
Tebessüm ettiren olay Manisa’da meydana geldi.

9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Şerife Karaman, hemşire olan babası Şevket Karaman’ın 2011 yılından beri görev yaptığı Alaşehir Devlet Hastanesi’ne atandı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kızının ilk gününde onunla birlikte acil serviste görev yapan Şevket Karaman, büyük mutluluk yaşadığını söyledi.

“O ZAMANDAN BERİ HAYAL EDİYORDUK”
Karaman, “2011 yılından beri Alaşehir Devlet Hastanesi’nde görev yapıyorum. Kızım 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirip doktor olduktan sonra, aynı hastanede, aynı serviste görev yapıyoruz.

Bu benim için çok gurur verici, herkese nasip olsun inşallah. Duygular tarif edilmez, yaşanarak daha güzel. Çok mutluyuz” ifadelerini kullandı. Doktor Şerife Karaman ise “Bu sene 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Eylülde yapılan kurada Alaşehir Devlet Hastanesi çıktı. Babam 13 yıldır Alaşehir Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde çalışıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağrılara dayanamayınca hastaneye giden Eldenüstün’ün midesinin delindiği tespit edildi. 3 Ocak’ta başka bir hastaneye giderek ikinci ameliyata alındı. 3 gün yoğun bakımda kalan Eldenüstün, toplamda 1 milyon 400 bin lira ödeme yaptı.
Süreçte 22 kilo veren Sabiha Eldenüstün ameliyatların ardından 4 ay geçmesine rağmen yemek yiyemediğini iddia etti. Eldenüstün savcılığa ve polise giderek ameliyatı gerçekleştiren M. K.’dan şikayetçi oldu.

Eldenüstün 3 gün yoğun bakımda kaldı
“HASTANEYE 1 MİLYON 400 BİN LİRA ÖDEDİM”
Sabiha Eldenüstün süreçle ilgili şunları söyledi:
“78 kiloydum, kilomu takıntı yaptım. Mide balonu taktırdım. Aralık ayında karar verdim. Çok doktor da araştırmadım, mide balonu taktırdım eve geldim.
Fakat sonradan araştırdığımda mide balonu takılınca tahlillerin yapılması gerekiyormuş. İkinci gittiğim hastanede şahit olduklarım var, serum takılması gerekiyormuş ama bana ne bir tahlil yapıldı ne bir serum takıldı.
Ben orada balonu taktırıp eve geldim. Benim sancılarım çoktu, serum bağlattırdım evde, sancım geçti. Bir gece dayanamadım sancıya, hastaneye gittim hastanede doktor yoktu.
Ben şu an kusmaktan yoruldum. Banyoya gidip oturmakla geçiyor günüm, 22 kilo verdim ama takıntılığımdan bu hale geldim.
Hastaneye 1 milyon 400 bin lira ödedim. Yemek hiç yiyemiyorum. Midem daraldı, midemi açtı doktor. Biraz normale döndük, şu an su içebiliyorum, ayran içebiliyorum.”

Sabiha Eldenüstün
“İMDAT ÇAĞRISI ARADIK”
Eldenüstün’ün arkadaşı Özge Erden ise şunları kaydetti:
“Doktorun yanlış iş yaptığı konusunda suç duyurusunda bulunduk. Bunu başka bir doktordan öğrendik. Oraya da gittiğimizde ameliyat oldum. Raporlarım, fotoğraflarım var. Sağlığım gitti, her şeyim gitti. En son halim bu fotoğraftaki halim. Kötüyüm, çok kötü hissediyorum.
Kendimi toparlamaya çalışıyorum ama toparlayamıyorum. Bu ihmalkarlıklar bizi başka hastaneye yönlendirdi. Artık sağlıklı olmamız için herhangi bir işlem yapılmadığını fark ettik. Başka bir hastaneye gittiğimizde de hastamızın ölüm noktasında olduğunu gördük. Hemen acil ameliyata aldılar, 3 gün yoğun bakımda kaldı.
Çıkmasının imkansız olduğunu söylediler. Hastamız yaşayacağı olduğu için yaşadı. Sadece ömrü olduğu için yaşıyor. Ölümcül noktada gittik ikinci hastaneye. İlk hastanede, herhangi bir dahiliye tahlili, ya da daha önce bir ameliyat olup olmadığı sorulmamış. Kendimize ‘imdat çağrısı’ aradık”

“BİZ EVİNE SAĞLIKLI GÖNDERDİK”
Doktor M. K. ise iddiaları kabul etmedi. M.K. telefon ile yaptığı açıklamada, “Kendisi aşırı sigara tüketiyor. Taktıktan sonra 1 ay sonra midesi deliniyor. Hastane içerisinde kamera kayıtları var, tespit ettik, kendisi sürekli sigara içiyordu. Balon taktıktan 3-5 gün sonra midesi delinmedi, 1 ay sonra midesi delindi. Biz hastamızın ameliyatını yaptık, hastamızı evine gönderdik. Sonra sigara içmeye devam ediyor, en ufak bir şeyde hastamızın yanında olduk. Biz evine sağlıklı gönderdik” dedi.
]]>Bu sırada Volkan Kuşçu, doktor B.B.Ö.’ye yumruklu saldırıda bulundu. Güvenlik görevlileri araya girerken; hastane yönetimi ‘beyaz kod’ bildiriminde bulundu. Hastaneye gelen polis ekipleri, Volkan Kuşçu’yu gözaltına aldı. Kuşçu’nun yapılan kontrolünde, 1.30 promil alkollü olduğu tespit edildi.
Emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe ev hapsiyle cezalandırılan Volkan Kuşçu, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine yeniden gözaltına alındı ve çıkarıldığı nöbetçi hakimlikte 9 Şubat’ta tutuklandı.
İKİNCİ DURUŞMADA TAHLİYE EDİLDİ
Volkan Kuşçu hakkında Edirne 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İkinci duruşmada mahkeme heyeti, saldırı mağduru doktor B.B.Ö. ile ilgili kati doktor raporunun beklenmesine ve sanık Volkan Kuşçu’nun tahliyesine karar verip, duruşmayı 12 Haziran’a erteledi.

SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞIM YAPINCA YENİDEN TUTUKLANDI
Duruşmanın ardından tahliye olan Kuşçu, sosyal medya üzerinden tehdit içerikli mesaj paylaştı. Sosyal medyasından ‘Ne olursa olsun, cezaevine giren insan bir süre sonra katile dönüşür’ repliğinin geçtiği bir dizi sahnesini paylaşıp, mesaj gönderdiğini iddia edilerek savcılığa şikayette bulunuldu. Haberleşme ve iletişim yasağı bulunan Kuşçu’nun paylaşımını ‘tehdit’ olarak kabul eden savcılık, hakkında tutuklama talebinde bulundu. Kuşçu, bu şikayetin üzerine yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kuşçu hakkında darp davasının yanı sıra tehditle ilgili de Edirne 5’inci Asliye Mahkemesi’nde açılan ikinci davanın ilk duruşması bugün görüldü. Duruşmaya doktor B.B.Ö. katılmazken avukatları ile Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürkan Altun, oda yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda meslektaşı ile sanık Volkan Kuşçu katıldı.
‘TEHDİT ETMEDİM’
Duruşmada savunmasını yapan Kuşçu, darp olayının ardından ev hapsi cezası aldığını sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımların ardından yeniden tutuklandığını söyledi. Darp olayından dolayı pişman olduğunu söyleyen Kuşçu, sosyal medya paylaşımlarında ise doktor B.B.Ö.’yü tehdit etmediğini iddia etti. Kuşçu, bakmakla yükümlü 2 çocuğu olduğunu, tehdit gibi bir niyetinin olmadığını söyleyerek, “Ben elime hiç silah almadım, geçim derdine düşmüş bir insanım” dedi.
ADLİ KONTROL ŞARTIYLA TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme heyeti, Kuşçu’yu 1 aylık tutukluluk halini göz önünde bulundurarak adli kontrol şartıyla tahliye etti. Kuşçu’ya yurt dışı çıkış yasağı ve haftada 1 gün imza verme zorunluluğu getirilirken, duruşma 4 Temmuz’a ertelendi.
‘DİYECEK BİR ŞEY BULAMIYORUM’
Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun, duruşmadan sonra yaptığı açıklamada, karardan dolayı çok üzgün olduklarını söyledi.
Altun, “Dün 17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü’ydü. Gerçekten çok üzülüyorum. Şimdi bakıldığında daha önce bir meslektaşımıza karşı şiddet uygulamış olan birisi, tahliye olduktan sonra bu sefer sosyal medya üzerinden yine üstü kapalı ölüm tehditlerinde bulunuyor. Duruşmada gördüğünüz gibi ilk duruşmada tahliye kararı veriliyor. Buradan sesleniyorum; Sağlık Bakanı’na sesleniyorum. Meclisteki milletvekillerine sesleniyorum. Caydırıcı yasal düzenlemeler yapılmadığı takdirde bunun önüne geçilebilme olasılığı yok. Bugüne kadar 10’un üzerinde hekim görevi başında katledildi. Diyecek başka bir şey bulamıyorum” dedi.
]]>Sahadeo’nun kafa derisinde, ağzında, yüzünün her yerinde, kollarında, bacaklarında, kalçasında, göğüslerinde ve genital bölgesinde büyüyen tümörlere sahip. Tümörler burnunu neredeyse tamamen kapatıyor ve nefes almayı imkansız hale getiriyor.
‘Frank’ adını verdiği ağzındaki büyüyen tümör, iki çocuk annesinin yemek yemesini ve konuşmasını da zorlaştırıyor.

Sahadeo’nun en büyük korkusu da nefes alamayacak hale gelip yardım bile çağıramadan yalnız başına ölmek.
TLC’nin Take My Tumor’un yeni bölümünde şunları söylüyor: “Bütün tümörler çok büyüyor. Eğer doğru nefes alamazsam öleceğimden korkuyorum. Bunu söylemek için zamanında birine ulaşamayabilirim bile.”
ANNESİNDE DE VARMIŞ…
Dünya çapında yaklaşık 3 bin kişiden biri, von Recklinghausen hastalığı olarak da bilinen NF-1 nörofibromatozisinden muzdarip. Sahadeo’nun durumu ise son derece ağır ve tedavisi yok.
Bu durum, hücre büyümesinde rol oynayan ve tümör baskılayıcı olduğu düşünülen bir proteini düzenleyen NF-1 genindeki bir mutasyon nedeniyle ortaya çıkıyor. Büyüyen tümörler hem kanserli hem de kanserli olmayabilir.
Büyümelere ek olarak nörofibromatozis, anormal derecede büyük kafa, kısa boy, kalp sorunları, nöbetler ve öğrenme güçlüğüne neden olabilir. Aileden gelebildiği gibi hastalığa sahip kişilerin yaklaşık yüzde 30 ila 50’sinin aile geçmişinde böyle bir hastalık bulunmuyor.
Sahadeo, annesinde NF-1 nörofibromatozis hastası olmasına rağmen kendisininki kadar şiddetli olmadığını söyledi.
“İNSANLAR DİK DİK BAKMAYI SEVİYOR”
Kendisinde ise hastalık hayatını tamamen etkiledi. Araba kullanmayı öğrenemedi, üzerine tam oturan kıyafetler giyemiyor ve toplum içine çıkmakta zorlanıyor: “Bu durum çok zor çünkü insanlar sadece dik dik bakmayı seviyorlar.”
Tümörler gözlerini istila ediyor, çift ve bulanık görmesine neden oluyor ve torunuyla oynayamıyor.
Sahadeo şunu ekledi: “Onunla dışarıda oynayamamak çok acı veriyor. Onu yanıma alıp yürümek isterdim, ama doğduğundan beri böyle bir şey yapamadık.”

