Çalışma – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 10 Sep 2024 12:21:30 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 SON DAKİKA! Samsun’da kuyu açarken toprak altında kalan 2 işçi öldü https://www.foxhaber.com.tr/son-dakika-samsunda-kuyu-acarken-toprak-altinda-kalan-2-isci-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/son-dakika-samsunda-kuyu-acarken-toprak-altinda-kalan-2-isci-oldu/#respond Tue, 10 Sep 2024 12:21:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/son-dakika-samsunda-kuyu-acarken-toprak-altinda-kalan-2-isci-oldu/

Samsun’un Bafra ilçesinde iki işçi, Evrenuşağı Mahallesi üzerinde bulunan bir fındık tarlasında su kuyusu açma çalışması için işe koyuldu.

Çalışma sırasında yaşanan toprak kaymasıyla işçiler Sabri Bayraktar ile Mustafa Aydın toprak altında kaldı.

KURTARMA ÇALIŞMALARI BAŞLATILDI

Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ve itfaiye görevlileri ile jandarma ekipleri sevk edildi.

Olay yerine gelen ekipler işçilerin kurtarılması için çalışma başlattı.

İŞÇİLERİN CANSIZ BEDENLERİNE ULAŞILDI

Ekiplerin yürüttüğü çalışma sonucunda 2 kişinin cenazesine ulaşıldı.

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, yaptığı açıklamada, göçüğün bir kuyu kazısında yaşandığını anımsattı.

BAŞKAN DOĞAN AÇIKLAMA YAPTI

İlk bilgilere göre 2 kişinin kuyu kazdığının 1 kişinin de dışarıda beklediğinin anlaşıldığını belirten Doğan, “Göçük oluşunca haber veriyorlar. AFAD, belediye, itfaiye ve sağlık ekipleri olay yerinde hızlı bir çalışma yürüttü. İş makinelerinin çalışması sonucu, kısa süre önce söz konusu vatandaşların cansız bedenine ulaşıldı.” dedi.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)ensonhaber iconBüşra Yıldız
Editör

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/son-dakika-samsunda-kuyu-acarken-toprak-altinda-kalan-2-isci-oldu/feed/ 0
Daha mutlu bir gün için vazgeçmeniz ve yapmanız gereken 9 alışkanlık https://www.foxhaber.com.tr/daha-mutlu-bir-gun-icin-vazgecmeniz-ve-yapmaniz-gereken-9-aliskanlik/ https://www.foxhaber.com.tr/daha-mutlu-bir-gun-icin-vazgecmeniz-ve-yapmaniz-gereken-9-aliskanlik/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:16:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8655 ABD merkezli bir psikolog olan Dr. Michele Leno, biraz pratik ve disiplinle mutlu sabahların sırrının zor olmadığını dile getiriyor.

Dr. Leno, sabahları bırakmanız gereken dört ve bunların yerine yapmaya başlamanız gereken beş alışkanlığı şu şekilde sıralıyor…

YAPMAYIN: Güne hızlı bir başlangıç yapmak için e-postalarınızı kontrol etmeyin

İyi bir şey yaptığınızı düşünebilirsiniz, ancak Dr. Leno bunun yerine sadece sabahınıza gereksiz yere stres katıyor olabileceğinizi söylüyor.

Sabah ilk iş olarak telefonunuza uzanmamanız yönünde sık sık tekrarlanan tavsiyeyi duymuş olabilirsiniz. Ancak yatmadan önce telefon kullanımını kötü uyku kalitesine bağlayan çok sayıda çalışma olsa da sabah kullanımına ilişkin kanıtlar daha az kesindir.

Bir çalışma, “telefon molası” vermenin beyninizin gerçek bir mola vermesine gerçekten izin vermediğini gösterdi. Yani, ilk iş olarak telefonunuzu kontrol ettiğinizde beyninizin aşırı hızlandığını hissediyorsanız, nedeni bu olabilir.

YAPMAYIN: Yüksek sesli alarm sesiyle uyanmayın

Uyanmak için gürültüye ihtiyacınız olsa da, daha iyi bir uyanma deneyimine olanak tanıyan farklı sesler veya alarm saatleri denemelisiniz.

Dr. Leno, “Sizi uyandıran o büyük ses, çok fazla kaygıya neden olabilir. Neyin daha rahatlatıcı olduğunu bulun. Dünyada bizi kaygılandıran yeterince şey var.” dedi.

YAPMAYIN: Sorunu hemen çözmeye çalışmayın

İlk uyandığınızda kendinizi biraz sersem hissetmeniz normaldir. Bu duyguya uyku ataleti denir ve normalde 15 ila 60 dakika sürer. Bilim insanları bunun neden olduğunu tam olarak bilmese de bunun, gece boyunca beklenmedik veya istenmeyen uyanmalarda tekrar uykuya dalmanıza yardımcı olacak koruyucu bir önlem olabileceğini öne sürüyorlar.

Mesele şu ki, ilk uyandığınızda beyniniz en iyi durumda değildir.

Dr. Leno, “Sabah ilk iş olarak problemi çözmeye çalışmayın. Bazı şeyleri nasıl düzelteceğimi, nasıl çözeceğimi bulmaya çalışırken ben de çok suçluydum.” diyor.

YAPMAYIN: Dün ters giden şeylere odaklanmayın

Dr. Leno, “Bu çok ama çok zor bir şey” diye kabul ederken, uyanıp önceki gün sizi sinirlendiren bir şeyi düşünmenin kolay olduğunu ve “ne olursa olsun, kendimizi onunla tükettiğimizi” söyledi.

Bunun yerine zihninizi sinir bozucu konudan uzaklaştırmaya çalışın. Zor ve biraz pratik gerektirecek.

Dr. Leno, “Bu, gün boyunca onu hiç düşünmeyeceğiniz anlamına gelmiyor, ancak onu düşünerek uyanmamaya çalışın. Ve bunu bir sabah deneyebilirsiniz, işe yaramaz, ertesi sabah işe yaramaz. Ertesi sabah bunu denersiniz ve işe yarar.” diye ekledi.

Bu önerilerin çoğunda olduğu gibi, onlara bağlı kalmak çok önemlidir. Artık bırakmanız gereken alışkanlıkları bildiğinize göre, güne daha parlak bir şekilde başlamanın bilim destekli bazı yollarını burada bulabilirsiniz.

YAPIN: Meditasyonla ve derin nefeslerle başlayın

Dr. Leno, “Yaptığım ilk şey bir çeşit meditasyonla başlamaya çalışmak. Ve bunun tüm gününüzü almasına gerek yok.” dedi.

Psikolog, sabahları birkaç dakikanızı derin nefes almaya ve zihninizi sakinleştirmeye ayırmanın – ister rehberli bir meditasyon izliyor olun ister sadece kendi başınıza nefes alıyor olun – daha uyanık ve açık fikirli hissetmenize yardımcı olabileceğini söyledi.

YAPIN: Ne olmasını istediğinize odaklanın ve bir liste yapın

Güne dün neyin yanlış gittiğini veya bugün neyin yanlış gidebileceğini düşünerek başlamak yerine, başarmak istediğiniz şeyleri düşünün.

Bu çok açık görünüyor, ancak olumsuz “eğer olursa”ların ortaya çıkması kolaydır.

Dr. Leno, “Gününüzün veya günlerinizin kaosla dolu olacağına inansanız bile, olumlu bir şeyi hayal etmeye başlayın” diye önerdi.

Yapın: Yatak odanıza sizi gülümseten bir şey asın

Yatak odanızda asılı “neşe uyandıran” bir sanat eseri veya fotoğrafınız yoksa hemen bir tane edinin. Uyandığınızda, eğlenceli bir tatilin, sevdiğiniz birinin veya gerçekten keyif aldığınız bir sanat eserinin görsel olarak anında hatırlatılması, güne başlamanın harika bir yolu olabilir.

Yapın: Biraz hareket edin

Bunun tam bir egzersiz olması gerekmez. Birkaç dakika esneyebilir veya biraz yoga yapabilirsiniz. Dr. Leno, “eğer zamanınız ve enerjiniz varsa mutlaka egzersiz yapın” diyor. Ancak bazen basit hareketlerle de ruh halinizi iyileştirebilirsiniz.

YAPIN: Ne deniyorsanız ona sadık kalın

Bir alışkanlığın en zor kısmı onu oluşturmaktır. Dr. Leno, bu uygulamaları entegre etmenin zor olmasına rağmen önemli olanın denemeye devam etmeniz ve disiplinli kalmanız olduğunu belirtiyor.

Dr. Leno, “Sizin için önemli olan şeylere zaman ayırdığınıza inanıyorum. Zamanla yaptıklarınız doğal gelecek ve bunları devam ettirmek isteyeceksiniz.” diye ekliyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/daha-mutlu-bir-gun-icin-vazgecmeniz-ve-yapmaniz-gereken-9-aliskanlik/feed/ 0
Haftada 4 gün mesaiye geçen ilk Türk şirket https://www.foxhaber.com.tr/haftada-4-gun-mesaiye-gecen-ilk-turk-sirket/ https://www.foxhaber.com.tr/haftada-4-gun-mesaiye-gecen-ilk-turk-sirket/#respond Mon, 20 May 2024 21:48:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7519 Akrilik elyaf üreticisi Aksa Akrilik, 200 beyaz yakalı çalışanı için ‘dört günlük çalışma haftası’ denemesini başlatmasından bir yıl sonra bu sistemi kalıcı olarak benimsedi ve ülkenin haftada 4 gün çalışan ilk şirketi oldu.

Haftada dört gün çalışma uygulamasına katılım oranı yüzde 94’e ulaşırken ksa Akrilik CEO’su Cengiz Taş, dört günlük çalışma haftasının çalışanlardan güçlü bir destek aldığını ve şirket içinde artan işbirliği ve ekip ruhunu teşvik ettiğini belirtti.

ABD’li haber kuruluşu Bloomberg’in haberine göre, çalışanların maaşlarını veya sosyal haklarını değiştirmeden 4 günlük çalışma düzenine geçen şirket, geçtiğimiz yıl operasyonel verimliliği artırmak ve iş-yaşam dengesini teşvik etmek amacıyla daha kısa çalışma haftasını test etmeye başlamıştı.

İŞ BAŞVURULARI ARTTI

Denemelerin başarılı olması üzerine şirket bu çalışma düzenini kalıcı hale getirdi. Pilot çalışma döneminin ardından Aksa çalışanlarıyla yapılan bir ankette, dört günlük çalışma haftası çalışan bağlılığını, üretkenliği, motivasyonu ve iş-yaşam dengesini yüzde 85’in üzerinde destekledi. CEO Cengiz Taş’a göre iş başvuruları da artış gösterdi.

Şirketin Ar-Ge ve sürdürülebilirlik grup müdürü Aslı Ertan ise, “Çalışma arkadaşlarımın ve ekibimin motivasyonu açıkça arttı” dedi.

İZİN GÜNÜ SABİT DEĞİL

Aksa’daki olumlu sonuca rağmen, uygulama sırasında çeşitli zorluklar da yaşandı.

Başlangıçta salı ve perşembe günleri izin günü olarak belirlenmişti. Ancak sabit gün sistemindeki aksaklıklar nedeniyle şirket izin günlerini daha esnek bir şekilde belirlemeye karar verdi.

Bazı çalışanlar da tam gün izin yapmak yerine izinleri saatlere bölerek kullanmayı tercih etti. Bu talepler doğrultusunda Aksa, dört günlük çalışma haftasının bir parçası olarak kısmi molalar uygulamaya başladı.

Merkezi Yalova’da bulunan şirket, mavi yakalı işçiler de dahil olmak üzere 1200 kişilik bir işgücüne sahip. Ancak saat bazında ücretlendirilen ve fazla mesai ücreti alan mavi yakalı işçiler daha kısa çalışma haftasına dahil edilmiyor.

DÜNYADA ARTIYOR

Aksa, Türkiye’de bu denemeleri yapan ilk büyük şirket olurken, son yıllarda dünya genelinde başka şirketler de bu tür denemeler yapıyor.

Geçen yıl İngiltere’de yapılan bir araştırma, denemeye katılan şirketlerin çoğunun beş günlük standarda geri dönmediğini ortaya koydu.

Ayrıca, Alman şirketleri de işgücü kriziyle mücadele etmek için kısa çalışma haftasını test etmeye başladı. Yaklaşık 45 şirketin katıldığı ve 1 Şubat’ta başlayan altı aylık bir programla yüzlerce çalışana tam ücret ödenirken her hafta bir gün ekstra izin verilecek.

Milyarder Steve Cohen de geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, daha fazla işletmenin ‘haftada dört gün çalışma’ uygulamasına geçebileceğini söyledi.

Öte yandan her şirket ‘kısa çalışma haftası’ uygulamasında başarılı olamadı. Deutsche Telekom AG’nin Macaristan birimi Magyar Telekom, dört günlük çalışma haftasının pilot uygulamada beklentileri karşılamaması üzerine bu yılın başlarında standart çalışma programına geri döndü.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/haftada-4-gun-mesaiye-gecen-ilk-turk-sirket/feed/ 0
CHP karamsarlığı umuda dönüştürdü https://www.foxhaber.com.tr/chp-karamsarligi-umuda-donusturdu/ https://www.foxhaber.com.tr/chp-karamsarligi-umuda-donusturdu/#respond Sat, 18 May 2024 21:42:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7428 CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’ye yabancı olan siyasi partilerle ortaklık kurdu. Bazen mitingde, bazen salon toplantılarında bir araya gelindi. “Ben asla CHP’ye oy vermem” diyen de CHP dışında başka bir partiye oy vermeyeceğini söyleyen de partilerinin aldığı karara uyup farklı partiye oy vermişti. İşte bu gelişmeler ve kurulan alt yapı, serpilen tohumlar son seçimde yeşerdi ve CHP yıllar sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu. Geçmiş döneme dönük eleştiriler yapılırken, CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ektiği tohumları bazıları göz ardı ediyor.

YALNIZ CHP LEHİNE DEĞİL

Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimi evinden izledi. Zaman zaman onu arayıp açılan sandık sayısı ve muhtemel seçim sonucu hakkında bilgilendiren de oldu. Gelen sonuçlar Kılıçdaroğlu ailesinde de büyük memnuniyet yarattı. Kılıçdaroğlu, son seçimin önemini şöyle anlattı:

“Seçim sonuçlarının başlangıçtan itibaren CHP lehine olması tabii ki bizim evimizde de hepimizi sevindirdi, mutlu etti. Seçimin ağırlıklı olarak CHP’nin lehine sonuçlanması sadece CHP’liler açısından değil, karamsarlığı yaşayan milyonlarca kişi açısından da olumlu sonuç doğurdu. İnsanlar Türkiye’de kendilerini biraz umutsuz hissetmeye başlamıştı. Seçim başarısıyla demokrasimiz kazandı. Seçimin sakin bir ortamda gerçekleşmesi -zaman zaman sorun çıksa da- güzel, iyi bir sonuç. CHP açsından da son derece mutluyuz.”

BUNDAN SONRA NE YAPILMALI?

Kılıçdaroğlu, CHP’nin bu başarısının sürdürebilir kılınması gerektiğini belirtti ve şunları söyledi:

“Başarımızı sürdürülebilir kılmamız, partimiz için de Türkiye için de çok önemli. Sürdürülebilir kılmanın yolu izlenen politikanın devam ettirilmesidir. Toplumun her kesimiyle sıcak ve samimi ilişki kurulması, parti örgütlerimizin bu konuda eğitilmesi lazım. Bu çalışmanın devamı gerekiyor. Çalışma devam ederse pek çok başarıya imza atabiliriz.

Biz geçen seçimde 11 büyükşehir belediyesini aldığımızda da iyi bir oy almıştık. O dönemin bir de şöyle bir özelliği vardı: Manisa’dan sıfır oy çıktı. Çünkü, Manisa’yı İYİ Parti’ye vermiştik. Samsun’u İYİ Parti’ye vermiştik sıfır oy çıktı. Konya’dan da sıfır oy aldık çünkü CHP’liler gidip İYİ Parti’ye oy verdiler. İYİ Partililer de diyelim ki Bursa’da bize oy verdiler. Ankara’da bize oy verdiler. İstanbul’da bize oy verdiler.

AKŞENER, HEDEF ALMAMALIYDI

Her siyasi partinin görüşüne saygı duyulması gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Niye seçime İYİ Parti ayrı girdi diye suçlamada bulunmak doğru değil. Gönül isterdi ki İYİ Parti yetkilileri en azından CHP’yi doğrudan doğruya hedef alıp eleştirmek gibi bir rol üstlenmeselerdi. Eleştireceklerse AKP var. AKP’yi eleştirmeleri gerekirdi” dedi.

OY GEÇİŞGENLİĞİ ÖNEMLİYDİ

6’lı masa dönemindeki ilişkiler, CHP’nin oyunun yükselmesinde etkili oldu mu? Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Etkili olduğunu sağduyulu herkes biliyor. Siyaset yorumcuları, siyasetçiler, akademik dünyanın önemli aktörleri bunu zaten söylüyorlar. 14 Mayıs seçiminde sandığa gidip CHP’nin 6 okunun altına mühür basanlar, yerel seçimlerde de rahatlıkla belediye başkanının 6 oklu pusulasına mühürlerini bastılar. Bu seçimlerde oy geçişkenliği çok önemliydi. Bunu sağlamak için de epey mücadele ettik. Ben 250’nin üzerinde medyaya kapalı toplantılar yaptım. Sağ dünyanın önemli kanaat önderleriyle toplantılar yaptım. Yani Van’dan Şanlıurfa’dan tutun, İstanbul’dan Yozgat’a kadar pek çok yerde bu toplantıları gerçekleştirdim. Onlara CHP’nin belli alandaki duyarlılıklarını, inanca olan saygıyı, kimliğe olan saygıyı, yaşam tarzına olan saygıyı anlatmaya çalıştım. Başörtüsüyle ilgili tavrımız, ‘Helalleşme’ dediğimiz ve doğrudan doğruya yeri geldiğinde de öz eleştiriyi yapmaktan çekinemeyen tavrımız pek çok çevrede samimi bulundu. Dolaysıyla bunun yansımalarının ortaya çıkması elbette beni mutlu ediyor.”

CHP’nin amblemindeki 6 oktan birisinin “Halkçılık” olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Biz halkçılaştık; halkın her kesimiyle, en düşük gelirlisinden en üst gelirliye kadar her kesiminle sıcak ve samimi diyalog kurduk. Bu bizim açımızdan da partimizin geleceği açısından da son derece önemliydi” dedi.

