Geçtiğimiz günlerde ayağını kıran CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1 günlük aranın ardından programına devam ediyor.
Özel, çalışmalarını daha çok Ankara’da yürütürken bugün Genel Merkez’de ziyaretçilerini ağırladı.
YUNAN BÜYÜKELÇİ BİZAKİS’İ KABUL ETTİ
Özel, bu kapsamda Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi Theodoros Bizakis ile bir araya geldi.
Özel’in makamındaki görüşmede CHP Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel de hazır bulundu.
Konuya ilişkin partinin resmi hesaplarından açıklama yapılırken “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi Theodoros Bizakis’i CHP Genel Merkezi’ndeki makamında kabul etti. CHP Lideri Özel’e Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel eşlik etti.” ifadeleri kullanıldı.
ATATÜRK PORTRESİ ÖNÜNDE POZ
Aynı paylaşımda görüşmeden fotoğraflara da yer verildi.
Fotoğraflardan birinde, ikilinin Atatürk portresi yanında poz vermeleri dikkat çekti.



Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP’de eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu destekçilerine yönelik olarak devam eden tasfiye sürecine bir kişi daha eklendi. İhraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edilmesi üzerine istifasını duyuran Erdem, “Kindar ve tasfiyeci bir anlayışla; kongrede karşısında olmuş isimleri bahaneler üreterek tasfiyeyi amaçlayan bir anlayışla çok sağlıklı bir yol sürülmeyeceği açıktır” dedi.

“BEN AKRABALARIMI BELEDİYELERE SOKMADIM!”
Murat Ongun’un ‘ücret karşılığı satın alınmış anonim hesaplarla’ kendisine saldırdığını ve bir algı operasyonu yürüttüğünü belirten Erdem, “Ben, partimin önüne Atatürk’ün koltuğunu fırlatmadım. Önceki ve mevcut genel başkanlara küfür etmedim. İş takipçiliği yapmadım. Eş, dost ve akrabamı CHP’li belediyelerde işe sokmadım.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Seçim zamanı el altından başka partilere destek atmadım. Parti seçim sathındayken, işi gücü bırakıp ‘partiyi dizayn toplantıları’ yapmadım” diyerek parti yönetimi ile genel merkeze yakın belediye başkanlarını yerden yere vurdu.

İMAMOĞLU’NA ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER
“Parti yönetimini uyarıyorum” diyerek sözlerine devam eden Erdem, skandal bir detayı da kamuoyu ile paylaşarak, “Bu şahsın ‘maaşlı anonim hesapları’, Ali Mahir Başarır’ı ‘Özgür Özel’in cumhurbaşkanı adayı olabileceğini ifade ettiği’ konuşması sebebiyle linç edip nedamet getirtmedi mi?

Koskoca 100 yıllık çınarı, iletişim hileleri ve algı operasyonları ile ‘belediye başkanlarının’ oyuncağı yapar, onların maaşlı memurlarına parti evlatlarını tasfiye ettirirseniz, yarın bu cüret en çok sizi hedef alır ve siyaset yapamazsınız” diyerek İmamoğlu’nu işaret etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kasım ayında yapılan 38. Olağan Kurultay’da genel başkanlığa seçilen Özgür Özel, sonrasında MYK’sına Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen isimleri de alarak dikkat çekmişti.

CHP’de yaşanan iç çekişme ve sonu gelmeyen koltuk savaşı, 1 sene geçmeden Özgür Özel’e çark ettirdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Edinilen bilgilere göre Özel, kurultay tamamlanır tamamlanmaz MYK’sında yer alan ve Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile dikkat çeken isimleri saf dışı bırakacak.

Listenin başında ise kısa süre önce Kadın Kolları Kurultayı’nda mağlubiyet yaşayan Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka yer alıyor.

AYLARDIR BİTMEYEN KRİZ
Nisan ayında da 81 il başkanlığına genelge göndererek seçim sürecini sabote eden CHP’lilerin isim ve soyisimlerini talep eden genel merkez, Kılıçdaroğlu kanadına örtülü olarak ‘tasfiye operasyonu’ başlatmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydın’ın gözde tatil ilçelerinden Didim’in Mavişehir Mahallesi’nde 53 yıl önce inşa edilen Sahil Sitesi S.O.S. veriyor. Tabut binalar olarak adlandırılan evlerin bazılarının kolonlarındaki betonlar kendiliğinden dökülüyor.

Üzerindeki sıvaların döküldüğü kolonların demirleri bile ortaya çıkarken, korku yaşayan vatandaşlar evlerine bile girmek istemiyor. Bu durum site sakinlerinde büyük tedirginlik ve korku yaratıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Sahil Sitesi sakinlerinin tek isteği CHP’li Didim Belediyesi’nin yaklaşık 2 bin 500 kişinin yaşadığı 1137 konutu riskli yapı ilan ederek boşaltılmasını sağlaması.

Ancak belediye yetkilileri şu ana kadar bir adım atmayınca, sitedeki evlerin dönüşümü bugüne kadar bir türlü yapılamadı.

VATANDAŞLAR CHP’Lİ BELEDİYEYİ GÖREVE ÇAĞIRDI
Tabut evlerden yaşamaktan dolayı büyük korku yaşadıklarını söyleyen site sakinleri, “Yaklaşık 2 bin 500 kişinin yaşadığı sitede 50+1 çoğunluk sağlanamadığı için kentsel dönüşüme sokamadık.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kobani Davası’ndaki çıkan kararlar hakkında ne diyorsunuz?
Siyasi bir davanın sonucu. Türkiye’de, üzülerek söylüyorum ki birçok siyasi dava var. Siyasi davalar üzerinden insanlar boşu boşuna hapiste yatabiliyor.
Normalleşmeyi konuşuyoruz. Normalleşmenin ilk kuralı adalettir, adalete uygun hareket etmektir. Siyaseti adalete alet etmemek gerekir. Bazen adaleti bize unutturan kararların siyasi biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Şiddeti siyasetin gündeminden çıkarmamız, legal siyasetin önünü açmamız lazım. Şiddete başvurmadıkça hiç kimsenin cezalandırılmasını doğru bulmayız. Teröre de terör örgütlerine de karşıyız ama verilen kararlar siyasi temele oturduğu sürece kimsenin vicdanı rahat edemez.
Bu ülkede geçmişte çokça siyasi cezalandırmalar yapıldı. Bugün, siyasi cezalandırma kararlarının arkasında olduğunu bildiğimiz insanların bile yargılanıp cezalandırıldığı günleri yaşadık yakın zamanda. O gün ne kadar yanlışsa bugün onlardan daha fazla yanlış. Çünkü o günlerden bugüne 20 yıl geçti. İlerlememiz gerekirken geri gitmiş durumdayız.
Bunun adı ister Selahattin Demirtaş, ister Ahmet Türk olsun. Bu insanları mahkum etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmayacak da.
Legal siyaseti yok ettiğimiz takdirde makul ve mantıklı ortamı, insanların huzur, güven içerisinde kendini hissedeceği bir ülkeyi oluşturma şansımız yok.
Ben de siyasi bir davanın aktörüyüm. Benim de içeride davam var. Siyasi yasakla muhatap olan bir kişiyim. Kim bilebilir ki üst mahkemede cezanın arttırılmayacağını? Arttırılabilir. Pekala böyle bir gündemle muhatap olabiliriz. Bu bir şaka mı? Değil. Kaygı oluşturmalı mı? Kesinlikle oluşturmalı. Kaygı duyuyor muyum? Vallahi duymuyorum. Ama bu kaygıyı duyup bana soran ve “Ya ne olacak senin davan” diyen binlerce insan var.
Türkiye’nin sağlam zemine oturması noktasında bugün verilen kararların ülkeye faydası yok, zararı vardır.
Cumhur İttifakı’yla CHP’nin normalleşme, yumuşama, yol yürüme imkanı olduğunu düşünüyor musunuz?
Bunu zorlamanın hiçbir zararı yok. Ben Sayın Genel Başkanımızın Cumhurbaşkanı’yla görüşmesini kesinlikle doğru buluyorum. Hiçbir yanlış tarafı yok. Bilakis Türkiye’de bu normalleşme konusunda samimi çabaları demokrasi adına büyük bir olgunluk gösteren halkımız tarafından çok önemli değerlendirileceğini düşünüyorum. Genel Başkanımızın ziyaretlerini önemsiyor ve destekliyorum.
Beklenti kısmına gelince… Genel Başkanımızın değerlendirmesi (Özgür Özel’in Kobani Davası’ndaki kararlar üzerine yaptığı ‘Normalleşmeye uygun zemin yok’ açıklamasını kastediyor) ne yazık ki doğru. Çünkü bu tür hamlelerden sonra yargılamanın bu şekilde sonuçlanması, bunu da genel başkanımızın yadırgaması, normalleşme çabası kadar haklı bir yadırgama. Ama bu bizi şaşırtan bir şey değil. “Vay” diyecek durumda değiliz. Türkiye’de uzun yıllardır bizi şaşkın bırakan ve üzen, “Ya bu da mı yapılır mı” dedirten, çok şey yaşamış bir ekibiz.
Ama yerel iktidar olan partiyle genelde iktidar olan partinin bir masada buluşması, tartışması, konuşması kadar doğru ve makul bir şey yok. Hatta bunun zorlanmasından yanayım. Siyasi rezerv koymanın ve masadan uzaklaşmanın faydası yok. Bu ülkede hiç kimse birbirine düşman değil. Bugün biz milyonlarca insanın bize oyunun kaydığı, milyonlarca insanın tepki olarak sandığa gitmeyip iktidara oy vermediği bir ortamdayız. Niçin bu doğru refleksi yakalamış insanlarımıza, eğer değişmiyorsa bir iktidarın siyasi tavrı, bunu açığa çıkarmanın… Yanlıştan döner de olumlu bir davranışa evrilirse iktidarın tavrı ne mutlu ülkemize. Adalete evriliyorsa, hukuku kendisine referans olarak görmeye başlıyorsa ne mutlu bize. Genel başkanımızın ve partimizin bu evrede sabırla, ısrarla, doğru hamleleri pozitif hamleleri yapmasını destekliyorum. Genel Başkanımızın tavrını da destekliyorum.
Elbette detayları, tedbir alınması gereken hususlar vardır. Sandalyenin sapının kırık şekilde bana hazırlanmış bir ortamda oturmuş birisi olarak bu tedbirleri almayı düşünmek zorundayız.
Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebiniz oldu mu? Bir dönüş oldu mu?
Genel başkanımızın Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebinden sonra kamuoyuna açık ısrarımı yaptım. Ama resmi ziyaret talebinde bulunmadım. Bulunmayacağım anlamına gelmiyor. Ama önce genel başkanımızın ziyareti kurumsal olarak da benim için önemliydi. Onu takip ediyorum. Bakanlara mektup yazarak dertlerimi anlattım, randevu taleplerinde bulundum. Bunun sayısı oldukça fazla. Bazılarına yüz yüze ifadelerde bulundum.
Cumhurbaşkanının CHP’yi ziyareti söz konusu. Bunu olumlu buluyorsunuz.
Tabii ki olumlu buluyorum. Sonuçta ülkenin 2023’te seçilmiş. Cumhurbaşkanı’nın CHP’ye gelmesinden niçin endişe edelim ki? Bilakis memnun olurum. Eminim Genel Başkanımız da bunu yapacaktır. Duyması gereken ne varsa, yüzleşmesi gereken ne varsa; vatandaşın dile getirdiği hususların ona aktarılmasının değerli olduğunu düşünüyorum. Umarım gelir.
“Ekonomik darboğazdan geçiliyor. Muhalefeti normalleştirme diye oyalayarak, zamana kazanıyor. CHP de bu oyuna geliyor” diye yorumlayanlar var.
Türkiye’de aklı başında özellikle yeni nesilin bu tür uzlaşma zemininden, diyalogdan mutlu olduğunu biliyorum. Defalarca söyledim, yine de söyleyeyim. Bakanların, cumhurbaşkanının veya genel müdürlerin çocukları bile bu makul davranışlardan mutlu oluyor. Onların bile çocukların oyuna talibiz biz. Onların bile. Bunu ancak bu şekilde başarabiliriz. Diğer tutum ve tavrıların, davranışların devri geçmiştir. Hatta bu tür başkalaştıran, uzaklaştıran, sürekli kavga eden anlayıştan bugüne kadar hep kazançlı çıkan, iktidar olmuştur. Bu oyuna gelmemek lazım.
Şu yorum yapılıyor: AK Parti, CHP’deki rakibini seçiyor. Siz katılır mısınız buna?
Az önce dediğim gibi, tedbir almak, temkinli olmak. şart. Ama bugünkü iktidarın satranç oynayacak birikimi var mıdır? Ben açıkçası emin değilim. Böyle birikim olduğunu da düşünmüyorum. Bugüne kadar oyunu hep popülizm üzerinden kurmuştur. Olan mevzuları çarpıtmıştır ve buradan fayda elde etme gayretinde olmuştur ve başarı elde etmiştir. Bunun adı satranç değildir. Siz piyona fil hareketini yapmaya gayret ederseniz ve bunu karşı tarafa yutturursanız, bunun adı hile olur. Bu hilelere kapılmamak lazım.
Tedbir almak, temkinli olmak, evet. Ama uzaklaşmak, yok saymak asla doğru değil.
AK Parti mi kaybetti, CHP mi kazandı?
Bir kere 2023’ten önce bir kez tekrarladığım bir şey vardı: “Bu seçimi biz kaybederiz iktidar kazanamaz” demiştim, biz kaybettik. 2024 seçimleri için aynı yorumu yapamam. Çünkü büyük bir travmadan geri dönüş ihtiyacı olan bir topluma farklı bir yaklaşımla makul karar alma zemini hazırlamamız gerekiyordu. Doğru hamleler yapan ve değişim gösteren CHP, makul zemini hazırladı ve bu seçimi kazandıran bizatihi milletin kendisidir. Bu seçimin kahramanı bizzat millettir, çok net. Ama bu aşamadan sonra bir sonraki seçimi yine kaybedersek biz kaybederiz, iktidar asla kazanamaz. Top bizim ayağımız. Bizim topu nasıl çevireceğimize ve nasıl oyun kuracağımıza bağlı. Artık bundan sonraki sorumluluk tümden bize aittir. Millet yapacağını yaptı.
Kılıçdaroğlu’nun dillendirdiği “Sarayla müzakere olmaz, mücadele olur” görüşü var. Siz nasıl bakıyorsunuz?
Enflasyon-faiz gibi bir şey bu. Müzakeresiz mücadele olur mu? Nasıl müzakeresiz mücadele yapacaksınız? Mücadele için müzakere olur, mücadele için buluşma olur. En güzel mücadele, münazara ile olur. Çıkarsınız toplumun huzurunda mücadele edersiniz. Müzakeresiz mücadele olmaz. Müzakere edeceksiniz. Toplum nasıl anlayacak hangisi daha iyi, hangisi daha doğruyu söylüyor. Örneğin son yerel seçimde müzakere için defalarca davet yapmamıza rağmen karşımıza çıkılamadı. Müzakere olmadan mücadele olmaz.
“Bütün diyalog yollarını açtım” dediniz, bunun geri dönüşü size yüzde kaç oldu?
Yüzde 15-20. Ama bundan yılmamak lazım. Ama esas kazanım nerede? Bu müzakere arayışı bize İstanbul seçimini bir daha kazandırdı. O zaman müzakere kazandırıyor. Ben nerde kazanacağım? Kazanacağım yer sandık. Ben tam aksine müzakereyi arttırmaktan yanayım. Müzakerenin biçimi tartışılır, geliştirilir. Müzakereden uzaklaşan insan kendinden şüphe eden insandır. Biz kendimizden şüphe etmiyoruz ki, milletin lehine konuşuyoruz.
Cumhurbaşkanı 28 Şubat sanıklarını affetti. Gezi Parkı Davası ile ilgili bir adım atılır mı?
Atılmalı. Bu karar bile geç kalınmış bir karar. İnsanlar çorba içemez halde. Çorba içiyor, yanağı delinmiş, yanağından çorba akıyor. Yaşlılık var. Bu ne yasaya sığar ne yargıya sığar ne adalete sığar. Bırakın, suçlu olduğunu kabul edelim. Buna bile sığmıyor. Bu oldu diye mutlu oluyoruz, düşünebiliyor musunuz. Halbuki gecikmiş bir adalet. Bu müzakereler sonuç mı vermiştir? Vermiştir. Memnun muyum? Tabi ki memnunum. Ama geç kalınmış bir memnuniyet. Yarın Gezi kararında hapis yatanlar serbest kalabilir mi? Kalmalıdır.
İBB Mali Hizmetler Daire Başkanı Neslihan Vural, bir açıklama yaptı, çok tepki gördü. İGDAŞ’ın halka arzı konuşulmaya başladı. İBB’nin elindeki birçok iştiraki özelleştireceği iddiası ortaya atıldı.
Bir kere bir bürokratın haddini aşan bir açıklaması olmuş. Bir kere İGDAŞ’ın özelleştirilmesiyle ilgili geçmişten gelen bir meclis kararı var. Halka arz özelleştirme anlamına gelir mi? Tam anlamıyla gelmez. Halka arz mümkün müdür? Mümkündür. Ama bu konular bürokrat arkadaşımızın gündemi değildir. Bunlar toplumda tartışılır ve o çerçevede ele alınır. Toplumcu ve kamucu anlayışla bunların finansal zeminde halkçı uygulamaları vardır. Geliştirebilir. Gündemimizde yok mudur? Hayır, vardır. Ama bu konu henüz masamızda bir müzakere sahasına bile oturmuş değildir. İçerikleri detaylı incelenmesi şart olan hususlardır. Haddini aşan bir açıklamadır. Halkçı, kamucu ve toplumcu anlayışla bunların yöntemleri dünya ölçeğinde mevcuttur. Ama bizim masamızda müzakere dahi edilmiş bir zemini yoktur.
Suya zam eleştirisi var.
İstanbul, 30 büyükşehir belediyesi içerisinde en pahalı su tedariki sağlayan şehirdir. Ne yazık ki göreve geldiğimizde yüzde 45’lere yakın indirim yapmamız olmamıza rağmen daha sonra artan enflasyon, artan maliyetler, emtia fiyatlarındaki yükselişlere rağmen hiçbir zaman hak ettiği fiyat artışını İSKİ elde edememiştir. Hep bütçe açığına düşmüştür. Geçmişte bugünün parasıyla milyarlarca lira İSKİ’den İBB’ye para aktarıldığı bir ortamdan bütçe açığı verir hale gelmiştir İSKİ. Halbuki biz İSKİ’yle bütün zorluklara rağmen beş yılda mucizeler yaratan yatırımlar yaptık. Şu anda yapılan zam ile ise denk bütçe üretmiş durumdayız. Yani artı değil bakın, denk bütçe üretmiş durumdayız. Bu mecburiyettir. Kaldı ki yüzde 36 oranında zam yapılmıştır. Açıklanan enflasyon ise yüzde 38. Enflasyonun bile altında olmasına rağmen zam denk bütçeye erişmiştir. O bakımdan bu bir zam değildir aslında. Türkiye’de yaşanan ekonomik koşullarda denk bütçe oluşturma gayretidir. Belediye Birliği Başkanlığına aday mısınız?
Artık yerel yönetimlerde iktidar olan bir CHP var. CHP’nin belediyeler birlikleri üzerinden yerel yönetim politikaları geliştirme zorunluluğu var. Halk böyle bir yetki vermiştir. Bu bağlamda en güçlü sesi olan kurum biziz ama bunun konuşulması için erkendir. Bu bir kısmıyla siyasi bir karardır. Bir kısmıyla geleneklere uygun bir karar zemini oluşturmak durumundadır. İstanbul bütçesiyle, geliştirdiği yerel yönetim politikalarıyla en etkin şehirdir. Öyle bir sorumluluk bize öngörülürse bundan geri durmayız. Bilakis hazırlıklarımız vardır.
2028’de kim aday oluyor?
Kim aday oluyor derken, CHP adayının kazanmak zorunda olduğu bir seçime doğru gidiyoruz.
İkinci dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapacaksınız. Üçüncü dönemi de yapmak ister misiniz?
Ben hiçbir zaman meselelere kişisel bakmadım. Kurumsal baktım. Burada siyasi parti olarak kurumumuzun iradesi önemlidir. Eee meselelere ilkesel bakarız. Halkın ne dediğine bakarız. Bundan sonraki ilk seçimi kaybedecek olan biziz. Kazanacak olan da biziz.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? CHP acaba erken mi cumhurbaşkanlığı tartışmasının içinde kendisini buldu?
Bu konu hiç tartışılmamalı. Ben Başarır’ın söyleminden kamuoyunda konuşulduğu şekliyle bir sonuç çıkarmadım. Ali Mahir Bey’in sonuçta genel başkanına isnat edilen bir tarife dönük bir savunma refleksi olarak hissettim. Asla bir yarış ya da bir parti içindeki kimliklerin birbiri arasındaki bir kıyas olarak zerre kadar hissetmedim. Gündemimde bile olmadı yani. Bu konu bizim partimizin gündemi bile değil şu anda. Bence genel başkanımızın bile iş değil yani.
Erken seçim bekler misiniz?
Ya öyle bir gündemimiz de yok. Erken seçimi toplum ister, halk ister. Parti istemez, isteyemez. Şu anda yeni seçimden çıkmış bir ortamda böyle bir tartışma olduğunu da görmüyorum. Ben ne görüyorum? Millet bize müthiş bir kredi açtı. Nasıl bir kredi biliyor musunuz? Sıfır faizle, geri ödemesi olan bir kredi değil. Ama şöyle diyor, “İster batır, ister çıkar. Batırırsan sen batarsın, çıkarırsan milletle beraber sen de çıkarsın.” Şu anda tek mevzumuz var, bu karşılıksız kredinin karşılığını vermek.
Arapça tabelalar sökülmeli mi?
Sadece dil üzerinden tabela disiplini diye bir şey konuşulmaz. Bu hamaset olur. Popülizm olur. Tabela düzeninin dünya ölçeğinde başta kent estetiği açısından, sonra bunun toplum tarafından kabul edilmesi ya da algılanması noktasında talepler devreye sokulur ve kararlar alınır. Bizim şu anda Fatih’te Ordu Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Bağdat Caddesi’yle ilgili olağanüstü bir hazırlığımız var. Halaskargazi’de, Abdi İpekçi’de ve birçok caddede, sıralayabilirim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin estetik kurallarını tasarlayan, sonra da halkın taleplerini karşılayan tabela çalışması var. Ama “İngilizce tabelaları yasaklayalım” veya “Arapça tabelaları yasaklayalım” üzerinden konuşmak popülizm olur. Bu ne belediye başkanına yakışır. Ne de evrensel anlayışa. Biz meseleyi tümden kent estetiği ve toplumun talepleri doğrultusunda bakıyoruz.
Kimi CHP’li belediyelerde yandaş ya da akraba kayırmacılık örnekleri var.
Çok net. Siyasette gerçekten eş, dost, akraba meselesi doğru değildir. Bu, Türkiye’nin son 20 yılında çok acı biçimde yaşanmaktadır. Artık eş, dost, akrabayı geçmiştir. Aile kavramı içerisine sıkışmıştır. İktidar bunu çok kötü bir örneğini hepimize sunmuştur ve halk bundan iğreniyor. Bunu kabul etmesi mümkün değil. “bBiz bunu az yapıyoruz. Onlar çok yapıyor.” Asla bir kıyas meselesi değildir. Azı da çoğu da aynıdır. Bulunduğunuz ekosistemde sizi toplumun yargılamasına sebep olur. Asla kabul edilecek bir mesele değildir. Bazı eksiklikler, hatalar olmuştur. Bir kısmından geri adım atılmıştır. Sanırım bütün CHP’li belediyeler de aldığı mesajı uygulayacaktır. Zaten genel başkanımız ve genel merkezimiz de bir kısım tedbirleri devreye sokmuştur.
]]>Her 45 dakikada 50 kadar üye yapıldığını ifade eden Özgür Özel, “Türkiye ittifakı kazandı ve Türkiye ittifakı büyük bir moralle güçlenmeye devam ediyor. CHP’nin üye kampanyasında, üye kayıt formu yetiştiremiyoruz. Kuyrukta gençler oluyor. 45 dakikada 50’ye yakın kayıt yapılan standımız oluyor. Ankara genç üye kayıtlarını yetiştiremiyor. Ailemiz büyüyor, baba evi büyüyor” diye konuştu.
Eskişehir’in bir önceki dönem belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen’in tüm CHP’li belediyeler için kurulan Eğitim ve Eşgüdüm Denetim Komisyonu’nun başkanı olduğunu ve komisyonun hızla çalışmalarına devam ettiğini kaydeden Özel, şu ifadeleri kullandı:
* “Önümüzdeki günlerde hizmetlerin tüm belediyelerde ortaklaştığını, belli hizmetlerin tek tipleştiğini, CHP belediyeciliğinin kanıtlandığını ve artık bütün Türkiye’de görülen bu iyi uygulamaların ileride genel iktidar içinde CHP’ye olan ilgiyi, alakayı, güveni artıracağını hep birlikte göreceğiz. İsrafa son verip, hizmeti getirmeye devam edeceğiz. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Kırıkkale’de, Kastamonu’da Eskişehirler yaratacağız.
* Türkiye’nin dört bir yanında CHP belediyeciliğini mutlaka özdenetimi kuvvetli, israfı olmayan, yolsuzluk olmayan bir şekilde halkın gözleri önünde şeffaf bir şekilde yönetecek, denetleyecek, denetlettirecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek işlevsizleştirilen Sayıştay’ın yeniden güçlendirileceği, gerek CHP iktidarında başkanlığını ana muhalefet partisinin yapacağı kesin hesap denetim komisyonunu kurulacağı ve bu memlekette artık rüşvetin, adam kayırmanın, ortadan kaldırılacağı yarınları müjdeleyeceğiz.”
ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER VE EMEKLİLER İÇİN MİTİNG DÜZENLENECEK
Özgür Özel, atanamayan öğretmenler ve emeklilerin seslerini duyurabilmek için Ankara ve İstanbul’da iki miting düzenleyeceklerini belirterek, şunları söyledi:
* “Bu süreçte muhataplarımızla bir yandan sizlerin haklarını, işçinin ve emekçinin haklarını, kiracıların haklarını, atanmayan öğretmenin haklarını staj mağdurlarının haklarını, astsubayın, uzman çavuşun talep ve haklarını konuşurken bir yandan da büyük bir mücadeleyle sokaktan korkmadan, meydandan kaçmadan halkın sesini en yukarıdan duyuracağız. CHP geçen günlerde atanmayan öğretmenlerle ilgili mülakatın kaldırılma sözünün verildiği öğretmenlerle ilgili, onların talebine uygun olarak 68 bin mülakatsız atama talebinin kampanya boyunca arkasında durduk. Kürsümüzü, bu taleplere açtık. Ancak geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Erdoğan, kendi açıklamaya varamadı, ertesi gün Milli Eğitim Bakanı’na bıraktı. Bakan salı günü, sadece 20 bin atama dediğinde gençlerimizin umutları kırıldı. Ardından biz ‘Hani mülakat yapmayacaktınız? Hani 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta Sayın Erdoğan ‘mülakatı kaldırıyoruz’ diye söz vermişti, hani seçim bildirgesine yazmıştınız.
* Gençlerin kendilerinden ailelerinden böyle oy istemiş, böyle oy toplamıştınız’ dediğimizde, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ dediler. Elbette kabul etmedik. Bugün duyuyoruz ki ‘Efendim 45 dakika sürecek, kamera da koyacağız, bunu da yapacağız’ diyerek partizanlığı, adam kayırmayı, yüksek not alanı ailesi muhalif, diye geride bırakıp, düşük not alanı birilerinin yakını, diye AK Parti’den diye ileri alan bir sistemi devam ettirecekleri anlaşılıyor. İşte biz bu şartlar altında, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’ndan bir gün önce genç hocalarımız, öğretmenlerimizle atanamayan değil, ne kusuru varmış da atanamıyormuş veya senin nasıl bir mesuliyetin var bu işte? Atayamıyormuşsun.
* Atanmayan öğretmenlerle, mülakat mağdurlarıyla çağdaş, bilimsel, laik eğitime karşı yürütülen müfredat çalışmasına da isyan eden herkes ile birlikte 18 Mayıs’ta İstanbul Saraçhane’de onların sesine ses, mücadelelerine omuz vereceğiz. Onların sesini duyuracağız, müzakere de edeceğiz ama bu güzelim gençler için mücadelenin de en büyüğünü vereceğiz. Artan enflasyon asgari ücreti kemiriyor. Biz temmuz ayında enflasyon güncellemesi beklerken, hatta yılda 4 kez olsun derken, asgari ücrete enflasyon zammı yapmamaya, emeklileri süründürmeye devam ediyorlar. Bununla da mücadele edeceğiz. Bunun için ilk adım emekliler, sonra da emekçiler geliyor. Emekliler için 26 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te Ankara’da bir büyük emekli mitingi düzenliyoruz. Emeklilerin sesini bütün Türkiye’ye duyuracağız.”
“BİRAZ DA ZENGİNLERİN KAPISINA GİT”
Özel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i eleştirerek, “Buradan herkese sesleniyorum, hayat pahalılığıyla mücadele emeklinin, emekçinin, yoksulun sırtından yapılamaz. Bugün Türkiye’de bir IMF programı uygulanmaktadır, örgülü bir IMF programı uygulanmaktadır. IMF hayalet gibi üzerimizde dolaşmaktadır. IMF, ‘Memura zam yapma’ diyecek yapmıyor. ‘Emekliye zam yapma’ diyecek, yapmıyor. IMF ile anlaşsan ‘İstihdam yaratma, işe alma’ diyecek ama adına bir tek IMF demiyor. Bu hayalet, bu gulyabani, hep emeklinin penceresinde, hep emekçinin, yoksulların kapısına dayanıyor. Mehmet Şimşek’e sesleniyorum; gulyabanini al biraz da zenginlerin kapısına git. Biraz da zenginlerle uğraş, yoksulun peşini bırak” diye konuştu.
]]>“PARTİ BAŞKANINI BULDU”
“Peki Erdoğan aniden neden Özgür Özel’e yeşil ışık yaktı? Olası 2028 seçimleri için CHP içindeki olası rakibini mi seçiyor?” sorusu üzerine ise Ali Mahir Başarır, genel başkanından övgüyle bahsederek “Erdoğan’ın yerinde olsam Özgür Özel ile yarışmak istemem. Zor bir rakip. Çok çalışkan. Zeki ve çok güçlü bir hafızası var. İkna edilmesi kolay biri değil. Uzun yıllardan sonra parti genel başkanını buldu, herkes çok mutlu” açıklamasını yaptı.
Başarır parti içi çekişmenin, o’cu bu’cu tartışmalarını bittiğini söyledi “Ekrem Bey, Mansur Bey, hepimiz bir bütünüz. Hiçbirimizin derdi koltuk değil. Türkiye’nin geleceği egolarımızdan daha önemli. 85 milyon yurttaşımız müsterih olsun. 31 Mart seçimlerinde yüzde 38 oy alarak birinci olduk. Seçim olsa umutla adaletle ülkeyi biz yöneteceğiz. Bunun üzerimizde sorumluluğu var. Bir oyun kurulacaksa o oyunu biz kuracağız herkes rahat olsun. Adalet ve ekonomi taleplerimizi iletmek için gittik. Özellikle ezilenler, emekliler ve gençler için mücadele edeceğimizi söyledik. biz tarihe not düşelim de çözerler ya da çözmezler gerisi onlara kalmış” ifadelerini kullandı.
Eleştirilerin aksine anayasa için AKP’nin tuzağına düşmeyeceklerini söyleyen CHP Grup Başkanvekili, iktidarın anayasa hamlesinin de samimi olmadığı görüşünde: “Erdoğan’ın siyasi ikbaline göre bir anayasa yapamayız. Erdoğan’ın kurtuluş reçetesi olacak maddeleri bütününü imzalamayız. Çağdaş toplumlarda anayasalar yüzde 90 kabullü yürürlüğe girer. Bizde yüzde 50+1 ile girdi. Bu noktaya geldikten sonra ‘parlamenter sisteme geçelim’ demek samimi değil. Elbette bizler parlamenter sistemini, hukukun üstünlüğünü istiyoruz ama önce sorunları çözsünler.”
Yaratılan siyasi iklimin yumuşaması gerektiğine de dikkat çeken Başarır “Yarın seçim olsa bu ülke böyle mi gidecek. Emekli 10 bin TL ile mi geçinecek, açlık sınırı asgari ücretin altında mı kalacak, Can Atalay cezaevinde mi olacak?” dedi.
“HİZBULLAH’A VAR DOĞAN’A YOK”
Cezaevinde hâlâ tutuklu bulunan Çetin Doğan ve Osman Kavala konusuna değinen Başarır “Biz hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını savunuyoruz. Erdoğan’a ‘Sen aldın sen ver’ diyemeyiz. Ne diyoruz; ‘Adaletin önündeki dikenli tellerini kaldır. HSK üyelerini, AYM üyelerini sen atama.’ Kavala için AYM’nin gerekçeli kararı yeninden yargılama sebebi de olabilir. Biz bunu istiyoruz. Sadece bir konu kendi iradesinde. Çetin Doğan’a af… Hizbullah’a kullandığı af yetkisini Çetin Doğan’a kullanmaması utanç verici. Derhal kullanmalı. Görüşmede bunu da talep ettik” diye konuştu.
]]>“EDANUR ÇOCUĞUMUZU BİZ BURADA CİNAYETE KURBAN VERMİŞİZ”
Yıldırım, “Piknik yapan aile parkta güvenli bir şekilde çocuğunu koruyamaz hâlde. Çok basit bir olay, basit bir tedbirle engellenmesi gereken bir kazayı maalesef, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kazmış olduğu bu çamur çukurunu kapatamamış ve Edanur çocuğumuzu biz burada cinayete kurban vermişiz” dedi.
“CHP’NİN AÇTIĞI ÇUKUR YOK”
Yıldırım’a konuşması sırasında tepki gösteren CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, “CHP’nin açmış olduğu çukur, diyor ya. Ya, sizin açtığınız çukurlar bitmedi. CHP’nin açtığı çukur yok” dedi.
“İSTANBUL’UN CAN GÜVENLİĞİ YOK”
Yıldırım, “İstanbul’un can güvenliği yok. Otobüse binenler otobüste, metrobüse binenler metrobüste kaza yapıyor. Metroya binenler metroda takılı kalıyor. Pikniğe gidenler parkta çocuklarını ölü olarak teslim ediyor. CHP’li belediyenin getirmiş olduğu sonuç bu” diyerek konuşmasını sürdürdü.
“31 MART’A KADAR O İFTİRALARI YAPTINIZ, CEVABINI ALDINIZ”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise yerinden konuşarak “31 Mart’ta aldın cevabını, hâlâ bu iftiralara devam et. 31 Mart’a kadar o iftiraları yaptınız, cevabını aldınız” dedi.
Yıldım ise “Biz boşuna demiyoruz CHP demek çamur, çukur, çöp demek” diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, şunları söyledi:
*Biz böyle bir kazanın olmuş olmasından derin üzüntü duyuyoruz, keşke hiç olmasaydı. Sorumlu bir idare bu durumda hemen soruşturma başlatır ve adalet talep eder; biz bunu yapıyoruz, korkmayın.
*Ama sizin neler yapmadığınızı söyleyeceğim ben şimdi. Daha, Çorlu’da çocuklarını kaybeden anneler altı yıldır adalet arıyorlar, adaleti bulamıyorlar; mahkeme daha yeni kararı verdi, haberiniz var mı sizin bundan?
*Aladağ’da yurtta yanan çocuklar için ne yaptınız hatırlıyor musunuz? Peki, siz Gökçek döneminde metro kazısında ölüp de 300 metre arkada cenazesi bulunan vatandaşı hatırlıyor musunuz?
“SİYASET ÜRETELİM DİYORSANIZ BAŞKA KAPIYA”
*Yüreğiniz yetiyorsa, bakın, bir yavrunun ölümü üzerinden siyaset yapmayın; ayıptır, yazıktır, günahtır. Cesaretiniz var mı? Gelin, kamu idaresinin hizmet kusurundan kaynaklı bütün ölümleri araştıralım, var mısınız?
*Bütün o yargılama safahatlarının niye on yıl sürdüğünü araştıralım, var mısınız? Gelemezsiniz, gelemezsiniz. Bir yavrumuz çukura düştü, Allah rahmet eylesin; tabii ki gereğini yapacağız hiç şüphesiz ama ‘Bunu bir fırsata çevirelim, bundan yararlanalım, bundan siyaset üretelim’ diyorsanız başka kapıya.
“VAR MISINIZ; HER ŞEYİ KONUŞALIM”
*Çünkü ikiyüzlüsünüz, çünkü bugüne kadar kılınızı kıpırdatmadınız. Ama gerçekten bu bir vesile olsun sayın vekiller, bundan sonra bu Meclis, bu tip kazaların peşine düşsün, araştırsın, mahkeme safahatını takip etsin.
*Adalet de yerini bulsun; var mısınız, yüreğiniz yetiyor mu? Sayın Hatip yavaş yavaş bizim olduğumuz noktaya gelecek ama zorlanıyor çünkü onun kulağına üflemişler: “Çamur çukuru” demişler, iki de bir söylemek zorunda kalıyor. Şimdi, biz arkadaşlar diyoruz ki: ‘Her şeyi konuşalım.’
“GELİN ARAŞTIRALIM”
*Bu ülkede idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan bu belediye olabilir, kamu olabilir… Gelin araştıralım, üzerine eğilelim siyaset olarak ve Meclis olarak yapacağımız şey var mı, yok mu bakalım diyoruz. Siz ne diyorsunuz?
*Israrla “Bu yavrumuzu konuşalım.” diyorsunuz. Sayın Vekil burası bir hukuk devletiyse bu iş savcılığın işidir. Bakın, idari soruşturma da var, savcılık da el altmış; biz, bunları burada konuşamayız. Bakın, bunları bilmelisiniz.
*Eğer siz mahkemelerde adalet bıraktıysanız, savcı araştırır, soruşturur, kovuşturur, mahkeme olur, o safahatları birlikte takip ederiz ama o 5 yaşındaki yavruyu ısrarla konuşmaya çalışmanızı sadece kuru ve kötü bir siyaset yapmak olarak tanımlıyorum çünkü bunun başka bir açıklaması yok.
*Ama gerçekten samimiyseniz, gerçekten siz bu işe kafanızı takıyorsanız, gerçekten bir gün kalktınız ve 5 yaşındaki bir yavrumuzun böylesine müessir bir durumda vefat etmesinden rahatsız olduysanız, vicdanlarınız ayağa kalktıysa bundan önceki o yavruları düşünün, bundan önce yanan yavruları, kaybettiğimiz canlarımızı da düşünün.
*Bakın, sizin iktidarınıza sadece 32 bin işçi iş kazasında hayatını kaybetti. Şimdi bunları niye konuşmuyoruz? Bunların hepsini alalım, hepsini konuşalım Türkiye Büyük Millet Meclisi de görevini yapmış olsun.
]]>“İNSANLARIN EMEKLERİNİ ÇALIYORSUNUZ”
Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, şunları söyledi:
*Büyük Atatük, ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ demiştir. Cumhuriyet’in sağladığı olanaklarla Bartın ilinin Ulus ilçesi Ulukaya köyünde doğan, babası emekli öğretmen, annesi ev hanımı olan Sayın Adalet Bakanı, Cumhuriyet’in sağladığı bu ortamdan yararlanarak her Türk vatandaşına sağlanan olanaklardan yararlanarak bugün o koltuğa oturmuştur ancak Cumhuriyet’in sağladığı bu olanakları her Türk vatandaşına eşit oranda sağlamaktan geri kalmıştır.
*Sayın Adalet Bakanı’ndan adalet beklemeyi bıraktık, adalet mensuplarına bile adaletsiz davranmaktadır. Türkiye’nin her tarafından yüzlerce, binlerce Adalet Bakanlığı mensuplarının feryatları bugün her yerde inlemektedir.
*Bize ulaşan Adalet Bakanlığı mensupları Bakanlığın yaptığı meslekte yükselme sınavında haksızlığa uğradıklarını beyan etmektedirler. Elimizde sayısız örnek var. 94 almış, 88 almış sınavda başarılı olmuş ancak mülakatta elenmişler. O ilde birinci olanlar mülakatta elenmiş, o ilde sonuncu olanlar yükseltilmiş, müdür yapılmış.
*Aynı sorun Emniyet mensuplarında da var. Bu haksızlıkları yapmaktan bir türlü vazgeçmiyorsunuz. Sizin ne vicdanınız ne insafınız var. Türkiye’nin cumhuriyet kazanımlarını sattığınız yetmiyormuş gibi şimdi de insanların emeklerini çalıyorsunuz.
*Bu insanlar ailelerini geleceği için sabahlara kadar çalışmışlar. ‘İntiharın eşiğindeyiz’ diyor. Ben gazi babama bakmak için sabahlara kadar hem ona baktım hem çalıştım’ diyor. Almış olduğu 94 puana rağmen atanamadı, il sonuncusu atandı. Yenileceksiniz, sonunuz geliyor. Bu kibirden vazgeçin.
“ÜLKEMİZİN EN BÜYÜK SORUNU ADALETTİR”
Saadet Partisi Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan ise şunları söyledi:
“Elbette bir ülkenin temeli adalettir. Ne hazindir ki ülkemizin de en büyük sorunu adalettir. Bugün KHK’lıların mağdur kaldığı durumları, eşlerin birbirinden yüzlerce, binlerce kilometre uzakta hapis yatırılarak mağdur edilmek istendiği bir dönemi ve AİHM’in pek çok kararına rağmen diretmenin hukuksuzluğunu izah etmek mümkün değil. İtibar saraylarda, uçaklarda, yüksek adliye binalarında aranıyor olsaydı belki bugün ülkemiz adil sayılırdı ama adalet hukukla, hukukun üstünlüğüyle hele ki kamunun vatandaşlar arasından ayrım gözetmeksizin baba rolünde kucaklayıcı bir tavrı ile mümkün olur. Adalet Bakanlığı kendi personeline, kendi çalışlarına bile bu hukuksuzluğu yaşattığını net bir şekilde göstermiştir.”
“MÜLAKATI MÜLAKAT GİBİ YAPACAĞIZ’ DİYEREK İTİRAF ETTİLER”
İYİ Parti adına konuşan Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Ben Bursa’da yıllarca eğitim sendikacılığı yaptım en son Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘mülakatları kaldıracağız’ vaadinin üzerinde neredeyse bir yıl geçecek olmasına rağmen ne dedi, ‘artık mülakatları mülakat gibi yapacağız’ dedi. Bu bir itiraftı. Bu geçmişte yapılan bütün mülakatların kul hakkına girdiğinin adaletsiz olduğunu, liyakatsizlerin torpillilerin atandığı ve kamuda kadrolaşmanın, tarikatlara cemaatlere verilen ayrıcalığın da bir göstergesiydi.”
“OHAL SON BULDU, MÜLAKAT SÜRÜYOR”
DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu ise şunları söyledi:
“Batman İl binamıza bir polis baskını olduğu bilgisini aldık şu an. Polislerin elinde parti binasına dair herhangi bir arama kararı olmadığı halde hukuksuz bir şekilde il binamızın içine girerek bina aranmış, il eş başkanlarımız ve avukatlar olmadan il binamızı aramaya başlamışlardır. Gelen görüntülere de baktığımızda tamamen bir talan, tamamen bir usulsüzlük uygulaması ile karşı karşıya kalınmıştır. Yapılan arama değil resmen zorbalıktır. Şunu unutmayın biz bu Meclis’in üçüncü büyük partisiyiz. CHP’nin önergesine gelecek olursak bugün yine bir hırsızlıktan, emek hırsızlığından bahsediyoruz. Mülakat adı altında kamuda liyakatten ziyade sadakati esas alan bir göreve getirme şeklinden bahsediyoruz. Biliyoruz ki mülakat sistemi 15 Temmuz’un ardından getirildi. OHAL güya son buldu ama onunla gelen mülakat sistemi devam ediyor.”
“NEPOTİZMİN KRALI CHP’DE”
AKP Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ise eleştirilere şu yanıtı verdi:
“Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme ve Ünvan Değişikliği Sınavı’nda başarılı olan 2 bin 35 kişi mülakata girmeye hak kazanmıştır. Yazılı sınav sonucu başvurduğu ilde birinci olan 275 adaydan büyük bir kısmı sınavda başarılı olmuştur. Yine mülakat yapılmadan puan sıralamasına göre alım sırasına göre başarılı olabileceklerin de büyük kısmı mülakatta başarılı olmuştur. Başarısız olan adayların görev yaptığı birimin kriterlerine göre esas alınarak 100 tam puan üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Mülakatla ilgili değerlendirmeyi CHP Grubu istediği için hatırlatmak isterim ki son günlerde belediyelerde yapılan atamaların nasıl yapıldığı ortada. CHP’nin kazandığı belediyelerde yapılan atamaların tamamı ortada. Nepotizmin kralı CHP’de.”
]]>
Bucak’ın ilk kadın ve en genç başkanı oldu
Makine Mühendisi Hülya Gümüş 28 yaşında. 68 bin nüfuslu Burdur Bucak’ta 10 yıl sonra CHP’ye seçim kazandırdı ve yüzde 40 oy aldı. AKP’li rakibi ise yüzde 33’de kaldı. AKP Bucak’ta 2019’da yüzde 45, 2014’de ise yüzde 43 oy alarak seçimi kazanmıştı. Bucak’ın ilk kadın ve en genç başkanı olan Hülya Gümüş 10 yıl sonra AKP’li başkanların hakimiyetine son verdi. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitiren Gümüş 24 yaşında CHP Bucak İlçe Başkanı ve geçen yıl da Milletvekili adayı oldu. Gümüş, “Bundan sonra bize düşen çok çalışmak ve halkımıza layık olmak. Amacım 5 sene sonra kimseye ‘Keşke’ dedirtmemek. ‘İyi ki Hülya’yı seçmişiz’ dedirtmek. Herkesin eşit olduğu tarafsız bir yönetim anlayışı ile şeffaf bir belediyecilik yapacağım” dedi.

CHP 50 yıl sonra Korkuteli’ni aldı
Antalya’nın dağlık bölgesi Korkuteli İlçesi’nde 30 yıldır MHP’li adaylar seçimden galip çıkıyordu. CHP ise en son 50 yıl önce Belediye Başkanlığı seçimini kazanmıştı. 29 yaşındaki Halkla İlişkiler uzmanı Saniye Caran, 59 bin nüfuslu ilçede seçimden galip çıkan ilk CHP’li ve en genç başkan oldu. Böylelikle CHP 50 yıl sonra Korkuteli’nde seçim kazandı. Caran yüzde 38 oy aldı ve AKP adayına 10 puan fark attı. Korkuteli doğumlu olan Caran, Pamukkale Üniversitesi Halkla ilişkiler Bölümünü bitirdi. Halen de Anadolu Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünde eğitimine devam ediyor. Mazbatasını aldıktan sonra Mehter Takımı ilçede kutlama yapan Caran, “Beş yıl süreyle halkımızın yanında olacağız ve hizmet edeceğiz. Korkuteli’nin huzuruna huzur, mutluluğuna mutluluk katmaya geldik” dedi.

Mühendis başkanın ilk icraatı tasarrufa gitmek olacak
Manisa Şehzadeler’de 36 yaşındaki CHP’li Gülşah Durbay seçimi kazandı. Gıda Mühendisi ve Manisa’nın ilk kadın ilçe belediye başkanı olan Durbay, 167 bin nüfuslu ilçede yüzde 38 oy aldı. AKP’li rakibine 9 bin 500 oy fark attı. Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Durbay, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde de ekonomi ve finans alanında doktora yaptı. Durbay, “İlk icraatımız kreş açmak olaca” dedi. Belediyeyi 150 milyon lira borç ile devralan yeni Başkan “Tasarrufa gideceğiz, işe gelmeden maaş alanlar ile de yollarımızı ayıracağız, son 4 ay içinde işe alınan çok sayıda personel var. Personel maaşlarının bütçenin yüzde 40’ını geçmemesi lazım” açıklaması yaptı.

‘Önceliğimiz huzur güven ve mutluluk’
Afyonkarahisar’ın Evciler İlçesi’nde de seçimi 34 yaşındaki Avukat Berrin Uğurlu kazandı ve 8 bin nüfuslu ilçede yüzde 50 oy aldı. Evciler’de 2019 yılındaki seçimde AKP adayı yüzde 57.8 ile Başkan olmuş, o dönemdeki CHP adayı ise yüzde 40’da kalmıştı. Afyonkarahisar’da ana kent belediyesini de CHP’nin kadın adayı ve Milletvekili Burcu Köksal kazandı. Evciler’de sandıktan galip çıkan yeni Başkan CHP’li Uğurlu, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi ve Afyon’da 7 yıl süreyle avukatlık yaptı. Uğurlu “İlçemiz Evciler’e de uğurlu geleceğiz. Daha yaşanabilir, daha güvenli, daha iyi hizmet için çalışacağız. Önceliğimiz huzur, güven ve mutluluk olacak” dedi.
9 MİLYON 476 BİN NÜFUS VAR
Yerel seçimde CHP’nin kadın adaylarından 35’i seçimi kazandı. Bunlardan 3’ü Büyükşehir olmak üzere 6’sı İl, 28’i İlçe, biri de Belde Belediye Başkanı oldu. Kadın belediye başkanlarının bulunduğu il ve ilçelerde toplam 9 milyon 476 bin 251 kişilik nüfus var. En yüksek nüfus Özlem Çerçioğlu’nun görev yaptığı 1 milyon 161 bin kişi ile Aydın ve Candan Yüceer’in görevde olduğu 1 milyon 167 bin nüfuslu Tekirdağ’da bulunuyor. En kalabalık ilçe ise 787 bin 771 kişi ile Oya Tekin’in Başkan olduğu Adana Seyhan.
]]>* “Takip ettiğiniz gibi, Belediye Başkanlarımızla ve İl başkanlarımızla 20 – 21 Nisan tarihlerinde, ‘İktidar Yolunda CHP Belediyeciliği’ çalıştayımızı yaptık. Seçilmiş 409 belediye başkanımız ve il başkanlarımızla büyük bir salonu hınca hınç doldurabilmenin, o koltuklarda oturan kişilerin sandıkta kurduğumuz Türkiye İttifakı’nın oyları ile seçilmiş belediye başkanlarımız olmasının gururunu yaşadık.
* 31 Mart Yerel seçimlerinde babaevine dönüşler başladı. Köklerini Anadolu ve Rumeli müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinden alan, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesini örgütleyen, her türlü yokluğa ve zorluğa rağmen çağının çok ilerisinde, demokratik, özgür ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran CHP hepimizin babaevidir. Genel başkanımız Sayın Özgür Özel’in ifade ettiği gibi ‘Babaevinin tapusu kimseye ait değildir.’
* Babaevinin tapusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ündür. O yüzden vakit kaybetmeden, daha fazla yurttaşımızı babaevine bekliyoruz. Hayat pahalılığı nedeniyle ezilen, üç kuruş maaşla ayın sonunu getirmeye çalışanları babaevine bekliyoruz. İnançları nedeniyle, etnik kimlik ve kökenleri, siyasi görüşleri, yaşam tarzları nedeniyle ötekileştirilen, ayrıştırılan, yok sayılanları babaevine bekliyoruz. Dini duyguları, milli duyguları, vatan, millet, bayrak sevgisi yıllarca sömürülen kim varsa babaevine bekliyoruz. Babaevinde Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençler var.
“HERKESİ BABAEVİNE BEKLİYORUZ”
* Babaevinde Cumhuriyet kadınları var. Babaevinde, 10 bin liraya geçinmek zorunda olan emekliler, atanmayan öğretmenler, staj ve çıraklık mağdurları var. Babaevinde 17 bin lira asgari ücretle çalışıp, kira ödeyip, çocuk okutup geçinmeye çalışanlar, gece boyu ayazda titreyerek ucuz kıyma kuyruğunda bekleyenler, pazarda çürük meyve – sebze toplamak zorunda kalanlar var. Babaevinde, vatan toprağını korumak için şehit düşenlerin aileleri var. Babaevinde bağımsız ve tarafsız yargı hasreti çekenler, haksız ve hukuksuz bir şekilde özgürlüğü elinden alınanlar var. Babaevinde ‘oy yoksa hizmet de yok’ diyerek tehdit edilen depremzedeler var. Babaevinde ağaca, suya, toprağa siper olmuş doğa katliamlarına dur diyen milyonlar var. Kısacası babaevinde ezilenler var. Mazlumlar var, mağdurlar var. O yüzden herkesi babaevine bekliyoruz.
“BAZI BELEDİYELER GİDERAYAK YAĞMALANMIŞ, TALAN EDİLMİŞ”
* Yerel seçimlerin sonunda 14 büyükşehir, 21 il merkezi olmak üzere toplam 35 ilde belediyeleri kazandık. 314 ilçeyi CHP’li belediye başkanları yönetecek. Yüzde 38 oy oranına ulaşarak partimizi hep birlikte birinci parti yaptık. CHP artık toplumun her kesiminden oy alabilen bir siyasi partidir. 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerini Türkiye ittifakı kazanmıştır, Türkiye kazanmıştır. Göreceksiniz, iktidar yolunda ilerleyen CHP ve CHP’li belediyeler önümüzdeki 5 yıl boyunca halkımıza en güzel hizmetleri götürecek.
* Ancak kazandığımız belediyelerde inanılmaz bir israf tablosu ortaya çıktığını da bilmenizi isterim. Bazı belediyeler giderayak yağmalanmış, talan edilmiş. Hemen hemen tüm belediyelerin milyonlarca liralık borcu yeni belediye başkanlarının sırtına yüklendi. Bu kadar para nerelere harcandı? Hangi vakıf, hangi dernek, hangi medya gruplarına ne kadar kaynak aktarıldı? Kaç paralık çerez, kuru yemiş alındı? Kimlere hangi ballı ihaleler verildi. Bunların hepsi yeri ve zamanı geldiğinde kamuoyuyla paylaşılacak.
“AKP İKTİDARI VE YÖNETİM KADROSU İSRAİL KONUSUNDA KONUŞTUKÇA BATIYOR”
* Bir söylediği bir söylediğini tutmayan AKP iktidarı ve yönetim kadrosu İsrail konusunda konuştukça batıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 27 Mart’ta bir televizyon programında İsrail ile ticaret yapılmadığını savundu, bunu eleştirenleri de ‘MOSSAD ajanı’ olmakla suçladı. Aynı Ömer Bolat 28 Mart’ta yani bir gün sonra katıldığı bir başka programda ‘Hükümet olarak kamu kurumları, devlet şirketleri asla İsrail firmaları ile ticaret yapmıyor’ dedi, hatta baş yandaş bir gazetede 8 Nisan 2024 tarihinde ‘İsrail ile ticaret koca bir yalan’ başlığıyla haber yapıldı. Sonra ne oldu? Ticaret Bakanlığı 9 Nisan’da bir açıklama yaptı ve İsrail ile ‘olmadığını iddia ettikleri’ ticarete kısıtlama getirdi.
* Tarih 20 Nisan 2024’ü gösterdiğinde; AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi katıldığı bir programda, İsrail’le yapılan ticareti ‘zarar veren’ ve ‘vermeyen’ diye ayırarak yaptıklarına iki yüzlülüğe kılıf bulmaya çalıştı. Şu sözlere bakın. İsrail’in Müslümanlara yaptığı bebek katliamını nefretle kınıyorlarmış ama İsrail serbest ticaret anlaşmasından da vazgeçemezlermiş. Neden? Çünkü; altı satıp bir alıyorlarmış. Ayıptır, günahtır. Bir taraftan Gazze mitingi yap bir taraftan gelsin yeşil dolarlar. Bir taraftan büyük Filistin mitingi yap. Diğer taraftan altı sat, bir al. AKP zihniyetine göre, masum insanlar ölebilir, çocuklar, siviller ölebilir ama ticaret devam eder. ‘Meydanlarda insanları toplarız, iki nutuk atarız, kitlelerin, insani ve vicdani duygularını okşarız, biraz inanç ve din sömürüsü yaparız ama ticaret devam eder, dolarlar akmaya devam eder.’
* Neden? Çünkü altı satıp, bir alıyorlar. İsrail Uluslararası Adalet Divanında soykırım suçlamasıyla yargılanıyor. Nihat Zeybekçi ise soykırım suçu için ‘Eyvallah ama…’ diyor. Yalnız AKP’lilere söyleyelim. Artık herkes bu yalanların, bu riyakarlıkların ve iki yüzlülüğün farkında. AKP’li yetkililerin, Saraydaki Göbels özentisi danışmanların, medyadaki trollerin bu çelişkili ve manipülatif açıklamalarına artık kimse inanmıyor.
“CEMEVİ KÜLTÜR SANAT KURUMU YA DA TANITIM OFİSİ DEĞİLDİR, İBADETHANEDİR”
* Geçen hafta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bir yönetmelik yayımlandı. Cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar düzenlenmiş. Cemevlerini hala Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesi altında tutarak alevi yurttaşlarımızın ibadetlerine ve alevilik inancına bir kültürel değer muamelesi yapan zihniyet, lütfetmiş ve cemevlerinden -eğer şartları sağlarsa- aydınlatma gideri almayacakmış. Bir kere Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde işi ne? Cemevi kültür sanat kurumu ya da tanıtım ofisi değildir, ibadethanedir. Tekrarlayalım, cemevleri ibadethanedir.
* Alevilik de kültürel bir etkinlik değil, inançtır. Cem ve semah da birer kültürel aktivite değil, ibadettir. Şatafatlı sofralara, makam araçlarına, yurtdışı toplantılarına akıttığınız Diyanet bütçesi ne güne duruyor? Aleviler vergilerini ödüyor ama Diyanetten haklarını alamıyor. CHP iktidarında, hiç kimse inançları ve etnik kimlik kökeni nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmayacak. Ötekileştirmeye son vereceğiz. Toplumdaki her kesim, bu ülkeye aidiyet duygusunu sonuna kadar hissedecek.
“NİHAYET MECLİS’TE İLİÇ FACİASI’NA İLİŞKİN ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULABİLDİ”
* Hepinizin bildiği gibi Erzincan İliç’teki maden faciasının üzerinden iki ay geçti. Nihayet Meclis’te faciaya ilişkin araştırma komisyonu kurulabildi. Komisyonda AKP’li Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman yer alıyor. Süleyman Karaman, 22 Temmuz 2004’te 41 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği Pamukova tren katliamının yaşandığı dönemde TCDD Genel Müdürü olan kişi. Dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, o dönemde Karaman hakkında soruşturma açılmasına izin vermemişti.
* Aynı Karaman, 2022 yılında Anagold’un madeninde şirketin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca sıkça denetlendiğini iddia etmişti. Bu kişinin yer aldığı komisyondan tarafsız, bilimsel ve objektif bir rapor bekleyeceğiz. Öyle mi? AKP iktidarının bu ve benzeri facialarda izlediği bir yol var değerli arkadaşlar. Meclis’te kurulacak olan araştırma komisyonlarına, araştırılacak konuda sicili bozuk olan birini mutlaka atarlar. Kazaların gerçek nedeninin, yapılan ölümcül ihmallerin ve ihmaller silsilesinin üzerini örtecek, manipüle edecek birilerini mutlaka ama mutlaka bulurlar ve atarlar. Atarlar ki; komisyonda olayın üstünü kapatsın, atarlar ki gerçek sorumlular aklansın ve ortaya çıkacak olan ihmaller zincirini yok saysın, atarlar ki AKP’ye zeval gelmesin. Bunu FETÖ Araştırma Komisyonu’nda da gördük. Soma’nın katilini, Amasra Araştırma Komisyonu’nun başkanı yaptıklarında da gördük. Çünkü asıl amaçları olayı araştırmak değil toplumda oluşması muhtemel infiali bastırmak.
* Biz CHP olarak şimdiye kadar TBMM’de kurulan araştırma komisyonlarında, gerçeklerin ortaya çıkması, ihmal ve kusuru olanların tespit edilerek yargı makamlarının önüne çıkarılması ve bu olaylardan ders çıkarılarak, tedbirler alınarak benzer olaylar yaşanmaması için doğru bildiğimizi söylemekten asla geri durmadık. İliç Faciası’nı araştırmak için kurulan komisyonda CHP’yi temsilen Genel Başkan yardımcımız ve Çalışma Gölge Bakanımız Gamze Taşçıer, Enerji Gölge Bakanımız Deniz Yavuzyılmaz, Adana Milletvekilimiz Müzeyyen Şevkin, Erzincan Milletvekilimiz Mustafa Sarıgül ve Muğla Milletvekilimiz Cumhur Uzun ile aynısını yapacağız. Komisyon çalışmalarının adaletten bir gram sapmasına dahi izin vermeyeceğiz. Bu bizim İliç’te toprak altında kalan canlarımıza karşı boynumuzun borcudur, kimsenin şüphesi olmasın.
“KENT LOKANTASI PROJEMİZİ AKPLİ BELEDİYELER UYGULAMAYA BAŞLADI”
* AKP iktidarı seçim şokunu hala atlatamadı. ‘Kent lokantası oy mu kaybettirir’ diyen bir genel başkanla, daha çok şok yaşarlar. CHP olarak her konuda öncü olmaktan mutluluk duyuyoruz. CHP’nin ısrarlarıyla emeklilere bayram ikramiyesi geldi, taşeron işçilerimizin kadro sorunu büyük ölçüde çözüldü, EYT sorununu gündemden düşürmedik, kısmen çözüldü. Şimdi de kent lokantası projemizi AKP’li belediyeler uygulamaya başladı. Gaziantepli vatandaşlarımız da ‘Kent Lokantası Projesi’ sayesinde dört kap yemeği 40 liraya yiyebilecek. Fatma Şahin gibi diğer AKP’li belediye başkanlarını da bizi takip etmeye çağırıyoruz. CHP’yi ve CHPli Belediyeleri takip etmeye devam edin. Çünkü; her şey çok güzel oluyor.
“BAKANINIZİN TABİRİNİZLE SİZ BU ‘YEREL HALK’A YENİLDİNİZ SAYIN ERDOĞAN”
* AKP’nin her bir şeyi çok bilen ekonomist genel başkanı Kent Lokantaları’na yenik düştü. 10 bin lirayla geçinin dediniz. Emekli vatandaşlarımızla dalga geçtiniz, açlığa mahkûm ettiniz, emeklilere yenildiniz Sayın Erdoğan. Asgari ücretin altında kira kalmadı. Ev demeye bin şahit isteyen, dört duvarı olan üstü kapalı bir bina bile, durduğu yerde asgari ücretli bir işçiden daha fazla para kazanır oldu. Bir işçinin ödeyemediği ev kirasına yenildiniz. Ekonomik darboğazın huzur bırakmadığı ailelere, buzdolapları bomboş, tencere kaynamayan evlere, geleceğinden umudu kesmiş gençlere, yarınını göremeyen annelere, babalara, parasızlığın, mutsuzluğun, kapana kısılmışlığın sebep olduğu asık suratlara, çaresiz bakışlara yenildiniz Sayın Erdoğan. Bakanınızın tabirinizle siz bu ‘Yerel halk’a yenildiniz Sayın Erdoğan. Bu ‘Yerel halk’ ne demek değerli arkadaşlar? AKP’nin ekonomiyi düzeltmesini beklediği Mehmet Şimşek adeta sömürge valisi gibi konuşuyor. Herhalde; 22 yıldır iktidar olmanın nimetlerinden faydalanan AKP’nin Creme de la Creme – kaymak tabakası hariç geri kalan herkesi kastediyor. Yerel halk değil Sayın Şimşek Türk Halkı, Türk milleti. 100 yıllık Cumhuriyet ve vatansever Türk milleti bu tavrı hak etmiyor.
* Aynı Hazine ve Maliye Bakanı geçtiğimiz günlerde ‘Harcamaları mümkün olduğu ölçüde kontrol edip kesintiye gideceğiz’ dedi biliyorsunuz. Peki biz de soralım. Bu zorunlu tasarruf kimin cebinden yapılacak? Ortada yıllarca borcu ödenecek, dolarla avroyla ödeme garantisi verilmiş plansız projeler var. Holdingler için sürekli vergi afları çıkarılıyor. Onlar anladığımız kadarıyla tasarruf kapsamında değil. Peki kim ödeyecek bu faturayı? Mehmet Şimşek’in deyimiyle ‘Yerel Halk.’ Yani mahallenin bakkalı, okulun yanındaki kırtasiye sahibi, gençlerin kahve içmek için gittiği kafenin sahibi ödeyecek hesabı. Menüyü hükümet hazırladı, yemeği yandaşlar yedi, sömürge valisi gibi konuşan Mehmet Şimşek de hesabı halka ödetecek. Kamuda tasarruf sağlanacak mı? diye sorsak onun da yanıtı belli. ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyecekler. Saatlerini, yemeklerini, pahalı çantalarını gösterecekler.
“AKP SEBEP, HUKUKSUZ UYGULAMALAR SONUÇTUR”
* İtibardan tasarruf olmaz diyen, Mehmet Şimşek birkaç gün önce IMF Başkan Yardımcısı ve Avrupa Direktörüyle görüştü. Görüşmenin ardından IMF Avrupa Direktörü Alfred Kammer ‘Türkiye’deki yürürlükte olan programı destekliyoruz’ dedi. Buradan görüyoruz ve anlıyoruz ki; Türkiye IMF’siz IMF programı uygulanıyor. AKP genel başkanından bakanlarına kadar hepsi kendileri dışında bir sorumlu bulma ve yanlış politikalarının bedelini başkalarına ödetme derdinde. Hazine Bakanı, ekonomik buhranın acı faturasını halka ödetmek istiyor. AKP Genel Başkanı Erdoğan da, ekonomideki kendi başarısızlıklarının faturasını başkalarından çıkarmaya çalışıyor. Ona göre sorumlu, kimi zaman marketler, kimi zaman büyük şirketler. Utanmasalar, kiraların emlakçılar yüzünden, altın fiyatlarının da kuyumcular yüzünden arttığını iddia edecekler.
* Serbest piyasa ekonomisi dediler, CHP’li belediyelerin sosyal devlete yönelik hizmetlerini kendilerince küçümsediler. ‘Kent lokantası da neymiş’ dediler ama kendileri market kurdu. AKP’nin Genel Başkanının ‘Kâr amaçlı kurulmadı’ dediği Tarım Kredi Marketleri meğer fahiş fiyatları bayağı seviyormuş. market 2023‘te bir hayli kar elde ettiği gibi, yöneticilerine de 5 milyon liralık menfaat sağlamış. Neyse ki ülkede namuslu, işinin ehli, bağımsız denetim firmaları var da biz de gerçekleri öğrenebiliyoruz.
* AKP, istediği kadar hedef şaşırtmak istesin bu halk, derinleşen yoksulluğun sebebinin, ayyuka çıkan yolsuzluğun, artan işsizliğin, bir avuç yandaşı zenginleştirip, yaşadıkları şatafatlı hayatın, bu talan düzeninin sebebinin AKP olduğunu biliyor. Halk şunu artık çok iyi biliyor. AKP sebep, hayat pahalılığı sonuçtur. AKP sebep, yolsuzluk ve yoksulluk sonuçtur. AKP sebep, ekonomik buhran sonuçtur. AKP sebep, liyakatsizlik sonuçtur. AKP sebep, hukuksuz tüm uygulamalar sonuçtur.
“MİLLETVEKİLLERİ PAHALI YEMEKLERLE, KOLLARINA TAKTIKLARI PAHALI SAATLERLE GÜNDEME GELMEMELİ”
* Yarın 23 Nisan. Milli egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın sembolü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş günü. Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığında kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile büyük Türk ulusu kendi kaderini ve kendi istikbalini kendi belirledi. Bugün Türkiye dünyanın saygın ülkeleri arasında ise, bunun temelleri 23 Nisan 1920’de Ankara’da atıldı. Bu güzel ülkenin tüm vatandaşları eşit haklara ve sorumluluğa sahip artık. Hiç kimse diğerinden üstün değil. Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız milletin.
* Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görevi vatandaşlarımızın öncelikle hak ve özgürlüklerini korumak. Anayasa’ya sahip çıkmak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti niteliklerini işler hale getirmek. Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine üzerine çıkarmak. Bu saydıklarım, bu milletin seçtiği her bir milletvekilinin de asli sorumluluğu ve ödevi. Meclis, saygınlığı ile Türk ulusumuza örnek olmalı. Şatafat ve görgüsüzlük parlamentonun kapısından girmemeli. Milletvekilleri yedikleri pahalı yemeklerle, kollarına taktıkları pahalı saatlerle, lüks uçaklarla yaptıkları seyahatler ile gündeme gelmemeli. Halkın vekili, halk gibi yaşamalı.
* Bizim çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras, saygın, her alanda temiz, eşit, özgür ve adil bir Türkiye’dir. Çocuklarımıza, saygınlığın şekil ile değil, özle kazanılacağını, bilgiyle kazanılacağını göstermeliyiz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 104. Kuruluş yıldönümünü şimdiden kutluyorum. Milyonlarca çocuğumuzun, evladımızın gözlerinden öpüyorum.”
]]>
“CHP GENEL BAŞKANI VE CHP’NİN BİRİNCİ PARTİ OLDUKTAN SONRA KATILDIĞIM İLK TOPLANTI”
Sözlerine Bilkent Üniversitesi’ne gelmekten duyduğu memnuniyeti anlatarak başlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Üniversitelere çok gittim bundan önce de Bilkent Üniversitesi’ne çokça geldim ama bu Genel Başkan olarak ve 47 yıl sonra CHP birinci parti olduktan sonra katıldığım ilk toplantıdır ve bu yüzden benim için çok anlamlıdır” dedi.