Sahadeo’nun oğulları, karşılaştığı tüm zorluklara rağmen onun asla şikayet etmediğini söylüyor. Bu arada ne oğullarında ne de torununda NF-1 nörofibromatoz belirtileri bulunuyor ancak hastalık kişinin hayatının herhangi bir noktasında ortaya çıkabilir.
SONUNDA ONU İYİLEŞTİRECEK DOKTORU BULDU
Sahadeo, ilk kez 13 yaşındayken tümör geliştirmeye başlamış. Yüzümde sadece bir çift varken şimdi vücudunda binlerce bulunuyor. Sahadeo’nun memleketindeki doktorlar, durumu kötüleştiği için yardım edemeyince Sahadeo da Los Angeles merkezli baş ve boyun cerrahisi onkoloğu ve Osborne Baş ve Boyun Enstitüsü Müdürü Dr. Ryan Osborne’u keşfetti.

Sahadeo şunları söyledi: “Tek istediğim biraz rahatlama. Yüzümün aydınlanmasını, düzgün görüp nefes alabilmemi ve ağzımla ilgili bir sorun yaşamamayı istiyorum. Doktorlar daha önce yardım edebileceklerini söylememişti. Artık nihayet fırsatım olduğuna ve yardım etmeye istekli bir doktorum olduğuna göre, sonuna kadar gitmeye hazırım. Bu doktora güveniyorum çünkü bu benim son umudum.”
“DAHA ÖNCE HİÇ BÖYLE BİR HASTA GÖRMEMİŞTİM”
Dr Osborne ise şunları söyledi: “Doktorların çoğu bir hastayla karşılaştığında ve bu karmaşık bir durum olduğunda, sadece yüksek risk görüyorlar. Bunun tam tersini görüyorum, bu da yüksek etki. Bu benim için o hastanın hayatı üzerinde büyük bir etki yaratmak için bir fırsat. İnsanlara yardım etmek için tıp okudum. Bir hastayla insani bir bağlantı kurduğumda başka seçeneğim yok; vakayı alacağım.”

Doktor Sahadeo’nun durumu hakkında ise şunları söyledi: “Alışılmadık bir nörofibromatozis tablosu var. Kelimenin tam anlamıyla her yerde. Kişisel olarak hiçbir hastayı klinik olarak bu şekilde görmedim ve hiçbir ders kitabında da görmemiştim.”
Dr Osborne, nörofibromatozunun çok şiddetli olması nedeniyle tehlikeli ve acil olduğunu ekledi. Ancak binlerce tümörün çıkarılması karmaşık ve uzun bir süreç olacak ve iki aydan fazla sürede birden fazla ameliyat yapılması gerekecek.
Sahadeo’ya, çıkardığı her tümörle birlikte deri parçalarını da çıkardığını açıkladı. Fazlasını çıkarmak enfeksiyon riskini artırır, bu nedenle işlemlerin birden fazla seansta yapılması gerektiğini söyledi.
Ne kadar hızlı çalışabilecekleri hastanın acıyı ne kadar tolere edebileceğine bağlıydı.
24 AMELİYAT VE ACI…
Dr Osborne şunları söyledi: “Ameliyat sırasında hiçbir şey hissetmezsiniz. Eğer bunların hepsini çıkarırsam, uyandığınızda sanki birisi canlı canlı derinizi yüzmüş ve ben de size rahat etmenizi sağlayacak kadar ağrı kesici verememişim gibi olacaksınız.”
Acıya rağmen Sahadeo ameliyat olmaya kararlıydı.
Dr Osborne hastasına şunları söyledi: “Bunu daha önce hiç yapmamıştım… Bunu hep birlikte, adım adım gerçekleştireceğiz. Sana söyleyebileceğim tek şey, tüm süreç boyunca burada seninle olacağım ve ne olursa olsun bunu çözeceğiz.”

Ameliyata hazırlanırken tıbbi ekip büyük bir engelle karşılaştı: Tümörler vücudunun büyük bir kısmını kapladığı için anesteziyi uygulayacak bir damar bulamadılar. Bu yüzden de bölgeyi uyuşturarak lokal anestezi yapmayı tercih edildi ve Sahadeo, 13 saat boyunca tamamen uyanık bir ameliyat geçirdi.
Dr Osborne, yüzündeki birkaç büyük tümör ve ağzındaki ‘Frank’in yanı sıra bacağındaki aşırı büyük tümör de dahil olmak üzere düzinelerce tümörü çıkarmayı başardı.
“ARTIK KENDİMİ ÇOK GÜZEL HİSSEDİYORUM”
Sonraki 10 hafta boyunca Sahadeo’yu toplam 60 saat boyunca 24 kez ameliyat etti. Son ameliyatından dört hafta sonra Trinidad’daki evinde Sahadeo şunları söyledi: “Hayat benim için yüzde 100 daha iyi. Şu anki görünüşümü seviyorum. Önceden hiçbir şey göremiyordum – yüzüm gibi – ama artık doğal olarak gözlerimi görebiliyorsun. Burnumu görebilirsin. Ağzımı görebilirsin. Düzgün görebiliyorum ve en önemlisi çok daha iyi nefes alabiliyorum.”

