Bölge – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Mon, 08 Jul 2024 09:04:01 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Çin, gizli mutabakatın detaylarını açıkladı https://www.foxhaber.com.tr/cin-gizli-mutabakatin-detaylarini-acikladi/ https://www.foxhaber.com.tr/cin-gizli-mutabakatin-detaylarini-acikladi/#respond Mon, 08 Jul 2024 09:04:01 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8699 Çin’in Manila Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, Duterte’nin 2016’da Pekin’i ziyaretinde, iki ülkenin ihtilaflı adalar çevresindeki hareket tarzına ilişkin “geçici özel düzenleme” üzerinde anlaştığı iddia edildi.

Açıklamada, mutabakat kapsamında, ihtilaflı adaların çevresinde küçük ölçekli balıkçılığa izin verilmesine, buna karşın donanma, sahil güvenlik ve diğer resmi gemi ve uçakların 12 deniz mili (22 kilometre) içinde adaların “kara suları” olarak anılan bölgelere erişiminin kısıtlanmasında anlaşmaya varıldığı ileri sürüldü.

Filipinler tarafının son 7 yılda anlaşmaya uyduğu ancak geçen yıldan itibaren “kendi siyasi gündemini tatmin etmek için” mutabakatı bozduğu savunulan açıklamada, “Çin ile Filipinler arasında bir yılı aşkın süredir denizlerde sürekli yaşanan sürtüşmelerin temel sebebi budur.” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, Duterte’nin, Filipinler’in İkinci Thomas Sığı’nda karaya oturan savaş gemisine ikmal yapılmasına Çin tarafından yerinde kontrol edilmesi ve inşaat malzemesi taşınmaması şartıyla izin verilmesini kabul ettiği de ileri sürüldü.

İDDİALARI REDDETMİŞLERDİ

Çin’in gizli mutabakata dair iddiası, hem Duterte hem de görevdeki Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. tarafından reddedilmişti.

2016’daki ziyaretinde yalnızca Güney Çin Denizi’nde “statükonun sürdürülmesi” konusunda mutabakata vardıklarını belirten Duterte, “Devlet Başkanı Şi ile el sıkışmamız dışında hatırladığım tek şey, ‘statüko’; kullandığımız sözcük buydu. Temas olmayacak, hareket olmayacak, silahlı devriye olmayacak ve cepheleşme olmayacak.” demişti.

Duterte, savaş gemisine inşaat malzemesi taşınmaması konusunda anlaşmaya varıp varmadıklarına ilişkin ise bunun da yazılı bir taahhüt değil, statükoyu korumaya yönelik bir centilmenlik anlaşması olduğunu vurgulamıştı.

Haziran 2022’de iktidara gelen Devlet Başkanı Marcos ise ülkesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Çin tarafının gizli mutabakatın varlığında ısrar ettiğini, ancak kendisinin böyle bir uzlaşmadan haberdar olmadığını belirterek, “Eğer böyle bir gizli anlaşma varsa ben şimdi yürürlükten kaldırıyorum.” diye konuşmuştu.

Marcos’un kuzeni, Temsilciler Meclisi Başkanı Ferdinand Martin Romualdez, Duterte’nin “centilmenlik anlaşması” dediği mutabakat konusunda soruşturma başlatılması talimatı vermişti.

İKİNCİ THOMAS SIĞI

Güney Çin Denizi’nde Spratly Adaları’nın parçası olan, Filipinler’in kontrolündeki İkinci Thomas Sığı, iki ülke arasında ihtilaflı deniz bölgeleri arasında yer alıyor.

Filipinlilerin “Ayungin”, Çinlilerin “Rınai” adını verdiği sığ resifte, Filipinler Donanmasına ait savaş gemisi karaya oturmuş halde bulunuyor. Gemiye ikmal sağlamak üzere Filipin gemileri aralıklarla bölgeyi ziyaret ediyor.

Pekin yönetimi, karaya oturtulan savaş gemisinin bölgede yasa dışı bulunduğunu belirterek, geminin geri çekilmesi ve resifin eski haline getirilmesini talep ediyor.

GÜNEY ÇİN DENİZİ ANLAŞMAZLIĞI

Güney Çin Denizi, kıyıdaş ülkelerin bağımsızlıklarını kazandığı İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bölge ülkeleri arasında egemenlik ihtilaflarının odağında yer alıyor.

Çin, ilk kez 1947’de yayınladığı haritayla Güney Çin Denizi’nin yüzde 80’i üzerinde egemenlik iddiasında bulunurken, yer altı kaynakları açısından zengin bölgede Filipinler’in yanı sıra Vietnam, Brunei ve Malezya da hak iddia ediyor.

Çin’in bölgedeki ihtilaflı adalarda üsler inşa etmesine, askeri unsurların yanı sıra sivil gemi filolarıyla varlık göstermesine, bölge ülkelerinin yanı sıra ABD karşı çıkıyor.

Lahey’deki Daimi Tahkim Mahkemesi, 2016’da Filipinler’in başvurusuyla verdiği kararda, Çin’in, Güney Çin Denizi’nde tek taraflı egemenlik taleplerinin yasal olmadığına hükmetmişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cin-gizli-mutabakatin-detaylarini-acikladi/feed/ 0
Şehirler yerle bir oldu, kıtlık ve hastalık had safhada https://www.foxhaber.com.tr/sehirler-yerle-bir-oldu-kitlik-ve-hastalik-had-safhada/ https://www.foxhaber.com.tr/sehirler-yerle-bir-oldu-kitlik-ve-hastalik-had-safhada/#respond Tue, 21 May 2024 21:21:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7535 İsrail ordusu, yaklaşık dört aydır kara saldırısına devam ettiği Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’tan çekildiğini açıkladı.

İsrail ordusunun çekilmesiyle kentteki yıkım gün yüzüne çıktı. Haftalarca devam eden İsrail bombardımanı, kentteki binaları moloz ve kül yığınına çevirdi.

Yollar hem buldozerlerle hem de hava saldırıları nedeniyle altüst oldu. Bölge sakini bazı Filistinliler, evlerine dönmeye başladı.

GAZZE MOLOZ YIĞININA DÖNÜŞTÜ 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ramazan ayı boyunca Gazze Şeridi’nde derhal ateşkes çağrısında bulunan kararına rağmen Gazze’yi moloz yığınına çeviren ve bölge sakinlerini güneye göç etmeye zorlayan İsrail’in saldırıları, başladığı günden bu yana aralıksız devam etti. 

İsrail’in Gazze Şeridi’ne 6 aydır düzenlediği saldırılarda en az 14 bin 500’ü çocuk, 9 bin 560’ı kadın olmak üzere 33 bin 207 Filistinli öldürüldü, 75 bin 933 kişi yaralandı. 

Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenler arasında 484 sağlık personeli, 65 sivil savunma personeli, 140 gazeteci ve en 30’u görevi başındayken 224 yardım görevlisi bulunuyor. 

Ayrıca, Gazze Şeridi genelinde İsrail ordusunun hava saldırıları sonucu başta enkaz altında kalanlar olmak üzere kayıp kişilerin sayısı 7 bine ulaştı. 

İsrail saldırıları sonucu annesiz ve babasız kalan çocukların sayısının 17 bin olduğu belirtildi.


 

BÜYÜK YIKIM YAŞANDI

İsrail’in havadan, karadan ve denizden şiddetli saldırılarına hedef olan Gazze, Han Yunus ve kuzey bölgeleri başta olmak üzere nüfusun yoğun olduğu Gazze Şeridi, yıkılan binaların oluşturduğu geniş moloz alanlarına dönüştü. 

Kanlı saldırılar, evlerde ve altyapıda büyük yıkıma yol açtı. BM yetkilileri yaptıkları açıklamalarda bölgeyi “yaşanmaz” ve bölgedeki durumu kelimenin tam anlamıyla “felaket” olarak nitelendirdi. 

Gazze’deki hükümetin medya ofisi, 70 bin konutun tamamen, 290 bin konutun ise kısmen yıkıldığını; bu yapıların yaşanmaz hale geldiğini belgeledi. 

Saldırılarda Gazze Şeridi’ndeki 171 hükümet merkezi ile 100 eğitim kurumu tamamen, 305’i ise kısmen yıkıldı. Saldırılara hedef olan 229 cami tamamen yıkılırken, 297 cami kısmen zarar gördü. Ayrıca 3 kilise saldırılar sonucu yerle bir oldu. 

İsrail ordusu, 32 hastane ve 53 sağlık merkezini hizmet dışı bıraktı, 159 sağlık kuruluşunu ve 126 ambulansı kasten hedef aldı, 200 tarihi alanı da yıktı. 

BM: ŞOK EDECİ

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell, Gazze Şeridi’ndeki yıkımın boyutu ve hızının şok edici olduğunu belirterek, derhal ateşkes çağrısında bulundu. 

Dünya Bankası ve BM’nin raporlarına göre saldırıların Gazze Şeridi’ndeki altyapıya verdiği zararın maliyetinin yaklaşık 18,5 milyar dolar olduğu; bunun Filistin’in 2022’deki gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 97’sine eşdeğer olduğu tahmin ediliyor. 

Gazze Şeridi’nde üretimin neredeyse tamamen durması ve bunun Batı Şeria’daki yansımalarının bir sonucu olarak saldırının günlük kayıplarının değerinin yaklaşık 25 milyon dolar olarak öngörülüyor. 

GAZZE’NİN KARADAN İŞGALİ DEVAM EDİYOR 

Gazze Şeridi’nde Filistin direniş gruplarıyla İsrail ordusu arasındaki çatışmalar karadan da yoğun bir şekilde devam ediyor. 

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları ve İslami Cihad’ın askeri kanadı Kudüs Tugayları liderliğindeki grupların yaptığı açıklamalara göre, çatışmalar bölgenin farklı eksenlerinde yürütülüyor. 

İsrail ordusu, yaklaşık dört aydır kara saldırısına devam ettiği Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’tan 7 Nisan’da çekildiğini açıkladı. 

Açıklamada, Han Yunus’taki saldırıyı yürüten 98. Komando Tümeninin bölgedeki görevini tamamladığı kaydedildi. 

Han Yunus’taki saldırıyı yürüten 98. Komando Tümeninin Gazze Şeridi’nden dün gece tamamen çekildiği, sadece Nahal Tugayının Gazze Şeridi’nde kalmaya devam edeceği ifade edildi. 

İsrail Gazze saldırılarında hava kuvvetlerindeki tüm askeri birimlerinin ardından deniz, kara, mühendislik ve istihbarat güçlerinin yanı sıra akıllı bombalar, daha önce kullanılmamış yeni silahlar, yapay zekaya dayalı araçlar kullandı. 

İsrail ordusu ise Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 260’ı karadan işgal sürecinde olmak üzere 604 askerinin öldüğünü, yaklaşık bin 500’ü kara işgali sürecinde olmak üzere 3 binden fazla askerin de yaralandığını duyurdu. 

Gazze’deki hastaneler de saldırılardan kurtulamadı. İsrail ordusunun, Şifa Hastanesi yerleşkesi ve çevresine 14 gün boyunca uyguladığı kuşatma ardında büyük bir yıkım, insani felaket bıraktı; çevredeki evler, yerleşkedeki binalardan bazıları, oksijen istasyonları ve jeneratörler yakıp yıkıldı. 

Ordunun bölgede gerçekleştirdiği korkunç katliamın boyutları, daha sonra evlerin enkazı altında, sokaklarda ve yollarda elleri ayakları bağlı şekilde bulunan cansız bedenlerle gözler önüne serildi. 

KITLIK VE SAĞLIK SORUNLARI 

Saldırılar 2,3 milyon nüfuslu Gazze’de 2 milyon kişiyi yerinden yurdundan etti. Filistinliler mülteci kamplarına, yol kenarlarına ya da akrabalarına sığınmak zorunda kaldı. 

Temel ihtiyaçlardan bile yoksun olan Filistinlilerin insani olmayan şartlar altında yaşamak zorunda kaldıkları kamplarda salgın hastalıklar yayıldı. 

Gazze’nin genelinde yaşanan gıda, su, ilaç ve yakıt kıtlığı sebebiyle kuzeyde 30 çocuk açlıktan öldü. 

Gazze Şeridi’nin kuzeyinde akut yetersiz beslenmeden muzdarip iki yaşın altındaki çocukların oranı yüzde 31’e ulaştı. 

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sehirler-yerle-bir-oldu-kitlik-ve-hastalik-had-safhada/feed/ 0
Doğu Karadeniz kırsalı yaşlandı: Kültür aktarımı risk altında https://www.foxhaber.com.tr/dogu-karadeniz-kirsali-yaslandi-kultur-aktarimi-risk-altinda/ https://www.foxhaber.com.tr/dogu-karadeniz-kirsali-yaslandi-kultur-aktarimi-risk-altinda/#respond Wed, 08 May 2024 21:27:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7070 Türkiye İstatistik Kurumu, illere göre yaşlı nüfusu ve yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranını açıkladı. 2023 yılı verilerine göre Türkiye’de 65 yaş ve üstü toplam nüfus 8 milyon 722 bin 806 oldu, bu sayı Doğu Karadeniz’de 438 bin 827 olarak kayıtlara geçti. Doğu Karadeniz’de, kırsaldan kentlere doğru göç hareketliliğinin artması, bölgede demografik yapının değişmesine, köylerin yaşlanmasına neden oldu. 2012’de Doğu Karadeniz’de nüfusun 43’ü kırsalda, 57’si kent merkezinde yaşarken, son yıllarda kırsalda yaşayan nüfusun oranı yüzde 17’ye geriledi. Kırsaldan göç edenlerin yaş aralığının 15-39 olması, kırsalda yaşlı nüfusun kalmasına da yol açtı.

KIRSAL NÜFUS YÜZDE 7’YE DÜŞTÜ

Doğu Karadeniz’de göç olgusu, nedenleri, sonuçları ve önlemlerine ilişkin çalışmalar sürdüren Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Gözübüyük Tamer, genç nüfusun kent merkezlerine göç etmesinin; kültürel kimliğin ve yerel değerlerin kaybıyla sonuçlandığını belirtti.

Prof. Dr. Tamer, “Doğu Karadeniz’deki kırsal nüfus konusunda daha net ve kesin konuşabilmek için TÜİK verilerine bakmamız gerekiyor. 2023 yılının TÜİK verilerine göre, Türkiye nüfusu 85 milyon 372 bin 377 kişi olarak belirlendi ve toplam nüfusun yüzde 93’ü il ve ilçe merkezlerinde, yüzde 7’si ise kırsalda, belde ve köylerde yaşamakta. Doğu Karadeniz’e baktığımız zaman, kırsal alandaki nüfusta, belde ve köylerdeki nüfusta bir azalma var. Doğu Karadeniz’deki illerin Artvin’den başlayıp, Rize, Trabzon, Gümüşhane, Giresun, Ordu ve Bayburt’un nüfusu da 2 milyon 819 bin bin 312 kişi olarak açıklandı. Bu nüfus, Türkiye nüfusunun yaklaşık 3,36’sına tekabül ediyor. Doğu Karadeniz’de il ve ilçe merkezleri ile kırsal nüfusun oranı 2023 yılı itibarıyla yüzde 83’ü il ve ilçe merkezlerinde, yüzde 17’si ise kırsal alanda yaşamaktadır” dedi.

NÜFUSUN YARISINDAN FAZLASI KENTLERE GÖÇTÜ

Doğu Karadeniz’de kırsal nüfusun yıllar bazında sürekli azalma eğiliminde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tamer, göçü etkileyen en önemli faktörün ekonomi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Geçmişe gittiğimiz vakit 2000’li yıllarda nüfusun yarısı il ve ilçe merkezlerinde, yarısı kırsal alanda yaşarken; kırsaldaki nüfusun yıllar içerisinde giderek azaldığını görebiliyoruz. 2007 yılında Doğu Karadeniz’de özellikle nüfusun yüzde 56’sı il ve ilçe merkezlerinde yaşarken; yüzde 44’ü kırsal alanda yaşıyor. Bu rakam 2012’de yüzde 57 ve yüzde 43’e tekabül ediyor. Yıllar bazında geriye dönüp baktığımızda, nüfusun azaldığını söylememiz mümkün. Fakat bu iller bazında dönemsel değişiklikler de gösterebiliyor. Kırsaldan göçün olmasında önemli faktörün ekonomi olduğunu söyleyebiliriz. Kamusal hizmetlerin eksikliği, sosyal yaşamdaki yetersizlikler de insanların göç kararı almasına vesile olabiliyor.”

“KÜLTÜREL AKTARIM DURMA NOKTASINDA”

Kentlere göçün demografik yapıyı değiştirmesine ek olarak kültürel aktarımı da durma noktasına getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Tamer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kırsal nüfusun, şehir merkezlerine göç etmesiyle şehirde de demografik yapıda bir dönüşüm yaşanması, altyapı hizmetlerinde, sağlık ve sosyal alanlarda bir baskı oluşturarak dezavantajlı bir durum yaratmakta. Bu göçlerle beraber sadece demografik değişim gerçekleşmiyor. Aynı zamanda kültürel değerlerimizi koruyacak olan esas; ocak dediğimiz birimlerin de kırsal alanda maalesef elimizden kayıp gittiğine şahit olabiliyoruz. Bu da aidiyet bağının, kültürel bağların aktarılması konusunda maalesef bir boşluk yaratılmasına neden oluyor. Özellikle kültürel kimliğin ve yerel değerlerin kaybı söz konusu olabilir. Kırsalı tamamen boşaltıyorsunuz. Kırsalın boşaltılması bu anlamda bu değerlerin aktarımını sağlayabilecek olan nüfusun da şehre akmasına neden olabiliyor.”

