Şikayet sonrası savcılık soruşturma başlattı. A.A.’nın babasının, oğlunun koğuşundaki bir mahkumun önerdiği avukat Mehmet Ali Başaslan ile iletişim kurup, 2023 yılı ocak ayının başında bir kahvecide görüştükleri belirtilen soruşturma dosyasında, Başaslan’ın 80 bin TL karşılığında bu dosyayı takip edebileceğini, A.A.’nın 2-3 ay içerisinde erken tahliye edilmesini istiyorlarsa kendisinin alacağı vekalet ücreti dışında 150- 200 bin TL civarında para verilmesi gerektiğini söylediği yer aldı.
“495 TL VERİRSENİZ…”
Ayrıca, dosyada, ‘Bir meblağ karşılığında dosyaya bakan hakim- savcılar ile görüşüp, erken tahliyesini sağlayabileceğini, bunun için dosyaya bakan kişilerle görüşme yaptıktan 1 hafta sonra taraflarına döneceğini söylediğini, yaklaşık 1 hafta sonra tekrar kendilerini arayıp, dosyaya bakan hakim- savcıların 450 bin TL istediğini, kendisinin de 80 bin TL yerine 40 bin TL alabileceğini, 5 bin TL de dosya masrafına gideceğini, bu şekilde 495 bin TL vermeleri halinde oğlunun 2-3 ay içerisinde tahliye edileceğini ve dosyadan beraat edeceğini söylediği’ ifadeleri yer aldı.
A.A.’nın babasının bunun üzerine bu miktarı çok bulduklarını Başaslan’a söylediği, Başaslan’ın ise bu miktarı kendisinin almayacağını aktardığı, bu para verilmezse oğullarının başka dosyalarının da bulunduğu ve 15-16 sene ceza alacağı, uzun süre cezaevinde kalacağını söylediği belirtilen dosyada, şu ifadeler yer aldı;
“Tarafların zor durumundan faydalanıp, kendilerini ikna ettiğini, sonrasında çevrelerinden topladıkları borçlar ile bu miktarı kendisine ödediklerini, topladıkları borçları da eşi H.A. ve kardeşinin adına kayıtlı bir evi satarak çevrelerine geri ödediklerini, adı geçen avukatın belirttiği eşi H.O.B.’un banka hesabına 10 Ocak 2023 tarihinde 269 bin TL, 10 Şubat 2023 tarihinde 21 bin TL, 15 Şubat 2023 tarihinde 25 bin TL ve 28 Şubat 2023 tarihinde 25 bin TL olmak üzere toplam 340 bin TL havale yoluyla göndermek suretiyle, 7 bin doları ise 10 Ocak 2023 günü elden kendisine verdiklerini, 4 Nisan 2023 tarihinde yapılan ilk celsede oğlu A.A. hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, bunun üzerine Avukat Mehmet Ali Başaslan’ın söz konusu paraların hepsini hile ile alıp, taraflarını dolandırdığını anladıklarını, keza oğlunun 2022 yılı aralık ayından bugüne kadar halen cezaevinde olduğunu, adı geçen avukatın, herhangi bir şekilde söz konusu paraları taraflarına iade etmediğini, yine adı geçen avukat ile aralarında herhangi bir yazılı sözleşme yapılmadığını, bu şekilde oğlunun cezaevinden tahliyesini sağlamak amacıyla 450 bin TL’sini dosyaya bakan hakim- savcılara vermek üzere, 45 bin TL’sini de avukatlık ücreti ve masraf olarak taraflarından alarak, kendilerini dolandıran Avukat Mehmet Ali Başaslan’dan şikayetçi olduğu’ ifadeleri yer aldı.
PARALAR BAŞASLAN’IN EŞİNİN HESABINA
Şikayet edilen avukat Mehmet Ali Başaslan’ın eşi H.O.B.’nin hesabına 10 Ocak ile 28 Şubat 2023 tarihleri arasında 340 bin TL’nin gönderildiği, yine 10 Ocak 2023 tarihinde elden 7 bin dolar verildiği belirtilen dosyada, söz konusu meblağların yargı görevlilerine verilmek üzere istendiğine yönelik ses kaydının da yer aldığı kaydedildi.
