Cilt – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Fri, 06 Sep 2024 00:11:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Cildine bunu yapanlar yandı! Cildiniz yanabilir… https://www.foxhaber.com.tr/cildine-bunu-yapanlar-yandi-cildiniz-yanabilir/ https://www.foxhaber.com.tr/cildine-bunu-yapanlar-yandi-cildiniz-yanabilir/#respond Fri, 06 Sep 2024 00:11:05 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/cildine-bunu-yapanlar-yandi-cildiniz-yanabilir/ Cildine bunu yapanlar yandı! Cildiniz yanabilir...

Cilt bakımı, sağlıklı ve genç görünmenin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle cilt bakım serumlarını doğru şekilde kullanmak, cildinizi en iyi şekilde korumak ve güzelleştirmek için kritik bir adımdır.

Ancak, çoğumuz cilt bakım serumlarını yanlış kullanıyor olabilir…

Bu yazıda, hangi serumların hangi cilt tiplerine uygun olduğunu ve nasıl doğru bir şekilde kullanılması gerektiğini ele alacağız.

Cilt bakım serumlarını doğru kullanmak için öncelikle cilt tipinizi anlamanız gereklidir. Cilt tipleri genellikle kuru, normal, yağlı veya karma olarak sınıflandırılır.

Cilt tipinizi belirlemek için bir uzmandan yardım alabilir veya çeşitli online kaynaklardan fikir edinebilirsiniz.

Hangi cilt tipine sahip olduğunuzu belirledikten sonra, cilt bakım serumlarını seçerken dikkate almanız gereken bazı önemli bileşenleri tanımalısınız.

Cilt bakım serumları farklı aktif bileşenler içerebilir. İşte bazı yaygın serum bileşenleri ve nasıl kullanılması gerektiği:

C Vitamini: Ciltteki lekeleri azaltmaya yardımcı olan C vitamini, genellikle sabahları kullanılır. Temizlenmiş ve kurutulmuş cilde uygulanmalıdır. Ayrıca, güneş koruyucu ile kullanmak, cildinizi UV ışınlarına karşı korur.

Salisilik Asit: Akne ve siyah noktaları azaltmaya yardımcı olan salisilik asit, genellikle akşamları kullanılır. Yüzünüzü yıkayıp kuruladıktan sonra 10 dakika bekleyerek uygulamalısınız.

Retinol: Kırışıklıkları azaltmaya yardımcı olan retinol, genellikle gece kullanılır. Temizlenmiş ve kurutulmuş cilde uygulamadan önce, cilt retinole alışana kadar haftada bir kez başlayarak zamanla sıklığını artırabilirsiniz.

Hyalüronik Asit: Cildi nemlendiren hyalüronik asit, özellikle kuru ciltler için uygundur. Islak cilde uygulandığında daha etkili olur, çünkü hyalüronik asit cildin su tutma kapasitesini artırır. Bu nedenle, yüzünüzü yıkadıktan hemen sonra ıslak cilde uygulamalısınız.

Niasinamid: Cilt bariyerini güçlendiren ve cilt tonunu düzelten niasinamid, sabah ve akşam kullanılabilir. Temiz ve nemli cilde uygulamak en etkili yöntemdir.

Gliserin: Cildi nemlendiren gliserin, diğer serumlarla karıştırılabilir veya tek başına kullanılabilir. Islak veya nemli cilde uygulamak daha iyi sonuçlar verebilir.

Cilt bakım serumlarını doğru şekilde kullanmak, cildinizi daha sağlıklı ve genç göstermenin anahtarıdır.

Unutmayın ki her cilt farklıdır, bu nedenle cilt bakım rutininizi kişiselleştirmek önemlidir. Serumları düzenli olarak kullanmak, istenilen sonuçları elde etmenize yardımcı olacaktır.

Sonuç olarak, cilt bakım serumlarını doğru şekilde kullanmak, cildinizi en iyi şekilde korumanıza ve genç görünmenize yardımcı olabilir. Cilt tipinizi ve serumların içeriğini anlamak, cilt bakım rutininizi optimize etmenize yardımcı olacaktır.

Unutmayın ki cilt bakımı sabır gerektiren bir süreçtir ve düzenli kullanım en iyi sonuçları sağlar. Daha fazla cilt bakım ipucu ve bilgisi için bizi takip etmeyi unutmayın.

Konuyla ilgili olarak aşağıya bıraktığımız videomuza göz atabilirsiniz.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cildine-bunu-yapanlar-yandi-cildiniz-yanabilir/feed/ 0
Polikistik over sendromunun nadir belirtileri https://www.foxhaber.com.tr/polikistik-over-sendromunun-nadir-belirtileri/ https://www.foxhaber.com.tr/polikistik-over-sendromunun-nadir-belirtileri/#respond Sat, 15 Jun 2024 21:59:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8259 Doğurganlık çağındaki yaklaşık 10 kadından birini etkileyen bu hastalığın ağır/düzensiz adet dönemleri, sivilce ve kilo alma gibi belirgin semptomları kolaylıkla diğer nedenlerle karıştırılabilir.

Üstelik uzmanlar, uyku güçlükleri, depresyon ve cilt sorunları da dahil olmak üzere hormonal hastalığın genellikle hakkında konuşulmayan daha az yaygın belirtilerinin de olduğunu söylüyor…

Uzmanlar bu durumun hormon dengesizliğine ve daha fazla erkek hormonuna neden olduğunu söylerken pek bilinmeyen belirtileri şu şekilde sıralıyorlar…

UYUMA GÜÇLÜĞÜ

Bir kadının hormon düzeylerini etkileyen bir durumun aynı zamanda uykusunu da bozabilmesi tuhaf görünebilir.

Ancak çalışmaların gösterdiği şey tam olarak budur.

Bir akademik makale, PKOS’lu kadınların uyku apnesine yakalanma olasılığının 10 kata kadar daha fazla olduğunu buldu.

Chicago Üniversitesi’nden bir endokrinolog tarafından 2011 yılında yazılan bu çalışma, genellikle horlamanın önemli bir nedeni olan bu durumla daha fazla risk altında olan obez kadınlarda riski karşılaştırdı.

