
Onlara çeşitli hediyeler, gıda, giyecek gibi yardımları ulaştırıyoruz. Artık onların ağabeyi, kardeşi, hocası olduk. 7 yaşındakine de 70 yaşındakine de hizmet ediyoruz. O çocuklar bir şekerle, bir balonla mutlu oluyorlar. Kötü günler geride kaldı. Artık yüzlerimiz gülüyor. Yoruluyoruz ama yüreğine her dokunduğumuz çocuk bizi şarj ediyor. Yetim-öksüz çocuklarımızı da asla yalnız bırakmıyoruz. Onlara yalnızlıklarını hissettirmemeye çalışıyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Memur-Sen’e bağlı Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız ve Yönetim Kurulu üyeleri, 17 Ocak’ta; Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ı ziyaret etti. Edinilen bilgiye göre, sendika yöneticileri, Erbaş’a “Diyanet Çalışanlarının Sorunları, Beklentileri, Din-Diyanet Algıları Araştırması” başlıklı bir rapor sundu.
KATILANLARIN YÜZDE 20’Sİ KADIN
Raporda, Diyanet personeli arasında yapılan anketin sonuçları ve değerlendirmeler yer aldı. 87 bin 249 kişinin üye olduğu Diyanet-Sen’in yaptığı söz konusu araştırmaya; Diyanet İşleri Başkanlığı personelinden yüzde 79,3’ü erkek ve yüzde 20,7’si kadın olmak üzere 6 bin 406 kişi katıldı.
YÜZDE 48 ÖZERKLİK İSTİYOR
Yüzde 64,1’inin imam-hatip, müezzin veya kayyım, yüzde 21,8’inin Kur’an kursu öğreticisi, yüzde 5,8’inin müdür-şef, yüzde 3,7’sinin vaiz, yüzde 2,9’unun da yardımcı hizmetlerde çalışan personelin katıldığı araştırmada; Diyanet çalışanlarının yüzde 48,2’si Diyanet özerk olması gerektiğini savundu. Diyanet’in özerkliğini savunanların 6-10 yıl arası çalışma süresi olanların diğer çalışma süresine sahip olanlara göre çok daha yüksek oranda olduğu da ifade edildi.
Bu sonuç raporda şöyle değerlendirildi:
– Diyanet İşleri Başkanlığı’nın laik bir devlet içerisinde statüsünün ne olması gerektiği konusu Türkiye’de tartışılan konulardan biridir. Kamuoyunda Diyanet’e yönelik, devletin diğer kurumlarından, hükümet ve siyasetten gelen müdahalelerin olduğuna yönelik yaygın bir kanaatin olduğu bilinmektedir. Bu çerçevede Diyanet’in özerk olmasına yönelik öneriler kamuoyunda tartışılmaktadır. Buradaki özerk olmaktan en ortak anlaşılan mevcut haliyle herhangi bir bakanlığın üst düzey merkez ve taşta teşkilatına yapılan atama ve işleri yürütme biçiminden farklı olması anlaşılmaktadır.
DİĞER YARISI MEVCUT STATÜDEN YANA
– En azından üst düzey atama öncesi belirli bir seçim sonucu belirleyen adaylar arasından birisinin Cumhurbaşkanı tarafından atanması şeklinde anlaşılmaktadır. Konunun muhatabı önemli paydaşlardan olan kurum çalışanları yapılan bu çalışmada ‘Diyanet özerk olmalı’ seçeneğini yüzde 48,12 oranında tercih ederken, ‘Mevcut statü devam etmeli’ seçeneği ise yüzde 50,1 oranında benimsenmektedir. Bu bizlere Diyanet personelinin mevcut statünün devamı ile özerklik arasında bir tercihte bulunmakta zorlandığına işaret etmektedir.
