MUĞLA’nın Bodrum ilçesinde, dün akşam saatlerinden beri aralıklarla etkili olan sağanak nedeniyle su basan 60 ev ve 2 iş yerinde tahliye ve temizlik çalışmaları sürerken, suyla dolan yollarsa tekrar trafiğe açıldı.
Bodrum’da dün akşam saatlerinde başlayan ve aralıklarla etkili olan kuvvetli sağanak nedeniyle ev ve iş yerlerini su bastı, yollar trafiğe kapandı. Sabah saatlerinden itibaren Bodrum Kaymakamlığı, AFAD, Bodrum Belediyesi, MUSKİ, Bodrum Gönüllüleri Derneği olmak üzere yaklaşık 250 personel 80 araçla taşkınların yaşandığı bölgede aralıksız çalışma yürüttü. Öte yandan, Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit ve Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci selin yaşandığı bölgelerde incelemelerde bulundu. Kadıkalesi’nde bir sitedeki 18 ev, Akyarlar mevkisindeki bir sitede bulunan 12 ev sular içinde kalırken, bölgede temizlik çalışması ve su tahliyesi başlatıldı. Ayrıca yarımada genelinde 30 ev ve 2 iş yerini de su bastı. Ekiplerce tahliye ve temizlik çalışmaları aralıksız sürerken, kapanan yollar temizlenerek trafiğe açıldı.
Site görevlisi Ömer Güney, “Site içerisinde su bir metreye kadar ulaştı. Bizim evimiz komple su altında kaldı. Tüm eşyalarımız battı. Şu an suları çekiyorlar. Burası yazlık site, şu anda yaşayan yok. 18 dairenin 18’i de su içinde. Ev sahiplerine haber verildi” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HASTANE VE FAKÜLTELERDE YAŞANAN USULSÜZLÜK İDDİALARI BİR BİR ARAŞTIRILMALI!”
“Yenidoğan Çetesi” olarak adlandırılan çetenin ardından gündeme gelen sağlık kurumlarındaki usulsüzlüklere dair konuşan Dinç, kendilerine iletilen bazı iddiaları kamuoyuyla paylaşarak yetkililere seslendi: “Bu çetenin kendi menfaat ve çıkarları için akla-hayale gelmeyecek şekilde masum bebekleri katlettiklerini hepimiz gördük. Sağlık kuruluşlarında yaşanan ahlaksızlık ve usulsüzlüğe millet olarak hepimiz şahit olduk. Bu olayın açığa çıkması sonrasında bazı fakültelerde yaşanan sıkıntılarla ilgili iddia ve talepler tarafımıza iletildi. Fakülte ve bağlı bulunduğu üniversitenin ismini vermiyorum ama bize iletilen iddiaları dile getirmek istiyorum.
Fakültelerde doktorların, öğretim görevlilerinin malzeme parası adı altında yasa dışı bir şekilde astronomik rakamlarla hastalardan ücret talep edildiğine dair iddialar var. Bu ücretler hastanelerdeki aracılar üzerinden veya hastane dışındaki danışmanlık merkezi olarak gösterilen yasa dışı muayenehanelerden bu ücretlerin tahsil edildiği iddiaları bize iletildi. Ayrıca hastanenin imkânlarını, alet ve edevatını kendi özel muayenehanelerinde kullandıklarına dair de iddialar var. Sağlık personeli tarafından hastalarla ilgilenmek yerine estetik işlemler yapıldığı, yasa dışı olarak heyet raporları verildiği, ameliyathanelerdeki randevuların bile satıldığı ve ücretini ödemeyen hastaların ücreti ödeyene kadar ameliyatlarının ertelendiği gibi ciddi iddialar var. Ayrıca öğretim görevlilerinin derslere girmediği, asistanların eğitimsiz bırakıldığı konusunda da ciddi iddialar var. Yetkililerin tüm bunlara rağmen herhangi bir yaptırımda bulunmadığına dair de iddialar var. Bu iddialar tek tek araştırılmalı, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı bu iddiaların üzerine gitmeli ve görevini suiistimal eden her kim varsa hesabını vermelidir. Tabii bunları söylerken tüm sağlık çalışanlarını ve öğretim görevlerini töhmet altında bırakmak istemiyorum.”
