“BELGRAD ORMANI’NDA HAVA SICAKLIĞI 30 DERECE, MASLAK’TA 42- 43 DERECE”
Gökdelenlerin şehirlerde hissedilen hava sıcaklığını arttırdığını belirten Ahmet Köse, “Aşırı şehirleşme, betonlaşma ve asfalt yüzeyler şehirleri ciddi manada etkiliyor. Her yağış sele neden oluyor. Her yağış su baskınına neden oluyor. Ve şunun farkına vardık ki, yazın Maslak’ın 2 kilometre ilerisindeki Belgrad Ormanı’nda hava sıcaklığı 30 derece olsun, nem yüzde 55 olsun, hissedilen sıcaklık 32 derece iken, bulunduğumuz bölgede hissedilen sıcaklık 42- 43 derece oluyor. Şanlıurfa sıcağını hissediyoruz.” dedi.
“GİYDİRME CAM ISIYI ARTIRIYOR”
Köse, “Nasıl oluyor bu? Buradaki hava sıcaklığı 32-33 derece. Nem yine yüzde 55 olsun. Ancak giydirme cam binaların, yapılan bilimsel çalışmalarda ortamın ısısını 3 derece kadar arttırdığı tespit edilmiş, yine beton ve asfalt yüzeylerin sıcaklığı 54 dereceye, 30 derece sıcaklıkta asfalt yüzeyin sıcaklığı ise 58 dereceye kadar çıkabiliyor. O yüzden bunların ve mercek görevi gören giydirme cam binaların da etkisiyle sıcaklığı 45 dereceye yakın hissediyoruz. Yine uluslararası tıbbi merkezin yaptığı araştırmalara göre 2003 yılında Avrupa’da sıcak hava dalgaları sebebiyle yaklaşık 70 bin kişi hayatını kaybetti. Yapılan çalışmalar şunu gösteriyor ki sıcak hava dalgasının yaşandığı günlerde ölüm oranları yüzde 10 oranında artıyor. Ülkemizde bununla ilgili çok ciddi çalışmalar olmasa da yapılan sadece Avrupa’da değil Amerika’da da yapılan çalışmalarda yüzde 14’lere kadar ölüm vakalarında ciddi artışlar görülüyor. Bu da kalp krizi ve beyin kanaması risklerinin arttığını gösteriyor” dedi.

“MERCEK GÖREVİ GÖRÜYOR”
Gökdelenleri ‘Rüzgar kapanı’ olarak adlandıran meteoroloji mühendisi Köse, “İstanbul’un hakim rüzgar yönü yüzde 70 poyrazdır. Biz gökdelenleri İstanbul’un hakim rüzgar aldığı alanlara diktik ve aralarında boşluk bırakmadığımız için rüzgar bir taraftan geliyor, diğer taraftan çıkamıyor. Çıkamadığı için o gökdelenlerin arka tarafında kalanlar yaklaşık bunun 50 katı mesafede rüzgarsız kalıyor. Rüzgarsız kalmak ne demek? Hava sirkülasyonu olmaması, hava kirliliğinin artması anlamına geliyor. Gökdelenin diğer tarafında kalanlar ise bu defa türbülans sebebiyle başta kulak rahatsızlıkları olmak üzere çok ciddi sinir harbine neden olan hastalıklara maruz kalmak zorunda kalıyor.” dedi.
Köse “Dolayısıyla biz bir şeyler yaparken, bir şeyleri göz ardı ediyoruz. Mesela gökdelenler, tamam cam giydirme binalar çok şık duruyor. Gece gündüz siz arka taraftakini göremiyorsunuz, işiniz gidiyor. Ancak diğer taraftan baktığınız zaman gelen ışığın bir kısmını gökdelenler geri yansıtıyor. Bu da mercek görevi görüyor. Hatta İngiltere’ de bir vaka var. Aynı yere park eden bir vatandaş belli bir süre sonra bakıyor ki arabası o mercek görevi sebebiyle boyası yanmış ve dava açıyor. Bunun gibi olayları artık gelecekte de sık sık biz görmeye başlayacağız. Öncelikle meteorolojik etki değerlendirme dediğimiz bir hadise var. Bir yörenin şehirleşme yapılırken meteorolojik hadiselere, parametrelere bakılması gerekiyor. O yörenin suyu yetecek mi, insanlara havası yeterli mi, yeterince temiz mi? Ya da biz dere boyunca, mesela Büyükdere Caddesi diyoruz. Derenin haberi yok bundan. Her tarafa plazalar dikmişiz. İki damla yağmur düştüğü zaman buralarda sel ve su baskınları yaşanıyor ve sonrasında bütün suçu iklim değişikliğine bağlıyoruz” diye konuştu.