“MECLİS’TE TARTIŞMALI OTURUMLARDA DUYMADIĞIM BİR HEYECANI DUYUYORUM”
Meclis’i kastederek 600 kişilik salona alışkın olduğunu ifade eden Özel, “Meclis’te de 600 tane sandalye var. Genelde bu 600 kişinin 350 kadarının benden hoşlanmamasına alışkınım. Bazen 350’si birden sıra kapaklarına vururken kalp atışımın 60’dan 62’ye çıkmamasına da alışkınım ama burada o kadar çok sevmeyenimin olmadığını da biliyorum. 600 kişinin karşısında o çok zorlu oturumlarda o çok kavgalı oturumlarda sonunda dört tonluk kürsünün devrildiği tartışmalı oturumlarda duymadığım bir heyecanı duyduğumu ifade etmek isterim” dedi.

“14 VE 28 MAYIS SÜRECİNDE BÜYÜK BİR HAYAL KIRIKLIĞI YAŞADIK VE YAŞATTIK”
CHP’deki değişim sürecine değinen Özel şunları söyledi:
* “CHP’de 14 ve 28 Mayıs sürecinde siz gençlere daha önceden verdiğimiz sözü tutamamanın, Cumhuriyet’in kurucu partisi olup 100’üncü yılında yapılacak seçimlerde Cumhuriyet’in 100. yılında Türkiye’yi yönetecek kadroların; Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına, kurucu liderine husumet duyanlar değil, minnet duyanlar olması gerektiği gerçeği ile bir mücadele verip çok umutlanıp çok umutlandırıp; aslında çok çalışıp sonra da büyük bir hayal kırıklığı yaşadık ve yaşattık.
* Sonrasında CHP’de bir kurultay süreci, bizim deyimimizle bir değişim süreci yaşandı. Ben her seçim sonucunun siyasilere yazılan birer mektup olduğunu, sandıktaki kolektif birleşmiş aklın, hatta sandığa gitmeyip konuşmayan aklıbir mesaj verdiğini o mesajı doğru okuyanların siyasette iyiye gittiğini okuyamayanların ise kötüye gittiğini adımın Özgür olduğu inanarak savunan birisiyim.
“SEÇMENİN MESAJINI ALIRSAN DOĞRUYU YAPARSIN, ALMAZSAN TÜKENME SÜRECİN BAŞLAR”
* Seçmenin mesajını alırsan doğruyu yaparsın almazsan tükenme süreci başlar. Biz de ‘100 yılın değişimi, değişimin 100 yılı’ sloganıyla yola çıktık. CHP değişmezse seçmenin sandığa gitmeyeceğini, bizi cezalandıracağını katılım oranlarının düşmesinin iktidar partisine yarayacağını ve küskün muhalif seçmenin bize çok ağır bir bedel ödeteceğini düşündük, savunduk, anlattık ve yola çıktık.”
CHP kurullarının yaş ortalaması verilerini de paylaşan Özel, “43 yaş ortalaması olan bir Parti Meclisimiz var. Yaş ortalaması 46 olan bir Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz var. MYK üyelerimiz gölge kabine olarak görev yapıyorlar. 17 bakan ve bir Cumhurbaşkanına karşılık olarak 18 ismin 9’u kadın 9’u erkek. Tayyip Erdoğan burada tek bir kadın görevlendiriyor, ona da diyor ki ‘Sen Aile Bakanı’sın. Sen dışişlerinden, ekonomiden, eğitimden, kültürden anlamazsın sen aileden anlarsın’ diyor kadına. Bizde 9’u kadın 9’u erkek” dedi.

“GENÇLER, EŞİT TEMSİL VE BİLİM…”
Bu kadroyla birlikte yerel seçimlere yürüdüklerini kaydeden Özel, “Önümüzde açamadığımız devasa bir kapı vardı kale gibi. Siyasetin başarı kapısı bize kapalıydı. Bir cam tavan vardı başımızın üstünde yüzde 25’lik, kıramıyorduk, kıramıyoruz diye de artık zıplamıyorduk. O devasa siyaset kalesinin, kapalı başarı kalesinin üç anahtarı vardı” dedi ve bu üç anahtarın ne olduğunu şu sözlerle anlattı:
* “Üç anahtar tarihten mirastı, emanetti. O üç anahtarı üç deliğe soktuk, teker teker çevirdik ve siyasetin başarı kapısı açıldı. Bir; Cumhuriyet’i kuran Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet’i CHP’nin genel başkanlarına mı emanet etti? Yapabilirdi ama yapmadı. Kendisi aslında askerdi, genel kurmay başkanlarına mı ordu komutanlarına mı emanet etti? Yapmadı. Ne milletvekillerine bıraktı ne de belediye başkanlarına sadece ve sadece gençlere emanet etti. Demek ki başarı kapısının ilk anahtarı gençlere güvenmek, gençlere o emaneti hatırlatmaktı. İlk anahtarı taktık. İkincisi eşit temsildi, kadınların siyasette daha çok olmasıydı. Üçüncü anahtar ise bizi geri bırakan neydi? 200 yıl geç gelen matbaa. Avrupa modern silahlara çalışırken kendi içinde hurafelerle uğraşanlar, donanmayı Haliç’e hapsedenler… Sonra bir gün işgal kuvvetleri geldi sonra beka sorunu. Cumhuriyet bilime, fenne sarıldı. Üçüncü anahtar da bilimdi. Adayları değerlendirirken 330 bin tekil anket yaptık, adaylarımızı 250 bin anketle sahada takip ettik.
“NEREDE GENÇLER VE KADINLAR ADAY OLDUYSALAR BAŞARILI OLDULAR”
* ‘Nerede gençler ve kadınlar aday olduysalar başarılı oldular’ diyen Özel, “Çıkar çevrelerinin en önemsediği belediyelerde bu örgütün gençlik kollarından gelen 30’lu yaşlarının başlarında iyi eğitimli, liyakatli, yabancı dil bilen, dünyayı bilen, Türkiye’yi gören vizyoner arkadaşlarımız oturuyor. Yani bu seçimi CHP nasıl kazandı diye bakanlar o kapıya takılan üç anahtarı ve o üç anahtarın Cumhuriyet’in kuruluş kodları olduğunu bir Osmanlı İmparatorluğu’ndan genç Cumhuriyet’e geçişte kimlerle başarıldı, kimlerle yüründü, nasıl davranıldıysa onun bize rehber olduğunu bilmelerini isterim.”
“BİRİLERİ İNGİLİZ ZIRHLISIYLA AYRILDI, BİZİMKİ KURTULUŞU VE KURULUŞU ÖRGÜTLEDİ”
“Bu seçimde en çok seslendiğim ve bir yerden sonra sesimi duyduklarını gördüğüm gençler kazandı ve kazandırdı” diyen Özel, “Bu ülkede bekâ sorunundan bahsediyorular. Devlet Bey bahseder, Tayyip Bey bahseder. Bir ülkenin bekâ sorunu geleceğini tehdit eden bir büyük sorun ve çoğunlukla işgaldir. Bu ülke bir defa bekâ sorunu yaşadı, matbaa 200 yıl geç gelince yedi ülke geldi istila etti, paylaştılar. Bekâ sorunu olunca birilerini göze alması gerekiyordu. Birilerini çok sevdikleri kırmızı halıyı seriverdiler işgal donanmasına. Bizim her şeyi öğrendiğimiz ve emanetini taşıdığımız Kartal İstimbotu’nun başına çıktı ve yanındaki yaverine ‘geldikleri gibi gidecekler’ dedi. Birileri Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinden bindiler gemiye İngiliz zırhlısıyla ayrıldılar. Bizimki Bandırma Vapuru’na bindi, kurtuluşu ve kuruluşu örgütlemeye gitti. O yüzden memlekette bekâ sorunu olunca kimin nasıl davrandığı belli” dedi.
“KÜRT DEMOKRATLARI DA, YALANDAN VE HARAMDAN BIKMIŞ MUHAFAZAKAR DEMOKRATLARI DA DAVET ETTİK”
“Bugün bekâ sorunu her 4 gencinden 3’ünün bavulları zihninde toplamış olmasıdır” diyen Özel konuşmasını şöyle sonlandırdı:
* “En kötüsü yüzde 62, en yükseği yüzde 78 olmak üzere beşten fazla ankette gençler, ‘imkanım olursa yurt dışına gitmek, oraya yerleşmek ve orada yaşamak istiyorum’ diyor. Bu ülkenin yetişmiş, iyi eğitim almış ya da hak ettiği halde o fırsat eşitliğinden yararlanamamış pırıl pırıl gençleri maalesef dünyanın başka ülkelerine gidiyor. Beka sorunu dünyanın başka ülkelerini Türkiye üzerinde hesap yapması değildir, hayal kurması değildir. O hayalleri geri püskürtmesini bildik biliriz. Bir ülkenin gerçek sorunu o ülkenin gençlerini dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurmasıdır.
* İşte biz bu seçimlerde hiç olmazsa bir seçim daha geleceğini dünyanın başka yerlerinde değil bu ülkede aramak üzere ya da gitse bile dönmeyi düşünerek, gönlünü hiç olmazsa burada bırakarak gençlere bu ülkede hayal kurmaları için birlikte bir şey yapmayı teklif ettik ve onları çağırdık. Sadece sosyal demokratları davet etmedik; yalandan, haramdan bıkmış muhafazakar demokratları da, öyle kaba saba milliyetçilikle değil ama bu ülkenin yarınlarına, birliğine bütünlüğüne önem veren milliyetçi demokratlarına, bu ülkenin toprak bütünlüğüne saygılı Kürt demokratlarına, ortak bir gelecek hayali kurabilen herkesi Türkiye İttifakı’na davet ettik.
“GÖKKUŞAĞI GİBİ FARKLI RENKLERİN YAN YANA VE BİRBİRİNİN İÇİNE VE İŞİNE KARIŞMADAN”
* Bu ülkede ayrılıkları değil, farklılıkları değil ortaklıkları önemseyenleri, bu ülkede farklılıkları risk, tehdit öteki gibi değil farklılıkları güç olarak görenlerin bir arada olmasını önemsedik. Zaman zaman tuhaf istismarlar yaparlar; biz açık açık söyledik doğanın bilinen en eski ve en saygı duyulan doğa olayı gökkuşağıdır. Farklı renklerin yan yana birbirinin içine ve işine karışmadan durabildiği o gökkuşağının ne kadar önemli olduğunu; Türkiye’nin bütün renkleri kucaklamasının ve bunu ortak değerlerle yapmasının mümkün olduğuna inandık. Bu bütün açılardan bakıldığında Türkiye’nin en önemli sorunuydu.
“YARINLARI YENİDEN KURABİLECEK OLANLARLA BİRLİKTEYİZ”
* Hayatımdaki en unutamayacağım günlerden biridir çünkü CHP’nin genel başkanı olduğum ve partinin birinci parti olduğu bir günde gözleri ışıl ışıl ve benim geleceğe yönelik olarak en çok gözünün içine bakmak istediklerimle ve eğer birbirimizin gözünün içine doğru bakıyorsak ve birbirimizi anlıyorsak birbirimiz için ve ülkemiz için yarınları yeniden kurabilecek olduklarımızla beraberiz.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmasını bitirmesinin ardından etkinlik soru-cevap bölümüyle basına kapalı olarak devam etti.
]]>Seçimin ardından ilçe, il seçim kurulları ile Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) itiraz süreci başladı. Sonuçlara ilişkin ilçe seçim kurullarına 2 Nisan 15.00’e kadar, il seçim kurullarına 5 Nisan 17.00’ye kadar, YSK’ya ise 10 Nisan 17.00’ye kadar itirazda bulunuldu.
7 Nisan’da başlayan olağanüstü itiraz süresi ise 14 Nisan saat 17.00’de sona erdi. Ancak sonrasında da “tam kanunsuzluk hali” gerekçesiyle olağanüstü itirazlar yapılabiliyor.
4 YERDE 2 HAZİRAN’DA SEÇİM YAPILACAK
Kesin sonuçlar, tüm itirazlar sonuca bağlandıktan sonra YSK tarafından duyurulacak. YSK, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi, Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesi ile Edirne ve Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Güneykaya beldesinde seçimlerin yeniden yapılmasına karar vermişti.
Bu bölgelerde yaşayan yurttaşlar 2 Haziran’da sandık başına gidecek.
PINARBAŞI
31 Mart yerel seçimlerinde Pınarbaşı’nda CHP’nin adayı Deniz Yağan 5 bin 82, MHP’nin adayı Menduh Uzunluoğlu ise 4 bin 758 oy almıştı.
MHP’li yetkililer, mühürsüz oy torbaları kullanıldığı iddiasıyla seçimin iptal edilmesi için Pınarbaşı İlçe Seçim Kurulu’na başvurmuştu.Yapılan başvuruyu değerlendiren ilçe seçim kurulu, seçimlerin yenilenmesine karar vermişti.
CHP’nin, Pınarbaşı’nda seçimlerin tekrarlanması kararına itirazı, Kayseri İl Seçim Kurulu’nca reddedilmişti. CHP, “belediye başkanlığı ve meclis üyeliği seçimlerinin iptali ve yenilenmesi yönündeki kararların kaldırılması” talebiyle YSK’ya başvuruda bulunmuştu. Kurul, partinin itirazını reddetti. Pınarbaşı’nda 2 Haziran’da seçimler yenilenecek.
HİLVAN
31 Mart yerel seçimlerinde Hilvan’da DEM Parti’nin adayı Serdan Paydaş 6 bin 960, AKP’nin adayı Ali Bayık ise 6 bin 439 oy almıştı.
Hilvan’da oy yakma görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından Hilvan İlçe Seçim Kurulu, seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Yüksek Seçim Kurulu da Hilvan ilçesinde seçimlerin 2 Haziran’da yenilmesine karar verdi.
SİYASİ PARTİLER HANGİ İLLERE İTİRAZ ETTİ?
VAN: Van İl Seçim Kurulu, Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen DEM Partili Abdullah Zeydan’ın adaylığını iptal ederek, mazbatanın AKP adayı Abdulahat Arvas’a verilmesine karar vermişti. DEM Parti, Van İl Seçim Kurulu’nun kararının iptal edilmesi için YSK’ya başvurmuştu. DEM Parti’nin itirazını kabul eden Kurul, mazbatanın 7 üyenin kabul, 4 üyenin ret oyu ile Zeydan’a verilmesini hükmetmişti.
HATAY: 31 Mart yerel seçimlerinde Hatay’da AKP’nin adayı Mehmet Öntürk 346 bin 212, CHP’nin adayı Lütfü Savaş ise 343 bin 477 oy almıştı. CHP’nin itirazları devam ederken Hatay İl Seçim Kurulu mazbatayı AKP’li Mehmet Öntürk’e vermişti. CHP, itirazının il seçim kurulu tarafından reddedilmesinin ardından YSK’ya başvurmuştu. CHP dilekçede, Hatay’da “oyların yeniden sayılması”, bu reddedilirse “geçersiz oyların sayılması”, bu da reddedilirse “seçimin yenilenmesi” talep edilmişti. Kurul, partinin itirazını reddetmişti. Öte yandan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün Hatay seçimlerine ilişkin “tam kanunsuzluk” gerekçesiyle itirazda bulundu.
ARDAHAN: Ardahan Merkez İlçe Seçim Kurulu, CHP’nin 174 oy farkıyla kazandığı Ardahan’da AKP’nin itirazı üzerine yeniden seçim kararı almıştı. Kararı değerlendiren Ardahan İl Seçim Kurulu, mazbatanın seçilmiş CHP’li Faruk Demir’e verilmesine karar vermişti. AKP, Ardahan’da belediye başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi için YSK’ya başvurmuştu. Kurul, AKP’nin itirazını kabul etmeyerek seçimlerin yenilenmemesine karar vermişti.
ORDU: 31 Mart yerel seçimlerinde Ordu’da AKP’nin adayı Hilmi Güler 182 bin 739, İYİ Parti’nin adayı Enver Yılmaz ise 166 bin 598 oy almıştı. İYİ Parti, Ordu’daki seçimlerde “tam kanunsuzluk” tespit ettikleri gerekçesiyle seçimlerin iptali ve yenilenmesine yönelik YSK’ya olağanüstü itirazda bulunmuştu. Kurul, partinin itirazını reddetmişti. İYİ Parti, dün Ordu’da seçimlerin yenilenmesi için YSK’ya ikinci kez başvurdu.
KÜTAHYA: 31 Mart yerel seçimlerinde 137 bin 111 oyun geçerli, 5 bin 659 oyun geçersiz sayıldığı Kütahya’da CHP’nin adayı Eyüp Kahveci 40 bin 712, MHP’nin adayı Alim Işık ise 40 bin 110 oy almıştı. AKP ve MHP’nin geçersiz oyların yeniden sayılması talebini Kütahya İl Seçim Kurulu, kabul etmişti. Sayılan geçersiz oylarla MHP’nin adayı Işık’ın oyu 58, CHP’nin adayı Kahveci’nin oyu 27 artmıştı. MHP’nin seçimlerin iptali ve yeniden yapılması üzerine yaptığı olağanüstü itiraz YSK tarafından reddedilmişti.
]]>Çocukluğundan beri toplumsal meselelere ilgili olduğunu anlatan Tugay, bu yönünü, “Ortaokul çağında siyasi yazı ve kitapları okurdum, hatta TBMM bütçe görüşmelerini dahi izlerdim. Okul münazaralarında yer alırdım” sözleriyle anlattı. Tugay, ortaokul ve liseyi İzmir İnönü Lisesi’nde tamamladıktan sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Çorum ve İzmir Tire’de pratisyen hekimlik yaptı. Osman Müftüoğlu’nun Başhekim olduğu Ankara Numune Hastanesi’nde çalışırken, ağır çalışma koşulları altındaki asistan hekimleri örgütleyerek hak mücadelesine başladı, protesto eylemleri örgütledi. Daha sonra plastik cerrahi uzmanı olarak İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Karşıyaka Devlet Hastanesi, Çiğli Kent Hastanesi’nde görev yaptı. Türk Tabipler Birliği Kol Başkanlığı görevini üstlendi. 2009 yılında devlet memurluğundan ayrılarak özel sağlık merkezini açtı. 2010 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldu. 2019’da CHP’den Karşıyaka Belediye Başkanı seçildi. Ticari faaliyetini hem etik değerler açısından hem de bütün zamanını belediye işlerine ayırmak için muayenehanesini kapattı. Tugay, “Belediye başkanı ikinci bir işle uğraşmamalıdır” dedi.
ÖZGÜR ÖZEL’LE GÖRÜŞME
2023 genel seçiminden sonra CHP’de değişimciler kanadında saf tutan İzmir’deki tek belediye başkanı oldu. Bu kararı nasıl aldığını ilk kez anlattı:
“14-28 Mayıs 2023 Genel Seçiminde umutluyduk, kaybetmemiz mucize olurdu ama kazanamadık. Benim için dönüm noktası Temmuz 2023’te CHP Genel Merkezi’nin belediye başkanlarıyla yaptığı seçim değerlendirme toplantısıdır. Belediye başkanları, özellikle Ekrem İmamoğlu, durum saptayıcı, etkileyici konuşmalar yaptılar. Genel başkan (Kemal Kılıçdaroğlu) ise yetki verdiği kişileri suçladı. Daha sonra İzmir’den olmayan milletvekili dostlarımla konuştum. Değişimin zaruri olduğuna kesin kanaat getirdim. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’e tebrik ziyaretine giderek, “Genel başkan adayı olacak mısınız” diye sordum, “Kılıçdaroğlu’nu değişim için ikna etme düşüncesindeyiz” dedi. Olumsuz karşılık alındı. Özgür Özel genel başkan adayı olunca da hiçbir karşılık beklemeden destek verdim. O sırada ‘Risk alıyorsun’ diyenler oldu ama ‘Yeniden belediye başkanı olmam önemli değil, Türkiye’nin kurtuluşu önemli’ yanıtını verdim.”
Tugay, CHP Genel Merkezi tarafından 2024 yerel Seçiminde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterildi. En yakın rakibi AKP’li Hamza Dağ’a yaklaşık 11 puan fark atarak, seçimi yüzde 48.97 oy oranıyla kazandı.

Mazbatasını alan Cemil Tugay, Gökmen Ulu’nun sorularını yanıtladı.
Batının sosyal demokrasi modelini temsil edeceğiz
Geçtiğimiz Cuma günü mazbatasını alarak kolları sıvayan Cemil Tugay, sorularımızı yanıtladı:
– Akıllara 1989’da SHP’nin ulaştığı yerel seçim zaferi geliyor. O zafer partiyi genel seçimde iktidara da taşımıştı. Şimdi CHP’nin yakaladığı yerel seçim başarısının önümüzdeki genel seçime yansıması ne olur?
Bence sadece 4 yıl sonraya değil, önümüzdeki 20-25 yıla olumlu ve güçlü yansımaları olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi ruhundaki devrimci geleneğin gereğini yerine getirecek.
– Şimdi, belediyelerin de işlevselliğiyle değişimin tabana yayılması beklentisi var. Değişim anlamını bulacak mı?
Aslında adım adım anlamını buluyor. Bunu sadece belediye başkanlarında değil, Parti Meclisinde de görebilirsiniz. “Biz artık farklıyız, artık yeni şeyleri temsil ediyoruz” mesajımızı toplum almış olmalı ki bu sonuç çıktı ortaya.
– Yeni nesil belediyecilikten söz ediyorsunuz. Nasıl bir yönetim anlayışı uygulayacaksınız?
Batının sosyal demokrasi modelini temsil eden bir anlayışta olacağız. İnsanların sorunlarıyla ilgili doğru saptamalar yapacağız. Rasyonel çözüm önerileri geliştireceğiz. Şunu vaat ediyoruz: Birlikte yöneteceğiz. Belediyeye nitelik kazandıracağız. Bilgiyi, teknolojiyi, aklı, katılımcı demokrasinin bütün gereklerini kullanacağız. Verimliliği gözeteceğiz, özel şirket mantığıyla kamu kaynaklarını doğru kullanacağız, israfa izin vermeyeceğiz. Şeffaf, denetleyen, denetleten, hiçbir istismara izin vermeyen, sorunların üzerine giden, cesur bir anlayışla çalışacağız. Farklı açılardan biraz daha güçlü bir yerel yönetim ve eylem planları ortaya koyacağız. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bunun somut sonuçlarını yaşayacağımıza inanıyorum.

Halka karşı işlenen suçlar beni çok öfkelendiriyor
– Popüler bir belediye başkanı olmadığınıza dair değerlendirmeleri nasıl karşılıyorsunuz?
Bizde 12 Eylül’den beri PR’a dayalı, çokça popülist siyaset var. Mesela, rakibim (Hamza Dağ) denedi bunu, algı çalışmalarıyla toplumu etkileyerek kazanmayı umdu. Bu yöntem tutuyordu da… Ama bu sefer insanlar inanmadı. Çünkü karşılarında samimi bir siyasi hareket olarak CHP vardı.
– Sakin bir yapınız var. Sinirlenmez misiniz?
Bana yapılan saldırıları olabildiğince sakin karşılıyorum. Çünkü kişiselleşmiş tartışmalar ve kavga konunun özünden koparıyor. Ancak halka karşı işlenen suçlar, yolsuzluklar, adaletsizlikler olduğunda öfkeleniyorum. Çünkü hiçbir vatandaşın haksızlığa maruz kalmasına razı değilim. Bu yolda halk için kavga etmem gerekirse ederim, bağırmam gerekirse bağırırım.
DOĞRU ZAMANDA YANIMDA DURUYOR
Cemil Tugay, eşi Öznur hanımla ilgili şunları söyledi: “Destekleyici bir tavrı var. Takip ediyor, gözlüyor. Ona ihtiyaç duyduğumda, doğru zamanda yanımda duruyor, çekinmeden uyarılarda bulunuyor. Temsil ettiğimiz makama özen ve dikkat gösteriyor, sınırını çok iyi biliyor. Eşimin bu tavrından çok memnunum.”
]]>Parti genel merkezinde öğleden önce AKP, DSP, Vatan Partisi, DEM Parti, İYİ Parti, BBP, Demokrat Parti, MHP, Saadet Partisi ve Anavatan Partisi heyetlerinin ağırlandığı CHP’ye, öğleden sonra DEVA Partisi, Gelecek Partisi, YRP, BTP, Zafer Partisi ve Milli Yol Partisi heyetleri ziyarette bulundu.
Nazlıaka, bu çerçevede, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal başkanlığındaki heyeti ağırladı. Karal, yerel seçim sonuçları üzerinden CHP’yi tebrik ederek sonuçların ülke demokrasisi adına hayırlı olmasını diledi.

Sonuçların sorumluluklarını artırdığını dile getiren Nazlıaka da hep beraber ülke sorunlarını çözmeye devam edeceklerini söyledi.
Heyette yer alan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen ile kadın hakları konusunda çok defa yan yana durduklarını belirten Nazlıaka, bu konuların partiler üstü konular olduğunu ifade etti.
Elif Esen de Nazlıaka ve CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever’in kadınlarla ilgili çalışmalarda çok önemli payı olduğunu, birlikte yaptıkları çalışmalarda yol katettiklerini dile getirdi.
Nazlıaka, yerel seçimlerde özellikle kadın ve genç aday çıkarma konusuna önem verdiklerini vurgulayarak, Türkiye nüfusunun 9,5 milyonunu CHP’li kadın belediye başkanlarının yöneteceğini söyledi. Nazlıaka, bu sayıların giderek artmasını temenni etti.
GELECEK PARTİSİ
Gelecek Partisi Konya Milletvekili Hasan Ekici başkanlığındaki heyetin ziyaretinde Nazlıaka, tüm İslam coğrafyasının bayramını kutlarken, Ekici de yerel seçimde elde edilen sonuçlar nedeniyle CHP’yi tebrik etti.
Nazlıaka, yoksul vatandaşları görmezden gelen, işsizleri duymazdan gelen, emeklileri yük gibi gören bir anlayışı reddettiklerini söyledi.

Ekici de yerel seçimlerde vatandaşların her siyasi partinin ders çıkartacağı bir tercihte bulunduğunu belirterek, siyasi nezaketin ve demokrasinin önemine işaret etti.
YENİDEN REFAH PARTİSİ
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, Ramazan Bayramı dolayısıyla partilerini ziyaret eden Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fatih Müjdeci başkanlığındaki heyeti de ağırladı.
Nazlıaka, Yeniden Refah Partisi ve İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutlayarak, başta Filistin olmak üzere tüm dünyada barış, adalet, huzur olmasını diledi. Nazlıaka, Türkiye’nin İsrail’e yönelik ihracat kısıtlamasına değinerek, kararın takipçisi olacaklarını söyledi.
Muhammed Fatih Müjdeci de ihracat kısıtlamasına yönelik kararın olumlu olduğunu, bu kararın arkasında olduklarını ifade etti.

Müjdeci, şunları kaydetti:
“Bu noktada biz, Filistin’deki mağdur ve mazlumların, inancı ve fikri ne olursa olsun mazlum halkların yanındayız. Bu noktada da Filistin’deki zulmün durması için hükümetimizin alacağı bütün kararların alınması noktasında arkasında ve yanındayız. Yapılan yanlışın da karşısında olmaya devam edeceğiz.”
BTP, Zafer Partisi ve Milli Yol Partisi heyetleri de CHP’ye Ramazan Bayramı ziyaretinde bulundu.
Öte yandan, CHP Genel Merkezi’nde, CHP Genel Başkan Yardımcısı Nazlıaka, Ankara milletvekilleri, belediye başkanları ve PM üyelerinin katılımıyla teşkilat mensuplarıyla bayramlaşma programı düzenlendi.
]]>Seçimlerin, Türk demokrasisinin yüksek standartlara ulaştığını ve tüm dünyaya örnek olacak bir noktaya eriştiğini bir kez daha gösterdiğini belirten Büyükataman, “Bu vesile ile hem 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerinde, hem de son bir yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde, partimizin ve Cumhur İttifakı’nın başarısı için durmadan, yorulmadan mücadele eden, gecesini gündüzüne katan ve samimi bir gayret içerisinde çalışan kıymetli ülküdaşlarıma ve parti teşkilatlarımıza, teşekkür ediyorum” dedi.
“CUMHUR İTTİFAKI YÜKSELİŞİNİ SÜRDÜRMEKTEDİR”
Konuşmasında, “Milletimizin kararı ne olursa olsun her zaman başımızın üzerindedir” diyen MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, şöyle konuştu:
* Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu seçimlerde, milletimizin verdiği mesajı doğru okumak, tüm boyutlarıyla değerlendirmek ve milletimize daha iyi hizmet edebilmek üzere çalışmalarımıza başladık. Ekonomik sorunların sosyal ve siyasal hayata olan yansıması sonucu ortaya çıkan tepkilerin farkındayız. Bu anlamda bir önceki seçimlere göre sandığa gitme oranının da düştüğünü görüyoruz.
* Aziz milletimiz Yerel Seçimler vasıtasıyla sıkıntılarını paylaşmış, önümüzdeki sürecin gündemini belirlemiştir. Cumhur İttifakı olarak milletimizin sandığa yansıttığı tüm sorun ve sıkıntıları dikkatle inceleyecek ve inşallah her vatandaşımızı refaha kavuşturacak bir vizyonla çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdüreceğiz. Ancak şunu unutmamak gerekir ki; Türkiye bu seçimlerde önümüzdeki beş yılın yerel yöneticilerini seçmiştir yani Türkiye’de bir iktidar değişikliği yoktur.
* Cumhurbaşkanımız ve Kabinesi görevinin başındadır. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yoluna devam etmekte ve Cumhur İttifakı’nın sarsılmaz iradesi ile yükselişini sürdürmektedir. Mahalli idareler seçimleri sonrası oluşan atmosferde siyasi fırsatçılığa soyunup erken seçim çığırtkanlığı yapanlar, Türkiye’de bir kriz ortamı yaratmaya çalışanlar büyük bir yanılgı içerisindedir.

“TÜRK MİLLETİ KİRLİ SENARYOLARA GEÇİT VERMEYECEKTİR”
Seçimlerden sonra, iktidar değişikliği olmuş gibi bir algı oluşturulduğunu öne süren İsmet Büyükataman şöyle konuştu:
* Aziz Milletimiz bu zihniyete ülkenin emanet edilemeyeceğinin kararını, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri’nde çok net vermiştir. Sanki iktidar değişikliği olmuş gibi yaygara koparıp milli ve manevi değerlerimize saldırmak için el ovuşturanlar bilsinler ki, bu sinsi arayış hüsrana uğramaya mahkumdur. Türkiye, erken seçim söylemleri üzerinden yaratılmak istenen istikrarsızlığa, teslim olamaz ve olmayacaktır.
* 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin hemen ardından, DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayının CHP’li İmamoğlu’na yönelik ‘Aldığı oylar benim demesin sakın, aldığı oylar bizim seçmenimizindir’ şeklindeki sözleri her şeyi gözler önüne sermiş, seçimlerden önce işaret ettiğimiz sinsi ittifakın adeta itirafı olmuştur. Kendi seçmeninin iradesini DEM’lendiği kapılara peşkeş çeken CHP’nin maskesi bir kez daha düşmüş, sözde ‘Kent Uzlaşısının’ esasında ‘PKK İttifakı’ olduğu tüm açıklığı ile ortaya çıkmıştır.
* Ayrıca seçimlerin hemen ardından sokakları karıştırmak için ortaya çıkan, şehirlerimizi savaş alanına çevirmeye yeltenen terör yandaşlarının karanlık emelleri yine en büyük desteği CHP yönetiminde bulmuştur. Ne yazık ki CHP, terör örgütü PKK’nın çağrısı ile sokaklara çıkan bu anarşist güruha hiç zaman kaybetmeden can suyu olmuştur.
* Terör örgütünün çağrısı ile sokaklara çıkanlar, ekranlarda erken seçim çığırtkanlığı yapanlar, Türkiye’yi bir karanlığa sürüklemeye çalışanlar ve DEM’lenmiş CHP şunu unutmamalıdır: Büyük Türk milleti bu kirli senaryolara asla geçit vermeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sinsi tezgahları başınıza geçirmeye muktedirdir.
* Cumhur İttifakı aşılmaz bir set olarak Türk ve Türkiye düşmanlarının karşısında dimdik ayaktadır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi; “Cumhur İttifakı istikbalin mimarı, Türk Devri’nin mihmandarı, yeni yüzyılın mihveri ve mihenk taşıdır.

“MHP TÜRKİYE’NİN VE CUMHUR İTTİFAKI’NIN GÜCÜNE GÜÇ KATMIŞTIR”
Açıklamalarında, tüm sorunların çözümünün Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi’nde olduğunu belirten İsmet Büyükataman sözlzerini şöyle sürdürdü:
* Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Türk milleti uğruna verdiğimiz mücadele, karamsarlığa mahal vermeden, ümitsizliğe kapılmadan, büyük bir azimle ve hızlanarak devam etmektedir. Kim ne derse desin, yandaş yorumcular, son kullanma tarihi geçmiş sözde yazarlar nasıl yorumlarsa yorumlasın, Milliyetçi Hareket Partisi 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nde etkili bir başarı elde etmiştir.
* Milliyetçi Hareket Partisi ülke genelinde 220 belediye kazanarak umutları yeşertmiş, Cumhur İttifakı’nın ve Türkiye’nin gücüne güç katmıştır. Önümüzdeki süreçte milletimizin sıkıntılarını aşmak için her zamankinden daha çok çalışacak ve tüm sorunları aşacağız.
* Bu inanmışlık ve milletimize karşı yüklendiğimiz sorumlulukla, yılgınlığa ve yorgunluğa izin vermeden çalışacak, müreffeh yarınlara mutlaka ulaşacağız. Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhur İttifakı’na gönül vermiş tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyor, Ramazan Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutluyorum.
]]>AKP MKYK Üyesi ve İstanbul Milletvekili Hasan Sert başkanlığında, Kadın Kolları MKYK Üyesi Sena Aktürk ve Gençlik Kolları MKYK Üyesi Derya Çıraklı’nın bulunduğu heyeti; CHP Genel Başkan Yardımcısı, Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Ankara Milletvekili ve CHP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Aliye Timisi Ersever, CHP PM Üyesi Mehmet Alkım Denizaslanı ile CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Onur Topkül’ün olduğu heyet karşıladı.
Sözlerine Ramazan Bayramı’nı kutlayarak başlayan Nazlıaka, “Küslerin barıştığı, uzaktakilerin birleştiği günlerdir bayram günleri. Dolayısıyla bugün tüm dünyaya başta Filistin olmak üzere adalet, barış ve kardeşlik duygusunun yükseldiği günler diliyoruz” dedi.
Bayramın gerçek anlamda keyfini çıkaramayan yurttaşlar bulunduğunu ifade eden Nazlıaka, “Parti ayırt etmeksizin yurttaşların sorunlarını çözmek için uğraşacağız. Geleceksizlik kaygısı yaşayan gençlerin, şiddet sarmalındaki kadınların, kepenk indiren esnafımızın, çocuğuna bayramlık alamayan ailelerin ve tüm yurttaşlarımızın bir sonraki bayramı rahat yaşaması için çabalayacağız.” diye konuştu.

“AMERİKA’DA DA EVSİZLER VAR AMA…”
AKP MKYK Üyesi Hasan Sert de “Yeni bir seçim döneminden geçtik. Demokratik kurallar içerisinde geçen seçimin sonuçlarının hayırlı olmasını diliyoruz” dedi. Tüm dünyanın ve Türkiye’nin pandemiden başlayarak zor günlerden geçtiğini ifade eden Sert, “Halkımızı daha rahat, daha kaliteli yaşam standartlarına götürmek zorundayız. İyi örnekleri görmemiz lazım. Amerika’da da evsizler var ama bu, Amerika batıyor anlamı taşımaz” şeklinde konuştu.
‘İSRAİL İLE TİCARET FİLİSTİN’E İHANETTİR’
Belediyelerin yaptığı çalışmalara değinen Nazlıaka, “Halkı eşitlemeye çalıştık. Ücretsiz SMA testinden tutun da HPV testlerinin bedava olmasına kadar iyi uygulamaları çoğaltmaya çalışacağız” dedi.
Nazlıaka, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 54 ürün grubunda İsrail ile ticaret kısıtlamasına gitmesi kararına değindi. Nazlıaka, “Bu karar geç de olsa olumlu bir karar olmuştur. Gazze’yi bombalayan uçakların yakıtının bir kısmı Türkiye’den sağlandı ama geç olmak üzere yine de yerinde bir karar oldu. Ters kelepçe ile gözaltına alınan kız kardeşlerimizin de ne kadar doğru bir eylem sergiledikleri doğrulanmış oldu. Biz her zaman ‘İsrail ile ticaret Filistin’e ihanettir’ dedik. Bu yüzden kısıtlı olan bu kararı takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Hasan Sert, Nazlıaka’nın bu sözlerine karşılık “Filistin ile yaptığımız ticaret İsrail ile yapılmış gibi görünüyor. Çünkü tüm izinler İsrail üzerinden oluyor. Dolayısıyla bunu ayıralım” dedi.
CHP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Aliye Timisi Ersever de “Gençlerimizin gitmek zorunda olmadığı bir ülke istiyoruz. Yoksulluğun ve yoksunluğun olmadığı bir ülke istiyoruz. Sorunlarımız çok büyük ve gönül ister ki bu sorunları birlikte çözmek isteriz.” şeklinde konuştu.
Aylin Nazlıaka ziyaretin sonunda “Kırmızılar içinde bir bayram olsun. Türkiye’ye kırmızı çok yakıştı” ifadelerini kullandı.
CHP ve AKP heyetleri birlikte fotoğraf çektirdi.
]]>Partiler, hem ziyaretler hem de partilerine gelecek parti temsilcilerini karşılayacak heyetlerini belirledi. Partilerin karşılıklı ziyaret programları da belli oldu.
CHP 15 PARTİYİ ZİYARET EDECEK
Buna göre CHP, 15 siyasi partiye bayram ziyareti yapacak. CHP’nin bayramlaşma programı kapsamında Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka başkanlığında, Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, Parti Meclisi Üyesi Mehmet Alkım Denizaslanı ve Gençlik Kolları MYK Üyesi Onur Topkül’den oluşan heyet CHP heyeti, bayramlaşma için genel merkeze gelen parti temsilcilerini ağırlayacak.
CHP’nin partilere yapacağı ziyaret heyeti ise Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, Kadın Kolları MYK Üyesi Armağan Akyüz ve Gençlik Kolları MYK Üyesi Batuhan Cakcak’tan oluşacak.
CHP’nin ziyaret edeceği partiler arasında AKP, DSP, Vatan Partisi, DEM Parti, İYİ Parti, BBP, DP, MHP, SP, ANAP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Yeniden Rafah Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi ve Zafer Partisi yer alıyor.
CHP’ye bayram ziyaretinde bulunmak isteyen partiler ise şunlar; “AKP, DSP, Vatan Partisi, DEM Parti, İYİ Parti, BBP, DP, MHP, SP, ANAP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Yeniden Rafah Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi ve Zafer Partisi”
AKP BAYRAMLAŞMAYI 7 PARTİYLE SINIRLI TUTTTU
AKP’nin bayramlaşma programı kapsamında, Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, MKYK Üyesi Kasım Bostan, Genel Merkez Kadın Kolları MYK Üyesi Ayten Aydın ve Genel Merkez Gençlik Kolları MYK Üyesi Taha Kara’dan oluşan heyet, genel merkezde diğer partilerden gelen temsileri ağırlayacak.
AKP, partileri ziyaret için iki ayrı heyet oluşturdu. Birinci ziyaret heyeti, MKYK Üyesi Hasan Sert, Genel Merkez Kadın Kolları MKYK Üyesi Sena Aktürk ve Genel Merkez Gençlik Kolları MKYK Üyesi Derya Çıraklı’dan oluşacak.
İkinci heyette ise Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, Genel Merkez Kadın Kolları MKYK Üyesi Derya Öztekin ve Genel Merkez Gençlik Kolları MKYK Üyesi Salih Aydın bulunacak.
AKP’ye bayram ziyareti yapacak partiler arasında CHP, MHP, Hür Dava Partisi, Yeniden Refah Partisi, BBP, DSP ve İYİ Parti yer alıyor.
AKP, ise CHP, Hür Dava Partisi, BBP ve İYİ Parti, MHP, Yeniden Refah Partisi ve DSP’yi ziyaret edecek.
DEM PARTİ’DE AKP VE MHP YOK…
DEM Parti’nin bayramlaşma programında Eş Genel Başkan Yardımcıları Vezir Coşkun Parlak, Canan Çalağan ve PM Üyesi Fatma Koçyiğit’ten oluşan heyet, siyasi partilere bayramlaşma ziyaretinde bulunacak.
Parti genel merkezinde ise Eş Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça, PM Üyesi İhsan Seylan bayramlaşmaya gelen parti temsilcilerini karşılayacak.
DEM Parti’nin ziyaret edeceği partiler arasında Gelecek Partisi, CHP, Saadet Partisi, DEVA Partisi bulunuyor. DEM Parti’yi ise Gelecek Partisi, CHP, Saadet Partisi, DEVA Partisi ziyaret edecek
MHP 4 PARTİ DIŞINDA HERKESE KAPIYI KAPATTI
MHP’nin bayramlaşma programı kapsamında Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, MHP Genel Sekreter Yardımcısı Tamer Osmanağaoğlu ve MYK Üyesi Özgür Bayraktar, genel merkezde parti temsilcilerini ağırlayacak.
Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, MYK Üyesi Esma Özdaşlı ve MYK Üyesi Fatih Çetinkaya’dan oluşacak heyet ise partileri ziyaret edecek.
MHP’yi, DSP, AKP, Yeniden Refah Partisi ve CHP ziyaret programına alırken, MHP ise DSP, AKP, Yeniden Refah Partisi ve CHP’yi ziyaret edecek.
İYİ PARTİ 10 PARTİYLE BAYRAM KUTLAYACAK
İYİ Parti ise karşılıklı olarak Saadet Partisi, Demokrat Parti, CHP, AKP, Milli Yol Partisi, BBP, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, Yeniden Refah Partisi ve BTP ile bayramlaşacak.
]]>YALNIZ CHP LEHİNE DEĞİL
Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimi evinden izledi. Zaman zaman onu arayıp açılan sandık sayısı ve muhtemel seçim sonucu hakkında bilgilendiren de oldu. Gelen sonuçlar Kılıçdaroğlu ailesinde de büyük memnuniyet yarattı. Kılıçdaroğlu, son seçimin önemini şöyle anlattı:
“Seçim sonuçlarının başlangıçtan itibaren CHP lehine olması tabii ki bizim evimizde de hepimizi sevindirdi, mutlu etti. Seçimin ağırlıklı olarak CHP’nin lehine sonuçlanması sadece CHP’liler açısından değil, karamsarlığı yaşayan milyonlarca kişi açısından da olumlu sonuç doğurdu. İnsanlar Türkiye’de kendilerini biraz umutsuz hissetmeye başlamıştı. Seçim başarısıyla demokrasimiz kazandı. Seçimin sakin bir ortamda gerçekleşmesi -zaman zaman sorun çıksa da- güzel, iyi bir sonuç. CHP açsından da son derece mutluyuz.”
BUNDAN SONRA NE YAPILMALI?
Kılıçdaroğlu, CHP’nin bu başarısının sürdürebilir kılınması gerektiğini belirtti ve şunları söyledi:
“Başarımızı sürdürülebilir kılmamız, partimiz için de Türkiye için de çok önemli. Sürdürülebilir kılmanın yolu izlenen politikanın devam ettirilmesidir. Toplumun her kesimiyle sıcak ve samimi ilişki kurulması, parti örgütlerimizin bu konuda eğitilmesi lazım. Bu çalışmanın devamı gerekiyor. Çalışma devam ederse pek çok başarıya imza atabiliriz.
Biz geçen seçimde 11 büyükşehir belediyesini aldığımızda da iyi bir oy almıştık. O dönemin bir de şöyle bir özelliği vardı: Manisa’dan sıfır oy çıktı. Çünkü, Manisa’yı İYİ Parti’ye vermiştik. Samsun’u İYİ Parti’ye vermiştik sıfır oy çıktı. Konya’dan da sıfır oy aldık çünkü CHP’liler gidip İYİ Parti’ye oy verdiler. İYİ Partililer de diyelim ki Bursa’da bize oy verdiler. Ankara’da bize oy verdiler. İstanbul’da bize oy verdiler.
AKŞENER, HEDEF ALMAMALIYDI
Her siyasi partinin görüşüne saygı duyulması gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Niye seçime İYİ Parti ayrı girdi diye suçlamada bulunmak doğru değil. Gönül isterdi ki İYİ Parti yetkilileri en azından CHP’yi doğrudan doğruya hedef alıp eleştirmek gibi bir rol üstlenmeselerdi. Eleştireceklerse AKP var. AKP’yi eleştirmeleri gerekirdi” dedi.
OY GEÇİŞGENLİĞİ ÖNEMLİYDİ
6’lı masa dönemindeki ilişkiler, CHP’nin oyunun yükselmesinde etkili oldu mu? Kılıçdaroğlu şunları söyledi:
“Etkili olduğunu sağduyulu herkes biliyor. Siyaset yorumcuları, siyasetçiler, akademik dünyanın önemli aktörleri bunu zaten söylüyorlar. 14 Mayıs seçiminde sandığa gidip CHP’nin 6 okunun altına mühür basanlar, yerel seçimlerde de rahatlıkla belediye başkanının 6 oklu pusulasına mühürlerini bastılar. Bu seçimlerde oy geçişkenliği çok önemliydi. Bunu sağlamak için de epey mücadele ettik. Ben 250’nin üzerinde medyaya kapalı toplantılar yaptım. Sağ dünyanın önemli kanaat önderleriyle toplantılar yaptım. Yani Van’dan Şanlıurfa’dan tutun, İstanbul’dan Yozgat’a kadar pek çok yerde bu toplantıları gerçekleştirdim. Onlara CHP’nin belli alandaki duyarlılıklarını, inanca olan saygıyı, kimliğe olan saygıyı, yaşam tarzına olan saygıyı anlatmaya çalıştım. Başörtüsüyle ilgili tavrımız, ‘Helalleşme’ dediğimiz ve doğrudan doğruya yeri geldiğinde de öz eleştiriyi yapmaktan çekinemeyen tavrımız pek çok çevrede samimi bulundu. Dolaysıyla bunun yansımalarının ortaya çıkması elbette beni mutlu ediyor.”
CHP’nin amblemindeki 6 oktan birisinin “Halkçılık” olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Biz halkçılaştık; halkın her kesimiyle, en düşük gelirlisinden en üst gelirliye kadar her kesiminle sıcak ve samimi diyalog kurduk. Bu bizim açımızdan da partimizin geleceği açısından da son derece önemliydi” dedi.

PARTİ ALEYHİNE ÇALIŞMA İDDİASI AKIL DIŞI BİR ŞEY
CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için, “Partisinin aleyhine çalışıyor” diyenler de olmuştu. Kılıçdaroğlu bu iddiayı şöyle cevaplandırdı: “Ben alana çıkmadım, doğrudur. Çünkü partinin böyle bir geleneği yok. Ama ben bazı belediye başkanlarımızın seçim çalışmalarına görüntülü olarak katıldım. Yani belediye başkanları talep ettiler, ‘Görüntülü katılabilir misiniz?’ diye. En azından buna ‘Olur’ deyip görüntülü katıldım, CHP’li belediye başkan adayına oy verilmesini istedim. Elazığ benim liseyi okuduğum kent. Burada CHP kazansın diye ilde yayın yapan üç televizyonun ortak yayınına katıldım. Dolayısıyla bir genel başkanın, parti aleyhine çalışması zaten akıl dışı bir şey. Bu biraz önyargılardan kaynaklanan veya AKP’nin trolleri tarafından yapılan bir çalışma diye söyleyebilirim. Yoksa aklı başında olan birisi bilir ki CHP’liler kendi partililerinin başarısı için çalışırlar. Zaten işin doğası da bunu gerektirir.”

Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimle ilgili değerlendirmelerini SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e anlattı.
İLKELERE SADIK KALINMALI
Önceki dönemde görev yapan belediye başkanları için CHP Genel Merkezi tarafından çalışma stratejisi belirlenmişti. Kılıçdaroğlu, “Yeni seçilen belediye başkanlarımızdan geçmişteki belediye başkanlarımızın gösterdiği performansın aynısını göstermesini isteriz. Dolayısıyla çalışma yolu, yöntemi açısından genel merkezin belirleyeceği ilkelere sadık kalarak o çalışmaları sürdürmeleri gerekiyor” dedi. Kılıçdaroğlu, “Ben genel başkanlığım döneminde 7 ilkeden bahsetmiştim” hatırlatmasını yaparak şöyle devam etti:
“Bu 7 ilkenin göz ardı edilmemesini, bunlara uygun hareket edilmesini dilerim. O ilkeler arasında örneğin ‘Vatandaşlar arasında hiçbir ayırım yapmayın’, ‘Fakir mahallelerde yasayan insanlara pozitif ayrımcılık yapın’, ‘Herkesi kucaklamaya özen gösterin’, ‘Yaptığınız harcamaların hesabını topluma verin, güven duygusu oluşturun’ gibi 7 madde sıralamıştım. O 7 maddeyi çerçeveletip bütün belediye başkanlarımıza odalarına asmalarını söylemiştim. Dolaysıyla yeni seçilen arkadaşların da genel merkezimizin belirleyeceği ilkeler çerçevesinde çalışmaları büyük önem taşıyor. Hatta belediye başkanı arkadaşlara da şunu demiştim ‘Harcadığınız para sizin değil, belde halkının parasıdır. Milletin parasıdır. Dolayısıyla yaptığınız her harcamanın hesabını mutlaka belde halkına veriniz.’ Bunları hemen her toplantımızda özenle dillendirdim.
HATAY BÜYÜK ÜZÜNTÜ OLUR
2019 Yerel Yönetimler Seçimi öncesi Kılıçdaroğlu, SÖZCÜ’ye yaptığı açıklamada 12 büyükşehir belediyesini kazanacaklarını belirtmişti. 11 il kazanıldı ama Kılıçdaroğlu’nun “Kazanacağız” dediği Bursa, il başkanlığı ve belediye başkan adayı arasındaki anlaşmazlık nedeniyle kazanılacakken kaybedilmişti. Kılıçdaroğlu birçok toplantıda Bursa’nın bu şekilde kaybedilmesine üzüldüğünü belirtiyordu. Bursa, bu seçimde kazanıldı ve o dönem de aday gösterilen Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.
Kılıçdaroğlu’nu şimdi üzen ise Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın kazanılamaması oldu. Bunu şöyle açıkladı: “İtirazlar üzerine sayımlar sürüyor ama Hatay’ın kaybedilmesi çok büyük acı olur. Çünkü Lütfü Savaş, deprem bölgesinde en büyük sorunu yaşayan belediye başkanlarımızdan birisiydi. Hatay büyükşehrinin kaybedilmesi bende derin bir üzüntüye yol açtı. Depremde de elinden geleni yaptı. Ama maalesef oradaki iç kargaşalar böyle bir tablo çıkardı.”
]]>AKP, daha önce kendisinde olan ve seçimde kaybettiği birçok belediyenin seçim sonuçlarıyla ilgili itirazda bulundu. AKP ve MHP, CHP’nin İstanbul’da yeni 12 ilçeyi kazandığı seçimlerde Gaziosmanpaşa ve Beykoz’da sonuçlara itiraz etti. Beykoz’da yapılan itiraz reddedilirken, Gaziosmanpaşa’da ise oyların yeniden sayılmasına karar verildi. Yapılan sayımda sonuç değişmedi ve belediye başkanlığı CHP’de kaldı.
Cumhur İttifakı ortakları AKP ve MHP de birçok yerde birbirlerinin kazandıkları belediye seçimi sonuçlarına itiraz etti. AKP, Gümüşhane’de MHP’nin adayının kazandığı seçime itirazda bulundu. AKP’nin itirazı kabul edilerek oylar yeniden sayıldı ancak sonuç değişmedi. Elazığ’ın Keban ilçesinde MHP’nin adayı kazanması üzerine AKP itiraz başvurusu yaptı. Ağın ilçesinde de AKP’nin kazandığı seçim sonuçları için AKP itirazda bulundu. Çorum’un Uğurludağ ilçesinde de AKP ve MHP, seçim sonuçları nedeniyle karşı karşıya geldi. MHP, sonuçlara itiraz etti.
CHP 43 YERDE İTİRAZ ETTİ
CHP, Ankara’da Kızılcahamam, Bala, Evren ve Altındağ’da, Adana’da Pozantı ve Yüreğir’de, Ağrı’da Patnos, Eskişehir’de Sivrihisar, Çanakkale’de Gelibolu ilçe belediyelerindeki seçim sonuçları ile Kırklareli ve Hatay belediye seçimlerinin de aralarında olduğu 43 il, ilçe ve beldede itiraz başvurusu yaptı. CHP’nin kazandığı belediyelerle ilgili de AKP, MHP ve diğer partiler toplam 23 itiraz başvurusunda bulunuldu.
İŞTE PARTİLERİN SEÇİM SONUÇLARINA İTİRAZ ETTİĞİ YERLER
BAYBURT
Bayburt’ta MHP’nin Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarına itirazı üzerine oylar yeniden sayıldı, sonuç değişmedi. Kesin olmayan sonuçlara göre, Bayburt Belediye Başkanlığına AKP’li Mete Memiş seçildi.
SAMSUN
Samsun’un Bafra ilçesinde seçimlere katılmadığı halde oy pusulasında Memleket Partisi’nin logosu ve bu logonun altında da DSP’nin adayı Murat Arabacı’nın ismi yer aldı. AKP Adayı Hamit Kılıç’ın belediye başkanlığını kazandığı ilçede seçimin iptali için CHP, İYİ Parti, Memleket Partisi, Yeniden Refah Partisi ve DSP, seçimlerin iptal edilmesi için başvuru yaptı. İlçe Seçim Kurulu 5 partinin talebini reddetti.
KOCAELİ
AKP’nin 1.395 oyla kazandığı Körfez ilçesinde CHP, sandıkların tamamına itiraz etti. İtirazları değerlendiren İlçe Seçim Kurulu oyların yeniden sayılması talebini reddetti.
NEVŞEHİR
Ürgüp’te MHP temsilcileri, İlçe Seçim Kuruluna başvurarak 8 bin 952 seçmenin kayıtlı olduğu 27 sandık için sonuçlara itiraz etti.
Nevşehir’in Avanos ilçesinde AKP’nin resmi olmayan seçim sonuçlarına usulsüz değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle yaptığı itiraz başvurusu YSK tarafından reddedildi.
Ürgüp’te CHP’nin adayı Ali Ertuğrul Bul’un 5 bin 170 oy alarak seçimi kazanmasına, 5 bin 134 oy alan Mehmet Öz’ün partisi MHP itiraz etti. Oyların yeniden sayılması sonucu CHP’li Bul seçimi kazandı.
ELAZIĞ
Elazığ’ın Keban ilçesinde MHP’nin belediye başkan adayı Yücel Doğan, 891 oy alarak seçimleri kazandı. AKP’nin adayı Fethiye Atlı ise 768 oy aldı. AKP Keban İlçe Başkanı Turgay Toprak, MHP’li Yücel Doğan’ın Elazığ Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanlığından belirlenen sürede istifa etmediği için adaylığının geçerli olmadığı gerekçesiyle Keban İlçe Seçim Kurulu’na başvurdu.
Ağın ilçesinde AKP’nin belediye başkan adayı Şeref Çakar 538 oy, MHP’li Ali Uslu ise 476 oy aldı. Uslu’nun 62 oy farkla kaybettiği seçimin sonuçlarına MHP itiraz etti. Ağın İlçe Başkanı Emre Özer, Ağın İlçe Seçim Kuruluna yaptığı itirazda, Ağın Belediye personeli Suat Uyanık’ın sahte su abonelikleri yaparak ilçeye usulsüz bir şekilde ikamet taşımasının yapıldığını ileri sürdü.
ÇORUM
Çorum’un Uğurludağ ilçesinde Cumhur İttifakı ortakları AKP ve MHP, seçim sonuçları nedeniyle karşı karşıya geldi. Uğurludağ Belediye Başkanlığını 13 oy farkla AKP’li adayın kazandığı seçimin sonuçlarına MHP itiraz etti. Seçimlerde 92 oyun geçersiz sayıldığını belirten MHP’liler, oyların yeniden sayılmasını istedi. İlçe ve il seçim kurulunun itirazı reddetmesi üzerine MHP YSK’ya başvurdu.
ARTVİN
Artvin’in Yusufeli ilçesinde AKP’nin itirazı üzerine oyların sayımı yeniden yapıldı. Başkanlık yarışını 47 oy farkla önde bitiren CHP’nin adayı Barış Demirci’nin oyu 1 oy artarak fark 48’e çıktı. CHP’nin adayı Barış Demirci 1954 oy alarak başkan seçilirken, AKP’nin adayı Mustafa Demirkıran bin 918 oyda kaldı.
ARDAHAN
Ardahan’da belediyeyi CHP kazandı. AKP Ardahan Belediye Başkan adayı Yunus Baydar ise seçimde ıslak imzalı tutanakların olmadığı ve sandık görevlisinin yerine başka bir görevli geldiği iddiasıyla seçimin iptali için ilçe seçim kuruluna başvurdu.
İZMİR
İzmir’in Dikili ilçesinde CHP’den aday gösterilmeyince bağımsız aday olan Adil Kırgöz’ün gerisinde kalarak seçimi kaybeden Kemal Doyuran sonuçlara itiraz etti. Doyuran geçersiz sayılan 1545 oyun yeniden sayılmasını istedi.
Selçuk Belediyesi’nin eski başkanlarından eski CHP’li, bağımsız aday Hüseyin Vefa Ülgür, CHP’nin mevcut Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in 367 oy farkla kazandığı seçime itiraz etti. İtirazı değerlendiren İlçe Seçim Kurulu, sayımı tekrarladı. Yapılan son sayıma göre; geçersiz kabul edilen 1380 oya ait pusulalar yeniden değerlendirildi ve CHP’li Sengel, Ülger ile arasındaki oy farkını 374’e yükseltti.
CHP ise İzmir’de kaybettiği iki ilçeden biri olan Aliağa’da seçim sonuçlarına itiraz etti.
ŞANLIURFA
Şanlıurfa’nın DEM Parti’nin kazandığı Hilvan ilçesinde oy yakma görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından Hilvan İlçe Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. İlçe belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ile mahallelerdeki muhtarlık seçimleri yeniden yapılacak.
AKP, DEM Parti’nin seçimi kazandığı Ceylanpınar, Halfeti, Suruç ve Viranşehir ilçelerinde de sonuçlara itiraz etti. DEM Parti’nin kazandığı Halfeti’de AKP’nin itirazı üzerine seçim tekrarlanacak.
KARS
DEM Parti, taşımalı seçmenlerin oy kullandığı, hile ve usulsüzlükler yaşandığı iddiasıyla Kars’ta seçimlerin yenilenmesi için itiraz etti. İtirazın reddedilmesi üzerine DEM Parti İl Seçim Kuruluna başvuru yaptı.
KAYSERİ
Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde MHP’de olan belediye başkanlığını CHP’nin adayı kazandı. MHP sonuçlara itiraz etti ve seçimin yenilenmesine karar verildi. CHP, karara itiraz etti.
ADIYAMAN
Adıyaman Besni’de CHP, kısıtlıların oy kullandığı gerekçesiyle seçimin iptalini istedi. Ancak itiraz reddedildi.
KIRKLARELİ
CHP, az bir oy farkıyla MHP’li adaya karşı kaybettiği Kırklareli’nde seçim sonuçlarına itiraz etti. İlçe seçim kurulu, CHP’nin itirazını reddetti. CHP, il seçim kuruluna yeniden itirazda bulundu. CHP, Kırklareli’nin Karahalil, Üsküp, Büyükkarıştıran ve Kaynarca beldelerindeki sonuçlara da itiraz başvurusu yaptı.
SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?
İl seçim kurulları, ilçe seçim kurullarının kararlarına yapılan itirazları 7 Nisan saat 17.00’ye kadar karara bağlayacak. İl seçim kurullarından çıkacak kararlara karşı YSK’ya itiraz etmek için son tarih 10 Nisan Çarşamba günü saat 17.00 olacak. İl seçim kurulu kararlarına karşı olağanüstü itiraz için son tarih ise 14 Nisan Pazar günü saat 17.00 olarak belirlendi.
]]>BEDDUA ALDIN
“2003 yılında Mehmetçik’in kafasına Süleymaniye’de çuval geçiren ABD’li General Odierno’dan bugünkü Milli Savunma Bakanımız üstün liyakat madalyası aldı. 15 Temmuz günü darbeye karışmayacakları evine yollayıp, karışacaklara kışlaları teslim etti. Silah arkadaşların sana haklarını helal etmeyerek öldü. Onların bedduasını alan adamsın. Makamlara saygılıyız ama olmaz olsaydı öyle Genelkurmay Başkanlığı…”
Akar bu sözlere çok sinirlendi, ABD’den aldığı madalyayı “Almayan yok, anlamı da yok. Gittik oraya, paldır küldür verdiler. Ne talebimiz var ne şeyimiz var” diyerek açıklamaya çalıştı.
ATATÜRK ÜZERİNDEN ELEŞTİRİ
Öze l bir kez daha söze girdi ve “Atatürk’e ‘Firavun’ diyenleri ziyaret ettin” dedi. Akar’ın cevabı ise “Atatürk’e, millete, bayrağa neler neler diyenler var. Onları niye görmüyorsun!” oldu. Özel de tartışmayı, “Bir atanmış olarak, seçilmişleri azarlama hakkın yok, haddinizi bilin” diyerek ve Akar’ın kumpas davalarından cezaevinde yatan silah arkadaşlarını bir kez bile ziyaret etmediğini söyleyerek tamamladı.
221 KOMUTANIN TALEBİ
Akar bu tartışmaların ardından Özel’e hem “Hakaret” hem de 500 bin liralık tazminat davası açtı, “Hakaret” davasını kaybetti. Tazminat davasından ise 10 bin lira kazandı. Ancak istinaf mahkemesi yerel mahkemenin bu kararını iptal etti. Bu davalar devam ederken beklenmedik bir olay da yaşandı. Tam 221 emekli general, amiral ve albay, Özgür Özel ile görüşerek duruşmalarda Akar aleyhinde ifade vermek istediklerini açıkladı. Emekli askerlerin bu talebi mahkemeye iletildi ancak hakim reddetti.
KILIÇDAROĞLU İLE YÜRÜDÜ
Meclis’teki bu tartışma dışında Özgür Özel, kimi zaman kumpas davalarında askerlerin, kimi zaman FETÖ operasyonlarına karşı mağdurların, kimi zaman da haksızlığa uğrayan gazetecilerin sesi oldu. Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte 450 kilometrelik Ankara-İstanbul arasındaki Adalet yürüyüşünde de Yırca’daki zeytinlikler için başlatılan yürüyüşte de ön saflardaydı.

Özgür Özel her dönem gençlerle sıcak bir yakınlık içinde oldu.
GezI savunması TV’lere ceza aldırdı
Gezi olaylarında şiddete uğrayan herkesin yanında yer alan isimlerin başında Özgür Özel vardı. Tutuklu öğrencilerin sesini Meclis’e taşıdı. Öyle ki RTÜK, Gezi olayları sonrası yaşanan tutuklamaları eleştiren Özel’in açıklamalarını haberleştiren televizyon kanallarına ceza bile verdi. Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarmaktan hiç vazgeçmedi. Bugün de “Nasıl, biz Balyoz’a kumpas derken ‘Ateş olmayan yerden duman çıkmaz’ diye bağıranlar sonra mahcup oldularsa Gezi’ye ‘kalkışma ve darbe’ diyenler de tarih önünde mahcup olmaya mahkumdurlar” açıklamasını yapıyor. Hukuk skandallarını kamuoyunun vicdanı ile paylaşmak üzere çok sayıda rapor ve kitap yayınladı. Duruşmalarda görevli mahkeme heyetleri ve bazen de edilen cezaevi yönetimleri tarafından engellenmeye çalışıldı, duruşma salonlarına girmesi engellenmeye çalışıldı. Silivri Cezaevi’nin önünde sayısız basın açıklaması yaptı. Mağdurların mektuplarını Meclis’e taşıdı. FETÖ terör örgütünün önünün nasıl açıldığını anlatıp tarihe not düştü. “Kalemi Kırılan Gazeteciler” raporu ile medyanın içinde bulunduğu durumu, iktidarın kurduğu baskıyı kamuoyuna anlattı.
Soma’ya gözyaşları arasında sahip çıktı

Soma davasına sahip çıkmak güvenirliliğini arttırdı.
13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen, 301 madencinin yaşamını yitirdiği ve Başbakanlık müşavirinin madenci tekmelediği Soma maden faciasıyla ilgili dava da Özel’in siyasi kariyerinin önemli kilometre taşları arasında yer aldı. Geride kalan ailelerin haklarını alabilmesi için hukuk mücadelesi verdi, bilirkişi gibi çalıştı. Milletvekilliği düşürülen Can Atalay’ın baktığı davanın karar duruşması sonrası Özel, “Peşini bırakmayız. Bu kararda imzası olanların, Yargıtay’daki, Saray’daki çetenin ve bu çetenin işbirlikçilerinin peşinde olacağız. Bugün kazandım sananlar mahkum olacak, bugün kaybettiğini düşünenler de buraya çıkıp ‘Oh be adalet kazandı, biz kazandık’ diyecekler. Söz veriyoruz” diyerek gözyaşlarına boğuldu.
MANİSA’DA SEÇİM ZAFERİ
Özel bu sahip çıkış ile yerel seçimde memleketi Manisa’da büyük başarı kazandı. Çok partili siteme geçildikten sonra CHP Manisa’da ilk kez 1. parti oldu ve 78 yıl sonra kentte yönetimi eline aldı. CHP’li Ferdi Zeyrek yüzde 57.2 ile en yakın rakibi MHP’li Cengiz Ergün’e iki kat fark attı. 35 yıl sonra da Soma’yı da yüzde 57.9 oyla CHP adayı Sercan Okur kazandı. CHP Manisa’da 2019’da 4 olan ilçe belediye sayısını 14’e çıkardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sürecinde Manisa’da iki kez miting yapmış ve “Rekor oy istiyorum” demişti. Rekor oy CHP’ye geldi.
Algıyla yaratılan SÖZCÜ davasının takipçisi oldu
ÖZGÜR Özel, SÖZCÜ gazetesine açılan ve zoraki mahkumiyet ile sonuçlanan FETÖ algı davasını da yakından izledi. Özgür Özel bu davaya “Basın özgürlüğü acısından kara bir gün, kara bir karardır. SÖZCÜ’ye FETÖ damgası vurulduktan sonra gerçek FETÖ’cüler kendilerini çok daha güvende hisseder. Türkiye’de 100 kişiye ‘Hangi gazete FETÖ ile yan yana gelmez’ diye sorsanız, ezici çoğunluk SÖZCÜ der. Bu karar halkın haber alma özgürlüğü üzerinde baskı kurmak, muhalif kalemleri susturmaya yönelik tazyiktir. Bu karardan Pensilvanya’daki karargah ve gerçek FETÖ kurmayları memnundur. Masum bir karar değildir. İleride ortaya çıkacaktır ki, bu kararın alınmasına katkısı olanlar FETÖ ile mücadeleyi sulandırmaya çalışanlardır” diyerek tepkisini ortaya koydu.
Türkiye’yi sarsan Manisa davasıTürkiye’yi sarsan Manisa davası

Manisalı gençler suçsuz bulundu.
MANİSALI Özgür Özel’i henüz 21 yaşındayken derinden etkileyen bir olay da şehrinde yaşandı. 26 Aralık 1995’te lise öğrencisi 16 genç, duvarlara yazı yazdıkları ve örgüt üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alındı. O günlerde CHP İzmir Milletvekili olan Sabri Ergül, ailelerden gelen telefon üzerine Manisa Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. TEM Şube Müdürlüğü’ne girdiğinde yerde ıslak battaniyeler içinde gözleri bağlı ve çıplak olarak yatan liseli gençleri gördü.

Davada yargılanan polisler suçlu bulunup 10’ar yıl hapse mahkum oldu.
Bu olayı kamuoyu gündemine getirdi, Manisa Emniyet Müdürlüğü’nün kapısına “Bu iş yerinde işkence vardır” yazılı pankart astı. İçişleri Bakanlığı işkence iddialarını reddetti ama 8 polis yargılanıp, 10 yıla kadar hapse mahkum oldu. Manisalı gençlerin tümü ise örgüt üyeliği iddiasından beraat etti.

Özel, kızı İpek ile maçta.
EMEKLİLERİ HİÇ UNUTMADI
ÖZEL, CHP Grup Başkanvekilliği döneminde her zaman ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşulları ve vatandaşın geçim mücadelesini gündeme taşıdı, emeklileri de hiç unutmadı. Her açıklamasında iktidarın TÜİK eliyle ülke ekonomisine ilişkin açıkladığı rakamlar ile aldatmaca ve göz boyama yaptığını savundu. İşsizliğin giderek arttığını, emekliler ile çalışan kesimlerin açlık ve yoksulluk sınırında yaşadıklarını söyledi. CHP’nin zaferi ile sonuçlanan yerel seçimler öncesi yaptığı gezilerde de emeklilerin durumunu gündeme getirip, “Artık iktidara sarı kart gösterin” dedi. 31 Mart gecesi ise “Biz sarı kart dedik, az söylemişiz, sandıktan kırmızı kart çıktı” yorumunu yaptı.
YARIN: 31 MART’TA SEÇİM NASIL KAZANILDI, SONUÇLAR İÇİN NE DEDİ?
]]>Havalimanı çıkışında CHP İzmir İl Örgütü öncülüğünde toplanan partililere seslenen Özel, şunları söyledi:
* “Kurultayımızdan sonra buraya geldiğimizde bizim seçim otobüsümüzü bu alana sokturmamışlardı. İktidar partisinin adayı için ise kapıları sonunda kadar açtılar. Bu otobüsü buraya sokan şey, otobüsün şöförü değildir. Özgür Özel’in genel başkanlığı ya da bir başkamızın ortaya koyduğu irade değildir. Bu otobüsü buraya sokan güç sizsiniz, CHP örgütüdür. Türkiye’nin dört bir yanındaki konuşmalarımda hep İzmir’e, İzmir’in adaylarına ve seçmenlerine çok seslendim. Onlardan ne çok şey beklediğimi söyledim.
* Bir değişim başlayacaksa bunun İzmir’den başlaması gerektiğini ifade ettim. Koca bir sürecin, başta sancıların ve tartışmaların ama sonrasında büyük bir kampanyanın sonunda örgütümüzün öz gücüyle, herhangi bir siyasi partiyle ittifak yapmaksızın, adaylarımızla birlikte bugün bu otobüsün üzerinde sizlerin huzurunuzdayız. Bugün İzmir’de ilan etmek isterim ki Türkiye genelinde aldığımız yüzde 38 oyla Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir.
* CHP’nin genel başkanlığına aday olduğum süreçte kurultayımızda şunu söylemiştim; benim inandığım bir kural ve benim inandığım gerçek var. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi ikinci partisi olamaz. Bugün CHP, 14 büyükşehir belediyesini kazanmıştır. 15. büyükşehir için büyük bir hukuk mücadelesi içindeyiz. 14 büyükşehirde kalsak dahi CHP’den sonra en çok büyükşehir kazanan partiden 4 il öndeyiz. CHP, 35 il kazanmıştır. En yakın rakibinden 11 il ileridir. Üçü büyükşehir belediye başkanı olmak üzere 35 kadın belediye başkanımız, geçen dönem 11 olan sayıyı 35’e çıkarken bu konuda en önemli katkı İzmir’de gösterdiğimiz 9 kadın adaydan 8’ini seçen İzmir’in seçmenlerine aittir.

* Türkiye’de neredeyse tamamı gençlik örgütlerimizden gelen 58 genç belediye başkanımız vardır. Bu konuda da en büyük teşekkürü İzmir’de aday gösterdiğimiz 12 gencimizden 11’ini seçen İzmir seçmenlerine borçluyuz. Tam bu aşamada kazananlarla ilgili bir şey söylemeden önce 2 tane kaybetmeyenden bahsetmek isterim. Aliağa’da yarışa başladığında yüzde 18 geride olan, siyaseti bu seçim sonucuyla sonlandırmayan Aliağa adayımız Çağatay Güç’e yürekten teşekkür ediyorum. İzmir Menemen’de kendi hatalarımızla ve İzmir’de AK Parti’nin kumpasıyla ellimizden alınan belediyede, belediye imkanlarının hiçbirimizin el sürmediği arazilerin satışını bir siyasi finans yöntemine çeviren bir adaya karşı, devletin gücüne karşı bir kadın adayımız mücadeleyi bu seçim için kazanamadı gibi görünüyor. Ancak o kaybın bütün sorumluluğunu tüm CHP’liler olarak hep birlikte üstleniyoruz.
* Menemen adayımız Deniz Kararkurt’a yürekten teşekkür ediyor, Kubilay’ın kenti Menemen’e ant içiyoruz ki gelecek seçimleri rekor oyla CHP kazanacak. Aday belirleme sürecinde ‘İzmir, partimizin sancak gemisidir’ demiştim. Bugün sancağı yere düşürmeyen, CHP sancağını onurla, gururla birtakım kötü niyetlilerin beklentilerin aksine 30 belediyenin 28’ini bize armağan eden İzmirlilere yürekten teşekkür ediyorum. Aday belirleme süreçlerinin sonunda ‘Değişim nerede’ diyenler İzmir’e baksınlar demiştim. İzmir adayları toplam yaş ortamaları 47 olmak üzere 12’si genç, 9’u kadın adaydan 11’i ve 8’i seçildi.
* Tüm arkadaşlarımız, İzmir’e en doğru reçeteyi yazacak olan Dr. Cemil Tugay’ın kaptanlığında yürüyor. Aday belirleme süreçlerinde kimsenin hakkını yemedik. Eğer kusurumuz, hatamız, eksiğimiz varsa da kastımız yoktur. Ancak İzmir’in memnuniyet anketlerinde en üst düzeyde yer alan 3 arkadaşımızla devam ettik. Diğer arkadaşlarımıza da şunu anlattık İzmir’in notu kıt, en iyisini hak ediyor. Biz, İzmir’in beklentilerini gördük, sesini duyduk. O sese kulak veren bir listeyle İzmir’in karşısına çıktık.
* İzmir, değişime, dönüşüme ve gelecek güzel günlere oy verdi, onay verdi. Bundan sonra İzmir, hak ettiğini alacak. İzmir, iyi belediyecilik uygulamalarını sürdürecek. Yapılanların üstüne koyacak. O büyük beklentiye cevap verecek. İzmir, dünyada şehirlerin yarıştığı bir süreçte Türkiye ile değil, dünyanın sayılı kentleriyle yarışacak bir vizyona kavuşmalıdır. Ben örgütü dizayn etmeye değil, İzmir’i dünya kenti yapmaya gelen arkadaşlarıma gönülden inanıyorum.
ÖZEL’DEN CHP ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI
* Bütün örgütümüze çağrım şudur; elbette örgüt belediye ilişkisi önemlidir. Ama ne belediyeler örgütün yöneteceği kurumlardır ne de belediye başkanları örgütümüzün amirleridir. Eski hastalıklarla bir ilçe seçimini almak üzerinden yapılabilecek her türlü müdahalede belediye başkanının, kamu hizmetinin sunumunda olmadık taleplerle yıpratmaya girişen ilçe başkanının karşında olacağımdan da kimsenin şüphesi olmasın.
* Çünkü herhangi bir 5 yıla talip değiliz. İktidarda sosyal demokrat bir parti yok. Atatürk’ün hedeflerini tutturmuş değiliz. Bu süreçte kim hata yaparsa, kim yanlış yaparsa, Atatürk’ün partisini girdiği ilk yerel ve ilk genel seçimde birinci parti yapma ve Atatürk’ün partisini ikinci yüzyılın ilk seçiminde iktidar yapma hedefimize engel olur, bu yolda engel tanımayacağız.
“MİLLETİMİZDEN KREDİ ALDIK”
* Biz milletimizden bir kredi aldık. Bu kredi bir tüketici kredisi değildir. Öyle görürsek harcar, bitirir ve kaybederiz. Bu kredi bir yatırım kredisidir. Seçmen bize ‘5 yıl iyi yönetin, 4’üncü yılın sonunda karar vereceğim. Eğer Türkiye’nin geleceğine yatırım yaparsanız, kavga etmezseniz, Türkiye’yi yönetmeye hazır kadroları yetiştirirseniz size Türkiye’yi yönetmeniz için de daha büyük kredi vereceğim’ demiştir. Seçmenin bu kredisini doğru değerlendirmek, bu 4 yıl en iyi hizmeti yapmak ve örgüt olarak çok çalışmak durumundayız. Bugün, zafer kazandığımız seçimin 4. günü değildir. Gelecek zafer kazanacağımız seçimin 4. günündeyiz. Bundan sonraki her günü seçime bir gün az kalmanın üzerimize yüklediği sorumlulukla hep birlikte çalışmak durumundayız.
“İZMİR SANCAK GEMİMİZ OLMAYA DEVAM EDİYOR”
* İzmir’de olmadığı gibi davrananlar, takiye yapanlar, partilerinin rozetinden ve genel başkanlarının resminden uzak duranlar İzmirlileri kandıramamışlardır. Onlar, İzmir’e yaşam biçimine saygı teminatını veremediler. Ama sakın, bu zaferin bize kazandırdığı özgüvenle bir tane AK Partiliyi kırarsa, bir tane MHP’liyiz üzersek ve pek çoğu Cumhur İttifakı’ndan gençlere, bu partide kendilerine yabancı hissettirsek yanlışların en büyüğünü yapmış oluruz. Davet ettik geldiler. Burası baba evidir. Baba evinde herkese yer var. Baba evinde herkes huzur içinde oturabilir. Baba evinde kardeşlerin biri başını açar, öbürü kapar. Baba kimseye karışmaz. Baba evinin bir odasında biri eğlenir, diğeri ibadet eder. Baba evi böyledir. İzmir birlikte yaşamanın, birlikte yönetmenin, kendinden olmayana da kendi hakkından fazla sahip çıkan hoşgörünün kentidir. Bunu bütün Türkiye’ye göstereceğiz. Bundan sonra İzmir, büyük iktidar yürüyüşümüzün en önemli adımlarını atacağız, sancak gemimiz olmaya devam ediyor.
“İZMİR İTTİFAKI, TÜRKİYE’DE TÜRKİYE İTTİFAKI KAZANDI”
* İzmir’de İzmir ittifakı, Türkiye’de Türkiye ittifakı kazandı. Türkiye ittifakı ötekisinin olmadığı ittifaktır. Türkiye ittifakı gücünü ay-yıldızdan alır. Bizimle birlikte olan tüm muhafazakar demokratlara, milliyetçi demokratlara, tüm romanlara, tüm siyasi görüşlere saygılarımızı ve sevgililerimizi sunuyoruz.”
]]>
Özel Sözcü muhabiri Başak Kaya’ya konuştu.
Çocukluğundan beri siyasetin içinde olmayı hayal eden Özel, 21 Eylül 1974’de Manisa’da doğdu. Kendisini “Bahçıvan Abdullah Ağa’nın torunuyum’’ diye anlatan Özel, 104 yaşında hayatını kaybeden dedesini “90 yaşına kadar tarlada, bahçede çalışıp, pazarlarda kendi ürettiklerini sattı. Parmaklarında eklem romatizması vardı, ters dönmüştü. “Dede ‘senin parmakların niye böyle’ diye sorardım. Babamı gösterip, ‘Bunu okuturken oldu’ derdi. Babam 10 kardeşi arasında okuyan tek çocuktu’’ diyerek anıyor. Özel, ailesini, çocukluk yıllarını ve siyasete giriş öyküsünü SÖZCÜ’ye şöyle anlattı:

Abdullah Ağa
MANİSA DEFTERDARI
Anneminbabası olan diğer dedem Manisa’da defterdardı. Ailemizin dörtte üçü göçmen kökenli. Anneannem Selanik, babamın dedesi Üsküp, babaannem de Pirçovalı. Annem ve babam emekli öğretmen. Bir köy okulunda görev yaparken tanışıp evlenmişler. İlkokulu Manisa’da okudum. 11 yaşındayken de parasız yatılı sınavlarını kazanıp İzmir Bornova’ya gittim. Aslında mühendis olmak istiyordum. Matematiğe ilgim vardı. Ama babamın tercihiyle eczacı oldum.

KARŞIMA DİDEM ÇIKTI
Yeniden sınava girerim diye düşünüyordum ama eczacılık fakültesine girdikten bir yıl sonra 19 yaşımda eşim Didem ile tanıştım. 1993’ten beri birlikteyiz. Didem’i görünce üniversite sınavına bir daha girmeyi unuttum. Şimdi 17 yaşında İpek isimli bir kızımız var. Eczacılıkta beni tutan ikinci şey de bu alanın, önemli bir mücadele alanı olduğunu gördüm.
İdolüm Neşe Abla
Benimidolüm Türkiye’nin ilk ecza kooperatifini kuran Neşe Gülersoy idi. Gülersoy’un iki şapkası vardı, eczacılık meslek örgütünün genel sekreteriydi ve aynı zamanda da CHP’nin kadın kolları başkanıydı. Kendisi MHP’li bir eczacının katledilmesini kınayan bir bildiri kaleme alırken, o cinayete misilleme olarak öldürüldü. 1980 öncesinin karanlık dönemiydi. Onun hayat hikayesi her birimiz açısından son derece kıymetli.
HALK İÇİN ECZACILIK
Biz zincir eczanelere karşı halk eczaneciliği ve kooperatifçilik mücadelesi verdik. Ethem Sancak’ın sahip olduğu Hedef grubunun ilaç satış zinciri vardı. 2000’li yıllarda Ethem Bey bana ‘Siz benimle uğraşıyorsunuz ama ben de sizdenim” derdi. Eskiden İşçi Partili olduğunu anlatırdı. Manisa Eczacılar Odası ve Türk Eczacılar Birliği yönetiminde çalıştım. Bu görevlerde de en genç üye olarak yer aldım.
ECZANEDEN TBBM’YE
Özgür Özel, 21 Eylül 1974’de Manisa’da doğdu. İzmir Bornova Anadolu Lisesi Almanca Bölümü ve Manisa Lisesi’nde orta ve lise öğretimini, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladı. 1999 yılında serbest eczacılığa başlayan Özel, Manisa Eczacı Odası’nda, 2001-2007 yılları arasında genel sekreterlik ve başkanlık yaptı. Manisa Akademik Odalar Birliği Dönem Sözcülüğü ve başkanlığı görevlerini yürüttü. Manisa’daki Cumhuriyet mitinglerini düzenledi. Uluslararası Eczacılık Federasyonu, Avrupa Birliği Eczacılık Grubu, Avrupa Eczacılık Forumu gibi uluslararası örgütlere üye oldu. 163 ayrı kongre ve konferansta yazılı ve sözlü bildiri sundu. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi Manisa belediye başkan adayı olan Özgür Özel, 33. Olağan Kurultay’da ve 15. Olağanüstü Kurultay’da Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Delegesi olarak görev yaptı. 2007 yılı ve 2009 yılı aralık aylarında yapılan seçimlerde Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti’ne seçildi. 12 Haziran 2011’de CHP Manisa Milletvekili seçildi ve o tarihten bu yana da milletvekili olarak TBMM’de bulunuyor. Özel Kasım 2023’de yapılan CHP 38. Olağan Kurultayında da genel başkan seçildi.
İktidar hedefimin gerçekleşmesine az kaldı
Çocukluktan beri siyasetin içinde olmayı hayal etmiştim. 2012’de bir arkadaşım “Kendini siyasette nerede görmek istersin” diye sorduğunda “İktidar partisinde grup başkanvekili görmek istiyorum” demiştim. Grup başkanvekilliği hayalim gerçekleşti, iktidar hedefinin de gerçekleşmesine az kaldı.
İl ziyaretlerinde mutlaka eczacı odasını ziyaret ederim. Doğuya yapacağım ziyaret öncesi ‘Sakın gitme CHP’lileri kovuyorlar’ diye uyaranlar oldu.
BENİ ALNIMDAN ÖPTÜ
Ama gittim ve bir eczacı alnımdan öptü. ‘Çocukların boğazından geçen ekmekte bu delikanlının emeği var’ dedi. Örgütüme elbette minnettarım. Ama beni yetiştiren eczacı örgütüne de minnettarım. Mücadeleye devam edeceğiz.
Siyasete nasıl girdim?
1999yılında, bir gün eczanede oturuyorum. FIFA 99 diye bir oyunum var. Brezilya-Arjantin Dünya Finali, durum 2-2. Ben Ajrantin’i oynatıyorum, 86. dakika. Telefon çaldı, o zamanlar numara falan çıkmıyor, kim arıyor göremiyorsun. Açayım mı açmayayım mı derken, oyunda durdurma tuşuna bastım, telefonu açtım. Arayan o zamanın eczacı odası başkanı Nükhen abla idi. ‘Eczacı odasına kadar gelir misin? Seni oda yönetimine almayı düşünüyorum’ dedi. Telefonu kapattım ve gittim. Manisa Eczacılar Odası, daha sonra da Türk Eczacılar Birliği yönetimlerinde yer aldım. CHP Manisa belediye başkan adayının kalp krizi geçirip hayatını yitirmesi nedeniyle genel merkez tarafından aday olmam istendi. Üç saatte karar verdim ama o seçimi kaybettim. 2011’de ise milletvekili oldum. Bugüne kadar geldik ve bizim maçta skor hala 2-2 ve 86. dakikada kaldı. O günden beri bilgisayarda hiç futbol oynayamadım, Playstation alamadım. Vaktim olmadı, aklım da hâlâ maçta kaldı.
Manisa’daki Neşe Abla cinayeti
ÖzgürÖzel’in ‘’İdolüm’’ dediği Neşe Gülersoy 3 Mart 1950’de doğdu ve Manisa’da eczacılık yaparken 27 Haziran 1979’da siyasi bir cinayete kurban gitti. Manisa’da CHP Kadın Kolları Başkanı da olan Gülersoy, sahibi olduğu Afiyet Eczanesi’nde 2 kişi tarafından yaylım ateşine tutularak öldürüldü. Özgür Özel, her 27 Haziran tarihinde Gülersoy’u anıyor ve mesaj yayınlıyor.
YARIN: MECLİS’TE BÜYÜK TARTIŞMA
]]>Kesin olmayan sonuçlara göre, Aydın, Eskişehir, Diyarbakır, Gaziantep ve Tekirdağ büyükşehir belediyeleri ile Afyonkarahisar, Ağrı, Batman, Bilecik, Edirne ve Siirt belediyeleri ve 64 ilçe belediyesinde seçmenler tercihlerini kadın adaylardan yana kullandı.
Aydın Büyükşehir Belediyesi için CHP’nin adayı Özlem Çerçioğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi için CHP’nin adayı Ayşe Ünlüce, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi için DEM’in adayı Ayşe Serra Bucak Küçük, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi için AKP’nin adayı Fatma Şahin ve Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi için CHP’nin adayı Candan Yüceer başkanlık yarışını önde tamamladı.

(Fatma Şahin)
ÜST ÜSTE ÜÇÜNCÜ KEZ
Daha önce “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” da yapan Fatma Şahin, 30 Mart 2014’te yapılan yerel seçimlerde Türkiye’nin ilk kadın büyükşehir belediye başkanlarından oldu.
2014’te üstlendiği bu görevi kesintisiz sürdüren Şahin, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığına üst üste üçüncü kez seçildi.
Özlem Çerçioğlu da 2014’te ilk kez seçildiği Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini aralıksız sürdüren belediye başkanı olarak öne çıktı.

(Özlem Çerçioğlu)
Son yapılan yerel seçimleri de ilk sırada tamamlayan Çerçioğlu, bu görevi üçüncü kez yürütecek.
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Ayşe Ünlüce, bir süre Adalet Bakanlığında hakim olarak görev yaptıktan sonra Eskişehir Büyükşehir Belediyesine 2016’da 1. Hukuk Müşaviri, 2018’de genel sekreter olarak atandı. Genel sekreterlik görevinden istifa ederek CHP’nin büyükşehir belediye başkanı adayı olan Ünlüce, CHP’li Yılmaz Büyükerşen’in 25 yıldır yürüttüğü Eskişehir Büyükşehir Belediye başkanlığına seçildi.

(Ayşe Serra Bucak Küçük)
Ayşe Serra Bucak Küçük ise 2006’da Almanya’da Köln Üniversitesi Alman dili ve edebiyatı ile pedagoji bölümlerinden mezun oldu.
2014-2016 yıllarında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde danışmanlık ve meclis üyeliği yapan Küçük, son yerel seçimde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı yarışını kazandı.
VEKİLLİKTEN BAŞKANLIĞA
Candan Yüceer de Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirmesinin ardından farklı illerde hekim olarak görev yaptı. CHP’de 4 dönem Tekirdağ milletvekilliği yapan Yüceer, kentin ilk kadın büyükşehir belediye başkanı oldu.

(Melek Mızrak Subaşı)
Afyonkarahisar’da CHP’nin adayı Burcu Köksal, Ağrı’da DEM’in adayı Hazal Aras, Batman’da DEM’in adayı Gülüstan Sönük, Bilecik’te CHP’nin adayı Melek Mızrak Subaşı, Edirne’de CHP’nin adayı Filiz Gencan Akın ve Siirt’te DEM’in adayı Sofya Alağaş belediye başkanı olarak seçildi.
28. Dönem CHP Grup Başkanvekilliği görevini yürüten Burcu Köksal, 31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimler sonucu Afyonkarahisar’ın ilk kadın belediye başkanı oldu.
İlçelerde ise CHP’nin 29, DEM’in 24, AKP’nin 9 ve MHP’nin 2 kadın adayı belediye başkanı oldu.
Ankara’da bir, İstanbul’da 3 ve İzmir’de 8 olmak üzere 64 ilçe belediye başkanlığını kadın adaylar kazandı.

(Sinem Dedetaş)
Ankara’nın Akyurt ilçesinde AKP’nin adayı Hilal Ayık, İstanbul’da CHP’den aday olan, Bakırköy’de Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu, Üsküdar’da Sinem Dedetaş ve Maltepe’de ise Esin Köymen başkan oldu.
İzmir’de ise Çeşme, Foça, Karabağlar, Karaburun, Karşıyaka, Kınık, Konak ve Selçuk ilçelerinde CHP’nin kadın adayları belediye başkanı seçildi.
Çanakkale’nin Yenice ilçesine bağlı Kalkım beldesinde rakiplerini geride bırakan bağımsız aday Zeynep Çelik, 22 yaşında Türkiye’nin en genç kadın belediye başkanı unvanını kazandı.
]]>İSTANBUL SEÇİM SONUÇLARI 31 MART 2024
| Parti | Aday | Oy/Oran |
|---|---|---|
| CHP | Ekrem İmamoğlu | %51,09 (4.427.455) |
| AKP | Murat Kurum | %39,59 (3.431.340) |
| YRP | Mehmet Altınöz | %2,60 (225.036) |
| DEM | Meral Danış Beştaş | %2,11 (182.837) |
| ZAFER | Azmi Karamahmutoğlu | %2,08 (179.981) |
| İYİ | Mehmet Satuk Buğra Kavuncu | %0,63 (54.850) |
| SAADET | Birol Aydın | %0,56 (48.522) |
İstanbul’un son belediye başkanlığı seçimlerinde CHP’den Ekrem İmamoğlu‘nun %51,09 oy oranıyla 4.427.455 oy aldığı, AKP’den Murat Kurum‘un %39,59 oy oranıyla 3.431.340 oy aldığı, YRP’den Mehmet Altınöz‘ün %2,60 oy oranıyla 225.036 oy aldığı, DEM’den Meral Danış Beştaş‘ın %2,11 oy oranıyla 182.837 oy aldığı, ZAFER’den Azmi Karamahmutoğlu‘nun %2,08 oy oranıyla 179.981 oy aldığı, İYİ’den Mehmet Satuk Buğra Kavuncu‘nun %0,63 oy oranıyla 54.850 oy aldığı, ve SAADET’ten Birol Aydın‘ın %0,56 oy oranıyla 48.522 oy aldığı görülüyor.
İstanbul Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
Ankara Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
İzmir Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
CHP Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
AKP Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
İSTANBUL İLÇE SEÇİM SONUÇLARI
| ADALAR |
CHP
%55,49 5.846 oy
|
AKP
%22,85 2.408 oy
|
TİP
%12,54 1.321 oy
|
DEM
%3,96 417 oy
|
İYİ
%1,40 148 oy
|
| ARNAVUTKÖY |
AKP
%41,94 71.849 oy
|
CHP
%38,45 65.863 oy
|
YRP
%5,89 10.087 oy
|
DEM
%5,01 8.579 oy
|
İYİ
%3,53 6.044 oy
|
| ATAŞEHİR |
CHP
%56,39 139.009 oy
|
AKP
%35,00 86.287 oy
|
ZAFER
%2,64 6.508 oy
|
YRP
%1,69 4.164 oy
|
İYİ
%1,46 3.603 oy
|
| AVCILAR |
CHP
%53,43 121.250 oy
|
AKP
%38,29 86.896 oy
|
ZAFER
%2,85 6.476 oy
|
YRP
%1,97 4.467 oy
|
İYİ
%0,95 2.156 oy
|
| BAĞCILAR |
AKP
%55,42 213.447 oy
|
CHP
%32,88 126.629 oy
|
YRP
%3,88 14.947 oy
|
ZAFER
%2,82 10.864 oy
|
SAADET
%1,04 3.989 oy
|
| BAHÇELİEVLER |
AKP
%47,20 152.111 oy
|
CHP
%44,11 142.159 oy
|
YRP
%2,57 8.278 oy
|
ZAFER
%2,50 8.064 oy
|
İYİ
%0,85 2.743 oy
|
| BAKIRKÖY |
CHP
%67,72 88.572 oy
|
AKP
%22,07 28.858 oy
|
ZAFER
%3,17 4.149 oy
|
İYİ
%1,41 1.845 oy
|
DEM
%1,35 1.767 oy
|
| BAŞAKŞEHİR |
AKP
%46,77 115.666 oy
|
CHP
%36,62 90.556 oy
|
DEM
%5,28 13.055 oy
|
YRP
%4,32 10.686 oy
|
ZAFER
%2,62 6.481 oy
|
| BAYRAMPAŞA |
CHP
%46,67 73.850 oy
|
AKP
%41,63 65.864 oy
|
YRP
%4,26 6.741 oy
|
ZAFER
%3,41 5.395 oy
|
İYİ
%1,04 1.644 oy
|
| BEŞİKTAŞ |
CHP
%64,12 66.017 oy
|
![]() BAĞIMSIZ
%13,66 14.064 oy
|
MHP
%11,44 11.777 oy
|
![]() BAĞIMSIZ
%2,32 2.391 oy
|
ZAFER
%1,99 2.052 oy
|
| BEYKOZ |
CHP
%45,87 68.453 oy
|
AKP
%44,91 67.020 oy
|
YRP
%2,88 4.302 oy
|
ZAFER
%1,58 2.358 oy
|
İYİ
%1,14 1.696 oy
|
| BEYLİKDÜZÜ |
CHP
%52,83 112.163 oy
|
AKP
%33,37 70.843 oy
|
YRP
%5,88 12.486 oy
|
ZAFER
%2,57 5.464 oy
|
DEM
%2,46 5.214 oy
|
| BEYOĞLU |
CHP
%49,22 60.361 oy
|
AKP
%40,74 49.965 oy
|
YRP
%2,55 3.132 oy
|
ZAFER
%2,21 2.705 oy
|
İYİ
%1,40 1.717 oy
|
| BÜYÜKÇEKMECE |
CHP
%48,04 74.772 oy
|
AKP
%42,16 65.615 oy
|
ZAFER
%2,31 3.597 oy
|
DEM
%2,30 3.581 oy
|
YRP
%1,63 2.537 oy
|
| ÇATALCA |
CHP
%50,53 26.704 oy
|
AKP
%44,94 23.749 oy
|
YRP
%1,14 601 oy
|
İYİ
%1,00 531 oy
|
ZAFER
%0,69 367 oy
|
| ÇEKMEKÖY |
CHP
%49,22 82.974 oy
|
AKP
%39,50 66.594 oy
|
YRP
%4,71 7.947 oy
|
ZAFER
%2,37 4.002 oy
|
İYİ
%1,12 1.880 oy
|
| ESENLER |
AKP
%50,46 117.704 oy
|
CHP
%33,78 78.792 oy
|
YRP
%6,16 14.361 oy
|
ZAFER
%3,37 7.864 oy
|
SAADET
%2,73 6.366 oy
|
| ESENYURT |
CHP
%49,05 227.608 oy
|
AKP
%39,18 181.806 oy
|
ZAFER
%3,69 17.132 oy
|
YRP
%3,11 14.418 oy
|
İYİ
%1,38 6.398 oy
|
| EYÜPSULTAN |
CHP
%48,17 116.620 oy
|
AKP
%41,45 100.347 oy
|
YRP
%2,89 6.989 oy
|
İYİ
%2,60 6.295 oy
|
ZAFER
%2,18 5.286 oy
|
| FATİH |
AKP
%47,56 91.917 oy
|
CHP
%43,77 84.588 oy
|
YRP
%2,67 5.152 oy
|
ZAFER
%2,37 4.577 oy
|
SAADET
%0,99 1.909 oy
|
| GAZİOSMANPAŞA |
CHP
%40,45 107.636 oy
|
AKP
%40,12 106.757 oy
|
YRP
%6,72 17.877 oy
|
DEM
%3,48 9.271 oy
|
ZAFER
%3,13 8.339 oy
|
| GÜNGÖREN |
AKP
%50,91 74.603 oy
|
CHP
%34,94 51.206 oy
|
DEM
%4,34 6.365 oy
|
YRP
%2,76 4.040 oy
|
ZAFER
%2,64 3.872 oy
|
| KADIKÖY |
CHP
%68,78 212.961 oy
|
AKP
%13,07 40.461 oy
|
TKP
%10,02 31.038 oy
|
ZAFER
%2,72 8.411 oy
|
TİP
%1,25 3.858 oy
|
| KAĞITHANE |
AKP
%48,85 122.295 oy
|
CHP
%36,00 90.122 oy
|
DEM
%3,61 9.036 oy
|
YRP
%3,57 8.932 oy
|
ZAFER
%3,55 8.877 oy
|
| KARTAL |
CHP
%54,77 158.555 oy
|
AKP
%35,61 103.082 oy
|
ZAFER
%2,72 7.883 oy
|
İYİ
%2,23 6.446 oy
|
YRP
%1,97 5.705 oy
|
| KÜÇÜKÇEKMECE |
CHP
%50,20 219.377 oy
|
AKP
%36,44 159.252 oy
|
DEM
%4,63 20.217 oy
|
ZAFER
%2,87 12.548 oy
|
YRP
%2,41 10.514 oy
|
| MALTEPE |
CHP
%59,06 183.062 oy
|
AKP
%32,41 100.447 oy
|
ZAFER
%3,12 9.681 oy
|
İYİ
%1,56 4.831 oy
|
YRP
%1,51 4.687 oy
|
| PENDİK |
AKP
%44,69 187.623 oy
|
CHP
%42,78 179.608 oy
|
YRP
%3,99 16.740 oy
|
ZAFER
%3,03 12.718 oy
|
SAADET
%1,15 4.839 oy
|
| SANCAKTEPE |
CHP
%50,59 135.018 oy
|
AKP
%41,46 110.652 oy
|
YRP
%3,01 8.036 oy
|
ZAFER
%1,60 4.269 oy
|
İYİ
%0,77 2.064 oy
|
| SARIYER |
CHP
%51,50 104.401 oy
|
AKP
%34,26 69.451 oy
|
![]() BAĞIMSIZ
%8,05 16.325 oy
|
ZAFER
%1,73 3.508 oy
|
YRP
%1,21 2.450 oy
|
| SİLİVRİ |
CHP
%53,20 63.065 oy
|
MHP
%39,53 46.860 oy
|
İYİ
%1,51 1.791 oy
|
YRP
%1,40 1.665 oy
|
ZAFER
%0,92 1.087 oy
|
| SULTANBEYLİ |
AKP
%42,25 77.787 oy
|
CHP
%21,04 38.730 oy
|
BBP
%15,80 29.084 oy
|
DEM
%9,86 18.160 oy
|
YRP
%4,02 7.399 oy
|
| SULTANGAZİ |
AKP
%46,81 133.980 oy
|
CHP
%33,00 94.463 oy
|
YRP
%6,83 19.552 oy
|
DEM
%6,27 17.947 oy
|
ZAFER
%2,54 7.256 oy
|
| ŞİLE |
CHP
%51,88 16.302 oy
|
AKP
%43,23 13.583 oy
|
YRP
%1,38 435 oy
|
İYİ
%0,99 310 oy
|
ZAFER
%0,79 249 oy
|
| ŞİŞLİ |
CHP
%66,59 99.921 oy
|
AKP
%23,62 35.442 oy
|
ZAFER
%3,02 4.536 oy
|
TİP
%1,54 2.312 oy
|
İYİ
%1,53 2.290 oy
|
| TUZLA |
CHP
%50,92 84.094 oy
|
AKP
%39,07 64.524 oy
|
YRP
%3,48 5.744 oy
|
ZAFER
%2,77 4.579 oy
|
İYİ
%0,94 1.553 oy
|
| ÜMRANİYE |
AKP
%42,45 174.555 oy
|
CHP
%40,14 165.054 oy
|
YRP
%7,80 32.066 oy
|
ZAFER
%3,55 14.609 oy
|
DEM
%2,23 9.168 oy
|
| ÜSKÜDAR |
CHP
%49,90 157.605 oy
|
AKP
%42,37 133.814 oy
|
YRP
%2,15 6.791 oy
|
ZAFER
%2,07 6.549 oy
|
SAADET
%1,19 3.754 oy
|
| ZEYTİNBURNU |
AKP
%46,48 65.083 oy
|
CHP
%42,85 59.996 oy
|
YRP
%4,20 5.876 oy
|
ZAFER
%2,65 3.714 oy
|
SAADET
%0,80 1.115 oy
|
Bir önceki (2019) İstanbul Belediye Seçimi
|
Aday |
Parti |
Aldığı Oy |
Oy Oranı |
|
Ekrem İmamoğlu |
CHP |
4.171.118 |
%48,80 |
|
Binali Yıldırım |
AKP |
4.149.656 |
%48,55 |
|
Necdet Gökçınar |
Saadet Partisi |
103.300 |
%1,21 |
|
DSP |
30.817 |
%0,36 |
|
|
BTP |
27.238 |
%0,32 |
|
|
DP |
22.544 |
%0,26 |
|
|
Vatan Partisi |
17.377 |
%0,20 |
|
|
TKP |
10.492 |
%0,12 |
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarına göre, CHP’den Ekrem İmamoğlu 4.171.118 oy alarak %48,80 oy oranıyla birinci sırada yer aldı. AKP adayı Binali Yıldırım ise 4.149.656 oy alarak %48,55 oy oranıyla ikinci sırada bulundu. Saadet Partisi adayı Necdet Gökçınar ise 103.300 oy alarak %1,21 oy oranında üçüncü sırayı elde etti.
İstanbul’un 3 ilçesine; Üsküdar, Bakırköy ve Maltepe’ye kadın belediye başkanları seçildi.
31 Mart 2024 Yerel Seçimleri, İstanbul’da tabloyu sil baştan değiştirdi. Kesin olmayan sonuçlara göre İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu yüzde 51.09 yani 4 milyon 427 bin 455 oy, AKP’nin adayı Murat Kurum yüzde 39.59 yani 3 milyon 431 bin 340 oy aldı.
İmamoğlu en yakın rakibi olan bütün devlet desteğini arkasına alan Kurum’a 996 bin oy fark attı. İmamoğlu, 31 Mart 2019 seçimlerinde AKP’li rakibi Binali Yıldırım’a 13 bin, iptal kararı ardından 23 Haziran 2019’da tekrarlanan seçimde de 806 bin oy fark atmıştı.
Son seçimde oy farkını neredeyse bir milyona çıkaran İmamoğlu yönetimi, İBB Meclisi’nde de çoğunluğu kazandı. Bazı ilçelerde seçim sonuçlarına ilişkin itirazlar sürdüğü için meclis üyesi sayısı dağılımı henüz netleşmedi.
UKOME’DE DEĞİŞİKLİK YOK
CHP’nin büyükşehirlerde seçimi kazanmasının ardından 2019’da yönetmelik değişikliği ile yapısı değiştirilen Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) yönetiminde de ise bir değişiklik olmadı.
Atanmış bürokratlardan oluşan UKOME’de hala bakanlık temsilcileri çoğunluk oyuna sahip. Bu durum ancak yönetmelik değişikliği ile değişebiliyor.
AKP’DE KAN KAYBI
CHP İstanbul’da İBB dışında 26 ilçe, AKP 13 ilçe kazandı. Önceki dönemde İstanbul’da 25 belediye kazanan AKP, son seçimde 12 ilçeyi kaybetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mahallesi Kasımpaşa’nın bağlı olduğu Beyoğlu’nu ve İstanbul’da şu an yaşadığı Üsküdar’ı CHP’li belediye başkanları kazandı.
AKP’nin seçimi kazandığı ilçeler şöyle: Pendik, Sultanbeyli, Ümraniye, Kağıthane, Fatih, Zeytinburnu, Güngören, Bahçelievler, Esenler, Bağcılar, Başakşehir, Arnavutköy, Sultangazi.

