Böbrek – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 06 Nov 2024 11:26:23 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Böbrek Kanseri Ameliyatıyla Hayata Tutundu https://www.foxhaber.com.tr/bobrek-kanseri-ameliyatiyla-hayata-tutundu/ https://www.foxhaber.com.tr/bobrek-kanseri-ameliyatiyla-hayata-tutundu/#respond Wed, 06 Nov 2024 11:26:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/bobrek-kanseri-ameliyatiyla-hayata-tutundu/ Van’ın Tuşba ilçesinde yaşayan 65 yaşındaki Fatma Demirel, böbreğinde tespit edilen kötü huylu 4 santimetrelik kitleden, 4 saat süren ameliyatla kurtuldu.

Uzun süredir baş ve karın ağrısı ile mide bulantısı olan Demirel, nefes darlığı ve ani tansiyon yükselmesi gibi şikayetlerinin artması üzerine hastaneye gitti.

Hastanede sol böbreğinin alınması önerilen hasta, tavsiye üzerine kentteki Lokman Hekim Hastanesi’ne başvurdu.

Üroloji uzmanı Doç. Dr. Kasım Ertaş’ın muayene ettiği Demirel’in tetkiklerinde, böbreğinde 4 santimetrelik kötü huylu kitle tespit edildi.

Ertaş ve ekibi tarafından ameliyata alınan kadının sol böbreğindeki kitle, parsiyel nefrektomi tekniğiyle (açık yöntemle böbrekteki kanser dokusunun alınması) çıkarıldı.

4 saat süren ameliyatın ardından şikayetlerinden kurtulan Demirel, taburcu edildi.

“Koruyucu cerrahi yöntemlerle böbrekler kurtarılabiliyor”

Ertaş, AA muhabirine, böbrek kanserinde erken tanının önemli olduğunu söyledi.

Böbrek tümörünün genellikle 60’lı yaşlardan sonra gelişen, ölümcül bir hastalık olduğunu belirten Ertaş, “Özellikle ailesinde böbrek kanseri hikayesi olanların mutlaka düzenli kontrole gitmelerini tavsiye ediyoruz. Görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle erken evrede tanı konulabiliyor. Bu tarz durumlarda koruyucu cerrahi yöntemlerle böbrekler kurtarılabiliyor. Bu ameliyatlar hastanın hem yaşam süresini hem de kalitesini olumlu etkiliyor.” diye konuştu.

Hastaya daha önce böbreğinin alınmasının önerildiğini ifade eden Ertaş, “Tecrübeli ekibimizle böbreği koruyarak başarılı bir ameliyat gerçekleştirdik. Yaklaşık 4 saat süren operasyonla kitleyi böbreğin içinden çıkardık. Sağlık durumu iyi.” dedi.

Demirel ise kontrollerinin devam ettiğini dile getirerek, “Sürekli başım, karnım ağrıyordu, midem bulanıyordu. Birçok doktora gittim. Böbreğimin alınacağını söylediler. Kabul etmedim. Tavsiye üzerine Kasım hocaya başvurduk. Allah razı olsun. Ameliyat oldum. Onun sayesinde sağlığıma kavuştum.” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bobrek-kanseri-ameliyatiyla-hayata-tutundu/feed/ 0
‘Çapraz nakille’ donör kardeşi oldular https://www.foxhaber.com.tr/capraz-nakille-donor-kardesi-oldular/ https://www.foxhaber.com.tr/capraz-nakille-donor-kardesi-oldular/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:10:48 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8775 İzmir’de yaşayan ve polikistik böbrek hastalığı nedeniyle 2,5 yıldır diyalize bağımlı bir hayat geçiren Saliha Aslan ile Muğla’nın Fethiye ilçesinde yaşayan böbrek yetmezliği hastası Akil Taka, eşleri sayesinde 2’nci hayatlarına başladı.

Eşleri gönüllü olmasına rağmen donör olmaya uygun olmadıkları için yıllardır diyalize mahkum olan Saliha Aslan ile Akil Taka, çareyi çapraz nakil yönteminde buldu. Saliha Aslan’ın eşi Engin Aslan, Akil Taka’ya, Engin Aslan’ın eşi Gülgün Taka da Saliha Aslan’a donör oldu.

İzmir Acıbadem Kent Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Uzman Dr. Uğur Saraçoğlu, Uzman Dr. Işık Özgü, Uzman Dr. Gökhan Ekin ve Nefroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hüseyin Töz, Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok’un gerçekleştirdiği ameliyattan 1 ay sonra hastanede bir araya gelen çiftler, böbrek değiş tokuşu sonrasındaki yeni hayatlarını anlattı.

Evliliklerinde 30 yılı geride bırakan, ikişer çocuk sahibi olan çiftler, ameliyattan sonra donör kardeşi olduklarını söyledi.

“YENİ DOĞMUŞ GİBİ OLDUM”

2022 yılı Ocak ayında diyalize başladığını belirten Saliha Aslan, “6 ay sonra felç geçirdim. Hastaneye çapraz nakil için başvurmuştuk ama felç geçirince iptal ettik. ‘1,5 sene geçmesi lazım’ dediler. Onu atlattım. Sonra burada çapraz nakle başvurduk” dedi.

Donör bulunduğunu ilk duyduğunda çok sevindiğini aktaran Aslan, “Ameliyat çok güzel geçti. Kendime geldim” diye konuştu. Donör olma konusunda vatandaşlara seslenen Aslan, “Herkesin gelmesini istiyorum. Kimse bu çileyi çekmesin. Çapraz nakil çok güzel bir şey, herkes başvursun. Çaresizdim. Diyaliz çok zor. Allah kimsenin başına vermesin. Kurtulduk. Yeni doğmuş gibi oldum” ifadesini kullandı.

“HERKESE ÇAPRAZ NAKLİ TAVSİYE EDERİM”

3,5 yıl boyunca diyalize girdiğini ifade eden Akil Taka, çok zor günler geçirdiğini söyledi. Çapraz naklin ne olduğunu diyaliz sürecinde öğrendiklerini belirten Taka, “Şu anda çok iyiyiz, mutluyuz. Böbrek veren eşime, böbrek kardeşime de teşekkür ederim. Bir ay bir gün oldu. Adeta yeniden doğdum” dedi.

