
Erol Özkasnak
İKİ GÜN SONRA HABER
Yaklaşık bir ay önce cezaevinde kalp spazmı geçiren Emekli Orgeneral Çetin Doğan, 22’ye çıkan tansiyonla hastaneye götürüldü. Ancak götürüldüğü ilk hastaneye alınmayan Doğan, daha sonra İzmir’de başka bir hastaneye kaldırıldı. Cuma günü kalp spazmı geçirmesine ve hastaneye götürülmesine karşın, eşi Nilgül Doğan’a ancak pazartesi günü öğleden sonra haber verildi. Hastanede safrakesesine stent takıldı, daha sonra stent çıkarılıp antibiyotik tedavisine geçildi. Halen kanında normalin 5 katı iltihaplanma bulunduğu saptanan, Doğan’ın böbrek ve kan değerleri de bozuldu. Bunlar normale dönünce safrakesesi ameliyatı olacak.

Fevzi Türkeri
HER AN ÜST ARAMASI
Hastanede Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan’ın refakatçi kalmasına izin verildi. Doğan’ın yanında bir bayan, bir erkek infaz koruma memuru bulunuyor. Nilgül Doğan’ın dışarı çıkıp içeriye girişinde de üst araması yapılıyor. İki bölmeli olan odanın bir bölümünde Çetin Doğan ve erkek infaz koruma memuru kalırken, Nilgül Doğan ile kadın infaz koruma memuru da aynı bölümde geceyi geçiriyor. Cezaevi yetkilileri her türlü güvenlik önleminin alındığını, Doğan’ın geçmişte yaptığı görevler nedeniyle daha hassas korunması gerektiğini belirttiler. Doğan, Diyarbakır’da Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı olarak sınır ötesi operasyonları da yönetmiş, bölücü terör örgütüne önemli darbeler indirilmesini sağlamıştı.

Temel Özkaynak
JANDARMA NÖBETTE
Nilgül Doğan’ın, Çetin Doğan’ın bulunduğu odada telefonla konuşması da yasak. Telefonu jandarmanın bulunduğu odada şarj ediliyor. Doğan için hastane odasında önlem alınırken, odanın kapısında da 24 saat esasına göre jandarma nöbet tutuyor. Jandarma sayısı bazı günler 5 kişiye çıkarılıyor. 28 Şubat Davası kapsamında halen biri sivil olmak üzere 16 kişinin yargılaması devam ediyor. Cezaevinde 966 gündür tutulan Çetin Doğan 84 yaşında. Sincan Cezaevi’nde tutulan Yıldırım Türker 83, Fevzi Türkeri 82, Cevat Temel Özkaynak 79, Erol Özkasnak ise 78 yaşında.

Yıldırım Türker
Nilgül Doğan’dan ‘idam’ benzetmesi

Nilgül Doğan, 84 yaşındındaki eşi Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın tahliye edilmemesinin adeta idam cezasına mahkum edilmesi olarak yorumladı. SÖZCÜ yazarı Rahmi Turan’ın köşesinde yer alan sözlerine Nilgül Doğan “Eşim aleyhine verilen müebbet hapis cezası, fiilen idam cezasına dönmüş durumdadır. Hasta olan eşim, bir kriz anında hastaneye yetiştirilemeyeceği için, idam cezasının infazı hücresinde gerçekleşecektir” dedi.
]]>Tartışma büyüyünce taraflar, mekanın önüne çıktı. Bu sırada 2 kişinin kendisine silah çektiğini söyleyen Doğan, otomobilinden tabancasını aldı. İddiaya göre; çevredekiler, Doğan’ın elinden silahını almak istedi, arbede çıktı.
Arbedede Doğan’ın tabancası ateş aldı. Bu sırada açılan ateşte Diyarbakır Barosu’na kayıtlı Avukat Armanç Arkaş, ağır yaralandı. Arkaş, hastanede hayatını kaybetti, Abdurrahman Doğan tutuklandı.

