Diyor – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Fri, 28 Jun 2024 21:05:20 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 ‘Anayasayı değiştirmek, Erciyes dağını taşımaktan zordur’ https://www.foxhaber.com.tr/anayasayi-degistirmek-erciyes-dagini-tasimaktan-zordur/ https://www.foxhaber.com.tr/anayasayi-degistirmek-erciyes-dagini-tasimaktan-zordur/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:05:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8562 TBMM Başkanlığı döneminde bütün siyasi partilerin seçim beyannamelerinde, Anayasa değişikliğinin yer aldığını hatırlatan Cemil Çiçek, “Buna rağmen yeni Anayasa yapamadık. Mecliste Anayasa ile ilgili 30 bin sayfalık dokuman hazır. Önce ne yapılacağına karar verilmeli” dedi.

Çiçek, ülkemizin saygın siyasetçilerindendir. Hedef haline geleceğini bilse bile gerçeği, inandıklarını söylemekten çekinmez. TBMM Başkanlığı döneminde Anayasa görüşmelerini başlattı. Bugün TBMM arşivinde siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin yer aldığı on binlerce sayfalık dokuman var.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa görüşmeleri için siyasi partilere gidiyor. Ancak, gidilse bile sonuç alabilmek öyle kolay değil. 2011’de parlamentoda 4 siyasi partinin grubu vardı. AKP, CHP, MHP ve HADEP’in seçim beyannamelerinde yeni Anayasa talebi ve bu konuda mutabakat vardı. Çiçek, TBMM Başkanı seçilince partileri ziyaret etti, Anayasa değişikliği konusunda seçim öncesi vaatlerindeki gibi aynı fikirdelerse çalışma başlatacağını söyledi. Hepsi de “Evet” dedi. Bunun üzerine Çiçek çalışmaya başladı. O süreci SÖZCÜ’ye şöyle anlattı:

“Anayasa değişikliğine partiler destek vereceğini söyleyince kendilerine yazı gönderip uygun buldukları arkadaşlarla komisyon kuracağımı bildirdim. Yöntemlerden birisi buydu. İkincisi ise onlardan onay aldıktan sonra akademik çevrelerde tartışılan o günkü meclisin yeni bir Anayasa yapma yetkisini konuşacaktık. Bazı akademisyenler ‘Bu meclisin anaysa yapma yetkisi yok. Çünkü anayasayı kurucu meclisler yapar. Bu meclis anayasa yapmak üzere yetkilendirilmemiştir. Dolayısıyla kurucu meclisin yapacağı işi bugünkü meclis yapamaz’ diyorlardı. Prof. Dr. Atilla Özer ise ‘Her meslek grubundan belli sayıda insanlardan bir meclis oluşsun, anayasayı bu meclis değil, onlar yapsın’ görüşündeydi.

26 ANAYASA HOCASINI DAVET ETTİM

Yani o günlerde ‘Bu meclis anayasa yapar- yapamaz’ tartışması var. Ben, bunun üzerine üniversitelerde aktif olarak görev yapan hemen her görüşten 26 anayasa hukuku Profesörünü davet ettim. Böyle bir şey ilk defa oluyordu. Çoğu o toplantıda birbirini tanıdı. Onlar da yeni bir Anayasaya ihtiyaç olduğunu belirtip tutanak düzenlediler. Siyasi partilerin yeni Anayasa için görüşleri var.  Yani bir anayasa ihtiyacı olduğu da ortada.

Mevcut Anayasa, daha yapılırken tartışılmış ve halende 42 yıldır tartışılmaya devam ediyor. Toplumun her kesiminin tartıştığı ama varlığını sürdüren tek anayasa metnidir. O da orijinal bir durum. Yani herkes tartışıyor ama kısmi değişiklikler hariç bir türlü değiştirilemiyor. 26 hocadan 3’ü hariç meclisin anayasa yapabileceğini söyledi. Ben siyasetçilerden onay aldıktan sonra ilim çevrelerinin desteğini almaya, yol göstericiliğine ihtiyaç duyduğumu söyledim. Dolayısıyla bu da ilk defa oluyor.

SIFIR KİLOMETRE ANAYASA MI, YOKSA…

Şimdi bir şey yapılacaksa, TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş ‘Yeni bir anayasa mı?’ diyor onun netleşmesi lazım. Anladığım kadarıyla ‘yeni anayasa’ denilince başlangıçtan son maddesine kadar sıfır km bir araba mı yoksa zaman içerisinde eskimiş maddeler var değişiklikler yapıldı o değişikliklere rağmen yine de değişmesi gereken maddeler olabilir, kısmı bir değişiklik mi arzu ediliyor netleşmesi lazım.

Yapılan açıklamalara bakarsanız yeni bir anayasa gözükmüyor. Bazıları ‘ilk 4 madde ve 66. Madde değişmez’ diyor. Bununla ilgili farklı görüşleri olan da var. Daha işin başında yeni bir anayasa konusu tam netleşmiş olmuyor. Meclis başkanının önce bunu netleştirmesi lazım. Bazıları ‘Biz onu çözdük, Artık bu meclis yeni bir Anayasa yapabilir. Artık kurucu meclis safhası geride kaldı. Bu tartışmalar akademik olarak yapılabilir ama fiilen bir karşılığı yok’ diyor.

Bu değişiklikler nerede yapılacak?1921 ve 1924 anayasalarının ismi Anayasa değil, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu. Yani devletin esas teşkilatı, anayasada yer alacak organları, bunların görev yetki ve sorumluluklarını belirleyen bir düzenleme. Halbuki günümüzdeki bir kısım anayasalarda teşkilatlarla ilgili bölümün dışında bir de hak ve özgürlüklerle, temel haklarla ilgili hükümler var. Dolayısıyla bu anayasanın değiştirilmek istenen kısmı, kısmi bir değişiklikse hak ve özgürlüklerle ilgili kısmı mı, erkler arasındaki ilişkilerle ilgili kısmı mı yeniden ele alınacak?  Meclistir, yasamadır, yürütmedir, yargı kısmı mı ele alınacak. Evet, birinci bölümü anladık temel ilkler, değiştirilemez maddeler, hak ve özgürlükler. Ondan sonra işte esas teşkilat kısmı geliyor. Anayasanın yani meclisin görev, yetki ve sorumluluğu, icra organı, yürütme organı sonra da yargı ile ilgili maddeler var.

ORTA SAHADA TOP ÇEVİRİRLER

Şimdi işin bu kısmına gelince bir taraftan ‘yeni anayasa’ diyoruz ama öbür taraftan da yapılan açıklamalara baktığımızda seçim öncesi ve sonrası cumhur ittifakı dışında olanlar ‘Doğru olanı parlamenter sistem’ diyor. Cumhur ittifakı ise Sayın Devlet Bahçeli’nin bu konuda yazdığı metin de ortada. 100 maddelik bir anayasa taslağı var. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Başkanı Mehmet Uçum’un yaptığı açıklamalar var. Onlara bakarsanız ‘Bu iyi bir sistem. Sadece aksayan yönleri var’ diyor. Dolayasıyla teşkilat kısmında çok ciddi görüş farklılığı var.

‘Parlamenter sistem’ diyenler, ‘Başkanlık sistemini düzeltelim biz ona evet mi diyoruz’  diyorlar, yoksa cumhurbaşkanı hükümet sistemi diyenler ‘Tamam eksiklikleri var ama biz parlamenter sistemi de konuşabiliriz mi?’ diyorlar.  Bu soru netleşmeden sadece orta sahada top çevirmek bir yere götürmez. Çünkü parlamenter sistem veya cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dediğinizde hangisini tercih edecekseniz en az 30-40 madde ona göre yazılacak. Öyle bir tek madde değil.

‘Onu anayasaya koymasak da olur’ diyebilirsiniz ama meclisin görev, yetki ve sorumlulukları, yürütme organının  görev, yeki ve sorumlulukları, yargı ve yargının yönetimi bu sisteme göre şekilleneceği için en az 30-40 maddeyi yazmayacaksınız demektir. Daha baştan ihtilaf var. O zaman nasıl bir anayasa olacak? ‘Yeni’ demekle, yeni olmaz, içeriğine bakarak yeni demek lazım. Önce bunların bir netleşmesi gerekiyor.”

CİDDİ İTİBAR KAYBEDER

Çiçek, “42 senedir konuşup konuşup yine sonunda anlaşamadılar yine bu iş olmadı” tarzında bir sonuca varılırsa, parlamentonun, siyasi partilerin ciddi bir itibar kaybına uğrayacağını,  darbecileri bir manada haklı çıkaracak bir sonuca götüreceğini belirtti.

Nasıl bir usulle bu değişiklik ya da yeni bir Anayasa yapılacağının önemli olduğunu hatırlatan Çiçek, “Başkanlığım döneminde ‘4 parti bir araya gelecek, her madde ittifakla çıkacak’. Daha bunu derken baştan bu işin yapılma şansı çok zorlaştı. 60 maddede anlaşılabilmesi için göbeğimiz çatladı. Çünkü, A partisinin ‘Evet’ dediğine, B partisi ‘Hayır’ dedi.  Yalnız partiler arasında değil, aynı partinin temsilcileri arasında da köklü görüş ayrılıkları çıkıyordu. O yüzden komisyonda görev alacak aynı parti mensuplarının da birbiriyle uyumlu olması son derece önemli. Şimdi her maddeye 6 partinin temsilcisinin ‘evet’ demesiyle mi, yoksa çoğunluk oyuna göre mi karar verilecek? Bunların netleşmesi gerekir” dedi.

HER TÜRLÜ ÖNERİ VAR

2012’de Anayasa değişikliği çalışmalarına aralarında TOBB, TESK’, işçi ve işveren sendikaları konfederasyonlarının da bulunduğu 7 çatı kuruluş aracılığıyla 13 bölgede toplantı yaptıklarını,  hemen her toplantıda 700-800 kişinin bulunduğunu hatırlatan Çiçek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Her kesimin görüşünü yansıtan yaklaşık 30 bin sayfalık dokuman meclis arşivinde. Toplumun ne düşündüğü, anayasadan ne beklediği o metinlerde var. Önemli bir kaynak. Bunlardan yararlanabilirler. Kaldı ki 60’a yakın maddenin müzakeresi sırasında hangi partinin neyi nasıl düşündüğü de var. Orada bu müzakerelere katılan 4 partinin anayasa taslağı da peyderpey de olsa münakaşa müzakere edilmek üzere meclise verdiler. Yani mutfakta iyi bir menü çıkarmak için her şey var. Geri kalanı mutfakta çalışanlara kalmış.

