O gün yaşadıklarını anlatan Karlı “Ölmek istemiyordum. Çünkü ben iki çocuk annesiyim ve ayakta durmak zorundayım, güçlü olmak zorundayım” dedi.

Ferhat Karlı
Olay, 23 Mart Cumartesi günü saat 14.00 sıralarında Şahintepe Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, daha önceki evliliğinden 2 çocuk sahibi olan 24 yaşındaki Dilem Gül Karlı, 5 ay önce akraba evliliği yaptığı Ferhat Karlı tarafından anlaşamadıkları ve kıskançlık nedeniyle evinden kovuldu. Bir süre sonra pişman olan Ferhat Karlı, 3 ay evli kaldığı eşinin geri evine dönmesini istedi.
OTELE GİTMEYİ TEKLİF ETTİ
Eşinin evden kovmasıyla birlikte babasına taşınan ve boşanmak isteyen Dilem Karlı ise bu teklifi reddetti. 23 Mart’ta eşini arayan Ferhat Karlı, davadan önce son kez Dilem Karlı’ya konuşmak istediğini söyledi ve çift Küçükçekmece’de bir parkta buluştu. Çift bir süre konuştuktan sonra Ferhat Karlı eşine bir otele gitme teklifinde bulundu.
Dilem Karlı ise bu teklifi reddederek Başakşehir’de bir arkadaşının doğum günü olduğunu söyledi. Bunun üzerine Ferhat Karlı eşine Başakşehir Şahintepe Mahallesi’ne kadar eşlik etti. Şahintepe Mahallesi’ne geldiklerinde Ferhat Karlı birden eşi Dilem Karlı’yı sokak ortasında karnından bıçakladı.

ALTI SAATLİK AMELİYAT
Eşi Dilem Gül Karlı’yı 22 yerinden bıçaklayan Ferhat Karlı, başında ölmesini bekledi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri yaralı eşinin başında bekleyen Karlı’yı gözaltına alarak zırhlı araçla emniyete götürdü.
Sağlık ekipleri ise ilk müdahalenin ardından ağır yaralanan kadını ambulansla hastaneye sevk etti. 6 saat süren ameliyatın ardından bir hafta yoğun bakımda tedavi gören Dilem Karlı, hayati tehlikeyi atlattı. Gözaltına alınan Ferhat Karlı ise cezaevine gönderildi.
Pendik’te 35 yaşındaki Sevilay Karlı, 5 ay önce boşandığı eski eşi Ümit Karlı tarafından 13 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştü. Sevilay Karlı’yı öldüren Ümit Karlı’nın, Ferhat Karlı ile amca çocukları olduğu ortaya çıkmıştı.
“BAŞTA AGRESİF DEĞİLDİ”
O gün buluştuklarında yaşadıklarını anlatan Dilem Gül Karlı, yaşadıklarını şöyle anlattı:
– Biz akrabayız. Köye gittiğimde başladı, o zaman tanışık. Her şey güzel gidiyordu, bir ay içinde evlendik. Sonra ufak çaplı tartışmalarımız başladı. Benim onu arkadaşlarımdan üstün tutmam oldu, kız kardeşimi falan kıskanmaya başladı. 3 ay evli kaldık, 3 ay sonra evden kovulmamla gitmem bir oldu. Çok anlaşamıyorduk. O gün işten çıkmıştım, son kez görüşecektik.

Dilem Gül Karlı
– Bana pazartesi günü mahkememiz olduğunu söyledi. Yanına gittim çok doğaldı. Agresif değildi, sevecen yaklaştı. Önce otele gitmek istediğini söyledi, ben de reddettim. Daha sonra Küçükçekmece’de bir parkta oturduk, sohbet ettik. ‘Kararlı mısın? Ayrılmak İstiyor musun?’ diye sordu. Ardından, ‘Başkalarıyla görüşüyor musun?’ dedi, ‘Hayır’ dedim. ‘Başkalarıyla buluştun mu?’ dedi, ‘Hayır’ dedim. Buluşmuşsam da görüşmüşsem de hepsi arkadaşımdır. Çevrem çok çünkü benim. Ondan sonra beraber metroya binerek Başakşehir Şahintepe’ye geldik. Yanında bıçak taşıyormuş ama haberim olmadı.