“ŞEHİRLEŞME VE İMAR PLANLAMALARINDA METEOROLOJİ UZMANLARI DİNLENMELİ”
Şehirleşme ve imar planlamalarında meteoroloji uzmanlarının dinlenmesi gerektiğini savunan Ahmet Köse, “Şehirleşmeyi yeniden bizim tasarlamamız gerekiyor. Artık günümüzde sürdürülebilir şehircilik kavramı hat safhada ön plana çıkmış durumda. Çünkü biz gelecek nesillere artık yaşanabilir şehirler bırakabilmemiz için meteoroloji mühendislerinin sözlerine dikkat ederek, imar planlarında onlara yer vererek imar planlarını yeniden revize etmemiz gerekiyor. Çatı eğiminden, binaların yön seçimine kadar mesela biz kuzey-güney cepheler yapıyoruz. Binalara kuzey-güney istikamette yerleştiriyoruz, batı-doğu istikamette yerleştiriyoruz. Bunlar hakikaten o yöresel şartlara uygun mu? Mesela İstanbul da hakim rüzgar yönü poyraz olduğu için güneşi maksimum alacak şekilde şehirleri planlamamız gerekiyor. Binaları planlamamız gerekiyor. Zira mimar arsaya bakıyor. Şehre en fazla kaç metrekare alan çıkıyorsa ona göre binayı tasarlıyor ki şu an iyi günlerimiz” ifadelerini kullandı.
“BU KISIR DÖNGÜ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BİZİM SORUNLARIMIZ KATLANARAK DEVAM EDECEK”
Gökdelenlerin plansız şekilde yapılması durumunda yaşanacakları değerlendiren Köse, “Her geçen gün, iddia ediyorum her sene sel olayları katlanarak devam edecek, çatı uçmaları katlanarak devam edecek ve orman yangınları katlanarak devam edecek. Bunu önlemenin yolu sürdürebilir şehirleşme ve ulaşım. Orta çağdaki ahşap binaların ısı yalıtımı ile mevcut cam giydirme binaların ısı yalıtımı eşdeğer. Dolayısıyla biz bu evleri karşılamak için kışın sürekli buraları ısıtmak yazın ise soğutmak ile uğraşıyoruz. Bu da hava kirliliğine neden oluyor çünkü sürekli sera gazı salmak zorunda kalıyoruz. Bu kısır döngü devam ettiği sürece bizim sorunlarımız katlanarak devam edecek” dedi.
]]>Rapora göre, 2023 yılı, 53 yılın üçüncü en sıcak yılı oldu. 239 büyük klima istasyonunun yılık ortalama sıcaklık değerleri ortalamasına göre, Türkiye’de 2023 yılı ortalama sıcaklığı 14,8 derece ölçüldü.
EN SICAK YIL 2010
Maksimum sıcaklık açısından en sıcak yıl 21,1 derece ile 2010, minimum sıcaklık olarak ise 6 derece ile 1992 yılı en düşük yıl oldu. Ortalama sıcaklık olarak ise 1970-2023 yılları arası en sıcak yıl 15,1 derece ile 2010 ve 2018 olurken, 1992 yılı 11,4 dereceyle en soğuk yıl oldu. Türkiye’nin 1970-2023 arası ortalama sıcaklığı ise 13,3 derece olarak belirlendi.
SICAKLIK REKORU SARICAKAYA’DA
Maksimum sıcaklıklar ekstrem değerleri olarak ise 53 yılın en sıcak günü, Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinde ölçüldü. Sarıcakaya’da 15 Ağustos 2023 günü sıcaklık 49,5 derece oldu. Maksimum ekstrem değerlerde aylara göre yerler şöyle;
Ocak ayı rekoru 15 Ocak 2020’de 30,1 derece Adana-Yüreğir. Şubat ayı rekoru 16 Şubat 2016 günü 32,4 derece Muğla-Milas. Mart ayı rekoru 24 Mart 2008 günü 37 derece Artvin-Hopa. Nisan ayı rekoru 24 Nisan 2017 günü 41,7 derece Ceylanpınar. Mayıs ayı rekoru 19 Mayıs 2020 günü Aydın-Nazilli 43,2 derece. Haziran ayı rekoru, 30 Haziran 2017 günü Kaş-Çavdır’da 47,6 derece. Temmuz ayı rekoru, 20 Temmuz 2021 günü Cizre’de 49,1 derece. Ağustos ayı rekoru, 15 Ağustos 2023 günü Eskişehir-Sarıcakaya’da 49,5 derece. Eylül ayı rekoru, 16 Eylül 2016’da Ceylanpınar’da 48,8 derece. Ekim ayı rekoru 28 Ekim 2015 günü Dargeçit-Ilısu’da 42,6 derece. Kasım ayı rekoru 25 Kasım 2018 günü Karaisalı-Sadıkali’de 37,3 derece. Aralık ayı rekoru, 10 Aralık 2018 günü Karataş Balıkçı Barınağı’nda 32,3 derece.