O zaman kabul edilen bir ilke var. Ona bakmak lazım. ‘Usul önemlidir’ derim. 6 parti anayasanın tümüyle ilgili genel bir onay vermedikçe maddeler üzerindeki mutabakatın bir anlamı yok. Anayasayı değiştirmek öyle sanıldığı kadar kolay bir şey değil. Emin olun Erciyes dağını taşımaktan daha zor. Kimse kolay gösterip de o fiyakalı laflara bakarak bu işin kolay olacağını zannetmesin. Gerçekçi olmak lazım. İnşallah şeytanın bacağını bu sefer kırarız.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/anayasayi-degistirmek-erciyes-dagini-tasimaktan-zordur/feed/ 0
Meclis’te ‘Çukur’ tartışması https://www.foxhaber.com.tr/mecliste-cukur-tartismasi/ https://www.foxhaber.com.tr/mecliste-cukur-tartismasi/#respond Tue, 25 Jun 2024 21:53:01 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8519 TBMM Genel Kurulu’nda, gündem dışı söz alan AKP İstanbul Milletvekili Adem Yıldırım, Küçükçekmece’deki parkta İBB’nin kazdığı ve içi su dolu çukura düşen 5 yaşındaki Edanur Gezer’in hayatını kaybetmesini gündeme getirdi.

“EDANUR ÇOCUĞUMUZU BİZ BURADA CİNAYETE KURBAN VERMİŞİZ”

Yıldırım, “Piknik yapan aile parkta güvenli bir şekilde çocuğunu koruyamaz hâlde. Çok basit bir olay, basit bir tedbirle engellenmesi gereken bir kazayı maalesef, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kazmış olduğu bu çamur çukurunu kapatamamış ve Edanur çocuğumuzu biz burada cinayete kurban vermişiz” dedi.

“CHP’NİN AÇTIĞI ÇUKUR YOK”

Yıldırım’a konuşması sırasında tepki gösteren CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, “CHP’nin açmış olduğu çukur, diyor ya. Ya, sizin açtığınız çukurlar bitmedi. CHP’nin açtığı çukur yok” dedi.

“İSTANBUL’UN CAN GÜVENLİĞİ YOK”

Yıldırım, “İstanbul’un can güvenliği yok. Otobüse binenler otobüste, metrobüse binenler metrobüste kaza yapıyor. Metroya binenler metroda takılı kalıyor. Pikniğe gidenler parkta çocuklarını ölü olarak teslim ediyor. CHP’li belediyenin getirmiş olduğu sonuç bu” diyerek konuşmasını sürdürdü.

“31 MART’A KADAR O İFTİRALARI YAPTINIZ, CEVABINI ALDINIZ”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise yerinden konuşarak “31 Mart’ta aldın cevabını, hâlâ bu iftiralara devam et. 31 Mart’a kadar o iftiraları yaptınız, cevabını aldınız” dedi.

Yıldım ise “Biz boşuna demiyoruz CHP demek çamur, çukur, çöp demek” diye konuştu.

Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, şunları söyledi:

*Biz böyle bir kazanın olmuş olmasından derin üzüntü duyuyoruz, keşke hiç olmasaydı. Sorumlu bir idare bu durumda hemen soruşturma başlatır ve adalet talep eder; biz bunu yapıyoruz, korkmayın.

*Ama sizin neler yapmadığınızı söyleyeceğim ben şimdi. Daha, Çorlu’da çocuklarını kaybeden anneler altı yıldır adalet arıyorlar, adaleti bulamıyorlar; mahkeme daha yeni kararı verdi, haberiniz var mı sizin bundan?

*Aladağ’da yurtta yanan çocuklar için ne yaptınız hatırlıyor musunuz? Peki, siz Gökçek döneminde metro kazısında ölüp de 300 metre arkada cenazesi bulunan vatandaşı hatırlıyor musunuz?

SİYASET ÜRETELİM DİYORSANIZ BAŞKA KAPIYA”

*Yüreğiniz yetiyorsa, bakın, bir yavrunun ölümü üzerinden siyaset yapmayın; ayıptır, yazıktır, günahtır. Cesaretiniz var mı? Gelin, kamu idaresinin hizmet kusurundan kaynaklı bütün ölümleri araştıralım, var mısınız?

*Bütün o yargılama safahatlarının niye on yıl sürdüğünü araştıralım, var mısınız? Gelemezsiniz, gelemezsiniz. Bir yavrumuz çukura düştü, Allah rahmet eylesin; tabii ki gereğini yapacağız hiç şüphesiz ama ‘Bunu bir fırsata çevirelim, bundan yararlanalım, bundan siyaset üretelim’ diyorsanız başka kapıya.

VAR MISINIZ; HER ŞEYİ KONUŞALIM”

*Çünkü ikiyüzlüsünüz, çünkü bugüne kadar kılınızı kıpırdatmadınız. Ama gerçekten bu bir vesile olsun sayın vekiller, bundan sonra bu Meclis, bu tip kazaların peşine düşsün, araştırsın, mahkeme safahatını takip etsin.

*Adalet de yerini bulsun; var mısınız, yüreğiniz yetiyor mu? Sayın Hatip yavaş yavaş bizim olduğumuz noktaya gelecek ama zorlanıyor çünkü onun kulağına üflemişler: “Çamur çukuru” demişler, iki de bir söylemek zorunda kalıyor. Şimdi, biz arkadaşlar diyoruz ki: ‘Her şeyi konuşalım.’

GELİN ARAŞTIRALIM”

*Bu ülkede idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan bu belediye olabilir, kamu olabilir… Gelin araştıralım, üzerine eğilelim siyaset olarak ve Meclis olarak yapacağımız şey var mı, yok mu bakalım diyoruz. Siz ne diyorsunuz?

*Israrla “Bu yavrumuzu konuşalım.” diyorsunuz. Sayın Vekil burası bir hukuk devletiyse bu iş savcılığın işidir. Bakın, idari soruşturma da var, savcılık da el altmış; biz, bunları burada konuşamayız. Bakın, bunları bilmelisiniz.

*Eğer siz mahkemelerde adalet bıraktıysanız, savcı araştırır, soruşturur, kovuşturur, mahkeme olur, o safahatları birlikte takip ederiz ama o 5 yaşındaki yavruyu ısrarla konuşmaya çalışmanızı sadece kuru ve kötü bir siyaset yapmak olarak tanımlıyorum çünkü bunun başka bir açıklaması yok.

*Ama gerçekten samimiyseniz, gerçekten siz bu işe kafanızı takıyorsanız, gerçekten bir gün kalktınız ve 5 yaşındaki bir yavrumuzun böylesine müessir bir durumda vefat etmesinden rahatsız olduysanız, vicdanlarınız ayağa kalktıysa bundan önceki o yavruları düşünün, bundan önce yanan yavruları, kaybettiğimiz canlarımızı da düşünün.

*Bakın, sizin iktidarınıza sadece 32 bin işçi iş kazasında hayatını kaybetti. Şimdi bunları niye konuşmuyoruz? Bunların hepsini alalım, hepsini konuşalım Türkiye Büyük Millet Meclisi de görevini yapmış olsun.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mecliste-cukur-tartismasi/feed/ 0
Yavaş’tan rakibi Altınok’a: Akrabalarını mülakatsız işe başlatıyor https://www.foxhaber.com.tr/yavastan-rakibi-altinoka-akrabalarini-mulakatsiz-ise-baslatiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/yavastan-rakibi-altinoka-akrabalarini-mulakatsiz-ise-baslatiyor/#respond Sun, 05 May 2024 21:45:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6970 Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı ve CHP Ankara Adayı Mansur Yavaş, Beypazarı Belediye Başkan Adayı Özer Kasap ile birlikte Beypazarı’nda miting düzenledi.

“SİZ DEĞİL MİSİNİZ 25 YILDIR KAPI KAPI PAKET DAĞITAN”

Yavaş, mitingde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

* “Bir seçimin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bir belediye başkanı bir kentin annesidir, babasıdır, abisidir, kardeşidir elbette. Dolayısıyla bir ailede anne, baba, kendi ailesindeki bütün bireylerin nasıl sağlığıyla, geçimiyle, eğitimiyle ilgileniyorsa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı da 6 milyonun hiçbirisini ayırmadan tamamen onun bütün ihtiyaçlarıyla ilgilenmek durumundadır. Zaten anlayamadıkları konu şu; adaylar belli olduktan sonra anketler yaptılar. Onlara göre hiçbir şey yapmadık ya çıkan anket bunları şoke etti. Mansur Yavaş niye bu kadar seviliyor diye. Daha sonra Mansur Yavaş’ın yaptıklarını taklit edecek projelerle ortaya çıktılar. Taklit etmeye çalıştılar. Başkent Kart üç yıldır hayata geçirildi. Esnaf da para kazanıyor. İnancımıza uygun bir şekilde bir elin verdiğini diğeri görmüyor. Bir baktım bir gün miting de yapamıyor ama gittiği bir toplantıda eline benim karta benzer bir şeyi gösteriyor ben diyor Başkent Kart yapacağım seçilirsem bunun içine para yükleyeceğim diyor.

* Siz değil misiniz 25 yıldır kapı kapı paket dağıtan, vatandaşın gözünün içine sokan, bunları fotoğraflayan, yayınlayan siz değil misiniz? Eskiyi inkar mı ediyorsunuz? Ayrıca siz beş yıldır dördüncü dönem Keçiören Belediye başkanısınız. Bu beş yıl içerisinde Başkent Kart’a benzer hangi kartı çıkarttınız? Doğalgaz yükleyecekmiş. Ben 200 bin aileye doğalgazı üç yıldır yüklüyorum. Siz beş yıldır beş kişiye yüklememişsiniz, seçilirse doğalgaz yükleyecekmiş. Aynı şekilde 200 bin ailenin protein ihtiyacını karşılıyorum. Bu çocukların kursağından et geçsin, sağlıklı büyüsünler diye aşağı yukarı 30 aydır birer kilo et parası yatırıyorum. Almış eline mikrofon diyor ki ben but dağıtıyorum. Faaliyet raporunu açtık baktık. Ocak ayında 2 kişiye kasım ayında 11 kişiye destek olmuş. Halbuki Keçiören’de ben tam 50 bin aileye destek oluyorum. Siz Keçiören’de 50 bin ailenin destek ihtiyacı olduğundan habersiz ne işlerle uğraştınız?

