Dönem – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Fri, 31 May 2024 21:42:52 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İmamoğlu yeni dönemin ilk meclisi açtı: Cumhurbaşkanı’na çağrı yaptı https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-yeni-donemin-ilk-meclisi-acti-cumhurbaskanina-cagri-yapti/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-yeni-donemin-ilk-meclisi-acti-cumhurbaskanina-cagri-yapti/#respond Fri, 31 May 2024 21:42:52 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7842 İBB Meclisi’nin 2024-2029 dönemi ilk meclis oturumu Saraçhane’deki yerleşkede İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu başkanlığında gerçekleştirildi.

Oturumu yönetmek üzere meclis salonuna alkışlarla gelen İmamoğlu, tüm meclis üyelerinin tek tek eline sıkarak kutladı. 

316 meclis üyesinden oluşan mecliste, bu dönem CHP çoğunluğu sağladı, AKP azınlıkta kaldı. Meclis, İBB Başkanı İmamoğlu ve 185 CHP’li meclis üyesi, 129 AKP’li meclis üyesi ve 2 MHP’li meclis üyesinden oluştu. 

İlk oturumda, meclis başkanvekilleri, katip üyeler, encümen ve ihtisas komisyonlarına üye seçimi yapıldı.

İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği, Marmara Belediyeler Birliği, Tarihi Kentler Birliği üye seçimleri de gerçekleştirildi. 

Meclis 1. Başkanvekili CHP’li Meclis Üyesi Nuri Aslan, 2.Başkanvekili Gökhan Gümüşdağ oldu. CHP’li Gümüşdağ, mecliste uzun yıllar grup başkanvekilliği yapan AKP’li Göksel Gümüşdağ’ın kuzeni.

PARTİ GRUPLARININ YENİ YÖNETİMLERİ

Oturumda siyasi parti gruplarının yeni yönetimleri de belli oldu. CHP Grup Başkanvekilliğine Ülkü Sakalar getirildi. Böylece meclis tarihinde ilk kez bir kadın, grup başkanvekili oldu.

CHP Grup Sözcülüğüne de önceki dönemde de meclis üyesi olan Gencay Özcan getirildi.

Önceki dönemde AKP Grup Başkanvekili olan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun yeni dönemde görevi sona erdi.

AKP’nin yeni grup başkanvekili önceki dönemde meclis 1. Başkanvekili olan Zeynel Abidin Okul oldu. Grup sözcüsü ise değişmedi ve Murat Türkyılmaz görevine devam etti.

“ALLAH UTANDIRMASIN”

İmamoğlu oturumu “Allah utandırmasın, herkese üstün başarılar diliyorum” sözleri ile açtı. Ardından İstiklal Marşı okundu ve saygı duruşunda bulunuldu. Ardından açılış konuşması yapan İmamoğlu, “31 Mart 2024 seçimlerinde, halkımız demokratik hakkını kullanmış ve İstanbul’u 5 yıl daha yönetmemiz yönünde bizlere vazife vermiştir. 5 yıl boyunca gösterdiğimiz gayret ve hizmetin halkımız nezdinde takdirle karşılanması ve teveccüh görmemiz bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Bu takdirin verdiği sorumluluk bilinciyle ikinci dönemimizde de, İstanbul’un atılım ve yatırım dönemi daha da büyüyerek devam edecektir. İsrafı bitirmiş, halkçı belediyeciliği getirmiş olan yönetim anlayışımız Türkiye’de pek çok kente örnek oldu. Dayanışmacı ruhumuzu temsil eden Askıda Fatura uygulamamız ise dünyada onlarca kent tarafından ne mutlu ki örnek alındı. Yolumuza hem kalkınmacı hem de dayanışmayı gözeten bu anlayışla daha güçlü şekilde devam edeceğimiz yeni bir döneme daha güçlü girmekten kıvanç duyuyorum” diye konuştu.

“MAKAMLAR GEÇİCİ”

İmamoğlu, meclis üyelerine  “Unvan ve makamlarımız geçici, sorumluluğumuz ise her türlü şahsi ve siyasi hesabın üzerindedir. Allah hepimize, İstanbullulara mahcup olmamayı ve bu şehre hak ettiği hizmeti sunabilmeyi nasip etsin” diye seslendi.

“ATATÜRK’E LAYIK OLACAĞIZ”

31 Mart seçimlerinin çok önemli mesajlar verdiğine dikkat çeken İmamoğlu “Her birimiz o mesajları iyi anlamak ve gereğini yapmakla yükümlüyüz. Her şart altında, ortak akıl, istişare ve uzlaşma kültürüyle hareket eden, İstanbulluların menfaatlerini önceleyen, tam anlamıyla demokratik bir meclis tecrübesini bu dönem hemşerilerimize yaşatacağız. İstanbul tarihinin ve tüm Türkiye’nin en şeffaf, en demokratik, en etkili, en verimli meclisi olacağız. Yetkimizi sadece ve sadece 16 milyon İstanbullunun çıkarları için kullanacağız.Ülkemizin ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e layık olacağız” dedi.

“VİCDANLI SİYASET TALEBİNİN İFADESİ”

31 Mart seçim sonuçlarının;  adaletli, dürüst, sorun çözme odaklı bir siyaset talebinin ifadesi olduğunu dile getiren İmamoğlu “31 Mart, insanları kutuplaştırmayan, ortak akla dayalı ve vicdanlı bir siyaset talebinin ifadesidir. Bizim hizmet anlayışımızda hiçbir kesim bir diğerinin düşmanı ve hasmı değildir. Partizanlık, asla ama asla bizim yönetim anlayışımızda yoktur. Önümüzdeki 5 yıl boyunca bunu bu anlayışı bu mecliste çok daha da güçlü şekilde göstereceğiz. Bu büyük ekonomik krizde vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kent lokantaları, yurtlar, öğrenci bursları, anne kartlar, kadın eğitim kurumları ve kreşler ile sosyal alt yapı projelerimize hız vereceğiz. Elimizden gelen her fırsatı ve bulacağımız her kaynağı kullanarak şehrimizin altını metro ağlarıyla örmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

 CUMHURBAŞKANINA İMZA ÇAĞRISI

İmamoğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da mesaj vererek şunları söyledi:

-Umut ediyorum ki, hiçbir fayda sağlamadığı bu seçimlerle iyice anlaşılan, bazı engelleme çabaları da artık son bulur.

-Bugün, kıymetli İstanbul Meclisi’nde tekrar etmek isterim ki; başta Beylikdüzü-Sefaköy raylı sistemi olmak üzere artık bekleyen tüm imzalarımızı atınız. Atın ki biz de hızlıca işimize odaklanalım.

-İstanbul’un çevre, ulaşım ve trafik sorunlarını hızla çözebilelim. Bu yeni dönemde sırt sırta verebilirsek şehrimizin her ilçesinde yaşam kalitesini kat kat artırabiliriz.

 “HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ”

-İstanbullular bizden icraatçı ve halkçı bir belediyecilik yapmamızı bekliyorlar. Bu şehirde yaşayan 16 milyon hemşerimizin kahır ekseriyeti siyasi rekabetin demokrasi, hukuk, ahlak ve nezaket sınırları içerisinde yapılmasını talep ediyorlar. Hatırlatmak isterim ki hepimiz aynı gemideyiz.

-Ülkemizin etrafı, uluslararası sorunların adeta merkezi haline döndü. Ulusal güvenlikle ilgili daha büyük riskler içeren bir ateş çemberiyken particilik yapamayız. Yapmamalıyız.

-Geçmişe takılıp kalmadan, siyasetin her koşulda müzakere ve uzlaşı sanatı olduğunu bilerek hareket edeceğiz. Hep beraber öyle yapmalıyız.

“31 MART’I DEMOKRASİ İLE TAÇLANDIRALIM”

-Bu kürsüden hangi partiden olursa olsun seçilen tüm yeni meclis üyelerimize, belediye başkanlarımıza, hükümetimize çağrıda bulunuyorum: Gelin el birliği ile İstanbul’umuzu ve ülkemizi güzel ve müreffeh günlere taşıyalım. Bunu hep birlikte yapalım.

-Gelin 31 Mart’ı demokrasiyle taçlandıralım. Gelin bu sonucu hukuk devletimizi yeniden tesis etmek için bir sinerjiye dönüştürelim. Gelin hukuk devletini, demokrasimizi ve kardeşlik iklimini yeniden tesis edelim. Gelin akılcı, samimi, şeffaf ve hesap verebilir politikalarla ekonomimizi ayağa kaldıralım.

-Gelin el birliği ile ülkemizi, İstanbul’umuzu depreme hazırlayalım. Unutmayalım: İstanbul’daki yatırımlar ve hizmetler hepimizin, İstanbul’da harcanan her kuruş bütün milletimizindir. İstanbul’un her projesi bir partinin değil milletin projesidir.

-Gelin 31 Mart’ı bir milat olarak görelim. Şehrimizin ve ülkemizin kazanacağı, kaybedenin olmadığı bir dönüm noktasına çevirelim” diye konuştu.

KEPEZ BELEDİYE BAŞKANININ TUTUKLANMASINA TEPKİ

Konuşmasında adalet vurgusu yapan İmamoğlu, Antalya’daki teleferik kazası nedeniyle CHP’li Kepez Belediye Başkanı’nın tutuklanmasına tepki gösterdi.

