Başkan Faruk Özlü’nün üzerinde önemle durduğu projelerinden biri olan Kent Estetiği Projesi Cedidiye Cami ve meydanı etabında çalışmalar tamamlandı. 5 bin 450 metrekare alan üzerinde yapılan çalışmada ilk olarak atıl vaziyette bulunan işyerlerinin hak sahipleri ile görüşülerek anlaşma sağlandı. Burada yapılan düzenleme ile Cedidiye Cami mimarisine uygun olarak yatay mimaride 20 yeni işyeri inşa edildi. Aynı zamanda Düzceli İş Adamı Burhan Özdemir’in gönüllü ve hayırsever tutumu ile 70’li yıllarda inşa edilen Cedidiye Cami bugüne kadarki en detaylı yenileme çalışmasına ev sahibi oldu. Cedidiye Kent Meydanı 1. Etap Projesiyle Cedidiye Cami’nin 12 Kasım Depremi’nde yıkılarak daha sonra sac malzemeden yapılan minareleri kaldırılarak EdirneSelimiye Cami’nin minarelerinin tarzında iki minarenin yapımı tamamlandı. Ayrıca cami taş kaplaması kumlama tekniği ile temizlendi. Kubbelerinde temizlik yapılarak mermer, aydınlatma, iklimlendirme, doğu ve batı girişleri yeniden düzenlendi.
Yenilenen Cedidiye Cami alanında gerçekleştirilen törene Vali Selçuk Aslan, Başkan Faruk Özlü, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, ilçe ve belde belediye başkanların yanı sıra STK temsilcileri, belediye başkan yardımcıları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
“Bu vizyonu hayata geçirenlere teşekkür ediyorum”
Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan törende konuşan Vali Aslan, 12 Kasım Düzce depreminde yaşanan kayıplar ve yıkılan bina istatistiklerini kısaca paylaşarak, devletin desteği ile bugünkü Düzce’nin yeniden inşa edildiğini dile getirdi. Aslan, Cedidiye Meydan Projesi vizyonunu hayata geçiren Faruk Özlü başta olmak üzere emeği geçenlere ve hayırsever iş insanı Burhan Özdemir’e teşekkür etti.
“İkinci etaba da en kısa sürede başlayacağız”
Başkan Faruk Özlü, bundan 5 yıl önce belediye başkanı seçildiğinde makam odasından meydana baktığını dile getirerek, “Hatırlayın, bu binaların olduğu yerde gece kondu gibi yapılar vardı. Bir tarafta da klasik tarzda bir cami vardı. Caminin minareleri de tenekeden. İçinde olduğumuz bina modern mimaride bir bina. Büyük bir çelişki. Bütün bu binalar son 50-60 yılda yapılmış. Ardından çalışmalara başladık ve cami-meydan-çarşı konseptinde, cami mimarisine uygun bir proje hazırladık. Burada bulunan 20 dükkan özel mülkiyet sahiplerine ait dükkanlardır. Burhan Özdemir ile görüşürken cami minareleri konusunu konuştuk. Hiç ikiletmedi projelere baktık. Bir kardeşimiz de ‘Ben inşasını yaparım’ dedi. Bu eser bu şekilde ortaya çıktı. Bu projenin birinci etabı. Sıra ikinci etapta. Ona da baharda başlayacağız ve uzun sürmeyecek, kısa sürede bitireceğiz. Hepimiz sizin Düzce’nin İzzet Baysal’ı olmanızı temenni ediyoruz. Allah sizden razı olsun. Bugün 12 Kasım olalı çeyrek asır oldu. Birinci önceliğimiz depremlere ve doğal afetlere hazırlık olmalı. Bu vesile ile 12 Kasım depreminde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Allah bize bir daha deprem acısı yaşatmasın” dedi.
