun süreler ile üçüncü kişilere kiralandı. Üçüncü kişilere kiralanan Belediye taşınmazlarının kira bedelleri defalarca vaktinde ödenmemesine rağmen Şirket tarafından sözleşme fesih işlemi yapılmadı.
Belediyeden kiralanan 320 araçlık otopark, sözleşmesinde üçüncü kişilere devir yapılamayacağı belirtilmiş olmasına rağmen, üçüncü kişiye kiralandı. Ağaç, çalı, bitki ve lale soğanı alımları ihalesiz olarak yapıldı.
Minibüs hatları ihalesiz şekilde süresiz kooperatiflere verildi. Taşınmazlar için elektrik tüketim vergisi ödenmedi ve sosyal konutlarda oturma süresine uyulmadı.
]]>Özel ve Yavaş 31 Mart seçimlerinin ardından ilk kez bir araya geldi.
Özel, ziyarette Yavaş’ı seçim başarısından dolayı tebrik etti. Özel, görüşmeye geçerken Yavaş’ın ve eşinin 2019 ve 2024 yılına ait mal varlığı listesini gösteren duvardaki tabelayı inceledi.
Ziyarette Yavaş, Özel’e Ankara’nın 5 beyazı olan Ankara tavşanı, Ankara balı, Ankara keçisi, Ankara kedisi ve Ankara güvercinini simgeleyen bir plaket takdim ederken, Özel de Yavaş’a seçimlerdeki başarısı adına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yaptığı bağışın sertifikasını hediye etti.
Özel ve Yavaş’ın görüşmesinin ardından ikili belediye meclisi üyeleri ve ilçe belediyeleriyle meclis salonunda bir araya geldi. Ardından yapılan açıklamada Özel, şunları söyledi:
‘-Mansur Başkan bana Ankara’nın 5 beyazını temsil eden çok güzel hediye verdi. Biz de kendisine hem ADD’ye he de ÇYDD’ye bağış yaparak kız öğrencilerin bursları için onun adına bağış yaptık ona sunduk.
”İSRAFI BİTİREN, HİZMETİ GETİREN BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINA SAHİBİZ”
-Bu belediye tasarrufun başkenti. Önümüzdeki günlerde bütün belediyelere göndereceğimiz tasarruf genelgesi titizlikle hazırlanıyor. Tasarruf nedir israf nedir diye tartışan, israf nedir diye bakacaklarsa 7 kere tasarruf belgesi çıkarıp uymayıp 8’incisini hazırlayanlara baksınlar.
-Tasarruf nedir diye bakacaklarsa başta ABB olmak üzere yönettiğimiz belediyelere baksınlar. Biz tasarrufu ön plana alan, israfı bitiren, hizmeti getiren belediyecilik anlayışına sahibiz.
-Bu anlayış çakarlı arabalarla, uzun konvoylarla, korumalarla değil bir minibüsle, sokakta yürümesiyle, vatandaşın derdini bizzat dinlemesiyle, halkın içinde belediye başkanının neler yapabileceğini gösterdi.
”CHP’Lİ BELEDİYELERİN ÇOK DAHA ÖNEMLİ İŞLERİ YAPTIĞINI GÖRECEKSİNİZ”
-Ankaralılara Mansur Yavaş’ı anlatacak değilim. Mansur Yavaş’ın elde ettiği başarı tek başına elde dilmiş başarı değildir.
-Biz gücü elimize geçirdiğimizde şımaranlardan, kibre kapılanlardan değiliz. Belediye meclisine eşimizi, dostumuzu işe sokmak, onun bunun işini takip etmek için değil, kimsesizlerin kimsesi olarak girdik.
-CHP’nin geçen dönem Meclis’te azınlıkken birçok kararı alamazken bir destan yazdılar ve CHP belediyeciliği tescillendi.
-Bir 5 yıl daha görev aldılar. Ama bu 5 yılın seçimlerin yapılacağı güne kadar ki kısmı, bu sefer CHP’liler kamu yönetiminde çok iyiler, dürüstler, tutumlular dedirtip bundan sonraki süreçte genel iktidarın anahtarı da bu arkadaki ABB Meclis grubunun uyumlu, emek yoğun icraatlarıyla gerçekleşecek. Bundan sonraki süreçte CHP’li belediyelerin çok daha önemli işleri yaptığını göreceksiniz.
Açıklamanın ardından Özgür Özel, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
-Erdoğan’la görüşmede gündeme gelen Gezi tutukluları, Osman Kavala ile ilgili yeniden yargılama, atılacak olumlu bir adım bekliyor musunuz” sorusuna Özel, şu açıklamayı yaptı:
”TÜRKİYE BU CENDEREDEN KURTULSUN”
‘-Bu konuda en yoğun beklenti Türkiye’nin ekonomisi iyiye gitsin isteyen herkesin beklentisidir. Gezi Davası, bu konudaki AİHM ve AYM karaları ayrı ayrı uygulanmadığı için Türkiye’de hukukun üstünlüğü olmadığını, insanların önünü göremediğini böyle bir ülkeye yatırım yapılamayacağını, kredi verilemeyeceğini doğrudan ekonomiye dahi olumsuz etkisi olan durum olduğunu anımsatalım.
-Erdoğan’a özellikle Tayfun Kahraman’ın Bülent Arınç’la ve kendisi ile yaptığı konuşmayı hatırlattım belgeleri bıraktım.
-AİHM kararına karşın inatlaşılmamalı. Türkiye’de yargı talimat alıyor tartışmasına ben girmeyeyim, yargı da talimat almasın. Yeniden yargılamam mı yargılamanın yenilenmesi mi en doğrusunu hukukçular bilir ama bir yol bulunsun, Türkiye bu cendereden kurtulsun.”
”CUMHURBAŞKANI’NIN DÜŞÜNCELERİNİ İFADE ETMEK BANA DÜŞMEZ”
”Erdoğan ile ilgili görüşmede hasta tutuklular konusunun gündeme geldiği ve Erdoğan’ın bu konuda talimat verdiği doğru mu” sorusuna Özel, ”Kamuoyuna mal olmuş konularda kendi düşüncelerimi söyleyebilirim ama Cumhurbaşkanı’nın düşüncelerini ifade etmek bana düşmez. Bu sorunun muhatabı kendisi. Ben büyük dramı anlattım, gerekenin yapılmasını kendisinden talep ettim” yanıtını verdi.
Ahlatlıbel’de Kemal Kılıçdaroğlu ile dünkü görüşmede 31 Mart sonuçlarını ve Erdoğan görüşmesini nasıl değerlendirdikleri ile ilgili soruya Özel, şu yanıtı verdi:
‘-Genel Başkanımızla en çok faydalı hem bugüne kadar en rahat ve en keyifli yemeğimizi yedik. İki taraf da kazanan tarafta sonuçta. Tabii ki hem Meclis Başkanı hem de Cumhurbaşkanı’yla yaptığım görüşmeyle ile ilgili kendisine bilgi verdim. Detayların önemli bir kısmını paylaştım. Kendisinin görüşlerini aldım.
-O Twitter meselesiyle ilgili ben onu hiç üstüme almamıştım, almamakla da doğru yapmışım. Genel başkanlar her tweeti üstüne almazlar.
-Dün de kendisinin son derece yapıcı, son derece katkı verici, geleceğe dönük ve ışık tutucu bir yaklaşımı vardı.
-Öyle bir sorun alanımız yok Genel Başkan’la. Bundan sonra partiyle ilgili, partinin geleceğiyle ilgili, partinin iktidara gelmesiyle ilgili umutlarımız var. Bu konuları konuştuk. Genel Başkanla 8,5 yıl çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek hiç yememiştik.”
]]>
AKP’nin 20 yıl yönettiği Kilis’te belediye başkanlığını kazanarak büyük başarıya imza atan CHP’li Hakan Bilecen, “Gaziantep’in gölgesinde kalmış” dediği Kilis’i hak ettiği kimliğe kavuşturacaklarını söyledi. SÖZCÜ’yü ziyaret eden Bilecen’in ilk uygulamalarından birinin Arapça tabelaların kaldırılması olduğunu söyledi. Bilecen, “Suriyeli esnaf için tabelalarla ilgili kanun yetkisini kullanıyorum. Arapça tabelaları kaldırtıyoruz. ‘Kanun ne diyorsa herkes uyacak’ dedim. Her yere Türk Bayrağı astım Kilis’te. Herkes aynı bayrağa bakmak zorunda” dedi. “Asla bahanelere sığınamayız” diyen Bilecen projelerini şöyle anlattı:
KİLİS MİLLİYETÇİSİYİM
“Kilis 4 tarafı kapalı bir şehir. Artık bu şehrin kaçakçılıkla mültecilerle anılmasını istemiyorum. Bu şehrin konserlerle festivallerle anılmasını istiyorum. 3 Mayıs’ta Hatay Medeniyetler Korosu, 19 Mayıs’ta Zara Kilis’e gelecek. Kilis mutfağı özeldir. Gaziantep’i takdir ediyorum ama artık Kilis milliyetçisi bir belediye başkanı var. Fatma Şahin ne kadar Antep milliyetçisiyse ben de o kadar Kilis milliyetçisiyim. Kilis’in baklavasını herkes yiyecek. Fıstık Kilis’te yetişiyor ama Antep fıstığı. Hızlıca tescil başvuruları yapacağız. Üzümümüz çok meşhurdur. Fabrikamız önce özelleştirildi sonra yıkıldı. Üzüm entegre tesisi kurarak tüm dünyaya üzüm suyu, şarap, pekmez satabiliriz. Bunun için Kilis’te Kilis Üreten Kadınlar Kooperatifi kurdum. Kadınlara çok değer veriyorum.”
SEÇMENLER CHP’YE OY VERMEYİ UNUTMUŞTU
Kilis’in 1995’te il olduğunu hatırlatan Bilecen, “AKP’nin kuruluşundan beri muhtarlar dahil AKP’nin yönetimdeydi. Kilis’in iyi temsil edilmediğini gördüm ve elimi taşın altına koymak istedim. Hiçbiri siyasi geçmişim yoktu ama 5 yaşından beri birlikte büyüdüğüm ve bugün Kilis’in önde gelen isimleri olan arkadaşlarımla çalıştım. Onların da siyasi geçmişi yoktu fakat toplumda sevilen sayılan insanlar oldukları için halk bizi dineldi.
NÜFUS 300 BİN
Kilis’te yüzde 70 sağ kesim var. CHP’ye oy vermeyi unutmuş bir seçmen vardı. Her kesimin anlayacağı dilden konuştuk ve kazandık” dedi. Kilis’te 250- 300 bine yakın kişi yaşadığını da söyleyen Bilecen “Bunun 122 bini Türk vatandaşı. 80 bin kayıtlı Suriyeli var. Kalanlar da gezer geçer Suriyeliler. Belediyenin 120 bin kişilik ödeneği var ama 250 bini aşkın kişiye hizmet veriyoruz” diyerek bu konudaki sıkıntıyı dile getirdi.
AKP’liler annelerini bile işe aldırmışlar
Hakan Bilecen, AKP’den CHP’ye geçen birçok belediyedeki gibi önce Kilis’in borçlarını meydanlara astı. Kilis’te yıllardır devam eden bir ‘bankamatik işçiliği’ olduğunu anlatan Bilecen şunlara vurgu yaptı:
‘İSTİFA EDİN’ DEDİM
“AKP’nin Kilis’e yaptığı en güzel şey belediye binası. Parklar, sokaklar, kamu binaları bakımsız ama belediye binası dört dörtlük. Belediyenin borcu ise 502 milyon TL. Aylık 45 milyon TL gelirimiz olduğunu düşünürseniz bu benim 1yıllık bütçem. Bir belediyenin borcu olur; hizmet yaparsınız, altyapı yaparsınız, bina yenilersiniz, borcu olur. Ama bunlar hem çalışmamış hem borçları var. Çok fazla işçi alınmış. Çok fazla maaş ödüyoruz. İşe gelmeden maaş alan çok insan var. Hükümet partisinin Kilis’te her kademesindeki insanlar, kendileri ve annelerine kadar işe girmişler belediye şirketinden. Bunlar hala çalışıyor görünüyorlar. Kilis küçük yer herkes biliyor ama AKP il yöneticisi belediyede işçi gözüküyor. İş yapmayıp maaş alıyor. AKP ilçe yöneticilerinden biri park bahçeler müdürlüğünde işçi olarak gözüküyor. Müteahhitlik yapan bir adam 10 kat zengin. Ama belediyenin şirketinden asgari ücret alıyor. Annesi asgari ücret alıyor. Uyardım, bir ay süre verdim ‘lütfen istifa edin’ dedim. Etmezse çıkaracağım. Ama onurlu şekilde gitmeleri için çabalıyorum. Yıllarca maaş almışlar bir de tazminat mı verelim?”
]]>“KOŞULSUZ BİAT EDECEKSİN”
“… Seçimden hemen önce tarafıma İl Başkanlığı içerisindeki toplantıda MHP İl Başkanı Selçuk Alıç, İlçe Başkanı Ayhan Toy kendilerine koşulsuz biat etmem yönünde telkinde bulundular.
Seçimlerden sonra 15.04.2024 günü Ayhan Toy ve diğer 10 meclis üyesinin bulunduğu toplantıda istifa etmemiz yönünde belge imzalattılar. Benimle birlikte birkaç meclis üyesi bu evrakı imzaladık. İmza atmayanlar da oldu.
Toplantı halindeyken istifa etmemiz yönünde sunulan evrakın eksik olduğu, tarih kısmının boş olduğunu söyledik. Ayhan Toy da ‘Tarih kısmı boş kalacak, biz daha sonra dolduracağız’ dedi.
Ben neden olduğunu sorduğumda da ‘Burada demokrasi yok, teşkilatımız ne yönde karar verirse siz de bu karara uymak zorundasınız’ dedi.
“BELEDİYEDEN ARANINCA İSTİFA ETTİĞİMİ ÖĞRENDİM”
18 Nisan 2024 günü 14.00 sıralarında MHP İl Başkanlığında toplantı halindeydik. Ben toplantıdan çıktıktan sonra imzalamış olduğum istifa dilekçesi grup vekili Aziz Gündüz tarafından belediyeye götürülüp teslim edilmiştir.
Benim belediyeye evrakın götürüldüğünden haberim yoktu. Eksik bilgi olması sebebi ile belediye personelinin beni araması sonrası evrakın belediyeye götürüldüğünü öğrendim.
Belediyeye gittiğimde buradaki dilekçemi alarak yırttım. Şu an elimde durmaktadır. Kendi rızam ile yırtık vaziyette olan dilekçeyi sizlere dosyaya sunmak için teslim ediyorum.
Ben belediyede bulunduğum esnada Ayhan Toy, Yazı İşleri Müdürü olan Efraim beyi arayarak ‘Nasıl olur da dilekçesini geri teslim edersiniz ve yürürlüğe koymazsınız’ şeklinde telefon aracılığı ile görüşmeleri oldu. Ben de görüşmeye şahit oldum.
“CAN GÜVENLİĞİMDEN ENDİŞELİYİM”
Benim istifam konusunda herhangi bir gerekçe belirtmediler. Beni meclis üyesi olarak almak isteyenler de kendileriydi. Benim elimden seçilme hakkımı almaya çalışmaktadırlar.
Ayhan Toy ile yapmış olduğumuz telefon görüşmesinde bana ısrarla ‘Neredesin sen, çabuk buraya gel, neredesin ben oraya geliyorum’ diyordu.
Selçuk Alıç ve Ayhan Toy isimli kişiler benim seçilmiş bir kişi olmama rağmen bana karşı mobbing uygulayarak istifa etmem yönünde baskı bulunmaktadırlar.
Bana baskı kuran Selçuk Alıç ve Ayhan Toy isimli şahıslardan davacı ve şikayetçiyim. Can güvenliğinden endişe duymaktayım. Çağrı üzerine koruma talep ediyorum.”
“FAZİLET KARA, KENDİSİ ÇALIŞMAK İSTEMEDİ”
MHP Merkez İlçe Başkanı Ayhan Toy da konuya ilişkin yaptığı açıklamada Fazilet Kara’nın MHP İl Teşkilatı fikirlerinin kendisine uymadığını belirterek çalışmak istemediğini söylediğini savundu. Toy, “Kimseyi bizle çalışmaya zorlamayız. Kara’ya istemediği takdirde istifa edebileceğini söyledik” dedi.
Durumdan MHP Genel Merkezi’nin de haberinin olduğunu ifaden eden Toy, Fazilet Kara’nın bugün yada yarın partiden istifa edeceğini belirtti.
]]>Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Türkiye’nin çok ağır bir ekonomik süreçten geçtiğini ve milletin yerel seçimlerde sandıkta iktidara cevap verdiğini söyledi.
Kaya, kamu kurumlarına yönelik tasarruf genelgelerinin yayımlandığını anımsatarak, “Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bir AVM’nin üst katında mütevazi bir kumpirle fotoğraf verirken maalesef başkalarının çok maalesef başka mensuplarımızın milletin vicdanını acıtacak çok farklı fotoğraflar verdiğini görüyoruz.” diye konuştu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, hükümet kurulalı 11 ay olduğunu belirterek, “Hangi harcamayı kısacaksınız, ne yapacaksınız, nasıl yapacaksınız? ‘Harcamayı kısacağım.’ deyince harcama falan kısılmıyor, bir yandan harcamalar devam edip gidiyor. Bürokraside hala arkadaşlarımız var, bir miktar irtibatımız var, o arada da hiçbir şey yapılmadığını görüyoruz. Böyle lafla peynir gemisi yürütme imkanı yok.” dedi.
Usta, Bakan Şimşek’ten tasarruf kalemlerini açıklamasını talep ederek, “Nereyi, nasıl keseceksiniz? Yani kamu-özel iş birliği projelerinden, KKM’den, personel giderini kesebiliyor musun? Fakirlik artmış, sosyal transferden kesebiliyor musun? Nereden keseceksin? Önce bunların bir analizini ortaya koyması lazım.” şeklinde konuştu.
“VERGİLERLE TOPLANAN PARALAR NASIL ÇARÇUR EDİLİYOR?”
DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ise halkın parasının bol kepçeden heba edilmesine Meclisin cevap vermesi gerektiğini söyleyerek, “Halka da sesleniyorum: Sizlerin vergilerinizle toplanan paraların nasıl çarçur edildiğinin araştırılmasının oylamasında, ‘evet’ diyenler de ‘hayır’ diyenler de birazdan kararını verecek ama asıl karar vicdanlarındır.” dedi.
CHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, yerel seçimleri kazanan CHP’li adayların, kamudaki israfın belediyelerdeki boyutunu ortaya çıkardığını savundu. Akdoğan, 31 Mart seçimleri öncesinde Manisa Büyükşehir Belediyesi bütçesinin usulsüz kullanıldığını iddia etti.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Akdoğan’ın, Manisa Büyükşehir Belediyesi ile ilgili iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, şunları kaydetti:
“Manisa’da, seçim gecesi, daha seçim sonuçlanmadan, YSK tarafından kesinleşmeden, yeni seçilen başkan mazbatasını alıp göreve başlamadan, Manisa Büyükşehir Belediyesinin harcama ve muhasebe yetkilisi personelleri aranıp hakaret edildi, tehdit edildi, küfredildi ve harcamaların imza atılmaması konusunda tahkir edildi ve memurlar baskı altına alındılar. Yapılması gereken harcamalar yapılır eğer burada bir yanlışlık görürseniz de hukuk yolu da açıktır. Daha mazbatasını almadan, kesinleşmeden, görevine de başlamadan birtakım yalanlarla, iftiralarla çarpıtmalarla göreve başlamak daha ilk düğmeyi yanlış iliklemek anlamına gelir. Söylenilen söz Manisa Büyükşehir Belediyesi için katiyetle doğru değildir, yanlıştır.”
CHP’li Akdoğan, söz konusu olayın küfür, şiddet ve tehdit içermediğini söyleyerek, “Seçimi kazanan belli, kaybeden belli. Neyi beklemiyorlar? Bekleyecekler, gelen ödeyecek. Küfür de olmadı, şiddet de olmadı ama Belediye Başkanımız gitti, belediyenin önünde bu uyarıyı Manisa halkı adına yaptı. Yangından mal kaçırır gibi halkın parasını sağa sola savurmak yok.” diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Akçay ise “Yeni başkan görevine başlayana kadar eski başkanın görevleri ve sorumluluğu, yetkisi devam eder; biraz hukuk bilmek lazım. Yeni bir harcama yapılmıyor, aylar, yıllar evvel taahhüt edilen harcamaların imzası atılacak, buna mani olunuyor.” şeklinde konuştu.
ÖNERİLER KABUL EDİLMEDİ
Saadet Partisi önerisi üzerinde AKP Grubu adına konuşan Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, kamuda tasarrufun hükümetin öncelik verdiği, adım attığı ve yeni önlemler almaya devam edeceği aktif bir alan olduğunu vurguladı.
Bu tasarrufun, sadece kamu harcamalarında devletin kağıt, kırtasiye, aydınlatma, su, elektrik veya kamu personelinin olağan ve zorunlu harcamaları olarak anlaşılmaması gerektiğini dile getiren Tüfenkci, kamudaki tasarrufun, personelin verimliliğinin artırılmasından yöneticilerin bilinçlendirilmesi ve denetlenmesine kadar birtakım karmaşık ve bütüncül tedbirlerle mümkün olabileceğine işaret etti.
Önceliklerinin her zaman millet olduğunu ifade eden Tüfenkci, milletin refahını artırmak için tasarruflu kamu harcamaları ile enflasyonu düşürmeyi hedeflediklerini kaydetti.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Öte yandan kabul edilen Danışma Kurulu önerisine göre, Genel Kurul yarın çalışmayacak.
Genel Kurulda daha sonra Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine geçildi.
]]>596 MİLYON OLARAK AÇIKLANMIŞTI
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in, Ortahisar Belediyesi’nin borcunun 596 milyon 759 bin 292 TL olduğu iddiası üzerine borç miktarını açıkladı.
Ortahisar Belediyesi’nin SGK ödemeleri, vergiler, vergi yapılandırmaları, çeşitli ücret ve kesintiler, krediler, kredi faizleri, katılım payları, piyasaya borçları 5 Nisan 2024 tarihi itibarıyla 517 milyon 174 bin 135 TL.
Ortahisar Belediyesinin bağlı iştiraklerinden olan ORBEL’in personel borçları, vergiler, SSK ödemeleri, yapılandırılmış vergi borçları ve banka nakitleri dikkate alındığında, 31 Mart 2024 tarihi itibarıyla borç durumu 321 milyon 724 bin 470 TL. Yine Ortahisar Belediyesi’nin bir diğer iştiraki olan ORKENT’in SSK, vergi, vergi yapılandırması, piyasa borçları, banka nakitleri ve kasa dikkate alındığında 31 Aralık 2024 tarihi itibarıyla toplam borcu 10 milyon TL olarak sıralandı.
Ortahisar Belediyesi ve iki bağlı iştirak olan ORBEL ve ORKENT’in toplam borcu ise 856 milyon 957 bin 739 TL olarak açıklandı.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya
“109 MİLYON BORÇ NASIL 596 MİLYONA ÇIKTI?”
“Matematik yalan söylemez” diyen Kaya, mevcut borçlarla ilgili şunları söyledi:
– Önceki dönem Belediye Meclis üyemiz olan Cüneyt Bey, Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi vermişti. Önergede birçok soru vardı ama sorulardan biri de, ‘Artı-eksi yüzde üç yanılma payıyla belediyemizin toplam borcu ne kadardır?’ şeklinde idi. Bu soruya Ahmet Bey’in Yazı İşleri Müdürlüğü aracılığı ile verdiği cevapta, borcun 109 milyon 877 bin lira olduğu ifade edildi.
– Şu anda Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı olan Ahmet Metin Genç’in dünkü meclis toplantısında bizim göreve geldikten sonra açıkladığımız 800 milyon TL’lik borca itiraz ederek, Ortahisar Belediyesinin borcunun 596 milyon olduğunu ifade etmesini hayretle karşıladık. Bize seçimden hemen önce borcun 109 milyon olduğunu söyleyen Genç’in, dünkü toplantıda borcu 596 milyona çıkarması da önemli bir gelişme.
– Matematik yalan söylemez. Biz hesap kitap yaptık, birim müdürlerinden bilgi aldık. Ulaştığımız rakam, yukarıda da ayrıntıları verildiği gibi, 856 milyon 957 bin 739 TL’dir. Biz verilerimizi doğru ölçeceğiz ki, belediyemizi doğru yönetelim. Ölçemediğiniz veriyi yönetemezsiniz. Kuyumcu hassasiyetiyle hareket ediyor ve hesap yapıyoruz.
“PANKARTLA AJİTE ETMEK İSTEMEDİK”
Öncelikle kent lokantası açacaklarını ifade eden Kaya, şöyle devam etti:
– Pankart asıp ajite etmek de istemedik. Tıpkı Sayın Genç’in yaptığı gibi, konuşulması gereken yerde bunu konuştuk. Kendisi de dün Büyükşehir Belediye Meclisi’nde, 2023 yılı Büyükşehir Belediyesi Faaliyet Raporu görüşmelerinde toplam borcu dile getirdi. Biz de aynı şeyi Ortahisar Belediye Meclisi’nde yaptık.
– Dolayısıyla bize ‘Borcu neden oradan konuştunuz’ gibi bir eleştiri getiren Genç, aynı şeyi kendi belediyesiyle ilgili olarak Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yapmıştır. Orada da önceki Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ile çelişkiye düşmüştür. Murat Bey’in açıkladığı 1 milyar 600 milyon borç ile Ahmet Bey’in açıkladığı 1 milyar 784 milyon TL’lik borç da aynı değildir.
]]>

Bucak’ın ilk kadın ve en genç başkanı oldu
Makine Mühendisi Hülya Gümüş 28 yaşında. 68 bin nüfuslu Burdur Bucak’ta 10 yıl sonra CHP’ye seçim kazandırdı ve yüzde 40 oy aldı. AKP’li rakibi ise yüzde 33’de kaldı. AKP Bucak’ta 2019’da yüzde 45, 2014’de ise yüzde 43 oy alarak seçimi kazanmıştı. Bucak’ın ilk kadın ve en genç başkanı olan Hülya Gümüş 10 yıl sonra AKP’li başkanların hakimiyetine son verdi. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitiren Gümüş 24 yaşında CHP Bucak İlçe Başkanı ve geçen yıl da Milletvekili adayı oldu. Gümüş, “Bundan sonra bize düşen çok çalışmak ve halkımıza layık olmak. Amacım 5 sene sonra kimseye ‘Keşke’ dedirtmemek. ‘İyi ki Hülya’yı seçmişiz’ dedirtmek. Herkesin eşit olduğu tarafsız bir yönetim anlayışı ile şeffaf bir belediyecilik yapacağım” dedi.

CHP 50 yıl sonra Korkuteli’ni aldı
Antalya’nın dağlık bölgesi Korkuteli İlçesi’nde 30 yıldır MHP’li adaylar seçimden galip çıkıyordu. CHP ise en son 50 yıl önce Belediye Başkanlığı seçimini kazanmıştı. 29 yaşındaki Halkla İlişkiler uzmanı Saniye Caran, 59 bin nüfuslu ilçede seçimden galip çıkan ilk CHP’li ve en genç başkan oldu. Böylelikle CHP 50 yıl sonra Korkuteli’nde seçim kazandı. Caran yüzde 38 oy aldı ve AKP adayına 10 puan fark attı. Korkuteli doğumlu olan Caran, Pamukkale Üniversitesi Halkla ilişkiler Bölümünü bitirdi. Halen de Anadolu Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünde eğitimine devam ediyor. Mazbatasını aldıktan sonra Mehter Takımı ilçede kutlama yapan Caran, “Beş yıl süreyle halkımızın yanında olacağız ve hizmet edeceğiz. Korkuteli’nin huzuruna huzur, mutluluğuna mutluluk katmaya geldik” dedi.

Mühendis başkanın ilk icraatı tasarrufa gitmek olacak
Manisa Şehzadeler’de 36 yaşındaki CHP’li Gülşah Durbay seçimi kazandı. Gıda Mühendisi ve Manisa’nın ilk kadın ilçe belediye başkanı olan Durbay, 167 bin nüfuslu ilçede yüzde 38 oy aldı. AKP’li rakibine 9 bin 500 oy fark attı. Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Durbay, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde de ekonomi ve finans alanında doktora yaptı. Durbay, “İlk icraatımız kreş açmak olaca” dedi. Belediyeyi 150 milyon lira borç ile devralan yeni Başkan “Tasarrufa gideceğiz, işe gelmeden maaş alanlar ile de yollarımızı ayıracağız, son 4 ay içinde işe alınan çok sayıda personel var. Personel maaşlarının bütçenin yüzde 40’ını geçmemesi lazım” açıklaması yaptı.

‘Önceliğimiz huzur güven ve mutluluk’
Afyonkarahisar’ın Evciler İlçesi’nde de seçimi 34 yaşındaki Avukat Berrin Uğurlu kazandı ve 8 bin nüfuslu ilçede yüzde 50 oy aldı. Evciler’de 2019 yılındaki seçimde AKP adayı yüzde 57.8 ile Başkan olmuş, o dönemdeki CHP adayı ise yüzde 40’da kalmıştı. Afyonkarahisar’da ana kent belediyesini de CHP’nin kadın adayı ve Milletvekili Burcu Köksal kazandı. Evciler’de sandıktan galip çıkan yeni Başkan CHP’li Uğurlu, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi ve Afyon’da 7 yıl süreyle avukatlık yaptı. Uğurlu “İlçemiz Evciler’e de uğurlu geleceğiz. Daha yaşanabilir, daha güvenli, daha iyi hizmet için çalışacağız. Önceliğimiz huzur, güven ve mutluluk olacak” dedi.
9 MİLYON 476 BİN NÜFUS VAR
Yerel seçimde CHP’nin kadın adaylarından 35’i seçimi kazandı. Bunlardan 3’ü Büyükşehir olmak üzere 6’sı İl, 28’i İlçe, biri de Belde Belediye Başkanı oldu. Kadın belediye başkanlarının bulunduğu il ve ilçelerde toplam 9 milyon 476 bin 251 kişilik nüfus var. En yüksek nüfus Özlem Çerçioğlu’nun görev yaptığı 1 milyon 161 bin kişi ile Aydın ve Candan Yüceer’in görevde olduğu 1 milyon 167 bin nüfuslu Tekirdağ’da bulunuyor. En kalabalık ilçe ise 787 bin 771 kişi ile Oya Tekin’in Başkan olduğu Adana Seyhan.
]]>Belediyenin borçları ve tespit ettikleri bazı özel durumlara ilişkin açıklama yapan Duran, önceki dönemde belediyenin taşınmaz satışlarından 112 milyon TL gelir elde etmesine rağmen 108 milyon lira borcunun olmasını kamuoyunun takdirine bıraktığını söyledi.
BEŞ ARACA AYLIK 450 BİN TL
Göreve geldiklerinde belediyede makam arabasının da aralarında bulunduğu 5 kiralık araca aylık 450 bin ödendiğini tespit ettiklerini belirten Duran, ilk iş olarak kira sözleşmelerini iptal ederek belediyeyi bu maliyetten kurtardıklarını kaydetti.
BELEDİYENİN SANDALYESİ KAHVEHANEDE
Atıl durumda olan Değirmen Cafe’nin 23 Nisan’a kadar hizmete açılması için gerekli girişimlerde bulunduklarını anlatan Duran, “Trajik olan bir konu var ki Değirmen Cafe’nin masa ve sandalyeleri seçim için Tırmısın Mahallesi’nde bir kahvehanede çıkmıştır. Bu belediyenin olanaklarının seçimde ne denli kötü kullanıldığının göstergesidir” diye konuştu.
”ÇÖP BİDONU BİLE YOK”
Göreve geldiğinde ilçede gerekli çöp bidonunun dahi olmadığını gördüklerini kaydeden Duran, ricayla Muratpaşa Belediyesi’nden 35 çöp bidonu aldıklarını söyledi.
ARSALARDAN BEŞİ AYNI AİLEYE
Belediyenin 2023 yılı içinde sattığı arsalardan 5’inin bir aileye odaklı yapıldığını tespit ettiklerine dikkati çeken Duran, “Ortaya çıkan bir kamu zararı olduğunu gördük. Biz bunun kesinlikle takipçisi olacağız. Aynı ailenin sanayide 4 tane dükkan alması ve sanayi bölgesinde hazineye ait bir arsanın el altından aynı aileye doğru kanalize edilmesinin kesinlikle tesadüf olduğunu düşünmüyoruz. Belediye olarak bunun takipçisi olacağız” diye konuştu.
“ARAÇ KİRALAMAYACAĞIZ”
Kendi döneminde Demre Belediyesi’nin satış yapmayacağını, aksine kazanmak üzerine çalışacaklarını kaydeden Duran, “Araçlardan bahsediyorum. Önümüzdeki dönemde bu borçlarla ilgili bazı satışlar meydana gelebilir. Ama biz keyfiyete dayalı olarak araç kiralamayacağız, böyle astronomik satışlar yapmayacağız. Bu borçlar ağlama duvarımız da olmayacak. ‘Biz göreve geldiğimizden itibaren belediyenin durumunu, borcunu, yaptıklarını açıklayacağız’ dediğimiz için kamera karşısındayız” dedi.
”MİTİNGLERDE ÇALIŞTIRIP İKİ KATI MAAŞ ÖDEDİLER”
Seçim sürecinde belediye personelinin seçim büroları ve seçim gezilerinde görevlendirildiğini, bu personele 2 katı maaş ödendiğini tespit ettiklerini belirten Duran, “Emek gösteren insanlara bedelini ödemek doğrudur. Ama belediyeden bazı arkadaşlara yüksek maaş ödeyip diğer arkadaşların bu konuda mağdur olmaları adaletli değildir” ifadesini kullandı.
Demre sahillerine yönelik çalışmaları nedeniyle önceki dönem belediye başkanına teşekkür eden Duran, sahil bandıyla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı ile belediye arasındaki hukuki sürecin devam ettiğini, sahillerin korunması için hukuki sürecin takipçisi olacaklarını söyledi.
BELEDİYENİN GÜNCEL MALİ DURUMU
Demre Belediye Başkanı Fahri Duran, belediyenin geçmiş dönemden kalan borçları, satış gelirleri ve mali tablosunu belediye binasına astı. Duran’ın açıklamasına göre, belediyenin mali tablosu şöyle:
Banka mevcudu: 601 bin 524 TL
Piyasa borcu: 38 milyon 208 bin 352 TL
Taahhüt edilmiş borç: 53 milyon 534 bin 216 TL
Kredi borcu: 7 milyon 931 bin 670 TL
Kurumlara borç: 8 milyon 376 bin 292 TL
Demre Hizmet Ltd. Şti. Borcu: 713 bin 514 TL
Toplam borç: 108 milyon 162 bin 520
1 Nisan 2019-31 Mart 2024 tarihleri arası satışı yapılan arsa ve araç listesi:
Satılan araçlar (2 adet): 1 milyon 434 bin 325 TL
Satılan taşınmazlar 2019-2021 yılları arasında (Bozdağ arsa-82 adet): 12 milyon 390 bin 334 TL
Satılan taşınmazlar (mesken-dükkan-tarla-8 adet): 5 milyon 819 bin TL
Satılan taşınmazlar (Sanayi dükkanları-86 adet): 57 milyon 486 bin 130 TL
Satılan taşınmazlar 2023 yılı (Bozdağ arsa-13 adet): 34 milyon 910 bin TL
Satışlarla sağlanan toplam belediye geliri: 112 milyon TL
]]>Belediye Başkanı CHP’li Osman Tarık Özçelik’in ‘seçim taahhüdüm’ diyerek belediye binasına astırdığı mali tabloyu gösterir afişe, MHP İlçe Başkanlığı da parti binasına astırdığı afişle yanıt verdi. Belediyeye asılan afişte belediyenin borcunun 1 milyar 122 milyon lira olduğu; MHP binasındaki afişte ise alacaklar da dahil edildiğinde net borcun 448 milyon lira olduğu vurgulandı.
BELEDİYE 1 MİLYAR 122 MİLYON TESPİT ETTİ
31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Alanya’da sandıktan galibiyetle çıkan CHP’li Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, önceki dönemin borç çizelgesinden oluşan afişi, belediye binasına astırdı. Binanın ön cephesinde sergilenen afişte, belediyenin nakit ve bankada mevcut varlıklarının yanı sıra banka kredileri hesabı, piyasaya borçlar, diğer borçlar, ödenecek vergi ve fonlar hesabı, SGK prim borçları, YİKOP kültür payı, büyükşehir belediyesi payı ile Alanya Belediyesi Personel Ltd. Şti’nin vergi, SGK ve bireysel emeklilik sistemi borçları listelendi. Afişte Alanya Belediyesi’nin toplamda 1 milyar 122 milyon 258 bin 556 lira borcu olduğu belirtildi.
MHP ALACAKLARI DA HESABA KATTI
Alanya Belediyesi’ne asılan afişe MHP İlçe Başkanlığı’ndan da afişli karşılık geldi. MHP ilçe binasına asılan afişte ise belediyenin toplam borcu 1 milyar 122 milyon 258 bin 556 lirayken, toplam alacağının 673 milyon 627 bin 208 lira olduğu ve bu durumda toplam borcunun 448 milyon 631 bin 348 lira olduğu vurgulandı.

MHP’den yapılan yazılı açıklamada, “2014 yılında bütçesi kadar borcu ile devralınan Alanya Belediyesi, 10 yıllık süre zarfında bütçesini 40 kat büyüterek, bütçesinin yüzde 10’un altında bir borç ile ve halihazırda silinemez, yıkılamaz mega projeleriyle devretmiş bulunmaktadır. Alacak kalemi eklenmiş Alanya Belediyesi ‘mali durum göstergesi’ ektedir. Alanya Belediyesi’nin CHP belediyesine geçişinin ardından Alanya Belediyesi binasına asılan mali durum tablosunun sadece belediye borçlarını yansıttığı fakat sadece belediyenin borçların yazılarak algı oluşturmaya çalışıldığı ortadadır. Aksine asıl borç alacağı belirten mali tabloyu parti binamıza asarak vatandaşlarımıza, Alanya’mıza ve kamuoyuna sunarız” denildi.

BELEDİYE: KORSAN MALİ TABLO
MHP binasına asılan afişe istinaden Alanya Belediyesi yeni bir basın açıklaması yaparak “Açıklanan mali tablo, belediyemiz tarafından kamuoyuna sunulan mali tablonun tahrif edilmesi suretiyle ancak aynı yazı fontu, aynı renk kartelası kullanılarak hazırlanmıştır; bir başka ifadeyle korsan mali tablo oluşturulmuştur” ifadelerine yer verdi.

ÖZÇELİK: GELİR GİDER DENGESİNİ SAĞLAYACAĞIZ
Belediye binasına asılan mali tabloyla ilgili açıklamada bulunan Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik “Tablo Alanya Belediyesi’nin 31 Mart günü itibarıyla muhasebe kayıtlarına yansımış borçlarını ve aylık ortalama gelirini, aylık ortalama giderlerini ve aylık gelir gider farkını göstermektedir. 31 Mart 2024 itibarıyla Alanya Belediyesi’nin muhasebe kayıtlarına yansımış borcu 1,2 milyar liradır” dedi.
Özçelik şöyle konuştu:
– Alanya Belediyesi’nin giderleri gelirlerinden daha fazladır. Bu nedenle yeni hiçbir şey yapılmadan dahi her ay 73 milyon lira daha ilave borç doğmaktadır. Alanya Belediyesi çalışanlarının SGK primlerini, bireysel emeklilik katkı paylarını dahi ödememiştir.
– 2024 yılı bütçesinde halen devam eden işler dolayısıyla 1 milyar 761 milyon lira ödeme taahhüt edilmiş ancak bu taahhüdün karşılanması için kaynak olmadığından 1 milyar 750 milyon lira gayrimenkul satışı bütçelenmiş. Bizim önceliğimiz, israf ve verimsizliğin önüne geçerek, çok hızlı şekilde belediyenin gelir gider dengesini sağlamak olacaktır.
]]>EYÜPSULTAN İYİ YÖNETİLMEDİ
“Seçim kampanyamızın en başında Eyüpsultan’ın ve Eyüpsultanlılar’ın sorunlarını masaya yatırdık ve bu sorunlar için çözüm üretmeye karar verdik. Her bir alan için somut projeler ürettik ve projelerimiz Eyüpsultanlılar’da karşılık buldu. Eyüpsultan’ın potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu herkesin biliyor aslında. Ama çok uzun yıllar bence iyi yönetilmediği için bu potansiyelin çok gerisinde kalmış. Eyüpsultan’ın ekonomisini canlandırmak böylece refah seviyesini artırmak ve yaşam kalitesini yükseltmek mümkün olacak. Dayanışma, ortak akıl ve liyakate dayalı adil ve demokratik bir yerel yönetime sahip Eyüpsultan’da yaşamanın kader değil şans olacağını herkes anlayacak.
BEKLENTİ YÜKSEK, ÇOK İŞİMİZ VAR
“Eyüpsultanlılar’a bir söz verdim: Eyüpsultan hak ettiği değere kavuşacak ve Eyüpsultanlılar da bu değişimden en çok yararlanlar olacak. Eyüpsultanlılar bana güvendi ve İstanbul’un en özel ilçesini yönetme yetkisini verdi. Ben tutmayacağım bir söz vermem; verdiğim sözü de tutarım. Eyüpsultan CHP’nin onlarca yıldır yönetmediği bir ilçe. Hem yapacağımız çok iş var hem de beklenti çok yüksek. Her şeyden önce benim kendimden ve ekibimden beklentim çok yüksek. Dolayısı ile şu an benim aklım, fikrim ve kalbim Eyüpsultan’da. Eyüpsultan için yeni bir dönem başlıyor ve ben bu sürecin öncüsü olacağım için çok heyecanlı ve enerji doluyum.”

İGDAŞ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA: Mithat Bülent Özmen, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde siyaset bilimi ve kamu yönetimi okudu. Bankacılık ve finans üzerine doktora yaptı. Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştıktan sonra banka, finans ve enerji sektörlerinde çalıştı, üst düzey yöneticilik ve CEO görevlerini yürüttü. 2019 yerel seçimlerinden sonra İGDAŞ’a Genel Müdür oldu. Ardık Eyüpsultan Belediyesi’ni yönetecek.
Belediyeciliği iyi bilirim
MİTHAT Bülent Özmen, İGDAŞ Genel Müdürlüğü ile birlikte İBB Enerji Grup Başkanlığı görevinde bulunurken doğru bir belediye yönetiminin halkın hayatında nasıl farklılık yaratabileceğini deneyimlediğini dile getirdi. Özmen “Ben kendimi siyasete geçiş yapıyorum diye hissetmedim. Daha çok insanın hayatına dokunabileceğim bir göreve geçiş yapıyorum diye hissettim. Kendimi sosyal demokrat olarak tanımlıyorum. Sosyal demokrasinin evrensel değerlerine inanıyorum: Özgürlük, eşitlik, adalet, dayanışma, çoğulculuk… Bu değerler çerçevesinde yapılacak bir yerel yönetimin de fark yaratacağına inanıyorum. Ekonomi dediğimiz zaman ekolojiyi dışlamayan, yoksullukla mücadele dediğimiz zaman emeğin hakkını almasından da bahseden, demokrasiyi sadece seçim olarak değil, farklı renklerin her gün sesinin duyulması olarak gören bir yerel yönetim anlayışına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum” dedi.
]]>YENİ BAŞKANLARA ÖNERİM
Özellikle ilk kez belediye başkanı seçilenlerin seçilmişliğin baş döndürücü havasına kapılmamasını, çok dikkatli olmalarını, plan-proje yapma konusunda acele etmemelerini, büyük projelere birden bire girmemelerini öneren Büyükerşen şunları söyledi:
“Biraz sükunetle bekleyip içinde bulundukları yönetimin sisteminin nasıl bir sistem olduğunu anlamaya çalışsınlar. Çünkü yerel yönetimler bozuk da değil bombozuk bir sistem. Bunun ıslah edilmesi için yapılacak çok önemli işler var. Rastgele ‘Şunu yapalım, bunu yapalım’ demesinler. Bir ortalık durulsun, Türkiye’nin üzerine çöken kara bulutları dağıtmaya çalışmak lazım. Etraf toz- toprak hiçbir şey gözükmüyor. Belediye sistemi karışık. Öncelikle büyükşehir belediyeleri için ayrı bir belediye meclisi seçilmeli. Bu yapılmadıkça büyükşehirlerde belediyelerin hizmet yapabileceği sağlıklı bir sisteme sahip olduklarını iddia etmek mümkün değil. Yani Yerel Yönetimler Yasası değiştirilmeli.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’le ayrıntılı bir görüşmenin henüz olmadığını kaydeden Büyükerşen şu bilgileri verdi:
KOORDİNASYON GÖREVİ
“Şimdilik Sayın Genel Başkanın söylediği, bir koordinasyon görevi. Ama koordinasyon görevinden çok bir sistemin kurulması gerekiyor. Önerileri şöyle yapalım, böyle yapalım diye yanlış yollara gitmemek, kalıcı çözümler bulmamız lazım. Türkiye’nin dört bir tarafında seçilmiş CHP’li belediye başkanlarımız görevlerinin başında. Bunlara nasıl ulaşılacak, nasıl eğitim içerisine alınacaklar bunları önce planlamalıyız. Bunun için CHP yönetimiyle, parti meclisiyle çok zaman almayacak şekilde tartışıp bir yol bulmalıyız. Ülkemizin hemen her tarafında belediyelerimiz var. Bunları nasıl bir eğitim sistemi içerisine alacağımızı belirlemeliyiz. Sosyal demokrasi, sosyal demokrat belediyecilik eğitimiyle başlamalıyız. Bir eğitim teşkilatımız olacak. Bana göre adeta ikinci açıköğretim gibi bir model üzerinde durmak gerekiyor. Eğitimden sonra bunun sınavları da olacak. Bu eğitim yalnız belediye başkanlarını değil belediye meclis üyelerini, personeli de kapsayacak.”
DENEYİMLERİMİZİ AKTARACAĞIZ
Deneyimli belediye başkanlarının, önceki genel başkanların, bu alanda başarılı çalışmalarını bildiğimiz hocaların da tecrübelerini, önerilerini anlatacağını kaydeden Büyükerşen, uygulamanın başlanmasından sonra yeni gelişmelerle eğitimin daha da güçlendirileceğini belirtti. Bazı eğitim konularının büyükşehir başkanları için ayrı ilçe belediye başkanları için farklı olacağını ifade eden Büyükerşen açıklamasını şöyle tamamladı:
“Sosyal demokrasi çizgisi içerisinde, hedef sosyal demokrasi, sosyal belediyecilik olmakla beraber kalkınma, demokrasi, siyaset, özgürlük, özlem duyduğumuz milletçe hatasız bir düzene geçmek için ne gerekiyorsa o dersleri de hocalarımıza hazırlatırız. Sistemsizlikle mücadele edecek bir sosyal demokrasiyi gerçekleştirmeliyiz. Türkiye, bugün merkezi yönetimden, yerel yönetimlere kadar sistemsizlik içerisinde boğuşup duruyor.”
Erken seçim mutlaka gerekli
Yılmaz Büyükerşen, Türkiye’nin bir an önce genel seçime gitmesinden yana olduğunu belirtti. Nedenini şöyle açıkladı: “İflas ettirilmiş bir memleketle karşı karşıyayız. Bunun kurtuluşu bir an önce bu hükümeti genel seçime zorlamaktır. Cumhurbaşkanı ‘Parlamenter rejime dönmek değil de bu rejimi düzeltelim’ diyor. Nesini düzelteceksin bu rejimin? Mevcutta bir sistem yok ki düzelteceksin. Türkiye’nin bugünkü durumu bir sistem değil. Bunun çözümü için Türkiye’yi yeniden kuruluş ayarlarına döndürmek lazım. Bunun için genel seçim mutlaka gerekli. İktidarı parlamenter sisteme geçmeye zorlamalı.”
]]>
Erdem, Zonguldak’taki yerel seçimlerden 30 bin 256 oy alarak galip çıkarken, AKP’li rakibi ve mevcut Belediye Başkanı Selim Alan’a 9 bin 400 oy fark attı. CHP Zonguldak’ın 8 ilçesinden 6’sını da kazandı. En büyük ilçe Ereğli’de, CHP adayı Halil Posbıyık seçimi yüzde 45 oy oranı ile 6. kez kazanarak bir rekora imza attı. AKP adayı ise yüzde 28’de kaldı.
Zonguldak’ta 1964 yılında doğan ve Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan yeni başkan Erdem, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanlığı da yaptı. CHP’den Belediye Meclis Üyeliği ve Grup Başkanvekilliği görevlerinde bulundu. Erdem hedeflerini ve projelerini şöyle anlattı:
BEŞ BİN ŞEHİDİMİZ VAR: Daha yaşanabilir, daha güzel bir Zonguldak için yola çıktık. Kavga etmek, kibirlenmek, partizanlık yok. Artık barış ve kucaklaşma var. Burası madenci kenti ve maden ocaklarında beş binden fazla şehit vermiş kentimize sahip çıkacağız. Belediyenin her kuruşunu emeğin başkenti Zonguldak için değerlendireceğiz.
GAZİLERE İNDİRİMLİ SU: Tahsis edeceğimiz pazar alanı ile ev hanımlarımız el emeği göz nurlarıyla aile ekonomisine katkı sağlayacak. Kimsesiz yardıma muhtaç yaşlılarımızın günlük yaşam kalitelerini arttırabilmek için destek birimi kurulacak. Tüm kentsel düzenlemeler engelli vatandaşlarımız düşünülerek yapılacak. Gazi ve şehit yakınlarına su indirimli olarak verilecek.
KADIN BİRİMİ: Sosyal, hukuksal ve psikolojik alanlarda desteğe ihtiyacı olan kadınlarımıza telefonla ya da yüz yüze destek verilecek. İşsiz gençlerimiz, işverenler ile buluşturulacak ve istihdam için katkı sağlanacak. Her mahallemizde muhtarlarımızla işbirliği içinde çalışacak ve problemlerin çözümünde destek olacak sosyal asistanlarımız olacak.
SANAT VE FESTİVALLER: Yeni inşa edeceğimiz alanlarda sanatı yaşatmaya devam edeceğiz. Halkımız ulusal ve yerel sanatçılarla buluşacak. Festivaller, kitap fuarları, tiyatro şenlikleri düzenlenecek. Ulaşım, alışveriş, belediye hizmetleri, kent lokantaları tek bir kart ile olacak. İnşaat ve onarım atölyesi olacak. Beton santrali de kuracağız. Orta Kapuz bölgesi yenilenecek ve halkımızın faydalanması sağlanacak.
ANTİK KENT TİOS
Başkan Tahsin Erdem tarihe değer verdiklerini ve antik Tios kentinin tanıtımı için de çalışma yapacaklarını açıkladı. Zonguldak yakınlarında bulunan ancak pek bilinmeyen “Tios Antik Kenti’’ M.Ö 7. yüzyılda kuruldu. Çaycuma ilçesinin Filyos beldesindeki kentte 2006 yılında kazılar başlatılmıştı. Roma ve Bizans döneminde önemli bir liman kenti olan antik şehirde sahil surları, hamam yapıları, su kemeri, tiyatro, Bizans kilisesi, bazilika, antik liman ve mendirekler yer alıyor. Kale, tapınak, suyolu kalıntıları da bulunuyor.
Kent lokantaları açacağız
Biz küllerinden doğan bir milletiz. Yapacağımız çok iş var. Kent lokantaları ve halk kafeleri açacağız. Emeklilerimiz kaliteli ve sağlıklı 3 çeşit yemeğini yiyecek, çayını kahvesini içecek. Zonguldak Belediyesi mahalle kreşleri olacak. Beş yılda beş kreş projemiz ile anneler, kendine zaman ayırabilecek ve istihdama da katılabilecek. Bebekleri de düşüneceğiz ve 0-4 yaş arası süt ihtiyacını karşılayacağız. Dar gelirli vatandaşlarımızın kapılarına süt bırakılacağız.
İmamoğlu’nun desteğini aldı
Erdem’e adaylık sürecinde destek verenlerden biri de İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu oldu. İmamoğlu seçimin ardından bir mesaj göndererek, “Biz Zonguldak’ı sadece madencisi ve emekçisiyle değil, İstanbul ve Türkiye’ye olan etkisiyle de önemsiyoruz. Zonguldak’taki sosyal demokrat ve halkçı belediyecilik, bütün Karadeniz’e iyi gelecek. Tahsin başkanımın çok özenli işler üretip, kente hak ettiği değeri kazandıracağına inanıyorum. Biz de her zaman kendisinin yanında olacağız’’ dedi.
]]>
Demir projelerini SÖZCÜ Ankara Haber Müdürü Emin Özgönül’e anlattı.
Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı bir köyde doğan Demir, ilkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi ise 6 yıl boyunca her gün 7 kilometre yürüyerek gidip geldiği ilçe merkezinde tamamladı. Sonra yollara düştü. İstanbul’daki gazinolarda önce komi, sonra da garsonluk yaptı. Güzel sesi keşfedilince İTÜ Devlet Konservatuarı şan bölümünde eğitim aldı. TRT ses sanatçılığı günlerinin ardından da siyasete atıldı. Önce DSP’den Ardahan Milletvekili seçildi, sonra da yerel yönetime geçti. 2019 ve 2024’de iki kez CHP’den Ardahan Belediye Başkanlığı seçimini kazandı.
SARI SAÇLIM MAVİ GÖZLÜM
“Liseden sonra istikbalimizi aramak için 17 yaşında yollara düşüp İstanbul’a gittim. Caddebostan Maksim’de komi ve garson olarak çalıştım. Gazinodaki sanatçılar benim de sesimin güzel olduğunu söyleyip konservatuara yönlendirdiler” diyen Demir, okulu bitirdikten sonra da TRT sanatçısı oldu.
“En büyük mutluluğu Aşık Mahsuni Şerif’ in Büyük Atatürk’e yazdığı ‘Sarı Saçlım Mavi Gözlüm’ türküsü ile yaşadım. Bu eseri Türkiye’ de ilk seslendiren sanatçı oldum” diyen Demir, 2019’da memleketinden belediye başkanı seçildi. Koltuğuna oturduktan sonraki ilk işi de belediye binasındaki tabelaya T.C ibaresini eklemek oldu, ardından da mal varlığını açıkladı. 2024’de yeniden aday olduğunda da mal varlığı açıklamasını yeniledi.
99 bin nüfuslu şehirde göreve geldiği günden itibaren belediye ve kurdukları tekstil fabrikası ile 500 kişiye iş sağladıklarını anlatan Demir “Hedefimiz Ardahan merkez ve ilçeleri olmak üzere 5 bin kişilik istihdam alanı yaratıp şehrimizdeki göçü durdurmak. Önümüzdeki dönemde Ardahan merkezde belediye başkanlığının işleteceği 3 adet tekstil fabrikasını daha hizmete açacağız. Beton santrali ve kilit parke bordür üretim tesisini de ilkbaharda kuracağız. Kilit parke için artık kimsenin kapısına gitmeyeceğiz, Kendi betonumuzu kendimiz üreterek maliyeti de düşüreceğiz” dedi.
ÇILDIR TURİZMİ
Ardahan Belediyesi önümüzdeki 5 yıl içinde konut kooperatifi ile belediye çalışanlarını ev sahibi yapmayı da planlıyor. Yeni bir kültür merkezi yapılacak ve evde bakım hizmeti ile de yaşlılara destek verilecek. Et ve süt ürünleri ile Ardahan kavurması gibi diğer yöresel ürünler İstanbul, Ankara ve İzmir’de açılacak 3 mağazada satışa sunulacak. Ardahan’daki Yalnızçam Kayak Merkezi ise Kartallkaya, Uludağ, Palandöken ve Erciyes gibi kayak tesisi olarak hizmet verecek.
Kışın donan ve üzerinde atlı kızaklarla dolaşılabilen cazibe merkezi Çıldır Gölü’ne de daha fazla turist gelmesi sağlanacak, paten pistleri ve göl kıyısındaki sosyal tesisler arttırılacak. Başkan Demir “Yaz ve kış turizmi olanaklarımız var. Çıldır Gölü kışın büyük bir piste dönüşüyor. Kamu ya da özel sektör buraya bir tek çivi çakmamış. Ardahan 32 yıl önce il oldu ama bu 32 yıl iyi değerlendirilmemiş. Kentte trafik düzenlemesi dahi yoktu biz yaptık. Ana caddelerimiz toz içindeydi hepsini asfaltladık. Diğer iller yürüyebilir ama Ardahan’ın koşması lazım” dedi.

Demir 2019’da göreve geldiği zaman belediye binasının girişine T.C. tabelasını asmıştı. (üstte)
Gençliğinde de gazinolarda komilik yapmıştı.
Demir “Ben Ulu Önder Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet sayesinde köyümdeki ilkokulda, ilçemdeki ortaokul ve lisede okudum. Bunun kıymetini bilerek bugünlere ulaştım. 5 yıl önce göreve geldiğimde devraldığım belediye günlerini anımsıyorum. O zaman gördük ki bu şehrin en önemli sorunu halkın vergilerinin israf edilmesiydi. Cenaze hizmetleri bile dışarıdan kiralanan araçlarla sağlanıyordu. Temizlik ve alt yapı sorunları vardı. Ardahan’ı kaderine terk edilmiş bir şehir görüntüsünden çıkardık” diyerek yeni dönemde çok daha fazla çalışmaları gerektiğini vurguluyor.

Demir fırsat buldukça sahneye çıkarak konser de veriyor.
35 kız çocuğu okutuyor
Faruk Demir fırsat buldukça konser de veriyor. “Konserlerden alacağım parayı Ardahanlı öğrencilere burs vermek kaydı ile kabul edeyim mi” diye halka soran Demir, yüzde 92 onay aldı. Demir konserlerden elde ettiği geliri Ardahanlı kız çocuklarının okuması için harcıyor ve öksüz-yetim 35 kız çocuğuna burs veriyor.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Trabzon’un merkez ilçesi Ortahisar’ın Belediye Başkanı seçilen Ahmet Kaya’yı makamında ziyaret etti. Kaya’yı tebrik eden İmamoğlu, belediye anı defterini imzaladı. ‘Bize çifte bayram yaşattınız’ diyen Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, şunları söyledi:
“BİZE ÇİFTE BAYRAM YAŞATTINIZ”
* Sizi burada ağırlamak bizim için onurların en büyüğü. Yaptığınız işlerle, verdiğiniz belediyecilik örnekleriyle hepimizin yüz akı oldunuz, gururumuz oldunuz. Bizler de sizlerin izinde yürüyerek sizlerin desteğiyle sizlerden aldığımız güçle Trabzon’da arkadaşlarımla birlikte önemli bir mücadele süreci yürüttük ve Allah’a şükür mahcup olmadık ne milletimize ne sizlere. İnşallah bundan sonra yapacağımız işlerle de aynı güzel.
* Ligde Trabzon’daki hemşehrilerimize hizmet edeceğiz. Arkadaşlarımızla birlikte Trabzonumuza en güzel hizmetleri yapabilmek gayreti içinde olacağız. Kapısı açık, gönlü açık bir anlayışla sizlerin yaptığı o doğru, güzel belediyecilik anlayışı ile Trabzon’umuza hizmet edeceğiz. Ben bütün heyetimiz adına hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Bize çifte bayram yaşattınız, minnettarım, çok teşekkür ediyorum.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın ardından konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:
“ABUR CUBUR İŞLER YAPILDI VE YAPILMAYA DEVAM EDİLİYOR”
* Belediye Başkanımıza hayırlı uğurlu olsun. İnşallah daha güzel başarılara imza atarız hep birlikte. Tabi onun tek yolu var. Görev aldığımız bu dönem başarıların en büyüğünü bu ülke milletine halkımıza yaşatmak. Onu hep beraber yaşatırsak özellikle bu yörede de bence belediyeciliğe ihtiyaç var. Yani bu başta Trabzon’umuz olmak üzere Rize’si, Giresun’u, Ordu’su, Samsun’u fark etmiyor.
* Büyük oranda ciddi bir belediyeciliğe, ciddi bir farklı belediyeciliğe, insanını düşünen, doğasını düşünen, şehrini düşünen, günü kurtaran değil ama böyle dünya güzeli cennet köşesi bir şehrimiz var ama o anlamda aynı paralelde bir özenli belediyecilik bence yok çok net. Çok abur cubur işler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bir şehir bu kadar yorulmaz. Yorulmaz ve yoğrulmaz. Hem yoruldu hem yoğruldu. Şimdi bu şehrin ciddi bir düzene ciddi bir gelecek vizyonuna ihtiyacı var.
* Bu bakımdan ben Ahmet Başkanımızın akıldan, teknikten, bilimden uzak davranmayacağını net olarak biliyorum çok değerli siyasi yol arkadaşları var. Çok değerli Trabzon’un insanları var. İyi yetişmiş insanlar var. Hem şehrimizin içinde hem şehrimizin dışında. Ve bu bakımdan herkesin size yardıma koşacağına eminim. Yeter ki siz burada iyi bir güzergah çizin, iyi bir vizyon ortaya koyun.
“HİÇ KİMSENİN SİYASİ BARİYERLER ÖRMESİNE MÜSADE ETMEMELERİ GEREKİR”
* Bu noktada bütün altyapının oluşmasında, oluşturulmasında benim de yaşamımın şekillendiği tabiri caizse çocukluğumun, gençliğimin geç geçtiği bu şehrin ayağa kalkması ve kalkınması noktasında elimizden ne gelirse. Yanınızda olacağımızı taahhüt ediyoruz. Bütün belediyelerimize bu anlamda kapımız açık. Ben daha önce de söyledim. Benim belediyelere kapım açık derken partilim olan belediyelere asla demem, bilakis bir şehre gittiğim zaman o şehir, hangi belediye ya da hangi partiden bakmam, mutlak randevu isterim.
* Valisinden de isterim belediye başkanını da isterim. Veren oldu vermeyen oldu. Bu nezaket ve bu kuralın işlemesi noktasında ben Trabzon’daki bütün yerel yöneticilere bu çağrımı on yıldır yapıyorum bunu da yapmaya devam edeceğim. Ha buna uymak istemeyen ya da bu daha doğrusu bu daveti duymayan ya da duyamayan belli baskıları yaşayan dostlarımıza da şunu söyleyeyim.
* Hiç kimsenin siyasi bariyerler örmesine toplumun arasında müsaade etmemeleri gerekir. Çünkü seçildikten sonra herkesin belediye başkanıyım diyen anlayış gerçek anlamda bunu yansıtmalıdır. Ortak masalarda konuşabilmeliyiz. İnşallah bu anlamda yerelden bu nezaketi, bu açık gönüllülüğü, bu hassasiyeti hep birlikte göstereceğiz.
“BU AKLI BU ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRECEĞİZ”
* Sadece bunu belediyelerimizde göstermeyeceğiz. Bu dönem görev alacağımız belediyeler birlikleri var bölgelerde. Aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği var. Oralarda da bu aklı, bu zihniyeti değiştireceğiz. Tam aksine o kurumların millete ait olduğunu, o kurumların yerel yönetimlere hizmet etmesi gerektiğini ispat edecek dengeli adil bir şeffaf bir ortamı oralarda da var edeceğimizi şimdiden ilan edelim bu noktada çalışmalarımız var.
İnşallah çok sevdiğim, mahallemin içinde bulunan bu belediye binasının hatta bir kısım mülkümüzün de buraya nasıl diyelim? Karşılıklı anlaşarak yıkılan kamulaştırılan bölümde bulunan bu binanın şehrimize uğur getirmesini diliyorum. Umarım çok güzel bir dönem yaşatacaksınız. Sizde görev alan bütün meclis üyesi arkadaşlarımıza ve elbette ki burada çalışacak olan bürokrat emekçi bütün çalışanlara başarılı bir dönem dilerim.
* Yolunuz açık olsun. Eşimle birlikte sizi tebrik ediyoruz. Ailenize kolay gelsin. En büyük zorluğu onlar yaşayacak meşakkatli bir iş. Ama omuz omuza özellikle siyasi yol arkadaşlarımız, başta il başkanımız, Ortahisar İlçe Başkanımız, diğer yöneticilerimiz bu süreçte sizin işinizi kolaylaştıran, sizin önünüzü açan sizin faaliyetlerinizi vatandaşa çok yoğun bir biçimde anlatan bir faaliyetle işinizi kolaylaştıracak, olduklarına eminim. Onlarada şimdiden teşekkür ederim. Yolunuz açık olsun.”

“SİZLER BENİM İSTANBUL’DA HER ANIMI TAKİP ETTİĞİNİZİ BİLİYORUM”
İmamoğlu ve Kaya, tebrik ziyaretinin ardından Ortahisar Belediyesi önünde kendilerini bekleyen coşkulu kalabalıkla buluştu. İmamoğlu, hemşehrilerini eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, Kaya da eşi Tuğba Kaya ile birlikte selamladı. Kendisine sevgi gösterilerinde bulunan hemşehrilerinin Ramazan Bayramlarını kutlayan İmamoğlu, alanda bulunan dövizleri tek tek okudu ve özetle şunları söyledi:
* Benim güzel şehrimin güzel insanları bugün çok değerli dostum Ahmet Kaya’nın bu güzel şehirde, bu güzel şehrin merkezinde, Trabzonumun merkezi Ortahisar’da Ortahisar Belediye Başkanlığı’na başladığı bu dönemde hem bir bayram ziyareti hem de sizlerle onun bu güzel görev döneminin başlangıcında onu tebrik etmek için şehrime geldim. Ben bu coşkulu karşılama ve bizimle bu bayramlaşma duygusunu yaşadığınız için hepinize teşekkür ediyorum iyi ki varsınız.
* Bütün hemşehrilerimin burada bulunan çok güzel annelerimizin, ablalarımızın hanımefendilerin, beyefendilerin sevgili gençlerin pırlanta gibi çocuklarımızın Ramazan Bayramı mübarek olsun çok güzel bir bayram geçirin inşallah. Sizler, benim biliyorum İstanbul’da her günümü, her anımı takip ettiğinizi biliyorum. Dualar ettiğinizi biliyorum. Dualarınızın beni nasıl duygulandırdığını, bazen videolarınız geliyor fotoğraflarınız geliyor. Özellikle çok güzel annelerimizin dualarıyla beni nasıl beslediğinizi tahmin edemezsiniz iyi ki varsınız Allah’ım sizi korusun hepinizi çok seviyorum.
“KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN DOĞDUĞU MAHALLEDE BÜYÜDÜM”
* Bu güzel şehrin bir evladı olmaktan gurur duyuyorum. Ve aslında şu an o kadar güzel bir yerdeyim ki Allah’ın nasibi. Ben Pazarkapı Mahallesi’nin bir çocuğuyum aslında. Hem Pazarkapı Mahallesi, hem Ortahisar Mahallesi bu mahallenin bir çocuğuyum. Bu gördüğünüz Ortahisar Belediye binasının tam şu köşe başında bizim dükkanımız vardı boya dükkanı. Hala durur. Hemen bu belediye binasının alt köşesinde İslane Sokak’ta da dedemin kereste ticarethanesi vardı.
* Ben bu caddenin çocuğuyum. Burada yürüyerek okuluma gider, yürüyerek okulumdan buraya gelirdim. İlkokulum hemen bu binanın yanındaki Kanuni Süleyman İlkokulu. Şöyle düşünün bu sabah köyüme çıktım, mini minnacık bir köy evinde doğmuş bir Akçaabatlı bir çocuğum ben. Trabzon’un bir evladıyım orada doğdum. Burada ilkokulu okudum. Ortaokulu Atatürk Köşkü’nün orada Köşk Lisesinde okudum, liseyi Trabzon Lisesi’nde okudum.
* Bu şehir Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu bir şehir, onun doğduğu bu mahallede büyüdüm. Belki hayatımda bugün ne var ise buradan beslendim. Sonra İstanbul’a okumaya gittim. Ailemle beraber iş yaşamım derken yine Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği ve bizlere yurt edinen dönemi başlattığı İstanbul’da yaşama başladım ve İstanbul’un belediye başkanı oldum.
“ŞİMDİ YENİ BİR DÖNEM, YENİ BİR ARAYIŞ, YENİ BİR HİZMET ANLAYIŞI BAŞLADI”
* Bu nasıl bir şey biliyor musunuz, o kırk haneli köyden doğarak Trabzon’dan Fatih’in fethettiği İstanbul’a giderek büyükşehir belediye başkanı olmak olsa olsa dünyada bir tek Atatürk’ün Cumhuriyetinde olur. Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet herkese fırsat eşitliği verir kadınına çocuğuna, erkeğine. Demokrasi ne yapar biliyor musunuz? Hepimizi eşitler. Sandık var ya sandığa gidip oy atıyoruz. O sandık hepimizin eşitlendiği gündür.
* Fabrikatörü, emekçisi, işçisi, emeklisi, üniversite öğrencisi öğretmeni hepimizi eşitler. Eksik tarafı var. Bunu toparlamamız lazım. O ne biliyor musunuz? Bazen demokrasi bazen cumhuriyet arzu ettiğimiz seviyeye gelmez. Ne yazık ki ihmal eder. Bu hatalar yanlış uygulamalar yüzünden olur. Sistemi, rejimi, kendi gidişatında uygar ve medeni sürecinden rayından çıkarır başka bir rejim ortaya koymaya kalkarsan işte olan önce kadınlara önce çocuklara, gençlere önce emeklilere zulüm çektirir, sıkıntı çektirir.
* Ama hep birlikte ne yapacağız biliyor musunuz? Hep birlikte milletimizin gücüyle nasıl ki demokrasi arayışında özgürlük arayışında sevginin, saygının hakim olduğu bir sürecin olgunlaşmasında hepimiz yeni bir arayışa, yeni bir umuda, 31 Mart’ta mühür bastınız ya, şimdi yeni bir dönem, yeni bir arayış, yeni bir hizmet anlayışı, yeni bir yöneticilik anlayışı başladı. Tam yol ileri diyoruz.

“YENİ DÖNEM O ÇİFT MAVİ GÖZÜN İNSANINA BAKTIĞI GİBİ BİR DÖNEM OLACAK”
* Bakınız bu nasıl bir anlayış biliyor musunuz? Sevgili dostum Ahmet Kaya’nın odasında astığı bir fotoğraf birkaç gündür bir tartışma işliyor. Tartışmayı önemsemiyorum oraya girmeyeceğim. Ama size söyleyeceğim şu o fotoğraf, benim 10 yıldır masamın arkasında duruyor. O fotoğraf ne biliyor musunuz? Tokat’ta, bir çiftçinin, bir köylünün deprem sonrası yaşadığı sıkıntıları bir devletin başındaki insana, insanına anlatırken çekildiği fotoğraf. O fotoğraftaki kişi o köylü dede o anlatımı yapıyor hararetli bir şekilde.
* Ama onu dinleyen bir çift mavi göz var. O çift mavi göz vatandaşına öyle itinayla bakıyor ki, bir gözün içine bakış vardır. Ben diyorum ki Allah’ım beni o gözlerim baktığı gibi bu annelere baktır. O gözlerin baktığı gibi bu çocuklara, bu gençlere, bu hanımefendilere, bu beyefendilere abilerimize. Ben çocukla konuşurken bile dizimi yere eğip onun gözünün içine bakıp onu hissetmeye çalışıyorum. İşte bu yeni dönem o bir çift mavi gözünün insanına baktığı gibi bir dönem olacak.
“KİBİR KENDİNİ BEĞENMİŞLİK BUNLARIN HEPSİ YOK”
* Kibir, kendini beğenmişlik bunların hepsi yok bitti. Kul Nesimi demiş ki ‘Rızkı veren Hüda’dır, kula minnet eylemem’ demişti. Ramazan ayındayız. Ben dünyanın en büyük şehri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başkanıyım. Sevgili dostum Ahmet Kaya Ortahisar Belediye Başkanı biz bu göreve talip olduk. Sizler de bizleri seçtiniz. Şimdi bize düşen görev sizi dinlemek, sizi anlamak, dertlerinize çare olmak için gece gündüz çalışmak bizim sorumluluğumuz bu.
* Vatandaşımıza destek oluyoruz ya vatandaşımız bir sıkıntıya düşüyorsa ona destek olmak bizim sorumluluğumuz. Vatandaşlarıma sesleniyorum. Devletimizin herhangi bir kurumu ama belediyesi ama valiliği, ama bakanlığı ama şurası ama burası o desteği size veriyor ya, kimse cebinden bir şey vermiyor. Size vermek zorunda olduğu desteği veriyor. Hatta belki de az veriyor siz onun hesabını sorun. Ben hep söylüyorum bize minnet duymayın.
* Görevini iyi yaptın kardeşim, belediye başkanım teşekkür ederiz diyebilirsiniz. Ama kimseye minnet duymayın. Bu şehrin İstanbul’un bu ülkenin, bu devletin sahibi, millettir. Ben geleceğin bir sistemin sahibiyim diyen, buyruğumla şunu yaptın diyen, talimatımla emrettim şöyle oldu diyen biri görevden ayrılacağı zaman af diledim, görevden ayrılıyorum deme dönemi bitmiştir.
“ŞU AYAKLARINIZDAKİ, KOLLARINIZDAKİ PRANGALARI, KELEPÇELERİ SÖKÜN ATIN”
* Millet devletin sahibidir. Bugün ülkemiz derin bir yoksulluk yaşıyorsa onun hesabını sorun sormalısınız. Üniversiteli çocuklarımız, gençlerimiz işte biz şimdi İstanbul’da ne yapıyorsak iyi uygulama sevgili Ahmet Kaya’yla tabii ki paylaşacağız. O burada bir merkez ilçe belediyesi başkanı. Bakın buradan söyleyeyim Ekrem İmamoğlu İstanbul’un belediye başkanı. Bakın burada benim şanlı Türk bayrağım var. Benim kapım Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkese açık.
* Benim kapım hangi partiden seçilmişse seçilmiş. Trabzon’un Büyükşehrinden ilçesine, beldesine nerede olursa olsun herkese açık. Kardeşim partiler araç, partiler hizmet için araç, seçim geçti bitti. Şimdi milletçe ayağa kalkma zamanı. Onun için birlikte çalışacağız. Ahmet Kaya başkanımla çalışacağız.
* Ama benim kapımı Akçaabat’ta çalsa başımın üstünde yeri var, Trabzon Büyükşehir’de çalsa başımızın üstünde yeri var. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? Hangi partide siyaset yapıyorsanız yapın şu ayaklarınızdaki, kollarınızdaki prangaları, kelepçeleri sökün atın millete hizmet edin. Siz de bir kişiye değil, millete hizmet edin.
“VATANDAŞINA KARŞI YUKARIDAN BAKMA”
* Bu cennet vatan 100 seneyi aşkın süre önce özgürlüğü, cumhuriyeti, demokrasiyi seçmiş, ne demiş şair? Hangi çılgın bana vuracakmış şaşarım demiş. Öyle değil mi? Biz milletçe özgürlüğüne düşkün insanlarız. Biz demokrasi aşığıyız. Şimdi ne yapacağız? Daha fazla sizi dinleyeceğiz. Bu şehrin zeki insanlarını bu şehrin akıllı gençlerine, hanımefendilerini, beyefendilerini daha çok dinleyeceğiz.
* Başkanımız sizlerle çok güzel projeler üretecek. Biz de onu yapıyoruz İstanbul’da. Bu milletin ayağa kalkmasıdır millet gücünün farkına varacak. Ben hep söylüyorum. Büyüklerimin bana vasiyetidir. Makamım büyüdükçe başını öne eğsin. Vatandaşa karşı yukarıdan bakma, vatandaşa karşı başın öne eğik dursun ve onunla öyle konuş. Ona hizmet yolunu seçmişsen bu sana gerekli. O bakımdan biz bu terbiyenin bu anlayışın inanın neferleri olacağız. Çok çalışacağız.
* Ben hep söylüyorum bakın sıralamam şöyle. Allah’ım beni aileme mahcup etme. Allah’ım beni doğduğum topraklara Trabzonlulara mahcup etme. Karadenizlilere mahcup etme. Ama beni bu Türkiye’nin bu cennet vatanın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün vatandaşlarına mahçup etme. Şehrim İstanbul’a mahçup etme. Çünkü biz çok asil bir görevle hizmet dönemiyle karşı karşıyayız.
* Ve göreceksiniz çok çalışacağız. Ben diyorum ki beni geçecek adam doğmadı kardeşim. Ahmet Kaya diyebilir ki, başkanım sen öyle değilsin ama ben daha çok koşarım. E hadi koşalım. Yahu hizmette, yarıştan güzel bir şey olabilir mi? Beni geçeni arkadan çelme takmam vallahi de billahi de alkışlarım.

“ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KONUŞACAĞIZ”
* Biliyor musunuz? Millet de millete hizmette yarışın kazananı yok ki hepimiz kazanıyoruz. Kaybedeni yok ki hepimiz kazanıyoruz. Dolayısıyla bizim yolculuğumuz böyle bir yol, çok başarılı olacağız. Arkamızda sizin gibi hemşerilerimizin gücünü hissedeceğiz. İnşallah önümüzdeki zaman diliminde hiç olmadı bugüne kadar bundan sonra da ağzımızdan kötü kelime duymayacaksınız.
* Ben bugün Sera’da 98 yaşında anneannemizi ziyaret ettim. Salacık’ta halamı ziyaret ettim. Hepsi diyor ki televizyonda seni dinliyoruz. Bir de bağırıyormuş bana halam Ekrem Ekrem beni niye duymuyorsun? Şimdi ben konuşurken kötü söz edeceğim. Beni anneannem dinliyor, annem dinliyor, bırakın siz dinliyorsunuz, beni çocuklar dinliyor. Ben buradan söylüyorum.
* Biz kimsenin hakkında iftira, kumpas, şu bu işlerle zaten uğraşmadık uğraşmayız. Kötü söz kullanmayacağız. Sizin işinizi konuşacağız. Milletimizin işini konuşacağız. Çocuklarımızın geleceğini konuşacağız. Gençlerimizin umutlarını konuşacağız. Onlara destek olacağız. Bizim buna yetecek gücümüz var. Bizim buna yetecek aklımız, fikrimiz, bilgimiz var. Milletçe var. Sizin fikirlerinizden faydalanacağız. Yolumuz açık olsun hep birlikte koşalım, hep birlikte coşalım.
“TRABZONUN MUHAFIZI OLUP KORUYUCUSU OLUN”
* Ahmet Kaya Başkanımla birlikte çok güzel başarıları hep birlikte imza atalım. Bu, başarıda elbette merkez ilçe başkanımız, Haluk Başkanımın büyük emekleri var. Ona Mustafa başkanım, il başkanımızın büyük emekleri var ona, Milletvekilimiz Sibel Hanım’a ve bütün örgütümüze teşekkür ediyoruz. Ama biz bakın partiyi burada bıraktık. Biz diyoruz ki ya bu işi Trabzon ittifakı kazandı.
* İstanbul’da İstanbul ittifakı kazandı. Türkiye’de Türkiye ittifakı olsun. Onun için milletçe kazanalım diyoruz. Bizim seçimde kaybedenimiz yok. Hepinizi çok seviyorum. Ahmet başkanımın yolu açık olsun. Yanındayız göreceksiniz çok yanında olacağız. İstanbul’umuzun, İstanbul’umuza yapılmak istenen kötülüklere karşı nasıl orada muhafız demişsem siz de Trabzon’da Trabzon’a bir kötülük yapılıyorsa Trabzon’a muhafızlık etmeye var mıyız? Sakınız vazgeçmeyin.
* Burası bizim biblomuz, burası bizim canımız ciğerimiz. Bizi besleyen bir dünya. Trabzon’un muhafızı olup koruyucusu olun. Trabzon’un her konusuyla ilgilenin. Trabzonspor’la da ilgilenin, Trabzonspor’u da yalnız bırakmayın. Maddi manevi yalnız bırakmayın. Her türlü kardeşlik, her türlü güzellik kazansın. Hepinizi çok seviyorum. Allah’ın izniyle. Trabzon’da da İstanbul’da da ülkemizin her yerinde de ne olacak? Her şey çok güzel olacak.”
]]>
İmamoğlu, Trabzon’daki ikinci gününe bayram ziyaretleriyle başladı. İmamoğlu ilk ziyaretini Akçaabat Salacık Köyü’nde yaşayan 93 yaşındaki aile büyüğü Havva Cimşit’e yaptı. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, CHP Trabzon milletvekili Sibel Suiçmez ve CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak’ın eşlik ettiği İmamoğlu, Cimşit ve yakınlarıyla bayramlaşıp, sohbet etti.
Salacık’tan yakınlarının hayır dualarıyla ayrılan İmamoğlu, yol üzerinde eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, çocukları Semih İmamoğlu ve Beren İmamoğlu’yla buluşarak, kendi köyü Cevizli’ye doğru yola çıktı. İmamoğlu çifti ve çocukları, Cevizli’deki ilk olarak aile kabristanı ziyaretini gerçekleştirip, dua etti.