Sahadeo, işlemler öncesine göre yüzde 98 daha iyi hissettiğini ve artık daha çok gülümsediğini söyledi. Bacağından alınan tümörle artık yürüyebiliyor ve torunuyla oynayabiliyor:

“Kendimi çok güzel hissediyorum. Artık kendimi gerçekten çok güzel hissediyorum. Fantastik hissediyorum. Farklı bir insan olarak geri döndüm. Daha iyi bir şey bekleyemem.”
]]>
Fakat Gülizar Aras’ın burnundaki bozukluk her ameliyattan sonra daha da arttı. Bu süreçte işinden ayrılan ve burnundaki şekil bozukluğu nedeniyle düğününü iptal ederek, sadece nikah yapan Gülizar Aras, doktor hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak, Bakırköy 4’üncü Tüketici Mahkemesi’nde 1 milyon liralık tazminat davası açtı.
‘IŞIĞIMI SÖNDÜRDÜLER’
Gülizar Aras, ilk ameliyattan 6 ay sonra burnundaki şekil bozukluğunu fark ettiğini söyleyerek, “Doktorla görüştüğümde hatasını kabul edip, ikinci ameliyatı yapıp onaracağını söyledi. İkinci ameliyatı olduğumda sol burun kanalında çökme meydana geldi. 2022’nin Eylül ayında son ameliyatımı gerçekleştirdim. Sonra burun ucumda komple doku kaybı yaşadım. Bu nedenle düğünü ertelemek zorunda kaldım. Düğün yapmaktan vazgeçtik. Çalışamadım. Tamamıyla ışığımı söndürdüler. Aynı zamanda doktor dalga geçer gibi; ‘sen de ne kadar şansızsın’ gibi bir cümle kullandı. Hayatım komple karardı” dedi.
Aras, burnunun eski haline gelmesi için İstanbul’da başka bir doktorla görüştüğünü ve doktorun 1 milyon TL istediğini ifade ederek, “Estetik olmuyor, plastik cerrahi olarak işlem yapılması gerekiyor. Yaklaşık 1 milyona yakın bir para talep etti, doktor. Bu süreçte ekonomik özgürlüğümü de kaybettim. Dışarıya çıktığımda insanlar öcü gibi bakıyor. Otelde çocuklarla ilgileniyordum ama artık çalışamıyorum. İş başvurusu yaptığımda dış görünüşe bakıyorlar” diye konuştu.

‘ÜCRET KABUL ETMİYORSA HATASINI KABUL ETMİŞ OLUR’
Gülizar Aras’ın avukatı Sultan Penez Abay da müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi kayıplar için tazminat talep ettiklerini belirterek, “Burada bu işlemi yapan doktorun hem cezai hem hukuki sorumluluğu var. Cezai sorumluluk açısından savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Hukuki sorumluluk açısından tazminat davası açtık. Hem maddi tazminat talebimiz oldu hem manevi tazminat talebimiz oldu. 3 kez ameliyat geçirmiş ve 3 ameliyat da başarısızlıkla sonuçlanmış. Burada bizim hukuki sürecimizin temelinde Yargıtay’ın iki kararı var. Birinci karar; estetik cerrahi müdahalede bulunan doktor sonucu garantilemek zorundadır.
İkincisi ameliyatı yapan doktor 2 ve 3’üncü işlemlerde herhangi bir emek ücreti talep etmemiş müvekkilden. Yargıtay şunu söylüyor; ‘ilk ameliyattan sonra doktor herhangi bir emek ücreti talep etmiyorsa aslında işlemin kusurunu kabul etmiş sayılır.’ Biz bu iki esas karara dayanarak hukuk davamızı açtık. Hukuki sürecin en başında işlemi yapan doktor şu an mevcut durumun düzeltilmesi için gereken paranın neredeyse yaklaşık onda birini teklif etti. Çok komik bir rakamdı teklif ettiği. Müvekkil tekrar kendisine bir cerrahi işlem yaptırmak istemiyor. Çünkü artık arada doktor ve hasta ilişkisinin temel kaynağı olan güven ilişkisi zedelenmiş durumda. Hukuki sürecin takipçisi olacağız” dedi.