PARTİ ALEYHİNE ÇALIŞMA İDDİASI AKIL DIŞI BİR ŞEY

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için, “Partisinin aleyhine çalışıyor” diyenler de olmuştu. Kılıçdaroğlu bu iddiayı şöyle cevaplandırdı: “Ben alana çıkmadım, doğrudur. Çünkü partinin böyle bir geleneği yok. Ama ben bazı belediye başkanlarımızın seçim çalışmalarına görüntülü olarak katıldım. Yani belediye başkanları talep ettiler, ‘Görüntülü katılabilir misiniz?’ diye. En azından buna ‘Olur’ deyip görüntülü katıldım, CHP’li belediye başkan adayına oy verilmesini istedim. Elazığ benim liseyi okuduğum kent. Burada CHP kazansın diye ilde yayın yapan üç televizyonun ortak yayınına katıldım. Dolayısıyla bir genel başkanın, parti aleyhine çalışması zaten akıl dışı bir şey. Bu biraz önyargılardan kaynaklanan veya AKP’nin trolleri tarafından yapılan bir çalışma diye söyleyebilirim. Yoksa aklı başında olan birisi bilir ki CHP’liler kendi partililerinin başarısı için çalışırlar. Zaten işin doğası da bunu gerektirir.”

Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimle ilgili değerlendirmelerini SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e anlattı. 

İLKELERE SADIK KALINMALI

Önceki dönemde görev yapan belediye başkanları için CHP Genel Merkezi tarafından çalışma stratejisi belirlenmişti. Kılıçdaroğlu, “Yeni seçilen belediye başkanlarımızdan geçmişteki belediye başkanlarımızın gösterdiği performansın aynısını göstermesini isteriz. Dolayısıyla çalışma yolu, yöntemi açısından genel merkezin belirleyeceği ilkelere sadık kalarak o çalışmaları sürdürmeleri gerekiyor” dedi. Kılıçdaroğlu, “Ben genel başkanlığım döneminde 7 ilkeden bahsetmiştim” hatırlatmasını yaparak şöyle devam etti:

“Bu 7 ilkenin göz ardı edilmemesini, bunlara uygun hareket edilmesini dilerim. O ilkeler arasında örneğin ‘Vatandaşlar arasında hiçbir ayırım yapmayın’, ‘Fakir mahallelerde yasayan insanlara pozitif ayrımcılık yapın’, ‘Herkesi kucaklamaya özen gösterin’, ‘Yaptığınız harcamaların hesabını topluma verin, güven duygusu oluşturun’ gibi 7 madde sıralamıştım. O 7 maddeyi çerçeveletip bütün belediye başkanlarımıza odalarına asmalarını söylemiştim. Dolaysıyla yeni seçilen arkadaşların da genel merkezimizin belirleyeceği ilkeler çerçevesinde çalışmaları büyük önem taşıyor. Hatta belediye başkanı arkadaşlara da şunu demiştim ‘Harcadığınız para sizin değil, belde halkının parasıdır. Milletin parasıdır. Dolayısıyla yaptığınız her harcamanın hesabını mutlaka belde halkına veriniz.’ Bunları hemen her toplantımızda özenle dillendirdim.

HATAY BÜYÜK ÜZÜNTÜ OLUR

2019 Yerel Yönetimler Seçimi öncesi Kılıçdaroğlu, SÖZCÜ’ye yaptığı açıklamada 12 büyükşehir belediyesini kazanacaklarını belirtmişti. 11 il kazanıldı ama Kılıçdaroğlu’nun “Kazanacağız” dediği Bursa, il başkanlığı ve belediye başkan adayı arasındaki anlaşmazlık nedeniyle kazanılacakken kaybedilmişti. Kılıçdaroğlu birçok toplantıda Bursa’nın bu şekilde kaybedilmesine üzüldüğünü belirtiyordu. Bursa, bu seçimde kazanıldı ve o dönem de aday gösterilen Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

Kılıçdaroğlu’nu şimdi üzen ise Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın kazanılamaması oldu. Bunu şöyle açıkladı: “İtirazlar üzerine sayımlar sürüyor ama Hatay’ın kaybedilmesi çok büyük acı olur. Çünkü Lütfü Savaş, deprem bölgesinde en büyük sorunu yaşayan belediye başkanlarımızdan birisiydi. Hatay büyükşehrinin kaybedilmesi bende derin bir üzüntüye yol açtı. Depremde de elinden geleni yaptı. Ama maalesef oradaki iç kargaşalar böyle bir tablo çıkardı.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/chp-karamsarligi-umuda-donusturdu/feed/ 0
Bakan Işıkhan: İşsizlik oranı son 10 yılın en düşük seviyesinde https://www.foxhaber.com.tr/bakan-isikhan-issizlik-orani-son-10-yilin-en-dusuk-seviyesinde/ https://www.foxhaber.com.tr/bakan-isikhan-issizlik-orani-son-10-yilin-en-dusuk-seviyesinde/#respond Thu, 02 May 2024 21:03:48 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6831 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde ‘Türkiye Yüzyılı’nda Çalışma Hayatı Buluşmaları’ programına katılmak üzere ilçeye geldi.

Önce Kapaklı Belediyesi’ni ziyaret eden Işıkhan’ı AKP Tekirdağ milletvekilleri Mestan Özcan, Gökhan Diktaş, Çiğdem Koncagül, Kapaklı Belediye Başkanı Mustafa Çetin ile partililer karşıladı.

Belediyelerin çalışmaları hakkında bilgi alan Bakan Işıkhan, esnaf ziyaretinde bulundu. Daha sonra iş insanları ile bir araya gelen Işıkhan, Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam, sevgi ve başarı dileklerini getirdiğini belirterek şunları söyledi;

*Rabbim güç verdikçe de vatanımızın her karış toprağını adım adım gezmeye; 81 il, 922 ilçemizin tamamını Türkiye Yüzyılı’na hazırlamaya devam edeceğiz. Tekirdağ, gerek tarımı, gerek sanayisi, endüstrisi, ticaretiyle hem ülkemiz hem de dünya için büyük önem taşıyan şehirlerimiz arasında yer alıyor.

*Binlerce yıldır, medeniyetlere ev sahipliği yapmış, üretimin alın terinin yurdu olmuş bir yer burası. Maşallah Tekirdağ’ın büyük bir potansiyeli var, Tekirdağlılarda muazzam bir dinamizm var. Bu noktada sizlerin fikirleri ve önerileri bizler için, şehri yönetenler için yol gösterici olmalıdır.

*Bizler; devlet millet el ele yürümenin, ülkemizi ve milletimizi birlikte büyütmenin en güzel örneklerinden birisini Tekirdağ’da ortaya koyalım istiyoruz.

*Çalışma hayatından sosyal güvenliğe kadar inisiyatif aldığımız her konuda her daim sizlerle istişareyi, iletişimi, diyaloğu ön planda tutmaya devam edeceğiz. Birlik ve beraberlik ruhuyla, başta çalışma hayatı olmak üzere Türkiye’yi küresel anlamda hak ettiği konuma taşıyacak her alanda geliştirmeye devam edeceğiz.

“İŞSİZLİK ORANI SON 10 YILIN EN DÜŞÜK SEVİYESİNE GELDİ”

*Biliyorsunuz 2023 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu. Dolar bazında milli gelir, Türkiye tarihinde ilk kez 1 trilyon doları aştı. Kişi başına milli gelir de 13 bin 110 dolarla tarihin en yüksek düzeyini gördü. Bu hafta 2023 yılı işgücü verileri açıklandı.

*2023 yılında işsizlik oranı bir önceki yıla göre 1 puanlık azalışla yüzde 9,4 seviyesine geriledi. İşsiz sayısı 2023 yılında, bir önceki yıla göre 318 bin kişi azalarak 3 milyon 264 bin kişiye geriledi. Toplam işsizlik oranı ve genç işsizlik oranı son 10 yılın en düşük seviyesine geldi. Hem kadın, hem genç, hem de toplam istihdam oranı ve işgücüne katılım oranı son 21 yılın en yüksek düzeyine yükseldi.

*Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu yüzyılı; emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı yapacağız inşallah. Biliyorsunuz muhalefetin aklına milletimiz seçimden seçime geliyor. Biz ise her daim imkanlarımız ölçüsünde, milletimizin yanında olmaya devam ediyoruz.

“SGK’NIN SAĞLIK VE İLAÇ HARCAMASI 553 MİLYAR LİRA OLDU”

Emekli ve ölüm aylığı hak sahiplerine banka promosyonunu 2017’de başlattıklarını söyleyen Bakan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü;

*Önümüzde Ramazan Bayramı var. Bayramlarda emeklilerimize bayram ikramiyesi uygulamasını da biz başlattık. Bu yıl ikramiyeyi yüzde 50 artırdık. Emeklilerimize bu dönemde banka promosyon tutarlarını kamu bankalarında 2 katına çıkardık.

*Milletimiz pek fark edemeyebiliyor ancak; vatandaşlarımızın dünyanın en ileri seviyesinde sağlık hizmeti almasının arkasında da önemli bir harcama var. AK Parti döneminde, SGK tarafından ödenen ilaç sayısını 3 katına çıkardık.

*Geçtiğimiz 1 yılda Sosyal Güvenlik Kurumumuz tarafından yapılan sağlık ve ilaç harcaması tam tamına 553 milyar lira oldu. Bu çok ciddi bir rakam. Emekli aylıklarına ödediğimiz tutarın yarısına yakınını ayrıca sağlık harcamaları ve sağlık hizmetleri için ödüyoruz.

*Bunun dışında yine SGK tarafından son 1 yılda 206 milyar lira, teşvik ve destek ödemesi yaptık.

*Son 5 yılda yaşadığımız Pandemiyi, bölgemizdeki savaşları ve asrın felaketini dikkate alırsanız, vatandaşlarımızı asla mağdur etmeden hizmetlerimize kesintisiz devam edebildiğimizi, bu güçte bir devlet olduğumuzu görürsünüz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bakan-isikhan-issizlik-orani-son-10-yilin-en-dusuk-seviyesinde/feed/ 0
Bakanlığa yürüyen Agrobay işçileri: Sendika haktır engellenemez https://www.foxhaber.com.tr/bakanliga-yuruyen-agrobay-iscileri-sendika-haktir-engellenemez/ https://www.foxhaber.com.tr/bakanliga-yuruyen-agrobay-iscileri-sendika-haktir-engellenemez/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:21:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6632 İzmir’in Bergama ilçesinde Agrobay Seracılık’ta çalışırken Tarım İşçileri Sendikası’na (Tarım-Sen) üye oldukları gerekçesiyle işten atılan ve 23 Ağustos 2023’ten bu yana hakları için mücadele eden işçilerin 18 Mart’ta Ankara’ya başlattıkları yürüyüş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde sona erdi.

Bakanlık önünde eylem yapan işçiler “Patronlar bunca kişinin emeğini gasbediyor, koskoca bakanlar duymuyor” tepkisini dile getirdi.

Sabah erken saatlerden itibaren Bakan Vedat Işıkhan ile görüşme talebiyle beklemeye başlayan işçiler, ”Agrobay işçisi köle değildir”, ”Sendika haktır engellenemez” ve ”Agrobay hakkımızı ver” sloganları attı.

Kadın işçilerden biri, “Türkiye’nin en zengini bizi 7 aydır kapının önüne koydu. Jandarma, albay kimse kalmadı bize hakaret etmeyen. Arzu Şentürk bizim hakkımızı ver” dedi.

”BİR HAFTADIR YAYA YÜRÜYORUZ”

İşçilerden Naime Tekkahraman da haklarının verilmesini, tazminatlarının ödenmesini isteyerek, “Hakkımız için geldik. 7 aydır mücadele ediyoruz. Senelik iznimiz, aylıklarımız var, tazminatımız var. Sendikali olduk, arkadaşlarımıza destek olduk. Ertesi gün bizi kapının arkasına koydular. Sadece biz değildik, 300 kişiydik. Sadece bizi seçtiler. Bir haftadır yaya yürüyoruz. Hakkımız için geldik. Arzu hakkımızı versin” diye konuştu.

14 yıldır Agrobay işçisi olan Şehriban Kapaklıkaya ise Bakanlık önüne çözüm bulabilmek için geldiklerini belirterek, şunları söyledi:

”Biz buraya kavgaya, dövüşe gelmedik. Hakkımızı almaya geldik. Büyüğümüzdür, devlettir diye geldik. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bizi davet edip, çözüm bulsun diye geldik. Çözüm alana kadar buradan dönmüyoruz. Emeğimiz kaldı. 8 aydır direnişteyiz. Kimse sesimizi duymadı. Bizim gibi fakir fukaranın sesini kimse duymaz. Patrona dokunulmasın… Onlar zaten işçinin sırtından geçinirler. O patronlar bunca kişinin emeğini gasp ediyor. Koskoca bakanlar duymuyor. Çözüm yolu bulamıyor. İstese bulurlar. Ölüm var dönmek yok. Sadaka değil bizim istediğimiz, sadece emeğimiz. Aylığımız, mesailerimiz kaldı. Bu patron değil işçi düşmanı. Kimseyle gürültü değil, emek istiyoruz”

Bekleyiş sürerken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş’ın daveti üzerine Tarım Sen Genel Başkanı Umut Kocagöz ve temsilen seçilen işçiler görüşme gerçekleştirdi.

“BAKAN YARDIMCISI İLE GÖRÜŞECEĞİZ”

Görüşmenin ardından Tarım Sen Genel Başkanı Kocagöz, şu açıklamada bulundu:

“18 Mart 2024 tarihinde Bergama’dan başladığımız Ankara yürüyüşümüzde şu an Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önündeyiz. Sendikal sebeple işten atılan arkadaşlarımızın haklarını almak için 7 aydır mücadele yürütüyoruz. Sendikal sebep Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kapsamında olduğu için daha önce bu konuda pozitif gelişme olmadığından, Bakanlığı muhatap olarak gördüğümüz için buradayız. Geçtiğimiz perşembe günü de bir görüşme gerçekleştirmiştik Çalışma Genel Müdürlüğü ile. Bu görüşmede herhangi bir sonuç alamamıştık. Temel yaklaşm; muhatap alınacak kesimin kendileri olmadığı yönünde. Şimdi tekrar bir görüşme yaptık Çalışma Genel Müdürü ile. Kendisi, Çalışma Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik’le bugün saat 16.00’da görüşme yapılacağına dair teyitte bulundu. Biz de heyet olarak saat 16.00’da Bakanlıkta görüşme gerçekleştireceğiz.”

Kocagöz, işçilerin haklarının bir an önce verilmesini ve işten çıkarmaların cezasız kalmamasını istediklerini dile getirerek, “Bakanlığın muhatap olarak karşımıza çıkması olumlu bir gelişme, ancak yeterli değildir. Biz programımıza devam edeceğiz. Buradan sonra AKP, İYİ Parti ve CHP Genel Merkezlerinde görüşmeler yapacağız. Akşam da 18.30’da Madenci Anıtı önünde basın açıklamamız olacak” dedi.

İşçiler daha sonra AKP Genel Merkezine gitmek üzere Bakanlık önünden ayrıldı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bakanliga-yuruyen-agrobay-iscileri-sendika-haktir-engellenemez/feed/ 0
İkizler üzerinde yapılan çarpıcı araştırma aldatmanın genetikle ilişkisine ışık tutuyor https://www.foxhaber.com.tr/ikizler-uzerinde-yapilan-carpici-arastirma-aldatmanin-genetikle-iliskisine-isik-tutuyor/ https://www.foxhaber.com.tr/ikizler-uzerinde-yapilan-carpici-arastirma-aldatmanin-genetikle-iliskisine-isik-tutuyor/#respond Tue, 23 Apr 2024 21:27:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6486 Yapılan araştırmalara göre, eğer ebeveynleriniz birbirini aldatıyorsa ya da ailenizde sadakatsizlik varsa, ilişkilerinizde sadakatsiz olmanızı daha muhtemel hale getiren genleri miras almış olabilirsiniz.

Yirmi yıl öncesine dayanan çok sayıda çalışma, kalıtsal genetik ile bir kişinin partnerini aldatma olasılığı arasında, kökleri evrime dayanan güçlü ilişkiler olduğunu gösterdi.

ABD’deki Eastern Connecticut Eyalet Üniversitesi’nden sosyal psikolog Dr. Madeleine Fugère, konuyla ilgili dünyanın dört bir yanından binlerce insanı kapsayan üç önemli araştırmayı inceledi.

Analizine dayanarak araştırmanın “sadakatsizliğin güçlü bir genetik bağa sahip olduğunu öne sürdüğü” sonucuna vardı.

Dr. Fugère, konuyla ilgili olarak Psychology Today’e, “Sadakatsizliğin genetik bir temeli vardır, çünkü evrimsel tarihimizde, yavru sayısını potansiyel olarak artırmak için alternatif ortakların peşine düşmek avantajlıydı.” diye yazdı.

İLK ÇALIŞMA İKİZLERİ KULLANDI

2004 yılında tarafından incelenen ilk çalışma, Londra’daki St Thomas Hastanesi’ndeki epidemiyologlar tarafından yapıldı. Bu araştırma, aldatma yoluyla kalıtsallığın, yüksek tansiyonu miras almak kadar güçlü bir genetik bileşene sahip olduğunu ileri sürdü.

Ekip, aralarında kimin partnerini aldattığını bulmak için hepsi ya DNA’larının yarısını paylaşan çift yumurta ikizi ya da tüm DNA’larını paylaşan tek yumurta ikizi olan 1.600 kadınla anket yaptı.

Sonuçlar tek yumurta ikizlerinin yüzde 21’inin ve çift yumurta ikizlerinin yüzde 23’ünün sadakatsiz olduğunu gösterdi; bu, evliyken ya da birlikte yaşarken kocası ya da partneri dışındaki biriyle seks yapmak olarak tanımlanıyor.

Aldatmanın genetik bir bağlantısı olup olmadığını belirlemek için araştırmacılar her grup arasındaki uyumu karşılaştırdı. Uyumluluk, iki grup arasındaki benzerlikleri tanımlayan bilimsel terimdir.

Genellikle ikizlerin her iki üyesinde de aynı özelliğin varlığına atıfta bulunmak için kullanılır. Bu durumda, anketteki her iki ikiz de partnerini aldatmışsa uyum gösterdiler.

Tek yumurta ikizleri çift yumurta ikizlerine göre daha yüksek uyum oranına sahip olsaydı, araştırmacılar davranışlarının genleriyle ilgili olduğu sonucuna varabilirlerdi; çünkü tek yumurta ikizleri genetik kodlarının yüzde 100’ünü paylaşırlar ve çift yumurta ikizleri ise yalnızca yüzde 50’sini paylaşırlar.

Araştırma, tek yumurta ikizlerinde daha yüksek uyum oranının olduğunu buldu; yani tek yumurta ikizlerinden biri daha önce sadakatsiz olmuşsa sadakatsiz olma ihtimali daha yüksekti.

