“DEMOKRASİ ADINA KAZANÇ”
“Yeni anayasa çalışmaları için bir takvim var mı? Yeni siyasi iklim, yeni anayasaya yakınlaşmamızı daha çok sağlar mı?” sorusunu Kurtulmuş, şöyle yanıtladı: Anayasa çalışmaları, aslında hem Türkiye’de siyasetin normalleşmesi bakımından önemli bir fırsat olur hem de bu karşılıklı normalleşme sürecinin anayasa başta olmak üzere yasama faaliyetlerinin kalitesinin arttırılması bakımından katkısı olur. Siyasi partiler arasında görüşmelerin yapılmış olması, Sayın Cumhurbaşkanımızın ana muhalefet partisinin liderini kabul etmesi ve bu görüşmenin oldukça sıcak, dostane bir ortamda geçmesi Türkiye demokrasisi adına kazançtır.
Kurtulmuş, TBMM’nin 28. Dönemi’nde halkın oylarının yüzde 95’inin temsil edildiğine; 14 siyasi parti ve 6 siyasi parti grubunun bulunduğuna işaret ederek, “Çok sesliliğe açık bir parlamentomuz var. Eğer burada partiler bir uzlaşma zemini geliştirebilirlerse bu parlamentoda istenilen bir anayasa gerçekleşebilir” diye konuştu.
“DAYATMA DOĞRU DEĞİL”
Yeni anayasa için doğru zemin ve doğru yöntemin bulunması gerektiğine dikkati çeken Kurtulmuş, bu çalışmaların doğru zemininin TBMM olduğunu söyledi. Herkesin bu konuda fikrini söyleyeceği, toplumun bütün kesimlerinin anayasayla ilgili külli bir fikri de dile getirebileceğini anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
– İsteyen istediği maddelerle ilgili teklifler de yapılabilir. Bunun için parti ziyaretlerinden sonra sivil toplum kuruluşlarının, hukuk camiasının, üniversitelerin, kanaati olan grupların da fikirlerinin alınması için zemini düzgün bir şekilde oluşturmaya gayret edeceğiz. Ayrıca bu tartışmalar yapılırken doğru bir yöntemin tespit edilmesi lazım. Açıkçası şuna başından itibaren özen gösteriyorum. Doğru zemini, doğru yöntemi söylüyorum ama ‘Şu yöntemle yapacağız.’ ya da ‘Şöyle olması gerekir.’ diye bir dayatmayı ortaya koymanın doğru olmadığına inanıyorum. Partilerle görüşmelerimizi tamamladıktan sonra yönteme ilişkin belki teklifler talep edeceğim.
“ESAS TARTIŞMA KONULARA GİRİNCE ÇIKACAK”
Kurtulmuş, yeni anayasa konusunda yaptığı görüşmeler anımsatılarak, yapıcı görüşmeler olup olmadığı sorusunu, “Şimdiye kadar ziyaret ettiğim partiler, anayasa çalışmaları için kapıyı açık tutmuştur. Yani iyi karşıladılar, çok olumlu görüşmeler oldu. Ama tabii ki anayasa görüşmelerinde yöntemi bulunduktan sonra esas tartışma, konulara girildikçe ortaya çıkacaktır” diye yanıtladı.
Kurtulmuş, “Anayasa’nın değişmesi gerektiğini düşünüyorlar mı?” sorusuna karşılık, “Tabii ki. Zaten bu siyasi partilerin tamamı kendi programlarında da anayasa değişikliklerinden bahsetmişlerdir. Dolayısıyla bu bir fantezi değil, bu bir hayal değil. Olabilir. İlk turdaki görüşmelerimizi çok sıcak, çok olumlu gördüm. Ümit ediyorum ki sonuç alırız” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, yeni anayasanın tartışılacağı yerin Meclis çatısı olduğunu belirterek, “TBMM, anayasa yapma iradesine de gücüne de yetkisine de sahiptir. Bu süreci kimsenin zehirlemesine müsaade edilmemesi lazım” dedi.
FİLİSTİNLİ AKADEMİSYEN ÇAĞRISI
Kurtulmuş, Filistin’e destek verdiği için okuldan uzaklaştırılan üniversite öğrencileri ve akademisyenlerle ilgili de çağrısını yineledi:
– Dünyanın dört bir tarafında şu anda siyonizmin baskılarıyla işini bırakmak zorunda kalan öğretim üyelerinin, akademisyenlerin tamamına çağrıda bulunuyoruz. Dünya üniversitelerinde siyonist baskılar yüzünden işinden atılan insanlara Türkiye üniversitelerinin kapıları açıktır.
]]>Gürsel Aksel Stadı’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen Ankersen, “Yakaladığımız başarıyı ve Süper Lig’e çıkmayı kutluyoruz” dedi. İzmir’e gelmeden önce Göztepe’nin çok ilgisini çektiğini anlatan Ankersen, “Göztepe ile ilgili en çok ilgimi çeken tesisleri, antrenman sahaları, Gürsel Aksel Stadı ve Şampiyonlar Ligi’ni hak eden taraftarıydı. İzmir gelişmeye açık kapasitede bir şehir. Sport Republic olarak bu potansiyeli gördük ve böyle bir yatırımı yaptık. 2 yılı tamamladık, temelleri oturttuk. Üstün çalışmalarımızla yolculuğumuzun ilk kısmı tamamlandı. Artık ikinci kısma geçiyoruz. Tüm şehrin desteğini ve muhteşem kutlamaları görüyoruz, sıcaklığı görüyoruz. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde yolumuza çok çalışarak devam edeceğiz” diye konuştu.