İmamoğlu şunları kaydetti:

-Yıllar boyunca Soma faciasından Pamukova’ya ve benim de çok sevdiğim insanları kaybettiğim Çorlu tren faciasına kadar pek çok olay ortadadır. Yıllar geçmesine rağmen mahkemeler sürüyor. Kazalar ve facialar eğer ihmal yüzünden gerçekleşmişse sorumlusu ya da sorumlularının partisine bakılmaz. Gereği yapılır.

-Bu gereklilik iktidar partisi mensupları için neyse, benim partim CHP mensupları için de eşit olmalıdır. Adalet herkesi eşitler. Ne yazık ki birileri yıllarca korunurken, Kepez Belediye Başkanımızın tutuklanması akıl ve vicdanlarda soru işareti bırakmıştır. Bunun nedeni adaletin adamına göre tecelli etmesidir. Bu vesileyle, bir daha böyle üzücü olayların tekrar etmemesini Allah’tan niyaz ediyorum.

“ŞİİR GİBİ BİR 5 YIL”

İmamoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

-İstanbul’da yeni bir dönemin eşiğindeyiz.Bugünden itibaren, birlikte atacağımız her doğru adım, İstanbul’umuzu çok daha güzel günlere, çok daha hızlı taşıyacak. Hep birlikte, uzlaşıyla atacağımız her doğru adım, şehrimizin ve ülkemizin bütünlüğünü, kardeşliğini pekiştirecek. İstanbulumuzun hem Ortadoğu hem de Balkan coğrafyası için çok önemli bir merkez, örnek bir coğrafya olduğu ortadadır.

-Bu bilinçle hareket etmeliyiz. İstanbul’a aynı zamanda  insanlık için de çok önemli ve değerli merkezdir. Bu bilinçle, başta Gazze’de sürmekte olan insanlık dramının bir an evvel sona ermesini temenni ediyor, İstanbul’un kalbinin mazlumlarla attığını belirtmek istiyorum. Bölgemizde ne yazık ki artmakta olan gerilimlerin ve çatışma ortamının bir an evvel bitmesini temenni ediyorum.

-16 milyon hemşerimizin ve 86 milyon vatandaşımızın gözleri önünde sergileyeceğimiz demokrasi düzeyiyle herkes için örnek ve umut olmayı başarabiliriz.

-Hep birlikte, İstanbul’a şiir gibi, rüya gibi bir 5 yıl yaşatabilir, İstanbulluların gönlünde çok müstesna bir yere sahip olabiliriz.  Bu umut ve heyecanla sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Oturum, MHP, AKP ve CHP grup başkanvekillerinin açılış konuşmalarının ardından oylamalar ile devam etti. 

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-yeni-donemin-ilk-meclisi-acti-cumhurbaskanina-cagri-yapti/feed/ 0
Devir teslim töreninde gerginlik: Çiçek fırlatıp, küfür etti https://www.foxhaber.com.tr/devir-teslim-toreninde-gerginlik-cicek-firlatip-kufur-etti/ https://www.foxhaber.com.tr/devir-teslim-toreninde-gerginlik-cicek-firlatip-kufur-etti/#respond Tue, 21 May 2024 21:33:45 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7539 Düzce’nin Kaynaşlı ilçesinde 31 Mart yerel seçimlerinde yüzde 32,38 oy alan MHP’li Efdal Altundal seçimi kazandı. 2019 yılında MHP’den ihraç edilen mevcut Belediye Başkanı Yeniden Refah Partili Birol Şahin, yüzde 17,82 oy alarak, seçimi 3’üncü sırada tamamladı. Seçim sonuçlarına göre Kaynaşlı Belediye Başkanlığı’nda devir-teslim töreni gerçekleştirildi. Törene, seçimleri kazanan Efdal Altundal, MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül ve partililer katıldı.

“EN ÖNEMLİ YAPTIĞIMIZ HİZMET DE KAYNAŞLI’DAKİ ALKOLLÜ MEKANLARI KAPATMAMIZ”

Devir-teslim töreni öncesi konuşan Kaynaşlı eski Belediye Başkanı Birol Şahin, ilçedeki alkollü mekanları kapattıklarını ve yenilerine de ruhsat vermediklerini ifade ederek, “Kaynaşlı gerçekten önemli noktaya geldi. En önemli yaptığımız hizmet de Kaynaşlı’daki alkollü mekanları kapatmamız. Meyhaneleri kapatıyoruz. Yeni açılanlara da ruhsat vermiyoruz. Kaynaşlı o anlamda çok güzel bir aşamaya geldi. Bundan sonraki aşamada da başkandan beklentimiz, Kaynaşlı geçmişte çok kötü anılıyordu. Meyhaneler, kumarhaneler vardı. Bu da Kaynaşlı’ya çok büyük leke sürüyordu” dedi.

FİLENİN SULTANLARIYLA İLGİLİ PAYLAŞIMI NEDENİYLE MHP’DEN İHRAÇ EDİLMİŞTİ

2019 yılında A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın Almanya’yı yenerek Japonya’nın başkenti Tokyo’da olimpiyatlara katılma hakkı elde etmesinin ardından sosyal medya hesabından, “Allahu Teala’nın ‘örtünün vücut hatlarınız belli olmasın’ emrine karşı çıkarak, açılıp saçılacaksın, kendini teşhir edeceksin sonra da ‘Tokyo’ya gidiyoruz’ diye sevineceksin. Dünya şampiyonu olsan ne yazar. Müslüman kadın adap ve haya sahibidir. Yaptığı her işte Allah rızası gözetir. Dinimize göre kadınlar kendi aralarında spor yapabilirler, erkekler huzurunda açık saçık olarak değil” paylaşımında bulunduktan sonra MHP’den ihraç edilen Şahin o dönem yaşananlardan bahsetti.

“BAHÇELİ’YE YAPMIŞ OLDUKLARI BASKIDAN DOLAYI BÖYLE BİR KARAR ALINMIŞTIR”

Şahin, MHP’den ihraç edildiği dönemle ilgili “2019 yılında, Milliyetçi Hareket Partisi, bizi bir ayet paylaştık diye ihraç etmişti. 47 ay bağımsız kaldım ben. Kongreye gitmiştim. Kongreden beni dışarıya çıkardılar. Kaynaşlı’nın yüzünü kızartacak, Kaynaşlı’yı sıkıntıya sokacak, mahcup edecek hiçbir şeyin altına imza atmadık. Bir paylaşımla gündeme gelmiştik ulusal basında. İslam düşmanları, Allah düşmanları bizi paylaşımımızdan dolayı hakaret yağdıranlar oldu. Ancak tebrik edenler de oldu. Yani bir tesettür ayetinin paylaşımından dolayı, İslam düşmanlarının, Kur’an düşmanlarının MHP genel merkezine, Bahçeli’ye yapmış oldukları baskıdan dolayı böyle bir karar alınmıştır” ifadelerini kullandı.

MASADAKİ ÇİÇEĞİ FIRLATTI, ÜSTÜNE YÜRÜYÜP KÜFÜR VE HAKARET ETTİ

Söz konusu ifadelerin ardından MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, araya girerek, MHP Lideri Devlet Bahçeli ile ilgili sözleri sebebiyle Şahin’e müdahale etti. Akgül, ifadeleri doğru bulmadığını söyledi. Bu sırada Birol Şahin bağırmaya başlayıp, “Sen kimsin?” diyerek MHP Milletvekili Akgül’e küfür ve hakaret etti. Şahin, daha sonra ayağa kalkıp masada bulunan çiçeği İsmail Akgül’e fırlatarak küfür ve hakaretlerine devam edip üzerine yürüdü. O anlar kameralara yansırken, olay, odadakilerin araya girmesiyle daha fazla büyümeden engellendi.

“CAHİLİYE DÖNEMİNİ KAPATARAK HİZMET DÖNEMİNİ BAŞLATTIK”

Devir-teslimin tamamlanmasıyla birlikte MHP’li Başkan Efdal Altundal göreve başlarken, MHP Milletvekili İsmail Akgül ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Belediyemizi teslim aldık. Kaynaşlı ilçemizde cahiliye dönemini kapatarak, hizmet dönemini başlattık. Biz Müslümanlığı ve adaletli olmayı size öğreteceğiz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/devir-teslim-toreninde-gerginlik-cicek-firlatip-kufur-etti/feed/ 0
‘Belediye Meclisi’nde “Gelin el ele tutuşalım” çağrısı yapacağım’ https://www.foxhaber.com.tr/belediye-meclisinde-gelin-el-ele-tutusalim-cagrisi-yapacagim/ https://www.foxhaber.com.tr/belediye-meclisinde-gelin-el-ele-tutusalim-cagrisi-yapacagim/#respond Mon, 13 May 2024 21:27:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7245 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ilk dönemini ve ikinci dönem planlarını SÖZCÜ’ye anlattı -1-

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın makamına gitmek isterken karşıma çıkan ilk yazı, “Belediyecilik ilkelerimiz” oldu. İşte o ilkeler ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’nin temellerini oluşturmuş. Yaptıkları, halka dokunuşları birçok başkana örnek oluyor. Oyunu her seçimde daha da artıran Yavaş, seçileceğini bildiği için makam odasına hiç dokunmamış, hiçbir evrakını toplamamış. Yani, onun için yeni dönemde değişen bir şey yok. Değişen, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nde artık CHP’nin üye sayısının daha fazla oluşudur.