“TEK BİR POLİTİKA UYGULANMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Özellikle genç nüfusun kentlere gittiği bilgisini paylaşan Prof. Dr. Tamer, Doğu Karadeniz’deki köylerin giderek yaşlandığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Doğu Karadeniz kırsalından göç eden yaş grubuna bakıldığında, Türkiye geneline paralel bir şekilde 15-39 yaş arasındaki genç nüfusun kırsal alandan kentlere göç ettiğine şahit oluyoruz. Bunun sonucunda nüfusun yaşlanması var, kırsal alanın tamamıyla yaşlılara bırakılması var, yaşlıların da sağlık hizmetlerine erişim güçlüğü nedeniyle göç etmesi durumu da var. Yaşanan göç hareketinin sonuçlarına karşı tüm iller için tek bir politika uygulanması ya da tek bir tedbirin alınması mümkün değil. Dolayısıyla farklı kırsalın özelliklerini dikkate alarak, politika önerisine gidebiliriz. Belki kırsal teşviklerle bu nüfusun o yörede kalması sağlanabilir. Bölge genelinde çok fazla meslek lisemiz var. Bu meslek lisesindeki müfredatın bölgenin ihtiyaç uygun olarak revize edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Buradan mezun olan öğrenciler, bölgenin ihtiyaç duyduğu alanlarda istihdam edilebilirlerse, bu genç nüfusu bölgede tutabiliriz. Dinamik, üretken, genç bir nüfusun nimetlerinden bölge olarak yararlanabiliriz diye düşünüyorum.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dogu-karadeniz-kirsali-yaslandi-kultur-aktarimi-risk-altinda/feed/ 0
Türkiye’nin terör örgütü PKK’ya karşı Irak’ta yapacağı operasyon için tarih verildi https://www.foxhaber.com.tr/turkiyenin-teror-orgutu-pkkya-karsi-irakta-yapacagi-operasyon-icin-tarih-verildi/ https://www.foxhaber.com.tr/turkiyenin-teror-orgutu-pkkya-karsi-irakta-yapacagi-operasyon-icin-tarih-verildi/#respond Tue, 30 Apr 2024 21:09:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6757 Son dönemde Türkiye ile Irak arasında güvenlik meseleleri ile ilgili bir dizi ziyaret ve görüşme gerçekleşirken, İngiltere’nin başkenti Londra merkezli yayın yapan Asharq Al-Awsat isimli gazeteye konuşan kaynaklar bazı iddialarda bulundu.

1978’de kurulan gazeteye konuşan kaynaklar, Ankara’nın terör örgütü PKK’yı ortadan kaldırma planlarını aktardı. Irak’ta İran yanlısı Haşdi Şabi’nin operasyonda yer alacağına dair iddialar ortaya atıldı.

Asharq Al-Awsat’a konuşan bir Türk yetkili, “Ankara’nın planının” bir parçasının savaştan sonra meydana gelecek değişikliklere hazırlanmak ve “bölgede, özellikle de Irak’ta sıfır güvenlik sorunu” kararlılığı olduğunu söyledi.

ANLAŞMANIN DETAYLARINI PAYLAŞTI

Asharq Al-Awsat’a konuşan Iraklı kaynaklar, Fidan Bağdat’a gitmeden önce Irak’ın, İran’ın PKK ile ilgili yeni durumu onaylaması da dahil olmak üzere Türkiye’nin planı hakkında bilgilendirildiğini söyledi.

Bir başka Iraklı kaynak ise resmi istişareler başladığında “sıfır saati dahil her şey hazırdı” dedi. Planı iki ülke arasında “eşi benzeri görülmemiş” olarak niteleyen kaynak, Haşdi Şabi’nin destek sağlamak üzere bazı bölgelerde yer alacağını da sözlerine ekledi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 14 Mart’ta Bağdat’a giderek mevkidaşı ile görüşmüştü.

Iraklı kaynaklar anlaşmaya dahil olan bazı detayların da, Türkiye’nin Irak’ta Tahran’la gerilimin azaltılması için Amerikalılarla arabuluculuk yapması ve Türkiye’nin garantörlüğünde İran’ın bölgesel ticarette daha fazla rol almasını içerdiğini söyledi.

“KAPSAMLI DEĞİŞİKLİK MESAJI”

Iraklı bir diplomat anlaşmanın siyasi boyutunun “Gazze’deki savaşın sona ermesinden sonra gerçekleşmesi beklenen kapsamlı değişikliklere” hazırlandığını söyledi. Bir Türk yardımcısı Asharq Al-Awsat’a Ankara’nın savaş sonrası durumla ilgili olarak bölge ülkelerini kapsayan bir dosya hazırladığını doğruladı.

Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan Türk yetkili, Türk Dışişleri Bakanlığı ve güvenlik birimlerinin yaklaşık beş ay önce Ankara’nın savaş sonrasındaki seçeneklerini ve beklenen değişikliklerle nasıl başa çıkacağını içeren bir plan hazırladığını söyledi. Yetkili, “Irak ve Suriye bu resmin bir parçası” dedi.

“HAZİRAN AYINDA BAŞLAYABİLİR”

Bir Türk diplomatik kaynak, Türkiye’nin Irak’taki askeri operasyonlarının Gazze’deki durumla doğrudan bağlantılı olduğuna dair yorumları reddetti. Kaynak, operasyonların Haziran ayında başlayabileceği tahmininde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Nisan ayında Bağdat’a gitmesi bekleniyor. Türk kaynaklar Erdoğan’ın ortak harekat komuta merkezi ve tampon bölge kurulmasını öngören bir anlaşma imzalayacağını söyledi.

Öte yandan haberde terör örgütü PKK ile IŞİD’le savaşında “kan kardeşliği” olduğu belirtilen Haşdi Şabi’nin nasıl hareket edeceğinin de merak uyandırdığı belirtildi. Gazeteye konuşan kaynaklar Haşdi Şabi’nin terör örgütü PKK’ya yardım ettiğini aktardı.

HAŞDİ ŞABİ’NİN AMACI BELLİ OLDU

Asharq Al-Awsat’a konuşan bazı kaynaklar Haşdi Şabi’nin bölgedeki terör örgütü PKK’nın üyelerini bünyesine alarak terör grubunun varlığını ortadan kaldırmayı planladığı ve bunun da bazı bölgelerde Haşdi Şabi’nin etkisinin artmasını ve kontrolü ele geçirmesine sebep olacağını söyledi.

Haberde, “Haşdi Şabi, Türkiye ile yapılan anlaşmayı Irak, İran ve Türkiye’deki stratejik bölgelerde gücünü artırmak olarak görecek. Teorik olarak, askeri operasyon PKK’lıların dağlık bölgelere sürülmesine yol açacaktır. Ayrıca Türkiye’nin tampon bölgesini, İranlı grupların Suriye yakınlarında konuşlandığı İran bölgesiyle birleştirecek.

Gazeteye konuşan Bağdat’taki siyasi ve diplomatik yardımcılar, “Tahran belirleyici bir anda beklenmedik bir kartla ortaya çıkmazsa” her şeyin plana uygun ilerleyeceğini söyledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turkiyenin-teror-orgutu-pkkya-karsi-irakta-yapacagi-operasyon-icin-tarih-verildi/feed/ 0
Bilim insanlarından Ay yüzeyini koruma çağrısı https://www.foxhaber.com.tr/bilim-insanlarindan-ay-yuzeyini-koruma-cagrisi/ https://www.foxhaber.com.tr/bilim-insanlarindan-ay-yuzeyini-koruma-cagrisi/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:54:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6665 The Guardian’ın haberine göre, bilim insanlarınca yürütülen araştırmada Dünya’daki sinyallerin karıştırıcı etkilerinden korunaklı bu alanların yer titreşimlerinden uzak ve bazı bilimsel cihazların gerektirdiği düşük sıcaklıkları dolayısıyla gözlem yapmaya çok elverişli olduğu belirlendi.

“Olağanüstü bilimsel öneme sahip alanlar (SESIs)” şeklinde nitelendirilen bu bölgelerin, Ay navigasyon ve iletişim uyduları, gezginler (rover), madencilik operasyonları gibi yakın gelecekteki olası Ay misyonları nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu belirtilerek, bu sebeple acilen korunmalarının gerekliliği vurgulandı.

Merkezi Massachusetts eyaletinde bulunan Harvard ve Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden gök bilimci Dr. Martin Elvis, “İnsanlığın ilk kez, Güneş Sistemi’nde nasıl genişleyeceğimize karar vermesi gerekiyor. Evreni anlamak için eşi benzeri olmayan fırsatları kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız” uyarısında bulundu.

Elvis, Ay yüzeyinde buz içeren ve zirvelerinde yıl boyu Güneş ışığı alan kraterlerin bulunduğuna, taşıdıkları özelliklerin bu alanları deneyler, Ay üsleri ve madencilik faaliyetleri için gerekli enerji, su ve oksijen açısından önemli noktalar kıldığına dikkati çekti. Elvis, “Aynı arazinin kullanımı için rekabet ihtimali oldukça büyük” ifadesini kullandı.

22’DEN FAZLA ARAŞTIRMA GÖREVİ PLANLANIYOR

Araştırmayı yürüten bilim insanları, herhangi bir koordinasyon otoritesi olmadan Ay’da gelecekte yaşanacak çatışmaları önleyecek hiçbir şeyin bulunmadığını kaydetti.

Bilim insanları, fiziksel çarpışmalar, Ay yüzeyindeki madencilik faaliyetleriyle oluşabilecek toz bulutları ile titreşimlerin, Ay yörüngesindeki haberleşme ve GPS uydularının elektromanyetik yayınlarının ve “SESIs” alanlarındaki olası madencilik faaliyetlerinin risk oluşturduğu uyarısında bulundu.

2026’nın sonuna kadar yarısı güney kutbuna yakın bölgelere yönelik Ay’a en az 22 uluslararası araştırma görevi planlanıyor, gelecekte başka misyonlar da öngörülüyor. Ayrıca 2030’larda faaliyete geçecek, birisi ABD, diğeri Rusya-Çin’e ait iki Ay üssü planı da söz konusu.

Bilim insanları, 2020’nin sonuna kadar Ay yüzeyine bilimsel cihazlar yerleştirmeyi planlıyor. Bunların arasında optik, kızılötesi, X-ışını ve radyo teleskopları, güneş rüzgarını ve kozmik ışınları araştırmaya yönelik parçacık dedektörleri ve kara delikler ile nötron yıldızları çarpıştığında uzay-zaman dokusundaki titreşimleri algılayan yer çekimsel dalga dedektörleri bulunuyor.

Ay’ın görünmeyen yüzü, Dünya’dan gelen sinyalleri engellemesi nedeniyle Güneş Sistemi’ndeki radyo dalgaları açısından en sessiz bölge. Arazisi çok dağlık olan Ay’ın görünmeyen tarafında evrenin ilk dönemlerini, yıldızlar oluşmadan önceki zamanları ve olası “uzaylı yaşamın” belirtilerini araştıracak büyük radyo teleskop dizilerinin kurulmasına uygun sadece 3 bölge mevcut.

Diğer taraftan ABD’ye ait Interlune şirketi, bu bölgelerden “Mare Moscoviense” alanında kuantum hesaplama ve füzyon enerjisi endüstrisinde kullanılmak üzere Helyum-3 madenciliği yapmayı planlıyor.

EVRENDEKİ EN SOĞUK BÖLGELER

Ay’ın kuzey ve güney kutup bölgelerindeki meteor kraterleri, milyarlarca yıldır Güneş ışığı almamaları nedeniyle evrendeki en soğuk bölgeler. Bu bölgelerin sıfırın altında 200 santigrat dereceden daha düşük soğukluklarıyla çok büyük kızılötesi teleskoplar için uygun olduğu kaydediliyor.

Bu teleskoplarla uzak yıldızlardaki Dünya büyüklüğündeki gezegenler ile atmosferlerinin olası yaşam için araştırılması planlanıyor.

Ay yüzeyindeki sismik açıdan sessiz, yer titreşimlerinin bulunmadığı alanlar da atom çekirdeğinden 1000 kat daha küçük hareketleri algılayabilen yer çekimsel dalga dedektörleri için ideal bölgeler. Yer çekimi dalgaları geçerken Ay’ın titreşimlerini tespit edecek sismografın bu alanlara yerleştirilmesi düşünülüyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bilim-insanlarindan-ay-yuzeyini-koruma-cagrisi/feed/ 0
Hong Kong’daki tartışmalı yasa, 21 yıl sonra meclisten geçti https://www.foxhaber.com.tr/hong-kongdaki-tartismali-yasa-21-yil-sonra-meclisten-gecti/ https://www.foxhaber.com.tr/hong-kongdaki-tartismali-yasa-21-yil-sonra-meclisten-gecti/#respond Wed, 17 Apr 2024 21:54:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6243 Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde 2003’teki protestoların ardından 21 yıl boyunca rafa kaldırılan Ulusal Güvenliği Koruma Yasası, mecliste oy birliğiyle kabul edildi.

Mecliste oy birliğiyle kabul edilen yasa, vatana ihanet, ayrılıkçılık, hükümeti devirmeye teşebbüs, halkı isyana teşvik, sabotaj, dış güçlerle işbirliği, devlet sırlarını açığa vurma ve casusluk gibi 39 suçu tanımlıyor.

Hong Kong’un anayasası niteliğindeki Temel Yasa’nın 23. maddesi uyarınca çıkarılması gereken yasa, kentin İngiliz sömürge yönetiminden Çin’e devredildiği 1997’den bu yana siyasi tartışmaların odağında yer alıyordu.

PROTESTOLARIN ARDINDAN RAFA KALDIRILMIŞTI

Ulusal Güvenliği Koruma Yasası, tasarı olarak ilk kez 2003’te meclise sunulduğunda yüz binlerce kişinin katıldığı protestoların ardından rafa kaldırılmış, sonraki hükümetler konuyu yeniden meclise getirmekten kaçınmıştı.

Hong Kong vatandaşlarının ulusal güvenlikle bağlantılı suçlardan yargılanabilmesinin önünü açan yasa, bölge otoritelerinin bu konudaki yetkilerini genişletiyor.

Yasa, vatana ihanet, ayaklanma, Çin silahlı kuvvetlerini isyana teşvik, dış güçlerle işbirliği içinde kamuya ait altyapıya zarar vermek gibi suçlar için ömür boyu hapis cezası öngörüyor. Yasayla bazı suçlar yurt dışında işlense dahi Hong Kong’da yargılanabilmesinin önünü açılıyor.

ÇİN’İN KABUL ETTİĞİ YASANIN TAMAMLAYICISI OLACAK

Çin’in 2020’de kabul ettiği Ulusal Güvenlik Yasası’nın onaylanıp çatı düzenleme olarak bölgede yürürlüğe girmesinin ardından mevzuat boşluğunun giderilmesi için yerel bir ulusal güvenlik yasasının yapılması yeniden gündeme gelmişti.

Hong Kong’un anayasası niteliğindeki Temel Yasası’nın 23. maddesi, güvenlikle bağlantılı bazı suçlarda yargılama yapılabilmesi için yerel kanunların çıkarılmasını şart koşuyor.

Hong Kong’da 2019’da suçluların Çin ana karası, Makao Özel İdari Bölgesi ve Tayvan’a iadesini kolaylaştıran yasa tasarısı, merkezi hükümetin bölgenin özerk hukuk sistemi üzerinde tahakkümüne yol açacağı gerekçesiyle büyük çaplı kitlesel gösterilerle protesto edilmişti.

Protestoların ardından Çin yönetimi, Haziran 2020’de çıkardığı Ulusal Güvenlik Yasası ile “hükümeti yıkmaya teşebbüs, vatana ihanet ve ulusal güvenliği tehlikeye atan eylemleri” suç haline getirmiş, yasa Hong Kong meclisince onaylanarak bölgede yürürlüğe girmişti.

İçeriği itibarıyla aslen demokrasi yanlısı protesto hareketini hedef alan yasanın yürürlüğe girmesiyle muhalif gazeteciler, siyasetçiler, iş insanları ve aktivistlerin “ulusal güvenlik” gerekçesiyle yargılanmalarının önü açılmıştı.

Yasa kapsamında 100’den fazla muhalif hakkında soruşturma başlatılırken, demokrasi yanlısı çok sayıda sivil toplum örgütü ve medya kuruluşu kapatılmıştı.

BİR ÜLKE, İKİ SİSTEM

Hong Kong, 1898’de imzalanan “kira sözleşmesi” ile uzun yıllar İngiltere hakimiyetinde kaldıktan sonra 1997’de Çin’e devredilmişti.

İmzalanan ortak deklarasyon çerçevesinde Hong Kong’a 2047’ye kadar basın, ifade, toplanma, inanç ve serbest akademik çalışma gibi özgürlükleri ile bağımsız idari ve hukuki yapısını koruma hakkı tanınmıştı.

Hong Kong, Çin’e bağlı olmasına rağmen kendisine ait para birimi, dil, hukuk sistemi ve kimlik kullanıyor. Özerk yapılı bölgenin sadece savunma ve dış politika gibi konularda Pekin’e bağlı olduğu bu yönetim modeli, “bir ülke, iki sistem” olarak adlandırılıyor.

Pekin yönetimi, son yıllarda bölge üzerindeki hakimiyetini artıracak Ulusal Güvenlik Yasası ve seçim sisteminde yapılan değişikliklerle bölgenin özerk yönetim yapısını aşındırdığı eleştirilerine hedef oluyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hong-kongdaki-tartismali-yasa-21-yil-sonra-meclisten-gecti/feed/ 0
Marmara depremi uyarısı: Eli kulağında https://www.foxhaber.com.tr/marmara-depremi-uyarisi-eli-kulaginda/ https://www.foxhaber.com.tr/marmara-depremi-uyarisi-eli-kulaginda/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:21:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5677 Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Candan Gökçeoğlu, olası Marmara depreminde her zaman İstanbul’un gündeme geldiğini ancak depremin bölge illerinin tamamını etkileme potansiyeline sahip olduğunu söyledi.

Gökçeoğlu, zarar verme potansiyeline sahip doğa olaylarının, yapılaşma ve planlamadaki yanlışlar, mühendislik prensiplerinin yeterince veya hiç dikkate alınmaması sonucu afete dönüştüğünü vurguladı.

Özellikle depremlerin, afete karşı hazırlıklarını tamamlamayan, yoğun yerleşik nüfus ve ekonomik aktiviteye sahip bölgelerde gerçekleşmesi sonucu kayıp ve zararların arttığına dikkati çeken Gökçeoğlu, nerede hangi doğal tehlikenin gelişebileceğinin farkında olunması gerektiğini söyledi.

PLAN OLURSA AFETE DÖNÜŞMEZ

Gökçeoğlu, “Bu farkındalığa göre yapacağımız planlamalarla, seçeceğimiz yerleşimlerle, yapacağımız binalarımızla, kamu ve hizmet binalarımızla, demir yolu, kara yolu, otoyol gibi ulaştırma yapılarımızla; bunların altyapı sistemlerini, elektrik, kanalizasyon, su sistemlerini buna göre planlar, projelendirir ve yaparsak hiçbir doğal tehlike bizim için afete dönüşmez. Ufak tefek kayıplarımız olabilir ama afete dönüşmez” dedi.

Karlıova’dan başlayıp Saros Körfezi’ne kadar giden Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun birçok segmentten oluştuğuna değinen Gökçeoğlu, bu segmentlerin neredeyse tamamının son yüzyılda kırıldığını dile getirdi.

Gökçeoğlu, kırılmayan iki segmentten birinin Marmara Denizi, diğerinin Bingöl-Erzincan arasındaki Yedisu segmenti olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

– Dolayısıyla bu ikisi üzerinde bilimsel olarak da teknik olarak da deprem beklentisi var. Depremin, Marmara Denizi’nde daha yakın zamanda olması muhtemel çünkü 1999 depreminden 3 ay sonra Düzce Depremi gerçekleşti. Oradaki segment de kırıldı. 1912’de Saros Depremi var. 1912 ile 1999 depremleri arasındaki bölge şu anda depreme hazır biçimde bekliyor. Halk arasındaki deyimle artık eli kulağında bekliyoruz. Kimilerine göre bu iki parçada kırılır 7’yi bulmaz, kimilerine göre tek parçada kırılır 7,4’e ulaşır.

