“LAFI EĞİP BÜKMEDEN SÖYLEMEK İSTERİM Kİ…”
Kılıçdaroğlu’nun “Samimiyet ve Cesaret Gerek!” diyerek başladığı mesajı şöyle:
“Kobane davaları sonuçlanmış ve çıkan hukuksuz kararlara en üst perdeden karşı duran bir açıklama yayınlamıştım. Gerek sosyal gerekse ulusal medyada, bazı kişilerin ve siyasetçilerin konuyu anlamadığını, anlayanların da işlerine gelmediği için attıkları “dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyerek sen sebep oldun” iftiralarını üzülerek takip ettim. Hiç lafı eğip bükmeden söylemek isterim ki: Mevcut iktidara benim dışımda “Diktatör” diyebilen bir siyasi lider görmediğim gibi, bırakın “Diktatör” demeyi; bu hukuksuz karara karşı çıkıyor olmanın yolunu, Erdoğan’ı eleştirmekten korktukları için, “Kılıçdaroğlu dokunulmazlıkları kaldırdı” diyerek bulanları acıyarak izliyorum.
“DEMİRTAŞ’I YALNIZ BIRAKANLARDAN OLMAYACAĞIM”
1- Terör suçu dokunulmazlık kapsamında değildir. Ayrıca Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının işlediği veya kendilerine isnat edilebilecek bir terör suçu da yoktur. Sayın Demirtaş savunmasında da vurguladığı üzere demokrasi ve barış savunucusudur.
2- Hal böyleyken Sayın Demirtaş, içerisinde AKP rejimiyle anlaşmalı bazı partililerinin de olduğu bir irade tarafından, yalan ve iftiralar manzumesiyle, “dokunulmazlığın kaldırılması” maskesiyle tutsak edilmiştir.
3- Ve aynı irade hukuksuz, etik dışı, vicdansız bir yargılamayla bu tutsaklığı hükme bağlamıştır.
4- Sayın Demirtaş’ı tutsak eden iradenin en önemli ismi Erdoğan’ın kendisidir. Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının, kendi partileri içerisinde, kimilerinin her fırsatta göz kırptığı ve Erdoğan’ın öncüsü olduğu irade tarafından tutsak edilmelerine karşı tek başıma kalsam da mücadele edeceğim. Sayın Demirtaş’ı yalnız bırakanlardan olmayacağım.
“MÜCADELE ETTİM, EDERİM”
Van’da, Diyarbakır’da, Muş’ta, Samsun’da, Kayseri’de ve bütün Türkiye’de seçim dönemi ve öncesinde bana olan sevgiyi ve çok daha önemlisi demokrasiye ve adalete olan özlemi, inancı görmüş biriyim. Güzel ülkemizin varlığı ve geleceği için samimi bir şekilde siyaset yapan ve çalışan herkes için sonuna kadar mücadele ettim, ederim!
“SİYASİ TUTSAKLARIN ÖDEDİĞİ BEDELİN KAYNAĞI DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI DEĞİL”
Bugün, Sayın Demirtaş’ın da Sayın Can Atalay’ın da ve diğer bütün siyasi tutsakların da ödedikleri bedelin kaynağı dokunulmazlıkların kalkması değil, baskıcı hükümetin karşısında, halkın yanında dik durmalarıdır! En başta kendi partileri olmak üzere, arka kapılarda adaletin değil de gücün yanında olmayı seçenlere tavsiyem; samimiyetle vatansever bir anlayışta siyaset yapmaları, yapılan bütün hukuksuzlukları cesurca muhatabına söylemeleridir.
“DEMİRTAŞ VE ATALAY BİZİMDİR”
Bütün siyasi partilerin içerisinde bedel ödemiş, müesses nizama karşı durmuş, milletin kötü talihi değişsin istemiş, bu uğurda mücadele etmiş bütün arkadaşlarımın haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Vatanperver Kürt halkının sevgili Başkanı Sayın Demirtaş ve Hatay halkının göz bebeği vekili Can Atalay bizimdir, timsah göz yaşlarıyla arka kapı pazarlıkçıları Erdoğan’ın olsun. Bir Kürt atasözünün de dediği gibi; Bila mirov kuştiyê şera be ne girtîyê rovîya be. İnsan; aslanın ölüsü olsun ama tilkinin tutsağı olmasın…”
]]>ORTAK AKIL VURGUSU
Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, yaptığı konuşmada, şunları söyledi:
“Ramazan ayına uygun olarak bu kentteki bütün duyguları geçmişten bugüne kadar taşıyan bütün emekleri tek sahnede gördüğümüz bir ışık var şu anda karşıda.
*Dört bin yıldır beşten fazla medeniyete ev sahipliği yapan bu kent gelecek yüzyıllarda da bütün güzellikleri taşıyacak büyük işlerin kentidir aslında. Bölmeden paylaşacağız diyor.
*Paylaşmak bölüşmek değil çünkü. Biz diyoruz ki paylaşmak payına düşeni almak değildir. Bizim toplumumuz onu bölüşmek diye bilir. Bu güzelliği taşıyacak olan kenttir. İşte doğru olan bu bizim için.
*Birlikte iş yapabilmenin gücü ya da birlikte iş yapmanın kudretinin büyüsünün aslında fotoğrafını görüyoruz şu anda karşımızda.
*Bu dayanışmanın insanlığa pandemi dönemindeki tedavisini hep beraber hissettik Burada yüzün üzerinde esnaf odası başkanımız var ve dayanışma içerisinde 250 binden fazla o ailenin kalbinin arttığı Şerafettin Cami etrafında bundan bin yıl önce yeniden dirildiğimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün burayı başkent ilan etme nedenlerinden biri de bir ahi devleti kurma geleneğidir diyerek selamladığı esnaf örgütünün bütün liderleri burada bugün.
*Ankara’nın iyilik organizasyonunu yapan ve bu kenti gelecek yüzyıla taşıyacak sosyolojisine bakmadan, kent, Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyet müştereğinde, demokrasi çığlığının atıldığı demokrasi müştereğinde bir araya gelen kalpler kamplaştırmayı sona erdirdiler ve gelecek yüzyıla demokrasi çığlığını taşımak üzere yemin ettiler.
*Ortak akılla, katılım kültürüyle, inancımızda olan bütün değerlerle beraber yeniden dirildiğimiz bu kent, doğru bir sesle beraber herkesin aklına, duygusuna ihtiyacım var dediği gün tedavi oldu ve bugün o tedavinin sonucunu yaşıyoruz.
YAVAŞ: BU ALANLAR BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
“Bizlerin bir farkı olmalı. Farkımız ötekileştirmemek olmalı. Hiç kimseyi ayırmamak olmalı. Bu özelliğimizle öne çıkarsak toplumu bütünleştiririz” diyen Mansur Yavaş da şunları söyledi:
*Kutuplaştırmak isteyenlere ancak bu şekilde engel olabiliriz. Ben seçilen bütün belediye başkanlarımın da aynı şekilde davranacağını, kaynakları israf etmeden gerçek ihtiyaçlarına harcayacaklarını ve başka partiden seçilen belediye başkanlarının da bir geçtiğimiz beş yıldaki belediye meclisinde yapılanları görüp seçimde de kendilerine bu yaptıklarını halka şikâyet ettiğimiz zaman halkta nasıl karşılığı olduğunu gördükleri için inşallah onlar da bu kez bizimle el ele verir.
