MANİSA’nın Yunusemre ilçesinde çalıştığı pizza dükkanına motosikletiyle gelip, ruhsatsız tabancayla açtığı ateşte çalışanlardan Sultan Zencirci’yi (27) öldüren, Gül Demir’i (45) ise yaralayan Ferhat Kuru’nun tutuklu yargılandığı dava, daha önce istenen akıl sağlığının yerinde olup olmadığı yönündeki raporun beklenmesine karar verilerek ertelendi.
Olay, 30 Temmuz 2023’te saat 13.00 sıralarında Muradiye Mahallesi İstasyon Caddesi’ndeki bir pizzacıda meydana geldi. Çalıştığı pizzacıya motosikletiyle gelen Ferhat Kuru, yanında getirdiği ruhsatsız tabancayla iş yeri çalışanlarından Sultan Zencirci ve Gül Demir’e kurşun yağdırdı. Vücuduna 3 kurşun isabet eden Sultan Zencirci ile 2 kurşun isabet eden Gül Demir kanlar içinde yere yığıldı. Daha sonra Kuru, Gül Demir’i bıçaklamaya çalıştı. Diğer çalışanların araya girmesiyle Ferhat Kuru kaçtı.
Silah seslerini duyan çevredekilerin ihbarı üzerine adrese jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, Sultan Zencirci’nin hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yerinde müdahalesi yapılan Gül Demir ise ağır yaralı olarak ilçedeki özel bir hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan Demir, uzun süren tedavi süreci ardından taburcu edildi. Olayın ardından yakalanıp, gözaltına alınan Ferhat Kuru, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Olaya ilişkin yürütülen soruşturma sonunda Ferhat Kuru hakkında ‘Kadına karşı tasarlayarak kasten öldürme’, ‘Kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘Ruhsatsız silah temin etme ve bulundurma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
‘GÜL İLE SANIK ARASINDA BİR MÜNASEBET YOKTU’
Manisa 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasına tutuklu sanık Kuru, Gül Demir’in avukatı ve öldürülen Sultan Zencirci’nin avukatları katıldı. Duruşmada, Gül Demir’in ağabeyi Turgut Irmak (51), tanık olarak dinlendi. Kardeşi Gül Demir’in olaydan bir hafta öncesinde kendisini telefonla arayarak, Ferhat Kuru’nun hem kendisini hem de Sultan Zencirci’yi rahatsız ettiğini söylediğini belirten Irmak, “Bunun üzerine Ferhat’ı aradım cevap vermedi, sonra kendisi döndü. ‘Gül hanımı seviyorum onunla evleneceğim. Sultan araya girip, aramızı bozdu’ dedi. Yaptığının yanlış olduğunu söyledim. ‘Bir daha dükkanıma girme, önünden dahi geçme’ dedim. Gül ile sanık arasında bir münasebet yoktu. Sultan’ı tehdit ettiğine şahit olmadım” ifadelerini kullandı.
Gül Demir’in ağabeyi Turgut Irmak’ın konuşması ardından tanığın beyanına ilişkin sözleri sorulan Ferhat Kuru, tanığın beyanının gerçeği yansıtmadığını, kendi çıkarına göre konuştuğunu, Gül Demir ile gönül ilişkisi olduğunu ileri sürdü.
Mahkeme heyeti, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan daha önce istenen akıl sağlığının yerinde olup olmadığı yönündeki raporun henüz mahkemeye ulaşmaması nedeniyle duruşmayı 24 Mart’a erteledi.
Duruşma sonrası, öldürülen Sultan Zencirci’nin avukatı Zehra Oyit ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Manisa Temsilcisi Semiha Hasgör, birer açıklama yaptı. Hasgör, 6284 sayılı kanunun kadınların can simidi olduğunu, kadın cinayeti ve şiddetin önlenmesi için etkin kullanılması gerektiğine dikkat çekti.
Avukat Zehra Oyit ise “Maalesef ülkemizde kadın olmanın zorluğu yüzümüze vuruyor. Taciz edildiği için rahatsızlık duyduğunu dile getiren bir kadından bahsediyoruz. 6284’ün etkin bir şekilde uygulanması ile cinayetlerin en azından azalacağını umuyoruz. Umudumuzu kaybetmeden bu davaların takipçisiyiz. Her kadının yanındayız” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KONYA – Konya’da galericilik yapan iki esnaf arasında çıkan kavgada 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı. Olayın yaşandığı aynı dükkanda ise geçtiğimiz mayıs ayında 1 mimarın öldürüldüğü ortaya çıktı.
Olay, gece saatlerinde merkez Selçuklu ilçesi Yazır Mahallesi Mahallesi Türkerler Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sokak üzerinde Muhammed Paytar’a ait iş yerine henüz kimliği belirlenemeyen kişi veya kişiler geldi. 2 grup arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonrası Muhammed Paytar ve henüz ismi belirlenemeyen 1 kişi iş yerine gelen kişiler tarafından tabancayla vurularak ağır yaralandı. Ağır yaralanan Muhammed Paytar ve 1 kişi ihbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı. Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan Muhammed Paytar yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alınan 1 kişinin ise tedavisi ise sürüyor. Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerin olaya karışan 4 kişiyi gözaltına alarak ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldüğü öğrenildi.
Öte yandan, olayın yaşandığı aynı dükkanda ise 5 ay 5 gün önce geçtiğimiz mayıs ayında 1 mimarın çıkan silahlı kavgada öldürüldüğü ortaya çıktı.