Yıllardır İstanbul’da 14 ilçe belediyesi yöneten CHP için bu seçimde tablo tamamen değişti.
Sancaktepe, Çekmeköy, Bayrampaşa ve Tuzla belediyelerini tarihinde ilk kez CHP’li belediye başkanları yönetecek.
30 yıl sonra Beyoğlu’nu, Üsküdar’ı, Gaziosmanpaşa’yı, Şile’yi, Eyüpsultan’ı CHP kazandı.
20 yıl sonra Beykoz’u tekrar CHP aldı. CHP’nin yöneteceği 26 ilçe belediyesi şöyle:
-Çatalca, Silivri, Büyükçekmece, Esenyurt, Beyoğlu, Beylikdüzü, Avcılar, Küçükçekmece, Bakırköy, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Eyüpsultan, Sarıyer, Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu, Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Ataşehir, Kartal, Sancaktepe, Çekmeköy, Beykoz, Şile, Tuzla.
3 KADIN BELEDİYE BAŞKANI
İstanbul’da yeni dönemde üç ilçenin belediye başkanı kadın oldu. Eski Şehir Hatları Genel Müdürü olan Sinem Dedetaş yeni Üsküdar Belediye Başkanı oldu.
Mimar Esin Köymen Maltepe Belediye Başkanı, Dr. Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu Bakırköy Belediye Başkanı seçildi.
FATİH KIL PAYI KAYBEDİLDİ
İstanbul’da seçimin sürpriz ilçelerinden biri Fatih oldu. AKP Fatih’te seçimi kaybetmedi ancak son ana kadar başa baş bir seçim yarışı yaşandı.
Mevcut belediye başkanı Mehmet Ergün Turan’ın oyların yüzde 47.56’sını aldığı seçimde, CHP’nin adayı eski İBB Genel Sekreter yardımcısı Mahir Polat yüzde 43.76 oranında oya sahip oldu. CHP 2019 seçimlerindeki oy oranı yüzde 36 idi.
]]>ANKARA SEÇİM SONUÇLARI 31 MART 2024
| Parti | Aday | Oy/Oran | Oy Sayısı |
|---|---|---|---|
| CHP | Mansur Yavaş | %60,35 | 1.994.943 |
| AKP | Turgut Altınok | %31,69 | 1.047.526 |
| YRP | Suat Kılıç | %3,12 | 102.994 |
| ZAFER | Hüseyin Bartu Soral | %1,50 | 49.632 |
| İYİ | Cengiz Topel Yıldırım | %0,90 | 29.830 |
| DEM | Gültan Kışanak | %0,80 | 26.322 |
| SAADET | Cafer Güneş | %0,44 | 14.679 |
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde CHP adayı Mansur Yavaş %60,35’lik oy oranıyla 1.994.943 oy alarak birinci oldu. AKP’nin adayı Turgut Altınok ise %31,69 oy oranıyla 1.047.526 oy alarak ikinci sırada yer aldı. Üçüncü sırayı ise %3,12 oy oranıyla 102.994 oy alan YRP adayı Suat Kılıç elde etti.
Ankara Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
İstanbul Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
İzmir Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
CHP Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
AKP Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
Yerel Seçim Sonuçları 31 Mart 2024
ANKARA İLÇE SEÇİM SONUÇLARI
| AKYURT |
AKP
%50,20 12.111 oy
|
YRP
%22,04 5.317 oy
|
CHP
%21,31 5.140 oy
|
BBP
%1,41 340 oy
|
İYİ
%1,30 314 oy
|
| ALTINDAĞ |
AKP
%47,45 99.184 oy
|
CHP
%37,55 78.488 oy
|
YRP
%6,14 12.844 oy
|
ZAFER
%2,89 6.031 oy
|
İYİ
%1,46 3.043 oy
|
| AYAŞ |
CHP
%43,29 4.735 oy
|
MHP
%33,03 3.612 oy
|
BBP
%13,75 1.504 oy
|
YRP
%3,46 378 oy
|
İYİ
%2,81 307 oy
|
| BALA |
AKP
%40,17 7.621 oy
|
CHP
%34,95 6.631 oy
|
BBP
%14,97 2.840 oy
|
İYİ
%4,60 872 oy
|
YRP
%1,48 280 oy
|
| BEYPAZARI |
CHP
%48,53 15.283 oy
|
AKP
%28,39 8.940 oy
|
İYİ
%19,30 6.079 oy
|
YRP
%2,24 706 oy
|
ZAFER
%0,31 98 oy
|
| ÇAMLIDERE |
![]() BAĞIMSIZ
%49,56 4.846 oy
|
AKP
%26,19 2.561 oy
|
CHP
%16,90 1.652 oy
|
YRP
%4,75 464 oy
|
BTP
%0,69 67 oy
|
| ÇANKAYA |
CHP
%65,13 363.532 oy
|
AKP
%15,53 86.684 oy
|
TİP
%6,03 33.664 oy
|
ZAFER
%5,17 28.860 oy
|
İYİ
%1,74 9.726 oy
|
| ÇUBUK |
AKP
%43,27 23.714 oy
|
YRP
%27,49 15.064 oy
|
CHP
%23,70 12.985 oy
|
BBP
%1,36 745 oy
|
SAADET
%1,07 585 oy
|
| ELMADAĞ |
CHP
%53,79 15.539 oy
|
AKP
%36,43 10.525 oy
|
SAADET
%2,52 728 oy
|
DEM
%2,08 601 oy
|
YRP
%1,95 562 oy
|
| ETİMESGUT |
CHP
%56,58 202.853 oy
|
MHP
%32,62 116.954 oy
|
YRP
%2,97 10.638 oy
|
ZAFER
%2,09 7.498 oy
|
İYİ
%1,84 6.591 oy
|
| EVREN |
AKP
%43,65 963 oy
|
CHP
%39,08 862 oy
|
BBP
%14,91 329 oy
|
YRP
%1,27 28 oy
|
BTP
%0,50 11 oy
|
| GÖLBAŞI |
CHP
%44,33 39.457 oy
|
BBP
%25,40 22.610 oy
|
MHP
%21,71 19.324 oy
|
ZAFER
%1,70 1.510 oy
|
İYİ
%1,62 1.438 oy
|
| GÜDÜL |
CHP
%55,70 3.647 oy
|
AKP
%40,55 2.655 oy
|
YRP
%2,21 145 oy
|
SAADET
%0,34 22 oy
|
ZAFER
%0,26 17 oy
|
| HAYMANA |
CHP
%49,52 9.599 oy
|
AKP
%41,68 8.079 oy
|
DEM
%3,28 636 oy
|
YRP
%3,03 587 oy
|
İYİ
%0,63 123 oy
|
| KAHRAMANKAZAN |
CHP
%49,55 17.633 oy
|
AKP
%43,79 15.583 oy
|
YRP
%3,04 1.083 oy
|
İYİ
%1,19 425 oy
|
ZAFER
%0,71 252 oy
|
| KALECİK |
CHP
%50,09 4.598 oy
|
MHP
%38,54 3.538 oy
|
İYİ
%6,38 586 oy
|
YRP
%1,92 176 oy
|
ZAFER
%0,87 80 oy
|
| KEÇİÖREN |
CHP
%47,79 243.471 oy
|
AKP
%38,53 196.328 oy
|
YRP
%4,48 22.803 oy
|
ZAFER
%2,81 14.332 oy
|
İYİ
%2,24 11.407 oy
|
| KIZILCAHAMAM |
AKP
%44,59 9.808 oy
|
CHP
%42,21 9.285 oy
|
![]() BAĞIMSIZ
%4,43 974 oy
|
YRP
%4,31 948 oy
|
İYİ
%1,83 403 oy
|
| MAMAK |
CHP
%52,82 199.409 oy
|
AKP
%36,19 136.625 oy
|
YRP
%3,38 12.758 oy
|
ZAFER
%2,12 8.019 oy
|
İYİ
%2,02 7.632 oy
|
| NALLIHAN |
CHP
%53,58 9.722 oy
|
AKP
%41,59 7.546 oy
|
YRP
%2,97 539 oy
|
SAADET
%0,34 62 oy
|
![]() BAĞIMSIZ
%0,27 49 oy
|
| POLATLI |
CHP
%47,91 33.715 oy
|
MHP
%37,97 26.722 oy
|
YRP
%7,39 5.198 oy
|
İYİ
%1,92 1.353 oy
|
DEVA Partisi
%1,67 1.175 oy
|
| PURSAKLAR |
AKP
%53,96 47.429 oy
|
CHP
%22,08 19.409 oy
|
YRP
%18,03 15.851 oy
|
ZAFER
%1,97 1.734 oy
|
İYİ
%1,17 1.026 oy
|
| SİNCAN |
AKP
%44,07 132.897 oy
|
CHP
%30,74 92.700 oy
|
İYİ
%11,79 35.557 oy
|
YRP
%6,46 19.466 oy
|
ZAFER
%2,46 7.405 oy
|
| ŞEREFLİKOÇHİSAR |
CHP
%60,27 11.700 oy
|
AKP
%28,32 5.498 oy
|
YRP
%6,48 1.257 oy
|
İYİ
%1,03 200 oy
|
DEM
%0,86 167 oy
|
| YENİMAHALLE |
CHP
%59,16 239.788 oy
|
AKP
%31,03 125.780 oy
|
ZAFER
%3,44 13.958 oy
|
YRP
%2,41 9.748 oy
|
İYİ
%1,69 6.861 oy
|
Bir önceki (2019) Ankara Belediye Seçimi
|
ADAY |
PARTİ |
ALDIĞI OY |
OY ORANI |
|
Mansur Yavaş |
CHP |
1.662.183 |
%50,93 |
|
Mehmet Özhaseki |
AKP |
1.537.694 |
%47,12 |
|
Mesut Doğan |
SAADET PARTİSİ |
34.175 |
%1,05 |
|
DSP |
9.698 |
%0,30 |
|
|
VATAN PARTİSİ |
6.764 |
%0,21 |
|
|
BTP |
5.573 |
%0,17 |
|
|
TKP |
4.628 |
%0,14 |
|
|
SABİT TEKİN |
723 |
%0,02 |
|
|
MEHMET HOŞOĞLU |
612 |
%0,02 |
|
|
MERİÇ MEYDAN |
504 |
%0,02 |
|
|
MEHMET CERİT |
440 |
%0,01 |
|
|
RECEP GÖKYER |
415 |
%0,01 |
CHP’den Mansur Yavaş, %50,9 oy oranıyla 1.662.209 oy alarak seçimi kazandı. AK PARTİ’den Mehmet Özhaseki ise %47,1 oy oranıyla 1.538.410 oy alarak ikinci sırada yer aldı. Saadet Partisi adayı Mesut Doğan ise %1,04 oy oranıyla 34.182 oy aldı.
]]>Soruşturma kapsamında bugün adliyeye gelen İmamoğlu İnşaat Şirketi Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve Ali Rıza Braka’nın savcılık ifadelerine ulaşıldı.
“İKİ YIL SONRA VATANDAŞLIK ALDIM”
Braka ifadesinde, Arnavut vatandaşı olduğunu, 2016’da Türkiye’ye geldiğini, 2019’da Türk vatandaşlığı için başvuru yaptıktan iki yıl sonra vatandaşlık aldığını dile getirdi.
Farklı alanlarda yatırımlar yapan iş insanı olduğunu, Tokat ve İzmir’de yatırımları bulunduğunu anlatan Braka, “Soruşturmaya konu Ayazağa’daki 14 adet taşınmazı ben 15 Ağustos 2018’de Emlak Konut GYO’dan satın aldım. Daireleri toplamda 22 milyon 553 bin liraya aldım. O tarihte Türk vatandaşı olmadığım için Sas Besicilik’in resmi sahibi ve ortağım olan U.K. adına daireleri satın aldım. Daireleri aldıktan sonra bir yatırımcı olarak kar elde etmek amacıyla satmaya karar verdim.” dedi.
“PARTİ İÇİN BİNAYI SATIN ALMAK İSTEDİLER”
Braka, satış işlemi için bir emlak şirketiyle anlaştığını, burada çalışan H.C’nin 2019’da kendisini emlak ofisine çağırdığını ifade ederek, ofiste, CHP teşkilatından geldiğini söyleyen bir kişinin parti için kullanılmak üzere binayı satın almak istediğini kaydettiğini anlattı.
Binayı 43 milyon lira üzerinden ilana koyduğunu, CHP’den geldiğini söyleyen bu kişiyle çok düşük teklif verdiği için görüşmek istemediğini anlatan Braka, bu kişinin daha sonra avukatı Gökhan Taşkapan ile iletişime geçtiğini söyledi.
Braka, bir süre sonra görüşme ayarlandığını ve Sarıyer Belediye Başkanlığı binası olarak bildiği konuma gittiğinde, belediye başkanının odasında toplandıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
“O sırada odada ben, avukatım Gökhan Taşkapan, CHP teşkilatından tanımadığım biri ve muhtemelen belediye başkanı olan kişi bulunuyordu. Yine aramızda pazarlık yürütüldü ancak bir sonuca ulaşamadık ve oradan ayrıldım. Avukatım ve taşınmazı satın almak isteyen CHP’li kişiler sürekli irtibat halindeydi. Bir gün avukatım beni arayarak, karşı tarafın 41 milyon lira bedelle bütün taşınmazları almayı kabul ettiğini söyledi. Tüm görüşmeleri ve ayarlamaları avukatım yaptı.”
”6 KASIM 2019’DA NOTERDE SATIŞ SÖZLEŞMESİ İMZALADIK”
İlk görüşmeden sonra iki tarafın da emlak şirketini aradan çıkardığını ve görüşmelerin avukatı aracılığıyla sürdüğünü, avukatının 41 milyon bedelle taşınmazları CHP’ye satacaklarını söylediğini kaydeden şüpheli, “CHP adına süreci o tarihte İl Başkanı olan Canan Kaftancıoğlu yürütüyordu. Kendisiyle 6 Kasım 2019’da Beyoğlu 3. Noterliğinde satış sözleşmesi imzaladık. Buna göre tüm paralar hesabıma yattıktan sonra ben taşınmazları kendilerine devredecektim.” dedi.
Braka, ifadesinin devamında, “Bu sözleşmede de görüleceği üzere resmi olarak 24 milyon 360 bin lira bedel gösterdik. Yine bu sözleşmede CHP tarafından bana o gün 6 milyon lira, 18 Kasım 2019’da 8 milyon lira ve geri kalan bedelin de 9 Aralık 2019 tarihinde ödeneceğini kararlaştırdık. Ben her ne kadar gerçekte taşınmazları 41 milyon lira bedelle satmış olsam da satış vaadi sözleşmesinde ve resmi olarak 24 milyon 360 bin lira göstermiş olmanın herhangi bir sakıncası olduğunu düşünmedim. Sözleşmenin karşı tarafı olan Canan Kaftancıoğlu’nu sadece o gün noterde gördüm.” diye konuştu.
Satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı gün CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından şirketinin hesabına 6 milyon lira ve 18 Kasım 2019’da da 8 milyon lira gönderildiğini ifade eden Braka, 9 Aralık 2019’da arayan avukatının, paranın bir kısmının elden teslim edileceğini söyleyerek kendisini ofisine çağırdığını anlattı.
Braka, avukatının ofisine gittiğinde tanımadığı 4-5 kişinin bulunduğunu, paranın bir kısmının orada olduğunu, bir kısmının da çantalarla getirildiğini aktararak, paraların dolar veya avro değil Türk lirası olduğunu ifade etti.
“15 MİLYON 510 BİN LİRAYI O GÜN OFİSTEN ALARAK AYRILDIM”
15 milyon 510 bin lirayı o gün ofisten alarak ayrıldığını, 11 Aralık 2019’da taşınmazın tapusunu devrettiği gün 360 bin lira ve 10 milyon lira olmak üzere iki kez ödeme aldığını anlatan Braka, “Her ne kadar taşınmazları 41 milyon liraya satmış olsam da elime geçen para resmi olarak 24 milyon 369 bin lira ve elden aldığım 15 milyon 510 bin lira, toplamda 39 milyon 870 bin liradır. Geriye kalan meblağı ise komisyon ve diğer giderler olduğunu söyleyerek vermediler.” dedi.
Braka, yasa dışı işi olmadığını, iş insanı olarak yatırım amacıyla daire satın aldığını ve 1 yıl sonra bunları karlı şekilde sattığını, herhangi bir siyasi partiyle işi olmayacağını dile getirerek, hakkında takipsizlik kararı verilmesini talep etti.
Kamera görüntülerinde masa başında bulunan 3 kişinin avro cinsinden para saydığının görüldüğünün hatırlatılması üzerine Braka, “Elinde avro bulunan kişiyi tanımıyorum. Ben gittiğimde ofiste yoktu. Bu görüntüler muhtemelen ofiste bulunmadığım bir zaman diliminde çekilmiştir. Zaten avro görüntülerinin olduğu fotoğraflarda benim ve adamlarımın bulunmadığı görülmektedir. O görüntülerde sadece avukat Gökhan Taşkapan ve tanımadığım 4 kişi bulunmaktadır. Muhtemelen kendilerine sorulduğunda o paraların ne olduğunu söyleyeceklerdir. Çünkü ben paranın tamamını lira olarak aldığıma çok eminim.” ifadelerini kullandı.
Diğer şüpheli Tuncay Yılmaz ise ifadesinde, 2016’dan bu yana Hasan İmamoğlu ve Ekrem İmamoğlu’nun ortağı oldukları İmamoğlu İnşaat’ın Genel Müdürü olarak çalıştığını söyledi.
Fatih Keleş’i 12-13 yıldır tanıdığını, aile dostu olduğunu ve ikisinin de inşaat sektöründe çalıştıklarını belirten Yılmaz, dosyada tanıdığı başka kimse olmadığını öne sürdü.
“CHP İL BİNASININ SATIN ALINMASI İÇİN HARCAYACAKLARINI SÖYLEDİ”
Yılmaz, söz konusu görüntülerin çekildiği 2019’da Keleş’in kendisini arayarak yüz yüze görüşmek istediğini söylediğini, Keleş’le Beylikdüzü’nde buluştuklarını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendisi bana arabada bir miktar emanet para olduğunu, bu parayı tek başına götürmekten korktuğu için bir kısmını benim taşımamı rica etti. Yanlış hatırlamıyorsam para çantalarından bir tanesini bana verdi. Yine parayı götüreceğim yerin konumunu gönderdi. Ben bu paranın nereden geldiğini sormadım. Çantayı da açıp içinde ne kadar para olduğuna bakmadım. Bana paranın emanet olduğunu ve CHP il binasının satın alınması için harcayacaklarını söyledi. Ben de tek başıma arabamda bir çanta para olduğu halde Fatih ağabeyimin attığı konuma gittim.”
Gittiği konumda Keleş ile başka kişilerin de olduğunu dile getiren Yılmaz, bu kişileri tanımadığını iddia etti.
Yılmaz, Keleş’in kendisine ihtiyacı olabileceği düşüncesiyle ofiste yarım saat daha kaldıktan sonra ayrıldığını, bu olaydan önce ve sonra söz konusu adrese gitmediğini anlatarak, CHP il binasının satın alınmasıyla ilgili bilgi sahibi olmadığını savundu.
SORUŞTURMA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı sosyal medya hesaplarında, “Fatih Keleş’in CHP İstanbul İl Başkanlığında para destelerini sayarken çekilen görüntüleri ortaya çıktı” notuyla paylaşılan görüntülere ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatmıştı.
Soruşturma kapsamında İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, eski CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ve eski CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Danışmanı Can Poyraz’ın şüpheli olarak savcılıkça ifadesi alınmıştı.
Keleş, “Parayı avukatlık ofisinde CHP İstanbul il binasını satan Ali Rıza Braka teslim aldı.” şeklinde ifade vermişti.
]]>■ Günlerdir İstanbul il binasının satın alınışına ilişkin kamera görüntüleri izliyoruz.
AK Parti en iyi bildiği işi yapıyor. Yine kumpasla karşı karşıyayız. Video ile kurulmuş bir kumpas var. Dört buçuk yıl önce çekilmiş, hukuka aykırı olarak kaydedilmiş, şantaj amacıyla kullanılmış görüntüler siyasi kumpasa alet ediliyor.
Dün (Önceki gün) Erdoğan’ı duyduğumda inanamadım. Dedim ki, “Bu filmi daha önce görmüştük.”
14 Mayıs’ta sahte video yaptırmıştı. Siyaseten üstünde tepindi. Oysa montajdı. Burada eski videoyu servis ettiriyor. Seçime veya kurultaya dairmiş gibi kullanmaya çalışıyor.
Sahte video yaptırmakla aynı ahlakın ürünü.
Ben videoyu gördüğümde sadece bir kişi görünüyordu ve etrafı buzlanmıştı. Tarih yoktu. Dedim ki “Orijinalini bulun, buzladıklarına göre çarpıtma var.”
İlk tweetler şöyleydi: “Kurultayda para sayma görüntüleri…” Tarihin 2019, yerin avukat bürosu olduğu ortaya çıktı. Belli ki yasa dışı bir iş yapılmıyor. Herkesin bildiği bir işlem tamamlanıyor. Özellikle büroda teslim edilmesi istenmiş. İlk günden kurgulanmış bir kumpas olduğu anlaşılıyor.
Soruşturmadan memnunuz. Enine boyuna ortaya çıksın.
■ Siz ne zaman suç duyurusunda bulundunuz?
Ertesi gün. Çünkü bizim arkadaşlara şantaj olarak kullanmışlar.
“Elimizde para sayma görüntüleriniz var” diye.
■ Ne zaman?
Bir yıl kadar önce.
Benim açımdan durum şu: Benim dönemim değil, şu anki il başkanımızın dönemi değil. İl başkanlığımız değil, CHP’ye ait bir yer değil. Yapılan iş, son derece iyi niyetle yapılmış. Ama meseleyi kurultay diye yansıtmalarının sebebi, partinin içini karıştırmak. CHP’yi kirli görüntülerin içindeymiş gibi gösteren, baştan aşağıya planlamış bir kumpas.
■ Erdoğan şöyle diyor: “İşin içinde deste deste paraların girmesiyle bu oyun iyice kirlendi.”
Tamamen iftira. Bu görüntülerin bir gayrimenkul satın alınırken alıcıyla satıcı arasında yaşanan görüntüler olduğunu herkes biliyor. Bugünmüş gibi kullanılması siyasi ahlaksızlık.
En yakın arkadaşlarıma “Seçimi kazandık anlaşılan” dedim.
Çünkü İstanbul’u kazanmak için görüntüyü zamanından ve bağlamından koparıp bugünle ilişkilendiren bir yalana AKP’nin genel başkanı sığınıyorsa sürecek kozu kalmadı demektir.
■ CHP’liler neden usule aykırı olarak elden para vermişler?
Gayrimenkul alışverişinde satanın kurallarına uyuluyor. Yoksa satmıyor. Diyor ki “Şu kadarını nakit olarak vereceksiniz.” İstenen bir binayı kaçırmamak için satıcının talebine uyulmuş.
Yasaya aykırı bir mevzu yok. Bağışların nasıl toplandığı sorulduğunda Anayasa Mahkemesi gelip görür.
■ Bu paraların eski CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı ve İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer tarafından toplanıp verildiği ifade edildi.
O detaya hakim değilim ama paraların nasıl toplanacağı Siyasi Partiler Kanunu’na göre belli. Sorulan her soruya parti cevap verir.
■ CHP’li diye bilinen kimi isimler bu görüntülerde iktidarla hareket etti ve etkin rol aldı.
Kamuoyunun CHP’li diye tanıdığı simaların pek çoğunu CHP’li görmüyorum. Partide önemli bir figür gibi yansıtıldılar. Ne kadar partili oldukları o gün ortaya çıktı.
Altınok’un malvarlığını görünce ‘Allah Allah’ dedim
■ Ankara’da vaziyet ne?
Oldukça iyi. Mansur Başkan, geçen seçimde oy aldığı herkesin oyunu alıyor. AKP ve MHP’lilerden ciddi oy akışı var.
Mevcut üç belediyemizin dışında Polatlı, Gölbaşı, Mamak, Etimesgut ve Beypazarı’nı alıyoruz. Çeper ilçelerde başa baş yarıştığımız sekiz ilçe var.
■ Turgut Altınok’un mal varlığını gördünüz mü?
(Gülüyor) Gördüm. Dillere destan. “Mülk Allah’ındır” diyordu ya. Bugüne kadar Allah biliyordu. Bugünden itibaren biz de biliyoruz. “Allah Allah” dedim ben görünce. (Gülüyor)
“Niye söylemiyor acaba” demiştik. Turgut Bey’in mal varlığına bakınca anladık.
■ Biraz eksik… Çünkü araba yok, ziynet eşyaları yok, banka hesapları yok, çocukları ve eşinin üzerindeki gayrimenkuller yok.
Benim malvarlığı beyanımda eşimin hesabı ve kızımın kumbara hesabının kaydı var. Birinci derece yakınlar da lazım. İkinci derece yakınlarla hesap hareketlerini de almak lazım.
Mamak’ı vermedim yaylım ateşine başladı
■ İyi Parti adayı Cengiz Topal Yıldırım sizden bir şey istedi mi?
İstedi.
■ Ne istedi?
Aylin Nazlıaka kanalıyla Etimesgut’u istedi. O sırada biz Erdal Beşikçoğlu’na aday göstermiştik.
■ Yüz yüzeyken ne söyledi?
Çankaya’yı istedi. Dedik ki “Çankaya, CHP’nin amiral gemisi.”
Bir tarif yaptım. O tarifin kendisi olmadığını anladı. Mamak’ı istedi. “Mamak’ı verin, Etimesgut’u getireyim” deyip Etimesgut kampanyasına da katkı yapabileceğini söyledi. Geçmişte Mansur Başkan’la elektriklenmeleri vardı. “Beni aday gösterin Mansur Başkanla çok uyumlu çalışırım” dedi. Aday olmayınca yaylım ateşe başladı.
■ Neden Mamak’ı vermediniz?
Niye verelim? Niye vermediğimiz gayet anlaşılır şu yaptıklarından.
İstanbul’da en az 20 ilçe kazanacağız
■ İstanbul’da size göre tablo ne?
14 ilçemizde kayıp beklemiyoruz. 14 artı 14 diye umudumuz var.
■ Bu bir iddia tabii.
Evet, 20’nin üzerine çıkacağımızı düşünüyorum.
■ 14 Mayıs aritmetiğine bakarsak, CHP’nin oyu yüzde 28’di. Cumhur İttifakı ise yüzde 42. Fakat şu an İstanbul’da İmamoğlu önde. Bu tablo nasıl oluştu?
Bir kere hiçbir şey yapmasak bile yalanla oluşturulmuş algılar çöktü.
“CHP gelirse yardımlar biter” dediler.
Beş katına çıktı.
“CHP çöp demektir, çukur demektir, hizmet yapmaz” dediler. Şimdi kaç kilometre metro yaptığı tartışılıyor.
Başta pandemi olmak üzere kriz dönemlerinde CHP’li belediyeler kendi başlarına hızlı reaksiyon alabilen, karar verebilen bir kapasiteye sahip. AKP’dekiler Ankara’da birilerinin bir şey yapmasına alışmış.
Pandemide şaşkınlık vardı. Devlet üç maskeyi dağıtamıyordu.
Şimdi komik geliyor ama bir yanda AKP’li başkanlar “Bakalım Ankara ne yapacak” diye beklerken, (CHP’lilerden) birisi sahra hastanesi yapmaya çalışıyor, birisi solunum cihazı yapmaya çalışıyordu. Ankara’dan bir şey gelmesini beklemeden harekete geçen bir refleks vardı.
AK Partililerde boş sokaklar, CHP’lilerde ise dozerleri gördük.
İSKİ altyapı yaptı, yağmur suyuyla atık suyu ayırdı. Viyadüklerde boğulan kalmadı. Bunları biz görüyoruz da İstanbul görmüyor mu?
Bir de seçmen şunun farkında.
1 Nisan sonrası Türkiye’yi ekonomik olarak zor süreç bekliyor.
Acı reçeteyi beşli çeteler içmeyecek.
1 Nisan’a giderken CHP sistemli şekilde hem yalnızlaştırılıyor, hem de güçsüz bırakılmak isteniyor. 1 Nisan’dan sonra acı reçeteyi içirirken muhalefet kendisiyle uğraşsın isteniyor.
AK Parti-MHP birlikteliğine karşı seçmen CHP’li adayların arkasına geçiyor. Sandık ittifakı kuruluyor ve bu, seçmen vicdanında kuruluyor.
Burcu Köksal’ın açıklamısı geçikince zarar verdi
■ Burcu Köksal, İstanbul’u sabote mi etti?
Kötü niyet ve kastının olduğunu düşünmüyorum. Ancak Afyon dışında sonuçları olabilecek sorunlu bir ifade olduğunu gördüm ve düzelttim. Afyon’da parti otobüsünün arkasındaydım. O an duymadım. Uşak’a giderken öğrendim, aradım. “Burcu” dedim, “Bunu düzeltiyorum.” “Tabii başkanım, kastım o değil zaten” dedi.
■ Sizden sonra bir gazeteciyi arayıp…
Aramamış. Gazeteci arkadaş “Burcu Hanım’la konuştum” dedi. Aslında konuşmamış.
■ Ne olmuş?
Burcu Hanım dedi ki “Afyonlu bir gazeteciyle konuşmuş.” Ve Burcu Hanım’la ilerleyen saatlerde mesajlaşmışlar. Burcu Hanım, bir gün sonraki açıklamasında olduğu gibi, durumu anlatmış ama “Sürçülisan etmedim’ diye bir ifadem yok” diyor.
Geçmişte DEM’i tercih etmiş ama bu seçimde CHP’ye oy verecek seçmende kırgınlık yaratması doğal. Açıklamasının gecikmiş olması da iddiayı güçlendiriyor.
■ Hangi iddiayı?
“Burcu Hanım laflarının arkasında duracak” iddiası. Sonradan, “Etnik kökeni, partisi, görüşü, ne olursa olsun kapımız açık” demesi doğru ama geciktiği için bize zarar verdi.
■ Hasar verdi mi?
O günlerde verdi ama bizlerin kullandığı ifadeler, Ahmet Türk tarafından CHP’nin yaptığı açıklamaların tamir edici olduğunun söylenmesi olumlu etkiledi.
■ İmamoğlu’nun yanıtını nasıl yorumladınız?
Burcu Hanım, düzeltmeyi daha erken saatlerde yapabilseydi, o açıklamaya gerek kalmazdı. Ekrem Bey’in Kürt seçmenle ilişkisini tarif açısından kurmuş olduğu bir cümle. Burcu Hanım’ın “Sözlerimin arkasındayım” dediği iddia edildiği için açıklamaya gerek duyuldu.
Hamza Dağ, Karşıyaka iskelesini Ensar’a verir
■ Antalya’da risk var mı?
Antalya’nın riski, tarihsel sürecinden geliyor. Antalya, 1980’den sonra bir gelmiş, bir gitmiş. İki kez üst üste başararak, tarihi kısırdöngüyü kıracağız.
■ Anketlerde geride misiniz?
Öndeyiz ama garanti yerde değiliz.
■ Ancak Hatay’da geride görünüyorsunuz.
Hatay’da en iyi alternatif Lütfü Savaş’tı. Hatay’dan iyi haberler geliyor. Başa baş bir yarış içindeyiz. TİP’in adayı seçim kaybettirme potansiyeline sahip.
Hatay’da görev muhalif seçmenlere düşüyor. AKP mi, CHP mi; karar verecekler? AKP’nin kazanıyor olması tarihsel bir mağlubiyet yaşatacak. Muhalif seçmenin CHP’ye destek vermesini söylüyoruz. Bu desteklerinden pişman etmeyeceğiz. Aday belirlerken yapamadığımız iş birliğini yönetirken yapacağız.
■ İzmir’de adayınız “Üç-dört puan ilerideyiz” diyor. Fark bu kadar az mı?
Önceki seçim aldığımız oydan İyi Parti ve DEM’i düştüğünüzde, AK Parti ve MHP’yi topladığınızda seçim kafa kafaya gibi geliyor. Şu an beş-beş buçuk puanlık fark var.
İzmir’de riskimiz yok ama Hamza Dağ gibi, Erdoğan’ın resmi ve partisinin logosunu gizleyen, takiyye yapan, ama başa geldiği takdirde İzmir’in tüm alanlarını TÜRGEV ve TÜGVA’ya tahsis edeceğinde şüphe olmayan, Ensar Vakfı’nın en önemli destekçisine karşı, İzmirlilerin korkulu rüya görmemek için partilerine sahip çıkması gerekiyor.
Hamza Dağ vakıf, dernek, tarikat, cemaat işlerini sever.
Adalar iskelesi, TÜGVA’ya verildi ya…
Karşıyaka iskelesinden başlayarak Ensar, TÜGVA, TÜRGEV ile 25’er yıllık sözleşme yapmasını istemiyorlarsa Dağ’ı İzmir’den uzak tutmalılar. Dağ, bir anda bıyıkları inceltti, rozeti çıkardı, meyhane sokağına daldıysa takiyyenin büyüğünü yapıyor.
İzmir’in asansörüne TÜGVA, paraşüt kulesine Ensar bayrağını çektirmek, Alsancak’ta gençlerin serindikleri yerde Bilal Erdoğan’ın kurulmasını istemiyorlarsa herkes seçimin önemini görsün.
■ Tunç Soyer ile Cemil Tugay barıştı mı?
Küsmemişlerdi de karşılıklı serzeniş olmuştu. Onu hallettik.
■ İstanbul’a gelmesi…
Gelip destek atması çok kıymetli. Ama zamanlama hatası var. İzmir’de çalışıp sonra gelse problem olmazdı? Öbür türlü kırgınlık yarattı.
■ Bursa’da sürpriz olur mu?
Bursa’da AK Parti, seçmeniyle inatlaştı. Siyasette ağır maliyeti olur. Alinur Aktaş’tan çok ciddi rahatsızlık var. Ben Aktaş’ın devam ettiğini görünce çok şaşırdım. O yüzden Bursa’yı sürpriz görmem.
■ Balıkesir’de İyi Parti adayı Turhan Çömez, “Bandırma’yı istedik, vermediler” diyor. Doğru mu?
Geçmişte büyükşehiri istediler, verildi. Başımıza gelen ortada. Sadece Bandırma’yı istemediler. Susurluk’ta kazanıyoruz, “Adayınızı çekin” dediler. Birkaç belediye daha istediler. Turhan Bey’in hatırlamadığı şu; Balıkesir’de borçlu değiliz. Mağduruz ve Balıkesirliler alacaklı. Halen bir şey istemek yerine onlar jest yapsalardı, karşı jestler yapmaya hazırdık. Balıkesir’de ya da başka yerlerde. İşbirliği yapsaydık İyi Parti birçok belediyeyi kazanacaktı. Kendileri açısından anlaşılır bulduğum tutumları, birçok belediyeyi almalarına engel olacak.
Cumhur İttifakı’nın, yani ülkemizin üstüne kara bulut gibi çöken Korku İttifakı’nın karşısındaki partilerin iş birliği yapabilmesi için samimi gayret gösterdik. Ancak olmadı. Biz farklı görüşlerde olan tüm partilerin kararlarına saygı duyuyoruz. Zaman zaman bizleri haksız eleştiriyorlar, ona da “Canları sağ olsun” diyoruz. Muhalefete muhalefet etmiyor, Korku İttifakı ile mücadele ediyoruz.
Ancak Meral Hanımla vatandaşın sorunları konusunda hemfikir olduğumuz çok konu var. Emekliler bunlardan biri. Ben en başından beri emeklileri konuşuyorum, Meral Hanımın da konuştuğunu görüyorum.
Belki Meral Hanımla seçim ittifakında buluşamadık ama Emekli İttifakı’nda buluştuk. Bunu da kıymetli buluyorum.
Derin devlet bile elinden geleni yapıyor
Kimi CHP’lilerin 31 Mart’ta başta İstanbul olmak üzere CHP’nin başarısızlığı üzerine rövanş arayışında olduğunu gözlemliyorum.
31 Martta büyük başarı elde edeceğimizi düşünüyoruz. 1 Nisan günü başka hesapları olanlar varsa bu onların hesabı.
Ama sarayın da hesabı var. Onlar şunu biliyor: “Tek başına bıraktık CHP’yi. CHP bir başına 31 Mart’ı kazanırsa iktidar için çok yıpratıcı, CHP için çok güçlendirici olacak.”
Bunun olmaması için saray elinden gelen her şeyi yapıyor. Bence derin devlet bile elinden gelen her şeyi yapıyor.
Devletin çeşitli kademeleri elinden gelen her şeyi yapıyor.
Parti devlet ayrımı ortadan kalkmış.
İşler iyi giderken, birilerinin felaket beklemesi CHP’nin başarısının kendi siyasetlerinin sonu olduğunu düşünmelerindendir. Partimiz de seçmenimiz de küçük hesaplarla meşgul olanlara paye vermez.
■ Kılıçdaroğlu ile görüşebildiniz mi?
Kampanya başladığından beri görüşmedik. Partinin geleneğinde önceki genel başkanların seçim çalışmasında bulunması yok. Bunu Kemal Bey de hatırlattı.
■ Ama eski genel başkanlar aday tanıtım toplantısına geldi.
Ben (Kılıçdaroğlu’nu) davet ettim. O gün sesinden belliydi. Nezleydi. Sonra yanlış anlaşılacağını düşünerek, özel kalemi aramış. “Kemal Bey’in bu hafta sonu hiçbir programı yok” dediler.
■ Kılıçdaroğlu’ndan katılım beklentiniz var mı?
Önceki genel başkan takdir eder ve katkı sağlamak isterse onur verir. Yüz yüze görüşmemizde “İlerleyen dönemlerde çeşitli etkinlik ve mitinglere katkı sağlarsanız onur verirsiniz” dediğimde “Düşüneyim” demişti.
■ CHP’de son kurultaydan kaynaklı sanki açık yara gibi bir durum var.
Kemal Bey defalarca tweet attı ve açıklamalar yaptı. Ama statükonun devamını savunan, değişim karşıtı arkadaşların, ki partiyle ne zaman nasıl ilişkilendiğini bilmediğimiz birtakım tipler, güya Kemal Bey adına konuşup Kemal Bey’e de partiye de zarar vermeye çalıştıklarını, zarar verdiklerini görüyorum. Bu süreçte Kemal Bey katkı vermek isterse, onur verir, şeref verir.
]]>Laik ve gerçek anlamda demokratik bir devlet ve toplum düzenine geçmek çok zorlu mücadele gerektiren bir süreçti. Avrupa’da 1789 Fransız devrimiyle başlayan bu mücadele 200 yıla yakın sürmüş, laik, demokratik devlet ve toplum düzeni ancak 20 yüzyılın başlarında kurulabilmiştir. Bu 200 yıllık mücadelede çok da kanlı geçmiştir. Fransa’da başlayan diğer Avrupa ülkelerine de yayılan 200 yıllık bu süreçte laik ve demokratik bir düzen oluşturmaya yönelik devrimleri Atatürk 15 yıl gibi çok kısa bir sürede hayata geçirmeyi başarmıştır. Bu kadar kısa süre içinde 600 yıl ümmet ve padişahın kulu olarak yaşamış, eğitim düzeyi, okur-yazar sayısı çok az bir topluma laik, demokratik bir düzeni kabul ettirmek, kuldan eşit haklara sahip vatandaş, ümmetten bir millet yaratmak kolay iş değildir. Atatürk bu zorluğu bildiği için saltanatı ve hilafeti kaldırmış ancak laiklik ilkesini anayasaya koymak için 1938 yılına kadar beklemiştir. Bu süreç içinde eğitime ağırlık vermiş, bilimi ve aklı esas alan bir eğitim sistemi kurmuştur. Köy Enstitüleri’yle eğitimi köylere kadar götürmüş, aydınlanma süreciyle toplumu laik, demokratik devlet ve toplum düzenine hazırlamaya özel çaba göstermiştir.
■ Atatürk devrimleri gerçekleştirirken feodal egemen güçler 1938’e kadar 14 büyük isyan çıkardı. Bu isyanların ortak amaç neydi?
Ortak amaç, hilafeti yeniden getirmektir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana laik düzeni kabul etmeyen İslamcı akımlar ve ulus devleti kabul etmeyen ayrılıkçı akımlar Atatürk ve onun ilke ve devrimleriyle mücadele etmişlerdir. Atatürk’ü ve devrimlerini koruyan ve savunan ise CHP olmuştur. Atatürk, devrimlerini CHP eliyle geçekleştirmiştir. Atatürk’ten sonraki dönemde de bu mücadele CHP ile laik düzene karşı siyasi akımlar arasında geçmiştir. Atatürk demokrasiye geçebilmek için denemelerde bulunmuş, Serbest Fırka olayında görüldüğü gibi kurulan partiler kısa sürede laiklik karşıtı gerici güçlerin toplandığı adresler haline gelmiş ve bu partiler kapatılmıştır. CHP laik demokratik sistemi halka anlatmak için büyük uğraş vermiştir. Ancak uzun süre toplumun eğitim düzeyinin düşük olması önemli bir engel oluşturmuştur. Laik, demokratik rejim bir burjuva rejimidir. Orta sınıfın güçlü ve eğitimli olduğu toplumlarda laik, demokratik sistem kurmak ve korumak daha kolaydır. Bu da sosyo ekonomik gelişmişlik düzeyinin bir sonucudur. Bu nedenle CHP’nin laik, demokratik düzeni oluşturması, kabul ettirmesi büyük engeller ve zorluklarla karşılaşmıştır.
CHP’Yİ ZAYIFLATAN 12 EYLÜL YÖNETİMİDİR
■ 6 kırılma noktası sayıyorsunuz. Onlardan ikisini özellikle konuşmak isterim. Biri Yeşil Kuşak Projesi. Türkiye’de siyasal İslamcı partilerin desteklenmesi CHP’ye desteği nasıl azalttı?
Yeşil Kuşak Projesi, ABD’nin Sovyetler Birliği’ni güneyden kuşatması projesidir. Bu kuşatmayı İslamcı devletler eliyle uygulamaya geçirmeye çalışmıştır. Bu proje içinde Afganistan, Pakistan, İran ve Türkiye vardır. Bu ülkelerde Sovyetler’e karşı İslamcı akımları desteklemiştir. İran’da 1979 yılında gerçekleştirilen İran İslam Devrimi’nden bir yıl sonra Türkiye’de ABD destekli 12 Eylül 1980 darbesi yapılmıştır. 12 Eylül rejiminin temel hedefi CHP’yi ve solu ezmek olmuştur. Bu süreçte sağcı, milliyetçi ve İslamcı partilerin önü açılmış CHP kadroları ve sol kadrolar tasfiye edilmiştir. Bu süreçte CHP’nin zayıflamasının nedeni 12 Eylül yönetimin uyguladığı sert baskıdır. CHP’nin ve solun toparlanması yıllar almıştır.
■ Diğeri de Kürt partilerinin etkisi… CHP, 1977’de Ecevit’in aldığı yüzde 42 ile zirveye çıktı. Sonra Kürtler niçin desteğini Kürt partilerine ve hatta AKP’ye kaydırdı?
Doğu ve Güneydoğu’da eğitim düzeyi düşük, aşiret ağalarının egemenliği altında yaşayan seçmen bu ağaların gösterdiği yönde oy kullanmışlardır. Bu geleneksel hale gelmiş ağalık düzenini sarsan ve köylü seçmenden de oy almayı başaran Bülent Ecevit’in düzen değişikliği politikası olmuştur. 1977 seçimlerinde Ecevit’in liderliğinde CHP oy rekoru kırmıştır. Ancak 12 Eylül rejiminin CHP’yi ve solu ezmesi ağalık düzenini yeniden güçlendirmiştir. Türkiye 12 Eylül darbe sürecine ilerlerken 1978 yılında kurulan PKK terör örgütü terör yöntemiyle bölgede yeni bir siyasallaşma yaratmıştır. 1990’da HEP’in kurulmasıyla başlayan ve ardılı partilerle devam eden siyasallaşma sürecinde bölgedeki Kürt oyları CHP’den koparak bu partilere yönelmiştir. AK Parti’ye yönelin oylar ise koyu dindar olan aşiretlerin ağalık düzenine bağlı oylardır.
■ CHP, yeteri kadar laikliği savunmamakla eleştiriliyor bugün, katılır mısınız?
Son dönemde Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP yönetiminin eleştirildiği bir konu bu. Deniz Baykal döneminde laiklik ilkesinin savunulması CHP’de öne çıkmıştı. İktidarın özellikle türbanı üniversitelerde ve kamu kurullarında serbest bırakmaya yönelik düzenlemelerine karşı Baykal yönetimi konuyu yargıya taşımış ve her defasında iptal ettirmişti. Ancak Kılıçdaroğlu bu uygulamayı sürdürmedi. İktidarın 2010’da yaptığı türbanla ilgili düzenlemeyi yargıya taşımadı. Bunun öğrenim hakkını sınırladığı düşüncesindeydi. Laikliği tehdit altında görmüyordu. İrticanın tehdit olarak Milli Güvenlik Belgesi’nden çıkarılmasına itiraz etmedi. Kılıçdaroğlu iktidarın inanç ve laiklik üzerinden yarattığı kutuplaşmanın seçimleri kazanmasında önemli katkısı olduğu düşüncesiyle bu konuyu ön planda tutmadı. Kılıçdaroğlu laiklik ilkesinden çok halkçılık ilkesini öne çıkaran bir politika izledi.
SAĞA AÇILMA OY GETİRMEDİ
■ Hem Baykal dönemi, hem Kılıçdaroğlu, şimdi de Özgür Özel dönemi… Laiklik konusunda yanlış bir savunuya mı girdi CHP?
Henüz Özgür Özel dönemine ait politikalardan söz etmek için erken. Yeni yönetimin açıkladığı veya uyulamaya geçirdiği yeni politikalar veya projeler yok. CHP’nin yeni yönetimi adaylara ve yerel seçimlere odaklandığı bir süreç yaşadı. Belki daha sonraki dönemlerde yeni politikalar, projeler gündeme gelebilir. Ama şu anda CHP’nin belirlenmiş politikalarından farklı politikalar izlenmiyor. Baykal döneminde laiklik ilkesini savunmak temel politikaydı. Her ne kadar sağ kesimden oy almak amacıyla Baykal da türbanlı, hatta çarşaflı kadınlara CHP rozeti taktı ama bunun arkası gelmedi, bir etkisi de olmadı. Kılıçdaroğlu döneminde ise muhafazakâr kesime ulaşmak ve bu kesimden oy almak en belirgin amaç haline geldi. Bu amaca ulaşabilmek için Kılıçdaroğlu muhafazakâr kesim temsilcileriyle, İslamcı bilinen gruplarla, ülkücülerle 200’e yâkın toplantı yaptı. Bu kesimlerden milletvekili yaptıkları oldu. Keza yine bu kesimlerden önemli sayıda danışmanla çalıştı. Türbana güvence getirmek için yasa teklifinde bulundu. Ancak, bu sağa açılma politikalarının CHP’nin oylarında çok önemli bir artış sağlamadığı 2023 seçimlerinde görüldü.
■ Kitabınızda 14 Mayıs 2010’da Baykal’ın evinde Kılıçdaroğlu ile görüşmesini anlatıyorsunuz. Orada Baykal, bir uyarıda bulunuyor, “Partide değişik kanatlar var” sözü dikkat çekici. Kaç kanat var ve aslında bu normal mi?
CHP’de her zaman farklı gruplar olmuştur. Parti içi demokrasi diğer partilere göre CHP’de vardır. Bu gruplar CHP yönetimi için birbirleriyle kurultaylarda yarışırlar. Bu parti içi demokrasinin doğal sonucudur.Bugün de CHP’de yarışan farklı gruplar var. 10 Aralıkçılar olarak bilinen grup Kılıçdaroğlu döneminde yönetimde etkili bir grup haline gelmişti. Keza Atatürk ilke ve devrimlerinin yeterince etkili savunulmadığı eleştirisinde bulunan ve “ulusalcılar” olarak anılan bir grup da var. Bu grup CHP’nin Atatürk ilke ve devrimlerine daha sıkı sahip çıkmasını isteyen, DEM Parti ile yakınlaşmaya ise karşı çıkan bir grup. Ayrıca aksine CHP’nin Kürt sorununun çözümünde öncülük etmesi gerektiğini ve DEM Parti’yle daha yakın işbirliği yapılmasını isteyen bir grup da var.
EKMELEDDİN İHSANOĞLU HATAYDI
■ Kılıçdaroğlu’nun türbana özgürlük politikası kendi tabanında yara açtı mı?
Ulusalcı olarak tanımlanan grup Kılıçdaroğlu’nun bu politikasını doğru bulmuyor. Özellikle türbanın kamu kurumlarında serbest bırakılmasının, yargıçlık, savcılık, subaylık, öğretmenlik gibi mesleklerle bağdaşmadığı düşüncesini taşıyorlar. Türbanı siyasal simge olarak değerlendirdikleri için bu mesleklerde kullanılmasının yanlış olduğunu düşünüyorlar. Bu politikanın ulusalcıları destekleyen tabanda da olumsuz karşılandığı söylenebilir.
■ Bu, üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele aslında, çünkü sizin de belirttiğiniz gibi Kılıçdaroğlu kutuplaşmadan hep AK Parti’nin kârlı çıktığını düşünüyordu, haksız mı?
Bu saptama doğru. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan her seçim öncesi yarattığı kutuplaşmadan çoğunluğun oyunu almayı başarıyor. Baykal da Kılıçdaroğlu da bunun farkındaydı. Bu kutuplaşmayı önlemenin en etkili yolunun merkez ve merkez sağ partilerle ittifak kurulması oluğunu düşünen Kılıçdaroğlu bunu hayata geçirdi ve 2019 yerel seçimlerinde büyük başarı sağladı. Bu ittifak politikasıyla CHP’den uzak duran kesimlerle temas kurmak, onlara ulaşmak kolaylaştı. Ancak özellikle 2023 seçimleri öncesinde dini değerler ve simgelerle politika yapmak CHP’nin temel tercihi haline geldi. Bu da CHP’yi mücadele ettiği partilerle benzeşmesi gibi riskli bir çizgiye getirdi.
■ Söyleşilerimden de biliyorum. Kemal Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığını hiçbir zaman hata olarak görmedi. Size göre hata mıydı?
Evet, Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığının doğru olduğunu savundu, bugün de savunuyor. O günkü koşullarda doğru bir seçim olduğunu düşünüyor. İhsanoğlu’nun adaylığının siyasette kavgadan, çatışmadan uzak, huzur içinde bir süreci başlatacağını söylüyordu. Bu düşüncelerini bugün de koruyor. İhsanoğlu cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra İstanbul’da bir basın toplantısı yaptı. Basın toplantısına ben de katıldım. İhsanoğlu konuşmasında kendisi ve ailesinin siyasi geçmişi hakkında bilgi verdi. Adalet Partisi’nden, MHP’den, MSP’den bu partilerle kendisinin ve ailesinin ilişkilerinden söz etti. Ancak cumhurbaşkanı adayı olduğu CHP’den hiç söz etmedi. Ben de ilk olarak bunu sordum: “Bütün partilerden söz ettiniz, ilgisini, ilişkinizi anlattınız ama adayı olduğunuz CHP’den hiç söz etmediniz, neden?” Yanıt olarak “Onu Sayın Kılıçdaroğlu’na soracaksınız” dedi. Bence İhsanoğlu’nun siyasi düşüncesi belli olduğu için CHP’den aday gösterilmesi bir hataydı.
■ Helalleşme söylemi, benim de önemsediğim bir söylemdi açıkçası. Fakat bir yerden sonra, bu ülkenin tek mağduru sağcılar mı diye itirazlar yükseldi ki anlaşılır bir durum. Sizce?
“Helalleşme” kavramı da dini yönü ağır basan bir kavram. Kılıçdaroğlu bu kavramı kullandığında benim de dikkatimi çekmişti. Kimlerle, nasıl bir helalleşme sorusunu sormuş ve ‘hesaplaşma mı helalleşme mi’ konulu birkaç yazı yazmıştım, çünkü toplumda sağ iktidarlar tarafından mağdur edilmiş, yakınlarını, çocuklarını kaybetmiş insanlar var. Bu kesim hesaplaşma beklerken, helalleşme ile ortaya çıkmak tepki de topladı. Ayrıca CHP çok partili hayata geçildiği 1950’den bu yana ancak 11 yıl 3 ay süreyle, o da koalisyon ortağı olarak iktidar olabilmiştir. Bu nedenle Türkiye’de yaratılan mağduriyetlerin sorumlusu değildir. Bu nedenle CHP’de helalleşme politikasına önemli itirazlar yükseldi. CHP’lilerin bir kesimi bu politikayı onaylamadı.
HER ŞEY YEREL SEÇİM SONUCUNA BAĞLI
■ Bir kurultay süreci geride kaldı. Tüm bu sürecin sonunda değişim isteyen seçmenin beklediği değişimin yaşandığını düşünüyor musunuz?
Kurultay yerel seçimlere yakın bir tarihte yapıldığı için yeni yönetim enerjisini aday belirleme sürecine verdi. Kurultaydaki yarışın aday belirleme sürecine de yansıdığı görüldü. Yeni yönetim CHP’nin kazanmasına kesin gözüyle bakılan yerlerde kendine yakın isimleri aday göstermeyi tercih etti. Kazanılması riskli yerlerde ise Kılıçdaroğlu döneminde belediye başkanı seçilmiş olanları yeniden aday göstererek sorumluluk almak istemedi. Yeni yönetim isim değişikliklerini gerçekleştirdi ancak henüz ideolojik anlamda yeni bir yaklaşım, yeni politikalar, yeni projeler anlamında henüz bir değişim gözlenmedi.
■ CHP’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz, 2 yıl sonrasının fotoğrafını çekin desem…
Bu, CHP’nin 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlerde alacağı sonuca bağlı. CHP bu yerel seçimlerden başarıyla çıkarsa, Ekrem İmamoğlu İstanbul Belediye Başkanlığı’nı yeniden kazanırsa bu sonuç partinin geleceğini belirleyecek kadar önemli olur. İmamoğlu’nun kazanması halinde CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olacağı bir sır değil. İki yıl sonra İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olduğu ve partideki etkinliğinin, fiili liderliğinin güçlendiği bir CHP görürüz. Eğer CHP yerel seçimde başarısız olur, İmamoğlu tekrar seçilemezse yeniden olağanüstü kurultaylarla boğuşan bir CHP görürüz.
]]>“BANA BİRDEN FAZLA İÇİNDE PARA OLAN ÇANTA VERDİ”
Keleş ifadesinde, 2009’dan beri CHP üyesi olduğunu söyleyerek şunları belirtti:
* “Halihazırda CHP Beylikdüzü Meclis üyesiyim. Kamuoyuna yansıyan ve şu anda hakkımda soruşturma başlatılmasına neden olan görüntüler 2019 yılının Aralık ayına aittir. O tarihte de meclis üyesiydim. Para görüntülerinin çekildiği 2019’da CHP İstanbul İl Başkanlığının kullanımına tahsis edilmek üzere bina satın alınması süreci başlatılmıştı. O tarihlerde CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Turan Taşkın Özer, şu anda CHP milletvekilidir, bana İstanbul İl Binası’nın satın alımıyla alakalı tüm Türkiye’de bağış kampanyası düzenlendiğini, partimizin bu amaçla para topladığını söyledi.
* Kendisine de bazı kişiler tarafından verilen bağış paralarının olduğunu ve bu paraları bana teslim edeceğini söyledi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra görüntülerin çekildiği 9 Aralık 2019’da ya Beylikdüzü CHP İlçe Binası’nda ya da kendi ofisimde buluştum. Buluştuğumuzda yanımızda başka bir kimse yoktu. Bana birden fazla içinde para olan çanta verdi. Çanta içerisinde yer alan paraların bağış kampanyası kapsamında toplandığını söyledi. Çantaların ağzı kapalı olduğu için hangi para birimi veya çanta içerisinde ne kadar para olduğunu o sırada görmedim.
* Bana bu paraları İl Başkanlığı ile iletişime geçerek onların dediği yere götürmemi söyledi. Bunun üzerine İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ile iletişime geçtim. Nas da bana konum atarak paraları oraya getirmemi istedi. Çantaların birden fazla olması nedeniyle tek başıma taşıyamayacağım ve meblağ yüksek olduğu için güvenlik gerekçesiyle arkadaşım olan İmamoğlu şirketinde çalışan ancak CHP’de herhangi bir resmi görevi bulunmayan Tuncay Yılmaz’ı arayarak bana eşlik etmesini rica ettim. İkimiz de ayrı araçlarla söz konusu ofise gittik.”
“PARALAR EN AZ 3-4 DEFA SAYILDI”
Görüntülerde yer alan paraların Turan Taşkın Özer’in kendisine verdiği paralar olduğunu belirten Keleş, şu şekilde konuıştu:
* “Paraların bağış yoluyla mı?, Başka bir yerden mi? Geldiğini bilmiyorum. Sadece benden ricacı olduğu için ben paraları alarak Tuncay Yılmaz ile paraları avukatlık ofisine götürdüm. Olayın 4,5 yıl önce olması nedeniyle bu paranın tam miktarını hatırlamıyorum. Sayarak teslim almadım. Nasılsa il yönetimi biliyordur diyerek gerek duymadım. Ben ofise gittiğimde İstanbul İl Yönetiminden Özgür Nas ve Can Poyraz orada bekliyorlardı.
* Farklı çantalardan Türk lirası, euro, dolar cinsinden paralar çıktı. Para en az 3-4 defa sayıldı. Ve bu paralar da orada bulunanlar tarafından defalarca sayıldı. İlden gelen arkadaşlar konuya hakimdir diyerek çok önemsemedim. Ofiste bir saatten fazla kaldıktan sonra Özgür Nas ve binayı satan Ali Rıza Braka kendi aralarında parayı teslim edip, teslim aldıklarına dair bir tutanak tanzim etmişler. Bu tutanağı görmedim. İşlem bittikten sonra ayrıldı. Parti il binasının daha sonra hangi tarihte resmi olarak satın alındığını, ne kadar ve ne yolla ödendiği hakkında bilgim yok. Çünkü satın alma sürecini İstanbul İl Başkanlığı yürütmekteydi.”
“PARALARI TURAN TAŞKIN ÖZER ÇANTA İÇERİSİNDE VERDİ”
Parayı kendisinin temin etmediğini ifade eden Keleş, şunları aktardı:
* “Paraları o tarihte Beylikdüzü ilçe Başkanı olan Turan Taşkın Özer çanta içerisinde verdi. Bana meblağ söylemedi. Bu paranın nereden geldiği ve nereye gittiği ile alakalı kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının yanlış olduğunu söylemek ve bunun tutanaklara geçmesini istiyorum. Buradan bir komplo çıkarılmaya çalışılmaktadır. Günlerdir basın bunun alt yapısını yapmaktadır. Görüntülerde taşınmazın satın alındığı kişi ve avukat ve diğer partili arkadaşlar açık bir şekilde görülmektedir. O kadar partili insan ve mülk sahibinin bir arada olmasının başka bir sebebi yoktur. Meşru bir amaçla, partimize taşınmaz satın alınmasıyla alakalı orada bulundum.”
]]>CHP lideri Özel’e Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’nin yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcıları Zeliha Aksaz Şahbaz, Gökan Zeybek, CHP Milletvekilleri Utku Çakırözer, İbrahim Arslan ve CHP’nin Eskişehir Belediye Başkan adayı Ayşe Ünlüce ve Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt eşlik etti.
“MİLLİ İRADE HIRSIZLIĞIYLA AK PARTİ’YE TRANSFER OLDU”
Özgür Özel, açılışta yaptığı konuşmada, AKP Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu’nun Birlik Vakfı ziyareti sırasındaki sözlerini eleştirerek, şunları söyledi:
“Eskişehir’in daha bir yıl önce AK Parti’ye itirazı olan, MHP’ye itirazı olan ve Eskişehirlilerden, Eskişehir’in Cumhuriyetçilerinden, Atatürkçülerinden oy alan, AK Parti’ye muhalefet edeceğim diye oy alan, onların yerine biz iktidardayız diye oy alan birisi o günlerde aynı zamanda o iktidardan yüksek miktarda şirketlerine teşvik alıyormuş.
Bu teşviklerin gereğini seçimden hemen sonra partisini değiştirerek Eskişehirlilerin oylarını alıp Eskişehirliler bilmiyor mu oyu AK Parti’ye vermeyi, MHP’ye vermeyi, sana vermişler.
Bir milli irade hırsızlığıyla, bir siyasi yankesicilikle AK Parti’ye transfer olan birisi şimdi de diyor ki Eskişehir’i ben yöneteyim.
Eskişehir’i Kazım Kurt yönetirse Ahmet Ataç yönetirse bugüne kadar Yılmaz Hoca’nın yönettiği gibi Ayşe Ünlüce yönetirse kim kazanıyor? Halk kazanıyor.
Peki o siyasi irade hırsızı oyları çalıp kaçan kazanırsa ne olacakmış? Dün il başkanımı dikkatli takip ettim kapalı bir toplantı, bir vakıf toplantısı, AK Parti’ye yakın bir vakıf toplantısı, diyor ki kendisi ‘Hele bir seçileyim, Belediyenin bütün imkanlarını bu vakfa açacağım. Bütün vakıflara açacağım’.
Yani Eskişehir başkanlar size kazandırıyor ya milli irade hırsızı beyzade kazanırsa Birlik Vakfı kazanacakmış, TÜRGEV kazanacakmış, TÜGVA kazanmış, daha beteri Ensar Vakfı kazanacakmış.
Sizin paranızı Yılmaz hocanın 20 yıldır, 30 yıldır emek emek biriktirdiklerini, Ahmet Ataç’ın ve Kazım Kurt’un sizin vergilerinizle su paralarıyla ortaya çıkardıklarınızı onlar hizmet dönüştürür size verirken, o evlatlarımızı koruyamayan istismarcıların Ensar Vakfı’na Eskişehir’i peşkeş çekecekmiş.
Yok öyle şey, yok öyle şey, yok öyle şey. Biz buradayız, Eskişehir burada. Eskişehir’i kimseye peşkeş çektirmeyiz.
“CUMHURİYET DÜŞMANLARINA 31 MART’TA DERS VERMELERİNİ BEKLİYORUM”
Yerel seçimlerde Cumhuriyet düşmanlarına ders verilmesini isteyen Özel, “Eskişehir’den sadece Ayşe Ünlüce’ye, Ahmet Ataç’a, Kazım Kurt’a oy istemiyorum. Eskişehir’den ilçe belediye başkan adaylarımıza oy istemiyorum.
Bu Cumhuriyet kentinden bu Cumhuriyet’in değerleriyle sorunu olan Cumhuriyetin kurucu kadrolarına minnet değil, husumet duyanların milli irade hırsızına yüz verdiler, şimdi Cumhuriyet kentinin oylarıyla Cumhuriyet düşmanlarına alan açmaya çalışanlarına 31 Mart’ta en büyük dersi vermelerini bekliyorum.
Size inanıyorum, size güveniyorum. Eskişehir hepimizin sevdiği, gurur duyduğu bir kenttir. Siz bizim göz bebeğimizsiniz. Eskişehir’e gözünüz gibi bakın. Eskişehir’i Eskişehir’e gözü gibi bakanlara gözü gibi bakacak olanlara emanet edin. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”
]]>“İLK PARTİ OLACAĞIZ”
Özel, “MAK Danışmanlık şirketinin yaptırdığı anketlerde bazı illerde AK Parti’nin önde olduğu görünüyor. Eskişehir, Adana, Antalya ve Hatay’da risk görüyor musunuz” sorusunu şöyle yanıtladı:
*Kesinlikle değil. Bir şirketin anketleri üzerinden tartışmayı doğru bulmam. Ama belli yönleriyle bizdeki anketlerle uyumsuz olduğunu söyleyebilirim. Eskişehir’de, Bursa’da, Antalya’da bizdeki anketlerde öndeyiz. Biz bugüne kadar CHP’nin yaptırdığı anketleri yayınlamadık. Esas anketin 31 Mart’taki seçim sonuçları olduğunu biliyoruz. Anket açıklamada çok bıçak sırtı bir iş var.
*Manipülasyon mu yapılıyor, seçmen mi yönlendiriliyor, doğru mu söyleniyor, örneklem mi yanlış… Bu tartışmalardan çıkılmıyor. Seçimlere 60 gün kala anket açıklanması yasaklansa bence çok daha doğru ve etik olur. Ama bazen öyle şeyler oluyor ki biz de anket yaptırdığımız firmalara, ‘O zaman siz de örnekleminizle, net rakamınızla, kaşenizle şu bölgelerdeki anketleri açıklayınız’ demek noktasına geliyoruz.
*Çünkü öbür türlü birisi anket açıklıyor, seçmen de bakıyor ankete, ‘Benim partim bu güçte değilse’ deyip bir başka karar vermeye kalkar veya ‘Nasılsa kazanamıyoruz’ deyip gitmez. Antalya da kırk yıldır bir geliyor, bir gidiyor. Bunun yapısal bir sorunu var. Sebebi şu: 2 buçuk milyonluk Antalya’ya 25 milyon kişi geliyor.
*Para, 2 buçuk milyona göre geliyor. Belediye başkanı hangi partiden olursa olsun, esas hizmeti almak isteyenler hizmetin 10 katı bir nüfus tarafından tüketildiğini gördüğü için mevcut belediyeye hep bir fatura kesiyor.
*İlk kez bu sefer tarih yazacağız ve Muhittin Böcek, iki kez üst üste Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni kazanan ilk başkan, parti olacak. Bu sefer pandemi de iki yıl turist gelmemesi, Antalya’daki standart tepkiyi hafifletmiş olabilir. ‘Antalya yine AK Parti’ye geçiyor’ verisi, benim açımdan şaşırtıcı bir veri.
“HATAY RAPORU, KAMUOYU İÇİN DEĞİL CHP GENEL BAŞKANI VE MYK’SI İÇİN HAZIRLANDI”
Özgür Özel, “Hatay’ın yerel seçimlerdeki durumu nedir ve 6 Şubat Depremleri’nin ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun döneminde, Hatay’a bir heyet gönderilmiş ve bir rapor hazırlanmıştı. Bu rapor neden kamuoyuyla paylaşılmadı” sorularını şöyle yanıtladı:
*Hatay’ı yakından takip ediyoruz. Gelecek hafta pazartesi bir anket daha gelecek. Lütfü Savaş, daha önceki seçimlerde olduğu gibi, hızla farkı kapatıp seçimi kazanma noktasına geliyor diye görülüyor. Hatay’ı kazanırsak bu benim açımdan sürpriz olmayacak. Ama esas örgütümüz ve Lütfü Bey açısından sürpriz olacak.
*Onlar zaten seyrin böyle olacağını hep söylüyorlar. O rapor Sayın Genel Başkan’a rapor edildi. İlçe isimleri vermem doğru değil ama mesela belediye başkanlarımızdan bir tanesinin o dönemde olması gerektiği gibi halkın yanında olmadığı söyleniyordu. O başkanımız yeniden adaylık başvurusunda bulunmadı.
*Benim gördüğüm kadarıyla Sayın Genel Başkan’a sunulan raporda, deprem sonrası performans açısından eleştirilen belediye başkanlarımız vardı. Bizim de Yılmaz Hoca’nın koordinatörlüğünde; bir deprem olduğunda, bir koordinatör büyükşehir belediye başkanı görevlendirme ve mevcut belediye başkanının bir depremzede olduğu gerçeğinden hareket etme gibi bir çalışmamız da var.
*Biz böyle bir heyet görevlendirdik. Rapor kamuoyu için değil, CHP’nin Genel Başkanı ve MYK’sının bundan sonraki süreci doğru analiz edip doğru değerlendirmesi içindi. Böyle raporları partiler kamuoyuyla paylaşmazlar.
” İKTİDAR YAPMAZSAM BİR GÜN DURMAM, AYRILIRIM”
*Her seçimde en güçlü partiler, belediyeler kaybederler. Bir genel başkan açısından belediye kaybetmek, bir babanın evlat kaybetmesi gibidir. O kadar acı verir bir genel başkana. Ben kendi açımdan Meral Hanım gibi bir son nokta ve şunu alamazsam bunu yaparım demek için çok erken. Çünkü bu benim ilk seçimim. Ben nisan ayının son haftası okula tayin olmuş öğretmen gibiyim.
*İstifa ederim diye bir şey yok. Zaten onu gerektirecek bir seçim sonucu da ummuyoruz, görmüyoruz, görünmüyor. Ama sonuçta herkes de şunu siyaseten hesaplar: Geçen seçim bu oylar alınırken hangi partinin kaç oyu vardı? Bu seçim CHP tek başına giriyor ve orada bu göz önüne alındığında CHP’nin tek başına seçime girerek aldığı sonucun önemli bir ve takdir edilecek bir sonuç olacağını değerlendiriyorum. Bir genel seçimde partimi iktidar yapmazsam bir gün durmam, ayrılırım.
*Ben CHP’nin genel başkanı olarak bu kadar başarıya susamış ve insanların bu kadar travmatik bir döneminde, partinin sekizinci ve seçim geçiren altıncı genel başkanı olmak suretiyle eğer partimi bir genel seçimde iktidar yapmazsam bir gün durmam. Ama iktidar yapacağız, o noktada çok kararlıyız.
“İMAMOĞLU VE İL BAŞKANIMIZIN ÇALIŞMALARI BİZE ÇOK ÖNEMLİ VERİ GETİRDİ”
CHP lideri Özel, “İstanbul’da adaylar belirlenirken daha çok İmamoğlu’nun etkisi mi oldu” sorusuna şu yanıtı verdi:
“İstanbul’da daha çok Ekrem İmamoğlu ve İl Başkanımız Özgür Başkan’ın ortak çalışmaları bizim son bir şey şeklini vereceğimiz çalışmaya çok önemli veri getirdi. Ankara’da da Mansur Başkan’la Ankara il ve ilçe başkanlarımızın çalışmaları. Biz İstanbul ve Ankara’da bir şeyi biliyoruz: İstanbul ve Ankara’yı tekrar kazanmalıyız. Ve kazanırken de belediye meclis çoğunluğunu almalıyız. İstanbul’da gönlümden geçtiği kadar, Ankara’da da gönlümden geçenin çok gerisinde kadın adayımız var. Bu konuda bizi memnun eden husus İzmir olmuştur. İzmir’de 30 adayın 15 kadınsa hak edilen alınmıştır. İzmir gibi bir cumhuriyet kentinde, 15 kadın-15 erkek adayla yarışmıyorsanız bir şey eksik yapıyorsunuz. Tayyip Bey’in hiç yok, onun öyle bir vizyonu da yok. Adayların yarısı kadın olana kadar bu mücadele sürecek. Adayların yarısı genç olana kadar da bu mücadele sürecek.”
Özel, Cemil Tugay’ın “Bir dakika yanımda durmayan Belediye Başkanımız, başka şehirde başkaları için çalışıyor” sözüne ilişkin “Ertesi gün, 90 dakika yanında durdu. Çözdük onu” ifadelerini kullandı.
“ERDOĞAN İŞİNE BAKSIN”
Özgür Özel, Erdoğan’ın CHP içinde bir kutuplaşma olduğuna ilişkin ifadeleri için “İki kelimeyle cevap vereyim: İşine baksın” dedi.
Özel, “DEM Parti ile şeffaf ilişki yürütme stratejisinden memnun musunuz” sorusuna şöyle yanıt verdi:
*Erdoğan’ın görevi CHP’nin Genel Başkanına soru sormak, CHP’nin iç meselesi var mı yok mu soruşturmak değil. Onun görevi işsizliği azaltmak, dövizi düşürmek, mazotu ucuzlatmak, çiftçinin destekleme primlerini ödemek ve sokaktaki, mutfaktaki, pazardaki yangını dindirmek. Onun işi gazetecilik değil. ‘CHP’nin yaptığı bir işle övünebileceksiniz.
*Neyle övünürsünüz’ deseniz, ben derim ki: CHP son seçimde, bütün partilerle bayramlaşabilen tek partidir. Kurucu irade böyle bir şeydir. Arkada görüşüp burada görüşmeyenler çok milliyetçi; görüştüğünü gizlemeyenler gayri milli. Böyle bir şey yok. Türkiye siyaseti olgularla algılar yer değiştirilerek yapıyor.
*Maalesef birçok gazeteci meslektaşınız da üzülerek söylüyorum, olguları değil, algıları konuşuyorlar. Abdülkadir Selvi, her gün ben Ekrem İmamoğlu ile telefonda ne kavga yapmışım onu yazıyor. Ya Abdülkadir Selvi de dinleme cihazı var ki içeriğin doğru olmamasından bizi dinlemediği belli.
*Ya da yaptığı iş doğru bir iş değil gazetecilik açısından. Hiç olmayan diyalog olmuş gibi yazılıyor. O yüzden bu siyaseti belli bir şeffaflığa, belli bir netliğe kavuşturmak ve riyakarlıktan kurtarmak lazım. Görüşüyorsan, görüşüyorsundur.
“BİR KUMPASTI”
CHP Genel Başkanı, İstanbul’daki bir ofiste çekilen para sayma görüntülerinin ve görüntülere ilişkin ortaya atılan iddiaların hatırlatılmasının ardından şunları söyledi:
*O video bir kişiye zoomlanarak, tarihi kapatılarak ve neresi olduğu anlaşılmadan; ‘Burası CHP İl Başkanlığı, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı CHP Kongresi için delegelere para dağıtıyor’ diye servis edildi.
*Videonun bütününde 2019 yılında olduğu yazıyor. Demek ki CHP Kongresi değil. Orası, CHP İl Başkanlığı değil. O tek başına zoomlanan kişi o gün Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı mı? Hayır. Bu bir kaset kumpasıydı. CHP Kongresi’ni kirletmeye ve bugün parti içinde bir tartışma yaratmaya yönelik bir kumpastı.
*Video büronun sahibi avukattan çıkmış. Avukat, görüntülerle bize şantaj yapmış. Bizim arkadaşlarımız da kabul etmemişler, kendilerinden şüpheleri olmadığı için. Biz de suç duyurusunda bulunduk avukat hakkında.
“TRT BÜYÜK BİR UTANMAZLIK İÇİNDE”
TRT’nin CHP’nin reklam filmini yayınlamaması hakkında konuşan Özel, şunları kaydetti:
*Ticari kuruluşlar olan bütün televizyon kanallarının reklam filmini yayınlaması lazım. Belli kanallar yayınlamıyor bizim filmleri. kendisini iktidar partisine o kadar müzahir kılmışlar ki ‘Senin reklamını dahi yayınlamam’ diyor. ‘Senden gelecek para gelmesin’ diyor. TRT, kanun gereğince herkese eşit davranmalı.
*Hepimizin vergileriyle fonlanan bir yer. Reklamı yolladık; ‘Hukuk büromuz inceleyecek.’ 20 gün geçti, cevap vermiyorlar. AKP filmini yolladı, bir gün sonra yayına girdi, bizimki hala yok. Bundan sonra tekrar sorduk. ‘Mart ayı için bütün rezervasyonlar dolu’ diye cevap attılar bize. Büyük bir utanmazlık içindeler. Böyle bir tarafgirlik olur mu?”
İYİ Parti ABB Başkan adayı Cengiz Topel Yıldırım’ın CHP’nin Mamak Belediye Başkan adayı olmayı istediğini söyleyen Özel, Yıldırım’ın adaylığının reddedilmesinin ardından yaptığı açıklamalara şöyle tepki gösterdi:
“Önce Çankaya, sonra Etimesgut ya da Mamak, sonra Keçiören denmiş ama ‘Keçiören’i istemem, en azından Mamak olsun’ gibi kendisinin bir talebi olmuş. Biz kendisine böyle bir adaylaştırma yapmadık. Her isteyen, her partiden aday olamaz ama sonradan takındığı üslup şaşırtıcı. İYİ Parti’den aday olursun, bu üslubu takınırsın. Bu partiden aday olmaya çalışacaksın, ‘Mansur Bey’le çok uyumlu çalışırım’ diyeceksin, sonra gelip bunları söyleyeceksin. Olur iş değil.”
“ATILDIKTAN SONRA HER OYU KORUMANIN SÖZÜNÜ VERİYORUZ”
Özel, sandık güvenliğine ilişkin de şunları söyledi:
“Yerel seçimlerde iddialı olduğumuz yerlerde örgütümüz de güçlü oluyor ve orada sandık güvenliği sorunumuz olmuyor. Bugün Genel Başkan Yardımcı’mız Pınar Uzun’un sunumuyla geçen genel seçim rakamlarını yakalayan son 3 bin 500 sandığa atama yapıyoruz. Genel seçimden sonra seçime girmediğimiz sandıklarda görevli koyamamamızı bir zafiyet olarak gösterenler de olmuştu. Bu seçimde sandık güvenliği açısından iki tane dijital tatbikat yaptı arkadaşlar. Sandık başı ve okul önü seçim sonuçlarının girilmesi açısından. Bugünkü son sunum da hepimizi tatmin etti. Oy, sandığa atılana kadar seçmenin namusudur. Atıldıktan sonra her oyu korumanın sözünü veriyoruz.”
]]>Özel, CHP’nin seçim stratejisine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
-Bu seçimler birkaç seçime benzetilebilir. Üçüncü tur diyenler var ama belki şöyle, biraz önce seçimlerin hem ahlaki hem hukuki meşruiyetini sorguladınız.
-Belki şuradan almak gerekiyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile, 3 ay bile olmayacak 1,5 ayda toparlarız diye ilan edip de içine bir Anayasa değişikliği, bir referandum, bir genel seçim sığdıran, yani kanlı bir darbe girişimini araçsallaştırarak, fırsata çeviren, kendi deyimiyle de belki de Allah’ın bir lütfu olarak nitelendirilen bir akıl tarafından yönetiliyor şu anda Türkiye.
-Dünyanın gelişmiş ülkelerinin pek çoğunun anayasalarında OHAL şartlarında anayasanın değiştirilemeyeceği, seçim yapılamayacağı yazar ancak bizim anayasamız 1980 darbecileri tarafından yazıldığı ve hazırlandığı için böyle bir hüküm yok.
-Aslında bu askerlerin kendi gayrimeşru anayasalarına meşruiyet kazandırmak için Anayasamıza koymadıkları bir hüküm. Gerçekten bir sivil anayasa yapsanız, içine sıkı yönetim, OHAL gibi hallerde bu anayasa değiştirilemez.
-Çünkü toplum sözleşmesi en özgür şekilde tartışılarak hazırlanır, oylanır ve ardından yürürlüktedir.
-Birisi OHAL ilan edip, yani özgürlükleri askıya alıp, başta basın özgürlüğünü, savunma hakkını gerilettirip, belli süreleri uzatıp, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin belli maddelerini askıya aldığınız bir süreçte anayasa değiştiremezsiniz ama Kenan Evren’in sağladığı olanakla o anayasa değişikliği önce Meclis’te görüşüldü, sonra da referanduma gitti.
-Referandumda kıl payı bir farkla, yüzde 51’e 49’luk bir farkla geçti ama o referandum da OHAL şartlarında yapıldı.
“KAZANMAMIZ GEREKEN BİR SEÇİMİ KAYBETTİK”
-Bu süreçten hemen sonra yapılan baskın seçimle, hatırlatalım o da OHAL şartlarında yapıldı. Tek adam rejimi işlerlik kazandı ve 2023 seçimlerine öyle gidecektik. Büyük bir umutsuzluk vardı.
-Büyük bir üzüntü vardı. Büyük bir kaybetmişlik duygusu vardı ama o sırada bir şey oldu. Seçmen önüne gelen ilk sandıkta dengeyi yerelden kurdu.
-Ülkenin, bütün dünyada Türkiye’nin adını bilmeyenlerin adını bildiği İstanbul gibi bir metropol dahil, başkent Ankara, Adana, Mersin, Antalya’yı AKP’den aldı CHP’ye verdi.
-CHP’nin elindeki belediyeleri de CHP’de tuttu. CHP bir anda 11 büyükşehri yöneten, Türkiye nüfusunun yüzde 60’a yakınına belediye başkanlarının temas ettiği, bir merkez yerel dengesi kuruldu Türkiye’de.
-Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul seçimini kabul etmeyip seçimi yeniledi, çok daha büyük bir fark ortaya çıktı. Bunların hepsi, yani son seçimi de CHP’nin adayı ve Ekrem İmamoğlu kazanmıştı, bu siyasete bir denge getirdi.
-Biz o denge ile 2023 Cumhuriyetin 100’üncü yıl seçimlerine gittik. Şimdi o seçimleri, öyle oldu, böyle oldu. Oraları çok tartışıldı. Sizler konuştunuz, dönüp de niye kaybettiye dönmeyelim ama kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik.
“DEM DE BU SEFER İKTİDARA KAYBETTİRME STRATEJİSİNDEN VAZGEÇTİ”
-Cumhuriyetin 100’üncü yılında Recep Tayyip Erdoğan aslında hedefi olan, hedef 2023’teki hedefinin ne olduğunu daha önceden biliyorduk ama hedefi çok daha ileri bir noktaya gelmekken o yerelden kurulan denge ile ve millet ittifakı ile Türkiye’nin tam olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun arkasında muhalefetin birleşmesiyle süreçte bir sürü hatalar yapıldı, kusurlar yapıldı ama yüzde 48,5 oy alındı.
-Daha doğrusu Anayasa’ya göre ilk tur iki taraf da yüzde 50’yi geçemedi, ikinci tura kaldı. Orada da yüzde 48,5’a, 51,5 gibi bir denge ile seçim sonuçlandı. Şimdi yeniden bir umutsuzluk vardı. Sizinle bu stüdyoda da bunu konuştuk.
-Seçmenimiz büyük bir duygusal kopuş yaşıyordu. Büyük bir ümitsizlik. Sandığa küskünlük, bir daha sandığa gidilmeme noktasında çok söylemler varken, CHP diğer partilerde olmayan bir parti içi demokratik mücadele ile seçimli bir kurultaya gitti ve seçimli kurultayda biz değişim söylemimizle, kurultayın olduğu gün kurultaya kadar olanları bırakarak, unutarak, temiz bir sayfa açarak, partiyi bütünleştirerek, önceki bütün genel başkanlarımıza olduğu gibi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na da vefa duyarak, minnetlerimizi ifade ederek, yeni bir süreç başlattık.
-Şimdi bu şartlarda yerel seçime gidiyoruz ve Türkiye bir kez daha 2018 tek adam rejiminin iktidara geldiği seçimleri 2019 Mart’ta dengelediği gibi bir genel ve yerel dengesi kuracak mı? O tartışılıyor.
-Burada kuracağımızı gördüler ve onun için bin çeşit tedbir alındı. Bunlardan bir tanesi Recep Tayyip Erdoğan kendi ittifakına sarıldı.
-Cumhur ittifakının karşısında millet ittifakının da bileşenleri gayretlerimize rağmen, onlar açısından, kendileri açısından saygı duyduğumuz gerekçelerle ittifaktan çekildiler. Birçok yerde yarışıyoruz. Diğer taraftan bir önceki seçimde biz bu iktidara gücümüzü göstermek için ne olursa olsun onlara kaybettirme stratejimiz var.
-AKP’ye kaybettirmek için kayıtsız şartsız muhalefete destek vereceğiz diyen o günkü HDP, bugünkü DEM de bu sefer iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti. Kendi adaylarını çıkardı.
-Seçim bölgelerine özel, adaylar çok hoşumuza giderse, belli şartları sağlıyorlarsa, kent uzlaşısında biz de oy verebiliriz, yoksa biz de adaylarımızı çıkarırız dedi ve önemli metropollerde de adayları var. Seçimin böyle bir güçlüğü de var.
Özel, “İttifakın kurulamamasında iktidarın parmağı var mı” sorusunu şu cevabı verdi:
“DEVLETİN TELEVİZYONU, 20 GÜNDÜR BİZİM REKLAMIMIZI YAYINLAMIYOR”
-İktidarın parmağını bilmem ama Türkiye’de CHP’ye yerel seçimlerde yalnızlaştırmak üzerine AKP uğraşıyor, MHP uğraşıyor, derin devlet uğraşıyor. Devletin bütün organları uğraşıyor. Devlet ve parti ayrımı ortadan kalktığı için. İnanılmaz bir şekilde, şu kadarı söyleyeyim, daha sonra belki bir başka başlıkta konuşuruz.
-Hepimiz vergi veriyoruz. Bugün benim mitingime gelen on binlerce kişi vergi veriyor. Onların vergileri ile TRT fonlanıyor. Onların vergileriyle TRT çalışıyor. Devletin televizyonu, kamu televizyonu 20 gündür bizim reklamımızı yayınlamıyor ki reklam bir Barış Manço şarkısı, telifi ödenmiş, içinde Ekrem Başkanın esnafın kepengini kaldırdığı, Mansur Başkanın dayanışma belediyeciliğine davet ettiği bir kadının veresiye defterini kapatmasını alkışladığı, İzmir Cemil Tugay’ın genç kızlarla, kadın öğrencilerin gitar çalışına eşlik ettiği, emekçilerin Candan Yüceer tarafından ziyaret edildiği, topuklu efenin sera ziyareti yaptığı bir filmi hukuki inceleme yapıyoruz diye 20 gün tuttular.
-AKP’nin filmini bir günde yayına aldılar, bizimkini almıyorlar, şimdi diyorlar ki biz 20 gün önce başvurduğumuz halde, mart ayı için rezervasyonlarımız dolu. Kamu yayıncılığı, parası ile reklam yayınlamıyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Korkunç bir süreçteyiz. Şimdi göz önünde TRT bunu yapıyorsa, arka tarafta MİT ne yapıyor? Daha ne söyleyeyim ben. Kimseyi yıpratmamak, devletin kurumlarını yıpratmamak için yaşadığımız bazı şeyleri söylemek istemiyorum ama ne kurumlar neler yapıyor.
-Şimdi gelinen noktada onlar da görüyorlar ki, CHP bu seçimi bu sefer tek başına ki aslında tek başına değiliz. Cumhur ittifakının karşısında bir Türkiye ittifakı var. O Türkiye ittifakı ki geçen seçimde millet ittifakına İstanbul’u kazandıran, İstanbul ittifakının çok önemli bir kısmını kapsıyor.
-Çünkü insanlar değişmedi. Saraya itiraz değişmedi, tek adam rejimine itiraz değişmedi. Sömürü düzeni değişmedi, Bahçeli’nin tutumuna itiraz değişmedi. Buna rağmen geçen sefer birlikte olduklarımız, bizimle birlikte değiller.
-Başka adayları var. Ama seçmen ben diyorum, gözünde, gönlünde, yakasında güneş olan iyi insanlar. Milliyetçi demokratlar. Muhafazakâr demokratlar. Kürt demokratlar. Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i hep birlikte durma iradesi gösterirse biliyor ki bu rejime karşı dengeyi kuracak. Biz o dengeyi kurmak için sahadayız ve bunu başaracağımıza inanıyoruz.”
Özel, “İstanbul’da bu seçim genel seçim havasında mı geçiyor?” sorusunu şöyle cevapladı:
“İSTANBUL’A GÜNEŞ AÇMADAN, TÜRKİYE’YE BAHAR GELMİYOR”
-İstanbul’un bir özelliği var, ister kabul edelim, ister etmeyelim. Daha doğrusu hepimiz kabul etmek zorundayız. İstanbul’a güneş açmadan, Türkiye’ye bahar gelmiyor. İstanbul’da yağmur, kar yağınca bütün Türkiye’ye kış geliyor. Televizyonların hepsi İstanbul’dan yayın yapıyorlar, İstanbul’da spiker çıkıp da karlı bir güne uyandık deyince, Antalya’dakine kar yağıyor gibi oluyor. Siyasette de böyle.
-İstanbul tabi 3 imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehir. 16 milyon nüfuslu bir şehir. Medyanın, finans çevrelerinin burada olduğu bir şehir ve Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle, İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder diyordu ve çok olağanüstü şartlarda, İstanbul seçimleri bir Türkiye seçimi gibi algılanıyor. Bu normal. Bu arada şimdi ben bazı görüntüler oluyor. Bugün de dört ayrı yerde konuştum, Uzunköprü, Keşan ve Edirne’de de büyük mitingler yaptık. Benim mitinglerimin de ana konusu başta emekliler.
-Asgari ücretliler. Yoksullar. Kent yoksulluğu, güvencesizler, işçilerin durumu ve buna karşı eğer 31 Mart’ta, daha doğrusu 1 Nisan’da bu hükümet her şeye rağmen yine bu seçimlerden güçlenerek, gücünü koruyarak, ceza almadan çıktım derse ertesi gün yapılacak bir şey yok. Bir şey yapılacaksa bir gün önce yapılacak, 31 Mart’ta. O açıdan da emeklileri, emekçileri, güvencesizleri, mavi ve beyaz yakalı, gri yakalı bütün emekçileri bu seçimlerde evet yerel yönetici seçilecek.
-Onu çok kıymetlendiriyorum. İnsanların beldesini, ilini, büyükşehrini kimin seçeceğine adayların profillerine, geçmişte yaptıklarına bakarak, adayların profillerine bakarak karar vermeli çok kıymetli. Ayrıca bu yerel seçim bu hükümetin eğer biz her şartta, bunlar 10 bin lira yapmış en düşük emekli maaşını, iktidara geldiği gün 1,5 asgari ücretmiş, 26 bin liraymış bugünkü parayla. Şimdi 10 bin lira yapmış, yine de seçim kazanıyorum derse önümüzdeki 4 yıllık süreçte bu Mehmet Şimşek’in ağzından çıkardığı, diyor ya kemer sıkılacak, sıkı para politikası yani acı reçete, acı ilaç.
-Bunlar acı ilacı saray müteahhitlerine içirmiyorlar ki, bunlar acı ilacı beşli çeteye içirmiyorlar. Bunlar acı ilacı yine gidecekler emekli, emekçi, çiftçi ve esnafa içirecekler. O yüzden 31 Mart gününün böyle de bir önemi var.”
Özel, ana muhalefet partisinin emekliler için atacağı adımların neler olabileceğine ilişkin şunları söyledi:
“MECLİS’İ AÇ DERSE AÇARIZ. ZAM YAPAYIM MI DERSE ‘VER’ DERİZ”
-Biz Meclis kapanmadan bir hafta önce, böyle bir şey yapabilmek için Meclis’i açmak lazım. Biz Meclis kapanmadan bir hafta önce, Meclis’i kapatmayın, 3 gün daha çalışalım. Hatta formülize de ettik. Bir somut, daha kolay tartışılıyor diye dedi ki emekli kart çıkaralım. Emekli karta 7’şer bin lira seyyanen zam verelim.
-En düşük emekli maaşı 17 bin liraya gelsin. Ayrıca bu emekli kartın elektrik, su, doğalgaz faturalarında yüzde 25-40 arasında indirim uygulansın. Yani hiç olmazsa bu zorlu dönemi kolay geçirsin emekliler. Yapın bunu dedik, bir hafta daha çalışalım. Yapmadılar, kapattılar. Geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama ile emeklilere yapacağının enflasyonu tek hanelere indirmek olduğunu, emeklilerin o süreçte rahatlayacağını söylüyor. Tabi bu büyük bir kandırmaca. Kendi programlarına göre zaten enflasyon 2026 yılının üçüncü çeyreğinde tek haneye iniyor. Hiçbir zaman bunu tutturamadılar.
-Bu hedeflerin hiçbiri tutmadı. Görünen o ki 2028’den önce enflasyonu tek haneli rakama indirmeleri zaten olası değil. Kaldı ki enflasyonun tek haneli rakama inmesi bile hayat pahalılığını durdurmuyor. Enflasyonun sıfır olması hayat pahalılığını durdurur, eksi enflasyon yarattığınızda geriye gider.
-Oysaki daha 2,5 yıl boyunca fiyatlar artacak ve önce yüzde 68 artacak, 70’lere gelecek. Hedefleri tutarsa düşüş başlayacak ama bir yıl sonra fiyatlar yüzde 40 artıyor olacak zaten. Emekli elindeki eriyecek, eriyecek. Teli gereceğim de koyunlar yün toplayacak da ip yapacağım, satacağım borcumu ödeyeceğim.
-Emekli için ipe un serdi Recep Tayyip Erdoğan. Bunu görmek lazım. Ama bekler miyiz? Seçimleri şu andaki trend lehimize görünüyor. Seçimleri başta İstanbul’da kaybettiğini gördüğü, emin olduğu anda yapmak ister mi? Meclis’i aç derse açarız. Zam yapayım mı derse ‘ver’ deriz. Çünkü sonuçta emeklinin cebine konacak her para bizi memnun eder ama ben önümüzdeki 20 günde böyle bir ihtimal görmüyorum açıkçası.”
Özel, “Erdoğan, mitinglerde sizi hedef alıyor, size ‘Özgür efendi’ diyor. Bugün sizin için ‘mazlum’ benzetmesi yaptı” konusuna ilişkin şöyle konuştu:
-Birincisi Özgür Efendiden rahatsız değilim. 20 gün, bir ay düşündü ne diyeceğini. Bir ara CHP’nin malum genel başkanı diye bir, iki söyledi. En sonunda bula bula efendi buldu. Efendi herhalde bizim efendiliğimizden.
-Özgür Efendi diye bir laf bulduysa, desin varsın. Bir problem yok. Türk filmlerinden geçen gün Zübük’ü hatırlattı. Zübüğün kelime anlamına bakıyorsunuz, bir çıkar elde edebilmek için her şeyi göze alan kişi diyor. Egoist, narsist kişilikli birisi filan diyor. Şimdi bizim durduğumuz yer belli. Recep Tayyip Erdoğan bir seçim kazanmak için gün oluyor Abdullah Öcalan’dan getirip mektup okutuyor. Gün oluyor Osman Öcalan’a kamera yolluyor. Öbür gün MHP ile kol kola giriyor. Hüda-Parcıları hapisten çıkarıyor, hepsinin cezalarını affediyor, seçilme yasaklarını kaldırıyor, kimini milletvekili yapıyor, Hüda-Par davasının avukatını ve sanıklarını, Hizbullah davasının baş avukatını milletvekili yapıyor, sanıklarını belediye başkan adayı yapıyor, milletvekili yapıyor filan. Her şeyi göze alıyor.
-Bir gün milliyetçiliği ayaklar altına alıyor. Bir gün milliyetçi, muhafazakâr bir partinin lideri oluyor. Öbür taraftan egoistlik, her şeyi ben bilirimcilik filan. Arkadaşlar dedi ki bu sözlüğü, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünü yollayalım, okusun dedi. Zübük neymiş? Ben de dedim ki, sözlüğe ne gerek var. Ayna yollayın, baksın aynaya, zübük kimmiş görsün. Güldük, geçtik. Samimi bir dini inancı olmadığı halde dini oy toplamak için kullanan Aziz Nesin’in Zübük’ünü öyle etrafına zübük diyerek geçiyor. Bugün söyledikleri de, hepsi çaresizliğini gösteriyor. Siz bir ülkenin Cumhurbaşkanı olacaksınız, iktidar partisinin genel başkanı olacaksınız, seçimlere 21 gün kalacak, ana muhalefet partisinin genel başkanı sizinle polemik yapmamak için. Benimle kavga etmek için can atıyor. Ama bir sıkıntısı var. O benimle kimlik siyaseti üzerine kavga yapmak istiyor. Benimle, CHP ile en çok kavga yapmak istediği, en kendini rahat hissettiği alanlarda kavga yapmak istiyor. Ben onunla kavgayı göze alıyorum ama o konularda değil en düşük emekli maaşında kavga ediyorum. Çiftçiye yaptığı, bugün 500 bin ton pirinç ithal etmiş. Türk çiftçisinin pirincini almıyor. Uzunköprü’deki çiftçiyi perişan etmiş. Onun üzerinden kavga ediyorum. Yüzde 1 vermesi gereken destekleme primlerini verse 256 milyar verecekken, 80 milyar ödemiş. 178 milyarın peşine düşüyorum. Kur korumalıya verdiğin bu parayı çiftçiye vermedin diyorum, emekçilerin hakları üzerinden kavga ediyorum, böyle olunca da sinirleri bozluyor. Bu sefer onu mu yapalım, bunu mu yapalım diye.”
Özel, “Erdoğan’ın ‘bu son seçimim’” sözüne ilişkin şunları söyledi:
“BEN EMEKLİ KONUŞMAK İSTİYORUM, O CUMHURBAŞKANI’NIN SON SEÇİMİNİ”
“Onu konuşmak istiyor. Ben emekli konuşmak istiyorum, o Cumhurbaşkanı’nın son seçimini… Hatta kendi orta yaptı. Bekir Bozdağ getirdi, Meclis bir daha seçim getirirse olur. Onu bir konuşmak istiyor, ben emekliyi, yoksulluğu konuşmak istiyorum. Ben zamları konuşmak istiyorum. Daha önce 2009’da bir yaptı. 2018’de bir yaptı. Geçtiğimiz seçimlerde bir daha yaptı, son seçimim diye. Bunun son bir kez daha oy verelim filan. Biliyorum, açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama bu son seçimimiz, beni terk etmemelisin filan diye de bir duygusal tarafı da olabilir. Onu kendi yapıyor, ölçecektir, bakacaktır. Biz onlarla meşgul değiliz.”
Özel, “Erdoğan, DEM Parti ayrı seçimlere girmesine rağmen CHP’ye neden DEM Parti üzerinden yükleniyor? DEM Parti ile temas var mı” iddialarına ilişkin şöyle konuştu:
“BEN DEM PARTİ İLE SİYASİ İLİŞKİ YÜRÜTÜYORUM, HERKESLE YÜRÜTTÜĞÜM GİBİ”
-2023 seçimlerinde işleyen, kullanışlı propaganda aygıtını kaybetmek istemiyor. Orada biliyorsunuz montaj videoya kadar tenezzül ettiler. Demokrasilerde, pragmatizm. Faydacılık filan ama tutup da montaj videoya tenezzül etmezsiniz. Dünyanın hiçbir demokrasisinde, gelişmiş demokrasinin hiçbir yerinde kimse rakibini alt etmek için yalan videoya tenezzül etmez. Gerçeğini kullanır varsa bir şey. Ama yalan video. Gittiler orada, işte Kandil alkış yapıyormuş Kemal Bey’e. Kandil Kemal Bey’i destekliyormuş, bir sürü yalan dolan iş yaptılar. Bunu da 14 Mayıs seçimine kadar hoyratça kullandılar.
-Orada daha sonra yapılan değerlendirmelerde CHP’nin bu konuda hata yaptığı, çünkü bu yalanın tutmayacağını, inanılmayacağını düşündüğümüz, bunu yanlanmaya bile tenezzül etmediğimiz ama onların tenezzül ettiği bu işin seçmenin bir kısmında iş gördüğü ve CHP’nin özellikle Kemal Bey onu da ifade ettiğinde biraz başka yönlerden de tartışıldı. Sadece TRT’nin çektiği yerler var dediğinde, TRT’nin, A Haber’in, iktidara müzahir seçmenin hakim olduğu yerlerde seçmenin belki televizyonda sadece o kanalların olduğu seçmenin bundan etkilendiği ve CHP’nin bu işten zarar gördüğü. Adayımızın zarar gördüğü. Videoyu gerçek sandılar. Böyle bir algı oturdu ve yapıştı. Şimdi bunu devam ettirmek istiyor. Tabi biz burada buna izin vermeyeceğimizi baştan ifade etmiştik. Bir yandan o ekonomide zam, zam, zam yapıyor. Zamlar konuşulmasın diye DEM, DEM, DEM demeye başlıyor.
-Ben zamdan dem vurmak istiyorum, o deme zam koymak istiyor. Bunun üzerinden tartışma yaratmak istiyor. Biz buna da itiraz ettik, bu oyuna da gelmeyeceğimizi söyledik. Ayrıca ben şöyle bir şeyi çok net söylüyorum, bir daha bir daha açmakta fayda var. Biz DEM ile kongremiz bitti, DEM’in eş genel başkanları aradı beni, ayrı ayrı sağ olsunlar. Tebrik ettiler. Bir Eş Genel Başkan da ‘Yüz yüze de ziyarete geleceğiz’ dedi. Bir süre bekledikten sonra, biraz zaman geçince biz fark ettik ki onların kongresi bizden önce olmuş. Sayın Genel Başkanımız bizim kongre telaşında onları ziyarete gitmemiş. Partilerin birbirine nezaket ziyareti. Ben gittim. Sonra da onlar bize geldi. Kamuoyunun önünde, aşağıda basın toplantımızı da yaptık. Meclis’te gruplar arası bir görüşme gibi değil, gittik ve geldik. Görüşmemizi yaptık. Çünkü siyasi partiler kanuna göre kurulmuş, her bir milletvekili aday olurken temiz kağıdını savcılıktan almış. Bu konuyla ilgili Meclis’te grubunu kurmuş. 6,5 milyon oy almış siyasi parti, biz görüşüyorsak görüşüyoruz diyoruz ve bunu gizlemiyoruz. Hatta şunu söyleyeyim. Bana partiniz de bir şeyle övünme hakkınız olsa, ben derim ki CHP geçen bayram ve ondan önceki bayramlarda tüm siyasi partilerle bayramlaşabilen tek parti. Bu önemli bir şey. Şimdi AKP ve MHP, DEM ile bayramlaşmıyor. İYİ Parti ile de bayramlaşmıyor, MHP filan. Peki DEM ile bayramlaşmıyor da bayramdan önce veya bayramdan sonra Meclis’te arka odada ne oluyor? DEM’in grup başkanvekilleri geliyor, doğal olarak, olması gerektiği gibi AKP grup başkanvekilleri ile bayramlaşıyor, sarılıyorlar. Hatta her hafta geçtiğimiz dönem, benim görev de yaptığı onlarca Meclis başkanvekili ile bayramlaştım. Bizim arka oda var, arka odanın yetkilileri zaman zaman genel başkanlar filan da olur. Şimdi bu sistemde olmuyor, genel kurula girmedikleri için. Özel oturumlarda, 23 Nisan olur, 1 Ekim özel oturumu olur. Arkada genel başkan da çay içer. Şöyle oluyor. HDP Meclis Başkanvekili yönetiyor oturumu, ara veriyor. Grup başkanvekillerini arkaya çağırıyor, zaman yok. Zaten öyle dışarıya çok gidilmez. Usuldendir, âdettendir masa kuruluyor. Masanın başına, bizim dönemimizde Nimetullah Erdoğmuş geçiyor. Şimdi Sırrı Süreyya Önder geçiyor. Yemeği de o ısmarlıyor, parasını da o ödüyor. Yanında MHP’nin, AKP’nin grup başkanvekili oturuyor. Bayramsa sarılıyor, öpüşüyor, ayrılıyorlar. İçeride bunlar oluyor, dışarıda riyakarlık, sahtekarlık oluyor. Biri çıksın desin ki bana, Bekir Bozdağ çıksın desin. AKP’nin herhangi bir grup başkanvekili desin. Biz bayramlaşmıyoruz ya, içeride de sizle bayramlaşmıyoruz desin. El de sıkışıyorlar, öpüşüyorlar da sarılıyorlar da. Haftada 3 akşam birlikte yemek de yiyorlar Meclis’te, arka odada. Kapının önünde poz kesiyorlar. Şimdi CHP mi demleniyor? Bunlar mı demleniyor? Ben DEM Partisi ile siyasi ilişki yürütüyorum, herkesle yürüttüğüm gibi. Bunlar arkada her şeyi yapıyorlar ki bu benim gördüğüm. Bir de görmediğim yerde başka temasları da olabilir. Her partinin her parti ile olabilir. Ama kendi seçmenlerine ‘Görüşmüyoruz, konuşmuyoruz’ diyorlar. ‘Biz onlarla bayramlaşmayız. Onlar terör örgütünün uzantısı, biz onların kanlı ellerini sıkmayız’ diyorlar. İçeride el ele, diz dize oturuyorlar. Böyle bir riyakarlık, sahtekarlığı yapıyorlar, yapmıyorlarsa ‘Yapmıyoruz’ desinler. Buradan söylüyorum. Bu kadar net.
Özel, kent uzlaşısı tabirine ilişkin şunları söyledi:
“BİZİM NE İYİ PARTİ NE DİĞER PARTİLERLE VARILMIŞ BİR İTTİFAK ANLAŞMAMIZ YOK”
“Türkiye ittifakı ile ilgili temas etmek isterdik. Çiçekleri yaptırdık, gittik. Boş döndük. Türkiye ittifakını biz seçmenin vicdanını sandıkta kurmasını bekliyoruz. Bu net. Seçmenin vicdanı sandıkta birleşecek. Biz İYİ Parti ile görüşme yapmak istedik, onlar görüştüler, olmaz dediler. Sonra biraz önce dediğiniz gibi Balıkesir özelinde bir çağrımız oldu, konuşmalar filan oldu ama olmadı. Bizim ne İYİ Parti, ne diğer partilerle varılmış bir ittifak anlaşmamız yok.”
Özel, “Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi ile temas oldu mu?” sorusuna ilişkin şöyle konuştu:
“Şöyle oldu mesele, Gelecek Partisi’nin seçim stratejisini açıkladılar. Onlar birçok farklı yerlerde farklı adaylar destekliyorlar. Kendilerine göre tutarlı bir çizgi içindeler. DEVA Partisi birçok yerde kendi adayını gösterdi. Saadet Partisi’nin bazı yerde aday göstermesi bizim lehimize. Bazı yerde göstermese lehimize. Ufak tefek temaslar var ama kurumsal olarak Ankara’da oturup bir masa kurup anlaşmak yerine, Temel Başkanımızla, Sayın Karamollaoğlu ile bir çay sohbeti yaptık. Bizi ziyarete geldiler. O ziyarette de şey dedik, burada bir ittifak olmaz ama yerelde yerel örgütlere yetki verelim. Eğer anlaşabiliyorlarsa, birbirlerine katkı sağlayabilecek ya da birbirlerine zarar vermeyecek. Belli yerlerde belli temaslar, ufak tefek paslaşmalar filan var.”
Özel, Hatay’la ilgili soruyu şöyle yanıtladı:
“HATAY’DA ARTIK KAFA KAFAYA BİR DURUMDAYIZ”
“Yüksek riski de gördük, orta riskten düşük riske doğru ilerledik şu anda. Yani Hatay’da artık kafa kafaya bir durumdayız. Lütfü Savaş her geçen gün trendini kendi söylediği gibi artırıyor. Kendi umduğu gibi artırıyor.”
Özel, İstanbul, Ankara, ve İzmir’de seçimde neler olacağına ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“ANKARA’DA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI YARIŞI BİTTİ”
-Ankara’da, bunu sakın kimse seçmene saygısızlık olarak düşünmesin, o anlamda söylenmiyor ama bu anket firmalarının deyimiyle Ankara’da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Dün Mansur Bey de aynı şeyi söylemiş. Son kararı 31 Mart’ta seçmen verecek. O ne derse o olur. Rekor oyla geliyor. Artık Ankara’da karşı kampanya yürümüyor bile. Mansur bey inanılmaz bir şekilde. 60’ı zorlar denen Mansur Beyin, yarın öbür gün geride kalırsa şey olmasın ama 65-70 arası oya doğru gittiği söyleniyor.
-Ankara’da yarış büyükşehir belediye meclis çoğunluğunu garanti şekilde sağlayıp, sağlayamama. CHP biliyorsunuz, yıllardır 2’ydi, geçen seçim 3 belediyemiz var. Şu anda 8 belediye, 10 belediye alma noktasında filanız. Ankara’da inanılmaz bir ivmelenme var. Etimesgut, Mamak çok iyi. Gölbaşı çok iyi. Keçiören’de birkaç puan öne geçmiş durumdayız. Mansur Başkanın Beypazarı ilçesi alınıyor filan. Böyle inanılmaz şeyler var. Polatlı Belediye Başkanı bize geçmişti, adaylaştırdık. İstanbul’da da herkes bildiği için. KONDA’nın anketi ki, Bekir Ağırdır’ın. En yanılmaz firmalardan biri olarak itibarlı firmadır. 7 puan önde. İstanbul, Ankara, İzmir’de risk görünmüyor. İzmir’de şöyle bir şey var.
-Büyük bir değişim ateşi yaktık İzmir’de. İzmir’de bunu hep söylemek istiyorum. Hatta size bakarak anlatayım. Cumhuriyet tarihi boyunca İzmir’deki kadın belediye başkanı sayısı 6. 3’ü de bu dönem. Selçuk, Karaburun ve Fatma Çalkaya çok sevdiğimiz başkanımız. Son 5 yıla kadar 3 tane olmuş, son 5 yılda da 3 tane. Bu dönemde seçilecek yerden 9 adayımız var. 20 bin, 30 bin nüfuslu ilçelerde değil İzmir’in 4 büyük ilçesinin üçünde. Karşıyaka, Konak, Karabağlar’da kadın aday gösterdik. Toplam 9 kadın aday gösterdik. Bu 9 kadın aday çok büyük metropollerde var. Geleceğin İzmir’den kadın yerel yöneticilerini, büyükşehir belediye başkanını, ileride iktidarımızın kadın bakanlarını yetiştirdiğimiz çok kuvvetli CV’lerin olduğu bir yer. İzmir’de 40 yaş altında 12 belediye başkan adayı var.
-Bugün Kartal’daydık, 32 yaşında seçtiğimiz Gökhan Yüksel bugün ikinci kez aday. Ama İstanbul Tuzla’da 31 yaşında, Avcılar’da 32 yaşında. Caner Caykara ve Eren Ali Bingöl arkadaşlarım adaylar. Bir ara CHP şöyle bir şeye düştü. 35 yaşında birini aday yapmak istiyorsun, tecrübesiz yapamaz. Yahu Deniz Baykal 34 yaşında milletvekili, 35 yaşında Maliye Bakanı. Ahmet Taner Kışlalı, 38 yaşında Kültür Bakanı. Bülent Ecevit, 35 yaşında Çalışma Bakanı. Baykal sonra Enerji, Tabi Kaynaklar Bakanı. İkinci bakanlığında bütün madenleri kamulaştırıyor. Ali Topuz ve Önder Sav 34 yaşında bakan. CHP, 1970’lerde bunu yapmış. Bugün geldiğimizde CHP’nin kadınları ve gençleri. Aday gösteriyorsun, 35 yaşında yapamaz, çok tecrübesiz. O yüzden buna inat, İzmir benim 10 yaşından beri yatılı okuduğum, üniversiteyi okuduğum, askerliğimi yaptığım şehir olarak İzmir’de büyük bir değim ateşi yaktık.
“İZMİR’DE BENİM GÖNLÜMDEN BİR BÜYÜK REKOR GEÇİYOR”
-İzmir’deki önceki dönem başkanlar başka bölgelerde olsalar belki çok geçer not alabilecekken, İzmir’in seçmenin notu kıt. CHP’den beklentisi büyük. Şehircilikle ilgili beklentileri büyük. O yüzden İzmir’de bir büyük değişim yaptık ve ben İzmir’de şöyle. Geçen seçimde İYİ Parti vardı, iddialı adayları vardı. DEM Parti’nin adayı yoktu. Şimdi adayları var. Birçok ilçede adayları var. Kaçınılmaz olarak bir oy kaybı olabilir ama o kadarlık oy kaybı beklemiyoruz. İzmir’de benim gönlümden bir büyük rekor geçiyor. İlçe belediye sayısı açısından. Keşke 30’da 30. 30’da 28 olsa. 30’da 26 olsa. Ama baya iyi bir noktaya geleceğimizi görüyorum. İzmir’de büyükşehirde de her geçen gün ivmelendik. Farkı açıyoruz. Zaten İzmirli CHP’ye hep sahip çıkıyor ama bu sefer İzmir’in sokağında şu var. İtirazlarımız, beklentilerimiz duyuldu. İzmir belediye başkan adayım 30, toplam bildikleri yabancı dil sayısı 42. İzmir’i bambaşka bir kent haline getirecek bir müthiş ekip. CV’leri ile, sivil toplumdan geliyorlar, yüksek lisansları şehircilik. Bir bütün ekip olarak da sadece kendi ilçelerinde değil. Büyükşehrin orkestrasyonu ile. Sürdürülebilir kalkınmada Türkiye’nin bir numaralı belediyesi Karşıyaka Belediyesiydi, sürdürülebilir belediyecilik uygulamalarında. Tam da İzmir Büyükşehir’in buna ihtiyacı var. İzmir’de bu dönem hem seçimde hem de yönetimde 5 yıl boyunca devrim yapacağız. İzmir beklediği atılımı bu dönem gerçekleştirecek.”
Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek olmak için İstanbul’a gitmesine ve ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay’ın açıklamalarına ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
“EKREM BAŞKAN BENİ ARADI, TUNÇ BAŞKANIN ARADIĞINI, BİRLİKTE ÇALIŞMAK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ”
“CHP, Jandarma Komando Tugay’ı değil. Bu parti çok sesli bir parti. Herkes partiye zarar vermediği sürece istediğini söyleyebilir. Geçen hafta Ekrem başkan beni aradı, Tunç başkanın (Soyer) aradığını, gelip bir gün birlikte çalışmak istediğini söyledi. Peki ‘İzmir’de çalışıyor, bir mahsuru olur mu’ dedi. ‘Bir mahsuru olmaz, İzmir’de de çalışacak inşallah’ dedim. Serzeniş haklı. Soyer bir önceki başkan Aziz Kocaoğlu’nun yerine geldi. Aziz Kocaoğlu aday gösterilmedi, Soyer için topuyla tüfeğiyle çalıştı. Hepimiz çalıştık. Geçen sefer Tunç Soyer’in adaylığını ben destekledim. Bu sefer kendisinin adaylaşmamasının gerekçesi olan anketi de kendisiyle paylaştım. Kendisine uluslararası bir görev teklif ettim. Kabul edemeyeceğini söyledi ve şimdi İstanbul’da. Bu aşamada İzmir’de Tunç Başkan’dan beklenen bütün gücüyle Cemil başkan ve partisi için çalışmasıdır. Onu yapmadan İstanbul’a gelmenin İstanbul’da kapılar açık, gelebilir ama İzmir’de de üstüne düşeni yapmalı, öbür türlüsü doğru olmaz. Partililik kimliğiyle bağdaşmaz.”
Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin seçimlerde aday gösterilmediği iddiasına ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“BEN KİMSEYİ ‘DEĞİŞİMCİ’ DİYE ÖDÜLLENDİRMEDİM. ‘DEĞİŞİMCİ’ DEĞİL DİYE DE CEZALANDIRMADIM”
“Bu söz edenlerin kendi adaylaşmamalarına buldukları bahane ve yanıltıcı bir iletişim. Çok net. Ahmet Akın, Kemal Bey’in Genel Başkan Yardımcısı ve en baş destekçisi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Kemal Bey’in en büyük destekçisi. Adana, Zeydan Başkan kurultayı bana zindan eden kişi. Mersin. Ben 1 tane oy almadım Mersin’den. Aydın. Gittiğimde delegelerle dahi görüşememiştim. İki oy aldım herhalde. Ama Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız aday. Antalya aday. Hangi birini sayayım. Hepsi aday gösterildi. Şöyle bir kural var mı? ‘Kemal Bey’i destekleyen herkes yeniden aday gösterilecek. Gösterilmezse ben Kemal Bey’in yanındayım diye.’ Bu bana da haksızlık, Kemal Bey’e de. Böyle bir şey olmaz. Partiye de haksızlık. Ekrem Başkan dışında kim vardı? Mansur Başkan dahi Kemal Bey’e imza vermişti. Ekrem Başkan dışında hangi büyükşehir belediyesi beni destekliyordu da… Tamamına yakınını adaylaştırdık. O bana sorulacak soru değil. Ben kimseyi ‘değişimci’ diye ödüllendirmedim. ‘Değişimci’ değil diye de cezalandırmadım.”
Özel, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaybetmesinin ardından Alevi yurttaşlardan kopuş var mı?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“BENİM ÖZEL KALEMİM, AVUKATIM, EN YAKIN ARKADAŞIM VELİ AĞBABA ALEVİ”
“Alevi yurttaşlardan aldığım alkışı Sünni yurttaşlardan alamıyorum. Alevilerin coşkusu her zaman Sünni seçmenden fazla. İnanılmaz bir coşku var. Gittiğim her yerde Alevilerle aram çok iyidir. Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, benim de avukatım, hepimizin çok sevdiği 31 yaşındaki genç bir arkadaşımız. İnanılmaz liyakatli ve Alevi. Benim özel kalemim, avukatım, en yakın arkadaşım Veli Ağbaba Alevi. Bizim partide böyle şeyler yoktu. Çok berbat bir grup var. Bu grubun içinde gerçek kişiler de var. Bu grubun içindeki gerçek kişilerin en büyük zararı Kemal Kılıçdaroğlu’na. Abuk sabuk paylaşımlar. Yok Alevilere şunu, bunu yaptılar. Çok fena, şuursuz şeyler var. Alevilere saldıranlar var. Her biri birbirinden berbat.”
Özel, Afyon Belediye Başkan adayı Burcu Köksal ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında yaşananlara ilişkin şöyle konuştu:
“Genel başkan belli bir sözü söylediğinde o iş orada biter. Ben Burcu Köksal’ı bu sürecin sonunda partiden kaybederek ki Afyon’da seçimi alıyor, almaya doğru gidiyor. Esas telaş, ona sürekli saldırmaları o yüzden. Benim tarafları dinlemem, tansiyonu yönetmemi düzeltme yapılacaksa yaptırmam Burcu Hanım da bir düzeltme yaptı. Bu da bir süreç. Bu süreçler iyi yönetilmesin diye gayret edenler de vardı. Burcu Köksal’la telefonda konuştum. ‘Böyle bir laf çıkmış. Ben aşağıdaydım, o gürültü içinde duymadım. Bunu düzeltebilir miyiz’ dedim. Ben düzelttim. Bu ifadenin doğrusu budur diye.
“AHMET TÜRK DE ‘EKREM BAŞKANLA GENEL BAŞKANIN TAVRI SORUNU ÇÖZDÜ’ DEDİ”
O (Burcu Köksal) beni düzeltmedi. Algıyla olgu yer değiştirdi. Ben Burcu’nun kullandığı cümleyi siyaseten sorunlu, hatalı buluyorum. O dedi ki ki bana ‘eş başkan’, ‘Bu belediyeyi DEM Parti’yle yöneteceksin’ diyorlardı. ‘Ben de ne DEM ile ne HÜDAPAR’la yönetmeyeceğim’ diyordum. Bunu ifade etmek için ‘Ben belediyenin kapıları DEM hariç herkese açık’ dedim. Ben DEM Parti’yi kastettim, diyor. Bu bir ayrımcılığa varabilecek bir söylem. Hızlı bir şekilde ben düzelttim. Burcu Köksal, milliyetçi hassasiyetleri yüksek bir arkadaşımız. ‘DEM Parti ile yöneteceksiniz’ lafından kurtulabilmek için yaptığı bir iş. Olmadık yerlere gitti. Süreci sakin ve doğru bir şekilde yönettik. Ekrem başkanla birkaç kez konuştuk. İBB, Kürtlerin de belediyesi. Kürtlerin de oy vererek seçtirdiği ve Kürt seçmenin memnun olduğu bir belediye başkanı. Keza Mersin ve Adana öyle. Birçok ilde Kürt seçmenin desteği kritik. Bugün Ahmet Türk de ‘Ekrem başkanla genel başkanın tavrı sorunu çözdü’ dedi. Ben de Ahmet Türk gibi bir kanaat önderinden bunu duymuş olmaktan memnumum.”
]]>En çok adayın yarıştığı İstanbul’dan sonraki ikinci kent 29 adayla Gaziantep, üçüncü şehir ise 28 adayla Malatya oldu.
1970’li yıllardan bu yana sağın kalesi konumunda olan ve 2002’den bu yana da AKP’li başkanların yönettiği Malatya’da aday enflasyonu ve AKP’nin mevcut başkan Selahattin Gürkan’la yola devam etmeme kararı CHP’nin adayı Veli Ağbaba’nın sürpriz yapma şansını arttıdı.