*6 milyon Ankaralıya 25 belediye başkanı olarak hizmet etmeye devam ederiz. Biz yine aynı şekilde ortak aklı daha da genişleterek daha önce bürokratlık yapmış, konusunda yetkin isimlerin de Kent Konseyi’ne dahil etmek suretiyle her konuda bir meclis yapıp, onların da akıllarından, tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz ve inşallah en büyük amacımız da Ankara’nın tarihi, kültürel değerlerini ayağa kaldırıp, özellikle Ulus’tan başlamak üzere.
*Buralar çok özel bir yer. Burada oturduğumuz yerde Mustafa Kemal Atatürk, Gençlik Parkı’nı yapılışının buralardan bizzat adımlayarak izlemiştir. İleri gidiyorsunuz, Atatürk Orman Çiftliği bizzat ilgilendiği alanlardır. Çok yakınınızda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu yer buraya 300 metre.
*Dolayısıyla bu alanlar bizim için çok çok önemli. Bunu hissederek buralarda yaşayan bir yönetici. Bunu da halka mutlaka aktarması lazım. Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği bu Ankara’yı dünya başkentleriyle yakışır bir hale altı milyon Ankaralı el ele vererek en azından borcumuzu ödemeye çalışacağız.
]]>
Özel, burada yaptığı konuşmada, “15 yıldır sizlerle beraber el eleyiz. Kol kolayız. Omuz omuzayız. Gönül gönüleyiz. Bugün Turgutlu’da, kardeşlerimin, evlatlarımın huzurunda bana bugüne kadar hep sahip çıkan, hep arkamda duran, büyük ailemin huzurundayım. Hepinizi çok seviyorum, hoş geldiniz. Bir yerel seçim sürecindeyiz, zorlu bir süreçteyiz. Yarın kampanyanın son günü. Bu kampanya boyunca yaptığımız tam 104’üncü miting. Bütün Türkiye’yi gezdik. Dolaştık. Mitingler yaptık ama son mitingi yapacaksam, son bir yerde mikrofonu elime alacaksam orası elbette memleketim olmalıydı, elbette Kasabamız olmalıydı” dedi.

“EMEKLİNİN HAKKINI YEDİLER”
Emeklinin geçim sıkıntısına değinen Özel, şunları söyledi:
* “Bundan 2 ay önce mitinglere ilk başladığımızda şöyle söylemiştim. ‘Emekliler büyük ıstırap çekiyorlar. Büyük acı çekiyorlar. Buradalar mı’ dedim, meydanın yüzde 20’si kadarı ‘Buradayız’ dediler. Ben de emekliler, sesimi duyarsanız, sesime ses verirseniz, benimle birlikte olursanız, meydanları doldurursanız, sesinizi duyuracağım. Sizin hakkınızı mutlaka alacağım dedim. Artvin, Antalya, Kahramanmaraş, Edirne, Tekirdağ, Sinop, İzmir’de konuştum, 104 meydanda konuştum ve en son burada altını kalın kalın çizeceğim. AKP, ilk iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani bugünkü para ile tam 26 bin lira. Dediler ki TÜİK’e göre vereceğiz. Enflasyona ezdirmeyeceğiz, emekliye enflasyon oranında zam yapacağız.

* Sizin düzeninizi hiç bozmasalar, hiç karışmasalar bugün 1,5 asgari ücret 26 bin lira. Ama onlar TÜİK’e göre zam yapacağız dediler. TÜİK ne demek, neyin kısaltması? Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu. O yalancılar Tayyip Erdoğan’ı üzmediler ama emekliyi üzdüler. Emeklinin hakkını yediler. Emeklinin hakkına geçtiler. Son sene enflasyon yüzde 120, gerçek enflasyon. TÜİK 68 hesaplamış. Tayyip Bey size yüzde 33 zam verdi. 7 bin 500 lirayı 10 bin lira yaptı. İlk Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. 8 çeyrek altın. İnanmayan ilk kuyumcuya girsin ve sorsun.

* Bugün 10 bin lira olan en düşük emekli maaşı sadece 2,5 çeyrek altın alıyor. Yani emekliler, her ay 5,5 çeyrek altın kayıpta. Bir emekli cebinden bir çeyrek altın düşürse aklı çıkar, bütün Kasaba’da onu arar öyle değil mi? Bir emekli değil bütün emekliler, bir çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın. Bir sefer değil her ay kaybediyorlar. Bir şey yitirildiği yerde bulunur. Gider ararım dediniz ya, nerede kaybettik? Biz bunu bir seçim sandığında kaybettik. Nerede buluruz, aynı yerde buluruz. Pazar günü sandık başına gitmeye ve hakkınızı aramaya hazır mısınız? İşte umut bu sestedir. Umut bu birlikteliktedir.”

“BAYRAM İKRAMİYESİNDEN 18 KİLO KIYMA KAYIP”
Emeklinin sofrasından son 6 yılda sadece bayram ikramiyesinden 18 kilo kıymanın eksildiğini söyleyen Özel, şu ifadeleri kullandı:
* “2018 seçimlerinde bayram ikramiyesi vereceğiz dediler ama biz birer maaş diyorduk, sadece bin lira verdiler. Biz o bin lirayı beğenmedik, itiraz ettik. O beğenmediğimiz bin lira, 24 kilo dana kıyma alıyordu. 2018 yılında, Ramazan Bayramı’ndan önce verilen emeklilere bayram ikramiyesi 24 kilo kıyma alıyordu. Bugün alın 3 bin lirayı gidin kasaba, 6 kilo kıyma alıyor. Bakın son 6 yılda sadece bayram ikramiyesinden 18 kilo kıyma kayıp. Bugün 1 kilo kıyma için sabah 5’te insanlar kuyruğa giriyorlar, yarı fiyatına almak için. İstanbul, Ankara, Aydın’da belediyemizin halk kasaplarının önüne. Bir kilo verebiliyoruz. Oysa 18 kilo kıyma, sizin olan elinizden alınmış.

* 30 Ramazan, 30 iftar, 30 sahur sofrasında, bayram sofrasında, çoluğunuzun çocuğunuzun davetli olduğu bayram sofrasından 18 kilo kıymayı almışlar, çalmışlar. Bu yüzden ömürleri çalışmakla geçen, alnının terini akıtan, kimi toprağa akıttı, kimi tezgâha akıttı, kimi kara tahtalar önünde öğrenci yetiştirdi, kimi soba yaktı, kimi çöp topladı, kimi vergi topladı, kimi polisti ve canını ortaya koydu ama karınca gibi çalıştınız. En rahat edeceğiniz güne gelince birileri hakkınızı elinizden aldı.
* Şimdi yine karıncalar gibi bir arada durmak, yan yana durmak, peş peşe yürümek lazım. Karıncaların isteyip de kaldıramayacağı yük, aşamayacağı engel yoktur. Size buradan, memleketimden, Türkiye’nin bütün emeklilerine söz veriyorum. O burnu büyüklere, o kibirlilere, o size yukarından bakanlara, sizi bir karınca gibi ezmeye çalışanlara şunu söylüyorum. Karıncayı ezdirmem, karıncanın kardeşi var o da CHP’dir.”