MARMARA’NIN TAMAMINI ETKİLER

Gökçeoğlu, Marmara Denizi’nde sismik çalışmalardan yola çıkılarak elde edilen verilerin olduğunu ancak deniz dibini karadaki kadar net göremediklerine değinerek, “Bu deprem ister 6,9 ister 7,2 olsun öyle ya da böyle İstanbul’u, Kocaeli’yi, Yalova’yı, Bursa’yı, Bandırma’yı hatta Tekirdağ’ı ciddi biçimde etkileme potansiyeline sahip. Yani Marmara Bölgesi’ne hep ‘İstanbul İstanbul’ deniyor ama o bölgenin neredeyse tamamını ciddi biçimde etkileme potansiyeline sahip” değerlendirmesinde bulundu.

Depremi üretecek aktif fay Marmara Denizi içinde kaldığından kıyısı bulunan kentlerin etkileneceğine işaret eden Gökçeoğlu, İstanbul’a dikkati çekerken diğer şehirleri de gözden kaçırmamak gerektiğini çünkü fayın diğer illere de oldukça yakın konumda bulunduğunu söyledi.

TSUNAMİ UYARISI

Gökçeoğlu, Marmara Denizi’ndeki fayın kuzey bölgesinde olan ciddi boyuttaki deniz altı heyelanlarının depremin ardından tetiklenmesinin söz konusu olduğunu, bu nedenle tsunami etkisinin görülebileceğini kaydetti.

Bu kapsamda Anadolu yakasının Avrupa yakasına göre jeolojik açıdan biraz daha şanslı olduğunu belirten Gökçeoğlu, yine de yapı kalitesi, ulaşım ve altyapı ağının, yaşanması muhtemel depremdeki kayıpların boyutunu etkileyecek parametreler olduğunu anlattı.

İstanbul’daki yeni yapıların birçoğunun iyi mühendislik hizmeti aldığını ifade eden Gökçeoğlu, olası depremde İstanbul’daki köprü, tünel ve metro sistemlerinde hasar oluşmasını beklemediklerini, eski, birbirine girmiş, planlama ve mühendislik hizmeti doğru olmayan eski yapılarda ise hasarın kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/marmara-depremi-uyarisi-eli-kulaginda/feed/ 0
Prof. Dr. Süha Özden’den Çanakkale depremi açıklaması https://www.foxhaber.com.tr/prof-dr-suha-ozdenden-canakkale-depremi-aciklamasi/ https://www.foxhaber.com.tr/prof-dr-suha-ozdenden-canakkale-depremi-aciklamasi/#respond Sat, 23 Mar 2024 21:03:11 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5080 Çanakkale’nin Yenice ilçesinde dün saat 21.38’de Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi’nin (AFAD) verilerine göre, 4.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Tolga Bekler ve ÇOMÜ Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süha Özden yaşanan depremle ilgili değerlendirmede bulundu.

‘DEPREMDEN HEMEN SONRA HİÇBİR ARTÇI SARSINTININ OLMAMASI DA ENTERESAN’

Yenice-Gönen fayı üzerinde meydana gelen 4.9 büyüklüğündeki bu depremin de odak mekanizması çözümünün sağ yanal doğrultu atımlı bir fay olduğunu gördüklerini söyleyen ÇOMÜ Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süha Özden, şöyle konuştu:

-Hem tarihsel geçmiş hem aletsel dönem geçmişleri açısından baktığımız zaman Yenice-Gönen fayı üzerindeki dün akşamki depremin çok önemli bir noktada meydana geldiğini ifade etmek isterim.

-Depremden hemen sonra şu ana kadar hiçbir artçı sarsıntının olmaması da enteresan. Dolayısıyla bunu izlemek gerekiyor. Çünkü burası yarımada içerisindeki en önemli aktif fay ve yıkıcı depremlerle karşımıza çıkmış bir bölgedir.

-Dolayısıyla bu depremin sonrasında herhangi bir büyük depremin gelip gelmeyeceğini bilemeyiz. Ancak izlemek durumundayız.

-Şunu ifade etmek isterim ki; özellikle son bir yıl içerisinde Marmara Denizi’nin güneyinde yer alan bu bölgede bir sismik açıdan bir stres geriliminin arttığını bize gösteriyor.

-Bu stres geriliminin arttığının sonuçları da küçük ve orta büyüklüğe yakın depremler olarak karşımıza çıktı. Dolayısıyla bu depremlere dikkate alarak bölgeyi bilimsel olarak yakından incelemeye devam edeceğiz.

‘GENEL ANLAMDA BİR STRES YÜKLEDİĞİNİ GÖRÜYORUZ’

Depremin gerçekleştiği bölgenin, Kuzey Anadolu Fayı’nın, kuzey kolunun güneyinde orta ve güney kol üzerinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özden, şöyle konuştu:

-Tarihsel ve aletsel dönem geçmişlerine baktığımız zaman bu bölge üzerinde 7’den büyük deprem her zaman olma olasılığını taşıyor. Çünkü fayların uzunluğu ve uzanımları bu türden büyüklükte bir depremin olabileceğini bize gösteriyor.

-Ama bu dünkü 4.9’luk depremden hemen sonra veya devamında olacak anlamını da taşımaz. Bunu süreç içerisinde izlemek durumundayız. Sonuçta önemli bir sağ yanal doğrultu atımlı fay segmenti, Kuzey Anadolu Fayı’nın önemli bir segmenti üzerindeyiz. Dolayısıyla süreç içerisinde izleyip bakacağız.

-Bu depremin Marmara içerisinde yer alan ve bir sismik boşluk halinde bulunan, 1766 depremi sonrası deprem meydana gelmeyen alanla doğrudan bir ilişkisi bulunmamaktadır. Bu tür bir deprem orada oluşabilecek 7’nin üzerindeki bir depremi tetiklemez.

-Ancak bütününü düşündüğünüz zaman Marmara Bölgesi’nin içerisinden geçen Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey ve güney kolunun bugün baktığımız zaman genel anlamda bir stres yüklediğini görüyoruz.

-Dolayısıyla buradaki faylardan veya fay segmentlerinden herhangi biri üzerinde büyük bir deprem olasılığı her zaman var ama birbirlerini doğrudan etkilemeleri söz konusu değil.

‘HİÇBİR DEPREMİ BEKLENMEDİK OLARAK GÖRMÜYORUZ’

Depremin bölgedeki birçok aktif fay olarak nitelendirilen, farklı geometrilerdeki faylardan biri tarafından üretilmiş bir deprem olduğuna dikkati çeken ÇOMÜ DAUM Müdürü Prof. Dr. Tolga Bekler ise “Geçtiğimiz hafta içerisinde yine Biga’da meydana gelen bir depremimiz vardı. Dolayısıyla tüm bu depremler bize bölgenin tektonik açıdan, yani bu deformasyon alanları içerisinde ne kadar fazla tehlike içerdiğinin de göstergelerinden biri. Güney Marmara Bölgesi ya da Biga Yarımadası olarak adlandırdığımız bu alan içerisinde son 100 yıl içerisinde özellikle 6’nın üzerinde farklı büyüklüklerde depremlerin oluştuğunu görüyoruz. Rejim itibarıyla da hem açılma rejiminin hem de sıyrılma faylarının olduğu bir bölge. Dolayısıyla bu süreç içerisinde meydana gelebilecek hiçbir depremi biz beklenmedik olarak görmüyoruz. Anadolu’nun birçok yerinde de bunlar mevcut. Dolayısıyla tek problem, burada bu sürecin çok rastgelelik içerdiği” dedi.

“Hangi fayın, ne zaman deprem üreteceği konusunda maalesef bir bilgi sahibi değiliz” diyen Prof. Dr. Bekler, şöyle konuştu:

-Bildiğimiz tek şey, geçmişte farklı bir üreten bu tür geometrilere sahip olan fayların yine gelecekte de gerilme alanlarına bağlı olarak depremler üreteceği şeklinde. Tabii ki burada tek bir fay yok.

-Burası bir fay zonu Yenice, Gönen, Etili, Sarıköy, güneyde yine İvrindi, Edremit Körfezi vesaire aşağı yukarı 12-13 tane aktif fayımız var. Dolayısıyla bu tür depremleri görmeye alışmamız gerektiğini düşünüyorum.

-Çünkü yer kendi iç dinamikleri gereği kendi görevini yerine getiriyor. Dolayısıyla önemli olan her defasında bahsettiğimiz durum; toplumun tüm dinamikleriyle, tüm yapı unsurlarıyla, tüm yönetim ayağıyla, tüm paydaşlarıyla bu tür depremlerin zararlarını olabildiğince azaltmada ne önlem gerekiyorsa çok geçmeden yapmalıyız.

-Dolayısıyla bunlara dikkat edildiğinde bu gibi konuları daha az konuşur hale geliriz diye düşünüyorum. Çünkü bu tür büyük depremleri üretmiş faylarımız var. 1953, 18 Mart depremi, 7.2 büyüklük bir deprem meydana getirmiş.

-Birtakım çalışmalar bize bu bölgenin biraz yavaş çalıştığını, yani çok sık aralıklarla deprem üretmediğini, aşağı yukarı 250 ile 300 sene içerisinde büyük deprem üreten fayların çalıştığını gösteriyor.

-Ama arada sırada yine bu büyüklükte, yani dün yaşadığımız depremin büyüklüğü gibi orta büyüklük depremleri görmek bizim için zaman zaman kaçınılmaz olabiliyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/prof-dr-suha-ozdenden-canakkale-depremi-aciklamasi/feed/ 0
Uzungöl’de yapılması planlanan HES’e vatandaşlardan protesto https://www.foxhaber.com.tr/uzungolde-yapilmasi-planlanan-hese-vatandaslardan-protesto/ https://www.foxhaber.com.tr/uzungolde-yapilmasi-planlanan-hese-vatandaslardan-protesto/#respond Sun, 17 Mar 2024 21:09:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4800 Trabzon’un önemli turizm merkezlerinden Uzungöl’de yapılması planlanan hidroelektrik santral (HES) projesine karşı bölge halkı, basın açıklaması yaptı.

“UZUNGÖL HES PROJESİ İLE CEZALANDIRILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR”

Uzungöl Turizimciler Derneği Başkanı Mehmet Keleş, şunları söyledi:

* “Uzungöl’e ve Solaklı Vadisi’ne sahip çıkmak için bizimle beraber olan kıymetli vatandaşlarımız; bugün buraya toplanmamızın nedeni; ülkemizin ve bölgemizin en önemli turizm merkezlerinden olan Uzungöl’e yapılması planlanan HES projesidir. Daha önce Trabzonspor’un adıyla ruhsatı alınan Uzungöl HES 2012 yılında ÇED raporu almıştır. Turizme ve çevreye vereceği zararını öngören bölge insanlarımız çok güçlü şekilde projeye karşı çıkmış ve hukuki yola başvurmuştur. Uzungöl’de, toplumun her kesiminden insanların olduğu büyük çaplı protesto gösterileri düzenlenmiştir.

* Danıştay’ın iptal kararına rağmen ne olduysa, proje yeniden yürürlüğe girmiştir. Trabzonspor bu projeyi uygulamaktan vazgeçmemiş ve projenin çok büyük kısmını özel bir firmaya satmıştır. Bu projede Trabzonspor’un sadece adı kalmıştır. Trabzonspor’un bu projeden beklediği gelir yıllık ortalama olarak 1 milyon dolar civarındadır fakat Uzungöl’ümüz turizm potansiyeli ile ülke ekonomisine katkısı yıllık ortalama 1.5 milyar dolardı. Bu da HES’ten beklenen gelirin 1500 katıdır. Bu yıl Uzungöl turizminin 50. yılını kutlamayı planlarken, üzülerek ifade etmek isteriz ki, Uzungöl HES projesi ile cezalandırılmaya çalışılmaktadır.

* Kanunlardaki ilgili maddelere göre projenin onaylanan ÇED raporu, veriliş tarihinden başlamak üzere, 7 yıl içinde inşaata başlama zorunluluğu vardır. Gelinen bu noktada sürenin dolmasına rağmen hiçbir şekilde inşaata başlanmamıştır. Bu yıl itibarıyla ÇED raporunun üzerinden tam olarak 11 yıl geçmiştir. Biz Uzungöl halkı olarak yeniden bu projeyi mahkemeye verdik ve sonucunu büyük bir dikkatle beklemekteyiz.

“İNSANLARA DERENİN KURUDUĞUNU NASIL AÇIKLAYACAKSINIZ”

* Şimdi bu projeye olumlu bakan zihniyetlere soruyoruz; 40 yıldan beri çıkarılamayan imar planları yüzünden ideal yapılaşmasını sağlayamayan Uzungöl insanına, bu projeyi resmiyete döktüğünüzü nasıl açıklayacaksınız? Uzungöl’de pencere ölçülerine, çatı yüksekliklerine, ormandan kuru ağaç toplamaya karışan koruma anlayışına soruyoruz; gölden 600 metre mesafede, sit alanının içindeki bu projeye nasıl izin verdiğinizi açıklayabilecek misiniz? Bu proje ile insanların seyrede seyrede Uzungöl’e çıktığı Solaklı Deresi 10 kilometre boyunca yok olacakken, bu manzaraya alışmış insanlara derenin kuruduğunu nasıl açıklayacaksınız?

* Zaten çözüme kavuşturulamayan trafik problemi, HES inşaatının getirdiği çamur, betonlama ve kazı çalışmasıyla en az iki katına çıkacağını düşündünüz mü? Uzungöl’de kış vakti çeşitli bahaneler sunularak evlerini başlarına yıktığınız insanların gözlerine baka baka bu katliama nasıl müsaade edeceksiniz? Fırtına Vadisi’ndeki HES’lerin iptal edilip, Solaklı Vadisi’ndeki HES’lerin iptal edilmemesinin bir açıklaması var mıdır? Turizm potansiyeli olarak, Karadeniz bölgesinde, Solaklı Vadisi’nin üzerinde başka bir vadi var mıdır?

* Uzun yıllardan beri bölgedeki alabalık neslini devam ettirmek için yoğun çabalar ve büyük paralar harcayan kurumlarımızın, alabalığın başına geleceklerden hiç mi haberi yoktur? Yerleşim bölgelerinin altından geçecek olan HES tünellerinin potansiyel tehlike oluşturmasından dolayı, facialara yol açmayacağını kim ve kimler garanti edebilir?

“TEK DERDİMİZ DERELERİMİZE SAHİP ÇIKMAKTIR”

* Şimdi buradan en başta devlet yetkililerine sesleniyoruz; bir an önce bu projenin yeniden incelenmesini ve bu tarihi yanılgıdan bir an önce dönülmesini talep ediyoruz. Bizim tek derdimiz, toprağımıza olan minnet borcumuzun gereği olarak, derelerimize sahip çıkmaktır. Biz hiçbir siyasi oluşumun maşası değiliz. Biz halkın ta kendisiyiz. Biz bu dağların öz evlatlarıyız. Bütün memleket sevdalılarını, atalarının emanetlerine sahip çıkan herkesi ve gerçek Uzungöl dostlarını yanımızda görmek istiyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/uzungolde-yapilmasi-planlanan-hese-vatandaslardan-protesto/feed/ 0
Yutulabilir parfüm üretildi: ‘Tuvaletlerin de güzel kokmasını amaçladık’ https://www.foxhaber.com.tr/yutulabilir-parfum-uretildi-tuvaletlerin-de-guzel-kokmasini-amacladik/ https://www.foxhaber.com.tr/yutulabilir-parfum-uretildi-tuvaletlerin-de-guzel-kokmasini-amacladik/#respond Tue, 05 Mar 2024 21:39:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4283 Trakya Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülşah Gedik, Osmanlı döneminde Balkanlar ve Trakya’da yetiştirilen güllerin bölgede yeniden canlandırılması için çalışma başlattıklarını söyledi.

9 ay önce başlayan proje kapsamında gittikleri Bulgaristan’da gül aroması ile yapılan şekerin kendilerini çok etkilediğini belirten Doç. Dr. Gedik, daha iyisini yapmak için araştırma içine girdiklerini anlattı:

KORE VE JAPONYA’DA DA DENENDİ

“Bunun şeker formatında olması, şekerin vücut için zararlı bir madde olmasından dolayı şeker ve gıda maddesi olmadan daha standart formüller elde etmek istedik. Yaptığımız araştırmalarda Kore ve Japonya’da birer ürün gördük. Onlar da yutulabilir parfüm olduğu iddia edilen ürünlerdi. Yapılarını inceledik. Bize göre o ürünlerin içeriğinde kimyasal yapısı açısından çok koruyucu madde vardı. Daha iyisini yapabilir miyiz sorusu ile günümüze kadar geldik.”

“GÜL ÜRETİMİ OSMANLI RUS SAVAŞI’NDAN SONRA SEKTEYE UĞRADI”

“Hem bulunduğumuz bölge hem de Bulgaristan’da Kızanlık kısmına kadar olan bölge, Osmanlı döneminde gül üretiminin çok fazla olduğu yerler. Toplanan çiçeklerden gül yağı ve gül kongreti elde ediliyormuş. Bizim bulunduğumuz bölge de 1877-1878 yıllarında Osmanlı-Rus savaşı sonrasında gül üretimi büyük ölçüde sekteye uğruyor. Buradan kaçan ustalar Isparta, Bursa ve İzmir’e yerleşip üreticiliğe oralarda devam ediyor. Ama en çok devlet desteğiyle Isparta’da gül üretimi gerçekleştiriliyor.”

“TÜRKİYE’DE GÜL SINIRLI ALANDA KULLANILIYOR”

“Edirne ve Isparta’da yetişen gülleri temin edip çalışmalara başladık. Bu güllerden hem parfüm hem de çeşitli amaçlarla kullanılabilecek farmasötik ürünler geliştiriyoruz. Bu çeşitli amaçlar arasında dünyadaki gül üretimindeki çalışmalar bize rehberlik etti. Özellikle bize komşu olan ülkelerden İran ve Irak’ta gül yaprakları evlerde havanda ezilerek ve sumak ile karıştırılıp, tablete basılabilir bir hale getirilerek dismenore ağrılarında çeşitli can sıkıntısı durumlarında antidepresip özellikleri nedeniyle halk arasında çok kullanılmaktadır. Bizim ülkemizde ise gül yapraklarından gül yağı ve gül konkreti dışında reçel gibi gıda endüstrisinde yararlanılıyor. Ama dünyadaki diğer kullanım alanları gibi antimikrobiyal, antistres kaynaklı aromatik tedavilerde yoğun kullanımı gibi özellikler hiç yok. O yüzden kullanımı da artırmak istiyoruz. Bulunduğumuz bölgede buna bağlı olarak da gül yetiştiriciliğinin tekrardan yayılmasını istiyoruz.”