AKP’nin aday belirleme sürecinde izlediği politika, Yeniden Refah’ın aday çıkarması ve bazı güçlü bağımsız adayların varlığı ise Veli Ağbaba’nın şansını arttıran faktörler arasında.
CHP İl Başkanı Barış Yıldız da kenti kesin olarak kazanacaklarını ifade ediyor.

Vahap Şahin ve Veli Ağbaba
İLÇELERDE DE OY PATLAMASI YAŞANABİLİR
Malatya’da 2019’da Arguvan, Arapgir ve Hekimhan ilçe belediyelerini kazanan CHP ilçe sayısını da arttırma iddiasında. Akçadağ, Doğanşehir, Kuluncak, Yazıhan’a kesin gözüyle bakan CHP İl yönetimi Merkez ilçeleri Battalgazi ve Yeşilyurt’tan da rekor oy bekliyor.
Yine aday enflasyounun yaşandığı Malatya’nın köklü ilçelerinden Akçadağ’da Doktor Vahap Şahin’i aday gösteren CHP yönetimi ilçeyi kesin olarak kazanacaklarını ifade ediyor.

Vahap Şahin Akçadağ’da köklü bir değişim vaat ediyor.
2014’de AKP’den aday olup başkan seçilen Ali Kazgan 2019’da bağımsız girdiği seçimi çok az farkla kazanarak yeniden başkan seçilmişti. 31 seçimleri için Yeniden Refah’ın adaylık teklifini kabul eden Kazgan’a karşı AKP’de Hasan Ulutaş’ı aday gösterdi.
Bu iki adayın muhafazakar oyları bölmesi CHP’nin 2019 seçimlerinde kaçırdığı şansı bu kez elde etmesinin önünü açıyor.
Özellilke sosyal belediyecilik alanındaki projeleriyle Akçadağ’da köklü bir değişim vaadeden Vahap Şahin’in ilçeyi kazanma potansiyeli yüksek görünüyor.

