Covid – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 23 Jan 2024 09:00:34 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 JN1 virüsü tehlikeli mi? https://www.foxhaber.com.tr/jn1-virusu-tehlikeli-mi/ https://www.foxhaber.com.tr/jn1-virusu-tehlikeli-mi/#respond Tue, 23 Jan 2024 09:00:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2528 Virüs kaynaklı hastalıklar, soğuklar ve kapalı ortamlarda daha fazla bulunmamız nedeniyle artışa geçti. Her yeni dönemde yeni bir varyantla karşımıza çıkan Covid, son günlerde Omicron’un alt varyantı JN1’ye kendini gösteriyor. Üstelik Covid aynı kişide influenza ya da RSV gibi hastalıklarla aynı anda görülebiliyor. Bazen de tüm bu enfeksiyonlarla art arda ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla iyileşme süresi de hayli uzuyor.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, Covid’in ve virüs kaynaklı hastalıkların güncel durumunu şöyle değerlendirdi:

Bir salgınla mı karşı karşıyayız?

İnfluenza olguları her yıl aralık ve ocak aylarında artar ve bu yıl da aralık ayı ile birlikte influenza vakalarının yanı sıra Covid vakaları da arttı. Solunum sistemi belirtileriyle hastaneye başvuran hastaların büyük çoğunluğunu Covid ya da influenza virüsüne bağlı enfeksiyonlar oluşturmaktadır. Covid, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aralık ayında, ekim ve kasıma göre bir miktar artış gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre küresel olarak tüm dünyada Covid olgularında aralık ayında, kasım ayına göre yüzde 52 oranında artış var. Benzer şekilde Covid nedeniyle hastane yatışında yüzde 25 ve yoğun bakım gereksinimli hastalarda da yüzde 21 oranında artış görülmüştür. Aslında bunlar beklenen rakamlardır. Soğuk mevsimlere girilmesi nedeniyle kapalı ortamlarda daha fazla temas olması soğuk mevsimlerde genel olarak viral enfeksiyon oranını artırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre olguların yüzde 50’nin fazlasından Omicron’un JN1 varyantı sorumludur. Ancak Rinovirüs ve RSV gibi diğer virüslere de rastlanabiliyor. Tüm viral enfeksiyonlarda olduğu gibi yeni varyantlar, büyük oranda risk faktörleri olan kişiler üzerinde daha ağır ve ciddi seyredebiliyor.

Önlem alınmalı

Covid, artık grip gibi oldu diyebiliriz. Ancak bundan Covid’i önemsemeyeceğimiz anlamı çıkarılmamalı. Hastalık büyük oranda influenza gibi seyrediyor. 2 yıl önce yaşanan Covid’in Delta varyantını yaşamıyoruz. Yeni varyantlarla oluşan Covid olguları var. Bunlar da normal grip gibi davranıyor ve riskli gruplarda hayati kayıplara neden oluyor. Özetle 2 yıl önceki pandemi koşullarını yaşamasak da her koşulda önlem alınmasında yarar var.

En çok kimler risk altında?

65 yaş üzeri kişiler, kronik kalp, akciğer, böbrek, diyabet hastalarının, kemoterapi görenlerin ve bağışıklığı baskılanmış hastaların risk altında olduğunu söyleyebiliriz.

Yoğun bakım servisleri ne durumda?

Yoğun bakımlarda Covid ya da influenza vakaları olmakla beraber, çok büyük bir bölümünü risk faktörü olan hastalar oluşturmaktadır. Beklenenin üstünde bir yoğun bakım gereksinimi yoktur. Yoğun bakımdaki hastaların hemen hemen yüzde 99’u risk faktörü olan hastalardır. Aralarında hayati tehlikesi olanlar da var. Özellikle yaşlılar, eşlik eden kalp hastalığı, akciğer hastalığı, kemoterapi gören hastalar, bağışıklığı baskılanmış hastalarda hayati risk yüksek olabiliyor.

Nelere dikkat edilmeli?

Covid ve artan hastalıklardan korunmak için yapılması gerekenlerin en başında olabildiğince toplu ortamlardan uzak durmak gerekiyor. Ancak bu, okul ve iş gibi nedenlerden dolayı günlük sosyal yaşamda mümkün olamamaktadır. Risk faktörü olan kişilerle gebelerin kalabalık ortamlardan mutlaka sakınmaları gerekiyor. Hasta olan bireyler risk faktörleri olan bireylerden uzak durmalıdır. Bağışıklığı destekleyici gıdalar ve bol su tüketilebilir. Beslenmede dikkat edilmesi gereken konulardan biri bol sıvı alımıdır. Akdeniz usulü ve C vitamininden zengin gıdalarla beslenmek gerekir. Özellikle içinde antioksidan içeren ve bağışıklık güçlendirdiği bilinen mor meyveler tercih edilmelidir. Nar, pancar, orman meyveleri gibi bu tür beslenme bağışıklık sistemimizi destekler.