Edilen duaların ardından köydeki baba evine doğru yola çıkan aile, davul-zurna ve horonla karşılandı. İmamoğlu’nun da dahil olduğu horon, vatandaşların katılımıyla genişledi.

Horonun ardından hemşehrileriyle köy meydanında bayramlaşan İmamoğlu, evlerinin önünden şu konuşmayı yaptı:
“HER ŞEYİMLE BURADAYIM”
– İnsanın doğduğu yere gelmesi kadar güzel bir şey yok. Bu da benim doğduğum köyüm. Doğduğum ev şu beyaz ev, ama burada da sonradan yetiştiğimiz evimiz var. Esas olan, insan, buralardan besleniyor. Buranın doğası, buradaki insanların sağlığı, iyiliği insana iyi geliyor.
– Dünyanın neresinde olursanız olun, insanın özü yine buradan başlayan öyle bir hikaye. Siz nasıl benim için dua ediyorsanız, ben de buradaki her insanımızın iyiliği için dua ediyorum. Şehrimizi, ilçemizi, köylerimizi çok seviyorum ve onların çok daha iyi olması için gözüm, kulağım, her şeyimle buradayım diyebilirim.

BELEDİYE BAŞKANLARINA SESLENDİ
– İl Başkanımız, milletvekilimiz, yeni seçilen belediye başkanlarımız burada. Bu arada ‘başkanlarımız’ demişken… Benim kapım her başkana açık. Kimsenin partisi benim için bir sınır değil, onu söyleyeyim. Trabzon’dan hangi belediye başkanı gelip kapımızı çalarsa, elimizde hangi güç-kuvvet varsa, hepsi için kullanmaya hazır bir hemşehrileriyim.
– Başka bir akıl bizim zihnimizde zaten dolaşmaz. Biz, insanları partisinden dolayı ayırt edenlerden olmadık, olmayız. İnsanımıza; benim canım hemşehrim, dostum, vatandaşım gözüyle bakarım. Dolayısıyla, umarım o akıl sona erer. Partiler detaydır. Esas olan milletin iyiliğidir. İnşallah öyle bir hizmet dönemini hep beraber var ederiz.
“BEN, BU CUMHURİYET’İN EVLADIYIM”
– Allah bana, bu küçük köyde doğup, dünyanın en güzel şehrinin belediye başkanlığını nasip etmiş. Onun için, kendime diyorum ki, ben, bu Cumhuriyetin evladıyım. Ve bu güzel köyde doğup ama daha sonra okullarında okuyup, sonra da milletine layık olma fırsatı ve mücadelesi içinde olan bir hemşehrinizim.
ANNEANNESİNDEN HAYIR DUASINI ALDI
İmamoğlu ailesi, Cevizli Köyü’ndeki bayramlaşmanın ardından 97 yaşındaki anneanneleri Emine İnan İmamoğlu’nu, Akçaabat Yıldızlı Mahallesi’ndeki evinde ziyaret etti.

Anneanne İmamoğlu’nun elini öpüp, hayır duasını alan İmamoğlu, cuma namazını kılmak için Söğütlü Ulu Camii’ne geçti. Hemşehrilerinin yoğun ilgisi ve sevgi gösterileri altında, zorlukla da olsa camiye giren İmamoğlu, cuma namazını, Ortahisar Belediye Başkanı Kaya ile birlikte kıldı.
]]>Çocukluğundan beri toplumsal meselelere ilgili olduğunu anlatan Tugay, bu yönünü, “Ortaokul çağında siyasi yazı ve kitapları okurdum, hatta TBMM bütçe görüşmelerini dahi izlerdim. Okul münazaralarında yer alırdım” sözleriyle anlattı. Tugay, ortaokul ve liseyi İzmir İnönü Lisesi’nde tamamladıktan sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Çorum ve İzmir Tire’de pratisyen hekimlik yaptı. Osman Müftüoğlu’nun Başhekim olduğu Ankara Numune Hastanesi’nde çalışırken, ağır çalışma koşulları altındaki asistan hekimleri örgütleyerek hak mücadelesine başladı, protesto eylemleri örgütledi. Daha sonra plastik cerrahi uzmanı olarak İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Karşıyaka Devlet Hastanesi, Çiğli Kent Hastanesi’nde görev yaptı. Türk Tabipler Birliği Kol Başkanlığı görevini üstlendi. 2009 yılında devlet memurluğundan ayrılarak özel sağlık merkezini açtı. 2010 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldu. 2019’da CHP’den Karşıyaka Belediye Başkanı seçildi. Ticari faaliyetini hem etik değerler açısından hem de bütün zamanını belediye işlerine ayırmak için muayenehanesini kapattı. Tugay, “Belediye başkanı ikinci bir işle uğraşmamalıdır” dedi.
ÖZGÜR ÖZEL’LE GÖRÜŞME
2023 genel seçiminden sonra CHP’de değişimciler kanadında saf tutan İzmir’deki tek belediye başkanı oldu. Bu kararı nasıl aldığını ilk kez anlattı:
“14-28 Mayıs 2023 Genel Seçiminde umutluyduk, kaybetmemiz mucize olurdu ama kazanamadık. Benim için dönüm noktası Temmuz 2023’te CHP Genel Merkezi’nin belediye başkanlarıyla yaptığı seçim değerlendirme toplantısıdır. Belediye başkanları, özellikle Ekrem İmamoğlu, durum saptayıcı, etkileyici konuşmalar yaptılar. Genel başkan (Kemal Kılıçdaroğlu) ise yetki verdiği kişileri suçladı. Daha sonra İzmir’den olmayan milletvekili dostlarımla konuştum. Değişimin zaruri olduğuna kesin kanaat getirdim. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’e tebrik ziyaretine giderek, “Genel başkan adayı olacak mısınız” diye sordum, “Kılıçdaroğlu’nu değişim için ikna etme düşüncesindeyiz” dedi. Olumsuz karşılık alındı. Özgür Özel genel başkan adayı olunca da hiçbir karşılık beklemeden destek verdim. O sırada ‘Risk alıyorsun’ diyenler oldu ama ‘Yeniden belediye başkanı olmam önemli değil, Türkiye’nin kurtuluşu önemli’ yanıtını verdim.”
Tugay, CHP Genel Merkezi tarafından 2024 yerel Seçiminde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterildi. En yakın rakibi AKP’li Hamza Dağ’a yaklaşık 11 puan fark atarak, seçimi yüzde 48.97 oy oranıyla kazandı.

Mazbatasını alan Cemil Tugay, Gökmen Ulu’nun sorularını yanıtladı.
Batının sosyal demokrasi modelini temsil edeceğiz
Geçtiğimiz Cuma günü mazbatasını alarak kolları sıvayan Cemil Tugay, sorularımızı yanıtladı:
– Akıllara 1989’da SHP’nin ulaştığı yerel seçim zaferi geliyor. O zafer partiyi genel seçimde iktidara da taşımıştı. Şimdi CHP’nin yakaladığı yerel seçim başarısının önümüzdeki genel seçime yansıması ne olur?
Bence sadece 4 yıl sonraya değil, önümüzdeki 20-25 yıla olumlu ve güçlü yansımaları olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi ruhundaki devrimci geleneğin gereğini yerine getirecek.
– Şimdi, belediyelerin de işlevselliğiyle değişimin tabana yayılması beklentisi var. Değişim anlamını bulacak mı?
Aslında adım adım anlamını buluyor. Bunu sadece belediye başkanlarında değil, Parti Meclisinde de görebilirsiniz. “Biz artık farklıyız, artık yeni şeyleri temsil ediyoruz” mesajımızı toplum almış olmalı ki bu sonuç çıktı ortaya.
– Yeni nesil belediyecilikten söz ediyorsunuz. Nasıl bir yönetim anlayışı uygulayacaksınız?
Batının sosyal demokrasi modelini temsil eden bir anlayışta olacağız. İnsanların sorunlarıyla ilgili doğru saptamalar yapacağız. Rasyonel çözüm önerileri geliştireceğiz. Şunu vaat ediyoruz: Birlikte yöneteceğiz. Belediyeye nitelik kazandıracağız. Bilgiyi, teknolojiyi, aklı, katılımcı demokrasinin bütün gereklerini kullanacağız. Verimliliği gözeteceğiz, özel şirket mantığıyla kamu kaynaklarını doğru kullanacağız, israfa izin vermeyeceğiz. Şeffaf, denetleyen, denetleten, hiçbir istismara izin vermeyen, sorunların üzerine giden, cesur bir anlayışla çalışacağız. Farklı açılardan biraz daha güçlü bir yerel yönetim ve eylem planları ortaya koyacağız. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bunun somut sonuçlarını yaşayacağımıza inanıyorum.

Halka karşı işlenen suçlar beni çok öfkelendiriyor
– Popüler bir belediye başkanı olmadığınıza dair değerlendirmeleri nasıl karşılıyorsunuz?
Bizde 12 Eylül’den beri PR’a dayalı, çokça popülist siyaset var. Mesela, rakibim (Hamza Dağ) denedi bunu, algı çalışmalarıyla toplumu etkileyerek kazanmayı umdu. Bu yöntem tutuyordu da… Ama bu sefer insanlar inanmadı. Çünkü karşılarında samimi bir siyasi hareket olarak CHP vardı.
– Sakin bir yapınız var. Sinirlenmez misiniz?
Bana yapılan saldırıları olabildiğince sakin karşılıyorum. Çünkü kişiselleşmiş tartışmalar ve kavga konunun özünden koparıyor. Ancak halka karşı işlenen suçlar, yolsuzluklar, adaletsizlikler olduğunda öfkeleniyorum. Çünkü hiçbir vatandaşın haksızlığa maruz kalmasına razı değilim. Bu yolda halk için kavga etmem gerekirse ederim, bağırmam gerekirse bağırırım.
DOĞRU ZAMANDA YANIMDA DURUYOR
Cemil Tugay, eşi Öznur hanımla ilgili şunları söyledi: “Destekleyici bir tavrı var. Takip ediyor, gözlüyor. Ona ihtiyaç duyduğumda, doğru zamanda yanımda duruyor, çekinmeden uyarılarda bulunuyor. Temsil ettiğimiz makama özen ve dikkat gösteriyor, sınırını çok iyi biliyor. Eşimin bu tavrından çok memnunum.”
]]>Aydın’ın en büyük ilçesi Nazilli’de doğan Çerçioğlu, Selçuk Üniversitesi’ni bitirdi. Çocukluğunda “Hayatı tanısın’’ diye babasının toptancı halindeki iş yerinde çalıştı, meyve sebze kasaları arasında büyüdü. Üniversiteden sonra 4 yıl süren ABD’deki eğitim ve çalışma hayatının ardından yurda döndü. Türkiye 1999’da büyük Marmara depremini yaşadı. Çerçioğlu deprem yaraları sarmak için çalıştı, o günlerde milletvekili olmayı aklına koydu ve bu isteği de gerçekleşti..
ADI GİBİ AYDIN OLACAK
Siyasete erken yaşlarda başlayan Çerçioğlu, dönemin CHP lideri Deniz Baykal’ın önerisi ile 2009’da milletvekilliğini bırakıp memleketinden CHP belediye başkan adayı olduğunda, seçimi kazanma ihtimali çok zayıf görülüyordu. Aydın, her zaman Adnan Menderes ve Demokrat Parti, Süleyman Demirel ve Adalet Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin kalesi olarak anılmıştı. Ama Çerçioğlu “Aydın’ı adı gibi aydın ve modern bir kent yapacağım’’ diyerek işe koyuldu ve 32 yıl sonra o koltuğu yeniden CHP’ye kazandırdı, 15 yıldır da bırakmıyor.
NEDEN TOPUKLU EFE
2009’da Aydın’da belediye seçimini ilk kazandığında yüzde 26 olan oyu bugün yüzde 50’yi aştı. Aydın’ın 16 ilçesinden 13’ünü de CHP’li adaylar kazandı. Söke’de yüzde 55, Germencik’te yüzde 54, Karacasu ve Çine’de ise yüzde 53 oya ulaşıldı. Çerçioğlu bu başarıya ulaşırken çok zorlu günler de geçirdi. Yasa dışı işlerle ilgilenen bazı dükkan ve büfeleri yıkma karar verdiğinde önce adresine mermi yollandı, ciddiye almadı. Ardından belediyenin önüne bir tabut konuldu. Çerçioğlu da “Ben buna sığmam çok küçük’’ dedi. Bu olaydan sonra Aydın halkı ona “Topuklu Efe’’ lakabını taktı.

‘Topuklu Efe’ Özlem Çerçioğlu, AKP’li rakibine 94 bin oy fark attı
Kadınları dinliyor projelerini belirliyor
Özlem Çerçioğlu fırsat bulursa yelken sporu yapıyor, aynı zamanda da kaptan. Hafta sonları makam aracına binmiyor, kot pantolonunu ve spor ayakkabılarını giyip arabasıyla mahalleleri dolaşıyor. Gençlerin, kadınların ve yaşlıların dertlerini dinliyor. Vatandaşların ‘Sarı Civcivler’ dediği sarı renkli belediye otobüslerine de biniyor. Kadınların istek ve önerileri ile kent yaşamını şekillendirmeye çalışıyor. Artık kullanılmayan hurdaya çıkmış bir Airbus uçağını alıp Kuşadası açıklarında batırdı. Bu sayede yurt içi ve yurt dışından gelen meraklılar için dalış turizmi başladı.

150 milyon liralık yatırımla göz ve diş hastanesi açılacak
Özlem Çerçioğlu 15 yıllık başkanlık döneminde belediyecilik alanında çok sayıda projeyi hayata geçirdi. Şimdi ise sağlık konusunda iki ayrı proje üzerinde çalışıyor. 150 milyon liralık yatırım ile Göz Hastanesi ve Diş Sağlığı Merkezi açılacak. Hastanede göz rahatsızlıklarına ilişkin tüm teşhis ve tedavi yapılabilecek. Özellikle dar gelirli vatandaşların katarakt gibi göz rahatsızlıkları çözüme kavuşturulacak. Sağlık alanında “Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi” de hizmete girecek. Başkan Çerçioğlu, vatandaşların devlet hastanelerinde aylarca sıra beklemek zorunda kaldıklarını, ekonomik zorluklar nedeniyle özel hastanelere de gidemediklerini belirterek, Göz ve Diş Sağlığı Merkezleri ile bu alandaki sorunların aşılacağını belirtiyor. Aydın’da belediye halen 17 ilçe ve bu ilçelere bağlı mahallelerde yaşayan dar gelirli, ihtiyaç sahibi, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile öğrencilere yönelik, sıcak yemek, kuru gıda, et, yoğurt ve peynir yardımı da yapıyor. Kışın odun ve kömür yardımının yanı sıra eğitim döneminde öğrencilere de kırtasiye yardımı veriliyor.
]]>– Yaklaşık dört aydır sahadayım. Çok çalıştım. Ama bunu tek başıma yapmam imkansızdı. İlçe örgütü durmaksızın sahadaydı. Kampanya boyunca birçok ezberi bozduğumuzu düşünüyorum. Yurttaşlarımızla birebir temas ettik. “CHP girmez, çalışamaz, temas etmez” denilen bütün alanlarda biz vardık. Gitmediğimiz mahalle, çalmadığımız kapı kalmadı. Öte yandan sanırım en önemli faktör, iktidarın kullandığı ‘kutuplaşma dilinden’ kaçınmamız oldu. İnsanlara bunun bir sağ-sol seçimi olmadığını, CHP- AK Parti seçimi olmadığını anlattık.
DEĞİŞİM TESADÜF DEĞİL
– Bizim beklediğimiz bir sonuçtu. Anketler geliyordu, bizi düşük gösteriyordu. Ben de sahadaki atmosfere bakıyordum, anketlerin sonucuna şaşırıyordum. Çünkü bu seçimi alacağımızdan emindim.
– Beyoğlu’nda tarihe ve büyük bir değişime tanıklık ediyoruz. 30 yıl sonra gelen bu iktidar değişiminin tesadüf olmadığı açık. Bu değişimin sırrı insanlara dokunmak, onları dinlemek, sokakta sıkı çalışmak oldu. Halk, belediye binasından çıkmayan, ulaşamadığı, sorununu aktaramadığı siyasetçilerden yorulmuştu. En büyük ihtiyaçları seslerinin duyulmasıydı. Ben de bunun sözünü verdim. Beyoğlu’nun 45 mahallesinde her kesimden insanla konuşarak onların siyasete olan inancını tazeledim. Beyoğlu’nun evladıyım, komşularım bunu gördü, Beyoğlu’nun sorunlarını çözeceğime inandılar.
ORTAK ALANLARI SAVUNMA
Beyoğlu deyince akla kaçınılmaz olarak gelen sembollerden biri de Gezi Parkı. Başkan İnan Güney, “Beyoğlu’nda ‘Gezi’yi savunanlar kazandı’ diyebilir miyiz” sorusuna şu karşılığı verdi:
“Gezi’nin üzerinden 11 yıl geçti. Ben o dönemde Beyoğlu İlçe Başkanı olarak bütün süreci baştan sona yaşadım ve parçasıydım. Gezi Parkı’nda yaşananları kutuplaşma ve ayrışmadan ziyade ortak değerlerimiz etrafında, ortak yaşam alanlarımızı savunma duygusu olarak görüyorum. Bu anlamda dışlayan ve diğerlerini dışarıda bırakan bir Gezi tanımından çok Beyoğlu’nun geleceği için ortaklaşan ve geleceğe umutla bakan bir heyecanı görüyorum. Ancak Gezi denildiğinde herkesin aklında aynı şey canlanmıyor. Bana bugün geçmişte Gezi protestolarının tam karşısında konumlanmış insanlar da oy verdi. Bu nedenle, mahallelere ve kimliklere bölünme anlayışını, ayrışmayı reddeden kapsayıcı siyaset kazandı demek daha doğru olur.”
Halk 40 yıldır kentsel dönüşüm vaadi dinliyor
Beyoğlu’nun birçok alanda sıkıntı yaşadığını ifade eden Başkan Güney, halkın 30 yıldır siyasetçilerden kentsel dönüşümle ilgili vaat dinlediğini ifade etti. Güney, şunları söyledi:
– Beyoğlu’nun sıkıntısı sadece bir alanda değil, birçok alanda. En basiti, yollar neredeyse 30 yıldır yenilenmemiş, temizlik hizmetleri aksıyor, sokak hayvanlarının bakımları ile ilgili ciddi sorunlar var. Bunun yanı sıra bu ilçe 30 yıldır kentsel dönüşümle ilgili siyasetçilerden vaat dinliyor. Ben 46 yaşındayım, 46 senedir buradayım, ömrümün 30 yılı aynı şeyleri dinleyerek geçti. Örneğin otopark sorunu, Cihangir’de de sorun, Kasımpaşa’da da Okmeydanı’nda da sorun, Galata’da da. Ve bu problemin çözümüne yönelik hiçbir adım atılmış değil. Diğer yandan bakıyorsunuz, değerleri kaybedilen, kimliksizleştirilen bir Beyoğlu var. Aslında her alanda savrulan bir Beyoğlu görüyoruz.
KUTULARLA EŞYALAR ÇIKARILDI
– Seçim ile mazbatanın alındığı tarihler arasında belediyede bir hareketlilik olduğunu biliyoruz. Kutularda eşyaların çıkarıldığı, eşyaların araçlara yüklendiği bir süreç yaşadık. Belediyenin mesleki eğitim için kullanılan endüstriyel mutfak malzemeleri, ilgili firmanın anlaşması bittiği gerekçesiyle seçimden birkaç gün sonra belediye binasından kamyona yüklenerek götürüldü. Üstelik ilgili firma belediye başkan yardımcılarından birinin kardeşinin firması.
– AK Parti döneminde yapılan ihale, tahsis, kaynak aktarımı gibi süreçleri inceleme altına alacağız. CHP’li bir başkandan görevi devralsam da geçmişe dönük inceleme yapardım. Belediyeler partilerin değil, kamunun sonuçta. Her bir vatandaşımızın kuruşuna sahip çıkacağız.
– İlk icraatımız, belediyenin bütçesine yönelik çalışmamız olacak. Nasıl bir belediye devraldık, borç ve alacak dengesi nedir bunları inceleyecek ve Beyoğlulu komşularımızla paylaşacağız.

Güney’in kampanyasına İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da destek verdi.
Beyoğlu yeniden kültür ve sanatın başkenti olacak
Güney seçimden sonra hemen her İstanbullu’nun sorduğu “Beyoğlu, nasıl eski, güzel günlerine dönecek” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Herkeste Beyoğlu’nun geçmişine yönelik bir özlem var, bu aslında kimliksizleşmeye bir tepki. Bu kent çok örselendi, yıprandı, geri getirmek kolay olmayacak. Ancak bunun için mücadele edeceğiz. Beyoğlu’nu tek bir kültürün baskısı altında kalan, kendi kimliğinden uzaklaşan bir şekilde değil özgün ve nitelikli değerleriyle geleceğe taşıyacağız. Bunun için atacağımız adımlardan bir tanesi, daha fazla ayakta duramadığı için Beyoğlu’nu terk etmek zorunda kalan hafıza mekanlarına çağrı yapmak olacak. Beyoğlu’nu yeniden kültür ve sanatın başkenti haline getireceğiz.”
İnan Güney, sözlerini “Koltuğu bıraktığımda, iyi bir iz bırakmak istiyorum. Beyoğlu benim için sadece siyaset yaptığım yer değil. Doğduğum, büyüdüğüm, işimi kurduğum, ailemi kurduğum, parçası olmaktan büyük keyif aldığım, beni büyüten bir yer. Bende emeği çok. Ben de şimdi ona emek vererek bu borcu ödemek istiyorum” diye tamamladı.
]]>Bayram kahvaltısını vatandaşlarla yapan Yeğin, Sancaktepelilerle sohbet edip hatıra fotoğrafı da çekildi.
“ÜLKEMİZDE ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİM SÜRECİ YAŞANIYOR”
Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Türkiye’de önemli bir değişim süreci yaşandığına dikkat çekerek şöyle konuştu:
-İnşallah her günümüz bayram gibi geçer. Her günümüzü bayram gibi yaşarız. Sağlıklı bir şekilde, sevdiklerimizle birlikte güzel günler geçiriyoruz. İnşallah daha güzelleri daha mutluları gelecek.
-Ülkemizde önemli bir değişim süreci yaşanıyor. Büyük şehirlerimizde, İstanbul’un önemli ilçelerinde bu değişim sürecinin toplumun tamamında umut olmasını, heyecan olmasını diliyoruz ve bunun için yıllardır mücadele ediyoruz. Siyasi süreçleri çok fazla hayatımızın her noktasına katmamamız, sürdürmememiz lazım.
-Önemli olan bu değişim süreçlerinden sonra toplumun tamamına hizmet edebilmek. Toplumun mutluluğu, huzuru, birlikteliği, beraberliği için çalışmalar yapmamız gerekiyor. Bugün burada toplanma amacımız da buydu.
-Bir bayram sabahı toplumun bütün kesimleriyle hiçbir siyasi partinin farkı gözetmeksizin düşünce, inanç, yöre, memleket, siyasi bir ideoloji farkı gözetmeksizin toplumun bütün kesimleriyle bugün bu aradayız.
-Ben herkesi görüyorum. Herkesi tanıyorum. Her düşünceden insanımıza, abimiz, ablamız, kardeşimiz, dostumuz bir aradayız. Bugün bayram. Sancaktepe’de her günü bayram gibi yaşamak için mücadele edeceğiz.

“SANCAKTEPE BELEDİYESİ SİZLERİN”
-Bu sürecin en önemli parçası bundan sonraki süreçler olacak. Sancaktepe Belediyesi’nin tam önündeyiz.
-Sancaktepe Belediyesi aslında sizlerin, hepimizin. Belediyeyi yönetenler, belediye başkanı en başta olmak üzere bir gün geldikleri gibi gidecek. Ben de bu göreve onurlu bir şekilde, mücadele ederek geldiğim gibi bir gün gülerek, hüzünlenerek buradan ayrılacağım. Önemli olan buradan gittiğimizde sizlere hizmet edebilmiş olmanın gururunu yaşamak.
-Sizleri mutlu edebilmenin onurunu yaşayarak buradan gideceğiz. Bu kente hep birlikte sahip çıkalım. Bu kent sadece belediyeyi yönetenlerin değil, halkındır.
-Hep beraber bu kentin bütün sorunlarını, bütün kaynaklarını doğru bir şekilde yöneterek çözeceğiz” ifadelerini kullandı.
“BU BİNANIN GİRİŞİNDEN MAKAM ODASINA KADAR HER YERİ HALKINDIR”
Sancaktepe Belediye binasının tartışmalara konu olduğunu ifade eden Yeğin, şöyle konuştu:
-Sancaktepe Belediyesi sizin eviniz. Bu aralar çok tartışılıyor belediyemiz. Ben bundan çok mutsuzum, huzursuzum. Çünkü biz çok iş yapmaya geldik. Ama ne yazık ki belediyemiz çok fazla tartışılıyor.
-Toplumun bazı şeyleri öğrenmesini sağlayacağız, görmesini sağlayacağız. Bu binanın girişinden en üst kattaki makam odasına kadar her yeri halkındır. Halka açık bir belediye binası olacak. Halkın ulaşabildiği bir belediye binası olacak. Sorunlarınızı Belediye başkanının makamında konuşabileceğiniz bir belediye binası olacak.
-Her bir yurttaşımızın bir belediye hizmeti noktasında hizmetin gecikmesi, hizmetin size ulaşması, çözümü noktasında sorun yaşarsanız ikinci defa geleceğiniz yer, belediyenin dördüncü katındaki başkanlık odası olsun.
-Gelin sorunlarınızı bizlerle paylaşın. Çünkü bizim sizin sorunlarınızı çözmek için tam 2 bin 750 kişilik bir yol arkadaşımız var. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
-Allah hepinizden razı olsun. İyi bayramlar diliyorum. Huzur içinde, mutluluk içinde bir bayram geçirmenizi diliyorum.
]]>Bayram arifesinde işsiz bırakılan işçiler ve destek veren belediye memurları dün gece Altındağ Belediyesi Fen İşleri Kampüsü’nde eyleme başladı.
İşçiler, yeni başkan Tiryaki’yi mazbatasını almadan işçi kıyımı yapmakla eleştirdi, “Şu an burada bulunuyorsak tamamen mağduriyetten. Muhatap olacak kimse de yok. Sokakta kalmış insan gibiyiz. Sadece hakkımızın peşindeyiz” dedi.Tİ
SEÇİMDEN ÖNCE İŞÇİLERE HAKLARI VERİLMİŞ
Altındağ Belediyesi işçileri, Toplu İş Sözleşmesi’nden (TİS) doğan geriye dönük alacaklarının bir yılı aşkın süredir ödenmemesine karşı 13 Mart’ta belediye önünde eylem başlatmıştı.
İşçiler hem dönemin AKP’li Belediye Başkanı Asım Balcı’yı hem de HAK İŞ’e bağlı Hizmet İş Sendikası’nı protesto etmişti. İşçilerin iki gün süren direnişi sonucunda ücretleri yatırılmıştı.
SEÇİM BİTTİ ZAM GERİ ALINDI
Altındağ Belediyesi işçileri, marttaki eylemlerinin ardından ilk ücretlerini dün aldı. Ancak işçilerin ücretlerine yüzde 30 olarak imzalanan ek protokol zammı yansıtılmadı. Bunun üzerine işçiler, Altındağ Belediyesi Fen İşleri Kampüsü’nde dün akşam eyleme başladı.
İşçiler, yüzde 30’luk ücret zamlarının yansıtılmadığını, ücretlerinden 8-10 bin lira civarında kesinti olduğunu belirtti. İşçiler ücret kesintisinin yanı sıra , Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’nin mazbatasını almadan kendilerini işten çıkarttığını anlattı. İşçilere, işten çıkartılma gerekçesi sunulmadı.
MEMURLAR DA KESİNTİDEN MAĞDUR
Gece boyunca eylemlerini sürdüren işçiler hiçbir belediye yetkilisinin kendilerini muhatap almadığını vurgladı. Ankara emniyeti güvenlik şubesinden amirler işçileri yatıştırmaya ve kalabalığı dağılmaya ikna etmeye çalıştı.
Belediye memurları da maaşlarında yaklaşık 4 bin TL kayba neden olan Sosyal Denge Tazminatı kesintisini protesto ediyor ancak de pek çok çalışan işten çıkarılma korkusu yaşıyor.
Altındağ Belediyesi’nde çalışırken işten çıkartılan bir kadın işçi, şunları söyledi:
“HERKESTEN 8-10 BİN LİRA CİVARINDA BİR KESİNTİ MEVCUT”
“Bugün maaşlarımız yattı. Ocak ayında Asım Başkan’ın bize verdiği zamlar, herkesten 8-10 bin lira civarında bir kesinti mevcut. Normal şartlarda İş Kanunu’nda hiçbir şekilde işçiye verilen hakkın geri alınmayacağını biliyoruz.
Şu an hiçbir şey usulünde ilerlemediği için biz şaşırmıyoruz buna. Herkes burada ekmeğinden olma pahasına ve korkusuna şu an hepsi buradalar. Mecburen buradalar.
Çok normal olarak haklarını arıyorlar. Ramazan öncesinde şu kadar insana bakar mısınız? Çok da konuşmaya gerek yok. İnsanlar iftarlarını burada açtılar. Diyecek bir şey bulamıyorum.
“İNSANLARIN HAK ETTİĞİNİ VERMEK ZORUNDALAR”
Bence hiçbir gerekçe, mantıklı bir gerekçe değil. Çok saçma. Bir açıklaması yok ki bunun. Bir tanesi gelsin kesilmesiyle alakalı mantıklı bir açıklama yapsın. Çok mu yüksekti? Onu söylesinler en azından.
Hepimizin bordrosu var. Hepimiz bordromuzu elimize alıp mahkeme sürecine gideceğiz. Ben kendi adıma zaten haksız yere işten çıkartılmış bir personel olarak şu an arkadaşlarıma destek amaçlı geldim.
Hiçbir artı mevzum yok. 5 günse 5 gün. Bekleyeceğiz. Böyle bir dünya yok. İnsanların hak ettiğini vermek zorundalar.”
GEREKÇE BİLE SUNMADAN İŞTEN ATTILAR
Bir başka işçi ise “Ben bir senedir çalışıyordum. Cuma günü telefonla aradılar, işten çıkardılar. Gerekçe olarak bana çıkış kağıdı bile vermediler. Bir gerekçe bile söyleme gereği duymadılar” diye konuştu.
Bir başka erkek işçi, yaşadıkları süreci şöyle özetledi:
“2 NİSAN’DA MAZBATAYI ALMADAN BİZLERİ İŞTEN ÇIKARTTI”
“Bundan önceki yönetim bize yüzde 20+30 zam yapmıştı. Geçen ay 32 bin lira para yattı. Bugün ise maaşımız yattığında 8 bin lira eksikti. ‘Sanki ben bundan önceki yönetimi saymıyorum. Burada ben varım’ der gibi bir şeyi var. 2 Nisan’da mazbatayı almadan bizleri işten çıkarttı. Biz bunu sorduğumuzda ise ‘Biz neden işten çıkartılıyoruz? Daha genel müdür bile atanmadı’ dediğimizde ‘Yapacak bir şey yok. Çıkın gidin. İstediğiniz yere istediğiniz şikayette bulunabilirsiniz’ dedi. Bugün bunun için buradayız. Bayram öncesi hepimizi rezil ettiler.
“YÜZDE 30’U KAFALARINA GÖRE SİLDİLER”
Ben de işten çıkartılanların arasındayım. Bu kadar gariban insan var. Hepsi evine ekmek götürmek için sıkıntılı çalışıyor. Zaten süreci biliyorsunuz. Ekonomik kriz var. Hiçbir muhatap yok. Ben arka tarafa gittim konuştum. Yukarıdan telefonlara cevap veren hiç kimse de yokmuş. Hiçbir şey bilmiyoruz. Bize sadece denilen bundan önce yüzde 20+30 zam verilmişti. O yüzde 30’u kafalarına göre sildiler. Verilen hiçbir cevap yok.
“BAYRAM ÖNCESİ YAPILAN BU TERBİYESİZLİK. ŞU AN İŞSİZİZ”
Bir diğer erkek işçi, “Biz bir önceki yönetimle beraber işe girmiştik. Yeni gelen başkan mazbatasını almadan bizi işten çıkardı. ‘Ne sebeple çıkarıyorsun’ dedik. Hiçbir sebep sunmadan, ‘İstediğiniz yere şikayetçi olabilirsiniz’ diyerek bizi işten kovdu. Bayram öncesi yapılan bu terbiyesizlik. Şu an işsiziz” dedi.
Masa başında çalışan işçilerin temizlik işine verilerek mobbing uygulandığını belirten bir başka işçi, şöyle konuştu:
“MASA BAŞI GÖREVİNDEN SOKAK SÜPÜRMEYE”
“Şu an burada bulunuyorsak tamamen mağduriyetten. Muhatap olacak kimse de yok. Sokakta kalmış bir insan gibiyiz şu anda. Diyecek bir şey yok. Sadece hakkımızın peşindeyiz.
Bir de şöyle bir şey var. Mobbing uygulanıyor. Şu an liste elimizde var. Bunu da göz göre göre paylaştılar. 16 kişi masa başı görevinden alınıp sokakta süpürgeye verildi. Çöpçü, temizlikçi konumunda. Hepsinin listesi mevcut.
Bunu paylaştılar, daha sonrasında pek fazla gören olmasın diye geri kaldırdılar. Hepsi masa başı personeliydi. Şu an hepsi park bahçelerde, sokaklarda, ellerinde süpürge kürekle temizlik yapıyorlar. Mobbing uygulanıyor, hala da devam ediyor. İnşallah kazanacağız, kendi hakkımızı da alacağız.”
İşçiler, ücretlerinin tam yatırılmaması halinde iş bırakacaklarını ifade ediyor.
“ÖNCEKİ YÖNETİM POPÜLİST BİR YAKLAŞIMLA ZAM YAPMIŞ”
Belediye yetkilileri ise “Önceki belediye yönetimi tarafından popülist bir yaklaşımla söz verilen yüzde 30 ilave zammın mevcut bütçe imkanları içinde ödenmesinin mümkün olmadığı” bilgisini verdi.
Bayram öncesi işçilere TİS’e göre yüzde 20 zamlı maaşın ödenmesini de belediye imkanlarını zorlayarak gerçekleştirdiklerini belirten yetkililer, iddia edildiği gibi 70 kişinin değil yaklaşık 20 kişinin işten çıkarıldığını bunun da “belediye hizmetlerinin sürdürülebilmesi” amacına dayandığını savundu.
Altındağ Belediyesi konuyla ilgili resmi açıklama yapmadı.
]]>Seçim kampanyası döneminde her gittiği yerde “Ne gündüz, ne gece. İlle de Ayşe Ünlüce’’ pankartları ile karşılanan ve mazbatasını alarak göreve başlayan Ünlüce, Türkiye’nin en yaşanabilir şehirlerinden biri olarak ön plana çıkan Eskişehir’i, daha da ileri taşımak istiyor. Öncelikli hedefler arasında kentsel dönüşüm ile afetlere dayanıklı yeni ve modern binalar yapılması, Sultandere bölgesinde ise 1.500 konutluk yeni bir projenin hayata geçirilmesi var. Sosyal donatı alanları oluşturarak şehrin farklı bölgelerinde modern yeni mahalleler kurmayı da amaçlıyor. Trafiği rahatlatacak ulaşım projeleri ve tramvay hatları ile de toplu taşım çözümleri ve çok katlı otoparklar gündeme gelecek.
YAŞLI DEĞİL KIDEMLİ
“Sosyal ve adil kent vizyonumuz ile adalet, eşitlik ilkeleri ile huzur içinde bir Eskişehir olmaya devam edeceğiz” diyen Ünlüce, “Sivil Toplum Merkezleri Yerleşkesi, Kıdemliler Yaşam Merkezi ve Emek Lokali, Sektörel Eğitim Merkezi, Hayvan Barınağı ve Rehabilitasyon Merkezi, Aşevlerini de hizmete alacak. Güneş Enerji Santralleri, Yeşil Enerji Kooperatifi, Atıksu Arıtma Tesisi de hedefler arasında bulunuyor.
Şehit Yakınları ve Gaziler Sosyal Tesisi de yakında hayata geçirilecek. Çorak bir Anadolu kasabası olduğu günlerde turizm kavramının dahi bilinmediği bir kent olan Eskişehir, şimdi her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turist ağırlıyor. Ünlüce turizm potansiyelinin artırılması için de yeni projeleri devreye alacak.

Adil hizmet götüreceğiz
Eskişehir’de bugüne kadar 32 erkek belediye başkanı görev yaptı. 1878 yılında Eskişehir’in ilk Belediye Başkanı Hacı Nafiz Hüseyin Efendi’den 146 yıl sonra, şehrin ilk kadın başkanı oldu. İki ayı aşkın süren yoğun bir seçim maratonu sonucu kullanılan 559 bin oyun yüzde 51’ini aldı. 276 bin oy ile Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. İYİ Parti’den milletvekili seçilip AKP’ye geçen, sonra da AKP’nin Büyükşehir adayı olan Nebi Hatipoğlu’na da yaklaşık 72 bin oy fark attı. Yerel seçimlerde Eskişehir’in 14 ilçesinden 8’ini de CHP’li adaylar kazandı. Ünlüce “Bu seçimin kaybedeni yok. Bana oy veren, vermeyen tüm Eskişehirlilerin Belediye Başkanıyım. Hangi partiden olursa olsun tüm ilçe Belediye Başkanlarımın da Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Ayrışmadan, farklılaştırmadan, ötekileştirmeden birleşerek ve barışarak bu şehre birlikte hizmet edeceğiz. 14 ilçe ve 540 mahallemizin en ücra köşesine de adil hizmet götüreceğiz” dedi.
Eskişehir turizm kenti olacak
Ayşe Ünlüce, Eskişehir’in turizm potansiyelinin artırılması için bir dizi projeyi uygulamaya koyacak. Yerli ve yabancı turisti Eskişehir’e çekecek projeler hazır.
Ağır ceza hakimliğinden belediye başkanlığına
1970 yılında Eskişehir’de doğan Ayşe Ünlüce, ilk, orta ve lise eğitimini Eskişehir’de, yüksek öğrenimini ise İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Çalışma hayatına hakim olarak başladı ve ağır ceza mahkemesi hakimi olarak da görev yaptı. Daha sonra avukatlığa dönen Ünlüce, Türk Telekom ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hukuk Müşaviri oldu.
Bu dönemde Eskişehir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Hakları Komisyonu Başkanlığı da yaptı. Daha sonra Büyükşehir Belediyesi Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi’nin kurulmasını sağladı.
GÖNÜLLÜ ÇALIŞTI
Uzun yıllar da bu merkezde gönüllü hukuk danışmanı olarak çalıştı. Yılmaz Büyükerşen’den gelen teklif ile 2016 yılında Eskişehir Büyükşehir Belediyesi 1. Hukuk Müşaviri oldu. İki yıl sonra da Belediye Genel Sekreterliğine görevine atandı. Alpu Ovası’nda yapılması planlanan termik santral başta olmak üzere, çevre katliamına sebep olacak pek çok projeyle ilgili açılan davaları takip ederek Belediye ve Eskişehir lehine sonuçlanmasına rol oynadı.
]]>AKP’li Şeyma Döğücü’nün yerine belediye başkanı seçilen CHP’li Alper Yeğin’i kutlamak için gittiği belediye binasının başkanlık katının 6 bin metrekare olduğunu, katta jakuzi ve 200 metrekarelik mutfak bulunduğunu öne sürdü.
DÖĞÜCÜ: HODRİ MEYDAN
Şeyma Döğücü, Özkan’ın iddialarına şu sözlerle yanıt verdi:
“Bir anneye, bir kadına iftira atmanın bedelini hem hukuk önünde hem de milletin vicdanında yargılanarak vereceksiniz. Jakuzi olduğunu ispatlamazsan senden aşağı insan yok.”
Döğücü, yeni başkan Yeğin’e de şu çağrıyı yaptı: Ayrıca mevcut başkana sesleniyorum; jakuzi olduğunu iddia edenlere karşı hemen şimdi başkanlık makamından canlı yayın açarak bu mevzuyu temizlemenizi vicdan ve haysiyetinize havale ediyorum. Hodri meydan.

ÖZKAN: KOCAMAN BANYO TEŞKİLATI
İddiasının arkasında duran Necati Özkan, sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:
– Sancaktepe Belediye binasının başkanlık katında benim gördüğüm, kamu bütçesiyle yapılmış olan harcamanın vicdansızlığıdır hanımefendi.
– Buradaki asıl konu, milletin evlatları sarsıcı ekonomik krizde büyük ızdıraplar içinde hayata tutunmaya çalışırken, bir ilçe belediye başkanının binlerce metrekarelik bir makam katını kendisine nasıl hak görebildiğidir.
– İç içe geçen makam odaları, dinlenme odaları, başkana özel tam teşekküllü mutfak, yemek odaları ve benim “jakuzi” diya tarif ettiğim kocaman banyo teşkilatı…
– Bir kelime üstünden tepineceğinize, bu akıl almaz israfı nasıl yapabildiğinizi söyleyin hele…
– Peki, görevden ayrılırken milletin parasıyla alınmış başkanlık katındaki onca eşyayı kişisel malınız gibi nasıl götürebildiniz ve koskoca katı bomboş bırakabildiniz? Kamunun mallarını kamuya geri gönderecek misiniz?
YEĞİN: JAKUZİ MESELESİ ÇOK DEĞERSİZ KALACAK
Yeni başkan Alper Yeğin de bugün Şeyma Döğücü’nün açıklamasını alıntılayarak şu açıklamayı yaptı:
“Kamuoyuna bilgilendirme; basında ve sosyal medya da yer alan Sancaktepe haberleri ile ilgili olarak; Sayın Şeyma Döğücü döneminde başkanlık katında herhangi bir tadilat işlemi yapılmamıştır. Önceki belediye başkanı lüks bir banyo ve belediye başkanının ihtiyacı olmayacak şekilde bir kat tasarlamıştır. Jakuzi meselesinin çok değersiz kalacağı lüks ve batırılan bir belediye hikayesini yakın zamanda sizlerle paylaşacağım. Saygılar…”
ESKİ BAŞKAN ERDEM: TAMAMEN YALAN VE İFTİRA
Şeyma Döğücü’den önceki belediye başkanı AKP’li İsmail Erdem ise sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:
– Sancaktepe Belediye binasını 2017 de yaptıran ve hizmete alan biziz. Yalan ve iftiralara alışkın zavallılar, kirlenmiş ruh halleriyle tezgah peşindeler.
– Başkanlık katı denilen yer, binanın çatı arası kattır. Başkanlık makamı vardır, toplantı odası (yönetim odası) var, Halkla ilişkiler odası, Misafir bekleme salonu, özel kalem odası, Başkanlık danışman birim odaları, mesciti ve 20 metre kare mutfak.
– Jakuzi hikayesi tamamen yalan ve iftira. Yalancının mumu ne zaman söner bunu milletimize havale ediyoruz. Kamu binaları; halkın malıdır unutulmamalıdır. Sancaktepe belediye binası da Sancaktepe halkınındır.
]]>
MHP, Yeniden Refah Partisi (YRP) ile DEM Parti de AKP’den ikişer il alırken, AKP’den İYİ Parti ile Büyük Birlik Partisi’ne de birer il geçti.
2019 yerel seçiminde Türkiye genelinde oyların yüzde 44,33’ünü alarak birinci parti olan AKP’nin 2024 mahalli idareler seçimindeki toplam oy oranı 35,48’e düştü. Seçimlerde birinci parti yüzde 37,7 oy oranıyla CHP oldu.
AKP’nin az oy farkıyla seçimi kazandığı ilçelerde Yüksek Seçim Kurulu’na itirazlar devam ederken bir yandan da el değiştiren belediyelerde yaşanan usulsüzlükler CHP tarafından kamuoyuyla paylaşılmaya başlandı.
İstanbul’da CHP’ye geçen Üsküdar, Tuzla, Beykoz, Çekmeköy ve Eyüpsultan belediyelerinde seçimden hemen önce ihale ve satış yöntemiyle milyonlarca lira harcandığı görüldü.
BASKILI KUPA, SU BÖREĞİ, SÜTLÜ TATLI İHALELERİ
2019 yerel seçimlerinde AKPi’nin yüzde 48,25 oy oranıyla kazandığı Üsküdar Belediyesi, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı belediyelerden biri oldu.
Üsküdar’ın yeni belediye başkanı aldığı yüzde 49,9 oy oranıyla Sinem Dedetaş oldu. 2014’ten bu yana Hilmi Türkmen tarafından yönetilen Üsküdar Belediyesi, Dedetaş’ın dün mazbatasını almasıyla resmi olarak CHP’ye geçti.
Üsküdar Belediyesi bu değişimin ardından seçimin hemen öncesinde çıkılmış ihalelerle konuşuluyor. Buna göre, belediye 11 Mart’ta ”su böreği alımı” ihalesi düzenledi.
1 milyon 920 bin lira tutarındaki ihaleyi ‘Oviya Gıda Unlu Mamuller İnşaat Sanayi Ve Ticaret LTD. ŞTİ.’ şirket kazandı. İhalenin sözleşmesi 26 Mart’ta imzalandı. Türkmen yönetimindeki belediye, 15 Mart’ta ”baskılı porselen kupa alımı” ihalesine çıktı.
4 milyon 704 bin lira tutarındaki ihalenin sözleşmesi, mazbata devir tesliminden iki gün önce, 2 Nisan’da imzalandı. Belediyenin 19 Mart’ta çıktığı 2 milyon tutarındaki ‘sütlü tatlı alımı’ ihalesinin sözleşmesi ise yine 2 Nisan’da imzalandı.
İKİ İHALENİN SÖZLEŞMESİ 2 NİSAN’DA İMZALANDI
Tuzla Belediyesi de 31 Mart 2024’te AK Parti’den CHP’ye geçen belediyelerden biri oldu.
2019’da AK Parti’nin aldığı yüzde 50,52 oyla Şadi Yazıcı üçüncü kez Tuzla Belediye Başkanı olmuştu. Tuzla Belediyesi, 31 Mart 2024’te Eren Ali Bingöl’ün aldığı yüzde 50,92 oy oranıyla CHP’nin oldu.
Yeni Başkan Bingöl, henüz mazbatasını almadan Tuzla Belediyesi de önceki Başkan Yazıcı’nın çıktığı ihalelerle konuşuluyor. Belediyenin 14 Mart’ta düzenlediği, 2 milyon 943 bin lira tutarındaki ‘Hoş Geldin Bebek ve Tuzla’ya Hoş Geldin projeleri kapsamında hediye seti alımı’ ihalesinin sözleşmesi 2 Nisan’da imzalandı.
Belediyenin 15 Mart’ta çıktığı ‘2024 yılı park yapımı, park revizyonu, saha yapımı ve revizyonu işleri, fidanlık muhtelif malzeme alımı’ ihalesinin sözleşmesi de 2 Nisan günü imzalandı.
‘Raha Peyzaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’in kazandığı 62 milyon 458 bin liralık ihalede en düşük ve en yüksek tekliflerin aynı olması dikkat çekti.
SEÇİMDEN 3 GÜN ÖNCE, 1,5 MİLYON LİRALIK İHALE
Sancaktepe Belediyesi, bu seçimlerde AKP’den CHP’ye geçen 9 ilçeden biri oldu. 2019’da Şeyma Döğücü’nün aldığı yüzde 49,88’lik oy oranıyla son beş yıldır AKP tarafından yönetilen Sancaktepe Belediyesi 31 Mart 2024 seçimlerinde Alper Yeğin’in aldığı yüzde 50,59’luk oyla CHP’ye geçti. Yeğin’in mazbata devir teslim töreni dün düzenlendi.
Sancaktepe Belediyesi, seçimin ertesi günü belediyenin hizmet verdiği iftar çadırının AKPi’nin kaybedilmesi üzerine açılmamasıyla gündeme gelmiş ve Döğücü vatandaştan tepki görmüştü.
Sancaktepe Belediyesi’nin 12 Mart’ta çıktığı ”elektrikli hizmet aracı alımı” ihalesinin 1 milyon 755 bin lira karşılığında seçime üç gün kala, 28 Mart günü imzalandığı ortaya çıktı.
1 MİLYON 490 BİN LİRALIK KİTAP ALIMI
Eyüpsultan Belediyesi, 31 Mart yerel seçimlerinde AKP’den CHP’ye geçti. 2019’da yüzde 49,11 oy oranıyla belediye başkanı seçilen AKP’li Deniz Köken, 31 mart 2024 yerel seçimlerine koltuğunu yüzde 48,16 oy alan CHP’li Mithat Bülent Özmen’e bıraktı.
Eyüpsultan da seçime günler kala imzaladığı ihalele sözleşmeleriyle konuşulan belediyelerden biri oldu.
Belediyenin 13 Mart’ta çıktığı 1 milyon 971 bin liralık ”Eyüpsultan ilçesinde bulunan ibadethaneler için halı temini” ihalesinin sözleşmesi 25 Mart’ta imzalandı. Yine aynı gün ihaleye çıkılan 1 milyon 490 bin liralık ”kitap alımnın” sözleşmesi ise 26 Mart’ta imzalandı.
SEÇİME 2 GÜN KALA 1 MİLYON 800 BİN LİRALIK İHALE
2019’da yüzde 49,16 oy alan AKP adayı Murat Aydın tarafından yönetilen Beykoz Belediyesi de bu yerel seçimlerde CHP’nin kazandığı belediyelerden oldu. CHP’nin adayı Alaattin Köseler 31 Mart 2024 tarihinde, yüzde 45,87 oranında oy alarak Beykoz Belediye Başkanı seçildi.
Beykoz Belediyesi’nin seçimlerden neredeyse bir ay önce, 6 Mart’ta çıktığı ”oyun grupları alımı ihalesinin” sözleşmesi 1 milyon 800 bin lira karşılığında 29 Mart tarihinde imzalandı.
ÇEKMEKÖY BELEDİYESİ’NDEN 30 MİLYONLUK İHALE
Çekmeköy Belediyesi de bu seçimlerde AKPi’den CHP’ye geçti. 2019 yerel seçimlerinde yüzde 42,92 oy oranıyla Ahmet Poyraz’ın belediye başkanı koltuğuna oturduğu belediyeyi bu yıl yüzde 49,22 oy oranıyla CHP’li Orhan Çerkez kazandı.
Çekmeköy Belediyesi’nde seçimlerin hemen öncesinde yüksek meblağlı bir ihalenin sözleşmesi imzalandı. 19 Mart’ta çıkılan ”hizmet binalarının bakım ve onarımı yapım işi” ihalesi 30 milyon 19 bin liraya 29 Mart’ta imzalandı. Yapıden Mühendislik İnşaat Denizcilik Nakliyat Geri Dönüşüm Temizlik Sanayi Tic. Limited Şirketi’nin kazandığı ihalede en düşük ve en yüksek teklifin aynı olması dikkati çekti.
EĞİTİM MUTFAĞINDAKİ MALZEMELER BOŞALTILDI
İstanbul’da seçim sonrası yaşananlarla dikkatleri üzerine çeken bir diğer belediyesi ise Beyoğlu oldu. 2019 yılında aldığı yüzde 49,86 oyla AKP Haydar Ali Yıldız tarafından yönetilen belediye, 30 yılın ardından CHP’nin oldu. Yüzde 49,21 oy alan CHP’li İnan Güney, Beyoğlu Belediye Başkanı oldu.
Beyoğlu Belediyesi bünyesinde hizmet veren Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (BESMEK) Kasımpaşa Eğitim Merkezi’nde, mutfak eğitimleri için kullanılan malzemeler, 2 Nisan gece saatlerinde bina dışına çıkarıldı.
Taşınma işlemine yönelik resmi evrakın bulunmaması üzerine malzemeler tutanak tutularak tekrar içeri taşındı. 3 Nisan sabahı Beyoğlu Belediyesi antetli kağıda, Beyoğlu Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Ali Koca imzasıyla malzemelerin sözleşme süresi dolduğu gerekçesiyle taşındığı belirtilen bir belge hazırlandı.
Belge ile gelen firma yetkilileri bu kez malzemeleri kamyonlara yükleyerek götürdü.
AKP’Lİ BAŞKAN KAYBEDİNCE…
Samsun Yakakent Belediyesi de AKP’nin 31 Mart’ta kaybettiği belediyelerden biri oldu. 2019 yerel seçimlerinde yüzde 57,59’luk oy oranıyla AKP’li Hüseyin Kıyma’nın kazandığı belediye, 31 Mart’ta yüzde 50,43 oy alan İYİ Partili Şerafettin Aydoğdu’ya geçti.
Belediyenin el değiştirmesinin ardından Samsun Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin verdiği karar doğrultusunda 10 yıllık kullanım hakkıyla Yakakent Belediyesi’ne devredilen Yakakent Liman Balık Lokantası’na giden zabıta ekiplerinin masa ve sandalyeleri topladığı görüntüler kaydedildi.
Vatandaş ve İYİ Partililerin durumu fark etmesi üzerine taşıma işlemi durduruldu.
75 GÜNDE 150 BANKAMATİK MEMURU ALINMIŞ
Seçimlere 75 gün kala yapılan seçimle Bilecik Belediye Başkanlığını koltuğunu kaybedip bağımsız aday Mustafa Sadık Kaya’ya bırakan Melek Mızrak Subaşı, 31 Mart seçimlerinde CHP’nin adayı olarak gösterilmişti. Melek Mızrak Subaşı, oyların yüzde 48,88’ini alarak belediye başkanı seçildi.
Mızrak Subaşı, 75 gün süreyle belediyeden uzaklaştırıldığı sürede seçimden bir gün önceye kadar belediyeye 150 bankamatik memuru alındığını açıkladı.
BELEDİYE ÇALIŞANLARININ SÖZLEŞMELERİNİ FESHEDİLDİ
Bursa Büyükşehir Belediyesi de uzun yılların ardından CHP’ye geçen belediyelerden biri oldu. 2019’da AKP adayı Alinur Aktaş’ın yüzde 49,61 oy alarak beş yıl boyunca belediye başkanlığı koltuğuna oturduğu Bursa Büyükşehir, bu seçimlerde CHP’nin adayı Mustafa Bozbey’in yüzde 47,2 oy almasıyla CHP’ye geçti.
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yeni başkanı Mustafa Bozbey, AKP’li belediye yöneticilerinin bazı çalışanların sözleşmelerini feshederek tazminatlarını ödediği bilgisini aldıklarını belirtti.
Bozbey, katıldığı bir iftar programında,”Bize iletilenler bizleri üzüyor. Tazminatları verilerek işten çıkarılanlar kimler? Büyük ihtimalle de bankamatik olduğunu düşündüğümüz bazı kişiler, hakları feshedilerek hemen tazminatları ödenme yoluna itiliyor. Onlara ‘yarın sizi buradan buradan atacaklar, tazminatlarınızı alın ayrılın’ diyorlar. Biz çalışanlarımızın her birine tek tek güveniyoruz. Ancak böyle bir işlemin yapılmasını da asla kabul etmemiz mümkün değil. Yangından mal kaçırırcasına bu tür işlemlerin yapılmasını hukuki ve ahlaki açıdan doğru bulmuyoruz” dedi.
5 BİN LİRA KARŞILIĞINDA OY SATIN ALINDIĞI İDDİASI
Kırşehir Belediyesi, 31 Mart seçimlerinde el değiştiren belediye olmadı. Mevcut Başkan CHP’li Selahattin Ekicioğlu, 2019’da aldığı yüzde 44,78’lik oy oranını, yüzde 52,86’ya çıkararak yeniden başkan seçildi. Fakat seçimlerin ardından Kırşehir de usulsüzlüklerle gündeme gelen illerden biri oldu.
İddialara göre, Kırşehir’de 31 Mart günü ve öncesinde vatandaşlardan parayla oy satın alındı. Gazeteci Saygı Öztürk’ün haberine göre, ”AKP’li bir belediye meclis üyesinin yeğeni, vatandaşlara 5 bin lira göndererek” oylarını satın aldı. Haberde yer alan banka dekontunda seçimlerin yapıldığı gün öğle saatlerinde bir vatandaşa gönderilen 5 bin liranın açıklama kısmına ”oy parası” yazdığı görüldü.
BELEDİYENİN KASASINDAN FUTBOLCULARA 18 MİLYON LİRA
Yozgat Belediyesi ise 31 Mart yerel seçimlerinde AKP’denn YRP’ye geçen iki belediyeden biri oldu. 2019’da, AKP’li Celal Köse’nin oyların yüzde 40,85’ini alarak belediye başkanlığı koltuğuna oturduğu Yozgat’ta bu seçimlerde YRP’nin adayı Kazım Arslan oyların yüzde 36,32’sini alarak belediye başkanı oldu.
Başkan Arslan’ın aktardığına göre, belediyenin kasasından seçimden iki gün önce, 18 milyon TL Yozgat Bozokspor futbolcularına aktarıldı. Yaşanan olayı, X hesabından yaptığı bir paylaşımla duyuran Arslan, şunları söyledi:
”Cuma günü, belediyenin birçok ödemesi gereken öncelikli borçları varken, mesela TEDAŞ’a borç ödenmesi gerekirken, mesela akaryakıt tedarik eden arkadaşımıza borç ödenmesi gerekirken, yine bazı taahhüt işlerini yapan müteahhit arkadaşlara borç ödenmesi gerekirken, yaklaşık 18 milyon lira tutarında bir meblağ usulsüz bir şekilde Yozgat Bozokspor futbolcularına aktarılmış.”
]]>Tekin şöyle konuştu: Avukatlığın bir serbest meslek bir de kamu görevi yanı vardır. Ben serbest meslek tarafını 2010 yılında bırakarak, aktivist kimliğimle kendimi hak ve adalet adayanların mücadelesine adadım. Nerede bir kadına şiddet, çocuğa istismar, çevre sorunu olduysa, orada toplumsal muhalefetin içinde yer aldım. 2018’de milletvekili adayı olduğum CHP’de daha sonra Kadın Kolları Başkanlığı yapmam bu rolümü daha da etkinleştirdi. Hep hak ve adalet arayanların mücadelesine omuz verdim. Bir hukukçu, siyasetçi, kadın
hakları savunucusu ve bu toplumda yaşayan bir kadın olarak kadınların sorunlarını yakından takip ettim.
ŞİDDET HARİTASINI ÇIKARTACAĞIZ
Belediye Başkanı olduğum Seyhan, Türkiye’de kadına şiddet olaylarının yüksek olduğu bölgelerden birisi. Kadın cinayetleri ve kadına şiddet olaylarını mutlaka çözmemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle bir şiddet haritası çıkartmalı ve bu haritaya göre çalışmalar yapmalıyız. Evet, şiddeti önlemek adına rehabilitasyon çalışmaları yapmak, eğitim önemli ama yoksulluk; şiddeti körükleyen en önemli unsur. Bu nedenle eğer kadına şiddeti sona erdirmek istiyorsak, önce yoksulluğu yenmemiz gerek. Kişi, yoksulluk nedeniyle kendisini bu topluma ait hissetmiyor, kamu kaynaklarından yararlanamıyor, dışlanmış, sesini duyuramaz, güvensiz hissediyor ve sessiz çığlıklar içinde kalıyorsa, gençler parasızlıktan sokağa çıkamıyor, evlerde tencere kaynamıyorsa, tüm bunlar yoksulluğu körükleyen etkenler” dedi.
“Belediye başkanı olarak ilk yapacağınız icraat ne olacak?” sorusuna da Tekin “Dinlemek olacak” diyen Oya Tekin, şunları söyledi: “Katılımcı demokrasi anlayışımız nedeniyle ilk önce her kesimi dinlemek ve öncelikli sorunlarının çözümü üzerinde durmak gerekiyor. Kadınları, gençleri, esnafı, mahalle sakinlerini can kulağıyla dinleyerek başlayacağız işe. Öncelikle çözülmesini istedikleri sorunlar nedir? İnsanlar kendilerine sorulmadan hizmet verilmesinden mutlu değiller. Yani bir mahallede öncelikle çocuk parkına mı, taziye evine mi ya da pazaryeri mi daha öncelikli ihtiyaç olduğuna mahalle sakinleri karar verecek. Bu yüzden, klasik belediyeciliğin yanı sıra yapacağımız hizmetlere mahalle halkıyla karar vereceğiz.”
İSTİHDAM ALANLARI AÇILACAK
Sosyal belediyeciliğin CHP’nin köklerinde olan bir anlayış olduğunun altını çizen Tekin bu konuda yapacakları hakkında da bilği verdi. Tekin yapacaklarını, “Sosyal belediyeciliği insanlara makarna, şeker gibi gıda maddelerinden oluşan koli dağıtmak olarak algılamak son derece hatalı. Bunun adı sosyal belediyecilik değildir. Belediye olarak elbette ki işsizlik sorununu bütünüyle çözemeyiz ama gençlere ve kadınlara istihdam alanları açarak, üretici ve dayanışmacı belediyecilik anlayışla bu konudaki yangına su serpebilir, çok sayıda umutsuz bekleyen insanımızın yaşam sevincini yeniden yeşertebiliriz. Kamu arazilerini üretime açarak, sanayinin en çok ihtiyacı olan sektörlerdeki ara eleman açığını tespit edip, mahallelerde açacağımız kurslarda yetiştireceğimiz gençlerle bu açığı kapatarak istihdamı artırabiliriz. Kadınları yaşadıkları semtlerde açılacak kurs ve üretim merkezleriyle üretken hale getirip, yaşlı ve evde bakım merkezlerinin, kreşlerin sayısını artıracağız. Burada artık klasikleşmiş ancak kadına para kazandırmayan, tezgahlarda salça, konserve, mantı ya da işledikleri sabun bezini satmaya çalışan kadınların bu emeklerini e ticaret yoluyla dünyaya pazarlamanın yollarını açmak gerekiyor” şeklinde aktardı.
Bağımlılıkla mücadele merkezi kurulacak
Son yıllarda gençler arasında artan bağımlılığa da dikkat çeken Oya Tekin, “Uyuşturucu kullanımının neden arttığını ve nasıl mücadele edeceğimizi çok iyi tahlil etmeliyiz. Gözlemlerime dayanarak ‘Bağımlılıkla mücadele merkezi’ kurulmasını, ayrıca sayısı son derece yetersiz olan ‘kadın sığınma evi’ sayısının artırılmasını da zorunlu olarak görüyorum” dedi.
Okullarda kahvaltı desteği verilecek
Seyhan’da ekonomik güçlük çeken çok sayıda ailenin çocuklarını aç olarak okula gönderdiğini belirten Tekin, bu çocuklara kahvaltı desteği vereceğini anlattı. Mahalle lokantaları da açacağını anlatan Tekin “Kimse yatağına aç girmeyecek. Daha çok insanı üretime katmak, daha çok insanın yoksulluğu yenmesini sağlayacak sosyal politikalar üzerine yoğunlaşacağız” dedi.
]]>Yavaş ve CHP’den seçilen Mamak Belediye Başkanı Şahin’e destek amaçlı CHP Genel Başkan Yardımcıları Gamze Taşcıer, Gülşah Deniz Atalar, Ankara Milletvekilleri Deniz Demir, Aliye Timisi Ersever, Okan Konuralp, Murat Emir, Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Yüksek Disiplin Kurulu Sekreteri Deniz Çakır, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güler, İl Başkanı Ümit Erkol, Mamak İlçe Başkanı Behçet Aktulum da eşlik etti.
Şahin, kendisine oy veren Mamaklılara teşekkür ederek eski başkanları da yermemek, karalamamak gerektiğini ifade etti. Şahin, amaçlarının, kimseyi karalamak, açığını aramak değil, yalnızca Ankara’ya hizmet etmek olduğunun altını çizdi.
“SİZLERİN VERDİĞİ HELAL OYLARI HİÇ KİMSE BANA HARAM BİR YOLDA ASLA KULLANDIRAMAZ”
Seçilirse belediye personelini işten çıkaracağı iddialarını yalanlayan Şahin, “Bizim içimizde insan sevgisi var. Hepinize yetecek sevgi var” dedi. Belediye çalışanlarının istediği sendikaya üyelik hakları olduğunu anımsatan Şahin, “Sevgili Çalışma arkadaşlarım herkes sendika seçiminde özgür ve hürdür. Hiçbir sendikaya, bir istek veya baskı üzerine değil hangi sendikaları tercih ederlerse orada kalsalar başımız üstünde saygıyla karşılarız” diye konuştu. Şahin, konuşmasını “Sizlerin verdiği helal oyları hiç kimse bana haram bir yolda asla kullandıramaz” sözleri ile sonlandırdı.
Yavaş da tüm Mamaklılara verdikleri oylar için teşekkür ederek AKP’nin adaylarının seçim sürecinde “eser belediyeciliği” diyerek plastiğe ve betona para yatırdıklarını, kendi projelerini taklit ettiklerini belirtti. Yavaş, “Oysa içinde insan olmayan hiçbir şeyin belediyeyle alakası yoktur” dedi.
“HERKESİ KUCAKLAMAZ, EŞİT DAVRANMAZSANIZ…”
Yavaş, önceki dönemde Mamak Belediyesi’nde 5 yıl boyunca kendisini karalayacak görüntüler izletildiğini ve bunu ilk kez bu konuşmasında anlattığını ifade ederek şunları kaydetti:
“Arkadaşlar hiç yuha gerek yok. Neden? Çünkü böyle yapan belediye başkanlarının hepsi sandığın dibine gömüldüler. Onun için diyorum ki, yeni seçilen 16 belediye başkanına seçildiniz, seçim bitti. Ankara halkı mührü size verdi. Size düşen bundan sonra, oy versin vermesin, herkesi kucaklamak, herkese eşit davranmak. Eğer böyle yapmazsanız aynı akıbette buluşursunuz. Biz farkımızı böyle göstereceğiz. Hiç kimseyi ayırmayacağız, herkese eşit davranacağız. Çünkü herkesten vergi alıyoruz. Seçim bitmiştir. Bir diğer farkınız da şurada olacak. Biz bize oy vermeyenleri de rencide edecek 5 yıl boyunca hiçbir şekilde konuşmayı yapmadık. Bu da çok önemli. Tercihlerini rakip partilerden yana kullanan insanları da saygı duyacağız, onları ötekileştirmeyeceğiz. İleride aday olacak arkadaşlar bunları tekrar kazanacak.
Asla tedirgin olmayın. İşini yapan herkes alnının terini mutlaka alacaktır, hak ettiği makamları mutlaka alacaktır, bunda emin olun. Artık Ankara’da bu ayrımcılığı, biraz önce başkanımın söylediği ‘Çalıyor ama çalışıyor’ gibi hiçbir kimseye yakışmayacak sözleri toprağın altına gömdük. Ayrımcılığı da toprağın altına gömdük. Bir ve beraber olarak inşallah bütün Türkiye’ye güzel bir mesaj vereceğiz.”
]]>■ İkide bir ‘eser belediyeciliği yapıyoruz’ diyerek halkın kullanmayacağı, sadece görüntü veren tesislere milyarlarca lira harcandı. Bunlardan biri de Keçiören Kulesi’dir. Şentepe’deki herhangi bir apartman, kuleden daha yüksektir, şu anda kullanılamaz duruma geldi. 2 günde harcanan para bir milyar lira.
MAHZUN OLMASINLAR
■ Ben diyorum ki daha güzel işler yapılabilirdi oraya harcanacak parayla. İçinde insan olan, insana yarayan işler yapılabilir benim mantığım bu. Önce insanlara fırsat eşitliği vereceksiniz. Nedir? Destek alan ailelerin çocuklarını diğer yaşıtları gibi okur hale getireceksiniz. Onların beslenmesine destek olacaksınız, sağlığına destek olacaksınız ki onlar hiçbir şeyden mahrum kalmasın. Sadece fakirlikten dolayı mağduriyet ve mahzunluk yaşamasın, bu çok önemli bir hadisedir.
■ Çünkü öbür türlü sadece yoksulluğu yönetmiş oluyorsunuz, yoksulluğu ortadan kaldırmanın çaresi budur. Bu yönde çok çalışmalarımız oldu ve çok şaşırdılar. Düşünebiliyor musunuz çocuğa karne hediyesi gönderdik, bayram harçlığı gönderdik. Çocuk gitti annesine dedi ki ‘Para benim anne, harcama. Mansur amca bana para göndermiş’ dedi. Bu neyi gösteriyor o çocukların daha küçük yaşta bir birey olarak görüldüğünü gösteriyor. Asıl belediyecilik buradan başlar.
■ Bunların yanında elbette ki asfaltı yapacaksınız kültürü, sanatı, tarımda turizmde gelişmeler yapacaksınız. Ama bizim destek olduğumuz aile son ay 208 bindir. Emeklilerle sayısı arttı. 2 milyon ailede %10’a tekabül ediyor. Önce bu eşitsizliği ortadan kaldırıp daha sonra diğer şeylerin yapılması lazım.
ASFALTI ZATEN YAPIYORUZ
■ Çok acil, can kaybına yol açan durum yoksa bir kavşak eksik olabilir, bir yıl sonra da yapılabilir. Ama şurada aç insanlar varsa önce onları doyurmak lazım. 10 bin lira alan bir emekli aç dururken ben gidip başka bir yere para harcamam. İmkan varsa önceliğimiz odur. Bunu anlamadılar dediler ki ‘Onu da yap bunu da yap…’ Asfaltı, kaldırımı zaten yapıyoruz. Yeşil alan derseniz geçmiş 25 yılda yapılandan fazlasını yapmışız, zaten yapıyoruz ama ben onları rutin hizmet görüyorum. Benim için önce insan. Aramızda anlaşamadığımız şey o. Onlar da gidip görmüyorlar. Turgut Altınok, ‘Bir tane park yapmadı’ diyor ya. 18 milyon metrekare park yapmışız. Bunun duyulmaması görülmemesi mümkün değil.
AKP, kendisine oy vereni pişman etti
AKP’nin oy oranının düşmesi, CHP’nin oy oranın artmasının nedenini sorduğumda Mansur Bey şunları anlattı:
■ Ekonomik krizin çok etkili olduğunu düşünüyorum. Genel seçimden sonra gelen zamlar özellikle AKP’ye oy verenleri çok pişman etti ve kızdırdı. O kızgınlığı saha da sosyal medyada da görüyoruz. Bir yandan korkarken, bir yandan da ‘İçeriye atacaklarsa atsınlar, öldük bittik” gibi isyanlar çoğalmaya başladı.
■ Bir kısmı oy tercihini değiştirdi, bir kısmı oy kullanmadı. Ama zaten biliyorsunuz tüm yerel seçimlerde iktidar daima genel seçimde aldığının altında oy almıştı. Bu da yerel aktörlerin biraz daha etken olduğunu gösteriyor.
■ Biz inşallah eski dönem gibi ‘önce insan’ diyerek hem şeffaf olacağız hem vatandaşın parasını boşa götürmeden israf etmeden çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ankara halkının da daima yanında olacağız.

Siyasette plan kurulamaz
Yerel seçimde en yakın rakibine fark atarak zafer kazanan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, siyasi süreçteki yol haritası sık sık gündeme getiriliyor. Mansur Bey’le görüşmemizde bu konuyu sorduğumda cevabı şöyle oldu:
■ Şimdiden hiçbir şey konuşulmaz. Bunu böyle söylerken bir şey planlayarak söylemiyorum. Benim hayatta böyle planlarım veya bu yönde düşüncem olmadı ama o günkü şartlarda hayat bizi nereye getirecek bilmiyoruz. Mesela ben 2019’da neredeyse bir anda siyaseti bırakmış gibiydim. Öyle oldu, böyle oldu biz kendimizi yine siyasetin içinde bulduk. Siyaset böyle gidiyor veya birileri çok istiyor ‘Ben ille de şu makamı istiyorum’ diyor ama o da olmuyor. Onun için ben siyasette süreç içerisinde plan kurulabileceğine inanmıyorum.
■ Bu geçtiğimiz belediye seçimlerinden önce siyasette böyle garip şeyler oldu ya o zaman ben bu yazıyı gördüm. ABD eski Başkanı Franklin D. Roosevelt “Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir. Bir şey vuku buluyorsa o şeyin önceden planlandığından emin olabilirsiniz” diyor. Dolayısıyla bizim dışımızdaki siyasetçiler neyi planlıyorlar, biz bilmiyoruz. Bunu yaşadık yani bir isim vererek konuşmak istemiyorum ama olması gereken 2 kere 2’nin 4 edeceği bir ortam varken ve bunlar konuşulmuş iken birdenbire bakıyorsunuz başka tür tavırlar ortaya çıkıyor.
]]>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın makamına gitmek isterken karşıma çıkan ilk yazı, “Belediyecilik ilkelerimiz” oldu. İşte o ilkeler ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’nin temellerini oluşturmuş. Yaptıkları, halka dokunuşları birçok başkana örnek oluyor. Oyunu her seçimde daha da artıran Yavaş, seçileceğini bildiği için makam odasına hiç dokunmamış, hiçbir evrakını toplamamış. Yani, onun için yeni dönemde değişen bir şey yok. Değişen, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nde artık CHP’nin üye sayısının daha fazla oluşudur.
Seçim sonuçlarının açıklandığı gece Mansur Yavaş, belediye önünde toplanan on binlere hitap etti. Vurguladığı ise belediye girişinde gördüğüm ‘Belediyecilik İlkelerimiz’di. Yavaş, her ilkeyi söyledikçe alkışlanıyordu. “Hizmeti, zümre, kişi, akraba için değil halk için yapacağız”, “Fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacağız”, “Dezavantajlı grupları önceleyeceğiz”, “Yoksullara yardım yaparken asla teşhir etmeyeceğiz”, “Harcadığımız her kuruşun hesabını millete vereceğiz”, “Yönetim kurullarında liyakate uyacağız”, “Adaletle yöneteceğiz.” Bir kamu görevlisinden, bir belediye başkanından başka ne istenir?

Mansur Yavaş, ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’ni SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e anlattı.
KAZANMAKTAN ÖNEMLİ
Mansur Bey’e, “Nasıl bir seçim süreci geçirdiğini” sordum. Şunları anlattı:
“Ankara’nın 25 ilçesi var. Tüm ilçeleri ikişer defa gezdik. Sadece Bala ilçemize bir kez gidebildim. Ayrıca ramazan gelince her akşam iki, üç iftar dağılmadan onları gezdik, esnaf gezisi yaptık. Yine bir seçim döneminde olabilecek kadar yoğun, gece gündüz çalıştık. Ramazandan önce kahvaltılar vardı gene günde 1-2 kahvaltıya üst üste katıldık. Yani vatandaşla daha çok temas etme imkanı bulduk. Güzeldi, sorunsuz geçirdik diyebilirim bizim açımızdan.
En önemlisi, benim de hoşuma giden şu oldu: 5 yıl görev yapıyorsunuz, vatandaşın karşısına çıkıyorsunuz, mutlaka eksiğiniz de vardır dolayısıyla gittiğiniz yerlerde ‘Benim şu işim yapılmadı’ veya ‘Bizi ayırdınız’ benzeri tepkiler olur. O yönde hiçbir tepkiyle karşılaşmadım. Yani benim için en önemli şey seçimi kazanmak kadar önemli olan işte bu olaydır.”
5 yıl önce gittiği yerlerde karşılaştıklarıyla, bugünü, mitinglerini karşılaştırıyor. Arada dağlar kadar fark olduğunu görüyor. Yavaş, “Evet, 5 yıl hizmet ediyorsunuz bir ilçeye gidiyorsunuz mesela, 5 yıl önce ben Sincan’da da bir miting yaptım. 5 yıl sonra Sincan’da bir daha miting yapıyorsunuz ve kalabalık 3’e 4’e katlamış. Oy olarak baktığımızda en az oy aldığımız yerler, keza Çubuk da aynı şekilde. Bu iyi bir şeyler yaptığımızın kanaatinin vatandaşta oluştuğunu gösteriyor. Bu nedenle rahat bir seçim süreciydi. Hep şöyle söylüyorum zaten: ‘Kimseye kötülük yapmadım ki kimseyi ayırmadım ki niye korkarak gideyim.’ Vatandaş da bunu benimsemiş hiçbir yerde tepki göstermedi. Halbuki mutlaka eksiğimiz vardı” diyor.
Ankaralı, Mansur Yavaş belediyeciliğinde, “Çılgın proje” olmadığını biliyor. Yani onların beklentileri arasında bu tür projeler de yok. Yavaş, vatandaşın beklentilerini, isteklerini şöyle anlatıyor:

ÇILGIN PROJEMİZ YOK
“Hiç kimse ‘çılgın proje’ diye bir proje beklemiyor açıkçası. Belediyenin ilgilenmesi gereken asli sorunlar var, asli görevleri var. Yollarıyla ilgili köylerin sıkıntıları var. Bu tür talepler çok oluyor veya köylerin köy konağı gibi eksiklikleri var. İlçelerde bizim birimlerimiz var orada da henüz devam eden çalışmalarımız var kaldırım, asfalt vs. gibi. Onun haricinde çok bir şey gelmedi çünkü, zaten kırsal kalkınmaya hala destek oluyoruz. Park bahçeleri zaten fazlasıyla yapıyoruz. İnşallah şimdi belediye başkanlarımız da bizlere yol gösterecek, onların projelerini gerçekleştirmek için yine onlara da destek olup biraz daha ilçelere de ağırlık vermiş olacağız.”
ELİMİ TUTMADILAR
Başkan Mansur Yavaş, bir önceki dönemde ilçe belediyelerinin başkanlarının yaklaşımını şöyle anlattı:
– İlçe belediye başkanları ‘Mansur Beyden bir şey istemeyelim, yapamasın puan kazanamasın’ tavrındaydı. Böyle akla hayale gelmeyecek mantıkta hareket ettiler. Halbuki kendi ilçelerine kötülük ettiler, hizmet yapılmamış oldu. Ben de yanlış bir yatırım yapmak istemedim açıkçası. Aile yaşam merkezleri vb. gibi sosyal tesisleri yaptım. Daha iyi çalışabilirdik ama maalesef kabul görmedi.
– İlçe belediye başkanlığı ile daha verimli çalışılabilirdi. Belediye Meclisi’ne ilk söyleyeceğim şey şu olacak: 16’sı CHP’den, 8’i diğer partilerden, bir de bağımsız belediye başkanı var. Kendilerine, ‘Gelin el ele tutuşalım siz de kendi ilçelerinize ne yapılması gerekiyorsa biz el ele verelim destek olalım’ diyeceğim. Çünkü farklı tavırları gösterenler kayboldu siyasetten. Onlara, ‘Eğer siz elimi tutmazsanız yarın seçim zamanı gidip sizi halka şikayet edeceğim’ demiştim. Seçim döneminde hakikaten gittiğim her yerde şikâyet ettim.
– Elimi tutmadılar, makam odama gelmediler. Hatta 2-3 tane örnek verdim, ‘Mansur Bey’e yaptırma, kendin yap’ denmişti. Rahmetli Ayaş Belediye Başkanı, ‘Mansur Bey’le görüşmemiz yasak’ demişti. Oysa ben zamanında oğlunun avukatlığını yapmıştım. Bu tavırların sonuçları hep bunlar.
EKSİKLERİ GÖREBİLECEĞİZ
Yeni dönem için Mansur Yavaş’ın neler düşündüğünü sordum. Aslında değişen ‘daha rahat hareket edecekleri’ olacak. Mansur Yavaş, bundan sonraki süreci şöyle anlattı:
“En azından Belediye Meclisinde bekleyen, ertelenen sürekli taleplerimiz var. Onlar hemen ortaya çıkacak ve bunlarla ilgili yeni ilçe belediye başkanları da bizim tabii seyrimizi değiştirecek. Çünkü bizimle görüşmeyenlerin eksiğini bilmiyoruz. Orada ne eksik var şimdi görebileceğiz. Yeni aldığımız belediyelerde ne eksiklikler var onları da şimdi göreceğiz. Dolayısıyla bir yandan zaten kendi elimizdeki projeleri yaparken bir yandan da o ilçeden gelen taleplere de koşmaya çalışacağız.”
Seçim sonucu ibret olmalı
Meclis çoğunluğu Cumhur ittifakında olunca karar almak zordu. Yavaş, kendilerini zora sokmak, halka şikayet edip başarısız göstermek için yapılan çabaları biliyor. O günleri anlatırken şunları belirtiyor:
“Sonuç? Sonuç sandık sonucu. Bu sonuç inşallah bu tür davranan herkese ibret olur. Topal ördek falan değildik yani böyle bakılmaması lazımdı ama bunu sandıkta vatandaş değerlendirdi inşallah daha sorunsuz bir şekilde Ankara’nın her yerine hizmet edebileceğiz.”

