Canlı – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Mon, 18 Mar 2024 09:03:26 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Marmara Denizi tehdit altında! https://www.foxhaber.com.tr/marmara-denizi-tehdit-altinda/ https://www.foxhaber.com.tr/marmara-denizi-tehdit-altinda/#respond Mon, 18 Mar 2024 09:03:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4841 Marmara Denizi’nde küresel ısınmanın etkisiyle deniz suyunun sıcaklığı artarken, oksijen seviyesi değerleri düşüyor.

Deniz suyundaki ısı artışı ve oksijen seviyesinin düşmesine kirlilik problemi de eklenince denizlerdeki canlı yaşamları tehlikeye giriyor.

“MARMARA DENİZİ’NDE ISI ARTIŞI ORTALAMA 1 DERECE CİVARINDA”

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu, şöyle konuştu:

-Marmara Denizi’nde son yıllarda bir sıcaklık artışından bahsediliyor. Tüm denizlerde olan sıcaklık artışının bir neticesi olarak Marmara Denizi’nde de belli bir ısınmadan bahsetmemiz mümkün.

-Ağırlıklı olarak ısınma kaynağı olarak bahsedeceğimiz kaynaklar Karadeniz ve Akdeniz sularındaki ısınmadır.

-Karadeniz’de ortalama 1-1.5 derece, Akdeniz’de 1.5-2 derece olan genel bir ortalamadan bahsediyoruz.

-Temel olarak su alışverişini bu iki denizden yapan Marmara Denizi’nde de bu artışlar bir ısınma doğuruyor. Bizim yaptığımız araştırma ve analizlere göre bu sıcaklık artışı ortalama 1 derece civarında.

-Marmara Denizi çift tabakalı bir su. Üstte görünen suyumuz az tuzlu bir su. Bu su Marmara Denizi’nin yaklaşık yüzde altısını oluşturuyor. Aşağı tabakada da yüzde 94-95’ini oluşturan Akdeniz kaynaklı suyumuz var.

-Çanakkale Boğazı’ndan alt tabakadan gelen bu Akdeniz kaynaklı su yaklaşık olarak 6 veya 8 sene sonra Karadeniz’e geçiyor.

-Bunun neticesi olarak da alt tabakada bir oksijen sıkıntısı var. Özellikle derin çukurlarda yaşam seviyesinin çok altında olan oksijen seviyeleri ölçüyoruz, ölçtük. Bunlardaki değişimler onlu yıllarla ifade edilebilir.

-Son on yıl içerisinde veya son 20 yıl içerisinde kademeli şekilde Marmara Denizi’nde genel olarak bir oksijen azlığından bahsedebiliriz. Ama yaşamı etkileyen en önemli oksijen sıkıntısı üst tabaka suda olan sıkıntılardır.

-Kimyasal süreçler içerisinde de yukarıdaki suyun az oksijenle gelmesi, suyun kendi içerisinde yaşadığı kimyasal süreçler, ortamdaki oksijen gerek canlılar gerekse kimyasal süreçler sonucunda tükenme gösteriyor.

-Ama şu anda kritik seviyelere ulaştığımızı söylemek mümkün değil. Bu yıllar içerisinde alacağımız tedbirler ile ileriki yılları kurtarabiliriz. Marmara Denizi’nde genel olarak bir kirlilik problemimiz de var.

-Geçmiş yıllardaki müsilaja bağlı olarak farkındalığı artan bir konu bu. Bu müsilaj probleminden sonra alınan ‘Marmara Denizi Eylem Planı’ çerçevesindeki kararları biz yeterince uygulayabilecek olursak, önümüzdeki 10 yıl içerisinde, 20 yıl içerisinde daha iyi iyileşmeler bekliyoruz.

“KÜRESEL DEĞİŞİKLİKLERE VE ISIYA BAĞLI OLARAK BU CANLI TRANSFERLERİNİ BEKLİYORUZ”

Küresel ısınma probleminin dünyanın yaşadığı bir süreç olduğuna dikkat çeken Gazioğlu, şöyle konuştu:

-Bu ısınma ile birlikte denizlerimizdeki canlı kompozisyonlarının da değişmesini bekliyoruz. Bu denize ait olmayan canlıların bu denizde artık varlığından bahsedilir hale geldiğini biliyoruz.