“TUTUKLANDI”
Soruşturma dosyasında, şüpheli Mehmet Ali Başaslan’ın, Antalya 5. Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandığı da kaydedildi.
]]>Kahramanmaraş 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu, ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu, Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, tutuksuz sanıklar Nedim Bakırhan, Ebubekir Semih Yüksekkaya, partililer ve taraf avukatları katıldı.
Tutuksuz sanıklar Davut Uçum ile Mustafa Atalar ise başka suçlardan hükümlü oldukları cezaevlerinden SEGBİS sistemiyle duruşma salonuna bağlandı.
UÇUM: ALEYHİMDE TEK BİR DELİL YOKTUR
Duruşma, Davut Uçum’un savunmasıyla başladı silahlı terör örgütüne üye olma ve kişinin ölümünden yararlanarak hırsızlık suçlarından yargılanan Uçum, suçlamaları kabul etmedi.
İddialarla ilgili hukuki deliller ve görsellerle bir çalışma hazırlayarak mahkemeye gönderdiğini belirten Uçum, şu ifadeleri kullandı;
*Bu çalışmayla her şey netlik kazanacak. Bu çalışmayı gördükten sonra insanlar bu cihazların alındığı söylüyorsa suçlularla iş birliğindedir, başka bir anlamı olamaz.
*Meclis araştırma komisyonu sayfa 146’daki hususların dikkate alınmasını talep ediyoruz. Benim aleyhime tek bir delil yoktur. Cihazlar ile ilgili gerçeklerin ortaya çıkması için çalışma yaptım, birileri bu duruma direnç göstermeye çalışmaktadır, çalışmada soyut bir husus yoktur.
*Bir sonraki mahkemede bu belgeleri anlatmak istiyorum, bu savunmam 2-3 saat sürebilir. Bilirkişi raporu ve tanık beyanlarına ilişkin delilleri ibraz ettim, tanıkların birbiri arasında vermiş oldukları beyanlar tutarlı değildir.
*Kaza Soruşturma Kurulu (KSK) heyeti arasında bir anlaşmazlık vardır ve bu hususta soruşturma açılmazsa çok geç kalınabilir.
SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ
Silahlı terör örgütü üye olmak suçundan yargılanan Mustafa Atalar da suçlamaları kabul etmedi. Atalar, yargılandığı suçtan dolayı zaten hükümlü olduğunu, bir kişinin aynı suçtan birden fazla yargılanamayacağını belirterek beraatini istedi.
Silahlı terör örgütüne yardım etme, kişinin ölümünden yararlanarak hırsızlık suçuna yardım etme suçlarından yargılanan Nedim Bakırhan ile Ebubekir Semih Yüksekkaya da suçlamaları reddetti.
TINAZCI: MÜVEKKİLİMİN YARGILANMASI ADALETE AYKIRIDIR
Yüksekkaya’nın avukatı Zafer Tınazcı ise müvekkilinin suçsuz olduğu ve bunun da dosyadaki tüm delillerle de sabit olduğunu söyledi. Tınazcı, şunları söyledi:
*Mahkeme soruşturması yürütülen dosyayı bu dosyada bekletici mesele yapmıştır, mahkeme içeriğini bilmediği bir dosyanın soruşturmanın sonucunu beklemektedir. 7’nci celsede mütalaada soruşturma yürütüldüğü belirtilen kişiler içinde müvekkilin ismi yoktur, durum böyle iken 2015 yılından bu yana müvekkilimin yargılanması adalete aykırıdır.
*Soruşturması devam eden dosyada müvekkil hakkında iddia olmadığı hususu dikkate alınarak müvekkil yönünden dosyanın tefrik edilerek beraatine karar verilmesini talep ediyoruz.
*Devlet Denetleme Kurulu raporunun 522’nci sayfasında kaza kırım heyetinin ısrarla sabah gidilmediği ve öğleden sonra gidildiği belirtilmiştir ancak sabah gidildiği deliller ve fotoğraflar ile sabittir, ilk gidişleri ile ilgili olarak dahi doğruyu söylemedikleri dikkate alınarak asıl sorumluların bu kişiler olduğunu ortaya koymaktadır.