Seçim sonuçlarının açıklandığı gece Mansur Yavaş, belediye önünde toplanan on binlere hitap etti. Vurguladığı ise belediye girişinde gördüğüm ‘Belediyecilik İlkelerimiz’di. Yavaş, her ilkeyi söyledikçe alkışlanıyordu. “Hizmeti, zümre, kişi, akraba için değil halk için yapacağız”, “Fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacağız”, “Dezavantajlı grupları önceleyeceğiz”, “Yoksullara yardım yaparken asla teşhir etmeyeceğiz”, “Harcadığımız her kuruşun hesabını millete vereceğiz”, “Yönetim kurullarında liyakate uyacağız”, “Adaletle yöneteceğiz.” Bir kamu görevlisinden, bir belediye başkanından başka ne istenir?

Mansur Yavaş, ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’ni SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e anlattı.

KAZANMAKTAN ÖNEMLİ

Mansur Bey’e, “Nasıl bir seçim süreci geçirdiğini” sordum. Şunları anlattı:

“Ankara’nın 25 ilçesi var. Tüm ilçeleri ikişer defa gezdik. Sadece Bala ilçemize bir kez gidebildim. Ayrıca ramazan gelince her akşam iki, üç iftar dağılmadan onları gezdik, esnaf gezisi yaptık. Yine bir seçim döneminde olabilecek kadar yoğun, gece gündüz çalıştık. Ramazandan önce kahvaltılar vardı gene günde 1-2 kahvaltıya üst üste katıldık. Yani vatandaşla daha çok temas etme imkanı bulduk. Güzeldi, sorunsuz geçirdik diyebilirim bizim açımızdan.

En önemlisi, benim de hoşuma giden şu oldu: 5 yıl görev yapıyorsunuz, vatandaşın karşısına çıkıyorsunuz, mutlaka eksiğiniz de vardır dolayısıyla gittiğiniz yerlerde ‘Benim şu işim yapılmadı’ veya ‘Bizi ayırdınız’ benzeri tepkiler olur. O yönde hiçbir tepkiyle karşılaşmadım. Yani benim için en önemli şey seçimi kazanmak kadar önemli olan işte bu olaydır.”

5 yıl önce gittiği yerlerde karşılaştıklarıyla, bugünü, mitinglerini karşılaştırıyor. Arada dağlar kadar fark olduğunu görüyor. Yavaş, “Evet, 5 yıl hizmet ediyorsunuz bir ilçeye gidiyorsunuz mesela, 5 yıl önce ben Sincan’da da bir miting yaptım. 5 yıl sonra Sincan’da bir daha miting yapıyorsunuz ve kalabalık 3’e 4’e katlamış. Oy olarak baktığımızda en az oy aldığımız yerler, keza Çubuk da aynı şekilde. Bu iyi bir şeyler yaptığımızın kanaatinin vatandaşta oluştuğunu gösteriyor. Bu nedenle rahat bir seçim süreciydi. Hep şöyle söylüyorum zaten: ‘Kimseye kötülük yapmadım ki kimseyi ayırmadım ki niye korkarak gideyim.’ Vatandaş da bunu benimsemiş hiçbir yerde tepki göstermedi. Halbuki mutlaka eksiğimiz vardı” diyor.

Ankaralı, Mansur Yavaş belediyeciliğinde, “Çılgın proje” olmadığını biliyor. Yani onların beklentileri arasında bu tür projeler de yok. Yavaş, vatandaşın beklentilerini, isteklerini şöyle anlatıyor:

ÇILGIN PROJEMİZ YOK

“Hiç kimse ‘çılgın proje’ diye bir proje beklemiyor açıkçası. Belediyenin ilgilenmesi gereken asli sorunlar var, asli görevleri var. Yollarıyla ilgili köylerin sıkıntıları var. Bu tür talepler çok oluyor veya köylerin köy konağı gibi eksiklikleri var. İlçelerde bizim birimlerimiz var orada da henüz devam eden çalışmalarımız var kaldırım, asfalt vs. gibi. Onun haricinde çok bir şey gelmedi çünkü, zaten kırsal kalkınmaya hala destek oluyoruz. Park bahçeleri zaten fazlasıyla yapıyoruz. İnşallah şimdi belediye başkanlarımız da bizlere yol gösterecek, onların projelerini gerçekleştirmek için yine onlara da destek olup biraz daha ilçelere de ağırlık vermiş olacağız.”

ELİMİ TUTMADILAR

Başkan Mansur Yavaş, bir önceki dönemde ilçe belediyelerinin başkanlarının yaklaşımını şöyle anlattı:

– İlçe belediye başkanları ‘Mansur Beyden bir şey istemeyelim, yapamasın puan kazanamasın’ tavrındaydı. Böyle akla hayale gelmeyecek mantıkta hareket ettiler. Halbuki kendi ilçelerine kötülük ettiler, hizmet yapılmamış oldu. Ben de yanlış bir yatırım yapmak istemedim açıkçası. Aile yaşam merkezleri vb. gibi sosyal tesisleri yaptım. Daha iyi çalışabilirdik ama maalesef kabul görmedi.

İlçe belediye başkanlığı ile daha verimli çalışılabilirdi. Belediye Meclisi’ne ilk söyleyeceğim şey şu olacak: 16’sı CHP’den, 8’i diğer partilerden, bir de bağımsız belediye başkanı var. Kendilerine, ‘Gelin el ele tutuşalım siz de kendi ilçelerinize ne yapılması gerekiyorsa biz el ele verelim destek olalım’ diyeceğim. Çünkü farklı tavırları gösterenler kayboldu siyasetten. Onlara, ‘Eğer siz elimi tutmazsanız yarın seçim zamanı gidip sizi halka şikayet edeceğim’ demiştim. Seçim döneminde hakikaten gittiğim her yerde şikâyet ettim.

– Elimi tutmadılar, makam odama gelmediler. Hatta 2-3 tane örnek verdim, ‘Mansur Bey’e yaptırma, kendin yap’ denmişti. Rahmetli Ayaş Belediye Başkanı, ‘Mansur Bey’le görüşmemiz yasak’ demişti. Oysa ben zamanında oğlunun avukatlığını yapmıştım. Bu tavırların sonuçları hep bunlar.

EKSİKLERİ GÖREBİLECEĞİZ

Yeni dönem için Mansur Yavaş’ın neler düşündüğünü sordum. Aslında değişen ‘daha rahat hareket edecekleri’ olacak. Mansur Yavaş, bundan sonraki süreci şöyle anlattı:

“En azından Belediye Meclisinde bekleyen, ertelenen sürekli taleplerimiz var. Onlar hemen ortaya çıkacak ve bunlarla ilgili yeni ilçe belediye başkanları da bizim tabii seyrimizi değiştirecek. Çünkü bizimle görüşmeyenlerin eksiğini bilmiyoruz. Orada ne eksik var şimdi görebileceğiz. Yeni aldığımız belediyelerde ne eksiklikler var onları da şimdi göreceğiz. Dolayısıyla bir yandan zaten kendi elimizdeki projeleri yaparken bir yandan da o ilçeden gelen taleplere de koşmaya çalışacağız.”

Seçim sonucu ibret olmalı

Meclis çoğunluğu Cumhur ittifakında olunca karar almak zordu. Yavaş, kendilerini zora sokmak, halka şikayet edip başarısız göstermek için yapılan çabaları biliyor. O günleri anlatırken şunları belirtiyor:

“Sonuç? Sonuç sandık sonucu. Bu sonuç inşallah bu tür davranan herkese ibret olur. Topal ördek falan değildik yani böyle bakılmaması lazımdı ama bunu sandıkta vatandaş değerlendirdi inşallah daha sorunsuz bir şekilde Ankara’nın her yerine hizmet edebileceğiz.”

Taleplerimiz reddediliyordu artık daha kolay halledilecek

MansurYavaş yeni dönemin kolaylıklarını şöyle anlattı:

Şu kolaylık olacak mesela, Nallıhan Belediye Başkanı’yla konuştuk. Çayırhan merkez nüfusu 10 binin üzerinde olan bir beldesi. Bir şeyler yapacağız ama belediyenin doğru dürüst arsası yok. Eski dönemde Nallıhan Belediye Başkanı küçük bir arsa vermişti. Çayırhan’da Nallıhan belediyesinin çok arsası varmış dolasıyla bize tahsis edecek. Eskiden onları alamıyorduk.

– Keçiören’de Ovacık Metrosu projesini biz bitirdik. Orada bize istasyon için ayrıca bakım yapılacak arazi lazım. Yazdık ve ret geldi mesela. Peki, bu istasyona tren gece gelecek orada bekleyecek, bakımı yapılacak niye ret ediyorsunuz? Şimdi onu alacağız.

Yine Akdeniz stadının yanında otobüslerin bekletilmesi ile ilgili talebimiz vardı bunlar ret oldu. Yine özellikle Mamak ve Keçiören belediyesi kendi sokaklarında asfalt yaparken ızgaraların üstünü ceza kesmemize rağmen kapatıyorlardı. Onun üstünü kapattığınız zaman evlerden koku çıkıyor, aynı zamanda da asfalt halı gibi kayıyor. Yani bunlar yaşandı. Çok tutanak tuttuk dinlemiyorlardı, vatandaştan bu yolda şikayet geliyordu. Bu tür problemlerin hepsi ortadan kalkacak.