“TÜRKİYE PROJE ÇÖPLÜĞÜNE DÖNDÜ”

* Bunlar insanları kentte yaşayan insanların ihtiyaçlarını, eğitimlerini, sağlıklarını düşünmekten çok proje adı altında hep çöp projelere para yatırdılar. Artık Türkiye proje çöplüğüne döndü. En büyük proje insandır arkadaşlar. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın demişler. Önce sen kentte yaşayan insanların dar gelirli olanların çocuklarını da diğer akran gibi aynı eğitim seviyesine getireceksin. Onlar KPSS’ye girecekse onların sınav ücretini ödeyeceksin ki bu insanlar hiçbir zaman şu olmadı şunu yapmadım diye eğitimlerden mahrum kalmasın. Okusunlar ki onlar bari kendilerini kurtarsın.

* Hem kendilerine hem ailelerine hem ülkemize faydası olsun. Dolayısıyla pandemi döneminde de aynı çalışmalarla öyle bir önderlik yaptık ki kaç ay insanlar evinden çıkamazken Ankara’da bir mağdur insan kalmadı. Ankara halkı bu şeffaf, hesap verebilir belediyeciliği sevdi. Bu nedenle son iki gündür yayınlanan anketlerde kiminde 30 kiminde 25 en azında 20’nin üstü puan aramızda fark var. Ankara halkı tercihini vermiş.

“ÇAKARLI ARAÇLARLA GEZMEDİM”

* Beş yıl boyunca Ankara’nın hiçbir yerinde fotoğrafımı görmediniz. Çoluğumu çocuğumu belediyede gören almadı. Çocuklarımı televizyon, spor kulübü gibi işlerle uğraştırmadım. Onlar emekleriyle çalışıyor. Çok şükür alınterlerini yiyorlar. Dolayısıyla hiçbir yakınımın belediyeden işi de olmadı. Ve çakarlı araçlarla gezmeden, kaç defa buraya cenazeye düğüne geldim, gördünüz bir minibüs, bir koruma, bir şoför. Hiç kimseyi ayırmadım ki. Neden korkayım? İşte Mansur Yavaş belediyeciliği budur. Ve Ankara’da tutulmuştur.

“BEYPAZARI’NA TURİST GÖNDERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

* Biraz önce söylediğimiz gibi bir yönetim yönetmelik değişik nedeniyle Ankara’da bulunan Seğmen Su’ya ait fabrikaların süresini uzattık. Kısa bir süre verdiler. Bir an önce buraya Seğmen Su’yun en büyük tesisini kurmak suretiyle Ankara’daki bütün fabrikaların su dolum tesislerini buraya getiriyoruz. İnşallah en büyüğü olacak. 400-500 milyon liralık bir yatırım olacak. Yine Ankara’nın çevresinde Nallıhan’da Ayaş’ta da böyle su bulabilirsek oralara da birer tane fabrika inşallah yapacağız.

* Kültür turları yeniden başlıyor. Onlarca otobüs inşallah kültür turu adı altında Beypazarı’na yine turist göndermeye de devam edeceğiz. Ve sonuç itibariyle değerli hemşehrilerim sizlerle beraber olmak güzel. Ama rakibim hiçbir yerde kendi başına gidip miting yapamazken, bu oy oranına rağmen vatandaşa olan saygımdan dolayı hala ilçelerin birçoğunu ikinci üçüncü defa gidiyorum.

“YAKIN AKRABALARI MÜLAKATSIZ İŞE BAŞLIYOR”

* 1999 yılından beri bütün diyorum banka hesaplarını inceleyebilirsiniz. 2019 yılında aday olduğum zaman mal beyanını açıkladım. Rakibim diyor ki ‘Ankara’ya geldiğinde burada bir evi yoktu’ diyor. Gerçekten yoktu kayınvalidemin evinde kalıyordum. Bu iyi mi kötü mü bir belediye başkanı için? Demek ki temiz yönetmişiz değil mi? Ben Beypazarı’ndayken bir tek soruşturma geçirmedim bu konularla ilgili. Ve bunu sanki suçmuş gibi anlatıyor. Mal beyanında bulun dedik zor bulundu tamamını bulmadı. Kamuoyundaki siyasetçiler şeffaf olmalıdır. Açık olmalıdır. Biraz önce size söyledim. Yolsuzluk ve israfın kalkması kamu yöneticilerinin bütün mallarının mülklerinin açık olarak yayınlanmasıyla mevcuttur. Yoksa şaibe altında kalır. Niye şaibe altında yaşayayım? Herkes her şeyi bilsin. Gizlimiz yok.

* Bakın yüzlerce işsiz var. Peki değerli hemşehrilerim buradan şu soruyu tekrar soruyorum; Sayın Altınok’un babadan kalma olduğunu söylediği epey bir malı var. Allah daha ziyade etsin. Bu kadar variyet varken iki çocuğunu KPSS’ye girmeden, istisnai kadroyla memur yapmasını doğru buluyor musunuz? Bu kul hakkı değil mi? İşte geçen seçim söz vermişlerdi mülakat kalkacak diye. Hala mülakat kalkmadı. Biz söyledik; kendi yakınları işe girer yine aynı düzen devam eder diye. İşte örneğini görüyorsunuz. Mülakat hala kaldırılmadı. Kendi yakınlarını akrabalarını bu şekilde mülakatsız işe başlatıyor. Bu vatan evlatları, ihtiyacı olan gençler de kapı bucak iş arıyor. Bunlara en büyük cevabı sandıkta vereceksiniz. Başka türlü olmaz. Hükümet değişmiyor. Hükümeti ikaz etmenin tam zamanı.”

“BU KADAR OLAĞANÜSTÜ TEDBİRE GEREK YOKTU”

Yavaş, mitingde polis tarafından alınan yoğun önlemler için de şöyle konuştu:

* “Siz henüz Beypazarlıları tanımamışsınız. Kimse siyaset yüzünden birbirini kırmaz. Hepsi akrabadır, arkadaştır. 31 Mart akşamı biter herkes birbiriyle kucaklaşır. Yine aynı şekilde samimiyetine devam eder. Akşam seçim bitmiştir. Seçilen belediye başkanıdır. Hiç kimseyi ayırmaz. Onun için Beypazarı’nda bu kadar olağanüstü tedbire gerek yoktu. Umarım bir daha olmaz. Umarım özellikle yapılmamıştır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yavastan-rakibi-altinoka-akrabalarini-mulakatsiz-ise-baslatiyor/feed/ 0
Mansur Yavaş’tan Hakan Fidan ve Vedat Işıkhan’a sert tepki https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavastan-hakan-fidan-ve-vedat-isikhana-sert-tepki/ https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavastan-hakan-fidan-ve-vedat-isikhana-sert-tepki/#respond Mon, 29 Apr 2024 21:57:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6746 ABB Başkanı ve CHP Başkan Adayı Mansur Yavaş, Elmadağ Hasanoğla’nda İftar Programı’na katıldı. Burada konuşan Yavaş şunları söyledi:

*Beş yıldır bizler de hizmet ediyoruz. Elimizden geldiği kadar farklı bir belediyecilik yaptık ve vatandaşımız bunun karşılığını verdi. Betona plastiğe değil, yeşile yatırım yaptık. Kalkıp proje yapıyoruz diye çöp projelere para ayırmak yerine vatandaşımızın asli ihtiyacı neyse ona yatırım yaptık.

*Onlar yerin altına yapılan yatırımları görmüyorum diyor ama Çamlıdere’den Elmadağ’a suyu getirmek bize nasip oldu. Zaman zaman Hasanoğlan’dan şikayetler geliyordu suyun damlası yok diye. Allah’a çok şükür bunu çözdük. Sadece bu olsa gene iyi. Polatlı’ya Çamlıdere’den su getirdik.

*Maliyeti 2 buçuk milyar lira. Siz vatandaş susuzluktan kıvranırken proje yapıyorum diye çöp projelere para ayırırsanız bunun adı asla ve asla belediyecilik değildir.

*Yine ben destek oluyorum diye sadece kendinizden bir sürü partiliniz böyle bazı iş adamları zengin olurken fakir kalan halka götürüp paket dağıtıp göstere göstere fotoğraf çekip sen de bununla yetin der gibi bir politika belediyecilik uygularsanız, bunun adı belediyecilik değildir.

“HERKES SOSYAL BELEDİYECİLİĞİN NE OLDUĞUNU ANLADI”

*Beş yıldır Ankara’da herkes sosyal belediyeciliğin ne olduğunu anladı. Başkent Kart dağıttık. Başkent Kart vasıtasıyla Ankara’daki 200 bin aileye doğal gaz, 200 bin aileye düzenli şekilde et parası, kırtasiye parası, nakit destek, her şey her türlü yardımı yaparak onların da çocuklarının yaşıtları gibi bu şartlarda okuması için sınavlara girmesi için çalıştık.

*Hiçbiri hiçbir şeyden mahrum kalmasın diye çalıştık. İnşallah bu desteklerimiz artarak devam edecek. Bizi projesizlikle suçlayanlar şimdi bizim projelerimizi taklit edip ben de bir fazla vereceğim demeye başladılar.

*Ama kendisi aynı zamanda Keçiören Belediye Başkanı ne bir emekliye bir kuruş vermişliği var. Biz 200 bin aileye destek olurken et verirken ben but dağıtıyorum diye ortaya çıktı.

*Şubat’ta iki kişiye kasım da 11 kişiye vermiş. Ben Keçiören’de 50 bin aileye destek oluyorum. Düşünün artık aradaki bakış farkını. Çünkü çöp projelere para ayırdılar.

MAL BEYANI

*Biz belediyecilik yaparken bir zihniyet değişimi gerçekleştirdik. Nasıl zihniyet değişimi gerçekleştirdik? Kararları ortak akılları alıyoruz. İhalelerimizi canlı yayınlıyoruz ki Türkiye’de herkes bu şekilde davransın diye. Hesap veriyoruz.

*Bütün harcamalarımız web sayfasından görünüyor. Mal beyanımızı açıklıyoruz. Çekinmiyoruz. 1999’dan beri Beypazarı belediye başkanlığından beri benim bütün hesaplarımı inceleyebilirsiniz diye iddialı şekilde konuşuyoruz.