“Bu hayır değerli büyüğüm Faruk Özlü sayesinde nasip oldu”
Cami minareleri ve tadilatının yapılmasına büyük destek veren hayırsever iş insanı Burhan Özdemir ise yaptığı konuşmada, “12 Kasım 1999 depreminde hayatını kaybeden hemşehrilerimize yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyorum ve Rabbimin tekrardan böyle büyük bir acı bize yaşatmaması için dua ediyorum. Bugün hayırlı bir iş için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Cedidiye Cami minarelerini yapar mısın dendiğinde ben bunu bir onur olarak kabul ettim. Çünkü bazı hayırlar vardır ki siz ne yaparsanız yapın size nasip olmadıktan sonra olmaz. Cedidiye Cami’nde hamdolsun böyle bir hayrı işlemek de bize nasip oldu. Sayın Bakanım da buna vesile oldular” dedi.
Minarenin yapımı noktasında işe başladıklarını bu arada caminin birçok eksiğini de olabildiğince, gücü yettiğince gidermeye çalıştıklarını dile getiren Özdemir, Cedidiye Cami’nin yapımında geçmişten bugüne emeği geçenlere teşekkürlerini dile getirdi.
Başkan Faruk Özlü’nün Burhan Özdemir’e teşekkür plaketi takdimi ve Konuralp Pilavı ikramının ardından program sona erdi. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vatandaşlar, İmamoğlu ve Çaykara’nın içinde olduğu seçim otobüsünü yol boyunca sık sık durdurarak, sevgi gösterilerinde bulundu.

Firuzköy Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı üyesi vatandaşlarla, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP İstanbul milletvekili Engin Altay, CHP Parti Meclisi üyesi Mahir Yüksel ve Cem Aydın eşliğinde bir araya gelen İmamoğlu, Hançerli ve Çaykara, mülkiyet sorunu yaşayan yurttaşlara hitap etti.
İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’nin Avcılar’daki son adresi, Merkez Mahallesi’nde düzenlenen halk buluşması oldu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de halk buluşmasında İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’ye eşlik etti.

“Bizim meydanlarımız aile meydanı” diyen İmamoğlu, buluşmada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“BİZİM MEYDANLARIMIZDA HERKES VAR:
*Bu meydanlarda çocuklar var. Bu meydanlarda pırlanta gibi evlatlarımız var. Gençlerimiz var. Kısacası ailece buradayız, bizim meydanlarımız aile meydanı. Bizim meydanlarımızda o parti bu parti yok.
*Bizim meydanlarımızda sevgi var, bizim meydanlarımızda saygı var, bizim meydanlarımızda kalbi güzel insanlar var. Bizim meydanlarımızda oy veren vermeyen yok herkes. Bizi meydanlarımız gözünde, gönlünde kötülük olanın bile kalbine iyilik getir. Eğer kalbini buz bağlamışsa bizim kalbimizdeki güzellikler o buzları eritecek göreceksiniz.
*Biz bunu hep birlikte daha önce başardık öyle değil mi. Dualarınız sayesinde dimdik ayaktayız. Bugün burada olduğunuz için her birinize minnet duyuyorum. Ben Avcılar’daki hikayem tam 35 yıl. Ben burada üniversitede okudum.
*İstanbul Üniversitesi’ne geldim üniversiteyi bitirdim. Bu şehirde hep birlikte İstanbullu olduk komşu olduk, biz burada iş hayatımızı sürdürdük. Yuvamızı kurduk çocuklarımız oldu. Sonra dünyanın en güzel şehrine belediye başkanı oldum.
*Beni bu şehre belediye başkanı yapan Atatürk Cumhuriyetine minnet duygularımı iletiyorum. Beni bir köyden alıp buraya getiren bu makama yükselten Atatürk’ün kurduğu Türkiye değerleridir. Hepimizin borcu var. Biz o borcu ödeyeceğiz çocuklarımıza layık olacağız, gençlerimize layık olacağız. Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi güçlendirerek hep birlikte yolumuza devam edeceğiz.