YARIN: İNSANIMIZ AÇKEN BAŞKA YERE PARA HARCAMAM

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/belediye-meclisinde-gelin-el-ele-tutusalim-cagrisi-yapacagim/feed/ 0
Yeni yatırımlar daralmanın önüne geçer https://www.foxhaber.com.tr/yeni-yatirimlar-daralmanin-onune-gecer/ https://www.foxhaber.com.tr/yeni-yatirimlar-daralmanin-onune-gecer/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:06:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6617 Otomotiv sektörü, rekorla kapattığı 2023’ün ardından küresel ekonomik hareketlilik ile birlikte artan maliyetler, tüketici güvenindeki değişiklik, kredi ve finansmana erişimdeki zorluklar ile 2024 pazar beklentilerine belirsizlik nedeniyle temkinli yaklaşıyor. Son yıllarda, birçok sorunu eş zamanlı yönetmek durumunda kalan sektör için 2023 yılı öngörülebilirliği zor bir yıl olsa da otomotiv sanayi ihracatı 35.7 milyar dolar ile tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Yeni yıla da beklentiler doğrultusunda iyi başlayan sektör, ocak-şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam ihracatını dolar bazında yüzde 9 artırdı. Aynı dönemde üretim de yüzde 8 artarak 241 bin 861 adede ulaştı. Otomotiv Sanayii Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, 2024 yılında küresel otomotiv pazarının pandemi öncesi dönemi yakalayacağına dair tahminlere rağmen, Avrupa pazarının bu hedefe ulaşmasının kısa-orta vadede olası görünmediğini belirtti. Eroldu, Türkiye’de ise 2024 yılında üretimin yüzde 3-6 artış ile 1 milyon 510 bin adet ile 1 milyon 560 milyon adet, ihracatın da yüzde 5-10 artış ile 1 milyon 70 bin adet ile 1 milyon 120 bin adet bandında gerçekleşmesini öngördüklerini kaydetti. Bu yıl ekonomik tedbirler dikkate alındığında pazarın yüzde 25’e varacak şekilde daralabileceğini söyleyen Eroldu, “Özetle, azalan iç piyasaya rağmen yeni yatırımlarımızla birlikte ihracat ve üretimi artırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

FİNANSMAN İÇ PAZAR İÇİN ÖNEMLİ

Eroldu, uzun vadede Türkiye ekonomisine fayda sağlayacak olan enflasyonu düşürmeye yönelik politikaların kısa vadede talebi baskılayacağını kaydetti. Bu noktada iç pazarın önemine dikkat çeken Eroldu, “Talebin belirli bir seyirde devamlılığı ve öngörülebilirliğin sağlanması için finansman kısıtlamalarının belli bir dengede yönetilmesi iç pazar için önem taşıyor” dedi.

Yeşil dönüşüm ve teknoloji belirleyici olur

2024 yılında otomotiv ürünlerinde tercihleri yeşil dönüşüm ve teknolojinin belirlemeye devam edeceğini kaydeden Cengiz Eroldu, şunları söyledi: “Öne çıkan en önemli konu yeşil dönüşümün tetiklediği alternatif yakıtlı araçların yayılımı. Diğer önemli konular ise otonom araçlar ve akıllı araç teknolojileri. Tüm bu gelişmeler araçların içinde bir devrim yaratmaya devam ediyor. Dokunmatik ekranlar, sanal asistanlar ve gelişmiş güvenlik sistemleri yalnızca bir başlangıç. 2024 yılında bu teknolojik yolculuk devam edecek ve bağlantılı araçlar ve akıllı teknolojiler artmaya devam edecek. Endüstri geliştikçe, ürün tasarımı sanat, teknoloji ve çevre bilincinin birleşimiyle şaşırtmaya, devam edecek.”

Büyümenin devamı için etkili politika şart

Ocak-şubat döneminde yıla hızlı bir başlangıç yapan sektördeki bu artışın temelinde yılbaşında güncellenen engelli muafiyeti fiyat baremi olduğunu kaydeden Cengiz Eroldu, “Bu sonucun dönemsel olduğunu söylemek mümkün. Pazarın artışına devam etmesi için etkili politikalara ihtiyaç olduğu açık” dedi.

OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE YENİ TRENDLERİ MASAYA YATIRDILAR

Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt: Hibrit araçlar dizeli hızla geride bırakıyor

2024’ün farklı bir yıl olmasını beklediklerini kaydeden Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt, “Ekonomide bir miktar yavaşlama olabilir ve bunun otomotiv pazarı üzerinde olumsuz etkileri olacağını tahmin ediyoruz” dedi. Mart ayı sonuna kadar satışların yüksek seyredeceğini, mali politikanın kalan 9 aya nasıl yansıyacağını takip edeceklerini kaydeden Bozkurt, “Tüketicinin otomobile daha kolay ulaşmasını sağlamak adına Özel Tüketim Vergisi matrahlarının ivedilikle güncellenmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Şu anda tüm modellerin yüzde 80’lik dilime giriyor olması matrahlarda bir güncelleme gerekliliğine yol açıyor. İzlenecek mali disiplinde, bu öncelikli görünmüyor olabilir ancak biz bunun kesinlikle gerekli olduğundan yanayız” diye konuştu. Toyota olarak son birkaç aydır üreticinin de desteğiyle düzenledikleri büyük kampanyalara olabildiğince devam etmeyi hedeflediklerini belirten Bozkurt, 2024’ün öne çıkan tercihlerine ilişkin de şu bilgileri verdi: “Ocak ayı verilerine baktığımızda, 80 bin civarında gerçekleşen toplam pazarın yüzde 65’ini benzinli motorlar, yüzde 16’sını hibrit araçlar, yüzde 12’sini dizel ve yüzde 6’sını da elektrikli araçlar oluşturdu. Hibrit araçların dizelleri geride bıraktığı bir dönemden geçiyoruz.”

BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun: Tarihin en büyük dönüşümlerinden birini yaşıyoruz

Birçok Çin menşeli elektrikli araç Türkiye pazarına giriş yapıyor. 2023’ün son çeyreğinde Türkiye pazarında yerini alan BYD de bunların arasında yer alan köklü markalardan biri. BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun, otomotiv sektörünün, tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşadığını belirterek, “Özellikle elektrikli araçlar ve bataryalar konusunda uzmanlığa sahip lider elektrikli araç üreticisi BYD markası da deneyimi ile en çok konuşulan markalardan biri oldu” dedi. Ergun, “Biz ALJ Grubu olarak, 80 yıllık global ve 30 yıldan uzun Türkiye deneyimimizle, BYD’nin uzun yıllar Türkiye’de hizmet vereceği en üst düzey satış ve satış sonrası altyapımızı oluşturmaktayız. 2024 sonunda 20-25 bayimiz ile faaliyet göstermeyi hedefliyoruz” diye konuştu. BYD’nin Avrupa pazarında hızlı bir büyüme gösterdiğini, Türkiye’nin de buna katkı verecek en önemli pazarlardan biri olarak öne çıktığını kaydeden Ergun, “BYD modelleri, ulaşılabilir premium olarak konumlamasıyla, rakiplerine oranla çok daha yüksek standart donanımlarıyla öne çıkıyor. Şu anda tamamen elektrikli aracımız BYD ATTO 3’ün satışını gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde şarj edilebilir hibrit teknolojisine sahip BYD SEAL U DM-i modelimizi, Avrupa’da ilk satışa sunan ülke olmaya hazırlanıyoruz” bilgisini verdi.

Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Hakan Tiftik: Otomotivde iç pazarı vergide düzenleme korur

Yıla iyi başlayan otomotiv sektöründe iç pazarın korunması büyük önem taşıyor. Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Hakan Tiftik, bu doğrultuda atılacak en önemli adımın vergilendirme sistemini gelişmiş ülkelerdeki gibi emisyona dayalı, daha çevreci bir zemine oturtmak olduğunu belirtti. Diğer önemli konunun ise finansmana erişim olduğunu söyleyen Tiftik, “Yerel seçimler, jeopolitik ve ekonomik gelişmeler senenin ilk yarısındaki satış performansı için belirleyici rol oynayacak” dedi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ülkemizdeki araç parkının ortalama yaşının 15 olduğunu hatırlatan Tiftik, “Bu istatistik Türkiye’nin araç parkının ne kadar yaşlı olduğunu gösteriyor. Araca erişim konusu tüketiciler için aşılması gereken bir problem olduğundan, markaların dönemsel olarak uyguladığı kampanyalar satışları olumlu etkiliyor” diye konuştu ve bu kampanyaların desteklenmesi gerektiğini belirtti. 2024 tercihlerine ilişkin görüşlerini de paylaşan Tiftik, şunları söyledi: “Tüketiciler karbon ayak izini azaltmanın yollarını ararken otomotiv sektörü de büyük bir değişim sürecinden geçiyor ve yollar elektrifikasyona çıkıyor. Borusan Otomotiv Grubu olarak temsilcisi olduğumuz markaların en yeni ve güncel modellerini 2024 yılında da müşterilerimizle buluşturmaya devam edeceğiz.”