Donör bulunduğunu duyduğunda çok mutlu olduğunu dile getiren Taka, “Ocak ayında bir donör bulunmuştu ama ‘Günah’ deyip, iptal ettiler. Bir ay sonra mart gibi tekrar donör bulundu. Bayramı burada geçirdik. Zor bir hastaydım. Diyabet, kalp yetmezliği hastasıyım ve damarlarımda daralma var. Dikişlerim alındıktan sonra damar ameliyatım olacak. Ondan sonra yeniden doğmuş gibi hayatıma devam edeceğim. Bütün böbrek hastalarına donörlerin organ bağışlamasını isterim” diye konuştu.

Ali Taka, sürecin başında kadavra donörden nakil için sıraya yazıldığını ve çok beklediğini hatta son zamanlarda ümidini yitirdiğini söyleyerek, “Herkese çapraz nakli tavsiye ederim. Akrabalarından kardeşlerinden, çocuklarından böbreğini vermek isteyenler versinler, her iki tarafta mutlu olsun. Bundan iyi sevap yok” dedi.

“ALAN RAZI, VEREN RAZI”

Eşinin ilk defa 2022 Ocak’ta diyalize girdiğini belirten Engin Aslan, “Diyaliz sürecinde hastanede 18 gün kaldık. Hastaneden çıktıktan sonra Bursa’ya başvurduk, 28 gün sonra böbrek bulundu. Yatış yaptılar ama donör Covid-19 olduğu için evimize dönmek zorunda kaldık. Sonra İzmir’e geldik. 15 gün sonra geri çağrıldık. ‘Nakil yapacağız’ dediler. Donör hazırdı, tanıştık. 15 günün içinde eşim diyalizdeyken beyinde pıhtı atınca nakil işi askıda kaldı. İzmir’de hastaneye başvurduktan 40 gün sonra böbrek bulundu. Sonra süreç bizi buraya kadar getirdi” diye konuştu. Donör olma sürecini anlatan Aslan, “Ayağımdan dikeni, gözümden çapağı çıkartamam. Bir cesaret geldi. Böbrek vermişim, vermemişim kendimde öyle bir şey hissetmiyorum. 5 Nisan’da nakil oldu. Alan razı, veren razı. Hepimize geçmiş olsun” ifadelerinin kullandı.

“ÇAPRAZ NAKİL ÇARESİZLİĞİMİZE ÇARE OLDU”

Böbrek beklediği süreç boyunca eşinin sağlığını kaybettiğini belirten Gülgün Taka, 3,5 yıllık süreçte eşinin kaslarının zayıfladığını, tansiyonunun düzensizleştiğini belirtti. Taka, “Ben verici oldum, çapraz nakile yazıldık. Çapraz nakilden hiç korkum olmadı. Çok şükür şu an oldu bitti. Allah’a şükür eşim sağlığına kavuştu” dedi.

Böbreğini verdiği Saniye Aslan’a ‘böbrek kardeşim’ diye hitap ettiğini dile getiren Taka, “Tanıştığımızda Saniye zor yürüyordu. Şimdi maşallah çok iyi. Böbrek kardeşim oldu. Herkesin çapraz nakle yazılmasını isterim. Bir rahatsızlığım yok. Tek böbrekle yaşıyorum. Çapraz nakil çaresizliğimize çare oldu. Herkesin organ bağışlamasını istiyorum” diye konuştu.

“EN İYİ TEDAVİ CANLI VERİCİLİ BÖBREK NAKLİ”

Böbrek yetmezliği hastalığının en iyi tedavisinin canlı vericili böbrek nakli olduğunu aktaran Dr. Uğur Saraçoğlu, “Kadavradan da böbrek nakli yapabiliyor ama en uzun böbrek sağlığını gerçekleştiren müdahale canlı vericili böbrek. Canlı vericili böbrek naklinde de genellikle hastaların birinci ya da ikinci derece akrabaları gönüllü oluyor. Fakat her zaman hastanın yakınlarının kan grupları, doku tipleri hastaya uymuyor. Hastalar bize ‘Yanımda bir vericim, gönüllü yakınım var’ diye geliyor. Tetkikleri yapıyoruz. Diyelim ki, böbreği uymadı. Bu hastaları biz bir yere yazıyoruz, bir grup oluşuyor. Daha sonra aynı şekilde olan hastaların birbirlerinin böbreklerinin uyacağı ortaya çıkıyor. Örneğin, ben hastayım, sizin böbreğinizi bana değil ama uyan başka bir vericisi olan kişiye takıyoruz. O kişinin yakınının böbreği de bana takılıyor. Biz buna çapraz nakil diyoruz” diye konuştu.

Çapraz naklin bütün dünyada uygulandığını söyleyen Dr. Saraçoğlu, “Gelişmiş ülkelerde, Amerika’da bazen gönüllü ama alıcısı olmayan, tek bir hastayla başlayan zincirler oluyor. Herhangi bir yakını böbrek yetmezliği yok ama verici oluyor. Böylelikle bir çapraz nakil zinciri başlıyor. Şu ana kadar yapılan en uzun zincir, 12-13 hastaya ulaştı. Tek bir kişinin gönüllü olması bile çapraz nakilde 13 hastanın böbrek nakliyle hayatının uzamasına sebep olabiliyor” dedi.

“DEVLETİN ORGANİZE ETMESİ LAZIM”

Hastaların durumu hakkında bilgi veren Dr. Saraçoğlu, “Hastaların durumu iyi. Ameliyat iyi geçti. Özellikle ilk 3 ay önemli. İlk 3 ayda doku reddi, operasyona dair komplikasyonlar olabiliyor. Yaklaşık 1 ay oldu. Sağlıkları iyi gidiyor. Onlar kontrole gelmeye devam ediyor” diye konuştu.

Gönüllü vericisi olan fakat doku tipi uymayan hastalarla ilgili böbrek nakli yapan merkezlerin listeleri olduğunu belirten Dr. Saraçoğlu, “Biz bu listeli kendi hastalarımızla çakıştırmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte diğer hastanelerle de iletişim devam ediyor. Bazen de başka hastanelerle çakışmalar yapılıyor. Aslında devletin organize etmesi lazım. Bununla ilgili bazı çalışmalar olduğunu biliyorum ama henüz bir sonucu ulaşmamış. Çakıştırmak kolay değil. Yüzlerce hastayı tanımak gerekiyor. Bununla ilgili yapılan algoritma çalışmaları var. Bilgisayar ortamında yapay zekanın çakıştırdığı hastalar oluyor. İleride yaygınlaşacak ama Türkiye’de şu an merkezlerin çabasıyla giden bir şey. Daha devlet bu işe elini atmış değil” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/capraz-nakille-donor-kardesi-oldular/feed/ 0
Afgan madenciyi benzin döküp yakmışlardı… Otopsiden çıkan gerçek https://www.foxhaber.com.tr/afgan-madenciyi-benzin-dokup-yakmislardi-otopsiden-cikan-gercek/ https://www.foxhaber.com.tr/afgan-madenciyi-benzin-dokup-yakmislardi-otopsiden-cikan-gercek/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:27:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7976 Adli Tıp İhtisas Kurulu, Zonguldak’ta yanmış halde cesedi bulunan, kaçak maden ocağının işçisi Afganistan uyruklu Vezir Mohammed Nourtani’nin (50) otopsi raporunda ‘İleri derece yanık nedeniyle mide, sol böbrek, pankreas ve bağırsaklar tefrik edilemedi’ ifadelerine yer verdi.