PARTİLERİN MALATYA BÜYÜKŞEHİR ADAYLARI
CHP: Veli Ağbaba
AKP: Sami Er
İYİ Parti: Şehmus Göçmez
Yeniden Refah Partisi: Bilal Yıldırım
DEM Parti: Abdulvahap Ekim
Memleket Partisi: Avni Talha Ucuzcu
Sol Parti: Osman İzci
Zafer Partisi: Sıddık Aktaş
Türkiye Komünist Partisi: Hüsne Yaşar
Anadolu Birliği Partisi: Yüksel Akmercan
Halkın Kurtuluş Partisi: Semih Keklik
Türkiye Komünist Hareketi: Suat Erdem
Bağımsız Türkiye Partisi: Hakan Şireci
Yeni Türkiye Partisi: Yusuf Yılmaz
Emek Partisi: Bayram Adil Aktaş
HÜDAPAR: İlker Dönmezler
Hak ve Özgürlükler Partisi: Reşat Öztürk
Ocak Partisi: Mehmet Coşkun
Demokrat Parti: Mehmet Cahit Karakuş
Millet Partisi: Muhammet Bekir İncearık
Türkiye İşçi Partisi: Burcu Aslan
Vatan Partisi: Abuzer Şerefoğlu
BAĞISIZ ADAYLAR
Muzaffer Tunç Serbest
İbrahim Gezer
Bengül Uğurlu
Nazir Güney
Denizhan Gürbüz
AKÇADAĞ ADAYLARI
CHP Vahap Şahin
AKP: Hasan Ulutaş
Yeniden Refah: Ali Kazgan
Saadet Partisi: Ali Emre
HÜDAPAR: Hamdi Şahin
Büyük Birlik Partisi: Turgay Güneş
Anadolu Birliği Partisi: Adem Çıbuk
Bağımsız Türkiye Partisi: Murat Kara
]]>Konuşmasında CHP Genel Başkanı Özel’e yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan “CHP’nin başında güya bir genel başkan var. Sabah erken kalkan, eline mikrofonu önce alan Özgür efendiden rol çalıyor. Özgür efendi, Türk filmindeki ‘Mazlum’ karakterine döndü. Her canı sıkılan, her kafası bozulan gelip kendisine tekme tokat dalıyor” dedi.
“YAŞAM BİÇİMİNE MÜDAHALE…”
İzmir’deki konuşmasında AKP’nin sıkça eleştirildiği “yaşam biçimine müdahale” konusuna da değinen Erdoğan “Onca yılın ardından, kimsenin hayat biçimiyle derdimizin olmadığını kabul etmeyen kalmamıştır. Amacımızın, refah seviyesini yükseltmek olduğunu herkes gördü” diye konuştu.
Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:
* Sevgili İzmirliler, değerli gençler sizleri en kalbi duygularım ile selamlıyorum. Milli mücadelenin zafer şehri. Ege’nin incisi İzmir’de sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.
* 20 gün durmak yok. 31 Mart akşamı İzmir bir başka güzel olacak. Bir asır önce düşmandan kurtuldu ancak hizmet fukaralarından kurtulamadı. Türkiye zenginleşirken bu şehir yerel yönetimler açısından maalesef çok azını aldı.
* Sizleri Meclis’te ve belediyelerde temsil etsin diye yetki verdiğiniz kişiler soruyorum ne yaptı? Terör örgütleri ile gizli saklı anlaşmalar yaptılar. Kendi içlerinde çıkar kavgası yaptılar. Atatürk maskesi takıp yattılar.
* CHP’nin Demlendiği müttefikleri ile ilişkisinde şeffaflık var mı, yok. Sırf bize kaybettirsin diye ortaya sürdükleri partilere ne vaad ettiklerinden haberdar mısınız? CHP Genel Başkanının Varlığı yokluğu belli değil. Gelen posta koyuyor, giden posta koyuyor.
* CHP’nin başında güya bir genel başkan var. Sabah erken kalkan, eline mikrofonu önce alan Özgür efendiden rol çalıyor. Fikrimizi kendisine verip zai etmek istemiyoruz. Özgür efendi, Türk filmindeki ‘Mazlum’ karakterine döndü.
* Her canı sıkılan, her kafası bozulan gelip kendisine tekme tokat dalıyor. Bay Kemal’in ahı tutmaya başladı demek. Bir de tutmayın küçük enişteyi karakteri var. İstanbul’da herhangi bir icraatı olmayan yarım mesai yapan biri var. Ülke bunların eline kalsa facia olur.
* Kent uzlaşısı altında gizli saklı ilişkiler sürdürmeye devam ediyorlar. İzmir’de yaptıkları bir hizmet var mı? Şu körfezin hali nedir? CHP Genel Başkanının kimi adayların üsluplarını sizler de takip ediyorsunuz. Öyle horozlar vardır ki öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
* Bizde kibir olmaz, eser olur çalışmak olur. Hata yapmışsak düzeltme olur, biz kendimize işte bu kadar güveniyoruz. Bugün burada sizlerin karşısına tek bir amaçla çıktık. Gündoğdu meydanı bizi yanıltmadı. Emniyetten katılımı istedim, 100 bin.
* 31 Mart’ta bu müjdeyi yaşayacağız. Yatırım eksiklerini tamamlayarak kayıp yıllarını telafi etmek istiyoruz. Belediyecilik bizim işimiz. 21 yıldır tek başımıza iktidarız, başka niyetimiz olsa ortaya çıkardı. Kimsenin hayat biçimi ile derdimiz olmadığını akıl ve vidan sahibi herkes görmüştür. Kazananın İzmir olmasını diliyoruz. Muhalefet İzmir’e yatırım yapmadı.
* Biz projelerimizle konuştuk konuşuyoruz. 449 milyar tutarında kamu yatırımı yaptık İzmir’e. Bu muhalefet ne yaptı. 11 bin 820 adet derslik inşa ettik. 4 yeni üniversite kurduk. 26 bin 431 lişi kapasiteli yurt binalarını açtık.
* İzmir Belediyesi acaba kaç yurt yaptı? 115 adet spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda 17 milyar lira tutarında yardım sağladık. Toplam 4670 yataklı 129 sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. TOKİ ile 21 bin konutu tamamladık. Biz İzmir’i CHP zihniyetine bırakmayacağız. Merkezi yönetim olarak yapacağız. İzmir’de 5 baraj daha yapmayı sürdürüyoruz.
]]>HaberTürk TV’ye konuşan Özel, yerel seçim gündemi ve bir sonraki genel seçimlere dair değerlendirmelerde bulundu.
CHP’nin Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı Burcu Köksal’ın “Seçildiğimde Afyonkarahisar Belediyesinin kapıları, DEM Parti hariç bütün siyasi partilere açık olacak” ifadeleri sorulan Özel, Köksal’ın konuşmasının içeriğini fark etmediğini, fark etmesi halinde uyarıda bulunacağını belirtti.
BURCU KÖKSAL AÇIKLAMASI: ORADA FARK ETSEM DÜZELTİRDİM
Özel, şunları söyledi:
– Ne konuşulduğunu fark etmedim. Fark etsem orada bir düzeltme yapardım. Burcu’nun üslubu nettir, serttir, hatta iktidar açısından tahrik edicidir. Burcu Hanımın Afyon’da siyaseten çatıştığı bir ekip de var. İki ekip birden gelip istediler. Adaylaşmasının önünde hiçbir engel yoktu. Aradım, sordum.
– Dedi ki, ‘Başkanım burada ana propaganda şu: ‘Belediyeyi DEM Partililerle birlikte yönetecek, bunlar burada gizli ittifak yaptılar’ diyorlar. Ben de diyorum ki sizin gibi gizlemem. Ne HÜDA-PAR derim ne DEM derim. Ben belediyeyi kendim yöneteceğim, DEM Parti’yle değil. Bunu söylüyorum’ dedi. Ben kendisini aradım ‘Burcu böyle bir ifade olmuş, tansiyon yükselir, bunu Uşak’ta düzeltiyorum’ dedim. O da ‘Aman başkanım düzeltin’ dedi.
– Afyon’dan bir gazeteci ile konuşmuş, mesaj atmış. Dediği şu: ‘Benim DEM’le ittifakım yok.’ Her gün ‘Afyon’u DEM Parti’yle yönetecekler, eş başkan atanacak’ diyorlarmış. Türkiye’de biraz da iktidara müzahir medyanın gayretleriyle oluyor. Sizin ne söylediğiniz değil, karşı tarafın ne anladığı önemli. Bizim birçok milletvekili, belediye başkanı il başkanımız aradı. Hatta iddiasız olduğumuz Güneydoğu’da bazı yerlerde il başkanları aradı.
– O yüzden bir düzeltmeye ihtiyaç vardı. Benim belediye başkanım AK Partili, MHP, İYİ Partili ya da DEM’li bir yönetici ziyaret etmek isterse ‘Bu partinin kapıları sana kapalı’ diyemez. Bizim Afyon’da DEM’le işbirliğimiz yok. Bizim DEM’le olan süreci, sırf Afyon’da Burcu’yu sıkıştırmak için, bin kere söyledikleri için böyle keskin bir ifade kullanmış.
“ANKARA’DA DEM PARTİ İLE KENT UZLAŞISI YAPMADIK”
Özel, DEM Parti’yle Ankara’da kent uzlaşısı yapıldığı iddialarına ilişkin de şöyle konuştu:
– Ankara’da DEM Parti ile kent uzlaşısı yapmadık. DEM Parti tek taraflı yapabilir. Kent uzlaşısı yapacak olsak. Polatlı’da eski MHP’li bir başkanımız var. Ben orada Polatlı’da kent uzlaşısı mı yaparım. Etimesgut’ta nefes nefeseyiz. Bir AK Parti yükleniyor, bir biz yükleniyoruz. Biz 3 belediyeyi burada 8’e çıkarıyoruz. Mamak ve Etimesgut’ta benim varlığım çok önemli.
– Etimesgut’ta dünya kadar Kürt seçmen var. Onların oyları belirleyici olacak. Mamak’ta yapmamışım, Etimesgut’ta yapmamışım. Polatlı’da MHP’den CHP’ye gelmiş bir aday var. Ben bunu anlayamadım. DEM Parti belli kriterlerle aday çıkarmak yerine bu taraftaki adayın kazanılmasının kendi stratejisi açısından doğru olduğunu düşünebilir.”
“HEDEFİM CHP’Yİ İKTİDAR YAPMAK”
– Amacının CHP’yi iktidar yapmak olduğunu belirten Özel, olası başarısızlık ihtimali ve yerel seçim sonuçlarına ilişkin; “Benim hedefim CHP’yi ilk genel seçimlerde iktidar yapmak. İkinci bir hedefim yok. Tarihe 25 yıllık AKP iktidarını bitiren Genel Başkan olarak geçmek benim aileme, çocuklarıma bırakacak en büyük mirasım. Tek hedefim seçimin kazanıldığı gece burada Genel Başkan olmak. Ben önümüzde yapılacak genel seçimlerde partiyi iktidar yapacağım. Yapmazsam bir gün görevde durmam.
– Olağanüstü kongreyi toplarım, kendim de aday olmam. Yerel seçimlerde genel olarak tabloya bakacağız. Elimizdeki 11 büyükşehirin, iyi senaryoda tamamını koruyacağını düşünüyorum. Diyelim ki bir yerlerde eksiklik var, o neden kaynaklanmış analiz edilir. Yerel seçimler CHP için bir mağlubiyetin, falaketin beklendiği yerler değil. Hiçbir ittifak olmadan çatır çatır çok önemli başarı elde etmek üzereyiz
ANKET AÇIKLADI: İMAMOĞLU 7 PUAN ÖNDE
İstanbul için sürekli anket yaptırdıklarını dile getiren Özel, son yaptıkları ankette Ekrem İmamoğlu’nun yüzde 7 farkla önde olduğunu söyledi.
Özel “İmamoğlu’yla aranızda bir rekabet var mı?” sorusuna “Biz, Ekrem Bey’le bugüne kadar hiç tartışmadık, hiç birbirimizi üzmedik, kötü söz söylemedik. Birbirimizin görev alanlarına çok saygılıyız. Aramızda bir arkadaşlık, kardeşlik hukuku var. Genel Başkanlığın gereği saygısında, sevgisinde hiçbir zaman kusur yok. Bizim aramızda niye çatışma olsun? Ben, partinin Genel Başkanıyım, Ekrem Bey partinin büyükşehir belediye başkan adayı” cevabını verdi.
Lütfü Savaş’ın adaylığına da değinen Özel, Hatay’da yaptırılan 4 ankette de Savaş’ın en iyi aday olarak çıktığını belirtti. Aday belirleme sürecinde eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın olan isimlerin seçilmemesinin söz konusu olmadığını aktaran Özel, süreci objektif bir biçimde yürüttüklerini dile getirdi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İzmir’de CHP’ye destek vereceğini kaydeden Özel “İzmir’e destek vermemesi İzmir’de kendisi açısından telafi edemeyeceği bir tahribat yaratır” değerlendirmesini yaptı.
]]>Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, gündemdeki konulara ilişkin şunları söyledi:
-Bize araştırmacıların söylediği, ‘Ankara’da yarış bitti.’ CHP’nin kaç belediye alacağı, Belediye Meclisinde rahat bir çoğunluk mu sağlayacağı, ucu ucuna mı olacağı… Yarışın orada geçtiği söyleniyor.
-İzmir’le ilgili bir risk veya kriz yok. Özellikle 9 tane seçilecek yerden kadın aday ve 14 tane 40 yaş altı aday, sahayı heyecanlandırdı.
-İstanbul’da, ‘Seçim bitti’ diyemeyiz, Ankara kadar rahat değil, öndeyiz. Sahada Ekrem İmamoğlu’nun performansı her geçen gün farkı biraz daha açıyor. Herkesin bir adım gerideymiş gibi çalışıyor olması lazım.”
“KEMAL BEY’LE ARAMIZDA BİR SOĞUKLUK YA DA SÜRTÜŞME KESİNLİKLE YOK”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini duyunca memnun olduğunu söyleyen Özel, “Sayın Genel Başkan katkı sağlamak isterse eğer, geçenlerde bir söyleşisinde okudum, ‘Bazı davetler oluyor, şimdilik düşünmüyorum’ gibi bir şey söylemişti, ben kendisine uygun gördüğünüz yerde, çevrede birlikte olmak isteriz diye ifade etmiştim. O da ‘Düşüneyim’ demişti, bunda art niyet aramamak lazım. Kemal Bey, herhangi bir yerde kampanyaya bir katkı vermeye niyetlenirse ben inanılmaz mutlu olurum. Aramızda bir soğukluk ya da sürtüşme kesinlikle yok.” diye konuştu.
“SANDIKLARA EN ÜST DÜZEYDE SAHİP ÇIKIYORUZ”
Özel, “İYİ Parti’yle iş birliği sandık güvenliği açısından bizi zaafiyete uğratıyor çünkü bazı yerlerde seçime girmiyorsunuz, orada sandığa görevli veremiyorsunuz. Bizim sandık güvenliği için bir ordumuz var. Geçen seçimde HDP de sandıklarda durdu. Doğu-Güneydoğu sandıkları açısından önemlidir. İstanbul örgütümüz o kadar sandık güvenliği olan bir örgüt. Geçmişte de öyleydi, bugün de öyle. En ufak bir zaafiyetimiz yok. Sandığa katılım oranının düşmesi, en çok seçimde oyların çalındığı ya da partinin sandığa giren oyu koruyamadığı algısı köpürtülerek yükseltiliyor. En ufak şansımızın olduğu her yerde sandıklara en üst düzeyde sahip çıkıyoruz.” diye konuştu.
“CHP’NİN EMEĞİN, EMEKÇİNİN, EZİLENİN YANINDA BİR ÇİZGİDE OLMASI LAZIM”
CHP gibi kitle partilerinde farklı görüşler olabileceğini söyleyen Özel, “Bazıları sağdan gelmiştir, onu savunur; kimi partinin sağ seçmenden oy almak üzere evrilmesini savunur. Herkes fikrini söyler ama en sonunda ister istemez Genel Başkan, partinin genel politikalarına karar veren noktada olur. Ben bütün bu süreçte CHP’nin belli noktalarda nasıl davranması gerektiğini bugünkü tutumumla uyumlu tezlerle hep savundum. Hem dış ilişkilerde etkili bir CHP’nin hem de akrabalarımızla birlikte bölgemizde, Avrupa’da ve dünyada solu tartışan bir CHP’nin ilk adımlarını attık aslında. Ama CHP’nin durduğu yerin ona buna göre değil, kendi doğrusuna göre olması lazım. Bunun da emeğin, emekçinin, ezilenin yanında bir çizgide olması lazım.” şeklinde konuştu.
“ATILMAYAN TWEETLERE, GİDİLMEYEN NAMAZA, VERİLMEYEN TAZİYELERE BAKARAK KANAATİM OLUŞTU”
Sinan Ateş’ cinayesine ilişkin Özel, “Eşini aradım, dedim ki ‘Ben Genel Başkan değildim. Sayın Genel Başkanımız sizinle irtibat halindeydi. Ben CHP’nin Genel Başkanı oldum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutumunu aynen sürdürüyorum.’ O cinayet, herhangi bir cinayet değil. O cinayetin içinde birtakım kriminal ilişkiler, uyuşturucu bağlantıları var. Sinan Ateş’in parti içindeki siyasi ve liderlik pozisyonu ve buna gitgide artan bir gerilim var. O sırada da bir cinayet işleniyor. Teknoloji bu haldeyken, elde şüpheliler ve ifadeler varken bir savcıyı rahat bırak çorap söküğü gibi çözerler. Atılmayan tweetlere, gidilmeyen namaza, verilmeyen taziyelere bakarak kanaatim oluştu benim.” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel belediyelere kayyum atanmasına ilişkin şunları söyledi:
-Manisa’da Manisalılar, Osmaniye’de Osmaniyeliler, Rize’de Rizeliler belediye başkanı seçebiliyorlar ama Diyarbakır’da Diyarbakırlılar yerel yönetici seçemiyorlar. Seçiyorlar, ardından tak diye kayyum atanıyor ve özellikle de Diyarbakır’da Selçuk Bey (Mızraklı) milletvekiliyken temiz kağıdı alıp gelmişti, cerrahtı; şurada oturuyordu, parlamenter faaliyet içerisindeydi. Partisi de en uygun aday olarak Diyarbakır Büyükşehir’e aday gösterdi.
-Bir kez daha temiz kağıdı aldı milletvekili olmasına rağmen. Selçuk Bey seçimi kazandı. O gece soruşturma başlatıp, 19 gün sonra kayyum atayıp, alıp hapse koydular. Siirt meydanında okunan şiirden bir sorun üretip bir siyasi yasak geldi Erdoğan’a.
-Sonra CHP, ‘Siyasi yasaklı birisinin genel başkan olduğu parti en çok oyu aldıysa o kişi Başbakan olmalıdır’ deyip Anayasa değiştirdi sizinle.
-Siirt’teki milletvekilleri birlikte istifa ettirildi, seçimler yenilendi ve o Siirt’ten Recep Tayyip Erdoğan, milletvekili ve Başbakan oldu. Şimdi Siirt kendine bir belediye başkanı seçti. Tayyip Erdoğan, Siirt’in o iradesine kayyum atadı.”
“BÜYÜK İTTİFAKLARLA KAZANDIĞIMIZ ŞEHİRLERİ TEK BAŞIMIZA ELDE TUTMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Özel, yerel seçimlerle ilgili şunları dile getirdi:
-Üç tane ikiz bekliyoruz, Denizli-Manisa, Bursa-Balıkesir ve Malatya-Adıyaman. Özellikle Malatya’da bir mucize gibi görülüyordu ama birinci ve ikinci ankete inanmadık, ikinci anketten sonra Veli Ağbaba’yı görevlendirdik.
-İnanılmaz bir kampanya var orada çünkü Veli Ağbaba ve Adıyaman’da Abdurrahman Tutdere, depremden sonra orayı yaşadılar ve iliklerine kadar hissettiler. Bütün anketlerde tuhaf işaretler alıyorduk onlarla ilgili.
-Dediler ki ‘Bu asrın felaketinde asrın mucizesi var.’ Partinin tek başına girdiği son seçimdeki oyu 18, 5 parti ile girdiğimizde oyumuz 21. Veli Ağbaba, bir ankette yüzde 36, bir ankette 32 ölçüldü. AK Parti’yle kafa kafaya yarışıyorlar. Her geçen gün iyiye gidiyorlar. Bu 6 ilden 3-4 il mutlaka kazanılabilecek durumda.
-11 büyükşehiri büyütmeye çalışıyoruz. Büyük ittifaklarla kazandığımız şehirleri tek başımıza elde tutmaya çalışıyoruz.”
“İMAMOĞLU İLE KAN KUSUP KIZILCIK ŞERBETİ İÇTİĞİMİZİ BİLİRİZ”
Özgür Özel, “Ekrem İmamoğlu seçimi bir daha kazanırsa 4’te 4 yapmış olacak. Üçüncü başarısından sonra Ekrem İmamoğlu, anketlerde Erdoğan’ı çok rahat yenen bir görüntüdeydi. Ben öyle bir görüntüyü görürsem Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olması için üzerime düşen her şeyi fazlasıyla yaparım. Ekrem Bey o başarıda değilse, bir başkası o başarıyı gösteriyorsa Ekrem Bey bana, ‘Sayın Genel Başkanım macera aramayalım bu arkadaşı aday yapalım, hepimiz de arkasına geçelim’ der. Birbirimizin en zor günlerde nasıl partiyi, ülkeyi düşündüğünü; zaman zaman kan kusup kızılcık şerbeti içtiğimizi biliriz. Eğer Ekrem Bey anketlerde geçen sefer olduğu gibi önde olursa o adaylığı parlatıp Ekrem Beyle bu rejimi değiştirmek gerek. Bunu yapmakta gözümü kırpmam.” ifadelerini kullandı.
]]>31 Mart seçiminde de ipi göğüslemeye en yakın aday hukukçu Hüseyin Can Güner… Henüz 31 yaşında olan CHP adayı Güner, SÖZCÜ’ye projelerini anlattı. Hayata geçireceği ilk projesini de çok ucuza yemek yenecek “Belediye Halk Lokantaları’’ olarak açıkladı.
Hüseyin Can Güner şunları söyledi:
GENÇ OLMAK AVANTAJ: Hem yeni bir yüz hem de genç bir aday olmam nedeniyle vatandaşların bana olan ilgisi daha yoğun oldu. Kan dolaşımı hızlı, genç ve dinamik kadrolara ihtiyaç var. Partimizin Çankaya’daki oy oranında ciddi anlamda artış bekliyorum. Herkesin bir ilk dönemi vardır. Önemli olan özgüven, yönetim kabiliyeti ve yaratıcılık. Gençlik anlamında hikaye yazan çok insanımız var ve şans verilirse kendilerini ispatlıyorlar. Parti yönetimimiz ‘Gençlere ve kadınlara güveniyoruz’ dedi. Onlar da bunu boşa çıkarmayacak. Çankaya’da devasa sorunlar yok ama temizlik, parkların bakımı ve sokak hayvanlarıyla ilgili yapılması gerekenler var. Belediye ve Başkan ile halk iletişimini daha güçlü sağlamamız da lazım.
EMEKLİ LOKALLERİ YAPILACAK: Hayata geçirmek istediğim çok proje var ama önceliği Halk Lokantalarına vereceğiz. Dar gelirliler ve öğrencilerin çok uygun fiyatla karnını doyurabileceği Halk Lokantaları açacağız. Çankaya’da yaşayan varlıklı bir kesim olsa da çok sayıda ihtiyaç sahibi ve dar gelirli var. Halk Lokantaları, emekli lokalleri ve gençler için sosyal alanlar gerekiyor. Yeni spor kompleksleri, gençlik kampüsleri ve öğrenci yurtları yapacağız. Hedef insanların Çankaya’da yaşamaktan mutlu olduğu bir ortamı yaratmak.
Tenisçi, fotoğrafçı ve şimdilik bekar
Ankara’da doğan 31 yaşındaki Güner, Malatyalı bir ailenin tek çocuğu. Dedeleri 1948 yılında Malatya’dan Ankara’ya gelerek yerleşmiş. Babasını henüz 39 yaşında kalp krizinden kaybeden Güner, 3 yaşından bu yana anne şefkati ile büyüdü. Cezaevi infaz koruma memuru olan annesi halen Adalet Bakanlığı iş yurtlarında görev yapıyor. 2015’de Hukuk Fakültesi’ni bitiren Güner, iki kez hakimlik sınavına girdi ve yazılıda yüksek puan almasına rağmen mülakatta elendi. CHP Gençlik Kolları ve Çankaya İlçe Başkanlığında çalıştı. Son kurultayda Parti Meclisine seçildi. Mesleğini CHP’nin avukatı olarak sürdürürken 31 Mart yerel seçiminde aday gösterildi. Fotoğrafçılığa da meraklı olan Güner, tenis oynuyor ve şimdilik bekar… İstanbul Esenyurt ve Gaziantep Şahinbey’den sonra Türkiye’nin nüfus bakımından en büyük 3. ilçesi olan Çankaya’nın 124 mahallesi ve 938 bin nüfusu var. Anıtkabir ve TBMM’nin yanı sıra çok sayıda kamu kurumu, 14 üniversite 115 büyükelçilik ile Genelkurmay ve kuvvet komutanlıkları da burada yer alıyor. Atatürk, Çankaya için ‘’Milletim beni nereye isterse oraya gömsün; fakat benim anılarımın yaşayacağı yer Çankaya’dır” demişti. İlçe 1989’dan bu yana 35 yıldır CHP’li Belediye Başkanlarınca yönetiliyor.
]]>Yerel seçimlerde, büyükşehir dahil birçok belediyeyi kazanmak istediklerini söyleyen Özel, anket sonuçlarına göre Manisa’daki pek çok ilçede AKP ile yarıştıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Geçen seçim CHP olarak bağrımıza taş bastık. CHP’ye ‘Büyükşehir, Şehzadeler ve Yunusemre İYİ Parti’de olacak dediler’, ‘Tamam’ dedik. Gittik oylarımızı İYİ Parti’ye verdik. Bu seçimde de İYİ Parti’nin adayı var iki tarafta… Keşke ittifak kurabilseydik, birimizin olduğu yerde öbürümüz olmasaydı. Büyükşehirde de her yerde de çok daha rahat olsaydık ama olmadı. Ama ben Manisalı hemşehrilerimden, iyi insanlardan, güneş yüzlü insanlardan, gözlerinde güneş açanlardan kendi memleketimde bir beklentim var. Siz geçen birlikte mücadele edip yenemediğimiz AK Parti’yi bu sefer Gülşah (CHP Şehzadeler Belediye Başkan adayı Gülşah Durbay) değiştiriyor, aman ha arkamızda durun sakın bize kaybettirmeyin. Ayrıca şunu unutmayın ‘eski dosttan düşman olmaz’, o belediye İYİ Parti’ye gönül vermiş herkesin de belediyesi olacak.”
Özel, Yunusemre ilçesinde de adayları Semih Balaban’ın önde olduğunu belirtti.
“MERAL HANIM BİRAZ DA KIZMAYA BAŞLADI AMA…”
Manisa’daki İYİ Parti seçmeninden destek beklediklerini vurgulayan Özel, “Ben söyleyince, hep ‘abla’ dediğim, çok sevdiğim Meral Hanım biraz da kızmaya başladı ama geçen seçimde bize İYİ Parti söylendiği anda Büyükşehirde, Yunusemre’de hep birlikte İYİ Parti’ye verdik, canla başla çalıştık. Herhalde Manisa’daki İYİ Partililer hepimizden çok İYİ Parti’ye sahip çıkan Semih Balaban’a gönül borçlarını bu sefer ödeyecekler” ifadelerini kullandı.

“İTTİFAKIMIZIN ADI TÜRKİYE İTTİFAKIDIR”
DEM Parti ile görüşmelerine yönelik eleştirilere de değinen Özel, şöyle konuştu:
“Efendim ‘DEM Parti ile görüşüyor’, önümüzde bayram var. Bana bir şeyle övünebilirsin deseler ne ile övünürüm biliyor musunuz? Biz Türkiye’deki tüm siyasi partilerle bayramlaşabilen tek partiyiz. Çünkü biz Türkiye’nin temel direğiyiz, taşıyıcı kolonuyuz. Ben 6,5 milyon oy veren yurttaşın hatırına ve saygısına DEM Parti ile bayramlaşırım. MHP, İYİ Parti, AK Parti ve DSP ile bütün partilerle bayramlaşabilen tek parti CHP’dir. O yüzden CHP’liler partisiyle gurur duysun. İş birliği yaparsak açık söyleriz, ittifak yaparsak açık yaparız. Bu sefer de ‘Bir ittifak var açıkla’ diyorlar, Açıklıyorum. İttifakımızın adı Türkiye ittifakıdır, rengi ay yıldızlı al bayrağın rengidir.”

FERDİ ZEYREK PROJELERİNİ ANLATTI
CHP Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ferdi Zeyrek de seçilmesi halinde Manisa’da ilk 2 tonluk şebeke suyunu 1 liradan vatandaşlara sunacaklarını belirtti.
250 gramlık halk ekmeği 5 liradan satacaklarını, 3 yılda tamamlayacağı raylı sistem projesiyle günde 45 bin yolcuyu taşıyacaklarını, 15 yılda kendisini finanse edecek raylı sistem projesiyle şehirde ulaşımın yüzde 50 ucuzlayacağını söyleyen Zeyrek, ayrıca İzmir ile Manisa’yı raylı sistemle birbirine bağlayarak iki kent arasındaki ulaşımı 15 dakikaya düşüreceklerini anlattı.
Zeyrek, pek çok ilçedeki otogarları yenileyeceklerini, altyapı ve üstyapıyı modernleştirerek kente yeni meydanlar kazandıracaklarını, kavşakları yenileyip otopark sayısını arttırarak şehirdeki ulaşımı rahatlatacaklarını sözlerine ekledi.
]]>“VEFA KELİMESİNİN BİZİM GİBİ KURUMLAR İÇİN İKİ TANE ANLAMI VAR”
Özel, burada yaptığı konuşmada, şunları söyledi:
* “Vefa kelimesinin aslında bizim gibi kurumlar için iki tane anlamı var. Bunlardan bir tanesi manevi anlamı, bir tanesi maddi anlamı. Manevi anlamı vefa duyulan açısından son derece onur verici, hakkının teslim edilmesi, hatırlanması, emeklerinin boşa gitmemesi, söylediği sözün uçup gitmediğinin, yazdığı yazının silinmediğinin görülmesi açısından son derece kıymetli. Vefayı gösterenler açısından hem kendilerini bu noktada, bir borcu ödemenin mutluluğunu, huzurunu duymaları açısından kıymetli, hem de bundan sonraki sürece bir gelenek devrediyor olmanın gururunu yaşatan, onurunu yaşatan bir durum. Ama işin bir de maddi tarafı var. O da kurumsal hafızanın önemine yapılan vurgu.
“DEMEK Kİ HİÇBİR BAŞARI BOŞUNA GELMİYOR”
* Kurumsal hafıza ki bundan sonraki süreçte o kurumda yapılacak tüm iş ve işlemler, hele ki bu kurum bir ülkenin ana muhalefet partisiyse bundan sonra yürütülecek tüm siyasi yürüyüş, tüm yürünecek yol ve menzile yönelik olarak da son derece önemli, kıymetli bir adım. Biz CHP’nin bir vefa gecesindeyiz ancak bu vefa gecesi 81 ilden, 1 ilin, o ilin de 39 ilçesinden 1 tanesinin düzenlediği bir gece. Şimdi burada bir ayrışma var. Olumlu yönde, pozitif ayrışma var.
* Bir ilçe başkanlığı bir vefa gecesi yapıyor, bu önce ilçe sınırında, sonra il sınırında, sonra tüm ülkeye yönelik olarak gerçekleşiyor. Siyasi parti bunu kurumsal olarak ve genel merkez düzeyinde de sahipleniyor, benimsiyor. Daha önce de Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu katıldı. Bu gece ben de buradayım ve bu partimiz adına yapılan bir etkinliğe, önemli bir boşluğu dolduran çok doğru bir etkinliğe dönüşmüş durumda. Demek ki hiçbir başarı boşuna gelmiyor.
“ÖRGÜTÜ SAHİPLENMENİN BAŞARISI”
* 6 yıl önce bu vefa gecesini yani 6’ncısı olan ve 8 yıl önce yapılmış olan ilki, bu vefa gecesini düzenleyen ilçe başkanı sonra ilçe belediye başkanı oluyor, sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oluyor. Ülkenin en umutsuz zamanlarında bugün İstanbul’un sokaklarında Türkiye’nin her tarafında gördüğümüz gibi bir umutsuzluğu yırtıp atan, bir umudun adı oluyor. O günün ilçe belediye başkanı olduğu dönemde, o günün ilçe yöneticisi, sonra ilçe başkanı olan Taşkın Özer, milletvekili oluyor, CHP’nin YDK Başkanı oluyor.
* O günkü belediyede, ilçe belediyesinde yok ama demek ki akılda ileride büyükşehri yönetmek var, o günkü belediye başkanının genel sekreter yetkileri ile donattığı danışmanı bugün bu belediyenin bugünkü belediye başkanı oluyor, Beylikdüzü’nde ve bu gecenin ev sahibi oluyor. Buraya çıkıp otururken de bir yanına ilçe başkanını, bir yanına kadın kolları başkanını, bir yanına da gençlik kolları başkanını oturtuyor. Örnek alınacaksa, bu işin örnek alınması, ders alınacaksa bundan ders alınması lazım.
* Öyle vefa gösteriyoruz diye vefa gösterilmeyen, kurumsal kimliğin sahiplenildiği, bugünlere birbiri ile itişe kakışa değil, birbirinin eksiğini bulanların değil birbirine çelme takanların değil ta o günden bugüne dayanışarak gelenlerin, kol kola girenlerin, birbirine kol kanat gerenlerin, örgütü tüm kademeleri ile dışlamak değil sahiplenmenin başarısıdır bu. Ekrem Başkanın şahsında bu organizasyonu o günden bugüne getiren herkesi yürekten alkışlıyorum.
“KURULUŞ HİKAYESİNE HUSUMET DUYUYORLAR”
* Tabi bir yandan da vefa ulusal çapta nasıl olacak? Ulusal çapta gelişmiş ülkelerdeki en önemli vefa, o ülkenin kurucu kadrolarına duyulan vefadır. Maalesef bugün ülkenin yönetim kademesinde olanlar, bazen ağız ucu ile bazen ‘Cumhuriyetimizin banisi’ diye geçerek, bazen Atatürk dememek için Gazi diyerek ama esasen Cumhuriyetin bir bütün olarak kurucu kadrolarına minnet ve vefa duymak yerine özellikle bazı isimler üzerinden aslında Cumhuriyetin kuruluş hikayesine husumet duyduklarını da gizleyemiyorlar.
* O yüzden Cumhuriyetin kurucu kadrolarına, Cumhuriyetin kuruluşuna ve aydınlanma devrimlerine sahip çıkanların bu ülkede bu vefayı göstereceği günlerin yakın olduğunun altını çizmek isterim. Bundan sonraki süreçte elbette esas vefanın ne olduğu ile ilgili bir tanımlama yapacağım ama bir de günün tarihsel bir önemi var. O da bugün 1 Mart. 21 yıl önce TBMM’de bugün çok tarihi bir oylama yapıldı. Bugün ülkeyi yöneten kişi o günlerde ABD’ye gitmiş, BOP eş başkanı olmanın vaadi, motivasyonuyla Türkiye Cumhuriyeti topraklarına 1,5 milyon ABD askeri sokmayı taahhüt etmişti.
* Bütün havaalanlarımız Irak operasyonunda kullanılacak, limanlarımız açılacak ve gelecek malzemeler, silahlara hiçbir bekleme süresi, incelemeye tabi olmadan ABD toprağı gibi kullanılarak Irak işgal edilecekti. O tezkere Meclis’e geldi, o günkü Genel Başkanımız rahmetli Deniz Baykal kapalı oturumda 1,5 saatten fazla süren bir konuşma yaptı, o gün 22’nci dönemdeki CHP grubu tarihi bir direniş, tarihi bir mücadele gösterdiler.
* Müzakerelerin sonucunda 99 iktidar partisi milletvekilini de yanlarına alarak, o ABD postalının belki de çıkmamak üzere Türk topraklarına gelmesine, yerleşmelerine ve daha sonra Irak’ta dökülecek o kanın tamamına TBMM’nin ortak olmasına engel oldular. Bu tarihi günü 21 yıl sonra Deniz Baykal’a o gün Meclis’te görev yapan ve şimdi hayatta olmayanlara rahmetle, hayatta olanlara minnetle vefamızı ifade etmek isterim.
“VEFA, PARTİYİ İKTİDAR YAPARAK GÖSTERİLİR”
* Bülent Ecevit’i Kıbrıs Barış Harekatı ile Türkiye’ye sosyal demokrasiyi, ortanın solunu, emekçi haklarını getirmekle, yaptığı birçok hizmetle anabiliriz. İsmet Paşa’yı Serv’i yırtıp atması ile mi Lozan Anlaşması ile mi garp cephesi kumandanlığı ile mi anmalı? Ya da biraz önce ifade edildiği gibi, ‘Benim en büyük yenilgim’ dediği 14 Mayıs 1950 gecesi çok partili rejiminin önünü açmayı, rejimin üzerinde olası bir askeri vesayeti aklından dahi geçirmemesi ile mi anmalı? Deniz Baykal’ı biraz önce andık. Bugün burada olan genel başkanlarım, olmayan Hikmet Çetin’in Türk dış politikasına, devletimize, partimize yaptıklarını hepsi ayrı ayrı sayılabilir.
* Ama ismini anmadığım, Genel Başkanımız, ülkenin kurucusu, kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Hepsine birden CHP’liler bir vefa göstereceklerse nasıl gösterecekler? Onu ifade edip, onun sözünü vererek sözlerimi sonlandırayım. İster hayatta olsunlar, ister olmasınlar, ister sonuncusu olsun, ister birincisi olsun CHP’nin bir genel başkanına, tüm genel başkanlarına vefa göstereceksek, bunu partilerini iktidar yaparak göstereceğiz arkadaşlar. Partilerini iktidar yaparak. Bu inanç, özgüven, bu enerji ile her birinize olan inancımla, güvencimle bu güzel gece için bir kez daha emeği geçenlere, bugünlere getirenlere, ilk gün akıl edenlere teşekkürlerimi sunuyorum.”
]]>Akşener, esnaf ziyareti programında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Akşener, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Biz Ahmet Akın’ı aday yaptık ve İYİ Parti’nin bu jesti yapmasını açıkça bekledik. Ben hala bekliyorum. Bu jesti İYİ Partili yöneticilerden görmüyorsak da Balıkesir’deki İYİ Partililerden göreceğimizi ümit ediyoruz” açıklamasının sorulması üzerine şunları söyledi:
– “Sonuçta biz başaramadık, ittifak siyasetiyle öyle ya da böyle başaramadık. İYİ Parti olarak tek başımıza hür, müstakil seçim girmeye karar verdik. O günden beri inanılmaz bir çirkinlikle karşı karşıya kalıyoruz.
“BÖYLESİ ÇİRKİNLİĞE İLK DEFA RASTLIYORUM”
– Bugün bir ilginç bir fotoğraf gördüm. Bizim Gölbaşı Belediye Meclis üyelerimizden 2. sırada bulanan arkadaşımız hem Mansur Bey’in hem CHP’ye bizim il başkanlığımızı yapıp sonra genel müdür olan Mesut Özarlsan arkadaşımızın, onun seçim bürosunda bir fotoğrafını gösterdi arkadaşlar halen bizim listemizden aday. Bu güzel bir şey değil. Bu siyasetçiye olan inancın, saygının ortadan kalktığı bir çirkin tavırdır. O listede yer alıp, istifa etmeyip fotoğraf vermek ve buna da müsaade etmek hem büyükşehir belediye başkanının hem de o ilçenin adayının buna müsaade etmesi, bunu fotoğraf olarak paylaşması, 30 yıldır aktif politika yapıyorum, DYP-ANAP kavgasını yaşamış bir insanım, 1980 öncesinde sağ sol kavgasını yaşamış bir insanım. Ben böylesine bir çirkinliğe ilk defa rastlıyorum.
“BEN CHP’NİN BU JEST İSTEME İŞLERİNDEN BIKTIM USANDIM”
– Ben CHP’nin bu jest isteme işlerinden bıktım usandım, midem bulanıyor artık. Bu netlikte söyleyeyim çünkü bir 15 milletvekili ve biz o arkadaşlarımızı zora düşürecek hiçbir şey yapmadık. Teşekkür ede ede gezdik, bir vefa sistemi içinde gezdik. En ufak incitici bir cümlemiz olmadı o15 arkadaşımıza ve Kılıçdaroğlu’na, o dönemin CHP yöneticilerine en ufak incitici sözümüz olmadı ama o kadar enteresan ki, dön baba dönelim, 15 milletvekili… Ömer Seyfettin’in bir diyet hikayesi vardır. Biz 15 milletvekiliyle seçime girdik ve bir grup kurduğumuz andan itibaren AK Parti tek başına hükümet olmayı kaybetti. O günden beri AK Parti’nin anayasayı değiştirecek gücü olacaktı. Biz olmadığımız zaman. Biz bunların teşekkürünü almadık. Başımıza vurula vurula bir çekiç gibi geziyoruz.
“BALIKESİR BİZE BIRAKILDIĞINDA ANTALYA’YI DA CHP’YE BIRAKTIK”
– Genel başkanların biraz daha dikkatli bir dil kullanmasında fayda var diye düşünüyorum. Bir yanlışlık daha yapılıyor, onu da manidar buluyorum. Covidden kafalar mı gitti, ondan da emin değilim. İsmail Ok doğrudur belediye başkan adayı oldu, seçilemedi. Dokuz bin 900 oyla seçilemedi. O dönemde yapılan karşılıklı didişmeyle seçilemedi. Seçimi kaybettikten sonra hepimize sinir oldu, ondan sonra da AK Parti’ye milletvekili olarak geçti. ‘Belediye Başkanı oldu, AK Parti’ye gitti deniliyor’, bu kocaman bir yalan. Ben Sayın Ahmet Akın’a karşı bir zarif cümle kurdum, fi tarihinde. Çünkü Ok gidince, Akın ‘Ben artık İYİ Parti’nin de milletvekiliyim Balıkesir’de’ diye beyanat verdi. Ben de ‘Çok teşekkür ediyorum, beni borçlandırdın’ dedim. Ama Balıkesir bize bırakıldığında Antalya’yı da CHP’ye bıraktık. Döndür baba döndür. Demek ki bilgileri yok arkadaşların bu konuda, şimdi ben hatırlatmış olayım. Bundan sonra teşekkür etme eylemlerime, jest yapma, zarif davranma konularında aşırı dikkat edeceğimi söyleyebilirim.”
]]>“GÖRÜŞMEYİ BİZ DE UYGUN GÖRDÜK VE KENDİSİYLE GÖRÜŞTÜK”
Görüşme sonrasında CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ile basın açıklaması yapan Günaydın şunları söyledi:
* “Önceki gün itibariyle TRT Genel Müdürü’nden yayınlarında görülen açık adaletsizlikler karşısındaki tutumunu değerlendirmek ve CHP’nin görüşlerini aktarmak üzere bir randevu talep etmiştik. Dün bütün gün boyunca ne zaman uygun olursa bu randevunun bizim için uygun olacağını söylemiştik. Bugün de o randevunun gelmemesine göre saat 11.00’de bir basın toplantısını TRT önünde yapmayı planlamıştık.
* Bu sabah itibariyle saat 09:15’te TRT Genel Müdürlüğü özel kaleminden bugün 16.30’a bir randevu verildiği ifade edildi. Bunun üzerine sabah yapmayı planladığımız basın açıklamasını iptal ettik. TRT Genel Müdürü ile 67 dakika süren bir görüşme yaptık. Açıkçası kurumların önüne gelen, kurumların yöneticileriyle görüşmeden çeşitli açıklamalar yapan bir siyasi tutum geliştirmek istemedik. Çünkü muhataplarımızın kamu kurumlarının yöneticilerinin nasıl bir ruh hali içerisinden olduklarını, nasıl bir tutum içerisinde olduklarını anlamak isteriz. Türkiye’nin daha temiz, daha sağlıklı bir siyasal ortama da kavuşmasını isteriz. Bu bağlamda bu görüşmeyi biz de uygun gördük ve kendisiyle görüştük.
“CHP KÖKLÜ BİR PARTİDİR, HABER DEĞERİ TAŞIR”
* Sayın Genel Müdür der ki ‘TRT bir yayın kuruluşudur. Ve TRT, haber değeri taşıyan haberleri vermekle yükümlüdür’ Dedik ki peki bu CHP’nin haberlerinin haber değeri taşımadığı anlamına geliyor mu? Böyle bir değerlendirmeniz olabilir mi? Kendisi, ‘Hayır. Asla böyle bir değerlendirme olamaz. CHP Türkiye’nin köklü bir siyasal partisidir. Dolayısıyla sözleri haber değeri taşır’ dedi.
* Bunun üzerine ‘Yayın saatlerindeki açık adaletsizliği nasıl tanımlayabiliyorsunuz? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?’ dedik. Orada editöryal bağımsızlık ve tarafsızlığın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Biz de dedik ki, bir insan editöryal olarak bağımsız olabilir ama tarafsız olmayabilir. Burada da zaten bu çok açık olarak görülüyor. Kendisiyle ilgili kamuoyuna da yansıyan sürelerle ilgili açıklama yapmasını bekledik. Sayın Genel Müdür, ‘Kamuoyuna sürelerle ilgili yansıyan açıklamalar, RTÜK’ün bazı üyeleri tarafından saptanan açıklamalardır. Dolayısıyla bu açıklamaların doğru olmadığını düşünüyoruz’ dedi.
“YANLI YAYINLARA TAHAMMÜL ETMEYECEĞİZ”
* Ayrıca ‘Yetkisi ve görevi olmayan hangi bilimsel ölçütlere göre saptandığı belli olmayan yayın saati tartışmasının içine TRT’yi sokmak istemem’ dedi. Kendi sözcükleri bunlardır. Biz de bu sözler üzerine TRT gibi bir yayın kuruluşunun yapması gereken görevler var. Her ayın son günü itibariyle siyasi yayınlarında hangi siyasi partiye, hangi lidere, hangi kritere göre ne kadar zaman ayırdığını bilimsel ölçütlerle bunu saptar ve yayınlar. Bu saptamayı ve verileri de kamuoyu denetimine açar. Böylece iddia ettiğiniz yanlış olgu ortadan kalkar. Ve gerçek ortaya çıkar.
* Örneğin, Erdoğan’a ayrılan sürenin bin 942 saat olduğu söyleniyor. Siz diyebilirsiniz ki bunun 942 saati Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı işler. Ama bin saati de örneğin Kütahya mitinginde olduğu gibi ya da Meclis’te grupta yaptığı konuşma gibi AKP Genel Başkanı sıfatıyla yaptığı işlerdir. O halde de bununla örneğin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ayrılan zaman arasındaki bir süreyi karşılaştırabilir hale gelebiliriz. Kendisine kuvvetle yaptığımız tavsiye, bu ayrımı yapınız. Bu ayrım yalnızca kamuoyunun sizin hakkınızda bir fikir oluşturmasına neden olmaz.
* Aynı zamanda TRT Genel Müdürü ve TRT’nin üst kadrosu, Ocak ayında AKP’ye, CHP’ye ne zaman ayırdığını görür. Şubat ayında kendisini buna göre düzeltme ihtiyacı içerisinde olur. Böylece bu TRT için de önemli ve olumlu bir adım olabilir. Bunun üzerine TRT içerisinde bir iç değerlendirme yapacağına ilişkin bir söylemi oldu. Elbette kendilerinin bileceği iştir. 2022 başından bu yana 12 milyar dolar, bugünkü rakamlara göre 375 milyar TL bütçe kullanan, 8 bin 500 çalışanı bulunan ve her birimizin bütçeleriyle kendisine kaynak oluşturan TRT’nin yanlı yayınlarına daha fazla tahammül etmeyeceğiz.
“TRT AÇIK SİYASİ ALGILARIN BİR PARÇASI YAPILMAMALIDIR”
* Örneğin son genel seçimden evvel, TRT yaptığı bir dizide bir teröriste ‘Geliyor gelmekte olan’ sözcüğünü kullandırıyor. Sayın Genel Müdür, bu sözcüğün kendisiyle ilgili olmadığını, her senaristin sözünü kendisinin kontrol edemeyeceğini söyledi. Elbette doğru olabilir. Bunun bir mekanizması olmalıdır. TRT, son derece açık siyasi algıların bir parçası yapılmamalıdır. Sayın Özgür Özel’in en son yaptığı grup konuşmasında TRT’yi eleştirmesi üzerine yayının kesilmesinden bahsettik. O da ‘Ben bu yayını izlemedim. Arkadaşlarıma sordum. Özgür Özel, TRT’yi eleştirmeye başlamadan evvel, üç dakikalık bir yayından sonra yayın kesilmişti’ dedi. Peki AKP Genel Başkanı sıfatıyla Recep Tayyip Erdoğan, grupta toplantı yaparken bu toplantıyı naklen ve tam olarak veriyor musunuz? Diye sorduk. ‘Evet veriyoruz’… Vermezseniz sizi burada bir dakika oturturlar mı? ‘Oturtmazlar…’
* Peki o halde neden CHP’nin yaptığı grubu tam olarak vermiyorsun? Neden üç dakika veriyorsun? Neden TRT aracılığıyla CHP’nin sözünü halka ulaştırmayı görev saymıyorsun?… Biz sorumlu bir siyasetçi anlayışı içerisinde TRT Genel Müdürüne görüşlerimizi açık olarak ifade ettik. TRT yayınlarını izlemeye devam edeceğiz. RTÜK’ün burada bir denetim yapması gerekir. RTÜK başkanının sıfatına bakılırsa, bu denetimin yapmayacağı açıktır. Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerde siyasal partilere demokratik, adil ve eşit bir süre paylaşımı konusunda 20 Ocak 2023 tarihinde genelgesini yayınlamıştır. Yüksek Seçim Kurulu’nu genelgesini takip etmeye davet ediyorum.”
]]>Özel “31 Mart yerel seçimleri bundan sonra 4 yıl boyunca bir daha herhangi bir seçimin olmayacağı seçimler. Mehmet Şimşek’in ağzında bir bakla var. Diyor ki ‘1 Nisan’dan sonra sıkı para politikasına geçeceğiz.’ Bunun emekçiler için anlamı hak edilen zammı almamaktır. Emekliler için bugünkü açlık sınırından 7 bin lira aşağıdaki en düşük emekli maaşını arttırmamaktır. Küçük esnaf için yeni vergi yükleri, artan enflasyon, zamlar ve hayat pahalılığı demektir. 1 Nisan geldiğinde artık ertesi gün yapacak bir şey kalmamıştır bunlara engel olmak için” dedi.
“HERKES GÜCÜNÜ GÖSTERMEK ZORUNDA”
Özel, şöyle devam etti:
– Eğer bir şey yapacaksınız, 1 Nisan’dan bir gün sonra yapamazsınız. 1 Nisan’dan bir gün önce, 31 Mart’ta sandık başında yapacaksınız. Daha önce her ne sebeple olsun, AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş ama hayat pahalılığı karşısında ezilmiş, enflasyon yüzünden tükenmiş, alım gücü kalmamış, borcunu ödeyemeyen, kredi kartını başka yerden kredi çekerek kapatan, borcu borçla çevirenler, geçen seneye göre bu sene daha yoksul hissedip gelecek seneden endişe edenler, boynu bükük çiftçiler, kaderine terk edilmiş hayvancılıkla uğraşanlar, sorunları hiç dile getirilmeyen Marmaris’teki arıcılar, esnaf, memur, çalışan, herkes. Bunlarla ilgili endişe duyan herkes 31 Mart’ta bu iktidara gücünü göstermek zorunda.
“SEÇMEN BİR YERE GİTMEDİ, DURUYOR”
– Her şeye rağmen oy alırsa, her şeye rağmen AK Partililer, MHP’liler sıkıntılarını ifade etmezlerse, hiç değilse bir sarı kart göstermezlerse, bir kırmızı ışık yakmazlarsa, ‘Hep zengine çalışıyorsun, bizi ezdirdin’ demezlerse 1 Nisan’dan sonra acı reçete geliyor. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nın gücünü dengelemek, onların karşısına bir gücü koymak zorundayız. Bunu yerel seçimlerle yapmak zorundayız.
– O yüzden ben CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım. Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde, temaslarda bulundum, ‘Birlikte olalım. Buraları AK Parti’ye, MHP’ye teslim etmeyelim’ dedim. Biz Ankara’da bir ittifak, bir iş birliği gerçekleştiremedik. Ama 2019’da büyük zaferi yaşayanlar ve yaşatanlar buradalar, seçmen bir yere gitmedi. Ben o yüzden CHP olarak Cumhur İttifakı’nın karşısındaki büyük Türkiye İttifakı’nın içinde hep birlikte yer aldığımızı görüyorum.
“TÜRKİYE SENDEN BÜYÜKTÜR”
Hani dış politikada konuşup da gelip iç politikaya malzeme ediyor ya ‘Dünya beşten büyüktür’ diye. Bak, Türkiye senden büyüktür. O karınca gibi görüp ezmeye çalıştığın emekçinin, kardeşi vardır; karıncanın kardeşi vardır. O da CHP’dir, cumhuriyetçilerdir, bütün Türkiye’dir, Türkiye İttifakı’dır. Yok saydığın, Atatürk’ün ‘Milletin efendisidir’ dediği çiftçinin kardeşleri vardır. CHP’lilerdir, Türkiye İttifakı’dır, Türkiye’dir.
– Hepinizin arkasındayız. Ve gençlerimiz, Türkiye’de umudu kalmayanlar, yurt dışına gitmek isteyip geleceği orada aramak isteyenler gençlerimize hep birlikte sesleniyoruz: Kimse enseyi karartmasın, umudunu kaybetmesin. Umut var, umut 31 Mart’tadır. Umut; geçtiğimiz sene çok üzüldüğünüz, geçtiğimiz sene mayıs ayında belki de çok karamsarlığa kapıldığınız noktada hep birlikte ayağa kalkan, motive olan, 100 yıl önce kurtardığı ülkeyi yine kurtarmaya azmetmiş olan, kurduğu cumhuriyetin kıymetini bilen cumhuriyetçilerdir, Atatürkçülerdir. Biz buradayız, hep birlikteyiz ve hiçbir yere gitmiyoruz.
‘BABA OCAĞI’NA DAVET
CHP lideri Özgür Özel, konuşmasının ardından, Memleket Partisi’nden istifa edip CHP’ye katılan İbrahim Şimşek ve Murat Gökalp’in rozetlerini taktı ve ”Hangi partide olursa olsun tüm cumhuriyetçileri, tüm Atatürkçüleri, tüm vatanseverleri, tüm milliyetçileri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baba ocağına CHP’ye davet ediyorum” dedi.
]]>Genel seçimden bu yana en önemli oy hareketlilikleri daha çok oy oranı düşük partilerde yaşanıyor. Genel olarak değerlendirdiğimizde AKP’nin oyları genel seçimdeki seviyesinin birkaç puan altında görünüyor. Genel seçimden sonra hep 32-34 bandında hareket etti. MHP’nin oy oranı oldukça stabil, hep 10-11 aralığında gözlemliyoruz. CHP’nin oylarında kurultay öncesi ve sonrasında büyük dalgalanmalar yaşandı ama sonra yüzde 25-26 aralığına oturdu. DEM Parti de oy oranı pek değişmeyen partiler arasında. İYİ Parti son genel seçimdeki oy oranının altına düştü, genellikle 6-7 puan bandında tespit ediliyor. Ama yerel seçim oyları genel seçimde verilen desteğin de altında kalacak gibi duruyor. Yerel seçim oyu ülke genelinde 4-5 aralığında görünüyor. Başta da belirttiğim gibi esas hareketlilikler 2023’ün de flaş partileri olan Yeniden Refah, TİP ve Zafer partisinde yaşanıyor. Seçimden bu yana bu üç parti de oylarını neredeyse ikiye katladı.
TEK AVANTAJI CUMHUR’UN SEÇİME BİRLİKTE GİRMESİ
■ CHP büyükşehirlerde genel seçimi önde bitirdi. Bu kez çok adaylı bir seçime gidiyoruz. Kim aday çıkarsa “oyları bölüyorsunuz” tepkisiyle karşı karşıya kalıyor. Durum sahiden öyle mi?
Evet, böyle bir reaksiyon var ama kısmen yaşandığını belirtmek lazım. Şu ana kadar bu durum bilhassa büyükşehirlerde ve İYİ Parti ile DEM Parti tabanında yaşanıyor. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere CHP’li sevilen başkanların olduğu şehirlerde DEM Parti seçmenin hemen hemen yarısı, İYİ Parti seçmeninin ise yaklaşık üçte ikisi mevcut başkanlara oy vereceğini söylüyor. CHP’nin yeni adaylar gösterdiği seçim çevreleri için ise şimdilik genel bir eğilimden bahsetmek mümkün değil, süreç içerisinde taban ittifakının kısmen dahi olsa kurulup kurulamayacağını göreceğiz.
■ Murat Kurum’un avantajları ve dezavantajları neler?
Murat Kurum’un tek avantajı Cumhur İttifakı’nın seçime birlikte gidiyor olmasıydı. Bu avantajı Yeniden Refah’ın seçime kendi adayıyla gitme kararından sonra kısmen kayboldu. Yarışa başladığında cebinde Cumhur İttifakı’nın son genel seçimde aldığı yüzde 46 varken, Yeniden Refah’ın aday çıkarması ile birlikte bu rakam 40’lara indi. Çünkü bütün araştırmalarda Yeniden Refah’ın oy oranı 5-6 puan aralığında görünüyor.
Dezavantajlarına gelince, iki büyük handikapı var. Bunlardan birincisi siyasetçi olmaması, daha çok teknokrat olarak görülüyor. Ama hem AK Parti hem de MHP tabanları karizmatik siyasetçilerden hoşlanıyor. Bu nedenle iki partinin tabanında da bir hayranlık veya duygusal bağ oluşturması pek mümkün görünmüyor. İkinci handikapı ise Yeniden Refah’tan sonra garantili diyebileceğimiz oylarının toplamının yüzde 40’lara inmiş olmasıdır. Oyunu artırabilmesi için başka partilerin tabanlarından oy alabilmesi gerekiyor ama böyle bir oy havuzu mevcut değil. Rakibi birçok araştırmada yüzde 45 ve üzerinde göründüğü için ve kendisinin de oy alabileceği başka bir havuz olmadığı için, rakibini yüzde 40’ın altına itmesi gerekiyor. Bu pek de kolay bir hedef değil.
İSTANBULLULAR’IN ÇOĞUNLUĞU İMAMOĞLU’NU DESTEKLİYOR
■ Peki ya Ekrem İmamoğlu’nun?
En büyük dezavantajı tabii ki tek başına yarışa girmek zorunda kalması. Yirmiden fazla adayla tek başına rekabet etmesi gerekiyor. Aynı zamanda ülkenin en güçlü siyasi yapıları, aktörleri ve medya kuruluşları da İmamoğlu’nun karşısında. Hatta zaman zaman parti içi itirazlarla da karşılaşıyor. Avantajları ise İstanbul halkının çoğunluğunun kendisini desteklemeye devam etmesi, DEM ve İYİ parti adaylarının kendi tabanlarını konsolide etmeyi henüz başaramamış olmaları, rakibinin oyunu artırmak konusunda zorluklar yaşaması ve Cumhur İttifakı’nın parçalanmış olmasıdır.
■ İzmir özelinde bir değişim bekliyor musunuz? Malum çok tartışmalı geçti CHP’nin aday belirleme süreci. Bir yandan İYİ Parti’nin de adayı var.
CHP kötü bir aday belirleme süreci yaşadı ama İzmir’de son seçimlerde almış olduğu oy Cumhur İttifakı’nın yaklaşık 11 puan üzerinde. Yani DEM ve İYİ Parti tabanlarından bazı oyları alamayacak bile olsa kendi oyları hala büyük bir avantaj sağlıyor. Büyükşehir’de bir sürpriz beklemiyorum, ama ilçelerin her birini ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.
■ Diğer tartışmalı yerlerden biri Hatay. Lütfü Savaş ne yapar?
Bu tartışmalar yaşanmasa bile Hatay CHP’nin zorlanacağı illerin başında geliyordu. Çünkü son seçimlerde iktidar Hatay’da önde tamamlamayı başardı. Üstüne üstlük aday belirleme sürecinde yapılabilecek tüm hatalar toptan yapıldı ve alternatif bir muhalefet adayı da var. Dolayısıyla tüm koşullar Lütfü Savaş’ın aleyhine görünüyor. İşi gerçekten çok zor ve bu durumda CHP genel merkezinin de büyük sorumluluğu var.
MURAT KURUM KANDİL SÖYLEMİYLE OY ARTIRAMAZ
■ Seçime giderken aynı sloganlar tekrarlanmaya başladı. Örneğin terör bunlardan biri… İktidar, Ekrem İmamoğlu’nu Kandil’le ilişkilendiriyor. Bir diğeri ise din argümanı… Bu argümanlar bu seçimde de etkili olur mu?
Terör, güvenlik ve siyasal kimlik üzerinden yürüttüğü kampanyaların iktidara büyük avantajlar sağladığına dair bir efsane söz konusu. Ama gerçeklik biraz daha farklı. Cumhur İttifakı bu propagandayı ilk kez güçlü bir biçimde 2019 yerel seçimlerinde kullandı ama seçim sonuçları hiç de arzu ettiği gibi gelmedi, çok önem verdiği bazı şehirlerde büyük şoklar yaşadı. Daha sonra aynı propaganda son yerel seçimlerde bu sefer daha güçlü bir biçimde kullanıldı ama neticede AK Parti 7,5 puan ortağı MHP ise 1 puan oy kaybetti. Yani söz konusu siyasal iletişim oy kayıplarını engellemeye yeterli olmadı. Evet, iktidar siyasal hedeflerini gerçekleştirmeyi başardı ama bunu sağlayan şey kullandığı siyasal dil değildi. Dolayısıyla tıpkı daha önce iki kez olduğu gibi bu seçimde de arzu ettiği oy artışlarını getirmez. Mesela Murat Kurum bu dil sayesinde oylarını artırmayı başaramaz. Çok daha başka şeyler yapması lazım…
EN BÜYÜK SÜRPRİZ AKP-MHP REKABETİNDE YAŞANABİLİR
■ Muhalefetin ve iktidarın sürpriz yapabileceği yerler nereler?
CHP ve DEM Parti dışında il ve büyükşehir belediyesi kazanma olasılığı bulunan muhalefet partisi söz konusu değil. Benim gördüğüm kadarıyla DEM Parti daha önce de kazandığı yerleri yeniden kazanacak. Bunun dışında geçen seçimde kaybettiği Tunceli ve Şırnak’ta bir sürpriz yaratmaya çalışacak. CHP ise Balıkesir’de sürpriz yapabilir, diğer illerde pek mümkün görünmüyor. İktidar ise çok sayıda büyükşehir için asılıyor. Potansiyel büyükşehirler Hatay, Antalya, Eskişehir ve Tekirdağ. Bolu, Bilecik ve Kırşehir’de de CHP rahat değil. Fakat en büyük sürprizler AKP-MHP rekabetinde yaşanabilir. Anadolu’nun birçok şehrinde iki ortak birbiriyle rekabet ediyor. Geçen seçimde MHP 10’dan fazla il belediyesini ortağından almayı başarmıştı. Bu rekabet yaklaşan seçimde de devam edecek.
AKP’DE ERİME DEVAM EDECEK
■ AKP oy kaybediyor mu?
Başta da belirttiğim gibi çok olmasa da AK Parti’deki erime devam ediyor. Bu seçimde son iki seçimdeki gibi çılgın seçim ekonomisi uygulamaları da yapamadı. Dolayısıyla oylarını artırması için bir gerekçe sunamıyor. Şu an görünen, 2015’ten bu yana arka arkaya dördüncü seçimde de küçülecek.
■ MHP üzerinde yapılan tahminler her seçim sonucunda bizi şaşırtıyor. Anketlerden daha çok alıyor örneğin. MHP üzerindeki öngörülemezliği neye bağlamak gerekir?
Araştırmalar açısından MHP ile ilgili temel zorluk büyük kentlerden çok küçük illerden daha çok oy alıyor olması. Araştırmalarda örneklemin çoğunluğu büyük kentlerden seçilince böyle bir sorun yaşanabiliyor. Yoksa olayda bir gizem veya kötü niyet yok.
]]>TEŞKİLAT GÖREVDEN ALINDI
Balıkesir’de İYİ Parti Bigadiç İlçe Başkanlığı, aday listesini son başvuru tarihi olan 22 Şubat’ta İlçe Seçim Kurulu’na teslim etmedi. Bunun üzerine İYİ Parti Bigadiç Teşkilatı, görevden alındı. Konuya ilişkin dün Edremit’teki Arıtaşı Mahallesi’nde açıklama yapan İYİ Parti Balıkesir Milletvekili ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turhan Çömez, kapalı kapılar arkasında kirli ve gizli pazarlıklar yapıldığını iddia etti.
Kendilerinin o dönemde İYİ Parti Bigadiç İlçe Başkanı olan Vedat Bayraktar’ın Bigadiç belediye başkan adayı olması yönünde karar verdiklerini belirten Çömez “Listelerin hazırlanmaya başladığı günlerde Bayraktar’a yetki belgesi verildi ve İYİ Parti İl Başkanı Hasan Fehmi Yörük tarafından da son teyitleri alındı. Sonrasında ise Vedat Bayraktar’a ulaşamadık” dedi.