“ALLAH SENİ ISLAH ETSİN”
*Biliyorsunuz girişte 475 araçlık bir otoparkı olan çok değerli bir meydan inşaatına bu kardeşiniz başladı. İnşallah bak göreceksiniz tam gaz devam edeceğiz. Orada hem o meydanı hem de sanat dolu çok güzel meydanı fonksiyonlarıyla birlikte hepinizin hizmetine biz sunacağız. Yine hemen orada 2019 yılında Silivri’de bir deprem oldu hatırlıyorsunuz değil mi?
*O depremde Hacı Ahmet Tükenmez Camimiz biraz hasar gördü. O cami bize söylendi ve yıktık. Oradaki o alanın yetkisi bizde olduğu için hızlıca oranın projesini yaptık. Biliyorsunuz oranın bir tarafı vatandaşların yürüyeceği iş yolu, bir tarafı buradan karşı tarafa geçiş yolu, önü de D100 karayolu. Yani ortada bir yer.
*Oraya çok güzel bir cami tasarladık. 800 kişilik kapalı alanı 800 kişilik açık alanıyla beraber iki bin kişilik bir cami tasarladık. Bakın etrafına da insanlar kitap alabilecekleri caminin fonksiyonlarına destek sunacak mükemmel bir alan tasarladık. Beş yıldır kaç kez Turan Hançerli başkanımız gitti konuştu.
*Biz ekip yolladık, anlattık. Bir müftü sırf Ekrem İmamoğlu oraya cami yapmasın diye bizim projemizi dava etti. Buna ben bu aklı biliyorum neymiş efendim, oraya daha büyük cami lazımmış. Burası kavşak kaldı ki caminin büyüğü değil. Bizim Yaradan’ımız, bizim inancımız bize tevazuyu, emretmiş.
*Tevazuyu oraya yakışanı yapmak bize yakışır, öyle güzel bir proje yaptık. Kaldı ki hemen karşı tarafında Cerrahpaşa Üniversitesi’nin sınırlarının içinde daha büyük bir cami tasarlanmış. Beni niye engelliyor biliyor musunuz?
*Aklı sıra Ekrem İmamoğlu oraya cami yaparsa hani mütedeyyin insanlar Ekrem İmamoğlu’na teşekkür eder, etmesin diye. Yahu Allah seni ıslah etsin. Allah seni ıslah etsin. Şimdi benim ne cami cemaatiyle ne mütedeyyin insanlarla ne inançlı insanlarla aramıza girebileceğini mi zannediyorsun hadi oradan, hadi oradan. Hadi oradan.

“SİZİN SİYASETİNİZ BATSIN”
*Bakın ben size bir şey daha anlatayım. Hemen şurada, Yakuplu’da, hemen D 100 orada hasırcılar var. Onun arkasında bir cami yaptım. Adını da ne koydu biliyor musunuz? Kuvay-i Milliye Cami koydum. Ben bunları tanıyorum. Onun için anlatıyorum camii yaptık, diyanete teslim edeceğiz. Bir Kurban Bayramı arefesi. Dedim ki, camiiye gidin bakın bakalım eksiği var mı? Bir an önce bir an önce açılsın.
*Bayram namazı sabahı, ben orada kılacağım dedim. Arkadaşlarım geldi ne deseler iyi. Yahu başkanım gittik her şey tamam da müftü görevlendirmek istemiyormuş imamı. Dedim vallahi ben gider kıldırırım. Ben yaparım o işi. Aradım o zamanki yetkilileri. Dedim ki size yarım gün müsaade, yarım gün.
*O camiye imam görevlendiriyor musunuz? Görevlendirmiyor musunuz? Sen dedim bunu yapıyorsan bekliyorum cevabını o gün oraya imam görevlendirildi ve bayram namazını orada kıldık. Ben buradan o müftüye veya onun gibilere sesleniyorum. Sizin siyasetiniz batsın. Sizin siyasetiniz batsın.