EN SOĞUK GÜN REKORLARI
Minimum sıcaklık ekstrem değerleri olarak ise 53 yılın en soğuk günü, Van’ın Çaldıran ilçesinde 9 Ocak 1990 günü yaşandı. Çaldıran’da ölçülen eksi 46,4 derece, 53 yılın en soğuk günü olarak kayda geçti. Türkiye’de en soğuk gün rekorları açısından aylara göre, 53 yılın minimum ekstrem değerlerinin görüldüğü yerler şöyle;
Ocak ayı rekoru, 9 Ocak 1990 günü Çaldıran’da eksi 46,4 derece. Şubat ayı rekoru, 23 Şubat 1985 günü Çaldıran’da eksi 45 derece. Mart ayı rekoru, 3 Mart 1985 günü Ağrı-Hamur’da eksi 41,2 derece. Nisan ayı rekoru, 23 Nisan 1993 günü Çaldıran’da eksi 26 derece. Mayıs ayı rekoru, 23 Mayıs 1991 günü Gümüşhane Olucak-Karayayla’da eksi 14,7 derece. Haziran ayı rekoru, 12 Haziran 2014 günü Erzurum-Çayırözü’nde eksi 7,9 derece. Temmuz ayı rekoru, 7 Temmuz 1979 günü Hafik eksi 5 derece. Ağustos ayı rekoru, 6 Ağustos 2016 günü Van-İpekyolu’nda eksi 7,9 derece. Eylül ayı rekoru, Erzurum Çayırözü’nde 6 Eylül 2018 günü eksi 10,3 derece. Ekim ayı rekoru, Çaldıran’da 30 Ekim 1985 günü eksi 23,2 derece. Kasım ayı rekoru, 16 Kasım 2016 günü Aşkale’de eksi 40 derece. Aralık ayı rekoru, 31 Aralık 1979 günü Yüksekova’da eksi 42,5 derece.
AYLARA GÖRE EN SICAK YILLAR
Raporda aylara göre, en sıcak ve en soğuk ortalama sıcaklığın yaşandığı yıllar ve dereceler ise şöyle sıralandı;
Ocak ayı rekoru, en sıcak 2003 yılı 5,4 derece, en soğuk 1972 yılı eksi 1,9 derece. Şubat ayı rekoru, en sıcak 2016 yılı 7,5 derece, en soğuk 1992 yılı eksi 1,4 derece. Mart ayı rekoru, en sıcak 2001 yılı 11,4 derece, en soğuk 1987 yılı 2,7 derece. Nisan ayı rekoru, en sıcak 1989 yılı 15,7 derece, en soğuk 1997 yılı 8,8 derece. Mayıs ayı rekoru, en yüksek 2007 ve 2021 yılları 19 derece, en düşük 1981 ve 1986 yılları 14,2 derece. Haziran ayı rekoru, en yüksek 2012 yılı 23,2 derece, en düşük 1983 yılı 19,7 derece. Temmuz ayı rekoru, en yüksek 2000 yılı 26,4 derece, en düşük 1982 yılı 22 derece. Ağustos ayı rekoru, en yüksek 2010 yılı 26,9 derece, en düşük 1984 yılı 21,3 derece. Eylül ayı rekoru, en yüksek 2020 yılı 23,6 derece, en düşük 1997 yılı 17,7 derece. Ekim ayı rekoru, en yüksek 2020 yılı 18,1 derece, en düşük 1977 yılı 11,7 derece. Kasım ayı rekoru, en yüksek 2023 yılı 12,2 derece, en düşük 2011 yılı 5 derece. Aralık ayı rekoru, en yüksek 2023 yılı 7,9 derece, en düşük 1992 yılı 1 derece.
]]>Türkiye genelinde 1991-2020 yılları arasında 2,9 derece olarak ölçülen ocak ayı ortalama sıcaklığı, geçen ay 5,7 derece ile normallerinin 2,8 derece üzerinde gerçekleşti.
Sıcaklık analizlerinde, 1971’den itibaren yapılan karşılaştırmaya göre, 2024 Ocak ayı son 53 yılın en sıcak ocak ayı olarak kayıtlara geçti.
Geçen ay en düşük sıcaklık sıfırın altında 31,3 derece ile Ardahan’da, en yüksek sıcaklık ise 29,3 derece ile Akçakoca’da tespit edildi.
BÖLGERE GÖRE SICAKLIKLAR
Marmara Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar Kırklareli, Bilecik, Malkara, Geyve çevrelerinde mevsim normalleri civarında, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde görüldü. Bölgenin ocak ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı 5,2 derece iken, geçen ay 7,4 derece olarak ölçüldü. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 7,1 dereceyle Bilecik’te, en yüksek sıcaklık ise 22,8 dereceyle Lüleburgaz gözlendi.