“GAZZE’NİN KUZEYİNDE CİDDİ KATLİAMLAR YAŞANIYOR”
Filistin’de yaşanan soykırımın halen devam ettiğini belirterek sözlerine devam eden Dinç, “Bir yılı aşkın bir süredir Filistin’de kadın, çocuk ve siviller katlediliyor. Bununla birlikte 2 aydır Lübnan’da işgal güçlerinin saldırıları sonucu katliamlar yaşanıyor. İşgal güçleri, 2 aydır gerçekleştirdikleri saldırılara rağmen Lübnan’da bir köy dahi elde edemediler, o bölgede bir tampon bölge oluşturamadılar ve bundan dolayı ateşkes yapmak zorunda kaldılar. Bu kazanım, siyonist terör şebekesine karşı diz çökmeyen Lübnan halkınındır. Siyonist rejim, Lübnan’da bir ateşkes yaptı ama Gazze’de halen soykırımlarına devam ediyor. Özellikle Gazze’nin kuzeyinde ciddi katliamlar yaşanıyor. Gazze’nin kuzeyinde açlık krizi ile birlikte sağlık krizi de başlamış durumda. 7 Ekim Aksa Tufanı’ndan günümüze Gazze’de bin 50 sağlık çalışanı şehit edildi, 310 tanesi de işgal güçlerinin zindanlarında esirdir. Tüm bu saldırılara rağmen sağlık çalışanları hiçbir şekilde pes etmiyorlar. İnsanlığın onuru ve haysiyeti için mücadelelerine devam ediyorlar.” diye belirtti.
“ACİL BİR ŞEKİLDE GAZZE’DE İNSANİ YARDIM KORİDORU OLUŞTURULMALI”
Kuzey Gazze’de yaşanan ilaç sıkıntısını bir kez daha dile getiren Dinç, kronik hastaların tedavi edilemediğini, halkın kirli suyu tüketmek zorunda kaldığını ve oluşan çöp yığınlarından dolayı salgın hastalıkların baş gösterdiğini söyleyerek şunları kaydetti:
“Siyonist terör şebekesinin sağlık hizmetlerini hedef alması, Gazze’deki tüm insanları yok etmek istediği anlamına gelmektedir. Bu yüzden acil bir şekilde Gazze’de insani yardım koridoru oluşturulmalıdır. O bölgeye tıbbi malzemeler gönderilmelidir. Sağlık çalışanları o bölgeye ivedilikle gitmelidir. Gazze’de kronik hastalığı bulunanların o bölgeden tahliye edilip acilen tedavi altına alınması gerekmektedir. Ayrıca ateşkesin sağlanabilmesi için İslam ülkeleri tüm gücünü kullanmalı, sağlanabilecek ateşkes ile hiçbir şart ve koşula bağlanılmadan siyonist terör şebekesi o bölgeden çıkmalıdır.”
“AZAMİ SÜRE MAĞDURLARI İÇİN KAPSAMLI BİR AF ÇIKARILMALI VE BU ÖĞRENCİLER ÜNİVERSİTELERİNE DÖNÜP MEZUN OLMALI”
İç gündeme dair bazı sorun ve sıkıntıları da gündeme getiren Dinç, ilk olarak azami süre mağdurlarının sorun ve taleplerini dile getirerek, “2014 yılında çıkan bir yasaya göre; 2 yıllık üniversite okuyanlar 4 yıl içerisinde, 4 yıllık üniversite okuyanlar 6 içerisinde, 6 yıllık üniversite okuyanlar ise 9 içerisinde mezun olması gerekiyor. Ancak ülkemizde önce pandemi sonra büyük bir deprem yaşandı. Ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşandı. Tüm bunlara bağlı olarak öğrencilerimiz bu süreçlerde okullarından mezun olamadılar. 2022 yılında bir af çıktı ancak bu af kapsamlı olmadığı için genel olarak tüm öğrenciler bu aftan yararlanamadı. Bu öğrencilerimizin mağdur olmaması için, kapsamlı bir af çıkarılmalı ve üniversiteden mezun olması gereken öğrencilerimiz tekrardan üniversite kayıtlarını yaparak öğrenimlerine devam etmesi sağlanmalı.” dedi.