– ‘Diyanet İşleri Başkanı olarak, ilgili paydaşlar ve Başkanlığın taşra ve merkez teşkilatı temsilcileri tarafından belirlenen 3 adaydan birisi Cumhurbaşkanı tarafından atanmalıdır’ cümlesine yüzde 47,6 oranında katıldığını ifade etmektedir. Diyanet özerk olmalı diyenlerin oranı da zaten yüzde 48,2 düzeyindedir. Diyanet çalışanları tarafından bu iki soruya verilen cevaplar birbirini destekler mahiyettedir.
YÜZDE 1.7: CEMAATLERE DEVREDİLSİN
Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın denetleme görevini yaparak bu işin cemaatlere devredilmesini düşünen personellerin oranının ise yüzde 1,7 olduğu raporda belirtildi.
YÜZDE 60’I CEMEVLERİNİ İBADETHANE OLARAK GÖRMÜYOR
Diyanet çalışanlarının yüzde 26,6’sı Aleviliği Şia’nın bir kolu, yüzde 24,6’sı yaşam biçimi, yüzde 12,6’sı İslam’ın farklı kültürel yorumu, yüzde 12,1’i siyasi bir oluşum, yüzde 7,2’si mezhep, yüzde 2,9’u tarikat olarak görmesi bulgular arasında.
Diyanet çalışanlarının yüzde 60,1’i cemevlerinin ibadethane olmadığını ileri sürüyor.
ERBAŞ PAYLAŞILMASINI İSTEMEDİ İDDİASI
Diyanet çalışanlarının, yüzde 23’ü ise ibadethane olması gerektiğini belirtti. Diyanet çalışanlarının yüzde 43’ü yeni kurulan Alevi-Bektaşi Kültürü Başkanlığı’nı desteklememekle beraber karşı çıkarken, yüzde 26,9’u ise kurulan Alevi-Bektaşi Kültürü Başkanlığı’nı destekledi.
Ayrıca edinilen bilgiye göre, raporun sunulduğu Ali Erbaş’ın araştırma sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmamasını istediği ileri sürüldü.
]]>Ceyhan Kaymakamı Muhammed Gürbüz, kaymakamlık hizmet ve faaliyetlerinin etkin, hızlı bir şekilde yürütülmesi amacıyla kamu-özel kurum ve kuruluşları ile bağlılarından ihtiyaç duyulabilecek her türlü bilgi-belgeyi kaymakamlık makamı adına sözlü-yazılı olarak istemeye yetkilendirdiği 7 isim belirledi. Bunlardan Remzi Varan’ın Memur Sen İlçe Başkanı, Kenan Kılıç’ın Eğitim Bir Sen Şube Başkanı, diğer 5 ismin ise aynı sendikanın üyeleri olduğu belirlendi.
KENDİ YAPILANMALARINI OLUŞTURUYORLAR
Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, bu uygulamanın sakıncasını şöyle anlattı:
“İktidar, liyakatsiz atama konusunda o kadar istikrarlı ve tutarlı davranmıştır ki artık liyakatsiz yöneticiler yerellerde kendi küçük yapılanmalarını oluşturmaktadır. Kaymakam, Ceyhan’da adeta ufak bir ‘sen, ben, bizim oğlan’ yapısı kurmuş, devletin kendisine verdiği yetkiyi de adeta bu ufak yapılanmaya bölüştürmüş. Oysa mülki amirlerin çeşitli nedenlerle yetemediği yerlerde yerlerine kimlerin bakabileceği yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Bu konuda zaten yardımcılara ve yeterli personele sahip bir mülki amirin, devlet yetkisini bakkal devreder gibi ‘tanıdıklara’ devretmesinin akla yatkın bir tarafı yoktur.