Ege Bölgesi’nde ise ortalama sıcaklıklar Akhisar, Dursunbey, Simav çevrelerinde mevsim normalleri civarında, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde tespit edildi. Bölgenin 6,3 derece olan uzun yıllar ortalama sıcaklığına göre, geçen ay 8,5 derece olarak kayıtlara geçti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 9,4 derece olarak Afyonkarahisar Emirdağ’da, en yüksek sıcaklık ise 23,8 derece olarak Manisa Salihli’de ölçüldü.
Akdeniz Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, Gazipaşa çevresinde mevsim normalleri civarında, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin uzun yıllar ortalama sıcaklığı 7,5 derece iken, geçen ay 10,3 derece olarak ölçüldü. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 12,2 dereceyle Kahramanmaraş Göksun’da, en yüksek sıcaklık ise 25,6 dereceyle Mersin Erdemli’de kaydedildi.
İç Anadolu Bölgesi’nde de ortalama sıcaklıklar, Yozgat çevresinde mevsim normalleri civarında, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde görüldü. Bölgenin sıfırın altında 0,6 olan ocak ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı geçen ay 2,9 derece olarak kayda geçti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 14,4 derece olarak Kangal’da, en yüksek sıcaklık ise 16,1 derece olarak Çumra’da görüldü.
Karadeniz Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, Zonguldak, İnebolu, Trabzon, Rize, Hopa, Artvin, Bolu, Karabük, Merzifon, Amasya, Boyabat, Osmancık, Şebinkarahisar çevrelerinde mevsim normalleri civarında, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin 3 derece ölçülen uzun yıllar ortalama sıcaklığı ise ocak ayında 5,3 derece oldu. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 15,7 dereceyle Bayburt’ta, en yüksek sıcaklık ise 29,3 dereceyle Akçakoca’da tespit edildi.
Doğu Anadolu Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde ölçüldü. Bölgenin ocak ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı sıfırın altında 4,3 derece iken geçen ay sıfırın altında 0,2 derece olarak tespit edildi. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 31,3 dereceyle Ardahan’da, en yüksek sıcaklık ise 13 dereceyle Iğdır’da kaydedildi.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin 4,6 derece olan uzun yıllar ortalama sıcaklığı, ocakta 7,1 derece olarak kayda geçti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 4,4 dereceyle Diyarbakır’da, en yüksek sıcaklık ise 18,8 dereceyle Ceylanpınar’da tespit edildi.
]]>“ÇOK CİDDİ BİR SICAKLIK ARTIŞI”
İklim değişikliğinin Akdeniz’in yüzey suyu sıcaklıklarındaki etkisine değinen Salihoğlu, “Son 40 yılda Mersin Körfezi, İskenderun Körfezi gibi bölgelerde 2 derecenin üzerinde bir artış gözlemliyoruz. Bu, ülkemiz denizleri için ciddi bir sıcaklık artışı olarak öne çıkıyor. Antalya Körfezi’nin açıklarında da 1,5 derece sıcaklık artışları yaşanıyor” dedi.
Aralık ayı ortasında deniz yüzey suyu sıcaklığının Mersin Körfezi’nde 22, İskenderun ve Antalya Körfezi’nde ise 21,5 derece ölçüldüğü bilgisini veren Salihoğlu, bu değerlerin, bu dönemde ölçülen en yüksek rakamlar olduğunu vurguladı.
Ocak ayı içinde de rekor değerler ölçüldüğünü belirten Salihoğlu, “Bu yıl ocak ayında İskenderun, Mersin ve Antalya körfezlerinde 19 derece olması gereken sıcaklık ortalaması 20 dereceye yükseldi. Bu rakamlar söz konusu körfezler için tüm zamanların en sıcak ocak ayı deniz yüzey suyu sıcaklıkları oldu. İskenderun ve Mersin Körfezi’nde kasım ayı ortalaması 23 dereceyken geçen yıl kasımda 25 dereceyi, ortalaması 22 derece olması gereken Antalya ise yine kasımda hiç görmediğimiz 24,5 dereceyi gördü” diye konuştu.
SICAKLIKLARIN DENİZ CANLILARINA ETKİSİ
Yüzeyde artan tuzlulukla yoğunlaşan suyun batarak derinlerde de etki oluşturduğunu anlatan Salihoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Derin deniz genelde dengeli bir yapıya sahip, küçük sıcaklık değişimleri bile tüm yapıyı etkiliyor ve küçük değişimlerin büyük etkileri olabiliyor. Daha da korkutucusu, dünyadaki büyük akıntı sistemlerindeki genel döngüler gibi Akdeniz’de de döngüler var ve bu döngüler artan sıcaklıklarla giderek değişecek. O zaman durum ekosistem açısından daha da tehlikeli bir boyuta ulaşacak çünkü artan sıcaklıklar canlıların yaşam alanlarını değiştirmeleriyle sonuçlanabiliyor.”
