“8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ’NDE ESKİŞEHİR’İN YANINDA OLMAK İSTEDİK”
Özel burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “Bugün, 31 Mart seçimlerine sadece 23 gün kala Eskişehir’deyiz. Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Kampanyanın içinde, bugün bir yerde olacaktık. Buna karar vermemiz gerekiyordu. Oturduk, düşündük, taşındık, dedik ki ‘Bizim bugün olacağımız yer bozkırın ortasında bir cennet yaratan Yılmaz Büyükerşen’in, Türkiye’nin en tanınmış, en başarılı, efsane yerel yöneticisi Yılmaz Büyükerşen’in ekibinde olan, son 5 yıldır birlikte çalıştıkları, genel sekreterlik göreviyle bütün Eskişehir’i hem de hangi partiden olduğunu ayırmadan hizmet eden, belediyelerine ayrımsız hizmet götüren genel sekreteri, bir cumhuriyet kadınının aday olduğu, Yılmaz Hoca’nın 31 Mart’ta bayrağı, o cumhuriyet kadınına gözü arkada kalmadan teslim etmek istediği ve 11 büyükşehrimizden sadece Aydın’da Topuklu Efemiz varken bu seçimde, 5 büyükşehirde gösterdiğimiz, seçilecek adaylardan bir tanesi genç bir cumhuriyet kadını Ayşe Ünlüce’nin ve onun destekçisi Eskişehir’in yanında olmak istedik.

“CHP’NİN ALACAĞI 8 BELEDİYE VAR”
* Eskişehir, Cumhuriyet için önemli bir kent. İlk köy enstitüsünün kurulduğu kenttir. Devrim otomobilinin üretildiği kenttir. Demir yolu fabrikasının kurulduğu kenttir. Ve Eskişehir, Yılmaz Büyükerşen ile birlikte bir üniversitenin Türkiye’nin çekim merkezi olduğu hem örgün öğretimde hem de Türkiye’nin bütün zorluklarına rağmen gelişen teknolojiyi, televizyonun varlığını görüp eğitimdeki fırsat eşitsizliğine en temelden müdahale edildiği, açıköğretim uygulamasıyla dünyaya örnek bir işin yapıldığı muhteşem bir kentteyiz. Eskişehir’le gurur duyuyoruz, Eskişehirlilerle gurur duyuyoruz. Odunpazarı gibi CHP için zor bir bölgede, çok önemli işleri Hocamızla dayanışma içinde yapmış ve Odunpazarı’nı bambaşka bir görünüme, bambaşka bir vizyona kavuşturmuş Kazım Kurt ile birlikte olmaktan da büyük mutluluk duyuyorum.
* Eskişehir nüfusunun önemli bir kısmı merkezde yaşıyor. Bir yanda Odunpazarı, Kazım başkan var. Diğer tarafta da hepimizin çok sevdiği Ahmet Ataç Başkanım var, onunla birlikte olmaktan da büyük mutluluk duyuyorum. Eskişehir’de 14 belediye ve bir büyükşehir belediyesi var. Bunlardan 7 tanesi şu anda bizde. Yani Eskişehir’de birileri başka hayaller kursun, CHP’nin daha alacağı 8 belediyesi var. Eskişehir’de, sadece Ayşe değil; Sevgili Zehra Konakçı ile, Sevgili Safiye Keskin ile birlikte 3 kadın belediye başkan adayımız, genç arkadaşımız Hakan Karabacak ile birlikte tüm ilçelerde yaptıkları görevleri hakkıyla yaptığı için yeniden devam eden ve bundan sonra Eskişehir’e Yılmaz Hoca’nın vizyonuyla, halkçı belediyecilik vizyonuyla hizmet götürmek isteyen, bugün CHP’de olmadığı halde artık bu hizmeti özleyen, ilçesinde de bir CHP’li belediye başkanı olsun isteyen Eskişehirlilere 15 adayımızın 15’ini de emanet etmeye geldik.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DEMEK KADINA KARŞI ŞİDDETE TAVİZ YOK DEMEKTİR”
* Bugün sabah, Sevgili Yılmaz Hocamız annelerimize ve kadınlara şükranlarını, minnetlerini sunduğu bir anıtın açılışına bizi çağırıldı. Neredeyse bundan 200 yıl önce, kadınlar bir grevde hayatlarını kaybettiler ve o günden bugüne kadar bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. Türkiye’de, kadın hakları mücadelesi çok önemli inişler ve çıkışlar yaşıyor. Avrupa Birliği’nin (AB) en güçlü ülkelerinden kiminden 40, kiminden 30 yıl evvel Atatürk’ün büyük vizyonu ve güveniyle ve her birisi teker teker bunu hak ederek Türk kadını seçme ve seçilme hakkını bütün gelişmiş ülkelerden önce aldı. Genç Cumhuriyet, kadınlar için çok önemli kazanımları; hem miras hukukunu hem nafaka hakkını hem de kadınlarla ilgili pek çok eşitlikçi düzenlemeyi hayata geçirdi.