Taleplerimiz reddediliyordu artık daha kolay halledilecek
MansurYavaş yeni dönemin kolaylıklarını şöyle anlattı:
– Şu kolaylık olacak mesela, Nallıhan Belediye Başkanı’yla konuştuk. Çayırhan merkez nüfusu 10 binin üzerinde olan bir beldesi. Bir şeyler yapacağız ama belediyenin doğru dürüst arsası yok. Eski dönemde Nallıhan Belediye Başkanı küçük bir arsa vermişti. Çayırhan’da Nallıhan belediyesinin çok arsası varmış dolasıyla bize tahsis edecek. Eskiden onları alamıyorduk.
– Keçiören’de Ovacık Metrosu projesini biz bitirdik. Orada bize istasyon için ayrıca bakım yapılacak arazi lazım. Yazdık ve ret geldi mesela. Peki, bu istasyona tren gece gelecek orada bekleyecek, bakımı yapılacak niye ret ediyorsunuz? Şimdi onu alacağız.
– Yine Akdeniz stadının yanında otobüslerin bekletilmesi ile ilgili talebimiz vardı bunlar ret oldu. Yine özellikle Mamak ve Keçiören belediyesi kendi sokaklarında asfalt yaparken ızgaraların üstünü ceza kesmemize rağmen kapatıyorlardı. Onun üstünü kapattığınız zaman evlerden koku çıkıyor, aynı zamanda da asfalt halı gibi kayıyor. Yani bunlar yaşandı. Çok tutanak tuttuk dinlemiyorlardı, vatandaştan bu yolda şikayet geliyordu. Bu tür problemlerin hepsi ortadan kalkacak.
YARIN: İNSANIMIZ AÇKEN BAŞKA YERE PARA HARCAMAM
]]>30 büyükşehir belediye başkanı arasında 7 mühendis, 6 avukat, 5 siyasetçi, 3 iş insanı, 3 doktor, 2 mimar, 1 öğretmen, 1 turizmci, 1 işletmeci ve 1 ekonomist bulunuyor.
MÜHENDİS BELEDİYE BAŞKANLARI
Mühendis büyükşehir belediye başkanları, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler oldu.

(Zeydan Karalar)
Avukat belediye başkanları ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç.
“SİYASETÇİ”, “SİYASET BİLİMCİ”
YSK’nın kesinleşen aday listesinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in meslekleri “belediye başkanı”, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in mesleği “siyaset bilimci”, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın meslekleri ise “siyasetçi” olarak yer aldı.

(Cemil Tugay)
Doktor belediye başkanları arasında ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer bulunuyor.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın da iş insanı belediye başkaları arasında yer aldı.
İKİ MİMAR VAR
Mimar belediye başkanları ise Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ve Van Büyükşehir Belediye Başkanı Abdullah Zeydan oldu.

(Ahmet Aras)
Öğretmen olan Ayşe Serra Bucak Küçük Diyarbakır’da, turizmci Ahmet Aras Muğla’da, ekonomist Tahir Büyükakın Kocaeli’de, işletmeci Yusuf Alemdar ise Sakarya’da büyükşehir belediye başkanlığına seçildi.
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLARI
Denizli’de resmi olmayan seçim sonuçlarına göre Çavuşoğlu kentin yeni büyükşehir belediye başkanı seçildi. Kutlamalara eşlik eden, Çınar Meydanı’nda zeybek oynayan Çavuşoğlu sabahın ilk saatlerinde büyükşehir belediye binası önünde açıklama yaptı.
“İMZALARIN SORUMLULUĞU SİZE AİT”
Önlerinde çok kısa süre içinde pek çok ödeme bulunduğunu belirten Çavuşoğlu, belediye personeline seslenerek ödeme talimatlarına imza atmamalarını istedi. Çavuşoğlu, şunları söyledi:
– Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin 31 Mart tarihi itibariyle Maliye’den gelen parasını biliyoruz. 10 Nisan itibariyle İller Bankası’ndan gelecek bir ödemesi var. Bu ödemelerin ayın 15’nde ödenecek maaşlar dikkate alındığında ve seçim sürecinde yapılan harcamalar değerlendirildiğinde bizim gördüğümüz, bildiğimiz, düşündüğümüz sıkıntıların hepsini derleyip topladığımızda birçok ödemenin kısa sürede yapılacağını düşünmekteyiz.
– Buradan tüm personel, tüm bu ödemelerin altına imza atacaklara sesleniyorum. Bugünden itibaren yapacağınız her türlü ödeme, atacağınız her türlü imzanın sorumluluğu size aittir.
“EVRAKLAR DIŞARI ÇIKARILIYOR”
“Geçmişle ilgili hesaplar konusunda da gereğini yapacağız” diyen Çavuşoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
– Bugünden sonra alacaklı olanlara da sesleniyorum. Kimin alacağı varsa, artık Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bizi bekleyecek. Bugünden sonra gerekli gereksiz yapılacak her türlü harcamanın hesabını, altına imza atanlar verecektir. Bunun da bilinmesini istiyorum. Bizim aldığımız duyumlara göre ve belediyenin içerisinden bize ulaşan bilgilere göre; belediyenin evraklarının dışarı çıkarıldığı öğrendik.
– Bununla ilgili kamera kayıtlarımız devam etmektedir. Bunun da takipçisi olacağız. Bunlarla ilgili, yaşanmış tüm olaylarla ilgili bilgisi olup da içeriden dışarıdan bizimle bildiklerini paylaşmak isteyen kim varsa bana ulaşabilirler”
PERSONELE UYARI: HESABINI SORARIM
Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin tek kuruşunu dahi kimseye yedirmeyeceğini belirten Çavuşoğlu, belediye çalışanlarına yönelik çağrısını sürdürerek konuşmasına şöyle devam etti:
– Bundan sonra Denizli belediyesinin bir kuruşunu dair kimseye yedirmeyeceğiz. Bu konuda hesaplar incelendikten sonra ortaya çıkan ne varsa da sonuna kadar takipçisi olacağız. Bir kez daha yineliyorum; bugünden itibaren yapılacak her türlü ödemenin, altına imza atılacak her türlü evrakın hesabını gittiği yere kadar soracağımızı herkesin bilmesini istiyorum.
– Burada çalışan tüm personeli uyarıyorum. Bugünden sonra atacağınız imzaların sorumluluğu şahsınıza olacaktır. Hem cezai hem hukuki anlamda takibini yapacağınızı bilmenizi istiyorum. Özellikle seçim harcamalarının tamamının belediye bütçesi ile finanse edildiğini bizler biliyoruz.
“OYUNA ALET OLMAYIN, AYAĞINIZI DENK ALIN”
“Bu finansmanın takipçisiyiz. Bu oyuna alet olmasınlar. İftar adı altında yapılan seçim şovları, belediyle personel araçlarıyla yapılan yardımların hepsi kayıtlarımızda var. Altını kalın harflerle çizerek bir kez daha yineliyorum. Kim bugünden sonra bir ödeme yapar, yapılacak ödemenin altına imza atarsa sorumluluğun ona ait olacağını bilinmesini istiyorum. Bütün ödemeler biz göreve gelen kadar bekleyecek.
– Hak ile batılı ayıracağız, haklıyla haksızı ayıracağız. Şunun da sözünü veriyoruz. Hakkıyla belediyeden kimin alacağı varsa kalmayacak ama haksız olarak kim belediyeden bir kuruş aldıysa da o hakkını geri ödeyinceye kadar peşinden gideceğim. Bu açıklamayı yapma ihtiyacı hissettik. Herkes ayağını denk alsın arkadaşlar.
]]>*Öncelikle ifade etmek isterim, en son sizlerle paylaştığım süreçten bu yana artık seçimin son anlarına yaklaşmış durumdayız.
*Şu anda bizim sistemimizde teknolojiyle birlikte elde ettiğimiz farklı veri akışlarının bir arada değerlendirilmiş haliyle yüzde 96’nın sonuçları elimizde var. Ve 1 milyonun üzerinde biraz daha farkla birinci durumdayız.
*İBB seçimleri bu an itibarıyla artık yeni dönemdeki yetkiyi İstanbul halkı, 16 milyon insanımızla birlikte bize vermiş diyebiliriz.
*Elbette resmi açıklamaları YSK rakamlarıyla birlikte mazbata anıdır esas olan ama şu an itibarıyla 1 milyonun üzerinde bir oyla hemen hemen sonuçlar belli olmuştur diyebilirim. Milleti anlamayan kaybeder.
11 İLÇE DAHA KAZANILDI
*Yüzde 52’ye yakın bir oy oranımızla yüzde 39,5 oy oranı, iki rakip arasındaki farkı tariflemekte. Bunun yanı sıra bizi mutlu eden ilçeler noktasında da büyük oranda gerçekleşti.
*14 belediyemiz bize daha önceki dönemde de yönettiğimiz 14 belediyemizin tamamı görevimize devam edeceğimiz belediyeler.
*Bunun yanı sıra 11 belediyede de elde ettiğimiz verilerle, neredeyse sonuçlar belli olmuş belediyeler.
*Bu ilçeler, Beyoğlu, Bayrampaşa, Beykoz, Çatalca, Silivri, Çekmeköy, Eyüpsultan, Sancaktepe, Tuzla, Üsküdar ve Şile.
*Şu anda Gaziosmapaşa ve Pendik gibi ilçelerimizde rekabetin devam ettiğini ifade etmek isterim.
*İlçelerdeki oy sayımı ve sürecin takibinde yoğun emek gösteren arkadaşlarıma çok ama çok teşekkür ediyorum ve süreçler henüz bitmediğini, ilçe belediye meclis üyeliklerinin ve ilçe belediye başkanlıklarının sonuçlanmadığını bu noktada tutanaklara net olarak toparlanıp ıslan imzalı tutanakların, il başkanlığımızın belirlediği şekilde ulaştırılacak ana kadar takibin en sıkı şekilde yapılmasını yol arkadaşlarımıza iletmeyi borç biliyoruz.
*Seçimi kazanmış bulunuyoruz. Bu başarının elbette paydaşları var. Çok saygıdeğer CHP Genel Başkanımız Özgür Özel, MYK üyelerimize, PM üyelerimize, milletvekillerimize çok çok teşekkür ediyorum.
*İstanbul’da olağanüstü bir örgütsel mücadeleyi veren il başkanımız nezdinde bütün örgüt üyelerimize, kadın kollarımıza, gençlik kollarımıza, üyelerimize yürekten teşekkür ediyoruz.
*Bu seçimler önemli tabii, İstanbul ittifakına, İstanbul’un 16 milyon muhafızına şunu söylemek istiyorum… Millet sadece seçimlerde kimin yöneteceğine karar vermez, aynı zamanda seçime giren herkese görevler verir.
“MİLLETİN VERDİĞİ GÖREVİ YOK SAYANLAR…”
*Seçmen ne mesaj verdi, millet ne görev verdi diye anlamakla yükümlüyüz. Milletin sandıkta verdiği görevleri yok sayanlar, doğru anlamayanlar eninde sonunda milletin gönlündeki yerlerini kaybederler.
*Onun için milletin sandıkta verdikleri görevleri herkesin doğru anlamakla ilgili yükümlülükleri vardır. Bugün gerçekleşen iradesiyle İstanbullular bana icraatçi, halkçı, insanını ayırmayan, dayanışmacı belediyecilikte tam yol ileri görevini vermiştir.
*Daha fazla hizmet, daha çok yatırım, milletin parasını millete verme yönünde daha güçlü adımlar atma görevi vermiştir.
“16 MİLYON İSTANBULLU CUMHURBAŞKANI’NA DA MESAJ VERDİ”
*16 milyon vatandaşımızla birlikte partizanlığı tarihe gömdük. İstanbulluların bütün bana verdiği görevi, anlayışı emir kabul ediyorum. Yerine getirmeyi onurlu ve büyük bir sorumluluk olarak görüyorum.
*16 milyon İstanbullu sadece bana değil elbette iktidara, rakiplerimize, sayın Cumhurbaşkanı’na ve hükümet yetkililerine de mesajlar vermiştir. İktidara milletin söylediği şudur: Hükümet-belediye ilişkileri açısından yeni bir dönemin ele alınması sorumluluğunu yüklemiştir.
*İstanbulluların iradesiyle karşısında yeni metrolar başta olmak üzere nedensizle bekletilen tüm imzaların bir an önce tamamlanması, atılması ve İstanbul’un yatırımlarının geciktirilmemesi, engellenmemesi görevini vermişlerdir.
*Depreme hazırlık konusunda iş birliği hususunun en önemli konu olduğunu, merkezi idarenin yerel yönetimleri yok sayarak hareket etmemesi, başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi ekseninde güçlü bir iş birliğinin kurulmasıyla ilgili bir sürecin başlatılması görevini vermiştir.
]]>31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde, 61 milyondan fazla seçmen, yaklaşık 208 bin sandıkta oy kullanacak. Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy verebilecek.
DÖRT PUSULA, TEK ZARF
Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmenler, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy kullanacak.
Büyükşehir olmayan illerde ise “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclisi üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek. Köylerde ise “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy verilecek.
Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “beyaz”, il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula “turuncu”, belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “mavi”, belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise “sarı” renkli olacak. Oy pusulaları tek zarfa konulacak.
OY VERME SAATLERİ
Yüksek Seçim Kurulu, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak. Bu illerin dışında kalan diğer yerlerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.

BİNDEN FAZLA SEYYAR SANDIK
Hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı seçmenler için 1004 seyyar sandık oluşturuldu. Bu seçmenler, seyyar sandıklarda oylarını kullanabilecek.
Oy verme saatlerinin 07.00-16.00 olduğu illerde saat 16.00, diğer illerde saat 17.00’den önce oylar sayılmaya başlanamayacak. Sandık seçmen listesindeki bütün seçmenler oylarını kullanmış olsalar bile oy vermenin bitim saatinden önce sandıklar kesinlikle açılamayacak.
Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık, diğer illerde, sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.
SANDIK BAŞI YASAKLARI
Hamileler, hastalar ve engelliler sıra ile bekletilmeden oylarını kullanacak, yaşlıların da sıra bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilecek, ayrıca bu seçmenlere yardım eden seçmenlere de oy kullanmada öncelik tanınacak. Cep telefonu, fotoğraf ve film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesi yasak olacak.
Sandık başında seçmene vereceği oy hakkında hiç kimse müdahale, telkin ve tavsiyede bulunamayacak. Seçmenler oylarını kullandıktan sonra sandık başından ayrılacak.
SEÇİM GÜNÜ NELER YASAK OLACAK?
Seçim günü (yarın) saat 06.00’dan gece saat 00.00’e kadar, her ne suretle olursa olsun alkollü içki satılması, içkili yerlerde ve umumi mahallerde her çeşit alkollü içki verilmesi ve içilmesi yasak olacak.
Oy verme süresince bütün kahvehane, kıraathane ve internet kafeler gibi bütün umumi eğlence yerleri kapalı olacak, eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda yalnız yemek verilebilecek.
Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinde belirtilen silahları köy, kasaba ve şehirlerde taşıyamayacak.
Oy verme günü radyolar ve her türlü yayın organlarınca saat 18.00’e kadar seçim ve seçim sonuçlarıyla ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak.
Radyolarda ve her türlü yayın organlarında 18.00-21.00 saatlerinde ancak YSK tarafından seçim ile ilgili verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek.
Bütün yayınlar saat 21.00’den sonra serbest olacak ancak YSK tarafından gerek görülmesi halinde saat 21.00’den önce de yayınların serbest bırakılmasına karar verilebilecek.
Öte yandan, siyasi partilerin saçim propagandası bugün saat 18.00’de sona erecek ve her türlü propaganda yasağı başlayacak. YSK’nın kararına göre, bütün seçim yasakları yarın saat 23.59’da sona erecek.
OKULLARDA HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
YSK, birleşik oy pusulalarının basımı, seçim torbalarının hazırlanması, sandık kurulu eğitimleri ve seçim torbalarının teslimi gibi seçim hazırlıklarını tamamladı. Öte yandan okullarda hazırlıklar son günde de devam etti. Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’da okullarda hazırlıklar tamamlandı.
Kırklareli’nde Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen okullarda hazırlık yapıldı. Bu kapsamda okul görevlileri ve sandık kurulu başkanları dersliklerde paravan ve sandıkları hazır hale getirdi.

Okul girişlerine, seçmenlerin sandıkları kolay bulmaları amacıyla sandık numaralarının yer aldığı yönlendirme yazıları asıldı.
Kentte 1012 sandıkta seçmenler oy kullanabilecek. Edirne ve Tekirdağ’da da sandık ve oy kullanma kabinleri okullarda kuruldu.
]]>Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri için hazırladığı seçim takvimine göre süreç işliyor. Seçimlerde, 81 il, 973 ilçe, 390 belde belediye başkanı ile 50 bin 336 muhtar belirlenecek, il genel meclisi üyeliği, belediye meclis üyeliği seçimleri de yapılacak.
İşte seçime sayılı saatler kala seçimin merak edilen sorular ve cevapları
1- Seçmen nerede oy kullanacağını nereden öğrenebilecek?
Seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını, YSK’nin internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK’nin Seçmen Sorgulama Mobil Uygulamasından veya 444 9 975 numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden kontrol edebilecek. Seçmenin nerede oy kullanacağını gösteren seçmen bilgi kağıdının getirilmesi zorunlu olmayacak.
2- Görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazla oy verme yerine girilebilecek mi?
Cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesi yasak ve cezasının bulunuyor. Bu tür cihazları oy verme işlemi bitene kadar sandık kuruluna bırakılması gerekiyor.
3 – Yeni evlenenler kimliğini değiştirmeden oy kullanabilecek mi?
Kimliğini değiştirmeyenler evlenme cüzdanı ile oy kullanılabilecek.
4 – Seçime kaç siyasi parti katılacak?
Seçimlere 34 siyasi parti katılacak. Partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:
AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.

5 – Büyükşehir belediyesi sınırlarında yaşayan seçmen neler için oy kullanacak?
Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecek. Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy kullanabilecek.
Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmenler, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy kullanacak.
6 – Büyükşehir olmayan illerde ve köylerde neler için oy verilecek?
Büyükşehir olmayan illerde ise “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek. Köylerde ise “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy atılacak.
7 – Tüm pusulalar kaç zarfa koyulacak?
Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “beyaz”, il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula “turuncu”, belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “mavi”, belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise “sarı” renkli olacak. Seçmenler tüm oy pusulalarını tek zarfa koyacak.
8 – Oy verme işlemi hangi saatler arasında yapılacak?
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
9 – Önce hangi oylar sayılacak?
Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık, diğer illerde, sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık, seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.
10 – Yurt dışındaki seçmen oy kullanacak mı?
Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı her seçmen, milletvekili genel seçimi, Cumhurbaşkanı seçimi ve halkoylamasında, yurt dışı temsilciliklerde ve gümrük kapılarında kurulacak sandıklarda oy verme hakkına sahip. Yurt dışındaki seçmenler yerel seçimde oy kullanamıyor.
]]>*Beş yıldır bizler de hizmet ediyoruz. Elimizden geldiği kadar farklı bir belediyecilik yaptık ve vatandaşımız bunun karşılığını verdi. Betona plastiğe değil, yeşile yatırım yaptık. Kalkıp proje yapıyoruz diye çöp projelere para ayırmak yerine vatandaşımızın asli ihtiyacı neyse ona yatırım yaptık.
*Onlar yerin altına yapılan yatırımları görmüyorum diyor ama Çamlıdere’den Elmadağ’a suyu getirmek bize nasip oldu. Zaman zaman Hasanoğlan’dan şikayetler geliyordu suyun damlası yok diye. Allah’a çok şükür bunu çözdük. Sadece bu olsa gene iyi. Polatlı’ya Çamlıdere’den su getirdik.
*Maliyeti 2 buçuk milyar lira. Siz vatandaş susuzluktan kıvranırken proje yapıyorum diye çöp projelere para ayırırsanız bunun adı asla ve asla belediyecilik değildir.
*Yine ben destek oluyorum diye sadece kendinizden bir sürü partiliniz böyle bazı iş adamları zengin olurken fakir kalan halka götürüp paket dağıtıp göstere göstere fotoğraf çekip sen de bununla yetin der gibi bir politika belediyecilik uygularsanız, bunun adı belediyecilik değildir.
“HERKES SOSYAL BELEDİYECİLİĞİN NE OLDUĞUNU ANLADI”
*Beş yıldır Ankara’da herkes sosyal belediyeciliğin ne olduğunu anladı. Başkent Kart dağıttık. Başkent Kart vasıtasıyla Ankara’daki 200 bin aileye doğal gaz, 200 bin aileye düzenli şekilde et parası, kırtasiye parası, nakit destek, her şey her türlü yardımı yaparak onların da çocuklarının yaşıtları gibi bu şartlarda okuması için sınavlara girmesi için çalıştık.
*Hiçbiri hiçbir şeyden mahrum kalmasın diye çalıştık. İnşallah bu desteklerimiz artarak devam edecek. Bizi projesizlikle suçlayanlar şimdi bizim projelerimizi taklit edip ben de bir fazla vereceğim demeye başladılar.
*Ama kendisi aynı zamanda Keçiören Belediye Başkanı ne bir emekliye bir kuruş vermişliği var. Biz 200 bin aileye destek olurken et verirken ben but dağıtıyorum diye ortaya çıktı.
*Şubat’ta iki kişiye kasım da 11 kişiye vermiş. Ben Keçiören’de 50 bin aileye destek oluyorum. Düşünün artık aradaki bakış farkını. Çünkü çöp projelere para ayırdılar.
MAL BEYANI
*Biz belediyecilik yaparken bir zihniyet değişimi gerçekleştirdik. Nasıl zihniyet değişimi gerçekleştirdik? Kararları ortak akılları alıyoruz. İhalelerimizi canlı yayınlıyoruz ki Türkiye’de herkes bu şekilde davransın diye. Hesap veriyoruz.
*Bütün harcamalarımız web sayfasından görünüyor. Mal beyanımızı açıklıyoruz. Çekinmiyoruz. 1999’dan beri Beypazarı belediye başkanlığından beri benim bütün hesaplarımı inceleyebilirsiniz diye iddialı şekilde konuşuyoruz.
*Ben de diyorum ki ben may beyanımı açıkladım ve bütün belediye başkanlarının açıklamasını da istedim. Ve sonuç itibariyle rakibin mal beyanının sadece bir kısmını açıklamış. Ortaya çıktı. Neyi saklıyor? Neyi kaçırıyor? Bilmiyorum. Net olmak lazım Dürüst almak lazım. Artık çamur üstüne çamur atacağız diye uğraşıyorlar.
*Suçluluk psikolojisinin içine girdiler. Bakın nereye girersem gideyim insanlar işsizlikten bahsediyorlar. Her gittiğim toplantıda onlarca çocuğuna iş arayan ailenin notu var. Bırakın ben diyor Keçiören Belediye Başkanı olduktan sonra zengin olmadım diyor. Ailesi dahi, kız kardeşi dahi mal beyanının tümünü açıklamadı diyor.
“ÇOCUKLARINIZ KPSS SINAVINA GİREBİLECEKLER MİYDİ?”
*Ve görüyoruz ki bu kadar insan işsizken, bu kadar da serveti varken Allah daha ziyade etsin gözümüz yok, ben soruyorum kendisine. İki çocuğunuz devlet dairesine memur olurken KPSS sınavına girdiler mi? Kaç puan aldılar?
*Sizinki evlat buradakileri nedir? Buradakiler ailelerin işsiz çocukları nedir? Çok mu ihtiyacı vardı çocuklarınızın? İki benzinlik de onların üstüne yapsaydınız. Söz verdiler mülakatı kaldıracağız diye. Mülakat falan kalkmıyor. Böyle torpilli insanlar işe giriyor. Tekrar soruyorum. Siz Keçiören Belediye Başkanı olmasaydınız çocuklarınız KPSS sınava girebilecekler miydi? Ben de şöyle diyorum; bu kul hakkıdır.
*Bırakın servetinizin nereden gelip gelmediğini, bırakın saklayıp saklamadığınızı. Siz bu kadar işsiz varken kendi çocuklarını eğer KPSS’siz bir şekilde memur yaptıysanız bu kul hakkını dahi ödeyemezsiniz. Ve kalkıp ondan sonra ondan sonra şeffaf olmadan ben Ankara’yı yöneteceğim diyorsunuz. Yönetemezsiniz.
*Ve Ankara halkı bunun cevabını sandıkta verecek. Ankara halkı Mansur Yavaş belediyeciliğini sevdi. Ankara halkı bunu sandıkta onaylayacak ve inşallah. İnşallah bu şekilde şeffaf davranmayanlar da siyaset sahnesinden yok olup gidecekler.
“PKK’LILAR BELÇİKA’DA TÜRKLERE SALDIRIYOR, DIŞİŞLERİ BAKANI NEREDE?”
*Duymuşsunuzdur PKK’lılar Belçika’da Türklere saldırıyorlar. Hepsini lanetliyoruz. Peki bunlarla kim uğraşacak? Dışişleri Bakanımız. Nerede? Buradaki adaylarına oy istemekte. Bence derhal Belçika’ya gidin. O teröristleri ne yapıyorsanız yapın.
*Türklere saldırmasının önüne geçin. Bir diğer bakan. Bugün açıklama yapmış. Rakibime oy istemek için üç tane Cumhuriyet Halk Partili belediyenin sigorta borcunu açıklamış. Sayın Bakan dürüstseniz 30 büyükşehirin 30’unun da sigorta borçlarını açıklayın. Adil olacaksınız. Adil olmak zorundasınız.
*Biz nasıl alacağımızı da borcumuzu da açıklıyorsak siz de bu konularda açıklama yaparken taraftar olamayacaksınız. Bakın biz buraya bu seçimde kullanmak üzere geldiğim kiralık araçla geldim.
*Kaç kez geldim Elmadağ’a Başkanım. En az 10’a yakın defa geldim. Eskiden beri büyükşehir belediye başkanı oy alır bir daha uğramazdı. Her gelişimde buraya bir minibüs, bir şoför, bir korumayla geldim.
*Çakar araçlar, konvoylar yoktu. Dolayısıyla artık bu anlayışı çöpe koymanın zamanı geldi. Ankara’nın birçok ilçesinde seçimi alıyoruz. Allah nasip ederse rekor oyla da seçiliyoruz.
]]>Yavaş, artık televizyonlarda Ankara’nın konuşulmadığını, farkın ne kadar olacağının konuşulduğunu belirterek, rekor bir oyla seçileceğini söyledi.
Kendisi hakkında ‘seçimden önce yardımları kesecek’ şeklinde propaganda yapıldığını aktaran Yavaş, aksine insani ve İslami bir şekilde bir elin verdiğini hiç kimse görmeden ve esnafı ayakta tutacak şekilde yardımların yapıldığını söyledi.
Yavaş, AKP’nin adayı Turgut Altınok’un, kendisinin senelerdir gerçekleştirdiği ‘Başkent Kart’, ‘Kantin Desteği’ gibi projeleri taklit ettiğini belirterek, “Hem ‘projeleri yok’ dediler, araştırma yapıp Mansur Yavaş’ın niye sevildiğini anlayınca da Mansur Yavaş’ın projelerini taklit etmeye başladılar. Ben 200 bin aileye doğal gaz veriyorum, 200 bin aileye protein desteği veriyorum. Siz de belediye başkanısınız. Eskiden ‘kim ne verirse 5 fazla’ derlerdi ya akılları şimdi başlarına geldi. ‘Bütün emeklilere 5 bin lira vereceğim’ diyor. Ankara’da 1 milyon 100 bin emekli var. Aylık 6 katrilyon tutuyor. Peki şimdi halen de belediye başkanısınız; ben Keçiören’de 50 bin aileye destekte bulunuyorum, onun bulunduğu destek sayısı 5 bin” ifadelerini kullandı.
‘7-8 AYDIR EMEKLİLERE DESTEK OLUYORUZ’
1 Nisan’dan sonra büyük zamlar geleceğini öne süren Yavaş, “Ama bu büyük zamlar onların kendi iş adamlarına değil, maalesef esnafa, memura ve dar gelirliye yüklenecek. Bunu da önlemenin yolu işte sandıkta bu müdahaleyi gösterip yanlış yaptıklarını göstermekten başka çare yok. Yoksa ‘nasıl olsa oy veriyorlar’ diye gene dar gelirliye sabit gelirliye yüklenecekler” dedi.
7-8 aydır emeklilere düzenli olarak destekte bulunduğunu söyleyen Yavaş, açlık sınırının 16 bin TL olarak belirlendiğini hatırlatarak, “Emeklilere destek olmayalım da iyice hükümete düşman olsunlar mantığıyla hareket edebilirdim. Asla böyle bir şey yapmadık. Hemen duruma el koyduk. Düzenli şekilde 7-8 aydır emeklilere destek oluyoruz. Yine desteğimiz olacak. O insanların en azından soğukta üşümemelerini, aç kalmamalarını sağlıyoruz. Keçiören’de de 5 bin emekliye destekte bulunuyorum. 7-8 aydır emeklilerin mağduriyeti belli. Daha bu arkadaşımız 5 emekliye ödeme yapmadı. Ondan sonra baktı ki seçim gidiyor, salladıkça sallıyor. İşin gerçeği bu, boş vaatlere gerek yok” diye konuştu.
‘İKİNCİ DEFA ADAY OLUYORUM VE BIRAKIYORUM’
Türkiye’deki adaletsiz gelir dağılımının en büyük sebebinin yolsuzluk ve israf olduğunu kaydeden Yavaş, artık büyük kentlerin, büyük ilçelerin de çalınmadan yönetilebileceğini göstermek istediklerini ve bugüne kadar tek bir çalışanının bile savcılığa gitmediğini söyledi. Belediye Meclisi’nde çoğunluğun alınması gerektiğini vurgulayan Yavaş, “2019’da seçimi kazanmamıza rağmen Belediye Meclis üyesi sayımız 148’de 40 kişiydi. Yani 108’e 40 kişi çalıştık. Allah’a şükür tüm engellemelere rağmen de alnımız açık bir şekilde karşınıza çıktık. Hiçbir faaliyeti de durdurmalarına izin vermedik. Ankara’da bizim işimiz tamam, Allah nasip ederse yüzde 60’a yakın merkezden oy alıyorum zaten. Ancak Belediye Meclisi’nde eksiğimiz var. Bu eksiğimizi ancak Ertunç Başkanı seçerek sizler tamamlayabilirsiniz. Ben ikinci defa aday oluyorum ve bırakıyorum. Beypazarı’nda da 2 dönem yapmıştım. Benim prensibim bu. Bu nedenle son 5 yılı inşallah benimle el ele tutuşacak bir belediye başkanıyla birlikte geçirelim. Nallıhan’ı da inşallah birlikte ayağa kaldıralım. 31 Mart akşamı iyi haberlerinizi bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>Programda konuşan Yavaş, “Geçen seçimleri yapılıyor. Bizim önümüzü kırmak için atmadıkları iftiralar kalmadı. Sosyal yardımları kesecekler, işçileri çıkaracaklar diye uyumdular. Neden? Mevcut durumda devam etmek istiyorlar. Kendileri icraatleriyle ortaya çıkamayıp ancak insanlar karalayarak orada oturmak istiyorlar. İnsanları kutuplaştırarak orada oturmak istiyorlar. Ve 5 yıl geçti.Allah’a şükür bunların hiçbirisi olmadı.Ama Ankara’da çok şey değişti.Bir ihaleler canlı yayınlanmaya başladı.Herkes kim hangi şirketler ihaleye girdi?Bunları hepsini gördü.Aldığımız kararlar ortak akılla alarak sizden ayrılanları harcamaya başladı. Eskiden kimse sizlere bir şey soruyordu. İhtiyaçlarınızı sormuyorlar” diye konuştu.
“YAPILAN HİZMETİ İNSANLAR GÖRÜYOR”
Yakın zamanda Çubuk ilçesini ziyaret ettiğini ifade eden Yavaş, şunları söyledi;
*Geçen gün Çubuk’taydım. Çubuk halkına sordum. Yıllardır böyle oy veriyorsunuz. En fazla hizmetin boyutunun gelmesi gerekiyor. Gelmiş olsaydım benim bu işlerim ne? Dağı taşı asfalt yaptım. Bütün köyleri abat ettik dedim.
*Ve Allah’ın izniyle anketlerde yüzde 50’nin üzerinde çıkıyoruz Çubuk’ta. Bu sayede yapılan hizmet insanları görüyor. Ayrım yapmadığını insanlar görüyor. Seçildiğinin akşam ertesi günü ilk meclis toplantısında söylemiştim.
*Sayın belediye başkanları dedim. Ankara halkı beni seçti. İlçelerde de sizi seçti. Seçmenin iradesine saygı duruşunda bulunulur. Ama ne ayrılması gerekiyor? Bundan sonra yan yana gelip Ankara için beraber çalışmamız bütün hemşerilerimizin bolluğunu yerine getirmemiz ve bu şekilde Ankara’yı kalkındırmamız gerektiğini söyledim.
*Örneğin Gölbaşı Belediye Başkanı bir gün telefon edilmediği gibi daha benim odamı görmedi. Sadece o değil. Bir ikisi dışında hiçbiri benim odamı görmedi” dedi.
“BENİM İŞ ANKARA’DA GARANTİLEŞTİ”
Belediye meclisi üyelerinin ne olduğunu belirten Yavaş, “Haymana’da söyledimi burada söylemeyeceğim, onu bitiriyorum; çünkü merkezden bütün ilçelerimizde rakibimden fazla oy almak istiyorum. Haymana’da şunu söyledim. Benim iş Ankara’da garanti oldu. Allah’a çok şükür tekrar televizyonlara artık Ankara konuşulmuyorsa yoksa İstanbul. Haymana Belediye Başkanı olarak bizim adayımızı seçin. Bana da oy vermemek önemli değil” dedi.
Ankara’da uyguladıkları yeni nesil belediyeciliği dile getiren Yavaş, şunları söyledi:
*Ankara’da uyguladığımız yeni nesil belediyecilik; hesap iptali, şeffaf olmayı artık Türkiye’nin onun yerine yamayacağız. Ankara’dan bakmıyoruz.
*Ankara’daki adres kendi içiline, ilçesine gideceğiniz zamanları biz Ankara’da okuduk. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ihaleleri canlı yayınlanıyordu. Siz şimdi yayınlıyorsunuz diye oradaki belediye başkanlarına soracak. Ankara’daki belediyelerin ihalelerinin tamamı açık, şeffaf bir şekilde yayınlanıyordu.
*Siz hayır yapmıyorsunuz diye onlara da soracak ve umarım bu yol olacak. Eskiden paket paket dağıtımı gözüne soka fotoğraf çekimi yapılıyordu. Şimdi bir elinle hiç kimse görmüyor.
ALTINOK’A EMEKLİ ELEŞTİRİSİ
Rakibi AKP’li Turgut Altınok’a da göndermede bulunan Yavaş, şu ifadeleri kullandı;
*Projesi yok diyorlar bize. Ondan sonra da bizim işimizi projeye dahil ediyorlar. ‘Ben başkent kart çıkaracağım. İçine para yükleyeceğim’ diyor. 3 yıldır oranlarız zaten. Nerede yaşıyorsunuz? Asla olmazsa olmazını söyle; Ankara’da başkent kart var. Ben devam ettireceğim. Daha fazla para değiştirebilirsiniz. Çünkü bol keseden veriyor.
*Emeklilere 5 bin verecekmiş. Bir milyon 100 bin emekli Ankara’da var. Ben de diyorum ki siz şu anda belediye ekranısınız. Emekliler 7 kesinti yaşadı. Yedi kuruş verdiniz mi bir tanesine? Biz düzenli olarak iki yüz bin kişiye doğal gaz ve et yardımı sağlıyoruz.
]]>“1 MİLYAR 858 MİLYON DOLAR BELEDİYENİN BORCUNU AZALTTIK”
Yavaş şöyle konuştu:
* “Belediye Başkanı doğumundan ölümüne kadar kentte yaşayan herkesin beşeri ihtiyaçlarıyla ilgilenir Dolayısıyla asli görevimiz hemşehrilerimizin her türlü derdiyle ilgilenmek. Esnafın ayakta kalması, iş adamının işini geliştirmesi, öğrencinin daha iyi şartlarda okuması, derdi olanın derdi, sağlığı her şey belediye başkanına aittir. Belediyecilik asla asfalt ve kaldırımdan ibaret değildir. Bunu fen işleri yapıyor zaten.
* Bizler seçilmeden ne söylüyorlardı? ‘Gelir gelmez işçileri işten atacak. Sosyal yardımları kesecek’ Hep bunlar iddia edildi değil mi? Bunun sebebi mevcut düzenlerinin, rant düzenlerinin devam etmesini sağlamaktan başka hiçbir şey değil. Dediler ki idare edemez. Küçücük bir belediyenin belediye başkanı kocaman Ankara Büyükşehir belediyesini nasıl idare edecek? Bu kardeşiniz İngiltere’den dünya başkent belediyeleri belediye başkanı ödülü aldı. 2019’da aldığımızdaki belediyenin mali durumu nedir? 2023 yılının sonunda nedir? 1 milyar 858 milyon dolar belediyenin borcunu azalttık.
“VATANDAŞ YALANLARDAN BIKTI”
* Ankara’da 200 bin kişinin üşümesine, evinde tir tir titremesine izin vermeyen bir belediye başkanı var. Maddi durumu iyi olmayan çocukları beslenemeyen ailelere 28 aydır düzenli şekilde et ödemesi yapan, onların aç kalmasına izin vermeyen bir belediye başkanı var. Kırtasiye destekleri dahil. Başkent Kart çıkarttık. Başkent Kart buranın dahi köylerindeki bakkallarında geçerli. Rakibim ne diyor? ‘Ben Başkent Kart’ çıkaracağım size, içine para yükleyeceğim’ diyor. Gözün aydın üç yıldır yapıyoruz.
* Kantinlerde çocukların bir kısmı, durumu iyi olmayanlar teneffüslerde gidip simit alamıyor, poğaça alamıyor onlara kantin desteğinde bulunuyoruz iki yıldır. Rakibim diyor ki ‘kantinde destek olacağım’ ve bana ondan sonra diyor ki ‘projesi yok’ İşte belediyecilik budur. Kopyalamak zorunda kalacaksınız. Benim yaptıklarımı ancak vadederek ortaya çıkabiliyorsunuz. Ben Keçiören’de 50 bin kişiye düzenli destek oluyorum. Beş bin tane emekliye düzenli destek oluyorum. Emeklilerin durumu sekiz aydır kötü, sekiz aydır kendi belediyenden beş tane emekliye neden arka çıkmadın?
* Şimdi de ‘tüm emeklilere beşer bin lira vereceğiz’ diyor. Ankara’da 1 milyon 100 bin emekli var. Beşer bin lira verdiğin zaman ayda altı katrilyon eder. Nerede bu para? Savurdukça savuruyorlar çünkü artık yapacakları bir şey kalmadı. Hiçbir yerde böyle miting falan yapamıyorlar. Toplanamıyorlar. Vatandaş rağbet göstermiyor artık. Yalanlarından bıktılar.
* Ankara için, Ankara’nın hakkı için ben Sayın Cumhurbaşkanı’na çıktım. Her pazartesi gittim havaalanında karşıladım. Bir yerim mi eksildi? Sizler için gittim. Bakanlarla görüştüm, bakanlarla Ankara için birtakım taleplerde bulundum. Bir yerim mi eksildi? Bunu gerektiriyor ama işte bunlarda devlet adamlığı sıfatı yok. Seçilmiş belediye başkanını yok sayıyorlar. Bu nedenle de değiştirilmesi gerekiyor.”
]]>Önceki dönemde biliyorsunuz ittifaklar vardı. Biz bu dönem ittifak olmadan seçime giriyoruz. Bunun altını çizmek lazım. O yüzden çok seçenek var. Bu, aynı zamanda demokratik bir zenginlik, bundan rahatsız değilim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin temsiliyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olurken İzmir’i ve İzmir’in sosyal demokrat belediyecilikte yeniliği temsil etmeyi üstlenerek ve buradaki sorumluluğumun bilincinde aday oldum. Bu çerçevede İzmir’e her şeyden önce sosyal demokrat bir belediyecilik vaat ediyorum. Bunun yanında altyapıya daha fazla yatırım yapacağım. İzmir’i kalkındıracak bir kalkınma belediyeciliği de vaat ediyorum. Bence içinde bulunduğumuz yoksulluk, işsizlik, istihdamdaki sıkıntılı tabloda belediyelere de iş düşüyor. Diğer adaylara gelince, açık yüreklilikle şunu söylemeliyim. Ben belediyecilik deneyimi olan, beş yıl boyunca başarılı olduğuma çok inandığım, insanların da teyit ettiği bir şekilde başkanlık yapan adayım. İzmir’i çok iyi tanıyorum. Yaşamımın yüzde 90’ı burada geçti. Bu süreç boyunca sivil toplum kuruluşlarında aldığım görevlerle, siyasette yaptığım çalışmalarla, sosyal duyarlılığı, ülkesine dair duyarlılığı yüksek bir aday olarak kendimi önde görüyorum. İzmir’in ruhunu, beklentilerini çok iyi bilirim. İzmir’in geleneksel olarak benimsediği bir yaşam şekli ve kültürü var. Bunun devamını istiyoruz, üzerine de vizyoner belediyecilik anlayışını koyuyoruz. Geçen 5 yıl içinde önümüzdeki 25 yılı, 50 yılı kapsayan bir belediyecilik anlayışını kapsayarak yönettim Karşıyaka’yı.
■ İzmir aynı zamanda göç alan bir yer. İç göç de alıyor. Yaşam şeklinden, belki biraz daha yaşaması kolay olduğu için büyükşehirlerden gelen çok. Bu sizi memnun eden bir şey mi?
Nitelikli göç yaşadığımızı düşünüyorum, bundan da mutluyum. Gelenler kentimize değer katıyorlar. İzmir’i tercih etmelerinin iki nedeni var bence. Biri, burada demokratik ve özgür bir ortam olması, diğeri güvenli ve aynı zamanda sosyal yaşamın oldukça zengin olması.
Tabii doğamız, tarihimiz, turizmimiz var. Bunlar da burayı çekici hale getiriyor. Tek rahatsızlığımız İzmir’den dışarıya giden gençlerimiz. Onların burada gelecek kurmasını, girişimci fikirlerini hayata geçirmelerini istiyoruz. Karşıyaka’da bir girişimcilik merkezi açtım ve çok başarılı işler yaptık. İzmir’i bu anlamda bir üs haline getirmeyi hedefliyorum.
■ Anketler ne diyor? Kararsız seçmen çok mu?
En azından 25 yıldır kesintisiz bir şekilde sosyal demokrat belediye başkanları tarafından yönetiliyor İzmir. Bence bunun kentin dokusuna getirdiği bir nitelik, bir kalite, bir güzellik var. Anketlerde önde çıkıyoruz. Kararsızlara gelince, yüzde 10-15 civarı. Ağırlıklı olarak Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni olduğunu görüyoruz.
■ Partideki değişim süreci veya mayıs seçimlerinden dolayı mı?
Her ikisi de. Daha ağırlıklı olarak genel seçimden sonra partiyle ilgili oluşan o güvensizlik duygusu. Ama bir miktar da partinin kurultayı sırasında yaşanan o görüş ayrılığının parti seçmeninde bir kırılganlık yarattığıyla ilgili bir düşüncem var.
■ İlk 180 günlük planınızı tasarlamışsınız…
Trafik konusu, yolların bakımı, toplu ulaşımla ilgili sıkıntılar en elzem konular gibi görünüyor. Nerede kavşak yapacağımız, alt geçit, üst geçitleri nasıl konumlandıracağımız, toplu ulaşımı nasıl düzenleyeceğimiz, hangi yolları, kaldırımları yenileyeceğimiz belli.
■ İzmir’in deprem sıkıntısı var, kentsel dönüşümü nasıl planladınız?
İki şey yapacağız. Birisi riskli alanlarımızı daha net olarak tanımlayacağız. Hangi alanlarda daha fazla zemin problemi olduğunu ve nerelerde daha fazla deprem riski yaşadığımızı tanımlayacağız. Sonra binaların envanterini -ki bunlar bir ölçüde tamamlandı- bitireceğiz. Sonra acil müdahale edilmesi gereken yerlerde dönüşüm yapacağız. Buralarda yapı güvenliğini yani yapı standartlarını yükseltmekle ilgili alacağımız kararlar varsa onları alacağız. Ayrıca bazı yeni yerleşim bölgeleri tanımlayacağız. Ben önümüzdeki beş yıl içerisinde en az 25 bin yeni konut yapacağımızı söylüyorum.
■ Kaynak nereden bulacaksınız?
İzmir’in aslında kendi toplu konut geleneği var. Fon yaratmayla ilgili yeni fikirlerimiz de var. Belediyenin biraz daha sübvanse etmesini sağlayacağız.
■ Buradan seçmeninize ne söylemek istersiniz?
Bu göreve gerçekten çok iyi hazırlandım ve görevi hak ettiğime çok eminim. Bir puanlama yapsanız muhtemelen diğer belediye başkan adaylarıyla en fazla puana sahip olduğuma inanıyorum. Her şeyden önce 5 yıllık bir metropol ilçe belediye başkanlığı, siyasi ve sivil toplum deneyimim var. Dünya görüşüm, vizyonum, bakış açım İzmir ile çok uyumlu. Katılımcı, demokratik bir anlayışla İzmir’in o güzel yapısını koruyarak, kültürünü, sosyal yaşamını, insan dokusunu, dünya görüşünü koruyarak bu şehre hizmet etmek istiyorum.
Burada üzüldüğüm o kırgınlık hisseden insanlarımızın ‘sandığa gitmeyeceğim’ şeklindeki ifadeleri. Onlardan çok rica ediyorum. Lütfen sandığa gelin. Lütfen bize destek olun.
Lütfen bana güvenin ve inanın. Çünkü çok başarılı bir belediye başkanı olacağım, söz veriyorum. Onların ailelerinden birisi gibi olacağım aynı zamanda. Çünkü ben İzmir’in gerçekten her şeyini özümseyerek bu noktaya gelmiş bir insanım. Mesleki yaşamım, kültürel yaşamım, sosyal yaşamım başarılarla dolu. Şehrimizin bütün değerlerini kucaklayarak, bütün o birikimini kucaklayarak hep beraber yönetelim çok isterim. O nedenle bu hikayenin dışında kimse kalsın istemem. Gelirler, bana destek olurlarsa, oy verirlerse inanılmaz minnettar olurum. Sonra da onlara olan borcumu büyük bir gururla öderim.
KREŞLER YAYGINLAŞACAK
■ Çocukları da sorayım çünkü aslında belediyelerden en büyük beklentilerden biri de çalışan annelerin sorununu giderecek kreşler…
İzmir’in sosyal demokrat belediyecilik geleneğinde çok sayıda kreş yapıldı bugüne kadar. Karşıyaka’da 8 kreş var mesela. 6’sı Karşıyaka Belediyesi, 2’si İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin. Bunların sayısını artıracağız. Dağılımını homojenleştireceğiz. Olmayan yerlere ağırlık vereceğiz. Ayrıca kreşlerde çağdaş bir yaklaşımı benimsiyorum. Karşıyaka’da yaptım, bütün İzmir ölçeğine yayacağım. Çocukları teorik bilgiyle yükleme değil de biraz yaşamı öğretme, atölye çalışmalarıyla bilgi sahibi olmalarını sağlamak. Çevre, doğa, iklim bilinciyle yetişmelerinin önünü açmak. Geziler düzenlemek. Özgüvenlerini artırmak. Böyle bir yaklaşımımız var.
“HUZURUN YÜZYILI” İÇİN ÇALIŞIYORUZ
■ Emekliler için özel projeleriniz olduğunu biliyorum. Kaç emekli var İzmir’de?
İzmir’de 578 bini 65 yaş üzeri olmak üzere 1 milyon 200 bin civarı emeklimiz var. Çok fazla sayıda emeklimiz gerçekten bugün düşük emekli maaşları nedeniyle hayatlarını sürdüremez durumda. Bir emekli dayanışma kartı vereceğiz. Özellikle 65 yaşın üzerinde emekli maaşıyla geçinen ve destek ihtiyacı olanlar için… Buralarda kira, fatura, market alışverişi desteği -ki bunlar aylık ortalama kişi başına en az 1000-1500 liralık bir rakamdır- vereceğiz. Ayrıca suyu da 4 metreküplük miktarını tamamen ücretsiz vermeyi, 4 metreküp üzerindeki fatura kısmında da yüzde 50 indirim yapacağız. Göreve gelir gelmez bu paketi devreye sokacağız.
]]>“AKP’NİN REZİL ETTİĞİ SELÇUK BELEDİYESİ BÜTÇESİ DÜZELTİLMİŞ HALİYLE HAZIR”
Sengel, Toplantıya projelerinin yer aldığı tanıtım videosu ile başladı. Tanıtım videosunun ardından yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
“Biliyorsunuz 2019’da belediyeyi devraldığımızda büyük bir borç yükü altındaydı. Ama bunu hiçbir zaman bahane etmediğimiz gibi hep çalıştık hep çabaladık. Hep beraber bir yol yürüdük. Yaralar oldu, bu yaraları beraber sardık. Çocuklar için gıda erişimini başlattık. Eğitimden eksik kalmasınlar diye köylerden çocukları hep birlikte taşıdık. Amacımız geleceğe köprü atabilmekti. Bu 5 yıl boyunca yaptıklarımıza ek olarak izlediğiniz o tüm projelerin hepsi uygulamaya hazır, daha önemlisi AKP’nin rezil ettiği Selçuk bütçesi düzeltilmiş haliyle hazır. Tek yapmamız gereken 31 Mart’ta sizlerin oylarıyla yeniden belediye başkanı seçilmem.”
“ZAFER SELÇUK’UN OLACAK”
Görev süresi boyunca zorluklara Selçuk halkı ile beraber göğüs gerdiklerini belirten Başkan Sengel, “Bundan sonrası için çok daha emin adımlarla gidiyoruz, çünkü ne zorluk yaşarsak yaşayalım birlikte aşmayı bildik. Zorlandık mı? Evet. Çünkü her türlü sürenin sonu bize denk geldi. Meryem Ana Otopark, Efes Alt Kapı Otoparkı gibi… Ama hiç yılmadık çünkü her şeyden önce sizlere güveniyordum. Her seferinde dedim ki, ‘Efes Selçuk seninle birlikte, korkma. Eğer o hak bu kente aitse söke söke almasını biliriz evvel Allah.’… Bundan sonra da her şeyi hep birlikte yapacağız. Zafer bizim olacak, zafer Selçuk’un olacak” şeklinde konuştu.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel de, yaptığı konuşmada, “Ben bir yeri sevdim mi severim. Bir yere bağlandın mı bağlanırım. 2019 seçimlerinde sizlerden bir şey istemiştim. Belediye bizde değildi, işimiz kolay da değildi ancak bir cumhuriyet kadınını, inandığımız, güvendiğimiz partinin bir evladını, Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusunu elinden tutup size emanet etmiştim. Siz de emanetimize sahip çıktınız, sağ olun, var olun. O günden sonra Selçuk’ta işler CHP için iyiye gitmeye başladı. Bugün geldiğimiz noktada Selçuk’ta o günlerden çok ilerideyiz. Bütün zorluklara rağmen ne belediye işçisini ne esnafı yalnız bırakmayan, mağdur etmeyen, güçlü, kararlı bir yönetim sergiledi Filiz Başkan. Kendisini yürekten kutluyorum” dedi.

“ONA GÜVENEN KİMSENİN GÜVENİNİ BOŞA ÇIKARMADI”
Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in göreve geldiği zaman belediyenin mali tablosunun kötü olduğunu ifade eden Özel, “AKP’den, MHP’den alınmış belediyelerde borç belediyenin boyunu aşmış oluyor. O borcu ödemek hep kendisinden sonra gelen, namuslu çalışan, kentin ve halkın çıkarlarını gözeten sosyal demokrat belediye başkanlarına kalıyor. Dünya kadar borç ödendi. Birilerine ihaleyle verilen işler belediye tarafından yapılır oldu. İsraf bitti, yerine hizmet geldi. O günden bugüne Filiz Ceritoğlu Sengel, Selçuk’ta yaptıklarıyla hem size verdiğiniz oyu helal ettirdi hem de partimizi, bizleri gururlandırdı. Ona güvenen kimsenin güvenini boşa çıkarmadı. Kendisini yürekten tebrik ediyorum” dedi.
“FİLİZ BAŞKAN SEN KİMSEDEN KORKMA”
AKP İstanbul Milletvekili ve İçişleri eski Bakanı Süleyman Soylu’ya da seslenen Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Süleyman Soylu uzun süre İçişleri Bakanlığı yaptı, Türkiye’de 2 kişiye kafayı taktı. Bir tanesi Filiz Ceritoğlu Sengel, bir tanesi de Ekrem İmamoğlu. İkisiyle özel uğraştı, mahkemelere verdi, Ekrem Bey’e kumpaslar kurarak ceza aldırdı, burada da Filiz Başkana kafayı taktı. Vay efendim Selçuk yerine nasıl Efes Selçuk dersin? Süleyman Soylu’ya o gün söylediğimizi bugün bir kez daha söyleyelim. Filiz Başkan sen kimseden korkma, karıncanın kardeşi var o da CHP’lilerdir.”
Parti bayrağını göstererek sözlerini sürdüren Özel, “Bu bayrak CHP’nin bayrağı. Kurucusu belli, genel başkanı belli, amblemi belli. Partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi, amblemi altı ok, mevcut Genel Başkanı Özgür, kurucu Genel Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Adı Cumhuriyet Halk Partisi olan bu partinin Efes Selçuk’taki adayı Filiz Ceritoğlu Sengel. Dahası yok! Genel Başkan olarak söylüyorum Atatürk’ün koltuğunda oturan, O’nun emanetine sahip çıkan Genel Başkan olarak söylüyorum, Selçuk’ta bir başka CHP adayı yok, CHP’nin adayı Filiz Hanım’dır” dedi.
“HAKKIMIZI SÖKE SÖKE ALACAĞIZ”
Özel, “Bu iktidarın her şeye rağmen oy alması durumunda, emekli bu durumdayken oy veriyor, çiftçi, köylü bu durumdayken oy veriyor, memurlar bu durumdayken oy veriyor, siftahsız esnaf oy veriyor diye düşünüp bundan sonra 4 yıl boyunca kemerleri size sıktırması, acı reçeteleri size içirmesi gündeme gelecektir. Bunun önünde durmanın tek yolu önümüzdeki sandıkta hep birlikte bu iktidara bir sarı kart göstermek, bir kırmızı ışık yakmak, bizi hesaba katmak zorundasın demek durumundayız. Aylar önce emeklilere yaptıklarından sonra meydanlara emeklileri çağırmıştım. İlk başta meydanın 5’te biri emekli oluyordu. Sonra artmaya başladılar. Sonra her gün geldiler. Pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi, su gibi, ateş gibi. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarına. Yeni yollarla tanıştı ayakları. Yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerini. Bir büyük kalabalık oldular sonunda. Bütün Türkiye’ye duyurdular seslerini. Emekliler hoş geldiniz. Söz verdiğim gibi birlikte mücadele edeceğiz, sizin hakkınızı söke söke alacağız” dedi.

“5’Lİ ÇETEYE PARA VAR, EMEKLİYE, ÇİFTÇİYE YOK! O ZAMAN SANA DA OY YOK”
İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Özel, “Mayıs seçimlerinde hepimize üzen sonuç oldu. 4 yıl daha seçim olmayacak. Genel iktidarın yerelden dengelenmeye ihtiyacı var. Emekliler, çiftçiler, memurlar, esnaflar bu duruma rağmen bize oy veriyor diye düşünüp kemerleri size sıktırıp acı reçeteleri size içireceklerdir. Bunu durdurmanın yolu iktidara sarı kart göstermek, bizi hesaba katmak zorundasın demek durumundayız. 5’li çeteye, saray müteahhidine, yazlık-kışlık saraya para var, emekliye, çiftçiye gelince para yok! O zaman sana da oy yok, bir daha oy yok!”
“BABA OCAĞININ TAPUSU BİR KİŞİYE KAYITLIDIR, O DA GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TÜR”
Cumhuriyet Halk Partisinin kapısının herkese açık olduğunu dile getiren Özel, “Herkes bilir ki bir gün başı sıkışırsa, dara düşerse baba ocağı ordadır, çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. Ve bir gün dönmek zarureti doğarsa kapıları ardına kadar açıktır. Gelene de ‘Sen niye geldin, niye gitmiştin?’ demeyiz. Çünkü baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE İTTİFAKI KAZANACAK, TÜRKİYE KAZANACAK”
Özel sözlerini şöyle noktaladı:
“Karşımızda Cumhur İttifakı var, görevi korkutmak, tehdit etmek, şantaj yapmak, toplumu kutuplaştırmak. Biz kucaklaşmaya, kardeşleştirmeye geliyoruz, umudun ittifakıyız. Bizim ittifakımızın adı Türkiye İttifakı’dır. Selçuk’taki sosyal demokratları, milliyetçi demokratları, muhafazakar demokratları, Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkezi’yle yüreğinde vatan, millet sevgisi olan herkesi Türkiye ittifakında birleşmeye davet ediyorum. Filiz Ceritoğlu Sengel kazanacak, Selçuk kazanacak. Cemil Tugay kazanacak, İzmir kazanacak. Türkiye İttifakı kazanacak, Türkiye kazanacak.”
]]>İmamoğlu, coşkulu kalabalığa yaptığı konuşmada, “Vallahi bu tam istediğimiz şey. Burası ne biliyor musunuz? Bu ittifak, İstanbul ittifakı. Bu ittifak, halkın ittifakı. Partiler ötesi bir ittifak. İstanbul’un hakkını savunan bir ittifak. Onun için sizi yürekten kutluyorum. Bu yolculuğa beraber çıktık. Gerçekten aklın yolunu, hep beraber bulacağız ve İstanbul’un muhafızlığına devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“SEÇİMDE İKİ SEÇENEK VAR”
“Bu seçimde, iki seçenek var” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Bir tanesi, ya ‘tam gaz geri’ diyenler kazanacak ya da ‘tam yol ileri’ diyenler kazanacak. Çünkü ‘Tam gaz geri’ diyenler, İstanbul’u 2019 öncesine geri döndürmek istiyorlar. Başarabilecekler mi? İstanbul, hızını almış gidiyor, gidiyor. Hizmette, icraatta, yatırımda rekor üstüne rekor kırıyor. Öyle değil mi? Ama onlar, İstanbul’u yine ‘sıfır noktasına’ döndürmek istiyorlar. Onların İstanbul için yaptıklarını toplayıp çıkarınca, elde ne kalıyor biliyor musunuz? Vallahi sıfır. Elde var sıfır, sıfıra sıfır. Çünkü bunların yöneticilikten anladıkları vatandaşa kaşıkla ver, kepçeyle al. Mesela, biz göreve başladığımızda, İstanbul’da, kaç metro inşaatında çalışma vardı biliyor musunuz? Sıfır. Koskoca bir sıfır. 10 metro inşaatının 10’u da durdurulmuştu. Paraları yoktu, finansmanını bulmamışlardı. Bazılarını hiç başlamamışlardı. Benden önceki belediye başkanı, bir de yazı yazıp, yazıyla durdurmuştu. Sonra, ‘başlayalım’ demişlerdi, başlayamamışlardı. Başlayanlar, bir süre sonra yine durmuştu.

“UTANMADAN…”
* Bunların iş bilmezliği, israfçılığı, rantçılığı yüzünden, İstanbul’un bütçesi iflas etmişti. Metro inşaatlarını yapan şirketlere tam 70 milyon Euro borçları vardı. Artık, TL de konuşamıyoruz. Paramızı pul ettiler. Biz ne yaptık biliyor musunuz? O borçların hepsini ödedik. Bütün sorunları çözdük ve 5 yılda tam 65 kilometre metro bitirdik. 62 tane metro durağı açtık. Daha yeni, Eyüpsultan-Bayrampaşa metrosunun ihalesini yaptık ve başladık. Şimdi utanmadan, bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya kalkıyorlar. ‘Yapmadın’ diyorlar, rakamlarla oynuyorlar. Az önce fıstığın dediği gibi, ‘3 aylık kardeşim var. O bile 8 kilometrenin 8 adım etmediğini biliyor’ diyor. Adım atarak, sözüm ona bizim işimizi hafife almaya kalkıyor. Ama Allah konuşturuyor. Daha yeni, TV programında, ’65 kilometre metro yaptı’ demiş; çıkarmış, toplamış, mecburen. Allah konuşturuyor.

“METRO KONUSUNDA AĞZINI AÇMAYA HAKKIN YOK”
* Yahu sen, 10 metro inşaatını aylarca, yıllarca durdurmuşsun. Bize 70 milyon Euro borç bırakmışsın. Senin metro konusunda gerçekten ağzını açmaya hakkın yok. Ayıp. Yazık etmişsin. ‘10 metro inşaatının 10’unu da durdurmuştuk, İstanbullulardan özür dileriz’ demiyorsunuz; Ekrem İmamoğlu’nun ekibiyle, halkıyla yaptığı bu güzel işleri reddetmeye çalışıyorsunuz. Biz, 5 yıldır metro yapıyoruz. 5 yıldır yerin altında gün geldi 10 binin üzerinde insanımız çalıştı. Bir tek gün metro yapım çalışmalarını durdurmadık.
* En zor zamanda bile, pandemide bile, ekonomik krizin tavan yaptığı günlerde bile, dövizin tavan yaptığı zaman diliminde bile metro inşaatlarını paydos etmedik. Firmalar orada, yükleniciler orada. Hepsi şahit. Bakın; edilmez. Bir saatlik gecikmenin bile, İstanbullulara eziyeti var, maliyeti var. İstanbul’un bütçesine yük olarak döner. 10 metro inşaatını plansızlıktan, parasızlıktan durduran, bu kendini ve haddini bilmezlere 31 Mart’ta bence siz, bir puan vereceksiniz, öyle değil mi? Anladınız mı o puanı? Kaç vereceksiniz? (Kalabalıktan ‘sıfır’ sesleri.) Vallahi biliyorlar. Bu halkımız, kime kaç puan vereceğini biliyor. Bakın; bunların belediyeciliğinin notu bu.

“ONLARIN TEK DERDİ VAR: BİR AVUÇ İNSAN NE OLACAK?”
* 2019 öncesinde İBB’nin kaç kreşi vardı biliyor musunuz? (Sıfır.) Vallahi biliyor işte. En kolay zaten onların notunu bilmek. Şimdi 100 kreşimiz var. Önümüzdeki dönem 200 olacak, 200. İstanbul’un ilçelerinde de bizi göreve getirin, biz bu şehirde 500 tane kreş açarız, 500 tane. Onların derdi, o değil.
* 2019 öncesinde İBB’nin kaç yurdu vardı? Sıfır. Bizden önce bunların her şeyi, sıfır. İBB, bizden önce kaç üniversite öğrencisine, kaç matan evladına burs veriyordu? Arada, 1-2 diyen oldu. Doğru. Ama ben, ‘milletin evlatları’ dedim, ‘bir avuç insanın evlatlarına’ demedim. Biz, tam 300 bin milletin evlatlarına, sevgili gençlerimize burs verdik. Helali hoş olsun.
* Önümüzdeki dönemde iki katına çıkartıyoruz burs miktarını. 7.500 lira verdik, şimdi 15 bin lira vereceğiz. Tabii ki onlar, 1-2 kişiye torpilli burs verdiler, yurt dışına yolladılar. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Ama onları bu millet hiç affetmeyecek. Biz, millete ait olanı kime veririz? Millete veririz. Onların öyle bir derdi yok. Onların tek derdi var: Bir avuç insan ne olacak? Onu düşünürler, başka bir şey düşünmezler. Bunun gibi daha birçok konuda sıfır verebiliriz.”

“BUNLARIN BELEDİYECİLİĞİ: SIFIR, SIFIR, SIFIR”
Daha önce sıfır olan Anne Kart’tan Halk Süt’e, Evlilik Destek Paketi’nden Bölgesel İstihdam Ofisleri gibi yeni İBB uygulamalarından örnekler veren İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
* “Sıfır, sıfır, sıfır. Bunların belediyeciliği bu. Şimdi yine vatandaşa kaşıkla verip, kepçeyle geri almak istiyorlar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? İstanbul’un kaynaklarına göz diktiler. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? Buldukları her boş arsaya ya da tanıdıkları bir avuç insanın arsalarına torpilli imar çıkartacaklar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? O günler geçti geçti. Bu millet, size bu hakkı vermez. Onlara ne diyeceğiz biliyor musunuz? ‘Bay bay, güle güle’ diyeceğiz onlara.
* İstanbullu; icraatçı, halkçı belediyeciliğin farkını gördü. İnsanın içinde, insanının arasında, yaptığını paylaşan, her anını konuşan, anlatan belediyeciliğin tadını aldı. Millettin parasını millete veren bir belediye başkanının neler başarabileceğini, milletini nasıl memnun edebileceğini gördü. Öyle değil mi? İstanbullu artık israfçıları seçer mi? İcraatçıları seçer, öyle değil mi? Rantçıları seçer mi? Halkçıları seçer, öyle değil mi?
“O BİR AVUÇ İNSANA, BU MİLLET OY, MOY VERMEZ”
* İstanbul’u rotasından çıkarıp, israf ve ihanet dönemine geri döndürmeye heves eden o bir avuç insana, bu millet oy, moy vermez. Bu millet, kapıyı gösterir, kapıyı. Biz 31 Mart’ta ne yapacağız biliyor musunuz? İsrafı, ihaneti, kumpası, yalanı, bütün bu işlerini, hepsini, Allah’ın izniyle, milletin gücüyle tarihe gömeceğiz, tarihe. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi tek bir odakta birleştirin. Zaman, particilik yapma zamanı değil. Zaman, pireye kızıp yorgan yakma zamanı asla değil. Şimdi hep birlikte, az önce anlattığım, o güçlü İstanbul ittifakı, vicdan ittifakını, memleketin geleceğinin en güçlü birlikteliği olan halkçı ittifakını birleştirip, büyütme zamanı. Kumpaslarla, kurgularla, kışkırtmalarla milletin iradesini etkilemeye kalkanlara ders verme zamanı.
“UNUTMAYIN; ONLAR HİÇ DEĞİŞMEDİ”
* Unutmayın; onlar hiç değişmedi. 2019’da ne kadar ahlaklı, ne kadar demokrat, ne kadar adaletli iseler, bugün de o kadar adaletliler. 2019’da vatandaşın halinden ne kadar anlıyorlarsa, bugün de o kadar anlıyorlar. Bunların süreci, büyük bir tehdit süreci artık. İstanbul’u kazanırlarsa, daha da kötüleşecekler. İstanbul seçimini, kendilerine verilmiş bir onay kabul edecekler. Yaptıklarının doğru olduğunu düşünecekler. İşçileri yine umursamayacaklar. Bizim canım abilerimizi, ablalarımızı, amcalarımızı, teyzelerimizi, milletine emek verip çalışmış emeklilere nasıl bir muamele yaptıklarını görüyorsunuz değil mi?
* 1000 liralık artışı bile devletin bütçesine yük kabul ediyorlar mı? Peki, Kanal İstanbul gibi beton ihanetini yapmaktan geri duruyorlar mı? Durmuyorlar. Onun için, bunlara bu seçimde fırsat verirsek, daha da kötüleşecekler. Kendilerinden olmayanları daha da fazla dışlamaya, yok saymaya devam edecekler. Emeklilerin, işçilerin durumu daha da perişan olacak. Söz verdikleri mülakatı yine kaldırmayacaklar. Yine 3600 ek göstergeyi vermeyecekler.
“MİLLET, ONLARA HADDİNİ BİLDİRECEK”
* Onlar, hiçbir zaman değişmediler, değişmeyecekler. Bugün de dürüst ve adil değiller. Bugün yaptıkları o kumpaslara aldanmayan bu millet, onlara haddini bildirecek.
Yine siyaseti yürekli yapmıyorlar, mertçe yapmıyorlar. Ben onları mertçe, er meydanına çağırıyorum, onlar yol kıyılarında otobüs yakarak, film çekiyorlar. Bir kumpasla, 4,5 sene önce il başkanlığı binasının alım esnasındaki sürecin filminin kaseti üzerinden bizi lekelemeye çalışıyorlar. Bunlar kumpasçı değil mi? Bunlar, hiç değişmediler. Şu anda sokak sokak bakanları geziyor biliyor musunuz? Eskiden bir türkü vardı, ‘Ankara’dan abim geldi’ diye, şimdi Ankara’dan 17 tane bakan geldi. İstanbul’da sokak sokak, mahalle mahalle geziyorlar, çalışıyorlar. Yahu anlamadıkları bir şey var. 17 bakan, aday, o, bu, şu; hepsi bir avuç insan. Onların arkasında bir kişi var. Benim arkamda 16 milyon var. Bunu anlayamıyorlar, bunu kavrayamıyorlar.
“BİRLİKTELİK KAZANACAK, AYRIŞTIRMA KAYBEDECEK”
* Dolayısıyla, onlar hiç değişmediler. Bizi değiştirmeye, birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Başaramayacaklar. 16 milyon vicdanlı, mert İstanbullu, sandıkta bu ülkenin en büyük buluşmasını 31 Mart’ta gerçekleştirecek. 31 Mart’ta vicdan kazanacak, mertlik kazanacak. Particilik değil, belediyecilik kazanacak. Halkını düşünenler kazanacak. O partinin, bu partinin değil, İstanbul’un ve İstanbulluların zaferi için hep birlikte olacağız. Birliktelik kazanacak, ayrıştırma kaybedecek. Dışlama kaybedecek, buluşturma kazanacak.”
]]>Seçimlerde, 81 il, 973 ilçe, 390 belde belediye başkanı ile 50 bin 336 muhtar belirlenecek, il genel meclisi üyeliği, belediye meclis üyeliği seçimleri de yapılacak. Seçime 10 gün kala sandığın merak edilen soruları derlendi.
1- Seçmen nerede oy kullanacağını nereden öğrenebilecek?
* Seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını, YSK’nin internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK’nin Seçmen Sorgulama Mobil Uygulamasından veya 444 9 975 numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden kontrol edebilecek. Seçmenin nerede oy kullanacağını gösteren seçmen bilgi kağıdının getirilmesi zorunlu olmayacak.
2- Görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazla oy verme yerine girilebilecek mi?
* Cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesi yasak ve cezasının bulunuyor. Bu tür cihazları oy verme işlemi bitene kadar sandık kuruluna bırakılması gerekiyor.
3 – Yeni evlenenler kimliğini değiştirmeden oy kullanabilecek mi?
* Kimliğini değiştirmeyenler evlenme cüzdanı ile oy kullanılabilecek.
4 – Seçime kaç siyasi parti katılacak?
* Seçimlere 34 siyasi parti katılacak. Partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:
AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.
5 – Büyükşehir belediyesi sınırlarında yaşayan seçmen neler için oy kullanacak?
* Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecek. Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy kullanabilecek.
Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmenler, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy kullanacak.
6 – Büyükşehir olmayan illerde ve köylerde neler için oy verilecek?
* Büyükşehir olmayan illerde ise “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek. Köylerde ise “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy atılacak.
7 – Tüm pusulalar kaç zarfa koyulacak?
* Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “beyaz”, il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula “turuncu”, belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “mavi”, belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise “sarı” renkli olacak. Seçmenler tüm oy pusulalarını tek zarfa koyacak.
8 – Oy verme işlemi hangi saatler arasında yapılacak?
* YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
9 – Önce hangi oylar sayılacak?
* Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık, diğer illerde, sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık, seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.
10 – Yurt dışındaki seçmen oy kullanacak mı?
* Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı her seçmen, milletvekili genel seçimi, Cumhurbaşkanı seçimi ve halkoylamasında, yurt dışı temsilciliklerde ve gümrük kapılarında kurulacak sandıklarda oy verme hakkına sahip. Yurt dışındaki seçmenler yerel seçimde oy kullanamıyor.
]]>Daha sonra kent merkezine doğru ilerleyen seçim otobüsünde halkı selamlayan Erbakan, Bolvadin’de Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) açılışına katıldı. Burada konuşan Erbakan, 1994 ruhunu yeniden canlandırmak için 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlerde partisine destek istedi.
Afyonkarahisar’da Milli Görüş sancağını en yükseklere taşıyacaklarını vurgulayan Erbakan, “Bolvadin, Afyonkarahisar ve tüm Türkiye’nin kalkınması, yaşanabilir Türkiye’nin, yeniden büyük Türkiye’nin bir an evvel kurulabilmesi, yine Milli Görüş ruhunun iktidar olmasına, Yeniden Refah Partisi’nin iş başına gelmesine, rahmetli Erbakan Hocamızın anlayışının yeniden hakim olmasına bağlıdır. Önce 31 Mart’ta Bolvadin ve Afyonkarahisar belediyesinde ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacağız. Arkasından da o belediye hizmetlerimizle 2028’de Yeniden Refah Partisi’ni iktidar yapacağız. Sizlerin desteğiyle, Erbakan Hocamıza, Milli Görüş’e olan vefanızla, cenabıallah’ın izniyle Bolvadin’de 1 Nisan’da ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacağız” dedi.
“BİZİM AHLAKLI BELEDİYECİLİĞİMİZİN FARKI BURADA”
Ahlaklı belediyeciliğin tarifini de yapan Erbakan, şu ifadeleri kullandı;
*Ahlaklı belediyecilik demek, belediye bütçesinin denk olması demek. Lükse, israfa, şatafata yer olmaması demektir. Borç ve faizin belediyenin kapısından girmemesi demektir. Yine belediye kapısından içeriye rüşvetin asla ve asla girmemesi demektir.
*Milli Görüş ve ahlaklı belediyecilikle Afyon’un, Bolvadin’in derdine derman olacağız. Ahlaklı belediyecilikle rantçı belediyeciliğin farkı nedir? Ahlaklı belediyecilikte, belediye başkanı makamını milletin derdine derman olarak, millete hizmet ederek, Cenabıallah’ın rızasının kazanılacağı bir ibadet makamı olarak görür.
*Rantçı belediyecilikte belediye başkanı makamını kendisini ve akrabalarını zengin etmek için bir ticaret makamı olarak görür. Bizim ahlaklı belediyeciliğimizin farkı burada.
*Bu işi ibadet olarak yapan, ticaret olarak değil, ibadet olarak yapan belediye başkanlarıyla, makam, rakam için, ihale ve koltuk için değil, Allah rızası için çalışan belediye başkanlarımızla Türkiye’yi yeniden imar edeceğiz.
“BU HİKAYELERE KARNIMIZ TOK”
“Başka partiden belediye başkanı seçerseniz, ilinize, ilçenize hizmet gelmez” söylemlerinin doğru olmadığını aktaran Erbakan, “Bu hikayelere karnımız tok. Bu hikayelerin hiçbirine kulak asmayın. Neden? Bunun en güzel cevabı, Milli Görüş tarihinde var. 1989’da, 1994’te Refah Partisi, Milli Görüş belediyeleri kazandı. ‘İnanç tekeden süt çıkarır’ sözünün gereğini yerine getirdi, efsane hizmetleri yaptık” dedi. Erbakan’ın konuşmasının ardından dualar eşliğinde kurdele kesimi yapılarak SKM açılışı gerçekleştirildi.
SALAR’DA ADAY TANITTI
Erbakan, Bolvadin’in ardından Afyonkarahisar merkeze bağlı Salar beldesinde aday tanıtım toplantısına katıldı. Beldeye girişte konvoyla karşılanan Erbakan, kalabalık eşliğinda alana geldi. Burada çiçek ve Salar Belediyespor’un forması hediye edilen Erbakan, partisinin Salar Belediye Başkan adayı Halil Aygün’ü tanıttı. Erbakan konuşmasının ardından beldeden ayrılarak Sandıklı’ya hareket etti.
]]>Yavaş, Ulus’un Antik ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıdığını belirterek, “Ulus’un bizler için en değerli tarihi ise Cumhuriyet dönemiyle başlamıştır. Cumhuriyet tarihimizin en kıymetli merkezleri Ulus’ta yer almaktadır. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemimizde Ulus ülkemizin dört bin yanından gelen farklı sosyal dişlilere ait insanları buluşturmuş, birbirinden farklı görüşleri olan bu insanlar tek bir hedef için harekete geçmiştir. O hedefin adı ‘Vatan Sevdası’dır. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi de Ulus’u aynı zamanda millet iradesinin vesikası haline getirmiştir. Bu bölge çok uzun yıllar Ankara’nın politik, bürokratik, finansal, kültürel ve ticari merkezi olmuştur. İşte Ulus dünyadaki örneklerin de olduğu gibi bizim için çok önemlidir. Tarihimiz, kültürümüz ve zenginliğimizdir. Son birkaç yılda yaşanan gerilemeyi durdurup burayı turizm kenti haline getirmek bizim en büyük projelerimizden birisidir” dedi.
“ŞEFFAF BELEDİYECİLİĞİN TÜRKİYE’DEKİ ÖNCÜSÜYÜZ”
Açılışını yaptıkları 100’üncü Yıl Meydanı’nın tarihi yapıların tam kalbinde ve Ankara halkına nefes aldıracak bir proje olduğunu söyleyen Yavaş, şu ifadeleri kullandı;
*Toplam alanı 8 bin metrekare olan bu alanda 2 bin metrekare büyüklüğünde ana meydan, peyzaj alanları ve toplam 214 araç kapasiteli iki katlı otopark yer alıyor. Ankara’nın iklim ve dokusana uygun olarak farklı türde 300 tane ağaç dikildi.
*Otomasyon sistemiyle hizmet verecek otopark alanında kapasite durumunu online olarak takip etmek de mümkün olacak. Ayrıca projede tüm alana hizmet edecek kafeteryada yer almaktadır.
*100’üncü Yıl Meydanı, Ankara’nın tarihsel dokusunun tam kalbinde kültürlerin buluşma noktası olacak. Biliyorsunuz şeffaf belediyeciliğinin Türkiye’deki öncüsüyüz. Bu projeyi 161 milyon lira maliyetle tamamladık.
MAL VARLIĞI AÇIKLAMASI
En marka projelerinden birisinin Ulus düzenlemesi olacağını vurgulayan Yavaş, şunları söyledi;
*Güncel tutarlarıyla 1 milyar 200 milyon lira civarında para harcandı. Ulus’u ayağa kaldırmak için inşallah söylediğim gibi burası marka bir proje olacak ve dünya başkentlerine yakışır bir şekilde, onlarla yarışan, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği Ankara’yı inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz.
*Değerli hemşehrilerim, yaptığımız bütün çalışmalar şeffaftır. Halka hesap vermek bir zorunluluktur. Mal beyanımı ben açıkladım. Rakiplerimiz de açıklamaya başladılar ama bugünkü basına düşen yazıları gördüğünüz zaman bir sürü spekülasyon var.
*Ben de dün bir televizyon yayınında şunu söyledim; 1999 yılında Beypazarı’nda ilk belediye başkanlığı yaptığımdan bugüne kadar bütün banka hesaplarım incelemeye açıktır. Hiç kimseden sakladığım hiçbir şeyim yoktur.
*Kamu yöneticileri böyle olmalıdır. Göreve başladığıyla bıraktığı zamanki mal varlığını açıklamalıdır. Bu sadece Mansur Yavaş için değil, Türkiye’deki görev yapan bütün belediye başkanlarını kapsar. Ancak bu şekilde yolsuzluk ve israf ortadan kalkacaktır. Biz de Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak bunun öncülüğünü yapmaktan gurur duyuyoruz.
]]>Törende konuşan Yavaş, şunları söyledi:
*Daha göreve başlamadan önce, tüm kampanyamız boyunca Polatlı’ya temiz su getireceğimize dair söz vermiştim. Çıktığım tüm televizyon kanallarında, yaptığım tüm açıklamalarda Polatlı’dan bahsetmiştim.
*İşte şimdi bu sözü tutma zamanı geldi. Bu projeyi, önce yapamayacağımızı düşündüler. Baktılar ki, ortaya büyük bir irade koyduk, Belediye Meclisi’nde çeşitli engellemeler yaptılar. Baktılar ki sizler tepki gösteriyorsunuz, DSİ’nin gündeminde olmayan projelerle kafa karıştırmaya çalıştılar.
“HALKIN PARASININ SİYASET UĞRUNA ÇAR ÇUR EDİLMESİNE GÖZ YUMDULAR”
*Buradan tüm Ankaralılara ve Türkiye’ye sesleniyorum: Hani ‘engelleme yok’ diyorlar ya… Eğer Polatlı suyunun kredisini Belediye Meclisi’nde bekletmeselerdi, Polatlı halkı temiz suya 9 ay önce kavuşmuş olacaktı ve şu anda bu suyu içiyor olacaktı. Eğer siyasi yaşamlarını değil, halkı düşünselerdi, belediyemiz de daha uygun bir kredi bulmuş, kamu kurumu zarara uğramamış olacaktı.
*Bu para, Mansur Yavaş’ın babasının parası mıydı? Sizin paranızdı, halkın parasıydı. Halkın parasının siyaset uğruna çar çur edilmesine göz yumdular. Bu inadın sonu nereye vardı? Aylarca o kredileri vermediniz de başınız göğe mi erdi? Yaptığınız hareket partinize bir fayda mı sağladı? Polatlı halkına, ülkemize bir katkı mı sunmuş oldunuz?
*Karşı gelemezsiniz. Eğer halk bir şeyi istiyorsa onun karşısında duramazsınız. Sizi milletin seçtiğini unutursanız millet bunu size hatırlatır, engelleyemezsiniz. Karşınızda ‘Benim en çılgın projem, 100 kilometrelik hattı yapıp Polatlı’ya suyu götüreceğim’ diyen Mansur Yavaş varsa, onu hiç engelleyemezsiniz.
“1,5 MİLYON KİŞİNİN TEMİZ SU HASRETİNİ SONA ERDİRECEĞİZ”
*Bu proje 2,5 milyar liraya mal oldu. Biraz zahmetli, meşakkatli, zor bir süreç oldu. Zaman zaman Ankara’nın merkez ilçelerinde hattın döşendiği bölgelerde başta trafik sorunu olmak üzere eleştiriler de aldık. Ama biz bu projeyi tamamlamalıydık. Çünkü biz ‘Önce halkın sağlığı, halkın canı’ diyerek yola çıktık.
*İvedik – Polatlı İçme Suyu Hattı sayesinde sadece Polatlı’nın değil, güzergâh üzerinde bulunan Sincan, Yenikent, Temelli dâhil 1,5 milyon kişinin temiz su hasretini sona erdireceğiz. Bugün, Yenikent’ten branşmanla verdiğimiz temiz su ilk kez Polatlı’ya ulaştı.
*Yüzükbaşı hattı suyu, bu yeni suyla bugünden itibaren paçal yapılarak verilmeye başlanıyor. Günden güne paçal oranı yeni su ile azalacak ve inşallah, kent merkezi tarafında kalan 1,5 kilometrelik boru imalatının tamamlanmasıyla birlikte aybaşından itibaren Polatlı suyunun yüzde 100’ü İvedik suyundan oluşacak.
“EN BÜYÜK PROJEN NE DERLERSE…”
*30 yıldır Polatlı halkını unutanlar bugün belli ki çok incinmişler. Su alma işlemini 30 Ocak 2024 tarihinde başlatmıştık. 15 Mart’ta 70 kilometrelik iletim hattı dolduruldu, terfi merkezinin pompaları aktif hale getirildi. Demişler ki ‘4 günde doldurdular.’ 4 günde bu hattın dolması zaten mühendislik açısından mümkün değil.
*Bunu bilmeyecek kadar konudan uzaktan ama iftira meslekleri olduğu için kul hakkına girmekte sorun görmüyorlar. Beyler, incinseniz de, üzülseniz de, kabullenemeseniz de sizin yapamadığınızı biz yaptık. Polatlı’ya temiz suyu biz getirdik. Halkın çilesini biz gördük. Siz halka pahalı su satıp, pahalı bilet satıp oradan aldığınız paraları çöp projelere yatırırken Polatlı halkı su çilesi çekiyordu.
*Siz kavşaklara dinozor heykeli dikip atıl havuzlar yaparken, Polatlı halkı sizden bu projeyi istiyordu. 30 yıldır aklınız neredeydi? Biz daha gelmeden önce söz verdik, geldik ve sözümüzü tutuyoruz. Hem de size rağmen tutuyoruz. Tüm engellemelerinize rağmen tutuyoruz. Şimdi rahatsız olmaya hakkınız yok. Bana, ‘Bu dönemde yaptığın en büyük proje ne’ derlerse, Polatlı’ya su getirmek diyeceğim.
“DARDA KALAN HERKESİN YANINDAYDIK”
*Kimileri var; atıl havuzlara, fıskiyelere, çöp projelere para harcar… Halkın asıl ihtiyaçlarını görmez, hayali projeler peşinde koşar. Kimileri de çıkar, tüm engellemelere rağmen yolları kilometrelerce yara yara Polatlı’ya temiz suyu getirir, bu suyu halkına kana kana içirir.
*İşte, bizim farkımız budur. İşte, gerçek Belediyecilik budur. Öyle bir belediyecilik yaptık ki darda kalan herkesin yanındaydık. Onlar proje adı altında bolca beton diktiler her yere. Eğer şurada bir kavşak eksikse, burada da aç insanlar varsa bırak o kavşak iki sene sonra olsun. Önce oradaki açı doyur.
]]>Önce hesap dondurularak para çıkışı engellendi, ardından savcılığa ihbarda bulunuldu.
Paranın izini süren MASAK, yaptığı araştırmada, 9 kilo altın, 120 bin dolara tekabül eden ve bugünkü güncel rakamla 28 milyon liranın bir dönem Bağlar Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğünde çalışan Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu’nun baldızı ve aynı zamanda belediye başkan yardımcısı olan Deniz Gürdeğir’e ait olduğunu tespit etti.
Gürdeğir, paraların aile arazilerinin satışından elde edildiğini, 9 kilo altın, 120 bin dolar bozup TL cinsinde yeğeni adına açtığı hesaba parayı yatırdıklarını söyledi.
Ancak Tapu Müdürlüğü ile yapılan yazışmada, Gürdeğir ailesi adına herhangi bir arazi satışına dair tapu kayıtlarına rastlanılmadığı bildirildi.
Şaibeli para trafiği ile ilgili savcılık delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verirken, akıllara Belediye Başkanı Beyoğlu’nun haksız menfaatten elde edilen gelirleri soyadı aynı olmayan üçüncü derece yakınlarının hesabına aktarıp mal kaçırdığı sorusunu getirdi.
HESAP DONDURULDU
Diyarbakır’da 7 Temmuz 2020 tarihinde özel bir banka şubesinde açılan hesaba 6 milyon lira şüpheli para girişi yapıldı. MASAK, bu kişinin herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığını, yaşı itibariyle böyle bir paraya sahip olamayacağı için öncelikle hesaptan çıkışı yapılmasını engelleyip hesabı dondurdu.
Ardından da paranın kaynağının araştırılması için Cumhuriyet Başsavcılığına suç gelirlerinin aklanması ve önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet suçundan ihbarda bulundu.
“PARA BENİM DEĞİL TEYZEMİN”
İfadesi alınan E.B, paranın teyzesi Deniz Gürdeğir’e ait olduğunu belirterek, “Teyzem bekârdır. Ben de küçüklüğümden beri kendisiyle yaşıyorum. Teyzemin bu parayı nereden ve nasıl kazandığını bilmiyorum. Bu parayı teyzem vekâletimi alarak çekmek istedi, parayı neden çekeceğini de bilmiyordum. Teyzem Sürücü kursunda çalışıyor. MASAK raporunu hazırlayan uzmanlar benimle görüşmedi, paranın kaynağıyla ilgili bilgilere nasıl ulaştıklarını bilmiyorum” dedi.
“9 KİLO KÜLÇE ALTIN 120 BİN DOLAR BOZDURDUM”
Bu ifade üzerine bu kez Deniz Gürdeğir’in ifadesi alındı. Milli Eğitim Müdürlüğü’nde memur olarak çalıştığını belirterek, “Bazı taşınmazları satarak altın aldığını, 9 kilo külçe altın, 120 bin dolar da parası olduğunu, bu parayı kasada gizlemek istemediğini belirterek, “Kuyumcuların da son dönemlerde dolandırıcılık yaptıklarını görünce altın ve doları bozdurup bankaya yeğenimin hesabına yatırdım. Kendisine 2 yaşından beri ben bakıyorum. Bekarım ama o benim evladım gibidir. Bana bir şey olursa faydalanması için bu parayı hesabına aktardım” dedi.
KÜLÇE ALTININ KAYIT ALTINA ALINMA ZORUNLULUĞU YOK
Altınları bozdurduğunu iddia ettiği kuyumcu M.T ifadesinde, “Deniz Gürdeğir benimle sürekli altın alışverişi yapar. Mal varlığı bir hayli fazladır. Birkaç sürücü kursuna ortaklığı var. Alışverişleri elden yaptığımız için herhangi bir belge sunamıyorum. Çünkü Deniz külçe altın kullandığı için bunların kayıt altına alınması zorunlu değil” dedi.
“BİZDE ALTIN BOZDURMADI KENDİSİNİ TANIMIYORUZ”
Kuyumcular R.C ile İ.C ise Deniz G.’yi tanımadıklarını ve aralarında altın alım satımı gerçekleşmediğini, Deniz G.’nin kendilerinde altın bozdurduğu ifadesinin doğru olmadığını belirttiler.
ARAZİ SATIŞI DEDİ AMA RESMİ BELGE SUNAMADI
MASAK da hazırladığı Mali Tespit raporunu soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Raporda, Deniz Gürdeğir’in aile arazilerinin satışı ile bu parayı elde ettiğini, parayı bugüne kadar yastık altında tuttuğunu belirtmiş olmasına rağmen arazi satış işleminin gerçekleştiğini kanıtlayacak resmi belge sunamadığına dikkat çekildi.
PARALARI YASTIK ALTINDA TUTUP SONRA BANKAYA YATIRDI
Mali tespit raporunda, Gürdeğir’in bu parayı yastık altında tuttuğu şeklinde beyanda bulunmasına rağmen sonraki beyanında parayı uzun süre kuyumcuda sakladıklarını, aralarında üst düzey bürokratların da yer aldığı çok sayıda kişinin Zerya Kuyumculuk sahipleri Zülküf ve Zülfikar Ortaç tarafından dolandırıldıklarının açığa çıkması üzerine parayı kuyumcudan çekip bankaya yatırma kararı aldığı şeklinde beyanda bulunduğu bilgisi yer aldı.
BEYOĞLU’NUN BALDIZI ÇIKTI VE ÖZEL KALEMDE ÇALIŞTI
Raporda, E.B’nin banka hesap hareketleriyle ilgili teyzesi Deniz Gürdeğir’in vekâletname ile vekil tayin edildiği, bu kişinin meslek hanesinde öğretmen ibaresinin yer aldığı, aynı zamanda Hüseyin Beyoğlu’nun başkanlığını yaptığı AKP’li Bağlar Belediyesinde bir dönem özel kalem müdürlüğü yaptığı bilgisine yer verildi.
Deniz Gürdeğir’in Hüseyin Beyoğlu’nun baldızı, hesabına para yatırılan engelli E.B’nin de Beyoğlu’nun ölen bir başka baldızının kızı olduğu belirlendi.
SUÇ GELİRİ OLDUĞUNA DAİR İZ VEYA EMARE YOK TAKİPSİZLİK
Savcılık 9 kilo altın, 120 bin doların bugünkü güncel rakamla karşılığı olan yaklaşık 28 milyon lira paranın öncül suçtan kaynaklandığını gösteren herhangi bir iz, emare veya delil bulunmadığını, öncül suçun varlığının tespit edilememesi nedeniyle suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama suçu oluşmadığından E.B hakkında takipsizlik kararı verdi.
Paranın arazi satışından elde edildiğini iddia etmesine rağmen arazi satışı yapıldığına dair tapu kaydı bulunmadığı halde dosyada tanık olarak ifade veren Deniz Gürdeğir hakkında da şüpheli sıfatıyla herhangi bir işlem yapılmaması dikkat çekti.
E.B’nin teyzesi olan ve Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu’nun da hem yardımcısı hem de baldızı olan Deniz Gürdeğir’in bir dönem de Belediyenin özel kalem müdürlüğünü yaptığı belirlendi.
Adı rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen Hüseyin Beyoğlu’nun haksız kazanç sağlayarak yakınlarının adına para aktardığı iddiaları da akıllarda soru işareti bıraktı.
]]>EZAN OKUYAN ÖĞRENCİ
“Ortaokul öğrencisiyken, bugün hâlâ var olan mahallemizdeki İhsaniye Camisi’nde sabah ezanlarını minareye çıkıp okuyordum. Şimdiki gibi hoparlörler, elektronik sistemler yoktu. Müezzin romatizmalı olduğu için minareye çıkamıyordu. Yaklaşık bir yıl ezanı ben okudum. İster sosyal demokrat, isterse başka inançlarda olsun Müslümanlığı öğrenmenin ilk emir olduğunu da caminin kapısının üstüne yazdığımız gibi Kuran-ı Kerim’den öğrenmeliyiz.”
Allah’ın ilk emri “Oku” ile başlağını belirten Büyükerşen, insanları “Genç kuşaklar mümkün mertebe Atatürk zamanından tercüme ettirilen Kuran-ı Kerimi okumalı. En iyisi, en doğrusu bu kitabın içinde. İslamiyet’i okuyarak öğrensinler. Bunun partisi, siyaseti olmaz. Siyasetin, particiliğin bunun dışında tutulması lazım” sözleriyle uyardı.

