Çocukla – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Fri, 16 Feb 2024 09:00:36 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Lösemiyi yendi, şimdi umut oluyor https://www.foxhaber.com.tr/losemiyi-yendi-simdi-umut-oluyor/ https://www.foxhaber.com.tr/losemiyi-yendi-simdi-umut-oluyor/#respond Fri, 16 Feb 2024 09:00:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3463 Aslı Duran’a 11 yaşındayken lösemi teşhisi kondu. Moralini bozmayan ve tedavi yöntemlerine sıkı sıkıya sarılan Duran, 2 yıllık mücadelesinin ardından hastalığı yendi ve bugün sağlıklı bir genç olarak hayatına devam ediyor.

“ANNEM HASTALIĞIMI SÖYLEDİĞİNDE ŞOKE OLDUM”

Mücadelesini ve hedeflerini anlatan Duran, hastalığı yendiği günün, Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü’ne denk geldiğine dikkati çekerken, ilk teşhisinin konmasıyla ilgili hastaneye yattığında hâlâ lösemi olduğunu bilmediği ve ailesinin cesaret edip kendisine söyleyemediğini ifade etti.

Duran, süreci şöyle anlattı:

“Odayı lösemili bir çocukla paylaşıyordum. O arkadaşa ‘Senin hastalığın ne?’ diye sorduğumda lösemi olduğunu söyledi. Arkadaşımın lösemi olduğunu duyduğumda kendi halimi bilmeden onun için çok üzüldüm. Sonra o odadan çıkınca anneme, ‘Arkadaşım lösemiymiş’ dedim. Annem birden, ‘Sen de lösemisin.’ dedi. Bu cevap karşısında şoke oldum. Sonra olaya alıştığımda anneme, ‘Niye böyle pat diye söyledin?’ diye sordum. ‘Ben kaç aydır söylemeye çalışıyordum ama başaramıyordum, arkadaşın konuyu açınca birden ondan cesaret aldım’ diye cevap verdi.”

Lösemi olduğunu öğrenmenin şaşkınlığını atlattığını ve daha 11 yaşında olmasına rağmen hastalığını araştırmaya başladığını belirten Duran, aynı zamanda doktorundan çok detaylı bilgi aldığını, onunla konuşmanın kendisine moral verdiğini vurguladı.

“TÜM ÇOCUKLARIN LÖSEMİYİ YENECEĞİNE İNANIYORUM”

İlk 3 ay hastaneden hiç çıkamamanın çocukların psikolojisini zorladığına işaret eden Duran, “Tedavi sürecim çok zor geçti. Kemik erimesi başladı, kullandığım ilaçlar alerji yaptı. Kortizon bazılarında saç dökülmesi bile yapmamasına rağmen ben aldığım ilk gün saçlarım dökülmeye başladı. Bu yüzden doktorum, ‘Bütün yan etkileri gösteren tek hastamsın. Sen benim için bir kahramansın’ demişti. Bunu duymak bana daha güç verdi ve beni daha mücadeleci yaptı” diye konuştu.

Sılan Duran, hastalığın ilk döneminde içine kapandığını ve kimseyle konuşmak istemediğini dile getirerek, şunları anlattı:

“Akrabalarım geldiğinde ancak camın arakasından görüşüyorduk ama onlarla hiç konuşmak istemiyordum. Bir tek annemle iletişim kuruyordum. Bir gün hastaneye lösemiyi yenmiş bir abla ziyaretime geldi. ‘Ben de senin gibi lösemiydim ama yendim bu gün sapasağlam ayaktayım sen de bu hastalığı yeneceksin’ dedi. Onun sözleri bana bir teselli oldu. O günden sonra çevremle iletişim kurmaya ve daha iyimser ve mücadeleci olmaya başladım. Bana moral olan abla sayesinde LÖSEV’e kayıt yaptırdım, onlar hem bana hem aileme destek oldu.”

Tedaviyle geçen 2 yıllık sürecin ardından hastalığı yendiğini ve LÖSEV gönüllüsü olmaya karar verdiğini aktaran Duran, kendisine umut olanlar gibi hastane hastane gezerek, çocuklara umut olmaya çalıştığını dile getirdi.

Hasta çocuklara moral için yaptığı ziyaretlerde kendisine sürekli, “Benim de saçlarım senin gibi uzayacak mı?’ sorusu sorulduğunu vurgulayan Duran, “Tüm lösemili çocuklara seslenmek ve ‘Hepinizin saçı uzayacak, merak etmeyin’ demek istiyorum. Ben nasıl yendiysem, tüm çocukların bu hastalığı yeneceğine inanıyorum” dedi.