Peugeot Türkiye Genel Müdürü Gülin Reyhanoğlu: 2024 yılı elektriklenme yılı olacak

Bu yılı “elektriklenme yılı” ilan eden Peugeot’un, bayilerinin altyapıları da hazır. Geçen yılın son 4-5 ayında binek pazarının içinde yüzde 10-12’ler gibi elektrikli araç pazar payı oluştuğunu hatırlatan Peugeot Türkiye Genel Müdürü Gülin Reyhanoğlu, “Biz bu büyüme trendinin bu sene de devam edeceğini düşünüyoruz” dedi. Yıl toplamında 100 bin-120 bin bandında, yani toplam pazarın yüzde 10’una denk gelecek bir elektrikli araç pazarını bu sene de beklediklerini kaydeden Reyhanoğlu, “Biz bu pazardan da kendi araç satışlarımızın toplamının yaklaşık yüzde 15’ini elektrikli yapmak niyetindeyiz” diye konuştu. Reyhanoğlu, Peugeot’un globalde ilan edilmiş E-Lion adında bir elektrikli araç stratejisi olduğunu belirterek, “2025 yılı itibarıyla tüm modellerimizin elektrikli versiyonları satışta olacak. 2030 itibarıyla da Avrupa’da karbon nötr olmayı hedefliyoruz. Elektrikli stratejimiz globalden başlayarak kademe kademe ülkelere yayılacak. Türkiye’de bu stratejinin uygulanması bu sene itibarıyla başlıyor. Bütün bayilerimizin elektrikli altyapıları şu anda hazır. Hem satışta hem satış sonrası hizmetlerde elektrikli araç tercihinde bulunan müşterilerimizle de buluşmaya hazır durumdayız” ifadelerini kullandı.

İkinci elde fiyatlar yıllık yüzde 16 geriledi

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından
sahibinden.com’da yayınlanan ilanlardan hareketle, ikinci el otomobil piyasasını analiz eden “Otomobil Piyasası Görünümü” raporu yayınlandı. Buna göre otomobil reel fiyatında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16.6, bir önceki aya göre ise yüzde 5’lik bir düşüş yaşandı. Öte yandan ortalama satılık otomobil cari fiyatının geçen yılın şubat ayına göre yüzde 39.3 arttığı gözlenirken ocak ayında 860 bin 443 TL olan ortalama otomobil fiyatı şubatta ise 855 bin 781 TL’ye geriledi. Otomobil talep endeksinde ocak ayına göre yüzde 4’lük artış görülürken satılık otomobil ilan sayısı yüzde 4.6, satılan otomobil sayısı ise yüzde 12.5 arttı.

Türklerin Sedan sevdası yerini SUV’a bırakıyor

Sondönemde dünyada öne çıkan SUV trendi, Türkiye’de de yükselişte. SUV tercihleri Sedan gövde tipi tercihiyle arasındaki farkı açtı. Türkiye pazarında satılan her iki araçtan biri artık SUV gövde tipi olarak tercih ediliyor. Uzunca bir dönem Sedanların domine ettiği Türkiye pazarında SUV’un pazar payı yüzde 50’yi aşmış durumda. Otomotiv Distrübütörleri ve Mobilite Derneği’nin verilerine göre, otomobil pazarı gövde tiplerine bakıldığında en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobillerin pazar payı ocak-şubatta, 74 bin 143 adetle yüzde 50.7 oldu. SUV otomobilleri, yüzde 29.7 pay ve 43 bin 509 adet satış ile Sedan otomobiller takip etti. SUV ve Sedan gövde tipi otomobilleri, yüzde 17.8 pay ve 26 bin 51 adet satış ile Hatcback gövde tipi otomobiller takip etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yeni-yatirimlar-daralmanin-onune-gecer/feed/ 0
‘ABD’de tutuklanınca, hapiste El Kaideli teröristle kaldım’ https://www.foxhaber.com.tr/abdde-tutuklaninca-hapiste-el-kaideli-teroristle-kaldim/ https://www.foxhaber.com.tr/abdde-tutuklaninca-hapiste-el-kaideli-teroristle-kaldim/#respond Mon, 08 Apr 2024 21:21:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5840 CAVİT ÇAĞLAR’IN HAYATINI ANLATTIĞI KİTAPTA BU ANISI DİKKAT ÇEKTİ…

Bir dönem işyerlerinde 25 bin kişiyi çalıştıran, Süleyman Demirel’in vefatına kadar en yakınındaki isimlerden birisi olan Cavit Çağlar’ın hayatını ünlü yazar Hulûsi Turgut “Cavit Çağlar – Fırtınalı Bir Yaşamöyküsü” kitabında topladı. Türkiye’nin bir dönemine ışık tutan kitapta birbirinden ilginç ve duyulmamış konular da yer aldı.

1950 yılında Türk-Yunan sınırındaki Meriç Nehri’nden geçip Anavatan’a sığınan Molla Ailesi, Manisa’nın Akhisar ilçesine yerleşti. Baba Mustafa Molla, bir sandığın gizli bölmesinde Gümülcine’den getirdiği altınlarıyla bir un değirmeni satın aldı. Cavit, ilkokul öğrencisiyken Akhisar Garı’nda simit sattı, eczacı ve benzincide çıraklık yaptı.

8 yıldan beri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bekleyen aile feryadını Başbakan Adnan Menderes’e yazdığı mektupla duyurdu. Menderes, onların vatandaşlığa kabulü için İçişleri Bakanlığı’na talimat verdi ve vatandaşlık kısa sürede gerçekleşti. Ortaokul öğrencisi Cavit, Gümülcine’den beri taşıdıkları soyadını hiç beğenmiyordu. Akhisar Lisesi’ndeki “Şiir Günü”ne gelen ünlü bir şairin soyadı çok hoşuna gitti. Anne ve babasına söyledi, onlar da benimsedi.

ABD’DE CEZAEVİ GÜNLERİ

Çağlar, tekstilde Türkiye’nin en büyüklerinden birisi olmuştu. Bursa’da televizyonu ve gazetesi vardı. Süleyman Demirel’in siyasi yasaklı olduğu dönemde yanından hiç ayrılmadı. Milletvekili seçildi, Devlet Bakan oldu. Ancak bir gün ABD’de tutuklanıp ellerinin kelepçeleneceği hiç aklından geçmemişti. Gece saat yarım civarı telefonum çaldı. Arayan ünlü bir emniyet yetkilisiydi. “Cavit Çağlar ABD’de gözaltına alındı” dedi. O dönem çalıştığım Star gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge’ye durumu bildirdim. Çağlar’ın gözaltına alındığı haberini Türkiye yazdığım haberle öğrenmişti. Cavit Çağlar, 17 Nisan 2001’de, New York’un J. F. Kennedy Havaalanı’nda İstanbul’dan gelen eşi Nursel Çağlar’ı karşılarken, FBI ajanları tarafından gözaltına alındı. Elleri kelepçelendi. Çağlar kelepçelendiği anlaşılmasın diye paltosunu omzuna attırdı. Nursel Çağlar ise ağlamaya başladı. Bu sahneleri Cavit Çağlar, Hulûsi Turgut’a şöyle anlattı:

“Eşimi karşılayacaktım. Arkadaşım Semih Baruh’la havaalanına gittik. Uçak gelmeden önce, terminal binasının ön tarafında, üzerinde telsiz cihazları bulunan bir minibüs dikkatimi çekmişti. Bu arada Nursel hanım uçaktan inip gümrükten çıktıktan sonra şirket görevlilerimizden mühendis bir bayanla birlikte bize doğru geldi. Onlarla Semih’in arabasına giderken yanımıza birkaç kişi yaklaşarak kimliklerini gösterdiler. Gelenler FBI elemanıymış. Hemen kelepçe taktılar. Bir arabaya bindirdiler, herhalde meçhule doğru götüreceklerdi. Yanımda Semih vardı. Nursel hanımı getirdiler. O ortamda vedalaştık. Gittiğimiz yer ünlü Metropolitan Hapishanesi’ymiş. Binada aynı zamanda adliye de varmış.”

TERÖRİSTLE AYNI HÜCREDE

“Sorguladılar. Sonra beni bir hücreye koydular. Buradaki yaşamımı bir ot yatağın üzerinde sürdürecekmişim. Üzerimi örtmem için de pis bir battaniye verdiler. Tuvalet açık alanda, koğuşun bir kenarındaydı. Yani tuvalet ihtiyacınızı da koğuştakilerin gözü önünde gideriyordunuz. Yemeği kapının altından veriyorlardı. O sırada hücrede Jamaikalı bir çocuk vardı. Çok acıkmıştım. O çocuk biraz ekmek saklamış, onu bana verdi. Jamaikalı çocuğu hiç unutmadım. Adeta cehenneme gelmiş gibiydim. Çıldırma noktasındaydım. Sabahı zor ettim. Hakim huzuruna çıkarıldım. ‘Ben ülkemde uzun yıllar milletvekilliği ve bakanlık yaptım. Suç unsuru oluşturan bir eylemim olmadı’ dedim. Avukatımın 5 milyon dolar kefalet ödeme teklifini de elektronik kelepçe takılıp tahliyemi de kabul etmediler.”

Cavit Çağlar, 2001’de New York’ta gözaltına alınırken takılan kelepçenin üzerine paltosunu atmıştı.