“KÖYLÜLERİ, ÇİFTÇİLERİ BU İKTİDARIN ZULMÜNDEN KURTARACAĞIZ”
Çiftçinin mazot sorununa da değinen Özel, şunları aktardı:
* “Burası aynı zamanda alnının terini toprağa damlatıp, o topraktan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunu çocuğunu geçindirmeye çalışan bağcıların, üzüm üreticilerinin, bu ovaya emeğini verenlerin memleketi. 4 liralık mazot 19 lira olduğunda isyan ettik. Düşüreceğiz dediler. Geçen sene Mayıs ayında 19 lira olan mazotu, 45 liraya çıkardılar. Destekleme hakkınız, yüzde 1’lik hakkınızla 260 milyar lira destekleme verilecekken 80 milyar lira veriyorlar, hakkınızı beşli çeteler, saray müteahhitlerine, İliç’teki altın madeninin silinen vergilerine harcıyorlar. ‘Milletin efendisidir’ diyerek, birinci Cumhurbaşkanımızın nitelediği köylüleri, çiftçileri, hayvancılıkla uğraşanları bu iktidarın zulmünden kurtaracağız. Bugünlerde yerel seçim mitingleri yaptık. Ama emeklinin, çiftçinin hakkını alan kadar, üzüm üreticisinin hakkını alana kadar, bundan sonra siz varsanız, biz buradayız. Meydanlardayız, hakkınızı söke söke alacağız.”

“YOKSULLARI BİÇARE BIRAKANLAR…”
Staj mağdurlarını da hatırlatarak sözlerine devam eden Özel, şunları söyledi:
* “31 Mart seçimleri elbette birer yerel seçimdir. Ama gücü elinde tutan, kimseye acımayan, kendinden başka kimseyi görmeyen, zengini kayıran, emekliyi unutan, yandaşı kayıran esnafı, memuru ezdiren, kendi yakınlarına imkânlar yaratıp yoksulları bir çare bırakanlara karşı genel iktidarın, yerelden dengeleneceği seçimlerdir. Bunun için 31 Mart günü canı yanan herkesi, mağdur olan herkesi, yoksullaşan herkesi sandıklarda buluşmaya, bu iktidara bir sarı kart göstermeye davet ediyoruz. Staj mağdurları var, çıraklık mağdurları var. Çocuk yaşta çıraklık yapmış, staj yapmış. Sigortası çocuk yaşta başlamış. Belli bir prim ödenmiş. Daha sonra yıllarca çalışmış, EYT çıkmış. Başvurusunu yapmış, olmaz. Neden, işe başlangıç tarihin staj tarihi olamaz. O tarihi saymadıkları için staj ve çıraklık mağdurlarının ciddi mağduriyetleri var.
* Ayrıca kanun çıkmış, 9 Eylül 1999’da 15 gün sonra sigortalı olmuş, 18 yıl daha çalışacaksın. 10 gün sonra sigortalı olmuş, 16 yıl daha çalışacaksın. Böyle adaletsiz bir emekliliğe karşı kademe bekleyenler var. Ayrıca Bağ-Kurlular 9 bin günde, SSK’lılar 5 bin ila 7 bin 200 günde. Bunu kaldıracağız dediler, bu sözlerini de tutmadılar. Ayrıca yine mülakattan gençleri, çocukları eliyorlar. Mülakat demek kul hakkı yemek. İnsan ayırmak, partizanlık yapmak demek. Söz verdiler mülakatı kaldıracağız diye, kaldırmıyorlar. Öğretmenler, 1 milyon öğretmen. 80 bin mülakatsız atama bekliyor, söz verdiler yapmıyorlar. Öğretmenin de staj mağdurunun da kademeli emeklilik bekleyenlerin de bütün derdi, tasası Bağ-Kurlu olanların da bütün mağdurların da sonuna kadar arkasındayım. Haklarını alana kadar iki elim Tayyip Bey’in yakasındadır. Söz veriyoruz.”
“DEMOKRASİYE SAHİP ÇIKARSANIZ, HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”
31 Mart yerel seçimleri için gençlere sandık çağrısında bulunan Özel, şöyle konuştu:
* “31 Mart seçim, meydanda bulunan herkes bizim canımız ciğerimiz. Ama hepimizin gözbebeği gençlerimiz. Bu gençler her şeyin en güzelini hak ediyorlar. Ama 14-28 Mayıs’ta üzüldüler, kırıldılar. Gençlerin gelecek umutlarını kırıyor bu iktidar. Festivalleri, konserleri yasaklıyor. İş imkânlarını kısıtlıyor, mülakatla insan ayırıyor. Okul bitiyor, atamalarını yapmıyor. Gençler umutlarını kaybediyorlar. Buradan bütün gençlere sesleniyorum. Umudunuzu kaybetmeyin. Şüphesiz hepiniz bizler kadar çok Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü seviyorsunuz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’i kurup da CHP’nin genel başkanlarına, milletvekillerine, belediye başkanlarına emanet etmedi. Askerdi ve askere bile güvenmedi. Genelkurmay başkanlarına da emanet etmedi.
* Gazi Mustafa Kemal Atatürk dedi ki ‘Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yüceltecek ve yükseltecek, sizlersiniz, emanetim sizedir’ dedi gençler. Emaneti sizedir. O’nun emanetine hep birlikte sahip çıkacağız. Partimizde bütün kademelerin yarısını kadınlarla, yarısını gençlerle ve çok güçlü ekiplerle yeniliyoruz. Ailelerinizin umudu sizsiniz. Bu ülkenin umudu sizsiniz. Siz yılarsanız, pes ederseniz, vazgeçerseniz, o zaman onlar kazanacak. Ama siz ayakta kalırsanız, siz emanete sahip çıkarsanız, siz demokrasiye sahip çıkarsanız, hep birlikte kazanacağız. En sonunda siz kazanacaksınız. Onun için bütün gençleri 31 Mart Pazar günü sandık başına gitmeye, Cumhuriyetçi, Atatürkçü, ülkesini, vatanını, milletini seven belediye başkanlarına oy vermeye, geleceğimize sahip çıkmaya davet ediyorum. Buradan ta gözün gördüğü, göremediği en arkalara kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün gençlerine bir moral alkışı duyayım, en kuvvetli alkış. Gençleri alkışlıyoruz. Sandıklara gelecek, memlekete sahip çıkacak gençleri alkışlıyoruz. Atatürk gençliğini alkışlıyoruz.”

“KASABA’DA DOĞANA DA DOYANA DA SAHİP ÇIKACAK”
Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ferdi Zeyrek ve Turgutlu Belediye Başkan Adayı Çetin Akın için yerel seçimlerde destek isteyen Özel, şu ifaderi kullandı:
* “Şimdi tabi Turgutlu’dayız, Kasaba’dayız. Gençler deyince hem Turgutlulu gençlerin çok sevdiği, hem kendisi de genç olan, ömrü boyunca Turgutlu ve CHP’ye hizmet eden biri var. 56 yaşında ama ben 15 yıl önce ilk belediye başkan adayı olduğumda buradaydı. 20-25 yıl önce yine buradaydı. Bu partinin evladıydı. Turgutlu Belediyesi’ne önce zabıta memuru olarak girdi, sonra zabıta komiseri oldu, çalıştı insan kaynakları memuru oldu, insan kaynakları müdürü oldu, belediye başkan yardımcısı oldu ve tarih yazdı. 1989’dan sonra bu belediyeyi ilk kez alırken umudumuz ve başkanımız oldu. Çetin Akın. Kasaba’nın evladı.