“ONKOLOJİ OLİMPİYATLARINDA BİRİNCİ OLDUM”

Lösemiye yakalanmadan önce çok iyi bir yüzücü olduğunu ve hastalığı yendikten sonra tekrar yüzmeye başladığını da anlatan Duran, “Polonya’da Onkoloji Olimpiyatlarına katıldım ve yüzmede birinci oldum. Madalya ile Türkiye’ye dönmek beni çok onurlandırdı. Hastalık sürecinde öz güvenim çok düşüktü, bu başarılar özgüvenimi artırdı. İçe kapanıklığımı attım daha sosyalleşmeye başladım” sözlerini kullandı.

Hastalığı yense de “Tekrar nükseder mi?” korkusu taşıdığını, her yıl bir kez muayeneye gittiğini ve bu yıl doktorunun ilk kez, ‘bir daha nüksetme tehlikesinin olmadığını’ söylediğini aktaran Duran, “Bu beni çok mutlu etti. Gerçi bu korku bizi daha güçlü kılıyor. Zira bir kez yendim, bir kez daha yenerim diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Geleceğiyle ilgili de “Bir çok planım var” diyen Duran, yazılım mühendisi olmak ve abisiyle birlikte internet oyunu üretmek istediğini kaydetti. Bilim kurgu kitapları yazdığından da bahseden Duran, yazdığı 4 kitabın basılıp yayımlanmasını çok arzu ettiğini de sözlerine ekledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/losemiyi-yendi-simdi-umut-oluyor/feed/ 0
Anne-babalara karne uyarısı https://www.foxhaber.com.tr/anne-babalara-karne-uyarisi/ https://www.foxhaber.com.tr/anne-babalara-karne-uyarisi/#respond Fri, 19 Jan 2024 21:00:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2390 Okullarda 2023-2024 eğitim yılının birinci döneminin sonuna gelindi. Bugün milyonlarca öğrenci karnelerine kavuşuyor. Bu süreç bazı öğrenciler için daha pozitif duygulara yol açabiliyorken bazıları için kaygı durumu yaratabiliyor. Ebeveynlerin çocuklarının karnelerine eleştirel bakış açısıyla yaklaşmaması gerektiğini ifade eden bir vakıf üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Meryem Demir Güdül, sömestir tatilinin nasıl planlanması gerektiği konusunda velilere tavsiyelerde bulundu.

Meryem Demir Güdül

KARNE YÜZDE 100 GÖSTERGE DEĞİL

Güdül, karnenin öğrencilerin bir dönem boyunca sergilemiş oldukları akademik performansın bir göstergesi olduğunu belirterek “Karne, öğrencinin tamamen yetenekleri ya da sahip olduğu çalışma alışkanlıklarının yüzde 100 göstergesi olamaz. Ebeveynlere de bu perspektiften bakmalarını tavsiye ediyorum. Bunu, öğrencinin başarı ya da başarısızlığının bir işareti gibi algılamak eksik olabilir” dedi.

ÇOCUKLA BİRLİKTE KEŞFETMELİ

Güdül, tavsiyelerini şöyle sürdürdü:

– Bence buradaki en önemli mesele öğrencinin nasıl bir gelişim gösterdiği, kendi içerisindeki gelişimi ve aynı zamanda neye ihtiyaç duyduğunu keşfetmek. Yani ebeveynler değerlendirici eleştirel bir gözden ziyade çocukla birlikte keşfetmeli, çocuğu ve onun akademik yaşamını birlikte anlamalı.

İzmir: Balçova ilçesindeki Asil Nadir İlkokulu’nda birinci sınıfta okuyan öğrenciler karnelerini aldı.

KIYAS YAPMAK OLUMSUZ

Ebeveynlerin çocuklarını bir başka çocukla kıyaslamaması gerektiğini belirten Güdül, şunları söyledi:

– Ebeveynlerin çocuklarını diğer çocuklarla kıyaslamaları ya da karne sonuçlarına göre onlara yönelik cezalandırıcı hatta ödüllendirici davranışları ne yazık ki çocuklar üzerinde olumsuz etkiler gösteriyor. Çünkü diğerleriyle kıyasladığımız zaman başarı kontrol edilemez bir hale dönüşüyor. Kontrol edemediğiniz bir şey üzerine çalışmakta çok anlamlı değil.

– O yüzden ebeveynler, çocukların kendi başarıları içerisinde ve kendi gelişimleri üzerine odaklanmalı. Böyle olduğu zaman çocuklar daha az kaygı yaşayıp süreçle ilgili daha fazla kontrol hissine sahip oldukları için çalışma motivasyonları artabilir.