*Ben de diyorum ki ben may beyanımı açıkladım ve bütün belediye başkanlarının açıklamasını da istedim. Ve sonuç itibariyle rakibin mal beyanının sadece bir kısmını açıklamış. Ortaya çıktı. Neyi saklıyor? Neyi kaçırıyor? Bilmiyorum. Net olmak lazım Dürüst almak lazım. Artık çamur üstüne çamur atacağız diye uğraşıyorlar.

*Suçluluk psikolojisinin içine girdiler. Bakın nereye girersem gideyim insanlar işsizlikten bahsediyorlar. Her gittiğim toplantıda onlarca çocuğuna iş arayan ailenin notu var. Bırakın ben diyor Keçiören Belediye Başkanı olduktan sonra zengin olmadım diyor. Ailesi dahi, kız kardeşi dahi mal beyanının tümünü açıklamadı diyor.

“ÇOCUKLARINIZ KPSS SINAVINA GİREBİLECEKLER MİYDİ?”

*Ve görüyoruz ki bu kadar insan işsizken, bu kadar da serveti varken Allah daha ziyade etsin gözümüz yok, ben soruyorum kendisine. İki çocuğunuz devlet dairesine memur olurken KPSS sınavına girdiler mi? Kaç puan aldılar?

*Sizinki evlat buradakileri nedir? Buradakiler ailelerin işsiz çocukları nedir? Çok mu ihtiyacı vardı çocuklarınızın? İki benzinlik de onların üstüne yapsaydınız. Söz verdiler mülakatı kaldıracağız diye. Mülakat falan kalkmıyor. Böyle torpilli insanlar işe giriyor. Tekrar soruyorum. Siz Keçiören Belediye Başkanı olmasaydınız çocuklarınız KPSS sınava girebilecekler miydi? Ben de şöyle diyorum; bu kul hakkıdır.

*Bırakın servetinizin nereden gelip gelmediğini, bırakın saklayıp saklamadığınızı. Siz bu kadar işsiz varken kendi çocuklarını eğer KPSS’siz bir şekilde memur yaptıysanız bu kul hakkını dahi ödeyemezsiniz. Ve kalkıp ondan sonra ondan sonra şeffaf olmadan ben Ankara’yı yöneteceğim diyorsunuz. Yönetemezsiniz.

*Ve Ankara halkı bunun cevabını sandıkta verecek. Ankara halkı Mansur Yavaş belediyeciliğini sevdi. Ankara halkı bunu sandıkta onaylayacak ve inşallah. İnşallah bu şekilde şeffaf davranmayanlar da siyaset sahnesinden yok olup gidecekler.

“PKK’LILAR BELÇİKA’DA TÜRKLERE SALDIRIYOR, DIŞİŞLERİ BAKANI NEREDE?”

*Duymuşsunuzdur PKK’lılar Belçika’da Türklere saldırıyorlar. Hepsini lanetliyoruz. Peki bunlarla kim uğraşacak? Dışişleri Bakanımız. Nerede? Buradaki adaylarına oy istemekte. Bence derhal Belçika’ya gidin. O teröristleri ne yapıyorsanız yapın.

*Türklere saldırmasının önüne geçin. Bir diğer bakan. Bugün açıklama yapmış. Rakibime oy istemek için üç tane Cumhuriyet Halk Partili belediyenin sigorta borcunu açıklamış. Sayın Bakan dürüstseniz 30 büyükşehirin 30’unun da sigorta borçlarını açıklayın. Adil olacaksınız. Adil olmak zorundasınız.

*Biz nasıl alacağımızı da borcumuzu da açıklıyorsak siz de bu konularda açıklama yaparken taraftar olamayacaksınız. Bakın biz buraya bu seçimde kullanmak üzere geldiğim kiralık araçla geldim.

*Kaç kez geldim Elmadağ’a Başkanım. En az 10’a yakın defa geldim. Eskiden beri büyükşehir belediye başkanı oy alır bir daha uğramazdı. Her gelişimde buraya bir minibüs, bir şoför, bir korumayla geldim.

*Çakar araçlar, konvoylar yoktu. Dolayısıyla artık bu anlayışı çöpe koymanın zamanı geldi. Ankara’nın birçok ilçesinde seçimi alıyoruz. Allah nasip ederse rekor oyla da seçiliyoruz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavastan-hakan-fidan-ve-vedat-isikhana-sert-tepki/feed/ 0
Ali Babacan: Bırakıp gitmesi lazım https://www.foxhaber.com.tr/ali-babacan-birakip-gitmesi-lazim/ https://www.foxhaber.com.tr/ali-babacan-birakip-gitmesi-lazim/#respond Tue, 02 Apr 2024 21:48:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5536 DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan bugün Yozgat Merkez, Şefaatli ve Sorgun ilçesinde vatandaşlarla bir araya geldi. İlk olarak Şefaatli ilçesinde vatandaşları selamlayıp, sohbet eden Babacan, daha sonra Yozgat il merkezine gelerek burada vatandaşlarla sohbet etti.

Gazetecilerle de sohbet ederek açıklamalarda bulunan Babacan, Türkiye’nin neresine gidilirse gidilsin şu anda en önemli sorunun emeklilerin yaşadığı ağır şartlar ve çiftçilerin karşı karşıya kaldığı ağır, yüksek maliyetler olduğunu söyledi.

“ÇİFTÇİLERİMİZ NE KADAR ÇOK ÜRETİRSE O KADAR ÇOK ZARAR EDİYORLAR”

Babacan, açıklamasında şunları kaydetti:

*Şu anda herhalde Türkiye’de en önemli sorunlar ne diye saysanız; çiftçimiz ve emeklimiz en çok feryat eden, en çok sıkıntı çeken kesim. Burası Yozgat, bir tarım memleketi. Yozgat’ta tabii ki başka çok farklı sektörler var ama Anadolu’da tarımla uğraşan böyle bir şehrimizde çiftçilerimizin karşı karşıya kaldığı sorunları gayet iyi biliyoruz.

*Artan maliyetler gerçekten çiftçilerimizin üretmesini çok zorlaştırdı. Çiftçilerimiz ne kadar çok üretirse o kadar çok zarar ediyorlar. Böyle bir ortamdayız şu anda maalesef. Ve artan maliyetler, artan gıda fiyatları vatandaşlarımızın da hayatını son derece zorlaştırdı. Artık yumurta taneyle, kıyma elli gram, yüz gram satılır hale geldi.

*Gıda enflasyonu yükselince, gıda fiyatları yükselince hükümet ne yaptı? Faizleri arttırdı. Diyorlar ki; ‘biz faizi arttırınca gıda enflasyonu düşer.’ Buraya gelsinler, Yozgat’ta çiftçilerimizle otursunlar, bu nasıl oluyor bir anlatsınlar da göreyim. Türkiye’de gıda enflasyonunu düşürmenin yolu, çiftçimizin maliyetini düşürmekten geçiyor.

*Yani gübreye yüzde elli destek, yeme yüzde elli destek, mazota destek, elektriğe destek olmadan, çiftçimizin maliyetini aşağıya çekmeden ne ülkede enflasyon düşer ne de milletin yüzü güler.

“ÇİFTÇİMİZE VERİLEN DESTEĞİN TAMAMI 91 MİLYAR”

“Hükümetin şu anda önceliği rant” diyen Babacan, şunları söyledi:

*Şu anda hükümetin tarıma koyduğu bütçe bu yıl için 91 milyar. Faize koyduğu bütçe bir trilyon 254 milyar. Seçimden önce nas var diyen, faiz inecek, daha da inecek diyen ama sekiz ayda, sekiz kere faiz artıran Sayın Erdoğan, şu anda devletin bütçesinden bir trilyon 254 milyar lirayı zaten parası olan ödüyor.

*Çiftçimize verilen desteğin tamamı 91 milyar. Bu da yetmedi, kur korumalı mevduata bir trilyon lira da karşılıksız para bastılar, ödediler seçimden bu yana, bir trilyon lira. Çiftçiye destek 91 milyar, kur korumalıya devletin ödediği kur farkı bir trilyon. Yani kur ile faize ödediği çiftçimize ödediğinin 25 misli.

*Bu ülkede tarım ayağa kalkmaz. Bu ülkede tarım alanları küçülür. Hayvan sayısı azalır. Ve Türkiye gemi gemi buğdayı ithal etmek zorunda kalır. Canlı hayvanı, eti ithal etmek zorunda, şu anda yaşadığımız tam da bu. Bununla da kalmıyor. Türkiye’de şu anda enflasyon yüzde yüzün üzerinde. Ama hükümet Türkiye yüzde altmış küsür enflasyon açıklattırıyor. Maaş zamları yüzde altmış küstüre göre yapılıyor.

*Halbuki çarşıya, pazara çıktığınızda fiyat artışları yüzde yüzün üzerinde. Fiyat artışlarıyla maaş zammı arasındaki o yüzde altmış kadar farkı emeklimizin fakirleşmesi olarak yoksullaşması olarak maalesef görüyoruz. Bu sebeple de Türkiye’nin her yerinde büyük bir feryat var. Hatta biliyorsunuz en düşük emekli maaşı yedi bin beş yüzden on bine çıkarıldı. Yani yüzde otuz üç arttırıldı.

*Yüz otuz üç artınca emeklimiz dedi ki hükümete; ya senin kendi açıkladığın enflasyon bile altmış beş. Bana niye yüzde otuz üç verdin? Hükümet ne dedi? Maaşın köküne zam yaptık ya dedi. Yani maaşın kökünü de maalesef millete böyle bir şey olduğunu da gösterdiler, öğrettiler.

“BELEDİYECİLİK DEYİNCE ÇOĞUNUN GÖZÜNDE…”

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, seçimlerde vatandaşın hükümete sarı kart göstermesini isteyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

*Belediyecilik deyince hemen akıllara gelen rant. Belediyecilik deyince çoğunun gözü dolar, euro işaretleri oluşuyor. Halbuki biz belediyeciliği hizmet olarak görüyoruz. Bu seçimler aynı zamanda hükümeti uyarmak için hükümete yanlış yoldasın demek için de önemli bir fırsat. Dolayısıyla bu seçimleri biz aynı zamanda hükümete yani iktidara bir sarı kart gösterme seçimi olarak görüyoruz.

*Hata yapıyorsun hukuka uymuyorsun. Anayasayı çiğniyorsun. Adaleti ayaklar altına alıyorsun diye sarı kart gösterme seçimi olarak görüyoruz. Sadece belediye başkanlığımızı seçmiyoruz. Aynı zamanda hükümete sarı kart göstermemiz gerekiyor bu seçimde. Bana diyorlar bazen niye sarı kart başkanı niye kırmızı kart değil?