BIÇAKLAYIP, KULAĞINA FISILDADI…
Olay anını anlatan Karlı, şöyle devam etti:
– Pastaneye gidip pastamızı aldık. Arkadaşıma gidiyordum o gün, doğum günüydü. Arkadaşımı aradım, ‘Abla geliyorum’ dedim. Telefonu kapatıp çantama koydum ve ilk bıçak darbesini o zaman karnımdan aldım. Ölmek istemiyordum. Ölmek istemediğimi bile bile defalarca her yerimden sırtımdan, karnımdan, boğazımın altından kolumdan bıçaklayarak başımda ölmemi bekledi. Herkes 7 dedi ama 22 tane bıçak darbem var. Yaşamam bir mucize. Sadece en ağır cezayı almasını istiyorum.
– Bana en son kulağıma fısıldayarak, ‘Ben içeriye gireceğim ve görüş günüme geleceksin. Eğer gelmezsen küçük kızını da elinden alır ve onu da öldürürüm.’ Ölüm döşeğinde olan beni bile o anda tehdit etti. Bıçakladıktan sonra başımda, ‘Sen bana bunu yapmayacaktın’ dedi ve çok değişikti” diye konuştu.

DALAĞI YOK, BAĞIRSAĞI VE PARMAĞI KESİLDİ
Sözlerini iki çocuk annesi olduğunu hatırlatarak sürdüren Karlı,şöyle konuştu:
– O gün çok korktum ve ölmek istemiyordum. Çünkü ben iki çocuk annesiyim ve ayakta durmak zorundayım, güçlü olmak zorundayım. Hakkımı istiyorum, hak ne ise onu istiyorum. Lütfen kadınlar ölmesin. Hiçbir suçumuz yokken, suçumuz olsun ya da olmasın. Bizim hakkımız bu değil. Şu an dalağım yok, yine risk altındayım. Kalbime stent takıldı, karaciğerim kesilmiş, karaciğerim onarıldı. Bağırsağım kesilmiş. Parmağım kesilmiş, parmağımdan ameliyat olmam lazım.

– Boğazımdan yutkunabiliyorum ama zor nefes alıyorum. Yürümeye çalışıyorum ama zorluk yaşıyorum. Burada benim adıma, ‘Mucize kadın’ diyorlar artık. ‘Çok iyi toparladın, sen çok güçlüsün’ diyorlar. Evet güçlüyüm, güçlü olmak zorundayım. 22 bıçak darbesine rağmen ayaktayım ve ayakta olmaya devam edeceğim. Hakkımı en sonuna kadar savunacağım.
]]>
PARKTA BIÇAKLA YAKALANDI
Olay, geçen yıl 28 Eylül’de, Gazi Caddesi’nde meydana geldi. Arif Ergin, olaydan 2 ay önce boşandığı ve cadde ortasında tartıştığı Zehra Gümüş’ü, yanındaki bıçakla 16 yerinden yaraladı. Gümüş, caddedeki mağazaya sığındı. Bölgeye sevk edilen sağlık ekiplerinin Hitit Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdığı Gümüş, kurtarılamadı. Olaydan sonra oturduğu parkta suç aletiyle yakalanan Arif Ergin, çıkarıldığı hakimlik tarafından tutuklandı.
Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameyle, Arif Ergin hakkında, ‘Boşandığı eşi kasten öldürme, kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Zehra Gümüş
“KULAĞIMA DEDİKODULAR GELİYORDU”
Ergin, Çorum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada, tutuklu sanığın yanı sıra her tarafların yakınları, taraf avukatları ve 11 tanık da hazır bulundu. Arif Ergin savunmasında, şu iddiaları dile getirdi:
– Eşimin sağlık problemleri var denildiği için ailesiyle de görüşme yaptıktan sonra anlaşmalı boşanma yoluna gittik ve boşandık. Zehra Gümüş hastanede hasta bakıcı olarak görev yapıyordu. Eve uzun süre gelmediği günler de olurdu. Hasta baktığını söylüyordu. Tabii kulağıma eşimle ilgili dedikodular da gelmekteydi.
– Ama ben tüm bunlara ihtimal dahi vermiyordum. Bir iş için çarşıda arkadaşımla buluşmuştum. Kahvede oturup çay içerken ayrıldığım eşimi gördüm. Yanında bulunan erkek biraz onun önünden yürüyordu. Ben de peşlerinden gittim, yanındaki erkekle bir mağazaya girdiler ve bir süre sonra da ellerinde poşetlerle dışarı çıktılar.
“MAĞAZA GİRİP BIÇAK ALDIM”
– Ben de yan mağazaya girdim ve bir bıçak aldım. Amacım, olası bir durumda kendimi korumaktı. Bir otomobile bindiler, ben de peşlerinden takip ettim. Otomobilin arkasında ‘Biz bitti demeden bitmez’ yazıyordu. Eşimin sosyal medyasında da aynı yazı vardı. Bir mağaza önünde durdular. Birbirlerine sarılarak ayrıldılar. Sonra yanına gittim ve ‘Benden bu adam için mi ayrıldın’ diye sordum. Bana, ‘Bu dünyada sen de çocuklarım da artık benim için yok’ diyerek tepki gösterdi. Daha sonra neler olduğunu hatırlamıyorum.
“ALDATTIĞI İÇİN ÖLDÜRDÜM”
Duruşmada, mahkeme başkanı “Şimdi sana bir soru soruyorum, Zehra Gümüş’ü sen mi öldürdün?” dedi. Tutuklu sanık ise “Evet ben öldürdüm” diye cevap verdi.
Mahkeme başkanının “Peki neden öldürdün?” sorusuna ise sanık “Ben eşimi çok seviyordum” cevabını verdi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Böyle sevgi olmaz, böyle sevmeyin. Zaten boşanmışsın, bu kadın senin için mülk değil. Tarla değil, arsa değil, neden cinayeti işledin?” dedi.
Arif Ergin ise “Beni aldattığı için öldürdüm” diye yanıtladı. Duruşma, tanıkların dinlenmesi ve eksik evrakın tamamlanması için ertelendi.
]]>Karadereli, Akay tarafından rahatsız edildiği için defalarca karakola başvurdu. Son olarak 8 Mart’ta kendisini farklı bir telefon numarasından arayan Akay, kendisine bıçakla saldıracağını söyledi.
Telefondan 7 gün sonra 15 Mart’ta Karadereli’nin güvenlik görevlisi olarak çalıştığı Marmaray İstasyonuna geldi. Önce yolcuların arkasında saklanarak bekledi, daha sonra yanında bulunan bıçağıyla Karadereli’ye saldırmaya başladı.
Yüzünden aldığı bıçak darbesiyle Karadereli kanlar içerisinde yere yığıldı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri bıçakla yaralanan kadını ambulansla hastaneye kaldırdı.
Hastanede tedavi altına alınan Karadereli’nin yüzüne 40 dikiş atıldı ve akciğerlerinden rahatsızlandı. Karadereli’yi hem yüzünden hem sırtından bıçaklayan Akay’ın 11 ayrı suç kaydı olduğu tespit edildi. Akay, emniyetteki sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi. Akay’ın tutuklandığı saldırı anı ise istasyonun güvenlik kamerasına yansımıştı.
AĞACA TIRMANIP SAKLANDI, TAKSİYLE EVİN KAPISINA DAYANDI
Taciz ve dayak skandalıyla ilgili yeni görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde, Akay’ın 5 ay önce Karadereli’nin evinin önüne geldiği, evinin önündeki ağaçlara tırmandığı ve kendini kamufle ettiği görüldü.