Uyku apnesi hastaları gece boyunca tekrar tekrar nefes almayı bırakırlar.

ET BENİ ARTIŞI

Siğiller ve benlerden farklı olarak cilt etiketleri, genellikle küçük ve zararsız olan yumuşak büyümelerdir.

Genellikle boynunuz ve kollarınızın altı gibi cildin birbirine sürtündüğü yerlerde büyürler.

Ancak uzmanlar, PKOS’un neden olduğu hormonal dengesizliklerin de büyümeyi tetikleyebileceğini söylüyor.

Takviye markası MyOva’nın sözcüsü Bayan Relf, ‘Bunlar boyun çevresinde, kolların altında veya sütyen çizgisi boyunca oluşabilen küçük deri topaklarıdır’ diyor.

KOYU CİLT LEKELERİ 

Cilt etiketleri ve sivilcelerin yanı sıra PCOS, akantozis nigricans’a da neden olabilir.

Bayan Relf, ‘Bunlar daha çok kolların altında veya boyun çevresinde görülen koyu renkli cilt lekeleridir’ diyor.

Tıpkı deri benleri gibi insülin direnciyle ilişkilidir. NHS, birçok PCOS hastasının, kandaki şekeri temizlemeye yardımcı olan bir hormon olan insülinin ‘vücutlarındaki etkisine karşı dirençli olduğunu’ söylüyor.

Uzmanlar, hormonun cilt hücrelerini uyararak hızla çoğalmalarına neden olarak koyu lekelere neden olabileceğini söylüyor.

RUH HALİ DEĞİŞİKLİKLERİ

Ruh hali değişiklikleri de PKOS’lu kadınları etkileyen semptomlardır.

NHS, PKOS’a sahip olmanın daha sonraki yaşamda depresyona yakalanma şansınızı artırabileceğini söylüyor. Bunun nedeninin ‘PCOS semptomlarının güveninizi ve özsaygınızı etkileyebilmesi’ olduğunu ekliyor.

Doğurganlık sorunları, kilo alma ve ağrılı dönemler üç yaygın semptomdur.

Bayan Relf, son uluslararası PKOS kılavuzlarının, hastaların yüzde 80 kadarının depresyon, yüzde 70’inin de kaygı yaşadığını söylüyor.

KELLİK

Saç dökülmesi PKOS’un bildirilen başka bir belirtisidir.

PKOS, yumurtalıklar aşırı androjen salmaya başladığında gelişir; bunlar kadınların küçük miktarlarda ürettiği testosteron gibi ‘erkek’ hormonlardır.

Foliküllerin androjenler tarafından aşırı uyarılması saçların incelmesine neden olabilir.

Uzmanlar, bu tür saç dökülmesinin tipik olarak saçların kafa derisinin yan taraflarında dökülmesine neden olduğunu ve ayrılan alanın çok daha ince hale gelebileceğini söylüyor.

Her ne kadar hormon dengesizliği saç dökülmesine neden olsa da, NHS’ye göre genellikle yüzde, göğüste, sırtta veya kalçada aşırı kıl büyümesine de neden oluyor.

DÜŞÜK LİBİDO

Relf, PKOS hastalarında düşük libidoya sahip olmanın yaygın olduğunu ancak bunun pek çok insanın konuştuğu bir şey olmadığını söylüyor.

PKOS’un yan etkisinin özgüvenle bağlantılı olduğuna inanıyor.

Şöyle söyledi: ‘PCOS ile ilişkili semptomlar nedeniyle yaşanan düşük benlik saygısı ile bağlantılı olabilir.’

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/polikistik-over-sendromunun-nadir-belirtileri/feed/ 0
Siyah nokta neden olur, temizleme nasıl yapılır? https://www.foxhaber.com.tr/siyah-nokta-neden-olur-temizleme-nasil-yapilir/ https://www.foxhaber.com.tr/siyah-nokta-neden-olur-temizleme-nasil-yapilir/#respond Sat, 15 Jun 2024 21:09:51 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8232 Cildin yağlanması ile oluşan siyah noktalar kötü bir görünüme neden olmaktadır. Aşırı hassas olan kişiler güneş ışığına fazla maruz kaldıklarında ciltte siyah nokta artışı olmaktadır. Peki, siyah nokta temizlemek için doğal yöntemler nelerdir?

SİYAH NOKTA NEDEN OLUR?

Cildimiz tıpkı bir sünger gibi kötü hava şartlarını da içine çekmektedir. Kirli hava, rüzgar, yetersiz oksijen, güneş ışınlarının verdiği zararlar cildimizin zamanla aşınmasına ve büyük ölçüde zarar görmesini sağlar. 

DERİDE BOZULMALAR Yaşımız ilerledikçe cildimizde elastikiyetini kaybederek güçsüzleşir ve direncini kaybeder. Hücrelerin yenilenmesi yavaşlar ve git gide hücre kaybı yaşanır. 

BAZI HASTALIKLAR Kullandığımız bazı ilaçların yan etkilerinden dolayı cildimizde sivilce ve siyah noktalar çıkabilir. Ayrıca cildimizdeki bazı sorunlar hastalıkların habercisi olabilir.

 STRES Hepimiz dönem dönem sıkıntılar yaşarız kimimiz çok çabuk atlatırken kimimiz daha da derinleştirerek bunu adeta takıntı haline getiririz. Yaşadığımız bu duygular bizi depresyona bile sokabilir. Stresin verdikleri cildimize kesin olarak yansımaktadır.

 SİVİLCE İZLERİ Sivilce izleri zamanla ciltte lekelere yol açarak kalıcı bir hale gelebilir. 

MAKYAJ: Makyaj, gözenekleri tıkayabilir ve siyah nokta oluşumuna yol açabilir.

SİYAH NOKTALARDAN KURTULMA YOLLARI

Cilt temizliği: Cildinizi günde iki kez, nazik bir temizleyici ile yıkayın.

Peeling: Haftada 1-2 kez peeling yaparak ölü cilt hücrelerinden kurtulun.