-Nadiren de olsa buna yönelik gözlemler yapılıyor. Ama bir canlının o bölgede kalıcı olduğunun göstergesi, balık üzerinden konuşacak olursak yumurta ve larvasından başlayarak o canlıyı da bu bölgede görmeniz gerekiyor. Bu seviyeye ulaşmış bir istilacı çok fazla yok. Bizim enstitü olarak rastladığımız bir tür yok ama çok fazla şekilde balon balığının olduğuna dair duyumlar var.

-Dediğim gibi, ‘O denizde bu canlı var’ diyebilmemiz için yumurta ve larvasını da görmemiz lazım. Bizim şu anda böyle bir tespitimiz yok ama bu olmayacağını da göstermez. Küresel değişikliklere ve ısıya bağlı olarak bu canlı transferlerini bekliyoruz.

-Bu canlılar ortaya çıktıkları zaman düşmanları olmuyor biyolojik olarak. Aşırı şekilde ürüyorlar. Diğer canlılar içinde bir tehdit oluşturuyorlar. Şu an için Marmara Denizi’nde bu tür istilacı türlerden bahsetmek mümkün değil.

“KİMYASAL PARAMETRELERİ İZLİYORUZ”

-Marmara Denizi’nde temel olarak sıkıntısı bu iki denizden yüksek oranda alışveriş yapması ve bunun yarattığı biyolojik, fiziksel ve kimyasal süreçler. Biz bunları yıl içerisinde mevsimsel olarak izlemeye çalışıyoruz.

-ALEMDAR2 bilimsel araştırma gemisiyle mevsimlere bağlı olarak seferlerimiz var. Bunun dışında Marmara Denizi yüzeyine dağılmış bazı şamandıralar var. Bu şamandıralar sabit yerlerde ve biz bunlardan bazı veriler alarak Marmara Denizi’ni anlamaya çalışıyoruz. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri İşletmeciliği Enstitüsü olarak yaklaşık 30-35 kişilik ekibimizle Marmara Denizi’ni izlemeye gayret ediyoruz.

-Uzaktan erişim sağladığımız bu şamandıra verilerini özellikle alıyoruz. Marmara Denizi’ndeki değişimlere yönelik olarak mevsimsel olarak fiziksel, biyolojik, kimyasal parametreleri izliyoruz. Biz bunu uzun yıllardır yapıyoruz. Mirasçısı olduğumuz, bizden önce kurulan enstitülerin dataları ile kendi bilgilerimizi de birleştirerek bir noktaya doğru analizlerimizi yapmaya çalışıyoruz.

-Ağırlıklı olarak çalışma konularımız fiziksel, biyolojik ve kimyasal oşinografi. Son yıllarda artan bir şekilde, küresel iklim değişikliğinin balıkçılık üzerine etkisi konulu çalışmalar bu enstitü de gerçekleştiriliyor.

Prof. Dr. Cem Gazioğlu

“TEDBİRLER ALINMAYACAK OLURSA CANLI KAYIPLARI OLUŞABİLİR”

Denizlerdeki canlı türünün devamlılığı için gerekli tedbirlerin uygulanması gerektiğinin altını çizen Gazioğlu, şu ifadeleri kullandı:

-Marmara Denizi ağırlıklı olarak yarı kapalı bir havza olduğu için buraya gelen her suyun arıtılarak sisteme dahil olması gerekiyor. Bu çok önemli. Arıtma tesislerinin tam kapasite ile çalışması lazım.

-Ulaşan akarsuların mümkün mertebe kontrollü bir şekilde Marmara Denizi’ne ulaşması lazım. Bunları aslında ‘Marmaray Denizi Eylem Planı’nda alınan kararlar çerçevesinde değerlendirebilirsek, kararların uygulanabildiğini takip edersek orta vadede Marmara Denizi’nde en azından kötüleşmenin olmadığını, nispi iyileşmeler olduğunu göreceğiz. Türkiye ve Marmara Denizi’ndeki en büyük problemlerden biri, balıkçılığın aşırı faaliyet göstermesi.