Maskeye geri dönülmeli mi?

Özellikle risk faktörleri olan bireylerin özellikle kalabalık ortamlarda maske takması gerekir. Bu kişilerin enfeksiyondan korunması çok önemlidir. Dışarıdan eve virüs getirilmemesi için risk faktörü olmasa bile kalabalık ortamlarda yaşayan kişilerin maske ile korunması gerekir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/jn1-virusu-tehlikeli-mi/feed/ 0
COVID sonrası kendinizi sinirli ve mutsuz mu hissediyorsunuz? İşte nedeni… https://www.foxhaber.com.tr/covid-sonrasi-kendinizi-sinirli-ve-mutsuz-mu-hissediyorsunuz-iste-nedeni/ https://www.foxhaber.com.tr/covid-sonrasi-kendinizi-sinirli-ve-mutsuz-mu-hissediyorsunuz-iste-nedeni/#respond Fri, 19 Jan 2024 21:15:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2401 Wuhan’da ortaya çıktı, tüm dünyayı unutulmaz bir sağlık sorunuyla karşı karşıya bıraktı. Sokağa çıkma yasaklarından aşı tartışmalarına, çalışma ve eğitim hayatının eve taşınmasından yeni varyantlara, COVID-19 dünya tarihine yıkıcı bir iz bıraktı.

Bilim dünyası virüsü hâlâ incelemeye devam ederken bu defada ruh halimizi nasıl etkilediğini ortaya çıkardılar. COVID’den kurtulduktan sonra kendinizi aşırı sinirli veya üzgün hissediyorsanız bunun aslında biyolojik bir nedeni olabilir.

Bilim insanları virüsün mutluluk hormonlarını ele geçirip üretimlerini durdurabileceğini keşfetti. Virüsün ruh hali ve stresten sorumlu beyin hücrelerine bulaşarak düzgün çalışmalarını engelleyebileceği bulundu.

DEPRESYON VE BEYİN SİSİNE NEDEN OLUYOR

İnsan hücrelerini kullanan laboratuvar deneyleri, COVID’in dopamin üretimine zarar verdiğini, hücreleri büyüyemeyecek ve bölünemeyecek noktaya kadar bozduğunu gösterdi.

Mutluluk hormonu olarak adlandırılan dopamin, aynı zamanda uyku, konsantrasyon ve hafızadan da sorumlu; dolayısıyla bu bulgu, COVID’in neden beyin sisi ve depresyona neden olduğunu açıklayabilir.

Çalışma için Weill Cornell Tıp, Columbia Üniversitesi ve Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi’nden bir ekip, COVID virüsünün nasıl etkilediğini görmek amacıyla insan kök hücrelerini kullandı.

Araştırmacılar, COVID’in birden fazla hücreyi nasıl etkilediğini keşfetmeye başladıklarını, ancak bu etkiyi yalnızca dopamin nöronları üzerinde bulduklarını söyledi.

ŞAŞIRTAN SONUÇ

Weill Cornell Medicine’den Dr Shuibing Chen şunları söyledi: “Bu proje, farklı organlardaki çeşitli hücre türlerinin SARS-CoV-2 enfeksiyonuna nasıl tepki verdiğini araştırmak için başladı. Akciğer hücrelerini, kalp hücrelerini, pankreatik beta hücrelerini test ettik ama yaşlanma yalnızca dopamin nöronlarında aktive oluyor. Bu tamamen beklenmedik bir sonuçtu.”

Yaşlılık veya biyolojik yaşlanma, canlı organizmalardaki işlevlerin kademeli olarak bozulması olarak tanımlanır. Sağlıklı hücrelerin büyüyüp bölünememesiyle sonuçlanır. Kırışıklıklar, görme yeteneğinin kötüleşmesi ve işitme kaybı gibi sorunlar yaşanır ve aynı zamanda kök hücre hasarına ve kronik inflamasyona da neden olur.

Dr Chen sözlerine şunları ekledi: “Dopamin nöronlarının enfeksiyon oranı, virüsün ana hedefi olan akciğer hücreleri kadar yüksek değil, ancak küçük bir enfekte hücre popülasyonu bile potansiyel olarak ciddi bir etkiye sahip olabilir.”

PARKİNSON RİSKİNİ ARTIRABİLİR Mİ?

Araştırmacılar, dopamin nöronlarının yaşlanmasının Parkinson hastalığının ayırt edici bir özelliği olduğunu, bu yüzden de uzun süre COVID’den muzdarip olmuş kişilerin Parkinson ile ilişkili semptomlar geliştirme risklerinin artıp artmadığını görmek için takip edilmeleri gerektiğini söyledi.