“MEVCUDU DAHA SAĞLIKLI HALE GETİRELİM”
Salihoğlu, iklim değişikliğinin denizde asitlenmeye yol açtığını, bunun da özellikle bünyesinde kalsiyum içeren türlerin ya yapılarını değiştirmelerine ya da ölümlerine neden olduğunu, hatta balıkların göçlerini, üreme alışkanlıklarını değiştirdiğini aktardı.
Salihoğlu, şu önerilerde bulundu: “İklim değişikliğinin denizler üzerindeki fiziksel etkisine bir çözümümüz yok, sıcaklıklar arttı, okyanus asitlendi. En iyi senaryoda, sıcaklık artışlarını 1,5-2 derecede durdursak bile artış bir süre daha devam edecek. Burada deniz ekosistemini güçlendirmemiz gerekiyor ve bunun tek yolu diğer baskıları azaltmak. Kirlilik, avcılık, yapılaşma gibi baskıları azaltmak, biyoçeşitliliği ve ekosistem direncini artırmak gerekiyor. Bunun yollarından biri de koruma alanlarını artırmak. Biz, ‘Mevcudu koruyalım’ değil, ‘Mevcudu daha sağlıklı hale getirelim’ diyoruz, çünkü mevcut sağlıksız.”
“2040 YILINDA 2,2 DERECELİK ARTIŞ ÖNGÖRÜLÜYOR”
Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe de denizler ve okyanusların iklim düzenleyici rolleri bulunduğunu kaydetti.
İnsan faaliyetleriyle üretilen ısının yüzde 90’ının denizler tarafından emilerek akıntılar yoluyla dağıtıldığını ifade eden Beşiktepe, ısının bir kısmının atmosfere geri salındığı, geri kalanının denizin derin katmanlarına doğru taşındığı, bütün bu sürecin iklim sisteminin dengesinin korunması için hayati anlam taşıdığı tespitinde bulundu.
Bu süreç içinde yaşanan birtakım dengesizliklerin denizlere zarar verdiğine dikkati çeken Beşiktepe, “Sanayi öncesi döneme göre atmosfer sıcaklığı 1,1 derece daha fazlayken Akdeniz’de bu değer 1,5 derece. Bu eğilim devam ettiği sürece 2040 yılında 2,2 dereceye ulaşacağı öngörülüyor. Akdeniz’in batısı son 10 yılda 0,35 derece, Doğu Akdeniz ise 0,5 derece ısındı, Atlantik Okyanusu’nda ise 0,25 derece bir ısınma var. Küresel ısınmayla denizdeki buharlaşma artıyor, bu da buluttaki su miktarını ve yağışları artırıyor. Ancak Akdeniz bu genel durum içerisinde bir istisna teşkil ediyor ve Akdeniz’in genelinde özellikle kış yağışlarında azalma olacağı tahmin ediliyor” değerlendirmesini paylaştı.
“YAKINDA BİZİM KAPIMIZI ÇALACAK”
Akdeniz’i, aşırı hava ve deniz olaylarının daha fazla olduğu batı ve daha çok ısınan doğu olarak ikiye ayırdıklarını bildiren Beşiktepe, şunları söyledi:
“Batı Akdeniz’de Afrika’dan gelen sıcak ve kuzeyden gelen soğuk hava kütlesi etkileşim halinde olduğu için aşırı hava olayları görülüyor ve bunun denize etkisi çok şiddetli oluyor. Bu nedenle Akdeniz’de daha önce gözlenmeyen kasırgaları gözlemlemeye başladık, okyanustakine benzer şekilde oluyorlar. Bunlar zaman içerisinde bize daha güçlü hale gelecek çünkü deniz suyu sıcaklığı arttıkça siklon şeklinde olan kasırganın şiddeti de artıyor. Akdeniz’de 150-160 kilometre hızında kasırgalar sürpriz olmayacak, Batı Akdeniz’de görmeye başladık, yakında bizim kapımızı çalacak. Şu anda bizde görülmemesinin sebebi kıyıdaki dağların dağılımıyla alakalı.”
“MERCAN KAYALIKLARIN YOK OLACAĞI TAHMİN EDİLİYOR”
Denizdeki aşırı ısınmanın balıkların yumurtlama mevsimlerini ve stoklarını etkileyeceği, mercan kayalıklarının ve deniz çayırlarının bozulmasıyla kıyılarda su kalitelerinin bozulacağı uyarısında bulunan Beşiktepe, “Doğu Akdeniz, batıya göre daha fazla ısındığı için bir tropikleşme süreci yaşıyor. Burada yaşayan mercan kayalıkları ‘soğuk su mercan kayalıkları’ diye adlandırılıyor ve deniz suyu 26-27 derecenin üzerinde çıktığı zaman uyum sağlayamayarak ölmeye başlıyor. Akdeniz’e özgü mercan kayalıklarının önümüzdeki 15-20 yıl içerisinde yok olacağı tahmin ediliyor. Bu da bütün ekosistemi tümüyle mahvedecek” ifadelerini kullandı.