Araştırmacılar bu nedenle aldatmanın yaklaşık yüzde 41’inin kalıtsal, %59 çevreden olabileceği sonucuna vardı.

İKİNCİ ÇALIŞMA 7 BİNDEN FAZLA BEBEĞİ İNCELEDİ

Dr Fugère’in analiz ettiği bir sonraki çalışma, Avustralya’daki Queensland Üniversitesi’ndeki psikologlar tarafından 2015 yılında Finlandiya’dan gelen 7.378 ikiz bebek üzerinde gerçekleştirildi.

Sadakatsizlikle genetik bir bağlantı olup olmadığını belirlemek için 2004’teki çalışmayla aynı teknikleri kullandılar.

Araştırmacılar hile yapmakla olan bağlantının daha önceki çalışmaların önerdiğinden daha güçlü olduğunu buldu.

Ekip, erkeklerde hile yapmanın yüzde 63 oranında genetiğe atfedilebileceğini belirledi. Kadınlarda ise bu oran yüzde 40’tı.

Araştırmayı yürüten Dr. Brendan Zietsch, Economic Times’a şunları söyledi: “Araştırmamız, insanların genetik yapısının, ana partnerleri dışındaki biriyle seks yapma olasılıklarını etkilediğini açıkça gösteriyor.”

Araştırmacıların hiçbiri kesin bir ‘aldatma geni’ tespit edemedi. Ancak birçok kişi bunun risk almayla ilişkili bazı genlerle ilişkili olabileceğini öne sürdü.

ÜÇÜNCÜ ARAŞTIRMA ÖĞRENCİLER ÜZERİNDE

İncelenen üçüncü çalışma, 2010 yılında Binghamton Üniversitesi ve Georgia Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından ilgisiz 181 öğrenciden oluşan bir grup üzerinde gerçekleştirildi.

Ekip, öğrencilerden sadakatsizliklerine ilişkin anketler topladı ve genetik analiz yapmak için ağızdan örnekler aldı.

Dopamin D4 reseptör geni adı verilen bir genin belirli bir varyasyonuna sahip öğrencilerin partnerlerini aldatma olasılığının yüzde 50 daha yüksek olduğunu buldular.

Bu gen, beynin zevk sisteminde rol oynuyor ve önceki çalışmalarda alkol içmek ve yemek yemek gibi zevk arayan davranışlarla ilişkilendirilmişti.

Hile yapma eğilimi gösteren genlere sahip kişiler arasındaki yüksek korelasyon göz önüne alındığında, araştırmacılar aldatmanın bu belirli tipteki dopamin reseptörüne sahip olmakla bağlantılı olabileceği sonucuna vardı.

Ancak çalışmanın yazarı Justin Garcia, Newswise’a, bu gene sahip olmanın partnerinizi aldatmaya mahkum olduğunuz anlamına gelmediğini, çünkü insanların hâlâ kendi cinsel seçimleri üzerinde güce sahip olduğunu söyledi.

Garcia şunları ekledi: ‘Bu genler kimseye mazeret sunmaz, ancak biyolojimizin çok çeşitli davranışlara yönelik eğilimlerimizi nasıl şekillendirdiğine dair bir pencere sağlarlar.’

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ikizler-uzerinde-yapilan-carpici-arastirma-aldatmanin-genetikle-iliskisine-isik-tutuyor/feed/ 0
Down sendromlu genç kadın başarısıyla örnek oluyor https://www.foxhaber.com.tr/down-sendromlu-genc-kadin-basarisiyla-ornek-oluyor/ https://www.foxhaber.com.tr/down-sendromlu-genc-kadin-basarisiyla-ornek-oluyor/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:00:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6376 İstanbul Tuzla’da yaşayan 37 yaşındaki down sendromlu Çağla Köksal’ın hayatı, Türkiye Down Sendromu Derneği’nin istihdam programıyla değişti.

Destekli istihdam projesi kapsamında down sendromlu bireylere yönelik eğitimlere katılan Köksal, Teknopark’ta bir firmada çalışmaya başladı.

Bu firmada 5 yıldır veri giriş sorumlusu olarak görev yapan Köksal, dezavantajlı durumuna rağmen iş hayatındaki özverili çalışmalarıyla kendisini yöneticilerine ve çalışma arkadaşlarına sevdirdi.

Köksal, hem kazandığı parayla kendi ayakları üzerinde durabilmenin hem de kariyer sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor.

“Ekip arkadaşlarımla uyum içinde çalışıyoruz”

Çağla Köksal, başarı hikayesini 21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü’nde anlattı.

İşini severek yaptığını belirten Köksal, “Ekip arkadaşlarımla uyum içinde çalışıyoruz. Onlar da beni çok seviyor. Benim gibi arkadaşlarımın da iş hayatında daha çok yer almasını ve bir meslek sahibi olmasını istiyorum” dedi.

Köksal, Türkiye Down Sendromu Derneği’nin, sosyalleşmeleri ve kariyer sahibi olmalarına büyük katkı sağladığını ifade etti.

Babasının vefat ettiğini, annesi ve 3 kardeşiyle birlikte yaşadığını aktaran Köksal, şunları dile getirdi:

“Ailem iş sahibi olmamdan çok mutlu. Maaşımı biriktiriyorum ve spor bir araba almak istiyorum. Beşiktaşlıyım, o yüzden arabamın siyah beyaz olmasını istiyorum. Sıkı bir diyet yapıyorum. Bu yüzden her akşam yürüyüş yapıyorum, pilatese gidiyorum. Bir de köpeğim var adı Zeytin. Yürüyüşlerimde bana eşlik ediyor. Ayrıca boyama da yapıyorum.”

“Çağla ile çok iyi bir iletişim içindeyiz”

Çağla Köksal’ın çalıştığı firmada yöneticisi olan Özlem Akdere, Köksal ile birlikte çalışmanın çok büyük bir deneyim olduğunu söyledi.

Daha önce ekip olarak down sendromlu bir kişiyle çalışma tecrübelerinin olmadığını dile getiren Akdere, şöyle konuştu:

“O yüzden ilk başta endişelendik. Bu anlamda Türkiye Down Sendromu Derneği’nden gelen iş koçları çalışmamızı kolaylaştırdı. Tüm ekibimize Çağla ile nasıl iletişime geçilmesi gerektiği konusunda bir eğitim verildi. 15 gün boyunca iş ortamında iş koçu kendisine eşlik etti. Bu süre zarfında bizleri de bilgilendirdi. Şu an Çağla ile çok iyi bir iletişim içindeyiz. Ekibimizin bir parçası olarak çalışmaya devam ediyoruz.”

“Onun sayesinde azimle engellerin aşılabileceğini gördük”

Akdere, Çağla Köksal’ın veri girişlerinden sorumlu olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gördük ki bilgisayarı çok iyi kullanıyor. Teknolojiye çok yatkın. Yeni teknolojileri bizden bile daha iyi kullandığını söyleyebilirim. Çok hızlı öğreniyor. Her gün ortalama 7-8 eğitim programı düzenlediğimizi ve yaklaşık 200 veri girişi yaptığımızı düşünürsek, Çağla bizim için çok önemli bir işi başarabiliyor diyebiliriz. Arkadaşlarıyla ilişkisi çok güzel. Saygı ve sevgi çerçevesinde ilerliyor. Tüm arkadaşları ona çok yardımcı oluyor. Biz Çağla’ya bir çok şey öğretiyoruz ama o da bize bazı şeyleri öğretiyor. Onun sayesinde engellere rağmen azimle her şeyin nasıl aşılabileceğini görüyoruz.”

“İyi ki aramızda, kendisini çok seviyoruz”

İş arkadaşı Salih Gömürgen ise Çağla Köksal iş yerine ilk geldiğinde “Birlikte çalışabilir miyiz?” gibi endişeleri olduğunu belirterek, “Çağla’nın öz verisi, bizim de ona verdiğimiz destekle iyi bir ekip olduk. Çağla şu an yine imkansız diye gördüğümüz bir şeyi yapıyor ve iki gün evden çalışarak, kendi başına veri girişi yapıyor” dedi.

Gömürgen, Köksal’ın, sabahları yaptıkları toplantıları yönettiğini, herkese sırayla söz verip, kargaşayı önlediğini ifade ederek, “Ayrıca bizim çok fazla data girişimiz var. Bu girişleri yapıyor. Çağla işinde her zaman başarılı olmayı seven bir insan, rekabetçi bir yapısı var. İyi ki aramızda kendisini çok seviyoruz” şeklinde konuştu.

“170 down sendromluyu istihdam etik”

Türkiye Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen ise destekli istihdam projesinin, zihinsel engelli bireylerin iş hayatında yer alması için çok önemli bir metot olduğunu anlattı.

Ekmen, bir down sendromluyu istihdam ettikten sonra da yalnız bırakmadıklarını kaydederek, “Kendi yetenek ve becerilerine göre çok farklı alanlarda çalışıyorlar. Mesela Çağla gibi okuma yazma bilen ve bilgisayar kullanabilen arkadaşlarımız veri girişi yaparken, hiç eğitim olmayan arkadaşlarımız da hizmet sektöründe çalışıyor” diye konuştu.

Down sendromluların istihdamı konusunda iş yerlerinden çok olumlu geri dönüşler aldıklarının altını çizen Ekmen, “Bir yönetici, ‘down sendromlu elemanların bulunduğu birimlerin yöneticileri daha başarılı olmaya başladı, ciroları daha arttı’ dedi. Çünkü yöneticilerin down sendromlulara gösterdiği empatiyi, diğer elemanlara da yansıtması, hem yöneticilerin insani yönünün gelişmesine vesile oluyor hem de verimi artırıyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/down-sendromlu-genc-kadin-basarisiyla-ornek-oluyor/feed/ 0
25 yılda 1,5 milyon yavru denizle buluştu https://www.foxhaber.com.tr/25-yilda-15-milyon-yavru-denizle-bulustu/ https://www.foxhaber.com.tr/25-yilda-15-milyon-yavru-denizle-bulustu/#respond Sat, 20 Apr 2024 21:45:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6354 Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD), Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) nesli tehlike altında türler olarak kırmızı listesinde yer alan caretta caretta türü deniz kaplumbağalarının hem Türkiye hem de Akdeniz’deki en büyük yuvalama alanı konumundaki Belek kumsalında görev yapıyor.

Belek Turizm Yatırımcıları Birliği’nin (BETUYAB) desteğiyle 25 yıldır 30 kilometrelik Belek kumsalında, her yıl 15 Mayıs’ta göreve başlayıp, eylül ayı sonuna kadar kaplumbağa yuvalarının kaydı ve yavruların yuvadan çıkıp, denize ulaşmasını kayıt altına alan ve onları koruyan EKAD gönüllülerinin mücadelesi, çeyrek asırlık bir zamana ulaştı.

Serik’e bağlı Belek kumsalı olarak adlandırılan 30 kilometrelik sahil; Aksu’ya bağlı Kundu sahilinden başlayıp, Serik ilçesinde Kadriye, Belek, Boğazkent sahilleri ve Manavgat ilçesine bağlı Denizkent sahilini içeriyor.

EKAD Başkanı Hacettepe Üniversitesi’nden Dr. Ali Fuat Canbolat, Deniz Kaplumbağalarını İzleme ve Koruma Projesi’ni 1999 yılında başlattıklarını söyledi.

4 KİŞİYLE BAŞLADI, 80’E YÜKSELDİ

Dr. Canbolat, “Belek’te 1999’daki ilk yılımızda 4 kişi ile başladık. 25’inci yılımız olan 2023’te aynı anda 40 kişi, sezon toplamında ise 80 kişilik gönüllü ile çalıştık. İlk başladığımızda da son yılımızda da hep 30 kilometrelik kumsalda çalıştık” dedi.

25 YILDA BÜYÜK DEĞİŞİM

O yıllarda sahille ilişkili yerel halkın deniz kaplumbağalarını bildiğini ama neslinin tehlike altında olduğu ve korunması gerektiğini bilmediğini belirten Dr. Canbolat, “Alanda yapılan uzun süreli çalışmalar, medya haberleri, bilgilendirme çalışmaları, bu konuda ilk yıllara göre büyük oranda olumlu değişim sağladı. Bizim Belek’teki ana sponsorumuz BETUYAB, 25 yıldır kesintisiz çalışmalarımıza destek verdi.

Dünyayı bilmiyorum ama Türkiye’de uzun soluklu, kesintisiz devam eden başka bir doğa koruma çalışması olduğunu şahsen bilmiyorum. Bu durum, 25 yıl boyunca sürekli projemize destek olan BETUYAB ve üye olan turizm tesislerinin de bir başarısıdır. Bu projenin yürütülmemiş olmasının yaratacağı olumsuzlukları düşünmek istemiyorum bile” diye konuştu.

TURİSTLER BİLEREK GELİYOR

Bazı turizm tesisleri müşterilerinin burada deniz kaplumbağaları olduğunu bilerek geldiklerine işaret eden Dr. Canbolat, “Sanırım gelecek yıllarda doğal değerlerimiz ile turizmi daha iç içe yürütebileceğiz. Turizm tesislerinde yuva ya da yuvadan yavru çıkışı olduğunda BETUYAB’a üye tesisler, anında bizi bilgilendiriyor. Belediyelerimiz kumsalda bir çalışma yapmaları gerektiğinde bizlere sorup, ‘Nasıl yapabiliriz’ diye bilgi istiyorlar.

Bunların hepsi olumlu gelişmeler. Olumsuzluklar var mı? Elbette var ama hep birlikte bunları azaltabilmek için gayret içerisindeyiz. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile yaptığımız iş birliğinin bu başarının oluşmasında katkısı olduğunu, daha iyi noktalara getirebilmek için gelecekte de olacağını vurgulamam gerekiyor” diye konuştu.

ANNE KAPLUMBAĞALAR KUMSALA DÖNECEK

Projenin başladığı ilk yıl olan 1999’da 612 yuvadan 23 bin yavrunun denize ulaştırıldığını açıklayan Dr. Canbolat, “2021 yılında 3 bin 800 yuva ile zirve yapmıştık. 1999 yılından 2023 yılına kadar Belek’te yaklaşık 38 bin yuva kaydı aldık. Bu yuvalardan çıkan 1,5 milyon yavruyu denizle buluşturduk. İlk başladığımız yıllarda denize ulaşmalarına yardımcı olduğumuz yavrular, şimdi anne kaplumbağalar olarak yuvalamak için kumsala dönmeye başladı.

Çeyrek asırlık bir çalışmanın en iyi öyküsü de bence bu. 25 yılda 3 bin civarında gönüllü ile çalıştım. Bir defasında, kumsalda yuva yerlerinin ölçümünü alırken Boğazkent’teki yazlıklarda kalan şirin bir teyzenin gelip, bizlere, ‘Buraları da mı inşaat yapacaksınız’ demesini hiç unutmam” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/25-yilda-15-milyon-yavru-denizle-bulustu/feed/ 0
36 saat süren elektrik kesintisi mahalleliyi isyan ettirdi https://www.foxhaber.com.tr/36-saat-suren-elektrik-kesintisi-mahalleliyi-isyan-ettirdi/ https://www.foxhaber.com.tr/36-saat-suren-elektrik-kesintisi-mahalleliyi-isyan-ettirdi/#respond Thu, 11 Apr 2024 21:09:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5949 Esenyurt Akçaburgaz Mahallesi Halil Fahri Ormanlı Caddesi’nde dün saat 04.20 sıralarında bir elektrik dağıtım şirketi enerji sorunu olduğu yönünde ihbar aldı.

İhbarı değerlendiren elektrik dağıtım şirket ekipleri arızayı tespit etmek için 09.00 sıralarında çalışmalara başladı.

Farklı noktalarda arıza tespiti yapan ekipler, çalışma alanını genişletti. Uzun süredir elektrik kesintisi olan caddede bazı esnaflar kepenk açamadı.

Et ve süt ürünleri satan esnaf, ürünlerinin bozulduğunu dile getirdi.

Öte yandan çevre sakinleri elektrik kesintisi nedeniyle evlerinin soğuduğunu vurgulayarak çözüm beklediklerini söyledi.

Zararı olan esnaf mağduriyetlerinin giderilmesini bekliyor. Çalışmaların devam ettiğini söyleyen elektrik dağıtım şirketi abonelere başka bir trafo üzerinden enerji verilmesi için çalışma başlattığını açıkladı.

“YAKLAŞIK 500 BİN LİRALIK ET ÜRÜNLERİMİZ ZİYAN OLDU”

Elektrik kesintisi olan caddede kasap dükkanı işleten Selçuk Özer, “İki gündür bizim elektriklerimiz yok. Depolarda yaklaşık 500 bin liralık et ürünlerimiz ziyan oldu. Yaklaşık iki gündür elektrik verilmiyor. Telefon açtığımızda bizimle ilgilenen kimse yok. Elektriklerin gideceğine dair bir bilgi veren yok. Ramazan ayında iki gündür işletmemiz kapalı. Mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz” dedi.

“KEPENGİ KIRDIM”

Elektrik kesintisi nedeniyle kepenkleri açamadığını vurgulayan esnaf Fethi Gökmen, “Kepengi kırdım. Ben burayı açmasam yarın ne yapacağım, nasıl kira ödeyeceğim” dedi.

“YETKİLİ BULAMIYORUZ”

Mahalle esnafı Nesim Asyan ise, “Yetkili bulamıyoruz bize doğru dürüst bir cevap da vermiyorlar. Ben bir vatandaşım şef bana diyor ki usta kablolar nereden geçiyor biliyor musunuz böyle bir mantık var mı ya. Sanki burası dağ başıdır, İstanbul’un göbeğindeyiz” şeklinde konuştu.

“SÜRECİ SÜREKLİ BALTALIYORLAR”

Elektrik kesintisi için çözüm bekleyen çevre sakini Can Bitkin, “Dün sabah 07:30 itibarıyla elektrikler kesildi. Ev soğumaya başladı. Şarjlarımız bitti. Ben de aldım çocuklarımı annesinin yanına götürdüm, doğalgaz ve elektrik olduğu için. Biz de yetkilileri arıyoruz, sürekli kayıt açıyorlar. 11’de gelecek, 10’da gelecek, 9’da gelecek süreci sürekli böyle baltalıyorlar” dedi.

“MÜŞTERİM GERİ GİDİYOR, MAĞDURUZ”

Esnaf Necmettin Durmuş ise , “Müşterim geliyor, POS cihazımı çalıştıramıyorum, müşterim geri gidiyor mağduruz. Kepenkleri maalesef dün açamadık. Bugün geldik baktık yine elektrik yok, kolla, tornavida ile açtık bir şekilde” şeklinde konuştu.