-Bu aşırı avcılık, balıkçılık stoklarımızın üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Marmara denizi bir ekolojik koridor. Bu bölgenin balıkçılık anlamında ciddi bir koridor olması balıkçılık açısından ciddi bir potansiyeli olduğunu gösteriyor. Balığın planlı bir şekilde avlanması gerekiyor. Buna da sürdürülebilirlik deniyor. Bunun için de Marmara Denizi’nde bazı bölümlerin avcılığa kapatılması gerekiyor.

-Kesinlikle o bölgelerde ticari avcılığın yapılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Şu gerçeği de teslim etmemiz gerekiyor. Balık çok önemli bir protein kaynağı, biz bunu en ucuz ve kolay yoldan denizlerimizden alabiliriz.

-Bu konuda bazı regülasyonların da olması gerektiği aşikar. Oksijensiz bir yaşamdan bahsetmemiz mümkün değil, denizlerimizde ölçtüğümüz miktar üzerinden konuşacak olursak oksijen miktarı belli bir limitin üzerinde olması gerekiyor ki orada yaşam devam edebilsin.

-Marmara Denizi’nde özellikle alt tabakalarda belli noktalarda biz bu alt değerleri görüyoruz. Son onlu yıllara baktığımızda da genel olarak Marmara Denizi’nde oksijen düşüklüğünden bahsedebiliriz.

-Tedbirler eğer alınmayacak olursa ileriki yıllarda oksijen azlığı neticesinde canlı kayıpları da oluşabilir. O yüzden bizim yapmamız gereken kötü gidişi durdurduktan sonra oksijeni nasıl arttırabileceğimiz yönünde çalışmalar yapmamız lazım.

-Marmara Denizi’nde beslendiği iki kaynak olan Karadeniz ve Akdeniz deki oksijen miktarı da bizim Marmara denizimiz üzerinde önemli etkiye sahip.

-Marmara denizi için bir çalışma yaparken diğer denizlerdeki durumlar da bizi çok fazla etkileyecektir. Netice itibari ile direkt olarak bugünden yarına bu oksijenin balıkçılıkla bir ilişkisi yoktur. Bu limit değerlere çok fazla yaklaşılacak olursa orta vadede balıkçılık üzerinde de etkisi olacaktır. Bugün için endişeye kapılmayı gerektirecek bir durum yok. Tedbirlerimizi devam ettirmeliyiz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/marmara-denizi-tehdit-altinda/feed/ 0
Uzmanı uyardı: Bilmediğiniz balığı yemeyin https://www.foxhaber.com.tr/uzmani-uyardi-bilmediginiz-baligi-yemeyin/ https://www.foxhaber.com.tr/uzmani-uyardi-bilmediginiz-baligi-yemeyin/#respond Tue, 13 Feb 2024 09:30:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3310 Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların, deniz suyunun da ısınmasına neden olmasıyla, Kızıldeniz’den gelerek Akdeniz’e yerleşen istilacı bir tür olan balon balığı, Ege Denizi’nden sonra rotasını Marmara Denizi’ne çevirince uzmanlardan da ardı ardına uyarılar geldi.

Son 30 yılda denizlere giren 500’e yakın istilacı türden biri olan balon balığı, biyoçeşitliliği tehdit ediyor, tüketildiğinde ölüme götürebiliyor.

Son dönemde Türkiye’de görülen balık çeşitliliğinin arttığına dikkat çeken Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, bazı türler konusunda uyarılarda bulundu.

Rotasını Marmara Denizi’ne çeviren balon balığının kısa süre sonra Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’nde görüleceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, denizlerdeki tek tehlikeli canlının ise balon balığı olmadığına vurgu yaparak şu uyarılarda bulundu:

-Balon balığı, aslan balığı ve uzun dikenli deniz kestanesi, Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen canlılardır.

-Şu anda İzmir Körfezi’nde, Karaburun Yarımadası’nda görülüyor. Ancak kuzeye doğru geleceklerini, Edremit Körfezi, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’nde de görüleceklerini tahmin ediyorum.

-Kızıldeniz’in göçmen canlıları olarak bilinen bu türlerin, genellikle Hint Okyanusu ve Pasifik Okyanusu’nda yaşadıklarını biliyoruz. Balon balığı ve aslan balığı ile temastan özenle kaçınmak gerekiyor.