SARIMSAKTAN ESİNLENİLDİ

“Yapay malzeme kullanmadan gülün kendi aromasını verdiği bir kapsül içerisine koyduğumuz gülden elde ettiğimiz ekstreyi püskürtmeli kurutucuda toz haline getirdik. Bazen polimer ile kaplıyoruz. Bunu da yutulabilir bir hale getirmek için daha sonra kapsüllerin içerisine koyuyoruz. Kapsüllerde yoğun bir koku oluyor, bu koku gülden geliyor. Esinlendiğimiz yapı; sarımsak yediğimizde koku derimizde devam eder, gülün yapısında da geraniol sebebiyle sarımsaktaki etkiye çok benzeyen bir etki oluyor. Bizim yaptığımız deneylerde günlük 4 tane kapsül alınmasıyla gayet güzel bir koku verilebileceğini görmüş olduk. Bu ürün hiçbir zaman konvansiyonel parfümlerin yerine geçecek bir ürün değil. Beğeneni, beğenmeyeni olacak.”

“İÇERİSİNDE SADECE DOĞAL GÜL VAR”

“Bizim ürünümüz daha farklı; vücudun kokmasının dışında hem de tuvaletlerinde güzel kokmasını amaçladık. İçerisinde sadece doğal gül var. Siz aslında bu ürünü kullandığınız zaman, yoğunlaştırılmış bir gül almış oluyorsunuz. Dolayısıyla gülün diğer etkileri olan antistres, antimikrobiyal gibi özellikleri de almış oluyorsunuz. Dini sebeplerden dolayı alkol içeren ürünler kullanmak istemeyen kişiler tarafından tercih edilebilir. Meraklılar tarafından tercih edilebilir. Ama parfüm sektörü ile yarışabilecek bir ürün değil. Başka bir ürün, başka amaçları ve hayalleri olan bir ürün. Yapısı da sadece iyi kokmak değil. Bunun dışında inflamasyonu, antbakteriyel özelliği gibi diğer hastalıklara çözüm olabilecek. Özellikle ağrı kesici özelliği destekleyebilecek bir ürün. Ürün için patent başvurusunda da bulunduk.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yutulabilir-parfum-uretildi-tuvaletlerin-de-guzel-kokmasini-amacladik/feed/ 0
DSİ’nin İliç yanıtına sert tepki: Gerçeğe aykırı https://www.foxhaber.com.tr/dsinin-ilic-yanitina-sert-tepki-gercege-aykiri/ https://www.foxhaber.com.tr/dsinin-ilic-yanitina-sert-tepki-gercege-aykiri/#respond Mon, 04 Mar 2024 21:48:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4217 Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat’ta Erzincan’ın Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasında enkaz altında kalan 9 işçiyi arama çalışmaları ‘heyelan riski’ nedeniyle durdurulurken, bölgede inceleme ve soruşturmalar devam ediyor.

Anagold Madencilik şirketi, 2020 yılında madenin kapasitesini ikinci kez artırımında ÇED raporuna sunmak için Devlet Su İşleri (DSİ) 8’inci Bölge Müdürlüğü’nden görüş istendi.

DSİ 8’inci Bölge Müdürlüğü, ‘içme ve kullanma havzasında olmadığı’ cevabını verdi. TBB Çevre ve Kent Hukuk Komisyonu üyesi ve Tunceli Barosu Avukatı Barış Yıldırım, sahanın Fırat Nehri’nin yanı başında Munzur Havzası’na da yakınlığı olduğunu belirterek verilen görüşün hukuksuz olduğunu söyledi.

“PROJE SAHASININ BULUNDUĞU ALAN, MUNZUR DAĞLARI EKOSİSTEMİ İÇERİSİNDE”

Kararın gerçeği yansıtmadığını belirten avukat Barış Yıldırım, şöyle konuştu:

* “Erzincan ili İliç ilçesi Çöper köyü mevkisinde yürütülmekte bulunan altın madenciliği projesinin ikinci kapasite artırımına dair hazırlanan ÇED raporuna sunulan DSİ Genel Müdürlüğü 8’inci Bölge Müdürlüğü görüşünde, ilgili yazıda, ‘Erzincan ili Çöpler Köyü mevkisinde tarafınızca yapılması planlanan Çöpler Madeni, ikinci kapasite artışı ve lokasyon projesinin ÇED değerlendirme sürecinde olduğu belirtilmiş olup, bu kapsamda Su Yönetim Genel Müdürlüğü’nün talebi üzerine proje sahasının herhangi bir içme ve kullanma su havzasına kalıp kalmadığına görüşümüz istenmektedir.

* Kurumumuzda yapılan değerlendirmede ekle verilmiş olduğumuz proje sahasının herhangi bir içme, kullanma suyu havzasında olmadığı belirlenmiştir’ denilmiş. Şimdi proje sonrası Munzur Dağları Havzası’nda önemli doğa alanı, önemli bitki alanı da bu havuzda ve proje sahasının bulunduğu alan. Türkiye’nin en büyük su toplamı havzasına sahip birkaç yüz metre hemen alt kısmında kalıyor. Şimdi hal böyleyken orada bir içme kullanma suyu fazlasının bulunmadığını belirtmek gerçekten de takdire muhtaç bir durum.

* Proje havzası, Munzur Havzası ve Fırat Havzası içerisinde bulunmasına rağmen DSİ’yi, ilgili şube müdürlüğü yaptığı değerlendirmede, ‘Ekle belirtmiş olduğunuz proje sahasının herhangi bir içme ve kullanma suyu havzasında olmadığı belirlenmiştir’ şeklinde yanıt verilmiştir. Bu yanıt tabi gerçeğe aykırı.

* Proje sahasının bulunduğu alan, Munzur Dağları ekosistemi içerisinde ve doğanın önemli doğa alanı. Aynı zamanda önemli bir bitki alanı. Proje sahası Türkiye’nin en büyük su toplama havzasına sahip Fırat Nehri’nin ki bu nehir Türkiye’nin hidrolik potansiyelinin üçte birini barındırmaktadır. Buraya birkaç yüz metre mesafede hemen, göründüğü üzere çok yakın. Munzur Havzası projenin hemen doğusunda kalıyor.”

“AĞIR KİMYASALLAR HAVZAYA CİDDİ RİSKLER VERİYOR”

Maden projesinde kullanılan kimyasalların Munzur Havzası’na zarar verdiğini belirten Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

* “Şimdi Munzur Havzası’nın ekolojik önemini belirtelim, bu alanda yapılan araştırmalara 2 bin 250’nin üzerinde bitki türü içeriyor. Yine bu bitki türlerinin yaklaşık 5’te 1’i endemik. Bu bölge Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (BERN) hükümlerine de, koruma altında olan bir bölge. Bölgede BERN sözleşmesine ek iki listeye göre kesin koruma altında bulunan dağ keçi, ayı, kurt, vaşak, su samuru, hatta neslinin dünyada tükendiği sanılan Anadolu Parsı gibi türler de buluyor.

* Bölge Türkiye’nin en önemli ekosistem bölgesi aynı zamanda dünya üzerinde bir saha. Bu bakımdan dünya kültürel ve doğa mirasının korunmasına dair sözleşme hükümlerine göre dünya kültür mirası listesinde yer alması gereken bir sanat. Bu kadar önemli bir ekolojik saha, bu kadar önemli bir iş ve kullanmak suyu hatası maalesef bir kamu kurumu tarafından burada herhangi bir kullanma suyu fazlası yoktur şeklinde değerlendirilmiş. Bunun gerçekten de bilime de vicdanın ana ben aykırı olduğunu düşünüyoruz.

* Maalesef bu ÇED raporu sonrası yapılan kapasite artışı 13 Şubat’ta orada bir faciaya sebebiyet verdi. Orada bilim insanlarının da açıkça ifade ettiği üzere kapasitenin çok çok üzerinde bir liç yığını oluşturulmuş. Dünyada eşi benzeri olmayan bir liç yığınından bahsediliyor akademisyenler tarafından. Bu projenin derhal çevre kanunu otuzuncu maddesi anayasanın elli altıncı maddesi çerçevesinde durdurulması gerekiyor. Aksi halde orada kullanılan ağır kimyasallar gerçekten de bu havzaya ciddi riskler verecektir. Bunun altını üzerinde geçirmek isteriz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dsinin-ilic-yanitina-sert-tepki-gercege-aykiri/feed/ 0
MEB, pansiyonlu okullar kuracak https://www.foxhaber.com.tr/meb-pansiyonlu-okullar-kuracak/ https://www.foxhaber.com.tr/meb-pansiyonlu-okullar-kuracak/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:42:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4048 Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’nin her bölgesinde eğitim alan meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için “bölge”, “ihtisas”, “sektör içi” ve “sektöre entegre” olmak üzere 4 yeni okul programının hayata geçirilmesini kararlaştırdı.

BARINMA İMKANI TANINACAK

Yeni mevzuatla meslek liselerinin sektörlerin içinde eğitim vermesinin önü açıldı. Ayrıca, sektör yoğunluğunun bulunduğu okullara yerleştirilecek 11. sınıf öğrencileri için yeni kontenjanlar ayrılacak, barınma ihtiyaçları da karşılanacak. Bakanlığın mesleki eğitime “istihdam odaklı” yaklaşımı yerleştiren yeni mevzuatı, gelecek eğitim öğretimden itibaren uygulamaya geçecek.

MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ali Karagöz, “MEB bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönerge” adlı yeni mevzuata ilişkin açıklamalarda bulundu.

İŞ GÜCÜ İHTİYACI KARŞILANACAK

Karagöz, mesleki eğitimde fırsat eşitliğini karşılamaya ve erişimi kolaylaştırmaya yönelik hazırlanan yeni yönergeye ilişkin şu bilgileri verdi:

– Yeni yönergemiz doğrultusunda Türkiye’nin herhangi bir yerindeki meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçiriyoruz. Burada yeni okul türleri tanımlamıyoruz, mesleki eğitim merkezleri ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin mevcut yapısı içine yeni okul eğitim modelleri getiriyoruz.

– Bunun sonucunda, mesleki ve teknik eğitim kurumlarının kendilerini yenilemesi, değişen ve dönüşen sistemlere entegre olması, sektörün talep ettiği nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılaması, öğrencilerin edindikleri bilgi ve beceriler sonucunda istihdam edilebilmelerinin kolaylaştırılması sağlanmış olacak.

PANSİYONLU BÖLGE OKULLARI

Karagöz, sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliğini başlatacak “bölge okulu” adı verilen programı şöyle tanıttı:

– Bölge okullarımız, işletmelerin yoğun olduğu yerlerde ve pansiyonlu olacak. İşletme eğitimine tam erişemeyen 11. sınıflarda okuyan öğrencilerimiz için bölge okullarımızda yeni kontenjanlar açacağız. Bu öğrencilerimiz, başarılarına bağlı olarak yerleşmeleri halinde okulun barınma imkanından yararlanacak ve işletme eğitimleri dahil tüm eğitimlerini bu okullarda alacaklar. Böylece 11. sınıflarda da işletmelerde meslek eğitimini hayata geçireceğiz.

İHTİSAS OKULLARI

Meslek liselerinde 53 alanda 114 dalda eğitim verdiklerini belirten Karagöz, bu alanlar içinde birbirini destekleyen ve aynı eğitim ortamlarında olabilecek şekilde mesleki kümelenmeler oluşturarak “ihtisas” okullarını hayata geçireceklerini bildirdi.

Eğitim ortamlarının daha etkin ve verimli kullanılmasının sağlanacak ihtisas okulları ile aynı zamanda mesleki teknik eğitime ilişkin Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüleceğini belirten Karagöz, böylece mesleki eğitime ilişkin öğretim programlarını okulların tecrübeleriyle güçlendireceklerini söyledi. Karagöz, ihtisas okullarında alan öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerinin de yapılacağını kaydetti.

ÖĞRENCİLER HEM OKUYUP HEM ÜRETECEK

li Karagöz, “sektör içi” özelliğe sahip okullarla üretim kabiliyeti çok güçlü ve kapasitesi büyük işletmelerin üretim altyapısıyla meslek ve teknik eğitim sürecini buluşturacaklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

– Sektör içi okullarımız, üretim ve işletme teknikleri güncel ve sürekli gelişim içindeki büyük işletmelerin içerisinde açılacak. Öğrencilerimiz 9. sınıftan itibaren işletmenin içinde açılmış okulda eğitim alacaklar. Öğrencilerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini işletmenin içindeki güvenli ortamlarda alacaklar, 11 ve 12. sınıfta ise o işletmenin üretim hattına öğretmenlerinin gözetiminde, usta öğreticilerinin nezaretinde dahil olacaklar.

Karagöz, “sektöre entegre” okullara ilişkin, “Bölge okullarında olduğu gibi sektöre entegre özellikli okullarımızda da mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın içerisindeki alanların sektörle ilişkilendirilmeleri sağlanacak, öğrencilerin sektörel yoğunluğun bulunduğu yerlerdeki işletmelerde mesleki eğitime katılmaları sağlanacak, böylece mesleki yeterlilikleri artırılacak” değerlendirmesini yaptı.

SANAYİ BÖLGELERİNE NAKİL

Bu modele, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin dahil olacağını bildiren Karagöz, şöyle devam etti:

– Bölge okulu ve sektöre entegre özellikli okul programımızda, okulun bulunduğu kayıt alanı dışındaki diğer mesleki ve teknik eğitim veren liselerde öğrenim gören ve 10. sınıfı tamamlayan belli niteliklere sahip öğrencilerin nakil ve geçişleri yapılacak. Bunun için nakil kontenjanları oluşturulacak.

– Sanayinin az geliştiği bölgelerdeki öğrenciler, parasız yatılılık imkanlarından yararlandırılarak sanayisi gelişmiş bölgelerde fırsat eşitliği temelinde, mesleki ve teknik eğitim almalarının yolu açılmış olacak. Öğrenciler, yerleşmeleri halinde işletmenin içerisinde doğrudan üretim hattıyla bütünleşmiş, sektörün üretim kabiliyetiyle, oradaki yetişmiş iş gücünün teknik personelin de nezaretinde mesleki derinleşmelerini sağlayacaklar.”

SENEYE BAŞLIYOR

Bu dönem içinde mesleki eğitimdeki yeni yaklaşıma entegrasyon için çalışacaklarını dile getiren Karagöz, 2024-2025 eğitim öğretim yılından itibaren meslek lisesi öğrencilerinin yeni programa sahip okullarıyla buluşacaklarını bildirdi.

Karagöz “Meslek eğitimdeki öğrencilerimize öncelikli önerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini başarılı geçirsinler. Bu okullarımızın kontenjanlarını belirledikten sonra duyuruya çıkaracağız. Öğrencilerimiz ve velilerimiz, duyurularımızı takip etsinler. E-okul üzerinden öğrencilerimiz başvuru yapacak” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/meb-pansiyonlu-okullar-kuracak/feed/ 0
Erdoğan: Azerbaycan’a desteğimiz sürecek https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-azerbaycana-destegimiz-surecek/ https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-azerbaycana-destegimiz-surecek/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:54:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3804 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile baş başa ve heyetler arası görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev’i halkının yüksek teveccühü ile 5. defa Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

“MAALESEF BAZI HAKSIZ UYGULAMALARA MARUZ KALDI”

Aliyev’in cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapmasından büyük bir bahtiyarlık duyduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

*7 Şubat’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri, ilk defa Azerbaycan’ın egemen topraklarının tümünde düzenlenmiş olması nedeniyle tarihi öneme sahiptir.

*Seçim sonuçlarının, Türkiye-Azerbaycan münasebetleri ve kardeş Azerbaycan halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Azerbaycan seçim sürecinde maalesef bazı haksız uygulamalara maruz kaldı.

*Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde Azerbaycan heyetinin bu sene düzenlenecek toplantılara katılımının engellenmesi yönünde alınan karar karşısında tepkimizi güçlü şekilde gösterdik.

*Bu meclisin çatışma değil, parlamenter demokrasiyi güçlendirecek bir diyalog platformu olması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Alınan karar geçersiz kılınana kadar Azerbaycan’a desteğimizi ve bu doğrultudaki girişimlerimizi sürdüreceğiz.

ULAŞTIRMA VE ENERJİ PROJELERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm yönlerini gözden geçirdiklerini, bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirdiklerini dile getirdi.

Azerbaycan ile işbirliğinin “Umummilli Lider” merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği “tek millet, iki devlet” temelinden ilerlediğini gördüklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

*Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi arttırma kararlılığındayız. Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmemiz gerektiği aşikardır.

*Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk Kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Kars-Nahçıvan Demiryolu Projesi’ne ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık.

*TANAP’ın kapasitesinin arttırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı Projesi ile enerji işbirliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim.

“BÖLGEMİZDE KALICI BARIŞ İÇİN TARİHİ BİR FIRSAT PENCERESİ AÇILIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmeler sırasında Güney Kafkasya’nın barış ve istikrarına dair atılan adımları da ele aldıklarını dile getirdi.

“Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölge ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu süreçte Azerbaycan’la birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açılıyor. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektifle bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde iki ülke sınırında meydana gelen eylemlerin tekrar yaşanmamasını ümit ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Yaralanan Azerbaycan ordusu mensubu kardeşimize acil şifalar diliyorum.”

Erdoğan, görüşmelerde, İsrail’in Gazze’de bütün insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan katliamlarını ve bölgeyi ilgilendiren diğer ihtilafları da değerlendirdiklerini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

*Aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki birliğimizin daha da kurumsallaşması ve güçlenmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatımızın olağanüstü zirvesinin Türk dünyasının kültür başkentlerinden Şuşa’da temmuz ayında düzenlenecek olmasından özellikle memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum.

*Önümüzdeki süreçte can Azerbaycan ile kardeşlik hukukumuz ve Şuşa Beyannamesi’nde ortaya koyduğumuz ruhla yol yürümeyi sürdüreceğiz. Aziz kardeşimin şahsında tüm Azerbaycan halkına 6 Şubat depremlerinde milletimizle sergiledikleri dayanışma için teşekkür ediyorum.

