Dergi – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 20 Feb 2024 21:36:31 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Sezai Karakoç’un Mona Roza’sı 72 yıldır burada korunuyor https://www.foxhaber.com.tr/sezai-karakocun-mona-rozasi-72-yildir-burada-korunuyor/ https://www.foxhaber.com.tr/sezai-karakocun-mona-rozasi-72-yildir-burada-korunuyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:36:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3707 Mülkiye Mektebi’nin 1950’li yıllarda öğrencisi olan şair Sezai Karakoç, ‘Mona Roza’ şiirini eğitim gördüğü yıllarda, 19 yaşında kaleme aldı.

Sezai Karakoç’un, Mülkiye’deki arkadaşı Muazzez Akkaya’ya duyduğu sevgiyi dizelere döktüğü ‘Mona Roza’, 1952 yılında öğrenci ve öğretmenlerin çıkardığı Mülkiye dergisinde yayımlandı.

Mona Roza’nın 3 bölüm halinde yayımlandığı Mülkiye dergisinin aslı, 72 yıldır Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde muhafaza ediliyor.

Derginin bu nüshasının gelecek nesillere aktarılması ve yok olmaması için üniversite bünyesindeki matbaada çoğaltılarak, öğrenciler ve talep edenlere veriliyor.

Mülkiye Mektebi’nden mezun olan Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik, Sezai Karakoç, Cemal Süreya, Ece Ayhan gibi birçok şair ve edebiyatçının mezunları olduğunu söyledi.

“DERGİYİ OKUMAKTAN ÇOK MUTLU OLUYORUM”

Mülkiye dergisinin 1909’dan itibaren mezunlar tarafından çıkarılmaya başlayan Mülkiye mecmuasının devamı olduğunu aktaran Çelik, Mona Roza şiirinin de dergide 1952’de yayımlandığını aktardı.

Çelik, “Aslında bir şiir serisi, 3 sayıda peş peşe yayınlanmış. Bu şiir ilk defa Mülkiye dergisinde yayımlandı ve orijinali fakültemizde duruyor. Bunu taşıyor olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Burada sadece yönetmeyi, idare etmeyi, diplomasiyi öğretmiyoruz. Biz öğrencilerimizin sanatı takip etmeleri, sanattan zevk almaları konusundan da tarihsel geleneğe sahibiz. Bu geleneği Mülkiye mecmuasında görüyoruz” dedi.

Öğrenci ve öğretmenlerin çıkardığı dergide, siyaset bilimi, diplomasi, sanat, edebiyat ve tiyatroya ilişkin makaleler de olduğunu kaydeden Çelik, “Bugün boş vakitlerimde dergiyi açıp okuduğumda gerçekten çok zevk alıyorum. Canlı tartışmaların, çok nitelikli makalelerin olduğu bir dergi olduğunu gözlemliyorum. Dergiyi okumaktan çok mutlu oluyorum” diye konuştu.

“ESERLERİ ÇOĞALTARAK TEKRAR CANLANDIRIYORUZ”

Çelik, fakülteden çok sayıda şair, edebiyatçı ve yöneticinin mezun olduğuna dikkati çekti.

Okulun önemli miraslarından birinin de çıkarılan dergiler, basılan eserler, öğrencilere okutulan kitaplar olduğunu anlatan Çelik, şunları söyledi:

“Bu eserlerin görünür olmasına çalışıyoruz. Bunun için bazılarının basımlarını yapıyoruz, bazılarını tekrar canlandırıyoruz. Bu şekilde bu mirastan bugünün temsilcilerinin de haberdar olmalarını, bunlara dokunmalarını, bunlardan feyiz almalarını istiyoruz. Osmanlı Türkçesi’ndeki baskılarını Latin harflerine çevirerek yeniden basıyoruz, eski ders kitaplarımızı yeniden basıyoruz ve bunları mezunlarımızın, araştırmacıların kullanımına sunuyoruz. Bunun, ülkenin mirasının toplumla paylaşıldığı bir proje olarak düşünülmesi gerekir. İhtiyaç oldukça matbaamızda çoğaltıyoruz, isteyenlere veriyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren yeni kayıt olan öğrencilerimize bir set halinde vereceğiz.”