SAĞLIK BAKANLIĞI SORUŞTURMA İZNİ VERMEDİ
Öte yandan Gülizar Aras, doktor hakkında avukatı aracılığıyla Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na da şikayette bulundu. Ancak ön inceleme kapsamında ifadesi alınan Dr. M.S.E. hakkında Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu, soruşturma izni vermedi. Kurul kararında doktorun muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalarında kusuru bulunmadığı belirtildi. Avukat Sultan Penez Abay, soruşturma izni verilmemesi kararına Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz etti. Dr. M.S.E. ise konuyla ilgili açıklama yapmak istemediğini söyledi.
]]>Güvenlik görevlileri araya girerken; hastane yönetimi ‘beyaz kod’ bildiriminde bulundu. Hastaneye gelen polis ekipleri, Volkan Kuşçu’yu gözaltına aldı. Kuşçu’nun yapılan kontrolünde, 1,30 promil alkollü olduğu tespit edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe ev hapsiyle cezalandırılan Volkan Kuşçu, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine yeniden gözaltına alındı ve çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe 9 Şubat’ta tutuklandı.
ŞİDDET MAĞDURU DOKTORU AVUKAT BABASI SAVUNDU
Volkan Kuşçu hakkında Edirne 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Kuşçu, ikinci duruşmaya tutuklu bulunduğu Edirne L Tipi Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla katılırken, avukatları ise salonda hazır bulundu. Duruşmaya, B.B.Ö.’nün avukatlarıyla birlikte, babası Tunceli Barosu’na bağlı avukat Taner Özdeş de katılıp, kızının savunmasını üstlendi. Duruşmayı Edirne Tabip Odası’na bağlı çok sayıda doktor ve sağlık çalışanları da izledi.
Savcı, Volkan Kuşçu’nun tutukluluk halinin devamını isterken, B.B.Ö.’nün avukatları da aynı isteğe katıldıklarını beyan etti. Duruşmada söz alan B.B.Ö.’nün avukatı ve babası Taner Özdeş, sanığın yaptığı saldırının hiçbir bahanesi ve izahının olmadığını, sinsice ve canavarca hisle yaptığını söyledi. Saldırı sonucu kızının sol gözünde, basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek hasar oluştuğunu anlatan Özdeş, verilecek cezanın emsal teşkil etmesi gerektiğini kaydetti.
‘BİLİNÇSİZCE VE İSTEMSİZCE SALDIRDIM, ÖZÜR DİLERİM’
Söz verilen sanık Volkan Kuşçu ise hayatta tek varlığı olan annesini kaybetmenin etkisiyle bilinçsizce ve istemsizce saldırıyı gerçekleştirdiğini söyleyip, B.B.Ö. ve ailesiyle tüm sağlık çalışanlarından özür diledi. Mahkeme heyeti, saldırı mağduru doktor B.B.Ö. ile ilgili kati doktor raporunun beklenmesine ve sanık Volkan Kuşçu’nun tahliyesine karar verip, duruşmayı 12 Haziran’a erteledi.
‘HİÇBİR TAKDİR İNDİRİMİ UYGULANMASI MÜMKÜN DEĞİL’
Duruşma sonrası açıklama yapan Taner Özdeş, karara tepki gösterdi. Özdeş, “Adaletin işlemediğine bir örnek de az önce yaşadık. Çünkü kızımın, aynı zamanda müvekkilimin gözünde hasar oluştu ve basit tedaviyle giderilemeyecek bir hasar bu. Gencecik bir kız çocuğu, sağlık çalışanı, mesleğinin hemen başında bir emekçi. Olayda birden çok ağırlaştırıcı sebep var. Hiçbir takdir indirimi uygulanması mümkün değil. Haksız tahrikten bahsediyorlardı, onun da uygulanması mümkün değil. Sağlık çalışanı görevini yaparken neyin tahriki olacak? Hiçbir zaman olmaz” dedi.
Kızının gözünde de ciddi hasar oluştuğunu belirten Özdeş, “Biz zaten diken üstündeyiz, 40 gündür. Düşünün, okuyan bir insanın, hekim bir insanın gözünü kaybetmesi, benim de aynı şekilde gözümü kaybetmem. Bizim bir sürü insana faydamız oluyor, kamu görevi görüyoruz. Ne yazık ki, herhalde adalet mekanizması kamu hizmeti verdiğini unutuyor bazen. Kamu demek, toplum demek. Sağlıkçılar, hekimler var olacak ki, ben var olayım, onlar var olmazsa ben var olamam ki. Ama yaşam hakkı evrenseldir, bu olay da yaşam hakkının ihlaline yönelik, beden bütünlüğüne yönelik bir saldırıdır. Bunun böyle basite alınmaması gerekir. Burada sokaktan geçen iki insan tartışmamış, bu saldırı devletin kurumunda gerçekleşiyor. Devletin o hekimi koruması gereken bir yerde gerçekleşiyor. Onu yapamadın bari adalette yap. Devletten beklentimiz budur” diye konuştu.