TANIKTAN MAHKEMEYE DİLEKÇE
Abdurrahman Doğan hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemi ile iddianame hazırlandı. İddianame, 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılama sonunda Doğan ‘olası kastla adam öldürme’ suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Karar, istinaf mahkemesine taşındı. İstinaf da kararı bozup, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. İkinci yargılamanın sonunda, 16 Şubat 2022’de Doğan, tanık beyanı ile bu kez ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf ve Yargıtay’ın onaması ile Doğan’ın müebbet hapis cezası kesinleşirken, tanık Tuğba K. 10 Ocak 2024’te yargılamanın yapıldığı 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe yazıp, Arkaş’ın bir dönem stajyeri olduğu sonra da beraber çalıştığı avukat Ö.Ş.’nin tehditleriyle yalan beyanda bulunduğunu ve pişman olduğunu söyledi. Tuğba K., 11 Ocak’ta da savcılığa ifade vererek, avukat Ö.Ş.’den şikayetçi olduğunu söyledi.

‘BASKI VE TEHDİTTEN DOLAYI GERÇEK İFADEMİ VEREMEDİM’
Tuğba K. dilekçesinde, şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce verdiğim ifademle ilgili vicdanen rahatsız olduğum için bu dilekçeyi yazma gereğini duyuyorum. Hakkında ifade ve şahitlik ettiğim Abdurrahman Doğan ile ilgili psikolojik olarak kendimi rahatsız hissettiğim için mahkemenin olduğu tarihte bazı baskı ve tehditten dolayı gerçek ifademi veremedim.
Olaydan önceki dönemde Ö.Ş. ile yakinen ilişkimiz vardı. Şahitlik yapmam hususunda kendisiyle ilişkim olduğunu, beraber çekilmiş özel görüntülerimizi imam nikahlı eşim V.S.’ye ve sosyal medyaya atacağını söyleyerek, beni tehdit ederek zorladı. Ben görüntülerimi paylaşmasın diye korkudan onun istediği şekilde ifade verdim. Adamın müebbet hapis cezası aldığını Ö.Ş., bana söylediğinden beri günlerdir uyuyamıyorum, vicdan azabı çekiyorum.
Daha önce vermiş olduğum ve daha önce şahitlik etmiş olduğum bu davanın doğru olmadığını beyan ederek tekrar asıl gerçek ifademin alınmasını istiyorum. Ö.Ş., bana ilk mahkemenin verdiği cezanın az olduğunu söyleyip daha fazla cezayı alması için elinden geleni yapacağını, tanıdıklarının olduğunu söyleyip ‘en ağır cezayı aldıracağım’ dedi.
Ö.Ş., evimin olay yerine yakın olduğunu söyleyip, olayla ilgili şahitlik etmem için zorladı. Ben olayın olduğu gece evde olup ama net görmediğimi söylediğim halde, ‘sen bu olaya şahitlik edeceksin ve benden haber bekleyeceksin’ dedi. Nasıl ifade vermem gerektiği konusunda 2 gün boyunca kendi evinde şantajla tutup, beni bu ifadeyi vermeye zorladı. Ben de özel görüntülerimi yayınlamasın, paylaşmasın, diye bu ifadeyi verdim. Çünkü çok korkmuştum.”
49 KEZ GÖRÜŞME YAPMIŞLAR
Dilekçenin haberleştirilmesinin ardından Ö.Ş.’nin de aralarında bulunduğu Armanç ailesinin avukatlarının yaptığı yazılı açıklamada, tehdit ve şantaj iddialarının yalan ve asılsız olduğu belirtilerek, Tuğba K.’yi tanımadıkları ve o dönem Tuğba K.’nin kendilerine gelip, tanıklık yapmak istediği kaydedildi.
Bunun üzerine Tuğba K., avukatı aracılığıyla Ö.Ş. ile yaptığı görüşmelerin HTS kayıtlarının çıkarılması talebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaptı. HTS kayıtlarına göre avukat Ö.Ş. ile Tuğba K.’nin 2023’te 49 kez görüşme yaptıkları tespit edildi.
‘VİCDANIM RAHAT DEĞİL’