“YAKLAŞIK 10 BİN LİRA ZARARIMIZ VAR”

Esnaf Bünyamin Durmuş, “Elektrikler gitti. Yaklaşık 10 bin liralık zararımız var. Kimse ne bir geldi, ne bir şey yaptı. Mağduruz bu durum için.” dedi.

ELEKTRİK DAĞITIM ŞİRKETİNDEN AÇIKLAMA

Elektrik dağıtım şirketi ise yaptığı yazılı açıklamada, “14 Mart Perşembe günü Akçaburgaz Halil Fahri Ormanlı Caddesi’nde yaşanan enerji sorunu nedeni ile gece saat 04:20 itibarıyla gelen ihbarı değerlendiren ekiplerimiz, hızla olay yerine ulaşmış ve saat 05:50’de arıza tespiti yapılmıştır. Ancak özel şahısların alanları içinde yer alan kapalı kofralar nedeniyle gerekli ölçümler yapılamadığından saat 09:17’de arıza noktası tespiti çalışmalarına başlanabilmiştir. Ekiplerimizin yoğun mesaileri sonrasında saat 11:10’da arıza noktasının Alkoop Sanayi Sitesi içerisinde beton altında olduğu tespit edilmiştir. Net noktanın tespiti için devam eden yoğun çalışmalar sonrasında saat 16:55’te tekrar ölçüm yapılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda saat 20:30’da arıza noktasının daha derinde olduğu görülmüştür ve İSG açısından tehlike arz ettiği için müdahale uygun bulunmamıştır. Bunun üzerine kablo deplasesine karar verilmiş, fakat bu çalışmaya Alkoop Sanayi Sitesi, asfalta müdahale kaynaklı olacağından izin vermemiştir. Bu gelişme üzerine abonelere başka bir trafo üzerinden enerji verilmesi için çalışma başlatılmıştır. Uygun güzergâh ve trafo merkezi tespit edilerek planlamalar yapılırken bölgenin en kısa sürede enerjilendirilmesi için çalışmalar devam etmektedir” ifadelerine yer verdi.

36 saat sonra mahalledeki elektrik arızasının giderildiği ve bölgeye elektrik verildiği öğrenildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/36-saat-suren-elektrik-kesintisi-mahalleliyi-isyan-ettirdi/feed/ 0
1900 yıllık kaya kilise turizme kazandırıldı https://www.foxhaber.com.tr/1900-yillik-kaya-kilise-turizme-kazandirildi/ https://www.foxhaber.com.tr/1900-yillik-kaya-kilise-turizme-kazandirildi/#respond Thu, 21 Mar 2024 21:48:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5008 Kur’an-ı Kerim’de isimleri geçen Zülkifl ve Elyesa peygamberlerin defnedildiğine inanılan Eğil, Asurlular zamanında yapıldığı tahmin edilen Eğil Kalesi ve Kralkızı Baraj Gölü, sur sarnıçları, tarihi yapılarıyla kültür ve inanç turizmi açısından önemli bir merkez olma özelliğini sürdürüyor.

Kaymakamlık ve belediyenin girişimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle 2 yıl önce tarihi kalede, Dicle Üniversitesi (DÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vecihi Özkaya’nın başkanlığında başlatılan kazı çalışmaları devam ediyor.

Kaledeki 4 antik tünelden 2’sinin restore edilerek turizme kazandırılmasının ardından, kaya kilisede yürütülen çalışmaların da yüzde 80’i tamamlandı.

Duvarlarında çok sayıda haç işaretinin bulunduğu yaklaşık 1900 yıllık kilisede belgeleme, alan düzenleme ve temizlik çalışması yapıldı.

Kilisenin yolu, yerli ve yabancı misafirlerin rahatça ulaşabilmesi için düzenlenirken, bir de merdiven yapıldı.

“Hristiyan dünyası için önemli bir kilise”

Eğil Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Volkan Hülür, ilçenin Diyarbakır’ın adeta göz bebeği ve incisi olduğunu söyledi.

Eğil’in birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Hülür, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Diyarbakır Valiliği ile ilçeyi turizm anlamında canlandırmaya çalıştıklarını ifade etti.

Hülür, üç tarafı derin vadilerle çevrili, bir tarafı ise oyularak yekpare kaya üzerine oturtulan Eğil Kalesi’ni dünyaya tanıtmak istediklerini dile getirerek şunları kaydetti:

“Kilisemizin yaklaşık 1900 yıllık tarihi var. Hristiyan dünyası için önemli bir kilise. Yaptığımız çalışmalarla turizme açmak istiyoruz. Eğil’de yabancı turistleri ağırlamak istiyoruz. Şu anda turist ağırlamada sayımız yıllık 400 bin civarında. Yaklaşık 75 bini yabancı turist olarak kayıtlara geçiyor. Kilisemizi de turizme kazandırarak yapacağımız çalışmalarla yabancı turist sayımızı 300 bine çıkarmaya çalışıyoruz.”

Yapıyı turizme kazandırmak için akademisyenlerle güzel bir çalışma yürüttüklerini anlatan Hülür, “Eskiden kiliseye ulaşmak kolay değildi. Etrafını temizledik ve seyir terası oluşturduk. Misafirler Eğil’e geldiğinde rahat bir şekilde kiliseye çıkabilecek. Çalışmaların yüzde 80’ini tamamladık. Yakın bir süreçte Kültür ve Turizm Bakanı’mızın teşrifleriyle hizmete açacağız” dedi.

“Avrupa devletleri ile Osmanlı’ya ait sikkeler bulduk”

Prof. Dr. Vecihi Özkaya ise kaya kilisenin tarihinin Hristiyanlığın Anadolu’daki tarihi ile bağlantılı olduğunu vurguladı.

Kilisesinin yaklaşık 1900 yıllık döneme tanıklık ettiğine dikkati çeken Özkaya, “Bölgede yaşayan Hristiyan azınlıkların dini etkinliklerine ait semboller bu kilisede görülüyor. Burada yaptığımız kazılarda 18. ve 19. yüzyıllardan kalma, Avrupa devletleri ile Osmanlı’ya ait sikkeler bulduk. Bu sikkelerin ortaya çıkması, 19. yüzyıla kadar burasının faal bir merkez olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

“Hristiyanlarca önemsenen kutsal emanetlerin muhafaza edildiği bir kilise”

Özkaya, kilisede dikkati çeken bazı bulgulara ulaştıklarına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada, bilinen örneklerinin olmadığı bir bulgu ele geçirdik. Pasifik Okyanusu kıyılarında yaşayan bir canlının fosilini bulduk. Bu fosil ‘Kum Doları’ olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu fosil, Hristiyan dünyasında İsa Mesih inancıyla bağlantılı bir obje olarak değerlendirilmiştir. 5 yıldızdan oluşan kanatları dolayısıyla İsa’nın doğumunu, ölümünü ve göğe yükselişini sembolize etmektedir. Dolayısıyla tüm Hristiyanlarca kutsal kabul edilen bazı değerlerin saklandığı, bölgedeki Hristiyanlarca önemsenen kutsal emanetlerin muhafaza edildiği bir kilise olarak dikkati çekici bir özelliğe sahiptir.”

Kilisenin genel anlamda 2 ayrı kaya mezarın birleştirilmesi sonucu oluştuğu bilgisini veren Özkaya, duvar işçiliğinde farklı dönemleri yansıtması açısından da önem arz ettiğini, bölgede daha önce yaşamış ve yaşamaya devam eden Hristiyan azınlıkları sembolize eden haçların duvarda bulunduğunu söyledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/1900-yillik-kaya-kilise-turizme-kazandirildi/feed/ 0
Yüzlerce kuş türünün konakladığı alanlar yok olma tehlikesi altında https://www.foxhaber.com.tr/yuzlerce-kus-turunun-konakladigi-alanlar-yok-olma-tehlikesi-altinda/ https://www.foxhaber.com.tr/yuzlerce-kus-turunun-konakladigi-alanlar-yok-olma-tehlikesi-altinda/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:18:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4602 Van Gölü havzasındaki bazı baraj, göl, gölet gibi su kaynaklarının su seviyesi son yıllarda etkili olan kuraklık nedeniyle düşerken, bazıları ise tamamen kurudu.

Dünyanın en büyük sodalı gölü olma özelliği taşıyan Van Gölü ise alan kaybetmeye devam ediyor. Kuş türlerinin yaşam alanları olan havzadaki sulak alanlar da kuraklıktan nasibini aldı.

YYÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özdemir Adızel, üniversite olarak 1991’den beri Van Gölü havzasındaki kuşlarla ilgili çalışma yürüttüklerini söyledi.

Bugüne kadar yaptıkları çalışmalarda havzada 240 kuş türü belirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Adızel, “Bu kuş türleri düzenli olarak her yıl Van Gölü havzasına gelip konaklıyor. Ancak, bunun yanında düzenli gelmeyen ve henüz bizim tespit edemediğimiz kuş türleri de var.

Araştırmalar devam ederse 300’e yakın kuş türünün olduğunu tespit edeceğiz. Üniversite olarak, bölüm olarak yaptığımız iş iki temele dayanıyor. Birincisi; Van Gölü havzasındaki önemli alanları ve bu alanlarda yaşayan kuş türleri tespiti. Yani envanter çalışması yapmak, elimizde hangi değerler var onları ortaya çıkarmak.

İkinci aşamada ise devletin bu işle ilgili birimleriyle ortaklaşa bu değerleri alanları, bunların yetki sınırları içeresinde koruma altına almaya çalışmak. Bizim temel çalışmalarımız bunlar” dedi.

‘VAN ESKİSİ KADAR SOĞUK OLMUYOR’

Prof. Dr. Adızel, her yıl İran’ın Urmiye Gölü’nden nisan aylarında gelip Van Gölü havzasında bir süre konaklayan flamingoların, kasım ayı sonlarına doğru daha sıcak olan Afrika ülkelerine göç ettiklerini, ancak bu yıl kış aylarının daha sıcak geçmesi nedeniyle flamingoların havzadaki sazlık alandan ayrılmadığını belirtti.

Prof. Dr. Adızel, “Flamingo ve diğer kuş türleri normalde kış mevsiminde Van Gölü havzasını terk ediyordu. Bu yıl flamingolar gitmedi. Biz bunu da genel olarak küresel ısınmaya bağlıyoruz.

Yani, Van eskisi kadar artık çok soğuk olmuyor. Van Gölü havzası da kuraklıktan etkileniyor. Havzada bulunan sulak alanlardaki bazı kuş türlerinin göç olayını da etkilemiş oluyor” diye konuştu.

‘HAVZADAKİ SAZLIKLAR DA KURAKLIKTAN ETKİLENDİ’

Kuraklığın, özellikle Van Gölü havzasındaki sazlıkları etkilediğini anlatan Prof. Dr. Adızel, şöyle devam etti:

“Van Gölü havzası kuraklıktan etkilendi. Ama onun ötesinde özellikle suyu sığ olan, yani çok derin olmayan Van Gölü havzasında ve bu bölgede bulunan göletlerin kısmen ya da tamamen kurumasına neden oluyor.

Saray bölgesindeki Akgöl, bu yaz tamamen kurudu. Onun dışında kıyı çizgisinin değişmesine neden oluyor. Kıyılar sulak alanlarla buluşma noktalarıdır. Su çekildiği zaman bu kıyı çizgisi de suyla birlikte suya doğru yaklaşıyor.

Dolayısıyla sazlık ve bataklık alanlar susuz kalıyor ve zamanla kurumaya başlıyor. Bu da kıyı çizgisinde birtakım dengesizliklere neden oluyor. Bu da kıyıdaki su kuşlarını etkiliyor. Kuraklık sulak alanları olumsuz yönde etkiyor.

Kuşların konakladığı bu bölgeler kuraklıktan nasibini alıyor. Maalesef yok ediliyor. Durum böyle olunca da yeni kıyı çizgisinde yeni noktaların açılması da zaman alıyor. Bütün dünya olarak küresel ısınmayı önleyecek tedbirlerin alınması gerekiyor.

Bireysel olarak en azından suya ve çevreye zarar verecek faktörleri daha az kullanmak, daha dikkatli kullanmak, daha akıllı tarım sulamasına geçmek, gölleri, nehirleri besleyen özellikle tarım sulamasını minimuma indirmek gerekir.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yuzlerce-kus-turunun-konakladigi-alanlar-yok-olma-tehlikesi-altinda/feed/ 0
Görmeye bile tahammül edemezsiniz, onlar foseptikten elleriyle topluyor https://www.foxhaber.com.tr/gormeye-bile-tahammul-edemezsiniz-onlar-foseptikten-elleriyle-topluyor/ https://www.foxhaber.com.tr/gormeye-bile-tahammul-edemezsiniz-onlar-foseptikten-elleriyle-topluyor/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:12:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4596 Evde, sokakta, işletmelerde görüldüğünde iğrenilen hamam böcekleri, üniversite öğrencilerinin araştırma konusu oldu.

Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğrencileri, cadde ve sokaklardan, foseptik ve rögar kapaklarından topladıkları hamam böcekleriyle laboratuvar ortamında çalışma yürütüyor.

Üniversite öğrenimi öncesi gördüklerindeki korktukları hamam böcekleriyle deneysel araştırma yürüten öğrenciler, elde ettikleri sonuçla hamam böceğinin popülasyonunun azalması amacıyla çalışmalar gerçekleştiriyor.

KADINLARIN KORKUSUZ ÇALIŞMASI

Saha çalışmalarında topladıkları hamam böceklerini bulundukları alan ve türlerine göre sınıflandıran öğrenciler, daha sonra üremesi ve kısırlaştırılmasına yönelik çalışmaları ile ilaçlamada kullanılacak kimyasalları belirleyip, etkisini artırmayı hedefliyor.

Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hüseyin Çetin, “Laboratuvarda belediyenin kullandığı ilaçlar, Sağlık Bakanlığı onaylı ilaçlar test ediliyor. Hamam böceği, karasinek, sivrisinek gibi birçok haşereye yönelik ilaçların dayanıklılığı ve direnç seviyelerini ölçüyoruz. Ekibimiz 10 kişiden oluşuyor. Bilim insanı olarak cinsiyet ayrımı olmayan ekibimiz var. Ekibimiz kadın, erkek öğrencilerden oluşuyor. Arkadaşlarımız birçok insanın korktuğu, iğrendiği böceklerle rahatlıkla çalışıyor” diye konuştu.

HAMAM BÖCEĞİNİ ELLERİYLE TOPLUYORLAR

Biyoloji bölümünde yüksek lisans öğrencisi Zeynep Nur Gültekin, üniversite öğrenimi öncesi korktuğu hamam böceklerini deneysel çalışmalar için rögar ya da foseptikten toplayıp, araştırmalar yaptığını anlattı.

Gültekin, “Rögarda, foseptikte bulunan hamam böceklerini elimizle ya da elektrikli süpürgeyle toplayıp, laboratuvara getiriyoruz, deneylerde kullanıyoruz. Başlarda tedirgin oluyordum, laboratuvardaki hamam böceği odasına giremiyordum. Bilimsel çalışmalar için korkumun üzerine gittim ve deneylerde, çalışmalarda yer alıyorum” dedi.

KİMYASALLARA DİRENCİ ARAŞTIRILIYOR

Üniversitede araştırma görevlisi ve doktora öğrencisi olan Ayşegül Cengiz, laboratuvarda hamam böceklerine yönelik çalışmalar yürüten ekibin çoğunluğunun kadınlardan oluştuğunu belirtti. Cengiz, şunları söyledi:

“Toplanan hamam böceklerini laboratuvarda çoğaltıp, yumurta verimini sağlıyoruz. Nesil atladıkça aynı yaş grubundaki hamam böceklerinde deney yapıyoruz.

Kapalı alan ya da konutlarda kullanılan kimyasalların etkileri, farklı alanlarda topladığımız hamam böceklerinin kimyasallara direnç çalışmalarını yürütüyoruz.

Hamam böceklerinin ve kimyasalların insan sağlığına etkisini araştırıyoruz. Haftanın 7 günü laboratuvarda çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Çoğunluğu kadınlardan oluşan ekibimizle özveriyle deneysel çalışmalarımızı yapıyoruz.”

5 YILDIR HAMAM BÖCEĞİ İNCELİYOR

Yüksek lisans öğrencisi Şevval Kahraman, 5 yıldır laboratuvar ekibinde yer aldığını anlattı. Hamam böceği korkusunu zamanla yendiğini anlatan Kahraman, “Hamam böcekleriyle çalışma yürütüyorum. Laboratuvarda ilaçları hamam böceklerine enjekte edip, etkilerini gözlemliyoruz. Hamam böceklerini karbondioksitle bayıltıp, enjeksiyonla farklı ilaçları uygulayıp, sonuçlarını analiz ediyoruz” diye konuştu.

KORKUSU İLHAM VERDİ

Üniversite bitirme tezini hamam böceklerinin kısırlaştırılmasına yönelik çalışmayla gerçekleştirdiğini anlatan Cansu Çalışkan, korkusunun kendisine ilham olduğunu anlattı.

Eskiden hamam böceğinden çok korktuğunu vurgulayan Çalışkan, “Evde gördüğümde yanından geçemiyor, odayı değiştiriyor, dokunamıyordum. Laboratuvarda çalışmalara başladıktan sonra korkumu atlattım. Şu an birçok insanın korktuğu hamam böceklerinde kısırlaştırma üzerine çalışma yapıyorum. Hamam böcekleri birçok hastalık taşıyor, itici bir haşere, insanlar korkuyor. Çalışmalarımla hamam böceklerinin kısırlaştırılması, popülasyonunun çoğalmaması için araştırma yapıyorum” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gormeye-bile-tahammul-edemezsiniz-onlar-foseptikten-elleriyle-topluyor/feed/ 0
Fatsa’daki madenle ilgili açıklama: Yazıda ‘durduruldu’ deniyor ama çalışmalar devam ediyor https://www.foxhaber.com.tr/fatsadaki-madenle-ilgili-aciklama-yazida-durduruldu-deniyor-ama-calismalar-devam-ediyor/ https://www.foxhaber.com.tr/fatsadaki-madenle-ilgili-aciklama-yazida-durduruldu-deniyor-ama-calismalar-devam-ediyor/#respond Fri, 08 Mar 2024 21:06:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4388 Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül ve Yönetim Kurulu üyesi Coşkun Özbucak, Fatsa Doğa ve Çevre Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Atar, Derelerin Kardeşliği Platformu Fatsa Temsilcisi Osman Güvenalp, Ordu Valiliği’nin geçici olarak faaliyetlerini durdurduğu Fatsa’daki Altıntepe Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. işletmesinin maden sahasına giderek incelemelerde bulundu.