Küçük yerlerde verilen bu tür yetkilerin, sınırı aşabileceğine dikkat çeken Özbay, “Yetkilerin suiistimal edilmeyeceği, sendikaların lehine ve baskı aracı olarak kullanılmayacağının garantisi yoktur. Bu yersiz yandaş dayanışmasının kamu yönetiminde yeri yoktur, olamaz. Eğitim-İş olarak Ceyhan Kaymakamına sesleniyoruz: Kendi işinizi yapamayacaksanız o makamda ne işiniz var? Kaymakamlık yapmayıp işinizi arkadaşlarınıza bölüştürecekseniz, halk yoksulluktan kırılırken gelişmiş ülkelerde başbakanların bindiğinden bile lüks olan o makam aracında ne işiniz var? Kamu yönetim ilkelerine aykırı, etik dışı bu uygulamanızdan vazgeçin ve oturduğunuz makamın tarafsızlık öngördüğünü unutmayın” dedi.

Kadem Özbay, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e konuştu.
GENÇ GÖNÜLLER PROJESİ
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın elini eğitimden çekmediğini, asıl amacı olan dinin tarikatlar tarafından sömürü aracı olarak kullanılmasını engellemekle değil, eğitimi dinselleştirmekle ilgilendiğini öne süren Özbay, şunları anlattı:
“Ankara ve İstanbul başta olmak üzere 10 ilde uygulamaya konacak olan son proje de bizim en başından beri karşısında olduğumuz ÇEDES’ten sonra en gerici hamle niteliğinde.
‘Genç Gönüller, Çocuk Gönüllerle Buluşuyor Projesi’ adı verilen bu uygulamada Diyanet’in belirlediği lise ve üniversitelilerin ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıftaki çocuklarla eşleştirilerek, ‘Etkinlik’ adı altında
ne olduğu muğlak faaliyetler yapması planlanıyor.
FETÖ’NÜN AYAK İZLERİ
Bu proje, Diyanet’in iddia ettiği gibi pilot uygulama değil. Çünkü pilot uygulama, ilk kez denenecek bir yöntemi ölçmek için proje alanının ve süresinin kısıtlı tutulmasıdır. Oysa bu yöntem ilk kez denenmiyor, aksine Diyanet, FETÖ’nün ayak izlerini takip ediyor. Çünkü adına proje dedikleri bu garabet, FETÖ dönemlerinden bildiğimiz ‘Abi-abla’ kavramlarının resmiyete kavuşmasından, atanmış ‘Abi-abla’ dönemine geçilmesinden başka bir şey değil. Üstelik nasıl FETÖ yıllarca eşit ve nitelikli eğitim hakkının devlet tarafından sağlanmamasından ve sınav odaklı hale getirilen eğitim sisteminin boşluğundan yararlanıp, eğitimin kamusal olmamasını istismar edip dershaneye gidemeyen, ek ders alamayan çocuklara ‘Etüt ve ödev yardımı’ adı altında kanca taktıysa, Diyanet de bu projeyi ‘Ev ödevlerine yardım” adı altında gerekçelendiriyor. Yani karşımızda kötü bir imitasyon var.”

ATANMIŞ ABİ-ABLA
Kadem Özbay, projeye göre atanmış “Abi ve ablalar”ın, ortalama 8 yaşındaki çocukları okullardan çıkarıp camiye, diyanet merkezlerine götürebileceğini, projede muğlak bırakılan bir kavramında “Ziyaretler” olduğuna dikkat çekti. Özbay, “Burada kasıt türbe ziyaretleri mi, yoksa çocuklar gerici vakıflarda kapı kapı mı dolaştırılacak bilmiyoruz” dedi.