Mezun olduğu 1994’te Mülkiye Mektebi’nin yurdunda kalırken, öğrencilerle geceleri şiir saati yaptıklarını anlatan Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Orhan Çelik, “Arkadaşlarımızla her gece edebiyattan, sanattan bahsederdik, siyaset tartışırdık. Bu konuşmaların sonunda gece Mona Roza’ya bağlanırdı. Bütün öğrenciler gecenin sonunda Süreya’dan, Karakoç’tan şiirler okurdu, Mona Roza ile final yapardık.” şeklinde konuştu.

“MUAZZEZ AKKAYA OKULUN HER KÖŞESİNİ GEZDİ”

Çelik, Sezai Karakoç’un adına ‘Mona Roza’ şiirini yazdığı 94 yaşındaki Muazzez Akkaya’nın fakülteyi geçen yıl ziyaret ettiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

“Geçen yıl, dekanlıktayken Mona Roza’nın geldiği söylendi, benim kendisine ilk tepkim ‘Mona Roza siz misiniz?’ olmuştu. Hayatımda çok mutlu oluğum zamanlardan biriydi. O an zihnimden geçen düşünce ‘Keşke Sezai de, Cemal de burada olsaydı, birlikte sohbet etseydik’ oldu. Okulun her köşesini gezdi, çok hüzünlendi. Çok mutlu şekilde okuldan ayrıldı, o mutluluğunu gördüm.”

Çelik, Akkaya’nın Mülkiye dergisini de incelediğini söyledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sezai-karakocun-mona-rozasi-72-yildir-burada-korunuyor/feed/ 0
Sevgiyi öğreten adam: Cemal Süreya https://www.foxhaber.com.tr/sevgiyi-ogreten-adam-cemal-sureya/ https://www.foxhaber.com.tr/sevgiyi-ogreten-adam-cemal-sureya/#respond Mon, 08 Jan 2024 21:18:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2046 Şiirin yanı sıra deneme, çocuk kitabı, günce, derleme ve tenkit yazıları kaleme alan, şiir ve düz yazı tercümesi yapan edebiyatçının gerçek adı Cemalettin Seber idi.

Hüseyin ve Gülbeyaz çiftinin oğlu olarak, Erzincan’da 1931’de dünyaya gelen Süreya’nın ailesi 1938’de sürgün edilince, Tunceli Pülümür’den Bilecik’e gitmek zorunda kaldı.

Kimi kaynaklara göre 1937’de, kimi kaynaklara göre ise sürgünden 6 ay sonra, 23 yaşında olan annesini kaybeden Süreya, iyi bir eğitim alması için İstanbul’da yaşayan halasının yanına gönderildi.

Bir yıl sonra babası, diğer çocuklarını da alarak İstanbul’a geldi ve çalışmaya başladı. Ancak aile yeniden, sürgün yeri Bilecik’e gönderildi.

Bilecik Ortaokulu’na başlayan Süreya, 1944’te babasıyla evlenen üvey annesi Esma’nın eziyetinden kaçmak için parasız yatılı okul sınavlarına girdi.

Derslerdeki başarısıyla öğretmenlerinin dikkatini çekti

Türkçe ve edebiyat derslerindeki başarısıyla öğretmenlerinin dikkatini çeken Süreya, 1947’de parasız yatılı olarak girdiği Haydarpaşa Lisesi’nin ardından, 1950’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nde eğitim gördü.

Cemal Süreya, üniversitede öğrenciyken 23 Kasım 1953’te Seniha Hanım ile evlendi. Çiftin 3 Ağustos 1955’te kızları Ayçe dünyaya geldi.

Okuldan 1954’te mezun olan ve aynı yıl Eskişehir Vergi Dairesinde stajyer olarak göreve başlayan Süreya, Teftiş Kurulu sınavını kazanarak 11 Ağustos 1955’te maliye müfettiş yardımcısı olarak İstanbul’a gitti.

İkinci Yeni şiirinin öncülerinden kabul edildi

İlk şiiri “Şarkısı Beyaz” 1953’te “Mülkiye” adlı okul dergisinde çıkan Süreya, “İkinci Yeni” şiirinin öncülerinden biri kabul edildi.