“FUTBOLDA PARA OYNAMAZ”
Rasmus Ankersen altyapıyla İlgili çalıştıklarını belirterek, “Biz altyapıya yatırımlar yapmak istiyoruz. Genç yetenekleri keşfetmek istiyoruz. Maalesef altyapı tesisi sıkıntımız var. Şehrin desteğini, yetkililerin desteğini istiyoruz. Doğru tesis için doğru alanlar olmalı. Yönetimle de konuşuyoruz ancak kesinlikle altyapıyla ve tesisleşmeyle ilgili desteğe ihtiyacımız var. Para futbolda önemli ama tek şey değil. Teknik direktörümüz Stanimir Stoilov hocanın bir lafı vardır, ‘Futbolda para oynayamaz’ diye. Futbolda olay doğru oluşum, doğru kültür ve doğru seçimdir. Para dışında farklı yöntemlerimiz var. Türk futbolunun yaşadığı sorunlardan bir tanesi, futbol sadece transferler üzerinden okunmaya çalışılıyor. Birçok iyi oyuncuyu bir araya getirisiniz ama doğru plan yoksa başarı gelmez. Türkiye’de bu eksik, dünyada da bu eksik” ifadelerine yer verdi.
“DOĞRU TRANSFERLER YAPMAK ZORUNDAYIZ”
Başarılı bir futbol takımı yönetmek için çok bileşenin olduğunu söyleyen Rasmus Ankersen, “Öncelikle futbolda nasıl oynamak istiyoruz bunu iyi bilmek lazım. Oyuncularınız ve takımınız sizin ürününüz. Buna uygun olarak doğru transferler yapmak zorundasınız. Bu da futbol kültürünüzü, yapılanmanızı oluşturacak. Oyuncu iyi olabilir ama doğru oyuncuyu bulmak gerekli, bu teknik direktör için de gerekli. Biz hoca değişikliğine gittik. Biraz daha fazlasına ihtiyacımız vardı. Eski teknik direktörümüz Radomir Kokovic de burada istikrarlı işler gerçekleştirdi. Başarılı olmak adına birçok bileşen var. Doğru oyuncuyu ve doğru hocayı buluşturmak bunların başında. Teknik futbol oynamak istiyorsanız teknik oyuncuları seçeceksiniz, fizik olarak iyi olacaksanız fiziği güçlü oyuncuları getireceksiniz. Bunu mimarlık gibi düşünüyoruz.”
“ÇOK BÜYÜK İSİMLER GÖRECEĞİMİZİ SANMAM”
Futbolcu yetiştirmenin en büyük hırsları olduğunu vurgulayan Ankersen, “Göztepe’de bu konuda başarılı olduk. En büyük hırslarımızdan biri en iyi Türk futbolcuları yetiştirmekti, bunda başarılı olduk. Önümüzde Taha örneği, Ümit örneği var. Yurt dışından getirdiğimiz Antony Dennis de iyi bir örnek. Yetenek geliştirme adına Afrika’dan önemli oyuncular bulmaya çalışıyoruz. Bu stratejiye devam edeceğiz. Biz Göztepe için aç, potansiyeli yüksek gençleri getirmek için çalışıyoruz. Onlara Süper Lig’de şans vermek için her şeyi yapacağız. Çok büyük isimler göreceğimizi düşünmüyorum. Bizim çalışma prensibimiz bu değil. Geçmişinde oyuncu çok iyi şeyler yapmış olabilir ama bu gelecekte başarılı olacağı anlamına gelmez. Biz potansiyele odaklanıyoruz. Biz oyuna uygun oyuncalara odaklanıyoruz. Bizim şiddetli, agresif oyun anlaşımız var. Futbolcu seçerken bu oyun tarzını sahaya yansıtacak oyunculara odaklanacağız” açıklamasında bulundu.
]]>Avcı, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, Samsunspor’un çok basit ama güçlü bir oyunu olduğunu dile getirdi.
Rakibin aynı oyunu hem iç sahada hem de dış sahada uyguladığına işaret eden Avcı, “Yani çok basit, sade ama çok güçlü bir oyunları var Samsunspor’un. Bizim maça gelmeden evvel, yanlış hatırlamıyorsam 11 maçın 7’sini içeride kazanmış, tek mağlubiyeti var. Oyunu basit ama doğru ve bunu şiddetli şekilde uygulayan bir takım. Direkt oyunları var ve özellikle burada ikinci topa yanaşmak, ondan sonrasında yapılacak ortalar, bir de rakip arkası şiddetli yapacağı koşullar vardı. Bu plan her maç böyle yani burada da dışarıda da oynadıklarında bunu kendi güçlü oyunlarını oynatıp bunu yansıtıyorlar. Biz buna özellikle oyunun başlangıcında doğru cevap veremedik.” ifadesini kullandı.
“HİÇ ŞIK OLMADI”
Avcı, oyuna girmek için birtakım denemelerinin olduğunu ancak arkasından penaltı geldiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Arkasından da bizim gibi takıma yakışmayacak bir organizasyon bozukluğundan dolayı yediğimiz bir gol oldu. Rakip 2-0 öne geçti. Sonrasında golü de bulduk. Tam oyuna tutunacakken kornerden bu sefer kendi kalemize attığımız gol… 3-1 mağlup duruma düştük devreye girerken. Olabilir mi? Olabilir. Geçen hafta da iki farklı mağlup duruma düşmüştük. İkinci yarıda daha doğru oyun oynamamız gerekiyordu. Topa sahip miyiz? Evet topa sahibiz. Bunu da bekliyorduk zaten. Ama bunu beklerken bu oyunu oynarken özellikle oyuna genişlik verip sayısal olarak fazla girdiğimiz ceza sahasında paslar veya kısa ortalar yapmamız gerekiyordu. Rakibi böyle çözecektik, rakibin de baskı şiddeti düşecekti. Zaman zaman bunu dedik ama sonuçlandıramadık. Oyunun başından sonuna kadar net bir şekilde hem bireysel performansımızın hem de oyun performansımızın çok altında kaldık. Hiç doğru ve şık olmadı.”
“KONSANTRASYON BOZUKTU”
Ligde rakiplerden puanla önde olduklarını anlatan Avcı, “Üçüncülük anlamında lige baktığında haftaya başlarken birine 6 puan, birine 7 puan önde girdik. Rakibin bir tanesinin kazanması puan farkının 4 puana düşmesi bizi yukarıya doğru çekmesi gerekirken aşağıya doğru gitti. Konsantrasyon bozuktu. Oyunun her anını doğru oynamadık. Futbolda bazen kaybedersin. Oyunu doğru oynamaya çalışırsın ama kaybedebilirsin. Çünkü karşında da bir rakip vardır. Rakip bugün çok istedi. Fiziksel olarak bizden daha fazla mücadele etti. Daha fazla temas yaptı. Daha fazla sertlik yaptı ki normal. Biz buna hem sertlikle hem mücadeleyle doğru cevap veremedik. Onun için rakibimizi tebrik ediyoruz.” diye konuştu.