“ALINAN KARAR ÖNEMLİ, YETERLİ DEĞİL”

Ordu Çevre Derneği Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül, şunları söyledi:

* “Mahkeme bir dava açılmış ruhsatın iptali ile ilgili kararı okuduk ‘ikinci bir karara kadar’ diyor. İşletmenin kapatılmasıyla ilgili bir karar bu, fakat bu karar şu demektir; diğer maden sahalarında olduğu gibi Bergama’da, Kütahya’da da olduğu gibi bu ruhsatlar ikincisi, üçüncüsü, beşincisi hatta Bergama’da kırk birincisi alındı devam ediyor. Yani bu ruhsatın iptali madenin tamamen katıldığı anlamına gelmiyor.

* Biz buraya geldik gördük ki bu karara rağmen daha dün buraya tebliğ edilmiş valilik yazısında ‘kapatıldı’ deniyor, işletmenin durdurulduğu, fakat hala devam ediliyor çalışmalar. Nasıl bir çalışma ne yaptıklarını bilmiyoruz çalışmalar bilfiil hala devam ediyor burada. Bu karar olumlu bir karar fakat bunun arkasını bizlerin getirmesi lazım tekrar bu ruhsatın alınmaması için devamlı burada olmamız, bunu gündemde tutmamız, burada sosyal anlamda da kamuoyu oluşturmamız için de mücadele etmemiz gerektiğini düşünüyorum.”

“ŞİRKET YENİDEN BAŞVURU YAPARSA BAKANLIK YENİDEN DEĞERLENDİRECEK”

Ordu Çevre Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Coşkun Özbucak ise şunları söyledi:

* “Fatsa’daki bu siyanürle altın ayrıştırma işletmesinin basına yansıyan ve bizlerin de okuduğu bakanlığın yazısında kapatıldığı ile ilgili bilgiler var. Yazıyı okuduğumuzda bunun kapatılma değil geçici olarak durdurulduğunu görüyoruz. Çünkü yazıda şu sözcük geçiyor ‘ikinci emre kadar kapatılmıştır’ diyor. Yani şirket yeniden başvuru yaparsa bakanlık değerlendirecek ve çalışmayı devam ettirebilir. Burada asıl vurgulamak istediğim bunun kesin bir kapatma olmadığı bu konuda duyarlılığımızı devam ettirmek bakanlığa başvurumuzu sürdürmek çünkü ikinci emrin bizim lehimize olabilmesi için bakanlığa baskımızı ve kamuoyu yaratarak şirketin yeniden başvurusunu kabul edilmemesini sağlamaya çalışmamız gerek. Yoksa şirket yeniden çalışmaya devam edecek.”

“BURADA MADENDEN EN FAZLA ZEHİR ALAN BİRİSİYİM”

Fatsa Doğa ve Çevre Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Atar ise şunları söyledi:

* “Bu madene en yakın bölgede olan insanlardan biriyim ben. Gördüğünüz gibi 500- 600 metre benim ev, madene en fazla zehir alanlardan birisiyim. Fatsa Doğa Çevre Derneği’nin de yönetimindeyim. Biz bu madenin genişlememesi için dava açtık ve ÇED raporunu genişletmedik. Çünkü bu maden 2014 yılında başladı 2019 da bitmesi lazımdı. 3400 metre küp çevresi ancak 4500 metreye çıktı bu da ne olacak kaymalara sebep olacak. Biz bunlar için de 2017 yılında aldıkları ruhsat için iptal davası açtık bunu da kazandık. Bu ruhsat da iptal oldu ancak gördüğünüz gibi maden hala daha çalışıyor.”

“KAPATILDI KARARINA RAĞMEN FAALİYET DEVAM EDİYOR”

Derelerin Kardeşliği Platformu Fatsa Temsilcisi Osman Güvenalp şu ifadeleri kullandı:

* “Kirletenlere karşı mücadele ediyoruz savaşımız bu yönde. Temiz hava, temiz su, temiz toprak istiyoruz yaşam alanlarımıza tecavüz ediyorlar, tecavüz edilmesi uğruna kanunlar çıkartıyorlar, kanunları çıkartan mülki idareler bizi yönetenler, bunlara karşı da Anayasa’da var olan haklarımızı kullanarak belirli bir alanda, dar alanda diyeyim mücadele örneği gösteriyoruz. Kendi paramızla mücadele ediyoruz, onlar da bizimle mücadele ediyorlar bizim paramızla yapıyorlar bu işleri. Şuraya bakın kapatıldı kararı çıktı, kapatıldı kararına rağmen orada bir faaliyet var. Ne yaptıklarını bilmiyoruz.

* Orada büyük bir alan oluşturmuşlar pasa bölgesi sahası diyorum oraya. Kumlu toprak haline gelmiş toz haline gelmiş. Kıbleden, batıdan esen rüzgarlar bu tozu toprağı yani bu tozu toprağı Fatsa’ya uçuruyor. İnsanlar zarar görmüyoruz zannediyorlar, suyumuz kirlenmedi zannediyorlar. Bırakın suyu havamız kirleniyor. Bu uçan topraklar rüzgarla birlikte hepimizin evinin içine kadar giriyor. Bunun farkında değiller. Bizi yöneten mülkü amirlerin evinin içinde de giriyor, onların çocukları da bunu teneffüs ediyor biz onların çocukları için de burada mücadele veriyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/fatsadaki-madenle-ilgili-aciklama-yazida-durduruldu-deniyor-ama-calismalar-devam-ediyor/feed/ 0
Beş bin yıllık yer altı şehri bu yıl ziyarete açılacak https://www.foxhaber.com.tr/bes-bin-yillik-yer-alti-sehri-bu-yil-ziyarete-acilacak/ https://www.foxhaber.com.tr/bes-bin-yillik-yer-alti-sehri-bu-yil-ziyarete-acilacak/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:33:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4042 Midyat ilçesinde 4 yıl önce tarihi sokak ve evlerde başlatılan çalışma kapsamında bulunan ve temizlik yapılan mağaranın tek olmadığının, dehlizlerle farklı mekanlara geçiş sağlandığının belirlenmesi üzerine yer altı şehrini ortaya çıkarmak amacıyla yürütülen kazı çalışmasının 4. sezonu başladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Mardin Müzesi ve Midyat Belediyesi işbirliğiyle 4 yıldır Estel bölgesinde bulunan Ulu Cami Mahallesi’ndeki 2 noktada çalışmalar titizlikle yürütülüyor.

Çok geniş bir alana yayıldığı tespit edilen ve buluntulara göre yaklaşık 5 bin yıllık olduğu belirlenen yer altı şehrinin, 1. ve 2. etap temizlik ve kazı çalışmalarında 8 bin 223 metrekarelik alan ve bu alanlarla bağlantılı yaklaşık 120 metrelik tünel ortaya çıkarıldı.

İbadethane, silo, su kuyuları, barınma, şırahane, işlik, sarnıç ve mezar alanları, tünel ve dehlizlerin bulunduğu yer altı şehrinde, farklı dönemlere tarihlendirilen, kandiller, ağırşaklar, el değirmeni, taş ve cam boncuklar, taş eserler, bronz sikke ve takılar, pişmiş topraktan araç gereçlerin yanı sıra insan ve farklı hayvanlara ait kemikler bulundu.

Çalışmaların bitme noktasına geldiği 1. ve 2. etapların turizme kazandırılması için hazırlanan restorasyon ile Ziyaretçi Karşılama Merkezi projeleri, Mardin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nca onaylandı.

Mezopotamya’nın en gözde destinasyon merkezi haline getirilmesi hedeflenen yer altı şehrinin iki etabının bu yıl turizme kazandırılması hedefleniyor.

“Bu ay Ziyaretçi Karşılama Merkezinin ihalesini yapacağız”

Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin, çok kültürlü bir yapıya sahip Midyat’ta yüzyıllardır Türk, Kürt, Arap, Müslüman, Süryani ve Yezidilerin bir arada yaşadığını söyledi.

Tarihi ilçede yer altı şehrini ortaya çıkarmak için başlattıkları kazıların sürdüğünü kaydeden Şahin, bu yıl Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü koordinesinde tespit edilen yeni etaplarda çalışma yapılacağını bildirdi.

İlk iki etap için restorasyon ve Ziyaretçi Karşılama Merkezi projelerinin onaylandığını, projeleri çok kısa sürede bitirip 2 etabı turizme açmayı planladıklarını kaydeden Şahin, şöyle konuştu:

“Bu yıl içinde 1. ve 2. etabı turizme açmayı düşünüyoruz. Bu ay Ziyaretçi Karşılama Merkezinin ihalesini yapacağız. 6-7 ay içinde yer altı şehri turizme açılacak. Midyat’taki yer altı şehrinin tamamını turizme açtığımız zaman dünyanın en büyük yer altı şehirlerinden biri olacak.

Sene sonuna doğru 1. ve 2. etabı tamamıyla misafirlerimizin hizmetine açacağız. Gelen turistler hizmete açılmadığı halde merak edip, bizlere müracaat ediyorlar. Güvenlik nedeniyle şu anda ziyaretçi kabul edemiyoruz.”

Yılda ortalama 1 milyon turisti ağırladıklarını, bu yıl da 1,5 milyon turist beklediklerini aktaran Şahin, turizm konusunda ilçenin potansiyelinin çok yüksek olduğunu dile getirdi.

Turizme açamadıkları destinasyon noktalarının bulunduğunu anlatan Şahin, hedeflerinin 2 milyon turiste yaklaşmak olduğunu sözlerine ekledi.

“5 bin yıllık bir şehir, etaplar halinde çalışmalar devam edecek”

Kazı başkanı Gani Tarkan da 2020 yılında başlayan kazı çalışmalarında 4. sezona başladıklarını söyledi.

Yamaç yerleşiminin güney kısımlarında çalışmaların devam ettiğini kaydeden Tarkan, şöyle devam etti:

“Bu sezon çalışmalarda bir işlik ve bir mağara alanı tespit edildi. Mağaradan taş alınma suretiyle genişlediğini görüyoruz. Alınan taşlarda mağaranın hemen üzerinde 20. yüzyılın başlarında tarihlenen ev inşa edilmiş. Kazı alanında şu anda üst tabakadayız. Alınmamış dolgu toprağı var. Dolgu toprağının altında da diğer mekanlara bağlantıyı geçişi sağlayacak mekanların da bulunacağını tahmin ediyoruz.”

Yer altı şehrinin yaklaşık 40 hektarlık bir alandan oluştuğunu, şimdiye kadar yüzde 6-7’lik bir kısmının ortaya çıkarıldığını aktaran Tarkan, kazıların yıllarca süreceğini vurguladı.

Şimdiye kadar çok sayıda yapı ve buluntulara ulaştıklarına dikkati çeken Tarkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Milattan önce 3. binde yerleşim başlıyor Matiate yer altı şehrinde. Tunç Çağı’nda başlıyor ve kesintisiz şekilde devam ediyor. Roma dönemine ait de çok sayıda buluntu var. Sikkeler, kandiller, su mataraları, cam bilezikler ve günlük kullanım eşyaları gibi yoğun seramik buluntuları bulundu. Bunun yanında çok sayıda daha çok Orta Çağ seramiği bulduk.

Tunç dönemine tarihlenen seramiklere de ulaştık, bunlar lokal bölgede. Ancak kazı alanı genelinde Orta Çağ ve Roma dönemine ait buluntularla karşılaşıyoruz. 5 bin yıllık bir şehir, etaplar halinde çalışmalar devam edecek. Hedefimiz yer altı şehrinin tamamını açığa çıkarmak ve etap etap burayı gelen turistlerin ziyaretine açmak.”

“Matiate diğer yer altı şehirlerinin öncüsü”

Midyat Belediyesi Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları sorumlusu ve sanat tarihçisi Mervan Yavuz da arkeolog, sanat tarihçisi ve 10 işçi ile çalışmaları titizlikle yürüttüklerini söyledi.

Çalışmaların 1. ve 2. etabında bitme aşamasına gelindiğini kaydeden Yavuz, şimdiye kadar açığa çıkardıkları alanda önemli buluntulara ulaştıklarını, buluntulara göre yer altı şehri tarihinin Tunç dönemine kadar gittiğini gördüklerini bildirdi.

Dünyanın birçok yerinde yer altı şehirlerinin bulunduğunu, ilçedeki yer altı şehrinin benzerinin Kapadokya bölgesinde olduğunu kaydeden Yavuz, şöyle dedi:

“Matiate yer altı şehrinin önemi, bereketli hilalin tam ortasında bulunmasından kaynaklı. Yayılım buradan gerçekleştiği için Matiate yer altı şehrinin diğer yer altı şehirlerinin öncüsü olduğunu görüyoruz. Diğer yer altı şehirlerinden farkı ise sivil mimarinin yer altı şehrinin üzerinde bulunması.

Bu da bize yer altı şehrinden günümüze nasıl ulaşıldığını gösteriyor. Yer altı şehrinden kent yaşamına aşamalar halinde geçişini gözlemleyebiliyoruz. Aynı zamanda Kapadokya gibi bazı yer altı şehirleri, dikey olarak aşağı inmekte. Buradaki ise teras şeklinde yatay seyrediyor ve çok geniş bir alana yayılıyor.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bes-bin-yillik-yer-alti-sehri-bu-yil-ziyarete-acilacak/feed/ 0
39 yıl önce çalınan saatin ikizi, kuleye takıldı https://www.foxhaber.com.tr/39-yil-once-calinan-saatin-ikizi-kuleye-takildi/ https://www.foxhaber.com.tr/39-yil-once-calinan-saatin-ikizi-kuleye-takildi/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:51:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3978 Antalya’nın en önemli sembollerinden, Helenistik döneme tarihlenen burçlar üzerinde yer alan, kule kısmı Bizans döneminde yapılan ve 1900’lü yılların başında 2’nci Abdülhamid döneminde saat kulesi olarak inşa edilen yapıda, geçen yıl şubat ayında başlayan restorasyon çalışmalarında sona gelindi.

Kuledeki restorasyon ve kazı çalışmaları, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Antalya Müzesi denetiminde, Antalya Bilim Üniversitesi’nden Doç. Dr. Esin Kuleli’nin hazırladığı proje kapsamında Antalya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu onayıyla yürütülüyor. Harabeyi andıran kule içinde önceki yıllarda zeminden 8 metre yüksekliğe kadar betonla doldurulan alandaki kazı çalışmalarında, yaklaşık 1 metre derinde, biri saat düzeneğinin çalışması, diğeri kulenin en üst kısmındaki çanın her saat başı çalmasını sağlayan 40’ar kiloluk iki kurşun parça bulunmuştu. Ayrıca kuledeki kampana ve diğer parçalar da konservasyon için Antalya Müze Müdürlüğü’ne teslim edildi.

SAAT, KULEYE YERLEŞTİRİLDİ

Restorasyonda, 22 metre yüksekliği bulunan kulenin dört bir tarafındaki saatlerin orijinal olmadığı ortaya çıkmış, 1985 yılında çalınmış olabileceği değerlendirilmişti. Yerine takılan saatlerin de plastik olduğu, bu saatleri tutturmak için kullanılan demir çerçevelerin de yıllar içerisinde ağırlıklarıyla tarihi taşları çatlattığı belirlendi.

Plastik saatler sökülerek saat kulesinin çalınan saatinin birebir aynısını bulmak için çalışma başlatıldı. Tarihi saatlerin tamirini yapan ender ustalardan İstanbul’da yaşayan Recep Gürgen ile temasa geçildi.

Gürgen tarafından, 1900’lü yıllardaki orijinaline uygun, her saat başı ses çıkaracak şekilde bir koleksiyonerin hibe ettiği saatin tamir ve yapımı tamamlandı. Saat ve saatin iç mekanizması vinç yardımıyla saat kulesine yerleştirildi.

KISA SÜREDE AÇILIŞI GERÇEKLEŞECEK

Antalya Valiliği Kültür Varlıkları Birim Müdürü Cemil Karabayram, saat kulesinde yapılan çalışmaların detaylarını anlattı. Çalışmaların 3 etapta yürütüldüğünü belirten Karabayram, “Bu kapsamda 2023- 2024 yılında başlayan 3’üncü etap çalışmamız sonlandı. Saat mekanizması yukarıya taşındı ve kadranlar yerleştirilmeye başlandı. Antalya’mıza hayırlı olur inşallah. En kısa süreçte burada bir açılış planlanacak. Saat kulesi, çevre etüdüyle de ele alındı” dedi.

“EN GÜZEL DURUŞUYLA YAŞAMAYA DEVAM EDECEK”

Medyada saatin çalındığına dair haberlerin geçtiğini hatırlatan Cemil Karabayram, “Bu saat 1985’li yıllarda ortadan yok oluyor ama bugün bu saatin ikizi, bir eşdeğeri aynı özgün malzemeyle yapılmış bir saat kadranı getirilip buraya yerleştirildi. Mekanizması yerleştirildi. Bu işin üstadı Recep Gürgen Bey, bizzat bir zanaatkar olarak işin başından sonuna kadar yer aldı. Antalya’mızın saat kulesi Antalya’mızın geleceğine tüm zamanlarıyla en güzel duruşuyla yaşamaya devam edecektir” diye konuştu.

3 MİLYON 600 BİN LİRA ÖDENEK HARCANDI

Projenin yaklaşık 3 senede tamamlandığını aktaran Cemil Karabayram, şunları söyledi;

*Toplam bedel olarak 3 milyon 600 bin TL’lik ödenek harcandı. Bunların tamamı Antalya Valiliği’nin katkı paylarından destek verildi. En önemli konu ise saat kulemiz Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün teknik elemanlarının denetimi doğrultusunda yapıldı. Antalya Vakıflar Müdürlüğü’nün inşaat mühendisi, mimarları ve teknik elemanları görev aldı.

*Bir duyuru yapmak istiyorum. En kısa süre de valiliğimiz başkanlığında Antalya ile ilgili büyük bir proje başlatılacak. Onun müjdesini vermek istiyorum. İnşallah bir restorasyon, teknik eleman yetiştirme programımız hazırlanıyor. Bu, valiliğimiz bünyesinde olacak. Bununla ilgili ara eleman yetiştirme ve disiplinleri kazandıracak çalışmaların temeli valimizin başkanlığında başlatıldı.

*Önümüzdeki günlerde bununla ilgili bilgi paylaşımı yapılacak. Antalya’mıza hayırlı olsun. 15 Şubat’ta açacağız demiştik ama biliyorsunuz Antalya büyük bir fırtına ve sağanakla karşı karşıya geldi ama tarihi eserlerimiz bu süreçte zarar görmedi. Hava koşulları nedeniyle o zaman saati yukarıya taşımamız riskliydi. Önümüzdeki 2 gün içerisinde saat tamamen çalışmış olacak.