Eskişehir 100. Yıl Camii, 15 Mart’ta açıldı. Camide, taziye evi, cenazeye katılanlara ikram yeri de var. Morgda önemli bir ayrıntı düşünülmüş. Obezlerin vefatında cenazesinin konulabilmesi için ayrı bir bölüm yapılmış.
BEŞİKTEN MEZARA KADAR
Büyükerşen 25 yıl belediye başkanlığı yaptı. Ondan önce de yaklaşık 40 yıla yakın eğitim alanında kamu hizmetinde bulundu. Büyükerşen, o yılları için“Türkiye’deki her yaştan insana beşikten mezara kadar eğitimin ne demek olduğunu, teknolojik gelişmeleri de kullanarak yediden yetmişe herkesin eğitilmesi felsefesini yerleştirmeye çalıştım. Galiba yaptık da. Bunun için ayrıca Allah’a şükrediyorum. Düşünülenden fazla projeler yürüttüm. Başkanlık dönemimde de ben ve arkadaşlarım kendimizi Eskişehir’in birer hizmetkârı olarak gördüğümüz için başarılı olduk” değerlendirmesi yaptı.
Partizanlık yapmadığının altını çizen Büyükerşen, “Avukat Ayşe Ünlüce, Belediyeciliği çok iyi öğrendi. Onun aday gösternesini teklif ettim. Kabul edildi. Gözüm arkada kalmaksızın Ayşe Hanım için çalışıyorum. Eskişehirlilere, ‘Hizmetlerime karşılıklı bir hak söz konusuysa karşılıklı olarak birbirimize hakkımızı helal etmek durumundaysak Ayşe Hanımı seçeceksiniz’ dedim” şeklinde konuştu.
MÜTEAHHİTLER BENİ HİÇ SEVMEZ
Bir “Büyükerşen Belediyeciliği” yerleşti. Başka kentlerden gelip bu belediyeciliğin nasıl yapıldığını öğrenmeye çalışıyorlar. Yılmaz Büyükerşen, “Büyükerşen Belediyeciliğini” şöyle açıkladı: “Eskişehir öyle bir şehirdir ki beni herhalde en fazla müteahhitler sevmezler. Çünkü ihale yapmam, işlerimizin yüzde seksenini kendimiz yaparız. Hem şehrin yeşillendirilmesinde hem de tarıma destek olarak çeşitli ekonomik değeri olan ağaçların yetiştirilmesini sağlarız. Eskişehir’in çöplerinden elde ettiğimiz enerjiyle 36 bin hanenin elektriğine yetecek kadar elektrik gücü üretiyoruz. İş makinalarımız, otobüslerimiz, tramvaylarımız her şeyin tamirini kendimiz yaparız. Altyapı yatırımlarının bütün aklınıza gelebilecek işlerini yaparız, parçalarını kendimiz üretiriz. Tretuvarlarımızı kendimiz üretiriz, yollarımızı kendimiz yaparız. Porsuk çayını değerlendirebilmek için tersanemiz var. Yani tersanesi bile olan bir belediyeyiz.”

Yılmaz Büyükerşen, Sözcü Medya Grubu Ankara temsilcisi gazetemiz yazarı Saygı Öztürk’e konuştu.
BELEDİYELER RANTÇI OLAMAZ
Eskişehir, hektarlarca büyüklüğünde parkları olan bir şehir. Büyükerşen, “Ben o parklara kullandığım alan yerine o alanların onda birine apartmanlar yapıp satsaydım belki hükümetin bana ödenek göndermemesinden dolayı sıkıntı çekmeyecek, çeşitli icatlara çeşitli yollar metotlar yöntemler kullanmaya kafamı yormayacaktım. Ama ben belediyelerin rantçı belediyeler olmasına taraftar değilim. Belediyeler rantçı olamaz ancak yaptıkları yatırımlarla rant yaratabilirler. Kime yaratabilirler? Mülk sahiplerine, halka yaratabilirler. Türkiye’nin çeşitli illerden gelip bilgi almak isteyenlere ‘Eskişehir dedikleri zaman kendin pişir kendin ye’ diyorum.
Bu borcu ömür boyu ödemeliyiz
Büyükerşen’in vedası şöyle oldu: “Veda aslında benim bu dünyadaki hayatımın sona ermesine kadar sürebilecek. Gelecek kuşaklar dahil rahmetli Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına borcumuzu ömür boyu ödememiz. Bu memleketin topraklarından beslenen, Cumhuriyet kültüründe yetişen vatandaşlarımıza ömrümüzün sonuna kadar bu borcu ödemeyi tavsiye ediyorum. Gençlerimize yurt dışına gitmekten vazgeçmelerini özellikle tavsiye ediyorum. Kalın, iş bulunur. Bütün hemşerilerime hakkımı helal ediyorum. Ayşe Hanım’a verilecek oylarla bu hak, analarının ak sütü gibi helal olsun diyorum.”
]]>“PARA SİZİN, PATRON SİZSİNİZ, HİZMETKAR BİZİZ”
Yavaş, açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi::
* “Bütün belediyelerimizle birlikte inşallah el ele verip Ankara’yı çok daha yaşanır ve mamur bir hale getireceğiz. Biz yaptığımız çalışmalarla geçen seçim Çankaya bize rekor bir oy verdi. Biz Allah’a çok şükür yaptığımız açık ihalelerle bir sürü iftiraya maruz kalıp bir sürü teftişten geçmemize rağmen Allah’a çok şükür bir tek bürokratım savcılığa dahi ifade vermeye gitmedi. Yöneticilik budur, belediyecilik budur. Başınızı eğecek hiçbir işin içinde olmadık.Yine olmayacağız. Çalmadık, çaldırmayacağız. Yemedik, yedirmeyeceğiz. Ve bu yaptığımız çalışmalarla gördünüz mal beyanımızı açıkladık. Herkesin açıklamasını istedik. Artık kamu yöneticileri bundan sonra şeffaf olmak zorundadır.
* Ne demek benden kimse hesap soramaz, ben öbür dünyada hesabını veririm? Ben de diyorum ki; bu dünyada hesabını vermeyen yöneticiler kim olursa olsun zaten inancın varsa öbür dünyada hiç veremezsin. Kamunun parasını kullanıyorsun. Bizler yaptığımız bütün icraatlar sizlerden aldığımız paralarla yapılıyor. Dolayısıyla nasıl yaptığımızı nasıl harcadığımızı hangi işi kaça yaptığımızın hesabını vermek zorunda değil miyiz? Para sizin. Patron sizsiniz, hizmetkar biziz. Bizler sizin memurunuzuz.
* Tek farkımız şu; şu andaki memurların birçoğu atanmış. Aynı görevi ben seçilerek yapıyorum aradaki fark bu. Ama sonuç itibariyle tabii olduğum mevzuat devlet memurları kanunu ben de memurum. Ve patron sizsiniz. Bu patronluğunuzu seçimlerde göstereceksiniz. Bu nedenle diyorum ki Allah’ın izniyle gelen anketlere göre Ankara’da çok sayıda belediye el değiştiriyor. Ben belediye meclisinde çoğunluk istiyorum sizden. Artık mecliste gereksiz lafları duymak istemiyorum. Engellemeleri duymak istemiyorum. Onun için sizlerin oyuna ihtiyacım var. Sizlerin büyük desteğinize ihtiyacım var.
“1 NİSAN’DAN SONRA GELECEK ZAMLARA BÜYÜK BİR DERS OLACAK”
* Bu seçim o kadar önemli ki ve sandıkta vereceğiniz ders 1 Nisan’dan sonra gelecek zamlara büyük bir ders olacaktır. Unutmayın, 15-20 gün önce Simitçiler Odası zam yapmıştı. 15 lira yapmıştı. Hemen bakanlığa çağırdılar. Geri alın dediler. Zam yapacaksanız da 1 Nisan’dan sonra yapın dediler. Demek ki turbun büyüğü heybede. Büyük bir zam hepimizi bekliyor. İşte o zamları önlemenin yolu sandıktır. Başka türlü çaresi yoktur. Hükümeti ikaz edeceksiniz.
* Nasıl olsa hükümet değişmediğine göre siz eğer bu şekilde bütün vergileri garibanların, asgari ücretle çalışanların, belirli ücretle çalışanların üstüne yıkarsanız halk da böyle ders verir diye. Emekliler özellikle, emekliler mutlaka sandığa gidecek. Kendilerini o duruma sokanların hesabını ancak sandıkta soracak. Demokrasi böyle bir şeydir. Bizler Hüseyin Başkan’la el ele verip inşallah Çankaya’da çok büyük hizmetler yapacağız.”
]]>“25 YIL ANKARA’YI YÖNETTİNİZ, BU KANALİZASYON KAPALIYDI DA BİRİSİ Mİ AÇTI?”
Burada konuşan Yavaş şunları söyledi:
* “Her yıl gittiğim yerde söylüyorum; şehir girişindeki çıkışındaki kapıların o estetikten yoksun kapıların kime ne faydası var, hangi insana faydası var hangi Ankaralı’ya faydası var? Bugünkü maliyeti 350-400 milyon lira. Bunun yerine yıllardır suyu çok pahalı satıp Ankara’nın 232 köyünde, mahallesinde, kanalizasyon açıktan akarken yüzlerce köyde su yokken paraları buraya aktarmak hangi anlayıştır? Şimdi sayın rakibim de televizyona çıkmış ‘Ankara’nın merkezinde Tulumtaş köyünde kanalizasyon hala yok’ diyor. Muhtar da hemen kendisini yalanladı büyükşehir yaptı diye.
* Siz 25 yıl Ankara’yı yönettiniz. Bu kanalizasyon kapalıydı da birisi mi açtı? Buralarda su vardı da birisi mi kesti? Yıllardır ne işlerle uğraştınız? Ancak göz boyayan işlerle uğraştınız. Yerin altındaki yapılan yatırım görünmezliği, insanların sağlığını hiçe saydınız. İnsanların en hayati ihtiyaçlarını hep görmezlikten geldiniz. İşte aramızdaki fark, aramızdaki belediyecilik anlayışı budur.

“EMEKLİLERİMİZ İÇİN DE BİR MÜJDEMİZ VAR”
* Her gittiğimiz yerde yapılan tesislere yaptığımız masrafı da açıklıyoruz. Bugün bu açılışını yapacağımız tesis 8 milyon lira maliyette gerçekleştirildi. Dünkü Yapracık’taki Aile Yaşam Merkezimiz de 55 milyon liraya mal edilmiştir. Önümüzdeki dönemde buraları kullanacak emeklilerimiz için de bir müjdemiz var. Önümüzdeki dönemde inşallah ‘Emekli Meclisi’ kuracağız. Yani emekli vatandaşlarımızın belediyelerinden beklentilerini tam olarak ölçüp onlara daha iyi hizmet etmek için ‘Emekli Meclisi’ni kuruyoruz ve bu meclisin içerisine belediyemizden beklentilerini bildirecek şekilde komisyon üyeleri ve meclis başkanı seçilecek. Aynen kent konseyinde olduğu gibi onları bir şekilde karar alıp bize gönderecekler. İnşallah biz de belediye meclisinden onların talep doğrultusunda kararlarımızı alacağız. Bu ister fiziki mekanlar olabilir ya da emeklilerimizin günlük hayatını kolaylaştırıcı bizim göremediğimiz ne tür talepler olursa onlar hakkında karar vermek olacaktır.
“NİYE 1 NİSAN DİYORSUNUZ? ELİNİZDEN TUTAN MI VAR?”
* Bugün yine cep telefonlarınıza mesaj geldi. Otobüsler emeklilere bedava olacak diye. Bir sürü saydırıyorlar. Şimdi her şeyden önce bu otobüslerdeki ücretsiz binme işine kararı Cumhurbaşkanlığı veriyor. Yani daha önceden bir kanunla bunu iktidar olduktan sonra getirdiler. Dolayısıyla belediyenin bir yetkisi yok. Belediye meclisinin de bir yetkisi yok. Sayın Turgut Altınok siz hükümete mensup bir belediye başkanısınız. Bu verdiğiniz vaat Sayın Cumhurbaşkanı’nın bugün akşam yayınlayacağı bir kararnameye bağlı. Niye 1 Nisan diyorsunuz? Elinizden tutan mı var vaatlerinizi? Yapıp geçsenize neyi bekliyorsunuz? Artık kaybedeceklerini anlayınca ne yapacaklarını şaşırdılar. Bol keseden vaatler aynen devam ediyor.
* Şimdi İstanbul’daki adaylar için bir şey demiyorum yetkisi yok ama sizin vadettiğiniz şeylerden birçoğunu şu anda Keçiören Belediyesi’nde niye uygulamıyorsunuz? Türkiye’de aramızdaki belediyecilik anlayışının nereden kaynaklandığını söyleyeyim. Dün mesela Altındağ’da belediye işçileri grev yaptılar. Hani ikide bir büyükşehir batık diyorlar. Halbuki kredisi en yüksek belediyenin biz olduğunu açıkladık. Aslında burada bizde olmayan belediyelerin hepsi batık haberiniz olsun ilçe belediyelerinin.
* En güzel örneği ne oldu? Dün Altındağ Belediyesi işçilerin ödeneklerini ödeyememiş. Onlar da gittiler Altındağ Belediyesi’nin önünde başladılar gösteri yapmaya. Diğerlerinde de aynı. Onları inşallah yeni belediye başkanlarımız seçildikten sonra halka gösterip teşhir edecekler. Ve ne oldu biliyor musunuz? Şimdi o işçiler Altındağ Belediyesi’nin işçisi diye ben seyretmedim. Haber gönderdim kendilerine. Akşam iftar yemeği, çay, kahve ve sahurda da aynı şekilde yemek göndermek suretiyle nerede darda olan insan varsa büyükşehirde emeğin yanında. Benim için fark etmiyor. Herhangi birisi benden talepte bulunsun yetiyor.
“AÇIKLAYINCAYA KADAR DEVAM EDECEĞİM”
* Bütün Türkiye’de bütün belediye başkanlarının başı dik gezsin istiyoruz. Bunun yolu nedir? Şeffaflıktır, açık ihalelerdir, hesap vermektir, ortak akılla kenti yönetmektir. Dolayısıyla biz dedik bir öncü olalım büyükşehir belediye başkanı olarak. Mal beyanımız 2019’da göreve başlarken neymiş şimdi ne olmuş ortaya serdik. Ve bütün büyükşehir belediye başkanı adaylarına dedik ki siz de çıkarın. Çünkü sizler de uzun süredir kamu görevi yapıyorsunuz. Ses yok. En son ‘Mallar bana ait değil hepsi Allah’a ait’ dedi, geçti. Bütün dünya Allah’a ait, hüküm veren o. Ama ben her yerde şunu söyledim; Ben beş yıldır belediye başkanlığı yapıyorum. Hakkımda yüzlerce şikayet edildi. Hep böyle iftiralar, tweetler üzerine müfettiş geldi. Bizim şikayetlerimiz hala bekliyor İçişleri Bakanlığı’nda. Ama neredeyse müfettişleri oturtacak yer bulamaz hale geldik.
* Bugüne kadar o kadar inceleme yapıldı ve sonuçlandı ki daha bir tane personelim benim savcılığa gitmedi. Dolayısıyla böyle bir örnekten yola çıkarak hepiniz mal beyanınızı açıklayın dedim. Hala yok. Açıklayıncaya kadar devam edeceğim. Halk parasını kullandırdığı insanların bu parayı ne yaptığını görmeli. Bizimkini web sayfasından görüyor. Onların parasıyla zenginleşip zenginleşmediğini görmeli. Ben beş yıldır hiçbir yere fotoğrafımı asmadım. Beş yıldır bir tane minibüs bir şoför bir korumayla gezdim. Ne çakarlı araç ne konvoy. O konvoyları sizin paranızla yapıyorlar. Ve bunun da hesabını vermiyorlar. İşte bunun hesabını öbür dünyaya bırakmak yok. Hepimizin inancı var mübarek gün. O hesabı sandıkta siz soracaksınız.”
]]>ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, Keçiören Belediye Başkan Adayı Mesut Özarslan ile Bağlum’da Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) açılışına katıldı. Burada konuşan Yavaş şunları söyledi:
“MAL VARLIĞIMI AÇIKLADIM AMA BAKIN RAKİBİM HALA AÇIKLAMIYOR”
*Sizlerden aldığım parayı ‘Ben proje yapıyorum’ deyip çöp projelere yatırmadık. Peki sizden aldığımız parayı harcarken ne yaptık? Açık ihaleler, birinci günden itibaren belediye meclis üyeliğini de canlı yayınlayarak tüm ihaleleri de canlı yayınlayarak herkesin olanı biteni görmesini sağladık, kapalı kapılar ardında ihale dönemi bitti.
*Yaptığımız tüm harcamaları web sayfasından düzenli şekilde yayınladık kuruşu kuruşuna. Sizin bize emanetinizi nerede kullanmışız bütün vatandaşlarımızın görmesini sağladık. Böyle yaparak üstümüze çamur sıçramasını da engelliyoruz. Yetmedi ben aday oldum yine 2019’daki mal varlığım nedir 2023’teki mal varlığım ne olmuş hemen bunu da açıkladım insanlar görsün diye.
*Artık belediyeler üzerindeki bu şaibelerin kalkması için elimizden geleni yapıyoruz. Ben açıkladım ama bakın rakibim hala açıklamıyor. Açıklayacak. Çünkü o da kamu malı kullandı. Dört dönem belediye başkanlığı yaptı.
*İlk başladığında şimdiki arasındaki mal varlığını çıkıp halka açıklaması lazım. Yoksa şaibe altında kalır. Kul hakkına girer. Bizler harcadığımız bu paraların şeffaf bir şekilde görünmesini sağladık ve Türkiye’de örnek aldık. Yaptığımız bu çalışmalar sonunda Dünya Başkent Belediye Başkanları Birliği Ödülü’nü aldık. Şeffaflık Ödülü’nü aldık.
“YOLSUZLUK VE İSRAF”
*Bu ülkede zengin ve fakir arasında bu kadar uçurum varsa unutmayın ki bunun tek sebebi yolsuzluklar ve israftır. Başka hiçbir sebebi yoktur. Çatır çatır kul hakkı yeniyor. Buna artık göz yummayalım. Bunun artık sona gelmesi lazım.
*Çatır çatır israf yapılıyor. Bunun artık bitirilmesi lazım. Seçildiğimden itibaren tek arabayla gezdim. Bir minibüsle gezdim Ankara’da. Hiçbir yerde fotoğrafımı görmediniz. O çakarlarla, konvoylarla gezenler sizin paranızla geziyor.
*Kendi paralarıyla gelsinler. Hatta iş başına geldiğimizde baktık şirketlerde lüks arabalar kiralanmış, bizim kendi şirketlerimizde araba kavgası var. Alayını sattım geçtim. Herkes aynı arabaya biniyor.
“BU DÜNYADA HESABINI VEREMEYEN…”
*Seçildik rozetimizi çıkarttık bu çok önemliydi çünkü önceki dönemlerde kim çok oy verirse oraya öncelikle hizmet ederim oy vermeyene de hizmet etmem anlayışı vardı. Halbuki herkesten vergi alıyoruz.
*Şu topluluğun içinde birçok insan belki bize oy vermemiştir. Nasıl ayıracaksınız? Ama onlar da su parası ödüyor. Onlar da vergi veriyor. Eğer siz oy vermedi diye insanlara, parasını aldığınız insanlara hizmet etmezseniz o da direkt kul hakkıdır, Allah bunu yarın soracaktır. Siz şehrin ihtiyacı neyse ona göre davranacaksınız.
*Acil ihtiyaçlar neyse ona göre davranacaksınız. Çok şükür şimdiye kadar hiçbir Allah’ın kulunu ayırmadık. Ayırmaya da bizim vicdanımız el vermez. İnşallah Mesut Başkanım da aynı şekilde çalışacak. İhaleleri açık yapacak. Kimseyi ayırmadan tüm Keçiören’e eşit bir şekilde hizmet edecek.
*Yaptığımız bütün yatırımların üzerine bu yaptığımız tesis şu kadar TL’ye mal olmuş diyoruz. Hesabını veriyoruz. Vermek zorundayız. Bir daha söylüyorum; mal varlığını açıklamazsanız sorun, açıklamaktan korkan ‘Benden hiç kimse hesap soramaz. Öbür dünyada Allah’a veririm hesabını’ der geçerler.
*Ben de iddia ediyorum. Bu dünyada hesabını veremeyen öbür dünyada hiçbir şekilde veremez. Çünkü vereceğiniz hesap kendi hesabınız olmayacak. Halkın bütçesini kullanıyorsunuz. Madem halkın bütçesini kullanıyorsanız geliriniz nereden gelmiş, belediye bütçesinden gelmediyse hangi faaliyetle bu kadar gelir elde ettiniz, daire sahibi oldunuz bunların hepsini açıklamanız lazım yoksa şaibe altında kalırsınız.
“BUNUN SORUMLUSU DAR GELİRLİLER Mİ?”
*Seçimlerden önce bir karalama daha vardı. Şimdi Mesut Başkanım üstüne basa basa söylüyor. Bunlar gelirse işçileri çıkaracaklar ikincisi sosyal yardımları kesecekler. Babamızın parasını mı harcayacağız niye keselim? Bu bir haktır. Desteğe ihtiyacı olan insanlar için haktır. Çünkü ben sadece bu hükümeti de kastetmiyorum. Uzun yıllardır hükümet maalesef adil gelir dağılımını başaramamıştır.
*Bunun sorumlusu dar gelirliler midir? Bu nedenle hükümet, devlet bütün kamu ihtiyacı olanların yanında olması lazım. Onların da diğer vatandaşları gibi eşit şartlarda yaşaması için birtakım destekler de olması lazım. Ama bizim bir farkımız var. Seçimden önce çok eleştirdik. Paket paket dağıtıp bir de paket verdiklerini kameraya çekip şu kadar paket dağıttık diye övünüyorlardı. İnsanların onuruyla oynuyorlardı.
*Biz de söz vermiştik. Gelir gelmez Başkent Kartımızı çıkarttık, artık o anneler, o babalar evde çocuğu ne istiyor alamıyorsa kendi ihtiyacına göre gidiyor, kasaptan, marketten alacağını alıyor, ihtiyacını görüyor ve bir elin verdiğini öbür el görmüyor. Budur belediyecilik. Ondan sonra da benim rakibim diyor ki; ‘Mansur Yavaş’ın projesi yok.’ Bundan daha büyük bir proje olur mu Allah aşkına?
*Ama bunu derken bir de şunu diyor; ‘Ben de diyor Başkent Kart çıkartacağım. Para yükleyeceğim’ diyor. Dört yıldır yapıyorum Allah’tan kork. Yuh demek yok sandıkta vereceksiniz cevabı. En son ‘Kantin Kart çıkaracağım’ dedi onu da iki yıldır uyguluyorum. Dolayısıyla neyi gösteriyor? Projesi yok derken mansuryavasneyaptı.com adresine girmiş, usul usul tırtıklayarak benim projelerimi proje diye söylüyor. Belediyecilik asfalt değildir, beton değildir. Yaşadığı kentte insanlara huzur veren, onların iyi yaşamasını sağlamaktır.
]]>Yavaş, 2019’daki seçim öncesinde 25 yıl boyunca Çankaya’nın, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden hizmet alamadığını söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
* “Çankaya’nın Ankara Büyükşehir’den 25 yıllık alacağı vardı. 25 yıldır, ‘Çankaya onlara oy vermiyor’ diye hizmet gelmiyordu. İşte bu zihniyet yönetti, 25 yıl boyunca. ‘Az oy verene az hizmet, çok oy verene çok hizmet’ diye milleti aldattı. ‘Niye aldattı’ diyorum, zannedersiniz ki, çok oy aldığı yerlere çok hizmet etmiş. Geçen Çubuk’taydım. Çok kalabalık ziyaretçimiz vardı. Hepsini anlattım. Siz hep yüzde 70-80 oy verdiniz.
* Onlar da dediler ki; ‘Çok oy aldığımız yere çok hizmet ediyoruz.’ Onlar hizmet ettiyse bizim bu 5 yılda yaptığımız hizmet neyin nesi? Dağa taşa asfalt yaptık. Kanalizasyon suyu olmayan köy bırakmadık Çubuk’ta. Dolayısıyla değerli hemşehrilerim, böyle belediye başkanlığı olmaz. Seçildikten sonra parti rozetini çıkarırsanız, nerenin neye ihtiyacı varsa, ‘Önce insan sağlığı, insan hayatı’ diyerek göreve başlarsınız. Çöp projeler yapıp ‘Eser bırakıyorum’ demezsiniz.”

“HAK SAHİPLERİNİN FERYADINI KİMSE DUYMADI”
Dikmen Vadisi’nde kentsel dönüşüm kapsamında evleri yıkılmış pek çok hak sahibinin geçmiş dönemlerde mağdur edildiğini belirten Yavaş, şunları belirtti:
* “10-15 yıl beklediler. Hem belediye çok kira ödedi. Ödediğimiz kiralar da onlara yaramadı. Belediyeden de 6 katrilyona yakın para çıktı. Öncelikleri başka şey oldu. Yurt dışından getirdikleri bitkilere para verdiler, plastiklere para verdiler, çöp projelere para verdiler. Çünkü onlar görünüyor. Burada yapmadıkları konutların hak sahiplerinin feryadını kimse duymadı. Biz gelir gelmez baktık, belediyemizin 14 bin hak sahibine borcu var.
* ‘Eski dönemden kalma’ deyip bakamazdık. Devlette devamlılık esastır ve derhal bunların çalışmasına başladık. Mamak’ta 4 bin konutun temelini attık. Fakat ekonomik sıkıntı nedeniyle hükümet müteahhitlere vazgeçme hakkı tanıyınca, maalesef müteahhitler vazgeçti ama bin kadarını inşallah dönemimizde tamamlamış olacağız.”
“BELEDİYECİLİĞİ ÖĞRENECEK”
Yavaş, görev süresi boyunca şeffaf ihaleler yaptıklarını ve halka hesap verdiklerini kaydederek şöyle konuştu:
* “Web sayfamızdan kuruşuna kadar bütün harcamalarımız görünüyor. Herkes, kime kaç para verdiysek bunu görüyor. Bazı büyük projelerin pankartını asarak vatandaşı bilgilendiriyoruz. Bunu bir borç olarak görüyoruz. Çünkü benim aldığım maaş, sizden geliyor. O yatırımlara harcadığınız para da sizden çıkıyor. Madem parasını siz veriyorsunuz, hesap vermek boynumun borcu değil mi?
* Nereye harcadığını göstermek boynumun borcu değil mi? Bunlar belediyeciliği öğrenecek. Hesap vermeyi de öğrenecek. Bu nedenle ilk iş olarak Türkiye’de ilk defa, 2019’daki mal varlığım nedir, 2023’teki mal varlığım nedir, açıkladım kamuoyuna. Rakiplerimizden hala ses yok. Niye açıklamıyorsunuz? Siz de uzun süredir kamu görevi yapıyorsunuz. Belediye başkanlığı yapıyorsunuz. Belediye başkanı olmadan önceki servetinizle, şimdiki servetinizi neden açıklamayasınız? Halkın bunu bilmek en doğal hakkıdır. Eğer açıklamazsanız, şaibe altında kalacaksınız.”
“HEPİMİZİ AŞIRI ZAMLAR BEKLİYOR”
31 Mart 2024 sonrasına ilişkin öngörülerini anlatan Yavaş, şöyle konuştu:
* “31 Mart’tan sonra ne olacağını ben size söyleyeyim. Simit parasını 15 liraya çıkarttı, zam yaptı ya Fırıncılar Odası. Bakanlığa çağırdılar. ‘Hemen indirin. Zammı şimdi uygulamayın. 1 Nisan’dan sonra uygulayın.’ Bu neyi gösteriyor? Hepimizi 1 Nisan’dan sonra aşırı zamlar bekliyor. İşte bunun önüne geçmenin bir tek yolu, hükümeti ikaz etmektir. Ankara çapında ikaz etmektir. Yanlış yaptıklarını sandıkta göstermektir. Belediye meclisinin çoğunluğu bize vermektir. Başka türlü olmaz. Nasıl olsa, ‘Ne yazsak oy veriyorlar’ deyip, fakir fukaranın üstüne o zamları bindirmekten hiç çekinmeyeceklerdir. Belli firmaların milyarlar tutan vergilerini silerken emekliden parayı esirgeyip, yine zamları garibanın üstüne yükleyecekler. Başkent Kart çıkarttık, projem yok ya. Utanıyorduk, paket dağıtılırken. Böyle paketleri verirken resim çektirip bunları yayınlıyor, ‘Şu kadar destekte bulunduk’ diye. İnsan onuruna aykırı.
* Başkent Kart’ı çıkarttık. 3 yıldır düzenli şekilde destek oluyoruz. Hem esnafı da ayakta tutuyoruz. Kırtasiye desteğinde bulunuyoruz, kırtasiyeciler kazanıyor. Et desteğinde bulunuyoruz, kasaplar kazanıyor. Bu kartlardan gelen komisyonun yüzde 100’ü belediyeye geri dönüyor. Şu ana kadar 33 milyon lira geri döndü. Değerli hemşehrilerim, pandemi döneminde devraldık belediyeyi. Zaten ekonomik sıkıntı vardı. Herkese el uzattık. Dediler ki; ‘Yardımları kesecek.’ Biz de söz verdik, ‘Hayır artıracağız’ diye. Dolayısıyla pandemi etkisiyle insanlar işsiz kaldı. İnsanlar aç kaldı. Büyük bir dayanışmayla hiçbirisinin aç kalmasına müsaade etmedik. Baktık ki, insanların cebinde para yok. İş yerleri kapanmış. O günden beri Ankara’da 200 bin aileye düzenli şekilde 3’er ay müddetle doğal gaz ücreti yatırıyoruz, üşümesinler, diye. 200 bin aileye aynı şekilde et desteğinde bulunuyoruz. O ailelerin çocukları, sadece makarnayla beslenmesin diye.”
“REKOR OYLA GELECEĞİZ”
Büyükşehir Belediyesi bütçesine merkezi bütçeden metro inşaatları için 3 bin lira ayrıldığını söyleyen Yavaş, “Çeyrek altın alamazsınız. Ondan sonra pankart asmışlar, ‘Keçiören-Havaalanı metrosunu biz yapacağız’ diye. Elinizden tutan mı var? Çıkmış şikayet ediyor televizyonda, ‘Dünyada havaalanına metro olmayan tek kent Ankara’ diye. Sanki ben yönetiyorum, hükümeti ben mi yönetiyorum? Ulaştırma Bakanı ben miyim? Niye söylemiyorsunuz bakanlara? Niye yaptırmıyorsunuz, madem utanılacak bir durum? Ben mi utanacağım, siz mi utanacaksınız? Değerli hemşehrilerim, görünen o ki, kendi anketleri bile büyük bir arayla seçimi kazanacağımızı gösteriyor. Evet, büyük bir rekor oyla geleceğiz; ama eksiğimiz meclis üyeliği, bir tek meclis üyeliği eksik gelmemeli. Çok üzülürüz sonra” dedi.
“SİZLERİN TALEBİ DOĞRULTUSUNDA ÇALIŞACAĞIZ”
Mansur Yavaş, Yenimahalle Belediyesi tarafından hayata geçirilen Cumhuriyet Akademisi’nin açılış törenine katıldı. Açılış töreninde Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda vatandaş yer aldı.
Alandaki vatandaşlara seslenen Yavaş, “Bize düzen Fethi Başkanım ile beraber önümüzdeki 5 yıllık dönemde el ele vererek Ankara’nın Cumhuriyet’in başkenti olması kimliğini daha da ileriye götürerek, hem tarihimize, ulusa sahip çıkarak hem de yeni yapılacak eserlerle Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği Başkent’i ona layık olacak halde dünyanın bütün başkentleriyle yarışır hale getirmek boynumuzun borcudur” dedi.
Fethi Yaşar ile aynı heyecanla bir 5 yıl daha el ele vereceklerini söyleyen Yavaş, “Ankara’da yaşayan herkesin daha mutlu, daha konforlu hizmet alması, yaşadığı kentten mutlu olması için elimizden gelen çalışmaları yapacağız. Bu çalışmaları yaparken; elbette paranın sahibi sizsiniz, sizlerin talepleri doğrultusunda yatırımlar yapıp, çalışmaya devam edeceğiz. Fethi Başkanımın görevi süresinde açtığı birçok tesisin yanında anlamlı olarak bu en güzel tesisinin de Ankara’mıza, Yenimahalle’ye, ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Fethi Başkanımdan da yenilerini bekliyoruz. Tekrar hayırlı uğurlu olsun, tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Türkiye Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Genel Başkanı olan Sinan Oğan, Yerköy Belediye Başkanı ve İYİ Parti Belediye Başkan Adayı Ferhat Yılmaz’ı önce makamında ziyaret etti, daha sonra da seçim irtibat bürosuna geçerek, burada seçmenlere seslendi, Yılmaz’a destek istedi.
Sinan Oğan, belediyeyi ziyaretinde vatandaşlarla sohbet ederken, cumhurbaşkanlığı seçimlerine değinerek, “Türk milliyetçilerinin sadece yüzde 5.2’si cumhurbaşkanlığı seçiminde bir araya geldi. Yüzde 95’lik iki tane bloğu kendine muhtaç etti. İkisi de gelip kapımızı çaldılar, bizim şartlarımızı kabul ettiler ve biz öyle destek verdik. Hatta yetmedi Ümit (Özdağ) Bey de öbür tarafa giderek, CHP tarafını destekledi ve oradaki HDP’nin devre dışına çıkmasına vesile olduk. Onun için Türk milliyetçileri bir araya geldiğinde çok şey oluyor” diye konuştu.

“KİMSE ALTINDA BİR ŞEY ARAMASIN”
Daha sonra İYİ Parti Yerköy Seçim İrtibat Bürosuna Oğan, burada partililere hitaben bir konuşma yaptı. “Memleketime geleceğim dedim, başka bir yere hiçbir yere gitmedim. Benim iki tane memleketim var, birisi Iğdır, birisi Yozgat. Önce Iğdır’a gittim. Sonra da Yozgat’a, Yerköy’e geldim” diyen Oğan, konuşmasında şunları söyledi:
– Bunu yapmam gerektiğine inandığım için yapıyorum, bu siyaset ötesi bir durum. Bu bir partiyi, bir siyasi anlayışı desteklemenin çok ötesinde hakikaten de bilgisine, görgüsüne, yereldeki liderliğine güvendiğim ve uzun yıllardır beraber dostluk yaptığım Ferhat Başkanımıza destek için buradayım. Lütfen bunu hiç kimse başka bir şeye yormasın. Hiç kimse bunun altında bir şey aramasın. Dostlar bunun için vardır, dostluk bunun içindir.
– Biz gelecekte Türk milliyetçileri bu ülkeyi yönetmeye talibiz ve ben inanıyorum ki siz sadece bir belediye başkanı değil, gelecekte de bu coğrafyadan çok güçlü bir devlet adamını burada seçmiş olacaksınız. İttifaklar kuruluyor, ittifaklar dağılıyor. Ancak değişmeyen bir şey var ki vatandaşın gönlünde taht kuran bir belediye başkanı aynı zamanda bir liderdir, yerel liderdir. Halkın gönlünde taht kurmuşsanız o zaman ittifakların çok daha ötesinde bir sevgiye, bir liyakate erişmiş oluyorsunuz.
2028 SEÇİMLERİ
– Türkiye son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde şunu görmüştür ki; önümüzdeki 2028 seçimlerinde artık inşallah gün gelir Türk milletinin önünde Türk milliyetçileri çok önemli bir seçenek olacaktır. Türkiye, HDP’nin kıskacından artık çıkmıştır, Türkiye’yi önümüzdeki 10 yıllar boyunca Türk milliyetçileri yönetecektir.
– Yerelde bugün Ferhat başkanımı seçeceksiniz, 2028’de de yarım kalan işimizi tamamlayacağız, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Türk milliyetçisi cumhurbaşkanı olacak. İnanıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanı’na da son seçimlerde verdiğimiz destek ve seçilmesini sağladığımız önemli katkılar sebebiyle de o kapıların hepsinin Yerköy’e açılacağından da hiç şüpheniz olmasın.
]]>Özel, 31 Mart’ın yaklaştığını, büyük bir heyecan içinde, çok yoğun bir programda olduklarını belirterek, “Her seçim çok önemli ancak Ankara’da önemi bambaşka. Mansur Başkan parti ayırmadan, hiçbir ayrımcılık yapmadan, esnafın hiçbirine ayrımcılık yapmadan, emeklinin hiçbirine ayrımcılık yapmadan, işsizin koluna girip ona destek veren, arkasında duran halkçı bir belediyecilikle bütün Ankara’nın gönlünü fethetti. Kendisini yürekten tebrik ediyoruz. Mansur Başkan, 31 Mart seçiminde Türkiye rekoru kıracak” dedi.

Sadece Mansur Yavaş’ın seçilmesinin yetmediğini, büyükşehir belediye meclisi çoğunluğunun da alınması gerektiğini vurgulayan Özel, “Güçlü olmak için ne lazım? Güçlü bir aday lazım. Geçmişiyle güçlü, halkın bildiği, tertemiz, çalışkan, enerjik, her yaştan gençlerin sevgilisi, hepimizin sevgilisi Erdal Beşikçioğlu burada. Milliyetçi demokratlar seviyor, muhafazakar demokratlar seviyor, Ankara’nın, Etimesgut’un bütün demokratları ‘Erdal Başkan’ diye 31 Mart’ı sabırsızlıkla bekliyor” diye konuştu.
Özel, Bağlıca’da, Etimesgut’ta ezber bozulsun istediklerini belirterek, şöyle konuştu:
– Bunun için elbette sosyal demokratlardan oy istiyoruz, muhafazakar demokratlardan, milliyetçi demokratlardan, yakasında güneş olan ya da yakasında olmasa gözü güneş gibi parlayan iyi insanlardan oy istiyoruz. Türkiye ittifakından oy istiyoruz.
-Türkiye ittifakı, korkutan, tehdit eden Cumhur İttifakı’nın aksine iyi insanların, güzel insanların, yüreğinde vatan sevgisi olan, Atatürk sevgisi olan insanların, çıkar peşinde koşanların değil, vatanın çıkarını kendi çıkarının önüne koyanların, birilerine arsalarını peşkeş çekmek yerine Ankaralının hizmetine sunanların iktidarı artık gelsin istiyoruz.
-Biz Türkiye ittifakı olarak renklerimizi ay yıldızlı al bayraktan alıyoruz. Türkiye ittifakının renkleri kırmızı beyazdır.
-İçinde insan sevgisi olan, vatan sevgisi olan, yaşadığı bütün sıkıntılardan kurtulmak için gün sayan, ‘yeter artık’ diyen, biraz da halkın sesi duyulsun diyen, ‘rantçı belediyecilik yerine halkçı belediyeciliğin sırası gelsin’ diyen tüm Bağlıcalılardan, Etimesgutlulardan her iki adayımıza da sahip çıkmalarını bekliyoruz.

YAVAŞ: HERKESİ MUTLU ETMEKTEN BÜYÜK PROJE YOK
Mansur Yavaş ise 5 yıl hizmet ettiklerini söyleyerek, “Çakarsız, konvoysuz, israf etmeden, şeffaf, katılımcı bir belediye çalışması yaptık. 5 yıl boyunca bunu gördünüz. İnşallah bunu aynen tekrar edeceğiz. Etimesgut için de güzel çalışmalarımız var. Bağlıca’ya metro hattı projemiz bitti. Ulaştırma Bakanlığı’na gönderdik. Biz sizlerin parasını harcıyoruz, sizlerin bize emanetini harcıyoruz. Bunları çöp projelere harcayamayız. Belediyecinin ne olduğunu gerçekten bilmiyorlar. Belediyeci şöyle tarif edilir; doğumundan ölüme kadar beldede yaşayan insanların tüm beşeri ihtiyaçlarıyla ilgilenen kurumdur. Dolayısıyla doğumundan itibaren kentte yaşayan herkesin her türlü derdiyle, problemiyle ilgileneceksiniz. İlk defa dün akşam kentin bazı yerlerine kar yağdı. Yağmur yağmıyor doğru dürüst artık. Yağdığı zaman da afet olup yağıyor. Ekili ürünleri basıyor. Ya da kuraklıktan ekimi yapılan ürünler yetişemiyor. Bu nedenle biz destek oluyoruz ki ileride 20-30 yıl sonra çocuklarımız aç kalmasın diye. Çünkü yıllarca yürütülen tarım politikaları nedeniyle insanlar tarımı bıraktı. Köy okulları kapatıldı, kent merkezine geldiler, işsiz kaldılar. Bunları tekrar aynı şekilde kendi tarlaları üzerinde üretim yaptırmak bana göre en büyük projelerden birisi. Dolayısıyla kentte yaşayan herkesi mutlu etmek, onların ihtiyaçlarına cevap vermekten daha büyük bir proje yok” dedi.
‘TERÖRE OLAN ÇİZGİMİZDE ASLA ŞAŞMA OLMAZ’
Göreve geldiğinde kendisine yönelik işçi çıkaracağı, su sayaçlarını PKK’lıların okuyacağı yönünde iddialarda bulunulduğunu hatırlatan Yavaş, şöyle konuştu:
-Bizim teröre olan çizgimizde asla şaşma olmaz. Polisleri öldüren, polisleri katleden o teröristler, domuz bağcılar Ankara’da aday çıkarmadılar. Ağzınızı açsanıza. Biz Türk bayrağıyla derdi olan, İstiklal Marşı’yla derdi olan, milli takım maç kazanınca üzülenlerle iş birliği yapmıyoruz.
-Biz Ankara’da elini teröre bulaştırmamış herkesin oyuna talibiz. Biz belediyemize gelen hiç kimseden ne parti kaydı istiyoruz, ne kimlik kaydı istiyoruz. Herkesten vergi aldığımıza göre herkese eşit bir şekilde hizmet ediyoruz.
-Net bir şekilde14 Mayıs’ta da söyledik, 28 Mayıs’ta da söyledik, 2019’da da söyledik, hala da söylüyorum; bırakalım bunları artık. Biraz seçimi kaybedeceklerini anlayınca yine iftira çamuruna bulaşacaklar.
-Utanmıyorlar. 2019’da kim inandı buna? Kendinizi kandırdınız. Bırakın Ankaralıyı kandırmayı. Ankaralı şeffaf bir şekilde, tarafsız bir şekilde, adil bir şekilde yönetilmeye devam edecek. Hiç kimseyi ayırmayacağız. Erdal Başkanımla beraber rozetimizi çıkarıp, herkesi kucaklayacağız.
]]>Yavaş, şunları söyledi:
“Beş yıl boyunca benden bana oy vermeyenlerle ilgili tek bir kötü cümle çıkmadı. Çünkü seçildik, rozetimizi çıkardık ve Ankara’da herkesin başkanı olduk. Yeminle söylüyorum; bir ilçe ya da bir köye giderken buradan kimin kaç oy çıkmış bakmadım.
Şimdi Cenabı Allah bize bir fırsat verdi. Ankara’ya 70 yıl sonra Ankaralı bir belediye başkanı geldi. İnsanları bizden çok beklentisi vardı. Herhangi bir köye gittiğiniz zaman orada kanalizasyon açıktan akıyor ve çocuklar yanında oynuyorsa hasta olma durumu varsa, o musluklardan su akmıyorsa, orada kimin nereye oy verdiğinin ne önemi var.
Bir an evvel onu çözmek için uğraştık ve bunun için ilk veya ikinci üçüncü belediye meclisi toplantımızda Ankara’daki bütün belediye başkanlarına şu sözleri söyledim; Ankara halkı beni seçti, ilçeler sizi seçti.
Başımızın üstünde yeri var seçmen tercihinin ama bize düşen bir şey var. Ben Ankara’nın birçok ilçesinin çok mağdur olduğunu hak ettiği yeri bulmadığını düşünüyorum. Sizler de belediye başkanı olarak orada istihdamı arttıracak, üretimi arttıracak, oranın zenginleşmesini sağlayacak bir proje getirirseniz, o projeyi beraber uygulayalım.
Ben yapayım büyükşehir olarak. Temelini beraber atalım. Açılışını beraber yapalım. Ve hatta gerekirse sizi işletin dedim. Bunu iki defa söyledim. Ama maalesef Ankara’nın ilçelerindeki belediye başkanları daha benim odamı görmedi.
Hazmedemediler, tenezzül edip biz onun yanına gitmeyiz dediler. Bakın ben de şunu söylüyorum; gerçek hizmet etmek isteyen insan öyle olmaz. Ben Sayın Cumhurbaşkanından randevu alıp çıkıyorum. Ankara için ne istenmesi gerekirse istiyorum bir yerim mi eksiliyor. Siz de bana gelirseniz, Kızılcahamam için bir şey isteseniz, bir yeriniz mi eksilecek?”
“KIZILCAHAMAM’DA DA DEĞİŞİMİN ZAMANI GELDİĞİ”
Hiçbir yerde fotoğrafımı beş yıl boyunca görmediniz. Buralara kaç defa geldim, bir minibüs, bir şoför, bir koruma. Kızılcahamam’da kimseye kötülük yapmadım ki hemşehrilerimden niye korkayım? Şimdi eski belediye başkanları seçilir, 40 yılda bir gelirse gelir.
Pandemi dönemi, bayram dahil hemen hemen buranın bütün köylerini gezdim, sorunlarını yerinde tespit ettim. Ankara halkı Ankara’nın köylüleri ilk defa kendi köyümde bir büyükşehir belediye başkanını gördü. Dolayısıyla amacımız hizmet etmek. Amacımız sizler için çalışmak ve inşallah buna yine aynen devam edeceğiz.
Dediler ki; ‘Ankara Büyükşehir değişirse bu Mansur Yavaş burayı yönetemez.’ Onlar annelerinden büyükşehir belediye başkanı olarak doğmuş. Böyle bir kibir. Bütçemizi yarıya inmesine rağmen onların iki misli işler yaptık. Öncelikle acil işlere girdik. Ve yaptığımız çalışmalar sonunda hem İngiltere’den Dünya Başkent Belediye Başkanları Ödülü’nü aldık. Dünya Şeffaflık Ödülü’nü aldık.
Amerika’nın ünlü kuruluşu Türkiye hakkında rapor veren kuruluş da 30 büyükşehir içerisinde kredisi en yüksek belediye olarak Ankara Büyükşehir’i ilan etti. Dolayısıyla değiştirilmeden bazı şeyleri anlayamazsınız.
Ben Kızılcahamam’da da değişimin zamanı geldiğini düşünüyorum. Başkan bir şey dedi; ‘Mansurculuk.’ Mansurculuk değil, Mansur Yavaş belediyeciliği başkanım. Mansur Yavaş belediyeciliği nedir? Önce belediyeyi tarif edelim. Bunlar beton, plastik zannediyorlar.
Sadece köprü zannediyorlar. Eski dönem kadar zaten onların hepsini yaptık ve bunları ben belediyecilik saymıyorum. Belediyecileri şöyle tarif edilir; doğumundan ölümüne kadar, kentte yaşayan, beldede yaşayan insanların tüm ihtiyaçlarıyla ilgilenen kurumdur diye geçer.
“ANKARA’DA FİİLEN SEÇİM BİTTİ. REKOR OYLA GELİYORUZ”
Anketleri görüyorsunuz televizyonlarda. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı bile ‘Mansur Yavaş açık ara önde’ diyor. Aslında Ankara’da fiilen seçim bitti. Rekor oyla geliyoruz. Sebebi şu; şeffaf davrandık. Bütün hesaplarımızı herkes görebiliyor. Kimse ayrılmadık. Herkesi kucakladık. Huzur geldi, bereket geldi.
Dolayısıyla Ankara halkı icraatlarımızdan memnun. Eksiğimiz nedir? İlçe belediyesi ve belediye meclis üyeleri. İstiyorum sizden. Beypazarı’nda seçildiğimde ikinci kez seçildiğim akşam bir daha aday olmayacağım dedim ve olmadım. Bu sefer şimdiden söylüyorum. Bu benim son beş dönemim. Benim elimden tutacak Coşkun’u seçerseniz beş yıl doya doya hizmet edeceğiz size beş yıl.
“KURSAĞIMIZDAN HARAM LOKMA GİTMEYECEK”
Bugüne karalamaları ne iftiraları fayda etmedi Allah’a çok şükür daha bugüne kadar benim bir personelim savcılığa gitmedi. Biliyorsunuz eski büyük trol var Ankara’nın, adını bile anmak istemiyorum.
Bir mesaj atıyor arkasından müfettiş geliyor ama rahatsız olmuyoruz. Geliyor, inceliyor ve bakıyor ki soruşturacak bir husus yok, yapılan iş doğru. Böylelikle aklanıyoruz. Allah’a bin şükür, Allah bugünleri gösterdi bugüne kadar daha bir personelim savcılığa gitmedi. Aynı şekilde gidecek, kursağımızdan haram lokma gitmeyecek yemeyeceğiz yedirmeyeceğiz.”
Yavaş, Kızılcahamam SKM açılışının ardından Kızılcahamam’daki kadınlarla da bir araya geldi.
]]>İmamoğlu’na CHP’nin Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Adayı Hakan Bahçetepe ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de eşlik etti.

“TERS GİDEN NE VARSA DÜZELTTİK”
İmamoğlu “ İstanbul’da ters giden ne varsa düzelttik, toparladık. Ama daha çok işimiz var. Sıkıntılı projeler, yapılmayan işler, eksik kalan işler her birisini tek tek düzenlemek, tamamlamak bize nasip oluyor. Bu da bir görev” dedi. İmamoğlu, projeleri Türkiye’deki ekonomik krize, yüksek enflasyon, döviz artışı ve pandemiye rağmen hayata geçirdiklerini söyledi. Gaziosmanpaşa’da açılışını yaptıkları tesisin Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tanıdığı yetki ile yüklenicinin projeden çekilmesinin ardından 2021 yılında ihaleyi ve projesini yenileyerek hayata geçirdiklerini anlattı.

KURUM’A METRO GÖNDERMESİ
İmamoğlu “Bugün hayırlı bir gün, cuma günü. Ramazan ayına girmek üzereyiz. Paylaşma ayındayız. Vicdanlarımızın en yüksek seviyede olması gereken aydayız. Allah herkesi yalandan ve iftiradan korusun. Çıkıyor insanlar diyor ki ‘proje yapmadı, onu yapmadı, bunu yapmadı.’ 2 tane metro açıyoruz bir hafta sonra. Toplam 65 kilometre metro yapıyoruz. Çıkıyor İstanbul’a yabancı, dersine hiç çalışmamış, acemi aday sahnenin önünde sekiz adım atarak…. Ben böylesi kötü espri duymadım. Böylesi bir yalanı, iftirayı da duymadım. İstanbul’un 39 ilçesine bu kardeşiniz eşit davrandı. Ben kimseyi ayırt etmem. Benim belediye başkanlığından anladığım şey ne biliyor musunuz? Bu şehirde bir kişiye dahi ben kızamam, küsemem. Onun için İstanbul’un 39 ilçesi gibi Gaziosmanpaşa da bizim icraatçı, halkçı belediyeciliğimizden çok faydalandı” diye konuştu.

“İSTANBUL’U RANTÇI BELEDİYECİLİKTEN KURTARDIK”
Gaziosmanpaşa’ya yaptıkları yatırımları sıralayan İmamoğlu “5 yıldır biliyorsunuz aşağı Ekrem yukarı Ekrem. Her sabah kalktılar; Ekrem İmamoğlu. Ekrem İmamoğlu’na iftira, Ekrem İmamoğlu’na soruşturma. Ekrem İmamoğlu’na dava, Ekrem İmamoğlu’na şu, bu… Onca engellemelere rağmen çok büyük bir ekonomik krize ve özellikle pandemiye rağmen biz ne yaptık biliyor musunuz? Atom karınca gibi çalıştık, bunları başardık. Bu yaptıklarımız israfı bitirmenin, hizmeti getirmenin sonuçlarıdır. İstanbul’u neden kurtardık biliyor musunuz? Rantçı belediyecilikten kurtardık. İstanbul’a halkçı belediyeciliği getirdik. Particilik yapmadık. Partizanlık yapmadık. Belediyecilik yaptık” diye konuştu.
“İNSAN AYIRT EDEN DİLİ KABUL ETMEYİZ”
İBB olarak vatandaşlara kamu desteği sunarken kimseye partisini, kökenini, inancını sormadıklarını vurgulayan İmamoğlu şöyle devam etti:
“Eskiden yapıldığı gibi biz ayrımcılık yapmayız. Ben bu şehrin bütün evlatlarını, kökeni ne olursa olsun, geçmişi ne olursa olsun, çocuğunu gencini bir baba gibi evlat gözüyle bakmıyorsam namerdim. Bu ülkenin başına gelen bütün sıkıntılar particilikten, partizanlıktan, insanları ayırt etmekten olmuştur.
Onun için kimseyi ‘git de şu partiye üye ol’ diye zorlamadık zorlamayız. Tüm yurttaşlarımız buna tanıktır. Bizden önce yapıldığı gibi ‘oy verirsen hizmet veririz’ anlayışına İstanbul’da son verdik. İma bile etmedik, etmeyiz. İnsan ayırt eden dili asla kabul etmeyiz.
Benim için bu şehirde bir tarafta 16 milyon insan var. Bir tarafta bir avuç imtiyazlı insan var. Ben 16 milyon insanın emrindeyim kardeşim. Bir avuç insanın ise karşısındayım. Ayrımcılığa, kayırmacılığa karşıyım.
Kurdukları israf düzenine karşıyım. Bu şehre verdikleri zararı iyileştireceğiz ve halkın bütçesine, asalak gibi yapışanları o bütçeden uzak tutacağız. Parsel parsel imar çıkaranlara, arazilere, yapılara, sahillere, yeşil alanlara, çöreklenenlere, o projelere çıkaranlara imza atanlara İstanbul’da 16 milyon yetki vermez, vermeyecek.”
“BEN MİLLETİMİN EMRİNDEYİM”
İmamoğlu “Çünkü sizden yetki isteyen bu arkadaşlar, onlar bir kişinin karşısında boynunu eğerler, onun emrine, onun buyruğuna itaat ederler. Ben milletimin emrindeyim, milletimin. Sizlerin karşısında boyun eğerim. Çünkü siz, bu şehrin sahibisiniz unutmayın. Size hizmet etmekle görevliyim. Sizden aldığım güç ve destekle hiçbir çıkar grubu karşısında eğilmiyor, bütün o bir avuç insanın gücüne karşı dimdik ayakta duruyoruz. Doğru bildiğimiz yoldan da asla sapmıyoruz. Ne pahasına olursa olsun milletin parasını, millete veriyoruz. Size ait olanı size teslim ediyoruz” diye konuştu.
Seçim için destek isteyen İmamoğlu şunları söyledi:
“Öyle bir destek verin ki; İstanbul bir daha asla ihmal, israf ve ihanet devrine asla geri dönmesin. Bundan sonra bu ülkenin bütün yöneticileri, belediye başkanları, bakanları, cumhurbaşkanları; halkın açlığını, yoksulluğunu yok sayarak, vatandaşın şikayetlerine, taleplerine kulaklarını tıkayarak siyaset yapamayacaklarını bu sandıkta çıkacak sonuçtan sonra anlasınlar.”
“TUNÇ BAŞKANIMIZ BENİMLE BİRAZ İSTANBUL’DA ÇALIŞACAK”
İmamoğlu konuşması sırasında sahnede yanına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Adayı Hakan Bahçetepe’yi davet etti.
İmamoğlu “Bugün bana sürpriz yaptı; değerli dostum, İzmir’de çok başarılı işlere imza atmış ve bugün de bana destek olmaya gelmiş İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer burada. Tunç başkanımız benimle İstanbul’da biraz çalışacak.
Tabii İzmir’de işleri var, oraya dönecek. İnşallah İzmir’de kazanmamız için de çalışacak. Bütün büyükşehirlerde, her yerde iddiamızı ortaya koyacağız. Aynen İstanbul’un bütün ilçelerinde iddia ortaya koyacağımız gibi. Sonuçta memleketimiz kazanacak. Biz 5 yıl boyunca Tunç Bey gibi 11 büyükşehir belediye başkanı arkadaşımızla kader birliği yaptık.
Omuz omuza olduk, güzel işler yaptık. Eksiklerimiz olabilir ama biz birikimlerimizle yan yana olmaya, omuz omuza olmaya devam edeceğiz. Bizim birliğimizi, bizim dostluğumuzu, bizim kardeşliğimizi kimse bozamaz, bozamayacak. Yolumuz bir bütündür” dedi.
“MEYDAN MEYDAN ANLATACAĞIM ONA”
İmamoğlu bütün siyasi partilerin oyuna talip olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Kalbime öyle geliyor ki bana öyle bir ses veriyor ki… Diyorum, ‘Allah’ım ben herkesin oyunu alırım, bana yardım et. Bu Cuma günü dua tutar. Vallahi billahi içten söylüyorum, benim ikna edemeyeceğim kimse yok.
Çünkü ben hizmetleri yaparken benim partilim, o partili, bu partili vallahi bakmıyorum. Ben öyle bir ailede bulundum ki benim ailemde her partiden vardı. Kimse kimseye düşmanlık yapmadı. Herkes birbirine komşuluk yaptı.
Arkadaşlık, akrabalık yaptı. Bunlar şimdi ne diyor biliyor musunuz? ‘Bizden olanlar, bizden olmayanlar.’ Biz ne diyoruz? ‘Hepiniz birlikte, hepimiz.’ Bu işin partisi olmaz. Bu işin doğulusu batılısı olmaz.
Bu işin Kürt’ü, Türk’ü, Çerkez’i, Laz’ı, Boşnak’ı olmaz. Biz bir milletiz. Atatürk; bizim o kurucu liderimiz öyle ulu, öyle güzel insan ki… 1920’de kurtuluş mücadelesini başlatmadan önce meclisi topladı. O meclisi kimle topladı.
Balkanlar’dan Ortadoğu’ya kadar, Kafkaslar’dan Ege’ye kadar o dönemin milletin her parçasından doğup gelen ve sonra bu Anadolu’da, Trakya’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran milletin evlatlarıyla hepinizin dedesi ninesiyle kurdu.
Sizi ayrıştıranlara ben ne diyorum biliyor musunuz? ‘Hadi oradan! İşine bak!’ Bizi kimse bölemez. Bana oy vermemiş insanı, bana oy verenle aynı derecede seviyorum. Onu bu anlayamaz biliyor musun? Ama yakında geliyormuş meydan meydan anlatacağım ona.”
]]>“BELEDİYEYİ BU BORÇLU YAPIDAN KURTARMASI GEREKTİĞİ ÇOK AÇIK”
Özel, özetle şunları söyledi:
* “Borcu çok deyince Manisa’da belediyeler devralıyoruz. Başkanımız diyor ki, ‘Çok borcumuz var, 70 milyon. Çok borcumuz var, 110 milyon. O da bir şey mi, biz 130 milyon borçla devraldık’ denirken Kocaeli Belediyesi’nin sadece Hazine’ye olan borcunun 2 milyar 102 milyon lira olduğunu inanamayarak, bir daha kontrol ederek kontrol ettim ve öğrendim. Sonra da öğrendim ki, Kocaeli Belediyesi’nden sonra en çok borcu olanın borcu bile 1,5 milyarmış. Koskoca Ankara, İstanbul, İzmir belediyeleri bir tarafa dursun, o 1,5 milyar borç yapan belediye de yine AK Parti’nin yönettiği bir başka büyükşehir belediyesiymiş. Bir yanda emekten, vatandaştan yana bir Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yönetimi anlayışının belediyeyi bu borçlu yapıdan kurtarması gerektiği çok açık. Elbette bu göreve talibiz.
* Kocaeli, gelişmiş sanayisi nedeniyle sendikacılığın gelişmesi gereken kentlerden bir tanesi. Aynı zamanda İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre Kocaeli, Türkiye’de iş cinayetlerinin ve iş kazalarının en çok yaşandığı üçüncü il konumunda. Yani rakamlara baktığınızda, Kocaeli’deki talebe baktığınızda bu işçi kenti, bu emeğin kenti Atasoy Bilgin’i çağırıyor ve onunla birlikte ayağa kalkmayı bekliyor. Kocaeli deyince insan, büyükşehir belediye başkan adayından ne duymak istiyor? Dirençli kentlerle ilgili önemli sözler duymak istiyor. Sunumun dirençli bir kent yaratma vizyonuyla başlamış olmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. 1999’da Gölcük depremiyle birlikte çok büyük bir yıkım yaşandı. Depremin travmaları kentte ve bu kentten göç etmiş 10 binlerde, 100 binlerde devam ediyor.

“ADIYAMAN’DAKİ, HATAY’DAKİ GÖRÜNTÜNÜN BENZERİNİ BEKLİYOR OLMAK, İHANET ETTİKLERİNİN KANITIDIR”
* Üzerinden 25 yıl geçmiş olmasına rağmen bu iktidar, o depremde çıkarılan, olağanüstü durumlarda konulan geçici bir vergiyi, deprem vergisini kalıcılaştırmış olmasına rağmen bu iktidar, kendisinden önceki Cumhuriyet iktidarlarının topladığı bütün vergilerin toplam dört katını toplamış olmasına rağmen, bu iktidar, deprem vergisiyle bu kenti yeni baştan üç kez yapacak imkanlara sahip olmasına rağmen bu kentin belediye başkanının dönüp dolaşıp 6 Şubat depreminden sonra Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı olarak açıklamada bulunup Kocaeli yapı ve envanter çalışmasının tamamlanamadığını, kentsel dönüşüm yapılabilecek yerlerde fizibilite etütlerinin henüz devam ettiğini itiraf etmiştir.
* Oysa bu kenti depremden beri yönetenlerin, bu kenti dirençli bir kent hâline getirmiş olması, kentsel dönüşüm çalışmalarının bırakın, fizibilitelerinin tamamen hayata geçmiş olması, kentin yeniden imha edilmiş olması ve bugün bizim sunumumuzun bu konuyu hiç ilgilenmiyor olması gerekirken sunumun ana konusu, yaşanacak yeni bir depreme karşı hazırlıktır. Toplanma alanlarıyla ilgili tespitler doğrudur ancak bugüne kadar niye hayata geçirilmemiştir? Bizi bugün Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta, Malatya’da, Adıyaman’da, Hatay’da ortaya çıkan görüntünüz bir benzerini Kocaeli için bekliyor olmak, bu kenti bugüne kadar yönetenlerin bu kente hizmet değil, ihanet ettiklerinin kanıtıdır.

“‘HATAY MAHSUN KALDI’ DİYEREK TAŞ KALPLİ OLDUĞUNU İFADE ETTİ”
* Bugünkü iktidar, 6 Şubat tarihinden sonra yaklaşmakta olan seçimi görünce ve kendisinin 1999 seçimlerinde ‘Depremin üçüncü günündeyiz. Hâlâ çadır yok’ demişlerdi. ‘Depremin birinci ayındayız. Hâlâ çadırlarda’ diyorlardı. Depremin bir yılı tamamlandı. Bu iktidarın sahibi Recep Tayyip Erdoğan, depremden üç gün sonra ‘650 bin konut yapacağız’ demişti. Depremden 45 gün sonra bu ifadesini revize edip 319 bin konutun bir yıl içinde teslim edileceğini söylemişti. Bugün deprem bölgesinde şu ana kadar teslim ettikleri konut sayısı 45 bin 977. Kendi revize ettiği sözünün yüzde 15’ini ihtiyaç olduğunu ifade ettikleri 650 bin konutun sadece yüzde 7’sini teslim edebilmiş durumdalar. Bugün, geçtiğimiz günlerde gidip de gözlerinin içine baka baka şantaj yaptığı, tehdit ettiği Hataylılar, geçmişte kullandıkları oydan sorumlu tutup ‘Hizmet geldi mi? Gelmez. Hatay mahsun kaldı’ diyerek ne kadar taş kalpli birisi olduğunu ifade etti. 31 Mart’ta kullanacakları oyla ilgili olarak da tehdit ettiği Hataylılara verdiği söz, kabaca 10 kişiden 9’u verdiği söze rağmen hâlâ çadırdadır, yağmur altındadır.

“31 MART SEÇİMLERİNİ KAZANACAĞIZ”
* Bugün bu ülkeyi yönetenlerin artık bir kent vizyonu kalmadığı, artık bir afet vizyonu kalmadığı, aslında hiç olmadığı ve depremden sonra yaşanan seçimde insanların korkutularak, kandırılarak ‘Biz olmazsak evleri yapamazlar. Bir yılda yetiştiremezler’ diye sözünü, oyunu aldıklarının sadece 46 bininin evlerinde 604 bin kişinin perişanlıkta olduğunu görüyoruz. Bu iktidarın geçtiğimiz seçimlerde montaj videolarla korkutarak ‘Bize oy vermezseniz bayrağa indirecekler. Bize oy vermezseniz ezanı dindirip vatanı böldürecekler’ diye kandırdıklarıyla deprem bölgesinde ‘Bir sene sonra sizi eve sokarız’ diyerek kandırdıklarını ahı vebali boyunlarınadır. Biz bundan sonraki süreçte en etkin şekilde, hem deprem bölgesindeki tutulmayan sözleri hem de vatandaşımıza yapılan seçim öncesi o manipülasyonların tekrar etmemesi için Cumhuriyet Halk Partisi olarak bütün benliğimizle, örgütümüzle, gücümüzle önce 31 Mart seçimlerini kazanacağız. Ondan sonra da bunlardan teker teker hesap soracağız.