“LÜTFEN OYUNA BÖYLE BAKALIM”
Samsun’daki stadyuma ilk kez geldiğini vurgulayan Avcı, şunları kaydetti:
“Çok güzel bir ortam. Samsun bir futbolcu yeri geçmişiyle, tarihiyle…Stadyuma ilk defa geldim. Yapanların emeğine sağlık. Ama şunu da belirtmek istiyorum. Futbol bir iyileştirme gücü olan güzel bir oyundur. Bu sadece burayla alakalı değil genel olarak söylüyorum. Dilimizi, üslubumuzu değiştirmediğimiz sürece gönlümüzü dönüştüremeyeceğiz. Sonunda ölüm yoktur, kalım yoktur, savaş yoktur. Mücadele vardır. Onun için bu bir ölüm kalım maçı değildir. Bu tarihte oynanmıştır, oynanmaya da devam edecektir müsabakalar. Lütfen bu oyuna böyle bakalım. Rakibimizi yaptıkları mücadeleden dolayı tebrik ediyoruz. Bundan sonraki maçlarında başarılar diliyorum. Bizim adımıza 4 gün sonra, çarşamba günü bir adım kaldı finale, oynayacağımız kupa maçımız var. İstanbul’da oynayacağız. Şimdi buradan ne çıkartacağız? Bir sürü olumsuzluğun olduğu oyun anlamında ve performans anlamında bunu kaldırıp konsantrasyonumuz daha yüksek, doğru bir oyunla Karagümrük maçına hazırlanıp ligde de bundan sonra kalan 3 maçı en iyi şekilde tamamlayıp ligi, 3. sırada bitirmek istiyoruz.”
]]>YAĞMUR ALTINDA MİTİNG
Aytekin seçim gününü ve gelen ilk haberleri şöyle anlattı: İktidar partisi elinde devletin bir sürü olanaklarıyla sandıklara hakim olurken biz sınırlı imkânlarla bazı illerde sorunlar yaşardık. Bu da topluma ‘Sandıklara sahip çıkılmadı oylar çalındı’ diye yansıyordu. Seçim gününe hem örgüt bazında, hem müşahitler hem de avukat noktasında çok iyi hazırlandık. O gün bir sorun yaşamadık. Sabahın 06.00’sında herkes ayaktaydı. Bütün sandıklar denetlendi. Doğu’da sandıklar erken açılıyor. Sisteme girişler başladı. Telefonlar yavaş yavaş çalıyor. Ben ilk gelen haberleri çok önemserim. Hani şöyle bir inanç vardır ya nasıl başlarsa öyle devam eder diye. İlk haber Kilis il başkanımızdan geldi. Konuşmakta zorlandığını fark ettim. ‘Başkanım her şey yolunda mı, kazandık mı?’ diye sordum. ‘Kazandık’ dedi. Tek bu kelimeyi söyleyebildi. Kilis’i kazanmak partimiz için önemliydi bu güne kadar kazanmadığımız, zorlandığımız uzak bir noktaydı. Kilis’te son mitinglerden birini genel başkanımız yağmur altında yapmıştı. Genel başkanımızın seçime 10-15 gün kala mitinglerini stratejik planladık. Kazanmaya yakın olduğumuz, zorlandığımız yerlere genel başkanımızı götürdük. Bunlardan birisi de Kilis’ti. Orada bir beklentimiz vardı. Kazanmamız sürpriz olmadı. Adıyaman’da milletvekili arkadaşımız Abdurrahman Tutdere’nin kazanacağını biliyorduk. Kırıkkale, Uşak, Kütahya aynı şekilde kazanacağımızı ilan ediyorduk ve haklı çıktık.

CHP’li Aytekin SÖZCÜ Medya Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e konuştu, seçim zaferini anlattı.
SİYASAL İFLAS YAŞANDI
Türkiye’nin bugünkü siyasal düzenden rahatsız olduğunu belirten Aytekin, Türkiye’nin ittifaklardan çok şey öğrendiğini belirtti, şunları söyledi: İttifakta siyasal, rakamsal anlamda istediğimiz sonucu elde edemedik belki ama çok şey öğrendik. En başta bütün siyasi partiler, birbirlerine zıt farklı düşünen partiler bir araya geldi. Onların kitleleri de bir araya geldi. Bu bir tanışmaya vesile oldu, çok geç bir tanışmaydı. Birbirimizi anladık, tanıdık. Duygularımızı, beklentilerimizi, ihtiyaçlarımızı hassasiyetlerimizi öğrendik. Bu bilgiyle bir ülkeyi yönetmek inanın çok daha kolay olacaktır. Şu anki iktidar sadece kendi duygularıyla bu ülkeyi yönetti. Kendi inançlarını topluma dayattı. Kendi siyasal kültürünü bu toplamda zorla egemen kılmaya çalıştı. İşte geldiğimiz sonuçta budur. Siyasal iflastan bahsediyoruz.