Projede, din görevlileri eşliğinde “Değerler eğitimi” verme planın da bulunduğunu, öğle namazı kılma gibi dayatmalara da “Etkinlik” denildiğini öne süren Özbay, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Her şeyden önce bu insanlar kim? Yetkinlikleri ne? Formasyonları var mı? Pedagoji bilirler mi? Hiçbir şey bilmiyoruz. Gerici vakıflarla ilgili her gün şiddet ve istismar haberlerinin geldiği bu ülkede, söz konusu projede 8 yaşındaki yavruların vücut bütünlüklerinden, psikolojilerinden, güvenliklerinden nasıl emin olacağız? En ufak bir trajedinin hesabı nasıl verilecek? Ödev zaten çocuğun okulda öğrendiklerini pekiştirmesi için tek başına yapması gereken bir çalışmayken camide ‘Hep birlikte’ ödev yapmanın mantığı nedir? Bunlar akla ziyan sorular olarak orta yerde duruyor.”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın çok faydalı bir faaliyet olan uzmanlar eşliğinde yapılan izciliği okullarda bitirdiğini, bu projede cami avlusunda çadır kurmaktan bahsedildiğini hatırlatan Özbay, “Velilerden bağış adı altında durmadan para toplanırken, birçok okulda sporda başarılı öğrenciler şehirlerarası müsabakalara bile imkansızlık yüzünden gidemezken, okulların birçoğunda spor salonu ve spor aleti eksikliği yaşanırken bu projede sportif faaliyetler yapılmasının öngörüldüğünü” belirtti. Özbay, “Bakanlığın bilerek boş bıraktığı, boşalttığı alanlara Diyanet sokuluyor. Adeta milli eğitim parça parça Diyanet’e ve gerici vakıflara devrediliyor” dedi.
FİŞLENME TEHLİKESİ DE VAR
Projenin laikliğe zıt olduğunu, Anayasa’ya da Milli Eğitim Temel Kanunu’na da bariz aykırılıklar içerdiğini, çocuğunun emniyetinden rahatsız olduğu için ya da dinsel bir eğitim almasını istemediği için bu programdan uzak durmayı tercih edecek velilerin, başka inanç grubuna ait öğrencilerin dolaylı olarak fişlenmesi tehlikesini barındırdığını öne süren Özbay, açıklamasını
şöyle sürdürdü:
“Eğitim, sadece eğitimcilerle verilir. Bakanlık, bu yaş grubundaki çocuklarda öğrenme kaybı tespit ettiyse, ödevleri konusunda zorlandıklarına dair bulgular varsa, sportif ve kültürel faaliyetleri artırmak istiyorsa öğretmenlerle bir programlama yapılabilir. Bu ihtiyaçları gidermek için atama bekleyen 1 milyona yakın öğretmen var. Niyet eğitimse, eğitimciler burada. Her gerici hamle karşısında olduğu gibi bu projeye karşı da mücadele edeceğiz, yasal yollara başvuracağız, süreci takip edeceğiz. Başöğretmenin eğitim neferleri olarak çocuklarımızı kimsenin karanlık düşlerine feda etmedik, etmiyoruz.”
]]>
Aquaparklı havuz
Diyanet 23-26 Ocak tarihleri arasında da “Eğitim Görevlileri Değerlendirme” Toplantısı için Ankara Kızılcahamam’daki Eliz Termal Otel’i seçti. Spa, termal havuz, masaj, tuz odası gibi hizmetlerin olduğu lüks otelde tek kişilik konaklama fiyatı gecelik 4 bin TL’den başlıyor. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın açılışını yaptığı toplantıya Dini İhtisas Merkezleri’nde görevli 200 eğitimci katıldı. Sadece eğitimcilerin bir gecelik konaklaması 800 bin lira tutuyor.

Özel Termal havuz
DAHA ÖNCE DE LÜKS OTELDE…
Ankara Kızılcahamam’daki doğa oteli Eliz, “Thermal Spa & Wellness” oteli olarak geçiyor. Otelde yarı olimpik yüzme havuzu, termal havuz, Türk hamamı, spa ve sauna bulunuyor. Açık havuzlar, fitness merkezleri, köpük, tuz odası, bakım kürleri, kese, masaj gibi hizmetler kadın ve erkek ayrı olarak hizmet veriyor. Diyanet son olarak Kasım ayında üç gün süren Yurt Dışı Din Hizmetleri Konferansı’nı Konya’da beş yıldızlı Dedeman Otel’de yapmış, toplantının masrafını AKP’li Konya Büyükşehir Belediyesi 1 milyon 684 bin 750 TL ödeyerek karşılamıştı.