“DAYANIŞMACI BELEDİYECİLİK İSTİYORLARSA CHP’YE OY VERSİNLER”
* Bugün Türkiye’nin göç alan kentlerini Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yönetiyor. Bugün Kocaeli’de hafta sonu insanlar, CHP’nin yönettiği İzmit ilçesine gidiyorlar. Bugün insanlar, tatillerini geçirmek için Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri tercih ediyorlar. Bugün öğrencilerin yüzde 85’inin tercih ettikleri üniversiteler, Cumhuriyet Halk Partililerin yönettiği kentlerde ya da ilçelerde. Biz herkesi CHP’li belediyelere getiremeyiz. Göç edemezler. Hepsini birden CHP’li belediyelerde barındıramayız ama eğer insanlar, o beğendikleri kentleri, o beğendikleri parkları, sosyal donatı alanlarını, belediye başkanlarımızın yaptığı iyi şehircilik ve halkçı belediyecilik uygulamalarını, dayanışma belediyeciliklerini istiyorlarsa o zaman çağrımız bütün Kocaeli’nin bütün ilçelerinedir. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına oy versinler. O kentleri kendi memleketlerine getirsinler.
“TEK BAŞINA SEÇİME GİRENLERE ‘CANINIZ SAĞ OLSUN’ DEDİK”
* Bir yanda endişe var. Endişe şudur. İktidar, orantısız güce sahiptir, kendi ittifakını sürdürmektedir. İçinden Yeniden Refah Partisi ayrılmıştır, geçen sene Yeniden Refah Partisi’ni ittifakta tutarken, ‘Necmettin Erbakan Hoca’nın gerçek partisi’ diyenler, Yeniden Refah Partisi kendi başına bir seçime girmek istediğinde Fatih Erbakan’a ip cambazı demekten geri durmamışlardır. ‘Yeniden Refah Partisi’ne ihanet içindesiniz’ demekten geri durmamışlardır. ‘Bize kaybettirmek için bir şeyler yapıyorlar’ deyip, hatta çok daha ileriye gidip Yeniden Refah Partisi gibi bir partinin CHP’den rüşvet aldığını dahi iddia edecek kadar çirkinleşmişlerdir. Benim sözüm Türkiye kamuoyuna, geçen seçimi yaşayan herkese. Biz de bir ittifaktaydık, onlar da bir ittifaktaydılar. Bizim ittifak ortaklarımız, ‘Tek başımıza seçime gireceğiz’ dediler. Ne dedik? Canınız sağ olsun. Bize en sert eleştirileri yönelttiler. Ne dedik, canınız sağ olsun. Bizim karşımızda güçlü adaylar çıkarma arayışına girdiler, hatta bizim adaylaştıramadıklarımızı aday edip karşımıza çıkarmaya çalıştılar, dedik ki canınız sağ olsun.
“DOMUZ BAĞCILARLA BİRLİKTELER”
* Bir de bakın Recep Tayyip Erdoğan’ın eski ittifak ortaklarına, hocasının oğluna söylediği sözlere, layık gördüklerine ettikleri hakaretlere… İşte bir tarafta bir tek adam ve oy verenin oy verdiği sürece makbul olduğu, ittifak ortağının yan yana olduğu sürece makbul olduğu, aksi durumda en ağır hakaretlere, iftiralara karşı kendisini bir anda onların karşısında bulduğu bir ittifak. Bir tarafta geçmişte ittifak yaptıklarına ‘Eski dosttan düşman olmaz’ diyenler, bir tarafta sizin, bizim gibi ittifak ortaklarını kucaklayanlar, yakasında güneş olan birini yolda görünce gidip sarılanlar, hatırını soranlar ve onlarla birlikte olanlar. Bir tarafta nefret, korku ve saldırgan bir ittifak. O ittifak, boşalan yeri ayrıca dolduruyor. Hizbullahçılarla, domuz bağcılarla, ‘Kadınlar sahiplendirilmelidir’ diyen, kadınlara sokak hayvanı muamelesini bile layık gören bir anlayış ile dolduruyor. Herkes soruyor, orada bir ittifak var. Biz bunun karşısında kim olarak varız? Biz onun karşısında çok daha büyük bir ittifakla varız. Biz onun karşısında bütün Türkiye’yi kucaklayan, ‘Eski dosttan düşman olmaz’ diyen ve sadece sosyal demokratlarla değil; muhafazakar demokratlarla, milliyetçi demokratlarla, bu ülkenin bütün demokratlarıyla; Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i ile birlikte Türkiye’yi kucaklayan Türkiye ittifakı ile varız.
“BAŞKANLARIN KAPISI TÜRK’E DE KÜRT’E DE AÇIK OLACAK”
* Biz Türkiye ittifakına inanıyoruz. Türkiye ittifakı, Cumhur ittifakı gibi korkunun, şantajın değil; umudun, sevginin ve kardeşliğin ittifakıdır. Türkiye ittifakının rengi, Cumhur İttifakı’nın yağmur bulutlarını, kasvetli bulutların koyu gri rengi değil; ay yıldızlı al bayrağın renkleri olan kırmızı ile beyazdır. Türkiye ittifakının belediye başkan adaylarının kapısı Kürt’e de Türk’e de Laz’a da Çerkez’e de ardına kadar açıktır. Türkiye ittifakı, ayrımcılığı reddeder. Bütün Türkiye’yi hep birlikte kucaklar. Milli Marş okunurken, filenin sultanları şampiyon olduğunda, Milli Marş okunurken gözleri dolmuş, hıçkırarak o milli marşı okuyanları dolu gözlerle alkışlayanlar, gırtlağı düğümlenenler Türkiye ittifakıdır. Tayyip Bey’in önce bütün milliyetçilikleri ayakları altında ezip sonra Devlet (Bahçeli) Bey’e mahkûm olunca çakma milliyetçilik yaptığı, o çağırınca havaalanına koşturup kot üstüne perdelik kumaştan kefen giyenlerin ittifakı değil; Türkiye ittifakı, Çanakkale’de koyun koyuna kefensiz yatanların torunlarının ittifakıdır.”
]]>Kütahya Belediye Başkanlığı için aday gösterdikleri Eyüp Kahveci’yi örgütün tam mutabakatıyla, çok inanarak ve güvenerek belirlediklerini kaydeden Özel;
“CHP Genel Başkanı olarak Kütahya’ya ilk kez geliyorum. Grup başkanvekili olduğum zaman geldiğimde Kütahya’dan hep iyi çalışma yaparak güzel anılarla ayrıldık. Bundan sonraki süreçte Kütahya’da CHP’nin hak ettiği ve gerektiği güce ulaşmasını umut ediyoruz. Kütahya’nın hak ettiği hizmetleri alabilmesi için, hak ettiği gelişmişlik noktasına gelebilmesi için ortak bir siyasi iradenin şekillenmesi lazım, bu da pozitif rekabetle mümkün, CHP ana muhalefet partisinin gücünü artırması, sadece sorunları değil, çözüme de katkı sağlayacak önerilerde bulunması ve kente olan ilgisini artırması bizce çok önemli. Bu sürecin önemli kilometre taşlarından bir tanesi de şüphesiz yerel seçimler. Kütahya yerel seçimlerde geçen dönemde umduğumuz başarıyı elde edemediğimiz bir şehirdi. Kütahya’da büyükşehir olmadığı için merkez ilçe belediyesinin ve ilçelerin durumlarını ayrı ayrı ele almak gerekiyor. Ancak merkez ilçe belediyesinin daha önceki dönemlerde daha önce milletvekilliği de yapmış, daha sonra da önemli bir destekle belediye başkanı seçilmiş olan MHP’den arkadaşımızın zaman zaman siyasette metal yorgunluğu olarak da bilinen belli bir süredir kente ve siyasete ilgisini kaybettiği, ortak akılla yönetme imkanlarını bulamadığı, borçlanma yetkisinin bile belediye meclisinde tartışılmadığı süreçlerin yaşandığı ve kentte ciddi rahatsızlıkların ortaya çıktığı bir süreç yaşanıyor. Biz Kütahya Belediye başkan adayımızı hep birlikte ortak akılla, örgütümüzün tam mutabakatıyla, çok inanarak ve güvenerek belirledik. Ardından yapılan kısa vadeli ölçümlerde de Kütahya’da siyasetteki amiyane tabirle adayımız tuttu. Aday çok toplumsal bir destek görüyor” dedi.

BAŞKANLAR İÇİN ‘BAŞARI KARNESİ’
CHP’li belediyelerin başarılı projelerinde ortaklaştırma, bunların tek tipleştirmesi konusunda çalışmalar yaptıklarını anlatan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, seçimlerle başkan seçilenlere yönelik 3 ayda bir memnuniyet anketi yaparak ‘başarı karnesi’ çıkaracaklarını söyledi.
Özel, “Örneğin sosyal kartların verilmesi, son dönemlerde CHP’li belediyelerin yaptığı düşük gelir seviyesindeki ailelere sosyal yardımların dijital kartlar üzerinden yapılması, esnaf ile şehrin birleştirilerek sosyal kartların içine yapılacak kırmızı et yardımının şehrin kasaplarından alınması gibi çok başarılı uygulamalarımız var. Bunların tek tipleştirilmesi için çalışmalar olacak. Halk kart üzerinden, bunun yanında hem seçilmiş başkanlarımıza, seçilmiş belediye meclis üyelerimize hatta onların yönettikleri belediyelerde diğer partilerden olan belediye meclis üyelerine de bir eğitim setinin verilmesi ve süreç içinde belediye başkanlarımızın ortaya koydukları performansın objektif kriterlerle ölçülmesi, tek tip bir anketle, başkanlarımızın kendine, örgütüne ve şehrine başarı karnesini gösteren 3 ayda bir memnuniyet anketlerinin paylaşılması gibi önemli bir çabanın içerisindeyiz” diye konuştu.
‘1 TANE TRABZONLU, İSTANBUL’A 10 TANE METRO YAPTI’
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistemler ve Çevre Korumadan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin’i çok başarılı bulduğunu ifade eden Özel, şunları söyledi:
“Eskişehir’in yanı sıra Muğla, Tekirdağ ve Çanakkale belediye başkanlarımızın içinde bulundukları ve deneyimleriyle yönlendirecekleri yapının içinde yerel yönetimler konusunda son derece eğitimli, yetkin, partimizin yurt dışında belediyelerine katkı sağlayan, kaynak bulan çok ciddi arkadaşlarımız var. Örneğin, hafif raylı sistem meselesi, gündeme geldiğinde şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyemizin Ulaşımdan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Pelin Hanım, Japonya’da 13 yıl boyunca, hızlı trenlerin başındaki ve bütün dünyadaki raylı sistemler ile hızlı ulaşım araçları noktasında bütün dünyanın emeğine, birikimine, liyakatine saygı duyduğu, onun altında kaşesinin bulunduğu projelerin hızla kredilendirildiği, çok başarılı Türk kadını, Japonya’da aldığı maaşın 8’de 1’ine Ekrem Başkanın ekibinde İstanbul’da çalışıyor. Trabzon’a gittiğimde soruyorum, Ekrem Başkan göreve geldiğinde kaç AK Parti’li milletvekili vardı, 4. Kaç Trabzonlu bakan var, 4 tane, 8. Trabzon Büyükşehir 9, Trabzon merkez ilçe 10. 10 tane AK Parti’li Trabzonlu, Trabzon’a 1 hafif raylı sistem yapamadılar. Ekrem Başkan bu süre zarfında 1 tane Trabzonlu İstanbul’a 10 tane metro yaptı. Bütün sebebi, doğru insanı bulup, doğru projelerle buluşmuş olmak. Pelin Hanım’ın hafif raylı sistemler dediğimizde dünyada en bilinen insan olması. Onun kaşesinin her türlü şirketin fon sağlama noktasında büyük bir güven duymasına sebebiyet veriyor. Kütahya Belediyesi’nin tüm bu birikimlerden yararlanması için elimizden gelen bütün katkıyı yapacağız”
]]>Vatandaşlara seçim otobüsünden seslenen Özel, Afyonkarahisar Belediyesi Başkan adayı Burcu Köksal’dan selam getirdiğini söyledi ve, “Burcu Başkan’dan selam getirdim. Afyon’da ‘Belediyenin kapılarını ardına kadar açacağız’ diye derken orada küçük bir sürçülisan oldu. ‘Aman başkanım sen düzelt’ dedi. Afyon Belediyesi’nin de Uşak Belediyesi’nin de seçildikten sonra kapıları ardına kadar tüm siyasi partilere, Uşaklılara, Afyonlulara açıktır” ifadelerini kullandı.

“MEHMET ŞİMŞEK’İN DİLİNİN ALTINDAKİ BAKLAYI DUYDUNUZ”
Ciddi bir ekonomik sıkıntı ve krizin olduğunu söyleyen Özel, şu ifadeleri kullandı:
– “31 Mart’a kadar hükümet bekliyor ama sonrası için Mehmet Şimşek’in dilinin altındaki baklayı duydunuz. ‘Sıkı para politikası uygulayıp, kemerleri sıkacağız ve acı reçeteyi içireceğiz’ diyor. 1 Nisan oldu da eğer AK Parti yine Afyonkarahisar Belediyesi’ni aldıysa, oyları AK Parti ve MHP aldıysa, 2 Nisan günü ne emekliyi duyarlar ne işçiyi ne esnafı ne çiftçiyi ne işsizi ne de öğrenciyi duyarlar. Kimseyi duymazlar. 1 Nisan olduysa ertesi gün yapacak bir şey yok.
– Ama 1 Nisan’dan bir gün önce 31 Mart’ta seçim var, mühür var, yetki var. Eğer bu sefer AK Parti’ye ‘Yeter artık’ derseniz, bir sarı kart gösterip, kırmızı ışık yakar ve ‘Bıçak kemiğe dayandı’ derseniz, ondan sonra herkes hesabını ona göre yapacaktır. Bugün iktidardaki gücü mutlaka dengelemek, genel iktidarı yerelden dengelemek zorundayız. Bunu yapmadığımız takdirde kimsenin bizim sesimizi duyacağı yok. Ondan sonra uzun süre seçim de yok. Dönüp size bakacak kimse de yok. Ya sizin sesinizi duyacaklar ya da bu seçimlerde artık hiçbir AK Partili ve MHP’li bu kadar zamma, enflasyona, hayat pahalılığına dayanamaz.”

“ESKİ İTTİFAK ORTAKLARIMIZI HAİN İLAN ETMEYİZ”
Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
– “Geçen seçimleri Cumhur İttifakı kazandı. Onun gücünü yerel seçimlerde dengelemek lazım. Onun için de yerelde güçlü bir ittifak lazım. O ittifakın adı ‘Türkiye İttifakı’dır. Herkesi ‘Türkiye İttifakı’na davet ediyorum. Geçmiş seçimlerde birlikte olduğumuz, listelerimizde yer alan, ittifak yaptığımız bütün ortaklarımızın çok kıymetli seçmenlerini hayat pahalılığına ‘Dur’ demek için hep birlikte ‘Türkiye İttifakı’ndayız. Eski dosttan, düşman olmaz. Dün birlikte olduklarımıza bugün kötü söz söylemeyiz. Eski ittifak ortaklarımızı hain ilan etmeyiz.
– Daha bir gün önce Tayyip Bey, miting meydanlarındaydı. Yeniden Refah Partisi’ne, Erbakan Hoca’nın oğluna, demediğini bırakmadı. Geçtiğimiz günlerde ‘İp cambazı’ demişti. Şimdi de ‘Bana kaybettirmek için türlü türlü numaralar çekiyor’ demiş. Bakın, geçen mayıs ayında Yeniden Refah Partisi’ni ittifakına aldı ondan kıymetlisi yoktu. Ne yapmış? Yeniden Refah Partisi bir belediye başkan adayı çıkarmış. Ondan kötüsü yok. Hakaretler, iftiralar. İşte bir tarafta ‘Eski dosttan düşman olmaz’ diyen Cumhuriyet Halk Partisi, bir tarafta Erbakan Hoca’nın oğluna ‘Hokkabaz’ diyen, hedef gösteren Cumhur İttifakı. Cumhur İttifakı korku ittifakıdır. Tehdit eder, küfreder, şeytanlaştırır. ‘Türkiye İttifakı’ ise iyi sözden şaşmaz.”

“PARAMIZIN DEĞERİ 131 DOLARDAN 6 DOLARA DÜŞMÜŞ”
En büyük sıkıntıyı emeklilerin çektiğini, Türkiye’de insanların yüzde 70’inin en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını dile getiren Özel şunları kaydetti:
– “Cepteki ve piyasadaki en büyük banknot 200 lira. Bu 200 lira 2009 yılında ilk çıktığında 131 dolar alıyordu. O dönem dolar 1 lira 35 kuruşmuş. Şimdi aynı 200 lira 6 dolar alıyor. Paramızın değeri 131 dolardan 6 dolara düşmüş. Sucuğun kilosu geçen sene 395 lira, bu sene 875 lira. En düşük emekli maaşı geçen sene 7 bin 500 liraydı ve geçen sene 19 kilogram sucuk alıyordu. Bu sene 10 bin lira ama 11 kilo sucuk alıyor. Ramazan mübarek gün geliyor. Bu hükümet geçen ramazandan bu ramazana emeklinin iftar, sahur sofrasından, buzdolabından, mutfağından tam 8 kilo sucuğu çalmış.
– Tayyip Bey’e ‘Emekli kart çıkartalım. Emekliye verilmeyen 17 bin lira ile 10 bin liranın farkını her emeklinin maaşına 7’şer bin lira olarak yatıralım. Ayrıca elektrik, su ve doğal gazı emeklilere yüzde 25 ile 40 arasında indirimli verelim’ diyorum. O ‘7’şer bin lirayı bile veremeyiz, 1,4 trilyon para gerekiyor, bizde böyle bir para yok’ diyor. Tayyip Bey, Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1,4 trilyon yoksa vay bizim halimize. Ben hesabı yaptım, 1,4 trilyon değil tam yarısı lazım. 700 milyar verildiğinde bu iş çözülecek ama ‘Vallahi yok’ diyor.”
Özel, konuşmasının ardından CHP Uşak merkez ve ilçe belediye başkan adayları için destek istedi.
Buluşmaya Özel’in yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Uşak Belediye Başkan adayı Özkan Yalım, CHP Uşak İl Başkanı Sevinç Yazgan, il gençlik kolları, il ve ilçe başkanları ile çok sayıda partili katıldı.
]]>Geçen hafta düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun, Birleşmiş Milletlerin Antalya’da bir araya gelmesine vesile olduğunu; ikili ve çoklu gelişmelerle daha acil ve merhametli bir dünyanın geleceğine dair karşılıklı görüş alışverişinde bulunulduğunu belirten Akbaşoğlu, Türkiye’nin diplomasi gücünün yeniden bütün dünyanın gündemine geldiğini vurguladı.
ERDOĞAN-ABBAS GÖRÜŞMESİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya geldiğini anımsatan Akbaşoğlu, görüşmede, İsrail’in Gazze’deki vahşet ve soykırımının nasıl durdurulması gerektiği konusunda yol haritasının ele alındığını söyledi. Akbaşoğlu, “Gazze’deki insanlık dramı başta olmak üzere yeryüzünün her köşesinde savaş ve katliamlarla gündeme gelen bu süreçlerin, insanlığın huzur ve barış içerisinde bir arada yaşayabileceği bir küresel düzene, gerçek bir Birleşmiş Milletler düzenine evrileceği günleri de inşallah önümüzdeki yıllarda hep beraber idrak etmiş olacağız.” diye konuştu.
YEREL SEÇİMLER
Türkiye’nin 31 Mart’ta yerel yönetimler için sandık başına gideceğini ifade eden Akbaşoğlu, “Burada ‘algı ve illüzyon belediyeciliği mi yoksa gerçek belediyecilik mi?’ sorusunu cevaplamamız gerekecek. İnsanımızın hayatını kolaylaştıran, ulaşıma çözüm üreten, dirençli şehirlerle mekanları sağlamlaştıran, insanımızın deprem gerçeği karşısında canını, malını koruyabileceği bir belediyecilik anlayışı mı, yoksa bol bol vadedip o vaatlerin hiçbirisini yerine getirmeden aldatma ve kandırma siyasetiyle tekrar yola devam etmek mi? Bunların hepsini milletimiz kendi vicdanında takdir edecek ve özgür kararını ortaya koyacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kullandıkları seçim sloganlarını eleştiren Akbaşoğlu, şunları söyledi:
“Ankara’nın CHP’li belediye başkanı ‘az laf çok iş’ diyor. Söz güzel ama gerçek ne? ‘Az laf çok iş’ diyor, hiçbir iş yapmıyor. Söylem başka gerçek ise bambaşka. Bu konuda Ankaralılara en büyük destek, onların rahat erişebileceği, ulaşabileceği hizmet ve eserlerin yaygınlaştırılması, bu hizmet ve eserleri üretmek değil mi? Aslında kendisi de bunu itiraf ediyor, ‘benden hizmet ve eser beklemeyin. Ben sadece destek vereceğim’ diyor. En büyük destek hizmet ve eser üretmek ve bütün Ankaralıların buna erişimini kolaylaştırmak ve sağlamak. Bu konuda Ankaralılar kararını verirken ‘az laf, çok iş’ deyip de hiçbir hizmet ve eser üretmeyen CHP’li belediye başkanına gerekli cevabı sandıkta verecek.
İstanbul’un CHP’li Belediye Başkanı ‘İstanbul başardı’ pankartlarıyla caddelere, sokaklara hitap etmeye çalışıyor. Bunu kendi kendine ifade ediyor ama İstanbulluya sorduğunuzda ‘Ekrem İmamoğlu’na 5 yıl fırsat tanıdık, vaatlerini yerine getirmedi, beceremedi, başaramadı’ diyor. Böyle göz boyayıcı pankartlarla İstanbulluyu kandırabileceğine kendi kendini inandırmış bir profil çizen İmamoğlu da gerçekle yüzleşecek. 31 Mart’ta İstanbul muradına erişecek, Murat Kurum’a kavuşacak, gerçek belediye başkanı nasıl olurmuş İstanbullu bunu görecek.”
İzmirli vatandaşların da CHP’li büyükşehir belediyesinin yönetiminden bıktığını ifade eden Akbaşoğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Hamza Dağ’ın İzmir’de güzel bir sürpriz yapacağına inandığını dile getirdi.
Akbaşoğlu, “Bütün seçmenlerimiz, 31 Mart’ta, algı ve illüzyon ile hizmet ve eseri, belediyeciliğin odak noktasına yerleştiren anlayışları tartacak; daha fazla hayatını kolaylaştıracak belediyecilik anlayışına, emanete hıyanet etmeyecek belediye başkanı profiline, Türkiye Yüzyılı belediyeciliğine, Cumhur İttifakı’na ‘evet’ diyecek. Buna yürekten inanıyorum. Yapılan kamuoyu yoklamaları da zaten bu yönde mesajlar veriyor.” ifadelerini kullandı.
EMEKLİ MAAŞI AÇIKLAMASI
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Akbaşoğlu, “Emekli maaşlarına yönelik 31 Mart’a kadar yeni bir iyileştirme, düzenleme yapılabilir mi?” sorusu üzerine, yerel seçimler nedeniyle 31 Mart’a kadar TBMM’nin olağanüstü toplanmasının gündemlerinde olmadığını söyledi.
Meclisin muhtemelen nisan ayının ortalarında çalışmalarına başlayacağını anlatan Akbaşoğlu, “O tarihten itibaren bu hususları müzakere edeceğiz ve haziran sonu temmuz başı itibariyle de emeklilerimiz başta olmak üzere bütün çalışanlarımızla ilgili daha iyileştirici, alım gücünü arttırıcı değerlendirmelerimizi hep beraber kamuoyuyla paylaşacağız ve buna dair düzenlemelerimizi de inşallah gerçekleştireceğiz.” dedi.
]]>‘HIZIR GİBİ YETİŞECEKSİN’
Bir asfalt atarsın, bir alt geçit yaparsın üç ay sonra herkes unutur. Belediye demek, doğumdan ölüme kadar kentte yaşayan her insanın her derdi ile ilgilenmek demektir. Eğitim, sağlık, esnaf, iş dünyası, işsizler, işçiler hepsi bunun içine girer. Benim belediyecilik anlayışım darda kim varsa hızır gibi yetişip yanında olmaktır, gerisi boş.
32 BİN EMEKLİYE YARDIM
Bugüne kadar bir Allah’ın kuluna partizanlık yapmadık, herkes kardeşim. Oy versin vermesin her iradeye saygılıyım. Beş yıldır herkesi kucakladık. Az laf, çok iş… 32 bin emekliye düzenli destek oluyorum. Emeklilerimizin bir çoğunun 2. iş yapma imkanı yok. Aç kalmalarına elbette izin veremeyiz. Rakibimin belediye başkanı olduğu Keçiören’de 50 bin aileye 5 bin emekliye, 60 bin öğrenciye destek veriyoruz. 16 bin çocuğun servis ücretini biz ödüyoruz.
‘AÇ KALSINLAR SİZ YAPMAYIN’
Okul kantinlerinde öğrencilere alışveriş hakkı tanıyoruz. Kırtasiye ve sınav ücreti veriyoruz. Kantin yardımı yapmamızı engellemek istiyorlar ‘Aç kalsınlar, siz yapmayın’ diyorlar. Ülkemiz maalesef bu hale geldi. Hukuk olmayan bir ülkede insan hakları gelişmez. En önemlisi bir belediye başkanının kafasına göre para harcamasının önüne geçilmesi lazım. Bizim makam mevki isteyecek halimiz yok. Seçildim her şeyi yaparım anlayışımız da yok.
ÜÇ BİN LİRALIK METRO
Keçiören-Ovacık metro projesini bitirdim. Fakat Ovacık’ta bakım istasyonu için yer lazım. Keçiören Belediyesi’nden istedik vermediler. ‘Metro yapacağız’ diyorlar ama ben yapmasam elinde proje bile yok. Bir de ‘Havaalanına metrosu olmayan tek şehir Ankara’ diye şikayet ediyorlar. Benden önce 25 yıllık dönemde yapılmadı. Bu yılki bütçeye de 2024 bütçesine üç bin lira koymuşlar sonra da ‘Keçiören metrosu yapılacak’ diye pankart açıyorlar. Büyükşehir başarısız olsun diye kendi ilçelerine eziyet ettiler.
Vatandaş pahalılıktan krizden dert yanıyor!
Semt pazarları ile çarşıları da dolaşan Yavaş, esnaf ve vatandaşlarla sohbet ediyor. Vatandaşlar fiyatların pahalılığından yakınırken esnaf da maliyetlerin her geçen gün yükselmesinden ve akaryakıta gelen zamlardan dolayı ulaşım maliyetlerinden şikayet ediyor. İlçe belediye başkan adaylarını da vatandaşlara tanıtan Yavaş, kendisine iletilen sorunları da not ettiriyor. Yavaş her gittiği yerde sloganların yanı sıra “Son Dinazor Bükücü… Domates Alacaksan Ayaş, Başkan Seçeceksen Yavaş… Tatlı mısın, Şeker misin Bal mısın?… Yavaş Gardaşım Yavaş’’ gibi esprili pankartlar ile de karşılanıyor. Apartmanların pencerelerinden kendisine seslenip, evlerine çaya davet edenler de oluyor.
Çakarlara son verdi “Az laf, çok iş” dedi
ABB Başkanı Mansur Yavaş hergün en az iki miting yapıyor, Sivil Toplum Kuruluşları ile derneklerin toplantılarına katılıyor, her gittiği yerde de hem geçen 5 yıldaki çalışmalarını anlatıyor, hem de bundan sonra yapmayı planladığı projelerini gündeme getiriyor. Ankara’nın tüm ilçelerine birden fazla giden ve Seçim Koordinasyon Merkezleri açan Mansur Yavaş sadece bir koruma ve bir şoför ile birlikte ve “Az laf, çok iş” sloganı ile başkenti dolaşıyor. Göreve geldiğinden bu yana çakarlı araç da kullanmayan Yavaş, 5 yıl önce koltuğa oturduktan hemen sonra belediye araçlarından çakar lambaları söktürmüş, belediye binalarındaki odaların duvarlarına kendi fotoğrafının asılmasını da yasaklamıştı.
ÇILGIN PROJE NE İŞE YARAR?
Yavaş’a yöneltilen sorulardan biri de “Çılgın projeniz var mı?” oluyor. Yavaş ise “Benim en büyük projem Ankaralıyı zengin etmek. Kimse aç ve açıkta kalmasın dedik. Destek alan ailelerin çocukları da yaşıtları gibi aynı şartlarla hayata başlasın istedik. Belediyecilik budur, yoksa iki asfalt iki beton atmak, çılgın proje değil. Bütün Türkiye gördü onların çılgın projelerini, ikide bir her şeye zam geliyor. İnsanlar iktidarın kapısına gidemiyor, ‘Mansur baba’ diye bana geliyor.’’ cevabını veriyor.
HESAP BU DÜNYADA VERİLİR
Yavaş belediye başkanları arasında mal beyanını açıklayan ilk isim oldu. Yavaş bu konuda da “Benim gibi herkes de açıklamalı, göreve geldiğinde neymiş, görevden sonra ne olmuş, vatandaş görsün. Biz görev süremiz boyunca her şeyin hesabını vererek çalıştık. Ankara’nın gerçek ihtiyaçlarını tespit edip iş yaptık, kaça yaptığımızı da açıkladık. Ama ‘Ben öbür dünyada Allah’a hesap veririm’ deyip sıyrılanlar var. Bu dünyada hesabını vermeyen öbür dünyada hiç veremez.” diyor.
İşte pankartların dili



“MAL BEYANININ HESABINI VEREMEYEN SANDIKTA HESABINI VERECEK”
Açılışta konuşma yapan Yavaş, şunları söyledi:
* “Göreve başladığımızdan beri Ankara halkının parasını sadece ve sadece ihtiyaçlar için kullandık. ‘Çılgın proje’ diye hiçbir projenin içerisine girmedik. İyi bir belediye başkanı için en çılgın proje kendi kentinde yaşayan insanların hiçbir şekilde mağdur olmayan, durumu iyi olanla olmayanın eşit bir şekilde yaşamasını sağlayan belediye başkanıdır. İyi bir belediye başkanı içinde insan olmayan hiçbir projeye bir kuruş para ayırmayan belediye başkanıdır.
* Şeffaf bir şekilde ortak akılla yönetiyoruz. 4 binin üzerindeki ihalemizi canlı yayınladık. Kendim mal beyanımı yayınladım. 2019’da neymiş 2023’te ne olmuş bunu milletimin bilmesini istedim. Hala bekliyorum rakiplerimden. Tık yok. Sakladığınız bir şey mi var? Yuhlamaya gerek yok. Sandıktır bunun cevabı. Mal beyanının hesabını veremeyen sandıkta hesabını verecek. Halka hesap veremeyen öbür dünyada zaten hiç hesabını veremez.”
“ANKARA HALKININ PARASINI İSRAF ETMEDEN KULLANIYORUZ”
Mansur Yavaş, bugün yine bir ilki gerçekleştirdiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2019’da yılında belediyeyi aldığımızdaki mali durum nedir, 2023 yılı sonundaki mali durum nedir açıkladık. O kadar iş yaptık. 1.9 milyar dolara yakın borcumuz azaldı çünkü Ankara halkının parasını israf etmeden kullanıyoruz. Mamak’ta yaptığımız hizmetleri biliyorsunuz. Bugün açılışını yaptığımız Mamak Mutlu Aile Yaşam Merkezi 25 bin metrekare ve 7 katlı. İçerisinde gençlik merkezi, çocuk kulübü, aile danışmanlık merkezi, dernek ve kadın danışma merkezi var. 23. kreşimiz burada açılıyor. E-spor merkezimizi de burada açmış bulunuyoruz. Aynı zamanda burada günümüzün en önemli sorunu bağımlılıkla mücadele ve dayanışma merkezi de bulunuyor. Konferans salonumuz var, kütüphanemiz var, kafeteryamız var, teras gibi ortak kullanma alanları var. 2 tane yüzme havuzu var. Burayı Mamak’ta yaşayan halka hayırlı olsun diyerek açıyoruz.
“BOY BOY FOTOĞRAFLARINI ASAN ŞAHIS NEREDE?”
Mansur Yavaş, bölgenin en büyük sorununun kentsel dönüşüm olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
* “Kentsel dönüşümle ilgili Allah nasip ederse önümüzdeki dönem mağdur bir tane vatandaş kalmayacak. Güzel hizmetlerimize devam edeceğiz. Bir tek ihtiyacımız var Mamak’ta. Geçen seçim yüzde 51 oy verdiniz. Şu andaki anketlerde 60’ın çok üzerinde görünüyor. Ama ne oldu? Yerel belediyeyi kazanamadığımız için Belediye Meclisinde olanları gördünüz. Boy boy her taraflara fotoğraflarını astılar. Ankara’da 5 yıl boyunca benim bir tane fotoğrafımı görmediniz. Demek ki marifet fotoğrafta değilmiş. Biz oy rekoru kırarak yeniden seçime girerken bu Belediye Meclisinde sürekli engel olan, boy boy fotoğraflarını asan şahıs nerede? Siyasetin karanlık çöplüğünün içerisinde.
* Onun için diyorum ki belediye başkanları bırakın belediyenin parasıyla reklam yapmayı. İşinize bakın. Ankara halkı beni seçti. Sizi de Mamak halkı seçti. Beraber el ele tutuşsaydık, Mamak’a hizmet etseydik olmaz mıydı? Yapmadılar. İşte bu eksikliği şimdi gideriyoruz. Allah nasip ederse artık el ele tutuşacağımız bir belediye başkanı var. Köstek olan değil, engel olan değil, benim de göremediğim bazı eksikliklerimizi bize gösterecek, bir an evvel Mamak’ta, Çankaya’da, Yenimahalle’de ne varsa yerine getirmek için el ele kol kola çalışacağız. 1 Nisan’da rekor oyla belediyenin önünde hem Mamaklıları hem Ankaralıları bekliyorum.”
]]>“BÜTÜN ANKARALILARIN GÖNLÜNÜ KAZANDI”
Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “Hikaye 2014 yılında başladı. Aslında menzile ulaşıyordu, başarılıyordu. Ancak o karanlık gecenin ardından bir 5 yıl ileriye kaldı. 2019 yılında Mansur Yavaş, Ankara’nın bütün demokratlarıyla buluştu. Ankara’nın sosyal demokratlarını, milliyetçi demokratlarını, muhafazakar demokratlarını bir araya getirerek bir büyük ittifakla Ankara ittifakıyla ilk önce seçimleri kazandı. Ardından kendisine oy veren, vermeyen bütün Ankaralıların gönlünü kazandı.
“CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI SEÇERSENİZ ANKARA’YI BURAYA GETİRİRSİNİZ DİYORUM”
* Mansur başkanı Ankara’da anlatmak kolay. Ancak onu ben sadece Ankara’da anlatmıyorum. 81 bir ilde bine yakın ilçede nereye gittiysek Mansur başkanımızı anlatıyoruz ve şunu söylüyoruz. Herkesi Ankara’ya götüremeyiz. Herkese Mansur başkanın yaptığı hizmetleri Ankara’dan sunamayıp herkese Ankara kart veremeyiz, her sofraya her ay et koyamayız. Herkese doğal gaz yükleyemeyiz. Çünkü onlar ancak Ankara’da olabiliyor. Ama eğer siz beldenize, ilçenize, büyük şehrinize, bir CHP’li belediye başkanı seçerseniz Ankara’yı buraya getirirsiniz diyorum. Ankara’yı buraya getirirsiniz.
“MANSUR YAVAŞ DEMEK HALKÇI BELEDİYECİLİK DEMEK”
* Mansur Yavaş’ı Doğu Anadolu’da, İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Marmara’da, Akdeniz’de, Güneydoğu Anadolu’da, inanarak, güvenerek, övünerek anlatıyoruz. Çünkü Mansur Yavaş demek halkçı belediyecilik demek dayanışma belediyeciliği demek insanı merkeze alan, kimseyi ayırmayan, siyasi parti ayrımlarının, etnik farklılıkların ve tensel farklılıkların görülmediği, insana sen olarak değer verildiği gerçek bir belediyecilik, gerçek bir şehircilik demek.
* Gençler ‘Mamak’ diye ‘Özgür Mamak’ diye tezahürat yapıyorlar. Biraz önce Sayın Yavaş çok anlamlı bir hatırlatmada önemli bir talepte bulundu ve size bir emanet bıraktı. Gerçekten Mansur Yavaş’ın yaptıklarını dakikalarca, saatlerce anlatabiliriz. Ama isteyip de yapamadıkları var. Desteği alamadığı için yapamadıkları var. Onun özelliği mazeret söylemiyor. Şikayet etmiyor ama eli kolu bağlı bu kadar hizmet yapan Mansur Yavaş’ın büyükşehir belediye meclis çoğunluğu elinde olduğunda bu 5 yılda neler yapacağını siz düşünün arkadaşlar.
“REKOR OYLA MANSUR YAVAŞ’I YENİDEN SEÇECEK”
* Hal böyle olunca en kritik belediyelerden bir tanesi Mamak. Aslında yirmi beş yıldır sosyal demokrat belediyeciliğe, halkçı belediyeciliğe hasret. Aslında gücümüz var. Zaman zaman kendi hatalarımızdan zaman zaman talihsizliklerle Mamak’a CHP’nin halkçı belediyeciliğin, eşitlikçi belediyeciliği, yoksulu gören, yetimi kollayan, kadına, gence olanaklar yaratan dezavantajlı grupları mutlaka kayıran engelliler için kenti yaşanılabilir bir cennete çevrilecek belediyecilik için maalesef bugüne kadar beklemek zorunda kaldınız.
* Bakın Mamak geçen seçimlerde büyükşehire verdiği oydan memnun. O oyunun arkasında ve oyu arttırarak bir rekor oyla Mansur Yavaş’ı yeniden seçecek.Ancak, geçen sefer verdiği ilçe belediye oyundan hiç memnun değil. Burnundan fitil fitil geldi. Mamak’ın parası çarçur edildi. Kişisel harcamaları harcandı. Reklamlara, panolara olarak kondu. Ama hizmet yerine kavga yapmayı tercih ettiler. Mamak’a hizmet getirmek yerine büyükşehirde Mansur başkana muhalefet etmeyi, ona çelme çakmayı tercih ettiler.
“ANLAYIŞIMIZ OY YOKSA HİZMET YOK ANLAYIŞI DEĞİLDİR”
* Çankaya’nın dibinde Mamak gibi bir ilçenin bu kadar geride bırakılmasına, hak ettiği hizmeti alamamasına ve adeta başkentin ortasında kaderine terk edilmiş olmasına itiraz ediyoruz. Bizim anlayışımız oy yoksa hizmet yok anlayışı değildir. Kazanınca Tuzluçayır da bizimdir, Yeşilbayır da bizimdir. Şair diyor ya, ‘Mamak’a sonbahar’ geldi. Artık Mamak’ın sonbaharı yetti, kışı yetti, rahmet yağıyor, rahmetle geldik, uzatmayalım ama 31 Mart’ta bu sefer Mamak’a bahar gelecek yan gelecek hepimizin yüzü gülecek. Artık çocukların kreşe Çankaya’ya gitmediği, yoksullukla, çöple, geri kalmışlıkla konuşulmayan bir Mamak için bugün 31 Mart günü fermanı bizde, elinizdeki mühürde.
“ERDOĞAN’A OY YOK”
* Tayyip Erdoğan, emeklinin cebinden her ay 5.5 çeyrek altını almıştır. Emekliler sandıkta hesabını soracak mısınız? Ben emeklilere 7’şer bin lira seyyanen zam verelim, mağduriyeti giderelim dediğimde, ‘Para yok’ dedi. Uçan saraya, yüzen saraya, kışlık saraya, 300 arabalık konvoylara para var, beşli çeteye, yandaş müteahhide para var. Emekliye gelince para yok. Madem emekliye para yok. 31 Mart’ta da Tayyip Erdoğan’a oy yok.
“MİLLİYETÇİLİĞİNİ SORGULAMAK KİMSENİN HADDİ DEĞİLDİR”
* Devlet Bahçeli çıkmış, ‘Ankara’ya altı ok lazım değil, Altınok lazım’ diyor. Ey Bahçeli o altı oktan bir tanesi milliyetçiliktir. Ne CHP’nin ne Veli başkanın ne Mansur başkanın milliyetçiliğini sorgulamak kimsenin haddi değildir. Bunu böyle bilsin. 31 Mart sadece bir yerel seçim değil artık mazlumların, mağdurların, yoksulların, emekçilerin, emeklilerin, çiftçilerin, köylülerin, esnafların, kötü gidişine durduracağız, yarınlara hep birlikte güvenle bakacağımız gün başlangıç günüdür. Biz o güne inanıyoruz. Biz sizlere güveniyoruz. Biz sizin bu seçimi kazanacağınıza ve bu tarihi yazacağınıza inanıyoruz.”
]]>Açılışta Yavaş’ın yanı sıra CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol ve CHP Sincan Belediye Başkan Adayı Veysel Alkan yer aldı.

Oldukça kalabalık bir kitleye seslenen Başkan Yavaş, 5 yıl hiç kimseyi ayırmadan adil bir şekilde hizmet ettiklerini ve bunun sonucunda burada coşkulu bir kalabalıkla karşılandıklarını belirterek, “Ankara halkının tümü para veriyor, vergiler veriyor. Biz de bunlardan maaşımızı alıyoruz. O zaman hiç kimseyi ayırmadan hizmet etmemiz gerekiyordu. Şuradan bu oy çıkmış, buradan bu oy çıkmış; bunu yapmak için vicdansız olmak lazım. Seçime kadar rekabet yaparsınız, seçimden sonra artık herkesin başkanı olursunuz” dedi.
Bütün ihaleleri canlı yayınladıklarını belirten Başkan Yavaş, “Bütün başkanlara şunu söyleyin; ‘Yaptığınız ihalelerde verdiğiniz para bizim paramız, siz de canlı yapın’ diyeceksiniz. 5 yıldır defalarca Sincan’a geldim. Hiçbirine çakarlarla, konvoylu araçlarla gelmedim. Bir minibüs, bir şoför, bir koruma. Çünkü hiçbir Sincanlıya, hiçbir Ankaralıya kötülük yapmadım ki kimden kötülük göreyim? Çakarlı araçlarla gezenler var ya sizlerin parası ile geziyor. Bunu bilin” diye konuştu.

’30 BÜYÜKŞEHİR İÇİNDE KREDİSİ EN YÜKSEK BELEDİYEYİZ’
Hiçbir reklam yapmadığını söyleyen Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
“5 yıl boyunca fotoğrafımı hiçbir yerde görmediniz. Belediyenin parasını kendi reklamamızda kullanmadık. Yılda bir defa televizyona çıkarım. Böyle sade yaşadığınız için bir rekor oy ile seçilirken onlar siyasetin çöplüğüne gidiyorlar. ‘Küçük bir yerin belediye başkanı kalkıp da Ankara’yı mı idare edecek’ dediler.
Kendileri annelerinden büyükşehir belediye başkanı olarak doğdular ya herkesi küçümserler. Yönetemez dedikleri Mansur Yavaş’ın belediyesi, Türkiye’deki 30 büyükşehir belediyesi içerisinde kredisi en yüksek belediye olarak ilan edildi. Bu Mansur Yavaş, uluslararası şeffaflık ödülünü aldı.

Biz en az onlar kadar kavşak yaptık, Hiç reklam yaptığımızı gördünüz mü? En az eski dönem kadar asfalt attık. Ama ben bunları belediyecilik olarak saymıyorum. Asıl belediyecilik nedir biliyor musunuz? Bir, dürüst olacaksın; iki, şeffaf olacaksın; üç, hesap verecek. Buralardan başlar. Benim anlayışıma göre bir belediye başkanı bir kentin hem annesi hem babasıdır.
Ankara’da dara düşen kim varsa belediye hızır gibi yanında olmuştur. 200 bin aileye 3 yıldır doğal gaz veriyorum, onları evinde üşütmüyorum. 200 bin aileye düzenli bir şekilde et yardımı yapıyorum ki çocuklar gelişme güçlüğü çekmesin diye.
Ben Keçiören’de 50 bin aileye destekte bulunuyorum. Rakibim şimdiye kadar Keçiören’de bir emekliye destek olmuş mu? Hiç kimse kimin ne aldığını bilmiyor. Bir elin verdiğini diğer el görmüyor. Bizim inancımıza en uygu şekil budur.
50-60 bin ortaokul, lise öğrencisine kart veriyoruz. Okula ücretsiz gelip gidiyorlar. Birçok küçük çocuğun servis ücretini ödüyoruz. 13 bin küsur öğrencinin kantinden alışveriş yapmasını sağlıyoruz”

“BENİM ARTIK SON DÖNEMİM”
Ardından Keçiören ilçesine geçen Yavaş, CHP Keçiören Belediye Başkan Adayı Mesut Özarslan ile birlikte Atapark Mahallesi’ndeki seçim koordinasyon merkezini açılışını yaptı. Burada halka hitap eden Yavaş, “Benim artık son dönemim. Bu hizmetleri bir dönem daha yapıp, Türkiye’yi Mansur Yavaş belediyeciliğini öğretip bırakacağım. Herkes bizim peşimizden gelecek. Onun için bir 5 yıl inşallah Mesut başkanla el ele vererek Keçiören’in bütün problemlerini ortadan kaldırmak, sırt sırta vererek çalışmak istiyoruz” dedi.
]]>“BU ZİHNİYETİN SONU GELMİŞTİR”
Keçiören Belediye Başkan Adayı Mesut Özarslan’ın da katıldığı buluşmada Yavaş şunları söyledi:
* İşbaşına gelir gelmez belediye meclisine ilk yaptığım konuşma şuydu; sevgili belediye meclis üyelerimiz, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak beni seçti bu halk. İlçelerde farklı tercih kullandı, saygımız sonsuz, hepimiz buna saygı duymak zorundayız. Ben bundan sonra sizlerle birlikte iş birliği yapıp Ankara’nın bütün ilçelerine gereken çalışmaları yapıp, projelerimizi gerçekleştirmeye destek olacağım. Ve asla hiçbirinizi de ayırmıyorum. Elinizi tutun, hep beraber güzelce hizmet edelim. Fakat maalesef belediye başkanlığından bir ikisi hariç daha hiçbiri benim odamı dahi görmedi. Neden? Çünkü patilerini ilçelerinden çok seviyorlar.
* Lafa geldiği zaman her şey Keçiören için, her şey Çubuk için, her şey Nallıhan için demesini biliyorlar. Hani ben de partizanlık olsa şuradan az oy aldık desem, yaklaşmasam amenna. Böyle siyaset olmaz, idarecilik de olmaz. Bakın bu kardeşiniz Ankaralının hakları için Cumhurbaşkanıyla görüşüyor, bakanlarla görüşüyor. Bir yerim mi eksiliyor? Sonuçta Ankara halkının yararına olan işlerle görüşüyorum. Onların talebi diyorum. Onun yetkisinde olan şeyleri istiyorum. Peki sizler neden Ankara halkının seçtiği Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nı niye yok sayıyorsunuz? Bu nedenle artık bu zihniyetin sonu gelmiştir. Ankara halkı kendisiyle elele tutuşacak belediye başkanlarını seçecektir.

“ANKARA İÇİN NE İSTEDİYSEK HEPSİNE ‘HAYIR’ DEDİLER”
* Ankara için ne istediysek bu başarılı olmasın diye hepsine ‘Hayır’ dediler. Yarın bir gün bunların hepsini televizyondan da göstereceğiz. Tüm ihale canlı yayınlıyoruz. Halka hesap veriyoruz, hesap vermek zorundayız. Birine siz borç verseniz, har vurup harman savurduğunu görürseniz ne dersiniz? Kaldı ki bize emanettir bu paralar. Biz bunları sadece sizin ihtiyaçlarınız için harcamamız lazım. Bir nereye harcayacağımızı soruyoruz. Kent Konseyi’yle toplanıp sivil toplum kuruluşlarıyla beraber öncelikli yatırımlar ne olması gerekir, Ankara’nın gerçek ihtiyaçları nedir onları tespit ediyoruz. Aynı zamanda kaça yapıyoruz, bunların hepsinin biz size hesabını veriyoruz. Ama lafa geldiği zaman ‘Ben bu dünyada hesap vermem, öbür dünyada Allah’a hesap verin’ deyip sıyrılıyorlar.
* Ben de diyorum ki; artık bu işler bitsin, şaibeler bütün belediyelerin üstünden kalksın Türkiye’de. Artık siyaset kolay kazanma, kar kapısı olmasın. Herkes mal beyanını açıklasın. Göreve geldiğinde neymiş, görevden sonra ne olmuş, bunu bir görsün. Bu dünyada hesabını veremeyen öbür dünyada hiç vermez. İki, sizden aldığımız paraları harcarken israf yapamayız. Çakarlı arabalarla, konvoylarla, lüks araçlarla gezemeyiz. Kimse vatandaşın parasıyla sefa süremez. İsraf edilmiş tek bir yatırımımız yok. Ankara halkını kalkındıracak kırsal kalkınma çalışmalarımız, desteklerimiz var. Şimdiye kadar hiçbir belediye bizim kadar destek olmadı. İklimde değişikliği nedeniyle önümüzdeki yıllar açlık ve kuraklık getirecek. Üretilmesi lazım. Bu nedenle çiftçilere destek oluyoruz.

“DESTEĞE İHTİYACI OLAN AİLELERİ GÖZETMEK BOYNUMUZUN BORCU”
* Şimdi bir kentin annesi, babasıysak biz, bizim kentimizde yaşayan, desteğe ihtiyacı olan aileleri gözetmek boynumuzun borcudur. Biz gelmeden yardımları kesecek dediler ne oldu? İşçileri çıkaracak dediler. Ne oldu? Kendileri çıkarttılar değil mi? Kendi belediyelerinden kendilerini çıkarttılar. Emeğiyle çalışan herkes mesai arkadaşımızdır dedik. Sosyal destek de tarihinde görülmediği kadar yapılıyor. Başkent Kart üzerinden yapılıyor. Esnaflar da para kazanıyor. Biz elin verdiğini de diğer el görmüyor.
* Şimdi en son başımıza gelen işler şunlar; Keçiören Köprüsü’nü, Fatih Köprüsü’nü yapacağız. Animasyonunu yayınladık. Ankara Üniversitesi’yle de anlaştık, protokol imzalayacağız. Tam iki yıl oldu. Ve bu protokoller daha imzalanmadı. Ben de geçenki açılışımızda söyledim; Projesi hazır. Gerekirse yerin altından tünelde geçip illa ki orayı da rahatlatacağız. Keçiören-Ovacık metrosunun projesini ben bitirdim. Fakat Ovacık’ta bir tane bakım istasyonu için yer lazım. Keçiören Belediyesi’nden istedik vermediler. Ondan sonra ‘Biz metro yapacağız’ diyorlar. Elinizde metro projesi yok ben yapmasam.
* Keçiören-Havaalanı metrosunu yapacağız. Bir de onlar da şikayet ediyor. Diyorlar ki; ‘Havaalanına metrosu olmayan tek şehir Ankara’ diye. Siz neyi şikayet ediyorsunuz? 25 yıl benden önceki dönem aldı yapmadınız. 2022’den beri yatırım programında yapmadınız. Sizin ne şikayet etme hakkınız var? Bu yılki bütçeye de 2024 bütçesine üç bin lira koymuşlar. Açmışlar pankartları; ‘Keçiören metrosu yapılacak.’ İstanbul’la metro yarıştırıyorsunuz. Ankara’nın suçu günahı ne? Bugünkü büyükşehir başarısız olsun diye kendi ilçelerine maalesef eziyet ettiler. Şimdi artık değişim zamanı geldi.”
]]>“BEYPAZARI’NDAYKEN RAHATSIZ OLURDUM”
Mansur Yavaş, seçim çalışmaları kapsamında Yenimahalle ilçesinde esnafı ziyaret etti. Yavaş, ardından aynı bölgede salonda esnafla buluştu. Yavaş, ülkede korku siyaseti yapıldığını belirterek şunları söyledi:
– Kimseyi işten atmadık. ‘Çalışan herkes mesai arkadaşımızdır’ dedik. Allah’a çok şükür daha bugüne kadar ne bir üst düzey personelim savcılığa gitti, ne de hakkımızda bir soruşturma getirecek bir konu bulunamadı. Eskiden Beypazarı’ndayken müfettiş geldiğinde rahatsız olurdum.
– Küçük yer; ‘belediyeye müfettiş geldi’ deyince yerin dibine girerdik utancımızdan, millet yanlış anlayacak diye. Şimdi müfettişten rahatsız olmuyorum. Çünkü gelen müfettiş, varsa yanlış bir şeyi çıkartsın. Yoksa da iftira atanların yüzlerine vurulsun istiyoruz. Allah’a çok şükür, dediğimiz gibi, bugüne kadar hiçbir evrakımızla ilgili açılan bir soruşturma yok.
“GELİRLERİMİZDE BÜYÜK DÜŞÜŞ OLDU”
Yavaş, 2010-2019 yılları ortalaması belediye bütçesinin 2 milyar 20 milyon dolar olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
-Bizim ki 1 milyar 140 milyon dolar. Son yılın rakamıdır bu da. Yani gelirlerimizde çok büyük düşüşler oldu. Ayrıca eskiden ASKİ’den halka 1,6 dolara su satılırken, yani 50 liraya su satılırken şu anda 0,70 cent’e satıyoruz suyu. Sosyal yardım alanlar tonu 1 liradan alıyor, depremzedeler 1 liradan alıyor, öğrenci evleri de yarı fiyatına suyu kullanıyor.

– ASKİ’nin bütçesi de 550 milyon dolardan 225 milyon dolara düştü. Ve ilk defa geçen 2023 yılında eksi 5 milyarlık bütçe yaptık ASKİ’ye. Çünkü yıllardır Çevre Bakanlığı’nın, Devlet Su İşleri’nin bize bildirdiği taşkın sahalarıyla ilgili hiçbir şey yapılmamış. Her tarafı sel basıyor. Ama bir şey yapılmamış.
“İHTİYAÇ NEYSE BELEDİYE ONU YAPACAK”
Yavaş, görev süreleri içerisinde israfı ortadan kaldırdıklarını vurgulayarak, “Ben belediyeciliği ‘ben çok asfalt attım, ben çok beton diktim’ diye görmüyorum. İhtiyaç neyse belediye önce onu yapacak. 220 köyde kanalizasyon açıktan akıyor. Hiçbir ilçeye giderken ‘buradan bana ne oy çıkmış’ diye bakmadım. Köyün birinde kanalizasyon açıktan akıyor, orada çocuklar oynuyor, o köyde salgın tehlikesi varsa, bunların nereye oy verdiğinin ne önemi var?” dedi.
“KİMSEYE KÖTÜLÜK YAPMADIK”
Yavaş, sözlerini şöyle tamamladı:
– Belediye olarak siz öncelikle bu işi yapacaksınız. İnsanların sağlığını koruyacaksınız. 200-300 tane köyde hiç su yok. Hep tankerle gidiyor. Biz seçimden önce 1 köyde yok zannediyorduk. Bunların da büyük çoğunluğunu yerine getirdik. Bir şoför, bir koruma, bir minibüsle geziyorum. Çünkü hiçbir Allah’ın kuluna kötülük yapmadık. Kasti bir şey yapmadık. 5 yıl boyunca insanların verdiği oydan dolayı küçümseyen veya onlara laf atan bir tane benim sosyal medya açıklamam olmamıştır.
]]>AKP iktidarı, 30 Mart 2014’te dikkat çeken bir karara imza attı. 6360 sayılı kanun ile birlikte Türkiye’de büyükşehir belediyelerinin sınırları il mülki sınırı olarak belirlendi. Bu sınırlar içinde yer alan köylerin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürüldü. Köylerin mahalle haline dönüştürülmesi, köylerde yaşayan vatandaşların mülkiyetleri üzerinde ciddi tehdit oluşturdu.
Köylünün kullanımındaki mera arazileri, belediyelere ve hazineye devredildi. Ardından belediye ve hazine tarafından yok pahasına satılmaya başlandı. Tarım ve hayvancılık bitme noktasına geldi. Üretim olmayınca da ithalat eden bir ülke oldu Türkiye.
EYMÜR MAHALLESİ ARAPLARIN ELİNDE
Balıkesir onlardan biri… Eşsiz yeşil doğası ve ünlü koylarıyla araziler rant uğruna bir bir satılıyor. Doların yeşili seviliyor da ağacın yeşiline tahammül edilemiyor. 200 dönümlük Balıkesir’in Havran ilçesine bağlı Dereören ve Eymür Mahallesi’nin mera olarak kullandığı bir araziydi. 2019 yerel seçimlerinde sonra belediye tarafından burası meclis kararıyla satıldı.

PEKİ AMA KİMLERE?
İYİ Parti Balıkesir Milletvekili ve Belediye Başkan Adayı Turhan Çömez işin peşine düştü. Meclis’e soru önergesi verdi. Bilgi istedi. Ardından haraç mezat satılan o arazilerin peşine düştü, o yere gitti. Çömez’e İYİ Parti Havran Belediye Başkan Adayı Murat Hançer, İYİ Parti Havran İlçe Başkanı Mustafa Kızıl ve Demirören Mahalle Muhtarı eşlik etti.
ÇÖMEZ’İ AKP’Lİ VEKİL SANDILAR: ERDOĞAN’A BAYILIYORUZ
Çömez’i Türkçe bilmeyen bir bekçi karşıladı. Bekçi ile Arapça konuşan Çömez, bekçinin ve araziyi alan kişilerin Mısırlı olduğunu öğrendi. Çömez’i AKP vekili sanan bekçi, 200 dönümlük arazi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve AKP’ye şükranlarını sundu, Arapça “Erdoğan’a bayılıyoruz, onu çok seviyoruz” dedi.
“ERDOĞAN SAYESİNDE ARAZİ ALDIK, OYUMUZ ONA”
İş bununla da bitmedi. Bekçi daha sonra Çömez’i telefonda birisiyle görüştürdü. Telefondaki kişi, araziyi belediyeden alan kişinin Emir Ali isimli Mısırlı olduğunu söyledi, arazinin sahibinin İstanbul’da olduğunu anlattı. Telefondaki o sesin söylediğine göre Emir Ali, arazide hayvancılık yapacak.
Telefondaki kişinin, Çömez ile konuşması devam ederken ağzından şu cümleler döküldü: “Oyumuzu, bu araziyi bize verdiği için AK Parti’ye vereceğiz. Araziyi alan Mısırlı da oyunu Erdoğan’a verecek. Erdoğan sayesinde arazi aldı, vatandaş oldu. Kocadağ’da da 60 dönüm yer aldık.”

“ERDOĞAN’I DESTEKLEYİN, MALLARI MÜLKLERİ DAHA FAZLA SATSIN”
Çömez’i AKP’li vekili sanan telefondaki isim anayoldan araziye yol yapılmasını da istedi. Bozuntuya vermeyen Çömez’in yanıtı da “Sizler Tayyip Erdoğan’ı destekleyin ki buradaki malları mülkleri daha fazla satsın” oldu.
“BU COĞRAFYAYI PEŞKEŞ ÇEKENLERE LANET OLSUN”
Telefon konuşmasının ardından açıklama yapan Çömez, yaşananlara “Kaz Dağları’nın eteklerindeki bu arazi Mısırlılara peşkeş çekildi. Kuvayi Milliye ruhunun filizlendiği bu coğrafyanın bu topraklarını başkalarına peşkeş çekenlere lanet olsun. Köylü kan ağlarken, hayvanlarını otlattıkları alanlar Araplara satılırken Araplar da Tayyip Erdoğan’a ‘Allah razı olsun’ diye dua ediyor. Ağlanacak halimize gülüyoruz. Bunların tek tek hesabın soracağız” sözleriyle tepki gösterdi.

Yavaş, 5 yıldır görevde olduklarını hatırlatarak, şunları söyledi:
“Eski dönemden farkı ihalelerimizi açık yapıyoruz, canlı yapıyoruz. Kendi başımıza hiçbir karar almıyoruz. Kent Konseyi, sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışıyoruz. Yaptığımız işlerin maliyetini her tarafa asıyoruz.
Web sayfamıza giren herkes bütün harcamalarımızı görüyor. Sayıştay raporlarımızı da yayınlıyoruz. Belediyede ne var ne yok herkesin görmesini sağlıyoruz.
Belediye meclis toplantılarımızı da canlı yayınlıyoruz. Dolayısıyla bütün dünyada paranızı emanet ettiğiniz yöneticilerden hesap sormak sizin hakkınız.
Biz de bu hesabı her vesile ile veriyoruz. Zaman zaman duyarsınız; ‘Biz hesabı öbür dünyada Allah’a veririz’ der geçerler, bu dünyada hesabı vermezler. Bu dünyada hesabını vermeyen öbür dünyada hiç veremez”
“KENDİ BELEDİYELERİNİZE BAKIN”
AKP adayı Turgut Altınok’un, ‘Belediye şirketleri battı’ iddiasına ilişkin de konuşan Yavaş sözlerini şöyşe sürdürdü:
“Uluslararası kredi kuruluşları yaptıkları incelemede kredisi en büyük belediye olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni seçti. Batan bir belediye arıyorsanız kendi belediyelerinize bakın. Alacağınız, borcunuz nedir çıkarın açıklayın. Bunlar belediyeciliği bilmiyorlar.
Çöp projelere Ankara halkının tertemiz parasını yatırıp işlemez projelerle milletin parasını hiç ettiler. Şu kapıların kime ne faydası var Bugün için 350, 400 milyon lira maliyeti. 350, 400 milyon liraya Ayaş 2 defa kalkınır.
Ama bunu görecek göz lazım. Bunu görecek yönetici lazım. Biz de gelir gelmez iki şey yaptık; hiç kimseyi açta açıkta bırakmayacağız diye Başkent Kartı çıkardık.
Şu anda bizim kartlara yatırdığımız paradan, Ayaş dahil en ücra köylerdeki kadar marketler, bakkallar kazanıyor.”
Yavaş, emeklilere verilen paraların herkesin içini acıttığını belirterek, şöyle konuştu:
“Şu anda 10 bin lira alıyorlar. Ve biraz da biz gündeme getirdik. 70, 80 yaşındaki insanlar, emeklerini vermişler, primlerini yatırmışlar, emeklerinin karşılığını almak istiyorlar. Ama reva görülen miktar maalesef 10 bin lira.
Bu benim rakibime sorulduğu zaman verdiği cevap, ‘Bu hükümet olmasa onu da alamazdınız’ deyip geçiştiriyor. Babanızın parasını vermiyorsunuz. Bu insanlar primlerini ödediler. Siz bu paraları aldınız, onların karşılığını vereceksiniz.
Kaldı ki 2002 yılında bu hükümet gelmeden önce emeklinin en aşağı aldığı maaş asgari ücretin 1,5 katıymış. Şimdi ne oldu Asgari ücretin yarısına indirdiniz.
Biz 6 aydır destek oluyoruz. Zam gelmediği müddetçe de emeklilerimize destek olmaya devam edeceğiz. Bizim belediyecilik anlayışımız bu. Nerede, kimin ne derdi varsa Ankara Büyükşehir Belediyesi hızır gibi oradadır”
“BU KADAR MI PARTİCİLİK OLUR”
İstanbul’a özellikle Uzak Doğu’dan gelen turistleri Adapazarı üzerinden Beypazarı, Göynük, Mudurnu, Nallıhan, Beypazarı, Ayaş üzerinden Ankara’ya getirme projesi olduğunu söyleyen Yavaş sözlerini şöyle noktaladı:
“Bu projeyi gerçekleştireceğim. Şimdi herkes bizden, ‘Mansur Yavaş Ayaş’ı da, Beypazarı’nı, Nallıhan’ı da ayağa kaldıracak’ diye bekledi.
Bu belediye başkanlarının çoğu daha benim odamı görmedi haberiniz var mı Gelip ‘hayırlı olsun’ demedi. Bu kadar mı particilik olur Allah nasip ederse rekor oyla seçiliyoruz. Elinizde son fırsat. Benimle el ele tutuşacak belediye başkanlarına ihtiyacım var.
Allah nasip ederse sizler İzzet Başkanımızı seçeceksiniz. El ele vermek sureti ile Ayaş’ın alamadığı bütün hizmeti alacaksınız. Ayaş’ın bütün köylerini asfalt yapıyoruz. En fazla asfalt döktüğümüz yerlerden birisi Ayaş. Ama bizden bunları talep edecek belediye başkanlarına ihtiyacım var.
Ben her pazartesi Cumhurbaşkanı İstanbul’dan gelirken karşılamaya gittim. Bir yerim eksilmedi. Görevim olarak baktım. Gün geldi Sayın Cumhurbaşkanına gittim, Ankara için bir şeyler istedim, dertlerimizi anlattım.
Gün geldi bakanlara gittim. Fakat bunlara gelince, ‘biz senin makamına gelip biat etmeyiz’ diyorlar. Ne biatı, gelirseniz kendi ilçeniz için geleceksiniz. Ve çıktım Cumhurbaşkanına; ‘Ankara Çayı’ndan Sakarya’ya, oradan da İstanbul Ömerli Barajı’na su gidiyor.
İstanbul’un Anadolu yakasının suyu 3 yıl kokmuş. Bunun acil yapılması gerekiyor’ dedim. O da talimat verdi, yatırım programına aldı. Biz gittik krediyi bulduk, belediye meclisine getirdik. Beyefendiler reddettiler. İ
nsanların sağlığı ile oynadılar. Halbuki eğer oradan sebze sulaması yapılıyorsa, oradan sizin çoluğunuz, çocuğunuz da yiyor. Bu nasıl siyaset”
]]>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP’nin Etimesgut Belediye Başkan adayı Erdal Beşikçioğlu ile ABB tarafından yenilenen Beştepe’deki BELPA Kafe ve Spor Kompleksinin açılışına katıldı.
Yavaş burada gazetecilerin kendisine yönelttiği AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok tarafından seçmenlere gönderilen “Değerli hemşerilerim; 31 Mart Yerel Seçimleri’nden sonra yapacağımız ilk işlerden biri Ankara’daki su ücretlerine yüzde 50 indirim yapmak olacak. Turgut Altınok Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı” yazılı mesaja ilişkin şunları söyledi:
– “İnşallah doğal gazda ve elektrikte de yüzde 50 zammı yaparlar. Her şeyden önce hem Anayasa Mahkemesi kararları hem de çeşitli mahkeme kararları ve Sayıştay raporları doğrultusunda su, maliyetinin altında satılamaz. Bugünkü maliyetimiz 37 lira. Hatta üzerinde birazda biz şu anda 21 liraya satıyoruz. Bunu da Ankara halkını düşünerek yapıyoruz. Daha önceki yıllarda su 1.6 dolara satıldı. Sayın Mustafa Tuna geldiğinde bunu yarıya indirerek 0.90’a satmaya başladı. Şu anda su fiyatımız 0.70 dolar civarında, 21 liradır. Yani maliyetin neredeyse yarısına su veriyoruz. Amaçları Polatlı’ya giden suyu engellemek, ASKİ’nin yatırımlarını engellemek ve ASKİ’yi batırmaktı. Daha önce bu kararı belediye meclisi çoğunluklarına dayanarak aldılar. Ama mahkeme kesin bir dille suyun maliyetinin altında asla satılamayacağını, satıldığı takdirde bu kararı alanlarda zimmet çıkaracağını belirterek bu kararı iptal etti.
“DOĞAL GAZ VE ELEKTRİKTE DE YÜZDE İNDİRİM BEKLİYORUZ”
– Elli liraya su satan eski dönemin aksine, sosyal yardım alan ailelere ve depremzedelere suyun tonunu 1 liradan veriyoruz. Öğrenci evlerine yüzde 50 indirimli olarak veriyoruz. Ankara halkını bu konuda mağdur etmiyoruz. Aynı zamanda 2010 – 2019 yılları arasında asgari ücretten zorunlu gider olan su bedeli yüzde 4.7 iken şu anda 1.3’e veriyoruz. Çaresizliklerini gösteriyor. Yasal olarak yapamayacakları şeyleri iddia ediyorlar. Ben çaresizlik olarak görüyorum ama güzel bir şey. Su indirimi kadar doğal gaz ve elektrikte de yüzde 50 indirimi bekliyoruz kendilerinden.
“FARK ARTTIKÇA BU TÜR ATAKLARI BEKLİYORUM”
– Aynı zamanda otobüslerde de 1 dolara satılırdı eskiden. Şu anda 0.50 doların da altında hizmet veriyoruz. Gerçek belediyecilik budur. Önceki dönemlerde Ankara halkını tabir-i caizse kazıkladılar. Hayali projelere para yatırdılar. Biz ise kentin asli ihtiyaçlarını yerine getiriyoruz. Çamlıdere’den Polatlı’ya suyu akıtmaya başladık. Çamlıdere’den Elmadağ’a suyu götürdük. Mamak – Gölbaşı arasındaki hattı yeniledik. Daha önceki dönemlerde taşkın olacağı ihbarına karşı hiçbir şey yapmayan eski dönem belediyesinden en az 10 tane bildirilen alanı da yapmış bulunuyoruz.
– Gerçekten belediyeciliği bilmiyorlar. Suyun fiyatlarını belediye meclisi belirliyor. Belediye meclisinde 148’de sayımız 40 kişi. Bunun TÜFE oranında belirlenmesine mecliste karar verdik. Kendileri de bunun gerekli olduğunu bildikleri için mecliste önce çoğunluğu sağlayıp, sonra meclisi terk ederek zimmi olarak bize destek verdiler. Şimdi kendi aldıkları kararla bizi şikayet etmeye kalkıyorlar. İndirimli ve kaliteli su vermeye devam edeceğiz. Musluk sularını içebilirsiniz. Sağlık Bakanlığı yılda 51 noktadan su alıyor. Sularda en ufak bir problem olsa başımıza neler geleceğini biliyorsunuz. Çaresizlik böyle bir şey. Fark arttıkça bu tür atakları bekliyorum. Seçim yasakları kapsamına ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na aykırı. Bu konuda il başkanlığımız ilgili teşebbüsü yapacak. Herkes kanuna uyacak. Herkes kanunlar karşısında eşittir. Yüksek Seçim Kurulu, İl Seçim Kurulu ve savcılık gerekeni yapacaktır.”

“BİZE VERİN DİYORUZ, VERMİYORLAR”
Yavaş’ın açıklamalarının ardından tesisin açılışı gerçekleştirildi.
Mansur Yavaş, burada öğrencilerin soruları üzerine, Esenboğa Havalimanı metro projesinin 3 yıldır Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda olduğunu, yatırım programında olmasına rağmen yapılmadığını ifade ederek, “‘Bize verin diyoruz’ ama vermiyorlar. Niye istiyoruz? Çünkü biz uzun vadeli krediyle bu işi çözebiliriz” diye konuştu.

Beştepe’de yenilenen 6 bin 545 metrekarelik spor alanında halı saha, kafe, okuma köşeleri ve açık oturma alanı bulunuyor.
]]>“RAKİBİM 600 KİŞİYİ GELİR GELMEZ İŞTEN ATTI”
Beş yıldır belediye başkanlığı yapıyoruz. Söz verdiğimiz gibi rozetimizi çıkarttık, nereden, ne kadar oy çıkmış, hiç bakmadan bütün ilçeleri gezdik. Pandemi döneminde köy köy gezdik, bütün sorunları yerinde tespit ettik.
Çözmeye çalıştık. İşte işçileri işten çıkarıyorlar diye sahte liste yayınlıyorlardı televizyonlardan. Ben de dedim ki; bir Allah’ın kulunu işten çıkarmayacağım. Zaman zaman meclisi ileri geri konuştular. ‘Çıkarın bakayım. Kim çıkmış? Çıkarılan adama altına yazın ismini’ dedim.
Emeğiyle çalışan hiç kimseyi işten çıkartmadık. Bunu iddia eden mecliste benim yerime vekillik eden şahıstı, kendi belediyesinden, kendi partilileri, AK Partilileri, MHP’lileri işten atan, şu andaki benim rakibimle ilgili tek kelime söylemedi. Ağzını açmadı. Rakibim 600 kişiyi gelir gelmez işten attı. Oraya bakmıyor, geliyor ‘Ankara Büyükşehir’de adam attınız’ diye.
Hakkıyla çalışıp atılan bir Allah’ın kulunu da bulamadılar. Burada da bulamayacaklar. Kimsenin emeğiyle oynamayız. Ekmeğiyle oynamayız. İşleri güçleri mevcut düzen devam etsin diye korkutarak oy istiyorlar.
Ben de her zaman dedim ki icraatınızla oy isteyin. Biz geçen seçim vaatlerimizde geldik. Şimdi karşınıza Allah’a bin şükür hiç kimseyi ayırmadan, ayrımcılık yapmadan herkesi kucakladığımızı bütün Ankara Kalecik biliyor. Önceliğimiz, insan sağlığı dedik.
Çalışmalara başladık. Bakın Ankara’da 232 köyde açıktan akan kanalizasyon var. Kim nereye oy veriyorsa oraya öncelikli hizmet diye bir felsefe asla yapmadık. Biz insanları ayıramayız. Vicdan sahibiyiz.
“SİYASETİN ÇÖPLÜĞÜNE GÖMÜLDÜLER”
Ankara içinde de görüyorsunuz. Bir minibüs bir şoför bir koruma. Kimseye kötülük etmedim ki kimden korkacağım? Ne çakarlı araç ne konvoy. Beş yıl boyunca benim bir tek fotoğrafımı görmediniz. Kendi reklamını yapmadım.
Şimdi diyor ki rakibim; beş yıldır hiçbir yerde fotoğrafı yoktur diyor. Evet, Ankara halkının parasını ben reklamını kullanmıyorum. Bazı belediye başkanları bulunduğu ilçeleri kendi kafalarının fotoğrafıyla donattılar. Ne oldu? Siyasetin çöplüğüne gömüldüler. Demek ki fotoğraf asmakla iş olmuyor. Kendini o şekilde tanıtamazsın. İnsanların gönlüne girmek önemli. İşte insanların gönlüne girdiğimiz de bu kalabalıktan belli.
Hep kendileri yönettikleri için biz belediye başkanlığına aday olduğumuzda şu sözlüğünü duyduk; ‘Ya küçücük bir ilçede belediye başkanlığı yaptı. Burayı yönetemez.’ Kendileri çünkü annelerinden belediye başkanı sıfatıyla doğdu. Öyle mi? Elde neler var? Ankaralı ne Mansur Yavaşlar var. Yeter ki önünü açın. İnsanları korkutup oy vermelerinin önüne geçmeyin.
Yönetemez dedikleri Mansur Yavaş İngiltere’den dünya başkent belediyeleri belediye başkanı ödülünü aldı. Dünya Şeffaflık Derneği’nden şeffaflık ödülü aldı. Yaptığımız bir çok çalışma uluslararası kuruluşlarla ödüllendirildi.
Şimdi ezbere konuşuyorlar. Kendi internet sitelerinde mali durumlarına ait hiçbir şey bulamazsınız. Bizimki yayınlanıyor. Geçenlerde demiş ki; ‘Belediyeyi batırdı.’ Oradan vatandaşın biri de ‘Sen bu söylediğine kendin inanıyor musun’ demiş.
Doğru söylüyor vatandaşımız. Çünkü uluslararası kredi kuruluşları var. Türkiye’nin ekonomisi hakkında da bunlar zaman zaman raporu yayınlarlar. Bu raporlara göre Türkiye’deki 30 büyükşehir içerisinde kredisi en yüksek belediye Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak ilan edildi. Bu raporları parayla falan da yazdıramazsınız.
BİZ ÜÇ YILDIR YAPIYORUZ RAKİBİM PROJE OLARAK ANLATMAYA BAŞLADI
Rakibim bir ay önce ‘Ben Başkent Kart çıkaracağım. İçine para yükleyeceğim’ diye bunu proje olarak anlatmaya başladı. Üç yıldır yapıyoruz halbuki. Şimdi de proje tanıtımında adını Ank Kart olarak değiştirmiş. Ben Başkent ismiyle gurur duyuyorum. Başkent ismini Allah’ın izniyle hiçbirisi değiştiremeyecek. Ve şimdi işi nereye getirdi? Onlar ne veriyorsa biri fazla. Ben de derim ki; kardeşim 1 Nisan’dan sonra demeyi bırak. Sen belediye başkanısın. Belediye meclisinde çoğunluk var. Geçmiş altı aya yönelik bir meclis kararı al bu ay kendi ilçende 50 bin tane bizim destek olduğumuz aile var. O arkadaşın beş bin tane kaydı varmış. Tamam razıyım. Diğerleri biz zaten hallediyoruz. O beş binle geriye dönük bir et yardımı yap doğal gaz yardımı yap. Yapmıyor.”
]]>Diyarbakır’a gönderilen müfettişlerin yaptıkları araştırma, inceleme ve alınan tanık ifadelerine göre, 1 Nisan 2019 tarihinden itibaren belediyeye gelir sağlamak amacıyla Bağlar Belediyesi’ne ait 12 farklı ada ve parselde arsa satışının yapıldığı belirlendi.
MEVZUATA UYDURMAK İÇİN SAHTE KAŞE YAPMIŞLAR
Kamuya ait arazilerin satışıyla ilgili yasa ve mevzuat gereğince o ilin mülki sınırlarında gayrı menkul danışmanlık hizmeti veren 4 büyük emlak firmasından fiyat tespiti yapılaması zorunlu kılınıyor.
4 firmadan alınan fiyat tespitinin ardından en düşük ile en yükseğin ortalaması bir fiyatla araziler satışa çıkarılıyor.
Bağlar belediyesine ait konut ve ticari imarlı arazilerin güncel mali değerinin 6-9 milyon lira arasında değiştiği için Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu ile Emlak İstimlak Müdürlüğü’nde görevli yöneticilerin satışa çıkarılan arsaların fiyatını gerçek mali değerinin çok altında gösterebilmek için kentteki 4 büyük emlak firmasının kaşelerini matbaada yaptırdıkları, bu sahte kaşe ve imzalarla dönümü 9 milyon lira olan arsaların fiyatlamasını 4’te 1 fiyatlama üzerinden değer taktiri yaptıkları belirlendi.
Emlakçıların bilgileri ve rızaları dışında kaşeleri yaptırılarak sahte imzalarla sahte teklifler oluşturdukları tespit edildi.
İMZA VE KAŞELER BİZE AİT DEĞİL TEKLİF DE VERMEDİK
Soruşturmayı yürüten ve 12 dosyada hileli satış yapıldığını belirleyen müfettişler kaşeleri taklit edilen emlakçıların da ifadelerine başvurdu.
Emlakçılar ifadelerinde, kullanılan kaşe ve imzaların kendilerine ait olmadığı gibi Bağlar belediyesine arsa satışıyla ilgili hiçbir şekilde fiyat taktirine dair teklif vermediklerini belirttiler.
MİLYONLARCA LİRALIK KAMU ZARARI OLUŞTU
Mülkiye müfettişleri tapu tescil kayıtları, belediyedeki satış dosyaları, dinlenen emlakçılar ve ihbara konu tanık ifadelerine göre, belediyeye ait arazilerin satışıyla ilgili kamunun milyonlarca liralık zarara uğratıldığını belirledi.
Müfettiş raporunda, söz konusu emlakçıların kaşelerinin yaptırılarak kullanılarak yerlerine sahte ıslak imzaların atılarak sahte teklifler üretilerek satışa esas fiyat taktir komisyonu raporu düzenleyerek arsaların gerçek değerinin çok altında gösterilerek satışının yapıldığı bildirildi.
İMARLI ARSALARI SUSUZ TARLA İLE TAKAS ETMİŞLER
Dönümü 9 milyon liralık bir arazinin 4 milyona satıldığı, arsayı neredeyse yarı fiyatına alan üçüncü kişilerin bu fiyatlama üzerinden belediye başkanı ve satışta imzası bulunan ilgili görevlilere maddi menfaat sağladıkları, satışın gerçekleşmesinden sonra da arsaların gerçek değeri üzerinden konut ve ticari imarlı olduğu için bu kez de fahiş rakamlar üzerinden kentteki yap-sat işi yapan müteahhit firmalara satılmak istendiği tespit edildi.
Bazı imarlı değeri yüksek arazilerin ise Diyarbakır’ın Mardin karayolu üzerindeki Çarıklı Köyü sınırlarında yer alan susuz tarla niteliğindeki vasıfsız arazilerle takas yoluyla kamunun zarara uğratıldığı bildirildi.
SATIŞIN İPTALİ İSTENECEK SUÇ DUYURUSU YAPILACAK
Mülkiye Başmüfettişliğinin hileli satışla ilgili rapor ve soruşturmasını tamamladığı ve önümüzdeki günlerde adli yönden de soruşturma yapılması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağı öğrenildi.
Hileli satışla ilgili Bağlar Tapu Müdürlüğü’ne de yazı yazılarak satışların kamu zararı oluştuğu ve hileli sahte evraklar düzenlenerek yapıldığı için iptali talep edilecek.
Oluşan kamu zararının ise belediye başkanı Hüseyin Beyoğlu ile Emlak İstimlâk Müdürlüğü’nde görevli olup satışta imzası bulunan görevlilere rücu edileceği bildirildi.