*Çünkü bu seçim belediye seçimi, hükümet seçimi, iktidar değişimi bir sonraki seçimde olacak. Kırmızı kartımızı öbür cebimizde hazır. Bir sonraki genel seçimlerde de inşallah hep beraber kırmızı kart göstereceğiz ki ülkeye adalet gelsin, hep beraber kırmızı kartı göstereceğiz ki ülkeye refah gelsin.

*Bu yoksulluk bitsin. Aynı zamanda yaşadığımız gibi benim ekonominin başında olduğum dönemde bu millete hep beraber yaşattığımız gibi Türkiye’nin o güçlü, zengin ve aynı zamanda adaletin, hukukun daha iyi işlediği dönemler geri gelsin. Hatta ondan da daha iyi günlere doğru Türkiye yola çıksın. Şimdi bu seçimlerden gerçekten bir sarı kart çıkarsa yani hükümete artık güvenimiz yok mesajı çıkar ise hükümetin siyasi meşruiyetinde önemli ölçüde aşınma meydana gelir.

*Bu seçimlerden sonra milletimiz biraz daha izler. Der ki ben sana mayıs ayında yetkiyi verdim. Üstelik tam yetki verdim. Tek imzayla aklına gelip de yapamadığın hiçbir şey yok. Faiz indir diyorsun indiriyorsun, bindir diyorsun bindiriyor. Seçimden önce indir dedin indirdi Merkez Bankası. Seçimden sonra da bindir dedim bindirdi. Demek ki elini tutan yok. Tek imzayla istediğini yapabiliyor.

*Bu kadar geniş yetkiye sahip ve tek imzayla aklına geleni yapabilen bir cumhurbaşkanının ülkenin sorularına hızla çözüm bulması gerekiyor. Seçimden bu yana Türkiye’de yoksullaşma devam ediyor. Seçimden bu yana Türkiye dünyada ultra zenginlerin en çok arttığı ülke olmuş. Ama aynı zamanda ultra fakirlerin de en çok arttığı ülke oldu Türkiye. Son beş yıldır Türkiye’de geliri artan sadece nüfusun yüzde beşi. En zengin yüzde beşin geliri artmış Türkiye’de. Onun dışında bütün kesimlerin geliri ya düşmüş ya sabit kalmış.

“ÜÇ DÖNEMDEN SONRA BEN BIRAKACAĞIM DEDİ, BIRAKMADI”

*Dolayısıyla yoksulluğun yaygınlaştığı, gelir dağılımının bozulduğu, adaletsizliğin arttığı bir ülkede hükümetin ya bu işi becermesi ya da ‘yapamıyorum’ deyip bırakıp gitmesi lazım. Bu milletin yıllarca bekleyecek artık sabrı kalmadı. Destek istedi, destek verdi, oy istedik, oy verdi. Şimdi ne diyor? ‘Bir kerecik daha’ diyor değil mi? Bu son seçimdir, bir kerecik daha diyor. ‘Son kez adayım’ diyor.

*Öyle değil. Daha önce üç kere yaptı. ‘Son kez adayım’ dedi. Tekrar tekrar aday oldu. Üç dönem var dedi. Üç dönemden sonra ben bırakacağım dedi, bırakmadı. Dolayısıyla her seçimde bir istismar var. Her seçimde söz verip, tutmamak var. Mazotu seçimden önce millete 18 lira göstermedi mi? Seçimden sonra 40. Seçimden önce faizi yüzde sekiz buçuk göstermedi mi? Seçimden sonra sekiz ayda sekiz kere faiz arttırdı. Seçimden önce dolara on sekiz lira gösterdi. Seçimden sonra otuz lirayı patlattı. Onun için diyorum ki kazandı mı? Helalinden kazanmadı.

*Zaten geçen seneki seçim helalinden kazanılmış bir seçim değil. Sen TÜİK’in terazisini bozarsan, TÜİK’in ayarını bozarsan, TÜİK’e gerçek olmayan düşük bir enflasyon açıklattırırsan helalinden kazanmazsın. Çünkü bizim bildiğimiz ticarette de siyasette de helalinden kazanmak için doğruyu söylemek lazım. Doğruyu söylemezsen, milleti aldatırsan helalinden kazanmazsın. Ölçü tartı da hile yaparsan ticarette helalinden kazanmazsın.

*Siyasette de ölçü tartıda hile yaparsan TÜİK’e gerçek olmayan düşük bir enflasyonu açıklattırırsan seçimden önce fiyatları düşük gösterip seçimden sonra patlatırsan helalinden kazanmış olmazsın. Onun için biz pırıl pırıl tertemiz milletimizin karşına çıktık. Ben on üç yıl bakanlık yaptım.

*Hamdolsun. Önümüzden yüz milyarlarca dolar geçti. Boğazımızdan bir lokma haram geçmedi. Onun için böyle kaç sene sonra gelip milletimizin karşısına alnım açık başım dik çıkabiliyorum. Bütün kadrolarımız böyle. Dürüst olmak zorundayız. Bu memleket için ama şu andaki hükümet maalesef dürüstlükten sapmış durumda.

*Algıyla seçimleri almaya çalışıyor ama milletimiz de artık buna inanmıyor. İnşallah bu seçimlerde bizim beklentimiz benim biraz önce gösterdiğim gibi nasıl ben sarı kartı cebimden çıkarttım, gösterdim. Milletimize sarı kartı gösterecek ama bunu ne zaman gösterecek? Sandıkta gösterecek.

YUMURTA ÖRNEĞİ VERDİ

Babacan, bakanlığı döneminde paradan 6 sıfır attıklarını hatırlatarak açıklamasını şöyle tamamladı:

*Altı sıfır attığımız paralar da yanında, şöyle çıkarıp size göstereyim. Ben bunu hatıra diye saklıyorum bakın. Yıl 31 Aralık 2004. Bir milyon liraydı, en küçük para. Biz bunu bir YTL yaptık.

*Bu bir lirayla sekiz yumurta alabiliyorsunuz, şu anda bundan yan yana üç tane koyarsan ancak bir yumurta alıyorsun. Hesap ortada. Enflasyon yoluyla milletimizi fakirleştirdiler. Paranın değerini düşünerek milletimiz fakirleştirdiler. Bankada zaten parası olana değil. Bankada kur korumalı mevduata para yatırana bir trilyonları ödediler.

*Bir trilyon lira para bastılar karşılıksız, bütün milletin cebinden aldılar. Ve tuttular o parayı zaten parası olana verdiler. Faizle parası olana bir trilyon iki yüz elli dört milyar lira para ödüyorlar, çiftçiye gelince doksan bir milyar.

*Emekliye ne diyor? ‘Devletin parası yok’ diyor değil mi Sayın Erdoğan? Ne diyor? ‘Param yok’ diyor ne yapayım diyor. İyi de sen bir trilyon parayı basıyorsun, veriyorsun kur korumalı mevduata. Faize de işine gelince bir trilyon iki yüz elli dört milyarı da faize veriyorsun da millete niye vermiyorsun?

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ali-babacan-birakip-gitmesi-lazim/feed/ 0
Özgür Özel: Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-emekliyle-calisani-karsi-karsiya-getirmeye-calisiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-emekliyle-calisani-karsi-karsiya-getirmeye-calisiyor/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:39:14 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4859 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, halk buluşmaları kapsamında memleketi Manisa’nın Soma ilçesinde vatandaşlarla bir araya geldi. Cengiz Topel Meydanı’nda seçim otobüsünün üzerinden halka seslenen Özel, 31 Mart’taki yerel seçimlerde partisinin adayları için destek isteyip, “Sandık başına gidince 4 oy kullanılacak. Bu oylardan önce bir tanesi çok çok kıymetli. O oy yakasında bir parti rozeti olmayan, arkasında bir parti gücü olmayan, sizlerden oy isteyen muhtarın oyu. Bunun için sizden ricamdır, hangi görüşten olursa olun muhtarlarımıza sahip çıkalım. Hepsine başarı diliyorum. İkinci oy belediye meclisi için, üçüncü oy Somamız için ve dördüncü Manisa Büyükşehir Belediyesi için” dedi.

MANİSA BELEDİYE BAŞKANI’NA ELEŞTİRİ

Özel, şöyle konuştu:

* “Manisa Büyükşehir Belediyesi 2009 yılında bir yanlış adaylıkla o günün şartlarında seçim ‘AK Parti’ye gitmesin’ diye bir kişiye verildi. Daha sonra büyükşehir seçimlerinde yeniden seçildi. İlk zamanlarda uzaktan davulun sesi hoş gelir, ‘Manisaspor başkanıymış, eşi İzmir’denmiş, ailesi CHP’liymiş’ gibi laflarla bizim çok anlatmamıza, çok itirazımıza rağmen Cengiz Ergün büyükşehir belediye başkanı seçildi. Ne yaptı, verdiği sözlerin hiçbirini tutmadı. Manisa’da Türkiye’nin en pahalı suyunu sattı, Türkiye’nin en pahalı suyunu siz kullanıyorsunuz. Ulaşımı aksattı, arapsaçına döndürdü. Türkiye’nin ölçek bazında en pahalı toplu ulaşımını siz kullanıyorsunuz.

* ‘Ben de Atatürkçüyüm, ben de Cumhuriyetçiyim, ailem sosyal demokrat’ diyerek oyları toplayan bu insan 2019 seçimlerinde AK Parti ile iş birliği yaptı, Cumhur İttifakı’nın adayı oldu. Kendisinin astığı Atatürk resimlerine, söylediği birkaç cümleye aldanan Atatürkçüleri, Cumhuriyetçileri ve Manisa’nın güzel insanlarını kahrederek gitti Adalet ve Kalkınma Partisi’ne teslim oldu. Ardından öyle bir dönem başladı ki Manisa’da, sokağa çıkmaz oldu. Hiçbir iş yapmıyordu, tamamen yapmaz oldu.”

“EMEKLİLERİ AÇLIĞA SÜRÜKLEDİLER”

Özel, sözlerine şöyle devam etti:

* “Bugün sadece Soma’da değil Türkiye’nin dört bir yanında televizyonlarının başına geçenler bir umut bir müjde bekliyorlar. Bunu bekleyenler geçim sıkıntısı karşısında ezilenler, hayat pahalılığı karşısında ezilenler. Zamlardan ezilenler, en çok da emekliler. Meydanların çok önemli bir kısmı emekli. Canı yanıyor, meydanlarda, mitinglerde sesimi duyurayım diye buralara koşuyor. Elleri kaldırtıyoruz 10’unundan 8’i 10 bin lira alıyor. Daha iki gün önce Türk-İş açıkladı, açlık sınırı 16 bin 200 lira. Emekliler açlık sınırının 6 bin lira altında geçinmeye zorlanıyorlar, yokluğa, açlığa sürükleniyorlar.