*Göksun Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada Argus cihazının olup olmadığına dair ABD’ye yazı yazılmış ancak Argus’un olduğuna dair bir husus yoktur. Skymap cihazının kayıp olduğu belirtilmektedir, devlet denetleme kurulunda bulunan resimde var olan bu cihazın saati 10.30 civarıdır, GPS cihazı küçük bir cihazdır, karların üstünde bu cihazın resmi çekilmiş ve sonrasında kaybolmuştur, her şeyi toplamakla görevlendirilen bilirkişi heyeti görevini yapmamış ve en iyi ihtimalle görevi suiistimal suçunu oluşturmuştur.
YAVUZ: ANA SORUŞTURMA DOSYASINDA 11 KİŞİ GÖREVLENDİRİLDİ
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz ise Davut Uçum’un konusunda uzman teknik bir bilirkişi olduğunu, bu nedenle yaptığı çalışmayı dinlemek istediklerini söyledi. Davada sanık olan askerlerin hırsızlıktan yargılanmalarının da çok yanlış olduğunu belirten Yavuz, şunları söyledi:
*Helikopterin düşürülmesi olayında birinci derecede bize tartışmasız somut veri, yani seyri, irtifası hakkında bize bilgi verecek ve dolayısıyla düşmesindeki sebebe ulaşabileceğimiz somut veriyi verecek yegane şey bu GPS cihazlarıdır. Bu GPS cihazlarının alınması tesadüf olabilir mi?
*BU GPS cihazlarını alanlara hırsızlıktan yargılama yapılabilir mi? Şu an elinizde dosya hırsızlık dosyası Bu kabul edilebilir bir şey değil. Yine tapelerde ‘Onlar söktü biz de yaktık’ diyen var. Bu kadar verinin içerisinde Skorsky kaza kırım ekibinin gönderilme sebebinin asli unsuru helikopterin temizlemesi, helikopterde veri bırakılmamasıdır. Bunu anlamazsak bu dosyayı anlayamayız.
*Biz bu dosyayı ana soruşturma dosyasından ayırarak bir yere varamayız. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen, ana soruşturma dosyası diye tanımladığımız dosyada bilirkişiler atandı, daha önce de atanmıştı. Yeniden uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerde değişiklik oldu 11 kişi görevlendirildi.
*Önümüzdeki aylar içerisinde önemli gelişmeler olacağının beklentisi içerisindeyiz. Ana dosyadaki deliller ile GPS cihazlarının sökülmesi hususu değerlendirilmez ise eksik yargılama olacağına kanaatindeyiz, sanıklar zaten yargılanıp ceza almış ve mahkum olmuş kişilerdir.
*Bu kişilere örgüt üyeliğinden dava açılarak bir yere varılamaz, Muhsin Yazıcıoğlu hakkındaki dava açıldı ve yargılama yapılıyor algısı oluşturmak için bu dosya açılmıştır.
ÇAYIR: SAVCI HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ
Duruşma sonunda mahkeme heyeti davayı 5 Haziran’a erteledi. Adliye çıkışında Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayı da bir açıklama yaparak davanın takipçi olmaya devam edeceklerini söyledi. GPS cihazlarının delil karartma olduğunu, bu nedenle de davanın bu şekilde açılması gerektiğini ifade eden Çayır, “Peki kardeşim, sen koskoca Türk İslam coğrafyasında ismi ve varlığı bütün insanlarca takdirle karşılanan Muhsin Yazıcıoğlu’nun davasını bir hırsızlık iddianamesi ile nasıl sınırlarsın? Bu iddianameyi kim hazırladı, bu aklı o savcıya kim verdi? O savcı hakkında Milli Yol Partisi olarak Muhsin Yazıcıoğlu’nu sevenler olarak onun davasına sahip çıkanlar olarak suç duyurusunda bulunacağız” diye konuştu.
]]>6 Şubat’ta meydana gelen ikinci depremin merkez üssü Elbistan’da 3 bloklu Sağlam Evleri Sitesi yıkıldı. Yunus Emre Mahallesi Hacı Esat Efendi Caddesi üzerindeki sitenin B bloğunda Cemal Koç ve eşi Remziye Koç, C bloğunda da Yakup Küleç ile eşi Nil Küleç hayatını kaybetti. Yaşanan ölümlerle ilgili Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 5 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler, sorgularının ardından sevk edildikleri mahkemece yurt dışı çıkış yasağı ile serbest bırakıldı.