ZİNCİRLE BAĞLIYORLARDI

“Benim hücremde Kenya’nın başkenti Nairobi ile Tanzanya’nın eski başkenti Darüsselam’daki Amerikan Büyükelçiliklerine bombalı saldırı düzenleyen El-Kaide militanları da kalıyordu. Kaderin cilvesine bakar mısınız! Terör örgütü El-Kaide’nin militanlarıyla aynı hapishanede kalmak… Avukatlarla görüşme hazırlığı tam bir işkenceydi. Koğuşa bir görevli geliyor, yüzümü duvara döndürüyor, arkadan da zincirle ayaklarımı bağlıyor. Daha sonra kollarıma da aynı işlemi yapıyor, koridora çıkarıyordu. Beni adeta maymun gibi oynattılar. 10 gün sonra tekrar hakim huzuruna çıktım. Hakimin (itirafçılık) önerisini reddedip, ülkeme dönmek istediğimi söyledim.”

DEMİREL ZİYARET ETTİ

Çağlar, iadesinden sonra Türkiye’ye getirilmek üzere uçağa bindirildiğinde kelepçeliydi. THY’nin kaptan pilotu Vural Kınacıoğlu, İnterpol görevlilerine “Cavit Bey’in kelepçesini çözmezseniz bu uçak kalkmaz!” dedi. Bunun üzerine kelepçe çözüldü. Çağlar, bir dönem Mehmet Ali Ağca’nın kaldığı odaya konuldu. Oda arkadaşları ünlü medya patronu Dinç Bilgin ve tanınan reklamcı Nail Keçili’ydi. 9,5 ay sonra tahliye edildi. On binlerce kişinin sevgi gösterileri arasında 30 kilometrelik Gemlik-Bursa yolunu beş saatte aşabildi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, o dönem Çağlar’a Bursa’daki konutunda “Geçmiş olsun” ziyaretinde bulunmuştu.

RUSYA İLE ARAMIZ NASIL DÜZELDİ?

Türkiye, 2015’te sınırımızı ihlal eden bir Rus uçağını düşürmüştü. Bu olay iki ülke arasında önemli sorun oldu. Rusya ile aramızın düzelmesi gerekiyordu. Cavit Çağlar, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı dinledikten sonra “Paşam, üzülmeyin, bu işi hallederiz” dedi. Ertesi gün Huber Köşkü’nde Cumhurbaşkanıyla da görüştü. Erdoğan, “Tazminat ve özürde ben yokum” dedi. Cavit Çağlar iki ülke arasında yaşanan krizi de çözmüştü.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/abdde-tutuklaninca-hapiste-el-kaideli-teroristle-kaldim/feed/ 0
Alzheimer erken yaşlarda başlayabilir https://www.foxhaber.com.tr/alzheimer-erken-yaslarda-baslayabilir/ https://www.foxhaber.com.tr/alzheimer-erken-yaslarda-baslayabilir/#respond Sun, 31 Mar 2024 21:12:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5423 Demansın yaygın bir türü olan Alzheimer, kişinin günlük işlerini yapacak motor becerilerini yok eden, hafızasını ve düşünme becerilerini hasara uğratan nörolojik bir hastalıktır. Genellikle ileri yaşlarda görülür. Ancak bilimsel araştırmalara göre hastalığın genç yaşlarda hafif işaretlerle başladığını belirten ve ‘’İlerleyen yaş, yoğun çalışma temposu basit unutkanlıklarınızın nedeni olabilirken; bazen Alzheimer’ın da erken belirtileri olabilir’’ diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, hastalığın nedenleri ve evreleriyle ilgili şu bilgileri paylaştı:

GERİ DÖNÜŞÜ YOK

Alzheimer hastalığı aslında klinik belirtiler ortaya çıkmadan nerdeyse 20 yıl öncesinde başlıyor ve hastalık klinik verdiği andan itibaren geri dönüşsüz ilerleyici bir hal alıyor. Hafızamızı, sosyal ilişkilerimizi sosyal hayatımızı ve günlük yaşam aktivitelerimizi olumsuz etkileyecek düzeyde gerilemeye yol açıyor. Hastalık özellikle ailesinde erken yaşta Alzheimer olanlarda çok erken yaşta görülebiliyor. Ne kadar erken yaşta başlarsa ilerlemesi de o kadar hızlı oluyor. Tam bir iyileşme olmasa da erken tanı ve tedavi ile hastalığın ilerlemesi durdurulabiliyor ya da yavaşlatılabiliyor.

BİRÇOK NEDENİ VAR

Alzheimer’da yaş en önemli risk faktörüdür. İlerleyen yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Akrabalarda özellikle anne, baba, kardeş gibi birinci derece yakınlarda olduğunda yakalanma riski artar. Yaşam boyunca sık tekrarlanan kafa travmaları şiddetli ya da hafif bile olsa Alzheimer riskini artırabilir. Sık sigara ve alkol tüketimi de beyin dokusuna zarar vererek zamanla hastalığa yol açabilir. Uykusuzluk en önemli tetikleyiciler arasındadır, 6 saat ve daha kısa uyku süreleri, düzensiz uyku saatleri, derin uykuya dalamama uzun süreli hafızayı olumsuz etkiler. Düşük eğitim düzeyi önemli bir nedendir. Beyin az zorlanırsa Alzheimer olma riski artar. Kardiyovasküler risk faktörleri dediğimiz beyin damarlarına ve dokusuna zarar verebilecek diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği de Alzheimer gelişimini hızlandırır. Kadınlık hormonu östrojenin azaldığı menopoz dönemi de hastalığı tetikleyen nedenler arasında yer alır. Obezite de ayrı bir ciddi risk faktörüdür. Son yapılan çalışmalara göre göbek çevresi büyüdükçe beyin küçülür. Küçülen beyin bölgeleri özellikle motivasyon ve ödüllendirme ile ilişkili duygusal kontrolle ilişkili ve hafıza ile ilişkili bölgelerdir. 4 yıldan uzun süre tedavi edilmeyen depresyon da tek başına Alzheimer’ı tetikleyen bir nedendir.

HASTALIĞIN EVRELERİ

Alzheimer’da klinik evreler önemlidir. Hastalık erken dönemde ne yazık ki pek anlaşılmaz.

İLK EVRE: Erken dönem; yön kaybı, yeni öğrenilen bilgileri unutma, sürekli aynı soruları sorma, kelime ve isimleri unutup, hatırlamakta zorlanma, yemek hazırlama gibi aşina olunan işleri yapmakta zorluk çekme, zaman-yer karışıklığı, eşyaların yerlerini bulamama, para hesabında hatalar yapma, verilen randevuları unutma ve öz bakımda özensizlik gibi belirtiler ortaya çıkar.

ORTA EVRE: Bu dönem en uzun dönemdir ve yıllarca sürebilir. Hastalık ilerledikçe kişi daha fazla bakım ihtiyacı hisseder. Demans yakınmaları daha belirgindir, kelimeleri karıştırmalar artar, yakın geçmişteki olaylar unutulur, daha çabuk sinirlenmeler, öfke patlamaları olur, banyo yapmayı reddetme gibi uygunsuz davranışlar başlar. Yavaş yavaş mevsim, ay-gün-yıl gibi kavramlarda karışıklık, arkadaş çevresini tanımakta zorlanma olur. Beyin sinir hücreleri hasara uğradıkça duygu ve düşüncelerin ifadesi güçleşir, kişi rutin aktiviteleri yardımsız yapamaz hale gelir.

GEÇ EVRE: İleri evreye geçişte en önemli belirtilerden biri idrar kaçırma problemidir. Son evrede unutkanlık yakınmaları şiddetlidir. Kişi çevresine ilgisizdir, sohbetlere katılamaz, hareketlerini kontrol edemez, bilinçsizce davranır. Bazı cümleleri kurabilir ama iletişim çok zordur. Yürümek, oturmak, yutkunmak gibi fiziksel becerilerde bozulma olur. Zamanla hafıza ve bilişsel beceriler ve kişilik değişiklikleri kötüleşmeye devam eder ve kişi tamamen bağımlı hale gelir.

‘MASUM’ UNUTKANLIKLAR

Zaman zaman bazı unutkanlıklarımız olabilir. Çok işiniz var, kafanız çok meşgul ve yorgunluk yaşıyorsanız, ara sıra gözlük anahtar gibi sık kullandığınız eşyalarınızı nereye koyduğunuzu unutup sonra hatırlıyorsanız, ara sıra tanıdıklarınızın ismini unutuyorsanız bu durum olabilir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/alzheimer-erken-yaslarda-baslayabilir/feed/ 0
Bergama Antik Kenti’ne 1 milyar TL ödenek ayrıldı https://www.foxhaber.com.tr/bergama-antik-kentine-1-milyar-tl-odenek-ayrildi/ https://www.foxhaber.com.tr/bergama-antik-kentine-1-milyar-tl-odenek-ayrildi/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:51:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3944 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Bakan Ersoy, Pergamon Antik Kenti tanıtım toplantısında ‘Geleceğe Miras Bergama’ projesini anlattı.

Arkeolojik kazıların 12 aya yayılması projesini, 2019’da başlattıklarını hatırlatan Mehmet Nuri Ersoy, 2023 sonu itibarıyla 133 kazı alanında hayat geçirilen uygulamadan ciddi kazanımlar elde edildiğini, bu yıl 144 kazı çalışmasının 12 ay esasına göre yürütüldüğünü ifade etti.

“YENİ VE MİLLİ BİR SAYFA AÇTIK”

‘Geleceğe Miras’ projesi kapsamında yabancı heyetlerce yürütülen kazı çalışmalarının başına Türk bilim insanlarından koordinatör görevlendirme işlemlerini tamamladıklarını dile getiren Ersoy “Böylece Türk arkeoloji tarihinde, 163 yıl sonra yeni ve milli bir sayfa açtık” dedi.