* Türk-İş açıklamış, süt 20 liradan 4,5 lira zamla 24,5 lira olmuş. Bir ayda peynir 282 lira olmuş, 65 liralık yoğurt 72 lira olmuş. Daha kıyma 400 liraymış, 460 lira olmuş. Kuşbaşı et 500 liraymış 580 lira olmuş. Yani Türk-İş’in hesaplarına göre son bir ayda gıda enflasyonu bazı ürünlerde yüzde 15’leri bulmuş. Ama bizim emeklimize o kadar düşük bir enflasyon hesabı ile yüzde 33 zam yaptılar, 7 bin 500 lirayı 10 bin lira yaptılar ve açlığa sürüklediler. Ben, ‘Emekliye para ver’ deyince, ‘Emekliye para verirsem çalışanlara maaş ödeyemem’ diyor. Emekli başına 7 bin lira seyyanen zam 800 milyon para tutuyor. ‘800 milyon lirayı bulabilirsem çalışanların maaşını ödeyemem’ diyor.

* Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Oysa bu sene 5’li çeteden, holdinglerden, müteahhitlerden alması gerekip vazgeçtiği vergi bu para kadar. Yani 5’li çeteye para var, emekliye para yok. Yani lüks otomobillerine, dünyanın en pahalı makam aracına para var: emekliye yok. Uçan sarayına, yazlık sarayına para var emekliye yok. Emekli diyor ki ‘Eğer emekliye para yoksa 31 Mart’ta oy da yok.’

* Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Emekliye para yok.’ Ben, Tayyip Erdoğan’ın söylediğini söyleyeyim, siz de sana da ‘Oy yok’ deyin belki duyar. Duyar da bir şey yapar mı yazmaz, çünkü o garibanın sesini, yoksulun sesini duymaz. Onun duyduğu ses hep zenginlerin sesi, hep fabrikatörlerin, patronların sesi. Ama ona sesimizi 31 Mart günü duyuracağız hep beraber.”

ÇEDES ELEŞTİRİSİ

Özel, ÇEDES projesini eleştirdi. Bu projenin tehlikeli olduğunu söyleyen Özel, şu ifadeleri kullandı:

* “ÇEDES diye bir proje var. Laikliğe karşı, Atatürk’e karşı ne kadar adam varsa hepsi ÇEDES’i savunuyor. Biz de bu projenin kadar tehlikeli olduğunu söylüyoruz. Ne oldu biliyor musunuz? Daha dün İzmir il Müftüsü, ÇEDES projesi kapsamında küçücük çocukları aldı ve bir mezar ziyaretine götürdü. Kimin mezarına götürdü biliyor musunuz? Esat Erbilli’nin mezarına götürdü. Esat Erbilli kim, Menemen’de Asteğmen Kubilay’ı katledip, kafasını kesip Menemen’de gezdirenler var ya onların içinde olup da yaşı yüksek olduğu için infaz edilmeyip müebbet hapse çarptırılan, suçu sabit olan Kubilay’ın katilinin mezarına çocukları götürmüşler.

* Şimdi bütün Atatürkçülerden sadece CHP’lilerden değil, MHP’liler diyor ‘biz de Atatürk’ü seviyoruz’, AK Parti seçmeninin içinde Atatürk sevgisi olan yok mu? Çok. Herkese diyoruz ki; bakın kardeşim bunlar gemi azıya aldılar. Asteğmen Kubilay’ın kafasını kesen adamın mezarına çocuğu götürenlerden bu memlekete fayda gelmez. ‘Atatürk bize bunu öğütlüyor’ diyorum bana ‘Sen Atatürk’le nasıl konuşuyorsun. Atatürk öldü’ diyorlar. Devlet Bahçeli’ye söyledim. Atatürk, Devlet Bahçeli için öldü ama bizim için ölmedi, -kalbini göstererek- buramızda yaşıyor.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-emekliyle-calisani-karsi-karsiya-getirmeye-calisiyor/feed/ 0
Özel’den Erdoğan’a emekli zammı tepkisi: 5’li çeteye parayı buluyorsun https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-erdogana-emekli-zammi-tepkisi-5li-ceteye-parayi-buluyorsun/ https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-erdogana-emekli-zammi-tepkisi-5li-ceteye-parayi-buluyorsun/#respond Sun, 17 Mar 2024 21:12:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4803 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve CHP Beykoz Belediye Başkan Adayı Alaattin Köseler ile Beykoz’da halk buluşmasına katıldı.

Özel, 2019 iptal edilen İstanbul seçimlerini iptal ederek “Küçük farkı bile önce hazmedemediler. Hilelerle seçimi elimizden almak istediler. Sonra ‘hadi bir daha’ dediler. İstanbul’un iradesine el konulmak istediğini görenler ne yaptı? ‘Haziran’da Osmanlı tokadı vuracağız’ diyenlere demokrasi tokadını bir vurdu. Akılları başlarına geldi” dedi.

“İHANET PROJESİNİ EKREM BAŞKANIMIZ DURDURDU”

“Ekrem Başkan, İBB Başkanı olduğundan beri İstanbul’un üstünde bir helikopterin içinde Tayyip Bey gezemiyor” diyen Özel şöyle devam etti:

* “Gezip de yanındaki İBB Başkanı’na ‘Bu arsa kimindi? Bizim efendim. Katarlılara verdim. Bu arsa kimindi? İBB’nin efendim. Ben bunu Birleşik Arap Emirlikleri’ne söz verdim. Ya arsa kalmadı mı? Kalmadı efendim. O zaman bir kanal daha açalım. Etrafını Katarlılara satalım.’ Bunların hepsi bitti.

* Şimdi Murat Kurum’a soruyorlar; ‘Kanal İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz?’ Baktı ki Ekrem Başkanın sloganını İstanbul benimsemiş, ‘Ya kanal ya İstanbul’ demiş. Diyor ki ‘İstanbul’un sorunlarını konuşalım. Bunu niye gündeme getiriyorsun. Neden Kanal İstanbul konuşalım’. Kardeşim Kanal İstanbul’u sen söyledin. Senin reisin söyledi. Recep Tayyip Erdoğan söyledi. Bu ihanet projesini de işte Ekrem Başkanımız durdurdu.

* Eğer 5 yıl önce Ekrem Başkan değil de o zamanki Tayyip Bey’in adayı Binali Bey olaydı, kalan bütün arsalar kalan gitmişti. İstanbul’un boğazına hançer girmişti. Kanal İstanbul’u yapmışlardı. Her tarafını da Katarlılara satmışlardı. İstanbullu Ekrem Başkan’a oy vererek, Beykozlu Alaattin Köseler’e oy vererek sadece kimin belediye başkanı olacağına karar vermeyecek. Beykoz’un ve İstanbul’un yeniden ihanete uğramasını engel olacak, izin vermeyecek.”

“94 RUHU İSTANBUL’A İHANETİN BAŞLANGIÇ GÜNÜDÜR”

Özel, “Çıkmışlar, tekrar oy istiyorlar. Hatta 94’te kazanmış ya, ’94 ruhuyla’ diyorlar. Kardeşim, 94 ruhu dediğin nedir? Ankara’da Melih Gökçek belediyeciliğidir. Burada o günde itibaren İstanbul’a ihanetin başlangıç günüdür. Ben demiyorum. Tayyip Bey diyor. Diyor ki ‘Biz yatay mimari yapamadık. Dikey mimariyi tercih ettik. İstanbul’a hançerleri sapladık. Ve burada benim de suçum var. ‘ Doğru söylüyor. Rakamı söyleyeyim mi? O geldiğinde İstanbul’da kaç gökdelen vardı? 4. O giderken kaç vardı; tam 247. İstanbul’a 247 tane hançer saplayanın bundan sonra İstanbul’a vereceği hiçbir şey yoktur. Uzak dursunlar. Gölge etmesinler yeter” dedi.

CUMHURBAŞKANI’NA TEPKİ: ÖNCELİĞİN 5’Lİ ÇETELER

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile emekli maaşlarıyla ilgili yaşadığı polemiğe atıf yapan Özel şunları söyledi:

* “Tayyip Bey’le aramızda son günlerde büyük bir gerilim var. Bana diyor ki ‘birisi emeklileri tahrik ediyor’ diyor. En düşük emekli maaşı 10 bin lira. Dün TÜRK-İŞ açıkladı. Açlık sınırı 16 bin 200 lira. Türkiye’de neredeyse bütün emekliler açlık sınırının altında kalıyorlar. Bana diyor ki; ‘Emeklileri tahrik etme. Eğer emeklilere senin dediğini verirsem çalışanlara maaş ödeyemem.’ Vallahi de yalan, billahi de yalan. Sen 5’li çeteye parayı buluyorsun. Saray müteahhidine parayı buluyorsun. Zenginlerin vergilerini ertelemeye parayı buluyorsun. Bir tek emekliye gelince ‘param yok’diyorsun. Siyaset öncelik belirleme işidir. Senin önceliğin 5’li çeteler benim önceliğim emekliler. Senin önceliğin, birilerini zengin etmek bizim önceliğimiz birilerinin yoksulluğunu gidermek. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları bir Nisan’dan itibaren yoksulluğu yönetmek için değil yoksulluğu yok etmek için göreve gelecek.”