*Diğer yardımlarının yanı sıra Azerbaycan Kahramanmaraş’ta 320 dönümlük arazide 1000 konut ve 799 iş yeri inşa etmektedir. Önceki hafta Kahramanmaraş’a yaptığımız ziyarete Azerbaycan Bulvarı’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-azerbaycana-destegimiz-surecek/feed/ 0
Çernobil mutantları: Radyasyona maruz kalan hayvanlar şaşkınlık yaratıyor https://www.foxhaber.com.tr/cernobil-mutantlari-radyasyona-maruz-kalan-hayvanlar-saskinlik-yaratiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/cernobil-mutantlari-radyasyona-maruz-kalan-hayvanlar-saskinlik-yaratiyor/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:39:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3793 38 yıl önce gerçekleşen Çernobil Faciası’nın ardından bölgede görülen yüksek dozda radyasyon canlı yaşamını uzun süre tehdit etti. Bölge hızla boşaltılsa da radyasyonun yaban hayatı üzerinde nasıl bir etkisi olduğu merak konusu uzmanlarca merak konusu oldu.

Bilim insanları, birçok hayvanın başka yerlerdeki hayvanlardan farklılıklar göstermeye başladığını ve bazılarının mutasyona uğrayarak “süper güç” olarak tanımlanabilecek özellikler sergilediğini söylüyor.

Bölge şu an insanlar için güvenli ve turist ziyaretine de açık. Bununla birlikte turistler, alışılagelmişin dışındaki “sıcak noktaların” hala tehlikeli miktarda radyasyon barındırdığı konusunda uyarılıyor ve vahşi doğada yetişen balık veya mantarları yememeleri söyleniyor.

Peki bölgedeki hayvanlar radyasyondan nasıl etkileniyor? Alanında uzman isimler hayvan türlerine göre farklılıkları yorumluyor…

KARA KURBAĞALAR

Yıkılan nükleer santralin etrafındaki kurbağalar daha da koyulaştı, araştırmacılar bunun sıcak radyasyon noktalarına bir tepki olduğuna inanıyor.

Bilim insanları, yeşil kurbağaların hayatta kalma ihtimalinin daha düşük olması nedeniyle amfibilerin hızla siyah deri geliştirdiğini düşünüyor, bu da araştırmacıların “hızlı evrim” olarak tanımladığı duruma yol açıyor.

En koruyucu melanin pigmentine sahip Doğu ağaç kurbağalarının yüksek radyoaktif bölgelerde hayatta kalma olasılıkları daha yüksekti, bu da popülasyonların daha koyu kurbağaların hakimiyeti altına girdiği anlamına geliyordu.

Pablo Burracco liderliğindeki ekip, araştırmacıların “hızlı evrim” döneminin kazadan hemen sonra, radyasyon seviyelerinin en yüksek olduğu dönemde meydana gelmiş olabileceğine inanıyor.

SÜPER GÜÇLÜ BAKTERİLER

Çernobil’deki kırlangıçların kanatlarında bulunan bakterilerin gama radyasyonunun etkilerine karşı daha dirençli olduğu tespit edildi.

Radyasyon dozlarına maruz kaldığında, Çernobil’deki bakteriler başka yerlerdeki bakterilerle karşılaştırıldığında çoğalıp gelişebildi.

2016 yılında Scientific Reports dergisinde yayınlanan bir araştırmada, “Radyasyonun doğal popülasyonlardaki uzun vadeli etkileri, belirli ortamlarda hayatta kalmayı kolaylaştıran bakteri özellikleri üzerinde önemli bir seçici baskı olabilir.” diye yazıyordu.

KANSERE DİRENÇLİ KURTLAR

Çernobil’in çorak topraklarında dolaşan mutant kurtlar, “süper güç” olarak tanımlanabilecek şekilde geliştiler ve bu, insan hayatını kurtarabilir.

Araştırmacılar Çernobil Tahliye Bölgesi’ndeki (CEZ) hayvanların kansere karşı direnç gösteren genetik olarak değiştirilmiş bağışıklık sistemlerine sahip olduğunu buldu.

Araştırmacılar şimdi genlerin insan kanser hastalarına yardımcı olup olamayacağını bulmaya çalışıyor.

Princeton Üniversitesi’nden bir ekip, kanserle bağlantılı bazı genlerin yeni mutasyonlara sahip olduğunu gösterdi; bu da onların radyasyona karşı korunmak için evrimleştiğini gösteriyor.

Keşfin, uzmanların insanlarda kanser riskini azaltan mutasyonları belirlemelerine yol açacağı umuluyor.

YENİ BİR KÖPEK TÜRÜ MÜ?

Şu anda bölgede binlerce vahşi köpek yaşıyor ve bunların çoğu, 1986 felaketinin ardından insanlar bölgeden kaçarken terk edilen evcil hayvanlardan oluşuyor.

Güney Carolina Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından yapılan bir araştırma, elektrik santralinin yakınındaki 302 yabani köpeğin DNA’sını analiz etti ve diğer köpek popülasyonlarından önemli DNA farklılıkları buldu.


Araştırmacılar, “enerji santralindeki ve Çernobil’deki bireylerin genetik olarak farklı olduğunu” yazıyor.

Daha fazla araştırmanın, genetik farklılıklara ne kadar radyasyonun katkıda bulunduğunu ortaya çıkarması bekleniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cernobil-mutantlari-radyasyona-maruz-kalan-hayvanlar-saskinlik-yaratiyor/feed/ 0
Art arda yaşanan depremler korkuttu… Uzmanı o il uyardı: Sıkışma var https://www.foxhaber.com.tr/art-arda-yasanan-depremler-korkuttu-uzmani-o-il-uyardi-sikisma-var/ https://www.foxhaber.com.tr/art-arda-yasanan-depremler-korkuttu-uzmani-o-il-uyardi-sikisma-var/#respond Tue, 13 Feb 2024 09:36:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3312 Hakkari Yüksekova’da art arda meydana gelen depremler tedirgin ederken, bölge son olarak pazar günü 4.4 ile sallandı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Afet Yönetimi ve Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Azad Sağlam Selçuk, Hakkari bölgesinde 2 fayın olduğunu belirterek, bunlardan birinin Yüksekova diğerinin ise Şemdinli fay zonu olduğunu söyledi.

Bu fayların 2012 yılında MTA’nın diri fay haritasında işaretlendiğini belirten Prof. Dr. Sağlam, “6 Şubat 2023 depremlerini yaşadıktan sonra maalesef ülkemiz biraz daha bu konularda hassas duruma geldi.

Bölgede kuzey-güney yönlü bir sıkışma var biliyoruz. Yüksekova ve Şemdinli’de ise daha önceki yıllarda yapılan araştırmalarda zaten sismik boşluk olarak adlandırılmış. Sismik boşluk belli bir süredir deprem üretmeyen ve önümüzdeki yıllarda deprem üretme potansiyeli yüksek olan faylardan biri durumunu gösteren en önemli yerlerden biri” dedi.

Bölgede daha önce de küçük depremlerin olduğunu da anlatan Prof. Dr. Sağlam, “6 Şubat depremlerinden sonra da gerilimin Bitlis-Zagros Sütur Zonu ile bu bölgeleri aktarıldığı bilgisi de geldikçe bu bölgedeki deprem olma riski de yükseldikçe bölge olarak daha hassas bir duruma geldik. Evet, Yüksekova, Şemdinli fay zonu sismik boşluklardan bir tanesi, yani deprem üretme potansiyeli olan yerlerden bir tanesi” dedi.

‘TARİHÇESİ BİLİNMEYEN, MERAK EDİLEN FAYLARDAN’

Bu yıl bölgede kapsamlı bir çalışma yapılacağını da anlatan Prof. Dr. Sağlam, şöyle konuştu:

-Van YYÜ, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, Maden Tetkik ve Arama (MTA), AFAD ile hazırlanan ‘Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi: Yüksekova-Şemdinli Fay Zonu, Başkale, Erciş ve Tutak Fayı Projesi’, kapsamında Yüksekova-Şemdinli fay zonunun aslında en son ne zaman deprem ürettiğini bulacağız.

-Ondan önceki tarihsel dönemlerde ne zaman deprem ürettiğini bulup bundan sonra ne zaman deprem olabilir veya deprem yenilenme aralığı yani deprem tekrarlanma aralığı ne kadar süredir bunlarla ilgili bilgilere ulaşmış olacağız. Bu hem Türkiye için hem bizim için önemli bir bilgi olacak.

-Çünkü Yüksekova, Şemdinli fay zonuna baktığınız zaman 1900’lü yıllardan günümüze kadar hiç büyük bir deprem üretmedi. Bizim aletsel dönem dediğimiz. Tarihsel dönem kayıtlarında da tam bir veri yok aslında.

-Yüksekova ile ilgili yani, büyük bir deprem var mı yok mu bunun bilgisi yok. Sadece şöyle bir bilgi var.

-1930’larda Salmas fayına bağlı olarak deprem meydana geliyor. Bu bölge içerisinde 2 bin 300 kişi hayatını kaybediyor. Ama sadece Türkiye’de değil toplam olarak o bölge içerisinde. Bir tek bu bilgi var. Onun dışında aslında tarihçesi bilinmeyen merak edilen faylardan bir tanesi.

Azad Sağlam Selçuk

HENDEKLER KAZIP ANALİZLER YAPILACAK

Hazırladıkları proje kapsamında, yapılacak çalışmanın önemine değinen Prof. Dr. Sağlam, bunun sonunda imara esas çalışmalarda kullanılmak üzere deprem senaryoları üretileceğini, bu nedenle şehirleşme, kentleşmenin bu anlamda tekrar revize edileceğini söyledi.

Prof. Dr. Sağlam, şöyle konuştu:

-Bir fay sadece bir deprem üretip bitmiyor. Deprem tekrarlanma aralığı var. Belli bir gerilim birikimi var.

-Bu birikim tekrarlarının ortaya çıkarılması için faylar boyunca hendek kazıları yapıyoruz. 30 metre uzunluğunda kısmen 4 ile 6 metre derinliğinde hendekler açıyoruz. Bu hendekler içerisinde faya ait öz geçmiş bilgilerine ulaşmaya çalışıyoruz. Bu bilgelerle çeşitli analizler ve tarihlendirme yaparak diyoruz ki örneğin, Çaldıran fayı üzerinde deprem tekrarlanma aralığı yaklaşık 500 ile 700 yıl arasında.

-Bunun bilinmesi önemli bir şey. Çünkü siz buna göre bütün planlamalarınızı yapıyorsunuz. En önemli şey TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, AFAD Başkanı Orhan Tatar’ın sayesinde 2023 depremlerinden sonra fayların öz geçmişlerinin çıkartmak için Türkiye geneli başlatılmış bir proje” diye konuştu.

‘YÜKSEKOVA’DA ZEMİN KÖTÜ’

Bu yıl yapacakları çalışmalarla eğer doğru veriler elde ederlerse birçok bilgiyi gün yüzüne çıkartmış olmayı düşündüklerini anlatan Prof. Dr. Sağlam, “Fayın nerden geçtiğini haritalayacağız. Yüksekova, zemini aslında kötü olan bölgelerden bir tanesi. Şemdinli, Yüksekova’ya nispeten daha iyi, daha kayalık zemin üzerindedir. O yüzden depremler olduğu zaman Şemdinli depremleri daha az hissediyor, Yüksekova’da bu kadar tedirgin olmasının sebebi biraz da zemin özellikleri. Yüksekova’da en fazla dikkat edilmesi gereken şeylerden bir tanesi zemine bağlı olarak deprem yönetmenine uygun evler yapılmış mı, yapılmamış mı? Şu anda Yüksekova’da binaların deprem performansıyla ilgili çalışmalar yapılıyor. Bazı okullar boşaltıldı. Bu önemli bir şey. Evet doğrudur Yüksekova’da her an büyük bir deprem olabilir ama bu depremin tarihi ve kaç büyüklüğünde deprem üretebileceği ile ilgili bilgiler elimizde mevcut değil” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/art-arda-yasanan-depremler-korkuttu-uzmani-o-il-uyardi-sikisma-var/feed/ 0
Düzce’de yine heyelan: Köyü adım adım yutuyor https://www.foxhaber.com.tr/duzcede-yine-heyelan-koyu-adim-adim-yutuyor/ https://www.foxhaber.com.tr/duzcede-yine-heyelan-koyu-adim-adim-yutuyor/#respond Fri, 09 Feb 2024 09:48:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3118 Düzce’de heyelan sonrası ‘afete maruz bölge’ ilan edilen 120 haneli Kersendüzü Mahallesi’nde yine heyelan meydana geldi. 8 ev ile köy yolunun zarar gördüğü bölgede inceleme yapan AFAD ekipleri, hazırladıkları raporda köyün altından geçen su isale hattındaki sızıntı nedeniyle heyelan ve çökmelerin yaşandığını belirtip, toprak kaymalarının ilerlemesinin muhtemel olduğuna dikkat çekti.

Cumayeri ilçesi Üvezbeli köyüne bağlı 120 hanenin bulunduğu Kersendüzü Mahallesi’nde, 2022’de kar suyunun erimesi sonrası heyelan yaşandı. Mustafa Cebeci’ye ait 2 katlı ev ile 20 dönümlük arazi çöktü. Bunun üzerine AFAD ile Çevre, Şehircilik ve İkim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri, köyde inceleme başlattı. İnceleme sonrası mahalle, yapılaşmanın yasak olduğu ‘afete maruz bölge’ ilan edildi. 2 hafta önce yine aynı bölge de heyelan oluştu. 8 ev zarar görürken, köyün içinden geçen yol çöktü.

SU SIZINTISI ORTAYA ÇIKTI

Bölgede inceleme yapıp, ‘Jeolojik Etüt Raporu’ hazırlayan AFAD ekipleri, köyün altından geçen su isale hattındaki sızıntı nedeniyle heyelan ve çökmelerin meydana geldiğini belirledi. Raporda ayrıca zemin yapısı nedeniyle toprak kaymalarının ilerlemesinin muhtemel olduğuna dikkat çekilerek, “Elde edilen veriler doğrultusunda bölgenin zemin yapısına, yağış rejimine, fen ve sanat kurallarına ilgili yönetmeliklere uygun proje hazırlanarak heyelan önleme çalışmalarının yapılması gerektiği, yol güzergahı boyunca alandaki yüzey, atık su ve sızıntı suları gibi projelendirilmiş drenaj sistemleri ile toplanarak su kanalları yardımıyla bölgeden uzaklaştırılması kanaatine varılmıştır” denildi.

“EVLER OTURULACAK GİBİ DEĞİL”

Mahalle sakinlerinden Bahattin Cebeci “Evler oturulacak gibi değil. Evlerden çıktık ama eşyalarımız duruyor. AFAD ekipleri gelip, rapor hazırladı. Yaz ayına kadar hiçbir şey yapılamayacağını söylediler. ‘Toprağın kuruması ve suyun çekilmesi lazım’ dediler. Öyle bekliyoruz” dedi. Köye 27 kilometre su borusu döşendiğini belirten İsmail Aksoy, şunları söyledi:

– Bu borular, 28 yıl önce döşenmiş. Bu sular, benim evime de gelecek. Arkadaşın evinin orası yarıldı. Herkes tedirgin; araziler gitti, evler gitti. Su borularının buradan kalkması lazım. Bunun için gerekli yerlere şikayette bulunup, imza toplayacağız. Bu hattı başka yere taşısınlar.

“KÖYÜMÜZ, BİR İLÇENİN SUYUNA FEDA EDİLİYOR”

120 yıllık köylerinde ilk kez böyle heyelanlar yaşandığını söyleyen Melek Uğurlu, “Gümüşova ilçesinin su hattı buradan geçiyor. Son yıllara kadar hiçbir sorun yoktu. 2 yıl önce heyelanda bir ev yıkıldı. O zamandan bu yana sıkıntı devam ediyor. Gümüşova’ya giden su hattının bu köyden kalkmasını istiyoruz. Evimde duramıyorum, yıkılmak üzere. 8 ev gitti. Dedelerimizden kalan topraklara sahip çıkmak istiyoruz. Köy olarak imza toplayacağız. 120 haneli köy, bir ilçenin suyuna feda ediliyor. Evlerde nasıl kalalım, can tehlikesi var” diye konuştu.

BORÇKA’DA KRİZ MASASI

Öte yandan AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar ile Artvin Valisi Cengiz Ünsa da Borçka’da yaşanan sel ve heyelandan etkilenen bölgelerde inceleme yaptı. Kriz masası toplantısının ardından Vali Ünsal, Prof. Dr. Orhan Tatar ile sel ve heyelanlardan etkilenen yerlerde incelemelerde bulunup, yetkililerden bilgi aldı

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/duzcede-yine-heyelan-koyu-adim-adim-yutuyor/feed/ 0
6 Şubat depremi saat kaçta oldu, kaç saniye sürdü? https://www.foxhaber.com.tr/6-subat-depremi-saat-kacta-oldu-kac-saniye-surdu/ https://www.foxhaber.com.tr/6-subat-depremi-saat-kacta-oldu-kac-saniye-surdu/#respond Tue, 06 Feb 2024 21:00:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2972 Kahramanmaraş’ın yanı sıra başta Gaziantep, Hatay, Kilis, Adıyaman olmak üzere 11 ilde yıkıma neden olan 6 Şubat depremi üzerinden tam bir yıl geçti. Acısını yüreklerimizde hissetmeye devam ettiğimiz deprem nedeniyle yaklaşık 18 bin 200 bina yıkıldı veya hasar gördü. Depremden 13.5 milyon insan etkilendi.

6 ŞUBAT DEPREMİ KAÇ SANİYE SÜRDÜ?

6 Şubat 2023 günü meydana gelen Maraş merkezli 7,7 büyüklüğündeki ilk deprem 65 saniye sürdü, Elbistan’da meydana gelen 7,6 büyüklüğündeki ikinci deprem ise 45 saniye sürdü.

BİR YILDA KAÇ DEPREM MEYDANA GELDİ?

Geçtiğimiz yıl meydana gelen Maraş merkezli depremin üzerinden tam bir yıl geçti. Geride kalan sürede bölge depremle yaşamaya devam etti.

Kandilli tarafından yapılan açıklamaya göre 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, 4 Şubat 2024 saat 03:00 itibarıyla bölgede toplam 45 bin 756 deprem meydana geldi. Bölgede meydana gelen deprem sayısı günlük 40-50 arasında değişti.

6 ŞUBAT DEPREMİ NEDENİYLE KAÇ KİŞİ ÖLDÜ?

6 Şubat depremi nedeniyle 53 bin 537 kişi öldü, 107 bin 213 kişi de yaralandı.

ÖLÜME NEDEN OLAN 1759 BİNANIN 975’İ RUHSATSIZ ÇIKTI

Hatay Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Çelikkol, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerle ilgili soruşturmalara ilişkin bilgi verdi. Çelikkol, “Vefat olayı gerçekleşen 1759 bina tespit edilmiş olup, Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturmaları devam etmektedir.

Soruşturmaya konu deprem dosyalarından 975 binanın ruhsatsız yapı olduğu tespit edilmiştir” dedi.

6 ŞUBAT MARAŞ DEPREMİ SÜRECİNDE NELER YAŞANDI?