* Ama geçtiğimiz 20 yıl içinde önce AK Parti umut veren, bizim de hemen desteklediğimiz, oy verdiğimiz bir iş yaptı. İlk iş olarak değil ama günü geldiğinde İstanbul’da ve İstanbul Sözleşmesi’nin imzaladılar ve Meclis’e yolladılar. Biz o sözleşmeyi, hızla bütün partiler, oy birliğiyle, el birliğiyle onayladık. İstanbul Sözleşmesi demek, kadına karşı şiddete taviz yok demektir. Kadim cinayetlerine en sert cezalar verilecek demektir. Kadına karşı ayrımcılık olmayacak demektir. İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığını o yıl, Türkiye’de son 15 yılda kadın cinayetlerinin ve kadına karşı şiddetin azaldığı tek yıl oldu. O günden sonra çeşitli uygulamalarla bunun pekiştirilmesi beklenirken AK Parti, önce bu konudaki iştahını kaybetti, sonra duraksadı, sonra söylem olarak geri geriye gitmeye başladı.
“MEDENİ KANUN’A DOKUNDURTMAYIZ, KADINLARIN HAKLARINA DOKUNDURTMAYIZ”
* En nihayetinde yaşadığımız geçen seçimlerde birileriyle ittifak yapabilmek için, geçmişte Hizbullah terör örgütünden ceza alanları, domuz bağcıları savunan avukatları, onların ceza almış örgüt üyelerinin cezalarını Yargıtay’dan kaldırtarak, yasak olan seçilme haklarını vererek, onlardan önemli bir kısmını aday yaparak ittifaklarına, HÜDA-PAR’ı dahil ettiler. O HÜDA-PAR ki kadınları sokak hayvanlarıyla eş görüp ‘Bekar kadınları derhal sahiplendirmek gerekir’ diyebilecek kadar şuurunu kaybetmiş ve o HÜDA-PAR ki bunlardan ittifak için bir şey istedi: Dedi ki ‘Önce İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırın.
* Ondan sonra kadına karşı şiddet yasasını kaldırın. Ondan sonra nafaka hakkını kaldırın. Ondan sonra kadınlara miras hakkı vermeyin.’ HÜDA-PAR, şimdi saldırıyor. Hedefleri Medeni Kanun’dur. Hedefleri kadının mirastan hak almasının önüne geçmektir. Hedefleri kadının nafaka hakkına saldırmaktır. Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde hep birlikte Eskişehir’den haykırıyoruz: Medeni Kanun’a dokundurtmayız. Kadınların haklarına dokundurtmayız. Kadın demek cumhuriyet demektir. Kadın demek Atatürk devrimleri demektir.

“MİLLİ İRADE HIRSIZLIĞI YAPTI”
* Bugün Eskişehir’den çok anlamlı bir isteğimiz var. İki tane iş yapacaksınız Eskişehir’de bir cumhuriyet kadınına sahip çıkarak bunlardan bir tanesi; Atatürk’ün devrimlerine, kadınların cumhuriyetle birlikteki kazanımlarına, bir kadın yöneticinin böyle önemli bir görevi layıkıyla yapabileceğine duyduğunuz güvenle bir cumhuriyet kadınına sahip çıkarak kadının toplumdaki yerine sahip çıkacaksınız. İkincisi; bir siyasi yankesiciliğe, bir siyasi düzenbazlığa karşı Eskişehir dürüstlükten şaşmaz, milli irade hırsızlığına teslim olmak demek durumundayız. Bundan sadece 8-9 ay önce, Eskişehir sandık başına gitti. Eskişehir’in karşısına bütün partiler ve adaylar çıktı. İttifaklar vardı.