Olay, 10 Kasım 2023’te Kırat Mahallesi Koca Osman Sokak’ta meydana geldi. Yoldan geçenler, yandaki ormanda yanmış cesedi fark edip, ihbarda bulundu.

Gelen ekiplerce benzin dökülerek yakıldığı belirlenen ceset, otopsi için Atatürk Devlet Hastanesi’nin morguna götürüldü. 

Cesedin kaçak olarak işletilen maden ocağında çalışan 3 çocuk babası Afganistan uyruklu Vezir Mohammad Nourtani’ye ait olduğu belirlendi.

Otopside Nourtani’nin 9 Kasım’da öldüğü tespit edilirken, ailesinin 10 Kasım sabahı kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi. Afgan madencinin cenazesi, 11 Kasım’da toprağa verildi.

Soruşturma kapsamında Nourtani’nin çalıştığı kaçak maden ocağının sahipleri Hakan Körnöş (46), Enver Gideroğlu (34) ve Körnöş’ün kuzeni Ahmet Aydın (52), ocak çalışanları S.K. (28), E.D. (22) ve kömür ticareti yapan A.Ç. (46) gözaltına alındı.

Körnöş, Gideroğlu ve Aydın tutuklanırken, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ayrıca, kaçak ocağın jandarma tarafından 4 gün önce kapatıldığı ancak sahiplerince tekrar açıldığı belirlendi. Kaçak ocak, olayın ardından imha edilerek kapatıldı.

Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı, Afgan madencinin cesedinin kaçak ocaktaki kazayı gizlemek ve ocağın kapanmasını engellemek için öldükten sonra yakıldığı belirtilen iddianameyle 6 şüpheli hakkında ‘iştirak halinde kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Kamergul Maliki, oğulları yürüme engelli Sayid Mohammad (22), Pir Mohammad (16), işitme engelli Ali Rıza (13), Said Riza Nourtani (2) ve gelini Şaziye Mohammadi (19) ile 2 odalı sobalı evde yaşayan Afgan madencinin kaçak maden ocağında çalışarak ailesinin bakımını üstlendiği ve ailede çalışabilecek durumdaki tek kişi olduğu ortaya çıkmıştı.

OLAY YERİ İNCELEME RAPORU

Zonguldak İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin hazırladığı olay yeri inceleme raporunda delillerin detaylıca anlatıldığı ve şüphelilerin benzin aldıkları anın güvenlik kamerası görüntülerine yer verildi.

Olay yeri inceleme fotoğraflarında yanmış ceset görünürken krokilerle bulunan delillerin yerleri de anlatıldı.

SANIĞIN BABASINA AMELİYAT KONTROLÜ YAPILMIŞ

Yanmış cesedi bulunan Afgan madencinin otopsi ve Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu ortaya çıktı. Raporda, madencinin cesedinin bazı kısımlarının kömürleşecek kadar yandığı belirtilerek, “İleri derece yanık nedeniyle mide, sol böbrek, pankreas ve bağırsaklar tefrik edilemedi” ifadeleri yer aldı. Soruşturma aşamasında madencinin eşi Kamergul Maliki’nin savcılık ifadesinde eşine bir telefon konuşmasında böbreğine karşılık 20 bin dolar teklif edildiğini duyduğunu anlattı. Bu kapsamda tutuklu bulunan kaçak ocak sahiplerinden Enver Gideroğlu’nun böbrek hastası olduğu belirlenen babası, kolluk kuvvetleri eşliğinde hastaneye getirilerek muayene ettirildi. Gideroğlu’nun babasında böbrek ameliyatı izine rastlanılmadığı öğrenildi.

‘BÖBREĞE İLİŞKİN DOSYADA İLERLETME YAPILMAMIŞ’

Böbrek konusunun yeterince aydınlatılmadığını belirten Avukat Şeker, “Afgan madencinin sol böbreğinin ‘tefrik edilemediği’ yani sol böbreğinin bulunamadığı görülüyor. Şöyle bir değerlendirme yapacak olursak, dosya içeriğindeki keşif zaptında ve tutanaklardaki fotoğrafları incelediğimiz vakitte bir kişinin neden yakılması söz konusu olur? Burada cesedin kimlik bilgilerini kaybetmek için, ancak ve ancak yüzünde, ellerinde ve ayaklarında bir yanık yok. Yüzünden kimliği belli olabilir, ellerinden de parmak izleri belli olabilir. Ama tamamen bedeni yanmış vaziyette. Bedenini yanmasıyla alakalı olarak kaçak organ ticaretiyle ilgili herhangi bir hususun olup olmadığına ilişkin buradaki paraların ne şekilde teklif edildiğine ilişkin bu paranın kabul edilmemesinden sonra böbrek ticaretinin zorla mı yapıldığına ilişkin, Afgan madencinin vücudundaki kırıklara ilişkin hiçbir şekilde dosyada ilerletme yapılmamış olduğunu görüyoruz.” dedi.

1 SANIĞIN ADLİ KONTROL TEDBİRİ KALDIRILMIŞ

İddianamenin kabulünün ardından yakma eylemine dahil olan 4 kişiden tutuksuz A.Ç.’nin adli kontrolünün kaldırıldığını belirten Avukat Şeker, “Bu adli kontrol kararı kaldırılmış olan kişi şu an elini kolunu sallayarak toplumumuz içerisinde, yakılarak öldürülmesine olanak sağlayarak yakan kişilerle hareket edip onlarla alkol alan kişi adli kontrol kararıyla bile olmayacak şekilde dışarıda. İddianamenin kabul edildiği gün mahkeme bu kişinin adli kontrol kararını kaldırmış. Bunun kesinlikle bir hukuk katliamı olduğunu değerlendiriyoruz” diye konuştu.