İKTİDAR OLACAĞIZ
Kurultayda girecekleri ilk seçimde CHP’yi birinci parti yapma sözü verdiklerini hatırlatan Aytekin açıklamasını şöyle sürdürdü: Bu sözümüzü tuttuk. Şimdi bir söz daha veriyoruz. İlk genel seçimde partimizi iktidar yapacağız. Sadece CHP ye oy verenler değil herkes huzurla yaşayacak, herkesin anayasal hakkı korunacak ve bu ülkeye adalet gelecek. Oy geçişkenliği mutlaka oldu. 6’lı ittifakla aldığımız sonuç 25, tek başına girdiğimiz sonuçta aldığımız oran yüzde 38. Siyasal anlamda seçmenin sahibi yoktur. Bir seçimde size inanır, güvenir oy verir. Bir başka seçimde bize inanır, güvenir, ikna olur bize oy verir. Buradaki asıl mesele siyasi partilerin ortaya koyduğu iddialar, kadrolar, söylemler, projeler, vaatler ve inandırıcılık. Kampanya doğruysa doğru sonucu alırsınız. Biz sadece 6’lı masanın parti kitlelerinden oy almadık. Bize AKP, MHP seçmeninin oy verdiğini seçim bölgem Balıkesir’den biliyorum. Geçmişte AKP’ye oy veren bu seçimde bize oy verdi. Yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcımız başkanlığında uzman bir heyetten oluşacak birim kuruyoruz. 3 ayda 5 ayda bir her belediye izlenecek, gözlenecek, bir takım ölçümler yapılacak, belediyelerin ortaya koyduğu projeler, yaptığı hizmetler toplumda karşılık bulmuş mu; hangisi bulmuş; hangisi bulmamış bunlara bakılacak. Kampanyada topluma vaat edilen projelerin ne oranda gerçekleştiği izlenecek. Doğru projelerin yaygınlaşmasını, gelişmesini, diğer belediyelerle eşleşmesini sağlayacağız. Önümüzdeki 5 yılı böyle geçireceğiz.
]]>Avcı, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, özellikle iki haftadır kendilerine ilk gelen topun gol olduğunu belirterek, “Alanya’da da iyi başladığımız müsabakada aynısını yaşadık. Bugün itibarıyla da çok detayına girmeyeceğim çok basit kaybettik, taç oldu, korner oldu, korner gol oldu.” dedi.
Oyun planlarını anlatan Avcı, şöyle devam etti:
“Özellikle topa ne kadar çok sahip olursak rakibi daha çok yaslayacaktık ceza sahasına, bunu 20-25’inci dakikadan sonra çok doğru bir şekilde yaptık. Her sabırlı oynadığımızda oyunun yönünü değiştirdiğimizde çok önemli iki tane konu başlığı vardı 4-4-2 gibi karşılıyorlardı. 3’lü grup kenarlar, blok araları ve arkaları bizim için çözüm noktalarıydı. Devre biterken Bardhi’nin rakibe çarpıp girmesi, 1-1 iken bence Taha’nın çıkardığını tebrik etmek lazım. Her seferinde geri düştüğün zaman kırılmalar olabiliyor o bizi ayakta tuttu. Sonrasında da o dominant oyuna ısrarla devam ettik ve istedik.”
“OYUNCULARIM DOĞRU HAMLELER YAPTI”
Avcı, oyuncuların da net bir şekilde planlarına yardımcı olduğunu kaydederek, “Pepe’nin dönüşü, Umut’un olması, Trezeguet gol attı, Edin Visca oyunda doğru durdu. Birkaç değişiklik yaptık. Fernandez’in son durumunu görmek için oyuna aldık, Mendy’i de orta sahaya çektik. Oyuncularım oyun içerisinde doğru hamleler yaptı. Net bir galibiyet aldık. Oyuncularımı tekrardan tebrik ediyorum, Fatih Karagümrük’e de kalan maçlarında başarılar diliyorum” diye konuştu.
ONUACHU VE ORSIC MİLLİ ARAYA KADAR YOK
Sakat oyuncuların durumuna ilişkin de Avcı, “Bildiğiniz üzere Paul Onuachu yok. Kendisi milli takım arasına kadar olmayabilir. Mislav Orsic sağlıklı bir şekilde çalışıyor ama milli takım arasından sonra hazırlık maçı alıp kendisini biraz daha göreceğiz. Kaptanımız Uğurcan Çakır, 2-3 haftadır ağrılarla oynuyordu. Artık ağrı eşiği kendisini zorlamaya başladı. Koruma altına aldık. Sağlık ekibimiz bu konuyla alakalı 2-3 gün içerisinde daha detaylı açıklama yapacaktır.” dedi.
Avcı, fair-play alması konusunda ise “Fair-play ödül komitesine teşekkür ediyorum layık gördükleri için. Bizim gibi insanların üsluplarını, düşüncelerini, doğruları, söylemlerini çok net bir şekilde söylemeleri gerekiyor. Bu ortamın çok kaotik ve karışık olduğunu biliyoruz. Bir sürü negatif şeylerin konuşulduğu, yaşandığı, sataşmaların olduğu ama ertesi gün tekrar başlanan bir oyuna ne kadar çok değer katabiliyorsak, bu beni son derece mutlu ediyor. Ben hep hayatım boyunca samimiyetten yana oldum. Böyle bir ödüle layık gördükleri için, komitenin duyarlılıkları ve hassasiyetleri için teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.
Trabzonspor’da iki dönemde toplam bin gün görev yapmasıyla ilgili bir soruya da Avcı, “Futbolda rakamları aklımda tutuyorum da bunu saymamıştım. Geçen 7 Mart’ı ayrıldığım için biliyordum, 7 aydır yoktum, 5 aydır buradayız. Güzel. Trabzonspor gibi bir camianın tarihinde olmak, içinde bulunmak, sevgi, saygı görmek, göstermek benim için çok değerli. Buna layık olmaya çalışıyoruz, umarım devamı gelir.” yanıtın verdi.
]]>‘GOLÜ ERKEN BULSAK AKIŞ DEĞİŞECEKTİ’
“İlk yarı girdiğimiz 5-6 tane pozisyon var, sonuçlandıramadıklarımız var. Golü belki erken bulabilsek oyunun akışı değişecekti. Ama oyunda ilk yarı itibariyle bence hem baskılarda hem oyun kurulumlarında çalıştığımız, gösterdiğimiz doğru opsiyonları uyguladık. Detaylar kalmıştı sadece. İkinci yarı yapmamız gereken tekrarlı hücumlardı. Çünkü topa sahip olduğumuzda, organizasyonu kurduğumuzda, sabırlı olduğumuzda rakibin çünkü temas sayısı azalıyor ve biz bu boşlukları doğru buluyorduk ki 2. yarıda iki tane bir Trezeguet’e atamadığımız bir de Edin’e atamadığmız çok net final pasları vardı, sonra golü bulduk.”