Olayla ilgili tahkikat sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KASTAMONU – Kastamonu’da uyuşturucu sebebiyle çıkan kavgada bıçakladığı arkadaşını balkondan aşağı atan şahsın yargılanmasına başlandı. Duruşmada kendisini savunan sanık, olayın kendisinden uyuşturucu satılmasının istenmesinin ardından yaşandığını söyledi.
Olay, 29 Mayıs’ta İnönü Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İran uyruklu 44 yaşındaki B.D. ile 34 yaşındaki Afganistan uyruklu M.N.K. arasında, uyuşturucu ticareti sebebiyle kavga çıktı. Çıkan tartışmanın büyümesi üzerine B.D., eline aldığı bıçakla M.N.K.’yi vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklayarak yaraladı. Ardından B.D., balkona kaçan M.N.K.’ye demir sandalye ile saldırarak üçüncü kattan aşağıya attı. Ağır yaralanan M.N.K., Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi edildi.
Polis ekiplerince İran uyruklu B.D., suç aleti bıçak ile birlikte yakalanarak gözaltına alındı. Adli makamlara sevk edilen B.D. tutuklandı.
Olayın ardından İran uyruklu B.D. ile Afganistan uyruklu M.N.K. hakkında “basit yaralama ve kasten öldürme” suçlarından Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.
“Aramızda tartışma uyuşturucu satışı yüzünden çıktı”
Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık B.D., İran’da şoförlük yaptığını belirterek, “Olaydan bir gün öncesinde arkadaşla beraber alkol aldık. Ardından uyuşturucu ticareti sebebiyle aramızda tartışma çıktı. Poşette uyuşturucu vardı. Benim uyuşturucu satmamı istediler. Ben buna karşı geldim. Ardından kızıp poşeti alıp gitti” dedi.
6 aydır cezaevinde suçsuz yere bulunduğunu söyleyen B.D., “Bu zaman zarfında kimse benim ziyaretime gelmedi. Olayın olduğu gün yine aramızda uyuşturucu satışı yüzünden tartışma çıkınca bu sefer bana bıçak çekti. Kablo vardı, kablo ile eline vurup bıçağı elinden aldım. Sonra telefonu aldım ve polisi arayacağımı söyledim. ‘Polisi bırak’ deyip üzerime oturdu. Ben de kendimi savunmak amaçlı bıçakladım. Sonra balkona gidip kendisini balkondan aşağıya attı. Ben kendisini balkondan atmadım. Aramızda tartışma uyuşturucu satışı yüzünden çıktı. Aramızda şimdiye kadar husumet yoktu” diye konuştu.
M.N.K. ile bir husumetlerinin olmadığını savunan B.D., “Bu arkadaşla bir husumetimiz yoktur. Ben olay günü bu arkadaşı bıçakladım. Kafam bir dünyaydı. Uyuşturucu etkisindeydim. Belki benden korktu, balkona gitti, bende arkasından gidince balkondan aşağıya kendisini attı. Ben tüm paramı eşime verdim. Eşimde ben, bu şahsı tanıyorum dedi. Eşim bana ne dediyse ben kabul ettim. Arkadaştan şikayetçi değilim. Tahliyemi istiyorum” ifadelerini kullandı.
“Vücudumda 10’dan fazla yerde bıçak yarası oluştu”
Davada tutuksuz yargılanan sanık M.N.K. ise, “Olay günü evdeydik. Benden uyuşturucu taşımamı istedi. Daha önce kendisi uyuşturucudan ceza aldığı için ben kabul etmedim. Aramızda bu yüzden tartışma çıktı. Kendisiyle bir husumetimiz yoktur. Teyzem ile boşandılar. Teyzem Trabzon’da kalıyordu, oradan Kastamonu’ya taşındı. Teyzemin eşi, eniştem oluyor, kendisi uyuşturucu satıyordu. Teyzemi Kastamonu’da da buldu. Uyuşturucu sattığı için İran’da yakalandı ve cezaevinde kaldı. Bunu bile benden bildi. Olay gecesi de benden alkol istedi. Alkol alırken aramızda tartışma çıktı. Eve geldiğinde zaten kafası bozuktu. Bir şeyler içmiş gibiydi. Sabah uyurken başıma geldi ve kalk dışarı çıkacağız diyerek beni uyandırdı. Ben hazırlanırken kablo ile başıma vurdu. Sonra elinde bıçak vardı, bıçak ile vücudumun birçok yerini yaraladı. Vücudumda 10’dan fazla yerde bıçak yarası oluştu. Kaçmak istedim, kapıya gittim ama kapı kilitliydi, açılmıyordu. Ardından evin balkonuna doğru kaçtım. Balkonun camını kırıp balkona çıktım. Balkonda da demir sandalye ile bana bir kez daha saldırdı. Demir sandalye ile bana saldırınca dengemi kaybettim, beni balkondan aşağıya itince de balkondan aşağıya düştüm. Ben uyuşturucu hiç kullanmadım. Şikayetçiyim. Ben, bu arkadaşa hap ya da uyuşturucu sat demedim. Ben hiç uyuşturucu kullanmadım. Mutfaktan bıçağı alıp geldi, beni öldürecekti. Çünkü kendisi İran’a geri dönme planı yapıyordu. Ben ona saldırmadım, o bana saldırdı. Ben, onu yaralamadım. Canımı zor kurtardım”
Tarafları dinleyen mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe ertelerken, tutuklu sanık B.D.’nin tutukluluğunun devamına karar verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KOCAELİ’nin İzmit ilçesinde geçen yıl 9 Ocak’ta sağlık teknisyeni kuzeni Hürrem Doğan’ı (31) tabancayla vurarak öldüren sağlık personeli İrfan Özbay (52), yargılandığı Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan ise 1 yıl hapis ve 30 gün adli para cezasına çarptırıldı.