*Allah sizi ıslah etsin. Yaradan bize demiş ki inançla yaşamla insan sevgisiyle büyü. Gerisini unut siyaset nedir bugün var yarın yok. Makam nedir? Mevki nedir? Ama bunların hepsi düzelecek.
“BEN YILMAM KARDEŞİM BEN ADAMI YILDIRIRIM KARDEŞİM”
*Bakın biz burada beş yıldır cami yaptırmak için, yaptırmamak için uğraşıyor ama gene o camiyi biz yapacağız. Pırlanta gibi bir meydan olacak. Bakın biz burada çok güzel işler yaptık. Başkanım da biliyor, şu Marmara Caddesi’ni pırlanta gibi yaptık. Namık Kemal Caddesi, Reşit Paşa Caddesi ve buradaki bir kısım sokakları bu kapsamda yeniledik. İstanbul’un her ilçesine kent lokantası açacağız.
*Yine Enstitü İstanbul İsmek, kreş açtık üç tane 300 yakın çocuğumuz eğitim görüyor. Bizden önce kreş var mıydı bu şehirde? Yok. Sayısı kaçtı sıfır sıfır. Yurt var mıydı? Hayır. Sayısı kaçtı? Bunların notu da sıfır onu söyleyeyim size. Bunların notu da sıfır.İcraatçıyız kardeşim biz kalkınmacıyız. Bunlar tembelleşmişti.
*2019 yılında seçimi biz kazanınca ne yaptılar? Seçimi elimizden almaya kalktılar öyle değil mi? 6 Mayıs’ta, seçimi iptal ettikten sonra hep birlikte bunlara demokrasi dersini verdik mi. Biz bunlara demokrasi dersi verdikten sonra ne yaptılar?
*Hakkımızda dava açtılar. Hapis cezası vermeye kalktılar. Siyasi yasak koymaya çalışıyorlar soruşturma koydular, onu yaptılar, bunu yaptılar. Beni, hem de beni yıldıracaklar. Ben yılmam kardeşim ben adamı yıldırırım, diyorlar ki senin arkanda kim var? Benim arkamda bak kızım (halk buluşması katılımcılarından) dedi ki ben varım.
*Benim arkamda 16 milyon var. Bakın en çok neye tahammül edemiyorlar biliyor musunuz? Ne dediler? Bunlar gelirse sosyal yardımlar kalkar dediler. Bu kardeşiniz bütçedeki payını tam altı katına çıkarttı. Onlar, torpilli bir kişiye, 120 bin dolar burs verdiler. Ben ise 100 bin milletin evladına yedi bin beş yüzer lira burs verdik.
“MİLLETİN PARASINI MİLLETE VERİYORUM”
Biz 0- 4 yaş arası çocuğu olan anneler bu şehri özgürce gezecekler. Bebelerini mutlu yetiştirecekler dedim. Annelere o güzel anneyi evladıyla dolaşsın diye anne kart verdik. Ne dedi? Kimin parasını kime veriyorsun.
*Milletin parasını millete veriyorum, sizin gibi bir avuç insana vererek o bir avuç insanı mutlu etmiyoruz. Biz sosyal yardımları hem de partisi kimmiş, neymiş hiç önemli değil. Milletin ihtiyacına koşmak bizim sorumluluğumuz. Eğer bir memlekette yoksulluk varsa eğer bir memlekette, açta, açıkta birisi varsa ona yardım etmek, ona katkı sunmak lütuf değil bizim sorumluluğumuz Biz yardım yapmıyoruz.
*Onun hakkı olan ona veriyoruz. Bu sosyal demokrat anlayışı onlara öğreteceğiz. Bakın önümüzdeki yıl ne yapacağız biliyor musunuz? 100 bin gencimize bu sefer yıllık tam 15 bin lira burs vereceğiz. Niye çünkü bu ekonomiyi yönetemeyen bu akıl bizi enflasyona boğdu paramızı pul etti.