* CHP’nin de ittifak halinde olduğu İYİ Parti’nin de Eskişehir’de bir adayı vardı. Neydi iddiaları? Saraya itiraz, MHP’ye itiraz, oyu verin, Millet İttifakı’nı iktidara getirin. Sarayı, saray ittifakını, Cumhur İttifakı’nı yenelim, yönetime biz gelelim deyip onları eleştirerek Eskişehir seçmeninden oy istediler. Eskişehir’de önemli bir miktarda seçmen İYİ Parti’ye oy verdi. Seçimleri, Cumhur İttifakı kazandı. Yani İYİ Parti’ye oy verenler, o oyunu sarayın karşısında dursun, MHP’nin yaptıklarının karşısında dursun, Cumhur İttifakı’na muhalif olsun diye verdiler. O güzel insanlar hala aynı fikirdeler. Verdikleri oyu alan birisi meğerse o günlerde iş adamı olan o birisi, bir yandan muhalefetteymiş gibi yapıp bir yandan AK Parti’den milyonlarca dolar teşvik alırmış şirketine. Seçim boyunca ‘AK Parti’ye karşıyım’ diye Eskişehir’deki iyi insanların oylarını aldı, sonra milli irade hırsızlığı yaptı.
“ESKİŞEHİR, OYLARIYLA HANYA’YI DA KONYA’YI DA GÖSTERECEK”
* Aldığı teşvik karşısında, Eskişehir’deki İYİ Partililerin oylarını AK Parti’ye sattı, partisini sattı, çanak değiştirdi ve AK Parti’ye geçti. Bu milli irade hırsızlığıdır, bu siyasi yankesiciliktir. Bu, Eskişehir’deki İYİ Partilileri ve Eskişehir’i kandırmaktır. Bu düpedüz para alıp da oyları AK Parti’ye götüren siyasi kalpazana karşı 31 Mart Pazar günü, Eskişehir oylarıyla Hanya’yı da Konya’yı da gösterecek. Eskişehir dürüstleri sever Yılmaz Hoca gibi, Eskişehir çalışkanları sever Yılmaz hoca gibi. Eskişehir kavga edenleri değil, hizmet edenleri sever. Bakıyorum, önüne gelenle kavga ediyor. Ayşe Hanım gibi hanımefendi, hizmet odaklı, çalışma odakları birisiyle her gün kavga etmek istiyor. Allah muhafaza bu gelse, Eskişehir’deki barış ortamını, huzur ortamını, refah ortamını bozar.
* Allah muhafaza gelse, her gün bir belediye başkanıyla, birileriyle kavga eder. Kendini düşüneni değil, kentini düşüneni; Ayşe Ünlüce’yi 31 Mart’ta büyükşehir belediye başkanı yapacağız. Eskişehir bir yandan kadınların, bir yandan da gençlerin kenti. Yılmaz Hoca’nın üniversiteye yaptıklarıyla, kente yaptıklarıyla birlikte Türkiye’nin en mutlu gençleri Eskişehir’de yaşıyor. Ancak Türkiye’de 4 gençten 3 tanesi zihninde bavulları çoktan toplamış. ‘Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek isterim’ diyor. İşte bu anlayışı değiştirmek için Eskişehir, Türkiye’nin en mutlu gençlerinin kentiyken ben Eskişehir’de gençlerden, anne-babalarından, Eskişehir’in bütün güzel insanlarından, gençleri mutlu eden, kadınlara sahip çıkan bu güzel cumhuriyet kentinde seçimlerde bir rekor bekliyorum.