Olay, 9 Ocak 2023’te İzmit’in Ayazma Mahallesi 17 Ağustos Bulvarı’ndaki bir sitenin bahçesinde meydana geldi. Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Radyoloji Bölümü’nde görevli sağlık teknisyeni Hürrem Doğan, oturduğu binadan çıkıp, otomobiline yaklaştığı sırada silahlı saldırıya uğradı. Tabancadan çıkan mermilerden 10’u, Doğan’ın vücuduna isabet etti. Çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan Doğan, hayatını kaybetti. Saldırganın yakalanması için çalışma başlatan polis, Hürrem Doğan’ın kuzeni sağlık personeli İrfan Özbay olduğunu tespit etti. Gözaltına alınan Özbay, çıkarıldığı mahkemece ‘Tasarlayarak kasten ateşli silahla öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Öte yandan Özbay’ın evinde yapılan aramada Hürrem Doğan’ın ev adresinin yazılı olduğu kağıt da bulunduğu öğrenildi.
İLK DURUŞMADA HUSUMETİN SEBEBİNİ ANLATMIŞTI
Kocaeli 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık İrfan Özbay, dini nikahla birlikte yaşadığı kadının, kendisini Hürrem Doğan’ın babasıyla aldattığını ve bu yüzden aralarında husumet olduğunu iddia etmişti. Bir önceki duruşmada ise cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanığın ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan ise 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etmişti.
MAHKEME, KARARINI VERDİ
Davanın karar duruşması bugün görüldü. Duruşmada Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla dinlenen tutuklu sanık Özbay, olayı tasarlayarak gerçekleştirmediğini söyleyerek tahliyesini istedi. Mağdur ailenin avukatı ise sanığın cezalandırılmasını talep etti.
Mahkeme, Özbay’ın ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan ise 1 yıl hapis ve 30 gün adli para cezasına çarptırılmasına hükmetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KOCAELİ’nin İzmit ilçesinde geçen yıl 9 Ocak’ta sağlık teknisyeni kuzeni Hürrem Doğan’ı (31) tabancayla vurarak öldüren sağlık personeli İrfan Özbay (52), yargılandığı Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan ise 1 yıl hapis ve 30 gün adli para cezasına çarptırıldı.
Olay, 9 Ocak 2023’te İzmit’in Ayazma Mahallesi 17 Ağustos Bulvarı’ndaki bir sitenin bahçesinde meydana geldi. Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Radyoloji Bölümü’nde görevli sağlık teknisyeni Hürrem Doğan, oturduğu binadan çıkıp, otomobiline yaklaştığı sırada silahlı saldırıya uğradı. Tabancadan çıkan mermilerden 10’u, Doğan’ın vücuduna isabet etti. Çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan Doğan, hayatını kaybetti. Saldırganın yakalanması için çalışma başlatan polis, Hürrem Doğan’ın kuzeni sağlık personeli İrfan Özbay olduğunu tespit etti. Gözaltına alınan Özbay, çıkarıldığı mahkemece ‘Tasarlayarak kasten ateşli silahla öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Öte yandan Özbay’ın evinde yapılan aramada Hürrem Doğan’ın ev adresinin yazılı olduğu kağıt da bulunduğu öğrenildi.
İLK DURUŞMADA HUSUMETİN SEBEBİNİ ANLATMIŞTI
Kocaeli 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık İrfan Özbay, dini nikahla birlikte yaşadığı kadının, kendisini Hürrem Doğan’ın babasıyla aldattığını ve bu yüzden aralarında husumet olduğunu iddia etmişti. Bir önceki duruşmada ise cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanığın ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan ise 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etmişti.
MAHKEME, KARARINI VERDİ
Davanın karar duruşması bugün görüldü. Duruşmada Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla dinlenen tutuklu sanık Özbay, olayı tasarlayarak gerçekleştirmediğini söyleyerek tahliyesini istedi. Mağdur ailenin avukatı ise sanığın cezalandırılmasını talep etti.
Mahkeme, Özbay’ın ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan ise 1 yıl hapis ve 30 gün adli para cezasına çarptırılmasına hükmetti.
Haber: Nazım Özgün ERBULAN/İZMİT(Kocaeli),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, dün akşam saatlerinde Karamürsel ilçesi 4 Temmuz Mahallesi’nde meydana geldi. Özel halk otobüslerinin ilk durağı olan Karamürsel Otogarı’ndan evine gitmek için 41 J 3272 plakalı araca binen Enes Yiğit Toraman, araca 4 Temmuz durağında binen eşinin dayısı Volkan A.’nın bıçaklı saldırısına uğradı. Toraman araçta kanlar içerisinde kalırken, Volkan A. kaçtı. Ambulansla Karamürsel Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Enes Yiğit Toraman, kurtarılamadı.