BABA OCAĞI ÇAĞRISI

Özel “ Beykoz’dan bir çağrım olacak” diyerek şunları kaydetti:

* “O çağrım Beykoz’daki, CHP dışındaki partilere geçmişte oy vermiş olanlara, siyaset yapmış olanlara. Geçmişte gönlü orada olup da şimdi içi buruk olanlara. biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Bu partiye baba ocağı diyoruz. Öyle ya herkes baba ocağına doğar, ana kucağına doğar. Büyür bir noktaya gelir. Kimi büyüğüne gider yerleşir. Kimi daha küçüğüne razı olur. Kimi uzakta oturur, kimi yakında oturur. Ama herkes bilir ki; bir gün başım sıkışırsa, bir gün dara düşersem baba ocağının çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. Başı sıkılanın geleceği yer baba ocağıdır. Kim gelmek istiyorsa baba ocağının kapısı ardına kadar açıktır. Yeri evin başköşesidir. Kapının önüne geçip de gelene niye geldin demeyiz. Nereden geldin demeyiz. Çünkü sorarsa ‘kardeşim tapusu kimdedir’ diye baba ocağının tapusu Özgür Özel’de değildir. Kemal Bey’de de yoktu. Ne rahmetli Ecevit’teydi, ne rahmetli İsmet Paşa’da. Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

* Madem ki bu memleketin yüzde 95’i Atatürkçüdür, madem ki Beykozlu; AK Partililere, MHP’lilere sorduğunda da ‘Atatürk’ü seviyorum, vatanımı kurtaran, milletimi özgürleştiren ezanımın okunmasına, dinimin yaşanmasına izin veren ulu önderdir’ diyorsa, Atatürk’ün baba evinin kapısı, hepsine açıktır. Buyursunlar gelsinler. Ve şimdi tam 100 yıl sonra bir kez daha cumhuriyetin bir kez daha kurtulmasına demokrasinin bir kez daha kurulmasına, fakirin fukaranın, garibin, gurebanın yeniden kollanmasına, bu memleketin bir kez daha güçlü bir Türkiye olmasına ihtiyaç var. Onun için bu seçimlerde AK Parti’yle MHP’nin Cumhur İttifakı’na karşı bir büyük ittifaka ihtiyaç var. Biz oradayız. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak İstanbul’da İstanbul ittifakının içindeyiz. Türkiye’de Türkiye ittifakının içindeyiz. Türkiye ittifakının içinde elbette sosyal demokratlar var. Ancak yetmez. Ayrıca milliyetçi demokratlar var, iyi insanlar var. Muhafazakar demokratlar var. Hepimiz gibi inançlı insanlar var. Ve hiç ayrım yapmadan Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, göçmeni hep beraber bütün demokratları İstanbul’da İstanbul ittifakına. Türkiye’de Türkiye ittifakına davet ediyoruz.”

İMAMOĞLU: GİZLİ GİZLİ İHALE YAPIYORLAR

İmamoğlu da konuşmasında İstanbul’un muhafızlığını yapmanın en önemli sorumlulukları olduğunu vurgulayarak “İstanbul bunların eline düşerse Allah bu memleketi, bu şehri korusun. Huylu huyundan vazgeçer mi? Vazgeçmez. Bunlara mikrofon uzatılıyor. Ne diyorlar? ‘Milletin gündeminde olmayan bizim gündemimizde olmaz.’ Ne için diyorlar? Kanal İstanbul için diyorlar. Ama bunlar gizli gizli ihale yapıp bir yandan Kanal İstanbul’da yol yürümeye çalışıyorlar. Bunlar gizli kapaklı ihaleler yapmaya devam etsinler. Ama bu millet gizli kapaklı değil açık açık bunlara demokrasi dersini 31 Mart’ta demokrasi şamarı gibi vuracak yüzüne” dedi.

“1000 KERE ALDATIP BİR KEZ SEÇİM KAZANMAK İSTERLER”

İmamoğlu, ‘Liyakat partizanlığı yensin’ diye çalıştıklarını vurgulayan İmamoğlu, bunun için kent lokantaları, kreşler açtıklarını, Kanal İstanbul gibi bir felaketin bu şehrin başına gelmemesi için çalıştıklarını söyledi. İmamoğlu “İnsanları bir kez bile aldatacağıma 10 tane, 100 tane seçim kaybederim kardeşim. Ama bunlar insanları 1000 kere aldatıp, bir kez seçim kazanmak isterler. Her türlü kılığa girerler. Her türlü kötülüğü yapmaya gayret ederler. Yalanı, dolanı, iftirayı işin içine katarlar. Ama bu millet aldanmaz kardeşim. Bu millet aldanmayacak” diye konuştu.

“130 DOLAR NERE, 6 DOLAR NERE?”

“Beka meselesi sayılacak çok sorunu var ülkenin” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

* “Ekonomik sorunu var; doğru mu? Enflasyon almış başını gidiyor; doğru mu? Emeklilerimiz çok sıkıntıda; doğru mu? ‘Aç’ diyor. Aç, haklı. Biz, Kent Lokantasını bu şehrin her noktasını açacaktık zaten. Devam ediyoruz. Ama artık Kent Lokantası, vallahi billahi insanlarımızın açlığını ya da bir lokantaya gidemeyişini, bir öğle yemeği yiyemeyişini bile karşılaması noktasında önemli bir proje oldu. Beykoz’a da Kent Lokantası geliyor. Hiç merak etmeyin. Bakın; hayat pahalılığı… En büyük paramız 200 lira değil mi? 200 lirayı, 14 sene önce bu hükümet çıkardı. 14 sene önce 200 lira, 130 dolar yapıyordu. Dün akşam arkadaşlarım, raporunu çıkarttılar. Şu anda 6,5 dolar yapıyor. Öğlene doğru arkadaşım beni aradı, ‘Başkanım, belki de bugün 6 dolara düşecek’ dedi. 130 dolar nere, 6 dolar nere? Hani bunu diyordu ya ‘Nereden nereye.’ Nereden nereye!

“200 LİRA İLK ÇIKTIĞINDA, 500 EKMEK ALIYORDU”

* Bakın bir gerçek daha söyleyeyim size. Değer kaybı, yüzde 1200’den fazla. Bakın en güçlü değer kaybını söylüyorum size. 200 lira ilk çıktığında, 500 ekmek alıyordu. Doğru mu? Şu anda 50 ekmek alabiliyor, 50 ekmek. 500 ekmek… 50 ekmek… 200 lira, 41 kilo tavuk alıyordu. Şimdi 1,5 kilo tavuk alamıyor. Belki de 1 kilo. İşte biz bu yüzden, İstanbul’da sosyal yardımları 6 kat arttırdık. Diyorlardı ya, ‘Yardımları bunlar gelince keserler. Biz 6 katına çıkarttık. Anne Kart’ı biz çıkarttık. Halk Süt’ü biz dağıttık. Anne Kart, tam 650 bin annenin cebinde var. Helali hoş olsun. Onlar annelerimizin hakkı. Kreşlerimizi açtık. Onun için yeni dönemde bu tür yardımlarımızı ve desteklerimizi arttırmaya devam edeceğiz. Bakın 100 bin öğrenciye üniversite bursu verdik. Şimdi bu Eylül ayından itibaren, 100 bin öğrenciye tam 15’er bin lira burs vereceğiz. Yeni dönemde öğrenci yurt sayımızı, tam 15 bin kişi kapasiteye biz çıkaracağız.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-erdogana-emekli-zammi-tepkisi-5li-ceteye-parayi-buluyorsun/feed/ 0
İmamoğlu, Kurum ve Erdoğan’a yüklendi: Beni engelleyemezsin, yarı yolda yere yığılırsın https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-kurum-ve-erdogana-yuklendi-beni-engelleyemezsin-yari-yolda-yere-yigilirsin/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-kurum-ve-erdogana-yuklendi-beni-engelleyemezsin-yari-yolda-yere-yigilirsin/#respond Tue, 12 Mar 2024 21:39:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4571 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu ile halk buluşması gerçekleştirdi. İmamoğlu, kendisini hedef alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve rakibi Murat Kurum’a eleştirilerde bulundu.

“3 AYIMIZI ÇALDILAR”

İmamoğlu, 2019’da İstanbul seçiminin iptal edilmesi nedeniyle göreve 3 ay geç başladığını hatırlatarak “Tüm belediye başkanlarından daha az görev yapıyorum aslında. 3 ayımızı çaldılar. Milletin hakkı olan o 3 ayı elimizden haksızca, hukuksuzca çaldılar. Bu, milletin başına da ilk kez geldi. ‘Onları 18 günde deli ettim, 5 yılda çıldırtacağım’ demiştim. Vallahi çıldırdılar. Eskiden ne diyorlardı; ‘Çalıyor ama çalışıyor.’ Öyle deniyordu, hatırlıyorsunuz değil mi? Artık bu millet ne diyor biliyorsunuz değil mi? ‘Hem çalmıyor, hem de çok çalışıyor.”

“TRT DAHİL 12 TV REKLAMLARIMIZI BİLE ALMADI”

İmamoğlu “Bir medya çılgınlığı var. Türkiye’de medya diye bir şey var; ama var mı yok mu belli değil.12 tane televizyon TRT dahil, bırakın benim haberimi vermeyi, paramızla verdiğimiz reklamlarımızı bile vermeme kararı aldılar. Beyaz TV vardı. Ankara’da önceden belediye başkanlığı (Melih Gökçek) yapmıştı. Şimdi işi gücü birilerine laf yetiştirmek. Arada bana da dilini uzatıyor ama buraya uzanamıyor dili. Onun televizyonu bile reklam almaktan vazgeçti. TRT kimin? TRT milletin. Bu dünya tarihinde yok. TRT’nin her bir kuruş lirası sizin cebinizden çıkıyor. 16 milyon insanın belediye başkanıyım, 5 yıldır Ekrem İmamoğlu’nun televizyonda ismi geçmedi. Yahu arşivine girmedi, arşivine. 10 yıl, 3 yıl, 5 yıl sonra Allah’ın izniyle bu memleketin her kurumuna olduğu gibi TRT’ye de adalet gelecek. Bugünlerin arşivini açacağız bir tane Ekrem İmamoğlu bulamayacağız. Ama unuttukları bir şey var. Bu milletin hafızası, bu milletin vicdanı, bu milletin kalbi kötüyü de unutmayacak, iyiyi de unutmayacak. Adaletliyi de unutmayacak, acımasız, hukuksuz davrananı da unutmayacak” dedi.

“TOZ ZERRESİ BİLE OLMAZ ÜSTÜMDE”

“Beni yıldırmaya çalışıyorlar” diyen İmamoğlu “Bunlar çok sıkıştığında dedikodu çıkartırlar. Yalan dolanla insanların üstüne milli duygularıyla, inançlarıyla gelmeye başlarlar. Ama bu millet onları geçti. Onların o kötü dili var ya toz zerresi bile olmaz üstümde. Bana okuyup üfleyen annelerin nefesi onları boğar” ifadelerini kullandı.