Arkeolojik kazıların hem bütçelerini hem de lojistiklerini daha önce görülmemiş oranlarda arttırarak kapsamlarını genişlettiklerini, sonuç alma sürelerini mümkün olduğunca kısalttıklarını belirten Mehmet Nuri Ersoy “Türk arkeolojisinde 60 yılda yapılanlara eş değer işi 4 yılda yapma hedefimize ulaşmak için bütün imkanları seferber ediyoruz ki başta antik kentlerimiz olmak üzere sahip olduğumuz kültür varlıkları en kısa sürede gün yüzüne çıkarılsın, ayağa kaldırılsın ve ülkemiz için bir katma değere dönüşsün” diye konuştu.

“BERGAMA’NIN YÜZDE 60’I KAZILMIŞ DURUMDA”

Bergama’nın da söz konusu antik kentlerden biri olduğunu belirten Mehmet Nuri Ersoy, şöyle devam etti:

“Bergama, Helenistik ve Roma Dönemi’nin yanı sıra Doğu Roma ile Türk-İslam Dönemi için de büyük önem taşımaktadır. Osmanlı kent mimarisinin bütün önemli ögelerini burada bir arada bulmak mümkündür. Zaten söz konusu dört medeniyete ait katmanları barındırması sebebiyle bu antik kent, 2014’te ‘Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı’ olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir. Bergama’da 146 yıl önce başlayan kazı çalışmalarında dönem dönem farklı yabancı bilim insanları görev almış olup, 1957’den bu yana çalışmalar Alman bilim heyetlerince yürütülmektedir. Bütün bu süreç neticesinde, Asklepion dâhil olmak üzere Bergama’nın yüzde 60’ı kazılmış durumdadır. Şimdi bu istisnai antik kentimizi ‘kazıların 12 aya yayılması’ uygulamamıza dahil ediyor ve ‘Geleceğe Miras Bergama’ projemizle çok kapsamlı ve yoğun bir mesai başlatarak işleri hızlandırıyoruz.”

Bergama’nın anıtsal mimarisiyle Helenistik Dönem şehir planlamacılığının en iyi örneği olduğunu kaydeden Mehmet Nuri Ersoy, Athena Tapınağı, tiyatro, kütüphane, Zeus ve Dionysos tapınakları, agora ile gymnasium gibi yapıların, dönem mimarisinin en seçkin örnekleri olduğunu vurguladı.

“ANLAŞILIR KILACAĞIZ”

‘Geleceğe Miras Bergama’ projesi kapsamında Bergama Akropolü’nde, kuzey sur duvarları restorasyonunun ikinci etap çalışmalarını başlatacaklarını ifade eden Mehmet Nuri Ersoy, şöyle devam etti:

“Helenistik Dönem tiyatro terasında bulunan ve tiyatro ile birlikte milattan önce 2’nci yüzyılda tasarlanan Dionysos Tapınağı, Roma Dönemi’nde tadilata uğramış ve Doğu Roma döneminde kiliseye çevrilmiştir. Projeyle bu yapıyı ayağa kaldıracağız. Bergama’nın en önemli yapılarından Zeus Sunağı’na yönelik olarak, arazide korunan mimari blokların orijinal yerlerine yerleştirilmesi ve kısmi tamamlama çalışmalarını gerçekleştireceğiz. Tiyatroda, geçmiş yıllarda beton ile yapılan tamamlamalar sökülerek orijinalindeki aynı tür taşlarla yeni tamamlamalar yapılacak. Böylece tiyatroyu hem orijinal görünümüne kavuşturmuş hem de sağlamlaştırmış olacağız. Akropoldeki gezi güzergahında yer alan mevcut travers döşemelerini iyileştireceğiz. Ayrıca antik yapılara ilişkin bilgilendirme ve yönlendirme levhalarını da yenileyerek, sunulan bilgilerle alanı anlaşılır kılacağız.”

Kızılavlu çevre düzenleme projelerinin uygulamasına hızlıca başlayacaklarını belirten Mehmet Nuri Ersoy, Kızılavlu’nun güneydoğusunda önceki yıllarda ortaya çıkarılan, büyük boyutlu, önemli kısmı mozaiklerle süslü odalara sahip olan yapının bulunduğu bölgede kazı çalışmaları yapacaklarını, bu yapı ve etrafındaki anıtsal yapıların açığa çıkarılmasının ardından koruma çalışmaları yaparak alanın üstünü bir çatı ile örteceklerini söyledi.

“BERGAMA AMFİTİYATROSU, YÜKSEK TURİZM POTANSİYELİNE SAHİP”

Mehmet Nuri Ersoy, Antik Dönem’in ünlü şifa merkezi Asklepion’u ve sütunlu caddesini, daha görünür hale getirebilmek için restorasyon ve uygulama projelerini hayata geçireceklerini belirtti. Bergama Amfitiyatrosu’nun da Roma mimarisinin bir simgesi olarak yüksek turizm potansiyeline sahip olduğunu aktaran Ersoy, bu alanı da konservasyon ve çevre düzenleme projesi ile turizme kazandıracaklarını dile getirdi.

Mehmet Nuri Ersoy, Bergama Arkeoloji Müzesi bina onarımı, teşhir ve tanzimi için de ayrıca bir bütçe ayırdıklarını ifade ederek, buradaki çalışmalara da hemen başlamayı planladıklarını söyledi.

Projelere yoğunlaştıklarını vurgulayan Ersoy, “Bu projeleri de son derece yoğun bir mesai harcayarak tamamlayacağız. Neticede Bergama Antik Kenti’nin, ulusal ve uluslararası kültür-turizm vitrininde hak ettiği öncelikli yeri almasını sağlayacağız. Bu süreç için öngördüğümüz bütçe ise 1 milyar TL’dir” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bergama-antik-kentine-1-milyar-tl-odenek-ayrildi/feed/ 0
İstanbul barajlarında geçen seneye göre yüzde 118’lik fark https://www.foxhaber.com.tr/istanbul-barajlarinda-gecen-seneye-gore-yuzde-118lik-fark/ https://www.foxhaber.com.tr/istanbul-barajlarinda-gecen-seneye-gore-yuzde-118lik-fark/#respond Mon, 26 Feb 2024 09:00:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3915 İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 34,92 olan barajlardaki doluluk oranı, bugün itibarıyla yüzde 76,25 olarak ölçüldü.

Buna göre, barajlardaki doluluk geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 118 arttı.

Su miktarı Istrancalar’da yüzde 76,68, Terkos’ta yüzde 71,57, Sazlıdere’de yüzde 55,29, Alibey’de yüzde 75,32, Büyükçekmece’de yüzde 73,08, Ömerli’de yüzde 88,59, Darlık’ta yüzde 90,23, Elmalı’da yüzde 89,21, Pabuçdere’de yüzde 56,8 ve Kazandere’de yüzde 60,68 olarak ölçüldü.

Kente su sağlayan ve azami 868 milyon 683 bin metreküp biriktirme hacmine sahip baraj ve göletlerdeki su miktarı ise 662 milyon 4 bin metreküp seviyesinde bulunuyor.

SON 9 YILIN ORANLARI

İSKİ istatistiklerine göre, 21 Şubat tarihli baraj doluluk oranları 2016’da yüzde 86,79, 2017’de yüzde 86,81, 2018’de yüzde 79,91, 2019’da yüzde 91,46, 2020’de yüzde 62,18, 2021’de yüzde 50,56, 2022’de yüzde 80,37, 2023’te yüzde 34,92 iken, bugünkü oran yüzde 76,25 olarak kayıtlara geçti.

ALİBEYKÖY’DE YÜZDE 544’LÜK FARK

Alibey Barajı’nda geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 11,69 olan doluluk oranı, bugün 75,32’ye yükseldi. Artış, yüzde 544 olarak gerçekleşti.

Büyükçekmece Barajı’nda geçen yıl yüzde 32,79 olarak ölçülen doluluk oranı, bu yıl yüzde 123 yükselişle yüzde 73,08 olarak kayıtlara geçti.

Darlık Barajı’nda geçen yıl aynı tarihte 38,56 olarak ölçülen doluluk oranı, bugün itibarıyla yüzde 90,23 oldu. Darlık’ta doluluk, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 134 arttı.

Elmalı Barajı’nda geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 36,58 olan doluluk oranı, bu yıl yüzde 144 yükselişle yüzde 89,21 olarak kaydedildi.

Istrancalar’da geçen yıl yüzde 42,81 olan doluluk oranı, bugün yüzde 76,68 olarak kaydedildi. Barajdaki doluluk geçen yıla göre yüzde 79’a yükseldi.

EN ÇOK ARTIŞ KAZANDERE’DE

Kazandere Barajı’nda 21 Şubat 2023’te yüzde 3,62 olarak ölçülen doluluk oranı, bu yıl yüzde 1576 artışla 60,68 olarak kayıtlara geçti.

Ömerli Barajı’nda su doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 88,59 olurken, geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 48,79 olarak kayıtlara geçmişti. Geçen yıla göre artış yüzde 82 oldu.

Pabuçdere Barajı’nda su doluluk oranı geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 6,77 iken, bugün yüzde 739 artışla yüzde 56,8’e yükseldi.