Olayla ilgili çalışma başlatan polis ekipleri, Volkan A.’yı kısa süre sonra Gölcük ilçesinde yakaladı. Saldırgan gözaltına alınırken, olayın detayları da ortaya çıktı. Volkan A.’nın yeğeninin Enes Yiğit Toraman ile kaçarak evlendiği, bu nedenle aralarında husumet olduğu öğrenildi. Olaydan bir önceki gün Volkan A. ile Enes Yiğit Toraman’ın telefonda tartıştığı da belirlendi. Volkan A.’nın Enes Yiğit Toraman’ı takip ederek aynı otobüse bindiği tespit edildi.

Diğer yandan olay, özel halk otobüsünün güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde; saldırgan Volkan A.’nın otobüse binip, ücretini ödedikten sonra sakince arkaya doğru ilerlediği ve aniden Toraman’a bıçakla saldırdığı anlar yer aldı. Kocaeli İl Emniyeti Müdürlüğü’ne getirilen ve işlemleri tamamlanan Volkan A., Karamürsel Adliyesi’ne sevk edildi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz günlerde İstanbul’un göbeğinde yaşanan korkunç olay görenlerin kanını dondurdu. Semih Çelik isimli şahıs, 19 yaşındaki İkbal ve Ayşenur’u katlettikten sonra surlarda atlayarak hayatına son verdi. Yaşanılan olaylarından ardından Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik, kan dondurucu olaylar hakkında açıklamalarda bulundu. Yaşanılan kadın cinayetleri hakkında isyan eden Başkan Çelik, “Artık yeter, kadın cinayetlerini durduracak yasal düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir” şeklinde isyan etti.
Son günlerde yaşanılan olaylar hakkında açıklamalarda bulunan Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik, şu şekilde açıklamalarda bulundu;
“Henüz hayatının baharında, 19 yaşındaki iki kızımız; 1 yıl içinde 5 kez ruh hastalığı nedeniyle tedavi gören bir cani tarafından katledildi. Artık hayatın gerçeği haline gelen kadın cinayetleri ile kalıcı çözümler beklerken ne yazık ki; yasa koyucular tarafından bir umursamazlık, bir vurdumduymazlıkla karşı karşıyayız. Kadınlarımızı şiddete ve cinayetlere karşı koruma altına alan İstanbul Sözleşmesinden bir kararname ile çıkanlar, artan kadın cinayetleri için ivedilikle çözümcü kararlar almalıdır! Şiddetin her türü kayıtsız, şartsız insan hakları ihlalidir ve suçtur. Artık yeter, kadın cinayetlerini durduracak yasal düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir” – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÖNCE ÇEKİÇLE SALDIRDI SONRA EVİ YAKTI
Tartışmanın alevlenmesi üzerine iki arkadaş arasında kavga çıktı. Çekiçle başından yaraladığı arkadaşına düşme süsü veremeye çalışan S.K., evi de yakarak olay yerinden kaçtı. Dumanı fark eden mahallelinin ihbarı üzerine bölgeye gelen itfaiye ekipleri, yangını kontrol altına aldıktan sonra yaşlı adamın cesedi ile karşılaştı. Durumun polise bildirilmesi üzerine inceleme başlatan Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cesedi bulunan kişinin yanarak ölmediğini, evin ise kasıtlı bir şekilde ateşe verildiğini belirledi.

POLİSİ YANILTMAK İÇİN PLAN YAPMIŞ
İncelemelerini derinleştiren cinayet büro polisleri, tespit ettikleri şüpheli S.K.’yi yakalamak için harekete geçti. Polisi yanıltmak için şehir dışına çıkma senaryosu tasarlamış olan şüpheli S.K.’nin kendisini arayan polislerden kurtulmak için önce otogara gittiği ve burada şehir dışına çıkıyormuş gibi izlenim vermeye çalıştığı öğrenildi. S.K.’nin, otogardan çıktıktan sonra ise Çankaya’nın Esat Mahallesi’nde saklandığı belirlendi. Ekiplerin uzun uğraşları sonucu bir eğlence mekanında olduğu belirlenen zanlı yakalanarak gözaltına alındı. Emniyete götürülen zanlının suçunu itiraf ettiğini ve ifadesinde, “Kaçamayacağımı biliyordum, son gecemde güzel vakit geçirmek istedim” dediği öğrenildi. S.K., buradaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Raporda, ‘cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı’ ve bacağın kopmasına neden olan travmanın, ölüm sonrası hayvanlar tarafından oluşturulmuş nitelikte olduğu belirtildi
DİYARBAKIR – Diyarbakır’da 21 Ağustos’ta kaybolan, 8 Eylül’de cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ‘ağız burun kapanması ve boyuna bası sonucu oksijensiz bırakılması’na bağlı olarak öldüğü tespit edildi.
Bağlar ilçesi Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan, 8 Eylül’de cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sürüyor. Narin’in otopsi işleminde 91 örnek alınıp, bunların bir kısmı İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmişti. Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu, Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedeni bulunan Narin Güran’a ilişkin adli belgeler ile otopsi raporu değerlendirilerek hazırladığı raporu Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Raporda, ‘mevcut verilerle Narin Güran’ın cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı’, çocuğun ölümünün kaybolduğu tarih olan 21 Ağustos’ta meydana geldiği yer aldı. Sol diz altından bacağın kopmasına neden olan travmanın, ölüm sonrası hayvanlar tarafından oluşturulmuş nitelikte olduğu aktarılan raporda, “Çocuğun ölümünün ağız burun kapanması ve boyuna bası sonucu oksijensiz bırakılmasına bağlı meydana gelmiş olduğu, oy birliği ile mütalaa edilmiştir” ifadesine yer verildi.