“YAŞAM ŞARTLARIMIZI DÜZENLEMEMİZ LAZIM”
Fırtınalar ve denizdeki taşkınlara karşı kıyılardaki yapıların ve altyapıların elden geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Beşiktepe, sözlerini şöyle tamamladı:
“Küresel ısınmayı durduramadığımız sürece çok ciddi dönemler yaşayacağız, buna karşı bireysel ya da ülke olarak önlem almamız çok zor. Tek yapabileceğimiz hava olaylarına karşı tahmin mekanizmasını geliştirmek. Bunlarla yaşamayı öğrenmeliyiz, yaşam şartlarımızı düzenlememiz lazım. Doğayla baş etmemiz mümkün değil, ancak ona uygun yaşarsak hayatta kalacağız.”
]]>Kasım ayı ortalama sıcaklığı ise 12,5 derece ile normallerinin 3,2 derece, aralık ayı ortalama sıcaklığı da 8,3 derece ile normallerinin 3,5 derece üzerinde gerçekleşti.
Son yıllarda kış aylarındaki sıcaklık değişimi, sivrisinek rahatsızlığının 12 ay sürmesine yol açtı.
‘YILDA 25 NESİL VERMEYE BAŞLADI’
Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin, meteorolojik verilere göre son yıllarda özellikle kış aylarındaki sıcaklık artışının, sinek popülasyonunun çoğalmasına neden olduğunu dile getirdi.
Türkiye’de yaygın görünen culeks sinek türünün 1980’lerde yılda 22 nesil verirken, son yıllarda 24-25 nesil vermeye başladığının altını çizen Prof. Dr. Çetin, “Nesil sayısının artması popülasyonun artmasına, hastalık riskinin çoğalmasına sebep oluyor” dedi.

Türkiye’de yaklaşık 60 sivrisinek türü bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Çetin, “Culeks, anopheles cinsi sıtmayı taşıyan sivrisinek türleri, kış uykusunu erişkin halde bina içlerinde, ahırlarda, foseptik çukurları gibi noktalarda saklanarak geçiriyordu. Mevsim sıcaklıkları özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında normalin üzerinde olduğu için birçok tür kış uykusuna yatmadı. Şu anda bu türler erişkin halde saldırmaya ve kan emmeye devam ediyor. Belediyeler ile yaptığımız görüşmelerde kış aylarında sivrisinek şikayetlerinde artış görülüyor” diye konuştu.
‘KANALLAR, KÜÇÜK HAVUZLAR SİNEKLERİN GİZLENME YERİ’
Prof. Dr. Çetin, sıcaklık artışının, sinek gelişim sürelerini kısalttığını, hızlı üremelerine neden olduğunu ve popülasyonlarını artırdığını söyledi. Yerel yönetimlerin seçim sonrası nisan ayı itibarıyla yoğun ilaçlama uygulaması yapması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çetin, şunları söyledi:
-Aksi halde yaz ayları sivrisinek nedeniyle sıkıntılı geçecektir. Mevsim değişkenliği, yağış düzensizliğini ortaya çıkardı.
-Normal ilaçlama yapılsa da yağışların düzensizliği nedeniyle biriken bina çevresindeki kanallar, küçük havuzlar, kullanılmayan otomobil lastikleri gibi bölgelerde su birikmeleri arttı.
-Havaların sıcak seyretmesi nedeniyle bu alanlar sineklerin gizlenme yeri olmaya başladı. Bu alanlar kontrol edilmezse büyük problemle karşı karşıya kalacağız. İklim değişikliği etkileriyle yaşıyoruz.

Prof. Dr. Hüseyin Çetin
‘GELECEK YILLAR SİNEĞİN TAŞIDIĞI HASTALIKLARLA KARŞILAŞMA OLASILIĞI ARTIYOR’
Son yıllarda, dünyada yapılan çalışmalarda özellikle kış dönemlerinde sıtmayı taşıyan sinekler uyuşuk hale geçmediğinden saldırmaya ve kan emmeye devam ettiği için hastalık bulaştırdığı bulgularının varlığından bahseden Prof. Dr. Çetin, şöyle konuştu:
-Normal koşullarda sivrisineklerin kış uykusunda olması gerektiği dönemlerde sıtma gibi sivrisinek kaynaklı sarı humma, zika gibi hastalıkların görülmemesi gerekiyor.