Hüseyin Beyoğlu ve Fırat Kılıç
RÜŞVET SUÇUNDAN YARGILANIYOR
Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu hakkında geçtiğimiz günlerde bir müteahhitten ruhsat ve kazı izni için 5,5 milyon lira rüşvet istediği için dava açılmıştı.
Hakkında evine en yakın polis merkezine imza vermek koşuluyla adli kontrol kararı ve yurtdışına çıkış yasağı bulunan Hüseyin Beyoğlu’nun yanı sıra suçüstü yapılan rüşvet olayı ile ilgili İmar Müdürü Fırat Kılıç ve Belediye Başkan Yardımcısı Sıddık Aycıl ise halen tutuklu bulunuyor.
Hüseyin Beyoğlu, 2019 yerel seçimlerinde kentin değişik noktalarındaki reklam panolarına, “Belediye İşi gönül işi” yazılı kendi fotoğrafları bulunan afişlerini asmıştı.
]]>“BAŞKENT KELİMESİNDEN RAHATSIZ MI OLDUNUZ?”
Açılışın ardından vatandaşlara hitap eden Yavaş, öğrencilere destek olduklarını belirterek şunları söyledi:
* “Bazı öğrencilerimizin servis ücretini ödüyoruz. Kantin desteğinde bulunuyoruz. Bazı öğrenciler, arkadaşları teneffüste alışveriş yaparken mahzun bekliyor. Onlara da günlük 25 lira harcama yapacak şekilde kartlarına para yüklüyoruz. Onlar da arkadaşları gibi gidip kantinden alışveriş yapıyorlar. Keçiören’de desteğe ihtiyacı olan 50 bin aile var. Keçiören Belediyesi bunları görmüyor. 5 bin kişi destek listesinde var. 50 bin kişiyi nasıl görmezsiniz?
* Uzun süredir belediye başkanlığı yapıyorsunuz değil mi? Biz bu destekleri yapmaya başladık. Biz bunları yapınca 10- 15 gündür; ‘Ben size ‘Başkent Kart’ vereceğim, içine para yükleyeceğim, istediğiniz yerde harcayacaksınız’ diyor. 3 yıldır yapıyorum bunu. Ankara’da değil de nerede yaşıyorsunuz? Bugün adı değişmiş; ‘Başkent Kart’ yerine ‘Ankart’ yapacaklarmış. Başkent kelimesinden rahatsız mı oldunuz? Burası Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentidir.”

“DEMEK Kİ 1 NİSAN’DAN SONRA BÜYÜK ZAMLAR GELECEK”
200 bin aileye 3 yıldır doğalgaz desteği verdiklerini ifade eden Yavaş, şöyle konuştu:
* “Onlar da vereceklermiş. Siz 5 yıldır belediye başkanısınız, 5 kişiye doğalgaz verseydiniz ya. Veya şimdi verin, hala vermiyorsun. 1 Nisan’dan sonra olacakmış. 1 Nisan denilince aklıma ne geliyor? Geçen Simitçiler Odası zam yapmak için karar aldığında bürokratlar kendisini çağırmış. Zammı geri alın, 1 Nisan’dan sonra yaparsınız demiş. Demek ki 1 Nisan’dan sonra büyük zamlar gelecek anlaşılan.
* Nasıl olsa iktidar değişmiyor; iktidara bir uyarı yapmanın, yanlış yaptıklarını göstermenin zamanı 31 Mart seçimidir. 31 Mart’ta bu dersi vereceksiniz ve inşallah bütün arkadaşlarımızı belediye başkanı yapacaksınız. Şimdi istiyoruz ki Ankara’daki bütün belediyeleri kazanalım. Belediye Meclisi’mizdeki engeller kalksın, doya doya bütün Ankara’ya hizmet edelim istiyoruz.
* Ankara halkının asıl yapacağı hizmetlere gelince sesiniz çıkmıyor. Bakın buradaki adayımız kentsel dönüşüm uzmanı, uzun yıllar TOKİ’de çalışmış. Ankara Büyükşehir’de büyük projelere imza atmış bir arkadaşımız; kentsel dönüşümü yaparsa Mesut Başkan yapar.”

“BUNLARI HİÇ İYİ NİYETLİ GÖRMÜYORUM”
Fatih Köprüsü’nün 3 yıl önce animasyonunu yayımladığını dile getiren Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
* “İhaleye hazır hale getirdim. Ankara Üniversitesi ile bir protokol yapacaktık. Son ana geldi, Rektör Bey protokolü imzalamadı. Bunu duyurdum herkese. Belediye Meclisi’nde Keçiören’den gelen meclis üyelerine de duyurduk destek olun diye. Bugüne kadar da protokol imzalanmadı. Ben de diyorum ki seçimden sonra inşallah bu protokol imzalanır. Ve yıllardır çözülemeyen Fatih Köprüsü trafiği çözülür. Ama bu protokol imzalanmayacaksa, yerin altından tünel yapıp orayı geçip Keçiören trafiğini rahatlatacağım.
* Şu anda Keçiören’den Ovacık’a kadar metronun projesini bitirdik. Bir tek eksiğimiz var. Ovacık bölgesinde Keçiören Belediyesi’ne ait bir arsa var, metronun bakımı için arsaya gerek var. Burada imar değişikliği istedik. ‘Hayır olmaz’ dediler. Peki o olmazsa Keçiören Metrosu Ovacık’a nasıl gidecek? Hangisi daha önemli? Ovacık’a metro gitmesi mi önemli? Oradaki arsa mı önemli? Şimdi hepsini biz yapacağız diye ortaya çıkıyorlar. Maalesef ben bunları hiç iyi niyetli görmüyorum.”

“25 BİN TL OLMASI GEREKİR”
Ayrıca, emeklilere destek olduklarını belirten Yavaş, şunları aktardı:
* “Keçiören’de 5 bin emekliye destek oluyoruz. Kendileri 5 tane emekliye destek olamadılar. Ama seçimden sonra yapacaklarmış. Salladıkça sallıyorlar. Yapacak adam icraatından belli olur. Yapmış olsaydı söz çıkartmazdık. Şimdi mi aklın başına geldi? Kaç yıldır görevdesiniz? Emeklilere lütuf verilmiyor.
* Emekliler 25 yıldır, 30 yıldır prim ödüyor. Ödedikleri primlerden dolayı kendilerine maaş bağlanıyor. Yani kimin parasını kime veriyorsunuz? 10 bin liraya bu insanlar nasıl geçinecek diye düşünmeden; biz olmasaydık maaş alamazdınız, şükredin demeye getiriyorlar. 2002 yılında emeklinin maaşı bir buçuk asgari ücretti. Yani bugün olması gereken para 25 bin lira. Neyle korkutuyorsunuz insanları?”
]]>ÖZGÜR BEY’E SÖYLEDİM
“Partimizdeki siyasal süreç konuyu öyle bir noktaya getirdi ki büyükşehir belediyemizle ilgili olan eleştirilerin de etkisiyle adaylık fikri oluştu. Yeni genel başkanımız Özgür Özel’le bu konuyu konuştuk. Ben iyi bir büyükşehir belediye başkanı olacağıma inanıyorum. Sahip olduğum ilçe deneyimiyle beraber zaman içerisinde yaptığımız çalışmalar, sağladığımız birliktelikler, ortak çalışma ortamları bana bunu düşündürüyor, siz de uygun görürseniz büyükşehir belediye başkan adaylığına başvurmak istiyorum dedim. O da onayladı ve ondan sonra başvurdum, süreci bekledim.”
Tugay’ın şöyle bir bakış açısı var: İzmir halkının rahatsız olduğu ve bir an evvel düzelmesini istediği konulara hızlıca eğilmek ve hepsiyle ilgili çözüm üretmek. Bunlar arasında kuşkusuz trafik de öne çıkıyor. Tugay seçildiğinde trafiği nasıl rahatlatacağını şöyle açıklıyor:
TRAFİĞİ HIZLANDIRMA
“İzmir’in trafik akışı yeteri kadar hızlı değil. Hızlandıracak düzenlemeler yapacağız. Akıllı trafik sistemini biraz daha yaygın uygulayacağız. Acil kavşak düzenlemeleri var. Buralarda yolun bazen dört şeritten iki şeride düştüğü kavşak bağlantıları var. Genişletmeler yapacağız. Çevre yolunda yoğunluk var. Orası için ikinci bir çevre yolu geliştirilmesi lazım. Bunu bakanlıkla beraber yapmamız gerekir. Bu süreci hızlandırmak için elimden geleni yapacağım. Havaalanına giden yolda alternatif bir yola ihtiyaç var. Yol ve bağlantı yolları projemiz hazır. İzmir in 2017’de yapılmış ulaşım master planı var. Bunu revize edip 30-40 yılı hedefleyen ulaşım master planı yapacağız. Toplu ulaşımda yeni alternatifler oluşturmamız lazım. Buca metrosunu 2025 yılının ekim ayından önce bitirmeyi planlıyoruz. Ulaşımda öğrencilere belirgin bir indirim yapmayı, aylık abonman kartı çok uygun fiyatla sağlamayı düşünüyorum. Bazı özel gruplara toplu ulaşımda indirim yapmayı düşünüyorum. Bunlar toplumun ulaşım ve su gibi giderlerine destek olacak sosyal politikalar.”
ÇÖP KONUSUNDA ÖNCÜ
Cemil Tugay, kentin çöp ve depolama alanı ile ilgili bir sıkıntılarını da biliyor. Bunun için yeni bir çöp bertaraf sistemine ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Bu konuda neler yapılacağını şöyle anlatıyor:
“Çöpleri yakarak bertaraf ettiğimiz, aynı zamanda enerji üreteceğimiz bir projeyi devreye sokacağız. Harmandalı bölgesine çöp dökülmesini önleyeceğiz. Organik atıkları komposta (organik gübre) dönüştürerek değerlendirmeyi düşünüyorum. O konuda Türkiye’nin öncü şehri olacağız. Çok iyi hazırlandığım bir konu o. İnsanların, iş yerlerinin, pazar yerlerinin filan atıklarını komposta dönüştürüp hem bahçe, orman alanlarına iade etmek, tarım alanlarında kullanmak. Ege Üniversitesi’nde toprak biyoloğu olan hocalarımızla çalışıyoruz. Ben kompost tesisi yapmak istedim. Baktık mevzuatta ilçe belediyesinin kompost tesisi yapma yetkisi yok. Büyükşehirle konuştuk ama bir adım ilerleyemedik. Bir siyasi, üst yönetici iradesi gerekiyor.
Kentsel dönüşümle ilgili İzmir’in önemli bir çalışmaya ihtiyacı var. Tugay şunları söylüyor: “Depreme dayanıksız binaları saptayacağız. Kentsel dönüşüne ihtiyacı olan, yenilenmesi, depreme dayanıklı hale getirilmesi gereken yapılarla ilgili kolaylaştırıcı uygulamalarımız olacak. Eski binaların yıkımını biz üsleneceğiz. Binalar yenilenirken bir buçuk sene insanlar kirada kalıyor. Kentsel dönüşüm sürecinde verilen kira yardımı düşük. Belediye olarak kira yardımına destek olacağız. Şehrin konut arzının artmasına ihtiyacı var. Bununla ilgili yeni yerleşim bölgeleri oluşturma planlarımız olacak. Şehrin nerelere doğru gelişeceği bakanlıkça zaten belirlenmiş durumda. Ona uygun olarak 1/25 binlik planlar yapacağız ve yeni yerleşim alanları belirleyeceğiz.”
5 YILDA 25 BİN KONUT
İzmir’in belediye eliyle geçmişte yaptığı toplu konut projeleri var. Ona benzer şekilde uygun rakamlı bir arsa temini, uzun vadede taksitlerle geri ödemesini sağlamak. Alt yapısını, yollarını belediye yapacak, daha sonra bir kooperatif mantığıyla üzerinde binalar yapılmasını sağlayacağız. Geçmişte bu yapıldı. Bunların yenilerini yapacağız. 5 yılda 25 bin yeni konut en az belediye eliyle yapılsın istiyoruz. Buralarında bir kısmına kentsel dönüşüm sırasında barınma ihtiyacı olan yurttaşlarımıza kullandırabiliriz.”
TEMİZ KÖRFEZ
Her yerde olduğu gibi İzmir’de de çevre sorunları var. Körfez’in temizlenmesi gerekiyor. Bu konuda neler yapılacağını Tugay şöyle dile getiriyor: “Birincisi Körfez’e atılanların, atıkların tamamen durması gerekiyor. Büyük bölümü derelerden geliyorlar. Bunu durduracağız. İkincisi de Körfez’in kendini temizlemesi için bir sirkülasyon kanalı yapılması lazım. Altında bir kanal oluşturulacak ve oradan Körfez kendisini hızlıca temizleyecek. Bunu başarılı bir şekilde yapacağımıza eminim. Körfez’in içerisinde küçük marinalar oluşturmayı, dış körfezin hemen başında halk plajları oluşturmayı düşünüyoruz. Bunlar göstermelik değil. İnsanların daha fazla kullanmasını sağlayan projeler olacak.
UCUZ SU PROJESİ
İnsanların su parasının düşürülmesi yönünde talepleri oluyor. Cemil Bey, İzmir’de suyun elde edilişinin oldukça maliyetli olduğunu, normalde çoğu şehirde ağırlıklı olarak yer üstü suları kullanılırken İzmir’de yer altı suyunun kullanıldığını ve bunun maliyetinin de yüksek olduğunu belirti. Tugay nasıl bir çözüm getireceklerini şöyle anlattı: “Örneğin Ankara’da suyun yüzde 99’u yer üstünden yani barajlardan sağlanıyor ama İzmir’de yüzde 35’i yer üstünden, yüzde 65’ i yer altından çekiliyor. O da çok yüksek enerji maliyetine neden oluyor. Elektrik fiyatları çok yükseldiği için su daha maliyetli hale geldi. Hem enerji verimliliği hem personel verimliliği hem de kayıp kaçaklarda azaltmayla su parasını iki yıl içinde düşürmeyi düşünüyoruz. Büyükşehirler arasında en uygun fiyatlı su İzmir de verilecek diye koyduğum hedefi gerçekleştireceğim. Hemen başlar başlamaz daha geliri düşük, ihtiyacı fazla olan insanlara temel tüketim miktarları yani 4-5 metreküplük suyu sembolik fiyatla vereceğiz ve onları rahatlatacağız.
HEDEF DÜNYANIN EN İYİ ŞEHİRLERİ LİSTESİNDE İLK 20’YE GİREBİLMEK!
Birleşmiş Milletler’in şehirlerin gelişmişlik sırasına göre yaptığı bir sıralama var. Orada dünyanın en iyi şehirleri arasında İzmir 58. sırada. Tugay “Benim hedefim bunu 20. sıraya kadar çıkarmak. Bunu sağlamak için ulaşımdan, çevre sorunlarına, atık yönünden sağlık hizmetlerine kadar hatta suç oranlarında azaltmaya kadar bir çok seri çalışma alanı var. Bunların hepsiyle ilgili işler var. İzmir’i dünyanın en gelişmiş 20 şehri arasına sokmayı hedefliyoruz” diyor. Sosyal belediyeciliği ön plana çıkarmak istiyor. Bu alanda yapmayı planladıklarını şöyle aktarıyor: Şehrin kalkınması ile ilgili belediyelerin aktivitelerini olması gerektiği kadar çok yoğunlaştırmadık. Ben bu dönemde kalkınma belediyeciliği ifadesi kullanıyorum. Neyi kastediyorum. Şehrin ekonomik imkanlarının gelişmişliğinin artması için ama istihdamın özellikle gelişmesi için, üretim potansiyelinin artması için, markalaşma ve pazarlamada daha güçlü olması için belediye eliyle yapılacak çok iş var.
Bunların bir kısmı tarımda, sanayide, ticarette, girişimcilik ekosisteminde bütün bu alanların hepsinde kolaylaştırıcı ortak olduğumuz süreçler olacak. Karşıyaka’da iyi hazırlık yaptım. Bir girişimcilik merkezimiz vardı mesela. İki üniversite ile bir teknoloji geliştirme merkezi açtık TEKMER. Üniversitelerle bu merkezi açan ilk belediyeyiz biz. Ticaret Odası’yla geçen gün görüştük. Bütün kurumlar birbirleriyle ilişki kurarak, güçlerini birleştirerek yeni iş sahaları açmaya çalışıyor. Belediye hep çekinceli duruyordu. Bunu aşalım diye bir niyetim var. İzmir Ticaret Borsası’nın yeni açılacak bir tarım teknolojisi merkezi var. Bir sürü kurum girmiş ama belediye girmemiş. ‘Biz de katılmak istiyoruz’ dedim şaşırdılar ama sevindiler.”
]]>“BEŞ YILDIR BELEDİYEDE FOTOĞRAFIMI ASMAK YASAK”
Burada konuşan Yavaş, şunları söyledi:
* “Beş yıl boyunca yine benim hiçbir yerde fotoğrafımı görmediniz. Reklam yaparken görmediniz. Onun için ‘Az Laf Çok İş’ diyoruz. Ve beş yıldır belediyede benim fotoğrafımı asmak da yasak. Bunu bir genelgeyle memurlarıma, çalışanlarıma yazdım. Dedim ki ‘İllaki bir fotoğraf asacaksanız zaten Atatürk’ün resmi her odada vardır, kendi ailenizin fotoğrafını asın.’ İş yaparken aileniz, çoluğunuz çocuğunuz göz önüne gelsin istedim.
* Gölbaşı’na yaptıklarımızı biraz önce Yakup Başkan’ım söyledi. Biz tekrar buraya mitinge geldiğimizde detaylı olarak çıkaracağız aynı zamanda da mansuryavasneyapti.com veya MY2024’te köylülere kadar yaptığımız bütün hizmetleri sergiliyoruz. Ve Ankara halkına bu şekilde de hizmetlerimizi veriyoruz. Seçimlerde sürekli olarak ben dördüncü adaylığım, her seçimde mutlaka sıkışınca karalama siyaseti başlar. Alıştık artık. Ankara’ya da bunu kimin getireceğini hepiniz bilirsiniz. Herkes eksik olanları eleştirirse onun yerine kendisi eksik olanları nasıl yapacağını söylese bu şekilde birbirimizden de feyzalırız. Rakiplerimizin projelerinde eğer bizim aklımıza gelmemiş Ankara halkının yararınaysa elbette onu da gerçekleştiririz. Ama öyle olmuyor.
“ÖNCE KENDİ BELEDİYELERİNİZE BAKIN”
* Rakibim demiş ki ‘Belediyeyi batırdı.’ Halbuki geçen yıl yayınlandı. Amerika’daki bir kuruluş Türkiye’deki kredisi en yüksek belediyeyi Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak ilan etti. Önce bir kendi belediyelerinize de bakın. Ne kadar kredi çekmişsiniz, sıkıştıkça krediye ne kadar başvurmuşsunuz sizler de Ankara Büyükşehir gibi yayınlayın. Herkes görsün karda mı zararda mı. Belediyenin şirketlerinin çoğu nereye çalışıyor biliyor musunuz? Sadece Ankara Büyükşehir’de çalışıyor. Dışarıya iş yapmıyor. Eğer bu şirketler kar ediyorsa büyükşehir zarar edecek öyle mi? Yani eğer onlar zarar ediyorsa Ankara Büyükşehir’i kar ediyor. Eğer onlar kar ediyorsa Ankara Büyükşehir zarar ediyor. Dolayısıyla dışarıya iş yapmadıktan sonra en uygun fiyata elbette ki belediye şirketleri çalışacak. Bunları da yayınlıyoruz. Her şeyimiz açık.
* Bir diğer söyledikleri ‘yardımı kesecekler.’ Bırakın yardımları kesmeyi. Önceki dönemde inancımıza uygun olmayan bir şekilde yapılan dağıtımları ortadan kaldırdık. Bir tek tüccardan alınıyordu. Hep aynı tüccardan o da kar etmek için yurt dışından getirdiği bulguru makarnayı nohutu dağıtıyordu. Ben de diyordum ki; siz desteğinizi yapın da bir evin ihtiyacını en iyi anneler bilir. O gitsin bakkaldan, manavdan, kasaptan neye ihtiyacı varsa kendi çoluğunun çocuğunun ihtiyacını alsın. Ve bu nedenle biz Başkent Kart çıkaracağımızı seçim öncesi söyledik. Üç yıldır uyguluyoruz, yeniymiş gibi ilan ediyorlar ‘Biz Başkent Kart çıkaracağız’ diye. Yani bu kadar mı belediyeden uzak olursunuz. Hiç mi Ankara Büyükşehir’i izlemediniz? Ben de diyorum ki; bizim yaptıklarımızı vaad olarak verecekseniz mansuryavasneyapti.com’a girin yaptığımız ‘Bütün icraatları ben de yapacağım’ deyin. Öyle mi? Yeni hiçbir şey yok.
“BUNLARA VERİLECEK CEVAP SANDIKTADIR”
* Bunlara verilecek cevap sandıktadır. En büyük projemiz Ankara halkını zengin etmek. Türkiye’de eşi benzeri görülmeyen kırsal kalkınma desteklerine başladık. Gölbaşı’nda da 5 bin 605 çiftçiye 2 milyon 150 bin kilogram tohum desteği. 2 bin 483 çift mazot desteği, 837 çiftçiye kendi ürettiğimiz sıvı gübre desteği. 2 bin 93 çiftçiye kendi seralarımızda kurduğumuz seralardan elde ettiğimiz sebze fidesi desteği, bir de aynı zamanda şu anda BELPLUS şirketimiz atık plastikleri toplamak suretiyle bunlardan damlama sulama borusu imal ediyor. Bunu da bütün çiftçimize dağıtıyoruz.
* 32 bini aşkın emekliye ben destek oluyorum düzenli. Arttırarak da devam edeceğim. Neden? Bu emeklilerimizin birçoğu 70-80 yaşına gelmiş. İkinci iş yapma imkanları yok. Bu rakamlarla geçinmelerine ve onların da aç kalmalarına soğukta üşümelerine elbette izin veremeyiz. Türkiye’de de bu desteği Ankara Büyükşehir’den başka veren yok. Biz bunu söyleyince İstanbul’daki adayları ben iki bin lira vereceğim, Ankara’daki de beş bin vereceğim demeye başladı. İyi oldu. Neden iyi oldu? En azından kendi partilerine ait hükümet Türkiye’de emeklilerinin maaş sorunu olduğunun inşallah farkına vardı.
* Keşke verseler ama şunu söyleyeceğim; İstanbul’daki aday şu anda belediye başkanı değil ama Keçiören’deki aday şu anda Keçiören Belediye Başkanı. 1 Nisan’dan sonra vereceğine hiç olmazsa Keçiören’de verse ya emeklilere. Keçiören’de bizim destek olduğumuz 50 bin aile var. 5 binin üzerinde de emekli var. Ama et dağıtacağız biz deyince but dağıtacağız dediler. Baktık ihalelere. Şubat ayında iki kişiye kasım ayında 11 kişiye vermiş. Şimdilik sürekli olarak et ihalesi yapıyor. Keşke siz de iyi bir yönetici olsaydınız, ilçenizde yaşayan mağdurların farkına varsaydınız olmaz mıydı?
“BUGÜNE KADAR YAPTIĞIM EN BÜYÜK PROJEYİ GÖLBAŞI’NA YAPTIM”
* Bugüne kadar yaptığım en büyük projeyi Gölbaşı’na yaptım. En değerli proje, en büyük proje Gölbaşı’na şu ileride yapılan şu anda adı BAKAP olarak geçen yerdir. Üç buçuk milyon metrekare. 20 bin tane ağaç diktik. Meyve ağaçları da var. Oraya dut zamanı dut çırpmaya, ceviz zamanı ceviz toplamaya Ankaralıları davet edeceğiz. 30 kadar bungalov ev var. Ankara’daki aileleri orada misafir edip çocuklarına tarımı öğreteceğiz ve çocuklarımız artık domatesin, meyvenin, sebzenin manavda yetişmediğini öğrenecekler orada. 29 kilometre bisiklet yolu, 19 kilometre yürüyüş yolu var, spor alanları var.”
]]>İYİ Parti’nin milletin sinesinden çıkardığı bir tavır, duruş ve şuur olduğunu söyleyen Akşener, oy uğruna milleti birbirine düşürenlere, değerleri istismar edenlere benzemediklerini ve cumhuriyet düşmanlarıyla uzlaşı peşinde koşmadıklarını belirtti.
Her zaman eğriye eğri, doğruya doğru demeyi düstur edindiklerini vurgulayan Akşener, “Türk siyaseti, bugün birbirinin zıttı gözükenlerin aslında birbirlerini aynadaki sureti olduğu büyük bir riyakarlığın girdabında savrulup gidiyor. Türk siyaseti, bugün birbirlerine sürekli laf yetiştirenlerin aslında birbirleri sayesinde ayakta kaldığı bir kayıkçı kavgasına mahkum ediliyor. Türk siyaseti, bugün sözde birbirine düşman olanların aslında varlıklarını birbirlerine borçlu olduğu bir tahterevalli düzenine sıkıştırılıyor.” diye konuştu.
Partili Cumhurbaşkanlığı Sisteminin ülke ve millete dair bir çok değer, gelenek ve kurumun içini boşalttığını savunan Akşener, şunları kaydetti:
-Adına ‘ittifak sistemi dedikleri milletsiz bir siyaset düzlemi ülkemizi adeta esir aldı. Çünkü partili Cumhurbaşkanlığı Sisteminin ortaya çıkardığı bu milletsiz siyaset düzleminde iktidarla ana muhalefet aynı sofrada oturmuş, milletin hakkını, memleketin istikbalini Türkiye’nin yıllarını afiyetle yemenin peşindeler.
-İşte o nedenle biz İYİ Parti olarak nasıl kurulduğumuz günden beri bu ucube sisteme ‘hayır’ diyorsak bugün de hayır diyoruz.
-Üstelik başkalarının aksine duruşumuzla samimi olduğumuz için menüde milletimizin olduğu şer sofralarına da hayır diyoruz. O sofraların haram lokmalarına da hayır diyoruz: İttifak sistemine de dayatma düzenine de mecburiyet siyasetine de hayır diyoruz.”
Millete milli, demokratik, hür bir siyaset vaat ettiklerini ifade eden Akşener, “Memleketimizin sorunlarını çözmek Türkiye’nin önünü açmak yerine işi kamplar arası nüfus sayımına çevirerek koltuklarını müdafaa edenleri, sorumsuzluklarının dayanılmaz hafifliği ilelebet sürsün diye suni gündemlerle milletimizi oyalayanları ziyadesiyle rahatsız ediyoruz. Hamdolsun verdiğimiz rahatsızlıktan çok ama çok memnunuz ve rahatsız etmeye de aynen devam edeceğiz. Türk siyasetinin saray yapımı bir pembe dizi olmasına da ana muhalefet yapımı bir korku filmi olmasına da iktidarla ana muhalefetin ortak yapımı uzadıkça uzayan bir ortaoyunu olmasına da müsaade etmeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Siyasetin yeniden gerçek gündemi olan milletin dertleriyle buluşturacaklarını dile getiren Akşener, siyasetin vizyon, kadro ve projeyle yapıldığını söyledi.
BEYANNAMEDE KADIN, YAŞLI VE ÖĞRENCİ VURGUSU
Yerel seçim beyannamesinde ülkede yaşanan 4 temel soruna değindiklerini bildiren Akşener, “İYİ Parti olarak, şehirlerimizdeki yoksullukla mücadelemizin odağına gençleri, çocukları, kadınları ve emeklileri alıyoruz. Bu çerçevede hiçbir gencin barınma sorunu yaşamaması için yönettiğimiz belediyelerde erişilebilir, güvenli ve sağlıklı, yurt imkanları sunacağız. Hiçbir gencin KYK borcu derdine düşmemesi için yönettiğimiz belediyelerde sosyal sorumluluk projelerine katılan gençlerimizin KYK borçlarını, belediye olarak biz ödeyeceğiz.” diye konuştu.
Yönettikleri belediyelerle okullarda sabah ve öğlen olmak üzere öğrencilere iki öğün ücretsiz yemek imkanı sağlayacaklarını anlatan Akşener, “Bu yemekleri şehirlerimizdeki kadın girişimcilerimiz ve kooperatifler aracılığıyla temin edecek kadınların şehir ekonomisine süratle dahil olmasını sağlayacağız. Hiçbir kadını, şiddetle bir başına bırakmayacağız. Yönettiğimiz belediyelerde kuracağımız, ‘Kadın Destek Merkezleri’ ile gece veya gündüz fark etmeksizin her konuda yanlarında olacağız.” ifadelerini kullandı.
Yoksullukla mücadelede emeklileri yalnız bırakmayacaklarını dile getiren Akşener, “İktidar belli ki emeklilerimizi yoksulluğa mahkum etmekte kararlı. Ancak biz hiç değilse bir nebze nefes alabilmeleri için yönettiğimiz belediyelerde her emeklimizin gelirine destekler sunacağız.” dedi.
Ülkenin artık bir sığınmacı cennetine dönüştüğüne dikkati çeken Akşener, “Kaçak ve sığınmacı sorununa karşı ortaya koyduğumuz Milli Göç Doktrinimizi hayata geçirmek için ilk adımı yetkiyi aldığımız, belediyelerimizde atacağız. Yönettiğimiz belediyelerde öncelikli olarak, tabela standartları getireceğiz. Böylece hem kent estetiğini koruyacağız hem de yabancı alfabelerle tabela asılmasının önüne geçeceğiz.” şeklinde konuştu.
Göreve gelir gelmez tüm kaçak ve sığınmacı gettolarında kentsel dönüşüm çalışmaları başlatacaklarını vurgulayan Akşener, “İYİ Parti olarak yönettiğimiz belediyelerimizde her şeyden önce yaşayan, yaşatan, güvenli şehirler inşa edeceğiz. Bütüncül bir kentsel planlama ve imar politikasıyla şehirlerimizi fiziksel, toplumsal, ekonomik ve ekolojik yapısıyla birlikte depreme karşı, dirençli hale getireceğiz. Şehirlerimizdeki fiziksel yapıyı dirençli hale getirmek için bina dayanıklılığını arttıracağımız teknik uygulamaları yetkiyi alır almaz hayata geçirmeye başlayacağız.” dedi.
Devraldıkları belediyelerde doğal afet riskinin yüksek olduğu şehirlerde kentsel dönüşümleri şeffaf ve katılımcı bir anlayışla gerçekleştireceklerini belirten Akşener, şehircilik ve ulaşımda örnek bir belediyecilik sergileyeceklerini açıkladı.
Milletin sonuna kadar hak ettiği mutlu, huzurlu ve yaşanabilir şehirlerin konuşulacağının altını çizen Akşener, “Hazır olun 1 Nisan’dan sonra artık İYİ Parti iktidarının ayak sesleri konuşulacak.” ifadesini kullandı.
Akşener’in konuşmasının ardından İYİ Parti’nin büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkan adaylarının tanıtımı yapıldı.
]]>İmamoğlu “5 yıl Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptım ilçemde bir kez bile büyükşehir belediye başkanını görmedim. Ben bu 5 yıl içerisinde her ilçeye gittim ve ilçenin seçilmiş belediye başkanını demokrasi gereği saygı gösterdim davet ettim. Hangi açılışı yapıyorsam davet ettim. Açılışlara giderken bir partinin töreni mi yapıyorum? Hayır. Belediyenin. Belediye kimin? Milletin. Belki bir iki defa gelmiş olabilirler. Onun dışında gelmediler. Çünkü alışık değiller. Benim neredeyse görev sürem dolmak üzere. Hiç davet edilmedim biliyor musunuz? İstanbul’daki törenlerine hatta parasını İBB’nin ödediği metro açılışlarına bile davet edilmedim” dedi.

İLK KEZ DAVET EDİLDİĞİNİ AÇIKLADI, BAKANA TEŞEKKÜR ETTİ
İmamoğlu yaptığı bu şikayetlerin ardından ilk kez bir davet aldığını açıklayarak “Son günlerinde akılları başına gelir diyeceğim. Bu sefer ben ilk kez Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemler açılışına Ulaştırma Bakanı tarafından davet edildi. Vallahi teşekkür ediyorum. Pazartesi oraya gideceğim. Bakın bu ülkede bazı alışkanlıkları böyle yapa yapa değiştireceğiz. Şunun için gideceğim. O açılış, o bakanlık, o makamlar, onlar kadar benim kardeşim benim. Benim makamım İstanbul Büyükşehir Belediyesi, benim kadar onların. Bunu onlara öğretene kadar, bunu her yerde anlatacağım” diye konuştu.
“BİR TANESİNİN HER AKŞAM RÜYASINA DA GİRİYORUM”
2019’daki seçimlerde yaşanan mazbata krizi ve iptal sürecine değinen İmamoğlu “18 günde İstanbul’u yönetirken bile demiştim ki ’18 günde çıldırttım, 5 yılda size söz, bunlar deli edeceğim’ dediğim oldu. Yahu adamlar 5 yıl boyunca sabah kalktılar Ekrem İmamoğlu, akşam yattılar Ekrem İmamoğlu. Yok sözümü geri alıyorum. Vallahi bir tanesinin muhtemelen her akşam rüyasına da giriyorum. Benimle derdiniz ne Allah aşkına? Ben İstanbul’da işini yapmaya, hizmet etmeye çalışan bir insanım. Kaldı ki yok birbirimizden farkımız yok” dedi.
“RAKİBİM SU KAYNATTI”
İmamoğlu, “2019’daki rakibim Binali Yıldırım’dan daha memnundum” diyerek rakibi Murat Kurum’un “Kandil uzlaşısının adayı İmamoğlu’dur” sözlerine tepki gösterdi. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Şimdiki rakibim biraz sıkıntı çekecek dedim ama daha ilk günlerde bile su kaynattı. Çünkü şimdiden bir takım iftiralar uydurmaya başlamış. Hemen bunlar sıkışınca ne yapıyorlar? Herkesin, milli duygularını sorgulamaya çalışıyorlar. Bir de bazen utanmadan inancını sorgulamaya çalışıyorlar. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Ben Türkiye Cumhuriyeti’nde 86 milyon vatandaşımın içinden bir Allah’ın kulunun inancını da sorgulama hakkım yok. Milli duygularını da sorgulama hakkım yok benim. Benim; vatanıma, milletime, bayrağıma, atama, dedeme, nineme, Atatürk’üme olan tutkumu sorgulayacak adam anasının karnından doğmadı. İşine bak sen. Onun için su kaynattı. “
“BU KÖTÜ SÖZLERE İNANMAYIN”
İmamoğlu “Bunlar daha azıtacaklar, biliyorum. Önden bunu söyleyelim de herkes haddini bilecek. İnanç Allah’la kul arasında. Kimse kimsenin inancını ölçemez. Ben bir tek Yaradan’a sığınır bir tek Yaradan’dan korkarım. Allah’ın kulundan korkmam. Benim inancımı sorgulayacak, benim inancımı yorumlayacak Allah’ın kulu anasının karnından doğmadı kardeşim. İşine baksın. Bu kötü sözlere inanmayın, muhatap olmayın. O kötü sözlerle ilgilenmeyin” diye konuştu.
SİSİ GÖNDERMESİ: HERHALDE BANA OY VERECEK
“Çünkü bunlar U dönüşünü seviyorlar” diyen İmamoğlu, 2019 yerel seçim sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini Sisi’ye benzettiğini hatırlattı. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Sayın Cumhurbaşkanı ne demişti? ‘Binali mi Sisi mi?’ Güya Sisi ben. 14 Şubat’ta hem de Sevgililer Günü’nde gözlerinin içine baka baka Mısır’da yanına, ayağına gitmedi mi? Gitti. Herhalde bana oy verecek söyleyeyim. Öyle düşünüyorum. İşin şakası bir yana; bu işin, bu işin, bu dilin bu siyasetin, bu milletin gündeminde yeri yok. Şunu söyleyeyim; eğer saygıdeğer Sisi Türkiye’ye gelmek isterse ben onu İstanbul’da ağırlarım.
* Benim güzel çocuklarımın, benim güzel gençlerim, benim güzel insanlarım bu tarz yaklaşımı hak etmiyor. Neyi hak ediyor kütüphaneyi, metroyu, yeşil alanı, yurdu, bursu, kursu hak ediyor. Ama üç haneli enflasyonu hak etmiyor. Hiçbir işe yaramayan emekli maaşını hak etmiyor. Dar gelirlinin sıfıra inmiş, tükenmiş maaşını bu millet hak etmiyor. Yüksek faizi, yüksek enflasyonu, yüksek maliyet artışlarını bu millet hak etmiyor.
* Onun için ben ne diyorum onlara biliyor musunuz? İşinize bakın, işinizi yapın. Sizin işiniz ekonomiyi yönetmek. Ekonomiyi batırdınız. Şimdi bunlar sıkıştılar mı, hemen başka şeylere başvururlar. Sıkıştılar mı hemen insanları kötülemeye çalışırlar. Ama söyleyeyim biz bunlara pabuç bırakmayız kardeşim. Bu millet haklının, hukuku koruyanın, adil olanın yanındadır. Biz hak, hukuk, adaletten asla vazgeçmeyeceğiz. Asla vazgeçmeyiz.”
]]>Yavaş, 10 yıl Beypazarı’nda belediye başkanlığı yaptığını belirterek şunları söyledi;
*10 yıl boyunca Beypazarı’nı Ankara’ya tanıtıp hem kent kültürümüzü koruduk hem de burada yaşayan insanlarımıza turizmle ilgili yeni bir ekmek kapısı açtık. Binlerce insan şu anda bu işten ekmek yiyor. İnşallah daha da arttıracağız.
*Beypazarı’nda görev yaparken binin üzerinde kaymakam, belediye başkanı, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelip, ‘Bu iş nasıl başarıldı’ diye burada inceleme yaptı. Tabii ki bu projeleri gerçekleştirirken Beypazarı halkının yanımızda olması, en büyük gücümüzdü.
*Onlara anlattık. ‘Sizler de kendi ilinizde, ilçenizde kültürünüzü koruyup, turizme açabilirsiniz’ diyerek örnek olduk. Dönüp baktığınızda akılda kalan en önemli eser, budur. Ankara’dakiler, hala anlamadı.
*Hatırlarsınız; Ankara’dan gelen buradan geçip, Nallıhan’a giden çift yolu yaptık. Şimdi hatırlayan var mı? Hiç önemli değil ki. Bunlar zaten Fen İşleri Dairesi’nin bile yapacağı hizmetler. Asıl hizmet o değil.
*İnsanları ayırmayacaksın, herkesi kucaklayacaksın, herkesin fikrine saygı duyacaksın. Ondan sonra Beypazarı’nın gelişimi ne yönde olacaksa ona karar verip, uygulayacaksın. İşte, beton ve plastik görmek isteyenler, Beypazarı’ndaki bu turizmle alakalı kalkınmayı asla anlayamıyor. Ankara’da hala gözleri betonda, plastikte. En az onlar kadar Ankara’nın her yerine asfalt yaptık.
“142 KİLOMETRE YENİ İÇME SUYU HATTI YAPILDI”
*Bütün harcamalarımız Ankara halkı için. Ne yurt dışından bitki getiriyoruz ne de ‘Proje yapıyorum’ adı altında hiç kimsenin yararına olmayan harcama yapıyoruz. Bugüne kadar Beypazarı’nda Aile Yaşam Merkezi, e-Spor Merkezi, 2 adet sera yaptık.
*Burada 30 milyon fide üretiyoruz. Bütün Ankara’ya buradan yayılıyor. Bir müjdem de şu; Engelli ve Yaşlı Bakımevi, projesi bitmek üzere. Biliyorsunuz benim dönemimde başlamıştı.
*Harmancık mevkisinden su geliyordu. Arıtma yapıldı şimdi; ama sonuçta yerin altındaki kuyulardan geliyor. Bu ilanihaye devam edecek değil. Beypazarı’nın 10 yıl, 20 yıl sonrasını düşünerek, bugün Çamlıdere’den hem Güdül’e hem Ayaş’a hem Beypazarı’na su getirme projesi, önümüzdeki günlerde ihaleye çıkıyor.
*57 mahallede asbestli su boruları yenilendi. 142 kilometre yeni içme suyu hattı yapıldı. Arıtma tesisi yapıldı. Şu bildiğimiz meşhur Uşakgöl suyumuz var. Onu da dünyaya tanıtmamız lazım. Seymen Su Fabrikamız da ihalesini yaptı. İnşallah bundan sonra bütün Türkiye, Uşakgöl sularını içecek ve en az 100 kişi orada çalışacak.
“KREDİBİLİTESİ EN YÜKSEK BELEDİYE ANKARA”
AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı Turgut Altınok’un, önceki gün Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bütün şirketlerinin batık olduğu yönündeki açıklamasına yanıt veren Yavaş, şöyle konuştu:
“Şu anda Amerika’nın, Türkiye’de büyükşehir belediyelerinin kredibilitesini ölçen ‘Fitch’ diye bir kuruluşu var. Bunların yaptığı ölçüme göre; Türkiye’deki büyükşehirlerin içerisinde kredibilite olarak en yüksek olan Ankara Büyükşehir Belediyesi. Batık bir belediye arıyorlarsa, önce kendi belediyelerine bakacaklar. Alacaklarını, borçlarını çıkaracaklar. Gelirimizi de giderimizi de borcumuzu da yayınlıyoruz. Çıkarsınlar herkes görsün, kim daha borçlu? Hangi belediye batıyor?”
Yavaş, Altınok’un başka iktidarın iş başında olması halinde emeklilerin maaş alamayacağı yönündeki ifadesine de “Bir defa bu emeklilere verdiğiniz emekli maaşı, primlerine karşılıktır. Yıllarca prim ödediler de emekli oldular. 2002 yılında emeklinin aldığı maaş asgari ücretin 1,5 katı. Hesap ederseniz; şu an 24-25 bin lira olması gerekiyor. Nerede 10 bin lira, nerede 24 bin lira. Sanki lütuf veriyor. Emekliyi, ekonomiyi bu duruma getiren kim Allah aşkına? Emeklinin ne suçu var” diyerek yanıt verdi.
]]>* Bugün, Antalya’da geçtiğimiz 5 yılın hesabının verildiği, gelecek 5 yılla ilgili ortaya konulan talebin somutlaştırıldığı, projelerin ortaya koyduğu ve Antalya’da hem Büyükşehir Belediye Başkanımız adına hem de Antalya’nın birbirinden güzel 20 belediyesi için görev talep ettiğimiz çok önemli bir günde sizlerle birlikteyiz.
* Bugün bu buluşmanın diğer şehirlerde yaptığımız ve bundan sonra yapacağımız buluşmalarda bir farkı var. Bu ilk. CHP’nin adaylarının seçim kurullarına teslim edildiği, aday belirleme sürecinin geride kaldığı bir günün arkasından kampanyanın gerçek anlamda başladığı ilk günde Antalya’da sizlerle birlikteyiz. Antalya’ya hayırlı uğurlu olsun. Türkiye’ye hayırlı olsun. Partimize hayırlı olsun. Aday belirleme süreçleri her zaman zorlu süreçler.
“ARKADAŞLARIMIZA YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM”
* Aday belirleme süreçleri her zaman süreçler. Kırgını olmadan, mutsuzu olmadan tamamlanması mümkün olmayan süreçler. Bunun yollarını önümüzdeki 5 yılda arayacağız. Sürekli ölçme değerlendirmeyle mevcut belediye başkanlarımıza 3 ayda bir halkın memnuniyet anketlerinin tek bir merkezden, ortak sorularla yapıldığı doğru örneklem ve yöntem konusunda herkesin mutabık olduğu bir ölçme değerlendirme sistemiyle bundan sonra milletimizin görevlendirdiği belediye başkanlarına sürekli karne vereceğiz.
* Gelecek 5 yılın sonuna gelindiğinde önlerine konulan anketler bir sürpriz değil 5 yıllık bir trendin ve bildikleri yönettikleri kötüye giden bir şey varsa tedbir aldıkları, güçlü yönlerini kuvvetlendirdikleri belgeler olacak. Antalya’da göreve devam ettiğimiz belediye başkanlarımız var, birlikte yola devam edemediğimiz, gelecekte partiye katkılarını ümit ettiğimiz arkadaşlarımız var. Bunların her birisinin kendilerine ait ayrı hikayeleri var. Ben özellikle bugüne kadar partimize hizmet etmiş, 1 Nisan’dan sonra partimize kentimize farklı alanlarda katkı sağlayacak, göreve devam etmeyecek arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.

“ANTALYA HALKININ GÖRDÜĞÜ TEVECCÜHTÜR”
* Ne Antalya’da ne de Türkiye’nin başka yerinde adaylaştırmadığımız arkadaşlarımız, birilerinin adaylaştırmadıkları gibi ‘metal yorgunluğu var’, ‘FETÖ’cülükle suçlanan’ ve itibar suikastına uğrattıkları kişiler gibi değiller. Bizim göreve devam edenlerin de devam etmeyenlerin de vatanseverliğinden dürüst yönetici olduklarından, çalışkanlıklarından ve partililiklerinden şüphemiz yoktur. Bundan önce de ifade ettiğimiz gibi bizim belediye başkanlarımızın olduğu kentlerde memnuniyet anketleriyle ilerledi. Sayın başkan bana partinin yetkili organlarına teşekkür etti. Ancak Sayın Başkan’ı adaylaştıran ne Özgür Özel’dir ne MYK’dır. Muhittin Böcek’i adaylaştıran yaptığı hizmetlerin Antalya halkından gördüğü teveccühtür.
* Göreve devam etmediğimiz arkadaşlar var. Ama bir arkadaşımız göreve kendisi, onun memnuniyet anketini ifade etmemize rağmen sevgili Şükrü Sözen, Manavgatı’ı bırakıyor, ama biz onu bırakmıyoruz. Çok güzel işler yaptı, çok yüksek bir memnuniyet yakaladı. Görevi şimdi yerine çok kıymetli kardeşim önümüzdeki dönem milletvekilimize bırakıyor ama en güzel tarafı şu. Sokakta üç kişi neredeyse el ele kol kola gidiyorlar. İlçe başkanı, mevcut başkan ve adayımız. Üçünü de alnından öpüyorum. Partililik budur.
* Bunun dışında elbette bütün adayların bir hikayesi var. Ama bir kişiye bir borcumuz var. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak mevcut belediyelerin olduğu yerlerde memnuniyet anketleriyle ilerliyoruz. Önümüzdeki tüzük değişikliğinde objektif kriterler koyacağız. Ancak Antalya’da iyi olmasına rağmen ‘Bizim ilçemizin kültüründe ön seçim var, ön seçimde geldin, göreve devam etmek için de sandıktan çıkmayı yeğlerim’ diyen Gazipaşa Belediye Başkanımız Mehmet Ali Yılmaz ve Gazipaşa’ya da özel teşekkür sunuyorum.
“BİLAL ERDOĞAN’A BURAK ERDOĞAN’A YAKIŞAYDI DA GÖREYDİK”
* Beka sorunu var diyorlar. Beka sorunu nedir? Dış güçler gelecekler, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler. O beka sorunlarını bu memleket çok gördü. Beka sorunu olduğunda kimin ne olduğunu da gördü. Bu ülke işgal altındayken ‘Geldikleri gibi giderler de’ diyenleri de gördü. İşgal orduların gemilerinin altına halı serenleri de gördü. O yüzden beka sorunu olur da bu ülke yine dış güçler saldıracak olursa herkes emin olsun Recep Tayyip Erdoğan geliyor diye il başkanlığından görevlendirilen altı tane gencin kot üstüne perdelik kumaştan kefen giyip beklemesiyle bu işler olmaz.
* Öyle olursa Çanakkale’de kefensiz yatanlar var burada. Bu memlekete biz sahip çıkarız. Öyle Afrin operasyonundan sonra kamuflaj bir yanına Cumhurbaşkanlığı forsu, gidip orda fotoğraf çektiriyor. 8 gazetede manşet: ‘Erdoğan’a kamuflaj ne de yakışmış.’ Bir kamuflaj yakışacaktıysa niye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakışıyor? Bilal Erdoğan’a, Burak Erdoğan’a yakışaydı da göreydik.

“1 NİSAN’DAN SONRA ACI REÇETE BEKLENİYOR”
* 1 Nisan’dan sonra hepinizi çok büyük bir tehlike bekliyor. Sıkı maliye politikası, yani acı reçete bekleniyor. Kime? KKM’den zengin olanlara gökdelen sahiplerine değil. Emekliye, Ayşe teyzeye. Zamlarla, enflasyonla, vatandaşın gelirine yapılması gereken zamlardan kısacak bir acı reçete geliyor. 1 Nisan’da yine vatandaşın sırtına binmeyi planlıyorlar.
* Bundan 31 Mart’ta kurtulabilirsiniz. Bir tarafta verdiği sözleri tutan CHP’li belediyeler, diğer tarafta verdiği sözleri tutmayıp bir de depremzedeleri tehdit eden iktidar. 10 kişiden 8’nin memleketin adaletine güvenmediği bir yerde Erdoğan ‘Adalet yoksa refah yok’ diyor. Bu ülkede vergide, toplumsal yaşamda, inançlarda, mezheplerde ve bunlara devletin verdiği hizmetlerde, yargıda adalete ihtiyaç var.
“BİZİM İTTİFAKIMIZIN ADI TÜRKİYE İTTİFAKIDIR”
* Seçimlere gidiyoruz. Bu seçimlerde iki tane ittifak yarışıyor. 30 parti var ama 2 tane ittifak yarışıyor. Biri Cumhur İttifakı, eski bir ittifak. Her geçen gün birbirlerine benziyorlar. Renkleri koyu gri yağmur bulutu renginde, milletin üstüne karabasan gibi çökmüşler. Kimse konuşmasın, kimse düşünmesin. Gençleri konserleri, festivalleri olmasın. Herkes bir şeylerden korksun ve oyu bunlara attın, korku ittifakı.
* Diğer tarafta çok sayıda partiler var ama Cumhur İttifakı’nın, bu tehdit ittifakının karşısında bir parti yok. Elbette CHP var ama biz partimizden ziyade içinde bulunduğumuz ittifaka güveniyoruz. Maalesef adı Millet İttifakı değil, o geçen seçimlerde kaldı. Cumhur İttifakı’nı yenmek için çok daha güçlü, öz güveni yüksek, ayakları yere basan, kimseyi dışlamayan bir ittifaka ihtiyaç var. Bunu başaracak olan bizim ittifakımızdır, adı Türkiye ittifakıdır.”
]]>“YEREL YÖNETİMLER BÜTÇESİ MAALESEF İSTENDİĞİ KADAR YETERLİ DEĞİL”
Gerçekleştirdiği projelerden ve yerel yönetimlerin karşılaştığı zorluklardan bahseden Yavaş, konuşmasında şunları söyledi:
* “Halkın vergisini istediği gibi harcıyorlar. Makamlardan ayrılmayacaklarını sanıyorlar ve popülist davranışlara giriyorlar. Bütçenin daha iyi harcanması mümkün. Yerel yönetimler bütçesi maalesef istendiği kadar yeterli değil. Bizler belediyenin aldığı harçlardan hariç, Ankara’da toplanan vergiler ve Türkiye’de toplanan vergilerin bir payı Ankara’ya geliyor. Belediye meclisi olarak bir bütçe hazırlıyoruz ama devletin karar alma mekanizmasında belediyeler yok. Dolayısıyla biz ancak rutin işleri yapıyoruz.
* Eğer belediye başkanı başarılıysa, kentin geleceğine yönelik bazı projeler getirip, kentin ekonomisinin de canlanması için çalışabiliyor. Tamamen kendi öngörüsüne bağlı. Bazı belediye başkanları bundan on yıl öncenin parası 22 milyon liraya düğün salonu yapmış. Bu paranın düğün salonuna harcanması son derece yanlış. Belediye kendisi de işletemez bunu. Belediyenin önceliklerinin çok farklı olması lazım. Kentin alt yapısıyla, toplu ulaşımla, sağlıklı suyla ilgilenmesi lazım. Her belediye başkanının bir çılgın projesi var. Çılgın projelerin çoğu da çöp proje. Bunun hesabını da soracak merci yok.
“BİZİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN İNSANLARIN SAĞLIKLI YAŞAMASI”
* 60 bin civarında ortaokul ve lise öğrencisi bizden ücretsiz destek alıyor. Okullarına ücretsiz otobüsle binip gidiyor. 16 bin kadar çocuğun servis ücretini ödüyoruz. Kantinden alışveriş yapamayan çocuklar aç gidiyorlar, öğrenme güçlüğü çekiyorlar. Kantinlerle anlaşma yapıp onlara alışveriş yapma hakkı tanıyoruz.
* Kırtasiye, sınav ücreti ve en önemlisi tamamının düzenli et yiyebilmesini sağlamak için kasap ve marketlerde et alımını sağlayacak para yatırıyoruz. Evlerde nasıl bir hayat var görmüyorlar. ‘Ben çocuğuma üç aydır köfte yapamıyordum’ diye mesaj geldi. Çocuk protein almayınca devlete daha da yük oluyor. Doğal gaz yardımı veriyoruz çocukların ısınması için. Sadece kriterlere uyan kişilere yardımcı oluyoruz. Bizim için önemli olan insanların sağlıklı yaşaması.
“5 YILDA ANKARALILARIN KULLANIMINA AÇTIK”
* Kırsaldan kente göç önemli. Dünya kuraklığa doğru gidiyor. Gıdaya erişim güçleniyor. Biz bir kırsal kalkınma hamlesi yapmak suretiyle annesi babası çiftçi olan ailelerin tekrar tarım yapmasını sağlıyoruz. 880 milyon lira destek verdik. Çiftçiler, 7 milyar lira para kazandılar. Biz yaptığımız asfaltla övünmüyoruz. Bizden öncekilerin 25 yılda yaptığı yeşil alanı, 5 yılda Ankaralıların kullanımına açtık. Ailelerin yeşil alanlarda vakit geçirmesi için çalışma yapıyoruz. Temiz hava ve ulaşım için de çalışıyoruz.
“AKARYAKIT PARASINI KENDİSİ VERSE HİÇBİRİ BİNMEZ”
* Belediye başkanının yetkisi en büyük sorun. İhaleleri açık ve şeffaf yaptık. İhtiyaç olmayan hiçbir projeye beş kuruş yatırmadık. Diğerleri başka yere para harcayabiliyor. Belediye meclisinde çoğunluğu varsa çok rahat bir şekilde bu paralar harcanabiliyor. Bunun önüne geçmenin en önemli yollarından biri belediye başkanlığını insanların görmesini istiyorum. Çakarlı araçların hepsini söktük. İnsanlar niye çakar kullanıyorlar? Sizin paranızla kullanıyorlar…Akaryakıt parasını kendisi verse hiçbiri binmez. Gelir gelmez kamu görevlisi olduğumuzu tek farkımızın oraya seçilerek geldiğimizi, özünde farkımızın olmadığını, vatandaşa yardımcı olmak için burada olduğumuzu söyledim. Hepsini attım. Ben minibüse biniyorum, rahatsız olmuyorum.
“BİR TARAFTA ÇOCUĞUNA KÖFTE ALAMAYANLAR, BİR TARAFTA LÜKS ARABALARA BİNENLER VAR”
* Avrupa’da her şey kurallarla belirlenmiş, belli bir makamda olmak bir şeyi değiştirmiyor. Kamunun malını harcayan kişi ortaya çıksın da rahatsız olsun görevini bıraksın. Gençlerin hesap sorması lazım. Hepsi sizin cebinizden çıkıyor. Şeffaflık, açıklık hesap vermek gerekiyor. İnternet sitemizde yayınlıyoruz. Herkes görsün diye. Londra’da belediye başkanıyla görüştüm. Bir arena yapmışlar, tek başına koltukta oturuyor, belediye meclisi yukarıda oturuyor, kim soru sorarsa ona cevap veriyor. İnsan bu sorumluluğu hissetmezse sizlerin parasını istediği gibi harcar. Birilerinin buna son vermesi lazım. Bir yandan çocuğuna köfte alamayan bir tarafta lüks arabaya binenler var. Bunun bir sebebi de hesap sorulmamasıdır. Hesabı ‘öbür dünyada veririm’ diyorlar. Bu dünyada hesap veremeyen, öbür dünyada nasıl hesap verecek?
“KAMUYA YAZI YAZIYORUZ, CEVAP VERMİYORLAR”
* Dağ gibi borcu varken marka araba almış. Nereden nereye… Saygı uyandıran davranışları yoksa lüks arabaya biniyor diye saygı duyulabilir mi? Yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması, şehrin gelişimine yönelik fikirlerde destek olunması gerekiyor. Kamuya yazı yazıyoruz bize cevap vermiyorlar. ‘Siz bizim partiden değilsiniz’ diyorlar. Bu zihniyet ne zaman bitecek? Herhangi bir köye giderken, burada kime kaç oy çıkmış bakmadım. Hangi partiye oy verdiğinin önemi var mı? Yüzlerce köyde musluktan akan su yoktu. Yıllardır insanların suyu yok. Belediyenin önceliğinin bu olması gerekmez mi? Bu insanların hangi partiye oy verdiğinin önemi yok.
“BELEDİYELER İNSANLARIN DERTLERİNİ İÇİN VAR”
* Hukuk olmayan bir ülkede insan hakları gelişmez. İleride iş bulamazsınız arkadaşlar. Bu sistemin değişmesi gerekmez mi? Hukuk, liyakat ve kurallar… Maalesef ülkemizde bunlar rayına oturmadı. En önemlisi bir belediye başkanının kafasına göre para harcamasının önüne geçmesi lazım. 550 kuruluşa yazı yazdık önümüzdeki dönemin bütçesi için. Bütçemizde yer almasını istediğiniz ne varsa yazın dedik. Dijital ortam talepleri artırdı. 300 bin civarında başvuru geliyor. Başvuruların çoğunu bizzat arayıp soruyordum. Sosyal medyadan gelen mesajlar çoğaldı. Sorunları bize bildiriyorlar. Siz bildirirseniz biz görürüz. Önemli olan talebin yerine getirilmesi. Bunun için belediyeler var. İnsanların dertleri için var.
“AÇ KALSINLAR AMA SİZ YAPMAYIN’ DİYORLAR”
* Bütün görevler büyükşehirler tarafından yapılıyor. Karayolları her işini müteahhitlere yaptırdığı için biz müdahale ediyoruz. Ekipman olarak biz daha güçlüyüz. Kahramanmaraş’a mini bir belediye kuracak kadar güçlü olduk. Bu yönüyle büyükşehirler çok güçlü oldu. Afetlerde güçlü olmaya çalışıyoruz. Logonuz görünmesin anlayışı da maalesef var. Okula kantin yardımı yapacak belediyemiz. ‘Aç kalsınlar ama siz yapmayın’ diyorlar. Ülkemiz bu hale geldi. Bizim makam mevki isteyecek halimiz yok. Gençlere örnek olmak istiyor ve onların sorgulamasını istiyoruz. Seçildim her şeyi yaparım anlayışından çıktık. Ankara’ya ne yapabilirizi hep beraber konuşmamız lazım. Bu kuşak bir arada yaşamayı çok güzel beceriyor. Bizim kuşak her şeyi yargılayan bir kuşak. Güzel günler sizin olsun.”
“DEMEK Kİ İSTEMEMİŞLER”
Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Mansur Yavaş, “Cumhurbaşkanı adayı olmayı düşünüyor musunuz” sorusu üzerine, “Altılı Masa aday yaparsa olurum demiştim. Demek ki istememişler. Öyle söyleyeyim. Önümüzdeki günler ne getirir bilmiyorum. Siyaset her şeye gebe” yanıtını verdi.
]]>İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Çelikdemir, Tunceli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Beyin kanaması geçirdiği belirtilen Çelikdemir, yoğun bakımdaki tedaviye cevap vermeyince, Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma sürerken, Tunceli Belediyesi de konu ile ilgili idari soruşturma başlattı.

“YÜZDE 51 ENGELLİ RAPORUNA SAHİP”
Dün öğle saatlerinde beyin ölümü gerçekleşen Çelikdemir’in ailesi olayda ‘ihmal’ olduğunu öne sürerek belediye binasına yürüdü. Yürüyüşte Çelikdemir’in ailesi sık sık “Katil belediye, katil Maçoğlu” sloganları attı.
Aile, daha sonra belediye hizmet binası önünde toplanarak açıklama yaptı. Ailenin açıklamasına DEM Parti Tunceli milletvekili Ayten Kordu ve bazı siyasi partilerin temsilcileri de destek verdi.
Kardeşi Zülfü Çelikdemir’in 7 yıl boyunca yıllık izin kullanamadığını ve belediye yönetiminin mobbing yaptığını belirten ablası Zülfiye Çelikdemir, “Kardeşimin beyin ölümü gerçekleşti. Bu iş kazası değil belediyeye ait cinayettir. Zülfikar Çelikdemir 2017’den beri belediyede çalışmaktadır. 7 yıl boyunca hastalığından dolayı 13 gün tedavi gördüğü için bu kadar izin kullanabilmiştir. İçeride 156 gün yıllık izni varken defalarca yıllık izin talebinde bulunuyor her defasında personel yetersizliğinden dolayı izin verilmiyor. Kardeşime yıllık izin verilmezken diğer personellere neden izin veriliyor. Herkese neden eşit davranılmamış. Kardeşim üniversite mezunu olup çölyak hastalığından dolayı yüzde 51 engelli raporuna sahiptir. 2020’den beri düzenli olarak yer değişikliği talebinde bulunmuştur. Her defasında yer değişiklik talebi reddediliyor. Defalarca kez Maçoğlu’na, başkan yardımcısı olan ve o birimden sorumlu olan Ü.K.’ye ve birim müdürü D.D.’ye ‘benim hastalığımdan dolayı burada çalışmam elverişli değil’ diye dilekçe veriliyor. Hem yazılı şekilde hem de sözlü olarak ailem başvurdu. Her defasında reddedildi. Yaşlı olan annem ve babam Maçoğlu’yla görüşmek istiyor fakat o da her defasında reddediyor” dedi.

‘KARDEŞİMİN NASIL DÜŞTÜĞÜNÜ BİLMİYORUZ’
Zülfiye Çelikdemir, “Kaza günü sabah 06.00 sıralarında Cumhuriyet Mahallesi’nde gerçekleşen kaza olimpik yüzme havuzu bölgesinde oluyor. Yanında çalışması ve beklemesi gereken iş arkadaşı N.A., çöp kamyonun arkasında kardeşimin yanında değil, kamyonun içerisinde şoförün yanında. Kardeşimin nasıl düştüğünü bilmiyoruz. Düşüp, düşmediğini de bilmiyoruz. İş kazası değil cinayet. Kardeşimin cep telefonu içeride şoförün yanında, defalarca kez ailem arıyor telefona bakmıyorlar. Olay yerine uzak bir noktada belediye çalışanları bunları arıyor ve ‘Siz neredesiniz, Zülfü düşmüş’ diyerek konuşuyor. Geri dönüyorlar yolun yarısında ambulansa denk geliyorlar. Burada tamamıyla ihmal ve cinayet vardır. Bunun sorumlusu Başkan Maçoğlu, yönetimi ve kardeşimin yanında olan işçilerdir. Biz bunlardan şikayetçiyiz. Kardeşim için neden sessiz, biz buna isyan ediyoruz. Kedi ve köpekler için halkımız eylem yapıyor. Enerji şirketi işçileri düşük maaş alıyor diye aylarca halk eyleme destek verdi. Peki neden kardeşim için bu kadar sessizler” diye konuştu.
]]>“HİÇBİR YERE SİZİN TERTEMİZ PARANIZI HARCAMAM”
Burada konuşan Yavaş, şunları söyledi:
* “Belediye başkanı olmadan önce ‘Yapamazlar, edemezler, yönetemezler, daha ilk aydan maaşları ödeyemezler’ gibi korkutmaya başlayıp daha sonra ‘Sosyal yardımları kesecekler, işçileri çıkaracak’ ve benzer biliyorsunuz karalamaların hepsi vardı. Allah’a çok şükür bir beş yıl geçti. Ne işçileri çıkarttık? Hepsi mutlu, hep birlikte mesai arkadaşımız gibi çalışıyoruz ne de sosyal yardımları kestik. O ‘Maaşları bile ödeyemezler’ diyen belediyeyi şu anda Amerika’daki fişlenen kuruluşa göre kredibilitesi en büyük belediyenin Ankara Büyükşehir Belediyesi olduğunu açıkladı.
* Yaptığımız çalışmalardan İngiltere’den Dünya Başkentleri Başkent Ödülü’nü aldık. Ve bugün Türkiye’de ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’ konuşuluyor. Çünkü bizden öncekilerin sadece ‘Proje yapıyoruz’ deyip çöp projelere yatırdıkları paraları görünce o çöp projeleri görünce aradaki farkı anladılar. İçinde insan olmayan hiçbir projeye bir kuruş para harcamam. Kendi paramı harcamayacağım hiçbir yere sizin tertemiz paranızı harcamam. Öncelikli olarak hemşehrilerimin bu bölgelerde Ankara’nın tüm sınırları içerisinde birçok ihtiyacı var. İşbaşına geldik, 232 köyde kanalizasyonu açıktan akıyor. Yüzlerce köyde su yok.

* Polatlı suyundan memnun değil. Bunlar yıllardır ihmal edildi. Çünkü ‘Yerin altına yapılan yatırım görülmez’ dediler. Oysa şöyle bir kendinizi yoklayın; iki saat suyunuz kesilse başlıyorsunuz heyecanlanmaya. Peki onlarca yıldır su sıkıntısı çeken, tankerle su taşınan köyleri düşündüğünüz zaman hangisi acil, hangisi farz? Çöp projeler mi? Bunlar mı? Elbette ki insanların acil ihtiyaçları farz. Ve gelir gelmez öncelikli olarak belediyedeki tüm çakarlı araçların çakarlarını söktük. Beş yıldır ben bir minibüs, bir şoför, bir korumayla geziyorum.
* 4 bin kadar ihaleyi canlı yayınladık. Türkiye’de benden başka yok. A’dan Z’ye bütün ihalelerimiz yayınladı. Belediyenin bütün mali tabloları nereye beş kuruş harcıyorsak hepsini internet sitemizden görüyorsunuz. Hesabınızı bu şekilde veriyoruz. Sayıştay gelir zaman zaman tehdit eder. Çekinmeden Sayıştay raporlarını da yayınlıyoruz. Ve hesabımızı her vesileyle veriyoruz. Nereye bir icraat yaparsak bu park, bu kavşak şu kadar TL’ye mal olmuştur diye. Eski dönemden iki misli daha fazla Ankara’nın çeşitli yerlerinden, bütün ilçelerde yeşil alanlar kazandırdık. Ama hiçbir yere hani asfaltını yapıyoruz, kıymetini bilirler gibi, asfaltınız hayırlı olsun kavşağınız hayırlı olsun tabelalarını da asmadık hiçbir şekilde.
“HER ŞEYİMİZ O KADAR AÇIK Kİ HER YERDE HESAP VERMEYE HAZIRIZ”
* Zaman zaman bazı siyasileri görürsünüz. Herhangi bir yolsuzluk iddiası olduğu zaman ‘Ben hesabımı öbür dünyada veririm. Kimseye hesap vermem’ gibi böbürlenenleri görürsünüz. Her şeyimiz o kadar açık ki her yerde hesap vermeye hazırız. Ve diyoruz ki; bu dünyada hesabını veremeyen kimse öbür dünyada mümkün değil veremez. Onun için hem bu dünyada hesabını vereceksiniz hem öbür dünyada. Ondan sonra vatandaşın karşısına böyle korumasız bir şekilde alnı açık bir şekilde çıkacaksınız. Allah’ıma bin şükür, bana güvenlerin başını eğecek hiçbir işin içinde olmadık. Olsaydık duyardınız. Diyoruz ki; süremiz bitince de aynı şekilde. O zaman korumamız da olmayacak. Şoförümüz de olmayacak. İnşallah sizlerin yanına gayet rahat bir şekilde geleceğiz. Neden korumasız geziyoruz? Kimseyi ayırmadık ki. Herhangi bir köye, mahalleye, ilçeye hizmet ederken ‘Burada kaç oy çıkmış’ diye bakmadık.
“ELMADAĞI’IN EN ÜCRA KÖŞESİNDEKİ KÖYDEKİ BAKKAL DAHİ ŞİMDİ PARA KAZANIYOR”
* Buradaki sıkıntıları biliyoruz. Başkanım biraz önce yapılanları anlattı. Başkanım direkt arıyor şu ihtiyacımız var diye. İkinci defa söyletmiyoruz. Derhal talimatını veriyoruz. İmkanınız varsa anında destek olmaya çalışıyoruz. Ama maalesef diğer belediye başkanlarımızdan birçoğu uzattığımız eli tutmadılar, kendi ilçeleri kaybetti. Elmadağ hep yanımızda durdu. Elmadağ kazandı ve kazanmaya devam edecek. Elbette eksiklerimiz vardır. Eski dönemden farklı daha neler var? Eskiden biliyorsunuz destek ihtiyacı olan ailelere destek olunurdu. Belediyecilik başkanım da söyledi, yol yapmak, asfalt değil. Bunu herkes yapar. Az yapar, çok yapar ama mutlaka yapar.
* Belediyecilik şöyle tarif edilir; doğumundan ölümüne kadar insanların her türlü beşeriye ihtiyacını karşılayan kurumdur diye geçer. Dolayısıyla bizler öncelikli olarak bu ihtiyaçları karşılamak zorundayız. Komşusu aç yatarken tok yatamayız. Verdiğim sözlerden bir tanesi şuydu buraya geldiğimde; kimseyi açıkta bırakmayacağız, okuluna gidemeyen, okuyamayan hiçbir çocuk olmayacak diye. Söz verdiğimiz gibi Başkent Kart’ı çıkarttık. Üç yılı geçti. Başkent Kart’a para yüklemek suretiyle o evin ihtiyacını en iyi bilen anne ve baba gidiyor istediği esnaftan ihtiyacını gideriyor.
* Eskiden nasıl oluyordu? Bir tane esnaftan toptan alınıyordu. Koli koli getirip evlere dağıtılıyordu ve hem dağıtım masrafı çıkıyordu hem de zaman zaman o dağıtılan kolilerden şikayetler oluyordu. Şimdi böyle bir ihtiyaç yok. Bir kişi değil Ankara’daki tüm esnaflar da kazanıyor. Elmadağ’ın en ücra köşesindeki köydeki bakkal dahi şimdi para kazanıyor. Onlar da ayakta kalıyor. 200 bin aileye Ankara’da protein yardımı, et yardımı yapıyoruz Tam 27 aydır kasaplar kazanıyor. Kırtasiye yardımını da aynı şekilde şimdi birer tane çanta yaptırıp sırtlarını vermek suretiyle yapmıyoruz. Kırtasiye yardımı olarak parayı kartlara yüklüyoruz. Kırtasiyecilerden alıyor, üç harflilerden ve AVM’lerden geçmiyor ki kırtasiye esnafını da ayakta kalsın.
“ÜÇ YILDIR DAĞITTIĞIMIZ ŞEYİ İCRAAT OLARAK SUNUYOR”
* Şimdi Başkent Kart’ı üç yıldır uyguluyorum değil mi? Fakat rakibim Başkent Kart verecekmiş, duymamış. Üç yıldır dağıttığımız şeyi icraat olarak sunuyor. Biz birer kilo et veriyoruz. ‘Ben but veriyorum’ diye övünüyor. Faaliyet raporuna bastık ki bir şubat ayında iki kişiye kasım ayında 11 kişiye vermiş. Biz Keçiören’de 50 bin aileye destek oluyoruz. Siz yönettiğiniz ilçede 50 bin kadar desteğe ihtiyacı olan aileyi bilmiyorsanız o zaman hiç bu konulardan bahsetmeyeceksiniz. Çünkü onun da çöp projeleri var.
* İnsan hayatına dokunmaktan daha güzel bir şey olabilir mi? Türkiye’de hala doğal gaz dağıtan hiçbir belediye yok. İnsanlarımızı evde üşütmüyoruz. Bizim gibi protein yardımı yapan hiçbir belediye yok. 918 köye internet götürmüş hiçbir belediye yok. Kırsal kalkınmalarda destek olan belediyeler var ama bizim hızımıza yetişemiyorlar.
Meclis’teki engellemeleri falan hepsini görüyorsunuz. Adalet hep lafta kalıyor. Partisinin, partilerinin adı adalet ama artık görüyoruz ki adaletin A harfi dahi kalmamış.”
10 YIL BAŞKANLIK YAPTI
Mehmet Tosun, Bodrum’un Kemer köyünde doğdu. Selçuk Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi’ni bitirdi. Memleketine döndü. 2004 yılında MHP’den Bodrum-Konacık Beldesinin Belediye Başkanı oldu. 10 yıl bu görevi yürüttü. O günleri ve Konacık’taki değişimi şöyle anlatıyor:
“Konacık ilk zamanlar kimsenin gidip yerleşmek istemediği bir yerdi. Sonra ülkemizin 81 ilinden insanların yaşadığı yer oldu. Orayı modern, çağdaş belediyecilik hizmetleriyle buluşturduk. 2014 yılında da Bodrum Belediye Başkan Adayı oldum. Yüzde 37 gibi bir oy oranım var. Partimin oyu 8-10 bandında olmasına rağmen yüksek bir oy oranı aldık.”
Aldığı davet üzerine İYİ Parti saflarına katıldı. 2019 da İYİ Parti’den Bodrum Belediye Başkanı adayı oldu. Yüzde 35 oy aldı. Yüksek oy olmasına rağmen iki seçimi kaybetmesi üzerine artık siyaseti bırakmaya karar verdi. Ancak siyaset öyle kolay bırakılmıyor. AKP’den ve MHP’den Bodrum adayı olması için öneriler geldi.

Mehmet Tosun, Sözcü Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtladı.
‘CUMHUR İTTİFAKI’NIN ADAYI
Nasıl “Cumhur İttifakının adayı” oldu? Bunun öyküsünü Mehmet Tosun’dan dinliyorum:
“Halkımızın talepleri, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da bundan 20 gün önce makamına çağırıp ağırlayıp, ‘Toplumun değişik kesimlerinden ve partimizden aldığım bilgiler ışığında sizin ittifakımızın ortak adayı olarak Bodrum Belediye Başkanı Adayı olmanızı, Bodrum’la ilgili birikmiş sorunları çözmenizi istiyorum. Bu noktada da ben de merkezi hükümetten elimden gelen desteği, kazanmanız durumunda yapacağım’ dedi. Ben öneriyi kabul ettim.”
Tosun, “Tek derdimiz Bodrum’a hizmet etmek, vatandaşımızla kucaklaşmak, ortak akılla, katılımcı bir anlayışla Bodrum’umuzun birikmiş belediyecilikle ilgili sorunlarını çözmek için yola çıktık.” diyor. Bakalım Bodrum’un derdi, sıkıntısı neymiş? Başkan adayından dinleyelim:
“Şu anda Bodrum’un su probleminden tutun, yapılmayan kanalizasyon hatlarından, yapılmayan yollarından, doğanın, çevrenin korunamamasına, vahşi yapılaşmaya, deniz kirliliğine, trafiğine, turizm sezonunun kısalmasına, artan nüfusumuzun temel belediyecilik hizmetlerinde ciddi eksiklikleri var. Bugün geldiğimiz noktada Bodrum Belediyesinin Bodrum halkıyla irtibatı kopmuş, halkın memnuniyet oranı yüzde 15’lere düşmüş. Zaten memnuniyet yüzde 80 olsa bize de ihtiyaç yoktu.”
Mehmet Tosun’a “Halkın yaşam tarzına müdahale edilir mi? Halk ayrışır mı?” diye sordum. Cevabı şöyle oldu: “31 Mart’ta seçilmem halinde, dünya kenti olan Bodrum için gereğini hem yönetimde, hem hizmette yapacağım. Yönetim ve hizmet sürecinde kimseyi ayrıştırmadan, eşit, adil hizmet üretmek üzere bir yol haritası çiziyorum. Böyle bir hizmet serüvenine hazırlık yapıyorum. Bodrum Belediyesi kimseyi ayrıştırmadan, ötekileştirmeden belli bir yaşam tarzını, kültürü, kültürel değeri, ideolojik düşünceyi empoze etmeden sadece var olan, burada yaşayan insanlarımızın bugüne kadarki birikimleri, sosyal yaşamları, kültürel değerlerine saygı duyarak onların yaşamları önündeki engelleri kaldırmak üzere çalışacağız. Kim nasıl istiyorsa yaşasın. Burası bir dünya kenti, turizm kenti. Burada eğlence de olacak, kültürel, sanatsal etkinlikler de aynen devam edecek. Bizim birinci önceliğimiz belediye hizmetleri ve buradaki vatandaşımızın değerlerini ve yaşamaları önündeki engelleri kaldırmak.

AKP’nin Muğla Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın ve Mehmet Tosun vatandaşlarla görüşüyor.
‘PARTİ ROZETİM HİÇ OLMAYACAK’
Bize destek vermeye çalışan, belediyeciliğimize güvenen çok ciddi toplum kesimlerinden sözler alıyorum ve iş Bodrum ittifakına doğru da gidiyor. Parti rozetim yok. Türk Bayrağı’yla geziyorum. Seçildikten sonra da hiçbir zaman parti rozetim olmayacak. Atatürk’ümüzün izinde, Cumhuriyet değerlerine bağlı, insanlarımızın yaşamına saygılı, kamunun, belediyenin kaynaklarını doğru kullanan, bunları yatırıma dönüştüren, insanlarımızın mutluluğu için çalışan bir belediye olacağız.”
]]>Özel, konuşmasında Bergama’nın 5 senedir halkçı belediyecilikten uzak olduğunu belirtip şunları söyledi:
* “Bu meydanda eyleme geldim. 2014 yılında çıkan kanunla köylümüzün taşınmazlarını, tarlalarını belediyeye devrettiler. Bizim başkanlar bu işleri yapmazken AK Partili Belediye Başkanı geldi köylünün malını tarlasını parsel parsel sattı. Köylünün 2,5 milyon metrekare tarlasını çatır çatır sattı.
* Bugün baktım başkan adayı değişmiş, dışardan ithal aday getirmişler. Bergama’nın seçtiği adaya sanki kayyum atamışlar gibi seçime 45 gün var dün belediyede toplu iş sözleşmesi var. Hak – İş Sendikasını çağırmışlar mevcut başkan ortada yok. AK Parti’nin dışardan gelen adayı toplu iş görüşmesi yapıyor. O koltukta kimin oturacağına Bergamalı karar verir. O koltuk benim, kime emanet edeceğime ben karar veririm, diyecek misiniz?”