1-2 GÜN İÇİNDE ÇALIŞIR HALE GELECEK

Tarihi saatlerin tamircisi Recep Gürgen ise “1985 yılında bu kuleyi ilk defa gördüm. O zaman içerisinde saat makinesi vardı. Çalışmayan, kenara atılmış vaziyetteydi. Tamir için ısrar ettim. O zamanki yönetim kabul etmedi. Bunun üzerine mevcut saati çalışır hale getirdim. Fakat aradan yıllar geçti. Buraya 2022’de tekrar davet edildim. Tekrar gördüğümde saat burada değildi, makine yoktu. Bunun üzerine orijinal makinesinin peşine düştük. Bir şekilde bunun benzerini temin ettik. Saatin makinesi, aynı dönemin fakat başka bir kuleye ait bir makineydi. Hem günümüze uyarlamamız gerekiyordu hem de o makineyi bu kuleye ve dört yönlü kadranlarına göre yapmamız gerekiyordu. Çalışmalarımızı yaptık. Kadran ve bütün bilgiler kurul tarafından onaylanarak günümüze kadar geldi. 1-2 gün içerisinde tamamıyla çalışır hale gelecek” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/39-yil-once-calinan-saatin-ikizi-kuleye-takildi/feed/ 0
Erzincan’daki maden faciası için açıklama: 400 bin kamyona ihtiyacımız var https://www.foxhaber.com.tr/erzincandaki-maden-faciasi-icin-aciklama-400-bin-kamyona-ihtiyacimiz-var/ https://www.foxhaber.com.tr/erzincandaki-maden-faciasi-icin-aciklama-400-bin-kamyona-ihtiyacimiz-var/#respond Fri, 16 Feb 2024 21:09:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3468 Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan altın madeni facıasının ardından bölgeye giden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, gazetecilere açıklamalarda bulundu.

“EN AZ 400 BİN KAMYONA İHTİYACIMIZ VAR”

Bakan Bayraktar, 9 işçiye ulaşmak için yoğun bir çaba sarf edildiğini belirterek, “Bütün ilgili arkadaşlarımız, gece-gündüz yoğun bir mesai harcıyor. Burası halen çalışan bir yapı, belli alanlarda heyelan tehlikesi halen devam ediyor. Özellikle büyük kütlenin olduğu alanda çalışırken onlara zarar gelmemesini önemsiyoruz. Bir kurtarma yaparken diğer arkadaşlarımızın zarar görmesini istemeyiz. Çok dikkatli bir şekilde arama faaliyeti yürütüyoruz. Bu elbette ki zaman alıyor. Çok büyük bir toprak kütlesinden bahsediyoruz. Yaklaşık 10 milyon metreküplük toprak kütlesi. Elimizde imkan olsa bugün kaldırmaya kalksak; en az 400 bin kamyona ihtiyacımız var. Böyle bir büyüklükle karşı karşıyayız. Dün de ifade etmiştik. İşçi kardeşlerimizin olduğunu tahmin ettiğimiz konteyner ve bir aracın içinde olduklarını öngörüyoruz. O yönlere aramaları yoğunlaştırmış durumdayız. Metal dedektörler, dron radarlarımız, MT’nın ekipmanları, AFAD’ın ekip ve ekipmanları, tüm teknik imkanları kullanarak faaliyetleri yürütmeye gayret ediyoruz. İnşallah olumlu bir netice almak ve kardeşlerimize ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile dün aileleri ziyaret ettiklerini belirten Bayraktar, “Onları bilgilendirdik, konuştuk. Onları teskin etmeye, bilgilendirmeye gayret ettik. Bu, stresli ve zor bir bekleyiş. Hepimiz için de böyle. Bu süreci onlarla irtibat halinde, sahada bilgilendirmek suretiyle yürütmeye gayret ediyoruz” dedi.

‘İNŞALLAH EN KISA ZAMANDA’

Çevreye ilişkin de Bayraktar, “Bütün ilgili kurumlarımız başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, Tarım Orman Bakanlığımıza bağlı DSİ, yoğun bir şekilde çalışmalarını yaptı. Bütün planlamalarımız herhangi bir halk sağlığına, çevreye zarar vermeyecek, buradaki Fırat Havzası’na zarar vermeyecek gerekli tedbirleri aldık, alıyoruz. Bunları belli kademelerde gerçekleştireceğiz. Hem o açıdan hem de arama- kurtarma yönünden yoğun bir faaliyeti devam ettiriyoruz. Üniversitelerden, çok farklı disiplinlerden hocalarımız burada. Onlarla da görüş alışverişinde bulunuyoruz. Uygulamayı hedeflediğimiz programları onlarla da paylaşıyoruz. Herkesin katkısını alarak yapılması gereken neyse onu yapmaya gayret ediyoruz. İnşallah öncelikle arama- kurtarma faaliyetlerinde netice almak istiyoruz. Beraberinde eş zamanlı olarak ilave yeni bir durum oluşturmadan gerekli tedbirleri alarak inşallah en kısa zamanda bu süreci tamamlamak istiyoruz. Sonraki aşama ciddi bir rehabilitasyon süreç. Gerek bölgede gerekse maden özelinde” dedi.

‘HALA SÖZ KONUSU YABANCI ŞİRKETİN TEMSİLCİLERİ BURADA DEĞİL’

Müfettişlerin de yoğun mesai sarf ettiğini ifade eden Bayraktar, “O konuya da çok yoğun mesai harcıyoruz. Bunların tekrar etmemesi için, burada yapılanın nerede eksik veya yanlış yapıldı; onları da ortaya çıkaracağız. Bu konularla alakalı kimlerin sorumluluğu varsa, onların yargı önüne çıkmasını, hesap vermesini de temin edeceğiz. Milletimizin hiçbir endişesi olmasın. Burada, biraz işletmeci şirketin yönetim düzeyinde özellikle zafiyet içerisinde olduğunu görüyoruz. Çünkü hala söz konusu yabancı şirketin temsilcileri, burada değil. Bu tabii işin beraberinde bakmamız gereken konudur. Bu konuya da arama-kurtarma sürecini bitirdikten sonra bakacağımız ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

‘HİÇBİR ŞEYİN ÜSTÜ ÖRTÜLMEYECEK’

Gazetecilerin şirketin çalışmaları ve izin durumuna ilişkin sorulara yönelik Bayraktar, “Gerekli izinler, ilgili tüm kurumlardan alınmış gözüküyor. Ama işletmecilik anlamında, uygulama noktasındaki konuları hem bizim bakanlığımız hem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız soruşturuyor. Bunların neticelerini alıp, kamuoyuyla paylaşacağız. Hiçbir şeyin üstünün örtülmeyeceğini ifade edebilirim.” dedi.

GÖZALTI SAYISI 8 OLDU

Sorumlu bir yöneticinin daha gözaltına alındığını, bununla beraber gözaltı sayısının 8’e çıktığını ifade eden Bayraktar hem hukuki sürecin hem de bakanlıklar düzeyinde inceleme sürecinin devam ettiğini söyledi. Teknik sorular ile ilgili bilim insanlarının bilgilendirmeye yapacağını aktaran Bayraktar, işletmenin faaliyetinin de durduğunu belirtti.

‘ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ; KARDEŞLERİMİZE ULAŞMAK’

Bakan Vedat Işıkhan da şunları söyledi: “Aziz milletimiz ve Erzincan’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bakanlık olarak olayın ortaya çıktığı andan itibaren bakan yardımcımız, 3 başmüfettişimiz ve 1 müfettişimizle olay yerine intikal ettik. Buradaki çalışmalara destek vermeye çalışıyoruz. Siz de şahit oluyorsunuz, devletin tüm kurumları AFAD başta olmak üzere ilgili bakanlıklarımız, bütün yetkililer burada. Bu olayın daha iyi şekilde yönetilmesi konusunda neler yapılabilir noktasında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim öncelikli hedefimiz; madencilerimize, kardeşlerimize ulaşmak. Özellikle madenci kardeşlerimizin aile ve yakınlarıyla bir araya gelmek için geldim. Onların yanında olmak için geldim. Süreç sonra nasıl işleyecekse işler. Bu noktada odaklanmamız gereken konu, göçük altında kalan kardeşlerimize bir an evvel ulaşmak.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erzincandaki-maden-faciasi-icin-aciklama-400-bin-kamyona-ihtiyacimiz-var/feed/ 0
Elektronik seçim için ilk adım atıldı https://www.foxhaber.com.tr/elektronik-secim-icin-ilk-adim-atildi/ https://www.foxhaber.com.tr/elektronik-secim-icin-ilk-adim-atildi/#respond Mon, 12 Feb 2024 09:30:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3259 Türkiye’de, elektronik seçim sistemine geçilebilmesi için Yüksek Seçim Kurulundan (YSK) uzmanların da yer aldığı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi tarafından oluşturulan çalışma grubu, teknik çalışmalara başladı.

Türkiye’de elektronik oylama, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun gereği, sadece yurt dışındaki seçmenler için kullanılabiliyor. Yasada bu konuda düzenleme var ancak bugüne kadar elektronik oylama yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler için henüz uygulanmadı.

Bunun dışında, yurt içinde, milletvekili, cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareleri seçimleri için elektronik oylama ile oy kullanmaya imkan veren bir yasal düzenleme bulunmuyor.

YURT DIŞINDA ÖRNEKLER İNCELENİYOR

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Ahmet Yener’in, Türkiye’de de elektronik oylamaya yönelik çalışma yapılabileceği yönündeki açıklamalarının ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler, Hukuk ve Mühendislik Fakülteleri ile YSK’den uzmanlardan oluşan çalışma grubu oluşturuldu.

Grup şu anda, yurt dışındaki elektronik oylama örneklerini inceleyerek, bilgisayar ve yazılım altyapısına ilişkin hazırlıkları yapıyor.

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından ağırlık verilecek çalışma sonucu oluşturulacak sistemin, ilk olarak meslek örgütleri, kooperatifler, üniversitelerdeki öğrenci temsilcisi seçimlerinde kullanılması planlanıyor.

Projenin tamamlanması ve eksiklerin giderilmesinin ardından sistemin, milletvekili, cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareleri seçimlerine de entegre edilmesi hedefleniyor.

ÖN ÇALIŞMA BAŞLATILDI

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ardından YSK Başkanı Ahmet Yener’in, seçimlerin elektronik ortamlarda yapılabilmesi için çağrıda bulunduğunu, bunun üzerine kendisinin Yener ile görüşme yaptığını söyledi.

YSK Başkanı Yener’e, üniversite olarak bir çalışma başlatabileceklerini aktardığını belirten Ünüvar, ardından oluşturulan çalışma grubu tarafından hazırlıkların başladığını, sürecin yürütücüsünün YSK olduğunu anlattı. Ünüvar, “Biz kendimizi, onlara gereken bilimsel ve teknik destek veren kurum niteliğinde görüyoruz. Ön çalışma başlatıldı. seçimlerin güvenilirliği, yazılım ve hukuk konuları çok önemli, bu 3 alanda görüşmeler devam ediyor” dedi.

Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik de teknik çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Çalışma grubunun 3 boyuttan oluştuğunu, bunlardan birinin, seçim sistemleri ve seçim matematiği üzerine çalışan teknik kısım olduğunu aktaran Çelik, şöyle konuştu:

– Bu grup içinde Siyasal Bilgiler Fakültesinden ve YSK’den uzmanlar yer alıyor. İkinci çalışma grubumuz hukuk konusunda çalışmalar yürütüyor, elektronik ortamda seçim uygulayan ülkelerdeki mevzuatı tarıyor, Türkiye’deki mevzuatla karşılaştırıyoruz. Mevzuat bakımından yasal düzenlemeler olsun, diğer mevzuat düzenlemeleri bakımından neler yapılabileceği, hangi süreçte yapılabileceği konusunda çalışma yapılıyor. Üçüncü çalışma grubumuz da yazılım boyutu, bilgisayar ve yazılım altyapısının oluşturulmasına yönelik çalışma grubu. Bu üç farklı komite hedefe ulaşmak için çalışıyor.

ÜNİVERSİTELERDEKİ SEÇİMLERDE KULLANILABİLİR

Çelik, çalışmaların seçimden sonra daha da yoğunlaşacağını, çalışma grubunun birtakım raporlamalar yaptığı ve dokümanlar üretmeye başladığını dile getirdi.

Türkiye’deki milletvekili, cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareleri seçimlerinin elektronik ortama taşınması hedefiyle çalışmaya başladıklarını aktaran Çelik, “Ama bu hedef ulaşılacak en son nokta. Ondan önce her seviyede meslek örgütlerinin, kooperatiflerin seçimlerinde kademeli olarak bu hedefe ulaşmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Bu kademelendirme sayesinde sistemin test edilebileceğini, eksikliklerinin giderileceğini ifade eden Orhan Çelik, projenin tamamlanması, eksiklerinin giderilmesi bakımından sürecin uzun süreceğini ama üniversitelerdeki öğrenci temsilcileri seçimlerinde bu sisteme hemen başlayabilecekleri aşamada olduklarını bildirdi.

Prof. Dr. Orhan Çelik, elektronik seçimin, zaman maliyeti, güvenlik altyapısı, sonuçlara hemen ulaşmak, seçimin her aşamasının kontrol edilmesi ve güvenilir kılınması bakımından önemli avantajlar sağlayacağını söyledi.

Eş zamanlı olarak hukuki altyapının da hazırlanması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Hukuksal yapının nasıl oluşturulacağı konusunda da YSK’nin veya TBMM’nin adım atması gerekecek.” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/elektronik-secim-icin-ilk-adim-atildi/feed/ 0
85 milyar dolarlık rant gerçeği! İstanbul 4 kez dönüştürüldü https://www.foxhaber.com.tr/85-milyar-dolarlik-rant-gercegi-istanbul-4-kez-donusturuldu/ https://www.foxhaber.com.tr/85-milyar-dolarlik-rant-gercegi-istanbul-4-kez-donusturuldu/#respond Tue, 06 Feb 2024 21:18:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2977 İBB’ye bağlı İstanbul Planlama Ajansı (İPA), “6 Şubat Depreminin 1. Yıldönümünde İstanbul’un Güçlendirilmesi ve Dayanıklılık Çalışması” raporu yayımladı.

Raporda Türkiye’de meydana gelen her deprem felaketinden sonra hatta yıkıcı bir etki yaratmayan depremlerden sonra bile depremin gündemin önde gelen başlığı haline gelmesine rağmen, deprem riskinin azaltılmasına yönelik atılan adımlar hem yetersiz kaldığı hem de hem de uygulamalar açısından çelişkiler oluşturduğu vurgulandı.

Önleme ve risk azaltım kapsamında riskli yapıların dönüşümü için bugüne kadar pek çok yasal düzenleme hayata geçirilmiş, pek çok çalışma tamamlanmış olsa da gelinen noktada gerek İstanbul’un gerekse de diğer deprem riski yüksek kentlerin depreme dirençli kentler haline getirilemediğine dikkat çekildi.

“İSTANBUL 4 KERE DÖNÜŞTÜRÜLÜRDÜ”

İPA tarafından daha önce yapılan başka bir araştırmaya göre İstanbul’da donatı alanları, orman alanları ve askeri alanlar imara açılarak, mevcut imar parsellerine emsal artışı verilerek, toplam 85 milyar dolarlık bir kazanç sağlandığı hatırlatıldı.

Bu kazancın İstanbul’daki orta ve üzeri riskli yapıların tamamını 4 kere dönüştürebileceğinin altı çizildi.

GİZLİ HİZMET GİDERLERİ VE DÖNÜŞÜM

Raporda Cumhurbaşkanlığına ait 2011-2022 yılları arasında “Gizli Hizmet Giderleri” toplamı ile İstanbul’daki orta ve üzeri riskli yapıların yüzde 26,9’unun vatandaşlara herhangi bir yük olmadan dönüştürülebileceğine de vurgu yapılarak “Bu durum ülkemizde merkezi yönetimin deprem riskine bakış açısını ortaya koymaktadır” denildi.

“KENTSEL DÖNÜMÜŞÜN YÜKÜ VATANDAŞ VE BELEDİYELERDE”

İBB’nin 2019 yılından bu yana depreme hazır olma kapsamında pek çok çalışma yürüttüğü, geçtiğimiz yıl yaşanan Kahramanmaraş depremleri sonrasında da bu çalışmalara daha da hız verildiği anlatılarak “Konunun uzmanları ve paydaşları ile birlikte hazırladığı Deprem Seferberlik Planı çerçevesinde, İstanbul’u depreme karşı dirençli bir kent yapma konusunda çalışmalarına devam etmektedir. Ancak, Türkiye’de afete hazırlıklı olma durumuna yönelik faaliyetleri yürümekte olan AFAD tarafından hazırlanan İl Afet Risk Azaltma Planı’nda afet risk azaltımında sorumluluğu büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile vatandaşlara yönlendiren yaklaşım, İstanbul’un depreme dirençli bir kent haline getirilmesi konusunda İBB, ilçe belediyeleri ve İstanbulluları kentin fiziksel olarak hasar görebilirliğinin azaltılması yönündeki en temel çalışmalardan biri olan kentsel dönüşüm ve güçlendirme çalışmalarında ciddi bir yük altında bırakmış durumdadır. Bu durum, İstanbul’un beklenen Marmara depremine ve diğer tüm olası risklere karşı hazırlıklı olması için önünde uzun bir yol olduğuna işaret etmektedir” denildi.

İSTANBUL’UN DEPREME HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

Raporda 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden geçen 25 yılda İstanbul’un depreme karşı dayanıklı bir kent haline getirilemediği belirtildi.

Olası senaryolara göre İstanbul’da 7,5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmesi halinde, gece olduğu takdirde 14 bin 150, gündüz olduğu takdirde ise 12 bin 400 can kaybı yaşanacağının tahmin edildiği aktarıldı.

İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 17’sinin (yaklaşık 194 bin bina) orta ve üstü seviyede hasarlı, yaklaşık 972 bin binanın ise hasarsız veya hafif hasarlı olmasının beklendiği kaydedildi. İBB’nin depreme hazırlık için hız verdiği çalışmalar şöyle özetlendi:

-Kahramanmaraş Depremi’nin ardından “İstanbul Deprem Bilim Üst Kurulu” toplandı ve “Deprem Seferberlik Eylem Planı” hazırlandı.

-İstanbul Deprem Seferberlik Planı, olası afete yönelik çalışmaları 14 başlık altında topladı. 2019’dan bu yana olası afet riskine karşı dayanıklılığı arttıracak toplam 18,8 milyar TL bütçeli 52 proje tamamlandı.

-Devam etmekte olan metro inşaatlarını da içeren 15,5 milyarı metro projesi olmak üzere 45,5 milyar TL’lik 66 proje halen devam ediyor.

-2019’dan bu yana 91 adet nazım imar planı güncellendi, 36 ilçede müktesep (kazanılmış) hak plan notları onaylandı.