“MERSİN, ADANA VE ANTALYA GİBİ İLLERDE HER YAĞMUR YAĞDIĞINDA SEL FELAKETİ YAŞANIYOR”
Son olarak bazı illerde yaşanan bir takım sorunları da gündeme getiren Dinç, bazı illerde yaşanan sel felaketlerinin önüne geçilmesi için, “Mersin, Adana ve Antalya gibi illerde her yağmur yağdığında sel felaketi yaşanıyor. Her yağmur yağdığında sel felaketinin yaşanmaması için altyapı ile ilgili ciddi çalışma yapılmalı. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması için yağan yağmur sularının tahliye edilmesine yönelik ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor. Yağmur yağmadan önce erken uyarı sistemi geliştirilmeli ve önlemlerin önceden alınması gerekiyor. Mazgal ve kanalizasyon giderlerinin temizlenmesi gerekiyor. Önceden yaşanan sel felaketleri göz önünde bulundurularak bir daha bu tür felaketlerin yaşanmaması için tedbirlerin alınması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
“SUYUN DAR GELİRLİ VATANDAŞLARA BİR MİKTAR BELİRLENEREK ÜCRETSİZ OLARAK VERİLMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF SU FİYATLARI HER YIL ASTRONOMİK BİR ŞEKİLDE YÜKSELMEKTE”
“Adana ve Mersin’deki su fiyatlarının diğer çevre illerdeki su fiyatları arasında astronomik farklar var.” diyerek sözlerine devam eden Dinç, “Mersin’de şu an su birim fiyatı 27,15 TL’dir. Bir ay sonra bu rakam 36,20 TL olacak. Adana’da da şu an su birim fiyatı, 17,85 TL’dir. Hatay’da ise bu rakam 7,63 TL’dir. Birbirine yakın farklı illerin arasında tüketilen suyun fiyatının bu kadar astronomik derecede farklı olması herhangi bir mantık sığmaz. Bu fiyatlar arasında neden bu kadar fark olduğunu soruyoruz ve cevabının şeffaf bir şekilde açıklanması gerektiğini belirtiyoruz. Ayrıca temel bir ihtiyaç olan suyun dar gelirli vatandaşlara bir miktar belirlenerek ücretsiz olarak verilmesi gerekmektedir. Fakat biz bunu beklerken maalesef su fiyatları her yıl astronomik bir şekilde yükselmektedir. Buna yönelik tedbirlerin alınıp düzenlemelerin yapılması lazım. Bu konuda seçim döneminde belediye başkanlarının vaatlerini uygulamaya koymaları gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
“DİYARBAKIR-SİLVAN KARAYOLU’NDA ASFALTIN YAPISINDAN KAYNAKLI KAZALAR YAŞANIYOR, ARAÇLAR ZARAR GÖRÜYOR”
Dinç sözlerini “Diyarbakır-Silvan Karayolu’ndaki asfaltın yapısı ve kullanılan mıcır dolayısıyla bu yolu kullanan araçlar kaza yapıyor, can kayıpları yaşanıyor. En basiti olarak araçlarının camı kırılıyor. Bu konu ile ilgili Karayolları Müdürlüğü denetlemelerini yapmalı, sorunlar her neyse tek tek tespit edilip vatandaşların mağduriyeti giderilmelidir.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 6 Şubat depremlerinde 75 depremzedenin arama çalışmalarının devam ettiğini açıkladı. Yerlikaya, “Asrın Felaketi olan Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinden; 14 milyon insanımız derinden etkilendi. 53 bin 725 can kaybı yaşandı, 107 bin 213 kişi yaralandı. Depremden sonra 161’i çocuk, 379’u yetişkin 540 depremzede hakkında kayıp müracaatı yapıldı. Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde yürütülen çalışmalar neticesinde, DNA eşleşmesi, ölüm tespiti ve ölüm karinesi düzenlendi. Bu çalışmalar sonrası 13 Kasım 2024 tarihi itibarıyla 30’u çocuk, 45’i yetişkin olmak üzere toplam 75 depremzedenin arama çalışmaları devam ediyor. Arama çalışmaları devam eden 75 depremzedenin 50’si Türk vatandaşı, 25’i yabancı uyrukludur” dedi.