“AYNA YOLLAYIN, ONA BAKSIN, ZÜBÜĞÜ ORADA GÖRÜR”
* Bir yandan Erdoğan da bir şeyler söylemiş. Dönmüş, bütün muhalefete ‘zübük’ demiş. Şimdi gazeteciler, buna bir yanıt bekliyorlar. Ne demek zübük, açtık, Türk Dil Kurumu’nun (TDK) sözlüğüne baktık. Zübük demek: Kendi çıkarı için her yolu mübah sayan demek. ‘Acaba bana oy vermezsen Hatay’a hizmet getirmem’ diyen zübük olabilir mi? ‘Ordu’ya doğal gaz getirmem’ diyen zübük olabilir mi? Bir tek seçimi kazanmak için HÜDA-PAR’a taviz veren zübük olabilir mi? İkinci anlamı, sözünde durmayan demek. ‘Deprem bölgesine 650 bin konut lazım’ deyip sadece 45 bin konutu bir yıl sonunda yapan, yüzde 90’ı sokakta bırakan acaba zübük olabilir mi? Ve üçüncü anlamı: Egoist. ‘Ben ekonomistim. Her şeyi ben bilirim’ diyen egosit, acaba zübük olabilir mi? Arkadaşlar diyorlar ki ‘Tayyip Erdoğan’a bir TDK sözlüğü yollayalım. O sözlüğü açsın, zübüğün anlamına baksın.’ Ben dedim ki ‘Zübüğe bakma için sözlük yollamaya gerek yok, Tayyip Erdoğan’a bir ayna yollayın, ona baksın. Zübüğü orada görür.”
]]>– Bu gece 2023 yılını tamamlıyor, 2024 yılına adım atıyoruz. Yeni takvim yılının ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Aslında her yeni yılın sevinçle, umutla ve heyecanla karşılanması gerektiğine inanıyoruz.
– Ancak bu yeni yıla hem bölgemizdeki, hem dünyadaki olumsuzluklar hem de geçtiğimiz günlerde verdiğimiz şehitlerimiz sebebiyle buruk bir şekilde giriyoruz. İnsanlığın tamamı için daha güzel, daha huzurlu, daha müreffeh bir gelecek umudumuzu elbette muhafaza ediyoruz. Bunun için önce sözde demokrat ve özgürlükçü ülkelerin eli kanlı terör örgütlerine verdikleri destekleri kestiğini görmemiz gerekiyor.
– Bunun için önce Gazze’de masum çocukların, kadınların katledilmesine karşı tüm ülkelerin ve kurumların ortak tavır aldığını görmemiz gerekiyor. Bunun için önce Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere bireyleri acıya boğan, ülkelerin kaynaklarını heba eden çatışmaların durdurulması için adil ve samimi çaba gösterildiğini görmemiz gerekiyor. Bunun için önce asırlardır sömürülen ve onurları çiğnenen toplumların zenginliklerinin kendi gelecekleri, refahları, güvenlikleri için kullanıldığını görmemiz gerekiyor. Velhasıl umutları fiiliyata dönüştürmek için dünyadaki tüm ülkelerin, kurumların, fertlerin ortak değerler ve ilkeler etrafında bütünleşmesini temin etmemiz gerekiyor.
HERKES İÇİN AYNI STANDARTLARI DİLİYORUZ
– Türkiye olarak biz bu dünya fotoğrafında farklı bir yeri, farklı bir misyonu, farklı bir anlayışı temsil ediyoruz. Devlet ve millet olarak biz sadece kendi güvenlik ve refah çabamızı neticeye ulaştırma mücadelesi vermekle kalmıyoruz, Dünyaya ve bölgemize huzur iklimi hakim olmadan bizim de huzur bulamayacağımız anlayışıyla herkes için aynı standartları diliyoruz.
– Bu anlayışla bölgemizdeki barış çabalarını neticeye ulaştırmaya çalışıyoruz. Dostlarımızla ilişkilerimizi her alanda geliştiriyoruz, kardeşlerimizin dertleriyle dertleniyoruz. Dünyayı daha iyi, daha adil, daha müreffeh bir geleceğe hazırlamaya dönük her çabaya destek veriyoruz. Cumhuriyetimizin ilk asrını bitirip Türkiye yüzyılı dediğimiz yeni asrına ayak bastığı bir dönemde daha büyük hedeflere yönelirken azmimizi ve gayretimizi sürekli perçinliyoruz. Zalimin zulmünün ilanihaye sürüp gitmeyeceğine inanıyoruz. Adaletsiz ve dengesiz küresel yönetim sisteminin son çırpınışlarını yaşadığına inanıyoruz.