* Geçen sefer ona oy isterken diyorduk ki partisi CHP ama bütün partililerin adayı, bütün Kasaba’nın adayı. Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i, göçmeniyle, Kasaba’da doğana da doyana da sahip çıkacak, Turgutlu gibi Kasaba gibi yiğit bir başkan diyorduk. Turgutlulular onu seçti, o Turgutlu, Kasabayı hiç pişman etmedi. Ben bu seçimlerde Turgutlu ittifakının, kasaba ittifakının, parti ayırmadan ona sahip çıkacağına, yine bu şehre hizmet etmesine olanak sağlayacağına, inanıyorum. Muhteşem işler yapacak. Çetin Akın’ın Turgutlu’da yaptığını bir de büyükşehirde yapacak biri lazım. Genç, çalışkan biri lazım. Manisa’nın bir evladı, genç bir mimar. Manisa’da yaşanan bütün kent suçlarına, evlendiğimiz evlenme dairesini TÜGVA’ya verdiler.
* Ulu Parkımızda 100 yıllık ağaçları kesmeye kalktılar, Beyaz Fil’imizi yıkıp AVM yapmaya kalktılar. En ağaçlı tepeleri belediye başkanını kızına villa yapmaya kalktılar. Yoldaki 5 katı 15’e çıkarıp Cengiz Ergün’ün içerideki arsalarına, park üstünden bağlantı kurup 300 daire fazladan vermeye kalktılar, Cengiz Ergün Ulu Park’a baktı, evlendirme dairesine baktı, köy yollarına baktı, Beyaz Fil’e baktı ve hepsini ya ailesine ya yandaşlara verdi. Ama bir duvara tosladı ve bir baktı karşısında bizim Ferdi. Sütte leke var, Ferdi’de leke yok. Çalışkan, azimli, gayretli, hepimizin sevgilisi, Manisa’nın sevgilisi. Bu memlekete gerek artık bir Ferdi Zeyrek. Hem büyükşehirde, hem ilçelerde adaylarımıza elbette sosyal demokratlardan oy istiyoruz, aslan sosyal demokratlardan oy istiyoruz. Ama gönlünde, gözünde güneş olan iyi insanlardan, eski ittifak ortaklarımızdan istiyoruz.”

“ATATÜRKÇÜ, CUMHURİYETÇİ, VATANSEVER İNSANLAR BİRBİRİ İLE KAVGA ETMEZ”
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün yaptığı açıklamada, Özel’e seslenerek “Bu arkadaş seçimlere kadar bizi terörist çapulcu ve marjinal de ilan ederse şaşırmayın sonra ruh ikizi deyince kızıyorlar. Bana abla mabla demeyin istemiyorum. Sizin bana vıcık vıcık riyakarlıkla abla demenizi istemiyorum” demesi üzerine CHP lideri Özel, şunları söyledi.
* “Geçtiğimiz günlerde yine bunu söyledik. Bandırma’da bir mitinge gittim. Mitingde biliyorsunuz, Manisa ve bütün Türkiye’de de bir centilmenlik var. Miting yapıyorsak örneğin buraya bunları astık, 2 saat sonra AKP gelse, biz bunları toplarız. Rahatsız etmez kimse kimseyi. Miting meydanına gittik, Bandırma’da Balıkesir’in adayı annesinin balkonuna bizlere hakaret eden, saray ağzıyla laf söyleyen, yok dem mem diye bir şey asmış. Dedik ki bu yakışık almamış, doğru değil dedik. Kimseye kötü söz söylemedik. Sonra Meral Hanım çıktı, diyor ki efendim birçok şey söyledi. Bütün gazeteciler bugün peşimde. Meral Hanım şöyle dedi, böyle dedi. Ne cevap vereceksiniz? Ben tek itirazım biz miting yaparken Atatürk’ün partisine hakaret eden o afişeydi. Yoksa ben kampanya boyunca asla muhalefete muhalefet etmedim.
* Muhalefet liderlerine, adaylarına tek kelime söylemedim. Abla diyeceğim, demeyince, abla de diyordu ama dün kızmış bana abla mabla demeyin demiş. Sayın Genel Başkanıma söyleyeceğim şudur. İstedikleri kadar gersinler, istedikleri kadar sizi bile yanıltsınlar, bize saldırsınlar, bende kural şu, eski dosttan düşman olmaz. Atatürkçü, Cumhuriyetçi, vatansever insanlar birbiri ile kavga etmez, birbirine çelme çakmaz, birbirine kötülük yapmaz. Ben Manisa, Turgutlu, bütün ilçelerdeki, Şehzadeler, Yunusemre, Türkiye’nin her yerindeki gözünde ve gönlünde güneş olan bütün iyi insanları çok seviyorum. Biz biriz, beraberiz. Ne diyor gençler, birleşe birleşe kazanacağız. İyi insanlar, sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar, yalan ve dolandan bıkmış muhafazakar demokratlar birleşirse hep birlikte kazanacağız.
* Biz birleşmezsek dönecek başkaları kazanacak, hepimizin canını okuyacak. O yüzden bu iki genç arkadaşımın sloganını bütün Türkiye’ye emanet ediyorum. Birleşe birleşe kazanacağız. Muhalefeti birbirine düşürmeye çalışanlara, sarayın hesaplarına, muhalefet kapışırsa aradan biz çıkarız diyenlere kötü bir haberimiz var. Birleşe birleşe kazanacağız. Bana olan sözünüz Çetin Akın’a rekor kırdırmak olsun, Ferdi Zeyrek’i büyükşehir belediye başkanı yapmak olsun.”
“DÜN METHETTİĞİNE, BUGÜN KÜFRETMEK BU TOPRAKLARA YAKIŞMAZ”
Özel, konuşmasında şunları aktardı:
* “Karşıda korku ittifakı var. Onlarla bir olursan çok iyi. Baş tacısın. Olmazsan hainsin. Bakın bizim de ittifak ortaklarımız ayrıldı. Bugün bütün televizyonlar peşimde. Meral Hanım’a bir cevap ver diye, cevabım iki kelime. Canı sağ olsun. Ablam benim. Sayın Genel Başkanım de diyor, diyelim ama ablamın da canı sağ olsun. Ne diyelim, eski dosttan düşman olur mu? Ama bir de Tayyip Bey’e bakalım. Necmettin Erbakan Hoca’nın, biyolojik oğlu Fatih Erbakan. Siyasi oğlu da sendin uzun zaman. Sonra seni reddetti. ‘Seni gidi Siyonist seni’ dedi sana. ‘Seni gidi faizci seni’ dedi. Sonra geçen seçimlerde çağırdın, Fatih Bey ile ittifak yaptın. Fatih Bey bu seçim ayrı gireceğim dedi, biz ayrı gireceğim diyenlere canın sağ olsun dedik Tayyip Erdoğan ne diyor? Yeniden Refah’a ip cambazı, zübük, şantajcı, pazarlıkçı diyor. Biz Yeniden Refah ile çok ayrı yerlerdeyiz ama dün öptüğün yüze, bugün tükürmek, dün dost dediğine bugün hain demek, dün methettiğine, bugün küfretmek bu topraklara yakışmaz. Bize yakışmaz. Kimseye yakışmaz.”