‘GENEL OLARAK DOMİNE ETTİK’
Avcı, rakiplerinin 60. dakikadan sonra fazla üzerlerine geldiğini vurgulayarak, “En büyük özelliklerinden bir tanesi kenar oyuncularının ters ayaklı önemli opsiyonlardan bir tanesi içe kavis ortalarıydı. Bunları da etkisiz hale getirmeye çalıştık. Zaman zaman kullandılar ama doğru karşılama oldu. 90 dakikalık bölümde baktığında rakibe pozisyon verdik mi desek, belki 2. yarıdaki araya atılan kaptanın çıkıp kestiği pozisyon vardı. Onun dışında oyunu domine ettik genel olarak. Daha farklı kazanabilirdik, daha erken koparabilirdik” şeklinde konuştu.
‘YAKIN ZAMANDA BUNU YAŞADIK’
“Sezon başından beri koyduğumuz iki tane hedefe de net bir şekilde devam ediyoruz.” diyen Avcı, şunları kaydetti: “Bugün yarı finaldeyiz. Çünkü Trabzonspor bu kupalara ambargo koyarak tarihteki yerini en iyi şekilde almıştır. Ben de yakın zamanda ekibimle beraber bunu yaşamış bir teknik ekibiz. Hep beraber yaşadığımız duygular vardı. Bu duyguları tekrar bu kupayla beraber yaşamak istiyoruz. Onun için bu hedef ve lig hedefi doğru bir şekilde gidiyor. Trabzonspor inatçıdır, vazgeçmez. Bugün itibariyle de vazgeçmedi. Bu hedeflere en iyi ve sağlıklı bir şekilde koşmaya çalışıyoruz. Oyuncularımı tebrik ediyorum. Hafızası olan iyi bir takıma karşı oynadık. Onlara da bundan sonraki süreçte başarılar diliyorum. Bugün buraya gelen sayısı artan taraftarlarımıza teşekkür ediyorum. Ne zaman bizim yanımızda olurlarsa pozitif destek verdiklerinde biz onlarla beraber bir fazla oluyoruz. Onlara da teşekkür ediyorum.”
‘ONUACHU’NIN MR’I ÇEKİLECEK’
Onuachu ve Umut Güneş’in sakatlıklarına ilişkin bilgi veren Avcı, şunları söyledi: “Umut çok önemli bir gelişim gösteriyor, beynine bir tomografi çektirmeye gitti, darbe ve top gelmişti. Performansları bence daha artması lazım. Bugün Onuachu çözüm noktalarından bir tanesiydi. İyi de gitti bence. Ama antrenmansızlık, sakatlığı çabuk yaşama durumu oluyor. Pepe’yi geç aldık oyuna. Geç derken oyun böyle aktı. Bence özel oyuncu. Her seferinde 1,5 aylık sürecin geçtiği ile ilgili geçen basın toplantısında konuşmuştuk. İnişler-çıkışlar var. Onun da fiziksel durumu daha iyi olduğunda o da daha faydalı olacak diye düşünüyorum. Onuachu’nun da yarın MR’ı çekilecek. Öğlen sağlık ekibi bununla ilgili daha net bir bilgi verir diye düşünüyorum.”
]]>Taş ailesinden Orhan Taş, Serhat Taş, Halil Taş ve Mehmet Can Taş ile Alyamaç ailesinden Mehmet Emin Alyamaç, Selim Alyamaç, Muhammed Alyamaç, Yunus Alyamaç ve Ömer Alyamaç hayatını kaybetti, yaralanan Ahmet Alyamaç ve M.A. ise hastanede tedaviye alındı.
Olaydan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11’i tutuklu, 11’i firari toplam 31 şüpheli hakkında hazırladığı 151 sayfalık iddianame 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
İddianamede, 31 sanıktan 26’sı hakkında ‘Tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan 5’er kez ağırlaştırılmış müebbet, kavgaya müdahale eden güvenlik güçlerine yönelik açılan ateş nedeniyle de ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 117’şer yıldan 180 yıla kadar, 5 sanık hakkında ise ‘Tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 338’er yıldan 530 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

‘YAKINIMA, AYAK DİPLERİMİZE, TRAKTÖRÜN CAMLARINA İSABET EDİYORDU’
İddianamede şüpheliler ve sanıkların yanı sıra olaya ilk müdahale eden ve üzerlerine ateş edilen 9 jandarma personelinden O.A., Y.A., M.Ç., A.Ç., A.A., M.R.Y., S.S., İ.A., ve F.S.’nin ifadelerine de yer verildi.
Olay yerine vardıklarında yaşadıklarını anlatan M.R.Y., şöyle konuştu:
-Rampa yukarı 10 metre ilerledik. Yanımda Y.A. vardı. O sırada A.A. aracı stop ediyordu.
-Karşılaştığım manzara; tankerin lastiğine Muhammed Alyamaç, oturur vaziyette pantolonu kanlı bir şekilde yaslanıyordu, Şahin Alyamaç isimli üstü çıplak şahsı tankerin arka kısmına ayakta yaslanır halde gördüm. Boş arazide yerde sırtüstü uzanan ve bilinci kapalı gözleri açık vaziyette yatan kişinin ismini sonradan Ömer Alyamaç olarak öğrendim.
-Şahin Alyamaç’ın oğulları olan Barış ve Ferat Alyamaç isimli kardeşler de ağabeyleri Muhammed’in yanında bizi görünce bağırarak yardım istemeye başladılar. ‘Üzerimize ateş açıldı’ dediler.
-Bu şahısların üzerlerinde silah ve delici kesici alet görmedim. A.A. ve Y.A. ile 2 traktörün arasında yerde yatan Ömer Alyamaç isimli şahsın yanına gittik. Şahsın nabzını ben kontrol ettim, nabız olduğunu ve kalp atışı duyduğumu Y.A.’ya bildirdim.
-Karakol komutanımız A.A.’ya talimat verdi, makam aracını çekip yaralıları tahliye etmemizi söyledi. Aracı yukarı çıkarmayı başardı.
-Yaralı Ömer Alyamaç’ı çekerek alacağımız esnada yukarı tepelerden üzerimize ateş açıldı ve ben öndeki traktörün arkasına siper aldım.