Kızılcahamam’daki toplantının açılışını Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş yaptı. Erbaş, otelde ağırlanan personeline, “İnsan yetiştirmek sarraf hassasiyeti gerektirir. Altını tartarken o teraziyi nasıl tutuyorsa, hassasiyet bizlerde daha fazla olmalı. Toplumun manevi hayatına rehberlik edecek kimselerin eğitimi çok özel. Bu din eğitimi olunca sorumluluğunuz daha da artıyor” diye seslendi.

SPA ve masaj küveti
Hutbede israf haram diyorlar
Diyanet hutbelerinde sık sık israf şartafat konularına değinip tasarruf yapılmasını istiyor ancak bu hutbelere kendisi de uymuyor. Diyanet 9 Şubat 2018’deki hutbesinde, “İsraf, sahip olduğumuz nimet ve imkanları ölçüsüzce kullanmaktır. Har vurup, harman savurmaktır. Tükenmeyecek gibi bilinçsizce harcamaktır. Allah Teâlâ’nın bahşettiği nimetlere karşı bir nankörlüktür. İsraf sadece sofralarımıza hasredilemeyecek kadar kapsamlı bir kavramdır’’ denilmişti. 5 Mayıs 2023’deki hutbede ise “Günümüzde israf, yemeden içmeye, sözden davranışa, sağlıktan zamana, bilgiden çevreye, emekten enerjiye kadar pek çok alana yayılmıştır. Ne hazindir ki, dünyanın farklı bölgelerinde bir lokma ekmeğe muhtaç insanlar varken başka bölgelerde tonlarca ekmek ve gıda sorumsuzca çöpe atılıyor.” denildi.

AKP’NİN GÖZDE OTELİ
Diyanet’in tercih ettiği termal otel, AKP’nin çok sayıda toplantısına da ev sahipliği yaptı. İkidar partisinin yerel seçime hazırlık toplantısı kasım ayında bu otelde gerçekleştirildi. İnternet sitesinde otel, “Ankara’nın en yoğun orman örtüsüne sahip, maden suyu ve şifalı kaplıcalarıyla ünlü Kızılcahamam ilçesinde, mükemmel bir konuma sahiptir” diye tanıtılıyor. Tesiste 494’ü apart süit toplam 588 oda bulunuyor. Konuklar termal havuzlarda ter atıyor, içinde dev bir aquapark bulunan yarı olimpik yüzme havuzunda serinliyor. Türk Hamamı, jakuzi, sauna, buhar banyosu ve tuz odası konaklama fiyatına dahil hizmetler arasında bulunuyor. SPA için ise ilave ücret ödeniyor. Otelde, termal turizmin zirve mevsimi sayılan kış aylarında kişi başı konaklama fiyatı en düşük 4 bin liradan başlıyor 8 bin liraya kadar çıkıyor.

Tuz odası
92 MİLYARLIK BÜTÇESİ VAR
Diyanet’in 2024 bütçesi 91 milyar 824 milyon lira ile 6 bakanlığı geride bırakıyor. İçişleri, Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Teknoloji, Ticaret Bakanlıkları bütçelerini geçiyor. Diyanet’in 2025 bütçesi 113,9 milyar TL, 2026 bütçesi ise 131,1 milyar TL olarak öngörülüyor. Diyanet’in geçen yılkı bütçesi 35 milyar 910 milyon liraydı. Bütçesi temmuzda kabul edilen ek bütçe ile 36 milyar 468 milyon liraya çıkarıldı. Diyanet harcamada frene basmayınca bu ödenek de yetmedi. 2023’ü 50 milyar liranın üzerinde bir harcamaya kapattı. Böylece başlangıç ödeneğini 14 milyar lira aşmış oldu.
]]>