Ertem’in, E. Coli enfeksiyonuna maruz kaldığı ve ölümünün de E. Coli enfeksiyonuna bağlı olarak gelişen ‘invaziv enterokolit, sepsis, septik şok, tipik hemolitik üremik sendrom’ ile gelişen komplikasyonlar sonucu gerçekleştiği ortaya çıktı. Hastanelere sevk edilen bazı hastalara kanlı ishalle ortaya çıkan, anemi ve akut böbrek yetmezliğiyle seyreden ‘Hemolitik Üremik Sendrom’ tanısı konuldu. Rahatsızlanan 148 kişi ilerleyen süreçte taburcu oldu. Bazı hastalar, kendilerinde kalıcı hasarlar oluştuğunu iddia etti.
İDDİANAME HAZIRLANDI
Olayın ardından 5 sanık hakkında hazırlanan 14 sayfalık iddianame, Bolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 85 kişinin suç duyurusunda bulunduğu iddianame kapsamında İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürü M.A.A., İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Ü.B. ve köy muhtarı M.E. hakkında ‘Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 15 yıl hapis istenirken, hemşireler B.K. (41) ve F.İ. (42) hakkında da ‘Görevi kötüye kullanma’dan dava açıldı. Davanın 29 Aralık 2023’te görülen ilk duruşmasında M.A.A., Ü.B., M.E. ve B.K. savunma yapıp suçlamaları reddetti.
2’NCİ DURUŞMA BUGÜN GÖRÜLDÜ
Davanın 2’nci duruşması bugün Bolu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, tutuksuz sanıklar Yuva köyü muhtarı M.E., İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Müdürü Ü.B. ve İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli hemşire B.K. ile avukatlar ve müştekilerin bir kısmı hazır bulundu. Tayini Yalova’ya çıkan hemşire F.İ. ise duruşmaya SEGBİS ile katıldı.
Üzerine atılı ‘Görevi kötüye kullanma’ suçunu kabul etmediğini ifade eden F.İ, “Covid-19 nöbeti tuttuğum esnada şifahen bilgi gelmesi üzerine vakaların olduğu anlaşıldı. Bulaşıcı Hastalık Surveyans ve Erken Uyarı Sistemi’nin (İZCİ), geçmişe dönük, o tarihteki verilen bakıldığında 15’inde sinyal yoktur, 16’sında sinyal görülmektedir ve 16’sında ben zaten şifahen bilgilendirildiğimden dolayı iş ve işlemlerin hepsini yaptım. Hastaları hastanede ziyaret ettim. Köy muhtarı, İl Özel İdaresi ve halk bilgilendirildi. İçme suyu kullanıma kapandı. Benim tuttuğum nöbet Covid koordinasyon nöbeti. İZCİ sistemiyle ilgili herhangi bir yönlendirme, emir, yazılı bir şey verilmedi. Kusurum olmadığını düşünüyorum” diyerek kendini savundu.
“YAYLA SUYU”
Duruşmada söz alan zehirlenme mağdurlarının avukatı Tunahan Sarıalan, “Dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu yeterli değildir. Bilirkişi heyetinde İl Sağlık Müdürlüğü’nden personel bulunmaktadır. Tarafsızlık ilkesine aykırıdır. Akabinde zehirlenmenin sebebi olarak tavuk dışkısı olarak geçmektedir. Ancak buna ilişkin bilirkişi heyetinde herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Yayla suyu denilerek üzerinden geçilmiştir. Teknik kurallara uygun bir mantık çerçevesine oturtulmamıştır. Yayla suyu 4 farklı mahalleye gitmektedir, sadece 1 mahallede zehirlenme yaşanmıştır. Tavuk dışkısına göre araştırma yapılması gerekmektedir. Tavuk dışkısına dair bir araştırma yapılmasını akabinde, tarafsız farklı şehirlerden bilirkişi heyeti oluşturularak, dosyanın bilirkişiye tebliğ edilmesini talep ederiz” diye konuştu.
Avukatın yeniden bilirkişi raporu oluşturulması talebi, davanın ilerleyen aşamada genişletileceği belirtilerek reddedildi. Sanıkların tutuksuzluk hallerinin devamına karar verilirken, duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.
]]>Şehrin en prestijli konutları arasında gösterilen sitenin 1’inci bloğunda 65, 2’nci bloğunda da 50 kişi olmak üzere toplam 115 kişi yaşamını yitirdi.
7 kişinin de yaralandığı yıkımla ilgili başlatılan soruşturmada siteyi inşa eden şirketin yetkilileri Mesut Başkır (77), kardeşi Metin Başkır (61) ile Statik Proje müellifi Özcan Çakmak (60) gözaltına alındı.
Sorgularında suçlamaları kabul etmeyen şüphelilerden Mesut Başkır ile Özcan Çakmak tutuklanırken, Metin Başkır serbest bırakıldı.