Narin Güran’ın ağabeyi Enes Güran’ın kolundaki diş izleriyle ilgili inceleme yapan Adli Tıp 2. İhtisas Kurulunun mütalaasının çıkması bekleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapılan incelemede parmak izinin İbrahim S.M.E.Y.M.’ye ait olduğu belirlendi. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kısa süre içinde İbrahim S.M.E.Y.M.’yi gözaltına aldı. Emniyetteki sorgusunda cinayeti itiraf eden şüpheli, öldürdüğü kişiyle bahçe işlerinde kendisine yardım etmesi için anlaştığı, ancak aralarında daha sonradan tartışma çıktığını anlattı.

Eve giderek mutfaktan bıçak aldığını anlatan şüpheli bir anlık sinirle olayı gerçekleştirdiğini söyledi. Asayiş şube müdürlüğünde işlemleri tamamlanan şüpheli adliyeye sevk edildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÖNCE EŞİNİ SONRA KENDİSİNİ VURDU
Bahçelievler Mahallesi‘nde Ekrem D. ile eşi Merve D. arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Ekrem D, tartışmanın büyümesi üzerine tabancayla eşine ateş edip aynı silahla kendini vurdu.

İKİSİ DE HAYATINI KAYBETTİ
İhbar üzerine bölgeye polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan incelemede, 3 çocukları olan çiftin hayatını kaybettiği belirlendi. Cenazeler otopsi yapılmak üzere Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sedir ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı ormandaki mermer ocaklarına karşı verdikleri mücadeleyle tanınan çiftin cinayet şüphelisi Ali Yamuç, olaydan bir gün sonra yakalandı ve Elmalı Cezaevi’ne gönderildi. Alanya L Tipi Cezaevi’ne nakledilen Yamuç’un, 20 Eylül 2017’de intihar ettiği açıklandı.
DAVA ANAYASA MAHKEMESİ’NDE
Çiftin kızı Emine Büyüknohutçu, cinayetin ardından olayda azmettirici olduğuna dair Finike Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, soruşturmanın bu yönde derinleştirilmesi talebinde bulundu. Savcılık ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Büyüknohutçu ailesi, savcılığın kararına Elmalı Sulh Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren mahkeme, savcılık kararını onadı ve itirazı reddetti. Soruşturmanın derinleştirilmesi yönündeki talebin reddedilmesi üzerine çiftin kızları ve avukatları, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
MEZARLARI BAŞINDA ANMA TÖRENİ
Büyüknohutçu çiftinin öldürülmesinin 7’nci yıl dönümünde, Andızlı Mezarlığı’ndaki mezarları başında kızı Emine Büyüknohutçu, yakınları ve çok sayıda seveni tarafından anma töreni düzenlendi. Çiftin mezarlarına çiçek bırakıldı.
Babasının ‘Eğer biri bir gün çıkıp deli cesaretiyle bu işlerin üstüne gitmezse, canları pahasına bu işlerin peşinden koşmazsa, bu işler çözülecek işler değil’ diye bir cümlesi olduğunu belirten Emine Büyüknohutçu, “Gerçekten öyle. Birilerinin çıkıp deli cesaretiyle bu rant sisteminin üzerine gitmesi ve bu rantın özellikle hangi konularda döndüğünün araştırılması ve didik didik edilmesi gerekiyor ki bu tür şirketlerin desteklenmeleri, ÇED raporlarına onay verilmeleri ve güzelim sedir ağaçlarının, nehirlerin, kurdun, kuşun evinin, yuvasının yıkılması, yok olmasına son verilmesi gerekiyor” dedi.
AZMETTİRİCİ İDDİASINDA MEKTUPTAKİ İSMİ HATIRLATTI
Aradan 7 yıl geçtiğini, hala umudu olduğunu söyleyen Büyüknohutçu, “Evet davada herhangi bir ilerleme katedilmedi. Şu an dosyamız AYM’de, azmettiricinin takipsizliği yönünden onaması beklenen bir dosyamız var. Azmettirici olarak anılan isim Ali Yamuç’un da mektuplarında ifade ettiği, taş ocağı, mermer ocağı sahibi, ortaklarından N.B. Mektuplarında da Ali’nin ifade ettiği isim budur, ‘Vadettiğiniz parayı ödeyin. Yoksa ipleriniz cebinizde’ dediği isim budur. Kamuoyuna senelerdir yansıyan isim budur. Bu ismi saklamayın. Bu ismi daha çok dile getirin. Ben bu ismin saklanmasını uygun görmüyorum. Bu dava senelerdir söylediğim gibi tekrar söylüyorum, bir gün çözülecek. Eğer biz peşini bırakmazsak çözülecek” diye konuştu.

DAVA AYM ÖN KOMİSYONDA
Davanın avukatı Tuncay Koç, “Maalesef her yıl burada yargılamanın durumunu anlatmaya söz bulamıyorum. Yargı adına utanıyorum. Ama Ali Ulvi ve Aysin’i unutmadığınız için bu da bize güç veriyor. Maalesef geçtiğimiz süreç içinde davalarda hiçbir gelişme yok. Anayasa Mahkemesi’nde süreç bekliyor. Ön komisyonda incelemede şu anda. Oradan gelecek olumlu bir sonuçtan sonra daireye gidecek. Olumlu sonucu bekliyoruz. Her an karar çıkabilir. O yüzden kamuoyunda gündeme gelmesi çok önemli” dedi.