Akay’ı görenler cep telefonu ile o anları kaydetmeye başladı, Akay ise tırmandığı ağaçtan indi. Bir başka görüntü ise Karadereli’nin evinin önündeki güvenlik kamerasına yansıdı.
Akay taksi ile Karadereli’nin evinin önüne gelerek kapıyı çalıyor. Karadereli’nin ailesiyle sözlü tartışma yaşadıktan sonra, Karadereli’nin babası elinde sopa ile Akay’ı kapısının önünden kovuyor.
Konuyla ilgili Karaderili’nin avukatları Can Akşahin ve Burak Mert Aktaş, yaşanan süreci anlattı.
“5 KERE UZAKLAŞTIRMA KARARI ALDIK”
Avukat Can Akşahin şunları söyledi:
“Müvekkilin evinin önü ormanlık ve birazcık yeşil bir alan. Bu kişi, bu arazinin kendisine verdiği imkanları 2 yıl boyunca çok etkin kullandı. Çalılara, çimenlere, ağaçlara saklandı. Biz görüntüleyemedik.
Müvekkilimize de defalarca söyledik, kendisi öyle bir kamufle oluyor ki, ağaca tırmanıyor. Resmen bu bir saplantı. Müvekkilimin hem ailesi, hem de kendisi iki sene boyunca mücadele etti.
Toplamda 5 kere Anadolu ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan uzaklaştırma kararı aldık. Kendisi bu 5 uzaklaştırma kararının 3 tanesini ihlal etti. Bu en son ki olayımızda ise kendisinin uzaklaştırma kararı vardı, uzaklaştırma kararını zaten daha önceden ihlal ettiği için bu işlemi yürürlüğüne koyduk.
Bu olay ayın 15’inde gerçekleşti. Ayın 11’inde bizi aradı bu uzaklaştırma kararından vazgeçmemiz gerektiğini söyledi ve bize para teklif etti. ‘Ne kadar para istiyorsan size veririm ben cezaevine gitmek istemiyorum’ dedi”
“OLAYI TASARLAMADAN ÇIKARMAK İSTİYOR”
Avukat Burak Mert Aktaş ise şöyle konuştu:
“Kamuoyunun da bildiği üzere, 15 Mart 2024 tarihinde müvekkilimiz Gülhan Karadereli’ye Göztepe Marmaray İstasyonunda kasten öldürme suçu işlendi. Oradaki vatandaşların yardımıyla öldürülmekten kurtuldu ancak büyük yaşam mücadelesini verdi. ,
Hastaneye yatırıldı, şu an akciğeri dönmüş vaziyette. Çok ciddi bıçak yaraları var. Şahıs Marmaray İstasyonuna gelirken elinde 20 santime yakın bıçakla geliyor. Elini yüzünü saklıyor, suç işlerken aslında tanınmamak istiyor.
Burada aslında bir tasarlama söz konusu biz bunun üzerinde durmak istiyoruz, canavarca his söz konusu. Şüpheli ifadesinde ‘14 Mart’a olay günden bir gün önce, Marmara istasyonuna intihar etmek için gittim, orada güvenlik görevlileri beni engelledi’ diyor.
Bir gün sonra da yine Marmaray İstasyonuna gittiğini ve orada intihar etmek amacıyla gittiğini söylüyor. Bu olayı tasarlamadan çıkartmak istiyor, senaryo olduğunu düşünüyoruz, biz tekrar dilekçemizi sunduk en üst cezayı almasını istiyoruz”
]]>Araç seyir halindeyken Furkan T. aniden “Allahu ekber” diye bağırdıktan sonra üzerinde taşıdığı bıçakla kendisini eve bırakması için aracına alan adamın boğazını kesmeye çalıştı. Boğazı bıçakla çizilen Akif Ü. direnince zanlı bu kez adamı kollarından ve başından bıçaklayarak yaraladı. Bu boğuşma sırasında seyir halindeki araç park halindeki bir araca çarparak durunca Furkan T. araçtan inerek kaçtı. Hemen hastaneye giderek rapor alan adama “Basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede yaralandığına dair” rapor verildi. Tedavisi tamamlanan Akif Ü. aracına aldığı adamdan şikâyetçi olunca Furkan T. yakalandı.