-Siper aldığım traktörün alt ve yan kısmında 20 civarı boş kovan ve 2 Kalaşnikof şarjörü gördüm. Ateşin tepe bölgelerde geldiğini anladım. Ancak tepe bölgesini gözetlediğimde kimse göremiyordum. İsabet almadım ancak yakınıma, ayak diplerime ve traktörün camlarına isabet ediyordu.

-Mevzi değiştirmeye karar verdim. Makam aracının yanına Muhammed Alyamaç ve Barış Alyamaç siper aldı.
-Ben daha sonra makam aracına yakın olan beton kuyuya koştum. Yanıma Şahin Alyamaç geliyordu.
-Onu çekerek siper almasını sağladım. Ateş devam ediyordu ancak halen göremiyordum ve göremediğimden dolayı karşılık veremedim.
-Başımızın üzerinden mermiler geçiyordu, seslerini duyabiliyordum. Üstümüze ateş açan kişi ve kişileri görmedim ancak yakalanmaları halinde kendilerinden şikayetçiyim.
‘DUR, JANDARMA’ DEMEME RAĞMEN ÜZERİMİZE ATEŞ EDİLDİ’
O.A. da ihbarla olay yerine gittiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
-Bir anda üzerimize ateş edilmeye başlandı. Asker Y.A., yaralıların olduğu bilgisini verdi.
-Bunun üzerine traktörlerin sağ tarafında bulunan tepeye doğru korumalarımla birlikte koşarak çıkmaya başladık. Bu sırada üzerimize yoğun şekilde ateş edilmeye devam edildi. Çok yakınımızdan geçen mermiler oldu.
-Personellerime mevzi almalarını emrettim, yerde hareketsiz yatan bir şahsı, hücum yeleği ve omzunda askı kayışıyla asılı uzun namlulu silahı olan şahsın sürükleyerek geriye doğru uzaklaştırdığını gördüm.
-Bu sırada ‘Dur, jandarma’ diyerek şahısların teslim olmalarını söyledim. Şahsın yanına doğru hareket etmeye başladığım esnada üzerime tekrar ateş edilmeye başlandı.
-Kendimi yan tarafa doğru atarak siper aldım, siper aldığım yerin üzerine mermiler isabet etti. Personellerden S.S.’nin ateş etmek için kalktığı sırada üzerine gelen ateşten korunmak maksadıyla kendini yan tarafa attığında yamaç aşağı doğru sürüklendiğini gördüm.

-Ona yakın olan F.S.’nin ivedi bir şekilde silah arkadaşının vurulduğunu düşünerek yanına koşmasını emrettim. Ben de direkt ateşin geldiği yöne doğru ateş ettim. Bir süre sonra gözetlemek için kafamı kaldırdım. Tepe üzerinde hareketsiz yatan birden fazla kişinin olduğunu gördüm.
-Yaklaşık 200 metre ileride ambulansın olduğunu, onun yanında yeşil tonlarında bir araç olduğunu gördüm. Bu sırada tekrar üzerimize doğru 1-2 el ateş açıldı.
-Tekrar mevzi aldım bir süre sonra kafamı tekrar kaldırdığımda ambulans ve yanındaki araç oradan ayrılmıştı.
-Personeller ile ivedi bir şekilde hareketsiz yatan şahısların yanına himayeli bir şekilde yaklaştık, personelim S.S.’ye şahısların nabızlarını kontrol ettirdim, diğer personelim F.S.’ye de 112’yi arayarak olay yerine ambulans istemesini söyledim.
‘TAKİP ETTİĞİMİZ ARAÇTAN BİZE ATEŞ EDİLDİ’
M.Ç. de olay yerinde araçtan indikten sonra kendilerine doğru hakim tepeden ateş edildiğini fark ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
-Yerde sırtüstü yatan bir şahıs vardı. Hareketsiz olarak yatıyordu ve Ahmet Alyamaç isimli şahıs, bu şahsa bakarak bana ‘öldü’ dedi ve ağlıyordu.
-Ahmet Alyamaç’ın elinde silah görmedim. Arka yere dolandığımda beyaz renkli aracın içerisinde bazı şahısların bindiğini gördüm.
-Yaklaşık olarak 200-250 metre mesafedeydi. Arazide beyaz araçla yaklaşık olarak 10-15 dakika kovalamaca yaşadık. Arazide ekinlerin içinde çok hızlı bir şekilde gidiyordu. Önümüzde bulunan aracın sol arka kapısı açılarak bize doğru ateş edildi.
-Yanımda bulunan A.Ç.’nin tarafından da aracın bulunduğu istikamete doğru havaya ve 10-15 el ateş edildi ama şahıslar durmuyordu.
-Aracın içinde en az 3 kişi olduğunu düşünüyorum. Araç ekinlerin içinde çok hızlı ilerliyordu, ben arkasındaydım. Aracın 2 kere hızdan hakimiyetini kaybettim ama geri topladım.
-Şahıslar bölgeyi ve araziyi bildikleri için biçilmemiş arazinin içinde çok hızlı gidiyordu. Ben mesafeyi kapatamadım. Şahıs Serçeler Mahallesi mevkisine doğru gitti. Kastel tarafına döndüm ancak aracı bulamadık.
-112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradım aracın bilgilerini verdim. Kaçması sebebiyle yol kontrolünde yakalanması için bilgileri verdim.
]]>Sözlerine Feyyaz Uçar’ın ameliyat edilen annesi Nadide Hanım’a geçmiş olsun dileyerek başlayan Mete Vardar “İlk yarıda çok tempolu oynamadık ama ikinci yarıda sahanın hakimi Beşiktaş’tı. Beşiktaş her geçen gün daha iyi olacak. Yeni transferlerimiz çok değerli isimler. Beşiktaş’a hem oyun gücü hem kalite olarak çok şey katacaktır, Türk futboluna da katkı sağlayacaktır. Her geçen gün futbol kalitemizin yukarıya çıkacağını düşünüyorum. Güzel bir maç oldu. Üzülerek söylüyoruz ki şampiyonluk hedefinden uzak kaldık. İki hedefimiz var; Türkiye Kupası’nı kazanmak ve Süper Ligi üçüncü sırada tamamlamak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Karşılaşmada oyuna dahil olan Aboubakar, Ghezzal ve Salih Uçan’a tribünlerden tepki gösterilmesine de değinen Vardar, şöyle devam etti:
“Taraftarlara küçük bir ricam olacak. Biz de taraftarız onlar gibi. Beşiktaş forması giyen oyunculara bu anlamda tepki vermek yerine desteği sağlamaları, lig sonuna kadar bunu sürdürmeleri en büyük arzumuz. Beşiktaş taraftarı doğru zamanda doğru reaksiyonu gösterir.”