KATİLİN MEKTUBU EŞİNİN ÜSTÜNDE YAKALANMIŞTI
Büyüknohutçu Dostları Grubu adına konuşan Erol Malçok ise “Ölümlerinin üzerinden geçen 7 yıla rağmen organize bir cinayet olduğu apaçık belli bu olayın azmettiricileri yargılanmadı. Cinayetin arkasından tutuklanan Ali Yamuç, yaşam savunucuları Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’yu para için öldürdüğünü söyledi. Arkasından eşi Fatma Yamuç’un üzerinde bir mermer şirketi sahibine hitaben yazılan, ’10 gün içerisinde param gelmezse görüşürüz. İpleriniz cebinizde haberiniz olsun’ ifadeleri bulunan bir mektup yakalandı. Bu mektuba ve cinayet delillerini saklamasına dayanarak Fatma Yamuç cinayete iştirakten tutuklandı. Ancak tüm bu süreçler, derinleştirme ve etkili bir soruşturmadan yoksun işletildi” diye konuştu.

İngiltere'de akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. 14 yaşındaki Scarlett Vickers isimli bir kız çocuğu, baba Simon Vickers (48) ve anne Sarah Hall (44) tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Ülkede büyük yankı uyandıran olay sonrası anne ve baba gözaltına alınırken, talihsiz kızın öldürülmeden saatler önceTikTok paylaşımında aynı odada ayna karşısında bir selfie çekilerek TikTok'tan paylaştığı görüldü. Siyah-beyaz paylaşımına Vickers'in "Lütfen dağınıklığı görmezden gelin" dediği ifade edildi.
Anne ve babası tarafından katledilen kızın arkadaşları, sosyal medya hesaplarından "En iyi arkadaşım seni özlüyor, zavallı bebeğim", "Orada rahat uyu, Scarlett gitti ama asla unutulmayacak", "Rahat uyu güzel kız, bunların hiçbirini hak etmedin" paylaşımlarıyla arkadaşlarına veda ettiler.
]]>Olayla ilgili çalışma başlatan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şüphelileri tespit edip, operasyon düzenledi. Gözaltına alınan 4 şüpheli, adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden Hüseyin El Hammud’un 2 kardeşi öldürdüğü, tartışmanın da borç meselesi yüzünden çıktığı belirtildi. Adliyeye sevk edilen Abdul Hamid Alhıs ile cinayet şüphelisi Hüseyin El Hammud ve kardeşi Beşşar El Hammud tutuklandı, U.H. ise adli kontrolle salıverildi.
2 FARKLI GÜNDE 5 KİŞİ DAHA GÖZALTINA ALINDI
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olaya ilişkin 2 farklı günde operasyonlar düzenledi. Polis ekipleri ilk operasyonda İsmail O., Muhammed El H. ve Bilal O.’yu, diğer operasyonda ise Eymed İ. ve Ahmad A.yı gözaltına aldı. 5 şüpheli, çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Böylece olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 8’e yükseldi.
İLK İFADESİNDE ÖLDÜRDÜĞÜNÜ KABUL ETMEDİ
Cinayet şüphelisi Hammud, ilk ifadesinde cinayeti kimin işlediğini görmediğini öne sürerek, “Kardeşim Beşşar ile birlikte yaklaşık 1 aydır Abdulhamit Alhıs’ın evinde misafir olarak kalırım. Olay gününde Bilal’e telefon geldi ve ölen şahısların da içinde olduğu 4 kişi eve geldi. Şahıslar eve geldiğinde ellerinde bıçaklar vardı. Eve geldiklerinde bıçaklar ceplerindeymiş, odaya geçtiler. Orada Bilal ile kavga ettiklerini duyunca odaya girdik. Bu sırada ellerinde bıçakları gördük. Kavga edenleri ayırmaya çalıştık. O sırada yaralandım. Bilal kavga esnasında ilk önce yere doğru daha sonrasında da biz kaçarken şahıslardan birisine ateş etti. Biz korkup aşağıya indik. Kaçarken 2-3 el daha ateş edildiğini duydum. Benim elimde kesinlikle silah veya tüfek yoktu. Ben kimseyi öldürmedim. Öldüreni de görmedim” diye konuştu.
CEZAEVİNDEN MEKTUP YAZARAK İTİRAFÇI OLDU
Hüseyin El Hammud, cezaevinden itirafçı olmak istediğine dair mektup yazdı. Savcılıkça yeniden ifadesi alınan Hammud, “3 yıldır uyuşturucu kullanıyorum. Olaydan 2 gün önce Muhammed’den 150 TL karşılığında uyuşturucu aldım. Ama parasını vermedim. Ardından beni arayıp, ‘150 TL, bin TL oldu’ dedi. Küfür etti. 15 dakika sonra da eve 5-6 kişi geldi. Beni dövmeye başladılar. Öldürecekler diye korktum. Tüfek ile 1 el ateş ettim. Ama, korkmadılar. Üzerime gelmeye devam ettiler. 2 el daha ateş ettim. Sonra da korkumdan olay yerinden kaçtım. ‘Parayı vermezsen seni keseceğiz’ dediler. Daha önce korktuğum için farklı ifade verdim” dedi.
Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.