Gözenek maskeleri: Gözenekleri açmaya ve temizlemeye yardımcı olacak maskeler kullanın.

Komedon çıkarıcı: Siyah noktaları nazikçe çıkarmak için komedon çıkarıcı kullanabilirsiniz.

Reçetesiz ürünler: Siyah nokta tedavisinde etkili olabilecek birçok reçetesiz ürün bulunmaktadır.

Profesyonel tedaviler: Siyah noktalardan kurtulamıyorsanız, bir dermatoloğa danışarak profesyonel tedavi seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.

SİYAH NOKTA TEZMİLEME MASKESİ

SİYAH NOKTA TEMİZLEME MASKESİ 1 Yarım limon suyuna bir tatlı kaşığı bal ekleyerek bu karışımı yüzünüze sürebilir ya da yarım limonunun üzerine bal dökerek sorunlu bölgeyi ovabilirsiniz.Siyah noktalardan arınmak adına güzel bir ikilidir. Balın içeriğindeki antibakteriyel özellik limonla birleşince harikalar yaratabilir.  

SİYAH NOKTA TEMİZLEME MASKESİ 2 Bir yemek kaşığı kil, bir tatlı kaşığı zeytinyağı ve suyu macun kıvamına getirip siyah noktalı ve sivilceli cildinize uygulayabilirsiniz. Kil mikrop kırıcı özelliğinden dolayı cildinizi derinlemesine temizler. Adeta siyah noktaların kökünü kurutur. 

Siyah Noktalarla İlgili Öneriler:

Siyah noktaları sıkmayın veya patlatmayın. Bu durum, iltihaplanmaya ve lekelenmeye neden olabilir.

Yüzünüzü çok fazla ellemeyin. Ellerinizdeki kir ve yağ, siyah nokta oluşumunu artırabilir.

Bol su için. Su içmek, cildinizin nemli kalmasına ve gözeneklerinizin tıkanmasını önlemeye yardımcı olur.

Sağlıklı beslenin. Meyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin bir beslenme düzeni cilt sağlığınız için önemlidir.

Stresi yönetin. Stres, siyah nokta oluşumunu tetikleyebilir. Yoga, meditasyon veya nefes egzersizleri gibi stresi azaltma tekniklerini uygulayabilirsiniz.

SİYAH NOKTALAR NASIL SIKILIR?

 Siyah noktaları evinizde kendiniz sıkmak istiyorsanız öncelikle cildinizin temiz olmasına özen gösterin. Daha sonra fazla kullanmadığınız bir kaba sıcak su doldurup buharda yüzünüzü havlu ile kapatarak bekletebilirsiniz. Suyunuza gül suyu eklerseniz gözeneklerinizin sıkılaşmasını sağlayabilirsiniz. Yüzünüzü 10 dakika beklettikten sonra ellerinize eldiven takarak veya peçete yardımı ile siyah noktalarınızı sıkabilirsiniz. Siyah noktaları sıkarken tırnaklarınızı değdirmemeye özen gösterin. Tırnaklarda ciltte iz oluşumuna sebep olmaktadır. Bir diğer yöntem ise siyah noktalardan kurtulmak için şırınga kullanabilirsiniz. Şırıngayı temiz cildinize çok bastırmadan uygulayabilirsiniz. Pratik ve etkili bir yöntem olacaktır. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/siyah-nokta-neden-olur-temizleme-nasil-yapilir/feed/ 0
Hangi hastalık cildi nasıl etkiler? https://www.foxhaber.com.tr/hangi-hastalik-cildi-nasil-etkiler/ https://www.foxhaber.com.tr/hangi-hastalik-cildi-nasil-etkiler/#respond Sat, 11 May 2024 21:51:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7186 Deri vücudun en büyük organ sistemidir. Toplam ağırlığın yaklaşık yüzde 16’sını oluşturarak vücudun en ağır organı özelliğine sahiptir. Tek başına bir organmış gibi görünse de iç organlarla sürekli temas halindedir. ‘‘Dolayısıyla kimi zaman iç organlarda gelişen bir hastalığın sinyalini verebilir’’ diyen Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burhan Engin, bu hastalıkları ve verdikleri işaretleri şöyle açıkladı:

Prof. Dr. Burhan Engin

BAĞIRSAK HASTALIKLARI

Sindirim sisteminin uzun süreli iltihaplanmasına neden olan geçirgen bağırsak sendromu gibi bazı bağırsak hastalıkları alerjik egzama, akne (sivilce), ürtiker gibi sorunlara yol açabilir. Bu hastalıkları tedavi etmek iç in kullanılan ilaçlar da bazı cilt rahatsızlıklarına neden olabilir. Bağırsaklarımızdaki mikrop topluluğu olan mikrobiyotadaki dengenin bozulmasıyla yani faydalı bakterilerin sayısının azalması, zararlı bakterilerin artması sonucu gelişen hastalıklar da egzama, alerji gibi cilt sorunlarına yol açabilir.

KARACİĞER HASTALIKLARI

Karaciğer hastalıklarında başlıca klinik bulgular deride ve gözlerde sarılıkla kendini gösterir. Daha ileri safhalarda bu sarılık yerini deri renginde koyulaşmaya bırakabilir. Ayrıca karaciğer hastalıklarında protein yıkımındaki artışa bağlı deri elastikiyetinde azalma ve tırnaklarda bozulma görülebilir.

STRES DE ÖNEMLİ BİR NEDEN

Cilt hastalıklarının oluşmasında genetik faktörlerin yanı sıra stresle ortaya çıkan endişe, korku gibi psikolojik faktörler de etkilidir. Strese bağlı gelişen inflamasyon ile birlikte egzama, sedef, vitiligo, ürtiker ve rozase (gül hastalığı) gibi pek çok cilt hastalığı ortaya çıkabilir. Araştırmalar, özelikle kronik cilt hastalığı olanların büyük bir bölümünde tetikleyici psikolojik bir durumun ve stresin etken olabileceğini ortaya koymaktadır. Ayrıca zayıf bir bağışıklık sistemi, aşırı güneşlenmek, virüsler, mantarlar, parazitler, alerjenler de cilt hastalıklarını tetikleyebilir.