‘PAZARLIK YÜRÜTÜLDÜ’ İDDİASI
Çömez, şöyle konuştu:
“Meğer bu arada kapalı kapılar arkasında kirli ve gizli pazarlıklar yürüyormuş. Oradaki CHP yönetimi bu arkadaşlarımızla son derece kirli, çirkin ve Türk siyasetinde asla ve asla görülmemesi gereken bir pazarlığın içerisine girmişler. Telefonlar kesildi. Yetki belgesi kendilerine verildi ve korkunç tezgah kuruldu. Saat 17.00’de listeler açıklandı ki İYİ Parti’nin oradaki teşkilat eski başkanı ve üyeleri, İlçe Seçim Kurulu’na listeyi teslim etmemişler. Ne yazık ki bu nedenle orada aday gösterme şansına sahip olamadık.
“HERKESİ LANETLE KINIYORUM”
– Bu bahsettiğimiz satın alınmış isimlerin hepsi, CHP listesinde yer aldılar ve bunu CHP’li kadrolarla beraber yürüttüler. Peki, oradaki CHP’li ilçe belediye başkan adayı kim? CHP’li Genel Başkan Yardımcısı’nın çok yakını. Peki, oradaki CHP’li ilçe belediye başkanının amcasının oğlu kim AKP’li Belediye Başkan adayı. Buyurun komployu, buyurun tezgahı. Bakın Türk siyaseti böyle kirli ilişkilere, böyle kapalı kapılar ardında yürütülen ahlaksız pazarlıklara artık ‘dur’ demeli.
– Buradan bu komplonun, bu tezgahın, bu alçaklığın, bu siyasi kepazeliğin arkasında bulunan herkesi lanetle kınıyorum. Hiç merak etmesinler. İYİ Parti kadroları, iktidara geldiklerinde Türkiye’de her şey temizlenecek. Siyaset de temizlenecek. Bu kirli, bu rezil, bu girift çarklar artık siyasette olmayacak” dedi.
“BU KİŞİLER HALA İYİ PARTİ ÜYESİ”
CHP’den meclis üyesi adayı olan kişilerin İYİ Parti üyeliklerinin de sürdüğüne dikkati çeken Çömez, “Açın CHP tüzüğünü, bir siyasi parti tüzüğünü; bir siyasi partiden aday olan, başka bir siyasi partiden aday olamaz. Bu CHP tüzüğünde açık, seçik yazılmış. Şu an Bigadiç’teki CHP’nin aday listesinde bulunan isimler, İYİ Parti üyesi. Siz hangi anlayışla, hangi ahlakla bunları satın aldınız da götürdünüz listelerinize koydunuz? Utanmadan, sıkılmadan bu ülkede ahlaklı siyasetten bahsediyorsunuz. Hiç merak etmeyin; bunun cevabını bu millet size sandıkta verecek” diye konuştu.
“PAZARLIK PEŞİNDE OLMADIM”
Eski İYİ Parti Bigadiç İlçe Başkanı Vedat Bayraktar ise Çömez’in iddialarına sosyal medya hesabından yanıt verdi. Bayraktar, paylaşımında, “Salı günü İl Başkanı’nın beni saat 14.00 sıralarında aradığı doğrudur. Kendisine adayımızın olmadığını belirttim. İl Başkanı, benim aday olmamı istedi. Ben de kendisine aday olmayacağımı ve CHP ile görüşüldüğünü belirttim. Beni tanıyanlar bilir, siyasi hayatım boyunca kirli ve gizli pazarlık peşinde hiç olmadım” dedi.
]]>Adının ilan edileceğini düşünerek, törene katılmak için önceki gece Ankara’ya gelen Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, etkinliğin başlamasına bir saat kala CHP’ye davet edildi.
CHP lideri Özel, görüşme yaptığı Savaş’a son ankette, muhalif oyların CHP ile TİP’in arasında bölündüğünü, kararsızlar ve protesto oylarının yükseldiğini ve kazanma
ihtimalinin düştüğünü söyledi.
Ve bu yüzden Savaş’ın ilan edilmeyeceğini belirtti. Savaş ve ekibi, bugün saat 10.30’da CHP’de Özel ile yeniden buluşacak.
Savaş krizini CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’le görüştüm.
Hatay meselesi ne aşamada?
– Yarın (bugün) görüşmeler devam edecek. Akşam Hatay’daki durum açıklığa kavuşacak. Aday yarın belli olur. Bizim istediğimiz Savaş’ın da içinde yer alıp onay verdiği, Hatay örgütümüzün kabul ettiği süreci beraberce yönetmek. Yani bir aday belirleyeceksiniz; adayı Savaş onaylayacak. Ya da tersi. Savaş önerecek ve biz de o ismin etrafında süreci yöneteceğiz.
Kararı bugün (dün) mü aldınız?
– İki aylık süreçte defalarca şunu gördük; Savaş, belli potansiyel üzerinde oy alıyor ama bu kazanmasına yetmiyor. Bunu kampanya sürecinde kapatacağını ve öne geçeceğini öngördük. Ancak kararsız ve oy kullanmama eğilimindeki seçmen olduğu yerde duruyor. TİP de Savaş’ın aday olması halinde aday çıkaracağını açıkladı. CHP’nin oyunu en üst seviyeye getirebilir miyiz diye çalışma yaptık. Gördük ki seçime 40 gün kala risk devam ediyor. Savaş’ın kendisine bu risk anlatılmıştır.
Bu risk sayısal olarak nedir?
– Muhalefet bloğunun oyları kazanmaya yetiyor ama birlikteliğe ihtiyaç var. TİP aday çıkarırsa CHP’nin kazanması mümkün olmaktan çıkıyor… Demeyelim ama ihtimal olarak azalıyor.
Bu tablo son ankette mi ortaya çıktı?
– Kararsızlarda oy vermeme eğilimi güçleniyor. Aralıktan beri 7 anket yaptık. Savaş, güçlü bir figür. Ama 11 büyükşehir belediyemiz içinde riskli olan tek ilimiz. Temel sebebi, deprem geçiren illerin durumu. Kahramanmaraş’ın memnuniyet oranı yüzde 12 çıktı. Malatya’nınki yüzde 18. Savaş, bunların üzerinde. Ama deprem travması yöneticilere tepki
oluşturuyor. Biz kampanya ile aşılabileceğini öngördük. Öngördüğümüz biçimiyle ilerlemedi. Hatay’da birinci parti, kararsızlar. 40 gün kala bu oranın inmesi gerekirdi. Muhalefetin oyu konsolide edememenin sıkıntısını gördük.
Şu anki durum ne? Savaş’ı aday göstermeyecek misiniz?
– Yarın (bugün) yapacağımız toplantı bunu belirler.
Başka aday var mı?
– Bugüne kadar Lütfü Bey dışında bir isme odaklanmadık.
Savaş’ın bağımsız aday olma ihtimali var mı?
– Savaş’ın CHP’de değişik zamanlarda çok daha iyi görevler yapabileceğine yürekten inanıyorum. Şu an siz sordunuz, ben de söyledim. Lütfü Bey, seçimi kazanma ihtimali çok yüksekti. Anlamak gerekir ki depremin travması seçmen davranışları üzerinde, bizim yönetemediğimiz siyasal ve toplumsal sonuçlar doğruyor.
SALONDAN İZLENİMLER
– CHP lideri Özgür Özel salona Zülfü Livaneli’nin seslendirdiği “Merhaba” şarkısıyla giriş yaptı. Özel’e bazı kadın belediye başkan adayları eşlik etti.
– Ankara Spor Salonu’nda yapılan toplantı bir buçuk saat geç başladı. Salonda heyecan ve katılım düşük kaldı.
– İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay törende hazır bulundu.
– CHP lideri Özel’in davetine uyan eski genel başkanlardan Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın salonda yer aldı. Kemal Kılıçdaroğlu ve Altan Öymen ise katılmadı.
– Salonda “İşimiz gücümüz Türkiye” sloganları atıldı. “Şimdi Türkiye’nin gücüne güç katma zamanı”, “Atamızın mirası Çankaya gençlere emanet” pankartı asıldı.
– CHP Türkiye genelinde bin 127 seçim çevresinde aday gösterdi.
– CHP’ni adaylarının 100’ü kadın. Ayrıca 40 yaş altı 196, 30 yaş altı 23 aday bulunuyor.
– Mevcut belediye başkanlarının 145’i yeniden aday gösterildi.
]]>Özel, kendisi için çok önemli olduğunu belirttiği Dikili ilçesinde, Bornova Anadolu Lisesi’nde yatılı öğrenciyken, yaz aylarında plajda çadır kurup festivallere katıldığını anlattı.
Özel, konuşmasında, şu ifadeleri kullandı:
-Kendi evimdeyim. 1980’lerde 12 Eylül Darbesi, solun üzerinden tanklarla geçmişken, Dikili solun sesini tekrar yükselttiği, örgütlü mücadele için kol kola girmelerin başladığı bir kentti. Dikili, özgürlükler, demokrasi, sosyal devlet için unutturulmaya çalışılan değerlere sıkı sıkıya bağlı bir yer.
-Dünden bugüne Dikili’ye hizmet eden belediye başkanlarımıza, efsane Osman Özgüven’e yürekten teşekkür ediyorum. Belediye başkanı tercihinde bulunurken 11 aday adayı başvurdu. Hepsi birbirinden değerliydi.
-Hepsinin yarınlarda kentimize önemli katkıları olacak. Bir tercih yaparken genel kural memnuniyet anketi, İzmir seçmeninin beklentisi yüksek, notu kıttır. Ancak Dikili memnuniyet anketine baktığımızda ilk 3 ilçenin içinde yer alıyordu.
-Dikili’de konuşacak bir şey yok. Üzerinde en kısa konuştuğumuz ilçe Dikili’ydi. Adil Kırgöz belediyenin mali tablosunu düzeltmiş, eksik kalan hizmetleri tamamlamış, yeni projelere başlamış ve bunu sizlere iyi anlatmış. Sizlerden destek almış noktadaydı. Kendisini ve ekibini kutluyorum.
“11 BÜYÜK KENTİ BİZE VERDİLER”
Büyükşehir Belediye Başkan adayını belirlerken işi gücü İzmir olacak birini aradıklarını anlatan Özel, sakin, kararlı, büyük projeleri titizlikle yapacak kişinin Cemil Tugay olduğunu dile getirip, şunları söyledi:
-2019’da seçime ittifakla girmiştik. CHP’nin yanında ittifak ortağı partiler vardı. Bu seçimde kurumsal ittifaklar yok. İstedik ama başarılı olamadık. Herkesin gerekçeleri var. Bir beklentisi olanlar var.
-Recep Tayyip Erdoğan, 2018 seçiminde rejime kasteden Anayasa değişikliğiyle tek adam yetkilerini eline aldığında karamsardık. 2019 seçimlerinde seçmen sandıkta bu orantısız gücü dengeledi.
-Bu sistem bir kişiyi seçiyor, her şeye o kişi karar veriyor. Bakanlar aynı kalemle atanıyor. İzmir’e vali atadığı kalem aynı dolma kalem. Aynı kalemle Dikili’ye kaymakam da AK Parti ilçe başkanını da atıyor. Sapla saman birbirine karışmış. Bütün yetkiler bir yerde toplanmış. Millet dedi ki ‘Dur bakalım, her şey senin elinde değil’. 11 büyük kenti bize verdiler. Bir anda büyük karamsarlık umuda dönüştü.

‘İZMİR İTTİFAKINA GÜVENİYORUZ’
İstanbul’da halkçı belediyecilik yapıldığını kaydeden Özel, şunları söyledi:
-Ankara’da Arınç’ın tabiriyle parsel parsel satan Gökçek belediyeciliği gitmiş, öncekinin 4 katı sosyal yardım yapan, insanlara doğal gaz, et dağıtan, emeklilere biner lira dağıtan sosyal belediyecilik gelmişti.
-Süleyman Soylu, İstanbul’u CHP alırsa PKK’ya verecek diyordu. O yalan ortasından çöktü. ‘Ankara’da su faturalarını teröristler dağıtacak’ diyorlardı.
-Ama ne kimse işinden oldu ne de teröristler iş buldu. Her geçen gün 2 büyük kentimizde olduğu gibi 11 kenti çok iyi yönettik. 2023’te çok umutluyduk. İnanmıştık. Küçük farkla başaramadık. ‘İnsanlar artık sandığa gitmeyiz’ derken Recep Tayyip Erdoğan ‘Büyük kentleri geri alırım, bundan sonra beni kimse durduramaz’ diyordu.
-12 yaşında çadır kurduğum kentten gör bakalım Recep Tayyip Erdoğan. Millet teslim oluyor mu olmuyor mu? Şimdi ittifak Ankara’da yok. Bu seçimlere kendi adaylarımızla giriyoruz. Ama geçen seçimleri kazandığımız seçmen yerli yerinde duruyor.
-Saraya itirazı olan, tek adam rejimine itirazı olan seçmen duruyor. AK Parti’ye arsaları satacağı kentleri bırakmaya kimsenin niyeti yok.
-Gençlerin festivallerini yasaklayan, onların yaşam biçimine müdahale eden anlayışa kentlerimizi teslim etmeyeceğiz. Dikili kimsenin kimseye kötü gözle bakmadığı güvenli kent olarak kalmaya devam edecek. Bunun teminatı sizlersiniz, CHP’dir. İzmir ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyoruz” açıklamalarında bulundu.
‘SİZİ NAMERDE MUHTAÇ ETMEYECEĞİZ’
Konuşmasında Dikili’de hayata geçirilen projeleri de anlatan Özel, “Bizim belediye başkanları çok çalışıp az anlatıyor. 170 kilometre temiz su iletim hattı, Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi, dere ıslahı, 3 adet yeni kavşak, kent arşivi ve tanıtım merkezi, 6 kilometre bisiklet yolu, Çandarlı’ya kapalı pazar yeri, taziye evi, 26 adet park, çevre yolları, sıcak asfalt, 450 bin metrekare kilit parke taşı, gündüz bakım evleri, kreşler ve çok sayıda proje hayata geçirildi” dedi.
Bir yandan da yapılmayan projelerin bulunduğunu söyleyen Özel, “Mesela balıkçı barınağının yapılması lazım ama yapmıyorlar. Çandarlı-Dikili arasında yolun yapılması lazım, yapmıyorlar. Dikili’de okul sorunu var, yapmıyorlar. Dikili tarihi bir rekorla Adil Başkan’ı yeniden seçecek. İstedikleri kadar sizi cezalandırsınlar. Hani Hatay halkını, ‘Merkezi yönetimde belediye olmazsa hizmet gelmez, Hatay mağdur olur’ diye tehdit ediyor ya depremzedeyi bile AK Parti-CHP diye ayırıyor. Bu davranış mertçe bir davranış değildir. Kalbinin yerinde taş vardır. Özgür Özel sizi namerde muhtaç etmeyecek. Şartları zorlayıp balıkçı barınağını da yollardaki iyileştirmeyi de, eğer Karayolları izin verirse, yolun amamını da biz yapacağız” ifadelerini kullandı.
‘DİKİLİ ÇİÇEK GİBİ OLACAK’
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ise bundan sonra Dikili’nin misafiri değil, ev sahibi olduğunu söyleyerek, “Bugünden itibaren beni ev sahibi sayın. Bundan önceki dönemde başarılı çalışmalar yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer de iyi işler yaptı. CHP’yiz bayrağı birbirimizden devralırız, daha yükseğe taşımak için mücadele ederiz. Bu şehrin altyapısıyla, üstyapısıyla ilgili çalışmalarımızı yapacağız. Dikili İzmir’in en gözde ilçelerinden biri. Tarımı, turizmi desteklenecek. Önümüzdeki dönem Dikili çiçek gibi bir ilçe olacak. Gücümüzü ve inancımızı bayrağımızdaki altı oktan alıyoruz. Altı oklu bayrağımızı en yüksekte taşıyan genel başkanımızdan alıyoruz. Gücümüzü halkımızdan, ay yıldızlı bayrağımızdan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten alıyoruz. Çok başarılı olacağımızdan hiç şüpheniz olmasın” diye konuştu.
CHP Dikili Belediye Başkan Adayı Adil Kırgöz de “2019 Mart’ta göreve geldiğimizde İzmir’in en borçlu belediyesini aldık. Bugün ekonomisi güçlü ilk 3 belediye içinde neredeyse hiç borcu olmayan, sadece kamu kuruluşlarına borcu olan ama kasasında parası da bulunan bir belediyeye sahibiz” dedi
]]>“BUGÜN CHP’NİN SANCAK GEMİSİNDEYİZ”
*Bugün CHP’nin sancak gemisindeyiz, bugün milli mücadelede ilk kurşununun atıldığı yerdeyiz. Bugün kadınlar, gençler için bir imparatorluğun tebaası, bir padişahın kulu olmaktan çıkıp da bir cumhuriyetin onurlu, eşit vatandaşları olma erdemine kavuşmanın en önemli mücadelesinin hem başladığı hem nihayetlendiği yerdeyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın emanet edildiği yerdeyiz.
*Bugün Asteğmen Kubilay’ın başını verdiği ama onlara başını eğmediği kentteyiz. Bugün, ‘İki büyük eserim var. Birisi Cumhuriyet, diğeri CHP diyen’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evindeyiz. Şuracıkta doğdum, ilkokul son sınıfta öğretmenim dedi ki ‘İki sınava gireceksin. Bir tanesi Anadolu Lisesi sınavı, bir tanesi devlet parasız yatılı burs sınavı.’ Formumu doldurdu Gülseren Öğretmen, beni sınava soktu.
*İki sınavı da kazandım ve 10 yaşında Bornova Anadolu Lisesi’ne geldim. Ortaokul, lise, üniversite; hatta sonra sınavda ikinci olunca ‘Dilediğin yerde askerlik yap’ dediler. Askerliğimi dahi şurada, Ege Deniz Bölge Komutanlığı’nda yaptım. Bugün ben, boğazımdan 7 yıl devlet ekmeğinin geçtiği, ömrümün en güzel 12 yılının geçtiği, hayat arkadaşım Didem ile tanıştığım ve aşık olduğum bu güzel kente bugün Genel Başkan olarak geldim.

“HİÇ HEVESLENMESİNLER”
*Biz burada kötünün yerine iyiyi getirmeye gelmedik. Biz burada dürüst, namuslu çalışan, bütün engellemelere rağmen görevini yapan kıymetli arkadaşlarımızla bir büyük devrimi, kadın devrimini, gençlik devrimini, İzmir’in bizden beklediği dinamizmi ve yarınların yöneticilerini bugünden İzmir ile tanıştıracağımız, İzmir’i ayağa kaldıracak, İzmir’i dünyanın en önemli kentlerinden birisi haline getirecek dinamik kadroların bayrak devir teslimine geldik.
*Bu kenti 1999’dan beri sosyal demokratlar yönetiyor. Bu kente emeği olan Yüksel Çakmur’a; bu kente büyük katkılar vermiş İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni mali disipliniyle, kredi notlarıyla, büyük projeleriyle çok önemli bir noktaya getirmiş Sevgili Aziz Kocaoğlu’na; ondan bayrağı devralıp bugüne kadar getirmiş, başımızı öne eğdirmemiş Sevgili Tunç Soyer’e; Allah gani gani rahmet eylesin İzmir’in efsane belediye başkanı ve İzmir’i yıkılmaz bir kale haline getiren Piriştina’ya çok şey borçluyuz.
*Önümüzdeki süreçte kampanyada yine AK Parti tarafından elbette birçok iftira, hakaret, yalan sıralanıyor ve devam edecek. Ancak CHP olarak göğsümüz dik, başımız ileride, alnımız açık; İzmir bizi, biz İzmir’i biliyoruz. Hiç heveslenmesinler.

“9 CUMHURİYET KADINIYLA KARŞINIZDAYIZ”
*Birazdan buraya 30 belediye başkan adayı ve onlarla birlikte bir takım kaptanı çıkacak. Bu ekip benim çok önem verdiğim bir büyük devrimin ilk adımını burada atacak. Biz namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanlarımızla övünüyoruz.
*Bu süreçte İzmir’in beklentilerine baktığımızda İzmir bir dinamizmi, madem ki Cumhuriyetin sancak gemisidir, kadının gücünü, Atatürk’ün kentinde, Zübeyde Anne’nin kentinde Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın belediye başkanımız varken bugün, hepsi de seçilecek yerden 9 Cumhuriyet kadınıyla karşınızdayız.
*Deniz Baykal, Bülent Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı, Önder Sav ve niceleri, 30’lu yaşlarında bakanlık görevlerini üstlendiler. Şimdi İzmir belediyelerinde 30 belediye başkan adayımızdan tam 12’si 40 yaşın altında. İzmir’e emanet olsun, İzmir onlara emanettir. 32 yaşında gencecik belediye başkan adayını gösteriyorsunuz, bir akıl çıkıyor karşınıza, ‘Bu yaşta belediye mi yönetebilir? O bütçeyi mi yönetebilir’ diyor.
*35 yaşında Deniz Baykal, Türkiye hazinesini yönettiyse, 36 yaşında, 38 yaşında Bülent Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı bakanlıklar yaptılar, 40 yaşında bu memleketi yönettilerse CHP’nin birbirinden genç, birbirinden dinamik, en az bir yabancı dil bilen, eğitimleriyle, kültürleriyle, vizyonlarıyla bu gençlerin yapacağı devrim İzmir’i devleştirecek, ülkeyi de şaha kaldıracak. Onlara yürekten inanıyoruz.
“CHP’Yİ KİMSE KÜÇÜK İKTİDAR ALANLARININ PARTİSİ OLARAK GÖRMESİN”
*Bundan sonraki süreçte CHP’yi kimse küçük iktidar alanlarının partisi olarak görmesin. CHP, cumhuriyetin ilk yüzyılında büyük bir ayağa kalkış, şahlanış, ekonomik devrim ve siyasal devrimi hayata geçirmiş bir partidir.
*Altı okundan bir tanesi devrimcilik olan partidir. Cumhuriyetin 100’üncü yılındaki seçimleri çok istemesine, hak etmesine rağmen kazanamamış, sizlerin başını öne eğmiş, sizlerin o büyük 100’üncü yıl umutlarını, hayallerini hayata geçirememiş ancak cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapmaya and içmiş kadrolar tarafından yönetiliyor.
*Hepiniz şunu bilmelisiniz: Bugün İzmir’de ortaya koyduğumuz, iyi eğitimli, yaş ortalaması 45 olan, İzmir’in belediye başkanlarına bütün olarak baktığınızda, her birisi iyi düzeyde yabancı dil bilen, aldıkları eğitim ve geçmişte verdikleri mücadeleyle kentin yüzünü güldürecek, kent suçlarına geçit vermeyecek, kentin dokusunu, tarihini bilip yarınlarını planlayabilecek, İzmir’e yakışan ve İzmir’i ranttan ve talandan kendilerini, evlatlarını korur gibi koruyabilecek kadrolara emanet etmek üzere yola çıktık.
*Önümüzdeki 5 yıl boyunca yapacakları her hizmetle İzmir bu kadrolar ile gurur duyacak. Türkiye bu kadroları görecek ve bu kadroların yönettiği İzmir, cazibe merkezi olma noktasındaki ilerlemesini bir devrime dönüştürecek. İzmir’deki iyi yönetim, Türkiye’ye örnek olacak. Ve gün gelecek Türkiye, İzmir’deki iktidarı CHP’nin Cumhuriyetin ikinci yüzyılındaki iktidarıyla ödüllendirecek. Söz veriyoruz. Buna yürekten inanıyoruz.

“İTTİFAKLARIN DIŞINDA KALMAYI TERCİH ETTİLER”
*Biz bugün CHP’lilerden, sadece sosyal demokratlardan oy istemiyoruz. Çünkü 2019 seçimleri, 2018’deki büyük moral bozukluğunun üzerine milletin iradesiyle 11 büyükşehirde ülkenin kaderine el konulması sonucuna ulaşan bir büyük başarıyla bitmişti. İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Mersin’i, Antalya’yı, İzmir’in ve Eskişehir’imizin, Aydın’ımızın, Muğla’mızın yanına katmıştık.
*Şimdi mayıs ayında çok hak edip ulaşamadığımız zaferden sonra herkes bakıyor. Recep Tayyip Erdoğan, iktidarını perçinleyecek mi; yoksa Atatürkçü, cumhuriyetçi, Cumhuriyet değerlerine saygılı kurucu kadrolarına husumet değil, hayranlık duyan kadrolar acaba yeniden hem bu 11 kentte, hem de devamında hakim olup bir denge sağlanacak, geleceğe umutla bakılacak mı?
*İşte bu dengeyi sağlamak için bir büyük ittifaka, işbirliğine ihtiyaç vardı. Bunun için ben göreve geldiğim günden itibaren bütün Türkiye’nin gözü önünde üzerime düşen ne varsa yaptım. Arkadaşlarım yaptı. Yapmaya da devam ediyoruz.
*Ancak bir yerden sonra bunu başaramadık. Çok istedik ama geçen seçimden sonra çeşitli ve elbette asla sorgulayamayacağımız, kendilerinde anlamlandırdıkları gerekçelerle ittifakların dışında kalmayı tercih ettiler.
“HEP BERABER SAHİP ÇIKACAKLAR”
*Biz Ankara’da bir ittifak kuramadık, Ankara’da anlaşıp Türkiye’de ittifak kuramadık ama bir şeye inanıyoruz. 2019’da, o 11 büyükşehri adaylar, partiler kazanmadı. Cumhuriyetin kıymetini bilen seçmen kazandı, o seçmen değişmedi duruyor. O seçmenin itirazı Tayyip Erdoğan’a, saray rejimineydi, değişmedi, duruyor.
*O seçmenin itirazı Devlet Bahçeli’nin U dönüşüneydi, değişmedi ve duruyor. O seçmenin korkusu İstanbul’da, Ankara’da parsel parsel satılan arsaların, birilerine peşkeş çekilen kentin İzmir’e de bu yönetim anlayışının sirayet etmesinden korkuyordu; korku, endişe, tehlike baki ama seçmen duruyor.
*Biz Ankara’da bir imza atamadık ancak İzmir’in demokratları, sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar; İzmir’e, Cumhuriyete ve geleceğimize hep beraber sahip çıkacaklar.
*İzmir ittifakına, İstanbul ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyorum. İstanbul’da satacak arsa kalmadığından İstanbul’a bir hançer dayayıp Kanal İstanbul yapıp, etrafını Katarlılara söz veren anlayış, İstanbul’a geri gelmesin diye; Bülent Arınç’ın tabiriyle Ankara’yı parsel parsel satan, Ankara’nın bütün varlıklarını dinozor parklarına peşkeş çeken, oraları yaptırdığı müteahhitlere peşkeş çeken anlayış Ankara’ya geri gelmesin diye ve gözlerini diktikleri göz bebeğimiz İzmir’in bir kum tanesi bile gözden çıkarılmasın diye Türkiye İttifakı 31 Mart seçimini bir zafere dönüştürecek, buna yürekten inanıyorum.
“ANKETLER İZMİR’DE…”
*Biraz önce bir gazeteci arkadaşım geldi, elimi tuttu, ‘Beni hatırladın mı’ dedi. Kurultayda fotoğrafımı çekip demişti ki ‘Sen bu işi başaracaksın. Beni unutma’ dedi. Şimdi geldi, çekti fotoğrafı dedi ki ‘Bak söylüyorum, İzmir’de rekor kırılacak. İzmir’deki bütün belediyeler alınacak.’ Önce bir müjdem ve sonra bir sürprizim var.
*Müjde şu: Adayları gösterdik, 4 gün sonra sahaya indik, anketlerimizi yaptırdık, yapılan anketlerin sonucunda gördüğümüz odur ki aldığımız yol, adayların gördüğü kabul, sahada yarattıkları heyecan, önümüzdeki süreç için bugün belki bir hayal olarak görülen 30’da 30’u müjdeliyor.
*Size söz veriyoruz. Hiçbir belediyemiz kaybedilme noktasında değil. Kiminde çok açık öndeyiz. Örneğin Karşıyaka. Pek çoğunda garanti bir farkla öndeyiz. Ama 4-5 ilçede de ciddi şekilde yarışıyoruz. Birkaç puan ya önde ya gerideyiz.
*CHP, şimdiden 24-25’i gördü. İnanır, kenetlenirseniz, çalışırsanız İzmir’de 30’da 30 yapacağız. Buna inanın, buna güvenin. Bütün Türkiye’nin çok merak ettiği bir şey var. Seçimlerde seçim şarkısı ve seçimlerin tanıtım filmi var. Bugün akşam saat 20.00’de bütün Türkiye’ye görecek.
“DEĞİŞİMİN BAŞKENTİYDİ”
*İzmir’de harika bir kadro ve müthiş bir takım var ama bu takımın bir de kaptanı var. Biz 14 ve 28 Mayıs’tan sonra büyük bir üzüntü, moral bozukluğu, herkesin bahsettiği seçmendeki küskünlük, duygusal kopuş ve bir şey yapmazsak önümüzdeki belediye seçimleri çok büyük bir tehlike ve Recep Tayyip Erdoğan bu moral bozukluğu ile bizi yakalarsa Allah muhafaza dediğimiz günlerde, dedik ki ‘Biz bir yola çıkıyoruz.’
*Bunun adına ‘Yüzyılın değişimi, değişimin yüzyılı’ dedik. Zaman zaman Türkiye’de seçmen değişimi ne kadar istiyor diye baktığımızda, farklı sonuçlar gördük.
*Ama İzmir sonucu kimseyi şaşırtmadı. İzmir, yüzde 93 ile değişimi isteyen kentti. Değişimin başkentiydi.
*İşte o günlerde sokağı duyan, seçmeni hisseden, yapılması gereken adımı atmaya İzmir’de ilk karar veren ve bana telefon açıp da ‘Sonu ne olursa olsun, sonuna kadar yanınızdayım’ diyen, bütün süreç boyunca Türkiye’deki bütün belediyeleri inanılmaz bir dinamizmle gezen, ben yorulduğumda yorulmayan, ben düştüğümde morali düşmeyen, bozulmayan, sakin, kararlı, soğukkanlı ama iyi organizatör, çok iyi organizatör, bir cerrah titizliği ve bir büyük yöneticilik vasfı olan, soğukkanlılığını hiç kaybetmeden heyecanı en üstte tutabilen bir yol arkadaşım vardı.
*Şimdi o arkadaşım, o sevgili dostum, o hem çok sevdiğim, hem güvendiğim ve bu takıma kaptanlık edeceğini, çok iyi başarıları birlikte kazanacaklarına yürekten inandığım Cemil Tugay’ı buraya davet ediyorum.
]]>Törende konuşan Genel Başkan Özgür Özel, İzmir’de seçimi kazanacaklarını belirterek, bu konuda şüphelerinin olmadığını söyledi.

Özel, İzmir’de daha önce görev yapan belediye başkanlarına teşekkür etti. İzmir’de seçimi büyük farkla kazanacaklarını kaydeden Özel, şöyle devam etti:
“Cumhuriyet Halk Partisi olarak göğsümüz dik, başımız ileride, alnımız açık, İzmir bizi, biz İzmir’i biliyoruz. Hiç heveslenmesinler. Bugün birazdan buraya 30 belediye başkan adayı ve onlarla birlikte bir takım kaptanı çıkacak. Bu ekip benim çok önem verdiğim bir büyük devrimin ilk adımını burada atacak. Biz namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanlarımızla övünüyoruz.”
CHP’de siyaset yapmış birçok ismin 30’lu yaşlarda önemli görevler üstlendiğini belirten Özel, İzmir adaylarının da 12’sinin yaşının 40’ın altında olduğunu söyledi.
Mahalli idareler seçimi öncesinde ittifak kurmayı çok istemelerine rağmen bunu başaramadıklarını kaydeden Özel, “Ben İzmir ittifakına güveniyorum, ben İstanbul ittifakına güveniyorum, ben Türkiye ittifakına güveniyorum.” dedi.

“30’DA 30 YAPACAĞIZ”
Özel, İzmir’de yaptırdıkları anketlerin sonuçlarını paylaşarak, şöyle konuştu:
“Gördüğümüz odur ki, aldığımız yol, adayların gördüğü kabul, sahada yarattıkları heyecan, önümüzdeki süreç için, bugün belki bir hayal olarak görülen 30’da 30’u müjdeliyor. Size söz veriyoruz, hiçbir belediyemiz kaybedilme noktasında değil, kiminde çok açık öndeyiz.
Örneğin Karşıyaka’da çok açık öndeyiz, kiminde açık öndeyiz, pek çoğunda garanti bir farklı öndeyiz ama 4-5 ilçede de ciddi şekilde yarışıyoruz. Birkaç puan ya önde ya gerideyiz. Cumhuriyet Halk Partisi şimdiden 24’ü, 25’i gördü. İnanırsanız, kenetlenirseniz, çalışırsanız İzmir’de 30’da 30 yapacağız.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay
“ARTIK ANLAMALARI LAZIM İZMİR’İ HİÇBİR ZAMAN ALAMAYACAKLAR”
CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay, CHP’nin kentte modern, özgür, birbirine saygı ve sevgi dolu bir yaşam tarzının, demokrasinin, eşitliğin, adaletin teminatı olduğunu kaydetti.
İzmir’in her zaman nefret dilinden uzak durduğunu anlatan Tugay, şunları söyledi:
“Şunu kimse unutmasın; İzmir’i siyasi dillerinde küçümseyen, ayrıştıran, bölen, öfkeli dile İzmirlinin tertemiz oyları gitmez.
İzmirliler, kendilerine şirin gözükmek için kılıktan kılığa girmeye çalışanları da çok kolay tanır. Özünde rant ve yağma olan, gerçekçi olmayan projelerle insanlarımızın ağzına bir parça bal çalmaya çalışanlara da gerekli cevabı her zaman vermiştir, yine verir. Artık anlamaları lazım ki İzmir’i hiçbir zaman alamayacaklar.”
Toplantıda, CHP’nin bu akşam televizyonlarda yayınlanacak seçim şarkısı ve videosu da gösterildi.
Öte yandan tanıtım toplantısına, aday gösterilmeyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in katılmadığı gözlendi.

İZMİR BİR ADAY DEĞİŞTİ
Törende CHP ilçe belediye başkan adayları tanıtıldı. Karaburun’da daha önce ismi aday olarak açıklanan Nurşen Balcı yerine mevcut belediye başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ın ismi açıklandı.
Aliağa’da Çağatay Güç, Balçova’da Onur Yiğit, Bayındır’da Davut Sakarsu, Bayraklı’da İrfan Önal, Bergama’da Tanju Çelik, Beydağ’da Şakir Başaran, Bornova’da Ömer Eşki, Buca’da Görkem Duman, Çeşme’de Lal Denizli, Çiğli’de Onur Emrah Yıldız, Dikili’de Adil Kırgöz, Foça’da Saniye Bora Fıçı, Gaziemir’de Ünal Işık, Güzelbahçe’de Mustafa Günay, Karabağlar’da Emine Helil İnay Kınay, Karşıyaka’da Behice Yıldız İşçimenler Ünsal, Kemalpaşa’da Mehmet Türkmen, Kınık’ta Sema Bodur, Kiraz’da Nasuh Coşkun, Konak’ta Nilüfer Çınarlı Mutlu, Menderes’te İlkay Çiçek, Menemen’de Deniz Karakurt, Narlıdere’de Erman Uzun, Ödemiş’te Mustafa Turan, Seferihisar’da İsmail Yetişkin, Selçuk’ta Filiz Ceritoğlu Sengel, Tire’de Hayati Okuroğlu, Torbalı’da Övünç Demir, Urla’da Selçuk Balkan, aday olarak gösterildi.
]]>– Cumhuriyet Halk Partisi’nde değişim adına yeşeren umutlarımız ne yazık ki boşa çıkmıştır. Genel Başkan Özgür Özel ve yönetimi, partimizi özüne döndürerek sosyal demokrasi çizgisine oturtacakları, aday belirlenirken ön seçim ve halk anketi yapacakları yönünde Türkiye kamuoyuna verdikleri sözleri tutmamışlardır. Partimizin karar mekanizmalarını istila edenler, yurttaşlarımızın gönlünü kıran, seçmene saygı duymayan yanlış kararlar vermişler, CHP’deki çürümüşlük ayyuka çıkmıştır.

– Gelinen noktada, başta Özgür Özel olmak üzere, genel merkez yönetiminin yarattığı derin hayal kırıklığı içindeyim. 81 yaşımdayım. Aktif siyasi yaşamımı noktalayalı 11 yıl oldu. Hiçbir kişisel beklentim yok. Şan, şöhret, methiye, ödül, rant hırslarım hiç olmadı. Umudum, partimizde reform hareketinin gerçekleşmesiydi. Umudum, geçmişte Dikili’de hayata geçirdiğimiz ve benden sonra sonlandırılan sosyal belediyecilik uygulamalarının yeniden canlandırılmasıydı. Umudum, tıpkı 1989 yılında başardığımız gibi yerel seçim zaferinin ardından partimizin iktidara gelmesiydi.
– “Parti yönetimi halktan büyük değildir. Dikili kararı yeniden değerlendirilsin, hatadan dönülsün” demiştim. Sadece Dikili’de değil, yurt genelinde anti-demokratik biçimde yanlış belediye başkan adayları belirlenerek halkla inatlaşılması en büyük hatalardan biri olmuştur. Unutulmamalıdır ki, halkın coşkun akan seli karşısında hiçbir güç duramaz.
– Ömrünün önemli bölümünü emek, demokrasi, barış mücadelesine adamış bir kişi olarak büyük emekler verdiğim partimden istifa ediyorum. Çünkü bu CHP, bizim partimiz olmaktan çıkmıştır. Saygılarımla…

UĞUR DÜNDAR: ÖZEL TELEFONA CEVAP VERMEMİŞ
Osman Özgüven’in istifa kararını dün akşam Sözcü TV’deki Sözün Gücü programında Uğur Dündar duyurdu. Özgüven’in Cumhuriyet Halk Partisi ve sol kitleler için önemli bir isim olduğunu vurgulayan Dündar, CHP Lideri Özgür Özel’in tutumunu eleştirdi. Dündar, “Özel, Özgüven’in telefon aramalarına cevap bile vermemiş” dedi.
ÖZGÜR ÖZEL ONUN HAKKINDA NELER SÖYLEMİŞTİ?
Osman Özgüven’in istifasının ardından gözler bir yandan da CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e çevrildi. Özel, çocukluk ve gençlik yıllarında yaz mevsimlerini Dikili’de geçirdiğini belirterek, “Özgür Özel’de gördüğünüz ne varsa, ilk tohumlar, ilk filizlenmeler Dikili’de olmuştur” demişti. Özel, Osman Özgüven Belgeseli için verdiği röportajda, “Benim adımın onunla aynı cümlede geçmesi bile hak ettiğimden fazlası olur. Biz ancak Osman Özgüven’i rol model kabul eden, ona benzemeye çalışan solcular olabiliriz” ifadelerini kullanmıştı. Özel, geçtiğimiz 18 Ağustos’ta Bodrum Dibeklihan’da yer aldığı bir panelde şöyle konuşmuştu: “Üç yıl önce Nevşin Mengü’yle Dikili’de bir söyleşiye katıldık. Osman başkan yanıma geldi, ‘Yorgunum, seni dinleyemeyeceğim ama görmeden, alnından öpmeden geçmek istemedim’ dedi. Osman Özgüven’in alnımdan öptüğü o an hayatımda aldığım en büyük ödüldür.”

ÖZEL: OSMAN ÖZGÜVEN’İ BABAM GİBİ SEVERİM
4 Kasım’da genel başkan seçilen Özgür Özel, 14 Aralık’ta Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki belgesel gösteriminin ardından, Özgüven’in elinden tutarak sahneye çıkmış, Yaşam Boyu Onur Ödülü takdim ettikten sonra yaptığı konuşmasında, “Eğer 1984 – 1994 arasında Osman Özgüven Dikili Belediye Başkanı olmasaydı bugün Özgür Özel burada olmazdı. Babam gibi severim” demişti. 16 Aralık’ta Manisa’da gerçekleştirilen CHP Gençlik Kolları Buluşmasında ise Özel, “Yeni dönemde sıradan belediye başkan adayları açıklamıyoruz, suyu bedava veren Osman Özgüvenleri açıklıyoruz” diye konuşmuştu.

ÖZGÜVEN “HATADAN DÖNÜN” ÇAĞRISI YAPMIŞTI
28 Ocak’ta gerçekleştirilen CHP Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi toplantılarında, mevcut Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz tek isim olarak yer almış ve tekrar aday gösterilmişti. Tepki gösteren Özgüven, CHP Genel Merkezi’ne Dikili kararının gözden geçirilerek hatadan dönülmesi çağrısı yapmış ancak daha sonraki MYK ve PM toplantılarında bu konu yeniden gündeme alınmamıştı.
OSMAN ÖZGÜVEN KİMDİR?
1943 yılında İzmir’in Dikili İlçesinde dünyaya gelen Osman Özgüven, Ege Üniversitesi’nden inşaat mühendisi olarak mezun oldu. 1984 yılında SODEP’ten Dikili Belediye Başkanı seçilince inşaat malzemeleri sattığı dükkanını kapattı ve etik değerler gereğince ticari faaliyetlerini tamamen sonlandırdı. Dört çocuğu, dört torunu olan Özgüven’in mal varlığı bulunmuyor. Tek gelir kaynağı ise emekli maaşı.

Siyasi yaşamını SODEP, SHP, CHP ekseninde sürdürmüş olan Osman Özgüven, hem Cumhuriyet Halk Partisi’nin hem de Türkiye ve dünyadaki sol kitlelerin saygı duyduğu önemli bir siyaset adamı olarak tanınıyor. Emek, demokrasi, barış mücadelesinin simge isimlerinden Özgüven, 12 Eylül Darbe yönetiminin baskıcı rejimine karşı ilk örgütlü mücadele zeminini Dikili’de oluşturarak adını duyurdu ve tarihe geçen festivaller düzenledi.
1984–1994 ve 2004–2013 yılları arasında Dikili’deki dört dönem belediye başkanlığı görevinde yerel devrim yaparak tarihe geçti. Sosyal belediyeciliğin ülkedeki en etkili uygulayıcısı oldu. Türkiye ekoloji hareketinin öncüleri arasında yer aldı. İnsan hakları savunucusu olan Özgüven’in en önemli somut başarılarından biri de Türkiye ve Yunanistan halkları arasında on yıllarca ilişkilerin kopuk kalmasından sonra, “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesiyle Ege’deki dostluk kapısını açan önder olmasıydı.
]]>Yapılan incelemelerin ardından Erdoğdu'ya ait villa, Çeşme Belediyesi tarafından mühürlendi ve inşaatı durduruldu. Site sakinleri konuyla ilgili açıklama yapmazken, yönetim tarafından alınan karar ile 'Site sınırları içerisine konuyla ilgili bilgi alacak kimsenin giriş yapamayacağı' bildirildi. Öte yandan villanın eklenti bölümlerinin önümüzdeki süreçte yıkılacağı öğrenildi.
Tadilata bağlı mühürlemenin bölgede sıklıkla gerçekleştiğini söyleyen Ildır Mahallesi Muhtarı Erdem Yavuz, "Bahçeli evlerin ve site alanlarının yoğun olduğu bir bölgedeyiz. Site içinden ev satın alan vatandaşlarımız özellikle bu ev eskiyse tadilat yaptırmak istiyorlar. Bölgede bu tarz durumlarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Site yönetimiyle bir anlaşmazlık olduğunda gerekli incelemeler yapılıyor ve gerekirse tadilat durduruluyor" dedi.
Ildır bölgesindeki villa değerlerinin 500 bin ila 1,5 milyon lira arasında değiştiğini söyleyen gayrimenkul danışmanı Özgür Avşaroğlu ise "Her sitenin kuruluşunda alınmış olan kararlar vardır. O kararlarda site içerisindeki durumlar çerçevelenmiştir. O çerçevenin dışına çıkıldığı zaman site yönetimi ile mülk sahibi problem yaşayabilir. Site içerisinde bir eviniz varsa site yönetimine danışmadan, yönetimin almış olduğu kararları bilmeden herhangi bir şeye girişilmemesinde fayda vardır" diye konuştu.
ERDOĞDU: KOMŞULARIM NE YAPMIŞSA BENZER TADİLAT
İddialarla ilgili açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu ise "Diğer komşularım ne yapmışsa benzer tadilatların yaptırılmasını rica ettim" dedi.
]]>
SEÇİMDEN SONRA YİNE ZAM
“22 yıldır iktidarda olan bir siyasal parti eğer bu ülkede vatandaşını simit alamaz noktaya getirdiyse, bu iktidarın hangi başarısından söz edeceksiniz.
Bir simit 10 lira olmuş, zam yapıp 15 liraya çıkıyor ve iktidar baskısı ile bu zam geriye alınıyor. Zamdan da vazgeçilmiş değil, seçimden sonra yine zam gelecektir.
Merkez Bankası Türkiye’nin en köklü ve ciddi kurumlarından biridir. Ama bu iktidar döneminde bu kurum da yıpratılıyor. Bankaya başkan dayanmıyor. 22 yıldır bu ülkenin köklü kurumlarını hâlâ tanıyamadılar. Merkez Bankası’na içerden atama yapılmalıdır. İthal isimlerle yönetim olmaz, bankayı bilen başarılı ismiler var, yoksa istikrar da olmaz, yönetim de kalıcı olmaz. Bu iktidarın bazı başarıları da var, haksızlık yapmamak lazım. Mesela yandaşlara hizmet etme başarısı var. Yollar yaptık, köprüler yaptık diyorlar ama nasıl yaptılar? Bir liralık işi 100 liraya yaptılar. Aradaki 99 lira yandaşlara gitti. Milyarlarca dolar 5’li çetelere gitti. Geçiş garantileri, yolcu garantileri dolayısıyla vatandaşın cebinden yine para çıkacak, soygun bitmiş değil…”
YAKINDAN İZLİYORUM
“Türkiye gibi sorunları çok fazla olan ve giderek artan bir ülkede, her yurttaşın ülke sorunları konusunda irade beyan etmesi gerekir ve çok da doğaldır. Bu açıdan siyaseti ve iktidar sahiplerinin yaptıklarını yakından izlemek doğrularına doğru, eğrilerine eğri demek de hepimizin ortak görevi… Ben de onu yapıyorum, izliyorum. Sıcak siyasetin içindeyken siyasette derinleşme konusuna yeterince zaman ayıramıyorsunuz. Bu derinlik için özellikle akademik dünya ile ve iş dünyası ile konuşmanız lazım. Bu görüşmelere de en az üç dört saat zaman ayırmak gerekiyor. Ben şimdi onu yapıyorum ve onun için de günlük yoğunluğum devam ediyor.”
Özgür Bey, çok tecrübelidir
Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı’nı devrettikten sonra parti Genel Merkezi’ne gitmediğini belirtti. ‘’Özgür Özel ile halef selef olarak baş başa bir yemek yediniz. İlk buluşma nasıl geçti? Partiyi ve seçimleri mi konuştunuz? Kendisine tecrübelerinizi mi aktardınız?’’ diye sorunca, ‘’Özgür Bey partimizdeki çok tecrübeli bir siyasetçidir, yıllarca grup başkanvekilliği yaptı, grup başkanlığı görevinde bulundu. O yemekte genel siyaseti konuştuk, yerel seçimleri ele aldık, fikirlerimizi aktardık, ülke sorunlarını görüştük ’’ yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu, “Televizyonda takip ettiğiniz bir program ya da dizi var mı? Mesela İnci Taneleri çok gündemde, seyredebildiniz mi?’’ soruma ise “Tiyatro ya da sinemaya gitmeye, sosyal aktivitelere şimdilik vakit ayıramıyorum. TV dizilerine de vakit ayıramıyorum. İnci Taneleri dizisini duydum, gazetelerden konusunu da okuyorum ama henüz seyretmeye fırsatım olmadı’’ dedi.
Yerel seçimlerde halkımız partimiz gerekeni yapacak
Kılıçdaroğlu, her gün evinden çıkıp Eskişehir yolundaki Mustafa Kemal Mahallesi’nde bulunan ofisine gidiyor. İki katlı ofisin kirasını, su, elektrik, personel gibi masraflarını da kendi bütçesinden ödüyor. Gün boyu hiç eksik olmayan ziyaretçileriyle görüşüyor. SHP-SODEP ve CHP’nin yanı sıra diğer partilerde yıllarca siyaset yapmış politikacılar da kapısını çalıyor. Ziyaretçileri arasında DYP-SHP koalisyon hükümetinin bakanları da var. Ofis tutma gerekçesini de şöyle açıkladı: “Görüşmek, dertleşmek fikirlerini aktarmak isteyenler oluyor, misafirlerimi evde kabul etme şansım yok, burada daha rahat görüşme imkanı oluyor.’’
BELEDİYELERİ ALACAĞIZ
Kılıçdaroğlu CHP’nin 2019’daki yerel seçimde önemli başarılar elde ettiğini ve adaylarının Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, Antalya gibi şehirleri kazandığını hatırlatarak, 31 Mart 2024 seçiminde de bu başarısını sürdüreceğini söyledi. ‘’11 büyükşehir belediye başkanlığımız var. CHP bu seçimde de başta Denizli, Bursa, Balıkesir ve Manisa olmak üzere birçok büyükşehiri il, ilçe ve belde belediyesini daha kazanacaktır. Tüm yurtta CHP’li belediyelerin sayısının artacağına inanıyorum. 2019’da Bursa gibi az farkla kaybettiğimiz iller olmuştu. Bu kez o illeri de kazanıp büyükşehir sayısını arttıracağız. 2019’da yapılan yerel seçimlerde umudu nasıl yeşerttiysek, 31 Mart 2024 seçiminde de partimiz ve halkımız gerekeni yapacaktır’’ diye konuştu.
]]>“ACİL İHTİYAÇLARI BÜYÜK ÖLÇÜDE GİDERMİŞ OLACAĞIZ”
Deprem bölgelerinde konut teslimleri gerçekleştirdiklerini ifade eden Erdoğan, “Dün Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinin birinci yıl dönümünde deprem şehitlerimizi Fatihalar ile yad ettik. Bir yılda deprem bölgesinde yapılan çalışmaların icmalini çıkartırken inşası tamamlanan konutların kura çekimi ve anahtar teslimi törenlerini gerçekleştirdik. Daha önceki günlerde de Hatay ve Gaziantep’te aynı törenleri yapmıştık. Bugün de biraz sonra Harran Üniversitemizin spor salonunda Şanlıurfa’da inşası tamamlanan 1314 konutun kura çekimi ve anahtar teslimi törenine katılacağız. Allah’ın izniyle yıl sonuna kadar deprem bölgesinde 200 bin konutun teslimini tamamlayarak acil ihtiyaçları büyük ölçüde gidermiş olacağız” dedi.
“BOŞA HARCAYACAK ENERJİMİZ YOKTUR”
Erdoğan, 31 Mart seçimleri için çok çalışacaklarını belirterek şunları söyledi;
*Artık hepimize düşen görev, cumhurbaşkanıyla, bakanlarıyla, teşkilatıyla el ele vererek önce adaylarımızın seçilmesini ardından da onlar vasıtasıyla şehrimize en güzel hizmetlerin getirilmesini sağlamaktır.
*Geçmişte bizimle yol yürüyüp de şimdi çeşitli gerekçelerle yolunu değiştirenlerin tercihleri, kendilerini ilgilendirir. Herkes siyasetçi olabilir ama devletçi olamaz. Keşke her zaman her durumda ideal olanı elde edebilsek.
*Bu olmuyorsa bize düşen mümkün olanı değerlendirmektir. Dolayısıyla bizim bu tür tartışmalarla kaybedecek ne vaktimiz ne de boşa harcayacak enerjimiz vardır. Hep birlikte işimize bakacağız.
*Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya. Mesele yatırımlarla şehrimize eser kazandırmaksa, insanımıza hizmet etmekse; bu hususlarda üzerimize kimseyi tanımıyoruz. Ancak kimsenin bizi kendi kısır tartışmaları içine çekmesine de izin vermeyiz.
*Hedefimiz; 31 Mart’ta sandıkları patlatarak Şanlıurfa’yı büyükşehir ve ilçeleriyle ‘Türkiye Yüzyılı’na hazırlamanın yollarını aramak, alt yapısını kurmak, adımlarını atmaktır. Buna var mıyız? Buna hazır mıyız? Allah’ın izniyle birazdan sizlerin huzuruna çıkartacağımız belediye başkan adaylarımızla bunu başaracağız.
“TÜM OYUNLARI BİRER BİRER BOZDUK”
*Türkiye ne zaman önündeki fırsatları değerlendirerek gelişme, kalkınma, büyüme hızını artırsa; hemen kirli senaryolar devreye giriyor. Geçtiğimiz 21 yılda buna defalarca şahit olduk. Hatırlarsanız 2011 seçimlerinin ardından 2023 hedeflerimizle büyük bir atılımı hayata geçirmiştik.
*Bu büyük hamlenin önü, 2013 Gezi olayları ile başlayıp, farklı amaçlarla hala devam ettirilen bir dizi engelle kesilmeye çalışıldı. FETÖ ihanet çetesinin darbe girişimleri, bu oyunun bir parçasıydı. PKK ve DHKP-C gibi terör örgütlerinin harekete geçirilmesi, bu oyunun bir parçasıydı. Çukur terörü ile şehirlerimizin bizden kopartılmak istenmesi, bunun bir parçasıydı. Bölgemizin karıştırılması için kurulan proje terör örgütü DEAŞ’ın üzerimize salınması, bu oyunun bir parçasıydı.
*Sınırlarımız boyunca kurulmaya çalışılan teröristan, bu oyunun bir parçasıydı. Komşularımızla ve kimi müttefiklerimizle yaşadığımız pek çok gerginlik de bu oyunun bir parçasıydı.
*Ekonomimizi çökertmek için yürütülen gizli açık operasyonlar, bu oyunun bir parçasıydı. Hamdolsun milletimizle omuz omuza vererek, tüm bu oyunları birer birer bozduk. Hedeflerimize adım adım yürüdük” diye konuştu
CHP’Yİ HEDEF ALDI
*Milletimiz bu sınamaları alnının akı ile verirken muhalefet sınıfta kaldı. Burada birinci derecede sorumluluk CHP’ye ait. Lafa gelince cumhuriyetin kurucu fırkası olmaktan dem vururlar. İşlerine geldikçe Cumhuriyetimizin banisini istismar ederler. Kirli ittifakları gizlemek için tek ayak üstünde kırk yalan söylerler.
*Beşinci kol operasyonlarına alet olmaktan geri durmazlar. Ortak çıkarlardan kopmuş siyasetin nerelere varacağının örneğini CHP siyasetinde gördük. Bu parti, Gezi olaylarına sahip çıktı. Bu parti, FETÖ kumpas kasetlerini Meclis kürsüsüne taşıyarak darbe girişimine ortak oldu.
*Sınırlarımıza dayanan PKK/YPG mensuplarını yurtsever diye sahiplenip, Cumhuriyetimizi hiçe saydı. Darbecilerin tanklarına alkış tutarak, milli iradeye ihanet etti. Yapmamaları gereken ne varsa; hepsini yaptı hala da yapıyorlar. CHP zihniyetinin vatandaşımızın hayalleri ile bağı kalmamıştır. Bu partiye oy verenler, en büyük mağdurdur. CHP, siyasi mihengini kaybetmiştir. Sürekli yörüngeden yörüngeye savrulan bir partiye dönüşmüştür” dedi.
“MEVCUT BAŞKANLARI DA AYNI YANLIŞTA İLERLİYOR”
*Dünkü saldırı ile bir kez daha gördük. Bu saldırıyı yapan teröristlerin en büyük hamisi, CHP yöneticileridir. Özgür efendi genel başkan seçildiği kongre kürsüsünden, bu örgütün elebaşına bizzat selam gönderdi. Bazı CHP’lilerin teröristler için soru önergeleri bile var. Bu parti, terör örgütünün siyasi uzantısı ile yoldaşlık yapıyor. Terör örgütleri, CHP’yi emellerine ulaşmak için koçbaşı olarak kullanmakta.
*Rotasını kaybeden CHP, Türkiye’ye dair hesapları olan odakların oyuncağı haline geldi. Asıl suçlu, CHP yönetimidir. Eski başkanları, bu şekilde bir netice elde edeceğini sandı ama sandıkta 13 defa kırmızı kart gördü. Mevcut başkanları da aynı yanlışta ilerliyor. Şu anda CHP kendi bünyesinde adeta bir iç savaş yaşıyor.
*Eskisinin bir tarafta yenisinin bir tarafta birbirine kılıç salladığı bu savaşın ne zaman biteceğini kimse bilmiyor. ‘Türkiye Yüzyılı’nın en büyük kazanımı, bu kısır muhalefet zihniyetinden kurtulmamız olacak. 31 Mart seçimlerinde Şanlıurfa başta olmak üzere şehirlerimizin tamamında alacağımız netice ile milletimize layık olduğu eser ve hizmetleri sürdüreceğiz.
]]>İki kutup arasına sıkışmış siyasete yeni bir alan açmak, milletimize umut olmak, çare olmak için bir adım attık. Genel İdare Kurulumuzda uzun ve kapsamlı değerlendirmelerin ardından, siyasi yolculuğumuzu tek başımıza yapma kararı verdik. Bunun hem tabanımızda hem de parti teşkilatlarımızda büyük bir heyecan yarattığını, karşılık bulduğunu da görüyoruz. Yaklaşan yerel seçimlerde en güçlü adaylarla, en doğru, en yararlı ve verimli projelerle halkımızın karşısına çıkmaya karar verdik. Bu tutum önce iktidar çevrelerinde büyük bir rahatsızlık yarattı.
– Neden?
Çünkü iki kutuplu siyaset anlayışında, Erdoğan ve çevresi oluşturduğu kamplaştırma stratejisi ile bir konfor alanı yaratmış ve taraftarlarını konsolide etmişti. Öte yandan muhalefetin bir kısmı da bu kamplaşmadan bir anlamda yararlanmış, kendi konfor alanlarını inşa etmişti. Her iki tavra da onay vermeyen, iki yumruk arasına sıkıştırılmış bu siyaset anlayışından kurtulmak isteyen, reel siyasete değer veren geniş halk kitleleri vardı. İşte biz reel siyaset üretmek ve milletimize alan açmak için yola çıktık. Proje, kadro ve çözüm odaklı bir anlayışla yola çıktık, kazanmak için yola çıktık. Ve bu yolculukta milletimiz bizim çözüm ortağımız olacak. Bu tutumumuz, pek çok çevrede rahatsızlığa yol açtı, bunu açıkça görüyoruz. Ve siyasal elitlerde rahatsızlık yaratan tavrımız, halkımızda da bir umut ve heyecana yol açtı, bunu biliyoruz. Söz konusu çevrelerin rahatsızlığına vurgu yapmak için kullanılan bu ifade yaşanan tablonun özetiydi. Bunun halkta büyük bir karşılığının olduğunu da memnuniyetle gördük.
OYLARI BÖLMEK İÇİN ADAY DEĞİLİM
– CHP’nin güçlü isimlerinden biri Ahmet Akın’la yarışıyorsunuz. Rakibinizi nasıl bilirsiniz?
Sevgili Ahmet benim çok eski bir arkadaşımdır. Ve rakibim değildir. Rakibim AKP’nin ceberrut anlayışı, yalana, talana ve ranta bulaşmış yaklaşımıdır. Eminim ki Ahmet Bey’in de rakibi ben değilim AKP’dir. Dolayısı ile Balıkesir önümüzdeki iki ay, gerçek bir demokratik rekabete tanık olacak. Proje, kadro, vizyon, deneyim ve samimiyet mücadelesini yaşayacak.
– Balıkesir’de kazanma şansınızı nasıl görüyorsunuz?
Partim, ben ve ekibim Balıkesir için büyük bir şans olduğumuzu biliyoruz. Balıkesir’i modern medeni ve gerçek bir kent yönetimi ile buluşturmaya hazırız ve kararlıyız. Ve Balıkesir halkının ferasetine, samimiyetine güveniyoruz. Kazanmak için yola çıktık. Daha doğru bir ifade ile, Balıkesir’in kazanması için yola çıktık ve inanıyorum ki 31 Mart akşamı tüm Balıkesir kazanacak, bir tarih yazılacak.
– Adaylığınızın CHP’nin oyunu bölüp AKP’ye kazandırma hamleleri olarak görülmesine ne cevap vereceksiniz?
Tüm analizleri değerli ve önemli görürüm, ancak bu iddia doğru değil. Ben, partim ve ekibim AKP’ye kaybettirmek, Balıkesir’e kazandırmak için yola çıkıyoruz ve bunu başaracağız. Oyları bölmek için değil, oyları toplamak ve toparlamak için adayım ben. Her kesimden oy alacağımı biliyorum, AKP’den memnun olmayan önemli bir kitlenin de bizi destekleyeceğini biliyorum.
RANT, TALAN, YALAN
– Balıkesir’e dair idealiniz ne?
Halktan büyük bir talep vardı, tabanımız arzu etti, teşkilatlarımız istedi ve ben de varım, hizmete talibim, bölgem için hizmetkâr olmaya hazırım dedim ve arzu ettim. Balıkesir çok kötü yönetiliyor ve bunu hak etmiyor. Çok önemli siyasi deneyim kazandım son 30 yıldır. Ciddi bir yurt dışı deneyimim var, vizyonum var, yönetim kabiliyetim var. Bunları Balıkesir’imizin emrine tahsis etmekten onur duyacağım.
– Balıkesir’in sorunlarının başlıcalarını sorsam…
Tipik bir AKP belediyeciliğin getirdiği sorunlar var elbette. Rant, talan ve yalan. Doğanın ihmal edildiği, çevrenin katledildiği, modern kent bilincinin yok edildiği bir Balıkesir var ne yazık ki. İki denize kıyısı olan, medeniyetlere ev sahipliği yapmış, doğanın tüm güzellikleri cömertçe bahsettiği Balıkesir’i kocaman bir köyden modern, konforlu, keyifli bir kente çevirmek için kolları sıvadık.
Asıl muhalefet edilecek olan iktidardır
– Muhalefete muhalefet edilir mi, edilmez mi?
Muhalefet etmek, eleştirmek kavramları çok değerlidir. Ben mesela eleştirilmekten çok mutlu olurum, sadece yalan ve iftiraya itirazım var. Eleştiriler eleştirilene çok şey katar eğer bundan ders çıkartmasını bilirse. Dolayısı ile hiç kimse eleştiriden arı değildir. İktidara muhalefet edilir, muhalefete de muhalefet edilir. Hatta muhalefete muhalefet edene de itiraz edilir. Tüm bunlar en doğruyu en iyi bulabilmek için değerlidir, anlamlıdır. Ancak elbette burada asıl muhalefet edilecek olanın iktidar olduğunun altını çizmek isterim. 22 yıldır ülkeyi yöneten, hukuku ayaklar altına alan, demokrasiyi örseleyen, toplum kesimlerini ayrıştıran, güzelim ülkeyi ranta, yalana ve talana teslim eden anlayıştan kurtulmak temel hedefimiz ve önceliğimizdir.
– Millet İttifakı dağıldıktan sonra İYİ Parti’nin hedefinde eski ortağı CHP var. Sayın Akşener grup toplantılarında ya da meydanlarda sıkça CHP’yi eleştiriyor. Bu ittifakın bu kadar kısa sürede dağılması ve gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İttifak toplantıları bir yıldan uzun sürdü. Değerli çalışmalar yapıldı. Türkiye için kapsamlı çözüm önerileri ve anayasa teklifleri hazırlandı. Ve siyasetin farklı yelpazesini temsil eden siyasi partiler, bir masanın etrafında toplanabildi, konuşabildi, tartışabildi. Türkiye bu deneyimden mutlaka yararlanacaktır. Ancak bildiğiniz gibi sonuç alınmadı. Bunun elbette nedenleri var. Gelinen noktada iki kutuplu ve ittifaklı siyasetten ülkenin kurtulması, milletimizin iki yumruk arasından çıkartılabilmesi önemli ve gerekliydi, biz de bunu yaptık. İlerleyen dönemde, şartlar neyi gerektirir, ülkenin ihtiyacı neyi gerektiği o gün değerlendirilir. CHP’yi eleştirmemize gelince… Az önce ifade ettiğim gibi herkes eleştirilir, eleştirilmelidir de. Biz de eleştiriliyoruz ve bunları dikkatlice takip edip ders çıkartıyoruz. Öte yandan CHP’nin asıl muhalefet edeni kendisi, biz değiliz. Üçlü bir sacayağı modeline döndü ne yazık ki CHP yönetimi. Kamuoyuna yansıyan ve yansımayan iç tartışmalar aslında bizim açıktan yaptığımız eleştiri ya da değerlendirmelerden daha yoğun.
EKREM BEY’İN ERDOĞAN’A BENZEMEYE BAŞLAMASI BENİ ÜZDÜ
– Saraçhane ittifakı olarak literatüre geçen, Akşener ile İmamoğlu’nun kucaklaşma fotoğrafları nasıl oldu da bugün “Saray’dan değil Saraçhane’den sansürleniyoruz” noktasına geldi?
Hem Sayın Akşener, hem de ben, Pınarhisar’da da bulunduk, Saraçhane’de de. Çünkü her ikisinde de haksızlık vardı ve biz haksızlığın karşısında amasız fakatsız dimdik dururuz ve duracağız. Saraçhane fotoğrafı Türk demokrasi tarihine geçecektir. O gün sabah sayın Akşener’le bir toplantı yapmıştım. Genel bir değerlendirmenin ardından ben İstanbul’a doğru yola çıktım. Bir süre sonra kendisi beni aradı ve Sayın İmamoğlu ile ilgili verilmiş kararın haksızlığına vurgu yaparak İstanbul’a destek olmak için gideceğini ifade etti. Ben de katılmak istediğimi ifade ettim ve Saraçhane’de buluştuk. Bana göre bu tablo bir liderlik örneği, bir samimiyet örneğiydi, ancak bugün gelinen noktada Ekrem Bey’in Erdoğan’a benzemeye başladığını görmek beni gerçekten üzdü. Parası ödenmiş billboardlara sansür uygulayan bir anlayış sayın İmamoğlu’na yakışmadı.
– Afişlerin CHP tarafından engellendiğinden emin misiniz, Emin misiniz?
Evet, eminiz. Billboardlar belediye tarafından özel bir şirkete kiralandı, şirket de bunları siyasi partilere kiralıyor. Uygulama böyle. Billboardlardaki afişlerin denetimi 1 Mart’a kadar belediyede, sonrasında ise YSK’da. Biz afişlerimizi hazırladık, billboard’ların kiralarını ödedik, ancak kullanım günü geldiğinde firma bizimle iletişime geçerek, ‘afişleri asamayacağını’ söyledi. Bakın: Kiralanmış ve parası ödenmiş! İzin verilmedi. Aynı zamanda firma, baskının belediyeden geldiğini de bize ifade etti. Buna dair değerlendirme yapan bir CHP’li yetkili, afişlerde partisinin adı geçmemesine rağmen, “Afişler bizi eleştiriyordu, o nedenle engellendi” tarzında açıklamalar yaptı. Türkiye bunları not ediyor, Türk demokrasisi tüm yaşananları kayda geçiyor, hem de milletimizin şahitliğinde.
– “Keşke böyle olmasaydı” dediğiniz zamanlar var mı? Süreci buraya getiren ne oldu?
Neredeyse 30 yılı bulan siyasi hayatımda elbette keşkelerim oldu, ancak her bir keşkemden ders çıkardım. Geçtiğimiz cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek adam rejimine, bu ceberrut anlayışa ‘dur’ denilebilirdi, olmadı. Sürece dair herkesin kuşkusuz çok değerli görüşleri var, benim de var. Şimdi önümüze bakmak, yerel seçimlerden zaferle çıkmak, AKP’ye ders vermek ve ilk genel seçimlerde bu ceberut, despotik anlayıştan kurtulmak temek hedefimiz.
– AKP’de uzun yıllar siyaset yaptınız. Bugün iktidar partisi yetkilileri, muhalefetin içinde bulunduğu dağılmışlık için ne düşünüyordur sizce?
Muhalefetin bir arada olmak gibi bir zorunluluğu yok bana göre. Doğru muhalefet yapmak, umut olmak, çözümün adresi olmak gibi bir sorumluluğu var. Biz de bunun için çaba harcıyoruz. Tüm zorluklara ve engellere rağmen, gece gündüz gayret içindeyiz, çabalıyoruz, milletimizle buluşup kendimizi, kadrolarımızı, projelerimizi ve Türkiye hayallerimizi anlatıyoruz. İnanıyorum ve eminim mutlaka başaracağız.
]]>
CHP Mezitli İlçe Başkanı Ulaş Yılmaz, partilerine katılımının kendilerini mutlu ettiğini ifade ederek, başka katılımların olabileceğini de dile getirdi.
CHP’YE DESTEK AÇIKLAMASI
Konu ile ilgili yapılan destek toplantısında, İYİ Parti Mezitli İlçe Başkanı Erhan Antalyalı, Ahmet Serkan Tuncer’i desteklemek amacıyla istifa etme kararı aldıklarını belirterek;
“5.5 yıldır İyi Parti’de görev alıyorum. 31 Mart 2024 yerel seçimlerde Ahmet Serkan Tuncer başkanımızı desteklemek için; ben, yönetim kurulum, divandaki arkadaşlarım ve meclis üyesi arkadaşlarım ile istifa etme kararı aldık. Başkanımızın güzel bir yol alacağından eminiz. Şimdiden kendisini kutlar, başarılarının devamını dilerim” dedi.