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, epremin ilk anından birinci yılına yürütülen çalışmalara ilişkin şu verileri açıkladı:

+ Günlük ortalama 4 milyon kişiye yemek hizmeti verildi. 20 milyon gıda kolisi dağıtıldı, yaklaşık 150 bin yardım tırı bölgeye ulaştırıldı.

+ 38 bin 901 bina yıkıldı. 26 bin binada arama-kurtarma faaliyeti yürütüldü.

+ 93 ülkeden ekipler geldi. Çalışmalarda 11 bin 488’i uluslararası, 35 bin 250’si arama kurtarma ve 142 bini güvenlik personeli olmak üzere toplam 650 bin personel görev yaptı.

İLK ANDA 3.5 MİLYON KİŞİ BÖLGEYİ TERK ETTİ

+ Çalışmalarda 20 bin araç ve iş makinesi, 141 helikopter, 182 uçak ve 23 gemi görevlendirildi.

+ Bölgeye 1 milyon çadır sevk edildi. 350 çadır kent alanında 645 bin çadır kuruldu ve yaklaşık 2,5 milyon afetzede geçici olarak buralarda kaldı.

+ 3 milyon 549 bin afetzede bölgeden tahliye edildi.

+ THY 13 bin 701 seferler 2 milyondan fazla yolcu taşıdı. 712 kargo seferiyle 32 bin 770 ton yardım malzemesi getirildi.

+ 414 konteyner kentte 215 bin 224 konteyner kurulumu yapıldı. Buralarda 691 bin afetzede misafir edildi.

+ 349 bin haneye 14 milyar 453 milyon lira ‘kira destek ödemesi’ yapıldı.

41 BİN AİLEYE 100’ER BİN TL VEFAT YARDIMI

+ 1 milyon 979 bin haneye 10 bin lira destek ödemesi, 557 bin haneye 15 bin lira taşınma yardımı, 41 bin aile yakınına ise 100’er bin lira vefat yardımı yapıldı.

+ Bölgeye toplam 106 milyar 728 milyon lira kaynak aktarıldı. ‘Türkiye Tek Yürek’ kampanyasında 128 milyar 949 milyon lira toplandı. Bunun 79 milyar 263 milyon lirası harcandı.

+ 2 milyon 302 bin binada ve 6 milyon 227 bin bağımsız bölümde hasar tespiti yapıldı. 60 bin 421 acil yıkılacak ve yıkık binanın enkazları 68 günde tamamen kaldırıldı. Ağır hasarlı 200 bin 401 binadan 166 bin 602’sinin enkazı kaldırıldı. Şu ana kadar, hacme göre enkaz kaldırma işleminin yüzde 91’i gerçekleştirildi.

+ 30 milyon evrak 211 günde incelendi. 389 bin konut, 40 bin 658 iş yeri ve 11 bin 531 ahır olmak üzere toplam 441 bin 567 hak sahipliği belirlendi.

6 ŞUBAT DEPREMİ YENİ GÖRÜNTÜLERİ ÇIKTI

Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te saat 04.17’de merkez üssü Pazarcık ilçesi olan 7.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Çok sayıda bina yerle bir olurken, 9 saat 7 dakika sonra saat 13.24’te bu kez merkez üssü Elbistan olan 7.6 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Resmi rakamlara göre 53 bin 237 kişinin yaşamını yitirdiği, 107 bin 213 kişinin de yaralandığı depremlerin merkez üssü Kahramanmaraş’ta o geceye ait yeni görüntüler ortaya çıktı.

IŞIK PATLAMALARI KAMERADA

Görüntülerde, yüksek katlı binaların yerle bir olması ile yıkım sonrası oluşan toz bulutları yer aldı. Görüntülerde ayrıca insanları panik anları, araçları ile şehri terk etmeleri kameralara yansıdı.

Depremin başlaması ile oluşan ışık patlamaları da kameralar tarafından kaydedildi. Şehrin hakim tepelerinde kameraya yansıyan görüntülerde; depremle ile ışık patlamaları ve elektrik kesintisi görüldü.

EBRAR SİTESİLERİ’NİN YIKILMA ANI

Depremin simgelerinden olup, 1400 kişinin hayatını kaybettiği Ebrar Siteleri’nin yıkılma anı da kameralarca kaydedildi. Görüntülerde; önce D Blok, ardından da karşısında C Blok ile diğer bloklar yıkılarak etrafı toz bulutu kapladı. Toz bulutunun dağılması ile ortaya çıkan enkaz, depremin yıkıcılığını da gözler önüne serdi.

25 SANİYE FARKLA HAYATTA KALDI

Diğer bir görüntü de Azerbaycan Bulvarı’nda kaydedildi. Marketteki bir kişi, deprem başladıktan 7 saniye sonra kendisini dışarı attı. Görüntülerin devamında marketin bulunduğu bina, 25 saniye sonra yerle bir oldu.

Başka görüntülerde de özel halk otobüsü ile TIR’ın sallanması, ardından TIR şoförünün araçtan inip, kaçması yer aldı. Görüntülerde ayrıca ilk depremden 11 dakika sonra, saat 04.28’de yaşanan artçı ve depremzedelerin bu sırada aydınlatma direğine tutunması yer aldı.

6 ŞUBAT DEPREMİNİN MADDİ HASARI AÇIKLANDI

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm Şurasının Sonuç Bildirgesi’ni kamuoyuyla paylaştı.

Mehmet Özhaseki, “6 Şubat depremlerinde 100 milyar doların üzerinde bir hasar ile karşı karşıyayız. Türkiye bir deprem ülkesi. Tek çare kentsel dönüşüm” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/6-subat-depremi-saat-kacta-oldu-kac-saniye-surdu/feed/ 0
Burns: Ortadoğu’yu son 40 yıldır bu kadar karmaşık ve patlamaya hazır görmedim https://www.foxhaber.com.tr/burns-ortadoguyu-son-40-yildir-bu-kadar-karmasik-ve-patlamaya-hazir-gormedim/ https://www.foxhaber.com.tr/burns-ortadoguyu-son-40-yildir-bu-kadar-karmasik-ve-patlamaya-hazir-gormedim/#respond Wed, 31 Jan 2024 09:00:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2798 ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns, 7 Ekim’den sonra Ortadoğu’da yaşanan sürecin bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak, “Son 40 yılımın büyük kısmını Ortadoğu’da ya da bu bölge üzerine harcadım ve Ortadoğu’yu daha karmaşık ve bu kadar patlamaya hazır nadiren gördüm” yorumunu yaptı.

GAZZEYE İNSANİ YARDIM

CIA Direktörü Burns, Amerikan dış politika dergisi Foreign Affairs için kaleme aldığı “Ajanlık ve Devlet Yönetimi: Rekabet Çağı İçin CIA’in Dönüşümü” başlıklı makalede uluslararası ilişkileri ilgilendiren pek çok temel başlıkta görüşlerini paylaştı. Sürecin ciddi zorluklar içerdiğini vurgulayan Burns, Gazze’de İsrail saldırılarının yoğunluğunu azaltmak, Filistinli sivillerin insani ihtiyaçlarını karşılamak, rehinelerin serbest kalmasını sağlamak, çatışmanın bölgeye yayılmasını önlemek ve Gazze’de uygulanabilir bir formül bulabilmek gibi oldukça zor problemlerle karşı karşıya olduklarını belirtti.

40 YILIMI ORTADOĞUYA HARCADIM

7 Ekim’de Hamas saldırılarıyla başlayan ve İsrail’in Gazze’de halen devam eden katliamlarıyla gerilimin sadece bölgeyi değil tüm küresel sistemi ilgilendirdiğini kaydeden Burns, sürecin hassasiyetini, “Son 40 yılımın büyük kısmını Ortadoğu’da ya da bu bölge üzerine harcadım ve Ortadoğu’yu daha karmaşık ve bu kadar patlamaya hazır nadiren gördüm.” ifade etti.

Burns, bölgesel düzlemde İran-İsrail denklemine ilişkin, “İsrail’in ve bölgenin güvenliği için anahtar, İran’la baş edebilmektir. İran rejimi mevcut krizde güçlenmiştir ve son bölgesel uzantısına kadar savaşmaya hazır gözükmektedir.” değerlendirmesini yaptı.

UKRAYNAYA DESTEK

ABD’nin ve Batı’nın Ukrayna’ya verdiği desteğin hayati olduğunu vurgulayan Burns, ABD Kongresinde takılan Ukrayna’ya destek paketine ilişkin, “Şu kritik aşamada ABD için geri adım atmak ve Ukrayna’ya desteği kesmek tarihi anlamda kendi kalemize gol atmak olur.” değerlendirmesini yaptı.

ABD RAKİPSİZ

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı birkaç düzlemde kaybettiğini savunan Burns, Rus ordusunun ağır kayıplar verdiğini ve ekonomisinin tahribata uğradığını kaydetti. ABD’nin şu an karşı karşıya olduğu durumu Soğuk Savaş’ın bittiği döneme ya da 11 Eylül sonrası döneme benzeten CIA Direktörü, ABD’nin artık Çin ve Rusya karşısında “rakipsiz üstünlüğe” sahip olmadığını belirtti.

ÇİN DAHA BÜYÜK TEHDİT

“En yakın meydan okuma Rusya’dan geliyor olabilir, ancak Çin uzun vadede daha büyük bir tehdittir.” ifadesini kullanan CIA Direktörü, teşkilatın son yıllarda ciddi şekilde buna göre yeniden organize olduğunu ve sadece Çin üzerine odaklanan bir birim kurduklarını aktardı.

Burns, Ukrayna’daki savaşı en yakından Pekin’in izlediğini belirterek, “Çin, uluslararası düzeni yeniden şekillendirme niyeti ve bunu yapmak için ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik gücü ile ABD’nin yegane rakibi olarak durmaktadır.” değerlendirmesini yaptı. Çin’in yükselişinin tek başına sorun olmadığını, asıl sorunun Pekin’in “tehdit edici” eylemleri olduğunu savunan Burns, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in sadece ülkesinin dönüştürücü gücüne odaklanmayıp uluslararası sistemi “yeniden yazma” niyetiyle daha büyük adımlar attığını belirtti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/burns-ortadoguyu-son-40-yildir-bu-kadar-karmasik-ve-patlamaya-hazir-gormedim/feed/ 0
En zengin yüzde 20’nin toplam gelirdeki payı yüzde 49,8’e çıktı https://www.foxhaber.com.tr/en-zengin-yuzde-20nin-toplam-gelirdeki-payi-yuzde-498e-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/en-zengin-yuzde-20nin-toplam-gelirdeki-payi-yuzde-498e-cikti/#respond Mon, 29 Jan 2024 09:09:17 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2734 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2022’ye ilişkin Gelir Dağılımı İstatistiklerini açıkladı.

Son yapılan araştırma sonuçlarına göre; en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 1,8 puan artarak yüzde 49,8’e çıkarken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay 0,1 puan azalarak yüzde 5,9 oldu.

EŞİTSİZLİK ARTTI

En son yapılan araştırma sonuçlarına göre Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,018 puan artış ile 0,433 olarak tahmin edildi. Tüm sosyal transferler hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,520, emekli ve dul yetim maaşı dahil diğer tüm sosyal transfer gelirleri hariç tutulduğunda ise 0,445 olarak tahmin edildi.

Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade ediyor.

Toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği payın en düşük gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği paya oranı (P80/P20) 7,9’dan 8,4’e, gelirden en fazla pay alan yüzde 10’unun elde ettiği gelirin en az pay alan yüzde 10’unun elde ettiği gelire oranı ise 14,2’den 15,0’a yükseldi.

YILLIK ORTALAMA HANEHALKI KULLANILABİLİR GELİRİ

Türkiye’de yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri 2023 yılı anket sonuçlarına göre yüzde 70,7 artarak 167 bin 983 TL oldu.

Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri bir önceki yıla göre yüzde 72,3 artarak 48 bin 642 TL’den 83 bin 808 TL’ye yükseldi.

Yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirlerinde en yüksek gelir, geçen yıla göre 37 bin 522 TL artarak 100 bin 76 TL ile tek kişilik hanehalklarının oldu.

Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 99 bin 916 TL iken tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarında bu değer 85 bin 758 TL oldu.

En düşük yıllık ortalama eşdeğer kullanılabilir hanehalkı fert gelirine sahip hanehalkı tipi ise 66 bin 001 TL ile en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalkları oldu.

TOPLAM GELİRDEN EN YÜKSEK PAYI MAAŞ VE ÜCRET GELİRİ ALDI

Toplam gelir içerisinde en yüksek payı, yüzde 48,5 ile bir önceki yıla göre 2,3 puan artan maaş ve ücret geliri aldı. İkinci sırayı yüzde 22,1 ile önceki yıla göre 1,1 puan artan müteşebbis geliri alırken üçüncü sırayı yüzde 17,6 ile önceki yıla göre 2,6 puanlık azalış gösteren sosyal transfer geliri oluşturdu.

Tarım gelirinin müteşebbis geliri içindeki payı yüzde 20,5 olurken, emekli ve dul-yetim aylıklarının sosyal transferler içindeki payı ise yüzde 88,4 olarak gerçekleşti.

EN YÜKSEK YILLIK ORTALAMA ESAS İŞ GELİRİ YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNLARININ

Yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla yükseköğretim mezunlarında 157 bin 851 TL, lise ve dengi okul mezunlarında 114 bin 374 TL, lise altı eğitimlilerde 89 bin 012 TL, bir okul bitirmeyenlerde 63 bin 425 TL ve okur-yazar olmayan fertlerde 45 bin 637 TL olarak hesaplandı. Geçen yıla göre yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 89,7 ile lise altı eğitimli, en düşük artış ise yüzde 79,6 ile okur-yazar olmayan fertlerde oldu.

Esas iş gelirleri sektörel ayrımda incelendiğinde; en yüksek yıllık ortalama gelirin 121 bin 013 TL ile hizmet sektöründe, en düşük yıllık ortalama gelirin ise 92 bin 632 TL ile tarım sektöründe olduğu görüldü. Bir önceki yıla göre; yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 100,9 ile tarım sektöründe gözlenirken, bunu yüzde 86,7 ile sanayi sektörü izledi. Diğer taraftan hizmet sektöründe yüzde 83,2, inşaat sektöründe ise yüzde 74,3 artış gözlendi.

Yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla işverenlerde 408 bin 174 TL, kendi hesabına çalışanlarda 115 bin 622 TL, ücretli maaşlılarda 102 bin 821 TL ve yevmiyelilerde 53 bin 334 TL olarak hesaplandı. Geçen yıla göre en yüksek artış yüzde 108,1 ile yevmiyelilerde, en düşük artış ise yüzde 80,7 ile ücretli maaşlılarda oldu.

EN DÜŞÜK GELİR VAN, MUŞ, BİTLİS, HAKKARİ BÖLGESİNDE

Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 2023 yılında 83 bin 808 TL iken, İBBS 2. Düzey bölgeleri itibarıyla en yüksek olduğu bölge 114 bin 634 TL ile TR10 (İstanbul) bölgesi oldu. Bu bölgeyi, 108 bin 036 TL ile TR51 (Ankara) bölgesi ve 101 bin 372 TL ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesi izledi. En düşük yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri ise 39 bin 173 TL ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti.

Son yapılan araştırma sonuçlarına göre P80/P20 oranı Türkiye’de 8,4 iken, bu değerin en düşük olduğu İBBS 2. Düzey bölgesi 5,3 ile TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın) olurken bu bölgeyi 5,4 ile TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) ve 5,5 ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgeleri izledi.

P80/P20 oranının en yüksek olduğu İBBS 2. Düzey bölgeleri ise 9,4 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan), 8,4 ile TR10 (İstanbul) ve TR51 (Ankara) oldu.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı yüzde 10’luk gelir grupları itibarıyla fertlerin bir önceki yıla göre yüzdelik geçişleri incelendiğinde; bir önceki yılda birinci yüzde 10’luk grupta olan fertlerin 2023 yılında yüzde 49,2’sinin, son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin ise yüzde 66,5’inin gelir grubu değişmedi. Ayrıca 2022 yılında birinci yüzde 10’luk grupta olan fertlerin yüzde 29,9’unun 2023 yılında gelir grubu birden fazla yükseldi. Son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin ise yüzde 13,1’inin gelir grubu birden fazla düştü.

İŞSİZLERİN YÜZDE 42,4’Ü ÇALIŞMAYA BAŞLADI

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması panel veriden elde edilen sonuçlara göre 2022 yılında işsiz olan fertlerin yüzde 42,4’ü 2023 yılında çalışmaya başladı. Faaliyet durumu 2022 yılında çalışan olarak belirlenen fertlerin 2023 yılında yüzde 90,5’i çalışma hayatına devam etti. Bir önceki yıl işgücüne dahil olmayan fertlerin ise yüzde 10,1’i işgücüne katıldı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/en-zengin-yuzde-20nin-toplam-gelirdeki-payi-yuzde-498e-cikti/feed/ 0
Türkiye’ye tehdit olacak yeni gelişmeler var https://www.foxhaber.com.tr/turkiyeye-tehdit-olacak-yeni-gelismeler-var/ https://www.foxhaber.com.tr/turkiyeye-tehdit-olacak-yeni-gelismeler-var/#respond Sat, 20 Jan 2024 09:00:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2414 Önce Yemen’de İran destekli Husiler ile ABD ve İngiltere’nin karşılıklı saldırıları, sonra İran’ın Irak’ın kuzeyine saldırısı, İsrail’in sözde İran hedeflerini imha için Suriye’ye saldırısı, şimdi de İran’ın Pakistan’a, Pakistan’ın da İran’a saldırısı… Son dönemde gelişen olaylar ülkemizi yakından ilgilendiriyor. Kendilerini direniş ekseninin bir parçası olarak tanımlayan İran destekli Husiler, Gazze olaylarının başlaması üzerine 19 Ekim 2023’ten itibaren İsrail ve Aden Körfezi ile Kızıldeniz’den geçen İsrail ile bağlantılı bazı gemilere insansız hava araçları ve ellerinde tuttukları Yemen kıyılarından atılan balistik füzelerle saldırdı. ABD, İngiltere ve Fransa savaş uçakları bu füzelerin birçoğunu engelledi, ancak bazı gemiler isabet aldı.

Bir strateji merkezinin de başında bulunan emekli Tümamiral Yaycı, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtladı.