Sazlıdere Barajı’nda geçen yıl aynı tarihte yüzde 33,93 olan doluluk, bugün yüzde 55,29 olarak ölçüldü. Geçen yılın aynı dönemine göre barajdaki artış yüzde 63 oldu.

Terkos Barajı’nda su doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 71,57 oldu. Geçen yılın aynı dönemindeki oran yüzde 32,87 olurken, artış yüzde 118 olarak gerçekleşti.

“TASARRUF ŞART”

İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi, meteoroloji mühendisi Güven Özdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl büyük kuraklık yaşandığını, bu durumun bir dönem İstanbul’daki barajları kuruma noktasına getirdiğini söyledi.

Eylülden itibaren yağışların artmasıyla barajların yeniden dolmaya başladığını belirten Özdemir, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranındaki artışın İstanbul halkı için sevindirici bir gelişme olduğunu kaydetti.

Özdemir, barajlarda su doluluk oranı artsa da bunun yeterli olmadığını vurgulayarak, “İstanbul’un nüfusu yüksek. Barajlar tam dolu olsa bile yetme ihtimali yok. Onun için vatandaşlarımızın dikkat etmesi, daha çok tasarruf yapılması gerekiyor. Suyu daha fazla biriktirmemiz, gökyüzünden düşen her damlayı tekrar kazanmamız lazım.” diye konuştu.

İstanbul’a su sağlayan barajların her birinin doluluk seviyesinin yüzde 50’nin üzerinde olduğunu aktaran Özdemir, mayısa kadar yaşanacak yağışlarla barajlardaki su seviyesinin daha da yükseleceğini sözlerine ekledi.

VERİMLİ KULLANIM UYARISI

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros ise barajlarda doluluk oranının artmasının önemli olduğunu belirtti.

Barajlardaki doluluğun yüzde 77 seviyesine yaklaştığını vurgulayan Toros, “Her ne kadar barajların doluluk oranı sevindirici olsa bile su kaynağımızı verimli kullanmak zorundayız. Başta yağmur hasadı olmak üzere su kaynaklarımızı daha verimli kullanma konusunda farkındalık, duyarlılık çalışmaları yanında yeni ürünler geliştirmeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istanbul-barajlarinda-gecen-seneye-gore-yuzde-118lik-fark/feed/ 0
Türk şiirinde ahengin kalemi: Cenap Şahabettin https://www.foxhaber.com.tr/turk-siirinde-ahengin-kalemi-cenap-sahabettin/ https://www.foxhaber.com.tr/turk-siirinde-ahengin-kalemi-cenap-sahabettin/#respond Mon, 12 Feb 2024 21:09:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3274 Kuzey Makedonya sınırlarındaki Manastır şehrinde 1871’de doğan şair, babası Binbaşı Osman Şahabettin Bey’in 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Plevne’de şehit düşmesinin ardından ailesiyle İstanbul’a geldi.

Tophane’deki Feyziye Mektebi’nde ilk öğrenimi tamamlayan Şahabettin, Eyüp Askeri Rüşdiyesi’ne başlasa da okulun yıkılması üzerine, Gülhane Askeri Rüşdiyesi’ne devam etti ve askeri liseden 1880’de mezun oldu.

Cenap Şahabettin, kura ile Tıbbiye İdadisi’ne girdi, iki yıl okuduktan sonra Askeri Tıbbiye’nin 5. sınıfına kabul edildi.

Doktor yüzbaşı olarak 1889’da okulu bitiren şair, iyi bir derece ile mezun olduğu için 1890 yılında cilt hastalıkları alanında eğitim görmek üzere devlet tarafından Paris’e gönderildi.

Paris’te dört yıl kalan usta edebiyatçı, döndükten sonra Mersin, Rodos ve Cidde’de karantina hekimliği ve sıhhiye müfettişliği görevlerinde bulundu.

Önce divan şiiri, ardından Batı tarzına yöneldi

Henüz 14-15 yaşlarındayken divan gazellerini taklit ederek şiire başlayan ve ilk şiirlerini okuldayken yazan usta edebiyatçının ilk eserleri, 1885’te Muallim Naci’nin yönettiği “Saadet” gazetesinde yayımlandı.

Şahabettin, “Mekteb”, “Hazine-i Fünun”, “Maarif” ve “Malumat” dergilerinde şekil, içerik ve anlatım bakımından farklı şiir denemelerinde bulundu. Usta şair önceleri Muallim Naci’nin etkisiyle divan şiiriyle ilgilense de daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamid Tarhan’dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldi.

Dönemin önemli edebiyat dergisi “Servet-i Fünun”da şiirleri yayımlanan şair, zamanla Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil ile Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri oldu ve şiirleriyle dönemin edebiyat dünyasında çokça tartışıldı.

Şahabettin, bir süre sonra “Servet-i Fünun” şairlerinden ayrılarak bireysel şiiri tercih etti ve şiirde heceyi müzikle uyumlu kullanmayı savundu.

Şiiri “Sözcüklerle yapılmış resim” olarak tanımlıyordu

Usta şair, Tanzimat’tan sonra Batı edebiyatı tesirinde gelişen Türk şiirinde Abdülhak Hamid’in ardından en büyük yenilikleri yapanlar arasında yer aldı; İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Meclis-i Kebir-i Sıhhi üyeliği ve Daire-i Umur-ı Sıhhiyye müfettişliği görevlerini üstlendi.
Bir dönem düz yazıya yönelen ve “Tanin”, “Hürriyet”, “Kalem”, “Hak” gazetelerinde makaleler yazan Şahabettin, “Sözcüklerle yapılmış bir resim” olarak tanımladığı şiirde, aşk ve tabiat konularına ağırlık verdi.

Cenap Şahabettin’i, Balkan Savaşlarından sonra birkaç kez Avrupa’ya gönderen “Tasvir-i Efkar” gazetesi, usta kalemin yazılarını, “Avrupa Mektupları” başlığıyla yayımladı.

Hekimlikten 1914’te emekliye ayrılarak Darülfünun’da Türk edebiyat tarihi, Batı edebiyatı ve Fransızca dersleri okutan şair, Birinci Dünya Savaşı yıllarında ise 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa’nın davetiyle Suriye’ye gitti. Şahabettin’in bu gezileri, 1918’de “Suriye Mektupları” adıyla okura ulaştı.

Şahabettin, nesir alanında eserler verdiği gibi tiyatroyla da ilgilendi; 2. Meşrutiyet döneminde hız kazanan tiyatro çalışmalarına katılarak, “Sahne-i Osmaniye” ve “Darülbedayi” gibi toplulukların edebi kurullarında görev aldı.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Milli Mücadele’yi küçümseyen sözler sarf ettiği ileri sürülerek, öğrenciler ve diğer bazı hocalar tarafından aleyhinde gösteriler düzenlenen usta şair, 1922’de Ali Kemal, Rıza Tevfik, Hüseyin Daniş ve Barsamyan Efendi’yle üniversitedeki görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

Başarılı edebiyatçı, yaşamının son yıllarında yoğun bir şekilde Fransızca-Türkçe sözlük üzerinde çalışsa da, eseri tamamlayamadan, beyin kanaması nedeniyle 12 Şubat 1934’te İstanbul’da vefat etti. Usta şairin cenazesi, Bakırköy Mezarlığı’nda kızı Destine Hanım’ın yanına defnedildi.

Türk edebiyatında şair kimliği ile ön planda olan Şehabettin, Meşrutiyet’in ilanına kadar çoğunlukla şiir yazdı, 1908’den sonra ise nesirler kaleme aldı. 1908 öncesi 179, sonrası sadece 30 şiir yayımlayan yazar, 1908’e kadar 95 makale, bu tarihten sonra ise 903 makalesini okurlarla buluşturdu.

Mustafa Asım Efendi, Muallim Naci ve mahalle komşuları Şeyh Vasfi, çocuk yaşta şiire ilgi duyan Şahabettin’i bu alana çekerek ona ilk şiir bilgileriyle şiir yazma zevkini aşıladı.

Üç isim de dönemlerinde divan edebiyatı geleneğini sürdüren şairlerdendi. Usta şairin kaleme aldığı gazel özelliği bulunan ilk şiiri, 1885’te Saadet gazetesinde yayımlandı.

İlk iki yıl yazdığı 19 şiirin tamamı gazel, çoğu da Şeyh Vasfi, Muallim Naci ve Namık Kemal’in gazellerine yapılmış nazire veya tahmistir. Bu yıllardan sonra Abdülhak Hâmid ve Recâizâde Mahmud Ekrem tesiri daha belirli hale gelir.

Eserleri

Şiir: “Tamat”, “Seçme Şiirleri”, “Bütün Şiirleri”, “Elhan-ı Şita”, “Yakazat-ı Leyliye”

Tiyatro: “Yalan”, “Körebe”, “Küçükbeyler”, “Merdud Aile”

Gezi yazısı: “Hac Yolunda”, “Afak-ı Irak”, “Avrupa Mektupları”, “Suriye Mektupları”, “Medine’ye Varamadım”

Düz yazı: “Evrak-ı Eyyam”, “Nesr-i Harp”, “Nesr-i Sulh”

İnceleme: “William Shakespeare”, “Kadı Burhanettin”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turk-siirinde-ahengin-kalemi-cenap-sahabettin/feed/ 0