-Aslan balığı, eğer yüzgeçleri kesilmeden yenilecek olursa kesinlikle ölüme yol açar. Balon balığı da kesinlikle tüketilmemelidir. Vatandaşlarımıza tavsiyem, bilmedikleri balığı kesinlikle yememelidirler.

‘DOĞAL DENİZ CANLI TÜRLERİ ARTIRILMALI’

Denizlerde 75’e yakın yeni ve farklı canlı türü görüldüğüne ve bu istilacı türlerle ekosistemin bozulduğuna dikkat çeken Sarı, şöyle konuştu:

-Bu yeni istilacı türler, denizlerimizde doğal canlı türlerinde baskı oluşturuyor. Denizlerimizde ekosistem bozuluyor. Denizlerimiz bir akvaryum, küvet değil ki onu boşaltıp, istediğimiz doğal türlerle dolduralım.

-Bunun için yapmamız gereken, denizlerimizdeki doğal canlı türlerinin popülasyonunu artırmamız, güçlendirmemizdir.

-Çünkü bu doğal türler, yeni istilacı türleri yok eder. Örneğin zehirli olan pusula deniz anaları, 2000’li yıllara kadar denizlerimizde görülmüyordu. Gemilerin sintine sularıyla gelen bu deniz anaları, Marmara Denizi’ne de girdi.

-Marmara Denizi kirli olunca da onlar için ideal bir yaşam ortamı oluşturdu. Geçtiğimiz günlerde daldığım Erdek Körfezi’nde, fazla derin olmayan bir ortamda 50’nin üzerinde pusula deniz anası saydım.

‘ALGARNA AVCILIĞI MARMARA DENİZİ’NDE YASAKLANMALI’

Sadece istilacı türlerin değil, avcılık yöntemlerinin de deniz canlılarını tehdit ettiğini söyleyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu ile iç sular, Marmara Denizi ve boğazlarda trolün yasaklanmasına karşın, algarna avcılığının kanuna aykırı bir tebliğle serbest bırakıldığını belirtti.

Genellikle Karadeniz’de deniz salyangozu avcılığı için kullanılan algarna yönteminin Marmara Denizi’nde de uygulanmaya devam ettiğine dikkat çeken Sarı, “Tebliğler, kanuna aykırı olamaz, olmamalıdır. Halen Marmara Denizi’nde 180 gemi, algarna çekiyor. Balıkların üreme alanları yok oluyor. Sürdürülebilir balıkçılık için algarna, kesinlikle Marmara Denizi’nde yasaklanmalıdır” dedi.

‘MİDYE ÇİFTLİKLERİNİN YERLERİ İYİ BELİRLENMELİ’

Marmara Denizi’ndeki midye çiftliklerini ise destekleyen Sarı, bu çiftliklerin yerlerinin ise iyi belirlenmesi gerektiğini belirterek, “Midye çiftliklerine dışarıdan bir yemlenme yapılmıyor. Midyeler, denizdeki planktonları süzerek besleniyorlar. Bundan dolayı da denize hiçbir zararları yok. Ancak midye çiftliği kurulurken dikkat edilmesi gereken 3 önemli nokta var. Midye çiftlikleri her yere değil, belli bölgelere kurulmalı. Balıkçıların avlandığı mera bölgelerine midye çiftliği yapılmamalı. Erdek gibi iç turizm merkezi olan yerlerde, turizm tesislerinin önüne midye çiftliği kurulmamalı” ifadelerini kullandı.

‘PİNALAR AKDENİZ’E DE UMUT OLACAK’

Akdeniz’in en büyük çift kabuklusu olup, 1 saatte 6 litre deniz suyunu süzdüğü için müsilajla mücadelede etkin rol oynayan pinaların sayılarının Erdek Körfezi’nde son dönemlerde artmasının ise memnuniyet verici olduğuna dikkat çeken Sarı, “Erdek Körfezi’nde yola ‘Marmara’nın umudu pina’ diye çıkmıştık. Şimdi bu pina yavruları, akıntılarla Akdeniz’e de gitmeye başladı. Yani pinalar artık Akdeniz’in de umudu oluyor. Bundan da ayrıca mutluluk duyuyoruz” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/uzmani-uyardi-bilmediginiz-baligi-yemeyin/feed/ 0