‘TÜM İŞLERİMİ BIRAKIP, MÜCADELE VERECEĞİM’
Sağlıkta şiddetle ilgili yasaların değişmesi gerektiğini de söyleyen Özdeş, “Ciddi tedbirler alınması lazım, koruyucu önlemler alınması lazım, yasaların değişmesi lazım. Adaletin tecelli harfi harfine tecelli etmesi için elimizden ne geliyorsa yapacağım. Ben tüm işlerimi bırakacağım, bu mücadeleyi vereceğim. Hem meclis düzeyinde, hem de yargı düzeyinde bu mücadeleyi vereceğim” dedi.
‘BİR AN EVVEL ACİL ÖNLEMLER ALINMALI’
Edirne Tabip Odası Başkanı Gürcan Altun da sağlıkta şiddetle ilgili bir an önce ciddi tedbirler alınması gerektiğini söyledi. Altun, “Sağlık hizmeti kamusal bir hizmettir. Bu hizmetin sürdürülmesi sırasında gerek hekimlere, gerekse diğer sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin kabul edilebilir bir tarafı yok. Bizlerin güvenli ortamlarda ve insanca koşullarda çalışmaya ihtiyacımız var. Öncelikli olarak bu güvenliği sağlamak kamu otoritesinin görevi. Bunun haricinde bakıldığında buna yönelik caydırıcı önlemlerin alınması, yasaların çıkarılması gerekiyor. Aksi halde bunun önüne geçilmesi son derece zor. Sağlıkta fiziksel ve sözel şiddet günlük yüzleri bulmuş durumda. Bir an evvel acil önlem alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
]]>Peki bunun için nasıl beslenmeniz gerektiğini biliyor musunuz? Daily Mail’in haberine göre, tıp uzmanları Mary Valvano, Ruvini Wijetilaka ve Danielle Kelvas güne enerjik başlamaya yönelik en önemli ipuçlarını paylaştılar.
Doktorların üçü de, sonuçların devamını görmek için anahtarın günlük rutininizde küçük değişiklikler yapmak olduğu konusunda hemfikir.
“KAHVALTIYI KRAL GİBİ YAPIN”
BetterNowMD’de doktor olan Dr. Mary Valvano, bırakılacak ilk alışkanlığın, günün en büyük öğününü yemek için akşam yemeğine kadar beklemek olduğuna inanıyor.
Dr. Valvano, “’Kahvaltıyı kral gibi yiyin, öğle yemeğini prens gibi yiyin ve akşam yemeğini fakir gibi yiyin’ atasözü aslında biyolojiye dayanıyor. Vücudumuzdaki hücreler, günün saatine bağlı olarak yiyecekleri farklı şekilde metabolize eder.”
“Aynı yemeği sabah 8’de ve akşam 6’da yemek vücudumuzun onu enerji için kullanma yeteneğini etkileyebilir. Akşam yemeğini geç yerseniz, kan şekeri seviyelerini ve ertesi günün yemeklerinden en iyi enerjiyi alma yeteneğini bozabilirsiniz.” diyor.
Uzman, sabahları en fazla miktarda yiyeceği tüketmenizi ve gün ilerledikçe yediklerinizi azaltmanız gibi sağlıklı bir alışkanlık edinmenizi öneriyor.
Akşam yemeğini geç yemeyi tercih etmek, doğal sirkadiyen ritminizi bozduğu için uykunuz için de ciddi sonuçlar doğurur.
UYKU ÖNEMLİ
Parsley Health’de dahiliye doktoru olarak çalışan Dr. Ruvini Wijetilaka, her gece tavsiye edilen yedi ila dokuz saatlik uykuyu uyumazsanız enerjinizin de kaçınılmaz olarak tükeneceğini açıkladı.
Ancak doktorların tavsiyeleri bununla sınırlı kalmadı. Uzmanlara göre, popüler inanışın aksine, enerji içecekleri aslında uzun vadede enerji kaynaklarınızı tüketiyor olabilir.
Ulusal Tıp Kütüphanesi’ne göre bunlar aynı zamanda kalp ve beyin sağlığınız için de risk oluşturabilir, iltihaba yol açabilir ve kan basıncınızı artırabilir.
Alternatif öneren Dr. Valvano, “Çay gibi kaynaklardan, özellikle de yeşil veya fermente çaydan kafein tüketmek, hücrelerimizde enerji üretmekten sorumlu olan mitokondriyi destekleyerek enerji seviyelerinin iyileştirilmesine yardımcı olabilir.”
“EGZERSİZ YAPIN”
Tennessee’de yaşayan bir doktor olan Dr. Danielle Kelvas da, “Düzenli egzersiz, beyne ve kaslara giden kan akışını ve oksijeni artırarak enerji seviyelerinin iyileştirilmesine yardımcı olabilir.”
“Her gün en az 30 dakika tempolu yürüyüş, bisiklete binme veya yüzme gibi orta yoğunlukta egzersiz yapılmasını öneriyorum.” dedi.
Beslenme konusunda da tavsiye veren Dr. Kelvas, “Gün boyunca sürekli enerji sağlamaya yardımcı olabilecek bütün, işlenmemiş gıdalar açısından zengin bir diyet çok önemli.”