KANSIZLIK

Dolaşım sisteminin ana görevi vücudun beslenmesini sağlamaktır. Bu sistemde görülecek bir bozukluk vücudumuzun en büyük organı olan deriyi ciddi anlamda etkileyecektir. Örneğin aneminin (kansızlık) ilk bulgusu deride ve göz altlarında solukluk şeklinde görülebilir. Bunun dışında damarı tutan romatizmal hastalıklar ve pıhtılaşma hücrelerindeki (trombositler) bozukluk deride noktasal veya daha büyük çapta kanamalar meydana getirebilir.

BÖBREK ÜSTÜ BEZİ HASTALIKLARI

Böbrek üstü bezinden salgılanan ve vücudun strese verdiği tepkiyi düzenleyen kortizol hormonunun bir hastalık sonrası aşırı salgılanması göbek çevresinde mor renkli çatlaklar, yanaklarda kızarıklık, deri altında kalınlaşma gibi farklı bulgulara neden olabilir. Böbrek üstü bezi yetmezliğinde ise tüm vücudun deri renginde koyulaşma görülebilir.

KRONİK BÖBREK HASTALIĞI

Kronik böbrek hastalığı olanlarda cilt kuruluğu ve şiddetli kaşıntı özellikle sık görülen ve hastanın hayat kalitesini bozan en önemli sorunlardan biridir.

DİYABET

Endokrin sistem her organda olduğu gibi derinin de fonksiyonlarınının devam ettirilmesinde önemli rol oynar. Boyun, koltuk altı gibi kıvrım bölgelerinde görülen kadifemsi kahverengi değişiklikler şeker hastalığının habercisi olabilir. Özellikle ayak parmak aralarında mantar, bakteri gibi enfeksiyonlar sık görülür. Kuruluk, çatlamalar ve kaşıntı da diyabetin cilt belirtileri arasında yer alır.

HİPERTİROİT VE HİPOTİROİT

Tiroit bezinin çok çalışması (hipertiroit) ellerde, koltuk altında veya vücutta terleme artışıyla kendini gösterebilir. Ayrıca ayaklarda ödem tırnaklarda şekil bozukluğu gelişebilir. Tiroit bezinin az çalışması (hipotiroit) sonucunda saçlarda ve kaşlarda dökülme görülebilir.

ÇÖLYAK

Bu hastalık özellikle buğday, arpa ve çavdar gibi gıdaların alınması sonrası hem bağırsaklarda sindirme güçlüğü hem de deride şiddetli kaşıntılı lezyonlar şeklinde kendini gösterebilir.

DiKKAT!

Yukarıda bahsedilen deri bulguları iç organlarda bir bozukluk olmadan da kendini gösterebilir. Bu nedenle ortaya çıkan bu şikayetlerde bir dermatolji uzmanına başvurulması gerekir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hangi-hastalik-cildi-nasil-etkiler/feed/ 0
Çatlak izi nasıl geçer, çatlak izlerine ne iyi gelir? https://www.foxhaber.com.tr/catlak-izi-nasil-gecer-catlak-izlerine-ne-iyi-gelir/ https://www.foxhaber.com.tr/catlak-izi-nasil-gecer-catlak-izlerine-ne-iyi-gelir/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:42:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4491 Çatlak izi derinin elastik liflerinin zorlanmasıyla bağlantılı olarak ortaya çıkar ve bu zorlanma, derinin esnekliğinin aşırı derecede azalmasıyla sonuçlanır. Ciltteki bu zorlanma genellikle belirli alanlarda (örneğin karın, kalça, uyluk, göğüs ve üst kol gibi) görülür. Çatlak izleri genellikle başlangıçta kırmızı veya mor renkte olabilir, zamanla soluklaşabilir ve beyazlaşabilirler. Başlangıçta genellikle kaşıntılı olabilirler ancak zamanla kaşıntı azalır.

ÇATLAK NEDEN OLUŞUR?

Çatlak izleri, cildin dermis adı verilen orta tabakasındaki kolajen ve elastin liflerinin yırtılması veya zayıflaması sonucu oluşur. Cilt ani gerilmeye maruz kaldığında, bu lifler kopabilir ve ciltte kırmızı, mor veya kahverengi çizgiler oluşabilir.

Çatlak izlerinin en yaygın nedenleri:

Hızlı kilo alıp verme: Kilo alırken veya verirken cilt hızlı bir şekilde gerilir ve bu da çatlak izlerine yol açabilir.

Hamilelik: Hamilelik sırasında büyüyen bebek cildin gerilmesine neden olur ve bu da çatlak izlerine yol açabilir.

Ergenlik: Ergenlik döneminde, büyüme ve gelişme hızı arttıkça cilt hızlı bir şekilde gerilir ve bu da çatlak izlerine yol açabilir.

Aşırı kas geliştirme: Vücut geliştirme ile kas kütlesi arttıkça cilt gerilir ve bu da çatlak izlerine yol açabilir.

Bazı tıbbi durumlar: Cushing sendromu gibi bazı tıbbi durumlar cildin zayıflamasına ve çatlak izlerine yol açabilir.

Bazı ilaçların kullanımı: Kortizon içeren ilaçların uzun süreli kullanımı cildin zayıflamasına ve çatlak izlerine yol açabilir.

Çatlak izlerinin oluşma riskini artıran faktörler:

Genetik: Aile geçmişinde çatlak izi olan kişilerde çatlak izi oluşma riski daha yüksektir.

Cilt tipi: Kuru ve incelmiş cilt tipleri çatlak izlerine daha yatkındır.

Yaş: Yaşlandıkça cilt elastikiyetini kaybeder ve bu da çatlak izlerine yol açabilir.

ÇATLAK İZLERİNE NE İYİ GELİR, NASIL GEÇER?

Çatlak izlerinin tedavisinde kullanılan çeşitli yöntemler var. En etkili yöntemler şunlardır:

Lazer tedavisi: Fraksiyonel lazer, çatlak izlerinin tedavisinde en yaygın kullanılan yöntemdir. Lazer ışığı, cildin kolajen üretimini uyararak çatlakların görünümünü azaltır.