35 BİN BİNA İNCELENDİ

-2019 yılından bu yana 35 bin binanın hızlı risk taraması tamamlandı. Toplam bin 454 farkındalık eğitimiyle 210 bin 599 kişiye ulaşıldı.

-2024 yılı Şubat ayında tamamlanmak üzere 257 kilometrekarelik alanda depreme yönelik mikrobölgeleme çalışması sürüyor. Eyüpsultan ve Sultangazi ilçelerinde yeni konut alanlarında bin 226 bağımsız birimin inşasına devam ediliyor.

-Önümüzdeki dönemde 115 bin binanın hızlı taraması, 127 kilometrekarelik alanda depreme yönelik “Mikrobölgeleme Rapor ve Haritalama Çalışması”, “Deprem Erken Uyarı ve Acil Müdahale Sistemi” ve “Afet Sonrası Acil İletişim Ağı” yapılması planlanıyor.

-KİPTAŞ, 2019’dan itibaren Silivri’de 1966, Tuzla’da 500 ve Pendik’te 331 bağımsız birimden oluşan beş sosyal konut projesi tamamladı. Bayrampaşa’da 2473, Zeytinburnu’da 1339, Beyoğlu’da 130 ve Kadıköy’de 1134 daire olmak üzere dört kentsel dönüşüm projesi hayata geçirildi.

6 MİLYONLUK KİRA DESTEĞİ

-2019 yılından bu yana 220 bağımsız birime toplam 6 milyon TL’lik kira desteği verildi.

-2019’dan bu yana kamusal kullanımda ve anıt eser olan 62 tarihi yapı güçlendirilerek restore edildi. İstanbul genelinde 3 bin 500 metruk tarihi yapı tespit edilerek 985 yapı özelinde işlem başlatıldı.

-Acil ulaşım için kullanılacak ulaşım sisteminin afetlere karşı dayanıklı hale getirilmesi amacıyla 2019’dan bu yana 93 adet yaya üst ve alt geçit, 8 adet araç alt ve üst geçit köprü güçlendirme, 16 adet deniz yapısı, 40 adet karayolu sanat yapısı güçlendirme projesi ve Büyük İstanbul Otogarı Viyadük Güçlendirme projeleri tamamlandı.

-2019’dan bu yana Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı tarafından afet anında ve sonrasında kullanılma potansiyeli olan 7 milyon 730 bin metrekare büyüklüğünde açık ve yeşil alan düzenlemesi yapıldı.

-33 adet deprem dirençli park ile 17 adet güneş enerji sistemli tuvalet ünitesinin yapımı halen devam ediyor. 70 adet daha deprem dirençli parkın projelendirilerek yapılması planlanıyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/85-milyar-dolarlik-rant-gercegi-istanbul-4-kez-donusturuldu/feed/ 0
Yanlış egzersiz yoktur! https://www.foxhaber.com.tr/yanlis-egzersiz-yoktur/ https://www.foxhaber.com.tr/yanlis-egzersiz-yoktur/#respond Tue, 30 Jan 2024 09:00:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2773 Uzmanlar, günümüzde pek çok kişinin egzersize ön yargılarla ya da yanlış yönlendirmelerle başladığını, dolayısıyla hedefine ulaşamadığına vurgu yapıyor. ‘‘Bu hareketi yapma şu hareketi yap, sadece yürü, ağırlık kaldırma, sadece bu programla vücudunu geliştirebilirsin, bu hareket sana uygun değil, asla egzersiz yapma sakatlanırsın’’ gibi kalıplaşmış cümleleri artık geride bırakmamız gerektiğini söyleyen Egzersiz Uzmanı Ecem Akgül, aslında herkesin her hareketi yapabileceğini vurguladı.

‘‘Yapılan hareketin kişinin fiziksel uygunluğuna göre modifiyesi (hareketi kişiye uygun hale getirmek) veya farklı varyasyonu (çeşitlilik yani aynı hedefe hizmet edecek başka bir hareket) yapıldığı takdirde yanlış egzersiz diye bir şey olmayacaktır’’ dedi ve bu konuda sık yapılan hataları ve doğrularını şöyle açıkladı:

Kendini tamamen yormak vücudu geliştirmez!

Egzersiz yaparken yorulmak çok normaldir. Ancak yorulma ve vücut gelişimi arasında doğru bir orantı yoktur. Ne kadar çok yorulursan o kadar doğru bir egzersiz yapmış olduğun anlamına gelmez. Kendini egzersiz esnasında olabildiğince yormak, günlük hayatta yaşam kaliteni düşürecek ve vücuda olumsuz etkileri sebebiyle vücut gelişiminin artması bir kenara, zararları dahi olabilmektedir. Bu durum sizi hedeflerinizden tamamen uzaklaştırabilir. Kişisel egzersiz eğitmeni tarafından kişinin fiziksel uygunluk parametreleri göz önünde bulundurularak ihtiyaçlarına yönelik dizayn edilen programda hangi kasları, hangi açılarda ne kadar çalıştırmak gerekiyorsa o kadar çalışma yapmak ve bu gelişimi hangi egzersiz hareketi, sıklığı, temposu ve süresi sağlıyorsa o yolda ilerlenmelidir.

Kaslı bir görünüm için ağırlık çalışmak tek şart değildir

Ağırlık çalışmadan istediğiniz kaslı vücuda ulaşmanın mümkün olduğu elbette söylenemez ancak bu konuda yapılması gereken tek şey ise ağırlık çalışmak değildir. İstediğiniz kaslı görüntüyü yakalamak için önemli olan nokta vücudun yağ oranıdır. Bu da beslenme ve egzersiz ile doğru orantılıdır. Doğru yağ oranına ulaşacağınız beslenme sistemi ve egzersiz hareketleriyle birlikte ağırlık çalışmak, istediğiniz vücuda kavuşmanızı sağlayacaktır.

Aç karınla egzersiz yapmak daha faydalı değildir!

Egzersiz aç karınla ya da tok karınla yapılır şeklinde bir söylem yanlıştır. Her şeyde olduğu gibi bu durumda kişiye, ihtiyaçlara ve hedeflere göre değişen bir durumdur. Örneğin aç karınla egzersiz yapmaya başladığınızda düşen kan şekeri sebebiyle vücut ihtiyaç duyduğu enerjiye sahip olamayacağından çeşitli olumsuzluklarla karşılaşılabilirsiniz. Ancak bazı bireyler için süreç bu şekilde olmayabilir. Bu nedenle bireyin sağlık parametreleri göz önünde bulundurularak karar verilmelidir. Yemekten hemen sonra egzersiz yapmak da besinlerin yeteri kadar sindirilmemesinden kaynaklı sorunlar doğurabilir. Genel bir çerçeveden yorumlamak gerekirse doğru egzersiz zamanı, yemek yedikten 2-3 saat sonrası olacaktır.

Arkadaşınızda işe yarayan size iyi gelmeyebilir

Yapılan en büyük yanlış ise arkadaş çevresinden duyulan egzersiz hareketleriyle yola çıkıp aynı programı uygulamaktır. Herkesin metabolizması, vücut yapısı, yağ ve kas oranı farklı olduğu için yapılması gereken hareketlerde bu doğrultuda değişecektir. Arkadaşınızla hedefleriniz aynı olsa dahi bu tür farklılıklar sebebiyle yapmanız gereken hareketler, beslenme tarzları ve dinlenme süreçleri gibi etkenler farklılık gösterebilir. Bu yüzden onların yaptığı sistemlerle bir noktaya varmaya çalışmak, sizi hedeflediğiniz noktaya daha yavaş götürebilir ya da vücudunuza zarar vererek sizi bu hedeften tamamen uzaklaştırabilir. Egzersize başlamadan önce yapmanız gereken en önemli şey, sağlık kontrolünden geçtikten sonra bir kişisel egzersiz uzmanına danışmaktır. Bu sayede size özel planlanmış programlar sayesinde yapamadığınız bir hareket ve yanlış egzersiz de kalmaz. Yani egzersizle hedeflediğiniz noktaya daha sağlıklı ve en kısa yoldan ulaşabilirsiniz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yanlis-egzersiz-yoktur/feed/ 0
CHP’den sürpriz! Belediyede işçiyken, başkan adayı oldu https://www.foxhaber.com.tr/chpden-surpriz-belediyede-isciyken-baskan-adayi-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/chpden-surpriz-belediyede-isciyken-baskan-adayi-oldu/#respond Fri, 26 Jan 2024 21:00:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2649 Yerel seçimeler sayılı günler kala partilerin aday listeleri de tamamlandı. CHP 2019’da rekor oyla aldığı Antalya’nın en büyük ilçelerinden olan Konyaaltı’nda sürpriz bir aday açıkladı

2019’da CHP’nin adayı Semih Esen’in yüzde 66,85, AK Parti’nin adayı Gaye Doğanoğlu’nun yüzde 30,86 oy aldığı Konyaaltında CHPden 21 kişi başkan adayı olmak için başvurdu.

İlçede 4 dönemdir kazanan CHP, adaylarının Cem Kotan olduğunu açıkladı. Açıklamanın ardından kentin en çok konuşulan ismi haline gelen Kotan, hakkında yapılan paylaşımlar ve çıkarılan sahte dava belgeleriyle bir süre gündemden düşmedi.

Daha önce Muratpaşa Belediyesi meclis üyeliği yapan Kotan, son olarak Büyükşehir Belediyesinde işçi olarak çalışıyordu. Adaylığının açıklanmasının ardından görevinden istifa eden Kotan, seçim çalışmalarına başladı.

2004 yılından bu yana siyasetin içinde olduğunu söyleyen Cem Kotan,” Partide farklı görevler alıp 2014 yılında belediye meclis üyesi seçildim. Bu süreçte Adalya Vakfının müdürlüğünü yapıp, engelsiz çocukların eğitmenliğini yaptım. Kendi isteğimle çocuklarımızla müzik eğitmenliği yaptım. 2019da ayrıldıktan sonra Büyükşehir Belediyesinde işçi olarak çalışmaya başladım. Orada da kadınlarımızla ilgili projelerin içerisinde yer aldım. Yerel seçim sürecinde de aday adaylık başvurumu yaptım. Genel başkanımızın, parti meclisimizin kararıyla aday gösterildim” dedi.

“EŞİM TELEVİZYONDAN ÖĞRENDİ”

Adaylığı açıklandıktan sonra eşi Demet ve oğlu Can Ali ile mutluluk yaşadıklarını belirten Kotan, “Aday olduğumun haberini eşime veremedim. Eşim televizyondan öğrendi. 1 saat sonra telefonla görüşebildik. Çok değerli aday adayı arkadaşlarımız vardı. Partimizin bizi tercih etmesi çok kıymetli. Böyle bir hayalim vardı. Meclis üyeliği yaptım, birim sorumluluğu yaparak projelerin içerisinde yer aldım. Bunlar benim için tecrübeydi. Adaylık başvurumu da bu hayalle yaptım. Tecrübelerimi başkanlıkla yoğurmak istiyorum. Halkımızla paylaşmak istiyorum. Kadınlar, çocuklar, engellilerle ilgili birçok projede yer almak bir kazanımdı. Bu kazanımları halkımızla paylaşacağım” diye konuştu.

“İŞÇİYİM VE BUNDAN ÇOK MUTLUYUM”

Hayatında bir değişiklik yapmak istemediğini söyleyen Kotan, “İşçiyim ve bundan çok mutluyum. Belediyede bu hizmeti yaparken elimden geleni layıkıyla yaptım. Ben siyaset yapmanın zenginlikle bağdaştırılmasına karşıyım. Bunun en büyük kanıtı benim. Siyaseti halk için yapanların ekonomik gücü çok kuvvetli olmak zorunda değil. Hayalleri, amaçları, idealleri olanlar bunları yapabilir. Partimiz bu fırsatı bize verdi. Bu bir fırsat eşitliğidir. 1 arabam var, onunla işe gidip geliyorum, çocuğumu kreşe götürüyorum. Bu hayatımda çok mutluyum ve böyle de kalacak. Hayatımı geride bırakmayacağım. Pazara, markete kendim gidiyorum, çocuğumu kreşe kendim götürüyorum. Bunlar bu şekilde devam edecek. Ne kadar çalışmak gerekiyorsa çalışacağım ama hayatımdan vazgeçmeyeceğim” dedi.

“YILLARDIR GİTAR ÇALIYORUM”

Konyaaltı’nda bugüne kadar çok başarılı isimlerin başkanlık yaptığını söyleyen Kotan, “Ben bu bayrağı devralarak taşımak istiyorum. Çoğaltılması gereken hizmetler var. Kreşlerin çoğaltılması lazım, engellilerle alakalı çalışma alanlarının yapılması lazım. Kadınların iş dünyasına katılması ile ilgili çalışmalar yapacağız. Konyaaltını daha güvenli bir yer haline getirmek istiyoruz. Ben yıllardır gitar çalıyorum, özel çocuklarımızla, ritim gruplarıyla çok güzel konserler vermiştik. Konyaaltını müzik ve sanatla buluşturacağız. Sanatın her alanında Konyaaltılılar kendini bulacak” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/chpden-surpriz-belediyede-isciyken-baskan-adayi-oldu/feed/ 0
Kira gelirini beyan etmeyenlere inceleme https://www.foxhaber.com.tr/kira-gelirini-beyan-etmeyenlere-inceleme/ https://www.foxhaber.com.tr/kira-gelirini-beyan-etmeyenlere-inceleme/#respond Sat, 20 Jan 2024 09:12:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2426 Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kira gelirlerinin vergi dışı bırakılmasının önüne geçilmesi amacıyla çalışma yürüttüklerini açıkladı.

Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB) vergide gönüllü uyumu artırma çalışmalarına devam ettiğini aktaran Şimşek, Başkanlığın, kayıtlı mükelleflere verdiği hizmetlerin yanı sıra kayıt dışı ekonomiyle mücadele anlamında da denetim çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü vurguladı.

AA muhabirine konuşan Şimşek, kira gelirlerinin beyanname döneminin yaklaştığına işaret ederek, “Bu yılın mart ayında kira gelirlerinin doğru beyan edilmesini sağlamak amacıyla gayrimenkul sahiplerinin kira gelirleri mercek altına alındı.” diye konuştu.

1,7 MİLYON BEYANNAME ALINDI

Geçen yıl bu alanda yapılan çalışmalarda olumlu sonuçlar alındığını ve mükelleflerin beyan dışı bıraktıkları gelirleri beyan etmelerinin sağlandığını bildiren Şimşek, başta banka ve tapu kayıtları olmak üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarından elde edilen veriler sonucu yapılan kontrollerle, beyanname vermesi gereken mükelleflerin tespit edilerek vergi beyanında bulunmalarının sağlandığını anlattı.

Şimşek, vergi uyumunu artırmak amacıyla yasal işlemlerden önce mükelleflere kısa mesaj yoluyla hatırlatmalar yapıldığını belirterek, “Bu kapsamda 200 bin mükellefe kısa mesaj gönderildi. Bu hatırlatmalara rağmen geri dönüş sağlamayan mükellefler izaha ve gönüllü uyuma davet edildi. Bu çalışmaların da katkısıyla 2023 yılında kira gelirlerine ilişkin 1 milyon 719 bin 315 beyanname alındı.” ifadelerini kullandı.

Bakan Şimşek, kira gelirlerine yönelik çalışmaların bu yıl daha da geliştirilerek devam ettiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“GİB, kira gelirlerinin mart ayındaki beyanından önce gayrimenkul sahiplerinin kira gelirlerinin doğru beyan edilmesini sağlamaya yönelik çalışmalarına, Türkiye İstatistik Kurumunun yayınladığı istatistikleri de dahil etti. Tapu ve nüfus verilerinin incelenmesi sonucunda, kira geliri elde edebilme potansiyeline sahip yaklaşık 4,5 milyon konut analiz ediliyor; kiralık olarak kullanıldığı tespit edilen adreslerde fiili tespitler yapılacak. Bu tespitlerde kiracılardan edinilen bilgiler, elektronik ortamda tutulacak bir tutanakla doğrudan Gelir İdaresi Başkanlığının sistemlerine aktarılacak; bu bilgiler, banka hesap verileri ve vergi beyanlarıyla karşılaştırılarak gerekli kontroller gerçekleştirilecek. Beyan dönemi öncesi hatırlatmalar devam ederken, beyannamelerinde uyumsuzluk olan ve hiç beyanname vermeyen mükelleflere yönelik yasal işlemler başlatılacak.”

BEYANNAME ELEKTRONİK ORTAMDA KOLAYCA VERİLEBİLİYOR

Bakan Şimşek, kira gelirlerine ilişkin beyannamelerin, vergi dairesine gitmeden elektronik ortamda Hazır Beyan Sistemi kullanılarak verilebildiğini anımsatarak, 2022 yılı gelirlerine ilişkin, 2023 yılında 1 milyon 578 bin 932 mükellefin Hazır Beyan Sistemi’ni kullandığını söyledi.

Mükelleflerin bu yıl da 2023 yılı kira gelirlerini ister evlerinden isterse internet bağlantısının olduğu herhangi bir yerden elektronik ortamda kolayca beyan edebileceğine işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:

“Mükelleflerimizi bu kolaylıklardan yararlanarak gerçek kira bedellerini mart ayında beyan etmeye davet ediyoruz. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında 2024 yılında yapılacak çalışmaların bir parçası olan kira denetimleri kapsamlı ve tüm ülke çapında yürütülecek. Amacımız, vatandaşlarımızın da katkısıyla gerçek kira gelirlerinin öğrenilmesidir. Bu nedenle vatandaşlarımızın yapılan denetimlere gerekli desteğini bekliyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kira-gelirini-beyan-etmeyenlere-inceleme/feed/ 0
Dijital dönüşümü Davos’ta anlattı https://www.foxhaber.com.tr/dijital-donusumu-davosta-anlatti/ https://www.foxhaber.com.tr/dijital-donusumu-davosta-anlatti/#respond Fri, 19 Jan 2024 21:21:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2403 Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Güvenin Yeniden İnşası (Rebuilding Trust) ana teması ile 15-19 Ocak 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen Davos Zirvesi, 120 ülkeden 2.800’e yakın lideri bir araya getirdi. Zirve kapsamında düzenlenen “İklim Değişikliğine Uyum için Yeni Uygulamalar (New Apps for Climate Adaptation)” başlıklı oturumda konuşan Levent Çakıroğlu, Koç Topluluğu’nun iklim değişikliğine uyum sürecindeki önceliklerini ve bu alanda geliştirdikleri teknolojilerin faydalarını katılımcılarla paylaştı.