-Ülkemiz ekolojik, iklimsel olarak birçok sivrisinek türüne uygun habitat olduğu için kış aylarında da sivrisinek mücadelesinin devam etmesi gerekiyor. İlaçlama yapılan noktalar ani yağışlarla yıkanıp gittiğinde ilacın etkisi kalmayabiliyor.
-Bu nedenle düzenli kontrole devam edilmesi lazım. Sarı humma, zika gibi hastalıkları taşıyan Asya kaplan türü sivrisinek türünün Türkiye’de yayılış göstermesi gelecek yıllarda bu tür sineğin taşıdığı hastalıklarla karşılaşma olasılığımızı artırıyor.”
VATANDAŞLARA ‘SU BİRİKİNTİSİ’ UYARISI
Sivrisineklere karşı vatandaşlara uyarıda bulunan Prof. Dr. Çetin, “Vatandaşlarımıza önemli rol düşüyor. Bu sivrisinek, foseptik çukuru, rögar gibi sadece kirli, kötü ortamlarda yaşamıyor. Konutların içerisinde, etrafında küçük su birikintileri, kovalarda biriken suda geliştiği için vatandaşlarımızı uyarmalıyız. Konutların etrafında su birikmemesi gerekiyor. Balkon yıkamak için kovada biriken suyun içerisinde sivrisinek gelişebilir. Vatandaşlarımız bu bilince sahip olmalı. Bu hususlar dikkate alınmazsa gelecek bahar ve yaz aylarında ciddi sivrisinek riskiyle karşı karşıya kalabiliriz” dedi.
]]>NORMALİN 3,5 DERECE ÜSTÜNDE
Türkiye genelinde 1991-2020 yılları arasında 4,8 derece olarak ölçülen aralık ayı ortalama sıcaklığı, geçen ay 8,3 derece ile normallerinin 3,5 derece üzerinde gerçekleşti. Sıcaklık analizlerinde, 1971’den itibaren yapılan karşılaştırmaya göre, 2023 Aralık ayı son 53 yılın en sıcak aralık ayı olarak kayıtlara geçti. Geçen ay en düşük sıcaklık sıfırın altında 21,3 derece ile Van’ın Özalp ilçesinde, en yüksek sıcaklık ise 27,4 derece ile Sinop’ta tespit edildi.
BURSA 25’İ GÖRDÜ
Marmara Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde görüldü. Bölgenin aralık ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı 7 derece iken, 2023 Aralık ayında 10,3 derece olarak ölçüldü. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 2,4 dereceyle Balıkesir’de, en yüksek sıcaklık ise 25 dereceyle Bursa’da gözlendi.
Ege Bölgesi’nde ise ortalama sıcaklıklar, bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde tespit edildi. Bölgenin 7,9 derece olan uzun yıllar ortalama sıcaklığına göre, geçen ay 11,2 derece olarak kayıtlara geçti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 4 derece olarak Kütahya’da, en yüksek sıcaklık ise 24 derece olarak Salihli’de ölçüldü.
Akdeniz Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin uzun yıllar ortalama sıcaklığı 9,1 derece iken, geçen ay 12 derece olarak gerçekleşti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 6 dereceyle Göksun’da, en yüksek sıcaklık ise 25,9 dereceyle Kale (Demre)’de kaydedildi.
İÇ ANADOLU’DA 4 DERECE YÜKSELDİ
İç Anadolu Bölgesi’nde de ortalama sıcaklıklar, bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde görüldü. Bölgenin 1,4 olan aralık ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı geçen ay 5,5 derece olarak kayda geçti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 10,9 derece olarak Kangal’da, en yüksek sıcaklık ise 19,5 derece olarak Çumra’da görüldü.
Karadeniz Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin 4,8 derece ölçülen uzun yıllar ortalama sıcaklığı ise 2023 Aralık ayında 8,4 derece oldu. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 11,8 dereceyle Bayburt’ta, en yüksek sıcaklık ise 27,4 dereceyle Sinop’ta gözlendi.
ESKİ 21 İLE EN SOĞUK VAN
Doğu Anadolu Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde ölçüldü. Bölgenin aralık ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı sıfırın altında 1,6 derece iken geçen ay 2,5 derece olarak tespit edildi. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 21,3 dereceyle Özalp’te, en yüksek sıcaklık ise 16,3 dereceyle Ergani’de kaydedildi.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, Batman çevresinde mevsim normalleri civarında, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin 6,4 derece olan uzun yıllar ortalama sıcaklığı, 2023 Aralık ayında 9,3 derece olarak kayda geçti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 5,2 dereceyle Ceylanpınar’da, en yüksek sıcaklık ise 22,5 dereceyle Cizre’de tespit edildi.