“YAYIN İHALESİNDE BEŞ SENE ÖNCESİNE GÖRE BÜYÜK BİR DEĞER KAYBI VAR”
Yayın ihalesiyle ilgili olarak konuşan Mete Vardar, şu şekilde devam etti:
“Bu konuyla ilgili görüşmeler devam ediyor. Başkanımız Hasan Arat, Beşiktaş’ın menfaati için her şeyi görüşüyor, en doğru kararı alacağımızı düşünüyorum. Yayın ihalesinde beş sene öncesine göre büyük bir değer kaybı var. Türk futbolunun bu değeri hem maddi hem manevi olarak alması için çalışıyoruz.”
Geçen hafta Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi’yle yapılan görüşme hakkında da konuşan Vardar, şunları söyledi:
“Beşiktaş’ın hakları ya da diğer kulüplerin hakları değil, Türkiye’de futbolda güven eksikliği var. Bu durum her kulüp tarafından ifade ediliyor. Türkiye’de üç büyük gibi bir algı var. İki büyük kulübün şampiyonluğa oynadığı senede, bu algı yıkılsın diye Beşiktaş biraz daha geride diye, en kolay hakem hatalarının yaşandığı sene gibi hissediyoruz. Sahadaki görüntü böyle. Bu sene hakem hatalarına Beşiktaş maçlarında çok sık karşılaştık.”
“EN DOĞRU KARAR HEM FUTBOLCULAR HEM DE KULÜP İÇİN VERİLECEKTİR”
Taraftarların tepki gösterdiği Aboubakar, Ghezzal ve Salih Uçan’ın yanı sıra sezon sonunda sözleşmesi sona erecek Cenk Tosun’un takımdaki gelecekleriyle ilgili soruyu yanıtlayan Mete Vardar, “Futbol yapımızı profesyonelce yönetiyoruz. Futbol bilgisi tartışılmayacak iki kişi olan Feyyaz Uçar ve Samet Aybaba, oyuncularla görüşmelerini yapıyor. Salih Uçan da Cenk Tosun da çok değerli. Karşılıklı konuşuluyor. En doğru karar hem futbolcular hem de kulüp için verilecektir” diyerek sözlerini sürdürdü.
Bugün yolların ayrıldığı futbolcu Emirhan Delibaş’ın takımdan neden gönderildiğiyle ilgili soruyu yanıtlayan Vardar, “Semih Kılıçsoy çok değerli bir isim ve bugünkü maçın ardından ‘Dünyanın en önemli kulübünde oynuyorum, hiçbir yere gitmeyi düşünmüyorum’ dedi. Bu konuyla ilgili olarak da sadece bunu söyleyeceğim” diyerek sözlerini tamamladı.
Pendikspor ile oynanan karşılaşmanın ardından süre alamayan savunma oyuncusu Tayyip Talha Sanuç’un kadroda olmamasının teknik bir karar olduğunu söyleyen Beşiktaş Asbaşkanı Mete Vardar, “Teknik konularla ilgili futbolu yöneten isimler ve hocamız var, benim cevap vermem doğru olmaz. Buna bir cevap verirsem Necip’e saygısızlık yapmış olmaz mıyım? Necip üç haftadır kötü mü oynuyor? Bence çok iyi oynuyor. Bence bunu konuşmak daha iyi olur” açıklamasında bulundu.
]]>
‘‘Yapılan hareketin kişinin fiziksel uygunluğuna göre modifiyesi (hareketi kişiye uygun hale getirmek) veya farklı varyasyonu (çeşitlilik yani aynı hedefe hizmet edecek başka bir hareket) yapıldığı takdirde yanlış egzersiz diye bir şey olmayacaktır’’ dedi ve bu konuda sık yapılan hataları ve doğrularını şöyle açıkladı:
Kendini tamamen yormak vücudu geliştirmez!
Egzersiz yaparken yorulmak çok normaldir. Ancak yorulma ve vücut gelişimi arasında doğru bir orantı yoktur. Ne kadar çok yorulursan o kadar doğru bir egzersiz yapmış olduğun anlamına gelmez. Kendini egzersiz esnasında olabildiğince yormak, günlük hayatta yaşam kaliteni düşürecek ve vücuda olumsuz etkileri sebebiyle vücut gelişiminin artması bir kenara, zararları dahi olabilmektedir. Bu durum sizi hedeflerinizden tamamen uzaklaştırabilir. Kişisel egzersiz eğitmeni tarafından kişinin fiziksel uygunluk parametreleri göz önünde bulundurularak ihtiyaçlarına yönelik dizayn edilen programda hangi kasları, hangi açılarda ne kadar çalıştırmak gerekiyorsa o kadar çalışma yapmak ve bu gelişimi hangi egzersiz hareketi, sıklığı, temposu ve süresi sağlıyorsa o yolda ilerlenmelidir.
Kaslı bir görünüm için ağırlık çalışmak tek şart değildir
Ağırlık çalışmadan istediğiniz kaslı vücuda ulaşmanın mümkün olduğu elbette söylenemez ancak bu konuda yapılması gereken tek şey ise ağırlık çalışmak değildir. İstediğiniz kaslı görüntüyü yakalamak için önemli olan nokta vücudun yağ oranıdır. Bu da beslenme ve egzersiz ile doğru orantılıdır. Doğru yağ oranına ulaşacağınız beslenme sistemi ve egzersiz hareketleriyle birlikte ağırlık çalışmak, istediğiniz vücuda kavuşmanızı sağlayacaktır.
Aç karınla egzersiz yapmak daha faydalı değildir!