*Emeklimizi, kuyruklara mahkum etti. Bir de emekliye verilen ya da verilecek bir farkı bütçeye yük olduğunu söylüyor. Siz İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşacağınıza gidin ekonomiyi düzeltin. Gidin milletin hakkı olanı millete verin kardeşim.
*Emeklinin hakkı olanı emekliye verin. Ahlaklı bir dönem, bu süreçte İstanbul’da bir torpilli bir kişiye bile imar rantı verdirtmedi, vermedi. Bu kardeşinizle ekibi yol arkadaşları, İstanbul’u talan edecekleri Kanal İstanbul’u yaptırmadı, yaptırmayacak kardeşim.
MURAT KURUM’A 2 SORU
*Ne diyor acemi aday, İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Vallahi dün bir şey dedi karıştırdı, önce aynaya bak dedi. Sonra ayran dedi, ayranı yok dedi. Ben de anlamadım ne dediğinden ama ona buradan sesleniyorum bu millete Kanal İstanbul gündemimde yok demeyene kadar sana bu soruyu soracağım bir.
*İki, senin gündeminde yok da, sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nda gündeminde var mı yok mu onu açıkla. Bu millet neyi sevmez biliyor musunuz? Kendini aldatanı sevmez, bir de aldananı sevmez.
*Bu millet aldanana da oy vermez aldatana da oy vermez. Birlikte olduğumuz sürece bu milletin birlik ve beraberliği için hep birlikte çalıştığımız süre bu milletin sırtı yere gelmez. İstanbul’un yokta yoklukta açta açıkta kimsesi kalmayacak güne kadar çok çalışmaya devam.
*Ben hepinizi çok seviyorum. Allah hepinizi korusun. Hep birlikte koşacağız. Milletçe, çok güzel işleri Avcılar’a, İstanbul’a hep birlikte üreteceğiz.
“YAKIŞANI YAPMAYA HERKESİ DAVET EDİYORUM”
*Utku Caner Çaykara benim genç pırlanta, mühendis arkadaşım, kardeşim. Utku Caner Çaykara’yla çok güzel bir dönemi hep birlikte var edeceğiz. Biz Turan Hançerli dostumla çok güzel bir çalışma yaptık ve çok güzel başarılara imza attık. Şimdi Turan Hançerli Başkanımızla yine yan yana omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz.
*Göreceksiniz onu bu dönem ya sağımda ya solumda hep bir arada olacağız İstanbul için gayret içinde olacağız. Onun bu kadirşinaslığı partili oluşu, yoldaşlığını alkışlıyorum yakışanı yapıyor. Yakışanı yakışanı yapmaya herkesi davet ediyorum herkesi.
*Buyurun Utku Caner Çaykara kardeşimin çok başarılı olacağını yürekten inanıyorum. Sevgili kardeşim, il başkanım değerli dostum Özgür Çelik’e de hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. İlçe başkanım burada yarattığı iş birliği ortamı için ona da teşekkür ediyorum. Her şey çok güzel olacak. Tam yol ileri.
]]>Kılıç, bu talebe “Ben, bir cami imamıyım. Evet, bu ülkede demokrasi şöleni olabilir. Ama burada ben taraf değilim… Cemaatimden bir kısmını mitinglere götürürsem ben, bu caminin ilkesine, amacına karşı düşmüş olurum. Bu da benim için ve toplum için çok büyük bir sıkıntı” diyerek yanıt verdini dile getirmişti.
Bu olayın ardından kendisi hakkında soruşturma açıldığını ve ciddi tehditler aldığını duyuran Kılıç, kendisini tehdit edenler hakkında 3 Mayıs 2023 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.