‘BÖBREK NE OLDU’

En önemli şüphelerden birinin ‘böbrek’ olduğunu söyleyen Şeker, şöyle konuştu:

-Bu böbrek ne oldu, nerede? Bu böbrek bulunmadan bir şekilde merdiven altında mı nakli yapıldı, kime yapıldı?

-Bunun tespitinin yapılması lazım. Aile gerçekten inanılmaz derecede mağdur vaziyette. Bir gecekondunun içerisinde 1’i engelli 4 çocukla 1 eş ve bu mağduriyete daha fazla mağduriyet eklememek lazım.

-Anayasa’nın 10’uncu maddesi dili, dini, ırkı ne olursa olsun Türk kanunları önünde herkesin eşit olduğunu söyler. Biz de bu davada eşitlik uğruna, insan hakları uğruna bu suçu işleyenlerin adalet önünde en ağır cezayı almaları için takipçisi olacağız.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/afgan-madenciyi-benzin-dokup-yakmislardi-otopsiden-cikan-gercek/feed/ 0
‘Kötü günde’ de yanında olduğu eşine, böbreğiyle ‘can’ verdi https://www.foxhaber.com.tr/kotu-gunde-de-yaninda-oldugu-esine-bobregiyle-can-verdi/ https://www.foxhaber.com.tr/kotu-gunde-de-yaninda-oldugu-esine-bobregiyle-can-verdi/#respond Tue, 30 Apr 2024 21:51:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6775 Diş hekimi Zeynep Şengün, yazılımcı eşi Alperen Şengün ile 2007’de hayatını birleştirdi. İki çocuk annesi diyabet hastası Zeynep Şengün, 2023 Temmuz’da enterit (ince bağırsağın iltihaplanması) rahatsızlığı geçirdi.

Sağlık durumu kötüleşen Zeynep Şengün’e, 15 Ağustos’ta Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde akut böbrek yetmezliği teşhisi koyuldu. Şengün’ün 6-7 aylık tedavisinden sonuç alınamayınca hastalığı kronik böbrek yetmezliğine dönüştü.

Diyaliz tedavisi ya da organ nakli olması önerilen Zeynep Şengün’e, eşi Alperen Şengün bağışçı olacağını söyledi.

Doku uyumunun olumlu çıkmasıyla Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkez Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı ve ekibi, eşinden alınan böbreği Zeynep Şengün’e nakletti.

İKİNCİ YAŞAMINDA, İKİ BAYRAM

14 Mart Tıp Bayramı’nda eşinin bağışladığı böbrekle yaşama tutunan Zeynep Şengün, yaşadığı süreci anlattı.

Diyabet hastası olmasına rağmen diyabetinin kontrol altında olduğunu belirten Şengün, “Geçen sene 15 Temmuz’dan sonra çok ağır enterit vakası geçirdim. İshal vakası yaşadım. O dönemde bebeğim de rahatsızlandı. Onunla ilgileneceğim derken kendimi boşladım. Böbreklerim çok susuz kaldığı için böbrek yetmezliği başladı. Akut böbrek yetmezliği teşhisiyle 1 hafta kadar hastanede yattım. Fakat değerlerim düzelmedi. Daha sonra hocalarımız beni konseyin kontrol listesine dahil etti. 6-7 ay kontrol devam edildi. Kontrollerimde her ay düzenli kan tahlillerimi yaptılar ama böbreğim geri dönmedi, maalesef kroniğe çevirdi. Daha sonra doktorlarımız ‘Ya diyaliz ya da organ nakli’ dedi. Hiç diyaliz almamıştım. Eşim sağ olsun, böbrek naklini uygun gördü ve bana donör oldu. 14 Mart’ta nakil oldum. Bir hekim olarak bayramımdı, ikinci bayramım oldu” diye konuştu.

‘TEK BÖBREĞİN PROBLEM OLMAYACAĞI ANLATILDI’

17 yıllık hayat arkadaşının donör olmasıyla yaşadığı hisleri anlatan Zeynep Şengün, “İnsan ister istemez endişeleniyor. Tabii ki doktor da olsam, benim branşım olmayan bir alan. Onun sağlığı açısından endişe duydum ilk başta. Ben zaten sağlığımı yitirmiş, potansiyel bir diyaliz hastasıydım. Eşim organı verirse onun sağlığında bir problem olur mu diye düşündüm.

Çünkü 2 çocuğumuz var. Onların başında sağlıklı bir ebeveyn olması gerekiyor. Doktorlarımız tek böbreğin iki böbrekten farkı olmayacağını, eşimin herhangi bir problem yaşamayacağını anlattığında, çocuklarımız adına sağlığıma kavuşmam gerektiği için böbrek nakline karar verdik” dedi.

‘AŞK, SEVGİYE DÖNÜŞÜYOR’

Evlenirken, ‘Hastalıkta ve sağlıkta evet’ dediklerini hatırlatan Zeynep Şengün, “Evlilikler tabii ki aşkla başlıyor. Bir müddet sonra yaşanmışlıklarla sevgiye dönüşüyor. Eşinizi, anne, baba, kardeş ve eş gibi, her şekilde seviyorsunuz. Bizim çok şükür oturmuş bir evliliğimiz var. Ona da organ gerekli olsa ben de hiç düşünmezdim. Sevgi her zaman her şeyin önünde geliyor” diye konuştu.

Kendisi gibi böbrek yetmezliği şikayeti olanlara tavsiyelerde bulunan Şengün, “Böbrek yetmezliği çok sinsi ilerleyen bir rahatsızlıkmış. Böbreğinize dair en ufak bir şüphe, kronik rahatsızlığınız varsa, sık aralıklarla nefroloji doktorunuza başvurun. Rutin kontrollerinizi yaptırın. İlerledikten sonra geri dönüşü olmayan bir hastalık. Bol su için, beslenmenize dikkat edin. Sağlıklı bir yaşam, düzenli kontrollerle her şeyin çaresi var” dedi.

‘ORGAN BAĞIŞI, ANNE OLMAK KADAR KUTSAL’

Organ bağışı çağrısında bulunan Zeynep Şengün, “Canlı vericiniz varsa doktorlarınız bunu uygun bir hastaya nakledene kadar uğraşıyor. Çapraz nakil operasyonları olabiliyor. Size uyan bir böbrekle, vericinizin böbreğiyle çaprazlıyor doktorlarımız. Bir diğer seçenek de kadavradan organ nakli. Beyin ölümü gerçekleşmiş insanlardan organ nakli yapılabiliyor.