“Meyve, sebze, tam tahıl ve yağsız protein tüketmeye odaklanın. Çok fazla şeker ve işlenmiş gıda tüketmekten kaçının çünkü bunlar enerjinizin düşmesine neden olabilir.” dedi.
Uzmanlar ayrıca yorgunluğun sadece fiziksel değil aynı zamanda duygusal ve zihinsel olduğuna da inanıyor.
Yorgunluk ve kronik stres genellikle duygusal tükenmenin bir yan etkisidir.
Dr. Kelvas, “Stres düzeylerini azaltmaya ve enerjiyi artırmaya yardımcı olmak için meditasyon, derin nefes alma veya yoga gibi stres yönetimi tekniklerini uygulabilirsiniz.” diye ekledi.
]]>Sağlık sektöründe faaliyet gösteren hekimler için önemli bir kaynak olan Hekim.App, tıp fakültesi öğrencileri ve hekimlerin sadece en güncel bilgilere erişimini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kariyerlerine yön verebilecekleri iş fırsatlarını da sunuyor. Bunun yanı sıra, pazaryeri bölümü aracılığıyla ihtiyaç duyulan medikal ekipman ve malzemeleri uygun fiyatlarla bulma imkanı da sağlıyor. Bu yenilikçi platform, gelecek nesil sağlık profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu her şeyi bir arada sunarak, onların profesyonel yaşamlarında bir adım öne geçmelerine yardımcı oluyor. Hekim.App'ın sunduğu bu fırsatları keşfetmek için platformu ziyaret etmek yeterli.
Doktorlar Arası Topluluk ve İletişim Ağı
Hekim.App, bilgi alışverişi ve iş imkanları sunmanın ötesinde, doktorlar arasında güçlü bir topluluk duygusu oluşturmayı amaçlamaktadır. Platform içerisindeki doktorlar, tecrübelerini paylaşabilir, mesleki zorluklara birlikte çözüm üretebilir ve destekleyici bir ağ oluşturabilirler. Özel sohbet odaları ve forumlar sayesinde, aynı ilgi alanlarına sahip doktorlar bir araya gelerek bilgi alışverişinde bulunabilir ve birlikte büyüyebilirler.
Hekim.App'ın Kolaylaştırdığı İş ve Mesleki Yaşam
Hekim.App, doktorların iş ve profesyonel yaşamlarını daha basit ve etkin hale getirmeyi hedefler. Zengin içeriği, geniş iş olanakları ve pazaryeri ile doktorların ihtiyaç duyduğu her şeyi bir arada sunar. Bu sayede, doktorlar zamandan tasarruf edebilir ve mesleki faaliyetlerine daha odaklanabilirler. Hekim.App, sürekli kendini yenileyerek geleceğin sağlık profesyonellerine daha iyi bir iş deneyimi ve profesyonel gelişim fırsatları sunar.
Geleceğin Sağlık Profesyonellerine Yönelik Destek
Hekim.App, sağlık alanında çalışan hekimler için değerli bir kaynak olarak öne çıkar. İş olanakları, güncel bilgi ve etkileşim fırsatlarıyla dolu olan bu platform, doktorların mesleki gelişimine katkı sağlamayı ve iş yaşamlarını kolaylaştırmayı hedefler. Doktorların ve tıp öğrencilerinin ihtiyaçları düşünülerek tasarlanan Hekim.App, bu avantajlardan yararlanmak için ziyaret edilmeyi bekliyor.
ÇIBAN NASIL GEÇER?
Çıban, cilt altında bir kıl veya ter bezi etrafında oluşan ağrılı ve iltihaplı bir enfeksiyondur. Genellikle Staphylococcus aureus adı verilen bakterinin neden olduğu bir enfeksiyondur. Çıbanlar genellikle sıcak, kızarık ve şişmiş bir yumru şeklinde başlar ve zamanla bir irin dolu kitleye dönüşebilir. Çıbanlar çoğunlukla tedavi edilebilir ve genellikle evde uygulanabilecek bazı yöntemlerle geçebilir. Ancak, bazı durumlarda doktor müdahalesi gerekebilir. İşte çıbanın geçmesine yardımcı olabilecek bazı yöntemler:
Sıcak kompresler: Sıcak suya batırılmış bir bez veya sıcak su torbası kullanarak çıbanın üzerine düzenli olarak sıcak kompresler uygulamak, iltihabın dışarıya akmasını sağlayabilir ve ağrıyı hafifletebilir.
Temizlik: Çıbanın etrafını temiz tutmak ve hijyenik bir şekilde bakmak enfeksiyonun yayılmasını önleyebilir.
Antibakteriyel sabun kullanımı: Enfeksiyonu kontrol altında tutmak için antibakteriyel sabun kullanılması önerilir.
Antibiyotik merhemler: Eczanelerden temin edilebilecek antibiyotik merhemler çıbanın iyileşme sürecini hızlandırabilir.
Doktora başvurmak: Çıbanlar büyük veya çok ağrılı hale gelirse veya yaygın bir şekilde vücuda yayılıyorsa bir doktora başvurmak önemlidir. Doktor, gerekirse antibiyotik reçete edebilir veya çıbanın drene edilmesi gerekebilir.