Işık tedavisi: Yoğun atımlı ışık (IPL) tedavisi de çatlak izlerinin tedavisinde etkili bir yöntemdir. IPL tedavisi, cildin rengini ve dokusunu iyileştirmeye yardımcı olur.

Kremler ve jeller: Cildin elastikiyetini artırmaya ve kolajen üretimini stimule etmeye yardımcı olan çeşitli kremler ve jeller mevcuttur. Bu ürünler, çatlak izlerinin görünümünü hafifletmeye yardımcı olabilir.

Mikrodermabrazyon: Mikrodermabrazyon, cildin üst katmanını aşındırarak çatlak izlerinin görünümünü azaltan bir yöntemdir.

Kimyasal peeling: Kimyasal peeling, cildin üst katmanını kaldırarak yeni cilt hücrelerinin oluşmasını teşvik eder. Bu da çatlak izlerinin görünümünü hafifletmeye yardımcı olabilir.

Cerrahi yöntemler: Karın germe gibi cerrahi yöntemler, şiddetli çatlak izleri için kullanılabilir.

Çatlak izlerinin tedavisinde en etkili yöntem, izlerin boyutuna, derinliğine ve rengine bağlıdır. Bir dermatolog, cildinizi inceleyerek en uygun tedavi yöntemini belirlemenize yardımcı olabilir.

Çatlak izlerini hafifletmeye yardımcı olabilecek bazı doğal yöntemler de vardır:

Hindistan cevizi yağı: Hindistan cevizi yağı, cildin elastikiyetini artırmaya ve kolajen üretimini stimule etmeye yardımcı olabilir.

Kakao yağı: Kakao yağı, cildin nemlenmesine ve yumuşamasına yardımcı olabilir.

E vitamini yağı: E vitamini yağı, cildin iyileşmesini ve yenilenmesini hızlandırmaya yardımcı olabilir.

Aloe vera: Aloe vera jeli, cildin tahrişini ve iltihaplanmasını azaltmaya yardımcı olabilir.

Bu doğal yöntemleri kullanmadan önce cildinizin küçük bir bölümünde test etmeniz ve herhangi bir alerjik reaksiyona karşı dikkatli olmanız önemlidir.

Çatlak izlerini tamamen yok etmek mümkün olmasa da, bu yöntemler izlerin görünümünü önemli ölçüde hafifletmeye yardımcı olabilir.

ÇATLAKLAR NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Çatlakların tedavisi, çatlakların türüne ve ciddiyetine bağlı olarak değişir.

Deri çatlakları:

Kremler ve jeller: Cildin elastikiyetini artırmaya ve kolajen üretimini stimule etmeye yardımcı olan çeşitli kremler ve jeller mevcuttur. Bu ürünler, çatlakların görünümünü hafifletmeye yardımcı olabilir.

Lazer tedavisi: Fraksiyonel lazer, çatlak izlerinin tedavisinde en yaygın kullanılan yöntemdir. Lazer ışığı, cildin kolajen üretimini uyararak çatlakların görünümünü azaltır.

Işık tedavisi: Yoğun atımlı ışık (IPL) tedavisi de çatlak izlerinin tedavisinde etkili bir yöntemdir. IPL tedavisi, cildin rengini ve dokusunu iyileştirmeye yardımcı olur.

Mikrodermabrazyon: Mikrodermabrazyon, cildin üst katmanını aşındırarak çatlak izlerinin görünümünü azaltan bir yöntemdir.

Kimyasal peeling: Kimyasal peeling, cildin üst katmanını kaldırarak yeni cilt hücrelerinin oluşmasını teşvik eder. Bu da çatlak izlerinin görünümünü hafifletmeye yardımcı olabilir.

Kemik çatlakları:

Alçı veya atel: Küçük kemik çatlakları genellikle alçı veya atel ile tedavi edilir. Alçı veya atel, kemiğin iyileşmesini ve düzgün şekilde kaynamasını sağlar.

Cerrahi: Büyük veya karmaşık kemik çatlakları cerrahi müdahale gerektirebilir. Cerrahi sırasında, kemik parçaları yeniden hizalanır ve vidalar, plakalar veya çiviler gibi çeşitli malzemelerle sabitlenir.

Diğer çatlak türleri:

Duvar çatlakları: Duvar çatlakları, genellikle spackle veya macun gibi bir dolgu maddesi ile doldurulur ve ardından boyanır.

Yol çatlakları: Yol çatlakları, genellikle asfalt veya beton gibi bir dolgu maddesi ile doldurulur.

Çatlakların tedavisinde en etkili yöntem, çatlakların türüne, boyutuna, derinliğine ve konumuna bağlıdır. Bir doktora veya uzmana danışarak çatlaklar için en uygun tedaviyi belirleyebilirsiniz.

BİTKİSEL YÖNTEMLER ÇATLAKLAR ÜZERİNDE ETKİLİ MİDİR?

Bitkisel yöntemlerin çatlaklar üzerinde bazı etkisi olabilir, ancak bu etkinin bilimsel olarak kanıtlanmadığını ve sınırlı olduğunu belirtmek önemlidir.

Bazı bitkisel yöntemler:

Hindistan cevizi yağı: Hindistan cevizi yağı, cildin elastikiyetini artırmaya ve kolajen üretimini stimule etmeye yardımcı olabilir.

Kakao yağı: Kakao yağı, cildin nemlenmesine ve yumuşamasına yardımcı olabilir.

E vitamini yağı: E vitamini yağı, cildin iyileşmesini ve yenilenmesini hızlandırmaya yardımcı olabilir.

Aloe vera: Aloe vera jeli, cildin tahrişini ve iltihaplanmasını azaltmaya yardımcı olabilir.

Bu bitkisel yöntemleri kullanmadan önce:

Cildinizin küçük bir bölümünde test edin ve herhangi bir alerjik reaksiyona karşı dikkatli olun.

Hamileyseniz veya emziriyorsanız doktorunuza danışın.