Bunun için ancak vericinin ya da ailesinin onayı gerekiyor. Bizim bedenlerimiz öldükten sonra çürüyor. Çürüyecek bir organın hayat vermesi çok muhteşem. Bence bu çocuk doğurmak, anne olmak kadar kutsal bir şey. Birisine can veriyorsunuz, sağlık veriyorsunuz.

Zaten daha önceden organ bağışında bulunmuştum. Kemik iliği bağışı dahil, tüm bağışlara herkesi yönlendiriyorum. Lütfen herkes organ bağışı konusunda duyarlı olsun. Ben 42 yaşındayım belki hayatımın ortasındayım ama çok genç insanlar, çocuklar, hatta henüz kilosu tutmayıp ameliyat olamayan insanlar var” diye konuştu.

‘ORGAN BAĞIŞIYLA SEVDİĞİNİZ İNSANA DOKUNUYORSUNUZ’

Alperen Şengün, eşinin rahatsızlığının böbrek yetmezliğine doğru gittiğini anladıklarında bağışçı olmaya karar verdiğini anlatarak, “Böbrek nakli olur, bir şekilde bunun çözümünü üretiriz dedim. İnsanlar bazen ameliyatlardan çekinebiliyor. Bıçak altına yatmaktan korkabiliyor. Eşim diş hekimi olmasına rağmen ben implant tedavisi yaptırmaktan korkan biriydim.

Ameliyat olduktan sonra en ufak ağrı, sızı hiçbir şey hissetmedim. Organ bağışıyla sevdiğiniz insana dokunuyorsunuz, bu çok önemli. Mutlaka organ bağışında bulunmaktan korkmayın, çekinmeyin. Eşime hiç düşünmeden böbreğimi verdim. Evlilik iyi günde ve kötü günde beraber olmak demek. O yüzden eşime böbreğimi verirken hiç düşünmedim” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kotu-gunde-de-yaninda-oldugu-esine-bobregiyle-can-verdi/feed/ 0
Doktor yerine aktara gidenler dikkat! https://www.foxhaber.com.tr/doktor-yerine-aktara-gidenler-dikkat/ https://www.foxhaber.com.tr/doktor-yerine-aktara-gidenler-dikkat/#respond Sun, 31 Mar 2024 21:30:21 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5442 Uzmanlar, içeriği bilinmeyen rastgele otların, çöplerin veya kabukların kaynatılıp hastalık tedavisinde kullanılmasının çok riskli bir uygulama olduğunu vurguladı.

Türk Böbrek Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever, “Bunlar doğaldır, yan etkisi yoktur şeklindeki önyargı geçersiz. Pek çok ilaç bitkilerden elde ediliyor. Ama bu ilaçlar için bitkiler önce saflaştırılıyor, toksisite çalışmaları yapılıyor, kimyasal içerikleri saptanıyor, dozları standardize ediliyor, hayvan çalışmaları yapılıyor vs, kısaca çok uzun bir süreçten geçiyor” dedi.

“BÖBREK EN RİSK ALTINDAKİ ORGAN”

Vücudumuzdaki zehirleri “süzme” görevinin iki organda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Sever, “Bu organlar toksik maddeleri detoksifiye ediyor, yani zehirsiz hale getirip vücut dışına atıyor. Bunlardan biri karaciğer, diğeri böbrek. İskelet kasına bir dakikada 4 mililitre kan giderken beyne 50 mililitre, karaciğere 95 mililitre, böbreğe ise tam 360 mililitre kan gidiyor. Yani kalbin atımının büyük bir bölümünü böbrekler alıyor. Bu da çok fazla kan almak, çok fazla toksinle karşılaşmak demek. Bu nedenle böbreklerin riski çok çok daha yüksek. O nedenle komşular tarif etti, tavsiye verdi diye ne olduğu bilinmeyen yaprakların vs kaynatılıp ilaç niyetine içilmesi hiç masum değil. bu şekilde çok hasta yatırıyoruz akut böbrek yetersizlikleri saptadığımız” diye konuştu.

BALKANLARI VURAN OT HASTALIĞI

Çin ot nefropatisi hastalığını özellikle vurgulayan Prof. Dr. Sever, ülkemizde en sık Trakya yöresinde rastlandığı için Balkan nefropatisi olarak da adlandırılan bu hastalığın özellikle zayıflama çaylarında kullanıldığı bilinen bazı bitkilerin içeriğindeki “aristoloşik asitöten kaynaklandığını anlattı.

Aristoşilik asit, lohusa otu, zeravent, kabakulak otu, yılan kökü, kurtluca gibi bitkilerde bulunuyor ve diyaliz gerektirecek kadar ciddi böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Prof. Dr. Sever, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çin ot böbrek hastalığı denilen özel bir problem var. Buna yol açan madde de biliniyor. Aristo cholic asit asit. Bu olay özellikle Balkanlar’da da çok sık görülüyor. Tuna Nehri kıyısında ki bizde de Trakya yöresinde var. Balkan nefropatisi ya da Balkan böbrek hastalığı dediğimiz bir tabloya yol açtığı saptanmış bu maddenin. Çiçekli pek çok bitkide bu maddenin olduğunu görebiliyoruz. Oradaki asıl problem akut böbrek yetersizliğinden ziyade, kronik, sinsi ilerleyen böbrek yetmezliği. Bu hastalarda böbrek nakillerinin yapılmak zorunda kalındığını, kronik diyalize gittiğini biliyoruz. Ayrıca bu madde idrar yolu kanserlerine de yol açıyor”

“AĞRI KESİCİ NİYETİNE İÇİP BÖBREKLERDEN OLUYORLAR”

Halk arasında ağrı gidermek için sıkça başvurulan yaprak türlerinin başında çınar ya da söğüt yaprağı geliyor. Prof. Dr. Sever, direkt ağaçtan toplayıp kaynatarak içildiğine de şahit olduklarını anlatarak bunun tehlikelerine ise şöyle değinerek sözlerini noktaladı: “Bunları aktarlardan da almadan bahçeden toplayıp kaynatıp ekstraktını, suyunu içiyorlar. Sürekli olarak içen bir grup var. Biz çınar yaprağına bağlı akut böbrek yetersizliği ile hastalar yatırdık geçtiğimiz yıllarda. Söğüt ağacının yaprakları ve kabukları da çok toksik. Aspirinin temel maddesine çok benzeyen bir madde var içinde salisilik asit. Ama böbrekte büyük hasar yaratıyor. Bana bir nefrolog olarak ‘Aktardan şu otu aldım, acaba zararı dokunur mu?’ dediklerinde ‘Bilmem’ diyorum. Çünkü bunun yanıtını vermek o kadar kolay değil. O yaprağın vs içindeki bütün kimyasalları incelemiş olmak, bilmek ve bunların her birinin böbreklerde zararlı olup olmayacağını saptamak lazım ki bu da kolay değil.”