ÇIBAN İÇİN NE İYİ GELİR?
Çıbanlar genellikle kendiliğinden iyileşir, ancak bazı durumlarda tedaviye ihtiyaç duyulabilir.
Çıbanın kendiliğinden iyileşmesi için:
Çıbana dokunmaktan kaçının. Çıbanı patlatmak veya kurcalamak enfeksiyonun yayılmasına neden olabilir.
Bölgeyi temiz tutun. Günde birkaç kez sabun ve ılık suyla yıkayın.
Sıcak kompres uygulayın. Ilık ve nemli bir bezle günde birkaç kez 10-15 dakika kompres yapmak ağrıyı ve iltihabı azaltabilir.
Ağrı kesici alın. Reçetesiz satılan ağrı kesici ilaçlar ağrıyı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir.
Çıban için doktora görünmeniz gereken durumlar:
Çıban 2-3 hafta içinde kendiliğinden iyileşmezse
Çıban büyürse veya daha ağrılı hale gelirse
Çıban ateş, titreme veya halsizlik gibi sistemik belirtilere eşlik ediyorsa
Çıban yüzünüzde veya boynunuzda bulunuyorsa
Diyabet veya bağışıklık sistemi zayıflığı gibi kronik bir hastalığınız varsa
Doktorunuz çıban için aşağıdaki tedavileri önerebilir:
Antibiyotikler: Enfeksiyonu tedavi etmek için oral veya topikal antibiyotikler reçete edilebilir.
Drenaj: Büyük veya iltihaplı çıbanlar cerrahi olarak boşaltılabilir.
Ağrı kesici ilaçlar: Reçetesiz satılan veya reçeteli ağrı kesici ilaçlar ağrıyı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir.
Çıbanları önlemek için:
Ellerinizi sık sık yıkayın. Özellikle tuvalete gittikten sonra, yemek yemeden önce ve hasta kişilerle temastan sonra ellerinizi sabun ve ılık suyla yıkayın.
Cildinizi temiz tutun. Cildinizi düzenli olarak sabun ve ılık suyla yıkayın.
Yaraları ve kesikleri kapatın. Yaraları ve kesikleri temiz bir bandajla kapatın.
Diyabet veya bağışıklık sistemi zayıflığı gibi kronik bir hastalığınız varsa doktorunuzun tavsiyelerine uyun.
Çıbanlara iyi gelen bazı doğal yöntemler:
Sarımsak: Sarımsak, antibakteriyel ve anti-enflamatuar özelliklere sahiptir. Bir diş sarımsağı ezerek çıbanın üzerine uygulayabilirsiniz.
Soğan: Soğan da antibakteriyel ve anti-enflamatuar özelliklere sahiptir. Bir dilim soğanı çıbanın üzerine uygulayabilirsiniz.
Aloe vera: Aloe vera, iltihap önleyici ve yatıştırıcı özelliklere sahiptir. Aloe vera jeli çıbanın üzerine uygulanabilir.
Zerdeçal: Zerdeçal, antibakteriyel ve anti-enflamatuar özelliklere sahiptir. Zerdeçal tozu suyla karıştırılarak macun haline getirilebilir ve çıbanın üzerine uygulanabilir.
Bu doğal yöntemleri kullanmadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir.
Çıbanı patlatmak veya kurcalamak çok tehlikelidir. Bu, enfeksiyonun yayılmasına ve daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Çıbanınız varsa, doktorunuza danışmanız ve onun tavsiyelerine uymanız en önemlidir.
]]>Mahkeme gerekçeli kararında, Başak Demirtaş’ın Diyarbakır’ın Sur İlçesine bağlı Yeşilli Ortaokulu’nda Türkçe öğretmenliği yaparken 28 Eylül 2015 ile 19 Ocak 2016 arasında, 5 ila 45 gün arasında 8 kez rapor aldığını belirtti.
Raporları düzenleyen Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi ile Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli 13 doktor hakkında soruşturma izni verilmediği için sadece Rezan Buğday ile Başak Demirtaş hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan dava açıldığına dikkat çekildi.
Rahatsızlığı bulunmadığı halde gerçeğe aykırı rapor aldığı ileri sürülen Başak Demirtaş’ın eşi Selahattin Demirtaş ile 12 Aralık 2015’te İstanbul Atatürk Havalimanından THY’ye ait TK1591 sefer sayılı Frankfurt uçuşunu gerçekleştirdiği, 15 Aralık 2015’te aynı havayollarına ait TK1952 sefer sayılı Amsterdam-İstanbul seferi ile Atatürk havalimanına iniş yaptığı ifade edildi.
Demirtaş’ın 15 Aralık’da Türkiye’ye giriş yapmış olmasına rağmen 14 Aralık tarihli doktor raporu aldığı, yurt dışında olduğu halde Türkiye’deymiş gibi adına rapor düzenlendiğine dikkat çekildi.
Demirtaş’ın doktor tarafından görülmeden, fiziken muayene edilmeden adına poliklinik girişi yapıldıktan sonra protokol numarasıyla gerçeğe aykırı rapor düzenlendikten sonra eşiyle birlikte yurtdışına çıktığı, Türkiye’ye dönüş yapınca okul idaresince kendisinden mazeretli olduğuna dair rapor talep edilmesi üzerine Amsterdam’da bulunduğu gün ve saat içinde sanki Diyarbakır’daymış gibi kendi adına rapor düzenlettirip okul idaresine teslim ettiği için cezalandırıldığına dikkat çekildi.
İSTİNAFA BAŞVURDU KARAR BOZULDU
Başak Demirtaş aldığı bu cezaya karşı istinaf mahkemesine itirazda bulundu.
Başvurusunda, “Raporu yazan doktorla yıllardır tanışıyoruz. Toplum sağlığı merkezine gittim. Bir gün sonra eşimle yurtdışına çıktım. Eşim raporlarımı yurtdışındaki doktorlara da göstermemizin faydalı olacağını istediği için rapor aldım. Okula rapor sunmam gerektiği için tekrar doktora gittim ve bana verilen rapordan bir suret vermelerini istedim. Onlarda rapor örneği tutulmadığını belirterek adıma yeniden rapor düzenlediler. Tarihine dikkat etmedim, bana yurtdışında olduğum tarihe ilişkin geriye dönük rapor düzenlemişler. Bu dava eşimin siyasi kimliği nedeniyle yapılan saldırıların bana dair olan kısmını oluşturuyor” dedi.
YETERSİZ GEREKÇEYLE CEZA OLMAZ
İstinaf mahkemesi Demirtaş ile doktora verilen cezayı eksik soruşturma nedeniyle bozup ilk derece mahkemesine geri gönderdi.
Bozma ilamında, toplum sağlığı merkezinde görevli doktor Rezan Buğday’ın düzenlediği 5 günlük istirahat raporunun düzenlendiği tarihin yazılı olduğu protokol defter kaydının ilgili kurumlardan temin edilerek bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra dosyaya delil olarak eklenmesi istendi.
Geriye dönük eski tarihli rapor alındığı iddiasına karşı toplum sağlığı merkezindeki görevli sekreterin de duruşmada ayrıntılı olarak ifadesinin alınması gerektiğini belirten istinaf, protokol poliklinik defter kaydının kim tarafından tutulduğunun belirlenmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Başak Demirtaş’a verilen 5 günlük istirahat raporuyla ilgili hastane ya da SGK sistemine bir giriş kaydının yapılıp yapılmadığının araştırılmasını isteyen istinaf, reçete kaydının tespitiyle birlikte istirahat raporunun tam olarak hangi tarihte verildiğinin belirlenmesinden sonra sanıkların hukuki durumlarının buna göre yeniden tayin edilmesi istendi.
Eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle iki sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının oy birliğiyle bozulmasını kararlaştırdı.
Halen görülmekte olan bu davayla ilgili henüz bir karar verilmezken, eksikliklerin giderilmesi sonrası ikinci kez aynı cezaya mahkûm olması İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için de adaylık yolunu kapatacak.
Demirtaş, 2,5 yıl hapis cezasıyla birlikte TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca seçme ve seçilme hakkından da mahkûm bırakılmıştı.
]]>