“KOLONLAR TIRAŞLANARAK KABLO ÇEKİLDİ”
Soruşturmada ölenlerin yakınları ve sağ kurtulanların da ifadelerine başvuruldu. İfadesi alınanlardan bina görevlisinin oğlu Bekir Demir, 3’üncü blokun zemin katındaki bankada tadilat işlemi yapıldığını belirterek, “Binanın altında bulunan banka, orayı şube olarak kullanmadan önce tadilat yaptı. Banka, kolonlarda tıraşlama yaparak kablo tesisatı çekti” dedi.
Soruşturmayı yürüten savcı, binalarla ilgili tüm proje, belge, fotoğraf ve videoları nihai rapor için Karadeniz Teknik Üniversitesine (KTÜ) gönderdi.

İncelemelerini tamamlayan KTÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden 7 kişilik bilirkişi, 50 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda; bankanın bodrum kat ile zemin kat bağlantısını sağlayan merdivenin yerinin değiştirildiği, yeni merdivenin galeri boşluğuna konumlandırıldığından döşemede herhangi bir yıkım yapılmadığının tespit edildiği belirtilerek şöyle denildi:
“Soruşturma dosyası üzerinden yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığı görülmüştür.
Deprem nedeniyle yıkılan binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarındaki mevcut durumuna göre yapım sorumlusu müteahhit, teknik uygulama sorumlusu/fenni mesul, statik proje müellifi, Ziraat Bankası’nda yapılan izinsiz veya projesiz tadilatlardan sorumlu kişiler asli kusurlu, belediyenin ilgili birimindeki yapı ruhsatlarında proje kontrollerinden sorumlu kişiler ile belediyenin yapı kontrol birimi tali kusurludur.”

“GEREKLİ DİKKAT VE ÖZENİ GÖSTERMEDİLER”
Soruşturma sonunda savcı, şüpheliler Mesut Başkır, Metin Başkır ve Özcan Çakmak hakkında Bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçundan 22,.5ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları için iddianame düzenledi.
İddianamede; Kahramanmaraşın 1’inci derecede deprem kuşağında olduğunun herkes tarafından bilinebilir durum olduğunu, şüphelilerin üstlendikleri görev nedeniyle bunu bilmemelerinin mümkün olmadığı belirtilerek, Şüphelilerin kanuna, yönetmeliğe ve projelere uygun olarak yapılmayan, gerekli dayanıklı malzeme ile inşa edilmeyen, teknik özenin gösterilmediği binaların deprem sırasında yıkılabileceğini öngörmelerinin gerektiği, bunu öngörmelerine rağmen gerekli dikkat ve özeni göstermemek suretiyle binanın yapımında kendisine kusur olarak atfedilebilecek işlemleri gerçekleştirdikleri, bu haliyle şüphelilerin bilinçli taksirle hareket ettiklerinin kabulünün gerektiği denildi.
EK RAPOR İSTENDİ
İddianamede; merdiven yerinin değiştirilmesi sebebiyle bilirkişi raporunda asli kusurlu bulunan zemin kattaki bankadaki tadilat işlemlerinden sorumlu olan kişiler ile tali kusurlu olan belediye görevlilerin dosyalarının ayrıldığı, ayrıca zemin katta bulunan kasaların ağırlıklarının binanın statiğini bozup bozmadığı, taşıyıcı sisteme yakın olarak konumlandırılmış olması nedeniyle binanın deprem esnasında salınımını engelleyip engellemediği yönünde bilirkişi raporunda bir değerlendirme yapılmadığından dolayı kasaların ağırlıkları ile konumlarının ilgili bankalardan alınarak ek bilirkişi raporu için bilirkişi heyetine gönderildiği belirtildi.
Savcılık tevzi bürosuna gönderilen 13 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından sanıkların yargılanmasına başlanacak.
]]>