]]>İddianamede, sanığın her iki cinayeti ağır haksız tahrik altında işlediği, cinayet öncesi eşi ve eşinin sevgilisi olan kuzeninin aralarındaki gönül ilişkisinin açığa çıkması üzerine kendisini tehdit ettiği ve hakaretlerde bulundukları, bu iddiasının gerek HTS kayıtları, gerekse tanık ifadeleriyle doğrulandığı ifade edildi.
Eşi ve sevgilisinin geriye dönük telefon HTS kayıtlarına bakıldığında ise son 6 ayda 2677 arama ve mesaj kaydı olduğu bildirildi.
Bu aramaların genellikle gecenin ilerleyen saatlerinde olduğu belirtilen iddianamede, tanık ifadelerine göre sanığın evde olmadığı ve eşinin yalnız olduğu saatlerde evine gittiği de dikkate alındığında, sanığın her iki cinayeti kendisine karşı gerçekleştirilen aldatma, hakaret ve tehditlerin meydana getirdiği şiddetli elem ve kederin etkisi altında işlediği için hakkında ağır haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiği vurgulandı.
KUZENİMLE KONUŞURKEN EŞİM ARADI
İddianamede, eşini ve kuzenini öldüren Yavuz Özer’in ifadesine de yer verildi.
Eşinin kendisini kuzeniyle aldattığına dair duyumları olduğunu belirten Özer, şöyle konuştu:
-Eşimle sürekli telefon görüşüyorlardı. Şüphelerim artınca kuzenime sordum, kesin dille inkâr etti.
-Cinayet günü yine kendisiyle bu konuyu konuşurken eşim kendisini aradı. Benim gördüğümü anlayınca panikledi.
-Eşimin telefonu kayıtlı olmadığı için arayan numarayı tanımadığını söyledi. Ben de telefonu istedim. Numaranın eşime ait olduğunu gördüm.

ÖNCE KUZENİMİ ÖLDÜRDÜM SONRA EŞİMİ BOĞDUM
Bu esnada eşinin ikinci kez araması üzerine telefonu açıp sesini hoparlöre verdiğini belirten Özer, şöyle konuştu:
-Kuzenim eşimin konuşmalarını geçiştirip telefonu kapattı. İkisini yüzleştirmek için Mehmet’i evime çağırdım.
-Eşime Mehmet’i arayıp aramadığını sorduğumda aramadığını söyleyip inkar etti. Mehmet ise yanımdayken aradığı için ‘Evet sen aradın’ deyince eşim bir anda öfkelendi ve ‘Seni boşayacağım, şerefsiz’ diye bağırınca kuzenim yakamı tutup üzerime saldırıp küfür ve hakaret etti.
-Ben de üzerimdeki bıçağı çekip kendimi korumak için kuzenimi bıçakladım.
-Yere düşünce sırtından bıçaklamaya devam ettim. Eşim bunu görünce şoka girmişti. Engel olmaya çalışınca sol elimle eşimin boğazını sıktım, sağ elimle de kuzenimi yerde vurmaya devam ettim.
-Kuzenim hareketsiz kalınca bu kez eşimin eşarbını alıp düğüm yaparak onu boğdum. İkisi de ölünce çocuklarım korkmasın diye üzerlerini halı ve kilimle örttüm.
-Televizyonun sesi açıktı ve olay mutfakta olduğu için çocuklarım görmedi. Bıçağı yıkadıktan sonra polise giderek teslim oldum.
-Ben başka bir suçtan cezaevine girince kuzenim eşimle mutfakta cinsel ilişkiye girmişti. 6 yaşındaki çocuğumuz bunu görünce eşim çocuğu korkutup ‘Babana anlatma’ demiş. Cinayet sonrasında ben bunu öğrendim.
KOCAMI ÖLDÜRMÜŞ OLABİLİR AMA ŞİKÂYETÇİ DEĞİLİM
Öldürülen Mehmet Türk’ün eşi Semra Türk ise, eşiyle aralarında şiddetli geçimsizlik yaşadıklarını belirterek, “Eve gelmiyor, kafasına göre İstanbul’a gidiyor ve çocuklara bakmıyordu. Aile büyüklerimizin araya girmesiyle barıştık, ama bir süre sonra aynı alışkanlıklarını sürdürdü. Ben de boşanma davası açtım ve aynı yaşıyorduk. Kocamı öldüren kuzeninden şikâyetçi değilim” dedi.
Sanığın yargılanmasına önümüzdeki günlerde Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak.
]]>Dışarıda görevlilerle tartışıp, olay yerinden ayrılan Caner Yaşa ve Yusuf A., durumu arkadaşları Veysel Karani Karakaş (27), Aytaç Yaşa (36) ve Güven Yaşa’ya (27) söyledi. Bunun üzerine Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa kendilerine ait otomobile binip, kulübe gitti.
Dışarıda bekleyen şüpheliler, mekanın kapanmasının ardından patronunun otomobilini almaya gelen Emir Çelik’e ateş edip, kaçtı. Yaralanan ve özel bir hastaneye kaldırılan Çelik, kurtarılamadı.

İZMİR’DE YAKALANDILAR
Soruşturma kapsamında Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerini izleyip, cinayette kullanılan otomobilin sahibinin Caner Yaşa olduğunu tespit etti.