“ÇOK PİŞMANIM BİR DAHA ASLA YAPMAYACAĞIM”
Tutuklanıp hakkında Ağır Ceza Mahkemesine dava açılan sanık ifadesinde, “3-4 yıldır ilaç kullanıyorum. Psikolojik rahatsızlığım var. İlaçlarımı almadığım için panikledim. Olay günü eczaneye yardım için gittim. Anksiyetem orada başlayınca eve yalnız gitmek istemedim. Arabaya bindiğimde bıçak çektiğimi hayal meyal hatırlıyorum. Ancak arabanın kaza yaptığını biliyorum, bunun üzerine araçtan inerek babama kaza yaptığımızı söylemiştim. Psikolojik rahatsızlıklardan dolayı bu olayı gerçekleştirdim, bıçağı çektikten sonra nasıl salladım, nasıl müdahale ettim hiçbirini hatırlamıyorum. Çok pişmanım, bir daha asla böyle bir şey yapmayacağım. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum” dedi.
ATK RAPORU: RUHSAL BİR RAHATSIZLIĞI YOK
Sanık Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine sevk edilerek burada 3 hafta gözlem altına alındı. Sağlık Kurulunca verilen raporda sanığın kasten öldürme suçuna karşılık cezai ehliyetini etkileyecek düzeyde ruhsal bir rahatsızlığına rastlanmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğu için TCK’nın 32. maddesinden yararlanamayacağı bildirildi.
“BOĞAZIMI KESMEK İSTEDİ PARK HALİNDEKİ ARACA ÇARPTIM”
Yaralanan Akif Ü. ise tahsilât için eczaneye gittiğini belirterek, “İçeri girdiğimde sanık ile babası oradaydı. Ben tam eczaneden çıkarken sanık bana ‘Beni de eve bırakır mısın?’ dedi. Ben de kabul edip aracıma aldım. Arabadayken sanık bir anda tekbir getirerek bıçağını çıkardı ve benim boğazımı kesmeye çalıştı. Bu sırada sanığı tutmaya çalıştım ve aramızda boğuşma oldu. Elimi boğazıma götürerek sanığın boğazımı kesmeye çalışmasını engellemeye çalıştım. Sanık da elindeki bıçakla elimi, kolumu, kafamı, göğsümü ve vücudumun bazı yerlerini toplam 10 bıçak darbesiyle beni yaraladı. Boğuşma esnasında park halindeki araca çarpınca sanık da el frenini çekerek aracı durdurup arka kapıdan inerek kaçtı. Sanığın bunu eczanede planladığını düşünüyorum. Çünkü kameralara baktığımızda eczaneden çıkarken bıçağı sol elinin kıyafetinin içine koyduğunu gördüm. Eczaneden çıkarken bıçağı kullanmak için hazırlandığına şahit oldum” diye konuştu.
MÜEBBET HAPİSTEN 8 YIL 4 AYA DÜŞÜRÜLDÜ
Mahkeme, akıl sağlığının yerinde olduğuna dair alınan doktor raporu üzerine sanığı müebbet hapisle cezalandırdı, ardından suçun kasten öldürmeye teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle cezayı 10 yıla indirdi.
Mahkeme, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, işlediği suçtan sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, nedeniyle hakkında iyi hal indirimini düzenleyen 62. Maddeyi de uygulayarak cezayı 8 yıl 4’aya düşürüp hükmen tutukluluk halinin devamına karar verdi.
]]>