“İLKOKUL MEZUNUYUM, FENNİ MESUL OLMA İHTİMALİM YOK”
Şüphelilerden fenni mesul olarak gözaltına alınan Mehmet Şahin (53) ifadesinde suçlamaları kabul etmedi. Dosyaya isminin nasıl girdiğine de bir anlam veremediğini belirten Şahin, yurt dışı çıkış yasağı ile serbest kaldığı Elbistan Sulh Ceza Mahkemesi’nde kendisini şöyle savundu:
“Ben fırıncılık işi ile uğraşmaktayım, ilkokul mezunu biriyim. Bana söylemiş olduğunuz Sağlam Evleri’nin fenni mesulü mimar Mehmet Şahin’miş, isim benzerliği sebebiyle buradayım. Dosyada benim TC numaramın ve kimlik bilgilerimin neden bulunduğunu bilmiyorum. Kesinlikle söz konu yıkılan binayla ilgili herhangi bir irtibatım yoktur. Benim fenni mesul olma ihtimalim yoktur çünkü fenni mesul olabilmek için ya inşaat mühendisi ya da mimar olmak gerekmektedir. Bu sebeple benim fenni mesul olabilmem mümkün değildir.”

Ömer Koç
“BU AÇIKÇA RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİKTİR”
Depremde babası Cemal ve annesi Remziye Koç’u kaybeden Ömer Koç, depremin üzerinden 11 ay geçmesine rağmen soruşturmada hiçbir ilerleme olmadığını belirtti. İlkokul mezunu birinin Elbistan Belediyesi’nce mimar olarak gösterilmesinin skandal olduğunu ifade etti.
Ömer Koç, “Bu sitede annem ve babam dışında 2 kişi daha hayatını kaybetti. 4 kişinin ölümüyle ilgili Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bir soruşturma başlatıldı. Ekim ayında soruşturma dosyasını incelediğimde dosyada 5 şüphelinin olduğunu fark ettim ve şüphelilerden birinin ifadesi dikkatimi çekti. Fenni mesul olarak gözaltına alınan Mehmet Şahin, ilkokul mezunu bir fırıncı olduğunu, bu nedenle de fenni mesul olmasının, mimar, mühendis olmasının imkansız olduğunu söylüyor. Bu kişi, Haziran ayında itiraz dilekçesi veriyor, mahkemeye başvuruyor yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması için. O talep de reddediliyor ve isim benzerliğinden dolayı mağdur olduğunu söylüyor.” dedi.
“ADRES BİLGİLERİ AYNI İMZALAR FARKLI”
Ömer Koç, “Günümüzde isim benzerliğinden bir kişinin mağdur olması zor. Bunu araştırdığımda, depremin enkazından çıkardığım için eşyaların arasında evin yapı kullanım izin belgesini buldum. Yapı kullanım izin belgesindeki Mehmet Şahin’in kimlik ve adres bilgileri ile ifade tutanağındaki kimlik ve adres bilgilerini karşılaştırdığımda birebir aynı olduğunu ancak imzaların farklı olduğunu fark ettim. Daha sonra ben bu Mehmet Şahin ile görüştüm, kendisi bana ‘Keşke tek dosyam sizin olsa, sizin dosya dışında 6 dosyam daha var benim’ dedi. Yani ilkokul mezunu bir fırıncı, depremle ilgili 7 ayrı soruşturmada şüpheli olarak gözüküyor. Belediye bununla da yetinmeyip Mehmet Şahin’e mimarlar odası sicil numarası da vermiş. Bu yapı kullanım izin belgesi Elbistan Belediyesi tarafından düzenlenen ıslak imzalı bir belge, yani resmi bir belge. Resmi bir belgede alakasız bir kişinin isim, kimlik, adres bilgileri yer alamaz, yer alıyorsa bu açıkça resmi evrakta sahteciliktir. Biz bu soruşturmalar devam ederken Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan buna ek olarak resmi evrakta sahtecilik suçundan da resen bir soruşturma başlatmasını bekliyoruz. Bunun yanında Elbistan Belediyesi’nin de burada idari bir soruşturma başlatması gerekir çünkü ortada apaçık bir şekilde resmi evrakta sahtecilik var.” ifadelerini kullandı.