HUSİLER, ABD VE TÜRKİYE

Tüm bu gelişmeler üzerine Aralık 2023’te ABD ve İngiltere’nin öncülüğünde “Refah Muhafızı Operasyonu” başlatıldı. Bu operasyon, Husiler öncülüğündeki ticaret gemilerine olan saldırılara yanıt vermek amacıyla oluşturulan çok uluslu bir koalisyon olarak duyuruldu. Husiler’in saldırılarına devam etmesi gerekçe gösterilerek 14 Aralık 2024’te Amerikan ve İngiliz gemilerinden Yemen’de Husilerin askeri kapasitesini azaltmayı amaçlayan füze saldırıları başlatıldı. Aralarında silah depoları, lojistik merkezler ve hava savunma sistemlerinin de bulunduğu yaklaşık 30 nokta vuruldu.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı eski Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, aynı zamanda bir strateji merkezinin de yöneticisi. Gelişmeleri Yaycı, SÖZCÜ’ye şöyle yorumladı: Yemen’de İran destekli Husiler’e ve tesislerine yönelik ABD ve İngiltere’nin söz konusu operasyonu başladığında bölgemizdeki gerilimin tırmanmasında İran’ın ın hamleleri ülkemiz için riskler yaratıyor. İran’ın sözde Suriye’deki etkisini kırmak bahanesiyle PKK ve YPG terör grupları ABD tarafından hareketlendirilebilir. Aynı zamanda, ülkemiz içerisinde ve ülkemize yönelik PKK terör faaliyetleri risklerini yükseltebilecektir. Türkiye’yi (bir müttefik olarak) Ortadoğu’da savaş bataklığına sürüklemek isteyen güçler var. Maalesef, ‘ülkemiz içerisinde ve ülkemize yönelik PKK terör faaliyetleri olasılık ve risklerinin yükselebileceğine’ dair değerlendirmelerimiz doğru çıktı ve malum PKK saldırıları oldu.

İran’ın hamlelerinin bölgeyi ve ülkemizi nasıl etkileyeceğini Cihat Yaycı şöyle yorumladı: İran, ABD ve İsrail’e Irak ve Suriye’de alan açıcı hamlelerine başladı. Irak’ın kuzeyinde Erbil’de bazı hedeflere 16 Ocak 2024’te füze ve SİHA’lar vasıtasıyla hava saldırıları düzenledi. ABD, bu saldırıları bahane edip, bölgeye hava savunma sistemleri getirip PKK’ya hava savunma şemsiyesi sağlayabilir. İsrail de misilleme bahanesi ile Suriye’de İran destekli gruplara operasyon adı altında PKK/YPG’ye alan açabilir. Tüm bunların Türkiye’nin güvenliğine tehlike ve tehdit oluşturacağına dair endişelerimizi artırıyor. İran’ın Irak’ın kuzeyine saldırısını bahane eden İsrail’in, Suriye’nin Halep kentini bombaladığını, bombalamayı sürdürdüğünü, bomba seslerinin Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde de duyulduğunu hatırlatan Yaycı “Halep ile Gazze’nin Allah aşkına ne alakası var?” dedi.

İŞİD’İ ETKİN GÜÇ MÜ

Suriye’nin toprak bütünlüğünü “sözde savunmak” için Suriye’ye gelen ve Suriye hava sahasını Suriye adına yaklaşık 12 yıldır Rusya’nın kontrol ettiğini hatırlatan Yayycı, sözlerini şöyle sürdürdü: Rusya, kontrolü altında olan Suriye hava sahasına İsrail uçaklarının girmesine ve saldırılarına niçin göz yumuyor? Suriye’ye İsrail saldırısı yetmiyormuş gibi 16 Ocak 2024’te İran Devrim Muhafızları, Suriye’nin kuzeyindeki IŞİD mevzilerine füze ve insansız hava araçlarıyla saldırdı. Bu saldırılarda Türkmenlerin yoğunlukla yaşadığı Halep’in kırsal bölgeleri de hedef alındı. Çok enteresan bir şekilde saldırının, ‘IŞİD’in İran’ın güneyindeki Kerman ve Rask kentlerinde düzenlediği saldırılara misilleme olduğu’ belirtildi. İran, ABD’nin ‘İŞİD’in Suriye’de mücadele edilmesi gereken etkin ve güçlü bir örgüt durumunu muhafaza ediyor’ iddiasını ve PKK/YPG’yi destekleme gerekçesini tam da ABD’nin istediği gibi destekliyor.

BİZE TEHDİT BÜYÜYOR

Bölgede yaşanan gelişmelerden en çok Türkmenler ve Suriye’nin etkilendiğini belirten Yaycı “PKK/YPG ise adeta korunuyor ve alanı genişletiliyor. Böylece Türkiye’ye yönelik tehdit de büyüyor” dedi. Yaycı, Pakistan-İran arasındaki füze atışlarını da şöyle yorumladı: İran 17 Ocak 2024’te bu kez de Türkiye’nin ve Çin’in en önemli müttefiki Pakistan’a saldırdı.İran Devrim Muhafızları, Pakistan’da silahlı Ceyş el Adl grubunun üsleri olarak tanımladığı yerleri hedef aldı ve sözde saldırılar Ceyş el Adl’in İranlı sınır muhafızlarını öldürdüğü saldırılara yanıt idi. İran’ın Pakistan’a saldırısının ne amaçla yapıldığı merak ediliyor. Zamanında hegemonik güçlerin Irak’a yaptıkları gibi İran vasıtasıyla Batı müttefiki Hindistan’ın rakibi, Türkiye ve Çin’in müttefiki Pakistan’ı yıpratmak amaçlanıyor. Böylece ABD ve Batı müttefiki Hindistan’a alan açmak isteniyor. Ayrıca, ABD’nin son zamanlarda Çin’in ‘Bir kuşak, bir yol’ projesine alternatif geliştirdiği Hindistan Ortadoğu Koridoruna (IMEC) zemin oluşturuyor.

Bölgemizdeki gelişmeleri yakından izleyen Cihat Yaycı, gelişmelerden oluşan resmi şöyle tanımladı: Jeopolitik bir gözle bakıldığında bu olaylar arasında ister istemez bir bağ olduğu şüphesi oluşuyor. Türkiye’ye yönelik terör saldırıları, İran’ın son hamleleri, ABD ve İsrail’in Türkiye karşıtı tutumlarından bağımsız değerlendirilmemeli. Yaşananlar dünya kamuoyunda bir savaş dinamiği olarak algılansa da, savaş ve çatışmaların bir ‘cambaza bak’ şeklinde cereyan edebileceği unutulmamalı. Uluslararası ilişkilerde ‘Masanın üstünde sağ elleri ile bilek güreşi yapıyor görünenler, masanın altında sol elleri ile el sıkışıyor olabilir!’ Dolayısıyla sorulması gereken daimi ve genel soru ‘Hacivat-Karagöz’ü perdenin arkasında kim/kimler oynatıyor?’ Bu sorunun cevabı ise müteakip eylemlerde yazıyor”

ÇOK AKTÖRLÜ İŞBİRLİĞİ

Bu gelişmelerin Türkiye’ye etkileri ne olabileceğine ilişkin soruyu, Yaycı şöyle cevaplandırdı: Güney sınırlarımızda perde arkasında çok aktörlü (ABD, İsrail, İran ve Rusya) kolektif bir iş birliğinin olduğu görülmektedir. Görülen odur ki, İsrail ve ABD’nin bölgede PKK/YPG dışında da örtülü bir tetikçiye daha sahip olduğuna işaret etmektedir. Bu işbirliği Türkiye’ye yönelik hamleleri barındırmaktadır. Son süreçte gerçekleşen PKK saldırıları bu gelişmelerden bağımsız değerlendirilmemeli. İran’ın tüm eylemleri PKK/YPG’ye ve İsrail’e alan açmaktadır. İran’ın eylemlerini gerekçe gösterecek olan ABD ve İsrail (Rusya’nın sessiz desteği ile) Suriye’de sözde ‘İran destekli grupları temizleme’ bahanesiyle PKK/YPG’yi kullanıp, PKK/YPG’nin Suriye’deki alanını İsrail’e doğru genişletebilir.

TÜRKİYE İLE İSRAİL KOMŞU OLUR!

TÜMAMİRAL Yaycı anlatıyor: İsrail ‘Bana İran destekli gruplar Lübnan ve Suriye üzerinden saldırıyor’ bahanesi ile Lübnan ve Suriye’de terör örgütü PKK’nın kontrol ettiği alan ile birleşecek şekilde işgallere başlayabilir. Nihayetinde kurulacak olan bir PKK/YPGİSTAN veya TERÖRİSTAN vasıtasıyla İsrail Türkiye’ye dolaylı komşu bile olabilir. Bu durum beka ve güvenliği bakımından Türkiye tarafından kabul ve tahammül edilebilir bir durum değildir. Mutlaka buna karşı da gerekli tedbirler alınmalıdır…

SURİYE’DEKİ VARLIĞIMIZ ARTIRILMALI

Emekli Tümamiral ve strateji merkezi yöneticisi Cihat Yaycı, bölgede meydana gelen gelişmelerin dikkate alınıp Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığını takviye ve tahkim etmesinin önemli bir gereklilik olduğunu vurguladı. Yaycı şu uyarıda bulundu: Bu arada Türkiye’ye yönelik terör faaliyetleri nedeniyle güney sınırlarımızda toplanan dikkatimizi dağıtmak ve durumdan istifade etmek isteyenler olabilir. Bu maksatla çeşitli devletlerin işbirliğiyle başka bir alanda yeni bir sorunlu bölge yaratılabilir. Bu kapsamda Kıbrıs’ta Rum yönetimi tarafından KKTC topraklarına yönelik provokatif mütecaviz askeri hareketlilikler ve çeşitli saldırılar olabilir. Devletimizin tüm bu hususları değerlendirip gerekli tedbirleri aldığından ve alacağından şüphem yoktur.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turkiyeye-tehdit-olacak-yeni-gelismeler-var/feed/ 0
Yine aynı tepe, yine sis, yine yağış https://www.foxhaber.com.tr/yine-ayni-tepe-yine-sis-yine-yagis/ https://www.foxhaber.com.tr/yine-ayni-tepe-yine-sis-yine-yagis/#respond Sat, 13 Jan 2024 09:12:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2223 Hakkâri’nin Çukurca İlçesinin karşısındaki Metina ile Derecik İlçesinin karşısındaki Zap, Avaşin ve Basyan bölgesinde 17 Nisan 2022 günü başlatılan Pençe Kilit hava destekli kara harekâtı bölgesinde teröristlerin hain saldırısında 9 askerimiz şehit oldu, 4 askerimiz de yaralandı.

AYNI TEPEYE SIZMA GİRİŞİMİ

SÖZCÜ’nün güvenlik kaynaklarından edindiği bilgilere göre, 23 Aralık 2023 günü 12 askerimizin şehit olduğu Duhok’un Amediye İlçesine bağlı Dereluk kasabasındaki Sergeli Köyü kırsalındaki Metina Vadisi içinde yer alan 1740 rakımlı tepede konuşlu bulunan Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı emrindeki Kırklareli 41. Komando Tugay Komutanlığına bağlı uzak emniyet timini hedef aldı.

Dün akşam saat 17.15’te kalabalık bir grup terörist tarafından üzerleri arazi yapısıyla uyumlu askeri kamuflaj kaplı uzun namlulu M-15 ve M-16 piyade tüfekleri, Dragunov keskin nişancı tüfeği, biksi ağır makineli tüfek, Konkurs ve yeni nesil AT-4 füzeleri ve roketatarlarla saldırı üç ayrı noktadan düzenlendi.

Son iki günden beri bölgede devam eden yoğun sağanak yağış sonrası oluşan sis ve puslu hava nedeniyle bölgede görüş mesafesinin iki metrenin altına düşmesi ve havanın da kararmasından istifade eden hainler, üs bölgesindeki uzak emniyet timlerini hedef aldı.

TEKNOLOJİK HAVA AYGITLARINA SİS ENGELİ

Görüş mesafesinin düşüklüğü, havanın sis ve pustan dolayı kapalı olmasından kaynaklı hava ve teknolojik görüntü aygıtlarının çalışmayıp sağlıklı görüntü kaydedemeyişini fırsat bilen hainlerin İnsansız Keşif Uçakları ile Silahlı İnsansız Hava Aracı, Drone ve Atak taarruz helikopterlerinin de bölgede uçuş yapamamasından yararlandı.

5-10 metre yakın mesafede sağlanan sıcak temasta 9 askerimiz şehit olurken, 4 askerimiz de yaralandı.

7. VE 8. ANA JET ÜSSÜ BOMBA YAĞDIRDI

Hava muhalefeti nedeniyle şehit ve yaralı askerlerimiz Irak’ın kuzeyindeki Duhok Vilayetine bağlı Amediye kasabasından ambulanslarla Zaho İlçesine, buradan da Habur Sınır Kapısı üzerinden Şırnak’ın Silopi İlçesine nakledildi.

Saldırının gerçekleştirildiği bölge yoğun ateş altına alınırken, 15 terörist de silah ve teçhizatlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirildi. Öldürülen teröristler arasında Metina Eyalet sorumlusu ve aynı zamanda saldırının planlamasını yapan Piling kod adlı teröristin de bulunduğu öğrenildi.

Bölgede çatışmaların 5-10 metre mesafeden yer yer devam ettiği bildirilirken, Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı 8. Ana Jet Üssü’ndeki Pars ve Atmaca Filoları ile Malatya’daki Erhaç 7. Ana Jet Üssü’ndeki 173. Şafak filosundan havalanan F-16’lar teröristlerin muhtemel kaçış noktaları ile çatışma bölgesine yakın noktadaki barınma alanları olan Çarçel, Segire, Şiva, Karadağ ve Elhu bölgelerini lazer güdümlü akıllı mühimmatlarla vurdu.

PKK’lı teröristler bu bölgelerde yeraltına kazdıkları tünellerde barınıyordu. Lazerle işaretlenen hedefler nüfus edici akıllı mühimmatlarla vurularak yerle bir edildi.

PENÇE KİLİTTE 141 ŞEHİDİMİZ VAR

Teröristlerin, yağışsız açık havalarda 7/24 keşif/dinleme/gözetleme faaliyeti yürüten İnsansız Keşif Uçakları, Silahlı İnsansız Hava Aracı, üs bölgelerinde yüksek çözünürlüğe sahip gece görüşlü termal cihazlarla bölgenin kontrol altında tutulduğunu bildikleri için sağanak yağış; sis ve puslu bir hava oluşması için fırsat kolladıkları belirlendi.

Öldürülen teröristlerin üzerlerinde kafalarına takılı gece görüşle yüksek çözünürlüğe sahip tepe kameralar ile rüzgâr ölçer, yön gösteren pusula cihazları, güneş panelleri, telsizler, karakol ve üs bölgelerine saldırı planlarını gösteren basit krokiler de ele geçirildi.

805 TERÖRİST ETKİSİZ 141 ŞEHİDİMİZ VAR

Pençe Kilit harekâtının başlamasından bu yana kadar toplam 805 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi.

Harekatın başladığı 17 Nisan 2022 tarihinden bugüne kadar aynı bölgede aralarında Binbaşı, Üsteğmen, Teğmen, Astsubay, Uzman Çavuş, sözleşmeli er ve güvenlik korucularının da bulunduğu 141 kahraman güvenlik görevlimiz ise şehit oldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yine-ayni-tepe-yine-sis-yine-yagis/feed/ 0
Orta Doğu’da tansiyon fırladı: ABD’den İsrail-Hizbullah savaşını önleme hamlesi https://www.foxhaber.com.tr/orta-doguda-tansiyon-firladi-abdden-israil-hizbullah-savasini-onleme-hamlesi/ https://www.foxhaber.com.tr/orta-doguda-tansiyon-firladi-abdden-israil-hizbullah-savasini-onleme-hamlesi/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:03:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1873 Dünyanın gözü yaklaşık 3 ayda 22 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği Gazze’deki savaşa çevrilmişken Orta Doğu’da gerilim bu hafta yaşanan iki olayla daha da arttı.

Hamas’ın üst düzey yöneticilerinden Salih Aruri, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti.

Dün de İran’da 2020’de ABD’nin İHA saldırısında ölen Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Momutanı Kasım Süleymani’yi anmak için düzenlenen törendeki saldırılarda 100’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi, tansiyonu fırlattı.

İran’ın Kirman bölgesindeki saldırı sonrası gözler İsrail’e döndü.

Bu gelişmeler Gazze’deki savaşın tüm bölgeye yayılacağı endieşelerini körüklerken ABD harekete geçti.

ABD Başkanı Joe Biden’ın Enerji ve Altyapıdan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein’in, Hamas’ın üst düzey yetkilisinin Beyrut’ta öldürülmesinin ardından Hizbullah ile artan gerilimi düşürmek için İsrail’e gittiği belirtildi.

The Times of Israel gazetesinin haberine göre, isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey ABD’li yetkili, Washington yönetiminin İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimi azaltmak için diplomatik çabalarını artırdığını söyledi.

İsrailli yetkililerin, Hochstein’e Hizbullah’ı sınırdan uzaklaştıracak diplomatik bir anlaşma olmaksızın, sınır bölgelerinde yaşayan ve çatışmaların ardından tahliye edilen bölge sakinlerinin evlerine dönemeyeceğini söylemeyi planladığı belirtildi. Yedioth Ahronoth’un haberinde de İsrail’in Hizbullah’ı sınırdan uzaklaştıracak muhtemel bir anlaşmanın, İsrail ile Lübnan arasında kara sınırlarının belirlenmesine ilişkin görüşmeleri başlatmasını umduğu ifade edildi.

The Times of Israel’in haberine göre, Biden yönetiminden isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili, ABD’nin, Hizbullah’ın İsrail ile savaşa girmeye istekli olmadığını öngördüğünü söyledi.

Hizbullah lideri Nasrallah, Aruri’nin Beyrut’ta öldürülmesine ilişkin “Bu suç cevapsız ve cezasız kalmayacak” dedi.

LÜBNAN HÜKÜMETİ DE DEVREDE

Öte yandan Lübnan Dışişleri Bakanı Abdallah Buhabib, ülkesinin İsrail ile savaşa sürüklenmemesi için Hizbullah’ı geri adım atmaya ikna etmeye çalıştığını ifade etti.

Buhabib, CNN’e yaptığı açıklamada, Lübnan’ın hiçbir savaş istemediğini ve İsrail ile Hizbullah arasında sınır bölgesinde süren çatışmaların yayılabileceğini belirtti. Bakan, ülkesinin İsrail ile savaşa sürüklenmemesi için Hizbullah’ı geri adım atmaya ikna etmeye çalıştığını belirterek, “Onlara emir veremeyiz, bunu iddia etmiyoruz. Ancak ikna edebiliriz ve bu şekilde işe yarayacağını düşünüyorum” ifadesini kullandı.

İsrail’i, İran’ın Kirman şehrinde meydana gelen terör saldırılarının arkasında olmakla suçlayan Buhabib, “Biz bölgesel bir savaş istemiyoruz, bu herkes için tehlikeli. Hem Lübnan hem İsrail hem de İsrail’in çevresindeki ülkeler için tehlikeli” şeklinde konuştu.