YAŞLILAR ÇOK DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA”

TBV Vakfı Başkanı Timur Erk ise poşet içinde satılan ürünlerin içeriğinde ne olduğunun bilinmediğine dikkat çekti ve “Bir poşet içinde ya da kavanozda veriyorlar ürünü size. Üzerinde son tüketim tarihi yok, hangi koşullarda saklanıyor Allah bilir. Nemli ortam olabilir, böceklenme olabilir, herhangi bir başka sıkıntı olabilir. Dolayısıyla bu tür konularda mutlaka tıpkı gelişmiş ülkelerde ‘drug store’larda olduğu gibi, tüketim tarihi, içerik bilgisi ve olması gereken ikazların da etiket içinde bulunduğu ürünler şeklinde satılmalı” dedi.

Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Gülistan Bahat Öztürk ise özellikle yaşlı nüfusta kontrolsüz bitkisel ürün kullanımının daha büyük riskler yarattığına değinerek “Toplumumuzda şöyle genel bir algı var, aktarlar eczanelerden daha güvenlidir. Özellikle yaşlılarımız çok sayıda ilaç kullanıyor. Araştırmalarımız var bu konuda, yaşlı hastalarımız günde ortalama 5 farklı ilaç kullanıyor. Bitkisel ürün ya da gıda takviyelerinin ilaç etkileşimlerini bilmiyoruz. İlacın etkisini artırabilir azaltabilir, toksik etkileşim yapabilir. Örneğin kiraz sapıyla karaciğer yetersizliği olduğunu biliyoruz. Ginkgo Biloba kan sulandırıcı etkisi olan bir takım ilaçlarla beraber kullanıldığında hayati tehlike yaratan kanamalara neden olabiliyor. Depresyon için kullanılan sarı kantaron, depresyon ilaçları ile birlikte kullanıldığında serotonin sendromuna yol açabiliyor. Bitkisel ürünler karaciğerde bir takım enzimleri, metabolik yolları aktive edebiliyor. Bu da hali hazırda kullanılan ilaçların etkisini arttırabiliyor ya da azaltabiliyor. Tüm bunlar ileri yaşlarda çok daha yüksek risklere yol açıyor.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/doktor-yerine-aktara-gidenler-dikkat/feed/ 0
Önce babası, sonra eşi böbreğini verdi https://www.foxhaber.com.tr/once-babasi-sonra-esi-bobregini-verdi/ https://www.foxhaber.com.tr/once-babasi-sonra-esi-bobregini-verdi/#respond Sat, 03 Feb 2024 09:12:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2879 Burdur’da böbrek yetmezliği teşhisi koyulan Adil Bedir (34), 2008 yılında babasından aldığı böbrekle yaşama tutundu. 2011’de vücudunun böbreği reddetmesi üzerinde 13 yıldır diyaliz tedavisi gören Adil Bedir, 2021 yılında evlendiği eşinin verdiği böbrekle ikinci kez hayat buldu.

İLK OPERASYON 2008’DE

Burdur’da çiftçilik yapan Bahattin-Ümmühan Bedir çiftinin çocukları Adil ile kendisinden 2 yaş büyük olan kardeşi Seda’nın, 2008’de böbreklerinin doğuştan normalden çok küçük olduğu belirlendi. Kardeşlerin sağlığına kavuşması için böbrek aranırken, bu sırada anne ve babadan alınan kan ve doku örneklerinin onlara uyduğu tespit edildi. Testlerin olumlu çıkmasıyla 2008 yılında Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde Ümmühan Bedir’in böbreği kızı Seda’ya, Bahattin Bedir’in böbreği de oğlu Adil’e nakledildi.

2011 yılında Adil Bedir’in böbreği vücudunu reddedince Burdur Devlet Hastanesi’nde diyalize girdi. 2021 yılında Süreyyo Mamarsulova Bedir ile evlenen Adil Bedir, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde eşinin verdiği böbrek nakledilip, ikinci kez yeniden yaşama tutundu.

ABLASI SAYESİNDE TEŞHİS KONULDU

Adil Bedir, ilk kez ablası Seda Bedir sayesinde tesadüfen böbrek hastası olduğunu öğrendiğini anlattı. Ablasının 2008’de böbreklerinin rahatsızlandığını, Burdur Devlet Hastanesi’nden Akdeniz Üniversitesi’ne yönlendirildiğini söyleyen Adil Bedir, “Doktorlarımız ablamın tahlillerini aldı ve böbrek yetmezliği tanısını koydu. Doktorumuz ablama ‘Kardeşin var mı? Onda da sıkıntı var mı bakalım’ demiş. Beni hastaneye çağırdılar. Kan tahlili verdim ve benim de böbrek yetmezliği tanım konmuş oldu. Annemden böbrek alacaktım, ablam da babamdan nakil olacaktı. Fakat bende kan uyuşmazlığı olduğu için donörleri değiştik. 2008 yılında babamdan nakil oldum. Annem de böbreğini ablama verdi” dedi.

13 YIL DİYALİZ TEDAVİSİ GÖRDÜ

Sağlık kontrollerini ve ilaçlarını aksatmadan yeni hayatına devam ettiğini anlatan Adil Bedir, “Babamda Hepatit B varmış. Böbrek nakli sonrası bana geçti ve tedavi uygulanmaya başlandı. Bu süreçte yoğun ilaç kullanımı böbreğe baskı yapmış, böbreğimi kaybettim. 2011 yılında da Burdur Devlet Hastanesi’nde diyalize başladım. 2024’e kadar diyalize devam ettim” diye konuştu.

2021 yılında Özbek asıllı Süreyyo Mamarsulova Bedir ile evlenen Adil Bedir “2023 Haziran ayında kızımız doğdu. Bir gün evde otururken, eşim bana, ‘Sana böbreğimi verirsem düzelebilirsin’ dedi. Sağ olsun bana böbreğini verdi. Akdeniz Üniversitesi’ne gelerek ikinci naklimi oldum. Çok mutluyum. Çok güzel bir duygu. Yeniden hayat buldum. İkinci kez hayatım oldu. Her şeyim düzeldi çok şükür. Buradan çıktıktan sonra kızıma kavuşmak istiyorum” dedi.