Dijital dönüşümün, Koç Topluluğu’ndaki kültürel dönüşüm yolculuğunun yapı taşlarından biri olduğunu hatırlatan Çakıroğlu, 2050 yılında karbon nötr olma hedeflerine vurgu yaparak, dijital ve yeşil dönüşümün bu hedefe giden yolda önemli bir ivme kazandırdığını söyledi. “Su kıtlığı, iklim değişikliği kaynaklı en önemli problemler arasında yer alıyor” diye devam eden Çakıroğlu, bu nedenle su verimliliğini artıracak projelerin hayata geçirilmesinin kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi. Çakıroğlu, “Bu kapsamda suyun verimli kullanımına yönelik teknolojiler geliştiriyor ve tüm değer zincirimizde iklim değişikliğine uyum için gerekli adımların atılmasına öncülük ediyoruz” dedi.

Su kaynaklarının korunmasına ve su havzalarının etkin yönetimine katkı sağlayan teknolojilere örnek veren Çakıroğlu, şöyle konuştu: “Yenilenebilir enerji alanındaki öncü şirketimiz Entek, bilgi teknolojileri şirketimiz KoçDigital ile aynı miktarda su ile daha fazla enerji üretmeye yönelik bir projeyi hayata geçirdi. Yapay zekâ destekli proje, geçtiğimiz 25 yıldaki sıcaklık, nem, kar kalınlığı, topografik özellikler gibi 56 farklı değişkeni makine öğrenimi ve derin öğrenme ile analiz ederek, portföyümüzdeki Menzelet ve Kılavuzlu hidroelektrik santrallerine gelebilecek su miktarına ilişkin tahminlerde bulunuyor. Projemizin başarılı uygulaması sayesinde; Menzelet Hidroelektrik Santralimiz için tahminlerin doğruluk oranının %90’ın üzerine çıktığını, enerji üretiminin %2,5 oranında artmasıyla yaklaşık 7 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına karşılık gelen enerjinin ekonomiye kazandırılacağını hesaplıyoruz.”

Koç Topluluğu olarak yenilikçi uygulamalarla iklim değişikliğine uyum yönünde çalışmalara hız kesmeden devam edeceklerini belirten Çakıroğlu, karbon nötr hedefi için tüm paydaşlarla iş birliği yapmanın önemine vurgu yaptı. Çakıroğlu, “Son yıllarda düşük karbon teknolojilerinin kullanımında kayda değer bir artış görüyoruz. Düşük karbonlu bir gelecek için farklı sektörler arasındaki iş birlikleri hayati önem taşıyor. Bu kapsamda, iklim konusundaki somut hedeflerimize ulaşmak için teknolojinin getirdiği tüm olanakları kullanmalıyız” diye konuştu.

Levent Çakıroğlu ayrıca, Koç Topluluğu’nun benimsediği teknoloji odaklı yaklaşımı yaygınlaştırmak için, Topluluğun iş gücünün geleceğin yetkinlikleriyle donatılmasının en önemli önceliklerden biri olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Çalışanlarımızı geleceğe hazırlarken, tüm departmanlardaki çalışma arkadaşlarımızı sürece dahil ediyoruz. Bunun sonucu olarak, satış veya saha operasyonlarında çalışan meslektaşlarımızın veri analistliği becerisi kazandığı ve kendi yapay zekâ modellerini geliştirdikleri örneklere şahit olduk. Çalışma arkadaşlarımıza ihtiyaç duyacakları yeni beceriler kazandırmak en büyük önceliklerimiz arasında yer alıyor. Şu ana kadar 1.600’ün üzerinde çalışma arkadaşımız Veri Okuryazarlığı Programımızdan faydalandı. Bu kapsamdaki çalışmalarımız devam edecek.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dijital-donusumu-davosta-anlatti/feed/ 0
Çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler içeren kanun teklifi TBMM’de https://www.foxhaber.com.tr/calisma-hayatiyla-ilgili-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifi-tbmmde/ https://www.foxhaber.com.tr/calisma-hayatiyla-ilgili-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifi-tbmmde/#respond Mon, 15 Jan 2024 21:27:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2300

Çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler içeren İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu.

Teklife göre, kısa çalışma gerekçelerine “genel salgın” durumu da eklenecek. Sigortalının kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi için gereken asgari prim ödeme gün sayısı 600 günden 450 güne indirilecek.

Sigortalının kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olması ve son 3 yılda en az 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olması gerekecek.

Kısa çalışma ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak sigortalının kendisine ödenecek. Ödeme tarihini öne çekmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yetkili olacak.

Kısa çalışma ödeneği, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacak; nafaka borçları dışında onda birinden fazlası haczedilemeyecek veya başkasına devir ve temlik edilemeyecek.

Kısa çalışma ödeneği olarak ödenen süreler, kısa çalışma başlama tarihinden itibaren 3 yıl içerisindeki hizmet akdi fesihlerine istinaden yapılacak işsizlik ödeneği ödemelerine ilişkin hak sahipliği sürelerinden düşürülecek.

Sigortalının kusurundan kaynaklanan fazla ödemeler, yasal faizi ile birlikte sigortalıdan tahsil edilecek, ölen sigortalılara ait fazla ödemeler geri tahsil edilmeyecek.

Uygulama, kısa çalışma başlama tarihi, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce olanlar hakkında da geçerli olacak. Kısa çalışma ödeneğine ilişkin hükümler 1 Mart’ta yürürlüğe girecek.

ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ 700 LİRA OLACAK

İlave istihdamın sağlanması ve özel politika gerektiren kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi sahibi olan işsizlerin istihdamının desteklenmesi için verilen teşvik, 31 Aralık 2025 tarihine kadar devam edecek ve uygulamanın 31 Aralık 2026’ya kadar uzatılabilmesi için Cumhurbaşkanına yetki verilecek.

İşverenlerin iş gücü maliyetlerinin düşürülerek istihdamın arttırılması ve kayıtlı istihdamın korunması amacıyla 2016 yılından bu yana uygulanan asgari ücret desteği 2024 yılında aylık 700 lira olarak uygulanacak. Böylece, asgari ücret desteği 500 liradan 700 liraya yükseltilmiş olacak.

İSG İNCELEMELERİNE YÖNELİK DÜZENLEMELER

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ilgili kanun kapsamında yer alan işyerlerinde, iş sağlığı ve güvenliği konularında ölçüm, inceleme ve araştırma yapmaya, bilgi, belge ve numune almaya; eğitim kurumları, ortak sağlık ve güvenlik birimleri, ekipman muayene kuruluşları, iş hijyeni ölçüm, test ve analiz laboratuvarlarında inceleme, yetkilendirme, kontrol ve denetim yapmaya yetkili olacak.

Bakanlık adına inceleme, kontrol ve denetim, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünde görevli çalışma uzman ve uzman yardımcısı, mühendis, fizikçi, kimyager, biyolog ve tabip unvanlı personel tarafından yerine getirilecek.

Görevlendirilen personel inceleme, kontrol ve denetim esnasında mümkün olduğu kadar işi aksatmamak, işverenin ve iş yerinin meslek sırları ile gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmakla yükümlü olacak. Görevlendirilen personele işveren veya çalışanlar tarafından gereken kolaylık sağlanacak.

Görev yapan Bakanlık personeli kolluk kuvvetlerinin yardımına ihtiyaç duydukları takdirde, askeri iş yerleri hariç olmak üzere, durumu ilgili mülki idare amirine iletecek. Mülki idare amiri, talebi uygun bulursa yeteri kadar kolluk kuvveti görevlendirecek.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/calisma-hayatiyla-ilgili-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifi-tbmmde/feed/ 0
Acılı baba kayıp kızına seslendi: Kendin için yaşama tutun https://www.foxhaber.com.tr/acili-baba-kayip-kizina-seslendi-kendin-icin-yasama-tutun/ https://www.foxhaber.com.tr/acili-baba-kayip-kizina-seslendi-kendin-icin-yasama-tutun/#respond Thu, 11 Jan 2024 21:30:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2177 İstanbul’da yaşayan Osman Elmas, AÜ Gastronomi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi kızı Merve Şevval Elmas’a 4 Ocak’tan beri ulaşamayınca kayıp başvurusunda bulundu. Antalya’ya gelen Osman Elmas, Asayiş Şube Müdürlüğü’ne kızının bulunması için ifade verdi.

Antalya İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Merve Şevval Elmas’ın bulunması için çalışma başlattı.

AÜ içerisinde yer alan KYK yurdunda kalan Merve Şevval Elmas’ın izin alıp, halk otobüsüne binerek Barınaklar Bulvarı üzerinde inip Düden Şelalesi’nin deniz ile buluştuğu noktaya tek başına geldiği belirlendi. Elmas’ı aramak için Sahil Güvenlik ekipleri de denizde çalışma başlattı.

‘1 GÜNLÜK İZİN ALDIĞINI SÖYLEDİKLERİNDE İŞLERİN TERS GİTTİĞİNİ ANLADIM’

3 çocuk babası Osman Elmas, kızı Merve Şevval ile geçen hafta perşembe günü telefonla görüştükten sonra ertesi günü haber alamadıklarını anlattı.

Osman Elmas, şöyle konuştu:

-Cuma günü haber alamadığımda yurdu aradım. Geceden 1 günlük izin alıp çıktığını söyledikleri anda işlerin ters gittiğini anladım.

-Çünkü burada tanıdık akraba yok. İstanbul’da hemen arama ilanına başvurdum. 81 ilde araması başlatıldı. Sonra Antalya’ya gelip burada Asayiş Şube Müdürlüğü’ne müracaat ettik.

-Onlar zaten çalışmalara başlamıştı. Kamera görüntülerinden hareketle KYK yurdundan otobüse binip Barınaklar Bulvarı’nda indiğini ve Düden Şelalesi’ne doğru yürüdüğünü söylediler.

-Düden Park’ta da köprünün üzerinden geçip tekrar bu yöne doğru geldiğini söylediler.

-Kamera kayıtlarını incelediler ama bir şey çıkmadı. Çok şükür atladığına dair bir bulgu yok ama yaşadığına dair de henüz bulgumuz yok.

‘İÇİNE KAPANIK BİR KIZDI’

Merve Şevval Elmas’ın yolda tek başına yürür halde görüldüğünü aktaran Osman Elmas, “Görüntülerde hep tek başınaymış. Otobüse binip indiği yerde de hep yalnız olduğu, telefona baktığı görülüyor. Antalya’yı hiç bilmediğini biliyorum. Konumla gelmiş ya da başka bir kötü örneği kendine mi aldı bilmiyorum. Doğum günü birkaç hafta önceydi, ona sürpriz olsun diye pasta göndermiştim. Annesiyle ve benimle görüştü. Zaten içine kapanık bir kızdı. Arkadaşları da aynı şeyi söylüyor. Başarılıydı. Kendi branşında ilk 3 binlerde puan alıp buraya gelmişti. Çalışkandı” dedi.

Sahil güvenlik ekiplerinin Düden Şelalesi’nin denizle buluştuğu noktada çalışmalar yaptığını anlatan Osman Elmas, “Dalgıçların 6 metre civarında dalış yaptığını söylediler. 3 gündür hava yağışlı ve rüzgarlı olduğu için biraz aksadı ama bugün yeniden çalışmalar başladı. Dron ile kayalıklarda çalışma yapılacak. Sahil Güvenlik öğleden sonra ekiplerini çoğaltacak” dedi.

‘YERİNİ BİLEN VARSA ŞİKAYETÇİ OLMAYACAĞIMIN SÖZÜNÜ VERİYORUM’

Kızı Merve Şevval Elmas’ın bulunması için çağrıda bulunan Osman Elmas, şöyle konuştu:

-Yetkililerin çalıştığını görüyorum ama çalışmaların daha da yoğunlaşmasını istiyorum. Şu an denize yoğunlaştık ama karada da ne gerekiyorsa hızlandırılsın. HTS ve kamera kayıtlarından ilerleme yapılsın.

-Çalışmalar genişletilsin. Allah rızası için bulan, gören, yerini bilen varsa şikayetçi olmayacağımın sözünü veriyorum. Kızımdan bir haber versinler. Kızım da dinliyorsa; Annen baban sana kurban olmaya hazır. Senin için kurban kesildi yeter ki sen kendini kurban etme. Rabbim seni bize bağışlasın.

-Seni sevmeyeceğimizi düşünemezsin. Bunu düşünmemen gerekiyor. Kendin için yaşama tutun.

-Allah rızası için kimseden korkma, kimseden çekinme. Etrafta bulunan otel veya kafeteryalar perşembe gece 24.00 ile cuma sabahı 03.00’e kadar olan kamera kayıtlarını lütfen gözden geçirin. Kızımı benzettikleri, biriyle gördükleri görüntü olursa lütfen 112 ile paylaşsınlar.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/acili-baba-kayip-kizina-seslendi-kendin-icin-yasama-tutun/feed/ 0
Çanakkale Savaşları’ndaki şehit sayısıyla ilgili yeni iddia https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-savaslarindaki-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-iddia/ https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-savaslarindaki-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-iddia/#respond Sun, 07 Jan 2024 09:12:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1989 Prof. Dr. Murat Karataş, Çanakkale Cephesi’nde doktor olarak görev yapan Şefik Hüsnü Deymer’e ait resmi raporları inceleyerek yaptığı çalışmada şehit olan asker sayısına ilişkin yeni veriler elde etti.

Çanakkale Savaşları’nda resmi rakam olarak 57 bin şehit kaydı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Bunları 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ isimli eserden öğreniyoruz. Bu eserdeki kayıtlara göre 57 bin Çanakkale Cephesi’nde şehit olduğu yazılı ve kayıtlı. Fakat 1915 yılındaki askeri evraklara baktığımızda yeni veriler ortaya çıkmaya başladı. Çanakkale Cephesi’nde çeşitli yerlerde 1915 yılında doktor olarak görev yapan kimi subayların çeşitli notları var. 1915 yılına ait olan bu evraklar aslında şehit künyelerini tam kaydeden raporlar. Bu raporlar, olayın hemen arkasından yazıldığı ve hastane kayıtlarına dayalı olduğu için daha doğru verileri barındırıyor. Bunlar, Osmanlı askerinin not ettiği resmi evraklar” dedi.

Şefik Hüsnü Deymer

“İSTATİSTİKSEL BİR SONUCA ULAŞMAK İSTEMİŞ”

Bu evraklardan en önemlilerinden bir tanesinin Şefik Hüsnü Deymer’in tuttuğu raporlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karataş, şöyle devam etti:

“Çanakkale Savaşları Enstitüsü içerisinde yaptığımız çalışmada Şefik Hüsnü Deymer’in Çanakkale Cephesi’nde Merkez Hastane’de doktorluk yaparken tuttuğu istatistiksel bir rapora denk geldik. Bu raporda Şefik Hüsnü Deymer, ‘Avrupa’da öğrendiğim istatistik bilimine göre burada çalışma yapmak istiyorum’ diyor. Bu çalışma aslında kendi isteğiyle yaptığı bir çalışma. Anadolu Yakası’ndaki merkez hastane dahil, birliklere bağlı ya da seyyar hastaneler dahil buraları 1916 yılının şubat ayında dolaşarak hastanelerin tuttuğu şehit ve yaralı defterlerini inceliyor ve bir rapor hazırlıyor. Raporda da Çanakkale Cephesi’nde vefat edenler genelde başından mı bacağından mı vuruluyor ya da nefessiz kalarak mı şehit oluyor buna dair istatistiksel bir sonuca ulaşmak istemiş.”

“HER 10 ŞEHİTTEN EN AZ 2’SİNİN KAYDI YAPILMAMIŞ”

“Şefik Hüsnü Bey 15 sayfa boyunca şehitlerin tek tek isimlerini yazmış. Baba- anne adını, doğum yerini, nerede şehit olduğunu, hangi tarihte şehit olduğunu, nasıl şehit olduğunu tek tek yazmış. Ben de 1998’de Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ kitabında 1916 yılında Şefik Hüsnü Bey’in yaptığı bu istatistiksel raporla karşılaştırdım. Karşılaştırınca ‘Şehitlerimiz’ kitabında Şevki Hüsnü Bey’in hazırladığı rapor arasında yüzde 80’lik bir benzerlik olduğunu gördüm. Yüzde 80 oranında şehit künyeleri uyumluydu ancak yüzde 20’lik bir kayıp vardı. Çanakkale Cephesi’nde şehit olmuş ama 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın kitabına kaydedilmemiş şehitlerimizin isimleri ortaya çıktı. Çanakkale Cephesi’nde her 10 şehitten en az 2 tanesinin kaydının yapılmadığı gibi bir genelleme yapabiliyoruz.”

“ÇOK ÇARPICI BİR ÖRNEK VAR”

Çanakkale Savaşları ile ilgilenen akademisyenlerin Çanakkale Cephesi’ndeki 57 bin resmi şehit sayısını önceden beri az bulduklarını söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Bu çalışmayla akademisyenlerin öngörüsü bilimsel olarak kanıtlamış oldu.Yüzde 80’lik benzerlikte de yüzde 50’lilik bir hata var. Örneğin Şefik Hüsnü Bey’in aldığı notta Çanakkale Cephesi’nde Çanakkaleli Halimoğlu Yusuf 4 Mart 1915 tarihinde şehit olmuş görünüyor ama ‘Şehitlerimiz’ kitabında Bilecik’e kaydedilmiş. Örneğin, ‘4 Mart 1915 Arıburnu Cephesi’nde şehit olmuş’ diyor, 4 Mart 1915’te Arıburnu Cephesi daha açılmadı. Burada şehit olma ihtimali yok. Çok daha çarpıcı bir örnek var, 19 Haziran 1915 tarihinde şehit olan Bursalı Ahmet oğlu Ahmet’in şehadet yeri olarak Çiğiltepe yazılmış. Çanakkale’de Çiğiltepe diye bir yer yok” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Murat Karataş

“NET ŞEHİT SAYISINI ORTAYA ÇIKARABİLİRİZ”

Bu sorunun çözülmesi için askeri evrakların yeniden okunması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Karataş,sözlerini şöyle tamamladı:

“Şehitlerin künye bilgileri Osmanlıca olarak hatalı yazılmış ya da kaydedilmiş olabilir. Osmanlıcadan okunanlar hatalı okunmuş ya da hatalı şekilde baskıya girmiş olabilir. Ancak Çanakkale Cephesi’nde yüzde 20’lik şehit künye kaydı eksikliği söz konusu. Osmanlı askerinin o gün tuttuğu notlar, akademisyenler tarafından son 10-15 yıldır yeni yeni okunuyor. Bu askeri evraklar yeniden okunmak zorunda. Aradan 100 yıldan fazla süre geçti, birliklere ait zayiat cetvelleri ve hastane kayıtları okunduğu zaman ancak Çanakkale Cephesi’ndeki net şehit sayısını ortaya çıkarabiliriz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-savaslarindaki-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-iddia/feed/ 0