“ÖNÜMÜZDEKİ BAYRAMDA İKİ BAYRAMI BİRLİKTE YAPMAYI ÜMİT EDİYORUM”
Özel, sözlerini şöyle noktaladı:
* “Onun için karşımızdaki iktidar korku ittifakıdır, tehdit ittifakıdır. Depremzedelere bile şantaj yapan bir kötücül akıl vardır orada. Oysa bizim ittifakımız adı üstünde Türkiye İttifakı’dır. Bizim ittifakımız, gücünü milletimizden, renklerini bayrağımızdan alır. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Hepinizi seviyoruz, Kasaba’yı çok seviyoruz. Son mitingdir. Seçim boyunca, istemeden üzdüğümüz, kızdığımız, kırdığımız kimse varsa hakkını helal etsin. Gönlünden adaylık geçen olur, olmamıştır. Partisine sahip çıksın. İnancını korusun. Bundan sonra bugüne kadar başta Turgutlumuz’da, partimize ve tüm partilerde hizmet etmiş bütün büyüklerimize, geçmiş dönem milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, ilçe başkanlarımıza sevgiler, saygılar, minnetler sunuyorum. Hayatta olmayanlar Allah’tan rahmet diliyorum. Nice seçimlere hep beraber kavuşmayı, önümüzdeki bayramda iki bayramı birlikte yapmayı ümit ediyorum. Çetin Akın ile birlikte Turgutluspor’u nice başarılara taşıyacağınıza inanıyorum. Yaşasın Kasaba, Turgutlu, Manisa. Yolun açık olsun Çetin Başkan, yolun açık olsun Ferdi Başkan.”
]]>Açılışa CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ayşe Ünlüce ve Eskişehirli yurttaşlar katıldı.
Açılışta konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, şunları söyledi:
-Bu anıt Eskişehir’de olmalıydı. Eskişehir’de, arkada gördüğünüz ulus anıtımız, onun önüne ona layık olan ve hepimizin düşüncelerini, arzularını o sembolize eden anıtı yapmaya karar verdik.
-Anıt, Büyükşehir Belediyemizin annelerimize ve bütün kadınlarımıza Saygı ve Şükran Anıtı.
-Ömür boyu bizden sonra da bu anıt bu meydanda çocuklarımıza, gelecek kuşaklara, annenin, kadının ne derece ünlü ne derece saygıya, sevgiye layık olduğunu ve biz erkekleri bir elmanın yarısına benzetirsek diğer yarısı da kadınlarımızdır.
-Hiçbir fark yoktur. Ancak ikisi birleşince dünyaya sevgi, saygı, üretim, dünyada mutlulukların gerekçesi orta yere çıkıyor.
-Bu heykel, Eskişehir’de gördüğünüz bütün heykellerin önemli bir bölümünde olduğu gibi kolektif bir eser. Bu eserin mulajı bugün maalesef İzmir’den buraya gelemediği için size isminden bahsedeceğim.
-İranlı bir sanatçımızın eseri. Ama bizdeki bütün eserlerde olduğu gibi, heykellerde olduğu gibi bir kolektivite var.
-Çünkü esas mulajı yapan yahut deseni çizen, fikri yürütenlerin, modeli yapanların dışında heykellerin tümünün üretimi Eskişehir Büyükşehir Belediyesi atölyelerinde gerçekleştiriliyor. Bu bakımdan hepsi kolektiftir.
-Bu heykelle birlikte Eskişehir’deki heykel sayısı da 100’ü geçiyor. İnşallah bizden sonra yetişen öğrenciler atölyelerde hala çalışıyorlar, çok güzel eserler meydana getirecekler.
“ERKEK ÇOCUKLARININ ANNEYE, KADINA SAYGIYI KÜÇÜKLÜKTEN İTİBAREN ÖĞRENMELERİ GEREK”
Kadınların layık olduğu değeri kazanabilmesinde herkesin büyük gayret sarfetmesi gerektiğini ifade eden Özel, “Özellikle annelerimizin erkek çocuklarını yetiştirirken kendilerine ve bütün hanımlara, kadınlara nasıl saygı gösterileceğini öğretmesi gerektiğine inanıyorum. Bunu istirham ediyorum, sizden istiyorum. Küçükten itibaren erkek çocuklarının anneye, kadına olan saygının ne demek olduğunu öğretmelerinin zaruret haline geldiğini, mevcut iktidarın bugünkü politikalarına baktıkça daha çok hissediyorum.” şeklinde konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şöyle devam etti:
-Bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Burada pek çok emekçi kadınla özellikle Eskişehir yerel basınında emek sarf eden kadın arkadaşlarımızdan başlayarak, Eskişehir’deki, Türkiye’deki ve dünyadaki bütün emekçi kadınların gününü kutluyorum. CHP olarak Kadın Kollarımızın çok önemli gayretleri var.
-Yaşamak projemiz var. Çağrı merkezimiz var. Sadece çağrı merkeziyle bitmeyen, bugüne kadar benim bildiğim kadarıyla 125 kamu kurumu niteliğinde meslek örgütüyle, eczacı odalarıyla, tabip odalarıyla, derneklerle yapılmış protokoller var.
-4 binden fazla kadının hayatına dokunmuş, ondan haberdar olmuş, o hayata gerekirse hukuki destek sağlamış, gerekirse daha sonra hayata tutunma sürecinde katkı sağlamış, hala etkileşim halinde oldukları çok sayıda kadın var ve biz bu örnek projemizin kadınlardan gördüğü destek, kadınların gösterdiği ilgi ve kamuoyunun gösterdiği ilgiden son derece memnunuz.
-Kadın Kollarımıza ve bu projeye katkı koyan bütün gönüllülere yürekten teşekkür ediyorum.
“BEŞ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANIMIZDA KADIN ADAYLARIMIZ VAR”
Bu yerel seçimlerde, CHP’nin kadın aday gösterme konusunda kendi performansını ikiye katladığını söyleyen Özel, şunları kaydetti:
-Ama seçilecek yerden kadın aday noktasında çok iddialıyız. Bundan önce sadece Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız vardı.
-Tek kadın büyükşehir belediye başkanımızdı. Şu anda Eskişehir, Aydın, Tekirdağ, Kahramanmaraş ve Sakarya olmak üzere beş büyükşehir belediye başkanımızda kadın adaylarımız var. Her birisi birbirinden güçlü, birbirinden iddialı isimler.
-Bütün illerde, ilçe belediyelerinde çok iddialı kadın adaylarımız var. Cumhuriyet’in yüz akı kentlerden bir tanesi olan İzmir’imizde tamamı seçilecek yerden 9 kadın adayımız var. 1 milyona yakın nüfuslu üç ilçemizde İzmir’in en büyük dört ilçesinden üçünde kadın adaylarımız var.
–
Özellikle yaptığımız ön seçimlerde artık kadın kotasını pencere usulü yani toplamda yüzde 30’la değil ilk üçte, ikinci üçte, üçüncü üçte diye pencere usulü kadın kotasını uyguladık. Bundan sonra hedefimiz eşit temsildir.