“ŞİFAYI ONDA BULDUNUZ”
CHP’li Özel, sözlerine şöyle devam etti:
* “Yeni aday slogan yazmış, ‘Bergama kalkınacak Bakırçay kalkınacak’. Son 5 yılda başkan kendisi kalkındı. Ben söylemiyorum. Kız kardeşi söylüyor. Temiz belediyeciliğe ihtiyacımız var. 25 günlük Bergamalıya değil, 25 yıldır emek veren birine ihtiyaç var. Bergama’nın evladı burada. İşte Tanju Başkan. 25 yıl boyunca Bergama’da köy demedi yayla demedi ev ev gitti hasta çocukları iyi etti. Şifayı onda buldunuz. Şimdi Bergama’yı iyileştirmeye geliyor. Dr. Tanju Çelik Bergama’ya iyi gelecek.”
“CHP BABAEVİDİR”
Özel, konuşmasında önceki dönem Belediye Başkanı CHP’li Mehmet Gönenç’e de teşekkür etti. Ardından önceki dönem belediye başkanı Mehmet Gönenç ile tüm aday adaylarını sahneye çağıran Özel, el ele poz verdi. Partilerinde herkese yer olduğunu ifade eden Özel, şunları belirtti:
* “Günü gelecek hepsini en güzel yerlerde göreceksiniz. Bu parti hepimizin baba evidir. AK Partili, MHP’li kardeşlerime söylüyorum. CHP herkesin içine doğduğu bir babaevidir. Başım sıkılırsa, dara düşersem baba evinin çorbası kaynar, bacası tüter. Asgari ücret ile geçiremeyen emekçi, 10 bin lira maaş ile geçinemeyen emekli canına tak ettiyse baba evi burada. Tapusu bende değil. Kemal Bey de de yoktu. Ne Ecevit de vardı ne de rahmetli İnönü’de. Bir kişiye kayıtlı. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bu baba evi hepimizin. Mağdur mazlum kim varsa burada birleşmeye davet ediyorum. Biz kimseyi uzakta tutmak istemiyoruz. İttifakı masa başında kuramadıysak Bergama’da sandık başında kuracağız. Doktorun arkasında buluşalım. Bergama’yı bu zulümden kurtaralım.”
“Parti olarak birlik ve beraberlik içinde olmalıyız” diyen Özel, “İnsanları korkutup kandırarak oy toplayanlar var. ‘Ezanı dindirecekler, bayrağı indirecekler’ diyorlar. Bu ülkenin bölünme tehlikesi ortaya çıkarsa, öyle Erdoğan çağırınca havaalanına koşturup yalandan perdelik kumaştan kefen çekenler değil dedeleri Çanakkale kefensiz yatanlar var. Onlar sahip çıkar bu memlekete. Biz varız” ifadelerini kullandı.
“YAZIKLAR OLSUN”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emekliye bayram ikramiyesi açıkladığını ifade eden CHP’li Özel, “Sene 2015 genel başkanımız emekliye bayram ikramiyesi vereceğini söyledi. ‘Veremezsin’ dediler. 1 Kasım’da ‘Biz de vereceğiz’ dediler. ‘Bir asgari ücret’ demiştik. 3 sene emekliyi kandırıp 2018 seçimlerinden önce 1000 lira verdiler. Biz 17 bin lira olmasını savunuyoruz, az önce açıklamış 3 bin lira yapmış. Bu kadar yoksulluk, enflasyon varken 1 kilo et 600 lira olmuşken yaptığı bayram ikramiyesi 1000 lira. Yazıklar olsun. 10 bin lira ile emeklinin geçinmesini bekliyor. Memlekette açlık sınırı 15 bin lira. Yoksulluk sınırı 52 bin lira. Bergama’daki AK Partili, MHP’li kendisine 1000 lira artırmayı reva görene 31 Mart’ta oy verirse bunlar böyle devam eder” diye konuştu.
“OY VERMEYENE GİTMEM DİYEN VARSA İKNA EDİN”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları belirtti:
* “Bütün Türkiye gözü kulağı İliç’teki faciada. 9 canımızı aldı götürdü. Belki yağan yağmurla tüm coğrafya siyanürle zehirlenecek. Bergama altın madenine karşı biz mücadele ederken bize laf söyleyenler sus pus oturuyor. Bundan sonra bir yanda rantın peşinde olanlar bir yanda atadığı belediye başkanının nasıl zenginleştiğini kardeşinden duyanlar. Mehmet Gönenç buraya kendi imkanlarıyla katı atık bertarafı yaptı, sosyal tesisler, hayvan barınağı, mezbaha, taziye evleri yaptı. AK Parti ne yaptı? Hizmet istiyorsanız doktor Tanju Çelik ve Cemil Tugay’ da birleşeceğiz.”
]]>Özel, kendisi için çok önemli olduğunu belirttiği Dikili ilçesinde, Bornova Anadolu Lisesi’nde yatılı öğrenciyken, yaz aylarında plajda çadır kurup festivallere katıldığını anlattı.
Özel, konuşmasında, şu ifadeleri kullandı:
-Kendi evimdeyim. 1980’lerde 12 Eylül Darbesi, solun üzerinden tanklarla geçmişken, Dikili solun sesini tekrar yükselttiği, örgütlü mücadele için kol kola girmelerin başladığı bir kentti. Dikili, özgürlükler, demokrasi, sosyal devlet için unutturulmaya çalışılan değerlere sıkı sıkıya bağlı bir yer.
-Dünden bugüne Dikili’ye hizmet eden belediye başkanlarımıza, efsane Osman Özgüven’e yürekten teşekkür ediyorum. Belediye başkanı tercihinde bulunurken 11 aday adayı başvurdu. Hepsi birbirinden değerliydi.
-Hepsinin yarınlarda kentimize önemli katkıları olacak. Bir tercih yaparken genel kural memnuniyet anketi, İzmir seçmeninin beklentisi yüksek, notu kıttır. Ancak Dikili memnuniyet anketine baktığımızda ilk 3 ilçenin içinde yer alıyordu.
-Dikili’de konuşacak bir şey yok. Üzerinde en kısa konuştuğumuz ilçe Dikili’ydi. Adil Kırgöz belediyenin mali tablosunu düzeltmiş, eksik kalan hizmetleri tamamlamış, yeni projelere başlamış ve bunu sizlere iyi anlatmış. Sizlerden destek almış noktadaydı. Kendisini ve ekibini kutluyorum.
“11 BÜYÜK KENTİ BİZE VERDİLER”
Büyükşehir Belediye Başkan adayını belirlerken işi gücü İzmir olacak birini aradıklarını anlatan Özel, sakin, kararlı, büyük projeleri titizlikle yapacak kişinin Cemil Tugay olduğunu dile getirip, şunları söyledi:
-2019’da seçime ittifakla girmiştik. CHP’nin yanında ittifak ortağı partiler vardı. Bu seçimde kurumsal ittifaklar yok. İstedik ama başarılı olamadık. Herkesin gerekçeleri var. Bir beklentisi olanlar var.
-Recep Tayyip Erdoğan, 2018 seçiminde rejime kasteden Anayasa değişikliğiyle tek adam yetkilerini eline aldığında karamsardık. 2019 seçimlerinde seçmen sandıkta bu orantısız gücü dengeledi.
-Bu sistem bir kişiyi seçiyor, her şeye o kişi karar veriyor. Bakanlar aynı kalemle atanıyor. İzmir’e vali atadığı kalem aynı dolma kalem. Aynı kalemle Dikili’ye kaymakam da AK Parti ilçe başkanını da atıyor. Sapla saman birbirine karışmış. Bütün yetkiler bir yerde toplanmış. Millet dedi ki ‘Dur bakalım, her şey senin elinde değil’. 11 büyük kenti bize verdiler. Bir anda büyük karamsarlık umuda dönüştü.

‘İZMİR İTTİFAKINA GÜVENİYORUZ’
İstanbul’da halkçı belediyecilik yapıldığını kaydeden Özel, şunları söyledi:
-Ankara’da Arınç’ın tabiriyle parsel parsel satan Gökçek belediyeciliği gitmiş, öncekinin 4 katı sosyal yardım yapan, insanlara doğal gaz, et dağıtan, emeklilere biner lira dağıtan sosyal belediyecilik gelmişti.
-Süleyman Soylu, İstanbul’u CHP alırsa PKK’ya verecek diyordu. O yalan ortasından çöktü. ‘Ankara’da su faturalarını teröristler dağıtacak’ diyorlardı.
-Ama ne kimse işinden oldu ne de teröristler iş buldu. Her geçen gün 2 büyük kentimizde olduğu gibi 11 kenti çok iyi yönettik. 2023’te çok umutluyduk. İnanmıştık. Küçük farkla başaramadık. ‘İnsanlar artık sandığa gitmeyiz’ derken Recep Tayyip Erdoğan ‘Büyük kentleri geri alırım, bundan sonra beni kimse durduramaz’ diyordu.
-12 yaşında çadır kurduğum kentten gör bakalım Recep Tayyip Erdoğan. Millet teslim oluyor mu olmuyor mu? Şimdi ittifak Ankara’da yok. Bu seçimlere kendi adaylarımızla giriyoruz. Ama geçen seçimleri kazandığımız seçmen yerli yerinde duruyor.
-Saraya itirazı olan, tek adam rejimine itirazı olan seçmen duruyor. AK Parti’ye arsaları satacağı kentleri bırakmaya kimsenin niyeti yok.
-Gençlerin festivallerini yasaklayan, onların yaşam biçimine müdahale eden anlayışa kentlerimizi teslim etmeyeceğiz. Dikili kimsenin kimseye kötü gözle bakmadığı güvenli kent olarak kalmaya devam edecek. Bunun teminatı sizlersiniz, CHP’dir. İzmir ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyoruz” açıklamalarında bulundu.
‘SİZİ NAMERDE MUHTAÇ ETMEYECEĞİZ’
Konuşmasında Dikili’de hayata geçirilen projeleri de anlatan Özel, “Bizim belediye başkanları çok çalışıp az anlatıyor. 170 kilometre temiz su iletim hattı, Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi, dere ıslahı, 3 adet yeni kavşak, kent arşivi ve tanıtım merkezi, 6 kilometre bisiklet yolu, Çandarlı’ya kapalı pazar yeri, taziye evi, 26 adet park, çevre yolları, sıcak asfalt, 450 bin metrekare kilit parke taşı, gündüz bakım evleri, kreşler ve çok sayıda proje hayata geçirildi” dedi.
Bir yandan da yapılmayan projelerin bulunduğunu söyleyen Özel, “Mesela balıkçı barınağının yapılması lazım ama yapmıyorlar. Çandarlı-Dikili arasında yolun yapılması lazım, yapmıyorlar. Dikili’de okul sorunu var, yapmıyorlar. Dikili tarihi bir rekorla Adil Başkan’ı yeniden seçecek. İstedikleri kadar sizi cezalandırsınlar. Hani Hatay halkını, ‘Merkezi yönetimde belediye olmazsa hizmet gelmez, Hatay mağdur olur’ diye tehdit ediyor ya depremzedeyi bile AK Parti-CHP diye ayırıyor. Bu davranış mertçe bir davranış değildir. Kalbinin yerinde taş vardır. Özgür Özel sizi namerde muhtaç etmeyecek. Şartları zorlayıp balıkçı barınağını da yollardaki iyileştirmeyi de, eğer Karayolları izin verirse, yolun amamını da biz yapacağız” ifadelerini kullandı.
‘DİKİLİ ÇİÇEK GİBİ OLACAK’
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ise bundan sonra Dikili’nin misafiri değil, ev sahibi olduğunu söyleyerek, “Bugünden itibaren beni ev sahibi sayın. Bundan önceki dönemde başarılı çalışmalar yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer de iyi işler yaptı. CHP’yiz bayrağı birbirimizden devralırız, daha yükseğe taşımak için mücadele ederiz. Bu şehrin altyapısıyla, üstyapısıyla ilgili çalışmalarımızı yapacağız. Dikili İzmir’in en gözde ilçelerinden biri. Tarımı, turizmi desteklenecek. Önümüzdeki dönem Dikili çiçek gibi bir ilçe olacak. Gücümüzü ve inancımızı bayrağımızdaki altı oktan alıyoruz. Altı oklu bayrağımızı en yüksekte taşıyan genel başkanımızdan alıyoruz. Gücümüzü halkımızdan, ay yıldızlı bayrağımızdan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten alıyoruz. Çok başarılı olacağımızdan hiç şüpheniz olmasın” diye konuştu.
CHP Dikili Belediye Başkan Adayı Adil Kırgöz de “2019 Mart’ta göreve geldiğimizde İzmir’in en borçlu belediyesini aldık. Bugün ekonomisi güçlü ilk 3 belediye içinde neredeyse hiç borcu olmayan, sadece kamu kuruluşlarına borcu olan ama kasasında parası da bulunan bir belediyeye sahibiz” dedi
]]>Toplu açılış töreni Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi.
İmamoğlu ve eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, açılış törenini kreşlerde eğitim gören çocuklarla birlikte izledi.
Açılışı çocukluklarla birlikte yapan İmamoğlu “5 yıldır, özellikle bu çocuklarımıza mahcup olmamak için, inanınız gece-gündüz çok çalışıyoruz. Ve hiçbir siyasi hesabın, hiçbir çıkar grubunun gözetilmediği, tümüyle tertemiz ve bereketli bir bütçeyle, muazzam işler yapıyoruz. Bu süreci yönetirken, bizi en fazla gururlandıran, içimizi en çok ısıtan, bu Yuvamız İstanbul ve Yuvamız İstanbul’un çocuklarının kullandığı o güzel kreşlerimiz, bizi çok mutlu ediyor” dedi.
“20-25 YILDA TEK KREŞ AÇMADILAR”
Daha önce İBB’nin kreş hizmetinin bulunmadığına dikkat çeken İmamoğlu, isim vermeden AKP’nin İBB Başkan Adayı Murat Kurum’un seçim kampanyasında kreş vaadinde bulunmasına atıf yaptı.

İmamoğlu “Böylesi bir hizmetin, hiç gündeminde olmayan bir siyasal süreçte, bütün Türkiye’nin gündemine, hatta bir kısım adayların bile gündemine dahil etmekten de mutlu oluyoruz. Çocukların eşitlenmesi, çocukların eşit ve adil bir biçimde eğitim alabildiği bir ortamın var edilmesi, bizim en önemli görevlerimizden birisidir. Çünkü bu prensip, Cumhuriyetin prensibidir. Maalesef, bizden önceki 20-25 yılda, tek bir kreş dahi İstanbul’a açmayan bir yönetim vardı. Onca yıl tek bir kreş açmayan bu yönetim, şimdi sanki sıfırdan başlayacakmış gibi, kreş açmayı şehre vadetmeyi en önemli vaatlerinden birisi olarak dile getiriyor. Buna ben ne yapıyorum? Vallahi de billahi de seviniyorum” diye konuştu.
“KREŞ VAADİ HAFİFE ALDILAR”
İmamoğlu şöyle devam etti:
-Yanımda bulunan çocuklarımızın her birinin gelecekteki İstanbul Belediye Başkanı ya da gelecekteki bir bilim insanı ya da gelecekteki çok değerli bir eğitimci, mesleğini en iyi yapan bireyler olması noktasındaki yolculuğun başarılı çocukları olduğunu düşünüyorum.
-Bütün bunları ıskalar, devleti yönetirken böylesi önemli bir konuyu unutursanız, işte bugün komik duruma düşersiniz.
-Tabii biz 2019 yılında bu kreşler vaadimizi söylediğimizde, hafife aldıklarını lütfen hatırlayınız. Zannettiler ki, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları bunu vaat edecekler ve ondan sonra da unutacaklar. Öyle bir şey yapmadık tabii.
-Biz, samimiyiz. Onlar gibi, 25 yıl unutup, bugün seçimden önce -ceyiz, -cağız demiyoruz. Biz söyledik; yaptık.
“ÇOCUĞUNUZA, DEĞER VEREN YÖNETİM ANLAYIŞINI TERCİH EDİN”
Mart ayı itibariyle, 100’ü aşkın kreşin hizmete girmiş olacağını belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:
-İstanbul’un çocuklarının kreş ihtiyacını, elbette tek başına Büyükşehir Belediyesi çözemez. Buna elbette başka kurumlar da destek olmalı.
-İstanbul’da 14 Cumhuriyet Halk Partili belediye, kaç kreşte hizmet ediyor; geri kalan 25 belediye kaç kreşte hizmet ediyor?
-Buna bile baktığınızda, anlayış farkını görüyor olacaksınız. Yani neredeyse sayısının iki katı kadar belediyeye sahip olmalarına rağmen, öbür taraftaki kreş sayısının neredeyse 6-7 katı kadar kreşte de ilçe belediyelerimiz hizmet sunuyor.
-Bu neye önem verdiğinizle ilgili bir konudur. Biz, bu şehrin çocuklarına, bu şehrin geleceğine önem veriyoruz.
-O bakımdan biz, buradan şunu söylüyoruz: Sevgili hemşerilerim; çocuğunuza, hayatınıza, gençlere, yaşamınıza değer veren yönetim anlayışını tercih edin. Sizin yaşamınızla değil, sadece bir avuç insanın yaşam kalitesiyle uğraşanlara ya da ona değer verenlere önceliği o alanlara asla fırsat vermeyin.
“BİZİ KÜÇÜMSEDİLER…”
-Hatırlayınız; kreş dedik, küçümsediler. Hiç yoktu; 100’ü aşkın kreşimiz var. Tek bir yurt yatağımız yoktu çocuklarımız için, gençlerimiz için.
-Eylül ayı itibariyle 6000 yatağa geçiyoruz. Şu an 5 bin 200 gencimiz var yurtlarımızda. ‘Süt dağıtacağız’ dedik. ‘Hani nerede? Süt dağıtacaktınız, göremedik’ dediler. Çünkü biz, göstererek dağıtmadık.
-Yüz binlerce çocuğumuza süt dağıttık milyonlarca litre. ‘Burs vereceğiz’ dedik. ‘Hayır veremezsiniz ki, ‘Yasa engel’ diye bağırdınız’ dediler. Biz, bu sene tam 750 milyon lira bütçe ayırarak, gençlerimize burs verdik.
-İstanbul Vakfı üzerinden 3000 kız öğrencimize burs veriyoruz. 100 bini aşkın ilk, orta, lise öğrencilerimize, destek bursu veriyoruz.
-Ne yazık ki kötü yönettikleri ekonominin, insanların yaşamlarını zorlaştırdığı bu dönemde 0-4yaş arası çocuk sahibi 650 bin annenin cebinde ücretsiz ulaşım kartı var.
“TEK KİŞİYE PARTİSİNİ SORMADIK”
Bu hizmetleri verirken kimseye partisini, düşüncesini sormadıklarını vurgulayan İmamoğlu şunları kaydetti:
-Sormayız. Bizim insanımız aynı. Bu şehrin çocukları bizim çocuklarımız. Onun için hangisine ayırt edebiliriz?
-Birileri, bazı ailelerin çocuklarını seçerek, tek bir kişiye 150-200-250 bin dolar burs verip, yurt dışına, Amerika’ya, oraya buraya gönderip, sonra onu 5-10 yıl sonra da milletvekili yapıyor olabilir.
-Ama Allah şahit; biz, milletin her evladını evlat kabul ediyoruz. Şehrin hangi imkanı varsa da onu dağıtıyoruz.
-Bunu her yerde anlatacağım, sıkılmadan. Kürsüye çıkıp dedi ki… Bunu bize bakarak söyledi, milletimize bakarak söyledi.
-‘Sen’ dedi, ‘Anne Kart verecekmişsin,ben ilave yapıyorum, süt dağıtacakmışsın, kreş yapacakmışsın- kimin parasını kime veriyorsun’ dedi.
-Ben de o kadar temiz bir cevap verdim ki: ‘Vallahi billahi milletin parasını millete veriyorum’ dedim. Milletin parasını millete ve milletin evlatlarına vermeye de aralıksız devam edeceğiz.
“BİZİM YARIŞIMIZ HİZMET YARIŞI”
İmamoğlu, kreşlerde ve kent lokantalarında sadece kadınları istihdam ettiklerini de belirtti. İmamoğlu şöyle devam etti:
-Bizim yarışımızın adı, başkalarının yaptığı gibi, bir siyaset yarışı değil. Bizim yarışımızın tek adı var.
-Vallahi de billahi de milletine hizmet yarışı. Bu konuda da ben şahsen iddia ediyorum ki; beni geçecek bir belediye başkanı Türkiye’de yok. Hizmette yarışırken, kimseyi rakip görmezsin. Ama siyasette yarışırken, herkesi kötü görürsün, herkesi rakip görürsün.
-Ben hizmette yarışan bir karaktere sahip olduğum için, vallahi billahi hiç kimseyi rakip görmüyorum. Yani ‘Rakipsizim’ demek istemiyorum, yanlış anlamasın kimse. Rakip görmüyorum.
-Hizmette yarışalım, hizmette koşalım. Güzel konuşalım. Milletimizin lehine uzlaşalım, anlaşalım.
-Beni bugüne getiren Cumhuriyetimizin, devletimizin ve onu var eden milletimizin evlatlarına hizmet etmek de benim en büyük sorumluluğum, en büyük borcumdur. Allah’ım beni size mahcup etmesin. Bu çocuklara mahcup etmesin.
KURDELE ÇOCUKLARLA VE BAĞIŞÇILARLA BİRLİKTE KESİLDİ
İstanbul’a kazandırılan 11 yeni kreşin açılışı; Yuvamız İstanbul öğrencileri, İmamoğlu, CHP milletvekilleri Engin Altay, Zeynel Emre, PM üyeleri Mahir Yüksel, Berker Esen, Turgay Özcan, belediye başkan adayları ve bağışçı ailelerin birlikte kestiği kurdele ile hizmete girmiş oldu. Mevcut durumda hizmet vermeye devam eden İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezlerinde, toplam 6 bin 276 kapasite ile hizmet sunuluyor. Yeni açılan 11 yeni “Yuvamız İstanbul” kreşi ile toplam kapasite ise 7 bin 231’e ulaşacak.
]]>*Büyükşehir Belediye Başkan adayımız ki inşallah belediye başkanımız olacak, daha evvel bir dönem belediye başkanlığı yaptı. Eğer yamuğu olsaydı bizim partimize gelme cesaretinde bulunabilir miydi? Bulunamazdı.
*2024’te belediyeleri alacağız. 2028’de de emeklinin 10 bin liradan kurtulacağı, atanamayan öğretmen diye bir kavramın kalmayacağı bir Türkiye olacak.
“EMEKLİ MAAŞININ EN DÜŞÜĞÜ ASGARİ ÜCRET KADAR OLMALIDIR”
*Bizim yolculuğumuzun ana hedefi sizin sesinizi duyurmaktır. 3 yıl boyunca Türkiye’nin her tarafında, bütün il ve ilçelerde esnaf dolaştım ve orada hem tarım işçisini dinledim hem de tarımda meslek sahibi olmuş mühendisi dinledim, teknikeri dinledim hem çiftçiyi, toprak sahibini dinledim hem o dükkanların içindeki üreten sanayicilerin mensupların dinledim hem de müşteriyi dinledim.
*Geldiğim nokta şu oldu: İlk defa emeklilerin 5 tane ayrı maaş aldığını gördüm o dükkanlarda. 1500 liradan 12 bin liraya kadar uzanan bir maaş skalası vardı ve o günden sonra biz emeklileri konuşmaya başladık.
*Bütün hesaplamalara göre o günün emekli maaşı bu insanları aç gezdirir dedik. Bugün geldiğimiz noktada 10 bin lira emekli maaşı yetmez. En düşüğü asgari ücret kadar olmalıdır dedik, söylemeye devam ediyoruz. İktidar olduğumuz da da bunu yerine getireceğiz.
“POLİTİKAYI BIRAKIRIM”
*Bu seçim; şımarıklığın, sizi duymamazlığın, ‘her şartta bu insanları ben parmağım ucunda oynatırım’ deme şımarıklığına son verebileceğiniz bir seçim. 2019 belediye seçimlerine CHP ile beraber girdik. Aydın, İstanbul, Adana, Antalya, Ankara, İzmir gibi belediyeleri birlikte çalışarak aldık. Biz aldırdık demiyorum -öyle de demiyorum- beraber aldık. Zannettik ki 2023’te bu ucube sistemi değiştirebiliriz.
*Biz de İYİ Parti olarak 19 ilçe aldık. Ailemden birinci dereceden yakınım olan herhangi bir şahsın, herhangi bir belediyeyle iş ya da para ilişkisini ispat eden olur ise politikayı bırakırım, Türkiye’yi terk ederim.
*Sayın Erdoğan ve arkadaşlarıyla, onların belediyeleri, onların bakanlarıyla da ailemin herhangi bir ferdiyle ilgili olarak herhangi bir iş, güç, para ahbaplığım var ise ortaya koysunlar bakalım.
*Benim ailemden hiçbir kişinin ne Ankara Anlaşması’yla ne bir başka anlaşmayla ne Avrupa’da ne Amerika’da da şirketi yok. Benim yok, beni kim tehdit edebilir? Hadi oradan ulan derim ben. Bunu diyebilen var mı?
*Oğlunun, kızının, gelinin, yeğeninin, damadının Almanya’da, Amerika’da, Londra’da, Paris’te, Lyon’da herhangi bir şirket ortaklığı yoktur. Siyaset yaparken çoluğuna çocuğuna yurt dışında şirket kuranlara soracaksınız.
*Niçin şirket kurdun kardeşim, sebebi ne? Ama dünyanın en dürüst siyasetçisi dümenini çevirip çocuğunun üstün siyaset yaptığı andan itibaren yurt dışında şirket açar, oralara para gönderirsen sen hırsızsın demektir.
]]>İmamoğlu ve Köseler’in pazardan sonraki durağı, İBB’nin var olan özel işletme işgaline son vererek, baştan aşağı yenileyip halkın kullanımına sunduğu İBB Beykoz Kır Bahçesi Sosyal Tesisleri oldu.
Tesislerin açılışı nedeniyle; vatandaşlara ekmek arası döner, köfte ve sucuk ikramlarında bulunuldu. İmamoğlu ve Köseler, hizmete giren sosyal tesis bahçesinde, sağanağa aldırış etmeyen çok sayıda Beykozlu tarafından karşılandı.

“O KADAR ÇOK ŞEYİ SIFIRDAN ALDIK Kİ…”
Sosyal tesis içinde konumlandırılan bir alanda, İBB yurtlarında kalan öğrenciler ve Beykoz mahalle muhtarlarıyla bir araya gelen İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“Öğrenci yurtlarımızda şu anda 5 bin 200’e yakın kapasitemiz var. İnşallah 6000’i bu yaz sonu itibariyle, eylülde bulmayı planlıyoruz. Biz, o kadar çok şeyi sıfırdan aldık ki…

Yani tabiri caizse; kreş sıfır. Öğrenciye burs verme sıfır. Öğrenci yurdu sıfır yatak. O kadar çok şey sıralayabilirim ki. Mesela, ‘Anne Kart’ diye bir uygulama yoktu; sıfırdı. Birçok konuda böyle bir durum vardı. Birçok birimimizi açtık. İstihdam Ofisleri hiç yoktu. Şimdi bunlar ne işe yarıyor?
Mesela İstihdam Ofislerinde 200 bine yakın insan, özellikle büyük oranda gençler iş bulabiliyor. Gençlerimiz Anadolu’nun, Trakya’nın muhtelif yerlerinden geliyorlar ve burada -gerçekten dileriz ve isteriz ki öyle hissetsinler- evlerindeki bir konforu yaşıyorlar.
Yaşatmaya çalışıyoruz. Elbette ki ailelerini özlüyorlardır. ama büyük oranda biz onların konforunu sağlayarak, kendilerini güvende hissettikleri ortamda, okul yaşamlarını sürdürsünler istiyoruz.”

“İSTANBUL’DA BİRÇOK İLKİ YAPTIK”
“İstanbul’da birçok ilki yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Unutulmuş, terk edilmiş ya da bir kenara itilmiş hangi insanımız varsa, hangi kesim varsa; onları hatırlayan, onlara hizmet üreten ve onları asla ıskalamayan bir belediyecilik anlayışıyla hareket ediyoruz.
Siyasetin bir araç olduğunu, asla amaç olmadığını ve hizmet için bu aracı en ahlaklı, en nitelikli bir biçimde yolculuğumuza ışık tutan bir şekle dönüştürdüğümüzü, insanına hizmet eden olmayı hedeflediğimizi, insanların inanın oyunu değil, önce sevgisini ve saygısını kazanmayı ilke edindik.

Bu ilkelerle, 5 yılı aşkın süredir İstanbullularla, kıymetli hemşerilerimle çok sıcak bir temas içerisindeyiz. Bugün de bu güzel mekanı ilk gelip, 2-2,5 sene önce ziyaret ettiğimde, burada bir kiracı ya da bir süre sonra işgalciye dönüşmüş bir özel işletme vardı.
Onların hukuki süreçleriyle, burayı boşaltma süreçleriyle beraber, uzayan zaman diliminden sonra boşaltıldıktan itibaren, biz burayı ziyarete geldik ilçe başkanımızla birlikte. ‘Bir an önce burayı Beykozlulara, İstanbullulara kazandırmalıyız’ dedik. Arkadaşlarım beni mahcup etmedi.

Çünkü ben, ‘Bunu hemen 2024’ün ilk aylarında istiyorum’ demiştim. Bugün itibariyle yoğun çaba, emekle burayı açtılar. Bütün emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Buraya, 2024’ün 31 Mart seçimlerinde Beykoz’daki belediye başkan adayımızı, yol arkadaşımız Alaattin Köseler Başkanımızla geldim.
Ona başarılar diliyorum. İnşallah 1 Nisan’da, Beykoz’da iktidar olarak, Beykoz’a uyanacağız. Değerli dostlar; önümüze bakacağız. Çok çalışacağız.”

“ŞAYET GİDEBİLİRSE HATAY’A, YÜZ BİNLERCE DOSTUMUZA SORAR”
“Arkadaşlarım yolda gelirken, ‘Şimdi gün içinde artık taş atmalara, onlara cevap vermelere dönecek’ dediler. Sayın Kurum -malum İstanbul Belediye Başkanı adayı rakibimiz- bir şey söylemiş; ‘İstanbul bütçesinden bir pay ayırsaydı da 1000 tane konut yapsaydı Hatay’a’ diye.
Önce şunu söyleyeyim: Şayet gidebilirse, tabi bilmiyorum, gidebilirse; gitsin. Orada, deprem sonrası sadece Hatay’da değil… Diğer illerde de çok katkımız oldu.
Ama özellikle Hatay’da görevli olduğumuz için orada neler yaptığımızı, yüz binlerce Hataylı dostumuza, kardeşimize, vatandaşımıza, hemşehrilerimize İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, nasıl hizmet ettiğimizi gider, sorar; vatandaşlardan cevap alır.
Daha yeni, yaklaşık 1000 kişinin yaşadığı çok değerli bir geçici barınma merkezini açtık. Yine şu anda bir lise inşa etmek üzere temelini attık ve inşallah önümüzdeki eğitim dönemine, aylar sonra bitirip teslim edeceğiz. Hala hizmetlerimiz devam ediyor.
Çok işler yapılması gerekir. Kendi sorumluluklarını savurmak isteyenler ancak böyle taşlar atabilir. Bence Ekrem İmamoğlu’yla uğraşacağına; Maltepe’de, Tuzla’da, Güngören’de 5 yıldır, 7 yıldır, 6 yıldır bitiremediği ve milletin feryatlarını kapımıza kadar gelen insanlarıyla duyduğumuz konutları bitirip, bir an önce teslim etsinler.”
“HER PROJEMİZİ, KENDİ PROJELERİ GİBİ ANLATABİLİR”
“Bir de buradan duyuruyorum: Benim açıkladığım, söylediğim, geçmişten bugüne yaptığımız, 16 milyon insanımızla beraber tasarladığımız her projemizi, kendi projeleri gibi anlatabilir. Zaten anlatıyor. Ben bundan rahatsızlık duymam. Mutlu olurum.
Bizim çünkü her projemiz; halkçı belediyeciliğin, demokrat belediyeciliğin en güzel örneklerini içerir. Aynen buradaki genç arkadaşlarımızın yurtları gibi. Duyuyorum ve biliyorum ki; bir kısım projelerimizi, geçmişten bugüne yaptığımız ve şu an açıkladığımız projelerimizi ilan ediyorlar hemen hemen her gün.
Zannediyorlar ben bundan algınlık göstereceğim. Hayır. Bilakis mutlu oluyorum. Mümkünse, bizim bu projelerimizi de allandıra ballandıra anlatsınlar. Sonuçta 1 Nisan’dan itibaren zaten ne kadar anlatırsa anlatsın, o projeleri biz yapmaya devam edeceğiz. O yolculuk, bizim güçlü yolculuğumuz olacak.
Milletimizin, 16 milyon insanımızın kazanacağı bir seçim yolculuğuna gidiyoruz. Temennimiz ve arzumuz; bu memleketin her bireyinin birbirini sevgiyle, saygıyla karşıladığı bir huzur ortamı. Bu memleketin her insanının değerli olduğunu hissettiği bir ortam.
Siyasi ayrımcılığın olmadığı, etnik kimliğin ayrımcılığa uğramadığı ya da inançların vesaire kim olursa olsun… Bu ülkede, bu şehirde yaşayan, 100 kişilik, 500 kişilik, 1000 kişilik bir grup bile olsa, o grubun bütün hassasiyetleri bizim hassasiyetimizdir.”
“DEVAM ETSİNLER, BİR KİŞİYE HESAP VERMEYE…”
“Yöneticilik böyle bir şeydir. Devlet kültürü böyle bir şeydir. Binlerce yıllık devlet geleneğimiz, bize bunu öğretmiştir. Hele hele Cumhuriyetle birlikte, bizim devlet geleneğimiz taçlanmıştır. ‘Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir.’ Çok değerli bir söz bu.
O bakımdan kimseyi dışarıda bırakmayan bu sistemin hem yılmaz bekçileri olacağız hem bunu geliştiren, en üstün demokrasiyi şehirlerimizden başlayarak ülkemizin her sahtına yayan, en doğru, en güçlü, en bağımsız, en özgür şekliyle yetişen gençlerimizin meslekleriyle beraber bu ülkede bütün özgün fikirleriyle, yaratıcılıklarıyla ülkemizin geleceğine hazırlayan bir süreci hep birlikte yakalamak ve yaşamak istiyoruz.
Bu yolculuk, güçlü bir yolculuktur. Cesur bir yolculuktur. Bu yolculukta başarının dışında, ruhumuzda hiçbir düşünce yoktur. Bu işin arkasında biz, 16 milyon insanımızı hissediyoruz.
86 milyon insanımızın arkamızda olduğu, 16 milyon insanımızın arkamızda olduğu bir süreç. Biz bir tek onlara yüzümüzü döneriz, onlardan bilgi alırız, onlarla paylaşırız, onlara hesap veririz. Birileri devam etsinler, bir kişiye hesap vermeye; biz 16 milyona, 86 milyona hesap vermeye devam edeceğiz.”
İmamoğlu ve Köseler’in Beykoz turu, Onçeşme Meydanı alan düzenleme incelemesiyle son buldu.
]]>Burada Tuncay’ın bölgeye ilişkin sorun, öneri ve taleplerini dinleyen Yavaş, Sincan ilçesine bağlı Alcı Mahallesi’nde okul ve sağlık ocağı yapmak için çalıştıklarını belirterek şöyle konuştu:
-Seçimden önce konuşmuştuk. Alcı bölgesinin durumunu iyi biliyordum, seçimden sonra iki defa oradaki kooperatiflerle, derneklerle toplantı yapmak suretiyle ‘ne yapabiliriz’ diye konuştuk.
-Ve altyapısının tamamını hemen hemen yaptık. Şu anda pazar yeri de yapılıyor. Çünkü bir yerde yerleşim olması için sosyal ihtiyaçlar var.-
-Maalesef okul yerini Milli Eğitim’den alamadık. Sağlık ocağı yeri vardı; onu da alamadık ama biraz önce sohbet esnasında Anadolu Organize Sanayi Bölgesi yer gösterebileceğini söyledi.
-Ben şimdi talimat verdim. İnşallah bir an evvel yapacağız. Koru-Yaşamkent metrosu projesi de bu ay proje olarak bitecek”
‘ÜRETİM NE KADAR ARTARSA İŞ TALEBİ O KADAR AZALIYOR’
Yavaş, OSB’lerle her yıl iş birliği protokolü imzaladıklarını kaydederek,şöyle konuştu:
-Bunun iki tane sebebi var; üretim ne kadar çok artarsa bize gelen iş talebi o kadar azalıyor.
-Yani insanlar işsiz kalmıyor. Aynı zamanda siz ne kadar çok üretirseniz Ankara ödediğiniz vergilerden Ankara Büyükşehir de ona göre payını alıyor. Onun için desteklemekten başka mantıklı bir yol yok.
-Bu nedenle biz bu protokolü yaparak hemen hemen bütün organize sanayiden, en azından asfaltını veya başka türlü taleplerin çoğunu bu dönemde tamamladık ve inşallah aynen devam edeceğiz. Tabii bunları yaparken neler yaptık Ankara’da? Ankara Büyükşehir Belediyesi ne kadar bütçe hazırlamış, nereye bunları kullanmış?
-Biz sürekli olarak Web sayfamızdan kuruşuna kadar bütün harcamalarımızı görüyorsunuz.
-Ayrıca belediyenin denetlenip yayımlanan Sayıştay kararlarını da ayrıca yayımlıyoruz. Bir de bütçemizi hazırlarken 550 kadar kuruluştan önümüzdeki dönem için nelere yatırım yapmamız konusunda görüş alıyoruz.
-Bu şekilde şehri beraber yönetmenin anlamı budur. Sivil toplum kuruluşlarına kadar herkese soruyoruz.
‘EMEKLİLER, DEVLETE ÖDEDİĞİ PRİMİN KARŞILIĞINI İSTİYOR’
Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yavaş, AKP Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı Turgut Altınok’un bir kişi ile yaşadığı diyalogu değerlendirdi.
Yavaş, Turgut Altınok’un, kendisine, ‘Emeklilere niye şimdi yardım yapmıyorsunuz? İlla seçim mi olması gerekiyor?’ diyen kişiye, ‘Başka iktidar olsa emekliler maaş alamazdı. Provokasyonu bırakalım’ diye yanıt vermesiyle ilgili, şöyle konuştu:
-Emeklilere verilen asla bir lütuf değil. Turgut Bey’in görmediği şu; emekliler 30-35 yıl prim ödüyorlar, bu primler karşılığında kendilerine emekli maaşı bağlanıyor. Yani devletin verdiği bir lütuf filan değil. Emeklilerin eskiden emekli ikramiyesini bir ev alırken belki bir araba alırken şimdi tekerini alamaz duruma düştüler. Maalesef emeklilerin paraları yıllarca çarçur edildi.
-Peki emeklilerin bundaki suçu nedir? Emekli ekstra bir şey istemiyor. Devlete ödediği primin karşılığını istiyor. O nedenle emekliler gayet haklıdır; insanca yaşayamıyorlar.
Ben şunu tavsiye ederim; bir an önce cumhurbaşkanına gidip durumu kendisine iletmeli ve insanca yaşar hale getirilmeleri için çalışmalarını öneririm. Biz bunu söyleyince kadar, biz bu desteği yapıncaya kadar hiç birisinin hakkında emekliye destek olmak dahi yoktu.
-Kaldı ki kendisi şu anda Keçiören Belediye başkanı. Hiç olmazsa bizim 50 bin aileye destek olduğumuz yerde 2 bin aileye destek oluyor. Biz şu anda Keçiören’de emekli olarak 5 bin aileye destek oluyoruz. O da hiç olmazsa görevi süresine 5 bin tanesine bari destek olsun da belki vaadini tutar.
-Bizim yaptıklarımızı vaat olarak sunmaktan başka bir şey yapmıyorlar. ‘mansuryavas.com.tr’ internet sitesi veya ‘MY ANKARA’ mobil uygulamasına girsinler yaptığımız projelere baksınlar; gerçek belediyeciliği biz yapıyoruz, Mansur Yavaş Belediyeciliğini öğrenecekler.
]]>*Aşağı yukarı beş yıldır birlikteyiz. Beş yıl boyunca Ankara’nın sokaklarında benim hiçbir fotoğrafımı görmediniz. Çakar konvoylu makam araçlarımızı görmediniz. Daima sizin içinizde sade bir şekilde yaşadık.
*Belediyede rant için dolaşanları görmediniz. Sadece Ankara halkının gerçek ihtiyaçları için çalıştık. Ortak akılla çalıştık. Üniversiteler, meslek odalarıyla birlikte çalıştık. ‘Ben yaptım oldu’ dönemi bitti. Dört binden fazla ihalemizi canlı yayınladık.
*Bunların hepsini herkes gördü. Yetmedi. Tüm harcamalarımızı belediyemizin Web sayfasında kuruşana kadar görüyorsunuz. Hesap veriyoruz. Bütçe hazırlarken vatandaşa soruyoruz. Sayıştay raporlarını açıklıyoruz. Hiçbir şeyden çekinmiyoruz.
*Bugünler hesap verme zamanı. Başkaları gibi ‘Ben hesabımı öbür dünyada veririm’ demiyoruz. Çünkü bu dünyada hesabını veremeyen asla öbür dünyada da hesabını veremeyecek demektir. Sizlerin parasını kendi paramız gibi harcıyoruz. Kendi paramızı harcamayacağımız hiçbir yere sizin paranızı harcamıyoruz.
“ANKARA’NIN KALDIRIMLARININ DİBİNE KADAR GÖMDÜK”
*Alın terinizi belediyeye verdiğiniz paralar gerçek ihtiyaç sahiplerine gidiyor ve her mekanda hesabını veriyoruz. Yaptığımız işleri parklara, kavşaklara ne hizmet yapıyorsak kaç paraya mal olduğunu açık açık vatandaşa duyuruyoruz. Artık meşhur muhafazakar kesme bile kabul ettirilen kul hakkını adeta göz ardı ettiren, ‘çalıyor ama çalışıyor’ felsefesini Ankara’nın kaldırımlarının dibine kadar gömdük.
*İsraf edecek paramız yok. Bu paraları kolay kazanılmıyor. Halkın temiz alın terinden gelen paralar bunlar. Dolayısıyla nerede ihtiyaç var oraya harcıyoruz. Değerli Etimesgutlular bu caddeyi biliyorsunuz. 25-30 yıldır üç tane başbakan, bir cumhurbaşkanı, belediye başkanlığı bakanlar, İstasyon Caddesi’ni her seçimden önce geldiler. ‘Burayı çözeceğiz’ dediler. Çözmek bize nasip oldu.
*Önceliğimiz Sincan ve Etimesgut’un çilesini bitirmek oldu.135 milyon liraya İstasyon Caddesi’ne alternatifini yaptık ama 250-300 milyon lira da yine buranın altyapısına harcadık. Türk Kızılayı’na iki adet köprülü kavşak, Şaşmaz’a iki adet kavşak, Koru-Bağlıca’nın metro bağlantısının projesi bu ay içerisinde bitiriyor. İnşallah temelini atmak da nasip olsun.
“ÜCRETSİZ TAŞINIYOR”
*Doğumundan ölümüne kadar vatandaşın her türlü ihtiyaçlarıyla ilgilenen kurumdur belediye. Dolayısıyla bir çocuk doğdu. Okula gidecek. Okula giderken sosyal destek alan aileyse öbür yaşıtları gibi aynı avantajlarla gidebiliyor mu? Gidemiyorsa onu çözmek bizim görevimiz. Birçoğu kreşe giderken okuluna giderken serviste gidiyor.
*Gidemeyen mi var? Ankara Büyükşehir bunu karşılar. Ortaokul ve lise öğrencileri eğer otobüsle okuluna gidiyorsa yeter ki okusun diye Ankara Büyükşehir Belediye’si tarafından ücretsiz taşınıyor. Ve bütün derdimiz onların okuması. Okusun ki onlar da desteğe ihtiyaç olmasın. Hem ailesine hem ülkemize faydası olsun. Bu destekleri yaparken artık eskisi gibi kapı kapı paket dağıtma işi ortadan bitti.
*Üç yıldır Başkent Kart’a para yüklemek suretiyle onların ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bir esnaftan alınıyordu. Şimdi Ankara’daki bütün esnaflar o esnafa verilen parayı paylaşıyor. Esnaf mutlu o ailenin ihtiyacını en iyi anneler bilir. Onlar gidiyor, ihtiyacına göre alışveriş yapıyor. Onlar bu mutlu.
*Kırtasiye yardımı yapılıyor, sırtında bilmem ne belediyesi, içinde defter dolu çantalar dağıtılıyor. Kırtasiye yardımını kartlara yatırıyoruz. Ama AVM’lerde geçmiyor. Sadece kırtasiyeci esnafından alıyorlar. Kırtasiyeciler kazanıyor.
“BİZ PROTEİN YARDIMI YAPIYORUZ. O BUT VERİYORMUŞ”
*İki yüz bin aileye protein yardımı yapıyoruz. Kasaplar kazanıyor ve Türkiye’de ilk defa üç yıldır Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden başka yok. Belediyeyle kıyaslamayın. Hükümet de yapmıyor. Üç yıldır doğalgaz yatırıyoruz 200 bin aileye. Üşütmüyoruz. Aç bırakmıyoruz. Bize ‘Projeleri yok’ derken İstanbul’daki çorba dağıtmaya başladılar. Ben çorba dağıtırken dalga geçiyorlardı.
*Emeklileri benden başka destek olan yok. ‘Projesi yok’ diyorlar. İstanbul’daki aday iki bin lira Ankara’daki beş bin lira verecekmiş. Biz protein yardımı yapıyoruz. O but veriyormuş, tavuk budu olduğu ortaya çıktı. O da 15 kişiye. Kendi belediyesinde 50 bin destek alan aile var Keçiören’de. Sadece yardım 2 bin 500 kişiye yapılmış. Dolayısıyla şimdi bizim yaptıklarımız yeni bir proje gibi ortaya koyup ‘Biz daha çok vereceğiz’ diye taklit etmeye başladılar.
*Eğer gerçekten taklit etmek istiyorlarsa, proje arıyorlarsa, mansuryavasneyaptı Veya MY 2024 mobil uygulamamız var. Oraya girsinler. Oradaki projeleri okusunlar. Ankara’nın köylerine kadar Mansur Yavaş ne yapmış bir görsünler. ‘Aynılarını yapacağız’ diye de iddia etsinler.
*Tohum dağıtacakmış kırsal kalkınma da biz geçecekmiş. Şimdi bazı ilçe belediyeleri verdi. Haksızlık etmeyeyim AK Parti ilçe belediyeleri. Ama şu anda Keçiören Belediyesi’nde bir kişiye bir kilo tohum verildiğini de duymadık.
“BELEDİYE MECLİSİNDE ÇOĞUNLUK İSTİYORUZ”
*Vatandaşın kimine dokunduk, özellikle pandemi döneminde. Fakat biz vatandaşa dokunduk derken onları elle bir dokunmayı sanıyorlar. Öyle bir şey yok.
*Vatandaş nerede darda, Ankara Büyükşehir huzur gibi yanında oldu, herkesin. Şimdi inşallah bu anlayışı şeffaf hesap verebilir. Katılımcı anlayışı Etimesgut’ta da sürdüreceğiz. Aynı şekilde el ele verip inşallah Etimesgut’un bütün sorunlarını birlikte çözeceğiz.
*Ben Erdal Başkanım’ı size emanet ediyorum. Kendimi de size emanet ediyorum. Ama bir sıkıntımız var. Geçen dönem yüzde 51 oy aldık ama mecliste 148’de 40 kişiydik. Olmuyor. Görüyorsunuz. Orada yaşananları görüyorsunuz. Orada yapılan iğrenç sözler ve bunları söyleyenler siyasetin çöplüğüne gömüldü gitti. Öyle mi? Ben de diyorum ki; artık yeter. Biz de bir rahat edelim şöyle.
*Hizmetler yaparken engel olunmadan işlediğimizi yapalım. Rahat rahat yapalım Elbette kafamıza göre yapmayacağız. Acil projeleri yapacağız inşallah. Bu nedenle belediye meclisinde çoğunluk istiyoruz. Belediye meclisinde çoğunluk alması için ilçe belediyelerimizin de hepsini almamız gerekiyor.
]]>“ÇOK DİKKATİMİ ÇEKTİ”
Etimesgut’ta çok önemli bir adım attıklarını kaydeden Özel, şu ifadeleri kullandı;
*Etimesgut çok farklı bir ilçe. Etimesgut, gelişen, çoğalan, kabına sığmayan ama birileri tarafından kıymeti bilinmeyen bir ilçe. Çok dikkatimi çekti, beni Ata Kavşağı’na götürdüler. Dediler ki ‘Burası Türkiye’nin CHP belediyeciliği açısından en önemli noktası.
*Üç ilçe kesişiyor. Sincan orada, öbür tarafında Yenimahalle, bir tarafında Etimesgut. Aynı kavşakta Yenimahalle tarafına gidince evler 10 milyon lira. Etimesgut tarafında ilerleyince 6 milyon lira. Sincan tarafa gidince evler 3 milyon lira.
*Çünkü bir tarafı CHP’li belediye yönetiyor, bir tarafı yıllardır AK Parti’nin kötü belediyeciliği perişan etmiş, bir tarafta da ikisinin arasında kalmış bir Etimesgut var.’ CHP’nin yönettiği kentlere yatırım geliyor, hizmet geliyor, kent güzelleşiyor.
*Sosyal demokrat belediye, o kentin gücüne güç, değerine değer katıyor. Bunu yapmaya geliyoruz Etimesgut’a.
“REKOR KIRMANIZI İSTİYORUM”
*Türkiye’ye mesaj vermeye geldik. Etimesgut’un Ankaralı kimliğini kaybetmeden, Ankaralı kimliğine sahip çıkan, Devlet Tiyatroları’nda uzun yıllar harikulade yöneticilik işi çıkarmış, elinin değdiği yeri geliştiren ve güçlendiren, milletin sevdiği, halkın sevdiği birisine teklif götürdük. Hem bir devlet adamına, hem bir halk kahramanına Etimesgut’a yakışacak bir yakışıklıya teklif götürdük. O da kabul etti.
*Ona bakınca elbette bir Ankara sevdalısı görüyorum. Ona bakınca elbette suçlulara göz açtırmayan geceleyin hepimiz rahat uyusun diye canını ortaya koyan bir iradenin temsilcisini, kahraman Türk polisini görüyorum. Ona bakınca ben ‘Bu kapı niye kapalı’ diyen valiyi görüyorum, vatandaş kalabalık etmesin diyenlere, ‘Vatandaşın girmediği yer mi olur, açın kapıları’ diyen valiyi görüyorum.
*Ona bakınca ben 1 Nisan’dan itibaren Etimesgut’un yüzünü güldürecek, öyle kapalı kapılar arkasında değil aranızda dolaşacak, hepinizin sevgilisi Erdal Başkanımı görüyorum. Etimesgut, Türkiye’deki gençler adına, nereye gitsem selam yolluyorlar. Etimesgut, Türkiye’deki polis teşkilatının kahramanları adına, Türkiye’nin dört bir yanında, ‘Behzat Ç.’ye selam söyle, valime selam olsun’ diyenler adına sizden 31 Mart’ta rekor kırmanızı ve Erdal Başkana sahip çıkmanızı istiyorum.
*İşine devam edecek, o çok güzel oynadı. Neyi oynadı? Yazılan bir senaryoyu oynadı, aklına yatmayan hiçbir rolü kabul etmedi. Ama işini dört dörtlük yaptı. Karneyi 10 üzerinden 10 aldı. Herkesin sevdiği, benimsediği, takdir ettiği bir yapısı ve kişiliği var. 1 Nisan’dan sonra senaryoyu hep birlikte yazacaksınız, uygulayacaksınız, burada bir başarı hikayesini Türkiye’ye siz göstereceksiniz. Sizden bunu bekliyoruz.
“ETİMESGUT’TAN BAŞLAYACAĞIM”
*Tabii o, bu görevi yaparken arkasında Etimesgut ilçe örgütümüz, CHP’liler ama sadece onlar değil Etimesgut’un bütün demokratlarını görüyoruz. Milliyetçi demokratlar, muhafazakar demokratlar, sosyal demokratları görüyorum.
*Etimesgut ittifakına, Behzat Ç.’mi, komiserimi, valimi ve 1 Nisan’ın belediye başkanı Erdal Beşikçioğlu’nu emanet ediyorum. Örgüt deyince bu seçimin benim için bir anlamı da ‘Etimesgut’tan başlayacağım’ dedim, çok sevdiğim örgütümüzde görev yapmış rahmetli Faruk Özdemir, o gün ilçe kongresinde kalp krizi geçirdi, hayatını kaybetti.
*En büyük ümidi 31 Mart’ta Etimesgut’u alan ilçe başkanı olmaktı. Bu Etimesgut’u bir de özellikle Faruk Başkan için kazanacağız. Allah gani gani rahmet eylesin. Bir kez daha hepinize, kıymetli ailesine başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
*Bütün örgütümüze bir koşacaksanız, iki koşun, bir adımı örgütümüz, bir adımı da Faruk ağabeyin hatırası ve emaneti için atın. Örgütümüzü çok seviyoruz, hepinize güveniyoruz gençler.
“3 SANDIK KURULACAK”
*Oy verirken 3 sandık kurulacak. Dördüncüsünde muhtarlar var. Hangi siyasi görüşten olursa olsun muhtarlarımıza başarılar diliyoruz. Muhtarlarımıza şunu söylüyoruz, ‘Hangi görüşten olursanız olun rozet yok. Bütçe yok, parti yok. Gidip de o sandıktan çıkıyorsunuz ya hepinize helal olsun.
*31 Mart’tan sonra seçilen bütün muhtarlarım Mansur Başkanıma emanet olsun.’ Şimdi geriye 3 sandık var. O 3 sandıktan bir tanesi Erdal Başkan için Etimesgut oy sandığı, bir tanesi elbette büyükşehir belediyesinin yani Mansur Yavaş’ın. 5 yıllık icraatlarının sonunda vereceğiniz oylarla, birçoğunuz geçen seçimde oy verdi ama vermeyenler onun insan ayırmadığını gördü, parti ayırmadığını gördü.
*Hizmeti yaparken adalet duygusu içinde olduğunu gördü. Çalmadığını, çaldırmadığını gördü. Ama en güzeli o sıcacık elini omzunuzda hissettiniz. Mansur Başkana hep beraber teşekkür yapma ve bu namuslu belediyeciliği ödüllendirme zamanı. Mansur Yavaş’ı Etimesgut’a, Ankara’ya anlatacak değilim. Ben onu Türkiye’nin geriye kalan diğer illerinde nasıl devlet adamlığı olunur, nasıl şehrin sorunlarına hakim olunur, nasıl popülizme kaçmadan, yalana bulaşmadan doğru ve dürüst belediyecilikle iyi hizmet yapılır, nasıl israf bitirilir, tasarruf yapılır, nasıl para doğru yerde kullanılır, örnek olarak Mansur Başkanı anlatıyorum.
*Dayanışma belediyeciliğinin en güzel örneklerini verdi. Size biraz önce Erdal Başkandan bahsettim. Çok iyi bir oyuncu diye. Filmlerde çok güzel kendisini ifade ediyor, hepimizi memnun ediyor diye. Size bir müjdem var. Yarın akşamı bekleyin, kendisini oynayan, olduğu gibi görünen muhteşem bir televizyon starı ile karşılaşacaksınız. Yarın akşamı bekleyin.
“REKOR OY BEKLİYORUM”
*Pandemide Manisa’da evde oturuyorum. Eşim yanımda, kızım uzakta. Gidip alsak mı, gelse mi? Tam o günlerdeyiz. O sırada eşim dedi ki ‘Yahu yine biz iyiyiz. Çalışamayanlar var. Sokakta olanlar var, dışarı çıkmazsa ekmeğini kazanamayanlar var. Bu insanların hali ne olacak?’ Hepimize çok önemli görev düşüyor ama en çok belediye başkanlarına düşüyor.
*Biz bunu konuşurken televizyonda bir haber. Mansur Yavaş veresiye defterlerini kapattırma ile ilgili kampanya başlatmış. Eşime anlatamadım. Gırtlağım düğümlendi. ‘Didem’ dedim, ‘Senin o dışarıya çıkamayan var ya, çalışamayan, çiçek satamayan, gündelik işe gidemeyen, temizliğe gidemeyenin kursağından lokma geçmesi veresiye defterine bağlandı ya, çıkınca çalışıp ödeyecek ya.
*Mansur Başkan o veresiyeleri sildiriyormuş’ dedim. Şu kadarını söyleyeyim, ben kendisinden oy olarak rekor bekliyorum. Ama ne oy alırsa alsın, ne yaparsa yapsın, siyaset ne zaman ve nerelere kadar, en güzel yerlere layık. En güzel yerlere taşısın. Ama bu başkana bu insanlığı için helal olsun be helal olsun.
“BİR KURBANLIK KOÇUN BOYNUZUNDAN TUTTUN”
*Diyor ki, ‘1994 ruhu ile çalışacağız ve Ankara’yı alacağız. 94 ruhunu geri getireceğiz.’ 94, Ankara’ya Melih Gökçek’i getirdi. Giderken Bülent Arınç, Tayyip Beyden sonraki en üst düzeydeki AKP’li, ‘Parsel parsel sattın’ dedi. O enkazın üstüne bu babayiğit geldi ve garibanı güldürdü. Yoksulu ısıttı, karnı aç olanı doyurdu, her tarafa yetişti. Allah göstermesin, Allah muhafaza. 1994 ruhu bir tarafa ama Mansur Yavaş belediyeciliği var ya baş tacı.
*Şimdi Etimesgut bir karar verecek. Diyecek ki ‘Günden güne şartlar ağırlaşıyor, bu işler böyle mi gitsin, yoksa bu Etimesgut’a bir el mi değsin?’ Bakın istatistikler ortada. Üniversiteye giden öğrencilerin yüzde 88’i CHP’li belediyelerin olduğu şehirleri ilk tercih yazıyor. Neden? Ulaşım iyi, destek iyi, öğrenciye yapılan katkılar iyi, şehir güzel, temiz, harikulade. Herkes hafta sonu CHP’li belediyelerin olduğu yerlere gezmeye gidiyor.
*Ama biz herkesi Yenimahalle’de, Çankaya’da ağırlayamayız. Karşıyaka, Bakırköy, Kadıköy, Kuşadası’na götüremeyiz. Ama Etimesgutlular isterse Etimesgut’u Çankaya yapacak bir belediye başkanını ve onun arkasında duracak ağabeyini göreve getirebilirler. Bunu istiyoruz. Bir tarafta AnkaPark’a 800 milyon dolar, dile kolay, 24 milyar lira para gömen ve sizin vergilerinizi, varlığınızı o AnkaPark’a gömen bir anlayış var.
*Bir tarafta o masrafı, israfı bitirip her yoksula ayda bin lira yardım yapan, 500 lira doğalgaz parası veren, hiç olmazsa çocuğun kursağından ayda bir, iki gün et geçsin diye 1 kilo et veren böyle bir başkan var. Birileri rantın peşinde koşuyor, birileri halkın karnını doyurmak için gece gündüz çalışıyor. İşte CHP, işte Mansur Yavaş, işte halkçı belediyecilik. Mansur Başkan ayda 1 kilo et veriyor.
*Az mı, keşke daha çok versek. Verdiği kişi sayısını da artırdı. İleride kiloyu da artırırız. Ama kaç aydır veriyor diye baktım. 24 ay olmuş. Bu ay 25’inci ay. 25 ayda 25 kilo et. İyi bir kurbanlık koyundan 25 kilo et çıkıyor arkadaşlar.
*Eğer ki sen burada AK Parti belediyeciliğini tutsaydın, Gökçek ya da devamından birini tutsaydın değişen bir şey olmayacaktı. Yavaş’a oy verince bir kurbanlık koçun boynuzundan tuttun eve getirdin. Her eve bir kurbanlık koç veren Mansur Yavaş’a diyoruz ki, ‘Helal olsun sana. Böyle çalış.’ Ankara senin arkanda.
“HEP BERABER HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
*Ben Etimesgut’ta ilk kez bir açık hava toplantısında konuşuyorum. Hep Etimesgut bana geliyordu, bu sefer biz geldik. Etimesgut’ta çok sayıda gaziler ve şehit ailelerinin dernekleri var. Her salı mutlaka yanıma uğrarlardı. Müsait zamanda çaylarını içmeye gideceğim. Ama bundan sonraki süreçte hem taşıdığı kimlikler ile hem bundan sonra bu işin devamında şehit ve gazi ailelerinin Etimesgut’taki tüm taleplerinde, hem çok sayıda engelli için rehabilitasyon merkezi ihtiyaçları var. Bu projelerin yapılmasında…
*Hem de bundan sonra Etimesgut gençlerinin ihtiyaç duyduğu kültür, sanat ve bilhassa spor yatırımlarında bundan sonra siz hayal edeceksiniz. Başkan Beşikçioğlu talep edecek, projelendirecek. Mansur Başkan ile biz hep beraber bunları hayata geçireceğiz. Söz veriyoruz. Devlet Bey, geçtiğimiz günlerde Ankara seçimlerine ilişkin bir ziyaret yaptı. Sayın Turgut Altınok’un yanına vardı.
*Dedi ki ‘Aman ha Ankaralılar altı ok olmasın, Altınok olsun.’ Vallahi Devlet Beye sunu söyleyelim. Geçen sefer onun sözünü dinleselerdi yardım yoktu, doğalgaz yoktu, et yardımı yoktu, üniversitelilere sıcak yemek yoktu, çorba dağıtımı yoktu, kırsal kalkınma destekleri yoktu. Millet Devlet Beyi dinlese su faturalarını teröristler dağıtacaktı ama altı okun en önemli simgelerinden biri olan milliyetçilik okunu kalbinin üstünde taşıyan bu güzel insan bunların hepsini yaptı. Biz de sonuna kadar arkasındayız.
*Erdal Başkan o altı okun her birisine hepimiz kadar sahip çıkarak, halkçı belediyecilik yaparak, devletin görevini burada yapmanın, devlet ile millet arasında köprü olmanın farkında olarak, Cumhuriyetin Başkentinde cumhuriyetçiliğin kıymetini bilerek, laikliğin inanç özgürlüğü, inananların özgürlüğü, hem de herkesin yaşam biçimi özgürlüğü olduğunu bilerek ve halkçı belediyeciliğin tüm gereklerini yaparak Devlet Beyi üzecek ama altı oku da Etimesgut’ta dalgalandıracak, söz veriyoruz.
*Bizim belediyeciliğimiz hiçbir partiyi ittiren, hiçbir görüşü yok sayan belediyecilik anlayışı değil. Herkese birden sahip çıkıyoruz. Anketler açıkça görülüyor. Geçmiş seçimlerde taban tabana zıt olduğumuz insanların bu seçimlerde belediyecilik hizmetlerinden sonra Mansur Başkana, İstanbul’da Ekrem Başkana yöneldiklerini 11 büyükşehrimizin her birisinde CHP’nin başkanlarının ivmesinin yukarıya gittiğini hep birlikte görüyoruz.
*Bundan sonra sizler eğer CHP’nin halkçı belediyecilik anlayışını Etimesgut’a getirirseniz, Etimesgut nüfusunu ve sorunları artan Etimesgut’u hızla ayağa kaldıracağımıza, yükselteceğimize, hızla Türkiye’nin 16’ıncı büyük nüfusuna sahip ilçesi olan Etimesgut’u hak ettiği yere getireceğimize söz veriyoruz.
*Ev sahibi ile kiracıları kavga ettirenlere inat, ev sahibinin önünde kiracının yüzünü yere eğdirmeyeceğiz. Sorunlarınızı dile getiriyoruz. Hepinizi çok seviyoruz. Siz Etimesgut’a Erdal Başkanı getirin, Erdal Başkan Mansur Başkan ile omuz omuza size sahip çıkacak, söz veriyoruz.
“SEVGİLİLER GÜNÜNDE SİSİ İLE KUCAKLAŞIYOR”
*Bugün 14 Şubat, bugün Sevgililer Günü. Bugün birbirini seven herkese, eşlere, sevgililere günleri kutlu olsun. Herkes sevdiğine koşturuyor, Tayyip Bey de bugün Mısır’a gitmiş, Mısır’da Sisi’ye koşturmuş. Sevgililer Günü’nü orada kutluyor. Bakın Tayyip Beye, ‘Sisi ile barışacak mısın’ dendiğinde şöyle demişti: ‘Sisi ile beni çok barıştırmak isteyenler var. Asla kabul etmiyorum.
*Etmem de. Neden, işte bundan dolayı. Halkın yüzde 52 oyunu almış bir Mursi ve arkadaşlarını cezaevine mahkum eden bir anti demokrat ile karşı karşıyayız. Onunla aynı masaya oturmam. Ben demokratım. Ben böyle bir kişi ile asla görüşmem. Her şeyden önce onun bir defa genel af ile içerideki herkesi dışarı çıkardığımı görmem lazım. Ben uluslararası platformda şu anda darbeci Sisi’yi Cumhurbaşkanı olarak görmüyorum, kabul etmiyorum. Aynı masada oturmadım, asla da oturmayacağım.
*Oturursam kendimi inkar ederim. Oturursam ben demokrat olamam. Oturursam ben insan olamam.’ Sevgililer Günü’nde gitti, Sisi ile kucaklaşıyor. Ama bir gerçek var. Biz yıllardır ona ‘Devletlerarası küslük olmaz, Sisi ile görüş’ dedik. ‘Büyükelçiyi çektin hadi, geri yolla’ dedik. ‘Orada çalışanlara yazık, öğrencimize yazık, bu kadar ihracat yapanımıza yazık, işverenimize, müteahhidimize yazık’ dedik.
*Dinlemedi, şimdi kendi ilişkisi gereği barışıyor ama bunca yıldır bu kadar eziyet çektirdiklerinin de vebali üstünedir. Biz, devletlerarasında küslük olmayacağını, tepki gösterecekse göstermesini, arayı bir an önce düzeltmesini söylediğimizde bize, ‘Hain, darbeci, darbeci sever’ diyordu. Bugün darbeyi yapan ile sarılmış, poz veriyor. Bugüne kadar söylediklerinin her birisini inkar edip, doğru yola gelmiştir ancak Sevgililer Günü’nde sarılmak da beyefendiye yakışır.
*Peki biz Sevgililer Günü’nde ne yaptık? Etimesgut, Sevgililer Günü’nde onu çok seven başkanı ile kucaklaştı. Ankara’nın sevgilileri, Ankara’yı en çok seven ile kucaklaştı. Şimdi bu iki başkanımızı hep beraber 31 Mart’ta bağrımıza basmaya, sandıklarda rekor kırmaya var mıyız?
Mansur Başkana Ankara’da Türkiye rekoru kırdıracak mıyız? Erdal Başkanı, Etimesgut’un 1 Nisan Başkanı yapacak mıyız? Her ikisini Etimesgut’un güzel, çalışkan, ahlaklı, milliyetçi, vatansever seçmenlerine emanet ediyorum. Sizleri de Allah’a emanet ediyorum.
]]>Güdük, vücuduna isabet eden kurşunlarla ağır yaralandı. İhbar üzerine belediyeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Vücuduna 3 kurşun isabet ettiği belirtilen Güdük, belediye yakınındaki özel bir hastaneye kaldırıldı.

Samet Güdük
Bu sırada Mikail G., polis merkezine gidip, teslim oldu. Güdük ise akşam saatlerinde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Emniyete götürülen Mikail G., ilk ifadesinde Samet Güdük tarafından dolandırıldığını ileri sürdü. Adana Valiliği de konunun ‘alacak-verecek’ meselesi yüzünden olduğunu açıkladı.
Adana Büyükşehir Belediyesi ise para meselesinin sadece bir olasılık olduğunu, güvenlik güçlerinin çalışmalarıyla gerçeğin ortaya çıkacağını kaydetti.

BELEDİYE ÖNÜNDE YÜREK YAKAN TÖREN
Özel Kalem Müdür Vekili Samet Güdük için Adana Büyükşehir Belediyesi önünde tören düzenlendi. Törene Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, CHP İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, belediye çalışanlarıyla çok sayıda vatandaş katıldı.
Törende Samet Güdük’ün babası İsmail Güdük, annesi Aysel Güdük, eşi Duygu Güdük, kardeşi Mehmet Güdük ile oğlu Demir Güdük (9) tabutuna sarılıp, gözyaşı döktü.

Aileyi belediye çalışanları teselli etmeye çalıştı. Başkan Zeydan Karalar da törende gözyaşlarını tutamadı.
Güdük’ün Türk bayrağına sarılı tabutunun üzerine tuttuğu takım olan Adana Demirspor’un atkısı ve karanfiller atıldı.

“HER ZAMAN UMUT DOLUYDU”
Törende konuşan Samet Güdük’ün ağabeyi Ahmet Güdük, “Her zaman umut dolu biriydi. Samet ailesi, dostları, yol arkadaşları için onu sevenler, onunla bir merhabası olanlar için her zaman umut doluydu. Böyle bir ölümü hak etmedi. Kardeşimiz tanıyan herkes için Samet ağabeydi, babaydı. Bizim en küçüğümüzdü ama bizim de ağabeyimizdi. Samet için ne söylersek söyleyelim, eksik kalacak. Onu bilenlerin düşüncelerinde anılarında gülen şekilde kalması tek arzumuz” dedi.

“BUNUN ARKASINDA BAŞKA BİR ŞEY VAR”
Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ise Samet Güdük’ün çok değerli biri olduğunu belirterek şunları söyledi:
“O görevine aşıktı. Ne yazık ki menfur bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Çok üzüntülüyüz. Sabah emniyet müdürümüze gittim. Dedim ki bu bir alışveriş, bir borç alacak meselesi asla değil. Samet o kadar temiz, dürüst bir insan ki böyle bir ilişkinin olması söz konusu değil.
Türkiye ne hale geldi. ‘Çocuklarım aç’ dediği için işe aldım. Sürekli Samet’i ziyaret eden, ona yumurta getiren bir personelimiz tarafından katledildi.
Ben öğleden sonra sayın başsavcımızı da ziyaret edeceğim. Ben bunları biliyorum, tanıyorum. Bunun arkasında başka bir şey var. Bunu çıkartıncaya ve hesap soruncaya kadar peşini asla bırakmayacağız.”
Samet Güdük’ün cenazesi, törenin ardından toprağa verilmek üzere Seyhan ilçesi Karayusuflu Mahallesi’ne götürüldü.
]]>DÖNÜŞÜM YAŞAYAN ŞEHİR
Ayşe Ünlüce, 1970 Eskişehir doğumlu. Kısa bir hakimlik dönemi dışında hep Eskişehir’de yaşadı. Büyükerşen “Hak, hukuk, adalet” diyen Ünlüce’yi belediyeye önce hukuk müşaviri olarak aldı. Sonra O’na daha ağır sorumluluklar verdi. Şimdi de başkan seçilmesi için çaba gösteriyor. Bu süreçte Ayşe Hanım, kentin dönüşümünde önemli görevler üstlendi. Eskişehir’i şöyle anlatıyor: “Yılmaz Hoca’nın başkanlığıyla birlikte son 25 yılda Eskişehir ciddi bir dönüşüm yaşadı. Ben bu dönüşümü adım adım izledim. Bu süreçte dönüşümün önemli bir parçası olma fırsatım oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde Cumhuriyet’in 100. yılında aday olmam, kadın olarak bulunmam büyük şans. Yaptığım çalışmalar hem belediyede hem de kamuoyunda takdir topladığı gibi beni de belki bu süreçte bir belediye nasıl yönetilir, bir şehir nasıl yönetilir bu konuda donattı.
BELEDİYE VE ŞEHRİN ABLASI
Büyükerşen’in “Bir kadın belediye başkanı olsa” düşüncesi vardı. Bunu paylaşma dönemi, Ünlüce’ nin adaylığından kısa süre önce oldu. Şehirde emeği olan, liyakati olan ve belediyecilik tecrübesiyle birleştiğinde Ayşe Ünlüce’nin adı öne çıktı. Ayşe Hanım “Eskişehir’in teslim edileceği bir başkan olmanın gururu” içinde olduğunu belirtiyor ve Büyükerşen’in kendisi için söylediklerini şöyle aktarıyor: Adaylık konusunu Yılmaz Hoca bana şöyle anlattı: ‘Ben geçmişten beri senin çalışmalarını hep takip ediyorum. Belediye öncesinde gerek baroda, sivil toplumda çok güzel çalışmalar yaptın. Hem Eskişehir’de çok emeğin var hem de bu şehirde çok fazla çalışman oldu. Belediyeciliği yanımda çok iyi öğrendin. Senin dürüstlüğüne, liyakatine, insan ilişkilerine, toparlayıcılığına, ablalığına güveniyorum.. Sen hem belediyeye hem bu şehre ablalık yaptın, şimdi farklı bir yerde yapacaksın’ dedi. Yılmaz Hoca bazen bana ‘Ayşe abla’ diye seslenir. Adaylık sürecini bana çok güzel, duygusal bir şekilde anlattı.
VAKİT KAYBINA YER YOK
Şehir yönetiminde vakit kaybına yer olmadığını belirten Ayşe Hanım, nasıl bir belediye teslim alacağını ve seçmene önerilerini anlatıyor: Ben 31 Mart akşamı seçildim, ertesi hafta mazbatayı aldım. Belediyeye gittim oturdum. İşler tıkır tıkır. Ben öncesini biliyorum, neleri yapamadığımızı biliyorum yani bu bence müthiş bir kolaylık. Ben seçmen olsam bunu önemserim. Hiçbir zaman kaybı olmayacak.