“TEK HEDEFİMİZ DAHA İYİ HİZMET ALMAK”
İYİ parti Mezitli eski İlçe Başkanı Hüseyin Çelik ise Ahmet Serkan Tuncer’in adaylığın süresince gece gündüz demeden çalışacaklarını ifade ederek şunları söyledi;
*Ben CHP yönetimine ve mensuplarına yabancı olan bir insan değilim. Biz Ahmet başkanımla aynı dönem İlçe Başkanlığı yaptık. Kendisiyle birçok anlamda istişarede bulunduk. Hep birlikte mücadele verdik. 2019 seçimlerinde aday olmamasına rağmen çalışmasına birebir şahit olduk.
*Hepimiz Mezitli de yaşıyoruz ve Mezitli’nin çok iyi hizmet almasını istiyoruz. Geldiğimiz şartlar, Ahmet başkanın yanında olmamız gerektiğini anlattı. Arkadaşlarım partiden istifa ederek, açık ve net destek vermek amaçlı buraya toplandılar.
*Tek amacımız, Mezitli’nin daha iyi hizmet alabilmesidir. Ahmet Başkan’ın bugüne kadar başkanlık yapanların verdiği hizmetin üstüne katarak devam edeceğinden eminiz. Kendisiyle alakalı söyleyecek çok şeyimiz var.
*Bizde artık buradayız. CHP bayrağı’nın belediye de dalgalanmaya devam etmesi ve Mersin’e örnek olacak farkla seçimi kazanması için gece gündüz demeden çalışacağız. Başka şansımız yok. Tavanda her ne kadar ittifaklar olmasa da tabanda ittifaklar oluyor. Bugün bunu Mersin’de yaşıyoruz.

TUNCER: AMACIMIZ BİR, HEDEFİMİZ BİR
Son olarak, Mezitli Başkan Adayı Ahmet Serkan Tuncer ise hayalinin doğup büyüdüğü kente Belediye Başkanı olmak istediğinin altını çizerek konuşmasında şu ifadelere yer verdi;
*Bana verdiğiniz sözü tutmanız beni çok mutlu etti. Biz bir aileyiz. Mezitli’nin her sokağında ve köşesinde sizinle çalıştım ve şimdi de çalışacağım için çok mutlu ve gururluyum. İyi ki geldiniz. Amacımız bir, hedefimiz bir. Mersin ben doğduğumda köydü, belde oldu, kasaba oldu ve il oldu.
*Üniversiteden sonra kendime hedef koydum ve Belediye Başkanı olacağım dedim. Doğduğum kenti çok seviyorum. Bize gelenlere kim olduklarını sorgulamadan, hangi partilisin demeden sorunlarına odaklanmayı borç bildik.
*Bana inanmanız çok kıymetliydi. Benim için çok kıymetlisiniz ve hep birlikte Mezitli’yi yöneteceğiz. 1 Nisan sabahı türküler ve alkışlarla Belediyeye beraber çıkacağız.
*Önümüzdeki süreçte sağ-sol demeden, hep beraber olup Mezitli’ye hak ettiği değeri hep beraber vereceğiz. Bana güç ve kuvvet verdiniz.
]]>Burada konuşan Özel, “31 Mart seçimlerinde eğer CHP belediyelerine oy verirseniz, böyle halkçı belediye başkanları ve bu kadar hizmetler sizin beldenize, ilçenize, şehrinize gelebilir. Onun için de yapılması gereken CHP’nin belediyecilik anlayışına sahip olacak olan belediye başkanlarımıza Anadolu’nun dört bir yanında, 976 ilçe ve 81 ilde oy vermektir” dedi.
Milli Mücadele Köşkü açılışında Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in konuşmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, söz aldı. Yavaş, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlerde CHP’li belediye sayısını artıracaklarını kaydetti. Özel ise açılışta yaptığı konuşmada, “Bugün burada bir açılış törenindeyiz, benim için çok önemli bir gün. Benden önce hem CHP’ye hem devletimize hem Ankara’ya çok önemli hizmetler etmiş, hepimize emeği olan ve Türkiye’ye emeği olan, bundan sonraki süreçte de varlıkları ile hepimize yol gösterecek olan üç sayın genel başkanımın huzurunda buradayım. Üçüne de katılımları, partimize, ülkemize, hepimize yapmış oldukları katkıları için minnetlerimi sunuyorum” dedi.
“CUMHURİYET DEĞERLERİNİ AŞINDIRMA PEŞİNDELER”
Özel, konuşmasında şunları söyledi:
– Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Tarihini bilmeyen milletler yok olmaya mahkumdur’ der. Bozkırın ortasında bir Avrupa başkenti yaratmış, bir büyük vizyondan bahsediyoruz. Onun partisinde siyaset yapmanın, üye olmanın gururunu hepimiz taşıyoruz. Birileri başka bir Ankara düşlüyor. Ankara’nın köklü kurumlarını, devletin köklü kurumlarını İstanbul’a taşıyorlar, taşımayı hayal ediyorlar. Ankara’ya burun kıvırıyorlar çünkü bu Ankara’nın Gazi’nin Ankara’sı ve onun büyük vizyonu olduğunu biliyorlar. Cumhuriyetin kurucu kadrolarına duydukları husumetle, Cumhuriyeti Cumhuriyet yapan değerlerle yaşadıkları çelişkilerle bir aşındırmanın telaşı içindeler.
– Ne diyorlar? ‘Biz 150 yıldır bunlarla karşı karşıyayız. Onlar 150 yıl önce genç Türklerden CHP akımıdır. Biz bu genç Türklerin karşısındayız, o gün bugündür karşı karşıyayız’ diyorlar. Ben öyle ayırmak, kutuplaşmak ve çatışmaktan yana değilim. Ama madem ki ‘150 yıldır onlar başka tarafta’ diyorlar, evet biz 150 yıldır tek adam yerine meclisleri savunuyoruz. 150 yıldır buyruklar yerine anayasayı savunuyoruz. Biz İkinci Meşrutiyet için can vermeyi göze alanlarız. Biz Sevr’i yırtıp atıp, Lozan’ı yapanların yolundan yürüyoruz. Biz Ankara fetvasını veren Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi’nin yolundan yürüyoruz. Biz Altıncı Filo’nun karşısına geçip, onları denize dökenlerin, Denizlerin yolundan yürüyoruz.
– Biz meşrutiyet ilan edenleriz, meclis kuranlarız, tek adam iradesine karşı anayasa yapanlarız, rejime kasteden anayasa değişikliklerine karşı halkın iradesini, toplum sözleşmesini savunanlarız. O yüzden 150 yıldır yürüdüğümüz yoldan da peşinden gittiklerimizden de kurduklarına sahip çıkmaktan da çok memnunuz. O yüzden yaşasın Cumhuriyet, yaşasın CHP diyoruz.
“GÖÇ ALAN KENTLER, İLÇELER CHP YÖNETİMİNDE”
– CHP’li belediye ne demek derseniz, önce dürüstlük, temizlik, şeffaflık, halka hizmet, rant yerine ve rantçılık yerine halkçılık, müze, yeşillik, orman, insan demek. Sosyal donatı alanlarına, parklara, bahçelere, sosyal yardımlara önem vermek, halkçı belediyecilik yapmak demek.
– Göç alan kentler, ilçeler CHP yönetiminde. İnsanların göç edip ayrılmak istediği yerleri başkaları yönetiyor. Herkesi Çankaya’ya getirebilir, herkesi Yenimahalleli yapabilir miyiz? Herkes Karşıyaka, Kadıköy’de oturabilir mi? Olmaz. Ama 31 Mart seçimlerinde eğer CHP belediyelerine oy verirseniz, böyle halkçı belediye başkanları ve bu kadar hizmetler sizin beldenize, ilçenize, şehrinize gelebilir. Onun için de yapılması gereken CHP’nin belediyecilik anlayışına sahip olacak olan belediye başkanlarımıza Anadolu’nun dört bir yanında, 973 ilçe ve 81 ilde oy vermektir.
“BÜTÜN ADAYLARIMIZA KEFİLİZ”
– Biz her birisiyle gurur duyuyoruz, bütün adaylarımıza kefiliz. Ayrıca ilk kez CHP’li olacak belediyeler mevcut başkanlarımızın deneyimlerinden yararlanacaklar. Kardeş belediye uygulamalarından yararlanacaklar. CHP’nin Avrupa’daki ve dünyadaki siyasi akrabalarının yönettiği kentlerle kardeş belediye olacaklar. O kentler çok kısa zamanda CHP’nin yönettiği bu güzel kentlere benzemeye başlayacak.
]]>IRAK’IN KUZEYİNDEKİ SALDIRI
– Üç hafta önce 12 vatan evladının acısı yüreğimizi yakarken bu sefer yine aynı üs bölgesinden 9 vatan evladımızın şehitlik haberini aldık. Şehitlerimize allah’tan rahmet diliyoruz. Ailelerine, TSK’ya başsağlığı dileğimizi iletiyorum. Son üç ayda aynı üs bölgemizde 19 Mehmetçiğimizi kaybettik. Aynı ezberi tekrar edenler bizi de susmaya, onlardan hesap sormamaya davet ettiler. Ülkede kötü giden şey varsa eleştirirsiniz. Ama birileri bir kararı verir ve tartışmayın der, şehit haberleri gelir tartışmayın… Evlatlarımızın kanı üzerine başka evlatlarımızın kanı akar… Evlatlarımızın kanı akmayacak biz bunun için konuşuyoruz, buna itiraz ediyoruz. Beylerin ezberini bozduk.
– Geçici üs bölgeleri) Bu kararları kim aldı? Niye inat ediliyor? Sorularımıza yanıt vereceksiniz, eksik varsa gidereceksiniz dedik. Dediler ki ‘Biz bilgi vermeye gelmeyiz.’ Sorumluluğunuzu sizinle paylaşmayız, sorumlularla aynı A-4’te buluşmayız dedik. Onlar için terörü kınamanın bir kıymeti yok, yanlarında durmanızın bir kıymeti var.
“ERDOĞAN’IN PEŞİNE TAKILMAYACAĞIZ”
– Onlar için doğruları savunan yok, onların iktidarını sarsmamanın kıymeti var. Provokasyon yapıp cenazelere militanlarını götürmeye kalktılar. Maalesef 9 eve daha ateş düştü. Aynı zafiyet, aynı üs… Yine kınama yayımlayalım dediler. Bugün iki bakan gelmedikler Meclis’e bugün geliyorlar. Bekliyoruz ki sorularımızı yanıtlayacaklar. CHP’ye imza atmadı diye vatan haini diyenler uzaklardan iyi dinlesin…
– O gün biz imza atmadık, bugün Meclis Başkanı bildirge kaleme almış. Partilere yollamış. Bu kez Saadet- Gelecek- DEVA ve DP imzalamadı. CHP kendi bildirgesini imzaladı, bugün CHP’nin bildirgesini sunuyoruz. AKP-MHP- İYİ Parti de kendi bildirgesini sunuyor. Kim kimin yanında duruyor hepsi belli olsun.
İYİ PARTİ’YE AKP VE MHP’DEN AYRILMA ÇAĞRISI
– İYİ Parti’nin de kendi bildirgesini imzalamasını ümit ediyoruz aksi durum hepimizi çok üzüyor. Eleştiri olacak, birilerinin rahatı bozuluyor. Sen babaevinde, CHP’de dur gör bak zaman seni nasıl haklı çıkılacak. Tayyip Bey’in peşine takılmayacağız, sonunda haklı çıkıp biz başaracağız.
– Anaların göz yaşının, alın terinin rengi olmaz. Sizin için başaracağız. AKP sadece hayat pahalılığı yaratmadı, sadece toplumsal barışı zafiyete uğratmadı. Sadece Türkiye’yi yalnızlaştırıp kötülük yapmadı, onlar devletin genleriyle oynadılar. Hassas gelişmeler olduğunda yürütmenin başı, bakanları, üst düzey görevliler gider başta ana muhelefeti bilgilendirirler, ayrıca Genel Kurul’a bilgi verirlerdi.
– Siz gelenekleri terk ederseniz, CHP’nin taleplerini ötekileştirirseniz, siz eğer yeniden şehitlerimizin geldiği gecede bazı liderleri arayıp bazı liderleri aramazsanız siz her şey olabilirsiniz ama devlet insanı olamamışsınız demektir. Bazı telefonların gelmesi gelmemesinden daha kötüdür. Gelmeyen telefonla gurur duyuyorum. Erdoğan’ın gelecek tahayyülünde yer almamak CHP için onurdur.
– Bugün bakanlar gelecek, doğrusunu yapıyorlar. Orada olacağım. Ama açık kaynaklardan edinilenleri dinlemeye gitmiyoruz bunu bilsinler. Eldeki bilgilerin tekrarı Meclis’e saygısızlık demektir. Şu soruları bir saat önce tekrar etmek isterim
ALTI SORUYU YİNE YÖNELTTİ
• 20 aydır süren Pençe Kilit harekatının siyasi ve askeri hedefleri, bu hedeflere ulaşılma durumu nedir?
• Bölgede teröristlerin faaliyetlerine ilişkin istihbarat temininde zafiyet var mıdır?
• Teröristlerin saldırıları, üs bölgelerinin mevsimsel koşullara karşı yeterli korumaya ve gerekli tahkimata sahip olmaması sebebiyle mi önlenemiyor?
• İnsansız hava araçlarının mevsimsel koşullar nedeniyle uçamadığı durumlarda gözetleme zafiyetini giderecek ilave tedbirler alınıyor mu?
• Üs bölgelerinin termal kamera vb. gözetleme sistemleri nicelik ve nitelik olarak yeterli mi? Yetersizse neden hızla giderilmiyor?
• Özellikle ‘altın saat’ olarak tabir edilen süre içinde sağlık desteği ve tıbbi müdahale için imkân ve kabiliyetler yeterli mi? Askeri sağlık sisteminin ilga edilmesinin bu zafiyetteki payı nedir?
Hedeflere neden ulaşılmadığını, kusurların neden kaynaklandığını takip edeceğiz. Askerlerin durumunu ısrarla takip edeceğiz. Bu sorular bir partiye değil, evlatları orada Mehmetçiğin ailelerinin en çok merak ettiği sorulardır. Bu sorular emekli komutanların bize yaptığı doğru yönlendirmeler ve yapıcı soru-eleştirilerdir.
– AKP’nin yanıtlaması gereken temel nokta şudur. Mehmetçiklerin güvenliğinin sağlanamadığı bu kararlar sivil olarak mı askeri olarak mı verilmektedir? (İsveç’e onay) Siz ABD ile ilişkiler konusunda nasıl iritbat kuruyorsunuz? Hem içeriye PKK’yı ABD destekliyor diyeceksiniz, hem ABD ile İsveç’in NATO üyeliği üzerinden F-16 pazarlığı yapacaksınız…
–
]]>İZMİR SANCAK GEMİSİ: İzmir’e 46 milletvekili gönderdik. Tüm ilçelerde seçmenle, meslek örgütleriyle, esnafla görüştüler. Anketler ve onlardan gelen raporları örtüştüreceğiz. İzmir bizim için bir sancak gemisi. Oraya kaptan belirlerken ince eleyip sık dokuyoruz. İzmir’e özel önem veriyorum. Menemen ve Urla elimizden yargı yoluyla alındı. Oraları da mutlaka geri almalıyız.
CHP’nin kalesi olan yerlerde memnuniyet anketi yapıyoruz. Örneğin Çankaya’nın özel bir önemi var. Atamız orada, Anıtkabir orada. İstanbul’da 39 ilçede de hem milletvekillerimiz ve teşkilatımız, hem de Ekrem Bey çalışıyor. Bizim İstanbul’u kazanmaktan öte belediye meclisinde çoğunluğu alma hedefimiz var. En yüksek oyu almalıyız. Yoksa eli kolu bağlı başkanlık yapılmak zorunda kalınıyor.
Hedefimiz kıyı şeridini içeriye doğru kalınlaştırmak. Denizli, Balıkesir, Manisa, Bursa önemli. Karadeniz’de almamız gereken yerler var. İç Anadolu’da da önemli sürprizler yapacağız. Kırıkkale ve Kastamonu kazanabileceğimiz iller arasında. 300 belediyenin çok çok üzerine çıkacağız.
SANDIKTA İTTİFAK: İYİ Parti’nin seçmeni cumhuriyetçi ve Atatürk milliyetçisi. Bir belediyeyi CHP’ye kaybettirip AKP veya MHP’ye hediye etmek istemez. Tavanda yapılamayan ittifakı mahallede, beldede, ilçede ve sandıkta Atatürkçüler yapacak. İyi insanlar iyi karar verecek. Görev artık seçmende. Türkiye ittifakını kurmalıyız. Seçmende genel seçim sonrası kırgınlık, küskünlük hali vardı. Sandığa gitmeyeceğiz diyorlardı. Kurultay sonrası ciddi şekilde bir moral, umut yükselmesi var.
Kendi partisinin adayının seçimi kazanamayacağını düşünen bütün muhalefet seçmenini AKP’nin karşısında kazanma ihtimali kuvvetli adayda birleşmeye davet ediyorum. Bu seçimde mutlaka psikolojik üstünlüğün muhalefete geçmesi, büyükşehirlerin korunması ve muhalefetin de belediye sayısını arttırması gerekiyor. Bu konuda seçmenin öngörüsüne inanıyorum. Muhalif seçmeni birleşmeye davet ediyorum. Yerel seçimden sonra da Türkiye’de gündem belirleyen bir siyaset görecekler. Seçmen karar verirse önünde hiçbir engel duramaz.

Özgür Özel, parti merkezinde bir araya geldiği, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, Ankara Haber Müdürümüz Emin Özgönül ve muhabirimiz Başak Kaya’nın sorularını yanıtladı.
ADAY BELİRLEME: 700’ün üzerinde ilçe ve beldede kararı kendilerine bıraktık, 110’u önseçim istedi ve yapıyoruz. 500 yerde de önce anket yapıyoruz. Kazanma ihtimalimizin en yüksek olup bizde olmayan yerlerin anketlerini inceliyoruz. Anketten eğer mevcut başkan başarılı ise atıyoruz, değilse ankette yeşil banda girenleri yani kazanabilir denilenler arasında tercih yapıyoruz. Adaylar eşitse kadın aday varsa onu tercih ediyoruz. İki aday birbirine yakınsa kararı örgüte bırakıyoruz. Giresun’da, Sinop’ta önseçim yapıyoruz. Oturup kendimiz adayı kafadan atamıyoruz.
HİLAFET ÇAĞRISI: Hilafet çağrıları ve Ege’nin tutuklandığı olaya çok üzüldüm. Şiddeti savunmak mümkün değil ama gencecik bir çocuk bir hata yaptı, devlet de buna karşı çok daha büyük bir hata yaptı. Basit müessir fiil, geçmişte sabıkası yok, sabit ikametgahı var. Daha önce kim tutuklanmış ki Ege tutuklanıyor. Bu meselede tutuklama uygulanmamalı. Bu iş siyasi, hukuki değil. Talimatla normalde ifadesi alınıp bırakılması gereken bir çocuk tutuklandı. Ege’nin babası Zafer Bey ile de görüştüm. Ege’yi bu lince kurban etmem, sahipsiz bırakmam. O mitingde hilafet çağrısı yapılması, Filistin’e hiçbir faydası olmadığı gibi anayasal düzene baş kaldırmaktır. Tek suç Ege’nin yumruğu mu? Kılıçdaroğlu’nu Meclis’te yumruklayan, Çubuk’ta saldırıp linç etmek isteyenler tutuklandı mı?
PEŞLERİNE TAKILMAYIZ: Gerekçe ister terörle mücadele ister milli mesele olsun biz ne kadar milli, vatansever olduğumuzdan şüphemiz yok. Ama asla iktidarı meşrulaştıracak şekilde peşlerine de takılmayız. Katar olmayız çünkü biz lokomotifiz. CHP olarak Erdoğan’ı ve AKP’yi meşrulaştıracak hiçbir yerde yanında, arkasında olmayız. Seçmen bu özgüvenli siyasete inansın. Tüm muhalif seçmeni birleşmeye davet ediyorum. Yerel seçimden sonra da kişilikli, kimlikli, neyi nasıl eleştireceğini bilen bir CHP görecekler. Türkiye ittifakına inanıyorum.
DEM VE CHP: AKP’ye helal olan hiçbir şey CHP’ye yasak olamaz. Biz lokomotifiz, AKP’nin katarı da olmayız. AKP istediği zaman DEM’i ziyaret ediyor, istemediğinde şeytanlaştırıyorlar. DEM’e TBMM Başkanı gitti, Bekir Bozdağ gitti. Biz gidince mi sorun oluyor? Erdoğan yarın DEM’i ziyaret etse alkışlarlar. Bu kadar oy alan bir partiyi ziyarete gitmek kadar normal bir şey yok. Erdoğan istiyor diye kimseyle kavga edecek değiliz veya partinin menfaatini, sahadaki etkisini düşünmeden iş de yapacak değiliz. Kendi doğrularımızın gereğini yapıyoruz.
GEMİCİKLERLE TİCARET: İstanbul’da yapılan Gazze mitinginin Filistin’e ne faydası oldu? Destek mitingi doğru ama iktidarın yapması komik. Sen muhalefet partisi, sendika, dernek değilsin. Sen gereğini yapacaksın. Yapmadığında biz seni uyarmak için miting yapacağız. 1 Ocak sabahı, namaz sonrası miting yapılması da son derece riskli. Yeni yılı kutlayıp eve dönenlerle çok kötü şeyler olabilirdi. Erdoğan ailesinin mitingi sahiplenmesi de iç politika hamlesi… Onlar mitingde kınama yapıyor, aşağıda Boğaz’dan İsrail’e ticaret yapan gemiler geçiyor. Mahdumlar gemicikleri ile ticaret yapıp arkadaşlarıyla miting yapıyor.

Özel, duvardaki tablolar ve fotoğrafların hikayelerini anlattı. Özel’in Soma davasının görüldüğü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi önünde çekilen fotoğrafında
tutuklu milletvekili Can Atalay da var.
En mutlu en üzgün olduğu anları odasına astı
CHPGenel Başkanın Özel makam odasını yeniden dizayn etti. Odada Kemal Kılıçdaroğlu döneminden kalan, ‘’Bilen, duyan, gören ve yazan’’ dört maymun heykeli var. Resim öğretmeni Dudu Aksoy’un Soma faciasını anlatan tablosu ile Gezi olaylarında hayatını kaybeden gençleri yansıtan tablo da duvarda yerini aldı. Odada Atatürk’ün 10. yıl nutkunu okuduğu mikrofon ve gramofon ile Cumhuriyet çanı, zaman kapsülünden oluşan bir set de bulunuyor. Özel’in Soma faciası sonrası çekilen ‘’en üzgün olduğu’’ fotoğraf ile CHP’nin İstanbul seçimini kazandığı gün çekilen ‘’en sevinçli’’ fotoğraf da yan yana duruyor.
MOR REYHAN ÇAYI
CHPlideri Özgür Özel, bir önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu gibi ‘’Mor Reyhan’’ çayı içiyor ve misafirlerine de bu çaydan ikram ediyor. En kaliteli Mor Reyhan bitkisinin Malatya’nın Arapgir ilçesinde yetiştiğini belirten Özel, ‘’Bizim belediyemiz gayret gösterdi, Mor Reyhan bitkisinin üretimi ve çaya dönüşmesinde önemli rol oynadı. Güzel paketleme de yapıyor, içen herkes beğeniyor’’ dedi. Anti bakteriyel özelliği olan Mor Reyhan çayı, solunum yolu enfeksiyonlarının önlenmesine katkıda bulunuyor. Metabolizmayı güçlendirip, sindirimi kolaylaştırıyor ve öksürüğü kesiyor, cilt ve saça da iyi geliyor. Yağ yakıcı ve ödem atıcı özelliği de bulunuyor.
‘BUGÜN TÜLBENT ATSAN TUTUKLANIRSIN’
CHPlideri Özgür Özel, ekonominin durumunu da değerlendirdi. “Türkiye 2001’de de ekonomik kriz yaşadı ve o günlerde dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e yazar kasa atıldı. Aradan 25 yıla yakın zaman geçti bugün sadece ekonomi değil hukuk da açmazda’’ dedi. Parti genel merkezinde bir araya geldiğimiz Özel, şunları söyledi:
“İnsanlar bugün açlık sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Bu iktidarın zam yaparken hiç acıması yok ama çalışana, emekliye maaş zammı yaparken, TÜİK’in hileli rakamlarını kullanıyorlar. TÜİK, iktidarı üzmeme kurumu oldu. Bu ülkede ekonomi, zamlar, yoksulluk konuşulmasın diye kutuplaştırma tercih ediliyor. 2001’de bir esnaf ekonomik krizi protesto için Başbakanlık önünde Bülent Ecevit’e yazar kasa fırlattı. Ekonomik krizden bunalan esnaf o gün tepkisini böyle dile getirdi. Hakkında yasaların öngördüğü normal hukuki işlem yapıldı. Şimdi ise sadece ekonomi değil hukuk sistemi de çıkmazda. Bugün değil yazar kasa, tülbent atsan tutuklanırsın.’’
DOLAR 1.20 LİRAYDI
2001 ekonomik krizi sırasında dolar hızla artmış ve 1.20 lira olmuştu. Ahmet Çakmak adlı esnaf 4 Nisan 2001 günü Kızılay’daki Başbakanlık binası önüne geldi ve Ecevit’in binadan çıktığını görünce elindeki yazar kasayı ‘’Sayın Başbakanım al, ben bir esnafım’’ diye bağırarak fırlattı. Yazar kasa Ecevit’in yakınına düşüp parçalandı. Kantin görevlisi zannedilen ve eylem öncesi engelle karşılaşmayan Çakmak, ‘’Huzur bozmak’’ suçundan bugünün parası ile 47 lira para cezası verilip serbest bırakıldı. Mamak’ta çiçekçi dükkanı olan Çakmak, iflas edince borçlarını ödeyemeyip bunalıma girmişti. Eylem sonrası, ‘’Derdimi böyle anlattım, herkes bana yardım etti. Ecevit’ten iyilik gördüm. MHP’liler de yardım etti’’’ dedi. Emin ÖZGÖNÜL
]]>Özgür Özel, Cumhuriyet’in 100. yıl dönümü olduğu için herkesin 2023’ten çok umutlu olduğunu belirten Özel, buna karşın 6 Şubat’taki depremler nedeniyle 2023’te toplumun büyük acılar yaşadığını ifade etti.
Depremlerde 50 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını ve yüz binlerce kişinin evsiz kaldığını vurgulayan Özel, şunları kaydetti:
DEPREMZEDELER ÇOK CİDDİ ACILAR ÇEKİYOR
– İşin daha kötüsü, kendilerine ‘Bir yıl içinde evleriniz yapılacak ve evlerinize gireceksiniz’ diye verilen sözün aksine, neredeyse depremin birinci yılı dolmak üzereyken 10 vatandaşımızdan 9’u çadırda ya da konteynerde barınmak zorunda kalıyor. Sorunları büyük, karda kışta çok ciddi sıkıntılar, çok ciddi acılar çekiyorlar.
– Sadece deprem değil, Cumhuriyet’in 100. yılında çok fazla acılar, kazalar, felaketler yaşadık ve şehitlerimiz oldu. Buradan bir kez daha kahraman Mehmetçiği saygı ve sevgiyle selamlarken, kayıplarımız için şehitlerimiz için bir kez daha Allah’tan rahmet hem ailelerine hem de milletimize başsağlığı diliyoruz.
– Yeni kayıplar yaşamamak, yeni şehitler vermemek için herkesin görevini en iyi şekilde yapmasını, hiçbir ihmale yer bırakmayacak şekilde en titiz tedbirlerin alınmasını bekliyoruz. Bunun da takipçisi
İLK HEDEFİMİZ YEREL SEÇİMLER
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde istedikleri sonuçları alamadıklarını ve ardından CHP’de bir değişim yaşandığını belirten Özel, şu ifadeleri kullandı:
– Şimdi partimiz, genç kadrolarıyla çok daha fazla kadın yöneticiye yer verdiğimiz kadrolarıyla Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına giriyor. İlk hedefimiz mart ayının sonunda yapılacak yerel seçimler.
– Bu yerel seçimlerde hem geçen seneki seçim sonuçlarından mutsuz olanları hem de geçen sene seçimlerde Cumhur İttifakı’na oy verseler de yaşamdan beklediklerini alamayan, hayat pahalılığının karşısında ezilen, emeklerinin karşılığını alamayan, geleceğinden endişeli olan herkesi 31 Mart seçimlerinde hem bu iktidara bir sarı kart göstermeye hem de geleceğe daha umutla bakmak için iyi yönetilen, CHP’nin yönettiği, herkesin yerleşmek istediği şehirlere, bu iyi yönetime bir ödül vermeye davet ediyoruz.
– Elbette herkes CHP’nin yönettiği şehirlere gelemez ama verecekleri oylarla iyi CHP belediyeciliğini, halkçı CHP belediyeciliğini kendi şehirlerine getirebilirler.
ASLA UMUTSUZLUĞA KAPILMAYIN
Seçmenlerden 31 Mart’ta, partilerinin aday göstereceği dürüst, namuslu, israf etmeyecek, yolsuzluğa izin vermeyecek belediye başkan adaylarına destek vermelerini beklediklerini vurgulayan Özel, şöyle devam etti:
– Bundan beş yıl önce ‘martın sonu bahar’ dedik, baharı getirdik. Şimdi bahar getiremediğimiz illere bahar getirmeyi, beş yıl önce bahar getirdiğimiz illerde yazı sürdürmeyi, güzel günleri sürdürmeyi vadediyoruz.
– Bu güzel duygularla tüm vatandaşlarımızın yeni yılını kutluyorum. Özellikle gençlerimize sesleniyorum; asla umutsuzluğa kapılmayın. Gelecek çok güzel olacak ve bütün dünyanın üzerinde hesap yaptığı bu güzel ülkenin gençlerinin, gelecekleri için dünyanın diğer ülkelerinde hesap yaptıkları, hayal kurdukları yarınları kabul etmiyoruz.
– İstediğinizde gideceksiniz, istediğinizde döneceksiniz ama bu güzel ülke sizin eviniz, sizin vatanınız. Çok yakın zamanda bu ülkeyi gençlerimize yakışır bir ülke haline getireceğiz.
]]>Bütçenin Genel Kurul görüşmeleri ise 11 Aralık’ta başladı. Genel Kurul’da 15 birleşimde toplam 191 saat 13 dakika mesai yapıldı. Stenograflar 6 bin 968 sayfa tutanak tuttu.
HASAN BİTMEZ HAYATINI KAYBETTİ
TBMM ile Adalet ve Dışişleri bakanlıklarının 2024 yılı bütçelerinin görüşüldüğü, bütçe görüşmelerinin 2. gününde, Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez, kürsüde rahatsızlandı. TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşime 20 dakika ara verdi. Genel Kurul’da uzun süre kalp masajı yapılan Bitmez, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınırken Danışma Kurulu kararıyla görüşmeler yarıda kesilerek, ilgili kurumların görüşmelerinin kalan kısmının 21 Aralık Perşembe günkü birleşimde yapılması kararlaştırıldı.
Bütçe görüşmelerinin 4. gününde ise Bitmez’in vefat haberi alındı. Bunun üzerine, TBMM Genel Kurulu’nda çalışmalara ara verildi ve Danışma Kurulu kararı ile Kültür ve Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının 2024 yılı bütçe görüşmeleri 21 Aralık Perşembe gününe alındı.
Bütçe görüşmelerinin 5. gününde, TBMM Genel Kurulu’nda, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2024 yılı bütçelerinin görüşmelerinde vefat eden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

CHP’Lİ KASAP SAADET PARTİSİ’NE KATILDI
Saadet Partisi’nin sandalye sayısı, Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in vefatıyla 19’a düşerken, Meclis’te grup kurmak için gerekli olan en az 20 milletvekiline sahip olma kriterini kaybetti. CHP’den istifa eden Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın partiye katılımıyla Saadet Partisi, TBMM’de yeniden grup oluşturma çoğunluğunu elde etti.
AKPLİ VEKİLLER GENEL KURULU TERK ETTİ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde konuşan CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, kadın cinayetlerinden bahsederken AK Parti sıralarına dönerek, “Sayın vekil gülüyor ama bu veriler gerçek.” sözlerini sarf etti. Bu sözler, Genel Kurulda, CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında tartışmalara neden oldu.
Söz talebinin yerine getirilmemesi üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin “Biz çıkalım” diyerek, partisinin milletvekilleriyle Genel Kurul Salonu’ndan ayrıldı.
Özcan’ın konuşmasını tamamlamasının ardından salona dönen AK Parti Grup Başkanvekili Zengin ve beraberindeki AK Parti milletvekilleri Başkanlık Divanı önünde toplanarak bir süre bekledi. Bunun üzerine Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşime ara verdi.

TARIM ÜRÜNLERİ KÜRSÜYE TAŞINDI
Bütçe görüşmeleri sırasında, tarım politikalarını eleştiren muhalefet milletvekilleri kürsüye bazı tarım ürünleriyle birlikte çıktı. CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarının 2024 yılı bütçelerinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulunda kürsüye bir poşet limon ve ekmekle ile çıktı. Sümer, çiftçinin 3 kilo limon satarak bir ekmek alamadığını söyledi.
CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi üzerine konuşmak için geldiği kürsüde, 8 köşeli kasket taktı. Barut, beraberinde getirdiği mandalina, portakal, limon ve pamuğu Genel Kurul’da göstererek, tarım politikalarını eleştirdi. Konuşmasının sonunda ise Barut, kasketi yere attı.
CHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2024 yılı bütçelerinin TBMM Genel Kurulundaki görüşmeleri sırasında, kürsüye reyhan ile çıktı. Hatay’da doğumun da ölümün de reyhan ile karşılandığını belirten Mullaoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin yanı sıra vefat eden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in anısına kürsüye reyhan bıraktı.
CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü de bütçe görüşmeleri sırasında kürsüye, elinde terazi ile gelerek, 2024 yılı bütçesinin ‘dengesiz’ bir bütçe olduğunu savundu.
DİVAN EKSİLDİ BİRLEŞİME ARA VERİLDİ
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında Genel Kurul’da DEM Parti’li bazı milletvekillerinin Kürtçe konuşmasına ilişkin tartışma yaşandı. TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in Kürtçe konuşan hatibe müdahale etmeyeceğini söylemesi üzerine, Katip Üye İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, “Sen Meclis’i kendi başına yönet.” diyerek, Divandan ayrıldı. TBMM Başkanvekili Önder de Başkanlık Divanı eksildiği için birleşime ara verdi. Önder, aranın ardından Başkanlık Divanı’nda Öztürk’ün yerine katip üye AK Parti Mersin Milletvekili Sibel Söylemez’in yerini almasıyla görüşmelere devam edildi.
EN UZUN GECEDE EN UZUN MESAİ
En uzun gece olan 21 Aralık’ta, TBMM Genel Kurulu, 2024 yılı bütçe görüşmelerinin en uzun mesaisini yaptı. TBMM Genel Kurulunda TBMM’nin yanı sıra Adalet, Dışişleri, Kültür ve Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının 2024 yılı bütçeleri görüşüldü. 21 Aralık saat 11.00’de başlayan bütçe görüşmeleri,16 saat 20 dakika sürdü. Böylece, TBMM Genel Kurulu 2024 yılı bütçe görüşmelerinde en uzun mesaisini yaptı.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER RAHATSIZLANDI
Cumhurbaşkanlığının 2024 yılı bütçesinin görüşmeleri sırasında tansiyon problemi yaşayan TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, birleşime 40 dakika ara verdi. Aranın ardından birleşimi TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca açtı.
ORTAK BİLDİRİ TARTIŞMASI
Bütçe görüşmeleri sırasında Irak’ın kuzeyinde 12 askerin şehit olduğu terör saldırısı nedeniyle ortak bildiri yayımlanması talep edildi. CHP ve DEM Parti ortak bildiriye imza vermeyeceklerini açıklayınca AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi grup başkanvekillerinin imzasıyla, terörü kınayan bildiri imzalandı ve Genel Kurul’da okundu. CHP ise terör saldırılarıyla ilgili kendi açıklamasını okuyarak kapalı oturum yapılmasını ve Meclis’in bilgilendirilmesini istedi.

BAHÇELİ GENEL KURULDAN AYRILDI
TBMM Genel Kurulu’nda 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde yapılan görüşmeler sırasında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP milletvekilleri, DEM Parti konuşmacılarının kürsüye çıkmasıyla salondan ayrıldı. MHP milletvekilleri, CHP adına yapılan konuşmalar sırasında da Genel Kurul’da yer almazken, söz sırası AK Parti’ye gelince MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP milletvekilleri Genel Kurul salonuna geldi.
]]>CHP İL BAŞKANI TAZİYE ZİYARETİNDE BULUNDU
Yaşanan gergin cenaze töreninin ardından CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, CHP Yunusemre Belediye Başkan Aday Adayı Semih Balaban ile birlikte şehit ailesinin Yunusemre İlçesi Fevzi Çakmak mahallesindeki evine taziye ziyaretinde bulundu.
Yunusemre ilçesindeki taziye evini ziyaret eden CHP Manisa İl Başkanı Özalper, şehit babası İkram Budak ile şehidin ikiz kardeşi Yunus Budak’a baş sağlığı dileklerini iletti. Büyük üzüntü ve acı içerisinde olduklarını ifade eden CHP İl Başkanı Özalper, “Yaşadığınız acı hem biz hem de millet olarak derinden yaşıyoruz. Acımız çok büyük.” diye konuştu.
Taziye evinde CHP İl Başkanı Özalper ile konuşan şehidin amcası Kenan Budak ise, cenaze töreninde yaşanan gerginlik ve CHP Genel başkanı Özgür Özel’e tepki gösterilmesinden dolayı büyük üzüntü duyduklarını dile getirerek, “Üç dört kişi paralı alçakları getirdiler oraya. Bunu bize mal etmeye çalışıyorlar.” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

“AİLEMİZİN BU TÜR PROVOKASYONLARLA İŞİ OLMAZ”
Taziye evinin çıkışında şehidin ikiz kardeşi Yunus Budak ile birlikte kısa bir açıklamada bulunan şehidin amcası Kenan Budak, yaşanan olayın bir provokasyon olduğunu dile getirerek, olayın kasıtlı olarak yapıldığını iddia etti.
Şehit amcası Budak yaptığı kısa açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Bizim ailemizin bu tür provokasyonlarla asla ilgisi olmaz. Hatta mahallemiz bile böyle olaylarla ilgisi olmaz. Bu olayın yaşanacağını herkes biliyordu. Vali, belediye başkanları da ve milletvekilleri de böyle bir olayın yaşanacağını biliyordu. Bu olay asla yakışmayan bir şey. İster Türk olsun, isterse Kürt olsun isterse Ermeni olsun yakışmayacak bir durum.”

“BU PLANLI VE PROGRAMLI BİR PROVOKASYON”
Şehidin amcasının açıklaması sırasında yer alan şehit yakınlarından bir kişi ise, şehit yakınlarının, ailesinin ve oturduğu mahallesinin yaşanan olayla bir ilgisini olmadığını dile getirerek, olayın planlı ve programlı bir provokasyon olduğunu dile getirdi.
Şehidin yakını yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Bizim mahallemizde asla böyle bir durum olmaz ve yaşanmaz. Horozköy bölgesinde 6 tane mahallemiz var. Bu tür olayların bizim halkımıza ve toplumumuza mal edilmemesi gereken bir konudur. Bizim mahallemizin halkı içerisinde camide böyle bir olayın yaşanması mümkün olamaz. Ben de cenazedeydim. Gözlerimle gördüm. Bu önceden hazırlanan planlı ve programlı bir provokasyondu. Bu nedenle bu planlı bir şeyi asla biz kabul etmiyoruz. Esasında cenazenin kılınması gereken merkez olarak bilinen Hatuniye Camisidir. Ancak cenaze töreninin neden Saruhan Bey Camii’nden düzenlendiğine de herkes bir baksın. Bu planlı yapılmış bir şey.”

“BU OLAYIN BİZE MAL EDİLMESİ ASLA KABUL EDİLEMEZ”
Kamuoyunda, yaşanan tepkinin şehit ailesi ve yakınlarına mal edilmek istendiğini, böyle bir durumu kabul etmediklerini ifade eden şehit yakını, “Bizim Anadolu kültürümüzde şu var. Düşmanımız bile olsa kapımıza geldiğinde her zaman başımızın üstünde yeri vardır. Baş tacıdır. Çıktından sonra görüşlerimiz, düşüncelerimiz kalbimizde kalır. Biz kimseye karşı değiliz. Herkes buraya gelir taziyesinde bulunur. Ama yaşanan bu olayın bize mal edilmesini asla kabul etmiyoruz. Böyle bir şey olması mümkün değil.” diye konuştu.
Bir şehit yakını ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in cenaze töreni gerçekleştirilene kadar birlikte beklediklerini dile getirerek, “Kendisiyle havalimanında birlikteydik. Ben kendisine dedim ki iyi ki varsınız. Cenazeye kadar saatlerce bizimle birlikte bekledi.” İfadelerini kullandı.
]]>Özel’in açıklamaları şöyle:
– “Bugün Kubilay’ın şehit edilişinin 93. yıldönümünde, anma törenlerine katılmak için Menemen’deydik. Bugün, Genel Başkan seçildikten sonra İzmir’deki ilk resmi programımızdı. Onun için; İzmir İl binamıza gelmeyi, İl Başkanımızı, il yöneticilerimizi ziyaret etmeyi uygun gördük. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız da gün boyunca programımıza eşlik ettiler. Burası benim CHP Genel Başkanı olarak makam odam. CHP Genel Başkanlarının 83 tane makam odası var; Recep Tayyip Erdoğan’dan bile çok. Onun çok çeşitli yerlerdeki makam odalarından hep bahsedilir… Bizim makam odalarımız 81 ilde var, bir tane Meclis’te var, bir tane Genel Merkez’de var. İl Başkanlarımız, CHP Genel Başkanlarına illerinde vekalet ediyorlar. Ve bizim oturduğumuz, Atatürk’ten emanet koltuğu burada temsil ediyorlar. O yüzden bir ilde programımız varsa, o ilde, o ilçede mutlaka CHP il, ilçe binamıza uğruyoruz. Burası bizim baba evimiz. Kendi memleketimiz ana kucağımız, ama CHP il ve ilçe başkanlıkları bizim baba evimiz.
“HERKES ADAYLIKLARI MERAK EDİYOR”
– Bir yerel seçim yaklaşıyor. Tabii herkes adaylıkları merak ediyor. O iş kendi mecrası içinde ilerliyor. İzmir’e özel, merak edilecek ilave bir şey, ilave bir olumsuzluk falan yok. Ölçme değerlendirmeler devam ediyor. Ve aynı ölçekteki büyükşehirlerle birlikte İzmir’in büyükşehri de, ilçe belediye başkanlıkları da açıklanacak. O konuda ilave herhangi bir mevzu yok.
“İZMİR SONUÇLARI CHP İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR”
– Ama bir gerçek var. İzmir CHP’nin amiral gemisidir, sançar gemisidir. O yüzden İzmir’deki seçim sonuçları CHP için her yerdekinden çok önemlidir. Bu süreçte, AKP’nin İzmir üzerinde fevkalade manipülatif, sürekli gerçekleri çarpıtan, karalamalarla kampanyalar düzenlemeye çalışmasını şöyle yorumlamak gerekiyor. Kendi güçleri ile bir şey yapamayacaklarını anladıkları için en iyi bildikleri işi yapmaya ve saldırarak ve çirkinleşerek siyaset yapmaya çalışıyorlar. Ama İzmir’de karşılarındaki muhataplar; il başkanımız, ilçe başkanlarımız, Büyükşehir Belediye Başkanımız, ilçe belediye başkanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz; İzmir’e yakışır siyasi figürler. İzmir’e yakışır bir siyasi dille, olgunluk ve centilmenlikle bu kampanyayı yürütmeye devam edecekler.

“İZMİR’E YAKIŞIR BİR KAMPANYA YÜRÜTECEĞİZ”
– Buradaki yerel seçimi, bir genel seçim havasına sokup; genel seçimlerde olduğu gibi birtakım yalanlara dolanlara, karalamalara, gerginliklere sığınarak İzmir’i kazanmaya çalışmaları; kendi etkisizliklerini, yetkinsizliklerini, kendi özgüven eksikliklerini gösteriyor. O yüzden biz İzmir’e yakışır bir kampanya yürüteceğimizden, güler yüzlü bir kampanya yürüteceğimizden, İzmirlileri germeyen bir kampanya yürüteceğimizden herkes emin olsun.
– Bugüne kadar İzmir’de muvaffak olamayanlar, çirkinleşerek muvaffak olacaklarını sanıyorlarsa bunda aldanıyorlar. En iyi cevabı bir kez daha İzmirlilerden alırlar.
– Manisa’dan sonra burası benim ikinci memleketim. Kampanya sürecinde hem Genel Başkan sıfatıyla, hem de burada yetişmiş, İzmir’in evladı sıfatıyla beni burada çokça göreceksiniz. Ve İzmir’de en iyi sonucu hep birlikte en iyi sonucu alacağız.”

Daha sonra CHP Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya’nın vefat eden annesi Halise Kaya’nın Buca Cemevi’ndeki cenaze törenine katılan Özel, aileye başsağlığı diledi.
ŞEHİT AİLESİNE ZİYARET
Geçirdiği kaza nedeniyle yaralanan ve tekerlekli sandalyeyle görevini sürdüren Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç’ı makamında ziyaret eden Özel, daha sonra Irak’ın kuzeyinde bölücü terör örgütü mensuplarınca düzenlenen saldırıda şehit olan Piyade Teğmen Ramazan Günay’ın Buca ilçesinde oturan ailesini ziyaret etti, başsağlığı dileklerini iletti.

Bütçenin önemli konularından birinin deprem öncesi alınacak tedbirlerle ilgili olması gerektiğini dile getiren Erol, deprem öncelikli yatırım programının revize edilmesini talep etti.
CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, bütçenin, “yandaşlar ve tefeciler için yapılmış; saraydaki atanmışlar tarafından yazılmış” olduğunu ileri sürerek, “O nedenle bu bütçe faiz bütçesi, borç ödeme bütçesi, hatta faizin de faizinin ödenmesi bütçesi olmuştur. Bu bütçede emekçinin, çiftçinin, esnafın, emeklinin, memurun, kadının, gençlerin, öğrencinin, engellilerin; velhasıl cefakar halkımızın yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik tek bir ödenek tahsisi ne yazık ki bulunmamaktadır.” diye konuştu.
CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, Türkiye’nin, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında “her gün biraz daha antidemokratik ve otoriter uygulamalarla yönetildiğini, kurumlarda tarikat ve cemaat kadrolaşmasının olduğunu” öne sürdü.
Güvenlik kurumlarını güçsüzleştirecek, iktidarın ideolojik menfaatlere uygun dönüştürülmesine neden olacak her türlü müdahalenin karşısında duracaklarını, şeffaflığı savunacaklarını söyleyen Derici, “Belli ki yaşadığınız güç zehirlenmesiyle sanal bir gerçekliğe inanıyorsunuz. Bugün ülkede sizin çizdiğiniz mutluluk tablosunun aksine derin bir yoksulluk sorunu, iç ve dış güvenlik sorunları, hukuksuzluk ve antidemokratik uygulamalar bulunmakta.” ifadelerini kullandı.
“TOPLUMSAL ÇÜRÜME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, 2024 yılında, güvenlik ve savunma alanına 1 trilyon lirayı aşan bir bütçe ayırıldığını, güvenlik ve savunma alanında görev yapan insan kaynağının ise 1 milyon kişiyi aştığını ifade etti.
Buna rağmen Türkiye’nin güvenlik tablosunun iyi olmadığını öne süren Kılınç, “Ülkemizin güvenlik kurumları bu çürümeyi hak etmiyor. Türkiye Cumhuriyeti kara parayla uyuşturucuyla insan kaçakçılığıyla organize suç örgütleriyle anılmayı hak etmiyor. Saray ve tek adam yönetimi kurumları, devleti çürüttü. Şimdi evlerimizde, sokaklarımızda, okullarımızda, mahallelerimizde, şehirlerimizde büyük bir toplumsal çürüme riskiyle karşı karşıyayız.” değerlendirmesinde bulundu.
CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, Diyanet İşleri Başkanlığının, “toplumun tüm kesimlerinin Diyanet’i” olmasına yönelik beklentilerin dile getirildiğini ancak sonuç alınamadığını öne sürdü.
Devletin görevinin “ayrımcılığa uğramıyorsunuz” demek yerine her bir vatandaşın derdine merhem olacak çareleri bulmak olduğunu dile getiren Konuralp, Diyanet İşleri Başkanlığının yeniden yapılandırılması ve tüm inançlara eşit mesafede hizmet veren bir kuruma dönüşmesi gerektiğini söyledi.
Konuralp, sosyal medyada yer bulan imam sayısının hızla arttığını, Diyanet İşleri Başkanlığının bunlara karşı sessiz kaldığını iddia ederek, “Oysa Diyanet’in bu çağdaki en önemli görevlerinden biri, bu sosyal medyadaki sözde din adamlarına karşı mücadele etmek, toplumu bunlardan korumaktır.” dedi.
CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, Türkiye’nin hemen hemen her alanda büyük bir yozlaşma yaşadığını öne sürerek, “Çürümüşlüğün hakim olduğu bir ülkede bütçe yapmanın da bu bütçeyi halka anlatmanın da halkı inandırmanın da bir anlamı olmadığını düşünüyorum.” diye konuştu.
İktidarın, Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olması, kişi başı milli gelirin 25 bin dolara çıkması, ihracatın 500 milyar dolara yükselmesi, işsizliğin yüzde 5’e inmesi, enflasyon ve faizin düşmesi gibi güzel hedefleri bulunduğunu söyleyen Kılıç, ancak hiçbir hedefin tutmadığını iddia etti.
CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Milli Saraylar Başkanlığının 2022 yılı kesin hesabına bakıldığında başlangıç ödeneğinin 277 milyon lira, yıl sonunda gerçekleşen harcamanın ise 1 milyar 357 milyon lira olduğunu belirterek, benzer bir durumun 2023 bütçe gerçekleşmesi için de geçerli olduğunu dile getirdi.
Bakırlıoğlu, bütçeden deprem bölgesine yeterince pay ayrılmadığını öne sürdü.
“ÖYLE GÖRÜNÜYOR Kİ EK BÜTÇE GELECEK”
CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin, bütçenin, doğmamış çocuğun üzerinde hakkı bulunan bir mekanizma olduğunu, sıkı sıkıya korunup denetlenmesi, sorgulanması gerektiğini ifade etti. Aytekin, şunları kaydetti:
“Bu bütçeye baktığımızda içinde bolca verginin olduğunu görüyoruz. Bütçenin yüzde 25’i bütçe açığından oluşuyor. AKP yönetemediği, har vurup harman savurduğu bütçenin faturasını halka kesiyor. Öyle görünüyor ki eylülü görmeden bir ek bütçe yine Meclis’in gündemine gelecek.
Türkiye Yüzyılı öyle bir makyaj ki makyaj silinince açlığı görüyoruz. O kadar ki Merkez Bankası Başkanı bile İstanbul’da ev bulamıyor ve annesinin yanına yerleşiyor. Başkan, Barınamıyoruz Hareketi’ndeki gençlerle buluşsun, o gençler kendilerine olayın sebebini gayet net anlatır. Eserinizle ne kadar övünseniz az. Bu ülkede derin yoksulluk yok, bu ülkede yoksulluk uçurumu var, bu ülkede bodur çocuk gerçeği var, beslenemediği için ağzında diş olmayan çocuklar var. Türkiye Yüzyılı’nın özeti şudur: Emekliye kuru ekmek, öğrenciye kurtlu yemek, yoksullara taş çorbası, saraydakilere ızgara ciğer, yürek. Bu bütçeye ‘hayır’ demek bizim vatandaşlık görevimizdir.”
CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Türkiye’nin basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 165. olduğunu savunarak, “dezenformasyon yasası” kapsamında 33 gazetecinin soruşturma geçirdiğini ifade etti. Bulut, “Türkiye’deki deprem gerçeğini, yargıdaki yolsuzluğu ve seçimdeki suistimalleri aktaran gazetecilerin karşılarında adli güçleri bulduğunu” savundu.
CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, 2024 bütçesinin “bütçe açığı” ile başlandığını öne sürdü.
Bütçenin gelir kısmının hemen hemen tamamının vergiden oluştuğunu söyleyen Arı, “Bu gelir çoğunlukta dolaylı vergi sistemiyle toplanan vergilerden oluşuyor. Yani bizim gariban vatandaşın, emekçinin, çalışanın, işçinin, işsizin yaptığı harcamalarda ödediği vergiler.” diye konuştu.
AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP milletvekillerinin konuşmasından sonra söz alarak, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu söyledi.
Kimin elinde bilgi, belge, delil varsa savcılıklara gidip şikayet başvurusunda bulunabileceğini belirten Güler, “Uydurma, gerçek dışı, hayali ne kadar bilgi varsa lütfen buraya getirmeyin. Elinizde ne delil varsa, kim hangi suça karışmışsa bizzat takipçisi olacağım.” dedi.
]]>