“Deprem davalarında adalet ne zaman tecelli edecek?”
Yerlikaya’nın konuşması sonrasında Adalet Peşinde Aileleri Platformu, sosyal medya hesabı üzerinden konuya tepki gösterdi. Platformun açıklaması şöyle:
“21 ay sonra hala kayıplarımız var: Neden?
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 6 Şubat deprem kayıplarına ilişkin ’30’u çocuk, 45’i yetişkin olmak üzere toplam 75 depremzedenin arama çalışmaları devam ediyor’ bilgisini paylaştı.
Arama çalışmalarının 21 ay sürmesi, koordinasyon eksikliği, yetersiz kaynak kullanımı ve şeffaflık sorunlarını gündeme getiriyor.
Soruyoruz: Neden bu insanlar hala bulunamadı?, 21 ayın sonunda depreme dair kaç dava açıldı? Kaçının ‘daha’ soruşturması bitmedi? 11 ilde 53 bin insanın öldüğü depremde sadece 42 kamu görevlisi mi yargılanıyor? Firari suçluları ne zaman mahkemeye çıkaracaksınız? Deprem davalarında adalet ne zaman tecelli edecek? Yetkililer, bu sorulara yanıt vermek ve sorumluluk almak zorunda.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL’A YAĞIŞ UYARISI
Ülke genelinde bir süredir yağışlı hava etkisini gösterirken, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yeni uyarı geldi. Aralarında İstanbul’un da olduğu 22 ilde kuvvetli yağış beklendiği belirtildi.

22 İLE SARI KOD, 2 İLE TURUNCU KOD
Meteoroloji’nin verilerini paylaşan AFAD yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Meteoroloji’den alınan son bilgilere ve yapılan değerlendirmelere göre; 2 ilimize Turuncu, 22 ilimize ise Sarı kod ile yağış uyarısı yapılmıştır. Kırklareli, Tekirdağ’a turuncu uyarıda bulunulmuştur. Sarı uyarıda bulunulan iller ise Kastamonu, Karabük, Bolu, İstanbul, Sinop, Çankırı, Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Ardahan, Artvin, Kars, Edirne, Konya, Antalya, Isparta, Afyonkarahisar, Denizli, Burdur, Manisa şeklindedir.
2 İLDEN 57 İHBAR ALINDI
Turuncu yağış uyarısı verilen 2 ilimizden toplam 57 ihbar alınmıştır. Karabük ilimizde 5 vatandaşımızın tahliyesi gerçekleştirilmiştir. Vatandaşlarımızın ani sel, su baskını, heyelan, yıldırım, yerel dolu yağışı, ani kuvvetli rüzgar ve kısa süreli fırtına ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli olmasını önemle hatırlatıyoruz.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Marmara Depremi’nin en çok etkilediği kentlerden biri olan Yalova’da felaketin 25. yıl dönümü nedeniyle anma programı düzenlendi. 2 bin 504 kişinin hayatını kaybettiği kentteki anma programı sessiz yürüyüşle başladı. 15 TemmuzDemokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayan yürüyüş 17 Ağustos Deprem Anıtı’nda sona erdi. Anma programı Deprem Anıtı’nda düzenlenen etkinlikle devam etti. Anıt içinde yer alan deprem fotoğraflarının sergilendiği 03.02 ve 45 saniye salonlarında yaşanan çatlak nedeniyle tedbir amaçlı ziyarete kapatıldı. Bunun yerine vatandaşlar anıtın çevresinde açılan fotoğraf sergisini gezdi.