“YARI YOLDA YERE YIĞILIRSIN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini engellediğini itiraf ettiğini hatırlatan İmamoğlu şöyle devam etti:

“Engellemeye çalıştı değil mi? Çalıştı. Peki engelleyebildi mi? Engelleyemezsin kardeşim. Ben öyle bir koşarım ki nefes nefese kalır, yarı yolda yere yığılırsın.. Benim enerjime dayanamazsın. Çünkü benim arkamda 16 milyon insan var. Sen insanlardan uzaklaştın, uzaklaştın. Benim, şükürler olsun oy vermese bile bana dua eden insanlar var bu şehirde” diye konuştu.

“MEGA PROJE DEYİNCE BETON ANLIYORLAR”

İBB olarak kötü ekonomi nedeniyle sundukları sosyal yardımı, açılan yurtları, kreşleri, bursları, Anne Kart’ı anlatan İmamoğlu “Şimdi onlar bizim bu projelerimizi beğenmiyorlar. Onlar diyorlar ki; ‘Biz bu işten anlamayız kardeşim, bize mega proje söyle.’ Onlar mega deyince beton anlıyorlar beton. Biz mega proje deyince insana hizmet anlıyoruz” dedi.

“BİR İMZA KİMİN BİLİYORSUNUZ”

Önceki dönemde durdurulan 10 metronun inşaatını yeniden başlattıklarını, 65 km metro yaptıklarını hatırlatan İmamoğlu, “Diyorlar ki, ‘biz kazma vurmasak da ihalesini biz yaptık.’ Yani ihaleyi marifet zannediyorlar. Doğru, onlar bazen iyi ihalelerden anlarlar. Biz anlamayız. Ama diyorlar ki ihaleni göster, işi bize öyle anlat. Bak size bir örnek vereyim. Sefaköy -Beylikdüzü metro hattı projemiz var. Kaynağını bile bulduk. Her şeyi hazır 1.5 senedir yatırım planına alınması için bir imzaya ihtiyacımız var. O bir imza kimin? Anladınız değil mi o bir imzayı? Atmıyor. Bir imzayı atmıyor. Bu kadar kalpleri kararmış. Bir imzayı at hemen ihaleyi yapacağız. Kaynağı da hazır. Ama 31 Mart’ta sizden öyle bir demokrasi dersi alacak ki bir hafta içinde imzalayacak. Yoksa milletin huzuruna çıkamayacak” diye konuştu.

“KENDİ PROJELERİYMİŞ GİBİ ANLATIYORLAR”

İmamoğlu “Kötülükte ve aşırmakta bunlardan maharetlisi yok” diyerek sözü rakibi Kurum’un açıkladığı ulaşım projelerine getirdi.

Üsküdar -Kadıköy–Maltepe Tramvay hattının projesini hazırlayıp ilgili bakanlığa bile sunduklarını anlatan İmamoğlu “İmamoğlu’nun arkadaşlarıyla yaptığı projeyi dün kendi projeleriymiş gibi anlatıyorlar. Anlatsınlar. Bundan mutluyuz. Ama esas komik olanı anlatayım size. Eyüpsultan-Bayrampaşa kısmi metro ve tramvay hattı projemiz var. Aynı Beylikdüzü hattı gibi ısrarla o imzayı atmadı. Atmadığı için de buranın hazır olan finansmanını kullanamıyoruz. Bir seneden fazladır bekliyordu. Biz bunu kendi bütçemizle toparlarız dedim. Hemen ihalesini yapın dedim. Bu ayın başında ihalesi yapıldı. Biz ona başlayacağız. Ama komik olan ne biliyor musunuz? Hem Üsküdar- Kadıköy -Maltepe hattında olduğu gibi bu hattımızı da ihalesinin bile yapıldığından haberi yok. Onu bile kendi projesi olarak yine acemi aday İstanbullulara açıklamış. Varsın açıklasın. Nasılsa bu projeleri metro fatihi Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları yapacak kardeşim. Bu kopyacılar, sözüm ona beni beğenmiyorlar ya; vallahi bunlar kıskançlıktan çıldırıyorlar. Çıldırsınlar. “

“HÜKÜMETİN KİBRİ ZAMLARA BOĞAR”

İmamoğlu şöyle devam etti:

“Bu kardeşiniz sizi hiç aldatmadı. Bundan sonra da asla aldatmayacak. Siz aldananı da sevmezsiniz, aldatanı da sevmezsiniz. Ama milletine hizmet edeni seversiniz. Birlikte yol yürüyeceğiz. Hani ‘oy verirseniz hizmet gelir, vermezseniz hizmet gelmez’ diyor ya Sayın Cumhurbaşkanı. Niye öyle diyor biliyor musunuz? Sizden korkuyor, milletten korkuyor. Onun için öyle yapıyor. 23 Haziran’da seçimi kaybetti, 3 gün çıt çıkmadı. Bu seçimde, 31 Mart’ta öyle bir fark atacaksınız ki 2 hafta ortadan kaybolacak. 2 hafta Külliye’den çıkmayacak. Ondan sonra milletine esas görevi olan işleri yapmaya başlayacak. Becerir beceremez…İnşallah becersin. Ama ekonomiyle uğraşacak. Emekli maaşını düzeltmeye çalışacak. İnsanların gerçek sorunlarına çözüm bulmaya gayret edecek. Bu kardeşinize oy verin. Aksi takdirde bunların kibri, hükümet kibri seçimden sonra milleti zamlara boğar.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-kurum-ve-erdogana-yuklendi-beni-engelleyemezsin-yari-yolda-yere-yigilirsin/feed/ 0
Lütfü Savaş’ın geleceğini anket belirleyecek https://www.foxhaber.com.tr/lutfu-savasin-gelecegini-anket-belirleyecek/ https://www.foxhaber.com.tr/lutfu-savasin-gelecegini-anket-belirleyecek/#respond Wed, 07 Feb 2024 21:27:15 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3040 CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, bugün TBMM’de gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Başarır, özetle şunları söyledi:

-Hatay’ın, Antep’in, Maraş’ın yalnız kaldığı. Hala insanlar konteynerde çok da az da olsa çadırda yaşıyorlar. 21 metrekare evde 7 kişi yaşıyorlar. Biz ne gerekiyorsa yapalım ama evlerini verelim.

-Kayıpları geri getiremeyiz ama onların bir yaşam alanı olmalı dedik. Üzülerek söylüyorum, depremin yıldönümüne yakın Cumhurbaşkanı ve bazı bakanlar yüreklerimizi burktu. Ben bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na ve Şehircilik Çevre Bakanı’na yakıştıramadım bu cümleleri. Hala biz, siz, o diye konuşabiliyorlar. Oy veren oy vermeyen diye konuşabiliyorlar.

-Hatay halkı oy verseydi daha farklı olabileceğini ima eden bir cumhurbaşkanı var. Neden sayın Cumhurbaşkanı? Ben CHP Grup Başkanvekili olarak bunu sormak zorundayım. Sizin Ulaştırma Bakanınız Afrika’da bir yerde meydan açılışı yaparken Hatay’ın halkı saat 04.17’de yürürken bir metre çamurun içerisindeydik. Karanlık bir şehir vardı.

ÖZHASEKİ’YE CEVAP

-Diğer bir Bakan çıkıyor, yahu yazıklar olsun. Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki gidip evlerini teslim ettiğim köylerdeki insanlarla konuşuyorum.

-Allah razı olsun, bak evimiz yıkıldı iyi olmuş. Eğer ölüler de yoksa bize mis gibi villa verdiniz diyor. Hayır sayın Bakan. Maraş’ta, Gaziantep’te, Hatay’da insanlar ne diyor biliyor musunuz? Evimiz yıkılmadı ama keşke tüm servetimizi verseydik de Türkiye’de deprem olmasaydı diyor. Ama bu ülkenin Bakanı, evler yıkıldığı iyi olmuş diyormuş, bak ne güzel villamız oldu. Teslim ettikleri evler de belli. Bu dil doğru değil.

-İmar affının mimarı Murat Kurum’u İstanbul’a getirip aday yapıyorsun. Yahu bir imar affı çıktı internet üzerinden başvuru aldılar. Parayı aldılar. Kurum’a sormak istiyorum: İnternet üzerinden başvuru aldığın binalara bir görevli baktı mı? Bakmadı.

-Sonra deprem felaketi geldi. Bu Kurum, bir tane daha imar affını hazırlıyordu. İşte felaket, İstanbul için de başka bölgeler için de bağıra bağıra geliyor. Hala bu ülkenin Cumhurbaşkanı oy peşinde. Hala geç kalınmış sayılmaz. Gelin deprem bölgesini yeniden inşa edelim.

“TERÖRÜ HER TÜRLÜSÜNÜ BİR KEZ DAHA LANETLİYORUM

Dün Çağlayan Adliyesi’nde alçak bir saldırı vardı. Terörü her türlüsünü bir kez daha lanetliyorum. Geçmiş olsun diyorum ülkeme.

“BAŞTAN DEĞERLENDİRİLEBİLİR”

(Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı ve adayı Lütfü Savaş ile ilgili soru üzerine)

-Hatay’da yaşananlar, halkı bizim için çok önemli. Onların verdiği tepki, her konudaki tepki başımızın üzerinde. Adayla ilgili Hatay’ın genelinde bir sıkıntı varsa partinin yetkili kurulları bunu değerlendirecektir.

-Biz, Hatay halkından da ülkemizdeki yurttaşlarımızdan da büyük değiliz. Onların bu konudaki eleştirileri bizim başımızın tacıdır. O yüzden partinin yetkili kurulları, bu konuyu enine boyuna değerlendirip belki hemen iki, üç gün içerisinde kapsamlı bir anket yapıp bir karar verecektir. Genel Başkanımız da dün sahadaydı, insanları dinledi, tüm eleştirileri not aldı. Partinin yetkili kurulları doğru, yerinde bir karar verecektir.

-Türkiye’nin her yerinde anketler yapıldı. Tüm adaylar değerlendirildi. Lütfü beyle ilgili toplumun bir kısmı evet burada bir sorun var, eksiklikler var yine o çözecektir dedi. Bir kısmı gerçekten tepki verdi.

-Tüm adaylar için oranları aldık bunlar tartışıldı ve aday yapıldı. Ama gördüğüm kadarıyla aday yapıldıktan sonra tartışmalar büyüdü.

-Bu yüzden yeni bir değerlendirme, aday yapıldığıyla bugün arasında insanların düşüncesi değişmiş olabilir. Buna saygı duyuyoruz. Bu baştan değerlendirilebilir. Buna karar verecek kurum CHP’nin MYK’sı ve PM’sidir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/lutfu-savasin-gelecegini-anket-belirleyecek/feed/ 0