ÖNCE SÜRGÜN, SONRA TEHDİT
Kılıç, olayın üzerinden 10 ay geçmesinin ardından İzmir dışına sürgün edildiğini, kendisine ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildiğini ve bir imam tarafından işinden atılmakla tehdit edildiğini açıkladı.
Sendikası Diyanet-Sen’in arkasında durmadığını belirten Kılıç, AKP Buca İlçe Başkanlığı’nın kendisini aramasının ardından yaşadıklarını şöyle özetledi:
“Merhaba, ben Yusuf Kılıç. Cami, insanların Allah’a, kitaba ve peygamberlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığı bir yerdir. Ben de cami imamı olarak halka karşı sorumluluğumun bilinciyle çalışmaya başladığım günden bu yana hiçbir şekilde aksatmadan görevimi yürütmekteydim.
26 Nisan 2023 tarihinde kendisini AKP Buca İlçe Başkan Yardımcısı olarak tanıtan bir şahıs beni arayarak mitingleri için cami cemaati ayarlamamı ve mitinge götürmemi istedi. Ben de bunu reddettim. Deyim yerindeyse o günden sonra başıma gelmeyen kalmadı.
Sürgün ile tehdit edildim. Hemen akabinde 29 Mayıs 2023 tarihinde Buca’da başka bir camiye gönderildim. Bu camide 4 ay boyunca görev yaptım. İmkanlar çok kısıtlı olduğu için cami tuvaletinde 4 ay boyunca banyomu yaptım. Aynı şekilde camide yatmak zorunda kaldım.
Bir işim için Buca Müftülüğü’ne gittiğimde başka bir imam tarafından görevden atılmakla tehdit edildim. Miting için kendisini de aradıklarını ve benim, kendisi gibi davranmadığım için bana ‘PKK’lı ve FETÖ’cü’ diyerek üzerime geldi. Polis çağırarak, şahıs hakkında karakola giderek şikayetçi olmak zorunda kaldım.
“İZMİR’İN DIŞINA SÜRGÜN EDİLDİM”
Bu olaydan sonra İzmir’in dışına sürgün edildim. En son tarafıma ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildi. Bu olaylar yaşanırken sendikam hiçbir şekilde arkamda durmadı. Ben buradan Türkiye Barolar Birliği’ne seslenmek istiyorum. Başıma gelen bu olayların araştırılmasını ve avukat yardımı istiyorum.
Kimin haklı, kimin haksız olduğunu en güzel şekilde adalet, hukuk ortaya çıkartabilir. Sizi adaletin ilk basamağı olan vicdanlarınızın sesini dinlemeye davet ediyorum. Ben, insanların siyasi görüşlerini sorgulayamam.
İbadethanelere yakışmayan bu çirkin teklifi reddetmemin sebebi, camiyi, imamlık kimliğimi ve kurumumu siyasete bulaştırmak istemememdir.
İnsanların camiye ve dine olan güvenlerine zarar vermek istemedim. Hangi siyasi görüş olursa olsun, kurumun itibarını zedeleyecek hiçbir teklifi kabul etmek mümkün değildir.
Ben insanlara hizmet etmek için buradayım. Bir siyasi gruba ya da kutsallarımız üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlara asla biat edemem.”
]]>Ardından basın mensuplarına açıklama yaptı. İmamoğlu “Büyükada Nizam Cami depreme dayanıklı olmadığı tespit edilmiş, ibadeti yoğun olan bir camimizdi. Bu tespitten sonra buranın yıkılması gerekiyordu. Yerine, özenli bir tasarımla hem çevreyle uyumlu hem Adalar’ın güzel coğrafyasına mesaj verebilen bir tasarımla mimarlarımız yola çıktılar ve güzel bir biçimde buraya yerleştirilen, güçlü bir statik yapısıyla depreme dayanıklı, hem estetik hem farklı fonksiyonları da olan bir camimizi bitirdik” dedi.