ÇOCUĞA OLUMLU GERİ BİLDİRİMLER VERMELİ

Çocuklara ödül vermenin çok doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Güdül, sözlerine şöyle devam etti:

– Bazı ebeveynler bu karne sürecine bağlı olarak çocuklarını ödüllere boğabiliyor. Ne yazık ki çocukların başarılarına yönelik ödüllendirmelerde istediğimiz başarıyı ya da istediğimiz davranışın kalıcılığını yakalayamayabiliriz. Çünkü ödül vermek çocukların aslında doğal olarak yaptığı bir şeyi dıştan kontrol etmek anlamına gelir ve ödüller sürekli sürdürülemez. Ödüllerin her zaman çocuk için aynı değeri taşıması mümkün olmayabilir. Ebeveynler çocuğun performansına ilişkin olumlu geri bildirimler vermeye özen göstermeli.

Kırklareli Atatürk İlkokulu’nda da öğrenciler karne heyecanı yaşadı.

– Buradaki anahtar nokta davranışlara ilişkindir, kişiliğine ilişkin değil. Mesela çok zekisin gibi geri bildirim çocuğun kontrol edemeyeceği bir şey üzerine geri bildirimdir ve çocukta başarısız olduğunda zeki değilim gibi bir algı yaratabilir. Bu da ne yazık ki çocukların daha çok kaygı yaşamasına ve çalışmaktan uzaklaşmasına yol açabilir. O yüzden yeterince çaba harcadın, bu dönem çalışmakta çok ısrarcı oldun, zorlansan bile çalışmayı sürdürdün gibi davranışlarına yönelik geri bildirimler yapılmalı.

– Buna bağlı olarak da elbette ki ödüllendirme süreci olabilir. Bunu kendisinin istediği bir süreçte ve davranışıyla ilişkilendirmeden yaşadığı zor dönemin sonunda keyifli bir ara tatili gibi düşünmek işlevsel olacaktır. Bu arada cezalandırmak hiç iyi bir yöntem değil, çocuklarımıza ceza vermek onların bize daha çok öfkelenmesine ve sürece ilişkin olumsuz bir tutum geliştirmesine yol açabilir. Bu nedenle çocuklar okuldan uzaklaşabilir diye konuştu.

KESİNLİKLE CEZALANDIRICI-YARGILAYICI OLMAYIN

Bazı öğrencilerin özel öğrenme güçlükleri olduğunu söyleyen Güdül, ailelere dönük uyarılarını sürdürdü:

– Bazı öğrenciler ne kadar odaklansa da öğrenmeyle ilgili yaşadıkları zorluklar gibi faktörlere bağlı olarak başarısızlıkları olabiliyor. İşte burada ebeveynler eleştirel tutumdan ziyade keşfedici bir tutum içerişinde olup çocuğun yaşadığı başarısızlığın kaynaklarını birlikte keşfetmeli. Eğer burada psikolojik süreçler yani kaygı, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü gibi durumlar söz konusuysa bunlarla ilgili de yardım almaları çocuğun akademik başarısını artırmada oldukça etkili bir yöntem olabilir.

– Velilerin kesinlikle yapmaması gereken şey cezalandırıcı yargılayıcı bir tutumdur. Aynı zamanda hiç önemsememek, boş vermek ya da başarısızlıkları görmezden gelmekte bir o kadar kötü. Burada yapılması gereken şey buna yeterince önem vermek, bunun önemli bir gösterge olduğu, başarılı durumların takdire açık başarısız durumların ise gözden geçirilip birlikte çözülecek sorunlar olarak değerlendirilmesi en ideal çözüm olabilir.

Karabük: Şehit Mehmet Dinçel İlkokulu’nda okuyan öğrenciler karnelerini aldı.

ARA TATİL İÇİN BİRLİKTE HEDEF BELİRLENEBİLİR

Özel gereksinimli çocukların kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini bildiren Güdül, ara dnem içinse şu tavsiyeleri sıraladı:

– Ara dönemde tamamen derse odaklanmak ya da tamamen tatil gibi iki uçlu seçenekten ortalarda olmayı daha çok öneriyorum. Burada yapılacak şey şu; karnenin sonucuna bağlı olarak çocuğun ihtiyaçları üzerine konuştuktan sonra çocukla birlikte ara tatil için bir hedef belirlenebilir. Bu ara tatilde çocuk neleri yapmak istiyor, ebeveyninden ne bekliyor? Bunlar konuşulmalı. Mutlaka tembel gün diye tanımlayabileceğimiz, çocuğun hiçbir şey yapmadığı, tamamen özgürce oyunlar oynadığı bir gün sağlanması çok önemli.

– Bunun dışında çocuğun ihtiyaçlarına bağlı olarak bir plan ve program çerçevesinde ebeveynin de beklentisine uygun şekilde bir planlama yapabilirler. Çocuklarımızı evde ders çalışmaya zorladığımız zaman muhtemelen ekrana yöneltmiş olacağız. Onun yerine ders çalışmanın, eğlencenin ve sosyalliğin yer aldığı bir program çok daha işlevsel olur.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/anne-babalara-karne-uyarisi/feed/ 0