Diyaliz nedeniyle zor zamanlar yaşadığını hatırlatan Adil Bedir “13 yıldır su içmiyordum. Şu anda doya doya su içiyorum. Tamamen iyileştikten sonra her istediğimi yapabileceğim. Herkes organlarını bağışlasın, herkes hayat bulsun. Yeniden küllerinden doğsun” diye konuştu.

‘HASTALIKTA VE SAĞLIKTA SÖZ VERDİK, SÖZÜMÜZDE DURDUK’

Süreyyo Mamarsulova Bedir (32) ise 3 yıldır evli olduğu eşine böbreğini verdiğini belirterek, şunları söyledi:

– 8 aylık bir kızımız var. Eşimle sohbet ediyorduk. ‘Sana böbreğimi verirsem iyileşir misin?’ dedim. ‘Belki iyi olur’ dedi. Tahlil yaptırdık. Nakil ameliyatımız da iyi geçti. İnşallah buradan çıkıp kızımıza kavuşmak istiyoruz. Evlenirken hastalıkta, sağlıkta beraber geçireceğimize söz verdik. Sözümüzde durduk. Organ bağışı ameliyatından korkmayın herkesin yaşamaya hakkı var. Ümidinizi kaybetmeyin, ümit verin. Organ bağışlayın hayat kurtarın, hiç korkmayın. Ben de başta korkmuştum ama çok şükür iyileştim.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/once-babasi-sonra-esi-bobregini-verdi/feed/ 0
Kadavradan nakille hayata tutunan genç kız öğretmenlik hayali kuruyor https://www.foxhaber.com.tr/kadavradan-nakille-hayata-tutunan-genc-kiz-ogretmenlik-hayali-kuruyor/ https://www.foxhaber.com.tr/kadavradan-nakille-hayata-tutunan-genc-kiz-ogretmenlik-hayali-kuruyor/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:27:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2559 Diyarbakır’da yaşayan Zeynep Yalınkaya’ya, 16 yaşındayken mide bulantısı ve kusma şikayetiyle kaldırıldığı hastanede böbrek yetmezliği tanısı konuldu.

Her iki böbreği yüzde 30 çalışan Yalınkaya, hastalığıyla mücadele ederken 2019’da Muş Alparsan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümünü kazandı.

Yalınkaya, ilk dönemde gösterdiği başarıyla aynı üniversitenin Sınıf Öğretmenliği Bölümünü okumaya da hak kazandı.

Üniversitede iki bölümü birlikte okuyan Yalınkaya, 3. sınıfta böbreklerinin tam anlamıyla fonksiyonlarını kaybetmesi ve hastalığının son evrelerinde durumunun ağırlaşması üzerine diyaliz tedavisi görmeye başladı.

Yalınkaya, hastalığına rağmen geçen yıl üniversiteden mezun olmayı başardı.

Nakil haberini gece yarısı öğrendi

Bu süreçte böbrek yetmezliği için organ nakli listesine yazılan Yalınkaya’ya, sevindiren haber yaklaşık 1 ay önce gece yarısı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi ekibi tarafından verildi.

Ekip, Antalya’da trafik kazası geçirerek beyin ölümü gerçekleşen 47 yaşındaki bir erkeğin böbreğinin Yalınkaya’ya nakledileceğini bildirdi.

Yapılan operasyonla kadavradan alınan böbrek, Organ Nakli Merkezi ekibi tarafından Yalınkaya’ya başarılı bir şekilde nakledildi.

“Böbreğin bulunduğunu öğrenince gözyaşlarıma hakim olamadım”

Yalınkaya, hastalığı sürecinde okula devam ettiği için çok zorlandığını belirterek, üniversite sınavına adeta hastanede hazırlandığını söyledi.

Üniversitede okuduğu sırada böbrek fonksiyonlarını tamamen yitirdiğini ifade eden Yalınkaya, şöyle konuştu:

“Hayatımdan umudumu yitirdiğim dönem diyaliz zamanıydı. O süreçte su içmeye hasret kaldım. Su için gözyaşı döküyordum. Diyaliz süreci beni çok yordu. Hayatıma diyalizle devam edeceğimi sandım. Bu süreçte tamamen pes ettim. Hiç kimseden beklentim olmadı.

Bir yerden böbrek geleceği aklımın ucundan bile geçmiyordu. Diyalizden sonra sürekli bayılmalar oluyordu. Hastalık beni çok yıprattı. Böbreğin kadavradan geleceği aklımın ucundan geçmiyordu. Bir gece ansızın gece yarısı koordinatör aradı.

Böbreğin bulunduğunu öğrenince gözyaşlarıma hakim olamadım. Çok heyecanlandım, mutlu oldum. Böbrek çıkmıştı bana, ama bir yandan bir hayat yitirilmişti. Bir can toprağa verilmişti. Toprağa verilmesine rağmen başka bir cana hayat vermeleri, umut olmaları beni çok mutlu etti.

Bir yandan ölen kişinin ailesine çok üzüldüm. Ben her gece onlara dua ediyorum. Bana böbreği nakledilen kişinin ailesiyle mutlaka tanışmak istiyorum. O kişin ailesine ulaşmaya çalışacağım. Onlara minnettarım. Onları ömür boyu unutmayacağım.”

Kadavradan çıkan organların 4 hastaya can verdiğini, bunlardan birinin de kendisi olduğunu anlatan Yalınkaya, hastaların umutlarını kaybetmemelerini istedi.

Ailesi ve kendisinin de organ bağışında bulunacağını dile getiren Yalınkaya, şöyle dedi:

“Beni arayan soran herkese öldükten sonra, canları toprağa gittikten sonra, bir başkasına umut olmalarını, organlarını bağışlamalarını istiyorum. Organ bağışı çok önemli. Toprağın değil sağlığını kaybeden insanların organa ihtiyacı var. Bu nedenle herkesin organ bağışında bulunmalarını istiyorum. Antalya’dan gelen böbrek bana can oldu. Şu an sosyal hayatıma rahat devam ediyorum. En azından su içebiliyorum. Ailemle zaman geçirebiliyorum. Rahat nefes alabiliyorum. En kısa sürede atanıp öğrencilerime kavuşmak ve onların yollarına ışık olmak istiyorum. Öğrencilerimi hasretle bekliyorum. İnşallah onlara kavuşacağım.”

Yalınkaya, hastalığı sürecinde kendisine destek olan ailesine, öğretmenlerine ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.