Ayrıca, bu bulguların COVID deneyimi yaşayan kişilerde görülen nörolojik semptomlara ışık tutabileceğini de öne sürüyorlar.

KORUMA SAĞLANABİLİR

Çalışma, dopamin nöronlarının yaklaşık yüzde 5’inin COVID virüsü tarafından enfekte olabileceğini, bunun da yaşlanmaya ve iltihaba neden olabileceğini buldu. Ancak ekip ayrıca üç ilacın (riluzol, metformin ve imatinib) COVID virüsünün dopamin nöronlarını enfekte etmesine karşı potansiyel olarak koruma sağlayabileceğini de gördü.

Riluzole, Lou Gehrig Hastalığını tedavi etmek için kullanılan bir ilaç. Metformin diyabet tedavisinde, imatinub ise lösemi ve diğer kanser türlerinin tedavisinde kullanılıyor.

Bilim insanları, tamamı Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanan bu ilaçlarla ilgili daha fazla araştırmanın COVID’in beyne saldırısını önlemek için önemli olacağına dikkat çekti.

Araştırmacılar, çoğu insanın COVID’e maruz kalabileceğini ancak hepsinin dopamin nöron hasarına duyarlı olmadığını da vurguladı.

Genetik ve hastalığın ciddiyeti de dahil olmak üzere nörolojik riskte rol oynayan faktörler olduğuna dikkat çektiler ve bu konuda daha fazla araştırma yapabilmek için daha fazla insanla çalışılmasını önerdiler.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/covid-sonrasi-kendinizi-sinirli-ve-mutsuz-mu-hissediyorsunuz-iste-nedeni/feed/ 0
‘Hiç yakalanmadım’ diyenler de şu anda covid geçiriyor https://www.foxhaber.com.tr/hic-yakalanmadim-diyenler-de-su-anda-covid-geciriyor/ https://www.foxhaber.com.tr/hic-yakalanmadim-diyenler-de-su-anda-covid-geciriyor/#respond Mon, 15 Jan 2024 09:00:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2261 İstanbul Tabip Odası; geçtiğimiz günlerde Covid-19, influenza ve diğer mevsimsel virüsler nedeniyle hasta yoğunluğunun ciddi şekilde arttığını kaydetmişti. Açıklamada İstanbul’daki birçok hastanede servislerin dolduğu, yoğun bakım ünitelerinde boş yatak kalmadığı belirtilmişti. Özellikle enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz polikliniklerinde yoğun hasta birikiminin olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sönmezoğlu, hastane yatışlarının da çok arttığına dikkat çekerek, şu açıklamaları yaptı:

Meral Sönmezoğlu

2020 yılında başlayan ve 2023’e kadar hızını kesmeyen Covid-19 salgınının etkileri yeni yeni kaybolmaya başlarken 2023 yılının kasım ayından itibaren sadece ülkemizde değil, Avrupa’nın çoğu ülkesinde ve Kuzey Amerika ülkelerinde de ağır bir solunum yolu enfeksiyonlarından bahsediliyordu. Bu, bu salgın da “tripledemik” yani 3’lü virüs salgını olarak tanımlandı.

Bağışıklık sistemimiz virüsleri unuttu

Bugün yaşanan durum, birsolunum yolu enfeksiyonu olmakla birlikte Covid-19 gibi tek bir virüs değil, birçok virüsün bazen bir arada, çoğunlukla peş peşe görülmesiyle seyrediyor. 2020 Covid salgını sırasında ve 2022 ve 2023 sezonunda, her kış görmeye alışık olduğumuz influenza görülmedi. Çünkü 3 yıl boyunca insanlar evlerinde kapalı kaldı, dışarı çıkınca maske taktı.

Dolayısıyla insanların bu virüslere karşı bağışıklığı belirgin olarak düştü. Bu yıl da her yıl görmeye alışık olduğumuz influenza salgını yeniden ortaya çıktı. Çünkü insanlar artık bir araya gelmeye başladı, korunma önemleri azaldı. Dolayısıyla bağışıklık sistemimizin unuttuğu virüsler hızlı ve kolayca yayıldı. Şu an özellikle İstanbul ve çevre illerde çok ciddi vaka birikimi var. Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz, polikliniklerinde çok yoğun bir hasta birikimi yaşanıyor. Acil serviste kuyruklar oluşmaya başladı. Hastane yatışları çok arttı. Hatta yoğun bakımlarda bu grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla dolmaya başladı.