-Kadına seçme, seçilme hakkını dünyadaki bugün gelişmiş bütün ülkelerden kiminden 40 yıl, kiminden 30 yıl önce tanımış ve kadınların bu hakkı elde ettikleri, hak ettikleri bu topraklarda CHP er ya da genç ama cesaretle siyasette eşit temsili getirmek durumundadır.
-Bu konuda önemli adımlar atıyoruz. Çok önemli bir iddiamız var ve bundan sonra kadınların ve gençlerin siyasete doğrudan dahil oldukları ve cumhuriyetin esas teminatının bu olduğunu hepimizin gördüğü bir süreci yaşamak durumundayız.”
İstanbul Sözleşmesi’ne değinen Özel, şöyle konuştu:
-Eğer bana sorsanız ki elinde bir nazar boncuğu var, AK Parti’ye ödül vereceksin. Hangi yaptığı işten dolayı ödül verirsin?’ diye sorsaydınız İstanbul Sözleşmesi’nin İstanbul’da imzalanmasını ve Meclis’e getirip onaylanmasını söylerdim.
-Bu kadar önemli bir işti. Hep birlikte katkı vermiştik. İmzalandığı tarih son 15 yılda kadın cinayetlerinin azaldığı tek yıldır. Devletin, iktidarıyla muhalefetiyle, tüm kurumlarıyla niyetini beyan ettiği yıldır. Kadına karşı şiddetin cezalandırılacağı ve bu konuda bir kararlılığın çok net vurgulandığı bir yıldır. O yıl kadın cinayetleri de kadına karşı şiddet de düşmüştür.
-Sonrasında uygulamalardaki gecikmeler, savsaklamalar, uygulama eksiklikleri yeniden cesaret vermeye başlamıştır.
-Maalesef bir seçim kazanmak uğruna geçmişte Hizbullah Terör Örgütü’nün avukatlıklarını yapanlar, yapacakları ittifaka ön şart koştukları için ve bugün ‘Bekar kadınları sahiplendirmek lazım’ diyen bir zihniyetle ittifak kurulması ve onların talepleri uğruna TBMM’nin oy birliğiyle geçirdiği uluslararası anlaşmadan bir kişi tek başına çekilmiştir.
-O andan itibaren Türkiye’de kadına karşı şiddet eğilimindekiler cesaretlenmiştir. Kadın cinayetlerine yönelik caydırıcılık azalmıştır.
-Hemen ardından yeni bir mevzi kazanmak isteyenler bu sefer kadına karşı şiddetle ilgili kanunu tartışmaya açmışlardır. O konuda taviz beklemektedirler.
-Maalesef uygulayıcıların bu konuda ‘Cumhurbaşkanımız İstanbul Sözleşmesi’nden çıktıysa demek ki kadına karşı şiddet konusunda uygulamada da daha tavizkar olmak gerekir’ anlayışı hakim olmaya başlamıştır.
-Bundan sonraki adımlar nafakadan başlayarak kadınların Cumhuriyet ile birlikte kazandıkları tüm hakların, miras hakkı dahil, tartışmaya açılmaya çalışıldığı bir süreci yaşıyoruz. Medeni Kanun’u bir sur gibi görüyorlar kadın hakları için.
-İstanbul Sözleşmesi’yle orada koca bir gedik açtık diyorlar. Nafakayla, miras hakkıyla saldırmaya devam ediyorlar. Medeni Kanun’a ağır bir saldırının hemen evvelindeyiz.
– 8 Mart vesilesiyle söylüyorum. AK Partili, MHP’li kadınlara seslenmek gerekiyor. Bu iş siyaset üstü bir meseledir. Hep birlikte direnmenin, hep birlikte mücadele etmenin gereği vardır. Ben burada CHP’nin yaptıklarını değil, bu konuda CHP’nin direnmek ve mücadele etmek isteyen hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün kadınlarla siyaset üstü bir dayanışma için söz verdiğini ifade etmek istiyorum.
-Birlikte olalım. Medeni Kanun’a, kadının sosyal hayata katılmasına, miras hakkına, nafaka hakkına karşı yapılacak saldırılarda hep birlikte Türkiye’de yaşayan bütün kadınlar adına ve Cumhuriyet’in teminatı, kadın erkek eşitliği adına CHP olarak biz buradayız. Varız ve hep birlikte mücadeleye hazırız.
“8 MART GİBİ BİR GÜNDE SADECE KONUŞULMAMALI, ORAYA BİR SİMGE DE BIRAKILMALI”
Eskişehir’in “Bir kent nasıl olmalı”nın tam karşılığı olduğunu ifade eden Özel, “Bir kere bir kentte kadınlar, erkekler bu kadar eşit ve bir arada olmalılar. İkincisi kentin nefes aldıran meydanları olmalı. O meydanlarda simgeleşmiş anıtlar olmalı. O meydanların ulaşımı, toplu ulaşımla sağlanmalı. Bir konuşmacının sözü kesilecekse hafif raylı sistem geçiyor diye kesilmeli. 8 Mart gibi bir günde sadece konuşulmamalı. Oraya bir simge de bırakılmalı. Bu Ulus Meydanı’nda Ulus Anıtı’nın hemen önüne annelerimize ve tüm kadınlarımıza minnet ifade eden böylesi bir anıtın kazandırılıyor olması da bugün için çok anlamlıdır. Bize böyle bir gün yaşattığınız için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Dayanışma duygularımla, eşitlik duygularımla Türkiye’deki tüm kadınları saygıyla selamlıyorum.” diye konuştu.
]]>“YALAN VİDEOLARLA SALDIRDILAR”
Özel, geçen seneki genel seçimleri anımsattığı konuşmasında şunları söyledi:
– Seçmenlere şunu söylediler. ‘Evet, belki yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin, geleceğinden endişelisin ama tehlike büyük bize oy vermelisin. Biz olmazsak bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler, ezanı susturacaklar’ gibi büyük yalanlara sarıldılar. Cumhuriyet Halk Partisi gibi cumhuriyeti kurmuş, her bir bir bireyi Cumhuriyetin kurucu babalarına, kurucu kadrolarına, kurucusuna, devrimlerine yürekten bağlı bir partiye bile yalan videolarla saldırmaktan çekinmediler.
– O günlerde ‘Oyu bize verin. Seçimden hemen sonra her şey düzelecek’ diyorlardı. O gün bunu söylediklerinde belki korkuttukları, kandırdıkları yoksul insanların, işsiz insanların, güvencesiz insanların o gün oyunu aldılar ama bugün anlaşılıyor ki, esas olarak o insanların ahını aldılar. O gün 19 lira 70 kuruş olan mazot bugün 40 lira oldu. O gün 20 lira olan benzin, bugün 40 lira oldu. Benzinde yüzde 97, mazotta yüzde 106 zam var. Bu ne demek? Bundan sonra seçimden sonra iğneden ipliğe her şeye zam var.
“EMİNE HANIM’IN BİLEZİKLERİNİ Mİ SATTILAR?”