Mevcut bir cilt rahatsızlığınız varsa doktorunuza danışın.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/catlak-izi-nasil-gecer-catlak-izlerine-ne-iyi-gelir/feed/ 0
Siğil neden olur, nasıl geçer? https://www.foxhaber.com.tr/sigil-neden-olur-nasil-gecer/ https://www.foxhaber.com.tr/sigil-neden-olur-nasil-gecer/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:09:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4154 İnsan derisinde meydana gelen ve genellikle HPV (Human Papillomavirus) adı verilen virüsün neden olduğu bir cilt lezyon olan siğil genellikle el, ayak tabanı, parmaklar, eller ve ayaklar gibi vücudun sıkça sürtünen veya travmaya maruz kalan bölgelerinde gelişirler. HPV’nin bulaşıcı bir virüs olduğu ve siğillerin temas yoluyla kolayca yayılabileceği unutulmamalıdır.

SİĞİL BULAŞIR MI, NASIL BULAŞIR?

Siğiller bulaşıcıdır ve genellikle cilt teması yoluyla bir kişiden diğerine yayılır. Siğil bulaşması için direk temas gereklidir; yani enfekte bir kişinin siğiliyle temas etmek veya enfekte kişinin temas ettiği bir yüzeye dokunmak, virüsün bulaşmasına yol açabilir. Özellikle açık yaralar, çatlaklar veya cilt tahrişleri olan bölgeler, virüsün girmesi için daha elverişli bir ortam oluşturabilir.

Siğil virüsü, genellikle yüzeylerde uzun süre hayatta kalabilir, bu yüzden enfekte bir kişinin temas ettiği bir yüzey de potansiyel olarak bulaşıcı olabilir. Siğil virüsünün yayılmasını önlemek için enfekte bölgeleri örtmek, enfekte yüzeyleri temizlemek ve kişisel hijyen önlemlerine dikkat etmek önemlidir. Ayrıca, ortak kullanılan havlular, ayakkabılar veya kişisel eşyalar gibi öğelerin paylaşımını sınırlamak da bulaşma riskini azaltabilir.

SİĞİL NEDEN OLUR?

Zayıf bağışıklık sistemi: Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde siğil gelişme riski daha yüksektir.

Ciltte çizik veya yara: Ciltte çizik veya yara varsa virüsün vücuda girmesi daha kolaydır.

Nemli ortamlar: Nemli ortamlar virüsün çoğalmasını teşvik eder.

Genetik: Bazı kişilerde siğillere karşı genetik bir yatkınlık vardır.

Siğillerin belirtileri:

Küçük, etli, karnabahar benzeri büyümeler

Pürüzsüz veya pürüzlü bir yüzey

Cilt renginde, pembe veya kahverengi renk

Genellikle ağrısızdır, ancak bazen kaşıntılı veya tahriş edici olabilir.

SİĞİL NASIL GEÇER?

Siğiller genellikle kendiliğinden geçer, ancak tedavi edilmezse aylarca veya yıllarca sürebilir. Siğilleri tedavi etmek için kullanılan çeşitli yöntemler vardır, bunlara şunlar dahildir:

Tedavi Yöntemleri:

Kriyoterapi: Bu, siğili dondurmak ve yok etmek için sıvı nitrojenin kullanıldığı bir yöntemdir.

Elektrokoterizasyon: Bu, siğili yakmak için elektrik akımı kullanan bir yöntemdir.

Lazer tedavisi: Bu, siğili çıkarmak için lazer ışını kullanan bir yöntemdir.

Topikal ilaçlar: Salisilik asit veya imiquimod gibi topikal ilaçlar siğilleri tedavi etmek için kullanılabilir.

Hangi Tedavi Yönteminin Uygulanacağına Karar Verirken:

Siğilin boyutu ve sayısı

Siğilin bulunduğu yer

Hastanın yaşı ve genel sağlık durumu

gibi faktörler göz önünde bulundurulur.

Evde Tedavi:

Bazı insanlar siğilleri evde tedavi etmeyi tercih edebilir. Evde tedavi yöntemleri şunlardır:

Salisilik asit içeren bantlar: Bu bantlar siğili tahrip etmeye yardımcı olur.

Koterizasyon: Bu yöntemde siğil, kimyasal bir madde ile yakılır.

İmiquimod kremi: Bu krem, bağışıklık sistemini siğille savaşmaya teşvik eder.

Evde tedavi yöntemlerini kullanmadan önce bir doktora danışmanız önemlidir.

Siğillerin tekrarlama riski:

Siğiller tedavi edildikten sonra tekrarlayabilir. Bu, virüsün cildin derinliklerinde saklanabilmesinden kaynaklanır. Tekrarlama riskini azaltmak için şunları yapabilirsiniz:

Bağışıklık sisteminizi güçlü tutun.

Cildinizin temiz ve kuru olmasını sağlayın.

Havlu ve sabun gibi kişisel eşyaları paylaşmayın.

Siğil olan bir bölgeyi tıraş etmeyin veya ağda yapmayın.

Siğilleriniz hakkında endişeleriniz varsa veya tedaviye yanıt vermiyorsa bir doktora görünmeniz önemlidir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sigil-neden-olur-nasil-gecer/feed/ 0
Sivilce neden çıkar, nasıl geçer? https://www.foxhaber.com.tr/sivilce-neden-cikar-nasil-gecer/ https://www.foxhaber.com.tr/sivilce-neden-cikar-nasil-gecer/#respond Sat, 24 Feb 2024 21:42:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3872 Sivilce, stresin sık sık tetiklediği bir sorundur. Sivilce, cildimizin yüzeyindeki küçük, kırmızı ve şişmiş lekeler olarak ortaya çıkarlar ve genellikle görünüşümüzü etkileyerek özgüvenimizi olumsuz yönde etkileyebilirler. Sivilcelerin çıkma nedenleri, genellikle karmaşık bir kombinasyonun sonucudur. Ciltteki yağ bezlerinin aşırı aktivitesi, hormonal değişiklikler, bakteriyel enfeksiyonlar ve hatta genetik faktörler sivilce oluşumunu tetikleyebilir.