NASRALLAH’TAN İNTİKAM YEMİNİ

Lübnan’daki Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Salih Aruri’nin Beyrut’ta öldürülmesine ilişkin, “Buna karşı sessiz kalamayız. Bu konuda fazla konuşmaya gerek yok. Bu suç cevapsız ve cezasız kalmayacak” demişti. Nasrallah, “Şu ana kadar Lübnan’ın çıkarlarını göz önünde tuttuk. Ancak Lübnan’a karşı savaş ilan edilirse, Lübnan’ın çıkarları savaşı sonuna kadar götürmemizi gerektirecektir” ifadesini kullanmıştı.

Bu arada Hizbullah, İsrail ordusu ile Lübnan’ın güneyindeki sınır bölgesinde yaşanan çatışmalarda 5 mensubunun daha öldürüldüğünü açıkladı.

İsrail ile geçen yıl 8 Ekim’den bu yana yaşanan çatışmalarda öldürülen Hizbullah mensuplarının sayısı 147’ye yükseldi. Çatışmalarda ayrıca, 28 Lübnanlı sivil, 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri hayatını kaybetti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/orta-doguda-tansiyon-firladi-abdden-israil-hizbullah-savasini-onleme-hamlesi/feed/ 0
BM: Gazzelilerin zorla gönderilmeleri soykırımdır https://www.foxhaber.com.tr/bm-gazzelilerin-zorla-gonderilmeleri-soykirimdir/ https://www.foxhaber.com.tr/bm-gazzelilerin-zorla-gonderilmeleri-soykirimdir/#respond Wed, 03 Jan 2024 21:39:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1861 İsrail’in Gazze Şeridi’nde yaşayan Filistinlileri göndermek için bazı ülkelerle gizli müzakereler yürüttüğü haberlerine atıfla X hesabından açıklama yapan BM Konut Hakkı Özel Raportörü Rajagopal, “Gazzelilerin zorla gönderilmeleri, özellikle yüksek çocuk sayısı nedeniyle soykırımdır. Kongo ya da bu halkı kabul edecek diğer ülkelerin yetkilileri, soykırıma yardım ve yataklık suçu işlemiş olur.” ifadelerini kullandı.

Rajagopal’ın atıf yaptığı İsrail basınında, İsrailli yetkililerin Kongo ve diğer bazı potansiyel alıcı ülkelerle Gazzelileri göndermek için gizli görüşmeler yürüttüğü belirtiliyor ve adını açıklamak istemeyen bir yetkilinin “Kongo, göçmenleri almak istiyor ve diğerleriyle de görüşmeler içindeyiz.” şeklindeki açıklamasına yer veriliyor.

İsrailli aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, yaptıkları açıklamalarda, Filistinlilerin Gazze’den “gönüllü göç etmesinin” en iyi çözüm olduğunu savunmuştu.

SOKAKLARDA ÇÜRÜMÜŞ CESETLER BIRAKARAK ÇEKİLİYORLAR

Gazze Şeridi’ne yönelik 7 Ekim’de başlayan saldırılarının ardından 27 Ekim’de de kara işgaline başlayan İsrail güçleri, Gazze Limanı, Şatı Mülteci Kampı, Eş-Şeyh Rıdvan, Ed-Derec, Eş-Şucaiye, Et-Tuffah, Ez-Zeytun mahallelerinden dün sabah saatlerinde çekilmeye başladı.

İsrail askerleri, doğu kesimdeki Şeyh Rıdvan, Şucaiye ve Tuffah mahallelerinin eteklerinde yeniden konuşlanıyor.

Bu çekilme, İsrail ordusunun 31 Aralık’ta Gazze Şeridi’ni karadan işgalinde görev alan 5 muharip tugayını terhis etmesinden sonra gerçekleşti.

Gazze’nin farklı mahallelerindeki olayların görgü tanıkları ile yerel kaynaklar, İsrail saldırılarının neden olduğu enkazı AA muhabirine anlattı.

Buna göre, İsrail askerleri tarafından öldürülen Filistinlilere ait onlarca ceset, kent sokaklarında duruyor.

Günlerce defnedilmeden bekleyen cansız bedenlerin bazılarının çürümüş bazıları da çürümeye başladığı belirtildi.

İsrail askerlerinin çekilmesinin ardından Şeyh Rıdvan Mahallesi’nde büyük bir yıkım ortaya çıktı.

Haftalarca devam eden İsrail bombardımanı, mahalleyi moloz ve kül yığınına çevirdi.

Bölge sakinleri, İsrail yıkımından sonra artık mahallelerini tanıyamadıklarını anlattı.

Haftalar sonra evlerini bulmak için çevrede dolaşan Filistinliler, yollarda sağda solda yatan cansız bedenleri görünce şaşkınlığa uğradı. Bazılarının artık “defnedilemeyecek durum” olduğu ifade edildi.

Filistinliler, kayıplarının yanı sıra uzun süredir defnedilmeyen cansız bedenler nedeniyle salgın hastalıklardan endişe ettiklerini dile getirdi.

KENTLER TANINMAZ HALE GELDİ

İsrail ordusu ayrıca Şeyh Rıdvan’ın merkezindeki çarşıyı buldozerlerle yerle bir etti. Artık kumdan bir tepe haline gelen çarşıdan geriye hiçbir şey kalmadı.

Gazze kentindeki yollar da saldırılar nedeniyle tahrip oldu. Asfalt yollar hem buldozerlerle hem de hava saldırıları nedeniyle altüst oldu.

İsrail ordusunun yol açtığı yıkım, altyapı, kanalizasyon, su ve elektrik şebekelerini de etkiledi. Bu yıkım, bölge sakinlerinin enkazları üzerinde bile olsa evlerinde yaşamak üzere geri dönmeleri ihtimalini zorlaştırdı hatta imkansız hale getirdi.

Kentin kuzeyinde yer alan, konutların yanı sıra eğitim kurumlarının yer aldığı Feyruz binalarında da büyük hasar meydana geldi.

Tamamen yıkılmayan binalar da ciddi ölçüde hasarlı ve her an yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Öte yandan Gazze Şeridi’nin batısında, sokakları ışıklarla süslenmiş, kafeterya, otel, eğlence merkezleri gibi iç turizme yönelik destinasyonlar da İsrail güçlerince, kum yığınına dönüştürüldü.

Gazze’nin lüks yerleşim yerleri ve turistik bölgelerinden biri olarak kabul edilen; konutların yanı sıra eğlence alanları, alışveriş mağazaları, araba showroomlarının yer aldığı bölge, geniş çaplı yıkıma maruz kaldı. Binaların tamamı ya da bir kısmı yıkıldı.

İSRAİL ÖZEL MÜLKLERİ TAHRİP EDİYOR

İsrail askerleri, bu bölgedeki showroomlarda sergilenen ya da zorla yerinden ailelerinin geride bırakmak mecburiyetinde kaldıkları araçlarını kundakladı.

Ayrıca Gazze Limanı’nda yer alan balıkçı tekneleri de tahrip edildi, kısmen ya da tamamen yakıldı; balıkçılara kolaylık sağlamak için dış destekle inşa edilen balıkçı odaları da yıkıldı.

İsrail uçakları ve askeri araçları ve araçları tarafından yerle bir edilmeden, binalar moloz yığını haline getirilmeden önce şehrin en prestijli bölgelerinden biri olan El-Rimal Mahallesi’ndeki El-Abbas bölgesi saldırılardan önce Filistinlilerin maişet arayışında olduğu bir yerdi.

Son dönemde Filistinliler burada kalan yiyecek ve kıyafetlerin satıldığı birkaç tezgahtan müteşekkil mütevazi bir pazar yeri açtı.

Bölge sakinleri bu minvalde ürünlerin kısıtlı olması ve limanların kapatılması nedeniyle fiyatların saldırılar öncesi dönemine oranla iki katına çıktığını ifade etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bm-gazzelilerin-zorla-gonderilmeleri-soykirimdir/feed/ 0
Otoyol için tartışma yaratan güzergah… 4 antik kent ve binlerce ağaç https://www.foxhaber.com.tr/otoyol-icin-tartisma-yaratan-guzergah-4-antik-kent-ve-binlerce-agac/ https://www.foxhaber.com.tr/otoyol-icin-tartisma-yaratan-guzergah-4-antik-kent-ve-binlerce-agac/#respond Tue, 02 Jan 2024 21:09:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1812 Antalya’nın doğal ve tarihi alanlarıyla ünlü batı ilçeleri Kaş ve Demre’de bazı antik kentler ve birinci derecede korunan doğal alanları etkileyen otoyol projesi tepki çekti.

2 milyar 165 milyon TL’lik yaklaşık maliyet planlanan yeni bölünmüş yol projesinin bölgede doğal ve kültürel mirasa yönelik olumsuz etkileri gündeme geldi.

Demre Beymelek’te başlayacak otoyolun, güzergahındaki Myra, Sura ve Hoyran antik kentlerinin koruma sınırları içerisinden geçeceği, Kaş-Kalkan arasındaki korunan doğal alanları da olumsuz etkileyeceği kaydedildi.

Tarım arazilerini böleceği için ilçe halkının karşı çıktığı Finike bölümü geçici olarak projeden çıkarılan otoyolun, Demre Beymelek’ten başlayıp Kaş Kalkan’a kadar olan bölümü 74 kilometre planlanıyor.

Karayolları 13’üncü Bölge Müdürlüğü’nün, gidiş-geliş toplam 4 şeritli, 11 köprü ve viyadük, 6 tünel ve 12 alt ve üst geçit planlanan bölünmüş yol projesinin ÇED raporunda, “Yaklaşık olarak güzergahta bulunan orman alanlarında kesilecek ağaç sayısı 66 bin 73 adettir” ifadesi yer aldı.

ÇED raporu, 4 Ocak 2024 günü Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda, İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) tarafından değerlendirilecek.

ONARILAMAZ ÖLÇÜDE TEHLİKE ALTINDA

Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu’ndan arkeolog Nezih Başgelen, otoyolun Likya’nın merkezi bölgesinden geçeceğini belirterek, bölünmüş otoyol projesi gibi hassas planlanması gereken yatırımları hayata geçirirken özellikle tarihi ve doğal mirası koruma amaçlı sivil inisiyatiflere de görüşlerini sunma imkanı sağlanmasını istedi.

Başgelen, “Hep birlikte akılcı ve gerçekçi çözümler geliştiremezsek Likya’nın benzersiz doğal ve kültürel mirasının onarılamaz ölçüde tehlike altına gireceği görülmektedir. Bu süreçte yitireceğimiz Likya’nın kültürel peyzaj değerlerini tekrar kazanma imkanımız olmayacaktır” diye uyardı.

BEYMELEK DALYANI’NDAN BAŞLIYOR

Otoyol projesinin başlangıcının Demre’nin Beymelek Dalyanı olduğunu kaydeden Başgelen, “Toplam 355 hektar alanı kaplayan Dalyan, yeni tespitlerle birlikte 44 tür balığın beslenme ve büyüme alanı. Denizde üreyen balık türleri ve mavi yengeçler, nisan-ağustos döneminde Beymelek Dalyanı’na giriş yapıyor. Yavru türleri, özellikle yaz döneminde sürüler halinde dalyanda geziyor ve besleniyor. Burada beslenen balıklar büyüyor. Dalyanda başlıca çupra, levrek, mırmır, kefal türleri olmak üzere 23 familyaya ait 44 tür balık tespit edilmiş. Bunlarla ilgili izleme çalışması bir AB projesi kapsamında devam etmekte” dedi.

’66 BİNDEN FAZLA AĞAÇ KESİLECEK’

Finike, Demre ve Kaş ilçelerinde pek çok arkeolojik değerin yer aldığı Likya’nın merkezi bölgesinden geçecek bölünmüş otoyolun olası etkilerine dikkati çeken Başgelen, şöyle konuştu:

Yeni otoyol yapımı için 66 binden fazla ağacın kesilecek olması endişe yaratırken projeyle ilgili hazırlanan jeoteknik raporlarına göre hareketli bir topografyaya sahip olan bölgede dinamitli patlatma ve yarma çalışmaları sırasında 19 milyon 680 bin 825 metreküp hafriyat malzemesi çıkacağı belirtiliyor.

Oluşacak hafriyat malzemesinin 7,2 milyon metreküplük kısmının yol için dolgu malzemesi yapılacağı belirtilirken kalan malzemenin ise yerel belediyelerin göstereceği düzenli atık toplama merkezlerine taşınacağı kaydediliyor.

Ancak her iki ilçe sınırlarında bu ölçüde hafriyat malzemesinin depolanabileceği mevcut bir depolama alanı söz konusu değil.”

GÜZERGAHTAKİ TARİHİ-DOĞAL ALANLAR

Proje dosyasında otoyol güzergahında yer alan ve proje inşaatı sebebiyle zarar görebileceği düşünülen doğal ve kültürel alanlar ise şöyle; Beymelek 1’inci Derece Doğal Sit Alanı, Andreake Sura 1’inci Derece Doğal Sit Alanı, Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi, Kalkan Güney Yamaçları 1’inci Derecede Doğal Sit Alanı ve Kaputaş Kanyonu, Sura Arkeolojik Sit Alanı.

Güzergah yakınında yer alıp, olumsuz etkilenmesi öngörülen yerler ise şöyle; Myra Antik Kenti Lahit, Sarnıç ve Harabe, tarihi kuyular, kaya mezarlıkları, tarihi su sarnıcı, 1’inci Derece Arkeolojik Sit Alanı Salomba Damları mevkii antik yerleşim alanı ve kuyular, 3’üncü derece arkeolojik sit alanı Çağlarca antik dönem yerleşim alanı.

KEKOVA’DAN GEÇİYOR

Otoyolun Kekova’daki güzergahına karşı çıkan bölge halkı da hem yerleşim alanları hem doğal alanların zarar göreceğini kaydetti. Kekova’dan Adem Boz, Kekova’nın UNESCO Dünya Mirası geçici listesinde olduğunu belirterek, otoyolun geçeceği alanların arkeolojik sit alanları ve yerleşim alanları ile dere yatağını içerdiğini söyledi. Yolun evlerini de tehdit ettiğini kaydeden Boz, otoyol projesinin düzenlenmesi veya iptaline yönelik CİMER’e de bölge halkının başvuruları olduğunu dile getirdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/otoyol-icin-tartisma-yaratan-guzergah-4-antik-kent-ve-binlerce-agac/feed/ 0
Köylüler protesto etti, şirket ÇED toplantısını erteledi https://www.foxhaber.com.tr/koyluler-protesto-etti-sirket-ced-toplantisini-erteledi/ https://www.foxhaber.com.tr/koyluler-protesto-etti-sirket-ced-toplantisini-erteledi/#respond Fri, 22 Dec 2023 09:36:09 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1315 Tunceli’in Pülümür ilçesine bağlı Dağyolu, Süleymanuşağı, Hacılı, Göcenek ve Közlüce köylerini kapsayan ve Mina Marble Mermer Ticaret A.Ş. tarafından yapılmak istenen 10 adet Rüzgar Enerji Santrali (RES) için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) toplantısı bölge halkının protestosu nedeniyle yapılmadı.

PROJE 10 KÖYÜ OLUMSUZ ETKİLEYECEK

RES istemeyen köylülerin avukatları, toplantının yapılmadığına dair tutanak tutturdu. Kent Koruma Kurulu da toplantı öncesi Pülümür Belediyesi Cemal Süreya Kültür ve Belek Evi önünde açıklama yaptı. Muhtarlar, köy sakinleri ve belediye başkanları açıklamaya katıldı. Söz konusu RES projesinin, 10 köyü ve köylerdeki canlı yaşamını olumsuz yönde etkileyeceği, proje kapsamındaki bölgede nesli tükenme tehdidi altında olan canlı türlerinin bulunduğu belirtildi.

“HAYVANCILIK DURMA NOKTASINA GELECEKTİR”

Pülümür Belediyesi Cemal Süreya Kültür ve Bellek Evi Konferans Salonu ve Konferans Salonu önünde köylüler adına basın açıklamasını okuyan Göcenek köyü muhtarı İsmail Turan, bölge halkının projeye onay vermediğine dikkat çekti.

Projenin mera alanlarına yapılacağını belirten Turan şunları söyledi:

“Bilindiği üzere ilçemiz Dağyolu, Közlüce, Hacılı, Göcenek ve Süleymanuşağı köylerimizin sınırları içerisinde Mina Marble Mermer Maden Ticaret A.Ş. tarafından paşa depolama rüzgar enerji santrali yapılması planlanmaktadır. Adı geçen köyler ve çevre köylerimiz de geçim kaynağı arıcılık ve hayvancılıktır.

Yapılması planlanan projenin yapılacağı alanlar mera alanlarıdır. Pertek ve Çemişgezek ilçelerinde hayvancılık yapan üreticilerimizin de mera alanı olarak kullandığı alanlar olarak bakıldığında ilimizde yapılan hayvancılık faaliyetlerini durdurma noktasına getirecektir.

İlçemizde son zamanlar geri dönüşler başlamış metropoller de yaşayan hemşerilerimiz köylerine geri gelme planı yaparken tarım, hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerinin her geçen gün arttığını bariz görülmekteyken bu ve benzeri projeler yaratacağı olumsuz etkilerden kaynaklı yeniden bölgeden tersine göçün önünü açacaktır”

“İLÇENİN OLUMLU GÖRÜŞÜ BULUNMAMAKTADIR”

135 sayfalık ÇED başvurusu dosyasında temel geçim kaynaklarından biri olan ‘arıcılık’ ve ‘balcılık’ kelimelerrinin hiçbir yerde geçmediğini belirten Turan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Arıcılığın nasıl etkileneceğine dair tek bir kelime dahi yok. Arılar tarımsal sürdürebilirlik açısından oldukça önemli canlılar. Tozlaşmayı sağlamaya yardımcı olduklarından global tarımın devamı büyük ölçüde arı popülasyonuna bağlıdır.

Rüzgar enerjisi dönüşüm sistemleri dendiğinde akla gelebilecek çevresel ilk olumsuz etki gürültü kirliliğidir. Tribünlerin bir diğer çevresel etkisi ise doğal yaşama verdiği olumsuzluklar.

Kanatlı pek çok canlının ölümüne yol açabilen bu sistemlerin kuş göç yolları üzerine kurulması daha yıkıcı sonuçlara neden olmaktadır. Bölgenin nesli tükenmekte olan yabani hayvan türlerine ev sahipliği yaptığı ve bunların koruma zorunluluğu bulunmasına rağmen bu türler de tespit edilmemiştir.

Söz konusu proje hakkında ilçemizde yaşayan hiçbir yurttaşımızın olumlu görüşü bulunmamaktadır. Bizler bölge halkı olarak bu projenin hayata geçmemesi için kamuoyundan ve yetkililerden bizlerin, yaban hayatın doğanın ve çevrenin yanında yer almanızı talep ediyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/koyluler-protesto-etti-sirket-ced-toplantisini-erteledi/feed/ 0