VİRÜSLER BİRBİRİNE KARIŞTI

Covid, unutulan influenza A (grip) ve pandemi döneminde kaybolan RSV virüsü birbirine karıştı. Önceki yıllarda RSV her zaman salgın yapar ama kasım, aralık gibi biterdi. O biterken de influenza başlardı. Şimdi bu 3 virüs birbirine karışmaya başladı. O nedenle insanlar, burun akıntısı, öksürük ve kırıklık şikayetlerinin tam geçmek üzereyken yeniden başladığını söylüyor. Yani bitmeyen bir enfeksiyon ve buna bağlı şikayetlerden bahsediyor. Aslında bu durumun nedeni virüslerin arka arkaya etki etmesi. Azalmış bağışıklıkla birlikte salgın boyutundaki bu tablo görülüyor.

AŞI OMİCRON’UN YENİ VARYANTINDAN KORUMUYOR

Covid-19 soğuk algınlığı gibi bu virüslerin arasındaki yerini koruyor. Görülen vakalar arasında yüzde 20 oranında Omicron varyantının bir alt grubu olan yeni bir varyant yani JN1 var ve bu çok hızlı yayılan bir varyant. . Aşı olan ya da Covid geçirenlerin de bu varyanta karşı bağışıklığı zayıf olduğu için herkeste görülüyor. Hiç geçirmemiş evinde hep kapalı kalmış ‘ben 3 sene hiç yakalanmadım’ diyen herkes şu dönem Covid geçiriyor. Hatta bunu daha sık duyacağımız söyleyebilirim.”

RİSKLİ GRUPTA OLANLAR DİKKAT!

Bu sorun toplumun her kesiminden ve her yaş grubundaki insanı etkiliyor. Özellikle daha ağır seyreden, hastaneye yatması gereken hatta yaşam kaybıyla sonuçlanan riskli gruplar var. 5 yaşın altındaki çocuklar 65 yaşın üstündekiler daha ağır geçiriyor. Bunun yanında 70 yaşın üstündekileri, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananları riskli gruplar olarak tanımlıyor ve bu kişilerin mutlaka hastane gitmelerini öneriyoruz.

BELİRTİLER AYNI AMA TEDAVİLER FARKLI

Klinik olarak ilk muayene sırasında yaşanan RSV, influenza ya da Covid olup olmadığının kesin olarak ayırt edilemiyor. Çünkü vakaların hepsinde ateş, kırıklık, vücut ağrıları, sırt ağrıları, boğaz ağrısı ve öksürük görülüyor. Öksürük çok uzun bir süre kuru ama daha sonra balgamlı hale dönebiliyor ve alıştığımız enfeksiyonlardan farklı olarak daha uzun süren bir kuru öksürük oluyor. Hastalar göğüs ağrısı, kaburga ağrıları, sırt ağrılarından yakınıyor. Belirtiler aynı olsa da enfeksiyonlarda farklı tedavi protokolleri uygulanıyor. Bu nedenle de özellikle riskli gruptaki kişilerin mutlaka tanıya göre tedavi edilmesi gerekiyor.

Hem Covid hem de influenza için tanı konulduğunda kullandığımız etkin ilaçlar var. RSV, çocuklarda özellikle de bir yaşın altındaki çocuklarda, zatürreye hatta yaşam kaybına yol açabiliyor. Çocukluk astımlarının temelinde de RSV virüsü yatıyor. Bu nedenle tanı koyarak ona göre bir tedavi düzenliyoruz. Dolayısıyla eğer çocuk ya da yaşlı kişiler enfeksiyonu ağır geçiriyorsa mutlaka hastaneye başvurması ve tanı konularak uygun tedavi görmesi çok önemli. Çünkü bu sayede hem kısa sürede iyileşmesi sağlanabilir hem de başkalarına bulaştırması önlenebilir.

Kapalı alanlarda maske takılmalı

Yaşananbu salgından etkilenmemek için bazı önlemler almak şart. Öncelikle maske ve hijyen önlemlerine karşı dikkatimizi yoğunlaştırmalıyız. Özellikle toplu taşıma araçlarında, asansörde ve daha kalabalık yerlerde maske takmakta fayda var. Çünkü hafif belirtilerle seyreden kişiler bile birkaç metre alandaki herkese enfeksiyonu bulaştırabilir. Her ne kadar insanlar maske kullanmaktan bıkmış olsa da eğer yakın mesafede kapalı alanda bulunacaksa kesinlikle maske kullanılmasını öneriyorum. Hastanelerimizde yeniden bu uygulamaya döndük. Açık havada bir metreden daha uzun mesafe bulunacaksa maske kullanmanın çok anlamı yoktur. Bunun yanında el yıkamak çok önemli. Çünkü dokunduğumuz her yerden virüsü alma riskimiz var. Bu nedenle el hijyeni konusuna aynı bir önem verilmeli. Bir diğer önemli konu da şu kış döneminde tokalaşma belki ama özellikle risk gruplarının kimseyle sarılıp öpüşmemesi gerekir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hic-yakalanmadim-diyenler-de-su-anda-covid-geciriyor/feed/ 0