“İNSANLAR CAMİDE EŞİTLENİR”
Camide taziye evi ve aş evi de bulunduğunu dile getiren İmamoğlu “Camilerimiz çok önemli. Buralarda insanlar caminin içine girdiği anda her yönüyle eşitlenirler ve yan yana bir safta dualarını ederler. Yaradanına sığınırlar. Böylesi maneviyatı yüksek olan camilerimizin de her yönüyle topluma sağlıklı ve güzel mesajlar verebilmesini hep önemsemişimdir. Tarih boyunca İstanbul’da var olan çok önemli, çok kıdemli, çok farklı izleri olabilen, mimarlık eserleri var. Ama yanı sıra bazen mahalle içinde, bazen bir sokakta oranın yaşayanların ihtiyacını görecek boyutta, naif, çevresiyle uyumlu, çevreci ve çok nadide eserler de var. Geçmişten bugüne hem Osmanlı döneminin hem Cumhuriyet döneminin bu anlamda çok güzel eserlerini İstanbul’umuzda görebilirsiniz” diye konuştu.
BARIŞ MESAJI
Büyükada’nın bütün inançların bir arada yaşadığı çok özel bir coğrafya olduğunu belirten İmamoğlu “Burada sonsuz bir saygıyı görürsünüz. Her inançtan insanın birbirine olan sevgisini ve komşuluğunu, hemşeriliğini yaşarsınız. Bu bağlamda da bugün bu açılan camiye gelirken her cemaatten, her inançtan insan bizimle selamlaştılar ve bir arada buraya geldik. Lokmayı da bizlerle birlikte paylaştılar. İstanbul’un Adalar gibi çok farklı semtleri ve mahalleleri de var bu yönüyle. O bakımdan bu caminin bütün komşularıyla, bütün inançlarıyla birlikte Adalar’da açılması da bizim için çok çok kıymetli, çok güçlü mesajlar içeren, dünya barışına, dünya huzuruna da buradan çok önemli göndermeler yapabilen bir açılıştır” dedi.
“YIL BİTMETDEN AÇIKLANMASINI UMUT EDİYORUM”
Gazetecilerin CHP’nin Pendik ve Fatih belediye başkan adaylarının açıklanmasını hatırlatarak İstanbul’daki diğer adayların ne zaman açıklanacağını sorması üzerine İmamoğlu şunları kaydetti:
“Hem genel merkezimizde hem İstanbul İl Başkanlığımızda ve elbetteki bizim büyükşehir belediyemiz olarak geçirdiğimiz 4.5-5 yıldaki deneyimlerimizi de aktardığımız çalışma merkezleri var. Bu anlamda çok hassas ilerlendiğini biliyorum.
Her yerde hem vatandaşlarımızla iyi diyalog kurabileceğine inandığımız güçlü adayların oluşması yönünde çalışan heyetler söz konusu ve aynı zamanda tabii ki sonrasında güçlü bir yönetim kabiliyetini bütün İstanbul’a yaygınlaştıracak bir tasarım içerisinde olduğunu biliyorum, partimizin kurumlarının.
Dün itibariyle de Parti Meclisimizin takdiriyle İstanbul’da Fatih’te Mahir Polat arkadaşımız, Pendik’te de Tarık Balyalı arkadaşımız adaylığa layık görüldüler. Kendilerine başarılar diliyorum.
Umut ederim ki çok geçmeden, yıl bitmeden, bu 3 ayın en güçlü şekliyle kampanyada değerlendirildiği ki; bu anlamda CHP’nin yönetmediği ama çok büyük nüfusa sahip ilçeleri de ayrıca çok önemsiyorum. Hızlıca adaylar belirlenir.
Bu yönde çalışmaların sürdüğünü biliyorum. Bu hassasiyetle süreci yöneten bütün kurumlarımıza, il başkanlığımıza, Parti Meclisimize ve elbette ki çok kıymetli Genel Başkanımız sayın Özgür Özel’e İstanbul adına teşekkür ediyorum.”
]]>