SİVİLCE NEDEN ÇIKAR?

Sivilce, yağ bezlerinin tıkanması, cilt hücrelerinin dökülmesi ve bakteriyel enfeksiyon gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşur.

Sivilce oluşumuna neden olan temel etkenler şunlardır:

Yağ bezlerinin aşırı yağ üretimi: Ciltteki yağ bezleri, cildi nemli tutmak için sebum adı verilen yağlı bir madde üretir. Hormonal değişiklikler veya genetik yatkınlık gibi faktörler, yağ bezlerinin aşırı sebum üretmesine neden olabilir. Fazla sebum, cilt gözeneklerini tıkayarak sivilce oluşumuna zemin hazırlar.

Cilt hücrelerinin dökülmesi: Cilt hücreleri sürekli olarak yenilenir ve eski hücreler dökülür. Ölü cilt hücreleri gözeneklerde birikerek tıkanmaya neden olabilir. Tıkalı gözeneklerde sebum birikmesi ve bakteriyel üreme sivilce oluşumunu tetikler.

Bakteriyel enfeksiyon: Ciltte doğal olarak bulunan Propionibacterium acnes (P. acnes) adlı bakteri, tıkalı gözeneklerde çoğalarak iltihaplanmaya ve sivilce oluşumuna neden olabilir.

Sivilce oluşumuna katkıda bulunan diğer faktörler:

Hormonel değişiklikler: Ergenlik, adet dönemi, hamilelik ve menopoz gibi dönemlerde hormonal değişiklikler sivilce oluşumunu tetikleyebilir.

Stres: Stres, hormon dengesini etkileyerek yağ bezlerinin aşırı sebum üretmesine ve sivilce oluşumuna neden olabilir.

Bazı ilaçlar: Kortikosteroidler ve lityum gibi bazı ilaçlar sivilce oluşumuna neden olabilir.

Yanlış cilt bakımı: Cilt tipinize uygun olmayan ürünler kullanmak veya cildi yeterince temizlememek sivilce oluşumuna katkıda bulunabilir.

Bazı yiyecekler: Şekerli ve yağlı yiyeceklerin sivilce oluşumuna katkıda bulunduğuna dair bazı kanıtlar mevcuttur.

Sivilce tedavisinde kullanılan birçok farklı yöntem vardır. Hafif sivilcelerde reçetesiz satılan topikal ürünler kullanılabilir. Daha şiddetli vakalarda ise antibiyotikler, retinoidler veya hormonal tedaviler gibi reçeteli ilaçlar gerekli olabilir.

Sivilce tedavisinde dermatoloğa danışmak en doğru yöntemdir. Doktorunuz cilt tipinize ve sivilcenizin şiddetine göre en uygun tedaviyi önerecektir.

Sivilce oluşumunu engellemek için:

Cildinizi günde iki kez, cilt tipinize uygun bir temizleyici ile yıkayın.

Yağlı ve komedojenik ürünlerden uzak durun.

Makyajınızı yatmadan önce mutlaka temizleyin.

Bol su için ve sağlıklı beslenin.

Stresi yönetmeye çalışın.

Düzenli egzersiz yapın.

Sivilce, oldukça yaygın bir cilt sorunudur ve birçok insan hayatının bir döneminde bu sorunu yaşar. Doğru tedavi ve önlemlerle sivilcelerden kurtulabilir ve pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz.

SİVİLCE NASIL GEÇER?

Sivilce tedavisi, sivilcenin şiddetine ve nedenine göre değişir. Hafif sivilcelerde reçetesiz satılan topikal ürünler kullanılabilir. Daha şiddetli vakalarda ise antibiyotikler, retinoidler veya hormonal tedaviler gibi reçeteli ilaçlar gerekli olabilir.

Sivilce tedavisinde kullanılan bazı yöntemler şunlardır:

Topikal tedaviler:

Benzoil peroksit: Bakterileri öldürmeye yardımcı olur.

Salisilik asit: Gözenekleri açmaya yardımcı olur.

Retinoidler: Cilt hücrelerinin döngüsünü normalleştirmeye yardımcı olur.

Azelainik asit: İltihaplanmayı ve bakteriyel üremeyi azaltmaya yardımcı olur.

Sistemik tedaviler:

Antibiyotikler: Ağızdan alınan antibiyotikler, bakteriyel enfeksiyonu tedavi etmeye yardımcı olur.

Retinoidler: Ağızdan alınan retinoidler, cilt hücrelerinin döngüsünü normalleştirmeye yardımcı olur.

Hormonal tedaviler: Doğum kontrol hapları veya spironolakton gibi hormonal tedaviler, hormonal akne tedavisinde kullanılır.

Sivilce tedavisinde:

Dermatoloğa danışmak en doğru yöntemdir. Doktorunuz cilt tipinize ve sivilcenizin şiddetine göre en uygun tedaviyi önerecektir.

Tedaviye uymak önemlidir. Doktorunuzun önerdiği ilaçları düzenli olarak kullanmalısınız.

Sabırlı olmak gerekir. Sivilce tedavisi zaman alabilir.

Sivilce oluşumunu engellemek için:

Cildinizi günde iki kez, cilt tipinize uygun bir temizleyici ile yıkayın.

Yağlı ve komedojenik ürünlerden uzak durun.

Makyajınızı yatmadan önce mutlaka temizleyin.

Bol su için ve sağlıklı beslenin.

Stresi yönetmeye çalışın.

Düzenli egzersiz yapın.

Sivilce, oldukça yaygın bir cilt sorunudur ve birçok insan hayatının bir döneminde bu sorunu yaşar. Doğru tedavi ve önlemlerle sivilcelerden kurtulabilir ve pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz.

Sivilce tedavisinde evde uygulayabileceğiniz bazı yöntemler de vardır:

Elma sirkesi: Elma sirkesi, antibakteriyel ve iltihap önleyici özelliğe sahiptir. Bir pamuk topuna elma sirkesi sürüp sivilcelerinize uygulayabilirsiniz.