]]>Yeni açıklanan ve yaklaşık 300 sayfadan oluşan dosyalarda ünlü isimlerden ziyade bu sefer Epstein ile kız arkadaşı Ghislaine Maxwell’in “reşit olmayan genç kızları hangi yöntemlerle kandırdıklarına” ilişkin detaylar öne çıktı.
Amerikan medyasına yansıyan haberlere göre, söz konusu dosyalarda bir dönem Epstein’ın soruşturmasını yürüten dedektif Joseph Recarey’in ifadelerine geniş yer verildi.

Recarey ifadesinde, Epstein’ın reşit olmayan kızları kendi evine masör veya hizmetli olarak aldığını, bazılarının ise model olacağı vaadiyle kandırıldığını, ardından zengin isimlere pazarlandığını anlattı. Dedektif, bu şekilde Epstein’ın evinde çalışan en az 30 kızdan soruşturma ifadesi aldığını aktardı.

Dosyalarda ayrıca Maxwell’in Epstein’a reşit olmayan genç kızları bulma konusunda hangi tarihlerde ne şekilde yardımcı olduğuna ilişkin bazı detaylar da yer aldı.
BILL CLINTON KORUMASI
Dosyalarda yer alan ifadelerden birinde, Epstein’a karşı ana davacı olan Virginia Giuffre’ye atıfla, Bill Clinton’ın Vanity Fair dergisini Epstein’ın fuhuş ağı oluşturduğuna yönelik bir yazının yayımlanmaması konusunda tehdit ettiği iddiası yer aldı. Aynı dosyada Giuffre, Clinton’ın Epstein’ın yürüttüğü fuhuş ağından detaylı olarak haberdar olduğunu ve bu isimle birçok kez seyahat ettiğini de iddia etti.
Epstein dava dosyalarının yeni bölümlerinin cuma günü ve gelecek hafta da açıklanmaya devam edeceği ve söz konusu dosyalarda yeni isimlerin de yer aldığı kaydedildi.

DAVA DOSYALARINDAKİ O ÜNLÜ İSİMLER
Aralarında Prens Andrew, eski ABD Başkanları Bill Clinton ve Donald Trump, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson’ın da isimlerinin bulunduğu dava dosyaları çarşamba gününden itibaren kamuoyunun erişimine açılmaya başlandı.
Dosyalarda Johanna Sjoberg’ün 2001 yılında Epstein’ın Manhattan’daki dairesinde Prens Andrew tarafından taciz edildiğine ilişkin verdiği ifade de ortaya çıktı, Prens Andrew ise taciz iddiasını reddetti. Dosyalarda Clinton ve Trump’ın isimleri yer almasına rağmen eski başkanlara yönelik herhangi bir suçlama yöneltilmedi.
CLINTON İDDİALARI REDDETTİ
Dava dosyalarında Sjoberg’ün Bill Clinton’ı genç kadınlardan hoşlanmakla suçladığı, Epstein’ın New Jersey’deki mekanlarına gitmeden önce Trump’la iletişime geçtiği öne sürüldü. Bill Clinton’ın temsilcileri, eski başkanın Epstein’ın suçları hakkında bilgi sahibi olmadığını savundu.
En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Jeffrey Epstein, tutuklu bulunduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulunmuştu.

Epstein’in kız arkadaşı Ghislaine Maxwell, bazı zenginler, ünlüler ve devlet görevlileri için reşit olmayan kızların fuhuş tuzağına çekilmesi organizasyonunda Epstein’ın yasa dışı faaliyetlerine yardımcı olduğu iddiasıyla yargılandığı davada suçlu bulunmuştu.
Öte yandan, Epstein’ın mağdurlarından Virginia Giuffre, Prens Andrew’un New York ve Londra’da kendisini 17 yaşındayken taciz ettiğini öne sürerek 2021’de New York’ta dava açmıştı. Giuffre, Prens’in, reşit olmadığını bildiği halde rızası olmadan kendisine cinsel tacizde bulunduğunu iddia etmişti.
]]>