“Mutluluktan ağlayarak geldik hastaneye”

Baba Gafur Yalınkaya (55) ise kızının böbrek nakli sayesinde hayata tutunduğunu belirterek, “Çocuğum çok zor bir süreçten geçti. Durumu şu an çok güzel. Sağlığına kavuştu. Yüksek lisans yapacak. Gece gelen telefonla hayatı değişti. Mutluluktan ağlayarak geldik hastaneye.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de yapılan organ bağışların yüzde 80’i canlıdan”

Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi Mesul Müdürü Doç. Dr. Ramazan Danış ise yapılan nakil ile hastasının hayata tutunduğunu söyleyerek,” Zeynep şanslıydı, bir gece aniden Antalya’da 47 yaşında beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın 6’da 6 doku uyumu olduğu için böbreği Zeynep’e naklettik. Eğer bu böbrek gelmeseydi Zeynep hayatını bir üniversite mezunu olarak diyalizde geçirecekti.”

Türkiye’de yapılan organ bağışlarının yüzde 80’inin canlıdan olduğunu aktaran Danış, “Avrupa’da tam tersi yüzde 80’i beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden. Türkiye’de bu sayının artması lazım. Şu an sadece Diyarbakır’da 700 kişi böbrek nakli bekliyor. Bu sayı Türkiye’de 40 bine yakın. Onun için organ bağışına mutlaka halkın büyük bir önem vermesi lazım” sözlerine yer verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kadavradan-nakille-hayata-tutunan-genc-kiz-ogretmenlik-hayali-kuruyor/feed/ 0
Böbrek hastaları neden artıyor https://www.foxhaber.com.tr/bobrek-hastalari-neden-artiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/bobrek-hastalari-neden-artiyor/#respond Sun, 24 Dec 2023 09:00:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1418 Kronik böbrek hastalığı (kronik böbrek yetmezliği) böbreklerin zaman içinde fonksiyonlarını kaybetmesidir. Toplumumuzda zannedildiğinden daha sık olan görülen ve kademeli olarak gelişen hastalık geri dönüşümsüz olarak diyalize kadar ilerleyebilir. ‘’Bu nedenle zaman zaman böbrek fonksiyon-larının kontrol ettirilmesi hayati öneme sahiptir’’ diyen İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, böbrek sağlığı ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

Hayati görevleri var

Böbrekler normal metabolizma sonucu vücutta oluşan asidik karakterde atık maddeleri idrarla vücuttan uzaklaştırarak hayati görev yapan organlardır. Vücutta en fazla çalışan organların başında gelir. Böbrekler olmadan yaşam düşünülemez çünkü vücutta su, tuz ve elektrolit dengesini, pH seviyesini düzenleyerek bütün organların normal fonksiyon görmelerini sağlar. Böbrekler ayrıca D vitamini sentez ederek kalsiyum ve fosfor dengesini, kemik sağlığını devam ettirir. Böbreklerden salınan eritropoetin adı verilen hormon benzeri madde kemik iliğinde kan hücrelerinin yapımını uyarır. Böbreklerin immün sistem ve normal cinsel sağlık üzerinde de önemli fonksiyonları vardır.

İşte diğer sebepler

Diyabet ve yüksek tansiyon dışında glomerulonefit adı verilen böbrek hastalığı, polikistik böbrek hastalığı, bazı romatizmal hastalıklar ve ağrı kesici antiromatizmal ilaçların uzun süre kullanımı böbrek sağlığını tehdit eder. Ayrıca vücutta genel olarak damar sağlığını bozan şişmanlık, sigara, gereksiz yere ağrı kesici-antibiyotik-bitkisel olduğu ileri sürülen besin destekleri kullanımı ve kolesterol yüksekliğinin yanı sıra sık idrar yolu enfeksiyonu geçirmek ve aşırı tuz tüketimi gibi durumlar da böbrek yetmezliğini kolaylaştırır.

İki önemli tehdit

Şeker hastalığı Türkiye dahil dünyanın hemen her ülkesinde kronik böbrek yetersizliğinin en sık nedenidir. Türkiye’de 10 milyon kadar şeker hastası olduğu düşünülünce, böbrek yetmezliği açısından riskin büyüklüğü ortaya çıkar. Bu nedenle şeker hastalığının erken teşhis edilmesi, uygun şekilde tedavi edilmesi son derece önemlidir. Bu hastalık sadece insülin ve şeker ilaçları eksikliği değildir. Uygun tıbbi tedavi yanı sıra spor, diyet ve yaşam tarzının değiştirilmesi çok önemlidir. Böbrek yetmezliği olan hastaların yaklaşık l/4’ü de hipertansiyon hastalarıdır. Hipertansiyon böbrek yetmezliğinin şeker hastalığından sonraki en sık nedenidir. Hipertansiyon maalesef çok fazla önemsenmeyen, tedavisi uygun olarak yapılmayan bir hastalıktır. Hipertansiyon hastalığı da sadece tansiyon ilaçları eksikliği durumu değildir. Spor, tuzsuz diyet, stressiz yaşam, sigara ve alkolden uzak durulması gibi önlemleri olan bir hastalıktır. Şeker hastalığı ve hipertansiyon sorunlarının çok fazla artması, bu hastalıkların tedavilerinde yeterince başarı sağlanamaması böbrek yetmezliğini salgın bir hastalık konumuna getirmiştir.

Hangi belirtilere yol açar

Geçmeyen yorgunluk, iştahsızlık, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, uyku bozuklukları, daha çok geceleri can yakan kas krampları, ayak bileklerinde şişlik, ciltte kuruma, erkeklerde ereksiyon problemi ve geceleri sık idrara çıkma gibi sorunlar yaşandığında en kısa zamanda kontrole gidilmeli.

Nelere dikkat edilmeli?

Böbrek yetmezliği tanısı basit kan ve idrar tetkikleriyle rahatlıkla konulabilir. Erken teşhis, altta yatan şeker ve hipertansiyon gibi hastalıkların uygun bir şekilde tedavisi, diğer risk faktörlerinin ortadan kaldırılması son derece önemlidir. Uygun kan şekeri ve tansiyon değerlerinin yanı sıra obezitenin ortadan kaldırılması, sigaranın bırakılması, tuz alımının kısıtlanması, alkol içilmemesi, su içilmesi, kolesterol yüksekliğinin önlenmesi, gelişigüzel ağrı kesici kullanılmaması ve düzenli egzersiz böbrek sağlığı için çok önemlidir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bobrek-hastalari-neden-artiyor/feed/ 0