Eserlerindeki ironiyi ortaya koyan “Gül” şiiri, Yeditepe dergisinde yayımlandığında 23 yaşında olan Süreya, Sezai Karakoç, Muzaffer Erdost, Nihat Kemal Eren ve Hasan Basri ile yakın arkadaş oldu.

Hem şiirleri hem de yazılarının yayımlanmasıyla dergi çıkarma düşüncesine giren Süreya, Temmuz 1959’da başladığı askerlik görevini 31 Aralık 1960’ta tamamladı.

Askerliğini yaparken fark dersleri vererek hukuk diploması da alan usta edebiyatçı, 1 Ağustos 1960’ta “Papirüs” dergisinin ilk sayısını yayımladı. Dört sayfalık dergiye ikinci sayıdan sonra 8 ay ara veren şair, üç sayı sonra Temmuz 1961’de dergiyi kapattı.

Maliye Bakanlığı tarafından bir yıllığına gönderildiği Paris’ten 1964’te İstanbul’a geri dönen Cemal Süreya, Maliye Teftiş Kurulundan arkadaşları Sezai Karakoç ve Doğan Yel ile 31 Temmuz 1965’te istifa ederek edebiyata ağırlık verdi.

Süreya, 1 Haziran 1966’da 3. kez “Papirüs”ü okuyucuyla buluşturdu ve Mayıs 1970’e kadar düzenli olarak aylık yayımladı.

Maliye Bakanlığındaki memuriyetine 1971’de dönen şair, İstanbul Hocapaşa Vergi Dairesi, Maliye Tetkik Kurulu, İstanbul Darphane ve Damga Matbaası Müdürlüğünde de görev yaptı.

Başyazılarını yazdığı “Oluşum” dergisinde ve kurucularından olduğu “Türkiye Yazıları” dergisinde yöneticilik de üstlenen Süreya, 1977’de “Politika” gazetesinin sanat sayfasında haftada bir yazdığı “Günübirlik” yazılarıyla gazete yazarlığına başladı.

Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyeliği yaptı

Kültür Bakanlığı Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyeliği de yapan ve “Papirüs”ü son olarak 15 Mart 1981’de çıkaran Süreya, çeşitli devlet kademelerinde görev aldıktan sonra 1982’de emekli oldu.

Eserlerini, Osman Mazlum, Adil Fırat, Ali Fakir, Ali Hakir, Ahmet Gürsu, Hüseyin Karayazı, Birsen Sağanak, Dr. Suat Hüseyin gibi farklı mahlaslarla kaleme alan Süreya, şiirin yanı sıra deneme, çocuk kitabı, günce, tenkit yazısı, şiir ve düz yazı tercümesi ve derleme de yazdı.

Cemal Süreya, ilk kitabı “Üvercinka” ile 1958’de Yeditepe Şiir Ödülünü, Arif Damar’la paylaştı.

İkinci kitabı “Göçebe”yle 1966’da Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülünü, “Sıcak Nal” ve “Güz Bitiği” kitaplarıyla 1988’de Behçet Necatigil Şiir Ödülünü aldı.

Yaklaşık 40 kitabı Fransızcadan Türkçeye çeviren ve dört kez evlenen Süreya, 9 Ocak 1990’da hayatını kaybetti ve Kulaksız Mezarlığı’na defnedildi.

Usta edebiyatçının eserlerinden bazıları şöyle:

“Şapkam Dolu Çiçekle”, “Göçebe”, “Günler”, “Güz Bitiği”, “Sevda Sözleri”, “Üvercinka”, “Uzaktan Seviyorum Seni”, “Günübirlik”, “Uzat Saçlarını Frigya”, “Aydınlık Yazıları / Paçal”, “Papirüs’ten Başyazılar”, “Onüç Günün Mektupları”, “Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi”, “Güvercin Curnatası”, “Mülkiyeli Şairler”, “Oluşum’da Cemal Süreya”, “Yüz Aşk Şiiri”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sevgiyi-ogreten-adam-cemal-sureya/feed/ 0