Egzersiz aç karınla ya da tok karınla yapılır şeklinde bir söylem yanlıştır. Her şeyde olduğu gibi bu durumda kişiye, ihtiyaçlara ve hedeflere göre değişen bir durumdur. Örneğin aç karınla egzersiz yapmaya başladığınızda düşen kan şekeri sebebiyle vücut ihtiyaç duyduğu enerjiye sahip olamayacağından çeşitli olumsuzluklarla karşılaşılabilirsiniz. Ancak bazı bireyler için süreç bu şekilde olmayabilir. Bu nedenle bireyin sağlık parametreleri göz önünde bulundurularak karar verilmelidir. Yemekten hemen sonra egzersiz yapmak da besinlerin yeteri kadar sindirilmemesinden kaynaklı sorunlar doğurabilir. Genel bir çerçeveden yorumlamak gerekirse doğru egzersiz zamanı, yemek yedikten 2-3 saat sonrası olacaktır.
Arkadaşınızda işe yarayan size iyi gelmeyebilir
Yapılan en büyük yanlış ise arkadaş çevresinden duyulan egzersiz hareketleriyle yola çıkıp aynı programı uygulamaktır. Herkesin metabolizması, vücut yapısı, yağ ve kas oranı farklı olduğu için yapılması gereken hareketlerde bu doğrultuda değişecektir. Arkadaşınızla hedefleriniz aynı olsa dahi bu tür farklılıklar sebebiyle yapmanız gereken hareketler, beslenme tarzları ve dinlenme süreçleri gibi etkenler farklılık gösterebilir. Bu yüzden onların yaptığı sistemlerle bir noktaya varmaya çalışmak, sizi hedeflediğiniz noktaya daha yavaş götürebilir ya da vücudunuza zarar vererek sizi bu hedeften tamamen uzaklaştırabilir. Egzersize başlamadan önce yapmanız gereken en önemli şey, sağlık kontrolünden geçtikten sonra bir kişisel egzersiz uzmanına danışmaktır. Bu sayede size özel planlanmış programlar sayesinde yapamadığınız bir hareket ve yanlış egzersiz de kalmaz. Yani egzersizle hedeflediğiniz noktaya daha sağlıklı ve en kısa yoldan ulaşabilirsiniz.
]]>İstifa edenler adına açıklama yapan Ali Deniz, “İktidara alternatif olmak için kurduğumuz ancak gelinen noktada Antalya İl Başkanı Vahdet Afşin Karacan ve ekibinin kişilere kanalize olmuş yapısıyla İYİ Parti’nin özellikle Antalya’da iktidara talip olmadığını üzülerek görmekteyiz.” dedi.
“YÖNETEMEME KRİZİ”
Deniz, “2017 yılında gerçekleştirilen referandum sonrasında güçler ayrılığı ilkesine dayalı parlamenter sistemi yeniden ülke yönetiminde hakim kılmak için kuruluşundan bugüne büyük emek ve umutlarla Atatürk ve Cumhuriyet değerleri doğrultusunda çetin mücadeleler verdiğimiz İYİ Parti’deki görevlerimizden, Antalya İl Başkanı Karacan’ın yönetememe krizi sonrasında ortak iradelerimiz sonucunda almış olduğumuz karara istinaden yol arkadaşımızla birlikte İYİ Parti Antalya İl Yönetim Kurulu üyeliğimizden istifa ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘SEÇİMDEN SONRA TABELA PARTİSİ OLURUZ’
İl Başkanı Karacan’a bazı sorular sormak istediklerini belirten Deniz, “Toplantılarda varsa yoksa CHP’yi eleştiriyorsunuz. İktidarın AKP ve MHP olduğunun farkında değil misiniz? Bire bir ikili görüşmemizde ‘Abi genel başkan yanlış yapıyor. Seçimden sonra tabela partisi oluruz’ dediniz mi? Partinin siyasi görüşünü değil de kişinin görüşüne güdümlü ilerleyip, paranın gücüne göre partiyi evirip çevirdiğiniz doğru mu? Öte yandan belediye başkanları ve meclis üyeleri başka bir siyasi partiye katılırken, neden tepkisiz kaldınız? Genel seçimlerden sonra yaptığınız konuşmada başarısızlığı ‘Ben mi masadan kalktım, sonra ben mi oturdum’ diyerek Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’i hedefe koymanız ne kadar doğruydu? 99 kişiden 40 kişiye düşmüş olan yönetiminizle daha ne kadar görevde kalmayı düşünüyorsunuz?” diye konuştu.
‘ÖNCEKİ SEÇİMDE ALDIĞIMIZ OYUN YARISINI ALAMAYIZ’
Milletvekillerine ulaşmakta sıkıntı yaşadıklarını söyleyen Deniz, “Hedefi olmayan bir insan, bizi nasıl seçime hazırlayacak. 6 kişi olarak yönetim kurulundan istifa ediyoruz. Genel başkan bu doğruları görür, doğru neşter vurursa toparlanacağımızı düşünüyoruz. Milletvekilliği seçimleri öncesinde yapılan temayül yoklamasında bazı ilçelerde usulsüzlük yapıldı. İl başkanına söylememize rağmen bu duruma müdahale etmedi. İttifak ile ilgili genel başkanımızın kararına saygılıyız. Bu il başkanıyla yerel seçimlerde, önceki seçimde aldığımız oyların yarısını bile alamayız. Genel merkezden randevu istedik. Muhalefete muhalefet yapar olduk. Bizim hedefimiz iktidar, ne için buradayız” dedi.
‘SEÇİM SONUÇ TUTANAKLARI EKSİKTİ’
İstifa edenler arasında yer alan Mustafa Eser, bugüne kadar birçok olumsuzlukla karşılaştıklarını söyledi. Eser, “14 ve 28 Mayıs seçimleri öncesinde defalarca sandık görevlileri ile ilgili sorular sordum. Bana cevap verilmedi. 5 bin sandıkta 3 bin 500 sandık görevlisi ancak bulduk. Okul sorumlularımız da eksikti. Sonucunda ise seçim sonuç tutanaklarının çoğunun eksik geldiğini gördük” diye konuştu.
]]>