Vali Kaya’dan kentsel dönüşüm çağrısı
İl protokolüyle sergiyi gezen Yalova Valisi Hülya Kaya, daha sonra anı defterine duygu ve düşüncelerini yazdı. Ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Kaya, şunları kaydetti:
“1999 depreminde kaybettiğimiz yakınlarımızı, kardeşlerimizin hakikaten acısını aynı şekilde bugün hep birlikte hissettiğimizi görüyoruz. Allah gani gani rahmet eylesin. Yakınlarına da sabırlar diliyoruz. Bugünlerin bizim için önemi var. Deprem gerçeğini hayatımızın bir parçası haline getirmek zorundayız. Atacağımız her bir adımda, yapacağımız her bir planda artık deprem gerçeğini unutmadan hayatımızı planlamak, alacağımız kararları, yapacağımız işleri ona göre değerlendirmek durumundayız. Yalova’nın da bir deprem gerçeği var. Dolayısıyla biz hem valilik, belediye, tüm kamu kurum ve kuruluşları olarak her türlü tedbiri almak, riski azaltmak zorundayız. Dolayısıyla bugün yapmış olduğumuz yürüyüş, panel, anma programında bu kadar insanı bir araya getirmemizin de nedeni bu aslında. Sadece bu kamunun yapacağı yatırımlarla, alacağı tedbirlerle de halledebileceğimiz şeyler değil. Dolayısıyla ben Yalovalı hemşerilerimize de sesleniyorum, deprem gerçeğini bir şekilde eğer riski azaltacaksak beraber azaltabiliriz. Yani afet olduktan sonra kurtarma operasyonlarıyla bir şekilde biz göçük altına kalan vatandaşlarımızı kurtararak bunu yönetemeyiz. Dolayısıyla riski azaltmamız lazım. Yalova’nın gerçeği bir sıvılaşma zemini var. Çok riskli bölgelerimiz var. Çok eski binalarımız var. Dolayısıyla bu eski bina stokunu biran önce kentsel dönüşümle yenilememiz gerekiyor. Şunu artık istemekten vazgeçmeliyiz. Benim 150 metrekare dairem var. Bir metrekare eksilmeyecek. Hatta bunun üzerine verilecek. ‘Ben bu işten nasıl karlı çıkarım.’ düşüncesini bir kenara bırakıp depreme dayanıklı, sevdiklerimizi deprem olduğunda kaybetmeyeceğimiz, riski azalmış kentler oluşturmamız lazım. Dolayısıyla bunu hep beraber yapacağız. Herkes taşın altına elini koymalı. Dolayısıyla işi sadece kamudan beklememeliyiz. Bunu hep beraber başarmalıyız. Bundan sonraki süreçte özellikle riskli alanlar ilan ettiğimiz bölgelerde vatandaşlarımızdan anlayış ve bize yardımcı olmalarını istiyoruz. Şuan Bağlarbaşı kentsel dönüyüm noktasında güzel bir örnek. Bunu diğer mahallelerimize de uygulamak, yaygınlaştırmak istiyoruz. Dolayısıyla 1999’daki depremde yaşadığımız bu acıyı tekrar yaşamamak adına hep birlikte, beraber bu yolda var mıyız? diyoruz.”
Ardından deprem eğitimin verildiği programda Yalova Müftülüğü görevlileri ise Kuran-ı Kerim ve ilahiler ve dualar okudu.
Saatler depremin yaşandığı 03.02’yi gösterdiğinde ise depremde yakınlarını kaybeden vatandaşlar sevdiklerinin isimlerinin yazılı olduğu mermer blokları karanfil bıraktı. – YALOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>23 İLDEN EKİPLER YANGIN BÖLGESİNDE
Bolu’nun Göynük ilçesinde dün başlayan orman yangınına müdahale için Bolu, Adana, Amasya, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Denizli, Eskişehir, Giresun, Isparta, İstanbul, Kastamonu, Kayseri, Konya, Kütahya, Muğla, Samsun, Sivas, Sakarya, Sinop, Trabzon ve Zonguldak’tan Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı ekipler sevk edildi. Yangına, 166 arazöz, 8 iş makinesi, 13 yangın söndürme helikopteri ve yaklaşık 1000 yangın söndürme personeli ile müdahale ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki Yamanlar Dağı’nda çıkan orman yangınında havadan ve karadan müdahale sürüyor. Alevler, Karşıyaka Seyir Tepesi’nin alt tarafında yer alan Karşıyaka Belediyesi’nin şantiyesi ile özel bir işletmeye bağlı ayrıştırma tesisine kadar ulaştı. Birçok iş yeri yanarken, yoğun duman gökyüzünü kapladı. Sanayi sitesinin bir bölümü boşaltıldı. Veteriner İşleri ve Halk Sağlığı Daire Başkanlığı ekipleri de Karşıyaka ve Bayraklı belediyelerinin barınaklarındaki 600 kadar sokak hayvanını tahliye etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>