]]>2023 yılı Kasım ayı, 2010 Kasım ayı ile son 53 yılın en sıcak kasım ayı olarak kayıtlara geçti.
2023 Kasım ayı maksimum sıcaklıkları kıyı bölgelerde 25-32 derecelik sıcaklık bandına ulaştı. En yüksek sıcaklık ise 32,9 derece ile Salihli’de yaşandı.
2023 Kasım ayı ortalama minimum sıcaklıkları 1991-2020 minimum sıcaklık normallerinin 0,8 derece üzerinde gerçekleşti. En düşük sıcaklık, -15,3 derece ile Erzurum’da ölçüldü.
2023 yılı kasım ayı ortalama minimum sıcaklıkları 1991-2020 minimum sıcaklık normallerinin 0,8 derece üzerinde kaydedildi.
2023 Kasım ayı ortalama maksimum sıcaklıkları, 1991-2020 maksimum sıcaklık normallerinin 4,1 derece üzerinde yaşandı.

MEVSİM NORMALLERİNİN ÜZERİNDE
Türkiye’nin birçok yerinde, geçen ay hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Kasım ayında Türkiye’nin 67 merkezinde sıcaklıklar uzun yıllar ortalamalarının üzerinde gerçekleşerek ekstrem değerlerine ulaştı.
Kasım ayında 67 yeni ekstrem sıcaklık gerçekleşen bazı merkezler şunlar:
Salihli’de uzun yıllar maksimum sıcaklık 3 derece farkla 32,9, Yalova’da 3,1 derece farkla 32,8, Lüleburgaz’da 3,2 derece farkla 31,8, Osmaniye’de 0,7 derece farkla 31,7, Akhisar’da 0,9 derece farkla 31,6, Denizli’de 1,7 derece farkla 31,6, Manisa’da 1,7 derece farkla 31,6, Alanya’da 1,2 derece 31,5, Erdemli’de 0,4 derece farkla 31,4, Selçuk’ta 1,3 derece farkla 31,3, Gönen Balıkesir’de 2,1 derece farkla 31,2, Balıkesir’de 2,2 derece farkla 31,2, Bartın’da 0,6 derece farkla 31,2, Cizre’de 0,7 derece farkla 31,1 derece ölçüldü.

34 YILIN EN YAĞIŞLI KASIM AYI
Yağış verilerine göre Türkiye genelinde son 34 yılın en yağışlı kasım ayı gerçekleşti. 1991-2020 kasım ayı normali 58,3 milimetre olan ve 2022 yılı kasım ayında 46,2 milimetre yağış alan Türkiye’de 2023 Kasım ayı yağışı 109,3 milimetre kaydedildi.
Yağışlar normaline göre yüzde 88, geçen yıl kasım ayı yağışlarına göre yüzde 100’den fazla artış gösterdi. En fazla yağış 295,5 milimetre ile Zonguldak’ta, en düşük yağış ise 25,7 milimetre ile Iğdır’da ölçüldü.
Yağışlar, Kırklareli, İstanbul, Zonguldak, Sakarya, Kocaeli, Yalova, Bilecik, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Düzce, Bartın, Tunceli, Erzincan, Erzurum, Bingöl, Adıyaman, Diyarbakır ve Şırnak çevrelerinde yer yer normalinin 3 katına varan artışlar gösterdi.

EN FAZLA YAĞIŞ ZONGULDAK’TA
Antalya’nın batısı, Burdur, Niğde, Karaman, Ordu, Hatay ve Iğdır çevrelerinde ise normallerine göre yüzde 40’a varan azalma kaydedildi.
İl geneli en fazla yağış 295,5 milimetre ile Zonguldak’ta meydana gelirken, en az yağış alan il ise 25,7 milimetre ile Iğdır oldu. İstanbul, Yalova, Kocaeli, Bilecik, Bingöl, Zonguldak, Bursa, Bolu, Düzce, Bartın, Tunceli, Sakarya, Diyarbakır illerinde son 63 yılın en yüksek kasım ayı yağışı gerçekleşti. Normaline göre en fazla azalma ise yüzde 21 ile Ordu’da meydana geldi.

KASIM AYINDA ORTALAMA 12,7 YAĞIŞLI GÜN
Yağışlı gün sayısı verilerine göre Türkiye genelinde kasım ayında ortalama 12,7 yağışlı gün gerçekleşti.

1991-2020 normali 8,4 gün olan Türkiye’de, yağışlı gün sayıları Marmara Bölgesi, Batı Karadeniz, Orta ve Doğu Karadeniz’in kıyı kesimleri, Ege Bölgesi’nin orta ve kuzey kesimleri ile Antalya ve Kahramanmaraş çevrelerinde 15-20 gün aralığında gerçekleşti. Adana ve Mersin çevrelerinde ise yer yer 5 günün altına düştü.
]]>