– Zaten bunu gizlemiyor Mehmet Şimşek. Diyor ki, ‘Seçimden sonra sıkı para politikası olacak’. Yani halk deyimiyle kemerler sıkılacak. Kemeri kim sıkıyor? Siz hiç fabrikatörün, holding sahibinin, tuzu kuruların, beşli çetelerin kemer sıktığını gördünüz mü? Kemer sıkma denince akla eski orta direk -şimdi hepsi yoksul-, akla esnaf, çiftçi, memur geliyor. Kemeri sıkmak, acı reçeteyi içmek hep vatandaşa, hep dar gelirlilere düşüyor. Kriz ortamında birileri paralarına para katıyorlar. Geçen yaşadığımız büyük krizden çıkış çaresini kur korumalı mevduatla buldular. 4 liralık dolar bir gecede 18 lira oldu.
– Dediler ki, ‘Siz paranızı dolara yatırmayın. Türk parasına yatırın. Dolar artarsa farkı biz karşılayacağız’. ‘Biz’ dediği kim? Emine Hanım’ın bileziklerini bozdurup mu verdiler? Bilal, Burak Erdoğan’ın sünnetlerinde takılan altınları mı bozdurdular? Hangi birikimle karşıladılar? Türkiye’nin orta gelir sınıfının ve düşük gelir sınıfının vergileriyle; babamızın, anamızın, dedemizin, ninemizin biriktirdiği Hazine rezervleriyle o farkları karşıladılar.
“EMEKLİDEN AYDA 5.5 ÇEYREK ALTINI ALDI”
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı enflasyon oranlarına da değinen Özel, şöyle devam etti:
– Şubat ayı enflasyonu 4,5 puan artmış. Kime göre? Artış çok yüksek ama bu artış bile TÜİK’e göre. Neyin baş harfleri? Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu. Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu yıllık enflasyonu yüzde 67 olarak belirledi. Gerçek enflasyon kaç? Gerçek enflasyon, yüzde 130. Peki, emekli ne zamandı? TÜİK doğru söylüyor olsa bile memurun ve işçinin cebinden para çalındı. İş emekliye geldiğinde bu sefer rakam yüzde 34, cepten çalınan para ve Tayyip Erdoğan, iktidara geldiği gün en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücretti.
– Bugünkü hesapla 25 bin liraydı. Bugün 10 bin lira. Her şeyi altın hesabına vurmakta fayda var. En düşük emekli maaşıyla 3 Kasım 2002 günü tam sekiz 8 cumhuriyet altını alınıyordu. 20 yıllık iktidar boyunca Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığında emeklinin cebinden ayda 5,5 çeyrek altın çıkmış
“ACI REÇETE MİDELERİ YAKACAK”
31 Mart yerel seçimlerine dikkat çeken Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
– Bu gidişita, şu hiç olmazsa son 8 ayda mazotun, benzinin yüzde 100 artmasına, boğaz, gıda enflasyonunun yüzde 70 artmasına bir dur denmezse, biz sarı kart gösterilmezse, bir kırmızı ışık yakılmazsa ‘Biz buradayız. Bizi görün, esas patron biziz. Biz bu ülkenin ta kendisiyiz’ denmezse Recep Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki dört yılda bize çok içireceği acı reçete vardır. Acı reçete emeklinin, emekçinin, esnafın, memurun, çiftçinin gırtlağını yakacaktır. Midesini delecektir.
– Dayanılmaz hâle gelecektir ama 2018’deki o seçim başarısından sonra, tek adam rejimini yerleştirdiği günden sonra 2019’da İstanbul’dan, Ankara’dan başlayarak 11 büyükşehirle genel iktidarın gücünü yerelden dengelediğimiz süreçte geçen seneki seçimlerde 51’e 49’luk duruma kadar gelip büyük bir talihsizlikle, kendi hatalarımızla o seçimi kazanamamıştık. Yarınlara umutla bakmak isteyen, ‘Bu hükümet beni görmezden gelmesin’ diyen, ‘Beni de hesaba katsın’ diyen herkesi 31 Mart’ta bu hükümete bir dur bakalım demesi lazım.
31 MART ÇAĞRISI
– Türkiye’nin bütün yoksullarını, bütün işsizlerini, bütün esnaflarını, bütün çiftçilerini, bütün emekçilerini ve bütün emeklilerini 31 Mart’ta sandıkta birleşmeye davet ediyorum. Bir tarafta Cumhur İttifakı var. AK Parti ve MHP, her geçen gün birbirine benziyorlar. En önemli meziyetleri tehdit etmek, hakaret etmek. Bu hakaretlerine, iftiralarına hiçbir zaman cevap vermiyoruz ama diğer tarafta Cumhur İttifakı, bir de yanına kimi aldı? ‘Kadınları sahiplendirmek lazım’ diyen, kadınları adeta birer eşya, birer mahluk olarak gören, geçmişte bu ülkeye Hizbullah korkusunu yaşatan, domuz bağcıların avukatlarını Meclis’e taşıdılar ya. Bir ittifak ortakları da onlar.
]]>
Daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Sağkan, şunları söyledi:
* “Öncelikle içeride İçişleri Bakanımız ve valimizle görüştük. Geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Sürecin işleyişine yönelik bilgiler aldık. Biz bir hukuk kurumuyuz. Önceliğimiz hukukun işlemesini sağlayabilmek. Bunun için çaba gösteriyoruz. Ancak bugün itibariyle önceliğimiz ise hepimizin olduğu gibi 9 canımızın sevdiklerine bir an önce kavuşabilmesini temenni ediyoruz. Buna ilişkin çalışmaların bize devam ettiği söylendi. Ayrıca, bu kimyasal atık dolu yığının yeraltı sularına karışarak daha büyük bir alana zarar vermemesi bakımından da çalışmalar yürütüldüğü ifade edildi. İçeride kriz masası toplantısı var. Ciddi bir şekilde çalışmaların yürütüldüğünü gördüğümüzü ifade edebilirim” dedi.
“MADEN KAZASINA BİZ KAZA DİYEMEYİZ”
Maden ocağı için yapılan uyarıların yok sayıldığını söyleyen Sağkan, şunları belirtti:
* “İliç’teki bu maden kazasına biz kaza diyemeyiz. Göz göre göre gelen bir olaya biz kaza diyemeyiz. Maalesef bugüne kadarki bütün uyarıların yok sayıldığı TBB’nin bizzat 14 Nisan’da kamuoyuyla paylaştığı açıklamaların yok sayılmasının bugün çok acı bir sonucunu yaşıyoruz. Biz burayla ilgili olarak kapsamlı bir açıklama yaptık.
* Özellikle ikinci kapasite artışına ilişkin olumlu ÇED raporunun emsal gerçekliklerle bağdaşmadığı, burada su havzasına çok yakın bir noktaya kurulan madenin aynı zamanda yeraltı sularıyla birlikte bilimsel gerçekliklerle değerlendirildiğinde buna ÇED olumlu raporunun verilmemesi gerektiği ifade ettik. Bunun çok büyük felaketlere sebebiyet vereceğinin özellikle altını çizdik. Aynı zamanda bu uyarımızdan yaklaşık 2 ay sonra ise bir siyanür sızıntısı gerçekleşti. O zaman da tekrar bu bölgeye dikkat çektik.
* TBB olarak burada devam etmekte olan yargılamalara müdahil olduk. İdarenin yaptığı hukuksuzluğa yargının ‘dur’ demesi gerektiğini söyledik. Ancak ne kamuoyuna derdimizi anlatabildik ne de yargıya derdimizi anlatabildik. Gelinen süreçte maalesef ki bütün bu uyarıların göz ardı edilmesi neticesinde bugün bu facia ile karşı karşıyayız.”