Dilekçenin ve avukatların açıklaması sonrası Tuğba K., Ö.Ş. tarafından tehdit edildiğini iddia edip, “Beni tanımadığını söylüyor. Dekontlar, bana attığı paralar, videolarımız, cinayet olmadan önce arkadaşlık yaptığımız dönemlerde oturduğumuz yerler ve mekanlar var. Bunları da savcılığa sundum. Tek bir şey istiyorum; o da koruma kararı. Bir kadınım ve çaresizim, can güvenliğim yok. Ö.Ş. ile ilişkim olduğu için, çıplak görüntülerimi bana karşı kullanacağı için bu cinayeti gördüğümü söyledim. Bana, ‘Tuğba, sen bu cinayeti gördün, evinin altında oldu. Bu da benim stajyer avukatım. Sen buna karşı ifade ver yoksa eski kocana karşı fotoğraflarını gönderirim’ dedi. Ben de o zaman çok korktum. Görüntülerimi kullanarak, sırf kendisiyle görüştüm diye hayatımla oynuyor. Benim yüzümden bir insanın müebbet ceza yemesini istemiyorum. Mesajlar, görüntüler ve somut deliller elimde. Çok pişmanım, benim yüzümden bir insanın müebbet ceza almasını asla istemiyorum. Ö.Ş.’nin nasıl bir yalancı olduğunu da tüm Türkiye bilmeli. Vicdanım rahat değil” dedi.
Tuğba K.’nin açıklamaları sonrası avukat Ö.Ş., iddialara cevap vermedi.
]]>Sesin geldiği komiser yardımcısı Doğancan Yıldız’ın kaldığı odaya giren polis ekipleri, ilçede güzellik salonu işleten Yeşim Akbaş’ı başından vurulmuş halde buldu.
Yeşim Akbaş, yapılan ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti.
Yeşim Akbaş’ın vurulduğu tabancanın komiser yardımcısı Yıldız’a ait olduğu belirlendi.
İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından gözaltına alınan Yıldız, sevk edildiği hakimlikte adli kontrol şartıyla serbest kaldı.
Cumhuriyet savcılığının itirazı üzerine 19 Nisan’da İzmir’in Bayraklı ilçesinde gözaltına alınan Doğan Can Yıldız, tutuklandı.
ESKİ EŞİNİN BAŞINA 2 KEZ SİLAH DAYAMIŞ
Soruşturma sırasında Yıldız’ın boşandığı eski eşi Meryem Emir’i (28) defalarca darbedip, hakarette bulunduğu, hatta başına 2 kez silah dayadığı da ortaya çıktı.
Meryem Emir, yaşadıklarını 21 Şubat 2022’de Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) verdiği dilekçe ve 3 Mart 2022’de Aile içi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliği’nde verdiği ifadesinde anlattı.
Eski eşin dilekçesinde ve polisteki ifadesinde, sorunlarının kıskançlıktan kaynaklandığını belirterek, “Annesinin ısrarı ve mesleği nedeniyle zarar görmemesi için o dönemde şikayetçi olmadım” dediği öğrenildi.
‘HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI’
Salihli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlandı.
Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede, mermi çekirdeğinin Yeşim Akbaş’ın sağ temporoparietal bölgesinden girip sol temporal bölgeden vücudu terk ederek tavana çarptığı hususu dikkate alındığında; kovanın olay yerinde ne amaçla bulunduğu belli olmayan, evin tabanından da bağımsız yaklaşık 20 santim uzunluğundaki 3 santim enindeki beyaz bir mermer blok üzerinde yan yatmış şekilde, çekirdeğin de hemen bloğa bitişik vaziyette bulunmasının böyle bir pozisyonda intihar etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtildi.
Çekirdeğin sekme yönü de incelendiğinde, o pozisyonda bulunma ihtimalinin olmadığına da iddianamede yer verildi.
Ayrıca Akbaş’ın sağlak olduğu ve merminin sağ taraftan girdiği hususu nazara alındığında her iki elinden atış artığı çıkmasının mümkün olmadığı belirtildi.
‘ELİNDEKİ KAN İZLERİNİ KOLONYA İLE SİLMİŞ’
Daha önceki ifadesinde yüzündeki yaralanmayı sevdiği kedinin yaptığı ve vücudundaki izlerin görev yaptığı sırada yakaladığı suçlu ile boğuşurken olduğunu ileri süren Doğan Can Yıldız’ın, olaydan sonra hemen üzerini değiştirdiği, elinde ve tırnak aralarında bulunan kanı silmek için kolonya kullandığı vurgulandı.
Yeşim Akbaş’ın sol el tırnak aralarındaki doku örneklerinin Yıldız’ın doku örneği ile örtüştüğüne de iddianamede dikkat çekildi.
Yıldız’ın olaydan hemen sonra üzerinde gördükleri şortta ve görmedikleri ikinci bir şortta atış artığının tespit edilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu kaydedildi.
Doğan Can Yıldız’ın, görevinde kullandığı beylik tabancasıyla Akbaş’ı, başına tek el ateş ederek öldürüp, ‘Kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma’ suçlarını işlediğine yönelik yeterli delil oluşturduğu belirtildi.
Doğan Can Yıldız’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.
]]>