– Mazlumların sesinin derinden derine tüm dünyayı sardığına, bu çığlıkların büyüyerek insanlığın ortak vicdanı haline dönüşeceğine inanıyoruz. Nitekim Türkiye’nin kendi vatandaşları, dostları ve kardeşleriyle birlikte insanlığın tamamına hitap eden beyan ve tutumlarının gönüllerde giderek daha fazla makes bulduğunu görüyoruz.
– Aziz milletim elbette bu meşakkatli yolda sürekli yeni sınamalarla, yeni sıkıntılarla, yeni engellerle karşılaşıyoruz. Terörle mücadeleden ekonomik tuzaklara kadar pek çok alanda yaşadığımız sorunların temelinde büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını engelleme amacı vardır. Ülke olarak biz kendi potansiyelimizi ve imkanlarımızı etkin şekilde kullanmayı sürdürdükçe bu mücadele daha da sertleşecektir. Çünkü Türkiye’nin büyümesi demek asırlardır bizim tökezlememiz sayesinde dört bir yanımızda rahatça at koşturanların hesaplarının bozulması demektir. Bizim güçlenmemiz demek kendi refah ve güvenlikleri için diğer herkesi araç olarak kullananların, sömürenlerin, ezenlerin düzenlerinin sonuna gelinmesi demektir. Bizim sesimize daha çok kulak verilmesi demek dünyanın her yerindeki hak, adalet, özgürlük ve vicdan arayışlarının güçlenmesi demektir. Milletimiz tarihinin hiçbir döneminde kendi hedeflerine ulaşmak için bedel ödemekten fedakarlık yapmaktan elini taşın altına koymaktan çekinmedi.
– Son 21 yılda yaşadığımız nice kritik hadise karşısında milletimizin sergilediği güçlü duruş ve kararlılığın bugün de devam ettiğini gösteriyor. Evet, buradan bir kez daha tekrarlamak istiyorum; milletimiz birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıktıkça Allah’ın izniyle bizi kimse bölemeyecektir. Devletimiz 2023 hedeflerinin bir sonraki safhası olan Türkiye yüzyılı vizyonunu hayata geçirdikçe Allah’ın izniyle ay yıldızlı bayrağımızın yükselişi hep sürecektir.
BÜYÜYEN GELİŞEN TÜRKİYE’NİN YILDIZINI YÜKSELTECEĞİZ
– Siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik başarılarımızla dostlarımıza güven düşmanlarımıza korku vermeye devam ettikçe önümüzdeki sisler giderek dağılacaktır. Velhasıl biz istiklalimizden ve istikbalimizden taviz vermedikçe kimse kutlu yürüyüşümüzün önüne geçemeyecektir. Geçmişte emperyalistlerin birer aracı olarak başımıza musallat edilen vesayet güçleriyle, darbecilerle, terör örgütleriyle siyasi ve sosyal mühendislik projeleriyle çok vakit, çok enerji, çok insan kaybettik. Artık bu numaralara karnımız tok olduğu gibi böyle ağır faturalar ödemeye niyetimiz de yok.
– Ülkemizi kendi iç mücadeleleriyle meşgul ederek tarihi mirasından ve sahip olması gereken imkanlardan mahrum edenlerle yollarımızı ayıralı çok oldu. Her fırsatta tekrarladığımız, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet düsturumuzun anlamı budur. İnşallah, 2024 darbe girişimiyle başlayıp kovid-19 salgınıyla büyüyen, bölgemizdeki çatışmalarla derinleşen sıkıntılı dönemden kurtulup hedeflerimize kilitlendiğimiz bir yıl olacaktır.
– Küresel krizlerin artarak sürdüğü bir dönemde biz farkımızı bir kez daha göstererek üreten, istihdam eden büyüyen gelişen Türkiye’nin yıldızını yükselteceğiz. Evet, 2023 hedefleri başlangıçtı, asıl çıkışımızı Türkiye yüzyılıyla 2024 ile birlikte başlatıyoruz. Bu mücadeleyi de sizlerin desteğiyle zafere ulaştıracağımıza yürekten inanıyoruz. Bu duygularla bir kez daha yeni takvim yılının milletimizin tüm fertlerine ve insanlığa hayırlı olmasını diliyorum.
]]>