“TBB OLARAK TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
Siyanürle bu coğrafyada altına ilişkin bir maden çalışması yapılmasının kaçınılmaz sonucunun yaşandığını söyleyen Sağkan sözlerine şöyle devam etti:
* “Artık bir karar verilmesini istiyoruz. Bu faciaların yaşanmasını istemiyoruz. 3 ay sonra hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden bu işletmenin çalışmasına devam etmesini istemiyoruz. Bu nedenle hem burada yürütülmekte olan ceza soruşturmasını en etkin şekilde Erzincan Baromuzla beraber, tüm barolarımızla birlikte TBB olarak takipçisi olacağız hem de bundan sonra tekrar bu tür faciaların yaşanmaması için muhakkak ki farkındalık çalışmalarını yürüteceğiz, hukuki anlamda elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Mağdur ailelerin de tamamen avukatlık hizmetlerini yürütmek üzere Erzincan Baromuz gereken bütün hukuki süreci yürütecektir. Aynı şekilde TBB de gerekli bütün kapasitesiyle Erzincan Barosunun yanında bu hukuk mücadelesini sürdürecektir.”
“7 ŞÜPHELİDEN 4’Ü GÖZALTINDA BİLGİSİ VAR”
“Maden ocağı ile ilgili herhangi bir gözaltı var mı?” sorusuna cevap veren Sağkan, şu ifadeleri kullandı:
* “Şu anda öğrendiğimiz 7 şüpheli bulunduğu ve bunlardan 4’ünün gözaltında olduğuna dönük. Zannedersem soruşturmanın selameti bakımından, çünkü burada delillerin karartılmaması çok büyük önem arz ediyor. Bugüne kadar birçok soruşturmada bu tür yaşanan aksaklıkların ileride kovuşturmaya geçtiğinde maalesef ki etkin cezalar verilememesinin temel sebebi olduğunu görüyoruz. Bu tür davalarda soruşturma kısmı çok önem arz eder. Bu sebeple bütün sorumluların yargı önünde hesap verebilmesi bakımından etkin ve şeffaf bir soruşturma yapılmasını bekliyoruz. Bunun takipçisi olacağız. Ancak şu anda kamuoyu ve bizlerle paylaşılan net bir bilgi yok. Soruşturmanın selameti bakımından bu şekilde yürütülmesi uygun görülüyor. Ancak TBB de soruşturma sürecini etkin bir şekilde takip edecek, gizlilik unsurlarına zarar vermemek kaydı ile kamuoyu ile gerekli ölçüde açıklamalarımızı paylaşacağız.
]]>Ardından basın mensuplarına açıklama yaptı. İmamoğlu “Büyükada Nizam Cami depreme dayanıklı olmadığı tespit edilmiş, ibadeti yoğun olan bir camimizdi. Bu tespitten sonra buranın yıkılması gerekiyordu. Yerine, özenli bir tasarımla hem çevreyle uyumlu hem Adalar’ın güzel coğrafyasına mesaj verebilen bir tasarımla mimarlarımız yola çıktılar ve güzel bir biçimde buraya yerleştirilen, güçlü bir statik yapısıyla depreme dayanıklı, hem estetik hem farklı fonksiyonları da olan bir camimizi bitirdik” dedi.
“İNSANLAR CAMİDE EŞİTLENİR”
Camide taziye evi ve aş evi de bulunduğunu dile getiren İmamoğlu “Camilerimiz çok önemli. Buralarda insanlar caminin içine girdiği anda her yönüyle eşitlenirler ve yan yana bir safta dualarını ederler. Yaradanına sığınırlar. Böylesi maneviyatı yüksek olan camilerimizin de her yönüyle topluma sağlıklı ve güzel mesajlar verebilmesini hep önemsemişimdir. Tarih boyunca İstanbul’da var olan çok önemli, çok kıdemli, çok farklı izleri olabilen, mimarlık eserleri var. Ama yanı sıra bazen mahalle içinde, bazen bir sokakta oranın yaşayanların ihtiyacını görecek boyutta, naif, çevresiyle uyumlu, çevreci ve çok nadide eserler de var. Geçmişten bugüne hem Osmanlı döneminin hem Cumhuriyet döneminin bu anlamda çok güzel eserlerini İstanbul’umuzda görebilirsiniz” diye konuştu.
BARIŞ MESAJI
Büyükada’nın bütün inançların bir arada yaşadığı çok özel bir coğrafya olduğunu belirten İmamoğlu “Burada sonsuz bir saygıyı görürsünüz. Her inançtan insanın birbirine olan sevgisini ve komşuluğunu, hemşeriliğini yaşarsınız. Bu bağlamda da bugün bu açılan camiye gelirken her cemaatten, her inançtan insan bizimle selamlaştılar ve bir arada buraya geldik. Lokmayı da bizlerle birlikte paylaştılar. İstanbul’un Adalar gibi çok farklı semtleri ve mahalleleri de var bu yönüyle. O bakımdan bu caminin bütün komşularıyla, bütün inançlarıyla birlikte Adalar’da açılması da bizim için çok çok kıymetli, çok güçlü mesajlar içeren, dünya barışına, dünya huzuruna da buradan çok önemli göndermeler yapabilen bir açılıştır” dedi.
“YIL BİTMETDEN AÇIKLANMASINI UMUT EDİYORUM”
Gazetecilerin CHP’nin Pendik ve Fatih belediye başkan adaylarının açıklanmasını hatırlatarak İstanbul’daki diğer adayların ne zaman açıklanacağını sorması üzerine İmamoğlu şunları kaydetti:
“Hem genel merkezimizde hem İstanbul İl Başkanlığımızda ve elbetteki bizim büyükşehir belediyemiz olarak geçirdiğimiz 4.5-5 yıldaki deneyimlerimizi de aktardığımız çalışma merkezleri var. Bu anlamda çok hassas ilerlendiğini biliyorum.
Her yerde hem vatandaşlarımızla iyi diyalog kurabileceğine inandığımız güçlü adayların oluşması yönünde çalışan heyetler söz konusu ve aynı zamanda tabii ki sonrasında güçlü bir yönetim kabiliyetini bütün İstanbul’a yaygınlaştıracak bir tasarım içerisinde olduğunu biliyorum, partimizin kurumlarının.
Dün itibariyle de Parti Meclisimizin takdiriyle İstanbul’da Fatih’te Mahir Polat arkadaşımız, Pendik’te de Tarık Balyalı arkadaşımız adaylığa layık görüldüler. Kendilerine başarılar diliyorum.
Umut ederim ki çok geçmeden, yıl bitmeden, bu 3 ayın en güçlü şekliyle kampanyada değerlendirildiği ki; bu anlamda CHP’nin yönetmediği ama çok büyük nüfusa sahip ilçeleri de ayrıca çok önemsiyorum. Hızlıca adaylar belirlenir.
Bu yönde çalışmaların sürdüğünü biliyorum. Bu hassasiyetle süreci yöneten bütün kurumlarımıza, il başkanlığımıza, Parti Meclisimize ve elbette ki çok kıymetli Genel Başkanımız sayın Özgür Özel’e İstanbul adına teşekkür ediyorum.”
]]>