Ünlüce, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e konuştu.
ŞEHRE GÖÇÜ ÖNLEYECEĞİZ
Eskişehir nüfusunun büyük kısmının merkezde yaşadığını anlatan Ünlüce şunları anlattı: En büyük ilçe olan Sivrihisar’ın nüfusu 30 bin. Onun dışındakilerin nüfusları çok az. O yüzden birkaç ilçemizi canlandırıp, nüfusu orada tutmakla ilgili çalışma yapmamız lazım. Büyümeye elverişli olan birkaç ilçemizde özel çalışmalar yaptık, hem sanayisini, hem istihdamını güçlü tutmak için. İnsanların pek çoğu ilçelerden çocuklarını okutmak, iyi bir eğitim vermek için şehre geliyor. Sosyal hayatı, kültürel hayatı canlı tutarak ilçelerimizi geliştirmemiz lazım diye düşünüyorum. Gençleri, çocukları ve kadınları ilçe yaşamında tutabilmek için meslek kurslarına ağırlık veriyoruz. Turizm de şehir merkezinde kümelendi. Tarihi dokusu olan Odunpazarı ilçemiz var. Tepebaşı, Odunpazarı belediyelerimizle birlikte merkezdeki hayatı olumlu dağıtmaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor.
GENÇLER İÇİN NE YAPILACAK?
Ünlüce, emekli ve gençler için neler yapılacağını şöyle anlattı: 65 yaş üstü dediğimiz hemşerilerimiz için çok fazla proje üretmeye çalışıyoruz. Şehrin dörtte biri 65 yaş üzerinde. Genç bir nüfus var, üniversite öğrencileri. Bizim şehrimizi çok seviyorlar çok fazla şehir dışından teveccüh var. Eskişehir aslında kampüs. Türkiye’deki tek ve en iyi örneklerden bir tanesi ve her öğrenciyi besleyecek pek çok nokta var. Örneğin genellikle şehirlerde üniversite civarında bir hayat oluşur. Eskişehir’de hem üniversite etrafında gençlere yönelik çok cazibe merkezleri var hem şehir merkezinde hem de şehrin uç noktalarında.
GARAJDAN SPOR ALANLARINA
Kütüphaneler, gençlik merkezleri, gençlerle buluşma noktalarımızda çok güzel çalışmalar yapıyoruz. Özellikle gençlik meclisimiz gençlerin hem taleplerini dinliyor hemen onlara çözümler üretiyoruz. Önümüzdeki dönemde büyük bir sosyal kampüs düşünüyoruz. 2 ana binadan oluşuyor. Hayata geçireceğimiz alan bizim eski otobüs garajımız. Otobüslerin bakımını yaptığımız garajımızı başka bir noktaya taşıdık ve burayı tadilattan geçirdik. Açık alanı da var ve tramvayı oraya kadar da götürdük. Bir tarafı spor köy olacak. Kapalı alanı 5000 metrekare. Hemen yanında 11 bin metrekareden büyük kampüs alanı. Burada da emekliler, gençler, çocuklar hepsinin bir arada olabileceği pek çok aktivite düşünüyoruz. Kadınlarımız, çocuklarımız, esnafımız kısaca bu kentte yaşayan herkes için projelerimiz var.
]]>“EN BÜYÜK GÖREVLERİMİZDEN BİRİ…”
Burada halka seslenen Yavaş, bir belediye başkanının kentin hem annesi hem babası olduğunu belirterek, “Biz de gençlerimize ‘evladımız’ diye hitap ediyoruz. Dolayısıyla bir anne, bir baba evladının üzerine nasıl titrerse biz de üstünüze aynı şekilde titredik. Hiç kimseyi ayırmadık. Bir Allah’ın kulu, ‘Oy vermedi diye bizi ayırdı’ diyemez. Ankara’ya huzur geldi; bu çok önemli, bütün projelerden daha önemli. Bereket geldi. Proje yapıyorum diye Ankara halkının tertemiz parasını çöp projelere yatırmak yerine dara düşen herkesin yanında olmak, esnafın daha iyi çalışmasını sağlamak, sanayicinin daha çok üretmesini sağlamak en büyük görevlerimizden birisidir” dedi.
“PROJELERE ENGEL OLDULAR”
Ardından Altındağ’da yapılan hizmetleri anlatan Yavaş, “İsterdik ki Altındağ Belediye Başkanı da bizim elimizden tutsun, Altındağ için ihtiyaçları bildirsin. Beraber daha fazla hizmet yapalım. Hayırlı olsuna dahi gelmediler. Bir günden bir güne telefon açıp şöyle bir derdimiz var demediler. Ankara’nın büyük projelerine maalesef engel oldular” diye konuştu.
“ÜRETMEK İSTEYEN KİM VARSA YANINDAYIZ”
Çakarlı araçlarla, makam araçlarıyla konvoylar halinde gezmediğini ve kimseye kötülük yapmadığı için korkacak bir şeyi olmadığını kaydeden Yavaş, verdikleri Başkentkart ile esnafın kazandığını, Ankara’da destek alan ailelere her ay birer kilo et yardım parası verildiğini ve hükümet dahil 3 yıldır hemşehrileri üşümesin diye doğalgaz yardımı yapan başka bir kuruluşun dahi olmadığını söyledi.
Yavaş, pandemi döneminde yapılan icraatleriyle de ilgili olarak “918 köye internet götürdük. Pandemi döneminde 60 bin öğrenciye 10 GB internet verdik ki derslerinden kalmasınlar, diye. Dara düşen kim varsa her zaman yanındayız. Üretmek isteyen kim varsa onların yanındayız” dedi.
31 BİN EMEKLİYE DESTEK
İktidar partisinin adaylarının, kendisinin zaten senelerdir yaptığı çorba yardımı ve Başkentkart gibi projeleri tekrar ettiklerine işaret eden Yavaş, belediyenin 31 bin emekliye düzenli bir şekilde destek olduğunu söyledi.
“ABB, HIZIR GİBİ YETİŞİR”
Her çocuğun eşit eğitim almasını istediklerini aktaran Yavaş, hiçbir çocuğun yatağa aç girmesine izin vermediklerini, bütün çocukların okumalarını istediklerini ve ihtiyaçlar konusunda bunu yaparken de kimdir, necidir diye bakmadıklarını belirterek, “Ankara Büyükşehir Belediyesi ihtiyacı olan herkesin yanında; adeta hızır gibi yetişir. Altındağda 1000 Hakkarili varmış. Dediler ki; ‘Biz Mansur Başkana desteğiz’. Hiç kimseyi ayırmadığımızın en büyük göstergesi bu değil mi? Allah’ın yarattığı herkesi biz kutsal bir varlık olarak görür, başımızın üstünde tutarız. Hiç kimseyi ayırmayız; ‘oy verdi, vermedi’ demeyiz. ‘Şuradan oy aldık oraya destek olalım, buradan çok oy aldık oraya destek olalım’ diye bir felsefemiz yok. Herkes bizim gözümüzde azizdir” ifadelerini kullandı.
SON ANKET SONUCUNU AÇIKLADI
Son yayımlanan anketlere de değinen Yavaş, “Görünen o ki dün yayımlanan ankete göre yüzde 14 öndeyiz. Asla rehavete kapılmayacağız. Geçen seçimde kazandık. Ama Belediye Meclis Üyemiz 148 kişi içinde 40 kişide kaldı; civar ilçelerdeki Meclis üyelerinden dolayı. Şimdi benim artık Meclis’te daha fazla Belediye Meclis üyesine ihtiyacım var ki rahat edelim. Ankara halkına daha fazla hizmet edelim. Bunun için bana hayırlı olsuna gelmeyen değil, benim elimi tutacak belediye başkanına ihtiyacım var. Bu nedenle Ramazan Başkanımı mutlaka seçeceksiniz. Belediye Meclisi’yle beraber, Cumhuriyetin kalbi Ankaranın, Cumhuriyetin kurulduğu yerin Altındağ Belediye Başkanını ve Ankara’nın tamamını Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği, dünyayla yarışan bir başkent yapmak için el ele tutuşmamız gerekiyor. Bunun için de sizlerin desteğine ihtiyacımız var. Ramazan Başkanla beraber 1 Nisan’da Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde hep beraber buluşacağız” diye konuştu.
]]>Anadolu Yakası Orgazine Sanayi Bölgesi (AYOSB) Yönetim Binası’nda düzenlenen toplantıda, sırasıyla; AYOSB Başkanı Murat Çökmez, Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayisi Bölgesi (BİOSB) Başkanı Ercan Varlıbaş, CHP Tuzla Belediye Başkan Adayı Eren Ali Bingöl ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.
Sanayi sektörünün ülke ekonomisi üzerindeki önemine dikkat çeken İmamoğlu, İBB öncülüğünde kurulan İstanbul Sanayi Platformu’nun söz konusu alana katkı için kurulduğunu aktardı.
İktidarın yanlış politikaları sonucu yaşanan ekonomik krizden kaynaklı olarak, 3 haneli enflasyon rakamlarıyla karşılaşıldığına dikkat çeken İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
-Bu bize kaydettiriyor. Bu işin kaybı hem de çok büyük, tarifsiz kayıplar. Daha dün, 8-9-10-11 yıl önce biz, bu tarihte, 2023’ün sonunda, kişi başı 25 bin dolar gayrisafi milli hasıla belirlemişken; bunun bugün 3’te 1’ine razı gelmek durumunda kalmanın ne kadar acı olduğunu, ne kadar büyük bir tutarsızlık olduğunu bilmemiz lazım.
-Peki burada bu siyaseti yapan ya da bu kararı alan mı kaybediyor? Hepimiz kaybediyoruz. Peki bugün 25 bin dolar başarılsaydı, ben nasıl bir ruh halinde olurdum? Dünyanın en mutlu insanı olurdum, kimin yaptığına bakmaksızın. Yeter ki o zenginliği erişelim.
-Biz de daha iyisini hedefleyelim, insanların önünde daha iyisini koyalım. Ama o hedeflerin 3’te 1’ine birine düşmüş durumda ve buna razı gelen, rıza gösteren ve buradan kurtulmaya ve sıçramaya çalışan insanlar haline dönüştük.
“BU İŞİN SORUMLUSU, BU İŞİN BAŞINDAKİ İNSANDIR”
-Tabii bunun sebebini ben biliyorum. Burada, elbette ki siyaset zemininde birkaç cümle etmek zorundayım.
-Bu işin sorumlusu, bu işin başındaki insandır. Çok net. Yani bunu başka bir sorumlusu olmaz. Ve eğer İstanbul’da, yönetimle ilgili bir hesap verilemiyorsa, sorunlar büyüyorsa, problemler büyüyorsa, nasıl ki sorumlusu o döneme dair benim; aynı şekilde şu anda bu ülkenin ekonomiden sorumlusu da bu ülkenin sayın Cumhurbaşkanıdır. Çünkü, bugün baktığınızda vatandaş beyaz peynir dahi alamayacak durumda.
-Gerçekten bir açlık sorunu var. Kent Lokantası açıyoruz. 3 tane daha açacağız bu 1,5 ay içerisinde.
-İnsanların artık, yani yakamıza yapışarak, ‘Bizim de semtimize Kent Lokantası aç başkanım’ diye bize haykırmasını çocuklardan da duyuyorum, emeklilerden de duyuyorum, işçi kesiminden de duyuyorum. Belki sesi çıkmayan esnafımız bile, bunu söylemek istiyor. Bu derin bir yoksulluk anlamına geliyor.
“AMA BİZ NEYLE UĞRAŞIYORUZ?”
-Ama biz neyle uğraşıyoruz? Genel seçim geçmiş, bir yıl üzerinden geçmiş, ülkedeki ekonomi politikaları dibe vurmuş, o günden bile daha kötü durumdayız. Para politikaları üzerinden üretimde, ihracatta, ithalat rakamlarında, bütçe açığında, cari açıkta, her türlü veride daha kötü durumdayız.
-Ama onun aklı, fikri İstanbul’da. Her gün, her konuşmasında İstanbul aşağı, İstanbul yukarı, İstanbul Belediye Başkanı aşağı, İstanbul Belediye Başkanı yukarı. Açıkladığı adaya da yazık ediyor.
-Yani bir aday açıkladınız; aday konuşsun. Bizim rakibimiz o olsun. ‘Yok, illa o olmasın rakip’ diye bir süreç tarifleme peşinde. Biz de hayretle süreci izliyoruz. İyi devlet insanı, devletin esas sorunlarıyla ilgilenir. Ve ben, ‘İşinize bakın’ diyorum. Gerçek işinize, doğru olan sorunlarınızla ilgilenmenizi öneriyorum.
-Ve bırakın İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimi, İstanbul halkı, İstanbul’da belirlenen adaylar üzerinden yürüsün ve onların ortaya koyacağı performansa da halkın vereceği kararla karar verirsin.
-Bu kadar basit. Ama bu basit süreç, demokratik anlayışı illa zorlaştırma gayreti, işte açılışlar, mitingler vesaireler yaparak, yerel seçimi bu kadar sabote etmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda gerçek meselelerin, işte bu üreticinin meseleleri olduğunu, bunlarla ilgilenmesi gerektiğinin de altını çiziyorum.
“OY VERSİN VERMESİN, HERKESİN TEMSİLCİSİYİZ”
-İBB olarak, milletin yanındayız. Biz, milletin temsilcisiyiz. Biz, sizlerin temsilcisiyiz. Oy verenlerin değil; oy versin vermesin, herkesin temsilcisiyiz. Siyasi partiler, aracı kurumlardır. Yani hizmet için bir araçtır, amaç değildir.
-Biz, o vesileyle sizin karşınıza geliriz. Ama temel amaç; milletin bütününü kavramak, milletin bütününe hizmet etmektir. Bu yolculukta tam da öyle bakan ve o menzile yürüyen bireyleriz. Biz, milletin temsilcisi olarak, burada bulunan bütün sanayici dostlarımızın da desteğini, tüm iyi niyetimizle, tüm çalışkanlığımızla gerçekten tümüyle sizleri düşünen ve bu milletin, bu memleketin, bu güzel şehrin insanlarının ve çocuklarının, gençlerinin geleceğini düşünen bir anlayışla oylarınıza talibiz.
-Biz, bir bireyi ya da bir siyasi partiyi temsil ediyoruz; milleti temsil ediyoruz. Bizim ahlakımız bu. Bunu da temsil etmeye devam edeceğiz.
-Lütfen, milletini ve sizlerin güzel geleceklerini dert edinen anlayışı tercih ediniz. Elbette sizlerin desteğinizi istiyoruz. İstanbul’a hizmette, dün ne kadar koşuyorsak, onun misli misli fazlası koşacağımıza ve ‘Tam yol ileri’ diyerek, böyle bir menzile doğru sizlerle birlikte yürüyeceğimizden hiç kuşkunuz olmasın.
]]>“BU DÜNYADA DA HESABINI VERECEKSİNİZ, BAŞKASININ PARASINI HARCIYORSUNUZ”
Mansur Yavaş, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
* “Biliyorsunuz, Yenimahalle Türkiye çapında en ön saflara geçti, artık. Nasıl Yenimahalle’de harcanan kör kuruşun hesabı veriliyorsa; sizlerden aldığımız parayı sizlerin adına harcıyorsak, hepimiz hesap vermek zorundayız. ‘Ödeyen, karar verir’ diye bir kural vardır. Paranın sahibi sizsiniz. Sizlerden alınan vergilerden, biz belediyenin kaynaklarını harcıyoruz. Sizlere sormadan, tek başımıza ‘biz yaptık oldu’ deme lüksümüz yoktur.
* Dolayısıyla bütçemizi hazırlarken, sizlere soruyoruz. Yerel yöneticilerle, muhtarlarla, sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yapıyoruz. Kent Konseyi’nde ortak aklı tartışıyoruz. Şeffaf davranıyoruz. 4 binden fazla ihaleyi canlı yayınladık. Belediye Meclisi toplantılarımız canlı yayınlanıyor. Orada olan biteni görüyorsunuz… Ankara Büyükşehir’in sizler adına harcadığı parayı kuruşuna kadar görüyorsunuz. Gerçek belediyecilik budur. ‘Ben hesabımı yarın şurada burada veririm’ demek değil, bu dünyada da hesabını vereceksiniz, başkasının parasını harcıyorsunuz.
* Ve sizlerin bize emanet ettiği parayı harcarken, kendi paramızı harcamadığımız hiçbir yere yatırım yapmıyoruz. Alışmışlar ‘çılgın proje’ diyerek, Ankara halkının tertemiz paralarını çöp projelere harcamaya. Çılgın projemiz falan yok. Nerede, ne ihtiyaç varsa. Ankara halkı ne istiyorsa, biz oraya harcamak durumundayız.
* Ankara’nın birçok köyünde kanalizasyon hala yok. Burası Başkent. Hala su yok. Polatlı’ya, Akyurt’a, Elmadağ’a su götürüyoruz. Bir an için düşünün, evinizde iki saat su akmasa nasıl tedirgin olursunuz. Oralarda yıllarca susuzluk çektiler. Kalitesiz sularla idare ettiler. Polatlı’ya su bu ayın ortalarında oluşacak. İki buçuk milyarlık yatırım yapıyoruz. ‘Ne yaptı’ diye soruyorlar. Bundan daha büyük proje olur mu? 1 milyonluk nüfus inşallah susuz kalmayacak. Çamlıdere’den Beypazarı, Ayaş ve Güdül’e de yeni bir hattın projesini yapıyoruz. Çocuklarımızı düşünerek, ileride ihtiyaç olacak diye, Sarıyer Barajı’ndan da Ankara’ya su temin etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir şehir susuz bırakılır mı?
* Ankaragüçlüler, yönetimindeyken Ankaragücü’ne bir kuruş yardım yapmamış, bir gün bile maça gitmeyeni mi seçecekler. Yoksa sonuna kadar Ankaragücü’nün arkasında duran başkanı mı seçecekler?
“HALKIN PARASINI REKLAMA HARCAMAYI ZÜL GÖRÜYORUM”
* En az bizden öncekiler kadar kavşak yaptık, asfalt kaldırım yaptık. Bunları belediyecilik saymıyoruz. Nasıl, ‘seçildikten sonra rozetsiz olacağız’ diyorsak. Aynı zamanda da reklama para harcamadık. Bir belediye başkanı reklama harcıyorsa, kendisi için harcıyordur. Ben halkın parasını reklama harcamayı da zul görüyorum. Çünkü bunlar Fen İşleri’nin yapacağı projelerdir. Asıl proje şudur: Üretimi artırmak. Kırsal Kalkınma projelerimiz en ücra köşelere kadar ulaşıyor.
* Rakibimiz demiş ki, ‘Vatandaşın parasını vatandaşa dağıtıyor.’ Elbette, ne olacaktı? Vatandaşın parasını ranta mı dağıtacaktık. Vatandaşın parasını tabii ki vatandaşa dağıtıyoruz, ihtiyaç sahiplerine dağıtıyoruz. Ve şu ana kadar sosyal destekte bir numaradayız. Altı aydır emeklilere destek oluyoruz. Şimdi İstanbul adayları da ‘Biz de emekliye destek olacağız’ diyor: 2 bin 500. Ankara’daki 5 bine çıkarttı. Altı aydır aklınız neredeydi? Altı aydır bu insanlar ne yer, ne içer; hiç düşünmediniz mi? Aslında diyorlar ki, gerçekten emekliler mağdur. Bunu televizyon ekranlarında değil de hükümete söyleyin lütfen, emeklilerin durumunu. Emeklilerin durumunu da yeni keşfettiler.
* Artık vaatlere bakmıyorum. Keçiören Belediyesi, 2022 yılında yüzde 4 oranında sosyal desteğe yatırmış. Bunun da 3 milyonunu harcamış. Biz 3 yıldır protein yardımı yapıyoruz ya, ‘Ne var onda, ben but veriyorum’ demiş. Evet artırıyorlar ya… 2012 kişiye yardımcı olmuşlar. Keçiören Belediyesi’nde, 10 milyon lira ayrılan paranın da üç buçuğun dağıtıp, yedi buçuğunu çılgın projelerine harcamışlar. Halbuki, Keçiören’de 50 bin kişiye destek oluyoruz. Kendi ilçenizde 50 bin kişi sosyal desteğe ihtiyacı olan insan var, haberdar değilsiniz; kusura bakmayın belediyecilik anlayışımız arasında dağlar kadar fark var. Ve biliyorsunuz; kentin çeşitli noktalarında çorba dağıtıyoruz. Zaman zaman bununla dalga geçiyorlardı. İstanbul’da da çorba dağıtmaya karar vermiş, aday. Yaptığımız projelerin birçoğunu kopyalamaya başladılar. İstanbul’da ‘Hanımefendiler, otobüste istediği yerde inecek.’ Ankara’da üç yıldır iniyor.
“MANSUR YAVAŞ NELER YAPMIŞ AYNISINI TEKRAR EDİN”
* Ben şimdi adaylara diyorum ki, bizi taklit etmeye hiç gerek yok. Mansur Yavaş neler yapmış aynısını tekrar edin. Söylemiştik. Biz size belediyeciliği öğreteceğiz diye. Belediyenin plastikten, betondan ibaret olmadığını; içinde insan olmayan hiçbir projenin belediye yönetiminde yeri olmadığını yüzlerce defa söyledik. Önce insan için varız.
* Şimdi bir fikir daha söyleyeyim. Yaptıklarımızı taklit ediyorlar. Üç yıldır doğalgaz veriyoruz, 200 bin aileye, kimseyi üşütmüyoruz. Haydi siz de bir açıklama yapın, biz daha fazla vereceğiz deyin de bu insanlar üşümesinler.
* Nerede ne ihtiyaç varsa oradayız. Esnaf mı sıkıştı, hızır gibi yanındayız. Pandemide kira almadık esnafımızdan, yeri geldi indirim yaptık, erteledik. Biz bunları yarım bütçe ile yaptık. Gelirlerimiz azaldı. Vatandaşa ucuz hizmetler verdik… El ele vererek gerçek belediyecilik yapacağız. İstiyoruz bütün ilçeleri, söz mü? Onların kale diye tabir ettikleri yerlerde, yapılan röportajlarda önde çıktığımızı görüyorsunuz. Ama bu arada vatandaşın feryadını görüyorsunuz. 10 bin lira ile ne yapılır, Allah aşkına.
* Bizler belediye olarak 10 tane kavşak yapacağımıza 9 yapacağız. Bir tanesi ihtiyacı olanlarla paylaşacağız. Ne bir çocuk yatağa aç girecek, ne bir tanesi eğitimden mahrum kalmayacak. En büyük iddiamız budur. Birisi açlıktan ölürse, soğuktan donarsa bunun vebali hepimizdedir. Önceliğimiz insandır. İnsan sağlığıdır. Bir Allah’ın kulu Ankara’da, insanları ayırdı, ayrımcılık yaptı diyemez. Altı milyon insandan vergi alıyorsak, altı milyonun insanın ihtiyacına hizmet ettik. Ve inşallah hizmet etmeye de devam edeceğiz.”
]]>Hiç aklında yokken, Eskişehir iktisadi Ticari İlimler Akademisi’ne ilk kayıt yaptıran ve sonunda ilk mezunları arasındaydı. O tarihlerde, bir İstanbul gazetesinin muhabirliğini de yapıyordu. Amacı akademiye kayıt yaptırmak değil, bu akademinin açılışına siyasetin karıştığını belgelemekti. Çünkü, akademinin açılışıyla ilgili yazıda bakanın imzasının olmadığını öğrenmişti. Demokrat Parti, seçime gideceği için apar topar akademiyi açmıştı. Bina, aslında işçi yemekhanesiydi. Bir kapının üzerine “Müdür” yazılı kağıt yapıştırılmıştı.
Gazeteci Yılmaz Büyükerşen, müdürün odasına gitti. Müdür odası oda demeye bin şahit istiyordu. Büyükerşen, belge peşinde, müdür ise “Gel seni bu okula kaydedelim” derdindeydi. İkna etti ve o gün kaydını yaptırdı. O müdür, daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı görevinde de bulunacak olan Prof. Orhan Oğuz’du. Büyükerşen hem okuyor, hem de yerel gazetenin yazı işleri müdürlüğünü yapıyordu. Gazetelere sansürün yaygın bir biçimde uygulandığı dönemdi.
ECEVİT: BU SİZE VASİYETİMDİR
Okul bitti. Hocasına vedaya gitti. Ama hocasının onu bırakmaya niyeti yoktu. Bir kağıt çıkardı, söylediklerini yazmasını istedi. “Akademide boş bulunan Maliye Kürsüsü asistanlığına talibim” diye yazdırdı. Büyükerşen, birisi adına dilekçe yazdırılıyor sandı. Hocası “Oğlum adını yazıp imzalasana” dedi. Oysa onun asistan olmak gibi bir niyeti yoktu. İstanbul’a gidip gazetecilik yapmak istiyordu. Ama hocasının ısrarına dayanamadı ve ”Evet” dedi.
Açık Öğretim Fakültesi’ni kurmuş ve bir çığır açmıştı. Siyasete girmesi için öneriler oluyor, hatta Milli Eğitim Bakanı olması isteniyordu. O “Siyasette yapacağım hizmetten daha faydalı iş yaptığıma inanıyorum; gençleri yetiştirmeye çalışıyorum” diyordu. Siyasetten uzak kaldı. Emekli olduktan sonra 1999’da DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in daveti üzerine görüştüler. Ecevit O’na şu öneride bulundu:
“ADAY OLMA NİYETİM YOKTU”
“Yılmaz Bey, sizden bir ricam var. Bugüne kadar çok önemli hizmetlerde bulundunuz. Eğitimi, Avrupa’daki vatandaşlarımıza kadar götürdünüz. Çobanlarımıza bile eğitim imkanı sağlayan sistem kurdunuz. Bu hizmetinizi, bundan sonra sahaya inip Türkiye’ye yapmanızı istiyoruz. Sizden tek bir ricam var, biz sosyal demokratlar Türkiye’de yerel yönetimlerde başarılı olamadık. Bir defa elimize bir imkan geçti, İstanbul seçimlerini kazandık ama orada da İSKİ skandalı yüzünden başaramadık. Kurduğunuz örnek model üniversite gibi Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı olarak memlekette bir örnek belediyecilik yapmanızı rica ediyorum. Bunu aynı zamanda size vasiyetim diye de söylemek istiyorum.”
Ecevit’in bu sözleri üzerine akan sular durdu, “Efendim Büyükşehir Belediye Başkanı olacağım ama benim meclisim seçilmiyor. Yani mecliste çoğunluk olmayınca iş yapamam. Sistem arızaları var” dedi ve buna ilişkin bazı örnekler verdi. Yılmaz Hoca, Eskişehir’e “DSP Belediye Başkan adayı” olarak dönüyordu. Bu adaylık sürecinin üzerinden tam 25 yıl geçti. Sağ eğilimli bir şehirde Atatürkçü, laik, cumhuriyetçi, parlamenter rejim taraftarı bir ekiple hizmet verdi.
Büyükerşen bu seçimde adaylıktan nasıl çekildiğini, genel başkana niçin kırıldığını şöyle anlattı: “Aday göstermeyeceklerini biliyordum. Üzüldüm demeyeyim de kırıldım. Neden kırıldığımın sebebi şu: Ben adaylığımı çekecektim. Anketlere göre aday belirlemesi yapılacağı söylendi. Ben de ‘25 senedir belediye başkanlığı yapıyorum. Uluslararası ödüller alan Eskişehir’e başkalarının tabiriyle takla attırmış çağdaş bir şehir meydana getirmişiz. Eğer beni tanımadıysanız, parti olarak anketle beni nasıl tayin edeceksiniz?’ dedim.”
Yılmaz Hoca’nın yanında 3 yıl hukuk müşavirliği, 5 yıl genel sekreterlik yapan Ayşe Ünlüce seçim çalışmalarını sürdürüyor. Yılmaz Büyükerşen, O’na sonuna kadar destek olacağını belirtiyor ve “Ayşe Hanım’ı, Eskişehirlilere emanet ediyorum” diyor. Büyükerşen, Ayşe Hanım’ın bazı özelliklerini şöyle anlatıyor:
BELEDİYECİLİĞİ İYİ ÖĞRENDİ
“Ayşe Hanım’ın pek çok özelliğini ben bilirim. Belediyeciliği çok iyi öğrendi. Belediyede hak, hukuk, adalet, kanunları uygulanması konusunda daire başkanlarına, personeline öğrettikleri davranış şekilleri bana, yerel yönetimlerde hep öyle olmasını düşündüren bir imaj çizdi.
Örnek vereyim: Belediyeler vatandaşa hizmet verirler, karşılığında para alırlar veya kendi kaynaklarını, hükümetten gelen kaynakları kullanırlar. Bazen bana ‘Sayın başkanım vatandaşa ceza yazmışız. Ama ekonomik krizde ödeyemez’ der. Ya da kiralarını ödemeyenler hakkında hukuk bürosundaki avukatlarımız dava açıyor. Tahliye kararları verecekler fakat ekonomik durum ortada. Dolayısıyla cezalar çok ağır. Kendisine ‘Gelirler daire başkanıyla konuşun indirebiliyorlarsa indirsinler’ dediğimde, ‘indiremezler mevzuat var. İzin verirseniz vatandaşı çağırıp belediyemize itiraz dilekçesi vermesini hatta bizi mahkemeye vermesini tavsiye edeceğim’ diyordu.

Prof. Yılmaz Büyükerşen, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi ve yazarımız Saygı Öztürk’e konuştu.
Yılmaz Hoca’nın kapatıp bana teslim ettiği zarfta ne var?
Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, ağzını özenle kapattığı zarfı bana teslim etmeden önce üzerine “Sevgili Saygı Öztürk kardeşime, 14 Mart günü bu zarf açılacak ve 15 Mart’ta SÖZCÜ Gazetesi’nde yayımlanacak” diye yazdı.
Zarfın içinde ne olduğunu ben de bilmiyorum. Yılmaz Hoca’nın yazdığına sadakatle bağlı kalıp zarfı 14 Mart’ta açacağım ve içinden çıkanları göreceğim. Bunların ne olduğunu sizlere de duyuracağım.
Tahmin ediyorum, o zarfta Yılmaz Hoca’nın Eskişehirliler’e bir sürprizi vardır. 26 Ocak’ta imzalayıp bana verdiği zarfı o güne kadar özenle saklayacağım…

ÖRNEK BİR BAŞKAN OLACAK
Büyükerşen anlatıyor: Ayşe Hanım hakikaten örnek büyükşehir belediye başkanı olacak bir kadın ve kendisine köklü bir inancım var. Türkiye, kaynakları ve imkanları çok olan bir ülke. En önemlisi de Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu ‘En büyük ikinci eserim’ dediği Cumhuriyetin parlamenter sisteme hemen dönmesi taraftarıyım. Bu zenginliklerimizin, yetişmiş insan gücümüzün artık yurt dışına kaçırdığımız gençlerimizin, memlekette imkanlarını artırıp sorunlarını çözerek, yoksullukla mücadele etmeliyiz. İşçi, emekli, emekçiler o kadar sefalet içerisinde ki. Biz mesela 2 yıldır yatırım yapamadığımız için çok üzgünüm. Sebebi; imkanlarımızı sosyal yardımlara harcamak zorunda kaldık.
]]>2019’da CHP’nin adayı Semih Esen’in yüzde 66,85, AK Parti’nin adayı Gaye Doğanoğlu’nun yüzde 30,86 oy aldığı Konyaaltında CHPden 21 kişi başkan adayı olmak için başvurdu.
İlçede 4 dönemdir kazanan CHP, adaylarının Cem Kotan olduğunu açıkladı. Açıklamanın ardından kentin en çok konuşulan ismi haline gelen Kotan, hakkında yapılan paylaşımlar ve çıkarılan sahte dava belgeleriyle bir süre gündemden düşmedi.
Daha önce Muratpaşa Belediyesi meclis üyeliği yapan Kotan, son olarak Büyükşehir Belediyesinde işçi olarak çalışıyordu. Adaylığının açıklanmasının ardından görevinden istifa eden Kotan, seçim çalışmalarına başladı.

2004 yılından bu yana siyasetin içinde olduğunu söyleyen Cem Kotan,” Partide farklı görevler alıp 2014 yılında belediye meclis üyesi seçildim. Bu süreçte Adalya Vakfının müdürlüğünü yapıp, engelsiz çocukların eğitmenliğini yaptım. Kendi isteğimle çocuklarımızla müzik eğitmenliği yaptım. 2019da ayrıldıktan sonra Büyükşehir Belediyesinde işçi olarak çalışmaya başladım. Orada da kadınlarımızla ilgili projelerin içerisinde yer aldım. Yerel seçim sürecinde de aday adaylık başvurumu yaptım. Genel başkanımızın, parti meclisimizin kararıyla aday gösterildim” dedi.

“EŞİM TELEVİZYONDAN ÖĞRENDİ”
Adaylığı açıklandıktan sonra eşi Demet ve oğlu Can Ali ile mutluluk yaşadıklarını belirten Kotan, “Aday olduğumun haberini eşime veremedim. Eşim televizyondan öğrendi. 1 saat sonra telefonla görüşebildik. Çok değerli aday adayı arkadaşlarımız vardı. Partimizin bizi tercih etmesi çok kıymetli. Böyle bir hayalim vardı. Meclis üyeliği yaptım, birim sorumluluğu yaparak projelerin içerisinde yer aldım. Bunlar benim için tecrübeydi. Adaylık başvurumu da bu hayalle yaptım. Tecrübelerimi başkanlıkla yoğurmak istiyorum. Halkımızla paylaşmak istiyorum. Kadınlar, çocuklar, engellilerle ilgili birçok projede yer almak bir kazanımdı. Bu kazanımları halkımızla paylaşacağım” diye konuştu.

“İŞÇİYİM VE BUNDAN ÇOK MUTLUYUM”
Hayatında bir değişiklik yapmak istemediğini söyleyen Kotan, “İşçiyim ve bundan çok mutluyum. Belediyede bu hizmeti yaparken elimden geleni layıkıyla yaptım. Ben siyaset yapmanın zenginlikle bağdaştırılmasına karşıyım. Bunun en büyük kanıtı benim. Siyaseti halk için yapanların ekonomik gücü çok kuvvetli olmak zorunda değil. Hayalleri, amaçları, idealleri olanlar bunları yapabilir. Partimiz bu fırsatı bize verdi. Bu bir fırsat eşitliğidir. 1 arabam var, onunla işe gidip geliyorum, çocuğumu kreşe götürüyorum. Bu hayatımda çok mutluyum ve böyle de kalacak. Hayatımı geride bırakmayacağım. Pazara, markete kendim gidiyorum, çocuğumu kreşe kendim götürüyorum. Bunlar bu şekilde devam edecek. Ne kadar çalışmak gerekiyorsa çalışacağım ama hayatımdan vazgeçmeyeceğim” dedi.

“YILLARDIR GİTAR ÇALIYORUM”
Konyaaltı’nda bugüne kadar çok başarılı isimlerin başkanlık yaptığını söyleyen Kotan, “Ben bu bayrağı devralarak taşımak istiyorum. Çoğaltılması gereken hizmetler var. Kreşlerin çoğaltılması lazım, engellilerle alakalı çalışma alanlarının yapılması lazım. Kadınların iş dünyasına katılması ile ilgili çalışmalar yapacağız. Konyaaltını daha güvenli bir yer haline getirmek istiyoruz. Ben yıllardır gitar çalıyorum, özel çocuklarımızla, ritim gruplarıyla çok güzel konserler vermiştik. Konyaaltını müzik ve sanatla buluşturacağız. Sanatın her alanında Konyaaltılılar kendini bulacak” diye konuştu.
]]>AKP’li belediye başkanları tarafından yönetilen Uşak, Trabzon Ortahisar, Kars, İstanbul Fatih, İstanbul Esenler ve Ağrı Belediyelerinin TOKİ tarafından satışa çıkarılan iş yeri, konut ve arsaları satın aldıklarını ancak taksitlerini ödemediklerini vurgulayan Tahtasız, “Vatandaştan alacağına gelince şahin kesilen TOKİ, AKP’li belediyelere kuzu olmuş. 54 taksit ödemeyen ve borcu 59 milyon lirayı geçen belediyeye dahi hiç ses etmemiş. TOKİ’den aldığı evlerin taksitini ödemeyen vatandaşlar için fesih ve dava süreci başlatılırken, 54 aydır taksit ödemeyen belediyeye hukuki işlem yapılmaması Sayıştay’ın uyarısına konu oldu” dedi.
Tathtasız şunları söyledi:
– Uşak, Trabzon Ortahisar, Kars, İstanbul Fatih, İstanbul Esenler ve Ağrı Belediyesi TOKİ’den aldıkları taşınmazların taksitlerini ödemeyerek toplamda 81 milyonluk borç taktı.
– TOKİ’ye borcu olanlar arasında bir dönem TOKİ Başkanlığı da yapan ve 2019 yılında AKP’den belediye başkanı seçilen İstanbul Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ve ismi uzun süre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için geçen, 2009’dan beri Esenler Belediye Başkanı olan Tevfik Göksu da var.
– Bir vatandaşımız TOKİ’den ev aldığında ekonomik sıkıntılardan dolayı borcunu ödemediğinde, temerrüye düşüp hemen haciz getiriliyor. Fakat konu AKP’li belediyeler olunca onlara kıyak geçilmiş. Raporları inceledik CHP’li hiçbir belediyenin borcu yok. Ya TOKİ CHP’li belediyeler konut ve arsa satmamış, ya da CHP’li belediyeler borcunu zamanında ödemişler. TOKİ tam bir kayırmacılık yapmış. Vatandaştan olan alacağına şahin kesilmiş, AKP’li belediyeler kuzu olmuş.
“54 TAKSİT ÖDEMEMİŞ, HİÇBİR İŞLEM YAPILMAMIŞ”
– 2022 yılı Sayıştay raporlarına göre; Uşak Belediye Başkanlığı 33 milyon 500 bin TL bedelle 96 adet işyerini 2017 yılında 120 ay vade ile TOKİ’den satın almış ancak 2022 yılı itibarıyla 3 milyon 759 bin 543 TL tutarında 27 taksiti ödememiş.
– Trabzon Ortahisar Belediye Başkanlığı 2015 yılında 60 milyon 67 bin TL bedelle satın aldığı 21 bin 818 metrekare yüzölçümlü taşınmazların 59 milyon 604 bin TL tutarına ulaşan 54 taksitini ödememiş.
– Kars Belediye Başkanlığı 2010 yılında 44 bin 946 metrekare yüzölçümlü taşınmazı 10 yıl vadeli olarak satın almış ancak 530 bin 612 TL tutarına ulaşan 5 taksiti ödememiş.
– İstanbul Fatih Belediye Başkanlığı 108 adet konutu 28 milyon 760 bin TL bedelle 9 yıl vadeli olarak satın almış. Ancak 11 milyon 686 bin TL tutarına ulaşan 5 taksitini ödememiş.
– İstanbul Esenler Belediye Başkanlığı 519 bin 480 TL bedel üzerinden 47 adet konutu 2012 yılında satın almış. Bu satıştan kaynaklı olarak TOKİ’ye olan 4 milyon 382 bin TL tutarındaki borcunu ödememiş.
“AKP’Lİ BELEDİYELERE GÜZELLİK YAPMIŞ”
– Bu saydığım 5 AKP’li belediyenin 2022 yılı itibarıyla TOKİ’ye olan borçları 81 milyon TL’yi geçmiş. Ortahisar belediyesi 54 taksiti ödememesine rağmen şimdiye kadar hiçbir işlem yapılmamış. Oysa vatandaşlarımız TOKİ’den aldıkları evlerin taksitlerini geciktirince iş evlerini ellerinden almaya kadar varıyor. Dolayısıyla rapordan anladığımız TOKİ hem satışta hem de tahsilatta AKP’li belediyelere bir güzellik yapmış.
– Dolayısıyla TOKİ hem belediyeler arasında bir ayrımcılığa imza atmış. Hem de kuruma borcu olan vatandaşa fesih ve dava süreci başlatırken, 54 aydır, 27 aydır taksit ödemeyen belediyeye hiçbir işlem yapmayarak farklı muameleler yapmış. TOKİ bu belediyelerden ne zaman tahsilat yapacak merak ediyoruz. Bahse konu belediyeler bu seçimlerde CHP’ye geçerse ertesi gün kapıya dayanacağını da çok iyi biliyoruz. TOKİ gariban vatandaşa ev yapsın diye kuruldu. AKP’li belediyelere bedavadan arsa ve konut satmak için kurulmadı. Bu borçların akıbetini ve tahsilat sürecini KİT Komisyonu’nda sorgulayacağız.”
]]>Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, yap-sat inşaatın kazı izni ve ruhsat işlemleri karşılığında kendisinden rüşvet talep edilen müteahhit N.B’nin şikayeti üzerine soruşturmaya başlanıldığı belirtildi.

Hüseyin Beyoğlu ve Fırat Kılıç
Müteahhit ifadesinde, şöyle dedi:
-Belediyeye ruhsat başvurumu yaptıktan sonra imar müdürü Fırat Kılıç beni çağırıp belediye başkanı Hüseyin Beyoğlu’nun daire başı 50 bin lira istediğini söyledi. Ben de 195 daire yapacağım için bu parayı veremeyeceğimi bildirdim.
-Sonra belediye başkanı beni odasına çağırdı. Ortağım ile birlikte makamına gittiğimizde bize, ‘Aslında bize 7 milyon vermen gerekiyor, ama tanıdık olduğun için sen 5,5 milyon vereceksin’ dedi.
-Parayı veremeyeceğimi söyleyince evraklarım imzalanmadı. Sonra adının Selim olduğunu söyleyen biri Whatsapp üzerinden beri aradı. ‘Senin işini 2 milyona yaparım, 1 milyonu şimdi, geri kalanı da imzalar atıldıktan sonra verirsin’ dedi.
-Sonra beni İmar müdürü Fırat Kılıç ile başkan yardımcısı Sıddık Aycıl’a yönlendirdi.Fırat Kılıç parayı belediye başkanının istediğini, onun adına benden talepte bulunduğunu söyledi.
-Evraklarımızda eksiklik olmadığı halde keyfi olarak işlemlerimiz yerine getirilmedi. 7 milyon lira rüşveti 2 milyona düşürdüler.
Şikayet üzerine Sulh Ceza Hakimliğinden gizli ses kaydı, görüntü ve ortam dinlemesi kararı alınarak soruşturma genişletildi.

Sıddık Aycıl
PARAYI DÖVİZ OLARAK İSTEDİ
İddianamede, belediye başkanı Hüseyin Beyoğlu ile imar müdürünün müteahhit ile yaptıkları rüşvet pazarlığına dair kayda alınan ortam dinlemeleri de ayrıntılı olarak yer aldı.
Polisin suçüstü yapmak için bir kamu bankasından temin ettiği seri numaraları alınmış 1 milyon liranın sanık Fırat Kılıç’a teslim edilmek üzere müteahhit N.B’ye teslim edildiği belirtildi.
Sanık Kılıç’ın müteahhidi arayarak, parayı döviz olarak getirmesini istediği, müteahhidin de yanında T.L olduğunu söylemesi üzerine ikilinin Şanlıurfa yolu üzerindeki özel bir hastane önünde buluştukları ifade edildi.
Polisin fiziki takip yaptığı esnada ikilinin park halindeki araçlarından inerek bir süre konuştukları, ardından Fırat Kılıç’ın müteahhidin aracında sırt çantası içindeki 1 milyon lirayı alarak kendi aracının bagajına koyup hareket ettikten sonra polislerce durdurularak aracın bagajındaki önceden seri numaralı alınmış 1 milyon liranın ele geçirilerek suçüstü yakalandığı belirtildi.
PARANIN ALINDIĞI GÜN EVRAK JET HIZIYLA İŞLEME ALINMIŞ
İddianamede, başvuru evraklarında hiçbir eksiklik olmadığı halde 13 Haziran 2023 gününden 31 Ekim 2023 gününe kadar ruhsat ve kazı izni ile ilgili hiçbir işlem yapılmadığı, müteahhidin 1 milyon lirayı Fırat Kılıç’a teslim ettiği 31 Ekim günü başvuru işlemlerinin aynı gün jet hızıyla işleme alınarak onay için başkan yardımcısı sanık Sıddık Aycıl imzasıyla belediye encümenliğine sunulduğu bilgisine yer verildi.
Müfettiş raporlarına göre, imara aykırılık durumu söz konusu değilse kazı ve ruhsat işlemlerinin aynı gün, en geç 1 ay içinde sonuçlandırılmasına rağmen rüşvete konu olan başvurunun 5 ay boyunca işleme alınmayarak sürüncemede bırakıldığına dikkat çekildi.
İddianamede, mağdur müteahhidin belediye binası içinde başkanlık makamı, başkan yardımcısı ve imar müdürünün makam odasına giriş ve çıkışlarını gösteren kamera kayıtları da delil olarak dosyada yer aldı.
PARAYI VERMEZSENİZ BU İŞ YATAR PROJENİZ DE ÇIKMAZ
Müteahhit N.B’nin ortağı H.D ise tanık olarak alınan ifadesinde, şöyle dedi:
-Arsa sahiplerinden kat karşılığı aldığımız Yap-Sat işi için başvurularımızı yaptık. Daire başı 50 bin lira para istediler. ‘Bu neyin parasıdır’ zaten ruhsat için gerekli yasal harçları yatırdığımız söylediğimizde Fırat Kılıç belediye başkanı Hüseyin Beyoğlu’nun talimatıyla istediğini söyledi.
-Bizde bu paranın 7,5 milyon lirayı bulduğunu ödeme gücümüz olmadığını ifade edince bize, ‘Vallahi ödemezseniz, bu iş yatar, projeniz de çıkmaz’ dedi. Arsa sahipleri inşaatı başlatamadığımız için bizi sıkıştırıyordu, ancak biz de 7,5 milyonu verirsen büyük zarar edeceğimizin farkındaydık.
-İkinci kez Fırat Kılıç ile görüşmeye gittiğimizde bu kez belediye başkanıyla görüştüğünü ve daire başı 35 bin lira ödememizi söyledi.
-Biz bunu da veremeyeceğimizi bildirince bu kez, ‘Yapacak bir şey yok o zaman’ dedi. Biz de ayrıldık.
BU BİR BAĞIŞ MI? DİYE SORUNCA BİZİ KOVAR GİBİ ÇIKARDI
-Üçüncü kez belediyeye gittiğimizde bu kez belediye başkanı Hüseyin Beyoğlu ile makamında görüştük.
-Kendisine devlete ödenmesi gereken tüm vergi ve yasal harçları ödediğimizi, projemizde bir eksiklik bulunmadığını, buna rağmen bizi aylardır neden oyaladıklarını ve bizden istenen paraları sorduk.
-Başkan da belediyenin masraflarının çok olduğunu, bizim de yabancı olmadığımızı bu nedenle 7,5 milyondan 5,5 milyona düşürdüğünü bize iletti.
-Sonra ortağım N.B, ‘Bu parayı bizden bağış olarak mı istiyorsunuz?’ diye sorunca başkan ‘Bu konuyu Fırat Kılıç ile konuşun’ dedi ve kızgın bir şekilde Fırat’ı cep telefonundan arayarak bizi onun odasına yönlendirdi.
-Rüşvet vermeyi kabul etmediğimiz için bizi odadan kovar gibi bir tavır takındı. Bizim de moralimiz bozuldu ve makamından çıktık.
-Projemiz bizden istenen rüşvet nedeniyle sekteye uğradı, maddi zararımız büyük oldu.
TÜM TÜRKİYEYİ AYAĞA KALDIRMIŞSINIZ DİYEREK TEPKİ
İddianamede; belediye başkanı Hüseyin Beyoğlu’nun ruhsat başvurusu için referans gösterilen kişilerin de girişimlerde bulunmasından rahatsızlık duyarak sanık Fırat Kılıç ile birlikte makamına giden müteahhit N.B’ye, “Tüm Türkiye’yi ayağa kaldırmışsınız, tamam yardımcı olun” şeklinde tepki gösterdiği bildirildi.
İddianamede, müteahhidin yasal başvurusunun sürüncemede bırakılmasının hiçbir yasal dayanağı olmadığı, aylarca bekletilen evrakların rüşvetin alındığı gün jet hızıyla işleme alınmasının normal bir durum olmadığına dikkat çekildi.
BELEDİYE İŞİ GÖNÜL İŞİ DİYE AFİŞLER BASTIRIP ADAY OLDU
İddianamede, sanıkların rüşvet verdikleri taktirde müteahhidi işlemlerin yapılmayacağı, talebini sonuçsuz bırakacakları şeklinde tehdit ederek para vermeye zorladıkları, bu şekilde suçüstü yapılarak “İcbar suretiyle irtikap” suçundan ayrı ayrı 15’şer yıl hapisle cezalandırılmaları istendi.
Sanıkların yargılanmalarına önümüzdeki günlerde ağır ceza mahkemesinde başlanacak.
MALİ DEĞERİ YÜKSEK ARSALARI SUSUZ TARLA İLE TAKAS YAPTI
Beyoğlu hakkında ayrıca kentin yeni yerleşim alanlarındaki mali değeri yüksek arsaları; kent merkezine çok uzak mesafede bulunan susuz tarla niteliğindeki arazilerle de takas yoluyla hileli devir ve satışlar yaparak kamuyu milyonlarca liraya zarara uğratıp haksız kazanç temin ettiği gerekçesiyle İçişleri Bakanlığınca da idari yönden de soruşturma yürütülüyor.
Mülkiye müfettişlerinin raporları doğrultusunda Hüseyin Beyoğlu hakkında İçişleri Bakanlığı’nın önümüzdeki günlerde Beyoğlu hakkında milyonlarca liralık kamunun zarara uğratılmasıyla ilgili adli makamlara suç duyurusunda bulunacağı öğrenildi.
Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu, 31 Mart 2019 mahalli idareler seçimlerinde, “Belediye işi, gönül işi” sloganıyla afişler bastırıp Diyarbakır’daki billboardlara asarak aday olmuştu.
]]>Atabey Belediyesi’ne ait Ertokuş Hazır Beton firmasının muhasebe müdürlüğünü yapan Ecir Taşkıran emekli olduğunda Belediye Mali Hizmetler Müdürü tarafından “… şirketin kestiği ve şirkete kesilen faturalar ile şirketin yaptığı ödemelerin, şirket ana faaliyetine uygun olduğu ve şirket ödemelerinin tarafımca yapıldığına…” dair tutanağını imzalaması istendi. Taşkıran direnince Atasoy, emeklilik işlemlerinin usulsüz olduğu iddiasıyla savcılığa şikayette bulundu. Taşkıran da elindeki tüm belgeleri İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu’na verdi. Dilekçede yer alan iddialar şöyle:
ŞİRKETLE İLGİSİ OLMAYAN HARCAMALAR
– Atasoy’a Antalya’da Muna sağlık firmasında implant ve diş tedavisi yapıldı, belediye şirketinden 96 bin lira ödendi. 5 tane İphone 14 pro max telefon, oyun bilgisayarı alındı. Tarhan Hafriyat’a hizmet alınmadan 800 bin ve 260 bin liralık fatura kesildi. Kuyumcudan tam altın ve çeyrek altın alındı. Şirketin faaliyet kapsamıyla alakası olmayan birçok giysi, ayakkabı ve spor malzemelerine ilişkin fatura bulunmaktadır.
– Belediyeden 40 bin lira maaş alan Atasoy’un, Ertokuş’tan ise 90 bin lira ikinci maaş bordrosu var. Atasoy, belediyede sigortalı çalışan kişilere Ertokuş üzerinden ‘gider pusulası’ diye ayrı ödemeler yaptırdı. Gider makbuzlarında gösterilen hizmet alınmadığı gibi, yapılan ödemeler Atasoy tarafından geri alınmıştır. Şirketten çıkan, Atasoy’a geçen meblağların akıbeti bilinmemektedir.

Başkan Atasoy daha önce de zimmet suçundan yargılandı
AKP’li Başkan Tevfik Atasoy, Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Başkanı olduğu Atabey Sulama Birliği’yle ilgili zimmet suçlaması da olan davada 8 yıl 4 ay hapis cezası aldı. Atasoy, 28 Eylül 2023 tarihinde verilen cezayla ilgili Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz etti. Atasoy’un avukatlığını ise AKP Isparta Milletvekili Osman Zabun’un oğlu Bünyamin Talha Zabun ve gelini Ahsen Zabun üstlendi. 10 Ekim’de Zabun çiftine vekalet verilirken, cezaya itirazlar 31 Ekim’de yapıldı.

130 bin lira maaşı olan başkan Atasoy, zimmetten8 yıl 4 ay ceza aldı, itiraz etti.
Başkan ATASOY, iddİaları SÖZCÜ’ye değerlendirdi: Kazada takma dişlerim kırıldı
SÖZCÜ’ye konuşan AKP’li Başkan Tevfik Atasoy ise kendisini şikayet eden eski Muhasebe Müdürü için “Bizim şirkette muhasebeci idi, kendi hesabına paraları aktarıp gitti” dedi. Şirketin kartıyla yaptığı şahsi harcamalar için de şu yanıtı verdi:
“İki yıldır şirketin müdürü ve yetkilisiyim. Aylık 20 milyonluk iş yapıyor, 280 müşterimiz var, Isparta’nın yüzde 70’ine bu şirket beton döküyor. Burası belediye şirketi bile olsa ticari şirkettir. Herkes yurtdışına müşterisini götürüyor. Bu müşterilere hediye verilemez mi? Şirketin müdürü olarak bir gömlek alıp giyebilirim. Arabayla inşaata giderken kaza yaptım, takma dişlerimin hepsi kırıldı. Bunları yaptırdım, kanunen hakkım olduğu halde sonradan parayı iade ettim, yatırmayabilirdim. Kaza sonrasındaki tedavi harcamasını benim mi karşılamam lazım? Dişlerim kırıldı, 8 ay dişsiz kaldım. İphone telefonlar şirket yetkililerine verildi. Güneş gözlüğünü bilmiyorum, benim dönemimde değil.”
]]>Burada konuşan Özel, “31 Mart seçimlerinde eğer CHP belediyelerine oy verirseniz, böyle halkçı belediye başkanları ve bu kadar hizmetler sizin beldenize, ilçenize, şehrinize gelebilir. Onun için de yapılması gereken CHP’nin belediyecilik anlayışına sahip olacak olan belediye başkanlarımıza Anadolu’nun dört bir yanında, 976 ilçe ve 81 ilde oy vermektir” dedi.
Milli Mücadele Köşkü açılışında Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in konuşmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, söz aldı. Yavaş, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlerde CHP’li belediye sayısını artıracaklarını kaydetti. Özel ise açılışta yaptığı konuşmada, “Bugün burada bir açılış törenindeyiz, benim için çok önemli bir gün. Benden önce hem CHP’ye hem devletimize hem Ankara’ya çok önemli hizmetler etmiş, hepimize emeği olan ve Türkiye’ye emeği olan, bundan sonraki süreçte de varlıkları ile hepimize yol gösterecek olan üç sayın genel başkanımın huzurunda buradayım. Üçüne de katılımları, partimize, ülkemize, hepimize yapmış oldukları katkıları için minnetlerimi sunuyorum” dedi.
“CUMHURİYET DEĞERLERİNİ AŞINDIRMA PEŞİNDELER”
Özel, konuşmasında şunları söyledi:
– Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Tarihini bilmeyen milletler yok olmaya mahkumdur’ der. Bozkırın ortasında bir Avrupa başkenti yaratmış, bir büyük vizyondan bahsediyoruz. Onun partisinde siyaset yapmanın, üye olmanın gururunu hepimiz taşıyoruz. Birileri başka bir Ankara düşlüyor. Ankara’nın köklü kurumlarını, devletin köklü kurumlarını İstanbul’a taşıyorlar, taşımayı hayal ediyorlar. Ankara’ya burun kıvırıyorlar çünkü bu Ankara’nın Gazi’nin Ankara’sı ve onun büyük vizyonu olduğunu biliyorlar. Cumhuriyetin kurucu kadrolarına duydukları husumetle, Cumhuriyeti Cumhuriyet yapan değerlerle yaşadıkları çelişkilerle bir aşındırmanın telaşı içindeler.
– Ne diyorlar? ‘Biz 150 yıldır bunlarla karşı karşıyayız. Onlar 150 yıl önce genç Türklerden CHP akımıdır. Biz bu genç Türklerin karşısındayız, o gün bugündür karşı karşıyayız’ diyorlar. Ben öyle ayırmak, kutuplaşmak ve çatışmaktan yana değilim. Ama madem ki ‘150 yıldır onlar başka tarafta’ diyorlar, evet biz 150 yıldır tek adam yerine meclisleri savunuyoruz. 150 yıldır buyruklar yerine anayasayı savunuyoruz. Biz İkinci Meşrutiyet için can vermeyi göze alanlarız. Biz Sevr’i yırtıp atıp, Lozan’ı yapanların yolundan yürüyoruz. Biz Ankara fetvasını veren Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi’nin yolundan yürüyoruz. Biz Altıncı Filo’nun karşısına geçip, onları denize dökenlerin, Denizlerin yolundan yürüyoruz.
– Biz meşrutiyet ilan edenleriz, meclis kuranlarız, tek adam iradesine karşı anayasa yapanlarız, rejime kasteden anayasa değişikliklerine karşı halkın iradesini, toplum sözleşmesini savunanlarız. O yüzden 150 yıldır yürüdüğümüz yoldan da peşinden gittiklerimizden de kurduklarına sahip çıkmaktan da çok memnunuz. O yüzden yaşasın Cumhuriyet, yaşasın CHP diyoruz.
“GÖÇ ALAN KENTLER, İLÇELER CHP YÖNETİMİNDE”
– CHP’li belediye ne demek derseniz, önce dürüstlük, temizlik, şeffaflık, halka hizmet, rant yerine ve rantçılık yerine halkçılık, müze, yeşillik, orman, insan demek. Sosyal donatı alanlarına, parklara, bahçelere, sosyal yardımlara önem vermek, halkçı belediyecilik yapmak demek.
– Göç alan kentler, ilçeler CHP yönetiminde. İnsanların göç edip ayrılmak istediği yerleri başkaları yönetiyor. Herkesi Çankaya’ya getirebilir, herkesi Yenimahalleli yapabilir miyiz? Herkes Karşıyaka, Kadıköy’de oturabilir mi? Olmaz. Ama 31 Mart seçimlerinde eğer CHP belediyelerine oy verirseniz, böyle halkçı belediye başkanları ve bu kadar hizmetler sizin beldenize, ilçenize, şehrinize gelebilir. Onun için de yapılması gereken CHP’nin belediyecilik anlayışına sahip olacak olan belediye başkanlarımıza Anadolu’nun dört bir yanında, 973 ilçe ve 81 ilde oy vermektir.
“BÜTÜN ADAYLARIMIZA KEFİLİZ”
– Biz her birisiyle gurur duyuyoruz, bütün adaylarımıza kefiliz. Ayrıca ilk kez CHP’li olacak belediyeler mevcut başkanlarımızın deneyimlerinden yararlanacaklar. Kardeş belediye uygulamalarından yararlanacaklar. CHP’nin Avrupa’daki ve dünyadaki siyasi akrabalarının yönettiği kentlerle kardeş belediye olacaklar. O kentler çok kısa zamanda CHP’nin yönettiği bu güzel kentlere benzemeye başlayacak.
]]>■ Adaylık için müracaat etmeyecektim. İl başkanımız adaylık başvurusunun yapılacağı son gün Özgür Özel’e telefon etmiş, “Bizim belediye bakanlarımızın hiçbirisi başvurmadı” demiş. Özel, benim, Ahmet Ataç’ın, Kazım Kurt’un hemen bulunduğumuz görevler için adaylık başvurusunda bulunmamızı istemiş. İl başkanı bize telefon ettiğinde, “Yeni genel başkanımızın bildiği vardır” deyip saat 16.45’te başvurularımızı yaptık. Genel Başkan’ın talimatıyla başvurdum. Müracaatımız yaptık fakat günler geçti bizim hakkımızda hiçbir duyuru yapılmayınca Özgür Bey’e telefon ettim “Ne oluyor?” diye sordum. “Ankara’ya gelirseniz görüşelim” dedi.

AÇIKÇASI CANIM SIKILDI
■ Bunun üzerine Ankara’ya gittim. Karşılıklı oturduk. Anladım ki beni istemiyorlar. İşte “Yaş meselesi” diyor, “Anket yapacağız” diyor. Açıkçası bunlara da canım sıkıldı. Beni 25 yıldır tanımadınız da anketle mi belirleyeceksiniz? Bunu demedim ama aklımdan geçti.
■ Bana, “Yerine aday gösterebileceğin biri var m?” dedi, bu şekilde yaklaştı. “Var” dedim. “Gösterebileceğimiz kadın aday var mı?” diye sorunca belediyemizin Genel Sekreteri Ayşe Ünlüce’nin adını verdim. Kendisi köy kökenli, hukuk fakültesini bitirmiş, Ağır Ceza Hakimliği yapmış bir kişi olduğunu anlattım. 8 yıldır kendisinin belediyede bulunduğunu, 5 yıldır genel sekreterlik yaptığını belirttim. Eşi de saygın bir hukukçuydu. Bütün belediye bürokrasisine, yeni baştan hak hukuk adalet nedir öğretti. Vatandaşların haklarının yenmemesi konusunda da dikkat göstermesi benim ayrıca dikkatimi çekti. Belediyeciliği öğrendi benim yanımda. Çok saygın bir kadın.
■ Eskişehir’e dönünce, Ayşe Hanım’ı çağırdım, “Beni başkan adayı yapmayacakları anlaşılıyor. Seni aday gösterelim” deyince tereddüt etti. “Yanında ben varım, her türlü yardıma hazırım. Seçilebilmen için her türlü destekte bulunacağım” dedim. Benim dışımda Tepebaşı ve Odunpazarı belediye başkanları da yanında olacak. Onlarla da görüştüm “Biz de destekleriz” dediler.
■ Gönlüm rahat, ferah olarak belediye başkanlığına Ayşe Hanımın seçilmesini destekliyorum. Eskişehirliler önce bir şaşkınlık geçirdi ama tanıdıkları için “İnşallah kazanır” dediler. Ben de herkese onun kazanması için çalışacağımı söylüyorum.
Yılmaz Hocamız ile çalışmak bir okul gibi
Ayşe Ünlüce, hukukçu bir isim. Ağır Ceza Mahkemesi üyesiyken görevinden ayrıldı. Eşiyle birlikte avukatlık bürosu açtı. Sonra belediyeye 3 yıl hukuk müşavirliği yaptı. 5 yıldır da genel sekreterlik görevini yürütüyor. Ayşe Ünlüce, “Yılmaz Hocam, son zamanlarda hep ‘Eskişehir’e kadın aday yakışır” diyordu. Ancak böyle bir adayın ben olacağım hiç aklımdan geçmemişti” diyor. Ayşe Ünlüce, aday gösterilmesinden dolayı çok mutlu olduğunu belirtiyor, “Yılmaz Hocadan sonra Eskişehir’in yine emin ellerde olacağını” belirtiyor, hak, hukuk, adaletten ayrılmayacağını belirtiyor. Ayşe Hanım, siyasi birisi değil. Avukatlık döneminde kadın hakları komisyonu başkanlığı yaptı, baroda görev aldı. Adaylığının sevinçle karşılandığını anlatan Ayşe Ünlüce, sözlerini şöyle sürdürdü:
ÖRNEK BELEDİYE OLACAĞIZ
“Yılmaz Hoca ile çalışmak bir okul gibi. Kendisinden çok şey öğrendim. Onun belediyecilik anlayışını daha da ileriye götürmeyi hedefliyorum. Bunlar arasında çok önem verdiğimiz kırsal kalkınma da var. İlimizi deprem afetine karşı daha dirençli hale getirmek için planlanan çalışmaları yaygınlaştıracağız. Sokaklarımızın dar olması nedeniyle bisiklet yollarına ağırlık vereceğiz. Elektrikli otobüsler çalıştırıp havası daha temiz bir Eskişehir için çabamız olacak. Çevre konusunda belediyemiz hep duyarlı oldu. Bu duyarlılığımız devam edecek.
İkinci Çukurova gibi olan Sakarya Vadisi bölgemiz ne yazık ki madenciler tarafından yok ediliyor. Bunun mutlaka önüne geçeceğiz. Yılmaz Hocamızın deneyimlerinden de her zamlan yararlanacağız. Belediyemiz önceden olduğu gibi bundan sonra da yeni adımlarımızla örnek olmaya devam edecektir. Seçimi kazanacağıma inanıyorum. Eskişehir halkına hizmet etmek benim için büyük bir gurur olacaktır. Belediyemiz hak, hukuk, adaletle yönetilecek, insanlar arasında ayrım olmayacaktır. Buna söz veriyorum.”

Bir eli Eskişehir’de, bir eli tüm başkanlarımızın üzerinde olacak
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, X hesabından yaptığı paylaşımda, 31 Mart seçimleri için Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığından çekilen ve Ayşe Ünlüce’ye destek veren mevcut belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen’e teşekkür etti. Özel paylaşımında, “Bozkırın ortasında bir cennet, Anadolu’da bir Avrupa kenti yaratan, 25 yıl büyük bir özveriyle yönettiği Eskişehir’i bugünkü haline getiren ve bayrağı 54 yaşında bir kadın adaya Sayın Ayşe Ünlüce’ye devreden hocamız Yılmaz Büyükerşen’e hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Büyükerşen’in bundan sonra bir elinin Eskişehir’de bir elinin de Türkiye’deki tüm sosyal demokrat belediye başkanlarının üzerinde olacağını belirten Özel, birlikte çalışmaya ve engin tecrübelerinden yararlanmaya devam edeceklerini kaydetti.
]]>Nebi Hatipoğlu 19 Eylül’de ise “Yerel seçimde bir sağ parti ile belirli prensiplerde biz ittifak yapabiliriz. AK Parti, MHP, Saadet Partisi olabilir” deyince eleştirildi.
2 Kasım’da İYİ Parti’den istifa etti, 8 Kasım’da AKP’ye katıldı.
31 Mart yapılacak yerel seçimlerde AKP Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterilen İdris Nebi Hatipoğlu, 10 Ocak Gazeteciler Günü nedeniyle bugün kentte görev yapan basın mesuplarıyla bir araya geldi.
MÜJDE DİYE PARA TEKLİF ETTİ
Eskişehir’de basının sorunlarının konuşulduğu toplantıda Nebi Hatipoğlu’nun size “büyük bir müjde vermek istiyorum” diye başladığı konuşması ise şaşkınlığa yol açtı.
Basın mensuplarının çok düşük maaş aldığını ifade eden Hatipoğlu “Belediye Başkanlığını kazanmam halinde, gazetecilere belediyenin çeşitli birimlerinde ve komisyonlarında görev vereceğim. Ayrıca tüm gazetecilere o dönemin asgari ücretinden maaş verecegim” dedi.

‘RÜŞVET GİBİ VAAT DOĞRU DEĞİL’
Hatipoğlu’nun bu teklifine ilk tepki Eskisehir Gazeteciler Cemiyeti’nden (EGC) geldi. Konu ile ilgili bir açıklama yapan EGC yönetim kurulu şu ifadelere yer verdi:
“Bir belediye başkan adayı basın kuruluşlarına destek vermek istemesi normal ancak çalışanlara rüşvet gibi vaad doğru değildir.
Birde bir süre gazete sahipliği yapan Hatipoğlu’nun bu vaadi 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününde söylemesi Gazetecileri incitmiştir.
Hatipoglu’nun bu vaadini bir rüşvet vaadi olarak değerlendiriyor ve kınıyoruz.”
“SICAK KOLTUĞUNDAN AHKAM KESENLER…”
Bu tepkinin üzerine sosyal medya hesabı X’ten bir açıklma yapan Hatipoğlu ise şunları kaydetti:
“Bugün Dünya Gazeteciler Günü dolayısıyla medya mensuplarına verdiğimiz yemekte, gazeteci dostlarıma yönetimi devraldığımızda destek sözü verdim.
Neden mi? Çünkü 4. Kuvvet medya şehrimizde doğru işlemezse şeffaf bir belediyecilik anlayışı yerleştiremeyeceğimize inanıyorum.
Adına yerel medya dediğimiz yapı ne kadar kuvvetli olursa, bir şehir o kadar iyi ve katılımcı yönetilir. Bu nedenle de gazeteci dostlarımıza yerel basın mensuplarına destek sözü verdim. Hem de hiçbir siyasi ya da başka bir ayrım yapmadan. Bunu da hem şehrim için, hem de zor şartlarda halkın haber alma özgürlüğü için karda, kışta, en zorlu koşullarda ter döken basın emekçileri için yapacağım.
Peki mevcut yönetimin kadrolu destekçilerinden Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti basın emekçilerine destek sözüm için ne demiş? Çok incinmişler. Arkadaşlar duyan duymayan kalmasın!
Eskişehir’de kimseye bir faydası olmayan yönetim anlayışı sona yaklaşmıştır.
Ben basın emekçileri dahil, bu şehri oluşturan hiçbir meslek grubunu yalnız bırakmayacağım. Tüm hemşehrilerimin dertleri ile dertlenecek, her bir meslek grubuna katkı sağlayacağım. Emeklisi, öğrencisi, işçisi, çiftçisi, kadını, erkeği herkesin hayatına pozitif anlamda dokunacağım.
Kendinden başka kimseyi düşünmeyen, bu hayatta bir kişiye faydası dokunmamış, sıcak koltuğundan ahkam kesenler de buyursun incinsin.”
]]>6 Şubat’ta meydana gelen ikinci depremin merkez üssü Elbistan’da 3 bloklu Sağlam Evleri Sitesi yıkıldı. Yunus Emre Mahallesi Hacı Esat Efendi Caddesi üzerindeki sitenin B bloğunda Cemal Koç ve eşi Remziye Koç, C bloğunda da Yakup Küleç ile eşi Nil Küleç hayatını kaybetti. Yaşanan ölümlerle ilgili Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 5 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler, sorgularının ardından sevk edildikleri mahkemece yurt dışı çıkış yasağı ile serbest bırakıldı.

“İLKOKUL MEZUNUYUM, FENNİ MESUL OLMA İHTİMALİM YOK”
Şüphelilerden fenni mesul olarak gözaltına alınan Mehmet Şahin (53) ifadesinde suçlamaları kabul etmedi. Dosyaya isminin nasıl girdiğine de bir anlam veremediğini belirten Şahin, yurt dışı çıkış yasağı ile serbest kaldığı Elbistan Sulh Ceza Mahkemesi’nde kendisini şöyle savundu:
“Ben fırıncılık işi ile uğraşmaktayım, ilkokul mezunu biriyim. Bana söylemiş olduğunuz Sağlam Evleri’nin fenni mesulü mimar Mehmet Şahin’miş, isim benzerliği sebebiyle buradayım. Dosyada benim TC numaramın ve kimlik bilgilerimin neden bulunduğunu bilmiyorum. Kesinlikle söz konu yıkılan binayla ilgili herhangi bir irtibatım yoktur. Benim fenni mesul olma ihtimalim yoktur çünkü fenni mesul olabilmek için ya inşaat mühendisi ya da mimar olmak gerekmektedir. Bu sebeple benim fenni mesul olabilmem mümkün değildir.”

Ömer Koç
“BU AÇIKÇA RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİKTİR”
Depremde babası Cemal ve annesi Remziye Koç’u kaybeden Ömer Koç, depremin üzerinden 11 ay geçmesine rağmen soruşturmada hiçbir ilerleme olmadığını belirtti. İlkokul mezunu birinin Elbistan Belediyesi’nce mimar olarak gösterilmesinin skandal olduğunu ifade etti.
Ömer Koç, “Bu sitede annem ve babam dışında 2 kişi daha hayatını kaybetti. 4 kişinin ölümüyle ilgili Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bir soruşturma başlatıldı. Ekim ayında soruşturma dosyasını incelediğimde dosyada 5 şüphelinin olduğunu fark ettim ve şüphelilerden birinin ifadesi dikkatimi çekti. Fenni mesul olarak gözaltına alınan Mehmet Şahin, ilkokul mezunu bir fırıncı olduğunu, bu nedenle de fenni mesul olmasının, mimar, mühendis olmasının imkansız olduğunu söylüyor. Bu kişi, Haziran ayında itiraz dilekçesi veriyor, mahkemeye başvuruyor yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması için. O talep de reddediliyor ve isim benzerliğinden dolayı mağdur olduğunu söylüyor.” dedi.
“ADRES BİLGİLERİ AYNI İMZALAR FARKLI”
Ömer Koç, “Günümüzde isim benzerliğinden bir kişinin mağdur olması zor. Bunu araştırdığımda, depremin enkazından çıkardığım için eşyaların arasında evin yapı kullanım izin belgesini buldum. Yapı kullanım izin belgesindeki Mehmet Şahin’in kimlik ve adres bilgileri ile ifade tutanağındaki kimlik ve adres bilgilerini karşılaştırdığımda birebir aynı olduğunu ancak imzaların farklı olduğunu fark ettim. Daha sonra ben bu Mehmet Şahin ile görüştüm, kendisi bana ‘Keşke tek dosyam sizin olsa, sizin dosya dışında 6 dosyam daha var benim’ dedi. Yani ilkokul mezunu bir fırıncı, depremle ilgili 7 ayrı soruşturmada şüpheli olarak gözüküyor. Belediye bununla da yetinmeyip Mehmet Şahin’e mimarlar odası sicil numarası da vermiş. Bu yapı kullanım izin belgesi Elbistan Belediyesi tarafından düzenlenen ıslak imzalı bir belge, yani resmi bir belge. Resmi bir belgede alakasız bir kişinin isim, kimlik, adres bilgileri yer alamaz, yer alıyorsa bu açıkça resmi evrakta sahteciliktir. Biz bu soruşturmalar devam ederken Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan buna ek olarak resmi evrakta sahtecilik suçundan da resen bir soruşturma başlatmasını bekliyoruz. Bunun yanında Elbistan Belediyesi’nin de burada idari bir soruşturma başlatması gerekir çünkü ortada apaçık bir şekilde resmi evrakta sahtecilik var.” ifadelerini kullandı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki KİPTAŞ’ın, “İstanbul Yenileniyor” projesi kapsamında 14 Nisan 2023’te temelini attığı, yaklaşık bin 200 kişinin yaşadığı Kartal Kaper Sitesi’ndeki hak sahiplerinin yaşayacağı daireleri belirlemek üzere noter huzurunda kura çekimi yaptı.
“BİR HANEYİ DÖNÜŞTÜRMEK DÖRT CANI KURTARACAK”
Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen kura törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, CHP Parti Meclisi Üyeleri Mahir Yüksel, Cem Aydın, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel ve KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt da katıldı. Kura çekiminden önce konuşan İmamoğlu “Türkiye’de hane halkının ortalamasını 4 kabul edebiliriz. Bir haneyi bile dönüştürmenin 4 canı kurtaracağı çok net. Allah korusun, Allah gecinden versin İstanbul’da deprem meselesi hepimizin kabusu. Allah gecinden versin diyoruz çünkü tarihsel süreçte doğanın ortaya koyduğu bir gerçekle depremin olmaması diye bir kavram yok, olacak. Ama geç olması duamız çünkü ne yazık ki çok eksiğimiz var. Yani yapmamız gereken, başarmamız gereken ve sonuçlandırmamız gereken çok işimiz var” dedi.

“HİÇBİR GAYRETİ KÜÇÜMSEMİYORUM”
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıkıcı etkilerine dikkat çeken İmamoğlu “1999 depremiyle tekrar deprem gerçeğiyle sarsıldık ve bunun bir gerçek olduğunu, var olacağını ve can aldığını gördük. O günde beni de İstanbul’da herkes bir gayret içerisinde. Hiçbir gayreti küçümsemiyorum. O dönemin hükümetinden başlayın, sonraki hükümetler, yöneticiler aynı zamanda belediye başkanları, hem o dönemim partileri, hem sonraki dönem hizmet edenler, bizler hep birlikte hizmet ediyoruz. Bu hizmetin yok sayılması mümkün değil ama eksiklerimizi görmek, hatalarımızı görmek ve ona göre de bir yol yürüyüş biçimini ortaya koymakla da yükümlüyüz” dedi.
“80 SENE DE GEÇSE TAMAMLAYAMAYIZ”
“1999 yılından bugüne yürüdüğümüz hız ile hareket edersek 80 sene de geçse İstanbul’un dönüşümünü tamamlayamıyoruz” tespitini yapan İmamoğlu şöyle devam etti:
– O zaman başka bir şey yapmamız lazım. Hızlı hareket etmemiz lazım. Ve zaman kaybetmememiz lazım. Bu büyük bir seferberlik aslında bahsettiğimiz şey. Kaper Sitesi bile 2017’de riskli yapı ilan ediliyor.2019’da yıkılıyor. Anlaştım denirken olmuyor. Yeniden başlanıyor. Şimdi tabii hızla inşaatı devam ediyor. 2023 yılındayız, muhtemelen inşaatın 1.5-2 yılı var. 2 yıl daha üstüne koyarsak 2025. Yani 8 sene. Bunlar çok uzun süreler. Bu işler böyle olmayacak. Hızlı olmak zorunda. Ben her birinizin yuvası sağlam olursa kafamı yastığıma rahat koyabilirim.
“GÖRÜYORUM, AYIPLIYORUM”
Bütün bunlar için kanuna ihtiyaç olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, şunları söyledi:
– Hukuksal bir zemine ihtiyacımız var. Türkiye’nin bütün kurum ve kuruluşları bir arada hareket etmeli. Kamu bankaları kapıların ardına kadar açmalı. Allah aşkına bu işin partisi olur mu? Bu işin partisi olmaz. Bu işin siyaseti hiç olmaz. Burada yaşayan her vatandaşımız bizim için kıymetli. Bu alanda beraber üretelim, iş birliği yapalım. Çıkalım milletin huzuruna ‘biz beraber yaptık’ diyelim. Birbirimizi alkışlayalım, ellerimizi tutalım, ayağa kaldıralım. Böyle olmalı. İş böyle yürümedi ama. Yürümemesi için de gayret sarf ediliyor. Ben bunu görüyorum. Ayıplıyorum. Ama yine de bunu ısrarla söyleyeceğiz.
– Hep birlikte bu işi beraber çözelim, beraber üretelim. Bu yasal zemini birlikte oluşturalım. İstanbul şehrini yok saymadan, ilçe belediyesini yok saymadan hep birlikte kotararak, kamu bankalarının kaynaklarında KİPTAŞ’ı kenara iterek değil. Kiptaş parayı alıp cebine koymuyor ki. Vatandaş adına inşaata harcayacak. Biz başka kaynak bulur muyuz? Onu da buluruz. Ama biz diyoruz ki, o kaynağı da bulalım, devletimizin kaynağını da kullanalım. Hep birlikte ayağa kaldıralım İstanbul’u. Bir an önce insanların kaygılarını, yaşadığı binalarda giderelim.

“HIZLI TARAMA YÖNTEMİNİ KÜÇÜMSEDİLER”
İstanbul’da uyguladıkları hızlı tarama yöntemini bakanlığa da önerdiklerini ama bu çalışmanın küçümsendiğini ifade eden İmamoğlu “Uzaktan seyreden bir takım tavırlara sahipler ama aslında biz hızlı taramayla insanların evlerinin durumunu bir ön tespitini yapıyoruz. Tabiri caizse sıkıntı varsa binanın kapısını sert çalıyoruz. 113 bin binayı ziyaret edip 35 binini inceledik. Bütün bunları liyakatle yaptık” dedi.
“BİZİM BU DÖNEM GİTMEYE NİYETİMİZ YOK”
İmamoğlu seçim dönemi yaklaşırken açıklanan sosyal konut projelerine işaret ederek şunları dile getirdi:
– Bazen ben bile utanıyorum. Niye utanıyorum? 300 bin sosyal konut, 400 bin sosyal konut, 500 bin falan… Bunlar havada uçuşuyor. Bunlara gerek yok. Seçim yaklaşıyor diye özellikle İstanbul manşeti atılarak bu iş yapılıyor. Sanki İstanbul Patagonya’da bir yer. İstanbul hepimizin. İstanbul’da bir belediye başkanı var. Bir Allah’ın günü ‘sizin masanız ayrı, bizim masanız ayrı’ dedik mi? Demeyiz. İstanbul belediye başkanlığı kimin? Milletin, 16 milyon insanın. Seçimle gelir, yarın da gider. Bizim bu dönem gitmeye niyetimiz yok, onu söyleyeyim de… Kurumlar bizim. Biz orada beraber çalışacağız. Millet bizi bir arada çalışırken gördü mü mutlu olur. Seçimden önce ‘vay işte biz orada Ekrem İmamoğlu’nu azıcık aşağı nasıl basarız?’ vesaire gibi hamleler, şunlar, bunlar…. Çok önemli değil. Biz işimize bakacağız. İlk günden beri bu işin partisinin olmadığını söyledik. Hep beraber çalışmayı öğrenmeliyiz. Bunu yasaya bağlamalıyız.
“BUNLAR HALKÇI ÇÖZÜMLER DEĞİL”
Göreve geldiklerinden beri deprem için tek çatı altında birlikte çalışılacak bir sistem kurulmasını önerdiklerini hatırlatan İmamoğlu “İstanbul Deprem Başkanlığı, İstanbul Deprem Konseyi, İstanbul Deprem Heyeti, adına ne dersek diyelim bir çatı altında çalışmamız gerektiğini önerdik. Öyle bir yapı kurardık ki örneğin Kaper sitesinin 3 yıl beklemesine gerek kalmaz bir günde karar çıkardı. Buna hiç kulak asmıyorlar. Ama bir tane Kanal İstanbul yapacağız diye gecelerini, gündüzlerini o işle meşgul edebiliyorlar. Niye? Orada birilerinin arsası var. O işi bırakın, milletin işini çözelim. İstanbul’da askeri alanlar tek tek imara açıldı, büyükşehir belediyesi yok sayılarak. Yüzde 85’i lüks konut oldu. Yanına yaklaşamazsınız. 15-20 milyondan aşağıya konut bulamazsınız orada. Bunlar halkçı çözümler değil. Biz halkçı çözümler üretirsek bu milleti mutlu edebiliriz” dedi.

“BEN SİZİN EMANETÇİNİZİM”
İmamoğlu yerel seçim mesajı da vererek şunları söyledi:
– Sizlerin oylarınıza talibiz. Ama her şeyden önce gönlünüzdeki sevgiye talibiz, oy verseniz de vermeseniz de. Oy peşinden gelir. Önce ona talibiz. Bize vereceğiniz her oy bizi daha güçlü kılacak. Daha çok iş üreteceğiz, göreceksiniz. Ve vatandaşımızın beklediği huzur, güven ortamını daha fazla yaşatacağız size. Kiptaş’ın size ait bir şirket olduğunu size göstereceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin size ait belediye olduğunu göstereceğiz. Ben sizin emanetçinizim. Bir kuruşunuza bile sahip çıkan emanetçinizim, benimle çalışan her arkadaşım öyle olacak. Ve devletin, milletin parası, hijyenik yönetilecek. Kimsenin eli değmeyecek. Böyle olunca Allah şahittir ki bereketi bol oluyor. Bizim bütçemiz bereketli kardeşim. İsrafa, ranta, milletin parasını çarçur etmeye son. Huzura, berekete, insanını korumaya devam. Bu şekilde yolumuza tam gaz devam edeceğiz.
Konuşmaların ardından, Bakırköy 23. Noter başkatibi Nurettin Aytekin’in gözetiminde daire çekilişlerine geçildi. Dairesi için kura çekecek ilk üç hak sahibi, İmamoğlu, Yüksel ve Kurt’un çektiği kuralarla belli oldu.
2017’DE RİSKLİ YAPI İLAN EDİLMİŞTİ
Kartal ilçesinin Hürriyet Mahallesi’nde 1988 yılı öncesinde yapılmış Kaper Sitesi, 2017 yılında riskli yapı ilan edildi. 16 blok 292 konut bağımsız birimden oluşan bin 200 kişinin yaşadığı Kaper Sitesi’nin hak sahipleri riskli yapılarını güvenli konutlara dönüştürebilmek için yıllarca çözüm aradı. Dönüşüm için müteahhitle anlaşıldı ve 2019 yılında binalar yıkıldı. Ancak yıkımdan sonra mevzuat değişiklikleri ile süreç tıkandı. Mağdur olan hak sahipleri 2021 yılında çözüm için KİPTAŞ’ın “İstanbul Yenileniyor” projesine başvurdu. Anlaşma sağlandı ve 14 Nisan 2023’te temel atıldı.
]]>Davacının hayatını kaybetmesinin ardından mirasçıları davaya dahil oldu. Kadıköy Belediyesi kamulaştırma bedelini 2018 yılındaki miktar üzerinden ödemek istedi. Davacı taraf ise aradaki zaman kaybının hak mağduriyetine neden olacağı gerekçesiyle 750 bin liranın ödenmesini talep etti.
Kadıköy Belediyesi’nin bu miktarı ödememesi nedeniyle haciz işlemi uygulandı. Belediyeden alınan klima, televizyon, 12 adet masa ve sandalyeleri 2 kamyona yüklenerek ihale yolu ile satılmak üzere yediemin deposuna götürüldü.

“2018 YILINDA BU YANA İLAM KONUSU TAHSİL EDİLEMEDİ”
2015 yılında yapılan kamulaştırmanın 2018 yılında icraya konulduğunu belirten Avukat Zekeriya Öge, şunları kaydetti:
“2015 yılına ilişkin bir kamulaştırma konusunda mahkeme ilamı 2018 yılında icraya konuldu. 2018 yılında bu yana ilam konusu tahsil edilemedi. Bugün de icra müdürlüğü vasıtasıyla alacağı tahsil için Kadıköy Belediyesine geldik.
Tahsil edilmeyen alacak için Hukuk İşleri Müdürlüğü ile görüşüldü. Hukuk İşleri Müdürlüğü sadece 2018 yılına ilişkin alacak miktarını ödeyebileceklerini söylediler.
Bizde dava tarihi olan 2015’ten bu yana 8 senelik hak kaybının mağduriyete sebebiyet vermemesi için teklifi reddettik. Bununla birlikte alacağı tahsil edemediğimiz için haciz ve muhafaza işlemlerini gerçekleştirdik.
İcra Müdürlüğü vasıtasıyla muhafaza işlemleri de yapıldı. Birazdan muhafaza altına alınan eşyalar ihale yoluyla satılmak üzere yediemin deposuna kaldırılacak”

“ARSA SAHİBİ ALACAĞINI TAHSİL EDEMEDEN VEFAT ETTİ”
Avukat Zekeriya Öge, “Kamulaştırma konusu 2013 yılına dayanıyor. Arsa sahibi bir kişiydi ama arsa sahibi alacağını tahsil edemeden vefat etti. Ondan sonra mirasçılar hem davayı takip etti. Hem de icraya dahil oldular. Şuan 5 mirasçı takibini yapıyor. 2015 yılına ilişkin alacak konusu 280 bin lira, mahkeme ilamıyla birlikte bu miktar 400 kusur bin liraya yükseldi. O günden bu güne alacak konusu 700 bin lirayı geçti. Bu alacağı tahsil edemediğimiz için şu an bu miktarı tahsil etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
“BU HUKUKA AYKIRI BİR İŞLEMDİ”
Kadıköy Belediyesi adına haciz işlemi ile ilgili açıklama yapan Kadıköy Belediyesi Hukuk İşleri Müdürü Adem Çoban, şunları söyledi:
“20 Aralık 2023 tarihinde daha önce kesinleşmiş bir alacak dosyasından dolayı alacaklı vekilleri icra marifeti ile 8 avukatla birlikte belediyemizin hizmet binasına gelerek haciz ve muhafaza talebinde bulundular.
Biz gelen arkadaşlara burasının bir kamu binası olduğu, burada kullanılan bütün taşınırların kamu hizmetinde kullanıldığı ve haczedilmeyeceğini hem memur arkadaşlara hem avukat arkadaşlara beyan etmemize rağmen ısrarla bir anlamda daha önceden de niyetlerini açık etmişler, yediemin hazır edilmiş, araç ve gereçleri hazır etmişler.
Bütün bu itirazlara rağmen yasaya aykırı biçimde bir kısım mobilya malzemeleri bütün katları dolaşarak muhafaza işlemini gerçekleştirdiler.
Bu hukuka aykırı bir işlemdi. Biz bu işlemin hukuksuz olduğu iddiasıyla İstanbul Anadolu İcra Hukuk Mahkemesine dava açtık. Bu konuda lehimize verilen çok sayıda karar var. Gelen vatandaşlar alacağı tahsil etmekten ziyade bir anlamda belediye ve yönetimi zorda bırakmak amacını güden davranışlar içerisindeydi. Hacizle ilgili süreç bu şekilde sona erdi. Şikayetimiz devam ediyor.”
150 BİN LİRA İCRA İÇİN 60 BİN LİRA MASRAF YAPILDI
Adem Çoban açıklamanın devamında, “150 bin liralık malı haczetmek için 60 bin lira masraf yapmak zorunda kalıyorsunuz. Haczedilen mallarla harcanan masrafı kıyasladığımızda niyet açık. Fazla bir şey söylemeye gerek yok. Bu haczin konusu ise kamulaştırmadan kaynaklı belediyemize açılan ve diğer belediyelere karşı açılan birçok dava var. Aşağı yukarı güncel bakiye 1 milyar liraya yakındır. Bunlar kamulaştırma kanuna göre sıraya koyarak ödeniyor. Her belediye kendi bütçesinden yüzde 2-4 arasında bir oran ayırarak, sıraya koyuyor ve bu şekilde ödeme gerçekleşiyor. Tabi bunlarda zaman aldığı için vatandaşta haklı olarak tepki doğuyor ama belediyenin de gelirleri sınırlı” ifadelerini kullandı.
]]>