Aloe vera: Aloe vera, cildi yatıştırmaya ve nemlendirmeye yardımcı olur. Aloe vera jeli doğrudan sivilcelerinize uygulayabilirsiniz.

Yeşil çay: Yeşil çay, antioksidanlar açısından zengindir ve cilt iltihaplanmasını azaltmaya yardımcı olabilir. Yeşil çay poşetlerini soğutup sivilcelerinize uygulayabilirsiniz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sivilce-neden-cikar-nasil-gecer/feed/ 0
Kuaförler dikkat! Alerjik cilt hastalıkları görülüyor… https://www.foxhaber.com.tr/kuaforler-dikkat-alerjik-cilt-hastaliklari-goruluyor/ https://www.foxhaber.com.tr/kuaforler-dikkat-alerjik-cilt-hastaliklari-goruluyor/#respond Thu, 11 Jan 2024 21:09:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2160 Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ile Ankara Üniversitesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalları ortak projesi olarak 2021 yılında başlayan, ‘kuaförlerde mesleksel alerjik hastalıkların değerlendirilmesi’ projesi tamamlandı.

ERÜ Tıp Fakültesi ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalları öğretim üyelerinin, 2021 yılında, ‘kuaförlerde mesleksel alerjik hastalıkların değerlendirilmesi’ isimli ortak projesi 2 yılda tamamlandı.

Proje araştırmacılarından ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnsu Yılmaz, tamamlanan projeyle ilgili bilgi vererek, klinikteki hastalarının çoğunu, alerjik kişilerin oluşturduğunu belirtti.

Prof. Dr. Yılmaz, “İmmun yetmezlikler çok daha az bir kısmını oluşturuyor. Çünkü erişkin dönemde görülen immun yetmezlikler daha nadir. Ama alerjik hastalıklara çok sık rastlıyoruz. Bunlardan toplumda en sık karşılaşılanları, alerjik nezle, alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik konjonktivit, alerjik astım, alerjik kontakt dermatit (egzema), alerjik cilt hastalıkları ve solunum yolu hastalıkları gibi birçok hastalığı kliniğimizde sıklıkla görüyoruz. Hem tanı hem de tedavi konusunda hastalara yardımcı oluyoruz” diye konuştu.

‘CİLT ALERJİLERİ BAZI MESLEKLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR’

Alerjik hastalıkların bir kısmının da yapılan mesleklerle ilişkili olduğunu aktaran Prof. Dr. Yılmaz, “Özellikle bazı solunum yolu hastalıkları ve alerjileri ile cilt alerjileri bazı mesleklerde daha sık görülüyor. Bunlara örnek olarak kuaförler, boyacılar, inşaat işçileri, fırıncılar hem solunumsal hem de cilt hastalıkları açısından risk grubunda olan meslek grupları. Bunların başında da kuaförler geliyor. Solunum yolu alerjileri, alerjik nezle, alerjik astım, alerjik kontakt dermatit gibi hastalıklar kuaförlerde daha fazla görülüyor. Kuaförlerde, cilt hastalıkları, solunum yolları hastalıklarına göre daha fazla görülüyor. Yurt dışında bu hastalıkların, mesleklerde görülmesiyle ilgili daha fazla oranlar var. Kabaca, 4 kuaförden birinde alerjik cilt hastalıkları görülebiliyor. Kuaförlerden 5-10’undan birinde ise astım gibi solunum yolu hastalıkları görülüyor” dedi.

‘KUAFÖRLERDE EN ÇOK EGZEMA HASTALIĞI GÖRÜLÜYOR’

Kuaförlerde görülen hastalıklara değinen Prof. Dr. Yılmaz, şöyle konuştu:

-Kuaförlerde en çok egzema hastalığı görülüyor. Kuaförler gerçekten çok fazla saç boyası, saç açıcı, şampuanlar gibi kimyasal kullanıyorlar.

-Çok sık ellerini yıkıyor ve eldiven kullanıyorlar. Bir şekilde kimyasallara daha fazla maruz kalıyorlar. Kullandıkları maddelerin içinde bazı kimyasallar var. Bunlardan özellikle persülfatlar kuaförlerde hastalıklara neden olan maddelerin başında geliyor.

-Bunlar kullanılan malzemelerin içinde sıklıkla bulunabiliyor. Bunlara ne kadar sık maruz kalırsa alerjik egzema dediğimiz cilt problemi ortaya çıkabiliyor.

-Burada çevresel maruziyet çok önemli. Hastanın, genetik olarak da o maddeye alerji oluşturabilecek yatkınlığı olması gerekiyor. 4-5 kuaförden birinde gelişiyor diyoruz ama diğerlerinde de gelişmeyebiliyor.

‘ELDİVENİN KENDİSİ DE EGZEMA YAPABİLİR’

Hastaların kliniğe başvurmaları gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:

-Burada hangi maddeye karşı alerji olduğunu anladıktan sonra kişinin o maddeden uzak durması gerekiyor. Maddelere temasın engellenmesi ve eldiven kullanılması gerekiyor. Ancak burada eldivenin kendisi de alerjik egzema yapabilir.

-Çok sık eldiven kullananlarda latekse bağlı alerji ortaya çıkabiliyor. Sağlık çalışanları da aslında risk grubu içindeler. Ama lateks içeren eldivenler eskisi kadar çok sık kullanılmıyor. Lateksin pudraya yapışması sonucunda hem solunum yolu hem de cilt alerjileri ortaya çıkabiliyor. Kuaförlerde çok sık eldiven kullanıyorlar. Islak elleri nemleniyor ve bariyerleri bozuluyor.

-Lateks içermeyen eldiven kullansa bile eldivenin içinde bulunan diğer katkı maddelerine karşı alerjik reaksiyon geliştirebilme potansiyelleri var. Bu kişilerin mutlaka immünoloji ve alerji hekimlerine başvurması gerekiyor. Etkeni ortaya çıkarmak, teşhis etmek, önerilerde bulunmak ve tedavi için bazı ilaçlarda tavsiye de bulunmak etkili oluyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kuaforler-dikkat-alerjik-cilt-hastaliklari-goruluyor/feed/ 0