Polis, Caner Yaşa ile arkadaşı Yusuf A.’yı gözaltına aldı. Şüphelilerin sorgularında Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa’nın arkadaşları oldukları, olayın ardından Yıldırım ilçesinde bir araya geldikleri, yanlarına da Yusuf Çelik (26), D.Ç. (33), H.M. (30), Y.S. (34), A.İ.yi (38) yardım için çağırdıkları öğrenildi.
Ekipler, söz konusu 5 şüpheliyi de gözaltına aldı. Bu kişiler ise ifadelerinde Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa’ya İzmir’e kaçmaları için yardım ettiklerini ve aracı da sakladıklarını itiraf etti.
Şüphelilerin İzmir’de S.T.’ye (37) ait bağ evinde saklandığı belirlendi. Ekipler, cinayetten 3 gün sonra 12 Ağustos’ta düzenledikleri operasyon ile Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa ile saklanmalarına yardım ettiği belirlenen S.T.’yi gözaltına alıp, Bursa’ya getirdi.
Gözaltına altına alınan 11 şüpheliden 7’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Aytaç Yaşa, Güven Yaşa, Veysel Karani Karakaş ve Yusuf Çelik tutuklandı.

OLAY ANI GÜVENLİK KAMERASINDA
Öte yandan olay, güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, şüphelilerin otomobille gelip hareket halinde ateş açtıkları, Emir Çelik’i vurdukları ve olay yerinden kaçtıkları görüldü. Görüntülerde olay yerinde bir de minibüs olduğu tespit edildi.
Otomobilden açılan ateşle Emir Çelik’in vurulduğu sırada, minibüsten de ateş açıldığı kamera görüntülerine yansıyınca, ateş açan kişinin Emir Çelik’in amcasının oğlu olan İ.Ç. olduğu belirlendi.

CİNAYETTEN 5 AY SONRA GÖZALTINA ALINDI
Olaydan 2 ay sonra bir yaralama olayına karışan İ.Ç., kuzeni Emir Çelik’in olay günü kullandığı silahtan çıkan kurşunla öldürülmüş olma ihtimali üzerine, cinayetten 5 ay sonra ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla gözaltına alındı.
İfadesinin ardından İ.Ç., serbest bırakıldı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 4’ü tutuklu, 12 sanık hakkında Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. 4’ü tutuklu 8 sanığın ‘tasarlayarak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 3 sanığın ‘suçluyu kayırma’, ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçlamasıyla 5 yıla kadar hapis, dosyaya sonradan dahil edilen ve iddianamede ‘müşteki şüpheli’ olarak yer alan maktulün kuzeni tutuksuz sanık İ.Ç.’nin ise ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla müebbet hapsi istendi.
AVUKAT, 2 FARKLI GÜVENLİK KAMERASINI BİRLEŞTİRDİ
Bursa 4üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 5’inci celsesinde, tutuksuz sanık İ.Ç.’nin avukatı Sedat Gülen’in yaptığı savunma davanın seyrini değiştirdi. Olay yerinde 2 aracın bulunması ve Emir Çelik’in hangi araçtan açılan ateşle öldüğünün tespiti için cinayet anına ilişkin 2 farklı güvenlik kamerasını birleştiren Gülen, olay yerinde yaptığı canlandırmayı mahkemeye sundu.
Ateş açıldığı anda Emir Çelik’in, kuzeni İ.Ç.’nin içinde olduğu minibüse binmeye çalıştığını belirten Gülen, yaptığı canlandırmada aradaki mesafeyi metre ile ölçtü.
Emir Çelik ile İ.Ç. arasındaki mesafenin 30 santim olduğuna dikkat çeken Gülen, polis ve dosyayı hazırlayan savcının iddiasının, Emir Çelik’in, İ.Ç.’nin silahından çıkan kurşunla öldüğü yönünde olduğuna, bu durumda Emir Çelik’in yakın atış mesafesinden ölmüş olması gerektiğine dikkat çekti.
MAKTULÜN KIYAFETLERİNİN ADLİ TIP’A GÖNDERİLMESİNİ İSTEDİ
Yakın mesafeden açılan ateşle ölen bir kişinin üzerinde barut izi ve atış artığı olacağını söyleyen avukat Gülen, Emir Çelik’in öldüğü zaman üzerinde olan kıyafetlerin kriminal inceleme için Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini istedi.
Gülen’in, atış mesafesinin hesaplanması yönündeki talebi üzerine, Çelik’in öldüğü anda üzerinde olan kıyafetleri kriminal incelemeye gönderildi. İncelemede Emir Çelik’in kıyafetinde atış artığı bulunmadığı ve uzak atış mesafesi ile öldürüldüğü tespit edildi. Bu rapor üzerine savcı, karar duruşmasında mahkemeye sunduğu esas hakkındaki mütalaasında tutuksuz sanık İ.Ç.’nin beraatini istedi.
KARARDA ‘TİŞÖRT’ DETAYI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçunu sabit gördüğü sanıklara 10 ay ile 27 yıl arasında hapis cezası verirken, ‘kasten öldürmek’ suçundan müebbet hapsi istenen İ.Ç.’nin, ‘maktulün tişörtüyle ilgili tanzim edilen Adli Tıp Kurumu raporu ve mahkumiyetini gerektiren her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği’nden beraatine karar verdi.
İ.Ç., ‘ruhsatsız silah taşımak’ ve ‘delilleri yok etmek’ suçundan ise toplam 20 ay hapse çarptırıldı. İ.Ç.’nin bu cezası da ertelendi.
]]>